Page 1

ANKASANAT


Birlik Mahallesi Doğukent Bulvarı 450. Cadde Vadi İkizleri Sitesi No: 3/A Çankaya ANKARA


3


Fotoğraflar Muhsin Önder Editör/Mizanpaj Fatih Önder Yayıncı Ankara Antikacılık Birlik mahallesi Doğukent bulvarı 450. cadde Vadi ikizleri sitesi No: 3/A Tel: 0312 442 38 91 Fax: 0312 442 38 93 info@ankaraantikacilik.com www.ankaraantikacilik.com Bu katalog 27 Şubat - 4 Nisan 2015 tarihleri arasında ANKASANAT tarafından düzenlenen İsmail Acar resim sergisine istinaden yayınlanmıştır. Baskı Adedi 500 © Tüm hakları mahfuzdur.

4


İSMAİL ACAR 27 ŞUBAT - 4 NİSAN 2015

ANKASANAT 5


1991-2001 yılları arasında 150’den fazla sergiye katıldı. 2000 yılında Antalya kaş limanında dünyanın en büyük açık hava duvar resim uygulamasını gerçekleştirdi. Temiz Doğa Temiz Dünya adlı eser 350 m. uzunluğunda 5 km alandan izlenebilen bir büyüklüktedir. Sanatçı zaman, tarih ve coğrafya üçgeninde; Kaftanlar, Üç İstanbul, Ayasofya, Nar, Hat, Kaligrafi, Milli Mücadele Kadınları, Sultan Portreleri, Bizans, Anadolu’nun Tanrıları ve Kralları konularını resimlerinde işledi. 2001 yılında sanatçının Cenevre, Prag ve Saint Tropez’de sergileri olmuştur. 2002 yılında ‘Narname’ konulu 36.kişisel sergisini, Toprak Sanat Galerisinde açtı. Aynı yıl Galata Mevlevihanesi’nde ‘Karşılaşma’ adlı 41.kişisel sergisini gerçekleştirdi. 2003 Ocak ayında Davos, Şubat ayında Tokyo’da sergileri gerçekleşti. Şubat 2004 yılında en başarılı sanatçı seçilen Acar, 2005 yılının Mayıs ayında Cahamps Elysees’de (Paris) ‘’Objeler’’ sergisini gerçekleştirdi. 2005 yılında 51. Venedik ‘Bienali’nde Grand Canal üzerindeki Ca’del Duca, Casa Tornelli, Palazzo Barbarrigo plazzo Benzon Foscolo,Palazzo Businello,Palazzo Contarini Michel, Palazzo Coccina Tiepolo Papadopolo,Palazza Curti, Plazzo de Lezze, Plazzo Giunistan, Palazzo Giunistan Persico, Palazzo Mocenigo, palazzo Zulian binalarında ‘Sultans in Venice’ enstalasyonlarını gerçekleştirdi (Venedik). Ve bu projelerin devamında Museum of Natural History’de gerçekleştirdiği ‘Sultanlar’ düzenlemesini Büyük Kanal’da Bienal boyunca ortalama 45.000 kişi hergün izledi. Instutio Veneto di Scienze Lettere en Arti’de ( Venedik Enstitüsü) ‘Kırmızı Oda’ ve ‘ Beyaz Oda’ sergileri büyük ilgi gördü. Ve yine Umberto Branchini, Bruno Rutonno ve Eraldo Bernochi ile Sultan Dream Video performansları gerçekleştirdi. ( İstanbul – Venedik ) 2006 Nisan Topkapı sarayı Alay köşkü - İstanbul, Türkiye, 2006 Ekim Galeri Gaudi Barselonaİspanya, 2006 kasım jma art Galeri Viyana – Avusturya, 2006 NY. Arts Magazine preset Miami art bassel, miami –ABD, sergilerini gerçekleştiren sanatçının eserleri Avrupa ülkelerinin tamamında, ABD- Kanada, Meksika, Arap Yarımadası’nın tamamında, Rusya, Moldovya, Ukrayna ve tüm Türk Cumhuriyetleri’nde, Çin, Tayvan, Kore, ve Japonya’da müze, özel koleksiyon ve galerilerde bulunmaktadır. İsmail Acar; 2001 yılından itibaren gerçekleştirdiği tüm sergilerde, sergi gelirinin bir kısmını sosyal yardım amaçlı çalışan vakıf - dernek ve kuruluşlara bağışlamaktadır. Sanatçı çalışmalarını İstanbul’da sürdürmektedir. Acar’ın resimlerine bakmak beraberinde sanat ve toplumlararası sorgulama süreçlerinin yüzyıllar boyu Doğu ve Batı olgusu açısından tanığı olmakla da eş değer bir anlam taşır. Yüz yıllardır Doğu formu Batı’ya nazaran hep içsel anlamları sorgular bir serüvenin takipçisi olarak mekan ve zaman kurgusunu belleğinde sabitlerken bir anlamda zamansızlığa sonsuzluğa dair kavramlar, hafızayı kendine merkez edinir. Uygarlık serüveninde 20 .yy. yeni oluşumlar süreci gibi görünse de aslında hem Doğu hem Batı açısından gerçek yıkımlar sürecidir ve bu süreci ne Doğu ne de Batı reel anlamda bugüne kadar analiz etmemiştir. Oluşan bu boşluğu subjektif yorumlarla değerlendiren iki uygarlık kültür değerlerinin öznelliğinden yola çıkmak yerine egosal değerler üzerindeki yeni yüzyıla girmektedirler. Doğu toplumu modernliğin bir parçası olmaktan çok günümüzde varlığını geçmişteki zaman ve tüm bilincini taşıdığı beyninde (hafızasında) kendi varlığını hareketli süreçlere karşı sabitleme ve koruma endişesini taşımaktır. Sosyal ve politik olgular, sanatın tavrına doğru, Doğu ve Batı açısından hep farklı yansıya gelmiştir ve hep farklı tavırlar sergilenmiştir. Batılı sanatçı yeniliği hep deneysellikte arasa da eserlerinde Rönesans doğrusunu hiçbir zaman eksik etmemiştir. Rönesanstan süre gelen modernleşme projesinden 18. yy. aydınlanma dönemi yazar ve insanlarınca doğaya ve coğrafyaya olan karşı tavır doğa ve coğrafya ile yanyanalığı bir içses olarak fısıldar. İzlenim, beraberinde geleneği bir bakıma yıkmaya çalışır. Bu karşı çıkış zaman içinde popüler kültürün devasal birer parçaları olarak birey olma çaba ve sorunlarını belgeleyen eserlerdir. Bu süreçte asıl üzerinde durulan kavram toplumların refah ve mutlu olma çabalarıyken, insana sahip olan toplumlarda iktidar ve gücü elinde bulundurma, toplumlardaki yol ayrımlarını daha da keskinleşmiştir. Günümüzde modernleşme projesi ile Batıdaki sanatçı farklı ve özgün olmak dışında hiçbir kavramı sorgulamamaktadır. 6


Asıl üzerinde durulması gereken kavram, Doğu ve Batı’yı bu bağlamda karşılaştırmak. Sanat her ne kadar evrensel tanımlarla kendisine bir meşruluk alanı yaratıyor olsa da yaptığı şey bir bakıma da kendisini var sayma egosudur, ama toplumlardaki sağduyu kavramı ancak sanatın önceliklerindendir. Doğudaki motifsel, bezemsel zenginlik binlerce yılın ışığını günümüze taşır ve hep bir geleneği içinde barındırır. Antik çağdaki ‘ güzellik nedir ?’ sorusuna en büyük yanıt; II Mehmet’in mısralarında sevgiliye seslenişte bahsettiği manidir. Zerdüşt dönemi resmin peygamberi ilan edilen mani dönemdaşlarının sorusuna insanoğlunun bir daha hiçbir zaman ulaşamacağı güzellik duygusunu doğa ile yanıtlar. Doğu’da öylesi bir estetik zirvededir ki bu dönem bereberinde bu süreç bir Doğu Tavrı olarak mite dönüşür. Hikayeleme ve anlatı sanatlarının birer parçasıdır. Doğulu sanatçılar aslında bazen Batı’dan farksızdırlar. Şanlı efsanelerini, dinsel ve mitsel hikayelerini konu alırlarken, herşey stilizedir ve yorumdur. Hikayeler her ağızda, her kalemde o coğrafyaya göre ayarlanır. Acar’ın tüm bu süreçleri sorgulama endişesi, resminde Batı ve Doğu arasında bir var olma çabasını yansıtır. Doğanın ve coğrafyanın içsel olan formu ve mitler, Batı’nın gerçeklik ve özgün birey olma çabalarının sorgusal yansımaları bizlere bu iki toplumlararası farkın kesişme paydasının görkemini yansıtır. Küçücük bir tütün yaprağındaki, stilize bir sultan minyatüründen, formasyona devasa ebatlara taşınan ‘Sultan’ imgeleri Acar’ın bu iki uygarlık arasındaki kesişim paydalarının önemli bir tespitidir. Eserlerinde minimalliği ve geleneği devam ettirirken aynı zamanda Batı’ya da Doğu’nun o gizemli bezemsel fantezi birikimini de taşımaktadır. Coğrafyadan çıkan özgün mesajları, bir zaman kolajı kompozesinde sanata dair bir unsur olarak ifade alanına katan Acar, bu süreçte kendisine oyun alanı olarak kendi bahçesini seçer.Bu oluşum süreçleri hep bir karşılaştırmadır aslında. Coğrafyaya ait olan tüm bu formlar Acar’ın ilgi alanlarıdır. Özellikle geleneksel sanatlar ve zanaatler beslendiği kaynaklar açısından ön sıralarda ve birincildir. Kendi bahçesini oluşturan unsurların öncellerinden, öznellerindendir. Sanatçı, dönemlerini ve bu süreci kendine ve topluma güvenli oyun alanına dönüştürme düşünü yeni sergisinde bize İstanbul’un laleleri temasıyla karşılıyor. O’nun malzemesi coğrafyaya ait formlar, toplumların ortak yaşamlarından, alışkanlıklarından ortaya çıkan semboller (gül,nar, lale vs); Anadolu ve türk toplumlarının ortak seçkisel estetik formlarını yeniden yorumlama ve tanımlama çabasına toplumlar bir bakış açısını sergiler. Acar, Türk Plastik Sanatları’nın bir geçmişinin, geleneğinin olmadığına dair söylemlere, Türk edebiyatından faydalanarak yanıt arar ve edebiyat geleneğindeki estetik olgusunu kendisine bir basamak olarak kullanır. Özellikle de mizahi. Nar ise beslemeyi büyük annesinin her kırışındaki zikrinden esinlenerek bağdaştıran gelenek ve toplumsal alışkanlıkların sembollerini oluşturma sürecinde, Anadolulu bir ozandan, derleyiciden farksızdır. Bir laleyi anlatırken, onu en iyi tanımlayabilecek, bu anlatımını en iyi tanımlayabilecek olan bir disiplini kaligrafiyi kullanır. Onun anlamından çok estetiğindeki formu daha önceldir. Bu anlatımda resimlerdeki üç tekrarlar, anlamayı ve anlamı kuvvetlendirirken zikiri işaret eder. Sanatçının sorgusu, Doğu ve Batı arasında olan günümüz dünyasındaki, olgu çelişkilendirmesine bir cevap arayışıdır. Bu formlararası farklılığın ortak kesişme alanına atölyesini inşa eder. Kendi bahçesinde yetiştirdiklerini bizlerle paylaşır. Yaşamı ve üretimi için kendine seçtiği şehir, Doğu ve Batı’nın kesiştiği yer İstanbul’dur ve İstanbul’a dair tüm formlar onun ilgi alanındadır. NEW YORK 2007 Selçuk Acar 7


Ayasofya, Tuval üzeri yağlıboya, 290 x 210 cm, 1997.

8


9


Allah, Bronz, 150 x 100 cm.

Muhammed, Bronz, 120 x 150 cm. 10


Ayasofya, Tuval üzeri yağlıboya, 120 x 160 cm, 2000.

11


12


Seramoni, Tuval üzeri yağlıboya, 205 x 400 cm, 2005.

13


Semazen, Kağıt üzeri karakalem, 90 x 60 cm. 14


Semazen, Kağıt üzeri karakalem, 90 x 60 cm. 15


Semazen, Tuval üzeri yağlıboya, 120 x 120 cm, 2009.

16


Semazen, Tuval üzeri yağlıboya, 90 x 103 cm, 2012.

17


Kaftan, Tuval üzeri yağlıboya, 80 x 95 cm, 2007.

18


Kaftan, Tuval üzeri yağlıboya, 80 x 95 cm, 2007.

17


Kaftanlar, Tuval üzeri yağlıboya, 180 x 151 cm, 2001.

18


Kaftan, Tuval üzeri yağlıboya, 109 x 172 cm, 2005.

19


NAR Nar sözcüğügünün Eski Yunan'da ki karşılıgı Side'dir. Side Orion'un karısıdır. Orion bir dev avcısıdır, deniz tanrısı Dasoidon'un oğludur. Hera ile güzellikte yarışmaya kalkan Side; Hera tafarından cezalandırılır. Hera tanrı Zeus'un eşidir. Bitki sembollerinde zambak ve nara rastlandır. Hiç olmayan çocuğunun ölümünden kendisini sorumlu tutan Side kendini kayalıklardan aşağı atar. Yere düşen bir damla kanın yerine bir ağaç yetişir. Bu ağaç bir Nar ağacıdır. Side'nin öldüğü yerden bir şehir kurulur. Bu şehir de bugünkü Side'dir. Bir mitolojiye göre ise, Hades, yani Yeraltı Tanrısı, kardeşi Zeus'un Dermeter'den olma kızı Persepone'ye tutulur. Dermeter'in olmadığı bir sırada Zeus'un görmezlikten geldiği bir anda, çicek toplarken kırlarda, Persepone, amcası Hades tarafından ölüler kentine kaçırılır. Ölüler şehrinde yediği bir nar tanesi yüzünden, Dermeter'in karşı çıkmasına rağmen Zeus bir koşulla yardım eder. Zamanının üçte birini yeryüzünde, üçte ikisini yeraltında geçirmek koşuluyla…O günden sonra Nar meyvası da zamanının üçte birini dünyada, üçte ikisini yer altında geçirir. Dermeter'in sembollerinde, nar formuna benzeyen haşhaşla, Narkisos'un öldüğü yerde yetişen Nergis çiçeğine rastlanır. Bundan dolayı mıdır ki, Side tapınaklarında Nar ve nergis motiflerine rastlanmaktadır? Bölge halkınca da, Narkisos'un (Kendisinin sudaki yansımasına aşık olan adam) kendini beğenmişliğine atıfta bulunurcasına Nar meyvasına mağrurca bir ifade katılmıştır. Doğu mitolojisinde ise, devlerin koruduğu bahçedir nar. Kralların ulu büyüklerin aşıkları denemek için bu bahçeden bir nar meyvası alıp getirenlere murad vaatederler. Nar'ına yanmak Bedri Rahmi Eyüpoğlu'nun dizelerinde ateşine yanmak anlamında anlatılsa da; Nar İslam'da, halk tarafından bir cennet meyvesi olarak ilan edilmekle birlikte; Hırıstiyanlıkta Hz. İsa'nın dünya saltanatını temsil eder. Taki bunu farkeden iktidar sahipleri; narın tacı ile krallıklarını kutsarlar; dünden bugüne…

20


Nar, Tuval üzeri yağlıboya, 70 x 100 cm, 2014.

Nar, Tuval üzeri yağlıboya, 81 x 110 cm, 2012. 21


Nar, Tuval üzeri yağlıboya, 97 x 124 cm, 2010.

22


Nar, Tuval üzeri yağlıboya, 100 x 120 cm, 2013.

23


Nar, Tuval üzeri yağlıboya, 90 x 120 cm, 2014.

24


Natürmort, Tuval üzeri yağlıboya, 81 x 130 cm, 2003.

25


Nar, Tuval üzeri yağlıboya, 50 x 69 cm, 2013.

26


Nar, Tuval üzeri yağlıboya, 91 x 94 cm, 2006.

27


Nar, Tuval üzeri yağlıboya, 120 x 80 cm, 2009. 28


Nar, Tuval üzeri yağlıboya, 100 x 82 cm, 2009.

29


Lale, Tuval üzeri yağlıboya, 70 x 100 cm. 30


Lale, Tuval üzeri yağlıboya, 70 x 100 cm.

31


Miğfer, Tuval üzeri yağlıboya, 180 x 100 cm, 2013.

32


Zırh, Tuval üzeri yağlıboya, 180 x 120 cm, 2009. 33


KANUNİ SULTAN SÜLEYMANIN YATAĞANI

34

Türkler’in efsane kahramanlarından biri de İlemen boyunun atası Er-Töştük’tür. Çıkış serüvenlerinin yer aldığı destanı en eski Türk destanlarından biridir. Er-Töştük Doğumu da, büyümesi de efsanevi bir şekilde olur. Doğduktan iki gün sonra ‘‘anne’’, altı gün sonra da ‘‘baba’’ der. Er Töştük adı da birden bire ortaya çıkan aksakallı birisi tarafından verilir. Evlenme çağına gelen Er-Töştük, Kenceke-Hatunla evlenir. Er-Töştük, Urum ve Kırım Hanları ile savaşır, bir zaman sonra büyük bir kayıp sonrası eşi ve çocuklarıyla sakin bir hayat sürmeye karar verir, günlerden bir gün avlanmak için yola koyulur. Bir ceylanın peşinden onu kovalarken tam okunu fırlatacagı anda su başında küçük yavrusunu görür ve ceylanı avlamaz bu esnada bir sis bulutu belirir ormanda ve bu bulut haftalarca geçmez ve kayıp bir dünyanın içinde sanki yer altı aleminde yaşarcasına onlarca gün geçer. Bulutlar dagılmaya başlayınca uzakta yüksek bir agacın belirdigini görür ve sislerin tam ortasında bulunan, zirvesi göklere değen büyük agacın yanına yanına gelir. Bu agaç efsanelerde adı geçen hayat ağacıdır ve yer ise efsanelerdeki kaf dağıdır. Ağacın yanına geldiğinde bir ejderhanın ağaca tırmandığını görür. Ejdarhanın, ağacın üzerinde senede bir defa yavrulayan Anka kuşunun yavrularını yiyeceğini anlar, hemen kılıcına sarılarak, yavruları yemeye hazırlanan ejderhayı öldürür. Kısa bir süre sonra Anka kuşu gelir, yavrularıyla ‘’iyilik’’ ve ‘’kötülük’’ üzerine bir konuşma yapar. Daha sonra Er-Töştük’ü ağacın altında görür ve hemen inip onu yutar. Yavruların annelerine Er Töştük’ün kendilerini kurtarmak için ejderhayı öldürdüğünü anlatması üzerine, kartal Er-Töştük’ü genç bir adam olarak tükürür. Er Töştüke dile benden ne dilersen der, Er Tötük bir şey istemez zordaki yavrulara yadım etmeyi bir bedel için yapmadıgını söyler. Anka kuşu ısrar eder yine bir şey istemez Er Töştük üçüncü kez Anka kuşu sorunca oda nezaketen bir şey ister kuşu geri çevirmemek için, beni


Kanuni’nin Yatağanı, Tuval üzeri yağlıboya, 100 x 218 cm, 2011. evime çocuklarımın ve karımın yanına götür der Er Töştük kuş çok şaşırır, dile benden ne dilersen krallık iste, ülke iste, altın iste, saltanat iste, toprak iste, herşeyi vereyim sen zalim Ejderi öldüren eşsiz bir kahramansın ve sen evine çocuklarının eşinin yanına gitmek istersin. Kuş şaşkınlık içinde Er Töştük ü sırtına alır ve yolculuğa başlarlar, yanlarına kırk koç ve kırk tulum su alarak yola çıkarlar. Ancak yolculuk sırasında tüm yiyecekler tükenir, bunun üzerine Er-Töştük karnının sol tarafından bir kısmını kesip Anka kuşuna verir yolculuga devam ederler kuş yine acıkınca ona bir gözünü verir, gözünü çıkarıp kuşa yedirerek, karnını doyurur ve sonunda gökler aralanıp yeryüzüne ulaşırlar. Kuş, Er-Töştük’ü tekrar yutar ve sapasağlam genç bir adam olarak geri tükürdükten sonra da Kaf dağına geri döner. Sonunda evine ulaşan Er-Töştük, karısı Kenceke-Hatun’un yanına gider. Kenceke-Hatun önce onu tanımasa da, daha sonra bu genç adamın Er Töştük olduğunu anlar ve çok sevinir, birlikte mutlu bir yaşam sürerler. Bu hikaye tüm kudretli Türk İmparatorlarınca özenilen Ejdarha öldüren bir kahraman olan Er Töştük büyük bir tevazu sahibi, hiç bir kahramanda olmayan bir özellige sahiptir. Bu özelliginden dolayıdır ki büyük Osmanlı sultanı Kanuni Sultan Süleymanın da en özendigi kahramandır. Hiç yanından ayırmadıgı Yataganınına bu hikayede yer alan Ejderha ve Anka kuşunu işletmiştir ve bu kama biçimli kıçak şu an topkapı sarayı en önemli haznelerindendir. Bu yatagan tarihte tek Ejderha öldüren en büyük Türk kahramanının Ejderi öldürme anını ve ve büyük bir kahraman oldugu kadar büyük bir tevazu sahibi kişiligi ile tüm Türk hakanlarına, iktidar sahibi liderlere ilham veren, tevazu sahibi kişiligin hikayeseni sembolize etmektedir...

35


Nar, Tuval üzeri yağlıboya, 120 x 120 cm, 2013.

36


Paravan, 165 x 76 x 3 cm.

37


Gül, Tuval üzeri yağlıboya, 100 x 78 cm, 2008.

38


Kaftan, Tuval üzeri yağlıboya, 100 x 70 cm, 2001.

39


LALE Görsel güzelliğinin ve estetik bir çiçek olmasının ötesinde, bizim kültürümüzde resimden minyatüre, çiniden çeşitli el sanatlarına kadar pek çok sanatçıya ilham veren lale, İslamiyet’te ve Tasavvuf ’ta çok özel anlamlar taşıyor. Arapça yazılışı itibariyle “Allah” kelimesi ile aynı harfleri taşıyan lale, Tasavvuf ’ta da “Allah’ın Birliği”ni (Tevhid) temsil ediyor. Ayrıca yine Tasavvuf ’ta, lale yapraklarının yukarıya doğru duruşunun, bir dervişin dua edişini resmettiğine inanılıyor. Tüm bunların yanında, rengi ve şekli itibariyle sık sık “sevgilinin yüzüne, yanağına ve dudağına” benzetilen bu eşsiz çiçek, bu anlamda aşkı ve aşk duyulan güzel sevgiliyi sembolize diyor. Günümüzde lale denildiğinde ilk akla gelen şeyler daha çok Lale Devri ve zamanla sembolü olduğu İstanbul şehri olarak öne çıkıyor. Bu karışık kompozisyon hat karlama niteligindeki tuval yüzeyindeki laleler de bir bakıma aşkın, sevginin ve sevilinin temsili olarak karşımıza çıkıyor...

40


Lale, Tuval üzeri yağlıboya, 81 x 110 cm, 2012.

Lale, Tuval üzeri yağlıboya, 70 x 109 cm, 2005. 41


Lale, Tuval üzeri yağlıboya, 70 x 90 cm, 2010.

42


Gül, Tuval üzeri yağlıboya, 71 x 110 cm, 2004.

43


Lale, Tuval üzeri yağlıboya, 125 x 100 cm, 2000.

44


Lale, Tuval üzeri yağlıboya, 70 x 100 cm, 2009.

45


İstanbul, Tuval üzeri yağlıboya, 135 x 135 cm, 2007.

46


İstanbul, Tuval üzeri yağlıboya, 130 x 130 cm, 2000.

47


Portre, Tuval üzeri yağlıboya, 127 x 181 cm, 2004.

48


İSMAİL ACAR 1971’de Suşehri’nde doğdu. 1988 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim bölümüne girdi. 1992 yılında Marmara Üniversitesi Güz. San. Fak. Prof. Ergin İnan atölyesinden birincilikle mezun oldu. 1993 Yılında Teknoloji ve Sanat mastır tezini verdi. Katıldığı bazı önemli sergiler: 2014 Sultan in Roma, Roma, İTALYA 2013 Tülip, Lale Müzesi, İstanbul, TÜRKİYE 2013 Lave of İslam, Riyad, SUUDİ ARABİSTAN 2012 Beş Duyu Beş Olgu Türk ve İslam Eserleri Müzesi, İstanbul, TÜRKİYE 2011 “Beş Duyu, Kırmızı Oda Beyaz Oda” 12. İstanbul Bienali Paralel Etkinlik, İstanbul, TÜRKİYE. 2010 “III İstanbul”, Çırağan Kempinski, İstanbul, TÜRKİYE. 2010 “Yunus Emre Beş Duyu” Aya İrini, İstanbul, TÜRKİYE. 2010 Doğunun İkonları, Palazzo Giovane, Floransa, İTALYA. 2010 Türkler Viyana’da sergisi Jüdisches Museum Wien, Viyana, AVUSTURYA. 2009 Floransa Bienali, Floransa, İTALYA. 2009 Doğu'nun İkonları, Çırağan Kempinski, İstanbul, TÜRKİYE. 2009 Chianciano Bienali, İTALYA.
 2008 Ferrara Bienali, İTALYA. 2008 Doğunun İkonları, Dubai, B.A.E. 2008 Uluslararası Moskova Sanat Fuarı, Moskova, RUSYA. 2008 Tulip Topkapı Sarayı, İstanbul, TÜRKİYE. 2007 Makedonya Ulusal Müzesi Anadolu'nun Sultanları ve Kralları sergisi, Üsküp, MAKEDONYA. 2007 Miami Art Basel, Miami, ABD. 2007 Uluslararası Floransa Bienali, Floransa, İTALYA. 2005 Champs-Elysees Melanj Objeler, Paris, FRANSA. 2005 51. Uluslararası Venedik Bienali, Venedik, İTALYA. 2004 Uluslararası Arap Bienali, Bahreyn, B.A.E.
 2003 New York Sanat Fuarı, ABD.
 2003 “Doğu’nun İkonları”, Tokyo, JAPONYA. 2003 Kaftanlar, Davos, İSVİÇRE. 2002 “Karşılaşma” isimli 41. kişisel sergisini Galata Mevlevihanesi’nde gerçekleştirdi, İstanbul, TÜRKİYE. 2001 Doğunun İkonları, Cenevre, Prag, Saint Tropez, İSVİÇRE, ÇEK CUMHURİYETİ, FRANSA. 1999 Ayasofya Müzesi “Ayasofya ve Sanal İzdüşümler’’, İstanbul, TÜRKİYE 1993 Derimod Sanat Galerisi, İstanbul, TÜRKİYE.
 1993 Triptik Bosna, Londra, İNGİLTERE. 1993 Gar Sanat Galerisi, Ankara, TÜRKİYE. 1992 Zebra Sanat Galerisi, İstanbul, TÜRKİYE Aldığı ödüllerden bazıları: 2009 Floransa Bienali birincilik ödülü ve Altın madalya, İTALYA. 2009 Chianciano Bienali birincilik ödülü, İTALYA. 2008 Uluslararası Moskova Sanat Fuarı ödülü, RUSYA. 2007 Floransa Bienali birincilik ödülü, İTALYA. 2005 Yılın sanatçısı, TÜRKİYE. 2004 Yılın sanatçısı, TÜRKİYE.

49


İSMAİL ACAR Born in Suşehri (Sivas) in 1971. Entered the Marmara University Faculty of Fine Arts Department of Painting in 1988. Graduated as valedictorian from the Prof. Ergin İnan atelier in Marmara University Faculty of Fine Arts in 1992. Submitted his masters thesis, ‘Technology and Art,’ in 1993. Some important exhibitions in which he participated: 2014 Sultans in Rome, Roma, ITALY 2013 Tulip ,Tulip Museum, İstanbul, TURKEY, 2012 National Portrait Gallery, London ENGLAND.2012 Turkish and Islamic Arts Museum, Istanbul, TURKEY 2011 “Sema”, Turkish and Islamic Arts Museum, Istanbul, TURKEY 2011 “Sema”, Turkish and Islamic Arts Museum, Istanbul, TURKEY. 2011 “Five Senses, Red Room White Room” 12th Istanbul Biennial Simultaneously Event, Istanbul, TURKEY. 2010 “III İstanbul”, Çırağan Kempinski, Istanbul, TURKEY. 2010 “Yunus Emre Five Senses,” Hagia Irene, Istanbul, TURKEY. 2010 “Icons of the East,” Palazzo Giovane, Florence, ITALY. 2010 “Turks in Vienna,” Museum Hohenems, Wien, AUSTRIA. 2009 Florence Biennial, Florence, ITALY. 2009 “Icons of the East,” Çırağan Kempinski, Istanbul, TURKEY. 2009 Chianciano Biennial, ITALY. 2008 Ferrara Biennial, ITALY. 2008 “Icons of the East,” Dubai, U.A.E. 2008 International Moscow Art Fair, Moscow, RUSSIA. 2008 Tulip, Topkapı Palace, Istanbul, TURKEY. 2007 Anatolia’s Sultans and Kings Exhibit, National Museum of Macedonia, Skopje, MACEDONIA. 2007 Miami Art Basel, Miami, USA. 2007 International Florence Biennial, ITALY. 2005 Champs Elysees Mélange Objects, Paris, FRANCE. 2005 The 51st International Venice Biennial, Venice, ITALY. The artist displayed his “Sultans in Venice” exhibit at 23 different palaces, buildings and museums along the Grand Canal. Approximately 45,000 art enthusiasts a day viewed Acar’s installations and exhibits at the Fendaco dei Turchi (Museum of Natural History), the Insituto di Scienze Lettere ed Arti, Palazzo Cavalli Franchetti and the Venice Academy of Arts, Literature and Sciences. 2004 International Arab Biennial, BAHRAIN. 2004 Acar displayed his 55th personal exhibit, “Porcelain Kingdoms,” in which he sends messages to religious icons of the old age and the icons of today, at the Toprak Art Gallery, Istanbul, TURKEY. 2003 New York Art Fair, USA. 2003 “Icons of the East” , Tokyo, JAPAN. 2003 Caftans, Davos, SWITZERLAND. 2002 Acar displayed his 41st personal exhibit, “Encounter,” at the Galata Mevlevihanesi, Istanbul, TURKEY. 2001 “Icons of the East,” Geneva, Prague, Saint Tropez- SWITZERLAND, THE CZECH REPUBLIC, FRANCE.

50


2000 Acar carried out the world’s biggest open air wall art project at the Kaş harbor in Antalya. The project, titled “Clean environment clean world,” is 350 meters long and visible from a distance of 5 kilometers. 1999 Hagia Sophia Museum “The Hagia Sophia and Virtual Projections,” Istanbul, TURKEY. This first extensive exhibition held at the 1600-year-old Hagia Sophia was visited by over 350,000 art enthusiasts within two months. It became the most visited exhibition in Turkey. 1993 Derimod Art Gallery, Istanbul, TURKEY . 1993 Triptych Bosnia, London, ENGLAND. 1993 Gar Art Gallery, Ankara, TURKEY. 1992 Zebra Art Gallery, Istanbul, TURKEY. Some of the awards he’s won: 2009 First place at the Florence Biennial, ITALY. 2009 First place at the Chianciano Biennial, ITALY. 2008 International Moscow Art Fair Prize, RUSSIA. 2007 First place at the Florence Biennial, ITALY. 2005 Artist of the Year, TURKEY. 2004 Artist of the Year, TURKEY. Having participated in over 200 personal and group exhibitions to date, Acar’s works have been displayed in museums, private collections and galleries in all European nations, the United States, Canada, Mexico, all of the Arabian Peninsula, Russia, Moldova, Ukraine, all Turkic Republics, China, Taiwan, Korea, and Japan. Acar is also one of the founders of the 2008 Turkish Sled Federation and a trustee of the TEGV (The Educational Volunteers Foundation of Turkey). He continues his work in the capital of three historic empires, Istanbul.


ANKASANAT

Profile for Ankara Antikacılık

Ismail Acar  

New
Advertisement