Issuu on Google+

TURUNCU

Türk Tıp Öğrencileri Uluslararası Komitesi (TurkMSIC) Halk Sağlığı Alt Komitesi (SCOPH) Dergisi Yıl:1 • Sayı : 1 • Nisan 2010

Sahibi Türk Tıp Öğrencileri Uluslararası Komitesi (TurkMSIC)

Yılda Bir Yayınlanır.

editörden Değerli Okuyucu, 1952’den bu yana Türkiye’deki tıp fakültesi öğrencilerini temsil eden sayılı kuruluşlardan biri olmanın mutluluğunu yaşarken, bu mutluluğu sizlerle paylaşmak istedik. Yayın kurulu olarak “daha iyiyi, daha güzeli yapmayı” kendimize amaç edinerek, Türk Tıp Öğrencileri Uluslararası Komitesi (TurkMSIC)’nin bir alt çalışma komitesi olan Halk Sağlığı Alt Çalışma Komitesi (SCOPH) olarak çıkarttığımız dergimizin ilk sayısıyla karşınızda olmanın mutluluğunu yaşamaktayız.

Genel Yayın Yönetmeni ve Editör Yunus Emre DOĞAN Yayın Ekibi Arda ERDUT Büşra TOK Hülya ŞAHİN Elvan ÇİFTÇİ Raziye PARLAK Redaksiyon Setenay Dilara YAZIR Arda ERDUT Kapak Tasarım Ahmet HAKAN Baskı Afşar Matbaacılık İvedik Organize Sanayi Ağaçişleri 21. cad 599. sokak İvedik Yenimahalle/ ANKARA Tel: 0312. 230 42 76

Baskı Tarihi 02.04.2010

Halk Sağlığı Alt Komitesi olarak amacımız, derginin bu ilk sayısında sizlere TurkMSIC’ı tanıtmak, TurkMSIC üyesi fakültelerde yaptığımız çalışmaları sizlerle paylaşmak ve benzer etkinlikler için sizleri yüreklendirmekti. TurkMSIC’a üye 30 fakülteden 15’inin çalışmalarına; TurkMSIC Halk Sağlığı Çalışma Kolu’nun yıl içinde yapacağı aktivitelerin planlarını üstlenen, aktivitelerimizdeki gönüllülerimize önderlik eden aktivite koordinatörlerimize yer verdik. Halk sağlığı adına çalışma yapmak isteyenler için rehber niteliği taşıyacak bilgileri sizlerle paylaştık. Röportaj bölümünde ise kendi deyimi ile “bir ayağıyla Osmanlı’da olması ile beraber, cumhuriyet döneminde eğitim almış, Türkiye Cumhuriyeti’nin en eski hekimlerinden” Yard. Doç. Dr Ratip KAZANCIGİL’i sizlerle buluşturduk. Ayrıca TurkMSIC temel taşlarından olan projelerimize yer verdik. 2008/2009 Proje Destek Birimi Koordinatörü Halit AYTAR, sizlerin de proje hazırlama üzerine fikir sahibi olabilmeniz için bir yazısını paylaştı. SCOPH’un dergisi “Turuncu” ile yılda 1 defa sizlerle olacağız. TurkMSIC ve Türkiye’deki halk sağlığı adına yapılan çalışmalarla, projelerimizle sizleri buluşturacağız. Derginin hazırlık aşamasında çok büyük emekler harcayan yayın kurulumuza, bizlere destek olan başta SCOPH direktörümüz Büşra TOK olmak üzere TurkMSIC yöneticilerine, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı’na, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi Editörü Şerife SERİM’e teşekkür ediyorum. “Tıp fakültesi öğrencisinden daha fazlası” sloganıyla yola çıkan TurkMSIC gönüllüleri olarak büyük emek harcadığımız dergimiz, sizlerde yeni ufuklar açacağından şüphem yoktur. En iyisi biran önce çevirin sayfaları… Saygılarımla


Elvan ÇİFTÇİ

Yunus Emre DOĞAN

Arda ERDUT

Hülya ŞAHİN

Raziye PARLAK

Büşra TOK

Şu anda elinizde tutmakta olduğunuz derginin temelleri, 58. TurkMSIC İstanbul Genel Kurulu’nda ortaya atılan bir fikirle başladı. Sesimizi daha uzaklara duyurmak, verilen emeklerin karşılığının alındığını göstermek, halk sağlığını geliştirmek, daha sağlıklı nesiller yaratmak amacıyla gönüllü olarak baş koyduğumuz bu yola daha çok ilgi çekerek hem manevi olarak güçlenmek hem de sayımızı arttırarak daha büyük işler başarmak, mesleğimize ve kendimize daha çok şey katmak için iyi bir fırsat olduğunu düşündük. Bu nedenle, dergi çıkarmak için kısa sayılabilecek bir sürede, yoğun, titiz, planlı ve özverili çalıştık. Uzun “MSN” toplantıların, zorlu geçen tartışmaların ardından ortaya çıkan ürün, bizi memnun edecek nitelikte oldu. Fedakarlıklarımızın karşılığını bulduğunu görmek bizi daha da iyi işlere imza atmak için yüreklendirecektir. Biz hazırlama aşamasında her ne kadar zorlansak da çok keyif aldık. Daha ilk sayısı olmasından kaynaklanan hatalarımızdan dolayı affınıza sığınır, bizim dergiyi hazırlarken aldığımız keyfi sizin de okurken almanızı dileriz. İkinci sayıda görüşmek üzere… Yayın Ekibi Adına Arda ERDUT

KISALTMALAR SCOPH (Standing Committee on Public Health): Halk Sağlığı Alt Çalışma Komitesi NPO (National Officer on Public Health): Ulusal Halk Sağlığı Direktörü LPO (Local Officer on Public Health): Yerel Halk Sağlığı Direktörü SCOME (Standing Committee on Medical Education): Tıp Eğitimi Alt Çalışma Komitesi SCOPE (Standing Committee on Professional Exchange): Staj Değişimi Alt Çalışma Komitesi SCORA (Standing Committee on Reproductive Health including AIDS): Üreme Sağlığı ve HIV/AIDS Alt Çalışma Komitesi SCORE (Standing Committee on Research Exchange): Araştırma Değişimi Alt Çalışma Komitesi SCORP (Standing Committee On Human Rights And Peace): İnsan Hakları ve Barış Alt Çalışma Komitesi IFMSA (International Federation of Medical Students’ Associations): Uluslararası Tıp Öğrencileri Birlikleri Federasyonu EMSA (European Medical Students’ Association): Avrupa Tıp Öğrencileri Birliği YK : Yerel Kurul


Turuncu’nun İlk Okurları’na… / Büşra Tok................... 5 Sevgili TurkMSIC Ailesi / Ezgi Öztop........................... 6 Sevgili TURKMSIC / Knakita Clayton-Johnson.................. 7

İÇİNDEKİLER

TurkMSIC NEDİR?................................................. 8 Cumhuriyetin ilk hekimlerinden; Yrd. Doç. Dr. Ratip Kazancıgil ..............................12 Akdeniz Yerel Kurulu / Metin YEŞİLTEPE......................16 Ankara Yerel Kurulu / Meltem Merve KILIÇ...................18 Başkent Yerel Kurulu / Oğuz KIZILKAYA.......................19 Celal Bayar Yerel Kurulu / Ceren GÖKÇE....................20 Cerrahpaşa Yerel Kurulu / Şebnem MEMİŞ - Aylin ŞAFAK....22 Dokuz Eylül Yerel Kurulu / İpek UZALDI......................24 Erciyes Yerel Kurulu / Yunus Emre DOĞAN...................26 Eskişehir Yerel Kurulu / Eset PARACIOĞLU...................28 İstanbul Yerel Kurulu / Onur ÜSTÜN..........................29 Hacettepe Yerel Kurulu / Merve ÖZCAN......................30 Kocaeli Yerel Kurulu / Gökçe SAMANCIOĞLU.................35 Marmara Yerel Kurulu / Hüseyin ACAR.......................32 Selçuk Yerel Kurulu / Zehra YAVUZ............................34 Trakya Yerel Kurulu / Bahar AKTAŞ...........................36 Yeditepe Yerel Kurulu / Sena SAYGILI ........................38 14 Kasım Diyabet Günü /Metin YEŞİLTEPE.................... 40 KOAH Günü / Sedat ÇARKIT. .................................... 40 3 - 9 Kasım Organ Bağışı Haftası / Oğuz KIZILKAYA........ 41 4 Şubat Dünya Kanser Günü / Raziye PARLAK............... 41 8 Mart Dünya Kadınları Günü / Merve ÖZCAN................ 42 24 Mart Dünya Tüberküloz Günü / Bahar AKTAŞ........... 42 Sıtma / Metin YEŞİLTEPE. ........................................ 43 31 Mayıs Dünya Sigarayı Bırakma Günü

Merva ÖZCAN. ..................................................... 43

Hipertansiyon / Arda ERDUT................................... 44 Obezite / Merve ÖZCAN ......................................... 44 Sağlık Hakları Akran Eğitimi Zinciri Projesi

Gülben BOZKAYA................................................... 46

Sigarasız Yaşam Projesi / Metin YEŞİLTEPE.................. 45 Organlarımı Bağışla Projemiz / Oğuz KIZILKAYA............ 47 Kişisel Meme Muayenesi Eğitimi Projesi / Elif KELEŞ. ... 49 İlk Yardım Projesi / Hülya ŞAHİN.............................. 48 Beni Baştan Yarat / Halit AYTAR .............................. 50 Tıp Dünyasından Haberler / Raziye PARLAK................... 52 Takvim............................................................. 58 Fotoğraf........................................................... 63


Büşra TOK TurkMSIC Ulusal Halk Sağlığı Direktörü

Turuncu’nun İlk Okurları’na… En büyük hayalimdi ‘o beyaz önlüğü’ üzerimde taşımak. Hayalimdi; beni iyileştiren doktor amcalar, doktor teyzeler gibi olmak. Tıp fakültesine adımımı attığımda sanmıştım ki yapabileceklerim ders çalışmakla sınırlıydı. Ama bunun yetmediğini, ‘bir tıp öğrencisinden fazlası’ olmam gerektiğini anlamam çok uzun sürmedi. Şimdiden hekimlik adına, halkım adına bir şeyler yapabilmeli; en iyiye ulaşmanın yolunu bulmalıydım. Elbette yalnız değildim. Benim gibi düşünenlerle, içimdeki coşkuyu hissedenlerle buluşmam, TurkMSIC’le tanışmam, daha ilk yılımda olmuştu. Altı alt komitesi arasındansa bana en sıcak geleni, içimi en çok ısıtanı, SCOPH’u, yani halk sağlığını seçmiştim. Ancak, o zaman hayatımı bu kadar dolduracağını, artık onsuz yapamayacağımı, Türk Tıp Öğrencileri’ni en iyi şekilde temsil etmenin en büyük gayem olacağını bilmiyordum. Bizler ne ilkiz, ne de son. 1952 yılında başlayan bu maceranın kısa bir döneminin, küçücük kahramanlarından bir kısmıyız sadece. Ama siz böyle dediğime bakmayın, hiç de küçümsenecek işler yapmadık. Aslında bu büyük işler yıllardır yapılıyordu da, biz bu yıl biraz daha geliştirdik, yenilerini ekledik. Bir de bu zamana kadar kimse paylaşmamış, biz size anlatalım dedik. Peki, neler mi yaptık? Halk sağlığı için ne kadar önemli gün varsa etkinlikler düzenledik, Türkiye’nin dört bir yanında yediden yetmişe herkese ulaştık. Bu yetmedi bir de hayaller kurduk, bu hayallerden projeler oluşturup bazen halk sağlığı taramaları yaptık, bazen seminerler düzenledik, bazen eğitimler verdik. Tüm bunları yaparken tek şey istedik: Halk sağlığının gelişimine katkıda bulunarak, daha sağlıklı bireyler ve daha sağlıklı bir topluma kavuşmak. Dergimizde, bu yıl SCOPH’ta çalışan yerel kurullarımızın etkinliklerini, ulusal ve yerel aktivitelerimizi, projelerimizi; kısacası yaptığımız her şeyin birer küçük öyküsünü bulacaksınız. Bazılarınıza bu öyküler tanıdık gelecek, şehrin ortasında ya da bir alışveriş merkezinde açtığımız stantlar canlanacak gözlerinizin önünde. Bazılarınız bu öykülerde yer almak isteyecek belki de, davet gereği duymadan katılacaklar sıcacık ailemize. Büyüklerimiz görecekler neler başardığımızı, bir öğrenci grubunun nasıl engel tanımadığını ve bize yardım edecekler belki önümüzdeki dönemlerde. Peki, o zaman sizce değmez mi bu dergiyi satır satır okuyup yaptıklarımıza şahitlik etmeye? Başta Ulusal Dergi Koordinatörümüz Yunus Emre DOĞAN olmak üzere, Arda ERDUT, Elvan ÇİFTÇİ, Hülya ŞAHİN ve Raziye PARLAK’a; dergimizin tasarımını yapan Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı’na; dergi kapağımızı oluşturan Ahmet HAKAN’a; yazılarıyla dergimizi zenginleştiren değerli yönetici ve hocalarımıza; dergimizin basımını sağlayan, bizi size ulaştıran sponsorumuza; düzenlediğimiz aktiviteler ve etkinliklerde bizden yardımlarını esirgemeyen dekanlıklarımıza, rektörlüklerimize, tüm derneklere, vakıflara ve İl Sağlık Müdürlükleri’ne; dergimizdeki öykülerin eşi bulunmaz kahramanları, SCOPH’un değerli gönüllülerine; dergimizi okuyup, maceramıza şahitlik eden sizlere; emekleriniz, destekleriniz ve katkılarınız için teşekkür ederim. Son olarak da beni Türk Tıp Öğrencileri Uluslararası Komitesi’nin Ulusal Halk Sağlığı Direktörü olmaya layık gören, ülkemi ve SCOPH’u en iyi şekilde temsil edeceğime inanan, deneyimlerime güvenen ve halk sağlığına bağlılığımı gören tüm TurkMSIC Gönüllüleri’ne sonsuz teşekkürler. SCOPH aşktır, SCOPH bulunabileceğiniz en sıcak ailedir, SCOPH turuncunun canlılığı ve içtenliğidir. Nice etkinliklerde, nice hayallerde, nice güzel haberlerde ve bir sonraki sayıda buluşmak dileğiyle… İyi okumalar…

5


Ezgi Öztop TurkMSIC Ulusal Başkanı

Sevgili TurkMSIC Ailesi, Sevgili SCOPH gönüllüleri, Hepinize bir kez daha merhaba. Bundan elli sekiz yıl önce bir hayale uyandık: Bir tıp öğrencisinden daha fazlasını yaratabilmek, geleceğin girişimci, zeki, öngörülü ve duyarlı hekimlerinin yaşamlarının en yaratıcı dönemleri olan tıp fakültesinde bilgi, görgü, beceri ve tutumlarına katkıda bulunabilmek. Hepimiz zor olanı seçtik: Hayatını insan hayatına adamış bir meslek sahibi olmak. Zorlu bir eğitim sürecinden geçtik ve halen geçmekteyiz. Türk Tıp Öğrencileri Uluslararası Komitesi olarak biz altı dalda (Tıp eğitimi, halk sağlığı, insan hakları ve barış, üreme sağlığı HIV/AIDS, staj ve proje değişimi) altı yıla renk katmak istiyoruz. Gayemiz: Ulusal ve uluslararası öğrenci platformlarında sesimizi duyurabilmek. İşte bunun için bugün IFMSA çatısı altında dünyanın dört bir yanından bir milyona aşkın tıp fakültesi öğrencisi içerisinde ülkemizi ve sizleri gururla temsil ediyoruz. TurkMSIC SCOPH köklü geçmişiyle, gerçekleştirdiği projelerle bizlere mezuniyet öncesinde kendimizi yoğurabileceğimiz bir platform sağlamıştır. Tıp fakültesi öğrencilerine üretmenin hazzını, başarının coşkusunu yaşatmıştır. TurkMSIC’ın üreten yüzü ve en renkli ekiplerinden biri olmuştur. Bu özellikleriyle de Türk Tıp Öğrencileri Uluslararası Komitesi’nin kişisel gelişim, ufuk açma, yaratıcılık, öncülük, ekip çalışması, liderlik ve eğlence öz değerlerine sahip çıkmaktadır. TurkMSIC SCOPH Türkiye’deki tıp fakültesi öğrencilerinin ülkemizde ve dünyada yaşanan sağlık sorunlarına sessiz kalamayacağını göstermiş, tıp fakültesi öğrencilerinin eşsiz bir ahenkle tüberküloz, diabet, kadın sağlığı,tütün kontrolü, KOAH, bulaşıcı hastalıklar, organ bağışı vb. konularda başarılı çalışmalar yürütebileceğini, meslek doyumunu yaşamak için beklemelerine gerek olmadığını kanıtlamıştır. Bu dergi ise TurkMSIC SCOPH tarafından sentezlenen birlikteliği yansıtmaktadır. Bu dergi ile birlikte Türkiye’nin dört bir yanında ülkemiz tıp fakültesi öğrencilerinin “gelecek sağlıklı nesillere” armağan ettikleri fikirlerine ve emeklerine şahit olacaksınız, yaptıklarıyla sizler de gurur duyacak, bu filmi her anıyla siz de yaşayacaksınız. Tam şu anda kendinize şu soruyu sormalısınız: “Ben bir tıp fakültesi öğrencisiyim, beni yansıtan daha iyi bir ekip olabilir miydi?” TurkMSIC 2009-2010 Dönemi Yönetim Kurulu adına Halk Sağlığı Ulusal Direktörümüz Büşra Tok ve ekibine teşekkür eder, sizlere bu serüvende iyi seyirler dilerim.

6


Knakita CLAYTON-JOHNSON IFMSA Halk Sağlığı Direktörü

Sevgili TURKMSIC, SCOPH, IFMSA’daki en büyük alt komite olup halk sağlığını ilgilendiren birçok konu ile ilgilenir. Tüm dünya genelinde, SCOPH evrensel sağlık konularını, sağlık politikalarını, sağlığın geliştirilmesini ve tıp eğitimini de kapsayan çeşitli konularda birçok proje ve aktiviteyi yürütür. IFMSA üyesi ülkelerdeki tıp öğrencileri, sağlık sorunlarını ilgilendiren konularda aktif bir şekilde yer almak ve yeni politikalar üretmek isteğiyle, 1952’de Öğrenci Sağlığı Komitesi -Standing Committee on Students Health (SCOSH)-’ni kurdular. İlerleyen yıllarda yapılan çeşitli aktivitelerle, SCOSH 1963’te, Sağlık Komitesi -Standing Committee on Health (SCOH)- olarak değiştirildi. 1983’te komitenin adı bir kez daha değişerek Halk Sağlığı Komitesi -Standing Committee on Public Health (SCOPH)- oldu. Altmış yıldan beri, SCOPH gönüllüleri yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde, toplum kökenli çok çeşitli projeler uygulayıp geliştirmekteler. Bu aktivitelerle bizler, sağlıklı toplumun vizyonuna yaklaşıyor, tam donanımlı ve yetenekli bir profesyonel olma potansiyelimizi geliştiriyoruz. Bazı odak konularımız: Tütün, sıtma, tüberküloz, obezite ve yaşam tarzı, akıl sağlığı, çocuk sağlığı, organ bağışı, ilaç- uyuşturucu kullanımı, yol güvenliği, alkol bağımlılığı, kadın sağlığı, çevre ve daha nicesi... Biliyorum ki, TurkMSIC SCOPH; hareketli, yaratıcı, çalışkan ve başarılı bir grup! Sizler, halk sağlığı adı altında birçok çalışmalar yapıyorsunuz. Sizin bu çalışmaları yürütmek için olan motivasyonunuz ve kararlılığınız, bana ve dünya genelindeki tüm SCOPH gönüllülerine gerçek bir ilham kaynağı. Hiçbir zaman yaptığınız çalışmaların önemini, değerini küçümsemeyin. Sizin çalışmalarınız ve enerjiniz değişimi etkileyebilir ve aslında çoktan etkilemeye başladı. Tüm bunların olması için birçok çalışma yapan NPO ve LPO’larımıza özel teşekkürlerimi iletmek isterim. Sizler, TurkMSIC SCOPH’ın başarısında çok önemlisiniz. TurkKMSIC’teki diğer tüm SCOPH gönüllülerine de teşekkür etmek istiyorum. Siz olmadan, bizim hiçbir çalışmamız mümkün olmayacaktı. Sizler SCOPH’un arkasındaki onu harekete geçiren güçsünüz ve siz onu mükemmelleştiriyorsunuz. Sizleri, aktif, motive, enerjik kalmanız ve harika çalışmalarınıza odaklanmanız yönünde destekliyorum. TurkMSIC SCOPH’tan daha da güzel çalışmaları sabırsızlıkla bekliyorum! Saygılarımla,

7


TurkMSIC NEDİR?

TurkMSIC, Türkiye’deki tıp öğrencileri arasında oluşturulmuş, bağımsız, siyasi olmayan, kâr amacı gütmeyen en büyük ve en köklü kuruluştur. TurkMSIC 1952 yılında kurulmuş olup şu an ülke çapındaki 30 tıp fakültesinde üye yerel kurulu mevcuttur ve bu sayı giderek artmaktadır. Üye fakülteleri ile Türkiye’deki 30.000 tıp fakültesi öğrencisini temsil etmekle birlikte, uluslararası çapta ise kurulduğu yıldan beri üyesi olduğu IFMSA dahilinde 120 ülke içinde Türkiye’yi temsil etmektedir. TurkMSIC; Türkiye’deki tıp fakültesi öğrencileri için ve tıp fakültesi öğrencileri tarafından yürütülen, tamamen gönüllülük esas alınarak çalışan bir organizasyondur. Birleşmiş Milletler ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından resmi olarak tanınan Türkiye’deki ilk ve tek tıp öğrencileri forumudur. TurkMSIC’ın misyonu: “Geleceğin hekimlerine küresel sağlık alanında geniş bir bakış açısı sağlamaktır. Programlarımız ve fırsatlarımız ile tıp öğrencilerini kültürel olarak duyarlı bir şekilde geliştirerek, dünya sağlığını şekillendiren milletlerarası eşitsizlikleri etkilemeyi amaçlarız.” TurkMSIC’ın amacı: •

8

Sağlık, eğitim ve tıp ile ilişkili konularda tartışmak için Türkiye çapında bir forum

oluşturmak; görüşmeler sonrasında politikalar geliştirmek ve bunlara uygun aktivitelerde bulunmak •

Tıp öğrencileri çapında insancıl ideallerin ve tıp etiğinin gelişmesine yardımcı olmak

Projeler ve ders dışı eğitimlerin yanı sıra, tıp öğrencileri için profesyonel ve bilimsel değişimlerin yapılmasını sağlayarak onların diğer kültürlere, toplumlara ve onların sağlık sorunlarına duyarlı olmalarını sağlamak

Üyeler, diğer tıp öğrencileri toplulukları, ulusal ve uluslar arası kuruluşlar arasında bağlantıyı sağlayarak, topluma en çok yararı sağlama amacıyla onları beraber çalışmaya teşvik etmek

Yerel Kurullarda projeleri destekleyen bir mekanizma görevi görmek

Tıp öğrencilerini, bilgi ve becerilerini toplum yararına kullanmaya teşvik etmektir. Faaliyetlerimiz Neler?

TurkMSIC, uluslar arası öğrenci değişimi, bilimsel projelerin hazırlanması, sunulması ve buna benzer bilimsel faaliyetlerini Türkiye’deki 30 tıp fakültesinde yapılanmasını tamamlamış yerel kurulları aracılığıyla yürütmektedir.


Öğrenciler TurkMSIC bünyesinde:

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi - TurkMSIC-Osmangazi

Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi - TurkMSICFırat

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi - TurkMSICGazi

Hacettepe Üniversitesi TurkMSIC-Hacettepe

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi - TurkMSIC-Cerrahpaşa

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi TurkMSIC-İstanbul

Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi TurkMSIC-Karadeniz Teknik

Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi - TurkMSICKırıkkale

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi - TurkMSICKocaeli

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi - TurkMSICAnkara

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi - TurkMSICMarmara

Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi - TurkMSICAtatürk

Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi - TurkMSICMersin

On Dokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi TurkMSIC-On Dokuz Mayıs

Pamukkale Üniversitesi TurkMSIC-Pamukkale

Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi TurkMSIC-Selçuk

Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi - TurkMSICTrakya

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi - TurkMSICUludağ

Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi – TurkMSICYeditepe

Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi TurkMSIC-Yüzüncü Yıl

Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Fakültesi - TurkMSIC-Karaelmas

Özellikle yaratıcılıklarını kullanabilecekleri, organizasyon yeteneklerini geliştirip tasarladıkları etkinlikleri somut olarak gerçekleştirebilecekleri bir ortama sahip olmaktadırlar. Üyeler; halk sağlığı, tıp eğitimi, AIDS ile savaşma, insan hakları, değişim programları gibi çok geniş bir alanda kendi ilgilerine uygun bir etkinliği gerçekleştirme ayrıcalığına sahip olurlar. Önemli uluslar arası projelere organizatör olarak katılma, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, WHO, UNICEF, UNESCO, UNFPA gibi dünya çapında saygınlığı kanıtlanmış kuruluşlarla ilişkide olma ve işbirliği içerisinde çalışma olanağı sunmaktadır. Öğrenci değişim programları, ulusal ve uluslar arası projeler ile düzenlenecek etkinliklerde yer alma yoluyla üyeler, farklı kültürden insanlarla tanışma ve iletişim sağlama olanağı bulmaktadır. TurkMSIC’in fakülteleri;

faaliyet

gösterdiği

tıp

• Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi - TurkMSICAkdeniz • • • • • • • •

Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi - TurkMSICBaşkent Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi TurkMSIC-Celal Bayar Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi TurkMSIC-Cumhuriyet Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Tıp Fakültesi - TurkMSIC-Onsekiz Mart Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi - TurkMSICÇukurova Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi TurkMSIC-Dokuz Eylül

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi - TurkMSIC-Ege

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi - TurkMSICErciyes

Tıp

Tıp

Fakültesi

Fakültesi

-

-

Tıp

9


ALT KOMİTELERİMİZ Tıp Eğitimi Alt Çalışma Komitesi Standing Committee on Medical Education (SCOME)

Sadece tıp eğitiminin gelişimi konusunda değil aynı zamanda tıp öğrencilerinin ufkunun genişlemesi konusunda da çalışmalarını sürdürmektedir. Tıp eğitimi sadece gelecekteki doktorların değil, sağlık düzeyinin de kalitesini etkilediği için uygun bir öğrenme ortamı gerçekleştirmeyi amaçlar. IFMSA, Dünya genelindeki tüm tıp öğrencileri için uygun bir öğrenme ortamı gerçekleştirmeyi amaçlar. Tıp Eğitimi Çalışma Komitesi tıp eğitiminin farklı yönleriyle ilgilenen tıp öğrencilerinin tartışabilecekleri bir ortam yaratarak amaçlarına ulaşmaya çalışır. Bunların başında Dünya Tıp Eğitimi Federasyonu (WFME), Avrupa Tıp Eğitimi Birliği (AMEE) ve Ulusal Tıp Eğitimi Akreditasyon Kurulu (UTEAK) gelmektedir. Staj Değişimi Alt Çalışma Komitesi Standing Committee on Professional Exchange (SCOPE)

Staj Değişimi Daimi Komitesi; başta tıp fakültesi öğrencileri olmak üzere, dünyada sağlık sektöründe çalışan tüm bireyler arasında işbirliği sağlama, kültürel anlayış geliştirme ve farklı kültürlerde toleransın arttırılmasını kendisine misyon olarak belirlemiştir. Bugün itibariyle de 78 ülkede, 1003 tıp fakültesinde öğrencilere staj olanağı sunmaktadır. Bu değişim programı öğrencilere sunduğu eşsiz eğitici ve kültürel deneyimin yanı sıra, medikal özgeçmişleri için de benzersiz bir sayfa ekler. Farklı ülkeler ve sosyal koşullarda uygulanan tıbbi yaklaşım, öğrencinin medikal ufkunu açarak, geleceğin doktorlarına empati kurma yeteneğini arttırma şansı tanır. Üreme Sağlığı ve HIV/AIDS Alt Çalışma Komitesi Standing Committee on Reproductive Health including AIDS (SCORA)

10

Hedefi ulusal ve uluslararası düzeyde üreme sağlığı ve AIDS konusundaki aktiviteleri koordine ve teşvik etmek; onları desteklemek ve geliştirmektir. Aktivitelere, eğitimsel, toplum temelli kampanyalar, AIDS ve üreme sağlığı hakkında koruyucu kampanyalar dahildir. SCORA; UNFPA, UNAIDS, UNICEF, WHO, IPPF, FHI ve çalışmalarında AIDS/HIV dahil üreme sağlığı

üzerinde yoğunlaşan diğer kuruluşlarla sıkı ortak çalışmalar içerisindedir. Araştırma Değişimi Alt Çalışma Komitesi Standing Committee on Research Exchange (SCORE)

TurkSCORE olarak amacımız; Türkiye’deki tıp fakültelerinin çekirdek müfredatına uygulama dersleri olmayan sadece teorik olarak yer alan bilim insanı yetiştirme, araştırma etiği, bilim felsefesi, literatür zemini geliştirme, aydınlatılmış onam alma, rapor-yayın sunumu gibi edinimleri öğrenciye kazanma fırsatı sağlamaktır. Bu programın yurtdışındaki üniversitelerde yapılıyor oluşu; öğrencinin bu amaçta kazanacaklarının yanı sıra yabancı dilini geliştirme ve değişik kültürleri tanıma gibi kazanımlar da edinmesine olanak vermektedir. İnsan Hakları Ve Barış Alt Çalışma Komitesi Standing Committee On Human Rights And Peace (SCORP) Geleceğin sağlık çalışanları olacak tıp fakültesi öğrencilerinin, küresel bir bakış açısıyla, sağlıkta eşitlik, insan hakları ihlallerinin ve çatışmaların önlenmesi için bilgi, beceri ve tutum sahibi olmalarını sağlayarak, yoksullar, göçmenler, mülteciler ve insan hakları konusunda savunmasız insanlar gibi sağlık hakkı ihlallerine uğrayan insanların sağlık durumlarının düzeltilmesi ve güçlendirilmesi için çalışabilmesine imkan sağlar. Halk Sağlığı Alt Çalışma Komitesi Standing Committee on Public Health (SCOPH)

TurkMSIC ve IFMSA’in en kapsamlı çalışma kollarından biri olan Halk Sağlığı Çalışma Komitesi; halkın sağlığını, tıp fakültesi öğrencilerinin bilgi düzeyini, farkındalığını geliştirmek için farklı konularda çok sayıda aktiviteler yapar ve projeler üretir. Eğitimler hazırlar. Halk sağlığı ile ilgili her alanda etkinliklerde bulunabileceğimiz bu çalışma komitesi; bizlere daha doktor olmadan halkımız adına, insanlık adına bir şeyler yapabilme imkanı sunar. Kendimizi şimdiden doktor hissettirir. Gelecekte daha sağlıklı bir yaşama kavuşmak için tüm dünyada halk sağlığını geliştirmeye çalışır. SCOPH tüm dünyada önemli günlerde eş zamanlı aktiviteler yürütmekle kalmaz; sizin fikirlerinizle oluşturacağınız projelerin destekçisi ve ilerleticisidir.


Cumhuriyetin ilk hekimlerinden;

YRD. DOÇ. DR. RATİP KAZANCIGİL “Söyleyeceklerim bunca yıllık tecrübelerim sonucu edindiğim kişisel görüşlerimdir. Asla kimseyi övmek veya yermek amacı taşımıyor dediklerim. Sadece ve sadece kendi düşüncelerimi paylaşacağım sizlerle” Röportaj / Raziye PARLAK

Sayın Dr KAZANCIGİL 12 Mayıs 1920’de Malatya’da doğumlu, Cumhuriyetin ilk yıllarında Tıp Talebe Yurdunda yetişmiş, 1943’te İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olmuş başarılı bir hekimdir. Sıtma Savaş Bölgesi Merkez Şubesi Tabibi, Trakya Sıtma Mücadele Reisi, Edirne Sağlık ve Sosyal Yardım Müdürlüğü gibi birçok idari görevde bulunan değerli hocamız; 1991 yılında Türk Tabipler Birliıi tarafından verilmeye başlanan Prof.Dr. Nusret Fişek Halk Sağlığı Ödülü’nün ilkini almaya, halk sağlığına katkılarından dolayı layık görülmüştür. Halen Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Deontoloji bölümünde çalışmalarına devam etmektedir. “Söyleyeceklerim benim bunca yıllık tecrübelerim sonucu edindiğim kişisel görüşlerimdir. Asla kimseyi övmek veya sövmek amacı taşımıyor dediklerim. Sadece ve sadece kendi düşüncelerimi paylaşacağım sizlerle” deyip bize lokum ikram eden hocamız ile sağlık hizmetleri, hekimlik, hekim hasta ilişkileri hakkında güzel bir sohbet gerçekleştirmekten onur duyduğumu belirtmek isterim. DEĞERLİ HOCAM SİZİ BU KUTSAL YOLA İTEN, SİZİ ETKİLEYEN ŞEYLER NELERDİ? ÖNCELİKLE BUNU SORARAK BAŞLAMAK İSTİYORUM SOHBETİMİZE. Ben kendimi hep insanlara adadım. Bundan zevk aldım. Çok büyük şeyler kazandırmıştır bu bana. Bu mesleğe hep saygı duymuşumdur. Ben çocukken evimizde hasta olduğu zaman rahmetli babam hekim gönderirdi. Haber gelir gelmez evde hazırlık olurdu. Döküntü varsa toplanırdı. Temiz çamaşır havlu çıkarılırdı. Biraz asık yüzlü olan Hikmet Bey gelir, hastayı muayene eder, tedaviyi ve gereken tarifi yapardı. O zamanlar lavabo olmadığı için leğen ve

12

temiz su getirttirir, ellerini yıkardı. Giderken ücreti bir zarfın içinde arabasına konulurdu. Ben dikkat ile izlerdim. Hekim-hasta arasındaki para ilişkisini ve saygıyı bu kültürle gördüm. Devletin verdiği ne ise onunla geçindim. Allah’a binlerce şükür. Parayla satın alınamayacak çok şey var. Çoğunu tattım hala da tatmaktayım. • BİZİMLE, UNUTAMADIĞINIZ BİRİNİ PAYLAŞMAK İSTER MİSİNİZ?

ANILARINIZDAN

Fakülteyi bitirdim 1943’te. 3 sene askerlik yaptım. 2. Dünya Savaşı 1946’da bitti. Aydın Sıtma


MAHMUT RATIP KAZANCIGİL’İN HAYATI Mahmut Ratip Kazancıgil; 12 Mayıs 1920 tarihinde Malatya’da doğdu. Kendi deyimi ile bir ayağıyla Osmanlı’da olması ile beraber, cumhuriyet döneminde eğitimini almıştır. Liseyi bitirdikten sonra girdiği olgunluk sınavını kazanıp Tıp Talebe Yurdu’na burslu öğrenci olarak kabul edilmiş, 1943 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olmuştur. 29.05.1946 tarihinde Aydın Sıtma Savaş Bölgesi Merkez Şubesi Tabibi adayı olarak atanmıştır. Aydın’daki çalışmaları, köy köy dolaşarak, bir yandan sıtma tedavisi, bir yandan sıtmayı bulaştıran sivrisineklerle savaş, bir yandan bataklıkları kurutma, bir yandan da dalak kontrolleri kan muayeneleri içinde geçmiştir. 23.04.1946 tarihinde Aydın Sıtma Savaş Bölgesi Laboratuar Şefi olmuştur. 1950 yıllarında Trakya Sıtma Mücadele Reisi olarak Edirne’ye tayin edilmiştir. İlk defa genç biri bu göreve onunla tayin edilmiş olur. Aydın’daki çalışmalarına burada da devam eder. 08.12.1955 tarihinde Trakya Sıtma Savaş Bölgesi Başkanlığı’na, 07.05.1957’de Edirne Sıtma Savaş Sürveyans Grup Başkanlığı’na, 21.10.1959’da Edirne Sıtma Savaş Bölgeler Grubu Başkanlığı’na, 02.02.1963’te Edirne Sağlık ve Sosyal Yardım Müdürlüğü’ne atandı. Türkiye’nin bütün bölgelerini dolaşarak, buralarda sıtma mücadelelerinde bulundu. Yurt dışında da bu konular ile ilgili kurslara katıldı. Bunların dışında birçok alanda idarecilik yaptı ve birçok derneğin kuruculuğunu yaptı. 1963 yılında Sağlık Hizmetlerine Yardım Derneği’ni kurdu. Edirne’de sağlık hizmetlerinin devletten hiçbir yardım almadan sosyalize edilmesini sağladı. Edirne’de üniversitelerin kurulması geliştirilmesi, tıp fakültesinin kurulması konusunda da yardımcı oldu. Huzur evinin açılması sağladı. Yaptığı başarılı çalışmaları ona birçok takdirname kazandırdı. Sağlık Bakanlığı tarafından ödüllendirildi. 1991 yılında Türk Tabipler Birliği tarafından verilmeye başlanan Prof. Dr. Nusret Fişek Halk Sağlığı Ödülü, ilk defa Dr. Kazancıgil’e verildi. Ratıp Hoca, Ord. Prof. Dr. A. Süheyl Ünver’in etkisi ve onu yönlendirişi ile İ. Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Deontoloji Kürsüsü’nde doktora çalışmalarına başlar ve Tıp Tarihi doktoru olur. 1985 yılında sağlık müdürlüğünden emekli olduktan sonra, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Deontoloji Anabilim Dalına Yardımcı Doçent olarak atanır ve öğretim üyesi olarak çalışmaya başlar. “Kütüphane anabilim dalımızın laboratuarıdır.” diyen Ratıp hocamız; kendi evindeki kitapları ve arşivlerini üniversiteye taşıyarak T. Ü. Tıp Fakültesi Tıp Tarihi Deontoloji Anabilim Dalı Kütüphanesi’ni kurar. 23.05.1997 tarihinde T.Ü. Sultan 2. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi kurulmasını sağlar. Tüm eşyaları buraya taşıtır. Hatta Dr. Rıfat Osman Beyin kızının kendisine verdiği tüm belgeleri buraya verir. Kendisi hem zengin kitap koleksiyonuna sahip biridir hem de çok iyi bir arşivcidir. En büyük hayali olan sağlık müzesinin geliştirilmesi için sürekli çalışmalar yapar. Bugün bu müze Avrupa müzeleri ile yarışacak duruma geldi, 2004 yılı Avrupa Konseyi Müze Ödülü’nü aldı. Ayrıca Edirne Yeni Sarayı’nın bulunduğu Sarayiçi alanında bulunan Adalet Kasrı’nda Adalet Müzesi kurulması için çalıştı. Birleştirici, bütünleştirici, çok iyi bir yönetici olan hocamız aynı zamanda bir Edirne araştırmacısıdır. Şehir tarihi ile ilgili bir sürü yazı yazan ve eski dildeki birçok eseri Türkçemize çeviren hocamız, Gülhane Tıp Akademisi tarihine ışık tutmuş ve Osmanlı eserlerini unutulmaktan kurtarmıştır. Halen fakültemizde bulunup çalışmalarına devam etmektedir.

Savaş Tabipliği’ne zorunlu hizmete atandım. Aydın’da ilk muayenehanemi açtım. Oturduk, beyaz gömleği giydik, heyecanlandık, hasta bekliyoruz. Bir de baktım kapıda bir hanım bir bey, köylü, yanında iki çocuk. Nezaketle buyur ettim. -Hanginiz hasta? -Biz kendimizi iğneletmeye geldik. Hekimliği bu hale düşüren bizleriz. Şaşırdım birden. Daha önce böyle bir hastalık bilmiyordum. -Neyi iğneletirsiniz? Nasıl olacak? -Biz her harman sonu kendimizi iğneletiriz. Sonra anladım hekim hasta alt ilişkisinin ne olduğunu. -Biz o hekimlerden değiliz. -He tamam. Dediler ve çıkıp gittiler. Bir saat sonra yaşlı bir adam geldi. Midesinden şikayetçi idi. Dinledim, teşhisi koydum, reçeteyi yazdım. Adam sordu: -Cerememiz ne kadar? Sanki suç var, cezasını ödüyor. -Yok kardeşim bir şey, güle güle, dedim. Bitti. Benim hasta-hekim ilişkim bu kadardır. Bundan sonra yüzlerce hasta geldi geçti. 5 kuruş para almadım. Hasta parası yemedim. • HİÇ YILGINLIK YAŞADIĞINIZ OLDU MU? OLDUYSA BUNLARI NASIL AŞTINIZ? MOTİVASYON KAYNAĞI OLARAK GÖRDÜĞÜNÜZ, SİZE GÜÇ VEREN ŞEYLER NEYDİ? Aklından çıkarmayacak, takip edeceksin. Edirne Bayezid Külliyesi’nde sağlık müzesi yaptık, biliyorsunuz. 1974 yılında sağlık müdürü ile orası için harekete geçtim. Bina Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne vali imzası, Devlet Bakanlığı’na da kullanma hakkı için dilekçe yazdım. 10 yıllığına o binayı sağlık müzesi yapmak için kullanma hakkını verdiler. Hemen kolları sıvadık. Aradan bir iki ay geçti, sözleşmeyi fes ettiklerine dair yazı geldi. “Neden?” dedim. Cevap yok. Sonradan anladık. O zamanlar rahmetli Ecevit ile Erbakan koalisyon dönemi idi. Put koyacak demişler. Bunun hikayesi uzundur, kitap olur. Neyse, bekledik 1974’ten 1985’e kadar. 1985’te emekli oldum. 65 yaşındaydım. Kıymetli Prof. Dr. Süheyl ÜNVER’in teşviki ile doktora

13


yapmıştım. Zaman geçti. Orayı üniversiteye verdiler. Üniversiteye başvurdum müze yapmak için. “Lazım, yüksek okul yapacağız,” dediler. O zamanlar diğer üniversite binaları yoktu. Restorasyon bölümünü oraya koydular. Ben bekliyorum hala, 1997’ye kadar. Sonra boşalttılar orayı. Ben gene üzerine düştüm. Bu sefer verdiler. Malzemelerin çoğu benim arşivimdendir. 2004 yılında Avrupa Müzeler Ödülü’ne layık görüldü müzemiz. Stanburg’a gittik. Törenle ödül verildi. 1974’ten 2004’e. Tam 30 sene bekledim. Hiç aklımdan çıkarmadım. Yaptık. Sabırlı olmak lazım. Yılmamak lazım. Sağlam yapışacaksın. O zaman başarı elde edersin. Aman ne lazım demeyeceksin. Pes etmeyecek, aklından çıkarmayacaksın.. • HOCAM; HEKİMLİK KONUSUNDATÜRKİYE’DEKİ EN TECRÜBELİ HOCALARIMIZDAN BİRİ OLARAK BİZE HEKİMLİĞİ TANIMLAYABİLİR MİSİNİZ? Hekimlik hayata tek kişi ile başlar. Mesela hukuk birden fazla kişi ister. Şikayet, şahit, savcı, hakim, sekreter... gibi. Hekimlikte öyle değil; Dünyada tek kişi olsa o kişi hekimdir. En basiti ateşi yükselse ya suya girer ya da gölgeye gider. Madem ki insan bir iyileştirme yapmak istiyor vücutta, o kişi ile hekimlik başlamış olur. O yüzden önceliği vardır.

Mesleğinizin onurunu düşüneceksiniz. Toplum hazmetmez. Zordur mesleğinin onurunu korumak. Çok dikkat etmek gerekiyor. Herkes bakar. Nasıl oturuyor, nasıl kalkıyor. Aynı yeri korumak gerekir. Korumazsa saygıyı kaybeder. Severek değer vererek uygulayan kişinin yaptığı iş kutsaldır. Hekimlik kutsal değildir. Kutsallıktan ötedir. Tanrısaldır. Tanrı mesleğidir. Neden mi? Hekimlik hasta insanlarla uğraşır. İnsan Tanrı’nın yarattığı en mükemmel, en kusursuz varlıktır. Sağlığı bozulursa, tedavisine hekim geliyor. Tanrı’nın yarattığı bu mükemmel, kusursuz makine bozulunca onarmaya geliyor. İşte bu yüzden hekimlik, Tanrı çıraklığıdır. • HOCAM SİZCE GERÇEK HEKİMİN VASIFLARI NELER OLMALIDIR? Tanrı çıraklığı dedik. Bunun sorumlulukları vardır ve böyle bir mesleğin sahibi olanlar bunları yerine getirmekle görevlidirler. Kolay değildir hekimlik. İş çarşıda pazarda hava atmak değildir. Hekim evvela belli bir düzeyde yaşamak zorundadır. Yırtık pırtık gezemez. Saygı kazanmak için doğru düzgün sosyal yaşamın olacak. Bu olmazsa toplumun güvenini kazanamazsın. Güven kazanamayan hekim karşısındakinin hastalığına yardımcı olamaz. Sonra hekim kendini yenilemek zorunda olduğu bir mesleğe sahiptir. Yeni hastalık, yeni tedavi, yeni ilaç. Benim görüşüm, tıp fakültesini bitiren bir insanın diplomasının 5 senelik geçerliliği vardır. 5 sene sonra bitti, eğer kendini yenilemiyorsa. Çünkü yanlış bir şey yaparsa gitti. İnsanın yaşantısına mal olan bir şey. Beyaz gömlek her şeydir, o gömleğe leke düşüremeyiz. Kasaplar da beyaz gömlek giyerler. Ancak üzerlerine kan da bulaşıyor, kimse kasabı suçlamıyor. Hekimde ise; iğne ucu kadar bir kan lekesi görülse hemen tepki büyük oluyor. Hasta, hekime saygı duyup her şeyini teslim etmekte. Bunu oluşturmak da hekimin elinde. Kendi hayatlarınızı istediğiniz gibi yaşayamazsınız. Mesleğinizin onurunu düşüneceksiniz. Toplum hazmetmez. Zordur mesleğinin onurunu korumak. Çok dikkat etmek gerekiyor. Herkes bakar. Nasıl oturuyor, nasıl kalkıyor. Aynı yeri korumak gerekir. Korumazsa saygıyı kaybeder.


• ETİK DEĞERLERİNİ SORGULADIĞINIZ DURUMLARDAN ÖRNEK VERMENİZİ İSTESEK? Hasta geliyor. Eline bir deste kağıt veriliyor. Git bunları yaptır getir. Hastanede ne kadar alet edevat varsa hepsinden geçiriliyor. Belki ihtiyacı yoktur denilmiyor ki her branş çok kazansın. Sonunda da bu para döner sermaye ile taksim edilsin. Ne kadar çok para kazanılırsa, o döner sermayeden payı o kadar çok olacak. Niye böyle oluyor? Sanki hak ettiği parayı devlet veremiyor. Ben veremiyorum sen topla diyor. Hastaya para gözüyle bakmamak lazım. Para kazanmalı bir hekim, kendini yenilemesi ve saygınlık kazanacak durumda yaşayabilmesi için. Ama hastanın boğazına sarılarak değil. • PEKİ GÜNÜMÜZDE HEKİMİN YERİ NEDİR? HEKİME VERİLEN DEĞER NEDİR? Uygulamada hekim sera çiçeğidir. Sera koşullarında yetişir. Ben bir hukuk fakültesini bir haftada açarım. Kütüphane, bir iki bina, dershane, yurt, hocalar, para. Tıp fakültesi için ise enstitü, laboratuar, ameliyathane, 6 sene değil bir ömür boyu eğitim gerekli. Kalkıp serada yetişen bir çiçeği çorak toprağa ekip meyve ver diyemezsiniz, söner. Hekime bu gözle bakmak lazım. Sıradan bir memur olamaz hekim. Tam gün yasasını ben de çıkarırım. Ama ne şartla? Bir profesör serbestte çalıştığında ne kadarla çalışıyorsa onun biraz fazlasını vererek. Böyle çalıştırabilirsin. Yok döner sermaye, yok hasta katkısı. Hekim ile hasta arasındaki para muamelesinin kalkması lazım. Yoksa yazık olur. Hekim; bu kadar kutsal, hastaya saygılı, candan bir meslek sahibi. • HEKİM HASTA ARASINDAKİ PARA İLİŞKİSİNİN DÜZEYİNE ÇOK ÖNEM VEREN BİRİSİ OLARAK SİZCE DE HEKİMLİĞİN TANIMINA “TİCARET AMACI GÜTMEYEN” ÖGESİNİ EKLEYEBİLİR MİYİZ? Filozoflar değişik şekillerde ifade etmişlerdir hekimliği. Toplu ifadeyi Hipokrat yapmıştır. Evvela döneminin kutsal sayılan normlarını sayıyor.

Hasta geliyor. Eline bir deste kağıt veriliyor. Git bunları yaptır getir. Hastanede ne kadar alet edevat varsa hepsinden geçiriliyor. Belki ihtiyacı yoktur denilmiyor ki her branş çok kazansın. Sonunda da bu para döner sermaye ile taksim edilsin.

Yemin ederim ki diyor; bunları bunları yapacağım, şunları şunları yapmayacağım ve bağlıyor. “Eğer sözümde durur bu dediklerimi yaparsam mesleğimi uygulamaktan duyduğum zevk ve bu yüzden toplumun bana gösterdiği saygı bana helal olsun.” Helal ki en büyük ödül ve yetinmiyor bir de tersini söylüyor. Biz buradan aklımızı kullanarak hangi sonuca çıktık. Demek ki hekim o denilen şartları yerine getirecek bunu yaparken zevk duyacak. 1. koşul zevk duymak. İşte hekimliğin tarifi ve toplumun bu yüzden göstereceği saygıyı olgun olarak yaşamak. Hipokrat demiyor ki eğer sözümde durursam kazanacağım para bana helal olsun diye. Para sözünden hiç bahsetmiyor. Yani hekimliği döndürüp dolaştırıp paraya bağlamamak lazım. • PEKİ GÜNÜMÜZDE BU DURUM SİZCE NE KADAR GEÇERLİ? HEKİM VE HASTA ARASINDA İLİŞKİ NE DURUMDA? Günümüzde hasta hekim arasındaki ilişki hak hukuk arama yarışına girdi. Etik diye söyleseler de bence düşman gibi. Herkes kendi hakkını savunuyor. Hatta kavga ile karşılaşıyorlar. İkisi de kendi hakkına dokundurtmama amacını güdüyor. Nerede kaldı Hipokrat’ın hastaya karşı tarif ettiği yanaşması? Şimdi karşılıklı çekişme. Nasıl bu ilişki Hipokrat’ın insancıl tarifine uyacak? Şimdiki fakültelerde de değişik olmakla beraber, Hipokrat yeminine benzer bir yemin yaptırıyorlar. Pek benzemiyor ama ifadeler aynı. Hipokrat yemininde olduğu gibi şunları yapmayacağım diye bir metin yok. Ayrıca mesela hekimin muayenehane açabilme durumu, hakkı ya da haksızlığı. Bir yandan devlet memuru. Devlet Memurlar Kanunu’nda memurlar ticaret yapamaz diyorlar. Muayenehane ticarethane demektir. Yine akıl terazisine vuralım bakalım dediğimizi ispatlayacak mıyız? Hakim de memur, öğlene kadar hakimlik öğleden sonra avukatlık yapsa olur mu? Hekimin yaptığı bu. Üniversitelerde öyle uygulama var. Belli saatlerde hocalar özel muayenehanelerinde hasta kabul edebiliyor. İnsanların yorumuysa şöyle: “Kardeşim sen sen ol hastalanma, eğer paran varsa özelden baktırırsın yoksa Allah yardımcın olsun.” Bir başka hasta istemez mi özel muayenede tedavi görmeyi, benim de param olsa demez mi? Bu ayrılık niçin? Bu anarşi değil mi? DEĞERLİ HOCAMIZA BİZE AYIRDIĞI ZAMANI VE GÖSTERDİĞİ İLGİSİNDEN DOLAYI ÇOK TEŞEKKÜR EDERİZ..

15


YEREL KURULLARIMIZ

TurkMSIC

Akdeniz Yerel Kurulu Aktivitelerimiz; 4 Şubat Kanser Günü Günümüzde yetişkinlerin yanı sıra pek çok çocuk da kansere yakalanmaktadır. Şüphesiz çocuklar için durumu anlamak, kabullenmek çok zordur. Biz de psikolojik olarak zor dönemler geçiren çocukların bir an olsun yüzünde bir gülümseme yaratabilmek amacıyla hastanemiz onkoloji servisinde yatan çocuklar için oyun odasında bir parti düzenledik. Tüberküloz Günü 15 Ocak 2009 tarihinde tekrar aktifleşen yerel kurulumuz, tüm alt komitelerde aktif olarak çalışmaktadır. Aktif olmamızın üzerinden henüz bir yıl geçmiş olmasına rağmen, TurkMSIC Akdeniz Yerel Kurulu Tüzüğü’nü oluşturduk ve uygulamaya başladık. Yerel Kurulumuzda da liderlik, proje, cinsel sağlık ve iletişim ile ilgili eğitimler verdik. Ayrıca, LPO’muz TurkMSIC Eğitmen Eğitimi’ne katılarak eğitmen olmuştur. Ulusalda Akdeniz YK; 58. TurkMSIC Nisan Genel Kurulu’na yerel kurulumuz ev sahipliği yapacaktır. SCOPH’un ulusal projelerinden biri olan “Sigarasız Yaşam Projesi”’ni de yerel kurulumuz üstlenmiştir. Ayrıca yerel kurul başkanlarımız Pelin KILIÇKAYA yerel kurul tanıtımı çalışma kolu ve tüzük revizyon komitesinde görevlidir. Yerel Staj Değişimi Direktörü (LEO) Başak GÜZEL Ulusal Staj Değişimi Direktörü asistanlığını (NEO Asistanı), Yerel Halk Sağlığı Direktörümüz (LPO) Metin YEŞİLTEPE Ulusal Halk Sağlığı Direktörü asistanlığını yürütmektedir. Can YILDIZ’da Yerel Proje Değişimi Direktörlük’ünü (LORE) yürütmektedir.

16

Dünya Sağlık Örgütü’nün küresel ısınma ile geri gelecek hastalıklar listesinde bulunan tüberkuloza dikkat çekmek amacıyla hastane atriumunda , Türk Toraks Derneği’nden aldığımız broşürleri dağıtarak gelen soruları cevaplandırdık. Sıtma Günü Özellikle Afrika’da hala milyonları tehdit eden bir hastalık olan sıtma ile ilgili farkındalığı arttırmak için morfoloji kantininde, sıtma ile ilgili kısa bilgiler içeren broşürleri bardakların ve su şişelerinin üzerine yapıştırdık.


YEREL KURULLARIMIZ

Yüzyılın Pandemileri ve Domuz Gribi Paneli Henüz domuz gribi ülkemize girmeden ne derece önemli olduğunu anlatmak ve domuz gribi ülkemizde de yayıldığında panik ortamı oluşmasına engel olmak için bilgilendirme yapmak amacıyla 28 Mayıs 2009’da, Akdeniz Üniversitesi Atatürk Konferans Salonunda bir panel düzenledik. Basının da katıldığı panelimizde konuşmacı olarak Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Necati DEDEOĞLU ve Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalından Prof.Dr. Ata Nevzat YALÇIN yer aldı. 14 Kasım Diyabet günü

koordinatörlüğünden eğitim almış üyelerimiz birebir görüşmeler yaparak insanların organ bağışı konusundaki önyargılarını kırmaya çalıştı. Organ bağışının artmasıyla başkalarını sağlıklı yaşatabileceğimizi vurguladık. Proje fikirlerimiz; SCOPH in Public; halk sağlığı ve çalışma alanları ile ilgili bilgi eksikliğini gidermek için etkinlikler yapılmasını amaçlayan bir proje çalışmasındayız. Kısa film çekip insanların bu farkındalığını arttırmayı amaçlıyoruz.

konudaki

Hastanemiz atriumunda diyabete dikkat çektik. Uzun süredir şekerini ölçtürmemiş ve diyabet semptomları gösterenleri polikliniğe yönlendirdik. Sağlıklı yaşa, Yaşat! Ülkemizin en büyük sağlık problemleri olan hipertansiyon ve diyabete dikkat çekmek amacıyla tansiyon ve şeker ölçümü yaparak broşürler dağıttık. Sağlıklı yaşam için gerekli bilgilerin bulunduğu broşürlerle bilgilendirme yaparken, ülkemizin bir başka önemli problemi olan organ bağışı ile ilgili önyargıları kırmaya çalıştık. Bu konuda daha önce hastanemiz organ nakli

17


YEREL KURULLARIMIZ

TurkMSIC

Ankara Yerel Kurulu Ağustos 2008 itibariyle EMSA üyeliğine de hak kazanan topluluk bu alanda da çalışmalarına başlamıştır. Böylece hem çalışma alanını genişletmiş hem de Avrupa’daki meslektaşları ile daha yakından iletişim kurma şansına erişmiştir. Halk Sağlığı Alt Komitesi Yerelimizde LPO’luğu Merve Meltem KILIÇ, LPO asistanlığını Merve ÇUKUROVA, Hande ENERGİN yürütmektedir. Yerel kurul olarak küçük bir ekibiz ve her alt komite birbirine destek olarak tüm aktiviteleri beraber yürütüyoruz. Peki Ankara Yerel Kurulu’nda SCOPH Alt Komitesi neler yapıyor? TurkMSIC ın daha donanımlı bir tıp öğrencisi yetiştirme vizyonunu benimseyen Ankara Yerel Kurulu 2004 Ekiminden beri TurkMSIC içerisinde en aktif olan yerel kurullardan birisidir. Amaçları doğrultusunda kendisine akılcı ve pratik hedefler belirleyen Ankara Yerel Kurulu, TurkMSIC ile ilişkilerinde maksimum verimi alabilmek için altı alt komitede de canla başla çalışmaktadır. Yaptığı projelerle AÜTF öğrencilerinin %80’ine hitap eden Ankara Yerel Kurulu bu sayede dikkatleri üzerine çekmeyi başarmış ve okul yönetiminin ve akademik üyelerinin desteğini arkasına alarak TurkMSIC’ta farklılık yaratacak hareketler için kolları sıvamıştır. Buna örnek olarak Dünyadaki bir milyon tıp öğrencisini temsil eden ve TurkMSIC’ında bağlı olduğu IFMSA’nın en üst düzey yöneticilerinin toplandığı “Yöneticiler Toplantısı”na (TOM) ev sahipliği yapmasını gösterebiliriz.

Organlarını Bağışla! Tabi ki bu kadar dinamik bir grup boş durmaktan, oturmaktan hoşlanmıyor. Herkesin sağlığı için daha duyarlı olmasını , çevresinde olup bitenleri ya da kendisini daha iyi tanımasını sağlıyoruz. Nasıl mı? Aktivitelerimizle… İşte sizlere örnek bir aktivite! İnsanların duyarlılığını arttırabilmek ve kendilerini önemsemelerini sağlayarak sağlıklı bir toplum oluşturabilmek adına çalışan alt grubumuzun organ bağışına yaklaşımlarını gözlemlemek amacıyla 2-6 Aralık 2009 tarihleri arasında yaptığı bir organizasyondan kareler görmektesiniz. Yerel kurul olarak tüm üyelerimizin aktif katılımıyla gerçekleştirdiğimiz aktivitemizde afişlerimizle donattığımız bir platformda herkesin görüşlerini özgürce ifade edebileceği bir pano oluşturduk. Biz sorular sorduk onlar yanıtladı; onlar sordu biz yanıtladık. Materyallerimizi organ bağışı kordinatörlükleri aracılığı ile karşıladık. El ilanları ve broşürlerle küçük bilgileri paylaştık. Anket uyguladık merakları üzerimize çektik. Herkeste olan tedirginliğin sağlıkla içiçe olan insanlarda bile değişmediğini gözlemledik. Tüm bu tedirginliğe rağmen geleceğin doktorları insanları verdiği değeri organ bağışına verdiği destekle göstermiştir. Dahası da var tabi… ve yapacaklarımız.. Dinamik ve keyifli aktivitelerde buluşmak dileğiyle…

18


YEREL KURULLARIMIZ

TurkMSIC

Başkent Yerel Kurulu

2007’de aktif konuma geçen, TurkMSIC ve IFMSA’de, çeşitli proje ve görevlere aktif katılım gösteren üyelere sahip Yerel Kurulumuzun ağırlıklı olarak organ bağışı konusunda çalışmalar yapan SCOPH üyeleri, halk sağlığını ilgilendiren diğer konularda da proje ve aktivitelerle ilgili çalışmalarını sürdürmektedirler. Şu ana dek bireysel çalışmaları ile söz sahibi olan Yerel Kurulumuza yeni üyelerimizin de katılımı, aktivitelere daha fazla ağırlık verme olanağı sağlamıştır. Yeni gönüllülerimiz bizlere motivasyon ve

iş gücü artışı başta olmak üzere birçok konuda yenilenmemizi sağlamışlardır. Şu an bir AB Projesi, bir TurkMSIC Ulusal Projesi, bir IFISO (International Federation of Informal Students’ Organizations) projesi ve iki geniş çaplı aktivite üzerinde çalışmaktayız. Geçmiş dönemde gerçekleştirme olanağı bulamadığımız ve bu dönem yapabileceğimiz etkinliklerin hepsine en yüksek seviyede ilgi ile yaklaşıp sonuçlarımızı sizlerle paylaşacağız. Yerel Kurulumuz içerisinde diğer alt komitelerle de işbirliği sağlamış bulunmaktayız. SCOPH, SCORA, SCORP komiteleri olarak Kadın Sağlığı, Üreme Sağlığı ve Kadın Hakları üzerine bir aktivite planlamaktayız. Organ Bağışı ile ilgili olarak ulusal ve uluslararası çapta etkinlik planlarımız bulunmaktadır. Yaz döneminde gerçekleşmesini planladığımız AB projemiz de farklı kültürden insanlar arasında iletişimin özellikleri konusunda olacaktır. Ayrıca SCOME komitesi işbirliğiyle 3. Tıp Eğitimi Çalıştayı’na hazırlanmaktayız. Kısacası bahar dönemimiz bir önceki döneme göre daha aktif, daha kapsamlı ve daha eğlenceli geçecektir.

19


YEREL KURULLARIMIZ

TurkMSIC

Celal Bayar Yerel Kurulu

20

2004 yılından beri fakültemizde faaliyet gösteren TurkMSIC Celal Bayar Üniversitesi Yerel Kurulu 2007 yılında üniversitemizin bünyesinde kulüpleşerek kurumsallaşmasında aşama kaydetmiştir. Ayrıca yerel kurulumuzun 2009 yılı başıyla da EMSA ’ya üyeliği kabul edilmiş bulunmaktadır. Altı ana bölüm altında faaliyetlerini yürüten yerel kurulumuzun danışman öğretim üyeliğini aynı zamanda fakültemizin dekanlığını yapan Sn. Prof. Dr. Kor YERELİ yapmaktadır.

yararını öne çıkarmaya çalışmış, gerek fakültemizin desteği gerekse üyelerimizin içten dayanışma ve çalışkanlıkları sayesinde bu işlerden alnının akıyla çıkabilmiştir.

“Tıp Öğrencisi ve Daha Fazlası” sloganı ile hareket eden yerel kurulumuz gerçekleştirdiği uluslar arası öğrenci staj ve araştırma değişimleri, sene içinde düzenlediği ulusal öğrenci kongreleri, sempozyumlar, halkı ve öğrencileri bilgilendirmeye yönelik çeşitli yerlerde açılan standlar, çeşitli yerlere yapılan ziyaret ve geziler ile her zaman kendi ile yarışmış, öğrencilerimiz ve halkımız için yapabileceğimiz yeni etkinlik fikirlerini kovalamıştır.

Bu ilkeler ışığında yerel kurulumuz her daim ve kendini aşmaya çalışmaya devam edip güzelliklerde pay sahibi olmaya devam edecektir.

Amatör bir ruh ile profesyonelce çalışan yerel kurulumuz yaptığı işlerde her zaman toplum

Yaptıklarından güç alıp geleceğe emin adımlarla ilerleyen yerel kurulumuz yeni gelen nesillerle iletişim ve dayanışma içinde olarak TurkMSIC Celal Bayar Üniversitesi Yerel Kurulu’nun geleceğini daha da parlaklaştırmaktadır.

SCOPH EtkinliklerimizOrgan Etkinlikleri:

Bağışı

Haftası

Öncelikle tıp fakültesi öğrencilerinin organ bağışı konusundaki farkındalığını arttırmak amacıyla bir seminer düzenlenledik. Seminere konuşmacı olarak Manisa Organ Bağışı Koordinatörü Uzm.Dr. Sema KUŞÇU katıldı. Daha sonra üç gün boyunca Muradiye Kampüsü, Uncubozköy Kampüsü,hastane


YEREL KURULLARIMIZ ardından çocuklara mini bir sağlık taraması yaptık. Boy ve kilolarını ölçerek gelişim eğrisine göre değerlendirdik, boğaz muayenesi ve göz taraması yaptık. Çocukların böylelikle doktor korkuları tamamen giderilmiş oldu. Hipertansiyon etkinlikleri Amacı; halkı hipertansiyon hakkında bilgilendirmek ve bilinenen yanlışları düzeltmek olan bu etkinliğimizde hastane bahçesinde stand açtık. Bu stand da Türk Kardiyoloji Derneği’nden temin edilen broşürler dağıtarak halkın sorularına cevap verdik. Standın daha fazla ilgi çekmesi amacıyla isteyenlere tansiyon ölçümü yaptık. Domuz Gribi Semineri

bahçesi,BESYO,Kültür Sitesi (Manisanın kalabalık bir bölgesi) olmak üzere beş yerde stand açtık.Bu standlarda dekanlığımızın desteğiyle bastırdığımız broşürleri dağıtarak,insanların organ bağışı konusundaki ön yargılarını kırmaya çalıştık.Ayrıca isteyenler standlarda organlarını bağışladılar ve üç günün sonunda tam 532 bağış alındı Teddy Bear Hospital Etkinliği Çocukların hastane ve doktor korkularını yenebilmelerini sağlamayı amaçlayan bu etkinliğimizi o k u l u m u z u n çevresindeki bir devlet okulunun kreşinde gerçeklestirdik. Çocuklar hasta olan oyuncak ayılarını bize getirdiler ve muayene ettik.Bununla çocukların hasta yakını rolünü üstlenerek ayıcığın tedavi süresini izlemesini ve doktor korkusunu yenmesini amaçladık.Bu küçük oyunumuzun

Pandemi olarak kabul edilen ve herkesin aklında soru işaretleri oluşturan domuz gribi hakkında bir seminer düzenledik.Seminere konuşmacı olarak katılan Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Sinem AKÇALI H1N1 virüsünün yapısı,bulaşma ve korunma yolları hakkında kapsamlı bilgi verdi. Seminerin sonundaki soru cevap bölümünde de herkes hocamıza sorularını yöneltti ve böylece akıllardaki soru işaretleri tamamen giderilmiş oldu. Körler Haftası Etkinlikleri Körler haftası kapsamında göz sağlığının önemini vurgulamak amacıyla hastane bahçesinde stand açtık.Bu standda Türk Oftalmoloji Derneği’nden temin ettiğimiz glokomla ilgili broşürleri dağıttık isteyenlere de oftalmaskopla göz taraması yaptık. Tarama başhekimimizin görevlendirdiği bir asistan tarafından yapıldı. Ankilozan Spondilit Paneli Yerel kurulumuzun her sene geleneksel olarak düzenlediği hekim ve hasta gözünden hastalıkları konu alan panellerin bu seneki konusu ankilozan spondilitti.Bu panelde öncelikle Ankilozan Spondilit Hasta Derneği’nin kurucusu ve başkanı olan Doç.Dr. Tuncay DURUÖZ hastalık hakkında temel bilgileri verdi. Daha sonra iki Ankilozan Spondilitli hasta yaşadıklarından ve doktorların tutumlarının hastalık seyirlerini nasıl değiştirdiklerinden bahsettiler. Panelin sonunda geleceğin doktor adayları olan bizler sadece hastalığı öğrenmekle kalmayıp hastaların gözünden de hastalığı incelemiş olduk. Bu da bize bambaşka bir açıdan hastalığa bakma fırsatı verdi.

21


YEREL KURULLARIMIZ

TurkMSIC

Cerrahpaşa Yerel Kurulu

22

Biz Turk MSIC Cerrahpaşa; yönetim kurulumuz, kulüp üyelerimiz ve üyemiz olmayan fakat etkinliklerimize en az kulüp üyelerimiz kadar hevesli katılım gösterip emek veren tüm fakülte öğrencilerimizle kocaman bir aileyiz. Tıp öğrencileri olarak camiamızın ortak dertleri vizeler, finaller, sözlüler ve daha nice öğrenci problemleri belimizi bükse de tıp öğrencisinden daha fazlası olduğumuzu bu çalışma dönemimizde de gösterdik ve göstermeye devam edeceğiz. Yürüttüğümüz tüm çalışmalar bizleri hem yerel kurul üyelerimizle yakınlaştırıyor hem de bir gün doktor olarak yerimizi alacağımız toplumumuzu tanımamızı, hastalıklara bakış açılarını görmemizi ve daha şimdiden mesleğimizin değerini kavramamızı sağlıyor. Yakaladığımız bu eğlenceli ve sıcak ortam, yaptığımız her etkinlik sonrası tüm yorgunluğumuzu unutmamızı sağlamakla kalmıyor aynı zamanda bir sonraki etkinliklerimiz için bize daha iyi fikirler ve çalışma azmi veriyor.

Ekim Dünya Diyabet Günü’nde Kızılay işbirliğinde yaptığımız şeker ölçümü ve şeker hastalığı hakkında bilgilendirmek oldu. Üyelerimiz ve fakülte öğrencilerimizden oluşan 80 kişilik çalışma grubumuz 1142 kişiye ulaştı.

Yerel kurulumuz 2009-2010 yılına yine çok dinamik ve çok heyecanlı başladı. İlk etkinliğimiz 14

Bu dönem ikinci çalışmamız fakültemizin dahiliye binasında Dünya Hipertansiyon Günü kapsamında Türk Kardiyoloji Derneği’yle

Gelişmiş ülkelerde giderek yaygınlaşan sedanter yaşam tarzı diyabetin ve daha birçok hastalığın tetikleyicisi oluyor. Bugün dünyada 171 milyon insan diyabet hastası ve 2030 yılında bu sayının 330 milyona ulaşması öngörülüyor. 14 Ekim günü biz bu sayının çok az bir kısmına ulaştık. Ulaştığımız kesimin insülin direncini kıramadık fakat diyabet hastalığı hakkında yaptığımız bilgilendirme ile hastalığa olan direnci arttırdık. Türkiye’nin herhangi bir caddesinde bulabileceğimizden daha fazla çeşit insanın bulunduğu İstiklal Caddesi’nde genci ve yaşlısıyla etkinliğimize tam katılım sağlayan halkımız, şeker ölçümlerinde sağlıklı bir toplum profili çizmemize yardım ettiler.


YEREL KURULLARIMIZ gerçekleştirdiğimiz tansiyon ölçümü çalışmaları oldu. iki gün boyunca on altı kişilik çalışma grubumuzun gerçekleştirdiği etkinlikte 542 hastamıza ulaştık. Sanayileşmiş ülkelerin yetişkin nüfuslarının %10-20’si hipertansiyon hastası. Ülkemiz yaşam standartları göz önünde bulundurulduğunda bu oran ciddi bir şekilde artmakta. Hocalarımızın yardımlarıyla aldığımız etkinlik öncesi eğitim sayesinde gerekli tüm bilgiye sahip olan üyelerimiz etkinliğe katılan hastalara hipertansiyon hastalığının ne olduğu, oluşumu üzerinde etkili faktörler ve tedavisi hakkında bilgi verdiler.

çalışmalar için gerekli tüm enerjiyi toplamış yerel kurul üyelerimizin bu çalışmamızda da çok iyi bir performans göstereceğinden eminiz.

1845’te Fransa’da ilk sigara fabrikası açıldığında sigara o kadar da düşman görünmüyordu gözümüze. Nitekim son elli yıla kadar sigarayla savaş adına yapılmış ciddi bir çalışma yoktu. Hatta reklam filmlerinde tabiplerin rol aldığını bile görebilirdik biraz daha erken doğsaydık. Bu gün geldiğimiz noktada artık sigaranın içindeki tüm kimyasalları biliyoruz. Bize ve sevdiklerimize verdiği zararların farkındayız. Biz farkındayız ve toplumumuzu da bu konuda rahatsız etmek, dikkatlerini çekmek istiyoruz. Bunun için en güzel gün 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü. Bahar yarıyılımızın ilk çalışması olacak bu etkinlikte spirometre ile ölçüm yapıp sigara ve yanında getirdiği hastalıklar hakkında bilgi vereceğiz. Tatilde dinlenmiş ve yeni

Kalp, karaciğer ve akciğer organ bekleme listelerindeki birçok hasta bağış yetersizliği sebebiyle kaybedilmektedir. Yine bahar döneminde bu duruma dikkat çekmek üzere geniş kapsamlı bir etkinlik düzenleyip olabildiğince çok yurttaşımıza ulaşmaya çalışacağız.

Bu gün sağlık sektöründeki bir diğer büyük problemimiz organ bağışıdır. Dünyada bazı yönetimlerin hala organ bağışına sıcak bakmaması, kişisel tercihlerin bağış yapmamak yönünde olması ve kimi kesimlerin dini görüşlerinin bağışa engel olması bu problemin sebeplerinden. Gelişmiş ülkelerde dahi böbrek nakli için bekleme süresi altı ile sekiz yıl arasında değişmekte iken diğerlerinde bu zaman daha da artmakta.

Biz TurkMSIC Cerrahpaşa Yerel Kurulu SCOPH alt komitesi diğer alt komitelerimizle el ele daha nice güzel etkinliklere imza atmak için sabırsızlanan dinamik bir aileyiz. Bahar yarıyılımızda da bir sürü güzel etkinlik yapacağız. Ailemizin güzel haberlerini bekleyin. Sevgiyle kalın.

23


YEREL KURULLARIMIZ

TurkMSIC

Dokuz Eylül Yerel Kurulu

Dokuz Eylül Yerel Kurulu’ndan SCOPH ailesine koskocaman bir merhaba, Geniş bir halk sağlığı grubundan oluşan Dokuz Eylül Yerel Kurulu iki senedir aktif olarak çalışmaktadır. Bu süreçte, geçen dönemde de yürütmekte olduğumuz projelere devam ederken yeni projeler de üretmeye devam ediyoruz. 2007-2008 eğitim döneminde ONKOD un düzenlediği eğitici eğitimine katıldık ve iki eğiticimiz oldu. 2007-2008 döneminde tüm dönemleri kapsayan okulumuz öğrencilerine organ bağışı anketi yaptık ve sonuç olarak tıp fakültesi örgencilerinin organ bağışı hakkında ön yargılı olduklarını gördük. 2008-2009 döneminde aktivitelerimiz: ORGAN BAĞIŞI PROJESİ

24

Organ Bağışı haftasından önce okulumuzun organ nakil koordinatörünün de eşlik ettiği, eğiticilerimizin eğitim verdiği bir eğitim düzenlendi. Organ Bağışı Haftası için Dokuz Eyül YK olarak stantlarda dağıtmak için broşür hazırladık. Organ

Bağışı Haftası boyunca okulumuzun derslikleri önünde stant açtık ve arkadaşlarımıza eğitim verdik. Tıp fakültesi dönem ikinci sınıflara modüllerine ders eklettik. Genel cerrahi polikliniğimizden hocamız müfredat dahilinde sunum yaptı. Balçova Ticaret Lisesi’nde üçüncü sınıflara organ bağışı eğitimine gittik. KENDİ KENDİNE MEME MUAYENE PROJESİ Genel cerrahi polikliğinden bir hocamız SCOPH’tan bir arkadaşımızı eğitici olarak yetiştirdi .Eğitici arkadaşımız yerel kurulumuzda bu projede çalışacak arkadaşlarımıza eğitim verdi. Eğitim alan arkadaşlar projemizin ilk aşamasında çalıştı ve genel cerrahi polikliniğinde, meme polikliniğinden çıkan hastalara kendi kendine meme muayenesinin önemini anlattık, onlara kendi kendine meme muayenesi yapmayı gösterdik. SİGARAYA HAYIR PROJESİ Bu proje kapsamında “Dumansız Parti” yapıldı. Partinin geliri 2009-2010 yılında gerçekleştirilecek “Hasta Çocuklara Gerçekleştirilecek Proje” için ayrıldı.


YEREL KURULLARIMIZ Kendi kendine meme muayene projesine devam edilecek, yeni üyelere eğitim verilecek ve poliklinikte hastalar, bu konuda eğitilecek. Bu sene ek olarak, köylere gidilecek ve kadınlara meme kanseri hakkında bilgi vererek kendi kendine meme muayenesi öğretilecektir. Diyabet projesi gerçekleştirilecek. Bu proje kapsamında öncelikle yerel kurul hakkında eğitilecektir. Daha sonra eğitilen kişiler, hastanenin önünde açılan stantta hastaları diyabet konusunda bilgilendirecek ve kan şekeri ölçecektir. Hastanemizde onkoloji servisinde yatan ve tedavi gören kanserli hastalara moral sağlamak için daha önce kanseri yenmiş hastaların katılımıyla bir konferans düzenlenecek.

2008-2009 döneminde Trakya Yerel Kurulu’nda verilen sağlık hakları eğitimine katıldık. İki eğiticimiz oldu. 2009-2010 eğitim yılındaki hedeflerimiz ve projelerimiz: Organ Bağışı Projesi’ne devam edilecek, yeni üyeler bu konuda eğitilecek ve stantlar açılacak.

Hastanemizde yatan hasta çocuklara 23 Nisan’da parti düzenlenecek ve bu organizasyonun ikinci aşaması olarak “Teddy Bear Projesi” gerçekleştirilecektir. Hedeflediğimiz kan bağışı projesi kapsamında hastanemizde yatan hastalar için hastane çalışanları ve öğrencilerimiz kan vermesi için teşvik edilecektir. Dokuz Eylül Yerel Kurulu olarak tüm SCOPH ailesine yeni dönemde iyi çalışmalar dileriz.

25


YEREL KURULLARIMIZ

TurkMSIC

Erciyes Yerel Kurulu

TurkMSIC en köklü yerel kullarından biri olan Erciyes YK olarak, çalışmalarımıza hız kesmeden devam etmekte, her geçen gün çalışma alanımızı biraz daha genişletmekteyiz. Erciyes Yerel Kurulu deneyimli yöneticileri ve çalışkan ekibiyle altı alt komitede de aktif olmaya özen göstermektedir. SCOPH alt komitemiz yıl içerisinde birçok aktivite düzenlemektedir. Aktivitelerimiz Kayseri halkı ve basını tarafından fazlasıyla ilgi görmektedir. Amacımız tıp öğrencileri olarak Kayseri halkının sağlığına katkı sağlamak, toplumumuzu bilinçlendirmek ve toplumumuzda ön plana çıkan, görülme oranı yüksek hastalıklar konusunda farkındalığı arttırmaktır. Ayrıca fakülte hastanemiz bünyesinde yatmakta olan çocuklarımız için çeşitli aktiviteler de yapılmaktadır. Pediatri Animasyon Film Gösterimi

26

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Gevher Nesibe Hastanesi Pediatri Servisi’nde yatan hastaların hastane psikolojisinden uzaklaşmalarını sağlamak amacıyla sınav zamanlarımız dışında, cuma akşamları serviste film gösterilmektedir.

Küçük ekipler oluşturarak düzenlediğimiz bu aktivitemizde, imkânlarımız doğrultusunda bazı haftalar hediyeler dağıtmaktayız. Kan Bağışı Toplama Etkinliği İlk defa Aralık 2008’de başladığımız bu etkinliğimiz, Erciyes Üniversitesi Kan Merkezi ile ortaklaşa gerçekleştirilmektedir. Etkinlikte, Erciyes Üniversitesi bünyesinde bulunan fakültelerde ve sanayi bölgesinde kan bağışının önemi anlatarak kan bağışı topluyoruz. Erciyes Üniversitesi Kan Merkezi tarafından haftada üç gün düzenlenen bu etkinliğe katılmaları için TurkMSIC Erciyes Yerel Kurulu üyelerinden on beşer kişilik ekipler oluşturulmuştur. Oluşturulan bu ekipler bilgilendirme, bağış toplama, hemoglobin ölçme gibi çeşitli basamaklarda etkinliğe katkı sağlamaktadır. 23 Nisan 2009 Erciyes Üniversitesi Yatan Çocuklar İçin Parti Yatan hasta çocuklar için birçok aktivite düzenleyen TurkMSIC, 23 Nisan’da çocukları unutmamıştır. Öncesinde tek tek tüm çocuklara


YEREL KURULLARIMIZ

sorularak istediği hediyeler not edilmiş ve listeler sponsor mağazaya iletilmiştir. Parti, 23 Nisan’da Gevher Nesibe Tıp Fakültesi Hastanesi Öğretim Üyesi Kafeteryası’nda on beş kişilik TurkMSIC ekibi ve Hematoloji ve Onkoloji A.B.D öğretmeni Nursel GÜT Hanım ile ortaklaşa hazırlanmıştır. Etkinliğimizde pasta kesilmiş, onkoloji bölümde yatan bir çocuğumuza şiir okutulmuş, illüzyon gösterilerine yer verilmiştir. Parti bitiminde de hediyeler dağıtılmıştır. 22 Şubat Onkoloji Tiyatro Onkoloji Bölümünde yatan, sağlık durumu elveren hasta çocukları 22 Şubat’ta Kayseri Büyükşehir Tiyatrosu’ndaki Doktor Tilki adlı oyuna götürdük. Onkoloji servisi öğretmenlerinden Nursel GÜT’ün ile beraber Kayseri halkı ile temas etme riskine karşı tiyatro yönetimi ile görüştük ve balkon kısmını sadece çocuklar ve aileleri için kapattık. Dünya Diyabet Günü Aktivitesi Gevher Nesibe Tıp Fakültesi Hastanesi Yönetimi’nin her yıl düzenli olarak gerçekleştirdiği Diyabetli Çocukları ve Ailelerini Bilgilendirme Konferansı’na hem konferansa hazırlık aşamasında hem de gelen çocukların güzel vakit geçirmesinde SCOPH olarak yardımcı olduk. Organ Bağışı Paneli Yüz kırk tıp fakültesi öğrencisinin katıldığı

panelde amacımız organ bağışı konusunda bilgilendirilmek ve geleceğin hekimlerinin bu konudaki farkındalığının arttırılmasıydı. Panelimize konuşmacı olarak Erciyes Üniversitesi Karaciğer Nakli Sorumlusu Yrd. Doç. Dr. Tarık ARTIŞ katıldı. Panel öncesinde konferans salonu girişinde stant kurularak panele katılacak öğrencilere ön bilgilendirme yaptık. Panel sonrasında da aynı stantta gönüllü olarak organlarını bağışlayanların kaydını yaptık, organ bağış kartlarını verdik. Kalp Hastalıkları Karşı Genel Tarama 23 Aralık’ta Gevher Nesibe Tıp Fakültesi Hastanesi girişinde gerçekleştirilmiştir. Hastaneye gelen hasta ve hasta yakınlarının tansiyon, kan şekeri, kan yağları ve beden kitle indeksleri ölçülmüş, ölçümler öncesinde yapılan küçük bir anketle hasta hikâyesi alınmıştır. Elde edilen veriler ışığında Kardiyoloji Anabilim Dalı’ndan Dr. Sait ÇOŞKUN tarafından gerekli yönlendirmeler yapılmıştır. Ortalama üç yüz kişinin ölçümlerinin yapıldığı organizasyonun her aşamasında üyelerimiz aktif görev almıştır. Aktivite öncesinde aktif görev alacak üyelerimize hipertansiyon, tansiyon ölçme, kan şekeri ve yağlarını ölçme konularında eğitimler verilmiştir. Aktivitemizin çekirdek ekibinde yedi kişi bulunurken, aktif olarak çalışan kırk üyemiz bulunmaktadır. Hastaların hikâyelerini almak amacıyla kullanılan anketler üzerinden bilimsel araştırmalar başlatılmıştır. 27


YEREL KURULLARIMIZ

TurkMSIC

Eskişehir Yerel Kurulu

Fakültemizde 2005 yılından beri etkin faaliyet gösteren Eskişehir Osmangazi Üniversitesi TurkMSIC, 3. nesil üyeleriyle SCOPE, SCORE ve SCOPH’ta faaliyetlerine devam etmektedir ve diğer çalışma kollarını da fakültemizde aktifleştirmeye çalışmaktadır. Yerel kurulumuzun danışman öğretim görevlisi, aynı zamanda fakültemizin dekan yardımcısı olan Prof. Dr. Özkan Alataş’tır. Bu yıl yerel kurulumuza aldığımız yeni üyelerimizle birlikte dinamik bir öğrenci topluluğu olarak Eskişehir’de ve bölgemizde pek çok aktivite gerçekleştirmeyi planlamaktayız. SCOPH kapsamında Eskişehir Osmangazi Tıp Fakültesi TurkMSIC öğrenci kulübü temsilcileri tarafından Eskişehir halkını diyabet konusunda bilinçlendirmek amacıyla stant açıldı. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi TurkMSIC ekibi olarak Kanatlı Alışveriş Merkezi’nde insanları diyabet konusunda bilgilendirmek ve gerekli ölçümleri yapmak için stant açtık. Yaklaşık bin kişinin kan şekerini ölçtük ve “diyabete aday”

28

kişilere uyarılarda bulunduk. Kan şekeri ölçümü yapılan kişiler arasında pek çok kişinin diyabet belirtisi göstermesine karşın hastalığının farkında olmadığını fark ettik. Standa bilgi almaya gelen 25-35 yaş arası gençlerden bazılarında da diyabet riski olduğunu tespit ettik ve gençlerin de diyabet hastalığına aday olabileceğini, durumun asla ihmal edilmemesi gerektiğini bir kez daha kanıtlamış olduk. Kan şekeri ölçümü ile birlikte diyabet hakkında bilgiler içeren broşürler dağıttık. Diyabet konusunda bilinçli bir toplum oluşmasında TurkMSIC olarak katkı sağlamış olduk.


YEREL KURULLARIMIZ

TurkMSIC

İstanbul Yerel Kurulu

Türkiye’nin en eski ve köklü tıp fakültelerinden biri olan İstanbul Tıp Fakültesi’nin TurkMSIC Yerel Kurulu olarak, hekimlik mesleğine tam olarak başlamadan insanlık adına elimizden geldiğince çalışmalar yapma uğraşı içerisindeyiz. Bu sene bambaşka bir kadro ile tamamen yenilenmiş olarak, çok daha fazla aktivitede yer alacağımıza eminiz. Farklı alt komite demeden her üye her alt komite için canla başla elinden geleni yapmakta, tam bir grup olarak çalışmaktayız. Tüm arkadaşlarımızın yanında, Onur ÜSTÜN ve Cansu MERT, LPO’lar olarak Scoph ile daha iç içeyiz. Geçen sene SCOPH’ta çalışan arkadaşlarımız, halk sağlığı konusunda çeşitli çalışmalar yapmış, projeler üretmişlerdi. Halkımızı belli konularda bilgilendirebilmek için ellerinden geleni yapmışlardı. Bunlara şöyle bir göz atacak olursak; Gönüllü Kemik İliği Donörü Projesi Biliyorsunuz ki, ülkemizde çok sayıda uygun kemik iliği bekleyen hasta var ve halkımız bu konuda çok da bigili değiller. Bu yüzden de kemik iliği bekleyen onca insanın bekleyişi ne yazık ki bir yerden sonra çaresizliğe dönüşüyor. Biz de yerel kurulumuz olarak, bu konuya daha çok dikkat çekmeyi istedik ve bu konuda bir “Gönüllü Kemik İliği Donörü Projesi” ürettik. Ülkemizdeki az sayıda kemik iliği bankasından biri olan fakültemiz kemik iliği bankası ile ortak bir proje yürütme düşüncesindeyiz. Böylece insanların dikkatini bu konuya çekebilir, onları bilinçlendirebilir ve çaresizce bekleyen çok sayıda insana belki de umut olabiliriz.

Organlarını Bağışla Projesi Organ bağışı birçok insan için büyük(ve belki de tek) umut olmasına ve çoğu insanımız bunun bilincinde olmasına rağmen, ne yazık ki ülkemizde yapılan organ bağışı hala arzu edilen seviyeye ulaşmış değil. Bunun çeşitli sosyal ve diğer kaynaklı sebepleri var ve biz de elimizden geldiğince bu sebeplerin üstüne gidip, organ bağışını teşvik etme yolunda çalışmalar yapmak istiyoruz. Gönüllü Kan Bağışlama Organ bağışında olduğu gibi, insanımız özellikle kan bağışı konusunda çok daha fazla bilinçli ve öneminin farkında. Fakat buna rağmen kan bağışları yetersiz. Bir yakınının ihtiyacı olmadıkça, gönüllü kan bağışı yapanların sayısı ne yazık ki çok az. Bu yüzden gönüllü kan bağışını arttıracak projelerimiz var. Tütün Kullanımı Kontrolü, Dumansız Parti Artık tüm kapalı mekanlarda tütün kullanımı yasaklandı, ancak geçen sene daha bu kanun yürürlüğe girmeden önce, biz de yerel kurulumuz olarak bu olaya el attık ve İstanbul Ghetto’da bir Dumansız Parti düzenledik. Böylece insanların sigara içmeden de eğlenebileceğini kanıtlamış olduk, sigara yasağına desteğimizi verdik. Dünya Kadınlar Günü, Kadının İzi Geçen sene Dünya Kadınlar Günü’nde fakültemizde stand açarak, bütün kadınlarımızın kadınlar gününü kutladık ve aynı zamanda kadın haklarına dikkat çekmeye çalıştık. Bunun için çok sayıda insan ellerini çeşitli renkteki boyalara daldırarak, hazırlamış olduğumuz çarşafa boyalı ellerini basarak izlerini bıraktılar, kadınların yalnız olmadığını haykırdılar. Bunlar dışında diğer projelerimiz ise; Lösemili çocukları destekleme projesi 4 Toplumda bazı hastalıklar hakkında küçük testlerle bilgilendirme (Tansiyon, diyabet, romatoid artrit vs.) 4 Sağlıklı Beslenme Konferansları 4 Fatih Çocuk Esirgeme kurumunda çocuklara ders, doktor sevgisi aşılama İstanbul YK Scoph’çuları olarak, bu sene daha da fazla çalışarak elimizden gelenin en iyisini yapmak için uğraşacağız.

29


YEREL KURULLARIMIZ

TurkMSIC

Hacettepe Yerel Kurulu

30

MEDISEP; Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığına bağlı bir öğrenci topluluğu olarak 2003 yılında kurulmuştur. Açılımı “Medical Students’ Exchange and Projects” olan MEDISEP, kuruluşundan itibaren çalışmalarını iki temel eksende gerçekleştirmektedir. Bunlardan ilki, öğrencilere yurt dışı staj olanağı sağlamayı amaçlayan “Değişimler” ve “Projeler”dir. IFMSA ve EMSA’nın çalışma kollarının tümünde etkinliklerini sürdüren topluluğumuz son 3 yılda; 129 öğrenciye yurt dışına çıkma imkanı sağlanması, 154 yabancı öğrenci ağırlanması, 4 Proje Eğitimi, 6 AB Gençlik Programları projesi ile adından ulusal ve uluslar arası alanda söz ettirmeyi başarmıştır. TurkMSIC-Hacettepe (MEDISEP), Avrupa’da en iyi eylem 5 projesi seçilen “Avrupa Gençliği ve Kadın Sağlığı” (Eylem 5 Projesi; 6 gün, 10 ülkeden 25 katılımcı) ve 2007 EMSA Genel Kurulu ev sahipliği gibi önemli etkinliklere imza atmıştır. TurkMSIC Hacettepe’nin en çok çalışan, en kapsamlı ve en dinamik çalışma kolu olan SCOPH, 2009 yılı boyunca iki farklı takımıyla iz bırakan birçok aktivite ve projeye imza attı. Hepsinde ortak amaç; halkın kendi sağlığı konusundaki farkındalığını, bilgi düzeyini artırmak, ön yargıları ve yanlış düşünceleri yıkmak, daha bilinçli, daha sağlıklı, yaşam kalitesi daha yüksek bir toplumun oluşmasına katkıda bulunmaktır. Bunu da geleceğin doktorları olan bizler yapmaktayız.

2009 yılının ilk yarısında yapılan etkinliklerin ilki, organ bağışına dikkat çekmek amacıyla hazırlanan ve Ocak ayının ilk haftasında üniversite hocalarımıza, yeni yıl ve organ bağışı kitap ayraçlarının dağıtılmasıydı. Mart ayında tüm dünyadan tıp öğrencilerinin katıldığı genel kurul toplantısına tütün kontrolü ile ilgili bir projemizin posterini yolladık. 12 Nisan 2009’da üniversitemizin Doğada Yürüyüş Topluluğu ile ortak olarak Dünya Sağlık Haftası çerçevesinde “Sağlık için yürüyelim!” temalı bir yürüyüş düzenledik. 16 Nisan 2009’da Kalp Haftası’nda Kardiyovasküler riskler ve risk yönetimi ile ilgili bir panel gerçekleştirdik. 23 Nisan’da “Ayıcık Hastanesi”nin doktorları olduk. Projemizin amacı çocukların hastane ve doktor korkusunu yenmelerini sağlamak ve onlara temel sağlık eğitimi vermekti. Bol eğlenceli ve eğitimli “vücudumuzu tanıyalım”, “beslenme”, “ağız ve diş sağlığı”, “doktor” ve “eczane” temalı beş istasyonda 4-6 yaş grubu 20 çocuk hem korkularını yenip eğitim aldı, hem de bol bol kendi günlerinde eğlendiler. 2009-2010 öğretim yılını bir açılış kampıyla yaptık. Bu kampın bizim için önemi gerçekten büyüktü; çünkü bu kampta yer alan SCOPH ayrılmış oturumu ile sıcacık ailemizi, çalışmalarımızı, aktivitelerimizi, projelerimizi arkadaşlarımıza tanıtma fırsatı bulduk.


YEREL KURULLARIMIZ

Kampın sonunda harika geri bildirimler aldık. Sonuç: bu yıl birçok başarılı, faydalı ve eğlenceli aktivite ve projeye imza atmış çalışkan bir Hacettepe SCOPH takımı. İşte yaklaşık 70 kişilik bu büyük ve azimli takımımızla ilk olarak 3-9 Kasım 2009 Organ Bağışı Haftası etkinliklerimizi gerçekleştirdik. Amacımız, halkımız tarafından bir tabu olarak görülen organ bağışı konusundaki yanlış fikirleri yıkıp; organ bağışı konusunda daha bilgili, daha bilinçli bir toplum oluşmasını ve verici sayısının artmasını sağlamaktı. Önce akademik eğitimi alan SCOPH gönüllüleri sonra bir akran eğitimi verdiler. 4-5-6 Kasım’da öğrenci yemekhanesi önünde, 8 Kasım’da Ankamall alışveriş merkezinde ve 10 Kasım’da hastanemizin önünde organ bağışı masaları açtık. Beyaz önlüklerimiz, afişlerimiz, broşürlerimiz, organ bağışı mesajları içeren anahtarlık, kalem, araba kokusu, rozet gibi çeşitli materyallerimiz ile halkın arasına karıştık ve hem onları organ bağışı konusunda bilgilendirdik hem de bağış kartları doldurduk. Etkinliklerimizin sonunda yüzlerce kişiye ulaştık ve elde ettiğimiz 277 bağış, güzel anılar ve mutlu fotoğraflar ile hafızamızdan silinmeyecek bir aktiviteye imza attık. Ayrıca kendi tasarladığımız organ bağışı kitap ayraçlarını da hocalarımıza dağıtarak bunu her yıl farklı bir tasarımla yapma kararıyla bu haftamızı tamamladık. Sırada 14 Kasım Dünya Diyabet Günü etkinlikleri vardı. Öncelikle 12 Kasım’da hastanemizin endokrinoloji bölümü hemşirelerinden diyabet ve tedavisi, kan şekeri ölçümü, diyabetli hastaya yaklaşım, diyabetli hastaya nasıl eğitim verilir, diyabetle yaşam gibi konuları da içeren uygulamalı ve hasta katılımlı bir eğitim aldık. Aldığımız eğitimin ardından verdiğimiz akran eğitimi ile yine bilgilerimizi pekiştirmiş olduk. Sponsor bir firmadan broşürlerimizi ve şeker ölçüm cihazlarımızı temin ettik. 14 Kasım günü de Ankamall alışveriş merkezinde Türk Diyabet Vakfı ortaklığı ile ve 19 Kasım’da hastanemiz önünde birer masa açtık. Burada hem halkımızı bilgilendirdik hem de kan şekeri ölçümleri yaptık ve şeker hastası kartları dağıttık. Yine yüzlerce kişiye ulaşarak diyabet hastalığına dikkat çekmiş olduk.

Uzun zamandır ülkemizin gündeminde olan; ancak medyanın yarattığı bilgi kirliliği yüzünden kimsenin kesin olarak ne olduğunu bilmediği için doğan panik ortamı sebebiyle domuz gribi konusunda harekete geçmeye karar verdik. Öncelikle Ekim Genel Kurulu’nda Akdeniz Yerel Kurulu işbirliği ile SCOPH ayrılmış oturumunda bir sunum yaptık. Amacımız bu konuya dikkat çekmek ve doğruları göz önüne sermekti. Tıp öğrencileri olarak bizlerin öncülüğünde panik ortamı en aza indirgenmeliydi. Daha sonra Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri olarak 3 aşamalı bir proje geliştirdik: Öncelikle, konuda uzman hocalarımızın vereceği bir konferans, ardından aktif temelli ilköğretim öğrencilerine yönelik bir eğitim ve son olarak da saha çalışmasıyla hedef kitlemizi tüm halk olarak belirleyecektik. Bu amaçla 23 Kasım pazartesi günü Hacettepe Üniversitesi M salonunda konuda uzman çalışmaları bulunan hocalarımız Prof. Dr. Serhat Ünal, Prof. Dr. Levent AKIN ve Prof. Dr. Ayşe DÜRDAL US’un katılımlarıyla yaklaşık 400 kişiye ulaştığımız bir bilgilendirme konferansı düzenledik. Projemizin uygulamaları devam edecek. Diğer bir projemiz: Kan Bağışı Projesi. Kan ve trombosit ihtiyacının günden güne artmasına rağmen bağışların yetersiz kalması ve yine bu konuda da bilgisizlik sebebiyle bir önyargının oluştuğunu tespit etmemiz üzerine, önyargıları yıkıp daha fazla bağış sağlamak amacıyla projemizi başlattık. Projemiz kapsamında ilk olarak 28 Aralık’ta Hematoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Salih AKSU, kan bağışı ve aferez konusunda projemizin temelini oluşturan konular hakkında bir bilgilendirme konferansı verdi. Konferansın sonundaki soru cevap kısmında arkadaşlarımız zihinlerindeki soru işaretlerini giderdiler ve konferans bitiminde iki hematoloji hemşiresinin katılımıyla arkadaşlarımızın damar kontrolleri yapılarak projeye dâhil olmak isteyenlerin iletişim bilgileri alındı. Bunan sonra donör veri tabanı oluşturularak ihtiyaç halinde sistematik olarak bağışın gerçekleşmesi sağlanacak. Projelere doymayan yerel kurulumuzun ilkyardım konulu bir projesi daha bulunuyor. Amacımız tıp fakültesi öğrencilerinin ilk yardım yapabilecek düzeyde pratik uygulamaya sahip olmasıydı. Proje kapsamında öncelikli olarak bir eğitim düzenledik. Üniversitemizin halk sağlığı hocaları tarafından verilecek bu eğitim 10 saat uygulamalı olarak verilecek ve eğitim küçük gruplar halinde gerçekleşecek. Aralık ayının son haftasında katılımcı bilgilerini topladığımız projemiz şubat ayında uygulanacak. Yaptığımız aktivite ve projelerimiz dışında Hacettepe SCOPH takımı olarak önümüzdeki aylarda da obezite, hipertansiyon, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, Sağlık Haftası, Kalp Haftası ve 31 Mayıs gibi birçok önemli gün ve konu için aktivite ve projelerine 31 devam edecek.


YEREL KURULLARIMIZ

TurkMSIC

Marmara Yerel Kurulu

Ders aralarında, ayağınızı Boğaz’a uzatıp, sol yanınızda Marmara Denizi’ne sarılarak “Konstantiniye”ye karşı eski hayallerinizi tekrardan yaşayabileceğiniz bir yer Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi. Bu güzelliğine kendimizi fazla kaptırmamız yüzünden olsa gerek, geçtiğimiz yıllarda TurkMSIC-Marmara-YK adından gerektiği kadar bahsettirememiş, biraz da esprili bir tıp tabiriyle, “pseudo-yk” sıfatını üzerinden attıracak, amacına ulaşabilen etkinliklerde bulunamamıştı.

32

Geçen sene, arkadaşımız Nefize’nin bize kattığı heyecanla, güzel bir şekilde organize olarak, artık aktivite yapabilecek bir yerel kurul haline gelebildik. Birden fazla alt kurulumuzun beraber çalıştığı ve sesimizi de duyurabildiğimiz etkinlikler düzenledik. Kampüsümüzde, “Gazze’ye Yardım” kampanyası ile önemli bir meblağı Kızılay’ın hesabına ulaştırdık. Bunun yanında Dünya Kadınlar

Günü’nde yine kampüsümüzde stant açıp broşür dağıtarak ve ardından da “Demir Çeneli Melekler” filminin gösterimini yaparak arkadaşlarımızı bu konularda daha da hassas olmaları yönünde bilinçlendirdik. İnsan, Sağlık, Hasta Hakları üzerine atölye çalışması, hastanemizdeki kanserli çocuklarla partiler, Dünya AIDS Günü etkinlikleri; tüm bunlar 2008–2009 döneminde yerel kurulumuzda gerçekleştirdiğimiz ve bize önümüzdeki senelerde sergileyebileceklerimiz hakkında ipucu veren etkinliklerdendi. Bu senenin başında katıldığımız Ekim Genel Kurulu akabinde fakültemize yeni gelen arkadaşlarımız için tanıtım toplantıları düzenledik. Yerel kurul toplantılarımızla yönetim kurulumuzu, alt komite başkanlarımızı seçip hemen küçük çalışma gruplarıyla daha etkili ve dinamik olduğunu düşündüğümüz bir organizasyon piramidi


YEREL KURULLARIMIZ var olduğunu saptadık. Yine o insanların, ölçümlerimiz sırasında, müstakbel doktorlar bizlere sorduklarından, yorumlarından yaptığımız çıkarımlar sonucu, bu bölgenin sağlık konusunda ulaşılıp, bilgilendirilmeye ihtiyaç duyduğunu gördük. Çalışmalarımızı yapacağımız yerler için hazırladığımız listede, bu bölgeyi daha üst sıralara yerleştirdik. Burada kaydettiğimiz verileri de ilerleyen zamanlarda TurkMSIC-Marmara-YK adına, ya kendi kongremizde ya da katılabileceğimiz başka bir öğrenci kongresinde bir sunum halinde paylaşmayı planlıyoruz. Önümüzdeki günlerde uygulamaya hazırlandığımız kanserli çocuklara yönelik, yine geçen sene yaptığımız benzeri bir etkinlik ve Dünya Sigarayı Bırakma Günü için Marmara SCOPH Takımı olarak üzerinde düşünüp detaylandırmaya başladığımız aktiviteler var.

çatısında buluştuk. Her alt kurulumuz ellerinden geldiğince çalışmalarını hâlihazırda sürdürmekte. İlk etkinliğimiz, geçen sene de yaptığımız Dünya AIDS Günü’nde bir alışveriş merkezinde yaklaşık 400 kişiye hedeflerimiz doğrultusunda ulaşmaktı.

Koridorlarının her adımı tarih kokan Haydarpaşa Kampüsü’nde yetişen ve halk sağlığı çalışmalarına gönülden destek veren hekim adayları olarak biz, Marmara SCOPH Takımı, bu yüce vazifeyi yerine getirmek için her zaman var gücümüzle buradayız.

Bu sene, sadece Marmara SCOPH Takımı sorumluluğunda yaptığımız aktivite hedeflediklerimizi fazlasıyla karşılayan “Hipertansiyon ve Obezite Taraması”ydı. Kasımpaşa Kızılay Meydanı’nda 16 Ocak 2009 tarihinde gerçekleştirdik, Kızılay’ın bize sağlamış olduğu çadırın altında. Amacımız, tansiyon, bel çevresi ölçümü yaparak, vücut-kitle indeksini hesap ederek; sonunda kardiovasküler risk faktörleri açısından insanları kendi durumları üzerinden bilgilendirmek ve en rahat ulaşabilecekleri bir sağlık kuruluşuna yönlendirmekti. Bu konularla ilgili broşürlerimizi dağıttık, afişleri astık. O günlerde İstanbul’un gerçekten soğuk günlerde bulunduğunu da söyleyerek, büyük özverilerle bu etkinliğin düzenlendiğini belirtmeden geçmeyeyim… Şaka bir yana, gerçekten de 33 arkadaşımızın vardiyalarla katıldığı ve tam 647 kişiye ulaştığımız bu taramada, en azından o gün o meydandan geçip çadırımıza girenlerin önemli ele aldığımız risk faktörlerinin bir kısmında

33


YEREL KURULLARIMIZ

TurkMSIC

Selçuk Yerel Kurulu

34

TurkMSIC’a Nisan 2008’de katılan YK’mız, Nisan 2009’dan itibaren asil üye olmuştur. Aralık 2009’dan beride, Selçuk Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı’nda resmi topluluk olarak yer almaktadır. Bir sene boyunca dört kolda aktif olarak çalışan Selçuk YK, en verimli ve etkili etkinliklerini SCOPH alt çalışma kolunda yapmıştır. Bundan sonraki etkinliklerini de ağırlıklı olarak halk sağlığı alanında yapacaktır. YK olarak şimdiye kadar diyabet ve domuz gribi konularında çalışmalar yapılmıştır. Bununla ilişkili olarak Diyabet Günü’nde (14 Kasım ) bir alışveriş merkezinde, kan şekeri ölçümü, boy, kilo, tansiyon ölçümleri yapılmıştır ve son derece olumlu sonuç alınmıştır. Konya Diyabet Cemiyeti bu konuda bizden desteklerini esirgememiştir. Domuz Gribi konusunda Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi’nde Domuz Gribi ve Korunma Yolları konulu konferans verilmesine katkıda bulunulmuştur ve katılımcılara broşür dağıtılmıştır.

Selçuk YK SCOPH olarak halk sağlığı alanında çalışmalarımıza ve projelerimize devam edilecektir. YK’mız yerel ve ulusal alanda daha aktif çalışmalar sürdürecek motivasyona sahiptir.


YEREL KURULLARIMIZ

TurkMSIC

Kocaeli Yerel Kurulu Mezunlar Buluşması gibi birçok etkinliğin düzenlenmesine de katkıda bulunmaktadır. TurkMSIC Kocaeli Yerel Kurulu 2008-2009 Yönetim Kurulu Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi 2009 yılında EMSA üyesi fakülteler arasına katılmıştır. TurkMSIC ve EMSA ortak projeleri yeni dönemde gerçekleşecektir. TurkMSIC Kocaeli Yerel Kurulu SCOPH, için birçok çalışma yapmıştır. Bunlardan birkaçı; diyabet günü etkinlikleri, hipertansiyon etkinlikleridir.

TurkMSIC’ta yer aldığı günden beri 6 alt komitede de aktif bir şekilde çalışan Kocaeli Yerel Kurulu 2008 yılında yenilenen yönetimi ile çalışmalarına hız kazandırmıştır. Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Dönem 1 öğrencilerine yönelik Toplumsal Duyarlılık Projeleri (TODUP) geliştirme ve hayata geçirme aşamalarında görev alan yerel kurul, fakültedeki tüm birimler tarafından resmi olarak kabul görmektedir. Kocaeli Üniversitesi Tıp Eğitimi Çalıştayı katılımıcıları Kocaeli Yerel Kurulu; Tıp Eğitimi Çalıştayı,

Diyabet günü etkinlikleri kapsamında fakülte bünyesinde konferanslar ve sergiler düzenlenmiş, diyabetin günümüzdeki yeri tartışılmıştır. Ayrıca alışveriş merkezlerinde açılan stantlar ile diyabet konusuna dikkat çekilmiş ve bilgilendirme yapılmıştır. Hipertansiyon etkinlikleri Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Umuttepe Kampüsü’nde gerçekleştirilmiştir. Geleceğin en büyük sağlık göstergesi olan gençler hipertansiyon konusunda bilgilendirilmiştir. Arkadaşım Diyabet Kamp Fotoğraf Sergisi TurkMSIC Kocaeli Yerel Kurulu yerel ve ulusal alanda çalışmalarına devam edecektir. Gelecek dönem çalışmaları için hazırlıklar sürmektedir.

35


YEREL KURULLARIMIZ

TurkMSIC

Trakya Yerel Kurulu

Trakya Yerel Kurulu TurkMSIC’in Avrupa’ya dönük yüzü olarak 518 aktif üyesi, ulusal olmaya hak kazanmış projeleri, vızır vızır çalışan koordinatörleri ile TurkMSIC ailesine renk katan aktif yerel kurullardan biridir. İstanbul’a olan yakınlığımız, Edirne’nin barındırdığı zengin tarihi miras ve misafirperver yaklaşımlarımız bizi TurkMSIC stajlarında en çok tercih edilen yerel kurullardan biri yapmıştır. Birbirlerine sürekli destek olarak koordine bir şekilde çalışan alt komitelerimiz el ele vererek çok güzel projeler üretmiş, aktiviteler gerçekleştirmiş olmanın verdiği mutluluk ve azim ile TurkMSIC’e yeni katkılar sağlamak amacıyla çalışmalarına özveriyle devam etmektedir. Yerel kurulumuzun düzenlediği etkinlikler Edirne halkı tarafından oldukça ilgi görmekte ve çalışmalarımız yakından takip edilerek Edirne basınında da oldukça ses getirmektedir.

36

Yerel kurulumuzda SCOPH alt komitesi olarak her aktivitede etkin rol almaya çalışıyoruz. Bu aktiviteleri gerçekleştirmedeki amaçlarımız; halkımızı bilinçlendirmek, koruyucu sağlık hizmetlerinin önemini aşılamak, toplum sağlığını tehdit eden unsurları hatırlatmak, belirli önyargıları kırmak, daha dikkatli ve bilinçli bir

toplum oluşmasına katkıda bulunmaktır. Edirne’de yıllardır gerçekleştirdiğimiz aktivitelerimizde, bize katılacak olan arkadaşlarımıza aktivite öncesi ilgili anabilim dallarından hocalarımızın yardımıyla eğitimler düzenlemekteyiz. Böylece hem kendimizi geliştiriyoruz hem de halka yapılabilecek yanlış bildirimlerin önüne geçiyoruz. Edindiğimiz bu çalışma biçiminin TurkMSIC içinde de yaygınlaşmasının ulusal düzeydeki çalışmalara büyük katkı sağladığı inancındayız. Bizler aldığımız bu bilgileri aktarmak için Edirne Belediyesi ve Üniversitemizin desteğiyle açtığımız stantlarda ilgi çekici uygulamalar yapıyor ve bilgilendirici broşürler dağıtıyoruz. Yaptığımız çalışmalarda İl Sağlık Müdürlüğü, Toplum Sağlığı Merkezi ve çalıştığımız konu ile ilgilenen özel kuruluşlardan yardım alıyoruz. Bu yardımlarla toplumda sık görülen hastalıklar üzerine araştırmalar yapıyor, bu hastalıklar ile ilgili taramalar yaparak gerekli durumlarda halkı sağlık kuruluşlarına yönlendiriyoruz. Bunun yanı sıra kimi zaman üniversite öğrencilerimize kimi zaman da halkımıza yönelik eğitimler veya söyleşiler düzenliyoruz.


YEREL KURULLARIMIZ

Yerel Kurulumuzda 2009 yılı içinde 06 Şubat Dünya Kanser Günü, 08 Mart Dünya Kadınlar Günü, 14 Mart Tıp Bayramı, 07-13 Nisan Dünya Sağlık Haftası, 31 Mayıs Dünya Sigara İçmeme Günü, 03-09 Kasım Organ Bağışı Haftası, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü gibi birçok ulusal etkinlikte aktiviteler düzenledik. Bu aktiviteleri yaparken hem katılımcıların

ilgisini çekmek hem de yaratmak isteğimiz farkındalığın boyutunu arttırmak için stant açmak ve broşür dağıtmanın yanı sıra çeşitli ölçümler ve taramalar yapıyoruz; Dünya Diyabet Günü’nde kan şekeri ölçmek, hipertansiyon etkinliklerinde tansiyon taraması yapmak, obezite etkinlikleri için beden kitle endeksleri hesaplamak, aktivitelerimizle ilgili minik oyunlar oynamak, Dünya Kadınlar Günü’nde katılımcıların kadınlar ile ilgili düşüncelerini, sözlerini hatta şiirlerini renkli kâğıtlarla pano haline getirmek ve kadınlarımızın haklarını öğrenerek avukatlardan bilgi alabilmesi için kolaylıklar sağlamak bunlardan birkaçı. Tüm bu etkinlikleri yaparken gücümüzü içimizde bitmek tükenmek bilmeyen SCOPH gönüllüğümüzden, yardımsever alt komitelerimizden, yapılan aktiviteler, yepyeni fikirlerle mail kutularımızın daima dolu olmasını sağlayan SCOPH üyelerimizden, Ulusal Halk Sağlığı Direktörümüzden, ulusal aktivite koordinatörlerimizden alıyoruz. Bu sıcak çatı altında nice aktiviteler yapmak, tatlı yorgunluklar çekmek, nice mutluluklar paylaşmak, yeni fikirler üretmek, beraber bilim, yardımlaşma ve dostluk adına nice adımlar atmak dileğiyle…

37


YEREL KURULLARIMIZ

TurkMSIC

Yeditepe Yerel Kurulu

Yeditepe Üniversite Tıp Fakültesi olarak TurkMSIC ailesine yeni katılmamıza rağmen projelerde yer almak isteyen, birçok tıp fakültesi öğrencisiyle birlikte hızlıca çalışmaya başlamış bulunmaktayız. TurkMSIC’in misyonlarından olan halk sağlığı, üreme sağlığı, tıp eğitiminin geliştirilmesi ve bilimsel araştırmalar gibi birçok alanda Yeditepe YK olarak halka yararlı olacak projeler geliştirmekteyiz. Koordinatörlerimiz eşliğinde çalışan alt gruplarımızdan biri olan SCOPH olarak biz, görevimizi en iyi şekilde yapma amacı güderek çalışmaktayız. Çalışmalarımızda birçok tıp öğrencisinin sorumluluk alması ve görev bilincinin farkına varıp ulaşmak istediğimiz kesime en yararlı şekilde hizmet sağlaması amacımızdır. Bu

38

amaca yönelik uğraşlarımızda birçok proje ortaya çıkmıştır. Öncelikle bizde ayrı bir yeri olan ilk projemiz Yeditepe Üniversitesi ve Haydarpaşa Numune Hastanesi’nin katkılarıyla açtığımız Organ Bağış Standı’mızdır. Okulumuz da Organ Bağış Haftası’nda kapsamında yapılan sempozyumda kurduğumuz stand, çok fazla ilgi çekmiş ve bizi mutlu etmiştir. Bu stant tek günle kalmayıp ondan sonraki hafta boyunca okulumuzun çeşitli yerlerinde kurulmuş, merak edenlere organ bağışı hakkında bilgi verilmiş; isteyenlere de organ bağışı formu doldurulup organ bağışı kartı verilmiştir. Bu konuya daha fazla dikkat çekmek için organlarını bağışlayanlara Sağlık


YEREL KURULLARIMIZ

Bakanlığı’nın organ bağış kartı yanında, yaka iğnesi de takıp bu kişilerin çevrelerindeki insanların da organ bağışıyla ilgilenmeleri sağlanmıştır. Toplamda 150 kişiye yaptığımız organ bağışı Yeditepe YK olarak büyük bir adım olmuş bunu daha da genişletmek ve

daha fazla kişiye ulaşma amacıyla büyük projelere yönelmemizi sağlamıştır. Bizim bu sene içinde SCOPH kapsamında yaptığımız öteki projemiz ise Kızılay işbirliğiyle olan seker ve tansiyon ölçümüdür. Bunun için seçtiğimiz yerse İstanbul Büyükşehir Belediyesi Gençlik Meclisi’nin Düzenlediği ‘Sağlıklıysan Güzel Hayat’ adlı kadın sempozyumuydu. Bu sempozyumdaki konuşmacılar kadınları her türlü bulaşıcı hastalık hakkında bilgilendirirken biz de Yeditepe YK olarak gelen bayanların ve nadir de olsa erkeklerin tansiyonlarını ve sekerlerini ölçtük. Bu konuda görev alan arkadaşlarımız özellikle 1 ve 2. sınıftaki tıp öğrencileri için yararlı bir deneyim olmuştur. Ayrıca sadece seker ve tansiyon olcumu yapılmamış, yüksek tansiyon ve diyabet konusunda da gelen bayanlara TurkMSIC broşürleri ile ve bu konuda onlar bilinçlendirdik. TurkMSIC Yeditepe Yerel Kurulu olarak TurkMSIC’in misyonunun da verdiği yükümlülükle birçok etkinlik gerçekleştirdik ve önümüzdeki süreçte de gerçekleştirmeye devam edeceğiz. Yeditepe Üniversitesi olarak etkinliklerimize bu sene başlamış olsak da sahip olduğumuz dinamizm ile hızla güzel aktiviteler yapmaya devam ediyoruz. Umarım üniversitemizde açtığımız bu güzel yolu daha iyi daha güzel aktiviteler ve projelerle

39


SCOPH AJANDASI KOORDİNATÖR

GÜNÜ

DİYABET

14 KASIM

Metin YEŞİLTEPE

14 KASIM DİYABET GÜNÜ Diyabet ülkemizde 3.5 milyon kişiyi etkileyen önemli bir hastalıktır. Kan şekeri düzenli kontrol edilmediğinde hastalık ilerleyerek göz, damar, böbrek hastalıkları oluşturmaktadır. Geleceğin doktorları olarak bizler de “14 Kasım Dünya Diyabet Günü”nde kan şekerinin kontrolü ve diyabette bunun önemine dikkat çekerek diyabet hastalarını eğitmek ve diyabet konusunda farkındalık yaratmak amacıyla pek çok etkinlik yaptık. Aktivitelerimizde Öncelikle görev alacak SCOPH ailemizden gönüllülerimizle diyabetin kontrolü, diyabet tipleri, nedenleri ve belirtileri konusunda eğitim aldık. Böylelikle diyabet konusunda yaşıtlarından fazlasıyla bilgili tıp öğrencileri ile etkinliklerimizi yaptık. Broşürlerle stantlarda bilgilendirmelerin yanı sıra kan şekeri ölçümü yaparak da risk altındaki kişileri polikliniklere yönlendirdik. Ayrıca diyabetle yaşamı öğrenebilmeleri için diyabetli hasta ve yakınlarına konferans verdik. Diyabetin dikkat edildiğinde aslında kontrol altında tutulabilir bir hastalık olduğunu ve diyabetle yaşamın nasıl olması gerektiğini anlattık. Böylelikle diyabetli hastalara diyabetle savaşmaları için gerekli bilgileri vermiş olduk.

KOAH GÜNÜ

Özetle; amacımız bütün sağlık sorunlarında olduğu gibi ülkemizde çok sık görülen ve mortalitesi de aynı oranda yüksek olan Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalıkları hakkında vatandaşlarımıza bilgi vermek, onları bekleyen tehlikeler hakkında uyarmak, bu anlamda yaşamlarını daha kaliteli bir hale getirmektir.

40

Sedat ÇARKIT

KOAH GÜNÜ

“Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH)” dediğimiz zaman; astım,amfizem,kronik bronşit ve bronşiektazi gibi akciğerlerin uzun vadede fonksiyonunu kaybetmesiyle gelişen hastalıkları anlıyoruz. Bu hastalıkların altta yatan primer nedeni tütün kullanımıdır. Ülkemizin tütün tüketiminde dünyada yedinci sırada olması buna bağlı gelişebilecek hastalıkların sıklığını artırmaktadır. İşte bu yüzden her yıl net tarihini“Uluslararası KOAH Koalisyonu”nun belirlediği (15-18 Kasım arasında değişir),” Dünya KOAH Günü”nde TurkMSIC olarak etkinlikler düzenliyoruz. Bu etkinlikler çerçevesinde; kendi üniversitelerimizin “Göğüs Hastalıkları Anabilim dalı” öğretim üyelerinden aldığımız destekle spirometre ile ücretsiz KOAH testi yapıyoruz. Bununla birlikte kendi hazırladığımız broşürlerle insanların bu hastalıkla ilgili farkındalığını artırmaya çalışıyor, onlarla birebir konuşarak bu hastalıklardan nasıl korunabileceklerini anlatıyoruz. TORAKS Derneği çalışanlarıyla birlikte konferanslar düzenliyoruz. Bu çalışmalara ilaveten bütün bu aktivitelerde topladığımız verileri bilimsel çalışma haline getirip makale şeklinde yayınlamayı düşünüyoruz. KOAH’ın ne kadar sinsi ve hızlı ilerleyebileceğini anlatan afişleri gerekli izinleri aldıktan sonra yaşadığımız şehirlerde insanların görebileceği yerlere asmayı planlıyoruz. Hastalığın en sık nedeni olan sigara üzerinde ise “Tütün Kontrol Akran Eğitimi” projesinde yer alan arkadaşlarımızla birlikte ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarındaki öğrencilere akran eğitimi vermeyi planlıyoruz.

KOORDİNATÖR


KOORDİNATÖR

SCOPH AJANDASI

3 - 9 KASIM ORGAN BAĞIŞI HAFTASI Tüm Yerel Kurullarımızın aktif bir şekilde katılım gösterdiği Organ Bağışı aktiviteleri her sene olduğu gibi 3- 9 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirildi. Etkinliklerin asıl kısmını üniversitelerimiz hastaneleri, yemekhaneleri, alışveriş merkezleri gibi halkın yoğunlukta bulunduğu ve onlara kolayca ulaşabileceğimiz yerlerde kurduğumuz stantlar oluşturdu. Stantlarımızda, gerekli eğitimleri almış

3 - 9 KASIM ORGAN BAĞIŞI HAFTASI

Oğuz KIZILKAYA

İki yüz gönüllü arkadaşımız, insanları organ bağışı hakkında bilgilendirerek ve akıllarındaki soru işaretlerini yanıtlayarak büyük kitlelere ulaştılar. Stantlarımıza uğrayıp bilgi edinen kişi sayısı üç bin’i geçti. Bu kişilerin 3’te 1’i ise “Organlarım benden sonra da yaşasın.” dedi. Ayrıca stantlarımızda organ bağışını hatırlatıcı materyaller (kalem, rozet, araba kokusu) dağıtarak organ bağışının her yere taşınmasına yardımcı olduk. Yediden yetmişe herkese ulaşma amacımızı da gerçekleştirmiş bulunmaktayız. Bu çalışmalarımıza ek olarak hocalarımızın yardımlarıyla gerçekleştirdiğimiz seminerler de topluluklara ulaşma fırsatı bulduk. Organ bağışı hakkında daha fazla bilgi almak isteyen vatandaşlarımız bu seminerlerde ayrıntılı tıbbi bilgiler edindiler. Bu seminerlerimize de bine yakın katılım sağladık. Bu aktiviteleri gerçekleştirirken bizlerin de gerekli alt yapıya sahip olmamız gerektiğinden gönüllülerimiz önce hocalarımızın akademik eğitimine sonra da deneyimli TurkMSIC’lılar tarafından verilen akran eğitimine tâbi tutuldular. Bu etkinliklerimizi ONKOD, Üniversitemiz Organ Nakil Merkezleri, Genel Cerrahi Anabilim Dalları ve Sağlık Bakanlığı ile işbirliği içerisinde yürüttük. Etkinliklerimizin temeli ise önceki yıllardaki tecrübelerimize ve Organ Bağışı Haftası’ndan önceki hazırlıklarımıza dayanıyor Etkinlik haftasından önce hepimizin katılımıyla aktivite planlarımız hazırlandı. Basılı materyallerimizin tasarımı tamamlandı ve tüm Yerel Kurullara postalandı. Etkinliklerimiz sonrasında çalışmalarımızı raporladık ve onlardan yola çıkarak da bu özet hazırlandı.

4 ŞUBAT DÜNYA KANSER GÜNÜ

KOORDİNATÖR

Sık görülebilen bir hastalık olan kanser konusunda doğru bilgilerin arttırılması, erken teşhisin bu hastalıktaki öneminin vurgulanması ve halkta erken teşhis farkındalığının oluşturulması, kanserden korunmak için sağlıklı beslenme ve diğer dikkat edilmesi gereken hususların öneminin benimsetilmesi amaçları ile her yıl 4 Şubat tarihinde Dünya Kanser Günü ile ilgili etkinliklerimizi yapmaya çalışıyoruz.

Düzenli muayene ve kontrol ve yaşam tarzına dikkat etme bilincini kazanacaktır. Hastalık öncesinde esnasında veya sonrasında dikkat edilmesi gereken hususlar konusunda bilinçlenecektir. Kısacası önem verilmesi ve üzerine düşülmesi gereken bir gün. Hakettiği ilgiyi görmesi ümidimle..

Raziye PARLAK

4 ŞUBAT DÜNYA KANSER GÜNÜ

Çoğunlukla öğrencilerin tatil zamanına denk gelen ve geç kutlanan bu etkinlik, halk sağlığını koruma ve kontrol bilincini oluşturma açısından çok önemli. Bu etkinlik kapsamında yapılabilecek çok şey var önceden yapılan hazırlıkla gerçekten verimli hale gelecektir. Halkın çoğu KETEM gibi ücretsiz kanser taraması yapan yerleri tanıyacaktır.

41


SCOPH AJANDASI

8 MART DÜNYA KADINLARI GÜNÜ

KOORDİNATÖR

Kadın, öncelikle annedir. Tüm medeniyetlerin ve toplumların mimarı, annesi… Kadın duygusaldır, düşüncelidir, incedir, güçlüdür, akıllıdır ve daha nice değeri ölçülemeyecek özelliğe sahiptir. Ama en nihayetinde kadın fiziksel, ruhsal ve sosyal gereksinim ve hakları olan bir bireydir.

8 MART DÜNYA KADINLARI GÜNÜ

Merve ÖZCAN

Ne yazık ki ülkemizde kadının yeterli ve gerekli değeri görememesinden de öte kadın birçok ayrımcılık, eşitsizlik, şiddet, töre gibi birçok olumsuz durumla karşı karşıya kalmaktadır. Kadının sağlığı, toplumdaki yeri ve gördüğü değer o toplumun gelişmişlik düzeyini de göstermektedir. Kadınların sağlık, eğitim, çalışma hayatı, toplumsal yaşam konularında haklarını savunmak, onları bu konularda bilgilendirmek ve bilinçlendirmek, kadınlara hak ettikleri değeri göstermek, onlar için eşit fırsatlar oluşturulmasına dikkat çekmek ve daha bilinçli ve sağlıklı kadınların toplumda öncü olmasını sağlamak amacıyla çeşitli etkinliklerde bulunuyoruz. Seminerler, söyleşiler, paneller düzenliyoruz. Eğitimler alıyor ve eğitimler veriyoruz. Kadınların gelişimine katkı sağlayacak projeler yapıyoruz. Onların hoşça vakit geçirecekleri özel günler ve eğlenceler düzenliyoruz. Kadının değeri ve önemine dikkat çekmek için yürüyüşler düzenliyoruz. Onları meme kanseri serviks kanseri gibi önemli kadın hastalıkları konusunda eğitiyor ve bilgilendiriyoruz. Onlara haklarını öğretiyor ve hatırlatıyoruz. Toplumdaki yerlerini olması gereken yere ulaştırmak amacıyla tüm etkinliklerimizi severek ve büyük bir heyecanla sürdürüyoruz.

24 MART DÜNYA TÜBERKÜLOZ GÜNÜ

KOORDİNATÖR

Tüberküloz soluduğumuz hava ile akciğerlere giren Tbc mikrobunun sebep olduğu, esas olarak akciğerlerde yerleşen, fakat kan ve lenf yoluyla vücuda yayılabilen bulaşıcı, süreğen bir hastalıktır. Bilinen en eski hastalıklardan biri olmasına, sebeplerinin bilinmesine, korunulabilir bir hastalık olmasına rağmen halen dünyada en bulaşıcı ve öldürücü hastalıklar arasındadır. Türkiye de tüberkülozun sık görüldüğü ülkelerdendir. Bu mikrobik hastalıkla ilgili halkı bilinçlendirmek, bu konuda 7den 70 e farkındalık sağlamak, toplum sağlığını tehdit eden bu sinsi düşmandan korunma ve hastalığın tedavisi gibi bilgilerin aktarılması için SCOPH payına düşen görevi yapmakta ve aktiviteler düzenlemektedir. 4Peki bu aktivitelerde neler yapılabilir?

4Tüberkülozun nasıl bulaştığı, teşhis ve tedavi edildiği, hastalıktan nasıl korunabileceği afiş, broşür gibi yazılı radyo, televizyon vb gibi görsel araçlar kullanılarak aktarılabilir. 4Akran eğitimleri verilebilir. 4Ortaokul ve lise öğrencilerine eğitimler verilebilir. Halka konferanslar düzenlenebilir 4TB ile ilgili film gösterimi yapılabilir. 4Slogan yarışmaları yapılıp yapılan tüm bu etkinliklerde seçilen sloganlar kullanılabilir.

42

Bahar AKTAŞ

24 MART DÜNYA TÜBERKÜLOZ GÜNÜ

4Stantlarda broşür açılıp broşür dağıtabilir. Doğru ve tam tedaviler ile hastalığın %100 e yakın iyileşme oranının bulunduğundan bu hastalıktan korkulmaması, korunulması gerektiği vurgulanır. Dağıtılan broşür ile bilgilendirme yapılır. Standlarda ilgi çekici olması açısından PPD ve ya tüberkülin deri testi katılımcılara uygulanabilir.


KOORDİNATÖR

SCOPH AJANDASI

SITMA UNICEF’in küresel ısınmadan dolayı hortlayacağı düşünülen hastalıklardan biri olarak gösterdiği SITMA uzun yıllar boyunca milyonlarca insanın hayatını etkilemiş ve önemli kayıplara neden olmuş.

SITMA

Metin YEŞİLTEPE

Türkiye’de 1970’te hasta sayısı 1293’e düşürülmüş ancak sonra alınan önlemlerden vazgeçilmiş ve 1978’de hasta sayısı 100 bine kadar çıkmıştır. Günümüzde de dünyada yılda 243 milyon kişi hastalığa yakalanmakta ve 863 bin kişi hayatını yitirmektedir. Aslında görüldüğü gibi hala insanları tehdit eden bir hastalık olmasına rağmen Sıtma konusunda yapılacak aktiviteler halkın bu hastalığı tarihte kalan bir hastalık olarak düşünmesinden dolayı fazla ilgi görmeyebilir. Bu sebeple klasik aktivite şekillerimizin(stant, panel) dışında farklı fikirlerle etkinlikler yapmayı hedefliyoruz. Böylelikle gelecekte çok önemli bir tehdit haline gelebilecek bir hastalığa karşı halkımızı şimdiden bilinçlendirmiş olacağız.

31 MAYIS DÜNYA SİGARAYI BIRAKMA GÜNÜ

KOORDİNATÖR

Birçok hastalığın başlıca nedeni olan sigara, kolay ulaşılabilir olması sebebiyle tüm dünyada ve ülkemizde özellikle gençler arasında yaygınlaşmaktadır. Yaklaşık olarak dünyada 1 milyon 360 bin, ülkemizde ise 22 milyon insan sigara içmektedir.

Öncelikle düzenlediğimiz akademik eğitimler ve akran eğitimleri ile genç doktor adaylarının konu üzerindeki duyarlılık, farkındalık ve bilgi düzeyini artırıyoruz. Üniversitelerimizde düzenlediğimiz bilgilendirme konferansları ve hem üniversitelerimizde hem de halka açık alanlarda kurduğumuz bilgilendirme ve bilinçlendirme standları ile konuya daha çok dikkat çekiyoruz. Çeşitli projeler yapıyor, çalıştaylar düzenliyoruz. “Dumansız Parti” sloganıyla düzenlediğimiz etkinliklerde daha çok sayıda gence ulaşıyoruz. Biz doktorların bu konuda en iyi örnek olması gerektiği düşüncesini tüm meslektaşlarımıza benimsetiyoruz ve buna devam da edeceğiz.

Merve ÖZCAN

31 MAYIS DÜNYA SİGARAYI BIRAKMA GÜNÜ

İçicilerin %80 inin 20 yaşından önce sigaraya başladığı bilinmektedir. Zararları ve yaygınlığı açıkça görülen tütünün kullanımına karşı savunuculuk etkinlikleri başlatılmıştır. Bizler de geleceğin lider doktorları olarak hem topluma örnek olmak hem de toplumu bu konuda bilinçlendirip sigara kullanımını azaltmak ve başlanmasına engel olmak amacıyla “31 Mayıs Dünya Sigarayı Bırakma Günü”nde çeşitli etkinlikler yapıyoruz.

43


KOORDİNATÖRLER

SCOPH AJANDASI

HİPERTANSİYON Toplumumuzda sıkça görülen ve önlem alınmadığı takdirde ölümcül olabilecek hipertansiyon hastalığına dikkat çekmek için, aralık ayında Türkiye’nin dört bir yanında yapılan çeşitli etkinliklerle halkımızın konu hakkında bilgi sahibi olması amaçlanmıştır. Bu amaçla: 4 Tıp fakültesi öğrencilerine etkinlik öncesi eğitimleri verilmiş, Arda ERDUT

4 Tıp fakültelerinde ve halka açık yerlerde stand kurulmuş, 4 Standlarda konuyla ilgili bilgi almak isteyenlerle birebir iletişime geçilmiş, 4 Standlarda talep eden insanların tansiyonu ölçülerek sonucu değerlendirilmiş, akabinde gerekli yerlere sevk edilmiş, 4 Broşür ve afişlerle halk bilinçlendirilmiş, 4 Merkezi yerlere asılan pankart ve posterlerle ilgi toplanmış,

Gökçe SAMANCIOĞLU

4 Dağıtılan promosyon ürünlerle insanların dikkati çekilmiş, 4 Halkın bilgi düzeyini araştıran anket çalışmaları yapılmış, 4 Yerel basında yayınlanan etkinlik haberleriyle daha çok kişiye ulaşılmıştır. Etkinlikler süresince Kızılay, Türk Kardiyoloji Derneği ve üniversite hastanelerinin kardiyoloji anabilim dalları materyal ve danışmalık desteği vermiştir. Bazı yerel kurullar hipertansiyonun yanı sıra, diyabet, obezite ve organ bağışı etkinliklerine de yer verdiği çalışmalarında tansiyon, kan şekeri, kilo, boy bel çevresi gibi ölçümler de yapmışlardır.

Gözde ÇAPÇI

OBEZİTE Dünyada yaklaşık 250 milyon kişinin; ülkemizde çocukların % 10-15’inin, erkeklerin % 21,2’sinin, kadınların ise % 41,5’inin sahip olduğu ciddi bir hastalık obezite… Değişen yaşam koşullarıyla birlikte fast-food vb. yiyeceklere yönelerek sağlıksız beslenme koşullarının doğması, televizyon ve bilgisayar karşısında geçirilen zamanın artması, hareketsiz yaşam biçiminin yerleşmesi ile hastalık etkisini daha da artırarak yaygınlaşmaktadır. En kötüsü de kimsenin bu tehlikeyi umursamaması… Bizler geleceğin lider doktor adayları olarak “Tıp öğrencileri başta olmak üzere her yaş kesiminden ve risk grubundan halkın obezite konusunda farkındalığının ve bilgi düzeyinin artırılması, obezitenin bir hastalık olduğu gerçeğinin anlatılması obeziteden korunmak için sağlıklı yaşam temasının halka benimsetilmesi” amaçlarıyla obezite konusunda aktiviteler düzenliyoruz. Peki, bizler neler yapıyoruz? Daha fazla kişiye ulaşmak ve dikkat çekmek adına alışveriş merkezleri gibi halka açık alanlarda standlar açıyoruz. Tabi ki öncelikle obezite ile ilgili endokrinoloji, beslenme ve diyetetik bölümlerinden eğitim alıyoruz. Bu standlarda obezite ile ilgili bilgilendirici broşürler dağıtıyor halkın sorularını cevaplıyor; boy, kilo, bel çevresi, BMI gibi değerleri ölçüp risk oranlarını hesaplıyoruz. Obezite farkındalığını ve bilgi düzeyini ölçmek için anketler yapıyor, bilgilendirici konferanslar düzenliyor, film gösterimleri yapıyoruz. Çocuklarla onların dilinden konuşup onlara sağlıklı beslenme ve sporu anlatan, hatta özendiren oyunlar oynatıyor; hareketin ve sağlıklı beslenmenin onların yaşam tarzı olmasını sağlıyoruz. Kısacası temelde şu mesajı veriyoruz: “SAĞLIKLI BESLEN, AKTİF YAŞA!”

KOORDİNATÖRLER

Merve ÖZCAN

Hülya ŞAHİN

Bahar AKTAŞ

44


ULUSAL PROJELERİMİZ

SİGARASIZ YAŞAM PROJESI

Metin YEŞİLTEPE Proje Koordinatörü

“Sigara içmek öldürür.” sigara paketlerinin bile üzerinde yazan bu yazı aslında sigaranın en iyimser sonuçlarından biridir. Sigaranın asıl zararları; içenlerin hayatlarının en güzel yıllarında, orta yaş dönemlerinde, ortaya çıkacak bir hastalıkla hayat standartlarını düşürmesi, yarattığı maddi kayıpların yanı sıra ani ölümlere ve sakatlanmalara sebep olduğu için sosyal olarak da topluma ve bireylere zarar vermesidir. Ayrıca sigara içmenin devletin sağlık harcamaları üzerinde de büyük bir yükü vardır. Çünkü; sigara içenler pek çok hastalığa, içmeyenlere oranla daha fazla yakalanır. Sigaranın zararları başta hekimler olmak üzere toplumun tümü tarafından oldukça iyi biliniyor. Ancak toplumumuz da hekimlerimiz de maalesef bu kötü bağımlılıktan kurtulamıyorlar. Biz de “Sigarasız Yaşam Projesi” ile TurkMSIC olarak toplumun bu bağımlılıktan kurtulması için çalışmalar yapmaya karar verdik.

Merve ÖZCAN

Proje Koordinatörü

Yaptığımız araştırmalarda pek çok ilginç sonuca ulaştık. Toplumun tümünden saygı gören, herkese örnek olması gereken doktorlarımız maalesef toplumun diğer kesimlerinden de fazla oranda sigara içmektedirler. Hekimlerimizin kalp, damar, akciğer ve sigara kaynaklı daha birçok hastalığı olan hastalarına sigara içmeyi yasaklamasına rağmen kendilerinin içiyor olması doktor-hasta arasındaki güveni ve inancı sarsmaktadır. Buradan hareketle ilk yapmamız gerekenin geleceğin hekimleri başta olmak üzere gençlerimizde sigara karşıtı bir tutum oluşturmak olduğunu düşünüyoruz. Bunu gerçekleştirebilmek için bir Tütün Kontrolü Eğitici Eğitimi düzenleme kararı aldık. Tütün Kontrolü Eğitici Eğitimi’ne katılan TurkMSIC-SCOPH üyelerimiz daha sonra verecekleri eğitimlerle akranlarında da sigara karşıtı tutum oluşturacaklardır. Bu yıl altıncıs düzenlenecek olan eğitimimiz 27-28 Şubat 2010 tarihinde Akdeniz Yerel Kurulu’nun sahipliğinde Antalya’da gerçekleştirilecektir. Akdeniz Üniversitesi’nden değerli öğretim üyelerimizin de katılacağı eğitimde seminerlerle dünyadaki durumu, klinik örnekleri ve sigara karşıtı savunuculuğu nasıl yapacağımızı öğreneceğiz. Ayrıca TurkMSIC Başkanımız Ezgi ÖZTOP ve Ulusal Halk Sağlığı Direktörümüz (NPO) Büşra TOK çalıştaylar, grup çalışmaları ve daha birçok farklı eğitim teknikleriyle katılımcılarımıza akran eğitimlerinde gereken eğitmenlik becerileri ve sigara karşıtlığı ile ilgili bilmeleri gereken tüm bilgileri verecekler. yirmi beş katılımcımız eğitim sonunda Tütün Kontrolü Eğitmeni olacaklar. yirmi beş eğitmenimiz ile başta yerel kurullarımızda olmak üzere farklı fakültelerde eğitimler vererek sigara karşıtı bireyler oluşturmaya çalışacağız. Son olarak bu eğitimin gerçekleşmesinde bizlere desteklerini esirgemeyen 2008-2009 NPO’muz Ayfer ARSLAN’a, eğitmenlerimiz Ezgi ÖZTOP ve Büşra TOK’a, Akdeniz Üniversitesi’ne, Türk Toraks Derneği’ne, Türkiye Kanser Araştırmaları Kurumu’na teşekkürü bir borç bilirim.

45


ULUSAL PROJELERİMİZ

SAĞLIK HAKLARI AKRAN EĞİTİMİ ZİNCİRİ PROJESİ Bir fikirle başladı maceramız; insan haklarına saygılı, eşitlikçi, kendi haklarını ve karşısındakinin haklarını savunan, güncel literatüre hâkim saygın hekimler yetiştirmek fikriyle… Peki ama nasıl? 2008 yılı Kasım ayında başlayan çalışmalarda dönemin Trakya Yerel Kurulu LPO’su Büşra TOK, projeye inanıp Büşra’ya destek olan yerel kurul üyeleri ve Halk Sağlığı Anabilim Dalı öğretim üyeleriyle bir maceraya atıldılar. Kendilerine bir doğrultu belirleyip yola çıktılar. Öncelikli amaç 2009 Mart ayına kadar bir eğitmen eğitimi düzenleyebilmekti. Buradan çıkacak eğitmenler projenin devamını sağlayacak amaçları sonuçlandıracaktı. Bu doğrultuda çalışmalara başlandı. Eğitmen eğitimini verecek 4 yerel kurul üyesi, öğretim üyesi hocalarının da eşliğinde İnsan Hakları, Sağlık Hakları, Hekim Hakları, Hasta Hakları, Sağlık Mevzuatı-Genel Sağlık Sigortası ve sağlık alanındaki gelişmeler gibi konularda eğitim vermek üzere kendilerini yetiştirdiler. Sonunda beklenen gün geldi, hazırlıklar tamamland. 28 Şubat-1 Mart 2009 tarihlerinde on bir farklı yerel kuruldan yirmi üç katılımcıyla 2 günlük eğitmen eğitimi gerçekleştirildi. Bu iki günlük eğitimde bilginin zorluğuna arkadaşlıkların sıcaklığı eklendi. Hedefler koyuldu ve yola çıkıldı. Artık kendileri de eğitmen sıfatını alan katılımcılar, bu kez eğitimler düzenlemeye başladılar. Ankara, Başkent, Cerrahpaşa, Gazi, Hacettepe, Marmara, Trakya, Zonguldak Yerel Kurulları’nın düzenlediği yaygınlaştırma eğitimleri yapıldı ve şimdiden çok sayıda tıp fakültesi öğrencisi bu konuda bilgi sahibi oldu, olmaya devam ediyor. Ayrıca Türkiye’nin pek çok yerinden gönüllülerimize, TurkMSIC 2009 Nisan Genel Kurulumuzda projemizle ilgili bir farkındalık eğitimi düzenlendi ve neden bu yola çıktığımız, neden çalıştığımız anlatıldı. Eğitmenlerimiz içinse eğitmenlik becerileri gelişimi ve projemizin geleceği ile ilgili bir toplantı düzenlendi. Böylece 5 kişilik bir ekiple başlayan proje 100’ü aşkın kişiye ulaşmış oldu. Projenin sahibi ve genel koordinatörü olan Büşra TOK’un Ulusal Halk Sağlığı Direktörü seçilmesi üzerine projemizin ilk eğitmenlerinden biri olarak ben, Ulusal Proje Koordinatörlüğü’nü üstlendim ve küçük bir ışıkla başladığım projemizde daha iyiye, daha mükemmele ulaşmak adına görevime devam etmekteyim. Projemizle ilgili daha pek çok yeniliği ve gelişimi en kısa sürede sizlerle paylaşacağım. Projemizin eğitmen eğitmenleri, ilk gönüllüleri olan Ahmet HAKAN, Büşra TOK, İlkay VATANSEVER ve Selcan CESUR’’a; eğitmenlik becerileri eğitmenimiz Ahmet Murt’a ve projemizin en büyük destekçisi, bugünlere gelmemizde en büyük payı olan, değerli hocamız Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr Muzaffer ESKİOCAK’a çok teşekkürler…

46

Gülben BOZKAYA Proje Koordinatörü


ULUSAL ADAY PROJEMİZ

ORGANLARIMI BAĞIŞLA PROJESİ Organlarımı Bağışla Aday Ulusal Projemiz

Oğuz KIZILKAYA Proje Koordinatörü

Organlarda oluşan geri dönüşümsüz hasarın insanda yarattığı olumsuzlukların giderilmesinin yadsınamaz bir yöntemi olan organ nakli Tıp Dünyasında önemli bir yere sahiptir. Naklin gerçekleşebilmesi için uygulanan geçerli prosedür ise Organ Bağışıdır. Organ Bağışı canlıdan veya kadavradan alınan organlarla gerçekleşebilmekle birlikte, çalışmalarımızda değindiğimiz ana konu kadavradan organ bağışının eksikliğidir. Bu eksiklik ise her eğitim düzeyinden insanın sahip olabileceği önyargılar veya kişilerin konu ile ilgili bilgi seviyelerinin yeterli düzeyde olmamasından ileri gelmektedir. Bu konunun, Ülkemiz sorunları ile yakından ilgilenen TurkMSIC içerisinde önemli bir yeri olduğu da aşikârdır. Dolayısı ile biz gönüllüler, her yıl daha da artan, nakil bekleyen hasta sayısını azaltabilmek için yapılan çalışmalara uzun süredir katılım ve katkı göstermekteyiz. Dünyada ilk başarılı organ nakli Murray tarafından 1954 yılında gerçekleştirilmiş, Ülkemizde canlıdan ilk başarılı böbrek nakli ise 3 Kasım 1975 tarihinde Hocamız Sayın Prof. Dr. Mehmet HABERAL tarafından, sonrasında kadavradan ilk başarılı böbrek nakli 10 Ekim 1978’de Eurotransplant aracılığı ile gelen bir böbrekle, yine kendisi tarafından gerçekleştirilmiştir. 1979 yılında ise, Hocamızın oluşturduğu Organ, Doku Nakil ve ile ilgili konuları düzenleyen 2238 sayılı kanun yürürlüğe girmiştir. Bu çalışmalarını 1988 yılında ilk başarılı karaciğer nakli, 1992 yılında da canlıdan aynı anda başarılı karaciğer ve böbrek nakli ve daha birçok başarılı çalışma izlemiştir. Bizler mevcut durumda Yerel Kurullarımızda gerek stant aktiviteleri, gerekse seminerler gibi etkinliklerle Organ Bağışı hakkındaki farkındalığı desteklemekteyiz Daha önce de Ulusal Proje statüsünde olan Organlarımı Bağışla Projesi’ni tekrar aynı konuma getirerek, gerçekleştirdiğimiz bu çalışmaları daha kapsamlı hâle getirmek ve geribildirim sistemini tam anlamıyla işletmek amacındayız. Projemiz düzenli yaptığımız aktiviteleri destekleyecek, yenilerine de yol gösterici konumda olacaktır. Yeni aktivitelerimize örnek olarak çalışmalarımızın internet ortamında desteklenmesi, ulusal eğitici eğitimlerinin verilmesi, anket sisteminin işlenirliğinin oturtulması ve nakil ziyaretleri örnek olarak verilebilir. Biz TurkMSIC’lılar Organ Nakli ve Bağışı konularındaki çalışmalarımızı her daim geliştirecek ve onların en doğru şekilde işlemesini sağlayacağız.

47


FİKİR PROJEMİZ

İLK YARDIM PROJESİ Projemiz halk sağlığı için büyük öneme sahip olan ilk yardım konusundadır. Bireysel ve toplumsal zararları en aza indirmenin bir gereği olan ilk yardım bilmek özel bir anlam taşımaktadır. Gerek tıp öğrencileri gerekse halkın ilk yardım konusunda bilgi ve farkındalığını artırmayı amaçlayan projemiz iki aşamadan oluşmaktadır: 1.Tıp öğrencilerine yönelik ilk yardım eğitimi: Gerektiğinde ilk yardımı en iyi şekilde uygulamak ve ilk yardım konusunda halkı bilinçlendirip eğitmek, doktorlara ve doktor adaylarına düşen sorumluluklardan biridir. Katılan öğrenciler eğitim sonrası ilk yardım becerisi kazanmanın yanı sıra projenin ikinci aşamasında da aktif görev alacaktır. 2.Halka yönelik ilk yardım konferansı ve ilk yardım eğitimi: Konferansta ilk yardım tanımlanarak bireyler ve toplum için önemi anlatılacaktır. Sözlü küçük ilk yardım bilgileri ve yanlış bilinenler paylaşılacaktır. Esas olarak katılımcıların ilk yardımın gerekliliğini kavraması sağlanacaktır. Katılan çocuklar için ayrı bir salonda animasyon temelli sunum yapılacaktır. Konferans sonrasında farkındalığı artan katılımcıların ilk yardım konusunda temel becerileri kazanması için, gönüllülere sonraki günlerde uygulamalı ilk yardım eğitimi verilecektir. Eğitimler fakültelerimizin Halk Sağlığı ve/veya Acil Tıp Anabilim dalları öğretim üyelerinin ve asistanlarının desteği ile gerçekleşecektir. Projeden öncelikli beklentimiz katılımcıların ilk yardım konusunda bilinçlenmesi ve ilk yardım eğitimi almaya heveslenmesidir. Eğitim çıktısı olarak gerektiğinde ilk yardım uygulayabilme becerisi kazanmış katılımcılar beklenmektedir. Proje sonrası süreçte, eğitimin tekrarlanarak daha geniş kitlelere ulaşması ve çocuklar dahil her kesimden halkın ilk yardım bilinci kazanması için çalışmalar devam edecektir. TurkMSIC-Hacettepe Yerel Kurul’unda Şubat 2010 itibariyle hayata geçen projemiz ilk aşamasını tamamlamaktadır. Gönüllü Hacettepe Ünv. Tıp Fak. öğrencileri yirmi kişilik gruplar halinde fakülte Halk Sağlığı Ana bilim dalında eğitim almaya başlamıştır. Yeni dönemde projenin ikinci aşamasına geçilmesi planlanmaktadır. Projemizin yerelimizdeki güzel haberlerini tüm SCOPH gönüllüleriyle paylaşmak ve projemizi ulusal ve uluslararası platforma yaymak dileğiyle.

48

Hülya ŞAHİN

Proje Koordinatörü


FİKİR PROJEMİZ

KİŞİSEL MEME MUAYENESİ EĞİTİMİ PROJESİ

Elif KELEŞ

Proje Koordinatörü

Kübra ARIK

Proje Koordinatörü

Dünya Sağlık Örgütü`nün (WHO) 2002 yılı verilerine göre 1.152.000 yeni meme kanseri olgusu ve 411.000 meme kanserinden ölüm olduğu rapor edilmiştir. Türkiye`de düzenli bir kayıt programı olmadığından kesin bir rakam söylemek güçtür. Ancak mevcut verilere göre doğu bölgelerimizde 20/100.000, batı bölgelerimizde ise 40-50/100.000 oranında bir sıklıktan söz edilebilir. Memedeki kitlelerin %80’i (bu kitleler iyi huylu ya da kötü huylu olsun) kadınların kendisi tarafından ya tesadüfen, ya da kendi kendine meme muayenesinde keşfedilmektedir. Tesadüfen keşfedilen kitlelerin çok büyük kitleler olmasına rağmen, usulüne uygun olarak yapılan bir kendi kendine meme muayenesinde daha ufak çaptaki kitleler ve ek olarak meme kanserine işaret edebilecek bazı bulgular keşfedilmektedir. Erken tanı daha etkili tedavi ve çoğu durumda tam şifa anlamına gelir. Bayanlar “Kendi Kendine Meme Muayenesi”ni kavrayarak aylık olarak uyguladıklarında , erken tanındığında tedavi şansı yüksek olan bu kanser türüyle başa çıkmak için kendilerine düşen görevi yerine getirmiş olacaklardır. Biz de projemizde, meme kanseriyle mücadelede kadınların kendi paylarına düşen kısmı gerçekleştirmelerini sağlamak adına onlara gerekli bilgiyi ulaştırmayı amaçladık. Öncelikli olarak yapılan eğitici eğitimleriyle meme muayenesi konusunda bilgili tıp öğrencileri topluluğu oluşturmayı, yetiştirilen eğiticilerle çeşitli bölgelerdeki birçok kadına ulaşmayı hedefliyoruz. İşleyişimizin bire bir uygulamayla olması, inspeksiyon ve palpasyon aşamalarıyla muayenenin ayrıntılı ve doğru bir şekilde görsel öğeler esaslı öğretilmesi; okuma yazma bilmediği için, yazılı, basılı diğer kaynaklarda anlatılan meme muayenesi bilgilerinden faydalanamayan kadınlara da ulaşmayı sağlamaktadır. Projemizin amaçlarına ulaşması bize yaşatacağı haklı gururun yanında kadınlarda görülme sıklığı en yüksek, öldürücülük oranlarında da ikinci sırada olan toplumumuz açısından da büyük önem teşkil eden meme kanserinin önlenmesine yönelik ciddi bir adım atılmasını gerçekleştirecektir. En kısa zamanda bu güzel sonuçlarını sizlerle paylaşmak arzusundayız. Meme kanserinden ölen kadınların olmadığı günlerde görüşmek üzere…

49


BENİ BAŞTAN YARAT… Merhaba arkadaşlar, bu yazı genel hatlarıyla bir fikri projeye nasıl dönüştürülebileceği konusunda yardımcı olmak için hazırlanmıştır. Bir proje oluştururken uyulması gereken altın kurallar yoktur ve her projenin kendine has özellikleri ve ihtiyaçları vardır. Bu yüzden aslında günler-haftalar süren eğitimler sonunda bile kendinizi kaybolmuş hissedebilirsiniz ama zamanla deneyimlerinizle teorik bilgiyi birleştirip kendi yöntemlerinizi geliştirebilirsiniz… Bu yazı size bir fikir sunmak, tavsiyede bulunmak üzere hazırlanmıştır ve çalışmalarınızda yol gösterici olmasını dilerim. Peki, sözlük anlamı olarak “proje” nedir? Proje; değişik alanlarda önceden plan ve programa alınmış, maliyeti hesaplanmış, kurum ve kuruluşların yönetim organları tarafından onaylanmış, kısa ve uzun vadeye bağlanarak özel kurum veya devlet adına gerçekleştirilmesi kabul edilmiş bilimsel çalışma tasarısı (bkz. proje; TDK Büyük Sözlük 1 ) olarak açıklanmıştır. Peki daha basit bir tanımlama yapmak gerekirse, projeyi; belirli bir zaman aralığında, belirli bir amaca ulaşmak için planlanmış bir aktivite veya çalışma olarak tanımlayabiliriz. Bizler proje dediğimizde ise tıp fakültesi öğrencileri tarafından yukarıdaki tanıma uygun olarak organize edilecek her hangi bir aktivite, toplantı, kongre, çalıştay, kampanya, sergi, parti, değişim programı, anket çalışması, eğitim programından bahsediyoruz. İlk adım, fikirden projeye… Her fikir bir proje olarak algılanmamalıdır, fikri proje haline getirmek için birkaç adım atılması gerekmektedir. Öncelikle problemi, gereksinimleri ya da fırsatları tanımlamalı, sonra neye ulaşmak ya da neyi gerçekleştirmek istenildiği tanımlanmalı ve son olarak neye ihtiyaç duyduğunuza göz atmalısınız. Problemler, gereksinimler fırsatlar nelerdir?

yada

Bundan sonra atılacak her adımın ve geçilmesi gereken her aşamanın

50

temelini sağladığı için projenizin arka planının, geçmiş durumunun, ve problem açıklamasının iyi tanımlanmış olması çok önemlidir. Bütün fikirler problemlere, gereksinimlere ya da fırsatlara dayalıdır. Bu yüzden fikirler ya da proje hakkında düşünmeye başlamadan problemlerin, gereksinimlerin ve fırsatların üzerinde odaklanılmalı. İlk geçilmesi gereken aşama beyin fırtınası veya SWOT analizi gibi yöntemleri kullanarak geçmiş durum ve problem arka planı üzerinde tartışmaktır. Problemin, ihtiyaçların ve fırsatların gerçekten var olduğunu kanıtlamalısınız. Özellikle başka insanlar için ya da özel bir grup için bir şeyler yapmak istiyorsanız bu çok önemlidir. Hedef grubunuzda yer alan kişilerle konuşup problem hakkında ne düşündüklerini sorabilirsiniz. Eğer yardımcı olmak istediğiniz kişiler veya gruplar bunun gerçekten bir problem olmadığını düşünüyorlarsa, ya da fırsatlara ilgi duymuyorlarsa; fikriniz faydalı ve işe yarar değildir. Problemi, gereksinimleri ve fırsatları araştırmalısınız. Kütüphanede, literatürde, internette neler yazılı olduğuna bakın. Eğer aynı alanda çalışmış veya çalışan organizasyonlar varsa irtibata geçin. Bu alanda ve başlıkta çalışan profesyonel kişilerle, uzmanlarla, profesörlerle konuşun. Her aşamada problemi, gereksinimleri ve fırsatları ortak çalışmak istediğiniz kişilerle ya da yardım etmek istediğiniz kişilerle tartışıp geliştirmelisiniz. Bütün bu araştırmalardan ve tartışmalardan çıkan bilgiler doğrultusunda uzmanlaşarak çok daha iyi projeler yaratabilirsiniz. Bazı büyük projelere başlamadan önce gerçek ve son durumu ortaya koymak için anket uygulanabilir. Bu anket çalışması başlı başına bir projedir ve kendine özgü yoğun bir hazırlık çalışmaları vardır. Böyle bir anketin oluşturulmasında konuyla ilgili uzmanlardan, sosyologlardan ve istatistikçilerden yardım alınmalıdır. Anket uygulamaya koyulmadan önce küçük bir grupta denenmeli ve revize edilmelidir. Anketin çıktıları ile projenizi şekillendirebilirsiniz ve projenizi

Halit AYTAR

SCORA - Avrupa Bölgesi Eş Asistanı


bitirdiğinizde geldiğiniz noktayı görmek ve karşılaştırmak için kullanabilirsiniz. Neyi başarmak istiyorum? Bir projeye başlamadan amaç ve hedefleri belirlemek yapılması gereken olmazsa olmazlar arasındadır. Amaç, elde edilmek istenen sonucun basit anlatımıdır. Projelenize çok fazla amaç koymayın ve amacınızdan bahsederken hedef grubunuzdan bahsetmeyi unutmayın. Projenin amacı iyi tanımlanmadığında amaca yönelik hedefler ve faaliyetleri tanımlamada sorunlarla karşılaşılabilir. Amaç için şöyle düşünebilirsiniz; yaptığınız proje ile amacınıza ulaşmada ilerleme kaydebilirsimniz ama tek başına yaptığınız proje bu amaca ulaşmaya yeterli değildir. Örnek vermek gerekirse amacınız: “gençlerin kendi sosyal uyumları ve gelişimleri konusunda öncelik alacakları örnek bir gençlik uygulaması oluşturarak gençlik politikalarına etki etmek” olabilir. Hedefler, tanımlanan amaca hizmet etmelidir. Hedefler her amaç için ayrı olarak bağlantı kurmalı ve birden fazla olabilir. Hedefler, SMART olmalı yani Spesifik, Ölçülebilir, Ulaşılabilir, Gerçekçi, Kesin zamanlı olmalı. Örnek vermek gerekirse hedef: “kırsal alandan İstanbul’a göç eden ve çocukluk döneminde yaşadıkları yoksunluklara bağlı olarak sosyal uyum sorunu yaşayan liseli gençlerin %40’ına 1 yıl içinde ulaşmak” olabilir. Amacınızı ve hedefinizi tanımlarken hedef grubun katılımının sağlanması gereklidir. Bu yüzden amacınızı ve hedefinizi tanımlarken projenizle yardımcı olmak istediğiniz kişileri de işin içine sokmak gerekir. Büyük projelerde amaç ve hedefin belirlenmesi aşamasında Logical Framework Approach-Mantıksal taslak yaklaşımını uygulamak herkesi işin içine katmak için yardımcı olabilir. Projenizi işler yapmak için neye ihtiyacınız var? Başlamadan önce, projeniz için nelere ihtiyacınızın olduğunu değerlendirmeniz gerekir. Hangi genel kaynaklara, hangi insan kaynaklarına ve ne kadar paraya ihtiyacınız var? Genel

kaynaklar; bilgi, materyal, yerel uzman, sivil toplum kuruluşları veya hükümet ile ortaklıklar,… gibi şeyler olabilir. Bütün bunları listeleyip, projeniz için gerekli temek kaynakları belirlemelisiniz. İnsan kaynakları, birlikte çalışacağınız insanların oluşturduğu takımdır. “Kaç kişiye ihtiyacınız var, hangi özelliklere sahip olmaları gerekiyor, ne kadar zaman ayırmaları gerekiyor” gibi soruları düşünmeniz gerekir. Takım oluşturulması ve takım elamlarının rolleri ile ilgili daha detaylı bilgiye şu anda ana konumuz olmadığı için değinmiyorum. Ne kadar fona ihtiyacınız olabilir? Genel kaynaklar, ulaşım, toplantı, yönetimsel harcamalar için ne kadar gerektiğini değerlendirmek gerekir. Potansiye sponsorlar, olası hibe programlarını araştırmak gerekir Minimum giderlerin ne kadar tuttuğunu belirlemek gerekir. Projeye başlamalı mıyım? Belki de en zor kısmı bu kadar zaman ve emek harcadıktan sonra projenin uygulanabilir olup olmadığına karar vermektir. “Projeye başlamak gerçekçi mi? Problem, amaç, hedefler ne kadar önemli? Yeterli fonu, insan kaynağını bulabilecek misin?,…” Bütün bu sorulara yanıt vermek hem zordur hem de yatırımlarınızın boşa gitmemesi için çok önemlidir. Daha da önemlisi hedef grubunuzdaki kişilere zarar vermemek için önemlidir. Bu aşamada herkesin geniş katılımı ile projeye devam edip etmemek için SWOT Analizi uygulamak en iyi yol olabilir. Eğer çok fazla zayıflık ve tehdit söz konusu ise projeye başlanmamalıdır. Bu aşamaları kaydettikten sonra diğer atmanız gereken birçok adım vardır. Fikrinizden projeye başlayıp başlamamaya karar verme aşamasına kadar düşünülmesi gerekenleri aktarmaya çalıştırm. Sizde eğer projenize başlamaya karar verirseniz, bir proje nasıl oluşturulur ile ilgili bilgiye farklı birçok kaynaktan ulaşıp, bu bilgiler ışığında mükemmel bir proje oluşturabilirsiniz… Sevgiler

51


SAĞLIK HABERLERİ

ÇOCUKLARDA DİYABET TEHLİKESİ Yetişkin hastalığı olarak kabul edilen diyabet, artık bebeklikten çocukluğa geçiş döneminin hastalığı da olabiliyor. Uzmanların 100 binde 2.6 olarak belirlediği çocukluk çağı diyabetli hasta sayısı, Türkiye’de yaklaşık 50 bine karşılık geliyor. Türkiye’de bu hastalığın görülme sıklığı 2-3 yaşına kadar indi. Uzmanlara göre bu artışın başlıca nedeni obeziteye zemin hazırlayan yaşam tarzı. Prof. Dr. CİNAZ, “Anne sütü almak veya almamak, yapay beslenmek, tek tip beslenmek, fast food, birçok doğal olmayan besinler, aşırı yağlı şekerli besinler ve tabi genetik faktörlerde önemli risk faktörleri.” dedi. Ailede diyabet var ve çocuk obezse, basit bir kan şekeri testiyle diyabet riskine bakılabilmektedir. Hava kirliliği, stres gibi birçok çevresel faktör de diyabetin erken yaşlarda görülme nedenleri arasında yer alıyor. Bunlarla başetmenin yolu ise yine sağlıklı yaşam tarzından geçiyor. Uzmanlar, “Kendiniz ve çocuğunuz için de egzersiz ve spor yapın” diyor. (Kaynak : http://www.saglikaktuel.com/

haber/cocuklarda-diyabet-tehlikesi-6911.htm

HÜCRELERİ YENİLEYEN MÜTHİŞ MEYVE Amerikan Diyetetik Derneği’nin Denizaşırı Ülkeler Türkiye Temsilcisi Diyetisyen Selahattin Dönmez, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “İncir, lif deposudur ve gut hastalığını iyileştirici bir enzim olan fisin içerir. Ayrıca çok hafif bağırsak çalıştırıcı özelliği olduğu da bilinmektedir. İncirin anti-kanserojenik etkisi üzerinde de çalışmalar bulunmaktadır’’ dedi. Dönmez, Japonya’da yapılan bir araştırmanın deri altında tümör geliştirilmiş farelere enjekte edilen incir özünün, tümörleri 11 günde yüzde 39 oranında küçülttüğünün tespit edildiğini ifade ederek, ‘’Ayrıca kemik sağlığı, kan pıhtılaşması ve sağlıklı sinir sistemi için gerekli kalsiyumun en yoğun bitkisel kaynağı olduğu bilinmektedir. Anında enerji sağladığı ve krampları engellediği için sporcular için oldukça faydalı bir besindir. Özellikle kuru incir, demir ve potasyum açısından besin değeri yüksek bir meyvedir’’ diye konuştu. ‘’İNCİRİN SAKİNLEŞTİRİCİ ÖZELLİĞİ BULUNUYOR’’İncirin, içerdiği bazı asidler dolayısıyla doğal bir sakinleştirici özelliği taşıdığını da vurgulayan Dönmez, şunları kaydetti: ‘’Besin değeri yüksek bir ürün olan kuru incir, kolay sindirilebilen fruktoz ve glikoz içerir. Protein miktarı birçok kuru meyvenin iki katından daha fazladır. Diğer meyvelerle karşılaştırıldığı zaman kalsiyum, bakır, magnezyum, potasyum ve kükürt bakımından birinci, enerji, pantotenik asit, riboflavin, tiamin ve piridoksin bakımından ikinci sırayı aldığı görülmektedir. İncir, içeriğindeki pektin nedeniyle, bağırsaklarda toksik maddelerin atılması, kandaki kolesterol düzeyinin düşürülmesi gibi yararlar sağlamaktadır.’’ (Kaynak : http://www.saglikaktuel.com/haber/hucreleriyenileyen-muthis-meyve-6788.htm

52


SAĞLIK HABERLERİ

DOKTOR AYAĞINIZA GELİYOR Gelişmiş ülkelerdeki gibi, “yaşlı veya yatağa bağımlı hastaların tıbbi bakım ve rehabilitasyonlarının sağlık kuruluşları yerine kişinin kendi evi ve aile ortamında yapılacağı” belirtilen bakanlık yönergesinde; bu kişilere ve aile bireylerine sosyal ve psikolojik destek hizmetlerinin bir bütün olarak verileceği ifade edildi. Bu amaçla, bakanlığa bağlı sağlık kurumlarının bünyesinde “evde sağlık hizmetleri birimleri” kurulacak. Evde sağlık hizmeti almak isteyenler, bu amaçla kurulacak çağrı merkezini arayacak. Yapılan başvurular kayda alınacak ve hizmet tahsis edilecek. Yataklı sağlık kurumu bulunmayan veya bünyesinde “evde sağlık birimi” kurulmamış hastanelerin bulunduğu yerlerde bu hizmet, sağlık müdürlükleri tarafından oluşturulacak gezici birimlerle verilecek. (Kaynak: http://www.saglikaktuel.com/haber/doktor-ayaginiza-geliyor-6778. htm

KANSER HÜCRESİNİ YOK EDEN ENZİM BULUNDU İngiltere Kanser Araştırma Merkezi ve Uluslararası Kanser Araştırma Derneği’nde görevli bilim adamları, proteaz HtrA2’nin birçok lösemide, göğüs ve akciğer kanserlerinde yüksek seviyede bulunan onkojen WT1 hücrelerini temizleyebildiğini buldular. Molecular Cell dergisinde yayınlanan en son araştırmada,kanserde iyi bilinen faktörlerden biri olduğu belirtilen WT1’i yok eden enzimin keşfedildiği açıklandı. Manchester’s Üniversitesi Yaşam Bilimleri Fakültesi’nden Dr Jorg Hartkamp yaptığı açıklamada WT1’in eksik yerlerini WT1 hücrelerini temizleyebilen yapılarla doldurduklarını belirtti. (Kaynak : http://www.saglikaktuel.

com/haber/kanser-hucresini-yok-eden-enzim-bulundu-6776.htm

HATAY SAĞLIK ÜSSÜ OLDU “Tedaviye gelenlerin çoğunluğunu, kendi ülkesinde çözüm bulamamış Suriyeliler oluşturuyor. Suriye’nin dışında Lübnan, İran ve Irak’tan da hasta kabul ediyoruz. Yabancı konuklarımızın en çok, gözleri sıfırlama (Excimer Lazer), katarakt, şaşılık, göz yaşarması, görme zorluğu gibi şikayetleri oluyor”. GEÇİŞ DÖNEMİ

Türkiye ile Suriye arasında vizenin kaldırılmasının ardından Hatay’da sağlık turizminde de önemli gelişmeler katedildi. Özel hastanelerin ve Mustafa Kemal Üniversitesi (MKÜ) Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi ile diğer sağlık kliniklerin hasta kabul sayısında artış yaşandığını ifade eden Kerkez, “Suriye’den gelen hastalar, kentimizdeki hastaneleri daha donanımlı, teknolojik olarak daha iyi buldukları için tercih ediyor” dedi.

Özel Hatay Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Uzman Dr. Tural TERZİ ise sağlık turizminde önemli bir geçiş dönemi yaşadıklarını belirterek, “Gelecekte bu alanda çok daha iyi konumda olacağız” dedi. Özel Antakya Defne Hastanesi Genel Müdürü Fazıl ALTINAY da Suriye’den gelen hasta sayısında belirgin bir artış olduğunu kaydetti ve bunları ekledi “Suriye’den maddi durumu iyi olan hastaların Hatay’ı seçmesi, buradaki hastanelerin altyapısı ve uzman hekimlerin olmasından kaynaklanıyor. Sağlık sektörümüz Suriye’den çok daha iyi durumda.” (Kaynak http://www. saglikaktuel.com/haber/hatay-saglik-ussu-oldu-6802.htm

53


SAĞLIK HABERLERİ

İLAÇLARIN %40’I GEREKSİZ Prof. Dr. Ahmet Rasim KÜÇÜKUSTA, Cerrahpaşa’da binlerce doktora hocalık yaptı. Bu süre zarfında ilaç şirketlerinin binbirtürlü manipülasyonuna şahit oldu. KÜÇÜKUSTA ile ilaç sektöründe dönen dolapları konuştuk: KORKUTARAK KAZANIYORLAR Korkutma, ilaç pazarlama taktiklerinden biri. Çünkü doğrudan doğruya ilaç reklamı yapılması, birkaç ülke dışında dünyada yasak. İlaç firmaları da, satışları artırmak için gizli reklam veya başka türlü yollara sapıyor. Domuz gribi bunun son örneği. ‘Aşı olmayanlar ölecek’ gibi bir korkutma kampanyası yürütüldü. Oysa bu gripten çok insan hastalansa bile çok azının öleceği ilk bir-iki ayda biliniyordu. Bir de zaman zaman bir hastalık moda edilerek insanlar korkutuluyor. Reflü, kolesterol ve kemik erimesi gibi. Bunlar öyle bir anlatılıyor ki, sanki her reflüsü olan kansere yakalanacakmış gibi gündem oluşturuluyor. Amaç, insanların ilaçları daha uzun süre kullanmasını sağlamak. Bu modaların oluşturulmasında elemanlar var: Bunlardan birisi doktorlar, diğeri de medya. Astım, hipertansiyon gibi birçok hastalıkla ilgili dernekler var. Bunların hepsi, ilaç firmalarının bir çeşit pazarlama kuruluşu. DERNEKLERLE PAZARLAMA Mali destek tamamen ilaç firmalarından gelir. Onların geliri, ilaç firmalarının reklamlarından ve kongrelerden kalan paralardan sağlanır. Zaman zaman şeker taraması ve tansiyon taraması gibi bedava kampanyalar düzenlerler. Burada da maksat ilaç tüketimini artırmaktır. Çünkü bu taramalarda, ‘Bak senin tansiyonun var. İlaç kullanmalısın’ mesajı verilir. PLAJDA KONGRE OLUR MU? Dikkat ederseniz kongrelerin yüzde 90’ı Kuşadası, Marmaris ve Belek gibi sahil yerleşimlerinde yapılıyor. Kongreler 30-40 sene öncesinden kalma uygulama. Ulaşım ve iletişimin olmadığı bir dönemin yöntemi. Şimdi internet var. Son senelerde adeta bir ‘vitamin çılgınlığı’ yaşanıyor. İnsanlar elmayı, portakalı, mandalinayı bıraktı vitamin hapı içiyor; çocuklarına balık yedirmiyor omega 3 yutturuyor. Öyle ki, artık nerdeyse herkesin kendine özel bir vitamini, doğal besin desteği olmaya başladı. GÖRÜLMEDİK YÖNTEMLER! Dünya Sağlık Örgütü’nün de yönlendirmesiyle Tamiflu (Türkiye’de de rüşvet skandalına karışan Roche üretiyor), domuz gribi tedavisinde en önemli iki ilaçtan biri olarak lanse edildi. Ancak bağımsız bir bilim kurulu olan Cochrane tarafından yapılan araştırmaya göre Tamiflu’nun etkinliğinin kesin olmadığı anlaşıldı. Buna rağmen tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de Tamiflu kapsülünün kullanım süresinin 2 yıl uzatıldığı açıkladı. Bugüne kadar miadı dolmuş ilaçların kullanım sürelerinin uzatılması duyulmuş görülmüş bir şey değildi. Bu, bazıları tarafından ‘elde kalmış ilaçların bir an önce bitirilmesi’ amacıyla alınmış ekonomik-politik bir karar olarak değerlendirildi. Genel bir polikinliğe gelen insanın yüzde 30-40’ına hiç ilaç bile yazmaya gerek yoktur. Türkiye’deki ilaç harcaması 5 milyar TL’den 19 milyar TL’ye çıktı. Buna 15 milyar civarında tutmak hedef, fakat bu gidişle 10 yıl içinde 30 milyar TL’ye çıkacağı öngörülüyor. Ancak bu dünyanın meselesi. Bütün dünyayı ilaç firmaları yönetiyor. Bu artık ekonomik ve politik bir olay oldu. Tek başına bizim hükümetimizin çözmesi de mümkün değil. (Kaynak : http://www.saglikaktuel.com/haber/ilaclarin-yuzde-40i-gereksiz-6897.htm)

54


SAĞLIK HABERLERİ

SAĞLIKTA DEV ADIM Sağlık Bakanlığı, kamu hastanelerinde acil servisteki yoğunluğun azaltılması amacıyla ‘mesai dışı poliklinik’ uygulaması başlatıyor. Bu uygulama hakkında bir genelge yayımlayan Bakanlık, 81 il valiliğini konuyla ilgili bilgilendirdi. Bakanlık, artık acil servislere ek olarak hizmet verecek poliklinik açmayı planlıyor. Genelgede, “Bakanlığımıza bağlı acil servislere, genel ve resmi tatil günlerinde; acil müdahale gerektirmeyen hasta başvurusunun oldukça yüksek olduğu bilinmektedir. Başvuran hastalar, tıbbi durumları aciliyet gerektirmediği halde acil servislere girişleri yapılarak muayeneleri sağlanmakta ancak, bu hastalar ertesi gün tekrar muayene, tetkik, tahlilleri yapılmak üzere sevk edildikleri branş polikliniklerine müracaat etmektedirler. Bu durum nedeniyle gereksiz yere acil servis yoğunluğu yaşanmakta ve tıbbi durumları aciliyet gerektiren hastalara zamanında müdahale yapılmasında ve acil sağlık hizmetlerinin beklentileri karşılayabilecek nitelikte sunumunda bir takım aksaklıklar görülebilmektedir. Bu nedenle ihtiyaç duyulan il ve ilçelerde mesai dışı poliklinik uygulamasına geçilmesi planlanmaktadır. Mesai saatleri dışında, tabip ve gerektiğinde uzman tabip düzeyinde poliklinik hizmeti vermek üzere hastanelerdeki, mevcut poliklinik odaları veya acil servis hizmetlerini aksatmayacak konumda, ilgili kurum baştabipliğince belirlenecek uygun mekanlar, mesai dışı poliklinik hizmetleri için görevlendirilen tabiplerin kullanımına tahsis edilecek.” denildi. Uygulama için, hastanede çalışan pratisyen tabip sayısı yeterliyse bu tabiplerden görevlendirme yapılacak. Kurumun mevcut tabip sayısı yetersizse, hastanenin bulunduğu belediye mücavir alanı içerisindeki birinci basamak sağlık kuruluşlarından, asli görevlerini aksatmamak kaydıyla, gerekli görevlendirmeler yapılacak. Uygulamanın, hafta içerisinde mesai saati bitiminden saat 24:00’e kadar, hafta sonu ve resmi tatil günlerinde ise 08:00- 24:00 saatleri arasında olacağı bildirildi. Genelgede, bu uygulama için tabiplere ve diğer sağlık personeline Sağlık Bakanlığı ek ödeme mevzuatı hükümlerine uygun olarak, görevlendirildikleri hastane döner sermayesinden ek ödeme yapılabileceği belirtti. (Kaynak : http://www.saglikaktuel.com/haber/saglikta-dev-bir-adim-daha-geliyor-3769.htm

TAM GÜNÜN GÖTÜRDÜKLERİ TTB Merkez Konseyi, “Mesai Dışı Poliklinik Uygulaması” genelgesinin hasta ve hekim güvenliğini tehdit ettiğini dikkat çekerek, performansa dayalı çalışma sisteminin toplumun sağlığını bozacağını kaydetti. Genelgenin sorunlara çözümden uzak olduğunu belirten Merkez Konssey Başkanı Eriş BİLAOĞLU, bu uygulamanın esasta katkı ve katılım payının ortaya çıkardığı hastanın mesai saati dışında, ücret ödememek için acil servislere akın etmesinin sonucu olduğunu söyledi. SAĞLIK HAKKI PARALI HALE GELECEK Dr. Zeki GÜL ise tam gün çalışmayı savunduklarını fakat adı tam gün olan yasanın sağlıkçıların özlük haklarını tamamen elinden almaya yönelik olduğunu ifade etti ve “biz özlük haklarımızın elimizden alınmasına ve sağlık hakkının tamamen paralı hale getirilmesine karşı çıkıyoruz. Başbakanın söylediği gibi hiçbir doktor 17 bin TL maaş almayacak, bunun yarısını bile almak için 24 saat çalışmamız gerekiyor” dedi. (Kaynak : http://www.saglikaktuel.com/haber/tam-gunun-goturdukleri-6882.htm)

55


SAĞLIK HABERLERİ

TÜRKİYE’NİN KORKUTAN KANSER HARİTASI İstatistikler, Türkiye’nin kanser rakamlarının ürkütücü boyutta olduğunu gösteriyor. Sağlık Bakanlığının 2000-2006 yılllarını kapsayan son çalışmasına göre, Türkiye’de 396 bin kanser vakası bulunuyor. Her yıl 140 bin kişi kanserden ölüyor, bu rakamın önümüzdeki 20 yılda 500 bine çıkacağı tahmin ediliyor. Her yıl ortalama 150 bin yeni kanser tanısı konuyor, yine 20 yıl içinde hasta sayısının 1,5 milyona ulaşacağı öngörülüyor TÜRKİYE’DE EN ÇOK GÖRÜLEN KANSER Kadınlarda meme, erkeklerde ise akciğer kanseri birinci sırada yer alıyor. KANSER MERKEZİ VE ONKOLOG SAYISI YETERLİ Mİ? 28 üniversitede onkoloji merkezi bulunuyor. Profesör seviyesindeki onkolog sayısı 113, doçent ise 78. Prof. Tuncer, 2015 yılına kadar kapsamlı kanser merkezlerinin hedeflendiğini söylüyor. SAĞLIK BAKANLIĞI ACİL ÖNLEM ALMALI! İstanbul Bilim Üniversitesi Onkoloji Bölümünden Prof. Dr. Coşkun TECİMER’in görüşleri de Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Daire Başkanı Prof. Dr. Murat TUNER’in, ‘insan kaynakları’ vurgusunu destekler nitelikte.”Türkiye’deki onkolog sayısı ortalama 250 civarında. Bu, gelişmiş ülkeleri dikkate aldığımızda çok düşük bir rakam. Türk Hematoloji Derneği bunun için burs vermeyi bile gündeme aldığı halde hematoloji yan dalı hekimler tarafından pek tercih edilmiyor. Sağlık Bakanlığı’nın bu konuda acil önlem alması gerekir.” Prof. Dr. Murat TUNCER, kanser ilaçlarına erişimde sıkıntı yaşanmadığını belirtiyor. Tuncer’e göre sorunların kaynağı, bürokratik işleyiş. “Tüm kanser ilaçları Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanıyor. Bu açıdan dünyanın en sosyal devleti olduğumuzu söyleyebiliriz. Sorunumuz, ruhsatlandırma prosedürünün biraz yavaş işliyor olması. Önümüzdeki yıl Ulusal Kanser Enstitüsü Kanunu ile birlikte Kanserle Savaş Daire Başkanlığı, enstitü haline dönüşecek, tüm engeller aşılacak. Böylece kanser konusunda çok daha hızlı yol alabileceğiz.” (Kaynak : http://www.saglikaktuel.com/haber/turkiyenin-korkutan-kanser-haritasi-6772.htm)

DOĞUM SONRASI KONTROL Doğumdan sonraki altı haftada yaptırdığınız kontroller içinizin rahatlamasını sağlar. İşte doğum sonrası sıklıkla doktora sorulan durumlardan bazıları. DOĞUM KONTROLÜ Emzirme dönemindeyken doğum kontrol ilacını doktorunuza danışarak kullanmalısınız. YENİDEN REGL OLMAK Emziren anneler genellikle doğumdan altı ay sonra regl olmaya başlar. Ama bu daha geç de olabilir. Doğumdan bir yıl sonra bile regl olan anneler de var. Emzirmeyen annelerse genellikle doğumdan altı ya da sekiz hafta sonra regl olabilir. GÖĞÜSLERİNİZİN NORMALE DÖNMESİ Göğüs uçlarınızda çatlama oluyorsa doktorunuz krem kullanmanızı önerebilir. Emzirmeyi bıraktıktan kısa bir süre sütünüz kesilir. DOĞUM KİLOLARINDAN KURTULMAK Birçok anne üç ayla altı ay arasında doğum kilolarından kurtulur. Emziriyorsanız doktorunuzdan size uygun bir diyet programı hazırlamasını isteyin. Çünkü emzirme döneminde bilinçsizce diyet yapmanız tehlikeli olur. (Kaynak : http://www.saglikaktuel.com/haber/dogum-sonrasi-kontrol-6886.htm)

56


SAĞLIK HABERLERİ

HANGİ YAŞTA HANGİ TEST YAPILMALI Modern tıp sayesinde artık kanser hastalığı bile erken teşhis edildiğinde tedavide büyük ilerlemeler elde edilebiliyor. Bu nedenle uzmanlar erken tanıda hayati önem taşıyan testler olduğunu ve bu testleri yapmakta geç kalınmadığında birçok hastalığın önlenebileceğine dikkat çekiyor. Check-up testleri yaş gruplarına göre 3’e ayrılabilir. 40 YAŞ ALTINDA YAPILMASI GEREKEN TESTLER - 40 yaş altında başka hiçbir ek riski olmayan kadın ve erkek hastalar için üç yılda bir bakılacak kolesterol, hemogram ve kan şekeri kontrolü yeterlidir. Tabii bu durum, test sonuçları normal değerlerde çıktığı koşulda geçerli olur. - Kadınlar için ayrıca rahim ağzı kanseri erken tetkiki için yapılan PAP Smear büyük önem taşıyor. 40-50 YAŞ ARASI MAMMOGRAFİ - 40 yaşından sonra hem kadın hem erkek için yıllık gaitada gizli kan tetkiki önemlidir. - Ayrıca erkeğe özel yıllık PSA kontrolü, kadına özel yıllık mammografi kontrolü eklenir. 50 YAŞINDAN SONRA KOLONOSKOPİ ŞART Dr. Şirin PARKAN - 50 yaşından sonra tetkiklere, yine hem kadın hem erkek için kolonoskopi eklenir. Kolonoskopi en sık görülen kanser türlerinden biri olan bağırsak kanserinin erken tanısı için yapılan bir tetkiktir. Polip yoksa oluşması, kansere dönüşmesi zaman gerektireceği için kolonoskopi her sene değil, 10 yılda bir önerilir. - Buna ek olarak yılda bir gaitada gizli kan ve rektal muayeneyi de unutmamak gerekir. Rektal muayene normal fizik muayene içerisinde 40 yaşından itibaren şikayet olmasa da yapılması gereken bir muayenedir. - Kalp sağlığı için kolesterol değerlerine, hastanın kilosuna, diyabeti ve hipertansiyonu olup olmadığına ve aile öyküsüne bakarak gerekli tetkiklerin belirlenmesi gerekir. - Diyabet için açlık kan şekerinin bakılması yeterlidir. Ancak eğer kişinin ailesinde diyabet olması, birden kilo almaya başlaması, karbonhidratlı besinlere düşkünlük gelişmesi, özellikle karbonhidratlı besinlerden sonra uykuya eğilimi, halsizlik, görme bulanıklığı, sık idrara çıkma gibi belirtiler ortaya çıkarsa şeker yükleme testi de yapmak gerekir. 65 YAŞ ÜSTÜNDE ZATÜRRE’YE DİKKAT! - Menopozdan sonra kadınlarda kemik yoğunluğu ölçümü yapmak önem kazanır. Çünkü ileri yaşlarda kemik erimesine bağlı kırıklar önemli bir ölüm nedeni olabilir. - Yine ileri yaşlarda (65 üstü) zatürre (pnömoni) aşısı büyük önem kazanıyor. Çünkü zatürre, yine genç yaşlarda rahatça atlatılabilecek bir hastalıkken, 65 yaş üstünde önemli bir ölüm nedeni olabilir. Zatürre aşısı beş yılda bir yapılır. Ayrıca Hepatit B aşısının mümkün olduğunca her yaşta uygulanması gerekir. Hepatit B aşısı eskiden sadece riskli gruplara önerilirdi. 90’lı yıllardan bu yana ise herkese öneriliyor, bebeklere doğar doğmaz yapılıyor. (Kaynak : http://www.saglikaktuel.com/haber/hangi-yasta-hangi-test-yapilmali-6915.htm)

KADAVRA İSYANI Doktor adaylarının eğitimindeki en önemli unsuru oluşturan kadavra üniversitelerin de sorunu oldu. En yeni kadavrası 4 yıllık olan tıp fakülteleri, sahipsiz cesetlerin kadavra sayılması için Diyanet’e fetva, Adalet Bakanlığı’na yazı yazdırdı ancak yine de bulamadı. Ellerindeki kadavralara gözü gibi bakan tıp fakülteleri, kadavra ithal etmek istedi ancak buna da Sağlık Bakanlığı izin vermedi. Öte yandan birçok ülkede tıp fakültelerinde 3-4 öğrenciye bir kadavra düşerken, bu sayı ülkemizde 100’ü buluyor. (Kaynak : http://www.saglikaktuel.com/haber/kadavraisyani-6904.htm)

57


Bu sayfay覺 ortadan koparabilirsiniz.

58


59


SAĞLIK HABERLERİ

15. TIPTA UZMANLIK EĞİTİMİ KURULTAYI İZMİR’DE YAPILDI. Kurultay’a 55 uzmanlık derneğini temsilen, değişik üniversite ve Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma hastanelerinde görev yapan ve özel sektörde çalışan, 313 akademisyen, uzman ve asistan hekim katıldı. Kurultayın ikinci günü Ege Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Kurultayın üçüncü ve son günü, gerçekleştirilen toplam dört panelde malpraktis, insan gücü planlaması, sürekli tıp eğitimi konuları işlendi. Son panelde TTB Asistan Hekimler Konseyi (AHEK) üyelerine söz verildi. (Kaynak: http://www.ttb.org.tr/index.php/haberler/65-t-uzmanlmi-kurultay/1772-tuek)

İNSANLIĞI TEHDİT EDEN MANTAR Buğday üretimi yeni bir hastalık nedeniyle tehlikede! “Kara pas” mantarı mutasyona uğrayarak, milyarca insanı aç bırakabilecek bir tehdit haline geldi. Türkiye de mantarın tehdit ettiği bölgelerden biri. İlk kez Uganda’da William Wagoire tarafından tespit edilen ve “Ug99” olarak adlandırılan mantar, en az 6 ülkeye yayılmış olması nedeniyle dünyadaki buğday uzmanlarını alarma geçirdi. Dirençli buğdayları da etkiliyor “Son 50 yıldır, Afrika’nın doğusunda ve muhtemelen dünyanın hiç bir yerinde, bu tür bir mantar ortaya çıkmamıştı. Ug99, tüm dirençli genlerin üstesinden geldi. Bu, yepyeni bir tür olduğu, anlamına geliyor. Buğday üretimi yapan herkesi endişelendiriyor.” Wagoire, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ve BM Gıda ve Tarım Örgütü işbirliğinde bir araya getirilen uluslararası uzmanlar grubunda yer alıyor. Grup, radyasyon aracılığıyla tohumlarda mutasyona sebep olarak, Ug99’a dayanıklı buğday türleri geliştirmeye çalışıyor. Bu teknik 80 yıldır kullanılıyor ve şimdiye kadar daha faydalı olan 3 binden fazla ürün türü geliştirildi. Tohum vermiyor İlaçlar doğaya zarar veriyor Ug99 hastalığı, rüzgârlarla ülkeden ülkeye yayılabiliyor. Çiftçiler, mantar öldürücü ilaçlar kullanarak hastalıkla mücadele etmeye çalışıyor. Ancak bunun çevresel ve ekonomik açıdan olumsuz etkileri var. Hastalık Kenya’da üretime büyük zarar verdi. Profesör Miriam KINYUA, şunları kaydediyor: “Çiftiler oturup buğdaylarının hastalık kapmasını beklemeyeceklerdir. Mantar öldürücü ilaçlar püskürteceklerdir. Aksi takdirde, mahsulün yüzde 80’i kaybedilebilir.” ( Kaynak : http://www.saglikaktuel.com/ haber/insanligi-tehdit-eden-mantar-6789.htm

60


SAĞLIK HABERLERİ

İTHAL İLAÇLARDA YENİ DÖNEM Sağlık Bakanlığı 1 Mart’tan itibaren ithal ruhsatlandırılmasında yeni bir uygulama başlatacak.

ilaçların

Daha önce üreticiler, ruhsatlandırmada, bakanlığa FDA (US Food and Drug Administration) (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) ya da EMEA (European Medicines Agency) (Avrupa İlaç Ajansı) gibi ilaç otoritelerinin verdiği “İyi İmalat Uygulamaları Belgesi”ni sunabiliyorken, artık Sağlık Bakanlığının bizzat denetlediği ya da karşılıklı tanıma anlaşması olan ülkelerin resmi otoritelerince verilen belgeler kabul edilecek. “YENİ İLAÇLARIN SUNUMUNDA SORUN YAŞANABİLİR” Türkiye’de ruhsatlandırma aşamasının çok uzun sürmesi nedeniyle yeni ilaçlara ulaşmada yıllardır sorun yaşanırken yeni uygulamanın bu sorunu daha da büyüteceğini savunan Merck Sharp Dohme İlaçları Dış İlişkiler Direktörü Dr. Murat AŞIK, “Ruhsatlandırma ve geri ödemeye alınmada yaşanan gecikme yüzünden hastalar yeni ürünlere gelişmiş ülkelerden en az 2-3 yıl daha geç ulaşıyordu. Yeni uygulama bu süreci daha da uzatacak” görüşlerini ileri sürdü. (Kaynak : http://www.saglikaktuel.com/haber/ithal-ilaclarda-yeni-donem-6843.htm

YENİ SUT’TA İNDİRİM VAR Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), sağlık sektöründen hizmet alımlarının fiyat ve koşullarını tespit ettiği Sağlık Uygulama Tebliği’ni yenileme çalışmalarını sürdürüyor. Sektörün geneli kendisine yapılan ödemelerde artış beklerken, tebliğde fiyat artışından çok indirim var. Buna göre ultrason, tomografi, MR gibi görüntüleme ve radyoloji hizmetleri için SGK’nın ödediği bedeller düşürülecek. SGK, sadece organ nakli, el cerrahisi gibi teferruatlı sağlık işleri olarak görülen hizmetlerde fiyat artışı yapacak. Sağlık Uygulama Tebliği (SUT), sağlıkta tüm kuralları belirleyen ana doküman olarak öne çıkıyor. SGK, hastanelere hastaların başvurularda atması gereken adımlardan hastanelere yapılacak ödemelere, kurum tarafından ödemesi yapılan ilaçlara kadar sağlıkla ilgili tüm süreçleri düzenleyen tebliği belirli aralıklarla yeniliyor. Edinilen bilgiye göre, hazırlanan yeni sağlık uygulama tebliğinin büyük bir bölümü özel sektörü memnun etmeyecek. Tebliğde, muayeneler için hastane ve tıp merkezlerine yapılan ödemelerde artış yapılmazken; görüntüleme ve radyoloji hizmetleri karşılığında özel sağlık kurumlarına yapılan ödemelerde ise indirime gidildi. Bilgi veren yetkililer de tebliğin “sıfır maliyet” prensibiyle hazırlandığını, bu nedenle bazı kalemlerde artış yapılırken, bazı kalemlerde indirime gidildiği bilgisini verdi. Artış ve indirim tutarları, tebliğ sonrasında, SGK’nın maliyetlerinin hiç artmamasını sağlayacak. (Kaynak : http://www.saglikaktuel.com/ haber/yeni-sutda-indirim-var-6796.htm

61


SAĞLIK HABERLERİ

TIP DÜNYASINI ŞOK EDEN OLAY Britanyalı ve Belçikalı bilim adamlarının araştırmasında bitkisel yaşamda bir hasta;düşünce gücüyle doktorlarla konuştu.. Tıp dünyasında akıllara fiş çekmeninsonu geliyor düşüncesini akla getirdi.Bilim adamaları FMRI yöntemini kullanarak 2003 te kaza geçirip; beyin travması oluşan hastanın beyin faliyetlerini değiştirerek sorulara evet ve hayır cevabını düşünebildiğini saptadı. Hastanın soruların hepsine doğru cevaplayarak fMRI cihazıyla beyni taranan hastanın beyin failiyetlerini değiştirerek cevap verdiği gözlendi.bu yolla 23 hastaya daha aynı yöntem denendi ve sonucunda 4 hastada bilinçlilik işaretleri gözlendi.Bu cihaz daha önce konuşamayan ve hareket etmeyen hastalarda denenmemişti; ama koma benzeri durumdaki hastalarda yeniden değerlenmesi gerektiğini söylediler. (Kaynak : http://www.saglikaktuel.com/haber/tip-dunyasini-soke-eden-olay-6775.htm

MİDE VE BAĞIRSAĞA DOĞAL TEDAVİ Japon bilim adamları normal ilaç tedavisiyle tedavi edilmeyen mide ve bağırsak hastalıklarının bitkisel ilaçlar kullanarak azaldığını bilimsel yolla ispatladı. Japonya’nın Keio Üniversitesi Tıp Fakültesinde yapılan araştırmada mide ve bağırsak hastalıklarında kullanılan ilaçların kişide etki yapmadığı hatta bazı durumlarda ise yan etkisinin görüldüğü belirtilmektedir. Fakat Japonların ortaya çıkardıkları bir araştırma sonucunda bu hastalıklar üzerinde bitkisel ilaçların etkili olduğu söylenmektedir. Zencefil, kudret narı ve Japonya’da öze olarak üretilen karışımlardır. (Kaynak : http://www.saglikaktuel. com/haber/mide-ve-bagirsaga-dogal-tedavi-6794.htm

TÜRKİYE’NİN DOKTOR HARİTASI Türk Sağlık-Sen’den yapılan yazılı açıklamada, sendikanın Türkiye’nin doktor haritasını çıkarmak için bir araştırma yaptığı, araştırmada Türkiye’deki doktor sayıları, doktorların en az ve en çok bulunduğu illerle ilgili bilgilere yer verildiği kaydedildi. Araştırmaya göre, Türkiye’de yaklaşık 111 bin doktor görev yapıyor. Bu doktorlardan 54 bini uzman ve pratisyen ve 8 bini asistan doktor olmak üzere 62 bini Sağlık Bakanlığında, 25 bini üniversitelerde ve 24 bini ise özel sektörde çalışıyor. Araştırmada, Sağlık Bakanlığında görev yapan uzman ve pratisyen doktorların illere göre dağılımı ile ilgili bilgilere de yer veriliyor. Buna göre, Türkiye’de 74 doktorla en az doktorun görev yaptığı il Bayburt. Bayburt’u 86 doktorla Tunceli, 97 doktorla Ardahan, 108 doktorla Kilis, 142 doktorla Gümüşhane izliyor. En fazla doktor çalışan il sıralamasında ise 7 bin 456 doktor ile İstanbul ilk sırada yer alıyor. İstanbul’un ardından 4 bin 943 doktorla Ankara, 3 bin 927 doktorla İzmir, bin 868 doktorla Bursa ve bin 543 doktorla Konya geliyor. Türkiye’deki toplam 54 bin uzman ve pratisyenin 16 bin 326’sı Ankara, İstanbul ve İzmir’de görev yapıyor. Araştırmada, son bir yılda İstanbul’da doktor sayısının 417 arttığı, en az doktorun olduğu Bayburt’ta ise sayının 77’ten 74’e düştüğü belirtildi. (Kaynak : www.ntvmsnbc.com/id/25068509)

62


FOTOĞRAF

59. IFMSA GENEL KURULU -TAYLAND-

63


FOTOĞRAF

58. TurkMSIC EKİM GENEL KURULU

64


Turuncu Sayı 1 (Nisan 2010)