Issuu on Google+

LEKET BU MEM

! BÝZÝM

yeniçað

TARÝH: 10 ARALIK 2010 CUMA

haftalýk siyasi gazete

YIL: 20

SAYI: 1021

FÝYATI: 2 TL

SINIRSIZ, SÝLAHSIZ, GARANTÖRSÜZ YENÝ BÝR KIBRIS MÜMKÜN!

SAHÝBÝ: YENÝ KIBRIS PARTÝSÝ

YKP, boru ile Türkiye’den su getirilmesi projesini deðerlendirdi:

SU YAÞAMDIR, YAÞAM SATILIK DEÐÝLDÝR!

● Türkiye'den su getirilmesi projesi aslýnda suyun özelleþtirilmesi süreci olduðu anlaþýlabilir… Zaten suyun ticarileþtirilmesi, alýnýp satýlan bir metaya dönüþtürülmesi süreci yap iþlet devret modeli ile deniz suyu arýtma tesislerinin yaygýnlaþtýrýlmasý giriþimleri ile baþlamýþtý, bu da sürecin yeni bir evresidir ● Su yalnýzca insanlara ait olmadýðý tüm ekosistemin yaþam kaynaðý olduðudur. Daha önce de defalarca söylediðimiz gibi suyun ticari bir meta yapýlmasý kabul edilemez. Su tüm canlýlar için hayattýr, satýlamaz. Ýnsan doðanýn sahibi ya da efendisi deðil, diðer canlýlarla birlikte bir parçasýdýr… Bu tip projelerle insanlýk aslýnda kâr uðruna geleceðini yok etmektedir ● Kýbrýs, sýnýrsýz olarak deðerlendirildiðinde, suyun verimli kullanýlmasý için çalýþma yapýldýðýnda aslýnda yer altý ve yer üstü kaynaklarý kendisine yeter… Ama çaðdýþý düþüncelerle ülkemize çizilen yapay sýnýrlarýn yarattýðý sorunlar ve

suyun bir ticari meta gibi düþünülerek geliþtirilen projeler sayesinde su sorunu Kýbrýs'ýn kuzeyinde sürekli kanayan bir yaradýr. Suyun yeniden kullanýlmamasý, tarýmda daha verimli sulama tekniklerine önem verilmemesi, verimsiz su kullanýmý, nüfusun kontrolsüz artýþý, ateþkes hattý gibi onlarca "insan" kaynaklý sorunlarýmýza kuraklýk gibi doðal sorunlar da eklenince su sorunu krize dönüþtü ve bugünkü sözde çözümler ortaya çýktý… Bu çözümler kýsa vadede "insanlarýn" su sorununu çözecek ama uzun vadede ekosistemi geri dönüþümsüz tahrip

Uzun lafýn kýsasý...

edecek… Bu nedenle bu proje bu yönü ile yeniden deðerlendirilmesi ve tepki gösterilmesi gereken bir konu olarak önümüzde durmaktadýr ● YKP, makyajlanarak týpký 74 savaþýna "barýþ harekâtý" denmesi gibi suyun özelleþtirilmesine de "barýþ suyu" denmesini aldatmaca olarak görür ve suyun yaþam olduðunun ve yaþamýn satýlamayacaðýnýn altýný çizer, tüm ekolojist örgütler baþta olmak üzere, tüm duyarlý kesimleri mücadeleye çaðýrýr

3

YKP, Avrupa Sol Partisi kongresine katýldý ● YKP'nin de gözlemci üyesi olduðu Avrupa Sol Partisi'nin 3. Kongresi (ASP) 3-5 Aralýk'ta Paris'te, La Defense'taki CNIT'da yapýldý, Kongrenin son gününde ASP'nin yeni baþkaný Fransa Komünist Partisi Genel Sekreteri Paul Laurent seçildi… YKP Yürütme Kurulu üyeleri Murat Kanatlý ve Nevzat Hami ile YKPfem aktivisti ve YKP Parti Meclisi üyesi Faika Deniz Paþa YKP adýna kongreye katýldý… ● YKP Parti Meclisi üyesi ve YKP-fem aktivisti Faika Deniz Paþa kongrede yaptýðý konuþmada Avrupa'da yükselen ýrkçýlýk ve yabancý düþmanlýðý konusuna dikkat çekti ve konu ile ilgili Kýbrýs'taki geliþmelerle ilgili bilgi verdi. YKP Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlý ise Kýbrýs sorunundaki son geliþmeleri Kongrenin gündemine taþýdý. Kanatlý, Kýbrýs'ýn kuzeyinde iþgalin sürdüðünü ve gün ve gün Türkiye'den taþýnan nüfusla Kýbrýs'ýn kuzeyinin þu aþamada 100 bini Kýbrýslý Türk, 500 bin kiþilik aktif nüfusa ulaþtýðýný söyledi

S E R H A N

G A Z Ý O Ð L U

● Krize ve neo liberal politikalara karþý Sosyal Avrupa Ajandasý baþlýklý kongre dokümanýn da karara baðlandýðý 5 Aralýk'taki son günde ayrýca Kongre kararlarý da görüþülerek onaylandý. Ajandada Kýbrýs konusundaki bölümde "Adanýn iþgalini tamamlamaya yönelik politik bir eylemi olan Türkiye'den Kýbrýs'a nüfus transferi hemen durdurulmalý. Kýbrýs Cumhuriyeti'nin yüzde 37'sini iþgal etmiþ Türkiye iþgali son erdirilmelidir. Türkiye hükümeti Kýbrýs sorununun, Avrupa hukukuna, devletler hukuku ve BM kararlarýna uygun, adaletli ve uygulanabilir çözümü için devam eden görüþme sürecine daha fazla pratik katký yapmalýdýr. Kýbrýs'taki tüm taraflar ilgili BM kararlarý

2


2

10 ARALIK 2010 CUMA

YKP, Avrupa Sol Partisi kongresine katýldý YKP'nin de gözlemci üyesi olduðu Avrupa Sol Partisi'nin 3. Kongresi (ASP) 3-5 Aralýk'ta Paris'te, La Defense'taki CNIT'da yapýldý, Kongrenin son gününde ASP'nin yeni baþkaný Fransa Komünist Partisi Genel Sekreteri Paul Laurent seçildi… YKP Yürütme Kurulu üyeleri Murat Kanatlý ve Nevzat Hami ile YKPfem aktivisti ve YKP Parti Meclisi üyesi Faika Deniz Paþa YKP adýna kongreye katýldý… Kongre çalýþmasý öncesi 2 Aralýk, Perþembe günü Avrupa Sol Partisi'nin Yürütme Kurulu toplantýsý yapýldý ve Kongre ile ilgili son çalýþmalar deðerlendirildi. Yürütme Kurulu toplantýsýna YKP Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlý da katýldý… 3 Aralýk, Cuma günü ise Elfem'in organize ettiði Kadýn Meclisi toplantýsý yapýldý… Kadýn Meclisi toplantýsýna YKPfem da 2 kiþilik delegasyonla katýldý… Kongrenin ikinci günü olan 4 Aralýk, Cumartesi günü çeþitli organlar tarafýndan hazýrlanan raporlarýn tartýþýlmasý ve onaylanmasý, tüzük deðiþikliðinin onaylanmasý yanýnda Kongre delegeler ve konuklarýn da konuþmalarý gerçekleþti. YKP Parti Meclisi üyesi ve YKP-fem aktivisti Faika Deniz Paþa kongrede yaptýðý konuþmada Avrupa'da yükselen ýrkçýlýk ve yabancý düþmanlýðý konusuna dikkat çekti ve konu ile ilgili Kýbrýs'taki geliþmelerle ilgili bilgi verdi… Paþa, Larnaka'da ýrkçýlýk karþýtý festivaline karþý yapýlan saldýrýyý da Kongrenin gündemine taþýdý. Paþa, festivale YKP Gençlik'in de katýldýðýný ve festivalin ana baþlýðýnýn "Kýbrýslýlarýn ve göçmenlerin krize karþý birliði" sloganý ile yapýldýðýný söyledi. Paþa konuþmasýnda Festivalin ýrkçýlar tarafýndan saldýrýya uðradýðýný ancak polisin antiýrkçý festival katýlýmcýlarýndan 4 Kýbrýslý ve 2 göçmeni tutukladýðýný ve hükümetin bu konuyu iki marjinal grubun kavgasý olarak sunduðu anlattý. Paþa, ýrkçýlýðýn ve ayrýmcýlýðýn soykýrýmlarýn yapý taþlarý olduðunu hatýrlatarak, Avrupa halkýnýn Holocaust trajedisi sonrasý "bir daha asla" dediðinin altýný çizdi. Avrupa Sol'unun kapitalist krizin faturasýnýn göçmenlere, Romanlara ve azýnlýklara çýkarýlmasýna izin vermemesi gerektiði vurguladý. Paþa konuþmasýný "eþitsizliðe karþý ve tüm iþçilerin haklarýný garantiye alan mücadelenin en ön saflarýnda olmalý; eþitlik ve ayrýmcýlýk karþýtý çalýþmanýn tüm Avrupa çapýnda ana akým çalýþma olmasý için mücadele etmeliyiz" diyerek bitirdi… YKP Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlý ise Kýbrýs sorunundaki son geliþmeleri Kongrenin gündemine taþýdý. Kanatlý, Kýbrýs'ýn kuzeyinde

iþgalin sürdüðünü ve gün ve gün Türkiye'den taþýnan nüfusla Kýbrýs'ýn kuzeyinin þu aþamada 100 bini Kýbrýslý Türk, 500 bin kiþilik aktif nüfusa ulaþtýðýný söyledi… Kanatlý, belki sert bir tanýmlama olacaðýný ama bugünkü durumun pratikteki karþýlýðýnýn Kýbrýs'ýn kuzeyinden Kýbrýslýlarýn etnik temizliði anlamýna geldiðini söyledi. Kanatlý, böyle bir tanýmlamayý kullandýklarýný çünkü 1974 yýlýnda tüm Kýbrýslý Rumlarýn güneye göçe zorlandýðýný, Kýbrýslý Türklerin ise 74'ten sonra uygulanan politikalarla sürekli olarak kuzeyi terk ettiklerini söyledi. Taþýnan nüfusun hiçbir önlem alýnmadýðý için daha kötü þartlarda çalýþmaya, yani kölelik þartlarýnda çalýþmaya zorlandýðýný, bunun da Kýbrýs'ýn kuzeyindeki çalýþma yaþamýný da etkilediði ancak YKP'nin emeði ile geçinenlerin haklarý için de mücadele ettiði söyledi. Kanatlý, kötüleþen çalýþma koþullarý ve umutsuzluk ile duþ kýrýklýklarýndan dolayý her gün birçok Kýbrýs Türk gencinin ülkenin kuzeyi terk ettiðini söyledi. Bu durumun Kýbrýs'ýn kuzeyindeki demografik yapýyý gün ve gün deðiþtirdiðinin altýný

çizen Kanatlý, getirilen nüfusun da TC elçiliði tarafýndan sýký þekilde kontrol edildiðinin de bilgisini verdi. Kanatlý Kýbrýs'ýn kuzeyinden Kýbrýslýlarýn temizlenmesinin Kýbrýs'ýn kalýcý bölünmesi anlamýna geleceðini, bunun da Avrupa topraðýnda savaþ koþullarýnýn devam etmesi olduðunu hatýrlattý. Kanatlý, Kýbrýs sorunun çözümü ve iþgalin sona ermesi için daha aktif dayanýþma talep ettiklerini söyledi. Kanatlý konuþmasýný "baþka bir Kýbrýs'ýn mümkün olduðuna inanýyor, nasýl ki baþka bir Avrupa'nýn mümkün olduðuna inandýðýmýz gibi" diyerek bitirdi… Krize ve neo liberal politikalara karþý Sosyal Avrupa Ajandasý baþlýklý kongre dokümanýn da karara baðlandýðý 5 Aralýk'taki son günde ayrýca Kongre kararlarý da görüþülerek onaylandý. Ajandada Kýbrýs konusundaki

bölümde "Adanýn iþgalini tamamlamaya yönelik politik bir eylemi olan Türkiye'den Kýbrýs'a nüfus transferi hemen durdurulmalý. Kýbrýs Cumhuriyeti'nin yüzde 37'sini iþgal etmiþ Türkiye iþgali son erdirilmelidir. Türkiye hükümeti Kýbrýs sorununun, Avrupa hukukuna, devletler hukuku ve BM kararlarýna uygun, adaletli ve uygulanabilir çözümü için devam eden görüþme sürecine daha fazla pratik katký yapmalýdýr. Kýbrýs'taki tüm taraflar ilgili BM kararlarý çerçevesinde iki bölgeli, iki toplumlu birleþik bir Kýbrýs için daha faza katký yapmalýdýr" ifadelerine yer verildi… Kongrenin son gününde gelecek dönemdeki Avrupa Sol Partisi baþkan ve baþkan yardýmcýlarýnýn seçimi de yapýldý… Fransa Komünist Partisi Genel Sekreteri Paul Laurent gelecek dönemdeki ASP baþkaný olarak seçildi. Kongrede ayrýca 4 baþkan yardýmcýsý da Alexis Tsipras (Synaspismos), Marisa Matias (Portekiz Sol Blok), Grigori Petrenco (Moldova Komünist Partisi) ve Maite Mola (Ýspanya Komünist Partisi) ile yeni mali sekreter Diether Dehm (Die Linke) olarak seçildi. Kongrede YKP tarafýndan Kýbrýs ile ilgili sunulan karar tasarýsý yanýnda ayrýca Batý Sahara, Avrupa ve Latin Amerika'daki üsler, Kamusal borçlar, NATO, tasarruf önlemleri politikalar, Romanlarýn durumu, Afganistan savaþý, yoksulluk ve temel gelir için eylem planý, yeni geliþim modeli, Kosova, Latin Amerika, eðitim baþlýklarýnda çeþitli partiler tarafýndan sunulmuþ karar tasarýlarý komisyonlarda tartýþýlarak son hallerine getirildi ve Kongreye sunularak onaylandýlar… YKP delegasyonu 5 Aralýk, Pazar günü adaya geri döndü…

YKP görüþme sürecini deðerlendirdi

Ciddi surat takýnmaktan vazgeçmeden gene görüþmeye baþladýlar YKP Yürütme Kurulu Üyesi Alpay Durduran görüþme sürecini deðerlendirdi. Konu ile ilgili açýklama þöyle: Ciddi surat takýnmaktan vazgeçmeden gene görüþmeye baþladýlar. Bu kez nerede anlaþamadýklarýný saptayacaklar ve BM genel sekreterine verme yükümlülüðünü aldýlar. Sonunda anlaþma olmayacak olduktan sonra görevlerini bihakkýn yapacaklarýna inanýyoruz. Zaten her konuda anlaþmadan hiçbir konuda anlaþmýþ sayýlmamaya da anlaþtýklarýna göre rahatça iþleri rahat-

týr. Çok uzun yýllar daha görüþebilirler. Garantör Türkiye'nin çabasýyla Rumlarýn Türkleri yok etmeleri önlendi deniliyor ama yok etme görevi bugünkü ortamda adým adým gerçekleþtiðine göre bu uzun görüþmelerin kurbaný olmasý için önlemler düþünülmesini talep etmek de bizim görevimiz olur. Baþta AB olmak üzere Kýbrýslý Türklerin her ailesinin göçlerle yaralanmasýný engellemek ve Kýbrýs'ta bir antlaþmanýn olanaksýz hale gelmesine engel olmak için ilgililer müdahale

etmelidirler. Görüþme yapanlar Kýbrýslýdýrlar ama Kýbrýslý Türk olan bile ailelerin acýsýný dikkate almýyor. Kýbrýslý Türklerin göçleriyle oluþacak ortamýn çözüm kapýsýný kapamasýný ise hiç dikkate alacak gibi görünmüyorlar. Ancak herkes bilmelidir ki Kýbrýs sorununun çözümünü çok zor hale getirecek olan nüfus yapýsýnýn deðiþimi yalnýz bizi deðil AB'yi ve uluslararasý birçok kurumu ilgilendirmektedir. Onun için koruyucu önlemler alýnmasý þarttýr.

Öncelikle Hiçbir yabancýnýn ücretleri düþürmesine izin vermeyen bir düzen kurulmalýdýr. Bunun saðlanabilmesi için de hudutlarda ve iþ alanlarýnda denetim sýký bir þekilde yerine getirilmelidir. Ýþverenlerin istismarýnýn önlenmesi için de ekonomi kayýt altýna alýnmalýdýr. AB'nin Parlamentosunun incelenmesini istediði Kuzey için uygun bir þekilde Aki'nin askýdan kýsmen indirilmesi önerisinin bu amaçla hayata geçirilmesi gerekmektedir. Sözde lider Eroðlu'ndan bunu talep etmesini bekleriz.

HABER

KTÖS: “UBP, yanlýþ dayatma politikalarla ekonomiyi daraltýyor” Kýbrýs Türk Öðretmenler Sendikasý (KTÖS), Ulusal Birlik Partisi (UBP)'yi, "Türkiye'deki hükümeti oluþturan Adalet ve Kalkýnma Partisi (AKP)'nin ülke için yanlýþ olan dayatmalarýný uygulamaya koymaya çalýþmakla" suçladý. KTÖS Genel Sekreteri Þener Elcil, konuyla ilgili olarak yaptýðý yazýlý açýklama þöyle: AKP hükümetinin dayatmalarýný koltukta kalma uðruna hayata geçirmeye devam eden iþbirlikçi UBP hükümeti, bu yanlýþlar sonunda ekonomideki daralma devam ettiði için halkýn boðazýna sarýlmayý çare olarak görmektedir. Bilindiði üzere Kýbrýslý Türkler'i fakirleþtirme, Türkiye'ye entegre etme politikalarý çerçevesinde dayatýlan ekonomik paket meyvesini vermeðe baþlamýþtýr. Bu çerçevede ekonomik daralma hýzlanmýþ ve devlet gelirleri düþmüþtür. Ýþbirlikçi UBP hükümeti maaþlarý bile ödeyemeyecek noktaya geldiðinden dolayý "Devlet Alacaklarýnýn Tahsili Yasasý" gibi yasalarla ve akaryakýta zam yaparak halkýn boðazýna sarýlmaya yönelmiþtir. Sn. Tatar zam politikalarý ve soygun yasalarý ile ekonomiyi düzelteceðini ortaya koyan anlayýþý ile her þeyi duvara toslatmýþtýr. Ýþbirlikçi UBP hükümeti Türkiye'den gelen paralarla ve ganimetçi sermaye ile kolkola girerek yarattýðý bu yýkýmdan emeði ile geçinenleri sorumlu tutarak saldýrýlarýný yoðunlaþtýrmýþtýr. Koltukta oturma uðruna yaratýlan bu yýkýmdan sorumlu olanlar ganimetçi sermayeden vergi almayanlar, Kalkýnma Bankasý'ndan alýnan kredilerin geriye ödenmemesine göz yumanlar, ülkeye serbest giriþi kontrol etmeyenler, partizanca iþe alýmlara devam edenler ve Kýbrýslý Türkler'in göçüne çanak tutanlardýr. Halktan topladýðýný yandaþlarýna daðýtan, AKP hükümetinin verdiði emirleri yerine getirerek halkýn iradesini AKP'ye teslim eden bu anlayýþ Kýbrýslý Türkleri temsil edemez. Yarattýðýnýz bu düzen baþýnýza çöküyor, bunun bedelini biz ödemeyeceðiz.


HABER

3

10 ARALIK 2010 CUMA

SU YAÞAMDIR, YAÞAM SATILIK DEÐÝLDÝR Kýbrýs'ýn kuzeyine "Barýþ Suyu" adý altýnda borularla yýlda 75 milyon metreküp su getirilmesi ile ilgili süreç devam ediyor… Suyun, Türkiye tarafýndan Dragon çayýnda (Koca çay) hazýrlanmasý, Kýbrýs'a nakli, Geçitköy Barajýna götürülmesi ve orda depolanmasý iþleri 27 Mayýs 1998 tarihli ve 98/11202 sayýl Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile Aslim Alarko firmasýna verilmiþti. Bu kadarcýk detayla bile Türkiye'den su getirilmesi projesi aslýnda suyun özelleþtirilmesi süreci olduðu anlaþýlabilir… Zaten suyun ticarileþtirilmesi, alýnýp satýlan bir metaya dönüþtürülmesi süreci yap iþlet devret modeli ile deniz suyu arýtma tesislerinin yaygýnlaþtýrýlmasý giriþimleri ile baþlamýþtý, bu da sürecin yeni bir evresidir… Dragon çayýnda kurulacak Alaköprü barajýna ayrýca yeni bir (HES) Hidroelektrik Santralý kurulmasýnýn da düþünüldüðü resmi olarak açýklandý… Kurulacak projenin rakamsal karþýlýðý, hedefler ise TC DSÝ faaliyet raporunda açýklandý; "sonuç olarak KKTC Su Master Planý'nda öngörülen 2035 yýlý içme-kullanma suyu ihtiyacý olan 54 hm3/yýl suyun 37,76 hm3/yýl'ý KKTC'ye Türkiye'den boru ile göt��rülecek sudan, geriye kalan 16,24 hm3/yýl su, halen kullanýlan mevcut YAS kaynaklarýndan karþýlanmaya devam edilecektir" Bu noktada altý çizilmesi gereken konu suyun yalnýzca insanlara ait olmadýðý tüm ekosistemin yaþam kaynaðý olduðudur. Daha önce de defalarca söylediðimiz gibi suyun ticari bir meta yapýlmasý kabul edilemez. Su tüm canlýlar için hayattýr, satýlamaz. Ýnsan doðanýn sahibi ya da efendisi deðil, diðer canlýlarla birlikte bir parçasýdýr… Bu tip projelerle insanlýk aslýnda kâr uðruna geleceðini yok etmektedir… Bu yönü ile böyle bir projeye karþý çýkmak, ekolojiye, eko sisteme sahip çýkmak demektir… Kýbrýs, sýnýrsýz olarak deðerlendirildiðinde, suyun verimli kullanýlmasý için çalýþma yapýldýðýnda aslýnda yer altý ve yer üstü kaynaklarý kendisine yeter… Ama çaðdýþý düþüncelerle ülkemize çizilen yapay sýnýrlarýn yarattýðý sorunlar ve suyun bir ticari meta gibi düþünülerek geliþtirilen projeler sayesinde su sorunu Kýbrýs'ýn kuzeyinde sürekli kanayan bir yaradýr. Suyun yeniden kullanýlmamasý, tarýmda daha verimli sulama tekniklerine önem verilmemesi, verimsiz su kullanýmý, nüfusun kontrolsüz artýþý, ateþkes hattý gibi onlarca "insan" kay-

Kardeþ Derelerin Buluþmasý Sonuç bildirisi

naklý sorunlarýmýza kuraklýk gibi doðal sorunlar da eklenince su sorunu krize dönüþtü ve bugünkü sözde çözümler ortaya çýktý… Bu çözümler kýsa vadede "insanlarýn" su sorununu çözecek ama uzun vadede ekosistemi geri dönüþümsüz tahrip edecek… Bu nedenle bu proje bu yönü ile yeniden deðerlendirilmesi ve tepki gösterilmesi gereken bir konu olarak önümüzde durmaktadýr… Bunun yanýnda meþhur protokollerimize bir yenisi de bu su konusu ile dâhil oldu… Protokol ile ilgili ilk gelen bilgiler konun bir baþka yönünün de olduðunu gösteriyor… Protokolde açýkça Kýbrýs'ýn kuzeyinde kurulacak baraj alanýnýn Türkiye Cumhuriyetine devredileceði, getirilen suyun Türkiye Cumhuriyeti'ne ait olacaðý, üçüncü tarafa satýlmasý konusunda mali konularda imtiyazýn Türkiye Cumhuriyeti'ne ait olacaðý yazýldýðý bilgisi bizlere ulaþtý… Yani proje tamamlandýðýnda Geçitköy'ün bir kýsmý resmi olarak Türkiye Cumhuriyeti topraðý olacak… Yani parça parça "Hataylaþtýrma" projesi devreye konmak üzeredir… Her protokol olduðu gibi bu da açýklanmamýþtýr… YKP, þeffaflýk adýna, tüm Kýbrýslýlarýn geleceðini ilgilendiren bu ve benzeri konulardaki protokollerin hemen þimdi kamuoyu ile paylaþýlmasý ve bizim adýmýza girilen yükümlülüklerle ilgili kamuoyunun bilgilendirilmesini talep etti ve talep etmeye devam ediyor… Evet, su hayattýr, su ekosisteminin bir parçasýdýr, su ekosisteme aittir… Türkiye'de da bu konuda mücadele edenler var ve YKP olarak boru ile denizaltýndan su getirilmesi projesi ile Kýbrýs da bu mücadelenin parçasý

haline geldiðine inanmaktayýz… Türkiye'nin onlarca yerinde Derelerin Kardeþliði Platformu altýnda su için mücadele sürmektedir. 4 Aralýk'taki Rize'deki toplantýnýn sonuç bildirgesinde vurgulandý: * Tüm canlýlarýn yaþam kaynaðý olan SU, sadece enerji kaynaðý ve para kazanma aracý olarak görülemez!.. * Sudan elde edilmeye çalýþýlan enerjinin alternatifi vardýr oysa doðamýzýn alternatifi yoktur! * SU, ticari bir mal deðil, tüm canlýlarýn yaþamýný sürdürebilmek için ulaþmaya hakkýnýn olduðu doðal bir varlýk, ekolojik sistemin bir parçasýdýr. * Tüm canlýlarýn sudan yararlanma hakký vardýr. Hiçbir canlý kendisinin SU ihtiyacýnýn daha önemli olduðunu ileri süremez!.. * SU, bulunduðu ortamýn asli unsurudur. Hiçbir þekilde yataðý deðiþtirilemez, bulunduðu alandan baþka bir alana taþýnamaz!.. * Doðal yaþam ile SU iliþkisini dikkate almayan hiçbir karar, uygulama, yasal düzenleme kabul edilemez!.. * Suyun kullanýmý; ekolojik, çevresel, kültürel ve sosyal sürdürülebilirlikten uzak ele alýnamaz. YKP, bu görüþleri paylaþmakta ve bu mücadelelere destek vermektedir… Bu çerçevede makyajlanarak týpký 74 savaþýna "barýþ harekâtý" denmesi gibi suyun özelleþtirilmesine de "barýþ suyu" denmesini aldatmaca olarak görür ve suyun yaþam olduðunun ve yaþamýn satýlamayacaðýnýn altýný çizer, tüm ekolojist örgütler baþta olmak üzere, tüm duyarlý kesimleri mücadeleye çaðýrýr…

Resmi Bilgiler... TC DSÝ 2008 faaliyet raporu içinde sayfa 97-100 arasýnda projeye dair bilgiler verilmektedir: "KKTC Ýçmesuyu Temini Projesi (Anamur-Dragon) Mühendislik Hizmetleri Mukavelesi" iþi 9.500.000 USD bedelle 12/10/2005 tarihinde akdedilen sözleþme ile "Alsim Alarko Sanayi Tesisleri ve Ticaret A.Þ.+F.G. Management Inc. Konsorsiyumu"nun yüklenimi altýna verilmiþtir." "Anamur Dragon Çayý'ndan Boruyla Su Götürme Projesi'nin, suyun hazýrlanmasý, nakli, depolanmasý dahil, anahtar teslimi projelendirme ve inþasýnýn Alsim-Alarko A.Þ. liderliðinde Türk ve yabancý firmalardan oluþan bir konsorsiyum tarafýndan yapýmýnda, söz konusu projenin bütün iç ve dýþ finansman ihtiyacýný

karþýlamak üzere kredilerin Hazine Müsteþarlýðý'nca uygun bulunmasý ve müzakere edilerek mukaveleye baðlanmasý ve projeye iliþkin bütün teknik iþler için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlýðý'nýn görevlendirilmesi kaydýyla, 2886 sayýlý Devlet Ýhale Kanunu hükümlerinin uygulanmamasý kararlaþtýrýlmýþtýr" "Sonuç olarak KKTC Su Master Planý'nda öngörülen 2035 yýlý içmekullanma suyu ihtiyacý olan 54 hm3/yýl suyun 37,76 hm3/yýl'ý KKTC'ye Türkiye'den boru ile götürülecek sudan, geriye kalan 16,24 hm3/yýl su, halen kullanýlan mevcut YAS kaynaklarýndan karþýlanmaya devam edilecektir" "Bu proje çerçevesinde yapýlacak iþler; Türkiye tarafýnda; Anamur

Dragon Çayý üzerinde temelden 93 m, akarsu tabanýndan 88 m yükseklikte memba yüzü beton kaplamalý ve eteðinde 26 MW kurulu gücünde bir HES bulunan kaya dolgu tipinde ve toplam 130 milyon m3 depolama hacimli Alaköprü Barajý" TC DSÝ 2009 faaliyet raporu içinde sayfa 77-78 arasýnda ise projenin son durumuna dair bilgiler verilmektedir: Kýbrýs'a Anamur (Dragon) Çayýndan Boru ile Su Götürme Projesi ( Alaköprü Barajý ) 18/11/2009 Tarih ve 2009/35 Sayýlý YPK Kararý ile Genel Müdürlüðümüzün DHK-Ýçmesuyu Sektöründen Yatýrým Programýna alýnmýþ olup Alaköprü Barajý Ýnþaatý ön yeterlilik ihalesi 24/12/2009 tarihinde yapýlmýþ ve ihale süreci devam etmektedir.

Derelerin kardeþliði platformu (DEKAP) çaðrýsýyla 4 Aralýk 2010 tarihinde Rize kültür merkezinde bir araya gelen Rize'de ki çevreci örgütlerin yaný sýra Artvin, Trabzon, Giresun, Gümüþhane, Samsun, Tokat, Amasya, Ordu, Sinop, Bayburt ve Erzurum il ve ilçelerinden gelen 700 dolayýnda çevreci kuruluþ ve platformlarýn temsilcileri yaný sýra, CHP, ÖDP, EMEP, TKP, MHP, SP, BP, DP, SP, TP, Halkevleri, ADD, KTÜ öðrenci kolektifi Tek Gýda Ýþ Sendikasý, ÝHD Rize temsilciliði katýldý. Kardeþ Derelerin Buluþmasý'nýn Sonuç Bildirisi þöyleydi: Ülkemizin tüm temiz su kaynaklarýna planlý bir þekilde saldýrýyorlar. Her akarsuyumuz onlarca kelepçe (HES) ile tutsak edilmek; sularýmýz, binlerce yýldýr hayat verdiði coðrafyada karanlýk tünellere kapatýlmak isteniyor. Oysa biliyoruz ki Su, hayatýn kaynaðý, dünümüz ve yarýnýmýzdýr! Derelerimiz, binlerce yýldýr bereketli tarlalarýmýzý suluyor. Ekmek oluyor, geçim oluyor, iþ oluyor, aþ oluyor... Kýsaca, bu vadilerde hayatý yeniden ve yenileyerek var ediyor. Asla boþa akmýyor. Bizler, Derelerin Kardeþliðine inananlar, suyumuza sahip çýkarak, topraðýmýza, ürünümüze, hayatýmýza, dünümüze, bugünümüze ve de yarýnýmýza sahip çýktýðýmýzý biliyoruz. Suyumuza sahip çýkarak, binlerce yýllýk türkülerimize, boz ayýya, alabalýða, göðe yükselen çamlara, ladinlere, çýnarlara, çaya, fýndýða, uçsuz bucaksýz tarlalarýmýza sahip çýktýðýmýzý biliyoruz. Biz, bazýlarýnýn baðýrdýðý gibi ne 'üç-beþ çapulcu', ne de dýþ kaynaklý lobilerin oyuncaðýyýz... Bu vadilerde doðanlarýz. Bu vadilerde atalarýmýzla yan yana gömülmeyi arzu edenleriz. Buralarda ürettiklerimizle geçinenleriz. Kadýnlar, gençler, çocuklar ve erkekleriz. Binler, on binleriz. Bu vadilerin ayrýlmaz parçalarýyýz. Hukuka inanýyoruz, bilimin bizim yanýmýzda olduðunu biliyoruz. Suyun alýnýp satýlabilecek bir madde olmadýðýný savunanlar, Suya ulaþma hakkýnýn en temel insan hakký olduðunu bilenler, "Enerji mi-çevre mi?" tartýþmasýna 'hayat' diye karþýlýk verenler, Paranýn gücüne karþý Derelerin Dayanýþmasýna inananlar diyoruz ki; * Tüm canlýlarýn yaþam kaynaðý olan SU, sadece enerji kaynaðý ve para kazanma aracý olarak görülemez!.. * Sudan elde edilmeye çalýþýlan enerjinin alternatifi vardýr oysa doðamýzýn alternatifi yoktur! * SU, ticari bir mal deðil, tüm canlýlarýn yaþamýný sürdürebilmek için ulaþmaya hakkýnýn olduðu doðal bir varlýk, ekolojik sistemin bir parçasýdýr. * Tüm canlýlarýn sudan yararlanma hakký vardýr. Hiçbir canlý kendisinin SU ihtiyacýnýn daha önemli olduðunu ileri süremez!.. * SU, bulunduðu ortamýn asli

unsurudur. Hiçbir þekilde yataðý deðiþtirilemez, bulunduðu alandan baþka bir alana taþýnamaz!.. * Doðal yaþam ile SU iliþkisini dikkate almayan hiçbir karar, uygulama, yasal düzenleme kabul edilemez!.. * Suyun kullanýmý; ekolojik, çevresel, kültürel ve sosyal sürdürülebilirlikten uzak ele alýnamaz. * Canlý türlerinin yok olma noktasýndaki suyu ifade eden 'Can Suyu' kavramý veya böyle bir adalet anlayýþý kabul edilemez, ahlaki görülemez. Can Suyu tartýþmasý dahi yapýlamaz!.. * Doðal Yaþam Alanlarýmýzý kurduðumuz, tarihi, sosyal ve kültürel deðerlerimizi koruduðumuz Vadilerimizi yok ederek, ortadan kaldýracak ve geri dönüþümsüz zararlar verecek olan, 'Tabiatý ve Biyolojik Çeþitliliði Koruma Yasa Tasarýsýný' kabul etmiyoruz. Bu yasa tasarýsýnýn Meclis'ten geçmemesi için tüm gücümüz ile mücadele edeceðiz. Biz, Derelerin Kardeþliði Platformu olarak Su Havzalarýmýzda, Doðal Yaþam Alanlarýmýzda verdiðimiz yaþam mücadelemizi, her geçen gün daha da yükselterek sürdüreceðiz. Bu zorlu süreçte büyük bir sorumlulukla karþý karþýya olduðumuzun bilinci ile hareket edeceðiz. Bunun için: * Vadilerimizde baþlayan yerel mücadeleleri desteklemeye, bir ve beraber olmaya devam edeceðiz. * Mücadeleye yeni baþlayan/baþlayacak vadilere her türlü destek sunmaktan, enerjimizi, bilgi birikimimizi ve olanaklarýmýzý paylaþmaktan geri durmayacaðýz. * Su hakký mücadelesinin toprak ve yaþam mücadelesinden ayrý düþünülemeyeceðinin bilincinde davranarak ülkemizde devam eden çevre ve toprak mücadeleleri ile dayanýþma içerisinde olmayý önümüze bir görev olarak koyacaðýz. * Su hakký ve bizler gibi yaþam mücadelesi içerisinde bulunan Yerel ve Ulasal Platformlarýn ortak mücadelesinin saðlanmasý için sorumluluk üstleneceðiz. * Derelerin Kardeþliði Platformu olarak yerellerden baþlayan, yerellerin inisiyatifinde geliþen mücadelenin, tüm ülkede ortak bir dil, ortak bir eyleme dönüþmesi için çaba harcayacaðýz. Bütün karar vericileri, taraflarý; Baþka canlýlar, çocuklar yokmuþ gibi, gelecek kuþaklar olmayacakmýþ gibi, sürdürdükleri bu bencil davranýþlardan vazgeçmeye çaðýrýyoruz. Ülkemizin temiz SU kaynaklarýna yapýlan bu planlý saldýrýlarýn önünde durarak, vadilerimizde yaþanan bu katliamlarýn bir an önce durdurulmasý ve sularýmýzýn ticarileþtirilmesini engellemek için bundan sonra da var gücümüzle mücadelemizi sürdüreceðiz. Þimdi, vadilerimizden baþlattýðýmýz mücadeleyi yükseltme zamaný. Þimdi, mücadeleyi tüm ülkeye yayma zamaný…


4

10 ARALIK 2010 CUMA

HABER

Homofobiye Karþý Ýnisiyatif Derneði ve ILGA-Avrupa iþbirliðiyle düzenlenen "Dayanýþma ve Að Oluþturma Konferansý Kýbrýs 2010'da vurgulandý

“Özgürlük istiyoruz”

Homofobiye Karþý Ýnisiyatif Derneði ve ILGA-Avrupa iþbirliðiyle düzenlenen "Dayanýþma ve Að Oluþturma Konferansý Kýbrýs 2010 - Solidarity and Networking Conference Cyprus 2010" isimli uluslararasý etkinlikte, eþcinselliðin suç sayýldýðý ülkemizdeki Fasýl 154 Ceza Yasasý'nýn deðiþtirilmesi gerektiði vurgulandý. Katýlýmcýlar, ülkemizde eþcinselliðin suç sayýlmasýný, "insan haklarý ihlali" olarak nitelendirdi. Gazeteciler Birliði Lokali'nde düzenlenen basýn toplantýsýyla, eþcinsellerin haklarýna dikkat çekildi. Katýlýmcýlar, Ýngiliz döneminden kalan "Ceza Yasasý"nýn kýsa bir süre öncesine kadar Kýbrýs'ýn güneyinde de yürürlükte olduðunu anýmsatarak, Kýbrýs Cumhuriyeti'nin Avrupa Ýnsan Haklarý Mahkemesi tarafýndan mahkum edildiðini ve Avrupa Konseyi'nin ültimatomu üzerine eþcinselliði suç sayan maddelerin kaldýrdýðýný anlattý. Katýlýmcýlar, eþcinsel iliþkinin Avrupa ülkeleri içinde sadece Kýbrýs'ýn kuzeyinde suç olduðuna iþaret ederek, bu durumun kabul edilemez olduðunu vurguladý. Homofobiye Karþý Ýnisiyatif Derneði, ILGA- Avrupa ve LambdaÝstanbul'dan gelen temsilcilerle 3 Aralýk, Cuma günü Meclis Baþkaný Hasan Bozer'i ziyaret etti. Heyet, "Ceza Deðiþiklik Yasasý Tasarýsý"ný Bozer'e sundu. Bozer, 2011 yýlýnýn baþýnda birçoðu Ýngiliz idaresi döneminden kalan çaðdýþý yasalarýn Avrupa Birliði uyum sürecinde Meclis tarafýndan deðiþtirileceðini söyledi. Fasýl 154'ün de bu kapsama alabileceði görüþünü ortaya kondu.

Yasal ve toplumsal açýdan insan haklarý ihlal ediliyor Basýn toplantýsýna Homofobiye Karþý Ýnisiyatif Derneði aktivisti, uzman psikolog Ziliha Uluboy, (LambdaÝstanbul) Lezbiyen Gay Biseksüel Trans (LGBT) Dayanýþma Derneði Uluslararasý Ýliþkiler Komisyonu üyesi Öner Ceylan, Kýbrýs LGBT Örgütü Basýn Sorumlusu Yoryis Regginos, ILGA Europe Policy Direktörü Silvan Aguis, Malta Eþcinsel Haklarý Örgütü-ILGA Avrupa Yönetim Kurulu üyesi Gabi Calleja, Kýbrýs Gey Özgürlük Hareketi Kurucusu ve Baþkaný Alecos Modinos ve birçok aktivist katýldý. Homofobiye Karþý Ýnisiyatif Derneði aktivisti, uzman psikolog Ziliha Uluboy, derneðin 29 Temmuz 2007'de toplumdaki homofobi, bifobi, transfobiyi durdurma ve cinsel yönelim ve cinsiyet kimliðinden dolayý LGBT (lezbiyen, gey, biseksüel, transvesti, transseksüel) bireylere yönelik ayrýmcýlýklarýn önlenmesi amacýyla çalýþmalarýna baþladýðýný söyledi. Ýngiliz idaresi döneminden bu yana

halen yürürlükte bulunan Fasýl 154 Ceza Yasasý'nýn, erkek eþcinsel iliþkiyi yasakladýðýný ve 5 yýla kadar hapislikle cezalandýrýldýðýný söyleyen Uluboy, güncelliðini ve uygulanabilirliðini yitirmiþ ve her geçen gün geliþen ve çaðdaþlaþan hukuk anlayýþý ve insan haklarý karþýsýnda "Ceza Yasasý"nda tadilat yapmanýn kaçýnýlmaz olduðunu vurguladý. Uluboy, Homofobiye Karþý Ýnisiyatif üyelerinin ceza yasasýnýn cinsel yönelime karþý ayrýmcýlýðý öngören bazý maddelerinin deðiþmesine yönelik yasa deðiþiklik önerisini 25 Nisan 2008 tarihinde eski Meclis Baþkaný Fatma Ekenoðlu'na, meclisin görüþmesi talebiyle sunduðunu anýmsatarak, aradan 2 buçuk yýl geçmesine raðmen hiçbir deðiþiklik yapýlmadýðýný belirtti. Katýlýmcýlar adýna basýn açýklamasýný okuyan Uluboy, þöyle devam etti: "Ýngiliz döneminden kalan ayný ceza yasasýnýn yürürlükte bulunduðu Kýbrýs Cumhuriyeti, Avrupa Ýnsan Haklarý Mahkemesi tarafýndan mahkum edilmesinin ardýndan (Alekos Modinos davasý) Avrupa Konseyi'nin ültimatomu üzerine eþcinselliði suç sayan maddeleri kaldýrmak zorunda kalmýþtýr. 17 Mayýs 2008'de Homofobiye Karþý Ýnisiyatif dernekleþmek için Lefkoþa Kaymakamlýðý'na baþvurmuþ ancak bir yýl aradan sonra 2009 yýlýnda dernek tescili alabilmiþtir. Toplumda eþcinsel kimlikle yaþamýnýn yasal sürecin dýþýnda lezbiyen ve gey bireyler hayatýn tüm alanlarýnda ciddi ayrýmcýlýklara maruz kalmaktadýrlar. Dernek olarak yapmýþ olduðumuz bilimsel nitelikteki araþtýrmanýn sonuçlarý da gösteriyor ki, iþ, okul, kamu kuruluþlarý gibi sosyal yaþamýn tüm alanlarda ayrýmcýlýða maruz kalýyorlar ve gerek yasal gerekse toplumsal açýdan insan haklarý ihlal ediliyor."

Meclise tasarý sundular Uluboy, yakýnlaþma ve að oluþturma konferansý adý altýnda ILGAAvrupa'nýn desteðiyle bir takým etkinlikler dizisinin Lefkoþa'nýn kuzeyinde ve güneyinde gerçekleþeceðini belirtti. Amaçlarýnýn Akdeniz ülkelerinden Türkiye, Malta, Yunanistan ve Kýbrýs aðýný oluþturmak, deneyimleri paylaþmak ve birlikte hareket etmeyi saðlamak olduðunun altýný çizen Uluboy, ilk etkinliklerinde ILGAAvrupa'dan ve LambdaÝstanbul'dan gelen temsilcilerle Meclis Baþkaný Hasan Bozer'i ziyaret ettiklerini söyledi. Uluboy, Bozer'e Ceza Deðiþiklik Yasasý Tasarýsý'ný sunduklarýný belirtti. Hasan Bozer'in kendilerine 2011 yýlýnýn baþýnda birçoðu Ýngiliz idaresi döneminden kalan çaðdýþý yasalarýn Avrupa Birliði uyum sürecinde Cumhuriyet Meclisi tarafýndan

deðiþtirileceði ve Fasýl 154'ü de bu kapsama alabileceklerini dile getirdiðini anlatan Uluboy, LGBT konusunun toplumda hassas bir konu olduðunu ve yoðun bir kamuoyu oluþturulmasý gerektiði görüþünün de ifade edildiðini belirtti.

Aguis: Sadece Kuzey Kýbrýs'ta suç ILGA Europe Policy Direktörü Silvan Aguis, Homofobiye Karþý Ýnisiyatif Derneði'ne destek vermek için adaya geldiklerini belirtti. Ülkede LGBT haklarýný savunmanýn her zaman zor olduðunu söyleyen Aguis, Alekos Modinos davasýný örnek gösterdi. Aguis, bugünün Avrupa'sýnda eþcinselliðin tek suç olduðu ülkenin Kuzey Kýbrýs olduðuna dikkat çekerek, düzenli olarak kendilerinin Avrupa haritasý yayýnlayýp, LGBT konusundaki haklar ve var olan sorunlarý gösterdiklerini söyledi. Sorunlardan birinin yetiþkin iki insan arasýndaki rýzaya dayalý iliþkinin suç sayýlmasý olduðuna iþaret eden Aguis, eþcinsel iliþkinin sadece Kuzey Kýbrýs'ta suç sayýldýðýný vurguladý.

Regginos: Kabul edilemez Kýbrýs LGBT Örgütü Basýn Sorumlusu Yoryis Regginos, "Ýki yetiþkin erkeðin rýzaya dayalý sevgisi neden suç?" sorusunu yönelterek baþladýðý konuþmasýnda, bu durumun kabul edilemez olduðunu vurguladý. Regginos, eþcinselliðin suç olmaktan çýkartýlmasý için çalýþtýklarýný belirterek, "Özel bir talepte bulunmuyoruz. Sadece herkesin sahip olduðu eþit haklarý istiyoruz. Bunu da baþaracaðýz" dedi.

Calleja: Malta'da suç deðil Malta Eþcinsel Haklarý ÖrgütüILGA Avrupa Yönetim Kurulu üyesi Gabi Calleja, Malta'nýn küçük bir ülke ve Ýngiliz sömürgelerinden biri olduðunu söyledi. Malta'nýn 1973 yýlýnda eþcinselliðin suç olmaktan çýkartýlmasý yönünde politik bir karara imza attýðýný söyleyen Calleja, "Malta'da eþcinsel olmak kolay olmasa da, suç olmaktan çýkartýlmasý en azýndan bizim kendimizi yabancý hissetmememizi saðladý" dedi. Calleja, eþcinselliðin Kuzey Kýbrýs'ta suç olmaktan çýkarýlmasý gerektiðini ifade ederek, "Ýnanýyorum ki, insanlar kim olduklarýndan dolayý korku içerisinde yaþamamalýdýrlar" diye konuþtu.

Modinos: Dava açtým, kazandým Kýbrýs Gey Özgürlük Hareketi Kurucusu ve Baþkaný Alecos Modinos, eþcinsel hareketin 1980 yýlýndan beridir Avrupa üyesi olduðunu söyledi. Eþcinsel suç olduðuna hiçbir zaman inanmadýðýný belirten Modinos, Kýbrýs hükümetini Avrupa Ýnsan Haklarý Mahkemesi'nde dava ettiðini ve kazandýðýný anlattý. Modinos, bu davada Kýbrýs'ýn suçlu bulunarak, mahkum edildiðini ifade edip, eþcinselliði suç sayan yasayý kaldýrdýðýný belirtti. "Ben Kýbrýslýyým ve bundan gurur duyuyorum" diyen Modinos, "Kendimi Yunan Kýbrýslý gibi hissetmiyorum. Kendimi, Kýbrýslý Türklerden daha farklý görmüyorum. Biz tek bir milletiz, iki topluluðuz" þeklinde konuþtu. Modinos, Kýbrýs'ýn kuzeyinde eþcinsellik suç sayýldýðýndan dolayý üzgün olduðunu dile getirerek, Kýbrýslý Türk politikacýlarýn da bu durumun suç olmadýðýný kabul edeceðini umut etti.

Ceylan: Türkiye'de hiç suç olmadý LambdaÝstanbul Lezbiyen Gay Biseksüel Trans (LGBT) Dayanýþma Derneði Uluslararasý Ýliþkiler Komisyonu üyesi Öner Ceylan, eþcinsel iliþkinin Türkiye'de hiçbir zaman suç olmadýðýný söyledi. Osmanlý tarihinde de böyle bir durumun hiç görülmediðini belirten Ceylan, 2004'de yeni yazýlan Türk Ceza Kanunu'nda "eþcinsel yönelime karþý ayrýmcýlýðýn" suç olarak tasarýya girdiðini ve sessizce çýkartýldýðýný belirtti. Eþcinsellerin ayrýmcýlýða uðramamasý için eþitlik maddesine ek yapmaya çalýþtýklarýný ifade eden Ceylan, eþcinselliðin Türkiye'de suç olarak görülmediðini ve hiçbir zaman hapis cezasý da verilmediðini vurguladý. Ceylan, Kuzey Kýbrýs'ýn da bu uyumu göstermesine inanç belirterek, uluslararasý imaj için de önemine iþaret etti.

Konferans düzenlendi Homofobiye Karþý Ýnisiyatif üyeleri, 4 Aralýk, Cumartesi günü de saat 11.00'de Arabahmet Kültür Evi'nde yurt dýþýndan gelen katýlýmcýlarla konferans düzenledi. Eþcinsel bireylere yönelik ayrýmcýlýklarýn önlenmesi amacýyla çalýþmalarýný yürüten inisiyatifin düzenlediði konferansa çok sayýda vatandaþýmýz büyük ilgi gösterdi.

Akdenizlilerin tecrübeleri paylaþýldý Konferansta, Akdeniz ülkelerinden bazý lezbiyen, gay, biseksüel ve transeksüelin deneyimleri paylaþýldý. Panelde, bireylerin kiþisel yönelim ve kimliði ile ortaya çýkma sürecinin, görünür olmanýn ve eþcinselliði Kýbrýs'ýn kuzeyinde Ceza Yasasý'nda suç olmaktan çýkarmanýn önemi tartýþýldý. Panele katýlanlar arasýnda, Homofobiye Karþý Ýnisiyatif Derneði Aktivisti Enver Ethemer, LambdaÝstanbul Lezbiyen Gey Biseksüel Trans (LGBT) Dayanýþma Derneði Uluslararasý Ýliþkiler Komisyonu Üyesi Öner Ceylan, Kýbrýs Accept LGBT Örgütü Basýn Sorumlusu Yoryis Regginos, ILGAAvrupa Politik Direktörü Silvan Aguis, Malta Eþcinsel Haklarý Örgütü ve ILGA-Avrupa Yönetim Kurulu Üyesi Gabi Calleja, Kýbrýs Gey Özgürlük Hareketi Kurucusu ve Baþkaný Alecos Modinos ve birçok aktivist yer aldý.

Aguis: STÖ'ler desteklemeli ILGA-Avrupa Politik DirektörübSilvan Aguis, Homofobiye Karþý Ýnisiyatif Derneði'ne destek vermek için adaya geldiklerini belirtti. Aguis, bugünün Avrupa'sýnda eþcinselliðin tek suç olduðu ülkenin Kuzey Kýbrýs olduðuna dikkat çekerek, düzenli olarak kendilerinin Avrupa haritasý yayýnlayýp, LGBT konusundaki haklar ve var olan sorunlarý gösterdiklerini bunu yaný sýra sivil toplum örgütlerinin kendilerini de desteklemesi gerektiðini söyledi. Sorunlardan birinin yetiþkin iki insan arasýndaki rýzaya dayalý iliþkinin suç sayýlmasý olduðuna iþaret eden Aguis, eþcinsel iliþkinin sadece Kuzey Kýbrýs'ta suç sayýldýðýný ancak, ileriki zamanlarda bunun aþýlabileceðini umut ettiklerini söyledi.

Regginos: Mücadele ile baþaracaðýz Kýbrýs Accept LGBT Örgütü Basýn Sorumlusu Yoryis Regginos, eþcinselliðin suç olmaktan çýkarýlmasý için çalýþtýklarýný belirterek, "Özel bir talepte bulunmuyoruz. Sadece herkesin sahip olduðu eþit haklarý istiyoruz. Bunu da mücadele ile baþaracaðýz" dedi. (Kýbrýs Gazetesi, Ergül ERNUR Emre DÝNER; Yeniçað Gazetesi)


HABER

5

10 ARALIK 2010 CUMA

TEVAZU

Alpay Durduran

partinin bundan sonra UBP'ye üyelik yapmayanýn iþi görülmeyecek diye yasa geçirdiðini görmedik sadece hepimizi kucaklayacaklarýný vaat etmelerini dinledik. Bir tek CTP ilçe kongrelerinde açýkça "bizimkileri ezdiler" mazereti ile "bundan sonra biz de adamlarýmýzý kayýracaðýz, hakkýmýzdýr" laflarýný dinledik. Düþünün memur almayacaðýný taahhüt edip protokolleri imzaladýktan sonra yeni daireler kurma kararýný alarak Türkiye'yi bile aldatan bir partide oturacaksýn, KTHY rezaleti gibi bir iflasýn bile soygun için istismar edildiðini göreceksin ve "þirkettir iflas etti" deyip dünyaya fýrsatçý ve ahlaka saygýsýz bir idare olduðunu kanýtladýklarýný izleyeceksin ama gýkýný çýkarmayacaksýn; ondan sonra da UBP'yi adam edeceðim bana oy verin diyeceksin. Olmaz tabii… Onun için adaylar da ayýp olmasýn diye yolsuzluklardan bahsedecek oldular, bir yanýt aldýlar ve sustular. Üyeye ben partinin oyuna daha fazla katký yaparým hükümetten düþmeye izin vermem. Bu Ýrsen partiyi batýracak diyeceksin ve kanýtlayacaksýn. Öyle baþka parti kurdu veya bakanlýk almadý diye partiden kaçýyordu falan demek yetmez. Þimdi de kaçarsa partiyi hükümetten düþürür diye bilinirse ve siz kaçmayacaksanýz Ýrsen gene kazanýr. Kaçarsanýz daha büyük kayýp olur diyebilirseniz ve ispat edersiniz o zaman Ýrsen gider. Tahsin gitti cilasý düþmedi. Tahsin Derviþ'ten daha iyi politik bilgi ve beceri sahibi olduðunu iddia etti ama umursayan olmadý. Þimdi Kaþif veya Taçoy, Ýrsen'den daha becerili mi diye kafa yoran oldu mu? Yoksa Ýrsen'den daha az yolsuzluk devri baþlatacaklarýný söylemelerine aldýran mý oldu? O üyeler oraya bunlarý dinlemeye deðil kim favori ki ben de ona oynanayým diye gittiler. Hepsi deðil tabii ama geneli oy simsarý olan ve oy simsarlýðýný geçerli tek deðer sayanlardandý. Yalansa yarýn UBP'de biri baþbakan diðerleri bakanlýk yapan insanlar olarak isnatlarda bulunan oldu, soruþturma ve açýklama

DOÐAN ÇOCUK PÝSÝNDEN BELLÝDÝR

Bir parti ki içindeki kavgayý devlet dairelerinde ele almýþtý, KTHY'yi kapattý ve on binlerce lira borcundan nihayet kurutulduðunu sanýr, imzalý mühürlü sözlerini tutmadýðý daha dün basýndan izlenmiþti; sen kalk da o partiden fazilet beklediðini iddia edip herkesin bildiði yalanlarýný halka anlat ve üyelerinin oyunu almaya çalýþ! Hiç yakýþtýramadým. Bu kadar tecrübeli insanlar nasýl olur da herkesin duyduðu ve izlediði belgelere baka baka kurultaya gelenlerin bize de var mý diye oraya gittiklerini bilemez? Üyeler, UBP'nin ustalýðýndan istifade eden kimseler olduðunu bilmez mi bu adaylarýn? onlar oraya bize kim ne verecek diye oraya gitmediler mi? Bunlar Üyelerin devlet masraflarýný kýsmaya taraftar olduklarýný sanýyorlarsa aldanýyorlar. Özel sektör eliyle kalkýnma olacaðýna metelik verirler mi sandýlar? Aldýrdýklarý yoktur. Olsa her sektörün ithalata karþý korunmasýný desteklemekten vazgeçerlerdi. Bu adaylar hiç umursamadýklarý soygun ve sömürüsüz bir idare getirmekten bahsetmeyeceklerdi de ne diyeceklerdi? Üyelere biz sizin getirdiðiniz oya göre devlet hazinesinden yararlanmanýza daha iyi dikkat edeceðiz diyecek deðildiler ya! Oy simsarlarýna bunlar size hizmet etmediler, hep bana Rabbena dediler ama ben size de yedireceðim, kýymetinizi bileceðim mi diyeceklerdi? Öyle laflar aleni söylenmez, yoksa simsarlarýn aldýklarý oylarý UBP'ye sattýklarýný, aslýnda daha bir yarýn için, yolsuzluklarý önlemek ve kalkýnma için umut vermek amacýyla kullanýlmadýðýný safdiller de kavrayacaklardýr. Olacak iþ mi? Þimdiye kadar her hangi bir

bekleriz diyenler olurdu. Soruþturma yapýlýr ve açýklama gelir gereði uyarýnca birileri de partiden çýkarýlýrdý. Bir salon dolusu insan toplanmýþ masal gazel dinledi ve baþbakaný ve baþkanýný seçti dediler. UBP'de zaten önce baþbakan seçildi sonra baþkaný oldu. Ýlk kez deðil. Ama insanlar bizim insanlarýmýzdý. Bakýp bakýp kahroldum. Dünya görmüþ dedikleri gibi cebi dolu tahsilli insanlar aptal suratý takmýþlar tiyatroyu seyrediyorlar. Bilirler ki kavga hazinenin kemirilmesi üzerinedir. Muhalefetten baþka bir þey beklemediklerinden ve kendilerinden baþkasýndan umut beklemediklerinden tiyatroya katýldýlar. Kendini koruma amacýndan baþka katkýsý olmayanlar var ama esas rolü alanlar hazneyi yaðmalama sýrasý için kavga ederler. Kendileri sýfýr numara ahlaksýz olduklarý için baþkalarýnýn da kurultaylarda ahlaksýzlýk kavgasý yaptýðýna inanýrlar. Onlardan YKP gibi kimseye menfaat saðlamayacaðýný ilan eden bir partinin kurultayýna katýlýp uðraþanlar için ne düþündüklerini açýklamalarýný beklemeyelim. Kendilerinin ne için kurultaya katýlýp da emek sarf ettiklerini bize anlatsýnlar desem onu da anlatmazlar diyeceksiniz ama anlatýrlar. Öyle doðrudan yapmazlar. Size yahu ne uðraþýn seçime girmeyecek partiyle diye baþlayan nasihatlerinde lafýn dolaþtýrýp gittim partime hepsini iþe aldýnýz benim yeðeni almadýnýz dedim derler. Bir ihale de biz görelim dedik gene baþkalarý aldý derler. Bunlar hep UBP kurultayýndaki rollerinin izahýdýr. Lakin öyleleri var ki ihtiyacý yoktur. Onlar ne arar dersen kendilerinden baþka kimsenin doðru olacaðýna inanamaz, kendinin çözümü yoktur ki senden benden çözüm beklesin. Bal tutsa parmaðýný yalayacak. Sessizce avlayacak müþteri bekler. UBP de av sahasýdýr. Desteklediði adamlarýn otorite kazanmasýný ve kendilerine medyun olmalarýný garanti olarak görürler. Onun için en saðlam UBP'lilerdendir. UBP yolsuzluk ithamlarýyla gene doðdu doðumundan bellidir ne olduðu. Kýbrýslý Türk buna benzer utanalým gerçeði görelim ve düzelmek isteyelim yeter.

yenicag@yenicag.com.cy

DOSTÇA

Rasýh Keskiner

AÞAÐILANDIKÇA COÞANLAR...

Geçtiðimiz Pazar günü UBP'nin kurultayý vardý, Nerede ise bütün televizyonlar sýraya girmiþ naklen yayýnlamak için kurultay görüntülerini, Devlet televizyonu da devrede. Tatar'ýn televizyonu da devrede, Marþlar çalýyor, alkýþlar, cibbanalar gýrla, Bakýyorum da, hergün sokaða çýksan þikayet edenler çoðalmakta, Ama bütün bunlara raðmen binin üzerinde bir meraklý ve hala daha beklenti içinde olduðu bilinen kitlenin ne pahalýlýk, ne iþsizlik, ne göç umurunda deðil, UBP'ye baþkan, Hükümete de baþbakan seçeceklermiþ! Onlar seçeceklermiþ ! Ýnanýyorlar mý! Ýnansa ne,inanmasa ne? Bu güne kadar ne geldiyse bu toplumun baþýna bu hallerinden gelmedi mi? Siyasi bir parti saðda, liberal olabilir, Ama en azýndan kendini yönetecekleri seçerken çaðdaþ ülkelerdeki gibi davranýr, Belli ki, emir yine büyük yerden gelmiþ. Küçük'ü de çok beðenmiþ Anklara. Nasýl beðenmesin ki, kendisine ne söylenirse " eyvallah" diyor, Sanki diðerleri demiyor muydu, Onlar da diyordu da þimdilerde durum biraz daha farklý, Önceleri kapý arkalarýnda fýrçanýyorlardý, kimse görmüyordu, Ve zannediyorlardý ki biz bilmiyoruz bu yapýlanlarý, Þimdi ise Televizyon ekranlarýnda, canlý yayýnda fýrça üstüne fýrça çekiyorlar bunlara,

Kim mi bunlar? Bunlar iþte geçen gün kurultay yapan UBP'nin yönetim kadrolarýnda olanlar, Bunlar Ankaranýn temsilcisi olmak için yarýþanlar, Bunlar aslýnda, "ben daha iyi fýrçalanmak" için yarýþanlar, Ve en iyi fýrçalananý seçmek için cibbana, yani alkýþ tutan binin üzerinde bir kitle. Ne acýdýr ki bizim ülkemizin kuzeyinde bu rezillikler yaþanmaktadýr, Bir "baþbakan" düþünün ki, diðer bir ülkenin baþbakaný tarafýndan televizyon ekranlarýnda fýrçalanýyor, aþaðýlanýyor. Ve bu hakaretlere maruz kalan zat, bir kurultayda aday oluyor, yeniden fýrçalanmak için, Hiç çekinmiyor, hiç umurunda bile olmuyor, Aday olamaz mý, olur tabii. Ama insan der ki, " ben artýk bu fýrçalanmalara son vermek için aday oluyorum". Amaç aslýnda, o daha da fýrçalanmak için aday olmuþ veya olmasý istenmiþtir. Onun þahsýnda UBP'nin de o kurultaya katýlan delegeleri de aþaðýlanmýþtýr. O delegenin, eger çaðdaþ bir ülkede olunmuþ olsa, yapmasý gereken Küçük'ü yollatmaktý, omuzlara almak deðil. Gelelim diðerlerine. Ne diðer Kaþif, " ben ne isem oyum, ben sözümü tutarým" Yok yahu! Bu memleket küçük. Kimin ne olduðu bilinmiyor mu? BÖÝ'yi bilmeyen , hatýrlamayan mý var? Neyse deðinmek istediðim konu, yazýlý söylediklerine dahi uymayan, dün baþka bugün baþka telden çalan bir teslimiyetçi grup hala alkýþlanabilmekte, Hala omuzlara alýnabilmekte, Hala daha bu davranýþ içinde olan politikacýlara saygý gösterilebilmekte, Bu davranýþ içinde olanlar��n defterleri dürüleceðine, hala daha toplumun içinde dolaþabilmekte, Oysa toplum bunlarýn ortalýkta dolaþmalarýna dahi razý olmamalý, Toplumun genelinden önce, kendi örgütlerinin bunu yapmasý gerekir, Ama gel gör ki kendilerine hakaret edildikçe kýymete biniyorlar,

Yýlsonu geldi CTP Olaðanüstü Kurultay sözünü hatýrlamadý! 2 Eylül 2010, Perþembe günü CTP Genel Merkezi'nde partinin "40. Yýl Politik Tezleri"nin tanýtýldýðý bir basýn toplantýsý düzenlenmiþti. Toplantýda Erk'e, Örgütlenme Sekreteri Eþref Vaiz ve Eðitim Sekreteri Mehmet Çaðlar eþlik etmiþti "CTP-BG, politik tezlerini çaðdaþlaþtýrma süreci baþlattý" baþlýðý ile verilen haberlerde, "Cumhuriyetçi Türk PartisiBirleþik Güçler (CTP-BG), "politik tezlerini çaðdaþlaþtýrma" süreci baþlattý. Genel Sekreter Kutlay Erk'in ifadesiyle CTP, "deðiþen üretim iliþkileri, deðiþen dünya konjonktürü, Kýbrýs sorununda deðiþen olgular nedeniyle 40 yaþýn olgunluðu ile 20 yaþýn dinamizmiyle yeni I0 yýla hazýrlanýyor" denmiþti. Haberin sonunda ise "partinin, Kýbrýs ve dünya için siyasal, ekonomik ve toplumsal politikalarýný gözden geçirip politik tezlerini çaðdaþlaþtýrma süreci baþlattýðýný anlatan CTP Genel Sekreteri Kutlay Erk, tezlerin 17 Ekim'de siyasi kurultayda tartýþýlacaðýný, seçimlerin yapýlacaðý olaðanüstü kurultayýn da yýlsonuna doðru toplanacaðýný söyledi" denmekteydi. Elbette hangi yýlsonu olduðu belirtilmediði için CTP, henüz olaðanüstü kurultay çaðrýsý yapmadý… Sahi 17 Ekim'de CTP siyasi kurultay yaptý mý? Tabii hepsinden ötesi, çaðdaþlaþma belgesine ne oldu? Bu süreç durduðuna göre CTP'nin çaðdaþ bir parti olmadýðý söylemek yanlýþ mý olur? Bu sorular bilen bilmeyenlere anlatsýn…

Þahýslarýnda Kýbrýs Türk toplumu küçük düþürüldükçe onlar daha da "þükran" çekmekte. Ýçlerinden biri çýkýp da, " ben Kýbrýs Türk toplumunun aþaðýlanmamasý, küçük düþürülmemesi için adayým" diyebilir miydi? Tabii daha önce de söyledim, baþka bir ülkede olsa bu mümkündü, Ama geleceklerini menfaat, çýkar, ve koltuk üzerine kurmuþ olanlarýn bunu yapmasý mümkün deðildir. Bu sadece UBP için deðil, pek çok diðer siyasi örgütlerdekiler için de geçerlidir, Fýrça yeycek ve umurunda olmayacak. Hem de ne fýrça! Badana fýrçasý mübarek. Tepeden týrnaða bütün her yerini kaplýyor, Tabii bu televizyon önündeki fýrçalama eyleminden sonra, içlerinde bu duygu ile dolaþan pek çok TC'li bürokrat, gazeteci vs. diðer teferruat da ayný þekilde içlerindekini kusmaya baþladýlar, Nerede bir toplantý olur ve orada Kýbrýslý Türkler de yer almakta, TC'li muhteremler Tayyipvari, Çiçekvari saldýrýlarý içine girmektedirler. Kýbrýslýyý küçük düþürmek için sýraya girmektedir, Tabii bu yeni strateji, Kýbrýslýyý Türkiye kamuoyu gözü önünde küçük düþürme, tembel gösterme, elbette ki bilinçli olarak yapýlmaktadýr. Nitekim normal TC'li vatamdaþ bile bizlere sokakta ayný þeyleri söylemektedir, Bu manzara içinde UBP kurultay yapmýþ, baþkan, baþbakan seçmiþ! Toplumunun aþaðýlanmasýný kabullenenleri omuzlarda taþýmýþ! Ne diyelim? Demek ki aþaðýlandýkça kýymate binenler çoðalmýþ.. Evet aþaðýlandýkça saygýnlýk kazananlar çoðalmýþ! Herþeye raðmen, bu durumu reddedenler olarak her platforumda, Kýbrýslýya karþý horozlanýp ahkam kesenlere, onlarý küçük düþürmeye çalýþanlar hadlerini bildirmeye ve bu denli aþaðýlanmalarý kabullenenleri teþhir etmeyi sürdüreceðiz.

yenicag@yenicag.com.cy


6

10 ARALIK 2010 CUMA

HABER

GENÇ ÝÞADAMLARI DERNEÐÝ ZEYTÝN YASAÐINA KARÞI ÇIKTI Yeniçað: Genç iþadamlarý derneði (iþ kadýnlarý dahil) bir bildiri ile zeytin ithalatýnýn yasaklanmasýna karþý çýktý. Hükümetin sert tarým bakaný her tökezleyen üretim kesiminin ithalata karþý korunmasýný saðlamaya çalýþýyor ama iç pazarýn yeterli olmadýðý hallerde bile ithalat yasaðý koymak iþe yaramýyor. Nitekim limon ihraç edildi diye demeç vermesinin ardýndan üretici dalda kaldý deyince ülkede dalda kalan limon var mý sorusu için nerde ise uluslararasý tahkikat komisyonu kurulacak. Ülkesindeki ürünün sayýmýný yapamayan yapýlan sayýmlarda da palavralar atan bir hükümet varken kim neye çare bulabilir! Genç iþ adamlarý/kadýnlarý adýna yapýlan açýklamada ürünlerin desteklenmesinin suni fiyatlar yaratan fonlarla veya yasaklarla olmamasý gerektiðini belirten dernek farklý yönde teþviklendirmelerle desteklenmesi ve geliþtirilmesi gerektiðini bildirdi. Ancak "teþviklendirme" diye bir kelime Türkçe kurallarýna aykýrý bulunduðu için altý bilgisayar tarafýndan kýrmýzý çizgi ile çizildi. Yani uyduruk yoz ve kapitalist zamanýn Türkçe kurallarýna uygun gibi görünen ama aslýnda yanlýþ olan "karþýlýksýz menfaat saðlayan baba devlet anlayýþýnýn açýktan para verip kapitalist yaratma politikasý

ve/veya fýrsattan istifade menfaat saðlama politikasýyla güya üretimi özendirme maskesi altýnda partizan besleme politikasýnýn arkasýnda yatan PARA VE MENFAAT kelimelerinin kullanýlmamasý için uydurulan bir kelime" olan teþviklendirme ve teþvik verme kullanýldý. Ayrýca bu kez aleyhe olan "fon", "fonlama" kelimesi de kullanýldý. "fonlama" diye bir kelime/sözcük de sakattýr ve kullanýlamaz ama gümrük vergi harçlarý arasýnda görülüp de fiyatlarý arttýracaðý için özellikle baþka ülkelerle yapýlan antlaþmalarý ihlal edip saklayabilmek için yeni enstrüman icat etme açýkgözlülüðünün sonucudur. Burada fiyat artýþý getiren gümrük duvarlarýný yükselten önlemlere atýf vardýr ama yaparken açýkça görülmesinden kaçýnýlmak istenir. Çünkü kaz baðýrtmadan yolunmalý imiþ. Yani kaz gene yolunacak ama baðýrmayacak çünkü modernleþme ve refah laflarý arsýnda kazýðý yiyecek! Kuzey Kýbrýs Genç Ýþadamlarý Derneði, sanki zeytin ithal yasaðýný bugün hatýrlayýp da eleþtirecek olan Ýtalya genç iþ adamlarý derneði olabilirmiþ gibi haber ajansýmýz Kuzey Kýbrýs diye ekleme de yaparak derneðe deðil kontrpropagandaya kulluk ediyor ve bildiride bazý ürünlerde ithalatýn yasaklanmasýný çaðdaþ ekonomik yaklaþýmlara

uygun bulmadýklarýný belirtiklerini haber verdi. Bazý sektörlerin son dönemde yasakçý zihniyetle "koruma" altýna alýnmaya çalýþýldýðýný gözlemlediklerini ifade eden GÝAD, bunun günümüzde ekonomik düzene ve akla uygun bir yaklaþým olmadýðýný savundu. Ancak bu ilk kez deðil UBP seçim için desteklenirken de böyle idi ama dernek UBP'yi desteklemek için yasayý çiðnemekten çekinmemiþti. GÝAD'dan yapýlan açýklamada, elbette desteklenmesi gereken birçok sektör olduðu, ancak desteðin þeklinin ve yönteminin bütünlüklü bir çözüm sunmasý gerektiði belirtildi. Böylece sektörlerden rekabet edemeyecek hale düþenlerin tasfiyesi için Türkiye ile yapýlan plana aykýrý düþmemeye özen gösterildi ama halka baþka yolu varmýþ gibi "Üretimin desteklenmesinin, yasaklarla ya da fonlarla deðil farklý yönlerde teþviklendirmelerle desteklenmesi ve geliþtirilmesi gerektiðini ifade etti, "üreticilerimizin dünyada yapýlan fuarlara gitmeleri yönündeki teþvikler artýrýlmalý ve bu yöntemle ihracat olanaklarý geliþtirilmelidir" demekten ileri gidemedi. GÝAD, korumacýlýk mantýðý ile yapýlan yasaklamalarýn üretime doðrudan destek olmadýðýný kaydederek, bunlarýn sadece piyasayý pahalýlaþtýran ve tekelci zihniyeti destekleyen uygulamalar olduðunu ileri

sürdü. Ancak GÝAD, "Sektörün üretim tekniklerini modernleþtirmesi", "(hükümetin) kendine özgü birim maliyeti düþürücü yöntemler bulmasý, önerilerinden baþka bir önerisi olmadý. Gerisi sadece makale eleþtirilerine görülen monetarist kapitalist eleþtiriler oldu. Sanki kimse zeytin üretim teknikleri için giden gelenin haddi ve hesabýnýn tutulamayacak kadar çok olduðunu ve bu adayý zeytin adasý yapacaðýný iddia edip Türkiye'nin paralarýný Çiçek'e inat yutup gittiklerini unutan var. Maliyet düþürücü önlemlerden de örnek vermeyen dernek þimdiki moda zeytin toplama makineleri ithalatýný duymamýþ olamaz. Onun için onu da öðütlemeyip üstünden geçmekle kalýyorsa ithalatçýlýktan da umar yok yani zeytin bitti diyecekler ama utanýyorlar. Tabii ki Monetarizmin umarý yoktur. TL kullanýldýðý sürece zeytin karlý olamaz. Sadece hobi olarak kalýr ve hükümetlerin fobisi olur. Amma Ýtalya!da para eden neden Kýbrýs'ta etmez, Güney'de eden Kuzey'de etmez. Kýbrýslý bilmezse Türkiyeli üretici Ege'de eder de burada neden kar etmez? Tek fark Kýbrýs'ta refah seviyesi! Egeli'nin makus talihini Türkiye'den gelene bile dayatamadýlar onun için zeytin bitti.

BM GENEL SEKRETERÝ SAVSAKLAYICILARI RAHATLATTI... n Ban UNFICYP'in görev süresinin uzatýlmasýný tavsiye etti

n YKP'nin desteklediði askeri güven yaratýcý önlemlere verdiði önemi kaydetti

n Ayni zamanda uygulanabilir her uzlaþmanýn uygulanmasýný istedi BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon, Kýbrýs'taki Birleþmiþ Milletler Barýþ Gücü'nün (UNFICYP) görev süresinin altý ay daha, 15 Haziran 2011'e kadar uzatýlmasýný tavsiye etti. BM Güvenlik Konseyi belgesi olarak yayýmlanacak olan, 21 Mayýs 2010 ve 20 Kasým 2010 tarihleri arasýndaki geliþmeleri içeren Birleþmiþ Milletlerin faaliyetleriyle ilgili raporunda Genel Sekreter, rapor verme süresinde ara bölgedeki durumun sakin olduðunu, UNFICYP ve karþý güçler arasýndaki iliþkilerin iyi ve yardýmcý olduðunu belirtti. "Ýhlallerin sayýsýnda azalma var. Ateþkes hattýnýn yanýndaki düþük düzeydeki tatbikatlar gereksiz yere gerginliklere neden oluyor ve bundan kaçýnýlmalýdýr" diyen Ban, UNFICYP tarafýndan baþlatýlan askeri güven yaratýcý önlemlerle ilgili görüþmelerin karþý güçler arasýnda destek ve iþbirliðini saðlayacaðý ve somut sonuçlar vereceði umudunu ifade etti. "Böyle bir geliþme devam etmekte olan müzakerelerde en iyi zemin olasýlýðý saðlayacaktýr" þeklinde görüþ belirten Genel Sekreter, adadaki iki toplumun, Kýbrýslýlarýn ve UNFICYP'in günlük yaþamda etkili olan ortak konular olan insani, sosyal ve ekonomik konularda UNFICYP'in yardýmlarýna güvendiðini ve UNFICYP'in iki toplumla ara bölgenin siviller tarafýndan kullanýlmasý da dahil pratik günlük konularý çözmede yakýn çalýþmaya devam ettiklerini vurguladý. Raporunda bu çabalarýn iki toplum arasýnda güven oluþturmada ve olumlu iliþkilerde önemli olduðunun altýný çizen Ban, iki tarafa da bu baðlamda UNFICYP'i desteklemeye devam etmeleri çaðrýsý yapýyorum" dedi. Genel Sekreter, UNFICYP'in taraflar arasýnda kendi Teknik Komitelerinde kabul edilen somut önlemlerin uygulanmasý da dahil kültürel miras, ceza ve suç konularýnda iþbirliðini kolaylaþtýrmak için araç olduðunu, Kýbrýs'taki zengin müþterek kültürel mirasýn korunmasý amacýyla kabul edilen önlemlerin

uygulanmasýna tüm taraflarýn tam destek vermesinin önemli olduðunu belirtti. Raporunda, ceza ve suç konularýnda iki taraf arasýnda bilgi alýþveriþinin artmasýndan memnunlukla bahseden Ban, bunun sadece karþýlýklý güvenin artmasýnýn bir yansýmasý deðil ayný zamanda tüm Kýbrýslýlarýn müþterek güvenliði için somut sonuçlarýn yaratýlmasý bakýmýndan önemli bir katký olduðuna iþaret etti. Limnidi geçiþ noktasýnýn açýlmasýyla ilgili olarak da Birleþmiþ Milletler Genel Sekreteri þöyle devam etti: "Bu önemli ve uzun zamandan beri beklenen geliþme, bir somut, güven yaratýcý önlemdir ve birçok Kýbrýslýnýn günlük yaþamýný iyileþtirecektir. Diðer geçiþ noktalarýnýn açýlmasý için ortak bir komite kurulmasý, iki toplumu daha da yakýnlaþtýrmak için siyasi isteklilik olduðuna memnuniyet verici bir iþarettir. Bu doðrultudaki çalýþmalarýn, iki toplum arasýndaki sosyal ve ekonomik etkileþime olanak vermesi açýsýndan daha öðretici ve sonuç verici yönde olmasý önemlidir." "Ekonomik, sosyal, kültür, spor veya benzeri baðlarýn ve temaslarýn kurulmasý, devam etmekte olan müzakerelerde olumlu etki yaratacaktýr. Bu temaslar toplumlar arasýndaki güven duygusunu besler ve Kýbrýslý Türklerin belirttiði izolasyon endiþelerinin konuþulmasýna yardýmcý olur. Buna ek olarak taraflar arasýnda daha fazla ekonomik ve sosyal eþitlik, nihai yeniden birleþmeyi daha kolaylaþtýrmakla kalmaz daha uygun kýlar. Uluslararasý camia tarafýndan onaylanmýþ barýþ süreci baðlamýnda buna ters doðrultuda çabalar sadece amaca zarar verir." Raporunda Kayýp Kiþiler Komitesi'nin insani çalýþmalarýnýn ziyadesiyle engellenmeden devam etmesinden duyduðu memnuniyeti de ifade eden Genel Sekreter, ilgili taraflardan Komitenin çalýþmalarýnýn politikleþtirilmesinin engellenmesi için tüm çabanýn gösterilmesini istedi. En nazik þekilde zorbalarý tahrik etmeden uyardý. Ban, kuzeyde kazý amacýyla askeri bölgelere tamamen girilebilmesinin çok önemli olduðunun altýný çizdi ve Türk Birliklerinden konuya insani yönden daha dostane bir yaklaþým göstermelerini talep etti. Ara bölgedeki mayýnlarýn sökülmesi konusunda da Birleþmiþ Milletler Genel Sekreteri raporunda, "Hýzla devam ederek

çalýþmalarýn tamamlanmasý aþamasý kritik bir zamana denk gelmiþtir. Ara bölgedeki son dört mayýnlý bölgeye girilmesine Milli Muhafýz Ordusu veya Türk Birlikleri tarafýndan izin verilmemiþtir" þeklinde görüþ belirtti ve taraflara uygulanmakta olan proje için verilen sürede tüm Kýbrýslýlarýn ara bölgeyi özgürce kullanabilmeleri için bu bölgeleri býrakmalarý çaðrýsý yaptý. Bu ifadelerin arkasýna taraflara ara bölgeyi engellemeyecek kadar uzaða çekilmelerini istedi. Anlaþýlan YKP gibi BM'ye göre de asker olmasa güvenliðin daha fazla olacaktýr ve siviller mallarýný kullnabilecektir. Ban, Birleþmiþ Milletlerin mayýnlardan temizlenmiþ bir Kýbrýs için taraflara daha fazla yardýma hazýr olduðunu kaydetti. Birleþmiþ Milletler Genel Sekreteri raporunda þu görüþlere yer verdi: "UNFICYP'in, müzakerelerin bu hassas zamanýnda adada artan biçimde önemli bir görev yapmaya devam edeceði güçlü inancýmdýr. Kýbrýs'taki BM Barýþ Gücü, müzakerelere yardýmcý olacak havayý yaratmak için Özel Danýþmanýmýn Ofisi ve diðer Birleþmiþ Milletler organlarý ve programlarýyla yakýn çalýþmaktadýrlar. Dolayýsýyla Güvenlik Konseyi'nin UNFICYP'in görev süresini altý ay daha 15 Haziran 2011'e kadar uzatmasýný tavsiye ederim." Bank Ki-moon raporuna þöyle devam etti: "Güvenlik Konseyi'nin, sonuncusu 1930 (2010) olan talepleri çizgisinde Genel Sekreterlik anlaþmayla ilgili durum planlamasýyla meþgul olmaya devam edecektir. Planlama esnek biçimde devam edecek, müzakerelerdeki geliþmelerle ve taraflarýn bu hususta Birleþmiþ Milletlerin olasý görevleri üzerindeki görüþleriyle yönlendirilecektir." "Zeminde ve taraflarýn görüþlerini de dikkate alarak UNFICYP'in faaliyetlerini yakýndan denetlemeye devam edeceðim, UNFICYP'in görev süresiyle ilgili uygulamalar konusunda gerektiðinde Güvenlik Konseyi'ne gücün düzeyi ve faaliyetleriyle ilgili görüþlerimi içeren tavsiyelerimi uygun biçimde tekrarlayacaðým." "Buna ilaveten Güvenlik Konseyi'ne 24 Kasým 2010 (S/2010/603) tarihli raporumda bildirdiðim gibi, gelecek aylarda Birleþmiþ Milletlerin Kýbrýs'taki varlýðýyla ilgili devam eden geliþmelere göre ayarlayarak tavsiyelerde bulunmak için daha geniþ bir deðerlendirme yapmayý planlýyorum." Karþý güçlerin askeri ihlallerinin sayýsýnýn,

bir önceki rapor önemine göre bu rapor döneminde azaldýðýný, bazý yýllarda en düþük düzeye indiðini belirten Ban, karþý güçlerin, diðer taraftan kýþkýrtmasýndan kaynaklanan düþük sayýda uygulamalarýna, daha çok Lefkoþa'nýn merkezinde tek tük devam ettiklerini, bu olaylarýn bir politikanýn yansýmasý olmaktan öte disiplinsizliðe baðlý olaylardan kaynaklandýðýný kaydetti. Askersizleþtirme ve/veya karþý birliklerin birbirlerine çok yakýn olduklarý bölgelerde gözetleme mevzilerinin uzaklaþtýrýlmasý gibi UNFICYP'in önerdiði askeri güven yapýcý önlemlerle ilgili olarak da Ban, Milli Muhafýz Ordusu'nun bu öneri üzerinde deðerlendirme yaptýðýný, bu baðlamda UNFICYP'in Türk Birlikleri/Kýbrýs Türk Güvenlik Güçleri tarafýndan da somut adýmlar atýlmasýný beklediðini bildirdi. Genel Sekreter, UNFICYP'in gerginliði azaltma ve askeri güven yaratýcý önlemlerin uygulanmasýyla ara bölgede askeri varlýðýný azaltma taahhüdüne baðlý olduðunu, ancak bunun için iki tarafýn desteðinin gerektiðinin altýný çizdi. Ara bölgedeki mayýn çalýþmalarý konusunda Ban, 73 mayýn alanýndan 70'inin UNFICYP tarafýndan temizlendiðini, 25,500 mayýnýn çýkarýldýðýný, 9.5 kilometrekarelik bir alanýn mayýnlardan temizlendiðini anlatan Ban, son raporunun hemen öncesinde Türk Birliklerinin elinde bulunan 13 mayýnlý alanýn temizliðine izin verildiðini, bunlarýn dokuzunun ara bölgenin içinde, dördünün dýþýnda olduðunu, onunun temizlendiðini, kalan mayýn alanlarýnýn temizliðinin Aralýk 2010 sonuna kadar tamamlanmasýnýn planlandýðýný duyurdu. Genel Sekreter, Türk Birliklerinin elindeki mayýnlardan birinin Maraþ'ýn güneyinde, Milli Muhafýz Ordusu'nun elindeki üç mayýn alanýnýn da Luricina cebinde olduðunu, ara bölge içindeki bütün bu mayýn alanlarýnýn 2010'un sonuna kadar temizlenmiþ olacaðýný belirtti.Birleþmiþ Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon, rapor döneminde UNFICYP'in ara bölgeden 10,000'i Limnidi'den olmak üzere 750,000 resmi geçiþin yapýldýðýný kayda geçirdiðini, Mayýs ve Ekim aylarý arasýnda "güneyden kuzeye" 537,731 Avro deðerinde ürün geçiþi yapýldýðýný, 3,326,000 Avro deðerinde de karþý taraftan geçiþ olduðunu, bunlarýn 2009'un ayný dönemiyle eþit düzeyde bulunduðunu ifade etti.


HABER

7

10 ARALIK 2010 CUMA

“MEDYADA CÝNSÝYETÇÝLÝÐE HAYIR” EYLEMÝ YAPILDI YKP-Fem, Baraka Kültür Merkezi ve POST Araþtýrma Enstütüsü, 7 Aralýk Salý günü Yenidüzen Gazetesi önünde bir eylem yaparak, gazetenin Pazar ekinde Mert Özdað tarafýndan yayýnlanan "Yaþanmýþ Bir Hayat Hikayesi" adlý gece kulüpleriyle ilgili yazý dizisini protesto etti. Eylemde "Medyada Cinsiyetçiliðe Hayýr", "Köleliði Normalleþtirme" ve "Yenidüzen Senden Beklemezdik" gibi pankartlar tutuldu. Bu eylemi Yenidüzen önünde yapsalar da tüm medyanýn cinsiyetçi haber ve yazýlar yayýnladýðýna, magazin adý altýnda kadýn bedenini teþhir ettiðine dikkat çeken eylemciler, diðer gazeteleri de uyardýrlar. Eylemdeki polis sayýsýnýn fazlalýðý ve polislerden birinin eylemcilere "Gece kulüpleri kapanýrsa size tecavüz edecekler" demesi dikkat çekiciydi. Basýn açýklamasýnýn okunmasýnýn ardýndan Yenidüzen Gazetesi yetkililerinden Cenk Mutluyakalý'nýn odasýna davet edilen eylemciler, burada gazete yetkilileriyle bir süre sohbet ederek fikir alýþ veriþinde bulundular. Eylemde okunan basýn açýklamasýnýn tam metni ise þöyle: Deðerli basýn emekçileri deðerli halkýmýz, Bugün burada Yenidüzen Gazetesi'nin Pazar ekinde, Mert Özdað imzasýyla iki haftadýr yayýnlanmakta olan "Yaþanmýþ Bir Hayat Hikayesi" adlý yazý dizisini protesto etmek için toplandýk. Ýlk yayýnlandýðý günden bu yana, Mert Özdað'a ve Yenidüzen yetkililerine yaptýðýmýz eleþtiriler ve yazý dizisini durdurma önerimiz dikkate alýnmamýþ ve yazý yayýnlanmaya devam etmiþtir. Kendilerine yazdýðýmýz mektupta da ifade ettiðimiz gibi; Gece kulüplerinde yaþanan insan haklarý ihlalleri ile ilgli haber ve yazýlarýn yayýnlanmasý, kamuoyunun ve özellikle de devlet yetkililerinin dikkatinin bu yöne çekilmesi, hükümet üzerinde bir baský oluþturmak adýna elbette faydalý ve gereklidir. Ancak bu gibi haber ve yazýlarýn, magazin formatýnda, özendirici, gece kulüplerindeki kadýnlarýn kölelik koþullarýný görmezden gelen ve kadýn eti alýnýp satýlmasýný meþrulaþtýracak bir üslupla yazýlmasý, en az gece kulüplerinde yaþananlar kadar insanlýk dýþýdýr. Mert Özdað'ýn söz konusu yazýsý, "gazeteci sorumluluðuyla gerçekleri anlatma" süsü verilmeye çalýþýlsa da erkek egemen histerileri kýþkýrtan ve sadece gece kulübündeki kadýnlarý deðil tümüyle kadýn bedenini aþaðýlayan bir yazýdýr. Ayrýca ropörtaj gibi gösterilen bu metin, uzunca bir süreden beri internet ortamýnda dolaþan, gerçek olup olmadýðý dahi þaibeli olan, dolayýsýyla da hiçbir þekilde haber deðeri taþýmayan bir metindir. Böylesi bir metnin, yazý dizisi þekline sokulup ilgili kiþiyle ropörtaj yapýlmýþ gibi yayýnlanmasý, okuyucularý aldatmak anlamýna gelir ve gazetecilik

abileceðini vurguluyoruz. Bugün eleþtirilerimizi Yenidüzen Gazetesi'ne yöneltmiþ olsak da neredeyse her gazete ve televizyon kanalýnda toplumsal cinsiyet eþitliðine aykýrý yayýnlar yapýlmakta, magazin sayfalarýnda kadýn bedeni bir meta gibi teþhir edilmektedir. Bu protestomuzla diðer medya kuruluþlarýný da uyarýyor ve cinsiyetçi, erkek egemen, kadýnlarý aþaðýlayan yayýnlar yapmalarý halinde kendilerini de protesto edeceðimizi bildiriyoruz.

Yeniçað'ýn kulaðý çekildi

etiðiyle de baðdaþmaz. Söz konusu yazý, Mert Özdað'ýn gece kulüpleri hakkýndaki ilk cinsiyetçi yazýsý deðildir. 25 Aðustos 2010 tarihli Yenidüzen gazetesinde yayýnlanan "Fuhuþ ve 300 bin Erkek" baþlýklý, bilimsel dayanaktan mahrum yazýda, gece kulüpleri kapatýlýðý takdirde tecavüzlerin artacaðý öne sürülmekte, dolaylý olarak ýrkçý bir þekilde yabancý kadýnlarýn köleleþtirilmesi meþrulaþtýrýlmaktaydý. Mert Özdað ve Yenidüzen Gazetesi, gece kulüplerine karþý ise bunu açýkça ortaya koymalý ve yayýnlarýný bu doðrultuda yapmalýdýr.

Yok eðer gece kulüplerinin devamýndan yana ise bunu da açýkça belirtmeli ve takdiri ya da tepkiyi okuyuculara býrakmalýdýr. Evrensel haber etiði ilkelerine, emeðin deðerine ve toplumsal cinsiyet eþitliðine vurgu yapan böylesi bir gazetenin, haklý eleþtirilerimizi yapýcý yönde deðerlendirmesini ve yayýnlarýna bu doðrultuda devam etmesini umuyoruz. Ayrýca cinsiyetçi ve ýrkçý söylemin ifade özgürlüðü örtüsüyle kapatýlamayacaðýný da hatýrlatýyor, ifade özgürlüðünün belirli cinsel kimlik ve etnik kökene karþý hoþgörüsüzlük içermediði sürece kulan-

Bu arada YKPfem aktivistleri 3 Aralýk 2010 tarihinde Çuvaldýz baþlýklý Yýlmaz Parlan'ýn köþesindeki "Kendisini bir Maðusalý hemþehrisi olarak uyarayým: Burada pantolonunu kaybettin ama Ýngiliz kadýnlarý azgýndýr, sadece donla kalmazlar! Bak benden uyarmasý" cümlesi nedeni ile gazetemizi de uyardý. YKPfem aktivistleri "Ýngiliz kadýnlarý azgýndýr" gibi cümlenin toplumsal cinsiyet konusuna duyarlý olduðunu söyleyen YKP'nin yayýn organý Yeniçað Gazetesinde yayýnlanmýþ olmasýndan üzüntü duyduklarýný, tüm yazarlara bu konularda daha fazla duyarlý olunmasý çaðrýsý yaptýklarýný açýkladýlar… Yeniçað olarak söyleyeceðimiz ise gerçekten ayýp ettik, tekrar olmamasý için üzerime düþeni yapmaya çalýþacaðýz ama daha iyi bir Yeniçað için uyarýlar devam etmeli!..

Orfanidis: Kamu maliyesinin konsolide edilmesi gerekiyor (KHA) - Kýbrýs Merkez Bankasý Müdürü Athanasios Orfanidis, kamu maliyesinin bir an önce güçlendirilmesi gerektiðini, gerekli tedbirlerin alýnmasýnda herhangi bir gecikmenin Kýbrýs ekonomisini tehlikeye atacaðýný bildirdi. Pazartesi günü bir basýn toplantýsý düzenleyen ve Kýbrýs ekonomisinin makro ekonomik son durumunu deðerlendiren Orfanidis, en kýsa sürede yapýsal önlemler alýnmazsa ekonominin daha da gerileyeceðine inananlarla ayný görüþte olduðunu belirtti. Athanasios Orfanidis, kamu maliyesinin düzeltilmesinin, sadece bütçe açýðýný düzeltmek deðil 800 milyon Avro'yu bulan kamu borçlanmasýnda kötüye gidiþi tersine çevirmek için uzun vadeli bir hedef olmasý gerektiðine iþaret etti.

Kýbrýs ekonomisinin uzun dönemli öngörülerine deðinen Orfanidis, reel Gayrý Safi Yurt Ýçi Hasýla'daki deðiþim oranýnýn 2010'da % 0,7'yi bulacaðýný, daha ileri iyileþmenin 2011 ve 2012'de Gayrý Safi Yurtiçi Hasýla'da sýrasýyla % 1,8 ve % 2,4 olmasýnýn beklendiðini vurguladý. Ýyileþmeye raðmen 2012'de beklenen ekonomik büyüme oranýnýn, dünya ekonomik krizinden önce Kýbrýs'ta kaydedilen ortalama orandan daha düþük olacaðýna dikkat çeken Orfanidis, dolayýsýyla iyileþmenin yapýsal deðiþikliklerle ve tüm Kýbrýslýlarýn yaþam standardýnda önemli iyileþtirmeler olacaðýný garanti eden mali konsolidasyon önlemleriyle güçlendirilmesi gerektiðini kaydetti. Basýn toplantýsýnda iþ piyasasý konusunda da Kýbrýs Merkez Bankasý Müdürü, ekonomik havanýn iyileþmesiyle iþsizlik

oranýn 2010'da % 7'yle sýnýrlý kalacaðýnýn beklendiðini, 2011'de hafif bir azalýþla % 6,6'ya, 2012'de % 6'ya gerileyeceðinin tahmin edildiðini söyledi. Athanasios Orfanidis þöyle devam etti: "Tahminler iþsizlik varken bile altý ay öncekilerden daha iyi. Ancak bu hafif düþüþe raðmen iþsizlik ekonomik krizden önceki dönemle karþýlaþtýrýldýðýnda yüksek olmaya devam edecek." Kýbrýs Merkez Bankasý Baþkaný, tahminlerin enflasyonla ilgili pek olumlu olmadýðýný, 2010'da 2009'a göre büyük oranda kötüleþtiðini, 2010'da fiyatlarda % 2,7'lik bir artýþ kaydedilmesinin beklendiðini, daha fazla kötüleþmenin % 3,4'le 2011'de % 2,4'le 2012'de olacaðýnýn tahmin edildiðini belirtti. Önemli olanýn kamu maliyesini doðru yola sokacak önlemleri almakta olduðu görüþünü

vurgulayan Orfanidis, 2010 bütçe açýðýnýn 200 veya 500 milyon Avro azaltýlmasýnýn o kadar önemli olmadýðýný, önemli olanýn açýðýn oranýnýn kendilerini hýzla üretim fazlasýna götürüp götürmeyeceði olduðunu bildirdi. Bu doðrultuda önlemler almanýn önemli olduðuna dikkati çeken Merkez Bankasý Baþkaný, "Avrupa Komisyonu'nun raporu temelinde 2008'e kadar % 48'e varan Gayrý Safi Yurt Ýçi Hâsýla'nýn artan ekonomik iyileþmeye raðmen 2012'de % 68,8'e yükselecek olmasýdýr" dedi. Orfanidis son olarak, 2008-2012 arasýndaki dönemler için tahminlerin kamu borçlanmasýnda Gayrý Safi Yurtiçi Hâsýla'ya göre % 20'lik veya 3,5 milyar Avro'luk bir kötüleþme gösterdiðini vurguladý ve "Nasýl bir mali iyileþmeye ihtiyaç olduðunu anlýyorsunuz" þeklinde konuþtu.


8

10 ARALIK 2010 CUMA

HABER

Tarih kazanacak! Julian Assange The Guardian'a konuþtu.. Wikileaks'te þimdi de suikast iddialarý konuþuluyor. Assange, öldürülmeye karþý yeni önlemler aldý.Wikileaks'ýn ABD dökümanlarýnýn yayýnlanmasýnda ortaklýk yaptýðý beþ yayýn organýndan biri olan Ýngiliz Guardian gazetesi, intenet sitesinde Wikileaks kurucusu Julian Assange'e canlý olarak gelen sorularý cevapladý. Belgeleri sýzdýran askerin kahraman olduðunu söyleyen Assange, hayatýnýn bu belgelere baðlý olduðunu ve baþýna birþey gelmesi halinde þifreli belgelerin binlerce kiþiye gönderildiðini ifade etti. Türkiye saati ile 15:00?te baþlayan sorucevap uygulamasýnýn duyurulmasýyla internet sitesi çöktü. Yaþanan sorunun giderilmesinden sonra Assange'ýn sorulara verdiði cevaplar sit-

ede yayýnlandý. GELEN SORULAR VE ASSANGE'IN CEVAPLARI:

'ÜLKEMÝ ÇOK ÖZLEDÝM' Avusturalya pasaportu taþýyorsunuz. Ülkenize geri dönmeyi düþünüyor musunuz yoksa bu Avusturalyalý diplomat ve polisin sizi tutuklama olasýlýðý nedeniyle þu an için söz konusu deðil mi? - Ben bir Avusturalya vatandaþýyým ve ülkemi çok özledim. Ancak geçtiðimiz haftalarda Baþbakan Julia Gillard ve Genelkurmay Baþkaný sadece benim dönüþümü imkansýz kýlmadý ayný zamanda ABD hükümetine benim ve arkadaþlarýmýn tutuklanmasýna yardým edeceklerini de açýkladýlar. Bunun bir Avusturalya vatandaþý için ne anlama geldiði açýk.

'MANNING BÝR KAHRAMAN' Dünya'da yaþananlarý nasýl deðiþtirdiðnizi düþünüyorsunuz? Tüm dikkatler sizin üzerinizdeyken, bu bilgileri size saðlayan köstebek de övülmeyi haketmiyor mu? - Eðer Pentagon'un iddia ettiði gibi sýzýntýlarýn arkasýndaki isim gibi konu genç asker Bradley Manning ise o zaman o tam bir kahramandýr. Tehlikede olacaðýný düþündüðünüz kiþilerin isimlerini sansürlemeyi düþünüyor musunuz? - Wikileaks dört yýldýr yayýnda. Bu süre içinde aktivitelerimiz sonucunda tek bir kiþi bile zarar görmedi. Þu durumda her hangi bir deðiþiklik beklemiyoruz. ABD hükümeti sizin gazeteci olup olmadýðýnýz sorguluyor. Siz gazeteci misiniz? Baþkalarýný ahatsýz edebilecek bilgilere ulaþtýðýnýz sürece gazeteci olup olmamanýz fark eder mi? - Kurgusal olmayan ilk kitabýmý yazdýðýmda 25 yaþýndaydým. O zamandan beri gazeteler, TV ve internette çalýþýyorum. Gazeteci olup olmadýðýmý tartýþmanýn bir önemi yok. Halen diðer gazetecileri yönlendiren araþtýrmalar yapmak benim asýl görevim. UFO'lar ya da dünya dýþý varlýklarla ilgili belgeler var mý? - Bize UFOlar hakkýnda pek çok email geliyor. Ancak bu mailler iki konudaki yayýn ilkelerimize uymuyor; 1- Ýlk aðýzdan yazýlma 2- Orjinal olma Yayýnlananlar arasýnda UFO'lara referans veren belge yok. Dünyada bu kadar etki uyandýrmayý bekliyor muydunuz? Güvenliðinizden endiþe ediyor musunuz? - Her zaman WikiLeaks'in küresel bir rol sergilediðine inanýyorum ve 2007'de Kenya'daki seçim sonuçlarýnýn deðiþtirilmesinden bu yana bunu yaptýðý açýk. Hala planlarýmýzýn biraz gerisinde olduðumuzu düþünüyoruz ve yapacak daha çok þey var. Yaþamlarýmýza yönelik tehditler kamuoyunun da konusudur. Süper Güç'le pazarlýk edecek güce ulaþacak oranda tedbirli davranýyoruz.

SANSÜR UYGULUYOR MU? XXX gibi kimlikleri sansürlemenizi nasýl açýklýyorsunuz? Bazý belgelerin de sadece belirli bölümleri yayýnlandý. Bu kadar önemli kararlarý kim veriyor yoksa ABD hükümeti mi? - Haberlere konu olan belgeler bizim basýn ortaklarýmýz ve kendimiz tarafýndan açýklanýyor. Haberler, onlarý hazýrlayan gazeteciler tarafýndan redakte ediliyor. Basýna hazýrlanan bu haberler de en azýndan bir editör tarafýndan, sürecin doðru iþleyip iþlemediðinden emin olmak için bir kez daha gözden geçiriliyor. Her ne kadar sinir bozucu olsalar da DDoS saldýrýlarý sizin için iyi bir reklam gibi görünüyor. En azýndan güvenilirliðinizi artýrýyor. Þimdi Amazon'un sunucularýndan çýkarýldýðýnýz söyleniyor. Bu açýklamaya katýlýyor musunuz?

Böyle bir olayýn gerçekleþmesini bekliyor muydunuz? - 2007?den bu yana, sunucularýmýzdan bazýlarýný bilinçli olarak, ifade özgürlüðü sorunu yaþandýðýný düþündüðümüz yerlere yerleþtiriyorduk. Böylece, gerçekleri boþ laflardan ayýrmak istedik. Amazon da onlardan biriydi. Kimsenin durduramayacaðý bir iþe baþladýnýz. Yeni Dünya'nýn Baþlangýcý. Elinizde ACTA'yla ilgili belgeler de var mý? - Evet, telif hakký ve patent endüstrisindeki ABD gibi devleri memnun etmek için oluþturulmuþ Truva atý benzeri Sahtecilikle Mücadele Ticaret Anlaþmasý'yla (ACTA) ilgili de belgeler var elimizde. Aslýna bakýlýrsa bir sýzýntýyla Wikileaks'e ilk dikkat çeken de ACTA oldu. Kanada Baþbakaný'nýn danýþmanlarýndan Tom Flanagan geçtiðimiz günlerde "bence Assange'e suikast düzenlenmeli… Eðer Assange ortadan kaybolursa hiç de mutsuz olmayacaðým" dedi. Bunun hakkýnda ne düþünüyorsunuz? - Flanagan ve diðerlerinin verdiði bu tür demeçler cinayete azmettirme olarak deðerlendirilmeli. Batýlý hükümetler basýn özgürlüðünü garanti altýna aldýklarýndan hareketle ahlaki otorite iddialarýnda bulunuyor. Wikileaks'e ve size yönelik yasal yaptýrým tehditleri bu iddiayý zayýflatýyor. Batýlý hükümetlerin Wikileaks'e saldýrarak bu ahlaki otoriteyi kaybetme riskine girdiðini düþünüyor musunuz? Hatta en baþtan þunu sorayým, Batýlý hükümetlerin herhangi bir ahlaki otoritesi olduðuna inanýyor musunuz? - Batý temel güç iliþkilerini bir baðlantýlar, krediler, hisseler ve holdingler aðý üzerinden malileþtirdi. Böyle bir ortamda sözün "özgür" olabilmesi kolaylaþýr çünkü siyasi iradedeki bir deðiþim çok nadiren bu temel araçlarda deðiþimi getirir. Batý'da söz, gücü olmadýðý için kuþlar kadar özgürdür. Ancak Çin gibi sansürün aðýr olduðu ülkelerde, sözün hala gücü vardýr ve bu güçten korkulur. Her zaman için sansürü sözün gücüne iþaret eden bir ekonomik iliþki olarak görmeliyiz. ABD'nin büze yönelik saldýrýlarý çok büyük bir umuda iþaret ediyor; sözün mali duvarý yýkabilecek kadar güçlü olmasý umuduna. Geçtiðimiz beþ günde ya da daha önce Irak ve Afganistan savaþlarýyla ilgili sýzýntýlarda, içinde Afgan muhbirlerin adý geçen belgelere yer verdiniz mi? Bu kelimeyi kullandýðým için üzgünüm ama, insanlarý tehlikeli bir duruma sokmamak için isimlere sansür uygulamayý düþünüyor musunuz? Bu arada, tarih sizi affedecek. Elinize saðlýk. - Wikileaks'in dört yýllýk bir geçmiþi var. Bu süreçte, böyle bir iddiayla karþýlaþmadýk. Pentagon gibi kuruluþlarda çalýþanlar dahil bir kiþi bile bizim çalýþmalarýmýzdan zarar görmedi. Ýnsanlarý karþýlýklý misillemelerin yaþandýðý durumlara daha çok manipülasyon çabalarý ve entrikalar sokar. Duruþumuzda herhangi bir deðiþikliðin yaþanmasýný beklemiyoruz. Wikileaks bu "megasýzýntý"yý yayýmlamadan önce Wikileaks'in sitesinde bulunan diðer belgelere ne oldu? "Teknik aksaklýklar"ý aþýp bu belgeleri yeniden internette yayýmlayacak mýsýnýz? - Belgelerin çoðunluðu mirror.wikileaks.info adresinde yayýnda, geri kalanýný da mühendislik sorunlarýný hallettikçe siteye yükleyeceðiz. Bu yýlýn Nisan ayýndan bu yana kendi takvimimizi kendimiz belirlemiyoruz. Adýmlarýmýz ABD hükümetinin bize karþý þiddet uygulamalarýna odaklanýyor. Ancak benim ve diðerlerinin üç buçuk yýllýk çalýþmasýnýn kamuoyu tarafýndan eriþilebilir olmadýðýný görmek beni mutsuz ediyor. Julian, Wikileaks'i temsil eden bir yüzün olmasý gerekli miydi? Organizasyonun bilinen bir temsilcisinin olmamasýnýn çok daha iyi bir þey olduðunu düþünmüyor musunuz? Tartýþmalarýn tamamý kiþisel bir hal alýp, sizin üzerine yoðunlaþtý. Her yerde sizin isminizle

baþlayan haberler yayýlmaya, Wikileaks sizinle özleþleþmeye baþladý. Artýk kimse Wikileaks'ten bir kuruluþ olarak bahsetmiyor. Pek çok kiþi, Wikileaks'in arkasýnda baþkalarýnýn olduðunun bile farkýnda deðil. Ve ben bu durumun Wikileaks'i savunmasýz kýldýðýný düþünüyorum. Çünkü bu þekilde, düþmanlarýnýz sizi daha kolay suçlayabilir. Ýnsanlarý sizin kötü amaçlar güden bir kuruluþ olduðunuza ikna ederlerse, yani sizi kadýnlara tecavüz eden bir terörist olarak göstermek de olabilir bu, Wikileaks'in güvenilirliði büyük ölçüde sarsýlacaktýr. Bununla birlikte, bugüne kadar yaptýklarýnýza saygý duymakla birlikte, bence siz ön plana çýkarken, Wikileaks'in perde arkasýnda kalan cesur ekibe haksýzlýk ediliyor. - Bu ilginç bir soru. Ýlk baþlarda Wikileaks'i temsil eden birinin olmamasý için çok çaba harcadým. Çünkü kuruluþumuzda egolara yer vermek istemedim. Biz de Fransýz matematiklerin izinden gidip, takma isimlerle kullandýk. Ancak bu durum insanlarýn merakýný artýrmakla birlikte, bazýlarýnýn kendilerini kuruluþumuzun içinde varmýþ gibi göstermesine neden oldu. Günün sonunda, içimizden birinin halkýn önüne çýkmasý gerekiyordu ve sadece kendiþi ifþa etme cesareti gösteren bir liderlik kaynaklarýn kendilerini riske etmesini saðlayabilirdi. Bu süreçte spot ýþýklarý altýnda kendini bulan ben oldum. Ardýndan farklý farklý saldýrýlara maruz kaldým. Ancak pek çok kiþinin de güvenini kazandým. Ýçinde olduðunuz bu oyun kazanýlabilir mi? Teknik olarak, Amazon gibi hizmetler ve hizmet sunucularýnýn doðrudan ya da dolaylý olarak hükümet kontrolünde olduðu bir durumda, güçlülerle saklambaç oynamaya devam edebilir misiniz? Ayrýca, -fiziksel olmasýna gerek yok, teknik konular yüzünden- "oyundan çýkarýlýrsanýz" elinizdeki belgeler için alternatifleriniz neler? Kampanyaya devam edecek ikinci bir grup aktivist var mý? Eðer elinizdeki malzemeler bir önbelleðin oyundan çýkarýlmasý halinde oyunun sürmesini saðlayacak þekilde "daðýlmýþ" durumda mý? - Dýþiþleri Bakanlýðý arþivi ABD ve diðer ülkelerle ilgili önemli malzemelerle birlikte þifreli bir biçimde 100 binin üzerinde kiþiye daðýtýldý. Eðer bize bir þey olursa, kilit kýsýmlar otomatik olarak kamuoyuyla paylaþýlacak. Dahasý Dýþiþleri Bakanlýðý arþivleri birçok haber kurumunun elinde. Tarih kazanacak. Dünya daha iyi bir yere dönüþecek. Biz hayatta kalacak mýyýz? Bu size baðlý. Batýlý hükümetlerin WikiLeaks'e saldýrarak ahlaki temellerini kaybettiðini düþünüyor musunuz? Bunu yaparken batýlý hükümetlerin dayandýðý bir ahlaki temel olduðunu düþünüyor musunuz? - Batý gücünü borçlar, iþ anlaþmalarý, hissessahipleri ve bankalarýn oluþturduðu bir aðdan alýyor. Böyle bir çevrede 'özgür' olmaktan bahsetmek kolay çünkü poltika deðiþimleri çok nadir olarak temeldeki bu olgularýn deðiþmesine neden olur. Mesela kuþlar hakkýnda konuþmak serbesttir ama gücü elinde tutanlara yönelik konular deðil. Çin gibi ülkelerse açýk açýk sansür uyguluyorlar çünkü orada konuþmak hala bir güç demek. Sansürü her zaman konuþma özgürlüðünün potansiyel gücünü gösteren bir iþaret olarak ele almalýyýz.

'HAYATIMIZ SÝZE BAÐLI' Eðer elinizdeki materyal kaybolursa bu herþeyin sonu mu olur? - Arþivimize dünya üzerinden 100 binden fazla kiþi ulaþabiliyor. Yani eðer bizim baþýmýza bir þey gelse de arþivdeki önemli bilgiler açýklanacaktýr. Bunun da ötesinde arþivimiz bireden fazla haber merkezininde elinde bulunuyor. Tarih kazanacaktýr. Dünya daha iyi bir yer olacak. Biz hayatta kalacak mýyýz? Bu size baðlý.


ÖZEL

9

10 ARALIK 2010 CUMA

HAFTANIN GETÝRDÝKLERÝ...

Serhan Gazioðlu


10

10 ARALIK 2010 CUMA

HABER

ÇUVALDIZ...

Yýlmaz Parlan

Kurulu bile Genel Kurula gelmemiþ Konunun daha iyi anlaþýlmasý için bazý net rakamlar ve bilgiler verelim: Odanýn 50 kiþilik Oda Meclis üyesi 13 kiþilik de Yönetim Kurulu üyesi vardýr. Basit bir toplantýda bile toplantý yeter sayýsý aranýrken binlerce üyesi olan bir örgütün özellikle de Mali Genel Kurulunu bu kadar düþük bir sayý ile yapmasýnda bir yanlýþlýk aranmaz mý? Yönetim Kurulu'nun 13, Oda Meclis üye sayýsýnýn 50 olduðu ve binlerce üyesi olan bir örgut 10 kiþi ile toplanýp mali kurulu onaylar ve karar alýrsa burada hile vardýr, yalan vardýr, dolandýrýcýlýk da vardýr… Bu kadar net söylüyorum! Oda Meclis üyelerini býrakýn, Yönetim Kurulu bile Genel Kurula gelmemiþtir. Bu durumda "Oda Yönetimi" düþmüþ durumdadýr. Aslýnda tüm yapýlan nedir bilir misiniz? Oda Baþkanýný hem de usulsüz bir þekilde aklamak, kimse uyanmasýn diye de her zaman olduðu gibi saklamak istedikleri konunun önüne baska bir iki göstermelik kararý koymak bunlarýn uzmanlýk alaný oldu artýk. Tekelleþmeye ve Turk Mall benzeri büyük alýþveriþ merkezlerine karþý mücadele kararý alýn-mýþ-mýþ! ÖRP-CTP-BG döneminde büyük marketler küçük esnafýn ýrzýna geçip düzerken Tulga ve ekibi mensubu olduðu siyasi partiye zarar vermemek için kampanyayý sonlandýrmýþtý. Böyle diyoruz çünku ÖRP-CTP-BG döneminde büyük marketler küçük esnafýn ýrzýna geçip düzerken Tulga ve ekibi mensubu olduðu siyasi partiye zarar vermemek için marketlerin çalýþma saatlerini düzenleyecek

ESNAFIN sözde "MALÝ GENEL KURULU"!

Okudunuz; Esnaf ve Zanaatkarlar Odasý'nýn Mali Genel Kurulu yapýldý. Seçimsiz yapýlan Genel Kurulda, tekelleþme ile "Turk Mall" benzeri büyük alýþveriþ merkezlerine karþý mücadele kararý alnmýþ. Fotoðraf destekli toplantý basýna daðýtýlmýþ, etrafa iþ yapýyoruz mesajý verilmeye çalýþýlmýþtý! Aslýnda ise bu fotoðraf tükeniþin belgesi olup bir dolandýrýcýlýk belgesidir de... Yazýlý olmayan teammüllerle birlikte, bir genel kurulun nasýl yapýlacaðý yasalarla belirlenmiþtir. Onbinlerce üyesi olduðu iddia edilen bir Örgütün mali genel kuruluna sadece 20 kiþi katýlmýþ, bunlarýn yarýsý da davet edilen misafirler ve orada bulunan sivil polis yani toplam 10 kiþi katýlmýþ ve bu kararlarý almýþlardýr. Vatandaþ bilmeyebilir, Esnaf unutabilir ama yaa yetkililer? Onlar niye görevlerini yapmýyorlar? Yoksa al gülüm ver gülüm, oyun oynanýp herþey danýþýklý bir dövüþten ibaret mi? On kiþi ile Genel Kurul yapýldýðý nerede görülmüþ? Bu iþte bir bit yeniði yok mudur? 50 kiþilik Oda Meclisini geçin Yönetim

kampanyayayý dönemin Çalýþma Bakaný Sonay Adem'in talimatý ile sessiz sedasýz sonlandýrmýþtý. Bugün aldýðý kararlara kim nasýl inansýn? Siz kendi hükümet döneminizde bunu baþarmak için hiçbir þey yapmazken, sermayenin yegane temsilcisi UBP'ye bunu nasýl ve hangi güçle yaptýracaksýnýz? Üstelik dahasý var; genel kurulda Sanayi Sitesinin hesabýný katýlan üyelere vermeyi reddeden onun ayrý bir konu olduðunu ve muhasebeye dahil olmadýðýný söyleyenler ama ayni gün çýkan gazetelerde " Kýbrýs Türk Esnaf ve Zanaatkarlar Odasý (KTEZO) Sanayi Sitesi 2'nci Etabý'nýn asfaltýnýn Lefkoþa Türk Belediyesi (LTB)

tarafýndan dün döküldüðü" yazýldýðýnda çýt çýkarmayan gene bunlardý. Yani siz Mali Genel Kurul yapacaksýnýz çarþaf çarþaf açýklamalarla KTEZO Sanayi Sitesi 2'nci etabýnýn açýlýsýný yapacaksýnýz ama bununla ilgili bütün hesaplarý Mali Kuruldan ayrý tutup üyelere bilgi vermeyeceksiniz. E bardon yani! Buradan Baþsavcýlýða ve Ombusmana çaðrýda bulunuyorum: Gereðini yapýn, yoksa kamuoyu önünde siz de suçlu olacaksýnýz! Bu yapýlanlar çaðdaþ bir ülkede olsa Oda Baþkaný tutuklanýr, görevini yapmayan savcýlar olursa da görevden el çektirilir.

BUNLARI BÝLÝYOR MUYDUNUZ?

ÇEKOVA Baþkaný Kenan Atakol, KKTC'nin dimdik ayakta olup tüm kurumlarý ile çalýþýp insan haklarýnda tüm dünya kamuoyunun saygýsýný kazanan bir ülke olduðunu söyledikten sonra, KKTC'yi baþtan baþa Dikmen çöplüðüne benzeterek gülüþmelere sebeb oldu. Akabinde Türkiye'den Afrika'nýn Gambiya ülkesine götürülmek üzere yola çýkan, ancak ambarlarda yanan unu baþýmýza kaldý. Dahasý, Bakanlar Kurulu'nun "kesinlikle ülkeye girmeyecek" açýklamasýna raðmen kamyonlar dolusu un Dikmen

çöplüðüne boþaltýldý. Resimde de görüldüðü gibi kamyonlar "AB Projesidir" yazýlý levhanýn önünden geçerek yanýk unlarý Projenin içine edercesine bir güzel boþalttýlar. Duydunuz mu ey AB yetkilileri? "Çevre felaketi" olarak nitelenen ve "Lefkoþayý fareler basacak" uyarýsý yapýlan 5 bin ton yanmýþ unun boþaltma iþlemi onlarca kamyonla 3 gün sürdü, böylece ülkemiz ka-ka'dan sonra un-un bunun cumhuriyetine de dönüþtü. TC'ye zeval gelmesin yeter, di mi ama?

yenicag@yenicag.com.cy

Ahmet Türk: “Halka raðmen, halk adýna politika yapamazsýnýz” (ANF) Þýrnak'ýn Cizre ilçesinde sivil toplum örgütleri ile bir araya gelen DTK Eþ Baþkaný Ahmet Türk, Demokratik Özerklik ile sivil alaný örgütleyerek halkýn sorunlarýný anlamak ve bu konuda düþüncelerini almak için Cizre'ye geldiklerini belirterek halka raðmen halk adýna politika yapýlamayacaðýný söyledi. Þýrnak Barosu Sosyal Tesisleri'nde Þýrnak'taki sivil toplum örgüt temsilcileri ve DTP Eþ Baþkanlarý Ahmet Türk ve Aysel Tuðluk bir araya geldi. Burada konuþma yapan Türk, Demokratik Toplum Kongresi'nin çözüm konusundaki fikir ve projeleri tartýþmak için halkla bir araya geldiðini belirterek, "Toplumsal muhalefetin ve uzun süreli halkýmýzýn mücadelesi sonucunda Türkiye'de yeni tartýþmalarýn ortaya çýkýyor ve bu tartýþmalar sonucunda da çok

ciddi görünmese de bir refleksin, bir deðiþimin olduðunu görebiliyoruz. Bugün baktýðýmýz da o toplumsal muhalefet düne kadar inkar edilen Kürt halký yerine Kürt sorununu tartýþmaya baþladý. Çözüm konusunda devletin, hükümetin ortaya koyduðu bir irade yok ama diðer taraftan da demokratik muhalefeti yürütenler, Türkiye'nin deðiþim dönüþümünü esas alanlar bugün Kürt sorununun çözümünü de tartýþmaya baþladý" dedi. Ýsteklerinin Kürt sorunu konusunda diyalogun saðlanmasý ve müzakere sürecinin baþlamasý olduðunu kaydeden Türk, daha önce 649 sivil toplum örgütünün açýkladýðý deklarasyonun büyük bir etki gösterdiðini söyledi. Sivil alanýn güçlenmesi ve ortak bir iradenin ortaya çýkmasý için çalýþma yürüttüklerini belirten Türk, "Yaþadýðýmýz

coðrafyada ve bölgede çok kötü þeylerin geliþtiðini görüyoruz. Bu konuda halkýn saðlýðý ile halkýn güvenliði ile ilgili gerekli tedbirleri almamýz gerekiyor. Diðer taraftan anadilin korunmasý için tedbirler almamýz gerekiyor" þeklinde konuþtu. Sivilleþme, demokratikleþme ve demokrasi kültürünün geliþtirilmesine yönelik yaptýðý çalýþmalarýn manipüle edilerek farklý noktalara çekilmek istendiðini kaydeden Türk, "Demokratik Özerklik projesi bir ayrýþma projesi deðildir. Çünkü bir demokratik bir anayasa istiyoruz. Yani biz sorunlarýmýzý yine devletle oturup konuþarak o demokratik özerkliði karþýlýklý olarak anlaþarak tartýþarak bir sistemin yapýlmasý için yine devlet yapacaðýz ve bu çalýþmalarýmýzý birlikte sürdüreceðiz" dedi.


YORUM

11

10 ARALIK 2010 CUMA

Ulus Irkad

YETERLÝ BULUYOR MUSUNUZ?

Þimdi 2003 yýlýndan beri barikatlarýn açýlmasýyla geliþmelerin ne olduðunu bir gözden geçirmemiz gerekmekte. 2003 yýlýndan sonra barikatlarýn açýlmasýyla iki halk arasýndaki yakýnlýk ne kadar oldu? Yeterli mi? Evet, insanlar þu anda Güney Kýbrýs'taki hastanelere gidebilmekte. Güney'e gidenler daha özgürce alýþveriþ yapabilmekte. Az çok Güney'de okuyan Kýbrýslýtürk öðrenciler de var ama ruhen, kültürel olarak, eðitim ve ekonomi olarak ne durumdayýz? Ýþbirliði yapma,birbirimizi anlama ve diyaloglarýn ilerlemesi yönünden neler olmaktadýr? Yeterli mi her þey? Bana göre deðil... Ben bu durumlardan memnun deðilim. Yeþilhat tüzüðü ile bu tarafa daha fazla ticaret girdisi düþmesi konusu da beni ilgilendirmemekte. Kumarhanerlerdeki Kýbrýslýrumlarýn bayaðý kabarýk olmasý da beni ilgilendirmemekte ve bunun aradaki diyaloðun geliþmesine yardýmcý olduðuna da inanmamaktayým. Mesela buradaki bir parti AB seçimleri için hangi Kýbrýsrum partisiyle iþbirliðine gitti? Hangi Kýbrýsrum partisi AB seçimleri için bir Kýbrýslýýtürk'ü aday gösterdi ve o Kýbrýslýtürk Güney'den AB milletvekili seçildi? Þeklindeki bir geliþme bana göre daha da etkileyici bir olaydýr ve güveni daha da saðlamlaþtýrýr ve saðlar. Var mý böyle bir güvence veya geliþme? Yok…Olmadýðý için de meze veya kebap masalarýnda oturup da birlikte aðlaþmanýn veya dert yanmanýn da bir faydasý yok bana göre. Her iki taraftaki ruhsuzluk da benim dikkatimi çekmekte. Belki aramýzdan birkaç kiþi 2003 yýlýndan sonra þu anda ekonomik olarak tatmin olmuþ durumda. Peki ama bu yeterli mi? Toplumsal huzur ve tatmin olma yerine kiþisel tatminkarlýklar bizi ne noktaya getiriyor? Bana göre ortada bir hiç var. Güney'e geçip alýþveriþ yapmak, orada yabancý gibi gidip pasaport çýkarmak, oraya geçtikten sonra oradaki çevrenin bize yabancý olmasý bana göre tatminkar ve memnun edici bir durum deðil. Açýkça yazýyorum; ben 2003 sonrasýndaki durumdan memnun deðilim. Bence þimdiye kadar okullarýmýzda(Rum-

Özkan Yýkýcý

Türk) verilecek barýþ eðitimleriyle bayaðý yollar katetmemiz, eðitimdeki kitaplarý deðiþtirmemiz, yepyeni kafasý açýk, barýþa son hýzla ilerleyen gençleri kazanmamýz gerekmekteydi. Þu anda tek karma okullardan olan Ýngiliz Okulu'ndaki hareketler, faþist ve ýrkçý eðilimler söylenmemeli, oradaki çocuklar birbirleriyle daha da samimi ve sevgi içerisinde olmalýydý. Ama tek örnek olan bu okula da faþist ve milliyetçiler artýk köküne tuz ruhu ekme gayretinde. Kýbrýslýtürk çocuklarýn ayrý sýnýflara ayrýlmalarý ve Kýbrýslýtürk sýnýflarýnýn oluþturulmasý bana göre iyiye delalet deðil. Güney'deki AKEL Komünist Partisi'nin yönetimde olduðu bir sýrada sýk sýk Kýbrýslýtürklerin arabalarýna yapýlan saldýrýlarda faillerin bulunamamasý, polisin bu durumlarda pasif kalmasý, hiç de iyi mesajlar verememekte Kýbrýstürk tarafýna. Ben barikatlarýn açýlmasýyla birbirinden uzaklaþan ama bunun yanýnda da her iki taraftaki milliyetçilerin daha da güç kazandýðý bir ortam görüyorum. Elbette Kuzey Kýbrýs'ta da memnun edici bir durum yok. Elbette Kuzey Kýbrýs da eleþtirilmeli. Elbette milliyetçi tezahürler var buralarda da. Ay Mamas Kilisesi'nin bombalanmasý doðru bir olay deðildi ama ertesi gece oraya gidip miting yapýlmasý doðru bir eylem kararýydý. Larnaka Olayý'ndan sonra ben Güney'de ayný tezahürü görmedim. Yoksa AKEL oradaki milliyetçi tepkiden mi korkmaktadýr. Daha ne kadar oyalayacak oradaki milliyetçileri? Her iki milliyetçi mýknatýs birbirlerini çeker gibi hareket etmekte. Fakat mesela 2000 yýllarýnýn baþlarýnda görülen o devrimsel ve deðiþimci yenilenme dinamizmi yok. Kýlavuz da bunu beceremedi. Böyle bir donanýmý da yoktu zaten. Açýkça yazayým, CTP bu devrimci dinamizmi getiremezdi. Toplumsal dinamizmi reddedip kendi politbürosunun menfaatleri için ipi göðüsledi ve þimdikilere devretti her þeyi. Tabi þimdi iddialarý, demokraside bunlar olurdu da demokrasinin halkýn menfaatlerine göre doðru olduðunu ve baþa gelen saðcý UBP iktidarýnýn da ne menem demokrasi getirdiðini de sormak lazým. Demokrasi halkýn 2000'li yýllarýn baþlarýnda meydanlara toplanmasý, deðiþim sloganlarýný haykýrmasýydý. Demokrasi o devrimci potansiyeli hem seçimlerde hem de siyasette baðýmsýzlýk ve halkýn refahý için kullanmaktý. Günden güne Ankara paketlerine esir olmanýn ne demokrasisi var ki? Hele kitle örgütlerine karþý sergilenen o yabancý ve tepkisel hareketlere ne denmeliydi?

VÝKÝLEAKS BELGELERÝNDEN KIBRIS YENÝDEN HATIRLATILIRKEN?

Dünya haftayý Vikileaks belgleriyle baþladý ve devam ediyor. Belgelerin ýsbatladýklarý kadar, son hukuki sorun da bir baþka gariplik içinde oluyor. Dünya bu belgelri konuþup tartýþýrken, Kuzey Kýbrýsta esintisi dahi okunmamasý da baþka doðru oluyordu. Oysa Burayla ilgili de kiminin bilip bellekten sildiði basit gerçekler ortaya çýkýyordu. Ayrýca Avrupa ekonomik kriz ve gelecek tartýþmalarý ile sosyal tepkilerle günleri geçiriyor. Bunlar kendine has özelliklerle ele alýnýrken, Kuzey Kýbrýs kendini kendi gibi konuþup gündem yaratýyor: Olmayacak geliþmeler konular tartýþtýrýlýyordu: Sanýrým tek mesayi olayý bizde neyin nasýl yapýlýp kendi yüzümüze bulaþtýrdýðýmýzýn en son kanýtýdýr. Ama dedik ya, herkes kendi dünyasýyla uðraþýyor. Son günlerde Dünya Vikileaks belgeleriyle adeta kuþatýlmýþ gündeme gelindi. Özellikle resmi eksendeki Amerikan diplomasi olayý olmasý, konularý daha canlandýrýyor. Ama konu sistem olunca da belgeler kadar daha fazla saptýrma ve kavratmaktan uzaklaþtýrma oluyor. Bu bulanýk garipliklere ilgili sistenin sahibinin yine tuhaf denecek þekilde tutuklanmasýyla de yeni bir hukuki tartýþma da yaratý: Zaten her konuyu deþifre ederken, ses çýkarmayan resmi çevreler,

AKEL ise geçmiþten getirdiði politikalarla milliyetçiliðe verdiði tavizlerle ayný politikalarý þu andaki cumhurbaþkanlýðý ve hükümette devam ettiriyor. Deðiþime motivasyonsuz bir halk var Güney'de. Birleþme için hiçbir aðýrlýðýný hiçbir siyasi partisi bile dile getirmedi. Sadece rövanþist ve kapitalist güdülerle Kuzey'deki topraklarýndaki getirileri hayal ediyor. 1963 yýlýnda, Kýbrýslýtürklerin de ayný hukuksuzluklardan çektikleri empatisi olmayan, kilisenin hala daha burnunu her þeye soktuðu, ýrkçýlýðýn gemi azýya aldýðý ve frenlenemeyecek bir duruma geldiði bir ortam var Güney'de. Kuzey Kýbrýs'ta yaþayan Kýbrýslýtürklere hiçbir güvencesi de yok. Kimlik kartý verme, pasaport verme ve de 1963 öncesi çalýþanlarýn emekliliklerini veya sigortalarýný ödeme iþlevinden de daha deðiþik bir fonksiyonu olmalýydý ama yok. Gittik sonra birbirinden kopan, gittik sonra "Kýbrýslýyým" demek yerine artýk "Türküm" veya "Yunanlýyým" denilen bir bölünme yaþýyoruz. Bana göre temaslar ve iliþkiler yeterli deðil. Her iki taraftaki egemenlerin de, her iki taraftaki milliyetçiliðin de eleþtirilmesi gerekiyor. Kýbrýsrum tarafýndaki patavatsýzlýklar, empati eksikliði, milliyetçilik güdüsü,motivasyonsuzluk,demokratik olmayan tek toplum yapýlý etnik temelli Kýbrýsrum Cumhuriyeti yapýsý, dinamizm eksikliði, Yunanlýlýk, ezen ulus psikolojisi, Kuzey'deki empoze milliyetçilik, sol denilenlerin seçim menfaati için halklarýný harcamalarý, Türkiye'ye aþýrý baðýmlýlýk, serbest piyasa politikalarý, bencillikler, Kýbrýstürk halkýnýn kimlik bunalýmý, nüfus tasfiyesi, örgütsüzlük ve birlik olamamak, enternasyonalist sýnýf bilincinin eksikliði, empoze milliyetçilik ve rejimin acýmasýzlýðý, demokrasi eksikliði sorunlar olarak ortaya çýkmakta. Tekrar eklememiz lazým. Eðer ayný paralelde deðiþim ve yenilikler ve de kalkýþmalar her iki tarafta da olmaz ve güya Güney'de kitaplarýn deðiþimiyle daha makyajsal izlenimler elde edileceði sanýlýyorsa bana göre hiçbir ilerleme olmayacak. Zaten Hristofyas baþta oldu olalý eðitimin þövenizm ve ýrkçýlýktan temizlenmesi olayý da gerçekleþmedi. Zaten iddiam da var; eðer AKEL gerçekten bir Komünist veya demokrat aðýrlýk koyarsa oradaki etnosentrik yapýlanmadan ötürü aldýðý oylar da büyük oranda düþecek. Yani gidilecek uzun yollar var. 2003 yýlýndan beri elde edilen geliþmeler var ama bana göre tatminkar deðil ve bana göre bölünmeyi engelleyici de deðil. Bölünmeye doðru büyük bir motivasyonsuzlukla ilerlenmekte. Milliyetçilikler de her iki tarafta direk veya indirek birbirlerini beslemekte….

yenicag@yenicag.com.cy

iþ kendi belglerine gerçeklerine gelince, iletiþim özgürlük tartýþmasýný hemen baþlattý: Vikileaks belgleri bize yeniden emperyalist diplomasiyi ve siyasal stratejik bakýþlarý kadar, resmen iki yüzlü davranýþlarý da ortaya koydu: Çomski gibi ünlü bilim adamlarý çok önemli bir noktaya iþaret ediyor: Bu belgelerle aslýnda sistemin demokrasiden ne kadar nefret ediklerinin de kendisi oluyor. En basit verdiði örnek ise Araplar olmaktadýr.Basra ve Suddi Arabistan Amerikadan iran karþýtý davranýþ isterken, arap halkalarý düþman olarak Ýsraili görüyordu. Ýlgili ülkeler resmen Ýsrail ile iran karþýtý duruþta bulunuyor. Yine açýklanan belgelrde Lübnan direniþ simgesi Hizbulahýn vurulmasý için Sudi arabisten tallepde bulunuyordu. Bunlar resmen siaysetcilerin iki yüzünü ve halklarýn talepleri dýþý nasýl Amerikancý olduklarýnýn kanýtý oluyordu. Bu belglerden Kýbrýs nasibini almasa olmazdý: Nitekim burayla ilgili de kanýtlar ortaya kondu. Onutturulan ve belleklerden silinen Kýbrýsýn hatýrlatýlmasý da vardý. Helle hiç konuþturulmayan þu üsler; Üslerin nasýl kulanýlýp buradaki ahalinin haberi olmadýðý bilgiler vardý. Tabiki bunlar burada konuþulmadý: Brakalým bizim siyasetcilerin Amerikancý olup isteklerini yaptýrma çabalarýný: Hani Ýngiliz denilen üsler ve adanýn kulanýlma þekli var ya; iþte bunun belgesi yeniden ortaya çýktý: Aðrotur Ýngiliz üssünden Amerikan uçaklarý keþif uçuþu yapýyor: Türküye ve Lübnana bilgiler veriyor. Verilen bilgiler ilgili ülkelrdeki militanlara ait olmaktadýr. Ýþin paradoksu Ýngilizlerin bu tip uçuþlara izin vermemeleri olmaktadýr. Ama buna karþýn Amerikan uçaklarý uçup iþini yaptý. Eskiden denilen emperyalist üstler veya sistemin stratejik durumu, yeniden sistemin kendi belgeleriyle ýsbatlanýyordu. Bunu biz deðil, kendi belgeleriyle ortaya seriliyordu. Onun

AP Türkiye raportörü Ria Oomen-Ruijten,Türk basýnýna raporuyla ilgili bilgi verdi Avrupa Parlamentosu Türkiye raportörü Ria Oomen-Ruijten AP'de Türk basýn mensuplarýna yönelik yaptýðý basýn toplantýsýnda kaleme aldýðý 2010 AP Türkiye raporu hakkkýnda bilgi verdi.ABHaber'in de katýldýðý basýn toplantýsýnda Oomen-Ruijten özetle þunlarý kaydetti: "Türkiye son Anyasak reformu kbaul etti.Ancak siyasi partiler arasýndaki meydan okuma ve anahtar reformlar konusunda birlikte çalýþmaya karþý olmalarý, hükümete yapýlacak çok þey býrakýyor. Ülkenin ve toplumun modernizasyonu için bu karþýt görüþlerin reform sürecine adapte olmasý gerekiyor. Modern demokratik bir ülkenin yasama sistemi; insan hak ve özgürlükleri, medya özgürlüðü ve politik kültür riayetinde yasama, yürütme ve yargýnýn güçler ayrýlýðýna dayanýr. Gerçek bir demokratik toplumda medya özgürlüðü temel þarttýr. Demokratik açýlým konusunda yapýlanlar oldukça iyi. Ancak sistematik geliþimi de saðlamak gerek, ilk olarak Kürt sorunu ve din özgürlüðü konularýnda.'' Medya özgürlüðü konusuna ýsrarla vurgu yapan Oomen-Rujiten "Medyanýn özgürlüðe ihtiyacý var. Ýfade özgürlüðü kapsamýnda daha az limit konulmalý." dedi. Reform sonrasýnda sivil-ordu iliþkileri iyi gitmekte. Raportör, terör konusunda PKK ve Türkiye topraklarýnda faaliyetini sürdüren diðer terör örgütleri ile mücadelede diðer AB üyesi ülkelerin Türkiye ile terörle mücadele konusunda iþ birliðini yoðunlaþtýrýlmasý gerektiðini belirtti. Ria Oomen-Ruijten ,demokratik açýlýmýn Kürt sorunu konusunda amacýna ulaþabilmesi için Kürtçe'nin siyasi ve kamu alanýnda kullanýlabilmesi, Kürtçe anadilde eðitim verilmesi, ancak anti terör yasasýnýn kötüye kullanýmý ve uç noktalarda yorumlanmasý konusunda yasa deðiþikliði yapýlmalý diye konuþtu. Ria Oomen-Ruijten daha sonra þunlarý söyledi:Kýbrýs konusunda "iki lider arasýnda sürdürülen müzakereleri destekliyorum. Kýbrýslýlar, AB ve Türkiye için uzun süreli bir sonuca ulaþabilmek adýna daha önce aþýlmýþ süreçlere bakýlmalý ve fayda saðlanmalýdýr. Kýbrýs'taki kayýplarýn bulunmasý çerçevesinde Türkiye'nin kuzeydeki askeri alanlarý incelemeye açmalýdýr.'' Ergenekon sðreciyle ilgili ise Ria OomenRuijten,'' "Bazý insanlar Ergenekon'a politik süreç olarak bakýyor, ben böyle düþünmüyorum ve Ergenekon'u politik süreç olarak kullanan insanlarý tenkit ediyorum." Açýklamasýnda bulundu.

için Amerikancý olan bizdeki yapýlanýþ her zaman olduðu gibi bu konuda da sesiz kalýp bilgisizleþtirme ile geçiþtirme yolunu seçti. O zaman da Kýbrýs sorunu denildiðinde hep sistemin temel rolu göz ardý edilerek, sanki o güçleri varmýþ gibi de "iki toplum lideri çözecek" dedirtilmektedir. Acaba bizim saray erkaný Vikileaks belgelerindeki Kýbrýs bilgielrini takip ediyorlarmý? Toplantýlarda hiç olmazsa buradan neden uçak uçurulduðunu konuþtularmý? Görüldüðü gibi yer yerinden oynayan Vikileaks yayýnlarýnda her konu dünya eksenine göe olsada tartýþýlrken, bizde bizi kapsayan kesimini pek konuþmak istemedik. Zaten konuþulsa en azýndan istenmese de ezberler bozulacaktýr. En baþta da iki toplum lideri ve çözüm çerçevesi sarsýlacaktýr. Düþünün bir yanda her konu liderlere indirgenirken, dðer yandan üsler ve Amerkan gerçekleri vardýr. Üstelik de Amerikan destekli baský da istenen davranýþlar da olmaktadýr. Bunlar çok anlamlý tutumlardýr., Yazýyý bitirmeden þu eksiklikten söz edelim: Ýster ekonomik kriz isterse son Vikileaks belgelerinde þu acý eksiklik sýrýtýyor. Sistemin deyiþmesini savunan sosyalist güçlerin etkin olmamasý sonucu, yaþanýlanlar çok kolay saptýrýldý: Þefaflýklar, doðruluklar adeta yerden yere vurulurken, sistemin iki yüzlülük tutumlarý ve en basiti demokrasiye ne denli baðlý olduklarý da bilmeyene hatýrlatýldý. Her kesim kendi çýkarýna göre burada yer aldý. Saptýrmadan yayýnlara saldýrýlar tehditler ve baþka yöne kaydýrmayla ayrý gündemleþtirmeler hep oldu. Tek gerçek, emperyalist anlayýþýn kendisi oluyor: Kýbrýs ise hala kendini dahi konuþmaktan uzak kuþatýlmýþ brakýlýp kendi belleklerini kuruyor. Ne diyelim artýk gerçekler bunlardýr.vahþet olsa da buraya kolay kolay sýzamaz.

yenicag@yenicag.com.cy


12

10 ARALIK 2010 CUMA

HABER

Pýnar Selek meselesi siyasi YILDIRIM TÜRKER - Radikal Pýnar Selek adý bir kez daha memleket semalarýna vahþice gerildi. Tam 12 yýldýr izlemekte olduðumuz karanlýk ve sonuçsuz bir davanýn belirli bir aþamaya gelmiþliði, 'bomba' kelimesinin yýldýzlý alarmýyla 'patlatýldý' gazetemizde. Buradaki 'bomba karar' buluþunun pek parlak ve radikal devrimci olduðuna inananlara, böyle bir devrimde yer almak istemiyorum demekten baþka çarem yok. Bir kere, Yargýtay gibi yakýn tarihte pek þaibeli kararlarýnda ýsrar etmiþ, sözgelimi Hrant'ýn yazýsýný inatla yanlýþ anlamýþ bir kurumun bu kararý, hiçbir þekilde 'Bomba!' ya da 'Þok!' vinyetleriyle sunulasý bir þey deðildir. Ayrýca, 12 yýldýr Þahmaran hikâyesine döndürülmüþ bu davayý hâlâ hukuki bir vakýa olarak deðerlendirmek de hiç kimseyi nesnel kýlmaz. Pýnar Selek'in bombacý olduðu iddiasýyla baþlatýlmýþ olan zulüm üstüne 'Haklý olan kazansýn' soðukkanlýlýðýyla gidip, bütün iddialarýn 'fifti-fifti' dökümünü yaparak hukukun üstünlüðüne olan inancýnýzý deðil, ancak 'körleþtirilmiþliðinizi' sergilemiþ olursunuz. 'Bakalým ne gerçekler ortaya çýkacak.' Öyle mi? 12 yýl boyunca bu genç kadýnýn baþýna gelenleri hiç mi izlemediniz? Davanýn aþamalarýnýn ne tür hukuk rezaletleriyle bezeli olduðunu bir yerlere kaydetmemiþsiniz anlaþýlan. Pýnar Selek'ý tanýmamýþ; onu tanýyanlarýn tanýklýðýndan da hiç etkilememiþsiniz besbelli. Birtakým genç Özkökler piyasaya dökülüp Pýnar'ýn 'suçsuzluðu'na inanmakta zorlandýklarýný belirtmeye baþladýlar bile. Önce onun PKK baðlantýlý olduðunu oturduklarý yerden kanýtlayarak. Bu kadýnla 10 yýldýr neden uðraþsýnlarmýþ. Özkök putkýrýcýlýðýndan da medet umuyorlar üstelik. Pýnar Selek 'tabu' kýlýnmýþ, 'mahalle baskýsý'na boyun eðip çarþýda ölen

Salih Batak

insanlarýn haklarýný yoksayamazlarmýþ. Pýnar Selek'i tabu ilan etmek, tipik Özkökgil buluþu bir tabu yýkýcýlýktýr. Aðýr iþkenceden geçmiþ, kolu sakat edilmiþ, hayatýnýn kaç yýlýný hapishanede geçirmiþ, bir an soluklanamadan kendini yine topun aðzýnda bulmuþ bir insanýn 'dokunulmaz, tabu' olduðunu söyleyenin baltasýný bileyen kim? Pýnar Selek davasý, siyasidir. Hukuki bir yaný çoktan kalmamýþtýr. Bir kez daha onun serüvenini yazmak, davasýný anlatmak istemiyorum. Nesneller ve putkýrýcýlar bir zahmet bakýversin. Pýnar'a tanýk binlerce insanýn kaydý duruyor. Mahkeme kayýtlarý da. Nesnellik gayreti konusunu da Pýnar'ýn dostlarýndan Karin Karakaþlý'nýn saklanasý yazýsýndan bir alýntýyla kapatmak istiyorum: "Takip etmek deðil, müdahale etmek istiyoruz. Çünkü ondan bombacý yapýlmaya çalýþýlan dünya yalan bir dünyadýr. Orada kimse huzurlu yaþayamaz. Müdahale ettiðinizde ise taraf olursunuz. Önünüzdeki resme bakar nesnel verileri yan yana getirir, akýl, yürek ve vicdanla kanaatinizi oluþturursunuz. Benim nesnelliðim Pýnar Selek konusunda taraf olmamý gerektiriyor. Sizin de Pýnar Selek'ten yana taraf olmanýzý istiyorum. Hukuk adaletle eþanlama gelene kadar nesnel vicdan adýna taraf olun. Pýnar Selek için deðil, gönül rahatlýðýyla yaþanabilecek bir Türkiye için... Baþka türlüsü haram hepimize."

Son gördüðümde Ben onu son görüþümü anlatmak istiyorum sadece. Yargýtay haberi 'gazetemizin baþarýsý' olarak 'patlatýldýðýnda' NTV'de Banu Güven, Pýnar'la konuþtu. Soðuk bir Berlin akþamý. Ardýnda Brandenburg kapýsý görülüyor. Pýnar her zaman olduðu gibi ýþýk saçýyor. Ama üþüdüðü belli. Kimisi etrafýna ýþýk saçar. Halesi gökkuþaðýndan, dokunuþu efsunludur.

DEMOKRASÝ; DEMOKRATÝK BÝR YÖNETÝM ÞEKLÝ DEÐÝLDÝR! (II)

Geçen hafta "Demokrasi: Demokratik Bir Yönetim Þekli Deðildir" baþlýklý yazýda, kýsaca deðinmek gerekirse, Demokrasi çerçevesinde devletin iþleyiþini ve iktidarýn ve egemenliðin kullanýmýna iliþkin sorunlarý tartýþmýþtýk… Görünürde "devlet toplum için vardýr" demagojisinin temelinden yola çýkarak, iþleyiþi konusunda devletin var olabilmesi için, yönetilen kesim ile hiyerarþik bir iliþki içinde olduðunu, bu yüzden insanlarýn devleti kutsal bir varlýk olarak içselleþtirdiklerini/ kendi üstünde varsaydýðýný belirtmiþtik… Ve yazýyý, demokrasi temelinde devletin sistem içindeki konumunu deðerlendirerek, tüm çeliþkilerine raðmen sistemin oldukça iyi iþlediðini belirterek, hala bir hareket geliþtirilemediði üzerine bitirmiþtik… *** Þimdi geçen haftaki yazýyý, Kýbrýs'ýn kuzeyinde var olan düzen ile kýyaslamak gerekirse, karþýmýzda iki temel yaklaþým vardýr. Birincisi; KKTC'nin devlet olarak kabul edilmesi ve bu doðrultudan yola çýkarak mevcut düzenin, içsel yansýmasýný ve KKTC'nin dýþsal sorunlarý ile baðlantýlarýný ele alabiliriz… Bu yaklaþým izlenirse birçok sorunu da beraberinde getirir elbet. Çünkü uluslararasý hukuk çerçevesinde kabul görmeyen koþullarda varlýðý kabul edilen bir düzenin siyasal örgütlü yapýsý ne kadar iþlevsel olabilir tartýþýlýr… Elbette uluslararasý hukuk dediðimiz þey; þuan dünyadaki emperyalist güçlerin koyduðu yasalar çerçevesinde kabul edilen yasalardýr. Ve bunun yeterliliði her açýdan üzerinden geçilmesi gerekir.* (Burada yeterlilikten bahsederken ki amaç;

Benzemeye çalýþmaz. Gücünü çýplaklýðýndan, tutkusunu dünyanýn kýrýlganlýðýndan alýr. Israrla onu benzetmeye çalýþýrlar. O, tutku ile çilenin ikiz kardeþ olduðunu bilir. Yakýnmaz. Gülüþünü bir an olsun kaybetmez. Bir an olsun acýlaþmaz. Onu incitmeye çalýþan, kendi çirkinliðiyle yüzleþir. Ýyice hýrçýnlaþýr. Pýnar, o nadir insanlardandýr. Þu dünyada onun kadar çok kardeþi olan bir kiþi tanýmadým. Sokak çocuklarýndan travestilere, kadýnlardan erkeklere, caný yanan herkese onun kadar incelikli bir þefkatle dokunabilen bir kiþi tanýmadým. Pýnar, 'Barýþamadýk' kitabýnýn bir bölümüne epigraf olarak Gandhi'nin bir sözünü koymuþtu: "Barýþçýl mücadelede en ufak bir kuþku baþarýsýzlýk için yeterlidir. Sonuna kadar baþarýlý olmanýn yolu saflýk ve dürüstlüktür." Pýnar'ý tanýmlayan iki kelime: Saflýk ve dürüstlük. Birkaç ay önce Berlin'de buluþtuðumuzda kaygýlarýmý dindirmek için orada edindiði arkadaþlardan, hayatýnýn rahat ve iyi yürüdüðünden söz ediyordu. Bana dönüp büyük bir içtenlikle, "Biliyorsun, ben çok þanslýyýmdýr" dedi. Hayýr, þaka yapmýyordu. 12 yýldýr kâbus yaþatýlan, üzüntüden kalbi duruveren anasýnýn acýsýndan yaþadýðý iþkencelere kadar kaç kat cehennem hayatýna itilen Pýnar, gerçekten de þanslý olduðuna inanýyordu. Þimdi, caným kardeþimin yaþadýðý iþkenceyi anlatmak zorunda kaldýðý için mahçup olduðunu görüyorum. Bir baþka programda, telefon baðlantýsýnda, 'Post travmatik stres bozukluðu' raporu aldýðýný söylerken þimdi saðlam ve güçlü olduðunu da vurgulamadan edemiyor. Bir de þakacý br sesle lafýný baðlýyor, '..durum budur efendim.' Pýnar, maðduriyet dilini tanýmaz. O, sevdiklerine dokunabildiði, onlarla kol kola yaþayabildiði için kendini þanslý bulur. Ýþkencesinden söz ederken çok daha beterlerini görenleri anmadan edemez. Babasý Ap Selek de o gece televizyonda

KKTC'nin kabul edilebilmesi için savunur görüþünü yansýtmak deðildir!) Ýkinci yaklaþýmda daha rahat görülecektir: Birinci yaklaþýmý savunan kesimin neden savunduðunu bilmediði bir anlayýþa sahip olmasý ya da altý boþ hurafelerle günübirlik duygusal baðlarýn arkasýna sýðýnarak sadece geçmiþte çakýlýp kalmasý, rejimin çýkarýna dahi olsa, güncel siyasal sorunlardan toplumda mademki alt tabakayý oluþturan kesimin bir üyesidir, kaçýnýlmaz nasibini alacaktýr. Sonuçta devlet olarak kabul ettiði kurumdan bir beklentisi vardýr… Ve toplumsal bir hareket oluþmadan, sistemin dönüþtürülmesi sadece hayaldir… Örgütlü bir yapýnýn baþlattýðý toplumsal bir hareket ancak sonuç getirebilir… Ve toplumsal bir hareket baþlamadan, insanlarýn görüþleri ne olursa olsun sýrf sahip olduðu anlayýþ sistemin doðrudan varlýðýna hizmet ediyor diye, hakkýný aramamak bizi özgürlükçülükten soyutlar…* *** Ýkinci yaklaþým ise KKTC'nin belirli tarihsel süreçlerde, dünya üzerindeki stratejik konumundan kaynaklanan belirsizliklerin ve zaman içerisinde geliþen, tarihsel olaylarýn sonucunda oluþturulan kukla bir devlet olduðu ve günümüzdeki tanýmý ile Türkiye'nin alt yönetimi, bir baþka deyiþle iþgal altýna olduðu görüþüdür. Kýbrýs, Amerika ve Ýngiltere gibi katil devletlerin taþeronu Türkiye'nin, Kýbrýs'ýn kuzeyinde sürdürülen politikalarý ile yönetilen sahte bir devlet pozisyonundadýr… Bu görüþ; Kýbrýs'ýn tarihsel süreci ile geliþen olaylara ve günümüzün siyasal 'gerçek'leriyle incelendiði zaman göreceðiz ki doðrudur… Kýbrýs, kendi tarihi boyunca her zaman sömürge yönetimleri tarafýndan iþgal edilmiþ ve sömürge yönetimlerinin, orta doðudaki çýkarlarýný elde etmek için batmayan üs olarak kullanýlmýþtýr… Kýbrýs'ýn gündeminde þuan çözüm olarak gösterilen alternatiflerin, en üzerinde durulmasý gerekeni Kýbrýs'taki toplumlarýn birbiri ile kalýcý bir çözüm üstünde anlaþýp, federal bir Kýbrýs oluþturma görüþüdür… Bu Kýbrýs Cumhuriyeti'nin uluslararasýnda tanýnýrlýðýndan ve Türkiye'nin sömürgesinden

kýzýnýn 8 gün boyunca aðýr iþkence gördüðünü söyler söylemez, 'tabii 80 gün sürenler de vardý' diye ekliyor. O da utanýyor, kýzýnýn yaþadýklarýný büyütüyor görünmekten. Alp Bey de Pýnar gibi, öfkeye hiç yanaþmýyor. Ýçini karartmadan yanýnda duruyor kýzýnýn. Onu görünce insanýn Pýnar'ýn gerçekten þanslý olduðuna inanasý geliyor. Býkmadan yazacaðýz. Tekrar tekrar yazacaðýz. On iki yýl olmuþ. Pýnar filistinaskýsýndayken yüzünü yumruklayan kahramanlar terfi etmiþ, iþ baþýnda. Onu en ufak bir ahlaki ve mesleki süzgeçten geçirmeden Apo'nun niþanlýsý ilan etmiþ olan 'Büyük gazete'nin de nedamet getirdiðini hatýrlamýyoruz. Özkök bütün günahlarýný zamanýn ruhuna yazýp kurtuldu. Hayat devam ediyor. Katiller, iþkenceciler, katliamcýlar vahþi Türkler cennetine kahraman olarak uðurlanýyor. Hayýr, devletin Pýnar'la iþi bitmedi daha.

Tanýyan bilir Onlar, bu genç kadýnýn bombalardan daha güçlü olduðunu erken fark ettiler. Her acýdan, her zulümden yüzünde ayný ýþýklý gülümseme, ayný tevazuyla çýkýþý besbelli onlarý deli etti. Onu benzetemediler. Pýnar, etrafýna mutluluk ve güç saçarak kendi seçmiþ olduðu hayatý, kendi seçmiþ olduðu hayatýn müttefikleriyle birlikte sürdürüyor çünkü. Kadýnýn özgürleþmesinden, heteroseksizme karþý direnmekten, barýþýn önemli bir tetikleyicisi olan vicdani retten dem vuruyor çünkü. Onun yýllarýný çalan, iþkencecileri üstüne salýp canýný yakan, anasýný alan, hayatý ona zehretmeye çalýþanlara raðmen hep saf ve dürüst kaldý. Biz, Pýnar Selek'i tanýyanlar, onun gözlerimizin önünde kaçak konumuna sürüklenerek, hapislerle, iþkencelerle ya da bitmek bilmeyen gerilimlerle öldürülmesine izin vermeyeceðiz. Her þeyden önce onun sevgisine, barýþa olan inancýna, saflýk ve dürüstlükle beslediði umuduna tanýðýz. Tanýk olacaðýz.

kurtulmaktan baþka bir fayda getirmeyecektir. Ki Avrupa Birliði'ne dâhil olduðu için AB sömürgesi altýnda varlýðýný sürdürecektir. Ama belirtilmesi gerekir; þu anda Kýbrýs'taki en mantýklý kabul edilebilecek görüþ budur… *** Geçen haftaki yazý ile Kýbrýs'ýn kuzeyindeki yapýyý karþýlaþtýrmak gerekirse; hangi anlayýþ tarafýndan kabul edilirse edilsin, demokrasinin kendi içinde çeliþtiði gerçeði ile kýyaslandýðý zaman görülecektir ki; Devlet'in olduðu yerde eþitsizlik her zaman olacaktýr. Ve Halk kendi kendini temsil edebileceðine inanmadan, bu sistem içerisinde kalýcý bir düzen oluþturmak imkansýzdýr. Ve sisteme karþý tek alternatif Komünizmdir!.. ------------------------------------------------------------------------------*Uluslar arasý hukuk dediðimiz emperyalist güçlerin kendi çýkarlarýný korumak için koyduðu yasalarý elbette, Kýbrýs'ýn kuzeyindeki yapýya karþý alternatif bir düzen þekli olarak göstermek deðildir belirtilmek istenen… Düzenin tek alternatifi elbette sosyalizmdir. Ve belirmek istenilen birinci yaklaþýmdaki bakýþ açýlarýna sahip egemen sýnýfý destekleyen bireylerinde haklarýný koruyabilmek için hukuk devleti olarak varsayýlan yapýnýn sorunlarýný kendi içindeki çeliþkilerle birleþtirerek gösterebilmek daha gerçekçi bir yaklaþým olur. * Özgürlükçü bir insan: Sadece kendi siyasal/ ideolojik görüþüne uygun görüþleri savunursa özgürlükçü olmaz. Bencil olur olsa olsa… Ancak baþkasýnýn özgürlüðünü savunduðu bir yerde özgürlükçü olunabilir. Farklý görüþlerin sahip olduðu siyasal/ ideolojik yanlarýný eleþtirmelisin, ama özgürlüðünü savunarak özgürlükçü olabilirsin. Özgürlüðün geliþebilmesi için baþka yol yok! Örneðin Türkiye'deki baþörtüsü yasaðý, insanýn kiþisel özgürlüðüne doðrudan müdahale etmektedir. Biz o insanýn özgürlüðünü savunmalýyýz, baþörtüsü takýyor diye sessiz kalmak yanlýþtýr. Neden taktýðý eleþtirilmeli, ama özgürlüðü savunularak özgürlükçü olduðumuz kanýtlanabilir…

yenicag@yenicag.com.cy


HABER

13

10 ARALIK 2010 CUMA

Moleskis: Kýbrýs Baþkanlýðý Avrupa'da sosyal uyumu vurgulayacak... (KHA) - Kýbrýs'ýn Avrupa Birliði Dönem Baþkanlýk Sekreterliði Baþkaný Andreas Moleskis, 2012'nin ikinci yarýsýnda Avrupa Birliði'nin Konsey Baþkanlýðý'ný baþarýyla teþkilatlandýrmanýn öneminin, Kýbrýs'ýn becerisini ispat etmesi, tam teþekküllü ve Avrupa Birliði'nin güvenilir bir üyesi olmasýnda gerçeðinde yattýðýný söyledi. Kýbrýs Haber Ajansý'ndan (KHA) Antonis Gkildakis'e bir demeç veren Moleskis, hazýrlýklarýn durumu ve Kýbrýs'ýn ortak üçlü baþkanlýk programýna katkýlarýnýn kalitesi üzerinde Konsey yetkililerinden son zamanlarda edindiði olumlu destekten cesaret aldýðýný belirtti. KHA'na demecinde ilk kez Kýbrýs'ýn AB Baþkanlýðý'nda sosyal uyum konularýný vurgulamaya niyetlendiðine deðinen ancak bu konularýn esasý elde etmeyi gerektirdiðini ifade eden Andreas Moleskis, bu amaçla Kýbrýs'ýn yetkili Avrupa kurumlarýyla iþbirliðine baþladýðýný duyurdu. Kýbrýs'ýn, Birlik için AB'nin 2014-2020'deki mali perspektifleri için müzakereler gibi büyük siyasi önemi olan konularý ele alma kabiliyeti olduðuna inandýðýný kaydeden Moleskis, özellikle Eurogroup konularýnda, ardý ardýna üç baþkanlýðýn Euro bölgesine üye olmayan ülkeler tarafýndan üstlenileceði göz önüne alýndýðýnda Kýbrýs'ýn sorumluðunun çok büyük olmasýnýn beklendiðini bildirdi. Moleskis, AB Baþkanlýðý'nýn, Kýbrýs sorununda herhangi bir olumlu geliþme olup olmadýðýna bakýlmaksýzýn planlandýðý gibi olacaðýný, bir çözüm durumunda Kýbrýslý Türkleri baþkanlýðýn yapýsýna alabilmenin "mutluluk vereceðini" ifade etti. Altyapý projelerinin zamanýnda hazýr olacaðýný, devletin parasýnýn baþkanlýðýn teþkilatlandýrýlmasý için akýllýca kullanýlacaðýný belirten Kýbrýs'ýn Avrupa Birliði Dönem Baþkanlýk Sekreterliði Baþkaný Andreas Moleskis, kamuoyunun dikkatini buna çekmenin "ulusal hedef" olduðunu, Sekretarya'nýn Kýbrýs halkýný katmak için iletiþim stratejisini hazýrlamakta olduðunu kaydetti. Kýbrýs AB Baþkanlýk Sekreterliði Baþkaný'nýn demecinin tam metni þöyle: S: AB Konseyi Baþkanlýðý'ný üstlenmek üye bir ülke için ne anlama geliyor? Adada 2012'nin ikinci yarýsýnda Kýbrýs'ýn tüm Avrupa'yý idare edeceði inancý var? Bu doðru mu? C: Bu bir yükümlülüktür, AB Konseyi baþkanlýðý altý ay için tüm üye ülkelere verilmiþ bir hak ve görevdir. Kýbrýs Avrupa Birliði'ndeki en küçük üye ülkedir ve ilk kez Konsey'e baþkanlýk edecektir. Bu gerçekten hareketle, ayný zamanda Kýbrýs'ýn siyasi sorununun olaðanüstü durumuna baðlý olarak Avrupa Birliði'nin Konsey Baþkanlýðý'ný baþarýyla teþkilatlandýrmanýn önemi, Kýbrýs'ýn becerisini ispat etmesi, tam teþekküllü ve Avrupa Birliði'nin güvenilir bir üyesi olmasýnda ve AB iþlerini altý ay idare edebilmesi gerçeðinde yatýyor. Umutlar yüksektir ve biz güvenilir bir þekilde AB iþlerini yönetebileceðimizi ispat etmek amacýndayýz. S: Brüksel'de geçenlerde Üçlü Baþkanlýðýn diðer iki üye devletinin, Polonya ve Danimarka'nýn baþ koordinatörleriyle ve AB yetkilileriyle bir dizi temaslar yaptýnýz. Hazýrlýklarýn genel geliþimi ile ilgili olarak izleniminiz nedir? C: Danimarka ve Polonya'dan meslektaþlarýmla bir araya geldik. Bildiðiniz gibi Üçlü Baþkanlýðýný ana görevi 18 aylýk ortak bir program hazýrlama ve bunun üzerinde anlaþmaktýr. Tüm taraflar bu programýn hazýrlanmasýný için katkýlarýný koydular. Kýbrýs'ýn katkýsýyla ilgili Konsey Genel Sekreterliði'nden edindiðimiz destek çok ümit vericidir. Bu bizi doðru yolda ilerlediðimiz konusunda daha iyimser yapýyor. Konsey Sekreterliði'nin hazýrlayacaðý ortak programa

devam edeceðiz. Stratejik yönü üzerinde görüþ birliðine vardýk, bunlar programda yer alan ana konulardýr. S: Konsey Sekreterliði'nin ortak program hazýrlanmasýyla ilgili mesajý nedir? C: Konsey Sekreterliði bize üç üye ülkenin katkýlarýný zamanýnda sunduklarýný söylemiþtir, materyal daha da geliþtirilecektir. Sekreterlik tüm üç ülkenin çok çalýþtýðýna inanýyor. Ýþbirliði düzeyi ve tüm katkýlarýn kalitesi konusunda da memnuniyetini ifade etmiþtir. Özelde bizim katkýmýzýn kalitesi konusunda bize söylenenler bizi özellikle mutlu etmiþtir. S: AB'nin gündeminde son iki yýlda egemen olan konular mali kriz, enerji ve çevre, bunun yanýnda sosyal konularla ilgili olanlar. 2012'nin ikinci yarýsýnda Kýbrýs hangi konulara vurgu yapacak? Bir önceki model mi izlenecek yoksa Avrupa'nýn yerel çýkarlarýyla ilgili konularla gündemi zenginleþtirmek mi istiyorsunuz? C: Her Konsey Baþkanlýðý'nýn ortaya koyduðu konular, geçmiþ baþkanlýklardan önemli ölçüde gündeme intikal etmiþ belirli konulardýr. Bu konular beklenmedik bir þekilde gelmemiþtir, bir devamlýlýðý vardýr. Bir Baþkanlýðýn benzerliði, her ülkenin üstlenmek istediði siyasi giriþimlerle tanýmlanýr. Kýbrýs tam da þimdi bu siyasi giriþimleri tanýmlama sürecindedir. Devam etmekte olan bir süreç vardýr ve tüm bakanlýklar kendi önerilerini sunmak için buna dahildir. Günün sonunda karar siyasi bir karar olacaktýr. S: Bir ipucu verir misiniz? C: Diyelim ki siyasi bir bulgu sosyal uyum konularýna vurgu yapýyor ve AB'nin sosyal boyutlarýnýn altýný çiziyor. Mali kriz, birçok kiþinin, daha fazla gençlerin, bayanlarýn ve korunmasýz sosyal gruplarýn karþý karþýya bulunduðunu iþsizlik sorunlarý düþünüldüðünde bu çok yerinde bir konudur. Bununla birlikte bu baþlýða bir içerik katmalýyýz. Bu giriþimleri ileriye götüren bir Avrupa Kurumu olan Avrupa Komisyonu'nun yakýn iþbirliðinde bu yapýlmýþtýr. Çalýþma ve Sosyal Güvenlik Bakanlýðý'yla birlikte, daha geniþ sosyal önemi olan konularý geliþtirmek için Avrupa Komisyonu'yla birlikte çalýþmalarýmýz baþlamýþtýr. Bu yolla Kýbrýs'ýn AB Baþkanlýðý'nýn tanýmýnda ana unsur olacaðýný düþündüðümüz bu konuya bazý esaslar katabileceðiz. S: Temmuz 2011'den Aralýk 2012'ye kadar Üçlü Baþkanlýðý oluþturan ilginç bir "bileþim" vardýr. Kýbrýs mesela Schengen Bölgesi'nde deðilken Danimarka ve Polonya da Euro bölgesinde deðil. Bu Kýbrýs'ýn Baþkanlýðý'ný nasýl etkileyecek? C: Eurogrubu'na ait olmayan önceki üç üye ülkeyle (Macaristan, Polonya ve Danimarka)

birlikte AB Baþkanlýðý'ný üstlenecek ardý ardýna gelen dördüncü ülke olacaðýz. Dolayýsýyla Euro bölgesi konularýnda ardý arýnda gelen üç baþkanlýktan sonra bizim sorumluluðumuzu anlýyorsunuz. S: Kýbrýs'ýn AB Baþkanlýðý'na denk gelen, 2014-2020 AB mali perspektifleriyle ilgili müzakerelerin tamamlanmasý yeni bir Ortak Tarým Politikasý için müzakereler gibi büyük siyasi öneme sahip durumlar vardýr. Avrupa için önemli olan bu önemli konularýn üstesinden gelemeye Kýbrýs hazýr olacak mýdýr? C: Yeni Ortak Tarým Politikasý, bunun yanýnda Yapýsal ve Uyum Fonlarý ve 8'inci Avrupa araþtýrma ve yenilik çerçeve programý, hepsi birliðin yedi yýllýk mali çerçevesinin parçalarýdýr. Kýbrýs'ýn fýrtýnayý atlatacaðýna inancým vardýr. Bu inancý, kamu yönetiminde bu alanlarda çalýþan yüksek yeteneðe sahip personel olduðunu bilerek belirtiyorum. Bu durumlar yurtdýþýndan uzmanlýða ihtiyaç duyacaðýz, tabii ki ilave personel kiralayacaðýz. Ýkinci olarak Kýbrýs, çok az kazanýlmýþ menfaati olmasýna raðmen Birliðin mali perspektiflerini ele alabilecek güvenilir bir üye ülke olarak deðerlendiriliyor. Size mali perspektiflerle ilgili önceli müzakerelerin 2005'te, Kýbrýs'tan çok daha küçük bir ülke tarafýndan Lüksemburg tarafýndan tamamlandýðýný hatýrlatacaðým. Dolayýsýyla cevap, "evet, hazýrýz"dýr. S: Konsey Baþkanlýðý tartýþma götürmez þekilde hükümet için büyük bir siyasi olaydýr. Kýbrýs halký arasýnda da bu sahiplenme duygusunu geliþtirmeyi amaçlýyor musunuz? C: Tabii ki, bu ana amaçlarýmýzdan biridir. Ýletiþim stratejimizi hazýrlayarak baþladýk. Bunun ana dayanaðý Kýbrýs toplumunun, baþkanlýðýn ilgisinde olduðunu hissetmesini istiyoruz. Baþkanlýk konularý üzerinde bilinçlendirme ve kamunun desteðini kazanmak ulusal bir hedeftir. Ýletiþim stratejimizin hazýrlýðý için yeni bir yaklaþým kazandýðýmýza inanýyorum. Brüksel'de Kýbrýs'ýn AB Baþkanlýðý'yla ilgili çeþitli yetkililer ve diðer ilgililerden onlarca kiþiyle konuþtuk. Avrupa Komisyonu yetkililerinin, gazetecilerin ve diðer anahtar roldeki kiþilerin görüþlerine ilgi duyduk. Ayný zamanda, Kýbrýs halkýnýn bütünüyle ne bildiklerini, davranýþlarýnýn ne olduðunu öðrenmek için Kýbrýs'ta bir görüþ anketi yaptýk. Üçüncü olarak politikacý, gazeteci ve akademik toplumdan çeþitli önemli gruplarla temas ettik, Kýbrýs Baþkanlýðý'yla ilgili görüþlerini söylemelerini istedik. Tüm bu malzemeler, halk arasýnda bilinçlendirmeyi artýracak, ayný zamanda hedeflerimizin ve isteklerimizin neler olmasý gerektiði konusunda bize bilgi saðlayacak bir iletiþim stratejisi oluþturmak için kullanýlacak. Ayný zamanda tüm bu giriþim, kendileriyle daha sonra da temas kurmak isteyeceðimiz kiþiler ve sosyal gruplarla bir diyalog oluþturuyor ve kendilerine Baþkanlýkla ilgili görüþlerini söyle fýrsatý veriyor. Bu iþ çevrelerini ve sivil toplum kuruluþlarýný da kapsýyor. S: AB Baþkanlýðý'nda Kýbrýs Türk Toplumu'nu da devreye sokmayý düþünüyor musunuz? C: Çeþitli gruplar ve Kýbrýs'taki ve Brüksel'deki halkla temaslar baðlamýnda, iletiþim stratejimizi belirleme baðlamýnda, Kýbrýs Türk Toplumundan politikacý, iþ adamý ve gazeteci gibi onlarca kiþinin görüþlerini de sorduk. Kýbrýslý Türklerin görüþlerine de ilgili gösteriyoruz. Þunu da belirtmek isterim ki Kýbrýs sorununa çözüm bulma beklentisiyle tam olarak hazýrlandýk. Kýbrýs'taki geliþmeler ne olursa olsun, AB Baþkanlýðý planlandýðý gibi 1 Temmuz 31 Aralýk 2012 tarihleri arasýnda AB Baþkanlýðý'ný

üstlenecektir. Kýbrýslý Türk arkadaþlarý baþkanlýðýn yapýsýna alabilmek bize mutluluk verecektir. Bu sayýyý kýsa sürede artýracaðýz, bununla birlikte bir çözüm durumunda yenilikçi bir atmosfer ve zemin hazýrlayacak konumdur. S: Toplantý yerleri için bir tarih belirleyecek misiniz? C: Ana altyapý projeleri, baþkanlýðýn kalbi olan Kongre Merkezleri ve Basýn Merkezi'ne dönüþtürülecek olan "Philoxenia" Oteli'dir. Çalýþmalarla ilgili geliþmeleri haftalýk bazda takip edeceðiz ve eminiz ki projeler, baþkanlýðýn beþ ay öncesine Ocak 2012'de teslim edilecektir. S: Baþkanlýðý sýrasýnda Kýbrýs ne tür etkinlikler düzenleyecektir? C: Bir dizi Gayrý resmi Bakanlar Konseyi toplantýsý olacaktýr, sonuncular bizim siyasi giriþimlerimize baðlý olacaktýr. Yaklaþýk on gayrý resmi toplantý olacaktýr. Bununla birlikte bu alýnacak siyasi kararlara baðlýdýr. Teknik düzeyde üst veya alt düzeyde daha küçük toplantýlar da olacaktýr. Bu toplantýlar gayrý resmi konseylerle birlikte toplamda Kýbrýs geneline yayýlabilecek 150-200 toplantýyý bulacaktýr. S: Bazý üye ülkeler Baþkanlýðý için 100200 milyon Avro'yu aþan paralar harcýyor. Geçmiþte Kýbrýs için maliyetin 65 milyon Avro'nun altýnda olduðunu açýkladýnýz. Bu hala geçerli mi? Yüksek harcama ve baþarýlý sonuç birbirine baðlý mýdýr? C: Benim görevim Baþkanlýðý baþarýlý biçimde organize etmektir. Bu çalýþma devletin parasýnýn akýlcý kullanýmý da demektir. Planýmýz en uygun fonlarýn kullanýmýyla en baþarýlý organizeyi tasarlamaktýr. Þu anda bir rakam vermek için erkendir. Bununla birlikte Kýbrýs'ýn devlet parasýný en iyi þekilde kullanma gibi bir alýþkanlýðý vardýr. Size bir þey söyleyeceðim. Yapýsal Fonlarýn kullanýmýnda hiç düzensizlik yaþamayan bir tek üye ülke vardýr. Bu ülke de Kýbrýs'týr. Dolayýsýyla bizim hedefimiz, fonlarý en iyi þekilde kullanarak baþarýlý bir sonuç elde etmektir. S: Baþkanlýk Kýbrýs'ýn kültürel tanýtýmý için de bir fýrsat yaratacak mýdýr? C: Kültürel etkinlikler de bizim iletiþim stratejimizin tasarýlarýmýzýn bir bölümüdür. Ayný zamanda Kýbrýs'ýn kültürde nispi bir avantajý olduðu da unutulmamalýdýr ve bu deðerlendirilmelidir. Kültür alan prestijimizi artýrýr, güvenilirliðimizi geliþtirir, ayný zamanda bir Kýbrýs devlet olarak kimliðimizin de altýný çizer. Bu tür kültürel etkinlikler Kýbrýs'ta ve Brüksel'de baþkanlýðýn baþlamasýyla baþlayacaktýr. Kýbrýs'ýn AB Baþkanlýðý sýrasýnda Fransa, Ýtalya ve Belçika gibi çeþitli üye ülkelerdeki bir dizi kuruluþla ciddi kültürel etkinliklerin düzenlenmesi için temas halinde olacaðýz. Örneðin Louvre'de, ayný zamanda Ýtalya Cumhuriyeti Cumhurbaþkanlýðý Ofisi'nde, Ýtalya Büyükelçiliði'yle iþbirliði halinde bir etkinlik düzenlemeyi amaçlýyoruz. Brüksel Güzel Sanatlar Merkezi "Bozar"la da, burada bir Kýbrýs sergisi düzenlemek için görüþmeler yapýlýyor. S: "Ocak 2013'te ne hissetmeyi bekliyorsunuz? C: Fransa, Ýsveç, Finlandiya, Birleþik Krallýk ve benzeri üyelerin baþkanlýk hazýrlýðýný yapan birçok kiþiyle konuþtu. Herkesin yanýtý sorumluluðun çok büyük olduðuydu. Buna raðmen beni etkileyen bir þey daha eklemeleriydi, ki bu bana þimdi çok garip görünüyor. Eðlenceli olduðunu da söylüyorlar. Bu iki þey bana uyumsuz geliyor ve þu an için bu benim için büyük bir sorumluluk ve strestir ki zaman zaman, baþarýlý bir sonuç öncesinde bir kabus haline geliyor. Bu ana hedeftir ve þu an egemen olan düþüncedir. Baþkanlýðýn baþarýlý olacaðýný söylemek kadar, 1 Ocak 2013'te eðlendiðimi de söylemek þimdilik bana uzaktýr.


14

10 ARALIK 2010 CUMA

Ali Sarýtepe

SANCILANMALAR

Üretme ortamýnda bulunan ya da üretme ortamýna giren her canlý; koþullarýn yeni biçimi dolayýsýyla, varlýðýnýn yeni haliyle kendisinde birtakým dýþavurumlarýn ortaya çýkmaya baþladýðýný hisseder. Bu dýþavurumlarýn en belirgin hali; o canlýnýn bünyesinde yeni olanýn kendini yaþatmak için kendine yer açma mücadelesini verdiði üreme ortamýnýn kendisinde hissettiði sancýdýr. Her yeni, eski varlýðýn sonucudur. Yeni eskinin sonucu olmasýna raðmen; onun tekrarý deðil, aksine onun üst halidir. Bu haliyle de, yeni eskinin inkarý ve ondan kopuþ halinin ifadesidir. Her sancýnýn yeniyi yaratacaðý gibi bir belirlemeye girmek, sancýlara mutlak sonuçlar yüklemek gibi anlamalar yükler. Bu da sancýsý olan olguyu/ortamý saðlýklý deðerlendirme imkanlarýndan uzaklaþtýrýr. Olgu da ki kimi sancýlar; yeninin müjdecisi gibi gözükse de, kapsamlý bir bakýþ sonucu; sancýnýn, yenin habercisi deðil, olgunun/ortamýn kimi hallerinden kaynaklanan, aslý anlatmayan yalancý sancýlar olduðu görülür. Bu tip yanýlsama sancýlarý, çevresinde beklenti ve merak uyandýrsa da herhangi bir yeni þey'e tekabül etmeye denk düþmez. Diðer bir durum da; olgudaki/þey'de ki sancý, yeninin baþlama/baþlangýç hali iken, olgunun kaldýramayacaðý veya ona tekabül etmeyen etkileme/müdahalelerin soncu olarak ortaya çýkan yeni þey'dir. Kendi doðal seleksiyonunu yaþamayan bu yeni þey, erken olmanýn nedenlerinden dolayý ortaya çýkan sonucun premetu olmasýdýr. Ortaya çýkan yeni þey'in hali, o þey'e özel ilgi gösterilmesine, hassasiyet gösterilmesine gereklilik yaratýr. Özel ihtimam gösterilen yeni þey; varlýðýný devam ettirmeyi baþarýrsa, onun doðum halindeki eksikliklerinden dolayý yen þey hastalýklarla malul olur, gerek dýþarýdan gelen ve gerekse de bünyeden kaynaklanan özelliklerinden dolayý, müdahalelere açýk olma durumunda kalýr. Bu müdahaleler onun yaþama þansýný çoðaltacaðý gibi, yaþamýný da ortadan kaldýrabilir. Bunlardan baþka; en az bunlar kadar önemli olan diðer bir þey daha vardýr. Yeni, kendisine vücut veren ortamýn gerekliliklerinin tümünü bünyesinde toplamýþtýr ve hayata merhaba demek için sabýrsýzlýkla beklerken, doðumun bir türlü gerçekleþememe hali ya da ortamda ki bir aksiyonun güçsüz veya gücünün olmamasý hali. Böyle bir durumda; yeni, eskinin içinde zehirlenmeye baþlar, bu aþamada müdahaleler yapýlmaya baþlamýþ olsa bile, yeni zehirlenerek ölmüþtür ya da zehirlenmiþ olarak yoðun bakýma ihtiyaç duyar.Onun yanýnda; yeni'yi yaratmýþ olan ortam yeni'nin kendisinden ayrýlmadýðý/ayýramadýðý için, o ortam da zehirlenmiþ olur, uzun süreli hastalýklara tutulmuþ olur. Ve yeni'nin tekrardan oluþmasý meþakkatli olur. Asl olan; yeni'ye varan geçmiþ süreci doðru analiz etmek ve

yeni'ye yol açmalara yerinde dokunmalar yapmaktýr. Bu bap tan bakýldýðý zaman: Ada parçasýnda; bundan yarým asra yaklaþan yýllarda yapýlan müdahalelerle suni doðum yaptýrýlmýþtýr. Suni doðumdan yaratýlan "yeni þey", yaþamýna devamlý olarak suni teneffüsler yaptýrýlarak devam ettirilmeye çalýþýlmýþtýr. Her ne kadar; ortaya çýkarýlmýþ olan "yeni þey" ortamýn rahatsýzlýklarýnýn yanlýþ/bilinçli yanlýþ sonucu ise de, "yeni þey" bu haliyle ölüme yürütülecek ve tamamen çok farklý yeni þey olacaktýr. Ya da doðurultulduðu eski ortamý yeniden laboratuar ortamýna alarak, ondan çýkarýlan sonuçla saðlýklý hale getirilmeye çalýþýlacaktýr. "yeni þey" doðurultulduktan kýsa süre sonra, üzerinde tartýþmalar, denemeler, çözümlemeler süreçlerine girmiþ olsa da; özellikle çözümleme de iki ana bakýþ ortaya çýkmýþ bulunmaktadýr. Birincisi; doðurtulan "yeni"nin, ölüme götürülerek hiçleþtirilmesi, yoklaþtýrýlmasý. Ýkincisi; doðurtulanýn, sürecin tüm yanlýþlýklarýný gözlem altýna alýp, buradan "yeni þey"i saðlýklý yeni þey haline getirme anlayýþý. Birde bu ikisinin dýþýnda, arada üçüncü bir þeymiþ gibi duran, aslýda ise "Birinci"nin kapalý hali olan ara durak vardýr, yapý olarak "birinci"yi hedefleyen son duraktýr. Yapý olarak karakterleri bu olmasýna raðmen, yapýdaki bileþenlerden "ikinci"ye akacak olanlarý da akýlda tutmak bir gerekliliktir. Açýmýzdan baktýðýmýzda asl olan "ikinci"lerin durumudur. Her ne kadar, kendilerini anlatýmlarý ve anlamalarý itibariyle kendilerini karþýda konumlandýrmýþ iseler de, hayatýn gündeliðinde, sunulanýn üzerinden yürümelerini aþamadýklarýndan dolayý, onlar da hýzla açmaza doðru gitmektedirler. Açmazlarýnýn onlarý götüreceði son nokta 'öyle' bir týný olma tehlikesidir. Halbuki; yarým asrýn yaþanmýþlýklarýnýn toplamalarýnýn sonucu olarak, her zamandan daha fazla "yeni þey"e dönüþme/hayat vermek imkanlarý ortaya çýkmýþ bulunmaktadýr. Bu da; yaþanmýþlýklarý tek tek ele aldýðýmýzda bunlarýn ayný zamanda yapýlmamamsý gerekenlerin toplamý olduðunu görürüz. Dolayýsýyla da, yapýlmasý gerekenler kýsmý daha net olarak ortaya çýkmaktadýr. Yeni þey'e taraf olan özne ve özne yapýlarýnýn kendi anlatým ve kurgularýný senkronize haline getirip, pratik duruþ sergileyebilmeleridir. Þüphesiz ki, her duruþ kendi anlatýmý ve pratiðini doðru görme noktasýndadýr. Bunda her hangi bir ayýp yoktur. Unutmayalým ki, anlatýmlarýmýzý yaparken bir birleriyle teke tek'te ilintileri olmayan bir sürü harf, bir araya getirildiðinde ve uyumluluklarý yaratýldýðýnda; kelimeler, cümleler, paragraflar ve metinler olmaktadýr. Halbuki, bunlarýn yalýn haline baktýðýmýzda ancak kendileri olmaktadýrlar. Bir "dilbilimci hassasiyeti" ile en iyi uyum ve en iyi anlatýmý yaratacak bir þekilde tek tek harflerden senkronize bir dil yaratmak gerekmektedir. Böyle bir senkronize yaratýlýrken, bu uyumun tek tek harflerin karakterlerini ve bunlarýn özgün toplamalar olduðunu bilince çýkarmak "yeni þey"e en doðru haldir.

yenicag@yenicag.com.cy

ÞÝVKAN MÜHENDÝSLÝK Her türlü mekanik proje iþlerinizde hizmetinizde

u Sýhhi Tesisat u Isýtma u Soðutma

u Havalandýrma u Yüzme Havuzu u Altyapý Projeleri

Adres: Bedreddin Demirel Cad. No:13 Kat 1 Daire 3, GÝRNE, DERYA BUTÝK üzeri Ofis Tel: 816 1087 Fax: 815 7144 Ev: 815 4418 Cep: 0533 861 2004

HABER

Kamu emekçilerinin gündemi ‘anadil’ (ANF) Eðitim Sen Mersin Þubesi Yönetim Kurulu üyesi Sinan Muþlu, Kürt dili üzerindeki baskýlarýn devam ettiðine iþaret ederek, yanlýþ ve çarpýk bilgilendirmeye karþý bilimsel ve akademik bir tartýþma ortamý yaratmak istediklerini söyledi. Muþlu, Anadil üzerindeki baskýlara karþý durmadan, insan haklarýnýn doðru savunulamayacaðýný vurguladý. Kamu emekçileri alanýnda yaratýlan tartýþmalar etrafýnda, yerellerdeki sendika þubelerinin sürece bakýþýný ve eylem etkinlikleri hakkýnda bilgi veren Mersin Eðitim Sen Þubesi YK üyesi Sinan Muþlu, "Kamu emekçilerinin gündemi anadil" dedi.

ANADÝL ISRARI SÜRECEK Bir yandan resmi devlet televizyonlarýndan Kürtçe yayýn yapýlýrken, diðer yandan mahkemelerde Kürtçenin yasaklanmasý konusuna dikkat çeken Muþlu, "Anadilde eðitim ýsrarýmýz devam edecektir" dedi. Muþlu, "Bir yandan resmi devlet televizyonlarýndan Kürtçe yayýn yapýlýrken, diðer yandan mahkemelerde Kürtçenin yasaklanmasý aþýlmasý gereken en önemli çeliþkilerden biridir. Bu çeliþki aþýlmadan demokratikleþmenin yaþanamayacaðý ve derinleþemeyeceði görülmelidir. Ana dilde eðimde tam da bu çeliþkinin çekirdeðindedir. Yýllardýr anadilde eðitimi savunan ve bunun için kapatýlma tehlikesi yaþayan bir örgüt olan Eðitim Sen, böylesi bir demokratikleþme adýmý için anayasal güvenceleri ve pratik uygulamalarý ýsrarla talep etmeye devam edecektir" þeklinde konuþtu.

AKP ÝKÝYÜZLÜ TRT 6'nýn Kürtçe bazý kelimelere sansür getirmesinin iki yüzlü bir yaklaþým olduðunu ifade eden Muþlu'ya göre AKP hükümeti Kürt dili konusunda iki yüzlü davranýyor. Muþlu, þunlarý ifade etti: "Bir yandan özgürlüklerden bahsedeceksiniz, öte yandan bir dili ana dokusunun temellerini yaratan kelimelere sansür getireceksiniz. Bu noktada hem üyelerimizin hem de kamu oyunun bu konuda ki duyarlýlýðýný artýrmak ve bilimsel temelde bir tartýþma ortamý yaratmak için 11 Aralýk cumartesi günü 'Ýnsan Haklarý ve Anadiller' konulu bir panel düzenleyeceðiz. Prof. Dr. Adnan Gümüþün ' dil ve Biliþ' üzerine ve yazar Nemciye Alpay'ýn 'Anadil kavramýnýn serüveni' konularýnda sunum yapacaklarý, böyle bir çalýþma ile Ýnsan Haklarý haftasýný anlamlandýrmaya çalýþacaðýz."


HABER

15

10 ARALIK 2010 CUMA

ARA-YORUM

Said Ýlhan

DÜZENE TUTSAKLARIN ÝRADESÝ!

Zamanýn eðitim bakaný "okullar olmasa biz maarifi ne güzel idare ederdik" derken, inanýn, bilerek ya da bilmeyerek, olaya en doðru saptamayý getirmekteydi. Bugün deðiþen herhangi bir þeyin olmadýðýný görünce nasýl hak vermezsiniz. Olmayan bir þeyin "þeyi" mi olur allahaþkýna? Meseleye direkt girersek; hak / hukuk / adalet arayan memur, öðretmen, iþçi sendikalarý ve ne bileyim öðrenci, turizmci, tarým üreticisi, hatta sanayicitüccar-iþ adamý neyin peþinde ve de ne ile (muhatap) karþý karþýya olduðunu acaba cidden biliyor mu? Savaþ sonrasý geriye kalan Rumlara ait mal/mülk "bitirilemeyen ganimet" zengin kaynaklar olmasaymýþ bugün neyi tartýþýr olurduk, hiç düþündünüz mü? Ýþimize mi gelmiyor yoksa "gerçekler" bizleri ele vereceðinden mi korkuyoruz. Hala olmayan "devlet"in sonsuza kadar yaþatýlmasý masalý da nitekim öyle, eðer daha yapýlýyorsa; gerisindeki esas maksadý da anlamýyoruz demektir. Býrakýn küresel, müresel kriz veya Rum ambargosu vs edebiyatlarýný da bunda kimlerin faydalandýðýna bakýn, bir nebze belki anlarsýnýz, ne bileyim! Bunca kaynak, zenginlikler (turizm potansiyeli, iþletme/fabrika, tarým alanlarý vb) heba edilirken bize geçtikten sonra tek baþarýlan galiba memleketin bir kumarhane ve buna baðlý yan hizmetlerin sunulduðu "eðlence" sektörü olmaktadýr. Ki, saðolsunlar(!) yöneticilerimiz ile kapý kulu ekonomistleri ve uzmanlarý bunun adýna "cennet" demektedir. Ancak bu "çok bilmiþler" sabahlarý okula aç giden küçücük yavrulara bir fincan sütün nasýl esirgendiðinin hesabýný veremiyor! Eskiler hatýrlayacaktýr; her ne kadar kýzsak ve sömürgecilere lanet okusak da, Ýngiliz sömürge yönetimi döneminde, sabahlarý okullarda; üzerinde kral veya kraliçenin resminin bulunduðu büyükçe fincanlar içerisinde

(yaþa varol kýralýmýz/kraliçemiz eþliðinde) bizlere ýlýk süt verilmekteydi! Bugün süt üreticileri isyanlarý oynayýp hükümetlerin dikkatlerini belki çeker diye, sütlerini sokaklara dökerken... Zeytin üretimi farklý sanmayýn; çarþý pazarda bol bol ithal ürün varken aksini söylemek bir yerde "dalga" geçmek olmuyor mu? En azýndan yönetim kendini þöyle savunabilir "zeytin aðacý katliamýndan þikayet ediyorsunuz ama durum aksini kanýtlamakta" diyebilirdi. Efendiler, ülkenin statüko/durumu malum... ama bilmiyorcasýna "her þeyin baþý polis sivil yönetime baðlý deðil" diyebiliyor. Söyler misiniz "baðlý olsa, bir 'muhtar' kadar muhtar olmayanlar ne yapabilir?" Böylece kendimizi kandýrýr dururuz, "yat da 'gulle' geçsin" hesabý yani! Anavatanda baðlý da ne oluyor; her gün tv ve basýnda ne denli "orantýlý þiddet" uygulandýðýný görmüyor muyuz? Yönetimde kimsenin de kýlý kýpýrdamýyor, diðerleri mi "onlar da bir sonrakine kadar..." Bununla kalsa yine iyi, bir de mahkemelere sürüklenmek var ipin ucunda! Meselenin esasýna girmeden, anlamadan aynen sürecek olan olaylar çevresinde yapýlabilen "kýsýr döngü"den baþka bir þey olamaz. Eksik olan (veya fazla gelen) acaba nedir diye akýl/kafa yormak varken, bizimkisi de "züðürt..." bilmem ne oluyor anlayacaðýnýz. Müzakere dedikleri keza ayný "minval" üzere devam... bile bile, bal yapmayan arý misali sürdürülüyor! Kaçýnmak mý, "aðzýnýzdan yel alsýn" taraf denen "figüranlarýn" sahne arkasýndaki asli oyuncularý hiç izin verirler mi sanýrsýnýz. Bunu da mý göremiyoruz, "evet"... týpký Annan Planýna toplumlarýn bir evet ve bir hayýr dediði gibi! Hiç olmazsa, sonda tutarsýzlýklarýna karþýn, ilk 2-3. versiyonunda "uygulanabilir" hukuksal "done"ler var olduðunu kabul edelim. Nasýl olur diyeceksiniz; avcýlýk da bir "spor" ama aþikar "kuþ katliamý", Ilýmlý islam da öyle; dini vecibeler ya vardýr, ya yoktur, ortasý olmaz yani! Kimiler bunu "kalkan" olarak kullanýp cahil halklar üzerinden "menfaat" saðladýðý ise bir türlü akla getirilemiyor. Müzakerelerde "liderler" var, ama hemen öncesinde "anavatan" ziyaretleri; sabah "istiþare/talimat", öðleden sonra masaya oturmak neyin nesi... Kendi iradesi olmayanlarýn "devlet" sýfatý kalýrmý? Devlet kurulamaz mý, kurulur da "koþullarý" vardýr... öncelikle kendine ait yeterli "topraðý" olmalý, homojen bir "halk" ve tabii ki siyaset yapabilecek yönetsel bilinç, iradeye sahip olmalý!

CENEVRE VEYA DERÝNYA OLSA FARK EDER MÝ? BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon bunlarý bilmiyor mu, biliyor ancak o da bir yerlere baðlý anlayacaðýnýz! Güvenlik Konseyi daimi üyelerinin "iradesi" ile oraya getirildiði ve orada tutulduðunu da çok iyi biliyor. Geçen ayki Newyork zirvesinde "size verdiðim ödevi(nizi) yapýn ve ocak ayýnda Cenevre'ye öyle gelin" derken neyin nasýl ol(may)acaðýný tahmin etmemesine imkan olamaz! Ciddi olsa oraya anavatanlarý - garantörler ve AB ile Konsey temsilcilerini de çaðýrmaz mýydý? Nasýl bir geliþme saðlanýr, mutlaka tahmin edeceðinizin de ötesinde olurdu. En basiti istek olsa, Türkiye'nin AB yolculuk bileti de "one way" mi, yoksa "return" mu olur, hiç þüpheniz olmasýn, kesinlik kazanabilir(di). Böyle bir senaryoyu "saçma" bulanlara hemen söylemek zorundayým; zirve ha Cenevre, ha Derinya olmuþ, "zýrva" olmasý dýþýnda hiç fark edecek mi! Kýrmýzý çizgi/hatlarý baþka türlü bertaraf emek mümkün olabilir mi? Uyuþmazlýk konusu Karpaz ve Omorfo bölgelerinin statüsü, Kuzey - Güney toprak mülkiyeti iktisabý, ülkede yüzyýllardýr ayný kültürü bölüþerek yaþayan Kýbrýslýtürk ve Rumlar dýþýnda kalan Kýbrýs'ýn diðer asli üyesi topluluklar (Maronit, Ermeni, Latinler vd) sorunlar ile sonradan taþýnan (gualido) nüfus nasýl çözülecek? Türkiye'de hikimetin Büyük ada'da yýllar önce "ganimetleyip" el koyduðu Rumlara ait yetimhaneyi, gerçek sahibi Fener Rum Patrikhanesi'ne geçtiðimiz günlerde iade etmesi de yol gösterici olurken... Dünyayý sarsan(!) WikiLeaks gizli belgelerinin bize yansýmasý oldu mu bileni henüz yoktur... olsa ne mi yazar diyorsunuz, haklýsýnýz. Baþýmýzdaki beladan daha beteri nasýl olsa olamaz! Büyük çoðunlukla, bizi ilgilendiren sadece "yönetime/partiye nasýl yakýn olabilirim, çocuðu iþe nasýl yerleþtirecem, emeklilik ve ikramiyeden vergi, 13. Maaþlar vb" konu/sorunlar olunca baþkaca olaylar výz gelir deðil mi? Sýzdýrýlmasý pek tabii ki olay, ancak içeriði bakýmýndan esasen bilenler bunu biliyor olmasý onlar için sürpriz olmamýþtýr, sadece gizliliði "ifþa" olmuþtur o kadar! Neo-liberal yeni dünya düzenine adapte olmaya çalýþan Yunanistan'da, ekonomik krizden çýkmasý için "iyon denizi'ndeki bazý küçük adalarý satýþa çýkarmasý" kadar "ses" veriyor olmamasý gerekirdi diye düþünüyorum.

yenicag@yenicag.com.cy

DAÜ-SEN “VYK'YI KINAMA” MÝTÝNGÝ YAPTI DAÜ-SEN, DAÜ Vakýf Yöneticiler Kurulu'nun (VYK) DAÜ'nün üniversite öncesi eðitim kurumlarýna yönelik tutumunu kýnama amacýyla 9 Aralýk, Perþembe günü miting düzenledi. Rektörlük binasý önünde gerçekleþtirilen mitinge, YKP, CTP-BG, TDP, KTÖS, KTOEÖS ve Güç-Sen yetkilileri de katýlarak destek verdi. Mitingde, DAÜ VYK'ya yönelik düdüklü ve alkýþlý protestolarda bulunuldu. Açýlan pankartlarda ise, "VYK Maþa, Rektörlük Maþa, Okullarýmýzda Karmaþa", "Beceriksizliðinizin Bedelini Öde-

ISI METAL

meyeceðiz", "Maðusa DAÝ ve DAK'a Sahip Çýk", "VYK Padiþahlýðýna Son", "Suçlu Siz, Cezalý Biz" ifadeleri dikkat çekti. ALTIOK DAÜ-SEN Baþkaný Hasan Altýok, mitingde yaptýðý konuþmada, "DAÜ yönetiminin, yasalara ve Anayasa'ya uymadýðý, DAK ve DAÝ'yi kapatmak ve satmak istediði, çalýþanlarýn maaþlarýný yasa dýþý olarak kestiði, verdiði sözleri tutmadýðý ve hesap yapmayý bilmediði" iddiasýnda bulunup bunun için grevde olduklarýný söyledi. Altýok, DAÜ yönetimin-

den iyi niyet, samimiyet, þeffaflýk, hesap verilebilirlik ve dürüstlük beklediklerini kaydetti. Altýok, DAÜ yönetiminin icraatlarýnýn yasal zeminde gerçekleþmesini, kollektif akýlla iþ yapýlmasýný ve greve neden olan unsurlarý çözmelerini istediklerini belirtti. Kreþ, DAÝ ve DAK'ýn DAÜ çalýþanlarýnýn, Gazimaðusalýlarýn ve halkýn olduðunu söyleyen Altýok, DAÜ VYK'ya uzlaþý çaðrýsýnda bulundu. Altýok, Baþbakan Ýrsen Küçük'ten de çalýþanlarýn sesini duyarak, görüþme masasýný kurmasý talebinde bulundu.

YKP, DAÜ'deki eylemlere destek belirtti... YKP Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlý DAÜ'de yaþananlarý deðerlendirdi ve eylemlere destek belirtti. Konu ile ilgili açýklama þöyle: DAÜ'de tuhaf þeyler olmaya devam ediyor. Tuhaflýklar aslýnda tüm alanlarda "normal"leþmiþ durumdadýr. Elçi mi vali mi belli olmayan TC'nin sivil bürokratý bakanlar kurulu toplantýlarýna girip mesai saatleri ile ilgili görüþünü açýklýyor ve bunun normal karþýlanmasýný talep ediyor… Benzer þekilde Doðu Akdeniz Üniversite Öncesi Eðitim Kurumlarýnda da "elçilik" þov yaþanmakta… DAÜ-SEN bildirisinde "3 Aralýk 2010 tarihinde DAÜ-SEN ile VYK, Bakan Çavuþoðlu'nun nezdinde bir araya gelmiþ ve Bakan'ýn yaptýðý tüm taraflarýn krizi aþmak için fedakarlýkta bulunmasý önerisinde uzlaþmýþtý. Taraflar ayrýca 6 Aralýk 2010 tarihinde en önemli paydaþ olan velilerle bir araya gelip yaþananlarý onlarla paylaþma kararý da almýþtý" denmekteydi, ama VYK ani bir kararla bakanýn olduðu toplantýya katýlmamýþ ve uzlaþmayý tek taraflý reddettiðini deklere etmiþ oldu. Bunun nedeni aslýnda bizzat VYK tarafýndan

açýklanmýþtý, TC Elçiliðinin "bana tasarrufunu göster, paraný al" ricasý(!) üzerine ne iþe yarayacaðý kimse tarafýndan bilinmeyen öðretmenlerin maaþlarýndan %15'lik bir kesintiyi da devreye kondu. Bu son düzenleme ile 11 ayda maaþlardan %27'lik bir kesintiye gidilmiþ olundu. Bütçenin tamamen VYK tarafýndan yapýldýðý göz önüne alýndýðýnda son dönemdeki bu operasyon Doðu Akdeniz Üniversite Öncesi Eðitim Kurumlarýnýn kötü durumda olduðu, battýðý izlenimi yaratmak olduðu rahatlýkla anlaþýlabilir. Böylelikle bu kurumlarýn devredilmesi veya kapatýlarak TED ve benzeri okullara yeni öðrenci "kaynaðý" yaratýlmasý için zemin hazýrlanmaya baþlanmýþ olunuyor… KTHY konusunda olduðu gibi kötü gidiþin nedeni olarak sendika gösterilerek da örgütlü mücadeleye de darbe vurmaya da çalýþýlmaktadýrlar, yani VYK elçilik tavsiyeleri ile bir taþla birden fazla kuþ avlama giriþimindedir… YKP, Doðu Akdeniz'de direniþ baþlatanlarla dayanýþmasýný açýkça ortaya koyar, TC sivil asker bürokratlarýnýn adanýn kuzeyini parsel parsel satýþýna karþý tüm kesimleri bu ve benzeri direniþleri desteklemeye çaðýrýrýz.


ATLA TALÝM MEYE

haftalýk siyasi gazete

ACENTALARA KARÞI SOSYALÝST SEÇENEK!

ÝL YÖNET

R! HAYI

“Dengê Vejînê” etkinliði Cumartesi Gönyeli'de düzenleniyor... Koma Çarnewa grubunun da katýlacaðý "Dengê Vejînê" etkinliði Gönyeli'de, Yalçýn Park'ta 11 Aralýk, Cumartesi günü saat 19 gerçekleþtirilecek… BDP Þýrnak Milletvekili Hasip Kaplan 10 Aralýk, Cuma akþamý adaya gelecek ve 11 Aralýk, Cumartesi sabahý Yeni Kýbrýs Partisi ile Türkiye ve Kýbrýs'taki son geliþmeleri deðerlendirecekleri bir toplantý gerçekleþecek… Toplantýnýn ardýndan Yeni Kýbrýs Partisi ve Barýþ ve Demokrasi Partisi, KTÖS Lokalinde saat 10'da bir basýn toplantýsý düzenleyerek gündeme

iliþkin konulardaki görüþlerini açýklayacaklar… BDP Þýrnak Milletvekili Hasip Kaplan ve YKP Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlý ayrýca "Dengê Vejînê" etkinliðine de katýlacak, burada birer de konuþma yapacaklar. Hasip Kaplan 12 Aralýk, Pazar günü adadan ayrýlacak… KOMA ÇARNEWA Çarnewa ile ilgili çýkan bir haber/röprotajde grup ile ilgili bilgi verilmekte… Yazý þöyle: Baþta Koma Dengê Azadî, ardýndan Koma Amed ve þimdi Çarnewa'da

müzikal hayatýný sürdüren Serhat Karakaþ, sýra dýþý tarzý ve sahne performansýyla her zaman kendisinden müzik otoritelerince bahsettiriyor. Yeni çýkan albümleri 'Zîz' hakkýnda 'Yeni, deneysel, olgun ve müzikal altyapýsý güçlü bir albüm' diyor. Ahmet Kaya'nýn 'Arka Mahalle'(Taxa Jêrê) þarkýsýný 'Zîz' albümünde Kürtçe okuyan ve 'Onun vasiyetini yerine getirdim' diyen Karakaþ'la yeni albümü, Kürt müziðinin geliþim sancýlarý ve sorunlarý, sosyal siyasal olgularý konuþtuk. - Çarnewa'nýn kendisine özgü bir tarzý var mý, deðiþik enstrümanlarý

Bandista resmi konuklarýnýn katýlacaðý Ahmet Kaya gecesini protesto etti

“An gelir Bandista gelmez!” Ahmet Kaya'yý yokluðunun 10. yýlýnda dostlarýyla ve Ahmet Kaya þarkýlarýyla 11 Aralýk 2010 akþamý saat 20:00?de Ýstanbul Lütfi Kýrdar Kongre Merkezi'nde gerçekleþtirilecek anma gecesine katýlacaðýný açýklayan Bandista, "söz konusu gecede sergilenecek devletlû katýlýmý red ve tel'in etmek üzere bu kararýmýzdan vazgeçtiðimizi, lakin bu zeminde olmasa bile muhtelif tüm alanlarýmýzda, devrimci inadýmýzla Ahmet Kaya'yý, üzerinde simgeleþen tüm mücadelemiz, dilimiz, özgürlüðümüz ve yýkýcýlýðýmýz adýna anmak ve yaþatmakta olacaðýmýzý beyan ederiz" dedi. Bandista'nýn açýklamasýnýn tam metni þöyle: Dost ve yoldaþlarýmýza 11 Aralýk 2010 Cumartesi günü gerçekleþecek An Gelir - Ahmet Kaya - Onsuz On Yýl etkinliði için büyük bir þevk ve dirençle Lütfi Kýrdar Kongre Sarayý'nda bulunmak arzu ve çaðrýsýndaydýk. Ancak bugün itibariyle basýndan

LA LÝMAT

TA MEYE YÖNETÝL

! HAYIR

öðrendiðimiz üzere söz konusu gecede sergilenecek devletlû katýlýmý red ve tel'in etmek üzere bu kararýmýzdan vazgeçtiðimizi, lakin bu zeminde olmasa bile muhtelif tüm alanlarýmýzda, devrimci inadýmýzla Ahmet Kaya'yý, üzerinde simgeleþen tüm mücadelemiz, dilimiz, özgürlüðümüz ve yýkýcýlýðýmýz adýna anmak ve yaþatmakta olacaðýmýzý beyan ederiz. Tarafýmýz bellidir. Henüz bir hafta evvel 'Üniversiteler bizimdir, bizimle özgürleþecek' diyerek haykýran kardeþlerimizi dayaktan geçirenler ve kolluk kuvvetlerinin bu tavrýný "eli sopalý" gençle görüþmeyiz beyanýyla destekleyenlerle ayný yerde bulunmayacaðýz. Þarkýlarýmýz onlarýn kanlý ellerini yýkamak için deðildir. Tarihimiz onlarý tatmin etmek, sömürülerinin malzemesi olmak yahut yüksek siyasetlerinin masasýnda kart olarak atýlmak için yazýlmamýþtýr. Ki aç gözlerini doyuracak olanlar biz deðiliz. Demokrasi kisvesi altýnda darbe koþullarýný sürdürenler,

emekçileri yok sayýyor, özgürlükleri kendi çýkarlarý etrafýnda tarif ediyor, dilleri tanýmýyor ve cinsiyetçiliði perçinlemekte ýsrar ediyorlar. Evet, yetmez! Belki muktedirler ardýndan yine timsah gözyaþý döksün diye daha fazla ceset lazým çetelelerine; Ahmet Kaya'yý terk etsek, Nazým'ý isterler, Dink'i terk etsek doðmamýþ kardeþimizi, o da yetmez! Nevliberalizmin ve iþbirlikçilerinin, karþýtýný içererek etkisizleþtirme, yok etme eylemlerinin bir parçasý olmayacagýz. Vardýk, varýz, var olacaðýz! Her Bandista sahnesi, ýslýkla söylenen her Ahmet Kaya türküsü, iktidara yönelen her çýðlýk, gurbette çekilen her ah, siyasi fikirleri ve eylemleri nedeniyle yaþama hakkýný kaybeden yahut topraðýndan ayrýlmak zorunda býrakýlan her mülteci için saygý duruþudur. Aksini tahayyül ettiðimiz anda; Üþür ölüm bile.. dayanýþmayla tayfa

bir arada kullanýyorsunuz' - Yýllarca bu iþi yapýyorum, bu iþin bir ismi yok. Dünyada birçok müzikal geliþme var, bu geliþmeler bir süre sonra endüstri haline geliyor ve diðer ülkelere yayýlýyor. Caz, pop, rock, bluss bunlar kendi coðrafyalarýnda doðmuþ ama sonra diðer coðrafyalara açýlan birer tarz olmuþ. Fakat bizim yaptýðýmýz þu; Ýçinde Kürt motiflerini taþýyabilmek. Dünyadaki tüm geliþmelerin kullaným þekli diyebiliriz buna. Çünkü yýllarca yaptýðýmýz þarkýlarýn bazýlarý rock, bazýlarý etnik normunda. O yüzden yaptýðýmýz tüm þarkýlarda farklý denemeler var. Bunlarý yaparken çok sýradan bir rock tarzýnda deðil de Kürt motifi, Kürt tadýný da taþýyan þarkýlar yapabilmek' Bu durumda ya enstrümanda ya da ses ve kendi yorumumuzu kullanýyoruz. Makamlarý deðiþtirmemeye çalýþýyoruz. Bütün bunlarý yaparken bir süre sonra dünyanýn dinleyebileceði bir tat alýyor. Bugünkü Kürt müziði icra eden müzisyenler, çok da dünyanýn dinleyebileceði kapasitede eserler üretmiyorlar. Kürt müziðini bir bütün olarak düþünmek lazým. Dünyaya açýlmasý için sadece Çarnewa ve ya baþkasý yetmiyor. Birçok müzisyenin bu konuda çalýþma yürütmesi lazým. Bu konuda çaba sarf etmesi lazým ve kolay da deðil. Çarnewa da öyle bir þey. Tek avantajýmýz tüm grup elemanlarýnýn folklordan gelmesidir.

- Yýllarca birçok grupta çalýþtýnýz, her katýldýðýnýz grupla da çok iyi çalýþmalar yaptýnýz. Siz tek baþýnýza bir sanatçý olarak sahneye çýkmayý düþündünüz mü? Ve ya bir solo albüm' - Ben paylaþmayý seviyorum. Gruplarla çalýþmayý severim. Ama bir albüm yapmak istiyorum. Sevdiðim þarkýlarý; Þivan Perwer, Ciwan Haco, Nizamettin Ariç ve ya belli folklorik þarkýlarý bir albümde okumak istiyorum. - Ahmet Kaya'dan 'Arka Mahalle' þarkýsýný Kürtçeye çevirip okumuþsunuz. Bu fikir nereden geldi? - Yýllar önce Roj TV'de 'Sêla Sor' programýnda diyordu ki, hayalimde bir gün Kürtçe þarký söylemek var. O programý dinlediðimde Ahmet Kaya'ya yardýmcý olmam gerektiðini düþündüm. Çünkü Ahmet Kaya bizi çok beðeniyordu. Tanýþýklýðýmýz vardý. Bu istediklerini gerçekleþtirmeden yaþamýný yitirdi. Ben bunlarý bir vasiyet olarak aldým üstüme. Eþiyle de konuþtum, o da çok sýcak karþýladý. Hatta daha önce bir konsept halinde düþündüm. Ve dedim tüm Kürt sanatçýlarýný Þivan Perwer, Ciwan Haco herkes dahil, Ahmet Kaya þarkýlarýný Kürtçe'ye çevirip okumak' O zaman o projeme sýcak bakýlmadý. Sonra dedim ben bu þarkýyý okuyacaðým ve kendim yapacaðým. Bu iþlerin çokta kullanýlma taraftarý da deðilim.

haftalýk siyasi gazete

ADRES: Hüseyin Tahir Apt. No: 174/4 Tanzimat Sok. Lefkoþa w w w. y e n i c a g . c o m . c y

TEL: 227 4917 FA X : 2 2 8 8 9 3 1

e-mail: y e n i c a g @ y e n i c a g. c o m. c y


Yeniçağ 10122010