__MAIN_TEXT__

Page 1

6

.

1

1

.

1

2

3

Äąk 7

Whellkom

e r 1

a t

.

1

2

.

1

7

tĂś


3

Sergi Metni Tarık Töre’nin Pilot Galeri’deki ilk solo sergisine hoş geldiniz. Şimdi tanıdık ama tuhaf bir görüntüyle karşılaşmak üzeresiniz, kalabalıkların

(...)

6

Gülce Özkara - İntro Tarık Töre’nin, 16 Kasım - 23 Aralık 2017 tarihleri arasında PİLOT’ta gerçekleşen ilk kişisel sergisi “Whellkom” başlığını taşıyor. Sergi,

(...)

11

Matt Hanson - Sıcak Karşılama: Tarık Töre’nin Zihin Açıcı Tuvalleri Sanatçıları karşılaştırmak yeni ve meydan okuyan sergilerin idrak edilebilmesi ve değerinin anlaşılması için oldukça sembolik bir yöntem.

(...)

18

Röportaj @Bant Mag 3 Soruda: “Whellkom” Palmiyeler’den tanıdığımız Tarık Töre’nin geçmiş, bugün ve gelecekle ilgili hissiyatlarına tanıklık edeceğiniz Pilot Galeri’deki ilk kişisel sergisi (...)

1985 doğumlu Tarık Töre, 2013 senesinde Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim bölümünden mezun oldu. 2014 senesinde (...)

46

Biyografi


26

Exhibition Text Whellkom to Tarık Töre’s first solo exhibition at Pilot. Now you are

28

about to see a familiar yet unusual scenery where the crowds get

(...)

Gülce Özkara - Intro Tarık Töre’s first solo exhibition, which took place at PİLOT between the

33

dates 16 November and 23 December 2017, carries the title “Whellkom”.

(...)

Matt Hanson - A Grand Whellkom: The Mind-Expanding Canvases of Tarık Töre Comparing artists is essentially a figurative approach toward the

42

appreciation of new and challenging exhibitions. It is a creative, literary (...)

Interview @Bant Mag 3 Questions: "Whellkom" We know Tarık Töre from the music band Palmiyeler. He is having his

46

first solo showat Pilot Gallery. Whellkom presents Töre’s feelings about

(...)

Biography Tarık Töre was born in 1985, and graduated from Mimar Sinan University, Faculty of Fine Arts, Painting department in 2013. The

(...)


Tarık Töre’nin Pilot Galeri’deki ilk solo sergisine hoş geldiniz. Şimdi tanıdık ama tuhaf bir görüntüyle karşılaşmak üzeresiniz, kalabalıkların bir araya geldiği, kalabalıkların büyüdüğü, gösterilerin uzadığı bir manzara. Farklı devirler birbirine karışır. Maskeler ve kılıçlar; şövalyeler, bilim insanları, kılık değiştirmiş kaçıklar; futbol kaleleri ve bir tipi*. Sersemlersiniz. Büyük bir değişim yaşanmak üzeredir, şehrin göbeğinde veya terk edilmiş bomboş bir arazide. Töre’nin son dönem resimleri zamana, mekana ve ölçeğe dair algımızla oynarken belirgin bir karmaşa ile geleceğe dair yoğun bir umut arasında ince bir denge kuruyor. Farklı zaman tünellerinden seçtiği motifleri tek bir çalışmada toplayarak kişisel mitolojisini inşa ediyor. Bu ne bir cennet ne de vaat edilmiş bir toprak. Sanatçı, denemeyi, yapıp bozmayı, bitmiş ve tamamlanmamış gibi görünen ayrıntıların birliğini tuvaline taşımayı seviyor. Kimi zaman uzun süren araştırmaların sonuçları ürettiği eserlere taşınırken, kimi zaman atölyesinde dinlediği radyodan gelen haberleri şekillendiriyor işlerini. Sergi, sanatçının atölyesinde halihazırda üzerinde çalıştığı, oynadığı, her gün bakıp eklemeler yaptığı son dönem çalışmalarıyla bir süre önce sonlandırdığı serilerden bir seçki sunuyor. Serginin başlığı da Töre’nin, bu ilk solo sergisi, izleyiciyle ilk buluşması için ürettiği bir kelime oyunundan geliyor. Tarık Töre’nin Whellkom başlıklı sergisi 23 Aralık tarihine kadar devam edecek. *Tipi, Amerika’daki Büyük Düzlükler ve Göller bölgesindeki Kızılderililer tarafından hayvan derileri, ve kumaş kullanılarak yapılan koni biçimindeki çadırlara verilen isimdir.

3

SERGI METNI


4

Wheelkom 2017 Tuval üzerine yağlıboya / Oil on canvas 155 x 120 cm


İNTRO Gülce Özkara

Tarık Töre’nin, 16 Kasım - 23 Aralık 2017 tarihleri arasında PİLOT’ta

6

gerçekleşen ilk kişisel sergisi “Whellkom” başlığını taşıyor. Sergi, zamanı ve mekanı dönüştürmenin yollarını arıyor. Algı biçimlerine dair bir sorgulamaya girişiyor. Sanatçı, bu uğraşıda temel meselelerden biri olan ölçeği kullanmayı ihmal etmiyor. “Whellkom”, tuhaf bir evrene davet ediyor. Sergide izleyiciyi karşılayan eser tuğla motiflerinin resmedildiği kumaşduvardır. Akla ilk gelen, Louis Kahn’ın “tuğla bir şey olmak ister” sözü, tuğlanın neler olabileceğini düşündürterek tuğlanın ucu açık dönüşüm arzusunu dile getirir. Tuğlanın biçimlenişini kendi tekilliği içerisinde düşünmemizi sağlar. Tarık Töre’nin sergideki işleri hayatı oluşturan her bir aktörün konumunu formüller ve kalıplar yerine farklı zaman ve mekanların bir aradalığında, karmaşık ilişkiler ağında arar. Sanatçının sergideki çalışmaları tanıdık imgeleri tuhaf bir hale dönüştürerek göz ardı edilenleri görünür kılar. Şehir hayatının sonsuz uyaranı ile başa çıkabilmemizi sağlayan umursamaz halin körelttiği dönüşüm arzusunu yeniden canlandırır. Toplumsal belleğimizde sıradanlaşmış olanı kendi bellek süzgecinden geçirerek dönüştürür ve farklı düşünme biçimlerine bir kapı aralar. Genç sanatçı, geçmişe ve geleceğe dair bitmek bilmeyen bir arayıştadır. Serüven başlar. Töre, farklı zamanlara ve mekanları çağrıştıran imgeleri belleğinde biriktirir. Bu imgelerin birlikteliğini hayal eder ve resimlerinde hayalini gerçekleştirir. Bu, sadece Töre’nin kişisel mitolojisi değildir. Toplumsal hafızada yer etmiş, sıradanlaşmış imgelere yeniden dikkat çeker. Sabit protokole bağlı olan yassılaşmış ilişkilerimizin katmanlarını ortaya çıkarır. Hem bizi hem de dünya algımızı dönüştürerek özgürleştirir. Bir


çatlak açar. Tarık’ın sanatının oyunu da buradadır. Aklımızı boşaltarak ön kabullerimizden bizi kurtarır. Sezgisel dünyamızı harekete geçirerek

Töre’nin resimlerindeki karmaşık manzara önce yaklaşma çekincesi yaratır, daha sonra sersemletir ve son hamlede içine çekerek incelikle düşünülmüş her bir detayın hem kendi hem de bütün içerisindeki önemini farketmemizi sağlar. Kalabalıklar içerisinde her bir karakterin kendi varoluş çabası vardır. Kendi tekilliğinde ve resmin dengesi içinde önem arz eder. Gündelik hayat içerisinde yadsıdığımız kalabalıklar yığınını oluşturan her bir aktör de aslında bu detaylar gibi kendi içerisinde bir yaşam barındırır. Önceden kurgulanmış kalıplar ve dayatmalar ile değil, sonsuz sayıda aktörün bir araya gelişleri ile kurulan dinamik ilişki ağlarının o anda ortaya çıkardığı olaylar sayesinde yön bulur. Hayatın akışında bir özgürlük. Töre’nin büyüsü aktif bir özgürlük yaratmasındadır. Ebedi tekrarın karşısına dinamik buluşları ile çıkar. Bu şekilde hayatın bambaşka bir hal alabileceğini vurgular. Işık süzmelerine doğru yönelen karakterleri sezgilerimize güvenerek keşfetmemiz gerektiğini söyler. Terk edilmiş arazilerde aylak aylak dolaşmanın muğlaklığının yarattığı endişe ile umudun arasında kibarca bir denge kurar. Bu denge kuşatma altında olsak bile dikkatimizi canlı tuttuğumuz sürece yassılaşmadan hayatın kendi ritmi içerisinde var olabileceğimizi, farklı kostümlere bürünmüş askerlerin tek düze yürüyüşlerinin aynılaşmasının arkasında ölümün daha özgürleştirici bir öğe olduğunu, kontrast gibi gözüken iki manzaranın çevremizde karşıt gibi görünen ilişkileri bir aradılığı olan yaşam örüntüleri olarak kavramamızı sağlar.

7

içinde bulunduğumuz dünya ile yeniden bağ kurmamızı sağlar.


Sanatçının kullandığı detaylar hem orada olma hissini yaratır hem

8

de dışarıda bırakarak kendimizi bir şeye göre konumlandırmadan dönüştürme potansiyelimizin farkına varmamızı sağlar. “Whellkom” hem toplumsal olarak bizi, hem de bir sanatçı olarak Töre’yi bekleyen geleceğin vaat ettiklerine dair merak uyandırır.“Neden yeni şeyler denemiyoruz” sorusunu sormaya cüret eder. Mevcut olanı kabullenmenin veya bir merkeze göre konumlanmanın ötesinde her bir varlığın özgün alanlar yaratabileceğini gösterir. Zamanın ve mekanın ötesindeki gerçeklikler sanatçı ile birlikte oluşa ve biçimlenmeye devam eder.Yarattığı muğlak manzaralar endişe ile umut arasında ince bir çizgide durur. Absürd gibi görünen bir aradalıklar gerçeğin tam da kendisidir. Töre’yi ilginç kılan, uyaranların bir kakafoniye dönüştüğü anda bize umursamaz olmanın ötesinde özgün olarak var olunabileceğinin imkanını göstermesidir. Tarık Töre’nin sanatı tuhaf ve mühimdir.


10

Geçit / Parade 2015 Tuval üzerine yağlı boya / Oil on canvas 125 x 250 cm


SICAK KARŞILAMA: TARIK TÖRE’NİN ZİHİN AÇICI TUVALLERİ Matt Hanson

Sanatçıları karşılaştırmak yeni ve meydan okuyan sergilerin idrak edilebilmesi ve değerinin anlaşılması için oldukça sembolik bir yöntem. Aktarılabilir bilginin mantıksal hükümleri ile konuşan bir gözlemcinin bakış açısından birbiriyle hemen hemen hiç alakası olmayan iki farklı bireyi birbirine benzetmek yaratıcı ve edebi bir teknik. Metaforun anlatısal aracı, kamusal tahayyülün anlaşılır nesnelleştirmeleri dahilinde sanatsal özgünlüğü vurguluyor.

ihmalkârdır, özellikle tamamen kendi başınayken ve normalde kendisini gururla tanımlayacak olan sosyal ilişkilerden ve kültürel tesirlerden arınmış bir sadelikteyken. Birey bir harekete, okula, fikre ya da inanca, paylaşılan herhangi bir şeye, dahil olduğunda tanınır ve destansı bir karaktere bürünür. Kendisine normalde atfedeceğinden katbekat daha kudretli, müşterek bir anlamla dolarak sembolikleşir. Bir sanatçı tarihi özümsedikten ve en nihayetinde onun ötesine geçtikten sonra, tümüyle mübrem ve uçup giden şimdiki zamanı yakalayan eserler tasarladığında doğar. Bu noktadan itibaren, tarihsel sürece onun düşünsel akışına katkıda bulunarak dahil olur. Fakat yine de her gerçek sanatçı ömür boyu süren ve tamamen evrensel olan özgünlüğün ve deneyimin ikili doğalarıyla ilgili mücadeleye ilham kaynağının hiçbir şekilde paylaşılamadığı ve pek çok büyük öncünün teyit ettiği üzere, mutlak surette diğerkam bir yaratı sürecine ait olduğu bir alanda çalışarak tahammül eder. Sanat berrak bir şekilde aktarıldığında zihinleri genişletme gücüne sahiptir. Bunun yanında, derinden kişisel olanın yaralanabilir özellikleriyle, bir anda yaklaşılabilirken aynı anda duygunun ve aklın duvarlarını kırma kudretini de barındırır.

11

Modern şehrin ortak paydasındaki bir insan yalnızken neredeyse


Tarık Töre’nin Trajikomik Sihirbazlığı Tarık Töre’nin tabloları aynı anda hem daha önce emsali görülmemiş, hem de çeşitli seleflerinin kendisinin ilk kişisel kürasyonunu tamamlayacak şekilde yardıma hazır olan işleriyle özenle kuşatılmış. Kullandığı estetik çeşitlilik ve teknik beceri, kesinliğin ve devrimin bir

12

sanatçının elinde buluştuğu yüklü ve bulanık akıntıdaki radikal bir zihni sergiliyor. Bu, Töre’nin genç fırçasının trajikomik sihirbazlığı ile tatbik ettiği ince bir denge. Kendisinin gözü, büyüleyici olduğu kadar da lanetli tonlar ve zıtlıklar çağrıştıran bir gençlik pınarı. “Whellkom”, Pilot’un yüksek tavanlı endüstriyel ofisine doğru kıvrılarak inen merdivenlerde başlıyor. Töre’nin sergilenen en eski işleri, insan ruhuna ait en karanlık yerlerden beslenen, kendisinin de “Ölüm” başlığı altında topladığı bir seriden oluşuyor. Pilot Galeri çalışma alanlarına doğru bakan neondan yalnız bir atlı, ay ışığı ile aydınlatılmış dağ siluetine karşı elektrik bir mercan kırmızısı ile parlıyor. Adamın ve atın bir x-ray gibi içeriden aydınlatılmış iskeletleri tıpkı kent meydanında duran bir heykel gibi, bir blok üzerine soyutlanmış. Töre’nin incelikli aydınlatmaları akla Miles Davis’in maharetli zihninin özellikle son yıllarında ürettiği doğaçlama filizler ve salınan çizili tayflar ile dolu tablolarını getiriyor. Korkunç atlı bir yana, Töre, en koyu cins opak siyaha yönelik istisnai yeteneğini ışıl ışıl bir şekilde doygun, açık kahverengi ve limon yeşili bir renk paletine karşı vurguluyor. Uzay Yolu Macerası setinden ışınlanmış gibi görünen yekpare bir dikdörtgenin içinden insan kemiklerinin beyaz gölgeleri meydana çıkıyor; bir alt omur, bir göğüs kafesi, bir kafatası. Defter eskizleri görünüşte rastgele bir şekilde iskeletin yok


olduğu noktada beliriyor. Göz yuvalarının üzerini kapatan çok renkli “Wheelkom” (2017) yazısı, izleyicileri ölümcül korkuların şekil aldığı bilinçaltının dehşetli alemine doğru içeri davet ediyor. Sergi alanının yeraltı kısımlarına doğru inen alt katta göze çarpan ilk iş, bulunmuş malzemeden yapılmış. Geri dönüştürülen bu malzeme, düğün davetlileri tarafından imzalanması planlanmış olan bir kumaş bir punk duvar yazısının kavramsal kalıntısına dönüştürmüş. Asıl sergi alanına yönelen holde, “Ölüm” serisinin son eseri olan “Geçit” (2015), doğayla iç içe bir yaşamın pastoral masumiyeti ile askerî endüstriyel kompleksin yüzleşme anındaki zıtlıklarla ilgili görkemli bir oyun. Farklı dünya geleneklerinden üniformalı erkekler mağrur bir kol halinde hiza ile bir maden ocağının yaralı zemininden, nehir kıyısında bir yerleşim yeri olan insanla doldurulmuş ekolojik köye doğru yürüyor. Olağanüstü bir şekilde farklı ve imgelemindeki kesinlik nedeniyle unutulmaz olan “Geçit” bir önceki nesilden Türk ressam Mevlut Akyıldız’ın düzen karşıtı hicvini tamamen taşırken, Kaliforniyalı ressam Mark Henson’ın işlerinde de görülen hayalperest bir sembolizm ile bilenmiş tinsel iştahı da izleyiciye aksettiriyor. Whellkolm bir Bilinçaltı Deneyi Töre’nin cilt cilt bulunan kişisel eskiz defteri zulasından bilinçakışı tarzıyla kazıyıp çıkararak tasarladığı, tuval üzerine yağlıboya “Mind Puzzle” (2017) statükodan neredeyse uçucu bir kopuş. Töre’nin bu işi özgürlüğü tiksindirici gerçekler eşliğinde birer birer heceliyor. Töre’nin eserinde Jean-Michel Basquiat’ın en ünlü işlerindeki kararlı kompozisyonel bütünlüğü eksik olsa da, kendisinin hayalci mantığının

13

parçası. Töre bu kumaş parçasını, üzerine basit inşaat tuğlaları çizerek


kendini yeniden üretirken akıp giden enerjisi yeni dışavurumculuğun genç ustasına şaşırtıcı derecede benziyor. “Whellkom”daki tablolarda yinelenen karakterler ve sonun başlangıcını işaret eden hayaletler gibi nükleer atıklı distopyaların ve apokaliptik kentsel kümeleşmelerin içinden belirip yok olan yer değiştirmiş mutantlar var. Hareketli bir dinginlikle, titizce planlanmış bir resim olan “Gösteri” (2017),

14

zamanında hasılat rekorları kıran filmlerin görkemini günümüzdekiyle aynı şatafat ve histeri eşliğinde kendi kendini imha eden alternatif bir gelecekte hayata döndürüyor. Töre’nin keskin bir oran algısı ve muntazaman çarpık ve yeniden ölçeklendirilmiş imgeler satan reklamların bunaltıcı derecede aynı anda her yerde bulunmasına dair göz açıcı bir sezgisi var. Pop-art’ı savaş sonrası Amerika’sının ilk günlerinde zirveye taşıyan Claes Oldenburg gibi yerleşik geleneklere ve kurumlara karşı put kıran sanatçılarla aynı kulvarda. “Gösteri” dilin biçimlerini düşünsel kavramayı yanlış yerde atılan kahkahanın kaotik aşinalığı ile karıştırarak akıllıca yeniden icat ediyor. Töre’nin her eseri başka bir evren, yaratıcı keşfin bağımsız noktalarından fışkıran özgünlüğün ince bir şekilde kaleme alınmış taslaklarında da görünen belirli bir sanatsal imzasını taşıyan muhakkak bir zafer. “Kuşatma (Büyük Prodüksiyon)” (2017) serginin açılmasından hemen önceki haftalarda Töre kariyerinin dönüm noktası olan solo sergisine heyecanla hazırlanırken, Kasım ayı ortasında bitmiş. Bu eser, medeniyetin ve tarihin sanal bağlamında açık ve kapalı mekânın güçlü bir ifşasını sunuyor. Tüm güncel sanatçıların Ortaçağlı koruyucu azizi olan Hieronymus Bosch’a benzeyen bir tarz ve tesir ile bu iş, Töre’nin 2014 yılında okumak için bulunduğu Amerika’yı yeniden keşfettiği


manzaralara yol veriyor. Oldukça coşkun peyzajlarında da görüldüğü üzere, Töre’nin gittikçe daha da gelişecek olan ciddi bir zekâsı var. Bu eşsiz zekâ ileride toplumsal olarak kışkırtıcı tuvalleri ile Manifest Destiny¹’nin sanat tarihini ve halen sürmekte olan postkolonyel mirasını merhametsiz bir zekâ kıvraklığı ile gözden geçirip revize eden Kanadalı First Nations katılacak şekilde kendini geliştirmeyi sürdürecek. Son olarak, serginin merkezindeki plastik dokulu eser Töre’nin serbest form deneyselliğine dair eşsiz tutkusunu ortaya çıkarırken Fatih Urunç’un çocuksu tasarılarını da yeniden diriltiyor.

1

On dokuzuncu yüzyılın başlarında, bağımsızlığını yeni ilan etmiş olan

Amerika Birleşik Devletleri’nin batıya ve güneye doğru genişleme planlarını haklı göstermek için ortaya koyduğu uluslararası politikasını belirten terim. Bu, ABD’nin genişleme hakkının Tanrı tarafından bahşedilmiş en doğal hakkı olduğunu göstermek için türettiği bir terimdir.

15

ressamı Kent Monkman’ın yol açıcı sezgilerine benzer sanatsal görüşlere


16

Mind Puzzle 2017 Tuval üzerine yağlı boya / Oil on canvas 148 x 200 cm


3 SORUDA:

WHELLKOM

Röportaj @Bant Mag

Palmiyeler’den tanıdığımız Tarık Töre’nin geçmiş, bugün ve gelecekle ilgili hissiyatlarına tanıklık edeceğiniz Pilot Galeri’deki ilk kişisel sergisi Whellkom, dün itibariyle ziyarete açıldı. Töre’ye nefis detaylarlar kaplı sergisiyle ilgili üç soru sorduk.

Bu sergiden önce bilmediğin bir bilgi? Her şey bir anda olabilir. Solo sergi açmak istiyordum fakat nasıl ve nerede hiçbir fikrim yoktu. Bir gün telefon çaldı, “Pilot’ta sergi açmak ister misin?” dediler. Böylelikle bu bilgiyi tecrübe etmiş oldum

Bu sergiye hazırlanırken aklında sürekli dolaşan bir düşünce? “Serginin adı ne olsun”. Bir süredir atölyede çalışıyordum, genel bir başlık altında değil de istediğim şeylere odaklanmıştım. Sergi gündeme gelince bu işleri anlatacak, yeni bir şeye işaret edecek bir başlık olsun istedim. Sanırım ikinci günde Whellkom ismine karar verdim. Davet edici ama gelinen yerin düşündüğümüzden farklı olduğunu hissettiriyor

18

gibi geldi. Böylece bütün hazırlanma sürecinde kafam boş kaldı, ben de rahat ettim. :)

Bu sergiden sonra yapmak istediğin ilk şey? 18 Kasım Cumartesi günü İzmir’de İz Performans’ta Palmiyeler konseri olacak. Sanırım en çok yapmayı isteyeceğim şeylerden biri bu olurdu, güzel denk geldi. Solo sergi açma sürecinde insan tamamen kendine odaklanıyor. Sonrasında sevdiğim insanlarla bir arada, hep beraber bir şeyler yapmak kulağa eğlenceli geliyor. Umarım güzel bi gece olacak. Alsancak’ta görüşürüz, byeez.


“Whellkom” sergi görünümü, PİLOT, 2017 / Exhibition view: “Whellkom”, PİLOT, 21

2017


Gösteri / The Demonstration 2017 Tuval üzerine yağlıboya / Oil on canvas 23

140 x 180 cm


Gece Devriyesi (2065) / Night Watch (2065) 2016 Tuval üzerine yağlıboya /

24

Oil on canvas 120 x 180 cm


26

EXHIBITION TEXT

Whellkom to Tarık Töre’s first solo exhibition at Pilot. Now you are about to see a familiar yet unusual scenery where the crowds get together, the crowds get bigger and the parades get longer. Different eras co-exist. Masks and swords; knights, scientists, kooks in disguise; football nets and a tipi*. You get dizzy. You feel that a profound change is about to happen, either in the city or in wasteland. Playing with our perception of time, space and scale, Töre’s recent paintings offer a balance between an apparent turmoil on one hand and a great amount of hope on the other. By sampling elements from separate timelines in a single body of work, he constructs a personal mythology. It’s neither a paradise nor a promised land. For this exhibition, Töre presents new paintings that he kept working on at his studio and at the gallery until the opening day, making changes constantly. The show also features a selection from his earlier series. The title of the exhibition is wordplay by Töre as this would be his first solo show where he introduces himself to the audience. Whellkom by Tarık Töre will run through December 23. *A tipi (also tepee or teepee) is a conical tent made of skins, cloth or canvas on a frame of poles, used by American Indians of the Plains and Great Lakes regions.


INTRO Gülce Özkara

28

Tarık Töre’s first solo exhibition, which took place at PİLOT between the dates 16 November and 23 December 2017, carries the title “Whellkom”. The exhibition looks up new ways to transform time and space. It investigates the forms of perception. In this pursuit, he doesn’t neglect the use of scale. “Whellkom” invites spectator to a strange world. The puns and motifs that we come across prepare us for a game that we are about to play. As we proceed downstairs to the exhibition space, the bricks that the artist painted on a piece of fabric meet us. Louis Kahn’s famous statement “even a brick wants to be something” causes us to think about things a brick could be and expresses its open-ended desire for transformation. It forces us to think of the brick’s formation within its own singularity. Tarık Töre’s works at this exhibition searches for the position of each actor that comes together to form life not by consulting formulas or templates, but by looking at the net of entangled relationships found in the way of diverse temporalities and spaces come together. The artist’s works at this exhibition makes the often ignored visible by turning familiar images into bizarre ones; hence, revitalizing the desire for transformation, which has been dulled by the blasé attitude that ensures our ability to cope with urban life’s endless stimuli. He filters that which has become common and unexceptional in our social collective memory through his own memory’s strainer and transforms it, cracking the door open to different forms of thinking. This young artist drives us into a never-ending pursuit and investigation regarding what there is and what there could be. He takes us on an adventure alongside him.


Töre accumulates images that we perceive as belonging to separate puts into practice in his paintings. This is not only Töre’s personal mythology. He draws attention to these motifs that have become ordinary and have been engrained in our social memory under a new light. He reveals the layers of our flattened-out relationships and motifs that we inserted into a system that has been constructed by attributing meanings to it from the outside. He liberates us by transforming our world view. He cracks open our consciousness that has become banal. Here lies the game in Töre’s art. He saves us from our presuppositions by emptying our mind. By arousing and stirring our intuitive world, he enables us to create new connections with the world we live in. The complicated landscape in Tarık Töre’s paintings creates a reservation to approach at first, then stupefies, and finally pulls us in, helping us to realize the significance of each detail within themselves and in relation to each other as a whole. Each character within a crowd has their own existential struggle. It has importance in its singularity and within the balance of the painting. Each actor constituting the mass of crowds that we deny in our quotidian life harbors a unique life within like these details. He navigates not with pre-constructed molds and impositions, but with the dynamic network of relationships created by infinitely many actors coming together. A freedom in the flow of life. Töre’s magic is in his creation of an active freedom. He confronts the perpetual repetition with dynamic inventions, emphasizing that life can take a whole other form in this way. He tells us to discover the characters moving toward light beams by trusting our intuition. He creates a gentle balance between the anxiety

29

times and spaces in his memory. He imagines their togetherness and


30

of uncertainty and hope created by idling about abandoned territories. This balance tells us that although we are under siege, if we keep our attentiveness and diligence alive we can exist in the rhythm of life without getting flattened out and that death is a more liberating notion behind the sameness of soldiers wrapped up in different costumes marching monotonously. Two landscapes that looks like contrasts allow us to perceive relationships that seem antithetic around us as life patterns with a sense of wholeness. The details that the artist uses create a feeling of inclusivity while at the same time keeping the spectator out by allowing us to realize our transformative potential without positioning ourselves according to something stable. This exhibition arouses a curiosity about what the future promises us as a society and him as an artist alike. It dares to ask “why not try new things?” It shows us that acceptance of that which is available is possible and that one can create authentic spaces beyond situating oneself according to a center. Realities beyond time and space continue to be with the artist and take shape accordingly. The obscure landscapes that he creates stand on a thin line between anxiety and hope. Coexistences that look absurd are the epitome of what is real. What renders him interesting is the way he shows the possibility of existing authentically instead of being indifferent at the moment when stimuli turn into a cacophony. Tarık Töre’s art is strange and momentous.


32

Kuşatma (Büyük Prodüksiyon) / Siege (Big Production) 2017 Tuval üzerine yağlıboya / Oil on canvas 120 x 150 cm


A GRAND WHELLKOM: THE MIND-EXPANDING CANVASES OF TARIK TĂ–RE Matt Hanson

Comparing artists is essentially a figurative approach toward the appreciation of new and challenging exhibitions. It is a creative, literary technique to liken separate individuals who have often had little to no connection from the perspective of an outsider speaking in the logical terms of transferable knowledge. The essayistic device of the metaphor highlights artistic originality within the perceivable objectifications of the public imagination.

negligent, especially when they are merely as they are to themselves, unadorned without the social relationships and cultural influences that would proudly define them. When integrated into a movement, a school, an idea, even a belief, anything shared, the individual becomes known and assumes a larger-than-life character. They become symbolic, imbued with collective meaning far greater than that which they would normally ascribe to themselves. An artist is born after assimilating and ultimately transcending the past, when they conceive works that capture the utterly immediate, and fleeting present. From that point, they enter the historical process by contributing to its intellectual flux. And yet, every true artist endures a lifelong, and truly universal struggle with the dual natures of authenticity and experience working in a field in which the source of inspiration is not in the least shareable, and is, as testified by many great innovators, part of an absolutely selfless process of creation. Art has the power to expand minds when it communicates lucidly, and with the vulnerable qualities of the deeply personal, through material that is at once approachable while also breaching the inner walls of emotion and reason.

33

On the common ground of the modern city, a person alone is practically


The Tragicomic Wizardry of Tarık Töre The paintings of Tarık Töre are simultaneously unprecedented, and neatly encompassed by a range of predecessors whose works now stand to complement his inaugural solo curation. The aesthetic variety and technical craft that he employs displays a radical mind for the charged

34

and nebulous current where precision and revolution meet in the hand of the artist. It is a fine balance, and one that Töre executes with the tragicomic wizardry of his youthful brush. His eye is a fountain of youth, evoking tones and contrasts that are as entrancing as they are damnable. Whellkom begins down the spiraling underground steps into the highceilinged industrial, loft office at Pilot. The earliest exhibited pieces by Töre are drawn from the darkest interiors of the human soul, as he titled them under his series, “Death”. Overlooking the Pilot Gallery workspaces, a lone rider in neon, electric coral red glows against a moonlit silhouette of mountains. Lit from within like an x-ray, the skeleton of the man and horse is abstracted over a block, as a sculpture would stand in a town square. His subtle illuminations recall the paintings of Miles Davis as his ingenious mind issued forth in his last years through impromptu tendrils and sweeps of delineated spectrums. Aside the macabre horseman, he emphasizes his particular talent for opaque sable black of the darkest kind against a glaringly saturated, tawny lime palette. Out of a monolithic rectangle that seems to have been transported from the set of A Space Odyssey, there emerges the white shades of human bones, a lower spine, a ribcage, a skull. Notebook sketches appear with a seeming randomness where the skeleton


disappears, his eye sockets covered over with the multicolored lettering “Wheelkom” (2017) to introduce viewers to a foray of the ghastly realms of the subconscious where mortal fears take shape. Downstairs into the nether regions of the exhibition space, the initial piece is made from found material, the fabric of a wedding party meant to be signed by guests. He transformed it into a conceptual remnant over it. In the hallway leading to the main exhibition space, the final piece from his “Death” series titled “Parade” is a grandiose play on the opposites of the military-industrial complex in confrontation with the idyllic innocence of remote living immersed in nature. Uniformed men from varying world traditions march in an uppity column from the scarred earth of a mining project toward the riverine settlement of a peopled ecological village. Spectacularly distinct, and unforgettable in the exaction of its imagery, “Parade” has all of the antiestablishment satire of fellow Turkish painter of the previous generation, Mevlut Akyıldız, while conveying a spiritual appetite honed with a visionary symbolism also found in the works of California painter Mark Henson. Whellkom is a Subliminal Experiment In his stream-of-consciousness style excavated from voluminous stashes of personal notebooks, Töre conceived “Mind Puzzle” (2017) as an oil on canvas with an almost volatile detachment from the status quo. His work spells out liberation one disgusting reality at a time. While his piece lacks the single-minded compositional integrity of the most famous works by Jean-Michel Basquiat, the energy that streams through the autopoiesis of his dream logic has a stunning

35

of punk graffiti with the simple design of construction bricks sketched


resemblance to the late, young master of Neo-expressionism. In the paintings of “Whellkom” there are recurring characters, changeling mutants who emerge and disappear from nuclear fallout dystopias and apocalyptic urban agglomerations like wraiths come to signal the end of the beginning. It is a picture meticulously orchestrated with a motive stillness in his “Demonstration” (2017), which revives the glory

36

of cinematic blockbusters in an alternate future that self-destructs with the same pomp and hysteria as the present. Töre has a keen sense of proportion and its disillusions with respect to the overwhelming ubiquity of advertisements, which regularly sell warped, rescaled images. He is in league with such iconoclastic artists as Claes Oldenburg, who raised the heights of pop-art during its early days in postwar America. “Demonstration” cleverly reinvents the forms of language as its scrambles intellectual comprehension with the chaotic familiarity of misplaced laughter. Every piece by Töre is another universe, an altogether distinct triumph of originality that starts from independent points of creative exploration, though with a certain artistic signature throughout as visible in his thinly penned outlines. “Siege (Big Production)” (2017) was finished in the weeks prior to the opening of the show in mid-November as Töre excitedly prepared for his career-defining solo exhibition. It is a powerful revelation of open and closed space in the virtualized contexts of civilization and history. With a style and effect resembling the medieval patron saint of all contemporary visionary artists, Heironymus Bosch, the piece gives way to his rediscoveries of the American landscape, where he studied in 2014.


As seen in his utterly expansive landscapes, Tรถre has a critical intelligence that will develop further to join in such artistic sympathies as with the cutting insights of the Canadian First Nations painter Kent Monkman, whose socially-provocative canvases revise the art history of Manifest Destiny and its ongoing postcolonial legacy with unrelenting wit. Finally, his textured plastic centerpiece resurrects the childlike schemes of Fatih Urunรง while unveiling his unique passion for free-form

37

experimentalism.


2017 Tuval üzerine yağlıboya / Oil on canvas 190 x 255 cm

39

Keşif / The Discovery


40

Wastland 2017 Tuval üzerine yağlıboya / Oil on canvas 130 x 190 cm


3 QUESTIONS:

WHELLKOM

Interview @Bant Mag

We know Tarık Töre from the music band Palmiyeler. He is having his first solo showat Pilot Gallery. Whellkom presents Töre’s feelings about past, present and future. It’s a visual feast. His works are contained with brilliant details. We asked him three questions about his exhibition.

A thing you didn’t know before this exhibition? “Everything can happen”. I was already dreaming about making a solo show but I didn’t have a clue about how or where to do it. Then, one day, the phone rang, and they asked: “Do you want to do a solo at Pilot?” So, I’ve recently experienced this “knowledge”.

What was wandering in your mind as you prepare for the show? “What’s going to be the show’s title?”. I’ve been working in my atelier for a while but I didn’t focus on a specific topic. When the exhibition came up, I needed a title that can point out to a something new but also something inclusive. I think, I decided on the second day: “Whellkom”.

42

It’s inviting, but also it makes you feel like the place we arrived at is different from expected. So in the whole preparation process, I was relaxed.

What’s the first thing you want to do after this show? Palmiyeler will be performing at Iz Performance in Izmir on Saturday, November 18th. I think it's one of the things I want to do the most. In the process of opening an exhibition, people focus on themselves completely. Then, it’s fun to do something collective, with people I love. It will be a fun night. See you all at Alsancak, byeez.


“Whellkom” sergi görünümü, PİLOT, 2017 / Exhibition view: “Whellkom”, PİLOT, 45

2017


BİYOGRAFİ

1985 doğumlu Tarık Töre, 2013 senesinde Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim bölümünden mezun oldu. 2014 senesinde School of Visual Arts New York’a devam eden sanatçı aynı yıl Mimar Sinan Üniversitesi G.S.F. Resim Bölümünde yüksek lisans öğrenimine başladı. Yurtiçinde ve yurtdışında çeşitli grup sergilere katıldı. Son dönem yer aldığı grup sergileri arasında Das Art Project.’in küratörlüğünü üstlendiği Oksitosin: Güven Üzerine Denemeler (Muhacir Misafirhanesi, Haydarpaşa, 2016) ve Sharjah Bienali İstanbul ayağındaki Genetiğiyle Oynanmış (Abud Efendi Konağı, Hamam, 2017) sergileri sayılabilir.

46

BIOGRAPHY

Tarık Töre was born in 1985, and graduated from Mimar Sinan University, Faculty of Fine Arts, Painting department in 2013. The following year he attended New York School of Visual Arts, and started his MFA at Mimar Sinan University. He has exhibited in several group shows in Turkey and abroad since then. Recent group exhibitions include Oxytocin: Experiments on Trust (Immigrant Guesthouse, Haydarpaşa, 2016) and Genetically Modified (Abud Efendi Mansion, Hammam, 2017), both curated by DAS Art Project.


Tarık Töre Whellkom 16.11.17 - 23.12.17


Yayına Hazırlayan – Edited By Azra Tüzünoğlu, Amira Arzık Tasarım – Design Can Küçük Metinler – Texts Matt Hanson, Gülce Özkara Çeviri - Translation Ece Koçak Sergi Görüntüleri – Exhibition Views Rıdvan Bayrakoğlu Sıraselviler caddesi no:85/A Beyoğlu/İstanbul info@pilotgaleri.com 0212 245 55 05

© PİLOT


Profile for PİLOT

Tarık Töre | Whellkom  

Tarık Töre | Whellkom  

Advertisement