Issuu on Google+

Sayı 53| Nisan 2013 | Ücretsiz NRW1

09.05. - 12.05.2013 DİTİB Nürnberg

kültür şölenİ

2013 2013

i y ’ e y i k r ü Bu sene T de ’ g r e b n r ü N z ı n ı s k a c a yas, ay DİTİB Aylık Dergi


ZAHNARZTPRAXIS Tätigkeitsschwerpunkt Implantologie

Zahnarzt

Zahnärztin

Cevdet Demir

Nilifer Çelik

Diş ve ağız sağlığı konularında her türlü rahatsızlıklarınız için hizmetinizdeyiz! -İmplant (vidalı diş), -Endodonti (kanal tedavileri) -Periodontoloji (diş eti hastalıkları), -Estetik diş hekimliği -Çocuklar için özel diş bakım eğitimleri .... Diş ile ilgili her türlü tedavi muayenehanemizde yapılır.

Diş ve implant tedavisi için Türkiye`ye gitmeye son! Biz sizin için Türkiye‘den daha kaliteli ve uygun fiyata diş protezi (zirkon kron, köprü) yaptırıp getiriyor ve buranın garantisiyle takıyoruz. Bismarckstr. 208 45889 Gelsenkirchen

Tel: 0209/875895

cevdetdemir@gmx.de www.zahnarzt-demir.de


İÇ İ N DE K İ L E R

03

BİZDEN 5 6 7 27

Önsöz Editörden Bizden makale ve haberler Bedirhan GÖKÇE: Yazıyı Oku Diye Kısa Yazdım

DİN 29 31 33 35 37 41 43

Bir Konu Bir Ayet: Hayata Kulluk Mührünü Vurmak En Sevgili: Allah Rasulü’nden Bilgeliğe Giden 40 Anahtar (6. Bölüm) Nakış Nakış Kainat: Hassas Dengeler Esma-ül Hüsna İnsan Onuru Çocuklara Okumayı Sevdirmek Annelik

MESNEVİ’DEN HİKAYELER 45

İhtiyarlıktan

AİLE 47

Çocuk ve Maneviyat Eğitimi

ATA’MIZA DAİR 48

Men Leşkerem, Sen Serdarsen

51

HİKMETLİ SÖZLER


SAĞLIK Humoral Tedavi Yöntemi

53

_HUKUK Alman Vatandaşlık Kanunu Reformu (2. Bölüm)

57

ABİDE ŞAHSİYETLER Halimi Çelebi

59

İş Dünyası Hıdır Ateş Röportajı

DİTİB Nürnberg Kültür Şöleni Sayfa 51

61

KÜLTÜR Altın Nakışı

65

ÇOCUK

69

Altın Nakışı- Sayfa 67

BULMACA Kare Bulmaca Sudoku Çengel Bulmaca

73 75 77

Yemek Tarifi

80

Bedirhan Gökçe Yazıyı Oku Diye Kısa Yazdım Sayfa 21

04


önsöz Çokkıymetli kıymetli Mahya Mahya dostları, Çok ihmalkâr Alman´ın bizlerin ise II. birMehkere dünyamızın fatihlerevi, Fatih’i Sultan daha yüreği yandı. Backnang´da şimdiye med’in teşrifiyle şereflendiği Mart ayındakada dar edinilen bilgilere göre elektrik sizlerle buluşmayı nasip eden yücekaçağınAllah’a dan çıkan yangında (c.c.) sonsuz şükürlerhayatlarını olsun. Eskiyitiren adıylaanne ve yavrularına Allah´dan (cc) rahmet, yakınKonstantiniyye’yi, yani İstanbul’u fetheden, larına başsağlığı ve sabırlar çağ kapatıp çağ açan, ilime,diliyoruz. bilime sonsuz Geçtiğimiz NSU neonazi önem veren,günlerde farklı kültürleri huzurcinayetleve barış rine kurban verdiğimiz vatandaşlarımızın ve içerisinde yanyana yaşatan Fatih’in torunlayunan vatandaşının anısına Nürnberg´de rı,birşimdinin Almanya’sınday çifte vatandaşyapılan anıtınkarşı açılışındaydık. Umarız ki,isten„Dölık sıkıntısıyla karşıya bırakılmak nermorde“ diye vahşiceçocukişlemektedir. Her neadlandırdıkları kadar burada doğan nen cinayetlerin başında „mafya hesaplarımızın doğuştan Almandavatandaşlığı da laşması“, „esrar ticareti“ vs diye suçu kurbanolsa, ismimiz Türk ismi olduğu müddetçe ların üzerine atıpveırkçı nedenleri ihtimaller da burada yabancı maalesef vatanımızda dahiline almayıp resmi mercilerin bun“Almancı” olarak yaşamaya devamhiç etmektedanAlman söz etmediği gibi bir durumla karşı karyiz. Parlamentosu’nda hangi yönde şıya kalmaz ileride konu hakkında yeni karar çıkarsave çıksın, ister çifte vatandaşlığa demeçler neticesinde bir „sürpriz“le(!) balta vurulsun, isterse kötü de devam etsin, bizim karşı karşıya olan kalmayız. için öncelikli konu, benliğimizi, kimliğiBu üzücü haberin ardından bir de güzel hamizi, tarihimizi, kültürümüzü, örfümüzü, adeberi sizlerle paylaşmak istiyoruz. Eğitim alatimizi, nereden gelip nereye gitmek istediğinında çıtayı yükseltmemiz gerektiğini her fırmizi unutmadan bulunduğumuz topluma satta dileolup, getiriyoruz. Yani hedefi artıktaentegre dilini, dinini, yaşammiz tarzını IMPRESSUM/KÜNYE DİTİB Nürnberg e.V. Kurfürstenstr. 16 90459 Nürnberg GENEL YAYIN YÖNETMENİ Serhat Önder +49 (0)179 6677888 serhat.oender@mahya.de GENEL KOORDİNATÖR Oğuz Yurtalan +49 (0)179 6653603 oguz.yurtalan@mahya.de KAPAK/GRAFİK TASARIM ve BASKI AddGraphic info@addgraphic.de WEB SORUMLUSU Eyüp Erdem eyuep.erdem@mahya.de

05

sadece Realschule ya da Gymnasium dipnıyarakbir (yanlış anlaşılmasın, benimseyerek lomasından ibaret olmamalı, yavrularımız ve uygulayarak demiyorum) bu toplumun okuyabildikleri yereÇünkü kadar insan okumalı, üniversibir parçası olmak. bilmediğinin teyi bitirmeli Almanya’nın hatta alanlarında söz sahibi oldüşmanıdır. ve buradaki toplumak doktoralarını yapmalılar. Şimdiye muniçin bizim vazgeçemeyeceğimiz değil, bizkadar harçlı, ücretli olanbir üniversiteler artık den vazgeçemeyecek unsur haline gelücretsiz. Yani dönemyaşam başı yüksek maddiadalekülmesini sağlamalıyız tarzımızla, fetler ödemek zorundaBiz kalmayacak artık timizle, vicdanımızla. hem kendimizin, kimse. hem de yavrularımızın eğitimini sağlam teKutlu ve yapıl-kim mellerDoğum üzerineProgramları kurarsak, neyapıldı olduğumuzu, maya da devam edecek. alemlere olduğumuzu öğrenir ve Umarız öğretirsek, çifte varahmet olarak gönderilen Peygamber tandaşlık konusunda çocuklarımız birefenseçim dimiz Muhammed´i (sav)hangi sadece anmayı yapmaHz. zorunda kaldığında tercihi kuldeğil layıkıyla anlamayı Allah (cc) lanırsadekullansın, merhum da Mehmet AkifbizErlere nasip eder ve soy’un kaleme alıponun yineışık bu tuttuğu Mart ayıyolda içerisinilerlememizi sağlar. onaylanan İstiklal Marde TBMM tarafından DİTİB Nürnberg Sultan Camii olarak geşı’mızın başındaEyüp buyurduğu “Korkma!” düzenleyeceğimiz 2013 Kültür kapıliyor aklıma. Eğitimimiz sağlamŞöleni olursa, her ya Türkiye´mizi 4 gün boyunca da ne dayandı. olursa olsun,siz de korkmayın. olsa Nürnberg´de en güzel şekilde Martsizlere sayımızla sizi başbaşa bırakırken bir yaşatabilmek hazırlıklarımız hızıydahaki ay yineadına görüşmek, evinize,tüm işyerinize, la devam ediyor. Şölenimizde nerede iseniz oraya dergimizgörüşünceye vasıtasıyla midek bekleyenin ve beklenenin en güzeline safiriniz olmak ümidiyle. Bekleyenin ve Bekemanet lenenin olun. en güzeline emanet olun. Gökhan Gökhan Önder ÖNDER

YAYIN KURULU Bülent Bayraktar buelent.bayraktar@mahya.de Av. Ender Sürekli ender.suerekli@mahya.de Eyüp Erdem eyuep.erdem@mahya.de Gökhan Önder goekhan.oender@mahya.de Harun Önder harun.oender@mahya.de Koray Kuşkuş koray.kuskus@mahya.de Serhat Önder serhat.oender@mahya.de Talha Nami Yıldız talha.yildiz@mahya.de Yunus Emre Turan emre.turan@mahya.de

NRW TEMSİLCİSİ Orhan Arslanmirze +49 (0)157 74022158 orhan.a@mahya.de BADEN-WÜRTTEMBERG TEMSİLCİSİ Harun Önder +49 (0)176 84747088 harun.oender@mahya.de DAĞITIM SORUMLUSU Serhat Önder +49 (0)179 6677888 serhat.oender@mahya.de Mahya Dergisi basın ve meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. Yazı ve ilanlardan yazıların ve ilanların sahipleri sorumludur.


editörden

Samimiyet mi Yoksa Oy Avı mı? Serhat ÖNDER

Değerli okuyucular, NSU terör örgütünün hayatta kalan tek üyesinin davasının görüleceği Münih yüksek Mahkemesinin Türk ve diğer yabancı basın mensupları için uyguladığı akreditasyon skandalı beni derinden sarstı. Münih mahkemesinin duruşmaya hazırlık aşamasında mahkeme başkanı Karl Huber’ in verdiği demeç bugünlerin habercisiydi sanki. Mahkeme başkanının verdiği demeçte duruşmanın NSU cinayetlerine ışık tutmak gibi bir görevinin olmadığını ve bu duruşmaya sadece bir cinayet davası gözüyle bakılması gerektiğini ve sanığın suçlu olup olmadığının tespiti için yapıldığını belirtmişti. Bunun üzerine akreditasyon skandalının patlak vermesi hatta Büyükelçimizi bile duruşmaya almayacaklarını belirtmeleri işin tuzu biberi oldu. Halbu ki mahkemenin şeffaf ve adil bir yargı süreci içinde davayı yürütmesi Almanya’ nın prestiji için çok önemliyken akreditasyon uygulamasıyla Türk ve Yunan basınına yer vermeyerek mahkeme başkanın hangi mantaliteye sahip olduğunu göstermiş oldu.

Şimdi bu olayın bir de tersini düşünün! Diyelim ki aynıolay Türkiye’de bir mahkeme de yaşandı... Alman medyası uygulamayı yapan mahkemeyi haberleriyle linç etmişti. Ne demokratikliğimiz kalmıştı ne basın özgürlüğümüz ne de insan haklarına saygımız. Bundan sonrası da yine aynı görüntüde olacak. Politikacılar başta olmak üzere sorumlu kişiler yine aynı demeçleri verecek... Üzgünüz, utanıyoruz safsataları. Ya da Nürnberg’de olduğu kurbanların anısına birkaç ağaç dikecekler. Almanya ve hukukuna olan güvenim derinden derine sarsıldı. Elle tutulur ve kayda değer girişimleri olmadığı sürece de bu böyle kalacaktır. Eminim bu düşüncelere sadece ben sahip değilim. Allah sonumuzu hayır etsin!

06


bizden

AİLE İÇİ İLİŞKİLERDE İNSAN ONURU T.C. Nürnberg Başkonsolosluğu Din Hizmetleri Ataşesi Dr. Cafer ACAR

Onur insan değerini ifade eden bir kavramdır. Bizleri yaratan Allah, daha doğuştan bizleri şeref ve onur sahibi olarak yaratmıştır. İnsan şeref ve haysiyeti, insanın huzurlu olabilmesi için korunması gereken bir değerdir. İnsana saygı ve hürmet önce aile içinde gereklidir. Ailemizin annesi ve babası, onuru ve şerefi korumak bakımından ilk sırada yer alır. Lokman Suresi 14 ve 15. ayetler aile içinde onuru güzel bir şekilde dile getirmektedir. “insana da anne ve babasının sorumluluğunu yükledik. Annesi onu hergün biraz daha güçsüz düşerek karnında taşımıştır. Onun sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur. İnsana şöyle emrettik. “Allah’a ve anne-babana şükret”. Her işin dönüp varacağı yer Allah’ adır”. “Eğer, hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana ortak koşman için seninle uğraşırlarsa onlara itaat etme. Fakat onlarla iyi geçin ve onlara sahip çık. Allah’a yönelenlerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz Allah’adır. Allah size yaptığınız şeyleri haber verecektir.” Anne ve babanın onuru aile içinde ilk sırayı almaktadır. Onların tavır ve davranışlarındaki yanlışlıklar olsa bile onlara sahip çıkmak, bir görev olarak bize verilmiştir. Aile içinde bir diğer değer de eş olarak kadı-

07

nın onurudur. İlişkilerimizin mekanik olmaktan çıkarılıp duygu ve manevi iletişim tarzına büründürülmesi gerekmektedir. Hz. Peygamber’in bu anlamda bizlere çok özel örneklikleri vardır. Hz. Safiye için bineğin üzerine bir örtü sererek, eşinin rahatını sağlamıştır. Sonra devesinin yanına çömelip, dizlerini dayayarak hz. Safiyenin kolayca deveye binmesine yardımcı olmuştur. “Eşlerinin develerini hızlı bir şekilde süren sahabiye: Allah sana hayırlar versin. Ancak kristallerimi kırmamaya dikkat et” demiştir. Peygamberimiz, bir gece hz. Ayşeden ibadet için izin istemiştir: “Aişe, müsaade eder misin bu gece rabbimle birlikte olayım.” O da : ya Resullulah, seninle olmayı çok isterim; ama senin istediğini daha çok isterim” der. Efendimiz o gece sabaha kadar ibadet etmiştir. Eşini kristale benzeten bir peygamberin ümmeti olmak kristal zerafetinde ve hassasiyetinde yaratılmış eşlerimize karşı nasıl bir sorumlulukla karşı karşıya olduğumuzu anlatacak yeterliliktedir.


bizden

Kan Bağışıyla Umut Olun nın tedavisi de ancak uluslararası ortak çalışma yoluyla olacaktır. Bu bakımdan Almanya’da yaşayan Türk kökenli insanlarımız da kan vermeye katılmalıdırlar. Lösemi hastaları, ve en önemlisi çocuklarımızın tedavileri için Başkonsolosluk DKMS birlikte bu ortak organizasyona imza attı. Almanya’da yaşayan bütün vatandaşlarımızı bizlerle saf tutmaya davet ediyorum.” Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) ve Alman Kemik İliği Bankası (DKMS) kan kanseri ile mücadele için ortak işbirliği başlattılar. Ortak kampayanın kamuoyuna tanıtılması amacıyla Köln Holiday’de düzenlenen basın toplantısına, Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti (KRV) Eyalet Sağlık Bakanı Barbara Steffens, T.C. Köln Başkonsolosu Mustafa Kemal Basa, DİTİB Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Emine Seçmez ve Alman Kemik İliği Bankası (DKMS) Müdürü Stephan Schumacher katıldılar. DKMS Müdürü Schumacher, kampanya kapsamında Köln Merkez Camii başta olmak üzere, diğer DİTİB derneklerinde de kan bağışında bulunulduğunu ve kampanyanın Nisan-Haziran ayları süresince devam edeceğini duyurdu. Schumacher, insanların başta kök hücre nakli olmak üzre, diğer birçok tedavilerinin yapılabilmesi için kan bağışı kampanyasının önemli olduğunu söyledi. Lösemi’nin ülke sınırı tanımadığına vurgu yapan Başkonsolos Mustafa Kemal Basa şöyle konuştu: “Sadece Türkiye’de değil bütün dünyada bu hastalık aileleri parçalıyor. Ancak kök hücre tedavisiyle bu hastalık durdurulabiliyor. Sınır tanımayan lösemi hastalığı-

09

Ne kadar çok insana ulaşılır ise, bir o kadar çok tedavinin yapabileceğine işaret eden KRV Eyalet Sağlık Bakanı Barbara Stefens, “bu hastalığa yakalanan insanlar hangi konumda olurlarsa olsunlar, bunları tedavi etme imkanlarımız vardır. Şimdiye kadarki sistemle bugüne kadar 95 bin göçmen kökenli insana ulaşabildik. Elbette bu yeterli değildir. Kök hücre tedavisine yardımcı olabilmek için daha çok insanın kan vermesine ihtiyaç vardır” dedi. İnsanlar hangi kültür, din ve renkten gelirse gelsin, bağışın umut olduğunu belirten DİTİB Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Emine Seçmez şunları söyledi: “Bu organizeyi birlikte yapmamız hem insani, hem de doğal olarak beraber yaşamamızın gereğinden dolayıdır. Ben kanserle ilgili 4 yıl bizzat tecrübe edindim ve hücre naklinin ne olduğuna birebir tanık oldum. İnsanlar hangi kültür, din ve renkten gelirse gelsin, kan bağışı umut demektir. Bir doktor olarak bağış tedaviye cevap versin ya da vermesin, kök hücre nakli bekleyen insanlar bu tedavi sayesinde hayata daha umutla bakıyorlar.”


bizden

Türk ve Alman bayraklarıyla uğurlandı Backnang’daki yangın felaketinde hayatlarını kaybeden anne Nazlı Özcan ve 7 çocuğu, Türk ve Alman bayraklarına sarılı tabutlarla uğurlandı. 10 Mart sabahı Almanya’nın Backnang şehrinde bir Türk ailesinin yaşadığı evde çıkan yangın sonucu elim bir şekilde can veren ailenin 8 ferdi için bugün cenaze töreni düzenlendi. Yangın faciasının meydana geldiği Backnang şehrindeki Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB)’e bağlı Eyüp Sultan Camii’nde düzenlenen programının ardından cenaze namazı kılındı. Türk ve Alman yetkililerce kalabalık topluluğa anlamlı mesajların verildiği cenaze törenine; Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, BadenWürttemberg Eyaleti Başbakan Yardımcısı Dr. Nils Schmid ve Uyum Bakanı Bilkay Öney, AKP Genel Başkan Yardımcısı Mevlüt Çavuşoğlu, İstanbul Milletvekili Metin Külünk, Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba

11

Topluluklar Başkan Yardımcısı Dr. Gürsel Dönmez, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Emin Özavşar, T.C. Berlin Büyükelçisi Hüseyin Avni Karslıoğlu, Stuttgart Başkonsolosu Türker Arı, T.C. Berlin Büyükelçiliği Din Hizmetleri Müşavir Vekili Kazım Türkmen, DİTİB Genel Başkanı Prof. Dr. İzzet Er ve Genel Sekreteri Suat Okuyan, Karlsruhe Din Hizmetleri Ataşesi Mustafa Akpınar sivil toplum kuruluşlarının başkan ve yöneticileri ile çok sayıda Türk, Alman ve diğer milletlere mensup vatandaşlar katıldı. Din Hizmetleri Müşavir Vekili Kazım Türkmen’in kıldırdığı cenaze namazında göz yaşları sel olup aktı. Cenazeler Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) organizesinde özel olarak tahsis edilen THY’na ait uçakla Stuttgart Havalimanı’ ndan memleketleri Afyonkarahisar’a gönderildi. DİTİB Camiası olarak Merhumlara Allah´tan rahmet, yakınlarına sabırlar dileriz.


DİTİB Genel Başkanı Prof. Er, ailelerle bir araya geldi Freystadt DİTİB Fatih Camii tarafından “Aileler Buluşuyor” adı altında düzenlenen programa, cami cemaati ve çevre sakinleri katıldı. Din Hizmetleri Ataşesi Dr. Cafer Acar günün anlam ve önemini belirten selamlama konuşmasının ardından DİTİB Genel Başkanı Prof. Dr. İzzet Er, „bireylerin dindarlığında ailenin rolü“ konulu bir konferans verdi. Aile ve irşad bürolarının önemine değinen Prof. Er, ‘’Diyanet İşleri Başkanlığı 2006 yılında itibaren Türkiye’de bütün müftülükler nezdinde aile ve irşad büroları kurmaya başlamıştır. Toplumumuzun yarısını teşkil eden hanım kardeşlerimizin İslam dini konusunda bilgilenmelerini sağlamak, gelecek nesillerimizin mimarları olan annelerin islami kültürlerini geliştirmek amacıyla kurulmuştur. Bu bakımdan aile, irşad ve rehberlik bürolarına ihtiyaç var ‘’ dedi. Anne ve baba çocuğunun rol modeli olduğunu belirten Prof. Er şöyle konuştu: ‘’Aile toplumun temel öğesidir. Toplumun temeli ne kadar sağlam olursa, toplum da o kadar sağlam olur. Toplumumuzda inançlı çocuklarımızın, mütedeyyin çocuklar olmasını istiyor isek her şeyden önce kendi aile yapımıza bakmak zorundayız. Dolayısıyla çocuğun rol modeli anne ve babadır. Konferanslarda, cami vaaz ve sohbetlerinde aldığınız bilgileri lütfen aile fertlerinizle paylaşınız ve evlerinize intikal ettiriniz. Hadislerden örnekler vererek konuşmasına devam eden Prof. Er, her çocuğun bir fıtrat üzerine tertemiz doğduğunu söyledi. Annenin dinimizde kutsal olduğunu söyleyen Prof. Er, sözlerine şu şekilde devam etti: ‘’Cennet annelerin ayakları altındadır. Cen-

neti ayaklarının altına alabilmek önemli bir mertebedir. Bu mertebeyi kazanabilmek ve koruyabilmek çok önemlidir. Çocuk eğitiminde bilhassa annenin ve genç kızlarımızın çok önemli rolü vardır. Aileler çocukları ile muhakkak ilgilenmeli ve yetişmeleri için elinden ne geliyorsa yapmalıdır. Dinine, kültürüne ve kimliğine bağlı çocuklarımızı anneler yetiştirir. Bu manada DİTİB olarak hanım kardeşlerimizin yetişmelerine büyük önem veriyoruz. Babaların da çocuklarına vakit ayırmaları gerekmektedir. Çocuklarımızı eğitmek için bir anlamda geleceği inşa etmek için düzenlenecek kurs ve etkinliklere iştirak ediniz. Bu amaçla derneklerimizde etkinliklerin yapılması yönünde taleplerde bulununuz. Gençlerimizin gelecekleri ve camilerimizin cemaatleri bakımından hanımların bu hizmetine ihtiyacımız var.’’ Huzurlu ve mutlu toplumun oluşması için ailenin çok önemli olduğunu ifade eden Prof. Er, konuşmasını şöyle tamamladı: ‘’7 yaşına kadar çocuğa ne verilirse onu karşınızda görürsünüz. Bu nedenle çocuklarımızı islami ve ilmi bilgilerle donatmalıyız. Camilerimizde ana sınıfları açmalıyız. Bunları gerçekleştirdiğimizde ancak geleceğe güvenle bakabiliriz. Cennet müjdesine mazhar olmak için çalışmalıyız. Çocuklarımız elimizden çıkmadan zamanı iyi değerlendirmeliyiz. Çevreye çocuğumuzu teslim etmeden tedbirlerimizi almalıyız. ‘Ne ekersen onu biçersin’, ‘hayır ekersen, hayır biçersin’. Allah çocuklarımızı kazananlardan eylesin, hayırlı yetişmelerini nasip eylesin. Varlığımız olan çocuklarımızın kıymetini bilelim. Bu memlekette ‘aileler buluşuyor’ programı çok önemli bir programdır. Bunu sık sık yapmalıyız. Bunun yaygınlaştırılmasını da özellikle istirham ediyorum. Bu bakımdan sizleri tebrik ediyorum.’’

12


bizden

ANA SPONSORLAR DİTİB Nürnberg - 2013 Kültür Şöleni’nin hazırlanıp sizlere sunulmasında bizlere desteklerini esirgemeyen ana sponsorlarımıza katkılarından dolayı teşekkür ederiz.

15


KÜLTÜR ÇADIRI 2012 yılında gerçekleştirdiğimiz Kültür Şöleni’nde Kültür Çadırı’mızı ziyaretçilerimizin beğenisine sunduk.

sohbetlere gerçekleşen fasıllardı. Özlenilen aile ortamında gerçekleşen bu fasıllar bu yılki Kültür Şölenimizde de sürecek.

Cam Üfleme Sanatı, Oltu Taşı Sanatı, Halı Dokuma Sanatı, Tezhip Sanatı, Hat Sanatı ve Ebru Sanatı gibi sanatlarımızın sergilendi, büyük şark köşesinde ve Türkiye’den özel olarak getirtilen taburelerde ise konuklarımız Türk kahvelerini ve kömürlü semaverden çaylarını yudumladılar. Tabi bütün bu imkânları bu yıl da sunacağız. Hem de daha fazlasıyla...

DİTİB Nürnberg - 2013 Kültür Şöleninde geçtiğimiz seneden elde ettiğimiz tecrübelerle gelen tavsiyeleri birleştirmiş bir şekilde sizlere daha iyi hizmet sunabilmek için çalışmalarımız tüm hızıyla sürüyor. Onun için bu sene Kültür Çadırı’mızı da biraz daha büyüttük ve bununla birlikte çay bahçemizin alanını da biraz büyüttük. Bu yıl Kültür Çadırımızda bulacağınız Sanat dalları arasında ise kültürümüzde önemli yere sahip olan Oltu Taşı Sanatı Ebru Sanatı Hat Sanatı Katı Sanatı Cam Üfleme Sanatı Halı Dokuma Sanatı Sedef İşleme Sanatı Ney Atölyesi Altın İşleme Sanatı standları yer almakta.

Sıcak havada bunalanlar ise açık havada kurduğumuz çay bahçesinde bu keyiflerini devam ettirdiler ve eşleriyle dostlarıyla sıcak bir ortamda hoş muhabbetlerine yenilerini eklediler. Kültür Çadırımızda geçen sene en beğenilen hususlardan biri de akşamları canlı müzik, bol köpüklü Türk kahvesi ve ince belli bardaklardan içilen çaylarla, edilen samimi

.. boyunca 4 gun

.. yi Nurnberg’ .. Turkiye’ de

yasayacaksiniz... , 16


bizden

17


YEMEK ÇADIRI Kahvaltıyla başlıyoruz... Her sabah saat 10’dan itibaren peyniriyle, zeytiniyle, domatesiyle, yumurtasıyla, kızartmasıyla, sahanda menemeniyle ve tabi ki sıcacık çayıyla kahvaltı büfeniz sizin için açılacak ve sizi evde kahvaltı hazırlama derdinden kurtarıp; güzel, sıcak bir ortamda, arkadaşlarınızla kahvaltı yapma olanağını size sunacak. Aylar öncesinden başladılar hazırlıklara... Cefakâr, vefakâr annelerimiz, ablalarımız, bacılarımız, genci, kendini genç hissedeni, bir araya gelip, parmaklarınızı yiyeceğiniz, yemeye doyamayacağınız Türk mutfağının eşsiz lezzetlerini sizlere sunmak için çok çalıştılar, içli köfteleri yuğurdular, mantıları büktüler, sarmaları sardılar... Geçtiğimiz senelerden bilinen, yoğun rağbet gören, kendine özgü tadıyla Adana Kebaplarımız da yine görücülüğe çıkacak. Geçen seneki uzun kuyruğun önüne geçmek için ise bu yıl daha büyük bir mangalı ve ge-

çen senenin tecrübesiyle bu senenin daha profesyonel hizmeti birleştirip sizlere daha az bekleyeceğiniz ve daha kaliteli hizmeti Allah’ın izniyle sunacağımızdan emin olabilirsiniz... Yemek reyonumuzda bu sene uzun zamandır beklenen gerçekleşecek... Haliyle herkes Gözleme, Katmer, Adana, Mantı, Sarma, İçli Köfte, Döner, Lahmacun, yiyecek diye bir kaide yok... Onun için, geçtiğimiz senelerde gelen talepleri de dikkate alarak bu sene Hamsi-Tava ve “Eminönü usulü” Balık-Ekmek’le sizlere bir yenilik daha sunmuş olacağız. Sıcak havalarda bunaldığınızda imdâdınıza meşhur İtalyan Dondurmasıyla ana sponsorlarımızdan Compo-Stella, ünlü Maraş Dondurmasıyla Mardo Dondurma, yemekten sonra ise künefesiyle, baklavasıyla, lokmasıyla Emek Baklava sizleri yemek çadırımızda bekliyor olacak...

did

en

Afiyet olsun...

sim

-


SAHNE PROGRAMI DİTİB Nürnberg - 2013 Kültür Şölenimizin sahnesinde bu yıl ilk olarak Grup Şaheser’i ağarlıyacağız. Okuyacakları ilahilerle, türkülerle, yapacakları yarışmalarla şölenimizin ilk gününü süsleyecek, neşemize neşe katacaklar. Şölenimizin ikinci günü olan 10 Mayıs Cuma günü ise sahneye geçtiğimiz yıllarda çok güzel bir performans sergileyen, her sene önceki gösterilerinin üstüne katarak gönlümüzde yer eden, cemiyetimizin talebeleri, miniklerimiz sahne alacak. Miniklerimizin ardından ise Grup Melodi çıkacak karşımıza ve okuyacakları Türkülerle kulaklarımızın pasını silecekler. 2013 Kültür Şölenimizin resmi açılış töreni her zaman olduğu gibi yine cumartesi günü gerçekleşecek. Geçtiğimiz yıl adeta siyasetçi akınına şahit olduğumuz, Dr. Markus Söder’in “İslam Bavyera’nın bir parçasıdır.” açıklamasının oldukça ses getirmesi, diğer siyasetçilerin de bu yönde açıklamalar yapmalarının ardından bu sene de açılış töreninde gerek siyasi cephelerden, gerek Türk ve Alman Sivil Toplum Kuruluş’larından ve cemiyetlerimizden yine yoğun bir katılımın gerçekleşmesi beklenmekte. Açılış konuşmalarının ardından ise sahneye, geçen sene Kültür Çadırı’mızda stand kuran Hatice Yüksel Hanım özel olarak hazırladığı Osmanlı kıyafetleri defilesi ile karşımıza çı-

kacak ve birbirinden güzel, her biri birer sanat eseri olan çalışmalarını bizlere tanıtacak. Ardından Eyüp Sultan Tasavvuf Musikisi Korosu sahne alacak... Kurulalı daha bir sene olmayan, kısa sürede büyük ilerleme kaydeden koromuz seslendireceği ilahilerle kendisinden daha sıkça söz ettireceğe benziyor. Cumartesi sahne alacak iki önemli isim daha var... Birisi Fatih Koca, diğeri Bekir Develi. Gerek önceki senelerden, gerek geçtiğimiz Ramazan ayı boyunca TRT’de yaptıkları programlardan tanıdığımız ve gönlümüzde sanatlarının yanısıra samimiyetleriyle ve cana yakınlıklarıyla da yer eden bu ikili, Fatih Koca ilahileriyle, Bekir Develi stand-up gösterisiyle gönlümüzde yine yer etmeye aramıza katılacaklar. Pazar günü ise bir bizleri coşturan, tarihe bir yolculuk yaşattıran Mehterân-ı Mevlana ekibi sahne alacak. Bu “yolculuğun” ardından bizleri okuyacakları türkülerle Grup Karma kimi zaman hüzünlendirecek, kimi zaman da eğlendirecek. Finali ise her sene yaptığımız gibi bu sene de büyük çekilişle yapacağız. Fenerbahçe-Galatasaray derbisinin gününün ve saatinin belli olmasıyla bu program akışında farklılıklar olabilecektir tabi. Bu dev derbiyi izleyebilmeniz için, dev derbiye yaraşır dev ekran da ayarlandı.


BÜYÜK ÇEKİLİŞ Bu sene de yine biletlerimiz 2 Euro’dan satışa sunulacak ve bu sene de yine BOŞ BİLET YOK! Talihlilerimizin iki Umre, 2x hafta sonu için “3’lük BMW Cabrio”, yine haftasonu için “Mercedes E-Klasse Cabrio” ve lüks otelde tatil, bisiklet, fotoğraf makinası, X-BOX 360, Aspira marka elektrikli süpürge, Grundig LCD televizyon ve tabi ki 2x Umre gibi büyük hediyelerin kazanılabileceği çekiliş için biletler sorulmaya ve heyecan gün geçtikçe çoğalmaya başladı. Geçtiğimiz senenin talihlilerinden umre biletini kazananlar, biz dergimizin bu sayısını hazırlarken Umredeler... Uçak biletini kaza- nan da çoktan gitti-geldi

Türkiye’ye ve bu seneki çekilişi soruyor bile... Boş bilet yok dedik... Onun için her bilet alan misafirimiz, bileti alır almaz teselli ödüllerini de alacaklar. Teselli ödüllerini almaları ise çekilişe katılamayacakları anlamına gelmez. Birnevi ücret karşılığında teselli ödülünüzü 2 Euro’ya satın alacak, böylelikle de çekilişe katılmaya hak kazanacaksınız. Böyle bir çekilişi yapabilmek için elbette sponsorlarımızın desteği çok önemli... Bu bağlamda bizi destekleyen sponsorlarımıza huzurlarınızda tekrar teşekkür eder, çalışmalarında, iş hayatlarında başarılarının devamını Yüce Mevla’dan Mahya ekibi olarak dileriz.


PROGRAM AKIŞI PERŞEMBE (09.05.2013)

CUMARTESİ (11.05.2013)

Saat 14:00 ile 20:00 arası Grup Şaheser... ilahiler, türküler, ezgiler, yarışmalar

Saat 14:00 ile 14:45 arası Açılış Konuşmaları

Saat 21:00’dan itibaren Kültür Çadırı’nda Fasıl _______________________________________ CUMA (10.05.2013) Saat 14:30 ile 18:45 arası Miniklerden Gösteriler Kur’an kursu öğrencilerimiz yine akıllara kazılacak gösterilerini sergileyecekler.

Saat 14:45 ile 15:15 arası Osmanlı Kıyafetleri Defilesi Saat 15:45 ile 16:45 arası Eyüp Sultan Tasavvuf Musikisi Korosu Saat 18:00 ile 19:30 arası Fatih Koca konseri Saat 20:00 ile 20:45 arası Bekir Develi - Stand Up Gösterisi Saat 21:00’dan itibaren Kültür Çadırı’nda Fasıl

Saat 19:00 ile 20:45 arası Grup Melodi - Türkülerle Muhabbet

_______________________________________

Saat 21:00’dan itibaren Kültür Çadırı’nda Fasıl

PAZAR (12.05.2013)

_______________________________________

Saat 14:00 ile 15:15 arası Mehtarân-ı Mevlana

Fenerbahçe - Galatasaray derbisinin günü ve saati belli olduğunda program akışında değişiklikler olabilir. Program akışında eklemeler ve farklılıklar meydana gelebilir. Tam program akışını www.kultursoleni.de adresimizden ve Kültür Şöleninde dağıtacağımız program akışından takip edebilirsiniz.

Saat 16:00 ile 18:00 arası Grup Karma’dan Türkü Dinletisi Saat 18:30 ile 19:30 arası Büyük Çekiliş


BAŞLARKEN... Aylar süren hazırlık sürecinin ardından bütün bu saydıklarımızla karşınıza çıkmaya Allah’ın izniyle hazırız... 4 gün boyunca Türkiye’yi Nürnberg’de yaşayabileceğiniz, belki uzun zamandır görmediğiniz, göremediğiniz arkadaşlarınızı görebileceğiniz, hasret giderebileceğiniz, ailece, çoluk-çocuk hep bir arada, sıcak bir ortamda vakit geçirebileceğiniz, sabah kahvaltısıyla başlayıp akşam çayıyla son verebileceğiniz, uzaktan yakından gelip, stand kurup sizlere türlü türlü ürünler sunacak olan stand sahiplerimizin sundukları hizmetlerden yararlanıp dört gün için tüm hazırlıklar tamam. Geçtiğimiz senelerde olduğu gibi bu sene düzenleyeceğimiz Kültür Şöleninde de misafirlerimizin sayısının artacağına inanıyor ve geçen sene gelen 30.000i aşkın vatandaşımızın bu sene bu rakamı daha da geçeceğine inanıyor ve hepinizi bu organizeye bekliyoruz. Dört gün boyunca siz de bu organizede yerinizi almak, Türk Mutfağı’nın eşsiz lezzetle-

rinden tatmak, Kültür Çadırında sanatlarımızı daha yakından görmek ve tanımak, çocuklarınıza kurulacak Çocuk Parkı’nda eğlenceli saatler geçirmek, sahnede sergilenecek birbirinden ilginç gösterileri kaçırmamak ve Türkiye’yi solumak için 9-12 Mayıs 2013 tarihlerinde kimseye söz vermeyin... Yunus Emre’nin “Gelin tanış olalım, işin kolayı kılalım. Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz.” sözünden de yola çıkarak birlik beraberliğimizi pekiştirelim. 2013 Kültür Şöleninin hazırlanıp sizlere sunulmasında bizlere desteğini esirgemeyen ana sponsorlarımız Turkcell Europe’a, ZA-RA Markt’a, Compo-Stella’ya ve KKH - Die Kaufmännische Krankenkasse’ye da huzurlarınızda bir kez daha teşekkür ederiz. NOT: Cuma ve cumartesi günleri LIDL’e park eden araçlar anons edilmeden çekilecektir. Moral bozuklukların önüne geçebilmek için toplu taşıma araçlarıyla gelmenizi, arabanızla geldiğiniz taktirde de aracınızı Vogelweiherstraße’de bulunan (Siemensbrücke’nin arka tarafı), anlaşmaya vardığımız Siemens’in park yerine park etmeniz önemle rica olunur! Siemens’in bize sunduğu bu park alanı dört gün boyunca ücretsizdir


B

KÜLTÜR SERGİSİ Stand No 24 3m x 3m Stand No 23 3m x 3m

Stand No 22 4m x 3m

Stand No 21 3m x 3m Stand No 20 3m x 3m

Stand No 19 4m x 3m

Stand No 18 4m x 3m

Stand No 16 3m x 3m

OTURMA ALANI

Stand No 17 3m x 3m

GİRİŞ

No 10 4m x 3m

Stand No 11 4m x 3m

Stand No 12 3m x 3m

Stand No 13 3m x 3m

Stand No 14 4m x 3m

Stand No 15 4m x 3m


o

m

MUTFAK

DEPO

YEMEK REYONLARI

YEMEK REYONLARI

YEMEK REYONLARI

ÇAY OCAĞI

KÜLTÜR SERGİSİ

Stand No 30 4m x 3m

Stand No 29 5m x 3m

Stand No 28 4m x 3m

Stand No 27 4m x 3m

Stand No 26 4m x 3m

Stand No 25 3m x 3m

Stand No 24 3m x 3m

OTURMA ALANI

OTURMA ALANI

Stand No 1 3m x 3m

Stand No 2 3m x 3m

Stand No 3 4m x 3m

Stand No 4 3m x 3m

Stand No 5 3m x 3m

Stand No 6 3m x 3m

Stand No 7 3m x 3m

Stand No 8 3m x 3m

Stand No 9 3m x 3m

Stand No 10 4m x 3m

Stand


bizden

OKU DİYE KISA YAZDIM YAZIYI Bedirhan GÖKÇE İnsanın çizgileri olmalı. Ya duracağı yeri bilmeli ya da birisi ona bunu halince bildirmeli. Bildirmeli derken; Döverek, söverek, kırarak ve dökerek değil, halince yani… İnsanın bir dur durağı olmalı, taşacağı kadehi bilmeli, köpüreceği suya dikkat etmeli. Etmeli ve biraz da eylemeli, fren mesafesini önceden hesap etmeli. Yolların karlı-buzlu havada başka, kurutozlu havada başka, yağmurlu havada başka olduğunu bilmeli. Nerede nasıl gitmesi gerektiğini anlatan usta şoförlere arada bir kulak vermeli. Bunu mutlaka test etmesi gerekirse daha önce yapılmış test sonuçlarını gözden geçirmeli ama bunu denememeli… *** İster otokontrol diyelim adına, ister anababa-arkadaş-eş-dost freni… Evet kırmızı çizgileri olmalı insanın, hem de kendinden çizgili… Utanmak ne eşsiz bir duygudur oysa, İNSAN utanabilmeli!.. Ar duygusu varsa bir parça birinde, o’na ve onun adına sevinmeli… Arada yüzü kızarabiliyorsa bu devirde bir

27

gencin, onun eline eteğine belki de yüz sürmeli. Evet kırmızı çizgileri olmalı insanın ve arada edebinden yüzü yere inmeli. Başını dikerek bağıra bağıra konuşan nice eli belinde edepsizlere, belki de hiç konuşmadan duruşunun asaleti ile cevap vermeli… Klavyenin başında aslan kesilen ama ayna da kendi gölgesinden korkan nicesine; aslında hiç ilişmemeli Hatta onun adına utanıp, onun adına kederlenmeli Uzun uzadıya yazmayacağım bunu, yazılmamalı da bence. Herkes kendine sormalı şimdi; “En son ne zaman yüzüm kızardı benim”? Ben yüzümü kızartacak, bir şey yapmamış olsam bile….


din

Hayata Kulluk Mührünü Vurmak Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı

“Ben cimleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zâriyât, 51/56.)

T

ürkçemizdeki “kulluk”, Arapçada “ubudiyet”, kelimesi ile ifade edilir. Bu kelimenin kökeninde, bir varlığa karşı en mükemmel manada tevazu ve hürmet göstermektir. Kelime, sebebini sorgulamadan verilen emirlere her yönüyle itaat manasına da gelir. İnsanın bu dünyada var oluşunun esas sebebi, Allah’a ibadet etmektir. İbadet ise, sadece namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek gibi belirli dini emirlerden ibaret değildir. Geniş manada ibadet, hayatın her alanında ilahi buyrukları yerine getirmek, Allah’ ın rızasını kazanmayı amaç edinmektir. Kullukta bir tarafta bütün mükemmelikleri kendisinde toplayan mutlak kudret sahibi Allah Teala vardır. Diğer tarafta da O’nun nihayetsiz yüceliği karşısında hayranlık duyan insan vardır. Bu gerçek de bizi şu sonuca götürür: Kul, Rabbini sıfat ve isimleri ile tanıma konusunda derinleştikçe, kendi acizliğini, sınırlı ve muhtaç oluşunu daha iyi kavrayacaktır. Bu da onun Yüce Mevla’ya daha fazla yaklaşma ve yakınlaşmasına vesile olacaktır.

29

İnsanın kulluk etmeye neden ihtiyaç duyduğu şöyle izah edilir: İnsanın hayatı, tat ve lezzetlere varma, acı ve kederlerden uzaklaşma şeklinde cereyan eder. Bu dürtüler, insandaki ümit ve korkunun da kaynağıdır. Bu sebeple o, üstün kudret sahibi olarak gördüğü bazı varlıkların kendi derdine çare olacağına inanır ve onlara tapınır. Kulluk, belirli bir hayat tarzının insana zorla dikte edilmesi, dayatılması şeklinde anlaşılmamalıdır. Aksine kulluk kişinin kendi iradesiyle gerçekleşir ve ancak bu şekilde bir anlam ifade eder. Dolayısıyla müminler, severek Allah Teala’ya kulluk ederler. Çünkü O’nun, sonsuz rahmet ve şefkatiyle kendilerini kucakladığını çok iyi bilirler. Nitekim Fatiha’da önce Yüce Allah’ın rab, rahman, rahim sıfatlarından bahsedilir; daha sonra da kulluğun sadece O’na yapılacağı müminlerin dilinden bir şükran ifadesi olarak dökülür. Yine müminlerde sevginin zirvesini ilahî sevgi oluşturur. Dayatma ve zorlamanın olduğu yerde sevgiden bahsedilmez. Bu da gösteriyor ki kulluğun temelinde sevgi vardır. Kulluk şuurunda olmak, kul olduğunun farkında olmak, bunu bir bilinç haline getirmektir. Bu da sadece bilgi sahibi olmak ve inanmakla gerçekleşmez. Çünkü şuur


sahibi olmak, bilgi sahibi olmanın ötesinde bir şeydir. Günümüz Müslümanlarının çoğunluğunun bu anlamda bir kulluk şuuruna sahip olduklarını söylemek zordur. Çünkü çoğu müslüman’da kulluk, bir hayat tarzı bir yaşam felsefesi haline gelememiştir. Kulluğun gerektirdiği değerler hayata hâkim değildir. Aksine vahiy dışı, şeytani telkinler düşünce ve davranışlara yön vermektedir. Müslümanların önemli bir kısmı, namazlarını disiplinli bir şekilde yerine getirmemektedir. Ayrıca kılınan namazların, hayatın bütün alanlarında ilahî buyruklara teslimiyetin bir simgesi olduğu yeterince kavranamamıştır. Günde beş vakit tekrarlanan namaz, eğer bir şuur uyanıklığı içerisinde eda edilmezse, zamanla derinlikten yoksun, tekrarlanan bir adet hâline dönüşür. Bu şekilde yapılan ibadetler de bir iç derinliği kazandırmaz. Manevi ve ruhsal hayatta tekâmüle erdirmez. Ancak ‘ihsan’ şuuruyla yani Allah’ı görüyormuşçasına secde ve rükûlar yapılırsa, işte o zaman eda edilen namazlar adeta her gün insanın eğitildiği mekteplere dönüşür. Namazda şekil şartı elbette ki önemlidir; ancak ebedi kurtuluşun, ilk şartının da namazda huşudan geçtiği unutulmamalıdır. Namazlar, ‘ihsan’ eğitiminin yani ilahî murakabe altında olma şuurunun yoğunlaştığı zaman kesitleridir. Bu şekilde eda edilen namazlar sayesinde ihsan şuuru, ferdi hayattan aile hayatına, ticaret-

ten eğitime, siyasetten sanata, kısaca bütün insani faaliyet alanlarına yayılır. Artık hiçbir meşgale, mümini Allah Teala’nın zikrinden, O’nun murakabesi altında olduğu şuurundan alıkoymaz. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurur: “Kulum, kendisine farz kıldığım şeylerden daha sevimli bir şeyle bana yaklaşamaz. Kulum nafile ibadetlerle de bana yaklaşmaya devam eder, ta ki ben onu severim. (Sevince de) artık onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı olurum. Benden isterse muhakkak ona (istediğini) veririm. Bana sığınırsa muhakkak onu korur ve kollarım.” (Buhârî, Rikâk, 38.) Kulluk şuuruna sahip olmak, Allah Teala ile alakanın kesilmemesi demektir. Çünkü unuttuğumuzda, hemen Rabbimizi hatırlamamız bizden istenmektedir. Kulluk, müminin hayatının her alanına rengini verir. Kulluk bilincine sahip olan, ticari hayatta müşteriyi aldatmaz. Sağlık kurumunda hastaya karşı hoyratça davranmaz. Eğitimde görevini savsaklamaz. İdarede adalet ve ehliyetten sapmaz. Toplumsal hayatta fitne ve fesada karşı duyarsız kalmaz. İnsanların günah ve isyana sürüklenmesi karşısında sorumsuzca davranmaz. Kısaca ibadet, şu ayette belirtildiği gibi, yaşanan zamana ve mekâna kulluk mührünü vurmaktadır. “Ey Muhammed! De ki: ‘Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir.” (Enam, 162.)

30


en sevgili

Allah Rasulü’nden Bilgeliğe Giden Kırk Anahtar (6. Bölüm) Derleyen: Serhat ÖNDER

Kim haksız yere iman ederek bir Müslüman’ın hakkını yerse, Allah ona cehennemi vacip kılar; ona cenneti de haram eder (Müslim, İman, 137)

Zenginlik mal çokluğu ile değil, gönül tokluğu iledir. (Buhari, Kitabu’r-Rikak, 11/231, 232)

Veren el alan elden hayırlıdır. Önce ailenden başla. Sadakanın hayırlısı ihtiyaç duyulma yan şeyden verilenidir. İffet gösterip kimseden bir şey istemeyene Allah iffet verir. Zenginlik gösterene Allah zenginlik verir.

(Buhari, Zekât, 3/234, 235)

Kendini yüksek gören herhangi bir şeyi alçaltmak Allah’ın üzerine haktır. ((Buhari, Rikak, 6/55)

31


din

39


din

NAKIŞ NAKIŞ KÂİNAT HASSAS DENGELER Derleyen: Yunus Emre TURAN

Geceyi, gündüzü, Güneş’i ve Ay’ı yaratan O’dur; her biri bir yörüngede yüzüp gitmektedir Enbiya, Suresi, 33

33


Üzerinde yaşadığımız dünyamız çok hassas dengeler üzerine oturtulmuş, üstelik bu dengeler özel olarak insanoğlu için ayarlanmıştır. Eğer mevcut yüzlerce dengeden birkaçını yakından incelersek, yaşadığımız dünyanın bizim için nasıl dizayn edildiğini daha iyi anlarız. Yerçekimi: Eğer daha güçlü olsaydı; Dünya atmosferi çok fazla amonyak ve metan biriktirir, bu da hayat için çok olumsuz olurdu. Eğer daha zayıf olsaydı; Dünya atmosferi çok fazla su kaybeder, canlılık mümkün olmazdı. Güneşe uzaklık: Eğer daha fazla olsaydı; gezegen çok soğur, atmosferdeki su döngüsü olumsuz etkilenir, gezegen buzul çağına girerdi. Eğer daha yakın olsaydı; gezegen kavrulur hayat imkânsızlaşırdı. Yer kabuğunun kalınlığı: Eğer daha kalın olsaydı; atmosferden yer kabuğuna çok fazla miktarda oksijen transfer edilirdi. Eğer daha ince olsaydı; hayatı imkânsız kılacak kadar fazla sayıda volkanik hareket olurdu. Dünyanın kendi çevresinde dönme hızı: Eğer daha yavaş olsaydı; gece gündüz arası ısı farkları çok yüksek olurdu. Eğer daha hızlı olsaydı; Atmosfer rüzgârları çok çok büyük hızlara ulaşır, kasırgalar ve tufanlar hayatı imkânsızlaştırırdı. Ay ile Dünya arasındaki çekim etkisi: Eğer daha fazla olsaydı; Ay’ın şiddetli çekiminin, atmosfer şartları, dünyanın kendi eksenindeki dönüş hızı ve okyanuslardaki gelgitler üzerinde çok sert etkileri olurdu. Eğer daha az olsaydı; şiddetli iklim değişikliklerine neden olurdu.

Gök cisimleri evrende hareket halindedirler. Bu hareketler son derece kontrollüdür ve tüm cisimler hesaplanmış bir yörüngede seyrederler. Kur’an-ı Kerim’de, öncelikle gözlemlenebilen gök cisimleri olan Güneş ve Ay’dan başlayarak, bu yörüngelerin ve hesaplı olmalarının örnekleri verilir. Kur’an-ı Kerim’de bildirildiğine göre; “Güneş ve Ay (belli) bir hesap iledir.” (Rahman, Suresi 5) Yine Güneş ve Ay’ın konu edildiği bir âyette; “Ne Güneş’in Ay’a erişip-yetişmesi gerekir, ne de gecenin gündüzün önüne geçmesi. Her biri bir yörüngede yüzüp gitmektedir” (Yasin Suresi, 40) denilmiştir. Aynı gerçeğe dikkat çeken bir başka âyet ise şöyledir: “Geceyi, gündüzü, Güneş’i ve Ay’ı yaratan O’dur; her biri bir yörüngede yüzüp gitmektedir.”(Enbiya,

Suresi, 33)

Günümüzde kabul gören teoriye göre evrendeki büyük ve kütleli cisimler, kendilerinden küçük cisimlere karşı bir çekim kuvveti uygularlar. Bu şekilde, örneğin Ay, kendisinden daha ağır kütlesi olan Dünya’nın etrafında bir yörünge çizmektedir. Dünya ve Güneş sistemindeki diğer gezegenler ise Güneş’in etrafında bir yörüngede hareket ederler. Güneş sistemi’nin de yörüngesinde bulunduğu daha büyük bir sistem mevcuttur. Bu detayların can alıcı noktası ise şudur: Tüm uzaydaki yıldızlar, gezegenler ve diğer cisimler bu hareketleri esnasında kontrolsüz bir harekette bulunmazlar. Birbirlerinin yörüngelerini kesmezler, birbirleriyle çarpışmazlar.

Dünyanın manyetik alanı: Eğer daha güçlü olsaydı; çok sert elektromanyetik fırtınalar olurdu. Eğer daha zayıf olsaydı; güneş rüzgârı denilen ve güneşten fırlatılan zararlı partiküllere karşı dünyanın koruması kalkardı. Her iki durumda da hayat imkânsız olurdu.

34


din

Derleyen: Harun ÖNDER Dua: Dr. Senai DEMİRCİ el-Melik... Bütün kâinatın, görülen ve görülmeyen bütün âlemlerin tek sahibi ve mutlak surette tek hükümdârı. Mülkünde istediği gibi tasarruf edendir. Bir hükümdarda devletin bütün erkleri (yasama, yürütme, yargı) nasıl toplanırsa Allah (c.c.) da gerçek bir hükümdar, hükümdarlar hükümdarı olarak bu güçleri mutlak ve sınırsız anlamda kendisinde bulundurmaktadır. Çünkü O, her şeyin yaratıcısı ve gerçek sahibi olarak böyle bir hakka sahiptir. Mü‘minun suresi 116. ayette şöyle buyrulmaktadır: „Mutlak hakim ve hak olan Allah, çok yücedir. O‘ndan başka ilah yoktur. O, yüce Arş‘ın Rabbidir.“ Üzerinde yaşadığımız dünya ve onu çevreleyen atmosfer, buna ilaveten, bu dünyanın içinde yer aldığı gezegenler sistemi ile ilgili bugünkü bilgilerimiz, yaratılmış her şeyin bir „kanunlar manzumesi“ ile idare olduğunu ve hiç bir şeyde „başıboşluk“ olmadığını gösteriyor. Hem öyle bir idare ki, tek bir „Kürsi“den geliyor emirler ve tek, muhteşem bir „kudret eli“nin damgasını, mührünü taşıyor her şey ve her olay. Allah (c.c.) gerçek güç ve iktidar sahibidir. Görünüşte insanları, insanların işlerini yetkili ve nüfuzlu insanlar yönetirler. Ama aslında her şey O el-Melik‘in izni ve yaratması ile meydana gelmektedir. O‘nun izni ve yarat-

35

ması olmadan hiçbir yetkili ve nüfuzlu kişi ne bir kimsenin işini görebilir, ne de kimseye zarar verebilir. Nitekim Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri şöyle buyurmaktadır: „Hepimiz, eşi, ortağı bulunmayan bir hâkim ve başlı başına bir mâlik olan Hakk Teâlâ‘nın emri altında, ayrı ayrı ve ortak vazifeler alan birer memuruz. O‘nun koyduğu ahkâm ve nizamla, O‘nun tayin ettiği mevkilerimiz ve yaratıp emanet olarak verdiği yetki nispetinde vazife yaparız. Amir ancak O, hâkim yalnız O, mâlik yine sadece O‘dur. O‘ndan başka âmir, O‘na benzer hâkim, O‘na ortak mâlik yoktur.„ Melik ism-i şerifinden nasibini almış bir kul, o ism-i şerifinin sırrına vasıl olmuş bir kuldur. Hem kendi nefsine „hâkim“ olmuş, hem de başkalarının hakkına-hukukuna...

Kimsenin kimseye fayda vermediği gün hüküm senin. Gökler yarılırken sahibim sensin. Yıldızlar dağılırken sahibim sensin. Varlığım bana ait değil, Varım-yoğum senin. Elimde olanlar benim değil, Sahiplendiklerim de senin. Yokluğa düşürme beni, an senin. Darlık verme kalbime, mekan senin. -Âmin-


din

37


38


to mbi yol arkadaäim

L

LA

HE

L

LA

HA

Mini Salami Äxmdx seqkxn Marketlerde a nk bik ka m to

k

bi

m

to

TAMTÜRK, Arnold-Dehnen-Str. 39* 47138 Duisburg Tel.: 0203 / 417 98 30 * Fax.: 0203 / 417 98 47


din

Çocuklara Okumayı Nasıl Sevdİreceğİz? Dr. Ali SOYLU - DİTİB Schirnding Din Görevlisi

B

ilindiği üzere Kur’an’ın insanlık alemine ilk mesajı “oku”dur. İlahi mesajın ilk böyle gelmesinin hikmeti, herhalde insan varlığının okuma ve anlama karşısında öteden beri takındığı olumsuz tavır olsa gerektir. Biliyoruz ki, okuma sadece yazılı bir metnin telaffuz edilmesi ve anlaşılması değildir. Yani okumanın nesnesi sadece kitap değildir. Evrenin/Kâinatın, olayların, eşyanın ve insanın bir kitap gibi okunması ve böylece yaratılışın hikmetlerine vâkıf olunması da bir tür okumadır. Bu mânâda canlı ve cansız her varlık bir kitaptır ve her kitap da görülmeyi, müşahede edilmeyi, duyulmayı ve dinlenilmeyi beklemektedir. Yani kainatta görülen her şey bir kitaptır ve insanoğluna her an birşeyler fısıldamaktadır. Hal böyle olunca insanlara okumayı, özellikle de çocuklara okumayı nasıl öğretmeliyiz ve sevdirmeliyiz? Acaba hangi yöntem ve usuller takip edilirse iyi sonuç elde edilir? İfade etmeliyim ki, bu konuda çok şeyler yazılıp çizilmiştir. Özellikle modern zamanlarda üzerinde durulan usul ve yöntemlerin bir çoğu, sadece insanların kaleme aldığı kitapların ve makalelerin okunmasına yönelik olmuştur. Bu yaklaşım bize göre eksiktir ve yetersizdir. İnsanların yazdıklarını okumak, onların üzerinde düşünmek elbette önemlidir. Ancak, Allah’ın insanlara gönderdiği vahyi ve yarattığı varlıklarda gizli bulunan hakikatleri okumak ve onları keşfetmek

41

çok daha önemli olsa gerektir. Böyle bir okuma biçimi, bizim medeniyet havzamızda irfan olarak adlandırılır. İrfan, bilmenin yanında anlamayı ve varlığın bir kısım sırlarına vakıf olmayı da içerir. İşte gerçek okuma, bu şekilde hikmeti de içeren okumadır. Mükemmele doğru yürüyen bir insan ve toplum inşa etmenin yolu her halde buradan geçmektedir. Bu kısa açıklamadan sonra asıl konumuza dönebiliriz: Çocuklara okumayı nasıl sevdirelim? Usul ve metodumuz ne olsun? Evvela sevgi. Sevgi anahtarının açamayacağı kapı pek yoktur. Çocuklara okumayı alıştırırken ve sevdirirken onlara, Hz. Peygamber (s.a.v)’in yaptığı gibi, zorlaştırmak yerine kolaylaştırarak, nefret ettirmek yerine sevdirerek, korkutmak yerine sevgi ve şefkat göstererek, onların seviyelerine inerek anlayabilecekleri hikmetli, güzel bir dil ile yaklaşmak gerekir. Kur’anı Kerim de bize aynı metodu öğretmektedir: “(Ey Muhammed!) Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et.” (Nahl:125) “Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi” (Al-i İmran: 159) Çocukları eğitmek bu arada onlara okuma


ve bilgiye ulaşma sevgisini aşılamak için peygamberi bir metot uygulamak gerekir. Bu konularda en büyük örnek Hz. Peygamber’dir. O, güler yüzlü, tatlı sözlü idi. Kimseye fena söz söylemez, kimseye kötü davranmazdı. Sert ve katı değildi, fakat heybetli ve vakarlı idi. Gülmesi, gülümseme şeklinde idi. Okumaya küçük yaşta, çocuğun merakını uyandıracak ve şahsiyetini islama göre ve milli değerlerimize göre şekillendirecek kitaplarla başlanılması uygun bir davranış olur. Mesela, çağdaş kültür onların hayal dünyasına sahte kahramanlarını (futbol, müzik vb.) sokmadan, Kur’an kahramanlarını; Hz. İbrahim’i, Hz. İsmail’i, Hz. Musa’yı, Hz. Yusuf’u ve Hz. İsa’yı, milli kahramanları; Kanuni’yi, Yavuzu, Mehmet Akif’i, Mevlana’yı, Yunus Emre’yi ve onların güzel hikayelerini sokmak harika bir davranış olur. Tabii ki güzel, anlamlı ve eğitici masal, roman ve hikaye kitaplarını da bu konuda dikkate almak gerekir. Peki neden küçük yaşta? Çünkü Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Küçük yaşta ilim elde etmek, taşa yazı yazmak, yaşlılıkta ilim öğrenmek ise suya yazı yazmak gibidir” “Gençliğinde Kur’an öğrenen kimsenin eti ve kanına Kur’an karışır (bu kimse, Kur’an ile yetişir).” Bu sözleriyle Peygamberimiz (s.a.v), insan için gerekli olan bilginin küçük yaştan itibaren verilmeye başlanmasını tavsiye etmektedir. Çocuklara yaşlarına, seviyelerine ve ilgilerine göre kitap verilmesi, okumalarını zevkli hale getirecektir. Okumak bir alışkanlıktır aynı zamanda. Bu alışkanlığı çocuklara kazandırmanın en kestirme ve etkin yolu onlara büyüklerin örnek olmasıdır. Eğer evde bir kitaplık bulunuyor

ve büyükler de kitap okuyorsa, çocukların kitap okuması ve bunu alışkanlık haline getirmesi kuvvetle muhtemeldir. Çocukların düşünme, konuşma, duyma ve görme gibi yeteneklerinden hangisinin ağır bastığını teşhis ettikten sonra kitap ve materyal sağlama yoluna gidilmesi, okumayı sevdirmede etkili olacaktır. Çocukların sorma ve araştırma meraklarının canlı tutulması, okumayı alıştırmada ve sevdirmede etkin bir yöntemdir. Bunun için onların soru sormalarına olanak tanımak, cevap vermede usanç göstermemek, sabırlı olmak önemlidir. Hangi bilgiye nasıl ulaşılacağının öğretilmesi de okumanın sevdirilmesinde önemli bir faktördür. Gerçekten insanlar çoğu kez ne okuyacaklarına karar verememektedirler. Bu anlamda çocuklara rehberlik yapmanın faydalı bir davranış olacağı aşikardır. Doğru ve zamanında rehberlik yapmak, merakı uyandırma ya da tetiklemede de etkin bir metottur. Çocukların doğru okumalarına, doğruyu okumalarına ve doğru bir niyetle okumalarına yardımcı olunmalıdır. Her şuurlu bakışın bir okuma olduğunu çocuklara öğretmek, olaylara ve eşyaya yamuk bakmanın okuma olmadığını, her şeyden bir ders çıkarılmasının insan için çok gerekli olduğunu onlara içselleştirmek, erdemli ve bilge insan olmanın ancak bu şekilde mümkün olacağını onlara hatırlatmak faydalı olacaktır. Her türlü faydalı bilginin insanı Allah’a götürmesi gerektiğini, yeryüzündeki serüvenimizin ve yolculuğumuzun Allah’a doğru bir yürüyüşten ibaret bulunduğunu, hayat yolculuğundaki bütün okumaların gayesinin bu ana hedefe, yani Allah’ doğru yürümeğe kilitlenmek olduğunu çocukların temiz kalplerine nakşetmek gerekir.

42


din

Genç Kızlarımızı

B

u konuya öncelikle kızları mutlu evlilik yapmış anneler ile konuşarak başlamak istiyorum...

İki kızını evlendirmiş bir anne şunları söyledi: ”Ben üvey anne diye bir kitap okumuştum (Ahmet Lütfi Kazancı’nın). Ve ondan çok etkilenmiştim. Kızlarımın böyle anne sevgisine muhtaç yetimlere anne olabilmelerini çok arzu ettim. “Genç Kızlarımıza Nasihatler“ adında bir kitap vardı. Onu kızlarıma çok okudum. Onlara gerekli olabilecek bütün bilgileri vermeye çalıştım. Büyük kızımı evlendirirken, bana anne demese darılmayacağımı ama kaynanasına anne demezse darılacağımı, ona hizmet etmezse bana hizmet etmemiş gibi üzüleceğimi anlattım. Bu anlattıklarım okadar içine işlemiş ki evlendiği gecenin sabahında kalkıp kaynanasına kahvaltı hazırlamış. Kadıncağız çok şaşırmış ve sevincinden uçmuş”. Hala unutamıyormuş bu olayı... Bu anlatılan olay çok önemli, bu şekilde yetişen genç kız şu anda çok iyi bir anne ve anneside o benimde annem sanki, oysa ben onun annesiyim ama o benim en büyük dayanağım diyor... Aynı hanım ikinci kızının evlilik alışverişinde kuyumcuda kayınvalidenin seçtiği bileziklerin yarısını bıraktırmış ve borçla bunları alma, onların huzuru olsun yeter ille de çok takmak istersen müsait olduğun zamanlarda evlilik yıldönümlerinde takarsın demiş. Kuyumcu çok şaşırmış ve bu zamana kadar bileziği bıraktıran kız annesi görmedim...

43

Çok aldırmak için kavga edene çok şahit oldum ama geri bıraktıranı görmedim diye hayretini dile getirmiş. Kızını evlendirip ilk torununa kavuşan bir başka annede şunları anlattı: ”Benim fazla bir şey yapmama gerek kalmadı. Çünkü kızım çocuk eğitimi konusunda meslek yaptı. Dolayısıyla daha evlenmeden bütün teorik bilgilere sahipti. Kızım ayrıca yengesinin çocuğuna bakarak bu teorik bilgilerinin pratiğini de yapmış bizzat uygulamış oldu” Soru yönelttiğim on kadar anne “Herşeyden önce kızlarımıza bir evi çekip çevirecek işleri” öğrettiklerini belirttiler... “Kardeşlerine bakmaları onlar için en güzel deneyim oldu”... Tam da bu noktada dile getirilmesi çok önemli olan bir konu var: Kardeş yada akraba çocuklarına bakmak bıktırıcı boyutlara ulaşmamalı. Zira böyle olursa ters tepki oluşur. Aynı soruyu genç kızlara yönelttiğimde kardeşlerine baktığı için anneliğe hazır olduğunu ve çocuk bakımını çok iyi bildiğini söyleyen genç kız “Ama evlenince birkaç sene çocuk yapmayacağım. Zira çocuk bakmaktan bıktım” diye ekledi... O halde bütün sorumluluğu onlara atarak genç kızları çocuk bakmaktan bezmiş bir halede getirmemeliyiz... Genç kız iken baba ocağında bir evde yapılması gereken tüm işlerin pratiğini yapmakla kalmayıp kardeşlerinin bakımına da yardımcı olan genç kızlar elbetteki evlenip çocuk sahibi olduklarında acemilik çekmezler. Ancak herşeyden önemlisi


Annelİğe Hazırlamak

kızlarımız evliliğin amacının hayırlı evlatlar yetiştirmek olduğunun bilincinde olmalılar. Bu bilinci mutlaka yerleştirmiş olmamız lazım. Aksi halde ne kadar bilgi ve beceriye sahip olsalarda çocuğun meşakkatine geceler boyu uyku yüzü göstermemesine katlanamaz ve gerekli sevgiyi şefkati onlara en lazım olduğu anda göstermeyebilirler. Uykusuzluğa katlanamayan annenin sinirli ve huysuz olması çocuğu duygusal olarak etkiler, karakterine mutsuzluk ve karamsarlık yerleşebilir. Çocuklarımıza bu kötülüğü yapmamak için fedakarlıktan mutluluk duyacak ve bu zorlukların annenin ayağının altına cenneti sereceği bilincinin yerleştirilmesi lazım... Bu bilince sahip bir genç kız elbetteki fedakar bir anne olur ve fedakarlıklar onun sevap makinesi, sevap kaynağı haline gelir. Bunu bir kazanım olarak görür. Çünkü ANNELİK FEDAKARLIKTIR. KARŞILIKSIZ VEREBİLMEKTİR. Bu çok önemli konuda kızlarımız nasıl anne olsunlar istiyorsak öncelikle bizim öyle bir anne olma zaruretimiz vardır. Öncelikle kendimiz iyi anne olmalıyız. Anlayışlı ve fedakar bir anne olmalıyız. Çocuklarımız hangi çağda ve zamanda yaşıyorlarsa o döneme göre yetiştirmeliyiz. Hz Ali(R.A) ”Çocuklarınızı bulundukları çağa göre yetiştiri-

niz” buyuruyor. Çocuklar söylenenleri değil yaşanılanları kopyalarlar. Biz kızlarımıza iyi bir anne modeli olmalıyız. Herşeyden önce çocuk, Allah’ın insana verdiği bir emanettir. Bu emaneti iyi işlemeyi iyi muhafaza etmeyi kızlarımıza öğretmemiz gerekir. Çocuklarımızın iki şeye ihtiyaçları vardır: 1- Allah ve peygamber sevgisiyle büyümek, ruhunun Kur’an ile beslenmesi 2- Dünyada yaşantılarını sürdürebilecek, helal rızık kazanabilecekleri bir meslek sahibi olabilmeleri ve bu mesleklerini dürüstçe yapabilecekleri ahlaki anlayış.... İşte biz kızlarımızı bu bilinçle yetiştirirsek onlarda bu bilince sahip anneler olabileceklerdir... Çünkü insan karakterini en çok yetiştiği aile ortamı etkiler. O HALDE İYİ ANNELER YETİŞTİREBİLMEK İÇİN ÖNCE İYİ ANNELER OLMALIYIZ... ÇÜNKÜ BÜTÜN İNSANLIK ANNELERİN FEDAKAR RUHLARINA VE ŞEFKAT DOLU KUCAĞINA MUHTAÇ... Fatma BAYINDIR DİTİB Hof Bayan Din Görevlisi

44


İhtiyarlıktan

mesneviden öğütler

İhtiyarın biri, bir doktora “ Dimağım yorgun, aklım yerinde değil” dedi. Doktor dedi ki . “ O akıl zayıflığı ihtiyarlıktandır” ihtiyar “ Gözüm de kararıyor” dedi. Doktor “Koca ihtiyar, ihtiyarlıktan” dedi. Adam “ Arkam dehşetli ağrıyor”deyince doktor dedi ki: “A zayıf ihtiyar, ihtiyarlıktan!” Adam “ Ne yiyorsam hazmedemiyorum” dedi. Doktor “ Mide zayıflığı da ihtiyarlıktan” dedi. Adam “ Nefes alırken sıkıntı çekiyorum, nefes darlığım var” dedi. Doktor dedi ki: “Evet, nefes darlığı da ihtiyarlıktan. Ihtiyarlayınca insanda iki yüz türlü illet peyda olur.” Ihtiyar kızıp “ Be ahmak, lafın hep bu mu, sen doktorluktan yalnız bunu mu belledin? Be herif, Allah her derde bir dermen verdi, bunu bilemiyor musun? Sen ahmak bir eşeksin, bilgin de kıt, aklın da ayağın kısa olduğundan yeryüzünde kalakalmışsın” dedi. Doktor cevap verdi “ Ey yaşı altmış, işi bitmiş adam bu kızgınlık, bu hiddet de ihtiyarlıktan!” vücudun bütün cüzüleri, zayıflar, yıpranır, sabır da azalır. Iki çift söze bile tahammül edemez, haykırır. Bir yudum suyu bile hazmedemez, kusuverir! Ancak Allah sarhoşu olan ihtiyar müstesna. O tertemiz bir yaşayışa sahiptir. Zahiren ihtiyardır ama hakikatte çocuk. Zaten o veli ve nebi nedir ki? Eğer iyinin, kötünün yanın da zahir olmasalar bu aşağılık kişilerin onlara şu hasedi neden? Onlar yakin ilmini bilmiyorlarsa onlara karşı bu buğuz, bu hilekarlık, bu kin ne? Onlara düşman olanlar ölümden sonra dirilmeyi ve kıyamet günün bilselerdi kendilerini keskin kılıca nasıl atarlardı. O pir sana gülümser, fakat sen onu öyle görme, onun için yüzlerce kıyamet var. Cennet, cehennem hepsi onun cüzüleri. Ne düşünürsen, o, o düşünceden de üstün. Ne düşünüyorsan yokluk kabul eder, fakat düşünceye sığmayan yok mu? Işte Allah odur. Için de kim olduğunu biliyorsa, evin kapısında ki küstahlık neden? Ahmaklar Mescidi ulularda gönül ehlinin gönlünü yıkmaya çalışır. Halbuki o mecazidir be eşekler, bu hakikat. Uluların gönülden başka Mescidi yoktur. Herkesin secdegahı olan velilerin gönül mescitlerinde Allah vardır. Allah erinin gönlü derde düşmedikçe Allah, Hiçbir milleti rüsvay etmemiştir. Peygamberlerle savaşa girişenler, onları cisim görüp kendileri gibi insan sanmışlardır. Sen de o ilk gelenlerin ahlakı var. Nasıl oluyor da sen de onlar gibi helak olmaktan korkmu yorsun? Onlarda ki nişanelerin hepsi sende de var. Maden ki onlardansın, nerede kurtulacaksın?

45


Dr. Selahattin G체nay Facharzt f체r Innere- und Allgemeinmedizin

Akupunktur Chirotherapie Ern채hrungsmedizin Haus채rtzliche Diabetologie Bismarckstr. 107 45881 Gelsenkirchen

Tel: 0209 819375 Fax: 0209 3611853


aile

Çocuk ve Maneviyat Eğitimi Küçük bir canı huzur iklimiyle tanıştırmak

S

evgili Peygamberimiz bir babayı uyarırken “Çocuğunun senin üzerinde hakkı var!” buyurduğunda, acaba sadece karnını doyurup sırtını giydirmeyi kastetmiş olabilir mi? Doğduğu andan itibaren hayatta kalabilmesi için maddi ihtiyaçlarını karşılamak, bir anne babanın çocuklarına karşı tek sorumluluğu olarak düşünülebilir mi? Yoksa anne baba olmak demek, ha-

yata yeni katılmış bu küçük emanetin bedenine olduğu kadar ruhuna da itina göstermek, aklını donatıp gönlünü beslemek, kısacası onun manevi gelişimini üstlenmek demek değil midir? Rasul-i Ekrem (s.a.v.) “Hiçbir anne baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha kıymetli bir bağışta bulunmamıştır.” buyurduğuna göre, maddi olduğu kadar manevi sorumlulukları da olan anne babanın yavrularına eksiksiz teslim etmeleri gereken hakların başında güzel bir terbiye gelmektedir. İbadet terbiyesi, ruh terbiyesi, gönül terbiyesi ya da kısaca kul olma bilinci diyebileceğimiz bu manevi terbiye sayesinde Rabbi ile sağlıklı bir ilişki kurmayı öğrenen çocuk, O’na kul olmanın huzurunu, zevkini ve heyecanını erkenden tatmış olacak, anne kucağının ve baba ocağının güven veren ortamında kendini keşfetmeye başlayacaktır. “Yavrum, bak sana ne öğreteceğim: Allah’ı (n hakkını) koru ki, O da seni korusun. Allah’ı (n hakkını) koru ki, O’nu karşında bulasın. Bir şey isteyeceğin zaman Allah’tan iste; yardım dileyeceğin zaman Allah’tan yardım dile. Şunu bilmelisin ki, bütün varlıklar sana bir konuda yardım etmek üzere bir araya gelseler, Allah’ın senin hakkında karar verdiğinden başka yardımda bulunamazlar. Yine sana bir konuda zarar vermek üzere elbirliği etseler, Allah’ın senin için takdir ettiğinden başka bir zarar veremezler. (Kaderi yazan) Kalemler kaldırılmış, sayfalar kurumuştur.” Amcasının küçük oğlu Abdullah b. Abbas’ı bineğinin arkasına bindirmiş yol alırken, bir yandan da onunla sohbet eden Peygamber Efendimiz bunları söylüyordu. Bir çocuğa

47


ancak Rabbi ile kurabileceği o en yüce manevi birlikteliğin ipuçlarını veriyor, kulluğun özünü anlatıyordu. Acısıyla tatlısıyla, şartlar ne olursa olsun, Allah ile arasındaki bağı koparmamayı öğütlüyordu. Bu bağın sadece Allah’tan istemeye ve beklemeye odaklı, yani tek yönlü bir ilişki olmadığını, onun da Rabbine doğru adım atması gerektiğini öğretiyordu. Zaten kulluk bilinci de bu değil miydi? Rasulullah (s.a.v.)’in sünnetinde çocuğu maneviyata dost eylemenin yolu, davranıştan ziyade zihniyete öncelik veren, yani şekli emretmeden önce özü kavratmayı hedefleyen bir üsluba sahiptir. Çocuklara özel tavsiyelerde bulunmayı seven Rahmet Peygamberi’nin, onlarla konuşurken inanca ve ahlâka yönelik öğütlere ağırlık vermesi, namaz, oruç gibi ibadetleri yerine getirmelerine yönelik emir cümleleri kullanmaması ise dikkat çekicidir. Bir diğer ifadeyle, Peygamber Efendimiz, maneviyat eğitimi vermek adına çocukları karşısına alıp ibadetlerini aksatmamaları yönünde tembihte bulunma ihtiyacı hissetmemekte, çünkü onları doğdukları günden itibaren maneviyatla yoğrulmuş bir hayatın içinde büyütmektedir. O halde çocuğun manevi eğitimi doğduğu an kulağına okunan ezan ile başlamakta, her geçen gün ibadetle beslenmekte ve her adımda güzel ahlakla şekillenmektedir. Böyle bir eğitim sayesinde, büluğ yaşına geldiğinde artık o, bedeninin olduğu kadar ruhunun da ihtiyaçlarının farkına varan, aklına

olduğu kadar gönlüne de değer veren, düzenli yerine getirmekle sorumlu olduğu ibadetleri hayatına eklenen bir mecburiyetler zinciri olarak değil, ilk günden itibaren hayatının ayrılmaz birer parçası olarak gören bir Müslüman olacaktır. Allah Rasulü, dini öğretmek ve ibadet etmek gibi ciddi işlerle meşgulken çocukların bu ciddiyeti bozması endişesini taşımamış, onları maneviyatın öğrenildiği ve yaşandığı ortamların dışında bırakmamış, çocukların farkında olmadan sebep oldukları her türlü olumsuz etkiyi görmezden gelmiş, hataları sebebiyle onları ibadet edilen mekâanın dışına çıkarmamıştır. Bir çocuk, anne-babası için mutluluk ve bereket kaynağı olduğu kadar imtihan vesilesidirde. Nitekim Yüce Allah “Bilin ki, mallarınız ve çocuklarınız birer imtihandan ibarettir. Katında büyük mükâfat olan ise, ancak Allah’tır” buyurmaktadır. Çocuk her ne kadar bugün yaşıyorsa da, aslında yüzü geleceğe dönük bir emanettir. Onu şekillendiren ebeveyn, bir bakıma toplumu şekillendiriyor, yarını çiziyor demektir. Allah Rasulü “Her doğan İslam fıtratı üzere doğar. Sonra anne babası onu Yahudi, Hristiyan ya da Mecusi yapar.” buyururken işte bu gerçeğe işaret etmektedir. Elbette küçük insanı Rabbe kul olmak gibi büyük bir sorumluluğa hazırlamak kolay değildir. Ancak hiddetten uzak, sakin ve sevecen bir tavırla verilen maneviyat eğitimi elbette boşa gitmeyecek, emekler yeşerecek, ailede başlayan huzur arayışı bir ömre anlam katacaktır.

“Hiçbir anne baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha kıymetli bir bağışta bulunmamıştır.” - Hadis-i Şerif -

48


atamıza dair

Men Leşkerem, Sen Serdarsen! Derleyen: Koray KUŞKUŞ

Murteza Murtezaoğlu’ndan bir anı:

nöbetteyim.

“Yıl 1934, İran Şehinşahı Rıza Şah Pehlevi Atatürk’ün misafiriydi. Ilık bir bahar günü okul koridorlarında şimşek gibi bir haber yayıldı. Şimşek gibi diyorum, gerçekten hepimiz bir anda elektriklenmiştik.

Ta uzaklardan kopup gelen ‘yaşa’ larla alkışlar, yüreğimizi ağzımıza getiriyor.

-‘Atatürk geliyor.’ İzmir Öğretmen Okulu, kendi tarihi için önemli bir ziyarete kendini, hazırlarken, biz bir alay çocuk onu yakından görebilmek imkânının verdiği sevinçle sarhoşuz. İzciler, siviller pırıl pırıl… Öğle vakti… Yemek zili boşuna çalıyor. Caddeden, kırk basamağın ucundaki giriş kapısına kadar bütün merdiveni dolduruyoruz. Ben tam kapı ağzında

İşte karşıdalar… Hazırol vaziyette heyecandan donmuş birer heykeliz sanki… Yalnız, yaşadığımızı hissettiren kalbimiz ve onun onunla birlikte yürüyen bakışlarımızda hareket var. Tam yanıbaşımda, kapıdan bir adım gerileyerek o dünyaya bedel nezaketiyle misafirine yol gösteriyor: -‘Buyrun’ Merdivenden gülümseyerek çıkan İran Şehinşahı Rıza Şah Pehlevi birden ciddileşerek sağ elini yukarıya kaldırdı ve: -‘Yok’ dedi, ‘Men leşkerem (askerim), sen Serdarsen (komutan).’ Atatürk, çaresiz önden yürüdü.”


22


İn s a n la ra a kıl la rı ölçüsün de söz söy le y in iz .

Te s t ide ne v a rs a dışın a o sız a r. (H

çn e g , t e r Şöh e g u r u r. . . lik v e z ar M i a lır. in ) s p e h t o r H ug o

Ge rçeğin dağl arın a umut suzl uk la çıkılm az .

) (Hz . Muh ammed sav

( Vic

Ge rçeğin ya rısını söylemek hiçbir şe y söylemek tir. (Do sto yev ski)

z . Me v la n a )

(Nietz sch e)

Pa ra bi r u i y i ş kötü a k , e fe n bi r didi r (F. . Bac o

n)


sağlık

MOHA ÖZEL HUMORAL TEDAVİ YÖNTEMİ

A

lerjinin tıbbi ve tarihsel ilmini ve bugünkü uygulamaları incelediğimizde işte böyle bir konsepti kombine ederek uygulamayı şart bulduk. Çünkü modern tıpta hastaların alerjik durumlarını tıb bilgilerine göre yüzde elli ilaçlarla stabilize ediyor ve donduruyorlar, diğer yüzde ellisi ise diyet ve hayat şartlarında değişiklik yaparak oluyor. Bundanda anlaşıldığına göre çare çok zor olduğundan ve kortizon ve diğer kimyasal ilaçlarında yan tesirleri düşünülerek, işte bu Moha Özel Humoral Tedavi Sistemini Moha Doğal Sağlık Ocağında yıllarca tatbik ederek kimyasal ilaçsız, yan tesirsiz alerji hastalıklarını kökünden bir daha gelmemek üzere kurtararak bu konsepti bilimsel ve ilimsel modern bir şekilde ortaya çıkardık, çeşitli dalları ile beraber kombine ettik ve kendimize ve yılların tecrübesine dayanarak geliştirip başarılı bir şekilde uyguladık.

MOHA ÖZEL HUMORAL TEDAVİ NEDİR? Kan ve metabolizma aracılığıyla bütün vücut nazara alınarak, vücudun ve organların bloke olmuş yer ve mıntıkalarını yeniden onarmak, yeniden devreye, işlev ve asli vazifesine döndürmek ve hücresel metabolizmayı onarıp tekrar çalışır hale getirmek ve bu arada bloke olmuş yerdeki zehir, toksik ve yabancı

53

maddeleri vücutdan arındırmak işlemidir. Tıb daha yeni keşfetti ki en basit bir rahatsızlıkdan en çetin kanser hastalıklarına kadar ana oluşum vücuttaki blokelerdir. İşte bloke olmuş yerde ya da organda oksijen ve kan sirkülasyonu olamıyor, hücrelerin membran tabakası bloke olduğundan, hücrelere elzem ve lüzumlu elementler giremiyor. Bu sebeple hastalık ve sıhhat hücreden başladığı için önce hücre vazifesini yitiriyor sonra amansız hastalıklar baş gösteriyor.

MOHA ÖZEL NATÜREL ZEOLİT TEDAVİSİ Moha doğal sağlık ocağı olarak yerin yüzyirmi metre derinliklerindeki Zeolit denilen ve mineral bakımdan oldukça zengin olan bu madensel şifalı ürünü kullanmaktayız. Zeolit vücutdaki alerjik ve toksik bütün maddeleri toplar kendiside bu madde ile vücuttan dışarı atılır. Ayrıca otuzbeş faydası da tespit edilmiştir. Moha doğal sağlık ocağından ücretsiz prospektüsü adresinize isteyebilir ve daha fazla bilgi alabilirsiniz. KANTARİT YAKI Toksik ve alerjik ya da problemli organın bulunduğu bölgeye yapıştırılır. Üç gün sonra bant yani yakı kaldırılır, 3-4 santim deri altına iç organlardaki zararlı maddeler sıvı halde toplanmış olur. Bu sıvı hijyenik bir şekilde vücuttan temizle-


nir. Bu arada az bir sıvı iğneyle çekilir ve vücuda yeniden enjekte edilir, böylece vücuda kendi bağışıklığını kendi kazanma yeteneği kazandırılır.

BAUNSCHEİDT Mucidi Karl Baunscheidt’dir. Bir adı da batı akupunktürüdür. Otomatik tabancalı iğneleme metodudur. Detox yapılmak istenen bölge veya bloke olmuş organın dış topografik yerlerinden iğnelenip sonra sarımsak ve zenfli özel bitki karışımlı yağ sürülerek uygulanır. Böylece içorgan ve deri altı yada dokulardaki pislik ve toksik zehirler dışarı atılır. Her organın dıştan etki edilen bir mıntıkası vardır ve bu yöntem ile tekrar işlevin normale dönüşümü sağlanır. MOHA ÖZEL ENZİM TEDAVİ Egzotik ve tropik meyvaların içerisindeki enzimlerden alınarak yapılan doğal ürünlerimiz ile Moha Doğal Sağlık Merkezindeki biyoloji doktoru ve aynı zamanda Heilpraktikerler tarafından uygulanır. Antibiyotik değil ama antibiyotikden daha fazla tesirlidir, fakat yan tesiri yoktur. Enzimsiz bir vücut uzayda hayat olmayan bir planet gibidir. Enzim vücuda o kadar elzem ki tıp buna vücudun katalizatörü demekte. Yani bütün işe yaramayan yabancı maddeleri vücutdan dışarı atılmasını sağlar. Mesela en etkili ürünümüz BASEMALAN‘dır. HYDRO KOLON Modern bir bilgisayar ile bağırsağın içine girmeden bağırsağın içini 38 derece bir sıcaklıkla yıkama işlemidir. Bağırsaktaki mukoza tabakası yenilenir, yılların birikintisi temizlenir, bağırsaklara yeniden canlılık kazandırılır. TGRT’ nin çektiği bandı internet sayfamızdabasında biz- bölümünden izleyiniz ,daha fazla bilgi alınız. BİOREZONANS Şu anda dünyada en geçerli ve en etkili alerji tedavisi bir bilgisayarla yapılmaktadır. Aler-

jiye karşı vücuda duyarlılık ve hassasiyet kazandırılır. Bu aletle sigara ve tiryakilik alışkanlıkları giderilir. Vücudun tamamı yabancı maddelerden arındırılıyor ve her türlü alerji maddelerine karşı vücuda direnç kazandırılıyor. KENDİ KANINLA KENDİNE DİRENÇ KAZANIM Bu işlem haftada 1-2 defa olmak üzere ve her hafta değişik bir yön uygulanarak yapılır. Bir koldan alınan kan kolun zıt tarafındaki kalçadan iğne olarak vurulur. Bu her hafta değişik olarak yapılır ve vücudun alerjilere karşı kendini savunması güçlendirilir. Böylece alerji olan maddelere karşı bağışıklık kazandırılır. Şu anda tıpta çok elzem, geçerli ve tesirli, başarılı bir yöntemdir. Bazı doktorlar tarafındanda uygulanmakta ve başarı sağlanmaktadır.

MOHA ÖZEL ADALAS Dolunayın birinci gününden beşinci gününe kadar koldan alınan kan işleminin ismidir. Özellikle iltihaplı hastalıklarda çok çabuk tesir eder. Basurda, tansiyon yüksekliğinde, kramplarda ve varislerde, yüz basınç ve kızarıklarında, kan dolaşımı bozukluklarında, bağışıklık sistemini onarma ve balans etmede. Alerjide en etken ve geçerli metotlardan birisidir. Psikolojik rahatsızlıklarda ve beyinde oluşan baskılarda olumlu etkileri görülmüştür. Hücre yenilenmesinde olmazsa olmaz bir yöntemdir. İşte gördüğünüz gibi daha onlarca alerji tedavi yöntemleri Moha Doğal Sağlık Merkezinde bilimsel, ilimsel ve modern biyo teknolojik ve ortomoleküler üretilmiş ürünlerin de desteğinde sizlere tanınmış, onaylanmış metotlarla sunulmaktadır. Sıhhatinize sıhhat katan, hayatınıza hayat katan metodlarla sağlık merkezimiz olarak sizlere hizmet etmek ve sizin için en modern uygulamaları keşfedip, sizlerin sıhhati için sizlere hizmeti vizyon ve misyon bilerek, uğraşarak katkıda bulunan sağlık merkeziniz olarak hepinize kaşıntısız, alerjisiz sıhhatli günler dileriz.

54


g端ncel


hukuk

TRAFİK KAZASI

Alman Vatandaşlık Kanunu Reformu Av. Ender Sürekli (2. Bölüm)

Bu çalışmada emeği geçen meslektaşım ve sevgili dostum, Türk huk Av.yürekten Ender SÜREKLİ Avukat Yaşar Saldıray’a teşekkür ediyorum.

aa. Vatandaşlıktan çıkma koşulları kabul görülür olmalıdır. Aşırı ekonomik zarar kabul edilemez (Alman Vatandaşlık Kanunu’nun edilebilir ölçülerin üzerinde olmalıdır. Maddi 12.maddesi, 1.bendi, No:3 ve ekonomik zararın olup olmadığı genelde Alman Vatandaşlık Kanunu’nun 12.maddesi, başvuru sahibinin yıllık ortalama kazancını 1.bendi, No:3 göre müracaat eden kişi eğer yola çıkılarak karar verilir. Zarar başvuru sahivatandaşlıktan kendisinin suçudelil olmadan çı- içinbinin Bir trafik kazası sonrası tespiti ka- yıllık-ortalama Kazançkazancının kaybı üzerindeyse kamıyorsa yada ve vatandaşlıktan çıkma koşulekonomik -zarara uğruyor demektir. Ekonozanın olduşu hazarın boyutunun tespiti Finansal kayıb ları göze alınamayacak kadar koşullara bağmik zarar €10.225,84 geçiyor ekonomik ağır vazgeçilmezdir. Kaza yerinin ve araçlarının - Ölüm yardımı lıysa veya vatandaşlıktan çıkma süreci bir zarar var demektir. fotoğrafl arının çekilmesi tavsiye edilir; böyle- Dul aylığı türlü makul bir sürede sonuca bağlanamıYukarıda adı geçen maddenin 5. nosuna göolayın fotoğraflardahilinde üzerinden daha sonra - Tamirin finansı içinolup alınan yorsa kişioluşu çifte vatandaşlık vatanre aşırı ekonomik ve maddi zararın ol- kredinin daşlığa alınır. madığı genelleme yeniden tespit edilebilir. derleriyapılmadan tek tek başYabancı uyruktan çıkış için 2 yıllık bir süre vuru sahiplerinin durumları göz önünde tu- Sigorta aidatlarının yükselmesi tanınır. Bu süre sonunda eğer çıkış işleminin tularak tespit verilir. Bu durumda gerekli Çoğu zaman kazaya neden olan sürücüolan olayzaman- Giderler paketi bu sürenin sonunda ilerideki altı ay içinde ve durum çerçevesinde yabancı yerinde suçunu itiraf etse bile sonra arkadaşTamir de gerçekleşemeyeceği kanaatine varılırsa vatandaşlığın kaybı halinde zararın olup ları veyasahibinin avukatvatandaşlıktan tavsiyesi üzerine değişik olunmadığının açık- - Bilirkişi masrafl arı başvuru çıkarılmatespitinin yapılmasıdır. yacağı kanaati doğar. oranını değiştirme çabasıBu tespitte-aşağıdaki unsurlar dikkate alınır lamalar ile suçluluk Değer düşüklüğü İçtihatta göre uzatılıp uzatılmayaca• Miras -hususunda kısıtlama nı başarı ile sürenin sonuçlandırabilir. Bunları önleHurda maliyeti ğı genellemeye gidilmeden başvuru tek ba• Vatandaşlığın kaybı sonrasında gayrı mek için kazadan hemen sonra uygun belge-menkul - Kiralık maliyetleri şına değerlendirilerek karar verilir. İki yıllık üzerindearaç hak ve yükümler toplanmalıdır. eğer herhangi lülüklerin - Kirli giysiler sürenin bitimine bazı Mümkünse durumlarda bakılmaz, başka bir şahsın üzerine bir kağıt üzerine eğer suçunu kabul ediyor isegeçirilirken eğer herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin gayrimenkullerden - Temizleme maliyeti doğan çıkış işlemleri yabancı devlet tarafından hak ve- yükümlülüklerin telafi yazılmalıdır; zira söz uçar, yazı kalır. Çocuk bakımıyeterince masrafları geciktiriliyorsa. edilmemesi ve değerlerinin altında - vs. satılması. Daha sonra en kısa süre içinde kendi mali bb. Ağır Zarar (Alman Vatandaşlık Kanunu’ • Hak kaybı mesuliyet sigortası ile 2. irtibata geçerek Avukat ücretleri kusurlu kiş nun 12.maddesi, 1.bendi cümle No: 5) bilgi • veVatandaşlığın kaybı ile ticarigenelde geleceğin Başvuru sahibin yabancı vatandaşlıktan çıktehlikeye girmesi rilmelidir. Aynı zamanda trafik hukukunda gortası tarafından ödenir. ması sonucubir özellikle ekonomik ve maddi Yukarıda belirtilen unsurların haricinde opsideneyimli avukat ile tazminat işlemleri açıdan zarara uğruyorsa bu durumda başyon seçeneği olan başvuru sahibi kişilerin sibaşlatılmalıdır. Ayrıca kendi seçtiğiniz bağımsız bili vuru sahibinin diğer vatandaşlığından ayrılgorta ve emeklilik haklarının, miras hakkı, rafından mesela hasarınanne tespiti, değer kaybı ve ması koşulu öne sürülmez. Bu zararlar gözle mesleki geleceğinin ve babası-

57

Trafik kazasında tazminat hakları şöyle sıralandırmak mümkün:

rım masraflarının tespiti için talimat v siniz. Bu raporun maliyeti kusurlu kiş za sigortası tarafından karşılanır. Eğer


na ait bir iş yerini yürütemeyecek olması gibi tehlikeleri de dikkate alınır. Türkiye Cumhuriyeti izinle vatandaşlıktan çıkanlara mavi kart uygulamasını başlatmıştır. Bu kişiler mavi kartla seçme ve seçilme hakkı haricinde oturma ve çalışma hakkı gibi daha önceki haklarını korumaktadırlar. İdari uygulama başvuru sahiplerinin ilerideki olası şans ve beklentilerini genelde ağır ekonomik ve maddi zarar olarak yeterli görmemektedir. Vatandaşlığın kaybı sonrası gayrimenkuller ancak zararına satılabiliyorsa ve kayıptan önce her hangi bir hak kaybı yaşamaksızın gayrimenkul satılabiliyorsa bunlar göz önünde tutulur. Ancak ileride gayrimenkullerin değer kazanacak olması gibi nedenler gerekçe sayılmaz. İlerideki miras hakkının vatandaşlık kaybından dolayı zarar görecek olması ve bu hakkın başvuru tarihi itibariyle henüz doğmamış olması nedeniyle ileriki miras hakkı olasılığı dikkate alınmaz. Miras hakkının doğmuş olması gerekiyor. Alman Vatandaşlık Kanunu’nun 12.maddesi, 1.bendi 2 ye 5’e göre başvuru sahibi zararın boyutu ve miktarını somut belge ve yasal kanuni gerekçeleriyle sunmalı bunları tek tek maddeler halinde sıralamalı ve bunun gerçekleşmemesi veya zararı indirgemek için elinden geleni yapmalıdır. b. “İstenemez” ve “Olanaksız” Alman Vatandaşlık Kanunu’nun 29. maddesi 4. bendine göre Alman Vatandaşlığını koruyabilme olanağı Federal Almanya Anayasası’nın 16. maddesi 1. bendinden yola çıkılarak oluşturulmuştur. Anayasaya göre Alman Vatandaşlığının zorla kaybettirilemeyeceğini söylemektedir. Yasaya göre vatandaşlığın kaybı opsiyon seçeneği olan başvuru sahibinin yabancı vatandaşlıktan çıkmak için elinden geleni yaptığını ispatlayamaz ise veya ispatlamak istemezse kanunlara göre Alman Vatandaşlığının kaybı bu durumda Anayasa’nın geçerli hükmüne uygun olmalıdır.

Alman Vatandaşlık Kanunu’nun 29. maddesi 4. bendine göre Alman Vatandaşlığını koruma yolunu Alman Vatandaşlık Kanunu’nun 12. maddesi gereğince çifte vatandaşlık hakkı doğmuyorsa bile açmaktadır. Buna göre bazı durumlarda eğer yabancı vatandaşlıktan çıkmayı birey kendisi istemiyor ve buna kanunen zorlanıyorsa Kanunun 29. maddesi 4. bendi uygulanır. “İstenemez” ve “Olanaksız” kelimeleri üslup, sistematik bağlam ve düzenlemenin amacı doğrultusunda anlam kazanırlar. Nitekim Alman Vatandaşlık Yasası’nın 29. maddesi, 4. bendi Kanunun 12. maddesini gösteriyorsa da opsiyon dahilindeki kişilerin yaşlarından yada zaten bulunan Alman Vatandaşlığından dolayı yabancı ülkenin göstereceği zorluklardan dolayı “istenemez” durumunda olabilirler. Bu zorluklarla normal bir şekilde Alman Vatandaşlığı için başvuran karşılaşmaya bilir. Ailevi ya da eş durumunda Özel temel ilkeler geçerlidir. Ailevi ya da eş durumundan dolayı vatandaşlıktan çıkma zorunluluğundan dolayı kişi bazı zorluklarla karşılaşabilir. İstenemez durumu eğer opsiyon sahibi kişi yabancı ülkeye ailevi yada ticari nedenlerden dolayı sıkı bir bağı olabilir. Yabancı ülkenin vatandaşlığından çıkmak bu konularda büyük zorluklara sebebiyet verebileceğinden dolayı orantısız gözükebilir. Eğer opsiyon sahibi kişi inandırıcı bir şekilde ailesinden gelen yabancı vatandaşlığı ailevi nedenlerden dolayı yada ticari nedenlerden dolayı mesela: yakın akrabalarına bakmak zorunda bakmak zorunda olduğu için uzun süreli ikamet etmek durumunda kaldığından bırakamayacağını ispat edebilirse. Hatta opsiyon sahibi kişilerin çifte vatandaşlıklarından dolayı sınır ötesi ilişkileri teşvik etmişlerse bu durumda yabancı ülkenin vatandaşlığından çıkmalarını beklemek istenemeyecek bir durumdur.

58


abide şahsiyetler

HALÎMÎ ÇELEBİ Derleyen: Gökhan ÖNDER

Bâyezîd-i Velî ve Yavuz Sultan Selîm devri Osmanlı âlimlerinden ve velî. İsmi, Abdülhalîm bin Ali’dir. Kastamonulu olup, doğum târihi bilinmemektedir. 1516 (H.922) senesinde, Yavuz Sultan Selîm Han ile birlikte gittiği Mısır Seferi dönüşünde, Şam’da vefât etti. Orada, Muhyiddîn-i Arabî hazretlerinin türbesine defnedildi. Zamânın âlimlerinden ayrıca Molla Alâeddîn-i Arabî’nin hizmetlerinde bulunup, naklî ve mânevî ilimleri ondan tahsîl etti. Molla Alâeddîn-i Arabî vefât ettikten sonra, Arab diyârına gidip, orada çeşitli ilimleri öğrendikten sonra, hac ibâdetini yerine getirip İran’a gitti. O beldenin âlimleriyle de ilmî sohbetlerde bulundu. Sûfîyyenin ileri gelenlerinden Şeyh Mahdûmî’nin hizmet ve sohbetinde bulunup, ondan feyz aldı. Daha sonra asıl memleketi olan Kastamonu’ya döndü. Yavuz Sultan Selîm Han pâdişâh olmadan önce, Trabzon’da vâliyken Halîmî Çelebi’yi kendine hoca edinip, talebe oldu ve ondan feyz aldı. Gece-gündüz onun huzûrundan ayrılmazdı ve devamlı sohbetinde bulunurdu. Abdülhalîm Efendiye pekçok iltifât ve ihsânlarda bulundu. Allahü teâlânın inâyet ve ihsâniyle Osmanlı tahtına geçip pâdişâh olunca, onu yine yanından ayırmadı. Devamlı birlikte olmak ister ve kendisiyle ilmî sohbetlerde bulunurdu. Halîmî Çelebi, Yavuz Sultan Selîm Han ile birlikte Mısır Seferine katıldı.

59

Pâdişâh Mısır’dan Şam’a doğru yola çıkınca, Halîmî Efendi hastalandı. Hekimlerin ilaçları fayda etmedi. Yavuz Sultan Selîm Han onu zaman zaman ziyâret edip kalbini hoş tutmaya çalıştı. Üçüncü günde, Halîmî Çelebi vefât etti. Aynı gün, Molla Şemseddîn ve Pâdişâhın sarayından bir hoca da vefât etti. Üçünün de cenâze namazı aynı yerde kılınıp, Yavuz Sultan Selîm Han hazır bulundu. Nakledilir ki: Yavuz Sultan Selîm Hân Anadolu topraklarına ayak basınca, sık sık hocasını hatırlar; “Mevlanâ Abdülhalîm ile sefere çıktık, şimdi ise, sâdece onun hâtıralarıyla dönüyoruz.” diyerek, saygı ve sevgisini dile getirirdi. Molla Abdülhalîm Efendi; ilim ve irfânı yüksek, ilmiyle âmil, fazîlet sâhibi bir zâttı. Dînî ve dünyevî fazîletlerde yüksek derece sâhibi, cömert, vefâkâr, kerem ehli ve halîm yumuşak huyluydu. Az konuşur, çok dinlerdi. Kusur aramaz, iyiyi ve doğruyu görmeye çalışırdı. Kimseyi arkasından çekiştirmez, herkesi bir takım meziyetleriyle değerlendirirdi. Fakîr ve kimsesizlere çok yardım ederdi. Bu sebeple, onun adı her tarafta duyulmuştu.


iş dünyası

Bären Apotheke Eczaci Hýdir Ate Bahnhofstr. 75 45879 Gelsenki Her zaman hizmetinizde! Bären Apotheke işletmecisi Hıdır Ateş ile samimi bir söyleşi

Sizin dilinizi k Sizi Eczane Röportaj: Orhan ARSLANMİRZE

Hıdır Bey, kendinizi bizlere kısaca tanıtır mısınız? 1968 yılında Kayseri´nin Pınarbaşı kasabasında doğmuşum. Liseyi de burada bitirdikten sonra Eczacılık Fakültesini okumak üzere 1985 yılında İstanbula geldim. 1995 senesinde ise Almanya´ya yerleştim. Evliyim ve bir kızım var.

leştirme ile öğrenci alan bölümlerden birisi. Daha sonra ise dört yılı örgün eğitim ve bir yılı da pratisyenlikten oluşan beş yıllık bir eğitim süreci bekliyor öğrenciyi. İkinci, dördüncü ve beşinci yılların sonunda olmak üzere üç devlet sınavına girmek ve bunlarda başarılı olmak gerekiyor, ancak ondan sonra „Approbation“ denen diplomayı alabiliyorsunuz.

Tel: 0209 27 10 90 Fax: 0209 27 12 02

Ne zamandan beri bu meslek dalında profesyonel olarak çalışıyorsunuz? 2004 yılında uzun uğraşlardan sonra Türkiye´ den aldığım diplomamı denkleştirebildim. Zorluk daha çok dil öğrenme ve bilgileri tazelemede idi. Bir kaç yıl değişik eczanelerde çalıştıktan sonra 2007’de Gelsenkirchen merkezinde bulunan Bären Apotheke´yi devraldım ve işletiyorum.

ww Hafta içi: 8:30-18:30 Tıbbi bilgi donanımı bu meslek için ne kadar önemli? in Cumartesi: 9:00-16:00 Eczacılık bir çok bilim dalını bir arada öğretmek zorunda olan bir dal. Ağırlık kimyada ol-

Eczacı olmak için ne yapmak gerekiyor? İyi bir „Abitur“ notuyla liseyi bitirmek gerekiyor. Eczacilik Almanya´da „Numerus Clausus“ denen yüksek not ortalamasi ve merkezi yer-

61

masına rağmen, tıbbi bilimler, farmakoloji, botanik, matematik vb gibi her biri kendi başına da uzmanlık alanı olan bir çok dalda eğitim alıyor öğrenciler. Günlük hayatta çok farkedilmese de eczacı aslında çok yönlü ve derin bir bilgi birikimine sahiptir. İlaç dediğimiz şey herhangi bir tüketim maddesi değildir. Eczacı ilacın geliştirilmesinden hastanın kullanımına kadar geçen her süreçte önemli


bir rol oynamaktadır. Eczaneler özellikle kolay ulaşılabilirlikleri nedeniyle modern toplumlarda insanların sağlıklı kalmak ya da yeniden sağlığına kavuşmak için ilk başvurdukları kurumların başında gelmektedir. Bir Eczacı olarak alternatif tıp ya da ilaçlar hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Uzun yıllar, özellikle genç yaşlarda, ben de alternatif tıbbı hem önemsemedim hem de küçümsedim. Sanıyorum bu fakültelerin öğrencilerine özellikle verdikleri bir bakış açısı. Oysa şimdi biliyorum ki halkların, kültürlerin uzun yıllara dayanan tecrübelerini küçümsemek hiç de akıllıca değil. Belki bir çok okuyucumuz bilmiyordur, büyük ilaç firmaları son

yıllarda modern dünyadan uzakta yaşayan yerli halklara ait tedavi şekillerini ve ilaçlarını kendi patentleri altına almak için çok yoğun bir rekabet içindeler. Bu elbette bir hırsızlık ama benim dikkat çekmek istediğim, alternatif tıbbi uygulamaların toptan reddinin saçmalığı. Son zamanlarda bizim insanlarımızda da doğal ürünlere bir ilgi var, bu aslında olumlu bir gelişme. Bu gelişmenin arkasında sağlık konusunda yeni bir bilinçlenme var. Ancak her doğal olan şeyin zararsız olduğu gibi bir kabul çok yanlıştır, sorgulamadan kullanılan ürünlerin insanı ölüme kadar götürebilecek zararlar verebileceği akıldan çıkarılmamalıdır. Okuyuculara önerim, her derde deva, ya da kesin çözüm sözü veren ürünlerden uzak dursunlar. Bir de alternatif tedavi yöntemlerinin esas tedavilerin yerini

alamayacağını ve onu destekleyici işlev göreceğini unutmasınlar. Hıdır Bey, Almanya’daki sağlık sistemi ve ilaç politikasından kısaca bahseder misiniz? Almanya’daki sağlık sistemi dünyada eşi zor bulunabilecek bir sistemdir. Almanya’da yaşayan genç, yaşlı zengin, fakir hemen hemen herkes kaliteli bir sağlık hizmetinden neredeyse bedava denecek kadar az bir katkı payı ile faydalanabiliyor. Bunun nasıl bir nimet olduğu akıldan çıkarılmamalıdır. Son yıllarda bu sistemi yaşatabilmek amacıyla sağlık sigortalarının doğrudan ilaç firma-

ları ile indirim anlaşmaları yapmalarına izin verilmiştir. Bunun hasta açısından en görünen ve rahatsız edici sonucu ilaçlarının sık sık başka firmalardan verilmek zorunda kalınmasıdır. Ancak değişenin sadece firması olduğu ilacın kendisinin aynı olduğunu sizlerin dilini konuşsan bir eczacı olarak tekrar vurgulamak isterim. İlacın A ya da B firmasından verilmesinin nedeni o ilacın ucuz ya da daha kalitesiz olması değil, üyesi olunan sağlık sigortasının o firma ile daha iyi bir anlaşma yapabilmiş olmasıdır. Mahya ekibi olarak bize ayırmışız olduğu nuz zaman ve bu aydınlatıcı röportajdan dolayı size teşekkür ediyor ve başarılarınızın devamını diliyoruz Hıdır Bey.

62


iş dünyası

Reklam sektöründe 1999 yılında bir Alman şirketiyle ortak olarak başlayıp daha sonra 2010 senesinde kendi şirketini kuran Enver Yılmaz bugüne kadar 183 civarında müşterisi olup müşteri memnuniyeti çerçevesinde ve sunulan servis sayesinde hiçbirisiyle ters düşmemiştir. Çalışmalarını genellikle Kuzey Ren Vestfalya bölgesi ve istek üzerine imkânlar el verdiği sürece yurt dışı hizmetleri de oluyor. Danimarka ve Hollanda şirketin devamlı çalıştığı ülkelerden sadece birkaçı. Bu ülkelere ofset el ilanları, afiş ve kartvizitler posta yoluyla gönderilmekte. Şirketin ürün yelpazesinde dijital baskı, folyo

63

kesim, logo tasarımı, ışıklı tabela, textil ve t-shirt baskısı, oto folyo kaplama, wand tattoo, şapka baskısı, muşamba banner baskı, keten baskı, poster, kartvizit, el ilanları, broşür, defter ve reklam sektöründe bulunan tüm malzemeleri sunulmakta. Sunulan ürünler şirketin kendi makinalarında üretildiği için söz verilen zaman ve kalitede müşterilere teslim edilmekte. Şirketin en belirgin hizmetiyse müşteriye özel reklam stratejilelerin geliştirilmesi ve müşteriyle müşterinin ihtiyacı doğrultusunda reklam hazırlanmasıdır.


2003 yılından bu yana müşterilerine hizmet veren Yeşil Market et ürünlerini helal kesim olarak sunmaktadır. Sebze ve meyveler ise günlük taze satışa sunuluyor.

ürünleri vatandaşlarımıza ulaştırmakta. Kalitesiz hiçbir ürünün müşteriye sunulmamasıyla birlikte ürünler ilk önce şirket tarafından kontrol edildikten sonra marketlerin raflarını süslemekte.

Yeşil Market her sene ürün yelpazesini genişletmekle bereber Türkiye’de marka olmuş

Yeşil Market 5 şubeyle hizmet vermekte.

K ELE Ş

CH

Düğün, kına, nişan, sünnet ve tüm özel günleriniz için sipariş alınır. Daha fazla bilgi için bizi arayın.

İrtibat: 0172 2850044 01577 9698463 44653 Herne

‘S

ILLMOB R IL G


kültür

Altin

Nakisi 5

Derleyen: Harun ÖNDER

O

smanlı İmparatorluğu döneminde tüm el sanatlarında olduğu gibi işleme alanında da yüksek bir seviyeye çıkılmış, gelenek ve göreneklerle beslenen işleme sanatı, sosyal çevre ve statünün belirleyicisi olmuştur. Altın ve sim ipliklerin kullanıldığı Altın Nakışı ise saray ve çevresinde kendine özel bir yer edinmiştir. Hükümdarların ekonomik desteği ile işletilen, imparatorluk atölyelerinde genç kızlara işleme öğretiliyordu. Osmanlıda nakışın merkezi kabul edilen sarayda yapılan yenilikler, önce çarşıya oradan da halka yansımaktaydı. Altın nakışı daha çok şu tarz ürünler üzerine uygulanmıştır: Bohçalar, seccadeler, yaşmak bohçaları, bindallılar, üçetek (üç parçadan oluşan kadın kıyafeti), cepkenler, şalvarlar, entariler, kırlentler, şerbet mahramaları, sitil puşideleri (kahve örtüsü), sofra puşideleri,

65

abdest havluları, seccadeler ve ayrıca Kâbe örtüleri, feraşet çantaları (hediye torbası). Osmanlı saray işlemelerinde kuvvet ve görkemin simgesi altın ve gümüş teller kullanılmıştır. Zenginliğin simgesi altın ve gümüş, kolay işlenir olması ve bozulmayan özellikleri nedeni ile de tercih edilmiştir. Düz kesme tel, bükme tel, tırtıl tel ve titrek telin (kurtçuk) hemen her çeşidi kullanılmıştır. Ayrıca simli iplikler, altın ve gümüş pullar da, kullanılan diğer malzemeler arasındaydı. Günümüzde de altın nakışı, askeri, dini, evlilik törenlerinde kullanılmak üzere nakış atölyelerinde sipariş usulü çalışılmaktadır. Son birkaç senedir tekrar gündeme gelmesi sonucu, nakışı hobi edinmiş kişiler tarafından modernize edilmiş bir şekilde tekrar uygulanmaya başlanmıştır.


iş dünyası

61


รงocuk

67

n i z i m i d n e Ef i ki รถze l l iฤŸi


68


MUZİP BİLMECELER

69


GIDA tarifsiz lezzetler sunar

Eti sizden, tadı bizden

Basak Gıda GmbH • Marktstr. 10 • D-50968 Köln • Tel.: 0221-376 21 98 • www.basakgida.com.tr


mizah


Nürnberg’den tüm Avrupa’ya direk satış!

Özel Şölen Fiyatı

anoris. 03.13

Avrupa için özel ürütülen modeller güvenli haznesiyle TÜV ve GS belgeli!

169 € internetten yapılan siparişler için 199 € geçerli.

Türkiye’de piyasaya çıktığından beri satış rekorları kıran Bora 4000 şimdi Avrupa’da.

aspira

 Çocuklu aileler için ideal  Astım hastası olanlara faydalı  Ev hayvanı besleyenler için çok uygun

Geniş bilgi, TV reklamı ve internetten sipariş:

 Süpürge torbasına son!  DWS – Tozu yok eden teknoloji  Yıkanabilir gerçek HEPA hava f iltresi  Odanızın havasını temizler  1200 W düşmeyen yüksek emiş gücü  Derin temizlik için TURBO fırça hediyeli  Aksesuar fırçaları dahil  Nürnberg’de servis noktası

www.bora4000.de Bilgi için telefon: 09 11 / 801 8002 Kültür Şöleni'nde sunum ve satış.

12


64


KOLAY

ORTA

ZOR


Dible pılır?

Dible Nasıl Ya

pa rça la r yın, m in ik a ık y i er el Fa su ly • rayın . yın h a li n de doğ 5 dk h aşl a c a k suda 1 sı a n y a y su a n lu y z a u K • la n mış b ır z a h en ve ön c ed k a lın . da n y a ra ra la rı o rt a sın n ğa so e z Ta • ve oğrayın . de kızdırın in c e in c e d te n c eren iz v iği a il il p ir d ğı a a y Sıvı -4 da kik • ız soğa nı 3 ın ığ d ra oğ d n. a r k av u ru ve g iden e k ad i soğa n a il a er el ly su fa ış r a m d n a Haşl a a kik a k • li kte 3-4 d ir b e v in ed ru n . ci il ave da h a k a v u a n mış pir in a h ep ık y ra n so Da ha a r da h • da kik a k ad edin ve 1-2 v u ru n . erek kısık bir li kte k a z u il ave ed tu e v u y su Sıc a k . • eye bıra kın ce ateşte pişm zere iken in ü ek y u n u çe k m su v a . il P y in • n ey i de ekle c ağı k apatın, kıyıl mış n a eo c in k çe en m e S u y u ta m a n u se rpin v tu • eo ıl mış der p tü ör lu v üzer in e kıy ha i için kâğıt dem le n m es . n tı a p k apağını k a

Malzeme Listesi 250 gr taze fasulye, 1,5 su bardağı pirinç, 3 adet taze soğan, 5-6 dal taze nane, 1/3 demet dereotu, 2 kaşık tereyağı, ½ çay bardağı sıvı yağ, 11 tatlı kaşığı tuz, 3 bardak sıcak su

!

un Afiyet ols

80


Bären Apotheke Eczaci Hýdir Ateþ Bahnhofstr. 75 45879 Gelsenkirchen Her zaman hizmetinizde!

Sizin dilinizi konuþan Sizi Eczane! Tel: 0209 27 10 90 Fax: 0209 27 12 02 Hafta içi: 8:30-18:30 Cumartesi: 9:00-16:00

www.eczanemiz.de info@eczanemiz.de



Mahya Dergisi NRW1 Nisan 2013