Issuu on Google+

KARMA EĞİTİME HAYIR

Hasan Koç birinci

ÖZLEMEK YA DA ÖZLEMEK

ÜÇ AYLAR VE REGAİB ANDİLİ

SICAK KOLTUKLAR 5’te

4’te

34. Sayı

11- 17 Mayıs 2014

www.anadolugunluk.com

Haddini bil Feyzio...

Bu maaş bana fazla

CHP’nin şansı yok!

Başbakan Erdoğan, Türkiye Barolar Birliği Başkanı’nın haddini aşan konuşmasına tepki gösterip Danıştay toplantısını terk etme üzerine Twitter’da Metin Feyzioğlu’na adeta tepki yağdı. 2’de

50 Kr

CHP Adana milletvekili Turgay Develi’ye göre bu anlayışla CHP’nin 100 yıl daha iktidar olma şansı yok! Develi partisini hedef alarak yazdığı zehir zemberek yazısında bunun sebebi olarak da yenilgiden yorulmayı gösterdi. 6’da

Tokat Belediye Başkan Yardımcısı olarak kendisine görev verilmediğini ve çalışmadan 5 bin lira maaş aldığını ifade eden Sefer Bayın, memurluktan ve başkan yardımcılığı görevinden istifa ettiğini açıkladı.

Kabiliyet katili eğitim Eğitimci Yazar Mustafa Kumru, ‘karma eğitim’in kabiliyet ve düşünceyi yok ettiğini dile getirdi. Kumru, Anadolu Günlük’te kaleme aldığı yazısında karma eğitimin kızlardan daha çok erkek öğrencilerin başarısını düşürdüğüne dikkat çekti. Eğitimci Yazar Mustafa Kumru, karma eğitim uygulamasının Türk Eğitim Sistemine olağanüstü bir dönemde dahil edildiğine işaret ederek, bilimsel ve pedagojik bir ilke veya gereklilik olmaktan ziyade, ideolojik bir dayatmadan ibaret olduğunu kaydetti. Karma eğitim uygulamasının, çocukların akademik ve sosyal gelişminde yarar

sağladığına dair net bir delil olmadığına vurgu yapan kumru, “Aksine zararını ortaya koyan yüzlerce araştırma vardır. M.E. Bakanının ayrı kız okulları uygulama çalışmalarına karşı çıkışlar; çocuklarımızın daha iyi bir eğitim alma uğruna değil, rejim elden gidiyor korkusudur. Rejimin ideolojisine bir şey olmasın da, çocukların eğitiminden bize

ne mantığıdır.” dedi. Karma eğitimin kızlardan daha çok erkek öğrencilerin başarısını düşürdüğünü ifade eden Kumru, Anadolu Günlük’te kaleme aldığı yazısında şunları dile getirdi: İngiltere’de sadece erkeklerin okuduğu Eton Kolejinden 18 başbakan çıkmıştır. Çok sayıda ilim adamı, şair, yazar, müzisyen, profesyonel sporcu, aktör,

diplomat, subay, politikacı yetiştirmiştir. Milli Eğitim Bakanı, muhalefetin ideolojik kaygıyla yaptığı agresif çıkışlara prim vermemeli, onları ilmî araştırmaların sonuçlarını kabule davet etmelidir. Anadolu insanı büyük projelere imza atan bu hükümetten, eğitim konusunda da büyük projeler beklemektedir. Kumru’nun yazısı 7’de

Ahmet Aka ablasını kaybetti Gazetemiz imtiyaz sahibi Ahmet Aka’nın ablası Fatma Solmaz (55) yaklaşık 10 aydır tedavi gördüğü kansere yenik düştü. Beş çocuk annesi Fatma Solmaz’ın cenazesi Kurtuluş Mezarlığı’nda kılınan namazın ardından sevenlerinin omzunda son yolculuğuna uğurlandı. Solmaz ailesini, acılı gününde yakınları yalnız bırakmadı. Anadolu Günlük ekibi olarak merhumeye Allah’tan rahmet, Aka ve Solmaz ailesine başsağlığı dileriz.

Yılın annesi seçildi Seçim çalışmaları sırasında geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeden AK Parti Gençlik Kolları Üyesi gazetemiz yazarı Talha Bayrakçı’nın annesi Songül Bayrakçı, Görmeyenleri Koruma Derneğince “yılın annesi seçildi. 3’te

Cinnet yok etti Hatay’ın Belen ilçesinde cinnet getiren şahıs, eşini, 8 yaşındaki kızını ve eve kuma getirdiği sevgilisini öldürüp intihar etti. Mesut Köroğlu’nun uyuşturucu ticareti suçundan 1 yıl önce girdiği cezaevinden bir süre önce tahliye olduğu öğrenildi.

Normalleşsin! HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan, Türkiye’nin her alanda olduğu gibi 1 Mayıs’larının da normalleştirilmesi gerektiğini belirterek, DİSK ve KESK’i 1 Mayıs’ta perdenin önündeki figüranlar olarak nitelendirdi. 2’de


2

Andımıza nokta Danıştay 8. Dairesi, okullarda öğrenci andının okunması uygulamasını kaldıran Milli Eğitim Bakanlığı yönetmeliğinin yürütmesinin durdurulması istemini oy çokluğuyla reddetti. Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası, Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinin “öğrenci andı” başlıklı maddesini yürürlükten kaldıran yönetmeliğin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle Danıştay’da dava açmıştı.

Töreni terk etti Başbakan Erdoğan, Türkiye Barolar Birliği Başkanı’na tepki gösterip Danıştay toplantısını terk etti. Danıştay’ın kuruluş yıldönümü töreni eşine önce rastlanmamış bir olaya sahne oldu. Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu konuşmasını yaparken Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasın uzaması ve konuşma içeriğinin siyasi olduğuna tepki göstererek salonu terk etti. Metin Feyzioğlu Danıştay kuruluş yıldönümü töreninde, Van konteyner kentte tespit ettiği sıkıntılara dikkat çekti. Bu sırada konuklar arasında bulunan Başbakan Erdoğan, oturduğu yerden “Böyle bir edepsizlik olamaz. Siyasi konuşma yapıyorsun, tamamen yalan söylüyorsun, Van ile ilgili söylediklerin tamamen yalan” diye bağırdı.

ÖZLEMEK YA DA ÖZLEMEK

H

er zaman çok özleriz, her zaman çok ama çok önemseriz, neyi özleyeceğimize ya da ne kadar önemseyeceğimize karar veremeden bir bakmışız gözlerimiz çok uzaklara dalıyor, mekanlar sığamayacağımız kadar ufalıyor, özlediklerimizin dışında her şey her yerde karşımıza çıkıyor ve biz koşar adım uzaklaşmaya çalışırken özlemden, yorgun düşüyoruz özlemekten ve yok oluyoruz her gün bir şeylere kavuşma hayaliyle gerçeklerle yüzleşmekten. Özlem her yerde her daim biz onu düşünmesek de bir şekilde karşılaşalım diye bekler bizi. Özletmez kendisini. Doğan güneşin huzmesinde, açan çiçeğin kokusunda, çocuğun bir eli hiç bırakmak istemezcesine tutuşunda ve bir sonraki adımının kendisini nereye götüreceğini bilmeden sabırsızlıkla attığı adımda, bir şarkının ne kadar da bizi anlatıyor diye düşündüğümüz sözlerinde, bağlamanın telinde, rüzgarın esişinde, yağmurun yüzümüze değip kendisini hissettirdiği anda ve yerde, bir çocuğun kocaman aydınlık gülümsemesinde, ağlamanın tarif edilemeyen ve anlam verilemeyen hüznünde, çayın deminde, kahvenin telvesinde, sabahın serinliğinde, kitabın altı özenle çizilen cümlesinde, yaşlı bir yüzün derin ve yılların izini taşıyan çizgisinde, bakarken dalıp gittiğimiz bir yerlerde, en

çok da aklımıza gelmeyen her yerde sürprizler yapar karşımıza çıkar. Her sürprizinde kendisiyle beraber duyguları da getirir. Bu duygular bazen burnumuzun direğini sızlatır, bazen kalp ağrısı olur. Bir bakarız uykusuzluğun adıdır özlem ya da başımızdan atamadığımız umutsuzluğun. Özlemin ağırlığı ve sancısı çöker geceyle beraber ayrılığın boş bıraktığı yerlere. Ayrılık o kadar büyük boşluk bırakır ki özlem hiç zorlanmadan gelir yerleşir bulduğu tüm boşluğa, tüm zamana. Sahip olduklarımızı kaybedince, zaten bizim olmayacağını bildiklerimizi elde edemeyince, hep uzaklaştırdığımız yakınımızdakileri istesek de göremeyince, sevdiklerimiz kendi sevdikleri için bizi terk edince, hayatımızın anlamı olduğunu düşündüklerimizin gözlerinde anlamlar bulmayı denedikçe, yeri doldurulamaz dediklerimiz bizi boşluğa iteleyip gittiğinde, apansız yitirdiklerimize bir daha hiç seslenemeyeceğimizi düşündükçe, içimizden geçenleri içimizden geldiği gibi dile getiremeyince, kendi sesimize sağır olan kulaklarımız bizi dinlemeyince, kendi içinden geldiği gibi iki laf edemeyen dilimiz lal olunca ve çok özlediğimizi söyleyecek cesaretimizi yitirdiğimizde, istesek de bir daha bu kadar özlemeyeceğimizi her aklımıza getirişimizde daha çok özleriz.

Özlemek hücreye kapattığımız kendimize bir zerre gökyüzünü yasaklamaktır, canımızın acıdığını, özlemin ağır bastığını söylemeyi ayıp saymaktır. Tanıdık bir kokunun unuttuğumuz mekanlara götürüp yüzüstü bıraktığı çocukluğumuz, arkasından el sallayamadığımız en kıymetli vedamız, pencereden dışarıya umarsızca bakışımız, elimizden kayıp giden umutlarımız, yok saydığımız varlığımız, var olması için dua ettiğimiz kayıplarımız, kaybettikten sonra değer verdiklerimiz, verdiğimiz değeri hoyratça ayaklar altına alıp bizden kaçanlarımız, kaçamak bakışlarımız, baktığımız yerde bulamadıklarımız, bulunca anlam veremediklerimiz, duamızın amini olup varlığına şükredemediklerimiz, hayatımızdan ötelemeyediklerimiz, ötesi yok dediklerimizdir ve olmadık zamanlarda, olmadık mekanlarda aklımıza gelenlerdir özlediklerimizdir.. Özlem ağlatır, sürekli ve değişik yollarla kendisini anlattırır, bazen yalvartır ama en çok can acıtır. Kalp sıkışır, beyin uyuşur, dünya anlamsızlaşır. Özlem zafer kazanmış komutan havasıyla hayatımızı alt üst ederken, biz kendi enkazımızdan kurtulmak için çareler ararız. Özlenenleri önemsememeyi öğreniriz, öğrendikçe ilmikleri tek tek çözeriz yeni yaşama nedenleri ve nedensiz sevinçlerle.

1 Mayıs’ı normalleştirmek zorundayız HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan, sokaktaki vatandaşın sendika ve sendikacılara çok sıcak ve samimi bakmadığını kaydetti. Arslan, “İşte bu algı medya ve işverenler aracılığıyla oluşturulmuş bir algı. Sendikalar mücadele edilmesi gereken kuruluşlar haline geldi. Bu durum Türkiye’nin gündeminde en çok 1 Mayıs’ta karşımıza çıkıyor. Sendikacıyız diye ortaya

çıkanların aslında Türkiye’de bir kaosu, bir karmaşayı, çatışmayı, gerginliği de oluşturduklarını görünce vatandaş sendikalar buysa biz bunları istemiyoruz diyor. Biz Türkiye’nin her yerini 1 Mayıs alanı ilan ediyoruz, 81 ilde kutlama yapıyoruz. Ağırlıkla Kayseri’de kutluyoruz. Kayseri’de birlik, mücadele, dayanışma gününü barış içerisinde kutluyoruz.” dedi.

Ekşi’nin dili uzadı Daha önce İslam dininin değerlerine yapılan ağır hakaretleri sitesinde barındırmakla gündeme gelen Ekşi Sözlük bu sefer de Kur’an’a dil uzattı. Haber7’nin gündeme getirdiği haberde Orta Afrika Cumhuriyeti İnsani Yardım Seferberliği Ülke Temsilcisi Brahim Ousman ülkelerindeki insanlık trajedisini anlatmıştı. Binlerce Müslümanın katledildiği haberleri Türkiye ve dünyadaki Müslümanlardan büyük tepki toplasa da kanlı saldırılar Ekşi Sözlük’te espri konusu olmaktan ileriye gidemedi. ‘Kur’an’ı yırtıp içkilerine katıp içiyorlar’ başlığıyla açılan entry’de Orta Afrika temsilcisi Brahim Ousman’ın sözleriyle ve direkt olarak kutsal kitabımız Kur’anı Kerim ile ‘aklınca’ alay edildi.

Çay termosu paniği Konya Valiliği’nin önünde aydınlatma direğinin dibine bırakılan şüpheli termos, bomba imha uzmanı tarafından fünye ile patlatıldı. Edinilen bilgiye göre, aydınlatma direğinin dibine bırakılan termosu gören vatandaşlar bomba olma ihtimalinden şüphelenerek polisi aradı. Olay yerine gelen polis ekipleri Mevlana Caddesi’ni bir süre trafiğe kapatarak vatandaşları Valilik önünden uzaklaştırdı. Bomba imha uzmanı yaptığı çalışma sonrası fünye ile çay termosunu patlattı. Termosu inceleyen uzmanın olumsuz bir durumun olmadığını bildirmesi üzerine cadde tekrar trafiğe açıldı. Çay termosunun boş olduğu öğrenildi.


3

Songül abla, yılın annesi SICAK KOLTUKLAR Konya’da 30 Mart yerel seçimleri öncesi seçim çalışmaları kapsamında parti konvoyunda geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeden AK Parti Gençlik Kolları Üyesi Talha Bayrakçı’nın annesi Songül Bayrakçı, Görmeyenleri Koruma Derneği Konya Şubesi tarafından yılın annesi seçildi. Görmeyenleri Koruma Derneği Konya Şubesi’nin “Engelliler Haftası ve Anneler Günü” dolayısıyla bir otelde düzenlediği programa Selçuklu Belediye Başkan Vekili Ziya Yalçınkaya, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü Nurettin Ulaş ve görme engelliler ve yakınları katıldı. Görmeyenleri Koruma Derneği Konya Şube Başkanı Veli Özağan engelli vatandaşlara seslenerek, “Sessiz kaldığınız müddetçe hayatınız zor ve sıkıntılı geçmeye devam eder. Biz ne kadar mücadele eder, hep birlikte yan yana mücadele edersek şehrimizde çok güzel gelişmeler olur” dedi. Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü Nurettin Ulaş ise, düzenlenen etkinliğin engelli vatandaşların toplumdaki düşünsel anlamdaki algıyı değiştirme noktasındaki önemine değindi.

K

Ulaş, “Biz aslında onları engelli değil diye tabir ediyoruz. Belki yeni bir tabirle engellediğimiz insanlar diye düşünüyoruz. Aslında engelli insanlar değil, bizim engellediğimiz insanlardır. Bizim engelleri ortadan kaldırarak gerekli hayati düzeni yeteri derecede kuramayan veya ulaşamayan insanlar olarak değerlendirmemiz gerekiyor. Dolayısıyla o engellediğimiz kardeşlerimizin dünyasını yeterince anlayamadığımızı düşünüyorum” diye konuştu.

Konuşmaların ardından görme engelliler, tüm annelere ithafen şiirler okudu. Daha sonra Görmeyenleri Koruma Derneği Konya Şubesi Genel Sekreteri aynı zamanda seçim çalışmaları kapsamında parti konvoyunda geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeden gazetemiz yazarı AK Parti Gençlik Kolları üyesi Talha Bayrakçı’nın annesi olan Songül Bayrakçı, yılın annesi ödülüne layık görüldü. Bayrakçı ödülünü gözyaşları içinde görme engelli çocukların elinden aldı.

Dünya öğrencileri Konya’da buluştu 12 kişi tutuklandı Konya’da üniversite öğrencilerinin yaşadığı yerlerde satış yapmak için uyuşturucu pazarı oluşturmaya çalışan sokak satıcılarına yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 20 kişiden 12’si tutuklandı. Konya Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi Narkotik Büro Amirliği ekipleri tarafından geçtiğimiz Salı günü düzenlenen operasyonda, uyuşturucu ticareti yaptıkları iddiasıyla gözaltına alınan 20 kişi adliyeye sevk edilmişti. Gözaltındaki şüphelilerden 4’ü savcılıkça alınan ifadelerinin ardından serbest bırakılırken, diğer zanlılardan 12’si, çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı, 4 zanlı ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Konya’da 7. Uluslararası Öğrenciler Buluşması’nın açılış töreni Vali Muammer Erol’un katılımıyla gerçekleştirildi. 20 ilde eş zamanlı olarak ve Konya’da öğrenim gören 55 ülkeden 300 öğrencinin katılımıyla düzenlenen 7. Uluslararası Öğrenciler Buluşması’nın açılışı Kent Meydanı’nda düzenlenen törenle yapıldı. Açılışa Konya Valisi Muammer Erol, 55 ülkenin temsilcisi 300 öğrenci, parti temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Program, İmam Hatip Liseleri arasında yapılan yarışmada 1. olan Muhammed Seyit’in Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Çeşitli ülkelerden gelerek Konya’da eğitim gören öğrencilerden oluşan bir grup İstiklal Marşı’nı okudu. Programın açılış konuşmasını yapan Mevlana Uluslararası Öğrenci Derneği Başkanı Mücahit Şahin Uludağ, “Konya’mızda 85 ülkeden 2 bine yakın uluslararası

öğrenci kardeşimiz var. Biz bu uluslararası öğrenci buluşmalarıyla, Konya’mızda Ensar ve Muhacir ilişkisini eğitim amacıyla gelen bize misafir olan kardeşlerimize üniversitelerimizle, halkımızla, eğitimimizle, yardımseverliğimizle, gönül elçiliğimizle en güzel hizmeti sunmak, onlara çok güzel bir ev sahipliği yapmayı amaçlıyoruz. Çok yakın zamanlarda mezun olarak gönderdiğimiz kardeşlerimiz farklı ülkelerde ciddi kademeler alıp ülkemizin birer gönüllü medeniyet elçisi olarak görevlerine devam ediyorlar. Arzumuz odur ki, onlar Konya’mızda eğitimlerine devam ederlerken hem kendi özgürlüklerini, kendi ülkelerinin çeşitli envanterlerini sergilesinler, halkımızla bir araya gelsinler, bizim temel değerlerimizden olan kardeşliğimizi bu iki gün içerisinde Konya halkımızla beraber buluşturalım” diye konuştu.

oltuklar sıcaktır, bir oturdu mu insan asla kalkmak istemez, oturanlar hiç kalkmayacakmış gibi yapışırlar koltuklarına, koltuklar adeta oturanlarını koltuk altlarından kelepçelemiş gibi tutarlar. Yeni değerler, yeni gençler, yeni fikirler, yeni gelişmeler, değişimler her şey unutulur, koltuğun harareti sahibinin ateşini her an 40’ların üzerinde tutar. Oradan indikçe bir an önce tekrar oturmak ister, zira dışarının soğuğu hemen onu sıtmaya boğar. Koltuk büyük bir cazibe merkezidir; zira orada her şeyden önce nefsin son derece doyumu söz konusudur. Bu koca ümmetin peygamberi en büyük bir devlet başkanı ve en büyük peygamber olmasına rağmen koltuk yüzü görmemiştir ama bazı imamlar ve hanedanlık halifeleri koltukları için taş üstünde taş, omuz üstünde baş koymamışlardır. Koltuk öyle bir afettir ki sahibini önce herkesten üstün yapar sonra üstünlerin üstünü yapar en sonunda da firavunda olduğu gibi “ben sizin ilahınızım” der hale getirir. Bunun en büyük etkeni de pervaneler gibi etrafında dönen meddahlar ve her şeyi bardağın dolu yanından gösteren dostlarıdır. Koltuğun tadı Nemrudun, en büyük peygamberlerden Hz İbrahim’i ateşe attıracak kadar gözünü karartmıştır. Koltuğun ateşi, ateş alarak Kisranın etrafını yakmış ve son peygamberin mektubunu okumadan yırtacak kadar afete dönüşmüştür. Koltuk öyle bir makamdır ki ulaşılmaz olmanın ilk aşamasını teşkil eder, insanları yukarıdan süzmeyi ve kendini beğenerek her dediğinin ve her yaptığının doğru olduğunu fısıldar sahibine. Koltuğun ateşi etrafını bile ısıtır ve çevredekiler hiç yanlış ve hata söyleyemez hale gelirler böylece etrafını tozpembe bir dünya kaplamış olur. Koltuk öyle lezzetlidir ki belediye otobüsünün orta direklerindeki halkalar-

da dedeler ve nineler sağa sola savrulurken ve körüklü otobüslerin ortasında düşmemek için tvist oynarken o koltuğun 15-20 yaş arası sahipleri görmezden gelmek için gözlerini telefonlarından bile ayıramazlar, sanki o koltukta ve o anda dünyayı yeniden keşfetmektedirler. Koltuklar o kadar cazip ve vazgeçilmezdir ki uğruna nice dostlar, dostluklar, kardeşler, analar, babalar, halklar, milletler feda edilir, onun için yok edilemeyecek bir değer yoktur. Bu koltuk ve makam sevdası dünya kurulalı beri böyledir, koltuk mutlaka gerekli hale de gelebilir ancak onun içine biraz İslam’ın ruhundan üflersek belki insani duruma getirebiliriz; yüce peygamberimizi ulaşılmaz birisi, yüksek bir taht da oturan bir şekilde tasavvur eden bir Arap köylüsü Medine’ye gelir, Peygamberimiz ile görüşmek ister, mescidde karşılaştıklarında karşısında titremeye başlayınca: rahat ol, ben kurutulmuş ekmek yiyen bir kadının oğluyum demişti de iki cihan güneşi, öyle dinmişti adamın titremesi ve heyecanı. Mescidin içinde mütevazı bir direğin altında kabul edilen elçiler ve heyetler hayretler içinde kalıyorlar ve dünyada hanedanlıkların ve krallıkların sonu geldi galiba diye korku ve endişe içinde dönüyorlardı ülkelerine. Peygamberi yoldan asla sapmayan ikinci halife Hz. Ömer r.a. de elçileri ve heyetleri olduğu gibi, hiçbir debdebe ve şaşaa olmaksızın, koltuksuz bir yerde karşılayınca inanamıyorlardı: o anda dünyada dengeleri alt üst eden yeni oluşumun başkanının karşılarında ki kişi olduğuna. Ama otuz yıl süren bu saadet asrı yerini koltuk savaşlarına bırakmıştı artık hem de hiç dinmeyecek, gittikçe hızlanacak koltuk savaşlarına. Ama ondan kurtulmanın çaresi yok, mutlaka koltuklar gerekiyor ancak o koltuklara biraz İslami ruh üfleyerek onları, üzerinde etrafını gören “adam” oturan hale getirebiliriz, inşallah!


4

Akın’a ilgi AKINSOFT Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Özgür Akın, Selçuk Üniversitesi “Endüstri Mühendisliği Girişimcilik ve Ekonomi Günleri” etkinliğinde öğrencilerle söyleşiye katıldı. Yoğun bir katılımla gerçekleştirilen etkinlikte Akın, gençlere olan inancından, teknolojinin onlarla birlikte daha ilerilere, en güzel şekilde taşınacağından, başarı hikayesinden, öğrencilik hayatından bahsetti. Öğrencilerin sorduğu soruları yanıtlayan Akın, kariyer günlerinin vazgeçilmezi olan “Kelebek Anteni” işareti yaparak, salonda bulunanlarla objektiflere poz verdi.

Madalyalar Koç’a Geleneksel Okçuluk Kış Ligi Finali’nde Uluslararası Üçüncülük madalyası alan Hasan KOÇ, millî okçular arasında birinciliğini korudu. Koç, menzil yarışmasında da Konya’ya birincilik getirdi.

İnternetten ilan... Maliye, internet sitelerine verilen satılık ve kiralık daire ilanlarını takibe aldı. İlan sahiplerinin vergi verip vermediği araştırılacak. Fiziki takiple birlikte “Xenon” denen dijital programla sanal ortamda ticaret yapan tüm firmalar tespit ediliyor. Yeni dönemde, evinin resmini çekip kiralık ilanı veren, satışa çıkaran vatandaşların da vergi ödemesi gerekecek. İnternet üzerinden ister ürün satılsın ister araç, herkesin vergi mükellefi olduğunu anımsatan yetkililer, sanal satış yapan herkesin vergi kaydını yaptırması gerektiğini belirtti. Yetkililer, “Vergi dairelerine şahsen başvurmaları zorunlu. Böyle bir satış ticari faaliyet anlamına gelir” dedi.

Geleneksel Okçuluk Kış Ligi Finali’nde Hasan KOÇ, Uluslararası Üçüncü olurken Milli okçular arasında ise Birinci oldu. Menzil yarışmasında ise Konya’mıza birincilik getirdi. Konu hakkında bilgi veren Geleneksel Türk Okçuluğu Federasyonu Genel Sekreteri Ömer KOÇ; “Uluslararası Finalde ülkemizi ve Konya’mızı başarıyla temsil eden Melikşah Geleneksel Türk Okçuluğu Spor Kulübü Başkan V. Hasan KOÇ’ u tebrik ediyor, başarılarının daim olmasını diliyor, gelecek nesillere Geleneksel kültürümüzün aktarılmasındaki fedakârlığını saygıyla takdir ediyorum” dedi. Karabük Üniversitesi Demir Çelik Kampüsü Ay Yıldızlı Stadyumu’nda Geleneksel Okçuluk Kış Ligi Finali yapıldı. Finali müsabakaları için Ukrayna ve Amerika Birleşik Devletleri’nden gelen Yaban-

cı Misafirler, Üniversite Akademik ve İdari Personeli ile öğrenciler katıldı. Uluslararası Kış Ligi Finali aynı zamanda İlk gece yarışması, İlk çim saha yarışması ve İlk defa ön elemeli bir Kış Ligi Finali olma özelliği ile dikkat çekti. Kasım ayında başlayıp Mart ayında sona ererek, 5 aylık bir ön eleme sürecini kapsayan ve Yunanistan, Ukrayna, Belarus, Polonya ve Ülkemizin de içerisinde bulunduğu Geleneksel Okçuluk Kış Ligi Finali Dünyanın 5 Ülkesinden 400 okçunun mücadele etmesi sonucu gerçekleşti. Zorlu ve çekişmeli geçen ön elemeler sonucunda 40 yerli 3 yabancı olmak üzere toplam 43 okçu oklarını Ay Yıldızlı Stadyumu’nda attılar. Geleneksel Okçuluk Kış Ligi Finali’nde Gençler ve Bayanlarda 10 ar, Erkekler de ise 20

okçunun mücadele ettiği yarışmada gençlerin atış mesafesi 15 m, bayanlar ve erkeklerin mesafesi ise 20 m. Açılış konuşmalarının ardından seyircileri selamlayan 43 Okçu, Islık oku ve alev oku atışı gerçekleştirdi. Rektör Prof. Dr. Burhanettin Uysal’ın ilk atışı yapması ile final yarışları başladı.6’şarlı 3 seri halinde yapılan çekişmeli atışlar sonucunda sonuçlar şöyle oluştu; ERKEKLER: 1-Oleg Chasnichenko 2-Deniz Ziborav 3-Hasan Koç 4-Kenan Yılmazer 5-Burak Karayazı BAYANLAR: 1-Özlem Uçan 2-Saliha Aksoy 3-Bengü Tekçe 4-Tuğba Bağcı 5-Kübra Daşgın Sevindik GENÇLER: 1-Janset Genel 2-Ayşegül Aksoy 3-Emin Alp Cebecik

4-Umar Koçkar 5-Ömer Aycı Menzil Yarışması Birincisi Hasan KOÇ (Melikşah GTO Spor Kulübü- Konya) Puta Menzil Birincisi Saliha AKSOY (Danişment Spor Kulübü- Tokat) Konya’mızı temsilen müsabakalara katılan Melikşah Geleneksel Türk Okçuluğu Spor Kulübü Başkan V. Hasan KOÇ, yapılan müsabakaların ardından Uluslararası üçüncü olurken, Milli Sporcularımız içerisinde ise Birinci oldu. Yapılan Menzil Yarışmasında ise birinciliği Hasan KOÇ aldı. Yarışmaların sonucunda tüm okçulara katılım belgesi takdim edildi. Kendi kategorilerinde dereceye giren okçulara madalyalarını Rektör Prof. Dr. Burhanettin Uysal ve Üniversite yönetimi takdim etti. Toplu çekilen fotoğrafın ardından Geleneksel Okçuluk Kış Ligi Finali sona erdi.


5

çiftçinin karagün dostu Şeker pancarı ekiminin başlamasıyla birlikte üreticilere tohum, ilaç ve gübre desteğinde bulunan Konya Şeker, pancar ekili alanların yetersiz yağışlardan etkilenmemesi, tarlalarını daha rahat sulayabilmeleri için motorin desteği verdi. Dağıtımı yapılacak motorin desteği 25 milyon 152 bin 86 lira tutarındaki 5 milyon 808 bin 796 litre motorinden oluşuyor.

ZOR GÜNDE YANINDA Pankobirlik Genel Başkanı Recep Konuk, üreticilerin zor günlerinde her zaman yanında olduklarını ve olmaya da devam edeceklerini belirterek, “Üreticilerimizin bu yıl yaşadığı iklimsel koşullara bağlı olarak ortaya çıkan kuraklıktan zarar görmemesi için elimizden gelen çabayı gösterdik ve her zaman üretenin, üreticinin yanında ol-

‘Çalışmak ibadet’

duk. Bu yıl iklim koşulları maalesef beklendiği gibi gitmedi. Üretici yağmur bekledi ama olmadı. Bölgenin her tarafında üreticilerimiz bir damla su için yağmur dualarına çıktı. Sonuç olarak son günlerdeki yağışlar biraz olsun üreticilerimize nefes aldırdı. Konya Şeker de üreticilere motorin desteği verdi. Mevsimlerin değişmesi, yeterince yağış olmaması üreticileri zor durum-

da bıraktı. Üretici açısından bu kadar olumsuzluğun yaşandığı bir yılda Konya Şeker olarak biz de kendi üzerimize düşen görevi yaptık. Üreticinin ihtiyacına bir an önce çözüm üretmek, nefes almalarını sağlamak için motorin dağıtımını gerçekleştirdik. Biz, üreticilerimiz için buradayız. Onların derdi ve sıkıntısı bizim derdimiz ve sıkıntımızdır” dedi.

Ovaya bereket geldi Konya ovasında yağış azlığı nedeniyle istenilen seviyede yetişmeyen buğdaya, etkili olan yağışlar ilaç gibi geldi. Buğday ekimi yapan çiftçi, önümüzdeki günlerde yağışın devam etmesi halinde üretimin olumlu etkileneceğini düşünüyor Türkiye’nin tahıl ambarı olarak bilinen Konya Ovasında 3 gündür etkili olan yağmurun, buğdayda verimi artırması bekleniyor. Buğday ekiminin yoğun olduğu Konya’da kuraklık nedeniyle bu yıl rekoltede beklenen kayıp tahmininin, son günlerde etkili olan yağmurlarla yeniden gözden geçirilecek. Karatay ilçesi Ortakonak Mahallesinde buğday üretimi yapan çiftçi, yağışlardan umutlu. Bu yıl Konya

Ovasına hem yağmur hem de kar yağışının olmadığını ve buğdayın kalitesinin düşük olacağını ileri süren üretici, 3 gündür aralıklarla etkili olan yağmurun adeta ‘ilaç’ gibi geldiği görüşünde. Çiftçi Hasan Varlısenet, son yağan yağmurla umutlarının da arttığını söyledi. Varlısenet, “Özellikle buğday’da ekinlerimiz aşırı zayıf. Yağışların çok geç gelmesi kışın karın yağmaması dolayı ekinlerimiz zor. Ama o kadar

da kurumuş değil. Son yağan yağmurlarla çiftçi biraz daha nefes almış durumda. Şu yağmurda yağmasaydı sulanan arazilerde pek bir şey yok ama kıraç arazilerden ürün kalmayacaktı. Geçen yıla oranla üretimin daha aşağı olmasını bekliyoruz. Geçen yıl kar ve yağmur vardı bu sene hiç kar düşmedi toprağa. Çevre illerde de ekinlerin zayıf olduğunu görüyoruz. Büyük bir kuraklık söz konusu” dedi.

Çiftçi Ali Küçükdemirci, bu sene geç gelen yağmurun yeterli seviyede olmayınca rekolte kaybına neden olacağını söylerken, Mehmet Can ise, son yağışların ürüne olumlu katkı sağlayacağını ve adeta ‘İlaç’ gibi geldiğini dile getirdi. Üretici Celalettin Küçükdemirci de, tarlaya biçerdöverlerin giremeyecek seviyede olan buğdayın yağmurla daha da boy verdiğini ifade etti.

Abdullah Gül’ün 70 yıllık tornacı ustası babası 88 yaşındaki Ahmet Hamdi Gül, küçük oğlu Macit ile birlikte ortak olduğu ve 20 ülkeye elektrik direği, kent mobilyaları ve billboardlar yapan organize sanayi bölgesindeki fabrikaya her gün gelip, çalışmaları izliyor. “Çalışmak ibadet, evde sıkılıyorum” diyen Ahmet Hamdi Gül, günümüz gençlerini beğendiğini belirterek, “Şimdiki gençler hem akıllı, hem çalışkan” diye konuştu. Ahmet Hamdi Gül, Cumhurbaşkanı babası olduğunu belirterek, çalışması yerine evde oturmasını isteyenlere, “Çalışmak, ibadettir” sözünü hatırlattı.

Filografi sergisi Konya Büyükşehir Belediyesi, Engelliler Haftası nedeniyle Türkiye Sakatlar Derneği Konya Şubesi ile birlikte KOMEK’te öğretmenlik yapan Mülkiye Aslan’ın filografi sergisini açtı. Serginin açılışında konuşan Türkiye Sakatlar Derneği Konya Şube Başkanı Ahmet Mıhçı, engellilere destek olunursa tüm engellerin aşılabileceğini belirterek, buna en güzel örneğin Mülkiye Aslan olduğunu söyledi. KOMEK’e öğrenci olarak giren Aslan’ın azmi ve başarısıyla öğretmenlik yapmaya başladığını kaydeden Mıhçı, destekleri nedeniyle Konya Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti.


6

ÜÇ AYLAR VE REGAİB KANDİLİ

A

rtık Üç aylar girdi Kutsal bir iklim ve atmosferdeyiz. Artık üç aylar kampına girdik. Bütün duaların kabul olunduğu ve meleklerin bu adı verdiği “Regaib Kandilini idrak ettik. Rabbim kabul buyursun. Bundan yaklaşık bir ay sonra; Recebin 27.Gecesi Allahın izniyle Hz Peygamberimizin (s.a.v.) en büyük Mucizelerinden birinin yaşandığı “Miraç Kandiline, arkasından 15 gün sonra “Berat Kandiline ve bundan 15 gün sonra; İçinde bin aydan daha hayırlı Kadir Gecesinin olduğu 11 Ayın Sultanı Ramazan Ayına ulaşacağız inşaallah. Bu mübarek iklimin ilçemize ve Ülkemize. İnsanlığa Hayırlar getirmesini Ulu Allahtan niyaz ediyorum. Bu günlerde Hz. Peygamber Efendimiz (S.A.V.) “”‫“ ناضمر انغلبو نابعشو بجر يف انل كراب مهللا‬ “Allahım Recep ve Şabanı ayını bizim için mübarek kıl ve bizi Ramazan ayına ulaştır diye dua ederdi. Bizlerde aynı duayı çokça yapalım.Artık bu günlerde çok hassas ve dikkatli olup ,Ramazan Ayına iyice hazırlanmalıyız. Daha çok Hayır. ibadet yapmalı ve Kur’an okumalıyız. İslamî iyi öğrenip yaşamalıyız. İslam’dan önce müşrik Araplar bile bu vakitlere hürmet ederler; babalarını öldüren bir adamı görseler bile yüzlerini dönüp bakmazlardı. Bizler inananlar olarak daha dikkatli olmalıyız, küskünler varsa barışmalı, barıştırılmalıdır. Geçen sene aramızda olup da aramızda olmayanlara ve bütün geçmişlerimize Ulu Allah C.C.’den Rahmet diliyorum. Ramazan ayına ulaşmanızın garantisi bulunmamaktadır. Bu vesileyle çeşitli sebeplerle meydana gelen kırgınlık, düşmanlıklar bu aylarda acilen terk edilmelidir. Bütün evreni ve her şeyi Yaratan Yüce Rabbimizi iyi tanımalı, kudretini ve büyüklüğünü idrak etmeliyiz. Her şeyin bir sahibi var Bizleri ve bütün evreni Yaratanda Sadece ve sadece Allah C.C.’dür. Kuranı Kerimi Kitap olarak,Hz. Peygamber (S.A.V.) ‘i elçi olarak gönderdi.Din olarak bize İslam’ı seçti . Bize Müslüman adını verdi. Bizler mademki Allah C.C.’ye inanıyoruz. İslam’ı yaşamakla sorumluyuz. Günahlardan kaçınmalıyız. Bu duygu ve düşüncelerle bütün kardeşlerimizin üç aylarını, idrak edeceğimiz bütün kandillerimizi ki bize bahşedilmiş büyük fırsatlardır. Şimdiden tebrik ediyorum. Rabbimizden bizleri Ramazan ayına ulaştırmasını niyaz ediyorum.

CHP’nin şansı yok

Kınalı kuzular Konya’da, temsili askerlik yapmaya hazırlanan engelli gençler için uğurlama töreni ve kına gecesi düzenlendi. Jandarma Teşkilatı’nın kuruluşunun 175. yıldönümü etkinlikleri kapsamında, her yıl yapılan temsili askerlik uygulaması bu yıl Jandarma Komutanlıklarında düzenlenecek. Konya merkez ve Akşehir, Beyşehir, Çumra, Seydişehir ile Ereğli ilçelerinden askerlik çağına gelen 232 engelli 1 gün de olsa askeri üniformalarını giyip vatani hizmetlerini yapacak. Askere gitmeye hazırlanan engelli gençler için uğurlama töreni ve kına gecesi düzenlendi. Konya’da İl Jandarma Komu-

tanı Jandarma Albay Emin Dursun ve eşi, Komutan Yardımcısı Yarbay Ümit Fidan ile askeri personel, özel bir rehabilitasyon merkezinde düzenlenen uğurlama törenine katıldı. Asker adayı gençler aileleri ile birlikte davul zurna eşliğinde oyunlar oynadı. Albay Emin Dursun ve beraberindekilerde asker adaylarının heyecanına ortak olarak misket havasında oynadı. Yemek ikramının ardından engelli asker adaylarının ellerine kına yakıldı. Duygu dolu anların yaşandığı törende konuşan asker adaylarının mutluluğu gözlerinden okunurken, gözü yaşlı anneler düzenlenen etkinlik için İl Jandarma Komutanlığı’na teşekkür etti.

CHP Adana milletvekili Turgay Develi, parti yönetimini yerden yere vuran açıklamalar yaptı. Develi’ye göre bu anlayışla CHP’nin 100 yıl daha iktidar olma şansı yok! Develi partisini hedef alarak yazdığı zehir zembere yazısında bunun sebebi olarak da şunu söylüyor: “Çünkü o kadar yenildiler ki, yenilmekten yoruldular. İç mücadelede tükettikleri enerji nedeniyle de, artık seçim kazanmak için mücadele inançları kalmadı. Mahalle delegesinden tutun yukarıya kadar, yeniden parti içi ‘mevzi’ koruma güdüsü, Genel Başkanların bütün itici- tahrik edici irade beyanlarına rağmen, karşılık bulamıyor.”

Haftalık Bağımsız Siyasi Gazete Bölgesel Süreli Yayın Yıl: 1 | Sayı: 34 11-17 Mayıs 2014 SAHİBİ Çimke Basım Yayın Yapım Reklam ve Turizm Hiz. Ltd. Şti adına AHMET AKA SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ ÖMER SALIH ŞIPLEME SANAT YÖNETMENİ NURETTIN ÖZEL

Engel tanımadılar Çumra Bakım ve Rehabilitasyon merkezinde kalmakta olan engelliler Kule Site AVM’de sergi açtı. Kuruluşta kalan engellilerin yapmış olduğu el sanatları göz kamaştırdı. sergide ahşap boyama,hamur içi motifler, kağıt telkari ürünleri beğeniye sunuldu. Kuruluş müdürü Muammer Gül, fırsat verildiğinde engellilerin neler başardıklarının güzel bir örneğini görebilmenin mümkün olduğunu dile getirdi.

HUKUK DANIŞMANI Av. ABDURRAHIM KÜÇÜK SAĞLIK EDİTÖRÜ Dr. NEVZAT ŞIPLEME YAYIN YÖNETMENI ADNAN TEKE Yönetim ve Baskı Adresi: Fevziçakmak Mh. 10453. Sk. No: 25 Karatay | KONYA Telefon & Faks: 0332 342 52 82 Web: www.anadolugunluk.com reklam@anadolugunluk.com haber@anadolugunluk.com BASKI Çimke Basım Yayın Yapım Ltd. Şti. Baskı Tesisleri B.T. 11 Mayıs 2014


7 DÜŞÜNCE VE KABİLİYETLERİN KATİLİ

A

KARMA EĞİTİME HAYIR

hbes-i Lâinin; “kanla kurduğumuz cumhuriyeti gerekirse kanla devam ettireceğiz” sözü aynen meydana geldi. Gerektiğinde kan dökmekten çekinmediler. Kan dökmenin yeterli olmadığını çok iyi biliyorlardı. Allah’ın kelimesi yüce olsun diye üç kıtada at süren Anadolu insanını dinlerinden uzaklaştırmaları gerekiyorlardı. Bunu sinsi bir planla halkı uyandırmadan yapmaları lazımdı. Öyle yaptılar. İslam alfabesini kaldırdılar yerine latin alfabesini koydular. Biliyorlardı ki bir milletin dilini değiştirirsen her şeyini değiştirirsin. Harfini-dilini değiştirdiğin bir milletin geçmişten bağını koparmanın süreci eğitim zamanında 25 yıldır. Cumhuriyetin kuruluşu esnasında yeni doğan çocuk nesil, rejimin harf ve diliyle istedikleri gibi eğitimle yoğrulabilirdi. Bu 25 yıllık eğitim sürecinde, İslâm’dan bağı kopmamış müslümanların itirazlarını susturacak silahlı kuvvetler gerektiğinde kan dökmek için hazırdı. Bu eğitilecek yeni nesilden beklenen; rejime bağlı, düşünme ve sorgulama melekesi olmayan, kabiliyetlerini kaybetmiş uyumlu vatandaş tipiydi. Böyle bir vatandaş yetiştirmenin de en uygun yolunu buldular; karma eğitim modeli. Karma eğitim modeli, kız ve erkeğin kabiliyetine ve düşünme melekesine yapılacak en kuvvetli darbeydi. Bu eğitim modelinde çocuk ne kadar gayret ederse etsin sıradan olmaktan kurtulamazdı. Karma eğitim kız ve erkek öğrencilerin karışık yapıldığı bir eğitim tarzı. Avrupa’da Hristiyanlığın protestan mezhebince erkek çocuklarının yanısıra kız çocukları da İncil’i öğrensinler gayesiyle başlattıkları bir uygulama. Cumhuriyetin ilanından sonra 1924 yılında ilkokullarda, 1927 yılında ortaöğretimde ve 1934 yılında da liselerde uygulanmaya başlanmıştır. “Okullarda kız ve erkek karma eğitim yapılması esastır” denilerek 1739 sayılı M.E. Temel kanununda yerini almıştır. Kız erkek karışık karma eğitim ile tek cinsiyetli eğitim, karşılaştırılmalı olarak bir çok ülkede inceden inceye araştırılmıştır. İşte o araştırmaların sonuçlarından birkaçı: “2002 yılında Ulusal Eğitim Araştırmaları Kurumu, okul büyüklüğü ve okul tipi (ayrık veya karma) nin akademik performansa etkisini araştırmakla görevlendirildi ve İngilterede 2954 liseyi inceledi. İngiltere de pek çok tek cinsiyetli okul bulunmaktadır. Kurumun yayınladığı rapora göre öğrencilerin akademik kabiliyetleri ve diğer arkaplan faktörleri göz önüne alındığında bile, hem kızların hem de erkeklerin tek cinsiyetli okullarda kayda değer bir şekilde daha başarılı oldukları gözlemlendi. Avustralya Eğitim Araştırma Konseyi (ACER) , altı yıllık çalışmasında

270,000’in üzerinde öğrencinin performansını araştırmış ve tek cinsiyetli okullardaki erkek ve kız öğrencilerin karma okullardaki erkek ve kız öğrencilerden ortalama yüzde 15 ile 22 puan daha yüksek derece aldıklarını ortaya çıkarmıştır. Rapor, tek cinsiyetli sınıfların, 12 ile 16 yaşları arasındaki erkek ve kız öğrencilerin kavramsal, sosyal gelişimlerindeki büyüme hızlarında büyük farklılıklar ile ortaya konulan ihtiyaçların yerine getirilmesinde daha iyi performans sergiledikleri tespit edilmiştir. “İngiltere’deki Manchester Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, beş kamu okulundaki öğrencileri tek cinsiyetli ya da karma sınıflara dağıtarak, tek cinsiyet yaklaşımını test etmişlerdir. Karma derslere gönderilmiş erkek öğrencilerin yüzde otuz üçü ile karşılaştırıldığında, tek cinsiyetli derslere gönderilmiş erkek öğrencilerin yüzde altmış sekizinin, standartlaştırılmış dil becerileri testini geçtikleri görülmüştür. Kız öğrenciler açısından, karma derslere gönderilmiş kız öğrencilerin yüzde kırk sekizi ile karşılaştırıldığında, tek cinsiyetli derslere gönderilmiş olanların yüzden seksen dokuzu sınavı geçmiştir.” Beyin yapısının ve fonksiyonlarının cinsiyete bağlı değişiklikler gösterdiği, son yıllarda yoğun araştırmalara konu olmuştur. Beynin yapısındaki bu farklılıklar kadın-erkek davranışlarında önemli farklılıkları meydana getirmektedir. Ancak bu farklılıklardan dolayı cinsiyetlerin birbirlerinden daha iyi ya da daha kötü olduğunu söylemek doğru değildir, sadece her iki cins birbirinden farklıdır. Yapılan fizyolojik araştırmalarda kadınlardaki beyin kan akımının, erkeklerden daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Beyinde cinsiyete dayalı farklılıklar sadece fizyolojik olmayıp, hormonal düzeyde de farklılıklar söz konusudur. Aynı yaş grubunda 124 kadın ve 176 erkekten elde edilen beyin omurilik sıvısında, seratonin yıkım ürünü olan 5-hidroksi indolasetik asit miktarları ölçülmüş ve kadınların beyin omurilik sıvısındaki miktarının erkeklerin beyninden önemli oranda yüksek olduğu tespit edilmiştir. Yukarıda anlatılan yapısal farklılıklar beraberinde işlevsel farklılıkları da getirmektedir. Bu durum “yaşam boyu” bir “farklılık” olarak devam etmekdir.Yaşları iki aylıktan 16 yaşa kadar değişen 224’ ü kız 284’ü erkek 508 normal çocuğun beyin aktivitelerinin incelendiği çalışmada beynin olgunlaşmasında çarpıcı ve istikrarlı farklılıkların olduğu, aynı zamanda erkek ve kız beyinlerinin farklı bir şekilde geliştiği görülmüştür.Bu araştırmada, kızlarda dil öğrenme ve küçük kas becerilerinin erkeklere göre 6 yıl daha önce geliştiği, erkeklerin beyninin ise hedef belirleme ve boyutsal hafıza açısından kızlara göre 4 yıl daha önce geliştiği görülmüştür. Ayrıca, kız ve erkeklerde beyin gelişimlerinin lisan öğrenimi,

boyutsal hafıza, motor koordinasyonu ve insanlarla anlaşma açısından farklı sıra, zaman ve hızda geliştiğini görülmüştür. 17 yaşındaki bir erkek çocuğunun beyni, 13 yaşındaki bir kızın beynine benzemektedir. Erkek beyninin gelişimi, yaklaşık olarak 30 yaşına kadar, kadınınkine yetişemez. Yapısal ve işlevsel farklar, “algı farkını” da ortaya çıkarır.İnsanlar konuşurken kelimeler, ses tonu, yüz ifadesi ve beden dili ile duygularını ifade ederler. Buna emosyonel prosodi denir. Aynı cümleyi söyleyen iki kişi farklı algılanabilir. Erkekler söylenen şeyin anlamını prosodiden bağımsız olarak kavrarlar, kadınlar ise konuşma sırasında kelimeler ve cümlelerden çok sözel olmayan işaretlerin farkına varırlar. Wellesley Kolejinden araştırmacılar, yüz ifadelerini, 3 yaşındaki kız çocuklarının, 5 yaşındaki erkek çocuklarından daha iyi yorumlayıp anlamlandırdıklarını gözlemlemiştir Ayrıca kadınlar erkeklere kıyasla daha fazla sol beyin baskın olma eğilimindedirler. Erkekler ise daha fazla sağ-beyin baskın olma eğilimindedirler. Bu durum kadınların iletişim ve küçük kas becerilerinde daha üstün olmalarına imkân verirken, erkeklerin kavramsal görevlerde üstün olmalarına imkân verir. Her iki cinsin duyguları işlemelerinde de fark vardır. Kadınlarda duyguların hatırlanması daha iyidir ve ortalama olarak kadınların algılama hızı, renkleri ve renk farklılıklarını algılamaları da erkeklerinkinden güçlüdür. Erkekler, duyguyu beynin her iki lobunda değil ya sol ya da sağ yarısında ele alırlar. Fakat kadın beyinleri, daha çift yönlü bir yaklaşım kullanır. Erkeklerde negatif duyguları içeren beyin aktiviteleri, serebral korteks ile birkaç doğrudan bağlantı yaratan beynin kökündeki amilgdalayi çalıştırır. Ancak genç kızlarda hem duygu işlemede hem de dil için beynin aynı bölümünü yani serebral korteksi kullanılır. Erkek ve kadın beyinlerinin nasıl çalıştığına dair bir diğer farklılık, yön bulma alanı içindedir. Erkeklerin çevreyi fark etme yerine hedefin yönünü ve uzak mesafeleri görebilme yeterliliği kadınlardan yüksektir. Saucier ve arkadaşları, erkeklerin kuzey, güney gibi ana yönleri veya “mil” gibi kesin mesafeleri kullanmalarının kadınlara göre daha yüksek düzeyde olduğunu bulmuştur. Diğer taraftan kadınların, “görülebilen, duyulabilen veya kokabilen” yer işaretlerini kullanmaları daha muhtemeldir. Bu farklılıklar aynı görevi tamamlamak için erkekler ve bayanlar tarafından beynin farklı bölümlerinin kullanımına işaret etmektedir; erkekler yön bulmak için hipotalamusu kullanırken;kadınlar yön bulmak için, serebral korteksi kullanırlar.” Tek cinsiyetli eğitimin karma eğitimden son derece verimli olduğu ilmi bir vakıa iken, karma eğitimi dayatmanın ideolojik bir dayatma oldu-

ğu apaçık ortada. Bu ideolojik dayatmayla yapılan karma eğitimin; düşünmesini bilmeyen,kabiliyetleri köreltilmiş sıradan insanlar ortaya çıkaracağını bilmiyorlar mıydı? Çok iyi biliyorlardı ve zaten istedikleri de buydu. Karma eğitim sayesinde rejime uyumlu; düşünmez, yargılamaz vatandaş yetiştirdikleri gibi İslam’ın hassasiyetlerini de bu sayede yok ettiler. Şimdi gelinen son noktada, Milli Eğitim Bakanının kız okullarının açılması çalışmasını uygulamaya koymak için çalışmaya başladığını haberlerden duyuyoruz. Bu sevindirici olmakla beraber oldukça yetersiz cılız bir istektir. Karma eğitimden en fazla etkilenenler, araştırmalara göre erkeklerdir. Sadece kızları değil erkekleri de bu düşünme ve kabiliyetleri yok edici karma eğitim belasından kurtarmak gerekir. Erkek öğrenciler için açılacak okullara örnek olması açısından daha önceki makalemizde belirttiğimizi tekrar hatırlatalım:Mesela bu okullardan biri İngiltere’deki Eton kolejidir. Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci bu okulları şöyle anlatıyor; “Eton Koleji, Berkshire‘da Thames Nehri üzerinde Windsor şatosuna yakın Eton kasabasındaki tarihî binalarda tedrisat yapan yatılı bir erkek mektebidir ve buraya dişi sinek bile giremez. Zaten İngiltere’de kız veya oğlan mektepleri yaygındır; karışık mektepler azdır. Yetkililer karışık mekteplerin hem masraflı olduğunu (çift tuvalet, çift havuz, çift soyunma odası gibi), hem de bu yaşta talebelerin bir arada okumasının psikolojik mahzurları bulunduğunu söylemektedir. Etonlılar 25 evde kalır. Ancak hafta sonları ve bayramlarda evlerine gidebilir. Mektep idaresi, bu sıkı disiplin içinde bile çocuklara bir yetişkin muamelesi yapar. Onları bir kalıba sokmaya çalışmaz, hepsinin karakterine hürmet gösterir. Ferde değer vermek İngiltere’nin karakteristik hususiyetidir. Eton’da sıkı bir disiplin tatbik olunur. Çok ciddi bir tahsil yanında, emsalsiz bir terbiye de verilir. Antik Çağ tarihinden Lâtince’ye kadar muhtelif dersler alınır. İsteyen talebelere askerlik talimi bile yaptırılır. Çeşitli spor takımları vardır. Ama burada kazanmak veya iyi oynamak değil, sadece müsabakaya katılmak mühimdir. 16 yaşına gelen talebe kendisine iki sene için bir vasi seçer. Bu vasi, çocuğu kabiliyetine göre bir mesleğe yönlendirir. Mezunların üçte biri Oxford ve Cambridge gibi köklü üniversiteler gider. Böylece çocuklar geleceğin İngiltere’sini yönetmek üzere yetiştirilir. Eton’dan William Pitt, Grenville, Waterloo kahramanı Wellington Dükü, Gladstone, Balfour, Harold Macmillan, Anthony Eden gibi 18 başbakan çıkmıştır. Çok sayıda ilim adamı, şair, yazar, müzisyen, profesyonel sporcu, aktör, diplomat, subay, politikacı yetiştirmiştir. Henry

Fielding, Ian Fleming, Aldoux Huxley, George Orwell gibi romancı, Thomas Grey, Shelley gibi şair, Keynes gibi iktisatçılar vardır. İngiltere, Tayland, Nepal, Hindistan, Kuveyt hanedanlarından prens ve krallar Eton’da okumuştur. Genç prensler William ve Harry de Eton’dan mezundur.” Milli Eğitim Bakanı valiliklere gönderdiğini duyduğumuz genelgede kız çocuklarının ayrı okuyabileceği okulların tespiti isteği, ilmi araştırmaların ayrı cins okulları desteklemesi Müslüman çoğunluğun ayrı okulları istemesine terstir. Milli Eğitim her yönden haklı olduğu konuda sanki suç işliyormuş gibi bir pozisyonda, savunma psikolojisiyle hareket ediyor. Bakanlık valiliklere karma okullarda okumak isteyenler için okul araştırması yapmalıydı. Çünkü bu okulları isteyenlerin ilmi Hiçbir gerekçeleri yoktur. Seslerini kısmaları gerekenler onlardır. Milli Eğitim Bakanlığı sosyal ve psikoloji bilimlerinin verilerinden faydalanmalı ve bu işin uzmanlarından istatistik raporları istemelidir. Çocuklarımızın karma okul belasıyla düşünme kabiliyetlerinden yoksun, kabiliyetleri köreltilmiş bir şekilde yetiştirilmelerine kimsenin hakkı yoktur. Bu ideolojik karma okul belasından tez zamanda kurtulmak gereklidir. Karma okullar tamamen kaldırılmalı demiyorum şu anda. Tek cinsiyetli eğitime karşı olan ve cazgırca bağıranların listesini çıkarıp onlara yetecek kadar karma okul ayrılmalı ve bu okullarda okumaları mecbur tutulmalıdır ki, böylece bu ideolojik varlıkların çocukları kabiliyetsiz ve düşünme melekelerinden yoksun yetişsinler. Böylece onlardan, onların isteklerini yerine getirerek karma eğitimle kurtulmuş oluruz. Erkek ve kız ayrı olmak üzere ehl-i sünnet Müslümanlığının öğretildiği, gerçek tarih ve bilimlerin öğretildiği kabiliyet okullarının açılması artık kaçınılmaz bir şekilde ihtiyaç olarak kendini gösteriyor. Büyük düşünenlerle büyük işler başarabileceğini her zaman ispat etmiş Anadolu insanının, büyük projelere imza atabilen bu hükümetten eğitim konusunda büyük projeler beklemesi hakkıdır. Oylarıyla sizi defalarca destekleyen Anadolu’nun Müslüman evlatlarının bu isteğinden sakın yüz çevirmeyin. Ama böyle bir istek tarafımıza yapılmadı ki kurnazlığına yatmayın sakın. Fakir birinin zengin bir insanın onun görebileceği yerde sessizce beklemesi bir istek ifadesidir. O fakirin kendisinden sözlü bir istekte bulunmasını beklemek yardım yapmamanın belirtisidir ve o zenginin anlayışsızlığının da belirtisidir. Artık Anadolu Müslümanları çocuklarının esaslı bir eğitim almalarını istiyor ve çocuklarının eğitimine dair büyük projeler görmek istiyor. Siz projenizi ortaya koyun destek çığ gibi arkasından gelecektir.


8


Anadolu Günlük - Sayı 34