Page 1


2


Ekim 2010 Sayı:5 AJANDA EKĠBĠ AKIN ÇETĠN AYÇA KOSTANDOF BANU HIDIRLAR BURCU ÇALIġKAN KIRCI DUYGU PHILLIPS MÜGE KARAHAN SEDA ASOLAR SĠNEM ERGUN ġULE COġKUN BALMUMCU

KONUK YAZAR ELĠF YALÇIN

Ve Perde! Ekim ayı ile birlikte perdeler aralanmaya ve dıĢarıya büyüsünü sızdırmaya baĢladı. Haftalar öncesinden biletimizi ayırtmanın, günü geldiğinde sahnenin tozunu teneffüs etmiĢ olarak içine girdiğimiz dünyanın etkisiyle bir müddet yaĢamanın zamanı! Sanırım bir sonraki sayımızda tiyatrolardan sıkça söz edeceğiz. Sezonun oyunları, oyuncuları, Ģehir, devlet ve özel tiyatrolar hakkında pek çok bilgi yer alacak. Ekim ayının Ġstanbul‘lular için önemli bir etkinlik haftası ise Filmekimi elbette. Uluslar arası ödül sahibi ve izlemeye değer onlarca film için biletler alınmaya baĢladı bile. Tüm filmlerle ilgili ayrıntılı

KAPAK TASARIM Fotoğraf: BURCU ÇALIġKAN Tasarım: ġULE BALMUMCU

ĠLETĠġĠM ajandadergisi@gmail.com 3

değerlendirme içeride sizi bekliyor. Ayrıca, bu ayınızı keyifle geçirmeniz için festival, konser, sinema, kitap önerilerimizin yanı sıra inceleme, gezi, çocuk eğitimi, markalaĢma sanatı ve ilginç hobilerle ilgili ilgi çekici pek çok yazı hazırladık. E hadi! Ġçeriye buyurun...


İÇİNDEKİLER

6 8

Ġstanbul 2010 Avrupa Kültür BaĢkenti Etkinlikleri Konserler— Festivaller

12

Filmekimi programı

18 Çırağan Okumaları 20

Sergi ―Madde IĢık‖

22 Ġstanbul‘da Turist Olmak ―Bağdat Caddesi‖ 4

26 Röportaj ―AHMET ÜMĠT‖ 30

Evde DVD Keyfi

34

Gezi ―Capri Adası‖

38 MarkalaĢma Sanatı 42

Ajanda Ekibinin Planları

44 Ġnceleme ―ReĢat Nıri Güntekin‖ 46 Güncel KöĢe


47 Genç KuĢak Aktristler

76

50

77 Raflarda

Spor ―Efsane Basketbolcular‖

Tarihte Bu Ay

54 Hobi ―Minyatür Maket‖

80

Vizyondakiler

58

Bir KaĢık Bilgi

84

Ayın Blogu ―Benim Günlerim‖

62

Eğitimde Montessori Yöntemi

88

66 Fotoğraf Dünyası 72

Ġnceleme ―Rüzgarın Gölgesi‖ 5

90

Nostalji Film Gün Gün Ajanda


İSTANBUL KÜLTÜR BAŞKENTİ ETKİNLİKLERİ

Yaratıcı Sokaklar Festivali Herkes “Sanatçı” Olabilir!

SEDA ASOLAR www.sedasolar.blogspot.com

Unutmayın! Taksim Meydanı, Ġstiklal Caddesi, Tünel Meydanı, Sıraselviler Caddesi, BeĢiktaĢ Barbaros

Bir heykel aniden canlanabilir ve ya

Meydanı gibi çeĢitli alanlarda gerçekleĢecek

sokaktan geçen sanatçı grubuna

aktiviteler, her yaĢ grubundan meraklının iz-

yakalanabilirsiniz! Ve tabii ki sadece

leyici ve ya katılımcı olarak hem bir Ģeyler

etrafınızda meydana gelenleri seyrede-

öğrenebileceği hem de performansların ger-

rek bile eğlenebilirsiniz!

çekleĢtirilebileceği bir ortam sağlıyor. 6


7


KONSERLER—FESTİVALLER SEDA ASOLAR www.sedasolar.blogspot.com

Ne zaman? 10 Ekim 2010 Nerede? Maçka Küçük Çiftlik Park / ĠSTANBUL Kaçta : 10:00

16-17 Ekim 2010 tarihlerinde, Ġzmir Bornova‘da, yenilenen yüzüyle NOXX STAGE‗de gerçekleĢecek. Ġki gün boyunca yerli ve yabancı, toplam 18 grup sahne 8

alacak.


9


10


11


12


SONBAHAR FİLM HAFTASI

FĠLM EKĠMĠ 9 YAġINDA 8 -14 Ekim AKIN ÇETĠN www.pamuksekerebenzeyenbulut.blogspot.com

Ġstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından bu yıldan itibaren LG sponsorluğunda düzenlenen Filmekimi, 8-14 Ekim tarihlerinde Atlas,Beyoğlu ve Cinebonus Maçka GMall Sinemalarında izleyicilerle buluĢuyor. Filmekimi Biletleri Biletix'te: Hafta içi gündüz seansları sadece 4,00 TL!

Detalı bilgi için: http://www.iksv.org/filmekimi_2010/

Gösterimde olacak filmlerle ilgili kısa kısa: BaĢka Bir Yerde

New York, I Love You

Lost in Translation ile Oscar kazanınca

Paris Je‘taime ile aynı fikirden yola çıkan

daha bir değere binen Sofia Coppola,

yapımın kurgusal olarak ufak bir farkı var:

Marie Antoniette ile karizmayı çizdirse de

Bütün hikayeler ucundan kıyısından

gözümüzden düĢmüĢ değil.

birbirine bağlanıyor. Aslında Paris

Venedik‘ten aldığı Altın Aslan‘ın Ģaibeli

Je‘taime‘de de planlanan oymuĢ ama

olduğu tartıĢıladursun, biz biletimizi

sonradan vazgeçilmiĢ.

erkenden almaya bakalım.

O sebeple Gus Van Sant‘ın filminin finali havada kalmıĢtı. Neyse, çok güzel hikayeler

Filmin soundtrack‘i olan The Strokes

var New York, I Love You‘da.

Ģahanesi I‘ll Try Anything Once‘ı da en az iki kere dinleyelim.

Ġzleyeni piĢman etmeyecektir.

Amcam Önceki Hayatlarını Hatırlıyor Tim Burton ―Güzel, tuhaf bir rüya gibi‖ dese de Cannes‘da Altın Palmiye kazandığına göre izleyeni sıkabilme özelliği de mevcuttur muhtemelen. Her zaman karĢılaĢmayacağımız filmler arıyorsanız böyle buyurun. 13


Tehlikeli Yol Politik sinemanın önde gelen isimlerinden Ken Loach‘tan Irak hakkında bir film. Dilini sivrilttiği, sözünü sakınmadığı bir film olsa

Ġnsanlar ve Tanrılar Cannes‘da Büyük Ödül aldığına göre belli kesimlerde sıklıkla konuĢulacaktır. Muhabbete Fransız kalmak istemeyenler için…

gerek.

Devrim!

Hırsızlar ġehri

On Meksikalı yönetmenin (aralarında Geal Garcia Bernal ile Diego Luna da var) gözünden 100. yılında Meksika Devrimi.

Ġlk yönetmenlik denemesi olan Gone Baby Gone ile oyunculukta topladığından kat be kat daha fazla alkıĢ toplayan Ben Affleck kariyerini bu yönde ilerletse hem kendi adına hem de sinema adına daha hayırlı olacak sanki. Yine bir roman uyarlaması, yine polisiye. Oyuncu kadrosuna bakınca Ben‘i eĢeğini sağlam kazığa bağladığını görüyoruz.

AteĢle Oynayan Kız Ülkemizde de yayımlanan Ejderha Dövmeli Kız‘ın devamı. David Fincher Ejderha Dövmeli‘yi Hollywood‘a adapte ededursun, serinin meraklıları böyle buyursun.

Turne

Ağaç Üç Renk: Mavi‘de Krystof Kieslowski‘nin yardımcılığını üstlenmiĢ olan Julie Bertucelli‘nin ikinci uzun metraj filmi.

Her ġey Güzel Olacak Reconstruction ve Allegro gibi ayrıksı filmlerin yönetmeni Christopher Boe‘nun yeni filmi. Sıradan bir Ģey olmadığı kesin.

Sihirbaz Belleville‘de Randevu gibi bir Ģahesere imza atmıĢ olan Sylvain Chomet‘un yeni filmi. Bana kalırsa dünya üzerinde ne kadar insan varsa sinema salonlarına tıklımtıkıĢ doldurup izletmek lazım bu filmi!

The Diving Bell and the Butterfly‘daki oyunculuğla dikkatleri üzerine çeken Mathieu Amalric‘in Cannes ve Fipresci tescilli filmi. Ayrıca bir sonraki uzun metrajı için bir yedi Ġzlemezsek ayıp olacak gibi. yıl daha bekleyebiliriz Chomet‘u. Onun için yeteri kadar ―Sylvain Chomet orijinalliği ve Gümmm güzelliği‖ enjekte etmeliyiz damarlarımıza. Bunu bilir bunu söylerim! Gregg Araki bağımsız takılan önemli yönetmenlerden birisi. Bazı imgeler ve görselliği Mamut dolayısıyla Contact High‘ı anımsattı bana ama konu itibariyle pek bir alakaları yok. Ay- Yol filminden kimseye zarar gelmez, kötü rıca Donnie Darko‘da göz ardı edilmiĢ James malzeme de çıkmaz. Duval de var oyuncu kadrosunda.

Carlos

Anneme Dokunma!

Komediye yatkın oyuncu kadrosu ve bağımÇakal Carlos sık kullandığımız bir deyim ama sız takılan yönetmenler. Gülmek isteyenler aslını bilenimiz azdır. ĠĢin aslını öğrenmek için… için doğru adres burası. 14


Sosyalizm

Chatroom

Jean-Luc Godard filmi. Daha ne olsun?

Ringu serisi ve Karanlık Sular gibi draması yoğun korku filmlerine imza atan Hideo Nakata bu sefer sanal alemi almıĢ odak noktasına.

Hırsız

Altın Ayı için yarıĢıp Bal‘a kaybedenlerden. Bal‘dan eksiği/fazlası neymiĢ diye izlemek la- Mutluyum, Devam Et zım belki de. How I Met Your Mother‘da Tad tiplemesiyle Benim Güzel Oğlum, Ne Yaptın tanıdığımız Josh Radnor‘un yazdığı, yönettiği ve oynadığı, Sundance‘dan ödül kazanmıĢ baSen? ğımsız bir film. Amerikalıların ciddi anlamda yaptığı en iyi ĢeYapımcısı David Lynch, yönetmeni Werner yi bağımsız filmler olarak kabul ediyorsanız Herzog. Fazla bir Ģey demeye gerek yok. kaçırmamanızı öneririm.

Aslı Gibidir

AĢka Fırsat Ver

Abbas Kiarostemi yönetiminde Juliette Binoche izlemek isteyenler için.

Jeux d‘enfants gibi bir Ģahaneye imza atan Yann Samuel‘in üçüncü uzun metrajı. Yönetmen yine kadın erkek iliĢkileri üzerinde duruġeytanı Gördüm yor. Kötü bir seyirlik olmadığı kuvvetle muhKore sinemasının en baba yönetmenlerinden, temel. A Bittersweet Life gibi bir baĢyapıta imza atMezara Kadar mıĢ olan Ji-woon Kim ile Oldboy‘un Min-sik Choi‘sını bir araya getiren bir intikam öyküsü. YaĢ sınırlamasına takıldığına göre fena halde Kısa film Oscarlı görüntü yönetmeni Aaron Schneider ilginç bir konuyu usta oyuncular kanlı bıçaklı olsa gerek. vasıtasıyla anlatıyor. Bana kalırsa festivalde Tür kırması filmleri seviyorsanız kesinlikle tavsiye ederim ama sinemada Ģiddetten hoĢ- izlenmesi gereken on beĢ filmden birisi. lanmıyorsanız hiç bulaĢmayın.

Jack‟in Kayık Gezintisi

Nefes Nefese

Oscarlı aktör Philip Seymour Hoffman‘ın ilk Aile ve organ mafyası gibi temaları içinde ba- yönetmenliği. Oyuncunun kamera arkasında nasıl olduğunu merak edenler için. rındıran film esaslı bir dram gibi gözüküyor.

AteĢli Oda

Güzel Bir Hayat DüĢlerken

Kutup Çizgisi AĢıkları filminden hatırlayabileceğimiz Julio Medem‘in Yatakta adlı ġili filminden esinlenerek yazdığı ve yönettiği, erotik soslu minimal bir film.

No Man‘s Land ile Amelie, Amores Perros gibi yapımların arasından sıyrılarak en iyi yabancı film Oscar‘ını alan Danis Tanovic‘in son filmi. Ġzleyenleri epey üzecek, hatta sarsacak gibi duruyor.

Duyarlı Evlat – Frankenstein Projesi Montpensier Prensi Konusu itibariyle YeĢilçam filmlerini anımsatan bir Macaristan yapımı. 15

Fransa‘nın ünlü yönetmenlerinden Bertrand Tavernier‘den 16. yüzyılda geçen bir edebiyat uyarlaması. Türün meraklıları için.


ATLAS

BEYOĞLU

CĠNEBONUS MAÇKA

CĠNEBONUS MAÇKA

SĠHĠRBAZ

HER ġEY GÜZEL OL

DUYARLI EVLAT -

ĠNSANLAR VE TANR

MUTLUYUM, DEVAM

DEVRĠM!

ġEYTANI GÖRDÜM

HIRSIZ

DUYARLI EVLAT -

19.00

BAġKA BĠR YERDE GALA

BAġKA BĠR YERDE

CHATROOM

ATEġLĠ ODA

21.30

BAġKA BĠR YERDE GALA

BAġKA BĠR YERDE

ATEġLE OYNAYAN KIZ

ANNEME DOKUNMA!

SOSYALĠZM

JACK'ĠN KAYIK GE

DEVRĠM!

MUTLUYUM, DEVAM

SĠHĠRBAZ

DUYARLI EVLAT -

ATEġLĠ ODA

BENĠM GÜZEL OĞLU

DEVRĠM!

MEZARA KADAR

SĠHĠRBAZ

GÜMMM

BAġKA BĠR YERDE

ġEYTANI GÖRDÜM

GÜMMM

HIRSIZ

CHATROOM

GÜMMM

BENĠM GÜZEL OĞLU

ĠNSANLAR VE TANRILAR

NEFES NEFESE

JACK'ĠN KAYIK GEZĠNTĠSĠ

HER ġEY GÜZEL OL

ANNEME DOKUNMA!

SOSYALĠZM

ĠNSANLAR VE TANRILAR

NEFES NEFESE

SĠHĠRBAZ

CARLOS

ATEġLĠ ODA

GÜZEL BĠR HAYAT 11.00 ĠNSANLAR VE TANR 13.30

8 Ekim Cuma

ġEYTANI GÖRDÜM 16.00

MAMUT 11.00 MUTLUYUM, DEVAM 13.30

9 Ekim Cts

ATEġLĠ ODA 16.00 MEZARA KADAR 19.00

21.30

BAġKA BĠR YERDE GALA AĞAÇ

11.00 BENĠM GÜZEL OĞLU 13.30

10 Ekim Pazar

16.00

JACK'ĠN KAYIK GEZĠNTĠSĠ SOSYALĠZM

19.00 SĠHĠRBAZ 21.30

16


ATLAS

11.00

13.30

11 Ekim Pzt

16.00

HIRSIZ

MAMUT

NEFES NEFESE

ATEġLE OYNAYAN KIZ

AġKA FIRSAT VER

DEVRĠM!

MUTLUYUM, DEVAM

DUYARLI EVLAT

21.30

NEW YORK, I LOVE GALA

NEW YORK, I LOVE

BENĠM GÜZEL OĞLU

DEVRĠM!

GÜZEL BĠR HAYAT

SOSYALĠZM

MEZARA KADAR

TURNE

AĞAÇ

GÜMMM

CARLOS

MONTPENSIER PRENSESĠ

JACK'ĠN KAYIK GEZĠNTĠSĠ

16.00

AġKA FIRSAT VER TURNE CARLOS

19.00

AMCAM ÖNCEKĠ... GALA

AMCAM ÖNCEKĠ... GALA

HIRSIZ

ANNEME DOKUNMA!

21.30

AMCAM ÖNCEKĠ... GALA

AMCAM ÖNCEKĠ...

MONTPENSIER PRENSESĠ

NEFES NEFESE

MAMUT

BENĠM GÜZEL OĞLU

ATEġLĠ ODA

CHATROOM

TURNE

ANNEME DOKUNMA!

ASLI GĠBĠDĠR

MONTPENSIER PREN

GÜMMM

TEHLĠKELĠ YOL GALA

TURNE

SOSYALĠZM

TEHLĠKELĠ YOL

ATEġLE OYNAYAN KIZ

GÜZEL BĠR HAYAT

TURNE

MUTLUYUM, DEVAM

AġKA FIRSAT VER

HER ġEY GÜZEL OL

CHATROOM

NEFES NEFESE

MONTPENSIER PREN

ġEYTANI GÖRDÜM

GÜZEL BĠR HAYAT

13.30

16.00

19.00

21.30

11.00

13.30

17

ĠNSANLAR VE TANRIANNEME DOKUNMA! LAR

NEW YORK, I LOVE

11.00

14 Ekim Per

ATEġLE OYNAYAN KIZ

CĠNEBONUS MAÇKA

NEW YORK, I LOVE GALA

13.30

13 Ekim Çar

HIRSIZ

MEZARA KADAR

CĠNEBONUS MAÇKA

19.00

11.00

12 Ekim Salı

SOSYALĠZM

BEYOĞLU

16.00

AĞAÇ CHATROOM ASLI GĠBĠDĠR TEHLĠKELĠ YOL GALA TEHLĠKELĠ YOL GALA ASLI GĠBĠDĠR HER ġEY GÜZEL OL MONTPENSIER PREN

19.00

HIRSIZLAR ġEHRĠ GALA

HIRSIZLAR ġEHRĠ GALA

MAMUT

MEZARA KADAR

21.30

HIRSIZLAR ġEHRĠ GALA

HIRSIZLAR ġEHRĠ

ġEYTANI GÖRDÜM

AĞAÇ


ETKİNLİK SEDA ASOLAR www.sedasolar.blogspot.com

Çırağan Okumaları Dersimiz: Japonya Konumuz: Haruki Murakami‘nin harika romanı Sahilde Kafka Çırağan Okumaları, Japonya Edebiyatı 19 Ekim 2010 Salı, saat 19.00–21.00 Çırağan Palace Kempinski, Saray GiriĢi, Mabeyn Salonu. Katılım ücretsizdir; rezervasyon zorunludur, e-maille ciraganokumalari@gmail.com ya da 0212 245 44 06‘dan yer ayırtmanız gerekmekte.

18


BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ? Mustafa Kemal Atatürk tarafından, Cumhuriyetin 10. Yılında 29 Ekim 1933 yılında Ankara hipodromda ‗Onuncu yıl

Nutku‘nun

verildiğini. 10. yıl nutkundan bir bölüm : “Türk Milleti!
Ebediyete akıp giden her on senede, bu büyük millet bayramını daha büyük Ģereflerle, saadetlerle huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden dilerim. Ne mutlu Türküm diyene!”

19


SERGİ

MADDE IġIK, 9 EKĠM GECESĠ VEDA EDĠYOR Borusan Müzik Evi‟nde 4 aydır devam eden Madde-IĢık Sergisi, yaklaĢık 25 bin sanatsever tarafından ziyaret edildi. 9 Ekim tarihinde sona erecek olan sergi, bu ĢaĢırtıcı deneyimi kaçırmamak ve son bir kez daha yaĢamak isteyen ziyaretçiler için 8 ve 9 Ekim tarihlerinde kapılarını 24.00‘e kadar açık tutacak.

20


IĢık ve madde arasındaki iliĢkiyi yansıtan,

Castelli: “Ġstanbul‟un ilgisinden

izleyiciye interaktif ve sıra dıĢı bir deneyim

etkilendim”

yaĢatarak

algılama

seçenekleri

sunan

Madde IĢık Sergisi, açıldığı 12 Haziran tarihinden bu yana yaklaĢık 25 bin kiĢi tarafından ziyaret edildi. Ġstanbul‘a

-

Işık

sergisinin

gördüğü

ilgiden,

sanatseverlerle sergi arasındaki iliĢkinin canlılığından ve ortamdan çok etkilendiğini

Ziyaretçilerin 5 bine yakınını özellikle yaz döneminde

Serginin küratörü Richard Castelli, Madde

gelen

söyledi.

yabancı

sanatseverler oluĢturdu.

ÇalıĢmalarını Paris merkezli sürdüren ve bugüne dek dünyanın dört bir yanında çok

2

E=mc yorumu

önemli

Açılan sergi defterinde ziyaretçilerin çok

duygularını Ģöyle dile getiriyor:

sergilere

imza

atan

Castelli

ilginç yorumları göze çarpıyor. Bir sayfada, "Einstein'in

E=

mc2

Ģimdi

"Son yıllarda, Almanya, Çin, Fransa, İtalya

anladık" ifadesi yer alırken, bir baĢka

ve ABD gibi birçok ülkede birçok sayıda

yorumda Matrix isimli eser için ―kendimi

serginin

kasa hırsızı gibi hissettim‖ ifadesi göze

memnuniyet

çarpıyor.

dinamizmi, ambiyansı ve güzelliğiyle, her

En ilginç yorumlardan birini ise, Kanadalı

şeyden önce Borusan Kültür Sanat ve

sanatçı Thomas McIntosh'un Ondulation

Borusan

adlı yapıtının önünde tam 4 saat geçiren

profesyonel

iki

esere

konukseverliğiyle ve gerek açılışta, gerek

yapıyoruz,

açılışı izleyen günler boyunca karşılaşma

sanatsever

bakarken

adeta

yaptı.

formülünü

"Biz

meditasyon

bu

küratörlüğünü duydum.

Müzik

üstlenmekten Ancak

Evi

yaklaşımı

İstanbul,

ekibinin hem

hem

de

sıcak

ruhumuz dinleniyor" Ģeklindeki izlenimleri-

fırsatı

ni paylaĢtılar.

zaman en güzel anılarım arasında yerini

Son iki gün geceyarısına dek

alacak."

bulduğum

izleyici

ilgisiyle,

her

açık Borusan Müzik Evi'nde Pazartesi hariç her

Dünya çapında ünlü 9 sanatçı ve sanatçı

gün

grubunun

12.00

19.00

saatleri

arasında

teknolojik

temalı

görülebilen Madde-IĢık Sergisi, maddenin

yerleĢtirmelerinden oluĢan toplam 8 eserin

ıĢığa ıĢığın maddeye dönüĢtüğü deneyimi

yer aldığı ―Madde – IĢık‖ sergisi 9 Ekim

son kez yaĢamak isteyen sanatseverler

2010 Cumartesi günü sona erecek.

için 8 ve 9 Ekim‘de gece yarısı 24.00‘e kadar 21 açık kalacak.


GEZİ

ĠSTANBUL‘DA TURĠST OLMAK

Bağdat Caddesi MÜGE KARAHAN www.yemekbahane.blogspot.com

Sadece ―Cadde‖ demenin yeterli olduğu tek cadde.. Bağdat Caddesi‘ndeyiz.. Ġnsanın bazen evden çıkıp Ģöyle bir

Cadde‘de buluĢalım mı? Cadde‘ye indim.

yürüyesi, sevdikleri ile bir fincan kahve

Cadde‘deydim. Kimse sormaz hangi cadde

içesi, sezonda ne var ne yok vitrinlerde

olduğunu, herkesin isimsiz bildiği tek

göresi, Ģehrin nabzını tutası gelir.

caddedir orası Bağdat Caddesi.

Eğer Ġstanbul‘da Anadolu yakasında oturuyorsanız Bağdat Caddesi‘ne gitmek

Osmanlı döneminde çıkılan Bağdat

böyle durumlarda sizin için vazgeçilmez

Seferi‟ne çıkarken kullanılan yol Bağdat

olur. Hatta uzun uzadıya Bağdat Caddesi

yolu ismini almıĢ ancak o dönemdeki yol ile

denmez oraya, sadece “cadde” demek

bugünkü Bağdat Caddesi arasında güzergah

yeterlidir.

farkı bulunuyor.

22


Modern dünyanın her türlü nimeti ile sizi Nedir Bağdat Caddesi‘ni Ġstanbul‘da önemli bir yer yapan ? Uzun bir hat boyunca tek yönde akan trafik, sağlı sollu geniĢ sayılabilecek kaldırımların ardında dizilmiĢ dünyaca ünlü markaların mağazaları, dünya mutfağından her türlü çeĢidin sunulduğu Ģık cafe ve restaurantlar mı? Eskilerin sayfiyesi Suadiye, Erenköy, Caddebostan semtlerini sırayla geçerken Bağdat Caddesi‘nin hızı sizi sizden alır adeta. Ġnsan kalabalığı, renklerin coĢkusu, pazar günleri zirve yapan araç yoğunluğu… Sokak köĢelerinin baĢlarına bir duvara oturmuĢ, Ģimdilerin tabiri ile etrafı ―kesen‖ gençler, tornadan çıkmıĢ gibi birbiriyle bir uyum halinde giyinmiĢ moda dergilerinden fırlamıĢ gibi gözüken kızlar, ellerinde pusetleri ile gezmeye çıkmıĢ anne-babalar, alıĢveriĢ torbaları ile bir aĢağı bir yukarı gezinen sürüyle insan. Bazı yerlere huzur bulmaya bazı yerlere de hareketi hissetmeye, Ģehri yaĢamaya gider insan. Bağdat Caddesi‘nde nabzınız yükseliyor, o harekete ayak uydurmazsanız ezilirmiĢsiniz gibi geliyor adeta. Bir kapıdan geçtiğinizde eskiye yolculuk ettiğiniz tarihi yerlerin aksine, Cadde‘de bambaĢka bir yerde oluyorsunuz birdenbire. 23

karĢılıyor Cadde.


24


Lüksü, zenginliği ve ihtiĢamı sunuyor birçok noktasında. Gelin bu sefer bir baĢka yaĢayalım Ġstanbul‘u. ġaĢkınbakkal‘da ıĢıklarda buluĢalım Ģöyle Caddebostan‘a doğru bir tur atalım…Ġstanbul‘da ―Cadde‘de‖ turist olalım… ĠĢ ve ev arasında kalmayın,

Ġstanbul‟u doya doya yaĢayın!

25


AYIN RÖPORTAJI

26


Ahmet Ümit ile Romanları hakkında konuştuk “Patasana karakterini kendime çok yakın bulurum.” SEDA ASOLAR www.sedasolar.blogspot.com

Ġçten birisi o. Popülaritesinin yanında, özünde sadece benliklerimizden oluĢan bireyler olduğumuzun farkında. Ahmet Ümit‘in egoları yok sanki, hani bazı muhabbetlerin babacan aktörleri vardır,

Çünkü her insanda bütün insanlığın özellikleri vardır. Ama bunlar içinde kedime çok yakın hissettiğim bazı karakterler de var tabii. Örneğin Patasana karakterini kendime çok yakın bulurum.

söyleyecek sözleri, anlatacak hikayeleri olur

Çünkü, hayata büyük bir coĢkuyla baĢlar

yazarın insani yönünün ağırlığı oldu çokça

düĢ kırıklığının içine düĢer. Ġntikam almak

ceplerinde... Samimiyetle dinlemek istersiniz ama giderek insanların bu muhteĢem yaĢamı nasıl kötü hale getirdiğini anlar. Büyük bir söyleyeceklerini. Bende uyandırdığı his onun konuĢmalarını dinledikçe. Ajanda dergi çağımızın önemli Türk yazarlarından olan Ahmet Ümit röportajını gururla sunar : · Romanlarınızda yarattığınız karakterlerin bir parçasının Ahmet Ümit‟in kendisi olduğunu söylediniz. Yine de tüm kitaplarınızı değerlendirdiğimizde, kendinize en yakın bulduğunuz

ister ama bu yolun kendisini daha da beter bir hale getireceğinin farkında değildir. Onun karĢılaĢtığı yıkımı, içinde kopan büyük fırtınayı çok iyi anlıyorum. BaĢına gelenler için onu öteki karakterlerimden biraz daha fazla seviyor olabilirim. Yine Kukla romanımdaki Adnan Sözmen

karakter kimdir?

karakterini de,

Evet, yazdığım bütün karakterler, kendi

için biraz daha fazla

duygu ve düĢüncelerimden yola çıkarak oluĢturduğum kahramanlardır. 27

kaybetmiĢ biri olduğu seviyor olabilirim.


·

Kitap yazma sürecinde önce kiĢilere

Ġnsana büyük bir dinginlik, huzur verir.

mi karar verirsiniz, mekanlara mı,

Hafta arası adaları gezmeyi de çok severim.

olaylara mı? Belirlediğiniz bir yöntemi-

Ġnsansız sokaklarda, tembel kediler gibi

niz var mı?

aylak aylak dolaĢmak gibisi yoktur.

Önce fikir gelir. Örneğin Ġstanbul hakkında

Ġzmir‘i çok severim, Konya‘nın bazı

bir roman yazmak fikri doğunca, Ģu soruları

semtlerini, yine Bursa‘nın bazı semtlerini,

sorarım. Ġstanbul‘la ilgili neyi anlatacağım?

Mardin‘i özellikle de Midyat ilçesini,

Roman hangi dönemde geçecek?

EskiĢehir‘i tabii Gaziantep‘i... Bu Ģehirlerde

Bu soruların yanıtlarına göre araĢtırmaya

birkaç gün geçirmek, turist gibi değil sanki

baĢlarım. Okumalar, incelemeler,

orada yaĢıyormuĢ gibi hissetmek, benim için

uzmanlarla konuĢmalar, geziler... AraĢtırmam ilerlerken, yani yazacağım

muhteĢem bir deneyimdir.

konuyu öğrenmeye baĢlarken, romanın hikayesi de belirginleĢir. Hikayeyle birlikte kurgu ortaya çıkar. Kurgunun ardından da karakterlerin kimler olacağı ve nasıl niteliklere sahip olacaklarına karar verilir. Onlar hakkında ayrıntılı notlar tutar, fiziksel özelliklerinden tutun da psikolojik niteliklerine kadar her Ģeyi ayrıntılarıyla anlatmaya çalıĢırım. ·

Beyoğlu Rapsodisi‟nde Beyoğlu'nda

rehberlik ettiniz bize, Ġstanbul Hatırası‟nda ise tarihi yarımadada. Tek baĢınıza Ġstanbul gezilerine çıktığınızı tahmin ediyorum, hangi semt yada mekanlar size huzur verir? Ġstanbul dıĢında etkilendiğiniz Ģehirler var mı? Tarihi yarımada‘yı çok severim. Balat‘ın, KocamustafapaĢa‘nın ara sokaklarında, yoksul evlerden yemek kokuları etrafa yayılırken gezmeye bayılırım. Beyoğlu‘nda Galata Mevlevihanesi‘nin bahçesinde oturmayı dünyada hiçbir Ģeye değiĢmem. 28


·

Genç Türk yazarlarını okur musu-

nuz ?

Çünkü halk bundan hoĢlanıyor, inceden inceye tasarlanmıĢ, düĢünülmüĢ, zekaya dayanan senaryoları takip edecek bir

Tabii okurum, ülkemiz edebiyatının geleceği anlayıĢ henüz bizim televizyon izleyicisinde onlardır. Genç Türk yazarlarının neredeyse

oluĢmamıĢ durumda.

çıkan her kitabını alırım ama yalan olmasın beĢ on sayfa göz atarım, beni sararsa

Amerikalıların yaptığı CSI (Olay Yeri Ġncele-

devam ederim, sarmazsa bırakırım.

me) öykülerini anlatan dizileri ise ruhsuz ve

Bu o kitabın kötü olduğu anlamına gelmez,

fazla teknik buluyorum. Cinayetin insanlar

belki de ben anlamamıĢımdır. Ama anlamak üzerinde yarattığı tahribatı aktarmak için tekrar tekrar okuyacak zamanım

yerine, kurĢunun ya da bıçağın insan

olmadığından ne yazık ki bırakmak zorunda bedeninde yarattığı tahribatı anlatmayı kalırım. tercih ediyorlar. Oysa Ģiddetin yükseldiği günümüz toplumunda, duyduğumuz gereksinim ·

ġu sıralar Türk Televizyonlarında da

Ģiddetin açmaz bir yol olduğunun

polisiye diziler boy göstermeye baĢladı. anlatılmasıdır. Cinayetin ölümü Kurgu, oyunculuk ve bütünlüğü göz

yüceltmekten baĢka bir iĢe yaramadığının

önüne aldığınızda, yarattığı etkiyi nasıl altının çizilmesidir. buluyorsunuz ? Sürekli takip ettiğiniz bir polisiye dizi var mı yerli yada yabancı ?

·

Bir sonraki kitabınızın konusu belli

mi? Komiser Nevzat‟ın hayatını Ne yazık ki ülkemizde polisiye dizi olarak

okuyacağız galiba, eĢi ve kızının baĢına

adlandırılan dizilerin neredeyse çoğu

neler geldiğini...

polisiye olmaktan çok uzaktır. Çünkü polisiye dizi, ne polislerin yaĢam hikayesiyle Hayır, Nevzat‘ın ailesinin baĢına gelenleri sınırlıdır, ne de racon kesen mafya

bir baĢka romanda okuyacağız.

Ģeflerinin cinayetlerini anlatır.

Sıradaki roman tarihi bir polisiye. Daha

Polisiye dizi, gizemli suçu anlatır. Henüz

doğrusu tarihi bir politik komplo.

ülkemizde televizyon izleyicisinin böyle bir

Gerçek bir olayı anlatacağım ama ‗Bab-ı

dizi izleme kültürüne sahip olduğunu

Esrar‘ romanımda baĢıma gelenlerden sonra

düĢünmüyorum. O yüzden yapımcılar,

romanın konusunu artık açıklamıyorum.

sağlam polisiye diziler değil, ya polislerin traji-komik öykülerini, ya yarı deli polisler

Sadece, Osmanlı Ġmparatorluğu‘nun önemli

karakterlerinin gündelik yaĢamlarını ya da suç örgütlerinin baĢından geçmesi

bir padiĢahının iktidar olduğu dönemde yaĢanan, soluk kesen bir politik suikastı

muhtemel öyküleri anlatmayı seçiyorlar.

kaleme alacağımı söyleyebilirim.

Zekadan yoksun, bol Ģiddet, bol komiklik, bol saçmalık içeren diziler. 29


EVDE SİNEMA KEYFİ

Ya Zamanda Yolculuk Mümkün Olsaydı! Ya Her Seçeneği YaĢayabilseydik! yürüttüğü konuları ele alır. SĠNEM ERGUN www.sanatnotlari.blogspot.com

Genelde evrenin düzeni, boyutlar, zaman kavramı ve entropi evren iliĢkisi çok sorgulanan baĢlıklar. Özellikle zamanda yolculuk yapılabilen filmler en popüler olanlarıdır.

Geçen gün izlediğim bir filmin etkisiyle bu ay bilimkurgu ve fantastik türde bir film

“Geleceğe DönüĢ” serileri baĢta olmak

önereceğim. Bu tarz filmler her insanın ce-

üzere hemen herkesin izlediği “Kelebek

vabını aradığı hatta bilim adamlarının

Etkisi” ve “Zaman Yolcusunun Karısı”

asırlardır üzerinde çalıĢtığı, filozofların fikir filmleri belki de bilinçaltımızda gelecekte 30


bunların gerçek olabileceğine dair etkiler bırakmakta ve dolayısıyla ilgi çekmekte. Bu tür filmleri izlemeden önce farkına varmamız gereken önemli bir Ģey var ki o da, bu konularla ilgili sorgulanan Ģeylerin hayali bir senaryo ile ortaya koyulduğunun unutulmaması. Yani zaman yolculuğu yapabilen bir kahramanın hikâyesini izlerken veya futuristik teknolojilerin kullanıldığı sahneleri hazmedebilirken, filmin sonunda “e n‟oldu Ģimdi adam öldü mü, yaĢıyor mu, evlendi mi, dünyaya geri döndü mü, uzayda mı kaldı? ―gibi kahramanın sonunu kafaya takıp ―hiç beğenmedim bu filmi, baĢı sonu belli değil!‖ etiketini yapıĢtırmak abesle iĢtigal olur. meyiz ve film boyunca bunu tahmin etme Çünkü senaristlerin, roman yazarlarının ve

çabaları keyifle sürüp gider.

yönetmenlerin ortaya koymaya çalıĢtığı Ģey, asırlardır sorgulanan varoluĢ ve yaratılıĢ kav- Beni bu kadar etkileyen filme geramlarını masalımsı olarak anlatmaya çalıĢmalarıdır.

lince, ilk gösterimi 2009 yılında Venedik Film Festivalinde yapılmıĢ olan Belçika, Fransa, Kanada ve Almanya yapımı, yönetmenli-

Bu tür filmlerin bir diğer özelliği ise genelde kronolojisi bozuk bir kurguya sahip olmalıdır. Filmin ilk çeyreğinde pek anlamlı gelmeyen sekanslar film ilerledikçe izleyiciyi hafızasında görünmez bir puzzle çözmeye yöneltir. Genelde filmin sonunda tüm parçalar yerine oturduğu zamana kadar büyük resmi göre31

ğini Jaco Van Dormael‘in üstlendiği

Mr. Nobody filmi. BaĢrolde ise ―Requem for a Dream‖ filminden hatırlayacağımız Jared Leto yer almakta.


Filmin konusuna tepeden inerek baĢlayaca-

Nemo çocukluğundan itibaren geleceği gör-

ğım. “Schrödinger‟in Kedisi” deneyini bi- düğünü iddia etmektedir. lirsiniz. Bu teorik bir deneydir aslında; canlı

Film baĢta seçimlerimizin hayatımıza etkisi

bir kedi kapalı bir kutuya konulur.

olmak üzere pek çok Ģeyi sorguluyor.

Ayrıca kutuda, bozunma olasılığı %50 olan

Üzerinde düĢündüğümüz pek çok Ģey senar-

bir parçacık vardır; bu parçacığın bozunma- yoya serpiĢtirilmiĢ, örneğin bir çocuk doğsıyla ortama zehirli gaz yayılacaktır.

madan önce anne babasını seçmekte midir?, geçmiĢi ve geleceği bilen insan dünya-

Bu olasılık ile parçacığın bozunup bozunma- ya gelirken gelecek onlara unutturulur mu? dığını kutuyu açmadan bilemeyiz. Bozunma

KarĢımıza çıkan olaylarda seçimlerimizi biz

olduysa kedi ölmüĢtür, olmadıysa ölmemiĢ- mi yaparız kader mi rol oynar? Peki ya hiç tir.

seçim yapmazsak?

Kuantum fiziğine göre kutu açılmadan önce kedi hem ölüdür hem değildir.

Bütün bu soruları enfes sahnelerle ve metafor dolu görselliklerle ve sunuyor izleyiciye.

Mr.Nobody filmi olasılıklar üzerine bir film. Yıl 2092, Mars‘a yolculuk yapılabiliyor,ölümsüzlük keĢfedilmiĢ. Nemo 117 yaĢında ve dünyadaki son ölümlü. Bir gazeteci ölüm döĢeğinde onu ziyarete gelir ve geçmiĢiyle ilgili bilgi almak ister. Nemo anlattıkça, üç farklı ve eĢzamanlı yaĢamına tanıklık ederiz.

32


33


CENNET‘TEN BĠR KÖġE

CAPRĠ ADASI Yazı ve Fotoğraflar

birçok ünlü film oyuncusu, Ģarkıcı, politikacı

BURCU ÇALIġKAN KIRCI

bulunuyor.

hayatiminrenkleri.blogspot.com

Napoli ve Sorrento‘dan deniz otobüsleriyle ulaĢabileceğiniz adanın ünü milattan önceye

Her gittiğimizde yeniden aĢık olduğumuz

dayanıyor.

Ġtalya‘da yolumuz bu kez Napoli Körfezi giriĢindeki Cennet Bahçesi adını taĢıyan Capri

Sezar Augustus, M.Ö. 29 yılında Capri‘ye

Adası‘na düĢüyor.

aĢık olunca daha büyük ve zengin olan

Limon kokulu, jet sosyetenin gözdesi ve

Ischia

turistlik olan adaya gönül verenler arasında

Capri‘yi almıĢ.

34

adasını

Napoli‘ye

verip,

yerine


Ġmparator Tiberius için yaptırılan Jovis Villası, Romalıların adaya olan düĢkünlüklerini gösteren bir baĢka örnek diyebiliriz. Tiberius ikametini buraya taĢıyıp, 37‘de ölene kadar burada yaĢamıĢ. Capri merkezinden 45 dakikalık bir yürüyüĢle ulaĢacağınız Napoli Körfezi manzaralı villada Tiberius‘un zavallı düĢmanlarını düĢünüp bir Ġtalyan atasözünü hatırlayabilirsiniz: "Napoli‘yi gör ve öl."

Bugün okul olarak kullanılan Chartreuse Manastırı da Tiberius‘un villarından birinin üzerine 1371‘de yapılmıĢ.

35


Adada Capri ve Anacapri olmak üzere 2 merkez bulunuyor. Feribotların yanaĢtığı Porto Grande Limanı‟nda bir kaç restaurant ve hediyelik eĢya satan mağaza bulunuyor. Buradan oldukça dik bir yamaçta bulunan Capri‘ye gitmek için ya sportmenliğinize güvenip yürüyecek yada finükülere bineceksiniz. Fünikülerden indiğinizde gördüğümüz manzara ise gerçekten çok hoĢ. Ayaklarınızın altındaki limanı bol bol fotoğraflamak istiyorsunuz. Bir çok lüks markanın mağazalarının, Ģık cafe ve restaurantlarının bulunduğu bu merkezde bölgeye ait içecek limonçellolarınızı içerken oldukça hoĢ vakit geçirip, dar sokaklardaki birbirinden güzel evleri görebilirsiniz.

36


Kısa

bir

Akdeniz‘in nutkunuz kayaları

yürüyüĢün

ardından

büyüleyici tutulurken, Faraglioni‟yi

Via

güzelliği Capri de

Krupp‟ta karĢısında

Adası‘nın görme

ünlü Ģansını

yakalayabilirsiniz. Adanın diğer merkezi Anacapri için limandan kalkan minibüsleri kullanabilirsiniz. Yine telesiyejle en yukarıya çıkıp mükemmel manzaranın keyfini sürmeniz mümkün. Kimilerine göre burası Capri‘ye göre daha sakin bulunurken kimilerine göre daha renkli ve hareketli... Lüksün sembolü olan Villa San Michele ve

Villa Jovis güzellikleriyle arz-ı endam ederken Anacapri‘de bulunan Mavi Mağara‟ya yani Grotta Azzurra‟ya girebilmek için küçük sandalları kiralayabilirsiniz. Mavi Mağara‘da güneĢ ıĢınlarının yansımalarının yarattığı mavi renk, mağaraya ismini veriyor. Capri‘den dönüĢte cebinizde eĢsiz manzaraların fotoğrafları, güzel bir pizza ve üstüne içilen limonçellonun damakta bıraktığı tatla Capri çiçeklerinden yapılan parfümün hoĢ kokusu olabilir...

37


MARKALAŞMA SANATI AYIN REKLAMLARI

DUYGU PHILLIPS www.saklamarkac.com

Dünya Basketbol Ģampiyonası süperdi! Çok eğlenceli geçti. Çok gururlandık, çok heyecanlandık. Özellikle Sırbistan maçında son saniyelerde yüreğimiz hopladı. Maçların ayrılmaz bir parçası da tabi ki reklamlardı. Molalarda saniye kaçırmadan devreye giren reklamlar. Bir an önce bitse de maça dönsek dedirten reklamlar. O heyecanla hiçbir ―interrupter‖ görmek istemiyor insan. Ama markalar için ise çok değerli saniyeler alınan molalar. Gerçekten markalara olumlu katkıda bulunuyorlar mı diye soruyorum kendime. Emin olamıyorum. Reklam en azından iyi, eğlenceli bir reklamsa tahammül sınırımız artıyor. Fakat bir de sinir bir reklamsa…sıkıcı ise…o zaman iĢte, hiç görmek istemiyor insan, soğuyor markadan da reklamda da… ĠĢte Ģampiyona boyunca gözümüze batan, gözümüzden kaçmayan reklamlardan örnekler. Hadi Ģampiyona reklamlarını sobeleyelim.

BEKO Milli takım sponsorlarından ―Bir Dünya Markası‖ olan Beko, ―Dünya‖ Ģampi-

yonasını fırsat bilip, sahadaki Beko

yuvarlakları

dünyası olarak uyarlamıĢ.

Çekici olmayan, baĢarısız görseller ve sıkıcı Önüm arkam sağım solum sobe!

bir reklam olarak buldum ben Beko reklamını…

38


MAVĠ ―Evet biraz çok oldunuz‖ dedirtti Mavi bu reklam filmi ile.

Her zaman çok baĢarılı bulmuĢumdur Mavi‘nin “çok oluyoruz” sloganını. Ama bu reklam filmi çok anlamsız geldi. Behlül sanki bir moda otoritesi, biz de mankenlik yaptık falan diyor. ―Vay vay vay‖… Uzun da bir film.

Erkek izleyicilere hitap etmesi amaçlanmıĢ sanırım. Kadın izleyiciler için de bir yakıĢıklı olsun da onlar da sıkılmasın demiĢler de Kıvanç Tatlıtuğ‘u kullanmıĢlar. Ben sıkıldım her gördüğümde. En azından daha kısa olsaymıĢ keĢke.

THY “Türkler uçuyor‖ sloganını çok

beğendim. Akıllara yer ettiğini düĢünüyorum. Bu sloganı Ģampiyona dıĢında da kullanabilirler isterlerse. THY ile de basketbol arasında güzel bağlantı kurmuĢlar. Senaryo da güzel.

39


TURKCELL

Turkcell reklamı çok eğlenceliydi. O da uzundu ama ondan sıkılmadım. Sadece çok heyecanlı molalarda reklamın hemen bitmesini istedim o kadar. Çöp arabasına çöpü fırlatan teyze çok komik. Bir de çaycı favorim. Masada oturan adamların tepkisi de harika. Soldaki adam biraz geç uyanıyor, diğerlerinden sonra zıplıyor ama olsun. O da ayrı bir espri katıyor. METRO

Metro Büyük Boy çikolata çıkarmıĢ. Sırf bu Ģampiyona için mi çıkarmıĢ bilmiyo-

rum. Enerji, güç kattığını gösterdiği reklam filminde bir Ģey göstermemiĢ, o da çikolatanın boyu. Büyük boy diyor ama ne kadar büyük onu anlayamıyoruz. Normal metro ile yan yana gösterebilirlerdi aslında.

GARANTĠ

Garanti‘nin reklam fikri iyi. Geleceğin dev adamları.

Oyuncularımızın çıplak görüntülenmesi de bizde pek rastlanmayan türde bir uygulama. Çok olumlu eleĢtiriler duydum bu reklam filmi hakkında. Ne de olsa genellikle çocuk unsuru girince iĢin içine beğeni / sempati artar. Beni sıktı açıkçası bu film.

40


ADĠDAS

Türkiye A Milli Basketbol Takımı sponsoru Adidas Dünya Basketbol ġampiyonası öncesinde yeni formayı tanıttı. ―Bu Forma Bizim‖ adlı kampanyada milli takıma ve yeni formaya dikkat çektiler. “www.buformabizim” web sitesine tezahürat yükleyebileceklerdi. Bilmiyorum bu uygulama ne kadar ilgi gördü. Ama ―bu forma bizim‖ sloganı milli duyguları harekete geçiren, coĢkulu bir slogan.

BANVĠT Banvit tavukları bir de yeni eklenen Banvit inekleri..

Ġnekler kırmızı, tavuklar beyaz diye tezahürat ediyorlar. Aslında komik. Fena değil. Bir de SütaĢ inekleri çok yerleĢmiĢken Banvit ineklerinin farklı olması gerekiyordu, onu baĢarmıĢlar. Farklı ve sevimliler. Ancak Banvit Ģampiyona sponsoru değil bu arada. Böyle olmasına rağmen kırmızı, beyaz, takımımızı destekliyoruz gibi sözler ile sponsormuĢ gibi görünüyor. Bu tip reklamlara parazit reklam deniyormuĢ (ambush marketing). MARKA ĠSĠMLERĠ

SOSYAL MEDYA Beko facebookta fan sayfası ile iletiĢimini güçlendirmeye çalıĢtı. Metro ―Büyük Boy ile yakala‖ adlı kampanyası dahilinde facebook fan sayfasında Ömer Onan ile basketbol oyunu ile yer aldı.

Araba galericisi dikkatimi çekti. Adı Caretta Oto. Kaplumbağadan gelmiyor ama adı. Dikkatli bakın.

Ayrıca mobil uygulama ile Ömer Onan im-

HerĢey logosunda saklı. ―Car, Oto‘nun Ġngilizcesi. Dikkatinizi çekerim.‖ der gibiler. Bu vurgu markanın ismine anlam katmıĢ. Neden Caretta koydunuz oto galerinizin adını sorularına cevap olsun 41 diye rasyonelleĢtirilmiĢ sanki:)

panya yürüttü. Kampanyada Ülker‘den res-

zalı top hediyeli oyun sundu. Ülker ―ÜlkerFiba2010‖ adlı bir sosyal kammi FIBA tiĢörtü kazanmak için basketbol yorumunu Twitter‘da paylaĢmak gerekiyordu.


Ajanda Dergi Ekibinin ―Ekim Planları‖

BANU HIDIRLAR 

Sihirbaz

Bu sezon ibb Ģehir tiyatrolarında bana göz kırpan çok oyun var ancak içlerinde bir tanesi ―beni seç beni seç‖ diye çırpınıyor sanki ; SURNAME 2010.

Ekim ayında Salon ĠKSV‘de oynayacak 15 dakikalık Berkun Oya oyunu ―Bomba‖yı da izlemek istiyorum.

Filmekimi için ise -eğer vakit ayırabilirsem- izlemek istediğim film Sihirbaz (L'illusionniste).

Keyifle izlediğim diziler; Dexter, How i met your mother ve The big bang theory Eylül ayının son haftası baĢlayacağı için Ekim ayında diziler için de zaman ayırmaya çalıĢacağım.

Ayrıca 8 Ekim‘de gerçekleĢecek Goran Bregovic konseri de aklımı çeliyor.

Kitaplara gelince, vardiyalı çalıĢmanın tek getirisi ki-

Surname 2010

taplara daha fazla zaman ayırabilmek sanırım. ġu an için aklımda olan, okumayı planladığım kitaplar ; Patasana, Beyoğlu Rapsodisi, Sis ve Gece, Firmin, Kitap Hırsızı, Kahkahalar Ülkesi.

ġULE COġKUN BALMUMCU 

Geçen kıĢ ġubat ayında Ġstanbul da izlediğimiz Mickey'nin Masal Dünyası bu sefer bize bir sürpriz yapıp Disney on Ice - Disneyland Macerası gösterisi için Ankara‘ya geliyor. 16 Ekim‘de Yeni Ankara Arena‘da kızımla birlikte keyifli bir gün için gün sayıyoruz.

MFÖ konseri olurda gidilmez mi? 3 Ekim pazar akĢamı ViĢnelikteyiz. ġöyle bir 10-15 sene öncesine gidip anıları tazelemek için.

42

OBEB


SĠNEM ERGUN 

Heyecanla beklediğim tiyatro sezonu açıldı. Ġlk olarak, Seda ile Kumbaracı 50‘de OBEB adlı oyunu izleyeceğim

Filmekiminde en az bir film seyretmek istiyorum. L‘illusionniste ve ya Mammuth bunlardan biri olabilir.

Bağımsız Yönetmenlerin en Ģahanesi Jim Jarmusch filmlerini evde sırasıyla izleyip blogumda bol bol bahsetmeyi planlıyorum

Sunay Akın‘ın muhteĢem anlatımıyla “Sunay Bey Tarihi” gösterisi Caddebostan Kültür Merkezinde yapılacak, fırsat yaratıp izlemeyi düĢünüyorum

Son zamanlarda özellikle sinema tarihi konusunda baĢvuru kitaplarını sıkça okuyorum ama bir romana da vakit ayırmayı istiyorum –ki bu Banu‘nun bana hediye ettiği Winkie olabilir.

Jim Jarmusch

BURCU ÇALIġKAN KIRCI 

Yalnız ġairler IĢıkla Hayat Buluyor Akaretler ġairler Sofası Parkı 11 ekim saat 20:00 de

DUYGU PHILLIPS 

Pazar sabahı kahvaltıya bayılırım. Hem de caz eĢliğinde harika olur. Çok erken de kalkmak gerekmez. Akbank Cazlı Brunch11‘de baĢlıyor. Beyoğlu Akbank Sanat‘ta.

Bu ay cazdan yana oldu hep aktiviteler. Ama çok keyif aldığım bir

Goran Bregoviç

müzik türü. Ġstanbul Jazz Center Ortaköy‘de. Hillary Cole15 Ekim‘de sahne alıyor. Biraz erken gidip Ortaköy‘de biraz dolaĢıp bir Ģeyler de yeriz. 

Cem Adrian‟ın müziğini, Ģarkılarını çok beğeniyorum. Mistik bir havası var. 20 Ekim Beyoğlu Hayal Kahvesinde haftaiçi güzel bir kaçamak olacak.

Avatar‟ı sinemada 3D izleyemeyen yegane insanlardan biriyim

Hillary Cole

herhalde. 9 dakikalık ekleme ile bu yeni versiyonunu duyunca çok sevindim. Mutlaka izleyeceğim

SEDA ASOLAR 

Kumbaracı 50‘de OBEB adlı oyunu görmek

Bir gün uzun uzun Ġstanbul‘da müze ve sokakları gezmek

Sahilde Kafka, Saatleri Ayarlama Enstitüsü ve AlaycıkuĢ kitapla43

rını okumak 

Edirne yada EskiĢehir‘e gidip gezmek.

Cem Adrian


İNCELEME—Bir Yazar Bir Kitap

REġAT NURĠ GÜNTEKĠN ve “Acımak”

BANU HIDIRLAR www.birazsoylebirazboyle.blogspot.com

ReĢat Nuri Güntekin (1889-1956). Cumhuriyet dönemi edebiyatında önemli yeri olan ÇalıkuĢu, YeĢil Gece ve Anadolu Notları gibi eserlere imza atmıĢ yazardır. BatılılaĢ-

Olaylara iki tarafın gözünden bakma gereklimanın yanlıĢ anlaĢılmasına bağlı yaĢanan de- liğini baĢarı ile anlatır. (Benzer anlatım tarzıjenerasyonu, Anadolu insanını, Cumhuriyet nı Bir Kadın DüĢmanı isimli kitabında da buldönemini zengin üslubu ile anlatır.

Romanlarında özellikle kadınlar baskın karakterler olarak yer alır. Eserleri uzun yıllardır (özellikle TRT döneminde) diziye çevrilmiĢ hatta günümüzde de bu süreç devam etmektedir. En çok bilinen ve okunan eseri “ÇalıkuĢu” nun Atatürk tarafından da Milli Mücadele döneminde cephede okunduğu bilinmekte ve Atatürk ile ilgili hatıra kitaplarında yer almaktadır. Acımak, yazarın gizli kalmıĢ, çok tanınmamıĢ eserlerinden biridir. Benim için en baĢarılı kitaplarındandır. Kısa anlatımına rağmen vermek istediği mesajı gayet vurucu bir Ģekilde okuyucuya iletmekte ve etki yaratmaktadır. 44

mak mümkün.)

Kitap, Zehra‘nın muallim olduğu dönemden anlatıma baĢlar. Ancak anlatılan anılarla geçmiĢini öğreniriz. Zehra, küçüklüğünde uysal ve sevecen bir çocuktur. Ablası, annesi ve büyükannesi ılımlı, neĢeli, sıcak insanlardır. Ancak babası iĢe yaramaz, devamlı sarhoĢ gezen, evde huzursuzluk çıkartan, serseri kılıklı biridir. Zamanı geldiğinde babası tarafından, yatılı okula yazdırılır. Babasının amacı kızını çok sevdiği annesinden ve büyükannesinden uzaklaĢtırmaktır. Ne kadar zor olsa da Zehra bu duruma katlanmayı baĢarır. Ancak okul bittiğinde gidecek kimsesi kalmadığı için Darülmuallimat (*) sınavlarına yazılır ve kazanır.


gerektiği yazmaktadır. Zehra önce gitmemek için direnir ancak sonra kararını değiĢtirerek Ġstanbul‘a gider. Ancak geç kalmıĢtır ! Gittiği gece misafir olarak kaldığı evde babasından kalan sandığı açar. Ġçinde eski birkaç eĢyanın yanı sıra bir hatıra defteri bulur. Hatıra defterini okudukça, babasının nasıl idealist bir insan olduğunu, aslında ona ne kadar benzediğini ve yaĢanılan Ģeylerin göründüğünden çok farklı olduğunu anlamaya baĢlar.

Zehra, babasının satırlarını okurken çıldıracak gibi oldu. “Bunlar benim fikirlerim” diyor, bir rüya içinde olmadığına inanmak için kağıda parmaklarıyla dokunuyordu. Sonra, aklına daha baĢka bir Ģey geldi: “Acaba vücudumla olduğu gibi ruhum ve fikirlerimle de bu adamın kızı mıyım” diye düĢündü ve bir zaman okumasına ara verdi. Okulda herkes onu çalıĢkan, haĢin ve soğuk olarak tanımlamaktadır. Dost edinmek gibi bir çabası yoktur. Tüm gününü sadece kitap-

Sabaha kadar babasının notlarını okumaya devam eder. Gecenin sonunda hissettiği Ģey piĢmanlıktan fazlasıdır...

ları ve dersleri ile geçirmektedir. Okulu bitirdiğinde Ġstanbul‘da kalmak istemez ve Ana-

Zehra, birkaç gün sonra Anadolu’daki

dolu‘da bir köye atanmasını sağlar.

mektebine döndü. Muallimin artık bir

YaĢadığı bu kasabada kimse geçmiĢini bil-

eksiği kalmamıĢtı acımayı öğrenmiĢti.

mez. ĠĢinde ise o kadar baĢarılıdır ki muallime olduğu okul ―Zehra Abla Mektebi‖ olarak anılır. Herkes onu emirlere, yasaklara kulak asmayan, doğruluktan ĢaĢmayan, yalanın, haksızlığın, bütün ahlaksızlıkların ve zaafların baĢ düĢmanı olarak tanır. Ancak tüm bu iyi huylarına karĢın insani duyguların en önemli-

Kitapla ilgili Can Dündar‘ın çok sevdiğim bir anısı vardır. Her okuduğumda duygulanmama sebep olur. Bu yazıyı da (http:// www.candundar.com.tr/index.php? Did=2469 ) okumanızı tavsiye ederim.

si ―acımak‖ onda yoktur. (*)1870 yılında Osmanlı Devleti‘nde, ilk ve Ġstanbul‘dan aldığı bir telgrafa kadar hayatı

orta öğretim kız okullarına öğretmen yetiĢtir-

düzen içindedir. Telgrafta babasının çok ağır

mek için açılan eğitim kurumu. Kız öğretmen

hasta olduğu ve hemen Ġstanbul‘a dönmesi

okulu.

45


GÜNCEL KÖŞE

―DOKUNULMAZLIK‖ Konuk Yazar

hakkettiği yeri maddi & manevi alamayan

ELĠF YALÇIN

çaresiz sanatçılardan yakındı…

„Dokunulmaz‟ kavramının hiç kimse ve

Aslında bu daha çok benim yakınmam oldu

hiçbir kurum için ‗artık‘ geçerli olmadığı bir

Zira Bilginer‘in dem vurduğu hadise aslında

dönemden geçiyoruz… KonuĢulmayanları ko- daha çok sanatçıların sürekli gündemde tutnuĢuyor; önceden kendimize sakladığımız tuğu duygusal sömürülerdi… ‗acaba?‘ larımızı daha bir inanarak, korkmadan dile getirebiliyoruz… Bunun siyasi an-

Kendini halkın içinden, varlığını halk için

lamdaki etkileri uzun uzun tartıĢılabilir…

tanımlayan kimi sanatçılarımız, kendilerini aynı zamandan halktan önde ve üstün de

Sistemsel kaygılarımız bir yana, bahsetmek istediğim arka arkaya gelen açılımlardan

görüyor… Bu noktada da bence samimiyet krizi gündeme geliyor…

„sanatçılarımız‟ın da payını aldığı... Artık

Ezilenlerin sesi olduğunu söyleyerek

sadece politik hayatımızdaki „tabu‟lar değil, Maldivlerde klip çekmek ne kadar inandırıcıysosyal ve kültürel alandaki ‗tabu‘larımız da sa, babasının öldüğü gün sahneye çıktığını tartıĢılabiliyor…

açıklayarak bu Ģekilde halkı için yaptığı

Önce, varlığını ve gerçekliğini yıllarca gör-

fedekarlık / kahramanlık için takdir/ övgü/

mezden geldiğimiz arabeske sonradan

aferin beklemek de o kadar samimi…

abartı bir suçluluk duygusuyla yaptığımız ia- Hepimizin bu ülkede ayakta kalabilmek, kire de-i itibardı gündeme gelen… pasa bulaĢmadan para kazanabilmek için seçtiği bir yol var… Hepimizin zor zamanları, Sezen Aksu‘nun aslında detone olduğunu

acıları, çaresizlikleri var… Seçtiğimiz meslek-

söyleyerek ‗bireysel‘ bir eleĢtiri yapan Fazıl

lerin iyi ve kötü yanları var… Yine de hiç biri-

Say bu kez ileri giderek tüm kesimleri içeren miz ( en azından pek çoğumuz) diğerlerine ‗toplumsal‘ bir çıkıĢ yaptı. Ġliklerimize iĢleözel olduğumuzu kabul ettirmek için ayrıcalık miĢ, artık tartıĢ(a)madığımız arabesk yanı-

beklemiyoruz…

mız bir anda saldırıya uğradı…

Kalabalıkları oluĢturan kitlelerden ne kadar farklı olduklarının altını çizen sanatçılarımız,

Hemen ardından Haluk Bilginer sarstı bizi… bunun doğal sonucu olarak ‗yığınlar‘ tarafınSanatçıların kendi kendilerini kutsallaĢtırma dan anlaĢılmadıklarında ĢaĢırmamalılar… çabalarını eleĢtiren Bilginer, kendini

Ödenen bedellerse sözü edilen, unutmayalım

‗sıradan‟ insanlardan üstün görerek fazla

ki bu ülkede yüzbinler hatta milyonlar var

fedakar, cefakar, haksızlıklara uğramıĢ, bir

‗arabesk‘ cümlelerle yaĢadıklarını anlatabile-

türlü anlaĢılamayan ve bir türlü toplumda

cek…

46


SOLUCAN DELİĞİ

GENÇ KUġAK AKTRĠSLER AKIN ÇETĠN www.pamuksekerebenzeyenbult.blogspot.com

Kiera Knightley Kendi kuĢağının en saygın isimlerinden olduğunu söylesek yanılmıĢ olmayız herhalde. Neredeyse on bir yıldır göz önünde olan iĢler yapıyor. 1985 doğumlu olduğunu öğrenince ĢaĢırıyor insan. Star Wars – The Phantom Menace‟da annelerinin karıĢtıracağı kadar benziyordu Natalie Portman‘a. Bu ayrıntı bir yana futbol meraklısı Jules‘u canlandırdığı Bend it Like Beckham ile tanınmaya baĢladı. 2003‘te Pirates of the Caribbean: The Curse of Black Pearl‟de Johnny Deep ve Geoffrey Rush gibi aktörler arasında ezilmedi. Filmin hem eleĢtirmenler hem de seyirciler tarafından beğenilmesi üzerine bir de giĢe hasılatı eklenince devamının çekilmesi de garantilenmiĢ oldu, ama bunun için üç yıl daha beklemeleri gerekecekti. O zamana kadar Love Actually, King Arthur, The Jacket, Pride & Prejudice ve Domino gibi kimisi önemli, kimisi önemsiz yapımlarda yer aldı. Sonra Pirates of the Caribbean‘ın iki devam filmi peĢ peĢe geldi. Ardından Atonement gibi bir Ģahanede rol alarak kariyerinin en ciddi ve önemli karakterlerinden birisine hayat verdi. 2011‘de Never Let Me Go‟da izleyeceğimiz önemli bir aktris. (Never Let Me Go da o kadar çok gözümüze batmaya baĢladı ki romanını okuyup filmini izlemek farz oldu resmen.) 47


Carey Mulligan Joe Wright‘ın Pride & Prejudice filminde Bennet kardeĢlerden Kitty‘yi canlandırarak kariyerine baĢladı. Sonraki birkaç yılda televizyon filmleri ve dizilerinde boy gösterdi. Ġlk baĢrolü olan An Education ile Oscar‘a aday oldu. Tören gecesindeki rahat tavırlarıyla dikkat çekti. Adaylığın bile kendisi için çok büyük bir ödül olduğunun ve bu genç yaĢında kazanamayacağının farkındaydı büyük ihtimalle. Kasmanın alemi yok diyerek gecenin tadını çıkardı. Publice Enemies‟te Michael Mann, Brothers‟ta, Jim Sheridan, Wall Street: Money Never Sleep‟te de Oliver Stone gibi önemli yönetmenlerle çalıĢtı. Mulligan‘ı büyük ihtimalle 2011 yılı içerisinde Kazuro Ishiguro uyarlaması Never Let Me Go‟da kendi kuĢağının en önemli oyuncularıyla birlikte izleyeceğiz. ÇalıĢtığı yönetmenlere, oynadığı filmlere ve canlandırdığı karakterlere baktığımız zaman 1985 doğumlu aktrisin ilerisi için oldukça önemli Ģeyler vadettiğini görebiliriz.

Jena Malone Çocukluk arkadaĢı Scarlett Johansson gibi geniĢ kitlelerce tanınmıyor belki ama daha saygın iĢlerde rol aldığı kesin. Donnie Darko‟da biraz tutucu, fakat uğruna ölünebilecek bir karakteri canlandırdı. Filmdeki en önemli üç karakterden birisiydi. The United States of Leland‟da ise koruyucu meleğini ararken yanlıĢ yollara sapmıĢ, kardeĢinin ölümünden sonra iyice sapıtmıĢ uyuĢturucu bağımlısı bir genci canlandırdı. Tüm genç oyuncular gibi onun da yolu sorunlu karakterlerden geçti elbette. Neyse, Pride & Prejudice‟ta Bennet kardeĢlerden Lydia‘yı canlandırdı. Pek bir olayı olmayan ufak bir roldü fakat yıllar sonra filmin yönetmeni Joe Wright ile The Soloist‟te tekrar çalıĢacaktı. 2007‘de, uyarlandığı eserle kıyaslandığında epey sulandırılmıĢ olan Into the Wild‟da Chris‘in kız kardeĢi Carine‘i canlandırdı. Hem Chris‘in en yakınıydı hem de filmin anlatıcısı konumundaydı. The Ruins gibi neden rol aldığını bilmediğimiz filmlerde de oynadı ama genele vurduğumuz zaman oyunculuğunu ortaya koyabileceği bağımsız ve popüler kültür ürünü olmayan filmlerde yer aldığını söyleyebiliriz.48


Ellen Page Ġleride Oscar kazanırsa ĢaĢırmamak lazım. Juno ile bir kere aday oldu, alamadı ama o yola girdi bir kere; o yolun yolcusu artık. Hard Candy‟de internetten tanıĢtığı adamlara randevu vererek böyle bir iĢe bulaĢtıkları için onları doğduğuna piĢman eden Stark rolündeydi. Bryan Singer‘ın Superman uğruna Brett Ratner‘a teslim ettiği X-Man Last Stand‟da Shadowcat rolündeydi. Oradan oraya koĢturup bir iki defa öpüĢmek dıĢında yaptığı pek bir Ģey yoktu. An American Crime‟da içeriği dolayısıyla seyri zor bir yapımda rol aldı. Juno‘daki büyümüĢ de küçülmüĢ rolüyle Oscar‘a aday olan en genç isimlerden birisi oldu. Henüz sadece 20 yaĢındaydı ve adaylıkla yetindi. O yıl çok ciddi rakipleri vardı ve Oscar‘ı da Marion Cotillard kazandı zaten. Ġkisinin yolları üç yıl sonra Christopher Nolan Ģahanesi Inception‟da kesiĢecekti. Page burada bir rüya tasarımcısını canlandırdı ve baĢ karakter Cobb‘un seyirci tarafından bilinmeyen yönlerinin öğrenilmesine yardımcı oldu.

Teresa Palmer Sözde gerçeklere dayandığı söylenen Wolf Creek‟te figüran olarak yer alarak sinemaya atıldı. Bir yıl sonrasında yönetmeni dahil neredeyse tüm ekibin ilk iĢi olan ve kesiĢen yollar hikayesi anlatan 2:37‟de öz kardeĢi tarafından tecavüze uğrayıp hamile kalan Melody‘yi canlandırdı. Filmin en iyisiydi, Ģüphesiz! Zaten diğer oyuncuların bu yapımdan sonra esameleri okunmazken Palmer her yıl en az bir filmde rol alarak yoluna devam etti. December Boys‟ta Harry Potter sayesinde çocuk yaĢta köĢeyi dönen Daniel Radcliffe ile karĢılıklı oynadı. Palmer‘ı en son The Sorcerer‟s Apprentice‟ta filmin esas kızı Becky Barnes rolünde izledik. Filmin komedi unsuru Dave ile gönül iliĢkisi içerisindeydi. Kariyerine bağımsız bir yapımla baĢlayıp popülere yönelse de kartlarını doğru oynarsa yeteneği sayesinde çok daha iyi yerlere gelecektir.

49


SPOR

EFSANE BASKETBOLCULAR SEDA ASOLAR www.sedasolar.blogspot.com

Geçtiğimiz ay yurdumun gündemi FĠBA ile Türk milli takımı sayesinde sevinçle sallandı. Heyecanımız henüz tazeyken bir döneme damgasını vuran, NBA‘da fırtınalar estiren basketbolculara hep beraber göz atalım. Hatırlayın, sizin favoriniz kimdi? 50


KERĠM ABDÜL JABBAR Sonradan Müslman olmayı seçerek, adını da Kerim Abdül Jabbar olarak değiĢtiren Ferdinand Lewis Alcindor, 1947 yılında New York‘ta dünyaya gelmiĢtir. 1975 ve 1989 yılları arasında ‗Los Angeles Lakers‘ formasıyla NBA‘de sınırları zorlamıĢtır. 63 yaĢındaki efsane spor adamı Ģu an lösemi hastalığı ile mücadele ediyor. http://kareemabduljabbar.com/

MICHAEL JORDAN 1963 doğumlu oyuncu 23 numaralı forması ile gönüllerde taht kurmuĢtur. 1984 yılında Chicago Bulls takımına seçimiĢtir. 1991 yılında da bu takım ile ilk NBA Ģampiyonluğunu elde etmiĢtir. Nike‘nin Air Jordan ayakkabasıyıla ve Space Jam filmi ile namı almıĢ yürümüĢtür. Bir dönem babasının ölümüyle potalar veda edip, spor hayatına beyzbol sahalarında devam etmiĢ olup, istediği baĢarıyı beyzbol‘da yakalayamayınca NBA‘ya Ģu iki kelimelik basın açıklaması ile geri dönmüĢtür : ‗I‘m back‘ Michael Jordan Ģu an, NBA‘nın güneydoğu grubunda yer alan Charlotte Bobcats adlı basketbol takımının sahibidir. http://www.nba.com/historical/ playerfile/index.html? player=michael_jordan

51


MAGIC JOHNSON Magic lakaplı ünlü basketbolcunun asıl ismi Earvin olup, 1959 doğumludur. Los Angeles Lakers formasıyla ünlenen sporcu, sempatik gülüĢü ve hareketleriyle izleyenlere mükemmel oyunculuğuyla bütünleĢen nice mutlu maç anları yaĢatmıĢtır. Aids hastası olan Magic Johnson, aynı zamanda bu hastalıkla mücadele için çeĢitli yardım kampanyalarına katılmaktadır. http:// www.earvinmagicjohnson.com/

LARRY BIRD NBA‘da varlık gösteren baĢarılı beyazlardan Larry Bird. Boston Celtics‘te unutulmaz 33 numaralı formasıyla boy göstermiĢtir. Efsane basketbolcu Ģu an 54 yaĢında. http://www.larrybird.com/

52


SHAQUILLE O’NEAL 4 sene Orlando Magic, 8 sene de LA Lakers sonrasında ise Miami Heats, Phoenix Sun ve Cleveland Cavaliers takımlarında kariyerine devam etmiĢ ve günümüzde Boston Celtix için top sürmektedir. 72 doğumlu yıldız aynı zamanda 4 adet Rap albümü ile müzik sektöründe de varlık göstermiĢtir. Kendisini bir de beyazperde de göreyim derseniz 2006 yapımı Scary Movie 4 filmini izleyebilirsiniz. http://www.nbatr.com/biyografi/shaquille-oneal-shaq.html

53


HOBİ ve ETKİNLİK

Sabır isteyen bir hobi MĠNYATÜR MAKET SEDA ASOLAR www.sedasolar.blogspot.com

ġimdi sular seller gibi Ġtalyanca konuĢuyor ve hayatını çok sevdiği minyatür maketlerini tasarlayarak renklendiriyor.

Hayallerinin peĢinden gidecek kadar cesur biri Aslı, bir o kadar da yetenekli

Aslı Bayülgen Erataç 2007 yılında web

ve sabırlı. 1977 Ġstanbul doğumlu, yüksek

sitesini açarak, yaptıklarını insanlarla paylaĢ-

öğrenimini dilini bilmediği bir ülkede, Ġtalya‘- mak istemiĢ.Aldığı olumlu tepkiler üzerine da, Endüstri ürünleri tasarımı üzerine yapise sipariĢ ile minyatür maketlerini pazarlamıĢ.

maya baĢlamıĢ. 54


Hobisi iĢine dönüĢmüĢ ama asla heyecanını kaybetmemiĢ, çünkü her seferinde baĢka bir tasarım yapıyor ve her tasarım keĢfedilecek ayrı bir dünya. Kimi zaman bir oturma odasının minyatürü hayat buluyor Aslı‘nın ellerinde, kimi zaman bir DVD dükkanı. Eserinin baĢlangıç malzemesi özel yaptırdığı ahĢap kutu, bu kutunun içinde bir dünyaya dönüĢecek olan diğer materyaller ise Aslı‘nın özenle biriktirdiği kumaĢ parçaları, kartonlar,fimo hamuru ve balsa ağacı tahtaları ... Her malzemeyi elde yapmak mümkün olmayınca, bazı detaylarI yurtdıĢından satın alıyor. Pahalı bir hobi diyebiliriz minyatür maket tasarımı için, ayrıca oldukça sabırlı biri olmalısınız, tek tek her küçük detayla uğraĢmak için. 55


AĢağıdaki DVD‘ler,dergiler 1 cm. boyunda, onlarca var ve Aslı bunları yaparken büyük zevk almıĢ. Ben 3. DVD‘de sıkılıp bir kenara atardım eminim.

Hızlıca bize bir ansiklopedi yaptı Aslı, ansiklopedilerin yanında duran beyaz nesne ise uhunun kapağı.

56


Dünyada bu iĢi ciddiyetle yapan çok kiĢi varmıĢ, 2008 yılında ‗Hayallere sığmayan minyatür odalar‘ sergisi ile Rahmi Koç müzesinde boy gösteren ABD‘li sanatçı Henry Kupjack gibi…

YurtdıĢındaki minyatür sergileri ve Ġkea kataloğu Aslı‘ya en önemli ilham kaynakları.Yaptığı maketlere göz atmak veya siz de bir minyatür maket yaptırmak isterseniz : http://aslibayulgen.blogspot.com/ abayulgen@gmail.com

Daha gerçekçi nasıl olabilir diye düĢünüyor hep, onun iĢlerini severek takip edeceğim ve çok daha güzel iĢlere imza atağına eminim. Beğendiniz mi? Ne dersiniz, sabır ve özveri isteyen bu hobiye baĢlama cesaretiniz var mı ? ‗Bilge Yenier‘e özel teĢekkürlerimle‘

57


BİR KAŞIK BİLGİ

MÜGE KARAHAN www.yemekbahane.blogspot.com

Denizden babam çıksa yerim diyenlere ... Aylardan ekim, av yasağı bitmiĢ, denizleri-

Balıkçıya gittiğinizde balığın tazesini seç-

miz ―umarım‖ bol bol balık dolmuĢken ben

mek için yapmanız gereken bir kaç önemli

balık konusunu gündeme getirmezsem olur

kontrol var. Göz, deri, pul ve kuyruk kont-

mu? Olmaz elbette.. O zaman buyurun seçi- rolü. Taze balığın gözleri parlak ve dıĢarı minden, piĢirmesine balık konusundaki

doğru olurmuĢ. Derisi de gergin ve parlak

derlemelerime.

gözükürmüĢ.

Besleyici özelliği çok yüksek bir besin olan

ġeker ve karbohidratın yok denecek kadar

balığın saklama ve seçim aĢamaları son de-

az olduğu balık protein açısından ise son de-

rece de hassas.

rece zengin bir besin.

58


100 gram yağlı balık yaklaĢık 22 gram,

Bunlara örnek olarak barbunya, tekir, lev-

yağsız balık ise 10 gram protein içeriyor.

rek, kefal, lüfer, kalkan, mercan, çipura, dil, pisi ve kırlangıçı gösterebiliriz.

Balık az karbohidrat içermesinin yanı sıra madensel tuzlar ve mineraller açısından son

Torik, palamut, uskumru, kolyoz, kılıç,

derece zengin, bol miktarda fosfor, kalsi-

hamsi, sardalya, gümüĢ gibi balıklar da

yum, iyot ve flor içeriyor.

siyah etli balıklar sınıfına girerler. Bu ba-

Balık eti A, B1, B2 ve D vitaminleri açısın-

lıklar beyaz etlilere nazaran daha yağlıdırlar

dan da zengin.

ve daha az jelatin içerirler. Bu nedenle haĢ-

Deniz balıkları siyah etli-beyaz etli, yerli ve

lamaya uygun değildirler ve hazımları daha

göçmen olarak sınıflara ayrılırlar.

zordur.

Beyaz etli balıkların sindirimi siyah etlilere

Peki hangi ayda hangi balık yenmeli? Sularımızdaki balıkların ve diğer mahsulle-

nazaran daha kolaydır. Jelatin içerdiklerin-

rin bazıları bütün sene boyunca yenir. Bazı-

den haĢlamaya elveriĢlidirler. Tavası, ızga-

ları da aylara göre lezzetini bir kat daha

rası, yağlı oldukları mevcsimlerde de ızga-

arttırır ancak, bazı aylarda da fazla veya az

rası yapılır.

miktarda avlanırlar.

59


Ay ay bakacak olursak av yasağının bittiği

Mart, kefal, levrek ve kalkanın en lezzetli

Eylül ayında palamut, lüfer, kolyoz, izmarit

zamanı.

bollaĢır.

Nisan, levrek, kılıç ve kırlangıcın bollaĢtığı;

Ekim ayı geçici balıkların yazın Karadeniz‘-

Mayıs ise istakoz, barbunya, pavurya ve

de beslenip Marmara‘ya dönüĢe baĢladığı

tekirin lezzetlerinin arttığı aylardır.

aydır.Bu balığın her çeĢidinin bollaĢması de-

Haziran ayında balıklar az tutulmaya baĢ-

mek anlamına geliyor.

lar, verimsizdir.

Kasım ayı Pisi balığının en nefis olduğu ay-

Temmuz‟da sardalya mevsimi baĢlar.

dır.

Ağustos ise çingene palamutu zamanıdır.

Aralık, Tekir‘in en bol, hamsinin tam lezze-

Buğulaması, ızgarası, güveci, tavası, çorba-

tine kavuĢtuğu aydır.

sı...

Ocak ayında midyenin mevsimi baĢlar, kefal ve hamsi tam yağlı zamanındadır. Us-

Balık yemekleri her zaman sofralarda özel bir yerde. Örneğin tavada balık yapmada

kumru, lüfer, palamut, istavrit çok lezzetli-

ustalarından bir kaç tiyo verelim:

dir. ġubat ayında Kalkan mevsimi baĢlar ve Mayıs 60 ayına kadar devam eder.


Tava yapılan balığı una bularken, kızartırken Ģu hususlara önemle dikkat etmek gerekiyor:

Kullanacağınız beyaz unu muhakkak eleyin. Çünkü unun kullanılma maksadı balığın o hassas ve lezzetli etini kızgın yağda kavrulmaktan korumak içindir. Unun fazlası, özellikle un topakları bu lezzeti bozar. Bu nedenle unu elemeniz tercih edilir.

Balığı kızartmak için zeytinyağını tercih edin. Bazı kiĢiler ağır olduğunu söyleseler bile diğer yağlar zeytinyağı kadar lezzet vermez.

Zeytinyağının muhakkak kararınca kızgın olmasına dikkat edin. Ancak yağ aĢırı kızgın veya yanmıĢ olmamalıdır. AĢırı kızgın yağ balığı kavurur. Yanık yağ ise tadını bozar. Yeterince kızgın olmayan yağ ise balığa o çıtır çıtır olma özelliğini veremez, balık çok yağ emer ve çok yumuĢak olur.

Balığı kızgın yağa azar azar koymalısınız. Az miktarda konmazsa yağı soğutur ve balığın fazla yağ çekmesine neden olur.

Bu sefer yazımıza bir tarifle son verelim. ġu anda palamut bol ve uygun fiyatla satılıyor tezgahlarda. Ben de sizlerle kağıtta palamut tarifi paylaĢmak istiyorum. Kasım ayında buluĢmak üzere, Afiyetle ve sağlıkla,

Kağıtta Palamut

YapılıĢı:

(4 KiĢilik)

Palamutları ayıplayıp kafa ve kuyruklarını ayırdıktan sonra

Malzeme:

fileto çıkarınız. Yağlı kağıtları ikiºer ikiĢer üst üste koyduktan sonra her yağlı kağıda bir adet filetoyu yerleĢtiriniz.

2 adet palamut

Üzerine halka halka kesilmiĢ soğan, dilimlenmiĢ ve çekirdeği

4 adet kuru soğan

çıkarılmıĢ domates, soyulmuĢ sarımsak ve çekirdekleri çıka-

8 diĢ sarımsak

rılıp uzunlamasına dilimlenmiĢ yeĢilbiberleri ve defneyaprak-

4 adet domates

larını yerleºtiriniz.

1 demet maydanoz

Tuz, biber ve zeytinyağını (balık baĢına 1 kaĢık) ekleyip ka-

8 adet defne yaprağı

ğıtları sıkıca kapatınız. 160oC‘a ısıtılmıĢ fırında 30 dakika pi-

4 çorba kaĢığı zeytinyağı

Ģiriniz.

Tuz

Sıcak servis yapınız.

Karabiber 8 adet yağlı kağıt

Bu yemeğe uygun diğer balıklar: Kofana, minekop, çipura,karagöz, tekir, barbunya, kalkan

61


ÇOCUĞUMUZLA BÜYÜYORUZ

EĞĠTĠMDE MONTESSORI YÖNTEMĠ Psikolojik Danışman Ayça KOSTANDOF http://ayca-mymood.blogspot.com/

MARIA MONTESSORI KĠMDĠR? 1870-1952 yılları arasında yaĢamıĢtır. Ġtalya‘nın ilk kadın doktoru unvanına sahiptir. Tıp fakültesini bitirdikten sonra psikiyatri bölümünde uzmanlaĢmıĢtır. Zihinsel özürlü çocukların eğitimiyle ilgilenmiĢtir. Eğitimdeki çalıĢmalarını 1901‘de Roma Üniversitesi‘nde felsefe, antropoloji ve psikoloji eğitimi görerek sürdürmüĢtür. 1907‘de ―Casa De Bambini‖ ‗yi yani Çocuklar Evi‘ni açmıĢtır. 1909‘da ― The Method of Scientific Pedagogy ‖ adlı ilk kitabını yayınlamıĢtır. 1913-1915 yılları arasında Amerika BirleĢik Devletleri‘nde bir dizi konferans vermiĢtir. 1929‘da AMI (Association Montessori Internationale) kurulmuĢtur. 1938‘de Hollanda‘da Laden‘de Montessori Öğretmen Eğitim Merkezini açmıĢtır. BarıĢ adına yaptığı çalıĢmalar nedeniyle 1940, 1950 ve 1951 yıllarında Nobel BarıĢ Ödülü‘ne aday gösterilmiĢtir. MONTESSORI YÖNTEMĠ Montessori tıbbi ve psikolojik çalıĢmalarını kapsayan 40 yıllık bir temel üzerine yöntemini geliĢtirmiĢtir.

“ Çocuk, basit, minyatür bir yetiĢkin değildir. O en baĢta ve ilk olarak, belli özellikler ve hedefleriyle kendi yaĢamının sahibidir. ” (Montessori, 1972,62s:16)


Montessori Metodu, çocuğun fiziksel ve zihinsel geliĢimiyle ilgili ilkeler üzerine inĢa edilmiĢtir. YaĢam; akıl, zeka ve kiĢilik bütününden oluĢmaktadır. Montessori metodunda eğitim ―YAġAM‖ı amaçlar. GeliĢimin temel ilkelerine göre yaĢamaya yardım etmek söz konusudur. Yani, eğitimin yaĢamla baĢladığını ve bir kiĢiden diğerine değiĢik yaĢlarda geliĢim farklılıkları olabileceğini kabul etmektedir. Montessori Metodu‟nun temel ilkeleri Ģu Ģekilde sıralanabilir: 

Çocuğun kendi geliĢimsel düzey ve özelliklerine göre eğitim ortamı hazırlanmaktadır. KENDĠ KENDĠNE öğrenmesi, YAPARAK ve YAġAYARAK öğrenmesi

önemlidir.

Her çocuğun yaratıcı yeteneğe ve öğrenme isteğine sahip olduğunu kabul eder. Çocuk neyi ne zaman öğrenmek isteyeceğini belirleme konusunda özgür olmalıdır. Çocuğun özgürlüğü, sınırlar ve sorumluluklar çerçevesinde desteklenmelidir. Çocuğu iç disipline yönelten bir özgürlük anlayıĢı vardır.

KiĢiliğin oluĢumunda ilk yılların önemli olduğunu vurgular. Doğumdan altı yaĢa kadar olan dönem, kiĢiliğin sonraki geliĢimi için temel oluĢturmaktadır. Çocukların kiĢilik yapıları, çevreyle etkileĢimleri ile inĢa olmaktadır.

Yöntemin temelinde çocuğun iyi düzenlenmiĢ bir ortamda, kendi faaliyetini seçmesi vardır.

ÇEVRE: Montessori Yöntemi‘nde çocuğun en iyi düzenlenmiĢ bir çevrede öğreneceği benimsenir. Bu öğrenme ortamı her yer olabilir. Ev, snınf, bahçe... Belirlenen otamda tüm malzemeler çocuğun fiziksel büyüklüğüne göre ayarlanır. Tüm eĢyalar çocuk boyutunda ve gerçektir. Masalar, sandalyeler, kolaylıkla kullanbilecekleri lavabolar... Estetik olarak da çocukların hoĢuna gitmesi sağlanmalıdır. Böylece etkileĢimler ve faaliyetler için motivasyonları artacaktır.

63


Mekandaki her eĢyanın çocuklara uygun boyutta olması, mekan içinde çocuğa hareket özgürlüğü sağlayacaktır. Ortamı istediği kullanabilecek ve değiĢtirebilecektir. Ve tüm bunları bir yetiĢkinin yardımına ihtiyaç duymadan gerçekleĢtirebilecektir. Bu tür bir özgürlük çocuğun kendi kendine eğitimi, bağımsızlık kazanması ve çevre kontrolü sağlayabilmesi için fırsat yaratacaktır. Çocuğun oynadığı oyuncakları yerine koyma, ortamdaki düzeni koruma gibi görevleri vardır. MONTESSORI YÖNTEMĠ‟NDE PROGRAM Yöntemde 4 temel alandaki geliĢim hedeflenmektedir. a) Hareket Eğitimi b) Duyu Eğitimi c) Dil Eğitimi d) Akademik Öğrenme Aktiviteler küçük ardıĢık adımlarla planlanmıĢtır. Yapılan her aktivitede bir alandaki geliĢim hedeflenmektedir. Programda gerçek materyaller kullanılır. Programın uygulanmasında gerçeklik temel alındığından evcilik gibi hayal oyunlarına yer verilmez. ( Bu yönü yöntemin en çok eleĢtiri alan noktasıdır. Çocuğun yaratıcılığını ortaya koyamadığına dair eleĢtirel yaklaĢımlar vardır. ) Programda ―Özgürlük‖ önemli bir prensiptir. Geleneksel sınıfların aksine çocuk istediği kadar konuĢup hareket edebilir. Bireysel ya da grup etkinliklerine katılıp katılmamaya kendisi karar verir. Ġlgileri dıĢında herhangi bir yönlendirme yapılmaz. Ayrıca birbirleriyle yarıĢmaya zorlanmazlar. Geleneksel yöntem çocuğu testler, sınavlar, karnelerle ölçerken Montessori Yöntemi bu yöntemleri tümüyle reddeder. Amaç olumsuz bir yarıĢ içinde yer almak değil, öğrenmek ve geliĢmektir. Program, çocuğu gözlemleyip, geliĢimsel özelliklerini saptayarak oluĢturulur ve uygun çevre ortamı sağlanır. Öğretmen edilgen durumdadır. Sözle talimat verilmez. Öğretmen çocuğun geliĢimsel durumunu izler ve kullanılacak malzemeyi belirler. Ödül, çocuğun davranıĢın sonunda baĢarıdan duyduğu sevinçtir. Ceza yoktur. MONTESSORI MATERYALLERĠ Programda hedeflenen alanlara iliĢkin malzeme, düzenlenmiĢ bir sınıf ortamında çocuğun ihtiyaçlarına cevap verici özellikte olmalıdır. Sade, gösteriĢsiz ve tek bir soruna çözüm bulmak için hazırlanmıĢ ve çocuğu motive edici olması en önemli özellikleridir. Montessori Materyalleri üç baĢlıkta gruplandırılabilir: 64


a) Günlük hayat egzersizlerine iliĢkin materyaller

b) Duyusal materyaller

c) Akademik (Kavramsal) materyaller

Günümüzde Montessori Yöntemi özellikle okul öncesi ve ilköğretim dönemlerinde uygulanmaktadır. Montessori materyalleri pek çok ülkede özellikle Ġngiltere ve Hollanda‘da yaygın olarak kullanılmaktadır.

65


66


FOTOĞRAF DÜNYASI Fotoğraflar BURCU ÇALIġKAN KIRCI www.hayatiminrenkleri.blogspot.com

DOĞA FOTOGRAFÇILIĞI Sonbaharı yaĢadığımız bu günlerde doğadaki değiĢimle birlikte renklerdeki değiĢim biz fotoğraf tutkunları için yeni rotalar ve yeni kompozisyonlar için fırsatlar sunuyorken gelin birlikte ―Doğa Fotoğrafçılığı‖ konusunu

Sonrasında ise bu uygun ıĢık altındaki çiçeğin fotoğrafını çekmek için sadece deklanĢöre basmak yeterli olacaktır.

Kullanılacak Malzemelerin Seçimi Güzel bir fotoğraf çekmek için doğru ekipman seçimi bildiğiniz gibi ilk önemli aĢamadır. Çekmeyi düĢündüğünüz fotoğraf türüne göre lens ve aksesuar seçiminizi yapmalısınız.

inceleyelim. Doğada bulunan her türden canlı veya cansız nesneler, manzaralar bazen de tehlike ve macera isteği birçok insanda doğayla içice olma isteği yaratır.

Makine. Her zaman geçerli olan kural burada da söz konusudur, güvenilir ve dayanıklı bir makineye doğa fotoğrafları çekerken daha çok gereksinim duyarsınız.

Fotoğraf sanatıyla ilgilenen kiĢiler de belki

Doğa maceranız sırasında sıklıkla karĢılaĢa-

de bu yüzden sıklıkla doğada fotoğraf

cağınız aĢırı sıcak veya soğuk, nemli hatta

çekmeye çalıĢırlar. Çektiğiniz fotoğrafın

yağmurlu veya tozlu ortamlarda makineniz

güzelliği yanında, doğada fotoğraf çekmek

sorun çıkarmadan çalıĢmalıdır. Ayrıca bir

ayrı bir zevki olan heyecanlı bir uğraĢtır.

ayarı iki üç aĢamada düğmelere basarak

Belki de doğada elinizdeki kıt olanaklarla

yapabiliyorsanız bu makine doğa fotoğrafçı-

sorunlara çözüm bularak güzel sonuçlar

lığına uygun değil demektir. Bunun için bir

elde edebilirsiniz. GüneĢ tam tepedeyken

seçenek tanınmıĢ bir markanın kaliteli ve

ve keskin gölgeler oluĢtuğu zamanlarda

güvenilir bir fotoğraf makinesi modelini

makro fotoğrafı çekmek için kullanabilece-

kullanmak olabilir

ğiniz bir örneği kısaca anlatalım. Tripodunuzu fotoğrafı çekilecek objenin örneğin bir çiçeğin üzerine koyun. Tripodun ayaklarına tutturduğunuz bir beyaz naylon torbayı çiçeğin üzerinde gölge yapacak ve güneĢ ıĢığının dağılmasını sağlayacak biçimde yerleĢtirin. 67

Lensler. Doğa fotoğrafları çekerken kullanılacak lens konusuna tamamen ilgilendiğiniz konuya göre karar vermeniz gerekir. Balık gözü lenslerden odak uzunluğu çok fazla olan lenslere kadar her tür lens doğada kullanılabilir.


Bu yüzden doğaya fotoğraf çekme amaçlı

Aksesuarlar. Evet sıra aksesuarlara gel-

çıktığınızda makro fotoğrafı veya kuĢ

di.

fotoğrafı çekimi gibi belli bir planınız

Doğada bir fotoğrafçı olarak size en gerekli

olmalıdır. Bu durumda belki de iki lensle

aksesuar ağır ve çok iĢlevli bir tripoddur.

yola çıkıp birçok zahmetten kurtulursunuz.

Net ve kusursuz kompozisyonlu fotoğraflar istiyorsanız tripodunuzu olabildiği kadar sık

Hangi lensin ne gibi fotoğrafların çekiminde

kullanmalısınız.

kullanılacağını Ģöyle özetleyebiliriz. Makro fotoğrafları için kısa odak uzunluğunda

Filtre olarak özellikle nötral dansite (ND)

geniĢ açılı lensleri, büyük hayvanların veya

degrade, polarize ve 81 serisi renkleri sı-

manzara fotoğrafı çekimlerinde ise orta

caklaĢtırıcı filtreler sürekli yanınızda olmalı-

odak uzunluğunda (35-100 mm) lensler

dır. ND degrade filtre özellikle gökyüzünden

kullanabilirsiniz. KuĢların veya vahĢi

kaynaklanan parlak ıĢığı azaltmakta kullanı-

hayvanların fotoğrafı için odak uzunluğu

lır. Polarize filtreler sudan veya gökyüzün-

olabildiği kadar fazla olan (400-800 mm) lensleri kullanırsınız.

den yansıyan ıĢığı belli bir açı içinde engeller, böylece güzel Ģelale veya deniz fotoğrafları çekebilirsiniz. Polarize filtreler ayrıca gökyüzünün mavi rengini koyulaĢtırarak güzel bir etki yaratacaktır.

68


81 serisi filtreler hafif turuncu ıĢık geçirgen-

Eğer kesintiye uğramamıĢsa ufuk çizgisi fo-

likleri nedeniyle gökyüzünden kaynaklanan

toğrafta oldukça durağan bir etki yarata-

mavi rengin filmdeki etkisini engelleyerek

caktır. Diğer objeler, örneğin dağlar veya

renklerin daha doğal görünmesini sağlar-

ağaçlar ufuk çizgisini keserse daha güzel bir

lar..

görsel etki oluĢacaktır. Ufuk çizgisini simetri yaratmak istemiyorsa-

Genel Kurallar ve Kompozisyonun

nız tam ortaya yerleĢtirmeyin, üçler kuralını

OluĢturulması

anımsarsak alt veya üst 1/3 üzerinde olma-

Genel olarak düĢündüğümüzde güzel bir fotoğrafı, sıradan ve aceleyle çekilmiĢ bir fotoğraftan ayıran en önemli özelliklerden belki de ilki iyi bir kompozisyondur. Yani bir fotoğraf çekerken kompozisyonun öğelerini doğru bir biçimde yerleĢtirdiğinizde ilk adımı atmıĢ olursunuz. Kompozisyonu oluĢturmakta kullanacağınız öğelerin doğada çok sayıda örneği vardır. Bunlar çizgiler, dokular, yinelemeler ve perspektif gibi araçlardır. Bunlar fotoğraflarınıza canlılık, denge ve kontrast sağlar. Bazen bir doku veya yineleyen biçimler gü-

sı iyi bir etki yaratacaktır. Uzun yatay çizgiler olan manzaralarda fotoğraf çekerken yatay kadrajı tercih etmelisiniz. Dikey çizgiler ise fotoğrafınıza güç duygusu yerleĢtirir ve görsel güzelliğini artırır. Doğa fotoğraflarında ağaç gövdeleri, çiçek dalları veya uzun otlar dikey çizgiler yaratırlar. Eğer dikkati obje üzerinden uzaklaĢtırmıyorsa dikey çizgileri fotoğrafınıza dahil etmeye çalıĢın. Diyagonal çizgiler fotoğraflarınıza diğer çizgi türlerine göre daha fazla enerji ve devinim kazandırırlar. Bu çizgiler fotoğraf üze-

zel bir fotoğrafın tamamını oluĢturabilir.

rinde izleyicilerin gözlerini bir yöne doğru

Çizgiler belki de doğada en sık gördüğümüz

tepe yamaçları, ağaçların dalları veya or-

kompozisyon öğesidir. Etkili bir biçimde kullanıldığında çizgiler, gözlerimizle fotoğrafın üzerinde takip edilerek fotoğrafa anlam katar. Üç türlü çizgi vardır; yatay, dikey ve diyagonal. Bunlar fotoğraf içinde duruma göre enerji ve devinim yaratırlar. Yatay çizgiler fotoğrafta izleyenlerde durağanlık ve pastoral duygulanımı yaratırlar. BoĢ alanlar, tepelerin üst sınırı, göller, ırmaklar ve deniz manzaralarında yatay çizgiler oluĢacaktır. Doğa fotoğraflarında en sık görülen yatay çizgi ise ufuk çizgisidir. 69

yönlendirirler. Diyagonal çizgileri dağ veya manda yapraklar arasından sızan ıĢık ıĢınları yaratabilir. Özellikle makro fotoğraf çekerken bir dikey çizgiyi makinenizin açısını değiĢtirerek diyagonal çizgiye dönüĢtürülebilir ve böylece daha etkili bir sonuç yaratabilirsiniz. Fotoğrafınızda renkler, biçimler veya çizgilerin kendilerini yinelediği durumlarda bir doku oluĢacaktır. Yere düĢmüĢ yapraklar, otlar arasında rastgele olarak dağılmıĢ çiçekler veya bir yamaçtaki ağaçların yarattığı görüntüler buna örnek olabilir.


Doku etkisi yaratabilmek için yeteri kadar

Bazı Püf Noktaları

sayıda tekrarlama olmalıdır. Suyun yarattığı

Kadrajınızı tam olarak doldurun, fotoğrafı-

dalgalar nedeniyle kıvrımlı olarak kurumuĢ

nızda hiçbir ölü boĢluk olmamalıdır.

çamur, ağaçların kabukları veya yeĢil otlar fotoğraflarda bir desen görünümü yaratır-

Bir hayvanın fotoğrafını çekecekseniz gözle-

lar. Bu tip bir görünümün fotoğrafını çek-

ri kesinlikle net olmalıdır.

mek için ortamda oblik olarak yandan gelen ve yeteri kadar kontrast yaratan bir ıĢık ge-

Arka planda eğer fotoğrafınıza bir anlam

reklidir.

katmıyorsa veya göze batıyorsa, hiçbir insan yapısı obje, direk, yol veya çöp görül-

Perspektif, fotoğrafta derinliğin bir göster-

memelidir.

gesidir. Fotoğrafınızda yukarıda anlattığımız elemanları kullanım biçiminize göre pers-

Objeyi, eğer fotoğrafın anlatım gücünü ar-

pektifi artırabilirsiniz. GeniĢ açılı lensler

tırmıyorsa kesinlikle merkeze yerleĢtirme-

perspektif etkisini artırır, dar açılı olanlar

yin.

ise azaltır. IĢığın yetersiz olduğu durumlarda veya ters Perspektifi vurgulamak isterseniz lensinizin

ıĢık durumlarında dolgu flaĢı (fill flash) tek-

odak uzunluğunu düĢürün, objenizi ön pla-

niğini kullanabilirsiniz. Bunun için olabilecek

na yerleĢtirin ve makinenizi aĢağıdan yuka-

en düĢük flaĢ ıĢığı Ģiddetini tercih etmelisi-

rıya doğru biraz açılı konumlandırın.

niz.

Kompozisyonlarınızda yukarıdaki elemanları kullandıkça daha rahatlıkla güzel fotoğraflar çekeceksiniz. Fotoğrafçılıkta yeniyseniz anlattığımız elemanları ayrı olarak düĢünerek deneme fotoğrafları çekin, giderek kompozisyon konusunda daha ustalaĢtığınızı göreceksiniz. Böylece bir fotoğrafçı olarak doğaya baktığınızda, çizgiler, dokular, desenler ve perspektif etkisi yaratabilecek öğeleri rahatça göreceksiniz.

70


71


72


İNCELEME—BİR KİTAP

RÜZGARIN GÖLGESĠ “Hayallarine sahip çık ! Onlara ne zaman ihtiyaç duyacağını bilemezsin.”

BANU HIDIRLAR www.birazsoylebirazboyle.blogspot.com

Daniel, annesini küçük yaĢta kaybetmiĢ, mütevazi bir kitapevinin sahibi olan babası ile yaĢayan bir çocuktur. Annesine dair tek anısı sadece onu kaybettiği gün aralıksız yağan yağmurdan ibarettir. Yüzünü dahi anımsayamamaktadır. 10 yaĢında iken babası onu ―UnutulmuĢ Kitaplar Mezarlığı‖ ismi verilen kütüphane ile tanıĢtırır. Burayı ilk kez gören birinin yaĢamakta olduğu ayrıcalık sayesinde bir kitap seçer. Bu kitap Julian Carax isimli yazarın ―Rüzgarın Gölgesi‖ isimli kitabıdır. Daniel, kitabın ilk birkaç satırını okumak amacıyla kapağını açtığında aslında tüm hayatını yönlendirecek bir olaylar zincirini – farkında olmadan- baĢlatmıĢ olur. Sabahın ilk ıĢıklarına kadar kitabı okumayı sürdürür. Kitap Daniel‘i adeta büyülemiĢtir. Bu büyünün de etkisiyle yazarın hayatını araĢtırmaya karar verir. 73


Ancak ilk aĢamada yazarla ilgili ulaĢabildiği

ğinde burası yine eski bir yerdi. Belki de

tek bilgi yazarın baĢarısız bir yazarlık dönemi Ģehrin kendisi kadar eski. Buranın ne geçirdikten sonra ortadan kaybolduğu ve ki-

kadar zamandır var olduğunu ve kim ta-

taplarının bir koleksiyoner tarafından tek tek rafından kurulduğunu kimse tam olabulunarak yakıldığı yönündedir.

rak bilmiyor. Bu yüzden sana babamın anlattıklarını anlatacağım.

Daniel‘in elindeki kitap yazara ait sağlam kalabilen tek kitaptır. Daniel araĢtırmaya de-

Bir kütüphane yok olduğu ya da bir

vam ettikçe geçmiĢe ait birçok isim ve tesa-

kitabevi kapandığında unutulmaya terk

düf karĢısına çıkar. Kitabı araĢtırırken aynı

edilen bir kitap olursa, burayı bilen biz-

zamanda hem kitabı hem de kendini koruma ler, yani buranın bekçileri o kitabın buzorunluluğu ile karĢı karĢıya kalır. Çünkü geçmiĢ gizemlerle doludur ve bu gizemlerin

raya getirilmesinden sorumluyuz. Zamanın içinde kaybolmuĢ, uzun süre kimse-

açığa çıkması kimseyi memnun etmeyecek-

lerin anımsamadığı kitaplar burada yeni

tir.

bir okurun elleriyle buluĢacağı günü

Daniel, ilk aĢkının acısını yaĢadığı günlerde

bekleyerek sonsuza dek yaĢar. Biz onla-

tanıĢtığı bir sokak serserisi olan Fermin

rı dükkanlarda alıp satsak da, gerçekte

Romero de Torres‘in de yardımıyla önce hi-

kitapların sahibi yoktur. Burada gördü-

kayeye ait parçaları bulur ve sonra tek tek

ğün her kitap bir zamanlar birilerinin en

yerleĢtirerek tüm hikayeyi ortaya çıkarır.

iyi dostuymuĢ. ġimdi yalnızca biz varız, Daniel. Böylesi bir sırrı saklayabileceğini

Kitap hem Daniel‘in hem de Julian Carax‘ın

düĢünüyor musun ?

ilk aĢklarını, acılarını, dostluklarını, heyecanlarını, hayal kırıklıklarını anlatırken aynı za-

Geleneğe göre, burayı ilk kez ziyaret

manda ince detaylar ve tesadüflerle bu iki

eden kiĢinin istediği herhangi bir kitabı

insanın yolunun kesiĢmesini de sağlıyor.

seçip sahiplenmesi, yok olmasına asla izin vermemesi gerekiyor; böylelikle o

Kurgu ve detaylar gerçekten çok baĢarılı.

kitap her zaman yaĢayacak. Bu çok

Daha fazla detay için kitabı okumanızı tavsi-

önemli bir sorumluluk. Bir ömür boyu.

ye ediyorum... Ancak Daniel‘in kitapların gi-

Bugün sıra sende.”

zemli dünyası ile ilk tanıĢmasını anlatan paragraf çok etkileyici olduğu için buradan pay- Rüzgarın Gölgesi, basıldığı ülke olan ĠspanlaĢmak istedim.

ya‘da uzun süre liste baĢı olan ve Ġngiltere‘de yabancı dilden çevrilen kitaplar arasında

"Burası gizemli bir yer Daniel, bir ma-

en çok satanlar içinde yer alan bir kitap. An-

bet. Burada gördüğün her kitabın, her cildin bir ruhu var. Onu yazanın, oku-

cak maalesef ülkemizde pek duyulmamıĢ ve yalnızca 3 basım yapabilmiĢ durumda.

yanların, onunla yaĢayıp onu düĢleyenlerin ruhu. Bir kitap sürekli el değiĢtirir, Ülkemize Altın Kitaplar tarafından yayınlanan birileri gözleriyle sayfalarını tarar, kitabın ruhu geliĢir ve güçlenir. Uzun yıllar 74 önce, babam beni buraya ilk kez getirdi-

kapak tasarımı çok baĢarılı.


Hatta kitabın içerisinde kapak resminin olduğu bir kitap ayracı çıkınca çok mutlu oldum. Yanılmıyorsam Ġspanya‘da çıkan tasarımı ile aynı. Ancak google ile yaptığım görsel araĢtırmasında bulduğum kapaklar da çok hoĢuma gittiği için sizinle paylaĢıyorum. Kitabın içeriğine çok uygun tasarımlar olmuĢ. Kitabın yaĢaması için elimden geldiğince size anlattım. Sıra sizde ! Haydi Ģimdi kitaplığınızda unutulmaya yüz tutmuĢ kitaplarınızından birini seçin ve onu bir ömür 75

boyu yaĢatın.


TARİHTE BU AY BANU HIDIRLAR www.birazsoylebirazboyle.blogspot.com

28/10/1636 - Ġlk Amerikan üniversitesi Harvard kuruldu. 15/10/1783 - Ġlk defa balonla uçuĢ gerçekleĢtirildi. 02/10/1870 - Roma, Ġtalya'nın baĢkenti oldu. 04/10/1883 - Ġstanbul'u Paris'e bağlayan Orient Express ilk yolculuğuna çıktı. 30/10/1905 - Aspirin ilk kez satıĢa sunuldu. 06/10/1907 - Ġstanbul'da ilk otomobil Beyoğlu'nda görüldü. 01/10/1908 - Ford, "Model T" otomobilini satıĢa sundu. 10/10/1920 - Sevr AnlaĢması imzalandı. 29/10/1923 - Türkiye'de Cumhuriyet ilan edildi, Mustafa Kemal Atatürk ilk cumhurbaĢkanı seçildi. 16/10/1924 - Topkapı Sarayı müze olarak ziyarete açıldı. 03/10/1926 – Atatürk‘ün ilk heykeli Ġstanbul Sarayburnu'na kondu. 21/10/1940 - Ernest Hemingway'in ''Çanlar Kimin Ġçin Çalıyor'' kitabı New York'ta basıldı. 14/10/1941 - Ġstanbul ġehir Tiyatroları Hamlet'i sergilemeye baĢladı. 05/10/1962 - Beatles'ın ilk hit Ģarkısı ''Love me do'' piyasaya çıktı. 19/10/1962 - Ġlk James Bond filmi "Dr. No" gösterime girdi. 21/10/1971 - Pablo Neruda, Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı. 07/10/1989 - 26. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde ''Uçurtmayı Vurmasınlar'' filmi 5 dalda ödül kazandı. 12/10/1992 - TEMA Vakfı kuruldu.

76


RAFLARDA BANU HIDIRLAR www.birazsoylebirazboyle.blogspot.com

YER ALTI SAKĠNLERĠ Jack Kerouac

Jack Kerouac'tan unutulmaz bir roman daha. Bir kıza âĢık olup, aĢkın ve uyuĢturucunun doruklarında ayakları yerden kesilen ama sonra terk edilince oturup üç günde yazdığı muhteĢem eser. Aklında yine yol var / Yolculuklar var ama / Jack Kerouac bu kez / AĢk durağında molada. / Tam da o sıralarda / Yeraltı sakinleriyle takılıyor / Ki bunlar janti değil afililer / KliĢey kaçmaksızın kafalı ve zehir gibi entelektüeller. / ÂĢık olduğu dilber de onlardan / Mardou adında bir Negro, / Kahverengi gözlerinde yıldızlar gezinen / Üzüm karası küçücük bedeninden Ģehvet yayılan. / Geceleri gümbür gümbür / Gerry Mulligan çalıyorlar / Ve gün gri gri ağarana dek / Dayayıp baĢını Kerouac'ın koluna / Proust okuyor Mardou. Ama Kerouac bu, âĢık da olsa / Hep içkinin, dahası uyuĢturucunun etkisinde / Buna kuĢkular ve kıskançlıklar da eklenince / Kendi deyimiyle / Özgüvensiz, patavatsız bir adam oluveriyor / Ve aĢk yolculuğu hüzne doğru yol alıyor. / Sonra oturup, üç gün üç gecede / ġiir mi desek, güzelleme mi, ağıt mı / Bu kitabı yazıyor.

77

FAZLA KÜLTÜR GÖZ ÇIKARMAZ Judy Jenes Tekrar tekrar göz atacağınız ve neĢeyle armağan edeceğiniz "pek bilmiĢ" bir kitap. Kültürün on bin yıllık serüveninin güncel bir harmanı. Edebiyat, Müzik, Sinema, Felsefe, Psikoloji, Din, Bilim, Ġktisat, Sanat Tarihi, Dünya Tarihi ve Siyaset Bilimi... En Azından Selam Verecek Kadar Tanımanız Gereken On Ġki Roman Karakteri Sinema müdavimlerine Fransızca ya da Hollywoodça Dünya VatandaĢları Ġçin BeĢ Kıtada YaĢama ve ÂĢık Olma Kılavuzu... Bir Eski Yunanlı ile Modern Bir Kaliforniyalı Arasındaki Benzerlikler Bilim Alanında Ġsim Yapma Yöntemleri Ġktisatçı Ağzı - Ġktisatçı Kafası BEE-Thofın ile MO-tsart Ötesi Pratik Ġtalyancadan borsaya, Freud'dan "casus belli"ye, kaos teorisinden postmodernizme, Rousseau'dan Ramazan ayına, Shakespeare'den Hollywood'a kadar bilgi boĢluklarınızı doldurabilir; ve artık tümdengelimi tümevarımdan ayırabilirsiniz. Kültür hayatının sayısız konusunu benzersiz bir derinlik ve mizahla tek bir ciltte toplayan Fazla Kültür Göz Çıkarmaz, tekrar tekrar göz atacağınız ve neĢeyle armağan edeceğiniz "pek bilmiĢ" bir kitap.


YEġĠL PERĠ GECESĠ Ayfer Tunç Ayfer Tunç'tan bugünün romanı. Güzelliğini zehirli bir sermaye olarak kullanan genç bir kadının hayattan öç almak için soyunmasıyla baĢlayan bir düĢüĢ hikâyesidir YeĢil Peri Gecesi. Modern toplumun ikiyüzlülüğüne, geleneklerin, alıĢkanlıkların zorbalığına direnen, "farkına varmıĢ" ve bu nedenle acı çeken bir kadının, annesiyle hesaplaĢamayan bir kız çocuğunun, okuyanı rahatsız eden ve belki de bu nedenle elinizden bırakamayacağınız öyküsü. Cumhuriyet elitlerinin düĢkün kuĢakları ile orta sınıfın can çekiĢen tutunamayanlarının karĢılaĢtığı trajik bir karnavala dönüĢen kapak kızının romanı, toplumun ve bireyin ruh haritasını en ince ayrıntısına kadar resmeden Ayfer Tunç'un güçlü anlatımıyla Türkiye'nin çürüyen yüzüne de ayna tutmaktadır.

DENĠZĠN ALTINDAKĠ ADA Isabel Allende 18. yüzyılın sonunda SaintDomingue'de köle bir kadın olarak Zarité kendini Ģanslı sayabilirdi: Dokuz yaĢındayken zengin bir toprak ağasına satılmıĢtı, ama hep evde çalıĢan bir hizmetkâr olarak ne ĢekerkamıĢı tarlalarındaki yorucu hayatı biliyordu, ne de Ģeker öğütme makinelerinin baĢındaki boğucu ve zahmetli çalıĢmayı. Doğasında bulunan iyi kalplilik, ruh gücü ve dürüstlük sayesinde, kölelerin bu zor koĢullar altında hayatta kalabilmelerine yardımcı olan sırlarına ve manevi dünyalarına nüfuz edebilmiĢ, efendileri olan beyaz adamların kötülüklerine yakından tanık olmuĢtu. Ancak bu acımasız dünyanın kahramanları onun dünyasını kasıp kavuracak ve onu uzaklara savuracaktı. 78

NE NEDĠR Dave Eggers ÇağdaĢ edebiyatın müthiĢ dahisi Dave Eggers'dan sarsıcı, çarpıcı ve unutulmayacak bir roman: Ne Nedir. Yazar, dergici, yayıncı ve editör kiĢiliği ve sıradıĢı projeleriyle tanınan, çağdaĢ edebiyatın en parlak yıldızlarından Dave Eggers, Ne Nedir'de gerçek bir yaĢam ve mücadele öyküsünden yola çıkarak aynayı bu kez bizlere ve yaĢadığımız çağın gerçeklerine tutuyor. Ne Nedir, içinde yaĢadığımız karanlık dünyanın kaosunun derinlerinden bir yerlerden yükselen, hazmı zor, etkisi güçlü, sessiz bir çığlık niteliğinde, unutulmayacak bir roman. Küçük bir çocuğun Afrika topraklarında tek baĢına hayatta kalma mücadelesini, Amerika'da oyunu kurallarıyla oynamayı öğrenmeye çabalayan bir mültecinin tosladığı duvarları ve bizler bakmazken dünyada olup biten kimi felaketleri Valentino Achak Deng'in üzerinden anlatan Eggers; Ne Nedir'de gerçekle kurguyu, biyografiyle romanı birbirine katarak alıĢılmıĢ formlar dıĢında bir 'roman' yaratıyor. Pulitzer adayı Dave Eggers'ın Amazon ve New York Times çok satanlar listelerinde uzun zaman kalan Ne Nedir'i prestijli NBCC (National Book Critics Circle) ödülüne de aday gösterilmiĢtir. 2009 yılında Fransa'da en iyi çeviri kitap dalında Prix Medicis ödülü alan kitap, yine ödüllü yönetmen Tom Tykwer tarafından sinemaya uyarlanmaktadır.


ALAYCI KUġ Suzanne Colins GĠZLĠ DEFTER

Açlık Oyunları'nın Nefesinizi Kesecek 3. Kitabı.

Agatha Christie

Agatha Christie'nin Gizli Defterlerini ve Bugüne Kadar YayımlanmamıĢ Ġki Kısa Poirot Öyküsünü Ortaya Çıkaran John Curran, Torun Mathew Prichard ile Agatha'nin 120. Doğum Gününü Kutlamak Üzere 14 Eylül'de Türkiye'ye Geliyor! Agatha Christie, 1920 yılında roman yazmaya baĢlamıĢ ve her yıl yeni bir bestseller yaratmıĢtı. Öylesine üretken bir yazardı ki, onun fotoğrafik bir belleğe sahip olduğu iddia edilirdi. Bu iddia doğru muydu? Yoksa elli beĢ yıl boyunca basit bir metot izleyerek dâhiyane cinayet romanları mı yazmıĢtı? 2004 yılının sonunda Agatha'nın kızı Rosalind'in ölümünden sonra çok değerli vesikalar ortaya çıktı. Aileye ait olan Greenway Konağı'nda Agatha Christie'nin elyazısı ile tuttuğu 73 defter bulundu. Ama sıkı bir arĢivci olan John Curran, not defterlerini deĢifre etmeye baĢlayınca bunların ne büyük bir hazine olduğu ortaya çıktı... Bu kitap, Agatha Christie'nin büyük sırrını açığa çıkarıyor. BaĢarılı pek çok romanı, oyunları ve öyküleri hakkında kurĢunkalemle yazdığı notlar... Alternatif kurgular, kitap isimleri, karakterler, vazgeçilen sahneler, hatta yazmayacağı kitaplar hakkında yaptığı planlar bu defterlerin içeriğini oluĢturuyor... Artık, Agatha'nın saklı kalan defterleri tüm ayrıntılarıyla gözler önüne seriliyor.

79

Bütün engellere rağmen, Katniss Everdeen Açlık Oyunları'ndan iki kez sağ çıkmıĢtır. Ama Ģimdi kanlı arenadan sağ çıkmayı baĢardığı halde hâlâ güvende değildir. Capitol kızgındır. Capitol rövanĢ istemektedir. Uğradıkları bozgunun bedelini ödetmek istedikleri kiĢi kimdir? Katniss. Daha da beteri, BaĢkan Snow baĢka hiç kimsenin de güvende olmadığını açıkça belirtmiĢtir. Ne Katniss'in ailesi, ne arkadaĢları, ne de 12. Mıntıka halkı. Suzanne Collins'in gerilim romanı Açlık Oyunları üçlemesinin bu güçlü ve heyecan verici finali yılın en çok sözü edilen kitabı olmayı vaat ediyor. SIGURD ĠLE GUDRUN EFSANESĠ J.R.R. TOLKIEN Tolkien'in Ģimdiye kadar yayımlanmıĢ tüm eserlerine kaynaklık eden bir niteliğe sahip olan bu epik eser, okuyuculara Tolkien'in yarattığı dünyayı daha yakından tanıma fırsatı sunuyor. "Gömülü hazine arama ya da korsanlarla savaĢma arzusu duymuyordum, bu yüzden Hazine Adası beni pek açmadı. Kızılderililer daha iyiydi: Bu tür hikâyelerde oklar ve yaylar (iyi bir okçu olma konusunda tatmin edilememiĢ bir arzuyu o zaman da duyuyordum, Ģimdi de duyuyorum), yabancı diller, arkaik bir yaĢam tarzına dair tasvirler ve, her Ģeyden öte, ormanlar vardı. Ama Merlin ile Arthur'un diyarı bunlardan daha iyiydi. En iyisi de Sigurd ile Völsungların isimsiz Kuzey'i ve tüm ejderhaların prensiydi. Bu tür diyarlar hepsinden daha cazipti." J. R. R. Tolkien, Peri Masalları Üzerine


BU AY VİZYONDA MÜGE KARAHAN www.yemekbahane.blogspot.com

BaykuĢ Krallığı Efsanesi Gösterim tarihi : 1 Ekim 2010

Yapım : 2010, ABD, Avustralya Yönetmen: Zack Snyder Seslendirme: Emilie de Ravin, Hugo Weaving, Jim Sturgess, Abbie Cornish, David Wenham Soren ismindeki genç baykuĢ, babasından hikayelerini dinlediği 'Ga'hoole' adlı koruyucu baykuĢlardan çok etkilenmektedir. Bir gün, tüm baykuĢ soyunu korumak için mücadele veren koruyuculardan biri olmayı hayal etmektedir. 3D animasyon, efektleri ile ilgi çekeceğe benziyor.

Kako Si

Gösterim tarihi : 1 Ekim 2010 Yapım : 2010, Türkiye Yönetmen: Özlem Akovalıgil Oyuncular: Deniz Çakır, Mesut Akusta, Ayberk Attila, Kemal Okur, Atilla Öner Ailesi yıllar önce Bosna'dan Ġstanbul'a göç etmiĢ olan Semahat, ilerlemiĢ yaĢına rağmen ata topraklarına seyahate karar verir. Yönetmen olan Fatih, kadını ilginç bulur ve yolculuğunu filme almak ister: Fatih'in arkadaĢı Ufuk, hayatındaki karıĢıklıklardan uzaklaĢmak iĢin bu yolculuğu fırsat olarak görür ve yardım etmek için onlara katılır. Yolda Semahat aile hikayesini anlatırken Fatih bunları kaydeder. Sarajevo'ya varınca Semahat'ın ailesini bulmak için yaptıkları araĢtırma yaĢanan son savaĢın tüyler ürpertici gerçekleriyle yüzleĢmelerini sağlayacaktır.Sonunda Semahat'ın 82 yaĢındaki kuzeni Muhammed‘i bulurlar.Almanya'da doğup büyümüĢ olan Selim, bir yıldır Ġstanbul'da Lidya ile yaĢamaktadır. Selim'in ailesini ziyaret için birlikte Almanya'ya yola çıkarlar. Yolda, bir cinayete tanık olurlar, arabaları ellerinden alınır. Bir köye sığınırlar. Selim arabalarını bulmaya çalıĢırken etnik bir çatıĢmanın ortasında kalır.Hayatta kalma mücadelesi veren insanlar için geçmiĢin ve gelecek umudunun bir anlamı yoktur. Ġnsanları ayıran bir yer vardır. Tam oradadırlar. 80


Ġyi Yürek Gösterim tarihi : 1 Ekim 2010 Yapım : 2008, 2009 ABD, Almanya, Danimarka, Fransa, Ġzlanda Yönetmen: Dagur Kari Oyuncular: Brian Cox, Paul Dano, Isild Le Basco, Stephanie Szostak, Daniel Raymont Huysuz bir ihtiyar olan Jacques, evsiz bir genç adam olan Lucas'ı himayesi altına alır. BeĢ kez kalp krizi geçirmiĢ olan Jacques'ın planı, iĢlettiği barı Lucas'a bırakmaktır. Tepeden bakan, iğneleyici ve nüktedan Jacques, barı nasıl iĢleteceği ile birlikte Lucas'a hayat dersleri de vermektedir. Ancak aralarındaki bu dostluk, bara gelen güzel hostes April'i tanımaları ile değiĢir.

Son SavaĢçı Gösterim tarihi : 8 Ekim 2010 Yapım : 2010, ABD, Ġngiltere Yönetmen: Neil Marshall Oyuncular: Olga Kurylenko, Michael Fassbender, Imogen Poots, Dimitri Leonidas, David Morrissey M.S. 117 yılında Romalıların Ġngiltere‘yi iĢgali sırasında geçecek olan film Quintus Dias'ın adında bir adamın öyküsünü anlatıyor. General Virilus'un efsanevi 9. Lejyonuna katılan genç adam, Pict ırkını ve liderleri Gorlacon'ı yeryüzünden silmek için ordusuyla beraber kuzeye doğru gitmeye baĢlıyor.

Stone Gösterim tarihi : 8 Ekim 2010 Yapım : 2010, ABD Yönetmen: John Curran Oyuncular: Edward Norton, Robert De Niro, Milla Jovovic, Enver Gjokaj, Liam Ferguson Ġki ünlü aktörü buluĢturan Stone, bir psikolojik gerilim filmi. Film bir kundakçının ve onun eĢi ile iliĢkiye giren bir polisin hikayesini anlatıyor. Filmde polisi Robert De Niro , kundakçıyı Edward Narton ve eĢini ise Milla Jovovich(Lucetta) canlandırıyor.

81


Ye Dua Et Sev Gösterim tarihi : 8 Ekim 2010 Yapım : 2010, ABD Yönetmen: Ryan Murphy Oyuncular: Julia Roberts, James Franco, Javier Bardem, Billy Crudup, Richard Jenkins Senaryosu Ryan Murphy'ye ait olan ve yazar Elizabeth Gilbert'ın kendi hayat deneyiminden yola çıkarak yazdığı Eat, Pray, Love kitabından uyarlanan filmde Julia Roberts, ABD'nin bu popüler yazarını canlandıracak. Film, hayatta her Ģeye sahip olan ama bir türlü tam bir mutluluğa eriĢemeyen Elizabeth'in acılı bir boĢanma ve depresyonun ardından kendini keĢfetme sürecini anlatıyor.

Red Gösterim tarihi : 15 Ekim 2010 Yapım : 2010, ABD, Kanada Yönetmen: Robert Schwentke Oyuncular: Bruce Willis, Morgan Freeman, John Malkovich, Karl Urban, Julian McMahon Emekli CIA ajanı Frank Moses artık sakin bir emekli hayatı yaĢıyordur. Fakat bir gün karĢısına, kendisini tehdit eden ve yüksek teknoloji silahlarla donanmıĢ bir suikastçı çıkar. Artık hayatı tehlikede olan Frank eski takım arkadaĢlarını toplar.

Sosyal Ağ Gösterim tarihi : 22 Ekim 2010 Yapım : 2010, ABD Yönetmen: David Fincher Oyuncular: Justin Timberlake, Jesse Eisenberg, Brenda Song, Andrew Garfield, Rooney Mara Film ,Facebook ‘un kurucusu Mark Zuckerberg‘in hayat hikayesini ve ünlü sosyal paylaĢım sitesinin kurulma aĢamalarını anlatıyor. 82


Mahpeyker : Kösem Sultan Gösterim tarihi : 15 Ekim 2010 Yapım : 2010, Türkiye Yönetmen: Tarkan Özel Oyuncular: Selda Alkor, BaĢak Parlak, Damla Sönmez, Öykü Çelik, Özgür Özberk Mahpeyker, Türk asıllı ve Müslüman bir aileden gelmeyen ancak tesadüfler neticesi Osmanlı sarayına intisap ettikten sonra imparatorluğun kaderini etkileyecek önemde mevki kazanan bir kadının aĢk, iktidar mücadelesi ve entrika sarmalında geçen hayat hikayesi. Bu yönüyle Mahpeyker erkek ağırlıklı ve savaĢ ekseninde anlatıla gelmiĢ Osmanlı tarihine farklı bir dil ve açıdan yaklaĢım getiriyor.. Ancak film dramatik kurgunun ötesinde, Osmanlı haremini varlıkları cinsel obje olmaktan öte önem taĢımayan kadınlar koğuĢu olarak algılayan oryantalist düĢünceye itiraz Ģerhi olma özelliği de taĢıyor.

Kubilay Gösterim tarihi : 22 Ekim 2010 Yapım : 2010, Türkiye Yönetmen: Ahmet Akıncı Oyuncular: Arda Kural, Selahattin TaĢdöğen, Ergül CoĢkun, Özcan Varaylı, Bülent YaĢık 1. Dünya SavaĢından yenik çıkan Osmanlı Ġmparatorluğunun toprakları bir bir iĢgal edilmektedir. PadiĢah bu iĢgallere engel olamamaktadır. Mustafa Kemal PaĢa ve arkadaĢları bir KurtuluĢ mücadelesi için Anadolu‘ya geçerler. Büyük Millet Meclisini kurup Ġstanbul Hükümetinin baĢaramadığını baĢarırlar ve yurdu düĢman iĢgalinden kurtarıp yeni bir devlet kurarlar. Yeni hükümet Lozan AntlaĢması ile varlığını tüm dünyaya duyurur. Yeni ve bağımsız devleti içine sindiremeyenler yenilgiyi kabullenemeyenler vardır. Ġnkılaplar devam ederken Türk milletinin aydınlanmasını istemeyenler ayaklanmalara baĢlar. Kubilay genç bir öğretmendir. Askerliğini yapmak üzere asteğmen olarak Ġzmir‘in Menemen ilçesine gelmiĢtir. Kendini mehdi ilan eden DerviĢ Mehmet ve adamları, ġeyh Esat ve Laz Ġbrahim'in yönlendirmeleriyle yeni bir ayaklanma için Manisa‘ya giderler. Manisa‘ya giderken aralarından Çakır Ramazan kaçar. Kendilerini ihbar edeceğini düĢünen DerviĢ Mehmet ayaklanmayı Menemende çıkarmaya karar verir. Bunu duyan Ragıp Bey, Menemen halkını tanıyan Kubilay‘ın olayla ilgilenmesini ister. 83


AYIN BLOGU

Benim Günlerim www.benimgunlerim.com BURCU ÇALIŞKAN KIRCI

duyduğum baĢarılı bulduğum çalıĢmalardan

www.hayatiminrenkleri.blogspot.com

ve benim için en eğlenceli deneyimlerden biri

Okuyucularımız için seni biraz

bahsediyorum. Finans makalelerimde

tanıyabilir miyiz? Berna Mutlu Aytekin. Hayatı eğlenerek yaĢamaya çalıĢan çünkü eğlenmediğin sürece yaĢadığın Ģeyin hayat olmayacağını savunan mutlu olmak için yaĢayan bir kadın. Bir blog sahibi olma fikri ilk nasıl ortaya çıktı? Oldum olası yazmayı sevdim. Eskiden kara kaplı defterlere yazardım yazılarımı. Bankada monoton bir hayat akıp giderken ―Hayat eğlendiğin sürece var‖ baĢlığı altında okuyucularımla paylaĢma fikri birden aklıma geldi. Biraz beni neĢelendirecekti kimse okumasa da ben okuyacaktım geniĢ bir kitleye ulaĢabileceğim aklıma gelmemiĢti. Ne kadar süredir blogunda aktif olarak yazıyorsun? 2006‘dan beri blogumu yazıyorum. Blogcu, Blogspot ve en son olarak da Wordpress alt yapısıyla yazmaya devam ediyorum Blogunu bize nasıl tanımlarsın? Blogum amatör bir ev kadının yemek tariflerinden, seyrettiğim filmler hakkındaki görüĢlerimden, sosyal medya üzerinde 84

olan ―süremeyiĢ izlenimlerimden‖ benimgunlerim.com da yerini buluyor. Günler benim günlerim ne de olsa. PaylaĢmak istediğim her konuda yazı yazabiliyorum.


Sıklıkla yazar mısın, yazamadığında bu-

yazarı olarak iĢtahımı açıyor diyebilirim. Ġn-

nun rahatsızlığını hisseder misin ?

sanlara ulaĢabilmek çok güzel.

En kötü ihtimal ile 2 günde bir yazı yazıyo-

Bloguna ne kadar vakit ayırabiliyorsun,

rum. Bazen günde 3 yazı yazdığımda oluyor. günün hangi saatlerinde yazabiliyorsun? Uzun yazılar yazmayı mı, yoksa akta-

Günün erken saatlerinde 7-8 gibi blog yazımı

rımlarını kısa yoldan anlatmayı mı tercih yazıyorum. Bunun için yapmam gereken bir ediyorsun?

araĢtırma var ise gece yatmadan araĢtırmayı bitirmiĢ oluyorum. Gece 1-2 sularında taslak

Sıklıkla yazı yazıyorum. Blog yazılarım

bitiyor sabah blog yazısına dönüĢüyor. Gün-

alelacele yazılmıĢ notlar gibi değil. Acele

de minimum 2 saat zaman ayırıyorum.

paylaĢmayı düĢündüğüm notlarım için blog yerine tumblr hesabımı kullanıyorum.

Blog sahibi olmanın sana kazandırdığı

AraĢtırmaya dayanan konular tercih ettiğim

Ģeyler olduğunu düĢünüyor musun?

için de yazılar haliyle biraz uzun oluyor. AraĢtırmacı yönümün daha da geliĢtiğini, Bazen çeĢitli markalara ait değerlendirme

daha fazla kiĢisel görüĢten haberdar

yazılarında oluyor bunlar denemek amaçlı

olduğumu, yeniliklerden haberdar olmak

özellikle tercih ettiğin markalar mı yoksa

konusunda blog yazmayan birisine göre

günlük hayatta kullanıp değerlendirdiklerin

bilgiye daha çabuk ulaĢtığımı söyleyebilirim.

mi oluyor ?

Okuyucularımın yorumları ile yeni Ģeyler

Güvendiğim bir marka olduğunda yeni bir

öğrenmek ve tanımadığım kiĢilerin

ürünü çıktığında deneyeceğimi blogdan bildi- görüĢlerime ulaĢacağını bilmek de ayrı bir riyorum ama denemediğim bir ürün

keyif.

hakkında yorum yapmıyorum. Yeni baĢlayan fotoğraf maceran ve Yazılarına gelen yorumlar sana neler

fotoblogundan da bahsedebilir misin bi-

hissettiriyor?

ze? Ne tür fotoğraflar çekmekten hoĢlanıyorsun?

Ben bunu bir eĢik olarak görmüĢtüm. Blog ödüllerine bu sene ilk defa katıldım.

Fotoğraf çekmeyi uzun zamandır seviyorum

Katılımdan sonra oldukça yoğun olarak

fakat daha güzel bir makine ile çekim

blogumu ilk kez ziyaret eden ve yorum

yapmak bu iĢten aldığım keyfi kat kat

bırakan kiĢiler oldu. Daha sonra da sürekli

arttırdı. Ġçinde insan olan kareleri çekmeyi

ziyaretçim haline geldiler. Hiç tanımadığım insanların spesifik bir yazıma değil de

seviyorum. Natural olan kareyi ölümsüzleĢtirmek daha çok ilgimi çekiyor. HDR ve dijital

üĢenmeden iletiĢim bölümünden form

teknikler kullanmayı pek sevmediğim

doldurup bana görüĢlerini bildirmesi bir blog

çalıĢmalar.

85


Takip ettiğin bloglarda nasıl bir içerik arıyorsun ? Görsel zenginlik , yalın içerik , moda gibi… Yalın içeriğin blogu okumayı kolaylaĢtırdığı bir gerçek de olsa. Beyin kıvrımlarını harekete geçiren her okuduğumda farklı anlamlar çıkaracağım blogları okumayı seviyorum. Görsel zenginlik tasarımcıların bloglarında olduğunda çok çarpıcı. Ben readerdan blog okumayı sevdiğim için görsel zenginlik beni fazla etkilemiyor. Ġçerik önemli. Ġstisnalar var tabi. Meren ve Rssems‘i readerdan takip etmiyorum. Ne tür blogları takip ediyorsun ve en sevdiğin bloglar hangileri? Oldukça kapsamlı bir listem var. Yemek blogları, Fotobloglar, Teknoloji blogları, KiĢisel bloglar olarak ayrı inceliyorum. http://Devletsah.com, http://meren.org, http://herbokubilenadam.blogspot.com, http://dunya-kucuk.blogspot.com, http://

Birazda kiĢisel ilgi alanlarınla ilgili soru-

cafefernando.com, http://

lar sormak istiyorum

www.gunesintamicinde.com, 200‘den fazla

Mesleğin nedir?

blog takip ediyorum ilk aklıma gelenler bunlar.

Finansal danıĢmanlık, modelistlik, Sarıyer Panorama adlı yerel bir gazete de Kültür Sa-

Sosyal medyada da aktif biri olarak bu

nat sayfası editörlüğü, Fotoğrafçılık ve Sos-

paylaĢımların sana neler kazandırdığını

yal Medyada strateji danıĢmanlığı yapıyo-

öğrenebilir miyiz ?

rum. Eylül ayı itibari ile Vocco.biz ‗de Proje Koordinatörlüğü olarak görev almaya baĢla-

Öncelikle blogum çok fazla kiĢiye ulaĢıyor. Benim ilgi alanıma giren diğer blogları da keĢfetmiĢ oluyorum. Yeni bilgilerden haberdar olmak, bilgiye daha çabuk ulaĢmak. Yeni yüzyılın bize getirdiği güzelliklerden biri de bu.

86

dım.


Mesleğinin blog maceralarına etkisi olu- Günlük hayatta en çok neye sinirleniryor mu?

sin ? Plansızlık, verilen söze uyulmaması beni si-

ĠĢim gereği sosyal medyayı yakından takip

nirlendirir.

etmem gerekiyor. Yeni bir mecranın temsil ettiğim markaya uygun olup olmadığı gibi

ArĢivini yaptığın, biriktirdiğin herhangi

konularda karar verebilmem için o mecraya

birĢey var mı ?

hakim olmak da önemli.

Ġyi bir koleksiyonerim. 5 yaĢımda hediye edi-

Finansal danıĢmanlık yaptığım kiĢiler için

len ve 10 yaĢıma kadar dokunmama izin ve-

gündemdeki finansal hareketleri takip etmek rilmeyen bir pul koleksiyonum var. Yeni tekönemli. Modelistlik için ise moda bloglarını

nolojiye kolay ulaĢmanın Ģımarıklığı ile birik-

takip etmem gerekiyor. Proje Koordinatörlüğü de web sitelerinin

tirdiğim usb koleksiyonum var.

iĢleyiĢine hakim olmayı gerektirdiği için blog

Tek bir öneri imkanın olsaydı bana han-

yazmamın hayatımı değiĢtirdiğini

gi filmi önerirdin ? Neden ?

söyleyebilirim. Farklı bakıĢ açılarını görmek

Her zaman seyretmekten çok zevk aldığım,

kendinizi ve iĢinizi daha iyileĢtirmek için

ilk defa seyrediyormuĢ gibi seyrettiğim bir

sorgulama yapmanızı sağlıyor.

film : The Shawshank Redemption (Esaretin Bedeli)

BoĢ vakitlerini nasıl değerlendirirsin? Senin için mutlaka görülmesi gereken Puzzle yapmayı seviyorum, fotoğraf çekmek

yerler nereleri ?

ve mutfakta yeni bir menü denemek de

Milano‘ya gitme planlarım var ve Ģu krizden

oldukça dinlendirici oluyor. Kitap okuyarak

kurtulduğunda Yunanistan‘da bir dönem ya-

uykuya daldığım da doğru. Kitaplarım,

Ģamak istiyorum.

dergilerimle ilgilenmek için kendime boĢ vakit yaratmaya çalıĢıyorum desem daha

Sana Ġstanbul‟da yaĢadığını hissettiren

doğru olur.

en olumlu Ģey nedir? AlıĢveriĢ imkanı, tarih, deniz, rakı-balık vb..

En son kendine hediye ettiğin Ģey ne-

Deniz olan yerler insana sıcaklık katar. Ġs-

dir ?

tanbul‘u deniz var diye seviyorum. Yalan söyleyemem.

Kendime aldığım her Ģeyi hediye paketi yaptırmak gibi bir huyum var. Sanki kabinde Ekim ayında planladığın bir Ģey var mı ? denememiĢim ve ilk defa görüyormuĢum gibi (Bir gezi, bir kitap, bir organizasyon vb) neĢeyle hediye paketlerini açıyorum. Kendime en son bir pantolon ve bluz aldım.

Biraz daha kendimi geliĢtirip Fotoğraf projesine baĢlamayı düĢünüyorum. Bu ilk projem olacak. Ġlk olarak seneler sonra geriye baktığımda ilerleyiĢimi görmek istiyorum. TeĢekkürler,

87


NOSTALJİ FİLM KÖŞESİ

Breakfast at Tiffany’s (1961) Film boyunca onu takip etmek epey zor SĠNEM ERGUN www.sanatnotlari.blogspot.com

ama keyifli, canlandırdığı karakter de aklına koyduğunu yapan, havai, sevimli ve eğlenceli biri.

Ġlk söyleyebileceğim söz su olur. "Çok Ģirin bir film."

Ġncecik vücuduna gece gündüz giydiği siyah Ģık ve zarif kıyafetleri ve dirseğine

Özellikle gece yatmadan önce seyredip,

kadar taktığı eldivenleriyle oluĢturduğu

tüm stresten uzaklaĢmıĢ olarak uykuya

soylu görünümünün altında zenginlik hede-

geçmenizi sağlayacak bir terapi filmi.

fine ulaĢmaya çalıĢan beĢparasız eski bir çiftçi karısı yatmakta aslında.

Audrey Hepburn'u bilenler bilir, hızlı hızlı ve melodik bir konuĢması vardır. 88


Partilerde boy göstererek zengin koca

oyunculuğunda bunu çok baĢarılı bir Ģekilde

avındaki Holly Golightly, New York'ta

izliyoruz.

oturduğu apartmana taĢınan meteliksiz yazar Paul Varjak (George Peppard) ile

Filmle ilgili kısa kısa notlar

dost olurlar, zaman içinde bu dostluk dile

- 1961 yapımı filmin yönetmeni "Pembe Pan-

gelmeyen bir aĢka dönüĢür. Elbetteki

ter" filmleri ile tanınan Blake Edwards

Holly'nin kıstaslarına uymayan bir erkektir

- Film, Truman Capote'nin 1958 de yazdığı

Bu arada filmin adının niye Breakfast

romanından senaryolaĢtırılmıĢ, orijinalinde

Tiffany's olduğuna gelince, Tiffany

Holly bir telekızken, sansür nedeniyle

günümüzde de ününü sürdüren New York-

sinemada bohem hayatı süren biri olarak

'taki bir mücevherci.

gösterilmiĢ.

Holly lükse düĢkün olduğundan canı ne za-

- Audrey Hepburn tarafından söylenmiş olan

man sıkılsa, özellikle yoğun geçen rin sabahında eve dönerken eline

gecele- meĢhur "Moon River" Ģarkısı ile besteci ve aldığı bir söz yazarı Mancini ve Mercer "En Ġyi Orjinal

kruvasan ve bir kahveyle, dükkan henüz

ġarkı Akademi Ödülü"'nü kazanmıĢlar.

açılmamıĢken ve sokaklar bomboĢken,

- Filmin bütçesi 2,5 M$ iken hasılat 14 M$

Tiffany'nin vitrininin önünde kahvaltısını eder olmuĢ. ve huzur bulur. Holly'nin düĢüncesine gö- - Audrey Hepburn'un kariyerindeki 16. filmi re Tiffany's deki bu kadar güzelliğin ya-

olup ona ün kazandıran filmler arasındadır.

nında hiç kötülük olamaz.

Ġlk filmi"Young Wives Tale"de (1951) rol aldığında 22 yaĢındaydı. Bu filmde ise 32

Holly, dıĢarıya yansıttığı karakterle, kendi benliği arasında sürekli bir ikilem içinde

yaĢında. - Bu film ile "En iyi kadın oyuncu" dalında

yaĢamaktadır. Aslında çok çocuksu ve

Akademi Ödüllerine aday olmuĢ.

kırılgan bir yapısı vardır. Audery Hepburn'un 89


GÜN GÜN AJANDA 01/10 Cuma - MFÖ, Sinpaş Bursa Modern Festival Meydanı 02/10 Cumartesi

- Scorpions, Küçükçiftlik Park İstanbul

03/10 Pazar - Chicago, Türker İnanoğlu Maslak Show Center 04/10 Pazartesi - Bomba (Krek Tiyatro Topluluğu), Salon İKSV 05/10 Salı - Profesyonel, Cevahir Salon 2 İstanbul DT 06/10 ÇarĢamba - Sertab Erener, SinpaĢ Bursa Modern Festival Meydanı - Bursa 07/10 PerĢembe - Baba Zula, Babylon 08/10 Cuma - Goran Bregovic ve The Wedding & The Funeral Band, Küçükçiftlik Park Ġstanbul 09/10 Cumartesi - Filmekimi Günü 10/10 Pazar - Cazlı Brunch, Akbank Sanat 11/10 Pazartesi - Zift, Beyoğlu Hayal Kahvesi 12/10 Salı - Vahşet Tanrısı, Cevahir Salon 2 Ġstanbul DT 13/10 ÇarĢamba - Filmekimi Günü 14/10 PerĢembe - Basit Bir Ev Kazası, Sabancı Üniversitesi Gösteri Merkezi 15/10 Cuma - Tehlikeli İlişkiler, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi 16/10 Cumartesi

90

- Teoman, Jolly Joker Balans


GÜN GÜN AJANDA 17/10 Pazar - Altıdan Sonra Tiyatro O.B.E.B, Kumbaracı50 18/10 Pazartesi - Jazz Open Mic, Beyoğlu Hayal Kahvesi 19/10 Salı - I Salonisti, Aya İrini Müzesi 20/10 ÇarĢamba - Cem Adrian, Beyoğlu Hayal Kahvesi 21/10 PerĢembe - Malafa, Dot 22/10 Cuma - Alevli Günler, Beşiktaş Kültür Merkezi 23/10 Cumartesi - Altıdan Sonra Tiyatro 444, Kumbaracı50 24/10 Pazar - 7 ġekspir Müzikali, Oyun Atolyesi 25/10 Pazartesi - Komedi Dükkanı, Ses 1885 - Ortaoyuncular Tiyatrosu - Istanbul 26/10 Salı - Bulutsuzluk Özlemi, Beyoğlu Hayal Kahvesi 27/10 ÇarĢamba - Alemdar, Üsküdar Müsahipzade Celal Sahnesi 28/10 PerĢembe - Punk Rock, Dotmarsta 29/10 Cuma - Gripin, Jolly Joker Balans 30/10 Cumartesi - Yasmin Levy, Türker İnanoğlu Maslak Show Center 31/10 Pazar - Bekleme Salonu, Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi

91

Ajanda Ekim  

dergi, ekim

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you