Page 1

18 EKÝM 2008 ~ YIL: 4 ~ SAYI: 88 ~ HAFTALIK ~ FÝYATI 0,60 €

www.zamanhollanda.nl

Dr. Gerrit Steunebrink:

“Gülen Hareketi, Hollanda için bir kazanç” Basri Doðan ve Yasin Yaðcý’nýn haberi 5. sayfada

Kitaplar nasýl yazýlýr, kimler nasýl okur?

4

10

Guantanamo mahkumlarýnýn þiirleri kitap oldu

20

Saðlýklý evliliðin þifresi çözüldü: SAVAÞMA, TARTIÞ

25

Sinema, insaný psikiyatriden daha iyi anlýyor


GÜNDEM

2

ZAMAN

18 EKÝM 2008

HOLLANDA

Güven, pancar okkasýyla tartýlýr mý hiç?

Hollanda ne de olsa bir ABD deðil tavrý halen devam etmekte.

AHMET YILDIRIM Hollanda’daki ekonomik büyüme oraný (2009 yýlý beklentileri) þöyle: 5

ilk yarý yýl son yarý yýl

4

3

2

1

0 2004

2005

2006

2007

2008

2009

Kaynak: CPB, Den Haag, Eylül 2008

Diðer önemli bir sosyo-ekonomik faktör ise Tüketici Güven Endeksi. Bu endeks 2007 yýlýnýn sonbaharýndan itibaren olumsuz ve sýfýrýn altýnda devam ediyor. Son endekste ise eksi 22 civarýnda. Bu endeks 1980 ile 1983 arasýnda –ekonomik kriz- daha sonra ise 2002-2004 yýllarý arasýnda çok olumsuz bir þekilde istatistiklere geçmiþti. 18 Eylül 2007’den itibaren (hükümetin bütçe görüþmelerinden sonra) uzun bir dönemim ardýndan ilk kez negatif olan bu endeks, Hollanda’da yaþayan tüketicilerin ekonominin kötüye gidiþinden endiþe duymasýndan kaynaklanmaktadýr. Bu grafik bunu açýkca belgeliyor.

20

2008-2

2007-2

2008-1

0

-10

2007-1

10

2005

Peki bankalar nasýl bu kadar çabuk iflas edebiliyor? Bankalar müþterilerden aldýklarý tasarruflarý tekrar kredi olarak satýyor. Bu ipotek veya þirket kredisi halinde olabiliyor. Faize baðlý deðil ise tasarruf mevduatlarý bir anda çekilebiliyor. Ýpotek kredileri ve þirketlere verilen krediler ise kontrat altýnda ve direkt olarak geri alýnamýyor, çünkü uzun vadeli bir kredi olarak biliniyor. Yani tasarruf mevduatý sahipleri paralarýný bankalardan çektiði an aslýnda olay bitmiþtir. Ýflas yolu gözüküyor ve sorunlar baþlýyor. Burada þu ortaya çýkýyor: Müþterilerin güvený birinci derece önemli ve aslýnda bu güven bankalarýn ayakta kalmýsýný saðlayan unsur. Bu kadar önemli olduðunu Fortisbank inþallah çabuk öðrenir. Fortis’e güven kalmadý ve bunun sorumlularý, yönetime çok toleranslý davrananlar. Belçika ve Hollanda Merkez Bankalarý, Fortis’in bir ayaðý kaymýþ halini iyi analiz edememýþ ve çok pasif davranmýþtýr. Eðer Fortisbank veya herhangi býr banka çabuk ve açýkca beyanda bulunmuþ olsaydý ve tasarruf sahiplerini tatmýn edecek açýklamalarda bulunsaydý bu tablo olmuþmazdý kanýsýndayým. Müþteriyi ciddiye alacaksýn, kafasýný fazla meþgul etmeyeceksin. Kararsýzlýða veya belirsizliðe itmeyeceksin. Ýttiðin an tasarruf mevduatlarýnýn hepsi gider. Bir hafta içinde Rabobank’a aktarýlan tasarruf mevduatlarýnýn milyonlarý bulduðu açýklandý. Krizler birilerine zarar verirken digerlerinin de ekmeðine yað sürüyor. Hangi kuruluþun temeli, vizyonu, misyonu, stratejesi, halkla iliþkileri daha saðlam ise bu krizden karlý çýkacak gibi. Tabii ki misyonlar, vizyonlar ayný ayarda kalýr ise. Degiþikligi pek fazla sevmiyor müþteriler.

2006

D

aha temmuz baþlarýnda Hollanda’daki mali kurum ve analizciler, ABD ve Ýngiltere’deki mali krizin bizleri fazla etkilemeyeceðini açýklarken AEX borsasý 300 puanýn altýna düþtü. Fortisbank iflastan döndü. Devlet ilk önce hisselerin yarýsýný devraldý, derken acilen Fortisbank’a el koyuverdi. Hýzla geliþen mali krizin bizlerdeki etkisi ne olur, bu durumda neler yapýlmalý veya yapýlmamalý sorularýný cevaplamaya çalýþacaðým. 29 Eylül’de Avrupanýn genelinde 4 ticari banka iflas bayraðýný çektikten sonra devlet tarafýndan kurtarýlýyor. Ayný gün ABD Kongresý 700 milyar dolarlýk kurtarma operasyonunu onaylamýyor. Borsa dibe vuruyor. Kayýp 1,2 trilyon dolar. Amerikan Merkez Bankasý, banklarý ayakta tutabilmek için 620 milyar dolarlýk acil kredi temin ediyor. O günden sonra görüldü ki hiç bir yerde veya ülkede yüzde 100 güven yok. Hollanda denetim ve kontrol sistemiyle dünyada kendinden daima söz ettiriyor. DNB, Merkez Bankasý ve Maliye Bakaný Bos banka müþterilerinin davranýþýyla tamamen baskýna uðramýþ görünüyor. Fortisbank’taki müþteriler tasarruflarýna hücum ediyor ve paralarýný Fortisbank’tan çekiyor. Bir haftadan kýsa bir süreden sonra Fortsbank iflasýn eþiðine geldiðinð açýklýyor ve Belçika, Lüksemburg ve Hollanda, Fortisbank’ý kurtarmaya çalýþýyor. Ýlk önce hisselerini satýn aldýðýný açýklayan hükümet birkaç gün sonra ise Fortisbank ve ABN Amro’yu tamamen devralýyor. Hangi güvenceyle acaba?

Tüketici güveni

-20

-30

Kaynak: CBS, Voorburg, Eylül 2008

Bu krizden sonra hükümet ani bir kararla tasarruf mevduat garantisini 20.000 avrodan 100.000 avroya çýkardý. Yani bankalardaki tasar-

ruflarýmýz artýk emin ellerde. Eðer bu açýklama ve uygulama gecikseydi ABD’deki kriz Hollanda’yý sular altýnda býrakýrdý. Kredi krizinin Hollanda’daki vatandaþa, çalýþana, çalýþmayana, iþverene, genç ve yaþlýsýna ortak bir getirisi oldu: Herkesi yarýn bizleri neler bekliyor endiþesi sardý. Paniðe gerek var mý? Hayýr, ama geliþmeler hepimizi düþündürüyor ve bizleri güvensizliðe itiyor. Konut kriziyle baþlayan bu süreç Hollanda’daki analizciler tarafýndan þu þekýlde deðerlendiriliyor: Hollanda’daki mevcut bankalar konut kredisindeki hassasiyetý ve gelir-gider endeksli verilen kredilerden ötürü býr sýkýntý yaþamayacak. Konut piyasasýndaki fiyat düþüþü gerçekci deðil. Yalnýz belirsizliðin zaman açýsýndan iyi deðerlendirilmesi gerekiyor. Piyasadaký tablo da þöyle: Ucuz konutlara talep halen artýyor çünkü yeteri kadar konut mevcut deðil ve kiralarla karþýlaþtýrýldýðý zaman satýn almanýn daha avantajlý olduðu ortaya çýkýyor. Kararlar bu dönemde ertelenebilir. Zaten öyle olmasý gerekiyor. Alternatifler iyice ortaya çýktýktan sonra karar verilmesý daima uzun vadede saðlýklý oluyor. Konut piyasasýndaki bilgilendirme toplantýlarýmda vatandaþlarýmýza hep bunu savundum: Saðlýklý bir ortamda konut satýn alýmý gerçekleþmeli. Yani ayaðýmýzý yorgana göre uzatmamýz gerekmekte. Yýllardýr brüt maaþýnýn 6, 7 veya 8 katýný vatandaþlara marifet gibi gösterenler ya þimdi piyasadan gittiler ya da vatandaþý büyük sorunlarla karþý karþýya getirdiler. NHG kurumuna göre, 2008 yýlýnda NHG altýnda ipotek kredisinde % 13 artýþ kaydedildi. Bu da konut pazarýnýn krizde olduðunu gösteriyor. Konut satýn almak isteyen vatandaþlarýmýza þunu tavsiye ediyorum: Mali açýdan saðlýklý bir

ortamda konut almanýzda býr sakýnca yoktur. Yeter ki acele etmeyin. Hollanda, tasarrufcu vatandaþlarýyla bilnen bir ülke. Yýlda yaklaþýk olarak 250 milyar avro tasarruf yapýlýyor. Bunun yaklaþýk olarak % 30’u uzun vadeli ve kontratlý, digerleri ise anlýk çekilebilecek durumda. Yani þu an 175 milyar avro deðiþik bankalarda yatýyor. Düþünun bu bir anda çekilir ve yastýk altý yapýlýr ise, buna hangi banka dayanýr, bilemem! Bankalarýn günlük hayatýmýzdaki yerini kimse inkar edemez. Hükümet bunu çok iyi bildiði için 16,8 milyar avroyu sayarak Fortisbank’ý kamulaþtýrdý ve ABN’le birlikte devlet bankasý oluverdý. Bugün ise 20 milyar avro ek mali bütçe ayrýldý. Bu bütçe, diðer mali sektörlerdeki þirketlere destek olmak için ayrýldý. Þu apacýk bir gerçek: Neo-liberalizm anlayýþýyla bugüne kadar gelen mali sektör, devletin kucaðýna düþtü. Mevcut sistem çökmüþ durumda. Neyý bekliyoruz peki? Yeni çözümler ve deðiþik sistemlerin uygulanmasýný. Hangi sistem olursa olsun, bu kompleks ve çoðu vatandaþa kapalý bir kutu olan mali sektor ne zaman basitleþir ve herkes için anlaþýlabilir hale gelirse bu sorunu aþarýz diye düþünenlerdenim. Sorunlar vatandaþýn ödediði vergilerle çözülür ve daha sonra da (genelde seçimlerden sonra) kemer sýktýrarak tekrar vatandaþýn sýrtýndan gelir elde edilirse, bu tür krizlerin sonu gelmez. Mali sektördeki kurum ve kuruluþlar, vatandaþýn güven hissini, pancar okkasýyla tartmaya devam ederse, devlet para makinasýndaki kaðýt biter, haberleri olsun! "Araþtýrma zaman alýr zordur, bilgi edinmek de kolay bir iþ deðildir. Siz bilgiyi daima iyi kullanýn".

Daðýtým þikayetleriniz için

1

ABONNEE GEGEVENS / ABONE BILGILERI

ABONNEEFORMULIER ABONE FORMU

ABONNEEFORMULIER / ABONE FORMU .............................

Voor- en achternaam: .............................................................................. Bedrijfsnaam:........................................................................... Adý ve soyadý Þirket adý Bezorgadres: ............................................................................................ Nr: ............................... Teslim adresi No Postcode: ............................................ Plaats:............................................................................... Posta kodu Þehir Tel.1:.................................................... Tel.2: .......................................................... E-mail:.......................................................................

2

BETAALWIJZE / ÖDEME ÞEKLÝ

3

[ ] Acceptgiro €25 per jaar Posta çeki senelik 24€

FACTUUR GEGEVENS (indien afwijkt van 1) / FATURA BÝLGÝLERÝ (abone bilgilerinden farklý ise)

Bedrijfsnaam: ........................................................................................... Þirket adý Adres:........................................................................................................ Nr: ............................... Adresi No Postcode: ............................................ Plaats:............................................................................... Posta kodu Þehir Tel.: ........................................................................................................... E-mail:...................................................................................... 4

Datum Tarih

Handtekening Ýmza

......................................

......................................

Hierbij verklaar ik dat er tot wederopzegging door Stichting Time Media Group van mijn rekening gelden mogen worden geincasseerd (bij aankruisen van Automatische incasso). Indien de abonnee bezwaar heeft tegen het geincasseerde bedrag dan dient de abonnee zich in eerste instantie te wenden tot Stichting Time Media Group. Als de abonnee het wenst dan kan de abonnee binnen 30 dagen het geincasseerde bedrag terug laten boeken. De abonnee dient dan op een andere manier, het verschuldigde bedrag, te betalen. Tevens verklaart de abonnee geen bezwaar te hebben tegen opname van de bovenvermelde persoonsgegevens in een geautomatiseerd bestand. De abonnementen kunnen na 1 jaar worden opgezegd, per einde van de maand, met in achtneming van 1 maand opzegtermijn.

010-2013747

Hollanda - Wekelijks Nieuws- en Opinieblad

Datum / Tarih:

Baský adedi ( Oplage): 10.000

.........................................................................

Sahibi ( Uitgever)

Contactpersoon / Abone yapan:

[ ] Automatische incasso €24 per jaar Rekeningnummer: ...................................................... Otomatik tahsil senelik 24€ Hesap no

(Klachten over bezorging)

Ekim (Oktober) 2008 - Nr.: 88 Time Media Group

Hang 4, 3011 GG Rotterdam

Tel.: 010-2013744

PB 21028, 3001 AA Rotterdam

Fax: 010-2013749

.........................................................................

info@zamanhollanda.nl

.........................................................................

Müdür ( Directeur)

Tel.:

Genel Yayýn Müdürü ( Hoofdredacteur)

.........................................................................

www.zamanhollanda.nl Alaattin Erdal

gsm: +31(0)6 41 362 995

Time Media Group Hang 4, 3011 GG Rotterdam PB 21028, 3001 AA Rotterdam

ma t/m vr hafta içi zaterdag cumartesi

yazar@zamanhollanda.nl

Basri Doðan-Amsterdam

dogan@zamanhollanda.nl

Yasin Yaðcý-Rotterdam

yagci@zamanhollanda.nl

Temsilciler ( Vertegenwoordigers) Asým S. Mecidhan-Deventer

mecidhan@zamanhollanda.nl

09:00-17:00

Fazlý Altýntaþ-Eindhoven

altintas@zamanhollanda.nl

09:00-12:00

Abdulmuttalip Demirci-Amsterdam

demirci@zamanhollanda.nl bolat@zamanhollanda.nl

Kemal Bolat-Noord-Holland

Contactpersoon / Abone yapan

.........................................................................................................................................................

Notities / Notlar ...........................................................................................................................................................................................

Köksal Yazar

Haber merkezi ( Correspondenten)

Abonnee service / Abone servisi

Tel.: 010 20 13 747

Yusuf Alan

Reklam Müdürü ( Advertenties)

balban@zamanhollanda.nl

Mustafa Balban-Zuid-Holland Ayhan Güleç-Brabant

gulec@zamanhollanda.nl

...............................................................................................................................................................................................................

Daðýtým þikayetleriniz için (Klachten over bezorging): 010-2013747

...............................................................................................................................................................................................................

ISSN: 1871-4722


ZAMAN

3

RÖPORTAJ

HOLLANDA

18 EKÝM 2008

“Avrupa’da yetiþtik, ama Türkiye sevdamýzý yitirmedik” Nasýl tanýþtýnýz? RÖPORTAJ

YUSUF AVCU

Ticarete ne zaman baþladýnýz? Sizi ve iþletmeniz Axcess’ý tanýyabilir miyiz? Ben Hülya Aydýn. 1997’de ilk defa açtýðým özel istihdam bürosu ile ticarete atýldým. Bu iþletmem halen devam ediyor. 2004 yýlýnda kurduðum þirketin ismini deðiþtirdim. Eskiden ismi Atlas idi. Onu sattým. Aslýnda çalýþmayacaktým. Ev hanýmý olup rahatýma bakarým diye düþünüyordum. Ama dayanamadým. 2004 yýlýnda Axcess’i kurdum. Sadece istihdam bürosu olarak deðil, hem lojistik, hem de araba kiralama bölümleri olmak üzere kurduðum þirketleri Axcess çatýsý altýnda topladým. 2007 yýlýna kadar bunlarýn hepsi devam etti. Bu arada finans bölümünü hizmete açtým. 2008’in baþýnda Tansu Alper ile tanýþtýk. Axcess International Project’i kurduk. Uluslararasý heyetleri Türkiye’ye götürüp getiriyoruz. Belediyelerle birlikte organizasyonlarýmýz oluyor. Ayný zamanda defileler organize ediyoruz. Türkiye’de Cemil Ýpekçi proje ortaðýmýz. Erol Albayrak ve Volkan Erez’le birlikte çalýþýyoruz. Yakýn zamanda bir organizasyonunuz var mý? 24 Kasým’da Hollanda’dan büyük bir heyet Ýstanbul’a gidecek. Toplam 300 iþadamý katýlýyor. Buna, bu zamana kadar oluþturulan en büyük heyet diyebiliriz. Bu heyet tamamen Hollandalýlardan mý oluþuyor, yoksa Türklerden de katýlým var mý?

Hayýr, her ikimiz de tamamen farklý sektörlerdeydik. Hazýrladýðýmýz projeler ve ticari araþtýrmalarýmýz neticesinde birbirimiz bulduk ve birbirimizi tamamladýk diyebiliriz. Ben alýþveriþ merkezleriyle çalýþtýðýmýz için onlarýn satýþ ve parlamasýna yönelik projeler üzerinde çalýþýyorum. Çalýþmalarým vesilesiyle Tansu hanýmla tanýþtýk ve iyi bir ekip oluþturduk. Ben Türkiye’de ilgili sektörleri iyi tanýyordum. Tansu haným Hollanda’da çok iyiydi. Bilgi ve çalýþmalarýmýzý bir araya getirdik , güzel bir þeyler çýktý ortaya. 2008 itibariyle de “creative” sektöründe çalýþmalarýmýz devam ediyor. Tansu haným, ya siz? Sizin önceki iþ alanýnýz ne idi? Ben daha önce muhasebe üzerine çalýþýyordum. Son üç yýldýr uluslararasý projelerin baþlangýcýný yaptým. Ayný sektörde çalýþmalarý olan Hülya hanýmla tanýþtýktan sonra da birlikte çalýþmaya baþladýk. Hülya haným, siz sektörünüzde ilksiniz zannedersem. Kimlerle çalýþýyorsunuz? Devletlerin ve belediyelerin taleplerini yapýyoruz. Küçük bir þirket veya ofis açmak isteyenler deðil de daha çok Türkiye’de kendini tanýtmak ve yatýrým yapmak isteyen büyük kurumlarla çalýþýyoruz. Mesela burada þu an Damad için bir proje yapýyoruz. Ýlk 10’daki markalarý burada da ön plana çýkarmaya çalýþýyoruz. Bu konuda gerek burada gerekse Türkiye’de iþadamlarýna yönelik dernekler ve ya kuruluþlarla çalýþýyor musunuz?

Çoðunluðu Hollandalýlardan oluþuyor, ama Türklerden de katýlým var. Türk iþadamlarý Ýstanbul’da katýlacaklar. Hollanda Baþkonsolosluðu vesilesiyle organizasyonun tamamýný biz üstlendik. Yine bu program çerçevesinde bir de defile düzenliyoruz.

Hayýr, çalýþmýyoruz. Daha çok kendi tanýdýðýmýz kiþi ve kurumlarla çalýþýyoruz. Devlet kanalýyla çalýþýyoruz, ama devletten yardým da almýyoruz. Sadece devletin payýna düþen bir bölüm varsa, devlet “ben bu projede yer almak istiyorum, payýma düþen bölümün maliyetini vermek istiyorum” diyor.

Tansu haným, sizi de tanýyabilir miyiz?

Sadece Türkiye ve Hollanda ile mi çalýyorsunuz?

Axcess satýþ ve pazarlama müdürüyüm. Ayný zamanda proje ortaðýyým. Kendime ait deðiþik sektörlerde aracýlýk ve danýþmanlýk hizmeti veren bir þirketim var. Bunun yaný sýra profesyonel danýþmanlýk yapýyorum. Türkiye’den buraya yönelik veya buradan Türkiye’ye yönelik yatýrým yapmak isteyen veya taþýnmak isteyen þirketlere danýþmanlýk yapýyorum. Uluslararasý organizasyonlara yönelik projeler geliþtiriyorum ve proje danýþmanlýðý yapýyorum. Hülya hanýmýn da bu konularda projeleri var. Biz konuda birlikte hareket ediyoruz. Yani proje ortaklýðý yapýyoruz.

Þimdilik evet. Yalnýz Tansu haným diðer ülkelere yönelik de çalýþmalara baþladý. Mesela 12. ayda Dubai’de bir organizasyonumuz var. WTC kuruluþu olarak biz Hollanda’dan 50 kiþilik bir heyetle gidiyoruz.

Hülya haným, iþ hayatýnda daha önce ayný sektörde miydiniz?

Peki organizasyonlarýnýzda neler sunuyorsunuz? Hem buradan hem Türkiye’den katýlan iþadamlarý arasýnda diyalog köprüleri oluþturuyoruz. Kasým ayýndaki program Koç Müzesinde yapýlacak. Bir de defile düzenleyeceðiz. Sonrasýnda yemek ve iþadamlarý arasýnda karþýlýklý görüþmeler ve fikir alýþveriþleri olacak. Eðitiminizi burada mý aldýnýz?

Tansu Alper ve Hülya Aydýn Gerek ben gerekse Tansu haným eðitimimizi burada aldýk. Türkçemizi de Türkiye’ye gidip geldikçe geliþtirdik. Kaç personeliniz var? Ýstihdam bölümünde yaklaþýk 250 kiþi, depo ve üretim kesiminde 150, ofis personeli olarak 18 çalýþanýmýz var. Axcess International’da ise 4 kiþi çalýþýyor. Ayný zamanda projelerde de proje partneri olarak personel ilavesi oluyor. Bayan giriþimcilere yönelik de bir organizasyon düþünüyor musunuz? Elbette. Vakit bulabilirsek yapmayý düþünüyoruz. Çok güzel bir þey olur ve bize gurur verir. Yabancý bir bayan olarak belirli bir yere gelebildiysem ve devamlýlýðý saðlayabilmiþsem bu baþarýlý olduðumu gösterir. Bu konuda yeni iþ hayatýna atýlan bayanlar, atmalarý gereken adýmlar konusunda destek oluruz. Hatta yeni kurulan iþ dernekleri yönetimi konusunda teklifler oldu. Ama 7 tane farklý iþ alanýnda aktif bir þirket ve sürekli seyahat etmemiz bize fazla zaman býrakmýyor diyebilirim. Uyum sorunu hep gündemde biliyorsunuz. Bu konuda özellikle Hollandalý iþadamlarýyla çalýþmalarýnýzý nasýl saðlýyorsunuz? Reklama fazla yönelmiyoruz. Daha çok kendi çevremizden iþ alýyoruz. Ýþ yaptýðýmýz kiþi ve kurumlar bizi baþkalarýna öneriyor. Yani cebinde paran olacaðýna çevren olsun. O çevreyi de dürüst ve kaliteli çalýþmayla saðlarsýnýz. Bizim reklamýmýz, aðýzdan aðza reklamdýr. Bu zamana kadar hiçbir müþterime

gidip de iþin var mý diye sormuyorum. Kendi müþterilerim reklamýmý yapýyor. Çalýþtýðýmýz isimlerin yaný sýra sözgelimi Türkiye Hollanda Baþkonsolosluðu, her yaptýðýmýz organizasyonda, bizden önce onlar bizi arayýp desteklerini sunuyorlar artýk. Yapmayacaðýmýz bir þeyi yaparýz demiyoruz. Fazla da iþ almýyoruz. Yapabileceðimiz þeyleri yapacaðýz dediðimiz an yapýyoruz. Dürüst ve tutarlý politikalar uyguluyoruz. Amacýmýz para kazanýp köþeyi dönmek deðil, bütün bu çalýþmalarýmýzýn kökeninde Türkiye sevdamýz yatýyor. Avrupa’da yetiþtik, ama Türkiye sevdamýzý yitirmedik. Hollandalý iþadamlarýný Türkiye’ye götürmeniz, Türkiye turizmi ve ekonomisi açýsýndan önem arz ediyor, deðil mi? Tabii ki. Esas gayemiz hem kendimiz hem de Türkiye’ye faydalý olmak. O insanlar oraya sadece gezmek için gitmiyor. Ayný zamanda yatýrým yapýyorlar.

Muldur Loodgietersbedrijf Her türlü kalorifer tessisatý, su tessisatý ve yeni kombi uygun fiyata yapýlýr. Tel: 0641528503 0643029839 muldur@orange.nl


YORUM

18 EKÝM 2008

ZAMAN

4

HOLLANDA

Kitaplar nasýl yazýlýr, kimler nasýl okur? G eçmiþ büyüklerimizin büyük sözlerine ’Kelam-ý Kibar’ derler. Ýþte bir tanesinde þöyle buyurmuþlar: “Üç pazarýn gezilmesine doyum olmaz; at pazarý, silah pazarý ve kitap pazarý”. Bu pazarlarýn ilk ikisini bizde görmedik tabii. Ama gerçekten bir kitabevinde vakit geçirmek diyemeyeceðim anca olsa olsa vakti deðerlendirmek olur, tadýna doyulmuyor. Ben þahsen kendimi ibadet eder gibi hissediyorum. Geçen hafta yine Berk Kitabevi’ni ziyaret ettim. Görevlilerden zarif ve kibarlýklarýyla kendilerini sevdiren Ýbrahim Bey ve Ender Bey kardeþlerimin hürmetli alakalarý beni daha da çok kalmaya sevk etti. Kitaplarý ziyaret ettim, yazarlarýna bakýp yeni isimler tanýdým ve yeni çýkan kitaplarý sorunca Ýbrahim Bey hepsini olmasa da sekiz on tanesini getirdi baktým inceledim, çok hoþ, çok çabuk okunabilecek türden, ayný zamanda acil çözüm kitaplarý hepsi. Zaman okuyucularýmýza ve bir yerde rast gelip de belki eline bu gazeteyi alýp okuyan birisi olur, o da duysun diye bu güzel kitaplarý tanýtmayý istedim... Vicdanýmýn sesi hep okuyucularýmýza ulaþtýrmamý ve Berk Kitabevi gibi Rotterdam’da nezih bir okuma salonu ve istediðiniz kitabý alabilme imkaný olan mekana davet etmek istedi. Ecdadýmýzýn gezilmesine doyulmaz dediði kitap pazarý mekaný Berk Kitabevi’ne gelip kitap alýp okumaya vesile olabilirsem sizler için hayýrlý bir hizmet yaptýðýma inanacaðým. Abdulbaki Gölpýnarlý, büyük bir kitap aþýðý idi. Bir gün bir kitapçýya gider. Çok beðendiði bir eseri almak için elini cebine atar. Hiç parasý olmadýðýný anlar, kitapçý da ‘lütfen þu kitabý benim için ayýrýnýz’ sözüne kulak asmayýnca, hemen dýþarý çýkar, yeni aldýðý ayakkabýlarýný satar, gözüne kestirdiði o kitabý alýr ve evine yalýn ayak gider. Okuyucularýmýza birkaç kitap tavsiyem olacaktýr ve kýsaca tanýtmak istediðim kitaplardan örnekler veriyorum: Ali’nin Seccadesi isimli kitabý ne olur evladýnýza okutun. Hayatýn Ýçinden isimli makaleleri ile düþünce dünyamýzda çok etkili yer eden Cüneyd Suavi Bey’in kaleminden çýkmýþ olmasý bir harika kazanç. 7’ den 77’ ye tüm çocuklara bu kitap... Neler anlatýyor bu kitap bakýnýz: On yaþýndaki Ali, alkol baðýmlýsý bir babanýn oðludur. Bir gece rüyasýnda anneannesini görür. Aylar önce vefat eden bu nur yüzlü ihtiyar, torunu Ali için emsalsiz bir hediye seçtiðini, eðer onu kullanýrsa Cennete uçacaðýný müjdeler. Onuncu yaþ günü hediyesi eski bir seccadedir ve dolabýn

alt çekmecesinde durmaktadýr. Ali bu hediyeyi alýp kullanmaya, yani namaz kýlmaya niyetlenir ama, kendisini her fýrsatta dövecek olan babasý dikilir karþýsýna... Ali’nin tek sýðýnaðý, gözyaþlarý içinde yaptýðý dualarýdýr. Bir de alt komþularý, Hakký dede vardýr Ali’ye yardýmcý olan ve Ali’yle birlikte onun babasýna direnen... Tüm çocuklara ve yüreklerinde çocukluk sevdasý kalmýþ olan herkesin yüreði yanarak okuyacaðý bir öykü kitabý... Evlatlarýnýza ‘Namaz kýl‘ demek yerine bu kitabý hediye alýn ve okumasýný takip edin Namazý severek kýlmasýna sebep olursunuz... Berk Kitabevi’ne zahmet buyurursanýz iþiniz kolay... Benden söylemesi dostlar! Allah’ý Merak Ediyorum. Bu kitabý çocuðunuzla beraber okuyun siz... Þu sorulara bakýn kolay çýkýlmaz bunu içinden, ama bu kitap çok kolaylaþtýrmýþ. Allah’ý niçin göremiyorum? – Allah ne kadar büyük? – Allah nerede? – Allah’ý kim yarattý? – Allah nasýl bir varlýk? – Allah neden bir? – Allah, ayný anda bu kadar iþi nasýl yapýyor? – Allah, meyve yaratmak için, neden aðaç yaratýyor? Yazarý Özkan Öze, 9 yaþ ve üzeri için yazmýþ. Resimli, baskýsý çok net ve yormayan stilde basýlmýþ. 150 sayfa ki iki saatte okur-

sunuz ama bir hafta hatta iki hafta çocuðunuzla, fikir harmanýnda hoþ dakikalar geçiririsiniz. Bu kitabý okuyunca þunu fark edeceksiniz; çocuðunuz çok farklý sorular sorabiliyor! Aa, demek cesaret kazanmýþ. Mesela þu soru ve cevaba bakalým: Allah Meyve Yaratmak Ýçin, Neden Aðaç Yaratýyor? Ne gerek var, deðil mi? Allah, elma yaratmak istedikten sonra, aðaçlara ne gerek var!? Elmalar yaðmur gibi gökyüzünden dökülebilirdi pekala! Ya da çið taneleri gibi, otlarýn arasýnda ansýzýn ortaya çýkabilirlerdi. Neden bir elma yaratmak için bir aðaç yaratýyor Allah! Allah elma yaratmak için, aðaç yaratmak zorunda mý? Bak bu sefer gerçekten sýký soru sordun. Ama merak etme, benim de gerçekten sýký bir cevabým var. Sen de biliyorsun ki Allah, süt yaratmak için ineðe, bal yaratmak için arýya muhtaç olmadýðý gibi, elma yaratmak için

de aðaca muhtaç deðil. Allah dileseydi elmayý aðaçsýz, sütü ineksiz balý da arýsýz yaratabilirdi. Allah dileseydi, elmalar otlarýn arasýndan ansýzýn beliriverirdi. Sabahlarý kapýlarýmýzýn önünde nereden geldiðini hiçbir zaman bilemeyeceðimiz süt dolu þiþeler bulurduk. Ve eðer Allah dileseydi, bal yaðmurlarý yaðdýrýrdý kovalar dolusu... Ama böyle yapmýyor Allah. Her ne yaratýyorsa onu mutlaka bir takým sebeplerin eliyle bizlere ikram ediyor. Ta ki, sebeplerin arkasýndaki gücü görelim. Unutmayýn güzel soru sorabilmek maharet, bilgi ve cesaret ister... Çocuklar için Allah’ýn Güzel Ýsimleri 99 güzel isim. Her isim bir sayfa ve manaya göre Resimlendirilmiþ. Her bir isimin önce kýsa ve özlü manasý yazýlmýþ sonra çocuklarýn anlayabileceði þekilde izahý yapýlmýþ... Evlatlarýnýzýn zihninde saðlam bir iman dersinin temellerini atmak isterseniz bu kitabý beraber okuyun, okutun... Þu güzel izaha bakýn lütfen: Kerim:

“Her zaman cömert olan. Bol bol ikram eden, çok çok baðýþlayan.” Allah’ýn nimetleri saymakla bitmez. Bak, Burnunun ucundaki hava nimetine dikkat et! Nefes almak ne kadar önemlidir deðil mi? Allah, bu kadar önemli bir nimeti, hepimize bol bol verir. Her zaman verir ve çok kolay verir. Allah’ýn bir ismi de Kerim’dir. Kerim, her zaman cömert olan, bol bol ikram eden ve çok çok baðýþlayan demektir. Allah türlü türlü nimetlerle bize ikramlarda bulunur. Allah Kerim’dir. Nur: Nur ýþýk demektir. Allah’ýn güzel isimlerinden biridir Nur. Nur, alemleri aydýnlatan, bizi karanlýklarda býrakmayandýr. Allah karanlýklardan aydýnlýða çýkarýr bizi. Gecenin karanlýðý Ay ile aydýnlanýr. Ve sabahlarý, pýrýl pýrýl bir Güneþ doðar üzerimize. Gün doðdu mu, her þey yeniden doðar! Renkler yeniden doðar. Kuþ sesleri yeniden doðar. Ýnsanlar uykularýndan uyanýrlar, onlar da sanki yeniden doðarlar. Allah, karanlýklarý aydýnlýða çýkarandýr. Gecenin karanlýklarýný, Ormanýn derinliklerini, Denizlerin en derin yerini, Ve insanlarýn kalplerini, Allah aydýnlatýr her yeri. Nur, alemleri aydýnlatan ve bizi karanlýklarda býrakmayandýr. Düðün konuþmalarýndan kurtuldum! Çaresini buldum artýk, çok sýkýl-

dýðým ve dostlarýmý kýramayýp mecburen gittiðim ve zoraki konuþma yaptýðým salonlarda ezilmekten kurtuldum. Ýþte çaresi bir kitap! Hem de çok kolay okunabilecek 125 sayfalýk, ama sayfanýn üçte biri resimli olduðu için 80 sayfalýk bir kitap... Toplamý dört mektup kardeþim... Hem de çok enteresan mektuplar. Gelin – kaynana, damat – kayýnpeder meselelerini anlatan harika mektuplar... Mutlu Bir Yuva için Dört Mektup isimli kitap her aileye ihtiyaç... (Gelin Hanýma, Damat Bey’e ve Kayýnvalidelere Öðütler ) Ýlahiyatçý Doç. Dr. Mustafa Karataþ Hocaefendi yazmýþ. Sevgili gelin Haným! Beyin evden çýkarken onu uðurla; akþam döndüðünde güler yüzle karþýla! Ýffetini ve hayaný muhafaza et. En güzel elbisenin takva elbisesi olduðunu unutma; her iþimizi murakabe eden Allah’ý düþün! Çocuklarýný hayýrlý bir evlat olarak yetiþtirmeye gayret et, millet de sizi hayýrla yad etsin. Sevgili Damat Bey! Evini harçlýksýz býrakma, onlarý kimseye muhtaç etme! Evin geldiðinde selamla ve güler yüzle gir ki, ev halký senin geldiðine sevinsin. Þunu bil ki, az olan helal kazanç, çok olan haram kazançtan hayýrlýdýr. Haram lokma yeme, hanýmýna ve çocuklarýna da yedirme! Damat Annesi, gelinini kýzýn gibi bil. El kýzý gelip oðlumu elimden aldý deme. Kýz Annesi, kýzýnda ve torunlarýnda damadýnýn anne ve babasýnýn haklarý olduðunu sakýn unutma. Dostça bir tavsiye ister misiniz? Bu kitaplarý okudum, gördüm ki çocuklardan önce babalar ve anneler yazýlanlarýn çoðunu bilmezler. Bakýn þöyle yapýn isterseniz; çocuðunuza veya hanýmýnýza- beyinize oku demeden gelin beraber okuyalým deyip hep beraber toplanýn ve okuyun. Yoksa çocuklar okurken bir þey sorarlar içinden çýkamaz ve mahcup olursunuz. Benden söylemesi. Kitap sohbetlerine ve yazmaya doyum olmaz. Yakýnda kitaplarýn yazýlmasý ve kitap okumayanlar konulu bir yazý yazacaðým inþallah. Bu yazýmýzý Tasavvuf büyüklerinden bir Allah Dostu’nun hikmetli sözünü hatýrlatarak Rotterdam Berk Kitabevi’ne çay içmeye, çay içerken kitap sohbetine davetle hitama erdirelim... ’’Maddi hayata meyledenler için hayat deniz suyuna benzer; içtikçe susarlar, susadýkça içerler.’’ (Muhyiddin-i Arabi Rahimehullah) Kitabevlerinde kitap okumayla hoþ kalýn efendim...


ZAMAN

5

GÜNDEM

HOLLANDA

18 EKÝM 2008

Dr. Gerrit Steunebrink:

“Gülen Hareketi, Hollanda için bir kazanç” Nijmegen Radboud Üniversitesi öðretim üyesi Dr. Gerrit Steunebrink, Gülen Hareketinin Hollanda için bir kazanç olduðunu söyledi.

BASRÝ DOÐAN, YASÝN YAÐCI

Türkiye Enstitüsü ve Çaðdaþ Dünyada Uluslararasý Ýslam Araþtýrmalarý Enstitüsü (ISIM) tarafýndan Amsterdam’da organize edilen bir toplantýda gazetemize demeç veren Dr. Steunebrink, 4 Temmuz tarihinde Fethullah Gülen Hareketi ile ilgili yapýlan NOVA yayýnýn önyargýlar ile hazýrlanmýþ bir yayýn olduðunu belirtti. Gerrit Steunebrink, “Gülen Hareketi, Hollanda’yý kesinlikle Ýslamlaþtýrmýyor. Bu hareket, zamana ayak uydurmaya çalýþan, Hollanda toplumu ile uyum içinde olan, barýþ yanlýsý bir harekettir.” dedi. Fethullah Gülen’in Doðu ile Batý arasýnda köprüler kuran, aydýn bir din adamý olduðunu söyleyen Gerrit Steunebrink þöyle konuþtu: “Sayýn Fethullah Gülen, barýþçýl bir toplum için Ýslam’dan esinlenen, Batý ile diyaloga açýk bir kiþiliðe sahip. Ayrýca kültürler ve dinler arasýnda diyaloglar

AMSTERDAM

kurma adýna çalýþmalar yürütüyor. Ben gerek internette gerekse onun kitaplarýnda yaptýðým araþtýrmalarda Gülen’de iki unsurun öne çýktýðýný gördüm. Bunlardan biri karþýlýklý sevgi ve yardýmlaþmaya önem veren genç bir nesil yetiþtirmeyi hedefliyor. Türkiye’de Gülen Hareketiyle ilgili çeþitli komplo teorileri ileri sürüldü. Bu komplo teorileri þimdi de Hollanda’ya sýçradý. Ben böyle saygýn bir insana yapýlan bu ithamlarý kabul etmiyorum. Aleyhindeki iddialarý tutarsýz ve gerçek dýþý buluyorum. Hollanda’da Ýslamlaþtýrma adýna bir faaliyetlerini kesinlikle görmedim. Buradaki eðitim çalýþmalarý da Hollanda adýna bir kazanç. Özellikle Cosmicus Kolejinin çalýþmalarýný da uzaktan takip ediyorum. Oldukça baþarýlý bulduðumu belirtmek isterim. Diðer taraftan Gülen Hareketi toplumun her sahasýnda yer

Dr. Gerrit Steunebrink

alan, açýk bir hareket. Þu ana kadar gerek eðitim ve gerekse diyalog adýna dünyanýn dört bir yanýnda yapýlan çalýþmalar herkes tarafýndan ilgi ile izleniliyor. Ben de þahsen bu çalýþmalardan gerçekten memnun olduðumu

1948 doðumlu Dr. Steunebrink, Hollanda’nýn köklü üniversitelerinden biri olan Nijmegen Radboud Üniversitesinde, Dinler Tarihi ve Kültür Felsefesi alanlarýnda dersler veriyor. Sivil Toplum, Din, Milliyetçilik, Türkiye ve Ýslam konularýnda yayýnlarý bulunuyor. ve bunlarý desteklediðimi belirtmek isterim.” Fethullah Gülen’in Ýslam’ýn

Batý’da daha iyi tanýtýlmasý yönünde yaptýðý diyalog çalýþmalarýnýn son derece önemli bir çaba olduðunu da belirten, Dr. Gerrit Steunebrink, “Gülen hepimize ilham kaynaðý oluyor.” açýklamasýnda bulundu.


GÜNDEM

ZAMAN

18 EKÝM 2008

6

HOLLANDA

Gönüllüler Hareketi, Hollanda gündeminde 4 Temmuz'da yayýnlanan NOVA programýnda bir takým iddialar dile getirildi. Eðitim ve diyalog çalýþmalarý yapan gönüllüler ve giriþimciler zan altýnda býrakýldý. Zaman Hollanda olarak bu konuda siyasetçi, medya mensubu, iþadamý ve kanaat önderlerinin görüþlerini aldýk.

BASRÝ DOÐAN

AMSTERDAM

eðitimciler Hollanda’daki insanlarýn huzuru ve refahý için önemli çalýþmalar yapýyoruz. Yeter ki bazýlarý bizlere gölge etmesinler. Biz Amsterdamlý Türkler, her türlü vakýf ve derneklerimiz ile þehrimize önemli katkýlar yapýyoruz. Bu ülkenin uyumuna da önemli katkýlar yapýyoruz. Cosmicus ve Beyaz Lale, Hollanda’daki entegrasyona ciddi bir katký saðlýyor ve entegrasyon için kesinlikle bir tehlike oluþturmuyor. Bilakis yaptýðý bu gönüllü çalýþmalar ile birçok kuruma örnek oluyor. Ben gerek semt belediye baþkanýmýz ve gerekse Ýþçi Partili semt belediye meclisi üyelerine bu baþarýlý kurumlarýn çalýþmalarýný anlatýyorum ve bundan sonra da anlatmaya devam edeceðim.”

Yüksel Kaplan Amsterdam Baarsjes Belediye Meclisi Üyesi Yüksel Kaplan (PvdA): Kasým Akdemir

“Suyun önünü kesemezsiniz” “NOVA tek taraflý yayýnlarý ile maalesef gerçekleri çarptýrtýyor. Þu ana kadar NOVA’nýn objektiflikten uzak bu yayýný maalesef bu baþarýlý eðitim kurumlarýný zan altýnda býraktý. Fakat buna çanak tutan milletvekillerine ne oluyor? Aslýnda Türkiye’de bazý kiþi ve çevrelerin gerçekleþtiremedikleri bazý düþünceleri buraya taþýmasýný da bir anlamý yok. Hollanda toplumu ile buradaki Türk kuruluþlar uyum içinde önemli çalýþmalar yapýyorlar. Son yýllarda bu eðitim kurumlarýnýn baþarýlý gayretleri ile özellikle yabancý kökenli gençlerimizin eðitimdeki baþarýsý oldukça arttý. Bunlarla gurur duymamýz lazým. Bu baþarýda eðitim kurumlarýnýn payý oldukça büyük. Bu üniversitelerden mezun olacak gençler Hollanda’nýn kalkýnmasý adýna önemli vazifeler yapacaklar. Hollanda’nýn yetiþmiþ, tahsilli gençlere ciddi ihtiyacý var. Bu gençleri zan altýnda býrakmaya gerek yok. Gerçi ön yargýlý hazýrlanmýþ bu programdan farklý bir þey beklemek doðru olmazdý. NOVA bunu her zaman yapýyor. Hedef gösteriyor, insanlara çamur atýyor ve zan altýnda býrakýyorlar. Hollanda kamuoyunu bu þekilde yanýltýyorlar. Orada konuþan bayan milletvekili kendilerinin gelecekte siyasi kimliði ve oy potansiyelleri tükeneceði için baþkalarýna çamur atarak gündemde kalmak istiyor. Bu kurumlar devletin ve belediyelerin desteði ve gayretleri ile kurulmuþ resmi kurumlardýr. Bunlarýn yaptýklarý en ufak bir gayri resmi iþleme ben þahsen rastlamadým. Bu kurumlar, sözgelimi Beyaz Lale, Hollanda?da eðitime büyük katkýlar yapýyor. Bunu en son mayýs ayýnda yapmýþ olduðu Bilim Fuarý ile ispatlamýþ oldu. Burada çamur atanlar aslýnda Hollanda?nýn geleceðini karartýyorlar. Onlar bu çamur atma kampanyasý ile bu baþarýlý kurumlarýn önünü kesemezler. Suyun önünü kesemezsiniz. Su bir mevkiye geldiði zaman kendi yolunu bulur gider. Bizler burada siyasetçiler ve

Hollanda Türk Ýslam Kültür Dernekleri Federasyonu Genel Baþkaný Kasým Akdemir:

“Bir insana bu kadar mesnetsiz suç isnat edildiðini görünce, içimden “el insaf” demek geliyor” “NOVA yayýnýný izinde olduðum için televizyondan izleyemedim. Fakat internet üzerinden izleme fýrsatý buldum. Ben kesinlikle bu gibi karalama kampanyalarýna karþýyým. Zira Hollanda?da gerçekleri saptýrarak, Hollanda toplumuna faydalý ve entegrasyon adýna ciddi çalýþmalar yapan bu kurumlarý böyle ipe sapa gelmez söylemler ve yanlýþ bilgiler ile karalayarak, basýný da buna alet ederek, yönlendirerek veya yanýltarak bir yere varýlamayacaðýný düþünüyorum. Zira bildiðim kadarý ile bahsi geçen kurumlardan biri olan Cosmicus Kolejinin açýlýþýný Hollanda Eðitim ve Bilim Bakaný Maria van der Hoeven yaptý. O açýlýþta yapmýþ olduðu konuþmasýnda, bu azimli ve fedakar gençlerin, yýlmadan yapmýþ olduklarý gayretlerinin takdire þayan olduðunu ifade etmiþti. Özellikle van der Hoeven iki yýl gibi kýsa sürede bu denli istikrarlý ve gayretli çalýþmalar neticesinde, onca zorluklara raðmen bu güzel eðitim kurumunu faaliyete geçirmiþlerdi sözüne ben de þahidim. Hollanda Eðitim ve Bilim Bakaný, Cosmicus Kolejinin açýlýþýný yapýyorsa, bu kurumun ciddi bir kurum olduðunu gösteriyor. Bu kurum açýlmadan önce çok ciddi araþtýrmalar ve kontroller yapýldýðý muhakkaktýr. NOVA’da ifade edilen bu kurumlarýn devlet teþviki ve desteði ile açýlmasý da gayet doðaldýr. Zaten Eðitim Bakanlýðý buralarý üç ayda bir denetliyor. Bir de Hollandalý yetkililer bu kurumlardan övgü ile bahsediyorsa, demokratik bir ülke olan Hollanda’da bu kurumlar zaten rüþtünü ispat etmiþlerdir. Bu kurumlar planý ve programý ile Hollanda sitemi içinde kurulmuþ kurumlardýr. Bunlarýn

arkasýnda bir þeyler aramak son derece yersizdir. Hollanda bir hukuk devletidir. Hollanda yasalarýna, Hollanda’nýn sosyal güvenliðine aykýrý olan, bir tehlike oluþturacak herhangi bir oluþuma, gerek Hollanda’nýn istihbarat örgütleri, gerekse Hollanda hükümeti müsaade edemez. Onun için NOVA’da öne çýkan kurumlara yönelik söylemlerin abartýlmýþ olduðunu, bunlarýn kamuoyunu yanýltmaya yönelik, asparagas yayýnlar olduðunu düþünüyorum. Bir de NOVA’da dile getirilen konulardan biri de bu kurumlarýn Hollanda’yý Ýslamlaþtýrmaya yönelik eðilimleri olduðu yönünde idi. Ben buna da kesinlikle katýlmýyorum. Bu kurumlar öðrencilerine sevgiyi, saygýyý, hoþgörüyü, barýþý ve kardeþliði aþýlayan kurumlardýr. Diyalogun olmasý için de insanlar arasýnda saygýnýn olmasý lazým. Saygýnýn olmadýðý yerde diyalog olmaz. Hoþgörü olmaz. Birlikte yaþamak olmaz. Hollanda’da 1 milyon civarýnda Müslüman yaþamaktadýr. Bu, Hollanda’nýn bir gerçeðidir. Biz Müslümanlar olarak Hollanda toplumunda diðer inançlara saygý gösteriyorsak, bizim deðer ve inançlarýmýza baþkalarýnýn da saygý göstermesini bekleriz. Ýddialar tamamen mesnetsiz ve gerçeklerden son derece uzak. Bir de kurumlarda beyin yýkandýðýna dair saçma sapan iddialar ortaya atýlýyor. Oysa bu kesinlikle doðru deðildir. Bu kurumlara giden çocuklara, ben de þahidim, tek bir þey söyleniyor: Ýyi bir insan olma ve içinde yaþadýðýn topluma iyi bir örnek olma. Bunun haricinde bir þeyler öðretilmiyor. Baþka bir þeyler kesinlikle empoze edilmiyor. Bu kurumlar, sevgi ve barýþýn öðretildiði yerlerdir. Ben baðlý bulunduðun federasyon (HTÝKDF) adýna þunu söylemek isterim ki bu eðitim kurumlarýmýz tamamen Hollanda devletinin gözetiminde kurumlardýr. Bu baþarýlý kurumlarda kesinlikle yanlýþ uygulamalar olduðunu düþünmüyorum. Herhangi bir araþtýrmaya gidilmesine gerek duymuyorum. Þayet araþtýrýlsa bile bu kurumlarýmýzýn daha da güçlenerek çýkacaðýný düþünüyorum. Zaten bu kurumlarýn uzun araþtýrmalar neticesinde hayata geçirildiðine hepimiz þahidiz. NOVA’da dile getirilen, tüm dünyanýn yakýndan tanýdýðý, mümtaz bir þahsiyet olan Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’ye atfedilen “çifte ajanda” taþýdýðý iddiasý, tamamen mesnetsiz ve çirkin bir iftira. Hocaefendi’nin kesinlikle Hollanda’yý Ýslamlaþtýrma yönünde bir projesi yok. Bunu tüm dünya biliyor. Amacý sadece insanlar arasýnda diyalog kurmak. Zira Türkiye laik ve sosyal bir hukuk devleti. Bu laikliðin bekçisi bir takým kurumlar var. Bunlarýn baþýnda Yargýtay var. Yargýtay’ýn en üst mekanizmasý Fethullah Gülen Hocaefendi ile ilgili açýlan davalarda son ve nihai kararýný verdi. Gerek laiklik ve demokrasi adýna gerek insan haklarý baðlamýnda hiçbir kanunsuz ve hiçbir tutarsýz hareket içinde olmadýðý kararýný verdi. Ben þahsen Yargýtay’ýn bu kararýndan sonra insanlarýn bu yönde bir takým karalama kampanyalarýna girmelerini anlayamýyorum. Bir de Sayýn Fethullah Gülen Hocaefendi’nin þeriat getirmek için çabaladýðý yönünde iddialar yer alýyor NOVA yayýnda. Hollanda’nýn nasýl yönetileceði ve siyasi yöntemi bellidir. Kimse bunu deðiþtiremez. Bu kadarýna da pes doðrusu. Bir insana bu kadar mesnetsiz suç isnat edildiðini görünce, içimden “el insaf” demek geliyor. Fethullah Gülen

Hocaefendi kimseye zararý olmayan, hep insanlarýn iyiliði ve mutluluðu için çalýþan emekli bir vaiz. Bu insaný sevmek ve o insandan ilham almak kesinlikle suç deðildir. Sayýn Gülen’i seven o insanlara da saygý göstermek lazým. Bu içsel bir duygudur. Bunu kimse engelleyemez. Ýsteyen, istediði insandan ilham alabilir.”

Derya Kaplan Amsterdam Belediye Meclisi Üyesi Derya Kaplan (PvdA):

“700’e yakýn çocuk ve gence, okul sonrasý derslerinde yardýmcý olmalarý gerçekten takdire þayandýr” “Beyaz Lale Vakfýyla gurur duyuyoruz. Bugün olduðu gibi yarýn da bu tür baþarýlý eðitim ve iþadamlarý kuruluþlarýný desteklemeye devam edeceðiz. Beyaz Lale, her geçen gün daha da profesyonelleþerek Amsterdam ve çevresinde birçok kuruma örnek oluyor. Amsterdam Belediye Meclisi üyeleri olarak biz, Beyaz Lale Vakfýný Amsterdam ve çevresindeki diðer vakýflara örnek gösteriyoruz. Her zaman ve her platformda, Beyaz Lale Vakfýný desteklemeye devam edeceðiz. Bu vakfýn tek amacý var: “Amsterdamlý gençlere destek olmak”. Özellikle vakfýn son yýllardaki baþarýlarýnýn arkasýnda kaliteli bir eðitim anlayýþýnýn yattýðýný biliyoruz. Beyaz Lale Vakfý’ný kurulduðu 1997 yýlýndan bu yana tanýyorum. Çok deðerli eðitimciler görev yapýyor. Bu vakýf ayný zamanda Amsterdam’daki okullarýn kalitesinin artýrýlmasýnda da önemli roller üstleniyor. Hafta sonu kurslarý, ev ödevine yardým kurslarý, okul bitirme sýnavlarýna hazýrlýk kurslarý (examen trainingen), dil dersleri (Hollandaca, Ýngilizce ve Türkçe) ve sosyal kültürel faaliyetlerle kendinden sýkça söz ettirdiðine þahit oluyoruz. Amsterdam Belediyesinin bazý toplantýlarýnda bu baþarýlarý gündeme geliyor. Geçtiðimiz yýllarda Beyaz Lale Vakfý’nýn öðrencileri arasýnda, CITO sýnavlarýnda 550 tam puan alan öðrenciler yer aldý. Bu yüksek puanlar Amsterdam’ýn pozisyonunu da güçlendiriyor. Önceki yýllarda Amsterdam’daki yabancý kökenli öðrencilerin CITO ortalamasý 520 iken Beyaz Lale Vakfý öðrencilerinin ortalamalarý ise 535 olarak tespit edildi. Bu gerçekten gurur verici bir durum. Amsterdam Belediye Baþkaný Job Cohen de vakfýn bazý faaliyetlerine katýldý. Son olarak Cohen, Beyaz Lale Vakfýnýn Amsterdam NEMO Bilim Müzesinde düzenlediði Bilim Fuarýnýn açýlýþýný yaptý. Bu, Beyaz Lale Vakfýna olan güvenin bir sembolüdür. 700’e yakýn çocuk ve gence okul sonrasý derslerinde yardýmcý olmalarý gerçekten takdire þayandýr. Bu arada Amsterdam Genç Ýþadamlarý Derneði de (AGÝAD) iþ alanýnda oldukça baþarýlý. Ben birçok toplantýlarýna katýldým.


ZAMAN

7

HOLLANDA

GÜNDEM

18 EKÝM 2008

AGÝAD’ýn Amsterdam Merkez Belediyesindeki bir toplantýsýnda bulundum. Genç giriþimcilere örnek çalýþmalar yaptýklarýný söylemek isterim.”

Dursun Kýlýç Utrecht Eyalet Meclis Üyesi Dursun Kýlýç (PvdA):

“Entegrasyona en çok katkýsý olan kurumlarýn, kin ve nefretle Hollanda halkýnýn gözünde küçük düþürülmesini kabul etmek mümkün deðildir” “NOVA programýnda bahsi geçen, Utrecht ve çevresindeki eðitim kurumlarý, iþadamlarý derneði ve basýn kuruluþunu yýllardýr takip ederim. Bu kuruluþlara gýpta ile bakarým. Keþke bu tip kuruluþlarýn sayýsý daha fazla olsa diye düþünürüm. Entegrasyona, birlikte yaþama en çok katkýsý olan kurumlarýn, kin ve nefretle Hollanda halkýnýn gözünde küçük düþürülmesini kabul etmek mümkün deðildir. Biz insan haklarý ve demokrasi açýsýndan baktýðýmýz zaman bazý fikirleri severiz veya sevmeyiz. Ama bu fikirlere saygý duyma mecburiyetimiz vardýr. Modern toplumlarda fikre saygý esastýr. Bütün dünyada bilinen, hukuka uyan, hoþgörü, diyalog ve insanlýða hizmetten baþka amaçlarý olmayan bu kurumlara yapýlan haksýz ithamý þiddetle ve nefretle kýnýyorum.”

Bülent Duran Hollanda Alevi Dedeler Divaný Vakfý Baþkaný Bülent Duran:

“Baþarýlý çalýþmalar yapan bu kurumlarý bence yermek yerine desteklemek lazým” “Gülen’den ilham alan eðitim kuruluþlarýnýn, entegrasyon sürecine olumsuz etki yaptýðýna yönelik eleþtirilere katýlmýyorum. Zaandam’da faaliyet gösteren gerek Animo Vakfý, gerekse Witte Tulp eðitim merkezini yakýndan tanýyorum, þu ana kadar bu kurumlarýn entegrasyona aykýrý bir yaklaþým ve tutumlarýný görmedim, bilakis toplumsal uyuma yardýmcý oluyorlar. Hollanda’daki Türkler olarak yaptýðýmýz sosyal ve kültürel etkinliklerimizin yaný sýra eðitim çalýþmalarý ile de içinde yaþadýðýmýz ülkeye önemli katkýlar saðlýyoruz. Bu açýdan þu anki tartýþmalarýn hiç kimseye yarar getirmeyeceði aþikardýr. Baþarýlý çalýþmalar yapan bu kurumlarý bence yermek yerine desteklemek lazým.”

Veyis Güngör UETD Hollanda Baþkaný Veyis Güngör:

“Hollanda’da hangi kuruluþ veya birey bir baþarý saðlasa, hemen onun önü kesiliyor” “NOVA, tek taraflý yayýnlarý ile kamuoyunu yanýltýyor. Programda bahsedilen kurumlarýn entegrasyona karþý kesinlikle tavýrlarý yok, aksine Hollanda’ya ciddi katkýsý var. Zira Hollanda’daki eðitim sistemi iki ana gruba ayrýlmýþ durumda. Bunlardan bir tanesi devlet okullarý diðeri ise özel okullar. Özel okullarýn tarihçesi oldukça güçlüdür. Özel okullarda onlarca eðitim sistemi akýmý vardýr. Dolayýsýyla Hollanda, özel okul sitemine yabancý bir ülke deðildir. Farklý dünya görüþlerine sahip gruplar kendi okullarýný, hastanelerini ve diðer ve kuruluþlarýný kurabilirler. Bu yolla aslýnda o gruplar Hollanda toplumuna katký saðlayabilirler. Zira tarihte bunun somut örnekleri vardýr. Buna en iyi örnek, Katoliklerin yaptýðý çalýþmalardýr. Yani gruplarýn kendi kuruluþlarý ile katýlýmý ve uyumu saðlamalarý Hollanda’ya özgü bir modeldir. Hollanda eðitim sistemi, farklýlýklar üzerine kurulmuþ bir sistem. Herhangi bir grubun kendi okulunu kurmasý anayasal bir haktýr. Devletin bunu desteklemesi de anayasada yer alýyor. Dolayýsýyla burada olaðandýþý bir þey yok. Devlet sadece Müslümanlara deðil, Katolikler, Yahudiler, Protestanlar, Sosyalistler ve Hümanistlere karþý eþit davranmak zorunda. Burada devlet hakem rolündedir. Herhangi bir grubun temsilcisi olamaz. Hollanda tarihinde de böyledir. Dolayýsýyla NOVA’da ismi geçen Cosmicus ve Witte Tulp için araþtýrma yapýlmasýna gerek yoktur. Araþtýrma yapýlsa bile bu kurumlar daha da güçlenerek çýkacak. Zira bu kurumlar Hollanda sistemi içinde açýlmýþ ve Hollanda eðitim müfettiþleri tarafýndan zaman zaman teftiþ edilen kurumlardýr. Özellikle de Cosmicus Koleji Hollanda’nýn köklü eðitim ekollerinden biri olan Montessori okullarý ile birlikte hareket etmekteler. Dolayýsýyla hem eðitimin çok þeffaf, herkes tarafýndan bilinen, kontrol edilebilir bir eðitim sistemi olmasý hem de yetiþtirmiþ olduklarý çocuklarýn eðitim kalitesi ile Hollanda eðitimine de aslýnda katkýda bulunmuþ oluyorlar. Programda Fethullah Gülen’den ilham alan bu okullarýn Hollanda’yý Ýslamlaþtýrma politikasýnýn olduðu bazý gruplar tarafýndan iddia ediliyor. Öyle bir iddia da yersiz. Hollanda bunu çok iyi biliyor. Kimin ne yaptýðýný, hangi kurumun, hangi vakfýn, hangi camiinin hangi etkinlikleri yaptýðýný, Hollandalý uzmanlar ve yetkililer, Türkiye’deki sözde uzmanlardan daha iyi biliyor. Tabiî ki Türkiye’deki bazý sözde uzmanlarýn

olayý genelleþtirmesi ve yanlýþ yaklaþýmlarý, Hollanda’daki Türklerin konumunu bu yayýn ile zorlaþtýrmýþ ve bizi zor duruma düþürmüþtür. Zira þöyle bir geliþme de var ne yazýk ki: Avrupa ülkelerinde ortaya çýkan ýrkçýlýk akýmlarý ile birlikte Hollanda’da zaman zaman böyle komplo hareketleri ile Müslümanlar sindirilmek istenilmektedir. Ýþte NOVA’nýn 4 Temmuz karalama ve iftira yayýný ile son halka eklenmiþ oldu. Bu diðer kurum ve kuruluþlara da yapýldý. Sanki þöyle bir durum var. Hollanda’da hangi kuruluþ veya birey bir baþarý saðlasa, hemen onun önü kesiliyor. Dolayýsýyla bu durum Hollandalý Türklerin entegrasyona katýlýmýný engellemiþ oluyor. Sayýn Gülen’in kesinlikle gizli ajandasý yoktur. Globalleþen dünyada Fethullah Gülen Hocaefendi’den esinlenen oluþumlarýn olumlu katkýlarý bütün dünya tarafýndan bilinmektedir. Bu kuruluþlar bulun-

duklarý ülkenin kalkýnmasýna ciddi katkýlar saðlamaktadýr. Hatta o ülkelerin resmi yetkilileri bu gerçeði açýkça ilan etmektedir. Dolayýsýyla Hollanda’da aslýnda teþekkür edileceði yerde NOVA’daki yanlý yayýn ile insanlar zan altýnda býrakýlýyor. Son iki yýldýr bahsedilen eðitim kurumlarýnýn düzenledikleri bilim fuarlarýna katýlmaktayým. Oradaki öðrencilerin yarýsýnýn Hollandalý olduðunu gözlemledim. Sýnýf arkadaþlarýyla birlikte deneyler yaparak eðitime katkýda bulunuyorlar. Kol kola, birbirleri ile uyum içindeler. Bu kurumlar Hollanda için tehlike deðil. Hollanda’daki barýþ sürecine ve Avrupa Entegrasyon projesine katkýda bulunacaklar. Bu baþarýlý kuruluþlarýmýz için bir meclis araþtýrmasýna da bence gerek yok. Koalisyon hükümetinin buna destek vereceðini de tahmin etmiyorum. Bizler bu kurumlara her zaman güveniyoruz ve desteklediðimizi belirtmek istiyoruz.”


GÜNDEM

ZAMAN

18 EKÝM 2008

Daðýstan Dalkýran Ýþadamý Daðýstan Dalkýran:

“Fethullah Gülen, günümüz dünyasýnda özgürlüklerin bir sembolü haline gelmiþtir” “Fethullah Gülen’in öðretisinden etkilenen insanlar, eðitim merkezleri ve diðer kurumlar güzel çalýþmalar yapýyorlar. Hollanda’daki bu kurumlar hakkýnda ayrýntýlý bilgim yok. Türkiye’deki kurumlarýný ve sevenlerini tanýyor ve biliyorum. Ben bir Gülen taraftarý deðilim. Ama þu var ki Fethullah Gülen günümüz dünyasýnda özgürlüklerin bir sembolü haline gelmiþtir. Farklý medeniyetlerin Ýslam’la diyalog adresi Fethullah Gülen’dir. Bana göre gerici deðil, çaðdaþ bir harekettir. Müslümanlar çeþitli gizli teþkilatlara alet olacaðýna veya radikallerin eline düþeceðine býrakýn da Fethullah Gülen gibi çaðý çok iyi okuyan bir insandan ilham alsýnlar. Genelde dünyada, özelde Türkiye’de, maðdur olan her dinden ve milletten insanýn Fethullah Gülen’in samimi ve sýcak iklimine koþtuðunu görüyoruz. 4 Temmuz’daki NOVA yayýný gibi yayýnlar, önyargýlý yayýnlardýr. Somut gerçeklere dayanmamaktadýr. Bazý insanlarýn bu tür yayýnlarda kullanýldýðýný görüyoruz. Biz bunu insanlarýn cehaletine veriyoruz. Görüyoruz ki Sadet Karabulut gibi, toplumu tanýmayan insanlarý konuþturuyorlar. Gülen’den ilham alan insanlarý tanýdýðýnýz zaman, gelecekte Avrupa Birliðinin Türkiye’de aktif diyalog kuracaðý, çaðdaþ Müslümanlarýn bu grup olduðunu göreceksiniz. Hollanda devletinin bunu bildiðinden emin olabilirsiniz.”

Mikail Güneþ

UETD Hollanda Koordinatörü Mikail Güneþ:

“Cosmicus Koleji ve diðer eðitim kurumlarýnýn, delilsiz iddialarla zan altýnda býrakýlmasý çok çirkin” “Tamamen önyargýlar ile hazýrlanmýþ 4 Temmuz tarihli NOVA yayýnýnda görüþleri alýnan Türk gazeteci, yýllardýr yalan ve mesnetsiz haberleri ile sayýn Gülen aleyhinde atýp tutar. Herkes onun bu yalanlarý yüzünden mahkeme kararýyla tekzip edildiðini bilir. Ciddi bir kurum önce bu kiþinin geçmiþindeki tutarsýzlýklara bakar. Benim bunun ciddi bir program olmadýðý kanaatine vardým. Cosmicus Koleji ve diðer eðitim kurumlarýnýn, delilsiz iddialarla zan altýnda býrakýlmasý çok çirkin. Programýn kalitesi açýsýndan da sýnýfta

8

kaldýlar. Sivil toplum örgütü olarak HTÝB Baþkaný Mustafa Ayrancý da böyle düþünüyor dediler. Oysa program sonunda ben kendisiyle görüþtüm. Ben o programda Fethullah Gülen ve hareketi ile ilgili bir þey söylemedim. Baþka bir grup hakkýnda entegrasyona aykýrý davranýþlar yapýyorlar diye söyledim dedi. Witte Tulp, Cosmicus ve diðer kurumlar, Hollanda Milli Eðitim Bakanlýðýnýn gözetiminde faaliyet yürüten, üstelik ödüller alan ve toplumunda çok büyük bir kesimini kucaklayabilen, güzide kurumlar. Herkes ciddi faydasýný görüyor. Üstelik entegrasyon açýsýndan da çok baþarýlýlar. Ben bu manada onlarý çok baþarýlý görüyor ve kalpten destekliyorum. Ýddia edildiðinin aksine, en ufak bir risk söz konusu deðil. Hollanda basit bir devlet deðildir. Hollanda’nýn çok ciddi teþkilatlarý vardýr. Ülkeyi tehdit eden bir durum söz konusu olsaydý þimdiye kadar bu kurumlarý kapatýrlardý. Türk asýllý Hollanda vatandaþlarýnýn açmýþ olduklarý eðitim kurumlarýný yakýndan takip ediyorum. Bu kurumlar CITO sýnavlarýnda Hollanda birincileri çýkarýyorlar. Eski eðitim Bakaný Maria van der Hoeven, eðitimciler ve biz (UETD) bu kurumlarýn gayet baþarýlý olduklarýný biliyoruz. Bu kurumlar, Hollanda adýna bir kazançtýr. UETD olarak bu kurumlarýn arkasýnda olduðunu belirtmek isteriz. Witte Tulp Vakfý ve Cosmicus Kolejinin son yýllardaki baþarýlý çalýþmalarýný takdir ediyoruz.”

Dilaver Çeçen Giriþimci Dilaver Çeçen:

“Eðitim ve bilimle ilgili çalýþmalar yapan kurumlar zan altýnda býrakýlmasýn” “Böyle büyük bir hareketi (Gülen Hareketi), birkaç kiþinin düþüncesine bakarak zan altýnda býrakmak doðru deðildir. Þahsen ben de bundan çok üzüldüm. Hollanda?da son yýllarda Müslümanlar özellikle de Türkler hakkýnda ileri geri konuþmalar yapýldý. Özellikle Türk toplumunu motive edici, dayanýþmayý güçlendirecek haberlerin çýkmasý bizim arzumuzdur. Hollanda’da çok çeþitli dernekler bulunmaktadýr. Sonuçta Hollanda demokratik bir ülkedir. Kiliseye giden ve gitmeyen bir Hollandalýya karýþýlmadýðý gibi bu eðitim kurumlarýna çocuklarýný gönderen ailelere de karýþamayýz. Bu kurumlarýn Türk ve Hollandalý topluma yönelik tek hedefleri vardýr. O da beraber, uyum içinde yaþamaktýr. Bu kurumlar sonuçta çok kültürlülük açýsýndan büyük hizmetler vermiþler ve vermeye devam ediyorlar. Bazý vesileler ile çeþitli programlara katýldým. Bunlar bizi ilgilendiren sosyal ve kültürel dayanýþma faaliyetleri olmuþtur. Ayrýca Hollanda toplumunu Ýslamlaþtýrmaya yönelik bir faaliyet de görmedim. Eðer bundan sonra bir þeyler konuþulacak ise, bu kendimizi nasýl geliþtirebiliriz konusunda olmalý. Bunun yolunu hep beraber arayalým. Seçkin akademisyenlerimiz, yetiþmiþ insanlarýmýz var. Gelin bunlara kulak verelim. Sonuçta biri bir adým geride kalýr ise o bizim sorunumuz olacaktýr. Din eksenli tartýþmalar artýk son bulsun. Sonuçta herkes uzmanlýk alanýyla alakalý konuþsun. Hiçbir Türk kökenli kurumun Hollanda’yý Ýslamlaþtýrma gibi bir düþüncesi olduðuna inanmýyorum. Eðitim ve bilimle ilgili çalýþmalar yapan kurumlar zan altýnda býrakýlmasýn.”

HOLLANDA

Resul Özdemir Güney Hollanda Eyalet Meclis Üyesi Resul Özdemir (PvdA):

Hollanda’da çocuklara kendi kültürlerinden, öz deðerlerinden bir þeyler vermezseniz, onlarý motive edemezsiniz “Özellikle son beþ yýldýr bu kurumlarý çok yakýndan takip ediyorum. Toplumumuz adýna yüz aký kurumlarýn bu þekilde itham edilmesinden üzüntü duydum. Cosmicus, Witte Tulp, Seva Vakfý gibi eðitim kurumlarýnýn çocuklarýmýzýn eðitimine ciddi manada katkýlarýnýn olmasýný eleþtirmek yerine, sizin bunun karþýsýna bir þeyler koymuþ olmanýz lazýmdý. Araþtýrmaya kesinlikle gerek yok. Çünkü bu kurumlar Milli Eðitim Bakanlýðýnýn kontrolünde eðitim yapan kurumlardýr. Çok büyük bir titizlikle eðitim müfettiþleri tarafýndan denetleniyor. Hollanda’da çocuklara kendi kültürlerinden, öz deðerlerinden bir þeyler vermezseniz, onlarý motive edemezsiniz. Ben bu kurumlarý ziyaret ediyorum ve görüyorum ki tertemiz, pýrýl pýrýl gençler. Buralarý gördükçe mutlu oluyorum. Ben her zaman diploma almayý savundum. Bu güne kadar bizim gençlerimiz diploma almadan okulu terk ettiler. Bu kurumlarýn Hollanda’daki çocuklarýn diplomalarýný almalarýnda çok ciddi yardýmcý olduklarýný görüyorum. Þayet siz toplumu ayrýþtýrýrsanýz, bu ayrýþtýrmanýn hiç faydasý olmaz. Burada NOVA’nýn yaptýðý, kutuplara ayýrmadýr. Popülist düþüncenin belki o gün taraftarý olabilirler, fakat uzun vadede kesinlikle toplumu ayrýþtýrýr. Tarafsýz bir gözle baktýðýmýzda bu okullara destek olmamýz gerektiðini düþünüyorum. Bu tip konularýn eyalet bazýnda, para ile yaptýrmaya çalýþýyoruz, gene de zorlanýyoruz. Bu çalýþmalarý gönüllü yapan kurumlarýn elamanlarýný baþa tacý yapmak lazým. Deðil engel olmak onlarýn eksiklerini tamamlayarak yardýmcý olmak gerekir. NOVA yayýnýnda “çamur at, izi kalsýn”maksadý dikkat çekiyor. Öküz altýnda buzaðý aramak gibi bir þey. Hollanda’da düþünce kesinlikle suç deðil. Gülen öðretisini savunmak da suç deðil. Onun düþüncelerinden ilham almak da yanlýþ deðil. Çünkü Hollanda demokrat bir ülkedir. Sayýn Fethullah Gülen demokrat ve entelektüel bir insandýr. Bunun en iyi örneði, dünyanýn etkili entelektüelleri listesinde birinci sýrada yer almasýdýr. Hollanda’da eðitim alanýnda yapýlan çalýþmalara ciddi katký saðlamak lazým. Önümüzdeki dönemde burada yetiþen gençlerin toplumu kucaklayacaðýna inanýyorum. Bu kurumlar bunu çok iyi yapýyor. Ben bu kurumlarý caný gönülden destekliyorum.

Gençlerin hapishane yerine okullarda olmasýný tercih ederim. NOVA türü yayýnlarýn kýskançlýktan kaynaklandýðýný düþünüyorum. Sokaklarda suç iþleyen çocuklarla uðraþmýyor, eðitim kurumlarý ile uðraþýyorlar.

UETD Hollanda tarafýndan yapýlan açýklama NOVA aktüalite programýnda Fethullah Gülen Hareketini konu alan bir program yayýnlanmýþtýr. Programda bu hareketle ilgili, Hollanda Türklerini de ilgilendiren bazý iddialara yer verilmiþtir. UETD olarak bu konuyla ilgili görüþlerimiz þu þekildedir: Fethullah Gülen, baþta Türkiye?de olmak üzere dünyanýn birçok ülkesinde faaliyet gösteren bir sosyal hareketin manevi lideri olarak bilinmektedir. Özellikle eðitim, dinler ve kültürlerarasý diyalog konularýnda yaptýðý global çalýþmalarla dikkat çekmektedir. Bu sebeple de birçok bilimsel araþtýrma ve yayýna konu olmaktadýr. Özellikle ýlýmlý Ýslam görüþleriyle tanýnan Fethullah Gülen Ýslam-Batý iliþkilerine katkýda bulunan etkinlikleri desteklemekte ve demokrasi kültürü içinde fikirlerini yaymaktadýr. Fethullah Gülen’in þimdiye kadarki çalýþmalarýnda yasal meþruiyet sýnýrlarýný aþan faaliyetlere rastlanmamýþtýr. Ýþte bu sebeple bu hareket hakkýnda ne Türkiye’de ne dýþ ülkelerde her hangi bir mahkumiyet kararý verilmemiþtir. Söz konusu NOVA programýnda ifade edildiði gibi Gülen Hareketinin Hollanda’nýn parasýyla Hollanda’yý Ýslamlaþtýrma amacý taþýmadýðýný düþünmekteyiz. Hollanda devletinden yardým alan kuruluþlar birer sivil toplum kuruluþu olup bu ülkedeki diðer sivil toplum kuruluþlarý gibi mevcut yasalar çerçevesinde yardým almakta, etkinlikleri ve harcamalarý devlet tarafýndan denetlenmektedir. Ayrýca Fethullah Gülen Hareketinden etkilendiði iddia edilen okullarda verilen eðitimin öðrencilerin beynini yýkamayý amaçladýðý iddiasý da kamuoyunu yanýltýcý niteliktedir. Söz konusu okullar Hollanda eðitim sisteminin bir parçasýdýr. Hollandalý öðretmenlerin de çalýþtýðý bu okullarýn programý incelendiðinde çaðdaþ bir eðitim verildiði, Hollanda toplumuna entegrasyonu engelleyici her hangi bir propagandanýn yapýlmadýðý görülecektir. Kaldý ki bu okullardan biri Hollanda’nýn köklü eðitim ekolünden olan Montessori eðitim modeliyle ortak açýlmýþtýr. Bu ve benzeri televizyon programlarý ve basýnda çýkan yayýnlar ancak Türklerin Hollanda eðitim sistemine katýlýmlarýný engeller. Gönüllü olarak katýlýmý ve entegrasyonu destekleyen Türk sivil toplum örgütlerinin giriþimleri bu tür yayýnlarla baltalanmaktadýr. Hollanda’da yaþayan ve Hollanda’nýn bir


ZAMAN parçasý olan Türkler sadece eðitimde deðil diðer birçok alanda da katýlýmcý projeleriyle aktif olmaya devam edeceklerdir. Zira Hollandalý Türkler olarak her alanda sorumluluk almayý, üretmeyi ve sosyal sorunlarýn çözümünde etkin olmayý kendimize þiar edinmiþ durumdayýz. Geçtiðimiz dönemlerde yaygýn olan metot yani hangi grup veya birey toplumda baþarýlý olmuþsa, bunlarý karalama ve zan altýnda býrakma metotlarý artýk demode olmuþtur. Hollandalý Türkler haklarýný en iyi bir þekilde aramaya ve kullanmayý bilmektedirler. Düzmece program ve yayýnlarla Türklerin toplum dýþýnda býrakýlmalarý asla kabul edilemez. Bu açýklamalar ýþýðýnda NOVA aktüalite programýnýn objektif yayýn ilkelerine uymadýðý, gerçekleri saptýrdýðý ve izleyicileri yanýlttýðý kamuoyuna duyurulur.”

Köksal Gör

VVD Kuzey Hollanda Eyalet Meclisi Üyesi Köksal Gör:

“Meyve veren aðaç taþlanýr” “NOVA programýný þaþkýnlýk içinde ve üzüntü ile izledim. Çamur at, izi kalsýn politikasý izlenmiþ. Bunun için de bazý kiþiler kullanýlmýþ. Türkçede bir söz vardýr: “Meyve veren aðaç taþlanýr.” Þimdi güzel Hollandamýzda, güzel çalýþmalar yapýlýyorsa, bunlarý karalamak yerine, “þucu, bucu” diye bir yerlere yapýþtýrmak yerine desteklememiz daha doðru olmaz mýydý? Buna NOVA programýnýn yapýmcýlarýnýn bile evet diyeceðine kesinlikle eminin. Bildiðimiz bir þey var, hep azýnlýk olarak bizlere sorulmuþtur: Neden kendi sorumluluklarýnýzý alýp sorunlarýnýza çözüm üretmiyorsunuz? Neden gençliðiniz sokaklarda periþan durumdayken bir þeyler yapmýyorsunuz? Yýllardýr yerel yönetimler veya ülke çapýnda, eðitim sorunlarý için, sokaklarda sorun olan gençler için çözüm aranmýþ, projeler üretilmiþ ve milyonlarca Euro bu yolda harcanmýþtýr. Eðer bir grup idealist insan çýkýp bu çözümsüz olarak nitelenen soruna çözüm üretmeye çalýþýyorsa, onlarý zan altýnda býrakýp onlarýn azim ve cesaretlerini kýrmak kimin iþine yarar? Bana sorarsanýz hiç kimsenin iþine yaramaz. Güzel ülkemiz Hollanda için her þeyin en iyisini istiyorsak ve insanlarý gruplara bölmek istemiyorsak, köstek deðil destek olmalýyýz. “Komkommertijd” diye nitelediðimiz, medyada haber sýkýntýsýnýn yaþandýðý bir dönemde haber programý NOVA'nýn bu tür bir tezi öne sürmesi, gazetecilik açýsýndan zekice bir yaklaþým olarak gözükebilir ve hatta o kurumda çalýþan kiþilerin iþlerindeki yerlerini saðlamlaþtýrmak için de zekice bir giriþimmiþ gibi deðerlendirilebilir. Ancak toplumun birliði, beraberliði ve geliþmesi için çalýþan, çalýþacak olan insanlara gözdaðý niteliðinde bir gösteri yapýlmýþ. Adý geçen hareket ile ilgili kötü bir bilgi veremiyorlar, sadece kim olduklarý bilinmeyen birilerine dayandýrarak sonuca gidilmeye çalýþýlmýþ ve her zaman olduðu gibi yanlý ve yanlýþ yazýlarýyla tanýnan bir gazeteci bilim adamýymýþ gibi görüþ bildiriyor. Bir devlet televizyonu programý olarak tarafsýz ve doðru haber verecekseniz o zaman tek yönlü davranmayacaksýnýz. Sadece bu sebeple bile NOVA

9

yayýnýnýn taraflý ve profesyonellikten uzak, bir “komkommertijd” programý diye nitelememiz yeterlidir. Bir yerlere yapýþtýrýlmaya çalýþýlan kurumlar da Hollandamýza çok deðerli, kaliteli katkýlarý olmuþ kurumlardýr. Azimle, gayretle çalýþan insanlarýn azmini kýrmak için bir hareket yapýlmýþtýr. Ancak tek amacý insanlýða, topluma pozitif katkýda bulunmak olan bu insanlarýn bu tür kuru gürültülere pabuç býrakacaðýný sanmýyorum. Bu tür giriþimler daha iyi, daha kaliteli aktiviteler için doping olarak deðerlendirilmelidir. Temsilciler Meclisi’nde grubu bulunan VVD, SP ve PvdA gibi partilerin bu programla ilgili araþtýrma istemelerine þaþýrmadým, ama umudum o ki yýllardýr ülkedeki asi gençlerin düzeltilmesi için verilen milyonlarca Euro da bu araþtýrmanýn içine alýnýr. Böylece mecliste bulunan temsilcilerimiz bütün açýklýðýyla Cosmicus gibi bir kurumun, hiç denilecek bir miktarda yardým almasýna raðmen Hollanda toplumuna yaptýðý büyük katký da ortaya çýkacaktýr. Ayrýca ekonomimize çok ciddi katkýlar saðlayan, uluslararasý ticaret yapan giriþimcilerin bir araya gelip oluþturduklarý iþadamlarý derneklerinden de bir yerlere yapýþtýrarak bahsetmek giriþimci bir toplum için büyük bir ayýptýr. Evet, birileri kendine göre çok güzel bir program yaptý. Þimdi siz taþlanan kurumlar veya kiþiler demek ki meyve veriyorsunuz, yoksa kimse size taþ atmazdý. Zaman umutsuzluða düþmek zamaný deðil, bunun yerine güzel bir dünya ve daha güzel bir Hollanda için çalýþma zamanýdýr. NOVA kuyuya bir taþ attý, bakalým bu taþý kim çýkartacak?”

Mustafa Özcan Amersfoort Belediye Meclisi Üyesi Mustafa Özcan (GL):

“Ýddia edenler, ülkedeki çoðunluðun sesi deðil” “NOVA programýnda bahsi geçen kurumlarýn iddia edildiðinin aksine Hollanda’da uyuma katkýlarý son derece büyüktür. Bu güzel kuruluþlarý ve bu güzel çalýþmalarý her þehirde görüyoruz. Amersfoort ve çevresindeki Meridiaan Eðitim Merkezinin çalýþmalarýný bizzat izliyorum. Bu eðitim kurumunda görev yapanlarý yakýndan tanýyorum. Amersfoort’ta eðitime ciddi katkýlarý oldu. Eksikliklerimizi göstermek için bu güzide kurumlarý birer projektör olarak görüyorum. Burada verilen eðitimin kalitesi yanýnda uyuma olan katkýlarý da ortada. Türk toplumunun vizyonunu geniþlettiklerine de inanýyorum. NOVA yayýnýnda bir takým iddialar dile getiriliyor. Ben buna bir atasözü ile cevap vermek istiyorum. “Meyve veren aðaç taþlanýr.” Hollanda’da eðitim, iþ, diyalog ve medya alanýnda bu güzide kurumlar çok baþarýlý çalýþmalar yapýyorlar. Ciddi meyveler veriyorlar. Bu meyve veren aðaçlarý kesemeyeceklerine göre taþlayacaklardýr. Bu yayýndan anladýðým kadarý ile burada konuþan insanlar, baþarýlý kuruluþlarýn burada verimli olmasýný istemiyor. Burada elbette bunlarýn söylemlerine göre hareket etmeye gerek yok. Pes etmeden çalýþmalara tüm hýzla devam etmek gerekir. Yayýnda iddia edilen bir konu da bu kurumlarýn Hollanda için ciddi bir tehlike oluþturduðu? Ülkeyi Ýslamlaþtýrma gibi akla hayale

GÜNDEM

HOLLANDA gelmeyen iddialar var. Devlet kendini korumasýný bilir ve tehlike olabilecek geliþmeleri önceden görür. Hollanda’da böyle bir tehlike olduðuna ben kesinlikle inanmýyorum. Burada korkutma, sindirme ve yýldýrma politikasý var. Hollandalý duyarlý insanlar, kimin ne iþ yaptýðýný çok iyi biliyor. Ýddia edenler, ülkedeki çoðunluðun sesi deðil.”

18 EKÝM 2008

ma giriþimlerine benziyordu. Böyle bir gazetecinin, Hollanda’daki Türkler için faydalý olabileceði bana çok komik geliyor. Bu ülkede yapýlan eðitim ve diyalog faaliyetlerini bilinçli bir þekilde yok etmekten baþka bir maksadýn olduðuna inanmýyorum. Yayýnda adý geçen tüm kurumlarýn Hollanda adýna çok büyük bir kazanç olduðunu düþünüyorum. Bu kurumlarýmýzýn her zaman desteklenmesi gerektiðine inanýyorum. Harderwijk’daki eðitim ve diyalog kurumlarý, uyum adýna son derece faydalý çalýþmalar yapýlýyor. Bu kurumlarýn karalanmasýný ve zan altýnda býrakýlmasýný doðru bulmuyorum.”

Zeki Baran Rotterdam Merkez Belediye Meclisi Üyesi Zeki Baran (PvdA):

“Cosmicus Koleji uyum adýna önemli çalýþmalar yapýyor” “Cosmicus Koleji, eðitim alanýnda Hollanda adýna örnek bir çalýþma oldu. Ben bunu her toplantýda dile getiriyorum, Hollandalý dostlarým da bunu anlatýyorlar. Hollanda adýna Cosmicus Koleji’nin bir kazanç olduðunu düþünüyorum. Hollanda’daki diðer okul müdürleri Cosmicus Kolejine gelip çocuklarýn eðitimiyle ve velileriyle alakalý çok þeyleri öðrenip bilgilenebilirler. Ben þahsen hem bir politikacý, hem bir vatandaþ olarak bu baþarýlý eðitim kurumunun arkasýnda olduðumu belirtmek isterim. Rotterdam’dan sonra Amsterdam’da da bir kolejin yeni sezonda açýlmasýný memnuniyetle karþýlýyorum. Çünkü eðitimli gençlerin Hollanda’ya uzun vadede çok önemli katkýlar yapacaðý kanaatindeyim.” Harderwijk Belediye Meclisi Üyesi Tacettin Þahin (VVD):

“Yayýnda adý geçen tüm kurumlarýn, Hollanda adýna çok büyük bir kazanç olduðunu düþünüyorum” “Hollanda halký tarih boyunca farklý milletlerden ve dinlerden gelen insanlarý hoþgörüyle barýndýrmýþtýr. Yaklaþýk yarým asýrdýr Türkler de bu ülkede barýþ içinde Tacettin Þahin yaþayýp Hollanda’nýn refahý için caba sarf etmiþtir. Özellikle buradaki genç nesil Türkler uyum için büyük çaba göstermektedir. Elbette bu kolay bir süreç deðildir. Ýnsanlarýn farklý görüþlerinin olmasý ve bunu hürce ifade edebilmeleri, demokrasimizin doðru yolda olduðunu gösterir. Bu yaz Avrupa futbol þampiyonasýndan sonra Pekin Olimpiyatlarýný ben de birçok insan gibi büyük bir zevkle izledim. Ýlgimi çeken ve beni derinden memnun eden þu oldu: Hollanda’daki Türkler gerçekten de açýk bir þekilde Hollanda’yý desteklemekteydi. Buradaki Türk toplumunun büyük bir çoðunluðu, bu ülkeyi kendi vataný olarak görmektedir. Maalesef birçok Hollandalý bunun hala farkýnda deðil. Ben de NOVA yayýnýný izledim. Üzülerek söylemeliyim ki bana sanki bu yayýn Türkiye’de son dönemlerde Ergenekon davasýyla baðlantýlý olan bir gazetenin yazarý olan Hikmet Çetinkaya’nýn güya Hollanda’yý kurtar-

Ahmet Duran Ýslam Toplumu Milli Görüþ Teþkilatý Kuzey Hollanda Bölge Baþkaný Ahmet Duran:

“Hollanda’da baþarýlý çalýþmalar yapan eðitim kurumlarýnýn zan altýnda býrakýlmasýný uygun bulmuyoruz” “Son zamanlarda Hollanda’da öne çýkan ve baþarýlý çalýþmalar yapan kurumlarýn, maalesef belli kesimler tarafýndan asýlsýz iddialarla zan altýnda býrakýlmasý doðru bir hareket deðil. Özellikle Witte Tulp Eðitim Vakfý ve Cosmicus Koleji, býrakýn entegrasyona aykýrý hareketi, bilakis entegrasyona son derece ciddi katkýlar saðlýyorlar. Okul sonrasýnda verilen ev ödevlerine yardým kurslarý, Hollanda’daki Türk öðrencilerin eðitim alanýndaki baþarý çýtalarýný oldukça yukarýya çýkarýyor. Biz kesinlikle bu kurumlarýn NOVA programýnda iddia edildiði gibi Hollanda’yý Ýslamlaþtýrma gibi bir düþünce içerisinde olduklarýna inanmýyoruz. Bu gerçekten asýlsýz ve mesnetsiz bir iddia. Yýllardýr Hollanda’da öne çýkmýþ ve baþarýlý olmuþ kurumlar, nedense birileri tarafýndan karalanmak ve Hollanda’da bir tehlike olarak gösterilmek isteniliyor. Hollandalý Müslüman Türk toplumu olarak ciddi bir grubuz. Bu topluma son derece yararlý çalýþmalar yaptýðýmýzý belirtmek isterim. Bizler bu ülke için bir kazancýz. Hollanda ikinci sýnýf bir ülke deðil. Kimin ne yaptýðýný çok iyi biliyor. Bu kurumlar açýlýrken Hollanda’nýn en üst kurumlarýnýn onayý ve denetimiyle açýlýyor. Yoksa isteyen herkesin bir kurum veya kolej açmasý mümkün deðil. Gerekli makamlar belli periyotlar ile buralarý denetliyorlar. Burada iki milletvekilinin iddia ettikleri gibi uyuma ve birlikteliðe aykýrý iþ yaptýlar ise bunca zaman bu kurumlarý denetleyen üst kurumlar nerede idi” Bir de farz edelim meclis araþtýrmasý olsun. Bu kurumlarýn meclis araþtýrmasýndan da yüz akýyla çýkacaðýndan hiçbir þüphemiz yoktur. Hollanda?da Milli Görüþ teþkilatý olarak bizler de zaman zaman bazý asýlsýz iddialar ile karþý karþýya kalýyoruz. Bu günlerin de geçeceðini düþünüyoruz. Ýþadamlarý, eðitim kurumlarý ve diyalog çalýþmalarý ile hiçbir kriminel olaya bulaþmayan bu kurumlar gerçeði gören Hollandalýlarýn takdirini kazanýyor ve kazanmaya da devam edecek. Çamur at izi kalsýn politikasý ile kimse bir yere varamaz. Ýddialar ispatlanmadýðý müddetçe geçerliliði yoktur.”


RÖPORTAJ

18 EKÝM 2008

ZAMAN

10

HOLLANDA

larýnýn m u k h a m mo Guantana i kitap oldu þiirler

A G N A R P A D AYAÐIN

im Keskin Kolaj; Abdulker

R i i Þ E D N i L i D

k!’ 11 Eyür tüketme afeste öm k uantanair b G ý ýk c vre e sayýldýð den dara e iç h m il ýn b n u rý yat. Cene n a san hakla da olduðu öyle bir h in b ra ilmeden ve dýþýnl o a b e n d ý m e n m d te rý e ta la n ’N nin ûmlarýnki suçlandýk sonrasý e k e h rý a yl a e ýl m . Kafesleri n ýr bu yan m e a û ld lül sa Müslüm ý biçimd rce mahk 02 yýlýndan ýr n e te 20 yk zl a rü yü ü a a r ç n rl o r rý la a ü iy a ll ünyanýn ir m m g D ö þu n . a o a a e n k ýl n ’d lý l ð a o e yý h m bu hapis elerle, aþa in en tem c in yedinci u ’n n n ri e ld ri k o e le devam ý iþ tl e r h , â re la e þm a Sözle adan esa li ikametg uygulam e hasretiyl e ý lm il il a ýþ rý ç a d ve ýk k rýyve ç n u k lu e ta u n çakýl taþla aber, va ðin zoru nlýk ve h yargý önün adýðý için ðinden bih de Müslüman erke ’daki insa arlm ti o it o m in b ri a n p n le le lu ta e m o n d a le n da ne kâðýt ka bir müca e de Gu k ls e 0’nin üzeri d se yü 75 k ü alý m k b n e yü ri e r H e d ri le ý. e dolu þiir sto sesle lme karþ na 30 ülk ver bir Am yecý ve isyan a vatanse nden prote ni yükseltiyor bu zu ü a d ri u n m ye b ti ya k a re a o tt ð rl ç a pek yle. H bý hazý rsitesi ö da sesi larý þiirleri r’ adlý kita ahkûmlar nois Ünive yor. “Þiir rine yazdýk antanamo’dan Þiirle ediyor. M orthern Illi ze uðraþ veri N ü . ýr r tý ld a la k k yý a vu rt u a rd ö a ‘G d ü asýdýr.” b ý ll n in ü k rç n ü a iç ya ö p p ç sý g ö la k mizin bir çýkarýlma ahkûmun le ý. Ýþin ilgin e e m þt n d ü a la 17 n c p i ö ü a k ý it a m k ’d dýndan ndan yarg duyurma antanamo larýn en azý n dramýný insanlara atta o, Gu , mahkûm ri aslýnda. H ff o le n lk e a il F d Marc hapse içinde si Doç. Dr. yedi yýldýr llerim bana tanamo’da onuþtuk. n k a u u zý müvekki ’y G o ý b m a a lunan mek n kit l önce, ba bu ta yý n er a aç irl u þi rk G rý Bi la lkoff’la larýndan o’da yazdýk na sadece ba am an ar diyor. Fa nt pl tu ua Eylül saldýrý G ek

m ri o üssü, 11 dolu bir mýþtý. Bu aletsizlikle uantanam tutukluyla tuplar yolla dýklarý ad yüzlerce ýyý ve yaþa r altýnda i öðrenci, la ac m rt ki ri þa , le r bu yana en ik tm çekt ý, en zo i Kimi öðre a içgüdüle kalmad tak özellið hapishane. aki yaþam epsinin or göstermek aki, ruhund zeteci... H andýkzandýrçl ga nd i ka sý su ý m ða le ýs ki ey aç do r kýþ ý. N insan kimi yaza yeni bir ba adan kek olmalar e yarater in nm k ve ný nc lli ta re ze an ý di kk , gü sünün ise Müslüm rgýlanma ha nrýyý övmek rada. rýyla eden ve ya insanlar Ta tiyorlar bu ak, dostla m Bu ke . ru tü dý ko ür ý larýný bilm öm külarýn ybetmemek Þiirlere dö akýl saðlýk kýntý içinde ka sý a. , ý r lýð ak rýn bi ýz m la ks n ýk bi nl bu ha nceek ve insa mu avukat reniyorlar mlerini... Ö haberleþm Yine de di ý. Bu duru ýlarýný, özle in yazýyorlard adýklarý iç rýn da birlýklarýný, ac m la ýz ir la þi ln on bu ya in da r iç m týðým yorla kale rlar þiirleleri kâðýt ýmla paylaþ iken þiir yo ar zý e þl ka da ed ka ra an ar akla pish fýrsatý da kilinin ha köpük bard a u yaþaek m zm üv ru ya m e du k ço Bu üzerin öðrendim. t askerler rini. Kâðýt ý için bir ka i rýn Fa es la . ýk la nm re yazd zaman nyanýn öð týrýlýr’ aþ dü buluyorlar ul sanlar m in aj tü ý es Bu ar im. nanl þifreli m ðerlendird e þiirle‘dýþarýya yor bütün lmüþ, haps t olarak de rü yu sa þü fýr ko dü el k la rý çü kü atla kaygýsýy rlar olarak tarafýndan nüllü avuk va BD gö na A ca l de hu re. Yine siz, meç aþýyor biratýlmýþ, isim f’un eline ul kilenkü. Marc Falkof lýyordu çü irlerden et ýtý þi ns ðu ya du n kaçý. Oku bir sürecin ne aktara ýlý nt ký sý f, leyi þiirleri nen Falkof un toplam þadýklarý çi da ne düþü un Ya ýn kl kk tu tu ha p 17 ta ardýndan kûmlar, ki getirmeyi ah a m ay ar r bi 22 þiirini e ahkûmlarýn nüyor? Böylece m ýn dikkatin baþarýyor. in dünyan ‘Guantananý þý ýrý si þiirlerin kat takdir yk ep Fa ha H n. t’ nu m le tü em ‘ada tapla dan m arýný hâlâ irler’ adlý ki sunulmasýn lkoff. ndi kitapl mo’dan Þi rdu Marc Fa askerler siniz ki ke yu er du kü ed a ün ay de r. Ç düny nler iðimiz gü üþ deðille en çok çt ý rm ge ar gö nl si O çe n da or. Türk Yayýnlarý’n in vermiy iz ntanadi ua na re G bu K i ve FalYapý eden kend zýrlayýcýsý ha kleri. ar n ad rlü bý ak gü ta al öz çýkan ki i, iki ayda rdeþlerinin tü ücadelesin mo’daki ka ükleri kö þt la dü m koff’tan m e kû in ah n iç bildiði m yurmasýnBu kitabý du a . ik ay bir görüþe ed ny nl m dü rumunu di durumu tü rýn son du nlar. n memnu da ni ci re sü rlýk zý ha n bý Kita misiniz? anlatabilir

G


ZAMAN

11

RÖPORTAJ

HOLLANDA

18 EKÝM 2008

ÖNDER DELÝGÖZ Sesinizi biraz olsun dünyaya duyurabildiðinize inanýyor musunuz? Ýnanýyorum ki, dört yýldýr beraber çalýþtýðým avukatlarla birlikte yaptýklarýmýz Guantanamo hapishanesindeki kanunsuzluklarýn duyurulmasýnda büyük önem taþýyor. Halen herhangi bir gazetecinin Guantanamo’daki mahkûmlarla röportaj yapmasýna izin verilmiyor. Avukat arkadaþlarýmla beraber sadece mahkemelerde ortaya çýkmasý için uðraþtýðýmýz insan haklarý ihlallerini biliyoruz ki bunlar Cenevre Sözleþmelerine ve temel insan haklarýna aykýrý ve illegal olarak göz ardý edilen muameleler. Þiir kitabý Guantanamo’da yedi yýldýr hapsedilen insanlarýn dramýný insanlara duyurma mücadelemizin bir parçasýdýr. Mahkûmlarýn bugüne kadar yargýlanmamýþ olmalarýný, yargýlanma ve neyle suçlandýðýný bilme hakkýný göz önüne alarak nasýl yorumluyorsunuz? Yedi yýldýr herhangi bir mahkemede yargýlanmadýlar, herhangi bir suçlama yapýlmadý ve herhangi bir mahkûmiyet kararlarý yok. Bu kanunlara aykýrý bir durum. Ýçtenlikle söyleyebilirim ki ben bir vatanseverim ve ülkemi çok seviyorum, ancak geçmiþte hukukun üstünlüðünü tüm dünyaya gösteren, bir deniz feneri olan Birleþik Devletler’de bu konudaki baþarýsýzlýðýmýzdan dolayý utanç duyuyorum. Sizce ABD Guantanamo’daki mahkûmlarla ilgili nasýl hareket etmeli? Bu soruna kýsa vadede nasýl bir çözüm bulunabilir?

Guantanamo hapishanesi

Bu sorunun basit bir cevabý olamaz. Tarafsýz ve adil bir yargýlama yapýlmalý ya da serbest býrakýlmalýlar. Dört yýldýr bu basit prosedür için uðraþýyoruz. Bizim desteðimizle Yüce Mahkeme sadece davanýn açýlmasýna ve yargýlama sürecinin baþlanmasýna karar verdi. Biz sadece adil bir yargýlama istiyoruz.

Küba’nýn kuzeybatýsýndaki Guantanamo Körfezi’nde yer alan ABD deniz üssünde 2002’den bu yana Avukatlýðýný yaptýðýnýz mahyaklaþýk 775 Müslüman erkek gözaltýnda kûmlarla ne sýklýkla tutuldu. Geçen altý yýlda tutuklulardan 470 görüþüyorsunuz? kadarý serbest býrakýldýysa da, geride kalanlar, Görüþmelerde Cenevre Sözleþmeleri’nin en temel þartlarýna geleceðe dair aykýrý olarak, haklarýnda herhangi bir suçlama yapýldüþüncelerimadan ve yargý önüne çýkarýlmadan esaretlerinin ni nasýl yedinci yýlýna girmek üzere. Guantanamo mahkûmlarýyla anlatýilgili son geliþme ise þöyle: Amerikan Anayasa Mahkemesi, 12 Haziran 2008 günü Guantanamo’daki terör zanlýlarýnýn sivil mahkemelere baþvuru hakký olduðuna karar verdi.

“Denize Aðýt, yüreðimi sýzlattý” Mahkûmlarýn þiirlerinden hangisinin kendisini daha çok etkilediðini sorduðumuz Marc Falkoff, Pakistanlý Ýbrahim Er-Rubeyþ’in ‘Denize Aðýt’ þiiri için “Yüreðimi sýzlattý.” diyor. Pakistan’da öðretmenken paralý askerler tarafýndan yakalanýp müttefik güçlerine satýlan Rubeyþ’in þiiriyle ilgili þunlarý söylüyor Falkoff: “Bu þiirde Rubeyþ, Guantanamo çevresindeki denizle konuþuyor ve adada yaþanan adaletsizliklere þahit oluþu ve bu yaþananlara sessiz kalýþý sebebiyle denizi suçluyor. Rubeyþ, burada Amerikan halkýný açýkça denize Marc Falkoff benzetmiþtir. Týpký deniz gibi onlar da Guantanamo’daki kötü muameleleri bilmelerine raðmen buna bir son vermek için hiçbir þey yapmamýþtýr.”

yorlar? Umutlarý var mý kurtuluþ için? En önemlisi sizin umudunuz var mý? Ben ve avukat arkadaþlarým iki ayda bir ya da yaklaþýk bu periyotlarla mahkûmlarla görüþebiliyoruz. Maalesef bazen bu süreç daha da uzayabiliyor. Her þeyden önce görüþmeler için izin verilmiyor. Ulaþým ve tercüme masraflarýnýn fazlalýðýndan bahsetmiyorum bile. Yýllardýr yaptýðýmýz tüm çalýþmalar ve harcamalar için herhangi bir ödeme yapýlmýyor. Tamamen avukat arkadaþlarýmýz kendi kaynaklarýný ve zamanlarýný harcýyorlar. Þiir kitabýnýn geliri de hayýr kurumuna gidiyor. Ümit var mý? Elbette! Amerika insan haklarý konusunda tüm dünyanýn takdir ettiði konumdadýr. Ancak 11 Eylül saldýrýlarýndan sonra aptal liderler (George Bush ve Richard Cheney) ülkeyi idare ediyor. Bu ideologlarýn ilkeleri geç de olsa artýk halk tarafýndan eleþtirilmekte ve reddedilmektedir. Son durum hakkýnda neler söyleyebilirsiniz? Doðrusunu söylemek gerekirse þu anki durum çok kötü. Tüm mahkûmlar olmasa da çoðunluðu günde 22 saat tek kiþilik hücrelerde tutuluyor. Diðer mahkûmlarla iletiþimleri kýsýtlanmýþ durumda. Mahkûmlarda büyük bir ümitsizlik var. Hatta intihar vakalarý yaygýnlaþmýþ durumda. Açlýk grevleri sýklýkla görülüyor. Mahkûmlarla son görüþmenizden bahseder misiniz? Üç hafta önce müvekkillerimden biri olan Adnan Farhan Abdul Latif’i ziyaret ettim. 45 kiloya düþmüþ olmasýna raðmen askerlerin herhangi bir týbbi müdahalede bulunmadýklarýný gördüm. Saðlýk raporunu bile göstermediler. Adnan, bir sonraki görüþmemizde hayatta olmayacaðýný düþünüyor ve korkarým ki bu düþüncesinde haklý. Daha da kötüsü mahkeme bu konuya müdaMahkûm hale bile etmiyor. Kitapta Adnan’ýn da bir þiirlerinden þiiri bulunuyor. Geçen seneki Amnesty International (Uluslararasý Af mýsralar... Örgütü) dergisinin kapaðýnda yayýmlandý. Adnan Guantanamo’da hâlâ mahÝki Parça kûmken ölürse o Bayram geldi gün hakikaten Gelmedi babam çok kötü bir Benim gibi oturmuyor ki Küba’da gün olaHiçbir þeyim yok cak. Ramazan pidesini gözyaþlarýmla yiyorum Babamýn sevgisinden neden yoksun býrakýldým? Neden bu zulüm? Ölüm Þiiri Sözde barýþý kollayanlarýn elinde, Bu günahsýz canýn, Çaresiz acýlara mahkûmiyetini görsünler. Gizli Özlemimi Yazýyorum Göremiyorum gelecekte derman Önümde çalkantýlý bir deniz Toprak çaðýrýyor beni Hayatýmýn Ýlk Þiiri Öylesine hakaret ettiler ki bize, Kuran-ý Kerim de aldý nasibini hakaretten Kötülüklerinin ötesinde aptaldýlar, Vurdukça vurdu budalalar, uðursuzlar.


ÝNTERNET

ZAMAN

18 EKÝM 2008

12

HOLLANDA

Bir siteye girdim, hayatým kolaylaþtý

M. RIFAT YEÐEN

Ü

niversiteler için vize, lise ve ilköðretim okullarý içinse yazýlý sýnav dönemine hýzla yaklaþýlýyor bugünlerde. Bir taraftan süratle devam eden dersleri takip ederken, bir taraftan da ensemizde biten zorlu sýnavlara hazýrlanmamýz gerekiyor. Ders notlarý, kitaplar, ansiklopediler dýþýnda iþimizi kolaylaþtýracak bazý yardýmcýlara ihtiyaç duyuyoruz. Bir anlamda lojistik destek saðlayacak kaynak arayýþýndayýz. Ýþte bu dönemlerde genellikle eðlence aracý olarak gördüðümüz internet, bize bu konuda destek saðlayabilir. Derslerimizde doðrudan iþimize yarayan, tez, ödev, araþtýrma ve ayrýntýlý ders konularýný bulabileceðimiz siteler olduðu gibi bize teknik anlamda da yardýmcý olacak siteler mevcut. Örneðin; ders konusu olarak aradýðýmýz kaynak, Ýngilizce bir metin. Ya da Ýngilizce kelimeler aðýrlýkta. Ancak yabancý dildeki baþarýmýz da Ýngilizce bir kaynaktan beslenmek veya Ýngilizce kelimleri anlamak için yeterli deðil. Yahut da elimizde ders konumuzla ilgili arkadaþýmýzdan aldýðýmýz, internetten indirdiðimiz bir doküman var, fakat yazý karakterleri Türkçe deðil. Yahut da uçuk sayýlabilecek bir bilgiye ihtiyacýmýz var ve Yunanca bir kelimenin Romence karþýlýðý gerekti. Hepsinin bir çaresi mutlaka var ama bunu ne kadar kýsa yoldan

halledebilirsek o kadar iyi. Ýþte bu sancýlý sýnav dönemlerinde www.hemencevir.com, www.seslisozluk.com, www.turkcekarakter.com, www.tez2.yok.gov.tr gibi siteler iþimizi çok kolaylaþtýracak gibi görünüyor. Sanal mütercim; hemencevir.com Ýngilizce bilmiyorsunuz. Yahut da Ýngilizceniz o kadar da iyi deðil. Ancak elinizde çevrilmesi gereken bir metin var. Daha önceden yaptýðýnýz gibi ‘bir bilene danýþmak’ yahut tercümana götürmek yerine www.hemencevir.com’a girin ve tercümesini istediðiniz metni belirtilen kutuya yapýþtýrýn. ‘Hemen çevir’ butonuna týklayýn. Eðer sýrada bekleyen fazla bir çeviri yoksa, 34 saniye içinde yapýþtýrdýðýnýz Ýngilizce metnin Türkçe karþýlýðýný göreceksiniz. Sýrada bekleyen çoksa yine en fazla 13-15 saniye içinde metnin çevirisini bulabilirsiniz. Ýlk baþta mütercimlerin ekmeðini elinden alacak bir site gibi algýlansa da hemencevir.com’un öyle bir iddiasý yok. Zaten sitenin mimarý da “Bu çeviriler bir bilgisayar tarafýndan yapýlýr. Hata ve yanlýþlar olabilir. Lütfen önemli çevirilerinizi bir tercümana yaptýrýnýz.” þeklinde bir ikaz eklemiþ çeviri kutusunun hemen altýna. hemencevir.com günlük yaklaþýk 200 bin çeviri yapýyor. Sitenin, çeviride ‘mükemmel’i yakalamaktan ziyade ‘yardýmcý’ olmak gibi bir amacý var. Hiçbir üyelik ya da ücret talep edilmiyor. Tamamen gönüllülük üzerine kurulmuþ. Çok sayýda kullanýcýsý olmasýna raðmen hak ettiði ilgiyi görmüyor ‘hemencevir.com’. Eðer siteye ederi verilse herhalde ücret karþýlýðý abone olanlarýn sayýsý on binlerle ifade ediliyor olurdu! Size çevirmek istediðiniz metni bir mütercim gibi çeviremese de metnin geneli hakkýnda fikir edinebileceðiniz yararlý bir site. Baþta öðrenciler olmak üzere birçok kimsenin yararlanacaðý siteye girip de “Hay Allah razý olsun bu siteyi kurandan” demeyecek çok az insan vardýr herhalde. Peki çeviri yapan bir siteniz var ama kelimelerin ne anlama geldiðini ya da baþka hangi anlamlarda kullanýldýðýný görmek istiyorsunuz! O zaman da uzun yýllardýr hizmet veren www.zargan.com adresi var.

Kelimelerin, Ýngilizce-Türkçe, Türkçe-Ýngilizce sözcük anlamlarýný öðrenmeye yarayan eski bir site Zargan. Burada arattýðýnýz herhangi bir kelimenin kullanýldýðý kalýplarý ve tamlamalarý da anýnda sýralýyor. Bu online terim bankasýna word dosyasýna yazýnýzý yazarken, tek tuþla baðlanabiliyorsunuz.

Foto: Hüseyin Sarý

Ders çalýþýrken, ödev yaparken ya da sýnavlara hazýrlanýrken karþýmýza çýkan bazý teknik engeller zaman kaybýna neden oluyor. Örneðin, dersimizde kaynaklýk edecek Ýngilizce bir metin var ve bu metni anlamaya için yabancý dilimiz yetmiyor. Ya da uzak bir ihtimal olsa da Bulgarca bir kelimenin Sýrpça karþýlýðý gerekti. Ya da Türkçe karakterleri tanýmlanamadýðý bir metni acilen okumamýz lazým. Sanal alemde bütün bunlara yardýmcý olacak ücretsiz siteler var. Bunlar sayesinde ödevleri hiç zaman kaybetmeden tamamlamak mümkün.

Ýngilizce kelime telaffuzu için seslisozluk.com Ýngilizcede telaffuzunu bilmediðiniz bir kelimeyi sözlüklerden öðrenme þansýnýz oldukça düþük. Ýþte böyle bir anda sýkýntýnýzý giderecek bir site var. Seslisözlük’e girdiðinizde yazdýðýnýz Türkçe kelimenin Ýngilizceki karþýlýðýný ve kelimenin telaffuzunu da öðrenebilirsiniz. Gençlerin çok raðbet ettiði site Toefl, EFL, ESL, TOEIC ve TEFL gibi uluslararasý Ýngilizce sýnavlarýna çalýþanlara çok yardýmcý olacak bir site. Seslisözlük de yine ücretsiz üye olarak girilebilen bir site.

da bir bilgisayar programcýsýnýn yaptýðý belirtilmiþ. 2000 yýlýnda yazýlan program, yine bilgisayar kullanýcýlarýnýn sýklýkla karþýlaþtýðý Türkçe karakter bozukluðu problemini ortadan kaldýrýyor. 100.000 civarýnda kelimeden oluþan büyük metinler üzerinde yapýlan çalýþmalarýn, kelimelerin neredeyse üçte birinin bu þekilde düzeltilmesi gerektiðinin ortaya çýkarýldýðýný ifade edilen sitenin, % 99 baþarý saðladýðý belirtiliyor. Siteye http://www.hlst.sabanciuniv.edu/TL/deascii.html adresinden ulaþýlabiliyor.

turkcekarakter.com’la her e-postayý rahatlýkla okuyun!

Tezlere bu siteden ulaþýn!

Gelen e-postalarýnýzda yahut da bazý word dosyalarýnýzda, yazý karakterleri tanýmlanmýyor olabilir. Örneðin, ç, ð, ý, ö, þ, ü gibi Türkçe harflerin yerinde &#351&#305 gibi karakterler çýkabilir. Ya puzzle gibi bu harflerin, tuhaf þekillerin ve rakamlarýn tek tek karþýlýðýný bulacaksýnýz ya da www.turkcekarakter.com adresli internet sitesine girip metni kutuya atýp ‘düzelt’ komutu vereceksiniz. Sitenin özelliði bununla sýnýrlý deðil. Mesela word dosyanýzý yahut yazýnýzý bir baþkasýna göndermek istiyorsunuz. Göndereceðiniz kiþinin kullandýðý program da Türkçe karakterleri algýlamýyor. O zaman da yapmanýz gereken, yazýnýzdan Türkçe karakterleri çýkarmak. Onu yine sitede tarif edilen metodu takip ederek, metni kutuya atmak ve ‘düzelt’ seçeneklerinden, metindeki ç, ð, ý, ö, þ, ü gibi karakterleri çýkarabilirsiniz. Yahut da büyük harflerle yazýlmýþ bir yazýyý, küçük harflere dönüþtürebilir ya da tersini yapabilirsiniz. Üstelik sitede kullanýlan dönüþtürücü programý bilgisayarýnýza indirebilir, internet baðlantýsýna gerek kalmadan da kullanabilirsiniz. Benzer bir program da Sabancý Üniversitesi’ne ait. Sitede programýn Gökhan Tür adýn-

Yükseköðretim Kurulu’na (YÖK) baðlý Ulusal Tez Merkezi’nin hizmeti sayesinde akademik tezlere internet üzerinden ulaþýlabiliyor. Ders konunuz hakkýnda hazýrlanmýþ bir yüksek lisans veya doktora tezine mutlaka rastlýyorsunuz. Belki konu ders konunuz hakkýndaki en ayrýntýlý bilgi de bu sitede olabilir. http://tez2.yok.gov.tr/ internet adresi olan siteye, birkaç soruluk kayýt formunu doldurduktan sonra girilebiliyor. Adýnýza kayýtlý bir e-postayý belirtiyorsunuz ve bu yolla size ait bir þifre geliyor. Daha sonra bu sisteme girip, ‘tez adý’, ‘tez danýþmaný’, ‘yazar’, ‘konu’, ‘dizin terimleri’ ve ‘özet’ine göre yapýlmýþ tüm tezleri görebiliyorsunuz.

Ancak, tez numarasý 180.000’den büyük olanlar tam metin olarak, ‘pdf formatýnda’ görülebiliyor. Geri kalan tezler ise sahiplerinden izin alýnarak eriþime açýlabiliyor. Üstelik tez indirmek için de hiçbir ücret ödenmiyor. Ancak kota var ve bu da 10 tezle sýnýrlandýrýlmýþ durumda. Ayrýca sitede yabancý dilde master ve doktora tezlerinin bulunduðu siteye ait adresler de mevcut. 6 dilden 6 dile çeviri Sabancý Üniversitesi’nin bir baþka ücretsiz hizmeti de Balkanet Dictionary. Sitede Bulgarca, Yunanca, Romence, Sýrpça ve Ýngilizce dillerinden herhangi birinden bir kelimeyi Türkçe’ye çeviriyor. Balkanet’in uçuk kaçýk bir özelliði ise örneðin, Sýrpça bir kelimenin Romence’deki karþýlýðýný bulmanýz. Sanal ortamda böyle bir özellikle karþýlaþacaðýnýz baþka bir site bulamayacaðýnýz için, çok yararlanabileceðiniz bir sözlük Balkanet Dictionary. Siteye http://blum.sabanciuniv.edu:8888/balkanet/ adresinden ulaþmanýz mümkün.


ZAMAN

13

GÜNDEM

HOLLANDA

18 EKÝM 2008

Ýstanbul’u filmle fethedecek yaþtasýn! Ýstanbul’un fethi çizgi filme aktarýldý. Sultan Mehmed ve Ýki Papaz adýyla hazýrlanan çizgi filmde 3 boyutlu animasyon tekniði kullanýldý. Murat Çeri’nin yazýp yönettiði filmin sanat yönetmenliðini Serdar Tuncer üstlendi. Çeri “Çocuklarýmýzýn Spiderman yerine ismi Ahmet, Mehmet olan kahramanlarý olsun istedik.” diyor.

Murat Çeri

MURAT TOKAY

Ý

stanbul’un fethi ve sonrasýnda yaþananlar çizgi filme aktarýldý. TAC Yapým tarafýndan Fatih Sultan Mehmed ve Ýki Papaz adýyla hazýrlanan çizgi film; karakterleri, senaryosu, müziði, animasyon ve seslendirmesiyle orijinal bir çalýþma. Sultan Fatih devrinde yaþanan ve o devrin sosyal yapýsýný ve hayat tarzýný yansýtan bir olaydan yola çýkarak hazýrlanan çizgi filmde, 3D max animasyon tekniði kullanýldý. Murat Çeri’nin yazýp yönettiði filmin müziðini Attila Sever, sanat yönetmenliðini ise Serdar Tuncer üstlendi. Filmin yönetmeni Murat Çeri, Bilim Sanat Felsefe Akademisi’nde sinema eðitimi almýþ genç bir yönetmen. 28 yaþýnda. Ýstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatý mezunu. Fatih Sultan Mehmed ve Ýki Papaz, daha

önce kýsa film ve belgesel çeken Çeri’nin ilk çizgi film çalýþmasý. Murat Çeri niçin böyle bir çalýþmaya ihtiyaç duyulduðunu þu cümlelerle açýklýyor: “Bizler Süpermen, Örümcek Adam, Batman, He-Man, Voltran gibi çizgi filmlerle büyüdük. Bugünkü çocuklarýn, gençlerin adý Ahmet, Mehmet olan onun gibi yaþayan, onun gibi konuþan kendi kahramanlarý olsun. Bunun için kollar sývandý. Ýlk duraðýmýz da Fatih dönemi ve onun fetih sonrasý Ýstanbul’a getirdiði sosyal hayat oldu.” Filmin konusu kýsaca þöyle: Fatih Sultan Mehmed, Ýstanbul’u fethettikten sonra genel af ilân eder. Bu af en baþta hapiste yatanlarý sevindirir. Ama hapiste bulunan iki papaz bu aftan yararlanarak dýþarý çýkmayý reddeder. Onlar zulmün hüküm sürdüðü bir dünyaya seyirci kalmaktansa hapis yatmayý tercih etmektedir. Bunu haber alan Fatih papazlarý huzuruna çaðýrýp gerekçelerini öðrenir. Bunun

üzerine papazlara her yere girip çýkmalarý için bir berat veren Fatih, bir yýl boyunca Osmanlý hakkýnda bir kanaat edinmelerini ister. Papazlar da bu beratla Osmanlý’nýn çarþýlarýný, mahkemelerini, medreselerini, Hýristiyan mahallelerini gezerler. Þahit olduklarý onca þeyden sonra tekrar Fatih’in huzuruna çýkarlar. Murat Çeri, filmde ana fikrin ‘fetihleri fetih yapan þeyin bir toprak parçasýný kýlýçla almak deðil, fetheden devletin kendi varlýðýyla o bölgeyi ihyâ etmesi demek’ olduðunu göstermek istediklerini ifade ediyor. Çeri sözlerini þöyle sürdürüyor: “Hocasý Akþemseddin’in Fatih Sultan Mehmed’e dediði ‘Kostantin’i açýp gülzar eyle’ sözünün ne manaya geldiðini, Fatih’in Ýstanbul’u fethedip onu nasýl gülzar eylediðini o dönemde yaþayan iki papazýn üzerinden anlatmaya çalýþtýk.” Film üç boyutlu, tamamen bilgisayara dayalý animasyon

yazma tekniðiyle yapýlmýþ. Filmin baþlangýç aþamasýnda dört kiþilik animasyon ekibi yer almýþ, bu sayý daha sonra 10’u aþmýþ. Murat Çeri, þu andaki mevcut çizgi filmlerin çoðunun iki boyutlu, yani elle çizilip görüntüye aktarýlan filmler olduðunu söylüyor. Üç boyutlu çizgi filmlerin ülkemizde yeni ivme kazanmaya baþladýðýný belirten Murat Çeri “Bundan sonra üç boyutlu Türk çizgi filmleriyle daha sýk karþýlaþacaðýmýz kanaatindeyim.” diyor.

Murat Çeri, çizgi film yönetmeni ne iþ yapar sorumuza ise þu cevabý veriyor: “Hani âmiyâne bir söz vardýr ya ‘ne iþ olsa yaparým abi’ diye. Ýþte öyle bir þey. Sahnelerin istediðimiz gibi çýkmasýndan arkadaþlarýn moral motivasyonunun yüksek olmasýna kadar, hepsi birbirinden baðýmsýz gibi görünen ama hepsi birbirine baðlý olan bir düzine iþ.” Ülkemizde daha çok Amerikan ve Japon yapýmý çizgi filmler gösteriliyor. Çocuklar Spiderman, Batman gibi yabancý hayali kahramanlarla büyüyor. Türkiye’de çizgi filme ciddi yatýrýmlar yapan pek fazla bir firma da yok. Ama Murat Çeri büsbütün umutsuz deðil. Türkiye’de çizgi film sektörünün bir sýçrama yapacaðýný düþünüyor. Çeri son söz olarak “Kendi çocuklarýmýza kendi kahramanlarýmýzý bu yolla tanýtalým istedik. Çizgi filmi izleyenler Fatih’in o zarif tavrýyla bir çiçeði koklarken yaptýrdýðý portresinin ne mana ifade ettiðini daha iyi anlayacaklardýr.” diyor. (www.fatihsultanmehmediz.biz)

Mesnevi’den çizgi film Þu an Mesnevi’den bir hikâye üzerinde çalýþýyoruz. Hikâyeyi siz de bilirsiniz belki, hayvanlarýn dilini öðrenmek için Hz. Musa’ya yalvar yakar olan bir adamýn hayvanlarýn dilini öðrendikten sonra baþýna gelen trajikomik olaylar örgüsünü anlatýyoruz. Biliyor musunuz? Türkiye de bu zamana kadar sinemada gösterime giren hiç Türk çizgi filmi yok. Nasip olur mu bilmiyorum ama þu an üzerinde çalýþtýðýmýz hikâyesi Mesnevi’den olan bu çizgi filmi sinemada gösterime sokmak gibi bir düþümüz var.


KÜLTÜR

ZAMAN

18 EKÝM 2008

14

HOLLANDA

EL-HAMRA’YA NAZIR SÝESTA... El Hamra iç içe geçen saraylar bütünü. Odalar, salonlar ve bunlarýn arasýnda yer alan avlular. Girilen her bir koridor sizi baþka baþka saraya çýkarýyor adeta. Çevre daðlardan sular getirilmiþ ve þýrýl þýrýl sular akýtýlmýþ onun bahçelerinde.

SAÝM ORHAN

Foto: Saim Orhan

B

ir tepe üzerine kurulu ElHamra Sarayý iki bölümden oluþuyor. Çok büyük ve görkemine diyecek yok. Ýspanya ve Endülüs deyince ilk akla gelen yerlerden biri ElHamra Sarayý. Sarayýn yapýmýna 1238 yýlýnda baþlanmýþ. Yeþillikler arasýnda surlarla çevrili sarayýn tamamlanmasý 125 sene sürmüþ. Saraya ilk girer girmez tavanda, yan duvarlarda her yerde bir yazý göze çarpýyor. Gözünüzü nereye çevirirseniz çevirin kaçamayacaðýnýz bir yazý: “Velâ Gâlibe Ýllallah”. Yani Allah’tan baþka Galip yoktur. Bu yazý Yusuf Sûresi’nde geçen “Vallahü gâlibün alâ emrihî” âyetinin bir nevi meâlini ifade ediyor. Zarif þekilde sarayýn her tarafýnda yerleþtirilen bu hat sanatýnýn güzelliðini okuyup duruyorsunuz. Sultanlar, vezirler, sultanýn eþleri çocuklarý akrabalarý saray çalýþanlarý, hatta gelen yabancý elçiler hep duvarlarýnda “Velâ Gâlibe Ýllallah” yazýsýnýn varlýðýný hissederek yaþamýþlar sarayda bulunduklarý süre içerisinde. El-Hamra, Allah’ýn tek galip olduðunu tüm dünyaya haykýran bir saray. Sarayýn kubbe tavanlarý, sedef kakmalý þekillerle yýldýzlarý sembolize ediyor. Duvar motifleri harika. Her tarafta simetri hâkim. Taþlarý, mermerleri, eliþi birer oya, birer dantelâ gibi zarafetle iþlenmiþ... Seramiklerdeki geometrik þekiller sonsuza uzanýp gidiyor. Endülüs mimarisinin ulaþabildiði en yüksek nokta diye nitelenen “Aslanlý Avlu” incecik 124 mermer sütunla çevrili. Bu avluda da her þey simetri esasýna göre yapýlmýþ. Ýlmin merkezi olmuþ sarayýn çok güzel bahçeleri var. El Hamra iç içe geçen saray-

lar bütünü. Odalar, salonlar ve bunlarýn arasýnda yer alan avlular. Girilen her bir koridor sizi baþka baþka saraya çýkarýyor adeta. Çevre daðlardan sular getirilmiþ ve þýrýl þýrýl sular akýtýlmýþ onun bahçelerinde. General Life diye isimlendirilen ve Cennet-ül Arif sözünden geldiði söylenen yer hükümdarlarýn yazlýk konut ve dinlenme yerleri olarak kullandýklarý mekân. Bu kýsýmlarda geniþ bahçeler var ve bu bahçelerin çevre düzenlemeleri çok güzel yapýlmýþ. Bu mekândan hem Granada þehrinin hem de El Hamra Sarayý’nýn görüntüsü harika. Duvarlarý, tavanlarý sütunlarý birer dantelâ gibi iþlenmiþ olan saray da týpký Kurtuba Camii gibi yýkýmdan ve tahripten nasibini almýþ. Ýçine de El Hamra’nýn bütün estetiðini bozan kralýn yaþayacaðý kocaman bir bina dikilmiþ. Bu bina yapýlýrken de El-Hamra’nýn bir kýsmý yýkýlmýþ. Yýkýlan bölümlerin neler olduðu ve bu yýkýmla sarayýn neler kaybettiði asla bilinememiþtir. El Hamra’ya nazire olarak yaptýrýlan bu hantal saray arenayý andýrýyor. Ýspanya’da en görkemli Ýslam eseri olan El-Hamra Sarayý sonralarý uzun yýllar terk edilmiþ. Ýçinde çingeneler, dilenciler, hýrsýzlar, evsiz barksýzlar yaþamýþ. Çöplük haline gelmiþ. Duvar kabartma süsleri dökülmüþ, hor kullanmadan dolayý kapý ve pencereler tahrip olmuþ. El-Hamra XVIII ve XIX. yüzyýllarda yokluða mahkûm edilmiþ. O kadar ki ilgisizlikten dolayý sarayýn bahçesine kaçak evler bile yapýlmýþ. Bir bölümü ise koyun aðýlý olarak kullanýlmýþ. Bugünse saray Ýspanya’nýn en önemli turistik deðeri. Günümüz Ýspanyasý saraya artýk çok önem veriyor. Saray o kadar büyük ki ziyaretçiler derinlemesine inmeden rehberlerin kýsa anlatýmýyla bile bir günde ancak dolaþabiliyorlar. El-Hamra Sarayý dünyanýn dört bir tarafýndan binlerce insaný kendine çekiyor. Dillere destan bu sarayýn güzelliði karþýsýnda etkilenmemek mümkün deðil. Müthiþ bir turist trafiði var El Hamra’da. Çoðu zaman insanlar saraya girmek için bile kuyrukta bekliyorlar. Sarayý bir yýlda 2 milyondan fazla kiþi ziyaret ediyor. El Hamra’nýn Ýspanya turizmine katkýsý çok büyük. El-

Hamra, Arapçada ‘kýrmýzý’ anlamýna geliyor. Sarayýn burçlarýna çýkýyor ve þehri kuþbakýþý seyrediyoruz. Kartal yuvasýný andýran bu burçtan hem daracýk sokaklarý olan eski Gýrnata’yý hem de yeni Gýrnata þehrini görmek mümkün. Eski Granada’nýn olduðu bölgeye Al-Baysin deniliyor. Müslümanlarýn Granada’ya veda ettikleri ve son sultan II. Abdullah’ýn aðladýðý tepe de bu þehirde. Veda tepesi. Sultanýn annesi, Gýrnata sultanýna “Bari erkekler gibi savaþmadýn oturup kadýnlar gibi aðla” demiþtir. Ýspanyollar bu tepeye “Arabýn ah ettiði yer” diyorlar. Kastilya ve Aragon krallýklarý güç birliði ederek 1492 yýlýnda Müslümanlarýn son kalesini de düþürmüþler. Kral Ferdinand ve Kraliçe Ýzebella göstermelik bir evlilik yapýp Müslümanlara karþý Hýristiyanlarý tek bir bayrak altýnda toplamýþ ve ‘reconquista’ yani Hýristiyanlarýn yeniden diriliþ rüyalarýný gerçekleþtirmiþler. Kastilyalýlar, Gýrnata’da taþ üstünde taþ býrakmamýþlar. Camiler ya yýkýlmýþ ya da kiliseye çevrilmiþler. Yýkýmdan sadece camiler ve mescitler deðil hanlar, hamamlar ve kütüphaneler de nasibini almýþ. Bugün ne yazýktýr ki þehirde Müslümanlardan kalan eserler bir elin parmaklarýný geçmez. Siesta bir Müslüman âdetiymiþ! Öðle vakti Ýspanyollarýn siesta zamaný olduðu için sokakta yürüyen sadece biz ve turistler var. Hiç aksatmadan Siesta anlarýný deðerlendiriyor Ýspanyollar. Bu da onlara Endülüslü Müslümanlardan geçmiþ. Çok sevmiþ olacaklar ki aradan geçen 5 asra raðmen bu âdetlerini hiç terk etmemiþler. Saat 14.00- ile 17.00 arasý onlarýn siesta zamaný. Bu

saat aralarýnda telefon açmak bile saygýsýzlýk olarak deðerlendiriliyor. Öðle yemeðini güçlü yapan Ýspanyollar uykuya çekiliyorlar. Ýsabel meydanýnda Kristof Kolomb’un keþifler yapmak için Kraliçe Ýsabel’den para ve yardým istemesi sembolize edilmiþ heykelle. Gýrnata’dan ayrýlýp Guadix þehrine geliyoruz. Ama burasý bildiðimiz þehirlerden farklý bir þehir. Daðlara tepelere oyulmuþ maðara evler var bu þehirde. Kýrmýzý kayalar oyulmuþ ve evler yapýlmýþ tarihte. Anlatýlanlara göre Müslümanlarýn yenilmesi ve Ýspanya’nýn Hýristiyanlarýn eline geçmesinden sonra zorla Hýristiyanlaþtýrýlmaya çalýþýlan Müslümanlar, zulümden ve iþkenceden, engizisyon mahkemelerinden kaçmýþlar ve bu þekilde evler yapmýþlar. maðara evlere Casa Queva diyorlar. Yol boyu km’lerce süren zeytin aðaçlarýyla beraber seyahat ediyoruz Ýspanya topraklarýnda. Tipik bir Akdeniz iklimi hakim Ýspanya’nýn güney kesimlerinde. Kendimizi hiç yabancý hissetmiyoruz neredeyse bu topraklarda. Dað taþ, dere tepe zeytin aðaçlarýyla dolu güneyde. Endülüs Emevi Devleti döneminde Tuleytula diye isimlendirilen tarihî þehir Toledo’ya geldik. Toledo, Madrid’e 70 km uzaklýkta. UNESCO’nun dünya kültür mirasý listesine aldýðý þehirlerden bir tanesi. Yanýnda Taho Nehri akýp gidiyor. Taho Nehri, Ýspanya’nýn en önemli nehirlerinden bir tanesi. 3 semavi dinden de eserler var Tuleytula’da. Yalnýz camilerin tamamý kiliseye çevrilmiþ þehirde. Þehrin dükkânlarýnda satranç tahtalarýnda Müslümanlar ile Hýristiyanlar arasýndaki savaþ hâlâ devam edip gidiyor. Meydanlarda biten savaþlar sat-

ranç tahtalarýnda sürdürülüyor. Kýlýç ve Býçaklar dükkânlarýn vitrinlerinde. Toledo; býçak, kýlýç ve þövalyeleriyle ünlü bir þehir. Günümüz dükkânlarýnýn vitrinleri hep onlarla süslü. Gelen turistlerin satýn aldýklarý hediyelik eþyalarý arasýnda bunlar. Þövalyelerin giydiði zýrhlar sergilenmiþ ancak onu giyecek insan yok artýk. Sadece süs eþyasý olarak kullanýlýyor günümüzde. Kimilerine göre Tuleytula’daki bu cami, Endülüslü Müslümanlarýn Ýspanya’da yaptýklarý ilk ibadethane. 711 yýlýnda bu topraklara ayak basan Müslümanlar çok hýzlý bir þekilde Ýspanya’yý boydan boya fethedince ilk mescit Ýspanya’nýn ortalarýnda olan Tuleytula’da yapýlýr. Müslümanlarýn çekilmesinden sonra mescit kiliseye çevrilmiþ. Restorasyonu yapýlan mescite turistlerin ziyaretlerine açýk. Adýna da Iþýk Ýsa Mescidi demiþler. Tuleytula’da camiler haricinde çok sayýda Ýslam eseri var. 977 yýlýnda Müslümanlar tarafýndan yaptýrýlan El-Kantara Köprüsü bunlardan sadece birisi. Ýspanya’nýn orta yeri Arapça... Bugün 3 binden fazla Arapça kelime var Ýspanyolcada. Mimaride Müslümanlarýn hâlâ etkilerini görmek mümkün ülkede. Bir dönem kilise mimarisinde bile çok açýk Müslümanlarýn izlerini görmek mümkündü. 1492 yani Müslümanlarýn son kalesi Gýrnata Devleti de yýkýlýnca hem Müslüman halk hem de Yahudi halk için çok zor günler baþlamýþ oldu bu topraklarda. Ýbn-i Haldun’un da söylediði gibi þüphesiz medeniyetlerin de bir ömrü var. Endülüs Emevileri de tarih sahnesinde yerini aldý, Avrupa’nýn bilim ve kültür merkezi oldu, Avrupa rönesansýnýn temellerini attý ve 1492 yýlýnda Gýrnata’nýn yýkýlýþýyla ömrünü bitirdi. Batý Avrupa’da kurulan tek Ýslam devleti de böylece ortadan kalkmýþ oldu. 8 asýrlýk devlet Ýber Yarýmadasý’nda artýk yoktu. Arkada gözyaþlarý içerisinde sahipsiz bir sürü Müslüman býraktý. Endülüs sadece insanýyla deðil, sanatý, ilmi, zengin kütüphaneleri, cami ve medreseleriyle beraber tarihten siliniyordu. Engizisyon mahkemesi kararýyla sadece Gýrnata’da 100 bin cilt kitap yakýlmýþtý.


ZAMAN

15

KÝTAP

HOLLANDA

18 EKÝM 2008

Kitap Kitap Kitap Kitap Niyaz-i Mýsri'nin peþinden... 17. yy'da yaþamýþ Niyazi-i Mýsri'yle, 20-21. yy. kavþaðýnda yaþayan Mehmet arasýndaki iliþkiyi ele alan Anka romaný, modern bir bireyle kadim bir hakikat adamý arasýnda rabýta kuruyor. Mýsri ile Mehmet'in bir çilenin içini birlikte doldurmalarýný irdeleyen roman ayný zamanda tasavvuf edebiyatýnýn en güçlü þairlerinden Mýsri'nin dünyasýný daha yakýndan tanýmak için bir perde aralýyor okurun önüne. Tarihi bir anlatý niteliði taþýmayan roman, Güneydoðu sorunundan Osmanlý eleþtirisine, medrese-tekke ikiliðinden kadýn-erkek iliþkisinin acýsýna kadar birçok konuyu da masaya yatýrýyor. Sadýk Yalsýzuçanlar Anka 308 sayfa Timaþ Yayýnlarý

Maceradan hoþlananlara 1998'de Mystery Writers of America tarafýndan Büyük Usta ödülünü alan yazarýn ‘Mýsýr Polisiyeleri' dizisinden yayýnlanan romaný eðlenceli ve romantik bir macera sunuyor okura. Polisiye okumaktan hoþlananlara seslenen kitap, ilginç kurgusu ve dili ile mantýk gücünüzü harekete geçiriyor.

Elizabeth Peters Ýsis Rahibesinin Esrarý 390 sayfa Oðlak Yayýnlarý

677 Selçuklu eserinin tekmili birden!

A

nadolu’daki medeniyeti kuran Selçuklu Türkleri, bulunduðu topraklarý mimari eserlerle donatarak hanlar, kervansaraylar, hastaneler, medreseler, kümbetler, camiler, türbeler, saraylar, köþkler ve hamamlarla Anadolu þehirlerinin çehrelerini deðiþtirmiþtir. Konya, Ankara ve Niðde’de Alaeddin Camileri, Afyon’da Ulu Camii, Afþin’de Eshab-ý Kehf Camii, Ankara’da Aslanhane Camii, Amasya’da Burmalý Minare ve Gök Medrese Camii, Konya’da Karatay ve Ýnce Minareli Medrese, Kayseri’de Huand, Sahibiye ve Hacý Kýlýç Medreseleri, Erzurum’da Çifte Minareli Medrese, Sivas’ta Gök Medrese gibi ilk aklýmýza gelen eserler hep bu medeniyetin topraklarýmýza diktiði yapýlar olmuþtur. Tarihten günümüze kalan bu eserlerin korunmasý, envanterinin yapýlmasý, tanýtýlmasý ve bu mirasýn dünyaya duyurulmasý büyük önem taþýr. Selçuklu adýný taþýyan tek belediye olan Konya’nýn Selçuklu Belediyesi, çok þýk iki külliyatlý eser ile bu eserlere karþý minnet borcunu ödemeye çalýþýyor. Güzel sanatlardan edebiyata kadar birbirinden deðerli eserler veren Selçuklu’nun Ýslam medeniyeti kadar Avrupa medeniyeti için de önem taþýdýðýna dikkat çeken Selçuklu

Çocuklarýn ilk sözlükleri Okulöncesi dönemdeki çocuklarýn eðitimine yardýmcý olacak ‘Mor Kedi Ýlk Sözlüðüm' ve ‘Benim Sözlüðüm' isimli iki kitap, rengarenk karton sayfalarý ile çocuklara kitabý sevdiriyor. Çocuklarýn dilini ve kelime daðarcýðýný geliþtiren 22 sayfalýk kitabýn her birinde yer alan 170 resim ve sözcük, onlarýn geliþimine de katkýda bulunuyor. Ahmet Altay-Bahar Yalçýn Mor Kedi ile Ýlk Sözlüðüm 22 sayfa Duru Yayýnlarý

Pratik ve kýlavuz kitap Bir Müslüman kadýn ve erkeðin namaz ile alakalý her þeyi bilip öðrenmesi gerekir. Bu gerçekten hareketle hazýrlanan küçük boy cep kitabý, namazýn anlamý, nasýl kýlýnacaðý, nelere dikkat edilmesi gerektiði, sevih secdesinin nasýl yapýlacaðý ve cemaatle nasýl namaz kýlýnacaðýný anlaþýlýr bir dille okura aktarýyor.

Belediye Baþkaný Adem Esen, “Bu projenin ardýndan Türkistan, Harezm, Ýran, Afganistan, Azerbaycan, Irak, Suriye ve Mýsýr’daki eserleri de ‘Selçuklu’ya Vefa’ projesiyle ele alacaðýz.” diyor. Selçuklu Belediyesi Kültür Yayýnlarý arasýndan çýkan ve her biri 494’er sayfa olmak üzere iki cilt halinde yayýnlanan ‘Anadolu Selçuklu Eserleri’ isimli eser, bu medeniyetin birikimlerini tek kaynak halinde sunuyor. Prof. Dr. Haþim Karpuz, Ahmet Kuþ, Fevzi

Þimþek ve Ýbrahim Divarcý’dan oluþan bir ekip tarafýndan hazýrlanan Ýngilizce-Türkçe kitap, hem eserlerle ilgili ayrýntýlý bilgiye hem de arþiv niteliðinde fotoðraflara sahip. Ayný zamanda ‘Sultanlarýn Mirasý’ isimli bir VCD çalýþmasý da görsel olarak sizi bu eserlerle birlikte kürtürel bir yolculuða çýkarýyor. Kitapta Anadolu’nun hemen hemen her ilinde bulunan Selçuklu eserlerinin tamamýna yer veriliyor. Kitapta yer alan eser sayýsý 677. H. Salih Zengin

Abdullah Genç Sevih Secdesi Nasýl Yapýlýr? 96 sayfa Üsküdar Yayýnevi

Hem seyredin hem okuyun Okullar açýldý. Okumayý yeni öðrenen çocuklara seslenen Deðnek Adam kitabý az yazýlý ve bol resimli haliyle iyi bir alternatif. Kitapta ailesiyle ormanda mutlu bir yaþam süren Deðnek Adam'ýn macerasýný anlatýyor. Kitap, çocuklarýn doða ve aile sevgisiyle ilgili düþüncelerini geliþtirmek için yazýlmýþ eðlenceli bir hikaye...

J.Donaldson-A. Scheffler Deðnek Adam 32 sayfa T. Ýþ Bankasý Kültür Yayýnlarý


HAFTANIN DUASI Ey günahkâr kullarýna sýrat-ý müstakimi bulmalarý için fýrsat üstüne fýrsat veren yüce Mevlâ'mýz! Bizler çok hatalar ettik, çok günahlar iþledik. Þimdi "Tevbeler tevbesi!" diyor, huþû ile iki büklüm oluyoruz. Þayet bizi cezalandýracak olursan adaletinle muamele etmiþ olursun; yok eðer bize bütün kusurlarýmýza raðmen, o hududu olmayan rahmet ve merhametinle muamelede bulunur ve affedersen, o da Sen'in fazlýn olur. ZAMAN HOLLANDA

KÜRSÜ - SAYI 902

Ýnsan Allah'ýn en canlý aynasýdýr 1

ÝKÝNÝDÝ SOHBETLERÝ

Cenab-ý Allah, kâinatý yaratýrken pek çok maslahata ve umumi neticeye bakmýþtýr; murad-ý Sübhani olan neticeler elde edilirken meydana gelecek izafi (subjektif) þerler nazar-ý itibara alýnmaz. Haddizatýnda insanlarýn da "hayýr" diye yaptýklarý pek çok þeyin altýnda bir kýsým izafî "þer"ler vardýr. Mesela insanlar atomu icad etmiþlerdir. Þayet atom, milletler arasýnda sulh-i umumiyi temine matuf olarak kullanýlsa atomun keþfi hayýr olacaktýr. Bu sebeple o, insanlýða zarar vermeden, denizaltýlarýný yürütmede, aydýnlatma ve ýsýtma iþlerinde kullanýlabilse insanlýðýn yararýna olacaktý. Ama Hiroþima ve Nagasaki'ye atýlan atom bombalarý insanlýðýn yararýna olmamýþ aksine büyük bir alaný senelerce canlý yaþamaz hale getirmiþtir. O gün üç yüz binden fazla insanýn hayatýna mal olan bu bombanýn, zararlý te'sirleri hâlâ devam etmektedir. Atom bu haliyle bir ma'nada þerdir ve olabildiðine çirkindir. Atomu insanoðlu icad etti, geliþtirdi ve beþerin baþýna bela yaptý. Görüldüðü gibi þer için yapýlmasalar bile insanoðlunun sebebiyet vermesiyle onun þerre dönüþtüðü de olabiliyor. Bir baþka misal; elektriðin icadýdýr. Bu icadý insanlýðýn en büyük keþiflerinden biri olarak kabul edenler arasýnda, "Elektriði keþfedenler, Hz. Muhammed'e inanmýyorsa bunca iyiliðine raðmen cennete giremez mi?" diye soranlar bile vardýr. Demek ki, elektriðin icadýnýn büyük bir iyilik olduðunu herkes kabul ediyor. Oysaki bulunan ýþýk ve ziya Allah'ýn yarattýðý bir madde ve onun tezahürüdür. Onu, Allah yaratmýþtýr. Ýnsan ise sadece Allah'ýn yarattýðýný keþfetmiþtir. Biz, insanlýða büyük bir iyilik yapmýþ olan kim olursa olsun eðer "La ilahe illallah" dediyse, bu þarta baðlý olarak Allah onu mesut etsin deriz. Ama keþfedilen bu elektrikte, pek çok hayrýn yanýnda þer de vardýr. Evet, sesimizin çok uzaklara gitmesini o elektrikle saðlýyoruz. Karanlýkta birbirimizin yüzünü onunla görüyor, fabrikalarý onunla çalýþtýrýyor ve her yeri onunla tenvir ediyoruz. Ýlk bakýþta bunlarýn hepsi hayýrdýr ve o da bu hayýrlarýn sebebidir. Ýþte bunlar umumi neticelerdir. Fakat bunun altýnda bazen þer de olabilir. Ýçine su kaçýrdýðýnýz zaman kontak yapar; tedbirsiz ve ihtiyatsýz olarak uðraþýrsanýz da sizi çarpýp öldürebilir. Görüldüðü üzere, mutlak hayýr gibi görünen elektriðin bile bir kýsým þer neticeleri olabiliyor. Þimdi elektriðin sadece bu þer yönünü düþündüðümüzde, "Allah cezasýný versin

www.fgulen.com

Cenab-ý Allah, kâinatý yaratýrken pek çok maslahata ve umumi neticeye bakmýþtýr; murad-ý Sübhani olan neticeler elde edilirken meydana gelecek izafi (subjektif) þerler nazar-ý itibara alýnmaz.

bunu bulanlarýn!" demeye hakkýmýz var mýdýr? Evet, o zahiren insanlýðýn baþýna yedi baþlý bir belayý salmýþtýr. Ne var ki Beþer, Allah'ýn emriyle eþya ve hadiselere bugün böyle bir þey söyleyen müdahale etme kabiliyetine sahiptir. kimse yoktur. Aksine halk, onu umumi neticeleri itibariyle ele Ýnsan yeryüzünde Allah'ýn halifesidir. alýyor, ortaya çýkan kusurlardan Onun potansiyel donanýmý, melaike-i kiramý da kendini veya elektriði suiistidahi geride býrakacak mahiyettedir. mal edenleri kýnýyor. Bunun gibi suyu da Allah Mahz-ý hayýr için yaratýlan beþer, cismayaratmýþtýr. Su, Allah'ýn emriyle niyette Allah'ýn en canlý aynasýdýr. O, hem buharlaþarak, yaðmur oluyor, maddede, hem manada, hem akýlda hem topraðý suluyor. Bu arada toprade ruhta bütünüyle Cenab-ý Hakk'ýn binbir ðýn denizlere akmamasý, þehirisminin odak noktasýdýr. lerin ve köylerin sele kapýlmamasý insanlara emanet edilmiþ bir sorumluluktur. Avrupa ülkeleri nehirleri kullanýyor, içlerinde gemileri yüzdürüyorlar. Bunun için de Cenab-ý Hakk'a ayna olabilebazý yerlerde kanallar açarken bazý yerleri de cek ikinci bir varlýk gösterilederinleþtirerek sorumluluklarýný yerine getiri- mez. Beþer bu ayinedarlýðý yorlar. Onlar eþya ve hadiselere hükmediyor ve yaparken, kendisine cennete Allah'ýn kâinatta vazettiði tekvinî ayetleri iyi gitme ve Cemalullahý görme okuyorlar. Sel felaketi daha çok bizde ve bazý yanýnda bir imtihan kabiliyetini geri kalmýþ ülkelerde var. Þimdi asýl felaket olan inkiþaf ettirme adýna ona þehevî, þey, su ve sel deðil, uyuþukluktur. Asýl korkula- behîmî, gadabî duygular ve su-i cak þey de eþya ve hadiseleri bilememe, varlýðýn istimalata açýk akýl gibi kabiliyetler de verilmiþruhundan habersiz yaþama ve Allah'ýn neyi tir. Bunlar þer gibi görünmekle beraber mutlak þer deðil, hayýrda da kullanýlabilecek kabiliyetniçin yarattýðýný idrak edememektir. lerdir. Pürþer beþer bunlarý suiistimal ettiði Ýnsan yeryüzünde Allah'ýn halifesidir zaman, kendi hazýrladýðý felaketlerde boðulYukarýda anlatýlan misallerde olduðu gibi bir muþ olacaktýr. Yoksa haddizatýnda o hem kýsým insanlarda da bazý þerler vardýr. Ama bu potansiyeli, hem de kendinde mekni buluhususta da asýl olan, büyük hayýrlardýr. Beþer, nan hakikatlerle mahz-ý hayýrlar abidesiAllah'ýn emriyle eþya ve hadiselere müdahale dir. Evet, beþer mahz-ý hayýrdýr, onu þer etme kabiliyetine sahiptir. Her þeyden evvel haline getiren de yine kendisidir. Bu metin, Hocaefendi'nin 1970'li ahsen-i takvime mazhar olan beþer, yeryüzünde Allah'ýn halifesidir. O öyle bir aðacý temsil yýllarda cami cemaatinin sorularýna eder ki, o aðacýn potansiyel donanýmý çekirdek verdiði cevaplardan derlenmiþtir. ve meyvesi, melaike-i kiramý dahi geride býrakacak mahiyettedir. Miraçta mesafeler Efendimiz'in ayaðýnýn altýnda dürülüp en büyük nebülözler ayaklarýnýn altýnda kaldýrým taþý haline gelirken orada Cibril'in sesi duyulur: "Yürü ya Muhammed! Bundan öte bana bir adým atmak dahi mümkün deðildir." Ýþte insanoðlu böyle bir meyve vermeye de müsaittir. Mahz-ý hayýr için yaratýlan beþer, cismaniyette Allah'ýn en canlý aynasýdýr. O, hem maddede, hem manada, hem akýlda hem de ruhta bütünüyle Cenab-ý Hakk'ýn binbir isminin nokta-i

2 3

mihrakiyesidir (odak noktasýdýr). Ýþte bütün bunlarda, melekler dâhil


SÖZÜN ÖZÜ Hakiki bir mü'min, görüp duyduðu bütün olumsuzluklar karþýsýnda ne sarsýlýr ne sendeler ne de tereddüde düþer. Her hâdiseyi müteâl iradenin bir muamelesi kabul ederek, baþýna gelenleri imtihan sayar; imtihanlarý tevekkül ve teslimiyetle karþýlar, yolunu kesen töre bilmezlere insanlýk dersi verir, her hareket ve davranýþýný ötelerden gelen emirlere uyma inceliðiyle deðerlendirir ve sabr-ý cemil içinde Hakk'ýn rýzasýný tahsil etme hedefine doðru ilerler. www.herkul.com

BU SAYFA, M. FETHULLAH GÜLEN HOCAEFENDÝ’NÝN SOHBET VE YAZILARI ESAS ALINARAK HAZIRLANMAKTADIR

Allah'ýn sýfatlarý Ancak melekler nurdan yaratýlmýþlardýr ve sadece bir kanun-i emriden ibaret deðillerdir. Ayný zamanda onlarýn nurdan bir de cisimleri vardýr ve onun için hulul ve haylûlet keyfiyetleri çok seri ve mükemmeldir. Bu itibarla da onlarýn kendilerine has latif ve nurani birer cisimlerinin olmasý söz konusudur. Ruhlar ise þuurlu bir kýsým kanuni emirlerden ibarettir. Yani âlem-i emirden gelen kanunlardýr. Ruh, tohumun içindeki neþv ü nema kanunu, rahmi mâdere (anne rahmi) gelen spermdeki geliþme, rahmin cidarýna yapýþýp olgunlaþma kanunu, küreler arasýnda büyüklük, hacim, mesafe, sürat keyfiyetiyle meydana gelen câzibe ve dâfia (itme-çekme) kanunu gibi birer kanundur. Ancak onlar þuursuz, ruh ise þuurlu bir kanundur. Az önce sayýlan kanunlarda þuur yoktur ama ilahi bir nefha olan insan ruhunda þuur vardýr. O düþünür, yapar, eder, cesedi terk ettiði zaman

da yine kendine has bir hayatý vardýr ve o nuranî kýlýfý içinde mevcudiyetini sürdürür. Bu vücut yer yer hayatta iken de görülür. Hayatta iken görülmesine tasavvufî ifadesiyle mevhibe-i vücud-i Rabbani denir. Ýþte bu bakýmdan da melekler ve ruhlar birbirinden ayrýlýr. Onlar, kâinattaki kanunlara bir noktada benzer ve diðer bir noktada da benzemezler.

FASILDAN FASILA

Melaike ve ruhlarýn, kâinat üzerinde cari kanunlar gibi olmalarý hususu bir yönüyle doðrudur. Melekler ve ruhlar, hususiyle ruhlar, âlem-i emirden gelen þuurlu bir kýsým kanunlardýr.

Allah'ýn sýfatlarýyla bunlarýn arasýndaki fark veya münasebete gelince, bu doðru deðildir. Allah'ýn bildirmesiyle ve farklý müþahedelerle ruhlar, melekler ve cinler bilinebilir. Ancak Allah'ýn sýfatlarý gerçek mahiyetleriyle tam bilinemez. Cenab-ý Hak esmasýyla malum, sýfatlarýyla muhat, zatýyla mevcud u meçhuldür. Biz, sýfatlar karþýsýnda hayret yaþandýðý, yaþanacaðý kanaatindeyiz. Evet, onlarý tam bilemiyoruz ve bir hüküm de veremiyoruz. Öyleyse bilemediðimiz bir sahada bulunan sýfatlarý baþka þeylere karýþtýramamalýyýz. Sýfat-ý ilahi baþkadýr, melek ve ruhlar tamamen baþkadýr. Cenab-ý Hakk'ýn kudret, irade, semi', basar, ilim ve hayat gibi sýfatlarý zatýnýn ne ayný ne de gayrýdýr. Biz o vadide baþý açýk, yalýn ayak, hayallerin hayreti içinde onu seyreder ve hayret yaþarýz...

HÝS DÜNYASI

Sebât Çark edip durma öyle, maksûda eremezsin; Yerinde kalmayýnca, meyveyi deremezsin! Varan sebâtla vardý, gidip menzile erdi, Sen sebât etmeyince, Dost yüzü göremezsin! Yollar uzun ve yaman, yolcuya azýk iman, Ýnançla gerilmezsen, Cennet'e giremezsin. Köprü yýkýk, yol bozuk, elden tutan kimse yok, Çözmüþse Hak örgünü sen onu öremezsin.. Derin dere, sarp yokuþ, hak erine hepsi hoþ, Geçmek vazife sana kimseyi yeremezsin. Varanlar vardý çoktan, varlýða erdi "yok"tan, Yok olmayýnca sen, huzûra yüz süremezsin..! M. Fethullah Gülen ÝLLÜSTRASYON: CEM KIZILTUÐ


RÖPORTAJ

ZAMAN

18 EKÝM 2008

18

HOLLANDA

Türkiye’de uygulanan baþörtüsü yasaðýndan Batý kazançlý çýktý Gazeteci kimliðiyle Eylül 2001’de Afganistan’a girip Taliban’a esir düþen Yvonne Ridley, sonrasýnda Müslüman kimliðine sarýlarak küresel bir barýþ eylemcisi olarak hayatýný sürdürüyor. Mazlumder Ýstanbul Þubesi’nin 11 Eylül’ün 7. yýlýnda, 11 Eylül sonrasý ABD’nin dünyanýn birçok ülkesinde uyguladýðý devlet terörünü kýnamak için düzenlediði basýn toplantýsýna katýlmak için Türkiye’ye gelen Ridley ile olup bitenleri konuþtuk.

H. SALÝH ZENGÝN

lanmadý. Çünkü onlarýn hayatlarý önemli deðil. Terör üzerine yapýlan savaþta bu bir trajedi. Müslümanlarýn kaný ucuz. ABD’nin Taliban için çizdiði imajýn arkasýnda ne yatýyor? Bush’un dünyasýnda her þey siyah ya da beyazdýr. ‘Haçlýlar iyi, Müslümanlar kötüdür’ anlayýþýna sahip. Hýristiyan kimliði ile Afganistan’a gittiniz. Peki þimdi Müslüman kimliðiyle Ýsrail’in içine gidebilir misiniz? (Gülüyor) Ýsrailliler öldürürdü.

T

aliban’la ilgili herkesin kafasýnda bir þablon var. Gazeteci kimliðiyle Afganistan’a girip on gün boyunca Taliban’a esir düþmüþbirisi olarak bu þablonun doðruluðu hakkýnda ne söylersiniz? Taliban, Afganistan’da bir hükümettir. Bir de memleketlerini iþgal edenlere karþý savaþan Taliban grubu var. Amerika’nýn gözünde de herhangi birisi onlarla beraberse Taliban diye nitelenir. Taliban’ýn bir nüfus kimliði yok ki? Amerikan askerine ‘Taliban nasýl bir þeydir?’ diye sorsanýz, ‘Türbanlý-sakallý birisi.’ derler. ‘Bir Afganlý nasýldýr?’ diye sorsanýz, ‘Sakallý ve türbanlý birisidir.’ derler. Bu ikisi arasýndaki farký bilmezler. 11 Eylül’den kaç kiþi öldüðü açýklandý. Ama Afganistan’da Amerikalýlarýn bombardýmanýndan kaç tane masum insanýn öldüðü ve kaç tane daha öleceði açýk-

beni

Afganistan’daki savaþýn içerisine giderken öldürülmeyeceðinin garantisi neydi? Burka giyerek girdiðim için yakalanacaðýmý zannetmedim. Yakalandýðým zaman da beni öldüreceklerini düþündüm. On gün çok korktum. Onlara küfrettim, kaba davrandým, açlýk grevine girdim. Onlara kolay bir esir olmadýðýmý gösterdim. Öldüreceklerini düþündüðüm için sadece süreci hýzlandýrmak istedim. Ben ne kadar sert davrandýysam onlar bana o kadar merhametli davrandýlar. Bu müþfikliði tuzak zannettim. ‘Serbestsin’ deyince onlarýn saygýdeðer insanlar olduðunu anladým. Taliban’a mý esir düþmek iyidir, ABD’ye mi? Ebu Garib, Bagram, Guantanamo’yu gördükten sonra Bush’un ‘dünyanýn en kötü insanlarý’ dediði kiþiler tarafýndan tutuklanmama memnun oldum. Ýki ay önce

Pakistan’da, Bagram’daki bir kadýn mahkumla ilgili basýn toplantýsý düzenledim. Amerikalýlar böyle bir kadýn olmadýðýný söylüyor. ‘650 numaralý mahkum kimdir?’ diye bir kartpostal hazýrladým. Üç gün önce de Londra’daki Amerikan büyükelçisi böyle bir kadýn olduðunu itiraf etti. Hakkýnda herhangi bir suçlama olmayan bu kadýn iki yýldýr mahkum. Fiziksel ve psikolojik olarak ABD’liler tarafýndan darp edilmiþ. Hâlâ ellerinde birçok tutuklu kadýn mahkum var. Belki Türk kadýnlar da vardýr. Bunlar ortaya çýktýðý zaman Ebu Garib’den daha büyük bir skandal olacak. Bush ve Blair’in 11 Eylül üzerinden izledikleri stratejiyi nasýl deðerlendiriyorsunuz? Bush ve Blair, savaþ suçlusu olarak mahkemeye çýkarýlmalýdýr. Muhammet Mahatir’in fikriyle Malezya’da þu an onlarýn yokluðunda onlarý yargýlamak üzerine gerçek hakimi ve savaþ maðdurlarý olan bir mahkeme kuruldu.

Dünyanýn biletini kesiyor Eylül 2001’de muhabir kimliðini gizleyip burka giyerek Afganistan’a giren Ýngiliz gazeteci Yvonne Ridley, Taliban tarafýndan yakalanmýþ ve 10 gün esir tutulmuþtu. Serbest býrakýldýktan sonra Ýslam dinini araþtýrarak Müslüman olan Ridley’in ‘Cennete Bilet’ kitabý, 11 Eylül olaylarýndan yola çýkarak büyük finans çevreleri, uluslararasý medya, terörizm ve Ortadoðu politikalarýna içeriden bir bakýþ sunuyor.

Irak’ta 1 milyondan fazla insan öldü. 2 milyondan fazla insan da kendi ülkelerinde, bir o kadarý da ülkeleri dýþýnda mülteci durumunda. Bunlarýn tek sorumlusu Bush ve Blair ile onu destekleyenlerdir. Tony Blair, nere-

ye giderse korkuyla gidiyor. Çünkü onu tutuklamak için çalýþma yapan çok sayýda insan haklarý gruplarý var. Bu, Bush’u ilgilendirmiyor, çünkü hayatýnýn sonuna kadar Teksas’ta kalacak. Donald Rumsfeld, geçen yýl Fransa’yý hýzlý bir þekilde terk etti. Çünkü hakkýnda savaþ suçlusu kararý çýkacaktý. Geçen yýl, bu iþin mimarlarýndan Ýsrailli bir general Londra’ya gelmiþti, tutuklanacaðýný söylemiþler, korkudan uçaktan inemedi. Þu an Ýsrailli yüksek rütbeli subaylar Ýngiltere’ye gelmeye korkuyorlar. 11 Eylül’ün psikolojik baskýsý devam edecek mi? Batýlý politikacýlar tarafýndan toplumu etkilemek gayesiyle devam ettirilecektir. Amerikalýlarý korkutmak çok kolay bir þeydir. Londra’da 30 yýl ABD’liler tarafýndan desteklenen Ýrlandalýlarýn terörist saldýrýlarý oldu ama hayat normal iþliyor. ABD’liler de


ZAMAN

19

RÖPORTAJ

HOLLANDA

18 EKÝM 2008

Kitabým Ýsrail’de yasaklandý Cennete Bilet isimli bir kitabýnýz yayýnlandý Türkiye’de. Batý’da nasýl algýlandý? Kitabý Amerika’da bastýrttým sadece. Ýsrail’de yasaklandý kitabým. Müslüman toplumlar içinde sýcak karþýlandý. Bazý insanlar dini bir kitap aldýðýný zannettiler, þok geçirdiler tabii. Bu kitabý Müslüman olmadan önce yazmýþtým. Kitaptaki birçok þey yaþandý. Bazý karakterler de gerçek kiþiler üzerinde yoðunlaþtý. Bunun film olmasý noktasýnda konuþuyoruz. Müslümanlarýn cennete alacaklarý diðer biletler nedir? Þehitlik çok az kiþiye nasip olur. Müslümanca yaþamak lazým. Ýslamiyet çok

Hangi düþüncede bir adam böyle delice ve aptalca bir kararý alabiliyorlar? Din hakký, insan hakkýdýr. Türkiye’deki kadýnlar insan hakkýndan mahrum mudur yani?

Foto: Onur Çoban

Ýngiltere’de böyle bir olay yaþansa?..

keþke halkýný korkutmaktansa normal yaþamlarýna devam etselerdi. Bush, çocuk bakýmevinde çocuklara bakan bir hemþire gibi ABD’lilerin bakýmlarýný üstleniyor.

her zaman savaþ içindelerdi. Son 50 yýlda, 20’den fazla ülkeye de bomba yaðdýrdýlar. Çok fazla arý, çok fazla çomak ve çok fazla arý kovaný... Þimdi 11 Eylül’ü anlamaya çalýþýyorlar.

Saldýrganlýðýnýn sebebi bu korku mu?

Baþörtüsünün anlamý ne sizin için?

Tabii ki ne kadar korku olursa o kadar saldýrganlaþýyorlar. ABD’li askerler biri ‘Allahuekber’ diye baðýrsa hemen kaçýyorlar. Dünyanýn en büyük ordusu korku içerisinde. Müslümanlar korkulacak kimseler mi? Ben Müslüman olmadan önce de Allah inancý olan bir Hýristiyan’dým. Hiç kimseye de bir zarar vermedim. Arýlardan korkmam. Ama kalkýp da onun kovanýna çomak sokmam. 30 yýldan beri çok aktif biriydim. Siyasi görüþlerim deðiþmedi ama baþörtüsü takýnca insanlarýn bana karþý olan görüþ ve tavýrlarý deðiþti. Radikal demeye baþladýlar. Daha önce de Ýsrail’e karþý çýkýyordum, ayný þeyi söylüyordum. Müslüman olmadan önce Filistin, Irak ve Afganistan’da ölüm tarlalarýný gezmiþtim. Hicaplý olunca Ýsrailliler bana terörist diyor ve baþörtülü olarak girmeme izin vermiyorlar. 11 Eylül, böyle bir çomak sokmanýn sonucu mu oldu? Amerika, her zaman saldýrgandý. 1892 yýlý haricinde, sadece bir yýl dýþýnda

Çok politik bir sembol haline geldi. Din, þahsi bir þeydir. Müslümanlýðý kabul edip de hicaba girdikten sonra da 50 metre öteden Müslüman olduðum algýlanýyor. Bu, benim iþ elbisem. Bu “Bana alkol verme, domuzlu sandviç verme, benimle fazla samimi olma, beni ciddiye al ve saygý duy” manasýna geliyor. Etrafýmda bir kalkan ve muhafýz, hiç kimse bu alanýn içerisine giremiyor. Bu, çok iyi bir his. Þimdiye kadar bana böyle bir saygý hiç gösterilmedi. Tesettürlülere karþý önyargýlarýn nedeni ne sizce? Müslüman olmadan önce kafamda insanlara karþý önyargý örtüm vardý. Örtülü kadýn görünce onun ezilmiþ biri olduðunu düþünürdüm. Þimdi karþýlaþýnca ‘Selamün aleyküm’ diyorum, o benim kardeþim artýk. Türkiye’deki kadýnlarýn örtüsüne uygulanan baský kararý milli bir utançtýr. Türkiye’nin bu hareketi, Batý’yý kazançlý çýkardý. Çünkü beyin göçüne büyük bir hareket kazandýrdý bu baský. Bir kadýn Akdeniz kýyýlarýna inip soyunsa, her türlü ahlaksýzlýðý yapsa sorun yok, ama baþýna örtü koyunca üniversite eðitimine izin vermiyorlar.

Böyle bir karar alýnmaya çalýþýlsa biz kadýnlar karþý çýkarýz ve büyük yürüyüþler olur. Bizim Marksist, komünist, sosyalist arkadaþlarýmýz Müslümanlarla beraber yürürler. Örtünün hak olduðunu kabul ederler. Feminist hareketlerle Müslümanlarýn çok arkadaþlýðý oldu. Sol Müslümanlara, Müslümanlar da sola açýk olmalý. Ortak fikirlerimiz çok. Hükümetler bu hareketten hoþnut olmayabilirler. Gazze için komünistler ve Marksistlerle ortak strateji belirliyoruz.

geniþ sosyal ve hukuk düzeni, makammevki yok. Hareket ve muamelelerimizle yargýlanacaðýz. Ýslam barýþçýl bir dindir ama pasif deðiliz. Biri bana vurursa benim de ona karþýlýðýný vermem gerekir. Ýþgal altýndaki Müslüman ülkeler oturup da ‘vur bana’ mý demeleri lazým? Ülkelerini koruyan Müslümanlara katil ve terörist diyorlar. Ýslam ülkelerindeki direniþlerde yanlýþ olan ne? Kendi mülk ve ülkelerini koruyorlar. 11 Eylül’de olan suç hareketiydi. Irak ve Afganistan’daki ruhsal cihatla karýþtýrmamak lazým onu. Onu cihat gibi algýlamak yanlýþtýr. 11 Eylül’le ilgili birçok komplo teorisi iþlendi. Bunlara katýlýyor musunuz? Komplo teorilerinden nefret ederim. Açýk ve þeffaf bir araþtýrma yapmak lazým. Çok ilginç ki, FBI’ýn dosyasýnda bile Usame bin Ladin ismi yok.

Yunanistan’daki Marksist ve komünistler beni çok etkiledi. Filistin’e gerçek olarak yardým etmeyi düþünüyorlar çünkü. Fikir olarak da “Filistin meselesini bir Akdeniz meselesi haline getirelim” dediler. Yunanlý ve Türk balýkçýlar birlik ve beraber olup Filistin’e destek verseler birçok Arap ülkesindeki liderlerden daha çok iþ yapmýþ olurlar. Kendinizi en çok nerede huzurlu hissediyorsunuz? Þimdiye kadar gördüðüm yerler içerisinde Ýslam’ý en yakýn hissettiðim yer Gazze oldu. Hamas, Gazze’yi emin bir yer yaptý. Londra’daki caddelerden bile çok daha güvenli. En çok konuþma özgürlüðü olan bir yer, kadýnlar-kýzlar üniversiteye gidiyorlar. Dans edip þarký söylüyor-

lar. ‘Gazze, Ýslamcýlarýn elinde’ þeklinde yapýlan propaganda yalan. Size göre dünyanýn en büyük tehlikesi nedir? Genel olarak George Bush. Dünya barýþýna en büyük tehlike de Ýsrail’dir. Siyonizm’in, ahtapotun kollarý gibi bütün dünyayý sardýðýný görüyoruz. Amerika’dan aldýklarý para inanýlmaz derecede. Bu yollanan paralar yatýrým deðil, geri de gelmiyor. Kendi kýzýnýzý nasýl yetiþtiriyorsunuz? Kýzým 15 yaþýnda ve yatýlý bir Hýristiyan okulunda okuyor. Ýslam olarak beþ yýllýk bir geçmiþim ve öðreneceðim çok þey var. Dinde zorlama yok, onu zorlayamam. Hýristiyanlýk atlama tahtasýdýr, Müslümanlýða geçmek için.


AÝLE

ZAMAN

18 EKÝM 2008

20 HOLLANDA

Saðlýklý evliliðin þifresi çözüldü:

SAVAÞMA,

TARTIÞ Uzmanlar evlilikte iletiþimi en çok zehirleyen þeyin güç savaþý olduðunu iddia ediyorlar. Tartýþmanýn sanýldýðý kadar zararlý olmadýðýný, hatta taraflarýn birbirini tanýma imkaný verdiðini belirten evlilik danýþmanlarý ve psikologlar, galip gelme arzusuna endeksli cedelleþmenin evlilikleri mutsuzluða mahkûm ettiði görüþünde.

ÜNAL LÝVANELÝ Saðlýklý iletiþim kurulursa eþler yaþadýklarý problemleri uygun þekilde tartýþabilir ve kriz durumlarýndan iliþkileri için kazanýmlarla çýkabilirler.

M

utlu hayatýn anahtarý evlilikten geçer. Ancak evlilik bazý problemler dolayýsýyla zaman zaman çekilmez hale gelebiliyor, uzun süren krizler nedeniyle mutluluk bir hayal olabiliyor. Ancak saðlýklý evliliklerde gerilim problem üzerinde yoðunlaþýyor ve kiþiliklerin çarpýþmadýðý bu tatsýzlýklarda tartýþmalar gerilime neden olan konu çerçevesinde kalýyor. Uzmanlar bir kliþe gibi görünse de saðlýklý bir iletiþimin eþler arasýndaki yegane çözüm yolu olduðunda ýsrar ediyorlar. Saðlýklý iletiþim demek tartýþma yaþanmayan bir iletiþim demek deðil. ‘Biz hiç problem yaþamýyoruz’ diyen çift yok denecek kadar az. Her konuda ayný düþünemeyebilen çiftler, her durumda ayný istek ve ihtiyacý da hissetmeyebiliyor. ‘Hiç problem yaþamýyoruz’ diyen evli çiftler ya problemlerini çatýþmaya dönüþtürmeden çözmeyi öðrenmiþ oluyorlar ya da tartýþmaktan kaçýnarak problemlerinin üstünü örtüyorlar. Tartýþmanýn da bir problem çözme þekli olduðunu hatýrlatan psikologlar, bu noktadaki en hassas çizginin tartýþma ile kavgayý birbirine karýþtýrmamak olduðunu vurguluyor. Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi’nden Uzman Psi-

kolog Çiðdem Demirsoy, eþler arasýnda kavgalarýn problemi çözmek yerine daha da büyüteceðini ifade ediyor. Sorunlarý tartýþmanýn ise karþýlýklý olarak duygu ve fikirlerin birbirine iletilmesi olduðunu dile getiren Demirsoy, bu tartýþmalarýn eþlerin yaþadýklarý ortak problem üzerinde çözümler üretmelerine ve uzlaþacaklarý noktayý bulmalarýna fýrsat saðladýðýný kaydediyor. Kavgada ise karþýlýklý bir güç savaþý, haklý çýkma veya dediðini yaptýrma uðraþý bulunduðunu anlatan Demirsoy, þöyle devam ediyor: “Kavgada taraflar birbirini anlamaya çalýþmadýðý için kendini anlatma çabasýyla giderek gerilim artar. Kýzgýnlýk yükselir ve artan gerilimle birlikte iletiþim yanlýþlarý iliþkiye hakim olur. Kendilerini kabul ettirme çabasýyla birbirlerine çeþitli yöntemlerle güç ve baský uygularlar. Bu baskýlar bazen fiziksel güç göstermeye varabilir ama çoðunlukla da birbirlerinin kiþiliðini, benliðini yaralamaya yönelik incitici söz ve hakaretlerdir.” Kendisine saldýrýldýðýný, baský ve güç uygulandýðýný gören bir kiþinin ya savaþacaðýný ya da kaçacaðýný söyleyen Demirsoy, her iki tutumun da evlilik iliþkisine zarar vereceðine dikkat çekiyor: “Savaþma tercih edildiðinde sertlik sertliði

doðurarak gerilim yükselecek ve zamanla sevgi ve saygýyý zedeleyen kavgalar iliþkide yer alacaktýr. Kaçma tutumuna gidildiðinde de iliþkiden uzaklaþma olacaktýr.” Böyle bir sonuca ulaþmamak için her iki tarafa da çatýþmayý çözme ve iliþkiyi olumluya döndürme sorumluluðu düþtüðünü dile getiren Demirsoy, “Karþý taraf hatalý da olsa, hakaretle de yaklaþsa onunla savaþmamak veya boþanma tehdidinde bulunmamak gerekir. Eþlerin her ikisi de kendisini problem çözme ve iletiþim becerileri konusunda geliþtirirse istenmeyen durumlar yaþanmaz. Kiþinin duygularýný tanýma ve uygun bir þekilde ifade edebilmeyi ve karþýsýndakini de

anlamaya yönelik olarak dinleyebilmeyi öðrenmesi gerekir.” diye uyarýyor. Demirsoy’a göre, saðlýklý iletiþim kurulursa eþler yaþadýklarý problemleri uygun þekilde tartýþabilir ve kriz durumlarýndan iliþkileri için kazanýmlarla çýkabilirler. Psikiyatri Uzmaný Dr. Alper Evrensel, evlilikte diyaloðu en çok zehirleyen durumun iletiþimin bir güç savaþýna dönüþtürülmesi olduðuna iþaret ediyor. Bu noktada eþlerin amacýnýn artýk sorunu çözmek deðil, galip gelmeye çalýþmak olduðunu dile getiren Evrensel, deðerlendirmesini þöyle sürdürüyor: “Güç savaþýnýn egemen olduðu bir iletiþimde aradaki sorun daha da büyür, ihtilâf

daha da derinleþir. Tartýþmanýn boyutu giderek büyür. Savaþtan zaferle ayrýlma arzusu, istenmeyen söz ve davranýþlarý da beraberinde getirir. Sakin kafayla düþünüldüðünde ‘keþke olmasaydý’ denen durumlar ortaya çýkar.” Güç savaþýnýn bir kolunun ise ‘boþanma ile tehdit etme’ olduðunu bildiren Evrensel, “Bu kadar önemli bir kararýn böylesi bir kriz anýnda verilmemesi gerektiði açýktýr. Her krizde olduðu gibi böyle durumlarda da verilen kararlarýn hatalý olma olasýlýðý çok yüksektir. Sonradan piþman olunacak söz ve davranýþlar ise evlilik sürecini tahrip etmekte, eþlerin birbirine ve evliliðe duyduðu güveni zedelemektedir.” diyor.


ZAMAN

21

AÝLE

HOLLANDA

18 EKÝM 2008

Anne sütü, strese de çare oldu 12 yýllýk bir çalýþma sonunda sütteki lactium proteininden elde edilen Lactease, sürekli stres altýndaki günümüz insanýna doðal bir çözüm sunuyor. Lactease’i diðer stres haplarýndan ayýran en önemli sebep ise hiçbir yan etkisi olmamasý. Çünkü bebeklerin anne sütünden aldýðý rahatlýktan ilham alýnarak üretilmiþ.

BURAK KILIÇ

Y

oðun tempo içinde modern çaðýn koþuþturmacasýna kapýlan günümüz insaný için en büyük tehlikelerden biri hiç þüphesiz stres. ‘Modern çað hastalýðý’na karþý bilim adamlarýnýn ürettiði çözümlere her gün bir yenisi ekleniyor, yeni bir ilaç ya da

doðal meditasyon yöntemi günümüz insanýnýn hizmetine sunuluyor. New Life firmasýnýn ürettiði Lactease adlý hap ise diðer stres haplarýnýn tahtýný alacak gibi görünüyor. Zira anne sütünün bebeðe verdiði rahatlýk ve dinginlikten ilham alan bilim adamlarý, Lactease’i sütteki ‘lactium’ adlý proteinin özünden üretiyor. 12 yýllýk çalýþma sonucunda üretilen Lactease, süt proteininden elde edilmiþ doðal bir besin desteði. Normal stres haplarýnda ortaya çýkan uyuþukluk, uyku, baðýmlýlýk ve baþ aðrýsý gibi yan etkileri bulunmayan Lactease günlük aktiviteleri de engellemiyor. Tamamen doðal olan hap Avrupa ve Amerika’da dört yýldýr kullanýlýyor ve bilimsel testlerden baþarýyla çýktý. Stres etkilerini azaltan çoðu ürün gibi uyku ve uyuþukluk yapmýyor, baðýmlýlýk

yaratmýyor ve günlük aktiviteleri engellemiyor. Bu özelliðiyle de ders çalýþýrken rahatlýkla alýnabiliyor. Ürün 2 hafta düzenli kullanýldýktan sonra etkisini göstermeye baþlýyor. Stresin arttýðý dönemlerden 15-20 gün öncesinden günde iki kapsül alarak tüm etkileri minimuma indirme imkaný tanýyor. ‘Büyük bir buluþ’ New Life firmasý ve Lactease’i Türkiye’ye getiren Sifar Ýlaçlarý Genel Müdürü Sinan Müderrisoðlu ise Ýstanbul’daki ilk eczanelerden Rebul’un

da sahibi. Aileden gelen bir ilaç geleneði olan Müderrisoðlu, New Life firmasýný satýn alarak tüm dünyada sýklýkla tüketilen ve yemeklere dahi katýlan besin destek üniteleri Omega-3’leri ülkeye getirmiþ. Çalýþanlar ve çeþitli meslek gruplarýnýn yaný sýna gençliðin yoðun tempo ve stres altýnda yaþadýðýný belirten Müderrisoðlu, günümüz insanýnýn bir besin desteði olmadan bütün gereksinimlerini karþýlayamadýðý görüþünde. “Ýnsanlar kez çoðu stresin getirdiði baþarýsýzlýk durumuyla karþý karþýya kalýyor ya

Strese baðlý yaþayan herkes kullanabilir     

Çalýþanlar; iþ arkadaþlarý, yöneticiler ve müþteri temsilcileri, belirsizlikler, görev deðiþiklikleri Diyet yapanlar; diyet yapmak stresli olabildiði gibi stresin kendisi de kilo alýnmasýný kolaylaþtýrabilir Öðrenciler ve sýnava hazýrlananlar Büyük deðiþikliklerle karþýlaþanlar; evlilik, iþ deðiþikliði, taþýnma, emeklilik, hastalýk Sigarayý býrakmaya çalýþanlar

da istediði baþarýyý elde edemiyor. Emeðinin karþýlýðýný alamayan insanda ise belirli psikolojik rahatsýzlýklar baþ gösteriyor.” diyen Müderrisoðlu, ýlýk süt içtikten sonra sakinleþen bebeklerden ilham alýnarak üretilen Lactease’i “büyük bir buluþ” olarak deðerlendiriyor. Fransa’da Nancy Üniversitesi’ndeki bilim adamlarý, bebeklerin ýlýk süt içtikten sonra sakinleþtiklerini gözlemleyerek, süt peptidi ile bebeðin sakinleþme arasýnda baðlantý olduðunu saptamýþ. 12 yýl süren çalýþmalar sonunda Lactease’in içeriði olan lactium elde edilmiþ. Lactease; uyku bozukluklarý, depresyon, asabiyet, iletiþim bozukluklarý, duygusallaþmak, saldýrganlýk, motivasyon eksikliði, yeme bozukluklarý, iþtahsýzlýk ve iþtah artmasý, sindirim þikayetleri, mide kramplarý, çarpýntý ve yüksek tansiyona karþý bire bir etkinlik saðlýyor.


BULMACA

Mübarek bir gece

Sarkýt zýddý

Resimdeki ünlü cami

22 HOLLANDA

ZAMAN

18 EKÝM 2008

Antlaþma

En küçük askeri birlik

Bir çiçek

5

Denizin en iri canlýsý

Deðme, dokunma

Kýsaca oksijen

Bir tür yol kaplamasý

Duvarcý aleti

Duayý tamamlar

Kýsaca halinyum

Karýþýk dille yazýlan þiir

Koruma alaný Bir tür portakal

Bir sayý

Karalar çalma

Bir nota

Cömert Mertebeler

Muðla ilçesi

Sayý yazýsý

Dökme demir

Tavlada bir sayý Ýç hastalýklarý

Þehir

Bir halterci (... Mutlu)

Eda, tavýr

Görüþme

Güneþten önceki aydýnlýk

Kokulu bir bitki

Kýsaca molibden

3

Küçük odun gemisi

Büyük ve gösteriþli yapý

Tellürün remzi

Þarký sözü tekrarý

Kazýklý humma Orantýlý

Fasýla

Bir Afrika ülkesi

6

Haya

7

Ýnleme

SUDOKU BULMACA 1

5

6 3

Tecrübe Telefon sözü

Adet üzere

8

Az tavlý toprak

Parça, kýsým

4

Çok kýsa zaman

Teoloji

2

Kinaye

1

6 Bir tür kumaþ

3

4

8 2

9

Mastar eki

8

Ahmaklýk

Kürk hayvaný

SUDOKU ÇÖZÜMÜ 2 9 7 3 8 1 5 6 4

8 3 1 6 5 4 7 9 2

Ilýmlý

Görsel bir sanat

6 5 4 9 7 2 8 3 1

3 6 2 7 4 8 9 1 5

7 4 9 5 1 3 6 2 8

5 1 8 2 9 6 3 4 7

9 8 3 4 2 5 1 7 6

1 2 6 8 3 7 4 5 9

Erkek adý

4 7 5 1 6 9 2 8 3

Bir nida

En ince erkek sesi

Demiryolu

Aðaç kolu

Eksiksiz Ayýplama

Bir meyve

Hayvanlarýn su kabý

Ýnsanlýk

Ek

Doðal kurþun sülfür

Roma’yý yakan

Büyük

Benlik Zarar

Parlama

Kuzu sesi

Kýþýn yaðar

2

Ün

Artýrma

Hasta bakýmý

Vücut dýþý

Kýsaca kiloamper

Bir nota

Köpek Bir profesör (Toktamýþ ...)

Vasýf, keyfiyet

2

7

Giz

Dalgýç

6

6

Tablodaki tramlý kalýn çizgilerle belirlenmiþ 3'e 3'lük karelere, 1'den 9'a kadar rakamlarý birer kez kullanarak yerleþtirin. Öyle yerleþtirme yapmalýsýnýz ki, bütün 3 lükleri doldurduðunuzda tablonun bütün kutularý yukarýdan aþaðýya ve soldan saða 1'den 9'a kadar rakamlardan birer kez kullanýlmýþ olsun.

Beyaz

4

Kýsaca sodyum

5 7

Su yolu

1

9

4

Tembih sözü

Bir Asya ülkesi

Elde taþýnan sarýlmýþ baðlanmýþ þey

5 4

2

2

Bölgesel

Bir baðlaç

Ýllet Teller üzerindeki ulaþým aracý

Bir tür üzüm

1

Þ ÝFRE K ELÝME:

4 5

O

Ö

A

A

R

E

V

N

A

K

U

M

Y

T

6

K

L

L

B

R

N

O

P

R

K

L

Ý

K

E

7

S

E

T

Ý

M

E

Z

Ç

E

A

Y

O

H

Y

8

Ý

E

M

A

R

Ý

A

T

A

D

U

N

T

B

J

Ý

V

G

N

R

S

F

O

Y

Ü

K

Y

Ö

E

Ü

J

C

Ý

E

Ý

K

E

V

K

C

M

Y

N

S

E

R

D

A

Ü

Ý

E

O

H

A

Ý

G

Þ

C

E

Y

I

T

E

V

H

S

Ý

K

R

K

A

Z

R

S

Ö

T

T

C

Ý

Z

K

Ç

B

A

M

L

E

V

N

Ý

S

S

T

M

U

O

D

V

S

U

B

C

A

T

H

B

F

A

K

H

E

Ý

M

L

Y

O

A

A

F

A

M

E

L

Z

U

Ö

Z

R

A

N

K

D

C

N

Ü

M

A

G

B

R

T

Z

H

P

E

R

O

T

E

Y

A

K

Ý

Þ

5

6

7

SOLDAN SAÐA 1) Dualarýn toplandýðý kitap.- Tutsak. 2) Misiller, benzerler, eþler, yaþýtlar.- Küçük tekke. 3) Madagaskar’ýn plaka iþareti.- Fidan.- Güzel koku. 4) Deniz, göl, ýrmak vb. su kýyýlarýnda veya karada dik yer, uçurum.- Belli bir uygarlýðýn veya topluluðun anlayýþ ve zevk ölçülerine uygun olarak meydana getirilmiþ anlatým.- Lityumun sembolü. 5) Bir maddenin birleþimindeki yalýn cisimlerin niteliðini veya niceliðini anlamak için yapýlan iþlem, tahlil.Ýdarenin hizmetle ilgili emir ve görüþlerini alt makamlara bildiren yazýsý, genelge. 6) Sinema filmlerinin sanat, eðitim ve genellikle kültür amaçlarý göz önünde tutularak toplandýðý, korunduðu yer veya kurum. 7) Ham maddeyi iþleyip mal üretme.- Balýklarýn canlý olarak saklandýðý, denizden ayrýlmýþ havuz. 8) Latiflik, hoþluk, yumuþaklýk.- Bir mal veya paranýn, belirli bir süre içinde emek verilmeksizin saðladýðý gelir. YUKARIDAN AÞAÐIYA

1) Geniþ gönüllü, hoþ görür, kalender. 2) Büyük deniz, okyanus.- Kuzu sesi. 3) Bir kürk hayvaný.- Gözlem. 4) Ekmek.- Bir renk. 5) Sarýmsaðýn antibiyotik tesiri yapan etkin maddesi. 6) Alçaklar, yüzsüzler, deðersizler, adiler. 7) Namaz çaðrýsý.- Ýstihbaratla görevli devlet kuruluþumuz. 8) Az tavlý, yarý yaþ yarý kuru (toprak). 9) Hane.- Batý Sibirya’da ve Rusya Federasyonu’nun deðiþik bölgelerinde yaþayan Türk soyundan bir halk ve bu halktan olan kimse. 10) Gümüþ.- Otlak, yaylým. 11) Karþýlýk beklenilmeden yapýlan yardým, kayra, lütuf, kerem, ihsan, inayet. 12) Güzel sanatlarýn bir dalý.- Kýsa ömürlü küçük bitkilere verilen genel ad. 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 1 T E K N O L O J Ý 2 A N T Ý L O P 3 R F 4 L Ý M

S O N

K A R A Ç A L I

5 A Y A N

N E C A T

6 T E H Ý R 7 A

A Y

M E T A

K U Z E N

K

T A L Ý K A

U Z A Y

8 N A T A M A M

K A R A R K Ý R A

ADRES, BANT, CÝSÝM, ÇAYKARA, DESTEK, EÐÝTÝM, FAKÝR, GÖZERÝMÝ, HAYBER, ÝSHAK, KUKLA, LEVNÝ, MEHÝR, NÜVE, OKSÝJEN, ÖYKÜ, PADÝÞAH, REVNAK, SÝMBAT, ÞÝKAYET, TORÝK, UYLUK, ÜSTELÝK, VAGON, YETENEK, ZUHUR. Aþaðýdaki kelimeleri tablonun içine serpiþtirdik. Bunlarý bulabilir misiniz?

ÇÖZÜM

Ý

J

E

Ý

E

S

L

K

Ö

O

V

G

M A T L A

T

E

M Ü

S

Ý

Ý

K

T

Ý

L N

Ý

C

Ð

S

E

T

Ý

M L

Ü

C E

Ý B A Ç D E Ü A H A N

N R

R Ý

M E R R Y R T H Ý Z T O

N E U Ý S R Y E H G

S A Z O V Z B Ü A Ý A N A

F T Ç P

O A E R

N A Y Ö

C Ý

N G K Ý Þ

H

K K U A V

K E L Ý M E

D

Y D A K K G

Ü U Y L U K

M A D O Ý Ý R F

Ý Z Ü R O C

A V I

K N O Ý

Ý B U E D B R Ý

Ý S N O S F

R Ý V A K G

M Y Y T H K

M Y P Þ

Þ Ö

E Z C Ü Ý T Ü Z

Ö B Y E T E N E K G C F Ý

Aþaðýdaki kelimeleri tablonun içine serpiþtirdik. Bunlarý bulabilir misiniz? ADRES, BANT, CÝSÝM, ÇAYKARA, DESTEK, EÐÝTÝM, FAKÝR, GÖZERÝMÝ, HAYBER, ÝSHAK, KUKLA, LEVNÝ, MEHÝR, NÜVE, OKSÝJEN, ÖYKÜ, PADÝÞAH, REVNAK, SÝMBAT, ÞÝKAYET, TORÝK, UYLUK, ÜSTELÝK, VAGON, YETENEK, ZUHUR.

A

E

C

E

K

P

H

K

V

G

O

C

E

Y

K E

Z

Ý

U

Ü

Y

Ý

Ç

E

Ý

A

T

Ý

E

3

D

N

C

Z

R

Þ

J

A

E

M

Ü

Ý

S

Ö

E

B

N

Ý

K

R

Ý

D

S

Ü

H

M

V

S

2

E

E

T

C

I

Ý

Y

Ý

E

D

C

G

Þ

N

Ç

Ü

O

S

H

T

K

E

K

L

M U

Ý

Z

K

A

K

T

Ü

Ý

S

B F

Z

S

O

C

Ý

H

K

S

A

T

R

T

H

Ý

Ü

T

N

A

T

N

Ý

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 1

Ö

G

C

Ý

V

N

S

Ü

B

Ý

E

H

R

Þ

U

Ý

Z

Y

A

Ý

M L

A

S

Ý

G

Ý

Z

C

RÜSTEM AYDIN r.aydin@zaman.com.tr

K

C

A

F

T

L

Ü

O

M A

S

R

Y

O

Ý

M E

R

K

E

A

K

N Ü

U

A

A

N

E

T

H

Z

C

T

H

F

A

C

O

E

Ð

A

E

S

D

T

4

KARE BULMACA

R

Ý

A

Z

K

F

E

C

O

F

P

D

N

V

Y

A

A

G

H

O

M L

N

R

L

3

Z

M

2

Z

Ü

Bir tür toprak 1

T

Bir ilimiz


ZAMAN

23 HOLLANDA

AÝLE

18 EKÝM 2008

Kýþ hazýrlýklarý Günümüzde saklama türleri arasýnda, evlerde en çok uygulananý reçel, marmelat yapýmý, sebze kurutmalarý, turþu yapýmýdýr. Eriþte sevenler ise bu iþi meslek edinen hanýmlara yaptýrmaktadýrlar.

NEVÝN HALICI

B

üyük þehirlerde pek yapýlmasa da Anadolu’nun çok yerinde kýþ için çeþitli yiyecekler hazýrlanmaktadýr. Besinleri olduðu gibi ya da iþleyerek saklamanýn tarihi çok eskilere dayanmaktadýr. Divanu Lügat-it Türk’te pekmez, sadeyað, kavurma, yufka, tarhana, kak (kurutma), pastýrma vb. birçok yiyeceklerin kýþ mevsiminde kullanýlmak üzere hazýrlandýðýný görüyoruz. Anadolu’da hemen hemen her yerde yukarýdaki yiyeceklere ek olarak reçel, marmelat, salça, sucuk, turþu, eriþte vb. yapýlmaktadýr. Yiyeceklerin belirli bir süre sonunda tat ve görünüþlerini kaybetmelerine bozulma denir. Yiyecekler biyolojik ve kimyasal olarak iki þekilde bozulurlar. Biyolojik faktörler, küfler, mayalar ve bakterilerin neden olduðu bozulmadýr. En tehlikeli

bakteri konservelerde zehir meydana getiren “botilinus”tur. Fiziksel faktörlerle yani enzimlerin etkisiyle bozulma ise su kaybý, metabolik faaliyetlerin devamý, kimyasal maddelerin karýþmasý, madensel maddelerin karýþmasý gibi nedenle meydana gelir. Bu bozulmalarý önlemek için saklama yöntemlerine baþvurulur. Yiyecekler kýsa ve uzun süreli olarak iki türde saklanýr. Yiyeceklerin bir ila yedi gün arasýnda saklanmasý kýsa, bulunmadýklarý zamanlarda kullanýlmak üzere saklanmalarý uzun süreli saklama yöntemlerine girer. Uzun süreli saklama, etlere uygulanan sucuk pastýrma vb. gibi baharatlarla saklama; sirke, alkol, salisilik asitle saklama; konserveciliði içine alan ýsý ile saklama; soðukta saklama; su oranýný azaltarak kurutma, þekerle, tuzla ve isleyerek gerçekleþtirilen saklama; ýþýnlandýrma ve antibiyotiklerle saklama türleridir. Þimdi, iþte “ah o eski günler” diyebilirim. Buzdolaplarýnýn sayýlý evlerde bulunduðu 1950’li yýllarda, kýþ hazýrlýklarý ne büyük merasimlerle gerçekleþtirilirdi. Komþularla toplanýp, sebzeleri iplere dizmeler, salça yapýmlarý, bahçeli evlerde bulunan baðlardan toplanan üzümlerle pekmez kaynatýlmasý ve köpüðünün asma yapraklarýyla beraber (yapraðý kaþýk yerine

kullanýlarak yenirdi) tabak tabak komþulara daðýtýlmasý; et kavurmalarý yapýlýrken hepsi bahçeden toplanan domates, salatalýk, biber, maydanozla yapýlan koca bir salatanýn eþliðinde “ekmek salmasý” gibi bir lezzetin, arkasýnda Çumra’nýn “selbasan” kavunlarýyla, öðlen yardýma gelen komþularla yenilmesi; yemeðin üzerine içilen mangal kahveleri; evinin bahçesi olmayan ve bu tür hazýrlýklarýný annemle bizim bahçede gerçekleþtiren komþumuz rahmetli Sabiha Haným teyzenin kardeþim Hasan’la bana (ilkokuldaydýk) yiyeceklerin yanýna yaklaþmamamýz için aldýðý koca çikolatalar, yapýlan yiyeceklerden tatmalarý için komþulara tabak tabak götürmek üzere Hasan’la daðýtýma çýkmamýz inanýlmaz mutluluklardý. Günümüzde saklama türleri arasýnda, evlerde en çok uygulananý reçel, marmelat yapýmý, sebze kurutmalarý, turþu yapýmýdýr. Eriþte sevenler ise bu iþi meslek edinen hanýmlara yaptýrmaktadýrlar. Teknolojik kolaylýklar kýþ hazýrlýklarýnýn azaldýðýný göstermekte... Bahçesinde domates üretenler bile salçalarýný konserve almaktalar. Yaþam kolaylaþtý, ama eski lezzetler de azaldý. Bu hafta turunç kabuðu reçeli ile hoþça kalýn diyorum. Bu reçeli portakal kabuðu ile de ayný þekilde yapabilirsiniz.

Tava böreði

H

amur iþlerinin belki de en çok severek yediðimiz çeþididir börekler. Büyük küçük hiç fark etmez, hepimizin ortak damak tadýnda buluþtuðumuz ender lezzetlerdendir börekler. Ne kadar tok olursak olalým birkaç dilim böreðe her zaman yer vardýr midemizde. Hele yanýnda da taze demlenmiþ çay olursa, içilen çaylara ve yenen böreklere ardý arkasý gelmez dost sohbetleri de eklenince keyifler ikiye katlanýr. Çocukluðumda lezzetini keþfettiðim börekler her zaman favori lezzetler arasýnda yerini alýr. Kimi zaman tatil günleri sabah geç kalktýðýmýzda kimi zaman öðle ile akþam saatleri arasýnda fýrýndan henüz çýkmýþ üzeri nar gibi kýzarmýþ böreðin kokusuyla karþýmda hep annem hatýrýmda. Çocukluðumuz ne kadar gerilerde kalsa da anýlar hafýzalarýmýzda hep taze. Birçoðumuzun buna benzer anýlarý olduðunu düþünüyorum. O günlerde annemin yaptýðý börekleri bugün artýk kendim yapýyorum. Her geçen gün öðrendiklerime bir yenisini ekliyorum. Bu hafta sonu öðrenci evlerinde de güzel börekler piþirmemiz için en kolaylarýndan birini yaptým. Fýrýný olmayanlar için de iyi bir alternatif. Kolay ve lezzetli ‘tava böreði’ni ocaðýn üzerinde piþirip afiyetle yiyebilirsiniz. Yapýlýþý: Geniþ bir tava yaðlanýr. Bütün bir yufka tavanýn kenarlarýndan taþacak þekilde serilir. Derin bir kapta süt, yumurta, sývý yað iyice çýrpýlýr. Ýkinci yufka 4 parçaya bölünür. Her yufka parçasý bu karýþýma batýrýlýp çýkarýlýr. Tavada yufkanýn üzerine diðer yufka böylece döþenir. Haþlanmýþ ezilmiþ patatesin içe-

risine ince kýyýlmýþ taze soðan, baharatlar ve tuz eklenir karýþtýrýlýr. Bu karýþým tavadaki yufkanýn üzerine eþit þekilde yayýlýr. Üçüncü yufkaya da ayný iþlem uygulanýr. En son tavanýn kenarlarýndan sarkan yufkalar tavanýn içine doðru döndürülür. Kýsýk ateþte arkalý önlü kýzartýlýr. Not: Arzu ettiðiniz iç harcýný hazýrlayarak bu böreði çeþitlendirebilirsiniz. Nurbanu Arslan

Tava böreði MALZEME:    

3 yufka 1 çay bardaðý süt ½ çay bardaðý sývý yað 1 yumurta

Ýçi için: 2 patates (haþlanmýþ)  1 demet taze soðan  Kýrmýzý pul biber  Karabiber  Tuz 

Turunç Kabuðu Reçeli MALZEME:    

1 kilo turunç kabuðu 1,5 kilo þeker 750 ml. su 1 çay kaþýðý limon tuzu veya limon suyu

Yapýlýþý: Turunç kabuklarýný ince rende ile çok az rendele. Uzunlamasýna sekize veya ona böl. Sarý kýsmý dýþta kalmak üzere sýmsýký sar, iðne ile ipe diz. Büyükçe bir tencerede bol soðuk su ile ateþe koy. Kaynadýktan beþ dakika sonra ateþten al, süz. Soðuk suda on iki saat beklet. Bu þekilde acýlýðý gidinceye kadar 12 saat arayla suyu deðiþtirerek birkaç gün beklet. Büyükçe bir bakýr tencerede þekeri, suyu limon suyunu ateþe koy. Kaynamaya baþlayýnca hafif ateþe al, iki dakika kaynat. Hazýrlanmýþ olan turunç kabuklarýný ilave et. Kaynamaya baþlayýnca orta ateþe al, þerbeti koyulaþýnca (iki parmak arasýna aldýðýnda açýlýp kapandýðýnda iplik iplik bir hal alýyorsa kývamý gelmiþ demektir) kavanozlara doldur. Soðuyunca kapaðýný kapat. Serin bir yere al.


MÜZÝK

ZAMAN

18 EKÝM 2008

24 HOLLANDA Foto: Bahar Mandan

Müziðim zaman içinde elimde bir kalem gibi oldu O bütün çalýþmalarýný Doðu ve Batý’nýn birlikte paylaþtýðý tarihler üzerine müzikal birer yolculuk olarak tanýmlýyor. Sanatçý Can Atilla son albümünde bir bakýma Mevlana’nýn müzikal biyografisini yaptýðýný söylüyor. Mevlana’nýn vazgeçilmez enstrümaný ney’i aðýrlýklý olarak kullanan Can Atilla her parçanýn bir hikayeyi anlattýðýný dile getiriyor.

FATÝH VURAL

T

arihi, müziðiyle adeta resmeden bir müzisyen, Can Atilla. Ne kadar iddialý olura olsun, edebiyatta Ýhsan Oktay Anar ne ise, müzikte de Can Atilla odur, diyesi geliyor insanýn. Müziðiyle Osmanlý’ya aþina eden Can Atilla, bu kez Mevlana Celaleddin Rumi’yi keþfe çýkýyor kendince. Geçtiðimiz yýlý Unesco’nun Mevlana Yýlý ilan etmesine raðmen, onun bu albümü bilinçli biçimde geciktirmesi çok önemli bir saygýyý barýndýrýyor. Üstelik, geçtiðimiz yýl ortaya konan onca eserde atlanmýþ Þems-i Tebrizi’yi de hatýrlatýyor. Onun için bu albüm çok deðerli. Dinleyince anlýyorsunuz, “Dinleyici bu albümde Mevlana’nýn yalnýzlýðýný ve suskunluðunu, sonrasýnda ise yoklukta kendisi bulmasýný hissedecek bence.” sözünün boþa olmadýðýný... Can Atilla’nýn müziðinin, tarihi bir zemine oturan bir yapýsý var. Bu özellik, dinleyicinin tahayyül duygusunun güçlü olmasýný da beraberinde getiriyor. Bu yönüyle, Mevlana’dan Çaðrý albümü için dinleyici üzerinde nasýl bir etki býrakýr? Mevlana ile ilgili tüm eserlerimde onun eserlerini anlatmak yerine onun hayat hikayesini anlattým. Bu sayede okuyucular o muhteþem dizelerin hangi ruh haliyle yazýldýðýný hissedebilirler. Mevlana’nýn hayatýný yerli ve yabancý birçok yazardan okumuþtum, aklýmda kalan ortak his hüzün ve yalnýzlýk olmuþtu. Hiçbir insanýn kolay

anlayamayacaðý derinlikte bir dostluk yaþamýþtý en sevgili dostu olan Þems-i Tebrizi ile. Ve onun kayboluþundan sonra bir metamorfoz geçirmiþti ve dünyayý saran o görkemli dizeleri yazan Mevlana bu deðiþimden sonraki Mevlana’dýr. Bu yüzden albümde dinleyici onun yalnýzlýðýný ve suskunluðunu, sonrasýnda ise yoklukta kendisi bulmasýný hissedecek bence. 2007 yýlýný UNESCO’nun ‘Mevlana Yýlý’ ilan etmesinin ardýndan, onu anlatan çok sayýda eser görücüye çýkmýþtý. Sizin bir yýl sonra bu albümü yapmanýzýn özel bir sebebi var mý? Bazý gerçek deðerler 5 ve katlarýyla anýlan zamanda deðerlendirilmemeliler bence. Bu biraz fýrsatçýlýk gibi geliyor bana. Ve ne yazýk ki deðerli çalýþmalar varsa bile o karýþýklýkta sýradanlaþýyor ve hak ettiði deðeri göremiyor. Hollanda 2010 yýlýna kadar önümüzdeki tüm yýllarý Mevlana yýlý olarak kutlayacaðýný ilan etti. Bu gibi önemli konular zamana karþý direnç gösterir. 800. yýl geride kaldý ama benim için 801. yýl en az geçtiðimiz yýl kadar deðerli, çünkü yýllar onu kýymetli kýlamaz, yýllara “o” anlamý yükler.

Mevlana’yý popüler bir bakýþ açýsýyla ele almanýn yaratacaðý handikaplarýn neler olduðunu düþünüyorsunuz?

Albümü hazýrlama sürecinde, Mevlana’ya yaptýðýnýz yolculukta sizi çok þaþýrtan ya da etkileyen þeyler oldu mu?

Ben bir handikap göremiyorum. Onun anýsýna iki önemli sanat eseri besteledim. Yaklaþýk 200 kiþiyle sahnelenen bir koral senfoni ve ardýndan bu dans müziði. Bu çalýþmalarýn hiçbiri popüler bir bakýþ açýsý deðil, tam aksine klasik bir yorum bence. Evrensel mesajlar, büyük fikirler, büyük sanatlar aracýlýðýyla anlatýlýr ve o zaman tüm dünyanýn ortak dili olan müzik sayesinde siz, diðer insanlarla ayný þeyleri ayný þekilde hissetmeye baþlarsýnýz. Sanat’tan baþka hiçbir þey size bu kapýyý sonuna dek açamaz. Ayrýca benim müziðim “besteci müziðidir” ve bana özeldir. Çünkü sadece müziði “þarký” olarak hiçbir zaman görmedim. Hep müziðin bir toplumsal misyonu, sorumluluðu olduðuna inandým.

Mevlana’yý araþtýrýrken en çok Þems-i Tebrizi ile karþýlaþmalarý olayýndan, kuyumcular çarþýsýnda kendinden geçerek duyduðu çekiç seslerinin onda zikir etkisi yaratmasýndan, aylarca gelmeyeceðini bildiði halde Þems-i Tebrizi’yi beklemesinden, onda kendini bulmasýna giden yolda yaþadýklarýndan etkilenmiþtim. Tüm bu dramatik olaylarý müziðimde anlattým. Tüm kitaplarýn bir özeti gibi oldu albüm, Mevlana’nýn müzikal bir biyografisi gibi.

Yaptýðýnýz eser, aslýnda ‘epik bir albüm’. Batýlý formlara sahip bir alanda, bir Doðu bilgesini anlatmak zor ya da riskli miydi? Bu bitiþtirmeyi nasýl baþardýnýz? Doðu bilgesi Mevlana sadece Doðu’ya deðil, tüm dünyaya 801 yýldýr pýrýl pýrýl ýþýk saçýyor. Müziðin dili albümde çok fantastik. Çünkü bir senaryo üzerine yazýldýðý için her bir parçanýn bir hikayesi var. Bütün çalýþmalarým Doðu ve Batý’nýn birlikte paylaþtýðý tarihler üzerine müzikal birer yolculuktur. Albümde Mevlana’nýn vazgeçilmez enstrümaný olan ney oldukça aðýrlýkta. Duyulan okunmuþ gazeller Selçuklu dönemine birer gönderme. Ortadoðu bölgesinin büyük otantik vurmalý enstrümanlarýyla o zamana, o müziðe dönüyor ortam.

Bu keþfin size en önemli armaðanlarýndan birinin de ‘sakinlik’ olduðunu belirtiyorsunuz. Can Atilla ‘sakinlik’ten neyi anlýyor? Kendimizi çoðu zaman sorgulamýyoruz. Hedeflerimizi biliyoruz ama dikkatimiz kontrolümüz dýþýnda daðýlabiliyor. Mevlana okurken bilmediðiniz bir dünyayla karþýlaþýyorsunuz, orada her sualin bir cevabý var. Okurken bu dünyaya dahil olunca insan ister istemez kendini ( hiç deðilse o an için ) soyutlanmýþ, daha sakin hissediyor.

“Þems olmasa, Mevlana olur muydu?” diye sormadan da edemiyorsunuz. Þems’in sizde en fazla iz býrakan yanlarý nelerdi? Onun zekasý, inanç felsefesi, ateþ gibi bir bilgelik. Ve hepsinden önemlisi Mevlana’ya olan inancý. Mevlana’ya kitaplarýn zamanýnýn artýk bittiðini haykýrmasý, kitaplarýný suya fýrlatmasý, ona kendini buldurmasý ile ilgili yol göstericiliði. Albümde Þems’in rüya üçlemesi de söz konusu. Sembolizmi bu kadar güçlü kullanýrken, müzikal formlara bunlarý yansýtma sýrasýnda kullandýðýnýz yenilikler neler oldu? Eserde Þems-i Tebrizi rüyasýnda bir melekle karþýlaþýr. Melek onu hayatýnda yapacaðý hatalara karþý uyarýr. Ve kötülüðün ona farklý þekillerde gözükeceðini, bunlara kanmamasý gerektiðini söyler ve kaybolur. Oldukça fantastik yazýlmýþ bir öykü. Bu ve benzeri olaðanüstü doða olaylarýný müzikle anlatmak için alýþýlagelmiþ enstrümanlarýn dýþýnda elektronik sesler kullandým. Yýllardýr tiyatro oyunlarýna ve televizyonlara da müzik yapýyorsunuz. Mevlana söz konusu olunca, bu avantajý nasýl kullandýnýz? Müziðim zaman içinde elimde bir kalem gibi oldu. Bir çok müzisyen bir film için, dizi için, reklam için müzik yaparken o sahneyi düþünür, bense müziðin büyüsünün o sahneye getireceði güce odaklanýrým. Mevlana için de böyle oldu, esere baþladýðýmda elimde bir tek ney sesi vardý, þimdiyse bir saatlik bir albüme dönüþtü müzik. Epik bir gerçek efsane anlatýlýyor albümde.


ZAMAN

25

HOLLANDA

AÝLE

18 EKÝM 2008

Sinema, insaný psikiyatriden daha iyi anlýyor

RAHÝME SEZGÝN

P

sikiyatrist Mustafa Ulusoy, yönetmenlerin insan hal ve durumlarýný psikiyatristlerden çoðu zaman daha iyi anladýðýný düþünüyor. tvnet’de hazýrladýðý Film Þeridi programýnda her hafta bir filmi konuðu ile birlikte irdeleyen Ulusoy, senarist ya da yönetmen olmanýn psikiyatrist olmaktan daha zor olduðunu söylüyor. Ona göre ortalama bir baþarýya sahip olan insan iyi bir psikiyatrist olabilir ama iyi bir senarist olmak için insanýn dâhice bir gözlem yeteneðine sahip olmasý gerekiyor. Mustafa Ulusoy ile Film Þeridi programýný ve bir psikiyatristin gözünden filmlere bakýþý konuþtuk. Bu program fikri nasýl oluþtu? 93 yýlýnda Kanada’da dünya psikiyatri kongresi vardý. Bilimsel olarak insana dair birçok malzeme bulacaðýmý düþündüðüm bir toplantýydý. Fakat büyük düþ kýrýklýðýna uðradým. Ýstatistiklere indirgenmiþ, insana çok dokunmayan bir toplantý olarak gördüm ve inanamadým. Fena halde ruhum sýkýldý. Otel odasýnda televizyonu açtým ve bir film izlemeye baþladým. Filmin konusu kýsaca þu; üç tane kardeþ var ve bir tanesi kan nakli sýrasýnda AIDS’e yakalanýyor. Çocuk ölecek. Diðer iki kardeþ babaya geliyor ve “Bizim kardeþimiz ölünce ne olacak?” diye soruyorlar. Baba, sorunun cevabýný nasýl vereceðini bilemiyor ve rahibe gidiyor. “Çocuðum ölecek, bunu diðer kardeþlerine nasýl anlatayým?” diyor. Biz de cesedi topraða koyarýz. Geldi adam, bunu çocuklarýna anlattý. Üç bin dolar harcayýp kendi cebimden bu toplantýdan alarak geldiðim þey, Toronto’nun bir otel odasýndan bu film sahnesi oldu. Bu filmden öðrendiðim bilgileri dünya psikiyatrisi kongresinde öðrenemedim. Benim filmler ile olan iliþkimin ilk baðlantý noktasý orasý. Filmlerde olduðu gibi insanlarý da bir noktalarýndan mý yakalayýp çözümlüyorsunuz? Genel olarak hastalarýn hayat hikâyelerini biliriz ama bilhassa çok belirli somut olaylar üzerinden giderek insanlara ulaþmaya ve tedavi etmeye çalýþýrýz. Desem ki “bana hayatýnýzý anlatýn” dikkat ederseniz belirli olaylarý anlatýrsýnýz. O belli olaylar hayatýnýzdaki en önemli olaylardýr. Hayatla olan iliþkilerimiz de film sahnelerinde olan sahneler gibi gider.

Foto: Bahar Mandan

Üç bin dolar harcayýp Kanada’da gittiði bir kongreden umduðunu bulamayan psikiyatrist Mustafa Ulusoy, otel odasýnda izlediði bir filmin kendisine daha çok þey verdiðini söylüyor. Ona göre senaristler insanlarý çoðu zaman psikiyatristlerden daha iyi çözümleyebiliyor.

Bütüncülüðü vardýr ama sahneler üzerinden gider. Din Ahlak Kuramý diye bir kitap okudum. Kitabýn bir yerinde diyor ki; ahlak var olana özen göstermektir. Sadece bir cümle için yazýlmýþ bir kitap gibi geldi bana. Bu tek bir cümle için bu kitabý okumaya deðerdi. Söylediðim þey þu; hayatýn kendisinde öyle bir sahne yaþarsýnýz ki bütün hayat, bütün zorluðuna, derdine tasasýna, bütün negatifliðine raðmen o sahneyi yaþamak için var olmaya deðer. Ýnsan psikolojisi film karelerinde mi saklý? Ýyi bir film izleyicisi insana ait çok malzeme çýkarabilir. Ýtiraf etmek gerekirse usta yönetmenlerin insan psikolojisini psikiyatristlerden ve psikologlardan daha iyi anladýðýný düþünüyorum. Temel insanlýk hallerine çok iyi dokunan yönetmenler ve romancýlar olduðunu düþünüyorum. Yönetmenlerin insanlarý sizden daha iyi çözmesi neyden kaynaklanýyor? Burada sanatýn gücü devreye giriyor. Psikiyatrist olabilmek için geçirilen aþamalar belli. Ortalama týp eðitimi alan, ortalama bir çalýþkanlýða sahip olan insan psikiyatrist olabilir. Fakat romancýlarýn ve senaristlerin dâhice bir gözlem yeteneklerinin olmasý gerektiðini düþünüyorum. Senaristlerin sorunlu insanlar olduklarýný düþündüðünüz oluyor mu? Oluyor. Senaryo yazmak veya yönetmen olarak ürün ortaya çýkarmak için hayal gücünü devreye sokmak gerekiyor. Baþarýlý örneklere imza atmýþ kiþilerin daha çok hayal güçlerini ortaya soktuklarýný düþünmekle birlikte olaylarýn, ince detaylarýn bu kadar çok farkýna varýyor olmanýn tabii ki birtakým yaþadýklarý travmatik durumlarý da ele verdiðini düþünüyorum. Filmler üzerinden daha çok modern çað insanýnýn çýkmazlarýný mý gözler önüne seriyorsunuz? Kendimizi tanýmak... Modern hayatta hayatý yaþamak yerine sürekli yaþamaya hazýrlanýyoruz. Biraz bunun altýný çizmek istiyorum. Kaçýp giden bir hayat var. Oysa ertelenecek bir hayat yok. Minnet duyulacak

deðerli bir hayat bu. Hayatýn iyi bir þey olduðunun altýný çizmek istiyorum. Günümüzde insanlar geçmiþle gelecek arasýna mý hapsolmuþ? Narsist bir kültürde yaþýyoruz. Narsist kültürün en büyük özelliði, minnet duymamak ve birçok þeyi hak ettiðini düþünmek. Hayata karþý kibir ve burnu büyüklük ile mukabele etmek. Ortalama bir restoran içerisine girin ve ortalama insanlar ile yemek yiyin ve “çok þükür Rabb’im bana þu güzel nimetleri vermiþsiniz” deyin size bir garip bakacaklardýr. Çünkü memnuniyet, minnet duygularý narsist kültürde hakir görünen tutumlar haline gelmiþ. Modern narsist kültürün en önemli özelliði hayatýn ve varlýðýn kendisine dair kibirli olmak ve beðenmemek ve deðersizleþtirmek. Yýllara göre baktýðýnýzda o dönemlerin insanlarýnýn ruh hallerini filmlerde yakalamak mümkün mü? Elli yýlda dünyanýn deðiþim sürecini sosyolojik olarak incelemek isterseniz ortalama her seneye ait bir tane iyi filmi alýn, bu son elli seneye ait oradaki sosyolojik deðiþimi çok iyi fark edersiniz. Son dönemde dikkatimi çeken gay’liði meþrulaþtýrmaya yönelik filmler ön planda. Filmlerden sosyal deðiþimler, insan-evlilik-iþ iliþkilerinden tutun da birçok noktayý saptayabilirsiniz. Hani tarih kitaplarýný okumak yerine filmler üzerinden giderek ciddi okumalar yapýlabilir. Bir film çekecek olsanýz film karelerinde ne olurdu? Hayatýmdaki en büyük hayalim bir gün bir senaryo yazmak. Ýyi yönetmen bulabilirsem bununla ilgili bir çalýþma çabam var. Özellikle çocuklarýn ölümle olan iliþkileri çok ihmal edilmiþ. Sanki ölüm korkusu, kaygýsý büyüklere özgüymüþ gibi davranýlýyor. Çok orijinal bir konu, bunu sinema diliyle aktarmak, bunu bir senaryo yazarý olarak aktarmak isterdim. Bir senarist, bir psikiyatristten daha mý iyi yakalýyor sizi? Kesinlikle. Bir insanlýk hali olarak romancýlarýn ve yönetmenlerin beni yakaladýklarýný düþünüyorum.


MÜZÝK

18 EKÝM 2008

ZAMAN

26 HOLLANDA

Mozart, Ýran’da doðsa en fazla sokakta flüt çalardý Ýran’lý keman virtüözü Farid Farjad yaptýðý müzikle dinleyicilerine eski günlerin daha güzel olduðunu anlatmak istediðini söylüyor. Müziðinde bir hüzün yoðunluðu olduðunu kabul eden Farjad, yaptýðý müziklerin devrimden önceki dönemi anlattýðýný belirtiyor. SERVET YANATMA

“E

n mutlu anýmýzda bile bizi hüzünlendirebiliyor.” diye tarif ediyor hayranlarý Ýranlý keman virtüözü Farid Farjad’ý. Müziðindeki tanýdýk týnýdan dolayý “Bizden birisi.” diyenler de var ona. Solistlerin sözleriyle veremediði mana ve etkiyi Ýranlý sanatçý kemanýyla baþarýyor. Baþka âlemlere götürüyor sizi yorumlarýyla. Hüzünlendirerek mutlu ediyor sizi. 1979 Ýran Devrimi sonrasý ülkesini terk eden sanatçý geçtiðimiz hafta Türkiye’deydi. Ýlk konserinde aðzýndan dökülen þu sözler yorumundaki hüznünün kaynaðýna götürüyordu bizi: “Yýllar var ki gurbette sonbaharý hissetmemiþtim. Türkiye’de memleketimin havasýný soludum.” Tahran’da 1938 yýlýnda doðan Farjad henüz 4 yaþýndayken almýþ kemaný eline. Hocalarý da hemen fark ediyor bu yeteneði. Farjad kemanýný elinden hiç býrakmýyor. Eðitimini de bu alanda sürdürüyor. Tahran Müzik Konservatuvarý’nda klasik müzik mastýrý yaptýktan sonra Tahran Senfoni Orkestrasý’nda uzun yýllar önemli görevler alýyor. Ancak o eþsiz naðmeleri kemana dökmemiþtir henüz. Ülkesinde önemli bir devrim yaþanýr. Müzikten vazgeçemeyeceði için artýk Ýran’da kalamayacaðýný düþünür. Amerika’nýn yolunu tutar. Gurbetlik içini kavurur Farjad’ýn. Memleket özleminin 11. yýlýnda “O Günler” anlamýndaki “An Roozha” albümünü çýkarýr. “O günleri özlüyorum.” diyerek dile getirir hasretini. Devrimi ise “kaderin bir cilvesi” olarak görüyor Ýranlý sanatçý. “O Günler”i özlese de þunu itiraf etmekten geri durmuyor: Bu hüzün naðmeleri gurbette ortaya çýktý. Devrim olmasa belki de bu yorumlarý hiç duyamayacaktýnýz... Ýranlý keman virtüözü müziðini, hüznün sebebini, memleket özlemini ve gele-

ceðe iliþkin planlarýný anlattý. Size ‘Kemaný aðlatan adam’ diyorlar. Bu tarifi nasýl buluyorsunuz? Kendinize yakýþtýrýyor musunuz? Benim müziðim benim düþüncelerimi ve bizim toplum olarak geçmiþimizi yansýtýyor. Özgür ve mutlu toplumlarda müzikler daha hareketli, daha neþeli olur. Ben bir þekilde ülkemden ayrýyým, sürgündeyim bir nevi. Bu doðal olarak müziðime çok etki yaptý. Bundan sonraki albümlerde daha hareketli þeyler yapmayý planlýyorum. Ama An Roozha (O günler) albümleri tamamen bu hisleri barýndýran müzikler. Bir de hüzünle anýlýyorsunuz. “Farjad en mutlu anda bile hüzünlendirebiliyor.” diyor hayranlarýnýz. Nedir bu hüznün kaynaðý? Haklýsýnýz. Müziðimde bir hüzün yoðunluðu var. Ülkemden uzak olmamdan dolayý müziðim bu þekli aldý. Ben bu müzikle halkýma bazý þeyleri hatýrlatmak istiyorum. Eski günlerin çok daha güzel olduðunu hatýrlatmak istiyorum. Ama benim tarzým bu. Ben Beethoven ya da Mozart çalarsam bu tamamen baþka kalýba girer. An Roozha serisi “o günler”i hatýrlatmak için yola çýktý; geçmiþe

özlem olduðu için hüzün var. Hatýrlatmak istediðiniz “o güzel günler” nasýldý? Yorumladýðým müzikler zaten geçmiþin müzikleri; devrimden önce olan müzikler. Bu müzikle insanlarý o tarafa çekmek istiyorum, o günleri hatýrlasýnlar diye. Devrimden sonra müzik adýna ülkede bir þey yapýlmadý. Halkýmý o zamana çekmek istiyorum. O günlerde insanlar daha özgür ve mutluydu. Sözlü müzikle hüzün daha kolay anlatýlmaz mý? Siz bunu sözsüz baþarýyorsunuz? Ýranlýlar þiiri çok sever. Bu þekilde kendi hislerini ifade etmeyi severler. Doðru, birçok eser solistle daha etkili oluyor. Ama ben bu tarzý yaptým. Kemanla da konuþabileceðimizi ve þiir söyleyebileceðimizi gösterdim. Arkadaþýmýn birisi bana þunu söylemiþti: “Bu parçayý þu solistler çok güzel seslendirdi þimdiye kadar. Ama sen hepsinden çok daha iyi seslendirdin.” Ben kemanýmla insanlarla konuþuyorum yani. Doðu müziðinde hüzün daha mý baskýn? Bu tarihî bir mesele. Bizde hep savaþ, hep savaþ vardý. Ýnsanlar baský altýndaydý.


27

MÜZÝK

HOLLANDA

18 EKÝM 2008

Foto: Tarýk Özürk

ZAMAN

Hüzün bize daha çok yakýþýyor sanki bundan kaynaklanýyor. Ýlk albümünüz 51 yaþýndayken çýkýyor? Bu gecikmiþ bir kariyer deðil mi? Çok küçük yaþlarda baþladým aslýnda kemana. Tahran Senfoni Orkestrasý’ndaydým. Baþkemancýydým burada. Orada birçok çalýþmalarým oldu, birçok kiþiye ders verdim. Ama bu çalýþmalarým tamamen Amerika’dayken ortaya çýktý, o hislerle o düþüncelerle. Gurbete gitmeseydiniz bu naðmeleri duyamayacaktýk, öyle mi? Aynen öyle. Devrim benim için çok iyi oldu. Yoksa ABD’ye gitmezdim. Memleket hasreti çekmeyeceðimden kemanýmla “o günler”i de aramazdým. Ülkemden ayrýlmam beni daha çok kemana itti, hislerimi yansýtmak için. Ama yapacak bir þey yoktu, çýkmak zorundaydým. “Müzik yok artýk.” demiþlerdi. Ülkemi, insanlarýmý çok özledim ama yapacak bir þeyim yok. Çünkü benim hayatým keman. Bunu yansýtamayacaðým bir yerde yaþayamam. Kemansýz bir hayatým olamaz. Bu konuþmalarým Ýran halkýný kapsamýyor, Ýran halký müziði çok sever. Rejim bunu kabul etmiyordu. ODTÜ’deki konserinizde “Türkiye’de memleketimin havasýný soludum.” dediniz. Türkiye’deki gözlemleriniz ne oldu? Kesinlikle bundan sonra çok daha fazla Türkiye’de olacaðým. Burasýyla ilgili gerçekten çok

olumlu, güzel düþüncelere sahibim; müzik olsun, kültür olsun. Geldiðimde vatanýmýn havasýný aldým. Burasý benim ülkem gibi aslýnda. Özellikle sonbaharý yeniden hissetmek çok güzel. Ben California’da hiç sonbahar görmedim. Burasý hakikaten benim ülkemin sonbaharýna çok benziyor. Genel olarak baktýðým zaman insanlar mutlu, olumlu. Özellikle gençlere þunu söylemek istiyorum: Ne kadar þanslýsýnýz ki böyle güzel bir ülkede, demokratik bir sistemde yaþýyorsunuz. Ýleriki günlerde Türk halkýna bir beste yapmak istiyorum. “Sarý Gelin” ve “Ayrýlýk” gibi Türkiye’de çok sevilen eserleri de albümlerinizde yorumluyorsunuz. Sevenlerinizden “Coðrafi olarak Ýranlý ama kültür olarak bizden birisi.” diyenler var? Bu yorumu duymak çok güzel. Ben çok mutlu oldum bundan. Bir konudan çok üzgünüm: Neden daha erken böyle bir þey olmadý. Burada birçok dostum, arkadaþým oldu. Keþke daha önce buralara gelseydim.

Kemanýyla Dom Dom Kurþunu’nu yorumladý Konserinizde bir sürpriz yaparak Mahzuni Þerif’in Domdom Kurþunu’nu yorumladýnýz. Baþka kimleri dinliyorsunuz Türkiye’den? Bu þarkýyý Amerika’dayken televizyondan Ýbrahim Tatlýses’ten dinlemiþtim. Türkiye’den hatýrladýðým sanatçýlar Ajda Pekkan ve

Emel Sayýn. Bunlar Ýran’a gelmiþti. Sesleri çok güzel ve çok güzel de bayanlar. Artýk daha fazla Türkiye’den eser uyarlayacaðým, yorumlayacaðým. Çünkü müziðimiz çok yakýn. Fars müziði Türk müziðine çok yakýn; yakýn ülkeler yakýn kültürler olduðumuz için müziðimiz de birbirine çok yakýn. Kendisini nasýl görüyorsunuz? “Keman çalmak için mi yaratýldým” diyorsunuz? Ben insanlarý mutlu etmek için yaratýldýðýmý düþünüyorum. Bu müziðim insanlarý hüzünlendirebiliyor olabilir ama beni gördüklerinde mutlu olduðunu görmek hakikaten benim için çok önemli. Allah’ýn felsefesini takip etmesem de þuna inanýyorum. Ne varsa bu dünyada Allah’ýn bir hediyesidir. Ben 24 saat kemaný düþünmeliyim. Müzikle hüzünlen ama kiþinin kendini mutlu hissetmesi çok önemli. Bizim coðrafyanýn insanlarý böyle. Batý’da klasik müziðe daha fazla deðer veriliyor? Ýran’da doðduðunuz için kendinizi þanssýz gördüðünüz oldu mu? Mozart Ýran’da ya da baþka bir Ortadoðu ülkesinde doðsaydý bence en fazla sokaklarda flüt çalardý. Ben de Almanya’da doðup büyüseydim çok daha erken yaþlarda önemli baþarýlar kazanýrdým. Biz Ýran’da çok daha sýkýntýlý imkânlarda kendimizi müziðe adapte edebildik. Ben Almanya’da doðsaydým her þey çok daha farklý olurdu. Fakat þu anda öyle bir hissim yok açýkçasý.

Albümlerimde Türk müziðine yer vereceðim Daha önce Türkiye’ye yolunuz düþtü mü hiç? Çok eskiden Avrupa’dan, Ýtalya ve Fransa’dan Ýran’a dönerken Türkiye’den otomobille geçmiþtim. Ama Türkiye’de pek arkadaþým yok. Fakat bir hatýram var: Gençliðimde ve yaklaþýk olarak elli yýl önce Hikmet Þimþek adýnda genç bir orkestra þefi Tahran Senfoni Orkestrasý’na þeflik etmek üzere Ýran’a gelmiþti. Ben de orkestrada birinci (keman) olarak çalýyordum. Birlikte çok güzel bir konser icra ettik. Ayrýca Aziz Nesin ve onun eleþtirel yazýlarýnýn bir hayranýyým. Þimdi Türkiye’de Türk müziðini daha yakýndan tanýyýp yeni albümlerde onlara da yer vermeyi arzu ediyorum. Keman Batý müziði enstrümaný olarak biliniyor. Siz bu ezgilerle Doðu’yu ifade ediyorsunuz. Bu baðlamda müziðin ve enstrümanýn coðrafyasý var mýdýr? Kemanýn bir Batý enstrümaný olduðu doðru. Ancak unutmamalýyýz ki enstrüman insanlarýn hislerini ifade etme aracý. Keman da harikulade icra gücü olan kapsamlý bir enstrüman. Dolayýsýyla bu sazýn hangi coðrafyaya ait olduðu önemli deðil. Her halükarda hislerimizi ifade ediyor. Hem derler ki; “Avaz deðil avazhan” (Terane deðil terane icra edendir) Türkiye’de en çok bilinen / sevilen parçalarýnýzýn baþýnda ‘Tagtham Deh’ geliyor. Bu parçayý bu kadar çok sevmemizi neye baðlýyorsunuz? Beðendiðiniz “Tagatam Deh” Ýran’ýn en büyük bestecilerinden Homayoon Khorram’in bir eseri. Yaklaþýk olarak 40 yýl önce yapýlmýþtýr ve hâlâ tazeliðini ve letafetini koruyor. Albümlerde kemana piyano eþlik ediyor, kim çalýyor bu piyanoyu? Sevgili sanatçý arkadaþým Abdi Simini albümlerimde bana eþlik etti. 1. albümden itibaren 4. albüme kadar piyano çaldý. Son yani 5. albümümün ise düzenleme ve icrasýný, besteci, piyano ve flüt sanatçýsý olan sevgili eþim Mitra Tavaklidi yaptý. Kemanla piyano her zaman böyle uyumlu mudur, yoksa sizin oluþturduðunuz özel bir uyum mu bu? Sanýyorum ki benim ve Abdi arasýndaki derin arkadaþlýk, icra ettiðimiz eserlere de yansýyor. Dinleyenler ondan uyumu fark ediyor ve beðeniyor. Ayrýca ikimizin alt oktavdaki (Minör-Majör olabilir) uyumluluðu da bu beðeniyi artýrýyor.


SÝNEMA

ZAMAN

18 EKÝM 2008

28 HOLLANDA

Kameranýn arkasý, önünden daha çekici Gözünü kamera arkasýna diken oyuncularýn sayýsý, öyle bir-ikiyle üç-beþle sýnýrlý deðil, bir hayli fazla. Sizler için oyuncuyken yönetmen olma hevesiyle kendini kamera arkasýna atan isimleri derledik.

ALÝ KOCA

Ö

yle yönetmenler var ki filmlerinde kendilerine mutlaka bir rol ayýrýr (Woody Allen gibi). Kimisi de bir tek karede de olsa kendini bir þekilde gösterir (merak edenler Hitchcock filmlerine bakabilirler). Oyunculardan da, yönetmen olma hevesiyle kendini kamera arkasýna atanlar olduðu bilinen bir gerçek. Bu gerçekliðe eklenen son örnek Sophia Marceau. Cesur Yürek’in güzel prensesi, þu günlerde yönetmenlikteki ikinci filmi ‘Hotel Riviera’ ile Fransýz Kültür Merkezi’nde arz-ý endam ediyor. Gözünü kamera arkasýna diken oyuncularýn sayýsý, öyle bir-ikiyle üç-beþle sýnýrlý deðil, bir hayli fazla. Birinci sýrayý elbette ki Clint Eastwood hak ediyor. Günümüzün ‘sinema derviþi’, bir zamanlarýn aranan kovboyuydu. Sergio Leone’nin, Western’in tüm yerleþik kalýplarýyla oynayýp, sinema tarihine ‘Spagetti Western’i armaðan ettiði meþhur üçlemesinde nam saldý ilkin. Ardýndan, birini de kendisinin yönettiði 5 filmlik ‘Kirli Harry’ ile özdeþleþti. Ýçindeki derviþ yönetmen ise önce, Altýn Küre aldýðý Bird (1988); daha sonra da westerne son noktayý koyduðu Unforgiven (1992) ile ortaya çýktý. Sean Penn’i Oscar’la uslandýran Mystic River’la (2003) alamadýðý ödülü, ertesi yýl Million Dollar Baby ile ikinci kez aldý. 2006’da ise Hollywood’un hiç yapmadýðý bir þey yaptý! Ýkinci Dünya Savaþý’ndaki Amerika-Japonya mücadelesine ‘Atalarýmýzýn Bayraklarý’yla önce Amerika tarafýndan yaklaþýrken; hemen ardýndan çektiði Iwo Jima’dan Mektuplar’da ise, kamerasýný Japonya tarafýna çevirdi. Bu, bir anlamda, Japon Sinema Akademisi’nden (Kinema Junpo) 1992’den bu yana aldýðý 11 ödülün teþekkürüydü! Eastwood’un heybesinde, Aralýk’ta Amerika’da gösterime girecek olan Gran Torino ile Matt Damon ve Morgan Freeman’lý The Human Factor (2009) var. Düþüþe geçenler... Eastwood gibi derviþ olmasa da koyu Katolik Mel Gibson da Oscar’lý bir yönetmen. Cesur Yürek’te gösterdiði saðlam yönetmenlik kumaþýnýn rengi,

Mel Gibson

Clint Eastwood 2004’teki Ýsa’nýn Çilesi’nden sonra soldu. Üstelik filmi, Hz. Ýsa’nýn zamanýnda konuþulan Arami dilinde çekti. Yani, Akademi’den veto yemeyi iki kere hak ediyordu! ‘Yeni Dünya’nýn keþfinden önce ‘medeniyetten uzak’ birbirini yiyip bitiren yerlileri anlattýðý Apocalypto’da pek bir acýmasýzdý. Hâsýlý, Yahudilerden dilediði tüm özürlere raðmen önlenemez(!) düþüþü devam ediyor. Düþüþte olan bir diðer yönetmenimiz de Kevin Costner! Waterworld’a (1995) Kevin Reynolds’ýn yönetmenliðinde baþlayan Costner, adaþýný setten kovunca filmi kendisi tamamlar. Jenerikte Reynolds’ýn ismi geçse de bu, Costner’ýn ikinci yönetmenliðidir. Ýki yýl sonra, hem oynayýp hem yönettiði Postacý, Oscar alamasa da Altýn Ahudu-

du ödüllerinde en iyi dereceleri toplar! Uzak Ülke ile kurtlarla dans ettiði günlere dönmek istese de, 90’larýn geri gelmeyeceðini anlamasý uzun sürmez! Ýlk yönetmenliðinde Oscar’a uzanan baþka bir isim de baðýmsýz sinemanýn bânisi Robert Redford. Ordinary People ile aldýðý En Ýyi Yönetmen Oscarý’na, Quiz Show ile bir kez daha yaklaþtý, ama alamadý. Çünkü o yýl 1994’tü! Yani Forrest Gump çýlgýnlýðýnýn -Akademi dâhil- her yeri sardýðý yýl. Quentin Tarantino (Pulp Fiction) -hatta Kieslowski (Üç Renk: Kýrmýzý)- gibi Redford da bu çýlgýnlýðýn kurbaný oldu. Sinemayý Hollywood’dan baðýmsýzlaþtýran ya da ‘Baðýmsýz Sinema’yý Hollywood’a yaklaþtýran Redford, 7 kez yönetmenlik yaptý.

Kameranýn arkasýnda çok isim var Liste bir hayli uzun aslýnda. Nicolas Cage (Sonny, 2002), Dustin Hoffman (Straight Time, 1978), Tom Hanks (That Thing You Do, 1996), Ben Affleck (Gone Baby Gone, 2007), Scarlett Johansson (New York I Love You, 2008 (kýsa) Sophia Marceau (Speak to Me, 2004 ve Hotel Riviera, 2007). Ayrýca, Ed Harris 2, Anthony Hopkins 3, Nick Cassavetes 5, Sylvester Stallone 7, Natalie Portman 2 (kýsa), Warren Beatty 4 (biri Oscar’lý) ve Paul Newman 5 kez gözünü kamera arkasýna diken oyuncular. Türkiye’den ise ilk akla gelen örnekler, Kartal Tibet, Uður Yücel, Ýbrahim Tatlýses, Mahsun Kýrmýzýgül. Özellikle Uður Yücel’in Yazý Tura’sý çok beðenilmiþti.

Nicolas Cage Akademi dengeleri! Yönetmenliðe geç baþlayan George Clooney’nin sinemaya geçiþinin de ilginç bir hikâyesi var. Rivayete göre, Ridley Scott’ýn Thelma & Louise’indeki (1991) yakýþýklý otostopçu J.D. rolünü Brad Pitt’e kaptýrýnca sinemaya adým atmasý biraz gecikir. Robert Rodriguez, Joel Schumacher, Steven Soderbergh, Terrence Malick, Joel & Ethan Cohen gibi yönetmenlerle çalýþan Clooney, nihayet 2002’de yönetmen koltuðuna oturur. Tehlikeli Aklýn Ýtiraflarý adlý bu ilk filme Akademi pek itibar etmese de, eleþtirmenler olumlu not verir. 2005’te ise, Akademi’nin de kayýtsýz kalamayacaðý McCarthy dönemine odaklanan Good Night and Good Luck’la En Ýyi Yönetmen ödülüne aday olur. Ancak ‘Brokeback Daðý’ kovboylarýna yenilir ya da ayný gece Syriana ile En Ýyi Yardýmcý Erkek Oyuncu ödülünü aldýðý için ‘Akademi dengeleri’ne takýlýr! Akademi dengeleriyle arasý hiç iyi olmayan Hollywood’un muhalif çocuðu Sean Penn ise, yönetmen sýfatýyla, Jack Nicholson gibi bir oyuncuya iki kez baþrol verdi. Penn, biri kýsa toplam beþ film yönetti. Jack Nicholson demiþken onun yönetmenlik macerasýna da bir göz atalým. Densizlik edip de, 12 Oscar adaylýðý ve üç ödülü olan Nicholson’ýn

oyunculuk kariyerini özetleyecek deðiliz! Yönettiði üç filmin ikisinde baþrolü alan usta aktör, komedi tarzýnda bir western bile yönetir (Goin’ South, 1978). En son, Chinatown’ýn devamý sayýlabilecek The Two Jakes’i (1990) yöneten Nicholson, o kadar iyi bir oyuncudur ki, yönetmenliðinin lafý bile edilmez! Baba yönetmenler! 20. yüzyýlýn son çeyreðinde zirvedeki oyunculardan de Niro, 2000’li yýllarda vasatýn altýnda filmlerde rol alsa da, seyircinin kalbindeki yerini hâlâ koruyor. Belki bir yapýmcý iþgüzarlýðý belki de nostalji arayýþýyla Al Pacino ile tekrar bir araya geldiði Orijinal Cinayetler’de pek olumlu karþýlanmadý. Ýlk yönetmenliði A Bronx Tale’de, oðlunu çeteden uzak tutmaya çalýþan bir babayý canlandýrmýþtý. ‘Binbir surat’ýn, bir nevi CIA’in tarihini anlattýðý Good Shepherd’ý, Matt Damon ve Angelina Jolie de kurtaramamýþtý. Bir diðer baba oyuncumuz, The Godfather’la çýktýðý zirveden neredeyse hiç inmeyen Al Pacino. Büyük bir Shakespeare hayraný olan oyuncu, ilk yönetmenliðini de, III. Richard’ýn Trajedisi’nden yola çýkarak çeker. Film, eleþtirmenleri tatmin etmez; ancak Pacino, hayallerini gerçekleþtirmiþtir. Son filmi de, Oscar Wilde’ýn Salome adlý eserinden senaryolaþtýrdýðý Salomaybe (2008) oldu.


ZAMAN

29 HOLLANDA

SÝNEMA

18 EKÝM 2008

Küresel kriz beyazperdeyi de gerdi Amerika’daki kriz tüm dünyayý pençesine almadan þimdilik durulmuþ görünüyor. Ama bir endüstri daha var ki, henüz teyakkuz psikolojisinden çýkabilmiþ deðil. Ülkenin eðlence sektörünün kalbi olan Hollywood, son yýllarda Wall Street’teki yatýrým bankalarýyla kurduðu ‘yakýn iliþkilerin’ kýskacýnda. Proje halinde pek çok film için endüstri aðýrdan alýyor.

BURÇÝN S. YALÇIN

G

eçtiðimiz hafta Time dergisinde “Mali Kriz Hollywood’u Sýkýþtýrýyor” baþlýklý bir makale yayýmlandý. Rebecca Winters Keegan imzalý yazý þöyle baþlýyordu: “Günümüzün ekonomik koþullarýnda kredi almakta zorlanýyor musunuz? Hiç üzülmeyin! Steven Spielberg de ayný durumda…” Keegan dünyaca ünlü yönetmenin (hatta dünyanýn en ünlü yönetmeninin) yeni projesi Tenten’e gönderme yapýyordu. Spielberg, son yýllarda “Yüzüklerin Efendisi” serisi ve “King Kong”la yýldýzýný iyiden iyiye cilalayan bir baþka yönetmenle, Peter Jackson’la el ele vermiþ, Belçika menþeli ünlü çizgi roman kahramanýný sinemaya aktarmak için canla baþla çalýþýyordu. 3 boyutlu bir animasyon olarak paketlenmesi planlanan filmin öngörülen bütçesi ise 130 milyon dolardý. Ancak uzun yýllar Spielberg filmlerinin kaymaðýný yemiþ Universal Stüdyosu, belki de onca yýllýk ortaðýný küstürmek pahasýna bu büyüklükte bir bütçeye onay vermedi. Jackson ve Spielberg ise kuyruklarýný kýstýrýp yeni bir finansal partner arayýþýna girdiler. Universal belki projeyi riskli bulmuþtu (Herge’in Tenten çizgi romanlarýnýn

Amerika’da Avrupa’daki kadar yaygýn bir tanýnmýþlýðý yok), belki de kapýya dayanan mali krizin dönüp kendisini vurmasýndan korkuyordu. Bu sýrada kriz patlak verdiðinde Spielberg’in þirketi DreamWorks de Hindistan kökenli eðlence þirketi Reliance’la 500 milyon dolarlýk bir anlaþma için el sýkýþmak üzereydi. Ortaðý Paramount’la yollarýný ayýrmak isteyen DreamWorks’ün (ki son yýllarda “Tropik Fýrtýna” ve “Transformers” gibi iyi giþe yapan filmlerle epeyce düzlüðe çýktýlar) daha verimli çalýþabileceði bu ortaklýða ihtiyacý vardý. Fakat Wall Street’teki kötü gidiþat bu anlaþmanýn içine de þimdilik ot týkadý. Neden derseniz, buna yanýt verebilmek için hemen Hollywood’un birkaç yýl önce Wall Street’teki yaðlý bankalarla giriþtiði anlaþmalara dönmek gerek. Dört yýl önce film þirketleri ülkenin öbür ucundaki Wall Street bankalarýyla bir flört dönemine girmiþlerdi. Uzun yýllar sermayesini Hollywood’un cazip ýþýltýsýndan uzak tutmayý baþaran Wall Street, 2004’te Merrill Lynch, JP Morgan ve Goldman Sachs gibi büyük bankalarla Hollywood’a büyük bir çýkarma yaptý. Adý geçen bankalar o dönemde bir sermaye bolluðu yaþýyorlar ve bunu aktaracaklarý bir yatýrým arýyorlardý. Ayný tarihlerde, film stüdyolarý da, düþen giþe rakamlarýnýn da etkisiyle, mali risklerini paylaþacak ortak arayýþýndaydýlar. Ve ortak bir zeminde buluþup el yordamýyla birtakým anlaþmalar yaptýlar. Her iki tarafýn da alýþýk olmadýðý bir ‘iliþki’ olmasýna karþýn, düzinelerce film projesinde ortaklýða gitmeleri için çok fazla zaman geçmesi gerekmeyecekti. Birkaç gün önce Bank of America tarafýndan adeta yutulan Merrill Lynch daha geçen sene Hollywood’da büyük oynamaktan çekinmiyordu. Yeni kurulan stüdyolardan Summit Entertainment’a Nisan 2007’de 1

Harry Potter, “Melez Prens” milyar dolar uzatýyor, bir baþka stüdyoya, United Artists’e 500 milyon dolar arka çýkýyordu. Ýki þirketin de önümüzdeki aylarda sýrasýyla gösterime sokacaklarý vampir filmi “Twilight” ile Tom Cruise’un Nazi Almanya’sýnda geçen yeni filmi “Valkyrie” bakalým bu yatýrýmlarýn ne kadarýný döndürecek mesela? Zira sektör uzmanlarý iki filme de riskli projeler olarak bakýyorlar. 12 ay önce mortgage kriziyle patlak veren ekonomik irtifa kaybý, Hollywood’da tef çalan bankalarýn eteklerini tutuþturdu. Merrill Lynch, Lehman Brothers, Deutsche Bank ve Dresdner Kleinwort gibi bankalar yatýrýmlarýný yavaþ yavaþ geri çekmeye, çekerken de yatýrdýklarýný istemeye baþladýlar. Bu bankalar stüdyolardan daðýtým masraflarýný þiþirmeden filmlerini bir an evvel, tertipli bir biçimde gösterime sokmalarýný ve balý tutarken de parmaklarýný yalamamalarýný talep ediyorlardý. Zira uyanýk stüdyolar, acemi partnerlerini ilk zamanlarda, “Örümcek Adam 3” gibi giþesi garanti filmlere deðil de, “Boleyn Kýzý” gibi daha riskli filmlere

Steven Spielberg ortak etmiþlerdi. E tabii yatýrýmcýlarýn uyanmasý fazla vakit almayacaktý. Þu an Hollywood’daki stüdyolarýn elinde resmen ‘mal fazlasý’ var. Yatýrým bankalarýndan gelen yoðun para akýþý film üretim sürecinde de bir bolluk bereket dönemini beraberinde getirdi. Þu sýralar gösterim tarihini bekleyen film sayýsý önceki yýllara oranla bir hayli fazla. Ancak Lehman Brothers ve Merrill Lynch cephesinden gelen kötü haberler ibreyi bu kez tersine çevirdi: Stüdyolar þimdi de filmlerine yatýrýmcý

bulamýyorlar. Öyle olunca, önümüzdeki aylarda pek çok filmin gösterim tarihinin ertelenmesi muhtemel. Stüdyolar ellerindeki mal fazlasýný bir süre stoklarda bekletip, yavaþ yavaþ eritmek, bu süre zarfýnda da üretimi kýsmak zorunda kalacak gibi görünüyorlar. Kimileri Warner Bros.’un aylar aylar öncesinden Kasým 2008 olarak açýkladýðý altýncý Harry Potter filminin gösterim tarihini, geçen ay, bir anda ve makul bir gerekçe göstermeksizin 2009 yazýna çekmesini buna yordular. Þirket, bu kriz dalgasýný daha o zaman ufukta görebilmiþ miydi, meçhul. Eðer öyleyse, Harry’nin sihirli sopasýný Voldemort’a karþý huzurla sallayabilmesi için ABD mali piyasalarýnda sularýn durulmasýný bekleyeceðiz. Bir stüdyo yöneticisinin söylediði gibi: “Piyasanýn gazý bir alýnabilirse, herkes derin bir nefes alacak.”

Twilight


ZAMAN

18 EKÝM 2008

NURULLAH KAYA

S

porun farklý bir mana kazandýðý Paralimpik Olimpiyatlarý geçtiðimiz günlerde Çin’in baþkenti Pekin’de sona erdi. Sporcularýn normal insanlara nazaran engellerini de yenip mücadele ettikleri oyunlarda zirveye çýkan öyle sporcular vardý ki tüm dünyayý kendilerine hayran býraktý. Matthew Cowdrey, Chantal Petitclerc, Natalie du Toit ve Oscar Pistorius isimli engelli sporcular tüm dünyaya isimlerini duyurdular. Engellerine raðmen birer dünya yýldýzý olan bu sporcularýn hayat hikâyeleri ve elde ettikleri kariyerleri, Oscar ödülü alabilecek bir film senaryosu gibi. Avustralyalý yüzücü Cowdrey’in havuzdan çýkarttýðý 8 madalya... Kanadalý Petitclerc ve Güney Afrikalý du Toit’un 5’er altýný... Güney Afrikalý ampute atlet Pistorius’un 3 altýný... Her biri ayrý bir inceleme ve araþtýrma konusu olabilecek bu sporcular, gösterdikleri performansla tüm dünyanýn takdirini kazandý. Bu dört insanýn azimlerini ve baþarýlarýný, ülkemizdeki hayata küsen 8 milyon engelli vatandaþýmýza ve futbolla yatýp futbolla kalkanlara kýsa da olsa aktarmaya çalýþacaðýz.

30 HOLLANDA

Engelleriyle, Türkiye kadar madalya çýkardýlar Chantal Petitclerc

Matthew Cowddrey

Natalie du Toit

Madalya sayýsý Türkiye’ye eþit Türkiye’nin Pekin Yaz Oyunlarý’nda aldýðý toplam madalya sayýsýný yakalayan Matthew John Cowdrey, 22 Aralýk 1988 Avustralya doðumlu. Birçok dünya derecesine sahip olan yetenekli kulaç, Güney Avustralya’da yaþýyor. Norwood Yüzme Kulübü adýna spor hayatýný devam ettiriyor. Doðuþtan sol kolu olmamasýna raðmen hayata sýmsýký sarýlan Cowdrey, ilk kez 2004 Paralimpik Oyunlarý’nda yarýþmýþ ve Atina sularýnda ismini tüm dünyaya duyurmayý baþarmýþtý. Yunanistan’da 3 altýn 2 gümüþ 2 bronz madalya kazanan genç yüzücü, henüz 16 yaþýnda olmasýna raðmen inanýlmasý zor bir baþarý elde etmiþti. Ancak bu baþarý ona yetmemiþti. Dört yýl boyunca hiç duraksamadan çalýþtý. Hedefi olimpiyatlarda tarihe geçmekti. Ve bunu da baþardý. 2008 Pekin’de 5 altýn 3 gümüþ madalyayý boynuna geçirerek engellerin nasýl yenileceðini herkese gösterdi. Ancak onun hayalinde 8 altýna kavuþmak var. Bu rüyasýnýn gerçeðe dönüþtürebilmesi için sanýrým onun ve bizlerin bir dört yýl daha beklemesi gerekecek. Pekin’de iz býrakan ikinci sporcu yine bir yüzücü: Natalie du Toit. Onun çok farklý bir özelliði var. 29 Ocak 1984 doðumlu Toit, 2008 Yaz Olimpiyat Oyunlarý’na katýlan ilk ampute sýfatýyla tarihe geçmeyi baþardý. 10 bin metrede suya giren engelli sporcu, saðlam sporcularýn arasýnda 16. sýraya yerleþerek fevkalade bir performans ortaya koydu. Güney Afrikalý yüzücü, 2001 yýlýnýn Þubatý’nda her gün yaptýðý gibi yüzme antrenman çýkýþýnda scooterý’yla okuluna gider-

Oscar Pistorius

ken trafik kazasýnýn kurbaný olmuþ ve dizinden aþaðýsýný kullanamaz hale gelmiþti. Spora baþladýðý çok erken yaþlarda potansiyel bir olimpiyat sporcusu olarak gösterilen Toit, bu kaza sonrasýnda yüzmeyi býrakmayarak havuza geri dönmüþtü. 2002’de Manchester Oyunlarý’na hazýrlanan azimli kulaç, engelli sporcularýn tüm rekorlarýný kýrmýþtý. Daha sonrasýnda Afrika oyunlarýnda hiçbir engeli bulunmayanlarla yarýþarak kazandýðý altýn ve gümüþ madalyalar, Natalie’nin engelini kafasýnda bitirdiðinin göstergesiydi. 2004 Atina Paralimpik’te beþ altýn ve bir gümüþ madalya alýp yüzmenin zirvesine çýkmayý baþardý. 2008 Pekin’den önce Mayýs ayýnda katýldýðý 10 bin metre dünya açýk deniz yüzme þampiyonasýnda birincinin sadece 5,1 saniye gerisinden yarýþý dördüncü olarak bitirmiþti. Artýk formunun zirvesindeydi. Ýple çektiði 2008 Pekin gelmiþti. Havuza giren þampiyon kulaç toplamda 5 altýn madalya kazandý. Spordaki baþarýsýný eðitiminde de

devam ettiren Toit’in, genetik psikoloji üzerine de tahsili bulunuyor. Ýki bacaðý da yok ama 21 madalyasý var Üçüncü sporcumuz Kanadalý engelli bayan atlet Chantal Petitclerc. O, Barcelona 1992’de iki bronz, Atlanta 1996’da üç altýn, iki gümüþ, Sydney 2000’de iki altýn iki gümüþ, Atina 2004’te beþ altýn ve Pekin 2008’de beþ altýn madalyayla göz kamaþtýran engelli bir sporcu. Ayrýca 2004 Atina’da üç dünya rekoru kýran Petitclerc, bu yýl beþinci kez Paralimpik Oyunlarý’na katýlarak farklý bir rekora daha imza attý. Tecrübeli sporcu, toplamda yirmi bir paralimpik oyunlarý madalyasýna sahip. 15 Aralýk 1969’da doðan Chantal, 13 yaþýnda geçirdiði bir kaza sonucu her iki bacaðýný kullanamaz hale gelmiþ. Baþarýlý sporcu, lisedeki beden eðitimi öðretmeni Gaston Jacques’in

iknalarýyla spora baþlamýþ. 18 yaþýnda ise Pierre Pomerleau, onu tekerlekli sandalye sporuyla tanýþtýrmýþ. Evde yapýlmýþ bir tekerlekli sandalyeyle ilk yarýþýna katýlmýþ. Sonra da art arda gelen madalyalar ve geçtiðimiz günlerde Pekin’deki ortaya koyduðu performansla tarihe geçiþi. Evet, 1992’den bu yana elit bir sporcunun hayatla olan baðý... Dördüncü ve son sporcumuz Oscar Pistorius. 1986’da Güney Afrika’da dünyaya geldiðinde bacaklarýnda diz ve bileði birbirine baðlayan kaval kemikleri yoktu ve henüz 11 aylýkken iki bacaðýnýn da dizden aþaðýsý kesilmiþti. Ancak o, hayata küsmemiþ, iyileþtirme merkezinde ‘çita’ adý verilen protezleri kullanmaya ve koþmaya baþlamýþtý. Sadece koþmakla kalmadý, kendini bir atlet olarak geliþtirdi. Natalie du Toit gibi saðlam sporcularla yarýþmak için uzun mücadeleler veren Pistorius’un protez bacaklarla gösterdiði performans otoriteler tarafýndan uzun süre konuþuldu. Yýllar süren emeklerinin karþýlýðýný bu yýl Roma’da koþtuðu, Golden Lig yarýþlarýnda aldý. 400 metreyi 46,90 saniyede (bu Türkiye rekorundan daha iyi bir derece) kat eden Güney Afrikalý atlet, rakamsal derecesiyle olimpiyat hedefine ulaþamadý ama onun büyük azmi, milyonlarca insana ilham verdi. 2004 Atina’da 100 metrede bronz, 200 metrede de altýn madalya aldý. 2005’te 100 ve 200 metrelerde paralimpik dünya þampiyonu oldu. 200 metrede dünya rekoru kýrdý. Zirveye ise 2008 Pekin’de çýktý. 3 altýn madalya kazanarak paralimpikin Usain Bolt’u oldu. Sporda zirveye doðru koþan Pistorius, diðer yandan da üniversite eðitimini sürdürüyor ve iþletme okuyor. Ülkemizde 8 milyon engellli var. Ancak kendilerine imkân tanýnmadýðý için bu örnek dört sporcunun imrendirici tablosundan çok ama çok uzaklar. Son yýllarda bu alanda yapýlan çalýþmalar sonucu bu yýlki Paralimpik Olimpiyatlarý’na bu yýl 16 sporcumuz katýldý. 2 madalya kazandýk ve bunu tarihî bir derece gibi görüp övündük. Kucak dolusu madalyasý olan engelli sporcular ülkelerindeki engellilerin övünç ve yaþama kaynaðý. Bizde ise engelli sporu daha adý konmamýþ bir hikâye gibi...

Foto: Reuters

SPOR


B

u ayýn baþýnda spor dünyasýný heyecanlandýran, kalplerin ritmini artýran, sporseverlere ömürlerinden bir yýl gidecek olsa da 2009 bir an önce gelsin dedirten bir geliþme yaþandý. Efsane bisikletçi Lance Armstrong, önümüzdeki yýl Fransa Bisiklet Turu’nu sekizinci kez kazanmak için yeniden spora döneceðini açýkladý. Bu geliþme Türkiye’de Belçika maçý öncesi, sýrasý ve sonrasýnda yaþanan alýþýlageldik kavgalarýn her ne kadar gölgesinde kalsa da bir bisiklet efsanesini yeniden sele üstünde görmek spor açýsýndan son derece önemli. Özellikle Armstrong, bu geri dönüþün asýl nedeninin kansere dikkat çekmek olduðunu söyledikten sonra. 1996 yýlýnda Armstrong testis kanserine yakalandýðýnda doktorlar ona yüzde 30 yaþama þansý tanýmýþtý. Fakat Armstrong’un iradesi, bireysel disiplini ve yoðun kemoterapi programý bir efsanenin doðmasýna sebep olmuþtu. Kanseri atlattýktan sonra dünyanýn en zorlu spor oraganizasyonu olarak bilinen Fransa Bisiklet Turu’nu kazanan ve bununla yetinmeyip kazanmayý geleneksel hale getiren Birleþik Amerikalý sporcu, 2005 yýlýndaki yedinci þampiyonluðun ardýndan emekliye ayrýlmýþtý. Lance Armstrong’un önce kanseri yenmede, ardýndan spor hayatýnda yakaladýðý bu baþarýlar birçok insana da örnek oldu. Bu

31

HOLLANDA

basketbola geri döndü. Yaklaþýk bir buçuk yýl basketbol oynamayan Jordan, geri dönüþünün henüz 11. gününde New York Knicks potasýna 55 sayý býraktý ve geri dönüþü konusundaki bütün þüpheleri sildi. Baþarýlý geri dönüþler listesini 90’lý yýllara damgasýný vuran Martina Hingis, eski dünya aðýr sýklet boks þampiyonu George Foreman ve olimpiyat þampiyonu jimnastikçi Oksana Chusovitina gibi isimlerle uzatmak mümkün ancak biraz da geri dönüþün asýl neden(ler)ine bakmak gerek. Lance Armstrong spora geri dönüþünü açýkladýðý basýn toplantýsýnda önümüzdeki bir yýl içerisinde sekiz milyon insanýn kanserden öleceðinin altýný çizmiþti. 1997 yýlýnda kurduðu Lance Armstrong Vakfý’yla kanserin teþhis ve tedavisi adýna yüzlerce milyon dolar kaynak oluþturan, sarý “livestrong” bileklikleri tüm dünyada milyonlarca satan,

Kanseri yendi þimdi sýra rakiplerinde! isimlerden biri de Arjantinli tenisçi Lucas Arnold Ker’di. Týpký Armstrong gibi testis kanserine yakalanan Ker, kemoterapi gördüðü dönemde bu efsane spor adamýnýn otobiyografisini okuyordu. Ondan çok etkilendi. Armstrong kanseri yenmiþ ve profesyonel kariyerinde de rakiplerini hep arkasýnda tutmayý baþarmýþtý. Bunu Ker de baþarabilirdi ve baþardý da. Lucas Arnold Ker kanseri yendikten sonra geçtiðimiz yýlýn aðustos ayýnda yeniden kortlara döndü. Üstelik artýk hayatýn her anýndan çok daha fazla zevk alan bir adamdý. Kazanmak ve kaybetmek eskisi kadar önemli deðildi, önemli olan sevdikleriyle mutlu dakikalar geçirip hayattan zevk almaktý. Çünkü hayat kýsaydý. Lance Armstrong’un emekliliði noktalama kararý özellikle bu dönüþün eskisi kadar baþarýlý olup olamayacaðý sorusunu gündeme getirdi. Çünkü Armstrong tüm dünyada herkesin ismini ezbere bildiði bir spor efsanesi. 2009 Fransa Bisiklet Turu’nda ikinci olmak bile onun için baþarýsýzlýk ve pürüzsüz bir kariyere leke sürmek anlamý taþýyacak. Fransa Bisiklet Turu’nu 34 yaþýn üstünde sadece Firmin Lambot’nun 1922 yýlýnda kazanabildiðini göz önüne aldýðýmýzda, bu soru iþaretlerinin daha da büyüdüðünü görüyoruz. Ancak unutulmamasý gereken noktalardan biri de yaþýn her zaman için belirleyici olmadýðý. 39 yaþýndaki Ýspanyol Juan Llaneras’ýn pist bisikletinde, 38 yaþýndaki Constantina Dita Tomescu’nun maratonda kazandýklarý olimpiyat þampiyonluklarý bunun en güzel örnekleri. Ayrýca spor dünyasý baþarýlý geri dönüþ hikâyeleriyle de dolu. Bu isimlerden en ünlüsü belki de Michael Jordan. Chicago Bulls ile altý NBA þampiyonluðu yaþayan, 14 kez all-star takýmýna seçilen Jordan, üç sene üst üste elde edilen þampiyonluðun ardýndan 1993 yýlýnda basketbolu býraktýðýný açýkladý. 1994-95 sezonunda zor günler geçiren Bulls’un kurtarýlmaya ihtiyacý vardý ve kahraman belliydi. Jordan 18 Mart 1995’te

Kanseri yendikten sonra kazandýðý yedi Fransa Bisiklet Turu þampiyonluðuyla bir spor efsanesi haline geldi. Lance Armstrong’un yeni hedefiyse üç yýl önce býraktýðý bisiklet sporuna geri dönüp tüm dünyanýn ilgisini bir kez daha kansere çekmek. ERAY SEPETÇÝ

yaptýðý çalýþmalarla kanser harcamalarýný devlet politikasý haline getiren Lance Armstrong’un bu geri dönüþteki asýl amacý tabii ki kanseri küresel anlamda yeniden gündeme getirmek. Ancak Birleþik Amerikalý sporcunun kanýtlamak zorunda olduðu bir baþka konu daha var: Kazandýðý yedi tur þampiyonluðunun temiz olduðu. Lance Armstrong tüm zamanlarýn en çok doping testine giren isimlerinden biri olsa da üst üste kazandýðý yedi tur þampiyonluðu her zaman þüpheyle karþýlanmýþtý. Armstrong eðer önümüzdeki yýl Fransa Bisiklet Turu’nu kazanacak olursa kendine þüpheyle bakanlarý da susturmuþ olacak. Çünkü son yýllarda artan doping testleri ve geliþen teknoloji doping kullanýcýlarýnýn gözden kaçmasýný neredeyse imkansýz hale getirdi. Armstrong bir anlamda kazandýðý yedi þampiyonluðun temiz olduðunu ispatlamak adýna da Fransa Turu’nu kazanmak istiyor. Zaten onun kitabýnda ikincilik de yazmýyor.

SPOR

18 EKÝM 2008

Foto: AP

ZAMAN


Schiedam Lorentzlaan’da yýllardýr hizmet veren Nur Market ikinci þubesini Schiedam Niewlandplein’de NMS Supermarkt adýyla açtý.

Nieuwlandplein 10-17 3119 AH Schiedam Tel.: 010 273 12 79 Fax: 010 473 40 45

.00 * .00-22 8 0 a esi/Cum Pazart

ýðýz ünü aç g r a z ilk pa r ayýn e H -20.00 * 0 0 . 8 0 tesi Cumar

Zaman Hollanda  

18 Ekim 2008 - 18 oktober 2008

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you