Page 1

SAYI 1

ARALIK 2012

Senin doğuşunu izliyordu Güneş,

Tıpkı Ay'ın Güneş'in doğuşunu izlediği gibi

RÖPORTAJ

BOĞAZĠÇĠ

YAZILAR

ETKĠNLĠK


HAKKIMIZDA BOUNterview, Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri tarafından kurulmuĢ bir medya ekibidir. BOUNterview ekibi farklı platformlarda tarafsızlık ve doğruluk ana ilkeleriyle birçok baĢarılı röportaja imza atmıĢtır. “Boğaziçi Röportajları” serisi ile amacımız Boğaziçi’nin renklerini (hocalar, yöneticiler, görevliler, mezunlar) daha yakından tanımak ve Boğaziçililere tanıtmak. Boğaziçi sınırları içinde sıklıkla gördüğünüz birinin ne kadar özel birisi olabileceğini bizim röportajlarımızda fark etmeye devam edeceksiniz. Elektronik ortamda yayınladığımız “Bounterview” dergisinin içeriğini ünlü röportajları, Boğaziçi röportajları, Boğaziçi etkinlikleri, ünlülerin Boğaziçi hakkındaki ifadeleri ve çeĢitli kategorilerde yazılmıĢ yazılar oluĢturuyor. Ekibimizin yaptığı tüm röportajlar internet sitemizde, ünlü röportajlarının bazıları da “Dipnot.tv”de ve “Dipnot Tablet”te yayınlanıyor.


BOĞAZİÇİ

YAZILAR

RÖPORTAJ

4

Atakan Şeniz Bounterview

6

Boğaziçi Hakkında Ne Dediler? Metin Uca

8

AyĢe AKTEMUR Röportaj

13

Tuba Aydın Dilsizlik

7

Boğaziçi Hakkında Ne Dediler? Bedük

15

Aysu BACEOĞLU Röportaj

14

20

21

22

Ülber Onur Akın Muhteşem Gündem Nihal Karaman Kadınca Helin Muratakan Sosyal Medya Erdem Erkmen Müzik

12 BUCampus & Boğaziçi Etkinlikleri

EKİPTEN 23

Seren Ateş & Duygu Karasapan

24 Çağdaş Çetinkaya & Tuba Aydın


ARALIK 2012 bounterviewdergisi.

BOUNTERVIEW

4

ATAKAN ġENĠZ atakan.seniz@boun.edu.tr

Dergi fikri fotoğraf koordinatörümüz Ahmet Bintaş’a ait. Kendisi bizi yüreklendirdi ve bu çalışma ortaya çıktı. Dergi yayıncılığında henüz çok yeniyiz, gelişmek ve ilerlemek için elimizden geleni yapıyoruz. Bu sayıda bahsetmek istediğim konu: “Bounterview nedir, neler yapar?”

ADINI BOUNTERVIEW KOYDUK Boğaziçililerin Yolu Boğaziçi öğrencilerinin bir giriĢimi olduğu için üniversitemizi temsil eden “Boun” kelimesi ile yaptığımız iĢ röportaj olduğu için “interview” kelimesini birleĢtirip “Bounterview” koyduk adını. Kurulduğumuz günlerde Bounterview‟in bir röportaj ekibi olarak tanımlanmasını istesem de ilerleyen zamanlarda tercihim “Boğaziçililerden oluĢan bir medya ekibi” tanımı oldu.

Neleri Unutamam?

G

eride kalan süreçte, kendi alanımızda o kadar çok Ģey yaptık ki… Hangi birini sayayım? Eurovision Ģarkı yarıĢmasının finalinin yapılacağı gün, Can Bonomo röportajını yayına veriyoruz. Tam da gününü seçmiĢiz, üniversitemizin resmi sosyal paylaĢım sayfasının desteğiyle röportajımız tıklanma rekoru kırıyor. Metin Uca‟nın menajerlik Ģirketindeyiz. Onun gibi kültürlü ve bilgi deposu biri karĢısında açık vermekten endiĢeleniyoruz. Eğer bir Ģey sorarsa “pas” demeye hazır bir halimiz var. Neyse ki kafamızın etrafında Passaparola‟daki gibi bir çember belirmiyor. Biz soruyoruz, Metin Uca cevaplıyor; tersi olsaydı yanmıĢtık zaten. Ali Poyrazoğlu tiyatrosundayız. Oyunun baĢlamasına dakikalar var, dıĢarısı tıklım tıklım; sadece bir fotoğraf çekebiliyoruz, ama ıĢık hızıyla röportajı tamamlamayı baĢarıyoruz. Best Fm‟deyiz. 5 kiĢi gittiğimiz için Ceyhun Yılmaz “Boğaziçi‟nin geri kalanı nerede?” esprisiyle karĢılıyor bizi. Ardından o 5 kiĢi küçücük yayın stüdyosuna girip “Ceyhun Yılmaz Show” canlı yayınına katılıyoruz.


Gecenin saat 2‟si ve TRT Harbiye‟deyiz. Mansur Ark ile röportaj yapana kadar azimle bekliyoruz ve röportajımızı tamamlayıp dönüyoruz. DoğuĢ Power Center‟dayız. Her duvarından, her odasından, her koridorundan medya fıĢkıran bir yerde olduğumuzun bilincindeyiz. Bay J ve Virgin Radio ekibi tarafından çok güzel misafir ediliyoruz. Doğan Medya Center‟dayız. Ertem ġener‟in ne kadar müthiĢ biri olduğuna Ģahitlik ediyoruz. Her ifadesi manĢet niteliğinde bir röportaj çıkıyor ortaya. “Öğrencilerin Messi‟leri bence Boğaziçi Üniversitesi‟nde” diyor ve bizi zaten oracıkta bitiriyor süper adam. Üniversitemizin yanı baĢında Doğatepe‟deyiz. Boğaz manzarası ve Aysu Baceoğlu‟nun güzelliği birleĢince tüm röportajlarımız arasında en iyi fotoğraf çekimi diyebileceğimiz bir tablo çıkıyor karĢımıza. Saran Holding‟teyiz. Radyo Tatlıses genel yayın yönetmeni ġafak Karaman‟ı terletecek sorular hazırlamıĢız. “Tekme tokat atmasınlar bizi” korkusuyla giriyoruz, kapıya kadar uğurlanarak takdir edilerek çıkıyoruz. Yine Doğan Medya Center‟dayız. ĠĢimize öyle konsantre olmuĢuz ki yanımızdan geçen ünlüleri bile gözümüz görmüyor. Mesut Yar, canlı yayına hazırlanırken bize de geniĢ bir zaman ayırıyor. Öyle neĢeli ve doğal bir adam ki yer yer kahkaha seslerine engel olamıyoruz. Yeni albümü için stüdyoya girecek olan Hayko Cepkin‟i yakalıyoruz ve sorularımızı sıralıyoruz. Hayko, albüm çıkmadan önce son röportajını bize veriyor ve röportaj gerek sosyal medyada gerekse Dipnot‟ta büyük ilgi görüyor. Yaz döneminin son röportajını yapmak için Acarkent‟te Behzat Uygur‟un misafiri oluyoruz. Yine harika bir misafirperverlik, samimi bir sohbet ve dostça yaklaĢımlar görüyoruz karĢımızda. Hadise, Erdil YaĢaroğlu, Ziynet Sali, Uğur Arslan, Bedük, Simge Fıstıkoğlu, Samsun Demir, Kurtalan Ekspres, Ogün Sanlısoy, Hazal AyaĢan, Hopdedik Ayhan, Seda Önder, Sattas grubu, AyĢe Saran, Fatih Taha, Kırmızı grubu, Güven Arifoğlu, Ferman Karaçam, Onur Deveci, Turgay Güler, Ġbrahim Erdoğan… Hepsi çok değerli isimler, güçlenmemize ve bu alanda ilerlememize yardımcı oldular, minnettarız. Bizi destekleyen, yorumlarıyla güç katan herkese çok teĢekkürler!

GENEL KOORDĠNATÖR Atakan ġENĠZ

AtakanSeniz


ARALIK 2012 bounterviewdergisi.

6

Çok önemli, çok köklü bir eğitim kurumu benim için

“Boğaziçi Üniversitesi”

METİN UCA “Arkadaşlarınızın yaptığı bir eylem var, bir kahve zinciri için, onu ilgiyle izliyorum. Ben üniversiteleri, her görüşün özgürce tartışıldı dinamik alanlar olarak görmeyi seviyorum. En büyük avantajınız nitelik sıralamasında çok iyi bir yerde olmanız. Sadece „tabela üniversitesi‟ olarak Anadolu‟da kurulan üniversitelerle kıyaslayınca, eğitim kalitesi, yarattığı sosyal olanaklar, sosyal çevresi, bulunduğu konum açısından baktığımızda bazı bölümleri dünyanın en güzel manzarasına sahip üniversitesinde okuyorsunuz.”


ARALIK 2012 bounterviewdergisi.

İlk ödülümü Sizden almıştım.

“Bu sene de aldım tekrar. İki ödül verdiniz bu sene. Teşekkür ederim. Hep yenilikçi, farklı ve yaratıcı şeylere önem veriyorsunuz, destek veriyorsunuz, bu çok önemli bir şey. Stüdyomun en güzel yerlerinde duruyor ödülleriniz. Verdiğiniz destek için sonsuz teşekkürler. Konser olsun, ödül olsun her zaman yanınızdayım ne zaman isterseniz.”

7


ÖZEL RÖPORTAJ

AYŞE AKTEMUR

S

ert bakıĢlarıyla Boğaziçilileri korkutan kütüphane görevlisi AyĢe Aktemur‟a onunla ilgili merak ettiklerimizi sorduk. Bazı Boğaziçililerin “gardiyan teyze” benzetmesine ne dedi? Boğaziçililere hangi kitabı okumalarını önerdi? Fotoğraf yarıĢmasındaki birincilikten sonra ne tepkiler aldı? Masasında çözdüğü testlerin anlamı ne? Hangi sınava hazırlanıyor? Özel hayatında da kütüphanedeki kadar disiplinli biri mi? Hepsi ve daha fazlası kitap deryasında yaptığımız bu röportajda.

R.

ATAKAN ŞENİZ

ARALIK 2012 bounterviewdergisi.

8


ARALIK 2012 bounterviewdergi-

H

akkınızda bir sözlükte “Bu teyzeyi hayattaki her Ģeyden çok merak ediyorum.” yazılmıĢ. O halde, Boğaziçililerin sizinle ilgili meraklarını gidermeye çalıĢalım. Aslında “teyze” yerine “abla” demek daha uygun olacak. Sorun değil, ben çocukları seviyorum; ne Ģekilde hitap etmek istiyorlarsa öyle etsinler. Gençler tarafından merak edilmek daha güzel. Genç, hayata dünyaya açılan kapıdır. Gençlik gelecektir, hayattır. Gençlerin hepsi farklı bir penceredir. Onlara etki edebildiysek ne güzel.

tesi idari mali iĢlere atandım; personel daire baĢkanımız “senin yerin burası” dedi. “Ben kütüphaneyi istiyorum” dedim. Ya edebiyat fakültesi ya da kütüphanecilik mezunu olmak lazımmıĢ. “Kütüphaneye gönderirsek ya kapıya ya rafa” dedi. Ben de “hiç fark etmez” dedim ve buradayım. Kütüphane için katlanıyorum diyebilirim. Kütüphanede olmayı ve okumayı çok seviyorum. Bu üniformayı kütüphane aĢkı sebebiyle giydim. Kaç yıldır bu görevdesiniz? Altıncı seneme gireceğim. Günün büyük bir bölümünü kütüphanede geçiren birine kitap okumayı seviyor musunuz ya da kitap okur musunuz diye sormak yerine en son hangi kitabı okudunuz diye soruyorum? En son ġems-i Tebrizi ile Mevlana‟nın bağını anlatan AĢkname‟yi okudum.

Nereden mezunsunuz? Afyon Kocatepe Üniversitesi ĠĢletme bölümü mezunuyum. Evli misiniz? Bekarım. Çocukları çok seviyorum. 7 yıl öğretmenlik yaptım ilköğretim okullarında. Memur olarak atanmak için özellikle gençlerin olduğu yeri istedim; ilk tercihim Boğaziçi‟ydi ve geldim. Evli olmasam da bir sürü çocuğum olduğuna inanı- “Bu yorum.

üniformayı aĢkı sebebiyle

Hayat felsefesiniz nedir? Daima sevgi. Ġnsanları aĢırı derecede seviyorum. Çok sert gözüküyor olabilirim. Gençlerin hiçbir Ģekilde önünün kapatılmamasından yanayım. Her türlü görüĢü ve bilgiyi paylaĢmalarından yanayım. Felsefemi sevgiyi ve dostluğu paylaĢmak olarak özetleyebilirim. Üniformanızı ve yaptığınız iĢi seviyor musunuz? Aslında üniformamı yanlıĢ lanse ettiği için pek sıcak bulmuyorum. Boğaziçi Üniversi-

9

Bugüne kadar okuduklarınız arasında Boğaziçililere de önerebileceğiniz en kütüphane favori kitabınız hangisi? giydim” Orhan Pamuk‟un Kar kitabını önerebilirim.

Boğaziçi Üniversitesi resmi Facebook sayfasının düzenlediği yarıĢmada birinci olan fotoğrafta siz vardınız. Tepkiler ne yöndeydi o fotoğraf yayınlandıktan sonra? ArkadaĢımın söylemesiyle haberim oldu. Baktığımda yarıĢma sonuçlanmıĢtı. Fotoğraf, 5 binin üzerinde oy almıĢtı yanlıĢ hatırlamıyorsam. Alttaki yorumları okumuĢtum, kimisi “o iĢini yapıyor, emekçi teyze” kimisi “ben hiç güldüğünü görmedim” gibi yorumlar yazmıĢtı. ArkadaĢlar çok ĢaĢırmıĢtı,


ARALIK 2012 bounterviewdergi-

“bunca yıllık memuruz, bizi kimse yarıĢmaya dahil etmedi” demiĢlerdi. Fotoğraf yarıĢmasından sonra öğrenciler gelip “adınız ne?”, “hangi kitabı okuyorsunuz?” gibi sorular sordular. Hatta birisi de Ģunu demiĢti: “size niye teyze diyorlar ki o kadar yaĢlı değilsiniz.” Böyle ilginç tepkiler almıĢtım. Sizden korkan Boğaziçililer var, biliyorsunuzdur. “Sert misiniz yoksa sert mi görünmeye çalıĢıyorsunuz?” diyenler oluyor, ben de “Nasıl algılıyorsan oyumdur.” diyorum. Kimliği yanında olmayanları içeri almıyor musunuz? Kesinlikle almıyorum. Maalesef çok kötü bir dönemden geçiyoruz, içeriye hiç kimlik sormadan birini alsam o da kötü niyetli olsa Ģurada bir Ģey infilak etse ne olacak? Eğer benim yaptığım iĢ sertlikse bilsinler ki onlar için. Arada tölerans tanıdıklarınız hiç mi olmuyor? Sınav dönemi hariç. Sınav döneminde “bir daha almam” diye sertçe uyararak bazen izin veriyorum.

“ Evdekiler kontrol manyağı olduğumu söylüyorlar ”

Disiplin anlayıĢınız kuvvetli sanırım, haksız mıyım? Kütüphane dıĢında da bu disiplinli sürdürüyor musunuz? Çok kuvvetli. Evdekiler, kontrol manyağı olduğumu söylüyorlar. Üç tane yeğenim var, onların eğitimleriyle ilgileniyorum. Onların dersle ilgili bütün programlarını ben yaparım. Haftada bir gün benimle alıĢveriĢ merkezine veya oyuncak marketine gelirler. Çizdiğimiz programın dıĢına çıkarlarsa onları asla ödüllendirmiyorum. Oldum olası böyle kontrolcüyüm. Düzenli yaĢamın insanı iyi Ģeylere götüreceğini düĢünüyorum. Kütüphaneye giriĢte en ufak bir seste hemen uyarı yiyoruz sizden. Kesinlikle. Çünkü kütüphane sessiz olması gereken bir ortam. Aslında ben onların iyiliği için yapıyorum. DüĢünün ki final dönemindesiniz ve çok önemli sınavlara hazırlanıyorsunuz. Biri orada konuĢuyor veya bir Ģey yiyor, diğer çocuğun dikkati dağılıyor. Benim yüzümden motivasyonları bozuluyorsa ben de çaktırmadan yaparım. Benim hareketlerimin öğrencilerin motivasyonlarını bozmalarını hiç istemem.Ben çalıĢanları da uyarıyorum, emin olun. Hatta birine

10

“seni susturamazsam öğrencileri nasıl susturacağım” demiĢtim. DıĢarıdan kütüphaneyi ziyarete gelen gruplara karĢı tutumunuz nedir? PeĢlerinde geziyorum. Misafirimiz oldukları için, “susun” bile demiyorum. Sadece görüntüm ve onlara bakmam yetiyor. Kilyos‟tan gelen bizim üniversitenin öğrencilerine “ben ilkokul çocuklarını misafir ettim, sizin kadar konuĢmuyorlardı” bile dedim, bu cümleyi de duydular benden. Boğaziçililerin “gardiyan” benzetmesine ne diyeceksiniz? O çok kötü bir Ģey, hapishaneleri andırıyor. Ġnsanların hiçbir Ģekilde düĢüncesinden dolayı hapishaneye girmesinden yana olmadığım için bana gardiyan ifadesi çok antipatik geliyor. Bir sertlik varsa ya da bir disiplin veya gardiyanlık varsa zaten Boğaziçililer için.


ARALIK 2012 bounterviewdergi-

Boğaziçi Üniversitesi öğrenci sayısını düĢündüğümüzde sizce Aptullah Kuran Kütüphanesi imkanları yeterli mi? Bizim üniversitede 10 bine yakın öğrenci var. Günde yaklaĢık 3 bin kiĢi kütüphaneyi kullanıyor. Ġstanbul‟da okuyan diğer öğrencileri aldığımı düĢünün, bizimkilere yer kalmayacak, öncelik benim öğrencim. Ġsterim ki onlar da gelsin, faydalansın ama aslolan Boğaziçililer ki bu noktada yönetim de öyle diyor. Çok acil tez araĢtırması vardır, çoğu zaman yönetimi arayıp rica ediyor. Yaz ve kıĢ dönemleri fark ediyor mu sizin çalıĢma disiplininiz açısından? Yazın çok fazla öğrenci yok. Gelenler ya yüksek lisans öğrencisi ya da bizim lisans öğrencilerinden kütüphaneyi sıklıkla kullananlar. Çok yoğun olmadığı için fazla gardiyanlık yapamıyorum. Bazı arkadaĢlarımız masanızda test çözdüğünüzü görmüĢler. Nedir o testlerin anlamı? Yüksek lisansa hazırlanıyorum. Hedefim 90 puanı yakalamak, maalesef 80 puanı aĢamadım. Hangi alanda? Kamu yönetimi. Türkiye‟de anayasal hareketlerin tarihi konulu bir tez hazırlamayı düĢünüyorum. Tarih, sosyoloji ve siyaseti çok seviyorum. Aslında tarih okumalıydım, fakat iĢletme oldu. Herhangi bir futbol takımı taraftarı mısınız? BeĢiktaĢ. Fikret Orman‟ı pek beğenmiyorum. Demirören zaten mahvetti. Süleyman Seba gibisi gelmedi diyebilirim. Fanatik olmasam da BeĢiktaĢlıyım.

11

ġimdiye kadar röportaj yaptığımız birçok ünlüye, birçok kiĢiye sorduk. Size de sormak istiyorum. Sizin için Boğaziçi ne ifade ediyor? Boğaziçi, Türkiye‟nin dünyaya açılan kapısı. Burada siyasi görüĢleri ne olursa olsun çocukların çatıĢmadığını görüyorum. Her türden insan var ve hepsi birbirine saygılı. Biri eylem yaparken diğeri kahve içiyor, görüĢüne uymasa da sandalye fırlatmıyor ODTÜ‟deki gibi. Görev yaptığınız süre boyunca ilginç gözlemlerinizden birini paylaĢabilir misiniz? Çocuklar baĢörtü sorunuyla ilgili bir eylem yapıyordu. Ġstanbul Üniversitesi‟nden baĢörtülü kızlar gelmiĢti. ġimdi kalabalıklaĢır dedim, fakat Boğaziçili baĢörtülü öğrenciler ders çalıĢmaya içeri girdi. Çok ilginç gelmiĢti bana. DıĢ güvenliğe sordum. “Bizden de var, ama çok az. Bizim çocuklar zaten burada rahat, sorunları yok, sorun dıĢarıda.” demiĢti. Boğaziçi sorunsuz bir yer, herkesin saygı çerçevesinde birbirine tahammül ettikleri bir yer. Boğaziçililere iletmek istediğiniz bir mesaj var mı? Dünya markası olmaya devam edin. Asla politize olmayın. Siz Türkiye‟yi eminim her yerde her alanda güzel bir Ģekilde temsil edecek insanlarsınız. Dünyanın en büyük Ģirketlerinde Boğaziçi Üniversitesi‟nden mezun yöneticiler görüyoruz. Benden korkmasınlar, ama biraz da çekinsinler. Boğaziçilileri çok seviyorum. Kırdıysam gerçekten özür dilerim. Her Ģeyin onlar için olduğunu bilsinler. Bir tanesi hiç gülmediğimi söylemiĢ, emin olsun gülüyorum.


BUCAMPUS ĠLE BOĞAZĠÇĠ ETKĠNLĠKLERĠ Pzt

Sal

Çar

Per

Cum

Cmt

Paz

1

2

3

4

5

6

7

8

9

10

11

12

13

14

15

16

17

18

19

20

21

22

23

24

25

26

27

28

29

30

31 Tarih: 18 Aralık Salı Etkinlik: B. Ü. Spor Ödülleri 2012 Düzenleyen: SK Yer: Albert Long Hall (Saatli Bina) Tarih: 19 Aralık Çarşamba Etkinlik: BÜDANS Dönem Sonu Kokteyli Düzenleyen: BÜDANS Yer: Garanti Kültür Merkezi Tarih: 20 Aralık Perşembe Etkinlik: radyo boğaziçi Türkçe Pop Partisi Vol. 7 Düzenleyen: radyo boğaziçi Yer: X-Large (Beyoğlu) Tarih: 21 Aralık Cuma Etkinlik: Korolar Konseri Düzenleyen: BÜMK Yer: Garanti Kültür Merkezi Tarih: 24 Aralık Pazartesi Etkinlik: Capella Konseri Düzenleyen: A Capella Boğaziçi Yer: Nardis Jazz Club’ta Tarih: 25 Aralık Salı Etkinlik: Taşoda Kış Konserleri Düzenleyen: BÜMK Yer: Garanti Kültür Merkezi


ARALIK 2012 bounterviewdergisi.

GÜNCEL

DĠLSiZLĠK

B

azen düĢünüyorum da acaba hayatım tek bir ülkede, tek bir dil ve kültürden oluĢsaydı nasıl olurdu... Ġki dil, iki kültür arasında sıkıĢıp kalır mıydım? Ġki farklı dünya arasında kaybolmaya mahkûm birisiymiĢ gibi, bir taraf seçmek zorundaymıĢ gibi hisseder miydim kendimi… Ġçimdeki ikilemi öfkeyle, nefretle bazen dıĢa vurur muydum? Yabancı olarak görüldüğüm ülkede, onların kanını ve adını taĢısaydım, beni sadece çalıĢmaya değil de okumaya, aydın bir kiĢiliğe sahip olmaya teĢvik ederler miydi? Beni dilsiz olmaya, kimliksiz paradoks bir kiĢi olmaya, okuldan soğutmaya ve motivasyonumu elimden almaya cesaret ederler miydi? Peki, haksızlığa uğrar mıydım acaba? Haksızlığın üstüne bir siyah örtü çekerek görmemezlikten gelirler miydi? Hiç olmamıĢ gibi davranırlar mıydı? KarĢısındakini insan yerine koyup yaptıkları iĢin yıkıcı etkilerini akıl edebilirler miydi acaba? Zaman çalmak, psikoloji bozmak, küçümsemek, bir hayatla oynamak gibi kavramları tanırlar mıydı? Dilinde eksiklik olduğu için zekândan Ģüphe ederler miydi? Dil sorunun ve farklı bir kültürün var diye seni bulunduğun toplum içinde soyutlamaya çalıĢırlar mıydı? Belki de yoktu dil sorunun… Ama SEN yabancısın diye o ülkenin kanını, adını taĢımıyorsun diye eksiktin. Böylesine bir anlayıĢa sahip olurlar mıydı? Sonra ENTEGRASYON ENTEGRASYON diye faĢistçe ve düĢmanca bir Ģekilde seni ezmeye

13

TUBA AYDIN tuba.aydin@boun.edu.tr

çalıĢırlar mıydı? Oysa ironiye bak... SENĠ önce demotive ederler, toplumdan soyutlarlar, sadece çalıĢmak için bir makina olarak görürler, makinalaĢtırmaya çalıĢırlar adeta ve sonra dilin yetersiz ve yabancı olduğun için aptal muamelesi yapmaya çalıĢırlar… Seni buna inandırmaya çalıĢırlar! ĠNANMA! Bir bakmıĢsın tüm bunlar olurken SEN kavgacı, nefret dolu olmuĢsun… Bazen kavga etmiĢsin… Öfkeni kontrol edememiĢsin... Ümitsizliğe sürüklenmiĢsin. Sonra bunları fırsat bir fırsat olarak kullanırlar. Seni kavgacı iĢe yaramaz bir „Ģey‟ olarak tanıtmaya baĢlarlar. Gittikçe itmiĢler seni toplumdan ve bir bakmıĢsın hiç istemediğin yerlerdesin. Belki bir eroin bağımlısı olmuĢsun, belki evlilikte kurtuluĢu görmüĢsün, belki her gün adam yaralamaktan kavga dövüĢten içeri girmiĢsin ve belki de intihar etmiĢsin… NEDEN? Çaresizliğe ve ümitsizliğe mahkûm edildiğin için. Sonra ENTEGRASYON diye bir laf üretmeye baĢlamıĢlar ve bu kelime ile SENĠN acizliğini vurgulamaya çalıĢmıĢlar… Peki, neyin entegrasyonu bu? Bunu sorgulamaya bile vakit bulamamıĢsındır… Sonra „ah yazık bu yabancılara, bu kadar sene yaĢamıĢlar bir Almanca bile bilmiyor barbarlar‟ cümleler iĢitmeye baĢlarsın. Ülkelerinde kendi eserleri olan, topluma kazandırmak yerine toplumdan soyutlayan, kuytu yerlere atılan o kadar genç hayatlar var ki... Ve bunun sonucuna ENTEGRASYON diyorlar. Çok mutlular da bu sonuçtan, nedense... Trajik-Komik!


ARALIK 2012 bounterviewdergisi.

GÜNDEM

14

ÜLBER ONUR AKIN onur.akin@boun.edu.tr

N

MUHTEŞEM GÜNDEM

eredeyse her hafta gelen terör saldırıları, Suriye ile savaĢın eĢiğine gelmemiz ve yerleĢtirilecek Patriot‟lar, TUĠK Ağustos 2012 verilerine göre yüzde 8.8‟lik iĢsizlik oranı ve daha pek çok milli menfaatlerimizi doğrudan ilgilendiren gündem maddeleri dururken tek derdimiz “tarihi-kurgu” niteliğinde olan bir televizyon dizisi. (Tabii bir de 18 Kasım ġemdinli saldırısının ardından baĢbakan Erdoğan‟ın “ Artık bebek öldürmek için yola çıkanlar karĢılarında daha güçlü bir irade bulacaklardır.” sözü var. Ġlk bakıĢta yerinde bir beyanat olduğu izlenimi uyandırsa da hatırlatmakta fayda var bu ifadenin muhatabı aynı gün 5 askerimizi Ģehit eden PKK değil Ġsrail.) Ülkemizin son günlerdeki gündem maddesi malum MuhteĢem Yüzyıl. Türkiye‟nin mevcut koĢullarında olağan gündemi hayli yoğunken hükümetin mesaisini bir televizyon dizisine harcamasını bir ke-

nara bırakıp meseleyi biraz da “ileri demokrasi” bağlamında irdeleyelim. “Ġleri olmayan” sade demokrasiye sahip ülkelerde bir televizyon dizisi ülkenin baĢbakanının talimatıyla herhangi bir yaptırımla karĢılaĢmaz. Her Ģeyden önce The Tudors, MuhteĢem Yüzyıl gibi diziler kurgudur. Yüzyıllar önce yaĢanan olayların bir miktar reyting kaygısıyla yorumlanması suretiyle tarihi olaylarla önemli tutarsızlıklar teĢkil etmeden çekilir. Ġkinci olarak bu diziler toplumun tarihi yanlıĢ öğrenmesine neden olmaz. Bilakis toplumun tarihe olan merakını depreĢtirerek insanları tarih okumaya sevk eder ve tarih bilincini yükseltir. MuhteĢem Yüzyıl dizisinin yayına baĢlamasından bu yana tarihi kitapların satıĢ rakamlarının dramatik artıĢı incelendiğinde bu durum katiyetle ortaya çıkacaktır. Diğer yandan imparatorluk sınırlarını iki katına çıkaran Kanuni Sultan Süleyman‟ın da herkes gibi bir insan olduğu gerçeğinden hareketle

bir imparator olarak kendisine ait bir haremi dolayısıyla bir özel hayatı ve bir cinsel hayatının olması kendisinin tarihsel kiĢiliğine halel getirmez. (Mitoz bölünmeyle çoğalmadığı göz önünde bulundurulursa…) Eğer ki bir birey sırf bu diziyi izleyerek tarihinden soğuyacak ve MuhteĢem Süleyman‟a duyduğu saygıyı yitirecek denli sığ bir zihin yapısına sahipse zaten onun duyacağı saygının topluma bir yararı olmayacaktır. Son olarak meseleye bir de Ģu yönden bakalım: teorik olarak monarĢiyle yönetilen Ġngiltere‟de baĢbakan Cameron‟ın ya da kraliyet ailesi mensubu olarak Kraliçe II. Elizabeth‟in The Tudors hakkında “Biz öyle bir VIII. Henry tanımıyoruz. Bizim bildiğimiz VIII. Henry ömrünün 30 yılını at üstünde seferde geçirmiĢtir.” ġeklinde bir açıklama yapması ne kadar ihtimal dahilindedir? BaĢbakan Erdoğan‟ın bunu bir düĢünüp tartması icap eder.


ÖZEL RÖPORTAJ

ARALIK 2012 bounterviewdergisi.

15

AYSU BACEOĞLU R.

ATAKAN ŞENİZ & HAZAL GÜNDÜZ

Güzelliğiyle dikkat çeken eski manken yeni şarkıcı Aysu Baceoğlu ile muhteşem boğaz manzarası eşliğinde harika bir röportaj yaptık. Güzelliği kadar şarkıcı kimliğiyle de ön plana çıkmayı başaran Aysu Baceoğlu, ünlü olma duygusunu, mankenlikten şarkıcılığa geçişini ve yeni albümünü anlattı; doğallığı ve samimiyetiyle hayranlığımızı bir kez daha kazandı.


ARALIK 2012 bounterviewdergi-

Ünlü olmaya ve ünlüler dünyasına bakıĢ açınızı öğrenebilir miyiz? Bu iĢi yapan, ünlü bir bayan olarak kötü bakıyorum diyemem elbette. Çok genç yaĢta mankenliğe adım atmıĢtım ve on senedir bu iĢin içerisindeyim. Birçok meslektaĢım gibi benim için de genç yaĢta olmanın getirdiği hatalarım oldu. Bazen röportaj esnasında birçok Ģey anlatıyorsun ama onun içinden bir cümle alınıyor ve bu cümle seni yanlıĢ anlatabiliyor. Bunlar ünlü olmanın dezavantajları ama çok fazla avantajlarını da yaĢıyorum. Seviliyoruz, güzel bakılıyor bize; kadın, erkek, çocuk, büyük… O yüzden ünlü olmayı seviyorum. Ünlü olmak için doğmuĢum da diyebilirim. Güzel taĢımak da önemli ve ben güzel taĢıdığımı düĢünüyorum. Ünlü olmak kolay, taĢımak zor. Özel hayatımda bedeller ödedim! Ünlü olduktan sonra hayatınızda neler değiĢti? KomĢularıma daha çok misafir gelmeye baĢladı beni görmek için. (Gülüyor) Tabiki çevrem çok fazla değiĢti. Her gittiğim iĢte, Türkiye‟de ve yurtdıĢında, birçok kültürden yeni insanla tanıĢma fırsatı buldum, yeni çevreler edindim. Bedeller de ödemedim mi, ödedim; ama özel hayatımda, genel

hayatımda değil. Evin içinde annemler beni çok ünlü gibi görmüyorlar, bozuluyorum. DıĢarı çıktığımda farkına varıyorlar. Onun haricinde, seviliyorum. Sevgi arsızı olduğum için de çok hoĢuma gidiyor. Ġyi ki bu iĢi yapmıĢım. Hayatımın dönüm noktası diyebileceğiniz bir olay var mı? Herhalde mankenliğe adım attığım gün. Çünkü o günden sonra her Ģey birbirini kovaladı. ġu anda on senelik mankenlik hayatım bitti ve sonrasında Ģarkıcılığa adım attım. Yani her Ģey birbirini tetikledi diyebilirim. Hayatımda ciddiye aldığım tek insan annemdir. Özellikle fikrini dikkate aldığınız birileri var mı? Annem. Hiç dinlemez gözüktüğüm, ona hayır dediğim birçok Ģeyi iyi dinlediğimi fark ettim. Ġyi ki de dinliyorum. Diyorum ya genciz ve hepimizin hayatında hatalar olacak. Ama ben ailemle yaĢadığım için kendimi çok Ģanslı hissediyorum. Ġyi ki böyle bir annenin çocuğuyum. Çünkü mankenlik hayatımın ilk beĢ senesinde hep yanı baĢımdaydı. Bu sayede hep minimalize hatalar yaptım. Tek ciddiye aldığım insandır hayatımda annem. Sanat camiasında da birkaç kiĢiyi

16

ciddiye alırım, önemserim. Ötekilerle, onlar nasıl davranıyorsa. Eğleniyorum. Çünkü eğlenceli bir dünya neticede. Adı üstünde magazinsel bir iĢ yapıyoruz ben de sonuna kadar eğleniyorum herkesle. Magazinde sıkça yer alıyorsunuz, sizi rahatsız eden noktalar var mı? Bir baĢka ünlüyle yakıĢtırılmanız mı yoksa baĢka Ģeyler mi? Bu iĢin içinde olup da böyle haberleri yapılmayan biri yoktur. Yine de bir yerden sonra bazen ailem bile açıp bu haber doğru mu Aysu‟cuğum dedikleri oluyor. Teyzem bile gördüğü habere inanmıĢ oluyor. Ama ne yapalım bu iĢin içindeyiz, bunlar da tuzu biberi. Onlar olmasa ben olmam, ben olmazsam da onlar haber yapamazlar. Aslında sağlıklı bir iliĢkimiz olduğunu düĢünüyorum. Ben iliĢkilerimi girift yaĢayan bir insanım. (Devamı)


ARALIK 2012 bounterviewdergi-

17

Mesela Ģu anda teknoloji o kadar ilerledi ki kimse birebir röportaj bile yapmıyor, mail yoluyla sorular hazırlanıyor ve cevaplanıyor; bu benim için avantaj değil. Ġnsanların birbirinin gözünün içine bakıp birbirleriyle konuĢmaları gerektiğini düĢünüyorum. Ben iliĢkilerimi girift yaĢayan bir insanım. Mesela Ģu anda teknoloji o kadar ilerledi ki kimse birebir röportaj bile yapmıyor, mail yoluyla sorular hazırlanıyor ve cevaplanıyor; bu benim için avantaj değil. Ġnsanların birbirinin gözünün içine bakıp birbirleriyle konuĢmaları gerektiğini düĢünüyorum. Basından arkadaĢlarla iliĢkim de bu açıdan çok sağlıklı. Çok kızgın değilim hiç kimseye, benim de hatalarım oluyor, onların da oluyor. Ama her Ģey dozajında oluyor.

“DüĢündüğümde iyi ki kalkıp yürümeye devam etmiĢim ki bugünlerdeyim.”

Unutamadığınız bir canlı yayın ya da podyum deneyiminiz var mı? Demin de dediğim gibi hayatımda dönüm noktasıdır mankenliğe adım attığım gün. 1.80 boyumla yere uzanmıĢtım mesela. Ben yanlıĢ mı yapıyorum demiĢtim ama kalkıp yürümeye devam ettim. Ġyi ki de kal-

kıp yürümeye devam etmiĢim ki bugünlerdeyim. Unutamadığım canlı yayın geçenlerde oldu aslında. Tabiki önce insanlar ama hayvanları da çok seven biriyim. Sağ olsun basın danıĢmanım Gökhan Bey sokaktan kedi bulmuĢ ve canlı yayına getirdi onu. O kadar

Ģirin bir Ģeydi ki iki dakikada kucağımda uyuya kaldı. Ben de çok uslu bir kedi diye aldım onu eve götürdüm. Evimde Ģu an üç kedi iki tane de köpek var. Ġki tanesi barınaklardan evlat edinilmiĢ, üç tane kedi sokaktan alınmıĢ bir tanesi de Ġran kedisi. (Devamı)


ARALIK 2012 bounter-

Bu kedi bir canavar çıktı meğer rol yapıyormuĢ! Ellerim (gösteriyor) çizik içinde. Böyle bir kazık yedim unutamıyorum. ġu anda canavar evde. Sosyal medyayı ne amaçla kullanıyorsunuz? Twitter ve Facebook‟ta benim adıma açılmıĢ otuz kırk tane hesap var ama Facebook‟ta değilim. Twitter‟ı çok fazla kullanıyorum. Bazen kendini kısa röportajlarkendimi ifade edebiliyorum orada. Bu Ģekilde sosyal medyayı kullanmak güzel bir Ģey. Boğaziçi sizin için ne ifade ediyor? Bir mesajınız var mı? Türkiye‟de Ģu an çok iyi yerlerde yetki sahibi olan kiĢiler çok iyi biliyorum ki Boğaziçi Üniversitesi‟nden çıkıyorlar. Sizler benim için ayrıca önemlisiniz; çünkü sizler birçok kiĢiye bu imkanı sunmuyorsunuz, çok kiĢiyle oturup röportaj yapmıyorsunuz. Bana özel olduğumu hissettirdiğiniz için sizlerle burada olmaktan çok keyif aldım. Bizim üniversitede hangi bölümde okumak isterdiniz? Uluslar arası iliĢkiler. Ġnsan iliĢkilerim iyi olduğu

18

da ifade edemiyorsun. Ġki üç dakikalık bir röportaj zaten kesintiye uğruyor. Ne kadar kendini ifade edip ne kadar anlatabilirsin? Doğru kullandıktan sonra çok güzel bir kendini ifade etme Ģekli. Twitter hesabımda birçok kiĢiyle arkadaĢ gibi olduğumu düĢünüyorum; çünkü kendimi güzel ifade edebiliyorum. Bana karĢı çok saygılılar, beni sevdiklerini görüyorum. Demek ki ben

için onu seçerdim. Önümüzdeki dönemde hayata geçirmek istediğiniz projeler var mı? Zaten albüm yeni çıktı. Sizden ricam lütfen önyargı olmasın. Mankenlikten Ģarkıcılığa geçiĢ, mankenlikten oyunculuğa geçiĢ, bir çok iyi örnekler var elimizde. BeĢ tane Ģarkım var ama özellikle “10 numara”nın dinlenmesini istiyorum. Önyargıyı bir kenara bırakalım, herkese bir Ģans verelim. Ġnsan istedikten sonra yapamayacağı hiçbir Ģey yok. Ben çalıĢıyorum, elimden gelen her Ģeyi yapıyorum. Gencim, güzelim. ġarkılarımı dinlemelerini istiyorum; tabiki devamı gelecektir.


y cienc lıyor! i f o r ziçi P umuz Baş a ğ o B urs K a m ndır Hızla

Akademi Boğaziçi ile Bu Gidişe Bir Son Verin ! Turbo – Prof kursumuz Başlıyor! 12 – 22 Ocak arası Boğaziçi Proficiency çalışmanıza Akademi Boğaziçi ile hız verin. Proficiency sınavını geçmek için son adımınızı bizimle atmak için hemen kaydınızı yaptırın.

Akademi Boğaziçi Nedir? Boğaziçili mezunların ve öğrencilerin kurduğu Akademi Boğaziçi kursunun ilk amacı Boğaziçi öğrencilerini Proficiency sınavına hazırlamaktır. Ayrıca genel İngilizce,iş İngilizcesi ve konuşma İngilizcesi eğitimleri de vermektedir. 2002’den beri Boğaziçililere, üniversite öğrencilerine, ünlülere, şirket yöneticilerine ve iş adamlarına eğitim veren Akademi Boğaziçi eğitmenleri, özel ve grup Proficiency eğitimlerini Hisarüstü’nde, Shopping World marketin hemen üstündeki ofisinde birleştirmiştir.

NOT: Sınırlı sayıda yeni öğrenci alınacaktır! Telefon: 0532 559 99 59 0542 559 99 59 0552 559 99 59 Facebook: facebook.com/iambucampus (kiĢi)


ARALIK 2012 bounterviewdergisi.

KADINCA

20

NĠHAL KARAMAN nihal.karaman@boun.edu.tr

K

adının, küçüklüğünden baĢlayarak Ģiddet görme oranı Türkiye’de diğer çoğu ülkeye göre daha fazla. Her 3 kadından 1’i Ģiddete maruz kalıyor. Kadın cinayetleriyse gün geçtikçe artıyor. Kadınların eğitimsizliği, erkekten düĢük görülmesi ve fiziksel olarak daha güçsüz olması Ģiddet görmesini arttırıyor. Dünya Ekonomik Forumu‟nun topayrımcılığı önlemek ve kadınları güçlenlumsal cinsiyet eĢitliği üstünde yaptığı dirmek için bilim ve araĢtırma kuruluĢları, araĢtırmaya göre, Türkiye 134 ülke arasınsivil toplum örgütleri oluĢturulmalıdır. da 126. sırada. Kadın cinayetlerinde görüMedya bu hareketlere destek vermelidir. len ciddi artıĢ bu eĢitsizliği gözler önüne Yapılan bir açıklamada, kadının ruh sağlıseriyor. Son 5 yılda 4 binden fazla kadın ğını etkileyen 2 temel faktörün Ģiddete macinayete kurban gitti. Bunların birçoğu eĢruz kalma ve yoksulluk olduğu ortaya çıkleri tarafından acımıĢtır. ġiddete mamasızca iĢlenen ci“ AYAKLARININ ALTINDA CENNETİ ruz kalan kadınlarda, nayetler. Kadına diğer kadınlara oranBARINDIRAN BİR VARLIK, AYAKLAR yönelik Ģiddetin bu la depresyon, Ģizofkadar hızlı yayılmaALTINA ALINAMAZ ” sında ekonomik, reni gibi hastalıklar kültürel, geleneksel daha çok baĢ gösteriyor ve bu kadınların faktörler etkili. Ancak kadın haklarını kointihara eğilimi 3 kat daha fazla oluyor. ruyan yasaların da düzgün bir Ģekilde yürü“Aile insan yaĢamından daha kutsal değiltülmemesi bu artıĢta büyük bir etken olarak dir. Bu yasanın amacı aileyi değil, aile karĢımıza çıkıyor. içinde Ģiddete maruz kalanı korumaktır.”* GeçmiĢten bugüne “erkek egemenTürkiye‟de 1998‟de yürürlüğe giren Ailedir” görüĢü benimsenmiĢ durumda. Bu düĢüncenin benimsendiği ortamda cinsiyete nin Korunmasına Dair Kanun, ev içi Ģiddedayalı ayrımcılık devam edecektir. Devlete karĢı önemli bir adımdır; ancak bu yasatin, hem özel hem kamusal alanda uygulanın ne kadar iĢlediği bir tartıĢma konusu. nan Ģiddeti görmezden gelmesi, cinsiyet Kadının eğitimsizliği Ģiddet görmesini artayrımcılığına karĢı etkili politikalar geliĢtırıyor, ancak eğitimli olması da Ģiddeti sıtirmemiĢ olması, kadına yönelik Ģiddetin fırlamıyor, azaltıyor. Üniversite mezunu önünü açmaktadır. Bugüne kadar gelmiĢ geçmiĢ bütün hükümetler kadına yönelik kadınların %7‟si aile içi Ģiddete maruz kaĢiddeti engellemeye karĢı uluslararası anlıyor. laĢmalar yapmıĢtır ancak bu anlaĢmaların *Ailenin Korunmasına Dair Kanun, İstanbul, 2002 gereği yapılmamıĢtır. Kadınlara karĢı


ARALIK 2012 bounterviewdergisi.

SOSYAL MEDYA

21

HELĠN MURATAKAN helinmuratakan@gmail.com

S

osyal medya hayatımıza girdi gireli ne yalan söyleyebilir ne de duygularımızı saklayabilir olduk. Öyle ya “kötüyüm, sinirliyim, yalnızım, ölüyorum” Ģeklindeki paylaĢımların ardından on dakika sonra komik, neĢeli, eğlence içerikli bir gönderide diyafram patlaması yaĢarcasına gülebiliyoruz ya da güldüğümüzü sanıyoruz, hepsi muamma.

Amacının dıĢında bir kullanımın olduğu bu mecrada, bazı arkadaĢlar görüyorum ki onların durumu iĢte tam da bahsettiğimiz bu durumla birebir örtüĢüyor. Öyle ki haftalardır ulaĢamadığım bir insana Facebook üzerinden ulaĢabiliyorum. Tabi öncelik Facebook; ev veya cep telefonlarımız değil! Kötü bir dönem geçiriyor bu zat-ı muhterem arkadaĢım en azından bana bu Ģekilde aksettirdi halet-i ruhiyesini. Ancak görünen o ki sosyal medyada hiçbir Ģey saklı kalmıyor. Bunalımda olan arkadaĢ, on dakika sonra bir Ģarkı ile kahkahalar dolu bir gönderide buluyor kendini. Yarım saat sonra bir eğlence mekanında “ġu an, Ģurada, Ģu kiĢi ile” Ģeklinde gönderilerinde bulunuyor. Baksanıza bilgisayar baĢında değilken bile mobil olarak halen daha sosyal medyanın içerisinde. Ertesi gün, geçen geceki eğlence mekanındaki fotoğ-

rafları albüm oluyor, “muhteĢem konser, muhteĢem eğlence” gibi albüm adları ile. Hani ölüyordun? Zor dostum zor saklanmak, kaçmak! Kendimize belli roller biçip belli bahaneler öne sürüp konuĢmak, görüĢmek istemediğimiz insanlardan kaçıyoruz. O zaman bu ortam sadece “Ģu kadar paylaĢımım var, X sayıda arkadaĢım var, Y sayıda takipçim var” Ģeklinde bir prestij kaygısından ve amaç dıĢı kullanımdan öteye gitmiyor. Twitter‟ da seslerini duyurmak isteyen insanlar var ki Trend Topic 'e girmek istiyorlar, Gündemi pek güzel kullanmıyoruz hatta bana kalırsa Trend Topic özentilikten baĢka bir Ģey değil. Yalvarırım Ģu One Direction ve Justin Bieber'i Türkiye‟ye getirin de kurtulalım böyle gündemlerden.


ARALIK 2012 bounterviewdergisi.

MÜZİK

22

ERDEM ERKMEN erdem_erkmen90@hotmail.com

M

üzik denildiğinde akla; yapılan ve değer verilen o sanata, hissettiğiniz her şey gelir. Belki bazılarımız, herhangi bir müzik dinlediğinde, o müziğin seslerini tam olarak hissedemeyebilir. Bir müzikte bulunan her sesin ayrı bir görevi vardır. Her ses birbirini tamamlar. Mesela bir şarkıda “ah her şey güzel de bu ince ses şarkıyı mahvetmiş” dersiniz. Halbuki o ses şarkıya farklı bir renk katmış, şarkının güzel bir şekilde bitirilmesine imkan vermiştir.

Tabi ki de her müzik yapanı aynı kefeye koyamam. Eleştirilecek müzik yapan, çok kişi var. Maalesef ki ülkemizde her mikrofonu, gitarı, piyanoyu, tamburu ve benzeri müzik enstrümanlarını eline alan kendini bir şey zannediyor, şarkı yazmaya çalışıyor. Yanlış olan ise o müzik enstrümanlarını kullanması değil, kendi ürettiği o kafiyesiz, yanlış vurgulu şarkı sözleri. Bu şarkıları bir de bizlere dinletmeye çalışıyorlar ya helal olsun! Üzgün olarak

söylüyorum ki, bu işten de bazıları iyi paralar kazanıyor. Çünkü artık bizde kulak kalmamış, nereye çekseler oraya gidiyoruz. Kafede, lokantada, kahvede, radyoda bu şarkılar istemediğimiz halde de bize dinletiliyor. İsteğim, sesimin büyük kitlelere ulaşmasını sağlayarak bu olumsuzlukları ortadan kaldırmak. Kalın sağlıcakla…


ARALIK 2012 bounterviewdergisi.

EKİBİMİZDEN

SEREN ATEġ

K

üçükken röportajları okuyup “ben olsam bu soruyu sorardım”, “bak şu soru tam otururdu” diye yorumlar yapardım kendimce. Hatta henüz 7. sınıftayken öğretmenlerimizden biri “Atatürk’ün ölmediğini düşünün ve bana bir röportaj hazırlayın, cevapları da kendiniz verin” demişti. Tam 5 sayfalık bir röportaj çıkarmıştım ortaya. Ödülüm de “Sende gerçekten iş var” gibi güzel sözler oldu. Hayali de olsa ilk röportajımı yapmıştım, hem de en çok röportaj yapmak istediğim kişiyle. Lisede bunu devam ettiremedim ama hala içimde vardı o büyük istek. Üniversiteye başlayıp Ahmet Kemal’le tanışmamla beraber, röportaj yapma isteğim tekrar arttı çünkü bize sürekli yaptığı röportajları anlatıyordu. İçten içe “bana da teklif etse ne güzel olur” demişliğim çoktur. Ve sonra bir gün gelip “siz de röportaj yapmak ister misiniz?” diye sordu. Ekibi tanıttı, ki zaten Atakan’ın yaptığı işleri ilgiyle takip ediyordum. Böylece ekibe katıldım ve hayalimi gerçekleştirme yolunda ilk adımı atmış oldum. Röportajların altında ismimi görmek beni inanılmaz derecede heyecanlandırdı ve ben çok doğru bir iş yaptığımı anladım; çünkü Bounterview bu yolda benim için en doğru ekipti. Herkesin istekli ve bir o kadar da azimli olması beni çok etkiledi. Bounterview olarak gerçekten kısa zamanda büyük bir yol katettik. Ama önümüzde çok daha uzun bir yol var ve ben bu yolda bu ekipte yer aldığım için çok mutluyum.

B

DUYGU KARASAPAN

ir gün kendini röportaj yaparken düşünür müydün diye sorsalar bunun onlarca hayalimden biri olduğunu ve muhtemelen sadece güzel bir hayal olarak kalacağını söylerdim. Her gün televizyonlarda gördüğüm, hayranlık duyduğum kişilerle röportaj yapmak onlara bulundukları noktalara nasıl geldiklerini, başarılarının sırlarını, merak ettiğim diğer birçok soruyu sorabilmek ve onlarla yüz yüze tanışabilmek gerçekten güzel bir hayaldi. Ve şimdi bu hayalimi sıcakkanlı insanların oluşturduğu, başarılı isimlerle röportajlara imza atmış, başarıları günden güne artan “Bounterview” ekibiyle gerçekleştirmenin ayrıcalığını yaşıyorum.

23


ARALIK 2012 bounterviewdergisi.

EKİBİMİZDEN

ÇAĞDAġ ÇETĠNKAYA

E

kiple olan ilişkim aslında çok daha eskiye, bir radyo programı yapma planına dayanıyor. İtiraf etmeliyim ki 2011’in ilk yarısında geçirdiğim kötü dönemin acısını çıkarmalıydım ve olabildiğince güzel işler yapmak istediğim için radyo programı kulağıma çok hoş geldi. İşler planladığımız şekilde gitmeyince bir sonraki seneye ertelemek zorunda kaldık. Fakat bu sefer de daha farklı bir dala, röportaja yöneldik. “Bounterview” kuruldu ve ses getirecek işler yapılmaya başlandı. Pek çoğunuzun tahmin edebileceği gibi okulumuzda bir seviye tutturmak için çok çaba sarf etmeniz gerekiyor. Bounterview’in hayatımla kesişen noktası, bu ekibin zamanında maruz kaldığı kötü durumlara fazla takılmadan, seviyesini bozmadan ve ilk günkü istekle bu işi devam ettirmesidir. Yaşadıklarınız ne kadar kötü olursa olsun işinizi en iyi yapmanız gerektiği gerçeği hiçbir zaman değişmeyecektir. Bu ekip bu yönüyle çok değerlidir ve burada olmak gerçekten çok güzel.

TUBA AYDIN

B

ounterview’in ilk oluştuğu zamanlarda gerçekten çok başarılı röportajlar gerçekleştireceğine inanıyordum ve gıptayla takip ediyordum. Açıkçası aranızda bir gün olmayı çok istiyordum. Nihayet aranızdayım. Ben BOUNterview gibi bir ekibin içinde bulunduğum için gurur duyuyorum. Ekibin her bir ferdi gözlemlediğim kadarıyla çeşitli özelliklere sahip, özellikle de yapıcı ve üretici özellliklere sahip. Ekibin azmini ve heyecanını görebilmek beni de heyecanlandırıyor ve motivasyonumu yükseltiyor. Bu kadar zengin, azmiyle ve emeğiyle bir yerlere geleceğini can-ı gönülden inandığım bir oluşumun içinde olmaktan son derecede (mutlu olmaktan öte) onur duyuyorum. Çünkü ortada gerçekten ulaşılmak istenen bir vizyon ve amaç var. Ve bu amaca (bence) gittikçe yaklaştığımıza inanıyorum. Ektiğini biçeceğine inandığım bir oluşum BOUNterview. Bu kadar kısa sürede çok şey kattınız bana. Bu yüzden beni de ekibinize kabul ettiğiniz için çok teşekkür ediyorum.

24


Bounterview Aralık 2012  

Bounterview Media & University Aylık Dergi