Issuu on Google+

PROF. DR. İSMAİL YÜKSEK

[

[

Rektör’den

Girişimci Üniversiteler Bilgi çağı

üniversitelerde bir paradigma değişimini gündeme getirmiştir. Eskiden sadece bilgi üretmesi beklenen üniversitelerden, artık ürettiği bilgiyi etkin bir şekilde kullanması ve yeni üretimler için kaynak oluşturması beklenmektedir. Büyük ölçekli araştırma yapmak isteyen üniversiteler, farklı finansman seçeneklerini değerlendirmeye çalışmaktadır. Araştırma ve öğretim yuvası olarak görülen üniversiteler, artık bilim ve teknoloji temelli ticari etkinliklerin kuluçka merkezi olarak görülmektedir. Üniversiteler son yıllarda endüstriyel ve diğer araştırma kuruluşlarıyla işbirliği içerisinde proje üretme arayışındadır. “3. Nesil Üniversiteler” olarak adlandırılan bu durum analizi, akademik çevrelerde çok sık tartışılmaya başlandı. Üniversiteler, ciddi önlemler almak, bu değişime ayak uydurmak, bundan da öte “Girişimci Üniversite” anlayışını oluşturmak zorundadır. Herşeyi devletten bekleyen ve rekabet yeteneği gelişmeyen üniversitelerin, çağın gereklerine uyabilmesi ve ayakta durabilmesi artık oldukça zordur. Bu gerçekler ışığında, Üniversitemiz de son birkaç yıldır değişime ayak uydurabilmek amacıyla genişleme ve yapısal değişim süreci yaşamaktadır. Değişen dünya koşulları ve öğrenci talebi çerçevesinde yönetim sistemleri ve kaynak yaratma mekanizmalarını sorgulamaya başladık. Yeni denetim mekanizmaları oluşturarak üniversitemizin performansını ölçebilmeyi, performansa göre özendirme ve kaynak dağıtım mekanizmaları geliştirme ve uygulama arayışındayız. Bu amaçla, yeni bir yüzyılın eşiğinde, Üniversitemizin geleceğini şekillendirmek amacıyla iç ve dış paydaşlarımızın katılımıyla “Ortak Akıl Platformu” düzenledik. Üniversitemizin kuruluşunun 100. yılını kutlamaya hazırlanırken durum analizi yapabilmek ve vizyonel hedeflerimizi belirlemek amacıyla bir araya geldik. Bu organizasyondaki temel amacımız, Üniversitemiz paydaşlarını bir araya getirmek, beyin fırtınası yaparak onları katılımlı bir problem çözme süreci içine sokmak ve farklı görüşleri bir potada eriterek Üniversitemiz için en uygun ve verimli kararları almaktır. Konferanstan çıkan sonuçları stratejik kararlarımıza yansıtmaya başladık. Üniversitemizin mevcut durumu ışığında, bölgesel, ulusal ve uluslararası faktörleri de hesaba katarak yeni bir yüzyılın yükseköğretim stratejisini belirlemek için çalışacağız. Sevgi ve Saygılarımla


46

EKİM - KASIM - ARALIK 2010

içindekiler

yildizlar

80

Ekim - Kasım - Aralık 2010 Yıl 2 Sayı 8 yldzlr@yildiz.edu.tr

Yıldız Teknik Üniversitesi Adına İmtiyaz Sahibi Rektör Prof. Dr. İsmail Yüksek Yayın Müdürü YTÜ Halkla İlişkiler Koordinatörü Yrd. Doç. Dr. Zehra Yumurtacı Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Öğr. Gör. Hakan Karataş

1

REKTÖR’DEN

42

ETKİNLİK“GELECEK SİZİNLE ÇOK DAHA GÜZEL OLACAK”

4

46

12

AÇILIŞ 2010-2011 AKADEMİK YILI

50

20

54

PROF. DR. İSMAIL YÜKSEK

SPOT HABERLER

AÇILIŞINA CUMHURBAŞKANI ABDULLAH GÜL KATILDI

YILIN YILDIZLARI YILDIZLAR

24

ÖDÜLLERİNİ ALDI

100.YIL ETKİNLİKLERİ ARAMA

KONFERANSI’NDA “GELECEKTEKİ YILDIZ” ORTAK AKILLA İNŞA EDİLDİ

26

ETKİNLİK YENİLENEBİLİR ENERJİLER VE ÇEVRE DOSTU TEKNOLOJİLER

ETKİNLİK OSMANLI’DAN CUMHURİYET’E ESNAF VE TİCARET KONFERANSI

ETKİNLİK İİBF’NİN 100. YIL

60

ETKİNLİKLERİ

TANITIM YURTDIŞI ÖĞRENCİ OFİSİ

64

ÖĞRENCİLERE REHBERLİK EDİYOR

TÜRKİYE’DE BİR OLGU HALİNE GELDİ

32

ÖĞRENCİ KULÜBÜ YTÜ RÜZGAR

İŞBİRLİĞİ İTALYAN ÜNİVERSİTELERİYLE İŞBİRLİĞİ ANLAŞMALARI YAPILDI

36

RÖPORTAJ MAKİNE FAKÜLTESİ

DEKANI PROF. DR. YUNUS ÇENGEL: HEDEFİMİZ MEZUNLARIMIZIN DÜNYA MÜHENDİSLERİ OLMASIDIR

80

SEMPOZYUM İSTANBUL KÜLTÜR BAŞKENTİNDEN KÜRESEL YARATICI ŞEHRE DOĞRU

84

32

Fotoğraf Mine Atacan

64

YAPIM / YAYIN YÖNETİMİ

Yayın Yönetmeni Özlem Şahin Editör Mehmet Sait Ekinci Yazı İşleri Esra Dagüloğlu Çınar Mutlu

YILIN AKADEMİSYENLERİ BAŞARILI AKADEMİSYENLERE ÖDÜLLERİ VERİLDİ

86 RESTORASYON

Görsel Yönetmen Canan Baş TAYA İLETİŞİM: Çubuklu Mah. Çayocağı Sok. No: 36/2 Beykoz/İstanbul Tel: 0216 680 02 96 GSM: 0555 965 28 35

90 SOSYAL SORUMLULUK

OTAĞ-I HÜMAYUN RESTORE EDİLDİ

Baskı: Forart Basımevi Tel: 0212 501 82 20

YILDIZLI ÖĞRENCİLER AFETLERE KARŞI GÜVENLİ YAŞAM EĞİTİMLERİ VERECEK

Ücretsiz dağıtılır. Para ile satılmaz.

94 RESTORASYON

Yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarına aittir. Reklamların sorumluluğu ise reklam verene aittir. Dergide yayınlanan yazı ve resimler kaynak gösterilmek suretiyle iktibas edilebilir.

RÖPORTAJ KAMİL ERDEM: ‘ÜNLÜ OLMAK’ TARİHİ ÇEŞMELERİN RESTORASYONU

ETKİNLİK 9. ULUSLARARASI

İSTANBUL SATRANÇ FESTİVALİ ÜNİVERSİTEMİZDE DÜZENLENDİ

26

12

Yazı İşleri Burcu Polat Bilge Ok Ufuk Fidanlı Fatih Atlas

96 GEZİ

70

BÜYÜK ÖLÇÜDE TAMAMLANDI

76

YAKIN ÜLKE SURİYE

ENERJİSİ KULÜBÜ KURULDU

TANITIM YTÜ SİGMA MÜHENDİSLİK VE

78

FEN BİLİMLERİ DERGİSİ

GÜNDEM 10 KASIM’DA ATATÜRK’Ü ANDIK

100

YTÜ İLETİŞİM BİLGİLERİ

60 EKİM-ARALIK/ 10

Yıldızlar

3


SPOT

>>

HABERLER ETKİNLİKLER OLAYLAR

Dünya Gençlik Kongresi Ajansı’ndan üniversitemize teşekkür

23 Temmuz – 04 Ağustos 2010 tarihleri

arasında Üniversitemizde 5. si düzenlenen Dünya Gençlik Kongresi Ajansı (Peace Child International) Müdürü David R. Woollcombe’dan organizasyondaki başarısı ve kusursuz ev sahipliği nedeniyle Üniversitemize teşekkür mektubu geldi. II

Sudan Üniversitesi Rektörü Yıldız’ı ziyaret etti

Sudan Omdurman I. Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hassan Abbas Hassan akademisyenlerden oluşan bir heyetle Yıldız Teknik Üniversitesi’ni ziyaret etti.

İki ülke arasında gelişen dostluğun bilimsel işbirliğiyle sürdürülmesi amacıyla gerçekleştirilen ziyarette önemli kararlar alındı. Ortak çalışmaların desteklenmesi ve duyurulması, mühendislik, bilim ve teknoloji alanlarında yüksek öğretim, araştırma, geliştirme ve teknoloji transferi, karşılıklı uzaktan eğitim derslerinin düzenlenmesi, konferans, sempozyum, seminer gibi etkinliklerin düzenlenmesi, bilgi, kitap ve doküman paylaşımı, ortak projeler hazırlayarak bu projelerin koordinesini düzenlemeyle ilgili konularda işbirliği yapma kararı alındı. İki üniversite arasında öğrenci ve öğretim üyesi değişim çalışmalarının gerçekleşmesi üzerinde fikir birliği sağlandı. II

4

Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10


SPOT

>>

HABERLER ETKİNLİKLER OLAYLAR

Cumhuriyet’in 87. yılı coşkuyla kutlandı

YTÜ IEEE Öğrenci Kulübü öğrencileri rektörü ziyaret etti

YTÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksek, “Türkiye’nin

En Aktif Bilim ve Teknoloji Kulübü” ödülü sahibi YTÜ IEEE Öğrenci Kulübü’nü makamında kabul etti.

28 Ekim 2010 tarihinde Yıldız Çatı Restoran’da

verilen resepsiyonla başlayan kutlamalar, 29 Ekim tarihinde Yıldız Teknik Üniversitesi Hisar Tesisleri’nde devam etti.

YTÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksek’in ev sahipliğinde gerçekleşen Cumhuriyet Balosu’nda İstek Özel Belde İlköğretim Okulu Müzik Öğretmeni Tolga Kaygısızel ve Müdür Yardımcısı Başak Ataman tarafından organize edilen 2. sınıf öğrencilerinin gerçekleştirdiği vals gösterisi büyük beğeni topladı. Yıldız Teknik Üniversitesi’ne bugüne kadar yaptığı katkılardan dolayı Dr. Selva Ünal’a Rektör Sayın Prof. Dr. İsmail Yüksek tarafından çiçek takdim edildi. II

6

Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

Yıldız Teknik Üniversitesi 100. yılına birçok farklı alanda ödüller toplayan güçlü öğrenci kulüpleriyle girdi. Yıl içerisinde birçok başarılı etkinliğe imza atan kulüplerden biri olan YTÜ IEEE Öğrenci Kulübü, geçtiğimiz yıl kazandığı “Türkiye’nin En Aktif Bilim ve Teknoloji Kulübü” ödülünü bu yıl da aldı. Türkiye’de öğrenci kulüplerinin rekabet edebileceği tek platform olan yarışmaya ülke çapında 500’den fazla öğrenci kulübü katıldı. Aynı zamanda üniversitelerin de sıralandığı yarışmada Yıldız Teknik Üniversitesi, en yakın rakibine nazaran düzenlediği etkinlik sayısında iki kat, katılımcı sayısında ise üç kat farkla geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da birinciliğini devam ettirdi. Prof. Dr. İsmail Yüksek’in kulüplere olan katkısı ile Yıldız Teknik Üniversitesi öğrenci faaliyetleri alanında Türkiye’nin bir numaralı üniversitesi haline geldi. Uluslararası arenada oldukça prestijli bir ödül olan IEEE Region 8 Exemplary Student Branch Award’ı da alarak üniversitemizin adını dünyaya duyuran YTÜ IEEE Öğrenci Kulübü’nün eski ve yeni yönetim kurullarının katıldığı görüşmede Prof. Dr. İsmail Yüksek öğrenci kulübü üyelerini tebrik etti ve başarılarının devamını diledi. II

Öğretmenler Günü kutlandı

Yıldız Teknik Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nce

düzenlenen 24 Kasım Öğretmenler Günü Kutlamaları Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksek, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mehmet Ahlatçıoğlu, Prof Dr. Mesut Güner ve Prof. Dr. Tamer Yılmaz’ın da katılımıyla yapıldı. Yıldız Kampüsü Oditoryumu’nda müzik dinletisiyle başlayan kutlamalar, Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Göksel Ağargün ve YTÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksek’in konuşmalarıyla devam etti.

Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Bülent Alcı’nın yöneticiliğini yaptığı, Eğitimci Necdet Sakaoğlu, Öğretim Görevlisi Feyza Hepçilingirler ve Sanatçı Metin Özülkü’nün konuşmacı olarak katıldığı “Dünden Yarına Öğretmenlik” paneli düzenlendi. Öğretmenliğin geçmişten günümüze geçirdiği evreler, yaşanılan tecrübelerle dinleyicilere aktarıldı. Müzik dinletisiyle başlayan öğretmenler günü kutlamaları, İngilizce Öğretmenliği Bölümü öğrencileri tarafından hazırlanan Öğretmenler Günü Oratoryosu ve Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği Bölümü öğrencilerinin hazırladığı farklı kültürleri yansıtan canlı müzik dinletisiyle son buldu. II EKİM-ARALIK/ 10

Yıldızlar

7


SPOT

>>

HABERLER ETKİNLİKLER OLAYLAR

Yıldız’da kahkaha tufanı

Komedinin Ustası Cem Yılmaz 23 Nisan 1973’te İstanbul’da doğdu. Leman Dergisi’nde karikatür çalışmalarına başladığında, lisans eğitimine Boğaziçi Üniversitesi’nde devam ediyordu. İlk stand-up gösterisini Leman Kültür’de, 1995’in Ağustos ayında gerçekleştirdi. Aynı senenin aralık ayında Beşiktaş Kültür Merkezi’nde sahne almaya başladı. 2001 yılı sonuna kadar 1.200’ün üstünde gösteriye çıktı. Hemen hemen bütün gösterileri kapalı gişe oynadı. Türkiye’nin yanı sıra, Avrupa ve Amerika’da da sahne aldı. Leman Dergisi’nde yayınlanan çalışmalarını “Karikatürler” isimli kitabında yayınladı. İlk sinema deneyimini, 1998 yılında Ömer Vargı’nın yönettiği “Herşey Çok Güzel Olacak” isimli filmde Mazhar Alanson ile başrolü paylaşarak tatmış oldu. Film, Türkiye ve Avrupa’da yaklaşık 1 milyon 800 bin kişi tarafından izlendi.

Cem Yılmaz, Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencilerinin sorduğu soruları cevaplarken izleyenleri güldürdü. 24 Aralık 2010’da Yıldız İşletme Kulübü tarafından düzenlenen söyleşiye katılan başarılı komedyen, öğrencilerin sorularını cevaplandırdı. Yıldız Teknik Üniversitesi Oditoryumu’nda düzenlenen ve 2 saat süren söyleşiye öğrencilerin ilgisi yüksek oldu. Ocak ayında yeniden gösterilerine başlayan Yılmaz, üniversiteli gençlere hayata ilişkin tavsiyelerde bulunmayı da ihmal etmedi.

Reklam dünyasında da adından söz ettiren sanatçı , “Panasonic” reklamlarının radyo spotlarıyla iki yıl üst üste Kristal Elma ödülüne layık görüldü. Radyo spotlarının yanı sıra, Panasonic, Mavi Jeans, Doritos ve Opet gibi markaların reklamlarında oynadı. Yer aldığı her reklam filmi gündem konusu olmayı başardı. Gösterileri 2000 senesinde Star TV tarafından yayınlanmaya başlandı ve “Gösteri” adıyla piyasa sürüldü. 2001 yılında askerliğini yaparken gösterilerine devam eden Yılmaz, 12 Kasım 2004’te vizyona giren, çekimleri tamamlanmasına karşın yapımcı firma ile yaşanan problemler sebebiyle montajı ve gösterimi geciken, 4 farklı karakterde oynayarak başrolünü üstlendiği, Ömer Faruk Sorak’ın yönetmenliğini yaptığı G.O.R.A. ile bir kez daha milyonları sinema salonlarına çekmeyi başardı. Yönetmenliğini Yavuz Turgul’un yaptığı Av Mevsimi filminde Şener Şen ve Çetin Tekindor gibi başarılı oyuncularla rol alan Cem Yılmaz, “Yahşi Batı, A.R.O.G., Hokkabaz, Organize İşler, G.O.R.A., Vizontele ve Herşey Çok Güzel Olacak” gibi filmlerde yönetmen, senarist, oyuncu olarak önemli işlere imza attı. II

8

Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

EKİM-ARALIK/ 10

Yıldızlar

9


SPOT

>>

HABERLER ETKİNLİKLER OLAYLAR

Vefat ve başsağlığı Prof. Dr. Maruf Önal

Prof. Dr. Orhan Deniz

Prof. Dr. Maruf Önal, Kabataş Erkek Lisesi’nden sonra girdiği Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Mimarlık Bölümü’nden 1943 yılında birincilikle mezun oldu. 1951’de Türkiye’nin ilk büyük özel mimarlık bürosu olan İMA İnşaat ve Mimarlık Atölyesi’ni Turgut Cansever ile birlikte kurdu. 1954’te TMMOB üyesi olarak Mimarlar Odası’nın kuruluş çalışmalarına katıldı ve Mimarlar Odası’nın 3 sicil no.’lu üyesi oldu.

Prof. Dr. Orhan Deniz, 1976 YTÜ’de Makine Fakültesi’nde başladığı lisans eğitimini 1985 yılında Doktora çalışmalarına kadar sürdürdü. University Of Maryland’da Post-Doktora eğitimini tamamladıktan sonra Doçent unvanıyla YTÜ’de görev yapmaya başladı. Otomotiv Anabilim Dalında çalışmalarını yürüten Deniz, İçten Yanmalı Motorlar, Yakıtlar ve Yanma konusunda uzmanlaştı. 1989-1992 yıllarında bölüm başkan yardımcılığı, 1992-1998 yılları arasında da dekan yardımcılığı görevlerini üstlendi.

Uzun yıllar ülkesine ve Üniversitemize hizmet etmiş olan Duayenimiz, YTÜ Mimarlık Fakültesi’nin çok sevgili hocası Prof. Dr. Maruf Önal’ı kaybettik. Hocamız için 20 Ekim 2010 Çarşamba günü, YTÜ Oditoryumu’nda bir tören düzenlendi.

1958’de Yıldız Teknik Okulu Mimarlık Bölümü’nde öğretim üyesi olarak göreve başladı. 1960-63 ve 1966-69 yılları arasında Mimarlık Bölümü Başkanlığı yaptı. Bu arada Prof. Dr. Hayrettin Dönmezer ile birlikte ilk Akademi Kanunu taslağını hazırladı. Üç dönem Mimarlar Odası Yönetim Kurulu üyeliği, 1967-69 yılları arasında üç dönem Oda Genel Başkanlığı, iki dönem Onur Kurulu Üyeliği görevlerinde bulundu. 1971’de profesör oldu. 1970’de Profesörler Kurulu’na sunduğu öneri sonucunda İDMMA’da Yapı Üretimi ve Proje Kürsüsü’nü kurdu ve kürsü başkanı oldu. 1976-79 yılları arasında İDMMA Mimarlık Bölümü Başkanlığı, 1979-82 yılları arasında İDMMA Mimarlık Fakültesi Dekanlığı, 1982-85 yılları arasında Yıldız Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekanlığı görevlerinde bulundu.

Prof. Dr. Aydın Erel

Üniversitemiz İnşaat Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aydın Erel’i kaybettik. Hocamız için 15.10.2010 Cuma günü, YTÜ Oditoryumu’nda bir tören düzenlendi.

Prof. Dr. Aydın Erel lisans öğrenimini 1972 yılında İTÜ İnşaat Fakültesi’nin Demiryolu Opsiyonu’nda tamamlamış, 1978 yılında aynı kurumdan doktora derecesi almış, daha sonra bir yıl süreyle Münih Teknik Üniversitesi Ulaştırma Enstitüsü’nde araştırmalar yapmıştır. 1981 yılında İDMMA İnşaat Fakültesi’nde Doçent olmuş 1989 yılında YTÜ İnşaat Fakültesi’nden Profesör unvanı almıştır.

10 Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

Makine Fakültesi, Makine Mühendisliği öğretim üyelerimizden Prof. Dr. Orhan Deniz’i kaybettik. Hocamız için 22.10.2010 tarihinde YTÜ Oditoryum Sergi Salonu’nda bir tören düzenlendi.

Mustafa Radi Birol

Mimarlık Fakültemizin gelişiminde büyük emeği olan Emekli Hocalarımızdan Mustafa Radi Birol ‘u kaybettik. Cenazesi 28 Ocak 2011 Cuma öğle namazını müteakip Levent Camii’nden kaldırılan Birol için 28 Ocak 2011 Cuma günü saat 10.30’da Merkez Kampus Oditoryum Sergi Salonu’nda tören düzenlendi. Mustafa Radi Birol, 1927 yılında İstanbul’da doğdu. 1944 yılında Kabataş Erkek Lisesi’nden mezun olduktan sonra İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Mimarlık bölümünde eğitim hayatına devam etti. 1950 yılında mezun olduktan sonra yeni kurulmakta olan Hilton Oteli inşasında görev aldı. Prof. Sedad Hakkı Erdem’in daveti üzerine Paris’e giden Birol, Entstitü Urbanizm’de Sedat Gürel’le akademik ve mesleki çalışmalarda bulundu. Stokholm Kraliyet Yüksekokulu’nda şehircilik ihtisası yaptı. Prof. Dr. Fred Forbat’la çok sayıda şehir planları, mimari projeler ve uygulamalar geliştirdi. Yapılan çalışmalarla pek çok ödül aldı. Stokholm Uluslararası Hava Alanı ve Enskededalen Üniversitesi Araştırma Hastanesi yapımında görev aldı. 1975 yılında Türkiye’ye dönen Birol, Güzel Sanatlar Akademisine bağlı D.G.S.A. Miimarlık Yüksek Okulu’nda Mimari Proje Hocası olarak öğretim hayatına başladı. 2003 yılında kadar Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Yapı Üretim Bilim Dalı’nda da Öğretim Görevlisi olarak çalışan Birol, Türkiye’de yapımında görev aldığı kent planları, konut, sosyal ve kültürel alanlar, sergi binaları, iş-alışveriş merkezleri, endüstri ve spor tesisleri çalışmalarıyla pek çok ölümsüz esere imza attı. II

Dereceye giren öğrenciler ödüllerini aldı

Mezunlar Şöleni

2009-2010 eğitim öğretim yılında Yıldız Teknik Üniversitesi’nden derece alarak mezun olan öğrenciler ödüllerini aldılar.

Yıldız Mezunlar Şöleni, 2 Ekim 2010

Cumartesi günü, YTÜ Merkez Yerleşke Mimarlık Fakültesi önünde kutlandı. II

Yıldız Teknik Üniversitesi Oditoryumu’nda düzenlenen törende, YTÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksek derece alan öğrencilere iş hayatlarında başarılar diledi. Derece alan öğrencilerin ayağa kalkarak anne ve babalarını alkışlamasını isteyen İsmail Yüksek, başarıların kazanılmasında ailelerin önemine vurgu yaptı. Makine Mühendisliğinden Hasan Beyazörtü Birinci, Elektrik ve Haberleşme Mühendisliğinden Kevser Küçükuysal İkinci, Kimya Mühendisliği Bölümünden İ. Gökhan Gündüz ise Üçüncü oldu. İnşaat Mühendisleri Odası, Gemi Mühendisleri Odası, Gemi Sanayicileri Derneği, Türkiye Gemi İnşa Sanayicileri Birliği, Türkiye Kimya Derneği ve Türk Loydu temsilcilerinden ödül alan öğrenciler Yıldız Teknik Üniversitesi’nden gülen yüzlerle ayrıldılar. II

YTÜ Vakfı Ankara Şubesi ‘El Emeği Göz Nuru’ Sergisi

YTÜ Vakfı Ankara Şubesi tarafından 16-26 Eylül

2010 tarihlerinde CEPA Alışveriş Merkezi’nde ‘El Emeği Göz Nuru Sergisi’ düzenlendi. II


AÇILIŞ

2010-2011 AKADEMİK YILI AÇILIŞINA CUMHURBAŞKANI ABDULLAH GÜL KATILDI Cumhurbaşkanı Abdullah Gül: “Üniversitelerimiz bilgi ve teknoloji üretmeli ve ürettiklerimizi de başkalarına transfer etmesini bilmeliyiz” haber, UZM. NAGEHAN BİLGE OK


M

AÇILIŞ

Merkez yerleşke oditoryumunda 6 Ekim 2010 Çarşamba günü düzenlenen YTÜ 2010-2011 Akademik Yılı Açılış töreni, saat 11.00’de saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Tören, YTÜ tanıtım filmi gösteriminin ardından Gaziosmanpaşa Cumhuriyet İlköğretim Okulu Erguvan Çocuk Korosu’nun seslendirdiği şarkılarla devam etti. Rektör Prof. Dr. Yüksek, Sayın Cumhurbaşkanı’nın ‘Üniversiteler, bulundukları bölgelerin ve ülke kalkınmasının lokomotifi olması gerekir’ sözünü hatırlatarak “Bu anlamda Türkiye’nin en değerli eğitim lokomotifinde sizleri ağırlamaktan büyük bir onur duyuyoruz. Üniversitemize hoş geldiniz, şeref verdiniz’ diyerek sözlerine başladı. Prof. Dr. İsmail Yüksek, “100. yılını kutlamaya hazırlanan Türkiye’nin dev eğitim kurumu Yıldız Teknik Üniversitesi 25.800 öğrencisi, 3.000’e yakın akademik ve idari personeli, 10 fakültesi, 3 Yüksekokulu ve 2 enstitüsü ile 100. yıl ateşini yakarak beklentileri karşılamak amacıyla eğitim, araştırma ve yönetim alanlarında önemli adımlar atmaktadır. Üniversitemiz, temel bilimlerden, mühendislik bilimlerine; sosyal-idari bilimlerden mimarlık ve eğitim bilimlerine kadar tüm disiplinleri bünyesinde barındırmaktadır. Kendi alanlarında uzmanlaşmış bu bölümlerimizin sunduğu lisans ve lisansüstü programları, ülkemizin en seçkin öğrencilerince ilk sıralarda tercih edilmektedir” dedi. Rektör Yüksek, konuşmasında akademik ve idari personeline hitap ederek; 2011 yılında 100. yaşını kutlayacak olan üniversitemiz her şeyin en iyisini hak ediyor. Biz de gücümüzün yettiği, aklımızın erdiği ve gönlümüzün el verdiği şekilde hizmet etmeye devam ediyoruz. Bu hizmet yarışında sizlerin katkısı bizim için çok önemlidir. Şimdiye kadar eğitim, araştırma ve yönetim alanlarında vermiş olduğunuz destekle bize güç kattınız. Desteğiniz ve çalışmalarınız için çok teşekkür ederim. İyi ki varsınız!” diyerek sürdürdüğü konuşmasında öğrencilere seslenerek “Sizler sonunda ışık görülen zorlu bir eğitim tünelinden geçmektesiniz. Üniversiteli olmanın ayrıcalıklarından yararlanarak bilgi toplumuna geçiş sürecinde kendi yol haritanızı çizmelisiniz. Üniversiteniz size en ideal eğitim ortamı sunma çabası içerisinde çalışmalarını sürdürmektedir. Yaptığımız çalışmaların sonucu sizin beklentilerinize cevap verdikçe bizler de en önemli hedefimize ulaşmış olacağız” dedi. Ülkeye hizmetin, vatan sevgisi, fedakarlık, emek ve işbirliği gerektirdiğini vurgulayarak, “Saygıdeğer Cumhurbaşkanım, ülkemizin birliği, bütünlüğü, huzuru ve kalkınması için ortaya koyacağınız her türlü projede Yıldız Teknik Üniversitesi’nin yanınızda olacağını ifade eder, kalbinizden ve aklınızdan Yıldızı çıkarmamanız dileğiyle, saygılarımı arz ederim’ diyerek konuşmasını tamamladı.

14 Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

>> Lisans ve lisansüstü

> Gaziosmanpaşa Cumhuriyet İlköğretim Okulu Erguvan Çocuk Korosu

programları, ülkemizin en seçkin öğrencilerince ilk sıralarda tercih ediliyor.

Ardından, Asırlık bir üniversite olan Yıldız Teknik Üniversitesi’nin Türkiye’nin kalkınmasına, gelişmesine çok büyük katkısı olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Gül, böyle bir üniversitenin akademik yıl açılışında bulunmaktan büyük memnuniyet duyduğunu ifade ederek konuşmasına başladı.

“Üniversiteler arasında rekabet var”

Serbest düşüncenin, bilimin, özgür bir şekilde akademik ortamda geliştirildiğini, olgunlaştırıldığını, tartışıldığını, doğrulukları ve yanlışlıklarının sağlandığını, sonuçlarının toplumun malı olarak ülkelere yön verdiğini ve nihayetinde de evrensel olarak bütün insanlığın faydasına sunulduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Gül; “Üniversitelerin, sadece eğitim veren kurumlar olmaması gerekir. Üniversitede tabii ki eğitim veriliyor ama eğitim verenler aynı zamanda

bilim ve teknoloji üretmekle de sorumlular. O açıdan öğretim üyelerinin yüklerini sadece eğitimle sorumluymuşlar gibi sınırlandırmamak gerekiyor. Çünkü üniversiteler sadece eğitim veren kurumlar haline gelirse, o zaman bilgiyi ve teknolojiyi transfer eden bir ülke olarak kalmaya devam ederiz. Üniversitelerimiz bilgi ve teknoloji üretmeli ve ürettiklerimizi de başkalarına transfer etmesini bilmeliyiz. Bu konuda ne yazık ki uzun bir durgunluk dönemi yaşadığımızı itiraf etmek isterim. Çünkü üniversitelerimiz enerjilerini ve önceliklerini başka konulara sarf ettiler ve bu ortam, bu iklim oluşmadığı için bu konularda çok başarılı olamadık. Büyük bir memnuniyetle ifade etmek isterim ki üniversiteler kendi aslî görevleri ve önceliklerinin ne olduğunun farkına vardılar ve büyük bir yarış içine girdiler. Üniversiteler arasında büyük bir rekabet var. Bu rekabet sadece Türkiye ölçeğinde değil, küresel ölçekEKİM-ARALIK/ 10

Yıldızlar 15


AÇILIŞ

te de var. Vakıf üniversitelerinin çoğalması ve onların da iddialı bir şekilde eğitim hayatına girmesiyle devlet ve vakıf üniversitelerinin yarattığı ayrı bir rekabet ortamı da söz konusu oldu. Bu rekabet ortamından çok iyi neticelerin çıkacağına inanıyorum” dedi.

“Türkiye 10-15 sene sonra, bugünkünden daha farklı olacaktır”

Türkiye’nin büyük bir değişim ve çok büyük bir hamle içerisinde olduğunu ifade ederek, Türkiye’nin 10–15 sene sonra bugünkünden çok daha farklı olacağına inandığını belirten Cumhurbaşkanı Gül, YTÜ’nün bilgiyi üreten ama bunun uygulamasına da önem veren bir üniversite olduğunu kaydetti. YTÜ’nün diğer üniversitelerden farklı olarak bu konuda öne çıktığını, ancak bunun daha da geliştirilmesi gerektiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Gül, Yıldız Teknik Üniversitesi’nin teknoparkının tamamlandığını ve çok sayıda firmanın orada faaliyete geçtiğini belirtti. Öğretim üyelerinin bir ayağının teknik fakültelerde olması, diğer taraftan da öğrencilerin mezun olmadan küçük şirketlerde hayata hızlı bir şekilde hazırlanmalarını sağlamaları gerektiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Gül, bunun Türkiye’ye çok büyük kazanç sağlayacağına dikkat çekti ve şunları kaydetti: “Şunu unutmayalım: Türkiye çok büyük bir değişim ve hamle içerisinde. Genel bir şekilde değerlendirdiğimizde, mutlu olacağımız çok şey var. Bazen, kendi problemlerimiz ve meselelerimizle boğuşurken, Türkiye’nin geldiği noktayı ihmal ediyoruz ve göremeyebiliyoruz. Ama Türkiye içindeki kendi konularımızdan sıyrılarak yukardan baktığımızda ve diğer ülkelerle mukayese ettiğimizde, Türkiye’de önemli gelişmeler ve hamleler söz konusu. Özellikle ekonomik gelişme, kalkınma, bunun sürekli-

16 Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

liği ve daha da sürekli olması için makroekonomik düzenlemeler, reformlar, bütün bunlar önümüzü açan çok güzel konulardır. Yabancı sermayenin Türkiye’ye ilgisi, bilim adamlarının tekrar Türkiye’ye dönmeye başlaması, Türkiye’nin geleceğinin çok daha parlak olacağını açıkça göstermektedir.”

“Türkiye’nin büyük ülke olma potansiyeli var”

Dünyanın çok büyük bir değişim içerisinde bulunduğunu, iki kutuplu dünyanın sona erdiğini, ama bir kargaşanın sürdüğünü ve bu kargaşa içinde yeni bir dünya düzeni ve sisteminin oluşturulmak üzere olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Gül, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ortaya çıkan yeni yeni ülkeler var; büyüklükleri artık herkes tarafından kabul edilen. Dünya yeni şekil alırken, buna Türkiye’nin de katkıda bulunması gerekir. Türkiye’nin bu potansiyeli ve bu kapasitesi var. Ama bunu yaparken Türkiye’nin 15–20 yıl sonraki geleceğini yakalaması gerekir. Onun için Türkiye’nin büyük hamleler yapması gerekiyor. 10–15 yılı çok kritik olarak görüyoruz. Türkiye’nin çok hızlı hamleler yapması, geleceğe kendisini çok iyi odaklaması, geleceği yakalamak için uğraşması ve kaynaklarını seferber etmesi gerekiyor. Bunun en önemli alanı da bilim ve teknoloji alanıdır. Türkiye gibi büyük bir ülke, çok büyük tarihî derinliği olan, hinterlandı çok geniş olan, bölgesinde takip edilen bir ülke, teknolojiyi sadece transfer ederek devam edemez. Bu, Türkiye’nin yumuşak karnıdır. Onun için Türkiye’nin teknoloji üretmesi gerekiyor. Muhakkak ki teknolojiyi biz de üretiyoruz; ama Türkiye’nin tatmin edici düzeyde teknoloji üreten bir ülke haline gelmesi gerekir. Özellikle, araştırma, geliştirme, bilimsel faaliyetlere tanınan imkânların ge-

nişlemesi ve üniversitelerin kendi aslî fonksiyonlarına dönük bu kaynakları kullanmaya başlaması... İşte esas ümit kaynağı burada yatmaktadır.” Kurumlararası İşbirliğinin Önemi Cumhurbaşkanı Gül, konuşmasında, kurumlararasında işbirliği yapmaktan çekinildiğini, TÜBİTAK’tan proje almanın sakıncalı olup olmadığının tartışıldığını, uluslararası ve bölgesel fonlar Türkiye’nin de hizmetindeyken, bunlara ulaşmak, bunlarla ilgili temasa geçmek, bilgilendirilmek konusunda bile büyük yetersizlikler bulunduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Gül, bu konuda, Avrupa Çevre Programları bünyesinde Türkiye’nin 4. Çevre Programı’na 250 milyon Avro yatırdığı, ama 4 yıl içinde sadece 52 milyon Avroluk proje teslim edildiği örneğini verdi. Kalan 200 milyon Avro ile Türkiye’nin, Avrupa’nın en gelişmiş ülkelerini sübvanse ettiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye’nin kapasitesi olduğu halde yeteri kadar proje vermediği için bu fonlardan faydalanamadığını dile getirerek, “Çünkü kurumlarımız arasında kopukluk vardı. Yeteri kadar bilgilendirme, motivasyon yoktu. Bütün bunlar yerli yerine oturunca şimdi 7. Çerçeve Programı’na daha büyük bir miktarla katılıyoruz. Parayı taksitle veriyoruz, ama yakından takip ediyorum, verdiğimizden daha çok proje almaya başladık. Türkiye’ye daha çok fon gelmeye başladı. Bütün bunlar bir ülkede sinerjinin oluşturulmasıyla ilgili. Bilim adamlarımızın, öğrencilerimizin, herkesin bu yönde yoğunlaşması, Türkiye’nin geleceğine en büyük yatırımıdır. Bunları söylerken ülke meseleleriyle ilgili, Türkiye’nin ciddi sorunlarıyla ilgili, onlara duyarsız kalalım demiyorum. Muhakkak ki onlarla ilgili en objektif, en değerli değerlendirmeler üniversitelerde yapılacaktır. Bilen insanlarla, bilmeyen insanların yo-

rumları, tavsiyeleri bir olur mu? Asla olmaz. Televizyonlarda tartışmaları takip ediyoruz. Siyasi konularla ilgili, Türkiye’nin geleceğiyle ilgili çeşitli tekliflerle ilgili; mesela başkanlık sistemiyle ilgili çeşitli tartışmalar görüyoruz. Bilim adamlarının söyledikleriyle genel konuşulanlar arasında ne kadar fark olduğunu açıkça görüyoruz. O bakımdan Türkiye’nin temel konularıyla -ki bunlar hepimizin gerçekleridir- ilgili ‘Bunları sakın konuşmayın’, ‘Bunlarla sakın uğraşmayın’ kesinlikle demiyorum. Ama bunlarla ilgili yorumlarınızı tavsiyelerinizi eleştirilerinizi yaparken, akademisyene, bilim adamına yakışır şekilde günlük siyasetin içine ve onun polemiklerine girmeden yapın ve bunların hepsi kabul görebilsin ve dikkate alınabilsin çağrısını yapmak istiyorum” dedi.

Öğrencilere başarı dileği

Öğrencilerden, değerli varlıklar olarak kendilerine sunulan imkânları en iyi şekilde kullanmalarını isteyen Cumhurbaşkanı Gül, bu dönemdeki fırsatlardan yararlanılmadığı takdirde, daha sonra birçok konuda gecikmiş olacaklarına işaret ederek, yeni akademik yılda öğrencilere başarılar diledi. Konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Gül’e, Yıldız Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksek tarafından plaket sunuldu. Cumhurbaşkanı Gül, 2009–2010 eğitim öğretim döneminde üniversiteyi birincilikle bitiren, Makine Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü’nden Hasan Beyazörtü’ye, ikincilikle bitiren Makine Fakültesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nden Kevser Küçükuysal’a ve üçüncülükle bitiren Kimya-Metalürji Fakültesi Metalürji ve Malzeme Mühendisliği bölümü’nden İbrahim Gökhan Gündüz’e ödüllerini verdi. II EKİM-ARALIK/ 10

Yıldızlar 17


18 Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

EKİM-ARALIK/ 10

Yıldızlar 19


YILIN YILDIZLARI

YILDIZLAR ÖDÜLLERİNİ ALDI

Yıldız Teknik Üniversitesi İşletme Kulübü tarafından dokuzuncusu düzenlenen törende 2010 yılının yıldızları ödüllerini aldı. haber, ENDER YOLAGEL / FATİH ATLAS

> 2010 yılının en beğenilen erkek dizi oyuncusu / KENAN İMİRZALIOĞLU > 2010 yılının en beğenilen haber programcısı MEHMET ALİ BİRAND

20 Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

> 2010 yılının en beğenilen iş adamı/ ALİ AĞAOĞLU

> Tören öncesinde Yıldızlar 21 ünlü isimler sohbet etti

EKİM-ARALIK/ 10


Y

YILIN YILDIZLARI Yıldız Teknik Üniversitesi Oditoryumu’nda düzenlenen ve sunuculuğunu Vatan Şaşmaz’ın yaptığı ödül töreninde, yılın en beğenilen iş adamı olarak seçilen Ali Ağaoğlu, ödülünü Rektör Prof. Dr. İsmail Yüksek’ten aldı. En beğenilen reklam filmi ve en beğenilen şirket dallarında ödül alan THY Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Hamdi Topçu’ya seslenen Ali Ağaoğlu, THY’nin reklamlarında oynaması halinde alacağı ücreti Yıldız Teknik Üniversitesi’ne vereceğini söyledi. Ayrıca Yıldız Teknik Üniversitesi’ne 1 daire bağışlayan Ali Ağaoğlu, Yıldız İşletme Kulübüne teşekkür etti.

Kenan İmirzalıoğlu 8 yıl sonra Yıldız’da

Oyunculuğuyla gençlerin beğenisini kazanan Kenan İmirzalıoğlu 8 yıllık bir aranın ardından yine Yıldız Teknik Üniversitesi’ndeydi. En beğenilen erkek dizi oyuncusu seçilen İmirzalıoğlu, ödülünü Matematik Bölümü Hocalarına ithaf ederken büyük alkış aldı.

2010 Yılının Yıldızları

*

1. 2010 yılının en beğenilen gazetesi HABERTÜRK

> 2010 yılının en beğenilen sporcusu KEREM TUNÇERİ (BASKETBOL)

19. 2010 yılının en beğenilen kadın şarkıcısı

2. 2010 yılının en beğenilen köşe yazarı

ŞEBNEM FERAH

3. 2010 yılının en beğenilen ekonomi ve iş dergisi

KENAN DOĞULU

EMRE KONGAR

FORBES

4. 2010 yılının en beğenilen yazarı

ECE TEMELKURAN - MUZ SESLERİ

5. 2010 yılının en beğenilen haber programcısı

MEHMET ALİ BİRAND

20. 2010 yılının en beğenilen erkek şarkıcısı 21. 2010 yılının en beğenilen müzik grubu MOR VE ÖTESİ

7. 2010 yılının en beğenilen haber spikeri

CAN DÜNDAR / NTV

8. 2010 yılının en beğenilen eğlence-show programı 9. 2010 yılının en beğenilen spor programı

23. 2010 yılının en beğenilen ekonomisti DENİZ GÖKÇE 24. 2010 yılının en beğenilen reklam filmi TÜRK HAVA YOLLARI 25. 2010 yılının en beğenilen iş adamı/kadını

ALİ AĞAOĞLU

26. 2010 yılının en beğenilen şirketi TÜRK HAVA YOLLARI 27. 2010 yılının en beğenilen sosyal sorumluluk projesi

%100 FUTBOL - GÜLTEKİN ONAY & RIDVAN DİLMEN

10. 2010 yılının en beğenilen kültür&sanat programı

ŞEFFAF ODA - GÜNERİ CİVAOĞLU

11. 2010 yılının en beğenilen dizi-filmi ÖYLE BİR GEÇER ZAMANKİ

12. 2010 yılının en beğenilen Türk Filmi BAŞKA DİLDE AŞK

13. 2010 yılının en beğenilen kadın dizi oyuncusu

ROJDA DEMİRER

14. 2010 yılının en beğenilen erkek dizi oyuncusu

*

22. 2010 yılının en beğenilen sporcusu KEREM TUNÇERİ (BASKETBOL)

6. 2010 yılının en beğenilen TV kanalı NTV

BEYAZ SHOW

> 2010 yılının en beğenilen dizi-filmi / ÖYLE BİR GEÇER ZAMANKİ

2010 Yılının Yıldızları

ÇOCUKLAR GÜLSÜN DİYE - GÜLBEN ERGEN

Can Dündar: “Nazar etme ne olur, Çalış Senin de olur”

2010 yılının en beğenilen haber programcısı seçilen Mehmet Ali Birand, Can Dündar ve Ali Kırca’ya gönderme yaparak seneye de ödül verilmesi halinde mutlu olacağını söyledi. En beğenilen haber spikeri ödülünü alan Can Dündar Yıldız İşletme Kulübüne teşekkür ettikten sonra Mehmet Ali Birand’a seslenerek “Nazar etme ne olur, çalış senin de olur” dedi. Bu söz üzerine salonda alkış ve kahkaha tufanı koptu. II

KENAN İMİRZALIOĞLU

15. 2010 yılının en beğenilen kadın tiyatro oyuncusu

28. 2010 yılının en beğenilen bankası TÜRKİYE İŞ BANKASI

BENNU YILDIRIMLAR (İNTİHARIN GENEL PROVASI)

29. 2010 yılının en beğenilen karikatüristi YİĞİT ÖZGÜR

16. 2010 yılının en beğenilen erkek tiyatro oyuncusu

30. 2010 yılının en beğenilen Yıldızlı İş Adamı

FERHAN ŞENSOY (FERNAME)

FERİT BALTACIOĞLU (THE HOUSE CAFE)

17. 2010 yılının en beğenilen radyo istasyonu

POWER TÜRK

> Katkılarından dolayı Abdullah Kiğılı’ya plaket verildi

22 Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

18. 2010 yılının en beğenilen radyo programı

MATRAX - ZEKİ KAYHAN COŞKUN

> 2010 yılının en beğenilen haber spikeri CAN DÜNDAR / NTV EKİM-ARALIK/ 10

Yıldızlar 23


100.YIL ETKİNLİKLERİ

ARAMA KONFERANSI’NDA “GELECEKTEKİ YILDIZ” ORTAK AKILLA İNŞA EDİLDİ Yıldız Teknik Üniversitesi’nin Türkiye’de ilk üç, dünyada ise ilk 500 üniversite arasında yer alması öncelikli amaç olarak belirlendi. haber, FATİH ATLAS

Y

Yıldız Teknik Üniversitesi kuruluşunun 100. Yılını coşkuyla kutlamaya hazırlanıyor. Üniversitenin 100. Yılında düzenlenecek etkinliklerin planlaması için kurulan 100. Yıl Komitesi, Rektör Sayın Prof. Dr. İsmail Yüksek’in başkanlığında, Yıldız Çatı Restoran’da toplandı. Üniversitenin 100 yılını konu alan fotoğraf sergisi ve belgesel çalışması yapılması yönünde karar alındı. 100. yılında Yıldız Teknik Üniversitesi’ni geleceğe taşıyacak çalışmaların konuşulduğu toplantıda, yeni projelerle ilgili sunum yapıldı.

Gelecek 100 Yıl Konuşuldu

10-12 Aralık 2010 tarihlerinde, Yıldız Teknik Üniversitesi akademik ve idari yönetim birimlerinin katılımıyla gerçekleşen Arama Konferansı’yla, gelecek tasarımı ve değişimi için önemli adımlar atıldı. Yıldız Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksek, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Tamer Yılmaz, Prof. Dr. Mehmet Ahlatçıoğlu, Prof. Dr. Mesut Güner, Fakülte Dekanları, Enstitü Müdürleri, Genel Sekreterlik, Daire Başkanları ve Koordinatörlüklerin katılımıyla düzenlenen konferansta, gelecek yüzyılda neler yapılacağı konuşuldu. 2011 yılında 100.yılını kutlayan Yıldız Teknik Üniversitesi’nin köklü geçmişinden güç alarak dünya standartlarında eğitim veren, topluma, bilime ve insanlara yön veren, öğrenci ve akademisyenler tarafından öncelikle tercih edilen, saygın bir üniversite olması yönünde vizyon oluşturuldu.

Yıldız Dünyada Marka Olacak

Yapılacak akademik ve bilimsel çalışmalarla Yıldız

24 Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

Teknik Üniversitesi’nin Türkiye’de ilk üç, dünyada ise ilk 500 üniversite arasında yer alması öncelikli amaç olarak belirlendi. Mezun öğrencilerin iş dünyasında öncelikli olarak tercih edilmesi için teorik eğitimin yanında, uygulamalı eğitimin de geliştirilmesi ve hayata geçirilmesi öne çıktı. Marka değerini yükseltmenin önemli unsurlarından birisi olarak kabul edilen mezunlarla oluşturulacak güçlü bağlar üzerinde durulan konferansta, Yıldız Kültürü’nün oluşturulmasının önemi vurgulandı.

Çalışmalar Devam Edecek

Yıldız Teknik Üniversitesi’ni gelecek yüzyıla hazırlamak adına önemli kararlar alınan konferansın kapanış bölümünde söz alan Rektör Prof. Dr. İsmail Yüksek, katılımcılara, konferansı düzenleyen Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Tamer Yılmaz ve ekibine teşekkür etti. Yeni dönemde akademik ve idari personelin ihtiyaçlarına yönelik çalışmalara devam edileceğini belirten Prof. Yüksek, öğrencilere sunulacak imkânların genişletileceğini ve Yıldız Teknik Üniversitesi’ni dünyanın önde gelen markalarından biri yapacaklarını söyledi. II

EKİM-ARALIK/ 10

Yıldızlar 25


ETKİNLİK

9. ULUSLARARASI İSTANBUL SATRANÇ FESTİVALİ ÜNİVERSİTEMİZDE DÜZENLENDİ İstanbul Satranç Festivali’nin hikâyesi, 2001 yılında bir gurup satranç-severin ülkemize ve İstanbul’a dünya standartlarında bir satranç festivali kazandırma hayali ile başladı.

U

yazı, CANER ÖZBAKIR

Uluslararası İstanbul Satranç Festivali’nin 9.su 350 yarışmacının katılımı ile 21-28 Ağustos tarihleri arasında üniversitemizde düzenlendi. Festival organizasyonunu Türkiye Satranç Federasyonu (TSF) ve Türk Satranç Vakfı ile Üniversitemiz adına Satranç Kulübü üstlendi. 21 Ağustos’ta yapılan açılış töreninde TSF Asbaşkanı Ahmet Duysak ve Rektör Prof. Dr. İsmail Yüksek birer konuşma yaptıktan sonra yarışmanın birinci masasında açılış hamlesini yaparak turnuvayı başlattılar. Turnuvanın başhakemliğini FIDE (Dünya Satranç Federasyonu) kokartlı hakemlerimizden Uğur Tülüce üstlendi. Festival her yıl olduğu gibi bu yıl da dedelerle torunları aynı masada birleştirdi. Bu tür açık turnuvaların en önemli özelliği belki de yediden yetmişe tüm satrançseverleri bir araya getirmesi. Özellikle ilkokullarda satranç dersleri okutulmaya başlandıktan sonra festivale katılan çocuk sayısı her yıl artmakta. Bu yıl toplam katılımcı sayısının yarısı çocuklardan oluştu. Sorunsuz geçen 9 turun ardından bir de yıldırım turnuvası düzenlendi. Yıldırım turnuvaları zamanın çok kısıtlı olduğu satranç partileridir. Eller ve taşlar havada uçuşur, izleyenlerin adeta başı döner. Yapılan 9 turun ardından sıralama şöyle gerçekleşti: Açık turnuvada Ukraynalı büyükusta Andrey Sumets 8 puanla tek başına birinci oldu. 2-7 sıralarını 7,5 puanla IM Renat Bigaliev RUS, GM Eldar Gasanov UKR, IM Annaberdiev Meilis TKM, IM Umut Atakişi TUR, GM Giorgi Bagaturov GEO, Armen Grigoriev GEO ve GM Aleksandr Karpatchev RUS paylaştılar. 8-14 sıralarını 7 puanla GM Aleksandr Karpatchev RUS, IM Imad Hakkı SYR, GM Shojaat Ghane IRI, GM Handszar Odeev TKM, IM Hasan Kılıçaslan TUR, IM Sopio Gvetadze GEO ve Fuat Uzun TUR paylaştılar. 15-37 sıralarını 6,5 puanla Barış Kumkumoğlu TUR, FM Cemil Ali Marandi TUR, IM

26 Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10


ETKİNLİK 4000 yıllık strateji oyunu: Satranç Satranç, kendimizi konumlandırdığımız yere ve bakış açımıza göre ya inanılmaz derecede tarihi, mistik, büyülü bir oyundur; ya da diyalektiğin sonsuz okyanusunda her gün yeni stratejilerle dikkate değer bir şekilde yenidir, gelişmenin sonunun olmadığı, sürekli fikirlerin çatışmasıyla yeni sentezlerin tarih arenasına çıktığı bir alandır.

*

Satrancın ilk defa 4000 yıl önce Mısır’da oynandığına dair piramitler kabartmalar bulunmuştur. İlk yazılı belgelere göre de M.S. 600’lerde Hindistan’da oynanır. Hintliler bu oyuna ‘caturanga’ ismini vermişlerdir. 7. yy sonlarında Hindistanlı Budist rahipler din zulmünden kaçarak Çin’e göç ederler. Beraberlerinde satrancı da götürürler. Çin satrancı 8. yy da ortaya çıkmış onu Japon versiyonu ‘sogi’ takip etmiştir.

>> Satranç içerdiği yaratıcılık ve

rasyonaliteyle sanat ve bilimle birleşir. Morteza Darban IRI, Yaşar Işık TUR, Aydın Duman TUR, Aydın Köksal TUR, Cumalı Ünver TUR, Tutku Maraşlı TUR, Vahap Sanal TUR, Sarven Çakmak TUR, Aydın Acarbay TUR, Ersin Orak TUR, Atilla Yüksel TUR, Kerem Uzunoğlu TUR, Burak Mıyak TUR, Berkay TUR, Hakan Yaramış TUR, Tufan Can Uzuner TUR, Volkan Sevgi TUR, Timur Özdemir TUR, Erşan Gökerman TUR, Bülent Güner TUR ve Esat Baglan TUR paylaştılar. 10 tur üzerinden oynanan Yıldırım Turnuvasını ise 9 puanla GM Andrey Sumets kazandı. İkinci sırayı 8,5 puanla IM Annaberdiev Meilis ve üçüncü sırayı 8 puanla IM Doğan Reyhan aldı.

Festivalin tarihçesi

İstanbul Satranç Festivalinin hikâyesi, 2001 yılında bir gurup satranç-severin ülkemize ve İstanbul’a dünya standartlarında bir satranç festivali kazandırma hayali ile başladı. Yıllardır İstanbul Sanat Festivalini düzenleyen İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) Başkanı Şakir Eczacıbaşı ziyaret edilerek, uluslararası bir satranç festivali düzenlemek istenildiği, bu organizasyonun İstanbul Sanat Festivali kapsamına alınması arzusu dile getirilir. Şakir Bey festivalin eskisi gibi tek bir bütün olmadığını, parçalara bölündüğünü anlatarak, “siz bir kere başlayın bakalım, ileride bunu değerlendiririz” der. Sonraki günlerde gruba Yıldız Teknik Üniversitesi de katılır. Bugün İstanbul Kültür ve Turizm Bölge Müdürü görevini yürüten Prof Dr Ahmet Bilgili büyüyen

28 Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

Diğer yandan satrancın Hindistan’da doğuşunun üzerinden henüz yarım yüzyıl geçmeden, iki ulu ırmağın arasındaki büyülü coğrafyada (Mezopotamya) da boy verdiğini görüyoruz. Doğuşunun üzerinden henüz 25 yıl geçmiştir ki 625’de Pers ülkesine ulaşır (bugün ki İran). Persler bu oyuna ‘catarang’ ismini verir. Arapların da bu önüne geçilmez hastalığa yakalanması uzun sürmez. 650 yılında satranç Arap coğrafyasına girer. Araplar oyuna ‘satranç’ ismini verir. Arapların 700 yılında İspanya’nın güneyini fethetmesiyle birlikte Avrupa da bu salgından payını alır. Bizans İmparatorluğuyla karşılaşma, satranç adına önemli bir dönüm noktası olur. Yüzyıllar boyunca satranç yavaş ve stratejik bir oyun olagelmiştir. 1.400’lü yılların sonunda uzun menzilli iki taşın (vezir ve fil) icadıyla birlikte oyun hareketlenir. Oyun bu yeni taşlarla birlikte gökyüzünü kaplamış karabulutlardan, çılgınca bir kasırgaya dönüşür. Ve bir süre sonra İspanya’dan tüm Avrupa’ya yayılır.

grubu İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde bulunan İstanbul Vakfı Genel Müdürü Hasan Durmuş ile tanıştırır. Prensipte “Uluslararası İstanbul Satranç Festivali” adı altında, ülkemize ve İstanbul’a yakışan büyük bir satranç organizasyonu düzenlenmesi kararı alınır ve Yürütme Kurulu Ali Müfit GÜRTUNA (Başkan), Mesut Pektaş, Yıldız Teknik Üniversitesi (Emrah Günay), Türk Satranç ve Eğitim Vakfı (Cem Pekün), İstanbul Vakfı (Hasan Durmuş), SGM (Sertaç Dalkıran), Prof Dr Ahmet Emre Bilgili, Alb Cemalettin Talum olarak teşkil edilir. Daha sonra Sertaç Dalkıran organizasyondan ayrılır. Türkiye Satranç Federasyonu da festivale destek verdiğini açıklayacaktır. Sonra da sponsor arayışı başlar. Ülker grubu ziyaret edilir. Fakat yılsonu olması münasebetiyle şirketlerin bütçelerinin kapanmış olması yüzünden sponsor bulmada sıkıntı yaşanır. O tarihlerde Hasan Durmuş Bey Spor A.Ş. Genel Müdürü Ayhan Bölükbaşı’nı İstanbul Vakfı’na davet eder. Ayhan Bey projeyi dinledikten sonra, “ben bu organizasyona tek başıma talibim, başka sponsor aramanıza gerek yok” der ve böylece İstanbul Satranç Festivali start almış olur. O tarihlerde düzenlenen protokolde festivalin amacı şu şekilde ifade edilmektedir: “Ülkemizde yetişen gençliği kötü alışkanlıklardan uzak tutmak, boş zamanlarını yararlı bir şekilde geçirmelerini sağlamak, muhakeme ve yaratıcılık güçlerini artırmak, sosyal barışı sağlamak amacı ile satranç sporunu sevdirmek ve yaygınlaştırmak. Bu konuda yetişkin ve yetişmekte olan ustalarımızın tecrübelerini artırmak, teşvik etmek, üniversite öğrencilerinin eğitim kurumları dinamiğinin en üst noktasında farklı ulusların kültürleri ile buluşmasını sağlamak, deneyim kazanmalarını hedeflemek, bu şekilde geleneksel ve evrensel olmasını sağlayarak, her yıl daha fazla gelişip büyüyerek, İstanbul Satranç Festivali’nin dünyanın seçkin kültürel ve sportif satranç festivallerinden

birisi olmasını sağlamak. Nazım planının öngördüğü İstanbul’un bir turizm kenti olma hedefine katkı sağlamak. Bu organizasyon kültürel ve sportif amaçlarla düzenlenmektedir.”

Ve Festival Başlıyor…

Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda 19-30 Ağustos 2002 tarihleri arasında düzenlenen toplam 10.000$ ödüllü ilk Uluslararası İstanbul Satranç Festivali; Açık Turnuva, Üniversiteler Takım Turnuvası, 16 Yaş altı ve Yıldırım turnuvası olmak üzere dört kategoride düzenlendi ve 257 sporcu yarıştı. İlk 10 arasına girmeyi başaran Türk oyuncu Erşan Gökerman 7 puan alarak sekizinci oldu. Üniversitelerarası turnuvada Bulgaristan’ın Sofya Üniversitesi bayanlar ve erkeklerde toplam 45 puan elde ederek ilk sırayı aldı. Türkiye’den Yıldız Teknik Üniversitesi A Takımı ise toplamda 26,5 puan alarak üçüncü oldu. İstanbul Satranç Festivali fikri 2001 yılında ilk olarak ortaya çıktığı zaman, festivalin amblemi üzerinde epeyce düşünüldü. Daha sonra akıllara The Turk gelir. Google’da arama yapan herkes, bu ilk satranç otomatının ilginç hikâyesini bulabilir. 1770 yılında Wolfgang von Kempelen (1734–1804) tarafından İmparatoriçe Maria Theresa’yı etkilemek için inşa edilen bu makine, görünüşte güçlü satranç oyuncularına karşı başarılı şekilde satranç oynuyordu. Aslında makinenin içine saklanan ve makineyi idare eden bir satranç ustası vardı. The Turk, Avrupa ve Amerika’da 84 yıl boyunca başarılı şekilde gösteriler yaparak Napoleon Bonaparte ve Benjamin Franklin gibi meşhur şahsiyetler dâhil olmak üzere birçok oyuncuya karşı başarılı oldu. Makine 1854 yılında çıkan bir yangında yandı. The Turk figürü Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat Tasarım Fakültesi Öğretim Görevlisi Emrah Günay tarafından Festival logosu olarak tasarlandı ve yapılandırıldı.

EKİM-ARALIK/ 10

> YTÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksek, Türkiye Satranç Milli Takımları Menajeri Özgür Solakoğlu, Türkiye Satranç Federasyonu(TSF) As Başkanı Ahmet Duysak ile birlikte turnuvanın açılış hamlesini yaparken.

Yıldızlar 29


> 9. Uluslararası İstanbul Satranç Festivali’nin resmi afişi

Satrançtan sanata ve bilime bir yolculuk*

Satranç oyununda üç element vardır: Siyah taşlar, beyaz taşlar ve satrancın yapısı. Bu bağlamda erkek ve kadın, 2 farklı rol, 2 farklı üslup, 2 farklı renk ve 2 farklı konum ile 2’nin içinden 1 şey üretilir: bir tango, bir satranç, ya da bir oyun… Satrancın 4000 yıllık tarihinden söz edilir. 4000 yılda yüzlerce belki de binlerce strateji oyunu insanlık tarafından oluşturulmuş, oynanmış ve yok olmuştur. 4000 yılda neler yok olmadı ki! Dünya, sayısız imparatorluk ve medeniyet gördü, toplumsal yapı, insan ve insanla ilgili herşey değişti, yıkıldı ve yenilendi. Ancak satranç oyunu 4000 yıl öncesinden günümüze kadar geldi. Ondan vazgeçilmedi. Aksine geçen zaman, onu tarihin derin labirentlerine atmaktansa; güçlendirdi, geliştirdi ve dünyaya kabul ettirdi. Sanatın da aynı şekilde binlerce yıldan beri insanlığın vazgeçemediği ve vazgeçmeyeceği uğraşlardan olduğunu görüyoruz. Satranç ile sanatın, insanların aynı ihtiyaçlarına hitap ettiği söylenebilir: Yaratmak! Evet, insanlık hiçbir zaman, tüm zorluklara, kültürel konservelere, toplumsal baskılara rağmen yaratma eyleminden vazgeçmemiştir. Sanatla satranç arasındaki tek ilişki yaratıcı eylem de değildir. Bir sanatçıyla bir

30 Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

satranç oyuncusu arasında çok fark yoktur. Örneğin, satranç oyununda beynin kavrayış ve muhakeme yoluyla gönderdiği mesaj, ellere ulaşır. Resim sanatında da, beynin gönderdiği mesaj kalp yoluyla ellere ulaşır. Satranç oynamak, zihin ve beden koordinasyonu ister; dans etmek, yaratıcılık ve zekâ ister; yazarlık, esnek, alternatifli ve stratejik düşünme, doğru yerde ve doğru zamanda karar alabilme yeteneği ister; oyunculuk, duygu, düşünce ve eylem dengesi kurma beceresi ister; dram sanatı… Satranç ve bilimin insanların aynı ihtiyaçlarını giderdiği nokta ise, rasyonelliktir. Evet, insan yer-

yüzünde belirdiğinden beri çevresini, doğayı, diğer insanları anlamlandırmaya çalışmıştır. Ancak doğa belirli yasalara göre işlese de insan hiçbir zaman belirli yasaların çerçevesini çizdiği bir canlı olmamıştır. İnsan davranışları hiç bir zaman katı bir rasyonaliteye uydurulamaz. Bu anlamda satranç, bir şekilde irrasyonel toplumdan ve insan davranışlarından bir kaçış eylemidir oyuncu için. Satranç tahtasında vezir vezirdir ve hep vezir gibi davranır. Oyunun herhangi bir yerinde at’a dönüşmez. Ya da siyah taş hep siyahtır hiç bir zaman beyaz olmaz. Ama insan davranışları hiçbir zaman kestirilemez ve öngörülemez. Bilimin

de aynı anlamlandırma ihtiyacı içerisinde anlamsız gibi görünen doğanın işleyişini rasyonel kurallar çerçevesine oturtma arzusuyla geliştiğini görüyoruz. Satranç sadece kaba bir strateji oyunu değildir. Sanat, bilim ve sporun öğelerini içeren karmaşık bir olgudur. Bu oyun içerdiği fikirler sayesinde en deneyimsiz oyuncuları bile kendine çekmeyi başarmış, binlerce yıl öncesinden yerini zamanla daha da sağlamlaştırarak günümüze kadar gelmeyi başarmıştır. II * Yazının bir bölümü daha önce Basın Yayın Kulübü’nün yayın organı olan Hamur Dergisi’n de Caner Özbakır imzasıyla yayınlanmıştır.

EKİM-ARALIK/ 10

Yıldızlar 31


Y

İŞBİRLİĞİ

Yıldız Teknik Üniversitesi, Avrupa ve dünya üniversiteleriyle akademik ilişkilerini geliştirmek ve uluslararası düzeyde kurumsal bir kimlik kazanmak amacıyla başlattığı çalışmalarının bir devamı olarak 16-24 Eylül 2010 tarihleri arasında Roma ve Venedik üniversitelerinin davetlisi olarak bir İtalya’ya bir ziyaret gerçekleştirdi. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Ahlatçıoğlu’nun başkanlığında Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ulvi Avcıata, Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Göksel Ağargün, İnsan ve Toplum Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Sait Özervarlı ve Öğretim Görevlisi Fabio L. Grassi’nın katıldığı heyet, ilk olarak Roma La Sapienza Üniversitesinde temaslarda bulundu. Görüşmelerden önce Türk Büyükelçiliği Danışmanı Tolga Orkun’dan Roma’daki yüksek öğrenim ve Türkiye’den gelen öğrencilerin durumu hakkında bilgiler alan heyet, daha sonra İtalya’nın en köklü ve öğrenci sayısı bakımından dünyanın ikinci büyük üniversitesi kabul edilen La Sapienza Üniversitesi’ne geçti. Burada Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Antonello Biagini tarafından karşılanan ve yetkililerle tanışan heyet, ziyaret planı çerçevesinde ilk gün üniversitenin Kimya Müzesi’ni gezdi ve üniversite müzelerinin yapısı hakkında verilen sunumu izledi.

> Venedik Ca’ Foscari Üniversitesi

Roma La Sapienza Üniversitesi

İTALYAN ÜNİVERSİTELERİYLE İŞBİRLİĞİ ANLAŞMALARI YAPILDI YTÜ’den idari ve akademik bir heyet İtalya’ya bir ziyaret gerçekleştirdi. haber, ÖĞR. GÖR. HAKAN KARATAŞ

32 Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

Ardından La Sapienza Üniversitesi Merkez Kampüsü’nde bulunan ve Roma’nın ikinci büyük kütüphanesi olan Alessandrina Kütüphanesi başta olmak üzere Rektörlük binası, Senato ve konferans salonları gezildi. La Sapienza Üniversitesi’nde çeşitli komisyonların başı olan emekli Prof. Dr. Marcello Grassi’den üniversitenin tarihi gelişimi, kapasitesi ve planlamaları hakkında bilgiler alındı. Ziyaretin ikinci gününde üniversitenin Kimya Fakültesi’nde yetkililerle bilgi alışverişinde bulunuldu ve kullanılmakta olan laboratuarlar gezildi. Daha sonra Acqua Acetosa semtinde modern bir mimariyle yapılan ve etrafındaki kültürel tesislerle Avrupa’nın en büyük camii durumunda bulunan Moschea di Roma içinde incelemelerde bulunuldu. Öğleden sonra heyetler arası resmi toplantı gerçekleştirildi. La Sapienza Roma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Luigi Frati’nın katıldığı toplantıda, Sapienza heyetinde Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Antonello Biagini, Erasmus Koordinatörü Prof. Dr. Luciano Saso, Matematik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Vincenzo Nesi, Fizik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Giancarlo Ruocco, Tarih-Kültür ve Dinler Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mariano Pavanello, Protokol Ofisi Başkanı Giuliana De Luca, okutman Emine Umur ve araştırma görevlisi Alessandro Vagnini yer aldı.

> Roma La Sapienza Üniversitesi

> Roma La Sapienza Üniversitesi EKİM-ARALIK/ 10

Yıldızlar 33


MODA ve GÜZELLİK

İŞBİRLİĞİ >> Oldukça verimli geçen ziyaret, yeni ikili anlaşmalara

kapı aralayacak ve üniversitemizin uzun vadede uluslararası bilim dünyasındaki konumunu güçlendirme hedeflerine katkıda bulunacaktır.

Moda dünyasına yön veren, dünyaca ünlü yerli ve yabancı binlerce marka Astoria’nın seçkin mağazalarında.

SAĞLIK Hayattan keyif almasını bilenler için, sağlıklı ve mutlu yaşamın sırrı Astoria Anantara SPA, Luxury Fitness ve Aqualis Güzellik Enstitüsü.

LEZZET > Venedik

Heyet başkanlarının konuşmaları ve Prof. Dr. M. Sait Özervarlı tarafından verilen Yıldız Teknik Üniversitesi’nin tanıtımını içeren sunumun ardından karşılıklı olarak fakülte ve bölümlerin faaliyetleri hakkında bilgiler aktarıldı. Her iki üniversitenin, işbirliğinin geliştirilmesi hakkında niyetlerini ortaya koymasıyla iki Rektör Yardımcısı tarafından genel ön anlaşma metni törenle imzalandı.

Venedik Ca’ Foscari Üniversitesi

Yıldız Teknik Üniversitesi heyeti daha sonra yine tarihi bir geçmişi olan Ca’ Foscari Üniversitesi’yle temaslarda bulunmak üzere trenle Venedik şehrine geçti. Venedik Ca’ Foscari Üniversitesi’nde Osmanlı Tarihi kürsüsünü yürüten Prof. Dr. Maria Pia Pedani tarafından sıcak bir ilgiyle karşılanan heyet, öğleden sonraki ilk görüşmede üniversite hakkında ayrıntılı bilgiler aldı. 21 Eylül sabahı Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Alvise Benedetti, fakültenin tanıtımı ve özellikle nano-teknoloji çalışmaları hakkında bilgi verdikten sonra, heyetimizi European Center for Living Technology ve Marghera TeknoParkı’nda gezdirerek buradaki faaliyetleri anlattı. Daha sonra Venedik Devlet Arşivi’nde “Padişah’ın Belgeleri” sergisinin açılış töreni yapıldı. Serginin açılışı dolayısıyla yapılan ve Venedik şehrinin önemli simalarının yer aldığı toplantıda Arşiv Müdürü Dr. Raffaele Santoro, Prof. Dr. M. Sait Özervarlı ve Prof. Dr. Maria Pia Pedani Osmanlı-Venedik tarihi ve kültü-

34 Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

rel ilişkileri üzerine birer konuşma yaptılar. Serginin açılışı ve yapılan konuşmalar İtalyan gazetelerinde de yankı buldu. Yıldız heyeti ayrıca Venedik Devlet Arşivi’ni ve Restorasyon Atölyesini de ziyaret etti. 22 Eylül’de Venedik Ca’ Foscari Üniversitesi’nin dış ilişkilerden sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Marco Ceresa ve Erasmus Ofisi Müdürü Anna Colombini ile heyetlerarası görüşmeler yapıldı ve işbirliği hakkında mutabakata varılarak iki üniversite arasında ön anlaşma imzalandı. Ardından Rektörlük birimleri ziyaret edildi. Sonrasında Tarih Bölümü’nde bir toplantı gerçekleştirildi. Bölüm Başkanı Prof. Dr. Giorgio Ravegnani, Prof. Dr. Maria Pia Pedani, European Doctorate in Social History ağının kurucusu ve başkanı Prof. Dr. Rolf Petri çalışmaları hakkında heyeti bilgilendirerek önümüzdeki dönemlerde yapılabilecek ortak proje ve etkinlikler hakkında görüş ve önerilerini ilettiler. Yıldız heyeti burada sosyal bilimler alanında da işbirliği yapabileceklerini, özellikle Türk dili ve tarihi alanında Venedik Üniversitesi öğrencilerine imkânlar sunabileceklerini muhataplarına bildirdi. Aynı gün akşam saatlerinde Venedik ve İtalya’nın önemli sanatçı ve şairlerinden Simonetta Gorreri’nin heyetimiz onuruna düzenlediği özel resepsiyonu gerçekleşti. Resepsiyonda davetlilere üniversitemizin tanıtımını yapıldı. Oldukça verimli geçen ziyaret, yeni ikili anlaşmalara kapı aralayacak ve üniversitemizin uzun vadede uluslararası bilim dünyasındaki konumunu güçlendirme hedeflerine katkıda bulunacaktır. II

Türk ve dünya mutfaklarından en güzel örnekleri, Astoria’nın hem resmi iş yemeklerine hem de dost sohbetlerine evsahipliği yapan ayrıcalıklı restoranlarında bulabilirsiniz.

ÖDÜLLER

Vizyondaki tüm yeni filmleri özel localı, üstün görüntü kalitesine ve Real D özelliklerine sahip Astoria Cinebonus’ta izleyin.

EĞLENCE

E S E N T E PE www.astoria.com.tr Tel: (212) 215 22 22

Tüketici Akademisi’nin üniversitelerle beraber verdiği, kalite ve inovasyon uygulamalarında örnek çalışmalar yürüten markalara verilen “AB Kalite Ödülü - 2009” Özel Uçak Kampanyası AMPD Yılın Pazarlama Kampanyası Ödülü - 2009 Kalitesi ve çizgisi ile Quality Of Magazine Dergisi En Quality AVM Ödülü - 2010


RÖPORTAJ

Makine Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yunus Çengel:

HEDEFİMİZ MEZUNLARIMIZIN DÜNYA MÜHENDİSLERİ OLMASIDIR Enerji ile uğraşmak ve enerji konusunda çözümler üretmek bana bir mühendis olarak hala heyecan veriyor

M

röportaj, UZM. NAGEHAN BİLGE OK

Makine Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yunus Çengel ile bir mülakat gerçekleştirdik. Hocamızın sahip olduğu vizyon ve alanındaki engin bilgisiyle başında bulunduğu fakülteye ve üniversitemize büyük katkılar sunacağına olan inancımız pekişti.

Öncelikle yeni görevinizde başarılar diliyoruz. Akademik geçmişinizden biraz bahseder misiniz?

Lisans eğitimimi 1977’de İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi’nde aldım. Lisansüstü ve doktoramı 1984 yılında ABD Kuzey Carolina Eyalet Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nde tamamlayıp Nevada Üniversitesi’nde göreve başladım. Burada 18 yıl görev yaptıktan sonra Türkiye’ye döndüm. Bu süre zarfında McGraw-Hill tarafından yayınlanan, dünyada yaygın olarak kullanılan ve birçok dillere çevrilen başta “Termodinamik” olmak üzere birçok ders kitabı yazdım. Ayrıca Eğitim, Mühendislik Eğitimi, ABET 2000 kriterleri, yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği konularında çok sayıda konferanslar verip makaleler yazdım. Halen Enerji Bakanlığı’nda enerji verimliliği ve enerji teknolojileri konularında, Milli Eğitim Bakanlığı’nda da AB projeleri kapsamında danışmanlık yapıyorum.

Enerji konusunda çalıştığınızı biliyoruz, bu alanı seçmenizde neler etkili oldu?

Aslında enerji alanını seçmemde ABD’de lisansüstü eğitim için verilen bir burs belirleyici faktör oldu. Lisans eğitimimi tamamladığım aylarda, panoda

36 Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

TDÇİ’nin ısıtma ve havalandırma konusunda ABD’ye Lisansüstü eğitim için öğrenci göndereceği ilanını gördüm. Burs için başvurup sınavı kazanınca mühendislik yapacak olduğum alan da belirlenmiş oldu. Bilinçsiz yapılmış olmasına rağmen bugün geriye bakınca çok iyi bir seçim olduğunu görüyorum. Enerji ile uğraşmak ve enerji konusunda çözümler üretmek bana bir mühendis olarak hala heyecan veriyor.

Yenilenebilir Enerji konusu çok gündemde, bu konuda neler söylemek istersiniz?

Yenilenebilir enerji kaynakları denince, akla başta güneş olmak üzere akarsular ve göller (hidroelektrik), rüzgar, jeotermal, biyokütle enerjisi (odun, etanol, biyogaz, vb.), dalga, gel-git, ve büyük su akıntıları gibi bitmesi sözkonusu olmayan kaynaklardan elde edilen ve çevreye zararlı etkisi son derece az olan temiz enerji kaynakları gelir. Fosil yakıtlarının ömrü petrolkömür için 50 ila 200 yıl arasında değişmektedir. Sürdürülebilir ekonomi için aynı zamanda yerli bir enerji olan yenilenebilir enerjiye geçiş kaçınılmazdır. Avrupa Birliği hükümetleri ve Avrupa Parlamentosu da yenilenebilir enerjiye olan desteğini yinelemiş ve 2020 yılında enerji ihtiyacının %20’sinin yenilenebilir enerji ile karşılanmasına karar vermiştir. Ayrıca, enerji kullanımı ve sera gazı salınımının da 2020’ye kadar %20 düşürülmesi planlanmaktadır. Türkiye yenilenebilir enerjiye geçiş konusunda bir irade sergilemiştir, ancak bunun kararlılıkla desteklendiğini söylemek güçtür. EKİM-ARALIK/ 10

Yıldızlar 37


RÖPORTAJ var. Fakültemiz bünyesinde enerji ile ilgili geniş yelpazeli bir entellektüel birikim var ve bu merkez ile Yıldız bünyesindeki tüm potansiyeli daha aktif hale getirmeyi planlıyoruz. Yıldız Türkiye’nin önde gelen bir enerji uzmanlık merkezi olabilir ve kanaatimce olacaktır. Bu konuda üst yönetimde de tam bir kararlılık ve destek vardır. Fakültemiz bünyesinde enerji ile ilgili çok yönlü bir eğitim verilmektedir ve geniş bir seçmeli ders listemiz vardır. Birçok firmayla da enerji konularında proje çalışmaları devam etmektedir. Hedefimiz mevcut eğitim ve araştırma faaliyetlerini bir üst düzeye taşımak ve Yıldız’ı enerji konusunda önde gelen bir uzman kuruluş olarak tesis etmektir.

>> Enerji bir ekonomik meta

olmaktan çıkıp bir güvenlik konusu haline geldi. Enerji bağımsızlığı artık ülke bağımsızlığı kapsamında değerlendiriliyor.

Makine Fakültesi için vizyonunuz nedir? Geleceğe yönelik ne gibi planlarınız var?

>> Türkiye’de 2008’de doğalgazın %97’si, petrolün %93’ü, kömürün

de %20’si dışarıdan ithal edilmiştir. Türkiye ithal enerji için 2007, 2008 ve 2009 yıllarında sırasıyla 34, 48 ve 30 milyar dolar ödemiştir. Enerji alanında Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Enerji, artık bir ekonomik meta olmaktan çıkıp bir güvenlik konusu haline geldi ve enerji bağımsızlığı ülke bağımsızlığı kapsamında değerlendiriliyor. Hatta 2007’de ABD’de çıkarılan enerji ile ilgili düzenlemeye “Enerji Bağımsızlığı ve Güvenliği Kanunu” ismi verildi. Bu bakış açısının da yansıttığı gibi, enerjiye güvenlik kadar önem verilmeli ve enerji ile ilgili konular ulusal güvenlik önceliğinde dikkate alınmalıdır. Türkiye azımsanmayacak enerji kaynaklarına rağmen enerji ihtiyacının %74’ünü dışarıdan sağlayan ve enerjide büyük çapta dışa bağımlı olan bir ülkedir. Ekonomisindeki hızlı büyüme ve dolayısıyla enerji kullanımındaki yüksek artış yüzünden bu bağımlılık gittikçe pekişmektedir. Türkiye’de 2008’de doğalgazın %97’si, petrolün %93’ü, kömürün de %20’si dışarıdan ithal edilmiştir. Türkiye ithal enerji için 2007,

38 Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

2008 ve 2009 yıllarında sırasıyla 34, 48 ve 30 milyar dolar ödemiştir. Yıllık ortalama %6 büyüme kabulüyle, 2020’de Türkiye’nin toplam elektrik tüketimi yaklaşık 400 milyar kWh ve kurulu gücü de 84,000 MW olacaktır. Gerekli yeni yatırım da 100 milyar dolar seviyesinde olacaktır. Türkiye’nin bir enerji koridoruna dönüşüyor olması ekonomik ve güvenlik açısından olumlu bir gelişmedir. Son yıllarda Türkiye’de de yerli ve yenilenebilir enerji kaynakları ile enerji verimliliğine ciddi bir yöneliş olmuştur. Ama bu gayretler yeterli olmaktan uzaktır ve teşviklerle hızlandırılmalıdır.

Bu görüşlerinizi fakültenizin eğitim ve araştırmalarına yansıtmayı düşünüyor musunuz?

Elbette. Türkiye’nin enerji problemlerine çözüm üretmek ve enerji politikalarına ışık tutmak için Yıldız’da kapsamlı bir Enerji Merkezi kurma çalışmalarımız

Makine Fakültesi için vizyonum, Yıldız Makine Fakülte’sinin öğretim, bilimsel araştırma ve ülkeye hizmet sunma alanlarında Türkiye’nin önde gelen fakültelerinden biri olması ve mezunlarımızın tüm dünyada özgüvenle hizmet verebilen dünya mühendisleri olmasıdır. Bu vizyonu gerçekleştirmek için ülkemizdeki ve dünyadaki değişimleri yakından takip etmemiz ve değişimle gelişimi bir hayat tarzı olarak benimsememiz gerekir. Zaten mesleğimizin özü değişimdir. Mevcut teknoloji ile yetinsek ve değişim olmayacak olsaydı, mühendislik de olmayacaktı. Mezunlarımız KOBİ’lerden holdinglere kadar çeşitli yerlerde hizmet veriyorlar. İş dünyası mezunlarımızdan memnun. Benim hedefim, mezunları piyasada rağbet gören bir programı daha üst bir seviyeye taşımak ve Yıldız markasına değer ilave etmektir. Geleceğe yönelik ilk planım, bürokrasiyi asgari seviyeye indirip enerjimizi programlarımızda kalite gelişimine harcamak. Eğitim konusunda ilk önceliğim de tüm bölümlerimizde MÜDEK kriterlerini sağlamak ve programlarımızı MÜDEK’ten akredite hale getirmektir. Bunu yaparken dünyadaki uygulamaları dikkate alacak, iş dünyası ve eski mezunlarımızın da görüşlerini alarak bir mezun profili oluşturacağız. Bu mezun profilini realize etmek ve öğrencilere öngörülen becerileri kazandırmak için de programda gerekli değişiklikleri yapacağız. Oluşturulan program, öğrenci odaklı ve öğrencilerin bireysel hedeflerini gerçekleştirmelerine fırsat verecek bir program olacak. Hedefimiz, öğrenci memnuniyetini en yüksek düzeye çıkarmak ve öğrenciyi kendi kaderine hâkim hale getirmektir. Yani öğrenciye bayağı sorumluluk yükleyeceğiz ve öğrenciyi mezuniyet sonrasına hazırlayacağız. Mezuniyet zamanı gelince de potansiyel işverenleri kampüsümüze davet edip onların mezunlarımızı yakından tanımalarını sağlayacağız. Mühendislik fakülteleri ile mühendislik firmaları doğal partnerlerdir. Üniversite-sanayi işbirliği bunun doğal bir sonucudur. Bu işbirliği hem üniversitelere

EKİM-ARALIK/ 10

Yıldızlar 39


RÖPORTAJ

>> Sürdürülebilir ekonomi için aynı zamanda yerli bir enerji olan yenilenebilir enerjiye geçiş kaçınılmazdır.

>> Fakülte olarak ‘çıktı’ odaklı olacağız. Yani öğrenciye ne hem de sanayi kuruluşlarına fayda sağlar. Önümüzdeki dönemde hedefimiz bu işbirliğini yeni bir seviyeye taşımak ve sanayinin problemlerine çözüm için fakültemize yönelmelerini sağlamaktır. Bu işbirliği, üniversitemizle beraber hem öğrencilerimize hem de ülkeye fayda olarak dönecektir. Fakültemiz Türkiye’nin bir bilgi toplumuna dönüşmesine daha fazla katkı yapacaktır.

veya iki yarıyıl İstanbul’da yaşama fırsatı yakalamak küçümsenmeyecek bir ayrıcalıktır. İleriye yönelik olarak %100 İngilizce Lisansüstü programları da planlıyoruz. Bu programlar gerçek anlamda uluslararası olacaktır.

fakülte olmak ve öğrencilerimizin önünü açmaktır. Öğrencilerimizin temel mühendislik bilgilerini hazmedip özümsemesi çok önemli ve bu konuda bir değişiklik söz konusu değil. Ek olarak öğrencilerimizin her türlü iletişim becerileri ile donanması gerekiyor. Mezunlarımız tüm dünyada rahatlıkla mesleğini icra edebilmeli ve bir bakıma ‘dünya mühendisi’ olmalı. Bu yıl hayata geçirdiğimiz yüzde 30 İngilizce eğitim programı bize bu bakından da faydalı olacak.

Fakültenizin uluslararası eğitim işbirlikleri ve öğrenci değişim programlarına katılımı var mı? Hangi ülkelerden öğrenciler fakültenizi tercih edip burada öğrenim görmeye geliyor?

Makine Fakültesi bölümlerinde verilen eğitim programlarında nasıl bir mezun profili hedefleniyor?

Bu yıl mezunlarımızla ve işverenlerle anket çalışmaları yapacağız ve mezunlarımızın sahip olmasını hedeflediğimiz becerileri belirleyip bilgiye dayalı bir mezun profili oluşturacağız. Fakülte olarak ‘çıktı’ odaklı olacağız. Yani öğrenciye ne verdiğimizden ziyade öğrencinin ne aldığına odaklanacağız ve geri dönüşümü sürekli olarak eğitim kalitesini iyileştirmek ve değişen şartlara uyum sağlamak için kullanacağız. Ayrıca, fakültedeki proje faaliyetlerini artırıp öğrencilerin fakültedeki aktivitelerde daha etkin rol almasını sağlayacağız. Böylelikle ‘öğrenci odaklı eğitim’ sloganımızın da içini daha iyi doldurmuş olacağız. Hedefimiz, öğrencilerimizin ideallerini gerçekleştirebildikleri bir

Öğrenci Kulüplerinin (Makine Teknolojileri Kulübü mesela) çalışmalarını nasıl buluyorsunuz, beklentileriniz nelerdir?

verdiğimizden ziyade öğrencinin ne aldığına odaklanacağız

Fakültemiz, Erasmus gibi uluslararası öğrenci değişim programlarına katılmaktadır ve artan oranda katılmaya devam edecektir. Öğrenci hareketliliğinin sağlanması ve öğrenciye uluslararası deneyim kazandırılmasına önem veriyoruz. Şu anda daha ziyade Türkçe bilen yabancı öğrenciler geliyor. Ancak bu yıl yüzde 30 İngilizce programa geçmemizle birlikte, bilhassa Avrupa ülkelerinden ciddi bir talep gelmesini bekliyoruz. Çünkü üniversite öğrenimi görürken bir

40 Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

Kulüplerimiz arı gibi çalışıyor ve fakülteye bir dinamizm kazandırıyor. Liderlik, girişimcilik, inovasyon gibi mühendislikte çok önemli birçok beceri bu kulüplerdeki çalışmalar sırasında kazanılıyor. O yüzden kulüpleri ve kulüp faaliyetlerini en üst düzeyde destekliyoruz ve öğrencilere mevcut kulüpler içinde yer almalarını ve hatta yeni kulüpler kurmalarını tavsiye ediyoruz. Kulüplerde aktif görev yapmış olan mezunlar diğerlerine göre çok daha avantajlı bir konumda mülakatlara giriyorlar ve çok daha iyi pozisyonları zorlayabiliyorlar. Fakültemiz kulüplerle birlikte çalışıyor ve onlara her türlü desteği veriyor. Kulüplerimizden beklentimiz, faaliyetlerine yılmadan devam

etmeleri, Türkiye’de ve uluslararası arenada Yıldız’ı en iyi şekilde temsil etmeye çalışmalarıdır.

Öğrencilere ve Yıldızlılara bir mesajınız var mı?

Öğrencilere mesajım Yıldız’da heyecanlı bir değişime hazırlıklı olmaları ve Yıldız Makine Fakültesi’nin zirveye tırmanışına katkı yapmaları. Kendilerini mezuniyete değil mezuniyet sonrasına hazırlamaları. Öğrencilerimizin mezuniyet sonrasında da kendilerini YTÜ’ nün bir mensubu olarak hissetmeye devam etmelerini ve bir Yıldız’lı olmanın gururunu ömür boyu yaşamalarını istiyoruz. Mezunlarımızın her zaman öneri ve desteklerini bekliyoruz. Yıldız yükseldikçe, Yıldız’lılar da yükselecektir.

Eklemek istediğiniz…

Hareket laftan daha etkin konuşurmuş. O yüzden biz Fakültemizin her geçen gün daha iyiye gitmekte olduğunu icraatlarımızla göstermek istiyoruz. Öğrencilerimiz bizi izlemeye ve katkılarıyla yönlendirmeye devam etsinler. Fakültenin kendilerine en iyi hizmeti vermenin yollarını aradığını bilsinler. İş dünyamız da Yıldız’da kendilerine gayet sağlam bir partner bulacaklardır. Hedefimiz bilgiyi üretenlerle bilgiyi insanların hizmetine sunanların birlikte çalışmaları ve dünyayı daha güzel yarınlara taşımaları. II

EKİM-ARALIK/ 10

Yıldızlar 41


ETKİNLİK

GELECEK SİZİNLE ÇOK DAHA GÜZEL OLACAK 3İK gençleri ve Türkiye’nin en saygın şirketlerini Etkileşim ve Gelişim Kampı’nda bir araya getirdi. haber, MUHAMMED ATİLLA SEVİM

42 Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

T

Türkiye’nin geleceği olan nitelikli öğrencileri bir araya getirerek birliktelikten aldığı güçle ülkenin geleceğini şekillendirmeyi amaçlayan 3İK, 14 farklı il, 34 farklı üniversiteden ve 46 farklı kulüp temsilcisi aracılığı ile 21 bin kişiye adını duyurarak, bu yıl da “3İK Etkileşim ve Gelişim Kampı” nı büyük bir başarıyla gerçekleştirilmiştir. “Gelecek Bizimle Daha Güzel Olacak” sloganıyla yola çıkan Türkiye İş ve Kariyer Kulüpler Birliği (3İK), İstanbul sınırları içinde bulunan 5 farklı üniversiteden 11 farklı öğrenci kulübünün kurduğu, bugün 25 üniversiteden yaklaşık 50 kulübü bünyesinde barındıran, alanında Türkiye’nin en aktif öğrenci kulüpleri birliğidir. Misyonu İş&Kariyer kulüplerini tek çatı altında toplamak, yüksek potansiyele sahip kulüpler ile şirketleri buluşturarak üniversitelerde etkili çalışmalar gerçekleştirmektir. Bu yıl ikinci kez düzenlenen Etkileşim ve Gelişim Kampı içerik ve program açısından Türkiye’de tektir. Katılımcı kulüplerin 13 Ekim’de otele yerleşmesiyle başlayan kampın ilk gününde, eğlenceli ve bir o kadar da ekip ruhunu, liderlik niteliklerini ortaya çıkaran bir Outdoor aktivitesi düzenlendi. Tüm katılımcılar ilk defa bu etkinlikte tanıştıkları takım arkadaşlarıyla unutulmaz anlar geçirip, sonraki 3 günün dostluk temellerini atarak kampa başladılar. 3İK Etkileşim ve Gelişim Kampı’nda 4 gün boyunca ekip ruhunu körükleyen eğlenceli aktiviteler, kulüplerin ve şirketlerin projelerini bir birleriyle paylaştığı

kulüpler ve şirketler arasında bire-bir görüşmeler, interaktif şirket sunumları, yaratıcılığın doruklara çıktığı case çalışmaları yapıldı. Geçen yıldan farklı olarak sosyal projenin de yer aldığı ve Kızılay’ın sosyal ortak olarak katıldığı kampta, Hedef 25 projesinin birçok üniversitede hayata geçmesi için kulüp yetkilileri ile ortak çalışmalar başlatıldı.

“Tek sınır hayalin koyduğu sınırdır”

Türkiye İş ve Kariyer Kulüpleri Birliği İcra Kurulu Başkanı Muhammed Attila Sevim’in oturum başkanlığı yaptığı özel konferansın konuşmacıları YTÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksek, Metro Holding Y.K. Başkanı Galip Öztürk ve Türk Kızılayı Yönetim Kurulu Üyesi ve Deniz İşletmeleri Genel Müdürü Burhan Külünk oldu. Özel Söyleşiler adı altında hazırlanan oturumda ilk sözü alan Rektörümüz Prof. Dr. İsmail Yüksek, üniversite kulüplerinin üniversiteler açısından öneminden, 100. Yılını kutlayacak olan Yıldız Teknik Üniversitesi’nin projelerinden bahsetti, bu projelerin birçoğunun öğrenci kulüpleri ile ortak çalışılarak gerçekleştirileceğinin altını çizdi. Ayrıca sıra dışı yaşam hikayesinden eden Sayın Yüksek “Tek sınır hayalin koyduğu sınırdır” sözünü hatırlatarak, gençlere hayallerini hep yüksek tutmalarını söyledi. Metro Holding Kurucu Başkanı ve Sahibi Galip ÖZTÜRK’ün başarı hikayesini anlatması katılımcıların çok ilgisini çekti. Kızılay ruhundan bahseden Kızılay Yönetim Kurulu Üyesi Burhan Külünk katılımcılara duygulu anlar yaşatmıştır.

EKİM-ARALIK/ 10

Yıldızlar 43


ETKİNLİK >> Rektörümüz Prof. Dr. İsmail Yüksek, 34 farklı üniversitenin

46 farklı öğrenci kulübü başkanının katıldığı 3İK Etkileşim ve Gelişim Kampı’nda “En Beğenilen Konuşmacı” oldu.

Sponsorlar

Etkileşim ve Gelişim Kampı Ana Sponsoru; Finansbank, Resmi Sponsor; Efes, Oturum Sponsorları; Mercedes ve Vodafone, Katılımcı Şirketler; BAT, BilgeAdam, Eduyork, Henkel, Karacan Akademi, Kuveyt Türk, Sabah İşte İnsan, Sabah İşte Genç, PWC ve Yapı Kredi Bankası olurken, bu projeyi destekleyenler ise Beykoz Belediyesi, Campus34, Efektif, İTO, Karttime, Kutup Yıldızı Org., Legend Hotel İstanbul, Metro Holding, Türk Kızılayı ve YTÜ oldu.

Anket Sonuçları

Kampın ilerleyen günlerinde şirketlerin sunumları, vaka çalışmaları, özel söyleyişiler, sosyal projeler ve sıra dışı oyunlarla kulüplerin ve öğrencilerin gelişimine katkı sağlanmış, kamp isminden de anlaşılacağı gibi başlıca amacı olan Etkileşim ve Gelişimi gerçekleştirmiştir. Kamptaki anket sonuçlarına göre kulüplerin üniversite programlarında şirketlerin yaptığı klasik sunumların artık pek ilgi görmediği, bunun yerine öğrencilere özel olarak hazırlanan ve öğrenciler için samimi-doğal ve şeffaf olan şirket sunumlarının çok daha ilgi göreceği sonucu çıkmıştır. Ayrıca yapılan anketler sonucunda en beğenilen program Rektörümüz Sayın Prof. Dr. İsmail Yüksek’in konuşmacı olarak katıldığı oturum seçilmiştir. Bunun-

44 Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

la birlikte en beğenilen konuşmacı yine Rektörümüz Sayın Prof. Dr. İsmail Yüksek olmuştur. Birçok öğrenci kulübü başkanı, Sayın Yüksek’i üniversitelerinde düzenlenen kongre ve zirvelere konuşmacı olarak davet etmiştir. Ülkenin potansiyeli en yüksek olan genç kitlesini kırmayan Sayın Yüksek, programı dahilinde yapılan tüm davetlere katılacağını dile getirmiştir.

Sıcak ve Etkin Bir İletişim Ağı

Bünyesindeki kulüplere ve şirketlerle kendi aralarında sıcak ve etkin bir iletişim ağı oluşturmakla kalmayıp, yurtiçindeki kulüplerle olduğu gibi yurt dışındaki kulüplerle de karşılıklı tecrübe paylaşımını hedefleyen 3İK, kendi gelecekleriyle, ülkelerinin geleceğini değiştireceklerinin farkındalığını yaşayan üyeleriyle, hakim olan ekonomi ve yönetim anlayışını geliştirmeyi de hedeflemektedir. Bu sene ikincisini düzenlediği kampla Türkiye’nin geleceği olan gençleri ve Türkiye’nin en saygın şirketlerini buluşturan 3İK, şirketlerin ve kulüplerin sıcak ve samimi bir ortamda bir araya gelmesini sağlayarak eşsiz bir sinerjinin doğmasını sağladı. Bu sinerjiyle genç beyinlerdeki taze ve yenilikçi fikirler bu fikirlere değer veren saygın şirketlerin destekleriyle yakın zamandaki başarıların ve kuvvetli birlikteliklerin tohumunu atmış oldu. Kampın sonunda ise yeni slogonları “Gelecek Sizinle Çok Daha Güzel Olacak” oldu. II


ETKİNLİK

YENİLENEBİLİR ENERJİLER VE ÇEVRE DOSTU TEKNOLOJİLER

Küresel ısınmaya yönelik en etkili çözümler; temiz, yenilenebilir enerjiler ile enerji verimliliği ve çevresel açıdan sağlıklı teknolojilerdir. haber, PROF. DR. HASAN ALPAY HEPERKAN

H

Humboldt Bursiyerleri Derneği ve Alexander von Humboldt Vakfı, 21-24 Ekim 2010 tarihleri arasında üniversitemizde ‘Humboldt Kolleg 2010’u düzenledi. 2010 yılının Alexander von Humboldt Vakfı’nın 150. kuruluş yıldönümü ve İstanbul’un kültür başkenti olması nedeniyle toplantı daha da anlam kazandı. ‘Humboldt Kolleg 2010’un konusu, ‘Türkiye ve AB’nin Enerji Sorunlarının Çözüm Yöntemlerinde Yerel Kaynakların ve Çevre Dostu Teknolojilerin Yeri ve Önemi’ olarak seçilmişti. Düzenlenen bu toplantıda, Türkiye ve Avrupa Birliği’nin en etkili üyelerinden biri olarak Almanya’nın enerji problemine bakışı, yaklaşımı ve çözüm stratejileri, konunun uzmanları arasında tartışıldı, teknik boyutun yanında, sosyal, ekonomik ve hukuksal yansımalar da ele alındı. Bu yılki toplantı, YTÜ Makine Fakültesi öğretim üyelerinin katkılarıyla gerçekleştirildi. Toplantıda sunulan tebliğlerin özeti aşağıdadır. Toplantı bilgilerine, tüm özet ve sunumlarına humboldtkolleg.org web adresinden ulaşılabilir.

Uluslararası enerji politikaları

Enerji, iktisadi ve sosyal kalkınma için önemli girdilerin başında gelir. Dünya enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılayan fosil yakıt rezervinin büyük bir hızla tükenmesi, sanayileşme sürecinde enerji tüketimindeki hızlı artışa bağlı olarak sera gazı emisyonlarının, insan yaşamını tehdit eder duruma gelmesi ve ozon tabakasının zarar görmesi nedeni ile enerji temini ve etkin kullanımı günümüzün en önemli so-

46 Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

EKİM-ARALIK/ 10

Yıldızlar 47


ETKİNLİK

Alexander Von Humboldt Vakfı Alexander von Humboldt’un ölümünden bir yıl sonra 1860 yılında Berlin’de kuruldu. Alexander von Humboldt Vakfı, her yıl tüm dünya ülkelerinden 1800 araştırmacıya Almanya’da bilimsel araştırma yapma olanağı vermektedir. Vakıf; 130 ülkeden, farklı bilim dallarından, 40’ı Nobel almış 23.000 Humboldt bursiyerinin erişebildiği bir internet ağı oluşturmuştur. 400 Türk bilimadamı Humboldt Vakfı’nın bursu ile Almanya’da araştırma yapmıştır.

runlarından birini oluşturmaktadır. Çevreye yönelik endişeler ve 1987 Birleşmiş Milletler çalışma raporunda ortaya çıkan sürdürülebilir kalkınma söylemi dünya üzerinde birçok ülkede rağbet gördü ve çevresel hareketler başlattı. AB ülkeleri, Amerika, Avustralya, Kanada ve özellikle İngiltere, çıkarılan kanunlarla sürdürülebilir gelişme politikalarını destekledi. Böylece dünya ülkeleri, gelişmişlik yarışı, kalkınma modelleri yanında kendilerini bir de sosyal, ekolojik, ekonomik, mekansal ve kültürel boyutları olan sürdürülebilirlik tartışmaları içinde buldu. BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC), atmosferdeki sera gazı birikimlerini, iklim sistemi üzerindeki tehlikeli insan kaynaklı etkiyi önleyecek bir düzeyde durdurmak amacıyla 21 Mart 1994 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Sera gazı emisyonlarının azaltılmasına yönelik uluslararası ve yaptırım gücüne sahip ilk adım olarak kurgulanan KYOTO Protokolü ise 16 Şubat 2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Binalarda enerji verimliliği ve yeşil binalar

KYOTO protokolüne göre karbondioksit yayılımını azaltmayı taahhüt etmiş olan AB, 4 Ocak 2003 tarihinde yürürlüğe giren, Avrupa Parlamentosu ve Konseyi’nin Binalarda Enerji Performansı Direktifini (2002/91/EC) böyle bir hedefe yönelik olarak hazırlamıştır. Avrupa’da mevcut ve yeni yapılacak binalarda düzenli bir denetim ve değerlendirme mekanizması kurularak binalarda enerjinin daha verimli kullanılması amaçlanmaktadır. AB’deki 160 milyon bina, birliğin enerji talebinin % 40’lık bölümünü oluşturması ve böylece de toplam karbondioksit yayılımının % 40’ını gerçekleştirmesi nedeniyle enerji verimliliğini sağlamada büyük bir önem arz eder. Son yıllarda dünya iklim sisteminde değişikliklere neden olan küresel ısınmanın ve ekolojik sorunların yarattığı olumsuzluklarda yapı sektörünün büyük

48 Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

Türkiye Humboldt Bursiyerleri Derneği

*

1981 yılında kurulmuştur ve 120 üyesi bulunmaktadır. Dernek kuruluşundan itibaren çok sayıda bilimsel ve sosyal etkinlik düzenlemiş, diğer bilimsel derneklerle işbirliği içinde farklı bilim dallarından araştırmacıların katılımıyla düzenli toplantılar organize etmiştir. oranda rol oynadığının farkına varılmıştır. Ekolojik sürdürülebilirlik kavramı, konutlarda daha sağlıklı, doğa ile uyumlu ve yaşam kalitesinin üst düzeyde olduğu bir yaşam alanı arayışı, yeşil bina olarak adlandırılan yapıların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Yeşil bina kavramı; Amerika Yeşil Binalar Konseyi tarafından tanımlanan şekliyle, binanın yerleşimini, su yönetimini, iç hava kalitesini, malzeme kullanımını ve enerji unsurlarını içerir. Sağlıklı, rahat, sağlam, enerji-verimli ve çevre-bilinçli ve çevre dostu binalar demektir.

Yenilenebilir Enerjiler

Küresel ısınmaya yönelik en etkili çözümler; temiz, yenilenebilir enerjiler ile enerji verimliliği ve çevresel açıdan sağlıklı teknolojilerdir. Bu çözümlerin uygulanması, insanların özveride bulunmasını ya da yaşam kalitelerini düşürmelerini gerektirmez. Aksine bu çözümler; insanların ekonomik büyüme, yeni iş alanları, teknolojik yenilikler ve en önemlisi de çevresel koruma sağlayacak yeni bir döneme geçişini mümkün kılar. En önemli yenilenebilir enerji kaynakları; hidrolik, biokütle, güneş, rüzgar ve jeotermaldir. Almanya yıllardan beri, ulusal düzeyde izlediği iklimi koruma politikaları çerçevesinde sera etkisi ya-

>> Türkiye, genel olarak enerji üretim kapasitesinin enerji talebini

karşılayamaması nedeniyle enerji ithal eden bir ülkedir. ratan gazların salınımından kaçınmaya çalışmakta, yenilenebilir enerjileri ve enerji tüketim verimliliğini teşvik etmektedir. Almanya, enerji ve iklimi koruma politikasında uluslararası düzeyde de öncü rol oynayan bir ülke olarak gaz salınımını azaltmada iddialı ve hırslı hedeflere ulaşmaya çalışmaktadır. Bu rotanın kilit noktası, enerji ve kaynak kullanımında verimliliğin artırılmasını, yerel ve yenilenebilir enerji kaynaklarının ve hammaddelerin geliştirilmesini içeren iki yönlü bir stratejidir. Burada hem santraller ve yenilenebilir enerji kaynakları bağlamında enerjinin arzı ayağında, hem de ev aletleri, araba ve binalar gibi enerjinin tüketildiği talep ayağında yenilikçi enerji teknolojilerinin gelişimi desteklenmektedir. Türkiye’de de 1980’li yıllardaki ekonomik kalkınma ile enerji üretim ve tüketimi büyük artış göstermiş ve enerji ithalatını zorunlu hale getirmiştir. Türkiye, genel olarak enerji üretim kapasitesinin enerji talebini karşılayamaması nedeniyle enerji ithal eden bir ülkedir. Bunun tabii bir sonucu olarak da enerjinin ve

enerji kaynaklarının kullanım verimlilikleri ön plana çıkmaktadır. Türkiye’de halen, bir birim katma değer yaratabilmek için diğer ülkelere göre çok daha yüksek miktarda enerji tüketilmektedir. 2008 yılı sonunda yayınlanan ‘Binalarda Enerji Verimliliği Performansı Yönetmeliği’nin amacı; dış iklim şartlarını, iç mekân gereksinimlerini, mahalli şartları ve maliyet etkinliğini de dikkate alarak, bir binanın bütün enerji kullanımlarının değerlendirilmesini sağlayacak hesaplama kurallarının belirlenmesini, birincil enerji ve karbondioksit (CO2) emisyonu açısından sınıflandırılmasını, yeni ve önemli oranda tadilat yapılacak mevcut binalar için minimum enerji performans gereklerinin belirlenmesini, yenilenebilir enerji kaynaklarının uygulanabilirliliğinin değerlendirilmesini, ısıtma ve soğutma sistemlerinin kontrolünü, sera gazı emisyonlarının sınırlandırılmasını, binalarda performans kriterlerinin ve uygulama esaslarının belirlenmesini ve çevrenin korunmasını düzenlemektir. II EKİM-ARALIK/ 10

Yıldızlar 49


ETKİNLİK

OSMANLI’DAN CUMHURİYET’E ESNAF VE TİCARET KONFERANSI YTÜ Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi bölümü, her yıl “Osmanlı’dan Cumhuriyet’e” başlığı altında bir konu belirleyerek konferanslar düzenliyor. yazı, DOÇ. DR. FATMAGÜL DEMİREL / Y.T.Ü. ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILÂP TARİHİ BÖLÜM BAŞKANI

Y

Yıldız Teknik Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi bölümü, her yıl “Osmanlı’dan Cumhuriyet’e” başlığı altında bir konu belirleyerek konferanslar düzenlemektedir. 15 Ekim 2010 tarihinde yapılan konferansın konusu ise “Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Esnaf ve Ticaret” olarak belirlenmişti. Konferansın özellikle bu tarihte düzenlenmesi oldukça anlamlıdır. Çünkü ülkemizde 11- 16 Ekim tarihleri arasında Ahilik Haftası kutlamaları yapılmaktadır. Üniversitemiz de bu kutlamalara “Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Esnaf ve Ticaret” konulu konferans ile katıldı. Ahilik kelimesinin anlamı kardeşlik olup, XIII. yüzyıldan XX. yüzyıla kadar Anadolu’da esnaf ve sanatkâr birliklerine verilen bir isimdir. Yani Ahilik teşkilatının, günümüz esnaf odalarına benzer bir işlevi bulunmaktaydı. Bu noktadan hareketle düzenlenen konferansa İstanbul’un değişik üniversitelerinden katılan öğretim üyeleri, Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde esnaf ve ticaretin durumunu tartıştılar. Konferansın ilk oturumu Y.T.Ü İktisat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Yavuz Cezar’ın “Osmanlı İmparatorluğu’nda Ticaretin Maddi Unsurları” başlıklı konuşması ile başladı. Prof. Dr. Yavuz Cezar konuşmasında maliye tarihi ile uğraşan araştırmacıların yolunun mutlaka esnaf ve ticarete uğrayacağını söyledi ve Başbakanlık Osmanlı Arşivinde bulunan konu ile ilgili defterlerden örnekler verdi. Özellikle Osmanlı ticaret tarihinin tatmin edici bir şekilde henüz yazılmadığına vurgu yapan Cezar, sayısal verilerin çokluğuna rağmen büyük fotoğrafın ortaya konulamadığını ve farklı disiplinler ile işbirliğine gidilmesi gerektiğine dair örnekler sundu. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Suraiya Faroqhi ise “18. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul’da Gayrimüslim Esnaf” üzerine konuştu. Faroqhi, konuş-

masına kaynak değerlendirmesi yaparak başladı ve belirli bir esnaf kesimi inceleniyorsa İstanbul Ahkâm Defterlerinin mutlaka incelenmesi gerektiğini belirtti. 18. yüzyılın sonunda İstanbul’un iaşesine ve göçlere de değinen Prof. Dr. Suraiya Faroqhi, bu dönemde Müslüman ve gayrimüslim esnaf arasında çıkan sorunların etnik, dini ya da ideolojik bir çatışmadan ziyade “geçim” sorunlarından kaynaklandığına dair ilginç örnekler verdi. Konferansın sabah oturumunun son konuşmacısı Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Cengiz Kırlı, “18. Yüzyıl Sonu Osmanlı Esnaf Sayımları” başlıklı bir konuşma yaptı. Kırlı, 1792-1796 yılları arasında İstanbul’da yapılmış esnaf sayımlarına ait Başbakanlık Osmanlı Arşivinde bulunan defterleri tanıttı ve bu defterlerin incelenmesi sonrasında elde ettiği sonuçları dinleyicilerle paylaştı. Yaklaşık 45.000 esnafın kaydının bulunduğu bu defterlerin, büyük devlet işletmelerinde çalışanlar hariç tutulursa İstanbul’daki tüm işgücünü kapsadığına vurgu yaptı. Kırlı ayrıca, esnaf sayımının sonuçlarının niceliksel ve niteliksel olarak değerlendirilmesiyle, 18.yy. sonu İstanbul esnafının dinsel-demografik dağılımı, göç, meslek ve istihdam ilişkileri ve askeri sınıfların esnaf içindeki ağırlıklarının anlaşılacağını belirtti. Konferansın öğleden sonraki oturumu, Y.T.Ü. öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Nalân Turna’nın “II. Mahmud Döneminde Esnaf-Yeniçeri İlişkisi” başlıklı konuşması ile başladı. Nalân Turna, II. Mahmud döneminde yeniçeri-esnaf ilişkilerini anlatarak, yeniçerilerin ekonomik açıdan homojen bir grup olmadıklarını, ekonominin farklı alanlarında faaliyet gösterdiklerini ve imalattan ziyade daha çok ticarette yer aldıklarına dair ilginç örnekler verdi. Turna konuşmasının sonunda, 1826 yılında yeniçeriliğin kaldırılmasının EKİM-ARALIK/ 10

Yıldızlar 51


ETKİNLİK

>> Konferansta üniversitemizden öğretim üyeleri ve ülkemizin önde gelen

İLAN

üniversitelerinden akademisyenler konu ile ilgili sunumlar yaptılar. asker-esnaf ilişkisini nasıl dönüştürdüğü üzerine yorumlarda da bulundu. İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Alp Yücel Kaya “Tanzimat’tan Sonra İzmir’de Esnaf ve Tüccarın Vergilendirilmesi” başlıklı konuşmasında, 19. yüzyıl Doğu Akdenizinin en büyük ihracat limanı olan İzmir’deki ticaret hayatı ve tüccarların durumu hakkında bilgi verdikten sonra, tüccarların gelirlerinin vergilendirmesi çerçevesinde, iktisadi faaliyetleri, kent hayatına ve idaresine katılımları, yerel ve merkezi hükümetlerle ilişkilerini anlattı. Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden Dr. Fehmi Yılmaz “Osmanlı’da Tütüncü Esnafı” başlıklı konuşmasında tütünü ve tütüncü esnafını görsel malzemelerle anlattı. Dr. Fehmi Yılmaz, tütünün Amerika kıtasının keşfinden sonra dünyaya yayıldığını ve1560’larda Osmanlı topraklarına girdiğini açıkladı. Milas’ta 1583 yılında tütün ekimine başlandığını ve bunun Amerika’dan sonra ticari amaçlı ekimin yapıldığı ilk yer olduğuna vurgu yaptı. Yılmaz, tütünün kısa sürede ekiminin ve tüketiminin yaygınlaştığını ve ortaya çıkan tütüncü esnafını ilginç resimler eşliğinde anlattı. Konferansın son oturumunun ilk konuşmacısı

52 Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

Araştırmacı-Yazar Dr. Sacit Kutlu idi. “İttihat ve Terakki Dönemi Esnaf Cemiyetleri” başlıklı konuşmasında İttihat Terakki ve esnaf arasındaki ilişkileri anlatan Dr. Sacit Kutlu, İttihatçıların “millî burjuvazi” ve “millî sermaye” yaratma politikaları doğrultusunda, yerli malı kullanımını teşvik eden, Balkan Savaşları sonrası hız kazanan Türkçülük akımını destekleyen esnaf cemiyetlerinin, 1. Dünya Savaşı’nın yarattığı koşullarda uluslaşma sürecine de uyum sağladıklarını anlattı. Konferansın son konuşmacısı ise Yıldız Teknik Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden Prof. Dr. Nevin Coşar oldu. Coşar, “Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Tüketim Alışkanlıkları” başlıklı konuşmasında iktisadi alandaki gelişmelerin tüketim alışkanlıklarına nasıl etki yaptığına değindi. Bu süreci dönemsel olarak anlatan Prof. Dr. Nevin Coşar, Osmanlı Devleti’nin 1838 yılında İngiltere ile yaptığı Baltalimanı Ticaret antlaşmasından sonra açık pazar haline geldiğini ve bunun sonucunda dışarıdan bol ve ucuz malların ülkeye akın ettiğini vurguladı. Coşar ayrıca, batılılaşmanın etkisi ile Osmanlı toplumunda tüketim alışkanlıklarının nasıl değiştiğini ve Cumhuriyet döneminde tüketim alışkanlıklarının yerli mallara doğru yönlendirilmeye çalışıldığını açıkladı. II EKİM-ARALIK/ 10

Yıldızlar 53


İİBF’NİN 100.YIL ETKİNLİKLERİ

ORTADOĞU’NUN GÜVENLİĞİ YILDIZ’DA KONUŞULDU YTÜ İİBF, Ortadoğu’da güvenliğin tüm yönleriyle tartışıldığı iki günlük uluslararası bir konferans düzenledi. haber, PROF. DR. GÜLER ARAS

54 Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

İ

İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, YTÜ’nin 100. Yıldönümü çerçevesinde önemli toplantılar planlanmaya ve desteklemeye devam ediyor. İİBF 19 Ekim 2010 tarihinde Ortadoğu’da güvenliğin tüm yönleriyle tartışıldığı iki günlük uluslararası bir konferans düzenledi. Konferansın hazırlık çalışmaları esnasında belirlenen amaç; bölgesel güvenliğin tüm yönleriyle, bölgeden ve bölge dışından, akademik platformdan ve siyasi alandan gelen katımcılarla tartışılmasını sağlamak, böylece Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi (SAM) Başkanı Prof. Dr. Bülent Aras’ın açılış konuşmasında da belirttiği gibi bölge güvenliğine yönelik dış politika yapım süreçleriyle ilgili çok yönlü bir geri-bilgilendirme sağlayabilmekti. Konferans, YTÜ İİBF’nin yanında SAM, SETA (Siyaset, Ekonomi ve Toplumsal Araştırmalar Vakfı), İTO (İstanbul Ticaret Odası), GPOT (Kültür Üniversitesi Global Political Trends Center) ve ABD İstanbul Başkonsolosluğu’nun desteğiyle YTÜ Rektörlük Binasında bulunan iki tarihi salonda, bir açılış oturumu, dört çalışma grubu ve bir yuvarlak masa oturumundan müteşekkil olarak gerçekleşti. Güvenlik ve Ortadoğu-I konferansının açılış konuşmalarını yapan Prof. Dr. Bülent Aras, Prof. Dr. Güler Aras, ve Prof. Dr. Nurşin Ateşoğlu Güney’in de belirttiği gibi konferansın hedeflerinden birisi, sadece bölgesel güvenliğin parametrelerini belirlemek değil, Ortadoğu’da güvenliğin ve istikrarın geleceği ve Türkiye’nin bu konuda oynayacağı rolle ilgili değerlendirmelerde de bulunmaktı. Bu bağlamda en ilginç ve bölgenin geleceğine umutla bakan konuşmalardan birisi, açılış oturumunda Ekselansları Suudi Arabistan Prensesi Basmah Bint Saud Bin Abdul Aziz tarafından yapıldı. Ekselansları Prenses bölgesel güvenliğin karmaşık doğasını açıklarken, istikrar ve güvenlik adına daha insani bir bakış açısı geliştirmenin önemini vurguladı. Konferansta, bölgesel ve küresel politikalar arasındaki bağ vurgulanırken Türkiye’nin bölge istikrarı ve refahı için nasıl bir rol üstlenebileceği de değerlendirildi. Bu bağlamda açılış oturumunu takiben aynı anda Senato Salonu ve Şömineli Salonda gerçekleşen iki çalışma grubunu izlemek özellikle ilgi çekiciydi. Senato Salonu Oturumu bölgesel güvenlik işbirliğinin koşullarını tartışırken, Şömineli Salon Oturumu, Ortadoğu’da en güncel güvenlik sorunlarından birini oluşturan nükleer silahların yayılması sorununu tarihsel veriler ışığında değerlendirdi. Nükleer silahların yayılması sorunu; konunun dünya çapında tanınan uzmanlarının katılımıyla aynı gün öğleden sonra gerçekleşen Senato Salonu Oturumu’nun da konusuydu. Öğleden sonra Şömineli Salon Oturumu’nda ise Ortadoğu güvenliğini ve güvenlik sorunlarını

etkileyen güç analizleri ve Türkiye’nin konumu üzerinde duruldu. Konferansın ikinci günü yapılan yuvarlak masa oturumu, Ortadoğu güvenliği çerçevesinde Türkiye’nin dış politika seçeneklerinin değerlendirilmesine ve bölgedeki önemiyle ilgili konuşmalara sahne oldu. YTÜ Rektörlüğünün ev sahipliği yaptığı, konusu bakımından çok önemli ve güncel meselelerin tartışıldığı bu konferansın son derece verimli geçmesi üzerine, konferans sunuşlarına dayanan özel bir dergi sayısının TC. Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi tarafından basılan PERCEPTIONS dergisi için hazırlanmasına karar verildi. Konferans; bölgesel güvenlik, Ortadoğu’da güvenliğin koşulları, Türkiye’nin rolü ve konumu konularında bir farkındalık yaratmayı amaçlıyordu ve bu amaca ulaştığı tespit edildi. II EKİM-ARALIK/ 10

Yıldızlar 55


İİBF’NİN 100.YIL ETKİNLİKLERİ

TÜRKİYE’NİN DIŞ POLİTİKA GELECEĞİ YTÜ’DE TARTIŞILDI YTÜ İİBF, Türkiye’nin dış politika alternatiflerinin özelikle de Ortadoğu’ya yönelik politikalarının değerlendirildiği uluslararası bir konferans düzenledi. haber, PROF. DR. GÜLER ARAS

56 Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

Y

YTÜ’ nün kuruluşunun 100. Yılı, önemli konuların geniş akademik katılımla tartışılması için zemin hazırlıyor. Bu bağlamda 22 Ekim tarihinde YTÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nin (İİBF) öncülüğünde Türkiye’nin dış politika alternatiflerinin –özelikle de Ortadoğu’ya yönelik politikalarının- değerlendirildiği Changing Middle East- Changing Turkey: New Horizons Before the Foreign Policy Makers başlıklı uluslararası bir konferans düzenlendi. Konferansın amaçlarından biri konunun, sosyal bilimlerin farklı alanlarından (tarih, iktisat, siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler) gelen ama bölgeyi ve Türkiye’nin dış politikasını yakından tanıyan uzmanlarca tartışılmasını sağlamaktı. YTÜ İİBF Dekanı Prof. Dr. Güler Aras ve uluslararası ilişkiler anabilim dalı başkanı Prof. Dr. Nurşin Ateşoğlu Güney’in açılış konuşmalarından sonra konferans iki oturum halinde Rektörlük Binası Hünkâr Dairesi’nde gerçekleştirildi. İlk oturum (Başkan: Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu, konuşmacılar: İstanbul Şehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, Doç. Dr. Ayşegül Sever (Marmara Üniversitesi), gazeteci ve bölge uzmanı Cengiz Çandar (Kültür Üniversitesi) ve Kings College’dan William Park) Ortadoğu’nun değişen siyasi, ekonomik, sosyal yapısının Ankara’nn dış politika yönelimlerini ne şekilde etkilediğini tartışan sunumlara sahne oldu. İkinci oturum (Başkan: Dr. Vişne Korkmaz (YTÜ), konuşmacılar: Prof. Dr. Nurşin Ateşoğlu Güney (YTÜ), Yrd. Doç. Dr. Emre İşeri (Kadir Has Üniversitesi) ve Dr. Ahmet K. Han (Kadir Has Üniversitesi), Ortadoğu’nun güvenlik sorunları bağlamında hangi değişmeyen kaygıların dış politika tercihlerini etkilediğini tartışan sunumların dinlendiği bir oturum oldu. Konuşmacıların çeşitliliği, konunun derinlemesine ve tüm yönleriyle tartışılmasına imkân sağladı ve bu anlamda konferans amaçlarına ulaştı. Tartışmaların verimliliği nedeniyle, konferans temasının, katkıda bulunanların katılımıyla bir kitap projesi haine dönüştürülmesine karar verildi. II

EKİM-ARALIK/ 10

Yıldızlar 57


İİBF’NİN 100.YIL ETKİNLİKLERİ

‘KURUMSAL SOSYAL SORUMLULUKTA GLOBAL YAKLAŞIMLAR’

Dünyadaki ilk Kurumsal Sosyal Sorumluluk Profesörlerinden Prof Dr. David Crowther YTÜ’ deydi.

T

haber, PROF. DR. GÜLER ARAS

YTÜ’ nün 100. yıldönümü çerçevesinde İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi önemli uluslararası toplantılarından birini daha gerçekleştirdi. İİBF Dekanlığı tarafından 1 Kasım 2010 tarihinde De Montfort Üniversitesi (İngiltere) öğretim üyelerinden Prof. Dr.David Crowther‘ın davetli konuşmacı olarak yer aldığı bir konferans düzenlendi. Konferansın konuk konuşmacısı Prof. Dr. David Crowther, aynı zamanda Kurumsal Sosyal Sorumluluk Ağı (CSR Research Network)’nın kurucusu ve başkanı. Ayrıca kendi üniversitesinde Organizasyonel Yönetişim Araştırma Merkezinin kurucusu ve başkanı. Prof. Crowther aynı zamanda Yıldız Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nin misafir öğretim üyesi. Açılış konuşmasını yapan İİBF Dekanı Prof. Dr. Güler Aras, dünyada son yıllarda yaşanan büyük değişimin, şirketlerin verdikleri kararların, iş yapma şekillerinin ve yaklaşımlarının gelecek kuşaklar üzerindeki etki-

lerini dikkate almalarını gerektirdiğini belirtti. Aras, sosyal sorumluluk bilincine sahip firmaların bulunduğu bir ortamda bugün verilen kararların uzun dönemli çevresel, ekonomik ve sosyal sonuçlarının göz önüne alınması ile mümkün olacağını, bunun da gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını sağlayabilmesi açısından son derece önemli olduğunu belitti. “Global Pespectives on Corporate Social Responsibility” başlıklı bir konuşma yapan Prof. Crowther, Kurumsal Sosyal Sorumluluk alanındaki global yaklaşım ve gelişmeleri akademisyenler, öğrenciler ve diğer katılımcılarla paylaştı. Kurumsal Sosyal Sorumluluğun son yıllardaki önemli gelişiminde; başta müşteriler olmak üzere, yatırımcıların, tedarikçilerin ve diğer işletme ilgililerinin etkisinin ve talebinin çok önemli olduğunu vurguladı. Prof. Crowther, dünyada bu konudaki yanlış uygulamalardan da çeşitli örnekler verdi. II

ARACI KURUM YÖNETİCİLERİ VE BAŞKANLARI YILDIZ’DA BULUŞTU

Y

YTÜ İİBF, ‘Şirketlerin Halka Arzında Aracılık Sürecinin Etkinliği’ başlıklı bir panel düzenledi. haber, PROF. DR. GÜLER ARAS

Yıldız Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, 2010 yılında başlatılan Halkla Arz Seferberliği kapsamında halka arz sürecinde rol oynayan farklı paydaş kesimlerin bir araya gelmesi ve konu ile ilgili görüşlerinin paylaşılmasını amaçladığı toplantılar zincirinden birini daha Ekim ayı içerisinde gerçekleştirdi. Bu toplantıların ilk halkası olarak Haziran 2010’da “Şirketlerin Halka Arz Sürecinde Yeniden Yapılanma Dinamikleri”, konulu panel düzenlenmişti. Bu toplantıda firmaların ‘Halka Arz’ ile ilgili sorunları ele alınmıştı. Toplantı, İİBF Dekanı Prof. Dr. Güler Aras ve YTÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksek’in açılış konuşmaları ile başladı. Oturum başkanlığını TSPAKB Başkanı, Garanti Yatırım İcra Kurulu Üyesi ve Takasbank Yönetim Kurulu Üyesi olan Nevzat Öztangut’un yaptığı panelin konukları; İş Yatırım Kurumsal Finansman

58 Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

Müdürü Mete Gorbon, Kurumsal Yatırımcı Yöneticileri Derneği Başkan Yardımcısı ve Libera Portföy Yönetimi Kurucu Ortağı Didem Gordon, Turkish Yatırım Genel Müdürü Dr.Berra Kılıç, Standart Ünlü Menkul Değerler Genel Müdürü Atilla Köksal, Finansinvest Genel Müdürü Zafer Onat, Deloitte Türkiye Denetim Ortağı Saim Üstündağ değerli bilgi ve tecrübelerini aktardılar. Bu toplantıların ilkinde olduğu gibi ikincisinde de Türkiye Sermaye Piyasası’nın sağlıklı işleyişi ve halka açılacak firmaların doğru yönlendirilmesi ile ilgili son derece önemli çıktılar elde edildi. İİBF Dekanı Prof. Dr. Guler Aras bu toplantılarla elde edilen somut bilgi ve önerilerin, piyasanın düzenleyici ve yönlendirici kuruluşlarının başkan ve yöneticileri ile paylaşılacağını söyledi. Panel sonrasında katılımcıların konuşmalarının yer alacağı bir yayının hazırlanmasına da karar verildi. II EKİM-ARALIK/ 10

Yıldızlar 59


TANITIM

YURT DIŞI ÖĞRENCİ OFİSİ ÖĞRENCİLERE REHBERLİK EDİYOR 1997-2010 yılları arasında Yurt Dışı Öğrenci statüsünde toplam 158 öğrenci Üniversitemize kabul edildi. yazı, YRD. DÇ. DR. ASLAN İNAN

60 Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

EKİM-ARALIK/ 10

Yıldızlar 61


Y

TANITIM

Yurt Dışı Öğrenci Ofisi Koordinatörlüğü (YDOK), 2010-2011 Eğitim-öğretim yılı itibariyle çalışmalarına başlamıştır. Görevi, üniversitemize ÖSYM veya YTÜ tarafından yapılan YÖS/YÖGS, TCS, YÇS vb. sınavlarla veya KKTC ve  İKB üzerinden yurtdışından gelen öğrencilere rehberlik hizmetlerinde yardımcı olmak, Yurtdışı Öğrenci Giriş Sınavı organizasyonunu düzenlemek ve yönetmek, ilk kayıt işlemlerinden itibaren okul hayatı süresince eğitim-öğretim faaliyetlerinde öğrencilere yardımcı olmaktır. Yurt Dışı Öğrenci statüsünde alınan öğrencilerin tarihsel geçmişi aşağıda özetlenmiştir.

YÖS

1997-2010 yılları arasında Yurt Dışı Öğrenci statüsünde toplam 158 öğrenci Üniversitemize kabul edildi. En çok 2009 yılında öğrenci geldi. 35 kişiyle en çok Türkmenistan’dan, ikinci sırada 28 öğrenciyle İran’dan öğrenci alındı.

TCS

1997-2008 yılları arasında 164 öğrenci kabul edildi. En çok 2007 ve 2009 yıllarında yurtdışından öğrenci geldi. 40 öğrenciyle Türkmenistan 1.sırada, 17 öğrenciyle Kırgızistan 2.sırada, 14 öğrenciyle Makedonya 3.sırada, 12 öğrenciyle Azerbaycan 4.sırada yer aldı. Milli Eğitim Bakanlığı burslusu olarak 20042009 yılları arasında toplam 20 öğrencinin 10’u Afganistan’dan geldi. Sıralamada 2.sırada yer alan Moğolistan’dan 4 öğrenci geldi. İslam Kalkınma Bankası Burslusu olarak 20062009 yılları arasında üniversitemizde öğrenim görmek için 8 öğrenci geldi.

2010-2011 Eğitim Öğretim Yılı

Bu yıl Üniversitemiz bölümlerine yerleşen yabancı uyruklu öğrencilerin bölüm bazında kız-erkek ayrımı yapılarak özet tablosu ve özet grafiği aşağıda çıkarılmıştır.

2010 YÖS Sonuçlarına göre;

Erkek öğrenciler en çok Makine Mühendisliği bölümünü, kız öğrenciler ise en çok Fizik, Harita Mühendisliği, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümlerini tercih ettiler. Toplam 61 öğrenci Üniversitemizin bölümlerine yerleştirildi. Türkmenistan 16 öğrenciyle birinci, Azerbaycan 9 öğrenciyle 2.sırada, İran 7 öğrenciyle 3.sırada yer aldı.

2010 TCS Sonuçlarına göre;

2010-2011 eğitim-öğretim yılında Üniversitemiz bö-

62 Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

>> Üniversitemize en çok Türkmenistan’dan öğrenci geliyor. lümlerine yerleşen yabancı uyruklu öğrencilerin bölüm bazında kız-erkek ayrımı yapılarak özet tablosu ve özet grafiği çıkartılmıştır. Erkek öğrenciler en çok İnşaat Mühendisliği, kız öğrenciler ise Bilgisayar Mühendisliği ve Biyomühendislik bölümlerini tercih ettiler. Bu öğretim yılında toplam 28 yabancı uyruklu öğrenci Üniversitemize kabul edildi. Bu öğrencilerin 8’i Kosova’dan, 6’sı Türkmenistan’dan geldi.

En çok 5 öğrenci Cibuti’den, 4 öğrenci Afganistan’dan, 3’ü Fas’tan geldi.

2010 Hükümet Burslusu olarak;

2010 Kıbrıs Kontenjanından;

Erkek öğrenciler en çok İnşaat Mühendisliği bölümünü tercih ettiler. Hükümet bursuyla toplam 22 öğrenci kabul edildi.

2010 YÇS Sonuçlarına Göre;

2010-2011 eğitim-öğretim yılında Üniversitemiz bölümlerine yerleşen öğrencilerin bölüm bazında kızerkek ayrımı yapılarak özet grafiği çıkartılmıştır. Erkekler en çok Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünü tercih ettiler.

2010-2011 eğitim-öğretim yılında Üniversitemiz bölümlerine yerleşen öğrencilerin bölüm bazında kızerkek ayrımı yapılarak özet grafiği çıkartılmıştır. II EKİM-ARALIK/ 10

Yıldızlar 63


RÖPORTAJ

Kamil Erdem:

‘ÜNLÜ OLMAK’ TÜRKİYE’DE BİR OLGU HALİNE GELDİ Üniversiteler popüler akımların dışında zor tüketilen sanatların ve bu arada müziklerin de sergilendiği, ilgi gördüğü yerler olmalıdır.

Y

röportaj, BURCU POLAT

YTÜ Sanat ve Tasarım Fakültesi Öğr. Gör. Kamil Erdem’le müzik, sanat ve kültür üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik. İlgiyle okuyacağınıza eminiz.

Merhaba, öncelikle sizi tanımak isteriz. Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?

Ankaralıyım, öğrenim hayatım Ankara’da geçti. Ankara Koleji ve ODTÜ Elektrik Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldum. “Teknik Üniversite” ve “Müzik” benim için okul yıllarımdan beri iç içe olan kavramlar yani. Okay Temiz ile çaldığım ilk yıllarda henüz üniversite öğrencisiydim. Müziğe klasik gitarla başlamıştım, zamanla bas seslere duyduğum ilgiyle basgitar ve kontrbasa yöneldim. Bunlar her ne kadar caz müziği enstrümanları olsa da benim müzikal ilgim cazla sınırlı kalmadı. Gerek klasik müziğe gerekse geleneksel müziklere her zaman ilgi duydum. Özellikle Türk müziğine olan yakınlığım zaman içinde müzikal kimliğime de yansıdı diyebilirim. 1990’da öncülüğünü yaptığım ilk grubu, Asiaminor’ü kurdum. Bu projeyle uzun yıllar Türkiye’de ve yurtdışında konserler verdim, üç albüm yaptım. 1995’te iki mesleği birlikte yürütmek artık çok zor gelmeye başladığından mühendisliği bırakıp sadece müziğe yöneldim. 2001’e kadar serbest müzisyenlik yaptım. İstanbul’a taşınmam YTÜ’ deki görevim vesilesiyle oldu. 2001’den bu yana Sanat ve Tasarım Fakültesi, Müzik ve Sahne Sanatları Bölümü’nde öğretim görevlisiyim.

Eğitimci kimliğiniz hakkında bilgi verebilir misiniz? Hangi kimliğiniz ön planda?

1992-1994 ve 1999-2001 yılları arasında Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi’nde yarı zamanlı öğretim görevlisi olarak çalıştım. Ankara’da bazı özel eğitim kurumlarında ders verdim. 1998’den 2000’e kadar Polonya’da bir caz yaz okulunda basgitar eğitmenliği yaptım. YTÜ’ deki görevime başladığımda deneyimli bir eğitimci sayılabilirdim yani. Ama eğitimci olarak asıl

64 Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

EKİM-ARALIK/ 10

Yıldızlar 65


RÖPORTAJ >> Öğrencilere ilgi alanlarını geniş

tutmalarını, kendilerini meslekleri ile sınırlamamalarını ve yaşadıkları şehri tanımalarını öneririm.

>> Bugün maalesef klasik müzik,

Türk müziği ve geleneksel müzikler de çeşitli deformasyonlarla “pop”laştırılıyor. deneyimlerimi burada kazandım. Kurumun sürekli elmanı olmak diğer statülerde üstlenilen görevlere göre çok daha fazla sorumluluklar yüklüyor. Müziği meslek edinmek isteyen gençlerle -en az- dört yıl birlikte olup geleceklerine ve mesleki formasyonlarına yön veriyor, şekillendiriyorsunuz. Ama bir yandan da farklı üstünlükleri ve zaafları ile öğrenciler bir eğitmen olarak sizi şekillendiriyor. Hangi kimliğimin ön planda olduğuna gelince; müzisyenlik ve eğitmenlik arasına kesin bir sınır koymuyorum. Eğitmen olarak yapmaya çalıştığım, müzisyen olarak edindiğim deneyimleri bir öğretim yöntemine dönüştürüp öğrencilere aktarabilmek.

Üniversite öğrencilerinin müziğe bakışı nasıl sizce?

Üniversite öğrencileri gençlik demektir. Ritmik unsurların güçlü olduğu, yüksek sesle dinlenen sert müzikler, zaten gençler için üretiliyor; gençler tarafından dinleniyor olması da normaldir. Popüler kültür de ülkenin nüfusunun çoğunluğunu oluşturan gençlerin beğenilerine göre biçimleniyor. Yani gençler Rock, Pop, Hiphop vs. müziklere eğilimli oluyor doğal olarak. Ancak üniversiteler eğitimin yanısıra birer kültür ve sanat merkezidirler, ya da öyle olmaları gerekir ve bu da ancak öğrencilerin çabaları ve faaliyetleri ile mümkündür. Yönetimler buna ancak zemin sağlayabilir. Kendi öğrencilik yıllarımda üniversitede Türk Halk Müziği, Türk Müziği ve Çok Sesli Müzik için ayrı ayrı kulüpler, topluluklar olduğunu hatırlıyorum. Yani üniversiteler popüler akımların dışında zor tüketilen

66 Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

sanatların ve bu arada müziklerin de sergilendiği, ilgi gördüğü yerler olmalıdır. Ben bugünün üniversitelerinde bunu eksik görüyorum. Ama bu eksikliğin giderilmesi de elbette zorlamayla olmaz. Üniversite gençliğinin müziğe ve aslında her konuya bakışı; üniversite çağına gelene kadar nasıl bir temel eğitim aldığı, yaşadığı ülkede nasıl bir kültür politikası yürütüldüğüne bağlıdır. Yoksa kendiliğinden bir bakış açısı oluşamaz zaten. Bugün maalesef klasik müzik, Türk müziği ve geleneksel müzikler de çeşitli deformasyonlarla “pop”laştırılıyor. Bunlar da “müziği sevdirmek” adına yapılıyor. Medya marifeti ile de halka, bu arada gençliğe de empoze ediliyor. Sonuç olarak bir estetik algı zaafı oluşuyor ve gençler de bundan nasibini alıyor ne yazık ki.

re çıktığınız zaman tüm ünvanlarınızı kuliste bırakıp sahneye müzisyen olarak çıkarsınız ve kimse de sizin akademik kimliğinizi dikkate almaz, almamalıdır da. Ancak akademisyen olmanın müzik kariyerinde dolaylı ya da doğrudan birçok avantaj sağladığı da bir gerçek. Müzikte uluslararası ilişkiler ve etkinlikler çok önemlidir, üniversite mensubu olarak bu konuda çeşitli imkânlarımız var. Örneğin Erasmus gibi akademik değişim programları, ya da yurt dışında bir üniversiteye akademisyen kimliğimizle davet edilip katıldığımız herhangi bir sanatsal etkinlik sayesinde yeni çevreler edinmek müzik kariyerimize de çok şeyler katacak imkanlar sağlayabiliyor.

Konserlerde öğretim üyesi olmanın avantaj ve dezavantajları nelerdir?

Hâşâ ve estağfurullah! Ben ünlü falan değilim. Müzisyen çevrelerinde ve yaptığım müziği takip eden müzikseverler tarafından tanınıyor olabilirim o kadar. Ama “ünlü olmak” medya çağıyla birlikte Türkiye’de

Sadece konserler için konuşuyorsak, herhangi bir avantaj ya da dezavantaj söz konusu değildir. Konse-

Hem ünlü hem akademisyen olmak nasıl bir duygu?

başlı başına bir olgu haline geldi. Eskiden pop müzik, sinema, futbol gibi popüler sanat ve sporlarda ünlüler olurdu; artık ekonomist, doktor, avukat, psikolog, astrolog, jeolog gibi her mesleğin ünlüsü, ünlüleri var. Konjonktüre göre “şöhretler” yaratılıyor sonra da bu şöhretlerle “rating” yapılıyor. Benim anlamakta zorlandığım, toplumun bu kadar çok “ünlü”yü nasıl kaldırabildiği.

Albümleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?

İlk albümüm Asiaminor’le 1991’de İsviçre’de basılan “Along the Street” (Face Music Switzerland), ki aynı albüm 1994’de Türkiye’de “Sokak Boyunca”(Ada Müzik) adıyla çıktı. 1996’da gene Asiaminor’le “Longa Nova”(Balet Müzik), 1997’de “Kedi Rüyası”(Kalan Müzik) yayınlandı. Bunların tümünde de caz ve Türk müziği enstrümanlarını bir araya getirdiğim ve bu iki temel unsura dayalı bestelerim yer alıyor. 2001’de solo basgitar için yaptığım parçaların yer aldığı “Bir Bas Masalı”ndan (Kalan Müzik) sonra bir

EKİM-ARALIK/ 10

Yıldızlar 67


RÖPORTAJ

İLAN süre albüm çalışmalarına ara verdim. 2008’de Türk ve Avrupalı müzisyenlerden oluşan bir dörtlü ile “Odd Tango” (A.K. Müzik) isimli albümüm yayınlandı. Önümüzdeki günlerde de Fransız akordeoncu René Sopa ile ortak çalışmamız, “Kâmil Erdem-René Sopa Quartet” adıyla ve gene A.K. Müzik etiketiyle yayınlanacak.

Konserlerde çalmaktan en çok keyif aldığınız ve seyircilerle aranızda en iyi uyumu sağlayan parçalar hangileri?

Bizim müziğimizde emprovizasyonlar çok ağırlıklı olduğu için, en iyi yorumladığımız ya da bize ve seyirciye en çok keyif veren parçalar, günden güne, konserden konsere değişebiliyor. Balkan Reggae adlı bestem bir dönem seyircinin en coşkuyla tepki verdiği parça idi. Bunun dışında seyirci tepkisi de konserden konsere değişebiliyor.

En çok nerelerde verdiğiniz konserler sizi şaşırttı ve keyiflendirdi? Özel şehirler var mı?

Belli bir şehir söyleyemem ama unutamadığım birkaç konser var tabii. Bunlardan biri, belki de birincisi 1996’da ODTÜ Mimarlık Amfisi’nde verdiğimiz konserdi. Aynı yıl Amerika’da Atlanta’daki konser de benim için unutulmazlar arasındadır. Bana en çok heyecan veren, en çok anlam ifade eden konserler ise Uluslararası Ankara Müzik Festivali’nde verdiğim

68 Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

konserlerdir. Zira bir Ankaralı olarak benim festival izleyiciliğim bu festivalle başlar. 80’li yıllarda “acaba bir gün?” diye hayal kurarak izlerdim konserleri, daha sonra 1995, 1996, 2002 ve 2008’de dört ayrı projemle yer aldım. Festival konserleri her zaman ve her yerde güzeldir, ama kendi şehrinizin festivali başka oluyor; en azından benim için.

Biliyorsunuz şu günlerde üniversitemizin 100. yılını kutlayamaya hazırlanıyoruz. Bu bağlamda görüşlerinizi alabilir miyiz?

YTÜ, kuruluşu Cumhuriyet’ten önce olan sayılı eğitim kurumlarından biri. Köklü olmak dünyada tüm üniversiteler için haklı bir övünç kaynağıdır, yüz yılı devirmiş olan üniversiteler tanıtımlarında genellikle ilk vurguyu kuruluş yıllarına yaparlar. YTÜ’ nün kuruluşundan itibaren bir teknik okuldan üniversiteye dönüşmesi; dinamik yapısının, geniş vizyonunun göstergesidir. Önümüzdeki yıllarda da Türkiye’de bilim ve sanat eğitiminin öncü kurumlarından biri olarak giderek artan bir önemi ve itibarı olacaktır. Nice yıllara!

Ve son olarak öğrencilerimize mesajınız?

İlgi alanlarını geniş tutmalarını, kendilerini meslekleri ile sınırlamamalarını, yaşadıkları şehri tanımalarını öneririm. Zaten bu sonuncusunu yapmaya başladıklarında ilk ikisi kendiliğinden gerçekleşecektir! II

EKİM-ARALIK/ 10

Yıldızlar 69


ÖĞRENCİ KULÜBÜ

YTÜ RÜZGAR ENERJİSİ KULÜBÜ KURULDU Rüzgar Enerjisi Kulübü’nün kuruluş amacı; rüzgar enerjisi hakkında, başta üniversitemizde olmak üzere toplumsal bir bilinç oluşturmak, bu alanda dünyadaki gelişme ve teknolojileri takip etmek ve projeler üretmektir. yazı, DOĞUKAN KÜÇÜKŞAHİN / REK – YÖNETİM KURULU BAŞKANI, EMRE BARLAS / REK – YÖNETİM KURULU BAŞKAN YARDIMCISI, DERYA KARADAĞ / REK – YÖNETİM KURULU SAYMANI, ÖZGÜR AYDIN / REK – DENETLEME KURULU BAŞKANI

R

Rüzgar Enerjisi Kulübü (REK), 2010 yılı mart ayı itibariyle Yıldız Teknik Üniversitesi çatısı altında faaliyet göstermeye başlayan, Türkiye’de sadece rüzgar enerjisini hedef alan ilk ve tek üniversite öğrenci kulübüdür. Son yıllarda yenilenebilir enerjiye, özellikle de rüzgar enerjisine olan yatırımların sürekli artış göstermesi ve rüzgar enerjisi teknolojilerinin bu artışa paralel olarak gelişmesi gerekliliği, rüzgar enerjisi konusunda daha profesyonel çalışılması ihtiyacını doğurmuştur. Rüzgar Enerjisi Kulübü üyeleri olarak bizler, bu ihtiyacın karşılanması için büyük bir istek ve heyecanla kulübün kurulması çalışmalarına başladık ve bugün aynı duygularla projelerimizi hayata geçirmekteyiz. Rüzgar Enerjisi Kulübü’nün kuruluş amacı; rüzgar enerjisi hakkında, başta üniversitemizde olmak üzere toplumsal bir bilinç oluşturmak, bu alanda dünyadaki gelişme ve teknolojileri takip etmek ve projeler üretmektir. Yürütmekte olduğumuz çalışmalarla, ülkemizde rüzgar enerjisi sistemleri kullanımının yaygınlaşmasına ve rüzgar enerjisi teknolojilerinin gelişmesine destek olmaktayız. Dolayısıyla çevre ve insan sağlığını önemseyen, geleceği düşünen bir kültürün gelişimine ve ülkemizin rüzgar enerjisinde söz sahibi ülkeler ile rekabet edebilir konuma gelmesine katkı sağladığımıza inanıyoruz. Rüzgar Enerjisi Kulübü, çok spesifik ve gelecek vadeden bir alanda, hem organizasyon hem de teknik projeleri dengeli bir şekilde yürütmeye çalışan bir üniversite öğrenci kulübüdür. Dolayısıyla özellikle aktif görev yapan kulüp üyeleri, organizasyon projeleriyle sosyal alanda gelişme fırsatı bulurken, teknik projelerle de kendilerini mesleki alanda yetiştirmektedirler.

Faaliyetlerimiz

2010-2011 eğitim ve öğretim yılı çalışmaları kapsamında ilk olarak bütün yılı kapsayacak bir faaliyet planı oluşturmuş ve Ağustos 2010 ayı itibariyle de bu çalışmalarımıza başlamış bulunmaktayız. Söz konusu faaliyet planında bulunan teknik projeler ve düzenlenecek organizasyonlar ile üniversitemizi ve ülkemizi gerek ulusal, gerekse uluslararası platformlarda en iyi şekilde temsil ederek, elde edeceğimiz başarılar ışığında yeni ve daha büyük hedeflerle çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Rüzgar Enerjisi Kulübü’nün 2010-2011 eğitim ve öğretim yılı faaliyetleri şu şekilde sıralanabilir:

Rüzgar günleri

Bu etkinliği Rüzgar Enerjisi Kulübü’nün gelenekselleşmiş bir faaliyeti haline getirmeyi planlamaktayız. Formatını belirlediğimiz ve bu sene ilkini düzenleyeceğimiz organizasyonun amacı, günümüzün po-

70 Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

EKİM-ARALIK/ 10

Yıldızlar 71


ÖĞRENCİ KULÜBÜ Rüzgar enerjisi Günümüzde enerji, küresel sorun ve ihtiyaçların başında gelmektedir. Yenilenebilir enerji ise, farklı enerji kaynakları arasında tartışmaya en az açık olanıdır. Söz konusu enerji kaynakları arasında önemli bir kapasiteye sahip olan rüzgar enerjisi, çeşitli yöntemlerle başka enerji türlerine dönüştürülebilmektedir. Aslında tarihin eski çağlarından beri rüzgarın gücünden farklı şekillerde yararlanılmıştır. Rüzgar enerjisi, eski zamanlarda gemi yelkenlerinde geminin hareketinde, yel değirmenlerinde tahıl öğütme ve su pompalama işlemlerinde; günümüzde ise gelişmiş rüzgar türbinleri sayesinde elektrik üretiminde kullanılmaktadır. Son yıllarda rüzgar türbinleri; sulama tesisleri, uzak dağ evleri, telekomünikasyon santralleri ve şehir şebekesi enerji ihtiyaçlarında rahatlıkla kullanılabilmektedir.

>> Rüzgar Enerjisi Kulübü’nün teknik projelerinin başında ‘Türkiye’nin Rüzgar Enerjisiyle Çalışan İlk Profesyonel Arabası’ geliyor. püler enerji kaynaklarından biri olan rüzgar enerjisi hakkında, profesyonelleri üniversitemizde ağırlayıp, bu kişilerin bilgi ve tecrübelerinden yararlanmaktır. 9-10 Mart 2011 tarihlerinde düzenleyeceğimiz bu etkinlik, Makine Fakültesi Dekanlığı işbirliğiyle, üniversitemizin Yıldız Kampüsü Oditoryumu’nda gerçekleştirilecektir. Konuşmacı olarak üniversitelerden akademisyenlerle, özel sektör ve kamu kuruluşlarından temsilciler davet edilecektir.

Güneş ve Rüzgar Enerjisi Teknolojileri Öğrenci Semineri

8 Aralık 2010 tarihinde, üniversitemizin Yıldız Kampüsü Oditoryumu’nda gerçekleştirilmiştir. Öğrenci tezleri ve üniversite/enstitü projeleri bu öğrenci seminerinin içeriğini belirlemiş olup; Yıldız Teknik Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Bahçeşehir Üniversitesi ve Sakarya Üniversitesi’nden lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencileri konuşmacı olarak katkı sağlamışlardır. Çok başarılı geçtiği kulaktan kulağa yayılan bu farklı seminerin amacı, ülkemiz öğrencilerinin yenilenebilir enerji alanında yaptıkları bilimsel çalışmaları aynı platformda toplayıp, ne gibi çalışmaların yapıldığını görmektir.

72 Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

Rüzgar enerjisiyle çalışan araba projesi

Rüzgar Enerjisi Kulübü’nün teknik projelerinin başında ‘Rüzgar Enerjisiyle Çalışan Araba Projesi’ gelmektedir. Bu projenin en önemli özelliği ise, “Türkiye’nin Rüzgar Enerjisiyle Çalışan İlk Profesyonel Arabası” olacak olmasıdır. Amacımız; her sene düzenlenmekte olan uluslararası yarışlara iddialı bir projeyle katılıp ülkemizi, üniversitemizi ve kulübümüzü en iyi şekilde temsil etmektir.

Rüzgar Türbini Projesi

Rüzgar Enerjisi Kulübü’nün diğer bir teknik projesi ise ‘Rüzgar Türbini Projesi’dir. Üniversitemizin Davutpaşa Kampüsü’ne kurulması planlanan, rüzgar türbininin fizibilite ve performans analizleri süreçlerini kapsayan bu proje, çalışan ekipteki öğrencilere ve aynı zamanda üniversitemize büyük katkı sağlayacaktır. Bir “açık hava laboratuarı” olarak düşünülen bu türbin üzerinde özellikle yüksek lisans ve doktora tezleri gibi bilimsel çalışmaların yapılmasını arzu etmekteyiz.

Konferanslar

9 farklı konudan oluşan ve öğretim yılı içine düzenli

olarak dağılan toplam 9 konferansın düzenlenmesi planlanmaktadır. Tümevarım esasına göre konuları belirlenen bu konferanslar, Yıldız Kampüsü konferans salonlarında gerçekleştirilmektedir. Konferansların amacı; üniversitemizde yeterli düzeyde teknik bilgi ve ders alamadığımız rüzgar enerjisi hakkında, bu açığı mümkün olduğunca kapamaktır. Konferans konuları, * Rüzgar meteorolojisi, ölçümleri ve atlasları * Rüzgar enerjisi tarihi ve rüzgar türbinlerinin farklı kullanımları * Elektrik üretimi amaçlı rüzgar türbinleri çeşitleri ve özellikleri * Rüzgar türbini bileşenleri, özellikleri ve imalat prosesleri * Rüzgar türbinlerinin yer seçimi, nakliyatı, montajı ve devreye sokulması * Rüzgar enerjisi santrallerinin; planlama, yönetim, işletme, bakım, ekonomi, sigorta ve çevre etkileri bakımından ele alındığı örnek bir uygulama * Türkiye ve Dünya’da rüzgar enerjisi * Rüzgar enerjisi üzerine araştırma ve çalışma yapan firma, üniversite ve kurumlar. Bu sektördeki teknolojiler ve Ar-Ge çalışmaları * Türkiye ve Dünya’da rüzgar enerjisi ile ilgili yönetmelikler ve karşılaştırılması olarak öngörülmektedir.

Teknik geziler

Edindiğimiz teknik bilgileri sahada görmemiz açısından çeşitli kurum, üniversite ve özel şirkete teknik

1970’li yıllarda baş gösteren petrol kriziyle beraber yenilenebilir enerji kaynaklarına gösterilen ilginin artması rüzgar enerjisinin önemli bir enerji kaynağı olarak ortaya çıkmasını sağlamıştır. Özellikle rüzgar hızları yüksek bölgelerde kullanılan rüzgar türbinleri, sınırlı alan uygulamalarının ötesine geçerek şehir şebekesine katkı yapmaya da başlamıştır. Rüzgar enerjisi, dünyanın birçok ülkesinde geleceği en parlak enerji kaynaklarından biri olarak kabul edilmektedir. Bu öngörüde, rüzgardan elde edilen elektrik enerjisinin oldukça tatmin edici seviyelere ulaşması ve dünyanın çok daha fazla bir potansiyele sahip olmasının etkisi büyüktür.

*

EKİM-ARALIK/ 10

Yıldızlar 73


ÖĞRENCİ KULÜBÜ

İLAN >> Kulüp üyeleri, organizasyon projeleriyle sosyal alanda gelişme fırsatı bulurken, teknik projelerle de kendilerini mesleki alanda yetiştirme imkânı buluyorlar. geziler düzenlemeyi planlamaktayız. Planlanan teknik gezi konuları şunlardır: * Rüzgar ölçümleri ve dataları * Türbin bileşenleri imalatı * Rüzgar türbini montajı * Örnek bir uygulama Araştırma ve çalışma yapan yerler

*

Eğitimler

Eğitimler ile amacımız; rüzgar enerjisi teknolojisinin ve planlanan teknik projelerin gerektirdiği bilgisayar eğitimlerini, ilgili firmalarla anlaşıp üniversitemizin bilgisayar laboratuarlarında düzenlemektir.

Arabalar Üzerine Münazara

Üniversitemiz bünyesinde bulunan kulüplerden bazılarının araba projeleri bulunmaktadır. Hidrojenle, güneş enerjisiyle ve rüzgar enerjisiyle çalışan bu arabalar üzerine kulüplerarası düzenlemeyi planladığı-

74 Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

mız ‘Arabalar Üzerine Münazara’nın tarihini bahar dönemi sonu olarak belirledik.

Rüzgar Enerjisiyle Çalışan Arabalar ve Yarışları – Özel Konferans

2011 yılı içerisinde, yurtdışındaki rüzgar enerjisiyle çalışan araba yarışlarının organizasyon sorumlusu üniversitemizde bir konferans verecektir. Bu konferans, diğer üniversitelerin de bu yarışlardan haberdar olmasını sağlayıp, bundan sonraki senelerde, ülke bazında daha fazla rüzgar enerjisiyle çalışan arabamızın olmasını sağlayacaktır. Faaliyetlerimiz doğrultusunda gece gündüz çalışmaktayız. Rüzgar Enerjisi Kulübü’ne, özellikle kulübün kuruluş aşamasından beri büyük bir inançla katkı sağlayan kulüp üyelerine ve manevi destek veren herkese sonsuz teşekkürler. II Web: www.ruzgarenerjisikulubu.com İletişim: rek@ruzgarenerjisikulubu.com


TANITIM

YTÜ SİGMA MÜHENDİSLİK VE FEN BİLİMLERİ DERGİSİ Sigma, 27 yıldır bilimsel makale ve derlemeler yayınlıyor. yazı, DOÇ.DR.HALUK GÖRGÜN / SİGMA DERGİSİ EDİTÖRÜ

B

Bilime katkı sağlamak amacıyla üniversitemiz, 1983 yılından beri önce Yıldız Teknik Üniversitesi Dergisi 2004 yılından itibaren de Sigma Mühendislik ve Fen Bilimleri Dergisi adı altında yayın faaliyetini nitelikli olarak sürdürmektedir. Sigma Mühendislik ve Fen Bilimleri Dergisi tüm Türkiye’de bilinen ulusal hakemli bir dergi olup periyodik olarak; Mart, Haziran, Eylül ve Aralık aylarında olmak üzere yılda dört kez yayınlanmaktadır. Dergide ağırlıklı olarak bilimsel araştırma makaleleri ve bilimsel derlemeler yayınlanmaktadır. Türkiye’de 81 ilde bulunan tüm üniversitelerden ve zaman zamanda Azerbaycan, İran ve Balkan ülkelerinden makaleler sunulmaktadır. Dergimiz, Türkiye’deki bütün üniversitelerin kütüphanelerinde bulunmaktadır.

Yayın Politikası ve Hedefi

Sigma Mühendislik ve Fen Bilimleri Dergisi’nde; daha önce herhangi bir dilde veya başka herhangi bir ulusal/uluslararası dergide yayınlanmamış veya yayınlanma/değerlendirme aşamasında olmayan orijinal bir araştırmayı, bulgu ve sonuçlarıyla bu konuda yapılan önceki çalışmaları da ana hatlarıyla özetleyerek, yeterli düzeyde irdeleyen ve tartışan makalelere, yeni yapılan araştırmanın yanında yeterli sayıda bilimsel makaleyi tarayarak konuyu bugünkü bilgi düzeyinde özetleyen güncel derleme yazılarına veya orijinal bir çalışmanın sonuçlarını zaman kaybetmeden bildiren kısa bildirilere yer verilmektedir. Dergide ağırlıklı olarak yayınlanan araştırma makalelerinin yanında, bilimsel derleme makaleleri ve kısa makaleler de yayınlanmaktadır. Ayrıca YTÜ Fen Bilimleri Enstitüsü ve Sosyal Bilimleri Enstitüsü’nde tamamlanan doktora tezlerinden üretilen makaleler özel sayı ile yayınlanmaktadır. Bunlara ilave olarak dergimizin her sayısında bir davetli makaleye yer verilmektedir. Ayrıca alanında prestijli olduğu kabul edilen konferanslardan seçilen bildirilere, tekrar hakem değerlendirmelerinden geçirilerek dergimizde yer verilmektedir. Sigma, kendi araştırma alanlarında akademik saygınlığı üst seviyede olan kıymetli bilim insanlarından oluşan bir yayın kuruluna sahiptir. Bu değerli yayın kurulumuz, dergimizin uluslararası akademik standartlarda yayın yapmasını sağlamaktadır. Yayınlanmak üzere teslim edilen makaleler yayın kurulumuz tarafından belirlenen ilgili konuda uzman en az üç hakem tarafından bilime katkısı irdelenerek değerlendirilmektedir. Sigma’nın hedefi daha çok makale alan ve yayınlayan, makalelerin kısa sürede değerlendirildiği, ulusal ve uluslararası indekslerce taranan ve ağrılıklı olarak elektronik iletişim içinde olan ve bilim insanları tarafından araştırmalarının yayınlanması için tercih ettiği bir dergi olabilmektir. Bu doğrultuda öncelikli olarak dergimizin web sayfasının (sigma.yildiz.edu.tr) güncellendiğini, yayın kabul ve değerlendirme sürecinin elektronik olarak yapılmasını mümkün kılan bir otomasyon yazılımının hazırlandığını ve önümüzdeki sayı itibari ile bu sistemle çalışılacağını belirtmek gerekir. Bu yeni yazılım ile gerek makale teslimi, gerek hakemlik işlemleri, gerekse editörlük işlemleri kullanıcı kolaylığı sağlayacak şekilde oluşturuldu. II

76 Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

Editörden Sigma Mühendislik ve Fen Bilimleri Dergisi editörlük görevine Mart 2010 itibari ile başladım. Bu vesile ile 1983 yılından beri dergimize emeği geçen editörlerimiz Sayın Prof.Dr. Nihat Kınıkoğlu ve Sayın Doç.Dr. Hikmet Yükselici’ye, kıymetli yayın kurulu üyelerimize, gelen makaleleri inceleyen değerli hakemlerimize, editör sekreterimiz Sayın Şenol Bilgin’e ve yazılım sorumlumuza içtenlikle teşekkür ederim. Üniversitemizin kuruluşunun 100. yılı etkinlikleri dâhilinde editörlüğümüz bir özel sayı çıkarma çalışmaları içerisindedir. Bu özel sayıda, çalışma alanında uluslararası katkıları bulunan bilim insanlarının davetli makalelerinin yayınlanması hedeflenmektedir. Dergimize ve bilime katkıları olan, değerli zamanlarından fedakârlık yapan tüm bilim insanlarına teşekkür eder, araştırmalarında ve bilimsel çalışmalarında başarılar dilerim.

EKİM-ARALIK/ 10

Yıldızlar 77


GÜNDEM

10 KASIM’DA ATATÜRK’Ü ANDIK Dr. Fabio L. Grassi: Hem yerel hem de evrensel değerlerin mevcudiyetine inanan başöğretmen Atatürk “Think global act local” (Global Düşün Yerel Davran) güncel ifadesini duymuş olsa çok beğenirdi.

A

haber, UZM. NAGEHAN BİLGE OK

Atatürk’ü Anma Programı, 09.05’de Rektörün Atatürk Büstüne çelenk koymasıyla başladı. Oditoryum’da devam eden törende yapılan saygı duruşu ve okunan İstiklal Marşı’nın ardından Rektör Prof. Dr. İsmail Yüksek bir konuşma yaptı. İnsan ve Toplum Bilimleri Öğretim Görevlisi Dr. Fabio Grassi’nin ‘Eğitimci Atatürk’ başlıklı konuşmasının ardından, Program Sıdıka Sabancı Kreşi öğrencilerinin şiir ve marş dinletisi ile sona erdi.

Eğitimci Atatürk

Dr. Fabio L. Grassi konuşmasına “Tam arkamda, birlikte andığımız ve kültürde, siyasette, diplomaside ve savaş sanatında dehasını göstermiş olan Ulu Önder’i görüntüleyen resimler gözleriniz önüne serili. Bu serinin sonuna doğru, İtalyan heykeltraş Pietro Canonica’nın en başta Taksim’deki Cumhuriyet Anıtı olmak üzere Atatürk ve kurduğu Cumhuriyet için tasarladığı veya gerçekleştirdiği eserleri görüntüleyen dönem resimleri var. Bir İtalyan olarak, bu resimleri İtalya’nın Ulu Önder’in kurduğu Cumhuriyet’e bir nevi özel armağanı olarak kabul etmenizi arz ediyorum” diyerek başladı. Tam dört alanda – kültür, siyaset, diplomasi ve savaş - Atatürk’ün çok başarılı bir lider olduğunu söyleyen Dr.Grassi, profesyonel asker olan ve büyük askerî zaferlere imza atan Mustafa Kemal Paşa’nın, insaniyetin ilerlemesi yolundaki kazanımların herhangi bir askerî zaferden önemli ve saygıdeğer olduğunu düşündüğünü belirtti. Onuncu yıl nutkunun esas konusunun, Türk milletinin insaniyete maddi ve manevi katkısı olduğunu dile getiren Grassi sözlerine şöyle devam etti: “Atatürk kültürlü ve kültürün bütün yönlerini seven bir insandı. Türk aydınlarını Türk halk kültürünü keşfetmeye, önemsemeye teşvik etti. Aynı zamanda, Türk aydınının Batı kültürüne açılmaya devam etmesini

78 Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

istedi. Milli Eğitim Bakanlığı’nın yaptığı bir araştırmaya göre on binin üzerinde kitap okudu. Ancak okuma üslubu, okuduğu kitapların sayısından önemlidir. Kitapların bazılarının tümünü, bazılarının ise sadece dikkate değer kısımlarını okuyordu. Atatürk doğru ve etkili bir okuma yöntemine sahipti. Okuduğu kitapları dikkatle inceliyor, yorumluyor, arkadaşları ile tartışıyordu. O’nun okuma ve not alma yöntemi herkes için faydalı bir örnek niteliği taşımaktadır. Sözü geçen araştırmaya göre, Atatürk’ün okuduğu kitapların 1233’ü tarih, coğrafya ve biyografi; 121’i felsefe; 161’i din; 387’si dil bilimi; 261’i askerî konular; 204’ü siyasal bilimler; 150’si ise hukuk üzerine. Atatürk ayrıca, 544 adet de edebiyat ile ilgili eser okumuş. Fakat ilgisi beşeri bilimlere sınırlı değildi. Matematik’i de çok önemsiyordu. Yaşamının son yıllarında, “Geometri Öğretmenlerine Kılavuz” adlı bir elkitabı yazmıştır. Bu kitap 1937 yılında Millî Eğitim Bakanlığı tarafından Devlet Matbaası’nda bastırılmıştır, ancak kendi ricası üzerine yazar adı gösterilmemiştir. Bu elkitabının başlıca iki amacı vardı. Birincisi, mevcut olan kılavuzlardan daha işlevli bir kılavuzu genç nesillere kazandırmak; ikincisi, matematikte de yeni Türkçenin kullanılmasını yayıgınlaştırmaktı. Bu noktada, Atatürk’ün kendi sözlerinden alıntı yapmakta fayda var: ‘Ulusal eğitim işlerinde kesinlikle zafere ulaşmak lazımdır. Bir milletin gerçek kurtuluşu ancak bu şekilde olur. Bu zafere ulaşılması için hepimizin tek vücut ve tek düşünce olarak esaslı bir program üzerinde çalışması lazımdır. Bence bu programın iki önemli noktası vardır: Sosyal hayatımızın ihtiyaçlarına uyumlu olması, çağın gereklerine uygun olmasıdır’.

Rektörün 10 Kasım Mesajı Atatürk; sevgi ve saygı uyandırarak Türk Milletini, çağ ile tanıştırmaya gayret edip varlığını teminat altına almaya yöneltmiş bir liderdir. Yalnızca 10 Kasımlar değil, düşünce ufkumuzda Atatürk’ün mücadele azmi, bizlere yüklediği sorumluluklar ve gösterdiği hedefler asla unutulmamalıdır.

*

Bugün, Büyük Atatürk’ün yolundan giden bizlere düşen görev yüzümüzü geleceğe dönmek, ufkumuzu geniş ve hedeflerimizi büyük tutmaktır.

Atamızın en büyük emaneti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne her yönü ile sahip çıkacağımıza söz vererek onu bu ölüm yıldönümünde bir kez daha rahmet ve minnetle anıyoruz.

Atatürk ve Kültür

Kültür mücadelesinde Atatürk kendi simasını da kullanmaya karar verdi ve bunu çok iyi yaptı. Yüzü, vücudu ve kılık kıyafeti Cumhuriyet’in görselliğiydi. Bu denli düzgün giyinen çok az insan olmuştur tarihte. Ayrıca, son derece fotojenik biriydi ve bunun da önemini idrak ediyor, sürekli fotoğraf çektiriyor, görselliğin çok önemli olduğuna inanıyor, topluma değişimi, moderniteyi ilk olarak görsellikle anlatabileceğini düşünüyordu. Eğitim, kültür, bilim, sanat ve halkın okuma yazma seviyesinin yükseltilmesi… Bu parolalar güçlü bir vizyona, güçlü bir düşünce yapısına bağlıydı. Atatürk’ün yaşadığı dönem, toplumu tamamen değiştirebileceğinin kanısında olan büyük liderler zamanıydı. Güçlü vatandaş modelleri, insan modelleri, toplum modelleri vardı. Ancak Atatürk’ün güçlü vizyonunun temel direklerinden biri kültürdür. O, 1936 yılında “Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür... Kültür, okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden anlam çıkarmak, uyanık davranmak,

düşünmek ve zekâyı eğitmektir” dedi. Bu görüşlerine de değinmek istiyorum. Öğrenim tarzı, öğrenilen şeyler kadar önemlidir. Atatürk’ün eleştirel, canlı ve yaratıcı bir öğretim/öğrenimden yana olduğu anlaşılmaktadır. Daha önce değindiğim okuma yöntemi de Atatürk’ün güncel ve aktif bir öğretim/öğrenim üslubunu yeğlediğini kanıtlamaktadır. Kanımca, hem yerel hem de evrensel değerlerin mevcudiyetine inanan başöğretmen Atatürk “Think global act local” (Global Düşün Yerli Davran”) güncel ifadesini duymuş olsa çok beğenirdi. Yaşadığımız dünya, köklü aidiyet duygusu ile küresel perspektif öğesi arasında kurulması elzem olan dengeye muhtaçtır. Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in, bu konuda çok olumlu bir rol üstlenmeye hazır olduğu düşüncesindeyim”. II EKİM-ARALIK/ 10

Yıldızlar 79


SEMPOZYUM

İSTANBUL: KÜLTÜR BAŞKENTİNDEN KÜRESEL YARATICI ŞEHRE DOĞRU…

John Howkins yaratıcılığın ilk aşamada bireyin içinde bulunduğu özgür ortam ve kendi zihnindeki özgürlük fikriyle başladığını, büyümenin de ancak bireyde gelişen yaratıcılıkla mümkün olabileceğini vurguladı. yazı, Dr. SEZA SİNANLAR USLU / SEMPOZYUM KOORDİNATÖR YARDIMCISI

80 Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

H

Hepimiz için“21. Yüzyılda Yaratıcı Şehirler ve Endüstriler Sempozyumu” dizisindeki kelimeler tek başına bilinse de, sözcüklerin yan yana gelerek oluşturdukları yeni anlamları ve kavramsal içerikleri öğrenmek için bu sempozyum bizlere sunulmuş bulunmaz bir imkandı. Zira karşımıza çıkan bu kavramları dünyada ilk defa ortaya koyan ve son yıllarda bu alanda çalışan 12 yabancı uzman, 18 yerli konuşmacı ilk defa İstanbul’da bir araya geldiler. Şüphesiz bu buluşma konuşmacılar açısından önemli olduğu kadar, dinleyiciler açısından da meseleyi kavramak adına kaçırılmaması gereken bir fırsattı. Peki, kimdi bu konuşmacılar ve neler anlattılar, tartıştılar? Neler konuşuldu, neler tartışıldı? Birinci oturum konunun özünü içermesi nedeniyle Charles Landry, Edna dos Santos Duisenberg ve İsmail Ertürk tarafından gerçekleştirildi. Dos Santos’un vurguladığı başlıklar arasında Türkiye’de Yaratıcı Ekonomilerin nasıl yükseltileceğinin irdelendiği bölüm hayli ilgi çekiciydi. Dos Santos, gelecekteki ekonomilerin teknoloji ve tasarım alanındaki ilerlemelerle güçlenebileceğinin altını çizerken, Unctad’ın bu açıdan bakarak İstanbul’u destekleyebileceğini samimi bir dilde ifade etti. Charles Landry ise 20. Yüzyılın son çeyreğinden itibaren ekonomiye yön veren gelişimlerin internet teknolojisi, bilgi-donanım ve de yaratıcılıkla ilişkilendirildiğini anlattı. Kentleşmenin şehirlerin kendi ruhu, vizyonu ve kapasitesine uygun olarak şekillenmesi gerektiğini söyledi. Landry, yaratıcılığın ticaretle olan ilişkisine dikkat çekerek, sanat ve kültürün de yaratıcılıkla dolayısıyla da yaratıcı ekonomi kavramlarıyla birlikteliklerinin kaçınılmaz olduğu

üzerinde durdu. İsmail Ertürk ise, ekonomik krizler bağlamında meseleye yaklaşarak finansallaşma ve küresel kriz sonrasında yaratıcı ekonomilerin nerelerde geliştiğini örneklerle açıklarken, İstanbul’un bu konu merkezinde ne şekilde konumlanması gerektiğine dair tespitlerini dile getirdi. “İstanbul yaratıcı bir kent mi?” sorusunun da tartışmaya açıldığı bu oturumda “Eğer öyle ise bu yaratıcılığı İstanbul’da nerede, nasıl ve ne tür etkinlikler bağlamında görüyoruz? Şeklindeki sorulara cevap arandı. “Ulusal ve Kentsel Ekonomik Büyüme Modeli Olarak Yaratıcı Endüstriler”in konu edildiği bir diğer oturumda ise bu konunun piri sayılan John Howkins, WIPO’dan Dimiter Gantchev ve İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi H. Uran Tiryakioğlu önemli bir tartışmayı gündeme taşıdılar. Oturumun en ilgi çekici yanı kuşkusuz, meselenin birey ölçeğinde ele alınmasıydı. Özellikle Howkins yaratıcılığın ilk aşamada bireyin içinde bulunduğu özgür ortam ve kendi zihnindeki özgürlük fikriyle başladığını, büyümenin de ancak bireyde gelişen yaratıcılıkla mümkün olabileceğini vurguladı. Bu tespitle beraber akıllara ilk gelen de geleneksel ataerkil aile yapımız içinde çocuklarımızın ne denli kendilerini özgür hissedebildikleri sorusuydu. Nitekim Arhan Kayar sonraki oturumda ilkokuldan itibaren hepimizin hiçbir farklılık göstermeksizin herkes gibi Mersin’e gitmemizin öğütlendiği, sürüden ayrılırsak bizi kurtların kapacağı uyarılarını duyarak yetişmiş bir kuşak olarak konunun aslında bireysel gelişim süreciyle ilgili olduğuna dikkatleri çekerek, üniversitelerin ve gençlerin bu alanda öncü rol üstlenmeleri

EKİM-ARALIK/ 10

Yıldızlar 81


SEMPOZYUM Sempozyumun öne çıkan isimleri

*

* “Yaratıcı Şehir” tanımını ilk defa

1970’li yıllarda Glasgow için kullanan, o zamandan bu zamana birçok kentsel organizasyona danışmanlık eden Charles Landry

* “Yaratıcı Şehir” fikrini “Yaratıcı Endüstri” fikriyle bütünleyerek bu iki kavramdan “Yaratıcı Ekonomi” tanımına ulaşan John Howkins * Yaratıcı Şehir modelini İngiltere

örneklerinden yola çıkarak Amerika’ya taşıyan ve orada kurduğu merkezle kentlerin yaratıcılıklarını ölçmek üzerine endeksler geliştiren Dr. Linda Lees

* Yaratıcılığın ve üretimin olduğu

>> Dimiter Gancthev, fikri mülkiyet,

çoğaltma hakları, isim hakkı ve patent geliştirme gibi konuları ciddiye alan ülkelerin daha yaratıcı olduklarına dair bir tespitte bulundu. gereğini öne sürdü. H. Uran Tiryakioğlu’nun çarpıcı verilerle hazırladığı sunumunda ise dünyanın en büyük 16. ekonomisi olan Türkiye’nin cari açıklarını bir türlü kapatamadığı, birçok ülke için sadece pazar olarak görüldüğüne dair tespitler öne çıkarken, yaratıcı endüstriyel ürün üretimimizin çok geride kaldığı işaret edildi. Yine de karamsarlık değil, akılcı olmaktan yana olduğunu söyleyen Tiryakioğlu, Türkiye’nin teknoloji alanından başlayarak pek çok konuda dezavantajlı olmasına rağmen gün geçtikçe bunları aşmakta olduğunu gördüğünü söyledi.

Fikir varsa yaratıcılık vardır

Fikrin değerli olmadığı yerde, fikri üretimin dolayısıyla da yaratıcı üretimin değer kazanamayacağını ileri süren Dimiter Gancthev ise yaratıcılığın teşvik edilmesine koşut alarak, fikri mülkiyet, çoğaltma hakları, isim hakkı ve patent geliştirme gibi konularda bu işi ciddiye alan ülkelerin daha yaratıcı olduklarına dair bir tespitte bulundu. Son oturumda söz alan Yiğit Şardan da benzer yaklaşımla fikir değerli görüldüğünde ve bir ederi olduğunda ancak yaratıcılığın gelişebileceğine dikkat çekerek doğrudan Gancthev’i desteklemiş oldu. Sempozyumda öne çıkan “Yaratıcılık nasıl ölçülüyor?”, “Yaratıcı Şehirler sıralamasını kimler nasıl ha-

82 Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

her yerde fikri mülkiyet haklarının da olduğuna dikkatleri çeken ve bu konuda kısa adıyla “WIPO olarak bilinen World Intellectual Property Organization’un başında bulunan Dimiter Gancthev

* Birleşmiş Milletlere bağlı UNCTAD,

Ticaret ve Kalkınma Örgütü bünyesindeki Yaratıcı Ekonomi ve Endüstri Program direktörü Edna Dos Santos Duisenberg

* Manchester Üniversitesi Kültür Ekonomisi uzmanı İsmail Ertürk

* Son 10 yılda büyük bir ekonomik

dönüşümle yaratıcı şehir bağlamında çarpıcı bir seyir ortaya koyan Şangay’da bulunan Yaratıcı Endüstriler Merkezi Başkan Yardımcısı Dr. Jin PAN

* Konuyu akademik olarak ele alanlar arasında YTÜ Sanat ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Ruhi Ayangil

* Loughborough Üniversitesi’nden Oli Mould

* Hong Kong Çin Üniversitesi’nden Desmond Hui

* Boston Auburn Birliği’nden Beth Siegel

* Boston Auburn Birliği’nden Beate Becker

* Manchester Sisha’dan Alnoor Mitha * TESEV’den Fikret Toksöz * 2010 Ajansı Danışma Kurulu Başkanı Hüsamettin Kavi

* İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı C. Tanıl Küçük

* İstanbul Sanayi Odası Yönetim

Kurulu Üyesi H. Uran Tiryakioğlu

* Borusan Holding CEO’su Agâh Uğur * Konuyu İstanbul merkezinde

değerlendiren ve kentin özgünlüğünü vurgulayan gazeteci yazar Gündüz Vassaf

* Geliştirilebilecek politikalar açısından meseleye yaklaşan 2010 Ajansı Dış İlişkiler Direktörü Esra Nilgün Mirze

* Ajansın Kent Kültürü Yönetmenliği Direktörü Yeşim Yalman

* Bizzat kendi projeleriyle yaratıcı

şehir uygulamalarına örnek teşkil eden Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Asım Güzelbey

* İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ. Müdürü Nevzat Bayhan

* Küçükçekmece Belediye Başkanı Aziz Yeniay

*

* Küçük üretimlerin nasıl yaratıcı

ekonomiye dönüşebileceğini oldukça başarılı projeleriyle ortaya koyan yüksek mimar, tasarım yöneticisi Aslı Kıyak İngin

* Dream Design Factory’nin kurucusu

ve İstanbul Design Week Koordinatörü Arhan Kayar

* Reklamcılar Derneği Başkanı Yiğit Şardan

zırlıyorlar?” şeklindeki sorular ise dinleyicilerin büyük ilgi ile takip ettikleri diğer tartışma konularıydı. Kuşkusuz bu sempozyumu özel ve de önemli kılan Kültür Başkentinden Küresel Yaratıcı Şehre doğru İstanbul’un nasıl bir değişim gösterebileceğinin tartışılmasıydı. Özellikle de İstanbul’da Uluslararası Yaratıcı Şehirler ve Endüstriler Merkezi’nin kurulması yolunda neler yapılabileceğinin konuşulduğu Yuvarlak Masa’da konuşmacılar ilginç noktalara temas ettiler. Anlaşılan o ki, İstanbul’da yakın bir gelecekte planlandığı gibi bir merkez hayata geçirilecek. Hele de sempozyumun açılışında bizzat bulunan Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Örgütü (UNCTAD) Genel Sekreteri Dr. Supachai Panitchpakdi’nin ileride kurulması hedeflenen merkeze desteklerini dile getirmek üzere İstanbul’a geldiği göz önüne alınır ve de, Devlet Bakanı ve İstanbul 2010 AKB Ajansı Koordinasyon Kurulu Başkanı Hayati Yazıcı’nın da açılış konuşmasına

bakılırsa söz konusu merkezin oluşturulması konusunda tarafların işbirliği içinde olacaklarından emin olabileceğimizi görüyoruz. Diliyoruz ve umuyoruz ki, İstanbul’a dair söylenegelen “doğunun batısı” ya da “imparatorluklar başkenti”, “tarihsel-kültürel değerlerimiz” gibi yıllardır saplandığımız ve artık klişe haline geldiği için yaratıcılığımıza yeni bir görüş sunamayan bu tür tanımlar etrafında düğümlenmiş düşüncelerle değil, İstanbul’un tekilliği ve hiçbir şeye benzemezliği üzerinden, sadece İstanbul’u ortaya çıkaracak, kendimize ve kentimize bu gözle bakabilecek bir merkez kurulabilir. Yaratıcı şehir, yaratıcı ekonomi konularında sözü olan, dünyayla ilişki kuran ve dünyaya buradan fikir sunabilecek bir buluşma, tartışma, çalışma, üretme ortamı sağlanabilir. II (www.yses.yildiz.edu.tr / www.unctad.org / www.istanbul2010.org) EKİM-ARALIK/ 10

> Yaratıcı Fikirler

Yıldızlar 83


YILIN AKADEMİSYENLERİ

BAŞARILI AKADEMİSYENLERE ÖDÜLLERİ VERİLDİ En çok yayın yapan bölüm Sanat Tasarım Fakültesi İletişim Tasarımı Bölümü olurken, 2. sırada Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü, 3. sıradaysa Kimya-Metalurji Fakültesi Biyomühendislik Bölümü yer aldı. haber, BURCU POLAT

Y

Yıldız Teknik Üniversitesi’ni bilim dünyasında başarıyla temsil eden akademisyenlere ödülleri takdim edildi. 100. Yılını kutlayan Yıldız Teknik Üniversitesi, bu yıl yedincisi düzenlenen Akademik Ödül Töreni’yle TÜBİTAK projeleri başta olmak üzere pek çok alanda bilim dünyasına katkı sağlayan öğretim elemanlarına ödül verdi. Rektör Prof. Dr. İsmail Yüksek açılış konuşmasında, Yıldız Teknik Üniversitesini Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen üniversiteleri arasında yer almasını hedeflediklerini söyledi. En çok yayın yapan bölüm Sanat Tasarım Fakültesi İletişim Tasarımı Bölümü olurken, 2. sırada Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü, 3. sıradaysa KimyaMetalurji Fakültesi Biyomühendislik Bölümü yer aldı. İnşaat Mühendisliği Bölümü Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Haluk Çeçen “Avrupa İnşaat Sektöründe Eğitim Ağı Uzaktan Eğitimin Reforme Projesine Adaptasyonu” isimli çalışmasıyla, Doç. Dr. Erkan Meşe “Hibrit Araç Uygulaması için Kuplajsız Çift Sargılı Elektrik Makinesi Tasarımı ve Denetimi” konulu TÜBİTAK projesiyle törenin dikkat çeken isimleri oldu.

TÜBİTAK projelerinin bazıları

*Deniz Aerosollerinden Kaynaklanan Klorürün, İstanProf. Dr. Ferruh Ertürk

bul Atmosferindeki Partikül Madde Oluşumu ve Boyut Dağılımı Üzerine Olan Etkisinin İncelenmesi

84 Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

Doç. Dr. Afife Binnaz Hazar *Biyometrik Hidroksiapatit’Kalojen/Nanotüp Dental Kompozitlerin Üretimi

Katkılı

Dr. Aslan Saral *1. Doç. İstanbul’da Atmosferik Uçucu Organik Bileşik (Voc)

kirliliğinin Kaynaklarının Belirlenmesi: Pilot Ölçekli Çalışma 2. Kentsel Alanlarda Kalıcı Organik Kirleticilerin Atmosferik Konsantrasyonlarının Araştırılması

Ar. Gör. Fatma Noyan *Süpermarketlerde Müşteri Sadakatini Etkileyen Faktörlerin Belirlenmesi

Doç. Dr. Mehmet Hikmet Yükselici *Opto-Elektronik Uygulamalarda Kullanılmak

Üzere Saf ve Katkılı Lityum Niyobat Kristalinin Özelliklerinin Isıl ve Kimyasal İşlemlerle Geliştirilmesi

Doç. Dr. Sevil Dinçer *RaftYrd. Yöntemiyle Potansiyel DNA Taşıyıcısı Olarak PvpB-Peg (Polivinilpiridin-B-Poli (Etilenglikol Metileter Metilakrilat)) Kopolimerlerinin Sentezi ve Karakterizasyonu II

EKİM-ARALIK/ 10

Yıldızlar 85


I Ğ OTA UN Y A M E Ü R H STO RE DİLDİ n E marisinien

i nd n M i r ı l e l an rnek edile m s O rılı ö ul , YTÜ b a a baş larak k ayun ’nde o m si biri ğ-ı Hü rleşke tuğu Ota aşa Ye buluş arak tp natın ân ol rin u v Da le sa r mek likle r. h bi etkin caktı tari rel zi ola İH ATLAS ü t l T ke , FA kü yazı mer

86 Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

EKİM-ARALIK/ 10

Yıldızlar 87


H

RESTORASYON Hünkar Kasrı (Otağ-ı Hümayun), Osmanlı’dan günümüze uzanan 527 yıllık tarihiyle, Yıldız Teknik Üniversitesi’nin 100. Yılında layık olduğu değere kavuştu. YTÜ ve İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ortaklığıyla başlatılan restorasyon çalışmaları tamamlandı. Davutpaşa Yerleşkesi içinde bulunan Otağ-ı Hümayun, YTÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksek, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Yürütme Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç ve Milli Saraylar ve Tarihi Yapılar Meslek Yüksek Okulu Müdürü Prof. Dr. Cengiz Can’ın konuşmalarıyla açıldı. Tarihi yapılara verdiği önemi “Tarihi Mekanlarda Çağdaş Eğitim” olarak Üniversite sloganı haline getirmek istediklerini dile getiren Rektör Prof. Dr. İsmail Yüksek, 2011 yılında kuruluşunun 100. Yılını kutlayacak olan YTÜ’ye katkılarından dolayı İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Yürütme Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç’e teşekkür etti. 1483 yılında Davud Paşa tarafından yaptırıldığı rivayet edilen Hünkâr Kasrı, sonraki yıllarda Osmanlı Ordusunun en önemli yerleşkelerinden biri olarak kullanılmıştır. Kanuni Sultan Süleyman döneminde yeniden yapılan Otağ-ı Hümayun, günümüze kadar ayakta kalmıştır.

böylece ayaksız olarak mekânın üzeri örtülebilmiştir. Halen sağlam ve bakımlı durumdadır. İçteki çiniler ile camlardaki vitraylar tahribe uğramıştır. Çini sadece iki kat arasındaki tonoz örtünün kaburgalarında kalmıştır. Bazı pencerelerin çerçeve ve kenarlarında kalmış vitray parçaları buradaki vitrayların nefaseti hakkında ipuçları vermektedir. 1. katta yer alan büyük mekân ise, zemin kat ile 1. kat duvar kalınlıkların arasındaki farklılıktan dolayı 10.95 x 10.97 ölçülerindedir ve üzeri kubbe ile örtülmüştür. Giriş holünün ve bunun üzerinde yer alan 1. kat holünün diğer yanında kalan odalardan II. Sultan Mahmud dönemine ait bir keşifte “tarafeynde iki yatak odası” olarak söz edilmektedir. Söz konusu bu odalardan zemin kat, güney girişinde yer alanına dışarıdan bir kapı ile ulaşılmaktadır. İç mekânlarla bağlantısı olmayan bu oda nöbet odası olmalıdır. Yapı üzerindeki günümüze ulaşabilmiş olan izlerden yapının geçirmiş olduğu yapım ve onarım evrelerini izlemek mümkündür. Osmanlı Mimarisinin başarılı örneklerinden biri olarak kabul edilen Otağ-ı Hümayun, şehir merkezinden uzakta bulunan Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Yerleşkesi’nde tarihle sanatın buluştuğu bir mekân olarak kültürel etkinliklerin merkezi olacaktır. II

Restorasyon süreci

Yıldız Teknik Üniversitesi tarafından orijinal haline uygun olarak restore edilen yapı, giriş sofası, divanhane, odalar, hizmet ve merdiven mekânlarına ayrılmıştır. Divanhane olarak da tanımlanan zemin kattaki büyük salon 10.48 x 10.51 m.lik ölçülere sahiptir ve üzeri kaburgalı manastır tonozuyla geçilmiş

88 Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

EKİM-ARALIK/ 10

Yıldızlar 89


SOSYAL SORUMLULUK

YILDIZLI ÖĞRENCİLER AFETLERE KARŞI GÜVENLİ YAŞAM EĞİTİMLERİ VERECEK Yıldız Teknik Üniversitesi’nin 100. Yılında Yıldız’lı öğrencilerin verecekleri ‘Güvenli Yaşam Eğitimleri’ ile halkın bilinçlenmesi sağlanacak. haber, YANKI VURAL/ İLKE CEYLAN

Y

Yıldız Teknik Üniversitesi Siyaset ve Uluslararası İlişkiler Kulübü (YTÜ UİK) öğrencilerinin İstanbul’da 300 mahallede vereceği Güvenli Yaşam Eğitimleri başlıyor. Deprem tehlikesiyle karşı karşıya olan İstanbullular, 2009 yılında başlayan eğitimlerle afetlere hazırlanıyor. Bugüne kadar 27 bin İstanbulluya ulaşan projede, 20 bin kişinin daha bilinçlendirilmesi hedefleniyor. İstanbul Proje Koordinasyon Birimi(İPKB) tarafından İstanbul Sismik Riskin Azaltılması ve Acil Durum Hazırlık (İSMEP) Projesi kapsamında gerçekleştirilen Güvenli Yaşam Eğitimleri, Yıldız Teknik Üniversitesi Siyaset ve Uluslararası İlişkiler Kulübü (YTÜ UİK) öğrencilerinin katkılarıyla İstanbul’un 300 mahallesinde daha gerçekleştirilecek. İstanbul’u olası afet durumlarına karşı hazırlayacak eğitim programının gönüllüleri için düzenlenen tanıtım programı, YTÜ C Blok Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Programın açılış konuşmasını yapan Yıldız Teknik Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mesut Güner, nüfusu 15 milyona ulaşan İstanbul’da; sel, deprem gibi afet anlarında devlet olarak halka hizmet götürmenin zorluğundan söz ederek, afet sonrası ilk 72 saat için bireysel önlem almanın önemini vurguladı. Önlem alabilmek için bilgi birikimi ve eğitime ihtiyaç olduğunu belirten Güner, “Yıldız

90 Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

EKİM-ARALIK/ 10

Yıldızlar 91


Y

SOSYAL SORUMLULUK

PROF. DR. İLBER ORTAYLI OSMANLI EKONOMİSİNİ YILDIZ’DA ANLATTI >> Projede YTÜ’den 300 öğrenci ‘Gönüllü Eğitmen’ olarak görev yapacak. Teknik Üniversitesi’nin 100. Yılında Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencilerinin verecekleri Güvenli Yaşam Eğitimleri ile halkın bilinçlenmesi sağlanacak” dedi. Güner, bu önemli sosyal sorumluluk projesinden üniversite olarak memnuniyet duyduklarını dile getirdi.

haber, M.TOLGA DİK/ M.CEM ÖZCAN

Güvenli Yaşam için 300 Öğrenci

Eğitmen adayı öğrenciler projenin ilk tanıtım toplantısının ardından 16 Aralık Yıldız Yerleşkesi’nde ve 23 Aralık Davutpaşa Yerleşkesi’nde Güvenli Yaşam 1 Eğitimi alarak, “Güvenli Yaşam Gönüllüsü” oldular. YTÜ’nün Yıldız ve Davutpaşa Yerleşkelerinde ekim ayında açılan stantlarda eğitmen olmak için kayıt yaptıran yaklaşık 300 öğrenciye Güvenli Yaşam 1 Eğitimi’nin verilmesinin ardından gönüllü eğitmen kadrosu oluşturuldu. YTÜ’lü öğrencilerden oluşan gönüllü eğitmen kadrosu, yerel yöneticiler (mahalle muhtarları) ile iletişim kurarak mahallelerde verecekleri eğitimlerle yaklaşık 20 bin kişiyi afetlere karşı bilinçlendirecek.

27 Bin İstanbulluya Eğitim Verildi

İstanbul Valiliği’nin İstanbul’u başta deprem olmak üzere afetlere karşı dirençli bir kent haline dönüştürmeyi amaçlayan çalışmaları kapsamında verilen Güvenli Yaşam Eğitimleri ile bugüne kadar 27 bin İstanbullu afetlere karşı bilinçlendirildi. Afet ve acil durumlara karşı bireysel ve toplumsal hazırlık çalışmalarını içeren ve 3 seviyeden oluşan Güvenli Yaşam Eğitimlerinde; afetlerle ilgili temel kavramlar, ilk 72 saat için hazırlık ve olası bir deprem anındaki doğru davranış şekilleri ile birlikte kendi yaşam çevremizden başlayarak alacağımız küçük önlemlerin zarar azaltmadaki büyük etkileri anlatılıyor.

92 Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

Dünyanın sayılı tarihçileri arasında gösterilen Prof. Dr. İlber Ortaylı, Yıldız’lı öğrencilere Osmanlı Ekonomisini anlattı.

Güvenli Yaşam Eğitimleri 2 yaşında

İstanbul’da meydana gelebilecek olası depremlerin yaratabileceği zararların azaltılması amacıyla “İstanbul Sismik Riskin Azaltılması ve Acil Durum Hazırlık Projesi” (İSMEP), 2006 yılında İstanbul Valiliği tarafından hayata geçirildi. İstanbul Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü koordinasyonunda, İstanbul Proje Koordinasyon Birimi(İPKB) tarafından yürütülen proje kapsamında, afete hazırlık çalışmalarına halkın aktif olarak katılması amacıyla hazırlanan Güvenli Yaşam Eğitimleri, 2009 yılından beri İstanbul Valiliği öncülüğünde, kurum ve kuruluşların destekleri ile tüm İstanbul halkına ulaştırılıyor. II

ETKİNLİK

Yıldız Teknik Üniversitesi Ekonomi Kulübü tarafından organize edilen Kırk Ambar Sohbetleri’ne konuk olarak katılan Prof. Dr. İlber Ortaylı, geçmişi anlatırken günümüzle ilgili çarpıcı noktalara değindi. Türkiye’nin gelişmekte olan ülkeler arasında olduğunu ifade eden Ortaylı, bu sürecin Atatürk ile başlayıp Menderes ve Özal’la devam ettiğini söyledi. Ayrıca, günümüzde televizyon programlarında boy gösteren yorumcuların kullandıkları Türkçe’den rahatsız olduğunu dile getirdi. Prof. Ortaylı, Yıldız Teknik Üniversitesi’nin 100. Yılını kutladı. Üniversitenin tarihçesiyle ilgili bilgilerin de aktarıldığı söyleşi, dinleyiciler tarafından zevkle takip edildi. II

Prof. Dr. İlber Ortaylı

*

1947 yılında Avusturya’da bir göçmen kampında doğdu. Annesi Rus, babası Macar kökenli olan Ortaylı, ilk ve orta öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1965 yılında Ankara Atatürk Lisesi’nden mezun oldu. 1969 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni ve yine aynı üniversitede Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü’nü bitirdi. Viyana Üniversitesi’nde Slavistik ve Orientalistik Bölümü’nde eğitim gördü. Master çalışmasını Chicago Üniversitesi’nde Prof. Halil İnalcık ile yaptı. 1978’de “Tanzimat Sonrası Mahalli İdareler” adlı teziyle Doktor, 1979’da “Osmanlı İmparatorluğu’nda Alman Nüfuzu” adlı çalışmasıyla da Doçent oldu. 1989’da Profesör oldu.1989 ile 2002 yılları arasında Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde İdare Tarihi Bilim Dalı Başkanı olarak görev yaptı. 2001 yılında “Osmanlı Toplumunda Aile” adlı eseri Aydın Doğan Vakfı Ödülü’ne layık görüldü. 2002 yılında Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde daha sonra da Bilkent Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev yaptı. Uluslararası Osmanlı Etüdleri Komitesi Başkan Yardımcısı ve Avrupa İranoloji Cemiyeti üyesi olan Ortaylı, halen Topkapı Sarayı’nın Müdürlüğünü yapmaktadır.

EKİM-ARALIK/ 10

Yıldızlar 93


RESTORASYON

TARİHİ ÇEŞMELERİN RESTORASYONU BÜYÜK ÖLÇÜDE TAMAMLANDI Proje, Rektör Prof. Dr. İsmail Yüksek tarafından kabul edilerek maddi ve manevi her türlü olanak sağlandı. yazı, ÖĞR. GÖR. DRAHŞAN UĞURYOL

O

Osmanlı dönemine ait 18 Hamidiye Çeşmesi, Milli Saraylar ve Tarihi Yapılar Meslek Yüksek Okulu öğrencilerinin çalışmalarıyla restore ediliyor. Yıldız Sarayı’nın bir bölümünde konuşlanan Yıldız Teknik Üniversitesi Beşiktaş Yerleşkesi içinde saraya ait birçok tarihi eserle beraber, üniversite bahçesinde 18 adet Osmanlı çeşmesi bulunmaktadır. 19 yy. 20 yy. başlarına tarihlenen aynataşı, kurna ve ayak olmak üzere üç parçadan veya iki parçadan oluşan çeşmelerin bir kısmı, iç mekân çeşmesi olarak adlandırılmaktadır. Bu çeşmelerin özelliklerine sahip yapı ve benzerlerine, okul içerisinde ve saraya ait yapılarda rastlanmıştır. İDMMA (1969-1982) dönemi okul içerisindeki tarihi binalarda yapılan tadilat çalışmaları sırasında veya yanan köşklerden çıkarılan bu çeşmeler, bir dönem açık alanda muhafaza edilmiş daha sonra güvenlik problemleri nedeniyle tuğla ve çimentodan yapılan taşıyıcı duvarlar inşa edilerek bahçenin çeşitli yerlerine sabitlenmiştir. 1937 tarihli İDMMA ‘sine ait vaziyet planından ve YTÜ arşivlerinde ulaşılan belgelerden çeşmelerin yerlerinde ve taşıyıcı duvarlarında sonradan değişiklikler yapıldığı ve bazı çeşme parçalarının da değiştirildiği anlaşılmaktadır. Ele geçen bulgulara göre bazı bahçe çeşmelerinin ise saray dönemindeki orijinal konumlarında olduğu düşünülmektedir. Çeşmelerin bir kısmı II. Abdülhamit tarafından 1902 yılında Boğaz’ın batı tarafındaki bölgelerine ve Yıldız Sarayı’na kaliteli içme suyu sağlamak amacıyla

>> Yıldız Teknik Üniversitesi Beşiktaş Yerleşkesi içinde saraya ait birçok tarihi eserle beraber, 18 adet Osmanlı çeşmesi bulunuyor. yapılmış olan Hamidiye suları hattına, bir kısmı da saraya su sağlayan diğer bir hat olan Taksim suyuna bağlanmıştır. Taksim suyunun kirlenmesi nedeniyle de bu hattın yerini Terkos suyu almıştır. 1993 yılında okula gelen Hamidiye su hattının patlaması üzerine İSKİ bu hattı iptal etmiş, bu tarihten sonra Hamidiye su hatlı çeşmelerde su akmamış veya bu çeşmeler Terkos su hattına bağlanmıştır. Tek musluklu veya bataryalı çeşmelerin yıllar içerisinde orijinal muslukları kaybolmuş yerleri ya boş kalmış ya da günümüz muslukları takılarak kullanılmıştır. 2009 yılında YTÜ Milli Saraylar ve Tarihi Yapılar Meslek Yüksek Okulu, “Yıldız Teknik Üniversitesi’nin 100. Yılı İçin 100 Proje” konulu toplantıda, söz konusu çeşmelerin koruma ve onarım projesini hazırlayıp uygulamayı teklif etmiş, proje Rektör Prof. Dr. İsmail Yüksek tarafından kabul edilerek maddi ve manevi her türlü olanak sağlanmıştır.

94 Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

2009–2010 güz öğretim yarıyılı boyunca, Milli Saraylar ve Tarihi Yapılar MYO öğrencileri ilgili dersler kapsamında çeşmelerin projelerini hazırlamış, bahar döneminde uygulamalara başlanmıştır. Günümüze dek 12 çeşmenin koruma ve onarım uygulamaları büyük ölçüde tamamlanmıştır. Geriye kalan çeşmelerin işlemleriyse, Milli Saraylar ve Tarihi Yapılar MYO tarafından sürdürülmektedir. II EKİM-ARALIK/ 10

Yıldızlar 95


GEZİ

YAKIN ÜLKE Tarih kokan yakın ülke Suriye’de geçirdiğimiz günler bizleri oldukça etkiledi. Okulun tatil olduğu günlerde böyle güzel yerler görmek, samimi ve sıcak insanlarla nargile ve çay içerken hoşsohbet etmek çok güzel bir duyguydu. yazı, İLKER GÜRSOY, YİĞİT KAN

96 Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

G

Gözlerden uzak bir yerde kendi yağı ile kavrulan kapalı bir kutu yakın ülke Suriye. Yanı başımızdaki Arap dünyasının sessiz bir ülkesi olan bu kapalı kutunun dili, kültürü ve yaşama şekli ziyaretçilerini birkaç gün içinde etkisi altına almayı başarıyor. Okulun tatile girdiği günlerde yeni yerler görmek, farklı kültürlerle karşılaşmak için komşu ülke Suriye’ye gitmeye karar verdik. Suriye gezimiz Halep şehrinde başladı. Yola çıkarken yanımıza aldığımız harita dışında bize yol gösterecek kimse yoktu. Seyahatimizin başında karşılaştığımız en büyük sorun Arapça bilmemek oldu. Neyse ki İngilizce bilen bir Suriyeliyle başlayan arkadaşlığımız dil konusundaki sıkıntılarımızı giderdi. Taş mimarisinin başarılı örneklerini barındıran Halep eski ve yeni şehir olarak ikiye ayrılmış. Eski şehirde bulunan, toplam boyutu 12 kilometre olan kapalı çarşıyı gezerken oldukça yorulduk. Kapalı çarşı; iç içe hanlar ve kervansaraydan imalathanelere dönüştürülmüş dükkânlardan oluşuyor. Çarşıdan dar sokaklara yöneldiğimizde üzerimizdeki yorgunluğu alan bir sessizlikle karşılaştık. Memluk döneminden kalma şifahaneye yöneldik. Çeşitli hastalıkların su ve müzik sesiyle tedavi edildiği tıp merkezi, ortadaki su sebilinin çevresine dizili ufak odalardan oluşuyor. Güneş ışığının girmediği nemli bir havaya sahip şifahaneden sonra m.ö. 3000’li yıllarda inşa edildiği söylenen Halep Kalesi’ni görmeye gittik. Önce Hititliler tarafından tapınak olarak

EKİM-ARALIK/ 10

Yıldızlar 97


GEZİ bet etmek isterler. Aramice, dilin doğduğu yer olarak kabul edilen bölgede, Maula isimli ufak bir kasabada konuşulmaya devam ediyor.

Şam’dan Eve Dönüş

Palmyra şehrindeki gezimizi tamamladıktan sonra Şam’a doğru yola çıktık. Arap dünyasının en eski ve kalabalık şehirlerinden birisi olan Şam, tarih boyunca büyük devletlerin önem verdiği bir yer olmuştur. 3500 yıllık tarihiyle ticaret yollarının kesiştiği nokta olarak tanımlanır. Barada nehrinin oluşturduğu vahada yer alan şehir, denizden 690 metre yüksekliktedir. Kentin tarihi yapılarında kullanılan yıldız sembolü dikkatimizi çekti. Yıldız Teknik Üniversitesi’nde okuyor olmamız farkındalığımızı artırmış olabilir. Yıldız sembolü, geçmişte doğunun yıldızı olarak anılan Şam kentinin simgesiymiş. Kapalı çarşıda gezerken Türkiye’den ve dünyadan gelen pek çok turistle karşılaştık. İki ülke arasında vizelerin kalkmış olması Türkiye’den gelen turist sayısını oldukça artırmış. Pek çok dine sahip insanın yaşadığı şehirde tarihi mekânların güzelliği insanı eski zamanlara götürüyor. Kapalı çarşıda alışveriş yaparken Türk olduğunuzu söylediğinizde esnaf size özel ilgi gösteriyor. Yemekler konusunda pek istediğimizi bulamamış olmamıza rağmen bol fıstıklı tatlılar bizleri tatmin etmeye yetti. Tarih kokan yakın ülke Suriye’de geçirdiğimiz günler bizleri oldukça etkiledi. Okulun tatil olduğu günlerde böyle güzel yerler görmek, samimi ve sıcak insanlarla nargile ve çay içerken hoşsohbet etmek çok güzel bir duyguydu. II kullanılan kale, sonraları Yunanlılar tarafından aynı amaçla kullanılmaya devam etmiş. Şehirden 50 metre yüksekteki doğal bir tepeye kurulmuş olan kale Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı gibi pek çok büyük devlet tarafından kullanılmış. Çevresi 20 metre derinliğindeki hendeklerle güçlendirilmiş kale Antep Kalesi’ne benzerliğiyle dikkat çekiyor. Büyük marketlerden ya da alışveriş merkezlerinden söz edilemez Suriye’deki şehirler için. Kent insanları diğer büyük şehirlerdeki gibi birbirlerinden henüz kopuk konumda değiller. Merkezdeki bazı mahalleler ile merkezden uzakta kalmış mahallelerin birbirinden ayrışması, ülkenin gelişmeye başlayan ekonomisinin etkisi olarak görülebilir.

Palmyra’da nargile keyfi

Halep’ten Roma kalıntılarını görmek üzere Palmyra şehrine doğru yola çıktık. Akşam saatlerinde vardığımız Palmyra’da nargile içilen kahvehanelerde çay içip bölge halkıyla sohbet ettik. İlginç olan nargile keyfinde tütünün yanına ilaveten anason konması. Suriyelilerin her akşam içtiği nargile, buraların vazgeçilmez eğlencesi. Gezimiz boyunca bizim için de

98 Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

eğlence oldu. Tadmur Çölü’nde, 2000 yıl önce dünyanın en güzel ve en görkemli şehirlerinden biri yükseldi. Kimsenin değildi bu şehir, hiçbir kralı ya da kraliçesi yoktu. İpek yolunun çöl kavşağında serap gibi doğdu denir, çölün gelini olarak betimlenen Palmyra için. Palmyra’yı en çok kıskandıran diğer çöl şehirleri güneyde Ürdün sınırında bulunan Basra şehri olabilir ya da daha güneydeki Petra. Romalılardan kalma antik şehri, akşam saatlerinde özellikle güneş batmadan evvel seyretmek boğazda gün batımını izlemek kadar keyif verici. Antik şehirde pek çok müze ve Palmyra şehrini kuşbakışı gören Fahreddin isimli bir Arap tarafından 16. Yüzyılda yapıldığı söylenen Maan Kalesi görülmeye değer bir yapı. Tapınakları, tiyatroları, mezarları ve kalesiyle çok büyük bir alana hükmeden Palmyra antik kentinin az ilerisinde geniş bir alana yayılmış hurma bahçeleri bulunuyor. Buradan geçerken Suriyelilerin misafirperverliğiyle karşılaşırsınız. Sizi evine davet edip hurma ve çay ikram eden Suriyelilerin Anadolu insanından pek bir farkı yoktur. Yarım yamalak konuştukları İngilizce ve Türkçeyle sizinle sohEKİM-ARALIK/ 10

Yıldızlar 99


YTÜ İLETİŞİM BİLGİLERİ REKTÖRLÜK

34210 Esenler, İstanbul

34349 Yıldız-İstanbul

Faks: 0212 383 41 06

Faks: 0212 227 69 90

Web: www.fed.yildiz.edu.tr

Merkez Kampus - Barbaros Bulvarı

Tel: 0212 383 41 04

Tel: 0212 383 20 53

E-posta: www.fed.yildiz.edu.tr

E-posta: ozelkalem@yildiz.edu.tr Web: www.yildiz.edu.tr

GENEL SEKRETERLİK

Merkez Kampus - Barbaros Bulvarı 34349 Yıldız-İstanbul Tel: 0212 383 20 62

Faks: 0212 261 43 60

E-posta: gsek@yildiz.edu.tr

Web: www.gsek.yildiz.edu.tr

HALKLA İLİŞKİLER KOORDİNATÖRLÜĞÜ

Merkez Kampus - Barbaros Bulvarı 34349 Yıldız-Istanbul Tel: 0212 260 08 00

Faks: 0212 327 37 69

E-posta: hik@yildiz.edu.tr

Web: www.bythi.yildiz.edu.tr

YILDIZ SÜREKLİ EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ (YILDIZ-SEM)

Merkez Kampus - Barbaros Bulvarı 34349 Yıldız-İstanbul Tel: 0212 383 31 45

Faks: 0212 383 31 49

E-posta: sem@yildiz.edu.tr

Web: www.sem.yildiz.edu.tr

FAKÜLTELER

EĞİTİM FAKÜLTESİ

GEMİ İNŞAATI VE DENİZCİLİK FAKÜLTESİ

Merkez Kampus - Barbaros Bulvarı 34349 Yıldız-İstanbul Tel: 0212 383 29 80

Faks: 0212 383 29 89 - 236 41 65 E-posta: gidf@yildiz.edu.tr

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

Tel: 0212 383 25 17

383 20 00 / 2515-2516

E-posta: iibfkl@yildiz.edu.tr Web: www.iib.yildiz.edu.tr

İNŞAAT FAKÜLTESİ

Merkez Kampus - Barbaros Bulvarı 34349 Yıldız-İstanbul Tel: 0212 383 51 00

Faks: 0212 383 51 02

E-posta: ins@yildiz.edu.tr

Web: www.ins.yildiz.edu.tr

KİMYA-METALÜRJİ FAKÜLTESİ

Davutpaşa Kampüsü - Davutpaşa Cad. 34210 Esenler, İstanbul

Tel: 0212 383 4551 / 4552

Web: www.kim.yildiz.edu.tr

E-posta: kimfkl@yildiz.edu.tr

Faks: 0212 383 48 08

MAKİNE FAKÜLTESİ

Web: www.egf.yildiz.edu.tr

34349 Yıldız-İstanbul

ELEKTRİK ELEKTRONİK FAKÜLTESİ

Faks: 0212 261 66 59

Merkez Kampus - Barbaros Bulvarı Tel: 0212 383 27 65-66 E-posta: makfak@yildiz.edu.tr

Merkez Kampus - Barbaros Bulvarı

Web: www.mak.yildiz.edu.tr

Tel: 0212 261 19 98 - 383 23 85

MİMARLIK FAKÜLTESİ

E-posta: elk-fkl@yildiz.edu.tr

34349 Yıldız-İstanbul

34349 Yıldız-İstanbul Faks: 0212 259 49 67

Merkez Kampus - Barbaros Bulvarı

Web: www.elk.yildiz.edu.tr

Tel: 0212 383 25 87

FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ

E-posta: mmrdekan@yildiz.edu.tr

Davutpaşa Kampusu - Davutpaşa Cad.

100 Yıldızlar EKİM-ARALIK / 10

FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

Faks: 0212 259 42 02 -

Merkez Kampus - Barbaros Bulvarı

34210 Esenler, Istanbul

E-posta: egf@yildiz.edu.tr

ENSTİTÜLER

34349 Yıldız-İstanbul

İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ

Faks: 0212 383 4557

Tel: 0212 383 48 03

Sanat ve Tasarım Fakültesi Davutpaşa Kampus Davutpaşa Cad. 34210 Esenler- -İstanbul Tel: 0212 383 50 01 - 383 50 05 Faks: 0212 383 50 08 E-posta: sts@yildiz.edu.tr Web: www.sts.yildiz.edu.tr

Merkez Kampus - Barbaros Bulvarı Çukursaray Binası 34349 Yıldız-İstanbul Tel: 0212 383 31 08 Faks: 0212 227 44 70 E-posta: fbe-mdr@yildiz.edu.tr Web: www.fbe.yildiz.edu.tr

Web: www.gidf.yildiz.edu.tr

Davutpaşa Kampusu Davutpaşa Cad.

SANAT VE TASARIM FAKÜLTESİ

Faks: 0212 261 05 49

Web: www.mmr.yildiz.edu.tr

Merkez Kampus - Barbaros Bulvarı Çukursaray Binası 34349 Yıldız-İstanbul Tel: 0212 383 31 15-17 Faks: 0212 227 44 71 E-posta: sbemdr@yildiz.edu.tr Web: www.sbe.yildiz.edu.tr

YÜKSEKOKULLAR

MESLEK YÜKSEKOKULU

Büyükdere Cad. Maslak - İstanbul Tel: 0212 285 05 30 (4 Hat) Faks: 0212 276 68 88 E-posta: myo@yildiz.edu.tr Web: www.myo.yildiz.edu.tr

MİLLİ SARAYLAR VE TARİHİ YAPILAR MESLEK YÜKSEKOKULU

Merkez Kampus - Barbaros Bulvarı 34349 Yıldız-İstanbul Tel: 0212 383 20 84 Faks: 0212 327 37 82 E-posta: mst-mdr@yildiz.edu.tr Web: www.mst.yildiz.edu.tr

YABANCI DİLLER YÜKSEK OKULU

Davutpaşa Kampusu Davutpaşa Cad. 34210 Esenler, İstanbul Tel: 0212 383 49 04 Faks: 0212 383 49 03 E-posta: ybdmdr@yildiz.edu.tr Web: www.ybd.yildiz.edu.tr


Yildizlar - Sayi 8