Page 1


The Play Barn Türkiye'deki ilk ve tek saatlik oyun/eğlence/ emanet işletim sisteminin markasıdır

Nerelerdeyiz Ankara / Mina Sera AVM Tel: (312) 2405000 - 2404888 Faks: (312) 2405053 Mina Sera Alışveriş Merkezi 101.Cadde No:6 Çayyolu - Ankara infominasera@theplaybarn.com.tr

ISTANBUL / ASTORIA THE PLAY BARN PLUS Tel: 212 2153049 Faks: 212 2153051 Büyükdere cad 127 ASTORIA AVM kat 2 no:604-607 Esentepe/Şişli info@theplaybarn.com.tr

İstanbul / Erenköy Tel: (216) 3603249 - 3690842 Faks: (216) 4677582 Caddebostan Mah.Selin Sok.No:6 D:1 Kadıköy-İstanbul infoerenkoy@theplaybarn.com.tr

İstanbul / Florya Tel: (212) 5741288 - 5741298 Faks: (212) 5741298 Şenlik Mah. Çatal Sok. B2 Blok No:5 Florya-İstanbul infoflorya@theplaybarn.com.tr

İstanbul / Levent Tel: (212) 3259215 Faks: (212) 3240925 Çilekli Cad. No:26 4 Levent-İstanbul infolevent@theplaybarn.com.tr

İzmir / Balçova Kipa AVM Tel: (232) 2792868 Faks: (232) 2792248 Kipa Alışveriş Merkezi Balçova-İzmir infokipa@theplaybarn.com.tr


Aralık 2011 Sayı:7 AJANDA EKİBİ AKIN ÇETİN AYÇA KOSTANDOF BANU HIDIRLAR DUYGU PHILLIPS MÜGE KARAHAN

Çıkarın kağıdı kalemi! İsteklerinizin ne kadarı gerçekleşiyor? Hiç düşündünüz mü? Ben bir tahmin edeyim. Çoğu hatta

SEDA ASOLAR

hepsi değil mi!

SİNEM ERGUN

Düşündüğünüz zaman göreceksiniz ki gerçekten hepsi gerçekleşmiş. Zaman faktörünü kontrol edemiyor

ŞULE COŞKUN BALMUMCU

olabiliriz ama er ya da geç içten dileyip onun için çabaladığımız tüm isteklerimize kavuşuyoruz.

KONUK YAZAR

Bugün kendinize bir sorun “ne istiyorum, hedeflediğim bir şey var mı?” Şimdi onun mutlaka gerçekleşeceğine

NESOBABY OZAN BİLMİŞ

KAPAK TASARIM ŞULE COŞKUN BALMUMCU

inanın ve harekete geçin. Daha öncekiler de olmamış mıydı? İşte yeniyıla böyle bir yaklaşım ve inanışla girelim ne dersiniz? Geçen yıl Aralık ayında bilinçsizce ve ilk defa hedeflerimi bir kağıda yazdım ve hatta blogumda yayınladım, yani evrene yazılı bir şekilde dağıttım:) Dönüp baktığımda tüm hedeflerimin gerçekleşmiş

İLETİŞİM

olduğunu gördüm. Ne kadar mutluluk verici. Bu yıl sizde bir liste hazırlamaya ne dersiniz?

ajandadergisi@gmail.com

Neşeli, sağlıklı ve huzurlu bir yıl diliyorum herkese...


İÇİNDEKİLER

6

Konsept “ Yeni Yıl Gecesi”

9

Okuma Günleri

10 Sergi “İstanbul Sahnesinde Müzik”

12 İstanbul’da Turist Olmak

20 Gezi “ Gemiyle Karayipler” 28

İnceleme

“ Günaydın Hüzün”

30

Deneme “Sinemada Bilinçaltı

ve Altego Uyuşması”

16

Yeniyıl Sürprizi

33 Çocuğumuzla Büyüyoruz

18

Markalaşma Sanatı

36

Tiyatrolar


38 Alışveriş

54

Vizyondakiler

“Yeniyıl Filmleri”

58

Nostalji Film

Bir Kaşık Bilgi

62

Ayın Blogu

40 Solucan Deliği 44

“Yeniyıl Sofraları”

50 İnceleme “Şenlikli Bir Cinayet”

52

Raflarda

“Yasemin Mutfakta”

70

Gün Gün Ajanda


KONSEPT YENİ YILA NEREDE, KİMLE GİRSEK? NE GİYSEK? NE HEDİYE ETSEK? SEDA ASOLAR www.sedasolar.blogspot.com

Romantik * Başbaşa 

Aşk şehri Roma’dır derler ama Floransa ve Paris’in de hakkını yememek lazım.Şimdiden hızlıca alınacak bir uçak bileti, şehirden temin edilecek muhteşem şaraplar (yada Türkiye’den götürülecek bi 35’lik rakı ile !) Eyfel Kulesinin ayakları da sizindir, Floransa’daki Arno nehrinin muhteşem manzaralı köprüsü de… Hangisini seçerseniz seçin, eğer ilk kez gidiyorsanız, bu şehre gelmek için çok geç kal mışım diyeceksiniz!

Şehirden uzak bir görüntü ancak mesafe olarak çok da yakın. Ay, yıldızlar, şömine ve deniz. Zevkle döşenmiş sıcacık odalarıyla, Aya Nikola butik pansiyon size unutamayacağınız güzellikte bir yeni yıl vaad ediyor. www.ayanikolabutikpansiyon.com

Hediye önerisi Battaniye

kıyafet : www.massimodutti.com


Arkadaş Grubuyla Ev partisi gibisi yoktur! Mümkünse ebeveynlerden ve ufaklıklardan arındırılmış, gençlik enerjisiyle dolu bir ev, yada özlemle kullanılmaya bekleyen Şile’deki yazlık. Yemeği ise dert etmeye hiç gerek yok, süpermarketlerin soğuk meze dolapları ne güne duruyor? Kıyafet: www.replay.it

Hediye Önerisi Her çeşit kutu oyunu ve her türlü içki

Kız kıza Yılbaşı gecesi kız kıza dışarı çıkmak her ne kadar ürkütücü görünse de, ancak bu kadar şık bir restoranda rahatça eğlenebilirsiniz. 1000 kişilik salona sadece 500 davetli kabul etmeleri öne çıkan özellikleri. Önce harika bir fasıl ve güzel yemekler, gece 12’den sonra da clubber olmaya doyamayacaksınız. Mekanın balkonlarından boğazdaki havai fişek gösterilerini seyretmek de ayrı bir keyif. www.capacapa.com kıyafet:www.zara.com

Hediye önerisi Kolye, küpe, muzır iç çamaşırları


Maaile İşte size düğünlerden sonra tüm aileyi sazlı sözlü bir araya getirmenin fırsatı. Yeni yıla Marmara denizi üstünde, önceden yeme, içme, eğlence gibi tüm detayları düşünülmüş bir teknede girmeye ne dersiniz? Büyük dayınızın sorun mu çıkartacağını düşünüyorsunuz? Önce yengenizi tavlayın. http://www.geziciyak.com/yilbasibogaztekne.html

kıyafet : www.mango.com

Hediye önerisi : Türk kahvesi takımı, kahve değirmeni, şampanya kadehi

Nurcan Ertanış’a özel teşekkürlerimle…


OKUMA GÜNLERİ SEDA ASOLAR www.sedasolar.blogspot.com

Çırağan Okumaları—Doğan Hızlan

16 Aralık 2010 Perşembe günü 19.00'da (0212 245 44 06) "Edebiyatımıza Dipnotlar" adlı kitabından bölümler okuyacak olan yazar dinleyicilere kısa bir edebiyat seyahatinde kılavuzluk ediyor. Ahmet Hamdi Tanpınar'dan Fazıl Hüsnü Dağlarca'ya, Nâzım Hikmet'ten Cahit Külebi'ye, Füruzan'dan Fethi Naci'ye, satırlar ve dizeler arasında dolaşan Hızlan, dünle bugün arasında ilginç bir bağı kuruyor. 

Okuma Atölyesi—Caddebostan Kültür Merkezi

Prof. Dr. A.Didem Uslu yönetimindeki okuma atölyesinde bu ay 7 Aralık — Fatma Aliye Hanım, Muhaderat 21 Aralık — Marcel Proust, Kayıp Zamanın İzinde (veya Sodom ve Gomorra) Caddebostan Kültür Merkezi: www.ckm.gen.tr


SERGİ

‘İstanbul Sahnesinde Müzik’ Fotoğraf Sergisi 2—31 Aralık

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı etkinlikleri kapsamında,

Selin Atasoy ve Tamer Hartevoğlu’nun yeni fotoğraf sergisi ‘ İstanbul Sahnesinde Müzik’ 02 Aralık 2010 Perşembe günü İstanbul Fotoğraf Merkezi Leica Galeri’sinde sanatseverlerle buluşuyor.


İstanbul Filarmoni Derneği için özel olarak hazırlanan ve İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin desteği ile gerçekleşen sergi, 31 Aralık Cuma gününe kadar Pazar günleri hariç 11.00-19.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir. 2-31 Aralık tarihleri arasında İstanbul Fotoğraf Merkezi Leica Galeri’sinde ziyarete açık olacak sergide, Atasoy-Hartevioğlu ikilisi, farklı kültür ve inançların yollarının yüzyıllardır kesiştiği İstanbul’da, bir masal dünyası atmosferinde, müzik, dans, mimari, tarih, doğa ve insan öğelerinin iç içe geçtiği, kimi zaman nasıl çekildiği kestirilemeyen fotoğraflarla seyirciyi büyülü bir yolculuğa çıkartıyor. Son projeleri İstanbul Sahnesinde Müzik ile yetişkin fotoğraf severlerin yanı sıra yeni nesillerle de buluşmayı planlayan ikili, 4-6 ve 712 yaş gruplarında, geleceğin yaratıcılarıyla yapacakları atölyelerle onların fotoğraf, müzik ve dansa bakışını değiştirmeyi ve geliştirmeyi amaçlıyor.


GEZİ

İSTANBUL’DA TURİST OLMAK

Seneye Görüşürüz.... MÜGE KARAHAN www.yemekbahane.blogspot.com

Hiçbir şey değişmese de ümit eder insan, daha iyisi olsun, kötülükler, sıkıntılar gitsin,

Ofisten, okuldan ya da benzeri

şans ve bereket hep yamacında bulunsun

bir yerden 31 Aralık günü ayrılır-

diye. Yılbaşını da özel ve güzel kılan bu de-

ken yıllardır aynı espri ile karşı

ğil mi?

karşıya kalınmaz mı? “Seneye Görüşürüz” Sadece 24 saat

Bu ay nerede bulsak kendimizi diye düşün-

sonra başka bir yıl başlar, aynı pazartesidir,

düm durdum. İstanbul’un hangi köşesine

aynı salıdır ya da başkası ama başka bir yıl-

atsak adımımızı, yeni yılı yaşatan bu sayıda

dır.

neresi konumuz olsa da bizi aynı noktalar

Sanki herşey başka olacak, güneş farklı do-

arasında takılı kalmaktan kurtarsa diye İs-

ğacaktır. Öyle olmaz elbette ama insanı in-

tanbul’un her karışını kafamdan geçirdim.

san yapan en önemli değerlerden biri “umut”tur bunu söyleten aslında.


Sonra aklıma geldi, neden bir yer olsun? Bir sürü yer olmalı.. Bu yılbaşı.. Özel olmalı.. Farklı olmalı... İstanbul’da bu sefer kendimizi yılbaşı gecesinde sokağa atsak dedim ve “yapılacak neler var” diye girdim kutsal “Google” efendiye. Önce şöyle hareketli bol şarkılı türkülü, danslı mekanları araştırdım sizler için. Sonra yılbaşını İstanbul’da daha farklı nasıl karşılayabiliriz onlara göz atıverdim. Evde geçirmek isteyenlere “Bir Kaşık Bilgi” sayfamda ayrıca değiniyor olacağım. Burası gezginlerin mekanı madem, hadi dostlar İstanbul’da bu sefer gecelerde turist olacağız...

İşte 2011’i karşılarken İstanbul....

SHERATON İSTANBUL MASLAK Burada ise Greek havaları esiyor olacak yeniyıl gecesinde. Eğer siz de benim gibi

Sevdiğiniz sanatçıları dinleyerek bir yılbaşı

buzuki severlerdenseniz Göknur’un Ege ez-

gecesi geçirmek isterseniz İstanbul yılbaşı

gileri ile dolu konseri yeniyılı karşılarken si-

gecesine yine çok renkli organizasyonlarla

ze göre olabilir.

hazırlanıyor. İşte ünlülerin sahne alacağı birkaç organizasyon örneği:

HOLIDAY INN İSTANBUL AIRPORT Otel’de Türk pop müziğinin önemli erkek vokallerinden Ferhat Göçer sahne alıyor olacak. Minikler için ayrı, özel bir program da hazırlayan otelin yılbaşı menüsü hayli zengin. http://www.hiistanbulairport.com/

http://www.sheratonistanbulmaslak.com/


DEDEMAN OTEL Güçlü sesi ve yorumu ile Candan Erçetin de yılbaşını İstanbul’da karşılayacak ünlüler arasında. En güzel Candan Erçetin şarkıları 2011’i karşılarken DEDEMAN OTEL’de çınlayacak. http://www.dedemanhotels.com/

HILTON CONVENTION CENTER HALL 2 Sizin tercihiniz ritmi yüksek bir parti mi? O zaman Hilton Convention Center Hall 2’deki program size uyabilir. “Oye Baby” ve “Tel Aviv Street” parçalarıyla 2010 yılı boyunca başta Amerika olmak üzere tüm dünya müzik listelerinde fırtına gibi esen NICOLA FASANO, “Deep Fear” ve “Calibria” parçalarıyla geçtiğimiz 2 sene boyunca dans müziği sahnesine damgasını vuran SIDEKICK -MAX ZOTTI, popüler parçalara yaptığı vokallerle Dans müziği festivallerinin vazgeçilmez MC ‘si sayılan LADY LU, yıllardır ard arda çıkardığı single ve albümleriyle, “Thank God for The Music”, “Electro”, “Out Of Time” gibi parçalarıyla Avrupa müzik listeleri ve dans pistlerinin vazgeçilmez isimle rinden OUTWORK performans gösteren yabancı isimler arasında olacak. Ayrıca Türkiye’nin önemli Dj&prodüktörlerinden SUAT ATEŞDAĞLI, EMRAH İŞ ve elektronik müziğin ülkemizdeki en önemli temsilcilerinden MURAT UNCUOĞLU da BURN DANCE THE NEW YEAR gecesinde performans göstere cek. Gecenin sürpriz ismi ise CANAN ANDERSON olacak. Detaylı bilgi için ; http://www.istanbulyilbasi.com/yilbasi-partisi-burn-dance-the-new-year-hiltonconvention-center-hall-2.html#more-25


YILBAŞI TRENİ Peki İstanbul’da başlayan ve

farklı istasyonlarda ilerleyerek Sapanca’ya uzanan bir yolcu-

lukla yeni yılı karşılama fikrine ne dersiniz? Yılbaşı Treni, sizi yıllarca unutamayacağınız bir deneyime davet ediyor. Haydarpaşa Garı’nda közde kestane ve sıcak şarapla başlayan yolculuğunuzda her istasyonda sizi farklı bir süpriz karşılıyor olacak. Uzunkum’da yakılan dev yeniyıl ateşi ile 2011’i bugüne kadar hiç olmadığı kadar farklı karşılayacaksınız. İstanbul’a döndüğünüzde eminim anlatacak çok şeyiniz olacaktır. Ayrıntılı bilgiye http://www.geziciyak.com/yilbasitreni.html ‘den ulaşabilirsiniz.

PERA PALAS—AGATHA RESTAURANT Tercihiniz günümüzde geçmişi yaşamak ve doyumsuz bir damak zevkine ulaşmak ise Pera Palas geçmişin kültürünü rüya gibi bir yılbaşı gecesi ile sizlere sunuyor olacak. Pera Palas - Agatha Restaurant’da canlı müzik eşliğinde şef Maximilian Thomae’nin kaz ciğeri ve hindi konfi ile doldurulmuş krepten, portakallı karamelli kütük pastaya kadar uzanan nadide lezzetlerini tadabilirsiniz.

İstanbullu, yeniyılı boğazda da karşılayabilir... Boğazın muhteşem sularında bir teknede yeniyıla girdiğinizde sizi neler bekler? Tabii ki sınırsız eğlence. Yıldızların altında yeni bir başlangıç için detaylar http:// www.bogazdagezi.net/bogazdaparti’de.

Daha kim bilir neler neler yapabilirsiniz İstanbul’da. Dünyanın imrendiği coğrafyasıyla kendisi renkli İstanbul, her köşesinde farklı bir renk sunuyor olacak sizlere. Bunlar sadece benim sizler için seçtiğim bir kaç alternatif. Taksim’inden , Nişantaşı’na, Kadıköy’ünden, Tarabya’sına kadar daha nice program sizleri bekliyor olacak. Evde yılbaşının keyfi başka elbette ama eğer hep evdeyseniz bu sene sokağa çıkmaya ne dersiniz? Şimdi gidin kendiniz için bir yenilik yapın, bütçenize, zevkinize göre bir program muhakkak bulacaksınız… İstanbul’da 2011’i turist olun karşılayın ... Seneye görüşürüz ;)


YENİYIL SÜRPRİZİ Ajanda Dergi tüm okuyucularına

yeni yıl sürprizi

armağan

ediyor. The Playbarn’ın Astoria ve Ataköy şubelerinde 1 saatlik oyun hizmetinden Ücretsiz yararlanabilirsiniz. The Playbarn, çocuklarınızın istediği gün ve saatte oyun oynayabildiği ve saatlik olarak ücretlendirilen oyun/ eğlence/emanet işletim sisteminin markasıdır. Ajanda Derginin eski ve yeni tüm aboneleri 31 Ocak 2011 tarihine kadar istediği bir zamanda çocuğuna bu eğlenceli zamanı yaşatabilir. Bu fırsattan yararlanmak isteyenlerin yapması gerekenler: 

Ajanda dergi abonesi olmak

İsminizi ve gideceğiniz şubeyi içeren bir maili www.ajandadergisi@gmail.com adresine göndermek. (Onay mesajıyla size mutlaka geri dönüş yapılacaktır.)

Bu fırsat 31 Ocak 2011 tarihine kadar geçerlidir.

1 saatten sonraki hizmet ücrete tabi olacaktır.

Çocuklu arkadaşlarınızı mutlaka haberdar edin! Bu fırsattan onlarda yararlansın..


The Play Barn Türkiye'deki ilk ve tek saatlik oyun/eğlence/emanet işletim sisteminin markasıdır. The Play Barn, bir çocuk yuvası değil. The Play Barn çocuklar için sınırların kuralların olmadığı uluslararası kültürlerin kaynaştığı özgür, eğlenceli, aile hayatını kolaylaştıran bir çözüm ortağıdır. The Play Barn sisteminde çocuk önceden kayıt yaptırmaksızın günün istediği saati gelir parmak izi (finger print) alınarak dilediği kadar kalır ve kaldığı süre kadar ücret öder. Bunun dışında doğumgünü organizasyonları, aylık oyun grupları, anne-bebek grupları, gezi, kurslar ve istediğiniz mekanlarda organizasyonlar düzenlenir. The Play Barn indoor soft play, bahçe oyun alanı, resepsiyon, mini mağaza, cafeler, aktivite odası, parti odaları, mini sinema, mini berber gibi bölümlerden oluşmaktadır.

Nerelerdeyiz Ankara / Mina Sera AVM İstanbul / Astoria The Plus İstanbul / Erenköy İstanbul / Florya İstanbul / Levent İzmir / Balçova Kipa AVM


MARKALAŞMA SANATI DUYGU PHILLIPS www.saklamarkac.com

Sokakta gezerken, arabayla geçerken gördüklerimin hepsinin fotoğrafını

çekebilsem keşke. Ya da not alabilsem. Öyle çok malzeme var ki.

Bu ay yine markalar dünyasına dair gözlemlerimden bazılarını sizlerle paylaşmak istiyorum.

OROBLU: Bu markayı Akmerkez’de Berk’te gördüm. Çok kaliteli, harika çoraplar gerçekten. Ne yapalım Türk bir marka değil, ama bu isim beni çok güldürdü. Yine de alırım ama istemeye kalksam gülmekten söyleyemem sanki. ÜST GEÇİD: İbrahim Tatlıses üst geçidi Aslında iyi ki yaptırmış tabii, çok faydalı bir sponsorluk. Aklıma geldi, böyle öneriler geliyor mu üst geçide sponsor olur musunuz diye? Bu ilk iki marka bana bu hafta gündemdeki bir konuyu hatırlattı. Talihsiz…

ŞİRAZ: En sevdiklerimden. Shiraz üzümlerinden yapılan şaraplar:) mmmm…. Bu Shiraz ise mobilyacı. Binanın üzerinde yer alan kocaman logolarını Merter civarında E5’ten görmemek imkansız. Önemli yanı şu ki logo tasarımında çok sevdiğim Simit Sarayı’ndan esinlenmişler gibi geldi.


CAPGETİR: Capitol’de gördüğüm bu uygulama ilginç. Alışveriş yaparken bir şey beğendiniz ama bedeni yok, rengi yok. Capgetir servise söylüyorsunuz, hemen siz alışverişe devam ederken gidiyor, istediğiniz ürünü alıp getiriyor. Ücret alıyorlar mı bilmiyorum, ama sanırım almıyorlardır. Fikir yaratıcı, isim başarılı, branding de fena değil. Acaba kaç kişinin haberi vardır bu uygulamadan ve kaç kişi kullanıyordur?

DÜNYANIN KAHVESİ: Bu çok ilginç. Yine Capitol’de gördüm bu ayaklı panoyu. “Dünyanın kahvesi evinize götürün.” Söylem hoşuma gitti. “Aa ne güzel yapmışlar, aferin, güzel bağlantı kurmuşlar, mesaj da güzel, bravo Kahve Dünyası” dedim, resmini çektim. Şimdi yazarken bir de ne göreyim? Gloria Jeans posteriymiş:) Aferin Gloria Jeans o zaman. Tüh Kahve Dünyası’na da yakışırdı bu mesaj:)

FIRINLARA DİKKAT! Beyaz Fırın, Komşu Fırın derken, pastaneler fırın olurken, fırınlar pastane olmaya başladı. En azından brandingleri, logoları, tabelaları değişmeye, vitrinler daha sofistike olmaya, daha şık olmaya başladı. Çok da güzel oldu. 1-2 tahta masa koyuluyor, mekanlar canlanıyor. Unlu mamulcüler bu işi kavradı. Erenköy’deki bu eski fırın da yüzünü yeniledi. Çok da şık oldu. Fransa’daki bakerylere taş çıkarırız.


GEZİ

BU GEMİDE AHH BEN DE OLSAYDIM... Nesobaby http://nesobaby.blogspot.com

Limanı olan şehirlerde yaşayanlar bilir,

Fotoğraflar: Burak Arık

uzaktan dumanı tüten devasal yolcu gemileri limana yaklaşır, içinden yüzlerce turist yeni bir şehir görmenin verdiği heyecanla

“ Hayatımın tatili! ” derler ya... İşte benim

sokaklara dağılır.

hayatımın tatili de böyle bir gemide geçti.

Bazen yanından geçip “ Şu gemide ahhh

Sona erdiğinde “ Bir daha hiçbir tatil beni

ben de olsaydım” diye iç geçiririz.

paklamaz” dediğim ve henüz yerini hiçbir

İşte benim gemim (2009 Eylül’ünde aynı

tatilin dolduramadığı…

firma yeni gemisi “Oasis of the Seas”i denize henüz indirmemişken) dünyanın en büyük yolcu gemisiydi.


Ben bundan iki sene öncesine kadar gemi seyahatlerinin, uğradığı limanlarda birkaç saat vakit geçirebildiğiniz alelacele gezerek geçen, gezdiğinden bir şey anlamadığın, sürekli aynı gemi içerisinde dolanıp sürekli aynı insanları gördüğün, kısacası çok sıkıcı seyahatler olduğu düşüncesindeydim. Hâlbuki hiç tecrübem de yoktu, buna daha çok yanlış önyargı diyebiliriz. Bizim gemi seyahati ile tanışmamız 2009 yılında balayı tatilini seçmek için seyahat acentesine gittiğimizde gerçekleşti. Acentenin çok görmüş çok gezmiş biraz da çokbilmiş satış görevlisi “Neden gemi seyahati düşünmüyorsunuz? Benim en güzel tatillerim gemide geçenlerdi ” dediğinde (her sene yapmazsa içi rahatsız etmezmiş sanki) bize en pahalısından bir tatil paketi satmak için abarttığını düşünmüştüm. Sonra görevli “mesela Karayipler? ”

konforuna düşündüğünüzden çok daha

dediğinde Karayip Korsanları filminde Jack

uygun fiyatlarda sahip olacak olmamız gibi

Sparrow’un o bembeyaz kumsalda tek

güzel ayrıntıları dinledik durduk.

başına yürüdüğü sahne geldi aklıma.

Temmuz gibi yoğun bir sezonda kişi başı

Kendimi üzerimde bikinim, ayağımda şıpıdık

800 Euro ‘ya Karayipler Gemi Seyahati?

terliklerim, etrafta bronzlaşmış güzel

“Canım ne diyebilirim? Ben bilmem beyim

vücutların arasında kızgın ve de bembeyaz

bilir diyeyim haydi bir an evvel evlenip şu

kumlardan serin sulara koşarken… hayal

gemiye gidelim! “

ediyordum ki birden “ Ne dersin canım gide-

Bu arada kullandığınız kredi kartlarının

lim mi? “ sorusuyla rüyadan uyanıverdim.

seyahat programları ile bu seyahati puanlarınızla satın alabiliyorsanız işte o tatil “

Size şimdiden bir itirafta bulunayım, o kumsallar film icabı değil, gerçek!

yeme de yanında yat tatil “ oluveriyor. Emin olun Türkiye’de gittiğiniz yoğun sezon

Ayrıca geminin sürekli aktivitelerle dolu olması, gittiği cennet gibi adalarda sabah 8

herşey dâhil konseptli bir tatil seçenleri utandırıyor biraz da kıskandırıyorsunuz.

akşam 5 arası çok makul saatlerde kalıyor

Hepinizi bu tatile gidebileceğinize ikna

olması, yemeklerinin çok lezzetli, servisin

edebildiysem şimdi tatilimizin güzel

muhteşem olması ve bu 7 yıldızlı tatil

ayrıntılarına geçiyorum.


Bizim gemi “Freedom of the Seas” ve onun ikiz kardeşi “Liberty of the Seas” dönüşümlü olarak her hafta Batı ya da Doğu Karayipler rotasında seyahat ediyorlar. Bizim seyahat için planladığımız tarihe Freedom of the Seas denk gelmişti. Aralarında mürettebat dışında hiçbir fark yok. Sadece Doğu’daki adalar mı Batı’dakiler mi size cazip geliyor buna karar veriyorsunuz.

Minik Faydalı Bilgi: www.royalcaribbean.com sitesinden gemilerin gittiği limanları ayrıntılı inceleyebilirsiniz. Başka bir yolcu gemisi şirketi olsun derseniz de hepsine ulaşabileceğiniz www.cruise.com sitesini incelemenizi öneririm.

Bizim gittiğimiz rotada deniz üzerinde 2 gün geçirildiğinden (diğer günler limanlarda gezerek geçiyor) biz Batı Karayipler rotasını seçtik. Gideceğiniz rotayı seçerken hem geminin özelliklerine hem de geminin duracağı limanların /şehirlerin fotoğraflarına, yapabileceğiniz aktivitelere bakmanız size yardımcı olacaktır. Gemideki Türk mürettebatdan öğrendiğim kadarıyla çoğu Avrupa’lı aile 2 hafta yıllık izninde bu seyahati satın alıp, aynı gemi ile önce 1 hafta Batı’yı sonra da 1 hafta Doğu Karayipleri geziyorlarmış.

Nesobaby’nin Yorumu: Paranın Gözü Kör Olsun!


Benim 1 hafta iznim daha olsa ben de aynı

Nesobaby’den İpucu: İki kişi için 2

şeyi yapardım, açıkçası son gün gemiden hiç

ayrı paket almak yerine tek paket 2

inesim yoktu. İlk gün istediğiniz saatte check-in yapıp

pipet almanızı tavsiye ederim. (Türk zekası)

gemiye binebiliyormuşsunuz. Gemideki havuz ve bar-restaurantlardan

Gemiye binerken size kredi kartı formatında

faydalanabiliyormuşsunuz.

bir kart basıyorlar. Üzerine bir de minik fotoğrafınızı koyuyorlar. Aldığınız içecek

Bu arada bar demişken gemide bazı ekstralardan bahsedeyim ki sonradan bize söylemedin kabul etmem ödemem bu parayı olmasın. Örneğin gemide kapağını açtırdığınız her içecek paralı. Ama onlar size bir iyilik düşünmüşler. Gemiye bindiğinizde size içecek paketi (alkollü ya da alkolsüz) satıp

paketi için de bir etiket yapıştırıyorlar. Gemide yapacağınız tüm ekstra alışverişler bu karta kaydediliyor. Gemide ünlü markaların mağazaları bulunuyor. Son gün tüm ürünleri indirimli olarak satışa sunuyorlar. Gemiden alışveriş için acele etmemenizi son günü beklemenizi

içeceklerinizi toplu ve uyguna almanızı

öneririm. En son gemiden ayrılmadan önce

sağlıyor. Bu paketlerin fiyatı yaklaşık 40

faturası size itinayla sunuluyor. İşte o an

USD civarı.

eşinizin gözlerinden kıvılcımların burnundan dumanların çıktığını görüyorsunuz.


Örneğin gittiğiniz limanda ekstra tur satın aldınız, bu turun ücreti sizin gemideki özel hesabınıza yansıyor. Gemi giriş çıkışlarında da bu kartı kimlik niyetine kullanıyor pasaportunuzu yanınızda taşımak zorunda

Nesobaby Tavsiyesi: Talep çok olduğundan gemiye binmeden önce internet sayfasından ya da ilk günden rezervasyon yapmanızda fayda var.

kalmıyorsunuz. Ayrıca limanlardaki ekstra turları ister

Gemiye bindiğimiz ilk dakikadan itibaren

görevlilerden yüz yüze ister odanızdaki

güler yüzlü ilgili personelin tavırlarıyla

televizyon aracılığı ile kumandanızı

şımarmaya başlıyorsunuz.

kullanarak satın alabiliyorsunuz.

Sizin tüm işlerinize, odanızın temizliğine tek

Çünkü televizyonun bazı kanalları gemiye

bir görevli bakıyor. Aynen uçaklardaki gibi

ait yani geminin kendi özel televizyon kanalı

gemiye binmeden valizi görevlilere teslim

bile var. Seyahat esnasında çekilen

ediyorsunuz odanıza da onlar bırakıyorlar.

görüntüleri ve şovları buradan izleyebilirsiniz. İnteraktiv ekranlar aracılığı ile limanlardaki

Gemiden inmeden önce de odanın

turların videolarını izleyip dilediğiniz hoşu-

limanda size teslim ediliyor. Her şey o kadar

nuza giden turları buradan satın alabiliyor

organize ki, gemiden ayrılışınızda bile bunu

ya da ön rezervasyon yapabiliyorsunuz.

hissediyorsunuz.

kapısından alınan valizler ineceğiniz son


Örneğin tüm yolcuları renklerle gruplara

herkesin her akşam oturacağı masasının aynı

ayırıp gemiden ayrılma saatini önceden size

olması, hem düzen sağlamak, hem de

bildiriyorlar. Böylece çıkışta bizde olduğu gibi konser ya da gösterileri herkesin kaçırmadan bir izdiham yaşanmıyor. Medeniyetin gözünü izleyebilmesi. seveyim!

Çünkü her gece 2000 kişilik tiyatro salonunda ya da buz pateni pistinde değişik

Yolculuğumuz güzel bir akşam yemeği ile

Broadway müzikallerini aratmayan gösteriler

başladı. Garsonların biri geliyor biri gidiyor.

oluyor.

Sanki saraydayım da prensesim. O kadar

İtiraf etmeliyim ki en çokta bu gösteriler

şımarıyorsunuz.

hoşuma gitti. Hem arka plan sahne zenginliği hem de oyuncuların müzisyenlerin başarılı

Bu arada bizim gemimizin Bar ve restoranlardan sorumlu direktörü şansımıza

performansları beni kendilerine hayran bıraktık.

bir Türk’tü. Gemideki tek Türk yolcu da

Aynı şekilde siz yemeğinizi yerken sizden

bizdik. Şartlar böyle olunca size çok daha

sonraki oturum grubu gösterileri izliyor, sizin

fazla ilgi alaka gösteriliyor. Kısacası “torpilli

için saat 22.00 de aynı gösteri tekrar sahne

yolcu” oluyorsunuz.

alıyor Ne kadar muhteşem değil mi?

Herkesin masa numarası ve saat kaçta

Gemide 2 gece “Formal Night” olarak

yemeğe oturacağı belliydi. Yemekler iki

geçiyor. Yani erkeklerin smokin ya da takım

oturumda gerçekleşiyor. 18.00–20.00 ya da

elbise giydiği bayanların da kokteyl kıyafeti

20.00 – 22.00. Bunun sebebi de hem

ile süzüm süzüm süzüldüğü resmi geceler.


sizleri bekliyor. Geminin her köşesinde farklı temalarda bar ve restoranlar mevcut. Dilerseniz akşam yemeğini ücretli olarak Uzak Doğu, İtalyan, Amerikan mutfakları ile ünlü a la carte restoranlarda yiyebilirsiniz. Ana restoranı da, a la carte restorantların kalitesinde 4-5 çeşit başlangıç , ana yemek, tatlı ve içeceklerin sunulduğu çok lezzetli yemekler yiyebileceğinizden diğerine nazaran tercih etmenizi tavsiye ederim. İnanır mısınız tek smokinsiz erkek benim eşimdi. Hepsi sanki anne karnından

Değişiklik olması açısından belki 1 kere seçeceğiniz a la carte yenilebilir.

smokinle doğmuş. Kadınlar da kuaförde

Birkaç çeşit ana yemek tatlı salata seçenek-

saçlarını yaptırmışlar. Şıkır şıkır erkekler ve

leri ile gerçekten çok özel lezzetli ve özel bir

bayanların arasında içeceklerinizi

yemek yiyorsunuz.

yudumlarken Royal Caribbean’ın orkestrasından nostaljik müzikler dinliyorsunuz. Bu arada sadece büyükler değil küçükler de düşünülmüş. Onları da yaş grubuna göre ayırıp çeşitli aktiviteler ile eğlenmelerini sağlıyorlar. Hiçbir şekilde ayağınızın altında çocuklar dolanmıyor. Yani hem eğlenceli hem de huzur içinde tatilinizin keyfini çıkarıyorsunuz. Gemide çocuklar için de macera havuzundan tutun da bilenler için yapay sörf havuzu bile var. Tırmanma tepesi, buz pateni pisti, mini golf sahası ve basketbol sahası da boş vakitlerinizi keyifle değerlendirebileceğiniz mekânlar. Ayrıca atari oyunlarını sevenler için çeşitli oyun salonları ve riske girmeyi sevenler için de kocaman bir kumarhane de mevcut. Bu kadar aktiviteye nasıl yetişirim diyorsanız hiç dert etmeyin. Her akşam odanıza bırakılan gazetede saat saat ertesi günün tüm aktivitelerini ve fırsatlarını incelemeniz için


A la carte restoranların da kişi başı ücreti

Daha sonra Jamaika’daki yağmur ormanla-

yaklaşık 25 USD. Sudan ucuz! Kahvaltıları

rında ağaçtan ağaca atlayıp Tarzancılık

da dilerseniz size özel ya da açık büfe

oynayıp “aaaaaa” diye bağıracağız, tabii

restorandan yiyebilirsiniz. Biz çoğunlukla

heyecan ve birazcık korkudan.

açık büfeyi tercih ettik, çünkü bol bol kahvaltılık seçeneği vardı.

Grand Cayman adasında yunuslarla yüzüp dev gibi kaplumbağaları besleyeceğiz.

Bu yazımda size genel olarak gemiden ve nimetlerinden bahsetmeyi tercih ettim.

Son olarak da Meksika’nın Cozumel

Seyahatin maceralı kısmını bir sonraki

adasında mini jip safariye katılıp Maya

yazıya bırakıyorum.

medeniyetini yakından görüp masmavi Karayip denizine şnorkel ile dalıp kayıp balık

Ocak ayındaki yazımda sizlere gittiğimiz

Nemo'yu bulacağız.

limanlardan ve bu limanlarda katıldığımız turlardan bahsedeceğim. Haiti ‘de gemiye ait Labadee Adasının muhteşem sahilinde

Hepinize güzel bir yılsonu geçirmenizi, yeni yılı çok özel ve keyifli seyahat planları ile

palmiye ağaçları arasında hamak keyfi yapıp

karşılamanızı dilerim.

buz gibi içeceklerimizi yudumlarken kendimizi cennete düşmüş zannedeceğiz.

Seneye görüşürüz!


İNCELEME

GÜNAYDIN HÜZÜN Françoise Sagan “Pek çoğunuzun hoşuna gitmeyen şeyler yaptım. Kokain bulundurmaktan yakalandım, kadınlarla seviştim, para kaçırdım ve de susmadım. Son kitabım olan biyografimi yazdığımda geride otuz kitap vardı. Son ana kadar, hiç yorulmadan yazdım. Siz okumasanız ben Françoise olamazdım. bu yüzden beni merak ettiğiniz için hepinize teşekkür ederim.”

BANU HIDIRLAR birazsoylebirazboyle.blogspot.com

Françoise Sagan (1935-2004). Asıl adı Françoise Quoirez olan Fransız yazar. En çok bilinen eseri, 18 yaşında yazmış olduğu Günaydın Hüzün romanı ile ün kazanır. Kitaplarında özellikle burjuva karakterler, romantizm ve duygular ön plandadır. Uzun zaman önce izlediğim bir filmden çok etkilenmiştim, Bonjour Tristesse. Filmin en az kendisi kadar etkili bir ismi vardı. Sonradan öğrendim kitaptan uyarlama olduğunu. Zaten filme uyarlanan kitapları okumak benim için büyük bir merak ve keyifken bu kitabı bulmak gerekiyordu benim için. Ama uzun süre bulamadım. Aradan kim bilir kaç yıl geçti, bir gün editörümüz Sinem'le laflarken konu Sagan'a geldi. Yazarın hayatı ile ilgili bir film izlediğinden bahsediyordu Sinem. Aynı yazara ait bir kitabın uyarlamasını yani Bonjour Tristesse'yi izlediğimi ve kitabını bir türlü bulamadığımı anlattım. Aradan belki bir hafta geçmedi, bir paket aldım. Paketi açtığımda ve içindekileri gördüğümde hissettiklerimi anlatmam imkansız. Sinem, bir sahafta o kitabı ve yazara ait başka bir kitabı bulmuş ve bana hediye etmişti.


Bunun üzerine kitabı hemen okumak ve si-

Önceleri çocuksu bir küslükten ibaret olan bu

zinle de paylaşmak şart oldu bana.

nefret büyük bir çekişmeye dönüşür ve Cecile’in yaptığı bir planla hepsinin hayatı

Kitabımızın anlatıcısı Cecile, babası ile birlikte Paris’te yaşayan 17 yaşında bir genç kız.

değişir.

Babası (Raymond) ile tıpkı iki arkadaş gibi

Kitap, 1958 yılında ünlü yönetmen Otto

bir yakınlıkları vardır. Raymond hızlı yaşa-

Preminger tarafından filme uyarlanır. Cecile

mayı seven biri. Neredeyse çamaşır değiştirir karakteri, Jean Seberg tarafından canlandırıgibi sevgili değiştirmekte. 40 yaşlarında ol-

lır. Diğer ünlü oyuncuların yanında, büründü-

masına rağmen genellikle kendinden yaşça

ğü karakterin zorluğuna rağmen sırıtmayan,

küçük ama güzel kadınlarla birlikteliği seven

başarılı bir oyunculuk sergiler ve bu rolü ile

biri. Raymond, Cecile ve babasının sevgilisi Elsa

Goddard’ın dikkatini çekerek A Bout De Souffle’da oynar ve akıllara kazınır.

yaz tatili için birkaç haftallığına Paris'ten uzaklaşıp Riviera’ya giderken henüz nelerle karşılaşacaklarını bilmemektedir. Kader, hangimize önceden haber veriyor ki ?

Cecile, yazın, güneşin, denizin ve en önem-

Film, uyarlamaların çoğunda olduğu gibi kitabın yoğunluğunu yansıtamamış olsa da hem oyuncuları hem de yönetmeni için izlenebilir. Ancak önce mutlaka kitabı okumalı. Günaydın Hüzün, okuduktan sonra buruk

lisi yaşının getirdiği o sorumsuz ruh halinin

bir tat bırakan, hiç aklınızda yokken, ansızın tadını çıkarırken karşısına Cyril çıkar. Onun- aklınıza düşen, içinizi acıtan, aslında kitapla karşılaşana kadar Cecile için aşk sadece larda, filmlerde defalarca gördüğümüz, okukaçamak buluşmalar ve bıkkınlıklardan oluş- duğumuz olaylardan ibaret ama yine de iz makta iken tüm ezberi bozulmuştur. bırakan bir kitap.

Riviera’daki mutlu günler devam ederken yazlığa aile dostları olan Anne gelir. Anne, otoriter, akıllı, planlı ve gururlu bir kadındır. Basit eğlencelerden hoşlanmamakta ve hoşlanan insanları küçümsemektedir. Cecile ve babasının da hayatını düzene koyması gerektiğini düşünmektedir. Cecile’in sınıf tekrarlayacak olduğunu öğrendiğinde onun üzerinde de otorite kurmaya çalışır. Yaz tatilinin keyiflerini ve Cyril ile arkadaşlığını yasaklayarak sürekli ders çalışması için zorlar. Ancak bu davranışı ile sadece Cecile’in nefretini kazanır.

Hüzünlü okumalar...


DENEME

Sinemada Bilinçaltı ve Alt Ego Uyuşması Ozan Bilmiş http://syrakuza.blogspot.com/

Ne zaman bilinçaltıma yolculuk yapsam, aklıma Lumiere kardeşler geldiği kadar Yunanlı Manakias (Manaki) kardeşler de gelir. Bunu hafızamdan bir türlü silip

Bilincin sınırlarını zorlarken sine(ma)sallar

atamam.

görüntünün kimyasını deşifre eder.

Angelopoulos’un (LE REGARD D'ULLYSSE,

İzleyici görüntünün kimyasını zorlar da

(Ulis’in Bakışı) bilinçaltımın perdelerini

açmayı başarırsa, deşifre edilmiş görüntüle-

açtığında bana göstermeye başladığı ilk film

rin bileşenleri bir tünel şekline bürünüp

olur.

izleyiciyi içine çeker. İzleyici kaybolduğunda, çıkmaya çalışırken aslında hiç karşılaşmak istemediği bilinç altındaki korkularla mı yüzleşir, yoksa bu kayboluşun onu yutmasına izin mi verir bilinmez. İzleyici bunu hiç bir zaman ikinci bir kişiye anlatmayı başaramamış, deşifre edememiştir. Ya da etmemiştir. Bilinçaltında beliriveren apansız korkuların, arzuların ya da hayallerin beyinde sinemalaşmasının sonucunda ortaya nasıl bir görüntü çıkar? Görüntü canlımıdır? Gerçekmidir? İzleyici bilinçaltına yolculuk yapsa karşısına çıkan ilk filmde beyni uyuşmaya ve görsel bir kanama geçirmeye başlar mı?


Tünel ikiye ayrıldığında seçilmesi gereken yol da ikiye ayrılır. Ya bilincindeki tek mutlak sine gerçeğin Lumiere’ler olduğunu kabullenmiş bir hayata devam eder, ya da Manakias’ların çektiği varsayılan ilk filmin dehlizine girersin. Belki de Angelopoulos’un da yaptığı balkanlar’a yolculuğun amacı buydu.

Beyazperde ile izleyici karşı karşıya geldiğinde hangisinin daha çok var olduğu

Birincisi dehlizin içinde ne olduğu korkusu

konusunda somut bilgilere sahip değiliz. Şimdiye dek hiç deşifre edilmedi, analize

ve tepkimenin hemen ardından başlayacak olan görüntülerde beliriverecek olan kararsız

yarar hiç bir görsel uyuşma

resimler, diğeri ise ardından peşi sıra ilerle-

görüntülenemedi.

yen bedenidir. İzleyici dehlizde ne olduğu-

İzleyicinin filme olan ihtiyacı mı yoksa

nun yanıtının, yanında ne götürürse o oldu-

filmlerin izleyiciye olan muhtaçlığı mı

ğunu film bitene dek bilmeyecektir.

sorusuna verilecek en doğru yanıt, filmlerin izleyici olmadan da oynadığı ve varlığını

Ingmar Bergman’ın Yedinci Mühür yapı-

garanti ettiğidir. İzleyici ise filmler olmadan

tından bu yana, kendi sinematik ölümü ile

bir hiçtir.

pek az karşılaşmış olan izleyici, karşı konul-

Tünellerden hangisini seçeceğine izleyici

maz karşılaşmada beyazperdenin ne düşün-

değil bilinçaltı karar verir ve algıları bunu

düğünden habersiz ama merakla bekler.

onaylar. Tünelden ilk giriş, gri tonlu bir sessizlikte

Beyazperde ise kararsız resimlerden biraz

suni olarak havalandırılmış boş bir alandır.

sonra başlatacağı görsel uyuşturmasında kendi dili olan Lynch vari kurguyu ve sani-

Algı, bilinçaltına izleyicinin ilk tepkisi olan

yede 12 kare hızında bir yaşam formunu

‘’beklenti’’ kimyasını salgılatırken, karşısın-

devreye sokar. Formun etkisi beyin tarafın-

daki film bu etkiye ‘’videodrome’’ tepkisi

dan derhal emilmeye, resimlerin canlanma-

ile karşılık vermekte gecikmez.

sıyla birlikte uyuşmanın da başlamasına ve

Ölmek üzere olan bir organizma olan

gözün perde tarafından elimine edilip kayıp

izleyici, kendi varlığını garanti altına alma ve

bir otobana atılmasına kadar uzanır.

yaşama dürtüsü sayesinde beyazperde önünde yok olmamak için ‘’videodrome’’

Filmin asıl amacı dehlizde kaybolmuş

tepkisinden kurtulmanın yolunu gri tondan

izleyiciye kendini pazarlamak değildir. Fahişe kılıklı kıvrım kıvrım kıvranan, izleyici

siyaha dönüşecek olan dehlizde ilerlemekte bulur. İzleyici kalabalığın içinde yalnızdır. Ona eşlik eden ama göremediği iki kriter, dahası iki gardiyanı vardır.

karşısında soyunan ve şehvete bürünmüş beyazperde, izleyicinin kendi içine girmesine izin vermez.


İzleyicinin gözlerini kör edip beynini uyuştu-

Zombileşen benliklerin havalandırması

rurken kendi kendisiyle sevişerek evrenin

esnasında izleyicilerin aralarında görünme-

tüm egoizmini kendi bünyesinde toplayıp

den dolanırken, dehlizin dışında yaşanan bir

varoluşunu kendine ve evren’e müjdeler.

cinayet, bir doğal afet ya da bir kaosun haberini izleyiciye vermez.

İzleyici ise perdenin tam ortasında olup biten bu varoluşu beyin sapına sokulmuş bir

Yaşanan gerçek hayatın ve işlenen olası bir

ele avuca gelmeyen ve elde tutulamayan

cinayetin tek tanığı gece yarısı kendi varlığı-

Existenz ile izlemekte ama görmemektedir.

nı garantilemeye çalışan trafik ışıklarıdır.

Perde de gördüğü tek şey, dehlizin girişinde kendisine vaat edilen sahte cennetten başka

Beyazperdenin gardiyanı, gece bekçisi ve

bir şey değildir. İzleyici bilet satıcısının yüzünü asla

sessiz sevgilisidir teşhirci. İzleyicinin zombileşmesi sevgilisinin doymaya

göremez. Teşhircinin, dehlizin karanlıkların-

başlaması demekken teşhirci ağzından akıt-

da silik ve puslu feneri olan bir Cronenberg

tığı salyalara bulaşmış olan film karelerini

olduğunu zanneder. Oysa ki Cronenberg

yalar. Tıpkı sessiz bir gecede yıldız altında el

hiç varolmamıştır.

değmemiş bir kurt gibi. Sadakatsizlik teşhircinin ölümü demektir.

İki saatlik bu uyuşmanın ilk yarısında gerçek yaşamdan tamamen kopuk sahte

Beyazperdenin kendiyle olan sevişmesi

cennetin içinde var olmaya çalışıp, onsuz

devam ettiğinde izleyici dehlizin dibine

yapamadığı beyazperdenin esaretindeki

doğru çekilmeye devam eder. Dehlizin

izleyici, şüphesiz ki ilk bölümü biraz da ken-

sonunda görülen o ki, izleyicinin tüm

di isteğiyle yenik tamamlar.

kültürel ve sosyal altyapısı yenilgiye uğrar, tüm kaleleri düşer ve alt benliğinin son

Statik ve elektronik bir hazdan uyanış,

damlası olan egosu tatmin olmak üzeredir.

evrenin görüntüsünün tersine sarması

Perde kendi varlığını garantilemiş olmanın

gibidir. İzleyici alt benliğindeki sinematik

hazzıyla artık geri çekilip dehlizde kaybolur-

uyuşukluğu atmaya çalışsa da asıl isteği

ken izleyici ise onsuz olamayacağını

dehlizin daha da derinliklerine girmekten

anladığında dehlizin sonunda gördüğü tek

geçer.

şey dehlizin diğer çıkış ışığıdır.

Nefret edercesine sevdiği bu egonun tatmini beyinsel olduğu kadar bedenseldir de.

Alt egonun tatmini ve beyinsel uyuşma Antik Yunan’dan beri var. Görüntüler henüz

Esaretinde kaldığı beyazperde karşısında

karelere hapsedilmemişken Olympos’un o

Stockholm sendromuna uğramış bir alt benlik aslında Köpeklerin Günü’nün aynada-

günden itibaren bugün için tasarladığı bugünkü elektronik uyuşmanın görselliği,

ki yansımasıdır.

Lumiere ya da Manakias kardeşlerin bugüne taşıdığı bir ayin, dışarıdaki insan için anlam-

Teşhirci olan biteni her defasında sessiz ama keyif alarak izler.

sız, dehlizde kaybolan izleyici için kutsaldır.


ÇOCUKLARLA BÜYÜYORUZ

0-6 YAŞ ÇOCUĞUN CİNSEL EĞİTİMİ Psikolojik Danışman Ayça Kostandof http://ayca-mymood.blogspot.com/

ÇOCUK : “ Anne, bebekler nereden gelir?”

Cinsel Gelişim:

“ Ben nasıl doğdum?” “O neden erkek?”

Çocuk, içerisinde bedensel, ruhsal, zihinsel, sosyal ve cinsel boyutları içeren bir bütün halinde gelişim göstermektedir.

Bu bütünün bir parçası olan cinsel gelişim, diğer boyutlara göre daha az tanınmakta, verilmesi gereken cinsel eğitimden kaçınılmakta ve yok sayılmaktadır.

ANNE/BABA : “ Çocuğumun cinsel içerikli sorularına nasıl cevap vereceğim?” “Bu soruları hangimiz yanıtlayacağız?”

Bilinmesi gereken, cinsel gelişimin de çocuğun boyunun uzaması, kilosunun artması gibi doğal bir durum olduğu ve sağlıklı bir gelişimin önemli bir bölümünü oluşturduğudur. Çocuğun cinsel eğitim süreci doğumdan itibaren başlamakta, ergenlik dönemi ile birlikte son halini almaktadır. Ergenlik dönemi sonrasında çocuğun cinsel özelliklerinin temelleri oluşmuştur ve artık büyük değişimler yaşanmaz.

0-6 Yaş Dönemi Cinsel Gelişim ve Cinsel Eğitim Süreci Doğumundan sonraki ilk yılda bebeğin ilk cinsel duyguları, bebeğin yıkanması veya altının değiştirilmesi sırasında ya da bebek bezinin genital bölgedeki hareketinin etkisiyle haz veren duyumsamalar şeklinde ortaya çıkar.


Bu dönemde bebeğin en önemli ihtiyacı “güven” duygusunu hissedebilmesidir. Bebek yıkanırken, altı değiştirilirken, dokunulduğunda, konuşulduğunda...rahat bir ortam sağlanıyorsa ve ilgi gösteriliyorsa kendisini güven içinde hissedecektir. Bu da cinsel gelişiminde sağlıklı duygular geliştirmesini sağlayacaktır. Bebekler için bedenlerini keşfetmek normal bir süreçtir. Dokunmak da bebeğin bu süreçte kullandığı en temel öğrenme şeklidir. Cinsel organına dokunan bebek bunun haz verici bir duygu olduğunu öğrenir. Hoş gelen bir duygunun tekrar yaşanmasını istemek insana özgü ve doğal bir duygu olduğundan, bebek de bu duyguyu tekrar hissedebilmek için yeniden cinsel organına dokunmaya çalışır. Ancak öncesinde bu duruma karşı öfke Anne baba, bebeklerindeki bu erken cinsel

gösterilmiş olması, bu sefer beraberinde

ilgi karşısında rahatsız olabilir, bunun

suçluluk hissetmesine neden olacak, ileriki

normal bir durum olmadığını düşünebilir.

yıllarda da cinsellikten utanmalarına neden

Oysa bebeklerinin geçirdiği süreç DOĞAL,

olabilecektir.

NORMAL ve SAĞLIKLIDIR. Çocuk 3 yaşına geldiğinde artık Anne baba tarafından çocuklarına verilecek

konuşabilmekte, kendini ifade

cinsel eğitim bu noktada başlamaktadır. Bu

edebilmektedir. Bu dönemde hem

durumda çocuğu azarlamak, ellerini cinsel

kendilerini hem de dış dünyayı algılamaya

organından çekmeye çalışmak veya ellerine

başlarlar.

vurmak yapılmaması gereken davranışlardır

Konuşabilen, kendini ve dış dünyayı

ve duruma yönelik çözüm getirmez.

tanımaya çalışan çocukta merak egemendir. Merakla birlikte sorular da başlar.

Öfkeli ve korkutucu bir tepki vermek çocuğa duygusal açıdan zarar vereceği gibi bulduğu

Bu aşamada cinsel gelişimi hakkında da sorular yöneltecektir.

ilk fırsatta dokunmayı tekrar deneyecektir.

Anne-baba çocuğunun cinsel içerikli sorularına eksik ya da kaçamak cevaplarla ya da suskunlukla karşılık vermemelidir.


Yapılması gereken çocuğun yaş düzeyine uygun, kısa, net ve basit bir cevap vermektir. Çocuk, doğum, cinsiyet farkı gibi konuları anne-babasından öğrenemezse, farklı kaynaklardan cevaplarını bulmaya çalışacaktır. Bu da çocuğun yanlış bilgi alması riskini doğurur. 3-6 yaş dönemi aynı zamanda çocuğun oyun çağıdır. Sosyalleşmeye başlar ve çevresindeki diğer çocukların farkına varır. Oynadıkları oyunların bazıları da cinsel merakı giderme amacına dönük oyunlardır. Doktorculuk, evcilik bu tür oyunlara örnek olarak verilebilir. Dikkat edilmesi gereken en önemli kısımlardan birisi de cinsel organlardan bahsedilirken argo kelimelerin kullanılmamasıdır. Çocuğu doğru isimlere alıştırmak önemlidir. Kızlar için vajina ve göğüs, erkekler için penis ve testis sözcükleri kullanılmalıdır.

Örnek Konuşmalar:

Çocuk : Annecim, çocuklar nereden gelir? Anne : Her annenin karnında sıcak bir yer vardır. Çocuklar orada büyür. Çocuk : Baba bu nedir? (cinsel organını gösterir.) Baba : Bu senin penisin. Farklı bir çok organımız var. Gözlerinle görürsün, kulaklarınla duyarsın... Penisin de senin üreme organın.

Çocuk : Neden kızların penisi yok baba? Baba : Kızların vücutları ile erkeklerin vücutları birbirinden farklıdır. Erkeklerde penis kızlarda ise vajina bulunur.

Çocuk : Babamla sen neden aynı yatakta yatıyorsunuz? Anne : Babanla ben birbirimizi çok sevdiğimiz ve evli olduğumuz için birlikte yatıp uyumak istiyoruz.


TİYATROLAR

MÜJDE! “KABARE” TEKRAR GÖSTERİMDE SİNEM ERGUN

Mert Turak, gay bir sunucu ve showmen'i

www.sanatnotlari.blogspot.com

koca koca gözleri, kocaman gülümseyişi, mimikleri, vücut dili ve sahnede tüm gözleri

Geçen yıl Şehir Tiyatrolarında izlemiştim, ayakta saatlerce alkışlanacak bir

üzerine çeken performasıyla sergileyişi bir harikaydı. Kocaman alkışlar ona..

performans. Bu yıl henüz sahne almamışlardı. Ama Aralık ve Ocak ayında Kağıthane

Birde Senan Kara Tutumluer var ki, bir

Sahnesinde birkaç gün oynanacağını öğren-

showgirl'e uygun konuşma tarzı, çocuksu ve

dim ve herkesi haberdar etmek istedim

yinede hayattan umutlu tavırları, ve her

Sakın kaçırmayın diyeceğim bir müzikal

sahnesinde duyguyu olduğu gibi yaşayıp

“Kabare”.

seyirciye aktaran harika bir oyunculuk.

Tam 2,5 saat yüksek tempolu, her bir

Bunun yansıra yeri gelince sert yeri gelince duygu yüklü ses tonuyla şarkıları muhte-

duyguyu hissederek ve hissettirerek ,

şem. Kocaman kocaman alkışlar da ona..

müthiş danslar ve şarkılar eşliğinde oyunu ortaya koyan oyuncularımızı çok çok tebrik ederim. Oyun boyunca piyano, akordeon, klarnet, saksafon, trompet, trombon, davul ve bastan oluşan harika bir orkestra eşliğinde oyuncuların tüm performansları canlı ve mikrofonsuz. Dekor büyük bir hız ve ustalıkla sürekli değişmekte, kostümler cüretkar ve oyunun ruhunu çok iyi yansıtmakta (bundan dolayı ayrıca tebrik ediyorum) Oyunun yıldızları ve ayakta dakikalarca alkışlanası oyuncuları ise elbetteki Emcee yani Klüp'ün sunucusu rolündeki Mert Turak ve Sally rolüyle Senan Kara Tutumluer.


Oyunla ilgili yaşadığım bir anektoddan bahsetmek istiyorum. Ben en ön sıradan izledim oyunu ve oyun boyunca zaman zaman oyuncular sahneden inip ön sıranın önünde performans sergiliyorlardı. Oyunda Sally, Kit Kat Klüp'te üzgün bir şarkı söylerken önümüzde bayılıverdi ve hemen ekip gelip ayağa kaldırdı ve klüpte şov devam etti. Oyun bittiğinde çıkarken seyirciler birbirlerini şöyle ikna etmeye çalışıyorlardı " gerçekten bayıldı, ama iyi toparladılar, zavallı kız, yok yok oyun değildi gerçekti".

İlk kez 1966 yılında oynanmış olup müziklerini "Chicago"gibi ünlü Broadway müzikalle-

Söylediğim gibi işte o kadar inandırıcı ve

rine imza atmış olan John Harold Kander

duygu yüklü oynuyorlardı.

hazırlamış.

Müzikalin konusu ise kısaca şöyle:

Müzikalin künyesi kısaca şöyle: Yazan:

Joe Masteroff

1930'lar Berlin.Naziler güç kazanmakta fa-

Yöneten:

Yücel Erten

kat göz ardı edilip küçümsenmekte, savaş

Oyuncular:

sonrası Almanya ekonomik olarak çok sarsıl-

Emcee:

Mert Turak

mış, zenginler çok zengin geriye kalan halk

Sally Bowles:

Senan Tutumluer

ise işsizlik ve parasızlıkla mücadele etmekte,

Clifford Bradshaw:

Can Başak

sokaklar çatışmalarla dolu, toplum bir kar-

Ernst Ludwig:

Ergun Üğlü

maşa içinde, bunu yanı sıra içki, uyuşturu-

Fraulein Schneider:

Selma Kutluğ

cu, fuhuş, genelevler, kabareler, barlar eğ-

Herr Schultz:

Hakan Arlı

lence biçimi.

Fraulein Kost:

Işıl Zeynep Coşkun

ve diğer 15 harika oyuncu Bir Amerikalı yazar kendine yazacak hikaye bulmak için Berlin'e gelir ve Kit Kat Klüp'te

Kağıthane Sadabad Sahnesi

çalışan bir show girl ile yaşadıkları o devrin hikayesini, insanların ayakta kalma mücadelelerini, siyasi gelişimleri ve etkilerini izleyiciye sunulur.

29.12.2010 15:00 29.12.2010 20:30 30.12.2010 20:30

"Caberet" müzikali bol ödüllü yazar Masteroff tarafından yazılmış olup 1.116 kez oynanmış ve Tony Ödülünü kazanmış.

02.01.2011 15:00


ALIŞVERİŞ—Yılbaşı İçin Hediye Önerileri

Şeşbeş Saat - 24,90 TL www.hediyetrendi.com Laptop çantası, 42 USD http://www.frenchbull.com/ Welcome/gift-ideas

Gitarist Biblo (18 cm) - 11,85 TL www.mudo.com.tr

9,95 EUR http://www.koziol-gluecksfabrik.de

Dantel peçete - 30 TL Keten peçete - 5 TL Tek taş peçetelik - 8,5 TL www.pabetland.com


Medalist Üçlü Takım http://www.scrikss.com.tr

Etiket , 12$ http://www.anthropologie.com

Parti seti , 17.45 EUR http://www.koziolgluecksfabrik.de

Tuzluk ve karabiberlik , 53 TL www.tantitoni.com.tr

APPLE IPOD SHUFFLE MC307QB/A 4GB YEŞİL MP3 ÇALAR, 160 TL


SOLUCAN DELİĞİ

YENİ YIL FİLMLERİ AKIN ÇETİN www.pamuksekerebenzeyenbult.blogspot.com

Yeni yıl, bizler için o kadar değil belki ama batılılar için Noel’i (Hz. İsa’nın doğumu kabul edilen tarih) kapsaması açısından oldukça önemli. Hal böyle olunca temeline hümanist düşüncelerin oturtulduğu filmlerin yapılması da kaçınılmaz. Dolayısıyla kendine ait bir alt tür yarattı Noel. Her yıl da bu türe ait filmler üretildi durdu. Neredeyse hepsinde benzer temalar işlense de bana göre kendi farkını yaratabilmiş filmlerden kısa bir seçki hazırladım.

It’s a Wonderful Life “İnsanı mutlu eden filmler” listesi yapılsa It’s a Wonderful Life üst sıralarda olurdu. Yaşadığı yere çakılıp kalarak en büyük hayalini gerçekleştiremeyen George Bailey vasıtasıyla “Biz olmasaydık dünya nasıl bir yer olurdu?” sorusunu sordurarak bazı şeylerin farkına varmamızı sağlıyordu Frank Capra. Film esaslı bir romantik dram olarak ilerlerken sağına soluna serpiştirilen fantastik öğeler vasıtasıyla da masalsı bir hale bürünüyordu. Sonuçta ortaya insanı mutluluktan ağlatan bir film çıkıyordu.


Noel Aktör kimliğiyle tanınan Chazz Palminteri’nin ilk uzun metrajlı filmi hoş bir seyirlikti. Ucundan kıyısından keşisen birkaç hayat hikayesi vardı filmde. Çocukluğunda olduğu gibi hayatının en iyi noelini geçirebilmek için kolunu kırıp hastaneye yatan Calvert, evlilik arefesinde Mike ve Nina, hastanedeki annesi ve iş yaşamı arasında sıkışıp kalmış Rose ve geçmişinde yaptığı bir hatanın acısını çeken Artie’nin yaşamları kesişirken hüzünlü bir film izliyorduk. Müziği ve Susan Sarandon, Marcus Thomas, Penelope Cruz, Paul Walker, Alan Arkin gibi oyuncuları sayesinde seyir zevki artan bir filmdi Noel.

Serendipity Hakkı yenmiş oyunculardan olan John Cusack ile güzeller güzeli Kate Beckinsale’in başrollerini paylaştığı Serendipity eğlenceli bir romantik komedi. Sara ile Jonathan büyük bir alışveriş merkezinde bir çift kaşmir eldiven için koşturdukları sırada tanışırlar. Birbirlerinden etkilenirler ama o sırada birliktelik yaşadıkları birileri olduğu için pek yanaşamazlar birbirlerine. Bunun yerine kaderci Sara’nın önerisiyle bir oyun oynamaya karar verirler. Jonathan bir paraya numarasını yazar, Sara da Kolera Günlerinde Aşk’ın kapağına. Sara parayı bozdurur, kitabı da bir kitapçıya vereceğine dair söz verir. Eğer kitap Jonathan’ı, para da Sara’yı bulursa kader böyle istediği için birbirlerine kavuşacaklardır. Yıllar sonra ikisi de evliliğin eşiğindeyken karşılarına çıkan çeşitli işaretler dolayısıyla tekrar birbirlerini hatırlarlar.


Neşeli Hayat Kostümlü promosyon işlerinde çalışarak evine ekmek götürme derdinde olan Rıza’nın yaşam öyküsü. Öylesine saf ve gerçek bir karakter ki yolda görseniz halini hatırını seve seve soracağınız, çay ikram etmek isteyeceğiniz bir karakter Rıza. “Ho ho ho!” onun için köydeyken hayvanları gütmek amacıyla kullandığı bir ünlemdir ama günü gelince para kazanmak için Noel Baba kılığına da girer… 31 Aralık gecesi saatler sıfırlandığında bir yerlerde havai fişekler patlarken, iki odalı evinde karısını dudaklarından öpen adamın hikayesi. Festivallerde falan epey görmezden gelindi ama Yılmaz Erdoğan’ın en iyi filmi en iyi oyunculuğu buradaydı.

Love Actually Four Wedding an a Funeral, Nothing Hill ve Brigdet Jones serisinin senaristi Richard Curtis bu ilk yönetmenlik denemesinde ortalamanın hayli üzerinde, gayet iyi bir iş ortaya çıkardı. Yediden yetmişe yolu aşktan geçen herkesin hikayesinin anlatıldığı filmin müthiş bir oyuncu kadrosu var. “İngiliz” deyince aklınıza gelen neredeyse tüm oyuncular burada. Yıldızlar geçidi desek yeridir. Herkesin mutlu olduğu ve seviştiği, güzel müziklerle döşenmiş iyi bir film Love Actually. Cenazede “Bye Bye Baby, Goodbye” çalınmasını nasihat eden orijinal ve hayli komik bir sahneye de sahip.


How the Grinch Stole Christmas Aktör kökenli Ron Howard’dan şirin bir masal. Whowille kasabası sakinlerinin yeni yıla girmelerini istemediği için eşyalarını önce çalan sonra da kurtarmaya çalışan yeşil renkli, canavar görünümlü Grinch’in öyküsü çocuklar kadar yetişkinlere de hitab ediyordu. Saatler süren ağır makyaj Jim Carrey’nin abartılı mı abartılı oyunculuğunu sergilemesine engel olmuyordu. Saf ve güzellik dolu şeylerin kötülüğü yenip, eğip bükerek nasıl da iyiliğe dönüştürdüğünü anlatan bir filmdi Grinch. Başroldeki Jim Carrey bildiğimiz gibiydi. Fakat Grinch’i değiştiren Cindy rolündeki şeker mi şeker Tayloer Momsen sonradan serilip serpildi ve Paranoid Park’ta Gus Van Sant ile çalışabilme imkanına erişti. Şimdilerde ise meşhur gençlik dizisi Gossip Girl’de Jenny’yi canlandırmaya devam ediyor.


BİR KAŞIK BİLGİ

İtina, zarafet, ahenk ve lezzetin başrolde olduğu sofralar...

YILBAŞI SOFRALARI MÜGE KARAHAN www.yemekbahane.blogspot.com

Yeni yıl gecesine klasik bir akşam yemeğinden farklı hazırlanmak isteriz

“Bir Kaşık Bilgi” sayfasında bu ay sizlere bazı yeni yıl sofrası konseptlerinden örnekler,

çoğumuz. Belki bu sadece iki kişilik özel bir

menü alternatifleri hazırladım. Hadi sofralarısofradır, belki de tüm aile fertlerini, en yakın mızı renklendirelim ne dersiniz ? dostları bir araya getiren kalabalık bir sofra.

Kırmızı & Yeşil dokunuşlar Her ne şekilde , her kiminle olursa olsun 364 geceye inat gönlümüz o gece masamızı farklı kurmak ister.

Bu sofra düzeni belki de en kolay ve en ekonomik şekilde adapte edebileceklerimizin

Eğlence mekanlarına, en lüks otellere gitmiyor olabiliriz ama evimizi, masamızı özelleştirmek elimizde değil mi?

başında gelebilir. Çoğumuzun misafir için kullandığı tabak takımının beyaz olduğunu varsayarsak yerleştireceğimiz kırmızı ve yeşil objeler,

Bunu yılbaşı olduğu için değil kendimizi mutlu etmek, etrafımızdakileri mutlu etmek için

süslemeler soframıza bir yılbaşı esintisi getirecek.

yapmalıyız herşeyin başında. Örneğin büyük marketlerden edinebileceğiniz Bunu, bütçemizin yettiğince; ama masadaki

koyu yeşil bir kağıt peçeteyi burada olduğu

dekorasyona bir iki sihirli dokunuşla temas

gibi yılbaşı zamanı tüm sokaklarda satılan

ederek ama sadece özel günlerde yaptığımız yılbaşı çiçekleri (kokina) veya çok rahatlıkla temin edebileceğiniz kırmızı bir kurdele ile yemeklerden bir çeşni sunarak yapabiliriz. bağlayarak standart beyaz tabaklarınızı birden sıra dışı hale sokmak elinizde.


Yine beyaz tabaklarınıza yeşil bardaklar ve kırmızı peçetelerle renk verebilir, masanızın ortasına koyacağınız mumlarla sofranızı daha da özel kılabilirsiniz. Kırmızı ve yeşilin beraber kullanımı masanızı otomatik olarak bir yeni yıl sofrasına dönüştürecektir.


Şeker gibi sofralar … Sizin tarzınız daha mı eğlenceli ? Öyle şık kadehleriniz, sıra sıra takımlarınız yok mu? Ya da tercihiniz başka bir ruha sahip bir masa mı hazırlamak? Neden olmasın ? Heryerde satılan yılbaşı süslerini masanızın dekorasyonunda kullanmak nasıl fikir? Düz bir tabağın üzerine yerleştireceğiniz sevimli bir peçeteye takılan yılbaşı süsleri konuklarınıza hediyeniz de olabilir aslında. Hayal gücünüzle sınırlısınız…

Ya da biraz kozalak toplayıp mumluklarınıza, minik kaselere yerleştirebilirsiniz. Üzerlerine biraz kar spreyi sıkıp masanızı onlarla dekore edebilirsiniz. Aralara yerleştireceğiniz kırmızı mumlar sofranıza yeniyılı getiriyor olacak.


Ayrıcalıklı renklerin hakimiyetinde elegan sofralar… Siz farklısınız... Misafirlerinizi şaşırtmak, onların kendilerini kral ve kraliçeler gibi hissetmesini istiyorsunuz. Yılbaşı sofranızda diğer davet sofralarınızdan farklı dokunuşlara yer var. O zaman kendinize bir renk seçin. Mesela mavi ve gümüş... Gümüş renkteki masa örtünüzün üzerine serpiştireceğiniz mavi yılbaşı aksesuarları, kullanacağınız mavi peçeteler her zaman kullandığınız takımlarınızı farklı kılmaya yetecektir.

Dore, lame, beyaz ... En sıradan sofralara bile bir zerafet katmaya birebir. Tek yapmanız gereken belirleyeceğiniz renkte aksesuarlar temin etmek. Mumlar, peçetelikler, yılbaşı süsleri belki bir çiçek… Tercih ettiğiniz renkte ve bütçenizin el verdiği şekilde yapılacak küçük bir alışveriş hazırlayacağınız yemeklerin lezzetine bir de ihtişam katıyor olacak.


Yeniyıla yepyeni bir sofra ile karşılamaya niyetiniz varsa size hiç durmayın gidin kırmızı bir tabak takımı alın derim. Bunu geçen sene yaptım ve inanın konuklarım kendilerini çok özel hissettiler. Tabii bu duygu ile ben de hem hazırladığım sofradan çok keyif aldım hem de kendime çok güzel bir yılbaşı hediyesi vermiş oldum Ikea ve Mudo’da gayet ekonomik fiyatlara bulabileceğiniz tabakları cam kadehler ve mumlarla tamamlayabilirsiniz. Toprak renklerinden vazgeçemiyor olabilirsiniz. Masanızın ortasına yerleştireceğiniz bir yılbaşı çiçeği, belki yapay bir çam ağacı minyatürü, konuklarınızın tabaklarına koyacağınız yine koseptinize uygun doğal ürünlerden seçilmiş ve paketlenmiş minik hediyeler tarzınızı tamamlayacaktır.


Her zevke, her bütçeye göre çok daha farklı bir sürü örnek çıkartabiliriz aslında. Burada esas olan özenmek ve istemekten geçiyor. Sofranızın konseptini belirledikten sonra sıraya menüyü oluşturmaya geldiğinde de yine misafirlerinizin ve aile fertlerinin damak zevklerini, bütçenizi, bu iş için ayıracağınız vakti göz önünde bulundurarak bir menü yaratabilirsiniz. Gecenin uzun olacağını ve masada daha uzun vakit geçirileceğini düşünerek menünüzü birden doyurmayan ama hem göze hem de damağınıza hoş gelen bazı aperatiflerle donatmanızı önerebilirim. Çorba gibi bir başlangıç konuklarınızı birden tıkayabilir ancak yine de sofranızda bu klasik başlangıca yer vermek isterseniz her zaman pişirdiğiniz çorbalardan farklı bir tat hazırlayarak onlara yeni bir deneyim yaşatabilirsiniz. Balkabağı Çorbası, Kremalı Patates Çorbası, Sütlü Mısır Çorbası sizin için hoş başlangıçlar olabilir. Bu tariflere kendi bloğumda yeni yıla kadar yer vermeye gayret ediyor olacağım, arzu ederseniz www.yemekbahane.blogspot.com üzerinden takip edebilirsiniz. Çorba olmadan bir başlangıç planlıyorsanız sıcak sunulan bir krep, bir börek ya da porsiyonluk hazırlanmış bir sebzeli tart/kiş uygun bir sıcak giriş olabilir. Ispanaklı Mantarlı Krep, Domates Soslu Çin Böreği, Pırasalı & Tavuklı Kiş sıcak başlangıçlar için birer örnek olacaktır. Şık sunumlarla masada yer alacak meze ve zeytinyağlılar ise gece boyunca konuklarınızın keyif alacağı atıştırmalıklar olacaktır. Cevizli Kabak Salatası, Kırmızı Biber Ruloları, Mitit Köfte, Patates Köftesi, Yoğurtlu Bulgur Salatası, Haydari, Pastırmalı Kiremitte Humus ve benzerleri yılbaşı sofranızı renklendirecek lezzetlere örnek teşkil edebilir. Yılbaşı sofralarının klasik ana yemeği hindi olarak bilinir. İç pilav eşliğinde pişirebileceğiniz hindiye alternatif olarak tavuk da tercih edebilirsiniz. Ancak fırında pişen bir soslu kuzu veya sebzeli bonfile beyaz et yemeyi tercih etmeyenler için de ideal birer seçim olacaktır. Kestaneli iç pilav ya da porsiyonluk olarak pişireceğiniz perde pilavı da tüm seçeneklerinizle bir uyum sağlayabilir. Yeniyıl gecesi tabii ki tatlısız olmamalı. Sütlü tatlıların ya da klasik Türk tatlılarının ötesinde yılbaşı için bol çikolatalı bir pasta öneriyorum. Çeşitli süsleme yöntemleri ile evde pratik şekilde eğlenceli bir pasta yapabilirsiniz. Saat 24:00 sonrası kesilecek pasta ve yanında ikram edeceğiniz kahve konuklarınızın yeniyıla tatlı bir başlangıç yapmalarını sağlayacaktır. Ne pişirirseniz pişirin, nasıl hazırlanırsanız hazırlanın yeni yıla tatlı girin, mutlu girin... Size bereketli, kalabalık ve doyumsuz sofralar diliyorum. Sağlıkla & afiyetle kalın...


İNCELEME

ŞENLİKLİ BİR CİNAYET Gilbert Adair

“Sözde rakiplerimden birinin kibirli bir sözünü aşıracağım; gri hücreciklerimi farklı yöntemlerle uygulamaya karar verdim.”

BANU HIDIRLAR birazsoylebirazboyle.blogspot.com

Polisiye türüne merak salmış olup

Yazar bu kitapları adeta polisiye türüne ve

Agatha Christie okumayan ve ona hayranlık

yazarlarına selam için yazmış.

duymayan var mıdır ? Sanmıyorum. Daha kitabın kapağını açmadan, orjinal ismi Peki polisiye türünde kitaplar yazıp Agatha

ile Agatha Christie’yi anmamıza sebep olu-

Christie’den etkilenmemiş ve ona eserlerinde yor. selam göndermemiş ya da teşekkür etmemiş bir yazar var mıdır ? Zor bir ihtimal.

Kitap,

1930’lu yıllarda, Noel arifesinde,

Dartmoor’da geçen bir hikaye. Noel tatilini Ancak bunlardan bir tanesi tabir yerindeyse

geçirmek için Albay ffolkes ve ailesine ait

durumu biraz abartmış ve ortaya her ne ka-

malikanede bir araya gelen birkaç dostun

dar bir cinayeti anlatıyor olsa da çok eğlen-

kendilerini bir anda cinayet soruşturması içe-

celi bir kitap çıkmış.

risinde bulmasını anlatıyor.

Şenlikli Bir Cinayet (orijinal ismi The Act of Roger Murgatroyd), Gilbert Adair’in Evadne Mount üçlemesinin ilk kitabı.


Albayın konukları, tatil için geldikleri malikanede bir sabah uyandıklarında bir önceki gece davetli olmadığı halde Albay’ın kızı ile eve gelmiş olan Raymond Gentry’inin bir cinayete kurban gittiğini öğrenir. Raymond, malikenin tavan arasında vurulmuştur. Ancak olayda bir gariplik vardır; tavan arasının kapısı içeriden kilitlenmiştir. Pencere ya da tavan ise birinin dışarı çıkması için uygun değildir. Raymond, bir önceki gece konuklar ile ilgili bildiği sırlar nedeniyle herkesi üstü kapalı da olsa sözlü taciz etmiştir. Konuklara ait sırları onların anlayacağı şekilde dile getirmiş ve hepsinin nefretini kazanmıştır. Yani tüm konukların cinayeti işlemek için geçerli sebepleri vardır. Şiddetli kar yapışı ve kapanan yollar nede-

Yazar,

kitapta eğlenceli öğeleri sıklıkla

niyle yetkili herhangi birine ulaşamayacakla- kullanmış olsa da konunun ve polisiyenin rını anladıklarında, malikaneye yakın komşu- hakettiği değeri de tam olarak vermiş. ları, emekli Scotland Yard komiseri Trubshawe’den yardım isterler.

Hem finale kadar katili merak etmemizi ve sürekli farklı birinden süphelenmemizi sağla-

Trubshawe, resmi olmasa da bir soruşturma

yan hem de soruşturmadaki insanların çare-

başlatır ve tüm konukları bir arada sorgula-

sizliğini hissettiren bir kitap.

maya başlar. Zaman ilerledikçe bir önceki gece -üstü kapalı da olsa- Raymond tarafın-

Özellikle bulunduğu yerden ayrılamayan, kar dan tehdit edilen tüm konuklar, Raymond’un fırtınasında bir evin içinde adeta hapsolmuş öğrenmeyi başardığı sırlarını anlatmaya baş- aynı zamanda da katille aynı ortamda bulular.

nan insanlardan biri gibi hissediyorsunuz.

Trubshawe, konuklardan biri olan polisiye yazarı Evadne Mount’un yardımı ile olayı çö-

Serinin ilk kitabı 2006 yılına ait ancak ülke-

zer.

mizde YKY tarafından ve 2010 yılında basılmış. Umarım diğer iki kitabı çok uzun süre beklemek zorunda kalmayız. Keyifli okumalar.


RAFLARDA BANU HIDIRLAR www.birazsoylebirazboyle.blogspot.com

Juliet Çıplak

Bir Düş İçin Ağıt

Nick Hornby

Hubert Selby Jr.

Brooklyn'e Son Çıkış adlı kült kitabın yazarı Hubert Selby Jr. Duncan ile Annie, yerleştikleri küçük sahil kasabasında hem hayatlarını hem de 15 yıllık monotonlaşmış ilişkilerini sürdürmeye çalışmaktadır. Duncan'ın tek özel uğraşı yirmi yıl önce yaptığı Juliet albümünden sonra hiçbir şekilde ortalarda görünmeyen, hakkında türlü efsaneler yaratılan, münzevi müzisyen Tucker Crowe'dur.

bu kitabında yine, kendi dünyasına ait yeraltı insanlarının; kaybolmuşların, baştan çıkarılmışların, vicdansızların, insafsızların hayatına sokuyor bizi. O müthiş sevgi, bağışlayıcılık ve şefkatiyle yine insani olmayanı insanileştirerek... Bir Düş İçin Ağıt dört insanın uğradığı yıkı-

Annie ilişkilerini, Duncan ile yaşadığı yılları ve onun anlamsız takıntılarını sorguladığı günlerde sürpriz bir biçimde Tucker ile tanışma şansı yakalar.

mın izini sürüyor; üçü genç biri yaşlı.

Bütün ilişkilerini eline yüzüne bulaştırmış eski bir müzisyen kendine yeni bir şans ararsa ne olur?

layıp bir TV şovuna çıkmaktır. Keş oğlu

Peki ya kilometrelerce uzaktaki huzursuz, çocuksuz bir kadın bir değişiklik ararsa?

birlikte bir uyuşturucu işi tezgâhlamaktadır.

Juliet Çıplak, müzik, aşk, yalnızlık ve başkalarına bağımlı yaşamak üzerine çok güçlü, eğlenceli ve akıcı bir roman.

geçmiş dörtlüye kalırsa, yaşadıkları anlık

Nick Hornby'nin o çok sevilen kaleminden!

Brooklyn'in yoksul mahallelerinden birinde, Coney Island'da, yalnız yaşayan bir dul olan Sara Goldfarb'ın en büyük hayali zayıfHarry ise kısa yoldan köşeyi dönmek için, kız arkadaşı Marion ve kankası Tyrone'la Parlak bir gelecek beklentisiyle kendinden aksilikler gelip geçici yol kazalarıdır. İşler günbegün daha da kötüye giderken, aslında kendi uğursuz kâbuslarını yarattıklarını kabul etmek yerine, bağımlılıklarının açtığı dehşet çukuruna daha da gömülürler...


Şimdi ve Daima

Neşter Müziği

Ray Bradbury

David Carnoy

Şimdi ve Daima, bilimkurgunun en büyük isimlerinden Ray Bradbury'nin, bambaşka dünyalara ait iki kısa romanını bir araya getiriyor. Leviathan '99, Herman Melville'in Moby Dick'inin şaşırtıcı, usta işi bir uyarlaması niteliğinde. Kaptan Ahab'ın yerini çılgın bir uzay gemisi kaptanı, Beyaz Balina'nınkini de dev bir kuyruklu yıldız alıyor. Ray Bradbury, Moby Dick'in anafikrini olduğu gibi koruyarak, insanoğlunun tutkularının sınır tanımazlığını uzayın derinliklerine taşıyor.

Baykuşlar Öterken Janet Frame Baykuşlar Öterken, 1940'larda Yeni Zelanda kırsalında yaşayan yoksul ama eğitimli bir işçi ailesinin beş çocuğunun, özellikle de hassas ve duygusal Daphne'nin zor koşullarda büyüyüp yetişkinliğe adım atışının trajik öyküsünü anlatıyor. İlk romanı Baykuşlar Öterken'de şiirle düzyazıyı bir arada kulllanan, klasik anlamda bir olay örgüsü kurmaktan kaçınan Janet Frame, yarattığı zaman ve mekân üstü dünya aracılığıyla birey olmanın değerini, çocukluğun örtülü hüznünü ve akıl sağlığıyla delilik arasındaki belirsiz sınırı sorguluyor.

Neşter Müziği... Doktor ve hastası, suçlayan ve suçlanan, av ve avcı gibi ikililerin birbirleriyle amansız bir mücadele verdikleri, soğuk hastane koridorlarından çığırından çıkmış gençlik partilerine uzanan, nefes kesici temposu ve şok edici sonuyla akıllara durgunluk veren bir gerilim romanı...

Gölün Sırrı Jenny Erpenbeck

Roman sanatı geçtiğimiz yüzyılda büyük dönüşümler yaşadı. Olanakları sürekli olarak denendi, sınırları uç noktalara doğru genişletildi. İşte Erpenbeck'in Gölün Sırrı da yirminci yüzyılın bu deneysel çabalarının bir mirasçısı. İnsan okurken Fransız Yeni Roman geleneğini hatırlıyor: Özellikle de Sarraute'u, Claude Simon'u, Michel Butor'u. Gölün Sırrı, Berlin yakınlarındaki bir koruya yakın, göle hâkim bir evin hikâyesi aslında. Hikâyenin sabit unsuru ev; ama bu ev aracılığıyla, iki savaş arası Almanyası, 3. Reich, Nazizm, Doğu Almanya tecrübesi ve şimdiki zaman şiirsel bir anlatımla birleşiyor. İnsanlar geliyor, geçiyor; hayatlar kuruluyor, hayatlar dağılıyor; açıkçası, bu romanla Erpenbeck, doğanın insani bir tarihini kurmayı beceriyor. Ne kadar da eğretiyiz bu dünyada.


BU AY VİZYONDA MÜGE KARAHAN www.yemekbahane.blogspot.com

Av Mevsimi Gösterim tarihi : 3 Aralık 2010 Yapım : 2010 , Türkiye Yönetmen: Yavuz Turgul Oyuncular: Şener Şen , Cem Yılmaz, Çetin Tekindor, Okan Yalabık, Melisa Sözen Büyük merakla beklenen bir film. Dev isimleri biraraya getiren film, bir cinayet araştırması sırasında hayatları altüst olan üç polisin hikayesini anlatıyor.

Memlekette Demokrasi Var Gösterim tarihi : 3 Aralık 2010 Yapım : 2010 , Türkiye Yönetmen: Süleyman Nebioğlu Oyuncular: Müjdat Gezen , Şafak Sezer, Tamer Karadağlı, Sümer Tilmaç, Gülçin Santırcıoğlu Adnan Menderes’i Yassıada’dan kurtarmaya kalkan bir delinin maceraları. Deli Baradan, 100 bin çöp kibrit bulup bomba yapacak ve bir denizaltı dehlizinden geçerek bombayı Yassıada’da patlatacaktır. O kargaşada Menderes aynı dehlizden kaçacaktır.

Turist Gösterim tarihi : 10 Aralık 2010 Yapım : 2010 , ABD, Fransa Yönetmen: Florian Henckel von Donnersmarck Oyuncular: Johnny Depp, Angelina Jolie, Paul Bettany, Kırık kalbinin acısını dindirmek için İtalya’ya giden Amerikalı turist Frank’in hayatı karşısına olağanüstü bir kadının çıkması ile değişir. Elise’nin Frank’in karşısına çıkması aslında bir tesadüf değildir. Frank, bu ilişkinin ardından koşarken aslında etrafında tehlikeli entrikalar dönmektedir


Narnia Günlükleri : Şafak Yıldızı’nın Yolculuğu Gösterim tarihi : 10 Aralık 2010 Yapım : 2010 , ABD Yönetmen: Michael Apted Oyuncular: Ben Barnes, William Moseley, Skandar Keynes, Anna Popplewell, Georgie Henley

Lucy ve Edmund sevilmeyen kuzenleri Eustace ile beraber Narnia'da Şafak Yıldızı adı verilen Prens Kaspiyan'ın gemisi ile yedi kayıp Narnia Lordlarını ararlar.Başlarına bir sürü olay gelir. Tüccarlar tarafından kaçırılırlar.Bu yolculukta ejderhalar adasına uğrarlar ve orada mızmız kuzenleri Eustace hırsına yenilerek ejderha olmaya mahkum olur. Ama Eustace'in aklı başına gelince ejderha büyüsü kalkar.Bir Su Yılanı ile karşılaşırlar, savaşırlar ve yolculuğun en sonunda en sonunda Aslanla karşılaşırlar iki kardeş yine Dünya'ya döner Kaspiyan Ramandu'nun kızı ile evlenir ve Rilian adında bir oğlu olur.

The Reef Gösterim tarihi : 10 Aralık 2010 Yapım : 2010 , Avustralya Yönetmen: Andrew Traucki Oyuncular: Adrienne Pickering, Damian Walshe-howling, Gyton Grantley, Kieran Darcy-smith, Zoe Naylor Köpekbalığı filmi sevenler için ... Kate, kardeşi Matt ve kız arkadaşı Suzie ile birlikte Avustralya’ya Kate’in eski sevgilisi Luke’u görmeye giderler. Luke, onlara bir hafta sürecek bir tekne seyahati teklifi sunar. Plana göre bir haftada Endonezya’ya varacaklardır, fakat Avustralya kıyılarındaki Büyük mercan kayalıkları bölgesinde beklenmedik bir sorunla karşılaşırlar. Yelkenlinin salması parçalanır ve alabora olur. Tek şansları teknenin üstünde kalmak ya da en yakın adaya kadar yüzmektir. Bir kişi dışında hepsi adaya yüzmeye karar verirler. Oysa ki büyük bir köpekbalığı tarafından takip edildiklerini bilmemektedirler....


Love and Distrust Gösterim tarihi : 22 Aralık 2010 Yapım : 2010, İngiltere Yönetmen: Daisy Gilli Oyuncular: Robert Pattinson, Robert Downey Jr., Sam Worthington, James Franco, Amy Adams Dram ve romantizm ağırlıklı film özellikle kadrosu ile merakla beklenen filmler arasında. Aşkın tutku ve tehlikelerini farklı formlarda masalsı bir şekilde anlatıyor. Henüz yirmili yaşlarındaki bir grup genç ve güzel insanın hayatlarını anlatan beş ayrı hikayeyi aktarıyor.

Zor Baba 3 (Little Fockers) Gösterim tarihi : 24 Aralık 2010 Yapım : 2010, ABD Yönetmen: Peter Segal, Paul Weitz Oyuncular: Robert De Niro, Dustin Hoffman, Ben Stiller,Jessica Alba, Owen Wilson

Aradan geçen 10 yıl, karısı Pam’le yaptıkları iki küçük Focker ve aşılan sayısız engelden sonar, Greg nihayet asabi kayınpederi Jack’in güvenini kazanır. Fakat para sıkıntısı çeken babamız, bir ilaç şirketinde ikinci bir işe girdiğinde, Jack’in en sevdiği erkek hemşireyle ilgili şüpheleri tekrar baş gösterir.

Gulliver’s Travels Gösterim tarihi : 29 Aralık 2010 Yapım : 2010, ABD Yönetmen: Rob Letterman Oyuncular: Emily Blunt, Jack Black, Amanda Peet, Jason Segel, Billy Connolly

Yaptığı seyahatleri yazan Lemuel Gulliver, bağlı olduğu acente ile Bermuda'ya gitmek üzere anlaşır. Ancak yolculuğu beklediği gibi geçmez ve Gulliver gözünü küçük insanların yaşadığı Liliput Adası'nda açar.


Çapkın Gösterim tarihi : 24 Aralık 2010 Yapım : 2009, ABD Yönetmen: David Mackenzie Oyuncular: Ashton Kutcher, Laura Linney,Sebastian Stan, Margarita Levieva, Anne Heche

Nikki muhteşem yakışıklı, hayatının devamını kadınların istediklerini vererek sağlayan ama jigolo olmayan seksi bir dolandırıcıdır. Nikki'nin son zaferi, daha önce hiç sahip olmadığı kadar çok şey vaadeden orta yaşlı avukat Samantha'dır. Ancak daha sonra Nikki, kendisiyle aynı yaşta olan güzel garson Heather ile tanışır. Samantha'nın yurt dışında olduğu bir zamanda Heather, Nikki'yi Samantha'nın evinde ziyarete gelir. Nikki'nin bilmediği şey ise Heather'ın da kendisi gibi oyun oynadığıdır. Samantha eve döndüğünde Nikki'nin kendisini aldattığını görür ve her şey bundan sonra başlar…

Aslı Gibidir Gösterim tarihi : 31 Aralık 2010 Yapım : 2010, Fransa, İran, İtalya Yönetmen: Abbas Kiarostami Oyuncular: Juliette Binoche, Adrian Moore, Agathe Natanson, Angelo Barbagallo, Filippo Trojano, Gianna Giachetti, William Shimell Toskana'da aşk başka nasıl anlatılır? Aşk yuvası küçük oteller, kafelerde birbirinin gözüne bakan âşıklar... Bir çift gibi görünmeye çalışan bir kadın ve bir erkek... Adam, bir konferansa konuşmacı olarak katılan İngiliz bir yazar; kadın, Fransa'dan gelen bir sanat galerisi sahibi. İşte herhangi bir zaman, herhangi bir yerde, herhangi birinin başına gelebilecek bir öykü...

Kaynak:www.sinemalar.com


NOSTALJİ FİLM KÖŞESİ

Şahane Hayat (1946) “Unutma ki, kimse dostu olduğu için kaybetmez.” BANU HIDIRLAR Birazsoylebirazboyle.blogspot.com

It’s a wonderful life, en sevdiğim yönetmenlerden Frank Capra’nın en sevdiğim

Yılbaşı gecesinde neler yaparsı- filmi. nız ? Dışarı çıkmak ya da arka-

Philip Van Doren Stern 'in “The Greatest

daşlarla evde bir araya gelip eğlenmek mi-

Gift” isimli hikâyesinden uyarlanan 1946

dir favoriniz? Yoksa ailenizle birlikte sakin

yapımı bir film.

bir akşam

geçirmek mi keyiflidir sizin

için? Belki de hiçbir şey yapmayıp o günü

Başrollerinde döneminin en yakışıklı, başa-

diğerlerinden farksız kılmak mı?

rılı ve sevilen oyuncularından biri var,

Bu sene için size muhteşem bir önerim var! James Stewart. İster ailenizle, ister yalnız ya da arkadaşlarınızla birlikte bu filmi izleyin. Mutluluk garantisi veriyorum!


George Bailey, Bedford kasabasında yaşayan Tam denize atlamayı düşündüğü esnada ve sürekli seyahat etme hayali olan biridir.

kendisini kurtarmak için yer yüzüne gönderi-

Çocukluğundan itibaren seyahat edeceği

len Clarence ondan önce suya atlayıp

günlerin hayali ile yaşamıştır. Kardeşinin ev- George’un kendisini kurtarmasını ve dolayılenip farklı bir kasabaya taşınması nedeniyle sıyla da intihardan vazgeçmesini sağlar. babasından kalan Bailey İnşaat ve Kredi Birliğinin başına geçmek zorunda kalır.

Clarence, henüz kanatlarını almaya hak kazanamamış 2.sınıf bir melektir.

Bu geçiş seyahat, üniversite ve mimarlık ha- Tanrı ile yaptığı anlaşmaya göre kanatlarını yallerinin de sonu olmuştur. Bedford’ta kal-

alabilmesi için George’u ikna etmek ve yaşa-

manın tek getirisi çocukluğundan itibaren

mının değerini ona göstermek zorundadır.

kendisine aşık olan Mary ile evlenmesi olur.

Bunu sağlayabilmek için, öncelikle George’u kendi varlığına inandırması gerekmektedir.

Bailey İnşaat, kasabanın kötü adamı Potter tarafından yapılan tacizlere ve ekonomik sı-

Ancak bu sandığı kadar kolay olmaz. Ardın-

kıntılara rağmen kasaba halkının büyük ço-

dan George’un “keşke dünyaya hiç gelme-

ğunluğunu ev sahibi yapmayı başarır. Potter, seydim” düşüncesini dile getirmesi ile ona neredeyse kasabadaki tüm dükkanları ve

eğer dünyaya gelmemiş ve yaşamamış ol-

bankayı dahi ele geçirmeyi başarmış bir ban- saydı, sevdiklerinin ve yaşadığı dünyanın nakerdir.

sıl bir yer olacağını göstermeyi dener.

Her yenilgiden sonra biraz daha öfkelenip daha fazla açık yakalamaya çalışır. Açığı ya-

Filmin açılış sahnesinde birçok insanın sade-

kalaması ise uzun sürmeyecektir. Bailey İn-

ce tek bir insanın iyiliği için dua ettiği ve ar-

şaat’ın ortaklarından Billy Amcanın yaptığı

dından Tanrı ile meleğin konuşmaya başladı-

bir unutkanlık nedeniyle firmaya ait önemli

ğını görürüz.

bir para Potter’ın eline geçer.

Bu sahne, filmi dönemine ait diğer filmlerden ayırmak için yeterlidir sanırım.

Potter bu fırsatı sonuna kadar kullanır ve he- George ile Clarence’ın tanışması ile finale saplardaki açığı banka müfettişlerine haber

yaklaşılan her sahne ise enfes bir tat bırak-

verir. Paranın bulunamaması hem şirketin

maya başlar.

iflasına hem de George’un hapis cezası almasına sebep olacaktır. Tüm gün boyunca

İçinize işleyecek olan bu “mutlu” filmi izle-

aradıkları halde parayı bulamazlar.

mek için –daha fazla- gecikmeyin.

Billy Amca parayı nerede bıraktığını hatırla-

Keyifli seyirler.

yamaz. İflas ve hapis düşüncesinin yaşattığı strese dayanamayan ve çözüm bulamayan George, intihar etmeye karar verir.


BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ? SEDA ASOLAR www.sedasolar.blogspot.com

Antalya/Patara doğumlu Noel Baba’nın gerçek adının Aziz Nikola olduğunu ve 65 yaşında iken 6 Aralık günü Demre’de öldüğüne inanıldığını,

Birçok ülkede 25 Aralık günü, aile fertleriyle bir araya gelinmesi için Noel Yemeği hazırlandığını,

Yine birçok ülkede Noel arifesi gecesi evlerde Noel Baba ve geyikleri için yiyecekler bırakıldığını. (ABD'de yaygın uygulama süt ve kurabiye bırakmaktır. İngiltere'de ise likörlü şarap (şeri), meyveli tart ve havuç bırakılır)

Türkiye'deki en büyük Hıristiyan grup olan Ermeniler’in Noel'i 6 Ocak tarihinde kutladıklarını,

Noel’in Hindistan ve Malezya gibi Hıristiyanların azınlıkta olduğu birçok ülkede resmi tatil olarak kabul edildiğini,

Noel sezonunun, birçok ülkede ekonominin canlandığı bir dönem olduğunu

İngiltere ve Galler'de küçük işletmeleri korumak maksadıyla, 2004 Noel Ticaret Yasası kapsamında, Noel'de bütün büyük dükkânlara ticaret yasağı getirildiğini.


TARİHTE BU AY BANU HIDIRLAR www.birazsoylebirazboyle.blogspot.com

İlk Sesli Türk Filmi—1 Aralık 1931 İSTANBUL SOKAKLARINDA / 1931 - İpek Film Kurumu Yönetmenliğini Muhsin Ertuğrul’un yaptığı film, İstanbul, Bursa, Kahire, İskenderiye ve Atina’da çekilmiştir. Filmin dahili sahneleri ise seslendirilmesinin de yapıldığı Paris Epinay Stüdyoları'nda çekilmiştir. İlk gösterim: 2 Aralık 1931 İstanbul Beyoğlu Melek sinemasında yapılır. Oldukça karmaşık ve ayrıntılarla dolu olan senaryosuna rağmen film, ilk sesli Türk filmi olma özelliği ve Türkiye, Mısır ve Yunanistan'dan seçilmiş oyuncularla çevrilmiş olduğundan halkın ilgisini çeker. İlk sesli filmimizde Türkçe ve yer yer Rumca, Arapça, Fransızca konuşmalar yer alır.

10 Aralık 1901, İlk Nobel Ödülleri verilmiştir. Nobel Ödülü, Alfred Nobel tarafından kurulan derneğin verdiği, insanlığa hizmet edenleri ödüllendirmek amacını taşıyan prestijli bir ödüldür. İlk Nobel ödülleri 1901 tarihinde verilmeye başlanmıştır. Nobel ödülünün kaynağı dinamit ticaretidir. Alfred Nobel dinamiti icat ettikten sonra Avrupa'da savaşan taraflara satarak milyonlarca dolar kazanmış ve vasiyeti gereği bu ödülü armağan etmiştir. 1901 İlk Nobel Ödülleri ; Nobel Edebiyat Ödülü – Sully Prudhomme Nobel Fizyoloji / Tıp Ödülü - Emil Adolf von Behring Nobel Fizik Ödülü - Wilhelm Conrad Röntgen Nobel Kimya Ödülü - Jacobus Henricus van 't Hoff Nobel Barış Ödülü - Jean Henry Dunant


AYIN BLOGU

“Yasemin Mutfakta” ve “Özel Pastam”

Bloglarının Sahibi

ile Özel Ropörtaj MÜGE KARAHAN Www.yemekbahane.blogspot.com

Bu röportajı hazırlarken benim için soru sormak çok zorlayıcı oldu diyebilirim. Zira çok yakından tanıdığım, benim için ismi gibi “Özel” biri olduğundan dolayı hikayesine ve gelişimine az çok tanık olduğum biri

Bu ay Ajanda’da yılbaşı rüzgarı esiyor. Caddeler, sokaklar, vitrinler, binalar renklenirken sofralara da bir cümbüş geliyor, yeşil kırmızıya karışıyor, mutfaklar şenleniyor.

Yasemin. Eğer sıkı bir yemek bloğu takipçisiyseniz onun bloglarını görmemeniz sanırım pek mümkün değildir. Kendine has bir tarzı ile isterseniz bir de kendisi anlatsın önce kısaca yolculuğunu..

Biz de bu şenlikli ortamda son derece Yasemin, yılbaşı denince aklıma ilk sen geldişenlikli bir konuyu gündeme almak istedik ve ğin için (bana bir sepet kurabiye gönderirsin bu konuya dair önemli temsilcilerden birini artık:) Aralık sayısının içeriğini oluştururken Ajanda’nın Aralık sayısına konuk etmeye hemen konuya talip oldum. Sen de beni karar verdik. kırmadın bu yoğun döneminde vakit ayırdın, Yaptığı nefis yemekleri, yaratıcı ve cesur tarifleri, okuyucularını bilgilendirmeyi amaç edinmiş projeleri, rengarenk pasta ve kurabiyeleri ile ve en önemlisi de tüm bunları yapmasına olanak sağlayan renkli kişiliği ile Yasemin Özel Bölükbaş bu ayki konuğumuz hem de tek değil iki bloğuyla… “Yasemin Mutfakta” ve “Özel Pastam” ile…

teşekkür ediyorum.


Ajanda okuyucularına anlatır mısın biraz Yemek yapmayı ve insanları doyurmayı çok lütfen, neden blog yazmaya başladın?

seviyorum. Baktım ki sofralarda da bol bol

Sen bilgisayar mühendisisin, belki bazı

yaptıklarımı anlatıyorum. O zaman en güze-

okuyucuların bilmiyor olabilir, bu kadar

linden bir yemek blogum olmalı ki bu anlat-

teknik donanımlı bir meslekle uğraşır-

tıklarım bir yerde saklanmalı dedim kendi

ken nasıl başladı bu yolculuk?

kendime.. ve başladı Yasemin Mutfakta…

Blog yazmak.. Aslında hemen hemen her kız Bloğunda belirgin bir üslup güdüyor çocuğu gibi bende tüm öğrencilik hayatımda

musun? Yani benim bloğumda bunlar

günlük tutanlardanım. Tabii bunun adı gün-

olmalı ya da olmamalı dediğin şeyler var

lük aslında ben onu haftalık, aylık, periyot-

mı?

larda hatta bazen de anlık periyotlarda yazıyordum. Sonra iş hayatı girince devreye

Çok kesin çizgilerim yok. O anda içimde ne

günlüğümde kalktı rafa..

varsa blogumdada o var. Ama her zaman

Ama içimde birşeyler eksiltmiş olacakki, ilk blogları keşfettiğimde balıklama atladım bu

dürüstlük var blogumda. Hiç abartma yok. Yalan yok.. Ne hissediyorsam onu yazıyo-

dünyaya. Ancak bu sefer belirgin bir konuda

rum. En çok sorun yaşadığım tarifi anlatırken

olsun istedim günlüğüm.

bile yaşadığım sorunu harfi harfine yazıyorum.


Eğer ben yaşadıysam sorun olurda biri tarifi denerse o da yaşayabilir, bunun için ben tüm kartlarımı açık oynarım blogumda.. Ve en net olduğum konu kendi uyguladığım tarifi yazıyorum her zaman. Başkasının yaptıklarını değil kendi yaptığım halini yayınlıyorum her zaman. Bu konuda tavizim yok. Yasemin Mutfakta’yı kaç senedir yazıyorsun? Bloğunun sana ne gibi katkıları oldu? Bir baktım da sayfama.. 2007, 23 Mart be-

Paylaşmayı öğrenmem. Ve elbette paylaştıklarımın kıymet görmesi ve bunun verdiği ma-

nim başlangıcım. Bir koç burcu oluyor

nevi haz. İlk yorum aldığım günden beri aldı-

blogum bu durumda.

ğım her yorum beni heyecanlandırıp mutlu

Blogumun bana en büyük katkısı elbette

ediyor. Ama hepsinden öte bu sonsuz inter-

içimde yazma aşkını tatmin etmesi.

net dünyasında benden bir parçanın kalıcı olması, işte bana kattığı en büyük nimet..

Okuyucularınla aranda nasıl bir iletişim var? Genelde bir okuyucu neden Yasemin Mutfakta’yı takip ediyor? Sanırım benim dürüstlüğümü seviyorlar. Tariflerimde verdiğim detaylar ve her aşamanın özenle anlatılması en çok takdir görülen kısmı. Hemen hemen her okurum tariflerimi uyguladığında benimle aynı sonucu alıyor bu da onlarda güven oluşturuyor. Ve haliyle beni sevmeye başlıyorlar.. Sırf tarifler değil, yazılarımı da çok seven var. Hatta uzun bir sure fotoğraf makinemde arıza olduğunda “lütfen fotoğrafsızda olsa sen yaz, biz senin yazılarını özledik..” dedi bir çok okurum.. Bunu duydum ya ötesi yok benim için… şimdi kafama estikçe resimli resimsiz yazıyorum, artık benim onlara karşı bir sorumluluğum var


Bir seneden fazla zamandır da “Özel Pastam” hayatta... Nedir Özel Pastam’ın hikayesi? Özel Pastam. İştee bu benim artık ekmek teknem.. Pastacılık işine girdiğimde bunu Yasemin Mutfakta sayfasından ayırmak istedim. “Yasemin Mutfakta” benim yaşam blogum, yaşadıklarımı hazırladığım tarifleri paylaştığım, tariflerin uygulanabilir olması gerektiği bir blog. Pastaları yayınlamaya başladığımda bunlar herkes tarafından uygulanabilir olmuyorlar. Bu da beni yazılarım ve tariflerim için takip eden insanlara haksızlık oluyordu. Profesyonel olarak yönlenmek istediğim butik pastacılık işine ayrı yer vermek istedim. Ve bu şekilde üç kafadar (Sen, Müge Hüner ve ben ) kafa yorarak bulduğumuz isimle hikayesinin başlangıcını yapmış olduk… Dilerim hiç bitmeyen bir hikayesi olur henüz daha çok başında.. Blog camiasında pasta ve kurabiye koNe zamandan beri pasta yapıyorsun?

nusunda da kendini geliştirmiş bir sürü

Güzel yemek yapıyor olmak mı berabe-

kişi var. Bu sektörün son dönemde bu

rinde getirdi pasta merakını?

denli hareketlenmesini neye bağlıyorsun?

Aslında ben 2008 Kasım’ına kadar hayatımda hiç pasta yapmadım desem inanır mısınız?

Pastacılık Türkiye’de daha çok pastanelerin tekelindeydi. Özellikle de bu tarz süslü pas-

Gerçekten bir pandispanyı yapıp arasına kre- talar bilinen tanıdık pastaneler tarafından ma sürüp, üzerini krema ile sıvayıp süsle-

yapılır çoğu insan bunu erişilemez, ulaşıla-

mekten bahsediyorum. Hakiki pastadan

maz zannederdi. Hatta kesinlikle evde yapı-

yanii.. Benim ilk pastam Kasım 2008 de ya-

lamaz diye düşünürdüm ben bile..

pıldı. Yemekten çok farklı bir uğraşmış meğer. Her çeşit tatlıyı yapıyordum ama hiç

Ancak yaygınlaşan internet kullanımı ve bilgi paylaşımı siteleri sayesinde aslında bunun

pasta yapmamıştım. Şeker hamurlu pasta-

çok da zor olmadığı ve bir şekilde isteyen bi-

larla tanışınca dedim ki “bundan bende yap-

raz da elinin marifeti olan çoğu insanın bunu

malıyım”. ..

yapabileceği gösterildi.


Haliyle biraz mutfağa meraklıysanız siz de pastanızı kendiniz yapmak ister oldunuz.. birde baktık ki sadece kendimize değil çevremize de yapar olduk.. Özel Pastam’ı “özel” yapan nedir? Pasta ve kurabiyeleri yaparken nasıl hareket ediyorsun? Bir pastayı yapmaya başlamadan önceki ve yapım sürecindeki hazırlıkların neler oluyor? Özel pastamı özel yapan, tamamen kişiye özel hareket ediyor olmam. Pastanın sahibinin istekleri doğrultusu her pastanın hikayesini oluşturuyorum. Bunun içinde blogumda sadece pastaları değil o pastanın bendeki çağrışımlarını da anlatıyorum. Siz bana hikayenizi anlatın ben onu pastaya dönüştüreyim… Pastayı oluşturmaya başlamadan önceki en önemli aşama tüm malzemeleri taze olarak almam ve taze pişirmem.


Hiç bir malzemem önceden hazırlanıp dondurulup daha sonra kullanılmıyor. Her siparişin keki, kreması sipariş tesliminden önce pişiriliyor. Ve elbette tüm malzemelerim ev tipi ürünler, yumurta, süt, krema.. hepsi bilinen güvenilir markalar. Siparişin tesliminden 3 gün önce giriyorum mutfağa.. Pandispanyayı pişiriyorum. En az 1 gün işlenmeden dinlenen pandispanya daha lezzetli olur. 2 gün öncesinde kremasını pişirip soğutuyor, pandispanya ile buluşturuyorum.. En az 1 gece pasta süslenmeden önce bu şekilde dinleniyor. Böylece kremanın lezzeti keke işliyor ve bütünleşiyorlar.. Teslimden bir gün önce de sıra süslemelere geliyor ve teslim günü pasta tüm lezzetleri

Sonra iş yerinde bir arkadaşım, senelerce iş

içine işlemiş bir şekilde kutulanıp hazır halde

yerine bol bol yiyecek taşıdığımdan, elimin

yenilmeyi bekliyor..

lezzetini bildiği için ilk pasta siparişini verdi bana..

Bütün bunları evinin mutfağında

Nette ilk sipariş pastamı gören yabancı beni

yapmadığını biliyorum. Bize biraz

tanımayan ama bana fazlasıyla güven aşılan

atölyen hakkında bilgi verir misin?

biride çok ısrar ederek ilk resmi müşterim

Hobiden profesyonel hayata geçişin

oldu..

nasıl oldu?

İlk anneler gününde evimde hem mutfağım hem salonum i-na-nıl-maz şekilde

Herşey evimin mutfağında başladı aslında.

dağılınca.. haliyle büyümekte olan paşamın

İlk kez yeğenime pasta yapıp da onu nette

da bu dağınıklığın üzerine tuz biber

yayınladığımda aklımda hiiiçç bunu iş olarak

ekmesiyle bu işin artık evde olmayacağını

yapmak yoktu.

anladım. O zaman ciddi bir şekilde artık amatörlükten

Pastadan evvel kurabiye denemelerim oldu-

profesyonelliğe geçmek üzere evimin alt ka-

ğunda iş yerinde arkadaşım kızının ilk yaş

tındaki daireyi atölyem olarak tuttum. Böy-

doğumgünü için “hadi sen yap benim kurabiyeleri” dedi.. Böylece ilk siparişimi aldım.

lece hem evimle hem de atölyemle ilgilenme başladım.. Elbette dağınıklığı atölyede bırakarak ;)


Aralık ayındayız ve son dönemde

Yılbaşında çocuklarına evde pratik ama

yılbaşı trendi pasta ve kurabiyelere de

süslü kurabiyeler yapmak isteyen

yansıdı. 2011 için ne gibi hazırlıkların

annelere tavsiye edeceğin uygulaması

oldu, bize biraz 2011 pasta ve kurabiye kolay önerilerin olabilir mi? dizaynlarından bahseder misin?

Senden biraz tüyo alabilir miyiz?

Seneler geçtikçe pastalardaki süslemelerin

Elbette.. En çok kullandıkları, merdane ile

azaldığına tanık oluyoruz. Bol fırfırlı bol

açılan, kurabiye tarifini bu sefer şekilli kura-

çiçekli bol kremalı pastalar artık arşivlere

biye kalıpları ile kessinler.

kalkıyor. Daha elit, daha şık tasarımlar, çok renklendirmenin yerine tek rengin geçiş Erittikleri çikolata ile süslesinler arzu edertonları, tüm pastanın süslenmesi yerine tek lerse pasta malzemesi satan yerlerden şebir köşede buket halinde tasarımlar dikkat

ker hamuru alıp bu kurabiyeleri şeker ha-

çekiyor. Ya da tüm pasta bir bütün halinde

muru ile de süsleyebilirler..

bir hayatı anlatıyor. Bende 2011 için sade ama etkili tasarımlar üzerine araştırma halindeyim.. ve elbette daha başarılı modellemelerle daha detaycı çalışmalar üzerindeyim..


Yılbaşı için senin enfes pasta ve kurabiyelerinden almak, hediye etmek isteyen okurlarımız nasıl hareket etmeliler? Sipariş süreci ve fiyatlandırma hakkında bize biraz bilgi verebilir misin? Yılbaşı için bana 20.Aralık.2010’a kadar kesin siparişlerini geçmeleri gerekiyor. İsterlerse mail (ozelpastam@hotmail.com) atabilirler isterlerse telefonla (0531 285 37 79) ulaşabilirler. İstedikleri konsepte göre pastalarda fiyat aralığı dilim başına 8-15 TL arasında, kurabiyelerde de adet 3-6 TL arasında değişmektedir. Henüz bu sene konsept çalışmalarımı yayınlamadım ama ona göre paket fiyatlarımda oluşacak. Yani beni izlemeye devam etsinler.. Bu keyifli sohbet için ve 2011 yılbaşı hazırlıkları için sana tekrar teşekkür ediyoruz. Değerli okurlar, Yasemin Özel Bölükbaş’ın yemek tariflerini aktardığı bloğu www.yaseminmutfakta.com ; enfes pasta ve kurabiyelerinin, eğlenceli hikayeleri ile beraber serüvenleri için de www.ozelpastam.com adreslerine davet ediyorum sizleri. Müge Karahan


GÜN GÜN AJANDA 1

Aralık

Avuçlarımdaki Yıldızlar

Kulis Oda Sahnesi— Cadeebostan

2

Aralık

Tarz-ı Vefa

CRR Konser Salonu

3

Aralık

Rahat Yaşamaya Övgü

Tüyatro Pera Eren Uluergüven Sahnesi

4

Aralık

Yeniyıl Çikolataları

Mutfak Sanatları Akademisi

5

Aralık

Oyuncaklar

Kadıköy Halk Eğitim Merkezi

6

Aralık

Sunay Akın

Ankara Devlet Tiyatrosu, Küçük Tiyatro

7

Aralık

Yılbaşı Kuabiye Yapımı ve Süslemeleri Eğitimi

www.pastamalzemeleri.com

8

Aralık

Kibarlık Budalası

Kozzy AVM Gazanfer Özcan Sahnesi Kozyatağı

9

Aralık

Tuluatmasyon

Mavi Sahne Ankara

10

Aralık

Tanımadığım Adamlar

İzmir AKM Yunus Emre Salonu

11

Aralık

Fareli Köyün Kavalcısı

Beşiktaş Bld. Akatlar KM

12

Aralık

Medrano Sirki

Dolmabahçe Maçka Küçükçiftlik Parkı

13

Aralık

Vanti

Talimhane Tiyatrosu İstanbul

14

Aralık

Bilinmeyen Triolar

Akbank Sanat

15

Aralık

Viva Flamenco

Noxx Club İzmir


GÜN GÜN AJANDA

16

Aralık

Divan Consort

Borusan Müzik Evi

17

Aralık

İyi Günde Kötü Günde

Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu

18

Aralık

Bu da Benim Ailem

Profilo Kültür Merkezi

19

Aralık

Acayip Bir Oyun

Müjdat Gezen Tiyatrosu

20

Aralık

Aşk Kokusu

Yunus Emre Kültür Merkezi

21

Aralık

İstanbul Modern Müzik

Akbank Sanat

22

Aralık

Gülsin Onay

Süreyya Operası

23

Aralık

Kıyıya Oturmanın Böylesi

Kumbaracı 50

24

Aralık

25

Aralık

Sihirli Pastalar

Müjdat Gezen Tiyatrosu

26

Aralık

Altıdan Sonra Tiyatro

Kumbaracı 50

27

Aralık

Vedat Özdemiroğlu

Hayal Bistro

28

Aralık

Doğan Dikmen

CRR Konser Salonu

29

Aralık

Neslihan Akbulut Quartet

Beyoğlu Hayal Kahvesi

30

Aralık

Ekip—Oyun Sonu

Kumbaracı 50

Yılbaşı Çiçek Modelleme Eğiwww.pastamalzemeleri.com timi

Ajanda Aralik  

Aralik, dergi

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you