Issuu on Google+

www.ekonomiajandasi.net

FİYAT: 5 TL YIL:2 / SAYI:17 / AĞUSTOS / 2013

2013 yılında 2012 yılı performansı aranır hale gelmiştir BRIC ve Türkiye’de iyimserlik düşüşte

Kentsel dönüşüm kredisi nasıl alınır?

Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşlarının yer aldığı İSO 500 sıralaması açıklandı.


İmtiyaz Sahibi Ekonomi Ajans Adına İlhan Tekin Genel Koordinatör Abdurrahman ÇINAR a.cinar@ekonomiajandasi.net GSM: 0 530 263 79 50 Reklam Sorumlusu Cevdet Bayazıt reklam@ekonomiajandasi.net Genel Yayın Yönetmeni Umut YALKI Editör Demet Atay editor@ekonomiajandasi.net Web Tasarım Mahir B. Aşut Kalite Danışmanı Yeliz Sarıçam İnfo@ekonomiajandasi.net Yayın Kurulu Prof. Dr. Şenay YALÇINBahçeşehir Üniversitesi Rektörü Otomotiv Sektör Danışmanı Salih ATILGAN MUSİAD Otomotiv Sektör Başkanı Lojistik Sektör Danışmanı Sabri Ergenecoşar Sigortacılık Sektör Danışmanı Ömür ŞEKER omur@yildirimanaliz.com.tr Grafik Tasarım Erhan Aydın Hukuk Danışmanı Yasemin Kumbaracıbaşı Abone sorumlusu Dilan Polat Yönetim Yeri: Ekonomi Ajans Yayıncılık,Paz. ve Danışmalık Hizmetleri Adres: Fevzi Paşa Cad. No 2 Sarı Ap.D:6 34750 Küçükbakkalköy – Ataşehir – Istanbul Tel : +90 (0) 216 572 60 69 Faks: +90 (0) 216 576 89 96 EKONOMİ AJANDASI DERGİSİ

Aylık Süreli Yayındır Ekonomi Ajans tarafından Türkiye Cumhuriyeti yasalarına uygun olarak yayımlanmaktadır. Dergide yayımlanan; yazı, fotoğraf ve tarafımızca yapılan ilanların her hakkı saklıdır. İzinsiz kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

Editörden a.cinar@ekonomiajandasi.net

Dönüşmek-kalkınmak 10. planda doğrusu oldukça zengin bir reform ajandası mevcut. Türkiye’nin 5 yıllını planlayan 10. Kalkınma Planı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edildi. Plan, 2014-2018 döneminde uygulanacak. Kalkınma Planını ekonomik büyümenin ve sosyal kalkınmanın istikrarlı bir yapıda sürdürülmesi ve plan vizyonunun gerçekleşmesi yolunda atılan adımlardan bir tanesi diyebiliriz. 9. Kalkınma Planı, AB’ye üyelik sürecine katkı sağlayacak temel strateji dokümanı olarak tasarlanmıştı. Bu nedenle plan dönemi, AB mali takvimi dikkate alınarak 2007-2013 yıllarını kapsayacak şekilde ve ilk defa yedi yıllık olarak belirlenmişti. 10. Beş Yıllık Kalkınma Planı, Türkiye’nin 2014-2018 dönemindeki ekonomik stratejilerini kapsıyor.Kalkınma Planına baktığımızda Ülkemizin sürdürülebilir ekonomik dinamizmi, ülke içerisindeki etkinliğine, biçimine ve kendisini yenileme gücünü küreselleşen pazarda kendisine yer edinme hedef koyduğu 500 milyon dolar ihracat rakamını yakalayabilmesi için sağladığı reform Rekabet Gücünün Artırılması, İstihdamın Artırılması, Beşeri Gelişme ve Sosyal Dayanışmanın Güçlendirilmesi, Bölgesel Gelişmenin Sağlanması, Kamu Hizmetlerinde Kalitenin ve Etkinliğin Artırılmasını amaçlamaktadır. Bugün Orta Asya ,Afrika ,veya farklı kıtadan gelen ürün ile ; tabi bunların başında Çin gibi iş gücünün ham maddenin daha ucuz olduğu bir pazara değinmekte fayda var, sizin ürettiğiniz aynı ürünle rekabet edebiliyor. Oluşan rekabet ortamı,dengelerin her geçen gün değiştiği zorlaşan küresel pazarda avantaj olduğu kadar dezavantaja da dönüşebiliyor. Ülkemize konum itibari ile baktığımızda, bütün ticaret yollarının, göç yollarının, bunun yanında bilginin, kültürün, felsefenin, düşünce trafiğinin kesişim noktasıdır. Ülkemizin şimdiye dek konumunu iyi değerlendirmemiş olsak da bu reformların kaybolan zamanımızın bir nevi telafisi olacağını düşünüyorum.Bu kapsamda hazırlanan reformların sektörel ve tematik politikalar ve öncelikler eksenin altında ele alınmış ve aynı stratejik amaca hizmet edecek şekilde hazırlanması önemlidir. Ekonomi Ajandası Ağustos sayımız da İSO 500 firmalarının listesinin tamamını bulacağınız, Kimya özel dosyamızın yer aldığı birçok konu sektör hakkında fikir bilgi edineceğiniz keyifli bir sayı hazırladık ,keyifle okuyacağınızı temenni ederek; Tüm okurlarımızın Ramazan bayramını kutlarız.


İçindekiler 10

Ekonomik büyüme üç vitesli

12

Yeni trend faiz savaşları

14

Kanal İstanbul‘u spekülatif kazanç için kullanmanın önüne geçilmeli

16

İSO 500 Tam liste

24

2013 yılında 2012 yılı performansı aranır hale gelmiştir

25

Dünya’nın ilk 100 büyük kimyasal madde distribütörleri arasında 39. sırada

26

Ak-Kim 35 yılın verdiği tecrübeyle üretim yapıyor

30

“Kimya için varız”

32

Yeşil İnovasyona Destek Veren Firma: CHRYSAMED

34

UND İstanbul İftarı Sektörü Buluşturdu

36

Eyvah Çalışanlarım Çıldırdı!

38

“Türkiye ve lojistik sektörü adına önemli bir adım atıldı”


Neden şansızım? O neden benden çok şanslı…

40

Türkiye’deki binaların yüzde 45’i depreme hazır değil!

42

Uptown İncek, kalitenin yanı sıra “güven” de veriyor

46

Konutta zam kapıda

48

“Lisanssız elektrik üretimi Türkiye’de fiilen başlamış durumda”

50

Türkiye Rüzgar enerjisi TÜREK ile 2013’te buluşacak

52

Güneş panelleri artık daha verimli

54

Şirketler Dünyasında iflaslar

56

Ford Otosan sektörünün en büyük teknoloji ve Ar-Ge üssünü inşa ediyor

58

Dünya Devi Enterprise Türkiye’ye Geldi

59

OSD üyesi firmalar İSO 500 listesinde...

61

Avrupa otomobil pazarında daralma sürüyor

63


EKONOMİ

Ekonomik büyüme üç vitesli Deloitte Türkiye’nin, ülke ekonomisindeki son makro gelişmelere odaklandığı “Ekonomik Görünüm: Yeni bir dünyanın eşiğinde...” raporuna göre, büyüme toparlanmaya başladı ama gerek ABD’de para politikasının seyri, gerekse son dönemde yaşanan sosyal olaylar önemli belirsizlik kaynağı…

Deloitte Türkiye Ekonomi Danışmanı Dr. Murat Üçer tarafından hazırlanan, “Ekonomik Görünüm: Yeni bir dünyanın eşiğinde...” raporu yayınlandı. Raporda, küresel ortam ve öngörüler, büyüme, istihdam, enflasyon, para ve maliye politikaları ile ödemeler dengesi gibi temel ekonomik gelişmeler kısaca değerlendiriliyor. Raporu değerlendiren Deloitte Türkiye CEO’su Hüseyin Gürer, dünya ekonomisinde risklerin devam ettiğini, Türkiye ekonomisinin ise zorlu bir dönemeçten geçtiğini, ancak büyümede son aylarda görülen toparlanmanın cesaret verici olduğunu söyledi. Küresel riskler devam diyor

Raporda, dünya ekonomisinin üç vitesli tabir edilen bir büyüme içinde olduğu belirtilirken, bu üç vitesli görünümü Gelişmekte Olan Piyasa (GOP) ekonomileri, ABD’nin de yer aldığı kabul edilebilir büyüme oranına ulaşması tahmin edilen ülkeler ile Avrupa ile zayıf büyümeye sahip ülkelerin oluşturduğu aktarılıyor. Bu çerçevede gelecek yıl, bir yıl öncekine göre, ABD ekonomisinin nispeten hızlı bir toparlanma gerçekleştirerek büyüme oranını %3’e çıkarması ve Euro Bölgesi’ndeki daralmanın ise hız keserek zayıf da olsa pozitife döneceği vurgulanıyor. Küresel ekonominin gidişatını çok yakından ilgilendiren Çin ekonomisinin ise beklentilerin hafif üstünde bir yavaşlamaya işaret ettiği belirtilen raporda, Türkiye’nin de içinde bulunduğu GOP ekonomilerinde ABD Merkez Bankası kaynaklı düzeltme hareketinin başladı-

10

Ağustos 2013

ğı aktarılıyor. Küresel ekonomide göreceli olarak iyileşmenin sürdüğü, ancak küresel ortamın riskli görünüme sahip olduğu vurgulanan rapora göre, bu risklerin başında FED’in parasal genişleme programının azaltılmasına küresel ekonominin vereceği tepkinin belirsizliği geliyor. Avrupa’da devam eden yapısal sorunlar ve büyü(yeme) me endişeleri, Ortadoğu’da devam eden siyasi çalkantılar ve Çin’de sert yavaşlama olasılığı da diğer riskler arasında yer alıyor. Büyüme toparlanıyor ama çok güçlü değil

Raporda, Türkiye ekonomisine yönelik son göstergelerin çok güçlü bir görünüme işaret etmese de yılın ilk çeyreğinde başlayan toparlanmanın yılın ikinci çeyreğinde de devam ettiği vurgulanıyor. Türkiye’de yaza girerken yaşanan gelişmeler ve önümüzde yüklü bir seçim takviminin olması siyasi tansiyonun arttığı bir döneme girdiğimize işaret ediyor. Bu olayların ekonomiye etkisinin kısa vadede sınırlı olacağının beklendiği ancak büyüme görünümü üzerinde negatif bir risk oluşturduğuna dikkat çekiliyor. Tüm bunlara ek olarak son not artırımlarının da teyit ettiği gibi, Türkiye ekonomisinin belli bir olgunluğa eriştiğinin, orta vadede büyümeyi destekleyici bazı önemli yapısal özelliklerinin olduğunun altı çiziliyor. Raporda ek olarak, piyasalarda devam eden çalkantı göz önünde bulundurulduğunda Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın daha proaktif bir tutum içerisinde olmasının yararlı olacağı, ve son dönemde hızla artan siyasi çalkantıların (Mısır ve Amerikan istihbaratının Washington’daki ve Birleşmiş Milletler merkezindeki Avrupa Birliği ofislerini dinleme iddiaları gibi) çok dikkatle takip edilmesi gerektiği de vurgulanıyor.

Bu yıl için büyüme beklentisi şimdilik %3,5’de korunuyor...

Büyüme ilk çeyrekte beklentilerden daha güçlü gelmiş olsa da, talep kompozisyonu açısından toparlanmanın hala çok sağlıklı bir görünüme işaret etmediği vurgulanıyor. Düşük büyüme ortamına karşın istihdamda güçlü artışların görüldüğü aktarılan rapora göre, özellikle geçen yılın Ekim ayından itibaren sanayi sektöründeki artışların düzenli olarak hızlanması oldukça umut verici görünüyor. Bu yıl için önceki raporda (Mart 2013) verilen %3,5 düzeyindeki büyüme beklentisi korunuyor. %5,3 enflasyon fazla iyimser

Raporda, enflasyon beklentilerinde var olan katılığın sürdüğü belirtilirken, Merkez Bankası’nın yılsonu beklentisi olan %5,3’lük tahmine ulaşılmasının özellikle son dönemde kurda yaşanan hareket ışığında oldukça zor olduğu aktarılıyor. Bütçe de hem gelirler hem giderler artmaya devam ediyor

Önümüzdeki dönemde ekonomideki toparlanmaya bağlı olarak bütçede gelir tarafında iyileşmenin devam edeceği aktarılan raporda, yeni varlık barışının pozitif etki yaratabileceği ve vergi gelirleri tarafına bir parça destek olabileceği vurgulanıyor. Ancak büyümenin arzulanan düzeylerde seyretmediği bir konjonktürde ve siyasi takvim göz önünde bulundurulduğunda bütçe giderlerinde herhangi bir hız kesmenin mümkün olmayacağı aktarılıyor. Bu sene cari açık geçen seneye oranla hafide olsa artıyor

Raporda, ekonomide yeniden dengelenme sürecinin sona ermesinin cari açıkta da genişleme trendinin başlamasına neden olduğu, yılın ilk çeyreğinde enerji fiyatlarının desteği ile bu genişlemenin sınırlı kaldığı ve Nisan ayı rakamlarına göre de cari açığın belirgin şekilde artmaya başladığı vurgulanıyor. Raporun bu sene için cari açık beklentisi 55 milyar dolar veya GSYH’ye oranla %6,5 civarında. Bu oranın önümüzde ki sene hafif artması bekleniyor.


216 firmanın sözleşmesini feshetti Türk Standardları Enstitüsü (TSE), 216 firmanın hizmet yeterlilik belgesi kullanma hakkı veren sözleşmelerini feshetti. Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanan ilana göre, 140 firmanın kendi isteğiyle, 55 firmanın ara kontrol olumsuzluğu, 18 firmanın talimata aykırı olduğu, bir firmanın yetkili

servis feshi, bir firmanın üretim yeri değişikliği gerekçesiyle, bir firmanın ise gerekçesi belirtilmeden hizmet yeterlilik belgesi kullanma hakkı veren sözleşmeleri iptal edildi. Hizmet yeterlilik belgeli olmadan hizmet sunan firmalar hakkında, haksız rekabet hükümlerine göre kovuşturma açılacak.

Bankacılık Sektörünün Dönem Net Karı Yüzde 19,7 Arttı

Bankacılık sektörü dönem net karı, geçen yılın ilk 6 ayına göre, yüzde 19,7 artarak, Haziran 2013′te 13 milyar 859 milyon liraya yükseldi. Söz konusu karın artmasında, net faiz ge-

lirlerindeki artışın yanı sıra diğer faiz dışı gelir gider dengesindeki gelişme etkili oldu. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), “Türk Bankacılık Sektörü Genel Görünümü - Haziran 2013″ Raporunu yayımladı. Buna göre, bu yılın Haziran ayı itibarıyla Türk bankacılık sektörü 49 banka, 11 bin 445 adet şube ve 208 bin 409 kişi ile faaliyet gösteriyor. Sektörde yıllık bazda şubeleşme hızı, genel olarak personel artış hızının üzerinde seyretti. Yıllık şubeleşme hızı yüzde 6,8, istihdam artışı ise yüzde 5,3 düzeyinde gerçekleşti. Bankacılık sektörünün aktif toplamı

yılın ilk yarısında yüzde 11,5 artarak 1 trilyon 528 milyar lira seviyesine ulaştı. Geçen yılın ortasından itibaren ekonomideki olumlu gelişmelere paralel Merkez Bankası‘nın piyasalardaki likiditeyi artırıcı ve fonlama maliyetlerini düşürücü yaklaşımının yanı sıra Türkiye‘ye yönelik risk algılarının iyileşmesi, sermaye girişlerinin hızlanması ve ekonomik büyüme potansiyelinin güçlenmesi sonucunda yılın son çeyreğinde ivme kazanan kredi büyümesi 2013 yılında da kredi notu artışı ve makro ekonomik konjonktürdeki olumlu havanın etkisi ile devam etti.

Enerji borsası, tüketicilere rekabetçi fiyatlar sağlayacak Ekimde faaliyete girecek Enerji Borsası, enerji fiyatlarının belirleneceği önemli bir merkez olacak. Piyasa oyuncuları ‘fiyatlar talebe göre belirlenecek, tüketici uzun vadeli fiyat tahmini yapabilecek’ diyor. EPDK tarafından hazırlanan Enerji Piyasaları İşletme Anonim Şirketi’nin (EPİAŞ) merkezinin Ankara mı İstanbul mu olacağı tartışılırken özel sektör Enerji Borsası’nın Türkiye’yi merkez yapacağını düşünüyor. Uzmanlar sektörün derinleşmesi ve oyuncu sayısının artmasıyla tüketicilerin kârlı çıkacağını belirtiyor. Fiyatların şeffaf bir ortamda arz-talep dengesine göre belirlenmesi tüketicilerin rekabetçi fiyattan

enerji almalarının da önünü açacak. Tüketiciye de olumlu yansıyacak Enerji Borsası hakkında sektör oyuncularının birleştiği nokta şu: Sektörde taşların yerine oturmasıyla kurallar netleşecek, yatırım kararları daha net bir ortamda verilecek. Bu da daha kârlı ve rekabetçi şirketler yaratacak. Sonuçta vatandaşlar da rekabetin bu kadar keskin olduğu bir ortamda kendi bütçelerine uygun enerjiye kavuşabilecek. Özel sektör tahmin yapıp pozisyon alacak - Elektrik piyasasında oluşacak fiyatı

arz-talep belirleyecek. - Kamu elinde tuttuğu büyük üretim tesisleriyle özel sektörün fiyatları manipüle etmesini engelleyecek. -Yatırımcıların kâr ve risk hesaplamalarında öngörü sağlayacak. - Toptan elektrik piyasasındaki şirketler risklerini minimize edebilecek, serbest tüketicilere daha rekabetçi fiyatlardan enerji temin edebilecek. - Sektörde güçlü firmaların olması tüketicinin seçme şansını artıracak. Ağustos 2013

11


MAKALE

Yeni trend faiz savaşları Dünya ekonomilerinde zemin yine çok kaygan ve para politikaları her geçen gün farklılaşıyor. Bir yanda gelişmekte olan ülkeler (BRIC) bir yanda ABD ve diğer yanda Japonya. Finansal krizin etkilerinden sıyrılmaya çalışan küresel piyasalar, son birkaç yıldır ABD’nin büyük miktarlarda para basarak faiz oranlarını düşük tutmaya devam edeceği ve Çin’den gelecek yüksek talebin dünyanın her yerindeki emtiayı tüketeceği gibi birkaç değişmez faktöre bağlı olarak ilerliyor. Japonya ise büyük oranda piyasalardan bağımsız hareket ediyor. Söz konusu bu üç faktörün aniden piyasalarda sorgulanmaya başlaması ile özellikle son birkaç hafta içerisinde içinde borsalarda, tahvil piyasalarında, emtialarda ve gelişmekte olan ülkelerin döviz piyasalarında şiddetli sarsıntılar başladı. Küresel ekonomi ile piyasalara ilişkin şu an için en büyük soru şu: Yaşanan gelişmeler, normale dönüş sürecinde kaçınılmaz olarak yaşanan sarsıntılar mı yoksa finans piyasalarında volatilitenin daha da artacağının bir işareti mi? ABD ekonomisi artık birbirini tekrarlayan yüksek dozlarda parasal canlandırmaya ihtiyaç duymuyor; Japonya yeniden büyümeye başladı; Çin ekonomisi ise yavaş yavaş daha sürdürülebilir bir hızda büyümeye geçiyor. Volatilite ihtimaline gelince, FED’in uyguladığı politikalarda yapmaya niyetlendiği değişikliklerin yanlış yorumlanması, ABD ekonomisi yeterince toparlanmadan faiz oranlarının yükselmesine neden olmuş olabilir mi? Bu sorulara cevap vermek şimdilik imkansız. Küresel piyasalardaki belirsizlik volatiliteyi artırıyor

ABD ekonomisi hâlâ tam iyileşmedi. İşsizlik oranı yüzde 7,6 ve daha da yükselebilir. İşe sahip olanların aldığı ücretler ise durgun, yani artmıyor. Ancak ekonomi yavaş da olsa daha iyiye gidiyor. Tüketici güveni son beş yılın en yüksek, işsizlik maaşı başvuruları beş yılın en düşük seviyesinde bulunuyor. Son altı ayda aylık 200 bin kişilik istihdam yaratıldı. Bu seviye, işsizlik oranını hızla düşürmek için yeterli olmasa da altı ay önceki 140 bin aylık istih-

12

Ağustos 2013

damdan daha iyi. Hükümetin harcama kesintileri ve getirdiği vergi artışları, tüketici harcamalarını baskı altına alıyor. Evet, Avrupa’nın düştüğü bataklık ABD ihracatına zarar veriyor. Ancak tüm bunlara rağmen ABD ekonomisi sürpriz şekilde iyi bir performans gösteriyor. Bu koşullar göze alındığında, FED’in son yaptığı açıklamalar ABD’nin kararsızlığını ve önümüzdeki günlerde veriler odaklı hamleler yapacağını ortaya koyuyor. Son dönemde ekonomi alanında ciddi bir değişikliğin olmadığı tek yer ise Avrupa. Avrupa halen resesyonla mücadele ediyor. Euro Bölgesi ekonomisi altı çeyrek dönemdir daralıyor. Bölgenin mevcut çeyrek dönemde de büyümesi beklenmiyor. Avrupa Merkez Bankası, Euro Bölgesi’nin ekonomik görünümü konusunda aşağı yönlü risklerin sürdüğünü belirtse de şu an herhangi bir adım atılmış değil. Yunanistan, İtalya, Portekiz, Hırvatistan gibi AB’nin sorunlu ülkelerinde işsizlik hâlâ yüksek oranlarda. Resesyon endişelerindeki artış iç dinamikleri ve siyasal istikrarı da etkilemekte. Bölgeyi tehdit eden çok sayıda risk var. Avrupa’daki durgunluğun devam etmesi, bölgenin iç ve dış şoklara karşı kırılganlığının da süreceği anlamına geliyor. Çin ekonomisinin daraldığına ilişkin işaretlerin artması, Almanya’nın en büyük ihracat ortaklarından birinin talebinin de azalabileceği anlamına geliyor. Bir diğer risk ise Euro’nun güçlenmesi. Euro, son iki gündür geriliyor olsa da birçok para biriminden oluşan döviz sepeti karşısında son altı ayda kaydedilen en yüksek seviyeyi gördü. Euro güçlenmeye devam ederse Avrupalı ihracatçılar da sorun yaşayacaktır. Tüm bu gelişmeler önümüzdeki dönemlerde Draghi üzerinde faiz indirimine gitme yönünde bir baskı yaratabilir. Japonya ise gevşek para politikasına devam etmekte ve hâlâ borçlar çok fazla. Ancak Kuroda agresif para politikasının ne zaman küçültülmeye başlanacağı konusunda konuşmak için henüz çok erken olduğunu vurguluyor. Gelişen piyasalar faiz silahına sarılıyor

Gelişmekte olan piyasaların merkez

tugbaozay@integralmenkul.com.tr bankaları oyunu kuralına göre oynamaya çalıştı. Para birimlerini desteklemek için arka arkaya müdahalelerde bulundular. Şimdi ise piyasalardaki Büyük Para Birimi Satışında yeni bir safhaya geçmişe benziyoruz. Politika yapıcılar, işleri yoluna koymak için yeniden para politikasına sarılıyor. Gelişmekte olan ülkeler başta olmak üzere, finansal krizden çıkış yolları arayan ülkeler faiz silahına sarılmış durumdalar. Enflasyonun yol açtığı baş ağrısını gidermeye çalışan Endonezya, bir yandan da para birimindeki zayıflık ile mücadele etmek amacıyla aybaşında faizlerde artışa gitmişti. Benzer şekilde geçtiğimiz haftalarda Hindistan Merkez Bankası borçlanma maliyetlerini iki puan birden yükseltip yüzde 10.25’e çekti. Hindistan’da enflasyon şimdiden gerilemeye başladı. Büyümenin de alarm verdiği söylenemez. Sonuçta merkez bankasının hareketleri, borsa yatırımcılarını korkutabilir ki bu da para birimlerini ciddi şekilde etkileyebilir. Çünkü para politikalarında sıkılaştırmaya gitmenin de belli riskleri var. Türkiye tarafına baktığımızda ise durum pek farksız değil. Geçtiğimiz hafta içerisinde Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nda Merkez Bankası’nın gecelik politika faizinde, beklendiği üzere faiz değişimine gidilmediğini ve faizin yüzde 4,50 seviyesinde tutulduğunu ve faiz koridorunun üst bandında daha önceden bahsedildiği üzere yükseltmeye gittiğini, gecelik borç verme faiz oranını da yüzde 6,5’tan yüzde 7,25’e çıkardığını açıkladı. Brezilya da aybaşında yabancıların tahvil yatırımlarına uygulanan yüzde 6’lık vergiyi kaldırmıştı. Asya’daki gelişmekte olan piyasaların bir ikamesi gibi değerlendirilen Avustralya’da da Çin ve Hindistan’da yaşanan gelişmelere bağlı Avustralya doları, dolar karşısında değer kaybetti.


AYIN KONUĞU

Kanal İstanbul‘u spekülatif kazanç için kullanmanın önüne geçilmeli Gazetelerde çıkan habere göre; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Kanal İstanbul’un yerini Karaburun, Arnavutköy, Sazlıdere hattından Küçükçekmece’ye iniyor şeklinde açıkladı. Karayolları Genel Müdürlüğü’nün basında çıkan haberlerine göre ise Kanal İstanbul projesinin güzergâhı Durusu bölgesinden başlıyor, Yassıören’den Kavaklı’ya iniyor.Bu iki devlet kurumunun çelişkili açıklamalarından ne anlamamız lazım, hangisi geçerli? Yatırımcı, arazi sahipleri ve köylüler hangi beyana göre işlem yapacaklar?

Gayrimenkul Hukuku Enstitüsü Başkanı Avukat Ali Yüksel Ekonomi Ajandası’na yaptığı açıklamada, gayrimenkul Hukuk Enstitüsü olarak hafta sonu bu iki kanal ihtimalini düşünerek ekibimizle alanı yeniden gezdik. Oradaki ilgililer ve hak sahipleri şaşırmış durumda. Ancak biz Karayolları Genel Müdürlüğü’nün bu güzergâhı açıklamaya yetkili olmadığını düşünüyoruz. Zira yapılacak olan bir kanal olup bu kanal güzergâhını Ulaştırma Bakanlığı’nın açıklaması gerekir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı planları yapıyor, ama yatırım Ulaştırma Bakanlığı’nın, 3. Köprü ise Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı Karayolları Genel Müdürlüğü’nün. Yetkili kurum dışında yapılan açıklamaların arsa spekülasyonunu arttıracağını düşünüyoruz. Bu sakıncalıdır. Daha önce de Mart 2013’de gazetelerde ve televizyonlarda “Kanal İstanbul’un yeri netleşti, Kanal İstanbul Küçükçekmece, Başakşehir, Arnavutköy hattından geçecek Sazlıdere Barajı devre dışı kalacak, Kanal 3. havalimanının yanından geçecek” şeklinde haberler çıkmıştı. Bu haberleri resmi makamlar da yalanlamadı. Şubat 2013’de İstanbul Metropolitan Planlama kaynaklı açıklamalarda Kanal’ın Selimpaşa – İnceiz-Gökçeali-Kızılcaali-ÇanakçaDağyelice-Karacaköy hattından geçeceği basına sızdırıldı. Her açıklamanın ardından yoğun şekilde bölgede arazi satışları yaşandı. Bu bölgede yerli yabancı birçok yatırımcı mağdur edildi. Yeni açıklamalarla mağdur olmaya devam oluna-

14

Ağustos 2013


cak. Projenin sahibi bakanlık projenin nereden geçeceğini Büyükşehir Belediyesi’ne dahi bildirmemiş durumda. Bu durum kötü niyetli spekülatörlerin örgütlü olarak bir bölgeyi kanal yerine yakın gösterip fiyatları arttırması ve oradan büyük vurgun ve rant elde etmesine yol açıyor. Buna engel olmak için hükümetin ve savcılığın bu konuya el koyarak spekülasyon yapan kişi ve örgütlerin cezalandırılması faydalı olacaktır. Borsada en ufak bir dedikodu veya spekülasyon soruşturulurken İstanbul’un en büyük servetini oluşturan gayrimenkul piyasasında bu şekilde spekülasyon yapmak suç olarak görülüp cezalandırılmalıdır. Aslında gayrimenkul konularının tamamı, çıkarılacak bir gayrimenkul kanununda düzenlenmeli ve bu tip spekülatörler ve örgütler cezalandırılmalıdır. Türk Ceza Kanunu’nun 237. maddesine göre “yalan haber veya hileli yollarla fiyatları arttıran kişiler 2 yıla kadar cezalandırılır. Eğer bu kişiler kamu görevlisi iseler ayrıca cezalandırılırlar” hükmünü içermektedir.

timalle idare mahkemesi ve Danıştay aşamasıyla birlikte 3-4 yıl sürecektir. Davayı kazandıktan sonra devlet bedeli ödemek zorunda değil çünkü mahkemeden alınan karar sadece ‘bedel tespit’ kararıdır. Önceden tazminat kararı verildiği için kararın ifa gücü vardı. Şimdi sadece yerin bedelini tespit ediyor. Karar kesinleştikten sonra idareye paranın ödenmesi için başvurulacak, idarenin veya bakanlığın ya da belediyenin malına yeni kanuna göre haciz konamıyor. İdarenin o yıla ait bütçesinin %2’ si kadar bir pay ayrılıyor, bu pay tüm hak sahiplerine sıraya konuyor ve sıra ne zaman gelirse ödenmeye çalışılıyor. Yani eğer kanalda veya havaalanı veya köprü yolunda gayrimenkulü olanlar devletin takdir ettiği düşük bedeli kabul etmezse 6-10 yıl içinde alacaklarına ancak kavuşabilirler. Bu da bölgede arazi sahibi olmanın büyük risk taşıdığını gösteriyor. Havaalanı ve 3.köprü, yolları, bozuk alanları değerlendiriyor

Bu tip projeler çevreye ve insan sağlığına etkisi hesaplanarak yapılıyor. Hükumet tarafından yapılan açıklamalarda da su havzaları, ormanlık

alanlar, flora ve faunasına zarar vermeyeceği açıklandı. Zaten havalimanının kurulacağı ve yine 3. köprünün devamı olan yollar büyük oranda taş ocaklarıyla ve kömür ocaklarıyla yıllardır bozulmuş bir yapıya sahip. Buraların doldurulması ve yeniden düzenlenmesiyle bir havaalanı ve yeni yollar elde etmek bu alanların kazanımı anlamına geliyor. Fakat kanalın Trakya yer altı sularını ve su dengesini bozacağı yönünde ciddi itirazlar var. Bu itirazları teknik olarak giderecek ve coğrafi olarak da en az zarar verecek bölgede geçmesi en faydalı olacaktır. Burada kanal sebebiyle ödenecek kamulaştırma bedellerini düşünmek yerine Trakya ve İstanbul’a en az zararı verecek güzergâhın seçilmesi daha faydalı olacaktır. Fakat köprü ve kanalın nereden geçeceği hala belli değil. Bu konu gizlilik içeriyor. İstanbul Valiliği ve Büyükşehir’e bu konuda bir plan ya da detay gelmiş değil. Sadece Büyükşehir’e şu koordinatlar arasında imar izni yetkisi Çevre ve Şehircilik bakanlığına geçmiştir, şeklinde bir yazı yazılmış. Bu da belirsizliği ve spekülatif söylentilerle ya da haberlerle haksız ranta yol açıyor. Bunun bir an önce belli olması gerektiğini belirtti.

Kanal İstanbul ya da havaalanı bölgesinde arazisi olanlar büyük risk altında

İdare buradaki taşınmazları kamulaştırmak zorundadır. Kamulaştırma bedelini idare resen kendisi tayin edeceği için yüksek fiyatlara buralardan gayrimenkul almış olanlar ödedikleri bulamayabilirler. Çünkü idare öncelikle kamulaştıracağı yere bir değer tespiti yapacak ve değer tespitini mülk sahibine bildirmeden uzlaşma için davet edecek önereceği bedel düşük olacağından büyük ihtimalle uzlaşılamayacak. Daha sonra mahkemeye gidilecektir. Mahkeme en kötü ihAğustos 2013

15


EKONOMİ

İSO 500 Tüm liste

Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşlarının yer aldığı İSO 500 sıralaması açıklandı.

İstanbul Sanayi Odasının (İSO) ”Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” 2012 yılı araştırması sonuçlarında ilk sırayı geçmiş yıllarda olduğu gibi yine Türkiye Petrol Rafinerileri AŞ (TÜPRAŞ) aldı. TÜPRAŞ, 2012′de 40 milyar 118 mil-

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18

16

1 2 3 6 4 5 8 7 9 10 12 14 11 13 16 21 18 17 Ağustos 2013

yon 28 bin 63 liralık net üretimden satışla birinci olurken, TÜPRAŞ’ı 8 milyar 164 milyon 892 bin 972 liralık net üretimden satışla Ford Otomotiv Sanayi AŞ izledi. Üçüncü sırayı ise 7 milyar 529 milyon 420 bin 343 lira ile Oyak-Renault aldı.

TÜPRAŞ-Türkiye Petrol Rafinerileri A.Ş. Ford Otomotiv Sanayi A.Ş. Oyak-Renault Otomobil Fabrikaları A.Ş. Arçelik A.Ş. EÜAŞ Elektrik Üretim A.Ş. Genel Müdürlüğü TOFAŞ Türk Otomobil Fabrikası A.Ş. İskenderun Demir ve Çelik A.Ş. Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları T.A.Ş. İçdaş Çelik Enerji Tersane ve Ulaşım Sanayi A.Ş. Aygaz A.Ş. PETKİM Petrokimya Holding A.Ş. Çolakoğlu Metalurji A.Ş. Mercedes-Benz T.A.Ş. Vestel Elektronik San. ve Tic. A.Ş. Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. Unilever San. ve Tic. T.A.Ş. BSH Ev Aletleri San. ve Tic. A.Ş.

Düzenlenen basın toplantısında konuşan İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, 2012 yılında 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’nun üretimden satışlarının 2011 yılına göre yüzde 9.2’lik bir artışla 323 milyar 978 milyon liradan 353 milyar 699 milyon liraya çıktığını söyledi. Bahçıvan, “Ekonominin yüzde 2.2 büyüdüğü bir yılda bu büyüme başarıdır” ifadesini kullandı. Araştırmaya konu olan şirketlerin 2011 yılında 22 milyar 752 milyon liralık bir kârlılığı varken 2012 yılında bu rakamın yüzde 6.3’lik bir artışla 24 milyar 192 milyon liraya çıktığına işaret eden Bahçıvan, “Bu artışın önemli bölümünün faaliyet dışı gelirlerdeki artıştan elde edildiğini vurgulamak gerekiyor. Küresel nedenlerle, 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’nun 2012 yılındaki en düşük performansı, binde 6 gibi küçük bir oranla ihracat büyümesinde ortaya çıktı. 2011 yılında toplam ihracatı 63 milyar 337 milyon dolar olan büyük şirketlerin ihracat performansı, 2012’da 63 milyar 712 milyon dolar oldu” dedi.

Kocaeli İstanbul İstanbul İstanbul Kamu İstanbul İskenderun Ereğli/Kdz İstanbul İstanbul Ege Bölgesi İstanbul İstanbul İstanbul Kamu Kamu İstanbul İstanbul

- - - - 1 - - - - - - - - - 2 3 - -

1 2 3 4 - 5 6 7 8 9 10 11 12 13 - - 14 15

40.118.028.063 8.164.892.972 7.529.420.343 7.221.822.854 6.939.885.287 5.611.895.875 5.399.769.455 5.107.059.385 4.921.735.222 4.689.703.272 3.970.626.002 3.588.003.475 3.512.714.226 3.378.591.847 2.886.203.748 2.682.799.694 2.668.435.531 2.544.013.609


19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71

- 27 20 25 22 19 26 24 32 23 15 30 36 35 31 34 39 28 29 41 40 50 38 52 60 49 45 42 78 37 44 46 57 43 63 56 64 67 48 58 51 72 61 97 68 62 59 55 82 71 54 53 70

Nadir Metal Rafineri San. ve Tic. A.Ş. İpragaz A.Ş. Milangaz LPG Dağıtım Tic. ve San. A.Ş. Tosçelik Profil ve Sac Endüstrisi A.Ş. Er-Bakır Elektrolitik Bakır Mamülleri A.Ş. Kroman Çelik Sanayii A.Ş. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Sarkuysan Elektrolitik Bakır San. ve Tic. A.Ş. Diler Demir Çelik Endüstri ve Ticaret A.Ş. Borçelik Çelik San. Tic. A.Ş. Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye A.Ş. Vestel Beyaz Eşya San. ve Tic. A.Ş.

İstanbul İstanbul İstanbul İskenderun Denizli Kocaeli Kamu Kocaeli İstanbul İstanbul Sakarya İstanbul Philsa Philip Morris Sabancı Sigara ve Tütüncülük San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Türk Traktör ve Ziraat Makineleri A.Ş. Ankara Coca-Cola İçecek A.Ş. İstanbul KARDEMİR Karabük Demir Çelik San. ve Tic. A.Ş. Karabük Yolbulan Baştuğ Metalurji Sanayi A.Ş. Osmaniye AKSA Akrilik Kimya Sanayii A.Ş. İstanbul Hyundai Assan Otomotiv San. ve Tic. A.Ş. Kocaeli İzmir Demir Çelik Sanayi A.Ş. Ege Bölgesi Bosch San. ve Tic. A.Ş. Bursa Eren Enerji Elektrik Üretim A.Ş. Zonguldak Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü Kamu Kastamonu Entegre Ağaç San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Ak Gıda San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Konya Şeker San. ve Tic. A.Ş. Konya Yıldız Entegre Ağaç San. ve Tic. A.Ş. Kocaeli Aselsan Elektronik San. ve Tic. A.Ş. Ankara MMK Metalurji San. Tic. ve Liman İşletmeciliği A.Ş. Dörtyol Kaptan Demir Çelik Endüstrisi ve Ticaret A.Ş. İstanbul Borusan Mannesmann Boru San. ve Tic. A.Ş. İstanbul BRISA Bridgestone Sabancı Lastik San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Toros Tarım San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Yazıcı Demir Çelik Sanayi ve Turizm Ticaret A.Ş. İstanbul Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü Kamu Enerjisa Enerji Üretim A.Ş. Kocaeli Sanko Tekstil İşletmeleri San. ve Tic. A.Ş. Gaziantep SÜTAŞ Süt Ürünleri A.Ş. Karacabey Oltan Gıda Maddeleri İhr. İth. ve Tic. Ltd. Şti. Trabzon BANVİT Bandırma Vitaminli Yem Sanayii A.Ş. Balıkesir Assan Alüminyum San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Abalıoğlu Yem Soya ve Tekstil Sanayi A.Ş. Denizli Nursan Metalurji Endüstrisi A.Ş. Dörtyol Aksa Enerji Üretim A.Ş. İstanbul Hayat Kimya Sanayi A.Ş. İstanbul Ege Çelik Endüstrisi San. ve Tic. A.Ş. İstanbul HES Hacılar Elektrik San. ve Tic. A.Ş. Kayseri Yücel Boru ve Profil Endüstrisi A.Ş. İstanbul Tüprag Metal Madencilik San. ve Tic. A.Ş. Ankara Anadolu Efes Biracılık ve Malt Sanayii A.Ş. İstanbul Türk Pirelli Lastikleri A.Ş. İstanbul Siemens San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Ekinciler Demir ve Çelik Sanayi A.Ş. İstanbul

- - - - - - 4 - - - - - - - - - - - - - - - 5 - - - - - - - - - - - 6 - - - - - - - - - - - - - - - - - -

16 17 18 19 20 21 - 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 - 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 - 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65

2.428.112.269 2.377.060.763 2.320.906.416 2.301.546.781 2.229.932.000 2.220.408.085 2.174.138.647 2.135.657.221 1.948.104.661 1.932.093.498 1.927.006.807 1.813.102.696 1.800.698.659 1.781.623.268 1.764.744.557 1.665.264.218 1.645.692.514 1.621.190.173 1.580.838.015 1.562.122.304 1.552.961.516 1.533.390.373 1.487.462.707 1.486.632.613 1.453.852.000 1.447.201.610 1.403.893.536 1.369.000.241 1.356.143.541 1.354.522.492 1.349.544.102 1.307.406.709 1.266.031.377 1.264.031.075 1.259.824.969 1.244.389.059 1.230.002.340 1.203.170.138 1.203.000.235 1.200.993.612 1.178.831.548 1.171.127.797 1.161.847.288 1.138.804.707 1.108.266.569 1.102.234.463 1.087.022.538 1.085.725.270 1.085.155.678 1.084.532.911 1.083.489.185 1.082.433.865 1.064.280.219


72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138

77 73 69 66 80 76 65 81 75 104 89 47 79 83 92 93 84 119 145 102 103 96 108 114 98 94 99 100 116 111 95 86 106 90 - 124 148 107 117 87 128 133 85 141 113 121 88 146 208 176 181 200 125 129 126 112 122 142 184 - 115 137 183 105 120 136 143

Koza Altın İşletmeleri A.Ş. Eti Gıda San. ve Tic. A.Ş. Sasa Polyester Sanayi A.Ş. Akçansa Çimento San. ve Tic. A.Ş. C.P. Standart Gıda San. ve Tic. A.Ş.

Ankara Eskişehir Adana İstanbul İstanbul S.S. Trakya Yağlı Tohumlar Tarım Satış Kooperatifleri Birliği Edirne Delphi Automotive Systems Ltd. Şti. İstanbul Goodyear Lastikleri T.A.Ş. İstanbul Mogaz Petrol Gazları A.Ş. İstanbul Soda Sanayii A.Ş. İstanbul Vestel Dijital Üretim Sanayi A.Ş. İstanbul TUSAŞ-Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. Ankara Boytaş Mobilya San. ve Tic. A.Ş. Kayseri Besler Gıda ve Kimya San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Keskinoğlu Tavukçuluk ve Damızlık İşletmeleri San. Tic. A.Ş. Akhisar Otokar Otomotiv ve Savunma Sanayi A.Ş. İstanbul Çimsa Çimento San. ve Tic. A.Ş. Mersin JTI Tütün Ürünleri Sanayi A.Ş. Ege Bölgesi Ülker Bisküvi Sanayi A.Ş. İstanbul Tezcan Galvanizli Yapı Elemanları San. ve Tic. A.Ş. Kocaeli Erpiliç Entegre Tavukçuluk Üretim Pazarlama ve Tic. Ltd. Şti. Bolu Ülker Çikolata Sanayi A.Ş. İstanbul Gülsan Sentetik Dokuma San. ve Tic. A.Ş. Gaziantep Kocaer Haddecilik San. ve Tic. A.Ş. Denizli Şenpiliç Gıda Sanayi A.Ş. Adapazarı Soma Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş. Kamu Özkan Demir Çelik Sanayi A.Ş. Ege Bölgesi Tat Konserve Sanayii A.Ş. İstanbul Türk Henkel Kimya San. ve Tic. A.Ş. İstanbul BEYPİ Beypazarı Tarımsal Üretim Pazarlama San. ve Tic. A.Ş. Bolu Yeşilyurt Demir Çelik Endüstrisi ve Liman İşletmeleri Ltd. Şti. Samsun Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (M.K.E.K.) Genel Müdürlüğü Kamu Pınar Süt Mamülleri Sanayi A.Ş. Ege Bölgesi Trakya Cam Sanayii A.Ş. İstanbul İçdaş Elektrik Enerjisi Üretim ve Yatırım A.Ş. Çanakkale Betek Boya ve Kimya Sanayi A.Ş. İstanbul Eti Bakır A.Ş. İnebolu Türk Prysmian Kablo ve Sistemleri A.Ş. Bursa Küçükbay Yağ ve Deterjan Sanayi A.Ş. Ege Bölgesi Bunge Gıda San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Naksan Plastik ve Enerji San. ve Tic. A.Ş. Gaziantep Petlas Lastik San. ve Tic. A.Ş. Kırşehir Noksel Çelik Boru Sanayi A.Ş. Ankara Indesit Company Beyaz Eşya San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Abdi İbrahim İlaç San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Tiryaki Agro Gıda San. ve Tic. A.Ş. Gaziantep Korteks Mensucat San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Kaleseramik Çanakkale Kalebodur Seramik Sanayi A.Ş. İstanbul Biskot Bisküvi Gıda San. ve Tic. A.Ş. Karaman Önem Gıda San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Honda Türkiye A.Ş. Kocaeli HİDROMEK Hidrolik ve Mekanik Makina İmalat San. ve Tic. A.Ş. Ankara Bosch Termoteknik San. ve Tic. A.Ş. Manisa Bilim İlaç San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Sarten Ambalaj San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Componenta Dökümcülük Tic. ve San. A.Ş. Orhangazi Paşabahçe Cam San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Altınmarka Gıda San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Beyteks Tekstil San. ve Tic. A.Ş. Adana Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş. İstanbul Kordsa Global Endüstriyel İplik ve Kord Bezi San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Kürüm Demir Sanayi Dış Ticaret A.Ş. İstanbul Şölen Çikolata Gıda San. ve Tic. A.Ş. Gaziantep Kayseri Şeker Fabrikası A.Ş. Kayseri Namet Gıda San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Kerim Çelik Mamülleri İmalat ve Ticaret A.Ş. İstanbul Türk Demir Döküm Fabrikaları A.Ş. İstanbul

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - 7 - - - - - 8 - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 - 91 92 93 94 95 - 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130

1.041.141.929 1.005.238.229 1.004.546.565 992.214.050 966.444.823 941.088.158 923.159.236 897.884.935 888.501.635 844.690.081 840.507.645 833.745.217 832.399.613 819.747.690 808.805.747 804.079.244 799.027.860 797.520.804 794.732.082 791.845.320 785.840.298 783.882.331 776.252.860 760.914.503 745.899.477 743.889.006 743.820.608 737.678.727 729.675.833 728.350.307 726.423.844 720.468.350 720.384.742 712.275.654 706.976.970 689.585.860 684.731.587 679.598.221 677.110.053 672.025.503 669.751.052 637.965.117 630.771.402 615.102.615 612.417.257 605.558.456 601.587.723 598.072.049 594.921.191 576.623.930 573.862.436 570.217.398 570.132.577 570.105.161 565.871.451 560.485.684 560.041.270 557.613.396 557.523.181 549.382.559 544.517.134 541.181.284 540.703.914 540.102.791 538.597.605 532.857.524 526.765.793


139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184

232 139 153 131 163 195 109 110 140 - 101 177 91 135 151 165 167 - 149 168 170 162 157 132 164 150 175 156 152 186 166 171 147 144 190 192 158 154 191 172 - 169 - 230 198 265

185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201

161 182 210 187 - 226 485 199 295 319 257 159 - 193 234 160 219

202 203

229 -

Gemlik Gübre Sanayii A.Ş.

Gemlik

Autoliv Cankor Otomotiv Emniyet Sistemleri San. ve Tic. A.Ş. Kocaeli

Merkez Çelik San. ve Tic. A.Ş. Kayseri Polimer Kauçuk Sanayi ve Pazarlama A.Ş. İstanbul Et ve Balık Kurumu Genel Müdürlüğü Kamu Bayer Türk Kimya Sanayii Ltd. Şti. İstanbul Alstom Grid Enerji Endüstrisi A.Ş. Kocaeli Asil Çelik San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Modern Karton San. ve Tic. A.Ş. Çorlu - Konya Man Türkiye A.Ş. Ankara Bis Enerji Elektrik Üretim A.Ş. Bursa Karsan Otomotiv San. ve Tic. A.Ş. Bursa Sider Dış Ticaret A.Ş. Ege Bölgesi Tosyalı Demir Çelik Sanayi A.Ş. İskenderun ASAŞ Alüminyum San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Limak Çimento San. ve Tic. A.Ş. Siirt Coşkunöz Metal Form Makina Endüstri ve Tic. A.Ş. Bursa Çayeli Bakır İşletmeleri A.Ş. Çayeli Kent Gıda Maddeleri San. ve Tic. A.Ş. Kocaeli Tatmetal Çelik San. ve Tic. Ltd. Şti. İstanbul Erdemir Madencilik San. ve Tic. A.Ş. Sivas İGSAŞ-İstanbul Gübre Sanayii A.Ş. Kocaeli CMS Jant ve Makina Sanayii A.Ş. Ege Bölgesi Standard Profil Otomotiv San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Merinos Halı San. ve Tic. A.Ş. Gaziantep Hema Endüstri A.Ş. İstanbul Oltan Fındık San. ve Tic. Ltd. Şti. Düzce Eczacıbaşı Yapı Gereçleri San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Aşkale Çimento Sanayii T.A.Ş. Erzurum Nuh Çimento Sanayi A.Ş. Kocaeli Doğa Organik Gıda ve Tarım Ür. Ürt. ve Tic. İth. İhr. A.Ş. Manisa Temsa Global San. ve Tic. A.Ş. Adana Zorluteks Tekstil Tic. ve San. A.Ş. İstanbul DYO Boya Fabrikaları San. ve Tic. A.Ş. Ege Bölgesi Sofra Yemek Üretim ve Hizmet A.Ş. İstanbul Dünya Uluslararası Mücevherat ve Kuyumculuk San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Federal-Mogul Piston Segman ve Gömlek Üretim Tesisleri A.Ş. İstanbul Baştuğ Çelik Sanayi A.Ş. Dörtyol Tırsan Treyler San. Tic. ve Nakliyat A.Ş. Sakarya - İstanbul Korozo Ambalaj San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Onsa Mücevherat İmalatı ve Dış Ticaret A.Ş. İstanbul Has Çelik ve Halat San. Tic. A.Ş Kayseri Olmuksan International Paper-Ambalaj San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Karakaş Atlantis Kıymetli Madenler Ege Bölgesi Kuyumculuk Telekomünikasyon San. ve Tic. A.Ş. Orta Anadolu Tic. ve San. İşl. T.A.Ş. Kayseri Mondi Tire Kutsan Kağıt ve Ambalaj Sanayi A.Ş. Ege Bölgesi Yudum Gıda San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Mutlu Akü ve Malzemeleri Sanayi A.Ş. İstanbul - İstanbul Pakpen Plastik Boru ve Yapı Elemanları San. ve Tic. A.Ş. Konya Yolbulan Metal San. ve Tic. A.Ş. Dörtyol Pınar Entegre Et ve Un Sanayii A.Ş. Ege Bölgesi ROKETSAN Roket San. ve Tic. A.Ş. Ankara Aynes Gıda San. ve Tic. A.Ş. Denizli Anadolu Cam Yenişehir Sanayi A.Ş. İstanbul Perfetti Van Melle Gıda San. ve Tic. A.Ş. İstanbul - İstanbul Anadolu Cam Sanayii A.Ş. İstanbul Limak Batı Çimento San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Çimko Çimento ve Beton San. Tic. A.Ş. Gaziantep Eti Soda Üretim Pazarlama Ankara Nakliyat ve Elektrik Üretim San. ve Tic. A.Ş. Öznur Kablo San. ve Tic. A.Ş. İstanbul - İstanbul

- - - - 9 - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

131 132 133 134 - 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175

525.087.512 523.270.256 523.062.313 518.404.841 518.223.146 517.954.884 517.472.935 516.415.545 513.213.559 505.717.339 504.210.621 503.377.346 503.325.554 503.118.334 500.543.204 496.166.768 495.251.253 495.019.529 491.337.893 486.615.591 481.032.377 479.011.316 477.702.907 477.617.993 477.473.837 477.294.054 475.736.357 471.915.822 468.812.357 468.522.565 468.022.673 467.262.190 466.474.760 462.648.309 456.071.419 454.701.595 454.473.372 451.809.024 449.461.208 446.528.804 440.441.442 437.942.741 425.882.320 424.859.918

- - - - - - - - - - - - - - - - -

176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192

424.501.972 423.803.196 423.257.032 420.150.182 418.227.186 417.406.424 417.353.767 413.932.047 411.914.424 409.876.097 409.340.408 404.999.426 404.392.102 402.802.831 402.785.357

- -

193 194

401.428.663 -


204 205 206 207 208 209 210 211 212

179 225 203 296 216 217 220 241 275

213 214 215 216

223 - 207 194

217 218 219 220 221 222

206 245 174 215 205 304

223 224 225 226

272 - 263 173

227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256

235 242 213 202 209 218 248 204 259 240 247 214 463 212 138 211 221 243 - 239 250 276 155 287 249 233 258 303 302 236

257 258

- 228

259 260 261 262 263 264

282 301 253 222 270 489

Nexans Türkiye Endüstri ve Ticaret A.Ş.

İstanbul Denizli Marsa Yağ San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Kadooğlu Yağ San. ve Tic. A.Ş. Gaziantep As Çimento San. ve Tic. A.Ş. Bucak Tusaş Motor Sanayii A.Ş. Eskişehir Anadolu-Isuzu Otomotiv San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Şeker Piliç ve Yem San. Tic. A.Ş. Balıkesir Beyçelik Gestamp Kalıp ve Oto Bursa Yan San. Paz. ve Tic. A.Ş. Elita Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. Adana Altınbaş Kuyumculuk İthalat İhracat San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Gübre Fabrikaları T.A.Ş. İstanbul İlhanlar Haddecilik Boru Dörtyol Profil ve Tekstil Sanayi Ltd. Şti. Menderes Tekstil San. ve Tic. A.Ş. Denizli Akdeniz Kimya San. ve Tic. A.Ş. Ege Bölgesi SİDEMİR Sivas Demir Çelik İşletmeleri A.Ş. Sivas Yazaki Otomotiv Yan San. ve Tic. A.Ş. Akyazı Schneider Elektrik San. ve Tic. A.Ş. Manisa Esan Eczacıbaşı Endüstriyel İstanbul Hammaddeler San. ve Tic. A.Ş. HAVELSAN Hava Elektronik San. ve Tic. A.Ş. Ankara - İstanbul Cargill Tarım ve Gıda San. Tic. A.Ş. İstanbul Yıldız Sunta MDF Orman Ürünleri Kocaeli Sanayi Tesisleri İth. İhr. ve Tic. A.Ş. İpek Kağıt San. ve Tic. A.Ş. İstanbul BAGFAŞ Bandırma Gübre Fabrikaları A.Ş. İstanbul Vitra Karo San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Süper Film Ambalaj San. ve Tic. A.Ş. Gaziantep Sarıtaş Çelik San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Deva Holding A.Ş. İstanbul Yörsan Gıda Mamülleri San. ve Tic. A.Ş. Balıkesir Park Termik Elektrik San. ve Tic. A.Ş. Ankara OMV Petrol Ofisi A.Ş. İstanbul Bossa Ticaret ve Sanayi İşletmeleri T.A.Ş. Adana Akenerji Elektrik Üretim A.Ş. İstanbul Çınar Boru Profil San. ve Tic. A.Ş. Ereğli/Kdz Beşler Gıda ve Kimya A.Ş. Gaziantep Turyağ Gıda San. ve Tic. A.Ş. Balıkesir Eti Gümüş A.Ş. Kütahya Durak Fındık San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Nuh Beton A.Ş. İstanbul Baymak Makina San. ve Tic. A.Ş. İstanbul - İstanbul Cimpor Yibitaş Çimento San. ve Tic. A.Ş. Ankara Boyteks Tekstil San. ve Tic. A.Ş. Kayseri Matlı Yem San. ve Tic. A.Ş. Karacabey Çebitaş Demir Çelik Endüstrisi A.Ş. İstanbul Mescier Demir Çelik San. ve Tic. Ltd. Şti. Karabük Paşabahçe Eskişehir Cam San. ve Tic. A.Ş. Eskişehir Polinas Plastik San. ve Tic. A.Ş. Ege Bölgesi Saray Döküm ve Madeni Aksam Sanayi Turizm A.Ş. İstanbul Bifa Bisküvi ve Gıda Sanayi A.Ş. Karaman Lidersan Sağlık ve Gıda Ürünleri A.Ş. Gaziantep Doğuş Çay ve Gıda Maddeleri. Ordu Üretim Paz. İth. İhr. A.Ş - İstanbul Artenius Turkpet Kimyevi Maddeler ve Adana Pet Ambalaj Malzemeleri Sanayi A.Ş. İzocam Tic. ve San. A.Ş. İstanbul Köksan Pet ve Plastik Ambalaj San. ve Tic. A.Ş. Gaziantep Tamek Gıda ve Konsantre San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Altınyıldız Mensucat ve Konfeksiyon Fabrikaları A.Ş. İstanbul Mitaş Enerji ve Madeni İnşaat İşleri T.A.Ş. Ankara İstanbul Asfalt Fabrikaları San. ve Tic. A.Ş. Kamu Kardemir Haddecilik ve Elektrik Üretim San. Tic. Ltd. Şti.

- - - - - - - - -

195 196 197 198 199 200 201 202 203

397.851.562 396.146.740 393.932.144 391.955.359 390.120.573 389.758.208 389.208.990 388.656.583 387.432.590

- - - -

204 205 206 207

386.723.984 384.777.918 381.171.202 380.848.659

- - - - - -

208 209 210 211 212 213

379.699.106 376.194.665 376.158.426 374.407.176 373.441.598 372.937.609

- - - -

214 215 216 217

372.614.302 368.230.551 367.479.337

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247

365.819.478 363.872.449 361.663.000 361.111.855 361.024.956 360.607.693 360.017.017 356.504.296 352.664.046 352.524.415 351.872.783 350.170.572 348.698.791 348.515.581 348.220.692 347.107.712 346.031.942 342.267.346 341.416.534 338.517.711 338.388.042 333.825.840 333.174.936 332.929.000 330.648.506 328.951.838 328.201.728 326.841.467 325.967.313

- -

248 249

317.791.944

- - - - - 10

250 251 252 253 254 -

313.341.932 313.325.679 312.451.249 311.622.265 310.866.956 310.454.639


265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305

- 300 252 254 331 269 360 286 274 284 280 268 - 237 289 244 283 293 384 251 320 290 185 305 472 277 281 329 238 - 299 337 321 458 255 315 427 262 441 326 273

306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330

306 - 339 285 266 291 332 346 352 264 - 288 - 307 348 435 261 359 325 333 356 353 484 314 267

Trakya Yenişehir Cam Sanayii A.Ş. Yenişehir/Bursa Aunde Teknik Tekstil San. ve Tic. A.Ş. Bursa Oyak Beton San. ve Tic. A.Ş. Ankara Hayes Lemmerz İnci Jant Sanayi A.Ş. Manisa Kalde Klima Orta Basınç Fittings ve Valf Sanayi A.Ş. İstanbul Dimes Gıda San. ve Tic. A.Ş. Tokat Gedik Tavukçuluk ve Tarım Ürünleri Tic. San. A.Ş. Uşak Dentaş Ambalaj ve Kağıt Sanayi A.Ş. Denizli Boyçelik Metal San. ve Tic. A.Ş. Kayseri Matesa Tekstil San. ve Tic. A.Ş. Kahramanmaraş Polisan Boya San. ve Tic. A.Ş. Gebze Zorlu Enerji Elektrik Üretim A.Ş. Bursa Hasçelik San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Yeşim Tekstil San. ve Tic. A.Ş. Bursa Keskinkılıç Gıda San. ve Tic. A.Ş. İstanbul İstikbal Mobilya San. ve Tic. A.Ş. Kayseri Ede Demir Çelik Pazarlama San. ve Tic. Ltd. Şti. Ege Bölgesi Kipaş Mensucat İşletmeleri A.Ş. Kahramanmaraş Arpaş İhracat İthalat ve Pazarlama A.Ş. İstanbul Adana Çimento Sanayii T.A.Ş. Adana Çekok Gıda San. ve Tic. A.Ş. Kocaeli Teknik Alüminyum Sanayi A.Ş. İstanbul Tümosan Motor ve Traktör Sanayi A.Ş. Konya Major SKT Oto Donanım San. ve Tic. A.Ş. Bursa Koç Haddecilik Tekstil İnşaat San. ve Tic. A.Ş. Dörtyol Çimentaş İzmir Çimento Fabrikası T.A.Ş. Ege Bölgesi Sarbak Metal Tic. ve San. A.Ş. İstanbul Kansai Altan Boya San. ve Tic. A.Ş. Ege Bölgesi ABB Elektrik Sanayi A.Ş. İstanbul - İstanbul Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Soma Natura Gıda San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Ontex Tüketim Ürünleri San. ve Tic. A.Ş. İstanbul FNSS Savunma Sistemleri A.Ş Ankara Hugo Boss Tekstil Sanayi Ltd. Şti. Ege Bölgesi Ümran Çelik Boru Sanayii A.Ş. İstanbul Balıkesir Elektromekanik Sanayi Tesisleri A.Ş. Balıkesir Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğü Kamu Samsun Makina Sanayii A.Ş. Samsun Feza Gazetecilik A.Ş. İstanbul B-Plas Bursa Plastik Metal İnşaat Enerji Bursa Madencilik Jeotermal Turizm ve Tarım San. ve Tic. A.Ş. İnci Akü San. ve Tic. A.Ş. Manisa - Ankara Gürteks İplik San. ve Tic. A.Ş. Gaziantep Polibak Plastik Film San. ve Tic. A.Ş. Ege Bölgesi Adopen Plastik ve İnşaat Sanayi A.Ş. Antalya BATIÇİM Batı Anadolu Çimento Sanayii A.Ş. Ege Bölgesi Pamukkale Kablo San. ve Tic. A.Ş. Denizli Ege Profil Tic. ve San. A.Ş. Ege Bölgesi AGT Ağaç San. ve Tic. A.Ş. Antalya Kılıç Deniz Ürünleri Üretimi İhracat İthalat ve Ticaret A.Ş. Bodrum Erciyas Çelik Boru Sanayi A.Ş. Düzce Gap Güneydoğu Tekstil San. ve Tic. A.Ş. İstanbul - İstanbul Çayırova Boru San. ve Tic. A.Ş. Kocaeli Elif Plastik Ambalaj San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Koçak Farma İlaç ve Kimya Sanayi A.Ş. İstanbul Vatan Plastik San. ve Tic. A.Ş. İstanbul YÜNSA Yünlü San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Özer Metal Sanayi A.Ş. İstanbul Ak-Kim Kimya San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Bosch Rexroth Otomasyon San. ve Tic. A.Ş. Bursa Üniteks Tekstil Gıda Motorlu Araçlar San. ve Tic. A.Ş. Ege Bölgesi CVS Makina İnşaat San. ve Tic. A.Ş. Kocaeli Ortadoğu Rulman San. ve Tic. A.Ş. Ankara Yonca Gıda Sanayi İşletmeleri İç ve Dış Ticaret A.Ş. Manisa

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - 11 - - -

255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 - 292 293 294

309.669.631 309.481.660 306.183.967 302.840.916 302.517.612 301.196.841 301.087.897 298.179.084 297.530.852 295.362.731 295.073.810 292.471.644 291.941.181 291.833.284 289.389.419 289.076.738 289.047.388 288.868.000 287.320.934 287.034.089 286.761.489 286.366.528 286.315.685 285.546.047 284.316.195 283.878.625 283.780.853 283.188.127 282.348.502 281.483.223 281.430.444 280.748.471 278.218.197 277.859.855 275.266.412 274.957.670 274.618.593 273.538.237 272.104.665 271.331.869

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319

270.368.872 267.538.541 264.489.676 264.096.744 262.497.945 261.238.323 260.141.769 258.488.846 257.409.308 257.176.358 256.711.843 254.696.056 252.772.873 252.319.020 251.757.218 251.358.709 251.081.698 250.660.699 250.637.028 249.503.499 248.903.788 248.048.121 246.713.387


331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372

357 336 392 292 317 412 - 271 - 294 322 347 343 490 323 349 368 475 330 - 231 394 471 390 - 367 369 335 398 375 342 456 311 452 378 344 400 - - 442 399 334

373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415

470 373 467 393 - 488 422 - - 371 365 405 - 340 - 444 426 351 387 - 313 370 419 310 425 385 246 434 454 308 364 406 341 338 - 437 414 455 374 382 397 443 413

Viko Elektrik ve Elektronik Endüstrisi San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Kale Kilit ve Kalıp Sanayi A.Ş. İstanbul Şa-Ra Enerji İnşaat Tic. ve San. A.Ş. Ankara Aydınlı Hazır Giyim San. ve Tic. A.Ş. İstanbul AES Entek Elektrik Üretimi A.Ş. Kocaeli Modern Ambalaj Tic. ve San. A.Ş. Çorlu Genpower Jeneratör San. ve Tic. A.Ş. Ankara Marshall Boya ve Vernik Sanayi A.Ş. İstanbul Seranit Granit Seramik San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Nobel İlaç San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Mar Tüketim Maddeleri İhracat İthalat San. ve Tic. A.Ş. Balıkesir Balsu Gıda San. ve Tic. A.Ş. Sakarya Durmazlar Makina San. ve Tic. A.Ş. Bursa Dinarsu İmalat ve Ticaret T.A.Ş. İstanbul Arcelormittal Ambalaj Çeliği San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Konya Çimento Sanayii A.Ş. Konya Selçuk İplik San. ve Tic. A.Ş. Gaziantep Yavuz Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. Giresun Flokser Tekstil San. ve Tic. A.Ş. İstanbul İlhan Demir Çelik ve Boru Profil Endüstrisi A.Ş. Dörtyol Unipro Gıda San. ve Tic. A.Ş. Çorlu Kipaş Denim İşletmeleri A.Ş. Kahramanmaraş Altek Döküm Hadde Mamülleri San. ve Tic. Ltd. Şti. İstanbul Çamlı Yem Besicilik San. ve Tic. A.Ş. Ege Bölgesi Ağır Haddecilik A.Ş. Kocaeli Ünye Çimento San. ve Tic. A.Ş. Ünye Erdem Tekstil San. ve Tic. A.Ş. Kahramanmaraş Assan Demir ve Sac Sanayi A.Ş. İstanbul Nuh’un Ankara Makarnası San. ve Tic. A.Ş. Ankara Tümka Kablo Sanayi A.Ş. İstanbul Sarar Giyim Tekstil Enerji San. ve Tic. A.Ş. Eskişehir Sırmagrup İçecek San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Mem Tekstil San. ve Tic. A.Ş. Kahramanmaraş Park Elektrik Üretim Madencilik San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Ulusoy Un San. ve Tic. A.Ş. Samsun Assan Panel San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Erak Giyim San. ve Tic. A.Ş. İstanbul - İstanbul - Adana Kumtel Dayanıklı Tüketim Malları Plastik San. ve Tic. A.Ş. Kayseri Ege Seramik San. ve Tic. A.Ş. Ege Bölgesi Peyman Kuruyemiş Gıda Aktariye Eskişehir Kim. Mad. Tar. Ürün. San. ve Tic. A.Ş. Setaş Kimya Sanayi A.Ş. İstanbul Aytaç Gıda Yatırım San. ve Tic. A.Ş. Çankırı TÜVASAŞ-Türkiye Vagon Sanayi A.Ş. Kamu Norm Cıvata San. ve Tic. A.Ş. Ege Bölgesi Emek Boru Makina San. ve Tic. A.Ş. Ankara Şık Makas Giyim San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Akova Süt ve Gıda Mamülleri San. ve Tic. A.Ş. Konya Akyem Adana Yem Yağ Biodizel Tarım ve San. Tic. A.Ş. Adana Teklas Kauçuk San. ve Tic. A.Ş. Kocaeli Progıda Pazarlama A.Ş. İstanbul Akbaşlar Tekstil Enerji San. ve Tic. A.Ş. Bursa Koruma Klor Alkali San. ve Tic. A.Ş. Kocaeli Söğütsen Seramik San. İnş. Mad. İth. İhr. A.Ş. Bilecik Vatan Kablo Metal Endüstri ve Ticaret A.Ş. İstanbul Sayınlar Gıda Maddeleri San. ve Tic. A.Ş. Gaziantep Bento Bantçılık ve Temizlik Maddeleri San. Tic. A.Ş. İstanbul Özgün Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. Trabzon Aksa Jeneratör Sanayi A.Ş. İstanbul Şireci Tekstil San. ve Tic. A.Ş. Gaziantep Karteks Tekstil San. ve Tic. A.Ş. Adana Erkunt Traktör Sanayii A.Ş. Ankara Torunlar Gıda San. ve Tic. A.Ş. İstanbul ÇELSANTAŞ Çelik Mamülleri San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Poyraz Poyraz Fındık Entegre San. ve Tic. A.Ş. Ordu Çağ Çelik Demir ve Çelik Endüstri A.Ş. Karabük Camiş Ambalaj Sanayi A.Ş. İstanbul Demirer Kablo Tesisleri San. ve Tic. A.Ş. Bilecik Çamsan Entegre Ağaç San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Tam Gıda San. ve Tic. A.Ş. Eskişehir Mardin Çimento San. ve Tic. A.Ş. Mardin Trakya Döküm San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Oba Makarnacılık San. ve Tic. A.Ş. Gaziantep Doğan Gazetecilik A.Ş. İstanbul Beşler Makarna Un İrmik Gıda San. ve Tic. A.Ş. Gaziantep Eroğlu Giyim San. Tic. A.Ş. İstanbul GÖLTAŞ Göller Bölgesi Çimento San. ve Tic. A.Ş. Isparta Gesan Yatırım ve Ticaret A.Ş. Kocaeli Legrand Elektrik Sanayi A.Ş. Kocaeli KARTONSAN Karton San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Şahinler Metal San. ve Tic. A.Ş. Ankara - Emas Makina Sanayi A.Ş. İstanbul - Hakan Plastik Boru ve Profil San. Tic. A.Ş. İstanbul - Royal Halı İplik Tekstil Mobilya San. ve Tic. A.Ş. Gaziantep

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361

246.184.030 246.126.579 244.869.670 244.374.298 244.011.250 243.022.836 242.498.336 242.024.095 241.744.020 240.867.914 240.691.736 240.502.012 239.350.203 238.684.940 237.229.305 235.685.873 235.509.000 235.374.254 234.655.179 234.361.086 234.306.820 233.500.022 233.129.106 232.519.246 231.509.157 231.117.088 229.333.946 229.277.197 229.190.983 226.803.918 226.058.412 226.047.301 225.893.110 225.534.896 224.853.530 224.757.323 224.710.409 224.273.788 223.179.843 220.567.736

- - 12 - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - 400 401 402 -

362 220.160.911 363 220.012.313 - 219.642.489 364 218.982.232 365 218.860.497 366 218.564.514 367 217.414.081 368 217.335.560 369 217.257.582 370 217.239.394 371 217.169.375 372 217.000.299 373 215.879.585 374 215.768.103 375 215.501.537 376 215.145.105 377 214.985.918 378 214.634.329 379 214.008.359 380 213.617.781 381 213.243.706 382 210.956.026 383 209.746.542 384 209.448.824 385 209.423.908 386 208.226.441 387 208.015.732 388 207.361.327 389 207.147.300 390 206.067.889 391 206.020.467 392 205.539.493 393 205.379.578 394 205.242.854 395 204.632.372 396 203.142.486 397 202.674.572 398 201.720.274 399 201.410.281 200.728.951 200.724.570 200.282.253 403 199.762.000


416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447

410 - 446 - - 328 396 - 420 433 494 491 448 388 411 327 431 447 464 355 377 309 - 473 - 453 324 432 430 468 477 381

448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500

461 - 429 438 345 415 449 - - - 354 423 - 409 460 - - 418 407 363 - 417 - - - 459 - - 297 480 496 - 492 424 383 - 358 - 361 389 - - - - 318 - - - - - - 395 -

Arslan Alüminyum San. ve Tic. Ltd. Şti. Şirikçioğlu Mensucat San. ve Tic. A.Ş. Rasa Enerji Üretim A.Ş. - - Hayes Lemmerz Jantaş Jant San. ve Tic. A.Ş. Kerevitaş Gıda San. ve Tic. A.Ş. Türk Tuborg Bira ve Malt Sanayii A.Ş. Ertaş Metal San. ve Tic. A.Ş. Eksun Gıda Tarım San. ve Tic. A.Ş. Eti Krom A.Ş. Traçim Çimento San. ve Tic. A.Ş.

İstanbul - Kahramanmaraş İstanbul - İstanbul - Ege Bölgesi Manisa - İstanbul - Ege Bölgesi İstanbul - Tekirdağ - Elazığ - İstanbul - Yiğit Akü Malzemeleri Nakliyat Turizm İnşaat San. ve Tic. A.Ş. Ankara - Hak Bakır Çekme ve Elektrotel San. Tic. A.Ş. Kocaeli - SUNJÜT Suni Jüt San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Küçükçalık Tekstil San. ve Tic. A.Ş. İnegöl - Adoçim Çimento Beton San. ve Tic. A.Ş. Tokat - Yörükoğlu Süt ve Ürünleri San. Tic. A.Ş. Antalya - Bolu Çimento Sanayii A.Ş. Bolu - Güney Çelik Hasır ve Demir Mamulleri San. Tic. A.Ş. Adana - ENPAY Endüstriyel Pazarlama ve Yatırım A.Ş. Kocaeli - Denizatı Petrokimya Ürünleri Yapı İnşaat San. ve Tic. A.Ş. Kocaeli - Sardunya Hazır Yemek Üretim ve Hizmet A.Ş. İstanbul - Bak Ambalaj San. ve Tic. A.Ş. Ege Bölgesi Yarış Kabin San. ve Tic. A.Ş. Balıkesir - Öz-Ka Lastik ve Kauçuk San. Tic. A.Ş. Kocaeli - Kayalar Kimya San. ve Tic. A.Ş. İstanbul - Başhan Tarımsal Ürünleri Pazarlama San. ve Dış Tic. A.Ş. Mersin - Ermetal Otomotiv ve Eşya San. Tic. A.Ş. Bursa - Özdilek Ev Tekstil San. ve Tic. A.Ş. Bursa - Termo Teknik Tic. ve San. A.Ş. İstanbul - KÇS Kahramanmaraş Çimento Kahramanmaraş Beton Sanayi ve Madencilik İşletmeleri A.Ş. Türkiye Lokomotif ve Motor Sanayii A.Ş. (TÜLOMSAŞ) Kamu 13 Işıl Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti. İstanbul - Wavin TR Plastik Sanayi A.Ş. Adana - Ova Un Fabrikası A.Ş. Konya - Alliance One Tütün A.Ş. Ege Bölgesi Denizli Çimento Sanayii T.A.Ş. Denizli - Şimşek Bisküvi ve Gıda Sanayi A.Ş. Karaman - Esen Plastik San. ve Tic. A.Ş. Ege Bölgesi Göze Tarım Ürünleri Pazarlama San. ve Tic. A.Ş. İstanbul - İskur Tekstil Enerji Tic. ve San. A.Ş. Kahramanmaraş ÇEMTAŞ Çelik Makina San. ve Tic. A.Ş. Bursa - ERBOSAN Erciyas Boru San. ve Tic. A.Ş. Kayseri - Sun Chemical Matbaa Mürekkepleri ve Gereçleri San. ve Tic. A.Ş. Ege Bölgesi Arslantürk Tarım Ürünleri San. İhr. ve İth. A.Ş. Trabzon - Sun Tekstil San. ve Tic. A.Ş. Torbalı - - İstanbul - Socotab Yaprak Tütün San. ve Tic. A.Ş. Ege Bölgesi S.S. Marmara Zeytin Tarım Satış Kooperatifleri Birliği Bursa - Akteks Akrilik İplik San. ve Tic. A.Ş. Gaziantep Hattat Tarım Makinaları San. ve Tic. A.Ş. İstanbul - Form Sünger ve Yatak San. Tic. A.Ş. Kayseri - Yayla Agro Gıda Sanayi ve Nakliyat A.Ş. Ankara - Bupiliç Entegre Gıda San. Tic. A.Ş. Balıkesir - Realkom Tekstil Ürünleri Sanayi Pazarlama ve Dış Ticaret A.Ş. İstanbul - Agromey Gıda ve Yem San. Tic. A.Ş. Ege Bölgesi Helvacızade Gıda İlaç Kimya San. ve Tic. A.Ş. Konya - Enka Süt ve Gıda Mamülleri San. ve Tic. A.Ş. Konya - Seval Kablo Aydınlatma Cihazları İth. İhr. San. ve Tic. A.Ş. Denizli - Demir Export A.Ş. Ankara - Mega Metal San. ve Tic. Ltd. Şti. İstanbul - Penti Çorap San. ve Tic. A.Ş. İstanbul - - Kocaeli - Gümüşdoğa Su Ürünleri Üretim İhracat ve İthalat A.Ş. Milas - Umur Basım San. ve Tic. A.Ş. İstanbul - Beşiktaş Gemi İnşa A.Ş. İstanbul - Sartel Elektrik Kablo ve Mot. Mak. İnş. Tur. ve Tic. Ltd. Şti Aydın - Çelikord A.Ş. İstanbul - Ayhanlar Yol Asfaltlama San. ve Tic. A.Ş. Kocaeli - Bekaert İzmit Çelik Kord San. ve Tic. A.Ş. Kocaeli - Teknorot Otomotiv Ürünleri San. ve Tic. A.Ş. İstanbul - Ve-Ge Hassas Kağıt ve Yapıştırıcı Bant San. ve Tic. A.Ş. İstanbul - Teksüt Süt Mamülleri San. ve Tic. A.Ş. Balıkesir - Farplas Oto Yedek Parçaları İml. İth. ve İhr. A.Ş. İstanbul - Kilim Grubu Kartaltepe Mensucat Fabrikası T.A.Ş. İstanbul - Deniz Yıldızı Petrokimya Ürün. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. Kocaeli - - İstanbul - Konveyör Beyaz Eşya ve Otomotiv Yan San. Tic. A.Ş. İstanbul - Borsan Kablo Elektrik Aydınlatma İnşaat San. ve Tic. A.Ş. Samsun - Kaşmir Halı San. ve Tic. A.Ş. Gaziantep Durum Gıda San. ve Tic. A.Ş. Mersin - Nadir Tekstil Deri ve Yağ San. Tic. Ltd. Şti. Gaziantep Bilkont Dış Ticaret ve Tekstil Sanayi A.Ş. İstanbul - Kartal Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti. Gaziantep

404 - 406 407 - 409 410 - 412 413 414 415 416 417 - 419 420 421 422 423 424 425 426 - 428 429 430 431 432 433 434 -

199.649.095 405 198.765.484 198.337.549 408 197.144.840 196.832.255 411 196.767.341 195.740.081 195.572.355 195.537.016 194.933.831 194.931.050 194.817.128 418 194.535.810 193.932.399 193.605.284 193.530.330 193.361.258 193.325.590 193.031.571 192.857.392 192.496.101 427 191.519.445 191.465.574 191.463.402 191.328.503 190.892.209 190.845.494 189.845.588 189.186.113 435 189.138.966

- 436 437 438 - 440 441 - 443 - 445 446 - 448 449 450 - 452 - 454 455 456 457 458 - 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 - 484 - 486 -

189.061.389 189.042.306 188.521.732 188.515.723 439 188.422.593 188.265.728 187.263.706 442 187.201.695 186.599.301 444 186.342.155 185.940.793 185.383.213 447 184.864.593 183.939.275 183.151.027 451 182.061.148 181.085.123 453 180.690.540 180.592.771 180.408.809 180.133.900 179.410.207 179.304.198 459 179.135.771 178.844.648 178.811.021 178.510.378 178.070.546 177.838.670 177.306.648 176.191.377 175.974.753 175.633.609 173.337.614 170.729.305 170.501.471 170.463.553 170.361.606 170.349.863 169.789.129 169.439.718 169.148.050 168.790.645 168.478.469 167.797.706 483 167.174.909 166.696.604 485 166.390.132 166.320.792 487 166.219.759


2013 yılında 2012 yılı performansı aranır hale gelmiştir Türkiye kimya sanayicileri derneği yönetim kurulu başkanı Timur Erk, 2013 yılı için yaklaşık % 3-5 oranında bir gelişme hedeflenmiştir. Ancak şu andaki durum bu büyümenin yakalanmasının zor olduğunu göstermektedir. bir ihracat sağlanmaktadır. 2023 hedefine ulaşabilmesi için üretim kapasitesinin yaklaşık üç katına çıkması gerekmektedir. Mevcut yatırım koşulları altında (diğer ekonomik koşulları bir yana bırakırsak !) bu neredeyse imkansızdır. Bu bakımdan 10.cu Kalkınma planı harılanırken, yukarıda da belirtildiği gibi, rekabet koşullarını (lojistik, enerji fiyatları, istihdam seviyesi..) sağlayabilecek, deniz kıyısında, alt yapısı devlet tarafından hazırlanmış yatırım bölgelerine ihtiyaç vardır. Ayrıca bu bölgelerin bir araya geleceği kümelenme modelinin de sağlanması gerekmekte olduğunu, söyledi.

2013 yılında 2012 yılı performansı aranır hale gelmiştir. Tüketim kimyasallarına yönelik iç talep daralacaktır. Dolaylı vergilerin (ÖTV) artışı ile solvent içeren yapıştırıcı, boya ve benzer ürünleri maliyetlerinin artışı olacaktır. İnşaat Kimyasalları biraz hareketli, otomotiv ve tekstil kimyasalları durağan, temel kimyasallar kısmen artış trendinde geçecektir. 2014 yılı için beklentilerin 2013 yılı son 6 ayına benzer şekilde geçeceği beklenmektedir. Yatırım ortamı gelişmez ise halen çekimser pozisyonda olan yabancı sermaye doğrudan yatırımları da durağanlığa devam edecektir. 10.Kalkınma Planı imalat sanayinde dönüşüm bölümünde belirtildiği gibi özellikle Petrokimyasallar, kompozit ve ileri malzeme gibi katma değeri yüksek kimyasalların üretimine daha çok yer verilmesi ve bu tür ürünlerin üretimi için kıyı şeritlerinde (Marmara ve Doğu Akdeniz) Kimya Parklarının kurulmasının desteklenmesi gereklidir. 2023 Yılı hedefleri içinde kimya sanayinin yaklaşık 50 milyar dolarlık bir ihracatı yakalaması söz konusudur. Mevcut üretim kapasitesi ve ürün gamı ile buna ulaşmak mümkün değildir. Kimya sanayinin halen kullandığı % 75’lik kapasitesi ile ancak 17-18 milyar dolarlık

24

Ağustos 2013

Sektörün mevzuat açısından güncel olan en önemli gündem maddeleri aşağıda sunulmaktadır. 1-EPDK Yönetmelikleri ve sanayiciye sorun çıkaran Tebliğler 2-YOİKK- yatırım Ortamının iyileştirme çalışmalarının sonuçlandırılmamış olmaması 3-Yerleşme ve Kümelenme sorunu 4-Büyük Endüstriyel Kazaların Kontrolü hakkındaki Yönetmelik. Uygulamaları ! 5-6331 Sayılı İş sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun uygulamaları 6-REACH Maliyetleri


Dünya’nın ilk 100 büyük kimyasal madde distribütörleri arasında 39. sırada

Arkem Kimya Genel Müdürü Tezel Kökdemir : ICIS şirketi tarafından 2012 yılı satış rakamları bazında yapılan değerlendirmelerde Arkem Kimya’nın Dünya’nın ilk 100 büyük kimyasal madde distribütörleri arasında 39. sırada yer aldığını belirtti. Sektörün lider firmalarından biri olan Arkem Kimya hem dökme hem ambalajlı özel kimyasalların ve bunların yanı sıra plastik hammaddelerinin tedarik, depolama ve dağıtımı alanlarında entegre bir şekilde hizmet vermektedir. Kaliteli hizmet ve müşteri memnuniyeti ilkesi ile hareket eden Arkem Kimya uzun yıllardır birlikte çalışan

profesyonel kadrosu ile hem yerel hem de uluslararası pazarlarda faaliyetlerini arttırarak sürdürmektedir. Faaliyete başladığımız 1992 yılından bu yana sanayicilerimizin hammadde ihtiyacı en uygun şartlarda ve süreklilik ilkesi gözetilerek şeffaf bir şekilde gerçekleştirilmektedir. Arkem Kimya temel olarak ;Boya, Yapıştırıcı, Mürekkep, Ambalaj, Kozmetik, İlaç, Polyester, Polimer, Temizlik Malzemeleri,Yapı Kimyasalları, Plastik, Gıda, Tarım, Tekstil ve Deri endüstrilerinin başlıca ham maddelerini tedarik etmekte olup kimyasal hammadde tedariğinde ise her biri kendi alanında seçkin Shell , Sasol, Kurraray, Chevron, Sabic, CEPSA, Petrogal , Ineos gibi dünyanın önde gelen üreticileri ile çalışmaktadır. Aynı zamanda uzun yıllara dayanan bu ilişkilerini ticari alanda da değerlendirmeye başlamış ve bu sayede Rafineri ve Petrokimya tesislerinin yüksek ha-

cimli ilk ürün gruplarını da ürün portföyüne eklemiştir. Arkem, Marmara Bölgesi’nin endüstriyel alandaki kilit noktalarından biri olan Gebze – Dilovası bölgesinde bulunan ve2013 yılında Kocaeli Valiliği tarafından Çevre Ödül’üne layık görülen grup şirketlerimizden Altıntel Tank Terminali üzerinden dökme kimyasallarının depolanması ve dağıtımı faaliyetini gerçekleştirmektedir. Bu sayede pazarın talepleri en uygun koşullar altında ve düzenli bir tedarik ile en hızlı bir şekilde çözülmektedir. Öte yandan İstanbul Avrupa ve Anadolu yakası ve İzmir’de bulunan depolarımız üzerinden Endüstriyel ve Performans Kimyasalları şirketimize ait kimyasal maddelerin dağıtımı gerçekleştirilmektedir ve bu sayede birçok son kullanıcıya direkt ve kolay ulaşım olanağı sağlanmaktadır. Arkem, birikimlerini ve tecrübesini Dünya’nın gelişmiş ve gelişmekte olan diğer ülkelerinde de şirketleşerek değerlendirmekte, hizmet ağını ve ürün portföyünü her geçen gün daha da genişleterek büyümesini sürdürmektedir. ICIS şirketi tarafından 2012 yılı satış rakamları bazında yapılan değerlendirmelerde Arkem dünya’nın ilk 100 büyük kimyasal madde distribütörleri arasında 39. sırada yer almıştır. Amerika, Çin, Hollanda, İsviçre ve Bulgaristan da bulunan şirketlerimiz ve diğer ülkelerdeki acentalıklarımızın da desteği sonucunda hergeçen yıl büyüyen organizasyonumuz ile dünya sıralamasındaki yerimizi daha üst sıralara taşıyacağımıza olan inancımız tamdır. Kökdemir son olarak Arkem Kimya’nın, çevreye duyarlı modern lojistik altyapısına hazır tesisleri, güçlü finansman ve yönetim kadrosu ile bölgenin en iyi ve en geniş kimyasal madde portföyüne sahip, uluslararası alanda da aktif, bir ticaret ve dağıtım firması olma özelliğini her geçen gün arttırdığı yatırımlarıyla da destekleyerek geliştirmekte olduğunu belirtti.

Ağustos 2013

25


Ak-Kim 35 yılın verdiği tecrübeyle üretim yapıyor Ak-Kim Kimya Genel Müdürü Tanverdi: 35 yılı aşkın süredir yüksek teknolojiye sahip, çağdaş, yıllık 600 bin tonluk üretim kapasitesine sahip tesislerimizde 500’ü aşkın farklı üretim yapmaktayız ve birçok temel kimyasalda pazar lideri konumunda faaliyet göstermekteyiz.

Ak-Kim Kimya Genel Müdürü Fatih Tanverdi, “Ak-Kim Kimya, 1977 yılında Türkiye’nin en köklü özel sektör kuruluşlarından Akkök Şirketler Grubu’nun iştiraki olarak kurulmuştur. 35 yılı aşkın süredir yüksek teknolojiye sahip çağdaş tesislerimizde üretim yapmaktayız ve birçok temel kimyasalda pazar lideri konumunda faaliyet göstermekteyiz. Aralarında sodyum metabisülfit, amonyum persülfat, potasyum persülfat, monoklor asetik asit, dimetilasetamid, hidrojen peroksit, sodyum perkarbonat gibi ileri teknoloji gerektiren ve yerli sanayi açısından büyük önem arz eden kimyasal maddeleri de tamamen kendi mühendislik ekibimizin kurduğu tesislerde, kendi teknolojimizle Türkiye’ de ilk kez Ak-Kim Kimya olarak biz ürettik. Yıllık 600 bin tonluk üretim kapasitesine sahip fabrikalarımızda 500’ü aşkın farklı kimyasal maddenin üretimini yapıyoruz. Sahip olduğumuz geniş ürün yelpazesiyle bütün sanayi gruplarına hitap ediyoruz. Uluslararası pazarın kalite onayını almış inorganik, organik kimyasallar ve tekstil yardımcı maddeleri ile kâğıt, su, çimento öğütme, beton katkı ve yapı kimyasalları üreterek; tekstil, ev bakımı, kimya ve su arıtma gibi birçok farklı sektöre “entegre kimyasal çözümler” sunuyoruz” şeklinde konuştu. Geçen yıl AR-GE ile 50 yeni ürün ürettik” Türkiye’nin yanı sıra 5 kıtada yaklaşık 55 ülkeye ihracat gerçekleştirdiklerini söyleyen Tanverdi, “Yurtdışı satışlarımızda, üretimimizin yüzde 20’sini ihraç ediyoruz. Satışları-

26

Ağustos 2013

mızın yüzde 60’ını Avrupa ülkelerine yapıyoruz. Özellikle Sodium metabisulfi’te Avrupa’nın en iyi markalarından biri olduğumuzu söyleyebilirim. Ak-Kim Kimya olarak geliştirdiğimiz tüm ürünlerin piyasa koşullarında rekabetçi olması, müşterilerimize katma değer yaratarak teknik problemlerini çözmesi ve çevre dostu olmasına dikkat ediyoruz. Bu kriterler bağlamında, Ar-Ge merkezimizden aldığımız destekle 2012 yılında performans kimyasalları alanında toplamda 50 yeni ürün geliştirdik” dedi. “Müşterilerimize özel entegre çözümler sunuyoruz” Kimya sektöründe, Ar-Ge ve inovasyona ciddi yatırımlar yapılması gerektiğine inanıyor, yenilikçi vizyonumuz ve Ar-Ge yatırımlarımız ile rekabet gücümüzü artırıyoruz diyen Tanverdi, “Bir diğer önemli nokta da Ak-Kim Kimya’nın kuruluşundan bu yana güçlü bir mühendislik geleneği olmasıdır. Şirketimiz sodyum metabisülfit, amonyum persülfat, potasyum persülfat, dimetilasetamid, dimetilformamid, hidrojen peroksit ve sodyum perkarbonat gibi temel kimyasalların üretimini Türkiye’ de ilk kez, kendi mühendislik ekibi ve teknolojisiyle yapmayı başarmıştır. Ak-Kim aynı zamanda performans kimyasallarını da kendi teknolojisiyle üretmekte ve güçlü know-how bilgisi ve teknik deneyimi ile rakiplerinden ayrışmaktadır” diye konuştu. “Kimya sanayisinin gelişmesi ülkenin gelişmesi demek” Kimya sanayisinin gelişmesini ülkenin gelişmesiyle eşdeğer olduğunu söyleyen Tanverdi, “Bu sebeple Ak-Kim olarak Ar-Ge yatırımları-

mız ile bu yıl da rekabet gücümüzü artırmaya devam ettik. Toplamda 5 milyon TL Ar-Ge yatırımı yaparak, performans kimyasallarında 50 yeni ürün geliştirdik. 2012 yılında Kalite Kontrol Laboratuvarı modernizasyonu için 1,4 milyon TL, Ar-Ge süreç ve ürün geliştirmesi için de 1,6 milyon TL tutarında yatırım gerçekleştirdik. Ayrıca, 2012 yılında 7 milyon TL bütçeli Depolama ve Lojistik Merkezi yatırımımızı tamamlayarak, depolama ve sevkiyat faaliyetlerinin uygun, güvenli ve verimli koşullarda gerçekleştirilmesi, maliyetlerin azaltılması ve fabrika içi lojistik trafiği kaynaklı muhtemel risklerin ortadan kaldırılması için girişimde bulunduk. 5 milyon TL’lik bir yatırımla gerçekleştirdiğimiz yeni Ar-Ge binamızı da bu yıl içinde devreye alacağız. Ayrıca laboratuvar cihazları için 1,4 milyon TL tutarında da Ar-Ge yatırımı yaptık. Bu bağlamda, 2013 yılında da Ar-Ge yatırımlarına hız kesmeden devam edeceğimizi söyleyebilirim” ifadelerini kullandı. “2013 yılında yüzde 11 büyüme hedefliyoruz” Tanverdi, “Büyümemizin devamlılığını sağlayabilmek amacıyla 2013- 2017 stratejik planımız doğrultusunda yatırımlarımız için toplam 90 milyon dolar tutarında bir bütçe öngörüyoruz. Bu yatırımlarımız doğrultusunda hedefimiz 2017 yılında net satışlarımızı iki katına çıkarmak. Ar-Ge alanında ise önümüzdeki dönemde hedefimiz Ar-Ge faaliyetlerimizi ikiye, üçe katlamak. Daha fazla ve etkili performans kimyasalı geliştirerek, bunların ürün portföyümüzdeki ağırlığını artırmak. Ayrıca Türkiye’ nin döviz harcayarak ithal ettiği organik kimyasalları ve tarıma dayalı kimyasalları üretebilmek için teknolojiler geliştirmeyi, nanoteknoloji gibi yeni ve ileri teknolojileri kullanmayı hedefliyoruz. Bu sayede Ak-Kim’de kullanılan prosesleri gelişti-


rerek maliyetleri düşürmek, verimi artırmak ve çevreyi daha fazla korumak istiyoruz. Bu çalışmalarımızın neticesinde en kısa zamanda bir Ar-Ge merkezi olmayı hedefliyoruz” dedi. “Türkiye büyümede kimyayı da paralel olarak büyütmeli” Fatih Tanverdi, “Sektöre baktığımızda, Dünyanın ilk dört büyük ekonomisine sahip olan ABD, Çin, Almanya ve Japonya, aynı sıralama ile kimyada da dünyada ilk dörtte yer alıyor. Dolayısıyla, kimya sektörünün bir ülkenin gelişmişlik göstergesi olduğuna inanıyoruz. Türkiye, 2023 vizyonunda dünyanın ilk 10 büyük ekonomisine girmeyi hedefliyorsa, kimya alanında da ilk 10’a girmeyi hedeflemelidir. Ancak bu hedefe ulaşmak için Türkiye’deki büyük boyuttaki işletmelerin sayısının artması ve mevcutların da kendisini sürekli geliştirmesi gerekiyor. Kimya sektöründe dünya ile rekabet edecek düzeni kurabilmek için mutlaka sektörün büyümesi desteklenmelidir. Bu büyümeyi destekleyecek en önemli unsurlardan biri yabancı yatırımcılar olacaktır. 11-16 Ağustos 2013 tarihleri arasında ülkemizde düzenlenecek IUPAC 44. Dünya Kimya Kongresi’nin Türkiye’deki yatırım fırsatlarını tanıtmak açısından çok önemli bir fırsat olduğunu düşünüyoruz” ifadelerini kullandı. “Kimya ile Temiz Enerji” Tanverdi, “Bu yılki ana teması “Kimya ile Temiz Enerji” olan 44. Dünya Kimya Kongresi’ne ulusal ve uluslararası birçok akademisyen, öğretmen, öğrenci ve sektör yetkilileri katılacak. Aralarında Nobel Kimya Ödülü sahibi Alan Hegeer, Ryojini Noyori, Ada Yonath ve Aaron Ciechanover de bulunduğu konuşmacılar, son çalışmalarını bu kongrede sunacak. Ak-Kim olarak, dünyanın bu en prestijli kimya kongresini Platin Sponsor olarak desteklemekten, kimyanın gelişimine ve ülkemizin bu alandaki tanıtımına katkı sunmaktan gurur duyuyoruz. İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Merkezi ile Harbiye Askeri Müze ve Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek bu kongreye tüm kimya tutkunlarını bekliyoruz” şeklinde konuştu.

BASF, “We create chemistry world tour” ile nasıl kimya yarattığını anlatacak “Sürdürülebilir bir gelecek için kimya yaratma” hedefi doğrultusunda faaliyetlerini sürdüren dünyanın lider kimya şirketi BASF, şirket bünyesinde nasıl kimya yaratıldığını göstermek amacıyla hayata geçirdiği We create chemistry world tour - Biz kimya yaratıyoruz Dünya Turu kapsamında Ağustos ayında İstanbul’da özel bir organizasyon gerçekleştirecek. Şirketin ürün geliştirdiği sektörler arasından seçilmiş on alandaki çözümlerin tanıtılacağı sergide, basın mensuplarından, müşterilerinden ve STK temsilcilerinden meydana gelen farklı gruplar bir araya gelecek.

Kimya sektörü; yaşam kalitesi, beslenme, doğal kaynakların / çevrenin ve iklimlerin korunması gibi konularda geliştirdiği inovatif ve sürdürülebilir çözümlerle dikkat çekerken; BASF yetkilileri de inovasyonun uzun vadeli başarılarının anahtarı olduğunu belirtiyor. İnovasyon alanında sahip olduğu gücü gelecekte ortaya çıkması öngörülen global sorunlara çözüm sunmak amacıyla kullanan BASF bünyesinde ekonomik başarı, sosyal sorumluluk ve çevresel koruma ile bir bütün olarak ele alınıyor. Rakamlarla BASF’de Ar-Ge

BASF, 2011 yılında 1.6 milyar Avro seviyesinde gerçekleşen Ar-Ge harcamalarını 2012 yılında 1.7 milyar

Avro’ya çıkarttı. Bu artışın temelinde, BASF’nin araştırmayı global pazarlar ve müşteri endüstrilerine daha yakın bir şekilde yeniden yapılandırma hedefi yer alıyor. 2012 yılında pazara 250’den fazla yeni ürün sunan BASF’nin araştırma birimi, 2012 yılında yenilikçi gücünü de yeni bir performans seviyesine yükseltti. Dünyadaki tüm BASF şirketleri bünyesinde Ar-Ge departmanlarında faaliyet gösteren çalışan sayısı 2011 yılında 10.100 kişi iken, 2012’de bu sayı %3.9 oranında artış göstererek 10.500’e yükseldi. Söz konusu çalışanlar tarafından hali hazırda 3000 farklı projenin yürütüldüğü BASF çatısı altında teknoloji, Ar-Ge ve inovasyonla güçlendirilerek kimya sektörüne öncülük ediliyor.

Ağustos 2013

27


Türkiye’nin en fazla ihracat yapan ikinci sektörü İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamülleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Akyüz, Kimya sektörü 2012 yılında otomotivin ardından Türkiye’nin en fazla ihracat yapan ikinci sektörü oldu. “İhracatımızı yüzde 11,34 artışla 17 milyar 592 milyon dolara yükselttik. Mısır, Irak ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin ardından en çok ihracatı Malta, Almanya, Rusya Federasyonu, İran, İtalya, ABD ve Yunanistan’a gerçekleştirdik. Bu başarılı performansımızdan hareketle 2013 yılı ihracat hedefimizi 20 milyar dolar olarak belirledik” dedi.

ğiniz gibi, dünyanın en büyük fuarlarına milli katılımlı fuar organizasyonları gerçekleştiriyoruz. Dış alım heyet gezileri düzenliyoruz. UR-GE (Ekonomi Bakanlığı tarafından kurulan ihracatçının çeşitli pazarlarda yapacağı pazar araştırması, satışı ve eğitimini bir araya getiren bir sistem) faaliyetlerimiz kapsamında yürüttüğümüz çalışmalarımız var. AB UYUM SÜRECİNDE SON GELİŞMELER

2013 yılının ilk yarısında ise, ihracatımız 8 milyar 575 milyon dolarlık ihracata ulaştı. Ocak - Haziran döneminde otomotivin ardından Türkiye’nin en çok ihracat yapan ikinci sektörü kimya oldu. Mısır, Irak, Almanya, Hollanda, Malta, İran, Rusya, İspanya, İtalya ve Azerbaycan-Nahcivan bu dönemde en fazla ihracat yaptığımız ülke-

28

Ağustos 2013

ler olarak sıralanıyor. Güney Afrika ülkeleri, Hollanda, İspanya gibi Avrupa ülkelerine olan ihracat artışımız da dikkat çekici. Birlik olarak, ihracatçılarımız için potansiyeli yüksek olan bölgeleri araştırıyoruz. Düzenlediğimiz yurtdışı fuar organizasyonları ve ticari heyet gezilerinin yeni pazarlara ulaşmamızda önemli bir rolü var. Bildi-

Firmaların kısa, orta ve uzun vadede mali külfetler de doğuracak bu değişimi çok yakından izlemeleri ve sektörlerini ilgilendiren gelişmeler hakkında düzenli olarak bilgi edinmeleri geleceğe dönük stratejilerini belirleyebilmeleri açısından hayati önem taşıyor. İMMİB (İstanbul Maden ve Metaller İhracatçı Birlikleri) bünyesinde bu kapsamdaki faaliyetler, AB Mevzuatı Uyum Şubesi tarafından yürütülüyor. Birlik olarak son yıllardaki en önemli gündem maddelerimizden biri REACH… İKMİB olarak, REACH Tüzüğü’nün kimya ihracatçımıza getireceği yükümlülükler konusunda firmalarımızı bilgilendirmek ve bu kapsamda nasıl bir yol haritası izleneceği konusunda uzun yıllardır çalışmalar yapıyoruz. Firmalar nezdinde yaptığımız bilgilendirme çalışmalarının yanı sıra kamuoyunda bu konuda farkındalık yaratmaya yönelik pek çok projeyi hayata geçirdik. Kimya sektörümüzün REACH


Mevzuatı’ndan direkt ve dolaylı olarak etkilenecek tüm alt sektörlerin, İMMİB bünyesinde kurulan REACH Masası’nda temsil edilmeleri ve yapılan çalışmalara katkıda bulunmalarını sağlıyoruz. Ayrıca, Türkiye çapında REACH ile ilgili bilgilendirme seminerleri düzenliyoruz. Firmalarımızın REACH sürecindeki kayıt işlemlerini kolaylaştırmak ve maliyetlerini azaltmak amacıyla Brüksel’de REACH Global Servises şirketini kurduk. Kurduğumuz bu şirket sadece Türk şirketlerini de hizmet vermiyor, farklı ülkelerden de şirketlerin kayıt işlemleri için tercih ettiği bir nokta haline geldi, bu da bizi mutlu ediyor. Avrupa Birliği ile entegrasyon kapsamında REACH uyum standartlarının sağlanması ve tüm ürünlerin bu kapsamda ilgili standartlar dâhiline getirilmesi için sertifikalandırması gerekiyor. İlgili her bir ürün için bu onayın alınması ihracatçıya yaklaşık olarak 40 - 50 bin euro’luk bir maliyete neden oluyor. Ürün sayısının ortalama 10 olduğu var sayıldığında, bu durum her bir ihracatçı için 400 - 500 euro’luk bir maliyete karşılık geliyor. Böylesi büyük maliyetler getiren REACH ve CLP konusunda halen teşvik mekanizması oluşturulmadığını üzülerek belirtmek isterim. KİMYA SEKTÖRÜNDEKİ SORUNLAR

Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun (EPDK) kaçak akaryakıtı önlemek için uyguladığı bazı kurallar kimya sektörüne ciddi zararlar veriyor. 24 Nisan 2013’te Res-

mi Gazete’de yayımlanan “Akaryakıt Haricinde Kalan Petrol Ürünlerinin Yurt İçi ve Yurt Dışı Kaynaklardan Teminine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ”in 1 Temmuz’da yürürlüğe girmesi söz konusuydu. Bu tarih 1 Ocak’a ertelendi, ancak bu da bir çözüm değil. Tebliğin yeniden gözden geçirilmesi sektörümüzün geleceği açısından hayati önem taşıyor. Diğer yandan Avrupa Birliği’nde 11 Ocak 2010’da yürürlüğe giren AB Kozmetik Tüzüğü kapsamında, piyasadaki her kozmetik ürün için Avrupa Birliği’nde bir ‘Sorumlu Kişi’ atanması ve 11 Temmuz 2013’e kadar bir bildirim yapması gündemimizdeydi. ‘Sorumlu Kişi’ atanması zorunluluğu ve Avrupa Birliği’nde yerleşik olması gereken bu sorumlu kişiye yüklediği görevler, pazardaki KOBİ’leri olduğu kadar pazara dışarıdan ürün gönderen Türkiye gibi AB dışı ülkelerdeki ihracatçıları da zorluyor. Çünkü ağır sorumluluklar ve yasal bağlayıcılığı nedeniyle bu işi üstlenen firma sayısı az ve fiyatlar da yüksek seyrediyor. Birlik bünyemizde faaliyet gösteren tek temsilcilik REACH Global Services S.A. (RGS) kozmetik tüzüğü kapsamında ‘Sorumlu Kişi ve Bildirim’ konusunda hizmet veriyoruz. 2009 yılından bu yana firmalarımızı yükümlülükleri konusunda eğitim ve seminerlerimizle bilgilendiriyoruz. Kimya sektörünü yakından ilgilendiren önemli konulardan biri de firmalarımızın yaptıkları ihracatlarda test-denetim-kalite belgelerine yaptığı harcamaların yüksek fiyatlarla

ihracatçılarımıza çok ciddi yük getirmesi. İhracatçı firmaların bu tür test-denetim-kalite belgelerine yaptığı harcamaların belli oranlarda devlet desteğine tabi tutulmasının ihracatçılarımıza ciddi bir destek sağlayacağını düşünüyoruz. Sektörümüzün kronikleşmiş bir diğer sorunu da hammadde de ithalat. İhracatta gösterdiğimiz başarılı performansa rağmen maalesef hammaddede dışa bağımlıyız. Geçtiğimiz yıl kimya sektöründe yaklaşık 90 milyar dolarlık ithalat gerçekleşti. Bazı sektörlerimizde bu oran çok daha fazla… Artık bu yapının değişme zamanı geldi. Dışa bağımlılığın azaltılması için yeni petrokimya yatırımlarının yapılması ve mevcut kapasitenin artırılması gerekiyor. Bunun için yeterli donanım ve altyapıya sahip olduğunu belirti.

Ağustos 2013

29


“Kimya için varız” GEBKİM OSB Başkanı Refik Baydur, ülkemizde kimya sanayinin gerek üretim gerekse ihracatta gelişmesi için ithalatın önünün kesilmesi gerektiğini söyledi. GEBKİM OSB’deki temel hedefin kimya için bir şeyler yapmak olduğuna değinen Baydur, “Bunda da başarılı olabildiysek ne mutlu” dedi. Gebze Kimya İhtisas OSB Başkanı Refik Baydur, GEBKİM OSB’yi ve kimya sektörünün geleceğine dair öngörülerini Sanayi Gazetesi’ne değerlendirdi. Araştırmanın özellikle kimya sanayi için ön sırada gelen bir unsur olduğunu kaydeden Baydur, “Kimya sanayinin gerek üretim gerekse ihracatta gelişmesi çok büyük rakamlı yatırım ve çalışmalarla mümkün. Ancak ithalatın önünü kesmediğimiz sürece kimya sanayinin beklenen yere gelmesi mümkün değil” dedi. “Temel ürünlerimizi, kendimiz üretmeliyiz” Baydur dışarıdan getirdiği öz hammaddeyi ülkemizde temizlik malzemesi, deterjan, şampuan gibi ürünlere çevirerek satışını yapan şirketlerin ise tesis olarak anılmaması gerektiğini, yabancı menşeli bu firmaların kendi malını satmak, pazarlamak için kurulan şirketler olduğunu söyledi. Baydur, “Biz ayakta durabilmek için temel üretimlerimizi bünyemizde tahsis etmeliyiz” diye konuştu. GEBKİM OSB’deki temel hedeflerinin de kimya sanayisi için bir şeyler yapmak olduğuna değinen Baydur, “Bunda da başarılı olabildiysek ne mutlu bize” dedi. “Yapılanma altyapıdan ibaret değil” Günümüz itibariyle istenen doluluk oranına ulaşamayan GEBKİM OSB’nin altyapıda hızlı mesafe aldığını ancak yapılanmanın altyapıdan ibaret olamayacağını belirten Baydur, “Gerek kimya gerekse diğer sektörler için dış dünya ve pazarın açık olması lazım. Bunda endişeler var ancak kabahat yalnız Türkiye’yi yönetenler için geçerli değil. Dünya-

30

Ağustos 2013

nın durumundan biz de ister istemez payımıza düşeni alacağız. Bir dezavantajımız da etrafımızdaki devletlerin emniyet payının düşüklüğü ve bizimle ilişkilerinin istenen seviyede olmaması” diye konuştu. “Altyapının farkında değiller” Sanayi üretiminde ürünün sevkiyatının büyük önem taşıdığını, yeni nesil sanayicilerin değişik üniteleri farklı bölgelerde kurarak iyi bir gelişme kaydettiklerini belirten Baydur, “Bu gelişmenin OSB’lerde yapılması daha ileride safhalarda yeni gelişmeleri gündeme getirecek ama henüz bu noktada değiliz. Örneğin buraya gelen, kimya sanayi kurmak isteyen arkadaşlar fiyata bakıyor ama altyapının farkında değil. Herhangi bir yerde ucuz fiyata arsa verseniz hemen oturacak ama bina başladığında suyu akmayacak. Onun için masaya oturduğu zaman OSB’yi anlatıyoruz” dedi. DEVLET ALTYAPIDA YARDIMCI OLMALI Bütün sanayicileri OSB içinde yatırıma yönlendirmenin yanlış bir tutum olduğunu kaydeden Refik Baydur, “Devlet OSB dışında yer alan sanayicilere de OSB’deki sanayicileri sağladığı destek ve imkanları sağlamalı” diye konuştu. OSB’lerde en büyük unsurun altyapıların OSB’ler tarafından yapılması olduğunu belirten Baydur devletin bu konuda da yardımları olması gerektiğini söyledi. “Dayak yiye yiye soğukkanlı olduk” Hanımlar bu işi becerecek eminim Refik Baydur, 277 OSB’den birinde kadın başkan, 16’sında kadın böl-

ge müdürü bulunmasına dair verileri ise şöyle değerlendirdi: “Cinsiyet faktörlerinde gelişimi belirli yollarda görmek yanlış olur. Burada önemli olan müteşebbisin kendi müteşebbis gücüdür. Bir OSB’nin gelişmesi için büyük risk gerekiyor. Bunu alabilecek bir hanıma bu iş verilebilmeli. Ben OSB’lerin hiçbirinde cinsiyet barajı olduğuna inanmıyorum. Olayın gelişi veya hanımların kendini daha pasif görmesi yoluyla bu işler bu dereceye gelmiş olabilir. Bundan sonra ne olabilir. 4-5 senedir kadınlar işletmelerde öne çıkmaya başladı. Bir hanımın OSB’de görev alması doğa, çevre, zevk ve gelişme yönünden daha önemli. Bende iki tane hanım çalıştı. Çevreye dikkatlerinden şikayetçi değilim ama olaylar karşısında endişe ve heyecanlanmaları var. Hemen ders almak gerekiyor. Biz belki daha soğukkanlıyız veya dayak yiye yiye daha soğukkanlı olduk ama hanımlar bu işi becerecek, eminim.”


İzel Kimya, 10 bin metrekarelik alana kurulu fabrikasında her geçen gün yeni ve sürdürülebilir ürünler üretiyor İzel Kimya A.Ş, boya ve vernik sanayisinde yaygın olarak kullanılan sentetik reçine ihtiyacını kar-şılamak için 1996 yılında faaliyetlerine başladı. 2011 yılı sonlarında Dilovası’nda ki modern tesisine taşınan İzel Kimya, şu anda toplam 10 bin metrekarelik alana kurulan fabrikasında faaliyetlerini sürdürüyor. 8 bin 500 metrekaresi kapalı alan olan fabrikada , 50 bin ton üretim gerçekleştirebiliyor. Yine üretim imkanlarını kolaylaştırabilmek adına, işletme içerisine büyük bir depo alanı da yapılmış durumda. Çelik;” Sürdürebilir ürün geliştirmek, gelecekteki iş portföyümüzün temelini oluşturduğundan, İzel Kimya için büyük önem taşıyor. İzel Kimya’nın bugün bile üretiminin çoğu yeni ve sürdürebilir ürünler ile yenileniyor.” dedi. İzel Kimya’nın sürdürebilirlik stratejisinin, mevcut ve yeni nesillere parlak yaşamlar oluşturmak için şirketin misyonu ile güçlü şekilde bağlı olduğunu ifade eden İzel Kimya Genel Müdürü Suat Çelik; İzel Kimya olarak, gelecek yıllarda sürdürebilirliğin esas ve değerlere yön vereceği inancı ile çalışmalarını yürüttüklerini belirtti. Türkiye’de ‘Alkid Reçinesi’ üreten tek şirket Her geçen gün portföyüne yeni ürünler katan İzel Kimya’nın ürünleri ara-

sında; epoksi reçine sertleştiricileri (polyamide ve polyamine bazlı) solventli ve solventsiz, ter¬moplastik akrilik reçine ve doymuş polyesterler yer alıyor. Türkiye’de yalnızca ‘Alkid Reçinesi’ üreten tek şirket ko¬numda olan İzel Kimya’nın başarısının arkasındaki sebepler ile ilgili de bilgiler veren İzel Kimya Genel Müdürü Suat Çelik şunları kaydetti: “Çalışmalarımızda ISO 9001:2008, ISO 14001:2004, OHSAS 18001:2007 Yönetim sistemlerini benimsiyoruz ve müşterilerimize her zaman kaliteyi sunuyoruz. İzel Kimya olarak, bu kalitemizi uluslararası piyasaya ulaştırabilmek için, dünyaca ünlü ve güvenilir bir şirket olan 163 yıldır ismini kalite ile taşıyan Worlée şirketi ile Joint Venture (ortak girişim) anlaşma yaptık.

Ayrıca İzel Kimya Worlée ile yapmış olduğu Joint Ven¬ture (ortak girişim), aralıksız süren Ar-Ge çalışmaları ile Türkiye’yi alanında yeni bir çok ürün ile tanıştırmayı he¬defliyor.

Ekonomik başarı, çevre koruma ve sosyal sorumluluk arasında denge kurmak, uzun zamandır kurumsal kültürümüzün temelini oluşturuyor İzel Kimya kaliteli hizmet sunmak için üretiminin her aşamasını sürekli kontrol altında tutmak suretiyle, teknik ve tecrübeli kadrosuyla çalışmalarını gerçekleştiriyor”dedi. Ağustos 2013

31


Yeşil İnovasyona Destek Veren Firma: CHRYSAMED Çevre ve insan sağlığına zarar vermeden rahatlıkla kullanılabilecek ilaçlar geliştiren Chrysamed Kimya, İzmir’in Torbalı ilçesindeki fabrikanın kapasitesini artırıyor Almanya Hamburg Üniversitesi’nde mühendislik öğrenimi gören Yusuf Aktaş, geliştirdiği formülle Chrysamed’i yaratarak bugün dünyanın pek çok ülkesinde tanınan bir markanın sahibi olduğunu kaydetti. Kimya sektörüne olan ilgisiyle Chrysa teknolojisini geliştirdiğini ifade eden Aktaş, ,” Fabrikamızı kurarken 15 milyon Euroluk bir yatırım yaptık. 2013 yılında ilave yeni bir fabrikanın daha temelini atıyoruz. Bu yatırımız da yaklaşık 10 milyon Euro’ya mal olacak” dedi. Firmamız ürünlerinin üretiminde kullandığı Chrysa teknolojisi ile tüm rakiplerinden ayrışmaktadır. Aktaş, Chrysa teknolojisi ile doğaya ve insan sağlığına duyarlı ürünler üretebildiklerini ve Ar-ge çalışmaları sonucunda elde ettikleri teknoloji ile önemli bir inovasyon meydana getirdiklerini belirtti. “Chrysamed kokusuz, leke ve kalıntı bırakmayan, uçan ve yürüyen haşerelere karşı 3 aya kadar öldürücü ve uzaklaştırıcı etkiye sahip, geniş spektrumlu ve su bazlı bir haşere ilacıdır. Chrysamed patentli teknolojisi sayesinde çok az etken madde ile haşereler üzerinde büyük etki oluşturmaktadır. Bu özelliğini ise formülün homojen dağılımına ve ilacın molekül büyüklüğünün de en alt boyuta kadar çekilmesine borçludur. Amacımız haşereleri zehirleyerek öldürmek değil, sinir sistemlerini felç ederek etkisiz hale getirmektir. Eğer haşereleri zehirleyerek öldürmek isterseniz, onların üreme içgüdülerini harekete geçirirsiniz ve çoğalmalarına sebep olursunuz. Bizim formülümüz aynı zamanda kalıcı etkisi ile haşereleri uygulandığı mekânlardan uzak tutmaktadır. Özetle ürünümüz insan sağlığına ve çev-

32

Ağustos 2013

reye duyarlı bir ürün olduğu için ilgi ve talep görmektedir” dedi. Chrysamed, 21. Yüzyılda yeşil inovasyonun ekonomik iz düşümlerine hazır olmak gerektiğini aslında tüm sektörlere işaret ediyor Sektöründe bir yeşil inovasyona imza atan Chrysamed, endüstriyel bir örnek teşkil ederek kendi alanında öncü konumunu üstleniyor. Chrysamed teknolojisi ile üretilen su bazlı haşere ilaçları haşereleri zehirleyerek değil, sinir sistemlerini etkileyerek çözüm sağlıyor. Chrysamed teknolojisi, zararlıları uygulandığı yaşam alanlarından uzak tutuyor ve etkisi 3 aya kadar devam ediyor. Chrysamed Alman TÜV ve LGA Laboratuvarlarında 32 ayrı kimyasal deneyde incelenmiş olup tüm deneylerden geçerek Avrupa standartlarına uygunluk raporu almıştır. Doğal felaketlerinin böylesine gözle görülür, hissedilir hal aldığı bir dönemde sosyolojik taleplerin de doğa haklarına saygılı üretim ve ürünlere yöneleceğini belirten Chrysamed tüm sektörleri ve firmaları doğaya saygılı üretim yapmaya davet ediyor.

Firmamız doğaya ve insan sağlığına duyarlı ürünler üretmeyi bir felsefe olarak benimsemiştir Yusuf aktaş son olarak,” Firmamız doğaya ve insan sağlığına duyarlı ürünler üretmeyi bir felsefe olarak benimsemiş ve tüm Ar-ge çalışmaları bu kapsamda yapılmakta ve ilerlemektedir. Ürünlerimiz Avrupa ülkelerinde yaygın olarak satılmaktadır. Ülkemizde önümüzdeki yıllarda bu ürünlere ilişkin bilincin gelişmesi ile birlikte Pazar payımızın artmasını beklemekteyiz.” dedi


2013 yılı ilk yarısındaki en önemli sorun cirolar artmasına rağmen karlılıkların azalmasıdır Ülkemizde lojistik sektörünü oluşturan 3PL (üçüncü taraf lojistik) şirketler, 2000 yılından itibaren kurulmuş ve zamanla büyüme hızını artırmıştır. Daha önce taşımacılık ve gümrük ağırlıklı yapılan dış kaynak kullanımı söz konusu yıldan itibaren lojistik bazlı yapılmağa başlanmıştır. Bilindiği üzere lojistik, taşımacılığın yanı sıra depolama, gümrükleme, sigortalama, paketleme ve katma değerli hizmetler, sipariş ve stok yönetimi, muayene/gözetim faaliyetlerinin eşgüdümlü yapılmasını gerektirmektedir. Son birkaç yılda sektörde hizmet çeşitliliği ve kalitesi artmış, karma taşımacılık (multimodal, intermodal ve kombine) kapsamında çözümler önem kazanmış, çağdaş depo yatırımları gerçekleştirilmiştir. Lojistik sektörünün büyümesi tümüyle sanayi ve ticaret sektörlerinin büyümesine bağlıdır. Diğer taraftan lojistik sektörü Türkiye’nin büyüme hızından daha fazla oranda büyümektedir. Bunun başlıca nedeni dış kaynak kullanımın artmasıdır. 2008 krizi Türkiye’yi 2009 yılında özellikle uluslararası taşımacılıkta derinden etkilemiş, 2010 ve 2011 yılları toparlanma çabalarıyla geçirilmiş, 2012 yılında yerinde sayılmıştır. Kriz ile birlikte Avrupa’ya olan taşımalar düşerken Orta Doğu ve Asya taşımaları artmıştır. Söz konusu bölgeler lojistik açısından daha zorlu bölgelerdir. Dolayısıyla lojistik sektörü bu bölgeler için yeni lojistik projeler geliştirmek durumundadır. 2012 yılı sektör büyüklüğü 45 milyar dolar mertebesindedir. Lojistik sektöründe 2012 yılı ve 2013 yılı ilk yarısındaki en önemli sorun cirolar artmasına rağmen karlılıkların azalmasıdır. Bunun ana nedenlerinden biri lojistik altyapısındaki yetersizliklerdir. Özellikle Demiryolları, Denizyolları, Gümrükler, Eğitim ve Lojistik Köyler konularında önemli eksiklikler vardır. Maalesef liman,

Prof.Dr. Mehmet TANYAŞ / mehmettanyas@gmail.com demiryolu ve denizyolu altyapısı etkin ve eşgüdümlü bir şekilde kullanılamamakta, lojistik köyler/merkezler konusundaki karmaşa devam etmektedir. Diğer taraftan şirketler yeterli ölçüde kurumsallaşamamakta, gümrüklerde beklemeler oluşmakta, eğitime fazla önem verilmemekte, fiyat odaklı bir rekabet politikası izlenmektedir. Kayıt dışı ekonomi ve haksız rekabet sektörün önünü tıkamaya devam etmektedir. Yetki belgesi, standart dışı araç, kaçak yakıt olarak kullanımı vb konularda haksız rekabet vardır. Denetimler artmasına rağmen istenen düzeyde etkinlik sağla-

namamaktadır. Lojistik konusunda bakanlıklar arası koordinasyon eksikliği vardır, bu nedenle bir lojistik üst kurula gereksinim vardır. 2012 yılı için olumlu gelişmelerden biri ise stratejik master plan oluşturma çalışmalarının önem kazanmasıdır. Bazı sektörler 2023 yılını baz alan stratejik master planlarını açıklamıştır. Lojistik açısından ise TİM bünyesinde Türkiye Lojistik Master Planı için Strateji Belgesi hazırlanmıştır ancak Master Plan halen hazırlanmamıştır. Sanırım konunun başbakanlık düzeyinde çözümlenmesi gerekmektedir.

Ağustos 2013

33


LOJİSTİK

UND İstanbul İftarı Sektörü Buluşturdu sektörde çok önemli işler yaptı. Türkiye herkesin süründüğü dönemlerde başını dik tutan, büyümeyi hedefleyen bir ülke ve bu ülkenin geleceği bizler için çok önemli. Sakın şirketlerinizi satmayın. Zor günler yaşıyoruz ama sabredin. Mutlaka düze çıkacağız. Gelin bu mücadeleyi hep beraber verelim” dedi. IRU ve UND’den en iyilere ödül

Uluslararası Karayolu Taşımacılık Birliği (IRU) ve UND Karayo-

Uluslararası Nakliyeciler Derneği Geleneksel İstanbul İftar Yemeği 24 Temmuz 2013 tarihinde Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Kamu, sivil toplum kuruluşları ve UND üyesi firma temsilcilerinden oluşan yaklaşık 1.000 kişinin katıldığı iftar yemeği, Yılın Sürücüsü ve Yılın Tepe Yöneticisi ödül törenlerine de sahne oldu. ‘Rekabet için birlik olmak şart’

UND İcra Kurulu Başkanı Fatih Şener iftar yemeğinde yaptığı açılış konuşmasında sektörde birlik beraberliğin önemine değinerek, “Zorlu rekabet koşulları altında beraber olmaya akıl birliğine ihtiyaç vardır. Dünyanın ücra köşelerindeki sürücülerimizin birbirleri ile yiyeceklerini paylaştığı gibi bizde birlikteliğe önem vermeliyiz” dedi. Şirketlerinizi satmayın, sabredin!

Nakliye firmalarına seslenen UND Başkanı Çetin Nuhoğlu, “Zor günler yaşıyoruz ama mutlaka düze çıkacağız. Sakın şirketlerinizi satma-

34

Ağustos 2013

yın” dedi. Toplantıda konuşan UND Başkanı Çetin Nuhoğlu, lojistik sektörünün son yıllarda önemli gelişmeler kaydettiğini, ancak uluslararası pazarda bir takım engellerle karşı karşıya olduğunu dile getirdi. Bu engellerin aşılması için birlikte hareket etmenin önemine değinen Nuhoğlu şöyle konuştu: “Türkiye’ye baktığımızda her şey çok değişti ve büyük mesafe kat edildi. Artık 19 lojistik üssü konuşuyoruz. 2023 yılında 500 milyar dolarlık ihracat hedefi var. Ama hepimiz biliyoruz ki, yapacak çok işimiz var. Artık Türkiye’nin temel planlarından biri olan ihracat hedefinde aktif rol alabilmemiz için çok çalışmamız lazım. Yan yana gelmemiz, beraber hareket etmemiz şart. Yeni Türkiye’nin bundan sonra güçlenerek devam etmesi için uluslararası nakliyeciye düşen her görevi yerine getirmemiz gerekiyor. Elbette engellerimiz var, Avrupa’yı trenle geçen tek ülke olarak kalmak istemiyoruz, malların serbest dolaşımının engellemesine karşı durmamız lazım” dedi. ‘Mutlaka dize çıkacağız’ Konuşmasında son dönemde sektörde yabancı şirketlere hisse satan firmalara gönderme yapan Nuhoğlu, nakliyecilere şirketlerini satmaları konusunda çağrıda bulundu. Nuhoğlu, “UND kurucuları ve üyeleri bu

lu Nakliye Şirketi tarafından verilen Yılın Tepe Yöneticisi ile Yılın Sürücüsü Ödülleri de gecede sahiplerini buldu. 10 yönetici arasından eşit puana sahip olan Murat Baykara ( Baynak)ve Tuğbay Ataman (Kıta) büyük ödüle layık görüldü. Diğer ödül alanlar ise şöyle; Adnan Ağaçlı (Ağaçlı), Ahmet Uzel (Balnak), Ali Ahmet Yüksel(Yüksel), Ferhat Selamoğlu ( Selamoğlu), Fethi Çapar (Martı), Hasan Bakımcı (Bkm), Kemal Gül ( Gülsan), Memik Hilmi Taner( Şahin). Yılın Sürücüsü Ödülü ise OMSAN Lojistik firması sürücüsü Hasan Narman’ın oldu.


Yeni Rota: Türki Cumhuriyetler ve Romanya!

Türkiye’nin lider lojistik firması Mars Logistics; müşterilerine yeni pazarların kapılarını açmayı sürdürüyor. Mars Logistics düzenli seferler ile hizmet verdiği alternatif pazarlara, Türki Cumhuriyetler ve Romanya’yı da ekledi. Mars Logistics, müşterilerinin yüklerini, Türkmenistan’a 8, Özbekistan’a 10, Kazakistan’a 12, Azerbaycan’a 4, Gürcistan’a 2, Romanya’ya ise 3 günde ulaştırıyor. 1500 araçlık filosu ile Türkiye’nin en genç ve en büyük filolarından birine sahip olan Mars Logistics, müşterilerine daha hızlı, daha güvenli ve daha kaliteli hizmet amacıyla sürekli olarak arttırdığı direkt sefer noktalarına son olarak Türki Cumhuriyetler ve Romanya’yı ekledi. Lojistik sektöründe yenilikçi uygulamalarıyla fark yaratan Mars

Logistics, Türk Dış Ticareti için önemli, yeni ve alternatif pazarlara açılma stratejisine yeni hatlarda düzenli seferlere başlayarak müşterilerine kaliteli hizmetleri ile destek olmaya devam ediyor. Mars Logistics; düzenli seferlere başladığı Türki Cumhuriyetler ve Romanya hattında da müşterilerine en avantajlı transit süre ve en kaliteli hiz-

meti sunuyor. Müşterilerine tüm lojistik hizmetlerini en hızlı ve güvenilir şekilde veren Mars Logistics, güçlü acente ağı ve hızlı dağıtımı sayesinde Türki Cumhuriyetler ve Romanya hattında da, müşterilerine lojistik çözümleriyle rekabet avantajı yanında parsiyel veya komple yükleme yapabilme olanağı sağlıyor.

Ağustos 2013

35


LOJİSTİK

Eyvah Çalışanlarım Çıldırdı! İşleriniz bir türlü doğru gitmiyor ve istediğiniz performansı yakalayamıyor musunuz? Her işiniz acil ve sorunlu mu? Çalışanlar her türlü sorun için kendi yöneticisine gitmek yerine firma sahibinin yani sizin kapınızı mı çalıyor? Sorunlar karşısında düzeltici ve önleyici faaliyetler düzenleyemiyor ve sadece günü mü kurtarıyorsunuz? Çalışanlarınız arasında çekişmeler ve iletişim problemleri mi var? Yukarıda bulunan sorulara evet diyorsanız kendinizin sebep olduğu bir kaos ortamını idare ediyorsunuz demektir. Genellikle aile şirketlerinde yaygın olan bu durumun meydana gelmesindeki en önemli etken, şirket sahibinin, sistemin işlemesi için dönmesi gereken çarkları yağlayıp arada bir kontrolünü yapmak yerine çarkı çeviren mekanizmanın ta kendisi olma isteğidir. Sürecin her aşamasında var olan firma sahibi, organizasyon içerisindeki hiyerarşik yapıyı bozarak, yönetici-

36

Ağustos 2013

lerinin yerine işle ilgili her hangi bir durumu sorgulamak için personel ile birebir muhatap olmaktan hiçbir rahatsızlık duymaz. Orta kademe yöneticisinin fonksiyonunu yitirmesine neden olan bu durumun neticesinde direk patronla muhatap olan personel, işle ilgili sorunlardan tutun da yaptığı işleri raporlamaktan iznine kadar her türlü durumda patronunun kapısını çalar. Kontrol mekanizması gerçekte işlemeyen firmadaki her personel firma sahibi ile olan ilişkilerine ve aldığı cesarete bağlı olarak kendi şahsi krallığını ilan eder. Çalışanlar ve departmanlar arasında bazen gizli bazen de açık çekişmeler artar. Her departman kendi başına hareket ettiği, iletişim problemleri arttığı için süreçler arasındaki ahenk bozulur. İş kaynaklı problemler şahsileştirilir, problemlere çözüm aranmak yerine suçlu aranmaya başlanır. Firmanın hizmet/ ürün kalitesi ve müşteri memnuniyeti düşer. Bu kaos ortamından kurtulmanın en basit yöntemi yetki ve sorumlukları

Yeliz Sarıçam Kalite Danışmanı info@ekonomiajandasi.net

doğru, anlaşılır bir biçimde tanımlayarak organizasyon şemanıza riayet etmektir. İşle ilgili herhangi bir konu hakkında bilgi almak için personelle görüşmek yerine bu iş için işe alınmış departman yöneticileri ile görüşmek çok daha doğru bir davranış olacaktır. Bunun neticesinde hiyerarşi doğru bir şekilde işleyecek, firma profesyonellerin bilgi ve tecrübesinden yararlanma fırsatı bulabilecektir. Genellikle aile şirketlerinin kurumsallaşamaması ve profesyonellerle çalışamamasın temel nedeni yukarıda da bahsetmiş olduğumuz gibi firma sahiplerinin aşırı derecede sahiplenme ve her şeyi kontrol etme isteğidir. Tabi bu durum sistem içerisindeki işleyişi olumsuz yönde etkilemektedir. Özetle olması gereken, şirket sahiplerinin merkezi otorite olarak sadece belirli periyodlarda yöneticileri aracılığı ile yapılan işleri kontrol etmesi yani yerel yönetimleri denetleme fonksiyonunu yerine getirmesi, sistemin işlemesi için gerekli olan koordinasyonu ve altyapıyı sağlamasıdır. Ancak bu şekilde süreçler belli bir sistem ile işleyebilir ve firma içerisinde kişiler arası ilişkileri dengede tutabilirsiniz.


Michelin, “İyi Dersler Şoför Amca” ile 7 bin servis şoförünü eğitecek Dünyanın en büyük lastik üreticilerinden Michelin, “İyi Dersler Şoför Amca” eğitimlerine devam ediyor. İstanbul Umum Servis Aracı İşletmecileri Esnaf Odası (İSAROD) işbirliğiyle hayata geçirilen Online Eğitim Odası’nda, 2013 yılında 7 binden fazla servis şoförüne uzman kişiler eşliğinde trafik güvenliği, trafikte davranış, iletişim ve ilkyardım eğitimleri verilecek.

Sosyal sorumluluk bilinciyle yaya ve yol güvenliği konusunda çalışmalar yürüten Michelin, trafikte iletişim ve ilkyardım konularında rol model olabilecek şoförler oluşturmak amacıyla online eğitimler vermeye devam ediyor. İstanbul Umum Servis Aracı İşletmecileri Esnaf Odası (İSAROD) işbirliğiyle hayata geçirilen ‘Online Eğitim Odası’ ile 2013 yılında 7 binden fazla servis şoförüne ulaşılması hedefleniyor. On binden fazla üyesi bulunan İSAROD çatısı altında, Michelin “İyi Dersler Şoför Amca” (İDŞA) projesi kapsamında kurulan Online Eğitim Odası’nda katılımcılara, uzman kişiler eşliğinde trafikte ilkyardım, trafik güvenliği, trafikte iletişim ve davranış konularında eğitim veriliyor. 7 binden fazla sürücüye online eğitim verilecek 10 bin üyesi bulunan ve her yıl 3 bin 500’e yakın yeni üyeyi bünyesine ka-

tan İSAROD, yeni üyelerine katılım şartı olarak İDŞA eğitimlerini almalarını isteyecek. Bu sayede mevcut üyelere verilen eğitimlerin yeni üyelere de verilmesi sağlanacak. Michelin Türkiye Genel Müdürü Marco Giuliani, “İyi Dersler Şoför Amca” projesi kapsamında birebir şekilde devam eden eğitimlerin online eğitimlerle desteklendiğini belirterek, “Bu çalışma yaya ve yol ve güvenliği konusunda üstlendiğimiz misyon doğrultusunda çalışmalarımızın devamlılığının bir göstergesidir. İSAROD çatısı altında kurduğumuz online eğitim odasıyla birebir eğittiğimiz şoförlerin eğitimlerini online olarak destekleyerek öğrencile rol model olabilecek şöforlerle seyahat etmelerini hedefliyoruz. Etik değerler ve mesleki ilkeler açısından olumlu davranışlar sergileyen servis şoförleriyle yolculuk eden öğrencilerimizin geleceğin eğitimli ve bilinçli

sürücüleri olacağına inanıyoruz” diye konuştu. İSAROD Başkanı Hamza Öztürk ise dernek olarak Michelin’in “İyi Dersler Şoför Amca” projesi kapsamında 2012 yılında da eğitim programları düzenlediklerini hatırlatarak şu bilgileri verdi: “Program kapsamında binden fazla esnafımıza trafikte ilkyardım, trafik güvenliği, trafikte iletişim ve davranış konularında eğitim verdik. İSAROD’un eğitime verdiği önemin bir göstergesi olarak Michelin, genel merkezimizde 15 bilgisayar kapasiteli online eğitim odası kurdu. Online eğitim ağımız sayesinde yüz yüze, bire bir eğitimlere katılamayan esnafımız da internet üzerinden aynı eğitimleri alabilecek. Önümüzdeki dönemde de esnafımızın eğitimiyle ilgili çalışmalarımız devam edecek. Bizlere desteğini esirgemeyen, yaya ve yol güvenliğini görev haline getiren Michelin’e teşekkürlerimizi sunarız.”

Ağustos 2013

37


LOJİSTİK

“Türkiye ve lojistik sektörü adına önemli bir adım atıldı” İstanbul Liman Başkanlığı ile Miami-Dade Dante B. Fascell Limanı arasındaki Uluslararası Kardeş Limanlar Antlaşması imza törenine katılan UTİKAD Başkanı Turgut Erkeskin, anlaşmayla Türkiye-ABD ticari ilişkilerinin geliştirilmesi yönünde önemli bir adım atıldığını belirterek, iki liman arasındaki faaliyetlerin artmasının lojistik sektörünü olumlu yönde etkileyeceğini söyledi. getiren Turgut Erkeskin, anlaşmanın Türk taşımacılık ve lojistik sektörünün yeni pazarlara açılması açısından önem arz ettiğini söyledi. “TÜRK LOJİSTİK KÖYLERİ KURULMALI”

İstanbul Liman Başkanlığı’nda yapılan imza törenine Deniz Ticareti Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Azman, Miami şehri hükümet temsilcisi Willy Gort, ABD Ticaret Bakanlığı Güney Florida Müdürü J. Eduardo Torres, Miami Dünya Ticaret Merkezi Başkanı Charlotte Gallogly, Wind-Solar Enerji Danışmanlığı Şirketi Ralph. A. Calleja ve Türk Amerikan Ticaret Odası Florida Eyaleti Müdürü Fatih Beyhan ile Türk taşımacılık ve lojistik sektörünü temsilen UTİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Turgut Erkeskin katıldı. İstanbul Liman Başkanlığı ve Miami Limanı arasında karşılıklı ticaretin arttırılması ile teknik ve ticari konularda işbirliğinin geliştirilmesini hedefleyen Uluslararası Kardeş Limanlar Anlaşması İstanbul Liman Liman Başkanı Gani Aygün ve Miami Limanı Hükümetler arası İlişkiler Müdürü Eric Olafson tarafından imzalandı.Söz konusu anlaşma, her bir limandaki yük ve kruvaziyer endüstrilerine, geçmiş istatistiki bilgilere, planlı liman altyapı gelişmelerine ve genel pazar araştırmalarına ait bilginin serbest ve engelsiz paylaşımını öngörerek limanlardaki yolcu ve yük trafiğini artırmayı hedefliyor. İmza

38

Ağustos 2013

töreninin ardından bir konuşma yapan Gani Aygün, Türk deniz ticareti sektörü, İstanbul’un ekonomik görünümü ve İstanbul Liman Başkanlığı hakkında bilgi verdi ve iki ülke arasındaki ticareti daha da geliştirmeyi hedefleyen bu anlaşma ile limanlar arasında karşılıklı anlayışı ve işbirliğini geliştirmek ve yaymak, teknik ve mesleki uzmanlığı paylaşmak üzere her iki limanın bundan böyle ortak faaliyet ve programlar yürüteceklerini bildirdi. TİCARET VE DENİZCİLİK FAALİYETLERİNİN GELİŞMESİNİ SAĞLAYACAK

Sektörü temsilen imza törenine katılan UTİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Turgut Erkeskin, Türkiye ile ABD arasında süregelen stratejik ilişkilere rağmen ticaretin hala arzulanan seviyeye gelmediğini belirterek, yapılan anlaşmanın iki ülke arasındaki denizcilik faaliyetleri ve ticaretin geliştirilmesine öncülük edeceğini söyledi. Kıtaları birbirine bağlayan İstanbul ve Miami’yi limanlar yoluyla birleştirecek bu anlaşmanın iki ülke arasında yük ve yolcu taşımacılığına önemli katkılar sağlayacağını dile

Türk taşımacılık ve lojistik sektörünü yurt içinde ve yurt dışında başarı ile temsil eden UTİKAD’ın ülkeler ve sektörler arası işbirliklerinin artmasına yönelik anlaşmalara büyük önem verdiğine dikkat çeken UTİKAD Başkanı Turgut Erkeskin, şöyle konuştu:”Dernek olarak başta Avrupa ülkeleri olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinden sektör dernekleri ve liman işletmecileri ile bir araya gelerek taraflar arası işbirliğinin geliştirilmesine yönelik anlaşmalar yapıyor, geleceğe yönelik ortak projeler üretiyor ve çalışmalar planlıyoruz. Geliştirilen bu ilişkiler ve yapılan anlaşmalar, Türk taşımacılık ve lojistik sektörünün büyümesine katkıda bulunurken aynı zamanda ihracatçılarımızın yeni pazarlara daha hızlı ve daha rekabetçi maliyetlerle ulaşmasına imkan sağlıyor.” Törende ABD heyeti ile lojistik sektörüne yönelik değerlendirmelerde bulunduklarını ve Ekonomi Bakanlığı’nın ABD’de Türk Lojistik Merkezleri kurma girişimine Miami-Dade Dante B. Fascell Limanı’nın öncülük edebileceği yönündeki UTİKAD görüşünün heyet tarafından ilgiyle karşılandığını vurgulayan Turgut Erkeskin, “Türkiye’nin, 2012 yılı itibariyle toplam 3.82 trilyon dolarlık bir ticaret hacmine sahip ABD’ye ihracatı yok denecek az. ABD‘de kurulacak lojistik merkezler, limanlar ve hava limanları arası bağlantılar iki ülke arasındaki ticaretin gelişmesi yönündeki engelleri de kaldıracaktır” dedi.


Arvento, Türkiye’yi Avrupa’da 3.kez temsil edecek Türkiye’nin lider araç takip sistemleri şirketi Arvento, bu yıl 3.kez Avrupa İş Ödülleri’nde Türkiye’yi temsil etmek üzere ‘Ulusal Şampiyon’ seçildi. Türkiye’de ‘araç takip sistemi’ denince akla ilk gelen firma olan Arvento Türkiye’nin yüz akı oldu.Arvento, Avrupa İş Ödülleri (European Bussines Awards) 2013/2014’ te, Türkiye’yi Avrupa elemelerinde temsil etmek için seçilen 40 finalist şirket arasında yer almayı başardı. Firma bu yıl, 31 Avrupa ülkesinden, 527 şirketin finale kaldığı Avrupa İş Ödülleri’nde Türkiye’yi kendi kategorisinde temsil edecek. Ulusal şampiyon

2011

Avrupa

İş

Ödülleri’nde,

Avrupa’da rakiplerinin arasından sıyrılarak ‘Ruban D’Honneur’ (Onur Kurdelası’na) layık görülen ve kendi kategorisinde Avrupa’nın en başarılı 10 şirketi arasında yer alan Arvento, geçen sene halk oylaması ile ulusal şampiyonluğa layık görülmüştü. Finalist şirketlerin, ‘Ruban D’Honneur’ ünvanı için mücadele edeceği yarışma, kademeli olarak Ocak ve Nisan aylarında açıklanacak olan sonuçlarla tamamlanacak. Avrupa genelinde ticari başarı göstermiş, alanında yenilikler üreten ve sosyal sorumluluk bilinciyle çevresine katkı sağlayan şirketleri belirlemek amacıyla düzenlenen Avrupa İş Ödülleri, 2007 yılından bu yana farklı sektörlerden binlerce şirketin; inovasyon, liderlik, sosyal sorumluluk, pazarlama, büyüme stratejileri, çalışan bağlılığı, süreç yönetimi ve müşteri sadakati alanlarındaki başarılarını, Avrupa çapında kanıtlamaları için fırsat veriyor.

İhracatta ‘para bulamazsan mal gönder’ devri Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın 28 Haziran 2013 tarihli genelgesiyle ihracatta ‘takas dönemi’ başladı. Böylece bankacılık sisteminin kullanılmadığı ya da kullanılamadığı ülkelere yapılan ihracatta ürüne karşı ürünle ödeme alınabilecek. İhracatta ‘takas dönemi’ başladı. İhracat yapılan bankacılık sisteminin kullanılmadığı ya da kullanılamadığı ülkelerde ihracatçıyı korumak adına takas usulü ticaret gerçekleştirilebilecek. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğü’nce 28 Haziran 2013 tarihinde yayımlanan genelgeye göre, takas usulüne göre ticaret yapılması altı şarta bağlandı. Buna göre, “Takas işleminde tarafların aynı gerçek veya tüzel kişi olmalı. Takas işlemine ilişkin ithalat ve ihracat işleminin aynı gümrük mü-

dürlüğünden yapılmalı. Takas işlemi gerçekleştirileceğinin ithalat ve ihracat işlemlerinin yapılması planlanan gümrük müdürlüğüne dilekçe ile bildirilmesi ve takasa ilişkin sözleşmenin (Takas sözleşmesinin ithal ve ihraç edilecek eşyanın cinsini, Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonunu, miktarını, birim fiyatını, toplam değerini ve sözleşme süresini içermesi gereklidir.) aslı ve yeminli tercüman tarafından yapılan Türkçe çevirisinin dilekçeye eklenmeli. Takas iş-

lemi kapsamında yapılan ithalatlarda Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu (KKDF) tutarı için 4458 sayılı Gümrük Kanununun 202′inci maddesi çerçevesinde teminat verilmeli. Eşya ihracatının önce yapılması halinde, ilk ihracat beyannamesinin tescil tarihinden itibaren 3 ay içerisinde takas işleminin tamamlanmalı. Eşya ithalatının önce yapılması halinde, ilk ithalat beyannamesinin tescil tarihinden itibaren 3 ay içerisinde takas işleminin tamamlanmalı” Ağustos 2013

39


LOJİSTİK

Neden şansızım? O neden benden çok şanslı… Dünya da işsizlik rakamları pek iç açıcı bir durumda değil. Her yıl üniversitelerden binlerce genç yeni umutlarla, hayallerle mezun olup işsizlik ordularının birer askeri olamadan ve gerçeklerle yüzleşmeden maalesef iş hayatına adım atamıyor. Tabii tüm bunlar bütün yeni mezunlar için geçerli değil, bazıları babalarının torpili ile hemen daha mezun olmadan bir yere kapak atıyor veya okul zamanı ders notlarını yukseltmek için gece gündüz çalışmış bir kesimde aynı şekilde göze çarparak bir yerlerde işe alınıyor. Yeni mezunları 4 kategoriye ayırsak her halde ilk 3 şu şekilde olurdu. •İşsizler ordusu •Baba torpili •Okuldayken göze çarpanlar Bunların haricinde bir başlık daha var ki hepimizin hayatında, etrafında sıkça gördüğünü düşündüğüm bir kesim; •Şanslılar Evet bazen etrafımızda hiçbir şey yapmadan, hiç uğraşmasına gerek olmadan her şeyi rahatça başarabilen “Şanslı” dediğimiz kişiler vardır. Onların yanında kendimizi hep “Şanssız” hissederiz. Bunun nedeni zaten terfi zamanı o “şanslı” kişi terfi yi alacaktır. En iyi iş teklifleri ona gelir çünkü o doğuştan çok “Şanslı” dır. İş başvurusu yaptığım yer benden önceki başvuran vasıfsız adamı işe almış bende zaten şans olsa… diye başlayan bir çok örnek sunabilirim sizin hayat kesitiniz olarak hiç de yabancı olamayacağınız küçük hikayeler de anlatabilirim. Bunun yerine size şansınızı çevirebilmenin küçük anahtarından bahsetmek istiyorum. Prof.Dr. Richard Wiseman’ın yazdığı Şans faktörü (The Luck Factor) ki-

40

Ağustos 2013

tabında yaklaşık 400 kişi ile yaptığı özel testlerden elde ettiği bilgi ve tezleri çok detaylı bir şekilde paylaşmış. Kendisini çok şanslı sanan 200 kişilik ekiple kendisine şansız diyen 200 kişilik ekip arasında en çok dikkatimi çeken test” Gazete de ki fotoğrafları sayın testi”, wiseman iki grubun üyelerine birer gazete vererek gazetede ki fotoğrafları saymalarını istemiş. Şansız olduğunu düşünen grup birkaç dakika içinde sonuca ulaşırken şanlı grubun bu süresi saniyelerle ifade edilecek kadar kısaymış. Bunun sebebi gazetenin 2 sayfasında yarım sayfa büyüklüğün de “Resimleri saymanıza gerek yok toplam 45 resim var” diye büyük puntolarla yazılmış bir ilan varken “şansızlar” bu ilanı göremedikleri için tek tek fotoğrafları saymışlar. “şanslı “ grup ise bu ilanın hemen dikkatlerini çektiğini söylemiş. Bunun sebebi aslında odaklanma sorunlarımız yüzünden kendi şansızlığımızı yaratmamız. Wiseman’ın örneğinde olduğu gibi sadece tek bir şeye (örnekte fotoğraf) odaklandığımız zaman diğer fırsatları kaçırıyoruz. Fırsatları görebilmek için odaklanmamızı daha geniş kapsamda tutmamız yeterli, yapmamız gerekenler kısaca;

Sabri Ergenecoşar Pazarlama ve Kalite Yönetmeni sabri@metsan.com.tr

•Sezgilerimize kulak vermek, •Kendimize güvenmek, •Bakmakla görmeğin arasında ki farkı iyi anlamak, •Olumlu beklentiler içinde olmak •Şanssız olduğunuzu düşündüğünüz anda aslında onun bir şans olduğunun bilincinde olmak. Elbette Şansa İnanırım; Yoksa sevemediğim İnsanların Başarısını neyle İzah edebilirdim? Jean COCTEAU


DMC uluslararası nakliyattan bir ilk DMC uluslararası nakliyatın sahibi Mesut Çalışkan,otoyol inşaat çalışmalarında kullanılan patlayıcıların ihracat taşımacılığını,demiryolu ile gerçekleştirdiklerini belirterek,Lojistik sektöründe ‘dmcfreight’markasıyla uluslararası taşımacılık alanında faaliyet gösterdiklerini söyledi. Mesut Çalışkan, “Tehlikeli madde taşımacılığı, özellikle patlayıcı özellikteki madde taşımacılığı, tehlikesinin dışında özel izinleri, yüklemesi, boşaltması, korumasıyla çok zordur. Ama tecrübemizle bir ilki başardık ve ilk parti ürünleri uygun şekilde alıcıya teslim ettik ve sevkiyatlar devam etmektedir.” diyor. RID sınıfına giren ürünleri Demiryoluyla taşıyabildiklerini belirten Mesut Çalışkan, Avrupa’nın çeşitli ülkelerin-

den özel sarnıç vagonlar ile blok tren oluşturarak sıvı kimyasal madde taşıdıklarını belirtiyor. Tek seferde ortalama 750 ton sıvı kimyasal maddeyi blok trenler ile taşımanın mümkün olduğunu ve blok tren olduğunda taşıma sürelerinin de oldukça kısaldığını söylüyor. Uluslararası Demiryolu, Denizyolu ve Proje taşımacılığı yapan DMC Uluslararası Nakliyat, Demiryoluyla her türlü katı-sıvı, dökme-paketli

ürüne uygun tipte kapalı, üstü açık, platform, sarnıç vagonları kullanarak; Denizyoluyla konteyner ve açık yük gemileri kullanarak, ihracat, ithalat, transit taşımalar gerçekleştiriyor. DMC Uluslararası Nakliyat daha çok Türkiye ile Avrupa ve Orta Asya ülkeleri arasında demiryolu konvansiyonel vagon ve kombine konteyner taşımacılığı, Türkiye ile Avrupa, Asya ve Afrika ülkeleri arasında proje, denizyolu konteyner ve açık yük taşımacılığı yapıyor. Avrupa ile Rusya ve Orta Asya ülkeleri arasında demiryolu vagon, konteyner taşımaları ve proje taşımaları da organize ediyoruz, dedi.

Ağustos 2013

41


İNŞAAT

Türkiye’deki binaların yüzde 45’i depreme hazır değil!

Konut satın alırken ilk önce deprem güvenliğini sorgulayın Deprem gerçeğini bundan 14 yıl önce Marmara Depremi ile bir kez daha hatırlamış olan Türkiye’de mevcut binalara bakıldığında durum pek de iç açıcı değil. Yüzölçümünün yüzde 92′si deprem kuşağında bulunan ve nüfusunun yüzde 95′i deprem tehdidi altında yaşayan ülkemizde 18 milyonu aşan yapı stoğunun yüzde 67’si ruhsatsız ve kaçak, yüzde 60’ı 20 yaş üzeri konutlardan oluşuyor. Ayrıca konutların yüzde 45’i oturulamaz durumda, 6,5 milyon konutun acilen yenilenmesi gerekiyor. Yapı Denetim Yasası’ndaki değişiklik ve kentsel dönüşüm ise bu konudaki sevindirici gelişmelerden… 17 Ağustos Marmara Depremi ve 2011 Van depremindeki acıları tekrar tekrar yaşamamak için tüketicilerin de bilinçli olması ve binalarının deprem güvenliğini sorgulaması şart. Yakın geçmişimizdeki en şiddetli deprem olan 17 Ağustos 1999 depreminin 14’üncü yıl dönümünde vatandaşlara, inşaat sektörüne ve kamu otoritelerine seslenen Çukuro-

42

Ağustos 2013

va Gayrimenkul İcra Kurulu Başkanı Cafer Kara, “Deprem denildiğinde halkımızın gözünde maalesef yıkılmış binalar canlanıyor. Oysa binalarımız depreme dayanıklı, Deprem Yönetmeliği’ne uygun inşa edilmiş olsa böyle üzücü tablolarla karşılaşmayacağız. Bu konuda Japonya bize en güzel örneklerden biri… 99’da yaşadığımız deprem 7,5 şiddetindeydi ve maalesef yıkılan binalar yüzünden ciddi kayıplar verdik. Geçen yıl Japonya’da yaşanan depremin şiddeti ise 9 ve o depremde binalar sapasağlam ayakta kaldı. İnsanlar binalardan değil, çoğunlukla tsunamiden zarar gördü.” dedi. Acıları azaltmak için dayanıklı yapılar inşa etmek ve toplumu eğitmek şart! Ülkemizde 81 ilin 55’inin Birinci Derece Deprem Bölgesi’nde bulunmasına karşın Yapı Denetim Yasası’nın 2011 yılına kadar sadece 19 ili kapsadığını hatırlatan Kara, yakın zamana kadar mühendislik, mimarlık hizmetlerine gereken önemin verilmemesinin deprem önlemlerinin ülkemizdeki yetersizliğini orta-

ya koyduğunu vurguladı. Kara, depremlerin oluşturacağı hasarları azaltmanın en etkin iki yolunun depreme dayanıklı yapılar inşa etmek ve toplumu depreme karşı eğitmek olduğunu vurguladı. Yeni binaları tercih edin, estetikten çok statiği sorgulayın Marmara depreminin hem sektördeki standartları hem de tüketicilerin bilinç düzeyini artırdığını söyleyen Kara, tüketicileri estetik değerlerden çok statik değerleri sorgulamaları gerektiği konusunda uyardı. Ortalama bina ömrünün 50 yıl olduğunu ifade eden Kara, mümkün olduğu kadar yeni binaların tercih edilmesi gerektiğini de vurguladı. Yapı denetimi sağlıklı işlemeli… “Yapı güvenliğini sağlamak yapıların üretim sürecinde doğru bir mühendislik hizmetiyle başlar. Zemin etüdünden projelendirmeye, malzeme kalitesinden yapım faaliyetine kadar bina üretim sürecinin her aşamasında alınacak mühendislik hizmeti yapıların güvenli olmasının en önemli teminatıdır.” diyen Kara, yapı denetiminin sağlıklı işlemesinin önemine dikkat çekti. Kentsel dönüşüm; kapsamlı, planlı, sağlıklı yaşam alanlarına dönüşüm olmalı Kentsel dönüşümün deprem gerçeği ile yaşayan Türkiye’de çok önemli bir adım olduğunu vurgulayan Kara, “Ancak kentsel dönüşüm, dar kapsamlı ve parselinde bina bazında dönüşüm olarak algılanmamalı. Yerinde imar artışıyla yapılmaya çalışılan kentsel dönüşüm başarısız olur. Kentleri uzun vadede geri dönüşü mümkün olmayan hatalara sürüklememek için kentsel dönüşüm; yolu, altyapısı, yeşil alanı ile daha kapsamlı, planlı ve sağlıklı yaşam alanlarına dönüşüm olarak ele alınmalı. Ayrıca devlet ve yerel yönetimler daha etkili ve yönlendirici rol oynamalı.” diye konuştu.


Kentsel dönüşüm kredisi nasıl alınır?

Kentsel dönüşüm kredisinden yararlanabilmek için öncelikle binanın kentsel dönüşüm kapsamına girmiş olması lazım. Müteahhit seçimi yapıldıktan sonra kentsel dönüşüm kredisi veren anlaşmalı bankalara başvuru yapılmalı. Bir daire için en fazla 100 bin lira, eğer başvuru yapan kişinin dört ya da beşten fazla dairesi var ise toplamına en fazla 500 bin lira kadar kentsel dönüşüm kredisi alabiliyorsunuz. Bankadan alınan kredi blokeli olarak seçilen müteahhitin hesabına geçiyor. Hesap blokeli olduğundan müteahhit paranın hepsini kullanamıyor. İnşaatın safhalarına göre müteahhit, yaptığı imalatı sunup kontrol yapılmasını talep ediyor. Banka, inşaatı kontrol eden yapı denetimden belgeleri alıyor ve inşaat yerinde inceleme yapıyor. O zamana kadar yapılan işin tutarı ne kadarsa banka, müteahhite o kadar para veriyor. Yani inşaat devam ederken müteahhit eğer işten ayrılırsa ya da siz yapılan imalatı beğenmeyip durdurduğunuzda inşaatı tamamlayacağınız para zaten blokeli olarak banka hesabında bulunuyor. Yani para koruma altında tutuluyor. Bu sürecin içinde bakanlık yok. Yani bakanlık sadece onay veriyor. Sonrasında seçtiğiniz müteahhit ve bankadan kullandığınız krediyle binanızı yeniden yaptırabiliyorsunuz. Not: Kentsel dönüşüm kredisi kullananlar kira yardımı alamıyor. Kentsel dönüşümün avantajları

Kentsel dönüşümün vatandaşların talebiyle gerçekleşeceği için devletin bu konuyla ilgili sağladığı bazı avantajlar var. Bilindiği gibi yeni inşaatlarda tutarı fazla olan belediye harçları var. Kentsel dönüşümle birlikte bunların tamamından muafiyet söz konusu.

Bunun dışında kat karşılığı sözleşme ve inşaat yapım sözleşmeleri noterden yapılıyor, noter masraflarının tamamından muafiyet var. Bina bittikten sonra satışlarda tapu harçlarından muafiyet de kentsel dönüşüm kapsamında yer alıyor. Kentsel dönüşümün bir diğer avantajı da daire ve iş yeri satışındaki KDV oranı yüzde 1′dir. Mevcut KDV uygulamasında daire satışında dairenin m2 ve özelliklerine göre satıştaki KDV yüzde 8 yüzde 18′dir. Ekonomik ömrünü tamamlamış, eski bir binaya Deprem Risk Raporu alarak Kentsel Dönüşüme kapsamına girdiğinde yeni dairelerin satışındaki KDV yüzde 1 olup daire başına yüzde 7 ila yüzde 17 KDV avantajı sağlanmaktadır. Devletin sağladığı muafiyetlerin yanında her şeyden önce eski ve depreme dayanaksız binanızı yenilemiş oluyorsunuz ve artık biliyorsunuz ki gelecek bir deprem de ya da afet riskinde can ve mal kaybına uğramayacaksınız. Bina ortak karar protokolü nedir?

Bina riskli ilan edildikten sonra, artık o arsa üzerinde yok sayılıyor. Diyelim ki 10 daireli bir bina riskli ilan edildi. O binanın sahibi olan 10 kişi artık arsa sahibi ve o arsanın ne yapılacağına o kişiler karar vermeli. İstenilirse arsa olarak satılabilir ya da oraya bir bina yaptırılabilir. Eğer bina yaptırılmaya karar verilirse bina ortak karar protokolünde binanın kime, hangi koşullarda ve hangi dağılımda yaptırılacağı belirtilmeli. Örneğin, bina yıkılmadan önce 2. katta 4 numaralı dairede oturuyordunuz. Yeni yapılan binada da aynı yerde oturabilmeniz için bunu bina ortak karar protokolüne eklemeniz gerekiyor. Bina ortak karar protokolü binadaki kat malikleri tarafından arsadaki hisse oranları göz önüne alınarak 2/3 çoğunlukla karara bağlanır. Bu karar alındıktan sonra mutlaka bakanlığa onaylatılması lazım. Çünkü bakanlık söz konusu bina ile ilgili alınan kararı bilmek istiyor. Bina ortak karar protokolü gelen binaya gelen son yazıdan sonra protokol metni en geç 60 gün içinde bakanlığa verilmeli. Aksi bir durumda bakanlık kolluk kuvvetleriyle söz konusu binayı yıkıp arsaya dönüştürecektir. Kanunun ruhuna bakarsak önemli olan riskli binanın ortadan kaldırılması. Devlet bunun kararını vatandaşın talebine bırakıyor. Ancak kısıtlı zaman içinde (60 gün) bir karar verilmezse devlet riskli binayı ortadan kaldırıyor. Ağustos 2013

43


İNŞAAT Kentsel dönüşüm kapsamına giren yapı için 2/3 çoğunluk neler yapabilir?

Kentsel dönüşüm kapsamına giren riskli yapılar için hazırlanan ‘bina ortak karar protokolü’ hazırlanır. Bu protokolde 2/3 çoğunlukla binanın nasıl yapılacağına karar verir. 2/3 çoğunlukla bina arsa olarak satılabilir, yeniden bina yapılabilir, müteahhit seçimi yapılabilir ve yeniden dağılıma karar verilebilir. Yani binanın yeniden yapımına kadar bütün kararlar alınabilir. 2/3 çoğunluk bunlara karar verebildiği gibi 1/3 çoğunluk da itiraz edebilir. 1/3 çoğunluk hakları verilmesine rağmen hala itiraz ederse 2/3 çoğunluk, bakanlığa başvurup 1/3 çoğunluğun dairelerini kendileri için talep edebilir. Diyelim ki 1/3 çoğunluk iki daire sahibi, lisanslı şirket o iki dairenin gayrimenkul değerlendirmesini yapıyor. Daha sonra o belirlenen rakam sadece 2/3 çoğunluğun katıldığı kapalı bir oturumla açık arttırmayla satılıyor. Diyelim ki 2/3 çoğunluktan bir kişi bir daireyi aldı, kalan diğer daireyi ise kimse almadı. Devlet bu noktada devreye giriyor ve o daireyi tapudaki değerinden satın alıyor. Böylece o binanın hisse oranı yüzde yüze tamamlanmış oluyor. En son aşamada binanın nasıl yenileneceği ile ilgili karar veriliyor. Riskli bina tespiti nasıl gerçekleştiriliyor?

6306 sayılı afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi hakkındaki kanunda riskli bina için ‘ekonomik ömrünü tamamlamış’ tanımı bulunuyor. Yani 20 yıl önce yapılmış betonarme binalarda, binaların bodrum katında rutubet varsa, kolon ve kirişlerdeki demirlerde pas varsa ya da binanın herhangi bir katındaki taşıyıcı sisteminde yani betonarme kolon ve kiriş perdelerinde ciddi çatlaklar görülüyorsa bina riskli olabilir.

44

Ağustos 2013

Binanın riskli olup olmadığının tespiti için mutlaka bakanlık lisanslı teknik şirketlere başvuru yapılıp, teknik inceleme istenmeli. Riskli yapı tescili için binada oturan bir kişinin başvuru yapması yeterli. Başvuru üzerine teknik inceleme yapan lisanslı şirket, deprem risk raporu hazırlıyor. Eğer raporda bina riskli çıkarsa lisanslı şirket, raporu bakanlığa onay için gönderiyor. Bakanlık onayından sonra binada oturan herkese binanın riskli olduğuna ve bununla ilgili kararın bir an önce verilmesi gerektiğine dair bir yazı gönderiliyor. Böylece binadaki bütün vatandaşlar bilgilendirilmiş oluyor. Vatandaşların binanın risk raporuna itiraz hakkı var. Herhangi bir itiraz durumunda bakanlığın içinde kurulan itiraz komisyonu hızlı bir şekilde toplanarak deprem risk raporunun doğru olup olmadığıyla ilgili bir karar veriyor. Eğer raporun içeriği doğruysa yani söz konusu bina risk altında ise binanın riskli olduğu tescilli olarak tapuya işleniyor. İtiraz Komisyonu itirazın reddine karar verdiğinde artık binanız bakanlıkça riskli bina olarak kesin olarak tescillenir ve tüm kat maliklerine resmi bilgilendirme yazısı gönderilir. Bu yazının kat maliklere ulaşması ile 60 gün içinde binanızı nasıl yapacağınıza, kime yaptıracağınıza karar vereceğiniz Bina Ortak Karar Protokolünü hazırlamanız ve Bakanlığa bildirmeniz gerekmektedir. Riskli yapıların yıkımı için hangi şartların sağlanması gerekir?

Kentsel dönüşümde riskli yapıların yıkılmadan önce yapılması gereken bazı şartlar var. Öncelikle bina ile ilgili deprem risk raporunu lisanslı kuruluşlara yaptırmak gerekiyor. Çünkü lisansı olmayan kuruluşlara rapor yaptırıldığında bakanlık raporu onaylamayacaktır. Böylece kentsel dönüşümden yararlanmak da söz konusu olamaz. Deprem risk raporu bakanlıkta onaylandıktan sonra riskli yapı şerhi artık tapuya düşüyor. Bundan sonra vatandaşlara bilgilendirme yazısı gidiyor ve binadaki herkes binanın riskli olduğunu biliyor. Bu süreçten sonra yaklaşık 60 gün içinde (bu belediyelere göre değişebilir) apartman olarak bir araya gelinip 2/3 çoğunluğun kararıyla bina ortak karar protokolünü almak gerekir. Bu protokolde “Biz bu binayı yaptırmak istiyoruz. Kentsel dönüşüm kredisi kullanmak istiyoruz ya da kullanmak istemiyoruz. Şu müteahhite yaptırmak istiyoruz ve şu kadar zaman içinde inşaatın bitmesini istiyoruz” gibi kararlar alınıyor. Bina ortak kararlarını bina yöneticileri bakanlığa ilettikten sonra artık yıkım safhasına geçilebilir.


Hangi yapılar kentsel dönüşüm kapsamına giriyor?

Kentsel dönüşüm, sadece İstanbul ya da diğer büyük şehirlerle sınırlı olmayan Türkiye’nin bütün illerini kapsayan bir proje. İkamet edilen binanın yenilenmeye ihtiyacı varsa, ekonomik ömrünü tamamladıysa tek yapılması gereken bakanlıkla ilgili lisanslı şirketlere dilekçe ile başvuruda bulunmak. Başvuru üzerine binada yapılan incelemeler sonucunda bina riskli çıkarsa kentsel dönüşüm kapsamına girmiş olur. Gecekondularda oturanlar da kentsel dönüşümün avantajlarından faydalanabilir. Arsa tapusu hazine arazisi kapsamında ise ve gecekonduda oturanlar “işgalci” konumunda ise devletten arsa satın alınıp, kentsel dönüşüm kapsamında bina inşa edilebilir. Kaçak arsa tapulu binalar da dâhil olmak üzere kat mülkiyetli ve kat ittifaklı binalar da kentsel dönüşümden yararlanabilir. Eski eser tescilli binalar kanun kapsamı dışında Kentsel dönüşüm kanunundan yararlanamayan alanlar ise İstanbul Boğazı’nın ön görünümdeki binalar. Eski eser tescilli olan binalar ise Kültür Bakanlığı’nda da kayıtlı olduğu için kanun kapsamında değildir. Ancak eski eser tescilli binaların güçlendirilmesiyle ilgili ayrı bir yönetmelik bekleniyor.

Kentsel dönüşümden nasıl yararlanılır?

Kentsel dönüşümden faydalanmak isteyen vatandaşlar ilk olarak binalar için bir deprem risk raporu alarak binanın riskli olduğunu tespit ettirmeliler. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bağlı teknik donanıma sahip kuruluşlar binanın riskli olup olmadığına dair tespit yapıyor. Bu kuruluşlara ulaşmak isteyenler, bakanlığın sitesine girdiklerinde orda bir Türkiye haritası görecekler. Bulundukları şehri seçtiklerinde bakanlıktan lisanslı kuruluşların listesi açılıyor. Bu listeden seçilen bir kuruluşa başvuru yapılabilir. Bu kuruluşlara başvuruda da, diyelim ki 20 daireli bir bina var. Bu binada oturan daire sahiplerinin hepsinin başvuru yapmasına gerek yok. Binada oturan sadece bir kişi başvurduğu zaman bakanlığın istemiş olduğu ve yönetmeliklerin öngördüğü teknik çalışmalar ilgili kuruluşlar tarafından yapılıyor ve deprem risk raporu oluşturuluyor. Deprem risk raporunu alan kuruluşlar, kentsel dönüşümden faydalanmak isteyen kişiler adına bu raporu bakanlığa su-

nup, onay alıyor ve riskli olduğu onaylanan bina kentsel dönüşüm kapsamına girmiş oluyor. Riskli alan nasıl belirlenir?

Riskli yapı sadece bir bina olabileceği gibi bir bina gurubu ya da bir site olabilir. Bir bölgenin riskli alan sayılabilmesi için ise öncelikle alan büyüklüğünün en az 15 bin metrekare olması ve Bakanlar Kurulu kararı gerekiyor. Bu iki kriterin ardından süreç ilk olarak, bağlı bulunulan belediyenin alandaki yapılaşmanın, bina ve zemin yapılarının nasıl olduğuna dair tespitiyle başlıyor. Eğer alanda kalitesiz bir yapılaşma ve sağlam olmayan bir zemin varsa belediye burada bir teknik çalışma yapıyor. Daha sonra yapılan çalışmalar AFAD’a yollanıyor. Buradan da onay çıkarsa bir sonraki aşama bakanlığa onaylatmak oluyor. Bakanlar Kurulu’nun kararı resmi gazetede yayınlandıktan sonra bölge, riskli alan ilan ediliyor. Bu süreçte bilinmesi gereken önemli bir nokta var: Vatandaşların ilk hak sahibi olması. Yani vatandaşlar riskli alanda belediyeye ya da TOKİ’ye bina yaptırmak zorunda değil. Eğer hak sahipleri bir araya gelip, riskli alan içinde bir bütünlük oluştururlarsa kentsel dönüşüm kredilerinden yararlanabilir ya da kat karşılığı olarak riskli alanı istedikleri gibi modern yaşanılabilir alanlara dönüştürebilirler. Kentsel dönüşüm nedir?

Kentsel dönüşüm, 6306 sayılı afet riskli binaların yenilenmesiyle ilgili kanundur. Buna göre kanunun amacı; “Afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemektir” Kentsel dönüşüm olarak adlandırılan kanun ile eski, ekonomik ömrünü tamamlamış ve daha önceki depremlerde hasar almış binalarını yenilemek isteyenler devletin sunduğu kentsel dönüşüm kredisinden yararlanabiliyor. Sağlanan kredilerin yanı sıra kira yardımı ve çeşitli muafiyetlerden yararlanma hakları da kanun kapsamında yer alıyor. Devlet, Van depreminden sonra ortak bütçe ile depremde mağdur olan vatandaşlara kalıcı konut ve mevcut binaların iyileştirilmesi için para yardımı yaptı. Ancak Van depreminden sonra yürürlüğe giren kentsel dönüşüm kanunuyla birlikte devlet artık herhangi bir afette depremzedelere kalıcı konut sağlamayacak. Sadece binaların molozlarını taşıyacak ve sağlık hizmeti verecek.

Ağustos 2013

45


İNŞAAT

Uptown İncek, kalitenin yanı sıra “güven” de veriyor Ankara’nın en hızlı ilerleyen konut projesi Uptown İncek, sektörde zedelenen “güven” unsurunu, maketten satış yerine “önce yap sonra sat” anlayışı ile yeniden inşa ediyor. Böylelikle müşterilerimize neyi satın aldıklarını somut olarak gösteriyoruz. Ankara’nın en seçkin konut projelerinden biri olan Uptown İncek’te de bu prensibi devam ettirdik. Şu an kaba inşaatın yüzde 50’den fazlası tamamlandı ancak, halen satışlara başlamadık. Bu ayın ikinci yarısından itibaren satışlara başlamayı düşünüyoruz.” İnşaat sektöründe azalan güven endeksine karşın, projelerinde önce yap

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan aylık sektörel güven endeksi verilerine göre hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörlerine Haziran ayında güven azaldı. Endekste en fazla düşüş yüzde 4 ile inşaat sektöründe olurken, bu sektörü yüzde 2,6 ile hizmet, yüzde 0,9 ile perakende sektörü izledi. İnşaat sektöründe hızlı güven azalışında en önemli etkenlerden birinin maketten satışlar olduğunu belirten LEMA Grup ortaklarından Emre Katırcı, tamamlanamayan, yıllarca askıda kalan projelerin sektörde kan kaybına yol açtığını kaydetti. Katırcı, Ankara’nın en gözde yerleşim merkezlerinden İncek’te, TED Koleji’nin hemen yanında inşa ettikleri 36 katlı dikey ve yatay konut satışlarına inşaatın belirli aşamasında başlama kararı aldıklarını ifade ederek, şunları söyledi: “LEMA Grup ortakları bu zamana kadar çok sayıda büyük projeye imza attı. Ankara ve Türkiye’nin diğer kentlerinde yükselen projelerimiz bizler için çok önemli referans. Bizim en farklı özelliklerimizden biri güven vermemiz. Bu ve diğer çok sayıda projede işlerimizi belirli aşamaya getirdikten sonra satışlara başlıyoruz.

46

Ağustos 2013

sonra sat mantığıyla hareket etmelerinin sektörün kaybettiği güveni yeniden kazanmasını sağlayacağını vurgulayan Emre Katırcı, “LEMA Grup’un tüm ortaklarının önceliği kalite ve güvendir. Bizler yapılarımızı en iyi malzeme, en titiz işçilikle yaparken, belli aşamaya getirdikten sonra satışa sunuyor ve bu yolla güven veriyoruz. Maket üzerinden satış yapmayıp, müşterilerin hayal kırıklığı yaşamalarının önüne geçiyoruz” dedi.


İNŞAAT

Konutta zam kapıda bu yükü tek başına taşıyamaz. Yaz dönemini sona erince zamlı fiyatlar devreye girer” dedi.

Yaz ayının gelmesiyle konut satışlarında durgun bir döneme giren gayrimenkul sektörü çözümü kampanya düzenlemekte buldu. Peşinatsız, “0” faizli satışlar çok sayıda yatırımcıyı satış ofislerine çekti. Sektör temsilcilerine göre düzenlenen kampanyalar zamlı fiyatlardan etkilenmemek için önemli bir fırsat. Zira sonbaharla birlikte konut fiyatlarının önemli ölçüde artması bekleniyor. KONUT İÇİN DOĞRU ZAMAN İstanbul İnşaatçılar Derneği (İNDER) ve Teknik Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Nazmi Durbakayım, yazın sona ermesi ile konut fiyatlarında yüzde 8-15 artış yaşanacağını söyledi. Yaz dönemine özel kampanyaların uygun fiyatla ev almak için son şans olduğunu söyleyen Durbakayım, “Her dönem konut almak için doğru zaman denilir. Ama bu defa gerçekten konut almak için doğru zaman” dedi. Sonbaharda bugün ki fiyatlarla ev almanın mümkün olmayacağını belirten Durbakayım, “KDV yükü, alım satım harcı, doların oynaması ile girdilerdeki yükseliş gibi faktörler şirketleri bu zammı yapmaya zorluyor” diye konuştu. FİYAT ARTIŞI KAÇINILMAZ Ağaoğlu Şirketler Grubu Başkanı Ali Ağaoğlu da fiyat artışının kaçınılmaz olduğu görüşünde. İnşaat malzeme girdilerindeki artışın uzun süredir şirketler tarafından sübvanse edildiğini ve satış fiyatlarına yansıtılmadığını belirten Ağaoğlu, “İnşaatçılar

48

Ağustos 2013

YENİ PROJELERDE İNDİRİM YOK Dumankaya İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Dumankaya, konutta yapılan KDV düzenlemesine dikkat çekti. Dumankaya, “Biz, tüm projelerimizi ruhsatlandırdık. Elimizde 2 milyar liralık 5 bin konut stoğu var. Bu stoğun yüzde 1 KDV avantajı var” dedi. Dumankaya, stoklar bittikten sonra yeni projelerle KDV’nin yüzde 18’e çıkacağını ifade etti. ALICI ACELE EDİYOR Sur Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Altan Elmas, uluslararası piyasadaki dalgalanma ile insanların beklemeye geçtiğini belirterek, “Bu dönemde konut alıcısının güven endeksi düştü. Temmuz ise geçen aya kıyasla daha iyi” dedi. Elmas’a göre faiz oranlarındaki artış konut alımını hızlandırdı. Elmas, “ Konut alıcısı faiz yükselir endişesi ile acele ediyor” dedi. Konut talebinin her dönem canlı olduğunu belirten Elmas, insanların konut almaktan hiçbir dönemde vazgeçmediğini, ekonominin gidişatına göre zamanlamada düzenleme yapıldığını dile getirdi. Bu fırsat iyi değerlendirilmeli AVRUPA Konutları Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Çetinsaya, işçilik giderlerindeki artış, doların yükselmesi gibi faktörlerin fiyat artışını zorunlu kıldığını söyledi. Eylül-Ekim aylarında ortalama yüzde 10 fiyat artışı yapılacağını ifade eden Çetinsaya, “Konutta faiz oranları da biraz yükseldi. Ancak hâlâ konut almak için doğru zaman” diye konuştu. Yüzde 18 KDV değişmeli DAP Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Ziya Yılmaz zam oranının yüzde 5’in altına düşmeyeceğini söyledi. Yılmaz, yüzde 18’lik KDV düzenlemesinin değişmesi gerektiğini söyledi. Yılmaz, “Kentsel dönüşümü konuştuğumuz dönemde yüzde 18 KDV çok fazla. Birkaç yıl içinde

İstanbul’da metrekaresi bin TL altında arazi kalmayacak. Bu da KDV’nin yüzde 18 olması demek. Bu durum en kısa sürede değiştirilmeli” dedi. Yüzde 100 kredi KUZU Grup, Emlak Konut GYO işbirliği ile hayata geçen Spradon Vadi’den ev sahibi olmak isteyenlere yüzde 100 kredi imkânı sunuyor. Kuzu Grup Yönetim Kurulu Üyesi Özen Kuzu, “Spradon Vadi’de KDV’nin yüzde 1 olarak uygulanması da önemli bir avantaj” diye konuştu. Kuzu, Ramazan kampanyasının etkisiyle satışlarda yüzde 10’luk bir artış kaydedildiği ifade etti. Vade farkı yok DUMANKAYA, Temmuz ayı sonuna kadar sürecek kampanyasında “0” faizle 36 ay vade farksız ödeme imkânı sunuyor. Kampanya, Horizon, Ritim İstanbul, Konsept Halkalı, Dumankaya Miks, Flex Kurtköy, Modern Vadi, Modern Collection, Adres Natura ve Adres Su projelerinde geçerli olacak. Uğur Dumankaya, “ Yaz döneminde kampanya düzenlemeseydik satışlarımız yüzde 20-25 daha az olurdu” dedi. Peşinatı sıfırladı DAP Yapı’nın, “Borcunu kendi ödeyen rezidans” sloganıyla Maltepe Dragos’ta hayata geçirdiği Daga Kule ve Vazo Kule projeleri için düzenlenen kampanyada sıfır peşinat, sıfır taksit ve 120 ay vade kolaylığı sunuluyor. Ziya Yılmaz, projelerin, kira geliriyle kendini 6,5-10 yılda amorti ettiğini söyledi. 22’şer katlı 2 kuleden oluşan Dalga Kule’de 369 ünite yer alıyor. Şirketin Hitit vazosundan yola çıkarak tasarladığı Vazo Kule’de ise 399 ünite bulunuyor. Bir haftada satıldı 20 bin nüfusa ev sahipliği yapacak Evora İstabul projesinde yüzde 0, yüzde 1 ya da yüzde 25 peşinatla daire sahibi olmak mümkün. Nazmi Durbakayım, yüzde 10 indirim yaptıkları 100 dairenin satışını bir haftada gerçekleştirdiklerini belirtti. Durbakayım, Halkalı’da konumlanan Metropark projelerinin ise yüzde 60’ını 2,5 ayda sattıklarını ifade etti.


AÄ&#x;ustos 2013

49


YENİLENEBİLİR ENERJİ

“Lisanssız elektrik üretimi Türkiye’de fiilen başlamış durumda” Lisanssız elektrik üretimini kısaca,” halkın elektrik üretimi yapması” şeklinde ifade eden Lİ-DER Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Kıroğlu ,daha önce halkın elektrik üretimine katılımı yok iken kanunda yapılan yeni düzenleme ile birlikte ‘ Her tüketicinin isterse bir üretici haline gelebileceğini ‘ belirtti. “Lisanssız elektrik üretimi sektörü, 3 Aralık 2010 Yönetmenliği ile başlayan alt yapısı ile 3 yıllık bir zaman içinde nihayet Türkiye’de fiilen başlamış durumdadır. Şu anda şebekeye elektrik veren ve üretmiş olduğu elektriğin faturasını alan 10’a yakın sistem var “. Kıroğlu, “Lisanssız elektrik üretimine yönelik olarak 2010 yılı Aralık ayında başlayan süreç günümüzde son noktasına ulaşmış, projeler açısından başvuru ve kurulum aşamasına geçilmiştir. Bütün bu süreç ve gelinen nokta, hem ülkemize özgü bir pazar oluşmasına yol açmış hem de ülkemiz işgücüne ciddi bir katkı yapmaya başlamıştır. Bunun yanında, ülkemiz için yeni bir kavram sayılan elektriğin yerinde üretimi ve tüketimi, elektrikte daha ve-

50

Ağustos 2013

rimli bir kullanım ve daha az kayba yol açmakta olup, bu durum da yıllardır yüksek enerji ithalatı ile uğraşmak zorunda kalan ülkemizin enerji faturasının azalmasına yol açmaya başlamıştır. Enerji sektöründe faal olarak çalışan firma ve bireylerin bir araya gelmesi ile kurulan “Lisanssız Elektrik Üretimi Derneği (Lİ- DER) derneği, ülkemizde lisans almadan elektrik üretimine yönelik pazarın düzenlenmesini, gelişmesini sağlamak ve bu alanda çalışma yapan kamu ve sivil toplum kuruluşlarına destek olmak amacını taşımaktadır” dedi. Kıroğlu, santral kurma sınırını 500 kilovattan (kW) 1 megavata (MW) yükselten yeni düzenlemeyle işletmelerin bulundukları yetkili dağıtım şirketleri alanında tesis kurabi-

leceklerini açıkladı. Kıroğlu “Örneğin Sivas’taki bir işletme kendi işyeri müsait değilse ÇEDAŞ’ın hizmet verdiği Tokat, Sivas ve Yozgat bölgesinde herhangi bir yerde bu üretimi yapabilir. Fazla ürettiğini enerjiyi de garantili olarak satabilir” dedi. 1 MW’a kadar olan elektrik üretiminde ön koşulun sadece elektrik abonesi olmak olduğuna dikkat çeken Kırıkoğlu, “EPDK’tan lisans alma yok. Tüketim fazlası elektriği 10 yıl boyunca alım garantisi var. Üretim ve tüketim aynı dağıtım bölgesinde farklı yerlerde olabiliyor. Şebekeye vermemek koşulu ile ihtiyacının tamamı kadar, yenilenebilir enerji kaynaklı üretim tesisi kurulabilir. Yani bir işletme tükettiği enerjiyi karşılayabilmek için sınırsız enerji üretebilir” diye konuştu.


Kazanmanın yolu doğru ürün ve doğru yatırımdan geçiyor Güneşten enerji üretmek isteyen yatırımcılar nihayet başvurularını tamamladı. İlgi beklenenin de üzerinde gerçekleşti ve 418’inin onay aldığı tam 659 lisans başvurusu yapıldı. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) Başkanı Hasan Köktaş binlerce başvuru beklediklerini ve bunun daha başlangıç olduğu belirtti. 600 MWp’lik lisans sınırına karşın yaklaşık 9 bin MWp’lik dosya ile başvuruda bulunulması Türkiye’deki yatırımcıların bu konuya verdiği önemi gösteriyor. Rekabetin henüz başladığı bu noktada ise kalite standartları yüksek ürünü en uygun fiyata ve en kapsamlı garanti şartlarıyla sunan firmalar yarışa bir adım önde başlıyor. Sektörün dünya çapındaki ismi IBC SOLAR, 2010 yılında Türkiye pazarına girdiğinde 30 yılı aşkın birikimini de beraberinde getirdi: “Arkamızda uzun yıllara dayanan tecrübesi, dünya çapında 2,5 Gigawatt kurulu gücü ve 1982’den bu yana 150,000’den fazla fotovoltaik sistemi hayata geçirmiş bir sektör öncüsü var” sözleriyle IBC SOLAR Türkiye Genel Müdürü Hayri Bali farklarını ortaya koyuyor ve yakında başlayacak bu büyük yarışta 1-0 önde olduklarını vurguluyor: “Uzun yıllara dayanan tecrübenin yanı sıra ürün ve hizmet kalitemiz konusunda da iddialıyız. IBC SOLAR, tanınmış üreticilerin panel ve diğer sistem bileşenlerinin yanı sıra aynı zamanda IBC SOLAR markasını taşıyan ürünlerini de doğrudan veya yetkili çözüm ortakları aracılığıyla tedarikini sağlıyor ve projelerinde kullanıyor.” Üstün Kalite Garantisi IBC SOLAR Türkiye ekibi, mühendislik çalışmaların yanı sıra kullanılan ürünlerin kalitesi sayesinde Türkiye’de imza attıkları Konya’daki güneş enerjisi santraline 25 yıl enerji üretme garantisi verebildiklerini hatırlatıyor. Hayri Bali, IBC SOLAR’ın tesis kurulumlarında en büyük önemi kullanılan ürünlere verdiklerini, farklarının da bu noktada ortaya çıktığını anlatıyor: “Almanya merkezimizde uluslararası ürün denetim normlarına sahip kalite kontrol laboratuvarlarımı-

zın yanı sıra, 3.000 metrekare üzerine kurulu ürün test merkezimiz var. Burada ürünler sürekli çalışmalarla test edilir ve bu sayede ��rünlerin kalite taahhütleri teyit edilir. Örnek olarak, panel üretim verileri laboratuvarlarımızdaki test programları kapsamında güneş simülatörüyle test edilir ve kullanım ömürleri iklimlendirme odalarında 41 gün süren testlerle ölçümlenir. Bu sayede, kurulumunu yaptığımız tesislere 25 yıl garanti verme ayrıcalığını yakalıyor ve yine bu sayede Almanya’da 28 yıldır enerji üretmeye devam eden tesisimizle de gururlanıyoruz” diyor. Bir diğer önemli nokta ise ürün çeşitliliği. IBC SOLAR, hem dünyaca tanınan bağımsız enstitüler tarafından sertifikalandırılmış kendi ürünlerini, hem de alanında lider sistem bileşeni üreticilerden tedarik ettiği ürünleri geniş bir satış yelpazesinde yatırımcılara sunuyor. Böylece, taleplere her daim olumlu yanıt verme ve her projeye en uygun ürünü tedarik etme şansını da yakalamış oluyor. Taşıyıcı Sistemlerin Önemi Güneş panelleri ve invertörler kadar önemli bir başka unsura daha dikkat çekiyor Hayri Bali: kurulumda kullanılacak, panellerin üzerine yerleştirileceği taşıyıcı ayaklar: “Bir tesis kurulurken burada kullanılan her unsur büyük önem taşıyor çünkü 25 yıl üretim garantisini kullandığımız bü-

tün malzemelerle desteklememiz gerekiyor. Küçük bir detay gibi görünse de bu taşıyıcı ayaklar tesisin ömrünü uzatan unsurlardan biridir. Öyle demirciden iki parça alıp monte etmekle bu iş olmaz” diyerek toplam kalitenin önemini tekrar vurguluyor, Konya’daki tesis başta olmak üzere sistemlerinde alüminyum ve paslanmaz çelik alaşımı ile ek montaj malzemesi bile gerektirmeyen modüler sistemler kullandıklarını anlatıyor. Hedefte Güneş Var Yenilenebilir Enerji Kanunu’ndaki düzenlemelerle, güneşi enerji kaynağı olarak kullanmak isteyenlerin önü artık açıldı. Başvuru sayısı, Türkiye’deki yatırımcıların ne kadar istekli olduklarını, güneş enerjisinden elektrik üretmeye inandıklarını gösteriyor. Zira, 9 bin MWp’lik başvuru, güneş enerjisi sistemlerinde dünya öncüsü olan Almanya’da kurulu kapasitenin dörtte birine karşılık geliyor. Yatırımcının izleyeceği yol ise bu noktada önem taşıyor: garanti kapsamı uzun ve kalitesi ispatlanmış ürünlerle tesislerini kurmak ve doğru mühendislik hesaplamalarıyla en kısa sürede üretime geçmek.

Ağustos 2013

51


YENİLENEBİLİR ENERJİ

Türkiye Rüzgar enerjisi TÜREK ile 2013’te buluşacak TÜREB Başkanı Mustafa Serdar Ataseven, sektör sorunlarının enine boyuna konuşulup çözüm üretilmesi, sektör paydaşları arasında sinerji ve iletişim yaratarak rüzgarın gelişiminin hızlandırılması için, konusu sadece “Rüzgar” olan bir kongreye ihtiyaç olduğunu,böylece Türkiye Rüzgar Enerjisi Kongresi (TÜREK)’nin doğduğunu belirti.

Ataseven: TÜREB olarak geçtiğimiz yıl Kasım ayında Türkiye’de ilk defa konusu sadece “Rüzgar” olan bir kongre düzenledik. Katılımcılar, konuşmacılar, yabancı misafirlerden teşekkür aldık. Bugüne kadar Yenilenebilir Enerji etkinliklerinin içinde bir oturumda yer alan Rüzgar enerjisi, TÜREK ile yeni bir kimlik kazandı. İlk yıllarda enerji kongrelerinde ayrılan zaman ve içerik yeterli oluyordu. Fakat sektör büyüyüp hızla geliştikçe, masaya yatırılması gereken konular çoğaldı; bu kongrelerde rüzgar için ayrılan süreler yetmemeye başladı. Sektörün sorunlarının enine boyuna konuşulup çözüm üretilmesi, sektör paydaşları arasında sinerji ve iletişim yaratarak rüzgarın gelişiminin hızlandırılması için konusu sadece “Rüzgar” olan bir kongreye ihtiyaç vardı. Diğer taraftan Avrupa’daki yatırımcıların Türkiye’deki rüzgar konusunda detaylıca bilgilendirilmesi gerekiyordu. Böylece Türkiye Rüzgar Enerjisi Kongresi (TÜREK) doğdu. TÜREK’te sektör paydaşları bir araya geldi. Kamu ile karşı karşıya gelen özel sektör birebir sorunlarını paylaşma imkanı buldu. Kamu tarafında rüzgar süreçleri ile ilgili görev alan me-

52

Ağustos 2013

murlar, uzmanlar daha fazla bilgi aldığı için konuya iyice hakim oldular. Empati geliştirebildiler. Kağıt üstünde yazılan sıkıntıların altında yatan noktaları ilk ağızdan dinlediler. Türek’e katılan üretici ve yatırımcı firmalar kısıtlı sürelerde dertlerini paylaşamıyorlardı. Bu anlamda iyi bir platform yaratılmış oldu. Akademisyenler, kamu tarafı, karar vericiler, yatırımcılar, finansçılar, tedarikçiler kısacası herkes buluşup çözüm üretme ve ilerleme sürecini değerlendirme şansı buldular. Bu kongrenin yurtiçi ve yurtdışında olumlu yansımaları da oldu. Türkiye, gözde pazarlar arasında yerini sağlamlaştırdı. Yabancılar ülkemizi büyüteç altına aldı. Şubat ayında Viyana’da yapılan Avrupa Rüzgar Enerjisi kongresinde ilginin arttığını gözlemledik. Her oturumda Türkiye’den bir konuşmacı istendi. Avrupa’da karasal rüzgar pazarı belli bir doygunluğa ulaştığı için, yatırımcılar yatırım yapacak proje bulma konusunda sıkıntı çekiyorlar. Bunun yanısıra Avrupa’da proje geri dönüşleri ülkemize göre daha uzun. Bir de şu aralar ekonomik kriz ile uğraşıyorlar. Buna karşılık Türkiye bakir alanlara sahip, rüzgar potansiyeli yüksek, proje geri dönüş süreleri Avrupa ile kıyaslandığında daha kısa. Ülkemizde stabil bir ekonomi var. Tüm bu

fırsatları yabancı yatırımcıya ilk ağızdan aktarmak en doğru iletişim biçimi diye düşünüyoruz. Amacımız yatırımları ülkemize çekebilmek. Yabancı yatırımcılar Türkiye gibi gelecek vaad eden ülkeleri gözlemleme sürecindeler. Biz de bu süreçte kendimizi iyi ifade ederek bizi doğru tanımalarına katkı sağlamaya çalışıyoruz. Bunların hepsi tarlaya tohum ekme süreci aslında. İlerleyen yıllarda meyvelerini alacağız. Geçen sene rüzgar santral yatırımlarının izin süreçleri devam ediyordu. Bu da sektörün ilerlemesini yavaşlattı. Bu yıl süreçler tamamlandı. Artık daha hızlı bir ilerleme bekliyoruz. Amatör ruhla düzenlediğimiz ilk kongremizde epeyce tecrübelerimiz oldu. TÜREK 2013’ü bu tecrübelerin ışığı altında 6-7 Kasım’da WOW Convention Center’da 2. kez düzenliyoruz. Bu sene Ticari ateşelikler ve büyükelçilikler aracılığı ile yurtdışı katılımı arttırmaya çalışıyoruz. Yeni sektör oyuncuları ile tanışmak, araştırmalar ve uygulamalar ile ilgili en güncel bilgileri edinmek, kamuoyunu çevreci bir enerji kaynağı hakkında bilgilendirmek ve istihdama yönelik konuları paylaşmak üzere tüm ilgilenenleri Kasım 2013’te kongremize bekliyoruz. Detaylı bilgi için www.turek2013.info adresini ziyaret edebilirsiniz.


EBRD, Türk iş dünyasında enerji verimliliğine yön veriyor EBRD, KOBİ’lerin enerji ve maliyet tasarrufuna yönelik olarak geliştirilen TURSEFF projesinin ikinci aşaması için toplam 265 milyon USD tutarında kredi sağlayacak EBRD (Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası), Türkiye’nin enerji tüketiminde verimli ve düşük karbon kullanan bir pazar ekonomisi olma hamlesinde, bugün itibarıyle yarım milyar Avro’ya yakın bir finansman programıyla öncü rol üstleniyor. EBRD, verimli enerji kullanımını hedefleyen veya yenilenebilir enerji projelerine yatırım yapmak isteyen Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler’e (KOBİ) iş ortağı olan bankalar yoluyla finansman sağlıyor. KOBİ’lerin enerji ve maliyet tasarrufuna yönelik geliştirdikleri projelerin finansmanı için sağlanan kredi programının ikinci dönemi İstanbul’da düzenlenen bir basın toplantısıyla duyuruldu. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, iş ortağı bankalar ve enerji verimliliği yatırımları yapmak isteyen şirket temsilcilerini buluşturan toplantıya sivil toplum kuruluşları ve diğer ilgili kurumların temsilcileri de katıldı. Finansman, EBRD tarafından Türkiye’nin uzun vadeli enerji stratejisini desteklemek amacıyla oluşturulmuş özel bir finansman programı olan “Türkiye için Sürdürülebilir Enerji Finansman Programı” TurSEFF çerçevesinde sağlanıyor. İlk olarak, Temmuz 2010 tarihinde 284.2 milyon USD ile başlatılan TurSEFF programının kapsamı, KOBİ’lerin enerji verimliliği ve küçük ölçekli yenilenebilir enerji yatırımlarına yönelik artan taleplerini karşılayabilmek üzere 2013 yılında 265 milyon USD’lik bir ek meblağ ile genişletilmişti. Halen, Türkiye’nin önde gelen beş bankası – Akbank, Denizbank, İş Bankası, Vakıfbank ve Yapı Kredi Bankası – enerji tasarrufuna yönelik projelere TurSEFF kapsamında finansman sağlıyor. EBRD Türkiye Direktörü Mike Davey, konuyla ilgili açıklamasında şunları söyledi: “Türkiye’nin son on yılda hızla büyüyen ekonomisi büyük bir enerji ihtiyacını da beraberinde getirdi. Türkiye

enerji güvenliğini güçlendirmek ve fosil yakıtlara bağımlılığını azaltmak için önlemler alırken EBRD de ülkede faaliyet gösteren şirketlerin, uzun vadede rekabet gücü kazanmaları hedefiyle, kendi ölçeklerinde enerji bağımsızlığı ve bununla birlikte enerji ve maliyet tasarrufları elde etmelerine yardımcı oluyor. Özellikle, Türkiye’nin önde gelen bankalarının bu çalışmamızda bizimle birlikte olduklarını görmekten dolayı onur duyuyoruz.” KOBİ’lerde enerji verimliliği konusu, Türkiye ekonomisinde kilit bir rol oynuyor; ülkenin enerjiye yoğun ekonomisinde bir yandan sera gazları salınımını azaltmaya diğer yanda da enerji kullanımı dağılımında yenilenebilir enerji kaynaklarının payını artırmaya yönelik eş zamanlı hedeflerine taşıyor. Bu finansman programının, Türkiye’deki işletmelerin çevre standartlarını EBRD ve Avrupa Birliği’ndeki en iyi örnekler düzeyine taşıması ve dolayısıyla rakipleri karşısında avantaj sağlamalarını desteklemesi bekleniyor. Programa katılma koşullarını taşıyan ve enerji verimliliği ya da yenilenebilir enerji projelerine yatırım yapmak isteyen tüm KOBİ’ler, EBRD’nin bu programdaki iş ortağı bankalarına 5 milyon Avro’ya kadar finansman imkanı için başvurabilecek. Ek olarak, EBRD’nin yatırımının, maliyeti AB ve Clean Energy Fund (Temiz Enerji Fonu) tarafından karşılanan kapsamlı bir teknik yardım programıyla desteklenmesi, gerek ban-

kalara gerekse şirketlere enerji tasarrufu yatırımlarında uzman danışmanlık hizmeti kazandırıyor. 2010 yılından bu yana TurSEFF fonlarının yüzde 90’dan fazlası Türkiye’de yaklaşık 400 KOBİ’ye iş ortağı bankalar aracılığıyla aktarıldı. Aynı zamanda satıcı firma finansmanı kapsamında bireysel bazda 50 binden fazla hane, enerji verimliliği sağlayan ısıtma ve soğutma teknolojilerinden yararlandı. TurSEFF’in birinci fazı, Türkiye’de yaklaşık beş yüz bin evin yıllık elektrik tüketimine eşit miktar olan ve 234 bin ton fosil yakıta; dolayısıyla da 147 milyon USD tutarında petrol ithaline tekabül eden bir enerji tasarrufu sağladı. Bu programla finanse edilen projeler ile elde edilen yıllık CO2eq salınımındaki toplam azalma, 260 bin taşıtın yıllık salınımına eşit miktar olan 686,000 ton düzeyinde gerçekleşti. Sürdürülebilir enerji, EBRD’nin Türkiye’deki başlıca önceliklerinden biri. Bugüne kadar, EBRD Türkiye’nin sürdürülebilir enerji sektörüne ülkedeki toplam portföyünün yaklaşık yarısına eşit bir tutar olan 1.2 milyar Avro yatırım yaptı. EBRD, Türkiye’deki faaliyetlerine başladığı 2009 yılından itibaren, ülke ekonomisine 3 milyar dolardan fazla yatırımı, gerek doğrudan anlaşmalar gerekse çerçeve kredileri yoluyla gerçekleştirildi. Türkiye, sadece 2012’deki 1 milyar Avro tutarındaki yeni yatırımlarla, EBRD’nin geçen yılki ikinci en büyük faaliyet bölgesi oldu.

Ağustos 2013

53


YENİLENEBİLİR ENERJİ

Güneş panelleri artık daha verimli İzmir Ekonomi Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü tarafından güneş enerjisi panelleri sisteminde, güneşten gelen ışınların daha verimli kullanılmasını sağlayan proje geliştirildi. İEÜ’den yapılan yazılı açıklamaya göre, Fen Bilimleri Enstitüsü, güneş enerjisinin daha verimli kullanılması için geliştirip uyguladığı projede, güneş panelleri kurulurken sadece sıcaklığa ve bulutlara bakılmayacak. Ayrıca nem ile rüzgar hızı ve yönü de göz önünde bulundurulacak. “Güneş Enerjisi Yatırım Optimizasyonu ve Projelendirme Aracı” adlı proje ile güneşten gelen ışınlar, dünyaya daha efektif ve daha temiz enerji sağlayacak. Proje, güneş panellerinin en verimli şekilde kullanılmasının da yolunu açacak. Açıklamada görüşlerine yer verilen

54

Ağustos 2013

İEÜ Fen Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Murat Aşkar, güneş panellerine yönelik bugüne değin “Güneşlilik” ve “Sıcaklık” parametlerinin bilindiğine çalışma sonucunda “Nem” etkisinin de ortaya çıkartıldığına dikkati çekti. Prof. Dr. Aşkar, proje testlerinin 2 yıl boyunca sürdüğünü belirterek, “Ankara ve İzmir Tekeli’de bulunan İzmir Ticaret Odası Organize Sanayi Bölgesi’nde güneş enerji test tesisleri kurduk. Bu alanlarda tek ve çift yönlü olarak güneşi işleyen paneller kuruldu. Güneş ışınlarının eğimine ve yönüne göre bu paneller sürekli kontrol edildi. Bu tesislerde kullanı-

lan 9 firmaya ait 12 değişik güneş panelinin, değişik hava koşulları altında enerji üretim karakteristikleri elde edildi” ifadelerini kullandı. Teorik bilgilerin sınandığını ve güneş ışınlarından en verimli nasıl yararlanılabileceğinin ortaya çıkarıldığını ifade eden Aşkar, test santrallerinin yanına konulan yerel meteoroloji istasyonlarıyla da ayrıntılı hava durumu ölçümlerinin yapıldığını bildirdi. Proje kapsamında özellikle havanın bulutlu olduğu dönemde güneş enerjisinden yararlanma performanslarının değiştiğine değinen Aşkar, çalışmayla birden fazla verimlilik derecesi artmış model belirlediklerini kaydetti.


Şirketler Dünyasında iflaslar Sevgili Ekonomi Ajandası okuyucuları; Ekonominin dengede gitmediği zamanlarda yaşanan şirket iflasları genel anlamda kamuoyunun pek dikkatini çekmez. Çünkü zaten herkes zor durumdadır ve gücü yetmeyen şirke bu durumda iflas etmesi, normal bir durumdur. Peki ekonomi normal zamanlarda olduğu zaman yaşanan ve sıklığı gittikçe artan şirket iflasları neden dikkat çekmez ! İşte şirketler dünyasına bakışı değiştirecek önemli paradigma noktalarından bir tanesi ile karşı karşıyayız. 1970 lerde Nobel ödüllü ekonomist Robert Lucas, Rasyonel bekleyişler teoremi ile ekonomiye yeni bir bakış getirmeye çalışırken, 1980’lerde ise gecikme ile Kahneman-Tversky ikilisi ise ekonomik açıdan rasyonel olmayan ve davranışlara dayalı ekonomi yaklaşımı öne sürmüştür. Bu ikilide 25 yıl sonra Nobel ödülü aldılar ama aslında çalışmaları psikolojik karar verme alanında idi ! Neden ekonominin iki önemli akımından bahsettik ve bunların şirketler dünyası ile ilişkisi nedir diye soracak olursak karşımıza özellikle gelişme ve yükselme dönemlerini yaşayan şirketler için hem beklentilere göre şirketi yeniden şekillendirmeye kalkma hem de şirketlerin objektif olması gereken karar mekanizmalarında davranışsal etki ile yanlış kararlar verme alışkanlığının teorik temellendirilmesidir. Teori ile pratik arasında zaten var olduğu C.P.Snow’un tabiriyle iki kültür arası düşünülen uyumsuzluk acaba şirketlerin iflas etmesinde de geçerlimidir? Bir şirket neden iflas eder yada batar diye sorduğumuzda aklımıza gelen ilk cevaplar ; •Ekonomik darboğazda •Aile kavgası var •Ortaklar arası sorun var •Devlet ile problemi var •Parası yoktu •Çok yatırım yaptı •Zaten büyüyemezdi •Sektörü kötü •Sektörü yeni •Diğer sebepler … Olmak üzere birçok seçenek ve çözüm senaryosu muhakkak aklımıza gelecektir. Bunların hangileri doğru yada yanlış

56

Ağustos 2013

diye bir sorsam size, cevabınız ne olurdu ? Şirketler özelliklede ekonomik ortam dengede ve büyüme yönünde iken aslında yukarıda cevapları maddesel olarak verilen seçeneklerin her şirkete göre ayrı yarı ve özel olarak oluşan portföyünün sonucu batar ve cevaplar bir önceki ile tam aynı değildir! Peki, şirket neden iflas ettikleri sorusu cevapsız mı kalacak, tabiî ki hayır. Ülkemiz açısından özellikle 1980 sonrası yaşanan ekonomi gelişme ile ticaret ve sanayi alanında gerçekten iyi bir gelişme göstermişlerdir. Bu gelişme o kadar hızlı olmuştur ki doğal olarak işletmecilik ve rekabet açısından iyi nitelikte yetişmiş bir kültüre sahip sanayici – tüccar sayısının aynı hızda artmaması ile üst yönetimlerde yaşanan sıkıntıların artması neticesi doğmuştur. Şirketlerdeki iflas tehlikesinin artması da yukarıda sayılan nedenlerin bir bileşkesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Ekonomik trende bağlı olarak hızlı büyüyen ve ne kadar büyüdüğünü dahi net olarak bilemeyen, bunu yanı sıra kapasite olarak büyümesini zamana yayması gerekirken en kısa sürede büyümeyi belirsiz bir strateji yada Türk atasözü ile “kervan yolda düzülür” mantığı ile yapmaya çalışan sanayici ve ticaret adamlarımız zaman içinde kısmen başarılı oldular ama genel anlamda başarısızlıklar ile karşı karşıya kaldılar. Ekonomik trend o kadar hızlı idi ki, kimin başarısız olup olmadığı değil sadece başarılı örnekler ile suni bir plesebo etkisi yaparak mutluluk oyununda Polyannacılık rolünü oynadılar. Ekonominin özelliklede davranışsal ekonominin temelindeki akılcı olmayan davranışlar ile kararların alınması ve ekonomik faaliyetlerin buna göre yeniden şekillendirilmesinde bir şeyi özellikle belirtmek gerekir ki , bu yaygın ve sebebi belirlenemeyen hastalık sadece bizim ülkemize ait olmayıp tüm dünya için geçerlidir. Bu etkiden kurtulmamız şu anki insani kapasite ile mümkün gözükmemektedir. Bunu yerine mevcut durumudan ne kadar fayda sağlayabiliriz ve objektife yakın kararlar verebilirizin yollarını araştırmak en sağlıklı yol olarak karşımıza çıkacaktır.

Dr. Mehmet Kahraman m.kahraman38@gmail.com 2009 yılında yaşanan Global kriz sonrasında reel anlamda krizden en az etkilenen ülkelerden biri olarak gerçekten şanslı olduğumuzu kabul etmek gerekir. Peki şans her zaman yanımızda olacak mı ? Tabii ki hayır! 2023 yılı hedeflerini açık ve net bir şekilde ortaya koyan Türkiye aynı zamanda işletmelerinde buna hazır olmasını sağlayacak ortamında oluşmasını desteklemelidir. Bu destek yukarıda bahsettiğim eksik kültürün hızla tamamlanmamsını ve gerçek anlamda Türkiye ve işletmelerinin potansiyellerinin ortaya çıkmasını sağlayacaktır. İşletme sahipleri özellikle karar almada etkin bir mekanizma geliştirme, objektifliğini koruyacak karar alanları bünyeye katma, kapasiteyi net olarak belirleyip pazara göre yeniden yönlendirme, nakit sahibi olma ile karlılık arasındaki net farkı hissetme, işletme dışından belirli kriterleri sağlamış danışmanlardan hizmet alma ve işi ileriye nasıl taşırım düşüncesine sahip ve bu konularda çaba göstermesi gerekecektir. Yoksa medyadaki iflas eden şirketlerin fil çöplüğü gibi haberlerinin eksik olmayacağı bunun sonucunda ekonomik değerleri oldukça düşen şirketlerin yabancı sermaye ile rekabette oldukça olumsuz bir durumda kalacağı ve sonuçta birçok şirketin uluslar arası alanda görüldüğü gibi belirli ülke şirketlerinin alt şirketi konumuna düşeceği muhakkaktır. Sevgili Ekonomi Ajandası Okuyucuları, Şirketler muhakkak yaşamlarını sonlandıracaklardır, fakat bunun hızı ve süresi ekonomi için oldukça önem kazanmaya başlamaktadır. Yukarıda bahsettiğim nedenler herhangi bir şirketin değil empati yaparak düşünün belki sizin şirketinizin başına kısa yada uzun vadede gelecek olan senaryolar olabilir. Bunlara göre şirketiniz güçlü iken hazırlık yapın ve karlılığınızı, naktinizi, şirket varlık ve sermayesi ile en önemli unsur olan şirket insan potansiyelinizi nitelik olarak yükseltmenin yollarını arayınız. Tüm okurların Ramazan ( Şeker) Bayramını kutlarım. Saygılarımla


OTOMOTİV

Ford Otosan sektörünün en büyük teknoloji ve Ar-Ge üssünü inşa ediyor FORD Otosan, Kocaeli Fabrikası’nda yürüttüğü Ar-Ge çalışmalarına yeni bir merkez ile hız kazandırıyor. harcama yapıyoruz” dedi. Yenigün, yeni Mühendislik Merkezi’nin 20 bin metrekare kapalı, 10 bin metrekare açık alana sahip olacağını ve bin 500 mühendise iyi bir ortamda ürünler tasarlanmasına imkan sağlayacağını belirtti. Tesise 60 milyon TL harcayacaklarını öngördüklerini söyleyen Yenigün, Ford Otosan Mühendislik Merkezi’nin 2014 yılının ortasından itibaren faaliyete geçirmeyi planladıklarını sözlerine ekledi. Sancaktepe küresel fırsatlar için önemli

Sancaktepe’de yer alacak olan Ford Otosan Mühendislik Merkezi, Türk otomotiv ve özel sektörünün en büyük Ar-Ge merkezi olma özelliğini taşıyor. Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç’un da katıldığı temel atma töreninde konuşan Ford Otosan Yönetim Kurulu Başkanı Ali Koç, Koç Topluluğu’nun son 5 yıldaki harcamasının toplam 2.7 milyar TL seviyesinde olduğunu belirtti. Koç, “Topluluğun bünyesinde, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından onaylanmış 14 Ar-Ge merkezi bulunmaktadır. Ülkemizin ortalama Ar-Ge harcamalarının net ciroya oranı yüzde 0.9 iken, Koç Topluluğu’nda bu rakam yüzde 1.73 ile uluslararası standartlara yakın seviyelerdedir. Hükümetimizin Ar-Ge’ye verdiği önem bizler için en büyük motivasyon kaynağı olmuştur” şeklinde konuştu. HEDEFLER YAKALANDI

Koç, Türkiye ekonomisinin yüzde 9’unu, ihracatının yüzde 10’unu, devletin toplam vergi gelirlerinin yüzde 9.4’ünü teşkil eden Koç Topluluğu’nun Türkiye’nin özel sektör Ar-Ge harcamasındaki payının yüzde 10 seviyesinde bulunduğunu

58

Ağustos 2013

ifade etti. Çin gibi dünyanın en büyük kamyon pazarına, gerçekleştirdikleri lisans anlaşmasıyla Ford Otosan mühendisleri tarafından üretilen motorların Çin’deki GMC firmasının kamyonlarına kullandırılacağını dile getiren Koç, Ford Otosan’ın geçen yıl itibariyle cirosunun yüzde 2.63’ünü Ar-Ge yatırımlarına ayırdığını, Türkiye’nin 2023 hedefini 10 yıl önceden yakaladığını belirtti. Ford Otosan Genel Müdürü Haydar Yenigün, Ford Otosan’da bin 240 ArGe mühendisinin çalıştığını, 2013 yılı sonunda bu rakamın bin 300’e, 2014 yılı sonunda ise bin 400’e ulaşmasını hedeflediklerini söyledi. Yenigün, “Şirketin geleceğiyle ilgili yaptığı yatırımlara bakıldığında geçen yıl 260 milyon lira harcamışız, bu yıl da 350 milyon liradan fazla

TEMEL atma törenine katılan Ford Avrupa Ürün Geliştirmeden Sorumlu Başkan Yardımcısı Barb Samardzich, yeni araçlar ve teknolojilerin iş planlarının tam kalbinde yer aldığını belirterek, “2013 yılında Avrupa’da satışını gerçekleştireceğimiz araçların yüzde 40’ını tamamen yeni veya önemli ölçüde yenilenmiş modeller oluşturacak. 2011-2015 yılları arasında da Avrupa’daki müşterilerimize sunduğumuz model sayısını yüzde 50 artırmış olacağız” dedi. Samardzich, Ford Otosan’ın, Ford’un geleceğe dönük ticari araç planlarında yalnızca Avrupa çapında değil, küresel ölçekte de önemli bir oyuncu olduğunu anlatarak, “Ford Otosan’ın Sancaktepe’deki Ar-Ge Merkezi gibi yeni tesisler sayesinde gelecekteki bu küresel fırsatlardan da önemli ölçüde faydalanabiliyor olacağız” diye konuştu.


Dünya Devi Enterprise Türkiye’ye Geldi Gürbaşlar Grup;filo adedi,çalışan sayısı ve gelirleri dikkate alındığında dünyanın en büyük araç kiralama firması olan ABD merkezli Enterprise markasını Türkiye’ye getirmek üzere anlaşma sağladı. Gürbaşlar Grup, bünyesinde yer alan Yes Oto AŞ şirketi ile Enterprise markasının yüksek standartlarını ve en son teknolojik olanaklarını Türkiye pazarında müşterilerine sunarak fark yaratmayı hedefliyor.

1978 yılında kurulan Gürbaşlar Grup bünyesindeki şirketlerden Yes Oto AŞ,her geçen gün yükselen pazar payı ile Türkiye’de gerçekleştirdiği uzun soluklu oto kiralama operasyonlarına başarılı bir şekilde devam ediyor. 1990 yılında Türkiye’de araç kiralama sektöründe faaliyet göstermeye başlayan Yes Oto AŞ, 2013 yılı itibariyle havalimanlarında 22 ve şehir merkezlerinde 21 ofis olmak üzere toplam 43 ofisile geniş bir hizmet ağına sahip. Filosunda ortalama araç yaşı 9 ay olan 2000’in üzerinde araç bulunan Yes Oto AŞ, Türkiye’ye turistik veya iş amaçlı seyahat eden yabancı müşterilerine ve yurt içindeki tüketicilere koşulsuz müşteri memnuniyeti ilkesi ve yüksek hizmet kalitesi vizyonu ile hizmet sunuyor. Yes Oto AŞ Türkiye’nin yanı sıra Enterprise’ın Azerbaycan, Irak, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Özbekistan ülkelerindeki temsil haklarına da sahip. Gürbaşlar Grup Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Başdemir, Enterpri-

se şirketi ile yapılan anlaşma ile ilgili şunları söyledi: ‘’Dünyanın en büyük araç kiralama markası Enterprise ile Türkiye pazarında müşterilerimizi en son teknolojik gelişmeler ile buluşturacağız. Enterprise’ın üstün teknik hizmet bilgisi ve müşteri memnuniyeti odaklı bakış açısıyla müşterilerimize yepyeni bir araç kiralama deneyimi sunacağız. Yes Oto olarak son yıllarda sektörümüzün ortalama büyüme hızı ve oranlarının üzerinde gerçekleşen büyüme trendimiz artarak devam edecek, pazar payımızında buna paralel olarak yükseleceğini öngörüyoruz.’’ Adnan Başdemir,Enterprise markasının Azerbaycan,Irak, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Özbekistan ülkelerindeki temsil haklarınada Yes Oto AŞ olarak sahip olduklarını belirterek, büyüyen ekonomileri ve artan popülasyonları ile yatırımcıların cazibe merkezi olmayı başaran bu coğrafyalara markalarını tanıtacak olmalarından dolayı heyecan duyduğunu kaydetti. Enterprise Avrupa’daki hizmet ağı-

nı geliştiriyor. Enterprise Holding Uluslararası Franchise Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Peter A.Smith, Yes Oto anlaşması ile ilgili ‘’Avrupa genelinde hizmet ağımızı geliştirmeye yönelik stratejik bir vizyonumuz var; müşterilerimizin Enterprise markasından beklediği hizmet kalitesi, araç çeşitliliği ve güveni müşterilerimize sağlayabilecek iş ortaklıkları gerçekleştirmek.Yes Oto ile gerçekleştirdiğimiz iş birlikteliğimiz, müşteri ihtiyaçlarına odaklanarak istikrarlı ve başarılı olmuş şirketler ile yapmış olduğumuz anlaşmalara yeni bir örnektir.Bu ortaklık sonucunda, Avrupa kıtasında araç kiralamaya olan talebin arttığı bir dönemde müşterilerimize ve çalışanlarımıza yeni fırsatlar sunarak büyümeye devam edeceğiz,’’ diye ekledi. Gürbaşlar Grup iştiraki Yes Oto bu birleşme ile Enterprise’ın dünya genelindeki teknik altyapısına entegre olarak 2014 sonuna kadar şu an 43 olan ofis sayısını 60’a çıkarmayı hedefliyor.

Ağustos 2013

59


OTOMOTİV

OSD üyesi firmalar İSO 500 listesinde... İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO), Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşunu belirlediği 2012 yılı raporu açıklandı. Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) üyeleri listede yer almayı sürdürdü. İstanbul Sanayi Odası’nın hazırladığı “2012 Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu Araştırması” sonuçlarına göre; 2012 yılında Otomotiv Sanayii Derneği üyesi firmalar listede yer aldı. OSD üyesi Ford Otosan, Oyak-Renault sıralamadaki yerlerini korurken Türk Traktör, Honda Türkiye, Otokar, Anadolu Isuzu firmaları bir önceki seneye göre listedeki yerlerini yükseltti. Otomotiv Sanayii Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Kudret Önen İSO 500 listesindeki otomotiv sanayicilerinin başarısına ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Bu yıl da geçmiş yıllara benzer olarak, İSO 500 listesi sıralamasında üç firmamızın ilk on içinde yer alması gurur verici. Derneğimiz üyesi firmalar listede, üretimden satışlar, satış hasılatı, üretici fiyatları ile yaratılan brüt katma değer, öz kaynak, net aktifler, vergi öncesi dönem kâr/zarar, ihracat ve çalışan sayısı açısından büyüklük sıralamasında üst sıralarda yer alıyor. Başlıca pazarımız konumunda bulunan AB’deki daralmanın devam etmesine rağmen, Türk otomotiv sanayi yılmamış ve yeni pazar arayışlarına girmiştir. Türkiye ihracatının büyük bölümünü gerçekleştiren sanayimiz bu yeni Pazarlar sayesinde ihracatını belirli bir seviyede tutmayı başararak yine Türkiye’nin lokomotif sektörlerinden biri olmayı sürdürmektedir” dedi. Otomotiv Sanayii Derneği’nin üyelerinin her yıl listede başarı grafiği ile yer almasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Önen, “Yavaşlayan dünya ekonomisi ve daralan dünya ticaret hacmine rağmen otomotiv sanayini başarısından dolayı tebrik ediyorum. Ekonomik ve siyasi istikrarın devam etmesine paralel, OSD üyelerinin önümüzdeki yıllarda da başarısını artırarak devam ettireceğine inanıyorum” dedi.

60

Ağustos 2013


Yaz bereketi otomobil satışlarına da yansıdı 2013 yılının ikinci çeyreğine ilişkin sahibindex vasıta verilerine göre, üç ay içinde 338 bin 576 adet vasıta satıldı ya da kiralandı. 24 saniyede bir vasıtanın satıldığı veya kiralandığı otomobil kategorisinde, en çok satılan markalar sırasıyla Renault, Opel, Volkswagen ve Fiat oldu. Türkiye’nin en büyük pazar yeri sahibinden.com, 2013 yılı ikinci çeyrek sahibindex vasıta verilerini açıkladı. 2013 Nisan-Mayıs-Haziran aylarını kapsayan verilere göre, 338 bin 576 adet vasıta, sahibinden.com aracılığı ile satıldı veya kiralandı. Yılın ikinci çeyreğinde toplam 1 milyon 650 bin 191 adet vasıta ilanı girilirken, satışı en fazla gerçekleşen marka ise 33 bin 875 adet ile Renault oldu. Yılın ikinci çeyreğinin incelendiği sahibindex vasıta verilerine göre, satılan ya da kiralanan vasıta sayısı günde 3 bin 720, saatte 155 adet oldu. Her 24 saniyede bir vasıtanın satıldığı ya da kiralandığı sahibinden.com’da, yalnızca otomobil kategorisine bakıldığında ise bu rakam, her 37 saniyede 1, saatte 99, günde 2 bin 377 adet olarak gerçekleşti. 2013’ün ikinci çeyreğinde ilan giriş tarihinden bağımsız olarak en çok satılan marka Renault olurken, en çok satılan otomobil modeli Ford Focus oldu. Hyundai ise ortalama 8 gün ile en hızlı satışı gerçekleşen marka olarak ilk sırada yer aldı. Tercih edilen otomobillerde beyaz renk ve manuel vites yine ön planda Sahibindex verilerine göre 2013 Nisan-Mayıs-Haziran aylarında, tüketicilerin tercihi yüzde 77 oranla manuel vites otomobil olurken, beyaz renkli ve yakıt tipi benzin ve LPG olan araçlar en çok aranan özellikler arasında yer aldı. Yüzde 55,6’lık oranla Sedan kasa otomobiller de yine ilk tercih edilen özelliklerden biri oldu. Ağustos 2013

61


OTOMOTİV

Avrupa otomobil pazarında daralma sürüyor

Avrupa otomobil pazarı yılın ilk yarısında yüzde 6,7 daraldı. Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD) açıklamasına göre, AB (27) ve EFTA ülkeleri toplamına göre otomotiv pazarı 2013 yılı OcakHaziran döneminde yüzde 6,7 daraldı ve 7 milyon 305 bin 729 seviyesinde gerçekleşti. 2012 yılı Ocak-Haziran döneminde toplam 7 milyon 828 bin 329 satış olmuştu. AB (27) ve EFTA ülkeleri toplamına göre 2013 yılı Ocak-Haziran döneminde en fazla düşüş yüzde 33,7 ile Hollanda’da, ardından yüzde 24,1 ile Romanya’da ve yüzde 19 ile Romanya’da görüldü. Aynı dönemde satışlarını en çok artıran ilk üç pazar yüzde 17,7 ile Estonya, yüzde 9,7 ile İngiltere ve yüzde 6,9 ile Danimarka oldu. AB (27) ve EFTA ülkeleri toplamı-

62

Ağustos 2013

na göre otomotiv pazarı 2013 yılı Haziran ayında 2012 yılı aynı ayına göre yüzde 6,1 küçüldü ve toplam 1 milyon 331 bin 603 seviyesinde pazar gerçekleşti. 2012 yılı aynı ayında ise 1 milyon 418 bin 437 satış olmuştu. 2013 yılı Haziran ayında geçen yılın aynı ayına göre en sert düşüş yüzde 70,2 ile İrlanda’da oldu. Bu ülkeyi yüzde 51 ile Hollanda ve yüzde 42,8 ile Romanya’da izledi. Türkiye, Avrupa otomotiv satışları sıralamasında 2013 Haziran ayında 5. ve 2013 Ocak-Haziran döneminde yine 6. sırada yer aldı. AB (27) ve EFTA ülkeleri toplamına göre otomobil pazarı 2013 yılı Ocak-Haziran döneminde 2012 yılı aynı dönemine göre yüzde 6,7 küçüldü ve toplam 6 milyon 436 bin 743 oldu. 2012 yılı aynı dönemde ise 6 milyon 895 bin 875 satış gerçekleşmişti. AB (27) ve EFTA ülkeleri toplamına göre 2013 yılı OcakHaziran döneminde geçen yılın aynı dönemine göre sırasıyla; en fazla

düşüş yüzde 36 ile Hollanda’da, ardından yüzde 26,4 ile Romanya’da ve yüzde 20,2 ile İrlanda’da görüldü. 2013 yılı ilk altı ayında geçen yılın aynı dönemine göre satışlarını en çok artıran ilk üç pazar ise sırasıyla; Estonya yüzde 15,2, İngiltere yüzde 10 ve Danimarka yüzde 9 oranıyla yer aldı. AB (27) ve EFTA ülkeleri toplamına göre otomobil pazarı 2013 yılı Haziran ayında 2012 yılı aynı ayına göre yüzde 6,3 azaldı ve toplam 1 milyon 175 bin 363 seviyesinde pazar gerçekleşti. 2012 yılı aynı ayında ise 1 milyon 254 bin 22 satış olmuştu. AB (27) ve EFTA ülkeleri toplamına göre 2013 yılı Haziran ayında geçen yılın aynı ayına göre en fazla düşüş yüzde 73,7 ile İrlanda’da, ardından yüzde 53,6 ile Hollanda’da ve yüzde 45,9 Romanya’da görüldü. Türkiye, Avrupa otomobil satışları sıralamasında 2013 Haziran ayında ve Ocak-Haziran döneminde 6. sırada yer aldı


AÄ&#x;ustos 2013

63


İŞ FİKİRLERİ

2013 yılı ilk 6 ayında istihdamın merkezi “İstanbul” Türkiye’nin en çok tercih edilen insan kaynakları platformu Kariyer.net, 2013 yılının ilk 6 ayına ilişkin bölgesel istihdam rakamlarını yayınlandı. Kariyer.net istihdam endeksi verilerine göre yılın ilk yarısında Türkiye genelinde toplam88.189 yeni iş ilanı yayınlandı. Tekstil, 2012 yılının aynı dönemine göre yüzde 30 artış yaparak, 13 bin 902 ilan ile sektörler arasında en çok istihdam yaratan sektör oldu. Bunu 13 bin 240 ilan sayısı ile yapı sektörü, 10 bin 917 ilan sayısı ile sağlık sektörü ve 10 bin 483 ilan sayısı ile bilişim sektörü takip etti.

Kariyer.net Genel Müdürü Yusuf Azoz, 2013 yılı ilk yarısına ilişkin ilan sayılarında 2012’nin aynı dönemine göre yüzde 4 artış olduğuna dikkat çekti. Azoz, İstihdam Endeksi’nde ilk 6 ayda bölgelerin istihdamda şampiyon illeri ve sektörlerini araştırdıklarını belirterek, en hareketli bölgenin, internet kullanımının yaygınlaşmasına da bağlı olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesi olduğuna dikkat çekti. Güneydoğu’nun en çok istihdam yaratan ili Gaziantep, sektörü tekstil İstihdam endeksi verilerine göre

64

Ağustos 2013

Ocak-Haziran 2013 döneminde bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla istihdamın en hareketli olduğu bölgelerin Güneydoğu Anadolu Bölgesi geliyor. Yılın ilk yarısında bölgeden gelen yeni iş ilanları sayısında bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 10 artış görüldü. Güney Doğu Anadolu Bölgesi’nde yılın ilk yarısında toplam 2 bin 556 yeni iş ilanı yayınlandı. Gaziantep, toplam bin 281 yeni iş ilanı ile bölgede en çok iş fırsatı yaratan il oldu. Gaziantep’i 450 yeni iş ilanı ile Diyarbakır ve 340 yeni iş ilanı ile Şanlıurfa takip etti.

Tekstil sektörü, bölge genelinde toplam 450 yeni iş ilanı ile çok iş imkânı yaratılan sektör olurken; bunu toplam 291 yeni iş ilanı ile sağlık takip etti. Bölgede, aynı dönemde toplam 630 yeni iş ilanıyla en çok satış temsilcisi pozisyonuna ihtiyaç duyuldu. Mühendislik pozisyonu ise 285 yeni iş ilanı ile ikinci sırada yer aldı. Doğu’da Malatya ilk sıralarda yerini aldı Kariyer.net istihdam endeksi verilerine göre yılın ilk altı ayında Doğu Anadolu Bölgesi’nde toplam bin 338 yeni iş ilanı yayınlan-


dı. Malatya, toplam 326 yeni iş ilanı ile en çok iş fırsatı yaratılan iller sıralamasında ilk sırada yer adı. Malatya’yı toplam 288 yeni iş ilanı ile Erzurum; toplam 156 yeni iş ilanı ile Elazığ takip etti. Yapı sektörü toplam 259 yeni iş ilanı ile bölgede en çok iş imkânı yaratan sektör oldu. Sağlık 190, hizmet sektörü ise 119 yeni iş ilanı en çok iş fırsatı doğan diğer sektörler arasında yer aldı. Aynı dönemde satış temsilcisi 260 yeni iş ilanı ile en çok talep görülen pozisyon olarak öne çıktı.

lerine göre Ege Bölgesi’nde OcakHaziran 2013 döneminde toplam 9 bin 531 yeni iş ilanı yayınlandı. İzmir, toplam 5 bin 451 yeni iş ilanı ile en çok istihdam yaratılan kent olurken; turizm sektörü toplam bin 96 yeni iş ilanı ile en çok iş ilanı yayınlanan sektör oldu. Yine üretim ve endüstriyel ürünler sektörü toplam bin 6 yeni iş ilanı en çok iş fırsatı doğan sektörlerden biri oldu. Bölgede en çok ihtiyaç bin 841 ilanın yayınlandığı satış temsilcisi pozisyonu oldu.

Marmara’nın istihdam şampiyonu ili İstanbul İstihdam endeksi verilerine göre yılın ilk yarısında Marmara Bölgesi’nde toplam 74 bin 853 yeni iş ilanı yayınlandı. İstanbul, toplam 62 bin 040 yeni iş ilanı ile en çok istihdam yaratılan kent olurken; Bursa 5 bin 4 yeni iş ilanı ikinci, Kocaeli ise 4 bin 078 yeni iş ilanı ile üçüncü sırada yer aldı. Bilecik ise, yeni iş ilanı sayılarında yüzde 40’a varan artış oranı ile dikkat çekti. Tekstil sektörü toplam 10 bin 265 yeni iş ilanı ile en çok istihdam yaratılan sektör oldu. Bu sektörü 7 bin 861 yeni iş ilanı ile yapı ve 7 bin 800 yeni iş ilanı ile bilişim sektörleri takip etti. Marmara Bölgesi’nde en çok ihtiyaç duyulan pozisyon 10 bin 112 yeni iş ilanı ile satış temsilcisi oldu.

Karadeniz’de Samsun istihdamda birinci Endeks verilerine göre Karadeniz Bölgesi’nde Ocak-Haziran 2013 döneminde toplam 2 bin 851 yeni iş ilanı yayınlandı. Samsun, toplam 794 yeni iş ilanı en çok ilanın yayınlandığı şehir oldu. Samsun’u toplam 384 yeni iş ilanı ile Trabzon takip etti. Aynı dönemde tekstil sektörü toplam 452 yeni iş ilanı ile Karadeniz Bölgesi’nde en çok istihdam yaratılan sektör oldu. Bunu 324 yeni iş ilanı ile sağlık, 261 yeni iş ilanı ile yapı ve 214 yeni iş ilanı ile hizmet sektörleri takip etti. Ocak-Haziran 2013 döneminde bölgede toplamda 883 yeni iş ilanı ile satış temsilcisi pozisyonuna ihtiyaç duyuldu.

Ege’nin istihdamda incisi İzmir, lokomotifi turizm Kariyer.net istihdam endeksi veri-

Anadolu’da Ankara istihdamda lider, yapı sektörü lokomotif Ocak-Haziran 2013 döneminde İç Anadolu Bölgesi’nde toplam 13

bin 943 yeni iş ilanı yayınlandı. Ankara, toplam 9 bin 663 yeni iş ilanı ile en çok iş fırsatı doğan il oldu. Ankara’yı toplam bin 304 yeni iş ilanı ile Konya ve toplam bin 69 yeni iş ilanı ile Kayseri takip etti. Eskişehir toplam 964 yeni iş ilanı ile öne çıkan bir başka kent oldu. İç Anadolu Bölgesi’nde yılın ilk yarısında en çok yapı sektöründen yeni iş ilanı geldi. Yapı sektöründen toplam 2 bin 945 yeni iş ilanının geldiği bölgede, endüstriyel ürünler sektöründe bin 572 ve bilişim sektöründen bin 484 yeni iş ilanı geldi. İç Anadolu Bölgesi genelinde yılın ilk yarısında Türkiye genelinde olduğu gibi en çok satış temsilcisi pozisyonuna ihtiyaç duyuldu. Antalya Akdeniz’de lider Yılın ilk yarısında Akdeniz Bölgesi’nde toplam 6 bin 103 yeni iş ilanı yayınlandı. Antalya, turizm sektörünün etkisi ile toplamda 3 bin 545 yeni iş ilanı ile bölgede en çok iş fırsatının doğduğu il oldu. Antalya’yı bin 704 yeni iş ilanı ile Adana ve 965 yeni iş ilanı ile Mersin takip etti. Yılın ilk altı ayında bölgede en çok iş fırsatı turizm sektöründe doğdu. Ocak-Haziran döneminde turizm sektöründe istihdam edilmek üzere toplam bin 473 yeni iş ilanı yaratıldı. Tekstil 859, yapı 733 ve sağlık 732 yeni iş ilanı ile öne çıkan diğer sektörler oldu. Yıl boyunca yayınlanan toplam bin 627 yeni iş ilanı ile satış temsilcisi bölgede en çok ihtiyaç duyulan pozisyon oldu. Haziran ayında en çok artış yüzde 6 ile gıda sektöründe oldu Kariyer.net istihdam endeksi verilerine göre Haziran ayında toplam 13 bin 270 yeni iş ilanı yayınlandı. Haziran ayında en çok iş ilanı artışı yüzde 6 ile gıda sektöründe görüldü. Gıda sektörünü yüzde 1’lik artış ile finansekonomi takip etti. İstihdam endeksi verilerine göre Haziran ayında sektörlerden gelen iş ilanları ilan sayılarına göre şöyle sıralandı: Yapı (1.725), tekstil (1626), bilişim (1.179), sağlık (1.155), üretim (1.025), gıda (746), otomotiv (681), turizm (602), finans-ekonomi (460) ve perakende (395). Ağustos 2013

65


İŞ FİKİRLERİ

İşkolikler için tatilde güvenli çalışmanın püf noktaları Tatile çıkarken cep telefonlarınızı kapatmanızı, dizüstü veya tablet cihazlarınızı evde unutmanızı tavsiye ederiz. Şayet bunu yapamayan işkoliklerdenseniz, Kaspersky Lab’in tatilde dijital güvenlik önerilerini mutlaka dikkate alın! yor. Bu kuralın sadece dizüstü bilgisayarlar için değil, tabletler ve akıllı telefonlar için de geçerli olduğunu hatırlatalım. Kaspersky Lab güvenlik uzmanları, bugüne kadar yüzde 99’u Android cihazları hedef alan yaklaşık 70.000 adet zararlı mobil yazılım örneği topladı. Mobil cihazlarınızı korumanın en güvenilir yolu, Kaspersky Internet Security for Android gibi bir güvenlik uygulaması kullanmak.

Mobil cihazların sunduğu konfor ve avantajlar bir yana; özellikle beyaz yakalıların tatil günlerini kabusa çevirdikleri de bir gerçek. Nereye gidersek gidelim, sahilde, otel odasında, şezlongda uzanırken, denize karşı kokteylimizi yudumlarken, gözlerimizi akıllı telefonlarımız ya da tablet bilgisayarlarımızdan ayıramaz olduk. Bu cihazları sadece eğlence ve kişisel amaçlı kullandığımız günler geride kaldı. Bu gerçeğin yanı sıra yönetim pozisyonunda çalışanların işkolik oldukları da yapılan bir çalışma [1] ile ortaya çıktı. Öyle ki üç yöneticiden ikisi tatildeyken bile telefonlarını yanlarından ayırmıyor; ayrıca üç kişiden biri tatile giderken dizüstü bilgisayarını yanında götürüyor. Tabii bu durumun neden olduğu güvenlik sorunlarını da unutmamak gerekiyor. İşte bu nedenle güvenli içerik yönetim çözümleri alanındaki lider şirket Kaspersky Lab, tatilde bile çalışmaktan vazgeçemeyenler için güvenlikle ilgili ipuçları hazırladı. Tatilde huzurunuzun kaçmaması için mutlaka dikkate almanızı öneriyoruz.

66

Ağustos 2013

Cihazlarınızı asla etrafta başı boş bırakmayın Tatile giderken yanınızda götürdüğünüz cihazlarınızı, lokanta ya da plaj gibi kalabalık mekanlarda başı boş bırakmayın. Cihazlarınızın çalınma veya kullanılma riski sizin için olumsuz sonuçlar doğurabilir. Eğer işinizi garantiye almak istiyorsanız, akıllı cihazınızı veya tabletinizi otel kasasına kilitlemeniz en güvenli yol olacaktır. Cihazlarınızı koruma altına alın Cihazlarınızın güvenliğini sağlamak tabii ki her zaman gerekli; ancak özellikle seyahat ederken daha fazla önem kazanıyor. Bunun için korumaya, erişimi kısıtlamak üzere bir PIN (veya daha iyisi bir parola) belirlemekle birlikte şifreleme ve önemli bilgileri kodlamayı da dahil etmenizde fayda var. Zararlı yazılımlara karşı koruma Zararlı yazılımlara karşı koruma olmazsa olmaz bir tedbir ve tatillerde de bunun unutulmaması gereki-

Halka açık yerlerde kablosuz internet bağlantısı yaparken dikkatli olun Roaming ücretlerinin yüksek olması nedeniyle, özellikle yurtdışına yapılan seyahatlerde halka açık internet noktalarından daha fazla faydalanıyoruz. Ancak bu noktalardan bağlantı yaparken veri hırsızlarına karşı mutlaka dikkatli olmak gerekiyor. Bu durumda güvenli bağlantı yapabilmenin tek yolu ise etkin bir VPN bağlantısı. Etkin bir VPN bağlantınız yoksa, işinizle ilgili e-postaları kontrol etmemeye, Facebook’a giriş yapmamaya veya internet bankacılığını kullanmamaya özen göstermelisiniz. Ek güvenlik tedbirleri Tatile gitmeden önce kredi kartı iptali için gerekli olabilecek destek hattının numarasını ve mobil hizmet servis sağlayıcınızın iletişim bilgilerini mutlaka not edin. Eğer akıllı telefonunuzu çaldırırsanız, servis sağlayıcınızı arayıp cihazınızın kilitlenmesini talep edebilirsiniz. Bu sayede hırsızın sizin paranızla (önemli miktarlara ulaşabilir) telefonunuzdan arama yapmasını ve internette gezinmesini engellemiş olursunuz.


Yöneticiniz size ne söylüyor siz ne algılıyorsunuz Özellikle son dönemlerde önemi daha da anlaşılan ‘Algı Yönetimi’ ,İK ve iş süreçlerinde de büyük bir öneme sahip. Özellikle işveren/çalışan arasındaki uyumsuzluğun nedenlerinin başında gelen ‘yanlış algılama’ iş süreçlerini de olumsuz etkiliyor. Hugent, iş yerinde yöneticiyle çatışmamak için yöneticinin ne istediğinin iyi algılanması gerektiğini, ve bunun yanında da yöneticinin de çalışana ne istediğini net bir şekilde ifade etmesi gerektiğinin altını çiziyor. . Yöneticiler genelde çalışanlara en çok işle ilgili konularda uyarılarda bulunuyor. Zaman planlaması, işin yetişmemesi, yapılan işin doğruluğu ve kalitesi en çok geribildirim verilen konulardan. Çalışanların yöneticilere karşı önyargılı olup olmaması çalışanların önceki yöneticileriyle olan tecrübeleriyle çok bağlantılı. Eğer bir önceki yönetici, çalışana “benden korkun” algısı vermişse çalışanın sonraki yöneticiye önyargılı yaklaşmasının çok muhtemel olduğunu belirten Hugent İş Geliştirme Direktörü Özlem Veryeri, geleneksel yönetici modelinin iş konusundaki performansı kesinlikle artırmayacağını, yapılan işin kalitesi ve devamlılığını azaltacağını dile getiriyor. Yönetici ve çalışan arasındaki sıkıntıların en büyük kaynağı, çalışanın, yöneticinin beklentisini tam olarak anlayamadığı durumlarda ortaya çıktığını belirten Hugent İş Geliştirme

Direktörü Özlem Veryeri, konuyla ilgili şu açıklamaları yapıyor; “Yöneticinin beklentisini, sebepleri ve etkileyen durumlarla birlikte net bir şekilde ifade etmesi, çalışanın anladığından emin olması ve bunu gözlemlemesi gerekiyor. Çalışanın da anlamadığı konular varsa sorması ve buna uygun şekilde hareket etmesi lazım. Aksi takdirde rahatlıkla yapılabilecek bir görev iletişim sorunu yüzünden yapılamayabilir.” İyi Bir Yönetici Olmak İçin Kişisel Eleştiriden Kaçının İyi bir yönetici olmak için en önemli 3 noktayı Özlem Veryeri, şu şekilde açıklıyor; “Yöneticinin sorunların farkında olması için çalışanı dinlemesi oldukça önemli, kesinlikle çalışan kendisini ifade etmekten vazgeçmemeli. Bunun dışında yöneticinin kişisel eleştiriden kesinlikle kaçınması gerekiyor. Yönetici olumlu ya

da olumsuz mutlaka geribildirim vermeli. Olumsuz geri bildirimler işle ilgili, kişisellikten uzak, çalışanı asla rencide edici ya da kırıcı şekilde olmamalı. Son olarak da yönetici alacağı aksiyonlarda kararlı olmalı ve bu kararı uygulayabilmeli.” Z ve X Kuşağının Çalışma Stilleri Algılamada Farklılık Yaratıyor Çalışma stillerinde ciddi farklar olan X ve Z kuşağı arasında algılama, iletişim sıkıntıları yaşanabiliyor. Bu, yönetici olan X kuşağının beklentileri ile bunu algılamaya çalışan Z kuşağı çalışanın birbirlerini ne kadar iyi anladıkları noktasında sorunlar yaşanabildiğini belirten Hugent İş Geliştirme Direktörü Özlem Veryeri, özellikle böyle durumlarda sıkıntıları azaltmak için çok açık ve net iletişim, karşılıklı uzlaşma, teyitleşme, işin yapılışı sırasında gözlem ve denetleme yöntemlerinin kullanılması gerektiğini dile getiriyor.

Ağustos 2013

67


DIŞ TİCARET

BRIC ve Türkiye’de iyimserlik düşüşte Bağımsız denetim, vergi ve danışmanlık firması Grant Thornton tarafından her çeyrek sonunda tekrarlananiyimserlik araştırmasının 2013 ikinci çeyrek etabı açıklandı. Grant Thornton’un 44 ülkede 3.200 yönetici ile gerçekleştirdiği araştırma sonuçlarına göre iyimserlik rüzgarları yön değiştirmiş durumda. BRIC veTürkiye’de iyimserlik oranları geçen yılın aynı dönemine göre düşerken, G7 ve Amerika’nın iyimserlikoranlarında artış var.

BRIC ülkeleri 2012’nin 2. çeyreğinde net* 41 puanlık iyimserlik yüzdesine sahipken, 2013’ün 2. çeyreğinde bu oran 23 puana gerilemiş durumda. Türkiye’de de benzer şekilde geçen yıl ikinci çeyrekte 60 puan olaniyimserlik, bu yılın ikinci çeyreğinde 38 puana geriledi. BRIC ülkeleri arasında en dikkat çekici düşüş Çin’degözlemlendi. Geçen senenin aynı döneminde Çin’deki iyimserlik puanı 33 iken, bu senenin aynı döneminde sadece 4. Çin’de beklentiler dibe vurmuş görünüyor. Çin kadar büyük bir düşüş yaşamasa da, Brezilya’da da iyimserlik 61’den 43’e gerilemiş durumda. Diğer taraftan, şaşırtıcı şekilde, uzun zamandır sabit kalan veya gerileyen G7 ülkeleri iyimserlik seviyesi ise geçen yılın ikinci çeyreğinde 21 puan iken bu yılın ikinci çeyreğinde 32 puana ulaşarak önemli bir sıçrama yaşadı. 2012’nin ikinci çeyreğinden bu yana, Amerikalı katılımcılarda her yeni çeyrekte biraz daha düşen iyimserlik seviyesi, bu çeyrekte 55 puana ulaşarak büyük bir artış kaydetti. Rapor sonuçlarını değerlendiren Grant Thornton Türkiye Başkanı Aykut Halit, dengenin önemli bir unsur olduğunu ve pozitif beklentilerin global ekonominin seyri açısından önem-

68

Ağustos 2013

li bir itici güç olduğunu ifade etti. Geçtiğimiz dönemde önemli büyüme kaydeden Çin ekonomisinin yavaşladığını, Mayıs ayında ihracat artışının sadece %1 olarak kaydedildiğini ifa-

ğı 2006’dan bu yana gerçekleşen en düşük oran). Çinli işadamlarının, gelir artışı konusundaki beklentileri ilk çeyrek sonundaki %72’den, %60’a, ihracat artış beklentileri %29’dan %15’e ve karlılık artışı konu-

de eden Halit, Çin’in geçen senelerdeki yüksek büyüme oranlarının hemen ardından bu sürece girdiği için baskıyı daha fazla hissettiğini ifade etti. Türkiye’de debenzer sürecin etkili olmuş olabileceğini, yüksek büyüme oranlarının ardından yaşanan yavaşlamanın, normalden daha fazla etkisini hissettirdiğini belirtti.

sundaki beklentileri %69’dan %42’ye düşmüş durumda.

Çin’in tersine Amerika en yüksek iyimserlik seviyesinde Amerikanın 2013 ikinci çeyreğinde elde ettiği 55 puanlık iyimserlik seviyesi, 2005’ten bu yana Amerika’nın elde ettiği en yüksek oran. Bu gelişme, ağırlıklı olarak büyüme ve gelir artışı konularına bakışlarındaki iyileşme ile bağlantılı görünüyor. İlk çeyrekte, önümüzdeki 12 ay içinde gelir artışı bekleyenlerin oranı %46 iken, ikinci çeyrekte bu oran %59’a tırmanmış görünüyor. Aynı şekilde, karlılık artışı da, İlk çeyrekteki %42’den, ikinci çeyrekte %48’e yükselmiş durumda. Diğer taraftan, Çinli katılımcıların cevaplarına bakıldığında, ilk çeyrek sonunda net %25 olan iyimserlik puanı ikinci çeyrek sonunda %4’e düşüyor. (Çin’in bu araştırmaya katıldı-

Avrupa Birliği iyimserlik puanında az da olsa artış gözlemlenirken, Euro Bölgesi’nde yine düşüş var. Grant Thornton’un araştırmasına göre, 2012 başından bu yana düşüş sergileyen Euro Bölgesi düşüş seyrine devam ederken Avrupa Birliği’nde 4 puanlık da olsa bir artış var. Katılımcı profili Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 44 ülkede 3.200 şirket ile gerçekleştirildi. Hemen her sektörden vefarklı ölçeklerden firmalar araştırmada yer aldı. Araştırma dahil olan ülkeler listesi (Alfabetik olarak): Almanya, Amerika, Arjantin, Avustralya, BAE, Belçika, Botsvana, Brezilya, Çin, Danimarka, Ermenistan, Estonya, Filipinler, Finlandiya, Fransa, Güney Afrika, Gürcistan, Hindistan, Hollanda, Hong Kong, İngiltere, İrlanda, İspanya, İsveç, İsviçre, İtalya, Japonya, Kanada, Letonya, Litvanya, Malezya, Meksika, Norveç, Peru, Polonya, Rusya, Singapur, Şili, Tayland, Tayvan, Türkiye, Vietnam, Yeni Zelanda, Yunanistan


Interzum’a Türkiye damgası!

On beş uluslararası firma arasında tek Türk markası oldu Dünyanın en büyük mobilya aksesuar fuarı olan Interzum Fuarı’nda ‘Uluslararası Basın Konseyi’ tarafından ziyaret edilen 15 marka arasında yer alan Türkiye’nin lider mobilya aksesuar markası SAMET, inovatif yaklaşımı, yeni ürünleri ve tasarımcı işbirliği ile ön plandaydı. İki senede bir Köln’de düzenlenen ve dünyanın en büyük mobilya aksesuar fuarı olan Interzum 2013 sona erdi. Dört gün süren ve 4.000 ziyaretçiyi ağırlayan fuarda SAMET, Alman basını için düzenlenen ve Interzum’un trendlerinin anlatıldığı basın gezisi kapsamına alınan 15 uluslararası fir-

ma arasında tek Türk markası olarak yer aldı. Dünyada mobilya aksesuar sektörünün en büyük 5 oyuncusundan biri olan ve 6 ayrı kategoride 45 farklı ürününü sergileyen SAMET, fuarın en büyük standlarından olan 510 m2’lik standı ve 3 yeni konsept ürünü ile dikkat çekti. Tasarımcı Defne Koz’un SAMET’e özel tasarladığı 3 ürünüyle katıldığı fuarda, üst düzey 35 uluslararası basın mensubuna yönelik bir sunum gerçekleştirildi. SAMET Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ufuk Kızıltan’ın bizzat tanıttığı yeni ürünlerden SOFT COVER

Menteşe Kapağı, özel sunumuyla fuarın en fazla ilgi çeken ürünlerinden biri oldu. Dünyaca ünlü endüstriyel tasarımcı Defne Koz‘un imzasını taşıyan; IMM Cologne Fuarı’nda Alman Tasarım Konseyi tarafından İç Mekan İnovasyon Ödülü’ne layık görülen Soft Cover’ın yanı sıra Duolift ve Monolift Kalkar Kapak Sistemleri fuar katılımcılarının büyük ilgisini topladı. Dünyada bir ilk olarak hem 5 kademe ayar imkanına hem on/off ayarına sahip frenli menteşe Impro ve yeni nesil çekmece sistemi Slidea ise fuarda dikkat çeken diğer ürünlerdendi.

Ağustos 2013

69


DIŞ TİCARET RAK Serbest Ticaret Bölgesi CEO’sundan Türk iş Adamlarına Yatırım Çağrısı:

“KAZANMAK İÇİN BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ’NDE ÜRETİM YAPIN”

70

Ağustos 2013


Ortadoğu’nun ticaret üssü Birleşik Arap Emirlikleri’nden Ras Al Khaimah’daki RAK Serbest Ticaret Bölgesi CEO’su Peter Fort, Türkiye’ye yaptığı ziyaret kapsamında İTO Başkanı İbrahim Çağlar ile bir araya geldi. RAK’taki üretim ve depolama maliyetlerinin ucuzluğuna dikkat çeken Fort, başta cam, seramik, inşaat malzemeleri olmak üzere, gıda, petrokimyevi ürünler ve makine-teçhizat sektörlerinde faaliyet gösteren Türk firmalarına yatırım çağrısı yaptı. Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) bağlı 7 emirlikten biri olan Ras Al Khaimah’daki RAK Serbest Ticaret Bölgesi CEO’su Peter Fort, İTO Başkanı İbrahim Çağlar ile bir araya geldi. Serbest Bölgenin Türkiye Bölge Müdürü Gülay Avcı’nın da katıldığı toplantıda cam seramik, petrokimyevi ürünler, hammadde ve inşaat sektörlerindeki yatırım fırsatlarına dikkat çekildi. Dünya çapında 106 ülkeden 7 bin şirkete ev sahipliği yapan RAK Serbest Ticaret Bölgesi, düşük yatırım ve operasyonel maliyetleri sebebiyle şimdiye dek Türk KOBİ’lerinin tercih ettiği bir serbest bölgeydi. Ancak Morgan & Stanley gibi uluslararası bir bankada uzun yıllar üst düzey yöneticilik yaptıktan sonra nisan ayında serbest bölge CEO’luğuna atanan Peter Fort, Ras Al Khaimah’nın artık daha büyük Türk şirketlerinin de üretim yapabilecekleri bir bölge haline geldiğini belirtti. Peter Fort şöyle devam etti: “AFDB African Development Bank’ın “2011 Afrika Raporu” na göre Türkiye Çin, Hindistan, Brezilya ve Kore’nin yanında Afrika’daki 5. büyük yatırım partneridir. Bu rapor daha çok Türk iş adamlarının halen iş yapmanın özellikle zor olduğu Afrika bölgesine gün geçtikçe daha çok yatırım yaptığını gösteriyor. İşte bu noktada beş ayrı stratejik noktadaki çok amaçlı limanları, ucuz işçilik ve üretim maliyetleriyle Ras Al Khaimah emirliği devreye giriyor. Uzak Doğu’dan ve Türkiye’den gümrüksüz bir şekilde demonte olarak BAE’ye ithal edeceginiz ürünleri RAK Serbest Ticaret Bölgesi’nin tahsis edeceği tesislerde montajını veya üretimini yaptıktan sonra üçüncü ülkelere ihraç edebilirsiniz. Özellikle pek çok ülkenin Çin menşeili ürünlere kota ve

yüksek gümrük vergileri uyguladığı günümüzde, montajı BAE’de yapılarak ihraç edilen ürünlerin yeni pazarlara daha düşük maliyetlerle girmesi mümkündür. Günümüzde pek çok uluslararası şirket tarafından uygulanan bu iş modeli Türk iş adamları için de özellikle Afrika bölgesine daha uygun maliyetlerle ürün sokarak pazarda rekabetçi kalabilmeleri anlamında çok önemlidir.” ITO Başkanı İbrahim Çağlar da Birleşik Arap Emirliklerinin Türk işadamlarına sağladığı avantajları zaten bildiklerini ancak Türkiye’de nispeten daha az tanınan Ras Al Khaimah emirliğinin ve Türkiye’de irtibat bürosu bulunduran tek serbest bölge olan RAK Serbest Ticaret Bölgesi’nin avantajlarını üyelerine tanıtmak amacıyla ITO bünyesinde bu yıl içinde bir dizi tanıtım semineri düzenleyerek işbirliği yapabileceklerini dile getirdi. RAK, 2012 yılında yüzde 13 büyüme sağladı RAK’ın her alandaki girişimcileri çekmek üzere tasarlandığını vurgu yapan Peter Fort, 2012 yılında, bir önceki yıla göre yüzde 13 oranında bir büyüme sağlayarak 2 bin 297 yeni şirket kaydının gerçekleştiğini belirtti. 2013 yılı için daha büyük bir büyüme hedefi koyduklarını söyleyerek, müşterilerin artan ihtiyaçlarına karşılamak için ofis ve depo portföylerini genişleteceklerini belirtti. RAK, Türk şirketleri için Ortadoğu ve Afrika’ya açılan bir kapı RAK Serbest Ticaret Bölgesi Türkiye Bölge Müdürü Gülay Avcı ise şunları söyledi: “Uluslararası deneyimi ve bölge bilgisiyle Peter Fort, CEO olarak serbest bölgemize yeni bir vizyon ve taze kan getirdi. Türk

ürünlerinin MENA yani Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesindeki pazar payı potansiyelinin çok daha yüksek olabileceğine olan inancıyla yeni görevindeki ilk ziyaretlerinden birini Türkiye’ye yaptı. Fort’un İstanbul’da kaldığı iki gün boyunca İTO ziyareti haricinde de yaptığımız diğer toplantılarda, kendisi özellikle üretim veya dağıtım yapmak isteyen Türk işadamlarının kendisiyle her zaman birebir görüşebileceklerini, Türk firmalarının her türlü hizmete eksiksiz ulaşmalarını bir fiil kendisinin sağlayacağı konusunda garanti verdiğini belirtti. Bu destek bizim için son derece önemli. RAK Serbest Ticaret Bölgesi zaten Türkiye’ de irtibat bürosu bulunduran tek serbest bölge. Bu bizi diğer serbest bölgelerden ayıran en önemli özelliğimiz” dedi. Yatırım yapmanın en kolay olduğu ülkeler arasında Dünyanın üçüncü büyük transit ticaret merkezi olan Birleşik Arap Emirlikleri, Dünya Bankası endeksine göre de “yatırım yapmanın en kolay olduğu ülkeler” sıralamasında Arap dünyasında ilk sırada, dünya sıralamasında da 22. sırada yer alıyor. BAE’nin yatırım merkezi olmasının sırrı, vergi uygulamasının olmamasında; yani devletin buradaki şirketler üzerinden elde edilen karlardan vergi talep etmemesinde. İş hukukundaki yatırımcı odaklı ve iş yapmayı kolaylaştıran düzenlemelerde, minimal bürokrasi ve gelişmiş bankacılık sisteminde saklı. Yabancılar, ülkede sadece serbest bölgelerde yüzde 100 mülkiyetle şirket kurabiliyor. Bu durum yabancı yatırımcıların şirket kurmak için öncelikle serbest bölgeleri tercih etmelerinde etkili oluyor.

Ağustos 2013

71


KÜLTÜR SANAT

“Türkiye’de Kültür Sektörünün Boyutları Ve Ekonomisi” Açıklandı Contemporary Istanbul, Türkiye Avrupa Eğitim ve Bilimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliği ile hazırlanan, Türkiye’de kültür sektörünün boyutlarını ortaya koyan “Türkiye’de Kültür (Kreatif) Sektörünün Boyutları” konulu sektör araştırmasını 25 Temmuz 2013 Perşembe günü, the Sofa Hotel’de düzenlenen toplantıda kamuoyuna sundu. Ali Güreli Contemporary Istanbul’un Türkiye’nin sanat yaşamına büyük ölçüde yön veren bir kuruluş olduğunu vurgularken; kültür ekonomisinin Türkiye’nin markalaşması ve değerinin artması yönünden çok önemli olduğunu belirtti. Hane halkının kültür harcamalarının yüzdesel oranda yüksek olmasının yanında dünyanın önde gelen ülkeleriyle karşılaştırıldığında kültür harcamalarının hane halkı için oldukça yüksek fiyatlı olduğuna değindi. Güreli; kamu kaynaklı kültür amaçlı harcama bütçesinin çok düşük olduğunu, yerel yönetimlerin kültür harcamalarının Türkiye’nin uluslararası stratejileriyle beraber düşünülmediğini ve planlanmadığını belirtirken bütün şehirlerdeki mevcut kamu binalarının kültür amaçlı kullanıma yönelik tekrar planlaması ve açılması gerekliliğine işaret etti. Türkiye’de Kültür Ekonomisinin Boyutları 46, 1 Milyar Dolar Sınırını Aşmıştır TAVAK Vakfı olarak yaptığımız araştırmada Türkiye’nin kültürel harcamaları ve milli gelirdeki payı konusunda son yıllarda büyük gelişme olduğu tespit edilmiştir. 2011yılında kültür ekonomisindeki harcamalar 46 Milyar dolar sınırını aşmış vemilli gelirin 6%’sını oluşturmuştur. Kültür harcamalarında hane halkının harcamaları her geçen gün daha da artmaktadır. TAVAK Vakfı bu araştırmayı bundan sonra Türkiye Kültür Sektörü Araştırmalar Kurumu TÜKSAK bünyesinde her yıl yeni baştan gerçekleştirmeye karar vermiştir. Kültür Sektöründe Büyüme Açısından Hindistan’dan Sonra 2. Ülke Türkiye’dir Birleşmiş Milletler tarafından geçtiğimiz yıl açıklanan araştırma

72

Ağustos 2013

kapsamında Hindistan’dan sonra 18,3%’lük bir büyüme oranıyla kültür alanında en hızlı büyüyen ikinci ülke Türkiye olmuştur. Küresel ekonomide AB ekonomisinde rekabet gücünü artırabilecek dinamik bir kültür sektörü Türkiye’nin AB üyeliğini kuşkusuz olumlu etkileyecektir. 2011 yılında Türkiye’nin kültür ürünlerinde ihracatı 2,1 Milyar dolar sınırını aşmış ithalatı ise 850 Milyon Dolar olmuştur. Kültür Ekonomisinin Boyutu 46 Milyar Dolar Türkiye Avrupa Eğitim ve Bilimsel Araştırmalar Vakfı’nın yaptığı araştırma kapsamında içinde bulunduğumuz çağda kültürel ürünlerin büyük ölçüde ekonomiye yön verdiği ortaya çıkarılmıştır. Futbol ve gastronomi ekonomisi dışında Türkiye’de bugüne kadar 3. olarak ölçülmemiş sektör kültür ekonomisidir, Avrupa Birliği yolunda giden Türkiye’de bu konuda ilk kez bu araştırma ile birlikte bir çalışma yapılmıştır. Çin’den AB’ye Kadar Dünyada Çin’den Avustralya’ya AB ülkelerinden ABD’ye kadar yıllık ölçümleri yapılan kültür ekonomisinin Türkiye’de bugüne kadar boyutları ölçülmemiş ve bu konuda yeterince çalışılmamıştır. Bu konuda en ciddi araştırmaları Almanya’da görmekteyiz. Alman modeli olarak oluşturulan kültür ekonomisi ölçüm boyutları çerçevesinde 2006 yılından beri ölçülen kültür ekonomisi boyutlarında 2011’de kültür ekonomisinin yıllık cirosu 351 Milyar Euro ile otomotiv sektörüne yaklaşmış bulunmaktadır. TAVAK Vakfı harcamalara göre milli gelir forma-

tından yola çıkarak kültür ekonomisinin ulusal ekonomi içindeki yerini ölçümlemiştir. Metodoloji olarak 11 ana sektörde 47 alt sektör belirlenmiş ve buna göre bir ölçümleme yapılmıştır. Bu ölçümleme kapsamında Türkiye’de 2011 yılında 46 Milyar dolarlık bir ekonomi oluşmuştur. Ekonomik Boyutlar – Turizm Sektörü Türkiye’de Kültür ekonomisinde Contemporary İstanbul başta olmak üzere önemli rol oynayan kuruluşların sayısı artmaktadır. Birçok sponsor artık Kültüre ağırlık vermektedir. Kültürün özellikle dizilerle başlayan Kültür ekonomisinin ürünlerinin dış ülkelere ihracatı ve başarıları diğer alanları da teşvik etmektedir. Bu olumlu gelişmeler çerçevesinde Kültür ekonomisinin boyutlarını karşılaştırmalı olarak ele alırsak 2011 yılında Turizm gelirlerimizin 30milyar Dolar sınırına güçlükle yaklaştığı bir dönemde Kültür ekonomisinin dönen meblağ Turizm gelirlerinin en azından % 52’si oranında bir fazlalık oluşturmaktadır. İhracata Oranı 2011 yılı için Kültür ekonomisindeki 46 milyarlık dolarlık tutarı o yılki ihracatımızı oluşturan 130 milyar


Türkiye’den Dünya Miras Listesi’ne 4 yeni yer

2013 yılı itibariyle Türkiye’den UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi’ne giren varlık sayısının 41′e ulaştırken Türkiye’nin UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınan varlık sayısı ise 11′e yükseldi. Tuz Gölü, Sardes Antik Kenti, Bintepeler Lidya Tümülüsleri 2013 yılı için, geçici listeye Ceneviz Kale ve Surlu Yerleşimleri, Denizli’de yer alan Laodikeia Antik Kenti, Manisa Salihli’de bulunan Sardes Antik Kenti ve Bintepeler Lidya Tümülüsleri ile Ankara, Konya ve Aksaray illeriyle çevrili olan Tuz Gölü olmak üzere dört varlık. Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan yapılan açıklama şöyle: 11. ve 15. yüzyıllar arasında Akdeniz, Karadeniz, Atlantik Okyanusu ve Kuzey Avrupa’da ticaret kolonileri kuran Cenevizlilerden günümüze kalan ve listeye giren eserler: İstanbul’daki Yoros Kalesi ve Galata Kulesi, İzmir’de Foça Kalesi ve Çandarlı Kalesi, Bartın’da Amasra Kalesi, Düzce’de Akçakoca Kalesi ve Sinop Kalesi. Listeye giren diğer varlığımız, Denizli’nin 6 kilometre kuzeyinde

yer alan Laodikeia Antik Kenti. Helenistik Kent M.Ö 3.yy’ın ortalarında Seleukos Kralı II. Antiokhos tarafından karısı Laodike adına kuruldu. Hristiyanlığın ilk yedi kilisesinden birine sahip olan ve İncil’de acı geçen kent Hristiyanlık dünyası için çok önemli, çünkü İncil’e göre, Hıristiyanlar için kutsal hac merkezi olma özelliğine sahip. Dünya Miras Geçici Listesine alınan diğer bir antik kent ise, Manisa Salih’deki Sardes Antik Kenti ve Bintepeler Lidya Tümülüsleri. Lidyalıların başkenti olma özelliğine de sahip olan Sardes Antik Kenti, aynı zamanda antik dünyanın en büyük havrasını bünyesinde bulunduruyor. Marmara Gölünün güney kenarında yer alan ve Lidya Tümülüs mezarlık alanı olan Bin Tepe Tümülüsleri ise dünyanın en büyük Tümülüs alanı içerisinde. Ankara, Konya ve Ak-

saray illeriyle çevrili olan Tuz Gölü. Yer altı sularıyla beslenmesi, Türkiye’nin tuz ihtiyacının yüzde 70’ini sağlaması ve en önemlisi de yaklaşık 6 bin civarında kuş yuvalama alanına sahip olması, 279 bitki, 120 bakteri ile 129 böcek türünün yaşamasına olanak veren Tuz Gölü, Dünyanın önemli doğal alanlarından birisi. Tam da bu özellikleri Tuz Gölü’nü Dünya Mirası geçici listesine girişini sağladı ve bölgesellikten çıkararak uluslararası bir kültür varlığı kimliği kazandırdı. UNESCO Dünya Miras Komitesi tarafından belirlenen ve tüm dünyada öncelikli olarak korunması için çalışmalar yapılan kültürel ve doğal varlıkların yer aldığı Dünya Miras Listesi’nde 2013 yılı itibariyle 759 tanesi kültürel, 193 tanesi doğal, 29 tanesi ise karma olmak üzere kayıtlı 981 varlık bulunuyor. Ağustos 2013

73


EĞİTİM

“Türkiye’de Eğitimli Sosyal Girişimcilik Geliştirilmeli” Shell Enerji A. Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve Harvard Üniversitesi Kıdemli İleri Liderlik Akademi Üyesi Nusret Cömert, Türkiye’de toplumda etki ve dönüşüm yaratacak girişimciliğin ve sosyal girişimciliğin geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Üniversitelerde sosyal girişimcilik konusunun eğitim programına alınmasını isteyen Cömert, bununla ilgili bir bakanlık bile kurulabileceğini belirtti. Türkiye’de sosyal girişimciliğin kültürümüzde, gelenek ve göreneklerimizde olduğunu ifade eden Nusret Cömert, “Benim eleştirdiğim şu... Bizde en büyük sosyal girişimcilik yurt yaparak öğrencileri barındırmak, burs vererek öğrencileri okutmak ya da sağlıkla ilgili farkındalığı arttırmak... Bunlar çok önemli, ama yeterli ve yaratıcı değil.” dedi. Batıda bir sosyal girişimcinin geliştirdiği projeyle toplumda bir etki ve dönüşüm sağladığını belirten Cömert, buna örnek olarak Bangladeş’teki Grameen Bankası’nı gösterdi. Cömert, 1976 yılında yoksulları girişimci yapmak amacıyla Grameen Bankası’nı kuran Muhammed Yunus’un, Bangladeş’in sosyal yapısını değiştirdiğini ifade etti. “Sosyal Girişimcilik, Ekonomik Değer Yaratabilir”

Nusret Cömert, Harvard Üniversitesi İleri Liderlik Akademi Üyeliği’ne seçildikten sonra Türkiye’de sosyal girişimciliğin eksiklerini daha net gördüğünü söyledi. Türkiye’de sosyal girişimciliğin vakıf kurmak ya da para kazanmayan işler olarak algılandığını belirten Cömert, “Sosyal giri-

74

Ağustos 2013

şimcilik böyle bir şey olmak zorunda değil. Eğer toplumsal bir fayda sağlıyorsanız, bir iş bile sosyal girişimcilik örneği olabilir ve ekonomik değer yaratabilir. Şimdi Türkiye’de bununla ilgili bazı çalışmalar gözlemliyorum. Bazı üniversitelerde az sayıda güzel çalışmalar yapılıyor ama yetersiz...” diye konuştu. “Sosyal Girişimcilik Sürdürülebilir Olmalı”

Bir işin sürdürülebilir olmasının çok önemli olduğunu ifade eden Nusret Cömert, bu nedenle kendi kendini finanse eden yani gelir üreten sosyal girişimciliğin, toplumda daha büyük etki yaratacağını ve sürdürülebilir olacağını belirtti. Buna örnek olarak Filipinler’deki bir su şirketinin özelleştirilmesini gösteren Cömert, bu örneği, “Yoksul bir bölgede, insanlar parasızlıktan tankerlerden pis su alıyor ve kullanıyor. Manila Su Şirketi bunu fark ediyor ve bölgeye su götürüyor. Bu özelleştirme sırasında olayın sosyal yönüne de bakıyorlar ve su dağıtımının yapıldığı bölgeye ortak sayaçlar koyuyorlar. Bir kişi bile ödemezse herkesin suyunun kesileceğini söylüyorlar, bu da bir sosyal baskı oluşturuyor. Herkes faturasını ödüyor, sonuç-

ta hem faturalar düşüyor, hem de insanlar temiz su kullanıyor. Şirket de hem insanların en önemli sorunlarından birini çözüyor, hem de kar ediyor. Bu aslında sosyal girişimcilik olmadığı halde toplumda bir etki ve dönüşüm yaratıyor.” sözleriyle anlattı. “Sosyal Girişimcilik Eğitimin Parçası Olmalı, Ders Olarak Okutulmalı”

Türkiye’de sosyal girişimciliğin ideal şekilde gelişmesi için neler yapılması gerektiğini de değinen Nusret Cömert, bunun için öncelikle sosyal girişimciliğin bir eğitim kültürü olarak bütün üniversitelere yayılması gerektiğini belirtti. “Bunu bir eğitim şekli olarak benimsememiz ve eğitimin bir parçası olarak görmemiz lazım. Üniversitelerde sosyal girişimcilikle ilgili daha fazla çalışma yapılmalı, insanlar bununla ilgili dersler almalı ve projeler üretmeli.” diyen Cömert, Türkiye’de en büyük ihtiyacın, yeni neslin farkındalığının arttırılması olduğunu söyledi. Sosyal girişimciliğin eğitim programına alınmasının önemli ama yeterli olmadığını, bunun bir kültür olarak topluma benimsetilmesi gerektiğini vurgulayan Cömert, bunun yetişkin ve tecrübeli insanlar aracılığıy-


la yapılabileceğini ifade etti. Cömert, “Bizim genç emekli girişimcilerimiz ve liderlerimiz var. Önce onları eğitmek, sonra onların kendi alanlarında proje geliştirmelerini sağlamak ve onlar aracılığıyla çeşitli çalışmalar yapmak lazım. Biz TÜSİAD’da “Bu Gençlikte İş Var” projesi yaptık. Bu projeyi büyütmek istiyoruz. Ama bunun toplumsal bir boyut kazanması gerekiyor. Bizde sosyal girişimciliğin ya da girişimciliğin eksikliği yok. Tük milleti çalışkan ve zeki, ama kalıpların dışında düşünmeyi öğretmiyoruz ve yaratıcılığımız az.” diye konuştu. “Sosyal Girişimcilik Bakanlığı Kurulabilir”

Shell Enerji A. Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve Harvard Üniversitesi Kıdemli İleri Liderlik Akademi Üyesi Nusret Cömert, Türkiye’de girişimci olanların okuma ve kariyer yapma olanağı daha az olanlar arasından çıktığını ve hayat mücadelesi için girişimci olduklarını söyledi. Bu konuda en önemli gerekliliğin, eğitimli girişimciliği geliştirmek ve bunun ekosistemini yaratmak olduğunu belirten Cömert, “Burada devlete ve özel sektöre büyük iş düşüyor. Bu hem işsizliği, hem yoksulluğu hem de ekonomik büyümeyi, yan etki olarak da sağlık gibi birçok alanı olumlu olarak etkiler. Bununla ilgili olarak bir bakanlık bile kurulabilir, bununla ilgili üniversitelerle ortak çalışmalar yapılabilir.” dedi. “Gençlere İnanmak ve Fırsat Yaratmak Çok Önemli”

Gençlere olanak tanınmasının önemine de dikkat çeken Nusret Cömert, Harvard Üniversitesi’nde, Mark Zuckerberg bir yurt odasında Facebook’u yarattıktan sonra öğrencilerin rahat bir ortamda proje geliştirebilmeleri için i-lab adında innovasyon laboratuarı kurulduğunu söyledi. Ayrıca üniversitenin eğitim programında sosyal girişimcilik dersleri olduğunu, öğrencilerin bu derslerde proje üretip çalışmalar yaptıklarını ifade eden Cömert, Harvard örneğini ülkemize uyarlamamız ve bunu kurumsallaştırmamız gerektiğini belirtti. Harvard Üniversitesi Kıdemli İleri Liderlik Akademi Üyesi olarak, üniversitelerde ve genç işadamları derneklerinde gençleri aydınlatmaya, cesaretlendirmeye çalıştığını dile getiren Cömert, “Bu ışığı gençlere verebilmek, onlara inanmak ve fırsat yaratmak çok önemli... Gençlerin fark yaratabileceklerine inanmaları gerekiyor.” dedi.

KOSGEB Destekleri nelerdir? DENETEAM İş Geliştirme Müdürü, Yüksek Mühendis Nuray Tanış, DENETEAM’in sosyal sorumluluk projeleri kapsamında KOBİ’leri bilgilendirmek amacıyla düzenlediği “KOBİ Destek Programları” seminerinde KOSGEB desteklerini anlattı. AR-GE, İNOVASYON VE ENDÜSTRİYEL UYGULAMADESTEK PROGRAMI EĞİTEAM AKADEMİ Salonu’ndaki seminerde konuşan Tanış, KOSGEB‘in bütün fon programlarında desteklenen kalemleri hemen hemen aynı olduğuna dikkat çekti. Tanış, bunları makine teçhizatı, yazılım hizmeti alımı, patent desteği, personel istihdamı (4 yıllık üniversite mezunu olmalı) gerekiyorsa yurt dışı ziyaretleri olarak sıraladı. Tanış, desteklerin oranının ise yüzde 75 olduğunu söyledi. GİRİŞİMCİLİK DESTEK PROGRAMI Tanış, Genel Destek Programı’nın, KOSGEB’in basında en güzel reklamını yaptığı program olduğunu, ancak Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi’nde yanlış anlamaların olduğunu söyledi. Burada belli kalemler ve oranların söz konusu olduğuna dikkat çeken Tanış, “Örneğin İstanbul’da bir girişimciyseniz 30 bin liralık hibeyi alabilmeniz için 50 bin lirayı harcamanız gerekiyor. Destek oranı yüzde 60 ve desteği bu parayı harcadıktan sonra alacaksınız” dedi. Tanış, destek oranlarının gelişmişlik seviyesine göre değiştiğini söyledi. GENEL DESTEK PROGRAMI KOSGEB’te “seç seç beğen destekler” söz konusu olduğunu, hemen hemen her firmanın buraya yönelik fikri bulunacağını vurgulayan Tanış, “Burada, proje kültürü ve bilincini oluşturacak işler destekleniyor. Firmanın üretimi, yönetim organizasyonu pazarlama dış ticaret, insan kaynakları mali işler finans … gibi alanları destekleniyor. Her firma bir konuda bir şeyler yapmak istiyor. Ar-Ge projenizi yoktur ama şu başlıklardan birine uyacak mutlaka bir proje fikriniz vardır. Burada üst limit 150 bin TL. Güzel bir program ama ne yazık ki şu an kapalı” bilgilerini paylaştı. TEMATİK PROJE DESTEK PROGRAMI Nuray Tanış, Tematik Proje Destek Programı’nın TÜBİTAK’taki Öncelikli Alanlar Destek Programı’na benzediğini söyledi. KOSGEB’in de 4 sene önce bölgelerde o bölgelerin özelliklerine uygun konularda proje desteği vermek için bu programı hazırladığını belirten Tanış, şimdiye kadar hiç açılmadığını söyledi. İŞBİRLİĞİ GÜÇBİRLİĞİ DESTEK PROGRAMI Nuray Tanış, İşbirliği Güçbirliği Destek Programı’nın çok çok az kullanılan bir program olduğunu belirterek, “Burada, birleriyle bağlantılı iş alanlarında çalışan 5 firma gerekiyor. Zor bir program” dedi. GELİŞEN İŞLETMELER PİYASASI KOBİ DESTEK PROGRAMI Tanış, Gelişen İşletmeler Piyasası Kobi Destek Programı ile borsaya germek isteyen KOBİ’lerin mevzuat ücretleri, bir yerlere kayıt olmada istenilen rakamların karşılandığını ifade etti. Tanış, bugüne kadar bu programdan 8-10 firmanın faydalandığını ve 100 bin TL verildiğini söyledi.

Ağustos 2013

75


EĞİTİM

Büyüyen KOBİ’de yeni dönem başlıyor

Büyümek isteyen KOBİ’lere yönelik eğitim programı Özyeğin Üniversitesi ve Kauffman Vakfı işbirliği ile hayata geçirilen, büyümek isteyen KOBİ’lere yönelik eğitim programı Büyüyen KOBİ’de yeni dönem 26 Ağustos’ta başlıyor. Yedi haftaya yayılmış otuz saatlik Büyüyen KOBİ programı, KOBİ’lerin etkili ve verimli büyümesini sağlamak için, işin gerçek potansiyele ulaşmasına yardımcı olmak üzere tasarlanmış esnek bir program olarak öne çıkıyor. Özyeğin Üniversitesi’nin girişimcilik alanında dünyanın en etkili ve önemli kurumu olarak gösterilen Kauffman Vakfı işbirliği ile büyümek isteyen KOBİ’lere yönelik hazırladığı eğitim programı “Büyüyen KOBİ”de yeni dönem 26 Ağustos’ta başlıyor. Program, 7 Ekim’e kadar Pazartesi ve Perşembe akşamları,

76

Ağustos 2013

Girişim Fabrikası’nın Levent’teki ofisinde gerçekleşecek. Büyüyen KOBİ, küçük ve orta ölçekteki işletmelerin etkili ve verimli büyümesini sağlamak için, işin gerçek potansiyele ulaşmasına yardımcı olmak üzere tasarlanmış esnek bir program olarak öne çıkıyor. Programa, işini büyütmenin avantaj ve zorluklarını öğrenmek isteyen, işi için en iyi ve en umut veren büyüme fırsatlarını belirlemeyi hedefleyen KOBİ’lerin yanı sıra, şirket performansını iyileştirmenin yollarını keşfetmeye hazır olan; hayata geçirilebilecek, gerçekçi bir büyüme planı hazırlamayı isteyen ve en az 1 yıldır faaliyet gösteren tüm KOBİ’ler başvurabiliyor. Yedi haftaya yayılmış otuz saatlik program kapsamında, sertifikalı FastTrac yetkilileri tarafından interaktif bir ortamda gerçekleştirilen derslerde, katılımcıların birbirlerinin fikirlerine destek olarak etkin bir ağ oluşturmalarına da uygun zemin hazırlanıyor. Katılımcıların derslerden maksimum faydayı elde edebilmeleri için, ayrıca ders

kitapları ve online araçlar da kullanıma sunuluyor. Ders saatlerinin dışında, başarılı girişimcilerin de konuk edildiği programda, katılımcıların bu isimlerle tanışması da sağlanıyor.

Program kapsamında bilgi verilecek ders konuları şöyle sıralanıyor:

• İşin mevcut durumunu analiz etme, • En iyi büyüme fırsatlarını belirleme, • Vizyon ve stratejik planı destekleyen bir bütçe oluşturma, • Ürünü/hizmeti daha güçlü kılmanın yollarını arama, • Hedeflenen pazar için en iyi satış stratejilerini belirleme, • Yönetim ekibinin görev ve sorumluluklarını optimize etme, • İşin büyümesine destek olabilecek operasyonel sistemleri keşfetme, • Kârlılığı ve finansal performansı arttırma, • İş planını hayata geçirme. Büyüyen KOBİ programına son başvuru tarihi 19 Ağustos.


ABONE KUPONU Adı Soyadı: ............................................... Firma Adı: ............................................... Tel: ............................................... Fatura Adresi: ............................................... Vergi Dairesi ve Vergi No: ............................................... Derginin Gönderileceği Adres: ........................................................ ........................................................ ........................................................ EKONOMİ AJANDASI DERGİSİNE yıllık abone olmak için, info@ekonomiajandasi.net e-posta adresine veya formun 0-216 469 17 48 Fax’a gönderilmesi gerekir. Yönetim Yeri: Ekonomi Ajans Lojistik ve Danışmanlık Hiz.Ltd.Şti. Adres: Küçük Bakkalköy Mah. Fevzipaşa Cad. Niyazibey Apt. No:37 Daire:10 34750 Ataşehir/İstanbul Tel: +(90) 216 576 77 66 | +(90) 216 576 35 05

78

Ağustos 2013



Ekonomiajandasi internet