Page 1

Onda Şeytan Tüyü Var:

Bedük!

Zamanın farklı işlediği yerler:

Yavaş Şehirler

Ünlüler ve Diyetleri:

Drew Barrymore hangi diyeti uyguluyor?

Sports & Yaşam No. 17 / Kış 2012

Hayatı Güzelleştiren Koru Hastanesi’nden Uzman Görüşü:

Prof. Dr. Hasan Biri

Smaçlarına sakın denk gelmeyin: Milli Voleybolcu

Neslihan Demir Darnel

kış zamanı Sports International’da


S’Künye

Kurucu ve İmtiyaz Sahibi Orhan Koral Genel Yayın Yönetmeni Bora Çınar Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Esra Kaytaz Editör N. Pelin Kalkan Yayın Danışmanı Filiz Demirci Yapım Grafikir Görsel Yönetmen Ufuk Ergun Görsel Tasarım Grafikir Tasarım Ekibi Yazı İşleri N. Pelin Kalkan Nil Yalçınkaya Tanıtım ve Reklam Müdürü Füsun Dayıoğlu Halkla İlişkiler Müdürü İrem Özterzi Yayın Türü Süreli / 4 ayda bir / Türkçe Yazışma Adresi Grafikir Tasarım Tanıtım Matbaacılık LTD. ŞTİ. Üsküp Caddesi Nilgün Sokak 14/13 06680 Çankaya / Ankara Tel: 0312 426 71 41 Faks: 0312 426 71 51 E- Mail: info@grafikir.com.tr Web: www.grafikir.com.tr Matbaa Korza Yayıncılık Basım Sanayi ve Tic. LTD. ŞTİ. Büyük Sanayi 1. Cadde 95/1 06060 İskitler/ Ankara Tel: 0312 342 22 08 Faks: 0312 341 14 27 E-Mail: korza@korzabasim.com.tr Web: www.korzabasim.com.tr Kızılbey VD 5800409202 Sports ve Yaşam Dergisi T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır. Sports ve Yaşam dergisinin isim ve tüm yayın hakkı Sports International’a aittir. Dergide yayınlanan yazı ve fotoğrafların tüm hakkı Sports ve Yaşam dergisine aittir. Yayın sahibi Sports International Bilkent Fitness ve Spor Merkezi AŞ adına Orhan Koral’dır. İzin alınmadan kullanılamaz. Yayınlanan ilanların/reklamların sorumluluğu ilan sahiplerine aittir.


Lezzetli sandviçler, davetkar kekler, mis gibi ekmekler... Aşık olacağınız küçük lezzetler şimdi size çok daha yakın!

www.cakes-bakes.com

Çok yakında Atatürk Havalimanı İç Hatlar Terminali ve Yenikapı Hızlı Feribot İskelesi'ndeyiz...


S’Edit Çetin ceviz çıkan kışın inadına hayat devam ediyor. Buzda dans ederek yürüme konusunda master yapmaya hazırlanıyor, trafikte saatlerce beklemenin sonunda birilerinin sabrımızı denediği konusunda hem fikir oluyoruz bu aralar… Bembeyaz lapa lapa yağmasa çoktan kapı dışarı ederiz kışı ama bakmayın kışı da ayrı seviyoruz biz. Kış sayımızda; bu soğuk havalarda nasıl beslenmeli, nelere dikkat etmeli ile ilgili sağlık bölümünden kış modasına, Fransız mutfağından Yavaş Şehirler’e, favori kış kitaplarımızdan Altın Küre film seçkisine dopdolu bir içerik sizleri bekliyor. Bu arada Filenin Sultanları’ndan milli voleybolcu Neslihan Demir Darnel’e yakın plan sorularımıza verdiği samimi cevaplarından dolayı ve tabii ki bizlere zaman ayırarak çok keyifli bir sohbet gerçekleştirdiğimiz Bedük’e çok teşekkür ediyoruz. “Aman şimdi kim gidecek bu soğukta spora” demeyip kışın belki de en iyi ısınma yöntemi olan spor yapmayı ihmal etmemenizi diliyor, Sports International’ın İstanbul, Ankara, İzmir ve Mersin’deki şubelerinden birinde dergimizi okurken keyifli zaman geçirmenizi umut ediyoruz. N. Pelin Kalkan

14


16


s’sağlık sports international

Diyetler Kişiye Özel Olmalı!

Bizler diyetin kişiye özel olması gerektiğinden, herkesin metabolizma hızının aynı olamayacağından, hepimizin zevk ve yaşam şartlarının farklı olduğundan bahsediyor da olsak, ünlüler uyguladıkları doğru veya yanlış diyetleri dergi ve televizyon yoluyla sizlerle paylaştığında bu durum kafa karıştırıcı bir hal alabiliyor. O kadar çeşitli ve sıkı yöntemler uygulanıyor ki bunlardan birini seçmek bile zor bir durumken bir de doğru olanı seçmek imkânsız oluyor. Bu yazıda diyetin kişiye özel oluşu gerçeğinden bağımsız bir şekilde olaya yaklaşarak, doğru ve yanlışlar üzerinden giderek bir sonuca varmaya çalışacağız. İşte ilk örneğimiz; Bazılarımızın ‘bak şu konuşana’ filminden, bazılarımızınsa ‘cheers’ adlı diziden tanıdığı ‘balıketli’ yıldız Kirstie Ellie sürekli değişen kilolarıyla da biliniyor. Ünlü yıldız çok hızlı kilo vermesi gerektiğinde, tam 2 gün yemek yemeği kesip sadece bitki çayları içiyormuş. Ancak kaçırdığı şey şu ki; aç kalarak yapılan diyetlerde kayıp yağdan değil kas ve sudan oluyor, bu durumsa verilen kiloların kalıcı olmamasına, dahası, yalancı bir kayıp olduğundan istenen incelmenin fark edilmemesine, sadece çökmüş bir yüz ve yorgun bir bedenle yetinmek zorunda kalmaya neden oluyor. Zaten son dizisinde hiç olmadığı kadar kilolu bir halde gördüğümüz yıldız, uyguladığı diyet hatalarının canlı bir örneği olarak karşımıza çıkıyor.

Zone ve Atkins Diyetleri

Jennifer Aniston, kilo vermek istediğinde yüksek proteinli, düşük karbonhidratlı diyetler uyguluyormuş. Bu diyetlerin enerji içeriği %40 karbonhidrat, %30 protein, ve %30 yağdan oluşuyormuş ki dengeli bir diyette %55-60 karbonhidrat ve %15 protein alımı gereklidir. Zone ve Atkins diyetleri ile aynı mantığa sahip bu diyette yapılan hata; protein ve yağların gereğinden fazla alımıyla vücut yağ oranının artması ihtimalidir. Bu durum yüksek kolesterol ve kalp hastalıkları risklerine yaklaşmaktan başka bir seçenek sunmuyor bizlere. Drew Barrymore ise organik vegan bir diyet uyguluyormuş. Yani et ve balıktan başka, hayvansal hiçbir gıda tüketmiyormuş, yani yumurta, süt, krema ve diğer süt ürünlerine diyetinde yer vermiyormuş. Aynı zamanda hiçbir katkı maddesi, koruyucu madde ve hiçbir genetik değişim geçirmemiş bitkiler seçmeye dikkat ediyormuş. Organik gıdalardan oluşmuş bir diyete itirazımız olmasa da, vegan oluşu nedeniyle yumurta ve süt ürünlerinden uzak kalıyor olması yıldızı ana protein kaynaklarından uzak tutuyor. Öyle ki yumurta gibi bir örnek protein ve süt gibi kalsiyum açısından zengin bir protein kaynağının yokluğu hem sağlığı hem de sağlıklı bir biçimde kilo

kaybetmesi açısından sorunlara yol açabilir. Kemik yapısının korunması ve ileriki yaşlarda osteoporozu engellenmesi için başlıca kalsiyum kaynakları olan süt ve süt ürünlerine mutlaka diyette yer verilmelidir. Hele ki bir de kalsiyumun kilo kaybında etkili olduğu ve yumurtanın tok tutucu etkisiyle kahvaltıda tüketildiğinde günlük besin alımını azalttığı gibi gerçekler söz konusuyken... Yalnız önemli olan nokta süt ve süt ürünlerinde light olanları tercih ederek doymuş yağ alımını azaltırken, olası yararlardan da uzak kalmamaktır. ‘Başka gün öl’ filminin Bond kızı Halle Berry’nin zayıflama sırrıysa şimdiye kadar bahsettiğimiz yöntemlerden çok daha farklı ve takdire değer. Kendine koyduğu birinci kural şekeri kesmekmiş. Bu ihtiyacını doğal ve sağlıklı yollardan yani sebze ve meyveden aldığını söyleyen yıldız, rafine şekeri ise hiç kullanmıyormuş. İkinci kuralsa kızartma yiyecekleri kesmek, üçüncü kuralıysa evde yemek yemekmiş. Böylece restoranda yemek yemektense, evde yiyerek tüketimi çok daha kolay kontrol altında tutabiliyormuş. Son olarak da akşam 7’den sonra yemek yemeyen yıldız aslında diyete girmeden, sağlıklı yaşama ve beslenmeyi alışkanlık haline getirerek de kilo kaybedebileceğinin, daha önemlisi bu şekilde beslenerek zaten kilo problemi yaşanmayacağının başarılı bir örneği… Jamie Lee Curtis ise yağı diyetinden tamamen çıkarmış. Sadece taze sebzelerle beslenen yıldızın hatası; vücuda gerekli olan yağı vermediğimizde bunu telafi için kendisinin yağ yapımına başlayacak olmasıdır. Ayrıca, sağlığımız için önemli etkilere sahip omega-3, omega-9 ve omega-6 gibi doymamış yağ asitlerinin de önerilen ölçülerde alınması gerekmektedir. Spice Girls den tanıdığımız Geri Halliwell ise balıketli halinden aniden bir ciddi kilo kaybıyla çok zayıf kategorisine girerek herkesi şaşırtmıştı. Karbonhidratın azaltıldığı, hamur işleri ve şekerin kesildiği bir diyet uygulayan yıldız, aşırı derecede spor yaparak bu forma ulaşmış. Ancak yetersiz beslenme ve aşırı sporun götürdüklerini telafi için vitamin iğneleriyle takviye yapılması gerekmiş. Aldığı sonuçlara hepimiz şahidiz, aşırı zayıf ve aşırı kaslı bir vücut hangimizin istekleri arasında bu tartışmaya açık bir konu. Ayrıca bu yoğunlukta sporun sağlığa olan zararları, bırakıldığında çok dengesiz bir biçimde alınacak kilolar ve pek de hoş olmayan görüntüsü hesaba katıldığında bu tür bir diyeti uygulamak isteyeceğinizi sanmıyoruz.

Sıkı Egzersiz

Angelina Jolie ise yüksek karbonhidrat, yüksek protein ve düşük yağ içeriğine sahip diyetler uyguluyormuş. Ayrıca sıkı bir egzersiz programı da varmış.


Karbonhidratlar egzersiz için gerekli enerjiyi sağlarken, proteinin de kas yapısını koruduğunu söyleyen yıldız, ayrıca gün içinde 5 kez küçük öğünler yemeye çalışıyormuş. Yağdan kısıtlı beslenmek gerçekten de diyette istenen sonuçlar verebilen doğru bir harekettir. Sadece aşırı yağlı yemeklerden, yağlı süt ve süt ürünlerinden, mayonez, krema, yağlı soslardan uzak durularak bile sağlıklı bir kilo kaybı sağlanabilir. Bunun yanında günlük enerjinin çoğunun karbonhidratlardan alınması da istenen bir davranıştır. Az ve sık öğünlerinse metabolizmayı çalıştıran, aşırı acıkmayı önleyen etkisini hepimiz artık biliyoruz.

sigara yasaklanmış durumda. Çok doğru seçimler yaptığını söyleyebileceğimiz ünlü yıldız, makarna, sebze ve meyve gibi doğru karbonhidrat kaynaklarına diyetinde yer vererek enerji ihtiyacını karşılıyor. Ayrıca kompleks karbonhidratların tok tutan etkisinden de faydalanıyor. Gereksiz enerji kaynakları olan tatlı ve şekerlemelerden uzak durarak saf şeker alımını durduruyor ve böylece kan şekerinde düzensizliklere yol açarak çabuk acıkmayı önlüyor. Alkol ve sigaradan uzak durarak da hem sağlığı hem de diyeti için doğru bir davranışta bulunuyor.

‘Friends’ dizisinin yıldızı Lisa Kudrow ise kafasının içinde ona ne zaman yemeyi bırakması gerektiğini söyleyen bir ses olduğunu iddia ediyormuş. Bu ses aslında onun günlük gıda ihtiyacı konusunda kendisine karşı dürüst olma yöntemidir ki, bu bütün diyet yapanların amacı olmalıdır. Ünlü yıldız diyetinde kendini belli gıdalarla sınırlamıyor ama bazı şekerleme ve çikolataları yemiyormuş. Yani aslında aşırıya kaçmadan, her besinden makul miktarlarda yiyerek ve doğru seçimleri yaparak formda kalmak mümkün. Bazı çikolata ve tatlıların diğerlerinden daha kalorili olduğu, daha da önemlisi bazılarının yağ içeriği açısından daha zengin olduğu da bir gerçek. Öyleyse nerede durmak gerektiğini bilmek ve isteklerimizi iyi bir gözlemci olarak daha düşük kalorili ve yağ içerikli tatlılardan yana kullanmak doğru bir davranış olacaktır.

Gwyneth Paltrow ise %60’ı tam tahıllardan kahverengi pirinç ve bakliyat, gerisi sebze ve balıktan oluşan makrobiyotik diyet uyguluyormuş. Bu diyette et ve süt ürünleri, işlenmiş gıdalar, alkol ve kafein yasaktır, olumlu yönleri olmasının yanında, bu diyet kırmızı et gibi önemli bir protein, demir ve B12 kaynağından, süt ürünleri gibi zengin bir protein ve kalsiyum kaynağından fakir oluşuyla olumsuz yönlere sahip. Ancak yüksek posa içerikli kahverengi pirinç, kuru baklagil ve sebze ile omega-3’ten zengin iyi bir protein kaynağı olan balık içeriğiyle oldukça doğru seçimler de içeriyor.

Az ve Sık Öğünler

İşte sizlere hem olumlu hem de olumsuz yanlarıyla ünlü diyetleri... Doğru ve yanlışların farkına varmış bir şekilde, size özel ve istenen sonuçları alabileceğiniz bir diyet için lütfen bir uzmana başvurun ve medyanın yanıltıcı gücünden etkilenmeyin.

Jennifer Lopez ise az ve sık öğünler tüketiyormuş. Enerjisini yüksek tutmak ve açlık krizlerinden uzak durmak için günde 8 kez mini öğünler yediğini söyleyen yıldız, gerçekten de sıkı ve dönem dönem tekrarlanan diyetler yerine beslenme düzenini bu temele oturtarak çok doğru hareket ediyor. Böylece çok acıkmaya fırsat bırakmadan küçük öğünlerle günlük besin alımını gerçekleştiriyor. Ayrıca vücuda besin verdikçe, bu besinleri yakmak için enerji harcaması artıyor, yani başka bir deyişle metabolizmayı hızlandırıyor. Sophia Loren için makarna, peynir, sebze ve meyve vazgeçilmezler arasındayken, abur cubur, alkol ve

18

Kaynak: www.sinemkolbakir.com


/ So nm

o da

20

spo r


s’spor sports international

Snowboard’un Tarihi 70’li yılların başlarında Bob Webber, Tom Sims, Jake Burton Carpenter, Chuck Barfoot ve Dimitrijie Milovich’tan oluşan sörf tahtası dizayn eden grup tarafından düşünülmüş ve prototipleri oluşturulmuştur. İçlerinden Bob Weber 1972 yılında snowboardun patentini alarak ilk resmi snowboardu yaratmıştır. Önceleri snowboard yarışmalarına katılan üniversite öğrencisi Burton, daha sonralarda bunu geliştirmeyi kafasına koymuştur. Snowboardla önceden ilgilenenler bu soyadlarının bazılarını çoktan duymuşlardır. Özellikle Bob Weber’den 1990 yılında patenti alan Jake Burton’in kurduğu Burton firması günümüzde de snowboard sektörünün en gözde markalarındandır.

Snowboard’a Başlamadan Önce Ayak Seçimi:

Öncelikle snowboard yapmayı düşünen bir kişi güçlü ayağına karar vermelidir. Bu gerçekten çok önemlidir ve bir kere snowboard yapmaya başlarsınız bunu değiştirmeniz zor olabilir ve böyle gider. Güçlü ayağınız snowboard yaparken stance dediğimiz duruşunuzda öndeki ayağınız olacaktır. Güçlü ayak konusunda bazı yanlış bilinenler vardır. Futbol oynarken topa vurduğunuz ayağınız snowboard için güçlü ayağınız olmayabilir. Tam tersine topa vururken örneğin vole vururken bütün vücudunuzu topa vurmadığınız ayağın taşıdığını unutmayın. Yani sağ ayakla topa vuruyorsanız güçlü ayağınız sol ayağınız olabilir. Basket oynarken turnikeye çıktığınızda üzerinde zıpladığınız ayağınız güçlü ayağınız olabilir. Ama bunlar tamamen varsayımlardır. En doğrusuna karar verecek olan yine de sizsiniz. Önceden sörf ya da kaykay yapanlarınız zaten hangi ayaklarının ön ayakları olacağını bilirler. Hangi ayağının güçlü ayağı olduğunu tahmin edemeyenleriniz bazı değişik testler yapabilir. Mesela siz ayakta dururken sizi arkadan birisi ittiğinde hangi ayağınızı önce basarsanız o ayak sizin güçlü ayağınız olabilir veya çoraplarla çocukken yaptığımız gibi kalebodurda koşup koşup kayarken önde giden ayağınız sizin güçlü ayağınız olabilir. Aşırı derecede olmasa da sol ayaklı snowboardcu sayısı sağ ayaklıdan fazladır. Bu nedenle sol ayakla kaymaya regular (düzgün) stance, sağ ayakla kaymaya da goofy (budala) stance denir. Stance pozisyonunda ayaklarınız arasındaki mesafede çok önemlidir, bu genellikle boyunuza ve kilonuza göre ayarlanır. Boyunuza göre normal bir kiloya sahipseniz bu mesafe genellikle omuz genişliğinizden çok az daha fazla olur.

Board Seçimi:

Eğer önceden hiç board yapmadıysanız sizin için en uygun board Freeride stili bir board olacaktır. Freeride boardlar diğer boardlara göre daha geniştir. Bu nedenle de aşırı hızlı gitmezsiniz, bolkar dediğimiz pist dışında kalan ezilmemiş kara girerseniz orada batmazsınız, ayrıca bu boardlar kontrol açısından daha rahattır. Boardunuzun boyu sizin boyunuza ve kilonuza göre ayarlanır. Boardun uzunluğu sizin çeneniz veya ağzınız civarına kadar olmalıdır. Uzun boardu kontrol etmek zordur. Kısa board ise sizi götürmeyebilir. Örneğin 1.75 boyunda, normal kiloda (erkekler için 70-75kg diyelim) bir insan için en uygun board uzunluğu 1.55-1.58 arasıdır. Kilo arttıkça boardu uzun seçmek daha doğru olacaktır. Eğer aynı boyda bir bayansanız da, kilonuz da 60-65 arası ise 1.50-1.55 arası bir board ile başlamak uygun olacaktır.

Ayakkabı Seçimi:

Ayakkabılarınızı günlük ayakkabı numaranıza göre istemeniz doğru olacaktır. Ancak kalıp farkı olabilir. Bu nedenle ayakkabı seçerken dikkat edilmesi gereken en önemli unsur, topuğunuz ayakkabının içinde 1 santimden fazla yukarı gitmemesi gerektiğidir. Ayağınız ayakkabının içinde çok az bir şekilde hareket edebilmeli, ayakkabı aşırı derecede sıkı ya da gevşek olmamalıdır.


Giysi Seçimi:

Giysi seçiminde dikkat edilmesi gereken nokta giysilerin mutlaka nefes alabilmesidir. “Breathable” denilen katmanlara sahip montlar ve pantolonlar tercih edilmelidir. Montların içinde kar girmemesi için yapılmış bir bağ bulunmalıdır. Montun içine de içlik denilen polarlar giyilebilir. Snowboardcular kayakçılardan farklı olarak istediği giysiyi giyerler. Güneşli havalarda düşmeyeceğini düşünen bir boardcu t-shirtle bile kayabilir ki pistlerde çokça bu tür boardculara rastlarız. Dizlerin sürekli kırık durmasından dolayı diz arkaları sürtünmeden dolayı incinebilir. Bu nedenle uzun kayak çorapları veya uzun çoraplar tercih edilebilir.

Gözlük ve eldiven seçimi:

Gözlük bir boardcu için zorunluluktur. Gözlüksüz kaydığınız zaman rüzgârdan dolayı gözleriniz sulanır, kar yağdığı zaman kar gözünüze batar, güneşli havalarda kar yansıma yapar... Kayak gözlükleri her zaman en doğru seçimdir. Goggle denilen bu gözlükler biraz önce saydığım bütün etmenlerden sizi koruyacaktır. Goggle seçiminde, gogglein buğulanmaya karşı korumalı, yani antifog özellikli olduğundan emin olmanız gerekir. Spor gözlükleri diye bilinen renkli camlı genelde kırılmayan materyallerden yapılan gözlüklerde snowboardcular tarafından sıkça kullanılır. Fakat bunlar bir düşme ya da kaza anında size yine de zarar verebilir. Gözlüğü düşürebilirsiniz. Normal zamanda kullanılan güneş gözlükleri ise hiçbir zaman tavsiye edilmese de gözlüksüz kaymaktan iyidir. Bir kaza veya düşme sırasında, gözlüklerin cam veya metalik kısımları size zarar verebilir. Size hiç bir zarar vermese bile bu gözlükler çok kolayca kırılabilir. Unutmayın boardcu düşer! Eldiven olarak da stilinize bağlı olarak uzun bilekli, kısa bilekli, bilek korumalı gibi çok çeşitli eldivenler piyasada vardır. Fakat Boardcunun elleri sürekli yerle temas halinde olacağı için eldivenin iç kısmının kolay yırtılmaz maddeden yapılmış olmasına dikkat edin. Özellikle snowboard eldiveni almaya çalışın.

Güvenlik Giysileri:

Her türlü sakatlığa karşı güvenlik materyalleri satılmaktadır. Kask, özellikle bir snowboardcu için çok gerekli olabilir. Kaskın kafanıza tam oturmaması ama geniş de durmaması gerekir. Kaskın üst tarafında darbeyi absorbe edeceği bir boşluk kalmalıdır. Kaburganızı, sırtınızı ve belinizi koruyan yelekler, bileklikler, dizlikler ve boyunluklar, bir Boardcuyu oluşabilecek sakatlanmalara karşı korumaya yardımcı olacaklardır. Bunları kullanıp kullanmamanız tamamen size bağlıdır.

Isınma:

Her spora olduğu gibi snowboarda da ısınmadan başlamamak gerekir. Özellikle ilk defa yapacak bir insanın çok defa düşeceğini de göz önüne alarak çok iyi ısınması gerekir. Snowboardun vücudun özellikle bel, diz, bacak, sırt ve omuz gibi bölgelerini çalıştırdığını unutmayıp buna göre ısınmanız gerekir. Kaynak: www.snowboard.gen.tr

22


Kış mevsiminin etkisini iyice göstermeye başladığı şu günlerde hava sıcaklığının azalmasıyla birlikte grip, soğuk algınlığı, bronşit gibi pek çok hastalık pusuda beklemektedir. Bu durumda kış mevsimini sağlıklı geçirmek için bağışıklık sistemini biraz daha güçlendirmek gerekir. Güçlü bir savunma mekanizmasının temelinde ise yeterli ve dengeli beslenme yer almaktadır.

16 26


s’sağlık sports international

Antioksidanlar

Nasıl Beslenmeliyiz?

Hücrelerdeki oksitlenmeyi önleyen maddeler olarak nitelendirilirler. Bunu vücuttaki bazı enzimleri artırıp, savunma mekanizmasını daha da güçlendirerek gerçekleştirmektedir. Bu sayede vücut direnci artmakta, böylelikle enfeksiyonlara yakalanma riski azalmakta, eğer hastalık oluşmuşsa daha kısa sürede atlatılmasını sağlamaktadır.

Sık sık ve azar azar beslenmek yine önem taşımaktadır. Böylelikle bir sonraki öğünde hem yavaş hem de az yemek yenilmesi söz konusu olmaktadır. Vücut, kışın ısı değişikliğine uyum sağlayabilmek adına harcadığı enerjiyi düşürür. Azalan fiziksel aktivite de hesaba alınırsa, kilo almamak için günlük yağ ve şeker tüketimi kısıtlanmalıdır.

Dünya Sağlık Örgütü bu dönemde vücut direncindeki azalmaya dikkat çekerek antioksidan etkiye sahip olduklarından A, C, E vitaminlerin, selenyum, çinko, magnezyum gibi minerallerin, omega-3 ve omega-9 yağ asitlerinin alımını artırmayı önermektedir. Tabi bu öğelerin besinlerden doğal olarak alınması gerekmektedir. Aksi taktirde hekim kontrolünde olmadan preparat kullanımı kansızlık, şiddetli baş ağrısı, sinirlilik, saç dökülmesi ve bulantı gibi birçok yan etkiye yol açabilmektedir.

Alınması Gereken Besinler ve Vitaminler Gerek günlerin kısalması gerekse havaların soğuması ile birlikte fiziksel aktiviteler azalmaktadır. Lifli besinlerin tüketiminin de azalması sonucu kabızlık sorunu kendini göstermektedir. Bu nedenle kış mevsiminin vazgeçilmez yiyeceklerinden kurubaklagillerin, kepekli tahılların (esmer ekmek, bulgur, kepekli makarna / pirinç / erişte / un) ve özellikle C vitamini bakımından zengin sebze ve meyvelerin tüketimine ağırlık verilmelidir. Günde 10 - 14 bardak su içilmesi de kabızlığı önlemeye yardımcı olacaktır. Kuşburnu, ıhlamur, adaçayı, zencefil, rezene, anason, kekik otu gibi bitki çaylarının da yaygın görünen kış hastalıklarına karşı olumlu etkileri bulunmaktadır. Ayrıca kış mevsiminde güneş yüzünü daha az gösterdiğinden, D vitamini gereksinmesini karşılamakta sıkıntılar yaşanmaktadır. Bu nedenle havanın güneşli olduğu günlerde 20 dakika kadar güneş ışığından direkt olarak yararlanmaya ve haftada 2 - 3 kere balık yenilmesine özen gösterilmelidir. Yazın olduğu gibi kışın da kızartma ve kavurma işlemlerinden kaçınmalı; haşlama, ızgara, buğulama, buharda veya fırında pişirme yöntemleri tercih edilmelidir.

Yemekler zaten yağ ile pişirilmektedir. Et, süt, yoğurt, peynir, yumurta ve yağlı tohumların içerisinde de yağ bulunmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta; kızartma ve kavurma işlemlerinden kaçınmak, ekmeğe yağ sürmemek, zeytinyağı bile olsa aşırı miktarda kullanmamaktır. Sonuçta 1 gram yağ 9 kkal. enerji vermektedir. Şeker açısından durumu değerlendirirsek; bazı şekerler besinlerde doğal olarak bulunurlar (meyvelerdeki fruktoz, sütteki laktoz, tahıllardaki nişasta gibi), bazıları ise sonradan ilave edilirler (çay şekeri ve şeker içeren besinler). Dengeli beslenme çerçevesinde şeker ihtiyacı besinlerden doğal olarak karşılanmaktadır. O halde tatlı tüketiminden kaçınmak, yenildiği taktirde tüketim sıklığına ve miktarına dikkat etmek, lokma ve tulumba gibi ağır tatlılar yerine; sütlü ve meyveli tatlıları tercih etmek daha sağlıklı olacaktır.

Tatlı Yeme İsteği Hızla ve tamamen kana karışan, rafine şeker içeren besinler kan şekerinde ani bir dalgalanmaya neden olur, böylelikle tekrar tatlı yeme isteği doğurarak bir kısır döngüye yol açarlar. Şeker tadından vazgeçemeyen, iştahını baskılayamayan, formuna önem veren bireyler ve aileleri için çok iyi bir alternatif olan yapay tatlandırıcıların şeker yerine kullanılması daha uygun görülmektedir. Tatlıların yapımında güvenle ve rahatlıkla kullanılabilecek olan bu yapay tatlandırıcıların enerji değeri yok veya göz ardı edilecek kadar düşüktür. Kan şekeri üzerinde de olumsuz etki yaratmamaları nedeniyle rafine şeker yerine tercih edilmeleri daha sağlıklı olmaktadır.

Egzersiz Tüm bu ilkelere ilave olarak mutlaka egzersiz yapılmalıdır. Dünya Sağlık Örgütü en çok tempolu yürümeyi önermektedir. Bunun dışında; bisiklete binme, dans, aerobik, plates, jimnastik tarzı kalbi çalıştıran sporlar da uygun görülmektedir. Haftanın 4 - 5 günü 30 - 45 dakika kadar egzersiz yapılması yeterli olacaktır. Kaynak: www.hastane.com.tr


PROSTAT TEDAVİSİNDE YENİ TEKNOLOJİ:

PLAZMA KİNETİK TUR YÖNTEMİ Bilindiği gibi dünya ülkelerine paralel olarak ülkemizde de yaşlı populasyon artmaya başlamaktadır. Artan yaşlı nüfus da beraberinde sağlık sorunlarını meydana getirmektedir. 50 yaşını aşmış erkeklerde ürolojik bir rahatsızlık olan prostatın büyümesine bağlı problemler kişinin konforunu bozmakta ve hayat kalitesini etkilemektedir. Peki nedir bu prostat büyümesi.? Prostat büyümesi genel olarak iki şekilde değerlendirir. Birincisi yaygın olarak görülen iyi huylu prostat büyümesidir. Diğeri ise daha az görülen prostatın köyü huylu büyümesi yani prostat kanseridir. Prostatın büyümesine bağlı olarak daralan idrar kanalı hastalığın temel patolojik bozukluğunu oluşturmaktadır. Büyüme 40 lı yaşlarda başlar ve genel olarak 50’li yaşlardan sonra belirti vermeye başlar. Hastada prostatın büyümesine bağlı olarak işeme ile ilgili belirtiler ortaya çıkar. Bu belirtiler gece idrara çıkma, idrar yaparken zorlanma, sık sık idrara çıkma ve idrarın kalibrasyonunda incelme gibi belirtilerdir. Bazen de hastada bu belirtilerin yanı sıra ani idrar tıkanıklığı, mesane taşları veya böbreklerde genişleme gibi bulgular ortaya çıkabilir. Prostat büyümesi kişinin hayat kalitesini bozmaya başladığında yada tıbbı olarak patolojik ek bir probleme yol açtığında tedavi edilmesi gerekir. Eğer büyüme iyi huylu bir büyüme ise tedavinin başlangıcı ilaç tedavisidir. İlaç tedavisinin fayda sağlamadığı durumda tedavi cerrahi yöntemler olmaktadır. Günümüzde iyi huylu prostat büyümesi için yapılan cerrahi tedavi metotları temelde iki yöntemle yapılır. Açık ameliyatlar ve kapalı ameliyatlar olmak üzere tedavi metotları uygulanabilir. Açık ameliyatlar günümüzde artık çok sık uygulanan metotlar değildir. Şu an için iyi huylu prostat büyümesinde kullanılan altın standart tedavi TUR dediğimiz kapalı yöntemle gerçekleştirilen ameliyatlardır.

kanserlerinin kapalı yöntemle tedavisi de gerçekleştirilebilir. Mesane kanserlerinin kapalı yöntemle tedavisi daha zor bir teknik içerir. Hızlı ve düzgün kesme işi yapmaya olanak saplayan bu yöntemle zor olan bu teknik daha kolay hale gelmektedir. Plazma kinetik sistem aynı zamanda idrar kanalı darlıklarının tedavisi için de ideal bir yöntemdir. Elektrik akımı kullanmadan uygulanabildiği için işlem sonrası tekrar daralma ihtimali oldukça azdır. Güncel tedaviler içinde özellikle prostat tedavisinde yerini almış olan plazma kinetik TUR ameliyatı sosyal güvenlik kurumu tarafından da geri ödeme kapsamına alınmıştır. Bu sistemin maliyeti klasik TUR sistemine göre az da yüksektir. Çünkü klasik TUR sistemine göre daha pahalı bir teknolojidir. Ancak hiçbir zaman lazer ameliyatları gibi son yıllarda biz ürologların tercih etmediği ameliyatlar kadar yüksek bir maliyet taşımaz. Bu yöntemin başlangıçta mali yükü biraz fazla olsa da hastanın uzun vadeli takibinde oluşabilecek ek problemlerin maliyeti daha düşük olacağı için sosyal güvenlik kurumuna faturası daha az olacaktır. Özetle plazma kinetik TUR sistemi günümüzde prostatın iyi huylu büyümesinde uygulanacak kapalı yöntem ameliyatları içinde en ideal sistemdir. Hastanede kalış süresinin az olması, daha az kan kaybı, daha az komplikasyon ve daralma riski ve daha kolay uygulanabilir olması bu sistemin temel avantajlarıdır. Türkiyede sayılı merkezlerin uyguladığı bu tedavi metodu daha da yaygınlaştıkça prostat büyümesinin tedavisi artık sorun olmaktan ve erkeklerin tedavisi güç olduğu düşünülen bir rahatsızlığı olmaktan çıkacaktır. Prof. Dr. Hasan BİRİ

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi ABD Öğretim Üyesi.

TUR ameliyatları farklı şekillerde uygulanabilir. TUR ameliyatlarında kapalı yöntemle hastanın dış idrar kanalından girilir ve prostat herhangi bir enerji kaynağı kullanılarak özel geliştirilmiş aletler ile parça parça kesilerek dışarı çıkartılır. Kullanılan enerji kaynağı monopolar veya bipolar olabilir. Monopolar sistemler hastanın vücudundan elektrik akımı geçmesini gerektiren bir sistemdir. Ancak bipolar istemlerde buna gerek kalmaz. İşte günümüzde kullanılan bipolar TUR sistemi Plazma Kinetik TUR sistemidir.

Klasik yöntemle uygulanan TUR ameliyatlarında görüntü sağlamak için kullanılan sıvıya bağlı olarak %1-2 ihtimalle TUR sendromu dediğimiz problem gelişebilir. TUR sendromu kullanılan sıvının vücuda geçerek vücuttaki sodyum miktarını düşürmesidir. Plazma kinetik yöntemde görüntü sağlamak için kullanılan sıvı serum fizyolojiktir. Dolayısıyla bu sıvı vücuda geçse dahi TUR sendromuna neden olmaz. Klasik TUR ameliyatlarında işlem sonrası idrar kanalında veya idrar torbasının çıkışında darlık olma ihtimali vardır. Plazma kinetik TUR ameliyatlarında ise darlık gelişme ihtimali çok çok düşüktür. Plazma kinetik yöntemle yalnızca prostat ameliyatları yapılmaz. Aynı zamanda mesane 28

Advertorial

Bu sistem son 5-6 yılda üroloji alanında kullanılmaya başlanan yeni bir metodudur. Plazma kinetik enerji kaynağı kullanılır ve bu sistemim klasik monopolar sistemlere göre oldukça avantaları vardır. En önemli avantajı hastadan elektrik akımı geçmez dolayısıyla kalp pili olan hastalarda dahi pilin elektrik akımından etkilenmesi gibi bir problemle karşılaşılmadan güvenle tercih edilebilir. Bu sistemde ameliyat sırasında prostatın daha güvenli ve hızlı bir biçimde kesilmesini sağlandığı için ameliyat süresi oldukça kısa olmaktadır. Daha az kanama miktarı ve daha az hastanede kalış süresi olmaktadır. Hastalarda ameliyat sonrası daha az idrar sondası kalmaktadır. Plazma Kinetik yöntemle, ameliyat sırasında çıkarılan doku patolojiye (doku incelemesine) gönderilebilir. Lazer ile yapılan ameliyatlarda doku çıkarılmadığı için plazma kinetik tedavi bu açıdan da avantajlıdır.


/ Smaç servis hızı 91 kilometreye ulaşan Milli Voleybolcu Röportaj / Bora Çınar

30


s’yakın plan sports international

Voleybol kariyeriniz küçük yaşta Eskişehir’de başlıyor. İlk transferinizi 14 yaşındayken gerçekleştiriyor, 2006-2008 yılları arasında bir İspanya takımında oynuyorsunuz. Ve şimdi Eczacıbaşı Spor Kulübü’ndesiniz. Voleybol, hayatınıza nasıl girdi, sürecinizi nasıl değerlendiriyor ve şu an bulunduğunuz yerden ileride kendinizi nerede görüyorsunuz? Tabii ki 14 yaşındayken bugünleri ne tahmin ne de hayal edebiliyordum. Her şey kendi kendine gelişti. Ayrıca böyle bir beklenti ya da motivasyonum da yoktu. Geldiğim yerden son derece mutluyum. Aynı 14 yaşında olduğum gibi nerede olacağım konusunda hiçbir beklentim yok. 11 yıldır milli takım içerisindesiniz. Lig sırasında rakip olarak karşınıza çıkan oyuncularla aynı takımda yer alıyorsunuz. Nasıl bir duygu, bizlere biraz bahseder misiniz? Milli takım çok farklı bir olgu. Kulüplerde profesyonel bir iş icra ediyorsunuz, daha farklı bir mantalitede maçlara hazırlanıyorsunuz. Ancak milli takım öyle değil, bir ulus, bir bayrak, bir kültür, bir tarih temsil etmeniz gerekiyor. O yüzden kimse kimseyi sevip sevmemek, arkadaş olup olmamak gibi zorunluluklara girmeden bunların kendinizi etkilemesine izin vermeden bu büyük sorumluluğa hazırlanmanız gerekiyor. Sahada milli marş sırasında el ele tutuştuğunuz anda tek bir vücut olmanız gerekiyor. Eskişehirlisiniz sanıyorum ki, şehrini seven biri misinizdir? Çok sevmek bir yana şehrim ile gurur duyuyorum. Her şeyiyle, yakın geçmişteki kalkınması ve Türkiye’nin en güzel şehirlerinden biri haline gelmesinden, yemeklerine, insanlarından, futbol takımına, her şeyini seviyorum. Cannes’da düzenlenen Indesit Şampiyonlar Ligi Final Four’unda forma giydiniz, bu nasıl gerçekleşti? Vakıfbank Güneş Sigorta takımi ile kimsenin beklemediği bir üst düzey performans gösterdik ve Final Four’a kaldık. Eski takımınız olan Vakıfbank Güneş Sigorta’nın sanıyorum ki sizde ayrı bir yeri var. Transfer kararı alırken nelere dikkat ediyorsunuz, takım değiştirirken neler hissediyorsunuz? Şu an Eczacıbaşı’nda oynamaktan memnun musunuz? Ben ilk çıkışımı Yesilyurt’ta yaptım ancak Neslihan olduğumu kanıtladığım yer VGS takımıdır. Dediğiniz gibi bende ayrı bir yeri vardır ve öyle kalacaktır. Transferime gelince, ben transferimle pek ilgilenmem, babam bu konuyla ilgilenir ve bence en değme menajerlere taş çıkartacak kadar iyi yapar, o gelir, teklifleri paylaşır varsa benim yorumum onları dinler ve kararı verir. Bu transfer de aynen öyle oldu. Maçlarda özellikle smaçlarınızla ön plana çıkıyorsunuz. Bir maçta 34 sayı elde ederek Spar Tenerife takımının taraftarları size “Demir Yumruk” lakabını yakıştırdı, Türkiye’de ise size “Voleybolun Demir Kraliçesi” deniyor. Bu lakapları seviyor musunuz? Açıkçası, beni en çok anlattığını düşündüğüm lakabım ‘’Nes’’. Diğer lakapları ilgi ile takip ediyorum ancak bence en güzeli ‘Nes’’


Voleybol, bir nevi psikolojik bir savaĹ&#x;.

32


s’yakın plan sports international

Milli takımlar düzeyinde Dünya Şampiyonası’nda 2 sene üst üste en skorer oyuncu unvanını kazanan tek oyuncusunuz, bunun yanı sıra pek çok ödüle sahipsiniz. Bu başarılarınızı nelere bağlıyorsunuz? Bu skorerliklerin arasında bir de yaptığım doğum var. Şaka bir yana nasıl ki 14 yaşında voleybol oynamaktan başka bir amacı olmayan bir kızdım, aynı şekilde hiçbir turnuva öncesi takım başarısı hariç hiçbir beklentim olmuyor ki bahsettiğiniz başarıları takım arkadaşlarımın yardımı olmadan kazanmam mümkün değil... Bundan sonrası için hedefleriniz neler? İyi voleybol oynamaya devam etmek. Olimpiyatlara gitmek. Voleybolda taraftarın yeri bir başka diye düşünüyorum. Rakip takımın ne kadar çok taraftarı varsa o kadar baskı yaratabiliyor ve ufak dikkat dağınıkları sayının karşı takıma geçmesine neden oluyor. Siz bu konuda neler düşünüyorsunuz, sizce de voleybol biraz psikolojik bir savaş mıdır? Voleybol yapı itibariyle, hata odaklı bir spor olduğu için bir nevi psikolojik bir savaş gerçekten. Hal böyle iken seyircinin etkisi çok önemli oluyor tabii ki. Bu konudaki en güzel örnek son Avrupa Şampiyonası’ndaki Sırp seyirci bence. Resmen takımlarını şampiyonluğa taşıdılar. Tamamı dolu bir salon, istisnasız herkesin çok iyi voleybolu bildiği bir ortam ve netice. Keşke ülkemizde de böyle bir seyirci kitlesi oluşsa. 1.87 m boya sahip bir kadın olarak sosyal çevrenizde zorluklar ya da komik olaylar yaşadığınız oluyor mu? Bir keresinde eşimle bir futbol maçına gidiyorduk, soğuk bir kış günüydü ve çok kalın giyinmiştim, polis kontrol noktasından geçerken direkt bayan polise yönlenmiştim ki bayan polis bana erkek polise kontrol olmamı söyledi, kafamdaki bereyi çıkartınca ise gülüşmeye başladık... Galatasaray Voleybol Şubesi Sportif Direktörü olan eşiniz Orkun Darnel ile evlilik nasıl gidiyor? İyi gidiyor sanırım :) Bir kızınız var, onun da ileride voleybolcu olmasını istiyor musunuz? Kızınızla birlikte neler değişti hayatınızda? İletişiminiz nasıl? Voleybolcu olmasını tabii ki isterim ancak bu konuda hiç baskım olmayacaktır. Yeni nesil çocuklarından olabilir, inanılmaz bir büyümüş de küçülmüş hali var ve belki de bu yüzden inanılmaz güzel ve tatlı bir iletişimimiz var.


Günlük yaşantıda Neslihan nasıl biri; nelerden hoşlanır, ne yer ne içer? Örneğin kitap okumayı mı film izlemeyi mi tercih eder? Hangi dizileri takip eder? Boş kalan zamanlarımda genel olarak dinlenme modunda olduğum için kitap ve dizi yoğunluklu bir hayatım var. Tam bir kitap kurduyum diyebilirim. Onun dışında özellikle polisiye anlamda bütün dizileri izlerim. Sporcu bir kadın olarak Türkiye’de kadın olma hallerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Kadına yönelik şiddetin her geçen gün arttığı bir ülkede içinde bulunduğumuz süreçleri nasıl buluyorsunuz? Bu konu yalnız ülkemizde değil birçok ülkede de hâlihazırda var olan bir sıkıntı. Şiddetin ne kadına, ne erkeğe ne de hayvana yapılmasına anlam veremiyorum. Bu şiddeti gerçekleştirenlerin bırakın insani duygularının olup olmamasını, bu kadar sıfır empati ile bir gün aynısının kendilerine yapılması halinde neler hissedebileceklerini düşünememelerini anlayamıyorum. Umarım her türlü şiddet zaman içerisinde azalır ve yok olur... Bir sporcu olarak antrenmanların dışında da spora zaman ayırıyor musunuz? Sizin için spor ne anlam ifade ediyor? Antrenman dışı demesek de sezon aralarında evet yapıyorum, yapmam gerekiyor. Özellikle de sakatlık önleyici antrenmanlarımı aksatmamaya çalışıyorum. Genç voleybolcu arkadaşlarımız belki bu röportajı okuyacaklardır, onlara ne gibi önerilerde bulunursunuz? Voleybolu severek oynasınlar, çok çalışınlar, voleybolun sadece saha içinde değil, saha dışında da devam eden bir sorumluluk olduğunu unutmasınlar.

34

Kızımın voleybolcu olmasını isterim.


YENİYIL SPINNING MASTERCLASS

YILBAŞI KOSTÜM PARTİSİ ÇOCUK BASKETBOLU

/ Ankara

27 Aralık 2011 tarihinde çocuk bölümümüzde gerçekleşen 2011 bisiklet yolculuğunu tamamlayan spinning severler, yeni kostümlü yılbaşı partimiz 100 çocuğumuzun katılımıyla çok başlayacak 2012 bisiklet yolculuğunu Spinning Masterclass eğlenceli geçti. Defile ile başladığımız eğlencemize çeşitli ile büyük bir coşkuyla karşıladı. Projeksiyonla duvara yansıttığımız yarışmalarla devam ettik. Yörsan hawaii fişek gösterisi ve çeşitli ışık firmasının meyveli yoğurtları ve Leziz Kurabiyeler firmasının çam oyunları eşliğinde son derece ağacı ve kalp şeklindeki keyifli bir animasyonla kurabiyeleri ile ağzımız tatlandı. gerçekleştirdiğimiz Masterclass’ta 2011’in son saniyelerini sayıp, yeni Hediye dağıtımı eşliğinde geri yıla merhaba dedik. 2012 spinning sayım yaparak 2012’yi coşkuyla karşıladık. yolculuğuna tüm üyelerimizi bekliyoruz.

36

RED NIGHT ZUMBA & CARDIO TIME

Tesisimizde 5 -13 yaş arası çocuklarımız için devam etmekte olan çocuk basketbolu antrenmanlarına katılan çocuklarımız basketbol oynama tekniklerinin yanı sıra, fiziksel gelişim ve koordinasyonlarını geliştirirken, aynı zamanda çok keyifli zaman geçirmekteler. Geleceğin dev adamlarını yetiştirme gayesi ile başladığımız derslerimiz devam etmektedir.

Sports International’da yılbaşından hemen önce gerçekleştirilen “Red Night Zumba & Cardio Time” aktivitesi kapsamında, üyeler son zamanlarda adını sıkça duyduğumuz popüler aerobik türü Zumba ile tanıştı, geceye özel spinning seansı ile yeni yıl öncesi kalori yaktı. Toplam 250 üyenin katılımı ile uzman eğitmenler eşliğinde gerçekleşen aktiviteler sonunda tüm katılımcılara aktivite sponsorlarından Beğendik Marketleri tarafından geceye özel tasarım t-shirt hediye edildi. Gecenin sürprizi olan kokteylde Ayfrost Dondurulmuş Gıda’nın ıspanaklı pastası ve Fish House Balık Restoranı farkıyla hazırlanan birbirinden lezzetli karides, hamsi ve sardalya menüsü ikram edilirken, Beer Garden da gecenin içecek sponsoru oldu. Aynı saatlerde minik üyeler de unutulmadı; Çocuk Kulübü’nde yer alan partiye kostüm defilesi yaparak başlayan 100’e yakın çocuk, akşam boyunca çeşitli yarışmalar, oyunlarla doyasıya eğlendi.


s’aktüel sports international

ÇOCUK PİLATESİ

Çocuklarımızın yoğun talep göstererek katıldıkları çocuk pilatesi dersleri uzman eğitmenlerimiz eşliğinde son derece verimli ve eğlenceli geçmektedir. Bedendeki merkez bölgeyi güçlendirip, duruş bozukluklarını düzelten pilates artık çocuklar arasında da çok popüler. Çocukların doğru nefes alıp-verme tekniklerini de öğrendikleri pilates derslerimiz, ayrıca onların fiziksel gelişimlerine de destek vermektedir.

SPORTS INTERNATIONAL TENİS LİGİ 2011

540 üyemizin katılımı ile gerçekleşen 2011 Tenis Ligi’nde, şampiyon olan takım oyuncularını tebrik eder, tüm katılımcılara teşekkür ederiz.

ERKEKLER 1.LİG ŞAMPİYONU H 1 TAKIMI NO İSİM KAT. GÜROL OKSÜZOĞLU A 1 2 ÖMER SEVDİK A MERT MUALLAOĞLU A 3 4 ALPER AKTAŞ A ERHAN BORA B 5 OĞUZHAN SELİMOĞLU B 6 7 OKAN SAĞLAM B MURAT HAYRAN B 8 9 ORHAN EROĞLU B SEDAT SÖNMEZ B 10 SAFFET ATICI B 11

ERKEKLER 2.LİG ŞAMPİYONU H 2 TAKIMI

ÇOCUK JİMNASTİĞİ

Pazartesi akşamlarının keyifli etkinliği jimnastik çocukların kalbini çalmaya devam ediyor. Çocukların temel motorik becerilerini geliştiren jimnastik, aynı zamanda kemik gelişimine uygun bir şekilde kasların uzayarak gelişmesini sağlarken spor sevgisini de çocuklara aşılıyor.

İSİM KAT. NO 1 BÜLENT ÖZÇAĞATAY B SERDAR GÜREL B 2 BORKAN AĞIRKAN C 3 4 EMİN ŞENGİL C İSKENDER ÇOYGUN C 5 6 MURAT ÖREKLİ C SEYİT ERKUNT C 7 SALİH SAMATLI C 8 9 TAMER YALÇIN C BAHADIR BİLİYUL D 10 11 CEM BALKAN D CEM KAZANCIOĞLU D 12 EMRAH KUZUCU D 13 14 MURAT ÇOLAK D UĞUR SEYMAN D 15

BAYANLAR 1.LİG ŞAMPİYONU C 1 TAKIMI NO İSİM KAT. YASEMİN DOĞAN A 1 2 CEYDA SÜER A DİLARA ÇELİKER A 3 4 SİBEL ÖZAKSAKAL A KADRİYE KERİMOĞLU B 5 ÖZLEM OK B 6 7 CANAN DİCLE B EBRU YARAŞ B 8 9 EVREN SOYTOK C

BAYANLAR 2.LİG ŞAMPİYONU C 2 TAKIMI NO İSİM KAT. 1 EBRU YARAŞ B ECMEL SALİHOĞLU C 2 NUR ÇAĞLAR C 3 4 OLGA DERMAN C FİGEN AŞICI C 5 6 LALE ÖZYURT C GÜLSÜN ÖZYURT D 7 SEVGİ MACİT D 8 9 FEYZA BAŞOL D


SPORTS INTERNATIONAL TENİS DEPARTMANI 1994-2011 TÜRKİYE’DE İLKLER!

* KATEGORİ SİSTEMİ (M, A, B, C, D) * KATEGORİ YÜKSELME VE DÜŞÜRME SİSTEMİ * PUANLAMA VE SIRALAMA SİSTEMİ * LİGLER – BAYANLAR VE ERKEKLER 1. ve 2.LİG - KÜLÜP SEVİYESİNDE DÜNYADA TEK - BİREYSEL LİG (2004 – 2007) - KARIŞIK LİG (2005 – 2010) *126 TEKLER VE ÇİFTLER TURNUVASI (1994-2011) * ARABA ÖDÜLLÜ ÖZEL SİSTEM TURNUVA (FORD) – 1000 KİŞİ SEYİRCİ * YETİŞKİN GRUP DERSLERİ * YILLIK TURNUVA TAKVİMİ * TENİS PROGRAMLARI VE AKTİVİTELERİ KİTAPÇIĞI * 850-900 AKTİF TENİS OYUNCULARI

ÇİFTLER TENİS TURNUVASI

9 – 16 Ekim 2011 tarihleri arasında 140 çiftin katılımı ile gerçekleşen Çiftler Tenis Turnuvası’na katılan tüm üyelerimize teşekkür ederiz. Çift Erkekler A: 1.BİROL BAŞLAR - VOLKAN ERBİL 2.ALTAY ÇAMLIGÜNEY - KAAN DİNGİLOĞLU B: 1.RAŞİT CESUR - DENİZ TÜRKMEN 2.İBRAHİM FİDAN - EMİN ÖNGELEN C: 1.ÜLKER GİRİTLİOĞLU - MEHMET GÜNER 2.FAİK SERDAROĞLU - İSKENDER ÖZTEN D: 1.İSMET TAŞDEMİR - ÖZGÜR SAVASÇI 2. ÜNAL KERİMOĞLU - KUTLU AYDER Çift Bayanlar A: 1.EZGİ BULCA - PIRIL ENGİN 2.ŞÜKRAN ATİK - HACER ÇATALOĞLU B: 1.SEBLA ULUÇAY - NURAY YILMAZYURT 2.KADRİYE KERİMOĞLU - FİRDEVS BAŞLAR C: 1.NEŞE ALTUNCU - ELİF YILAL 2.HURİYE ONGANKUL - ZEYNEP ÖZMANSUR D: 1.IŞIL ERSU - AYLİN ŞENKÖYLÜ 2.BURCU SEYMAN - EBRU ERSOY Karışık Çiftler A: 1.BİROL BAŞLAR - ESRA ÇELİK 2. LEVENT KOÇ - DİLARA ÇELİKER B: 1.TANER ALTINYAY - NUR SAĞLAM 2.EMİN ÖNGELEN - MUŞERREF SARAÇOĞLU C: 1.MERT AVCILAR - TİLBE ŞEN 2.BÜLENT ÖZKAN - GÜLCAN ÖZKAN D: 1.UĞUR SEYMAN - BURCU SEYMAN 2.BORA YÜZER - DİDEM YÜZER 38

* 2009 – 2011 ÇOCUK PERFORMANS TAKIMI SONUÇLARI: 28 TEKLER TÜRKİYE BİRİNCİLİĞİ, 7 TEKLER TÜRKİYE İKİNCİLİĞİ, 9 TEKLER TÜRKİYE ÜÇÜNCÜLÜĞÜ, 2 TEKLER 10 YAŞ MASTERS ŞAMPİYONLUĞU 3 ÇİFTLER TÜRKİYE BİRİNCİLİĞİ

2011 TENİS FAALİYETLERİ

4 TEKLER TURNUVASI – 928 MAÇ 2 ÇİFTLER TURNUVASI – 280 MAÇ LİG – ERKEKLER 1.LİG – 405 MAÇ - ERKEKLER 2.LİG – 513 MAÇ - BAYANLAR 1.LİG – 315 MAÇ - BAYANLAR 2.LİG – 315 MAÇ - 6000 ÖZEL TENİS DERSİ TOPLAM MAÇ SAYISI – 2756 MAÇ ( AMATÖR KÜLÜP SEVİYESİNDE DÜNYADA REKOR ) TEBRİKLER VE TEŞEKKÜRLER! HERKESE İYİ OYUNLAR!

TEKLER TENİS TURNUVASI

Bilkent tesisinde Türk Telekom sponsorluğunda 02 – 12 Ekim 2011 tarihleri arasında 250 üyemizin katılımı ile gerçekleşen Tekler Tenis Turnuvası’na katılan tüm tenis severleri tebrik ederiz. TEK ERKEKLER M – 1) BAŞAR KIRANG 2) BİROL BAŞLAR A – 1) BİROL BAŞLAR 2) ŞEVKET BAYRAKÇI B – 1) BLEDA DAŞ 2) TANER ALTINYAY C – 1) HİKMET KURTOĞLU 2) REFİK ÇELİK D – 1) İSMET TAŞDEMİR 2) MURAT ÜKE 50 YAŞ VE ÜSTÜ – 1) TANER İBRİŞİM 2) FAİK SERDAROĞLU TEK BAYANLAR A – 1) EZGİ BULCA 2) BAHAR AKGÜN B – 1) SEBLA ULUÇAY 2) ZÜLAL ÇALIŞKAN C – 1) TİLBE ŞEN 2) TULU TOHUMCU D – 1) DENİZ NADİRLER 2) FULYA AKGÜNGÖR D: 1.UĞUR SEYMAN - BURCU SEYMAN 2.BORA YÜZER - DİDEM YÜZER


s’aktüel sports international

Selen Zümrüt Binici Alışkanlıklar arasında spor, herkes için eşit konumda değildir bence. Benim için de spor bir süre öncesine kadar önem taşımamaktaydı ve hevesim de yoktu. Ben de herkes gibi sporun yararlarını biliyordum ancak spor sabır ve inanç gerektirdiği için bir türlü başlamaya cesaret edemiyordum. Daha sonra denemeye karar verdim ve spinning ile ilk adımı attım. Birkaç hafta sonra Personal Training derslerinin başladığını öğrendim ve bana, profesyonel birinin yardımcı olmasının motivasyonumu yüksek tutacağını düşündüm. Nitekim tam da düşündüğüm gibi oldu. Bir yıldır PT dersleri almaya devam ediyorum. Sonuçlardan oldukça memnunum. Elbette bu süreçte hayal kırıklıkları oldu ancak bana hep destek veren ve yol gösteren aynı zamanda PT eğitmenim olan Serhat Hoca’nın emeği oldukça büyük. Düzenli spinning ve Personal Training derslerinden sonra sıkılaşmanın artmasıyla kilo vermemde hızlandı. Geçtiğimiz seneye oranla vücudumda 10 cm kadar incelme olması beni şu anki konumumda daha da mutlu ediyor ve heveslendiriyor. Şu an istediğim ağırlıkta ve görünümdeyim. PT dersleriyle vücudumda istediğim bölgeye ağırlık vererek çalışabiliyorum ve kondisyonum artarken kilo vermiş kadar sıkılaşıyorum. Bu süreç boyunca bana hep destek veren, motive eden aileme ve Serhat Çamkerten’e teşekkür ediyorum.

Tülin Özkan Spor deyince aklıma uzun uzun yürümek gelirdi. Öyle yürüme bandında değil ama doğada, açık havada, birazda soğuk olursa keyfime diyecek olmazdı. Günde 3-4 litre su içerek ve yürüyerek ömrümü geçirebilirdim. Yoğun çalışma temposu ve stres beynimizi olduğu kadar vücudumuz da olumsuz etkiliyor. Özellikle kırklı yaşlar sonrası, kaybolmaya başlayan kaslar ve bunun göstergesi ağrılar… Sonunda karar verdim, kaslarımın ve kemiklerimin yani vücudumun yaşlanmasına izin vermeyecek, onların sağlıklı kalmaya devam etmelerini sağlayacaktım. Düzenli olarak Fitness yapmak için ikinci evimiz olan SI’a daha sık, yani haftanın her günü gitmeye başladım. SI geleneğinde antrenörlerin programlara yardım etmesi zaten vardı, ancak düzenli spor yapma isteğim o kadar belli oluyordu ki, hocalar yardımcı olmak için çok fazla ilgi gösterdiler. Tüm bunların sonucunda PT zamanı geldi. On sekiz aydır, haftada iki gün PT hocam Burak Şakar ile düzenli çalışmalarıma devam ediyoruz. Bendeki spor aşkını ve azmini gören Burak Hocamın, spora bu kadar vakit ayırmam sonrasında eşimin tepki gösterebileceği varsayımı ile KİCK BOX öğrenmemin yararlı olacağı önerisi ile KİCK BOX’a başladım. SI’da arkadaşlarım beni pembe boks eldivenlerim ile bütünleşmiş halde buluyorlar. Sonuç olarak hem fitness, hem de KİCK BOX yapmak yaşamımda, sağlığımda büyük değişikliklere neden oldu. Bu değişiklikler olumlu yönde. Stresim azaldı, kaslarım çoğaldı, kemiklerim sağlamlaştı, beyin ve vücut olarak sürekli fit olmak ve hissetmek ayrı bir mutluluk. Bu mutluluğu bana tattırdığı için SI ekibine sonsuz teşekkürler.


Farkındalığınızın Farkında Mısınız?

Prof. Dr. Meltem Onay tarafından 25 Ekim 2011 tarihinde düzenlediğimiz seminerimizde kendimizi keşfetme ve yaşam hedeflerimizi belirleme konularında bilgiler edindik. Meltem Hanım’a katkılarından dolayı çok teşekkür ediyoruz.

Dünya Turu Sunumu

1 & 17 Aralık 2011 tarihlerinde üyelerimizden Karşıyakalı denizci Özkan GÜLKAYNAK 2006-2009 yılları arasında “Kayıtsız3” adlı minik teknesi ile hiçbir elektronik seyir aygıtı kullanmadan gerçekleştirdiği DÜNYA TURU anılarını fotoğraf ve videolarla bizlerle paylaştı...

Bolluk ve Bereketi Tüm Yaşamınıza Davet Edin

“Enerji Bedenimiz ve Yaşam Enerjisiyle Bağımız” 20 Aralık 2011 Salı & 8 Şubat 2012 Çarşamba 19.00 – 20.00 saatleri arasında Usei Reiki Master Teacher Belgin Çimen tarafından verilen seminerlerimizi üyelerimizin yoğun ilgisiyle gerçekleştirdik. Teşekkür ediyoruz...

Evlilikte Mutluluğun Sırrı 8 Aralık 2011 tarihindeki seminerimizde evlilikte mutluluğun sırları Uzman Psikolog&Aile Danışmanı Mehmet Kılıç tarafından verildi.

/ İzmir

İlk yardım Kursu: 21 Ocak 2012

40

Karşıyaka Spor Adamları Derneği 100. Yıl onuruna, genç yaşta kaybettiğimiz unutulmaz Karşıyakalı “Dr. Tibet Kızılcan” anısına 100 kişinin katıldığı bir İlk Yardım Kursu’nu İzmir tesisimizde gerçekleştirdik. İlginin büyük olduğu ve çeşitli uygulamaların yer aldığı kursta katılımcılara İzmir Tabipler Odası İlk Yardım Eğitim Merkezi Uzmanı Dr. Berna Gökengin tarafından ilk yardımdaki en son bilgiler aktarıldı. Kurs sonunda katılımcılara sertifikaları verildi.


s’aktüel sports international

YILBAŞI ÇOCUK AKTİVİTESİ

29 Aralık Perşembe günü İZMİR KIDS AKADEMİ ile birlikte düzenlediğimiz aktivitemizde minikler oyunlar ve yarışmalarla çok keyifli vakit geçirdiler.

YENİ YIL SPINNING MASTERCLASS

27 Aralık akşamı Orçun & Hasan ve Can hocalarımız tarafından verilen coşkulu Yeni Yıl Spinning Masterclass çok keyifli geçti. Katılımlarından dolayı tüm üyelerimize teşekkür ediyoruz.

YENİ YIL ZUMBA MASTERCLASS

27 Aralık 2011 Salı akşamı düzenlediğimiz Yeni Yıl Zumba Masterclass aktivitemiz 187 üyemizin katılımıyla çok eğlenceli geçti. Aktivitemize emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. Orçun & Günnur ve Tahir hocalarımız tarafından verilen SÜPER seans çıkışında üyelerimiz yeni yıla kokteyl eşliğinde girdiler.


Aslı İlgen Sports International İzmir şubesine ailece üye olduğumuz Ekim 2011’de, girişteki tanıtım afişleri arasında en çok dikkatimi çeken; ‘Hedefinizi belirleyin, biz sizi kolayca ulaştıralım’ sloganı ile Personal Training Programı oldu. Dikkatimi çekmesinin sebebi, fazla kilolarımı vermeyi sürekli hedeflediğim halde, tüm diyet ve incelme çabalarıma rağmen, 2 senedir pek bir ilerleme kaydedemiyor olmamdı. Tiroid bezlerimin yetersiz çalışması, meşhur ‘Haşimato’ etiketi ile metabolizma hızımın çok düşük olması, birkaç sene önceki sağlıklı ve fit formuma ulaşmamın önünde yüksek bir duvar çekmişti sanki… Kararlı şekilde uyguladığım diyet programları bile bezdirici süreler sonunda ancak birkaç kilo kaybettirmiş görünse de, bedenimde incelme gözlemlemem mümkün olmuyordu. Sports International’a üye birçok arkadaşımız ile buradaki sohbetlerimizde ortak konu, buraya gelip spor yaptıkları günlerde kendilerini çok iyi hissetmeleri, ancak düzenli gelemediklerinden yakınmalarıydı. Biz de aile olarak oturduğumuz değişik semtlerde mutlaka bir spor merkezine üye olduğumuz halde, pek de düzenli gitmemiştik. Spor yapmamak için her zaman bir bahanemiz varken, bir spor merkezine üye olmanın vicdan rahatlığını taşıyorduk. Her pazartesiye ‘Bu hafta 3 kere spora gideceğim’ diye başlayıp, haftada 1 kereyi zor yakalıyorduk. Şimdi yeni üye olduğumuz Sports’ta da mı aynı olacaktı durumumuz? İşte tam bunları düşünürken, burada üye bir diğer arkadaşımız, Hakan Hoca (Hakan Özdil) ile Personal Training Programı’nda beklentisinin de ötesinde bir başarıya ulaştığını, 2 aylık programda tam 8 kg verirken, nasıl daha sağlıklı ve zinde hissettiğini anlattı. Aynı kafadan olduğumuzu bildiğimizden, hedefine ulaşırken bu istikrarı ve disiplini gösterebilmesini hayretle dinledik. Personal Training Programı, kişiye özel olması, kişinin kondisyonunu geliştirmeye yönelik bire bir çalışma olması açısından ilgi çekici bir fikirdi bizim için. Beni buraya düzenli gelmeye teşvik edecek olan bu program belki de tam aradığım şeydi. Hiç tereddüt etmeden ve başka adres sormadan arkadaşımızın tavsiyesi üzerine doğrudan Hakan Hoca’ya ulaşıp, PT’ye hemen ilk pazartesi başlamak istediğimi bildirdim. İlk Inbody analizimde vücut yağ oranı, bel kalça oranı tabii ki yüksek, metabolizma hızı düşük çıktı. Tavsiye edilen diyet programını, daha önce uyguladıklarımdan farklı olmasa da, harfi harfine uygulamaya kararlı bir şekilde Hakan Hoca ile PT programa başladım. Diyet programımı uygularken hiçbir kaçamak yapmadım, sağlıklı beslenmeye dikkat ederek, güçsüz düşmeden PT programına haftada 3 kere düzenli geldim. Gösterilen her hareketi, istenilen seti ile tamamlamaya maksimum gayret ederek, kaytarmadan yapmaya çaba gösterdim. Neşesini ve ciddiyetini mükemmel şekilde sentezlemiş olan Hakan Hoca’nın motive edici komutları ile geçen verimli çalışma saatleri ile spor yapma disiplinini kazandım. Kararlı, sabırlı ve uyumlu işbirliğimizin sonucu benim için 2 ayda 5 kilo yağ yakımı ve 2 beden incelme oldu. Benim sağlık durumumda zor ulaşılacak bir hedefe varmış olmaktan dolayı çok mutluyum. Kendimi yine formda, enerjik ve güçlü hissediyorum. Vücut yağ oranını düşürmeye devam etmek ve biraz da kas yapmak hedefimle çalışmalarıma düzenli devam ediyorum, Sports International’daki tüm eğitmen arkadaşlara ve Hakan Hoca’ya buradan tekrar teşekkür ediyorum.

42


s’aktüel sports international

Mine Çelebi Evvela 67 yaşında olduğumu yazmam gerekiyor sanırım. 34 yıllık çalışma hayatımın ardından 8 yıl evde kalıp yürüyüş haricinde (o da her zaman değil) spor yapmayınca 81 kiloya kadar çıktım. Sağlığım bozulmuştu. Nefes alış verişlerim belirgin bir şekilde bozulmuştu. 4 ay önce Sports International’a başladım. Deneyimli Fitness danışmanlarının ve beslenme danışmanımın verdiği programlara uyarak haftada bazen 5, bazen 6 gün 2 saat spor yaparak 9 kilo verdim. Sadece kilo vermekle kalmayıp sağlığımın da hızla düzeldiğini söyleyebilirim. Her spor sonrasında kendimi pozitif ve çok mutlu hissediyorum. Hedefim, önümüzdeki 4 ay içinde bir 9 kilo daha verip ideal kiloma kavuşmak. Bu yaşıma kadar hayatıma sporu katmadığım için çok pişmanım ama bundan sonra da hiç bırakmayacağımı söyleyebilirim. Tüm Sports International çalışanlarına teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız...

Mehmet Deniz Hatipoğlu Uzun süredir görüşemediğim bir arkadaşımın evinde tartıya çıktığımda, dijital gösterge 122,5 kg işaret ettiğinde, kilo vermeyi “gerçekten” istedim… Sports International ile tanışmam ve kayıt olmam bundan 8 ay önceydi. Tartı 118 kiloyu gösteriyordu. Fakat o zaman tesisi boş vakitlerimde ve 4 yaşındaki kızımı havuza götürmek dışında pek kullanmamıştım… Yine kilo kaybetmek amacındayım fakat bir hedefim yoktu. Kısaca aklım başıma ancak 8 ay sonra geldi. Demek ki gerçekten kilo vermeyi istemem ve bir hedef belirlemem gerekiyormuş. Sports’da geçen sonraki 8 ayda 44,5 kg kilo vermeyi başardım. Bugün 78 kg ağırlığında hedefine 1 kg kalmış gayet mutlu biriyim. Peki, neler yaptım, nasıl beslendim ve nasıl bir egsersiz programı uyguladım? Öncellikle beslenme uzmanı Ebru Hanım’la yaptığımız aylık beslenme düzenine aynen uymaya çalıştım. Özellikle akşamları belirli saatten sonra basit karbonhidrat alımını ortadan kaldırdım. Erken yenen akşam yemeğinden sonra televizyon karşısında film izlerken atıştırma dürtüsünü meyve yiyerek giderdim. Sabahları %50 karbonhidrat ve %50 protein, öğlenleri %30 karbonhidrat %70 protein ve akşamları %10 karbonhidrat %90 protein şeklinde protein ağırlıklı beslenme düzeni uygulamaya çalıştım. Ara öğünlerde tok tutacak ama fazla kalori aldırmayacak şekilde meyve, az yağlı yoğurt veya az miktarda tuzsuz fındık, badem tercih ettim. Egzersiz olarak ilk ay sadece yürüdüm. Günde 1 saatten az olmamak şartıyla yürüme bandının üzerinde “FatBurn” programını tercih ederek yürüdüm. Bu programı bilirsiniz: Yaşınızı, kilonuzu ve maksimum kalp nabız rakamını girersiniz ve makine kalp ritminiz o değere ulaşıncaya kadar eğimi artırmaya devam eder. Burada amaç kalbin belirli seviyede tutulup, egzersiz yapılmasını sağlamaktır. Böylece kalbimi zorlamadan yaptığım egzersizden sonra deli gibi acıkma duygusunun önüne geçtim. Program koordinatörü Murat Bey ile ay ay belirlediğimiz ilk ay kilo hedefime ulaştığımda çok mutluydum. Ardından bana verilen fitness programını uygulamaya başladım. Belirlediğim hedefleri yakalamaya çalışırken kiloların tek tek gittiğini görmek, beni görenleri gün ve gün şaşırtmak çok eğlenceliydi. Ayrıca eşimin destek ve gayretlerini göz ardı edemem. Evdeki yemek düzeni tamamen bana göre ayarlanmıştı. Halen 1 gün fitness, 1 gün kardiyovasküller egzersiz yapmaya devam ediyorum. Hedeflerim artık kilo vermeye değil, daha fit bir görünüme kavuşmaya yönelik. Sağlıklı beslenmeye dikkat ediyorum. Abur cuburu, şekerli gazlı içecekleri ve fastfood ürünlerini hayatımdan tamamen çıkardım. Gerçekten istedim, hedef belirledim, yaptığım şeye inandım ve sabırlı oldum. Birden bir mucize olup kilo verilemiyor. Ama günde kendime spor için ayırdığım birkaç saat sonunda bugün kendimi harika hissediyorum. Bu mücadelemde bana yardımcı olan herkese teşekkür ederim.


ÇOCUK KULÜBÜ YENİ YIL PARTİSİ

31 Aralık 2011 tarihinde çocuk kulübü tarafından düzenlenen yeni yıl partisi yüz boyama, palyaço eşliğinde çeşitli yarışmalar, Varol Hoca ile birlikte minik üyelerimizin dans gösterisi, sürpriz hediyelerle ve ailelerin de katılımıyla çok keyifli geçti. Partimize katılan tüm üyelerimize teşekkür ederiz.

EN DÜZENLİ KULLANAN ÜYE ÖDÜLLERİ

Üyelerimizden Muzaffer Lafçı yıl içerisinde 322 kez tesisimizi düzenli kullanarak başarı tablomuzda 1.sırada yer almıştır. 260 kez kullanımla Nuray Yazıcı ikinci, 251 kez kullanımla da Mustafa Çaylak üçüncü olmuştur. Üyelerimiz, başarılarından dolayı kupa ve madalya ile ödüllendirildi. Kendilerini tebrik eder, 2012 yılında da başarılarının devamını dileriz.

/ İstanbul

CUMHURİYET BAYRAMI ÇOCUK KULÜBÜ

44

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı Ataköy Çocuk Kulübü’ndeki çocuklarımız ve üyelerimiz ile birlikte coşkuyla kutladık. Cumhuriyet Bayramı kutlamaları çerçevesinde ülkemizin kurtarıcısı ve cumhuriyetimizin kurucusu ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ü de bir kez daha özlem ve saygı ile andık. Bayram etkinliğimiz çocuklarımız tarafından sahnelenen dans gösterileri, müzikal performanslar ve şarkılar eşliğinde üyelerimizin de katılımı ile gerçekleştirildi. Etkinlik çerçevesinde sahnelenen illüzyon gösterilerine çocuklarımızın da katılımı tesisimizde neşeli görüntülerin yaşanmasını sağladı. Çocuklarımız ve üyelerimiz tarafından söylenen marşlar içimizdeki cumhuriyet tutkusunun ve Atatürk sevgisinin azalmadan devam ettiğinin de göstergesiydi. Bayram kutlamalarının sonunda yaptığımız sürpriz kapsamında tüm çocuklarımıza dağıttımız hediyeler keyifli bir final yaşattı. Ataköy Spor kulübünde üyelerimizin çocuklarına yönelik ücretsiz dans dersleri uygulamamız devam etmektedir. Dans derslerinin başlamasından sonra çocuklarımız ilk gösterilerini 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamalarında gerçekleştirecektir.

YENİ YIL MASTERCLASS & SPİNNİNG 27 Aralık günü yapılan etkinlik gün boyu sürdü. Üyelerimizin yoğun ilgisiyle gerçekleşen organizasyonda gün boyunca çeşitli Aerobik dersleri yapıldı, diğer stüdyoda Spinning Master Class gerçekleşti. Gün boyunca yapılan sporun ardından akşam yeni yıl partisiyle gün son buldu. Sağlık ve spor dolu bir yıl dileğiyle…


s’aktüel sports international

ÇOCUK KULÜBÜ YENİ YIL PARTİSİ

Çocuk kulübümüzde yeni bir yıla başlamanın heyecanını çocuklarımız ile birlikte yaşadık. Yılbaşı partimiz yarışmalar ile başladı. Eğlenceli kostümler içindeki çocuklarımız kıyafetlerini tamamlayan maskeleri ile kendilerine hediye getirecek olan Noel Baba’yı neşe içinde beklemeye başladılar. Oyunlar ve şarkılar eşliğinde yaptığımız sürpriz hediye çekilişlerinin miniklerimizi oldukça mutlu ettiği gözlerinden okunuyordu. Oyun ve eğlencenin tam ortasında hediye torbası ile ortaya çıkan Noel Baba’nın tüm çocuklarımıza getirdiği hediyeleri dağıtması ile birlikte yılbaşı partimiz sona erdi.

MERCEDES GÜLSOY FİTNESS YARIŞMASI

Üyelerimize düzenli spor yapma alışkanlığı kazandırmak amacıyla yapılan fitness yarışması Ataköy ve Kadıköy kulüplerinde eş zamanlı başlayıp son buldu. 15 Kasım – 31 Aralık tarihleri arasında yapılan yarışmada cardio ağarlıklı bir çalışma yapıldı. Yarışmayı başarıyla tamamlayan üyelerimize Mercedes Gülsoy ve Sports International’a özel t-shirtleri hediye edildi. Mercedes Gülsoy sponsorluğunda yapılan bu güzel aktiviteyi Ataköy kulübümüzden Seza Yalız birincilikle tamamladı ve kendisi için yapılan özel plaketi almaya hak kazandı. Kendisini tebrik ediyoruz.

İNTER OTOMOTİV TENİS TURNUVASI

23 Eylül – 2 Ekim tarihleri arasında yapılan turnuvaya 150 kişi katıldı. Yağmurun etkisiyle biraz uzayan turnuvada kıyasıya mücadeleler gerçekleşti. Turnuvadaki tüm katılımcıları kutluyoruz. Finalistlerimizi tebrik ediyoruz. Tenis sporuna ve Sports Internetional’a gösterdiği destekten dolayı İnter Otomotiv’den Sayın Sinan Helvacıoğlu’na teşekkürlerimizi sunuyoruz.

YAZA VEDA MASTER CLASS

Yaz aylarına veda etmeden açık havada Master Class yaptık. Aerobik eğitmenlerimizin katılımıyla ve Red Bull’un da katkılarıyla yazdan kalma güzel havada gün boyunca spor yapma fırsatı bulan üyeler keyifli ve sağlıklı bir gün geçirdiler...

Seza Yalız Haftanın her günü, squashdan karateye uzanan, sporun muhtelif dallarıyla ilgilenen ve düzenli olarak günlük derslere katılan bir kişi olarak Mercedes Gülsoy Otomotiv’in sponsorluğunda yapılacak olan Fitness Yarışmasını duyduğumda çok sevinmiştim. Günlük çalışmalar sırasında yoğun spor yapan birçok kişinin yaptığı bir hataya düştüğümü ve kardiyo çalışmalarını aksattığımı biliyordum. Bu yarışma, benim günlük antrenman düzenimi tekrar gözden geçirmeme ve antrenman programıma bisiklet, trademill, elipticle, koşu bandı gibi aletleri tekrar dâhil etmeme neden oldu. Yarışma süresince düzenli olarak çalışınca, bu sürecin sonunda da aynı programı devam ettirmek bir alışkanlık oldu. Bu alışkanlığı tekrar edinmeme vesile olduğu için, kulübümüze ve sevgili eğitmen arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Sporu hayatlarının bir parçası olarak kabul eden ve düzenli olarak spor yaparak motivasyonumu pekiştirmemi sağlayan tüm kulüp üyesi arkadaşlarımın da aldığım ödülü kazanmamda payı olduğu için her birine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Hep birlikte uzun yıllar spor yapmak ve daha nice yarışmaları birlikte tamamlamak dileği ve niyetindeyim.


ÇOCUK KULÜBÜ’NDE NOEL BABA HEYECANI

25 Aralık 2011 tarihinde yapılan yeni yıl partisine 78 minik üyemiz Noel Baba eşliğinde yapılan eğlenceli oyunlar ile hem eğlenip hem de öğretici eğitsel oyunlarla kutlamalar yaparak girdi. Küçük büyük herkesin yeni yılı kutlanıp hediyeler dağıtıldı.

FITNESS EN ÇOK KOŞAN ÜYE

17 Ekim 2011 pazartesi günü yapılan en çok koşan üye aktivitemiz 22 erkek, 7 bayan üyemizin katılımı ile gerçekleşti, üyelerimiz eğlenerek spor yapmanın keyfini çıkardılar. Tüm katılımcılarımızı kutlar ve bir dahaki aktivitelerimize katılımlarını bekleriz...

46

CARDIO DJ PARTY & SQUASH TURNUVASI SPINNING MASTERCLASS 19-20 Kasım 2011 tarihleri 24 Ekim 2011 pazartesi günü gerçekleşen dj eşliğindeki Spinning Masterclass hem Cardio bölümünde spor yapanların ritmini arttırarak görsellik kattı, hem de Spinning dersindeki üyelerimizi müziğin ritmine bırakarak performanslarını arttırmalarına yardımcı oldu. Dj’imize göstermiş olduğu performansı için ve tüm üyelerimize ilgilerinden dolayı teşekkür ederiz.

arasında düzenlenen turnuvamızda bayan-erkek iki grup olmak üzere kuralarımız çekilerek eşleştirmeler yapıldı. Sporun ve dostluğun ön planda olduğu rekabet dolu turnuvamızdaki birincilerimizi kutlar, tüm katılımcılara teşekkür ederiz.

MASA TENİSİ TURNUVASI NEW YEAR PARTY 2-3 Aralık 2011 tarihleri arasında ŞİŞLİ-KADIKÖY yapılan turnuvamızda birinci Haluk Gürler, ikinci Emre İğneler oldu. Her ikisini de kutlayarak tüm katılımcılara da teşekkür ederiz. Rekabet dolu geçen turnuvamızda yine dostluğun ön planda olmasından dolayı mutluluğumuzu sizlerle paylaşıyoruz.

30 Aralık 2011 tarihinde Şişli’nin ev sahipliği yaptığı yeni yıl partisinde Kadıköy kulübünün üyeleri ve hocaları da bizlerle beraber aynı anda yeni yıla merhaba dedi... Spor bahanesi ile birlikte bir aile olduğumuzu siz değerli üyelerimizin de hissetmesinden dolayı mutluluğumuzu sizlerle paylaşarak, teşekkür ediyoruz.

AEROBIC & SPINNING MASTERCLASS

29 Kasım 2011 tarihinde yapılan aktivitemiz 23 Spinning katılımı, 35 Aerobic katılımcısı ile eğlenceli ve spor dolu gerçekleşti. Katılımlarınız için teşekkürlerimizi sunar bir sonraki aktivitelerimizde görüşmeyi dileriz.


s’aktüel sports international

İsmail Güçlü Yıllardır spor yapmakla beraber 2007 yılında ciddi bir bel fıtığı ve boyun fıtığı sorunu yaşadım. 80 gün yürüyemememin verdiği ızdırap ile cerrahi operasyon geçirmeye karar verdiğimde bir de spor yaparak fıtıklarımı düzeltme ve iyileşme olasılığını da denemek istedim. Sports International’da eğitmen arkadaşların programlar doğrultusunda yavaş yavaş yürüyüş yaparak ve yüzerek yeni hayat biçimime ayak uydurmaya başladım yeni diyorum çünkü gerçekten benim için öyleydi… 80 gün yürüyememek herkesin başına gelebilecek bir talihsizlik değildi, 108 kilo olmuştum. Tesisteki sıcak ortam ve alaka beni daha da motive etmişti, yavaş yavaş, sabırla ve istekle kilomu iki yıl içerisinde 88 kiloya indirdim. Bunun yanı sıra beslenme ve istikrar da çok önemli spor yapmakla bir bütün olarak düşünerek gerekli ve programa sadık kalınmalı. Ben artık haftada 6 gün az bir tempo ile çalışarak formda kalmaktayım. Bu durum benim için artık bir yaşam biçimi halini aldı. Akşamları 2 saat hafif tempoda spor yaparak günün yorgunluğunu ve stresini de atabiliyorsunuz. Ayrıca tesis yönetiminin ve tüm personelin yaklaşımı, güler yüzlü olmaları biz üyelerin isteklerine önerilerine çok çabuk cevap vermeleri ayrı bir bütünleşme sağlamaktadır. Bütün bunları üst üste koyunca Sports International’da 2015 yılına kadar süren sözleşmemi daha da uzatarak bu tesiste spor yaparak, yüzerek dinlenmek istiyorum… Not: Yaz aylarında şehrin göbeğinde sessiz sakin temiz bir bahçede güneşlenmek ayrıca şans.

Dr. Hume Toklu Spora başlamadan önce hayatım sıradandı ve kendimi yorgun hissediyordum. Yaşımın da ilerlemesiyle birlikte formumu koruyamama endişesi yaşıyordum. Sports’a başlamamla birlikte, hayatım olumlu bir şekilde değişti. Spor yaptıktan sonra kendimi sağlıklı ve formda hissediyorum. Daha sağlıklı bir yaşam için Sports International’ı seçmiş bulunmaktayım ve ne kadar doğru bir karar vermiş olduğumun da farkındayım. Uzun yıllardır Sports’a devam ediyorum ve devam ettiğim sürece hocalarımızın ilgisi, farklı programlar uygulaması buraya gelme mutluluğumu arttırmakta. Hepsine ilgisinden dolayı teşekkür ediyorum. Daha uzun yıllar da spor yaparak yaşamımı devam ettirmek istiyorum ve herkese kendi sağlık ve mutlulukları için spora devam etmelerini tavsiye ediyorum.


2012 kış makyajında somon, şeftali ve bordo tonları ön plana çıkıyor. Makyajda doğal renkleri kullanmayı seviyorsanız bu renkler tam size göre! Yeni sezon makyaj trendlerinde gözümüze ilk çarpan dudaklar oldu. Dudaklar çok belirgin, dikkat çekici ve seksi... Aslında bu sezon makyaj trendleri iddialı olduğu kadar da basit.

48


s’güzellik sports international

ÇARPICI ETKİ DUMANLI BAKIŞLAR Kim demiş dumanlı bakışlar sadece gri ve siyah tonlarda olmalıdır diye. Bu görünümü yaratmanın en modern yolu; koyu morlar, gece mavileri ve çikolata renkleri kullanmak. Bu tonlar daha zengin ve daha sıcak bir etki yaratır. Dumanlı gözler her sezonun vazgeçilmezi ama bu sezon dumanlı göz makyajında farklı renkler var. Özellikle füme ve leylak tonları dikkat çekiyor. Klasik renklerden uzaklaşıp, gözlerimizi renklendirme zamanı.

MÜKEMMEL OJE RENGİ Giorgio Armani podyumunda karşımıza çıkan kırmızı tırnaklar, kırmızı ojenin tüm zamanların klasiği olduğunu bir kez daha kanıtladı. Dikkat etmeniz gereken tek şey tırnaklarınızın kısa olması.

EN GÜZEL KIRMIZILAR Kırmızı ruj sürmeyi beceremeyeceğinizi mi düşünüyorsunuz? İşte size basit ama etkili bir tüyo: Dudak hattınızın çevresini kapatıcı ile çerçeveleyin, ardından bu hattın üzerine toz pudra sürün. Bu basit teknik, rujunuzun dudaklarınızın dışına taşmasını ve dağılmasını önleyecektir.

DOĞALA DÖNÜŞ DAHA CANLI GÖZLER Nötr renkli, pırıltılı bir göz farı daha canlı ve parlak bakışlara kavuşmanın en pratik yoludur. Etkili bir görünüm elde etmek istiyorsanız, alt göz kapağınızın içine de ten rengi kalem çekebilirsiniz.

TEN RENGİ DUDAKLAR Dudaklarınızda nötr bir görünüm yaratmak için pembemsi veya açık şeftali tonunda bir ruj kullanın. Hafif bir parlaklık dudaklarınızın daha canlı görünmesini sağlayacaktır.

ÇIPLAK MAKYAJ Yine çıplak makyaj trendi. Hızlı, kolay, doğal ve taze görünen çıplak makyaj, yeni sezonda ön planda. Burada asıl zorluk çıplak makyaj oluşturmak için doğal güzelliği vurgulamak. Cildiniz kusursuz görünmeli, elmacık kemikleriniz belirginleşmeli, gözlerinizde rimel olmalı... Dudaklar ise şeffaf. Kaynak: www.modabakim.net

VAMPİR DUDAKLAR Yeni sezon makyajı oldukça çelişkili, değil mi? Bir tarafta çıplak makyaj bir tarafta vampirella dudaklar! Bordo ve kırmızı dudaklar, kusursuz bir cilt ile birleşiyor...

KALIN KAŞLAR Doğallık, bu sezon geçit töreni yapıyor. Çocuksu, kalın kaşlar geri geldi. İnce dudaklara veda öpücüğü verin!

EYELINER Çizgiler, çizgiler ve yine çizgiler... Dramatik bir görünüm için eyeliner şart! İnce ya da kalın, fark etmez. Tercih sizin.

Kışın cilt bakımı nasıl olmalı? Hava sıcaklıklarının değişimiyle birlikte cilt bakımında rutininizin kesinlikle değişmesi gerekmektedir. Kış aylarında vücudunuzun zarar görmemesini ve genç kalmasını istiyorsanız, kesinlikle bu adımları takip etmelisiniz; Sabah kalktığınızda sıcak bir duşa merhaba deyin, duştan çıkmadan önce 15 saniye boyunca soğuk su altında kalın. Gittikçe sıcaklığı arttırın ve hemen ardından biraz soğutun. Bu işlemi mümkünse 2 dakika tekrarlayın. Bu, basit bir hidroterapi tekniği iken, vücudunuzdaki kan dolaşımını düzenleyerek cildinizin canlanmasını sağlar. Bu, hem dinçleştirici hem de çok faydalı bir bakımdır. Yüksek koruma faktörlü, çinko oksit içeren SPF30 koruyucu krem ve kaliteli bir nemlendirici kullanın. Dudaklarınızın çatlamaması içinse Kaynak: www.sagliksiteniz.com/

yoğun nem veren ve E vitamini içeren balmı kullanmanızı sizlere öneririz. Cildinizi en az haftada iki kez eksfoliye edin ve cildinizin ölü hücrelerden arınmasını sağlayın. Cildinizin ekstra nemi emebilmesi bu işlemle sağlanacakken, yazın üretilen yağ kışın soğuk havalarda sorun olmaktan çıkacaktır. Bir bardak limonlu sıcak su için. Bu Çinlilerin vücudunuza enerji vermesi için kullandığı bitkisel bir metottur. Karaciğer ve safra kesesi de dâhil tüm sisteminizi detokslar. Bu da kötü bir cilde neden olan toksinlerden arınmak için çok daha çabuk kanı temizleyeceğini gösterir. Rahat uyuyun. Güzel bir uykunun faydası hiçbir şeye değişilmez. Eğer yeteri kadar uyuyamazsanız oksijen seviyeniz düşer, bu da hücrelerinizin çabucak yenilenemeyeceğini gösterir. Bu da yaşlanmaya neden olur. Mutlaka yedi, sekiz ya da dokuz saat uyumaya çalışın ve sınırsız faydasından yararlanın.


/ Erkek Güzellik Kabul edelim, kadınlar için cilt bakımı, yemek, içmek ve uyumak kadar önemli. Ancak erkeklerin durumunu hiç düşündünüz mü? Tıraş oluyorlar diye onların cildi dayanıklı mı sanıyorsunuz? İşte maskesi, toniği, nemlendiricisiyle erkekler için cilt bakım tarifleri.

Maske

Domates kabuğuyla cildi temizledikten sonra içme suyuyla yüzünüzü yıkayın. Ardından aşağıdaki maskeleri uygulayın: * Kepek unu, 1 çay kaşığı bal, yarım çay kaşığı toz boraks ya da karbonat (eczaneden bulunabilir) * 1-2 damla limon (C vitamini, özellikle lekeler için) yüzünüzde 5 dakika beklettikten sonra içme suyuyla yıkayın. * 1 çorba kaşığı kepek unu birkaç damla içme suyunu, yüzünüzde 5 dakika bekletip içme suyuyla yıkayın. Zararsız, alerjisiz bir peeling etkisi yapar. Kepek unu, minik kırışıklıklara, ölü hücrelere karşı çok etkili. * Bir kaşık ekmek mayası 1 kaşık içme suyu. Karıştırıp (göz çevreniz dışında) yüzünüze sürün. 5 dakika beklettikten sonra içme suyuyla yıkayın. Bu maskeyi herkes cilt bakımı için uygulayabilir. * Bir avokadoyu 1 hafta oda sıcaklığında bekletin. Böylece olgun hale gelecektir. Ezerek püre yapacağınız avokadoyu maske yapın. 10 dakika beklettikten sonra içme suyuyla yıkayın.

Tonik

* 1 su bardağı kaynatılmış ılık su içine bir çay kaşığı kekik atın. Bardağın üstünü kapatın. 3 dakika bekleyin. Karışımı, süzgeçten geçirip bir cam kaba alın. Buzdolabınızda dursun. İstediğiniz zaman tonik olarak kullanabilirsiniz. * 1 su bardağı kaynatılmış ılık su içine bir tutam ıhlamur atın. Çünkü ıhlamurun yatıştırıcı etkisi var. Bardağın üstünü kapatın. 3 dakika bekleyin. Karışımı süzgeçten geçirip bir cam kaba alın. Buzdolabınızda dursun. İstediğiniz zaman tonik olarak kullanın. * Aynı şekilde üstteki ıhlamur-su karışımına, 3-4 tane karanfil ve çay kaşığı tarçın ekleyerek de yeni bir tonik yapabilirsiniz.

Nemlendirici

* Aslında en iyi nemlendirici, içme suyudur. Günün her saatinde istendiği sıklıkta yüze sürülebilir. Ayrıca meyveler çok iyi nemlendirici görevi görüyor. Kayısı ve şeftaliyi püre olarak yüzünüze sürebilirsiniz. Çok iyi nem verir. * Güzel nemlendirici ise kavundur. Kavunu ezip püre haline getirin sonra 5-10 dakika yüzünüzde bekletin, sonra içme suyuyla yıkayın.

Göz Maskesi

* Gözlerinizin çevresine süt kreması sürün. 5 dakika bekletin ve ıhlamurlu tonikle ya da içme suyuyla silin. Göz nemlendiricisi * Derin ve geniş bir kaba, kaynatılmış ılık suyu dökün. İçine papatya çayı poşeti atın. Biraz beklettikten sonra yüzünüzü bu kabın içine sokun. Suyun içinde gözlerinizi açın. Gözleriniz biraz yanabilir sabredin. 50

Kaynak: www.sagliksiteniz.com


Röportaj / Pelin Kalkan Fotoğraf / Bahadır Tanrıöver

/ id

car d

Gerçek Adı: Serhat Bedük Kaç Yaşında, Nereli? 20 Nisan 1979’da Ankara’da dünyaya geldi. Ne Okudu? Bilkent Grafik Tasarım Bölümü’nü 3. olarak kazandı ve burs aldı. Hangi Müzik Türleri ile İlgilendi? Lise yıllarında bir metal grubunda çalıyordu, daha sonra grunge rock’a döndü. Ardından elektronik müzik tutkunu oldu. Hangi Gruplarda Yer Aldı? Juice isimli Ankara grubunda Seattle şarkılarını coverladı, ardından Porselen adlı bir grupta coverlarla beraber kendi şarkıları eşliğinde devam etti. Ankara’nın çok ilgi gören müzisyenlerinden biri oldu. Üniversite eğitimini tamamladıktan sonra İstanbul’a taşındı. Ödülleri: 2006 Miller Music Factory Yarışması “En İyi Dans Müziği Prodüktörü” dalında birincilik kazanan Bedük, Avrupa’nın en iyi seslerinin yarıştığı MTV Avrupa Müzik Ödülleri’nde Türkiye’yi temsil etti. Albümleri: Even Better – 2007 • Dance Revolution – 2008 • Gel Aşka – 2009• Go – 2010 • Ful – 2011

52


s’portre sports international


Bir röportajınızda “Bedük beni de ele geçirdi!” diyorsunuz. Serhat Bedük olarak ilk müzik çalışmalarınızı yaparken daha sonra bir Bedük markası yarattınız. Sizi ele geçirmesinden biraz bizlere bahseder misiniz? Nasıl ki herkesin sabah ekmek gazete almaya bakkala giden haliyle, Cumartesi gecesi dışarı çıkan hali arasında bariz bir fark varsa, benim de Serhat ile Bedük arasında o kadar fark var. ‘Beni ele geçirdi’ derken artık ekmek almaya da gayet Bedük şeklinde gitmeye başlamama alışma durumunu belirttim aslında. Tüm albümlerinizde söz, müzik, aranjman, kayıt, mix, vokaller ve tüm canlı enstrümanları kendiniz yapıyor ayrıca yanılmıyorsam sanat yönetmenliğini, albüm kartonet tasarımını da yapıp, bir de kendi şirketinizden yayınlıyorsunuz. Bu kadar çok şeyi tek başınıza yapmak yorucu olmuyor mu? Severek ve doğal halimle bir zorlama olmadan bunları yaptığım için bana yorucu gelmiyor. Her zaman dediğim sonuçta müzik yapıyoruz, bir beyin cerrahı değiliz yani :) Üniversite bittikten sonra İstanbul’da önemli bir reklam ajansında sanat yönetmeni olarak işe başlamanıza rağmen siz müziği seçiyorsunuz. Reklam mı size göre değildi ya da ajansların çalışma şekilleri mi yorucu geldi yoksa müziğe olan tutkunuz mu size bu tercihi yaptırdı? Sahnelerin tozunu attırmak varken bünyede, insan başka şeye kanalize olamıyor. E tabi müzikte ilerleme fırsatı olunca otomatik olarak ordan devam ettim. Sanat yönetmenliğini kendim için yapıyorum artık. Müşteri yönünde sıkıntım yok, logoyu biraz büyütelim, kenara da ufak bir gül koyalım gibi isteklerle uğraşmıyorum.

Türkiye’de görülmemiş bir konser atmosferi yaratacağız.

54


s’portre sports international

Yaşadığımı bir sahnede bir de ailemin yanındayken hissediyorum.


Bedük olarak parlamadan önce de biz sizi Sibel Alaş’ın “Adam” şarkısına yaptığınız cover ve “Son Sigaram” adlı parçanızla tanımıştık. “Nefes Almak Zor” adlı ilk albümünüz diğerlerinden çok farklı, o zamanki süreçten bizlere biraz bahseder misiniz? İstanbul’a geleli iki yıl kadar olmuştu. Ben çalışıyordum, bir yandan da müzik şirketleriyle görüşmeler yapıyordum. Bir şekilde Aykut Gürel ile tanıştım. Yaptığım müziği çok beğendi, beraber çalışmaya karar verdik. O zaman ona dinlettiğim iki farklı demom vardı. Biri şimdi dinlediğiniz tarzda şarkılardan oluşan İngilizce dans müziği demosu diğeri de daha önceden kendi kendime gitarımla daha farklı bir kafada farklı bir geçiş sürecinde yaptığım Türkçe pop-rock demosu. Bu ikisini ona dinlettiğimde sene 2003, haliyle İngilizce dans parçalarının asla Türkiye’de tutmayacağını söyledi; diğer herkes gibi :) e ben de Ankara’dan gelmiş, müzik yapmak isteyen 24 yaşında bir gencim onun dediklerine pek inanmasam da tamam dedim. Ve diğer parçalarımdan oluşan Nefes Almak Zor albümünü yayınladık. 1,5 sene sonra ben farkettim ki artık o ben, ben değildim. Benim için çok geride kalmıştı o parçalar ve arkasında duramıyordum müziğimin, bu benim diyemiyordum. Ben de radikal bir karar alıp kendi yaptığım müziği en iyi şekilde yapabilmek için Aykut Gürel’in şirketinden ayrılıp kendi firmamı kurdum eşimle beraber. Bu arada aramız çok iyidir Aykut Abiyle, hiç bir kötülüğünü görmedim bu güne kadar. Sonuçta benim için her şeyin başlangıcını veren kişidir. Sonra işte bu günlere kadar geldim Audiology Records olarak.

56


s’portre sports international

Şimdiki müzik tarzını ne olarak isimlendirebiliriz? Bu tarzdan bize bahseder misiniz? Dans müziği. Electro-pop da diyebilirsiniz. Şimdiye kadar beni etkileyen türlerin kendi süzgecimden geçmiş hali. 1970’lerin sizin üzerinizde önemli bir etkisi var sanıyorum ki, o dönemlere olan ilginiz nereden geliyor? O dönemde yaşamadığım için daha çok müzik videoları ve filmlerden bütün ilgi. Ama her gördüğümde o dönemden bir şey; gözlerim dolar, orda olmak isterim. Yaşam tarzı, duruşu ve müziği ile örnek aldığınız ya da takdir ettiğiniz isimler var mı? Yaşam tarzı ve duruşu olarak sadece babamı örnek alırım. Müzik olarak kimseyi örnek almam ama takdir ettiğim birçok müzisyen vardır. Tek tek saymak gerekirse sayfalar yetmez ama samimi olarak sevdiği müziği yapan ve dış etkenlerden etkilenmeyen her müzisyeni severim, dinlerim. “Go” adlı albümünüzle Amerika’da kolej radyoları listesinde 14. sırada yer aldınız ve “Bedük, Kylie Minogue’u solladı” şeklinde basında haberler yer aldı. Buna yorumunuz nasıl oldu? Bunun yanı sıra MTV’nin yarışmasında Türkiye’yi temsil ettiniz, nasıl bir duyguydu? Ohoo ondan sonra FUL albümüyle aynı listede 11. Sıraya kadar yükselip 16 hafta top 40’da kaldık. Alıştım artık listelere :) e yaptığım işin beğenilmesi güzel tabi. 5 yıl içerisinde 5 albüm çıkardınız. İlham noktalarınız nelerdir? Bir parçayı yazmadan önce ‘şöyle bir şarkı yazacağım’ gibi bir kararla mı yola çıkıyorsunuz yoksa her şey tesadüfî şekilde mi gerçekleşiyor? Daha çok stüdyomda takılırken, deneme yanılma yaparken ve aletlerimle, enstrümanlarımla haşır neşir olurken çıkıyor. Özel bir reklam müziği yaparken tabii ki oturup düşünerek çıkıyor ama kendi albümlerimde kafamda ilk olan şey nasıl bir sound aradığım oluyor, daha sonrası kendiliğinden gelişiyor. En favori şarkınız ve klibiniz hangisi diye sorsam ne derdiniz? ‘Feels like heaven’ oğluma yazdığım parça favorim, ‘disco-breaker’ klibi kızıma ithafen yazdığım şarkının klibi de favorim. Kendi müzik şirketiniz olan Audiology Records’ta işler nasıl gidiyor? Sadece kendi albüm çalışmalarınızla mı ilgileniyorsunuz yoksa başka müzisyenlerin de işleri var mı? Şimdilik sadece Bedük albümleri çıkardık. Bu yazdan sonra Federaller isimli senelerdir türlü sebeplerden çıkaramadığımız grubu çıkaracağız. Video kliplerinizdeki farklılık da ayrıca dikkat çekici. Son klibiniz Full Animasyon’da birçok kült filmin belli sahnelerine göndermeler vardı. Klip çalışmalarınızdan, hikâyelerin nasıl ortaya çıktığından biraz bahseder misiniz? Şarkıyı yaparken zaten kafamda belli imajlar oluşuyor. Bunları klibi çekecek olan yönetmenle paylaşıp gerisini beyin jimnastiğine bırakıyorum. Takım elbiseler içerisinde elektronik müzik söyleyen ve gözlüklerini asla çıkarmayan bir imaj yarattınız. Peki, takım elbise giyme fikri nereden çıktı, gündelik hayatınızda da takım elbise mi giyersiniz? Amaç 70’lerin eğlence anlayışını bu güne taşımaktı. O yüzden.


Eşiniz Zehra Bedük aynı zamanda iletişim sorumlunuz. Sanıyorum ki işleri de birlikte yürütüyorsunuz. Hem iş hem ev içinde ilişkiniz nasıl gidiyor? Sadece iş konuşuyoruz :) çok yoğun ama çok eğlenceli bir hayatımız var maşallah. Günlük hayatınızda eşiniz ve çocuklarınızla yeterince zaman geçirebiliyor musunuz? Onlarla en çok neyi yapmaktan keyif alıyorsunuz? Stüdyom evimin alt katı olduğu için bir konserde başka bir şehirde falan değilsem sürekli evdeyim zaten. Aşağıda deliler gibi yüksek desibelde dans müziği yaparken üst kata çıkıp çocuk sallayabiliyorum. Beni dünyaya yakın tutuyorlar. Yaşadığımı bir sahnede bir de ailemin yanındayken hissediyorum. 2012 yılında planlarınız neler? Yeni bir albüm bizleri bekliyor mu? Sahnede çaldığım kendi albümlerin dışında yaptığım coverlar çok ses getiriyor. Mart ayında bu coverları bir albümde toplayıp çıkaracağız. Onun dışında yepyeni görsel, teknolojik bir sahne sistemi üzerinde çalışıyoruz, eğer yapabilirsek Türkiye’de görülmemiş bir konser atmosferi yaratacağız. Onun dışında Federaller hazırlanıyor. Son olarak spor hayatınızın neresinde yer alıyor? Düzenli spor yapan biri misiniz? Valla ben direk spor merkezlerine üye olup gitmeyen adamlardanım. Hatta Ankara’dayken Sports International üyesiydim bir dönem, toplam 3 defa gitmemişimdir. :) Üniversiteye kadar hayatım sporla geçti, sonrasında bir türlü aramız düzelmedi sporla. 2012 kararlarımın arasında düzenli spora başlamak da var ama… 58

Eşimle sadece iş konuşuyoruz :)


Dolabınızda ruh halinize göre giyebileceğiniz bir kaç renk, renkli skinny pantolon mutlaka bulundurun. Kendinizi iyi hissettiğiniz günler kırmızı, melankolik günlerde moru tercih edebilirsiniz.

Mutlaka kendinize sevdiğiniz renkte bir yağmur botu alın. Hem şık, şirin bir görüntüye sahip olun, hem de yağmurdan kendinizi koruyun.

60

Hem soğuktan korunmak hem de tarzınızdan ödün vermemek için, el örgüsü babaanne atkıları yerine yumuşacık bir kaşmir Burberry Mega Check atkı mutlaka edinin.

Her durumda kurtarıcı bir parça olan boğazlı kazak mutlaka dolabınızda bulunsun.


s’trend sports international

için giymek e n i r e z ü ınızın arınızın Kazakl k, ya da kaban etol mutlaka le k kürk ye tmak için kür urtarıcı a K üzerine da bulunsun. ye edilir. z si ı v n dolabı ır, şiddetle ta rd parçala

Kış aylarında yazdan kalan muhteşem bronzluğumuzu maalesef kaybettiğimiz için mutlaka elinizde kaliteli bir otobronz bulundurun. Yalnız özellikle kaliteli olmasına özen gösterin. Ortada ayaklı havuç gibi gezmek istemiyorsanız ve bronz olmak istiyorsanız paraya kıyacaksınız, bunun başka çaresi yok.

Pelerin modası bu sezo da tam nd gaz dev am ediy a Klasik k or. ab olarak d anlara alternat if ol en az bi abınızda mutla r tane p ka elerin k bulundu aban run. Havalar biraz daha soğuduktan sonra kürklü botlarınızı raflardan çıkarmayı unutmayın, ya da mutlaka bir tane edinin. Çok soğuk kış günlerinde hem ayaklarınızı sıcacık tutacak, hem de çok sempatik bir görüntünüz olacak.

Kış aylarında kişisel bakım genelde ihmal edilir. Cilt bakımından maniküre, pediküre kadar kişisel bakımınızı kesinlikle ihmal etmeyin, mutlaka kendinize vakit ayırın. Kaynak: www.modamelegi.com


/ Spinning

NEDEN SPINNING? 1989 yıllında profesyonel bir bisikletçi olan Johnny G. tarafından evinde antrenman yapmak isterken ortaya çıkan spinning, şu anda dünyada ve Türkiye’de en çok rağbet gören gurup aerobik egzersizlerinden birisi. İki tekerleği salona taşıyan ve pedalın zevkini damarlarında ve ruhunun derinliklerine taşıyarak sizi dört duvar arasından alıp uzak diyarlara, deniz kenarından dağlara, tepelere, ormanın o güzel havasına, çayırlara çimenlere götüren spinning, bu ilgiyi hak etmekte pek de haksız sayılmaz. Profesyonel sporculuk ve eğitmenlik hayatımda başıma gelen en güzel şeyin spinningle tanışmak olduğunu söylemem, emin olun gerçeğin ta kendisi olurdu. Çocukluğumuzda, şarkılar türküler söyleyerek binip kolasına yarış yaptığımız, sevdiğimiz kıza hava atacağız diye üzerinden düşüp sağımızı solumuzu incittiğimiz bisiklet şimdi bizlere sağlığımızı korumamız için büyük bir fırsat veriyor. Bu fırsatı bir defa tecrübe ettiğinizde eminim sizlerde spinningin müdavimi olmak için kendinize bir bahane bulup, sağlığa ve eğlenceye merhaba diyeceksiniz.

Serhat Çamkerten

Spinning kapalı alanda, sabit bisikletler ile bir eğitmen liderliğinde, bisiklete binme tekniklerini kullanarak, müzik eşliğinde gurupla birlikte 45 dakika güvenli nabız arlıklarında pedal çevirmektir. Dersin ilk 5 dakikası ısınma, son 5 dakikası da soğuma ve stretching olarak işlenirken ana kısımda yapılanlar gurubun seviyesi ve amacına göre farklılık göstermektedir. Spor yapmaktaki ve bizlerin spor yaptırmaktaki temel maksadımız, kalp damar yani dolaşım sistemini güçlendirirken vücudun oksijen kullanma kapasitesini arttırmaktır. Bu sizi birçok ciddi hastalıktan korurken nefesinizi daha ekonomik kullanmanızı sağlayarak hayat kalitenizi artıracaktır, günlük hayatta daha geç yorulmanızı, daha uzun süre çalışmanızı; daha çabuk toparlanmanızı, yaptığınız işte daha konsantre çalışmanızı sağlayacaktır. Bir de bunun yanında vücudunuzda depo edilmiş yağları çok hızlı bir şekilde yakmanız var. Bir derste ortalama 500600 kalori yakılabilmektedir. Kilo vermede en temel şey neydi; günlük kalori harcamasını yükseltmek. Kısaca günlük aldığınız ile yaktığınız kalori arasında 500 kalorilik bir fark size hızlı bir şekilde kilo vermenin yolunu açacak ve siz de bu motivasyonla spinnigle yola devam edeceksiniz. Derslerde genelde uygulanan antrenman yöntemi interval çalışma dediğimiz aralıklı yüklenme yöntemidir. Yani maksimum kalp atım sayısının %55’i ile %85’i arasında yapacağınız inişli çıkışlı çalışmalar olacaktır. Örneğin 3 dakika %55 zorlukla çalışıp 1 dakika %85 zorlukla çalışmada olduğu gibi bu yöntemi çeşitlendirebiliriz. Nabzı kısa süreli yapılan artışlarla (jump, depar, yada yüksek rezistans ile), yakılan toplam kalori miktarını artırıp yağdan yakılan kaloriyi de otomatik olarak artırabilirsiniz. Araştırmalar yandaki tabloda bu gerçeği ispatlamıştır.

62


s’uzman sports international

ÖRNEK YAĞ YAKIM TABLOSU EGZERSİZ ŞİDDETİ

Maksimum kalp atım sayısının %50’si ile kalorilerin %50’si yağdan harcanıyor.

Maksimum kalp atım sayısının %70’i ile kalorilerin %40’ı yağdan harcanıyor.

TOPLAM HARCANAN KALORİ

225

315

TOPLAM HARCANAN YAĞ KALORİSİ

113

126


Maksimum Nabızı Bulma Yöntemi: • (220-yaş-dinlenik nabız) x (yüzdelik nabız + dinlenik nabız) • Öncelikle istirahat nabzını bulmak için sabah uyandığınızda yataktan kalkmadan nabzınızı 20 saniyede ne kadar attığını sayıp 3 ile çarpın, bu sizin istirahat nabzınızı verecektir. • Örneğin 35 yaşında, dinlenik nabzı 62 olan birisinin maksimum nabız atışının %70’ini bulalım; • (220-35-62) x (0.70 + 62) =148 hesapta görüldüğü gibi bu kişinin maksimum nabzının %70’i 148’dir.

Gelelim Asıl Konumuza Neden Spinning?

1 2 3 4 5 6 7

.si; spinningin rezistansının olması yani pedalın zorluğunu kişinin kendisinin ayarlıyabiliyor olmasıdır. Bu spinningi her yaş ve antrenman seviyesinde olan yani spora yeni başlayan biriyle, ileri seviye birisinin aynı salonda 45 dakika birlikte pedal çevirebiliyor olması demektir. .si; bisikletin sabit olması ve ergonomik tasarımıyla çok fazla teknik beceriye gerek duymadan rahatlıkla herkes yapabilir. .sü; pedal çevirirken kendi vücut ağırlığınızı taşımıyor olmanız omurga ve dizlere binen baskıyı azaltarak güvenli bir cardio antrenmanı yapabilir olmanızdır. .sü; araştırmalar göstermiştir ki bir hoca ve gurup halinde yapılan sporlarda performans % 40 daha artmaktadır ve spora devam etme oranı yükselmektedir. .si; spinningin müzik eşliğinde yapılıyor olması. Gitmek istediğiniz yola uygun seçilen müzik sizin motivasyon ve spora ayırdığınız o değerli zamanı maksimum eğlenceli geçirmenizi sağlayarak hayata motive ediyor olmasıdır. Spor sonrası salgılanan seratoninin ve endorfin hormonları mutluluğunuzu maksimum seviyeye çıkartarak spora devamlılığınızı artırıyor. .sı; spinningin meditasyon yönü. Hayalinizdeki gitmek istediğiniz yolu kendiniz seçerek yaratıcılığınızı zenginleştirip, farklı âlemlere, yollara, manzaralara giderek ruhunuzu canlı tutabiliyor olmanız. .si; bacak kaslarını en iyi kuvvetlendiren ve diz sağlığını eğitmenlerin tavsiyelerine uyarak en iyi artıran çalışmanın yine spinning olması. Bu tavsiyeler nedir; rezistansın ısınma ve soğuma hariç asla boşta olmaması, seleye oturulduğunda ayak yere paralelken dizde beş derecelik bir açının olması (diz ekleminde problem varsa bu açı iki derecelere düşürülebilir), yeni başlayanların guruba uymadan sadece oturarak, rezistans artırıp düşürme olarak çalışmayı yapıp dört beş çalışma sonunda guruba yavaş yavaş uymasıdır. Spinning, gerek profesyonel gerek rekreasyon amaçlı spor yapan kişilerin kalp damar sağlığını güçlendiren vücut yağlarından kurtulmalarını sağlayan aynı zamanda en çok eğlendiren ve tercih edilen egzersiz şeklidir. Eminim sizlerin de spinning yapmak için bir sebebiniz olacaktır. Bunu Sports International’ın büyülü atmosferinde gerçekleştirebilirsiniz. Herkesi spinninge bekliyoruz… 64


ERKEKSİ SICAKLIK / Dolce Gabbana

68

/ Dolce Gabbana

/ Erkek

İçi yelekli, kapüşonlu uzun mantolar bu kış erkek modasında ön plana çıkanların başında yer alıyor. Toprak rengi, gri ve siyahın yanı sıra detaylarda kullanılan kontrast renkler, klasik çizgiden ayrışmaya neden oluyor. Şapkalar, yelekler, kesik parmak eldivenler ve özellikle de atkılar erkeklerin soğuk havalarda vazgeçilmezi haline geliyor. Pantolonlarda rahat kesim modeller, eşofman tarzını şıklıkla birleştiriyor.


s’moda sports international

RENKLİ SÜPRİZ /

/ H&M

/ Canali Men

Canali Men

Kim demiş erkekler her zaman koyu renkler giyer diye? Bu kış erkek modasında renkler ön planda; renkli boyunluklar, gece mavisi takımlar, soft renklerde kazaklar sizin de tercihiniz olabilir. 2012 yılına damgasını vuran boyunluklar her çeşidiyle her tarz erkeğe hitap edecek gibi görünüyor. Ayak bileğinde biten kısa pantolonlar ayakkabıya vurgu yaparken, ayakkabı seçiminde de burnu hafif yuvarlak hatlı modeller dikkat çekiyor.

YARAMAZ ÇOCUKLAR / H&M Kalıpların dışına çıkmak isteyen erkeklerin seçimi bu kış H&M’den yana olabilir. Salaş ve asi bir tarz yakalamak için siz de pantolonlarınızın paçalarını botlarınızın içerisine alabilir, boynunuza doladığınızın şalı gelişigüzel bir şekilde bırakabilirsiniz. Ceket ve mont içine giyilen dar kalıplı hırkalar bu sezon her zamankinden gözde konumda, siyah deri eldivenler ise bir vazgeçilmez… Farklı kol kesimleriyle dikkat çeken pelerin tarzı arkası uzun montlar ise size bu kış bir farklılık katabilir.


Bu kış hem şık hem rahat olabilir, isterseniz eski dönemlerin ruhunu isterseniz de modern hayatın yansımalarını kıyafetlerinize yansıtabiliriz. Bakalım 2012 kış modasında bizleri neler bekliyor…

70

/ Batik

/ Kadın


/ Pull&Bear

s’moda sports international

Rahat & Renkli / Pull&Bear

/ Batik

Tarzından vazgeçmeyen genç kadınların tercihi Pull&Bear kış koleksiyonu, pastel renklerin üzerinde ufak detaylarda tek baskın renk ile nasıl sade ve çarpıcı olunabileceğini gösteriyor. Kışın vazgeçilmezi bere ve şapkalar ön plana çıkarken renkli kısa çoraplar bembeyaz sokaklarda fark edilmenizi sağlıyor. Çizgili bluzlar, desenli papyonlar, düğmeli eteklerin yanı sıra özellikle jean gömleklerin yün hırkalar içerisinde güzel bir kombin olarak kullanılması dikkat çekiyor. Bol, dökümlü bir bluz ya da hırkayı mutlaka dar bir ceket ya da pantolon ile birlikte sunulması ise gözden kaçmıyor.

Kısa & Sıcak / Batik Mücevher tonlarına olan rağbet önümüzdeki sezon da devam edecek gibi görünüyor. Yeşil, petrol, mor ve kırmızının tonları kadınları lükse ve ihtişama davet ediyor. Keskin tonlardaki bluz ve etekler mat bir ciltle buluşunca ortaya muhteşem bir görünüm çıkıyor. “Animal print” olarak adlandırılan hayvansal baskılar hız kesmeden devam ediyor. Şifon gömleklerden elbiselere sonbahar rüzgârının esintileri koleksiyonlarda kendini gösteriyor.


Zarif & Göz Alıcı / Ulyana Sergeenko

/ Ulyana Sergeenko

Aslen bir fotoğrafçı olan ama sahip olduğu stili her şeyin önüne geçen son dönemlerin en önemli stil ikonu, sokak fotoğrafçılarının gözdesi Ulyana Sergeenko, soğuk havalara ısıtacak gibi görünüyor. Eski dönemlerden çıkıp günümüze gelmiş izlenimi veren mankenler, aslında kış modasında bir nostalji etkisinin olacağına dair de izlenimler yaratıyor. Gerek koleksiyondaki parçalarla, gerek fotoğrafların muhteşemliğiyle zaten stiline hayran olan birçok kişiyi kendisine yine, yeni, yeniden hayran bırakan Ulyana, 2012 kış modasında minik çiçekli kumaşların, uzun eteklerin, kontrast renklerde ayakkabı ve çantaların yer alacağını bizlere gösteriyor.

72


/ Fransız Mutfağı

/ YAHNİ Malzemeler • 900 gr dana incik (kemikli) • 900 gr dana gerdan • 900 gr dana kaburga • 900 gr büyük ilik kemikleri • 2 tane karanfil • 1 büyük beyaz soğan • 1 küçük tarçın çubuğu • 1 yemek kaşığı iri taneli deniz tuzu • 2 defne yaprağı

• 5 kereviz sapı, düzgün, bütün ve iri parçalar halinde doğranmış. • 12 orta boy havuç, soyulup dörde bölünmüş. • 8 tane pırasa, önce boyuna sonra iri parçalar halinde doğranmış. • 700 gr turp, soyulup dörde bölünmüş. • 700 gr küçük taze patates • 11 baguette ekmek, dilimlenip fırında kıtırlaştırılmış.

Hazırlanışı Dana incik, gerdan ve kaburgaları iple sıkıca bağlayın, yahni tenceresine yerleştirin. İlikli kemikleri tülbente sarın ve iple sıkıca bağlayıp aynı tencereye koyun. Üzerlerini örtecek kadar soğuk su ekleyin. Kaynayana kadar sık sık üzerinde biriken köpükleri alın. Kaynamaya başlayınca düşük ateşte hafifçe kaynamaya devam etmesi için ocağı kısın. Karanfilleri soyulmuş bütün soğana saplayın, çubuk tarçın, karabiber taneleri ve defne yapraklarını tülbente sarıp bohça yapın, bunların hepsini kaynamakta olan tencereye ekleyin. Karışımı tuz ile tatlandırıp kapak açık şekilde 2 1/2 saat kısık ateşte pişirin. Gerekirse su ekleyin. Karışımın fokur fokur kaynamasına izin vermeyin. Kereviz saplarını, havuçları, pırasayı, turpları ve patatesleri ayrı ayrı tülbente sarıp iple sıkıca bağlayın. Bunların hepsini (patates hariç) tencereye ekleyip 40 dk pişirin. Patatesleri ekleyin ve 20-25 dk daha pişirin. Her şeyin iyice piştiğinden emin olduktan sonra tenceredeki etleri ve sebzeleri çıkarın, hepsini servis tabağına, aynı türler birlikte olacak şekilde, guruplar halinde yerleştirin. Karanfil saplanmış soğanı tencereden alın ve yahninin suyunu ince bir süzgeçten geçirin. Yahni suyunu temiz bir tencereye alın ve hacmi azalıp yoğun bir tat alana kadar (yaklaşık 10-15 dk) kaynatın. Gerekirse biraz tuz ile tatlandırın. Kaynattığınız et suyunu bir servis kâsesine alın ve sebze/et tabağının yanına yerleştirin. 74


s’gurme sports international

/ SOĞAN ÇORBASI

/ MACARON

Malzemeler

Macaron (Makaron) Fransız mutfağının, özellikle de Fransız tatlı sanatlarının simgelerinden biridir. Macaron dövülmüş badem, şeker ve yumurta akı ile hazırlanan ve genellikle, kahve, çikolata, çilek, fındık, antep fıstığı, vanilya vb. ile koku verilen, hamurdan yapılan, dışı gevrek içi yumuşak, küçük yuvarlak bir pastadır. İlk tarifin Rönesans dönemi Venedik’inden geldiği, 1800’lerde Fransızlar tarafından günümüzdeki şekliyle yapıldığı söyleniyor.

• 5 adet soğan (dilimlenmiş) • 1 adet defne yaprağı • 10 kaşık tereyağı • 2 çay kaşığı kekik • 8 su bardağı tavuk suyu • 1/4 su bardağı sek beyaz şarap • 2 diş sarımsak • 1 su bardağı parmesan peyniri (rendelenmiş) • 12 dilim eski İsviçre peyniri

Hazırlanışı Öncelikle derin bir tencereye tereyağını koyarak dilimlenmiş soğanları altı kısık ateşte pembeleşip yumuşayana kadar pişirin. Ardından ezilmiş sarımsakları, kekiği, defne yaprağını ilave ederek biraz daha kavurun. Üzerine tavuk suyunu ve şarabı ve tuzu ekleyerek kapağını kapatarak kısık ateşte pişirin. Ekmeklerin üzerine sarımsak sürün, üzerine permesan ve İsviçre peynirini ilave ederek, fırında üzerleri kızarana kadar pişirin. Çorbayı tek kişilik servis kaplarına paylaştırarak sıcak olarak servis yapın.

Malzemeler • 100 ml taze sıkılmış portakal suyu • 100 gr krema • 45 gr şeker • 50 ml sıvı krema • 12 gr mısır nişastası • 65 gr beyaz kuvertür

Hazırlanışı Macaron yapmak için önce portakal suyunu yarı yarıya azalacak şekilde kaynatın. Kremayı başka bir kapta şeker ile kaynatın. Ayrı bir kapta sıvı kremayı mısır nişastası ile karıştırın. Bu karışımı kaynayan kremaya ekleyin, düşük ısıda kaynayana kadar karıştırın. Yoğunlaştığını gördüğünüzde bir dakika daha karıştırarak kaynatmaya devam edin. En başta yarı yarıya çektirdiğiniz portakal suyunu ekleyip kaynatmaya devam edin, portakal suyunu ve son olarak da kuvertür parçalarını karışıma ekleyin. Homojen bir karışım oluşunca yağı da ekleyin ve soğumaya bırakın. Elde edilen krema buzdolabında bir hafta muhafaza edilebilir.


İtalya’nın “Yavaş Şehir (Slow City)” hareketini destekleyenler, şehir merkezlerinde araba kullanımını yasaklayarak ve McDonald’s şubeleriyle süpermarketleri kapatarak yaşanır kentler oluşturmaya çalışıyorlar. Asya’ya da sıçrayan bu akım, tüm Avrupa’da hızla yayılıyor.

76


s’gezgin sports international

Toskana’nın minik Chianti şehri, 1999 yılında ilk “Cittá Slow” [İtalyanca yavaş şehir] kenti oldu, ardından Bra, Positano ve Orvieto geldi. Zamanla, yavaşlık dalgası diğer şehirler arasında yayıldı. Artık İtalya’daki 42 Yavaş Şehir’le birlikte, İngiltere, İspanya, Portekiz, Avusturya, Polonya ve Norveç’te de birçok Yavaş Şehir var. Almanya’dan, aralarında Hersbruck, Lüdinghausen, Schwarzenbruck, Waldkirch ve Überlingen’in de bulunduğu bazı şehirler, sadece 50.000’den az nüfusu olan kentlerin kabul edildiği harekete geçebilmek için başvurdu.

Yavaş Şehirler, ekoloji ve sürdürülebilirlik alanında bilimin son buluşlarından da faydalanarak, Ortaçağ’dan ya da Rönesans Dönemi’nden kalma kentsel öğeleri korumaya çalışıyorlar. Eğer kentin bu amacına yardımcı olacaksa, modern teknolojiye bile izin veriliyor. Mesela Cimicchi, Orvieto’da sadece yayaların geçişine izin veren elektronik kapılar kullanmak istiyor. Pisa’da da benzer bir sistem var: Eğer kameralar parkmetrenin süresinin dolduğunu tespit ederse, bir dakika ya da tüm gün de olsa, park cezası kesiliyor.

Yavaş Şehir’in İtalya’da ortaya çıkmasına şaşırmamak gerek. “La dolce vita”nın [tatlı hayat] ülkesi İtalya, özelikle yemekle ilgili geleneklerine çok bağlı. İtalyanların dilleri bile yavaşlığa çok daha yatkın.

Yavaş Şehirler’in Katı Kuralları

1991 – 2004 yılları arasında Orvieto’nun Belediye Başkanı olan Stefano Cimicchi, bu görevinden sonraki birkaç yıl “Slow Food (Yavaş Yemek)”un başarılı konseptinden yola çıkılarak hazırlanan Yavaş Şehir hareketinin başkanlığını yürüttü. Yavaş Şehir hareketi, küçük kentlerin geleneksel yapılarını, sıkı kuralları dikkatle uygulayarak korumaları gerektiğini savunuyor: Arabalar şehir merkezlerinden çıkarılmalı, insanlar sadece yerel ürünleri tüketmeli ve sürdürülebilir enerji kullanmalı. Bu küçük şehirlerde, süpermarket ya da McDonald’s aramanın bir anlamı yok. Cimicchi, “Amacımız yaşanır şehirler yaratmak,” diyor, “Tıpkı yazar Italo Calvino ve mimar Renzo Piano gibi, bir ütopya şehri konsepti üzerinde çalışıyoruz”.

Yavaş Şehir bildirisi, gürültü kirliliğini ve trafiği kesmek, yeşil alanları ve yaya bölgelerini artırmak, yerel üretim yapan çiftçilerle bu ürünleri satan dükkân ve lokantaları desteklemek ve yerel estetik öğeleri korumak gibi, 50’den fazla taahhüt içeriyor. Yavaş Şehir olarak adlandırılmak ve salyangoz logosunu kullanabilmek için de, şehrin önce kontrol edilmesi, daha sonra da dedektifler tarafından düzenli olarak denetlenmesi gerekiyor. Bu bildiriye göre bir kentin Yavaş Şehir olup olmadığını belirleyen hareket, “Cittá Slow”un, genel kuralların belirtildiği bir manifestosu, bu vasfı almak isteyen kentlerin imzaladığı kurum sözleşmesi, üye şehirler listesi ve bir yıllık toplantı programı bulunuyor. Bu hareketin en önemli etkenlerinden biri de, kentsel yaşamdaki yoğun tempoyla mücadeleye hız kazandırıyor olması. İtalya’nın Yavaş Şehir yöneticileri yılda bir kez buluşarak, notlarını karşılaştırıyorlar ve yeni inisiyatifler getiriyorlar. Urbino Üniversitesi de, geçenlerde bir anlaşma imzalayarak hareketin resmi danışmanı oldu. Kasım 1999’da Orvieto’da hazırlanan sözleşmeye göre Yavaş Şehirler’in şu şartları sağlaması gerekiyor: 1-Etrafını çevreleyen bölgenin ve kentsel düzenin niteliklerini korumak ve geliştirmek için, yeniden kullanma tekniklerini araştırarak, çevresel politikalar uygulaması, 2-Toprağın işgali için değil, kullanımının geliştirilmesi için, işlevsel bir altyapı politikası yürütmesi, 3-Çevrenin ve kent düzeninin kalitesini geliştirmek için teknoloji kullanımını teşvik etmesi, 4-Doğal, çevreyle uyumlu tekniklerin kullanımıyla üretilen yiyecek maddelerinin tüketimini desteklemesi, genetik yapısıyla oynanmış ürünleri hariç tutarak, Slow Food Ark ve Presidia projeleriyle işbirliği içerisinde, zor durumlar için gereken tipik ürünlerin üretilmesi, 5-Bir bölgenin kültür ve geleneklerinin korunarak, simgeselleşmesine katkıda bulunup, yerli üretimi teşvik etmesi ve tüketicilerle, kaliteli üreticiler ve satıcılar arasında doğrudan temas kurulabilmesi için tercih edilebilir ortamlar ve mekânlar yaratmayı desteklemesi,


“La dolce vita”

78


s’gezgin sports international

6-Konukseverlik kalitesini ve yerel toplum ile onun belirli özellikleri arasında gerçek bir bağ kurmayı desteklemesi, bir şehrin kaynaklarının eksiksiz ve yaygın olarak kullanımını önleyen fiziksel ve kültürel engelleri kaldırması, 7-Gençlerin ve okulların sistematik bir biçimde lezzet eğitimiyle tanışmasına özel bir dikkat göstererek, yalnızca iç işletmecilerinin değil, bütün vatandaşlarının Yavaş Şehir’de yaşadıklarına dair farkındalıklarının sağlaması.

Bra’da Yeni Bir Yaşam Tarzı Yavaş Şehirler’den biri olan Bra’nın Belediye Başkan Vekili Bruna Sibille, küreselleşmeye karşı hareket etmenin kolay olmadığı günümüzde, bir kenti yönetmenin en iyi yolunun yavaşlık felsefesi olduğunu söylüyor: “Yavaşlık hareketi, önceleri iyi yemekler yiyip içmek isteyen birkaç kişinin fikri olarak ortaya çıktı. Fakat her şeyi daha az telaşla ve daha az homojenize bir tutumla yapmanın faydaları hakkındaki tartışmalar giderek daha geniş bir alana yayıldı.” Bra’da da diğer Yavaş Şehirler’de olduğu gibi, tarihi kent merkezinde araba kullanımı, süpermarketler ve parlak reklam ışıkları yasaklandı. Elişleri ya da özel yetiştirilmiş yiyecekler satan küçük aile işletmeleri, en iyi ticaret birimleri haline geldi. Belediye binası, Piedmont bölgesinin tipik bal rengi sıvası kullanılarak onarılıyor. Okullarda çocuklara yerel üreticiler tarafından yetiştirilen organik meyve ve sebzeler servis ediliyor. Fazla çalışmanın zararlarından korunmak amacıyla, Bra’daki bütün küçük marketler Perşembe ve Pazar günleri kapatılıyor. İnsanlar bürokratik işlerini, Cumartesi sabahı açılan Belediye’de acele etmeden halledebiliyorlar. Sibille, “Böylece yavaş yavaş yeni bir ortam, yeni bir hayat anlayışı oluşturuyoruz,” diyor. “Bir şeyi netleştirelim: Yavaş Şehir olmak, her şeyi durdurup zamanı geri almak anlamına gelmiyor,” diye vurguluyor Bruna Sibille, “Müzelerin içerisinde yaşamak istemiyoruz, tek istediğimiz modern ile geleneksel arasında, kaliteli yaşamı destekleyen bir denge oluşturabilmek”. Kaynak: Matogmer.no, Slowmovement.com, Spiegel, Strans.org, Treehugger Çeviren: Gizem Kahraman Derleyen: Zeynep Güney


Hayatın kolay olduğu kentlerin uluslararası ağı Cittaslow Türkiye

Türkiye’de Cittaslow hareketi Seferihisar’ın 28 Kasım 2009 tarihinde Cittaslow olmasıyla resmi olarak kurulmuştur. Yavaş hareketinin Türkiye’de yaygınlaşması için yapılan çalışmalar sonucunda 2010 yılında Akyaka, Yenipazar, Gökçeada ve Taraklı kentleri Cittaslow olmak için çalışmalara başlamıştır. 24 Haziran 2011 tarihinde Polonya’da düzenlenen Cittaslow Uluslararası Kongresi’nde Cittaslow olarak ilan edilen kentlerle birlikte Türkiye’deki Cittaslow sayısı beşe çıkmıştır ve Türkiye’de Cittaslow Ulusal Ağı kurulmuştur. Kentlerin kendi özelliklerini ve yapılarını korumalarını, yerel ürünlerine, sanatlarına ve yemeklerine sahip çıkmalarını öngören Cittaslow hareketi doğaya zarar vermeden de kentlerin gelişebileceğini savunmaktadır. Çok farklı ve geniş bir coğrafyaya sahip aynı zamanda tarihte çok farklı kültürlere ev sahipliği yapmış bir ülkede Cittaslow olabilecek belki de yüzlerce kent vardır. Bu kentlerin Cittaslow olması o yöredeki yerel yemeklerin, ürünlerin, zanaatlerin, mimari yapının, doğanın korunması aynı zamanda bu kentlerin kalkınması anlamına gelecektir. Türkiye’deki “Sakin Şehir” sayısını artması sahip olduğumuz değerlerin geleceğe taşınabilmesi anlamına gelecektir.

Akyaka

Muğla’nın Ula İlçesine bağlı 2623 nüfuslu Akyaka Beldesi, Özel Çevre Koruma Alanı olarak korunan eşsiz güzellikteki doğası, biyolojik çeşitliliği, tarihi zenginlikleri ve özgün mimari yapısı ile dünyada az rastlanan “korunmuş” yaşama birimlerinden biridir.

Gökçeada

Türkiye’nin en büyük adası olan Gökçeada, eski adıyla Imbroz, kendine özgü coğrafi ve çevre koşullarıyla, korunmuş ve el değmemiş doğal güzellikleriyle önemli bir turizm ve ekonomik potansiyeline sahiptir. Kuzey Ege’de yer alan Saros körfezinde yer alan Gökçeada aynı zamanda Türkiye’nin en batıda bulunan noktasıdır.

Seferihisar

Seferihisar, Ege Bölgesi’nde İzmir il sınırları içerisinde yer almaktadır. Seferihisar ilçesi topraklarında en eski yerleşim yeri Teos olup, burasının M.Ö. 2000 yıllarında Akalardan kaçan Giritliler tarafından kurulduğuve Karyalıların bir kenti olduğu bilinmektedir. Seferihisar’ın güçlü yönleri arasında markalaşmış mandalinası, güneş, jeotermal ve rüzgar enerjisi açısından geniş kaynakları ve tarihsel zenginlikleri sayılabilir. Seferihisar’ın sonyıllarda Ege ve Akdeniz kıyılarındaki çarpık yapılaşmadan büyük oranda etkilenmemesinin sebebi çevresinin sit alanları ve askeri alanlarla çevrili olmasıdır.

Yenipazar

Yenipazar, Ege Bölgesinde yer alan Aydın iline 40 km uzaklıkta bulunan bir ilçe merkezidir. 180 km² yüzölçümü ile Büyük Menderes Havzasının orta bölümünde, kuzeye doğru ormanlarla kaplı Madran Baba Dağı’nın eteğinde yer alır.

Taraklı

Sakarya ilinin bir ilçesi olan Taraklı, kendine has bir mimari tarza sahip ve bu tarz yapılarına sahip çıkan restorasyonlarla bu yapıları tekrar kullanıma sokmaktadır. Jeotermal kaynaklara sahip Taraklı’nın yaylası ziyaret edilmesi gereken yerler arasında yer almaktadır. Kaynak: www.cittaslowturkiye.org

80


82


s’sağlık sports international

Hastalıklarda Beslenme / Şizofreni ve Beslenme Birçok hastalığın beslenmeyle olan alakası veya obezitenin hastalıklar üzerine etkileri artık biliniyor. Bu konuda yapılan araştırmalar hemen hemen tüm sağlık problemlerinin obeziteyle yakın veya uzaktan ilgisi olduğunu, obezitenin bir sonucu veya hastalık nedeniyle obezite riskinin arttığını gösteriyor. Yapılan araştırmalardan birinde elde edilen bulgular şizofreni hastalarının %63’ünün, bipolar bozukluğu olan hastaların ise %68’inin kilolu veya obezlerden oluştuğunu gösteriyor. Yani çoğunluğun obez veya kilolu insanlardan oluşuyor olması bu hastalığın kişide yarattığı biyokimyasal veya psikolojik bir sonucu olabiliyor. Yine bu araştırmalarda obezlerin daha çok kadın ve çok sayıda psikiyatrik ilaç alan kişiler olduğunun belirlenmiş olması aslında bu düşünceyi doğrular nitelikte… Kadınların erkelere göre daha hassas oluşu, belirli dönemler öncesi duygu karmaşaları ve hormonal düzenin değişime erkeklerden daha fazla uğraması bir sebep olabiliyor. Aynı zamanda bazı antidepresan ve psikiyatrik ilaçların da kilo aldırma veya kan yağlarında artışa sebep olma gibi etkileri de bulunuyor.

Şizofreni ile beslenmenin nasıl bir alakası var? Üzüldüğü zaman daha fazla yiyenlerden misiniz yoksa iştahı kapananlardan mı? Diyet yaptığınız için siz de mi yapay tatlandırıcı kullanıyorsunuz, peki yapay tatlandırıcılar yeterince sağlıklı mı? Bu soruların cevabını merak edenler sizi satır aralarını okumaya davet ediyoruz...

Daha önce yapılan çalışmalarda obezitenin genellikle fiziksel etkileri üzerinde durulmuştur. Bu çalışmadaysa duygusal ve psikososyal yanlar da ele alınmıştır. Sonuçlarda açık bir şekilde görülmektedir ki obezitenin psikolojik bozukluğu olan hastalarda hastalığı daha kötüye götürebilecek etkileri bulunmakta... Obezite zaten yeterince ağır olan bu hastalığa binen bir yük konumundadır. Şizofren ve bipolar hastaların kilo alma konusunda strese girmeleri bu zorluğu daha da zorlaştıran bir durumdur. Yapılan bu araştırmada da gösterildiği üzere, kendine güven, cinsel hayat ve iş hayatı konularında obez bireylerin, normal kilolu, kilo kaybetme programını sürdüren ve yaşam tarzı değişimine giden kişilere göre daha fazla eksikleri söz konusu… Tüm bunlar şizofreni ve bipolar bozukluk hastalarının, özellikle ideal kilonun üstünde iseler doğru beslenme alışkanlığı edinmek adına bir uzmandan yardım almaları gerektiğini açıkça göstermektedir. Aksi takdirde bir kısır döngü şeklini alacak olan bu durum olumsuzlukların büyümesine neden olabilmektedir. Şizofrenide beslenme düzeninin ayarlanması ve artmaya meyilli ağırlığın engellenmesi yanında bazı yiyecek ve içeceklerin tüketimleri de hastalığın gidişini etkileyebilir. Alkol, kahve, et ve şekerin mümkün olduğunca minimuma indirilmesi, Omega-3 yağ asidinden zengin balık, ceviz gibi besinlerin, B3, B6 Vitamini ve C-Vitamini içeren besinlerin tüketiminin arttırılması yararlı etkiler gösterebilir. Lütfen psikolojik rahatsızlıklarınızın tedavisinde ilaç desteği yanında beslenmenize de özen gösterin, böylece ideal kilonuza yakın olmanın verdiği kendine güven duygusu ve rahatlığın yanında hastalığın gidişatının da iyi yönde ilerlemesi sağlanmış olacaktır.


Egzersiz, Spor ve Beslenme / Egzersiz ve Depresyon İlişkisi Farkında değiliz ancak düzenli egzersiz, kullanılabilecek en güçlü doğal antidepresanlardan biridir aslında. Kalp hastalıklarının önlenmesinde belirtilen egzersizlerin yararlı etkileri, kalp ve damar işlevlerini iyileştirmeyle bağlantılı olduğu kadar ruhsal durumu iyileştirmeyle de ilişkilidir. Çeşitli toplum ve klinik çalışmaları, egzersizin depresyonu önleyici çok önemli etkileri olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Bu çalışmalar yoğun bir şekilde egzersiz ve spor yapmanın ve fiziksel faaliyette bulunmanın anksiyete, depresyon gibi hastalıkların belirtilerinin azalmasıyla yakından ilişkili olduğunu göstermektedir. Dahası, egzersiz yapmayanlarla karşılaştırıldığında, düzenli egzersiz yapan insanların öz saygısı daha fazla olduğu gibi, kendilerini daha iyi ve mutlu hissetmektedirler. Egzersizin ruh halini iyileştirici etkisi, ruhsal durumla doğrudan alakalı olan endorfin düzeylerini arttırmasıyla bağdaştırılmaktadır. En ilginç araştırmalardan biri, on koşucu ile aynı yaştaki on tane koşmayan erkeğin beta endorfin seviyeleri ve depresyon profilleriyle egzersiz ve endorfinin depresyon üzerindeki etkisini karşılaştırmıştır. Testten geçen on koşmayan erkeğin daha depresif olduğu, daha fazla stres altında kaldığı, düşük kortizol seviyelerine ve düşük beta-endorfin düzeylerine sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırmacıların belirttiği gibi, bu çalışma ‘depresyonun egzersizle bağlantılı olduğunu ve egzersizin fiziksel aktivite ile depresyon arasındaki biyokimyasal bağları sağlamlaştırdığı’ tekrar doğrulanmıştır. En az 100 çalışma egzersiz programlarının depresyon tedavisindeki etkinliğini değerlendirmiştir. 1980’den önce yapılan 64 çalışmanın analizi, fiziksel form tutmanın, depresyonun belirtilerini iyileştirdiğini ve hem öz saygıyı hem de çalışma tutumunu geliştirdiğini göstermiştir. Yapılan tüm çalışmalarda, egzersizin ilaçlar ve psikoterapi ya da antidepresanlar kadar etkili olabileceği sonucu çıkmaktadır. Vücut çalışması, tempolu yürüyüş, koşu, bisiklete binmek, yüzme, aerobik gibi aktiviteler en iyi egzersizlerdir. Lütfen siz de hayatınızı daha aktif bir hale getirerek hem fiziksel hem de ruhsal sağlığınız için iyi bir şeyler yapın…

Diyet ve Beslenme / Yapay Tatlandırıcılar Yapay tatlandırıcılar hem diyabetlilerde hem de kalori kısıtlamasına giden kişilerde kullanılabilecek, hemen hemen şekerle aynı tadı veren düşük kalorili/kalorisiz ürünlerdir. Enerji içeren (sükroz, glikoz, fruktoz, bal, pekmez gibi) ve içermeyen (sakarin, aspartam, siklamat gibi) olmak üzere 2 çeşidi bulunan tatlandırıcılardan enerji içermeyenler, besinlerin doğal yapısında bulunmadığından yapay tatlandırıcılar olarak isimlendirilirler. Sofra şekeri yerine yapay tatlandırıcı kullanımı hem gün geçtikçe ilerleyen obeziteye hem de beraberinde getirebileceği diyabet, hipertansiyon ve kalp-damar hastalıklarına karşı bir önlem niteliğindedir. İdeal bir tatlandırıcı; şekerin duyusal özelliklerini içeren, ağızda acı veya metalik bir tat bırakmayan şekilde olmalıdır. Ayrıca çözelti halindeyken renksiz, kokusuz, suda çabuk eriyen, ekonomik, ısıya dayanıklı ve kalorisi düşük olması da önemli unsurlardır. Sakarin, Aspartam, Asesulfam-K, Siklamat kullanılmasında sakınca görülmediği belirtilen yapay tatlandırıcılardır. Sakarin alımına, hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalarda elde edilen olumsuz sonuçlar nedeniyle sıcak bakılmamaktadır. Ardından yayınlanan ve aksini iddia eden raporların varlığına rağmen sakarine şüpheyle yaklaşılmaktadır. Yine sorbitolün aşırı miktarda kullanımınınsa ishale yol açabileceği düşünülmektedir. Aspartam, Fenil alanin içeriği nedeniyle fenilketonürililerde kullanılmamalıdır. Siklamat ise, ağızda metalik ve acı bir tat bırakan bir tatlandırıcıdır. Yapılan araştırmaların çelişen sonuçları ve uzun vadede etkilerinin tam olarak belirlenmemiş olması nedeniyle yapay tatlandırıcı kullanımında sınırı bilmek gereklidir. Ayrıca yine kanıtlanmamış etkileri nedeniyle çocuklarda ve hamilelerde kullanımı önerilmemektedir. Hazırlanan tatlılara katılması durumundaysa pişirme sonrası eklenmesi önerilir. Kaynak: www.sinemkolbakir.com

84

C

M

Y

CM

MY

CY

CMY

K


C

M

Y

CM

MY

CY

CMY

K

Rocker adı verilen beşik şeklindeki tasarımı ile Body Train yürüyüş ayakkabılarıyla attığınız her adımda kendinizi kum üzerinde yalın ayak yürüyormuş gibi hissedeceksiniz! BodyTrain’i, pilates eğitmeni ve PUMA Fitness marka yüzü Ebru Şallı her zaman, her yerde severek kullanıyor.


İçimize işleyen soğuk havada belki de yapılabilecek en güzel şey; evde battaniye altında elinizde güzel bir kitap ve masanızın üzerinde bir fincan kahvedir... Sizin için kendi kitaplığımızdan bir kış seçkisi hazırladık, keyifli okumalar... 86


s’kültür & sanat sports international

New York Üçlemesi / Cam Kent, Hayaletler ve Kilitli Oda

Felsefenin Teselisi

Yazar: Paul Auster Yayınevi: Can Yayınları

Yazar: Alain de Botton Yayınevi: Sel Yayıncılık

‘Sanki Fanshawe son yazdıklarının benim bu konudaki bütün beklentilerimi altüst edeceğini biliyordu. Bunlar, pişmanlık duyan bir adamın sözleri değildi. Sorumu soruyla yanıtlamıştı, bu yüzden her şey çok açık kalmıştı, bitmemişti, yeniden başlayacaktı. İlk sözcükten sonra yolumu şaşırdım, o dakikadan sonra ancak el yordamıyla ilerleyebildim, karanlıkta tökezledim, benim için yazılmış bir kitap beni kör etmişti.’

Proust Yaşamınızı Nasıl Değiştirebilir adlı kitabın yazarından keyifli, teselli edici bir yapıt. Alain de Botton, Felsefenin Tesellisi’nde günlük yaşamın bize en çok acı veren sorunları için rahatlıkla felsefeye başvurabileceğimizi kanıtlıyor.

Çağdaş Amerikan edebiyatının en özgün yazarlarından Paul Auster’ın New York Üçlemesi, yazarın hayranlarının mutlaka okuması gereken üç kült kitabı birleştiriyor: Cam Kent, Hayaletler ve Kilitli Oda. Polisiye romanla postmodern kurmacanın bir harmanı olan ve kafkaesk bir üslupla örülen üçlemede yazar, okuru kilitli odalarda, geçmişte ve gelecekte, tuzaklı sokaklarda, çifte ve karanlık kişiliklerle donattığı kahramanlarının peşinde dolaştırırken, romanın her sayfasına dağıttığı ipuçlarına anlam vermeyi okura bırakıyor. Kahramanlarını, soyut ya da somut kilitli odalara sokarak özgürlüklerini ancak oradan kaçarak elde edebilecekleri bir dünya kuruyor. Sokuldukları kafesin sınırlarının nereye vardığını ancak kurtulunca anlayan kahramanlarına -ve okuruna- üzerlerindeki baskıdan kurtulma kapılarını açacak anahtarları da sunuyor. New York Üçlemesi, edilgen okur için yalnızca bir kilitli oda ya da aynalarla dolu birer koridor. Gerçek okur ise bu metnin, dünyayı başka bir açıdan göstererek ruhlarımızın çizgilerini yansıtan bir havuz olduğunu görecektir.

Alain de Botton, bütün zamanların en büyük düşünürlerini seçip, bu dahilerin yazdıkları arasından günlük yaşama ilişkin bilgece yaklaşımları bir araya getiriyor. Felsefe ile edebiyat aynı potada erirken ortaya şaşırtıcı derecede esprili, ama aynı zamanda rahatlatıcı bir yapı ortaya çıkıyor. Kitabı altı bölüme ayıran yazar, her bölümde bir filozofun yaşamından ve yazdıklarından yola çıkarak ayrı bir sorunu ele alıyor. Toplum tarafından kabul görmenin tesellisini Sokrates’te, yeterince paraya sahip olmanın tesellisini Epikurus’ta, düş kırıklığı yaşamanın tesellisini Seneca’da, kendini yetersiz hissetmenin tesellisini Montaigne’de, kırık kalbin tesellisini Schopenhauer’da buluyor. Başkalarının yaşantısını kıskanarak acı çekenlere Nietzsche’yi öneriyor. Her satırı zekice söylenmiş sözlerle dolu bu kitap, hem gündelik yaşamımızda kendimizi daha iyi hissetmemizi, hem de bilgelik üzerine yeniden düşünmemizi sağlıyor.

Eski Bahçe, Eski Sevgili Yazar: Tezer Özlü Yayınevi: YKY Tezer Özlü’nün ‘’Bütün Yapıtları’’nı yayına hazırlayan Yapı Kredi Yayınları, yazarın kısa anlatılarını bu ciltte topladı. Yaşamöyküsel esintilerin coşkusundan delici gözlem gücüne kadar, yazarın iç dünyasının panaromasını sunan kitap sizin de kendi içinize dönmenizi sağlayacak. Bir dönüş karşılayacak sizi; “Elimin nereye değin uzanabileceğini bilmiyorum... Ben belki de her gece ağlıyorum...Kafamı yorganın altından çıkaramıyorum. Çıkarsam düşlerim yok oluyorlar...”

Love

Yazar ve Resimleyen: Keith Haring Yayınevi: Bulfinch Yayıncılık Genç yaşta hayatını kaybeden ressam Keith Haring’in aşka dair betimlemelerini ve çizimlerini anlatan 40 sayfalık bu minik kitap, içinizden kabına sığmayan sevginizi ortaya çıkarıyor. Pop Art’ın etkisinde inanılmaz bir minimalist çizgiye sahip Keith Haring; Grace Jones, Madonna, William Burroughs ile de çalışmıştır. Aids nedeniyle vefat eden başarılı sanatçının bu kitabı, kışın renksizliğine güzel bir renk katabilir.


Bir film izleyince değişir mi hayat? Bir karakter bu kadar içinizi acıtabilir ya da sizi bu kadar etkileyebilir mi? Film izlemek bazen kendimize, bazense olup bitene dışarıdan bakmamızı sağlar. Kışın sevdiklerinizle yan yana keyifli anlar yaşamanız için kendi arşivimizden işte seçtiklerimiz... 88


s’kültür & sanat sports international

Little Liss Sunshine / Küçük Gün Işığım

Into The Wild / Özgürlük Yolu

Hoover Ailesi, her biri birbiriden farklı yapıdaki bireyleri ve takıntıları ile sıradan bir Amerikan ailesidir. İflah olmaz bir iyimserlikle başarıya endekslenmiş baba Richard, ailenin düzenini kendi yöntemlerince çekip çevirmeye çalışan anne Anne Sheryl, savaş pilotu olmayı başarana kadar konuşmamaya yemin etmiş ağabey Dwayne, uyuşturucu bağımlılığı yüzünden başı beladan kurtulmayan büyükbaba, özel ve iş hayatındaki hayalkırıklıkları nedeni ile intihar girişiminde bulunmuş Frank Dayı...

Christopher McCandless üniversiteden mezun olduktan hemen sonra iş, aile ve sorumluluk gibi ağırlıkları geride bırakıyor. Bütün parasını yakıyor ve Alaska’da doğa ile birebir yaşamak için yola koyuluyor.

Dil: İngilizce Altyazı: Türkçe, İngilizce Süre: 101 dk Yıl: 2006

Ve tabi ki umutsuzca kendisini bir çocuk güzellik yarışması olan Little Miss Sunshine’da birinci olmaya endekslemiş, şirin, tombul ve zeki Olive... Olive’in çocuk dünyasındaki bu en büyük hayali gerçekleştirmek için bütün aile, eski Volkswagen minübüslerine atlayıp Californiya’ya doğru yola çıkarlar. Bu yolculuk sırasında başlarından geçen birbirinden ilginç ve komik olaylar, hayal bile edemeyecekleri bir sonla noktalanacaktır. Son yıllarda Amerika’dan çıkan en kendine has ve sıradanlığı ölçüsünde de sıcak aile ve yol filmlerinden biri olan Küçük Gün Işığım, Alan Arkin’e 2007 Oscar’larında En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü’nü getirdi. Katıldığı pek çok festivalde otuzdan fazla ödül toplayan film, başarılı yapımlardan biridir.

Dil: İngilizce Altyazı: Türkçe, İngilizce Süre: 142 dk Yıl: 2007

McCandless, uzun yolculuğu boyunca bin bir tür macera ve bin bir tür insan ile karşılaşıyor. Grand Canyon’da river rafting yapıyor, doğayı kendine ev ediniyor, orta yaşlı bir hippi çift ve özellikle yaşlı yanlız bir adamla unutulmaz birer ilişki kuruyor. McCandless, iki yıllık yolculuğu boyunca bir kez bile ebeveynleri ve en önemlisi her şeyden çok sevdiğine inandığımız kız kardeşi ile haberleşmiyor.

The Fall / Düşüş

Dil: İngilizce, Türkçe Altyazı: Türkçe, İngilizce Süre: 142 dk Yıl: 2006 1920’lerin Los Angelesı’ndayız. Kolu kırıldığı için Los Angeles Hastanesi’nde yatmakta olan 10 yaşındaki Alexandria, burada filmlerde dublörlük yapmakta olan Roy ile tanışır. Bir çekim sırasında sakatlandığı için yataktan çıkamayan Roy, Alexandria’ya Vali Odious’tan çeşitli sebeplerden nefret eden ve onu öldürmek isteyen 6 adamın hikayesini anlatmaya başlar. Fakat Roy, yaşadığı sorunlar sebebiyle hikayeyi giderek daha karamsar bir hale sokar. Bir süre sonra masal ile gerçeği birbirine karıştıran Roy, kendi acılarından kurtulmak için Alexandria’yı da kullanmaya başlayacaktır. Ülkemizde de If İstanbul kapsamında gösterilen film, Berlin Film Festivali’nden de ödülle döndü. Tarsem Singh’in 18 farklı ülkede, 26 farklı gerçek mekanda çekimlerini gerçekleştirdiği The Fall’da hiç özel efekt kullanılmadı. Yönetmenin titizliği sonucu çekim ve post-prodüksiyon aşaması 4 yıl süren film, ilk geniş gösterimini ancak 2008’de yapabildi.

D.A.F.T

Dil: İngilizce, Fransızca Altyazı: İngilizce, Fransızca Süre: 160 dk Yıl: 2000 “Around The World” adlı şarkılarının çıkışından beri 12 yıl geçti; Fransız ikili Daft Punk’ın New Wave müzik ve tekno ile harmanladığı, kliplerinin her biri birbirinden farklı bu seçkide, grubun müzikal ve görsel yaratıcılığı bir kez daha gözler önüne seriliyor. İzlerken yerinizde duramayacağınız bu dvd özellikle müzik tutkunlarının arşivinde mutlaka yer almalı.


/ Kışın İlk Güzel Habercisi: Altın Küre

Bu sayımızda, Hollywood Yabancı Basın Birliği tarafından her yıl resmi bir yemek töreniyle film ve televizyon dizilerine verilen Amerikan ödül töreni Altın Küre’den (Golden Globe) bir film seçkisi yapmaya karar verdik. Umarız jüri gibi siz de filmleri beğenirsiniz… 90


s’kültür & sanat sports international

The Descendants

Midnight in Paris

The Help

Altın Küre’de ‘En İyi Film’, ‘En İyi Erkek Oyuncu’ ödülleri alan ve gecede George Clooney’in keyifli konuşmasıyla ön plana çıkan The Descendants filminin kısaca konusu şöyledir; “toprak sahibi zengin bir baba olan Matt King (George Clooney), eşinin trajik bir bot kazası geçirmesinden sonra, geride kalan iki kızı ile ilişkisinin hiç de hayal ettiği gibi olmadığını fark eder. Matt, kızları ile olan ilişkisini düzeltmeye kararlıdır fakat gittikçe kötüye giden akıl sağlığı onun için hayatı oldukça zorlaştıracaktır.”

Usta yazar Woody Allen sanki sadece kendisi için bir senaryo kaleme almış. Görüntüleriyle hikâye örüntüsü ve akıcı anlatımıyla çok keyifli bir film olan Paris’te Bir Gece Yarısı, Altın Küre’de hakkettiği ‘En İyi Senaryo” ödülünü aldı. Filmde roman yazmaya çalışan genç bir Amerikalı yazar nişanlısı ile birlikte Paris’e gider ve hayal ile gerçek zaman zaman birbirine karışır. Edebiyatın ve Paris’in sizi alıp götürdüğünün ispatı bu filmi izlemenizi öneriyoruz.

‘New York Times En Çok Satanlar’ listesinde bir numara olan ve hakkında çok konuşulan kitaptan uyarlanan ‘The Help’ filminde 3 cesur kadının şehirdeki katı kuralları ve yerleşik davranışları aralarında gelişen alışılmadık bir arkadaşlıkla nasıl bozduklarının hikâyesi anlatılıyor... 1960’lı yılların Mississippi’sinde üç farklı ve sıra dışı kişilikleri canlandıran bu cesur kadınlar, kendilerini tehlikeye atan ve toplumsal kurallara karşı gelen gizli bir yazı projesi sayesinde alışılmadık bir dostluk kurarlar. Beklenmedik bu ittifaktan, önemli bir kardeşlik doğar. Hepsi, onları tanımlayan sınırları aşma cesaretini kendilerinde bulur ve bu sınırların bazen aşılmak için konulduğunu fark eder. Bu, şehirdeki herkesi değişen zamanlarla karşı karşıya getirmek demek olsa bile... Dokunaklı, esprili ve umut dolu bir film olan ‘The Help’, değişim yaratabilmekle ilgili evrensel bir hikâye... Bu filmle, Altın Küre’de ‘En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu’ ödülünü alan Octavia Spence’in oyunculuğu ve tabii ki diğer karakterlerin performansları görülmeye değer.

A Seperation Asghar Farhadi’nin yazıp yönettiği “Jodaeiye Nader az Simin / Bir Ayrılık” Berlin Film Festivali’nde “En İyi Film”, “En İyi Erkek Oyuncu” ve “En İyi Kadın Oyuncu” dallarında ödül kazanan ilk İran filmi olmasının yanı sıra Altın Küre’de de “En İyi Yabancı Dilde Film” ödülünü aldı. Film; Batı’nın standartlarına uyum sağlayarak hem bireysel hem de kültürel bir yabancılaşma içinde olan Tahranlı orta sınıf genç bir çiftin ayrılma kararıyla ortaya çıkan çözülmemiş gizemleri, öfkeli çatışmaları ve aile yükleri ile gelişen hakikatli bir öyküye sahip. Simin, 11 yaşındaki kızları Termeh için daha iyi bir gelecek peşindedir. Ve bunun için yurt dışına yerleşmeyi planlar. Fakat kocası Nader, kendisini Alzheimer hastası babasına bakmakla yükümlü gördüğü için bu fikri sıcak karşılamaz. Bu uyuşmazlık sonucu ayrılmaya karar veren Simin boşanmayı talep eder. Fakat kısa süre içinde beklenmedik bir şekilde bu ilişkilerin içine hırsızlık suçlaması ve ölüm girince ortalık karışır. Seyirciyi, filmin ilk sahnesinden sonuna kadar hâkim koltuğuna oturtan ve karakterlerin hem adli hem de ahlaki yük altındaki ezikliğine ortak eden yönetmen İran’ın yabancılaşma durumunu burjuva-işçi sınıfı ve laikdindar kesişmelerle etkileyici bir şekilde sunuyor.

Beginners 2005 yapımı ilk filmi Başparmak’ın ardından çektiği bu filmde yönetmen Mike Mills, babasıyla ilişkisinin içyüzünü tüm çıplaklığıyla anlatıyor. Kırkına yaklaşan Oliver, babasının ölümünü kabullenmeye çalışmaktadır. Bu sırada birçok anı gelir aklına: Çocukluğu, annesinin ölümü, babasının 75 yaşında eşcinsel olduğunu açıklayıp sessiz, duygusal birinden canlı, hareketli, iyimser bir adama dönüşmesi… “Karmakarışık, delice günlerdi” diyor Mills. Yeni Başlangıçlar, bir babayla oğlu arasındaki ilişkiyi ve koşulsuz sevgiyi anlatan harikulade yaratıcı bir komedi. Altın Küre’de “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” ödülünü bu filmdeki performansı ile alan Christopher Plummer gerçekten etkileyici bir oyunculuk sergiliyor.


Kışın bembeyaz ve soğuk atmosferinde özellikle grip ve nezleden neredeyse kaçmamız imkânsızlaşır. Havayı değiştiremeyiz belki ama bu soğuk kış günlerinde sağlıklı kalmak için birkaç öneriyi dikkate alabiliriz… 1. Hasta insanlardan mümkünse 1 ila 2 metre uzakta durun. Eğer uçakta yanınızdaki kişi hapşırıyor ve öksürüyorsa ve koltuk değiştiremiyorsanız, ona bir paket mendil uzatın ve havalandırmayı ona doğru çevirin. 2. İyi bir güneş kremi sürmeden asla dışarıya çıkmayın. Yüksek basınç ve karlardan yansıyan güneş ışınları sizi yüksek miktarda UVA ve UVB ışınlarına maruz bırakır. Cilt kanseri haricinde erken kırışıklıklara sebep olur bu ışınlar. 3. Seyahat etmeden en erken 2 hafta önce grip aşınızı olun, böylece bağışıklık sisteminiz seyahatinizden önce kuvvetlenir. 4. Yemek yemeden önce ve yüzünüze dokunmadan önce ellerinizi iyice yıkayın. Grip veya nezle sadece 2 yolla bulaşır: Hastalıklı birinin suratınıza hapşırmasından veya öksürmesinden ya da virüslü elleriyle dokunduğu yerlere dokunarak virüsü kapmanızdan. Mikroplu ellerinizle yemeğinize veya suratınıza dokununca sizde tatilinizi yatakta geçirebilme ihtimalinizi artırıyorsunuz. 5. Yeterince uyuduğunuzdan ve sıvı aldığınızdan emin olun. Kış fiziksel olarak yorucu olabilir ve vücudunuz bir sonraki günün aktivitelerine dayanmak için enerjiye ihtiyacı vardır. Ayrıca bolca sıvı alarak dışarıdaki kuru ve soğuk havayı ve şömine başındaki sıcak havayı dengelersiniz. 6. D vitamininin grip ve nezleye karşı koruduğu düşünülüyor – ayrıca kemikleriniz için de yararlıdır. 7. Seyahatinizden önce egzersiz yapmaya başlayın ve bu egzersizler kalçanız, bacaklarınız ve dengeniz üzerinde yoğunlaşmış olsun. 8. Tatilinizi planlarken sağlık sigortanızı kontrol etmeyi unutmayın. Herhangi bir ihtimale karşı bir yerden bir yere tahliyenizin sigortanıza dâhil olduğundan emin olun. 9. Tatildesiniz diye sağlıklı beslenmeyi unutmayın. Kaydığınız her saat 400 kalori yaktınız ve bu da size gün içinde biraz daha fazla kalori almanıza izin verir. Hafif ve sağlıklı atıştırmalıklara yönelin – unutmayın ki dolu bir karınla rahat kayamazsınız. Kendinizi aç bırakırmış gibi hissetmeden akşam yemeğinizi yiyebilirsiniz. Kaynak: : www.mynet.com

92


Başak (22 Ağustos-21 Eylül) Sizin için hayli yorucu bir yıl olacağa benziyor. Maddi konularda zorluklar yaşayabilir, hedeflerinizi biraz erteleme yoluna gidebilirsiniz. Odaklandığınız konuların hemen gerçekleşmesi için stres yaşamaktan vazgeçip daha sakin adımlar atmanız gerekebilir. Çevreniz ve aileniz size her konuda destek olacak, bunun da verdiği güçle gelecek konusunda daha güvenli olmanız sizin için iyi olacak. Suyun rahatlatıcı etkisini keşfederek, Aqua ve yüzme ile ilgilenebilirsiniz.

Plüton, Neptün, Uranüs gezegenlerinin etkisi ile tüm dengelerin değişeceği bir yıl çoktan başladı bile… Gösterişten uzaklaşıp sadeliğe önem vereceğimiz, para yerine sadakate değer biçeceğimiz bir yıl 2012… Güneş sisteminin döngüsünü tamamladığı ve yeni bir 26.000 yıllık döngüye girdiği bir yıl! Terazi (22 Eylül-22 Ekim) başımı gitsem dediğiniz bir yıl ve bu istediğiniz çok anlaşılır. Son birkaç Bakalım burçlar bu durumdan nasıl etkileniyor? Alıp yıldır hayatın getirdikleriyle yorulmuş olsanız da gerçekler karşısında her Koç (21 Mart-20 Nisan) Beklenmedik bir yıl, hiç ummadığınız değişiklikleriyle birlikte geliyor. Hayatınıza yenilikler katmak için bu yıldan daha iyisi olamazdı. Çevrenize sürprizler yapacak, planladığınız ama hep ertelediğiniz her şeyi gerçekleştireceksiniz. Maddi anlamda ufak sıkıntılara karşı hazırlıklı olmalı ve rahatsızlıklara karşı önceden önlem almalısınız. Bu yıl kısa yürüyüşler, pilates ve aletli çalışma gibi sporları tercih edebilirsiniz.

Boğa (21 Nisan-20 Mayıs) Bereket tanrısı/tanrıçası boğa burçları… Bu yıl sizin için tam bir sorumluluk yılı olacak. Şansınızın her konuda açık olacağı bu yılda yıldızınız parlayacak. Özellikle ilk yarıda başarılılar arka arkaya gelecek. Ekonomik anlamda gereksiz harcamalardan kaçınmanızda fayda var. Aşk konusunda da kısmetinizin açık olacağa benziyor. Kilo almaktan kaçınmak için hareketli sporlar, özellikle personal training spinning size iyi gelebilir.

İkizler (21 Mayıs-20 Haziran)

Önemli kararlar almanız ve büyük bir sabırla bu kararları hayata geçirmeniz gereken bir yıl… Aileniz ve evinizle daha ilgili olacak, bazı değişikliklere gitme yolunu seçeceksiniz. Yıl boyunca sinirlerinize hâkim olmalı, ikili tartışmalardan uzak durmalısınız. Sevecen tarafınız size şans getirecek, bunu asla unutmayın. Programsız ve anlık işler yapma alışkanlığınızdan kurtulmak için personal training hizmetinden yararlanmanız sporu hayatınıza daha etkin şekilde katmanıza sebep olabilir.

Yengeç (21 Haziran-21 Temmuz) Bu yıl en çok parlayan burçlardan biri siz olacaksınız. Çevrenize karşı kendinizi iyi ifade edebilecek, her girdiğiniz ortamda fark edileceksiniz. Öz güveninizi tazelediğiniz ve sevgi dolu olduğunuz bu yılda özellikle çocuklarınız varsa onların farklı yeteneklerini de keşfedecek bir konumda olacaksınız. Maddi anlamda fazla açılmamanız ve etrafınızdakilerle tartışmaya girmemeniz son derece önemli. Olaylara karşı serinkanlı yaklaşımınız herkes için huzur verici bir konumda olacak. Fitness ve aerobik sizin bu yılki favori sporlarınız olabilir.

Aslan (22 Temmuz-21 Ağustos) Geçtiğimiz yıl ektiklerinizin getirisini bu yıl göreceksiniz. Etrafınıza karşı hayranlık uyandıracak, kişiliğinizle ön plana çıkacaksınız. Oldukça kazançlı bir yıl sizi bekliyor. Özellikle iş değişikliği düşünenler bu yeniliği gerçekleştirdiklerinde çok başarılı sonuçlar alabilir. Kendi gelişiminize yönelik harcamalarınız size ileride güzel dönüşler getirecek. Değerlerinizle var olduğunuz bu yılda tartışmalardan kaçınmanızda fayda var. İddialı bir burç olarak sizin karakterinize uygun spor türlerini seçmenizde fayda var, belki Total Body&Fit Tone size uygun olabilir. 94

zamanki gibi mantıklı kararlar alarak bu yılı verimli kılabilirsiniz. Hayallerinizden vazgeçmeyerek ama artık çok daha gerçekçi bir yaklaşımla ilerlemeye başlamalısınız. Tecrübelerinize ve yüreğinize güvenerek çok daha olgunlaşacaksınız. Hayatınıza ritim katmak için belki de dans-aerobik iyi bir seçim olabilir.

Akrep (23 Ekim-22 Kasım) Sahip olduklarınızın değerini bir kez daha fark edeceğiniz bir yıl geçirecek gibi görünüyorsunuz. Sevdiğiniz insanlarla yepyeni çalışmalar içerisine girebilir, şansınız sayesinde güzel işlere imza atabilirsiniz. Dikkat etmeniz gereken tek unsur ise, baskıcı olmadan isteklerinizi güler yüzle ifade etmeniz. Şansınız yaver gitse de sorumluluklarınız için efor sarf etmeli, hayalini kurduğunuz geleceği bu şekilde şekillendirmelisiniz. Tutkulu karakterinizle sporda aletli çalışmalar ve kick-box enerjinizi olumlu yönde geliştirmenizi sağlayabilir.

Yay (23 Ekim-22 Kasım) Aldığınız kararlara bağlı kalmakta zorlanacağınız bir yıl sizi bekliyor. İşinizi şansa bırakmayıp kararlı olmanızda fayda var. Kafanızda kurguladığınız düşünceleri reel hayata adapte etmeniz gerekecek. Yalnız hissettiğiniz ve bazen de yalnız kalmak isteyeceğiniz dönemler geçirebilirsiniz. Hayatınızı kaliteli geçirmeniz için zamanı iyi yönetmenizde ve mutlaka kendi içinize dönüp sadece kendiniz için zaman da yaratmalısınız. Bu yıl spa ve masajın huzur verici keyfini çıkarıp pilates yaparak hem form kazanıp hem de rahatlayabilirsiniz.

Oğlak (22 Aralık-20 Ocak) Yeni bir hayata başlamak için daha fazla beklemeyeceğiniz bir yıl! Keyfinizi yerine getirecek gelişmeler sizi güçlü kılacak. Radikal değişimler kapıdayken detaylara takılıp kendinizi üzmemeye özen göstermelisiniz. Bu yıl rahatlamak için saunada ter atmayı, koşmayı ve havuzda birkaç tur yüzmeyi deneyebilirsiniz.

Kova (21 Ocak-20 Şubat) İşkolik olacağınız bir yıl başladı bile. Yaratıcılığınız ve önünüze koyduğunuz hedefler sizi daha fazla çalışmaya zorlayabilir. Kendinizi yormamaya ve sağlığınıza biraz olsun dikkat etmeye özen göstermelisiniz. Zamanı doğru yönetebildiğiniz sürece hayat tüm güzellikleriyle sizi bekliyor. Stresinizi atmak için squash ve keyifli zaman geçirmek için zumba sizin için ideal olabilir.

Balık (21 Şubat-20 Mart) 165 yıldır kendi gezegenine gelmeyi bekleyen balık burçları bu yıl kendini buluyor. Kendinize olan güveniniz artacak ve yavaş yavaş güç sizde olacak. Mantıklı aldığınız kararlar çok hızlı şekilde sonuçlar getirecek. Bu yıl sizin yılınız, bir gülümsemeniz herkesin mutlu olmasına yetecek. Takım oyunları ve ikili turnuvalar sizin için iyi olabilir, belki de tenis…


Sports & Yaşam  

Kış 2012 Sayı 17

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you