Page 1

13 ARALIK 2008 ~ YIL: 4 ~ SAYI: 94 ~ HAFTALIK ~ FÝYATI 0,60 €

www.zamanhollanda.nl

Mark Rutte:

“Ýstihdam için nitelikli giriþimcilere ihtiyaç var” Alemin merkezi Kabe’den lütuf esintileri

RÖPORTAJ

Basri Doðan’ýn haberi 5. sayfada

3

10

102 yaþýnda, hâlâ öðretmenlik heyecanýyla dolu

14

MSN’de gezersin gözlerini süzersin!

18

Alevilerin sorunu hükümetle deðil, rejimle


SÝZÝN KÖÞENÝZ

ZAMAN

13 ARALIK 2008

2

HOLLANDA

Mal canýn yongasýdýr

Peki nedir bu üzerimizdeki yongalardan kurtulmanýn çaresi? Vermeden elde edebilme þansýmýz yoktur. Yani zamanýnýzý, ömrünüzü ve malýnýzý vereceksiniz. Bunun karþýlýðýnda ebedi bir saadet ve mutluluk kazanacaksýnýz. Sahip olduklarýndan vazgeçmek insana zor gelir. Dünya insana hoþ gelir. Onun için mal canýn yongasý-

mümin, eðer nefsinin bütün arzularýný boðazlamazsa kurban kesmiþ olamaz.” diyor. Kurban Allah’a tam bir teslimiyet ifadesidir. “Allah’ým! Ben yongalara (dünya ve dünya malýna) baðlanmadým. Mülk senindir. Dilediðin gibi tasarruf edersin. Kahrýn da hoþ, lütfün da hoþ. Tek gayem senin rýzandýr. Ya Rabbi! Bu benim seninle aramdaki engelleri kaldýrmaya kararlý olduðumun göstergesidir. Ey sevgili! Ben senin sevgin için dünya adýna ne varsa terk ediyorum, yeter ki Sen beni terk etme” der. Gerektiðinde sevgili yolunda her þeyimizi feda edebilmenin, vatan ve din uðrunda gerektiðinde canýný ortaya koyabilmenin bir ifadesidir kurban. Kendine ait olarak kabul ettiðimiz bedenin istek, arzu ve zevklerinden arýnmak, bedenin aþýrý istek ve hýrslarýný frenlemek, daha da önemlisi benlik kavramýný kurban etmektir. Ýþte, bu yabani duygulardan kurtulmanýn sevinci artarak bayrama dönüþür. Allah tüm insanlýða, bu duygulardan kurtularak; mutluluk, huzur, saadet, neþe, saðlýk ve kamil iman nasip etsin. Bayramýnýz mübarek olsun. Yusuf Avcu, Rotterdam

zincirinden kurdýr. Kurban ise bu yongalardan sizinkoseniz@zamanhollanda.nl tulmasýnýn tek çaresi diyetini bazýlarýný Allah vermesidir. “Kurban için kesebilmek, kes!” emrine onlardan ayrý uyup egosunu kalabilmeyi göze yok etmesidir. alabilmektir. Ýnsandaki kendiBunu yapabilenni beðenme duyguler maldan da cansu, sahiplenme duygudan da daha kýymetli su ve hýrs yüzünden olan Allah’a yaklaþýr. benliðini (enesini) kabartýr O’nun rýzasýný kazanýr. Kurban, Allah’a yaklaþmayý, Allah ve mülkün esas sahibi olan yolunda malýný feda edebilece- Allah’ý unutur. Hatta bazýlarý ðini,Allah’a teslimiyeti ve “ben ne dersem o olur” gibi þükrü ifade eder. Allah’a yak- sözlerle ilahlýk bile taslamaya laþmak maksadýyla, O’nun baþlarlar. Oysa Allah mülkünrýzasýný kazanmak için, O’na de dilediði gibi tasarruf eder. ulaþmadaki tüm engelleri terk Kimse ona karýþamaz, etkileetmek için kesilir. Kul mal ve yemez ve hesap soramaz. Ýbn Arabi’ye göre en büyük caný ile Allah’ýn emrine amade olduðunu bir nevi ispat eder. kurban nefistir, esas mesele Kurban; “Ben Rabbimin rýzasý onu boðazlamaktýr. Kimin için þimdi kurban keserek içinde enaniyet, sahiplenme, malýmý ortaya koyuyorum. sahiplenme, husumet, kendini Þayet canýmý isteseydi, onu beðenme, gurur ve kibir gibi bile seve seve verirdim” menfi duygular varsa, önce eline ihlas býçaðýný alýr. “Bisdemektir. Ýnsan, Allah’ýn takdir ettiði millahi Allahu Ekber” der, nefrýzkýnýn eline geçmesi için sini ve enaniyetini kurban sebepleri yerine getirir. Yani eder. Varlýkta Allah’tan baþka gereken çalýþma ve gayreti bir þey kalmaz. Sonra husumeortaya koyar. Allah verir! ti, asabiliði ve öfkeyi kesip atar. Bazen de kurban ister, diyet Ne kadar kötü duygu varsa ister. Kurban arýnmak içindir. Allah yolunda hepsini kurban Cüneyd Baðdadi: Diyetse kurtulmak içindir. eder. Ýnsanýn boynundaki benlik “Mina’da kurban kesen bir

INKOOP - VERKOOP - INRUIL REPARATIE

 Kö Siz þ in  eniz

C

an her þeyden kýymetlidir. Zorluklarla elde edilen mal da cana yakýn deðer taþýr. Mal dünyadaki en büyük menfaat aracýdýr. Ayrýca mal cenneti de temsil eder. Bu sebeple cömertlik maldan çok candan fedakarlýk gibidir. Çünkü insan, malýna gelen zarardan, canýna gelmiþçesine acý duyar. Yonga, kereste-kalas gibi aðaç ürünlerinin budak ve talaþ kesimidir. Aðaç ürünlerinin ancak yongasý atýlýrsa mobilya olur. Yongayý yük olarak tutan ancak ölü bir aðaç parçasýdýr. Ýnsan, malý veya onun kefaretini üzerinden atarak huzura ulaþabilir. Bunun için de, cana geleceðine mala gelsin der, caný deðerli kýlar. Bu bakýmdan mal, canýn yalnýzca kefaretidir; can, mal vermekle saðlýk kazanýr.

MULDUR LOODGIETERSBEDRIJF Her türlü kalorifer tessisatý, su tessisatý ve yeni kombi uygun fiyata yapýlýr.

Tel.: +31(0) 626939198 Zuivelweg 2f 5809 EA Leunen Venray-Limburg

Hollanda - Wekelijks Nieuws- en Opinieblad Baský adedi ( Oplage): 10.000

Tel: 0641528503 0643029839 muldur@orange.nl

Aralýk (December) 2008 - Nr.: 94

Sahibi ( Uitgever)

Time Media Group

Hang 4, 3011 GG Rotterdam

Tel.: 010-2013744

PB 21028, 3001 AA Rotterdam

Fax: 010-2013749

info@zamanhollanda.nl

www.zamanhollanda.nl

Müdür ( Directeur)

Alaattin Erdal

Genel Yayýn Müdürü ( Hoofdredacteur)

Yusuf Alan

Reklam Müdürü ( Advertenties)

Köksal Yazar

gsm: +31(0)6 41 362 995

yazar@zamanhollanda.nl

Haber merkezi ( Correspondenten) Basri Doðan-Amsterdam

dogan@zamanhollanda.nl

Yasin Yaðcý-Rotterdam

Daðýtým þikayetleriniz için (Klachten over bezorging)

yagci@zamanhollanda.nl Temsilciler ( Vertegenwoordigers)

Asým S. Mecidhan-Deventer

mecidhan@zamanhollanda.nl

Fazlý Altýntaþ-Eindhoven

altintas@zamanhollanda.nl

Abdulmuttalip Demirci-Amsterdam

demirci@zamanhollanda.nl

Kemal Bolat-Noord-Holland

010-2013747

bolat@zamanhollanda.nl

Mustafa Balban-Zuid-Holland

balban@zamanhollanda.nl

Ayhan Güleç-Brabant

gulec@zamanhollanda.nl

Daðýtým þikayetleriniz için (Klachten over bezorging): 010-2013747 ISSN: 1871-4722


ZAMAN

3

HOLLANDA

YORUM

13 ARALIK 2008

Alemin merkezi Kabe’den lütuf esintileri Kabe beytüþ-þeref-i azamdýr Nokta-i daire-i alemdir abe yeryüzünde, þerefli evlerin en büyüðüdür, ve Kabe alem dairesinin merkez noktasýdýr!” Urfalý þair Nabi 1678- 1679 yýlý Hac vazifesini yaptýktan sonra yazmýþ bu beyti Kabe için. Kabe’ye gelen her akýl sahibi gözüyle görür aklý ile anlar ki yeryüzünün merkezi baþka bir yer olamaz. Ve biz þu an alemin merkezinde Rabbimizin evi Kabe’de ibadet ve inananlara dua, inanmayanlara hidayet dualarý ile meþgulüz... Kabe hep güzel ve her zamanki cazibesiyle etrafýnda aþýklarýný pervane edip tebessümler daðýtýyor. Öyle bir cazibe ki bir an boþalmýyor kanatlarýnýn altý. Kabe hem gönüller kýblesi Allah’ýn her gün yüz seksen bin defa nazar ettiði hem de namaz kýblesi makam-ý Ýlahi Allah evidir. Yine her yýl birbirinden kalabalýk hacýlar, eksilmiyor artýyor akýn akýn geliyor Ýslam aleminden müminler. Rabbim isteyen herkese nasip etsin. Aman aldanmayýn ve aldatmayýn kendinizi, hatta sakýn ileri geri konuþup da baþkalarýn Hacca gelmesine mani olmayýn . Buraya gelmeden, bu aþk yaþanmadan, sevgili ile kavuþup dertlerini döküp kurumuþ gözlerden akmayan göz yaþlarýnýn tam yerini bulduðu ve yýllarýn hasretinin yakýcý buluþmasýyla kendinden geçtiði aný yaþayan herkes genç- yaþlý hep söylerler, ‘’ah keþke daha evvel gelseydim, geç kalmýþým!’’ Tatmayan bilmez, tanýmayan sevmez doðru, ama sen de bir istek ve arzu olmayýnca da buraya kavuþma nasýl olacak ki? Kul arzu edip gönül evi alev alev yanarsa, gecelerde aþk ile vuslat dilekçelerini dualar ile Kabe’nin sahibine gönderirse O (cc) kabul eder ve davet eder. Yarýna çýkacaðýna kimsenin garantisi olmadýðý gibi yarýna nasýl çýkacaðýný da yine kimse bilmez. Ýsteyin Rabbinizden, yazdýrýn isminizi ve bekleyin bir gece rüyanýzda görülecek davet iþaretlerini. Almanya’dan gelen bir hacý efendi var otelimizde. Hakiki Alman, biraz Türkçe biliyor ve çok güzel selam alýp veriyor, yemekleri beraber yiyoruz ayný salonda. Fakat o kendisi yiyemiyor eline kaþýðý alýp da tatlý tatlý yemeðini. Hatta istediði yere veya arzu ettiði masaya da oturamýyor. Çünkü tekerlekli sandalyede ve yarý felç olmuþ, elini kaldýramýyor. Peki ne yapýyor ve nasýl, hatta neden gelmiþ bu halde, ona Hac farz olmaz ki diyen çok olur. Aþk kardeþim bu aþk... Sevgiliye kavuþma hasreti. Allah ebediyen

“K

razý olsun, bir hizmet insaný, genç bir Türk kardeþimiz onunla ilgileniyor, yemeðini yedirip aðzýný siliyor, asansörlerde, arabalarda, tavafta, hulasa her yerde, her þeyiyle ilgileniyor... Ne bahtiyar bir hizmet insaný o genç, Allah ondan razý olsun... Zira, insanlara iyi davranmanýn hiçbir maliyeti yoktur! Bu arada en küçük þeyleri büyütüp burun kývýran, tenkit hastalýðýndan deva bulmaz þekilde kurtulamayýp dedikodu yapan Türk hacýlarýmýza da Allah þuur versin. Burada insan çok, ama gerçekten çok enteresan haller yaþýyor ve insanlarýn acýnacak hallerine þahit oluyor. Burasý bilgi, ilim, akýllýlýk yeri deðil hal ehli, gönül ehli olma yeridir. Hacý kardeþlerimize býktýrýrcasýna aman dikkat þuurlu olun, az konuþun, dilinize sahip olun, teftiþ memuru olmayýn, halinizi Allah’a arz edip O’ndan yardým isteyin gibi sözler ve sohbetlerle tembihte bulunmaya gayret ediyoruz. Bazen arkadaþlar bana uzaktan duyurup biraz rahat býraksalar sohbetler azaltýlsa gibi isteklerde bulunanlar oluyordu ilk günlerde... Günler ilerleyip aþk deryasýna dalýp marifet ballarýndan yemeye baþlayýnca rüyalarda Kabe, Efendimiz (sav) görülüp, sarýklý büyük zatlar Hacer’ül Esved’in baþýnda durup grup halinde tavaf eden Hollanda hacýlarýna tebessüm ederek, “Sizler Cennetin dört beþ günlük taze güllerisiniz!” Müjdelerini alýnca herkes baktým dua etmeye baþlýyor. Hocam bugün sohbet var mý, yoksa þayet, yapsanýz çok iyi olur demeye baþlanýyor. Aman Allah’ým, kalbim duracak vallahi. Þu an gerçekten kalbim hýzlý hýzlý atmaya baþladý. Sebebini merak ettiniz, anlatayým: Þu son satýrlarý yani görülen rüyayý yazýp noktayý koydum. Bir de baktým ki rüyayý gören hanýmefendi yazý yazdýðým yemekhane salonunda bana doðru geliyor ve “Hocam, neler oldu, neler” diyor. Ýki hanýmefendi masama oturdular. Birisi Ede þehrinden N.T. diðeri de Rotter-

dam’dan S.Ç. hanýmefendiler, ikisi de yaþadýklarý olaylarý anlatmaya gelmiþler ve dinliyorum, bakalým neler olmuþ... Buyurun bacým, N.T. hanýmefendi heyecanla baþladý anlatmaya, ama titreyerek zor konuþuyor: - Hocam bu seferki rüya deðil. - Hayýrdýr? –Bugün beyimle beraber veda tavafýna baþladýk. Daha birinci þavtta Rükn-i Yemani’ye geldik, oraya elimi sürdüm ve hýçkýrarak aðlýyorum. Tam yürüyeceðim bir de baktým etrafýmdaki insanlarýn ayaklarý “oranje” renkli (portakal renginde), þaþýrdým ve beyime, “Baksana insanlarýn ayaklarýnýn hepsi ‘oranje’ renginde.” dedim. Beyim sana aðladýðýn için öyle görünmüþtür diyor ama ayný hal devam etti. Ýkinci þavtta ayný yerde mis gibi bir koku geliyor. Baktým yine ayný insanlarýn ayaklarý ‘oranje’ renginde. Beyime yine sordum, ama eþim göremiyordu. Orada öyle güzel bir koku ve müthiþ bir manevi deðiþiklik vardý, iki metre kadar yürüdük, kayboldu, ama hala heyecanýmý atamýyorum hocam, o an ben baþka bir alemdeydim sanki… Tebrik ettim ve dedim ki, gördüðün renk bizim grubun çantalarýnýn renginde miydi? Birden þaþýrdý ve evet iþte tam bu renkti dedi. Ne diyelim…Allah gösterince kalp gözü açýk olanlar doya doya bakýyorlar. Ýkinci hanýmefendi Rotterdam’dan S.Ç. O da heyecanla anlatmak istiyordu. Hocam, siz Hacerül Esved’e hanýmlar kesinlikle girmesin dediðiniz için ben girmedim. Hatta beyim birkaç defa beni oraya sokmaya çalýþtý ise de ben hayýr girmeyelim dedim ama içim yanýyordu. Gece saat üç civarýydý biraz rahatsýzlandým otele dönmeye karar verdik. Biz otele gelirken herkes Kabe’ye gidiyordu bana çok dokundu ve aðlayarak otele geldik istirahat ettik. Sabah namazýna kalkacaktýk ama ben Kabe’deyim ve Hacerül Esved tam karþýmda gümüþ gibi parlýyor. Hemen öpmeye baþladým ve elimi yüzümü sürerek doya

doya öptüm okþadým, yüzümü sürdüm bir yandan da Allah’a dua ediyorum ve aðlýyorum, sevincimden aðlýyorum... Tam o sýrada bir arkadaþ namaz geçecek kalkýn dedi, Bismillahirrahmanirrahim dedim doðruldum ve baktým ki, yataktayým, rüya imiþ... Çok güzel haller yaþanmýþ grubumuzda. Aslýnda yazmak istememiþtim ama tevafuklar böyle yönlendirdi ve yazdýk, inþallah birileri yanlýþ anlamaz. Allah korusun Kabe’be de mübalaða veya övünme olmaz, gerçi her zaman her yerde de olmaz. Ben sadece cemaatin yaþadýðýný yazdým. Kendimden bir anlatým yok. Arafat duasý ve yakarýþ aný ümmetin kurtuluþu için olunca da çok güzel anlar yaþanmýþ. Bunu da anlatayým gerisi Hollanda’ya kalsýn oraya varýnca hacýlarýn kendisinden dinlersiniz. Þu hadise de önemli: Den Haag’dan hacý M.Z. Arafat’taki çadýrda, dua anýnda yaþamýþ. Tam eller açýlmýþ göz yaþlarýyla dualar yapýlýrken kendimi Kabe’de gördüm ve canlý olarak Kabe’yi seyrediyorum. Baktým ki, siyah elbiseli, beyaz sarýklý bir zat ata binmiþ ve arkasýnda binlerce askeriyle beraber uzaktan geldi ve bizim çadýra girdi, onlarý görünce bakmaya dayanamadým ve kendimi kaybettim... Yanýnda bulunan Adem hocamýz olayýn burasýný þöyle anlatýyor; baktým hacý M. birden secdeye kapandý korktum bayýldý mý diye. Göz ucuyla baktým eli kolu daðýnýk deðil yani baygýn deðil secdede. Anlatýlmasý zor olan güzellikler tabii bunlar. Duayý yapan hocamýz da pek anlatmýyor, ama özellikle yarýdan sonra çok deðiþik haller yaþamýþ, o halde duayý saatlerce sürdürmek istemiþ çünkü kendisine duayý bitirme þeklinde iþaretler geliyormuþ ama cemaat yorulur diye bitirmiþ... Dostlarým herkese bol bol dua ettik Hollanda Burak Grubu olarak. Sizler de kendiniz için dua edin de gelenler tez zamanda tekrar, gelmeyenler de seneye gelmek için niyet edin. Mevlam nasip etsin isteyen herkese. Bu akþam inþallah Medine-i Münevvere’ ye gideceðiz. Oradan da bir yazý yazarak sizlere Hz. Muhammed (sav) kokusu ikram ederiz. Herkesin bayramlarýný tebrik eder, alem-i Ýslam’a hayýrlara vesile olmasýný temenni ederiz. Mekke’nin baðrýnda Kabe’den hepinize selam ve dua ile... Hoþ kalýn...


SÝZÝN KÖÞENÝZ

ZAMAN

13 ARALIK 2008

4

HOLLANDA

Çocuklarýmýzýn fikirlerine saygý duyalým üzere çocuk ðunu hissedemez, normal sizinkoseniz@zamanhollanda.nl eðitiminde de hedef çok hayata atýldýönemlidir. Bir çocuðýnda ise týpký evcil ðun çizdiði yol bir hayvan gibiüzerinde hedefi dir. Evcil bir yoksa, yol kapalý hayvaný serbest ya da yol yok býraktýðýnýzda ne diye bahanelerle yapar, sersemler, geri döner, oysa hedefi yönünü þaþýrýr, nereye olan çocuk ona ulaþmak gideceðini bilemez, aç kalýr belki de kurda kuþa yem için yol kapalý da olsa üzerine olur, kendi ayaklarý üzerinde yeni yollar inþa ederek hededuramaz, çünkü hep hazýra fine ulaþýr. Hedeflerini beraalýþmýþtýr, sýcak bir evde ber belirleyelim, ne olursa sevenleri hazýr, yemek geti- olsun onlarýn arkalarýnda renleri vardý. Þimdi ise hep- duralým. Onlar bu yolda ilersinden uzaktýr. Çocuðumu- lerken kesinlikle baþkalarýyla zun sonunun da böyle kýyaslama yapýp kafalarýný olmasýný ister miyiz? Tabii ki karýþtýrmayalým, çünkü gökhayýr, o halde onlarýn yaþý ne ten düþen milyonlarca kar olursa olsun konuþmaya baþ- tanesi arasýnda týpatýp aynýsý ladýðý andan itibaren onlara yok. Parmak izlerimiz gibi da söz hakký verelim, onlara her çocuk da birbirinden varlýklarýný hissettirelim. Biz farklýdýr. Kapasitesi, düþünebeveynler de dâhil olmak cesi, zevkleri, yaþam tarzý ve

 Kö Siz þ in  eniz

“D

aha çocuktur, bilmez, doðru karar veremez, cahildir, düþünemez. Biz onun büyükleriyiz, biz onun için en iyisini biliriz, bizim dediðimiz olmalý, bizim çizdiðimiz yoldan gitmeli, hedeflerini biz belirlemeliyiz, deðil mi?” Peki bunlarý düþünürken çocuðumuzun düþüncelerini, hedeflerini hiç sorduk mu? Yoksa gerçekten çocuklarýmýz kurulmuþ birer robot gibi sürekli bizim talimatlarýmýzla mý hareket ediyorlar? Bizim hedeflerimizle, bizim çizdiðimiz yoldan mý gidiyor? Baþarýlý olabiliyor mu? Onun fikirlerine düþüncelerine hedeflerine ne zaman deðer vereceðiz? Çocuðumuza ne zaman var olduðunu hissettireceðiz? Sürekli yönetilerek büyüyen bir çocuk var oldu-

HOROZ ÝNÞAAT

Kalite fiyat deðildir

Kapý Pencere Güneþlik Kepenk Mutfak Banyo

Restorant Bar Kahvehane ve Cafeler de... A dan Z’ye tüm inþaat yapýmý ÜCRETSÝZ FÝYAT SUNUMU

SÝGARA ÝÇME SALONLARI ÖDEMELERDE KOLAYLIK SAÐLANIR

Telefon: +31(0)6 81 77 41 93 - BENELUX

çevresi ayrýdýr. Kýyasladýðýmýz kiþi ondan daha baþarýlý olabilir, fakat onunla ortak bir özelliði yoktur, ayrý dünyalarýn insanlarýdýrlar. Böyle bir kýyas, çocuðumuzu motive etmek yerine onda aþaðýlýk duygusu ve beceriksizlik hissi oluþturabilir. Ýste o zaman bir çýkmaza girer, bildiklerini de unutur, hedefini þaþýrýr. Bu yüzden onu kýyaslamak yerine desteklemeyi tercih edelim. O yolunu inþa ederken yanlýþ yerleþtirdiði taþlarý beraber düzeltelim. Unutmayalým ki Rize’nin iklimini bilenler oraya muz deðil çay ekerler. Çünkü nereden, nasýl iyi verim alacaklarýný bilirler. Çocuklarýný tanýyan ebeveynler de onlarýn nasýl daha çok verimli olacaklarýný bilirler. Bu yüzden iþe önce onlarý tanýmakla baþlayalým. Hatice Demirci, Haarlem

Bayramýnýz mübarek oldu mu?

B

ayramýn mübarek olmasý ne demektir, hiç düþündünüz mü? Bilindiði gibi, Kiramen kâtibin tarafýndan sevap ve günahlarýmýz yazýlýyor, bütün hâl ve hareketlerimiz (gördüðümüz rüyalar bile) kayda alýnýyor. Acaba bayram, sevaplarýmýzýn bereketlenmesine, günahlarýmýzýn silinmesine vesile oldu mu? Yoksa o yazýcý meleklerden sol omzumuzda olaný, amel defterimize “Günü gaflet ve isyanla geçti, bugün de samimi olarak tövbe etmedi” diye mi yazdý! Ne dersiniz? Bunun bir muhasebesini yaptýnýz mý hiç? “Mübarek” hayýrlý ve bereketli demektir. Nice mübarek gün ve geceler, nice mübarek bayramlar gelip geçiyor. Þayet bunlar bizi tövbe ve istiðfara, ibadet ve taate sevk etmiyorsa o gün veya gece bizim için mübarek olmadý demektir. Gönderdiðimiz ve aldýðýmýzý tebrik mesajlarý da bize fazla bir þey kazandýrmaz! Öyleyse, Bayramýmýzýn mübarek olmasý için gelin birlikte þöyle dua edelim: “Ey Rabbimiz, nefsimizi ýslah, irademizi mübarek eyle. Durun! “Amin” demeden önce kalbimizin balans ayarýna bir

bakalým. Vicdan mý aðýr basýyor, nefis mi? Samimiyet derecemiz yüzde kaç? Dilden kalbe inen dua, þuur tarafýndan kabul gördü mü? Bir kontrol edelim. Burasý çok önemlidir. Zira þuur taalluk (alâkadar oluþ) etmeyen dua, boþ bir lafýzdan ibaret kalýr. Evet, yaptýðýmýz dua boþ bir kutu gibi kalmamalý. Onun içini (salih amel ile) doldurmalýyýz. Yani, neyi istiyorsak onun icaplarýný yerine getirmek için gayret sarf etmemiz þarttýr. Unutmayalým, insan iradesini hangi yöne sevk ederse Allah (cc) onu yaratýr. Kalp balansýmýzý ayarladýk, vicdanýmýzýn sesine kulak vererek samimi ve þuurlu olarak dua etmeye hazýr mýyýz? Ýþte þimdi duamýzý tekrar okuyup amin diyebiliriz: Allahümme salli alâ Seyyidina Muhammed. Ey Rabbimiz, nefsimizi ýslah, irademizi mübarek eyle. Mübarek eyle ki irademizi hep hayra sevk edelim. Amin (Ey Rabbimiz, nefsimizi ýslah, irademizi mübarek eyle). (Dualarýmýzýn makbul olmasý için baþýnda ve sonunda salavat getirmeliyiz). Bayramýnýz ve iradeniz mübarek olsun! Avni Koçaþ, Rotterdam


ZAMAN

5

HOLLANDA

GÜNDEM

13 ARALIK 2008

VVD lideri Mark Rutte, yoðun programýna raðmen HOGÝAF yönetim kurulu üyelerine üç saate yakýn zaman ayýrdý ve onlarla birlikte yemek yedi.

Mark Rutte:

“Ýstihdam için nitelikli giriþimcilere ihtiyaç var” BASRÝ DOÐAN

Hollanda Genç Ýþadamlarý Federasyonu (HOGÝAF) yönetim kurulu, Liberal Parti (VVD) lideri Mark Rutte ile Tilburg kentinde bir araya geldi. Toplantýya Mark Rutte, HOGÝAF Baþkaný Mehmet Kabakyer, Genel Sekreter Ahmet Taþkan’ýn yaný sýra AGÝAD, DÝAD, UGÝAD, BÝAD, VOGÝAD ve ROGÝAD baþkan ve sekreterleri katýldý. Oldukça samimi bir havada gerçekleþen toplantýda Mark Rutte, HOGÝAF yöneticileri ile bir arada olmaktan son derece memnun olduðunu söyledi. Rutte, HOGÝAF’ýn Hollandalý iþadamlarýna yönelik çalýþmalarýný desteklediðini, yapýlan iþleri beðendiðini, VVD olarak bu tür çalýþmalarý desteklediklerini ifade etti. Rutte, “Hollanda ekonomisinde herkese yeteri kadar iþ saðlamak istiyorsak iyi giriþimcilerimizin olmasý gerekir.” dedi. HOGÝAF Baþkaný Mehmet Kabakyer, Mark Rutte ile bir arada bulunmaktan son derece memnun olduðunu söyledi. Hollanda gibi küçük ama dünya ticaretinde etkili bir ülkede, Türk müteþebbislerin dünya sistemine entegre olmasýný hedefleyen

TÝLBURG

HOGÝAF’ýn ‘her alanda iþbirliði’ parolasý ile yola çýktýðýný ifade etti. Globalleþmenin her alanda olduðu gibi iþ dünyasýnda da mesafeleri kýsalttýðýný hatýrlatan Kabakyer, ‘Biz, birlikte iþ yapanlarýn, birbirlerinin yüzüne bakmasýný, göz göze gelmelerini, ayný masayý paylaþmalarýný istediðimiz için bir aradayýz. HOGÝAF, Hollanda genelinde üst çatý olmakla birlikte altýnda sekiz dernek mevcut. Rotterdam’da ROGÝAD, Amsterdam’da AGÝAD, Utrecht’te UGÝAD ve Brabant çevresinde BÝAD gibi þu anda deðiþik bölgelerimizde çok yönlü faaliyetlerimiz var. Bunun yaný sýra HOGÝAF’a üye olan çok sayýda Türk iþadamýmýz var.Tabii ki amacýmýz Hollanda’da yaþayan Hollandalý Türk iþadamlarýmýzýn sayýsýný artýrmak. Bunun yanýnda Hollandalý çok önemli þirketler ile beraber çalýþmalar yapýyoruz. Bunlar, Rabobank, DeLoitte, Achmea, KvK, Ýnterpolis ve MKB Nederland gibi kuruluþlar. Tabiî ki bu kuruluþlarýn ciddi tecrübeleri var. Onlarýn bu tecrübelerini paylaþmak istiyoruz.” diye konuþtu.


GÜNDEM

ZAMAN

6

HOLLANDA Foto: M. Ali Poyraz

13 ARALIK 2008

Ýdeal kariyer, bariyeri aþar! Bu gençlerde iþ var! Hepsi üniversite mezunu yani okumuþ çocuklar. Ýdeal Kariyer Derneði çatýsý altýnda bir araya gelen meslek sahibi gençler hem meslekleriyle ilgili son geliþmeleri takip edip eðitim görüyorlar hem de sosyal ve kiþisel geliþimlerine katký saðlayan etkinliklere katýlýyorlar. Bunlar arasýnda Go-Kart yapmak da var, yurtdýþýna gitmek de, gece boyunca balýk tutmak da

H. SALÝH ZENGÝN

M

eslek hayatýna yeni atýldýnýz. Ancak ne yapacaðýnýzý, kendinizi nasýl geliþtireceðinizi bilmiyorsunuz. Belki de dünyayý deðiþtirecek projelere sahipsiniz ama bu fikirlerinizi kimlerle paylaþýp,

nerede ve nasýl kullanacaðýnýzý bilmiyorsunuz. Tamam paniðe gerek yok. Kendinize bir çay ya da kahve alýp sahip olduðunuz koltuða þöyle rahatça bir yaslanýn. Kendinizi bu haberin akýþýna býrakýn. Haberi okuyup bitirdiðinizde eminiz ki endiþelerinizin çoðu gitmiþ olacak. Bahsedeceðimiz dernek Ýdeal Kariyer Derneði. Adý klasik bir dernek ismi gibi görünse de yaptýklarý iþler dernek faaliyetlerinin çok çok ötesinde, adeta bir sivil toplum kuruluþu. Mazisi çok yeni, atisi ise oldukça umutlu. 2003 yýlýndan beri Ýstanbul Þirinevler’de faaliyet gösteren Ýdeal Kariyer Derneði, mesleðe yeni atýlan gençlerin vizyonunu dernek çatýsý altýndaki kulüplerde geliþtiriyor. Üyelerinin çalýþma ortamlarýný ve iþ hayatlarýný geliþtirecek fikir ve projeler üretip onlarýn mesleki, sosyal ve kiþisel geliþim imkânlarýna zemin hazýrlayan dernek, düzenli olarak etkinlikler düzenlemeyi de ihmal etmiyor. Bunlar arasýnda dernek binasýnda

kulüpler nezdinde eðitim faaliyetleri, konferans ve kurslar düzenlemek de var, üyelerin tamamýna yönelik tekne gezileri, futbol turnuvalarý, rafting, GoKart yapmak da. Hatta çýlgýnlýkta sýnýr tanýmayarak bazý geceler balýk tutup tüp geçit içinde kahvaltý yapmaya kadar da götürebiliyorlar iþi. Tabii bina görmek için Dubai’ye bile gittiklerini belirtelim. Eðlence ile eðitimi birleþtiren Ýdeal Kariyer Derneði’nin nihai amacý bütün bunlar yanýnda uluslararasý sivil toplum örgütleri ve mesleki kuruluþlarla iþbirliði yaparak global çapta deðer oluþturacak projelerin hayata geçirilmesini saðlamak. Bir sivil toplum kuruluþu gibi çalýþan dernek, dünyanýn çeþitli ülkelerinde kariyerine devam etmek isteyen üyelerine de fýrsatlar sunmak istiyor. Aktif olarak 10 kulübün faaliyet gösterdiði Ýdeal Kariyer Derneði’nde medya, makine, finans, mali müþavirler, kimya, havacýlýk, gýda, biliþim, yapý club ve tekstil kulüpleri bulunuyor. Her hafta farklý gün-

lerde düzenli olarak toplanýp strateji belirleyen kulüpler, ayný zamanda geniþ katýlýmlý konferanslar, fuar ziyaretleri, yurtdýþý gezileri gibi meslek dallarýyla ilgili her türlü organizasyona katýlmaya çalýþýyorlar. Tabii meslekleri yanýnda sosyal baðlarýný güçlendirici etkinlikler yapmayý da ihmal etmiyorlar. Kiþisel geliþime katkýsý çok Özel bir þirkette idari müdür olarak görev yapan ve bir yýldan bu yana gýda mühendisleri kulübüne devam eden Kenan Altunkaynak, kulüp bünyesinde birçok aktiviteye katýldýklarýný ve bunun yanýnda bilimsel toplantý ve seminerlerden faydalandýklarýný belirtiyor. Altunkaynak, “Haftada bir toplanarak kendimizi ifade edecek bir ortam hazýrlýyoruz. Ulaþmak istediðimiz insan sayýsý çok fazla. Buradaki faaliyetlerin belki benim için iþime katkýsý çok yok ama kiþisel geliþimim açýsýndan çok önemsiyorum.” diyor. Ege Üniversitesi Gýda Mühendisliði bölümü mezunu olan ve þu an


ZAMAN

7

GÜNDEM

HOLLANDA

13 ARALIK 2008

Her kulüp bir dernek olacak Yusuf Aydoðdu (Ýdeal Kariyer Derneði Genel Sekreteri): Biz bir sivil toplum kuruluþuyuz. Mail listemizde 2 bine yakýn üye mevcut. Etkinliklerimizi bu arkadaþlarýmýzla paylaþýyoruz. Referans alarak sistemimize dahil olan üyelerimize mesleki, kiþisel ve sosyal konularda ne gerekiyorsa sunmaya çalýþýyoruz. Dernek olarak genele hitap eden organizasyonlar yapýyoruz. Ýþ hayatý içinde koþuþturan arkadaþlarýmýzýn düþünüp de yapamayacaðý organizasyonlarý biz hazýr þekilde kendilerine sunuyoruz. Bu kulüpler bir süre sonra dernekleþecek kendi içlerinde. Mesela Havacýlýk Kulübümüz resmi olarak kendi derneðini kurdu. Hepsi kendi alanýnda söz sahibi olacak birer sivil toplum kuruluþuna dönüþecek. Üniversitelerle iþbirliðine gideceðiz. STK’larýn önemi konusunda üniversitelerde bu bölümlerin açýlmasý, eðitimcilerin temin edilmesi gibi konulara kafa yoruyoruz. Derneðimize www.idealkariyer.org.tr adresinden girerek mail listemize dahil olabilir arkadaþlar. Daha sonrasýnda derneðe nasýl üye olacaklarýný konuþabiliriz.”

Önce referans sonra kulüp!

Soldan saða: (öndekiler) Yusuf Aydoðdu (Ýdeal Kariyer Derneði Genel Sekreteri), Haydar Durusoy (Medya Kulübü Baþkaný). (ayaktakiler( Fatih Kurucu (Makine Kulübü Baþkaný), Hüseyin Doðan (Yönetim Kurulu Üyesi), Sedat Kuru (Gýda Kulübü Baþkaný).

bir þirkette bölge müdürü olarak görev yapan Sedat Kuru ise Ýdeal Kariyer Derneði’nde Gýda Kulübü baþkanlýðý görevini yapýyor. Üç yýldýr dernekle iletiþim halinde olduðunu belirten Kuru, 200’e yakýn üyeleri olduðunu kaydediyor. Kulüpteki arkadaþlarýnýn fikirleriyle kulübü her geçen gün geliþtirdiklerini ve projelerine yön verdiklerini ifade eden Kuru, ayný zamanda yeni insanlarla tanýþmanýn kendi ufuklarýný açtýðýný söylemeden geçemiyor. “Burada üyelerimizin iþ baðlantýlarýný saðlamaktan mesleðini nasýl geliþtireceðine kadar birçok konuda onlara yardýmcý oluyoruz. Türkiye’deki gýda kulüpleriyle birlikte hareket etmek için www.gidakulupleri.com sitesini kurduk. Bu site ile insanlara ulaþýp, bir þemsiyede toplanmak istiyoruz.” diyen Kuru, geçen yýl Bakýrköy Meydaný’nda 5 bin kiþiye süt daðýttýklarýný da hatýrlatýyor. Kuru, kulüp olarak beslenme eðitimi, gýda güvenliðiyle alakalý ilköðretim odaklý AB projelerine baþvurma hazýrlýðýnda olduklarýný, ayrýca TÜBÝTAK projelerine katýlým için üyelerine yol gösterdiklerini belirtiyor. Projen varsa kredin de var! Dernek çatýsý altýnda faaliyet gösteren Makine Kulübü ise bu yýl hedefi yüksek tutmuþ gibi görünüyor. KOSGEB, Yýldýz Teknik Üniversitesi, MARÝFED ve

TUSKON birlikteliðiyle mevcut krizin etkileri ve bundan çýkýþ yollarý üzerine bir form düzenleme hazýrlýklarýný bitiren Kulüp Baþkaný Fatih Kurucu,“Ayný zamanda faaliyetlerimizde Marmara Federasyonu’na baðlýyýz. Federasyon bünyesindeki bazý dernekler aracýlýðýyla yeni iþ alanlarý oluþturma, patronluk yaþamýna katýlma adýna kýsa vadede bu ay sonuna kadar baþvurularýný kabul ettiðimiz ‘genç giriþimci geliþtirme platformu programý’ adý altýnda bir programýmýz var. KOSGEB tarafýndan verilecek 85 saatlik teori, 20 saatlik danýþmanlýk eðitiminin arkasýndan arkadaþlarýmýzýn getireceði projelerle þirketlerini kurmalarýný saðlayacaðýz. Dünya Bankasý desteðiyle en az faizle, iki yýl ödemesiz 50 bin YTL’lik kredi saðlayacaðýz.” diyor. Derneðin yönetim kurulu üyesi ve Finans Kulübü Baþkaný Hüseyin Doðan ise kendilerinin daha çok üyelerin eðitimi ve geliþimleri üzerinde durduklarýný ifade ediyor. Farklý bankalarda çalýþan 150 üye ile bankacýlýk sistemi konusunda görüþ alýþveriþlerinde bulunduklarýný belirten Doðan, üyelerin mesleki eðitimleri yanýnda sosyal olarak da geliþmelerine önem verdiklerini kaydediyor. Yalnýz derneðin kapýsý herkese ardýna kadar açýk deðil. Önce siteye üye olmanýz lazým. Sonra da dernekten birinin referansýný almanýz þart.

Haydar Durusoy (Medya Kulübü Baþkaný): “Derneðimizin amacý meslek hayatýna yeni atýlan gençlerin hayata tutunmalarýný saðlarken bireysel ve sosyal geliþimlerine de katký saðlamak. Günümüz iþ dünyasýnda iþe baþlamak için birinin size referans olmasý, network’e dahil olmanýz gerekiyor. Biz de kulüplerimiz vasýtasýyla bunu saðlýyoruz. Kulüplerimize girmek için kiþinin üniversite mezunu olmasý ve bir kiþinin referansýný almasý gerekiyor. Çünkü burada bir aile gibiyiz. Ailelerle birlikte düzenlediðimiz programlar da var. Burada yetiþen bir arkadaþýmýz þu an Fatih Üniversitesi’nde STK’lýlarýn halkla iliþkiler çalýþmasý konusunda ders veriyor. Öðretmen yetiþtirmeye bile baþladýk.”

Hypotheken – Verzekeringen- Financieringen * Araba sigortasý Sigortanýzý internetsitemizden yapýn, %16’ya varan

* Ev sigortasý * Ýþyeri sigortasý

indirimden yararlanýn!!

* Ýpotek * Kredi

DO

ÐR

U ve G ÜVENÝ LÝR

0031 (0)10 226 2023 0031 (0)614 602 221 Zaagmolenstraat 27 3036 HB Rotterdam

info@totaladvies.nl www.totaladvies.nl


ZAMAN

9

GÜNDEM

HOLLANDA

13 ARALIK 2008

Dünyanýn gözünü açýyoruz Foto: AP

Türkiye turizmi yýllarca deniz, kum ve güneþ olarak gördü. Fakat þimdi yeni hedefi saðlýk turizmi. 120 milyar dolarlýk pastadan pay kapmak isteyen sektör , Türkiye’nin ilk saðlýk turizm fuarýný Antalya’da gerçekleþtirecek. “Ülke 12 ay turizme hazýrlansýn.” diyen otel ve hastane sahipleri, hedef olarak Avrupa ile birlikte sigortasý bulunmayan 46 milyon ABD’liyi gösteriyor.

ÇAÐLAR AVCI

D

ünya genelindeki 120 milyar dolarlýk saðlýk turizmi pastasýndan sadece 400 milyon dolar pay alabilen Türkiye, bu konuda somut adýmlar atmaya baþladý. Özellikle güneþ, kum, deniz üçlemesinin yeterli olmayacaðýný söyleyen sektör temsilcileri, “Artýk turistler Türkiye’den sadece bronzlaþmak için deðil, saðlýk için de istifade etsin.’’ diyor. Bu anlamda aralarýnda kamu ve özel kuruluþlarýn yer aldýðý 23 kurum Türkiye’nin ilk saðlýk turizmi fuarýný 26 Þubat-1 Mart 2009 tarihlerinde Antalya’da düzenleyecek. 105 ülkeden saðlýk turizmi konusunda uzman kuruluþlarýn davet edildiði Anfaþ (Antalya Fuar Merkezi AÞ) Hetex Saðlýk Turizm Fuarý’yla ilk hedeflenen, Türkiye’nin payýný 1 milyar dolara çýkarmak. Öte yandan dünya genelinde Tayland ve Hindistan’ýn baþýný çektiði saðlýk turizmi için Türk firmalarý Avrupa’yla birlikte 46 milyon kiþinin sosyal güvenceden yoksun olduðu ABD’deyi de önemli bir pazar olarak görüyor. Saðlýk turizminin içinde göz tedavisinden saç ektirmeye, diþ tedavisinden estetik ameliyata kadar birçok alan bulunuyor. Yýlda yaklaþýk 200 bin turist Türkiye’yi bu amaçla ziyaret ediyor. Yeni hedef: Sigortasýz 46 milyon ABD’li Fuarýn Danýþma Kurulu Üyesi Levent Baþ, “Türkiye saðlýk turizminde en çok göz ve lazer ameliyatlarý için tercih ediliyor.

Göz ameliyatlarýný estetik ve diþ tedavileri takip ediyor.” diyor. Bu fýrsatýn hâlâ tam anlamýyla deðerlendirilemediðine deðinen Baþ, þöyle konuþuyor: “Özellikle AB ülkelerinde saðlýk maliyetleri çok yüksek. Örneðin iki göz lazer ameliyatý Avrupa’da 3 bin5 Euro arasýnda deðiþirken Türkiye’de bu rakam 3 gün otelde konaklama ve uçak dahil 1.500 Euro. Bu da Türkiye’nin bu alandaki cazibesini artýrýyor.” Saðlýk turizminde birinci sýrayý Singapur, ikinci sýrayý Hindistan’ýn aldýðýný dile getiren Baþ, ABD’nin de saðlýk sigortasý olmayan 46 milyonluk nüfusuyla bu alanda en iþtah kabartan pazar olduðunu aktarýyor. Bu konuda gerekli giriþimleri baþlatan firmalar, temel hedef olarak hastalarý Türkiye ile birlikte ABD’ye yakýn ülkelere getirmek olarak belirledi. Özellikle ABD’li sigortasýz bir hastanýn kendi ülkesinde hastanelerde ödeyeceði paranýn çok çok altýnda bir ücretle baþka ülkede tedavi görebiliyor olmasý projenin önemini artýrýyor. Saðlýk turizminin Türkiye için önemine deðinen Medikal Turizm Derneði Baþkaný Dr. Sinan Ýbiþ ise Dünya Saðlýk Teþkilatý ile baðlantýya geçtiklerini kaydederek; “Türkiye’deki saðlýk hizmetlerinin kabul edilebilmesi için akreditasyon gerekiyordu.

Bunun için çalýþmalar yapýldý. Çeþitli destekler alýndý. Bu destek bizim hedeflerimizi önemli ölçüde büyütmüþtür.” dedi. Avrupa’nýn yaþlýlarý Türkiye’de tedavi olacak Saðlýk turizmi için önemli adýmlar attýklarýný anlatan Antalya’daki Aspendos Hastanesi Yönetim Kurulu Baþkaný Dr. Ferhat Kayan, Norveçli belediyelerle yaptýklarý saðlýk projesi hakkýnda þöyle bilgi veriyor: “Bu proje kapsamýnda 15 Ocak-15 Mayýs tarihleri arasýnda 200 civarýnda yaþlýyý Antalya’da misafir ederek, tedavi edeceðiz. Bu çalýþmanýn ilerisi için büyük bir potansiyel olduðunu düþünüyoruz. Çünkü 2020’de dünya nüfusunun yüzde 20’sinin, 2050’de de dünyanýn yarýsýnýn yaþlanmasý bekleniyor. Týbbýn ilerlemesiyle yaþlýlýk sayýlan 65 yaþ artýk genç yaþlýlýk, 75 yaþ orta yaþlýlýk ve 85 de ileri yaþlýlýk olarak kabul ediliyor.’’ açýklamasýný yaptý. Hedefimiz 12 ay turizm Türkiye’nin artýk saðlýk turizmindeki potansiyelini harekete geçirmenin zamanýnýn geldiðini anlatan Antalya Tanýtým Vakfý

Baþkaný Nizamettin Þen, “Antalya’da çok modern turizm tesisleri var. Buna karþýlýk sadece yaz sezonuna dönük bir turizm yapýlýyor. Antalya’yý 12 ay turizmin yaþandýðý bir kent haline getirmek istiyoruz.” dedi. Fuara 105 ülke davet edildi Bunun yanýnda Türkiye’nin ilk saðlýk turizm fuarý Anfaþ Yönetim Kurulu Baþkaný Mustafa Çalýk, dünya saðlýk turizmi pastasýnda 400 milyon dolar almanýn yetersiz olduðunu anlatarak, “Türkiye’nin sahibi olduðu tesisler, insan kaynaðý ve doðal kaynaklarý potansiyelinin daha yüksek olduðunu gösteriyor. Bizim fuarý düzenlemedeki temel amacýmýz da bu potansiyelleri bir araya getirerek, harekete geçmektir.” açýklamasýný yaptý. Bu yüzden fuar öncesi geniþ katýlýmlý bir tanýtým çalýþmasý yürütülüyor. Fuar için kamu ve özel sektörden 23 kurum üç kez bir araya gelerek, danýþma kurulunu oluþturdu. 105 ülkeden saðlýk turizmi profesyonelleri fuara davet edildi. ABD, Avrupa ve Uzakdoðu ülkelerindeki 36 kentin kültür ataþeleri de yoðun bir fuarýn tanýtýmýný yapýyor.


GÜNDEM

ZAMAN

10

HOLLANDA Foto: M. Ali Poyraz

13 ARALIK 2008

102 yaþýnda, hâlâ öðretmenlik heyecanýyla dolu

Ali Dede’nin bir sýnýfý olsa... Yarýn Öðretmenler Günü. Bizleri hayata hazýrlayan eðitim ordusuna teþekkürlerimizi sunacaðýmýz bu önemli günün hemen öncesinde Cumhuriyet tarihinin ilk öðretmenlerinden birini, 102 yaþýndaki Ali Okyay’ý ziyaret ettik. 1938 yýlýnda öðretmenlik hayatýna baþlayan Zonguldaklý Ali dededen tellal duyurusuyla baþlayan meslek hayatýný, köy okullarýnda yaþadýðý sýkýntýlara karþý verdiði mücadeleyi dinledik.

ÖNDER DELÝGÖZ

Y

eni nesil duymamýþ olabilir ama Ali Rýza Binboða’nýn ‘Öðretmen’ þarkýsý pek çok kiþinin hatýrýndadýr. Hani þu “Bir harf için 40 yýl köle olunuyorsa, 29 kere 40 yýl kölesiyiz öðretmenin” sözüyle dinleyeni garip bir hesabýn içine çeke-

rek öðretmenleri anlatan þarký. Hatýrlayanlar eski günlere gitmiþtir bile. Yarýn Öðretmenler Günü. Biz de böyle bir günün öncesinde bu þarkýdan daha da eskilere uzanalým dedik. Hem de Öðretmenler Günü’nün kutlanmasýna vesile olan Millet Mektepleri’ne kadar. ‘24 Kasým 1928’de açýlan bu mekteplerde öðretmenlik yapan birileri var mýdýr?’ diye düþündük. Savaþtan yeni çýkmýþ milletin eðitimine katkýda bulunan bir öðretmeni, bin bir sýkýntý ve yokluk içinde verdiði mücadeleyi dinlemek istedik. Böylece Cumhuriyet tarihinin ilk öðretmenlerinden birini, 102 yaþýndaki Ali Okyay’ý Zonguldak’ýn Devrek ilçesine baðlý Yazýcýk köyünde bulduk. Duyduk ki vefasýzlýktan yakýnýyormuþ. Bir de rahatsýzlýðý nedeniyle son bir yýldýr köy okulundaki resmî törenlere katýlamamanýn, öðrencilerle beraber olamamanýn hüznünü yaþýyormuþ. Varýp biraz olsun gönlünü almak, bir de anýlarýný dinlemek üzere yola düþtük. Yazýcýk köyüne vardýðýmýzda Ali Okyay’ýn emekli öðretmen olan torunu Hüseyin Okyay karþýlýyor bizi. ‘Emekli öðretmenin torunu emekli öðretmen’ diyoruz ken-

Ali Okyay, zamanýn tüm sýkýntýlarýna raðmen öðrencilerin karþýsýna hep þýk kýyafetleriyle çýkarmýþ.

disine, gülüyor ve, “Dedemin torununun çocuðu da öðretmen.” diye karþýlýk veriyor. Üç nesil öðretmenlikten bahsederken eve varýyoruz. Eski köy evinde, elinde Devrek bastonuyla kanepeye oturmuþ bizi bekleyen Ali Okyay’ýn güler yüzü ve hayýr dualarýyla karþýlanýyoruz. Ardýndan sokak sokak dolaþan tellalýn ‘Okuma yazma bilenler Kastamonu’da eðitmenlik kursuna gidecek’ duyurusuyla 1938’de baþlayan, dönemin milli eðitim bakanýnýn teþekkürnamesine

layýk görülen, av tutkusu nedeniyle sona eren bir öðretmenlik hayatýnýn ilginç ayrýntýlarýný dinlemeye koyuluyoruz. Cumhuriyet tarihinin yaþayan en yaþlý öðretmeni Ali Okyay, kimliðine göre 1911 doðumlu. Fakat o, doðum tarihinin hicri 1325 olduðunu belirterek asýl yaþýnýn 102 olduðunu söylüyor. Bir asýrlýk hayatýný anlatmaya çocukluk yýllarýndaki eðitiminden baþlýyor. Cumhuriyet’in ilanýndan önce komþu köydeki sýbyan mektebine devam etmiþ. Burada Kur’an-ý Kerim öðrenmiþ, din dersleri almýþ. Bu arada arapça alfabeyle okuma yazma öðrenmiþ haliyle. “Harf inkýlâbýndan sonra mektebe gidip yeni yazýyý öðrendim.” diyor. Eski ve yeni alfabeyle okuma yazmayý bilen Ali dede, gençliðinin ilk yýllarýnda Ýstanbul Topkapý’daki Mahmutpaþa Konaðý’nda uþaklýk yapmaya baþlamýþ. Ta ki 1932 yýlýnda askere çaðrýlana kadar. Askerliði Hayrabolu 45. Süvari Alayý’na çýkmýþ. “Subay, ‘Okuma yazma bilenler ayrýlsýn.’ dedi. Beni kaleme adýlar. Orada askerliðimi yaptým.” þeklinde konuþuyor. Üç sene askerlik yapmýþ Ali dede. Askerlik sonrasý Ýstanbul’a


ZAMAN gitmek yerine memleketine dönmüþ. ‘Ne iþ yapayým?’ diye düþünürken köylüsü maden çavuþu Kazým, ona da kömür ocaðýnda iþ bulmuþ. Bir ay boyunca kömür arabalarýna pul taktýðýný söyleyen Ali dede, kömür ocaðýnda patlama olunca buradaki iþini býrakmýþ. Tam o sýrada sokak sokak gezen tellallar Ali dedenin hayatýný deðiþtirecek bir haberi baðýrýyormuþ. Yeni bir iþ bulmanýn derdine düþen Okyay, “Tellalý duyunca çok sevindim.” diyerek sözlerini þöyle sürdürüyor: “O zaman elektrik, hoparlör yok, tellal baðýrmasý var. ‘Kastamonu Göl köyünde, eðitmen kursu açýlacak. Askerliðini çavuþ, onbaþý olarak yapanlar, okuma yazma bilenler toplansýn. Kastamonu’da eðitmen kursu açýlacak.’ diye baðýrýyorlar. Biz yedi kiþi sýnava gittik. Ben kazandým. Altý ay gittim kursa.” Yediþer kiþilik gruplar halinde kursta eðitim alanlar, sadece yeni alfabeyi öðretmeleri için kurs görmemiþler. Tayin olacaklarý köylerde yaþayan insanlara aktarmak üzere sebzecilik, arýcýlýk, demircilik, marangozluk gibi iþ alanlarýnda da eðitim almýþlar. Dönemin Milli Eðitim Bakaný Hasan Ali Yücel’in kurslarýný ziyaret ettiðini anlatýyor. Kursu baþarýyla bitirenler kendi köylerine atanýyormuþ. Fakat Ali dedenin kendi köyü olan Yazýcýk’ta hâlihazýrda bir öðretmen olduðu için onu komþu köye, çocukken Kur’an-ý Kerim öðrenip din dersleri aldýðý Yaðmurca köyüne atamýþlar. Böylece 30 yaþýnda öðretmenlik hayatý baþlamýþ Ali dedenin. Bir zamanlar okuma yazmayý öðrendiði köye okuma yazma öðretmek için gideceðini öðrenince mutlu olmuþ. Fakat köye vardýðýnda yer sorunu yaþamýþ. “Ne ders verebileceðim ne de kalabileceðim bir yer vardý.” diyor. Çareyi dere kenarýnda çam aðacýndan yapýlma mescidi ikiyi bölmekte bulmuþ. Kendi çabasýyla mescidin yarýsýný sýnýfa çevirmiþ. Böylece hemen her yaþ grubundan öðrencilerine Latin alfabesiyle okuryazarlýk öðretmeye baþlamýþ. Tabii Kastamonu’daki kursta edindiði meslekî bilgileri de. Bu arada birçok teftiþ de geçirmiþ zamanýn genç öðretmeni. Bunlardan birini þöyle anlatýyor: “Bir gün, gün bitimine yakýn bir müfettiþ geldi. Dersi dinledi. Bana ‘Aferin eðitmen.’ dedi. Ýsmet Tor adlý müfettiþ, dershanenin sýkýntýlý durumunu görünce köy muhtarýna ‘Eðitmene çocuk okutmasý için bina bulamazsan onu buradan alýrým.’ dedi. Sonra yeni bir bina ayarladý muhtar.”

11

GÜNDEM

HOLLANDA

13 ARALIK 2008

Aðaçlar kaldý o günlerden Ali dede, yaklaþýk bir sene bu köyde öðretmenlik yaptýktan sonra kendi köyüne atanmýþ. Zeki adýnda baþka bir öðretmenle birlikte çalýþmaya baþlayan Ali dede, köylüyü nasýl eðittiklerini þöyle anlatýyor: “Yeni yazýyý öðretiyorduk. Arýcýlýk, sebze bahçesi, fidancýlýk, tavuk kümesi yaptýk. 100-150 civarýnda fidan yetiþtirdik. Baðcýlýk yaptýk. Kursta öðrendiklerimin hepsini okulun bahçesinde onlara gösterdim. Okul binasý yýkýldý ama bahçedeki o aðaçlar hâlâ duruyor.” O zamanlar gezici baþöðretmenler gidip geliyormuþ okullara. Sýnav yapýyorlarmýþ öðrencileri. Gezici baþöðretmen, Ali dedenin öðrencilerine de sýnav yapmýþ. Yazýcýk Köyü Okulu, bölgedeki diðer okullardan daha baþarýlý çýkmýþ sýnavdan. Gezici baþöðret-

Dedem bana öðretmenliði sevdirdi Ali Okyay’ýn 50 yaþýndaki torunu emekli öðretmen Hüseyin Okyay, “Dedem bana öðretmenliði sevdirdi.” diyor. Öðretmenlik mesleðini seçmesinde dedesinin büyük etkisinin olduðunu söylüyor. Öðretmenlik yaptýðý süre boyunca dedesinin kendisine sürekli tavsiyelerde bulunduðunu anlatan torun Okyay, þöyle konuþuyor: “Dedemin öðretmenliðe dair apayrý bir tecrübesi var. Bu tecrübesini benimle paylaþtý. Mesela dedem bitiþik yazýnýn en kýsa zamanda nasýl öðretilebileceðini çok iyi biliyor. Çünkü onlarýn döneminde en kýsa zamanda bitiþik yazý öðretiliyormuþ. Onun heyecaný, beni, mesleðimi daha iyi yapma adýna teþvik ediyordu.” men Milli Eðitim Bakanlýðý’na bu baþarýyý rapor edince bakan Hasan Ali Yücel, Ali öðretmene teþekkürname göndermiþ. Bu arada 9 lirayla baþladýðý aylýðý da 33 liraya çýktmýþ. Hafta içi köy okulunda öðretmenlik yapan Ali Okyay, gençlik heyecanýyla her cumartesi muhakkak ava çýktýðýný anlatýyor. Fakat öðretmen arkadaþý onu ava çýktýðý için kendi deyimiyle Maarif Vekaleti’ne þikayet etmiþ. Bu þikayete çok kýzan Ali dede, þu an bile piþmanlýk duyduðu bir karar almýþ. “Okulumu çok seviyordum. Ama çok kýzdým. Artýk çalýþamayacaðýmý söyledim. Keþke söylemeseydim.” diye anlatýyor piþmanlýðýný. Yaklaþýk 13 senelik öðretmenlik hayatýna son veren Ali dede, yine de öðrencilerden kopmamýþ. Köyün çocuklarýyla yakýndan ilgilenmiþ. 3 çocuk 14 torun saibi Ali dede þu an bile ders anlatma isteði taþýdýðýný belirtiyor. Kastamonu’daki kurs sonrasý eðitmen arkadaþlarýyla çektirdikleri siyah beyaz fotoðrafý gösteriyor bu arada. Öðretmenlik yýllarýný hatýrlayýnca bu fotoðrafa bakýyormuþ hep. Duvarda asýlý fotoðraf dikkatimizi çekiyor. Elinde fötr þapkasý, takým

elbiseli þýk bir genç duruyor bu siyah beyaz fotoðrafta. Öðretmenlik yýllarýndan kalmaymýþ. Ne olursa olsun okuluna hep þýk kýyafetlerle gidermiþ. O anda söze torun Hüseyin Okyay giriyor, “Dedem, nerede görürse görsün öðrencilere ilgi gösteriyor. Onlara okumalarý gerektiðini anlatýyor. Çocuklar da onu seviyor.” diyor. Biz de Ali dedeyi alýp köy okuluna gidelim istiyoruz. Teklifimizi sað kulaðýna baðýrarak söylüyoruz. “Hemen gidelim.” diyor. Okul Müdürü Musa Akkaya kapýda karþýlýyor bizi. Meðer o da Ali dedenin akrabasýymýþ. Ali dede, sýnýfa girip öðretmen masasýna oturduðunda mutlu oluyor. ‘Öðrencilerin karþýsýna yeniden çýkmak nasýl bir duygu?’ diye soruyoruz. ‘güzel’ deyip dua etmeye baþlýyor. Çocuklarla ne kadar iyi bir iletiþiminin olduðuna ilk elden þahit oluyoruz. Okul Müdürü Musa Akkaya, Ali dedenin okulda düzenlenen her törende protokoldeki yerini muhakkak aldýðýný belirtiyor. Sadece bu yýl saðlýk sorunlarý nedeniyle okula gelemediðini ifade ederek “Ali öðretmen bizim için bir deðer. Onunla elimizden geldiðince ilgileniyoruz.” diyor.


TARÝH

13 ARALIK 2008

ZAMAN

12

HOLLANDA

Lozan’ýn deðiþtirilemez maddeleri var mýydý?

T

nin-i asliyye” kelimelearih, þaþýrmaktýr. rini özellikle büyük Þaþýrmaya niyeti harfle yazdým. “TEMEL olmayanlar, tariKANUNLAR” demekhin tozlu kepenklerini tir. Yani Ýsmet Paþa kaldýrmasalar da olur Lozan’da bundan sonra bence. Her þey önceden gelecek 7 maddeyi, belli ve deðiþme ihtikendi anayasasýndan, mali olmayan bir katýyasalarýndan, tüzük ve lýkta ise o zaman tarihçi iþlemlerinin hepsinden olmaya da gerek üstün kabul etmiþ ve yoktur. Çünkü bir gelecekte yapacaðýmýz bilim, çözülmesi gerehiçbir düzenlemenin bu ken problemler varsa maddelere aykýrý olayaþar. Bütün problemmayacaðýna dair kapý lerini tepeden týrnaða gibi taahhütte bulunçözmüþ bizimki gibi Kasým 1922’de Lozan’a giden ilk Türk heyeti. Solda ikinci sýrada ayakta duranlarýn ikincisi, muþtur. Lozan’ýn burnundan kýl aldýrmasonradan Lozan’a hayýr oyu verecek olan Yahya Kemal’dir. deðiþtirilemez maddeyan bir inkýlap tarihinin leridir bunlar. neden bir ‘bilim’ olamayacaðý buraAma insaf edelim, ölü doðmuþ olan ve NuNeredeyse baþtan sona bizim dan da belli deðil midir? tuk’ta haklý olarak antlaþma deðil de ‘proje’ oltaahhütlerimizi içeren Lozan AntBakýn o çok örnek verilen Batý’ya, zafer olarak görmek, bizi adamlar tarihlerini nasýl bir cesaretle duðu ýsrarla belirtilen Sevr, Yunanistan’dan baþ- laþmasý’ný gerçeklere karþý körleþtirmekten hallaç pamuðu gibi atmaktalar. “ka hiçbir devlet tarafýndan onaylanmamýþtý. baþka bir iþe yaramaz. Sonra bir Truva diye bir savaþ oldu mu?”dan baþlayýp “Newton’un büyücülükle Üstelik Ýngiliz parlamenterler onunla paçavra di- þeyin zafer olup olmadýðý neyle kýyaslandýðýna baðlýdýr. Evet, Lozan, nasýl kafayý bozduðu?”na varýncaya ye dalga geçmemiþler miydi? Neden bunlarý Sevr’le kýyaslarsak bir baþarýydý. Öte kadar yýðýnla konuyu havalandýrýyandan TBMM’nin Ýsmet Paþa’nýn yorlar. Ýyi de ediyorlar. Þundan: Bir anlatmýyoruz bu ülkenin evlatlarýna? eline tutuþturduðu talimatnameyle kültür sürekli soru soran ve insanlakýyaslarsak baþarýsýzlýktý. rý bakýlmamýþ pencerelere doðru Ama insaf edelim, ölü doðmuþ süren adamlar yetiþtiriyorsa hayatta bakýmdan üstündü ve buna vermek? Çanakdemektir. Doðrularýn daha okulun ABD müdahale etmekale’deki araziyi kýya- olan ve Nutuk’ta haklý olarak antlaþkapýsýnda nöronlarýmýza monte miþ olsa Almanlar Ýtilaf mete kadar verdik ma deðil de ‘proje’ olduðu ýsrarla belirtilen Sevr, Yunanistan’dan edildiði bir sürece günümüzde eði- devletleri’ni darmadademedikleri kalmýþ. tim denilmiyor ne yazýk ki. ðýn ederlerdi. Soruyorum: Bizim baþka hiçbir devlet tarafýndan onayHadi bir örnek ver de ne demek Buyurun zamklý bir þehitlerimizin de kan- lanmamýþtý. Üstelik Ýngiliz parlaistediðini anlayalým diyenleri sabýrtartýþmaya. Ýspatlanalarýyla sulanmýþ bir menterler onunla paçavra diye dalga sýzlandýrmamak için masamdaki masa bile bu iddiayý toprak parçasýný geçmemiþler miydi? Neden bunlarý kitabý açýyor ve baþlýyorum okumatartýþmanýn faydasý, emperyalistlere son- anlatmýyoruz bu ülkenin evlatlarýna? ya: Üstelik Sevr’in Irak sýnýrýný daha önce bakýlmamýþ suza kadar býrakmayý Birinci Dünya Savaþý’ný herkes Lozan’da aynen kabul ettiðimizi de açýlar bulup yeni gerçeklere kapý taahhüt etmek de dahil midir Lozan Ýngiltere kazandý diye bilir. Lakin unutmayalým. Bu arada araþtýrmanýz kayýplara bakýlýnca durum hiç de açmaktýr ki, bu da sizin tarihe, dola- zaferine? için bir köþeye not edin isterseniz: yýsýyla kendinize bakýþýnýzý, en azýnYa 37. maddeye ne diyeceðiz? Bu öyle görünmüyor. Alman ve Ýngiliz Ýmadiye ilçesi, Sevr’de bizde görühükümetlerinin resmi rakamlarýna dan zenginleþtirir. Öyleyse tarihi mudur zafer? Hadi beraberce oku- nür ama Lozan’da Irak’a býrakýlmýþtartýþmak, zenginleþmektir. yalým, o zaman: bakýlýrsa çetin ceviz bir manzara Geçen haftaki yazýma teþekkür “Turkey undertakes that the sti- týr. çýkýyor karþýmýza. 1915 yýlýnda ÝngiHaim Naum ismini duymuþ edeceklerine kýzanlar olmuþ. Bence pulations contained in Articles 38 to lizlere karþý savaþan 20 bin Alman muydunuz? Lozan’da ismi resmi lisaskeri ölürken, Almanlara karþý yanlýþ yapýyorlar. En azýndan birkaç 44 shall be recognised as telerde görünmeyen, Osmanlý kiþi o yazýyla birlikte Lozan’a yeniFUNDAMENTAL LAWS, and that savaþýrken ölen Ýngiliz askerinin Yahudilerin Baþhahamý olan bu zatý sayýsý 43 bini bulmuþ. Ertesi yýl 109 den bakmýþ oldu. Þaþýrdý, düþündü. no law, no regulation, nor official Ýsmet Paþa gayri resmi danýþman Hiç böyle bakmamýþtým, bilmiyoraction shall conflict or interfere with bin Ýngiliz askeri ölürken sadece 49 olarak yanýna almýþtý. Peki nereden bin Alman askeri hayatýný kaybet- dum dedi. En azýndan bakýþ olarak these stipulations, nor shall any law, tanýyordu onu? Merak bu ya, araþzenginleþti, ufku geniþledi. Bunu regulation, nor official action prevail miþtir. 1917’de savaþýn seyri Almantýrdým ve Esther Benbassa’nýn hazýrover them.” larýn aleyhine dönerken rakamlar neresi kötü? ladýðý ve Alabama Üniversitesi’nin Bir de Lozan’da Çanakkale þehitTürkçesi þu: biraz þiþmiþtir, o kadar: 136 bin Ýngi“Türkiye 38’den 44’e kadar olan bastýðý “A Sephardic Chief Rabbi in liz’e karþýlýk, 72 bin Alman ölmüþtür. lerini Ýngilizlere býraktýðýmýz yalan, Nihayet savaþýn son yýlýnda durum diyenler çýktý. Halbuki sadece maddelerde musarrâh ahkâmýn Politics, 1892-1923” adlý kitapta þu eþitlenebilmiþtir: 108.539 Ýngiliz’e ‘Mezarlýklar’ bahsine baksalar neler KAVÂNÝN-Ý ASLÝYYE þeklinde ilginç bilgiye ulaþtým: Meðer Ýsmet yazýlý olduðunu görürlerdi. Ýþte tanýnmasýný ve hiçbir kânun, hiçbir Paþa Harbiye’nin Topçu sýnýfýnda karþýlýk 108.508 Alman. Þimdi tarihçi John Mosier soru- madde 128. “Türk hükümeti” diyor, nizâm ve hiçbir mu’âmele-yi resmi- okurken Haim Nahum onun Franöðretmeniymiþ. Böylece yor haklý olarak: Bu durumda top- “Britanya Ýmparatorluðu, Fransa ve yenin bu ahkâma münâfi’ veya sýzca lam 249 bin kayýp veren Almanlar, Ýtalya hükümetlerine(…) abideleri mu’ârýz olmamasýný ve hiçbir kânun, Lozan’ýn ikinci devresinde hoca ile 406 bin kayýp veren Ýngilizlere yenil- muhtevi olan arsalarý ayrý ayrý ebedi- hiçbir nizâm ve hiçbir mu’âmele-yi talebenin el ele çözdüklerini görümiþ oluyorlar, öyle mi? Bu nasýl bir yyen terk etmeyi taahhüt eder.” Ne resmiyenin ahkâm-ý mezkûreye yoruz en sýkýntýlý meseleleri. Ne demiþtik? Tarih, þaþýrmaktýr, mantýktýr böyle? Mosier’in iddiasý þu demek bu topraklarý ebediyyen, yani ihrâz-ý tefevvuk etmemesini ta’ahdeðil mi? Lozan bizi daha çok þaþýrki, Alman Genelkurmay Baþkaný sonsuza kadar, Ýngilizcesiyle söyle- hüd eder.” “Fundamental laws” veya “kavâ- tacak, çok. Von Schleiffen’ýn planlarý her yelim “in perpertuity” Ýngiliz’e, þuna


ZAMAN

13

HOLLANDA

TARÝH

13 ARALIK 2008

Baþlýk parasý kalka, kýz kaçýrýlmaya! SELÝM KARAHAN

B

aþlýk parasý, bazý bölgelerde hâlâ evliliðin önündeki en büyük engellerden biri. Modern zamanlarda dahi maddi durumu iyi olmayan gençlerin mutlu bir hayat kurma planlarýný altüst eden baþlýk parasý tartýþmalarý süredursun çok eskilerde, Osmanlý Ýmparatorluðu döneminde bu soruna çözüm bulunmuþ bile. Osmanlý, bakmýþ ki baþlýk parasý veremeyen erkekler kýz kaçýrýyor, baþlýk parasýný yasak etmiþ. Atatürk Selman Can Üniversitesi (AÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi Öðretim Görevlisi Yard. Doç. Dr. Selman Can, kýz kaçýrmaya ve istenmeyen olaylara sebep olduðu için baþlýk parasýný yasaklayan kanun çýkardýðýný söylüyor. Ýmparatorluðun son dönemleri üzerine Osmanlý arþivlerinde çalýþmalar yapan Selman Can, bu çalýþmalarý sýrasýnda Sultan Abdülmecit’in mührü ile Kudüs Mutasarrýfý (malî ve idarî iþlerden sorumlu) Ýbrahim Ethem Bey’e gönderilen emir hükmünde resmî bir belgeye ulaþmýþ. Bu belgede baþlýk parasýnýn Osmanlý devleti sýnýrlarý içerisin-

de tamamen kaldýrýldýðý ve bunu uygulayanlarýn cezalandýrýlacaðý bilgisinin yer aldýðýný söylüyor Selman Can. Osmanlý’nýn 19. yüzyýldan itibaren toplumsal meselelere daha fazla duyarlýlýk göstermeye baþladýðýný ifade eden Yard. Doç. Dr. Can, yerel yönetici ve idarecilerin halkýn sýkýntýlarýný padiþaha sýklýkla iletmeye baþladýðý bilgisini veriyor. Ýþte bu sorunlardan biri de kýz babalarýnýn istediði baþlýk parasý. Can, baþlýk parasýnýn alýnmamasýyla ilgili olarak ilk kez Sultan 2. Mahmut döneminde 1847 tarihli bir hüküm çýktýðýný dile getirerek þöyle konuþuyor: “Baþlýk parasýnýn evlenmeye büyük engel olduðu, kesinlikle kaldýrýlmasý gerektiði ile ilgili 1850 yýlýnda Sultan Abdülmecit döneminde kanun çýkarýlmýþ. Toplumsal olaylara, kýz kaçýrmaya ve erkek tarafýnýn ödeyemeyeceði borçlar altýna girerek sýkýntýya girmesine sebep olduðu gerekçesiyle yasaklanmýþ bu uygulama.” Padiþah, emrini tüm yöneticilere yazýlý olarak bildirmiþ. Bunlardan biri de Kudüs Mutasarrýfý Ýbrahim Ethem Bey. Böylece baþlýk parasýyla ilgili hüküm, Osmanlý kanunlarý arasýnda yerini almýþ. Yard. Doç. Dr. Selman Can, Osmanlý’nýn 19. yüzyýlda kýzlarýn kendi rýzalarý ile evlenmeleri

Osmanlý Ýmparatorluðu, gençlerin evlenmesinin önündeki en büyük engellerden biri olan baþlýk parasýný özellikle kýz kaçýrma olaylarýný engelleyebilmek için ferman çýkararak yasaklamýþ.

konusunda kanuni düzenlemeler yaptýðýný da ifade ediyor. Can, sözlerini þöyle sürdürüyor: “Ayrýca çýkarýlan kanunlarda kýz kaçýrmanýn 6 ay hapis cezasýna çarptýrýlacaðý ulaþtýðýmýz bilgiler arasýnda. Evlenmeyi kolaylaþtýracak tedbirler alýnmasýnýn sosyolojik boyutunun yanýnda bir de iktisadi boyutu da var tabii. Açýk olan þu ki Osmanlý, 19. yüzyýlda nüfus artýþýnýn önemine varmýþ ve ileride üretime katkýda bulunacak insan gücünün artmasý için de kanuni düzenlemeler yapmýþ.” Selman Can, yaptýðý araþtýrmalarda Osmanlý toplumunda

ailenin korunmasý ve devamýnýn saðlanmasý için her dönemde devlet tarafýndan gerekli tedbirlerin alýndýðýna tanýk olmuþ. Hem evliliði kolaylaþtýracak tedbirler alýnmasý hem de saðlýklý bir aile hayatýnýn kurulmasý için kanuni düzenlemeler yapýldýðýný kaydederek þöyle devam ediyor: “Farklý kültürel yapýdan oluþan Osmanlý toplumunda her grubun kendi geleneksel yapýsý ve dini inanýþlarý muhafaza edilmiþ. Ancak toplumun huzurunu ve düzenini bozacak, evliliði zorlaþtýracak âdet ve geleneklere ise izin verilmemiþ.”


ZAMAN

13 ARALIK 2008

14

HOLLANDA

MSN’de gezersin

gözlerini süzersin! MSN Herkes kullanýyor; ama nasýl? Bu âlemin de bir adabý, ahlaký olmalý. Sözümüz, kendini ‘dýþarýda’ gösterip, geyik çevirenlere Bir de meþgul çizgisini çekip kabuðuna çekilenler var; selama karþýlýk veremeyecek kadar yoðunsan, ne gezersin bu âlemde? Engellendiði için morali bozulanlar, silindiði için hayata küsenler Misilleme yapýn kardeþim siz de!

[

M

SN bazý durumlarda keder verir. “Ben silinecek insan mýyým ya!” diyerek odaya dalar bir arkadaþ. Gel de teselli et! Bir baþkasý selama karþýlýk vermez, öteki aylardýr çevrim dýþý, hayýrdýr inþallah! Sonra anlarsýnýz ki kýrmýzý bir çizgi çekmiþ üzerinize, basbayaðý engellemiþ sizi. Vay hayýrsýz vay! Sanal âlemin dertleri iþte! Bir taraftan ne hoþ aslýnda, yüz yüze dönen iki küçük mavi yeþil adam, kocaman bir dünyayý önünüze açýyor; bütün arkadaþlar orada; ama o dünya ayný zamanda baþýnýza iþ açýyor. Þifrenizin kýrýlmasý, mailinizin patlatýlmasý da bir dert; ama asýl dert, meþgul olduðunuza bir türlü inanmayan ‘geveze’ arkadaþlar. Öyledir iþte, biri hiç konuþmaz, öteki susmak bilmez. Sonra bir baþkasý hiç ortalarda yokken bir köþeden ‘ce’ yapar, ses var görüntü yok!

Ýsterse yazar, istemezse yazmaz, nasýl bir sinsiliktir bu? Bir de akrabalarla hep ayný monotonlukta devam eden muhabbetler vardýr, “’Nasýlsýn kuzen?’ ‘Ýyidir.’ ‘Sen?’ ‘Ben de iyiyim’. ‘Evdekiler nasýl?’ ‘Onlar da iyi.’ Ertesi gün yine ayný sözler, deðiþen bir þey yok. Yahu bu MSN de yakýnlaþtýrayým derken koparýyor mu yoksa? Bak bir tanesi þefkat bekliyor þimdi, hem online görünüyor hem de “Çok kýzgýným bana dokunmayýn” diyor. Ne acýklý bir durum! Belli ki ilgi bekliyor; ama kim çekecek nazýný? MSN’de gezenler, gözlerini süzenler þimdi iyi dinleyin, bu âlemin de bir adabý, ahlaký var, arkadaþlar üzülmeyecek, naz niyaz çekilecek, öyle yoðun adam triplerine girip selam sabah kesilmeyecek. Ýþte budur!

Dün, sokaðýn köþesinde, sevdiði kýzý görecek diye kök salýp yeþeren delikanlý bugün yine yeþil; bir farkla ki, masa baþýnda bekliyor. O, küçük yeþil bir msn adam artýk. Naz makamýndaki haným kýz da saçlarýný savurarak baþýný öte yana çevirmek yerine ‘dýþarýda’ gösteriyor kendini, kim inanýr, bal gibi masa baþýnda... Nicedir mahalleye gelmeyen, kapýnýn önünden geçmeyen, pardon, nicedir hep ‘kýrmýzý’ görünen gencin yeþil ýþýk yakmasýný bekliyor. “Bekledim de gelmedin, sevdiðimi bilmedin…” Küsmeler, kapý çarpmalar, gönül koymalar, gönül almalar, can ciðer kuzu sarmasý olmalar nice zamandýr boyut deðiþtirdi, bilmeyen yok; biz de zaten baþka bir þey konuþtuk. Memlekete internet gelir gelmez baðlanan bir daha da kopmayan üç gence msn âdâbýný sorduk. “Hocam, nedir öyle, yoðun

ÜLKÜ ÖZEL AKAGÜNDÜZ

]

adam tripleri, bir meþgul sen misin bu âlemde, üzerinde kýrmýzý bir çizgi hep, selam veririz almazsýn. Tövbe ya, bir daha ‘nbr’ yazarsak sana...” Celal Baykan ve Ufuk Arslan iki ‘kanka’, birbirlerini on yýldýr tanýyorlar. Celal, bilgisayar mühendisi, Ufuk bilgisayar programcýsý… Ýkisi de Türkiye’ye internet geldikten bir iki ay sonra kablolarý takmýþ, bir daha da çýkarmamýþ. Ýki ayrý âlemde yaþadýklarýný kabul etmekle birlikte, internette baþka kimliðe bürünmedikleri için belki de bir oyunun içinde olduklarýný düþünmüyorlar. Ufuk mesela, msn’de birçok arkadaþý tuhaf bulduðu halde kendi ismini kullanýyor. Diyaloglar çoðunlukla þöyle; “Adýn ne?” “E, Ufuk iþte!” “Hayýr, gerçek adýn ya!” “Ufuk dedim ya!” Msn’in faydalarý malum, dünyanýn öteki ucundan bir arkadaþýnla saatlerce konuþabilirsin,

Ýllustrasyon: Orhan Nalýn

ÝNTERNET


ZAMAN

yeni doðan çocuðunu þehir dýþýndaki annene gösterebilirsin, dosya alýr, dosya gönderirsin vs... Zararý nedir, msn bir insaný ne þekilde üzer yani? Mesela Celal, bir arkadaþýnýn selamýný, meþgul olduðu gerekçesiyle karþýlýksýz býrakýr mý? “Arkadaþa baðlý.” diyor Celal, “Bakarsýnýz, sevdiðiniz bir arkadaþsa, iki eliniz kanda olsa bile cevap yazarsýnýz; ama pek hazzetmediðiniz biriyse, hiç görmemiþ gibi yaparsýnýz.” Msn’e eklediðiniz birini engellediðiniz ya da sildiðiniz oldu mu hiç? Bizim gençler, keyifli bir gülüþle karþýlýk veriyor. Eski zamanlara ait “Seni defterden silerim.” yollu tehditler sanal âlemde gerçeðe dönüþüyor galiba… Az önceki keyifli gülüþün altýnda da ‘silme’ eyleminin verdiði gizli bir rahatlama ve zafer duygusu yatýyor olmalý. Listeden ilk silinenler ‘kazara’ eklenenler. Bu her iki taraf için de normal karþýlanýyor. Dramatik olan, iki arkadaþýn birbirini silmesi zaten… Sorunun nerede baþladýðý mühim deðil, gerçekte ya da sanal dünyada; ama son noktanýn konduðu yer çoðunlukla msn oluyor. Celal’in tespitine göre, msn’de birbirini silen iki kiþi, günlük hayatta da yüz yüze gelmiyor artýk. Bir de arkadaþlarýnýzý Ufuk gibi mecburen silmek zorunda kaldýysanýz, baþýnýzýn epey aðrýmasýný göze aldýnýz demektir. Adresi ‘hack’lendiði için arkadaþlarýnýn adresini korumak isteyen ve bu yüzden de bütün listeyi uçuran Ufuk, bunu izah etmekte epey zorlanmýþ. Her gün telefonlaþtýðý en yakýn arkadaþlarý bile, “Beni nasýl silersin?” diye gönül koymuþ. Sonradan mesele tatlýya baðlanmýþ; ama listede daha az görüþtüðü kiþiler, iþin aslýný sormak yerine misillemeyle cevap verdiði için onlarla baðlantý tamamen kopmuþ. Ufuk msn’siz kaldýðý o günlerde kýsmî bir rahatlýk yaþasa da ‘yalnýzlýk ve boþluk’ duygusu baskýn çýkmýþ. “Orada uzak þehirlerden arkadaþlarýn da içinde olduðu geniþ bir kabilem

15

HOLLANDA

ÝNTERNET

13 ARALIK 2008

vardý. Bir anda yok oldular. Dünyanýzý komple almýþlar, bir baþýnýza kalmýþ gibi oluyorsunuz. Telefon var ama her gün arayýp soramazsýnýz ki!” Çevrimdýþý yazmak ahlakî mi? Gelelim, ‘engelleme’ durumuna. Kimse engellenmek istemez; ama herkes birilerini engeller. Ýnternetteki onlarca “Beni kim engelledi?” siteleri, bir tür ‘gerçek dostunuzu’ öðrenin çaðrýsý yapýyor; ama çoðu zaman ‘çok konuþan’ bir dosta o an cevap veremeyecek olmak bile ‘engelleme’ yöntemini akla getirebiliyor. Bu durumda ‘çevrimdýþý’ yazmak daha makûl görünüyor; ama Celal pek de ahlakî bulmuyor bu yöntemi. Haksýz da sayýlmaz, bu iþte bir sinsilik olduðu kesin, ben seni göremiyorum; ama sen beni görebiliyorsun, zýrt diye ortaya çýkýyorsun sonra ayný hýzla kayboluyorsun. Celal iþi epey ciddiye almýþ, çevrimdýþý yazanlarý bir programla yakalýyor ve fýrçayý basýyormuþ. Web tasarýmcýsý Nihan Esirgemez ise ‘çevrimdýþý’ yazmak konusunda farklý düþünüyor; “Msn gün boyu offline olarak duruyor. Artýk öyle olmak zorunda; çünkü seninle iþi olan da olmayan da gelip buluyor. Bir anda çok farklý mecralara akabiliyorsun. Sen bambaþka bir havadasýn, bir arkadaþýn o havayý berbat edebilir. Etkiye çok açýðýz.”

MSN kullanmanýn da bir âdâbý var Msn âleminde, kullanýcýlarý sýnýrlayan bir adaptan söz edilebilir mi? Bu âlemle tanýþýklýðý epey eskilere dayanan Nihan Esirgemez, uyulmasý gereken kurallarý sýralýyor: “Bir arkadaþýnýzýn referansýyla tanýmadýðýnýz birini listenize ekleyecekseniz, arkadaþýnýz o kiþiye önceden haber vermeli. Aksi takdirde bir odaya destursuz girmeye benzer yaptýðýnýz. Gerçek hayatta bir insan saygýlýysa dýþarýda da saygýlý olur. En yoðun iþinizin arasýnda bile en azýndan ‘Seni daha sonra arayacaðým ya da birazdan yazarým.’ demelisiniz. Ýstediðiniz kadar yoðun olun, msn

MSN’de saðlýklý iletiþim biraz zor Msn’deki onlarca ikon ya da ‘smile’, saðlýklý bir iletiþim kurmak için yeterli mi? Celal ve Ufuk, “Hayýr!” diyor. “Sorunlarý msn’de tartýþmak iyi fikir olmayabilir. Jest yok, mimik yok, karþýnýzdaki üzgün mü anlayamazsýnýz, sesini duyamazsýnýz. Boþluklarý kendi kafanýzda tamamlýyorsunuz. Üstelik karþýnýzdaki kafasý estiði zaman çekiverir bilgisayarýn fiþini, öylece kalýrsýnýz.” Nihan da msn’de eski defterlerin açýlmasýndan, sudan sebeplerle tartýþma çýkmasýndan þikâyetçi. Sanal âlemde kaybettiði bazý arkadaþlarý için; “Yüz yüze konuþsak kopmayabilirdik.” diyor. Ona göre bu dünya, ‘boþ vermiþlik’ duygusunu besliyor. O liste kalabalýk nasýlsa, Elif giderse, Leyla var. Ama þimdi þu masadan kalkýp gitsek birimiz, gerideki tek baþýna kalakalýr.

orada açýksa, selama karþýlýk verilmeli. Eðer konuþamayacaksan msn’i açmayacaksýn. Milleti psikopat etmenin gereði yok.” Bir de adam msn’de açýk görünüyor; ama yazýsý þu; “Çok kýzgýným, bana dokunmayýn.” Kýzdýysan ne iþin var orada? Amaç, dikkat çekmek, birilerinin ilgisini istemek, öyle biri için en büyük yýkým, kimsenin çýkýp da ‘Neyin var?’ diye sormamasý olur. Peki, o kýrmýzý ‘meþgul’ çizgisinin gerçek anlamý nedir? Nihan gülüyor, “Aslýnda çoðu zaman hiçbir anlama gelmiyor. Siz ‘Meþgulüm girilmez!’ diyorsunuz; ama kimse bunu kale almýyor. Bazý arkadaþlarým ‘dýþarýda’ görünüyorsam yazmak yerine telefon açar. Bazýlarý da ‘öðlen yemeðindeyim’ desem bile harýl harýl yazar. Aksini görmedikten sonra inanmak zorunda... Ne zaman ki ben ‘dýþarýda’ göründüðüm halde geyik çeviririm, o zaman inanmaz. Bir de msn’e yeni eklenen kiþi yüzünden eskilerin ihmal edildiði olur. Biz buna ‘yeninin cazibesine kapýlmak’ diyoruz. Bu þekilde benim de gönül koyduðum arkadaþlar olmuþtur; ama ‘anlýk’ þeyler gözüyle bakarým. Ýnternet üzerinde yaptý, gerçek hayatta yapamaz derim.” diyor.


HAFTANIN DUASI Allah'ým, beni, bütün mü'min kardeþlerimi, mü'mine bacýlarýmý ve arkadaþlarýmý kurbiyetinin halaveti rýzýklandýr. Eziyet ve ýzdýrap veren saiklerden halas eyle. Sen benim Rabb-i Rahimimsin; ben ise Senin zavallý ve boynu tasmalý bir kapýkulunum. Evliya ve asfiyaya lütuf buyurduðun faziletleri bana ve benimle beraber bulunanlara da nasip et. Allah'ým, akýbet açýsýndan hayýrlý olan dualarýmý kabul buyur; beni emel ve ümitlerimde hüsrana uðratma. ZAMAN HOLLANDA

www.fgulen.com

KÜRSÜ - SAYI 907

Dürüst ve güvenilir tüccarý bekleyen büyük kazanç Z

ÝKÝNÝDÝ SOHBETLERÝ

ühdün ferde ve topluma bakan yanlarýný tefrik edemeyen, takvâ ile alakalý bir kýsým hakikatleri ve incelikleri kavrayamayan bazý kimseler ticareti, çok çalýþýp çok kazanmayý ve zengin olmayý gereksiz, hatta zararlý görebilirler. Buna karþýlýk, Allah Resûlü, "Sâdýk ve emin tâcir þehitlerle, sýddýklarla ve nebilerle beraberdir." diyerek bir manada mü'minleri ticarete teþvik etmektedir. Þu kadar var ki, Allah'ýn en sevgili kullarýyla beraber haþredilmesi için ticaret adamýnýn mutlaka doðru, dürüst ve güvenilir bir insan olmasý gerektiðini de nazara vermektedir. Evet, Ýslam'ýn ticaret ahlâkýný esas alan bir tâcir, dürüstlüðü, doðru sözlülüðü ve güvenilirliði ile muhatabýna güven vermelidir. Müþterinin bilgisizliðini, gafletini ve ihtiyaç içinde olmasýný sûistîmal etmemeli ve asla kimseyi aldatmamalýdýr. Hatta aldatan ve kandýran bir insan olmayý, Ýslam dairesinin dýþýna çýkma gibi saymalý ve böyle bir akýbetten ürkmelidir. Evet, mü'min aldansa da aldatmaz. Hazreti Sâdýk u Masdûk Efendimiz, bir satýcýnýn, ýslandýðý için tartýda normal aðýrlýðýndan daha fazla gelen bir miktar buðdayý satmaya çalýþtýðýný görünce, "Niçin ýslak tarafý halkýn görebilmesi için üste getirmedin?" diyerek onu ikaz ettikten sonra, "Bizi aldatan bizden deðildir." buyurmuþ; kusurlu bir malý, ayýbýný söylemeden satmanýn bir Müslüman'a yakýþmayacaðýný ve ondan gelen paranýn da helal olmayacaðýný belirtmiþtir. Mahþerde nebilerle beraber olacak tâcirin en önemli vasfý sýdktýr. Yalan söylemek ve hele yalan yere yemin etmek büyük günahlardandýr. Allah Teâlâ, çok küçük menfaatler elde etmek için Nam-ý Celîlini kullananlarýn ve yeminler ederek insanlarý aldatanlarýn ötede yüzlerine bakmayacaktýr. Bu hakikati dile getiren Resûl-i Ekem Efendimiz, "elbisesini yerlerde sürüyerek kibirle yürüyen, yaptýðý iyiliði baþa kakan ve yalan yere yemin ederek malýný fâhiþ bir fiyatla satmaya çalýþan" kimselerle Cenâb-ý Allah'ýn konuþmayacaðýný, yüzlerine rahmet nazarýyla bakmayacaðýný ve onlarý can yakýcý bir azapla cezalandýracaðýný haber vermiþtir. Ticaret erbâbý için en az sýdk kadar önemli olan emniyet vasfý, alýþ-veriþte âdil davranmayý, ölçü ve tartýyý tam yapmayý ve hileden uzak durmayý gerektirmektedir. Kur'an-ý Kerim, geçmiþ toplumlarýn gerileyiþ, çöküþ ve yýkýlýþ sebepleri arasýnda ölçü ve tartýda haksýzlýk yapmalarýný da saymakta; Hazreti Þuayb'ýn peygamber olarak gönderildiði Medyen ve Eyke halklarýný helake götüren sebeplerden birisinin de ölçü ve tartýda hile yapmalarý olduðunu hatýrlatmaktadýr. Çarþý cephesindeki kahramanlar Diðer taraftan, ticaret akdinde bulunan hiç kimsenin aldatýlmamasý için dinimizin emir-

leri istikametinde bir dizi tedbirler tavsiye edilmiþ; diði ve geçireceði dakikalar da ibadet sayýlýr. mesela, alýþ-veriþ ve borçlanma anlaþmalarýnýn kayýt Ýþte, bu kayma noktalarýnda iradesinin hakkýný altýna alýnmasý gerektiði vurgulanmýþtýr. Ayrýca, bir verip mü'mince duruþunu koruyabilen ve kendini ticarî malý pahalanmasý gayesiyle stoklayýp daha yükzorlayarak istikamet çizgisinde iþini devam ettirebilen sek bir fiyatla satmak için piyasaya arzýný geciktirmek sâdýk ve emin bir tâcir, buradaki cehd ü gayretine ve anlamýna gelen "ihtikâr" ve gerçek alýcý olmayan bir halis niyetine mükâfât olarak ötede nebîlerle, sýddýkkimsenin satýþ bedelini artýrmak maksadýyla fiyat yüklarla ve þehitlerle beraber haþrolur. Böylece o, ticaretselterek müþteri kýzýþtýrmasý diyebileceðimiz "neceþ" ten vazgeçmediði ve dünyayý ihmal etmediði gibi ahigibi haksýz rekabet çeþitleri de yasaklanmýþtýr. Dolayýretine de gereken ehemmiyeti göstermiþ ve ebedî sýyla, bir tâcirin, söz konusu hadis-i þerifin þemsiyesi saadete vesile uhrevî ücretini de elde etmiþ olur. altýna girebilmesi için ticaretteki bu türlü gayr-ý meþru Zaten, bir açýdan sýrat-ý müstakim, dünyayý ihmal muamelelerden de kaçýnmasý gerekmektedir. etmemenin yanýnda, insanýn kendisini ve ahireBir iþ ne kadar zor elde ediliyorsa ve o uðurda ne tini de gözetmesinin farklý bir unvanýdýr. ölçüde meþakkatlere tahammül göstermek gerekiyorHâsýlý; ticaretini güzel bir niyet, doðruluk ve sa, onun sevabý da o kadar çok olur. Nitekim cephede emniyet üzere götürebilen, helalinden kazanýp düþman tarafýndan gelebilecek saldýrýlarý gözetlemek baþkalarýna el açmadan ailesinin nafakasýný için bir saat nöbet bekleme bir sene ibadete denk tutultemin etme gayesiyle çarþý pazar dolaþan, muþtur. Düþman karþýsýnda savaþýp þehit olma ise, kazancýnda diðer muhtaç mü'minlerin de hakbambaþka bir hayat mertebesine yükselmeye ve ötede larý olduðunu düþünerek darda kalmýþlara nebîlerle ve sýddýklarla beraber cennete yürümeye gücü nisbetinde el uzatan ve bir de adalet, vesile sayýlmýþtýr. Þayet, sâdýk ve emin tâcire, ahirette ihsan, þefkat ve itkan üzere yaptýðý alýþen kutlulardan müteþekkil olan o üç zümre ile beraber veriþlerinden elde ettiði kârýn bir kýsbulunma vaat ediliyorsa, demek ki onu da bekleyen mýný dinin i'lasý yolunda ebediyet bazý zorluklar vardýr. Ýþte, ticaret hayatýnda karþý karþýyatýrýmý olarak deðerlendiren ya kalacaðý zorluklarý aþabilmesi için ahirette nâil olatâcirler, hadiste müjdelenen caðý o büyük mevki ve mükâfât müjdelenerek dürüst bahtiyarlardýr. tâcirin iradesi takviye edilmektedir. Evet, bazý kimseler cismanî arzularý ve þehevanî duygularýnýn altýnda kalýr ve aldanýrlar. Bazýlarý rahatrehavet, yurt-yuva ve ev-bark gibi dünyalýklara takýlýr, yolda kalýrlar. Diðer bazýlarý da dünyaya bütün bütün meftundurlar; mala-mülke, servet ü sâmâna asla doymaz ve hep daha çok zenginlik arzularlar. Bu arzularýný gerçekleþtirmek için de her türlü gayri meþru iþlere bile tevessül eder ve burasý adýna art arda yatýrýmlar yaparken ahiret hesabýna sürekli kaybederler. Sâdýk, iffetli ve helalinden kazanan bir ticaret adamý ise, pek çok insanýn ayaðýnýn kaydýðý bu hususlarda temkinli davranýr, kaygan zeminleri dikkatli adýmlar ve hep ahiretin yamaçlarýný düþünerek hileden, yalandan, müþteriyi kandýrmaktan ve haksýz kazançtan ýsrarla uzak kalýr. Çarþý pazarda cirit atan binlerce þeytanýn hücumlarýna raðmen, haram-helâl mülâhazasýna baðlý olarak alýþ-veriþ yaptýðý sürece, iþinin baþýnda geçirÝLLÜSTRASYON: CEM KIZILTUÐ


SÖZÜN ÖZÜ

www.herkul.com

Þikâyetlerin ekserisi nankörlükten ve kanaatsizlikten kaynaklanýr. Þükür, nimeti artýrdýðý gibi þekvâ da musibeti büyütür. Ýnsan, illa þekvâ edecekse, nefsini Cenâb-ý Hakk'a þikâyet etmelidir; çünkü, kusur ondadýr. Allah'ý insanlara þekvâ eder gibi, "Eyvah! Ahh!.. Of!.." deyip âciz insanlarýn rikkatini tahrik etmek mânâsýzdýr. "Ben ne ettim ki, baþýma bu geldi?" demek ise, Hak karþýsýnda nasýl olunmasý gerektiðini bilememe cehaletinin neticesidir ve büyük bir küstahlýktýr.

BU SAYFA, M. FETHULLAH GÜLEN HOCAEFENDÝ’NÝN SOHBET VE YAZILARI ESAS ALINARAK HAZIRLANMAKTADIR

1 2 3

Allah Resûlü, "Sâdýk ve emin tüccar þehitlerle, sýddýklarla ve nebilerle beraberdir." diyerek ticaret adamýnýn mutlaka dürüst ve güvenilir bir insan olmasý gerektiðini nazara vermektedir.

Yalan söylemek ve hele yalan yere yemin etmek büyük günahlardandýr. Allah, çok küçük menfaatler elde etmek için yeminler ederek insanlarý aldatanlarýn ötede yüzlerine bakmayacaktýr.

Þayet, sâdýk ve emin tüccara, ahirette en kutlulardan müteþekkil olan o üç zümre ile beraber bulunma vaat ediliyorsa, demek ki onu da bekleyen bazý zorluklar vardýr.

Ýçki Ýçenin Namazý Kabul Olur mu?

E

Kim iyi bir amel yaparsa Allah ona bazen bir, bazen on, bazen yedi yüz, bazen de yedi bin sevap yazar. Ýçki ile kalbî rabýtasýný koparan bir kimseye gelince o, Allah'ýn ihsan edeceði bu bereketlerin dibine adeta cýva akýtmýþ olduðundan bu bereketlerden mahrum kalýr. Onun namazý kabul olur ve o borcunu öder, fakat Allah'ýn verdiði yümün ve bereketten istifade edemez. Bu ise hafife alýnacak bir þey deðildir. Bunun büyüklüðünü, yapýlan hatalar ve günahlar karþýlýðýnda, ahirette baþkalarýnýn günahýnýn insanýn sýrtýna yükleneceðine dair bir hadisten anlýyoruz. (Bu durum, "Velâ teziru vâziratun vizra uhra Hiçbir günahkâr baþkasýnýn günahýný yüklenmez." (En'am, 6/164; Ýsra, 17/15; Fatýr, 35/18; Zümer, 39/7; Necm, 53/38) ayetine de ters deðildir.) Evet, insan bir þahsa karþý bir haksýzlýk, zulüm ve cevir yaptýðýndan ötürü o kimsenin günahlarý onun sýrtýna yüklenecek ve hasenatý elinden ona verilecektir. Fakat atiyye, hediye, bereket ve lütuf olarak verilen ibadet ü taatý Allah, o kiþinin elinden almayacaktýr. Zira Allah, kendi verdiðini kulunun elinden almaz. Ýnsan bir ibadet yapmýþtýr. Bu ibadet bire birdir. Bire on olmasý, yani dokuzu Allah'ýn lütfudur. Ýnsanýn elinden alýnacak þey sadece birdir ve onun dokuzu alýnmayacaktýr. Öyle ise bir kimse gerçekten ahirette kendisini kurtaracak o dokuzu, dokuz yüzü, dokuz bini heder etmemeye bakmalýdýr. Herhalde o kýrk gün içinde kýlýnan namaz, bu dokuzu, dokuz yüzü veya dokuz bini altüst etmesinden ibarettir. Ýþin doðrusunu Allah bilir.

FASILDAN FASILA

vvela, içki içen bir insan -Cenab-ý Hak hidayet etsin- içkiyi derhal býrakmalýdýr; namazýn kabul edilmesi Allah'a (cc) aittir. Sâniyen, mevzuyla alakalý, "Bir kimse sekir verici bir þeyi içerse o kimsenin kýrk gün namazý kabul olunmaz." þeklinde hasen derecede bir hadis-i þerif vardýr. Bu, Allahu a'lem- namaz kýlan bir mü'min için mevzu bahistir. Mü'min, içkiden sakýnmalýdýr. Ýçki içen bir mü'minin kýrk gün namazý Allah (cc) indindeki deðeriyle kabul olunmamaktadýr. Bunu o þahýs "boþuna namaz kýlmasýn" manasýnda anlamamalýdýr. Nitekim namaz mü'minin miracýdýr. Namazýn, mü'minin ruhî ve kalbî hayatýnda çözdüðü bazý kilitler ve þifreler vardýr. Namaz, hakiki ma'nada namaz olursa bu þifre çözülür. Onun için ayet-i kerimede, "Namaz, insaný fuhþiyattan ve münkerattan alýkor." (Ankebut, 29/45) buyurulmaktadýr. Namaz fuhþiyat ve münkerattan alýkoyacak seviyede eda edilip yerine getirilmezse þifre çözülememiþ demektir. Baþka bir ifadeyle namaz, matluba uygun keyfiyette eda edilmemiþ sayýlýr. Mü'min namazýný matluba uygun eda ettiði zaman hayatýna bir düzen ve denge, sair ibadet ü taatýnda da bin-bereket hâsýl olur. Ýçki içen bir insanýn namazýnýn kabul olmamasý -Allahu a'lem- namazýn bu þifreyi çözebilecek durumda eda edilmemiþ olmasý demektir. Her þeye raðmen mü'min, zimmetinde borç kalmasýn diye namazýný kýlmalýdýr. Yani Allah, o namazdan ötürü o kulunu sorguya çekmeyecektir. Ancak içkinin sorgusu ve hesabý daha baþkadýr. Þu kadar var ki, içki o kiþinin ibadet hayatýnýn ruhunu söndürmüþ olur. Þimdi bu sözü biraz daha açmaya çalýþalým.


RÖPORTAJ

ZAMAN

18

HOLLANDA Foto: Turgut Engin

13 ARALIK 2008

Alevilerin sorunu hükümetle deðil

 Aleviler 28 Þubat döneminde keþfedildi. Laikliðin ve rejimin teminatý olduklarý yönünde rol biçildi.  Cemevlerinde 12 imamýn yanýnda Atatürk posterinin olmasý doðru deðil.  Avrupa’daki bazý Alevi dernekleri siyasi ve ekonomik rant peþinde.  Alevi talepleri görmezden gelinirse marjinal gruplar taban bulur.

MURAT TOKAY

A

levilik son zamanlarda daha yüksek sesle konuþulmaya baþlandý. AK Parti’nin Alevi açýlýmý, Alevi örgütlerin çoðundan destek bulamasa da meseleyi gündeme taþýdý. Ýki hafta önce Ankara’da düzenlenen mitingde bir araya gelen Aleviler ilk kez taleplerini meydanlarda dile getirdiler. Hayykitap’tan çýkan “Alevilerin Kemalizm’le Ýmtihaný” isimli

REJiMLE

kitapta araþtýrmacý yazar Cafer Solgun, Alevileri Alevi kimliði üzerinde düþünmeye, kendi gerçekleriyle yüzleþmeye çaðýrýyor. 28 Þubatçýlarýn Alevilere bir rol biçtiðini söyleyen Solgun, “Alevilere rejimin teminatý olduklarý yönünde bir rol biçildi. Ama Alevilerin sorunlarý bu veya þu hükümetle deðil, rejimledir.” diyor.

riyle ayna tutan böyle bir çalýþma Türkiye’de ilk defa yapýldý diyebilirim. Bu çalýþmanýn bir karþýlýk gördüðünü de söyleyebilirim. Aleviler kendilerini sorgulamaya baþladýlar. Ben yazdýðým için sorgulamaya baþladýlar demek istemiyorum.

Alevilik meselesini Kemalizm’le birlikte ele alan bu çalýþma nasýl ortaya çýktý?

Çok sayýda Alevi kurumu var. Cemevi, cemevi ve kültür derneklerinin yöneticileri var. Bunlarýn birçoðu Kemalist. Fakat Aleviler içerisinde kendisini ifade etme araçlarý çok daha sýnýrlý olan insanlarýn canla baþla Kemalist olmak gibi tercihleri olduðunu düþünmüyorum. Buna karþýlýk Alevi toplumu içerisinde de kayda deðer bir çoðunluk kendisini Atatürkçü ya da Kemalist olarak tarif etmeyi tercih ediyor.

Ben teolog deðilim. Bir Alevi tarihçisi olduðumu da söyleyemem. Fakat güncel politik durum içerisinde Alevilerin var olan durumu, görünümü ve Alevi toplumuna bazý çevrelerin roller atfediyor olmalarý çok rahatsýz edici bir þey. Türkiye’nin bir Alevi sorunu olduðuna inanýyorum. Bu sorunun bazý boyutlarýný böyle bir baþlýk altýnda inceleme tercihinde bulundum. Yoksa Alevi meselesi ile ilgili çok sayýda kitap var. Fakat hiçbiri Alevilerin bugünkü durumunu ve gidiþatýný ele alma noktasýndan hareket eden çalýþmalar deðil. Alevilerin bu gidiþat içerisindeki durumlarýný ele alan, Alevi meselesine deðiþik yönle-

Alevilerin çoðu Kemalist’tir. Kendilerini Kemalist olarak tanýmlýyorlar diyebilir miyiz?

Kitapta Alevi derneklerinin çoðunun Atatürkçüler derneði gibi olduðunu söylüyorsunuz... Alevi derneklerinden ziyade cemevleri. Alevilerin ibadethane olarak gördüðü ve ibadethane olarak gidip geldiði bu mekânlarda kocaman Atatürk portrele-

rinin asýlý olmasý çok çarpýktýr. Çünkü Mustafa Kemal Atatürk sonuç itibarýyla politik bir figür. Atatürk’ün resmini siz iþyerinize, evinize asabilirsiniz. Fakat bir ibadethanede de bir politik figürün ne iþi var? Cemevlerimizin maalesef neredeyse tamamýnda 12 imamý temsil eden resimlerin yanýnda Atatürk portresi var. Bu durum sadece benim açýmdan deðil, birçok Alevi açýsýndan son derece rahatsýz edici bir durumdur. Adeta “13. imam da Atatürk’tür” dercesine bu portrelerin olmasýnýn kabul edilir bir tarafý yok. Ýkinci boyutu ise biraz daha somut bir nedendir. Atatürk döneminde Kürt Alevileri büyük acýlar yaþamýþtýr. Bu uygulamalarýn sorumlusu bir sembol ismin sizin dua etmek, ibadet için gittiðiniz bir mekânda resimleriyle karþýlaþýrsanýz ne hissedersiniz. Peki Alevi derneklerinin Kemalist çizgisini neyle açýklýyorsunuz? Bu, karmaþýk gibi görünen bir meseledir. Ama bu çarpýk sonucu anlamamýza yardýmcý olabilecek birkaç kavram var. Bunlardan biri korkudur. Doðrudan ölüm, katliam, yok edilme kor-


ZAMAN kusu. Bu korku nedeniyle zaman içerisinde Aleviler kendilerine uygulanan baskýnýn sorumlusu olan, o sorumluyu sembolize eden güce yaslanarak kendilerini yaþatma çabasýna girmek durumunda kaldýlar. Örneðin kurucu parti CHP kayda deðer bir oranda Aleviler tarafýndan desteklenmektedir. Yine Alevi camiasý içerisinde orduya yönelik bir sempati olduðunu gözlemliyorum. Bu sempatinin temelinde de bu korku yatýyor. Bu, tipik bir takiyyedir. Aleviler Kemalistliðinde samimi deðiller mi? Alevilerin Kemalistliði bir takiyedir. Daha doðrusu öyle baþlamýþtýr. Bende sendenim kafama daha fazla sopa vurma dercesine bir iliþkiye girilmiþtir. Buraya kadar anlaþýlýr diye düþünüyorum. Ama buradaki sorunun en önemli tarafý bir takiye olarak baþlayan bu iliþkinin zaman içerisinde gerçeðe dönüþme temayülü göstermesidir. O takiyenin giderek içselleþmesi sonuç itibarýyla böylesine çarpýk bir durum yarattý. Bu manipülasyon ve bu çarpýklýðý yaratma konusunda Alevi camiasý içerisinde de bazýlarýnýn bir misyoner gibi çalýþmalarýnýn hiçbir anlaþýlýr tarafý yoktur. Misyoner gibi çalýþanlar kimlerdir? Kemalizm’i yaymaya çalýþan; Cumhuriyet mitinglerinden Alevilerin darbe çaðrýsý yapýlan mitinglerde boy göstermesi için canla baþla çalýþan kiþilerdir. Alevilerin þeriat tehlikesine karþý darbe çaðrýsý yapýlan etkinliklerde bulunmalarý çok utanç verici bir þeydir. Ya þeriat tehlikesi meselesi? Þeriat tehlikesi meselesine gelecek olursak. Alevilerin rejimin teminatý olduklarý, Atatürkçü olduklarý, laik olduklarý yönündeki temelsiz rol atfetme siyasetinin gündeme geldiði yýllar 90’lý yýllardýr. Ayný yýllar irtica tehlikesinin birinci sýraya konulduðu yýllardýr. Bunun dönüm noktasý da 28 Þubat sürecidir. Bu konsepti sokaklarda dillendirecek kitlesel bir potansiyele ihtiyaç vardý. Ýþte bu mantýkla Aleviler keþfedildi. Rejimin teminatý olduklarý yönünde onlara bir rol atfedildi. Türkiye’de bize dayatýlan manada bir þeriat tehlikesi olduðuna ben inanmýyorum. Fakat Aleviler nezdinde yaþanan bazý acý olaylarýn da doðrudan etkisiyle Sünni çoðunluða karþý temkinli, tereddütlü bir bakýþ acýsý vardýr. Alevilerde de temkinlilik bu ruh hali istismar edilmektedir. Çünkü þeriatçýlar iktidara gelirlerse ilk yapacaklarý þey Alevileri kes-

19

mektir þayiasý Aleviler içinde yayýlmaktadýr. Alevilerin bu rolü oynamalarý için istismar edilecek bir potansiyelleri vardýr. Alevilerde bu tereddüdü doðuran; Çorum, Maraþ, Sivas olaylarý mýdýr?

HOLLANDA

Alevi toplumunda anlatmaya çalýþtýðým türden bir ruh halinin olmasýnýn en büyük nedenleri bu acýlý olaylardýr. Geliþen süreç içerisinde bu olaylarýn kimler tarafýndan kimler kullanýlarak ve ne amaçla tez-

RÖPORTAJ

13 ARALIK 2008

gâhlandýðý çok büyük oranda açýða çýkmýþ durumdadýr. Türkiye toplumunun bütünlüðünü oluþturan çeþitlilik içerisinde birbirimize karþý konumlanmamýzý isteyen karanlýk güç odaklarýnýn bu senaryolarýný uygulamalarýna zemin teþkil eden bazý önyargýlarýmýz da vardýr. Ankara’da Alevi mitingi düzenlendi. Bazý dernekler provokasyon endiþesi ile mitingi eleþtirerek, katýlmadý. Siz nasýl görüyorsunuz? Alevilerin kendi kimlikleriyle ve talepleriyle Türkiye’nin gündemine girme çabalarýný ben saðlýklý bir geliþme olarak görüyorum. Fakat bu noktada þunu da vurgulamak gerekir. Bu tür Alevi taleplerinin gündeme getirildiði etkinliklerin þu partiden yana þu partiye karþý gibi bir siyasi görünüm almasýný doðru bulmuyorum. AKP bir iktidar partisidir. Eleþtirilecektir. Fakat Alevilerin sorunu AKP ile beraber ortaya çýkmamýþtýr. Alevilerin sorunlarý þu veya bu siyasi partiyle deðil, doðrudan rejimledir. Avrupa’daki bazý Alevi dernekleri Ali’siz Alevilik’i gündeme sokmaya çalýþýyor... Alevilerin taleplerini daha fazla görmezden gelmeye devam edersek uç fikirler ya da uç hareketler boy göstermeye baþlar. Belki de bugün taraftar bulamayan o görüþler taraftar bulmaya baþlayacaktýr. Avrupa’daki bazý Alevi dernekleri Alevilerin bir azýnlýk olarak kabul edilmesi yönünde çalýþma yürütüyorlar. Çok acýk söylemek gerekir; bu çaba ve çalýþmanýn en büyük amacý belki de yegâne amacý, o derneklerin milyonlarca Euro olarak ifade edilen fonlardan yararlanmasýnýn mümkün hale gelmesidir. Alevi talepleri ne kadar normal karþýlanýrsa toplumsal önyargýlarý aþabilir ve gerçek manada kardeþlik bilincini yerleþtirebilirsek bu tür marjinal çabalar etkisiz kalacaktýr. Sorunun çözümü için atýlacak en büyük adým ne olmalý sizce? Bu sürecin baþlamasý için Alevi toplumunun üzerinde ortaklaþtýðý taleplerin karþýlanmasý gerekir. Diyanet Ýþleri’nin kaldýrýlmasý, cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi ve zorunlu din derslerinin zorunlu olmaktan çýkarýlmasý gibi. Bunun yaný sýra Sivas ve Maraþ katliamý ile ilgili dosyalarýn açýlmasý, davanýn yeniden görülmesi... Eðer devletin birimlerinin müdahil olduðu olaylar resmen kanýtlanýrsa Alevi toplumundan özür dilenmesi... Elbette ki bunlar çok kolay gerçekleþecek þeyler deðil.


BULMACA

ZAMAN

13 ARALIK 2008

Kapadokya’nýn simgesi

Hazan

Fiyaka

Ýnek sesi

Düzenleyici

Evlilik korkusu

Bir çiçek

Cüzi

Bir nida Doktorlar kurulu raporu

8

20 HOLLANDA

Alt, aþaðý

Muhteva

Büyük, kocaman

Tesbih baþlýðý

Ahlaki

Labada

Ululuk

Cerahat

Rütbesiz askerler

Ýnsan yapýsý

Mevlana þehri

Matematikte sabit sayý

Küçük bitkiler

Net olma Bir tarým aleti

Bir tür üzüm

Antalya’da ada

Ayýrt edici özellikler

Gümüþ

Cömert Kanun koyan

Takma ad

Birine almak üzere býrakýlan

Sodyumun remzi

Bir tür deri

7

Bir tür baþlýk

Koru’nun hecesi

Dövme Ýktisadi

Ser, baþ

Kobaltýn remzi

3

Jüpiter’in bir uydusu

Ýçine yemek konan nesne Bir akrist (... Hanks)

Ata

Ýlave

Uðursuz, kötü Bir renk

Polis sopasý

SUDOKU BULMACA 8

7 5

Ýlgili

7

4

Bir haber ajansý

6 Þair

7

3

4 9

Aktörün iþi

1

Bir teknik direktör (... Çalýmbay)

3 6

1

3

9

1 5

4

1 3

Beyaz

6

9

4

Anlam

6

8

Ýlkel silah

Hoyrat, ince deðil Yýldýz

Bir tür bezelye

Erkek adý Atýn bir yürüyüþü

Baro üyesi

Ekin biçme aleti

Ana, temel

Oruca baþlama zamaný

Yemek

1

2

6 9 5 4 2 1 8 7 3

2 1 3 8 9 7 4 5 6

4 7 8 5 6 3 2 9 1

7 4 9 1 5 2 6 3 8

5 2 6 3 8 9 7 1 4

8 3 1 7 4 6 9 2 5

Bir baðlaç

Zýtlýk, çeliþki

3 6 2 9 1 4 5 8 7

1 5 4 2 7 8 3 6 9

9 8 7 6 3 5 1 4 2

Duman kiri

Sýcak kaplýca suyu

Ýmamlýk

Engel

Lekelenmiþ olan

1

Bir hayvan

Kýsa güldürü Göðüs Bir tür müzik Adale

Ýstemeden

Arapça’da bir harf

Þart eki

Halk dilinde eþek

Bir nota

Volga’nýn bir kolu

Dýþ deðil

Baba’nýn hecesi

Yabancý bir ajans

Bir sayý

Lantanýn remzi Merhem

5

Ýlgili, konu üzerine

SUDOKU ÇÖZÜMÜ

7

4

Erkek ismi

Tablodaki tramlý kalýn çizgilerle belirlenmiþ 3'e 3'lük karelere, 1'den 9'a kadar rakamlarý birer kez kullanarak yerleþtirin. Öyle yerleþtirme yapmalýsýnýz ki, bütün 3 lükleri doldurduðunuzda tablonun bütün kutularý yukarýdan aþaðýya ve soldan saða 1'den 9'a kadar rakamlardan birer kez kullanýlmýþ olsun.

5

Lityumun remzi

Anayasa Mahkemesi Baþkaný (... Kýlýç)

Japonya’da þehir

Hoyrat, sert

Arabistan’da yarýmada

Kýsaca silisyum

Antalya ilçesi

Saha Yat limaný

Azarlama 6

2

Þ ÝFRE K ELÝME:

Yýkýk, viran

1

N

A

T

S

Ý

F

G

N

I

O

N

Ý

R

Z

N

R

G

Z

Þ

T

Z

Ü

D

R

Ý

Z

E

Ç

T

S

E

Z

Ü

I

E

Ü

E

T

K

Ý

N

N

E

Ý

J

T

Þ

Ý

L

A

Þ

A

Y

Ç

E

Ý

R

M

Ü

E

N

T

L

N

E

K

J

Ý

Þ

V

B

O

V

A

Ü

A

Ü

R

A

O

O

E

Ç

E

Ý

K

J

G

I

Z

P

A

E

Y

E

D

U

S

Y

A

R

M

A

D

A

M

Z

G

V

C

T

A

E

Ö

E

M

D

N

Z

Ý

Bir oyuncu (... Naþit)

Ý

L

E

Z

Ý

D

2

3

4

5

KARE BULMACA RÜSTEM AYDIN r.aydin@zaman.com.tr

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 1 2 3 4 5 6

N

Y

B

U

T

U

F

J

N

B

E

Ü

E

Ç

7

K

Ý

C

E

S

E

T

E

Ü

K

O

T

K

Ý

8

Ý

A

N

R

Ý

U

Ý

R

A

V

A

C

J

N

M

N

U

Ý

A

G

D

T

L

L

Þ

D

O

J

6

7

8

SOLDAN SAÐA 1) Allah (cc)’ý noksan sýfatlardan tenzih etme ve ululama.- Güneþ doðmadan az önce beliren aydýnlýk, fecir, tan. 2) Tepki, reaksiyon.- Þaþkýnlýk belirten bir ünlem. 3) Hektometrenin kýsa yazýlýþý.- Ýpek böceklerinde geniþ çapta ölüme yol açan kelebek hastalýðý. 4) Defa, kere.- Fas’ta meþhur turistik bir þehir. 5) Bir batýnda doðan iki kardeþ.Birine, ölen bir yakýnýndan kalan mal mülk, para veya servet, kalýt, býrakýt, tereke. 6) Yüzeyi belirli uzunlukta býrakýlmýþ hammadde lifleriyle kaplý, parlak, yumuþak kumaþ.- Bir peygamber adý. 7) Musa aleyhisselamý kurtarýp firavunun sarayýnda yetiþmesini saðlayan firavunun hanýmý.- Aðýrlýk ve uzunluk ölçüleri için kabul edilmiþ yasal ölçü modeli. 8) Allah (cc)’a ve Allah (cc)’ýn rýzasýna eriþmek için tutulmasý gereken yol; usul ve erkân üzere kurulmuþ tasavvuf yolu.- Bedenî veya ruhî bir hastalýðýn son bulmasý, hastalýktan kurtulma, onma.

YUKARIDAN AÞAÐIYA 1) Mahiyetini, hakikatini araþtýrma, araþtýrýp soruþturma. 2) Ülkemizde bir hayli fazla tüketilen temel bir yiyecek.- Þart eki. 3) Nazi polis örgütü.- Allah (cc)’ý dil ve kalple anma. 4) Ovada veya dere kýyýsýnda çalý ve diken topluluðu.- Kayýp, yitik, ziyan. 5) Mahkeme sonuç belgesi.- Hile, düzen. 6) Yol kesen, eþkýya, haydut, uðru. 7) Kendine has ustalýk, maharet, hüner. 8) Þenlik, neþe, keyif. 9) Ýlgi.- Piþirilerek hazýrlanan yemek. 10) Besiye çekilmiþ, semiz, semirtilmiþ. 11) Ankara’nýn bir ilçesi.Yün veya keçi kýlýndan dokunan bir tür ince kumaþ. 12) Damarlarýmýzda dolaþan hayati sývý.- Afrika’da bir ülke. 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 1 E K O N O M Ý 2 N E D Ý M

A C Ý L

L A L E L Ý

3 O R A K

M Ý M A R

4 L Ý K O R Ý N O Z 5 A H 6 G

D O N

N Ý F A K

B O R A

7 A L E N E N 8 Y A T

M D O

T E Z E K

B U L U T

T A K A T U K A

TERBÝYE, UÐURSUZ, ÜSTÜPÜ, VOKAL, YANLIÞ, ZEKAT. LÝNÝN, MAKET, NESÝBE, ORTAK, ÖRGÜTLÜ, PARDON, PANTER, REJÝM, SEVÝNÇ, ÞEVKÝ, ARMADA, BAKIR, CESET, ÇANKAYA, DÝZEL, ETKÝN, FÝSTAN, GORÝL, HÝMAYE, ÝHMAL, KADÝM, Aþaðýdaki kelimeleri tablonun içine serpiþtirdik. Bunlarý bulabilir misiniz?

Ý

Ð

M

S

L

Y

Ü

U

F

Ý

J

D

Ý

Þ

U

H

Ý

Z

H

E

N

D

G

N

R

U

Z

R

E

M

L

Y

A

R

R

Ü

A

Þ

O

A

M E

Þ

K

E

B

Ý

S

E

N

E

Ç

A

Ü

Ý

J

E

E

V

A

D

R

S

C

A

Þ

U

S

M

H

G

M O

V

Ý

Ð

I

J

N

R

B

Ý

A

E

Ý

Y

Þ

A

M A

L

Y

Ý

A

D

R

E

A

Ç

E

L

R

L

A

A

R

Y

B

P

G

L

K

G

Ü

R

E

M L

Y

A

R

R

Ü

A

Þ

O

A

Y

U

H

Ý

H

E

N

Ý

Ð

L

R

L

A

A

R

Y

B

P

G

L

K

G

Ü

Þ

A

M

A

L

Y

Ý

A

D

R

E

A

Ç

E

E

Ý

K

D

K

K

E

K

K

T

Ý

K

Ö

R

K

D

Z

K

K

E

K

K

T

Ý

K

Ö

R

D

G

N

R

U

Z

M

M S

L

Y

Ü

U

F

Ý

J

D

Ý

Þ

M N

U

Ý

A

G

D

T

L

L

Þ

D

O

J

Ý

A

N

R

Ý

U

Ý

R

A

V

A

C

J

N

K

Ý

C

E

S

E

T

E

Ü

K

O

T

K

Ý

N

Y

B

U

T

U

F

J

N

B

E

Ü

E

Ç D

H

G

M

O

V

Ý

Ð

I

J

N

R

B

Ý

A

E

Ö

E

M D

N

Z

Ý

Ý

L

E

Z

Ý

Y

A

R

M A

D

A

M Z

G

V

C

T

Ý

J

E

E

V

A

D

R

S

C

A

Þ

U

S

Ý

K

J

G

I

Z

P

A

E

Y

E

D

U

S

B

O

V

A

Ü

A

Ü

R

A

O

O

E

Ç

E

M

E

Þ

K

E

B

Ý

S

E

N

E

Ç

A

Ü

R

Aþaðýdaki kelimeleri tablonun içine serpiþtirdik. Bunlarý bulabilir misiniz? ARMADA, BAKIR, CESET, ÇANKAYA, DÝZEL, ETKÝN, FÝSTAN, GORÝL, HÝMAYE, ÝHMAL, KADÝM, LÝNÝN, MAKET, NESÝBE, ORTAK, ÖRGÜTLÜ, PARDON, PANTER, REJÝM, SEVÝNÇ, ÞEVKÝ, TERBÝYE, UÐURSUZ, ÜSTÜPÜ, VOKAL, YANLIÞ, ZEKAT.

ÇÖZÜMLER

A

M Ü

E

N

T

L

N E

K

J

Ý

Þ

V

E

Ý

J

T

Þ

Ý

L

A

Þ

A

Y

Ç

E

Ý

T

S

E

Z

Ü

I

E

Ü

E

T

K

Ý

N

N

R

G

Z

Þ

T

Z

Ü

D

R

Ý

Z

E

Ç

N

A

T

S

Ý

F

G

N I

O

N

Ý

R

Z

K E L Ý M E

A V I

N


AÝLE

ZAMAN

13 ARALIK 2008

22 HOLLANDA

Havalar soðudu, aman dikkat! Havalar soðumaya baþlar. Vücut, mikroorganizmalara karþý bir anda dirençsiz kalýr. Derken, mikroplarýn bedeni ele geçirmesi sonucu soðuk algýnlýðý, grip kapýya dayanýr. Tüm bunlar, her kýþ baþlangýcýnda yazýlan senaryolar. Bu senaryoyu baþtan yazma yolunun ne olduðunu merak edenler varsa hemen söyleyelim: Soðuk havalardan zararsýz çýkmanýn tek yolu, baðýþýklýk sistemlerini güçlendirmek...

NEVÝN HALICI

P

eki, baðýþýklýk sistemini nasýl güçlendirebiliriz? Ufak çapta bir araþtýrma yaptýðýmýzda sadece zayýflamanýn deðil, baðýþýklýk sistemini güçlü tutmanýn yolunun da diyetten geçtiðini görüyoruz. Medical Park Hastanesi Beslenme ve Diet Uzmaný Emel Unutmaz’a kýþ aylarýnda nasýl bir beslenme haritasý takip etmemiz gerektiðini soruyoruz. Diyetisyen Unutmaz, baðýþýklýk sistemini güçsüz býrakan en önemli sebebin, besin yetersizlikleri olduðunu söylüyor ve “Hemen hemen tüm besin gruplarýnýn sistemde farklý görevleri vardýr. Eksikliklerinde sistemin iþleyiþi zarar görür ve vücut savunmasý zayýflar.” diyor. Fazla miktarda þekerli besin tüketenlere üzücü haber, yaz aylarýnda olduðu gibi kýþýn da geliyor. Alýnan fazla þeker, beyaz kan hücrelerinin mikroplara karþý direncini azaltýcý etki gösteriyor. “Ne kadar çok þekerli besin tüketilirse baðýþýklýk sisteminin gücü de o derecede azalýr.” diyen Unutmaz, özellikle enfeksiyon sýrasýnda basit þekerlerden uzak durmanýn önemli olduðuna deðiniyor. Yað tüketiminin yüksek olmasýnýn da baðýþýklýðý baskýladýðýný söyleyen diyetisyen, “Yapýlan çalýþmalarda obez bireylerde enfeksiyon riskinin arttýðý gözlenmiþtir. Bu nedenle þiþman bireylerin kilo kontrollerine daha fazla dikkat etmelerinde

fayda var.” diyor. Son dönemlerde, baðýþýklýk sistemini güçlendirmek amacýyla üzerinde en fazla çalýþma yapýlan grup, ‘karoten’ denilen besinlere rengini veren maddeler. Karotenlerin saðlýklý beslenmedeki yerinden de bahseden Unutmaz; portakal, koyu yeþil yapraklý sebzeler, havuç, kayýsý, brokoli gibi A vitaminini yeterli miktarda almanýn, vücuda zengin karoten saðlayacaðýný belirtiyor. Güçlü baðýþýklýk denince, ilk akla gelen grup hiç kuþkusuz, sebze ve meyveler. Diyetisyen Unutmaz, “Dünya Saðlýk Örgütünün de önerdiði gibi, günlük olarak 3-5 porsiyon sebze ve 2-4 porsiyon meyve tüketmek istediðimiz baðýþýklýk desteðini saðlar.” diyerek antioksidan özellikleri, posalarý, içerdikleri C ve A vitaminleri ile sebze ve meyvelerin önemli besinler olduðunu söylüyor. A, C ve E vitamininin güçlü antioksidanlar olduðunu söyleyen

Unutmaz, bu vitaminlerin enfeksiyonlara karþý da koruma saðladýðýný belirtiyor. Unutmaz, bilinçsizce kullanýlan vitaminlerin saðlýðý zinde tutmaktan çok, çeþitli rahatsýzlýklara neden olabildiðini söylüyor ve “Gebelik, yaþlýlýk, büyüme ve geliþme dönemi, hastalýk süreçleri gibi özel durumlar dýþýnda doktorunuz önermedikçe vitamin desteði almanýz gerekmez. Saðlýklý bir beslenme ile gerekli olan tüm vitamin ve mineralleri saðlayabilirsiniz.” diyor. Soðuk algýnlýðý, grip gibi hastalýklarýn yanýnda, kýþ aylarýnda karþýlaþýlan bir diðer sorunun da kabýzlýk olduðunu belirtiyor. Bu sorunun, su tüketiminin azalmasý, posalý gýdalarýn göz ardý edilmesi gibi nedenlere baðlý olduðunu sözlerine ekleyen Unutmaz, “Bunu engellemek için, bol su içmeli, meyveleri mümkünse kabuklu yemeli. Tam tahýl unu ve ekmekleri kullanmalý ve mutla-

ka sebze meyve tüketimi arttýrýlmalýdýr.” diyor. Diyetisyen, soðuk havalarda en iyi ýsýnma yolu bilinen asit veya kafein zengini içecekler yerine; C vitamini içeren, solunum ve sindirim sistemini rahatlatan kuþburnu, adaçayý, zencefil gibi bitkisel çaylarý tüketmenin gerekliliðini de bahsediyor. Balýðýn yararý saymakla bitmez. Kalp rahatsýzlýklarýndan beyin geliþimine pekçok hastalýða þifa kaynaðý balýklara, baðýþýklýk sisteminin güçlendirilmesinde de rol düþüyor. “Yað asitleri bakýmýndan haftada en az 2 - 3 kere balýk yemek baðýþýklýk sistemimizi güçlendirir.” diyen Unutmaz, çok fazla olmayacak þekilde zeytinyaðý tüketmenin de yararlý olduðunu söylüyor. Birçok ailenin sofrasýnda, olmazsa olmaz diye tabir edilen kurubaklagiller, Unutmaz’a göre; içerdikleri fitokimyasallar sebebiyle haftada 2 kez sofralarýmýzda yer almalý.


ZAMAN

23 HOLLANDA

AÝLE

13 ARALIK 2008

Þerbet kültürümüz Orta Asya’dan bu yana çeþitli içecek ve þerbetler Türk mutfaðýnda önemli bir yer tutar. Orta Asya’daki milli içeceklerimizin kýmýz ve ayran olduðu bilinir. Daha sonra onlara katýldýðý sanýlan çeþitli þerbetler, yakýn zamanlara kadar Türk halkýnýn her mevsimde kullandýðý içeceklerdir.

NEVÝN HALICI

“Çevresinde eðile-büküle dönüp dolaþmada, ona arý-duru gül suyu þerbeti sunmadaydý.” Mevlânâ, Mesnevi 3, sayfa 68, beyit 568. rta Asya’dan bu yana çeþitli içecek ve þerbetler Türk mutfaðýnda önemli bir yer tutar. Orta Asya’daki milli içeceklerimizin kýmýz ve ayran olduðu bilinir. Daha sonra onlara katýldýðý sanýlan çeþitli þerbetler, yakýn zamanlara kadar Türk halkýnýn her mevsimde kullandýðý içeceklerdir. Þerbetler, limon þerbeti (limonata) gibi taze meyvelerden yapýldýklarý gibi, kýþ için ya da bulunmadýklarý mevsimlerde kullanýlmak üzere kaynatýlarak þurup haline getirilerek, içileceði zaman su ilavesiyle karýþtýrýlarak da hazýrlanýrlar. Tazesi þüphesiz tercih edilmekle beraber þuruptan yapýlan þerbetler de nefis özellik taþýrlar. Dahasý reçeller de aynen þuruplar gibi sulandýrýlarak þerbet olarak ikram edilirler. Þerbetler yemek aralarýnda yemeðin daha kolay ve daha fazla yenilmesi amacýyla veya gelen misafire ferahlýk vermesi için hal hatýr sorduktan hemen sonra ikram edilirler. Ayrýca, þerbetler düðün niþan gibi törenlerde özel anlama sahiptir. Niþanlanacak çiftin evliliðe attýðý ilk adým olan söz kesme töreninde tatlý bir þerbet içilir ve sözün kesildiði “þerbeti içildi” ifadesiyle anlatýlýr. Ýlk çaðlarda bal, süt ve pekmez yapýmýndan sonra pekmez þerbeti kullanýlmasý muhtemeldir. Kaþgarlý’da kýmýz ve ayran kelimelerine rastlanýr. 13. yüzyýlda, Selçuknamelerde ise “...ve kasat, kýmýz ve kýmeran ve mümessek ve muattar þerbetler Oðuz resim ve erkaný üzere

O

þan bir kuruluþ... Mevsiyenildi içildi.” der. me göre, Anadolu’dan da Yine 13. yüzyýlda Hz. Gül suyu þerbeti derlenmiþ nevruz, sumak Mevlânâ eserlerinde veya benzeri, bu da olur içeceklerden ayran, MALZEME: mu dediðiniz birçok þerkahve, üzüm þýrasý ve  Gülsuyu þerbeti akþamdan yapýlýp sabah beti orada bulabiliyor ve sirkencübin dýþýnda süzülürse daha nefis olur. zevkle yudumluyorsunuz. bal þerbeti, ballý süt  4 kiþilik Son gidiþimde tatlý almaþerbeti, þekerli süt þer 50 gr kokulu gül yapraðý dým, hemen bir loðusa beti, þeker þerbeti, nar  150 gr þeker þerbeti sundular, nefisti. þerbeti, incir þerbeti,  5 sb su Konyalý da Ýstanbul þergül suyu þerbetinden betlerini iyi bir sunumla bahseder. Yapýlýþý: Gül yapraklarýnýn beyaz kýsýmlarýný veren kuruluþ. Þerbet Osmanlý dönemakasla kes, bir kâsede, þekerin yarýsý ile kültürümüzü bilinçli bir minde ise þerbet ve ov, 1 saat beklet. Kalan þekerle suyu bir þekilde veren kuruluþlarýn þurup sayýsý sayýlamataþým kaynat, ateþten al. Ilýyýnca gül yaprakçoðalmasý dileðiyle bu yacak kadar çoðalýr. larýný ilave et. Soðuyunca tülbentten süz, hafta Selçuklu döneminGüzel kokulu her bardaklara doldur, ikram et veya þekerle den günümüze inen þertürlü meyve, çiçek ve suyu kaynat, yeterince gül esansý ilave et. betlerin þahý bir gül þerbitkilerden þurup ve beti yapalým. Taze gül þerbet yapýldýðý anlazamaný deðil ama þeker þýlýr. Limon, portakal þerbetleri; yasemin, menekþe, küviler olurdu. Kýþ mevsiminde þerbetine birkaç damla gül esanfulya, gelincik þerbetleri yanýn- ise önce bir kahve sunulur, sonra sý ilave ederek de gül þerbeti da, hardaliye de denilen hardallý þerbet, bisküvi ikramýna geçilir- yapabilirsiniz. Zamanýnda, taze þýra ve boza gibi içecekler bun- di. Þerbetler mutlaka ince cam gül yapraklarýyla yapacaðýnýz bu lardan bazýlarýdýr. Anadolu’da bardaklarda sunulur, bir sürahi- þerbetin tadý ise sizi, Fuzuli’nin ise þerbet çeþitleri bölge ürünle- ye de doldurularak arzu edenle- “Öyle sermestem ki idrak etmeriyle farklý lezzetler kazanýr. rin bardaklarýna tekrar tekrar zem dünya nedir” mýsraýnýn Güneydoðu’da meyan þerbeti, doldurulurdu. 1960’lý yýllardan güzelliðine ulaþtýracak nitelikte... Güzellikler içinde kalmanýz sumak þerbeti, Ege’de kavun sonra çoðalan ticari gazlý içecekçekirdeði þerbeti, Ýç Anadolu’da lere, cola, pepsi gibi yabancý dileðiyle... koruk þerbeti vb. gibi... Güney’in menþeli türlerin de eklenmesiyle ünlü içeceði þalgam suyu ise þurup ve þerbetlerimizin tüketi- Kaynaklar: turþu olduðu için farklý bir lez- minde azalma meydana geldi. Hadiye Fahriye, Tatlýcý Baþý, zettir, ama þerbet gibi içilir... Ev hanýmlarýmýz keþke kolalý Ýstanbul, Matbaayý Ahmet Kamil, Türk mutfaðýnda turþular ve ticari içecekler yerine evde þer- 1342. turþu sularý ayrý incelenecek bet yapmaya yönelseler. Bu Halýcý, Nevin. Konya Yemek Külmevsimde, bir limonata yapýmý türü ve Konya Yemekleri. Rumi kadar zenginlik taþýr. 1960’lý yýllardan önce, ev ne kadar kolay, saðlýklý ve eko- Yayýnlarý, Ýstanbul, 2005. hanýmlarýnýn gezmelerinde, yaz nomik... Mevlânâ. Mesnevi ve Þerhi 3. ÞerGünümüzde, Çiya lokantasý heden: Abdülbaki Gölpýnarlý, Ýkinmevsiminde ise baþ ikramlar þerbetler ve onlarla sunulan bis- þerbet konusunu yaþatmaya çalý- ci Basým, Ýstanbul, 1985.


GÜNDEM

ZAMAN

13 ARALIK 2008

24 HOLLANDA

Yaftalamayýn, bir de kamera arkasýný okuyun! Foto: Ýsa Þimþek

Sessiz bir filmle büyük ses getiren Zaman’ýn yeni reklam filminin kamera arkasýný Ogilvy & Mather Ajansý ekibiyle konuþtuk. Filmde tiplerin deðil, etiketin baþrolde olduðunu söyleyen ekip, insanlarýn çekim sýrasýnda yaftalama etiketlerine büyük ilgi gösterdiðini ve ‘deli’ etiketini kendi üzerlerine yapýþtýran birçok insan çýktýðýný söylüyor.

H. SALÝH ZENGÝN

H

epimiz etiketlerle yaþýyoruz. Herkesin bizim hakkýmýzda bir yaftasý var, ayný þekilde hepimiz de birilerini yaftalayýp etiketliyoruz. Dünyada kutuplaþmalar geçmiþten çok daha fazla yaþanýyor. Faþist, komünist, satanist, yobaz, liboþ, etiketleri ortalýkta uçuþuyor ve yapýþtýrýlmak için adeta hedef kolluyor. Ýþte böyle bir ortamda bu konuyu ele alan Zaman’ýn ‘Yaftalamadan Düþünün’ isimli reklam konsepti her kesimden büyük ilgi gördü ve destek aldý. Gerginliklerin oluþmamasý ve çatýþmalarýn yaþanmamasý için farklý fikirlere müsamaha gösterilmesi gerektiðine dikkat çeken Zaman’ýn reklamlarýnýn kamera arkasýna bakmak istedik biz de. Ogilvy Mather Ajansý tarafýndan yürütülen reklam kampanyasýnýn iki gün boyunca süren reklam çekimlerinin oldukça planlý ve hýzlý gerçekleþtiðini söyleyen Ogilvy & Mather Ajansý sanat yönetmeni Hami Kural, fotoðraf çekimlerinin de iki gün sürdüðünü belirtiyor. Reklam cast’ýný oluþtururken yaftalama cümlelerini kullandýklarý tiplerin özellikle baskýn karakter olmamasýna dikkat ettiklerini söyleyen Kural, yorumu kolaylaþtýracak tiplerden uzak durduklarýný söylüyor. Ýnsanlarýn, kiþileri yapýþtýrýlan etikete göre deðerlendirdiklerini ifade eden Kural, “Filmde etiket baþrolde, tipler deðil. Zaten direkt objektife bakmýyorlar, kör noktaya bakýyorlar. Durumun farkýnda olmamalarýný istedik. Ýnsanlar, gösterdiðimiz satanist fotoðrafýna bakýp ‘O satanist gibi deðil’ diyorlar. Burada bile önyargýyla bakýyorlar.” diyor.

Film sýrasýnda en çok lokasyon farklýlýklarýnýn kendilerini zorladýðýný belirten Kural, film yönetmeni Fatih Kýzýlgök’ün çok iyi iþ çýkardýðýný ve sessiz bir filmle çok ses getiren bir çekim gerçekleþtirdiðini ifade ediyor. Reklam çekimleri sýrasýnda halkýn da büyük ilgi gösterdiðini belirten sanat yönetmeni, Kadýköy’de çekim yaparken insanlarýn gelip ‘Abi ‘deli’ sticker’ý var mý?’ diye sorduklarýný ve alýp kendi kendilerine yapýþtýrdýklarýný söylüyor. ‘Yaftalar deðiþiyor ama yaftalama lüksü deðiþmiyor’ Ogilvy Mather Ajansý’nýn reklam yazarý Gürkan Günaydýn ise önyargýnýn iletiþimi kestiðine ve kamplaþmayý artýrdýðýna dikkat çekiyor. “Önyargýnýn iletiþimi kestiði bir ortam var. Biz ‘Bir de Zaman okuyun’ diyoruz, bir de buradan olaylara bakýn diyoruz. Güzel bir þey söyleyelim ve Zaman’da bunun altýna imza atsýn diye düþündük. Dört tarafýmýz önyargýlarla çevrili, biz de önyargýlýyýz. Bunu somut hale getirmeye çalýþtýk. Bu filmin için-

deki yaftalarda Zaman okurlarýnýn yaptýklarý da var elbet. Reklam; yaftalamanýn, kim tarafýndan yapýlýrsa yapýlsýn, doðru olmadýðý düþüncesinden hareket ederek bunu cesaretle ifade ediyor. Bunun muhasebesini yapacak entelektüel bir kadro var Zaman’da.” diyen Günaydýn, reklamdan sonra birçok tepki aldýklarýný söylüyor. Olumlu tepkiler yanýnda olumsuz tepkiler de olduðunu belirten Günaydýn, eleþtirenlerde bir yaftalama olduðu gerçeðine dikkat çekiyor.

Bu reklamýn gazete satmaya yönelik bir kampanya olmadýðýný kaydeden reklam yazarý, reklamýn, ortak paydada buluþtuðumuz deðerlere, bir gazetenin sahip çýkma projesi olarak baktýklarýný belirtiyor. Filmdeki yaftalarý belirlemek için sýkýntý çekmediklerini hatta birçoðunu elediklerini dile getiren Günaydýn, “Aslýnda yaftalarýn çok olmasý toplumsal bir deðiþimi de gösteriyor. Ýnsanýn deðiþik yerlerden hayata katýlýp çeþitlendiðini belgeliyor. Eskiden sadece saðcý, solcu, komünist vardý. Bu reklamý 20 yýl önce çeksek ne gibi yaftalar yazardýk acaba? 25 yýl sonra çektiðimizde neler yazacaðýz? Yaftalar deðiþiyor ama yaftalama lüksü deðiþmiyor.” diye konuþuyor. Sanat yönetmeni Hami Kural ise reklamdaki kavramlarý çok tartýþtýklarýný, saðcý ve solcu gibi yaftalamalarý özellikle kullanmadýklarýný, çünkü bu iki kavramýn politik bir görüþ olduðunu ifade ediyor ve ‘yaftalama’ kelimesini kullanarak bu kavramý tozlu raflardan tekrar çýkarýp günlük dile kazandýrdýklarýný belirtiyor.


ZAMAN

25

HOLLANDA

GÜNDEM

13 ARALIK 2008

Arkadaþlar toplanýn, Baþbakan bize geliyor Nursuna-Salih Memecan, Baþbakan ile birlikte birçok ünlü ismi Sýraselviler’deki evinde aðýrladý. Katýlýmcýlarýn ifadesiyle sýcak ortamda geçen davet, sonradan kavgalara kapý araladý. Yaþananlar, yorumla harmanlanarak gazete köþelerine yansýdý. Bu tür davetlerin en bilinen ismi Canan Barlas, o gece yaþananlarýn dýþarý sýzdýrýlmasýný görgüsüzlük olarak deðerlendiriyor.

RAHÝME SEZGÝN

Kolaj: Salih Tekin

G

ünlerdir konuþulan bir akþam yemeði düþünün. Gitmediniz, görmediniz ama her ayrýntýsýný biliyorsunuz. Davetliler için hazýrlanan palamut þiþten tutun da ‘kim kimin yanýna oturdu, kim ne içti’ye kadar her ayrýntýdan haberdarsýnýz. Geçtiðimiz günlerde Sýraselviler’de bir apartman dairesinde gerçekleþen akþam yemeði, son günlerde çok konuþuluyor. Köþe yazarlarý, akademisyenler arasýnda polemikler, tartýþmalar bu yemekten sonra daha da alevlendi. Davet sahibi, herkesin malûmu, Nursuna-Salih Memecan çifti. Davetliler ise Baþbakan Tayyip Erdoðan ve eþi baþta olmak üzere LüsetMustafa Taviloðlu, Füsun-Faruk Eczacýbaþý, Nevbahar-Ali Koç, Nuran-Prof. Dr. Tosun Terzioðlu gibi isimlerden oluþuyor. Memecanlar’ýn tartýþýlan ve eleþtirilen daveti, aslýnda bir ilk deðildi. Geçmiþ dönemlerde de bu tür davetler farklý isimler tarafýndan verildi. Bu tür davetlere ev sahipliði ile meþhur iki isim var: Gazeteci Nazlý Ilýcak ve gazeteci Canan-Mehmet Barlas çifti. Bir dönem bu tür organizasyonlara ev sahipliði yapan fakat bu defa yemeðe davet bile edilmeyen Canan Barlas ve Nazlý Ilýcak’a biz de bu son yemeði nasýl deðerlendirdiklerini ve bu yemeklerin perde arkasýný sorduk. Nazlý Ilýcak ve Canan Barlas’ýn siyasetin önemli isimlerini evlerinde aðýrlamasý biraz da aile geleneðine baðlý. Nazlý Ilýcak, 24 yaþýnda Kemal Ilýcak ile evlendikten sonra kendini böyle

davetlerin ortasýnda bulmuþ. Canan Barlas da kayýnpederi bakan olduðu için bu tür toplantýlara çok eskiden aþina. Nazlý Ilýcak, özellikle maðdur olduklarý zaman insanlara ev sahipliði yapmýþ. Bu isimler arasýnda bir dönem siyasi maðduriyet yaþayan Süleyman Demirel’in yaný sýra zor bir dönemden geçen bugünün baþbakaný Tayyip Erdoðan ve Abdullah Gül de bulunuyor. Maðdur olduðu bir dönemde Tayyip Erdoðan’ý evinde misafir eden Ilýcak, iktidar olduktan sonra kendisi ile yakýn iliþkisini sürdürmemiþ. Benzer durum Canan-Mehmet Barlas çifti için de geçerli. Özellikle Turgut Özal’ýn sýk sýk ziyaret ettiði ve bu tür toplantýlar ile gündeme gelen Barlaslarýn Otaðtepe’deki evleri Tayyip Erdoðan’ý da hapishaneye girmeden önce aðýrlamýþ. Baþbakan’ýn þimdilerde çok meþgul olduðunu söyleyen Canan Barlas “dostluk yemekleri” olarak tanýmladýðý bu tür buluþmalarýn, her zaman kendi evinde yapýlmasý gerekmediðini söylüyor. Ertuðrul Özkök’le Tayyip Erdoðan’ý buluþturdum Memecanlarýn ‘gece zirvesi’nde konuklardan Eser Karakaþ’ýn ifa-

desine göre çok ciddi konular konuþulmamýþtý. Orada bulunanlarýn anlattýklarýna göre Galatasaray-Fenerbahçe maçý gecenin en önemli konusuydu. Peki, bu tür davetler her zaman sohbet amaçlý mý gerçekleþir? Yoksa siyasetçileri birileri ile ayný ortama getirmenin de bir yöntemi midir? Canan Barlas, bu tür yemekleri asla buluþturmak için yapmadýklarýný söylüyor. Vehbi Koç, Sakýp Sabancý, Bülent Ecevit, Recai Kutan, Hasan Celal Güzel, Tansu Çiller ve daha birçok ismi evinde aðýrlayan Barlas, dostluk ve arkadaþlýk için bir araya geldiklerini söylüyor. Siyasetin olmazsa olmaz konularýn baþýný çektiði akþamlarda yeme-içme, müzik ve hayata dair birçok konu konuþulurmuþ. Alaturka dinlemeyi çok seven Mehmet Barlas ile Güneþ Taner böyle buluþmalarýn olduðu akþamlarda birlikte müzik dinlermiþ. Bu akþamlarda genellikle siyaset konuþulduðunu belirten Ilýcak ise, ilginç buluþmalara ev sahipliði yaptýðýný söylüyor. Örnek olarak da Hürriyet Gazetesi Genel Yayýn Yönetmeni Ertuðrul Özkök ile Tayyip Erdoðan ve Abdullah Gül’ü iktidarda bulunmadýklarý dönemde buluþturmasýný gösteriyor. Nursuna Memecan’ýn davetli

listesi her zaman görüþtüðü arkadaþlarýndan oluþuyordu. Fakat bazen durum farklý olabiliyor. Nazlý Ilýcak, kendi davetli listesinin yanýnda karþýdaki kiþinin de arzu ederse bir liste hazýrlayabileceðini söylüyor. Canan Barlas ise baþbakandan özel talepte bulunacak ya da onu sinirlendirecek insanlarýn bu tür ortamlara sokulmamasýný en çok dikkat edilmesi gereken hususlardan biri olarak görüyor. Bir dönem verdikleri davetler ile gündeme gelen Nazlý Ilýcak ve Canan Barlas, bu konuda kendilerini saf dýþý kalmýþ gibi hissetmiyor. Ilýcak, Baþbakan’ýn iktidar olduktan sonra evine gelmek istemediðini söylüyor ve bunu kendi milletvekilinin evinde gerçekleþtirmesini de doðal karýþýlýyor. Canan Barlas da “Her zaman baþbakaný biz aðýrlayacaðýz diye bir durum yok.” diyerek rahatsýz olmadýðýný dile getiriyor. Barlas ve Ilýcak’a göre Memecan çiftine yapýlan eleþtiriler haksýz. “Bizim de çok fazla davetimiz oldu ama basýna sýzmadý.” diyen Barlas, orada olanlarýn dýþarý sýzdýrýlmasýný görgüsüzlük olarak deðerlendiriyor. Ilýcak ise orada olanlarýn yazýlýpçizilmesini normal karþýlamak gerektiðine inanýyor.


YORUM

13 ARALIK 2008

ZAMAN

26 HOLLANDA

Kutsal masa Bir dakika beyler, bir dakika! Önce þu Ýsviçre’nin yönetim þekline bakalým hele. Ansiklopedi’nin söylediðine göre bu adamlar henüz Cumhuriyet’in nasýl bir fazilet rejimi olduðundan bile habersiz görünüyor; Ýsviçre 1848’den beri Konfederasyonla yönetiliyor, yani bir Cumhurbaþkanlarý bile yok ve biz oturmuþ bunlarýn gönderdiði masayý nereye koyacaðýmýzý tartýþýp birbirimizi týrmalýyoruz. AHMET TURAN ALKAN

“Sayýn Cumhurbaþkaný Gül, bu masa ile ilgili olarak düzenlenen törende masa için teþekkür etmeyi unuttu. Danýþmanlarý bunu hatýrlatýnca (Ha... Bir de masa var. Teþekkür etmem gerekiyor galiba) diyerek teþekkürleri ifade etti. Daha sonra bazý basýn organlarý bu masaya “bir ihanet masasý” dediler. Yani Lozan Antlaþmasý’ný bir ihanet antlaþmasý olarak gördükleri anlaþýldý. Daha sonra Çankaya’da Cumhurbaþkanlýðý Köþkü’nden bu masaya Köþk’te yer bulmanýn mümkün olmadýðý, bu masanýn nerede bulunacaðýna ilgili bakanlarýn bir komisyon kurarak karar verecekleri açýklandý. Þu anda masa sahipsizdir, nerede duracaðý belirsizdir. Boþlukta kalmýþtýr konu. Oldukça da süre geçmiþtir. Bu bizi çok rahatsýz etti. Üzüldük. Çünkü Lozan Antlaþmasý, Türkiye’nin uluslararasý meþruiyetinin bütün dünya tarafýndan kabul edildiði bir anlaþmadýr. Ülkenin varlýk sebebi, Türkiye’nin vicdanýdýr. Birinci

Dünya Savaþý’ný bitiren antlaþmalarýn hiçbiri yürürlükte deðil, sadece Lozan Antlaþmasý yürürlükte kalmaya devam ediyor. Bugün için anlaþmanýn büyük deðeri vardýr. Bütün tartýþmalar oraya gelip dayanmaktadýr; bu masaya gösterilen tepkinin aslýnda bu antlaþmaya yönelik bir hazýmsýzlýðý, bir tepkiyi yansýttýðýný üzüntüyle görüyorum.” diyen Baykal, bu çerçevede CHP olarak kamuoyuna bir açýklama yapmayý kararlaþtýrdýklarýný ifade ettikten sonra bombayý patlatmýþ: “Bu masaya CHP olarak biz sahip çýkmaya hazýrýz. Bu CHP’ye yakýþýr. Bunu imzalayan ikinci Cumhurbaþkanýmýz ve ikinci genel baþkanýmýz Ýsmet Ýnönü’dür.” dedikten sonra yeni bir genel merkez inþa ettiklerini ve burada müze ve arþiv geliþtirme konusunu ciddiyetle ele aldýklarýný kaydeden Baykal, “Bu masaya layýkýyla sahip çýkacak noktadayýz. Eðer bu konuda Türkiye’de devletin, bürokrasinin Foto: Mehmet Kaman

N

e kadar ayýplasanýz haklýsýnýz; bir haftadan beri resmen dalga geçiyor olmalýyým ki, þu meþhur “Lozan Masasý” haberini atlamýþým. Haber þöyle: Ýsviçre Konfederasyonu Baþkaný Pascal Couchepin, Türkiye’yi ziyaret etmeden önce Cumhurbaþkaný Abdullah Gül’e güzel bir jest yapmak istemiþ ve ellerini çenesine dayayýp, “Acaba ne yapsam Türkleri çok sevindiririm?” diye hayli düþündükten sonra Lozan Antlaþmasý’nýn imzalandýðý masayý hediye etmeye karar vermiþ. Cumhurbaþkaný Gül ise, “Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluþuna sahne olan bir masa. Bizim için manevî deðeri tabii ki büyük olan bir aný. Tabii ki bu, Türkiye’de depoda durmayacak, Türkiye’de en güzel þekilde sergilenecek.” diyerek teþekkür etmiþ. Anladýðým kadarýyla biz, “Bu masayý ne yapacaðýz, nereye koyacak, nasýl sergileyeceðiz; bu masaya en lâyýk bina, en yaraþýr mevkii hangisidir?” diye düþünüp dururken Vakit Gazetesi, mezkûr masanýn resmini basýp, “Ýþte ihanet masasý!” diye ortalýðý velveleye verip Cumhurbaþkaný’ný, “Bu masayý niçin kabul ettiniz?” diye eleþtirince ortalýk karýþývermiþ. Her türlü karýþýklýktan rejim aleyhtarý bir rutûbet hissesi çýkarmasýyla mâruf anamuhalefet partimiz, kutsal masanýn, otobüste unutulmuþ bir eþya gibi ortalýk yerde sahipsiz kaldýðýný görünce dayanamamýþ; bu armaðanýn Türkiye’de çok büyük ilgi, heyecan, sevinç yaratacaðýný umut eden CHP’lideri Baykal, açmýþ aðzýný yummuþ gözünü:

sahip çýkmakta bir sýkýntýsý varsa, CHP olarak bu masaya talibiz. Onu en iyi þekilde korur, muhafaza ederiz. Vatandaþlarýmýzýn bunu en iyi þekilde izlemelerini, görmelerini saðlayacak þekilde teþhir ederiz.” diye konuþmuþ. Muhtemelen demecinin tam da burasýnda, “Yahu, koca anamuhalefet partisi iþi gücü býraktý, dört bacaklý bir masayla uðraþýyor.” diye dalga geçecek aymazlara malzeme vermemek için Sayýn Baykal, sözlerine þöyle devam etmiþ: “Önemli olan masa deðil Lozan Antlaþmasý’nýn bizatihi kendisidir. Kamuoyumuzu Lozan Antlaþmasý’ný ve Lozan Antlaþmasý’nýn imzalandýðý o masaya sahip çýkmaya, bu bürokratik ilgisizliðe, vurdum duymazlýða bir an önce son verilmesini talep etmeye çaðýrýyorum. Kendi tarihimize karþý, deðerlerimize karþý bu vurdum duymazlýk gerçekten çok incitici ve üzücüdür. Buna bir an önce son vermek lazým. Biz bu konuda harekete geçmeye hazýrýz. Kamuoyumuz da bu konuya sahip çýkmalý, destek olmalýdýr ve bir an önce Lozan masasýnýn sahipsiz olduðu gibi bir izlenim ortadan kaldýrýlmalýdýr.” * Yazýyý buraya kadar okumayý baþardýysanýz sizi kutlamak isterim çünkü insan yoruluyor. Zannedersiniz ki Ýsviçre Konfederasyonu Baþkaný Pascal Couchepin, bize dört bacaklý bir masa deðil de nükleer atýkla dolu bir gemi dolusu varil göndererek ülkeyi içerden çökertmek gibi hain bir tertibin içindedir. Ne münasebet; sadece basit bir iyiniyet jestinde bulunmak istemiþ Mösyö Kuþepen (Bilenlere sordum; öyle okunmasý lazým geliyormuþ). Bir dakika beyler, bir dakika! Önce þu Ýsviçre’nin yönetim þekline bakalým hele. Ansiklopedi’nin söylediðine göre bu adamlar henüz Cumhuriyet’in nasýl bir fazilet rejimi olduðundan bile habersiz görünüyor; Ýsviçre 1848’den beri Konfederasyonla yönetiliyor, yani bir Cumhurbaþkanlarý bile yok ve biz oturmuþ bunlarýn gönderdiði masayý nereye koyacaðýmýzý tartýþýp birbirimizi týrmalýyoruz. * Bilirim aldýrýþ eden çýkmaz fakat ben hükümetin yerinde olsam masayý olduðu gibi CHP Genel Merkezi’ne zimmetler, sonra da bir kenara çekilip parti içi muhalefetle Baykalcýlar arasýndaki “kutsal masa” polemiðini seyrederdim. * Masa da masaymýþ ha!


ZAMAN

26 HOLLANDA

GÜNDEM

13 ARALIK 2008

HÝNDÝSTAN’DA ÞOFÖRLÜK YETMÝYOR ÞANS VE ÝYÝ ÇALAN KORNA DA LAZIM! Hindistan hem trafiði, hem o trafikte gördükleriniz hem de insan manzaralarý ile hayli þaþýrtýcý bir ülke. Araç ve insan trafiði, uyulmayan kurallar, iyi çalan kornalar bileþkesine, kaldýrýmlarý mesken edinen insanlarýn fotoðrafý ekleniyor Bombay’da. Yeni Delhi ise, daha geniþ caddeleri ve iyi görünen yollarýyla dikkat çekiyor.

MEMDUH TAÞLICALI

Dünya birçok konuda olduðu gibi otomotivde de hýzlý deðiþimlere sahne oluyor. Örneðin 10-15 yýl öncesine kadar adý listelerde bile bulunmayan ülkeler bugün ana oyuncu rolüne soyunmuþ vaziyette; Çin, Hindistan, Rusya ve Latin Amerika (özellikle Brezilya) bütün üreticilerin gözü üzerinde olan ülkeler. Bunlara BRIC ülkeleri de diyorlar. Dünya nüfusunun yarýsýndan fazlasý BRIC ülkelerinde yaþýyor. Üstelik dünyaya da yeni yeni gözlerini açýyorlar. Haliyle müthiþ bir pazar potansiyeli var. Bir de Batý dünyasýnda yaþanan krizleri üst üste eklediðimizde geleceðin kritik ülkelerinin buralarý olduðunu görmemek imkansýz. Ýþte bu yaklaþýmlarla önceki hafta bir grup gazeteci arkadaþla birlikte çýktýk Hindistan yollarýna. Amacýmýz, bu yýl fuarlarda sergilenmeye baþlanan ve henüz seri üretimi olmayan dünyanýn en ucuz otomobili Nano’yu test edip bu ülkenin milli markalarýndan biri olan Tata’nýn fabrikalarýný görmekti. Bu arada Hindistan’da yollarý ve insanlarý da tanýmýþ olacaktýk. Tanýdýk da!.. Ülkenin ikinci büyük kenti Bombay’da araç ve insan kalabalýðý ile ilk þoku yaþamýþ olduk. Tarifi zor bir trafik var; motosikletler, üç tekerli ‘tuktuk’lar, eski taksiler, ‘kutsal inek’lerin çektiði kaðnýlar, rengarenk kamyonlar aralýksýz kornalar eþliðinde gelip geçiyorlar. Kýrmýzý ýþýk bazen uyulan bazen de uyulmamasý

gereken bir kuralý tanýmlýyor! Otobüste þehir turu yaparken Hintli rehberin þu sözleri çok manidar geliyor: “Hindistan’da trafiðe çýkmýþsanýz þu üç þeye ihtiyacýnýz var; iyi bir þoförlük, iyi bir þans ve iyi çalan bir korna!” Yollarda yürüyen yayalar araçlarýn aralarýndan yol bulmaya çalýþýyor. Kaldýrýmlar pek çok insanýn evi, banyosu, yataðý; hasýlý yaþam alaný. Biraz daha iyi durumda olanlar tenekeden barakalar kurmuþ. Bunlara bakarken ýþýktan ya da trafikten dolayý duran otomobillerin camýnda hemen kucaðýnda küçücük çocuðu olan, kendisi de pek büyük sayýlmayacak kýzlar beliriyor. Camý týklatýp yiyecek bir þeyler almak için para istiyorlar. Hindistan dýþýnda hiçbir ülkede dipte yaþayanlarla zirvede olanlarý bir arada, ayný kaldýrýmda görme þansý bulamazsýnýz. Tanýtým filmlerinde ‘incredible-inanýlmaz’ olarak kendini tanýmlayan Hindistan’da inanýlmaz olan þey, bu hayatýn turistler dýþýnda herkes tarafýndan kanýksanmýþ olmasý. Tekrar trafiðe dönelim... Eski bir Ýngiliz sömürgesi olduðu için Hindistan’da araçlar saðdan direksiyonlu ve trafik bize göre ters akýyor. 1,2 milyar nüfuslu ülkede yýlda bir milyon 200 bin civarýnda araç satýlýyormuþ. Önümüzdeki yýllarda 2-3 milyonlu rakamlara çýkmasý bekleniyor. Yollarda ilk üç sýrayý Suzuki, Hyundai ve Tata paylaþýyor. A sýnýfý olarak bilinen Suzuki Alto, Hyundai Atos, i10 gibi araçlar bu yollarda fazlasýyla var. Türkiye’de filo otombili olarak satýlan bazý modeller makam otomobili niyetine kullanýlýyor. Taksileri 50’li yýllarýn modellerinin güncel üretiminden ibaret. Bu yüzden dünyanýn en ucuz otomobili projesinin böyle bir ortamda çýkmasý oldukça normal. Baþkent Yeni Delhi, daha geniþ caddeleri ve daha iyi görünen yollarý ile dikkat çekiyor. Ancak, cesaret edip eski Delhi bölgesine geçtiðinizde sizi yine ‘inanýlmaz’ görüntüler karþýlýyor. Hindistan’da yol ve insan manzaralarýný bir yazýya sýðdýrabilmek mümkün deðil, yaþamak gerekiyor, cesareti olana!..


SÝNEMA

ZAMAN

13 ARALIK 2008

28 HOLLANDA

Osmanlý Cumhuriyeti

Destere’ni kap da gel! Bu hafta iki komedi filmi birden gösterime giriyor: “Destere” ve “Osmanlý Cumhuriyeti” Doðrusunu isterseniz ikincisinin saf bir komedi olduðunu söyleyemeyiz, ama Gani Müjde faktörü yüz kaslarýmýzýn limitlerini kimi anlarda kulaklarýmýza kadar zorlayabilir.

BURÇÝN S. YALÇIN

T

a eski Yeþilçam döneminden bu yana komedi filmleri sinemalarda izleyici nezdinde karþýlýðýný fazlasýyla bulmuþtur. Zaten bu sayede bu topraklar çok yetenekli komedyenler yetiþtirmiþtir: Kemal Sunal’dan Ýlyas Salman’a, Öztürk Serengil’den Sadri Alýþýk’a... Bu verim bugün de devam ediyor. Bugün Türkiye milyonlarý peþinden sürükleyecek komedyenlere hâlâ sahip. Ayný sürgit baþarý bugünkü komedi filmleri için de geçerli: Yeni nesil Hababam’lar nasýlsa ortalýðý kýrýp

geçirmeye, Cem Yýlmaz’ýn her filmi zirveye oynamaya devam ediyor. Son 20 yýlýn en çok izleyici çeken filmi ise bu seneki bir komedi filmi, “Recep Ývedik” oldu. “Maskeli Beþler” ve “Çýlgýn Dersane” serilerinin arkasý kesilmiyor. Zira görmezden gelinemeyecek bir ilgiye mazhar oluyorlar. Küçük bir filmle voliyi vurma peþindeki bir grup genç sinemacý ne çekelim diye kapýnýzý çalsa, en büyük sevabý onlara komedi filmi çekmelerini tavsiye ederek kazanýrsýnýz. Öyle bir süreç-

ten geçiyoruz. Nitekim Þahan Gökbakar ve (yönetmeni olan) kardeþi Togan Gökbakar da ikinci “Recep Ývedik” için kollarý sývadýlar. Yeni yýlýn ilk aylarýnda Türk sinemasýnýn en ünlü magandasýndan bir rekor daha bekliyoruz. Hadi bakalým! Öte yandan, Cem Yýlmaz beþ yýl önceki bilimkurgusu “G.O.R.A”yý ‘tersyüz etmiþ’ durumda. Yeni filmi “A.R.O.G” 5 Aralýk’taki gösterim tarihini beklemeye baþladý. Yýlmaz, tiplemesi halýcý Arif’i (ki bu tip tümüyle Sadri Alýþýk’a bir saygý duruþu) bu


ZAMAN

kez Yontmataþ Devri’ne götürüyor. Anlayacaðýnýz, o da oradan ayrý bir damar tutturmuþ durumda. Þu sýralar bir araþtýrma þirketi Türkiye’nin en sevilen insanlarý anketi düzenlese, Cem Yýlmaz rahatlýkla zirveye oynar. Haliyle her filmi giþe rekorlarýnýn korkulu rüyasý. Bununla birlikte, yýlda ürettiðimiz film sayýsý 2008’de 50’yi aþmýþken ve bunlarýn hiç deðilse dörtte biri komediyken, çekilen her komik þeyin düzeyli çýkmasýný da bekleyemeyiz. Düzeyden kasýt da hiç deðilse hamurunda asgari düzeyde bir zekâ barýndýrmasý. Ne yazýk ki, karþýmýza çýkan komedilerin sýklýkla bundan yoksun olduðunu görüyoruz. Bu hafta gösterime giren “Destere” aslýnda derdimizi anlatmak için yerinde bir örnek. Malum, bizde (sadece bizde de

29 HOLLANDA

Recep Ývedik

A.R.O.G.

Hokkabaz

Destere

deðil, tüm dünyada) büyük bir fenomene dönüþen kan revan serisi “Testere” psikopat bir seri katilin kurbanlarýna reva gördüðü türlü çeþitli iþkenceye bizleri tanýk eden bir istismar sinemasý örneði. Bu hafta sinemalara gelen bizim Peker Açýkalýn’lý versiyon ise o filmin aþaðý yukarý bire bir ‘Sulukule’ usulü yeniden çevrimi. Ýþin esprisi de burada olmalý zaten diyebilirsiniz ama kazýn ayaðý pek öyle deðil. Parodi sinemasýnýn da bir ‘raconu’ var ve zaten yýllardýr sinema âlemlerinde bu tür filmlerin bir itibar kaybý olduðu da bir gerçek. Hal böyleyken, “Destere”ye daha baþtan sempatiyle bakmak için sebepleriniz bir hayli azalmýþ oluyor. Hele ki, filmin yapýmcýlarý eðer “Testere” serisinin hayranlarýnýn bu filme bayýlacaðýný sanýyorlarsa (ki orijinal

filme aslýnda bunca sadýk kalmalarý böyle sandýklarýnýn ispatý) çok yanýlýyorlar. Çalakalem komedi “G.O.R.A” gibi geleneksel Hollywood bilimkurgularýný ti’ye alan, üstelik Türkiye þartlarýnda yüksek sayýlabilecek bir bütçeyle çekilen bir film bile skeçlere teslim bir sinemadan öteye gidememiþti. Cem Yýlmaz’ýn “A.R.O.G”u çekerken bu deneyimden dersler çýkardýðýný tahmin ediyoruz. Sinemasal hikâye anlatýcýlýðýný geliþtirdiði takdirde ondan çok iyi neticeler alacaðýmýz kesin. Bir önceki filmi “Hokkabaz” buna iyi bir örnekti. Ýþin içinde olanlarýn aðzýnda öteden beri þuna benzer bir terane vardýr: “Komedi yapmak en zorudur!” Doðru olabilir. Tam da bu yüzden çalakalem yapýlma-

SÝNEMA

13 ARALIK 2008

malý iþte. Ne olduðunu bilmeden, ilk “Maskeli Beþler” filmine götürdüðümden beri çok yakýn bir arkadaþýmýn yüzüne bakamýyorum. Hele ki yanýnda sinemadan bahis açayým... Anýnda lafý o gün bugündür nahoþ duygular beslediði “Maskeli Beþler”e ve benim onu ne hakla öyle bir filme götürebildiðimden bahsediyor. “Komedide seviye, içine zekâ kattýðýnýz oranda artar.” Arkadaþýmýn bakýþlarýndan sürekli bunu okuyorum. Bu tip filmler her ülkede var. Ama sayýlarý bizdeki kadar çok, nitelikleri de bizdeki kadar düþük deðil. Adamakýllý bir sektör olabilmek istiyorsak, giþeye oynayan komedi filmlerine de ihtiyacýmýz var. Ama izleyicinin zekâsýna hakaret etmeyen örnekleriyle...


GÜNDEM

ZAMAN

30 HOLLANDA Foto: Turgut Engin

13 ARALIK 2008

28 yaþýndaki Türk kýzý Ece Haktanýr, Emirates’in yeni hosteslerini seçiyor.

Dünyayý dolaþýp Emirates’e hostes seçiyor MUSTAFA GÜN

D

ünyanýn en büyük 20 uluslararasý havayolu þirketi arasýnda yer alan Emirates’in hosteslerini, 28 yaþýndaki Türk kýzý Ece Haktanýr seçiyor. Türk hosteslerin görevlerinde çok baþarýlý olduðunu ifade eden Haktanýr, Dubai’de sýk sýk biraya gelip Türk gecesi düzenleyerek Türkiye’nin tanýtýmýna katkýda bulunduklarýný söylüyor. Dubai merkezli 5 yýldýzlý havayolu þirketi Emirates’e hostes alýmý yapan Ece Haktanýr, Ýstanbul ve Ýzmir’deki 5 bin hostes adayý ile görüþme yapmak için bugünlerde Türkiye’de. Dünyanýn en iyi havayollarýndan birinde çalýþma hayaliyle Emirates’e baþvurduðunu ve iþe kabul edildiðinde çok mutlu olduðunu anlatan Haktanýr, 5 haftalýk eði-

tim sonrasý 4 yýl boyunca kabin memurluðu (hostes) yapmýþ. Haktanýr, dünyanýn hemen hemen tüm merkezlerine seyahat etme imkaný yakaladýðýna dikkat çekerek, “Emirates’teki standartlarý ve prosedürleri çok iyi öðrendiðime ve bizim için çalýþabilecek kiþileri seçebileceðime inandýðým için insan kaynaklarýnda göreve devam etme kararý aldým. Baþvurum uygun görülünce yeni görevime baþladým.” diyor. Haktanýr, Emirates’te 1 yýldýr, ‘hostes iþe alým uzmaný’ olarak görev yaptýðýný ifade ederek, ‘5 yýldýzlý havayoluna 5 yýldýzlý hostes’ bulmak’ için çok titiz bir çalýþma yürüttüklerini söylüyor. Türkiye’ye hostes alýmlarýyla ilgili daha önce iki kez geldiðini anlatan Haktanýr, Türk kýzlarýnýn Emirates’te hosteslik yapmak konusunda çok istekli olduklarýný anlatýyor. Ýþe girmek amacýyla 15 bin kiþi ilanlarýna bakmýþ, bu yýl 2 binin üzerinde aday baþvu-

ruda bulunmuþ. Ece Haktanýr, eleman alýmý yapacaðý þirkette 63 Türk hostesin halihazýrda çalýþtýðý bilgisini veriyor. Türk personelin Dubai’de müthiþ bir kenetlenme oluþturduðunu söylüyor. Arkadaþlýklarýn geliþtirilmesi amacýyla çalýþanlarýn çeþitli etkinlik ve geziler düzenlediðini de belirtiyor. Emirates’in Türkiye, Romanya ve Bulgaristan Müdürü Bahar Ahmet Birinci ise Türkiye pazarýna olan güven nedeniyle küresel krizi dikkate almadan kýþ döneminde sefer sayýlarýný haftada 7’den 11’e çýkaracaklarýný söylüyor. 1987’de baþlayan Ýstanbul uçuþlarýnýn baþarýlý bir yükseliþ grafiði çizdiðini ifade eden Birinci, Türk yolcularýný daha çok Uzak Doðu, Hint Okyanusu, Avustralya ve Afrika noktasýna uçurduklarýný dile getiriyor. Birinci, Emirates’in ek uçuþlarýnda Ýstanbul Atatürk Hava Limaný’na, business class’ta 42 koltuk ve ekonomi

sýnýfýnda geniþ alanlý 400 koltuk kapasitesine sahip Boeing 777 tipi uçakla gerçekleþtireceðine dikkat çekerek, þöyle konuþuyor: “Türkiye’de 21. yýlýný tamamladýðýmýz 2008’de, yüzde 87 doluluk oraný yakaladýk. Nisan 2007Mart 2008 finansal yýlýnda Ýstanbul’dan farklý uçuþ noktalarýna 90 bin yolcu taþýdýk.” Dünyanýn en büyük 20 uluslararasý havayolu þirketi arasýnda yer alan Emirates, tümü geniþ gövdeli 121 uçaðý ile ayný zamanda gökyüzünün en genç havayolu þirketleri arasýnda yer alýyor. 2012’ye kadar filosundaki uçak sayýsýný iki katýna çýkarmayý hedefleyen þirket, halen 61 ülkede 101 noktaya uçuþ düzenliyor. Þirket, Türkiye’ye verdiði önemi, web sitesinin Türkçe hizmet sunmasý için baþlattýðý çalýþmayla da gösterdi. Kýsa süre sonra hizmete girecek Türkçe web sitesi, yabancý havayollarý arasýnda ilk defa Emirates tarafýndan gerçekleþtirilmiþ olacak.


ZAMAN

31

HOLLANDA

SPOR

13 ARALIK 2008

Þahsî oynama Jennifer, pas ver! Foto: AP

Bilinen bir gerçeði altýný çizelim: “Zamane” futbolunun yýldýzlarý artýk 14-15 yaþlarýnda keþfediliyor. Onlar ünlü oldukça, üzerlerindeki beklenti baskýsý da aðýrlaþýyor. Peki durum ayak topu için bu kadar ayaklar altýnda mý? Buna itirazlar var. Bu karþý çýkýþlarýn en kuvvetlisi de kadýnlardan geliyor.

ERAY SEPETÇÝ

Y

aklaþýk bir yýl önce yine bu sayfalarda artýk futbolun erkek tekelinde olmaktan çýktýðýný belirtmiþtik. Peki ya þimdiki durum nedir, bir de buna bakalým. Kadýnlar ve ayak topunun iliþkisi artýk göz ardý edilemez durumda. FIFA ve UEFA desteði, genç kadýnlarýn da yeþil sahalarda arz-ý endam etmesini saðlýyor. Bununla ilgili kanýtýmýz tabii ki hazýr: FIFA 17 Yaþ Altý Dünya Kupasý. Bu sezon ilk defa düzenlenen turnuvadaki çekiþme kadýn futbolunun temellerinin saðlam atýldýðýnýn en büyük göstergesi. Daha önce 2002 yýlýndan baþlamak üzere 19 ve 20 yaþ altý Dünya Kupalarý görmüþtük ama artýk yapýnýn kökü çok daha erkenden ve saðlam atýlýyor. Tarihin ilk kadýnlar 17 Yaþ Altý Dünya Kupasý’na ev sahipliði yapan ülke Yeni Zelanda oldu. Adý üstünde bir Dünya Kupasý’ydý bu ve format erkek meslektaþlarýnýnkinden farklý deðildi. Tam 16 takým dört grupta mücadele etti. Bu takýmlarýn dünya haritasýndaki konumlarý aslýnda kadýnlar futbolunda geliþmenin ne yönde olduðunu simgeliyordu. Asya’nýn turnuvaya yollayabildiði üç ülke de turnuvanýn baþ altlarýndan olduklarýný oynadýklarý oyunlarla gösterdiler. Amerika ve Almanya’nýn bilinen kadýn futbolu ekollerinin yanýnda artýk bir de Asya ekolü koymanýn tam zamanýdýr. Afrikalýlar yolladýðý iki temsilciyle belki de 2010 Dünya Kupasý öncesinde havayý teneffüs etmiþ oldular. Amerika

kýtasý 3 kuzey, 3 güney olmak üzere toplam altý ülkeyle Yeni Zelanda turunu baþlattý. Fakat erkeklerin tersine bu sefer gözler kuzey temsilcilerinin performanslarýndaydý. Avrupa ise futbolun mucidi olduðunu söyleyen Ýngilizleri de alarak 4 takýmlýk bir katkýda bulundu bu þölene. Ve turnuvalarýn olmazsa olmazý ev sahipleri. Gruplar: Danimarka, Kolombiya, Kanada ve ev sahibi Yeni Zelanda’nýn yer aldýðý A Grubu’nun favorisi Kanada’ydý. Danimarka, Kolombiya beraberliðiyle baþladý gruba. Kanada turnuvanýn açýlýþ maçýnda ev sahibinin misafirperverliðini iyi kullandý ve Dünya Kupasý’na 3 puanla baþladý. Sonrasýnda bulduðu iki beraberlikle 5 puana ulaþan Kuzey Amerika temsilcisi, averajla grup liderliðini elde eden grubun tek Avrupalýsý Danimarka’yla birlikte gruptan çýkmayý baþardý. B Grubu ise hem Almanya’yý hem de kadýn futbolunun yükselen yýldýzý Kuzey Kore’yi barýndýrýyordu. Bu iki favorinin yanýnda Gana ve Kosta Rika grubun sürpriz yapmaya aday ülkeleriydi. Ýlk maçlar gösterdi ki Gana sürpriz için iyi hazýrlanmýþtý. Kuzey Kore’ye çelme takmayý baþarýp bir puaný çýkartan Gana, ayný sonucu Almanya karþýsýnda bulamayýnca, favorilerin altýnda kalmaktan kurtulamadý. Almanya grubu yenilgisiz 7 puanla lider tamamlarken, Kuzey Kore’ye çeyrek final için 5 puan yeterli oldu. Bütün bir turnuvaya bakýldýðýnda, futboluyla fark oluþturdu-

ðunu asla inkâr edemeyeceðimiz Japonya, 16 takýmlý Dünya Kupasý’nýn grup karþýlaþmalarýnda 3 galibiyet elde edebilen tek ülke oldu. C Grubu’nda kadýn futbolunun lokomotifi Amerika, Fransa ve Paraguay karþýsýnda bileði bükülmeyen Japonya hem 17 gol buldu hem de 9 puan toplayýp diðer üç takýmý ateþe attý. Paraguay’ýn daha ilk grup maçýnda Fransa karþýsýnda yaþadýðý 6-2’lik maðlubiyet, çeyrek finale gidecek diðer takým konusunda ciddi çekiþme yaþanmasýna neden oldu. Grubun kader karþýlaþmasý ayný zamanda grubun son maçýydý: Fransa-Amerika. Gol averajý nedeniyle beraberliðin Amerika’ya yaradýðý karþýlaþma, 1-1’lik eþitlikle tamamlanýnca C Grubu’nun son çeyrek final bileti de dünyanýn 1 numarasýna gitti. D Grubu ise birinci turun en çekiþmeli dörtlüsüydü. Son maça kadar Güney Kore, Ýngiltere, Nijerya çeyrek final þanslarýný sürdürdü. Bu grubun tamamlayýcýsý ayný zamanda belirleyicisi ise erkek futboluna damgasýný vuran Brezilya’ydý. Son maça kadar puan alamayan Güney Amerika temsilcisi, Nijerya’dan bir puan alarak Güney Kore ve Ýngiltere’nin çeyrek finale gitmesinin yolunu da açtý. Çeyrek final eþleþmelerinde ise en ilginç maç þüphesiz Japonya-Ýngiltere mücadelesiydi. Ýki kez öne geçen Japonya her iki devrenin son dakikalarýnda yediði gollerle maçýn uzatmaya gitmesine engel olamadý. Uzatmalar gol getirmeyince, penaltý-

lar Ýngiltere’nin yarý finalist olduðunu gösterdi. Böylece turnuvada oynadýðý oyunla þampiyonluðun en büyük adayý olarak gösterilen Japonya, maç kaybetmeden turnuvadan elenmiþ oldu. Diðer çeyrek final mücadelelerinde Kuzey Kore Danimarka’yý, Almanya Kanada’yý, Amerika da Güney Kore’yi yenerek final yolunda bir adým daha atmayý baþardýlar. Yarý finallerde Kuzey Kore, Ýngiltere’yi rahat bir oyunla 2-1 geçerken asýl ilgi ikinci yarý final mücadelesindeydi. Kadýn futbolunun en önemli iki temsilcisi Amerika ve Almanya’yý karþý karþýya getiren maçta gülen son kadýnlar Dünya Kupasý üçüncüsü Amerika’nýn genç nesli oldu. Finalde ise Kuzey Kore, kadýnlar futbolunda neler yapabileceðini gösterdi ve uzatmalarda bulduðu golle ilk 17 Yaþ Altý Kadýnlar Dünya Kupasý’ný 2-1’lik sonuçla kazandý. Turnuvaya baþtan sona baktýðýmýzda futbolsal anlamda bir katarsis yaþandýðý muhakkak. Saf futbolun ve oyun heyecanýnýn içimize iþlediði kadýnlar futbolunda yeni nesil, umutlara umut kattý. Koreli Jon Myong Hwa, Japon Mana Iwabuchi gibi yetenekleri gýptayla izledik. Kadýnlar ellerinin hamurunu kramponun çamuruna karýþtýrmakla ne iyi ettiklerini bir kez daha kanýtladýlar. Bu Dünya Kupasý’ný kaçýranlar fazla üzülmeyin. Üç gün önce FIFA Kadýnlar 20 Yaþ Altý Dünya Kupasý baþladý. Þimdi ziyafet sýrasý onda.


7h0 'h1<$ ú/( 621 '(5(&( 'hûh. )ú<$7/$5$ 7(/()21 *g5hû0(6ú <$3,1 +2//$1'$údú 7(/()21 *g5hû0(/(5ú

7h5.ú<(údú1 7(/()21*g5hû0(/(5ú DAKİKASI

0,18

Ą

DAKİKASI

NL 0,20

*

Ą

İTİBAREN

İTİBAREN

<857údú9( <857',û,606 *g1'(50(h&5(7ú DAİMA

Ą

0,15

*

9,95 +$=,5.$57 6$'(&(

6$1ú<(%$=,1'$ *g5hû0( = 6$1ú<(%$=,1'$ g'(0(

Ą

€ 7,50 KONTÜR DAHİL

** FİYATA CEP TELEFONU DAHİL DEĞİLDİR

www.ortelmobile.nl

**

*

Zaman Hollanda  

13 Aralık 2008 - 13 december 2008

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you