Page 1

INFOGRAFİ

Moda hukuku gündemini meşgul eden Steve Madden ve YSL bu kez birbirlerine karşı dava açtılar. sayfa 04

Nike’a Karşı Cinsiyet Ayrımcılığı Davası Açıldı Kadınların gücünü savunan marka, bu felsefesiyle tezat bir eylemde bulununca, eski çalışanları tarafından dava edildi. sayfa 05

MODA HUKUKU GAZETESİ

2018

Steve Madden ve YSL Karşı Karşıya

Instagram’da hangi moda kategorisi için hangi rengin kaç beğeni aldığını biliyor musunuz? sayfa 17

SAYI #22

Moda Hukuku Enstitüsü tarafından aylık olarak ücretsiz çıkarılır.

AMA ZARA DA TAKLİT EDİYOR! Moda hukuku denildiğinde akla ilk gelen noktalardan biri taklitçilik oluyor. Taklitçiliği ise Zara’nın tasarımları takip ediyor. ‘Zara’daki her şey taklit, markalar dava açmıyor’ önyargısını çürüten ve sektöre damga vuran bir dava ise bu sıralar moda hukukunun gündeminde: Diesel, Marni v. Zara sayfa 02

Bir çanta markasıyla bir çikolata markası neden davalık oldu? Fransız marka Longchamp, Belçikalı çikolata markası Leonidas’a dava açtı. Söz konusu dava uzun süre Brüksel Mahkemesi’nde sonuçlanmaya çalışıldı. Peki neden? sayfa 03

SÖYLEŞİ: Av. Işıl Selen Denemeç UC Berkeley’de yüksek lisansını tamamlayarak fikri mülkiyet alanında hem Amerika’da hem de Türkiye’de çalışan Av. Işıl Selen Denemeç ile moda hukukunun hem Amerika’daki hem de Türkiye’deki durumu üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. sayfa 10 Moda Hukuku Gazetesi’nin tüm sayılarına ulaşmak için yandaki QR kodunu okutmanız yeterli.

www.modahukukuenstitusu.org


MODA HUKUKU GAZETESİ, EYLÜL 2018

HABERLER

DIESEL, MARNI v. ZARA Diesel, Maison Margiela, Marni ve Viktor & Rolf'un ana şirketi olan OTB Group, Zara'nın ana şirketi Inditex’e Milano'da dava açtı. OTB Group’un şikayetine göre Zara, Diesel’in Skinzee-SP modeli pantolonunun ve Marni’nin Fussbett adlı ayakkabısının taklitlerini satıyordu. OTB Group, bu eylemlerin Avrupa Birliği mevzuatı kapsamında fikri ve sınai mülkiyet kanununun ihlali anlamına geldiğini belirtti. Zira OTB, Diesel markasının Skinzee-SP kot tasarımını AB’de tescil ile koruyor; Marni markasının Fussbett sandaletleri için tescili yok ancak AB mevzuatı kapsamında söz konusu model tescilsiz olsa dahi korunuyor. Bu duruma karşılık olarak, Zara mahkemede, Diesel’ın Skinzee-SP kot pantolon tasarımının tescil edilecek kadar ayırt edici bir niteliğe sahip olmadığını ve Marni’nin Fussbett sandaletinin kendi sattıkları sandalete kıyasla malzeme açısından çok farklı olduğu iddia etti. Zara'nın bir diğer enterasan savunması ise tazminat konusunda oldu. Zara, şirket merkezlerinin Milano, İtalya’da bulunmadığını belirtti ve bir İspanyol şirketi oldukları için Milano Mahkemesi'nin kendilerini tazminat ödemek için zorlayamayacağını savundu.

Ancak yargıç, Zara’nın aleyhine karar verdi. Inditex’in en kısa sürede söz konusu ürünleri piyasadan toplatmasına ya da mahkemenin ihtiyati tedbir koydurduğu pazardaki her ürün için 235 $ ödemesine karar verdi. www.modahukukuenstitusu.org

2


MODA HUKUKU GAZETESİ, EYLÜL 2018

HABERLER

LONGCHAMP v. LEONIDAS Fransız marka Longchamp, Belçikalı çikolata markası Leonidas’a tasarım hakkına tecavüz davası açtı. Longchamp’ın iddiasına göre, Leonidas, 28€ üzerinde alışveriş yapan müşterilerine Longchamp’ın Le Pliage modeli çantasının taklidini hediye ediyordu. Söz konusu taklit çanta, 15.000’den fazla müşteriye hediye edilmişti.

Le Pliage çantasına çok benzer bir çantanın hediye edildiğini ilk olarak 2017 yılının başında fark eden Longchamp, Leonidas’a bir ihtarname göndererek söz konusu çantanın promosyonunun derhal durdurulmasını istedi.

İhtarnameye cevap veren Leonidas, çok güvenilir bir tedarikçiden 30.000 adet çanta satın aldıklarını ve çantanın haklarını ödediklerini zannettiklerini belirterek özür diledi.

Leonidas uzlaşmaya varmak istedi ancak Longchamp, çikolata markasına Brüksel’de dava açarak, söz konusu çantaların dağıtımının durdurulmasını, elde kalan stokların yakılmasını ve 840.000€ tazminat ödenmesini istedi.

Davanın ilk oturumunda hakim, Leonidas’ın çanta dağıtımını hemen durdurmasını ve çanta başına 500 € ceza ödenmesini istedi. Longchamp bu karara itiraz ederek, çanta başına tazminat cezasının 10.000€ olması gerektiğini bildirdi. Leonidas’ın promosyon çantası

Bunun üzerine Temyiz Mahkemesi’ne başvuran Leonidas, Longchamp’ın Le Pliage modelinin tasarım tescili olmadığını iddia etti ancak, mahkeme bu iddiayı reddetti ve söz konusu modelin tescilinin Longchamp’ın tekelinde olduğunu belirtti. İlk yargılamayı onaylayan Temyiz Mahkemesi, ayrıca Leonidas’ın taklit çantaları satmasını kesin olarak yasakladı ve çanta başına 500€ para cezası ödemesi gerektiğine karar verdi. Elde kalan çantaların imha edilmesi ve 840.000€ tazminat ödenmesi konusuna ise ayrıca karar verilecek.

www.modahukukuenstitusu.org

3


MODA HUKUKU GAZETESİ, EYLÜL 2018

HABERLER

STEVE MADDEN v. YSL Bu ayakkabıya iyi bakın! Bu model, iki moda markası için oldukça zorlu bir dava sürecine neden oldu.

Ysl geçtiğimiz yıl Steve Madden’a dava açmış ve Ysl Tribute Heels modelini taklit ettiğini iddia etmişti. Tescilli Tribute Heels modelinin tasarımı, Steve Madden tarafından hem topuklu ayakkabı olarak Kananda modelinde hem de terlik olarak Sicily modelinde kullanılmştı.

Mahkeme Ysl’i haklı bulmuş ve Steve Madden’a ilgili ürünleri piyasadan toplatma emri vermişti. Steve Madden, 2017 yılında Kananda modelini piyasadan toplattı ancak Sicily terlik modeli hala belirli dağıtımcılarda bulunduğundan Ysl, söz konusu terliği satan Steve Madden’in en az 13 distribütörüne ihbarname göndererek söz konusu terliğin satışının derhal durdurulması gerektiğini belirtti.

Bunun üzerine Steve Madden geçtiğimiz günlerde, Ysl’e New York’ta dava açarak Fransız modaevinin, haksız müdahalelerde bulunduğunu ve haksız ticaret uygulamaları yoluyla “meşru rekabeti engellemeye” teşebbüs ettiğini iddia etti.

www.modahukukuenstitusu.org

4


MODA HUKUKU GAZETESİ, EYLÜL 2018

HABERLER

NİKE CİNSİYET AYRIMCILIĞI MI YAPIYOR? İki eski Nike kadın çalışanı, tecrübe ve performanslarına rağmen erkeklerden daha az maaş aldıklarını ve gelişimleri için Nike’ın daha az fırsat sunduğunu bu nedenle kadınlar için düşmanca bir çalışma ortamı yarattığı iddiasıyla spor devine karşı Oregon federal mahkemesinde bir toplu dava açtı. Nike’tan sonra firmanın rakibi Adidas’ta çalışmaya başlayan Kelly Cahill ve Sara Johnston, Nike’ın kadınları sistematik olarak ötekileştirildiğini ve bu durumun görmezden gelindiğini iddia ediyor. Örneğin; 2012 ile 2017 yılları arasında Nike’ta çalışan eski bir üretici ve direktör olan Ms. Cahill’e; her yıl, benzer pozisyondaki erkek bir çalışandan 20,000 USD az maaş verildi. Benzer pozisyonda çalışan erkek çalışanın, Johnston ile karşılaştırıldığında; ‘’düşük seviyedeki yeterliliğine’’ ve daha az tecrübeli oluşuna rağmen, bu erkek çalışanın başlangıç ücreti 35,000 USD seviyesindeydi.

Davacılar; kadınların, çalıştıkları sırada birden fazla kez ‘’dykes’’(‘’lezbiyen’’) şeklindeki hitaplarla geniş çapta bir tacize maruz kaldıklarını iddia etmeye devam ediyorlar. Özellikle Johnston; erkek bir mesai arkadaşı tarafından kendisine çıplak fotoğraflar gönderildiğini, ve Johnston, bu durumun sona ermesini talep ettiğinde erkek mesai arkadaşının, Johnston’dan önemli iş bilgilerini sakladığını ve Johnston’ın programladığı toplantılara katılmayı reddettiğini ileri sürüyor. Ayrıca Johnston; kendisi yerine erkek mesai arkadaşının terfi ettirildiğini de belirtiyor.

Davacıların iddiasına göre; kadınların, şirketin insan kaynaklarına; cinsel saldırı içeren, ayrımcılık ve taciz hakkında yaptıkları şikayetler; insan kaynakları tarafından önemsenmiyor veya dikkate alınmıyor. Nike İnsan Kaynakları departmanında 10 yıl çalışan ve şirketten geçtiğimiz yıl ayrılan David Ayre; Nike’ın kadın çalışanlara karşı düşmanca bir çalışma ortamı yarattığını ve çalışanları bu ortama teşvik ettiğini söylüyor. Adı geçen davacılar; açtıklara davaya ek olarak; Nike’ın, cinsiyet ayrımcılığına yol açan uygulamalarda bulunmasını engelleyecemek adına; maddi tazminat ve haksızlığın(mağduriyetin) giderilmesini talep ediyorlar. Davacılar ayrıca; mahkemeden, Nike’taki mevcut hiyerarşiyi bozmak ümidi ile; Nike’ın; performans değerlendirmeleri, maaşların belirlenmesi, ve terfi kararları almak için güvenilir, geçerli, ve meslek ile ilgili standartlar geliştirmesini ve faaliyete geçirmesini talep ediyor.

www.modahukukuenstitusu.org

Hazırlayan: Berkay Akbaş

5


MODA HUKUKU GAZETESİ, EYLÜL 2018

HABERLER

LOUIS VUITTON VE PRADA ÇİN’DEKİ TAKLİT MAĞAZALARA SAVAŞ AÇTI Çin’in Renhuai şehrinde hareketli bir caddede, Fransız marka Louis Vuitton’un pahalı çantalarıyla ve diğer aksesuarlarıyla dolu, tabela ve rafları taşıyan geniş ürün yelpazesine sahip bir taklit mağazası bulunuyor. İlk bakışta mağaza, markalı dış cephesi ve reklam kampanyası dolu pencereleriyle oldukça meşru görünüyor. Fakat daha yakından bakınca bir kelime fark ediliyor. Kapının üzerinde konumlandırılmış markalı bir işaret olan “Louis”, “Loius” olarak yazılmış. Yapılan tek hile ise değiştirilen yazım değil. Guizhou vilayetinin kuzeyinde yer alan Renhuia, üçüncü sınıf bir şehir. Lüks markaların çoğu gibi, Louis Vuitton da ülkenin en yüksek gayri safi yurtiçi hasıla seviyesi ve en fazla sayıda müşteri potansiyeline sahip olan 1. ve 2.sınıf şehirlerine odaklanmış, mağazalarını bu şehirlerde açmış. Örneğin, Paris merkezli marka şu anda birinci sınıf bir şehir olan Çin'in başkenti Pekin'de yarım düzine mağazaya sahip. Ancak bu durum Louis Vuitton ve Prada da dahil olmak üzere bir dizi lüks markanın taklidi olan mağazaların, Renhuai gibi daha az nüfuslu ve düşük GSYİH üreten 3. ve 4.sınıf şehirlerdeki artışını durdurmadı.

Bununla birlikte, Shenzhen'de yeni açılan Supreme mağazası ve Wenzhou'daki Yeezy ve New Balance mağazalarında olduğu gibi, bu lüks taklit mağazaların yaptıkları satışlar yasa dışı. Tamamen taklit olan mağazaların varlığı ise Çin'de yeni bir fenomen olmuş durumda. Bir başka örnek ise Pekin'de bulunan taklit Apple mağazası. Mağaza otomatik iPhone check-in'leri ve sahte bir Genius çubuğuyla tamamlandı. Fakat bu yılın başlarında yerel yetkililer tarafından kapatıldı. Yıllar önce de, Çin’deki büyük şehirlerde Ikea ve Subway markaları taklit edilmişti. Geçmişteki örneklere göre yeni olan şey, bu taklit mağazaların az nüfuslu şehirlere yayılması çünkü lüks markaların Çin'in büyük şehirlerini işgal etmeleriyle ortaya çıkan boşluğu doldurmak hedefleniyor. Louis Vuitton yetkililerine göre az nüfuslu şehirlerde tüketici talebi karşılamadığından taklit mağazaların sayısı her geçen gün artmakta, ayrıca bu şehirlerde alışveriş yapanlar da kolayca kandırılabiliyorlar. Yetkililer taklit mağazaların her zaman olduğunu ancak ilk defa bu kadar büyük ve gerçeğine yakın bir taklit mağaza ile karşılaştıklarını belirtti. Yetkili isim açıklamasında, taklitçilerin markanın adını hafifçe değiştirerek bir davadan kaçınmaya çalıştıklarına ancak bunun genellikle mahkemede umutsuz bir strateji olduğuna değindi. Nitekim Renhuai şehrindeki taklitçiler de Louis Vuitton tarafından uyarılınca mağazayı kapattılar. Çin ünlü markaları korumak için son yıllarda yasal düzenlemeler yapmış olsa da taklit ürün pazarı günden güne genişleyerek varlığını hala koruyor. www.modahukukuenstitusu.org

Hazırlayan: Can Aka

6


MODA HUKUKU GAZETESİ, EYLÜL 2018

HABERLER

RENKLERİN MARKA OLARAK TESCİLİ HALA ZOR MU? Moda Hukuku gazetesinin 20.sayısında, Christian Louboutin zaferiyle sonuçlanan dava sürecinde mahkemenin renk için marka korumasını rengin uygulandığı alan ve şekil değerlendirmesi yaparak kabul ettiğine yer vermiştik. Bu markalar için sevindirici bir gelişme gibi görülse de renkler üzerinde marka olarak korunma ilgili pazar segmentlerinde dünyanın en ünlü markaları için mümkün görünüyor. Nitekim Louboutin kırmızı tabanla ilgili hukuken korumaya ABD, Çin, Rusya ve Avustralya dahil olmak üzere dünyanın dört bir yanında sahip. Benzer korumadan hediye kutuları, alışveriş torbalarında kullandığı mavi renkle Tiffany & Co. da yararlanıyor. John Deere ise özel yeşil / sarı renk kombinasyonunda ayrıcalıklı olduğunu iddia etmişti, Amerikan Mahkemesi tarafından haklı bulunan markaya söz konusu renk kombinasyonu için koruma sağlanmıştı. Bir rengin, söz konusu ürünlerin kaynağını belirlediği sürece bir ticari marka olarak kaydı 1990'ların ortalarında Qualitex Co. v. Jacobson Products Co.'da açıkça yer alan ABD Yüksek Mahkemesi'nin kararından beri mümkün. Bu noktada marka sahiplerinin tercih ettikleri renklerin, ürünün kaynağını tanımlamasının anlamını kendilerine sormaları gerekir. Bu anlam ise ikincil anlam olarak tanımlanmakta olup tüketicilerin kullanılan rengi marka ile özdeşleştirmeleri rengin marka olarak korunmasını sağlayacaktır. Yukarıdaki örnekte Louboutin bundan önce de açtığı tüm davalarda kırmızı tabanlarının moda dergilerinde, kırmızı halıda, kliplerde , şarkı sözlerinde görülerek tüketici nezdinde marka ile özdeşleştiğini iddia etmişti. Ancak unutulmamalıdır ki dünyada ünlü olmak da her zaman yeterli değil. Cheerios tahıllarında kullanılan sarı rengi tescil için başvuran General Mills, ABD Patent ve Marka Ofisi tarafından red cevabı almıştı. Ofis diğer markaların gevrek kutularındaki sarı renk kullanımının, tüketicilerin bu kutuları General Mills ürünü olarak algılamasına yol açmadığını, rengin genellikle kahvaltılık gevreklerin paketlenmesi için kullanılan göz alıcı süslemeler olarak tüketici için anlam ifade ettiğini belirtmişti. Renklerin marka olarak tescili, büyük bir alanda pazarlama stratejisi ve bütçesi gerektirmeye devam ediyor, zira tüketici tarafından ayırt edilecek düzeyde tanınırlık mahkemelerin hukuki koruma kararı vermesi için şart. Ayrıca markaların zorlu hukuk mücadelelerine girişmesinin de önemi söz konusu renk markaları olduğunda daha da artıyor. www.modahukukuenstitusu.org

Hazırlayan: Can Aka

7


MODA HUKUKU GAZETESİ, EYLÜL 2018

HABERLER

FAST-FASHION KAPSAMINDA SINIR TANIMAZLIK Hızlı moda sektörü veya daha yaygın kullanımıyla ‘’Fast-fashion’’ , mağazaların en yeni tasarımları ve ürünleri müşterilerde heyecan yaratacak bir şekilde uygun fiyatlarla rakip defilelerden mağazasına aktarma hedefini ifade eder. Bazen de markalar bu hedefler doğrultusunda bazı yasal duvarları çiğnemek durumunda kalır. Inditex çatısı altında ZARA ve Forever 21 gibi dünya çapındaki dev markaların da kendilerini bu pozisyona soktuklarını yakın zamanda açılan veya hükme bağlanan davalarında oldukça sık görüyoruz.

2017’nin Temmuz ayında Adidas ile patentli ‘üç-çizgi’ sebebiyle karşı karşıya gelen Forever 21, şimdi de geçtiğimiz Ağustos ayında Gucci ile davalık oldu. Davacı olarak patentini aldığı ve imzası olarak nitelediği mavi-kırmızı-mavi ve yeşil-kırmızı-yeşil çizgili tasarımının taklit edildiği gerekçesini sunan Gucci, Forever 21 için alışık olduğu telif hakları ihlalini tekrardan gündeme getirdi. Sayıca fazla olarak nitelendirebileceğimiz bunca ihlale karşın, hızlı-moda mağazaları bundan nasıl kaçmaya çalıştığı ise telif hakları kanununun moda sektörünü ne kadar kapsadığı ile alakalı. Bir tasarımın markanın kendisine yönelmesi durumunda korunması ve tasarımın kendisinin korunması birbirinden oldukça farklı şeyler olduğu öne sürülüyor.

Örnek olarak ABD mahkemelerinin Louboutin ayakkabılarının kırmızı tabanını markanı kendisine yöneldiğini kabul ederken Avrupa Birliği bu konuda aynı görüşü paylaşmıyor ve bu nedenle koruma kapsamına almıyor. Ayriyeten, bazı markaların bu gibi ihlal davalarına hazır olmak adına ve zımni bir kabul olarak ‘yasal masraflar’ adı altında bütçe ayırdığı da haberlere konu oldu. Ancak, yaşanılanların artması ve tecrübe birikimiyle bu çıkmaza uygulanması umulan ve beklenen bazı önlemlerin de mevcut olduğunu söyleyebiliriz. ‘Sanat değeri’ ve ‘tasarım’ kavramlarının kapsamlarının genişletilmesi ve genelden ziyade de özele değinecek olması durumunun bahsi geçen duruma istinaden olduğunu söyleyebiliriz. An itibariyle İtalya’da tartışılan bu durumun yeni yorumlarla genişletileceği ise henüz kesin değil. 2018 yılının sonlarına yaklaşırken bir gelişme olup olmayacağını birlikte göreceğiz. Hazırlayan: Orhun Koray Özbek www.modahukukuenstitusu.org

8


MODA HUKUKU GAZETESİ, EYLÜL 2018

HABERLER

MODA SEKTÖRÜNÜ DE İLGİLENDİREN COĞRAFİ İŞARETLERİMİZ Antep Kutnu kumaşı: Ürünün Tanımı Ve Ayırt Edici Özellikleri Antep Kutnu Kumaşı, Gaziantep’te yüzyıllardır üretilen ve kullanılan genellikle çözgü sateni veya bez ayağı örgü ile dokunan, boyuna çizgili desenlerden oluşan bir tür atlas kumaştır. Çözgüsü ince ipek, atkısı pamuk ve ipek karışık atılmış, çoğunlukla yollu bir kumaştır. Zamanla çözgüsü suni ipek (floş) iplik, atkısı pamuk iplik kullanılmaya başlanmıştır.

Erzurum Ehram Dokuma Kumaşı: Üretimi çok eskilere dayanan ehram el tezgâhlarında tamamen yünden dokunan, bayanların tek parça halinde örtündükleri yerel bir giysidir. Yöresel örtünme kıyafeti olan “ehram” yöre insanının içinde yaşadığı doğal şartlar sonucu ortaya çıkmıştır. Zamanın ilerlemesi ile kullanımı giderek azalan ve nostaljik bir kültürel değer konumuna gerileyen ehramın yaşatılması ve kullanım alanının genişletilmesi için çalışmalar yapılmaktadır. Ehramın doğal malzemelerden elde edilmesi, yapım aşamasında hiçbir kimyevi işleme tabi tutulmaması ve tezgâhlarda elle dokunması ürünün değerini daha da arttırmaktadır.

Şile Bezi: Şile Bezi, Şile yöresine özgü pamuklu bürümcük bir dokumadır. Haşıllanmış kıvrak pamuk ipliğinden, el veya yarı otomatik dokuma tezgâhlarında dokunduktan sonra kumaş, kireç kaymağına batırılır, sonra Karadeniz’in sularında yıkanır ve kumlara serilerek kurutulur. Şile Bezi, boyanmamış (ham), kıvraklığını koruyarak boyanmış veya renkli iplikler kullanılarak dokunmuş olabilir. Şile Bezi yüzeyinin kıvrım kıvrım ince yollar gibi doğal bir deseni vardır. Kullanılan ipliklerin büküm oranından dolayı Şile Bezi esnek ve hacimli bir dokudadır ve dokunduktan sonra eni yaklaşık %15 oranında daralır. Dokumanın buruşuk yapısı nedeniyle, Şile Bezinden üretilen giysilerde kumaş ile vücut arasında hava kalır, kumaş vücuda yapışmadığı için ısı yalıtımı sağlanır. Hazırlayan: Gamze Türker www.modahukukuenstitusu.org

9


MODA HUKUKU GAZETESİ, EYLÜL 2018

HABERLER

2018’E DAMGASINI VURAN 5 MODA HUKUKU DAVASI 1. BURBERRY VS. TARGET Burberry ikonik ekose desenini korumakta kararlı! İngiliz marka 2 Mayıs’ta, Amerika’nın ünlü outlet mağazası Target’ı ekoselerini taklit etmekte dava etmişti. Target müşterilerinin kafasını karıştırdığını iddia eden Burberry, Amerikan markanın sattığı ürünlerin Burberry olduğu sanılmasından şikayetçi olmuştu. Ürünlerin satıştan kalkmasını talep eden Burberry ayrıca maddi zararları ve dava maliyetleri için $2 milyon istemişti. 2. GUCCI VS. GUESS Dokuz sene süren dava sonuçlandı! Gucci, elmas desenini ve ‘G’ logosunu kullanan Guess’i dava etmişti. Yıllar süren dava, iki markanın anlaşması ile sona erdi. Avrupa Birliği Mahkemesine başvuran Gucci, Milano ve Paris’te haksız bulunurken, Çin ve Avustralya mahkemeleri Gucci’yi haklı bulmuştu. Bu davalar süresince istedikleri sonucu alamayan iki marka anlaşmaya karar verdi. Fikri mülkiyet davalarını sonuçlandıran anlaşmanın detayları kamuya açılmasa da bu davanın sona ermesi moda dünyasını rahatlattı! 3. H&M VS. REVOK İsveçli ‘fast fashion’ devi geçtiğimiz aylarda bir graffiti sanatçısını dava etmişti. Los Angeles’ta yaşayan Revok adını kullanan sanatçıyı, reklam kampanyalarını izinsiz kullanmaktan dava eden H&M, davayı düşürmek zorunda kaldı. New York mahkemesinde süren dava, sanatçı haklarını ihlal etme dolayısıyla boykot edilince, H&M davadan vazgeçti. 4. KIM KARDASHIAN VS. VIBES MEDIA Yaptığı haber olan Kim Kardashian bu sefer de bir dava ile gündeme geldi. Geçtiğimiz aylarda çıkardığı yeni Kimoji parfümleri ile dakikada $1 milyon kazanan Kardashian’ın sevinci uzun sürmedi. Vibes Media tarafından dava edilen ünlü yıldızın, markanın 2012’de tescilledikleri logoyu kullandığı iddia edildi. 5. VICTORIA’S SECRET VS. LOVE MADE Ünlü iç giyim markası yeni bir dava ile karşı karşıya kaldı. Los Angeles’ta bulunan Love Made markası, tescillenen marka isimlerinin bir sloganda kullanılmasından şikayetçi oldu. “Love Made Me Do It” (Bunu bana aşk yaptırdı) sloganını yeni koleksiyonlarında kullanan Victoria’s Secret, müşterilerin kafasını karıştırmak gerekçesi ile dava edildi. Love Made kurucusu Linda Nguyen, Victoria’s Secret’ın itibarını zedelediğini söyledi.

Hazırlayan: Alya Barutoğlu www.modahukukuenstitusu.org

10


MODA HUKUKU GAZETESİ, EYLÜL 2018

HABERLER

DIESEL x MUSTAFA GEMÜSE KEBAP Diesel’in son işbirliğini kiminle gerçekleştirdiğini biliyor musunuz? Bir dönerciyle!

Diesel, Almanya’nın en ünlü kebapçılarından Mustafa’s Gemüse Kebap ile işbirliği yaparak ortak bir koleksiyona imza attı. 3 Eylül’de satışa çıkacak olan koleksiyonda tshirt, sweatshirt ve şapka gibi sokak giyiminin en önemli parçaları bulunuyor. Sadece toplamda 4.000 adet üretilecek ürünlerin fiyatları 45 ila 199€ arasında değişiyor.

www.modahukukuenstitusu.org

9


MODA HUKUKU GAZETESİ, EYLÜL 2018

HABERLER

BURBERRY, SATILMAYAN MALLARI YAKMAYI VE ÜRÜNLERİNDE GERÇEK KÜRK KULLANMAYI DURDURDU İngiliz lüks moda markası Burberry, 6 Eylül Perşembe günü Twitter hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, ürünlerinde gerçek kürk kullanmayı ve aynı zamanda satamadığı ürünleri yok etmeyi bırakacağını açıkladı. Şirket, 6-14 Eylül tarihleri arasındaki Londra Moda Haftası podyum gösterisinde de gerçek kürk olmayacağını söyledi. Burberry ayrıca piyasadaki gerçek kürk ürünlerini de ortadan kaldıracak. Şirket son yıllarda gerçek kürk kullanımını sınırlı tuttuğunu, angora kullanımı ile birlikte ise tamamen kaldıracağını açıkladı, söz konusu kararı şirkete karşı kürk kullanımında uzun bir süre kampanya yürüten PETA olumlu karşıladığını duyurdu. Aktivistler tarafından şirkete yönelik bir diğer eleştiri de sezon sonlarında markanın satılmayan ürünleri yakarak imha etmesiydi. Geçen yıl açıklanan şirket raporuna göre markanın imajını korumak ve mallarını ucuza satmamak için güzellik ürünleri de dâhil olmak üzere 28 milyon pound (36 milyon $) değerinde ürün imha edildi. Söz konusu açıklama ile imha yerine ürünlerin yeniden kullanımı, geri dönüşümü gibi çözümler üretilmeye şimdiden başlandığı ifade edildi. Söz konusu soruna çözüm için şirket geçen sene adım atmış, sürdürülebilir lüks marka olan Elvis & Kresse ile bir ortaklık kurarak önümüzdeki beş yıl içinde üretimden arta kalmış 120 tonluk deriyi yeni ürünlere dönüştüreceğini duyurmuştu. Aynı zamanda marka yeni sürdürülebilir malzemeleri icat etmek için Royal College of Art ile birlikte Burberry Material Futures Research Group'u kurmuştu.Çevre örgütü Greenpeace ise Burberry tarafından yapılan son duyuruyu moda endüstrisinde yapılması gereken değişiklikler için çok ihtiyaç duyulan bir işaret olarak yorumladı. Şirketin CEO’su Marco Gobbetti, sorumluluklarının faaliyetlerinin tüm alanlarını kapsadığını; günümüzde lüksün sosyal ve çevresel anlamda sorumlu olma anlamına geldiğini belirtti.

www.modahukukuenstitusu.org

Hazırlayan: Can Aka

11


MODA HUKUKU GAZETESİ, EYLÜL 2018

HABERLER

BEREKET DÖNER’E “COME TO BEŞİKTAŞ” DAVASI BEŞİKTAŞ Spor Kulübü, “Come to Beşiktaş” sloganı için marka tescili başvurusunda bulunan Bereket Döner Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye marka tescilinin iptali için dava açtı. Bir çok farklı kişinin Beşiktaş’la özdeşleşen bu sloganı kullanmak için Türkiye Patent Enstitüsü’ne başvurduğunu belirten Beşiktaş, ihtiyati tedbir talebinde bulundu. “Bu slogan kulüple özdeşleşmiş bir ibare olup, davalıya ait özgün bir nitelik taşımamaktadır.”

DAHA ÖNCE ALINAMADI Sloganın kampanya halinde kullanılmasıyla birçok kişinin kötü niyetli olarak bu markanın farklı sınıflarda tescili için marka başvurularında bulunduğunu dava dilekçesinde belirten Beşiktaş Spor Kulübü avukatları, “Bunlardan birisi de Ömer Kara adlı kişidir. BJK, Ömer Kara’nın marka başvurusuna itiraz etti ve Türk Marka ve Patent Kurumu, Ömer Kara’nın markasını reddetti. “come to Beşiktaş” markasının müvekkil kulübe aittir. Davalı şirketin marka başvurusunun reddedilmesi gerekmektedir. Davalının marka başvurusunun BJK’nin markasıyla karıştırılma ihtimali bulunmaktadır. Davalı şirketin marka başvurusunun müvekkilimin marka hakkına tecavüz teşkil eden eylem olması nedeniyle ihtiyati tedbir kararı verilmesini istiyoruz. Tedbir talebimiz davalının tescil talebi gerçekleşmemişse tescilin engellenmesine yöneliktir” diye konuştu. “BJK’nin markasıyla karıştırılma ihtimali bulunmaktadır “ BEREKET DÖNER’DEN “COME TO BEŞİKTAŞ” AÇIKLAMASI Bereket Döner’den Beşiktaş’ın “Come to Beşiktaş” sloganına açtığı davayla ilgili açıklama geldi. Bereket Döner A.Ş. Hukuk Müşaviri Avukat Fahri Koç şunları söyledi:“Come to Beşiktaş’ kullanımı ile ilgili olarak henüz şirketimiz ile Türk Patent ve Marka Kurumuna gelen resmi bir itiraz başvurusu bulunmamaktadır. 17 Nisan 2018 tarihinde başvurumuzun kabulüne karar verilmiştir.

Söz konusu başvuru Beşiktaş ilçesinde aynı tarihte açılan restorana özel olarak tasarlanmış kampanya için yapılmış olup, marka başvurusu içerisinde spor ve kültür hizmetleri ile sportif faaliyetler konularında herhangi bir hizmet yer almamaktadır. Bu sebeple tamamen faaliyet amacımıza yönelik olarak yapılan ve restoran açılış süreci ile sınırlı olarak kullanılan marka başvurusunda herhangi bir art niyet bulunduğundan bahsedilemeyecektir. Herhangi bir davanın açılmış olması halinde ise başvuru dilekçesi hukuki olarak incelenecek cevap dilekçeleri sunulacaktır.”

www.modahukukuenstitusu.org

Hazırlayan: Cemre Esen

12


MODA HUKUKU GAZETESİ, EYLÜL 2018

SÖYLEŞİ

SÖYLEŞİ: AV. IŞIL SELEN DENEMEÇ

Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz? 2012 Bilkent Hukuk mezunuyum. Lisans öğrenimim boyunca her yaz farklı bir ülkede staj yaparak değişik deneyimler kazanmaya çalıştım. Mezun olduktan sonra avukatlık stajımı Çakmak Avukatlık Bürosu’nda tamamladım. Staj döneminde spesifik bir alana yoğunlaşmayıp hukuk uygulamasına ilişkin genel bir fikir edinmeyi tercih ettim. Sanatın hayatımda kapladığı yer çok büyük olduğundan, staj sürecinde ve sonrasında hukukun sanatla en iç içe olduğu alanı seçmenin benim için daha uygun olacağına karar verdim. Avukatlık ruhsatımı aldıktan bir süre sonra fikri mülkiyet alanında isim yapmış bir üniversite olan UC Berkeley’e master için kabul aldım. Tamamen fikri mülkiyet ve teknoloji konularında dersler alarak programı tamamladım. Program sonrası birkaç aylığına yine Kaliforniya’daki başka bir üniversitede görev yapan bir profesörün çalışmalarına yardımcı olmak üzere araştırma görevlisi olarak çalıştım. Daha sonra Las Vegas’taki bir hukuk bürosunda “IP Law Clerk” olarak çalıştım. Buradaki tecrübemi çok önemsiyorum çünkü bana Amerikan fikri mülkiyet sistemini uygulamayla pekiştirme fırsatı tanıdı. Türkiye’ye dönmeden önce Santa Clara Üniversitesi’nin Almanya’da düzenlediği yaz okulu programında Türkiye’de fikri mülkiyet hukukunu anlattım. Yaklaşık 2 sene önce de Türkiye’ye döndüm. Şu anda TÜBİTAK Teknoloji Transfer Ofisi bünyesinde yine fikri mülkiyet hukuku alanında, özellikle teknoloji transferi ve lisans sözleşmelerine yönelik olarak çalışıyorum. Bir yandan da yeni kurduğumuz Uluslararası Hukuk, Yatırımlar Ve Kalkınma Derneği’nin çalışmalarını sürdürüyoruz.

www.modahukukuenstitusu.org

13


MODA HUKUKU GAZETESİ, EYLÜL 2018

SÖYLEŞİ

Berkeley’de hukuk alanında master yapmak size neler kazandırdı? ABD’de master’ı tavsiye eder misiniz? Bu sorunun cevabının birkaç ayağı var. Öncelikle konumuna değineyim; Berkeley, San Francisco Körfezi’ndeki yaklaşık 123 bin nüfuslu bir şehir. Öte yandan, teknoloji devlerinin bulunduğu Silikon Vadisi’nde yer alıyor. Berkeley nispeten küçük bir öğrenci şehri ancak Amerika’nın en büyük şehirlerinden biri olan San Francisco yaklaşık yarım saatlik bir metro seyahati uzağında. Buna ek olarak, doğasıyla olsun, kültürel aktiviteleriyle olsun, Körfez Bölgesi’nde hem kendini geliştirmek hem de eğlenmek için yapacak çok şey var. Bunları sizinle keşfetmeye hazır sınıf arkadaşlarınız olacak. Berkeley’de tanıştığım arkadaşlarımdan bazıları hayat boyu dostum oldu ve bunun için gerçekten çok mutluyum. Kişisel gelişim yönünden yaklaşacak olursak, 1960’larda San Francisco’da doğup yaygınlaşan hippi kültürünün Berkeley geneline de sindiğini görüyorsunuz; hem hayat tarzı hem hayata özgürlükçü, muhalif ve eşitlikçi yaklaşım bakımından. Bu, orada uzun süre kaldığınızda hayata ve insan ilişkilerine bakışınızı yeniden değerlendirmeye sizi teşvik ediyor. Bununla birlikte, bu bölgenin Silikon Vadisi’nde olması ve dünyanın en iyi üniversitelerinden bazılarının bu bölgede yer alması nedeniyle eğitim düzeyi yüksek. Özellikle kampüste bunu net bir şekilde hissedebiliyorsunuz. Çevrenizde seçme hocalar ve öğrenciler gördükçe araştırma ve öğrenmeye motivasyonunuz artıyor.

Berkeley, dünyanın en çok Nobel Ödülü çıkarmış üniversitelerinden biri, hatta Nobel Ödülü kazanmış kişilere ayırdığı özel park yerleri bile var. Açıkladığım sebeplerle Berkeley’de master yapmanın sizi sadece akademik yönden değil kişisel olarak da geliştireceğini düşünüyorum. Berkeley, özellikle fikri mülkiyet ve teknoloji alanında master yapmak için ideal bir üniversite. Çok değerli hocalardan çok spesifik dersler alabiliyorsunuz. Örneğin derslerimden biri “video oyunu hukuku” idi. Çok eğlenceli geçtiğini söylemeye gerek bile yok. Derste video oyunlarına ilişkin olarak hem telif hakları, hem marka, hem de patent alanlarında verilmiş mahkeme kararlarını inceledik. Üniversite bilindik ve prestijli olduğu için okula çok değerli konuşmacılar da geliyor. Bunları takip etmek ve katılım sağlamak elbette sizin çabanızla alakalı. Bir başka önemli nokta, hocaların sizi meslektaşı olarak görmesi, ulaşılabilir olmaları ve derslerde tartışmaları teşvik etmeleri. Derslerdeki tartışmalar sırasında farklı ülkelerdeki uygulamalardan haberdar olma fırsatınız oluyor. Dediğim gibi, hukukta 2+2 her zaman 4 etmeyebiliyor. Alıştığımız ezberci yaklaşıma orada aldığım derslerde rastlamadım. Hukuk gibi bir alan için de olması gereken bu zaten. Buna ek olarak, kampüs doğayla iç içe ve çok güzel. Doğa yürüyüşü yapabileceğiniz ağaçlık tepeler var. Spor salonu, sağlık merkezi, sınıflar gibi olanakları da oldukça iyi. Hiç unutmuyorum, Hukuk Fakültesi kütüphanesinin cam tavanı, kütüphaneye ilk girişimde beni çok etkilemişti.

www.modahukukuenstitusu.org

14


MODA HUKUKU GAZETESİ, EYLÜL 2018

SÖYLEŞİ

ABD’de hukuk master’ı (LL.M.) yapmanın birçok avantajı var. Bunlardan belki de en önemlisi size yadsınamayacak bir uluslararası çevre kazandırması. Gözlemlediğim kadarıyla ABD’deki LL.M. programlarının en önemsedikleri hususlardan biri bu. Master sonrası 40 ülkeden meslektaşıma ulaşabilecek bir çevrem oldu. Bu oldukça önemli bir kazanım. Buna ek olarak LL.M., kariyer yaparken ihtiyacınız olan etiketi size sağlıyor. Bir başka artısı da dil. Günümüzde hemen herkes iyi İngilizce konuşabiliyor ama ABD’de master yaptığınızda kaçınılmaz olarak mesleki İngilizcenizi de geliştirmiş oluyorsunuz. Son değinmek istediğim avantaj da, uzmanlaştığınız alanı başka bir hukuk sistemiyle karşılaştırmalı şekilde irdeleyebilme şansı tanıması. Ancak bunları bir kazanım olarak görüp görmemek biraz da kariyerinizden beklentilerinize göre değişir. Çok fazla uluslararası iş yapmayı düşünmüyorsanız veya günlük işler alarak avukatlık yapmayı düşünüyorsanız bu programa ödeyeceğiniz paranın karşılığını en azından kariyer anlamında alamayabilirsiniz. Bununla birlikte, akademik veya iş alanında kariyer yapmak, uluslararası işler yürütmek gibi hedefleriniz varsa ABD’de master seçeneğini değerlendirmenizi öneririm. Tekrar fikri mülkiyet özeline inecek olursam, ABD; serbest piyasa ekonomisinin en iyi işlediği ülkelerden biri. Buna bağlı olarak fikri mülkiyet sistemi de oldukça sağlam. Fikri mülkiyete ABD yaklaşımını öğrenmek bu nedenle ayrıca değerli.

Amerika’daki ve Türkiye’deki moda hukukunu karşılaştırırsak, sizce en büyük benzerlik ve farklılık ne olur? Aklıma ilk gelen farklılık, ödenen tazminatlar. Medyaya işin magazin boyutu yansıyor, haberlerde çok büyük rakamlar görüyoruz. Bizim hukuk sistemimiz de toplumsal yapımız da buna izin vermediğinden bu rakamları Türkiye’de göreceğimizi zannetmiyorum. En azından şimdiki sistemde. Benzerlik olarak da moda ürünlerinin en kolay ve etkin marka üzerinden korunabilmesi. Tasarım ve telif haklarının sınırları iki sistemde de markaya göre daha belirsiz. Moda hukuku kapsamında ilginizi en çok çeken ve sizi şaşırtan dava ya da uygulama ne oldu? Moda tasarımlarının korunması çok işlevsel olmuyor, çünkü siz tasarımı yaptıktan sonra o tasarım tescillenene kadar sezon geçiyor ve o tasarım eskiyor. Alexander Wang bunun önüne geçebilmek için birkaç değişik zımba tasarımı yapıyor ve bunları tescilletiyor. Bu zımbaları çantalar, ayakkabılar, mont ve ceketler üzerinde kullanıyor. Derslerde de bu örneği veriyorum, çünkü bence tam bir kıvrak zeka örneği.

www.modahukukuenstitusu.org

15


MODA HUKUKU GAZETESİ, EYLÜL 2018

SÖYLEŞİ

Moda Hukuku Enstitüsü’nde verdiğiniz dersler kapsamında en çok hangi konular üzerinde duruyorsunuz? Marka ve tasarımlar moda hukukunu en yakından ilgilendiren alanlardan ikisi. Ben de derslerde ağırlıklı olarak bu konular üzerinde duruyorum. Fikri mülkiyet evrenindeki alt kümelerin çok keskin hatlarla birbirinden ayrılmış olduğunu düşünmenin yanlış olduğunu her derste vurguluyorum. Örneğin, telif haklarına yönelik bir detay, bir tasarım davasının seyrini değiştirecek güçte olabilir. Bu nedenle fikri mülkiyeti bir bütün olarak özümsemenin çok önemli olduğunu mutlaka öğrencilere vermeye çalışıyorum. Bunu örnekler üzerinden açıkladıktan sonra hem Türkiye’deki hem de Amerika’daki sistemi ve uygulamayı karşılaştırmalı olarak anlatarak başlıyoruz. ABD’de tescilli olan tasarımlardan örnekler inceliyoruz. Bir tasarım tescil belgesinin nasıl okunacağına, neyin ne anlama geldiğine değindikten sonra tescil belgesinin üzerindeki İngilizce terimlerin Türkçe karşılıklarını da öğretiyorum. Öğrenciler sistemin temelini anladıktan sonra da vaka analizi kısmına geçiyoruz. Bu kısımda gerçek bir davayı inceliyoruz. Sınıf mevcuduna göre bir grup davalı, bir grup da davacı oluyor ve argümanlarını savunuyorlar. Eğer sınıf biraz daha küçükse daha çok zaman kaldığından iki grup da hem davacı hem davalı olarak argümanlarını ortaya koyabiliyor. İki grup da görüşlerini tartıştıktan sonra öğrencilere neye ikna olduklarını soruyorum. Her derste farklı bir görüş baskın çıkıyor, bu da beni çok mutlu ediyor aslında. Çünkü öğrencilere kendi görüşümü empoze etmeden ya da onları yönlendirmeden dersi anlattığımın ve onlara kendi pencerelerini açmayı öğretebildiğimin geri dönüşü oluyor bu. Hukukta gerçekler kadar gerçeğin nasıl işlendiği ve savunulduğu da önemli. 2+2 her zaman 4 olmayabiliyor. Hele de fikri mülkiyet gibi bir alanda. Farklı gruplarda farklı görüşlerin baskın çıkması da bunun sağlaması bir yerde. Dersleri mümkün olduğunca interaktif ve eğlenceli işlemeye çalışıyorum çünkü fikri mülkiyet yaratıcılığın hukukla kesişimi; asla sıkıcı olmamalı.

Moda hukukunun geleceğini nasıl görüyorsunuz? Hukuk dinamik bir olgu. Hukukun her alanı yeni şartlara göre değişiyor ve gelişiyor ama bunu hukukun bazı alanlarında daha da çok hissediyorsunuz. Fikri mülkiyetle teknoloji çok sıkı bir bağ içinde. Birkaç sene önce neredeyse adını bile duymadığımız “yapay zeka”, “artırılmış gerçeklik”, “blokzincir”, “drone” gibi kavramları bugün günlük sohbetlerimiz içinde tartışır olduk. Teknoloji bir okyanus ise, Bitcoin’e yatırım yapmayı düşünen bakkallardan tutun, Facebook’ta fotoğraf paylaşan anneannelere, herkes bu suyun kıyısında olsun derininde olsun bir yerlerinde yüzüyor. Dünyamız ciddi anlamda değişiyor. Bilimkurgu filmlerinde izlediğimiz sahnelerin içinde yaşıyor olmamıza az kaldı. Çok değil, birkaç sene içinde otonom araçları sokaklarda göreceğiz mesela. Hukuk diğer her şey gibi, hayatımıza birden giriveren yeni teknolojileri de düzenlemek durumunda. Günümüzde yapay zekanın haksız fiil sorumluluğu tartışılıyor mesela. Çok yakında Medeni Kanun’da gerçek kişi ve tüzel kişi ifadelerine ek olarak “elektronik kişi” kavramını görebiliriz. Teknolojinin fikri mülkiyetle olan yakın ilişkisi nedeniyle de fikri mülkiyet hukukun en dinamik alanlarından biri. Moda hukuku da fikri mülkiyetle çok yakın bir ilişkide. Nanoteknolojik kumaşlar, dijital panolu çantalar, 3D yazıcı çıktısı moda ürünleri, giyilebilir teknolojiler, yeni kumaş boyama ve kesim teknolojileri… Bu alandaysanız kendinizi güncel tutmak için özen ve çaba göstermeniz gereklidir. Özet olarak, birçok kişi gibi ben de moda hukukuna verilen önemin ve bu niş alanda uzmanlaşmış hukukçulara olan ihtiyacın gitgide artacağını öngörüyorum.

www.modahukukuenstitusu.org

17


MODA HUKUKU GAZETESİ, EYLÜL 2018

INFOGRAFİ

www.modahukukuenstitusu.org

17


Moda Hukuku Gazetesi Eylül 2018  

Moda Hukuku Enstitüsü

Moda Hukuku Gazetesi Eylül 2018  

Moda Hukuku Enstitüsü

Advertisement