Issuu on Google+

“mit deutscher Beilage”

Aylık Gazete Monatliche Zeitung Kasım / Nowember 2008 Sayı / Ausgabe: 4

Tİ AFE Y İ N Z ISI RA L SAY U K ZE Ö

Gazeteniz artık Almanca ekiyle birlikte

Sokaklar Süslendi

Mahşerin Provası: Hac

İslam’ın 5 şartından biri olan Hac üzerine, VİF Hac ve Umre Organizasyonu’nun genel sorumlusu Halil İbrahim UYAR Bey ile doyurucu bir sohbet yaptık. Avrupa’da yaşayan Müslümanların kutsal yolculukla ilgili merak ettikleri bir çok sorunun cevabını aldığımız söyleşi bir yol haritası niteliğinde. Devamı 8’de

Viyana İslam Federasyonu gelenekselleşen Sosyal Dayanışma Kampanyası’nın bu yıl üçüncüsünü gerçekleştiriyor. Peygamber Efendimizin özellikle sosyal sorunlara ışık tutan hadislerine yer verilen kampanya ile hem İslam’ın evrensel mesajının insanlara ulaştırılması, hem de Peygamberimizin tanıtımı amaçlanıyor. Kampanya bu yıl, özellikle Avrupa’da gittikçe zayıflayan aile kurumuna vurgu yapan “Sizin en hayırlınız, ailenize en hayırlı olanınızdır.” Hadis-i Şerifi ile devam ediyor. Avusturyalıların yoğun ilgi gösterdiği hadisler,22-29 Kasım tarihleri arasında büyük şehirlerdeki reklam panolarında gösteriliyor. Devamı 3’de

2. Gençlik Buluşması Büyük İlgi Gördü

Mali Krizin Dünyaya Bedeli: 3.5 trilyon dolar

Hangi Cep Bilgisayarı Daha İyi Büyük elektro marketlerde yüzlerce ürün arasından mantıklı ve kullanışlı olanı belirleyebilmek için büyük bir çaba sarfetmemiz gerekiyor. Biz de Dewa olarak hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen cep telefonlarının en üst seviyesi olan cep bilgisayarlarını sizler için inceledik. Devamı 28’de

KÖŞEM

Tanıtım Sayısı Gratisexemplar

2

Uzun bir süredir bütün gelişmiş ülkelerin Amerika merkezli krizi atlatma çabalarını izliyor, okuyoruz. Bankaların, yatırım şirketlerinin ve bu kurumlarla çalışan firmaların bazıları iflas eşiğine gelirken bazıları iflas etti. Gelişmiş ülkeler bu duruma son verebilmek için acil planlar geliştirip büyük miktarlarda paralar ile maddi kaynaklar ayırıyorlar ve önümüzdeki senenin bütçelerinde daralmaya gidiyorlar. Devamı 7’de eety_49_q.pdf

Muhammed Turhan

28.08.2008

0:52:18 Uhr

İlki geçtiğimiz mayıs ayında düzenlenen Gençlik buluşmalarının 2.si Viyana’da düzenlendi. Gençlerin genel olarak problemlerinin ele alındığı buluşmaya, Avusturya Gençlik Federasyonu (JUWA)Başkanı Yasin Tecer’in yani sıra T.C Viyana Başkonsolosu Sedat Önal, Eğitimci Pedagog Seher İŞÇEL, Kaligrafi sanatçısı - Müzisyen Ayşe Atay ve Juwa Eğitim Merkezleri Genel Müdürü Mesut Koca katılarak gençlerin sorularına cevap vermeye çalıştılar. Devamı 21’de

Şimdi daha da ucuz !

Kriz Reçetesi

5

Mustafa Nebevî Pencereden Mullaoğlu Günümüze Bir Bakış

6

Türkiye‘yi aramanın dakikası artık sadece eety world

C

M

Y

CM

Serdar KACIR

Adalet ve Merhamet

10

Murat Solmazgül

Müslüman Büyüktür Küçük Düşünemez

İnanılmaz fiyatlarla yurtdışı tarifeleri Tüm dünyaya sms 9 cent Kendi dilinizde Müşterihizmetleri Aylık sabit ücret ve zorunlu kullanım limiti yok Fatura bilgilerini kontrol etme imkanı Kolayca kontör yükleme ve kalan kontör öğrenme eety World kartınıza 10€ yada 20€'luk eety türk kontörünüzü yükleyin, çok uygun fiyatlarla konuşmaya başlayın. eety‘nin avantajlar dünyasında yerinizi alın.

MY

CY

CMY

K

Avusturya içi tüm görüşmeler ve Tüm dünyaya SMS

Cent

Die ganze AYRINTILI BiLGi 32. SAYFADA Welt um wenig Geld!

Sorularınız ve ayrıntılı bilgi için: +43 (0) 681 83 0 83 info@eety.at www.dieweltkarte.at ve www.eety.at eety-Telecommunications GmbH Alser Straße 24/8, 1091 Wien

eety logosunu gördüğünüz her yerde !

dieweltkarte.at

9

Cent

12

Mevlüt GÜNER

İslâm’da Sosyal Dayanışma


2

Kasım 08 Nowember 08

Muhammed Turhan Kriz Reçetesi Ne demiş büyüklerimiz? Bir musibet bin nasihatten hayırlıdır. Bu günlerde küresel bir mali kriz yaşanıyor. Hani Nasreddin Hocaya nispet edilen bir kıssada hocanın evi başına yıkılınca hoca: yahu hiç vefa yok mu neden yıkılacağının haberini vermedin? diye sorunca, sıvam düştü sıvadın, harcımı düşürdüm tıkadın, damda delik açıldı tıkadın bütün bunlar birer uyarıydı sana. Hep pansuman tedbirlerle suni değneklerle ayakta tutulmaktadır. Faize dayalı sistemlerin iflah olmayacağını bir İtalyan ekonomist Alman kanalında şu ifadelerle izah ediyor. ABD ekonomisini inceledim, çatırdamaya mahkûm. AB’nin banka sistemleri de 10 yıla kadar çökmeye mahkûm. Sunucu soruyor, peki alternatif sistem? İtalyan ekonomist “tek alternatif var o da İslam’ın önerdiği faizsiz sistemdir” diyor. Sadece ekonomik alanda mı? Elbette hayır. Bu gün lüks içerisinde yüzen ancak huzuru olmayan milyonları görüyoruz. Kontosu kabarık, onlarca işçi çalıştırıyor, son model arabası, bahçeli evi,

onlarca metresi, gece diskosu, gündüz marlborosu var; ama huzuru yok. Günlük onlarca varlıklı insan intihar ediyor. Aile var ama huzur yok. Büyük var ama saygı yok. Küçük var ama şefkat yok. Anahtarların adresi, adresin anahtarı Gene Nasreddin Hoca ile devam edelim en iyisi. Hoca bir gün kapısının önünde bir sağa bir sola gidip geldiğini görünce vatandaşlar merakla hocaya: Hayırdır Hocam bir yitiğiniz mi var? Neyi arıyorsunuz? diye sormuşlar. Nasreddin Hoca’da anahtarımı kaybettim onu arıyorum, demiş. Hocaya yardım olsun diye hep birlikte anahtarı aramaya koyulmuşlar. Komşular yorulunca demişler ki; Hocam sağ tarafa mı gittiniz yoksa sol tarafa mı? Boşuna yorulmayalım. Hocanın cevabı çok ilginç... Evlat ben anahtarı kapıda kaybetmedim ki! Bunun üzerine komşular; aşkolsun hocam o zaman bize ne diye kapıda arattırıyorsun, kendin de kapıda arıyorsun. Hoca: Evlat

damda aramak zor geliyor da onun için, demiş. Şimdi özellikle İslam Âlemi ve genelde dünya insanlığı kaybettiğimiz yer bu gün ulaşmak istediğimiz yer mi acaba? İnsanlığımızı, âlicenaplığımızı, kahramanlığımızı, adaletimizi, sevgimizi, tutkumuzu, anlayışımızı, paylaşmamızı, insicamımızı ve kardeşliğimizi zor olsa da gerçek adresinde aramalıyız. Allah bize gerçek adresi göstermiş. Neyi, nerede, ne zaman ve nasıl yapmamız gerekiyorsa onun bizlere öğütlemiştir. İşte anahtarın adresi, iste adresin anahtarı. “Kim İslam’dan başka din ararsa ondan o kabul olunmayacaktır. Ve o ahirette zarara uğrayanlardandır. “ (Ali imran 85) “iyi bilin ki kalpler, ancak Allah’ın zikriyle tatmin olur.” (Ra’d 28)

Güncel ve gazetemizde yayınlanan özel haberleri yakından takip edebileceğiniz geniş içerikli, kaliteli habere önem veren haber sitemiz açıldı.

Yorulmak yok, yola devam “Sosyal Dayanışma Kampanyası “ adıyla yapılan peygamberimizi ve İslam’ı hadisler ile tanıtma çalışmamıza katkı yaparak Avusturya’da bu hayırlı çalışmanın yapılmasına cadde ve sokaklarına yansımasına vesile olan herkese teşekkürlerimi bildiriyor, yıllık mutad çalışmalarımızda bir değeri olan Kuran Ziyafetimize gösterdiğiniz yoğun ilgiden dolayı teşekkür ediyor, Allah’a emanet ediyorum. Es gibt viel zu tun

. . . a l y ı r a l ı k t a K


Kasım 08

HABER

Nowember 08

3

Hadisleri ile Peygamberimiz Tanıtılıyor Viyana İslam Federasyonu gelenekselleşen Sosyal Dayanışma Kampanyası’nın bu yıl üçüncüsünü gerçekleştiriyor. Peygamber Efendimizin özellikle sosyal sorunlara ışık tutan hadislerine yer verilen kampanya ile hem İslam’ın evrensel mesajının insanlara ulaştırılması, hem de Peygamberimizin tanıtımı amaçlanıyor. Kampanya süresince 163 hareketli (Rolling Board) ve 105 ışıklı panoda (City Light) gösterilecek olan hadisler almanca ve ingilizce olmak üzere iki dilde yayınlanacak. Peygamber Efendimiz (sav)’in evrensel çağrısını Müslümanların yanı sıra diğer

din mensuplarına da ulaştırılmasını sağlayan bu güzel kampanya, önemli bir boşluğu dolduruyor. “İnsanların en hayırlısı insanlara en faydalı olanıdır.” hadisiyle 2006 yılında başlayan kampanya, dünyanın en büyük sorunlarından biri olan açlığı bahis konusu yapan ‘Kişi komşusu açken tok kalamaz.’ hadisiyle devam etti. Kampanya bu yıl, özellikle Avrupa’da gittikçe zayıflayan aile kurumuna vurgu yapan “Sizin en hayırlınız, ailenize en hayırlı olanınızdır.” Hadis-i Şerifi ile devam edecek. Avusturyalıların yoğun ilgi gösterdiği hadisler, önümüzdeki günlerde

Salzburg Konsolosluğu’nda Yangın 19 Ekim 2008 Pazar günü sabaha karşı Salzburg Türk Konsolosluğu’nda çıkan yangında ölen ya da yaralanan olmazken bina maddi hasar gördü. Yangına molotofkokteyli ile yapılan saldırı sebebiyet verdi. Camdan fırlatılan molotofkokteylinin çıkardığı yangında Salzburg Türk Konsolosluğu binası hafif hasar gördü. Büro olarak kullanılan molotofkokteylinin atıldığı oda kullanılamaz hale gelirken itfaiyenin

zamanında müdahelesi ile binanın geri kalan kısımlarında büyük hasar oluşmadı. Salzburg kenti polis sözcüsü Hermann Rechberger yaptığı açıklamada bir konsolosluğa yapılan saldırıda doğal olarak hemen politik sebeplerin akla geldiğini ancak ellerinde buna dair bir kanıt olmadığı için kesin bir şey söylenemeyeceğini ve araştırmaların çok yönlü olarak sürdürüleceğini söyledi.

Avusturya’nın büyük şehirlerinin sokaklarını yeniden süsleyecek. Viyana İslam Federasyonu Başkanı Mehmet Turhan kampanya ile ilgili düzenlediği basın toplantısında şunları dile getirdi: “Dikkat edilirse her üç kampanyanın başlıkları arasında çok ciddi bağların olduğu, birbirini tamamlayan bir yapbozun parçaları oldukları fark edilecektir. Her üç kampanyadaki temel amaç, sosyal dayanışmayı arttırmak, aile bağlarını geliştirmek, bireyleri içinde bulundukları toplumun ihtiyaçlarına duyarlı hale getirmektir.”

Elektirik ve Gaz’a Büyük Zam Enerji Kurumu (EEA) elektirik ve gaz fiyatlarını büyük oranda arttırdı. Niederösterreich’lılar 1 Kasım tarihinden itibaren % 28, Viyana’lılar ise 15 Kasım’dan itibaren % 21 daha pahalı doğalgaz kullanacaklar. Elektirik oranlarında da hissedilir artış olacak: Viyana’nın elektiriğine % 8, Niederösterreich’ın elektiriğine ise % 10 zam yapılacağı açıklandı. Burgenland’ın bu zam dalgasından 1 Ocak’tan itibaren etkilenmesi bekleniyor. EAA elektirik ve gaza yapılan bu aşırı zammın uluslararası enerji piyasalarının içinde bulunduğu du-

rumdan kaynaklandığını bildirdi. Burgenland’da 31. Aralık 2008 tarihine kadar fiyatlarda herhangi bir artış olmayacağı, gerekli zammın 1 Ocak 2009’dan sonra yapılacağı, ancak zamların hangi oranlarda olacağının henüz bir netlik kazanmadığı EAA tarafından açıklandı. Ayrıca Wien Energie Fernwärme’nin de 15 Kasım’dan itibaren fiyatlarının artacağı ve bu zam oranının daire başına % 2,13 ile % 6,9 arasında değişeceği kaydedildi. Fernwärme’nin zammı da tıpkı EEA gibi uluslararası eneji piyasalarından kaynaklanıyor.


4

Kasım 08

HABER

Nowember 08

Viyana’nın 3. Sosyal Market’i Neubau’da Açıldı

Favoriten ve Mariahilf’deki başarının ardından Neubau’da düşük gelirlilere hizmet sunacak olan üçüncü Sosyal Market açıldı. Favoriten’de bulunan Sosyal Market’in açılışının 3. ayında 6000 üyeye ulaşmasının ardından 7. Viyana Neustiftgasse 73-75 numarada Viyana’nın üçüncü Sosyal Marketi açıldı. Aylık gelir seviyesi 893 Euro’nun altında olan az gelirli vatandaşlara bütçelerine uygun alış-veriş imkanı sunan Sosyal Marketler Viyanalılar tarafından büyük ilgi görüyor. Wiener Hilfswerk’ten gelir belgesi ve kimlikle alınan alış-veriş kartına (Einkaufskarte) sahip olanlara Sosyal Marketlerin kapıları sonuna kadar açık.

Düşük gelir seviyesine sahip insanlara gıda ürünlerini ve hijyen malzemelerini üçte bir fiyata sunan Sosyal Marketlerde alkol ürünleri satılmıyor. Haftada 35 Euroluk alış-veriş limiti olan marketler ayrıca uzun süredir işsiz statüsünde olanları çalışan olarak istihdam ediyor. Braunspergengasse 30 1100 Wien Pzt-Cuma 10.00-14.30 Neustiftgasse 73-75 1070 Wien Pzt-Cuma 10.00-14.00

Viyana Taksi Tarifelerine de Zam

Viyana‘da Kasım ayının başında taksi tarifelerine % 4 oranında zam yapılacak. ORF Online’ın haberine göre beklenen zammın ardından beş kilometrede 40 centlik bir fark olacak. Avusturya genelindeki mevcut zam dalgasına taksi tarifeleri de dahil oldu. Taksi Sendikasının Mart ayında zam talebiyle yapmış olduğu

başvuru şehir idaresi tarafından kabul edildi. Viyana taksi tarifelerine en son 1. Ocak 2006’da zam yapılmıştı. O zamandan beri taksimetre açılış fiyatı 2,50 (gece 2,60) idi. 4 kilometreye kadar her kilometre 1,20 (gece 1,40)’den işlem görüyor, ardından kilometre ücreti düşüyordu. Ayrıca taksimetre her başlayan 31,3 saniye için 20 cent arttırıyordu.

Fischer İçin Özel Pul 70. doğum gününü kutlayan Cumhurbaşkanı Fischer için kendi resmi olan pullar hazırlandı. 55 cent değerinde olan pullardan 700 bin adet basıldı. İnsanın pulda resmedilmesinin çok komik bir his olduğunu vurgulayan Fischer, saçlarının şu anda olduğu gibi hafif beyaz değil de daha koyu gözükmesine ise daha önceden basılmış hissi veriyor dedi.

Cenazeniz gece evde mi vefat etti? Bir telefonunuz yeterlidir. Uzman kadromuz en kısa zamanda yanınızda olacaktır. Cenazeniz Avusturya’nın her yerinden alınır ve en kısa zamanda Türkiye’ye ulaştırılır. ● 24 saat kesintisiz hizmet ● Avusturya ve çevresinde Cenaze Nakil ve defin işlemleri ● Gerektiği anda cenazenin kendi morgumuzda bekletilmesi ● Avusturya Resmi Makamlarındaki işlemlerin tamamlanması ● T.C. Başkonsolosluğundaki resmi evrakların temini ● Cenaze sahiplerine işlemlerin gidişatı hakkında sürekli bilgi verilmesi ● Uçuş organizasyonu ve rezervasyonları ile ilgili işlemlerin zamanında ve eksiksiz halledilip cenaze sahiplerine bildirilmesi ● Tüm havaalanlarında cenaze için ambulans temini

Schönbrunnerstrasse 182/2. A - 1120 Wien Tel: 01 / 810 73 59 Fax: 01 / 810 73 60 Mobil: 0699 / 123 62 960 E-Mail: office@demirel.at


Kasım 08

HABER İnsanlık, kapkara bir cahiliyet döneminden Allah’ın lütuf ve keremi, Rasulünün olağanüstü davet, gayret ve mücadelesi, ashabının azim ve fedakârlıklarıyla kurtulmuş, saadet medeniyeti kurulmuş ve erkekler birer Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali, kadınlar birer Hatice, Aişe, Fatıma, Sümeyye, gençler birer Ammar, Musap, Seleme, Üsame olmuşlardı. Yani insanlık, yeryüzünün en güzel sistemi, en mükemmel medeniyeti ve en güzide toplumuyla tanışmıştı. Kıyamete kadar örnek olacak bu saadet medeniyetiyle yüzler gülmüş, tek kelimeyle bir Kur’an ve İslam toplumu oluşmuştu. İşte böyle bir toplum olmuşlardı ki bir gün Hz. Peygamber (s.a.v.) ashabı kiramı şaşkınlığa düşüren şu Hadis-i Şeriflerini îrâd etmeye başladılar ve buyurdular ki: ‘’Sizin haliniz nice olur, bir gün gelir de kadınlarınız azgınlaşır, gençleriniz fasıklaşır ve siz de cihadı terk ederseniz!’’Sahabe-i kiram dediler ki: Bunlar olacak mı ya Rasulallah? Rasulullah (s.a.v.) “Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki daha kötüsü olacak (başınıza gelecek).” Dediler ki: “Bundan daha kötüsü nedir ya Rasulallah?!” Buyurdu ki: “Sizin haliniz nice olur, iyiliği (hakkı, adaleti, ahlakı ve İslam’ın iyi dediği şeyleri) emretmediğiniz, kötülükten (batılda, zulümden, ahlaksızlıklardan ve İslam’ın kötüdür

dediği şeylerden)de sakındırmadığınız zaman!” Dediler ki: “Bu da olacak mı ya Rasulallah?” Buyurdu ki: “Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, bundan da kötüsü olacak!” Dediler ki: “Bundan daha kötüsü de mi olacak ya Rasulallah!” Buyurdu ki: “Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, bundan da kötüsü başınıza gelecek.” Dediler ki: “Bundan da kötüsü nedir ya Rasulallah?” Buyurdular ki: “Sizin haliniz nice olur bir gün gelir de iyilikleri (hakkı, adaleti, ahlakı ve İslam’ın iyi dediği şeyleri) yasaklar, kötülükleri (batılda, zulümden, ahlaksızlıklardan ve İslam’ın kötüdür dediği şeylerden)de emreder hale gelirseniz!” Dediler ki:” “Bu da olacak mı ya Rasulallah?” Buyurdular ki: “Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, bundan da kötüsü olacaktır.” Dediler ki: “Bundan da kötüsü ne olabilir ya Rasulallah?” Buyurdular ki: “Sizin haliniz nice olur, iyilikleri kötü, kötülükleri de iyi görür hale geldiğiniz zaman!” Dediler ki: “Bu da mı olacak ya Rasulallah?” Buyurdular ki: “Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki bundan da kötüsü olacaktır.” “Bundan daha kötüsü de mi olacak ya Rasulallah?” Buyurdular ki: “Allah (c.c.) buyurdu ki: “Yemin ettim! Onlara öyle bir musibet gönderirim ki en âlimleri ve bilginleri bile hayretler

Mustafa MULLAOĞLU office@dewa.at

Nebevî Pencereden Günümüze Bir Bakış içerisine düşeceklerdir.’’Bu Hadis-i Şerif-i İmam Ahmed b. Hanbel Müsned’inde, İmam Gazali İhya’sında ve İmam Suyuti ise 40 ayet ve 40 Hadisle Cihad isimli eserlerinde rivayet etmişlerdir. Şimdi bu Hadis-i Şerif’in ışığında günümüze ve halimize bir bakalım ve “Biz burada zikredilen durumların neresindeyiz?” diye düşünelim. Aslında halimiz ve günümüz dünyası bundan daha açık ve net tarif ve izah edilemez. Ancak daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunmak için kısa bir tahlil yapmakta fayda görüyorum ve Hadis’in içerdiği konuları maddeler halinde sıralamak istiyorum: 1-Kadınların bozulması, azgınlaşması: Toplumları, devletleri ve medeniyetleri doğuran, Rabbimizin, cenneti ayakları altına koyduğu kadının günümüzde ne hallere getirildiği her akl-ı selim insan tarafından idrak edilebilecek kadar ortadadır. 2-Gençlerin fasıklaşması, günahkar olması: Her toplumun

Avusturya’da Sigara İçilmeyen Lokaller

Sigara yasağıyla ilgili çıkarılan yeni kanunla birlikte lokallerde sigara içme yasağı gelmişti. Bu yasağın ardından sigara içen müşterilerini kaybetmek istemeyen lokaller özel izin ile sigara içme hakkı almaya başladılar. Bu özel izinlerle sigara yasağının dışında kalan lokallerin sayısının gittikçe artmasıyla sigara içmeyenler ve özellikle sigara dumanından rahatsız olanlar için lokal sıkıntısı baş gösterdi. Sigara

IMPRESSUM

Nowember 08

yasağını uygulayan lokalleri bulmak oldukça zorlaştı. Sigara içmeyen ve sigara dumanından rahatsız olan vatandaşları düşünerek Kurier gazetesinin hazırladığı harita sigara içilmeyen lokalleri bulmak hususunda büyük fayda sağlıyor. Google map kullanılarak hazırlanan harita ile bütün Avusturya’da sigara içilmeyen lokallerin adreslerine ulaşılabiliyor. http://www.kurier.at/rauchfrei/

istikbali, geleceği ve gelecekteki hal tercümesinin bir ifadesi olan gençliğin ne kadarının sağlıklı olduğu, geçmişiyle geleceği arasında ne kadar sağlam bir köprü olabileceği konusunun üzerinde en çok düşünülmesi gereken konulardan biri olduğu tartışılmaz bir gerçektir. 3-Büyüklerin, erkeklerin cihadı, mücadeleyi terk etmesi: Neye karşı mücadeleyi? Zulme karşı, haksızlıklara, ahlaksızlıklara, kötülüklere, nefsi emmâreye ve bâtıl olan her şeye karşı mücadeleyi terk etmek... İşte bazı rivayetlerde geçtiği gibi zilletin ta kendisidir. Günümüz Müslümanlarının zilletten kurtulamayışının temelinde bu gerçek yatmaktadır. Hz. Ali (r.a.)’nın dediği gibi: “Haklarınızı koruyun. Aksi takdirde haklarınızla birlikte şereflerinizi de kaybedersiniz.” 4-İyilikleri (hakkı, adaleti ve insanların yararına olan her şeyi)emretmeyi, tavsiye ve tebliğ etmeyi ve kötülüklerden sakındırmayı terk etmek:

Günümüz insanlarının “bananeci” bir yapıya sahip olması, vurdumduymazlığı ve bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın mantığı, Hadis-i Şerif’teki bu kısmın ta kendisi değil de nedir? 5-İyiliklerin yasaklanması ve kötülüklerin emredilmesinin dayatılması: Nice hayır ve faydalı şeylerin yasaklandığı, milli ve manevi değerlerin ayaklar altına alındığı, kötülüklerin teşvik edildiği ve reklamlarının yapıldığı dünyamızda insanlığın içine düştüğü ibretlik duruma şahit oluyoruz. 6-İyiliklerin kötü, kötülüklerin ise iyi görünür olması: İşte en vahim ve kötü olan aşama da budur. Bu durumu günümüz ifadesiyle, zihniyet değişimi olarak isimlendirebiliriz. Çünkü burada insanın bakış açısından bahsedilmektedir. Bir insan ki iyiyi kötü görür, kötüyü de iyi görür hale geldi mi, Allah muhafaza her şeyi birbirine karıştırır. Hakkı batıl, batılı Hak görür. Hayrı şer, şerri hayır görür. İyiyi kötü, kötüyü iyi görür; güzeli çirkin, çirkini güzel; faydalıyı zararlı, zararlıyı faydalı görür; akı kara, karayı ise ak görür hale gelir. Dolayısıyla zihniyet değiştiği zaman insanlar yaptıkları her türlü yanlışlıklara da kılıf bulurlar. Şeytan da bu kılıf bulma işinde akıllara durgunluk verecek derecede yardımcı olur. İnsanların gözünün içine baka baka Allah’ın kesin haram

5

kıldığı şeyler yasalarla mübahlaştırılır. Zihniyet değiştiği zaman bir de bakarsınız ki Müslüman adam, hem de ibadetlerine düşkün bir insan, zalimden yana, batıldan yana, işgalcilerden, milyonlarca Müslüman’ın katillerinden ve insanlık düşmanlarından yana tercih yapmış, onlardan yana tavır koymuş ve hatta destek olmuştur. Bu tutumlarında da öyle kılıflar arkasına sığınmışlardır ki neredeyse din böyle emrediyor diyecekler. Bir insanda böylesine menfi bir zihniyet değişimi söz konusu oldu mu, onun kıyameti kopmuş demektir maalesef. Allah’ın hidayet verip, istikamet lütfettikleri müstesna... 7-En âlim, en bilgin kişileri bile hayretler içerisine düşürecek derece musibet: Zamanımızda, başımıza gelen bir takım felaketlerle ilgili: ‘’Bunlar, Cenâb-ı Allah’tan birer uyarıdır.’’ demenin bile yadırgandığını, hatta bazılarınca suç sayıldığını bile bile derim ki: ’’Bu kadar yozlaşmaya ve Sünnetullah’a bu kadar aykırı gidişata rağmen Cenâb-ı Allah’ın bunca mühleti, kullarına şükür ve istikamet gerektiren rahmet ve nimetinden değil midir? İnanıyorum ki Cenab-ı Mevlamız, bütün kullarına bu soruyu yanıtlayabilecek kadar akıl ve fikir vermiştir. Yüce Rabbim, nefislerimizi, nesillerimizi, Ümmet-i Muhammed’i ve insanlığı ıslah eylesin.

Ring’e Turist Tramvayı Geliyor

Ring üzerinde sefer yapan 1 ve 2 tramvaylarının güzergahlarının değiştirileceği, 1 ve 2’nin 26 Ekim 2008’den itibaren tıpkı D ve J tramvayları gibi yollarının bir kısmında Ring’den geçecekleri bildirilmişti. 1. Viyana’ya uzak bölgelerin ulaşımını kolaylaştırmak ve şehir içi trafiği rahatlatmak amacıyla yapılan bu güzergah değişikliği her ne kadar kullanımda kolaylıklar getirecek olsa da şehrin tarihi dokusuna zarar vereceği için eleştiriler almıştı. Alınan bu karar, eleştirilere rağmen 26 Ekim’den itibaren yürürlüğe girecek ve 1 ve 2 tramvayları artık iki farklı yönden İç Şehrin etrafında durmaksızın hizmet sunmayacak-

lar. Ama 2009 Nisan ayından itibaren Turist Tramvayı olarak 1. Viyana’nın etrafında bir tramvay seferi hizmete girecek. Günlük 10.00 – 12.00 saatleri arası hizmet sunacak olan yeni turist tramvayı yarım saatlik aralarla çalışacak. Eski şehir etrafında yapılan gezi boyunca LCD ekranlardan ve kulaklıklardan, görülecek yapılarla ilgili bilgilendirmeler yapılacak. Belirlenmiş noktalardan yolcu indirme-bindirme yapacak olan tramvaylar turistler için 40 oturaklı olarak yeniden dizayn edilecek. Wiener Linien’in normal seyehat biletlerinin geçerli olmayacağı turist tramvayı için özel biletler satılacak.

Herausgeber: Tulpe, Verein für Interkulturelle Orientierung; Rauchfangkehrergasse 36, A-1150 Wien - Kontakt: office@dewa.at Chefredakteur: Yakup Geçgel - Redaktion: Mustafa Uçar, Tuğba Kacır, İlknur Özyürek, Mahmut Bülbül, Murat Solmazgül, Serdar Kacır - Anzeigen: Mehmet Akkaya Layout und Art Director: Musdi - Druck: Sun Print & Vertriebs GmbH Deutschland - Der Herausgeber übernimmt keine Haftung für den inhalt der Anzeigen und Kolumnen


6

Kasım 08

HABER

Nowember 08

Serdar KACIR serdarkacir@hotmail.com

2008 Yılında Doğum Oranları Arttı

Adalet ve Merhamet Dünya ekonomik krizin pençesinde tam anlamıyla can cekişiyor. Büyük değer kaybına uğrayan borsalar, iflas eden bankalar, batan ülkeler derken kriz herkesin kapısını çalmaya başladı. 2000’den bu yana süreci hızlandıran faktörler bertaraf edilmeye çalışılsa da ne var ki başarılı olunamadı ve kriz patlak verdi. ABD’de başlayan dalga biranda bütün dünyaya yayıldı. Hükümetler, ülkelerinin krizi en az hasarla atlatması için destek paketi çıkarma yarışına giriştiler. Fakat, görünen o ki yerinden oynayan taşların tekrar yerine oturması biraz zaman alacak. Dünyayı krize sürükleyen sistemin yerini yeni bir sistem alacak. Bu noktada Müslüman girişimciler süreci iyi değerlendirmeli ve taşlar yerine oturana kadar hesaplarını kitaplarını yapmalılar. Oluşacak olan yeni dünya sisteminin kurucu temellerinin içerisinde Müslüman girişimcilerin yer alması sistemin işleyişine de yön vermeyi mümkün kılacaktır. Yoksa dünyayı kaosa ve krize sürükleyen sistemlerin oluşmasını asla engelleyemez ve zararlarına da ortak oluruz. Yeni bir sistemin kurulması elbette kısa vadede gercekleşecek değil. Bunun için teorisyenler eski tezlerin hatalarını tesbit edecek ve yeni tezler üretecekler. Üretilen yeni tezler uygulayıcılar tarafından piyasaya sokulacak ve yeni bir süreç başlayacak. İşte bu nokta kendi teorilerimiz ve uygulayıcılarımız devreye girmek durumunda. Aksi takdirde dünya krizlerle boğuşmaya ve Müslümanlar da krizden etkilenmeye devam edecek. Adaletli ve merhametli bir dünya düzeninin oluşması için adaleti ve merhameti kendi halkında tesis etmiş ekonomisi güçlü devletlere ihtiyaç var. Dünya yaklaşık iki yüzyıl gibi uzun bir süredir fetreti yaşıyor. Müslümanların ve gayr-i Müslim mazlumların hamisi Osmanlı tarih sahnesinde aktörlükten çekildiğinden beri oluşan dünya sistemlerinde Müslümanlar hep figüranı oynamak zorunda bırakıldı. Lakin görüldü ki, eğer Müslümanlar trenin makinisti olmazlarsa bu tren kazadan kazaya gidecek ve arka vagonlarda oturanlar bu kazalardan sürekli etkilenecekler. Bu fetretin bitmesi için İslam ümmetine, Müslüman devletlere ve dahi tek tek her bir Müslümana ayrı ayrı görevler düşüyor. ‘Ben tek başıma ne yapabilirim ki?’ sorusu haksız bir soru olduğu kadar yaşadığımız fetreti sürekli uzatan ve çocuklarımızın, hatta torunlarımızın da bu bu fetretten nasibini almalarını gizliden gizliye temin eden bir tuzaktır. Herkes öncelikle kendinde adaleti ve merhameti tesis etmeli. Adaleti tesis etmeli ki Allah’ın halifesi olarak yerzüyünde yaşanan zulümlere son verebilsin. Merhameti tesis etmeli ki mazlumların dertlerine ortak olabilsin. Adaleti ve merhameti tesis etmeyi başaran Müslüman, kendine güvenmeli ve emin adımlarla yürümeli. Ailesini, akrabalarını, dostlarını ve arkadaşlarını adaletli ve merhametli olmaya davet etmeli. Allah’ın güvenine mazhar olan Müslüman eğer kendine güvenmiyorsa bir yerde büyük bir problem var demektir. Problemlerimiz ne kadar büyükse çabamız da onu çözebilecek kadar büyük olmalıdır. Yetmediğimiz yerde Allah’ın yardımı gelecek ve aşılmaz görünen sıkıntılar birer birer çözülecektir. Yeter ki Müslüman ayakları sağlam bir şekilde yere bastığı halde, gözünü ufka dikmiş olarak yolunda yürümeye devam etsin.

Avusturya’da geçen yıla oranla doğum oranları az da olsa artış gösterdi. Doğum istatistiklerine göre 2008 Ağustos ayının sonunda 50.699 bebek dünyaya gözlerini açtı. Statistik Austria’nın verilerine göre 2008 yılında doğum oranlarında % 1,4 artış gözlendi. Geçtiğimiz 12 ay içersinde doğum oranlarında % 0,4’lük bir düşüş kaydedilmişti. 6.548 bebeğin doğumunun kaydedildiği Ağustos 2008 verilerine bakıldığında geçen yıla oranla % 4,5’lik bir düşüş mevcut. Ağustos ayında özellikle

Viyana ve Salzburg’da doğum oranlarında büyük düşüş yaşandı. Salzburg % 15,3’lik düşüşle birinci sırada yer alırken, Viyana % 8,8’lik düşüşle Salzburg’u takip etti. Kärnten, Burgenland ve Vorarlberg eyaletlerinde Ağustos ayı doğum oranlarında azalma olmadığı kaydedildi. Ocak ayından Ağustos ayı sonuna kadar yapılan değerlendirmede, Steiermark ve Salzburg’un doğum oranlarında çok az bir düşüş gözlenirken (- % 0,2) Vorarlberg (% 4,0), Burgenland (% 3,3), Viyana (% 2,4), Kärnten (% 2,3), Ni-

ederösterreich (% 1,5), Oberösterreich (% 1,0) ve Tirol (% 0,7)’deki artışlar ülke genelindeki doğum oranlarını arttırdı. Erkek bebek doğum oranının kız bebeklere göre daha yüksek olması dikkati çekerken evlilik dışı doğumların da artması gözden kaçmadı. Geçen sene doğan bebeklerin % 38’i evlilik dışıyken bu oran bu sene % 38,8’e yükseldi. Evlilik dışı doğumların en yüksek olduğu eyalet % 53,1 ile Kärnten olurken, Viyana % 31,2 ile sıralamanın en sonunda yer aldı.

Viyana’da Suç Oranı Geriledi

Güncel ve gazetemizde yayınlanan özel haberleri yakından takip edebileceğiniz geniş içerikli, kaliteli habere önem veren haber sitemiz açıldı.

Viyana Polisi suç ile olan mücadelesindeki başarısını kutluyor. Özellikle ağır suçlara giren olaylarda gözle görülür bir düşüş elde edildi. 2007 yılına oranla 2008 yılının Ocak – Eylül ayları arasında Viyana’da suç oranında büyük düşüş gözlendi. Toplam suç kaydı 159.000’den

157.793’e geriledi. Bu da Viyana genelinde bu yıl için kanundışı olayların % 0,8 oranında azalması demek. Aynı zamanda geçen yıla oranla bu yıl aydınlanmış dosya sayısı da arttı. Bu sevinç verici haberde Viyana polisinin çabalarının önemli bir payı bulunuyor. Dolayısıyla

daha güvenli hale gelen Viyana sokaklarında banka soygunları ve hırsızlık olayları da hissedilir şekilde azaldı. Çok yaygın bir problem olan cep telefonu hırsızlığının önüne ise bu yola başvuran gençler üzerinde uygulanan yaptırımlar sayesinde büyük oranda geçildi.


Kasım 08

DÜNYA

Nowember 08

Mali Krizin Dünyaya Bedeli: 3.5 trilyon dolar

7

Uzun bir süredir bütün gelişmiş ülkelerin Amerika merkezli krizi atlatma çabalarını izliyor, okuyoruz. Bankaların, yatırım şirketlerinin ve bu kurumlarla çalışan firmaların bazıları iflas eşiğine gelirken bazıları iflas etti. Gelişmiş ülkeler bu duruma son verebilmek için acil planlar geliştirip büyük miktarlarda paralar ile maddi kaynaklar ayırıyorlar ve önümüzdeki senenin bütçelerinde daralmaya gidiyorlar. Ülkelerde yaşanan gelişmeler ise şöyle...

TÜRKİYE

2001 krizinde ekonomisi ağır yara alan Türkiye, ABD’den başlayan küresel krizde dayanıklı kaldı. Krize neden olan mortgage ürünlerinin Türkiye’de yer almaması nedeniyle bankacılık sisteminde ABD ve Avrupa’dakine benzer sorunlar görülmedi. Türkiye krize karşı henüz bir önlem paketi açıklamadı.

ABD

Küresel krizin adeta başkenti olan ABD, 700+150 milyar dolarlık plan hazırladı. ABD Hazinesi devlet yardımına ihtiyaç duyan, sigorta şirketleri dâhil tüm finans kuruluşlarına sermaye enjekte edebilir. Hazine, finans kuruluşlarının elindeki sorunlu mortgage varlıklarını satın alabilir. Uluslararası finans krizinin başlangıcı olarak kabul edilen Ağustos 2007 tarihinden bu yana ABD’de batan banka sayısı 14’e ulaştı. Banka iflasları 2008 yılında hız kazandıve sadece bu yıl 11 banka iflas bayrağını çekti. ABD hükümeti, son olarak ülkenin en büyük mevduat bankası Washington Mutual’a el koydu.

İNGİLTERE

Dünyayı saran kriz Avrupa’nın ikinci büyük ekonomisi İngiltere’yi de önlem almaya zorladı. İngiltere’nin açıkladığı paketin büyüklüğü 400 milyar sterlini (691 milyar dolar) buluyor. İngiltere, RBS ve HBOSLloyds birleşmesine 37 milyar sterlin sermaye yatıracak. Bir diğer İngiliz bankası Barclays ise hükümetin desteğini almayarak 6.5 milyar sterlinlik sermaye artırdı.

ALMANYA

Avrupa’nın en büyük ekonomisine sahip olan Almanya, ülkedeki tüm banka mevduat hesaplarını devlet güvencesine aldı. Almanya’nın kurtarma planının toplam büyüklüğü 470 milyar Euro olacak. 470 milyar Euro’nun 400’ü kısmi garantiler, 70’i ise bankalara sermaye enjekte etmek için kullanılacak. Devlet garantileri

2009 sonuna kadar geçerli olacak.

FRANSA

Fransa hükümetinin bankalara vereceği garantinin limiti 320 milyar Euro olacak ve bu amaçla devlet bir şirket kuracak. Bankaların yeniden sermayelendirilmesi için ikinci bir kamu şirketi daha oluşturulacak. Bu şirkete Fransa devleti tarafından 40 milyar Euro verilecek.

AVUSTURYA

Avusturya Hükümeti, bankacılık sistemine büyük bölümü garantilerden oluşacak 100 milyar Euro’luk kaynak sağlayacak.

İTALYA

İtalya da kriz nedeniyle bankaları destekleyecek. İtalya Ekonomi Bakanlığı Müsteşarı Alberto Giorgetti, İtalyan hükümetinin bankacılık sektörüne destek için 20 milyar Euro’dan fazla kaynak sağlayacağını açıkladı.

İSPANYA

İspanya, banka kredileri için bu yıl 100 milyar Euro garanti

edecek. İspanya ayrıca, mali sektöre yardım amacıyla 30 milyar Euro’luk bir fon kuruyor.

RUSYA

Gelişmekte olan ülkelerin başında gelen Rusya, finans krizine karşı toplam değeri 86 milyar dolar olan iki önlem paketini hazırladı. Rusya küresel piyasalardaki aşırı hareket nedeniyle defalarca borsasında işlemleri durdurmak zorunda kaldı. Kriz nedeniyle Svyaz Bank, KitFinance ve Sobinbank adlı üç Rus bankası devlet eliyle kurtarıldı.

İZLANDA

Kuzey Atlantik’in ortasında bulunan 300 bin nüfuslu küçük ada ülkesi İzlanda’nın ekonomisi çökme riskiyle karşı karşıya kaldı. İzlanda Kronası’nın Euro’ya karşı bir gün içinde yüzde 30 düşmesinin ardından İzlanda Hükümeti, devletin bankalar üzerindeki etkinliğini artıracak bir paket açıkladı. Paket, banka mevduatlarının garanti altına alınmasını içeriyor. İzlanda hükümeti ülkenin üç büyük bankası Kaupthing, Landsbanki ve Glitnir’e el koydu. Rusya, İzlanda Merkez Bankası’na döviz rezervlerini desteklemek için 4 milyar Euro kredi verecek.

İRLANDA

Kurtarma paketinin büyüklüğü 400 milyar Euro (549 milyar dolar).

NORVEÇ

Kurtarma paketinin büyüklüğü 350 milyar kron (57.4 milyar dolar).

YUNANİSTAN

Yunanistan 3 yıl için bankalardaki mevduat garantisini 100 bin Euro’ya çıkarmaya yönelik bir düzenleme hazırladı. Yunanistan Başbakanı Karamanlis, Yunan ekonomisinin güçlü ve dayanıklı olduğunu söyledi.

BENELÜKS

Hollanda, finansal güçlük içine düşebilecek kurumları desteklemek amacıyla 20 milyar Euro’luk fon kurdu. Fon yalnızca büyük bankalar için değil, sigorta şirketleriyle orta ve küçük ölçekli finansman kuruluşları için de geçerli olacak. Ayrıca Belçika-Hollanda merkezli finans grubu Fortis NV, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg’un ortak müdahalesiyle devletleştirildi. Üç ülke Fortis NV’ye 11.2 milyar Euro para aktarma kararı aldı. Belçika devletleştirme sürecine 4.7, Hollanda 4, Lüksemburg ise 2.5 milyar Euro ile katkıda bulundu. Ancak ortak müdahalesiyle devletleştirilen Fortis NV’nin kontrolü bir hafta sonra (29 Eylül) Fransızlara geçti. Fransa’nın halka açık en büyük bankası olan BNP Paribas, Fortis ile yapılan anlaşmanın toplam değerinin 14.5 milyar Euro olduğunu açıkladı. Böylece BNP, Fortis Belçika’nın yüzde 75’ini, Fortis Lüksemburg’un ise yüzde 66’sını kontrolü altına aldı. Fortis NV’nin Hollanda’daki ABN Amro varlıklarını ING’nin alması planlanıyor. Belçika, Fransa ve Lüksemburg Dexia’ya 6.4 milyar Euro yatırdı ve bankayı kısmen kamulaştırdı.


8

Kasım 08 Nowember 08

RÖPORTAJ

Mahşerin Provası: Hac

Röportaj: Serdar KACIR Dewa İslam’ın 5 şartından biri olan Hac üzerine, VİF Hac ve Umre Organizasyonu’nun genel sorumlusu Halil İbrahim UYAR Bey ile doyurucu bir sohbet yaptık. Avrupa’da yaşayan Müslümanların kutsal yolculukla ilgili merak ettikleri bir çok sorunun cevabını aldığımız söyleşi bir yol haritası niteliğinde.

Halil İbrahim UYAR Kimdir? 1956 İstanbul doğumlu, aslen Kayseriliyim. 1968 yılında Avusturya’ya işçi bir ailenin çocuğu olarak geldim. Babam 1964 yılında ilk gelen işçilerden biri olarak Avusturya’ya intikal etmiş. İlkokulu Türkiye’de olmak üzere, orta tahsilimi Avusturya’da yaptım. 20 yıl kadar bir şirkette dekoratör olarak çalıştım. 2000 senesinden beri profesyonel elaman olarak Viyana İslam Federasyonu’nda memur statüsünde görev yapmaktayım.

VİF Hac ve Umre Organizasyonunun genel takibini yaptığınızı ayrıyeten biliyoruz. VİF kaç yıldan beri Hac organizasyonu yapıyor? Benim takip ettiğim kadarıyla 30 yılı aşkın bir zamandır VİF bu organizasyonu yapıyor. Başlangıçta çok küçük gruplarla gerçekleştirilen bu kutsal yolculuk daha sonra büyük kafilelerle yapılmaya devam etti. VİF olarak Avusturya’da 2007 yılında ulaştığımız hacı rakamı 650’dir. Bu yıl kotalar düşürüldüğü için hedeflediğimiz rakam 600 oldu. Yüksek talep olduğu halde kotamızdan dolayı talebi karşılayamıyoruz. Mekke ve Medine’de birçok otelin yılılmasından dolayı Suudi yönetimi hac kotalarında büyük indirime gitti. VİF olarak hac yapmak isteyenlere nasıl bir hizmet sunuyorsunuz? Hacı adayını buradan başlamak üzere geriye dönene kadar nasıl bir süreç bekliyor? Ben öncelikle Hac felsemizden bahsetmek istiyorum. Arka planında kesinlikle ticari bir düşünce yatmayan, hizmet ön planda tutulan bir organizasyon yapıyoruz. Diğer organisazyonlara karşı temel farklılığımız da belki bu noktatır. Biz cami endeksli bir teşkilat olduğumuz için dini hizmet veriyoruz. Hac da dini vecibelerden bir tanesi olduğu için teşkilat olarak sunduğumuz hizmetle insanlara yardımcı oluyoruz. Müslümanlar için hac önemli ibadetlerden birisi, bilhassa Avrupa’da yaşayan Müslümanlar için. Çünkü öyle zannediyorum, kayıtsız şartsız Avrupa’da yaşayan Müslümanların ekonomik imkanlarından dolayı büyük bir çoğunluğunun üzerine hac vacib oluyor. Teşkilat olarak hac konusunda sürekli teşvikler yapıyoruz. Bu teşvikler neticesinde bir kişi hacca gitmeye karar verip bize müracat ettiğinde

başta gelmesi gereken hususlardan birisi motivasyon. Hacı adaylarını kutsal yolculuğa hazırlamak için öncelikle çok iyi motivasyon yapmak gerekir. Hac yapmak isteyen kişi alışılmış bir seyahat yapmak için yola çıkmıyor veya tatil yapmaya gitmiyor. Dolayısıyla hacı adaylarının bu önemli ibadete konsantre olabilmesi için hac öncesi güzel bir motivasyon yapılması gerekir. Bu vesileyle hac adaylarının kutsal beldelere hazır bir halde gitmesi sağlanıyor. Hac öncesi hazırlık için hizmet veren oldukça geniş ve ehliyetli bir hoca kadromuz var. Özel şirketlerle kıyaslandığı zaman sahip olduğumuz hoca kadrosunun büyük bir artımız olduğunu düşünüyoruz. Hac meşakkattir, yani zorluktur. Bu zorlukları tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmasa da asgariye indirmeye gayret ediyoruz. 3 milyon insanın aynı zaman diliminde kutsal beldelere misafir olduğu düşünülürse, bazı aksaklıkların ve eksikliklerin, zorluğun olması da tabii bir durum oluyor. En önemlisi insanlara haccı yaşatabilmek. Haccı yapan kişi geriye döndüğünde kendinde büyük bir farklılık hissetmesi lazım, tabir-i caizse hayatlarına yeni bir yön vererek, yeniden doğmuş bir insan olarak hayatını devam ettirmesi gerekiyor. Bunlar hep bizim organizasyon olarak temel hedeflerimiz. Hacılarımızla ilgilenen irşad ekibi hac konusunda uzman kişilerden oluşturulan donanımlı bir rehber kadrosudur. İrşad ekibinin yanında sürekli sağlık hizmeti sunan bir doktor ekibimizde hazır bulunmaktadır. Sağlık ekibimiz sadece bizim organizasyonumuzla gelen hacılara hizmet vermiyor, aynı zamanda ihtiyaç durumunda bütün hacılara hizmet vermeye gayret ediyor. Otellerimizde hacılarımıza 3öğün yemek veriyoruz. Bütün bu hizmetler için 200 arkadaşımız devamli surette görev yapıyorlar. Diğer organizasyonlardan farklarınıza değindiniz. Bazen hac yapan kişiler bazı organizasyon yapan şirketler hakkında şikayetlerini dile getiriyorlar. Burada temel sıkıntı ticari kaygıdan mı kaynaklanıyor, yoksa profesyonel düşünmemekten mi? Ehliyetli kadronun olmayışı başlıca faktörlerden bir tanesi... Hac noktasında ticaret yasak olan bir şey değil. Fakat neticede bir organizasyon dahilinde hac yaptırılan insanlar öncelikle dini açıdan doyurulmalı. Bununda yolu ehliyetli kadrolardan geçiyor. Götürmüş olduğunuz grup ve kafile başkanlarının hac konusunda uzman olmaları çok önemli. Biz sadece Avusturya değil aynı zamanda Avrupa çapında bir organizasyon olduğumuz için, Avrupa’dan gelen toplam 7000 hacıya hizmet veriyoruz. Biz VİF olarak kendi başımıza bir organize yapmıyoruz, Avrupa Milli Görüş Teşkilatı’nın organizas-

yonunun bir kolu olarak oraya gidiyoruz. 7000 hacıya hizmet veren büyük çaplı bir organizasyon gerçekleştirildiği için ihtiyaçlara cevap verebilecek hizmetler çok öncesinden hazırlanmış oluyor. Otellerden tutun, sağlık hizmetlerine, yeme içmeye kadar birçok şey toplu organize edildiği için bu ihtiyaçların giderilmesine yönelik bir çabaya ihtiyaç kalmıyor. Dolayısıyla ibadet noktasında hacılara konsantre olabilecek zamanı orada ayırabiliyoruz. Diğer ihtiyaçlar 200 kişilik profesyonel bir kadro tarafından karşılanıyor. Biz hacı adaylarının hac ibadeti ile ilgili yerine getirmeleri gereken hususlara daha fazla vakit ayırıp onları bu konuda motive edebiliyoruz. Kısa bir zaman önce idrak ettiğimiz Ramazan ayını uğurladık. Önümüzde kurban ve hac var. Şuanda hac organizasyonundaki hazırlıklar hangi aşamada? Aslında Ramazan ayı girmeden hac organizasyonunun büyük bir kısmı tamamlanmış oluyor. Tecrübe ile sabit, geçmiş dönemlerde hac çalışmalarına Ramazan bittikten sonra başlamış oluyorduk. Önümüzdeki seneler için de Avrupa’da yaşayan Müslümanlar eğer hacca gitmeyi düşünüyorlarsa bir sene evvelde kayıt yaptırmaları gerekecek. Ki kendilerine yer bulabilsinler. Bunun örneği Türkiye’de var. 70 000 kontenjana 450 000 kişi müracat ettiği için kura neticesinde insanlar hacca gidebilmekte. İki üç yıl kura çıkmadığı için hacca gidemeyen insanlar oluyor. Önümüzdeki yıllarda Avrupa’yı da böyle bir tablo bekliyor. Dolayısıyla 2009’un hac çalışmasını şimdiden başlatmış olduk. Şuan bize müracat edip yer bulamayan kardeşlerimize önümüzdeki sene için şimdiden niyet etmelerini ve kayıt yaptırmalarını tavsiye ediyoruz. 2008 yılı için planladığınız hac takvimi nasıl? Dört ve iki hafta olmak üzere iki ayrı hac imkanı sunuyoruz hacı adaylarımıza. İş yerinden izin alabilen, iş sıkıntısı olmayan veya emekli olan kişilere özellikle dört haftalık organizasyonumuzu öneriyoruz. İş sahibi olanlar, zamanı dar olanlar ve izin alamayanlar için ise iki haftalık hac organizesini öneriyoruz. İki haftalık organizasyon çok hızlandırılmış bir hac. Başdöndürücü bir hızla gerçekleştiriliyor. Yerine getirilmesi gereken bir çok vecibeyi yapacaksınız ve aynı zamanda ibadet noktasında da doruk noktaya ulaşacaksınız. Bunu temin etmek için ise az uyuyup çok hareket edeceksiniz. İki haftalık hac yapan kardeşlerimize ben bu hac icin ’doyumluk değil, tadımlık’ diyorum. İki haftalık hacda meşakkat herhalde biraz daha artıyor, değil mi? Artıyor ve çok hızlı cereyan etmiş oluyor. Mekke-Medine programı bi-


RÖPORTAJ rer hafta olmak üzere gerçekleşen bu hacda neticede vecibeler yerine getirildiği için hac ifa edilmiş oluyor. Unutamadığınız bir hac anınızı bizimle paylaşır mısınız? Bazen hacılarımızın pasaportlarında sıkıntı çıkabiliyor. Sıkıntılı olan pasaportları Almanya’nın Berlin şehrindeki Suudi Arabistan Konsolosluğu’na gönderiyoruz. Oraya giden pasaportların geri gelmesi yoğunluktan dolayı bir hayli süre alıyor ve zaman fevkalade sıkışıyor. Pasaportunda sıkıntı çıkan üç kişiyle alakalı hatırımdan çıkmayan olayı sizinle paylaşayım. Bu üç kişinin pasaportlarını Berlin Konsolosluğuna gönderdim ve uçuşa 24 saat kala vizeleri alındı, dolayısıyla pasoportların Viyana’ya geri gelmesi gerek. Kargo veya posta yoluyla ulaşması mümkün değil. Almanya’da bulunan bir kardeşe pasoportları konsolosluktan alarak sabah erken saatlerde Viyana’ya ulaştırmasını rica ettik. Uçuş öğleden önce saat 11’ de olduğu için pasoportların erkenden elimizde olması gerekiyordu. Fakat hacıların bu durumdan hiç haberleri yok, onlar kendilerini emniyette hissediyorlar. Kardeşimiz pasaportları alıyor ve gece trene biniyor. Binmiş olduğu tren balkan ülkelerine giden bir tren ve yankesicilerin, hırsızların bol olduğu bir tren. Arkadaş gece saat 2’ye kadar uyumamaya gayret ediyor, fakat uyuya kalıyor ve başının altındaki palto içindeki üç pasaportla birlikte çalınıyor. Ben arkadaşı soğuk bir kış günü sabahın erken

saatinde tren istasyonuna almaya gidiyorum. Arkadaşı Westbahnhof’un alt salonunda üzerinde sadece bir kazakla perişan bir halde gezinirken görüyorum. Bana diyor ki ‘Abi, çok kötü birşey oldu. Paltomla birlikte pasoportları çaldırdım.’ Bir iki saat sonra hacılar gelecek havaalanına ve ben onlara pasoportlarını verip onları uğurlamam gerekiyor. İnsan ilk önce strese kapılıyor, fakat Cenab-ı Hak zor pozisyonlarda soğukkanlılığı muhafaza etme özelliği vermiş bana. İlk etapta panikledim ama sonra ‘bunu bir şekilde çözmemiz lazım’ dedim. Bu hırsızlık olayı nerede cerayan etti? Salzburg’a yakın bir yerde. Pasaportu çalınan hacılardan biri de Salzburg’dan gelecek. Hemen Salzburg teşkilatını aradım ve hırsızın inmesi muhtemel yerlere adam gönderip bölgeyi arattırdık fakat pasoportlar bulunamadı. Neticede hacılar geldi. Ben pasoportu çalınan hacıları aile fertleri ile birlikte havaalanına gitmeden büroya çağırdım. 2 tane yaşlı bayan ve orta yaşlı bir erkek hacıydı pasaportu çalınan kişiler. Onlara durumu izah ettim ve gidemeyeceklerini söyledim. Bu durumu tabir-i caizse yakınınız vefat ettiğindeki acıyı söyler gibi söyledim hacılara. Tabii hacılar şok oldular. Gidemeyen yaşlı bayan hacılardan birinin oğlu eşiyle birlikte hacca gideceklerdi. Onlara ’Anneniz gidemiyor diye siz de vazgeçebilirsiniz, bu hata bizden kaynaklandığı için paranızın yanması söz konusu değil, fakat gidebilirsiniz de.’ dedim. İstişare edin ve bana bildirin dedim. İlk etapta kızgınlıkla ‘gitmiyoruz’

dediler, sonra biraz aklıselim ile düşününce ‘gidiyoruz’ dediler. Çünkü ben de onlara şunu hatırlattım; bu farz bir ibadet, annelerinin gidememesi onların üzerinden o farziyyeti kaldırmıyor. Havaalanına gittik, ben de içinde olmak üzere hep birlikte ağlayarak o üç tane hacımızı burada bıraktık ve diğerlerini uğurladık. Ben tabii yetinmedim, hemen Türk Konsolosluğu’nu aradım, durumu izah ettim ve en kısa ne kadar sürede pasoport çıkarabiliceğimizi sordum. Konsolos hanım sağolsun yardımcı oldu ve 24 saat içerisinde pasoportları çıkardık. Ben tekrar bu pasoportları bir kardeşi uçağa bindirerek Berlin���e gönderdim. Çalınan pasoportlardaki hac vizelerinin üzerinde numara olduğu için tekrar aynı vizeyi almak mümkündü. Sıfır pasoportlara yeniden bu hac vizeleri vuruldu ve 24 saat sonra pasoportar buraya geri geldi. Ben bu üç hacımıza uçakda tekrar yer buldum ve başlarına da bir görevli tahsis ederek haclarını yapmak üzere uğurladım. Birkaç gün gecikme ile de olsa ibadetlerini yerine getirmiş oldular. ‘Ne yapalım? Böyle bir şey oldu.’ deyip pes etmedik, Allah’ın yardımıyla o üç kişinin haclarını ifa etmelerini sağladık. Eğer siz gayret gösterirseniz Cenab- Hak bütün kapıları açıyor. Hac organizasyonunda genel olarak neler var? Buradan başlamak üzere geri dönene kadar hacılarımız neler yapıyorlar? Hacılarımız buradan hareket etmeden önce hac seminerleri yapılıyor. Her cami kendi bünyesinde hacıları-

Kasım 08 Nowember 08

na yönelik toplantılar ve seminerler düzenliyor. Daha sonra bütün hacılara toplu bir seminerde hediyeleri tevdi ediliyor ve bol bol bilgilendirme yapılıyor. Hacımız oraya ön bilgilendirmeyi almış olarak gidiyor. Pembe bir tablo çizmeden, orada karşılacağı problem ve sıkıntıları söylüyoruz. Hacılarımıza ‘5 yıldızlı bir konfor vaat etmeğimizi, fakat 5 yıldızlı bir hac ibadeti vaat ettiğimizi’ ifade ediyoruz. Hacıları iyi bir motivasyon ve güzel bir uğurlama ile gönderiyoruz. Oradar kendileri görevliler tarafından karşılanıyor. Havaalanındaki işlemler bittikten sonra otellere alınıyor. Otellerde istirahat eden hacılar, bir araya gelerek otobüslerle Harem-i Şerife gidiyorlar ve hac başlamış oluyor. Otellerimiz Mekke’ye yakın mesafede değil, daha ziyade şeytan taşlamaya yakın bir yerde. Bunun sebebi ise Kabe’nin etrafı çok kalabalık olduğu için büyük kapasiteli oteller o çevrede yok. 7000 hacıya ufak otellerde çok parçalı bir hizmet vermek yerine, biz 4-5 otelle bu ihtiyacı derli toplu bir şekilde gideriyoruz. Şeytan taşlamaya yakın bir yerde konakladığımız için bilhassa Arafat’tan sonra Mina’da kalınan günlerde bu bir avantaj olmuş oluyor. İnsanlar 3-4 gün çadırlarda kalmak mecburiyetindeyken, bizim hacılarımız otellerde kalarak 10 dakika mesafedeki şeytan taşlamaya gidebiliyorlar. Sakin bir ortamda hacılarımız ikamet etmiş oluyorlar. Harem-i Şerif’in çok yakınlarında sürekli bir hareket olduğundan dolayı o bölgede hacıların rahat etmesi oldukça zor.

9

Hacıların Medine programı nasıl geçiyor? Medine’de oteller Mescid-i Nebevi’nin etrafında koğuşlanmış vaziyette. Ezan okunduğu vakit hacılarımız çok rahat bir şekilde otellerinden çıkarak Mescid-i Nebevi’ye yetişebiliyorlar. Mekke’de merkeze uzak olmak daha önemliyken, Medine de ise merkeze yakın olmak önemli. Mekke daha kalabalık olduğu için istediğiniz yöne gidemiyorsunuz. Siz bir noktaya gitmek istiyorsanız bile akım sizi başka bir noktaya götürebiliyor. Hacılarımız geriye döndüklerinde hangi halet-i ruhiye ile geliyorlar? Genelde şunu söylüyorlar; ‘Biz orada geçirdiğimiz vakitlerin kıymetini bilemedik. Kaybettikten sonra kıymetini daha iyi anlıyoruz. Bu bilinç daha evvelden bizde olmuş olsaydı, daha az uyur ve daha fazla hareket halinde olur, ibadet ederdik.’ Tabii bu buraya gelince anlaşılıyor. Çok ilginçtir, hac yolculuğu uğurlama esnasında insanlar hüzünleniyor ve ağlıyorlar. Bu hali başka yolculuklara çıkarken görmüyoruz. Hac yolculuğu olduğu zaman istisnasız herkes, uğurlayanlar da, gidenler de ağlıyor.

Röportajın devamı www.dewa.at sitesinde...


10

Kasım 08

DÜNYA

Nowember 08

Murat Solmazgül msolmazgul@hotmail.com

Müftüden kablosuz internet fetvası Adana Müftüsü Mehmet Barış, başkasının kablosuz internetini izinsiz kullanmanın kul hakkına girdiğini söyledi.

Müslüman Büyüktür Küçük Düşünemez Var oluş düşünceyle başlar. Her şey var olmadan önce Yüce Yaratıcımızın ilminde vardı. Yaratılan bizler için de durum aynı. Her şey var olmadan önce düşünce süzgecinden geçer. Eğer düşünce büyük olursa eser de büyük olur. Eğer düşünce küçük olursa eser de küçük olur. Allah (c.c.) Kuran’da izzeti, büyüklüğü insanlar arasından Müslümanlara tahsis etmiştir. Büyük olan Müslüman, büyük düşünür. Küçük hedeflerin boş işlerin peşinden koşmaz. Büyük olmak demek, büyük işler başarmak demek değildir. Büyük olmak demek, büyük düşünmek demektir. Tüm kâinatı yaratan Allah (c.c.) hiçbir şeyi boşuna yaratmadığı gibi, insanoğlunu da boşuna yaratmamıştır. Yaratılışının bir gayesi vardır. Bu da insanın tüm hayatını Allah’ın rızasını kazanmaya adamasıdır. Bunun neticesinde de insan sonsuz nimetlere kavuşur. İnsan kendisin için belirlediği büyük hedefi için çalışırken bir küçük hedefe de kendiliğinden ulaşır. Hasan-ı Basrî (r.a.) buyurmuş ki; “Dünyayı hedefleyip Ahireti kazanananı hiç görmedik. Ama Ahireti hedefleyip Ahireti kazandığı gibi Dünyayı da kazananı çok gördük. Müslümanlara dinlerini öğrenmelerinde ve onların düşünce yapılarının şekillenmesinde Rasulullah (s.a.v.)’ in önemli bir rolü vardır. Rasulullah (s.a.v.)’ in daha asırlar öncesinden bazı beldelerin fethedileceğini müjdelemesinin hikmetlerinden birisi de Müslümanlara büyük hedefler edinmeyi öğretmektir. İnsan her düşündüğünü, her hayal ettiğini yaşamaz; ama hayal etmediklerini de yaşayamaz. Kur’an’da doğrudan müminleri düşünmeye çağıran 200 civarında ayet vardır. Rabbimizin rızasını kazanmak ve bizden sonra gelenlerin bizi hayırla yâd etmelerini istiyorsak yarınımızı düşünmeliyiz. Yarınlarımız ile ilgili büyük hedeflerimiz olmalı ve bu büyük hedeflere ulaşmak için her saatimizi planlı, programlı bir şekilde değerlendirmeliyiz. Fatih Sultan Mehmet Han eğer büyük düşünmeseydi İstanbul’u fethetmeyi aklından bile geçiremezdi. Dolayısıyla aşılamaz denilen koca surları aşamaz, gemileri karada yürütüp Haliç’e indiremezdi. Cennet mekân Sultan Abdülhamit Han eğer büyük düşünmeseydi yok olması an meselesi olarak görülen koca Osmanlı İmparatorluğu’nu 33 sene daha ayakta tutamazdı. Son olarak; her hayırlı işte olduğu gibi bu işte de acele etmeli ve kendiniz için büyük hedefler belirlemelisiniz. Büyük hedef belirlemek için yarın çok geç olabilir. Hayatınız hızla tükendiği için acele etmelisiniz. Bir kez daha hatırlatayım ki: Büyük olmak demek, büyük neticelere ulaşmak demek değildir. Büyük olmak demek büyük düşünmek demektir. Fî emânillâh… Güncel ve gazetemizde yayınlanan özel haberleri yakından takip edebileceğiniz geniş içerikli, kaliteli habere önem veren haber sitemiz açıldı.

Adana Müftüsü Mehmet Barış Son yıllarda hızla yayılan kablosuz internet (Wireless) kullanımı yeni bir tartışmayı da gündeme getirdi. Evine internet alma imkânı olmayan veya internete para ödemekten kaçınan birçok kişi komşusunun aldığı wireless sisteminden yararlanıyor. Peki kişinin komşularının evine aldığı ve şifrelemediği kablosuz interneti gizlice kullanması kul hakkına giriyor mu? Adana Müftüsü Mehmet Barış bu soruya şöyle cevap veriyor: “İnternet hizmeti veren kurum veya kuruluş ile bu hizmetten ücret ödeyerek faydalanan şahıs bir başkasının kablosuz internetinden bağlanmasına müsaade ediyorsa bağlanmak caiz olur.

Ancak kurum veya şahıstan biri veya her ikisi bunu doğru bulmuyorsa o takdirde bağlanmak caiz olmaz.” Limitli internette, komşunun internet ağlarından internete bağlanıldığında kotayı aşma ihtimalinin olduğunu aktaran Barış, “Kota aşıldığında ise, ekstra ücret ödenmektedir. Hem komşumuzun ücretini vererek almış olduğu interneti herhangi ücret ödemeden kullanmış oluyoruz, hem de kotanın aşılmasına vesile olarak komşumuzu zarara uğratıyoruz. Buna göre, komşunun internetini kullanmak caiz değildir ve kul hakkına girilmiş olur.” diye konuştu. Bu hususta temel noktanın insanları zarara

uğratmamak olması gerektiğini vurgulayan Barış, “Çünkü kişi internet hattını para vererek almaktadır. Kullanım hakkı hattı alan şahsa aittir. Hat sahibi ve hattı pazarlayan şirket, hattın başkası tarafından kullanılmasına razı değilse bu hattı kullanmak caiz değildir. Ancak bu işi pazarlayan şirket buna bir şey demiyorsa, hattı kullanılan insan da göz yumuyor, daha da önemlisi bir zarara uğratılmıyorsa kul hakkına tecavüz olmayabilir. Fakat haram ve helaller hususunda ‘özellikle kul hakkını üzerine almama hususunda’ hassas ve dikkatli olan insanlar başkasının internet hattını kullanmaktan uzak dururlar.” ifadelerini kullandı.

İstanbul’da 2700 yıllık Tarihi Kent Bulundu İstanbul’un tarih öncesi çağlarını araştırmak için oluşturulan bilim heyeti Küçükçekmece’de, 2700 yıllık ‘Bathonea’ Antik Kentini buldu. Kocaeli Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Proje Başkanı Yrd. Doç. Dr. Şengül Aydıngün’ün 2007’de başlattığı İstanbul Tarih Öncesi Araştırmaları (İTA) projesinde, son yılların en büyük arkeolojik keşiflerinden biri yapıldı. Kaynaklarda adı geçtiği halde bir türlü bulunamayan antik kentin surları ve deniz feneri yapılan araştırmalar sonunda bulundu. Çalışmalara, Bristol Üniversitesi’nden Prof. Dr. Volker Heyd’in yanı sıra Doğu Akdeniz Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi’nden de bilim adamları katıldı. Küçükçekmece’deki Yarımburgaz Mağarasından yola çıkan heyet, “İstanbul’un Avrupa’da ilk tarım yapılan yerlerinden biri olduğunu” kanıtlayan 10-15 bin yıl öncesine ait taş aletler buldu. İstanbul çevresinin aralıksız yerleşim yeri olarak kullanıldığının kanıtı olan bu yeni bulgular tarımın Avrupa’ya Anadolu’dan gittiğini

de göstermiş oldu. Su altında çalışmalar yapan bilim adamları 2.5 km. uzunluğunda, 1.5 metre yüksekliğindeki surlarla çevrili yerleşim yerinin Bathonea kenti olduğunu belirledi. Denize

uzanan 60 metrelik mendirek ve antik fener, Bathonea’nın önemli bir liman kenti olduğunu ortaya koydu. Bathonea’nın MÖ 7. yüzyılda kurulan Byzantion ile çağdaş olabileceği sanılıyor.


Kasım 08

DİN VE HAYAT

Nowember 08

11

Hazırlayan: Yusuf KALEMLİ / Rıdvan Camii İmam-Hatibi

Hacı Adaylarına Yol Azığı

Biz aciz kullarını “Ey kullarım” Hitab-ı İlahisiyle taltif buyuran, Habib-i Ekrem’ine ümmet olma bahtiyarlığına nail ederek en son ve en mütekâmil kitap Kur`an-ı Kerim ile şereflendiren, gönüllerimizi imanın neşe ve huzuru ile merzuk kılan Allah Teala’ya sonsuz hamdu senalar olsun. İnsanlığı, karanlıktan nura gark eden, Kur’an-ı Kerim’i örnek hayatıyla kalpten kalbe talim ederek bizleri hidayetin saadetine erdiren, yetiştirdiği zirve şahsiyetler vasıtasıyla insanlığa Asr-ı Saadet lütfeden, ahlakı Kur’an olan fahri kainat Efendimize (s.a.v.) ve onun Ehl-i Beytine, eshabına selat-u selamlar olsun. İniltisi kesilmez Allah’ı sevenlerin Artar aşkı eksilmez Allah’ı sevenlerin Güzel olur sözleri nurlu olur yüzleri Hakka geçer nazları Allah’ı sevenlerin Karanlıkları yarıp ortaya çıkan zuhal yıldızı gibi, hayatımızın karanlıklarını ilahi bir projektörle aydınlatan Kâinata şuur saçan Ramazan ayı ve Kadir gecesini uğurladıktan sonra şimdi Yüce Mevlamız, Hacer-ül Esved projektörünü devreye sokarak Ümmet-i Muhammed’i değişik bir bir nurla çepeçevre kuşatmış durumda. Vahiyle belirlenmiş hac aylarının eşiğinde bulunmaktayız. Kâinatın en mukaddes iki şehri ve mübarek şehirlerde bulunan iki mübarek mescid, Kâbe-i Muazzama ve Ravza-i Mutahhara, anaların yavrularına kucaklarını açtığı gibi kapılarını açmış misafirlerini bekliyor. Sevgi tek taraflı olmaz elbet. Hacılar da, kalplerini, gönüllerini açmış o mübarek beldeleri, mabedleri bağırlarına basmak için hazırlık yapıyorlar. “Kim Allah’ın şiarlarına (belirlediği

simgelere) saygılı olursa bu kalplerin takvasındandır.” (Hac Suresi 32 ) Hacılar bu coşkulu telaşedeyken, azgın dalgalara yelken açmış, rüzgârlara, fırtınalara karşı kürek çeken Müminlerin ağlayacak kimseleri kalmadığından gıyaplarında melekler ağlıyor. Garip, kimsesiz, terk edilmiş, esir edilmiş, zulme uğramış Müminler zamanın aleyhlerine olduğunun az da olsa farkındalar. Dünyanın tersine döndüğünün, zamanın fitnesinin ve üzerilerine sağnak sağnak yağan belaların az da olsa farkındalar. Ama Mü’min Allah’tan ümidini kesmez, keserse sahip olduğu en değerli emanetini kaybeder. Senin yurdun uzak eller, Mekân tutmaz garip kullar, Mü’min var git bütün yollar, Çıkar Mevlaya Mevlaya... Sen mecbursun kaybettiğin Havva’nı bulmaya Sen mecbursun İsmail’i kurtarmak için su bulmaya Ve sen mecbursun o suyu bulabilmek için Hacer gibi aramaya Ve sen mecbursun Mevlaya ermek, onu sevmek için şeytanı taşlamaya Ve sen mecbursun tağutu yenmek icin tek başına da olsan Nemrut’la mücadele etmeye Ve sen mecbursun İbrahimi bir rol oynamaya! Şuurunu aç, kendine çeki düzen ver. Sen sıradan bir seyahate çıkmıyorsun. Allah’ın şiarlarım dediği simgeleri görmeye, zincir halkaları gibi birbirine bağlı olan Peygamberlerin ayak izlerini ve onların şanlı tarihlerini okumaya gidiyorsun. Peygamberlerin, Sıddıkların, Salihlerin, Şehitlerin büyük kulaçlar atıp yüzdüğü ummana gidiyorsun. Orada okyanuslarda bulunan balıkların türleri kadar değişik ırktan, kabi-

leden ve değişik ülkelerden gelen kardeşlerini göreceksin. Arabıyla, Acemiyle ümmetin sarmaş dolaş olduğu ülkeye gidiyorsun. Orada siyahla beyazın, hastayla doktorun, zenginle fakirin, amirle memurun eşit olduğunu görmeye gidiyorsun. Kısacası Mahşerin provasını yapmaya gidiyorsun. Ve bu manzarayı görünce şöyle de: Yüzümün karasına bakma Atıp da bizi narında yakma Meydanı arasatta bırakma Affetmen için yalvarıyorum. Oraya vardığında ismi atik (hür olan) Beytullah’ın da, Filistin, Irak, Afganistan gibi işgal altında olduğunu göreceksin. Peygamberimizin başını müşriklere karşı dik gösteren Ebu Kubeys Tepesi‘nin ikiye bölünmüş bir vücut gibi ağladığını, Hilton‘ların, Shereton‘ların Beytullah‘a tepeden baktıklarını, zabıtaların gardiyanlar gibi Kabe‘yi gözetim altında tuttuklarını göreceksin. Hayıflanacaksın, kızacaksın, ancak burada kızmak yasak, zaten kızmaya da hakkın yok. Çünkü hacılar memleketlerinde ekmiş oldukları tohumun mahsulünü görürler Mekke‘de. Çarşıya çıktığında pazarların Çinliler tarafından işgal edildiğini, trafiğe çıktığında yolların Japonlar tarafından işgal edildiğini, Müslümanların kendi kardeşlerinden aldıklarını düşmanlarına verdiklerini göreceksin: Sonra Arafat‘a çıkacaksın. Kur‘an‘ın ifadesiyle bunun adı Kıyam, sünnetin ifadesiyle Vakfe (dik duruş), sonra sen orada İlahları bir, Kitapları bir, Peygamberleri bir, düşmanları aynı fakat başlarında imamları, komutanları bulunmayan, aynı mekânda olmalarına rağmen, görüşleri ayrı, kalpleri farklı, manen yenilmiş, dağılmış, hürriyetleri ellerinden alınmış bir ordu göreceksin. Aynı bölgede ayrı ayrı kamplara girmiş guruplar… Kimileri Filistin, Irak, Afganistan, Çeçenistan’daki gözü

yaşlı annelere, yetim kalmış çocuklara, evi başına yıkılmış babalara dua ederken, onların bu işgalden kurtulması için uğraşırken, öte taraftan sakaldan, bıyıktan, sigaranın zararlarından haykıra haykıra bahseden kelli felli, müftüleri göreceksin. Çok değerli hacı kardeşim, Vakfenin Vakfe olabilmesi için, ümmetin bir vücut gibi olması gerekir. Kur’an’ın ifadesiyle Allah bir vücuda iki kalp yerleştirmemiştir. Bu vücuda bir kalbin kan pompalaması gerekir. Madem ki bu hacılar zahiren bir vücut olduklarını ispatlamak için tek tip elbise giydiler, o halde aynı değerleri savunup, aynı duaları edip, aynı slagonları atmalılar. Arafat Vakfesinin sonunda gözünü dört aç. Yapılan zikirleri, savunulan fikirleri iyi analiz et. Sana iyi bir hac organizasyonu vaat eden teşkilat seni vakfeye durdurabildi mi? Kıyama kaldırabildi mi? Biraz önce saydığımız işgal güçlerine, zalimlere, fasıklara, müşriklere, kâfirlere karşı şuurlandırabildi mi? Bunlara karşı dik durmasını öğretebildi mi? Tam burada yeri gelmişken güzel bir menkıbeyi sizinle paylaşmak isterim: Nakşibendi Tarikatı’nın büyüklerinden Hace Abdullah adında bir Allah dostu tam altı defa hacca gitmiş.Yedinci haccında yolu yarılamış. Bağdat civarlarında büyük bir çınarın gölgesine oturup düşünmeye başlamış: „Ya ben altı defa hacca gittim. Allah‘a daha yakın olabilmek, nefsimi kontrol altına alabilmek için ancak bunu bir türlü başaramadım. Bu şekilde on defa daha hacca gitsem farklı bir şey olmayacak. İyisi ben şu nefsimi bir terbiye edip o mübarek topraklara ondan sonra gideyim.” Ve gölgesinde bulunduğu çınarın kavuğunda halvete çekilir. Tasavvufta buna çile (nefis terbiyesi) denir. Tam kırk tane erbain yapar, bir erbain kırk günden oluşur. Yani yaklaşık üç buçuk sene

nefsiyle mücadele eder. Talebeleri ve yakınları hocalarını aramaya çıkarlar, nihayet o köye varırlar. Köy halkına hac yolculuğuna çıkan hocalarının geri dönmediğini anlatırlar. Köylüler hoca olup olmadığını bilmedikleri, ancak üç-dört seneden beri bir çınarın kavuğunda yaşlı bir fakirin kaldığını, kendilerinin ona az da olsa yiyecek içecek verdiklerini anlatırlar. Talebeler hocalarını iki büklüm olmuş, zayıflamış olarak bulup dışarı çıkarırlar, tam yola koyulup giderken arkalarından bir gürültü kopar. Geriye döndüklerinde çınarın arkalarından yürüdüğünü görürler. Çınar yürür mü? Aziz kardeşim, bizim gibi günahkârlar için Dünya’yı, Güneş’i yürüten Allah, sevdiği bir kul için bir çınar ağacını niçin yürütmesin. Hace Abdullah: „Yerinde dur ey çınar, benim sana verdiğim tat, lezzet yetmedi mi ki sırrımı ifşa ettin?“ der. Benim hocalarımdan biri de: „Oğlum kişi bulunduğu yerde hacı olur. Oraya onaylatmak, beratını almak için gider demişti. Cevat Akşit Hocaefendi de, birlikte tavaf yaparken şöyle demişti: “Burada öyle hacılar var ki Kâbe’ye uzaktan selam verirler, o da onların selamını alır. Kâbe’ye olan muhabbetleri bundan ibarettir. Öyle hacılar da var ki selam verir, merhaba der, el sıkışır Kâbe ile namazdan namaza görüşür. Öyle de hacılar var ki oraya vardıklarında Kâbe onları kucaklar, onlar da Kâbe’yi kucaklar, ayrılana kadar birbirlerini bir an bile bırakmazlar. Sen bu hacılardan olmaya çalış. Aziz kardeşim, Mina’da nefsini ve onun lüzumsuz isteklerini taşla. Şeytanı ve onun işbirlikçilerini taşla. Dünyayı ve seni Allah‘ın yolundan alan isteklerini taşla. Rahmetli Timurtaş Hocaefendi, „Bazıları Mina‘da betonları taşlar, memleketine dönünce de Allah‘ın salih kullarını taşlar.“ demişti. Mevla’yı zül Celal haccımızı mebrur, Sa’yımızı meskur, amellerimizi makbul, ticaretlerimizi lentebur eylesin.


12

Kasım 08

DÜNYA

Nowember 08

Mevlüt GÜNER office@dewa.at

İslâm’da Sosyal Dayanışma İslâm’da sosyal dayanışma denince, aklıma ilk Allah Rasülu Muhammed Mustafa (s.a.v.)’in şu mübarek hadisi gelir: “Batıdaki bir Müslümanın ayağına bir diken battığında doğudaki Müslüman; doğudaki bir Müslümanın ayağına bir diken battığında batıdaki Müslüman hissetmez ise kâmilen iman etmiş sayılmaz.” Gerçekten bugünün tarihini yaşayan Müslümanlar olarak, bunun gibi çok iyi bildiğimizi zannettiğimiz bu hadisleri anlasak ve hayatımıza uygulasak, dünyada muhtaç Müslümanı bırakın, hiç bir muhtaç nefer kalmaz. Ama maalesef çoğu zaman en iyi bildiğimizi zannettiğimiz konularda çok eksik kalıyoruz. Örneğin: Ümmet olarak Peygamberimizin bizlere manevi reçete olarak sunmuş olduğu bu mübarek sözünün uygulandığı dönemlerde Müslümanlar bir çok yönden zayıf ve eksik olsalar bile, hiç bir zaman mağlup olmadılar, onurlu yaşadılar ve hiç kimseye boyun eğmediler. Çanakkale’de ümmet olarak vermiş olduğumuz mücadele bunun en güzel örneğini teşkil eder. O dönemde dünyadaki tüm Müslümanlar seferber olmuştur. O döneme bir göz atacak olursak Hintli bir Müslüman ailenin durumu bizler için çok kadar düşündürücüdür: İngiliz ve Fransızlar’ın Çanakkale’ye kadar geldiği, İstanbul’un ve Hilafetin tehlikeye düştüğü bir zamanda fakir bir Hintli ailenin reisi olan baba oğluna şu teklifi yapar: - Bak oğlum, şu anda Halife İstanbul’da tehlikede ve ihtiyaç sahibi. Herkes birşeyler toplayıp İstanbul’a gönderiyor. Bizim ise hiç bir şeyimiz yok. Ben seni İngilizler’e hizmetçi olarak satıp bu parayı İstanbul’a göndereceğim deyince, çocuk kabul eder ve bu para İstanbul’a gönderilir. İşte Çanakkale Savaşı bu tür yardımlarla kazanılır. Şanlı savaş tarihimizde buna benzer bir çok örnekler vardır. Bu olay yakın zamanlarda, Müslümanlar arasındaki sosyal dayanışmaya örnek olarak gösterilebilir. Hz. Peygamberimizin hayatına baktığımızda, hem peygamberlikten önce, hem de peygamberlikten sonra sosyal dayanışmaya çok önem verdiğini görüyoruz. Örneğin; Hz. Peygamberimiz’e ilk vahiy geldiğinde, korkuya kapılması üzerine, peygamberliğini ilk olarak tasdik eden eşi, Hz. Hatice’nin onu teselli için söylediği şu sözler de, O’nun muhtaçlarla yardımlaşma erdemine ne denli önem verdiğine işaret eden güzel bir örnektir. “Bundan korkmana gerek yok, Allah’a yemin olsun ki, o seni asla utandırmaz, çünkü sen, yakınlara yardım eder, hayatını şerefinle kazanır, başkalarını doğru yola sevkeder, yetimleri barındırır, felakete uğrayanların yardımına koşar, fakirlere iyilik eder ve herkese nezaketle davranırsın.” Peygamberimiz (s.a.v.)’in bu nitelikleri O’nun peygamberlikten önceki yaşantısında bile toplumsal hayatta, iyiliklerin, güzelliklerin ve adaletin hakim kılınıp ve zülme mani olunması için çalıştığı ve toplumun bütünleşmesi için yardımlaşma ilkesine büyük özen gösterdiğine işaret etmektedir. Bugün bizler, bazı hataları yapmıyorsak, şuna kalben inanmamız lazım ki fakirleri ve muhtaçları gözetmemizden dolayı Allah (c.c.) bizleri koruyor, yardım ediyor ve bizleri utanacağımız şeyleri yapmaktan uzak tutuyor, Elhamdülillah!. İbadet müesseselerimiz sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı sağlayan en güzel oluşumlardır. Namaz, oruç, zekat, fıtır sadakası, hac, kurban vb. gibi... Bu konudaki bir çok ayet ve hadisle birlikte Hz. Peygamberin fiili örnekliği Müslümanlarda kesintisiz hayır işleme bilincini ve dayanışma anlayışını geliştirmiş ve bunun bir sonucu olarak islami vakıflar ortaya çıkmıştır. Peygamber efendimiz (s.a.v.) kendileri Medine’de yedi parça mülkünü vakfettiği gibi, sahabelerin ileri gelenleri de bir çok vakıf bırakmışlardır. Öyle ki bu anlayış Müslümanlar arasında insanların en hayırlısı, insanlara en faydalı olan, malın en hayırlısı Allah yolunda harcanan, Allah yolunda harcananın da en hayırlısı insanların en çok ihtiyaç duydukları şeyleri karşılayandır, şeklinde bir ilkenin yerleşmesini sağlamıştır. Örneğin namazı biraz açacak olursak, namaz sosyal yardımlaşmanın en güzel örneklerinden biridir. İnsanı bir çok yönden geliştirir. Cemaat bilincini kazandırır. İnsanları cömert yapar. Hatta bunu dilenciler bile bilir ve cami önünde dilenirler. Bugüne kadar hiç bir dilencinin, sinemanın önünde, stadyumun önünde dilendiği görülmemiştir. Çünkü o insanlara bulundukları o yerlerde, izledikleri o oyunlar sosyal dayanışmayı öğretmezler. Kısaca İslâm, Müminler arasında dayanışmanın oluşmasına ve sürdürülmesine büyük önem vermiş, dayanışmayı sağlayacak ilkeler, vasıtalar ve müesseseler koymuş ve kurmuş, yardımlaşma ve dayanışmayı engelleyen her türlü olumsuz davranışları yasaklamıştır. Bu nedenle iyilik ve hayırda yarışmak, Allah yolunda harcamada bulunmak ve toplumdaki kimsesiz fakir ve düşkünlere yardım elini uzatmak, Kur’an-ı Kerim’in en çok üzerinde durduğu ve teşvik ettiği hususlardandır. Bir çok ayet ve hadis, bu tür dayanışma ve yardımlaşmalara Müslümanları teşvik etmektedir. Rabbim bizlere yaşamayı ve anlamayı nasip etsin. Amin!...

Amerikalılar Oyuncak Bebekten Korkar Hale Geldi

Küçük Amerikalı kızların son gözdesi Coo Bebek’in “Işık İslam’da” diye bağırması ABD’yi ayağa kaldırdı. Anne babalar tepkili. Bebeğin satışı yasaklandı. Sallayınca “Anne” diye bağırması ve bebekçe sesler çıkarması için programlanmış olan Coo Bebekler’in “Işık İslam’da” diye bağırması Amerikan ailelerinde şok etkisi yarattı. Ünlü Mattel şirketinin ürünü olan Coo Bebek İngiltere’de de 20 Sterlin fiyatla satılıyordu. Bu şaşırtıcı gelişmenin ardından zor durumda kalan şirketten yapılan açıklamada “Coo Bebekler sadece ‘anne’ demeye ve bebeklerin çıkardığı bazı sesleri çıkarmaya programlanmıştır.” denildi. Buna rağmen, gelen tepkiler üzerine ABD’de bebeğin satışı yasaklandı, satılan bebekler toplattırıldı. Bebeğin “Işık İslam’da” diye bağırmasının Mattel’in bir Müslüman çalışanının bebeğin programını değiştirmiş olmasından kaynaklanabileceği tahmin ediliyor. Kimine göre ise bebek aslında böyle bir şey demiyor, sadece bazı sesler yan yana gelince bu şekilde algılanabiliyor ve bütün bu yaygaranın arkasında İslamofobik Amerikalılar’ın tedirginliği yatıyor.

İslam Alemini Rahatsız Edebilecek Oyun Düzeltildi Sony’nin sabırsızlıkla beklenen yeni PS3 oyunu iki ayet yüzünden piyasa geç çıkıyor. Sony, sabırsızlıkla beklenen yeni PS3 oyunu LittleBigPlanet’ın fon müziğinde Kur’an-ı Kerim’den iki ayetin bulunduğunu fark edince oyunun piyasaya çıkışını erteledi. Fonda Kur’an-ı Kerim’den ayetler bulunmasının Müslümanlara hakaret olarak algı-

lanabileceği endişesi yüzünden bu kararı alan Sony firması, oyunun önceden piyasaya sürülmüş versiyonlarının da toplatılacağını açıkladı. Firma, özür dileyerek, oyunun yeni versiyonunun gelecek ay çıkacağını belirtti. Media Molecule tarafından Sony için geliştirilen oyunun yeni paketinin 31 Ekim’de Avrupa’da piyasaya çıkacağı açıklanmıştı.

Dünyanın ilk el yazmaları sempozyumu İstanbul’da düzenlendi İstanbul, 2010 Kültür Başkenti Etkinlikleri kapsamında I. Uluslararası El Yazmaları Sempozyumu’na ev sahipliği yaptı. Dünyada ilk olarak yapılan sempozyuma yurtiçi ve yurtdışından 26 uzman katılarak tebliğ sundu. 10-12 Ekim 2008 tarihleri arasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü tarafından Uluslararası El Yazmalar Sempozyumu düzenlendi. İstanbul 2010 Kültür Başkenti etkinlikleri kapsamında düzenlenen organizasyon dünyada bu alanda yapılan ilk sempozyum oldu. İki gün boyunca devam eden sunumlarda İstanbul’un yazma eserler bakımından önemli bir merkez

olduğuna dikkat çekildi ve ayrıca menşei İstanbul olup dünyanın dört bir tarafında bulunan yazma eserlerimizin sahiplenilmesi hususu da gündeme getirildi. Sempozyum 10 Ekim 2008 tarihinde Cemal Reşit Rey’de Gülbün Mesara başkanlığındaki Ord. Prof. Dr. A. Süheyl Ünver Nakışhanesi Sanatçıları’nın hazırladığı ‘Osmanlı El Yazmalarından Tezyini Örnekler’ sergisinin açılışı ile başladı ve

ikinci gün Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde yapılan sunumlardan sonra sona erdi. Dünya medeniyetinin yeniden yorumlanmasında büyük rolü bulunan el yazma eserlerle ilgili yapılan bu uluslararası organizasyona yurtiçinden ve yurtdışından 26 uzman katıldı. 2010 Kültür Başkenti seçilen İstanbul bu sempozyumla büyük bir prestij kazanmış oldu.


Allahs gesandter Muhammad (s.a.s.) sagte; „Kein Vater hat seinem Kind ein noch wertvolleres Geschenk gemacht als eine gute Erziehung.“

„Hiçbir baba evladına güzel ahlaktan daha güzel bir hediye vermemiştir.“

Kindergruppen

www.kindergruppen-funkelstern.at

Zusatzangebote Nachhilfe in Einzel- oder Gruppenunterricht (in allen Fächern der Unterstufe)

Kindergarten Hortbetreuung Kinder von 3 bis 6 Jahren Mo-Fr 8:00 Uhr – 17:00 Uhr Mo-Fr 8:00 Uhr – 12:00 Uhr Mo-Fr 8:00 Uhr – 13:30 Uhr

SchülerInnen von 6 bis 16 Jahren

Mo-Fr 12:00 Uhr – 17:00 Uhr Mittagessen und Mittagspause – Aufgabenbetreuung – Turnen – Ausgänge – Malen und Basteln unverbindliche Übungen wie Sprach- und Förderkurse

Öffnungszeiten Montag bis Freitag 08:00 - 17:00 Uhr (auf Anfrage 06:30 - 17:30 Uhr) Vorstand Herr Mehmet Akkaya, Tel.: 0699 10529529 Hortpädagogin Frau Hilal Macit, Tel.: 0699 11115645 Email mail@kindergruppen-funkelstern.at Web www.kindergruppen-funkelstern.at Sie erreichen uns mit... U-Bahnlinie U6, Straßenbahnen 40, 41 und 42 , Autobus 40A

Der Elternbeitrag kann bei geringen Einkommen vom MA10 gefördert werden.

Adresse Währinger Straße 67 Dachgeschoss A-1090 Wien


iyle alınan r le t e il b i t e f a Kuran Ziy DİRİM İN o r u E 0 0 5 mutfaklara Laxenburgerstr. 28-30. 1100 Wien Tel. 01 890 42 06 Fax. 01 890 42 05 Mobil. 0699 1973 2009 www.wellmann-vienna.com e-mail: ademaslan58@gmail.com

rle...

n taksitle a y la ş a b n a ’d 7 Euro

3

Asil Textil Brunnengasse 52, 1160 Wien Tel & Fax: 01 / 92 59 639, Mobil: 0699 /11 522 701

ALTIPARMAK LAMM HOF Kuzu - Koyun Üretim Çiftliği (Lamm-Schaff) Salih Altiparmak Flugfeldstrasse 68, 2540 Bad Vöslau Tel. +43 699 12 11 70 57 o. +43 699 12 58 53 84

Pardesü ● Abiye ● Eşarp ● Etek Takım Elbise ● Gömlek ● Tunik ● Manto Yeni Mağazamızın açılışı 03.11.2008 tarihinde Kirchstetterngasse 61, 1160 Wien adresinde


Autohaus Yavuz Ankauf, Verkauf und Vermittlung Leodingerstr. 74, 4050 Traun 0676 761 31 32

IK-Bau

Ibrahimoglu Kerim KG, Baumeisterbetrieb Projektentwiklung

Planung

AusfĂźhrung

Kirchstetterngasse 61 A - 1160 Wien Tel & Fax : 01/92 59 639 Mobil: 0699 11 522 701 - 0699 11 522 700 www.ik-bau.at / ibrahimoglukerimkeg@hotmail.com

Projektleitung

Ă–sterreich

Gewerbestrasse 20 83404 Ainring Tel. +49/8654/770 884 Fax. +49/8654/770 892 Mobil. +49/172/839 59 34 www.eura-doener.de

Rasit Kurt Mobil. +43/676/31 49 455 e-mail: k.rasit@au.eura-doener.de


. . . n i ç i z ı n ı r a Yardıml le Humanitäre IHH-Internationa STRIA Organisation AU P.S.K. BANK 688 Kto.-Nr.:510 039 BLZ: 60 000

Hilfs

IHH-Internationale Humanitäre Hilfs Organisation AUSTRIA Hippgasse 38/9 A-1160 Wien Mobil. +43 699 19 3 990 90 Tel: +43 1 92 33 639 Fax: +43 1 92 33 580 office@ihh-au.com www.ihh-au.com


KUBA CAMİİ MİNİ MARKET Sebastian-Kneipp-gasse 11-13, 1020 Wien

Zengin çeşit ve ucuz fiyatlarımızla her zaman hizmetinizdeyiz!

MARMOR-STEIN STEINMETZBETRIEB HANDELS- und MONTAGE GmbH

Fensterbänke - Stiegen - Pflasterstein - Grabsteine Granit - Marmor - Terrazzo - Porphyr Lambahcer Strasse 18, 4655 Vorchdorf Mobil. 0664/33 233 58 Fax. 07614 71 02


Johnstrasse 47/15, 1150 Wien Tel&Fax +43 1 990 68 59 ofďŹ ce@optimaldach.at www.optimaldach.at

Guneser Ege KEG Lebensmittelhandel Salcherstrasse 52/2 3104 St. PĂślten Tel. 02742 26 321 Fax. 02742 26 331 Mobil. 0699 81 25 98 82 e-mail: gueneser@hotmail.com


t r o H n e t r a g r e Kind

1 15. Viyana

Juwa BBZ Merkez Pernerstorfergasse 57/27 1100 Wien

Müslüman pedagogların gözetiminde, MA10 destekli

Ullmannstr. 63 0650 417 48 24

2 20. Viyana

Dresdner Strasse 53 0650 417 48 25

Kindergarten Pztesi-Cuma: 08:00 - 16:30 Pztesi-Cuma: 08:00 - 12:30 Pztesi-Cuma: 08:00 - 13:30 Hort Pztesi-Cuma: 12:00 - 17:00 Öğle yemeği dahil Okul derslerine yardým Kuran ve Ahlak

Kindergarten ve Hortlarımız faaliyete başlamıştır


20

Kasım 08

HABER

Nowember 08

Selçuklu Camisi Kundaklandı Avusturya Türk Federasyonu’na (ATF) bağlı, bünyesinde bir cami de bulunduran Selçuklu Teşkilatı’na Molotof kokteylli saldırı yapıldı. Saldırını yapanların belli olmadığı bildirildi. Konuyla ilgili bir basın toplantısı düzenleyen ATF Başkanı Ali Can, gece yarısına doğru yapılan saldırıda başta mescit olmak üzere bütün sosyal alanlar ve büro kısmının kullanılmaz hale geldiğini söyledi. Saldırı esnasında mescitte kimsenin olmamasının olası bir faciayı önlediğini kaydeden Can, suçluların bir an önce emniyet birimlerince yakalanarak adalet önüne çıkarılmasını istedi.

EYHAF

EYHAF

Avusturya Türk Federasyon Basın Açıklaması Sayın basın mensupları 19.10.2008 Pazar günü, gece takriben saat 23:00 – 23:30 arası Avusturya Türk Federasyonuna bağlı 17. Viyana Türk Kültür Derneği Selçuklu Teşkilatına menfur bir saldırıya maruz kalmış, 2 adet molotof kokteyli atılmak suretiyle başta mescit kısmı olmak üzere bütün sosyal alanlar ve büro kısımları kullanılmaz hale gelmiştir. Bu menfur saldırıyı nefretle kınıyor, suçluların biran evvel emniyet bırımlerince bulunup adalet önüne çıkarılıp hesap vermelerini arzu ediyoruz. Buradan bütün Teşkilat mensubu arkadşları-

ma ve Avusturyada yaşayan Türk toplumuna geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Bu olay bütün üyelerimizi derinden üzmüştür. Şahit olduk ki Avusturyalı komşularımız bizim kadar üzüldüklerini ifade edip nefretle kınadıklarını dile getirdiler. Avusturya Türk Federasyonu olarak hiçbir şekilde provokasyona gelmeyeceğiz. Türk toplumununda hiçbir şekilde sağduyularını elden bırakmamalarını ve ihtiyatlı davranmalarını istiyoruz. Avusturyada barışı, sevgiyi, huzuru ve hoşgörü içersinde yaşamayı kendine prensip edinmiş ve bu değer

yargılarının gelişmesine 35 yıldır büyük bir azim ve gayretle gelişmesini kendisine misyon edinmiş bir sivil toplum kuruluşuyuz. Biz Avusturya yasalarına, kanunlarına ve buna bağlı olarak emniyet birimlerine güvenimiz tamdır. Bu olay faillerinin bir an evvel yakalanıp adalet önünde hesap vermelerini sabırsızlıkla bekliyoruz. Avusturyamızda huzur ve barış içersinde dostça yaşamayı, birlik ve beraberliğimizin güçlenmesi dileğiyle saygılarımı sunar teşekkür ederiz. Ali Can / ATF Gnl Bşk

Aradığınız sağlık ve lezzet ise, tercihiniz Nazar olsun...

0699 11 55 17 22 / 0660 763 60 90 R. Ekrem Gönültas

Flughafen Fix Preis

28,€

Viyana’nın her yerinden havaalanına

Düğün, nişan, sünnet ve özel günlerinizde lüks limuzin ve 7 kişilik araçlarımızla 24 saat hizmetinizdeyiz


Kasım 08

HABER

Nowember 08

21

2. Gençlik Buluşması Büyük İlgi Gördü

İlki geçtiğimiz mayıs ayında düzenlenen Gençlik buluşmalarının 2.si Viyana’da düzenlendi. Gençlerin genel olarak problemlerinin ele alındığı buluşmaya, Avusturya Gençlik Federasyonu (JUWA) Başkanı Yasin Tecer’in yani sıra T.C Viyana Başkonsolosu Sedat Önal, Eğitimci Pedagog Seher İŞÇEL, Kaligrafi sanatçısı - Müzisyen Ayşe Atay ve Juwa Eğitim Merkezleri Genel Müdürü Mesut Koca katılarak gençlerin sorularına cevap vermeye çalıştılar. JUWA Eğitim Başkanı Naci Onay’ın Moderatörlüğünde gerçekleştirilen programda gençliğin başlıca problemleri ele alınarak çözüm önerileri sunuldu. Açılış konuşmasını JUWA Tanıtma Başkanı Tamra YAVUZ´un yapmasının ardından JUWA’nın hazırladığı sokakta, okul ve disko önlerinde, otobüs ve metro duraklarında, işyerlerinde ve parklarda gençlerle yapılan röportajın klibi izlendi. Daha sonra mikrofon gençlere verildi. Bay ve bayan gençlerin yoğun ilgi gösterdiği buluşmada, 1. Gençlik buluşmasında ele alınan “AVRUPALI MÜSLÜMAN GENÇLERİN PROBLEMLERİ”nin yanında çözümleri de masaya yatırıldı. Renkli tartışmaların yaşandığı programda gençlik konusunda öne çıkan başlıklar şunlardı: Gençlik ve Kimlik, Gençlerin şahsiyet oluşumu, Gençlik ve aile içi iletişim, Gençlerin eşleriyle olan diyalogları, Gençlik ve Evlilik, Gençlik ve Eğitim, Gençlik ve Ahlak, Gençlik ve Arkadaşlık, Gençlik ve Zararlı alışkanlıklar, Gençlik ve Eğlence, Gençlik ve Müzik, gençlik ve Moda, Gençlik ve Siyaset, Gençlik ve Geri dönüş düşüncesi, Gençlik ve Sanat, Gençlik ve Medya, Gençlik ve Vizyon, Gençlik ve İş hayatı, Gençlik ve Entegrasyon, Gençlik ve İbadet, Gençlik ve Dil, Gençlik ve Gençlik Kuruluşları, Gençlik ve JUWA. Çok farklı çevrelerden katılımın gözlendiği gençlik buluşmasında gençlerin ifadelerinde ortaya çıkan fotoğraf su şekilde: “Gençlerin büyükler tarafından anlaşılmadığı, türkçe konuşamama, evlilik, tesettür, kuran okumayı bilmeme, ibadetsizlik, idealsizlik, flört, gençlerin ihtiyaçlarına cevap verebilecek merkezi bir lokalin olmayışı, gençlere örnek olabilecek model şahsiyetlerin azlığı, kitap okumama, kılık kıyafet, kuşaklar arası iletişimsizlik, önyargılar..vs.

TC. Viyana Başkonsolosu Sedat Önal Bey Avusturya Gençlik Federasyonu’na teşekkür ederek başladığı ve ara ara gençlerin soru ve düşüncelerine yaptığı değerlendirmesinde özetle şunları söyledi: `` Buradaki sivil toplum örgütlerinin çok şeyler başardıkları ortada, bu işbirliğinin daha da geliştirilmesi ve iletişimin ilerlemesi lazım. Buradaki gençlerimiz iki kültür arasında kalıyorlar. Ana dil olarak Türkçemizin ihmal edilmemesi ve bu konuda projeler geliştirilmesi gerekir. Hiç kimseye bir önyargımız yok ve herkesi kucaklıyoruz. Gençlik olarak tatbik edilebilir projelerinizi getirin değerlendirelim.“ Pedagog Seher İşçel; „Gençlerin başörtüleriyle, okullarda ve işyerlerinde yasadıkları sorunlara vurgu yaparak, babaların evlatları üzerindeki tasarrufları konusunda dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Bizler bayanlarız ve hak ettiğimiz yerde olmalıyız, kadın hakları konusunda toplumumuz yeterince bilinçli değil, bunun feministlikle bir alakası yok çünkü bizler Müslümanlarız, gençlere daha hoşgörülü ve toleranslı olmalıyız, aslına bakılırsa burada konuşacağımız konuları herkes biliyor, artık eyleme geçmeli ve çözüm için ortak şeyler yapmalıyız`` şeklinde değerlendirmelerde bulundu. Kaligrafi sanatçısı ve müzisyen Ayşe ATAY; müziğin Müslümanlar tarafından çok farklı algılamaları olduğunu, bunu aşmanın kolay olmadığını ama son yıllarda bu anlamda müspet gelişmelerinde bulunduğunu ifade ederek, sanatın neden gerekli olduğu ve gençlerin haram helal noktasında yeterince bir bilinçlenme içerisinde olmadıklarını ifade etti. JUWA (Gençlik) Rehberlik ve Eğitim Merkezleri Genel Müdürü ve VIF Eğitim Başkanı Mesut KOCA; çocuk eğitimi üzerinde durarak aile, okul ve cevre üçgeninin önemine dikkat çekti. Çocukların bilinçaltla-

rına çizgi filimler ve oyuncaklar aracılığıyla zararlı düşüncelerin yerleştirildiğini ve bu noktada üzerimize çok büyük sorumluluklar düştüğünü hatırlattı. Gençlik Buluşması hakkında bir açıklama yapan Avusturya Gençlik Federasyonu Başkanı Yasin TECER şunları söyledi; „ Gençlik için herkesin gücü yettiğince bir şeyler yapıyor olması gençliğin önemsenmesi bakımından kayda değer bir sahiplenmedir. Ancak devletlerin bile çözmekte zorlandıkları gençlik sorunlarını Avrupa’da azınlık olarak yaşayan ve sayıları hayli az olan gençlik kuruluşlarının sorumluluğu saymak, oldukça büyük bir sorunun varlığını ortaya koymaktadır. Biz bu çalışmayla gençleri gençler için gayrete ve herkesi de gelecekleri için göreve davet etmeyi amaçlarken birlikte reel projeleri gençlerimiz için el ele vererek ortaya koymayı amaçladık. Önce sunu tespit etmekte fayda var: Gençlik denilince akla hemen sorunlu bir kitlenin varlığı gelmemeli, kılık kıyafetlerinden saç kesimleri-

ne, eğlence tarzlarından dinledikleri müziğe varana kadar onlara önyargılı yaklaşmak yerine İNSAN olduklarını unutmamalı ve onları anlamaya ve tanımaya çalışmalıyız. BM ve Eğitim Bakanlığını tariflerinin biraz kısır kaldığını aslında gençlik denince „çocuklukla yetişkinlik arasında yer alan ruhi gelişme, bedeni olgunlaşma ve hayata hazırlık döneminin anlaşılması gerektiğini bilmeliyiz. Genç hayatın içinde ve her neresindeyse orda yaşamla bir ilişki kuruyor ve kendince sorunlar yaşıyor ya da bu ilişkileri farklı değerlendiriyor. Avrupa patentli bir gençlikle karşı karşıyayız. Buradaki bütün dernekler bu toplumun ilerletici unsurları olarak bir takim ihtiyaçları karşılıyorlar ve eksiklikleri tamamlıyorlar, her birine ayrı ayrı teşekkürlerimizi sunuyoruz. Gençlik için bir platform oluşturulmalı, bunun yanında Gençlik kuruluşlarının ortaklığıyla Avusturya’da gençlik çatı kuruluşu oluşturulmalı ve kendi milli ve manevi değerlerimize uygun olarak gençlerimize çok

kapsamlı hizmet verebilecek MODEL BİR GENÇLİK MERKEZİ en kısa zamanda kurulmalı.“ Konuşmasını Viyana’ya geldiğinden beri gençlik meselelerine duyarlı olan ve Gençlik Buluşmasına Onur konuğu olarak katılan TC Viyana Başkonsolosu Sn. Sedat ÖNAL Bey’e, Viyana İslam Federasyonu Genel Başkanı Sn. Muhammet TURHAN Bey’e VIF Kadın Kollarına, JUGEND KOMITEE`ye, katılımcılara, gelen misafirlere ve gençlere teşekkür ederek tamamladığı konuşmasının ardından program misafirlere plaket töreninin ardından sona erdi. Gazetemize bir açıklamada bulunan JUWA Tanıtma Başkanı Tamra YAVUZ „Sevgililer Günü“ne denk gelen 14 Şubat Cumartesi günü gerçekleştirilecek olan 3. Gençlik Buluşmasında gençliğin en öncelikli gündemleri arasında yer alan Flört, Bay Bayan ilişkileri ve Evlilik üzerinde durmayı planladıklarını ifade ederek bütün gençleri ve gençliğe duyarlı herkesi bu programa beklediklerini belirtti.


22

Kasım 08

İSLAM DÜNYASI

Nowember 08

Filistinlilerin Osmanlı Özlemi Dedelerinden kalan evrakları hala saklıyorlar Filistinliler, Osmanlı Devleti’nce baba ve dedelerine verilen kimlik belgesi ve evrakları hala saklıyorlar. Ürdün’ün başkenti Amman’ın ücra mahallelerinde ya da mülteci kamplarında yaşamlarını sürdüren Filistinliler, Osmanlı Devleti döneminde ‘’seçkin ahaliler’’ arasında yer alıyorlardı. Filistinliler bugün ya çeşitli ülkelerdeki mülteci kamplarında ya da silah sesleri ve şiddetin yıllardır eksik olmadığı Filistin topraklarında yaşamlarını sürdürüyorlar. Birleşmiş Milletler verilerine göre, sadece Ürdün, Lübnan, Suriye ile Batı Şeria ve Gazze’deki 58 mülteci kampında 4 milyon 562 bin Filistinli yaşıyor. Herhangi bir ülkede vatandaşlıkları olmadığı için siyasi ve medeni haklardan mahrum çeşitli ülkelerde mülteci olarak yaşayanların sayısı da on binlerle ifade ediliyor. Sadece Ürdün’ün Jerash kentindeki mülteci kampında herhangi bir ülkenin vatandaşı olmayan 27 bin Filistinli’nin bulunduğuna dikkat çekiliyor. Osmanlı Devleti döneminde yaşadıkları barış ve huzurun özlemini arayan Filistinliler, bugün baba ve dedelerine Osmanlı Devleti’nce verilen ve kimlik belgesi yerine geçen tezkereler ile bazı evrakları hala saklıyorlar. Ürdün’ün başkenti Amman’da mülteci olarak hayatı-

nı sürdüren 50 yaşındaki Filistinli Abdulhalim Hammad, „baba ve amcasının Osmanlı ordusuna yıllarca hizmet verdiğini söyledi“. Babasının Osmanlı ordusundaki anılarıyla çocukluk döneminin geçtiğini ifade eden Hammad, ‘’Biz Osmanlı’nın büyüklüğünü baba ve dedelerimizden öğrendik. Osmanlı bizim için çok değerlidir. Osmanlı gittikten sonra Orta Doğu çok karıştı. Osmanlı Devleti yıkıldı, bütün İslam toplumları da onunla birlikte yıkıldı. Bu nedenle çocukluğumdan itibaren Osmanlı’ya ve Türklere karşı içimizde büyük bir sevgi var’’ dedi. 1981 yılında 93 yaşındayken vefat eden babasının Türkçe de bildiğine dikkati çeken Hammad, ‘’Babamdan kalan Osmanlı evraklarını kız kardeşim, Osmanlı Devleti’nce babama verilen tezkereyi de ben saklıyorum. Bugün Osmanlı olmasa da o evraklar bizim için çok değerli’’

diye konuştu. Türkiye Filistinlilere Sahip Çıkmalı Filistinlilerin Türkiye ile tarihi ve kültürel bağlarının bulunduğuna işaret eden Hammad, şöyle devam etti: “Bu nedenle Türkiye’nin bir parçası gibiyiz. Türk Devleti’ne çağrım Türk topraklarına giren her Filistinli’ye pozitif ayrımcılık yapılmasıdır. Çünkü Filistinli hiçbir zaman Osmanlı’ya ihanet etmemiştir her zaman Osmanlı ile birlikte hareket etmiştir. Türkiye, geçmişte Osmanlı ile irtibatını göz önünde bulundurarak bugün en azından çocuklarımıza sahip çıkmalıdır. Filistinliler arasında kökenleri Türk olanlar da var. Özellikle eğitim konusunda Türkiye, Filistinlilere sahip çıkmalı.“ Hammad, Ürdün Üniversitesine giden çocuklarının vatandaşlıkları olmadığı için yabancı öğrenci statüsünde eğitim gördüklerini, bunun da eğitim masraflarını 3-4 kat artırdığını söyledi. İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı aracılığıyla oğlu Abed Alfattah Hammad’ın yükseköğrenim için Türkiye gittiğini ifade eden Hammad, „Oğlum Türkçeyi öğrendikten sonra oradaki Yabancı Öğrenci Sınavı’na (YÖS) girecek. Eğer kazanırsa da yüksek öğrenimine başlayacak. Oğlumun barınma ve kurs masraflarını da İHH İnsani Yardım Vakfı karşılıyor“ dedi.

İslam Ülkeleri Müsiad Fuarı ve Uluslararası İş Forumu’nda Buluşuyor İslam ülkeleri arasında işbirliğini kurmak ve ticari faaliyetleri canlandırmak amacıyla gerçekleştirilen 12. Müsiad Fuarı ve 12. Uluslararası İş Forumu (IBF) 61 ülkeden 2000’i aşkın yabancı işadamını İstanbul’da buluşturuyor. Fuar ve Forum’a katılan, 100 milyar dolara hükmeden Türk ve yabancı işadamlarının 5 gün boyunca yaklaşık 4 milyar dolarlık ticaret bağlantısı yapması hedefleniyor. “Dünyanın İşi Türkiye’nin Gücü” sloganıyla tanıtımı yapılan iki büyük organizasyona Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (Müsiad) ev sahipliği yaparak Türkiye’nin adını dünya gündemine bir kez daha taşımaya hazırlanıyor. 22 Ekim’de gerçekleştirilen 12. Uluslararası İş Forumu (IBF) İslam Konferansı Teşkilatı’nın üyelerinin ülkelerini yöneten liderleri ve iş dünyası temsilcilerini buluşturuyor. Müsiad’ın her iki yılda bir düzenlediği Müsiad Fuarı da yerli ve yabancı ziyaretçilerin katılımlarıyla 23 - 26 Ekim tarihleri arası gerçekleştiriliyor. Müsiad Genel Başkanı Ömer Cihad Vardan, Müsiad Fuarı ve IBF ile ilgili yaptığı açıklamada, IBF’nin, Afrika, Asya ve Ortadoğu’yu kapsayan coğrafyada; ortak sosyal değerlerin ve kültürel mirasın paydaşları

Görme Engeline Rağmen Hafız Oldu Görme engelli olan İbrahim, Kuran´ı ezberlemeyi başardı. Bursa´da televizyondan dinlediği Kur´an-ı Kerim´i ezberleyerek hafız olan doğuştan görme engelli İbrahim Altuntaş, 4 kez Türkiye birincisi oldu. Altuntaş şöyle konuştu: „Kur´an-ı Kerim´i de Diyanet İşleri´nin çıkarmış olduğu hatmi şeriften dinledim ve hocalarıma okudum. Bu mukaddes kitabın ezberlenmesi sayesinde Allah, o kişinin kalbine rahmet indiriyor ve kitabın ezberlenmesi daha kolay oluyor. Gönülden isteyen herkes bunu başarabilir.“

Her Sabah İlk Ezanın Okunduğu Yer

Her sabah dünyada ilk ezanın nerede okunduğunu, ilk kameti kimin getirdiğini ve ilk namazı kimlerin kıldığını biliyor musunuz? Milyonlarca yıldır güneş ilk defa oraya doğuyor her sabah. Japonya´nın doğusuna, Rusya´dan okyanusa bir çengel gibi sarkan Kamçatka´ya... Dünyada güneşi ilk görenler Kamçatkalılar. Kainatın deveranına eşlik etmeye de ilk olarak onlar davet ediliyor her sabah. Ne kutlu bir davet... Kamçatka´da başlayan sabah ezanı, sırayla bütün ülkelere uğruyor, meridyenlerde konaklıyor, şehirlerde minareler arıyor kendine. Buhara, İsfahan, Şam, Mekke, Medine, Urfa, İstanbul gür sesli müezzinlerini ezanla buluşturuyor şerefelerde. Bütün dünyada her an ezan okunuyor... İnsanlık her an kurtuluşa davet ediliyor...

“İslam Dünyası Sanat Eserleri” Müzayedede arasındaki tarihi “İpek Yolu” birikimini Afro-Avrasya Ortak Pazarı’na dönüştürmeyi amaç edinen bir platform olduğunu söyledi. Müsiad’ın dış ilişkilerle ilgili vizyonunda önceliğin Türkiye’nin tam merkezinde yer aldığı ve doğal hinterlandı olan Afro-Avrasya coğrafyasına verildiğine dikkat çeken Vardan, “Bu coğrafya; AvrupaAsya-Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerini kapsamaktadır. BalkanlarOrtadoğu ve Kafkaslar üçgeninin tam ortasında yer alan ülkemiz, 3,5 uçuş saati mesafesinde tam 55 ülke ile direkt ulaşım imkânına sahiptir. Bugün artık net olarak görülmektedir ki, Avrasya hinterlandında siyasi ve ekonomik istikrarını sağlamış, ekonomik, sosyal ve demokratik ge-

lişmesini tamamlamış güçlü bir Türkiye, komşularına ve çevre ülkelere de güç vermektedir. Bu bölgede ülkemizin üstlendiği rol, girift ve zengin yapısıyla Ortadoğu bölgesinin barış ve istikrar havzası olmasına önemli katkılar yapmaktadır” dedi. İşadamları arasındaki ticari ilişkileri artırmak, küresel iş ağları kurmak ve ortak projeler gerçekleştirmek için çalıştıklarını söyleyen Vardan “Müsiad Fuarı ve IBF; Dış Ticaret Müsteşarlığımız, Dışişleri Bakanlığımız, KOSGEB, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbul Ticaret Odası ve THY, ayrıca İslam Konferansı Teşkilatı, İslam Kalkınma Bankası ve İslam Ticaret ve Sanayi Odası tarafından da desteklenmektedir” açıklamasında bulundu.

“İslam Dünyası Sanat Eserleri” adı altında İngiltere’nin ünlü müzayede kuruluşu Sotheby’s’in düzenlediği müzayedede, yüzlerce eser milyonlarca sterline satıldı. İran’da Safavi dönemine ait 1,65x88 ebadındaki “Soylu Kadın” adlı yağlı boya tablo oturumun en pahalı parçası oldu. 750 bin sterline (yaklaşık 1 milyon 850 bin YTL) alıcı bulan tablonun satış fiyatı komisyon ve vergileriyle birlikte alıcısına 881 bin 250 sterline mal oldu. 7. yüzyıldan kalma Hicazi Kur’an-ı Kerim sayfasının alıcı bulduğu müzayedede, Mekke ve Medine’de kabirlere ait padişah tuğralı örtüler de satışa sunuldu. Bu örtüler 50 bin ile 70 bin sterlin arasında fiyatlarla alıcı bulurken, 10. yüzyıla ait kesme cam bir şişe 150 bin sterline, 9. yüzyıla ait bir başka cam şişe 300 bin sterline satıldı. 14. yüzyıl İspanyası’na ait nadir vazonun 250 bin sterline alıcı bulduğu müzayedede Osmanlı dönemi Mısır ya da Sudan’ına ait tahta panel ise 30 bin sterline el değiştirdi. Müzayedenin bir diğer kıymetli parçası da 825 bin 250 sterline satılan Memluk dönemine ait pirinç şamdan oldu.


Kasım 08

AİLE

Gölge İle Dekorasyon Evinizin ışık oyunları ile görselliğini artırmaya yeni bir yöntem. Gölge oluşturarak güzel bir hava oluşturabilirsiniz. Basit bir mum ve evde kendi kestiğiniz kartondan ağaç ile hafif loş bir ortamda farklı bir hava yakalayabilirsiniz.

Nowember 08

23

İncirin Bilmediğiniz Yönleri

Eskiyen Pantolonlardan Kilim Aldığımız kot pantolonlar belli bir süre sonra yıprandıkları için yırtılır ve eskirler. Elinizde kalan bu pantolonları atmak yerine basit bir kilim örme tekniğiyle eviniz için kilim yapabilirsiniz.

Söze Gerek Yok... Sürekli tüketirken ürünlerin attığımız paketleri birileri için vazgeçilmez olmuş. Afrika’da ayakkabı bulmakta zorlanan ve zor koşullarda yaşayan insanlar kendileri için üretmenin sınırlarını zorluyorlar. Çöpe atarken arkasından bile bakmadığımız plastik şişeler birileri için ayakkabı olmuş. Gerçekten söze gerek yok...

İncire latincede “Ficus carica” deniyor. Anavatanı içinde cennet yurdumuzun olduğu doğu Akdeniz ve güneybatı Asya var ve cennet yurdumuz incirin dünyadaki bir numaralı üreticisidir. İncir ağacının boyu 3m ile 10m arasında olabilir. Bazı türleri erkek çiçeği de dişi çiçeği de üzerinde bulundurur. Bazı türlerininde ise erkek ve dişi çiçeği üzerinde bulunduran ağaçlar ayrı ayrıdır. Bu türlerde bay incir ağacı “ Ficus carica varyete caprificus” bayan incir ağacı “Ficus carica varyete domestica” olarak isimlendirilir. Yaprakları 12–25 cm uzunluğunda ve 10–18 cm genişliğinde olup derin girintili beş lobu vardır. Meyvesine gelince o bir fenomendir. Elmaya, armuda benzemez. Zaten meyve diye yediğimiz o sarıdan mora çeşitli renklerde olabilen 3-5 cm uzunluğundaki harika şey aslında ağacın meyvesi değil çiçeğidir. Dışta gördüğümüz yeşil-mor olabilen kısım aslında dişi çiçeğin tablasıdır. Özelleşerek bir kese halini almıştır. Minik minik yüzlerce çiçek bu keseciğin içine sığınmış meyve olabilmek için erkek çi-

çekten gelecek polenleri beklemektedir. Erkek çiçek ise başka bir ağacın üzerindedir ve polenlerini o keseciğin içine ulaştırması hiç de kolay değildir. Bir elma bir armut gibi dişisi- sevdiceği- hemen dibinde değildir ki polenlerini şöyle bir silkinip atıversin üzerine. Bu sebeple bir ulağa ihtiyacı vardır ve mazı böceği onların aşk böcüğü olur. Erkek ağaçta çiçek tablasının ağzına yakın kısmında polenleri taşıyan erkek çiçekler bulunur. Daha derinde ise mazı çiçeği denen ve mazı böceğinin yumurtalarını içine yerleştirdiği çiçekler vardır. Larvalar yumurtadan çıkar ve olgunlaşıp mazı böceği olduklarında erkek çiçeği üzerine polenleri de alıp terk ederler. Dişi ağaca yolları düştüğünde de dişi çiçeğin oluşturduğu kesenin ortasındaki delikçikden girerek içindeki yüzlerce küçük çiçeğe polenleri ulaştırır.. Zaman içinde bu keseyi oluşturan çiçek tablasının çeperi ile taç yaprakları etlenir ve lezzetlenir, böylece bizim yediğimiz yalancı ve leziz meyve hasıl olur. Asıl meyveler hani şu incir çekirdeği diye hor gördüğümüz, itip kaktığımız, işe

yaramaz ehemmiyetsiz şeylere misal gösterdiğimiz çekirdeğimsi minicik şeyler var ya onlar işte. İncir içinde yağ emilimini azaltan, kabızlığı önleyen çözünmez ve kan kolesterolünü düşüren çözünür lif içerir. He iki lif türünü bir arada içeren incir bu özelliği taşıyan nadir yiyeceklerden biridir ve bir tanecik incir günlük lif ihtiyacımızın %20’sini karşılayabilir. Ayrıca potasyum, kalsiyum, fosfor, magnezyum, çinko, selenyum ve demir açısından oldukça zengindir. Vitaminlerden de A, C, B1, B2, B6 vitaminlerini bünyesinde bulundurur. Tek kötü yanı da aynı bol kalori ve bol kilo anlamına gelen karbonhidrattan da zengin olmasıdır. Ama yok ben karbonhidratı da kaloriyi de kale almam diyorsanız yazımı meşhur incirli cevizli tarçınlı havuçlu kekimin tarifini vererek sonlandırabilirim. 2 yumurta, bir bardak şeker, bir bardak süt, 2/3 barak sıvı yağ, 1 havuç -rendeleyerek tabi ki-, istediğiniz kadar tarçın, abartmamak koşulu ile istediğiniz kadar ceviz ve incir, aldığı kadar un, 1 paket vanilya ve 1 paket kabartma tozundan müteşekkil malzemeyi birbirine karıştırıp pişiriyorsunuz. www.hafif.org


24

Kasım 08

AİLE

Nowember 08

Şeker hastalığını bitirecek buluş

Elma Sirkesiyle Gelen Şifa

“Likopin” Hormonunu vücutta çalıştıracak formül bulunursa diyabet, şişmanlık ve bağlı hastalıklar belki de tarihe karışacak.

Harvard Üniversitesi’nden gelen haber tüm dünyadaki milyonlarca diyabet hastası için umut oldu. Harvard Üniversitesi Genetik ve Kompleks Hastalıklar Bölümü Başkanı Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil ve ekibi, diyabet, karaciğer yağlanması ve metabolik hastalıkları durdurabilecek hatta tersine çevirebilecek yeni bir hormon keşfetti. Hormona ‘Likopin’ adı verildi. Likopin, diyabetin, şeker metabolizması kadar yağ metabolizmasını da bozan bir hastalık olduğunun da belirlenmesini sağladı. Dünyanın önde gelen bilim dergilerinden Cell’de yayımlanan makale ve beraberindeki yorumlara göre, Likopin’in keşfi diyabet ve şişmanlığın ve bunlara bağlı diğer hastalıkların çözümü için çok önemli bir aşama olarak görülüyor. Prof. Dr. Hotamışlıgil, ilk başta söz konusu mekanizmanın arkasındaki maddenin bir protein ya da peptid hormonu olduğunu düşündüklerini ve uzun yıllardır bu maddeyi aradıklarını söyleyerek “Sonra bu maddenin yağ hücreleri

tarafından kana salgılanan binlerce yağ asitinden biri olabileceğini fark ettik ve yağları taramaya başladık.” diye konuştu. Prof. Dr. Hotamışlıgil, “C16:1n7palmitoleate” adı da verilen bu hormonun neler yapabildiğini “Likopin yağ dokusundan salındıktan sonra kasları ve karaciğeri etkiliyor. Kas dokusunda hücrenin insüline karşı hassasiyetini artırıyor, karaciğerde ise yağ toplanmasını engelliyor. Ayrıca metabolik hastalıklara sebep olan en önemli faktör inflamasyonu (iltihaplanma) da durduruyor” sözleriyle anlattı.

Vücut kendi yağını geliştiriyor Prof. Dr. Hotamışlıgil ve araştırma ekibi deney hayvanları üzerinde yaptıkları araştırmalarda yeni hayvan modelinde gıdalardan alınan yağın depolanmadığını ve bunun yerine, yağ hücrelerinin kendi yağ moleküllerini geliştirdiğini gözlemledi. Yani vücutta üretilen bu yağ, palmitoleate yapımını tetikliyor ve bütün vücudun metaboliz-

Hayat Kitabı Kur’an Mustafa İslamoğlu, Hayat Kitabı Kur’an -Gerekçeli Meal-, Düşün Yayınları, 2 Cilt, S. 1400 Hayat Kitabı Kur’an: Meal-Tefsir lafız-mana-maksat sacayağına istinat etmiş ifşâ edici ve inşâ edici bir meal... Kur’an’ın Allah ve Peygamber tasavvurunu nasıl inşâ ettiğini gösteren ve izleyicisine de öğreten bir meal. Vahyin inşâ edici özelliğini ifşâ eden, gün yüzüne çıkaran, tecdit eden bir meal... Bu mealin usûlü ve medeniyet tasavvuru var. Mezhebi var. Dilde, nahivde ve kıraatte... Mezhebi olmak, nesebi olmaktır. Tasavvura ve usûle sahip olmak, anlamı taşırken yol kazalarını en aza indiren tertibatlardır. Usullü olmak fotoğrafın bütününü görmeye niyet ederek tutarlı olmaktır. Üreten bir meal, tüketen değil... İlim ocağında ve irfan kucağında yetişmiş bir âlimin ömrünü vakfettiği, 15 yıllık bir tefsir sohbetinin hasılı olan bir Meal...

masının sağlıklı bir şekilde çalışmasını sağlıyordu. Prof. Dr. Hotamışlıgil “Evde yapılan yemek gibi, vücudun ürettiği yağın en iyisi olduğunu görüyoruz. Bu gözlemle, kanda her seviyesi yükselen yağın zararlı olduğu görüşünü kitaplardan çıkarmamız gerekecek.” dedi ve şöyle devam etti: “Hücrelerin kendi ‘iyi’ yağını üretmesi için kimyasal yollarla teşvik edilebileceğine inanıyoruz ve mümkün olduğunu bu çalışmada gösterebildik. Bu yöntemler insana uygulanabilirse öngörülmemiş tedavi yaklaşımları geliştirilebilir. İnsanlarda bu hormonun düzeyleri ile metabolik hastalıklar arasındaki ilişkiyi inceliyor, maddenin etkilerini ölçmeye hazırlanıyoruz.”

Yağ Hakkında Bildiklerimiz Değişiyor Mu? PROF. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, yağ hakkında bugüne kadar söylenenlerin aksine çarpıcı açıklamalarda bulundu. Hotamışlıgil, yaygın kanının aksine vücutta üretilen yağın zararlı olduğu düşüncesinin yanlış olduğunu söyledi.

Kitabiyat

Peygamber Efendimizin Hadis-i Şerifleri’nde de tasdik edilen sirkenin kudreti her geçen daha da iyi anlaşılıyor. Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadisinde “Sirke ne güzel bir katıktır, Allah’ım! Sirkeyi bereketlendir. Zira sirke benden önceki peygamberlerin de katığı idi. İçinde sirke bulunan ev, katık sıkıntısı çekmez.” buyurmuştur. Ayrıca Efendimizin yiyecek hiçbirşey yok denilen zamanlarda kuru ekmekle katık ederek sirke yediği de bilinmektedir. Peygamberimizin 15 asır önce hikmetine dikkat çektiği sirke bugün şifa kaynağı olarak görülüyor. Elma sirkesi ciltteki lekelerden sağlıksız saçlara, varis hastalığından kilo problemine kadar pek çok derdin devası. Pırıl pırıl canlı saçlara, lekesiz bir cilde, sağlıklı ve formda bir vücuda sahip olmak isteyenler için elma sirkesi bulunmaz bir ilaç. İşte elma sirkesiyle şifa bulmanın birkaç yolu: Kepeksiz saçlar: Saçınızı yıkadıktan sonra son durulama suyuna elma sirkesi ekleyin. Saçlarınızın kepek-

ten arındığını ve parlaklaştığını göreceksiniz. Akne tedavisi: Su ile seyreltilmiş elma sirkesi ile yüzünüzü temizleyin ve su ile durulayın. Elma sirkesi cildinizi yumuşattığı gibi, antiseptik özelliği ile akneye neden olan mikropları öldürecektir. Ciltteki lekelere: Dörtte bir litre suya, üç çorba kasığı elma sirkesi ekleyip, kaynayıncaya kadar ısıtın. Başınıza bir örtü örtüp, yüzünüzü buhara tutun. Yarı yarıya sulandırılmış elma sirkesi ile yüzünüzü silin. Haftada iki kez tekrarlayabilirsiniz. Varisli damarlara: Bir bezi elma sirkesine batırıp sıkın. Bezi varisli bölgeye sarın ve 30 dakika bekletin. Bu süre içinde bacaklarınızı yukarı kaldırarak dinlendirin. Sabah - akşam tekrarladığınızda varislerde azalma olduğunu göreceksiniz. Zayıflamak için: Bir bardak suya bir-iki kahve kasığı elma sirkesi ve bir kahve kasığı bal ekleyip karıştırın. Bu karışım uygun bir rejimle birlikte kullanıldığında düzenli kilo vermenize katkı sağlar .

Mekke Fethedildi Onlar İslamı seçti Fethin Müminleri Hz. Muhammed’in Mekke’yi fethinden sonra Müslüman olan Ebu Süfyan, Hind Binti Utbe, Süheyl İbn Amr, İkrime İbn Ebi Cehil ve Safvan İbn Ümeyye’nin nasıl örnek birer sahabeye dönüştüğünü anlatıyor. Mekke’nin fethiyle Müslüman olan sahabelerden Ebu Süfyan’a geniş yer veriliyor. Mekke’nin reisi, Bedir savaşından sonra, Medine’de taş üstünde taş bırakmamak için deli divene olan, Allah’ın Resulu’nü öldürmek için kiralık katil gönderen, intikam için Uhud ve Hendek’e kadar gelen bir lider iken Ebu Süfyan’ın Hz. Muhammed’in anlayış ve şefkati karşısında İslam’la şereflenmesi etkileyici bir dille anlatılıyor. Fethin Müminleri, Ümit Kesmez, Işık yayınları 351 Sayfa


Kasım 08

HABER

Nowember 08

25

Apple’dan Yeni Laptoplar Alttan aydınlatmalı tastatur

Tek parça olarak tasarlanmış tuşları gizli multitouchpad

Pilin kapasitesini kontrol edebileceğiniz panel

Tek parça olarak hazırlanan alüminyum kasa

Çıkardığı ürünlerle çok konuşulan Apple firması uzun süredir değiştirmediği Macbook ve Macbook Pro laptoplarını yeniledi. Görsel olarak öncekilerden farklı olan yeni kasalar şık görünümleriyle Macbook Air’a çok benziyor. Önceden plastikten üretilen Macbook’nun yeni kasası artık alüminyum. Tek parça olarak hazırlanan alüminyum kasa laptoplar daha zarif görünüyor. Laptoplarda öne çıkan yenilikler ise: Daha güçlü grafik işlemcisi, camdan yapılmış tek parça multitouch mousepad, tek parça olarak üretilen alüminyum üst kasa, LED aydınlatmalı ekran. Çevreci özelliklerine vurgu yapılan laptoplarda hiç pvc plastik kullanılmamış ve camlarında arsenik yok. Ayrıca laptopların paketlerinin % 41 küçültülmeiyle daha az kağıt kullanmış.

İnternet Hızınızı Test Edin

Gelişmiş ülkelerde internetin girmediği ortam kalmadı. Bununla beraber internet hızı da oldukça arttı. İnternet erişim hızı hem internet sağlayıcısı firmalar arasında, hem de bir firmanın paket kampanyaları içinde farklılık arz ettiği için kullanılan internet hızının kişi tarafından tam olarak bilinmesi zor. Bu konuda hizmet sunan “www.speedtest.net” sitesi internetinizin hem yükleme, hem de indirme hızını eğlenceli bir şekilde tespit ediyor. Dünyanın farklı nok-

talarından internet hızını test etme imkanını sağlayan siteyi kullanırken unutulmaması gereken konu ise internet sağlayıcınızın size vermi�� olduğu paketteki hızların maksimum değerler olduğu. Bu değerler genellikle Avusturya içindeki en yüksek değerler. Yani girmiş olduğunuz sitenin size olan uzaklığı açılma hızını etkiliyor. Bu sitede de bunu deneyebilirsiniz. Hız testini dünyanın öbür ucunda bulunan Japonya ile test ederseniz farkı görürsünüz.

Osmanlı Cumhuriyeti

Atatürk hiç lider olmasaydı temasıyla yazılan ve Osmanlı günümüzde de varlığını devam ettirse ne olurdu sorusuna mizahi bir yaklaşımla cevap arayan Osmanlı Cumhuriyeti’ni Gani Müjde yazıp yönetti. Filimde başkentlik görevini hala İstanbul yürütürken, tabelaların hem Latin, hem de Arap harfleriyle yazılması, padişahın kaftanının altında takım elbise bulunması gibi trajikomik ayrıntılar var. Film 1888 yılında herkesin bildiği Mustafa

Kemal’in kargaları kovalama sahnesiyle başlıyor ve bir dalda asılı duran bülbül kafesini almak için ağaca tırmanan Mustafa Kemal çıktığı ağaçtan düşüyor. Bu olayın hemen sonrasında kendimizi günümüzün İstanbul’unda ama Osmanlı Cumhuriyeti’nin başkentinde buluyoruz. Başrolünü usta komedyenlerden Ata Demirer’in oynadığı filim 21 Kasım tarihinde Türkiye ile beraber Avrupa’da da gösterime girecek.


Nowember 08

EĞLENCE

KARİKATÜR

SUDOKU

4

8

5

4

5

4

6

2

7 3

7 6

8

7

KOLAY

6

9 1

7 2

4

3 6

2

2 8

4

6

7 6

1 5

8

7

4

3

9

9

4

8

5

6

1

8

2

2

1

7 6

6 3

8

4

1

5

ORTA

9 1 5

1

3

4

2

7

9

1

9 2

5

9

8

4

2 3

8

7

9

4

1

4 9 8

4

3 2

2 8

6

4 4

ZOR

26

Kasım 08

8

5

6 6

9

6


38

Gerçekler “Hayat”ýn Ýçinde Gizlidir

Kasım 08

Eylül-Ekim-September-Oktober 2007 Ramazan 1428

Azerilerin devleti Resimde Muhammed Ali’nin yan›ndaki siyahi Müslüman

bulmaca27

hayat BULMACA

6

Nowember 08

Sa¤l›kl›

Uzakl›k belirtir

fiiddetli kar ya¤›fl›

En son ve Hak din

Kalas’›n son hecesi

Manda’n›n ilk hecesi

10

3

Ak›l yürütme yetene¤i

4

5

Bir haber ajans›m›z

Uluslararas› bir haber ajans›

Bir nota

Ademiyet

Apaç›k

Ok at›lan düzenek

7

Ac›, ekfli, tatl› gibi kavramlar

9 Medeni olma hali, flehirlilik

Tersi, pazu

Unvan

Tritium’un simgesi

Beyaz renk

Sodyum’un simgesi ‹çtenlik

Bilgiler bütünü

Tutmak’tan emir

Ankara’da bir semt

Hayali olaylar

Hastal›k Özel haberci Suçsuzluk hali

25 Kelebek gibi uçan ar› gibi sokan Dünyan›n Sarayda Susuz arazi gelmifl padiflah geçmifl Beyazperdede ailelerinin en büyük Muhammed Ali’yi kald›¤› a¤›r s›klet bölüm boks flam- oynayan aktör piyonu olan siyahi boksör

Çat›

Bir tür baflörtüsü

K›rm›z› renk

Malcolm X’in do¤du¤u flehir

‹ran’da bir flehir

Bir soru yap›m eki

Ekmek yap›m›nda hamura kat›l›r

‹sim

Ma¤ara

Kanun taraf›ndan aranan suçlu

Belirti

Bir erkek ad›

8

Su Alt› Taarruz Komandosu

1

Argon’un simgesi Çorba kab›

Kamer

Yönetim erki

Tih’in ünsüzleri

Moskof

Utanma duygusu

2

Tersi, fliir yazan Arapça’da bir harf

Öbür dünya

Kafkaslar’da bir özerk cumhuriyet

Hindistan’da küçük bölgesel kral

Kart tavuk

‹çine mektup konur

Dahi anlam› veren bir ek

Malcolm X’in esas ad›

Yüz metrekarelik sat›h ölçüsü

Aras’›n ünsüzleri Acil’in ünsüzleri

Kraliyet ailesi

Edebiyatla ilgili olan

Tak›m›n en iyi eleman›

Tersi, yorumlama

Bir Müslüman ülke

Ba¤›ms›zl›¤›n sembolü

‹sim

Bir hayret nidas›

21

39 Baflkalar›n›n s›rt›ndan geçinen

Anlaml›

Tak›m’›n k›sa yaz›l›fl›

‹lan’›n ünsüzleri

Tarihte bir Türk devleti

Nazet ‹lgili

Almanca’da evet

K›s›m amiri fiey’in ünsüzleri

Radyum’un simgesi

fiifa’n›n ilk hecesi

Oturma belgesi

Bosna Hersek’te bir flehir

‹stanbul Elektrik Tramval ve Tünel ‹flletmecili¤i

Ses

Allah’›n (cc) Evi

Dengesi bozuk terazi

Hayali olaylar

Ok kutusu Ülkelerin birlikte hareketi

Bulmaya çal›flmak Türk Dil Kurumu

31

Gökyüzüyle ilgili Bir nota Beyazperdede Malcom X’i oynayan aktör

Diken’in ilk hecesi

16

Bir nota

Bir nota

Mal ile yap›lan bir ibadet

Amerika’n›n baflflehri

18

Bir kad›n ad›

Örnek Kurtlar Vadisi dizisinde Memati karakterini oynayan oyuncu

Hidrojen’in simgesi

Çelik para dolab›

Denizin yükselmesi

35

17

34

20

36

Uzakl›k belirtir

30

24

‹laç ‹lgi, ba¤lant› Aptal

Kesif

Yo¤urtDaha tan yap›kötü lan durum içecek

19

Tarihte bir Türk devleti

Erke¤in süsü

Konu

‹ngilizce’de hay›r

11

33 Cesur

23 Bir fleyi tam ve mükemmel bir flekilde anlama, kavrama

Yemin

14 42

Dizinleme

Küçük not defteri

Arapça’da bir harf His’in ünsüzleri

Ordu’nun son hecesi

26

Bir erkek ad›

37

Geri verme

Dahi anlam› veren bir ek

22

Tersi, büyük tepe

Lahza

Bir erkek ad›

01 plakal› ilimiz

27 Lahza

Bir erkek ad›

Bir tür tava Ö¤ütülmüfl bu¤day

Sa¤l›kl›

Ayl›k ücret

Müminin mirac›

Lahza Galyum’un simgesi Bir erkek ad›

Bir kad›n ad›

Zeka

Kabe’yi istiladan kurtaran kufllar

Tersi, icar

32

‹stanbul’da bir semt

Demek ki anlam›nda

Lahza

fiöyle böyle anlam›nda

Fas›la

Bolu’nun ilk hecesi

Çok büyük olan

Yoksul

Tahmini

Zalim’in ilk hecesi

Tersi, dipte biriken çökelti

Olaylar› ilintileme Sak›nca, Yetersiz kusur

Büyük tencere

15 Huzurlu ortam

Kur’an-› Kerim’de bir sure

Tersi, bir tür silah Çelik para dolab›

Yemek

29

Bir evcil hayvan K›sa boflluk an› Elma’n›n ünsüzleri Simgesi N‹ olan element

Cihan ‹mparatorlu¤u

12 Bir haber ajans›m›z

Dinsiz Bir haber ajans›m›z

Ev yap›m›na müsait arazi

Matematikte sabit say›

Utanma duygusu

13 ‹yot’un simgesi

1

Lise’nin ünsüzleri

18

2

19

4

21

22

23

5

24

25

Bir say›

Ifl›¤›n simgesi

6

7

26

28 8

27

Ö¤ütülmüfl bu¤day

40

Hay›r kurumu

3

20

Uranyum’un simgesi

41 38

ANAHTAR SÖZCÜK

Tersi, o¤arak masaj yapma

Kaba çizim

Tüy, saç

Utanma duygusu

Haftan›n ikinci günü

9

28

10

29

30

31

11

32

33

12

34

35

13

14

36

37

15

38

16

39

40

17

41

42


28

Kasım 08

TEKNOLOJİ

Nowember 08

Hangi Cep Bilgisayarı Daha İyi Teknoloji ve kullanımı artık hayatımızda büyük bir etkinlik alanına sahip. Sürekli artan özellikleri ve her gün çıkan yeni modelleriyle teknoloji gündemini takip etmek ve bu hızlı ortamda ihtiyacımız olan ürünü seçmek oldukça güç. Ebatların teknolojik aletlerin özelliklerini artık çok da etkilememesi bu durumu daha karmaşık hale getiriyor. Büyük elektro marketlerde yüzlerce ürün arasından mantıklı ve kullanışlı olanı belirleyebilmek için büyük bir çaba sarfetmemiz gerekiyor. Biz de Dewa olarak hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen cep telefonlarının en üst seviyesi olan cep bilgisayarlarını sizler için inceledik. Markaların henüz bir kaç ürünle piyasaya girdikleri cep bilgisayarlarının ortalama fiyatları 600 Euro’nun üzerinde. Görsel olarak her markanın kendine has dizaynı olduğu için bu

Apple iPhone Sistem

Ekran Radyo Video/Mp3

WLAN GPS Sabýt Hafýza

HTC Touch HD

320x480 Pixel, 3.5”, MultiTouch

TouchFLOTM 3D - Windows Mobile 6.1 Professional 480x800 Pixel, 3.8”, Touchscreen

Apple sistem

Sony Ericsson X1 Xperia

LG KU990 Viewty

Nokia N96

Samsung SGH-i900 Omnia

Sony Ericsson X1 Xperia

LG Sistem (Windows Mobile üzerinde çalışıyor)

Symbian Series 60 3rd Edition

Windows Mobile 6.1 Professional

Windows Mobile 6.1

240x400 Pixel, 3”, Touchscreen

240x320 Pixel, 2.8”

240x400 Pixel, 3.2”, Touchscreen

800x480 Pixel, 3”

yok

var

var

var

var

var

var ama sadece iTunes kullanarak yükleniyor

var

var

var

var

var

2 MP, Flash yok

1. 5MP, AF 2. VGA, Videotelefon

1. 5MP, Xenon Blitz, AF 2. VGA, Videotelefon

1. 5MP, AF, Dual-LED Blitz; 2. VGA, Videotelefon

1. 5MP, AF, Bildstabilisator, Gesichtserkennung, Smile-Shot 2. VGA, Videotelefon

1. 3MP, Fotolicht, AF 2. VGA, Videotelefonie

sadece kendi kulaklığı için var

var

var

var

var

var

var

var

yok

var

var

var

sadece google map ile kullanılabiliyor

var, A-GPS

yok

var, A-GPS, içinde Nokia Map var

var

var, A-GPS

8 GB, 16 GB

288 MB

100 MB

16 GB

8 GB, 16 GB

400 MB

Kamera

Bluetooth

durum kişisel tercihlere kalıyor. LG’nin telefonu uygun fiyatı ve küçük ebatları ile iyi bir tercih olabilir. Ancak Wlan ve GPS özelliklerinin olmaması ve pil ömrünün az olması çok konuşanlar için problem teşkil edebilir. iPhone şık tasarımıyla ilgiyi celp etmesine rağmen donanım konusundaki eksiklikleriyle hayal kırıklığına uğratıyor. HTC Touch HD büyük ekranı, Nokia N96 TV özelliği, Sony Ericsson Xperia ise pek çok özellikleri ile öne çıkıyor. Xperia’nın rakiplerinden tek eksiği ise 3 mp kamerası. Bu telefonlar arasında seçim yapmak oldukça zor. Bütün özellikleri en iyi olsun diyorsanız bizim önerimiz Sony Ericsson. Ayrıca cep bilgisayarı alırken telefonlardaki sabit hafızaların çok da önemli olmadığını unutmayın, çünkü ekstradan takılan kartlar 8GB ve 16GB’i destekliyorlar.

yok

var, MicroSD

var, MicroSD

var, MicroSD

var, MicroSD

var, MicroSD

~ 10 saat

~ 5 Saat

~ 3 Saat

~ 3,5 Saat

~ 5,8 Saat

~ 10 Saat

Ölçüleri

115.5x62.1x12.3mm

115x62.8x12mm

103.5x54.4x14.8mm

103x55x18-20mm

112x56.9x12.5mm

110x53x17mm

Ağýrlýğý

133 g

146 g

112 g

125 g

122 g

158 g

min. 600 Euro

min. 8GB: 490 16GB: 570 Euro

min. 580 Euro

Dijital TV, TV-Out bağlantısı

TV-Out bağlantısı

QWERTY-Tastatur

Bu kadar özellik yanında ekranı gerçekten küçük, çok kalın, dokunmatik ekranı yok, Pil ömrü az

en önemli eksiği, ekranı çok kaliteli değil

Hafýza kartý Konuşma süresi

Fiyatý min. 8GB: 640 - 16GB: min. 620 Euro 770 Euro Normal kulaklık Normal Kulaklık Ekstraları takılabiliyor takılabiliyor Eksi yönü Kamerası çok kötü, video görüşme için ikinci kamera Bazı fonksiyonları kalem yok, sadece google map ile kullanmak kullanıkullanması GPS için iyi mını zorlaştırıyor. Diğer değil, pili sabit, başka özelliklerine göre pil ömrü bluetooth kulaklık kullaçok az. nılamıyor, MP3 yüklemek biraz sıkıntılı

min. 245 Euro

GPS ve WLAN olmaması diğerlerinden geride kalmasına sebep oluyor, pil ömrü çok az.

Kamerası 5 MP olsaydı uzun süre başka telefon ihtiyacınız olmazdı


ELEKTRO GEZER Elektroinstallationen Störungsdienst 0-24 Uhr E-Befunde, Wohnunsunstallationen, Störungdienst, Gegensprechanlagen, Netzwerkverkabelungen usw. Montleartstrasse 74, 1160 Wien Tel. 01/956 19 49, 0650/529 30 31

dekor co at www.dekor.co.at

dekor co at www.dekor.co.at

TOPLAM 2500m2 SHOWROOM ALANI

TOPLAM 2500m2 SHOWROOM ALANI

SHOWROOM1 THALIASTRASSE2 AͲ1160WIEN Tel:+43/1/405358519

SHOWROOM2 FERNKORNGASSE84 AͲ1100WIEN Tel:+43/1/2938137

SHOWROOM1 THALIASTRASSE2 AͲ1160WIEN Tel:+43/1/405358519

SHOWROOM2 FERNKORNGASSE84 AͲ1100WIEN Tel:+43/1/2938137


30

Kasım 08

SPOR

Nowember 08

Ertuğrul Sağlam’dan Ahlak Dersi

Beşiktaş Teknik Direktörlüğü’nden istifa ettiğini açıklayan Ertuğrul Sağlam, düzenlediği basın toplantısında insanlık dersi verdi. İlk defa bir basın toplantısı alkışlandı. Siyah beyazlı takımın UEFA Kupası 1. turunda deplasmanda Ukrayna’nın Metalist Kharkiv takımına 4-1 yenilerek elendiği rövanş maçı sonrası yoğun biçimde eleştirilere uğrayan Beşiktaş Teknik Direktörü Ertuğrul Sağlam, BJK Nevzat Demir Tesisleri’nde düzenlediği basın toplantısıyla istifasını açıkladı.  Sağlam, kendisine çifte standart yapanları yerden yere vurarak „Kendime olan saygım, Beşiktaş’a olan Sevgim ve Türk antrenörülüğünün saygınlığı için istifa ediyorum“ dedi. Metalist Kharkiv maçından sonra kendisine yapılanları içine sindiremediğini söyleyen Sağlam, şöyle konuştu: „Beşiktaş’ın 100. yılından sonra hasret kaldığı şampiyonluğa ulaşması ve bu süreçte gençleştirilecek kadroyla uzun vadeli bir yapılanmaya gidilmesi gibi hedeflerle teklifi kabul ettim. 2.5 yıllık anlaşma imzaladım. İlk yılımızda ligde ve Şampiyonlar Ligi’nde yarışmacı bir takım oluştururken, bir taraftan da Beşiktaş’ın geleceğini oluşturacak kadroyu yapılandırma çalışmaları içinde olduk. Serdar Özkan, Batuhan, Aydın, Emre, Necip, Erdem, Bülent Korcan gibi altyapıdan yaklaşık 15 oyuncuyu (A) takıma kazandırdık ve kazandırmakla kalmadık (A) takımda kullandık.“ Sağlam, bu sezona yönetimin tam desteğiyle başladıklarını ifade ederek, şöyle devam etti: „Bugün 6 maçta 4 galibiyet, 2 beraberlik ve sıfır yenilgiyle 14 puanla 3. sıradayız. Şampiyonluktaki en büyük rakiplerimizden

Fenerbahçe’nin 8, Galatasaray’ın 3 puan önündeyiz. Trabzonspor deplasmanından aldığımız 1 puan da çok önemliydi.“ Bu süreçte acı veren bir olay da yaşadıklarını anlatan Sağlam, ‘’Metalist maçındaki 4-1’lik yenilgi ile UEFA’ya veda ettik. Bu eleniş bizi derinden yaraladı. Maç sonrası söylediğim ‘Hayat devam ediyor’ cümlesi farklı algılandı ve değişik yerlere çekildi. Bu ifadeleri takımının 3-4 gün sonra ligde oynayacağı önemli karşılaşma öncesinde takımını bu maça hazırlamak için söylenmişti. Bu elenişten dolayı üzdüğümüz camiamızdan özür diliyoruz’’ diye konuştu. Beşiktaşlılığı Seba‘dan Öğrendim Beşiktaşlılık duruşunu Beşiktaş‘ın Onursal Başkanı Süleyman Seba‘dan öğrendiğini ifade eden Sağlam, ‚‘Beşiktaş‘a beni futbolcu olarak transfer eden, bugünlere gelmemde emeği olan saygıdeğer onursal başkanımız Süleyman Seba‘ya çok teşekkür ediyorum. Gelişlerimin yanında maalesef gidişlerim de olaylı oluyor. Gerek futbolcu, gerekse teknik direktör olarak büyük camiaya yakışır şekilde davrandım. Beşiktaşlılık duruşunu Sayın Seba‘dan öğrendim. Bundan da taviz vermedim. Her ortamda camiamızı en iyi şekilde temsil ettiğimi düşünüyorum‘‘ şeklinde konuştu. Yöneticilere Ağır Eleştiri Sağlam, 15 dakika süren ve soru almadığı basın toplantısında bazı siyah-beyazlı yöneticileri de eleştirerek, şunları kaydetti: „Alışık olmadığımız olaylarla da karşılaştık. Görevdeki teknik direktörü hakkında daha ilk günden açıklama yapan, bir-

çok yöneticiyle çalıştım. Bu insanların neye hizmet ettiğini hala anlamış değilim. Beni yıpratmaya çalışan gazetecileri ise söylemiyorum. Biz dışarıda rakiplerle mücadele ederken bir de içerdekilerle mücadele ettik. İçimizde biz sevinirken üzülenler, üzülürken sevinenler oldu.“ Kalırsam Şampiyon Oluruz Sorunları halledeceklerine, bu takımı şampiyonluğa taşıyacaklarına inandıkları için mücadelelerini sürdürdüklerini anlatan Sağlam, şöyle devam etti: „‚Bugün Beşiktaş‘ta kalırsam şampiyon olacağına kesinlikle inanan bir teknik direktör olarak karşınızdayım. Ama Beşiktaş‘ın yetiştirdiği bir isim olarak, Türk antrenörlüğünün bir temsilcisi olarak son günlerde bana yapılanları içime sindiremiyorum. Bu yapılanları hak etmediğimizi düşünüyorum. Ben görevdeyken başka bir isimle görüşülmesinin yanı sıra bazı medya mensupları ve kuruluşları üzerinden yıpratma kampanyası ile karşı karşıya kaldık.“ Çifte Standarda İtiraz Başka bir teknik direktörle görüşüldüğünün yüzüne söylenmediğini belirten Sağlam, ‚‘Yüzüme karşı böyle bir görüşme olmadığı dense de arkandayız dense de bu kadar inandırıcı olmayan söylemleri duyduktan sonra artık burada olmamız mümkün değil. Türkiyede yerli hocayla yabancı hocaya yapılan çifte standardın ortadan kaldırılmasını istiyorum‘‘ dedi. Ahlak Gereği İstifa ‚‘Kendime olan saygım, Beşiktaş‘a olan sevgim ve Türk antrenörülüğü-

nün saygınlıgı için istifa ediyorum‘‘ diyen Sağlam, kendisine inanan, destek veren camiaya ve vefakar taraftarlara teşekkür etti. İstifa kararını açıklamak için 4 gün önce deklare etti��i bu basın toplantısını beklediğini belirten Sağlam, ‚‘4 gün önce de bırakabilirdim. Karakterim ve iş ahlakım Haccetepe maçını oynamayı ve daha sonra da 3 puanı Beşiktaş‘ın hanesine yazdırmayı istedim‘‘ dedi. İftiralara Cevap Bu konuda 5 gündür açıklama yapmadığını ifade eden Sağlam, şunları ifade etti:  „Benim ağzımdan ‚3.5 milyon Avro isterim‘ gibi, ‚paramı almadan gitmem‘ gibi beni zor durumda bırakacak açıklamalar yapıldı. Beni kamuoyu önünde zor durumda bırakan bu haberlerin, yalanların ne tarafını düzelteyim. Rakamlar bile tutmuyor.“ Para Peşinde Olmadım Sağlam, Beşiktaş‘ta Ertuğrul Sağlam olduğunu kaydederek, şöyle konuştu: „Benim Ertuğrul Sağlam olmamda en büyük payı olan Beşiktaş‘tır, vefayı da ahde vefayı da bilirim. Çalıştığım süre içinde kendimi istifaya zorlattırıp para peşinde koşacak insan olmadım, şimdi de olmuyorum. Bizim Beşiktaş sevgimizi paraya tahvil etmeye çalışanlar bu söylediklerimden sonra utanırlar mı bilmiyorum. Bazı yöneticilerin yaptığı gibi takıma zarar veren yolu izlemek istemiyorum. Kol kırılır yen içinde kalır. İçimizde fırtınalar kopsa da insanların yaptığı samimiyetsizlikleri anlatmak istemiyorum.“ Adam Gibi Başladım Adam Gibi Bitiriyorum Sorulara cevap vermek istemediğini söyleyen

Sağlam, sözlerini şöyle sürdürdü: „Beşiktaş‘ın başarıya ulaşması en büyük dileğim. Bana ve benden önceki teknik direktörlere yapılanın yeni teknik direktöre yapılmasını istemiyorum. Taraftarlarımız geldiğim günden bu yana bana destek verdi. ‚Adam gibi adam Ertuğrul Sağlam‘ dediler. Görevime adam gibi başladım, adam gibi devam ettim ve adam gibi bitiriyorum.“


eety_49_q.pdf

28.08.2008

0:52:18 Uhr

Şimdi daha da ucuz ! Türkiye‘yi aramanın dakikası artık sadece eety world

C

M

Y

CM

İnanılmaz fiyatlarla yurtdışı tarifeleri Tüm dünyaya sms 9 cent Kendi dilinizde Müşterihizmetleri Aylık sabit ücret ve zorunlu kullanım limiti yok Fatura bilgilerini kontrol etme imkanı Kolayca kontör yükleme ve kalan kontör öğrenme eety World kartınıza 10€ yada 20€'luk eety türk kontörünüzü yükleyin, çok uygun fiyatlarla konuşmaya başlayın. eety‘nin avantajlar dünyasında yerinizi alın.

MY

CY

CMY

K

Cent Sorularınız ve ayrıntılı bilgi için: +43 (0) 681 83 0 83 info@eety.at www.dieweltkarte.at ve www.eety.at eety-Telecommunications GmbH Alser Straße 24/8, 1091 Wien eety logosunu gördüğünüz her yerde !

Avusturya içi tüm görüşmeler ve Tüm dünyaya SMS

Die ganze Welt um wenig Geld! dieweltkarte.at

9

Cent


Monatliche Zeitung Aylık Gazete November / Kasım 2008 Sayı / Ausgabe: 4 Gratisexemplar Tanıtım Sayısı

Wir sind jetzt Online!

Hadith des Propheten Muhammed bereits veröffentlicht

Der Startknopf zur Kampagne „Aufruf zur gesellschaftlichen Solidarität“ ist bereits betätigt worden. Das Hadith-Projekt Nr. 3 ist schon an unzähligen Orten ersichtlich. Mehmet Turhan, Vorsitzender der Islamischen Föderation in Wien, erläutert im Folgenden die eigentliche Philosophie und Idee dieser Kampagne: Wir leben in einem Land mit einer multikulturellen Besonderheit. Als ein Teil dieser Gesellschaft wollen wir mit dieser Kampagne

unseren Beitrag leisten, diese Besonderheit zu unterstreichen, gemeinschaftliche Brücken zu stärken oder gar neue aufzubauen. Aber auch das soziale Miteinander soll gefestigt und soziale Gefühle sensibilisiert werden. Diese Kampagne unter dem Motto „ Aufruf zur gesellschaftlichen Solidarität“ wurde 2006 ins Leben gerufen. Als Slogan diente ein Zitat des Propheten Muhammad „Der beste Mensch ist derjenige der dem Menschen am nützlichsten ist“.

Brandstiftung im türkischen Konsulat Ein Brand im türkischen Konsulat in der Stadt Salzburg sorgte für Aufregung. Die Experten gingen von einer Brandstiftung aus. Ein Molotowcocktail wurde in ein Fenster geworfen. Verletzt wurde niemand. Seite 2

Im Jahre 2007 fuhren wir –ebenfalls mit einem Ausspruch des Propheten Muhammad- fort: „Schlafe nicht satt, während dein Nachbar hungert.“ Auch im dritten Jahr wird diese Aktion fortgeführt, wobei in Zeiten der weltweiten Finanzkrise unser diesjähriges Motto an zusätzlicher Aktualität gewinnt. Der diesjährige Slogan lautet „Angesehen ist jener, der seine Familie achtet“, dessen Werbeträger 163 Rolling Boards und 105 City Lights

sind, welche in Wien, St. Pölten, Linz, Salzburg und Graz ausgestellt werden. Wir sollten nicht vergessen, dass in diesen schwierigen Zeiten, die hoffentlich bald hinter uns liegen werden, die Geborgenheit in der Familie und die Stütze der Familie, unerlässlich sind. Die Familie als eine elementare soziale Struktur war, ist und bleibt unentbehrlich. Und wo fängt die soziale Wärme an, wenn nicht in der Familie. Mehmet Turhan

1 Milliarde Menschen hungern

Begabtenförderung für Migrantenkinder

Durch die Welternährungskrise sind nach neuesten Erhebungen des UN-Welternährungsprogramms bereits 2007 weitere 75 Mio. Menschen dem Hunger ausgefallen. Während zuvor der Anteil der Hungernden weltweit stetig sank, leiden nun rund 923 Millionen Menschen darunter. Seite 3

Wien- Zum dritten Mal wird heuer durch das START-Stipendium OberstufenschülerInnen mit Migrationshintergrund gefördert. Zehn Schüler erhalten auf dem Weg zur Matura für ein ganzes Jahr ein Bildungsgeld von 100 € monatlich und einen Laptop mit Internetanschluss. Zusätzlich werden Beratungsangebote im Bereich der Ausbildungs- und Studienplanung, sowie verschiedene Exkursionen gefördert und Unterstützung bei der Suche nach einer Praktikumsstelle wird angeboten. Seite 6


2

Nowember 08 Kasım 08

Österreich und Türkei in Sicherheitsrat gewählt

Wien/Istanbul - Österreich zieht zum dritten Mal in seiner Geschichte als nicht-ständiges Mitglied in den Sicherheitsrat der Vereinten Nationen ein. Bereits im ersten Wahldurchgang sprachen sich 133 der 192 UNStaaten in einer Abstimmung für Wien als Kandidaten aus. Auch die Türkei konnte sich schon in der ers-

ten Wahlrunde einen der zwei Sitze für die Regionalgruppe Westeuropa sichern, sie lag mit 151 deutlich über der erforderlichen Zweidrittel-Mehrheit von 128 Stimmen. Neuer österreichischer Botschafter bei der UNO in New York und damit Repräsentant Wiens im Sicherheitsrat wird der Direktor des Außenministe-

riums, Thomas Mayr-Harting. Die Wahl zeigt, dass Österreich in den Vereinten Nationen große Unterstützung habe. Bundespräsident Heinz Fischer zeigte sich über die Wahl auch sehr erfreut. Österreich werde im Sicherheitsrat „mit großem Verantwortungsbewusstsein“ agieren, meinte der Bundespräsident.

Brandstiftung im türkischen Konsulat Salzburg- Ein Brand im türkischen Konsulat in der Stadt Salzburg sorgte für Aufregung. Die Experten gingen von einer Brandstiftung aus. Ein Molotowcocktail wurde in ein Fenster geworfen. Verletzt wurde niemand. Das bestätigte die Sicherheitsdirektion, nachdem es vorher

geheißen hatte, es gebe keine Hinweise auf Fremdverschulden. Das Motiv für den Brandanschlag sei noch unklar, sagt Hermann Rechberger von der Salzburger Sicherheitsdirektion: „Wenn ein Anschlag auf ein Konsulat verübt wird, kommen natürlich immer auch politische Mo-

tive infrage.“ Aufgrund eines wahrscheinlich politischen Motivs ist das Landesamt für Verfassungsschutz eingeschaltet worden. Es wird dabei eng mit dem Landeskriminalamt zusammengearbeitet und versucht in alle Richtungen zu ermitteln.

Tarifteuerung bei den Taxis Wien - Mit Beginn des Monats November werden in Wien die Taxitarife um 4% erhöht. Nach Angaben der Experten soll der Limit für 5 Kilometer bei 0,40 € liegen. Der Grund für die Erhöhung der Preise, ist die in Österreich allgemein bekannte Preiserhöhung innerhalb verschiedenster Branchen. Die Wiener Taxitarife wurden zuletzt am 1. Jänner 2006 geändert. Mit Kritik und Anstrebung der Taxler-Gewerkschaft wurden, mit dem Einverständnis der Stadt Wien, die neuen Auflagen festgelegt.

Gas- und Strompreise steigen in Wien und Niederösterreich Die Wiener zahlen ab November um 21 Prozent mehr für ihr Gas, Die Niederösterreicher um 28 Prozent, auch Strom wird empfindlich teurer.

Wien - Nun ist es fix: Konsumenten in Niederösterreich müssen ab kommenden 1. November um 28 Prozent mehr für Gas zahlen, Kunden von Wiengas ab 15. November um 21 Prozent mehr. Auch Strom wird empfindlich teurer: In Wien um 8 Prozent, in Niederösterreich um 10 Prozent. Bei Fernwärmenetz von Wien Energie, gibt es ebenfalls ab 15. November mehr zu zahlen. Für einen durchschnittlichen Wiener Haushalt ergeben sich dadurch monatliche Mehrkosten von 6,9 Prozent bzw. 2,13 Euro. Der Grund für die Preiserhöhung ist die dramatische Preisentwicklung der letzten Monate auf der internationalen Ebene der Energiemärkte. Kritik an der Preisanhebung gab es von der Arbeiterkammer (AK). Viele Familien werden durch die angekündigten Preiserhöhungen enorm belastet sein. Nachdem auch schon die Preise für Essen, Wohnen und Autofahren bereits enorm gestiegen sind.

Constantia Bank gerettet

Wien - Die Constantia Privatbank, die ein Kundenvermögen von 10 Milliarden Euro verwaltet, wurde von Banken und vom Staat gerettet mit der Voraussetzung sich in absehbarer Zeit einen Käufer zu finden, sonst würde die Bank endgültig liquidiert werden. Die 5 Banken Bank Austria, Erste, Raiffeisen, Volksbanken, Bawag haben das Institut der Turnauer-Erbin Christine de Castelbajac mit einer Kapitalspritze von 400 Mio. Euro samt Staatshaftung gerettet. Zusätzlich bekamen sie 50 Mio. Euro Zuschuss durch die Notenbank.

Österreich: Zuwanderung sinkt Wien- Die Zahl der Zuwanderer in Österreich ist deutlich gesunken. Dazu geführt haben die Abschottung des Arbeitsmarktes und die im Jahr 2006 verschärften Ausländergesetze. Rund 4 Millionen Menschen sind im Jahr 2006 in die Mitgliedsstaaten der Organisation für wirtschaftliche Zusammenarbeit und Entwicklung (OECD). In Österreich allerdings ist die Situation der Zuwanderung gegen den Trend zurückgegangen. Dies zeigen deutlich die Zahlen zwischen den Jahren 2004 und 2006 des in Berlin und Paris präsentierten Berichts („Internationaler Migrationsausblick 2008“). Zu diesem Effekt haben natürlich die Ausländergesetze von 2006 geführt, die die Bedingungen für die Familienzusammenführung verschärften. Ein anderer Grund für den Rückgang ist, dass Österreich im oben genannten Zeitraum seinen Arbeitsmarkt gegenüber Zuwanderern aus den neuen osteuropäischen EU-Mitgliedsstaaten abgeschottet hat.


Nowember 08 Kasım 08

Osama statt Obama Peinlicher Druckfehler auf Wahlunterlagen im US-Staat New York New York- Auf hunderten Stimmzetteln im US-Staat New York hat sich ein peinlicher Druckfehler eingeschlichen. Die Briefwähler müssen zwischen den Kandidaten „Barack Osama“ und John McCain entscheiden. Der Schreibfehler macht den demokratischen Kandidaten Obama zum Namensvetter von Al-KaidaChef Osama bin Laden. Die Kommission in New York entschuldigte sich und sprach von einem „unglücklichen und peinlichen Missgeschick“. Die betreffenden Unterlagen erhielten nur rund 300 Briefwähler. Die restlichen Stimmzettel wurden bereits vernichtet und neue Unterlagen versandt. Die Stimmzettel mit „Barack Osama“ bleiben dennoch gültig.

Marokkanischer Muslim wird Bürgermeister in Holland

Rotterdam- Zum ersten Mal in der Geschichte der Niederlande und Europa wird ein eingewanderter Muslim Bürgermeister einer Großstadt. Ahmed Aboutaleb übernimmt in Rotterdam das höchste Amt. Der 47-jährige Ahmed Aboutaleb wurde vom Parlament in der zweitgrößten niederländischen Stadt in das höchste politische Amt gewählt. Er war als Jugendlicher nach Holland gekommen und hat bis heute auch einen marokkanischen Pass. Der Beschluss durch die sozialdemokratische Mehrheit im Rotterdamer Stadtrat leitete neue politische Diskussionen im Lande ein. Die Berufung eines bekennenden Muslims an die Spitze einer Großstadt sei ein „enormer Fortschritt in der nationalen Debatte über die Integration von Einwanderern“, kommentierte die christlichliberale Zeitung „Trouw“. Auf Kritik stieß diese Entscheidung bei der rechtsliberalen Partei für Freiheit und Demokratie. Aboutaleb´s Berufung zum Rotterdamer Stadtoberhaupt wird mit Wirkung am 1. Januar 2009 durch das Innenministerium bestätigt werden, was jedoch nur als Formsache gilt.

Kardinal Schönborn mit Ali Bardakoğlu in der Türkei Wien/Ankara- Bei der Zusammenkunft zwischen den Wiener Erzbischof Christoph Schönborn und dem Vorsitzenden der staatlichen Religionsbehörde Ali Bardakoğlu (Diyanet) in Ankara, wurden aktuelle Themen zur Politik und Gesellschaftsentwicklung behandelt. Dass der Rechtsruck bei den Nationalratswahlen in Österreich kein Produkt rassistischer Ideengut, sondern eher ein Ausdruck des Protestes gegen die vorherigen Regierungsparteien sei, ließ der Kardinal nicht unerwähnt. Schönborn und Bardakoğlu diskutierten auch über die Wurzeln der weltweiten Finanzkrise. Gier, Verantwortungslosigkeit und Maßlosigkeit sollen wesentlich zu den dramatischen Entwicklungen geführt haben. Kardinal Schönborn, der von Bardakoğlu eingeladen wurde, ist der höchste katholische Würdenträger, der die Türkei seit der Reise von Papst Benedikt XVI. im Jahr 2006 besucht. Bardakoğlu war im Vorjahr anlässlich der Eröffnung eines Zentrums der Türkisch-Islamischen Union nach Wien gekommen.

IMPRESSUM

3

1 Milliarde Menschen hungern Welt- Durch die Welternährungskrise sind nach neuesten Erhebungen des UN-Welternährungsprogramms bereits 2007 weitere 75 Mio. Menschen dem Hunger ausgefallen. Während zuvor der Anteil der Hungernden weltweit stetig sank, leiden nun rund 923 Millionen Menschen darunter. Bald könnte die Marke von einer Milliarde weltweit erreicht werden. In Österreich hingegen lebt man im Überfluss. 833.000 Tonnen Fleisch, 755.500 Tonnen Milch, 1,96 Milliarden Eier und 68.700 Tonnen Fisch wurden in Österreich

im vergangenen Jahr verbraucht. Vor allem Schweinefleisch, Erdäpfel, Tomaten und Äpfel landeten

laut Statistik Austria Tag für Tag in rauen Mengen auf den heimischen Esstischen.

Türkei: Prozess gegen mutmaßliche Verschwörer der Ergenekon begonnen Ankara- Unter strengsten Sicherheitsvorkehrungen müssen sich vor einem türkischen Gericht 86 mutmaßliche Mitglieder einer mutmaßlichen nationalistischen Verschwörergruppe verantworten. Die Staatsanwaltschaft wirft den Angeklagten vor, als Mitglieder der Organisation Ergenekon einen gewaltsamen Umsturz der Regierung von Ministerpräsident Recep Tayyip Erdogan geplant zu haben. Sie werden beschuldigt, Mitglieder einer bewaffneten Terrorgruppe zu sein und enge Verbindungen zu Sicherheitsbehörden gehabt zu haben.

Was bedeutet Ergenekon?

Das Ergenekon ist ein Mythos vom Zerfall und der Wiederbelebung des Göktürkischen Reiches in den Jahren 552-742. Die Legende wurde nach dem sagenhaften Tal benannt, in dem die Göktürken nach den Niederlagen gegen das chinesische Reich, Zuflucht fanden. Der Legende nach beschlossen sie mit ihren

gesamten Eisenbesitz den Zugang zum Tal zuzuschweißen. Nach mehreren Generationen wurden die Göktürken so zahlreich, dass das Tal überbevölkert war. Sie beschlossen, das eiserne Tor einzuschmelzen, um daraus Waffen zu schmieden. Der Völkerzug irrte dann durch die Berge, bis ihnen

eine graue Mutterwölfin (die Asena) begegnete, die sie aus den Bergen führte. In die Steppen zurückgekehrt, erlangten die Göktürken nach zahlreichen Rachefeldzügen ihre alte Bedeutung wieder. Die Legende wurde von der rechten Bewegung in verwendet, um die eigene Herkunft zu mythologisieren.

Stand der Weltbevölkerung Die Weltbevölkerung umfasste bei den letzten ausgewerteten Statistiken im Juni 2008 rund 6,7 Milliarden Menschen, bei einem momentanen Wachstum von 78 Millionen pro Jahr.

Meist bevölkerte Staaten der Erde sind:

1. Volksrepublik China: 1332 Millionen (etwa 19,9 % der Weltbevölkerung) 2. Indien: 1149 Mio. (etwa 17,1 %) 3. USA: 305 Mio. (etwa 4,5 %)

4. Indonesien: 240 Mio. (etwa 3,6 %) 5. Brasilien: 195 Mio. (etwa 2,9 %) 6. Pakistan: 173 Mio. (etwa 2,6 %) 7. Nigeria: 148 Mio. (etwa 2,2 %) 8. Bangladesch: 147 Mio. (etwa 2,2 %) 9. Russland: 142 Mio. (etwa 2,1 %) 10. Japan: 128 Mio. (etwa 1,9 %) 11. Mexiko: 108 Mio. (etwa 1,6 %)

12. Philippinen: 91 Mio. (etwa 1,4 %) 13. Vietnam: 86 Mio. (etwa 1,3 %) 14. Deutschland: 82 Mio. (etwa 1,2 %) 15. Äthiopien: 79 Mio. (etwa 1,2 %) Die Angaben sind dem DSWDatenreport 2008 der Deutschen Stiftung Weltbevölkerung vom August 2008 entnommen und entsprechen der Publikation des Population Reference Bureau: 2008 World Population Data Sheet.

Herausgeber: Tulpe, Verein für Interkulturelle Orientierung; Rauchfangkehrergasse 36, A-1150 Wien - Kontakt: office@dewa.at Chefredakteur: Yakup Geçgel - Redaktion: Mustafa Uçar, Tuğba Kacır, Mahmut Bülbül, İlknur Özyürek, Murat Solmazgül, Serdar Kacır - Anzeigen: Mehmet Akkaya Layout und Art Director: Musdi - Druck: Sun Print & Vertriebs GmbH Deutschland - Der Herausgeber übernimmt keine Haftung für den inhalt der Anzeigen und Kolumnen


Ankauf - Verkauf - Tausch - Reparatur - Zubehör

HANDY VIENNA ANMELDUNG - CALLSHOP - INTERNETCAFE

1

Mexikoplatz 21 1020 Wien Tel. +43(01) 729 10 90 Fax +43(01) 729 10 904 E-Mail: office@handy-vienna.at

2

Kaiserstraße 106 1070 Wien Tel. +43(01) 729 10 90 Fax +43(01) 729 10 904 E-Mail: office@handy-vienna.at

Computer Service Vor Ort Service Lösungen Netzwerke Repareturen

Öffnungszeiten Mo-Do: 09:00 - 22:00 Fr: 09:00 - 13:00 / 14:00 - 22:00 Sa: 09:00 - 22:00 So: 12:00 - 22:00


ş i r e v ş ı l A Online i.com ev

Okumak bir tutkudur...

itab k e y i z i z a . www

Her Türlü Hac Malzemelerini Bizden Temin Edebilirsiniz!

Seccade Çeşitleri

Zemzem Takımı

Yüzük Çeşitleri

Bayan Hacı Elbisesi Hurmalık çeşitleri

Bayan Terlikleri

Tesbihler

Esans Çeşitleri

Bay&Bayan Tavaf Patiği

Kına

Erkek Hacı Elbisesi

Takke Çeşitleri

Dikişsiz Terlik

Etek Çeşitleri

İhram

Kokusuz Sabun

Selametle git, selametle gel Yeni çıkan Kitaplar

- TESETTÜR ÇEŞİTLERİ - BİNLERCE KİTAP - CD-VCD,DVD, EĞİTİM PROĞR. - HEDİYELİK EŞYA - HER TÜRLÜ HAC MALZEMESİ - KOKUSUZ SABUN (İhram için) - SÜRME ÇEŞİTLERİ, KINA - BAŞÖRTÜSÜ ÇEŞİTLERİ - İHRAM KEMERİ - TERLİK VE SECCADE ÇEŞİTLERİ ile hizmetinizdeyiz...

Hacıbaba...

Öğretmen ve Öğrencilere %20 indirim

Aziziye Kitabevi

Açık saatlerimiz: Kitabevimizde bulunmayan Kitapları 2 hafta içerisinde temin edilir. Pazartesi-Cumartesi 9:00 - 19:00

Preysinggasse 27, 1150 Wien- Tel/Fax: 01 /990 83 53 - info@aziziyekitabevi.com - www.aziziyekitabevi.com


6

Nowember 08 Kasım 08

Begabtenförderung für Migrantenkinder

Rekordbesuch auf Frankfurter Buchmesse Fast 300.000 Besucher kamen zu der fünftätigen Buchmesse.

Frankfurt- Mit einem Besucherrekord ist am 19.10.08 die Frankfurter Buchmesse zu Ende gegangen. Über die 5 MesseTage sind 299.112 Besucher gezählt worden. So viele wie noch nie, seit die Dauer der Messe im Jahr 2004 von sechs auf fünf Tage verkürzt worden ist. Das entspricht einer Steigerung von 5,6 Prozent im Vergleich zum Vorjahr. Eine positive Bilanz auch gab es auch für das Gastland Türkei. Der Auftritt in Frankfurt hat vielen türkischen Schriftstellern ein Forum geboten, sich international ins Gespräch zu bringen. Wien- Zum dritten Mal wird heuer durch das START-Stipendium OberstufenschülerInnen mit Migrationshintergrund gefördert. Zehn Schüler erhalten auf dem Weg zur Matura für ein ganzes Jahr ein Bildungsgeld von 100 € monatlich und einen Laptop mit Internetanschluss. Zusätzlich werden

Beratungsangebote im Bereich der Ausbildungs- und Studienplanung, sowie verschiedene Exkursionen gefördert und Unterstützung bei der Suche nach einer Praktikumsstelle wird angeboten. Als Aufnahmebedingungen sind gute schulische Leistungen und gesellschaftliches Engagement vorgeschrieben

Die Bewerbungsfrist läuft bis zum 24.11.2008 http://www.start-stipendium.at/ Die Initiative START wird von einer deutschen Gemeinnützigen Stiftung gesponsert. In Wien finanziert die Crespo Foundation das Programm.

Österreichische Universitäten im Rankingsturz

London- Beim diesjährigen Ranking der britischen Wochenzeitung „Times Higher Education“ über Universitäten weltweit, ergab das Ergebnis drastische Fakten für österreichische Universitäten. Die Universität Wien rutschte 30 Plätze auf 115 und die TU-Wien gar 78 Ränge ab auf 244. Unter den ersten Zehn der Rangliste zeigt sich nach wie vor die Dominanz US-amerikanischer und britischer Hochschulen. Die Harvard University (USA) konnte Platz 1 erfolgreich verteidigen, auf Platz 2 liegt die Yale University (USA) und auf Platz 3 die University of Cambridge (GB) beide Ein-

richtungen hatten sich im Vorjahr noch gemeinsam mit der University of Oxford den zweiten Platz geteilt. Als Neueinsteiger unter die besten zehn Unis verbesserte sich die Columbia University (USA) von Rang 11 auf 10. Bemerkenswert ist, dass unter den besten 200 Universitäten der Welt, die Uni Wien das mit Abstand schlechteste Betreuungsverhältnis zwischen Lehrenden und Studierenden aufweist, während man in der Forschung immerhin um Platz 50 liegt. Hauptfaktor bei der Rangliste ist eine „Academic Peer Review“-Bewertung, ein Urteil von Tausenden

Wissenschaftern aus aller Welt, welche die besten Unis in ihrem jeweiligen Fachgebiet genannt haben. Weitere Kriterien sind die Bewertung durch Unternehmer, das Zahlenverhältnis zwischen Beschäftigten und Studenten, die Relation von wissenschaftlichen Zitaten zur Zahl der Beschäftigten sowie der Prozentsatz ausländischer Forscher und Studenten. Über Entwicklung der uni-Vergleiche Die Weltweiten Uni-Vergleiche sind relativ jung. 2003 startete erstmals die chinesische Jiao-TongUni mit dem „Shanghai Ranking“ . Ein Jahr später stieß die Wochenzeitschrift Times Higher Education dazu. Beide bewerten und gewichten auf sehr unterschiedliche Weise. Die Chinesen schauen exklusiv auf die Forschungsleistung und konzentrieren sich auf Naturwissenschaften und Medizin. Im Unterschied dazu berücksichtigt das THE-Ranking auch die Geisteswissenschaften, die Lehrleistungen und organisatorische Qualitäten wie die Internationalität einer Uni.

22,8 % der KindergartenKinder haben Deutsch nicht als Muttersprache Wien- Insgesamt 287.795 Kinder waren laut Statistik Austria im Jahre 2007 in Kindergärten. Von diesen sind rund 65.614 Kinder mit nicht-deutscher Muttersprache. Das sind insgesamt 22,8 Prozent. Den höchsten Anteil in dieser Kategorie weist Wien mit 42,3 Prozent auf. Im Folgenden eine Darstellung von Kindern mit nicht-deutscher Muttersprache in Kindergärten bundesweit: Österreich: 287.795 65.614 = 22,8 Prozent Burgenland: 8.873 Kärnten: 18.256 Niederösterreich: 56.508 Oberösterreich: 47.717 Salzburg: 17.747 Steiermark: 30.804 Tirol: 22.614 Vorarlberg: 13.755 Wien: 71.521

1.126 = 12,7 Prozent 1.703 = 9,3 Prozent 7.497 = 13,3 Prozent 9.270 = 12,4 Prozent 3.507 = 19,8 Prozent 5.180 = 16,8 Prozent 3.929 = 17,4 Prozent 3.179 = 23,1 Prozent 30.223 = 42,3 Prozent


Nowember 08 Kasım 08

Essay | Anlässlich des allgemeinen Rechtsruck in der Gesellschaft

Zur Konstruktion von Nation und Nationalismus als Form und Symbol Beginnend von der religiösen Universalität, von der Wandlung der Gesellschaftsstrukturen bis hin zur Entwicklung und Kristallisierung von verschiedenen Nationalstaaten im 19. Jahrhundert, sind die Begriffe wie Nation, Staat und Identität einer stets sukzessiven Bildung unterschiedlicher Terminologien unterlegen. Die Dynamik in der Verwendung und Auslegung solcher Begriffe hängt von jeweiliger Zeitepoche, Geographie, Kultur und Politik ab. Wenn man kurz die erste Phase der Annäherung in die Begrifflichkeit von Nation, Staat und Identität in die Hand nimmt, dann sieht man Jahrhunderte vorher, eine unbewusste Zugehörigkeit von Gemeinschaften innerhalb der Religionen. Das Unbewusste ist natürlich geprägt von Äußeren Faktoren und Glaubensvorstellungen, welches das Bewusstsein im allgemeinem auch im Hintergrund des Rationalen lässt. Die Anhängerschaft zu einer Religion erweckte aufgrund der Wertevorstellung der Glaubensrichtung ein Zusammengehörigkeitsgefühl, das von Osten bis Westen ohne nationale und ethnische Abgrenzungen alle Gläubigen unter einem Dach zusammen brachte. Ergänzend zur dieser Entwicklung kommt noch die Tatsache, dass die Religionen befriedigende Antworten zu den Themen, Dasein, Erschaffung, Krankheit, Tod etc. für die Menschen hatten. Diese und dutzend andere Elemente führten zu einem langwierig anhaltenden Gefüge innerhalb der Religionen bis es zu politischen Umstrukturierungen kam. Auch präsentierte sich die Wahrnehmung der Menschen als Vorspiel an die Konstruktion von Gemeinschaften und Nationen. Nämlich - wenn hier kurz die Argumentation von Benedict Anderson ins Augenlicht gebracht wird - sieht man vor allem in den in Sakralbauten skizzierten Motiven, dass die heiligen Figuren nach den jeweiligen kulturellen Elementen in ein traditionelles Konstrukt gesteckt worden sind. Abseits der eigentlichen historischen Begebenheit und Realität. Maria in toskanischem Kleid und Jesus mit germanischen Elementen… Wesentlich ist vor allem hier, dass die historischen Faktoren, im heutigen Diskurs zur Analyse

von Nation und Nationalismus sehr wichtig sind und diese nicht ungeachtet gelassen werden dürfen.

schaften und Gesellschaften wurde eingeleitet. Diese haltete wiederum bis Ende des 2. Weltkrieges.

Auch die bewiesene Tatsache, dass der Mensch durch das Erinnern an die Vergangenheit, Parallelitäten zur eigenen nationalen Bewusstseinswerdung findet ist unumstritten. Historische Symbole wie Soldatengräber und Denkmäler ruhmreicher Menschen sind bis heute noch in der Wahrnehmung der Menschen hinsichtlich des Nationalismus sehr einflussreiche Konstrukte.

Die Erfahrung nach dem Weltkrieg regt den Anreiz der Wissenschaftler, die Entwicklung eines Nationalstaates hin zu einem Hitlerregime gut und umfangreich zu analysieren an. Von den philosophischen Aspekten Nietzsches hinsichtlich der Gesellschaftsordnung bis zur Vorstellung einer kollektiven Identität einer Gesellschaft, wurde allesamt so ziemlich auf den Kopf gestellt. Man erforscht heute die Zugänge zum Nationalismus auf politischer, kultureller, gesellschaftlicher, erzieherischer, philosophischer und auf soziologischer Basis, um eine klare Offenlegung des Nationalismusverständnisses darstellen zu können.

Die Wahrnehmung der Nation auf Basis von imaginierten Gemeinschaften, teilt die Welt in Wir und Sie auf. Die Aufrechterhaltung dieser Imagination anhand symbolischer Grenzposten wird ideologisch forciert. Diese und auch oben genannte Arten der Vorstellung und Wahrnehmung einer Gemeinschaft oder Nation, führte schließlich zum Wendepunkt der Begrifflichkeit von Nation, Staat etc. Interessant zum Diskurs ist, dass die Analyse von Nation und Nationalismus viele Facetten mit sich bringt. Nicht nur die historische Wirklichkeit, sondern auch der interdisziplinäre Zugang zu der Thematik ist beachtenswert. Sozi-ökonomische Entwicklungen und politisch-ideologische Strömungen führten und führen heute noch die Begriffe in die verschiedensten Auslegungen. Mit der französischen Revolution trat die erste institutionell gestützte nationale Stimme auf die Vorderbühne. Die Vorstellung einer einzigen Nation als Ganzes, ist historisch erst nach dieser Revolution richtig geprägt worden. Denn die gesamte französische Gesellschaftsstruktur änderte sich damit. Kaiser oder König danken ab und man erreicht eine von der Gesellschaft geführte Regierung. Die Maßnahmen, welche das Habsburgerreich nach der französischen Revolution vorgenommen hatte, belegt die Besorgnis der Kaiser vor der Umstrukturierung der eigenen Ordnung. Die Termini Nation, Nationalität, Nationalismus, Staat und Identität wurden nach der Revolution erstmals anders interpretiert und auch anders wahrgenommen. Eine neue Ära in der Entwicklung von Gemein-

Der heutige Diskurs zum Nationalismus wird neben anderen Dimensionen überwiegend durch das Politische beeinflusst. Die politische Landschaft lässt überall eine Tür für das nationale oder auch rassistische Gedankenmuster offen auch wenn es nur ein Türspalt breit ist. Politische Instrumentalisierung nationaler und rassistischer Elemente ist Gang und Gebe. Parteien die sich als Hüter der Nation definieren und in der Gesellschaft nationalistisches Gedankengut einbringen, kommen heutzutage mit ihrer Wählerschaft zu autoritären Regierungsämtern. Beispielsweise, um politischen Profit erlangen zu können, bedarf es in unserer Gesellschaft meist nur einer einfachen nationalistischen oder rassistischen Wahlkampagne gegen ethnische Minderheiten innerhalb einer Gesellschaft. Machtanstrebungen auf Schultern der ethnisch anderen Menschen führen zur weiten Popularität und Akzeptanz bei der allgemeinen Bevölkerung. Zum aktuellen Anlass, soll „Islamophobie“ als Mittel politischer Anstrebungen nicht unerwähnt gelassen werden. Die Folgen der Abgrenzung zwischen Muslime und der allgemeinen Gesellschaft führt zur Isolation der Bevölkerungsgruppen ökonomisch als auch sozial. Natürlich nicht nur Muslime, auch andere ethnische Gruppen sind davon betroffen. Der Nationalismus in postkolonialen Ländern ist wiederum anders auf-

zufassen als im europäischen Raum. Der Nationalismus galt und diente als Triebfaktor in der Weiterentwicklung und Rückbesinnung zur eigenen Kultur und Sprache. Von der britischen Hegemonie befreit, konnte Indien durch eigene Kraft wieder sich in Asien behaupten. Dies in dem die nationale Einigkeit zum Vorschein gebracht worden war. Jenseits dieser verschiedenen Zugänge, ist der Versuch die Nation als etwas bewusst Wahrgenommenes zu verstehen längst nicht abgeschlossen. Die Erklärungen belaufen sich auf verschiedene Disziplinen und Forschungen. Hinzugefügt werden muss vor allem die subjektive Erfahrung jedes einzelnen Menschen mit Nation, Nationalismus, Heimat, Land, Staat und Identität. Die Zugehörigkeit zu einem Land und die Identifizierung mit demselben Land sind nicht Schwarz auf Weiß erklärbar. Die Zugehörigkeit zu einer Nation wird bestimmt mit der Staatsbürgerschaft. Ob diese Zugehörigkeit eine vollkommene Identifizierung zu folge bringt ist wiederum zweifelhaft. Denn der Idee nach kann jeder Mitglied des Staates werden, gleich welcher Herkunft und Kultur. Aber ob dies in der Praxis nicht von den sozioökonomischen Mitteln der Betroffenen in den meisten Fällen wohl abhängt? Der subjektiv kulturelle Background, die individuelle und auch kollektive Erinnerung und auch Erfahrung einzelner Menschen in Bezug auf das jeweilige Land kann Identität stiften. Auch wenn man Staatsbürger ist, herrscht eine Vorstellung von ethnischen Gruppierungen innerhalb der Gesellschaft. Fraglich ist hier eben ob die ethnischen Gruppierungen von außen benannt werden oder sich selbst als eine Gruppe definieren? Die Zuschreibung von Gruppen als eine Kategorie innerhalb einer Gesellschaft erfolgt meist von Außen. Diversifikationen um Diversifikationen, Umschreibungen und Parallelitäten zu solch einer, im weitesten Sinn, problematischen Thematik gehört es sich umfassender und intensiver sich damit zu beschäftigen… M. Ersoy BÜLBÜL

7



Dewa Gazetesi - Sayi 4