Issuu on Google+

LICENSETIME MARKA, LİSANS & MEDYA DERGİSİ

YIL: 1 SAYI: 2 YAZ 2012 KDV Dahil: 7.50 TL

GELİYORLAR!

ISSN 2146-8028

24

SÜRDÜRÜLEBİLİR MARKALAR KONFERANSI

ÖFKELİ KUŞLARIN SERÜVENİ BİTMEK BİLMİYOR

49

80

2012 YILININ EN İYİ 12 TÜKETİCİ TRENDİ


YAZ 2012

EDİTÖRDEN

Marka, Lisans ve Medya…. Bu üç temel sektöre hitap eden tek yayın olma özelliği ile Türkiye’de bir ilk olma yolunda tüm hızıyla devam eden dergimizin 2. sayısında da yine çok zengin ve global bir içerikle karşınızdayız.

Özellikle sosyal medya üzerinde marka konumlandırması ve başarı oranı sağlamak adına bu araştırmaları, sonuçlarını ve uzman kişilerin tavsiye ve formüllerini dinlemekte fayda var.

Büyük bir hızla gelişen sosyal medyadaki markalar adına başarılı olmak için, iyi içerik üretmek ve düzenli paylaşım yetmeyebiliyor. Şu bir gerçektir ki sosyal ağlar, birçok markayı doğru stratejilerle zirveye taşırken, hedef kitlesi ile sağlıklı ve doğru iletişim kuramayan firmalar için de yanlış ve çok tehlikeli bir medya alanına dönüşebiliyor.

İnternet teknolojisinin hızla yükselişinde markaların, özellikle teknoloji markalarının etkisi oldukça fazla. Bu sene yapılan Brand Finance’ın Global 500 araştırması sonuçlarına baktığımızda, listenin ilk sırasına geçen yıl listenin 8. sırasında yer alan Apple, 2011’in en değerli markası Google’ı geride bırakarak 2012 yılında dünyanın en değerli markası oldu. Şu anda Apple, 47.5 milyar dolar değerindeki en yakın rakibi Google’dan neredeyse üçte bir oranla daha büyük bir marka değerine sahip. Apple’ın marka değeri ise 70.6 milyar dolar.

Sosyal medyayı diğer basın – yayın organlarından ayıran en dikkat çekici ve önemli olan özelliği, iletişimin ‘çift yönlü’ oluşudur. Diğer bir deyişle, bu dinamik ortamda sadece markalar mesaj vermiyor. Markalardan ziyade kullanıcı ve tüketici kitlesi de konuşmakta. Hem de hiç beklemeden, anında beğeniyor, beğenmiyor, yorum yapıyor, eleştiriyor, öneriyor veya önermiyor. Bu özelliğini bilerek, benimseyip kabul ederek ve bu çift yönlü iletişim kanalını yönetebilecek donanım hazırlıklarını ve planlamalarını tamamlayarak sosyal medyaya girmek gerekiyor. Aksi halde, sonunun üzücü ve hüsran olması kaçınılmaz olacaktır. Geçtiğimiz aylarda yapılan çeşitli araştırmalarda Facebook ve Twitter üzerinde, markaların birçoğunun sosyal medyayı doğru kullanamadığı gösterildi.

Markalara prestij katan, rakip ürün ve markalardan ayrılma özelliği veren, marka bilinirliğini yükselten ve ciro artışında ciddi değerler sağlayan Lisans ve Lisanslama dünyasından bahsedecek olursak, bildiğiniz üzere 12-14 Haziran tarihlerinde Amerika’nın Las Vegas şehrinde Uluslararası Lisans Fuarı gerçekleşti. Birçok lisansör, acente ve lisansiye firma lisans sektöründeki en büyük etkinlik olarak kabul edilen bu fuara katılarak lisanslı marka, karakter ve ürünlerini tanıttılar. Sektördeki en son gelişmeleri ve yeni trendleri bildirmesi sayesinde dünya çapında birçok katılımcı ve ziyaretçinin büyük ilgi odağı olan bu fuar lisans sektörünün en büyük buluşması olduğunu bir kez daha kanıtladı.

İMTİYAZ SAHİBİ / OWNER Lisans Medya Yayıncılık Reklam Pazarlama Dağıtım ve Dış Tic. Ltd. Şti. adına

Türkiye’de her yıl Ekim-Kasım aylarında gerçekleşen TOYZERIA Oyuncak, Lisans, Oyun ve Oyun Ekipmanları Fuarı ise Lisans ve Oyuncak sektörlerine katkı sağlamaya ve her yıl katılımcı sayısını artırmaya devam ediyor. Bu organizasyonun özellikle Lisans sektörüne yapılacak yeni yatırımları teşvik ettirici misyonunu uzun yıllar devam ettirmesini diliyoruz. Bu yıl da 04-07 Ekim tarihlerinde, İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleşecek olan Toyzeria’nın 5. yılında, 30 farklı ülkeden 12.000’den fazla ziyaretçi gelmesi hedefleniyor. Dergimiz License Time ve Lisans Acenteliğimiz olarak kurulan Lisans Medya ile birlikte biz de katılım göstererek ziyaretçilerimizi bekliyor olacağız. Marka imajlarını geliştirmek ve pazar paylarını artırmak açısından, lisanslı üretim ve dağıtıma girmek, firmalar için büyük bir fırsattır. Amerika ve Avrupa ülkelerinin neredeyse 30 yıllık lisans geçmişi var ve lisansta öncü bölgelerden biri olmak, hiç şüphesiz ülkemize de, dünya nezdinde bir katma değer sağlayacaktır. Niçin artık biz kendi markalarımızı dünyaya satmayalım? Niçin artık kendi filmlerimizi ve çizgi filmlerimizi üretip bir animasyon ve film prodüksiyon merkezi olmayalım? Bize çok uzak değil elbette, yeter ki planlarımızı acele etmeden yıllara yayarak, yatırımlarımızı hakkıyla yaparak ve beklentilerimizi uzun vadeli tutarak sabırla ve azimle ilerleyelim…. Saygılarımızla,

LICENSETIME MARKA, LİSANS & MEDYA DERGİSİ

Selami Ali Mah. Üsküdar Kapalı Çarşısı C-Blok Kat: 2 No: 28 Üsküdar - İstanbul - Türkiye 0216 532 78 11 www.licensetime.com YIL: 1 SAYI: 2 YAZ 2012 ISSN: 2146-8028 YAYIN TÜRÜ: SÜREKLİ YAYIN Baskı Esen Ofset Matbaacılık San. ve Tic. A.Ş. Tel: 0212 549 25 68 DAĞITIM Ulak Dağıtım ve Lojistik Hizmetleri LTD. ŞTİ. www.ulaq.com.tr

4

M.Esat YALVAK

genel yayın yönetmeni

MARKA ve LİSANS DİREKTÖRÜ

M.Esat YALVAK

Hamdullah YALVAK

eyalvak@licensetime.com

yazı işleri müdürü

internet editörü

İhsan YALVAK

M. Mustafa ŞAHİN

iyalvak@licensetime.com

reklam koordinatörü

redaksiyon

Cemal KUĞU

Kübra UÇAR

ckugu@licensetime.com

hyalvak@licensetime.com

msahin@licensetime.com

kucar@licensetime.com

İŞ ORTAKLARI


AQUA OVAL MASA TAKIMI


YAZ 2012

İÇİNDEKİLER

66 10 AJANSKONDULAR

Son dönemde sayıları hızla artan ajanslar ile birlikte neredeyse her marka, o ya da bu şekilde bir ajans ile çalışmaya başlamış durumda...

24

18 MICROSOFT SURFACE

Microsoft uzun süredir beklenen  Windows 8 ve Windows RT işletim sistemlerine sahip “Surface” adını verdiği Microsoft markalı tabletlerini Los Angeles’da yapılan lansmanla tanıttı.

26 LOGOLARIN HİKAYELERİ

Dünyaca ünlü markaların her birinin logosunun birbirinden farklı hikayeleri var. Sizler için hafızalara kazınmış bazı marka ve logoların ilginç öykülerini araştırdık.

54 ROVIO’DAN AMAZING ALEX Rovio’nun yeni karakteri!

59 ANGRY BIRDS ÇİN’DE

Öfkeli kuşlar bu kez de Çin’e üs kuruyor.

72 REKLAM MI? REKABET Mİ? Yasaklanan reklamların ardından...

74 VIRAL MARKETING

Reklamcılıkta çok farklı bir boyut.

6

40

94


YAZ 2012

MARKA

HABER

GOOGLE

50 YENİ PATENTİN KULLANIM HAKKINI SATIN ALDI Android işletim sistemiyle çalışan mobil cihazlarındaki ağ özelliklerini geliştirmeye çalışan Google, Magnolia Broadband’e ait 50 patenti satın aldı. Maliyeti henüz açıklanmış değil.

Magnolia Broadband’in elinde pil ömrünü geliştirmeden ağ kapasitesini arttırmaya, kapsama alanı genişletmeden daha hızlı gönderme imkânı sunan teknoloji patentleri bulunuyordu.   New Jersey merkezli şirket icatları ve akıllı telefonlardaki ağ kapsama alanlarını geliştrimeye yarayan MTD (Mobile Transmit Diversity) adını verdiği cihazı için 60 milyon dolar yatırım yaptığını söylüyor. Google’ın satın aldığı teknoloji, veri transferini %30 ile %40 arasında arttırırken, ağa bağlanma mesafesini %40 genişletiyor. Cihazlardaki veri yazma hızı da %100 oranında artarken pil ömründe %10 ile %15 arasında artış sağlıyor.

8

Google elbette bu satın aldığı yeni teknolojileri Android ve Motorola’nın ileride üreteceği cihazlarda kullanmayı amaçlıyor. Bundan böyle akıllı telefonlarda ve tabletler daha hızlı ağ bağlantıları ve veri transfer hızları görebiliriz.   Yalnız anlaşmaya göre Google, patent haklarına tamamen sahip olmayacak, sadece cihazlarında kullanabilecek. Yani başka bir şirkete satma ya da aynı teknoloji başkaları tarafından kullanıldığında kazanç sağlamak gibi bir çıkarı olmayacak. Magnolia da zaten aynı teknolojilerin başka firmalara da satabileceklerini belirtiyor.

Kaynak: www.efbes.com


YAZ 2012

MAKALE MEDYA

Çağrı ERDOĞAN sosyalmedyaport

MARKALARI BEKLEYEN TEHLİKE

“AJANSKONDULAR”

Son dönemde sayıları hızla artan ajanslar ile birlikte neredeyse her marka o ya da bu şekilde bir ajans ile çalışmaya başlamış durumda... İrili ufaklı, deneyimli deneyimsiz, bilgili bilgisiz bir çok ‘girişimci’ de bu furyaya kendisini kaptırmış gitmekte... Ancak  işte tam da bu noktada markaları bekleyen çok büyük bir tehlike bulunuyor; malzemesinden çalınmış ajanskondular...

Uzun yıllar emek verilen ve oluşturulan itibar, sosyal medyada saniyeler içerisinde uçup gidebilmektedir. Bu cümleyi okuyan kişilerin bir çoğunun aklına hemen bir kaç marka gelecektir.  Sosyal Medya Yönetimi oldukça hassas bir konudur. Kısacası vezir olmanız da rezil olmanız da an meselesidir...

Değerli ‘Girişimci’;

* Yeterli yatırım ve uzmanlığa sahip değil isen, * Sosyal Medya sektöründe deneyimli çalışan sağlayamıyor isen, Şimdi; marka sana diyorum, markanın ajansı sen anla....

İstediğin hizmetleri sana sunabiliyor ve eksiksiz yapabilecek güçte mi?

* Hele ki bu sektöre çok para kazanırım diyerek girmişsen,

Ajans; markanın bir kısım işlerini güvenerek emanet ettiğin, içeride inhouse barındırmaktansa daha deneyimli ve uzman bir grupla dışarıdan daha düşük maliyetler ile çalışılan 360 derece hizmet alabileceğin bir uzmanlık ekosistemidir.

Daha önce ajans veya çalışanlarının markanız ile aynı sektörde deneyimleri olmuş mu? Örneğin bir meyve suyu firması ise markanız, daha önce aynı segmentte deneyimleri olan çalışanlara sahip mi veya ajansın benzer sektörde deneyimleri var mı?

* Burada yazılanları aslında deneyimlemişsen ve kendinden bu yazıda birşeyler buluyorsan...   Daha henüz çok gecikmemişsin demektir. Gel bu işi bırak, gerçekten uzmanı olduğun işi yap...    Sana Sosyal Medya ile uğraşma demiyoruz, hobi olarak gene uğraş...    Tabii belirtmekte fayda var; gerçekten doğru adımlar ve yatırımlar ile deneyimi ve anlayışı birleştirebilen gerçek startuplar da var ki bunlar da takdiri hakediyor...

Bu tanımdan yola çıkarak sorgulaman gerekir ki; Markanı emanet edeceğin ajans gerçekten bu konuda uzman mı? Bu konudaki deneyimi nedir? Ajans yeni ise çalışanlarının bu sektördeki deneyimi nedir?

10

Ve daha da önemlisi çalışacağınız Ajans markanızı tanıyor mu? Markanızı tanımayan ve hissetmeyen bir ajans adaptasyon döneminde markanıza yarardan çok zarar verecektir.  


MARKA, LiSANS ve MEDYA DERGiSi

Gürsel Mah. Eski Beşiktaş Cad. Elyaf Sok. No: 3/1 Kağıthane - İSTANBUL Tel: 0212 210 30 00 Fax: 0212 210 30 19 www.ulaq.com.tr

6


YAZ 2012

MARKA

HABER

TÜRKİYE’DEKİ İNTERNET KULLANICILARININ

MARKALARDAN BEKLENTİLERİ Global Web Index Türkiye Araştırması’na göre; Türkiye’de internete her gün bağlanan kullanıcıların, markalardan beklentilerinin başında “tüketicinin bilgi birikimini artırması” geliyor. Türkiye’deki her 2 aktif internet kullanıcısından 1’i markadan, tüketicinin bilgi birikimini artırmasını beklerken, bu konuda erkeklerin kadınlara göre daha çok beklenti içinde oldukları görülüyor. Müşterilerin markalardan diğer bir beklenti ise “eğlendirici” olmaları.

Kadınların erkeklerden en çok farklılaştığı beklenti “günlük” hayatta. Markalardan beklentilerde önemli bir yere sahip olan “günlük hayatta”, kadınların erkeklere oranla daha yüksek oranda beklenti içinde olduklarını görüyoruz. Kadınlar, markalardan günlük rutinlerinin bir parçası olmalarını ve organize olmalarına da yardımcı olmalarını bekliyor. Kadınların erkeklere göre daha çok beklenti içinde olduğu diğer bir konu ise “etkileşim”. Kadınlar, markalardan diğer insanlarla etkileşime geçirecek davranışları bekliyorlar. Erkekler markalardan kadınlara kıyasla daha çok gerçek bir “insan” gibi konuşmalarını ve “deneyim” yaşatmalarını bekliyorlar. Türkiye’deki aktif erkek kullanıcılara bakıldığında, en yüksek oranda markalardan beklentileri, bilgi birikimini artırmaları. Bilgi birikimini artırmalarından sonra erkekler için ikinci beklenti;

12

“markanın eğlendirici olması”. Erkek kullanıcıların, kadınlara kıyasla daha yüksek oranda beklentileri ise “markanın gerçek bir insan gibi konuşması” ve “her zaman karşılaşamayacakları deneyimler yaşatmaları”. Markalardan beklentilerde yaş ilerledikçe eğlenceden bilgiye geçiş gerçekleşiyor. Türkiye’deki 16-24 yaş arası aktif internet kullanıcılarının markalardan en çok beklediği şey eğlendirici olmaları. İnternet kullanıcıların yaşı ilerledikçe beklentilerinde de bir değişim söz konusu oluyor. 25-34 yaş arası kullanıcılar, markalardan “bilgi birikimini artırmalarını” beklerken, 35-44 yaş arası kullanıcılar markalardan günlük hayatta organize olmalarına yardımcı olmalarını bekliyorlar. 45 yaş üstü internet kullanıcıları ise, tıpkı 25-34 yaş arası kullanıcılar gibi markalardan bilgi birikimini artırmalarını bekliyorlar.

Diğer ülkelere kıyasla Türkiye’deki kullanıcılar markalardan eğlendirici olmalarını, organize olmalarına yardımcı olmalarını ve daha ziyade “deneyim” yaşatmalarını bekliyorlar. Global  Web  Index Araştırması kapsamında “Markanın size nasıl davranmasını istersiniz?” sorusu sorulan 27 ülke kapsamında, Türkiye’deki kullanıcıların diğer ülkelerdeki internet kullanıcılarına göre daha yüksek oranda markalardan beklenti içinde olduklarını görüyoruz. Markanın eğlendirici olması, müşterinin organize olmasına yardımcı olması ve gerçek hayatta her zaman karşılaşamayacak deneyimler yaşatmaları gibi beklentilere, Türkiye’deki kullanıcıların,  ABD, İngiltere ve Brezilya gibi ülkelerdeki kullanıcılardan daha önde olduğu dikkat çekiyor.


YAZ 2012

MARKA

HABER

TÜRKİYE’DE E-TİCARET

HIZLA BÜYÜYOR Deloitte Türkiye Kurumsal Finansman Departmanı tarafından hazırlanan “Perakende Sektörü Değerlendirmesi” başlıklı rapora göre 2011 yılında 302 milyar dolar olan Türkiye perakende sektörünün büyüklüğünün 2015 yılında 421 milyar dolara ulaşması bekleniyor.

Türkiye perakende sektörünün büyüklüğünün 2012 yılında 313 milyar dolara ulaşmasının beklendiği belirtilen raporda, sektörün 2016 yılına kadar her yıl ortalama %10 büyüyeceği öngörülüyor. İnternet perakendeciliğine ayrı bir bölüm ayrılan raporda, bu alt sektörün hızla büyüyerek yatırımcıların ilgi odağı haline geldiğine dikkat çekiliyor. Rapora göre, gıda dışı perakendeciliğin %48 paya sahip olduğu sektörün yalnızca %40’ı organize perakendeden oluşuyor. İnternet Perakendeciliği Öne Çıkıyor Raporda yer alan verilere göre genç nüfus ve artan gelir seviyesi ile birlikte internet penetrasyonun %45’e ulaştığı Türkiye’de, TÜİK tarafından gerçekleştirilen  anket sonuçlarına göre internet kullanıcılarının %7’si internet üzerinden satın alma yapıyor.

14

Bankalararası Kart Merkezi tarafından sağlanan bilgilere göre, kredi kartı ile gerçekleştirilen e-ticaret işlem hacmi 23 milyar TL’ye ulaşmış durumda. Hepsiburada ve Markafoni gibi alışveriş siteleri şimdiden Avrupa’nın ilk 150 e-ticaret sitesi arasındaki yerlerini aldılar. 2011 Birleşme ve Satın Almalar Bilançosu Son yılların şirket satışları ve satın almalar açısından en hareketli sektörlerinden biri olan perakende sektöründe, 2011 yılında 11, 2012 yılının ilk çeyreğinde ise 5 adet birleşme ve satın alma işlemi gerçekleşti. YKM-Boyner, Silk&CashmereEast Gate, Şok Marketler-Gözde Girişm ve Yargıcı-Global Investment House işlemleri öne çıkan işlemler arasında yer aldı.

İnternet kullanımındaki hızlı artışın da etkisiyle adeta patlama yapan internet perakendeciliği sektöründe ise 2011 yılında 12, 2012 yılının ilk çeyreğinde ise 7 adet birleşme ve satın alma işlemi gerçekleşti. Markafoni, Trendyol, Çiçeksepeti, Gittigidiyor ve e-bebek gibi birçok perakende sitesi yatırımcılar tarafından ilgi gördü.

Kaynak: Deloitte Türkiye


YAZ 2012

MARKA

HABER Bahadır ATASOY

INTEL’DEN MOBİL CİHAZ KULLANIMI HAKKINDA

KAPSAMLI ARAŞTIRMA Intel tarafından tüketicilerin mobil cihazlarıyla etkileşimlerini ve mobil cihaz kullanım alışkanlıklarını incelemek amacıyla Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA) Bölgesi’nde gerçekleştirilen Mobil Etiket adlı araştırma, mobil cihaz kullanıcılarının alışkanlıklarına ışık tutuyor. Redshift Research tarafından gerçekleştirilen Mobil Etiket Araştırması, cihazların günlük yaşamımızda kendilerine ne kadar ciddi bir yer edindiğini ve her geçen gün artan önemini ortaya koyuyor.

Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 16 ülkeden 12 bin 761 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırma, cep telefonu ve dizüstü bilgisayar kullanım alışkanlıklarının yanı sıra, bu cihazların kullanımı ile ilgili en fazla rahatsız olunan noktaları da belirliyor. Araştırma 16 ülkede toplumda kabul edilebilir sayılabilecek davranışların değişmeye başladığını, kişilerin tolerans düzeylerinin arttığını ve mobil teknolojilerin kullanımının hızla yaygınlaşmasıyla birlikte yeni davranış kurallarının ortaya çıkma gerekliliği doğduğunu gösteriyor.

tatilinde dizüstü bilgisayarla kaçamak yapmak ve yatak odasında mobil cihazları kullanmak artık eskisi kadar rahatsız edici olmayan davranışlar olarak dikkat çekiyor. Araştırmaya katılanların yüzde 84’ü yolda mesaj atmaya çalışırken dalgınlıkla kendisine çarpan biri olduğunda hoşgörüyle yaklaşabiliyor. Kullanıcıların sadece yüzde 7’si yatak odalarında mobil cihaz kullanmayı reddediyor. Arkadaş ortamında Facebook’a göz atmak da ankete katılanların sadece yüzde 7’si tarafından sorun olarak görülüyor.

16 ülke genelinde sevgilisini gözden çıkaranların oranı yüzde 9. Türk kullanıcıların yüzde 37’si çikolata ve tatlıdan, yüzde 26‘sı çay ve kahveden, yüzde 17‘si eşinden ya da sevgilisinden, yüzde 14’ü de tatil günlerinden feragat ediyor.

Güne sosyal medya ve e-postalarla başlıyoruz 16 ülke genelinde araştırmaya katılan kullanıcıların yüzde 67’si sabah kalkıp çayını ya da kahvesini içtikten sonra kapıdan çıkmadan önce ilk iş olarak e-postalarını kontrol ediyor ya da ilk tweet’ini atıyor. Hatta araştırmaya katılanların yüzde 23’ü artık yataktan çıkmadan ilk iş olarak bu ritüeli gerçekleştirdiklerini belirtiyor. Mobil cihazını kontrol etmek, Türk kullanıcıların da sabah ilk işleri arasında yer alıyor. Türkler’in yüzde 31’i sabah daha yataktan çıkmadan,yüzde 27’si kahvaltı sırasında,yüzde 25’i ise işe gittikten sonra cep telefonunu ya da dizüstü bilgisayarını kontrol ettiğini söylüyor. Arkadaşlarla birlikte kahve içerken Facebook statüsüne göz atmak, haftasonu

16

Mobil Etiket Araştırması mobil cihazların kullanıcılar için ne kadar vazgeçilmez olduğunu da ortaya koydu. Mobil cihazını bırakmamak için bir haftalığına nelerden vazgeçebilecekleri sorulan kullanıcıların yarıdan fazlası (yüzde 52), çikolata ve tatlıdan vazgeçtiğini söylüyor. Çikolata ve tatlıyı yüzde 23 ile çay ve kahve takip ediyor. Katılımcıların yüzde 11’i mobil cihazları yerine tatil günlerinden ya da iş dışındaki zamanlarından feragat ediyor. Bundan daha fazlasından vazgeçenler de var: Eşlerinden ya da sevgililerinden…

Mobil cihazlar statü sembolü olarak görülüyor

Araştırmaya katılanların neredeyse yarısı (yüzde 46) arkadaş ortamında da cihazlarını kullanmaya devam edeceklerini belirtiyor. Yatak odasına giderken mobil cihazını yanına alanların oranı da aynı şekilde yüzde 46.

Mobil Etiket Araştırması’na katılan kullanıcıların yarısından fazlası (yüzde 54), mobil cihazların birer statü sembolü olarak ya da dikkat çekmek için kullanıldığı, işlevsel olmanın yanı sıra kendilerine bir yaşam tarzı sunduğu görüşünde. Türk kullanıcıların da yüzde 70’i insanların mobil cihazları statü sembolü olarak kullandığını düşünüyor. Türkiye bu oranla listede ilk sırada yer alıyor.


MARKA, LiSANS ve MEDYA DERGiSi

Mobil cihaz kullanımının kuralları olmalı 16 ülke genelinde katılımcıların yüzde 69’u sosyal medyayı günlük olarak kontrol ettiğini söylüyor. Bu kullanıcıların yüzde 28’i günde 3-4 defadan fazla, yüzde 7’si de bir saatten az aralıklarla kontrol ettiğini söylüyor. İngiltere ve Almanya’da kullanıcıların yarıdan fazlası (yüzde 53), sosyal medyayı bir günden uzun zaman dilimlerinde kontrol ederken, Mısır (yüzde 90) ve Türkiye’de (yüzde 89) kullanıcıların çoğu her gün ve daha sık kontrol ediyor. Türk katılımcıların yüzde 45’i günde 3–4 kez, yüzde 32’si günde bir kez, yüzde 12’si saatte bir kere kontrol ettiği yanıtını veriyor. Türk sosyal medya kullanıcıları, sosyal medyada en fazla insanların izin almadan kötüleyici fotoğraf veya bağlantılarda etiketleme yapmalarını (yüzde 78), kişisel veya özel bilgilerin paylaşılmasını (yüzde 75), izin almadan başkalarının yerinin etiketlenmesini (yüzde 63),

tanımadıkları kişilere arkadaşlık isteği gönderilmesini (yüzde 63), şaka mesajı yayınlamak için başkasının kişisel hesabının kullanılmasını (yüzde 61) görgü kuralları açısından uygunsuz buluyor.

yazı yazmak (yüzde 56), mesaj veya yazı yazarken çevrede olup bitene veya sohbete karşı ilgiyi kaybetmek (yüzde 52), mobil cihazı yatak odasında kullanmak (yüzde 50).

Her 3 Türk kullanıcıdan biri (yüzde 30) bazı halka açık alanlarda mobil cihazların kullanımıyla ilgili yasaklar getirilmesi gerektiğini düşünüyor. Bu düşünce yaş ilerledikçe daha da kuvvetleniyor. Mobil cihaz kullanımında görgü kurallarına uyulmaması Türk halkının yarıdan fazlasında (yüzde 56) gerginlik yaratıyor. Türk kullanıcıların yüzde 35’i mobil cihazların yemek masasında, yüzde 24’ü arkadaşlarla akşam eğlenirken, yüzde 16’sı ise yatakta kullanılmasını rahatsız edici buluyor.

Araştırmaya katılanların yüzde 61’i mobil cihaz kullanımına bazı kurallar getirilmesi gerektiğini savunuyor. Örneğin araştırmaya katılanlar yemek masasında akıllı telefon ya da dizüstü bilgisayarları görmeyi istemiyor. Şaka niyetine bir başkasının hesabından bir paylaşım yapmak, arkadaşların fotoğraflarını onların izni olmadan etiketlemek ya da onlar hakkında gereğinden fazla bilgi vermek, kullanıcıların en kızdıkları konuların başında geliyor. Araştırmaya katılan her 3 kullanıcıdan biri bu konulardan ciddi rahatsızlık duyduğunu ve mobil cihazların halka açık yerlerde yasaklanması gerektiğini söylüyor. Bu konuda Türk kullanıcılar yüzde 81 oranla başı çekiyor.

Oysa araştırmaya göre Türk mobil cihaz kullanıcılarının en sık yaptığı davranışlar, başkalarıyla birlikteyken mesaj veya


YAZ 2012

MARKA

HABER

MICROSOFT’UN TABLETİ GÜN YÜZÜNE ÇIKTI:

MICROSOFT SURFACE Microsoft uzun süredir beklenen Windows 8 ve Windows RT işletim sistemlerine sahip ve “Surface” adını verdiği Microsoft markarlı tabletlerini Los Angeles’da yapılan lansmanla tanıttı. Bu, teknoloji dünyasında bir çağın sonuna ve belki de yeni bir tanesinin başlangıcına işaret ediyor olabilir.

Hem Windows RT (Microsoft’un ARM işlemciler için Windows’u) hem de Windows 8 bu yaz üretime konulacak.

Bildiğiniz gibi Microsoft  geleneksel  olarak PC alanında donanım üreticilerini Windows işletim sistemiyle desteklerdi ancak yeni Windows’un yayınlanmasından önce yeni bir  iş modelini devreye sokacak gibi görünüyor. Şirket son lansmanında kendine ait iki adet  Microsoft  markalı tableti tanıttı ve ikisi de  Microsoft Surface olarak adlandırıldı. Aslında bu yeni tabletleri Microsoft kendisi üretmiyor, aynı Xbox veya Zune Media Player’da şu an olduğu gibi. Ancak elbette cihazlara Microsoft markası basılacak ve bu da Microsoft’u PC alanındaki partnerleri ile karşı karşıya getirecek. Henüz ürün hakkında fiyatlama ve çıkış tarihi ile ilgili bir bilgi duyurulmadı. Yetkililerin söylediklerine göre ürünün perakende fiyatı çıkış tarihine yakın bir zamanda açıklanacak ve  ARM  tabletlerle Ultrabook sınıfındaki Intel PC’lerle rekabet edebilir durumda olacak.

18

Windows RT için üretilecek olan Surface  10.6  inç boyutunda olacak ve  Office Home&Student 2013 RT versiyonunu da içerisinde barındıracak. Özel magnezyum kasası sayesinde oldukça ince (9,3 mm ve 13,5 mm) olan yeni cihazların ağırlığı 676 ve 903 gram.

Yeni bir özellik olarak dahili standa yerleştirilen her iki model için aksesuar olarak mıknatısla tutturulan dokunmatik klavye bulunuyor. Bu klavye aynı zamanda ekranı koruyor.

Windows 8 Pro için üretilecek olan Surface de  10.6  inç boyutunda ve aynı kapak seçeneğiyle gelecek. Ancak 64  ve  128  GB  versiyonlara sahip olacak cihaz kalem desteği de içerecek.

Microsoft, modeline göre 32 ila 128 GB dahili hafıza seçenekleriyle piyasaya çıkacak tabletlerin ABD’deki satış fiyatlarının model özelliğine göre 499 ila 829 dolar olacağını da açıkladı.

499 DOLARDAN BAŞLIYOR


YAZ 2012

MARKA

MAKALE

MARKA TERCİHLERİ

ARTIK SOSYAL MEDYADA BELİRLENİYOR! Sosyal medya üzerinden yürütülen marka stratejileriyle ilgili sorularımızı yanıtlayan Adres Patent Marka Danışmanı Seval Yılmaz: “Sosyal ağların bilgisayarlarla sınırlı kalmayarak mobil ortama taşınması, çevrimiçi ağları markalar için çok daha önemli bir noktaya taşıdı. Ancak hızla büyüyen bu yapıda firmaların markalarını iyi konumlandırması gerekiyor” açıklamasında bulundu.

Sosyal medya ortamları, özellikle tanınmış markalar açısından çok önemli bir pazarlama stratejisi durumuna gelirken, kullanıcıların markanın aktivitelerini sosyal ağlar üzerinden takip etmeleri, online ortamları firmalar için vazgeçilmez kılmaya başladı. Sosyal medya üzerinden yürütülen interaktif reklam stratejileri de bu pazarda farkındalık yaratmak için sürekli yenilenme eğiliminde.

Günümüzde marka bilinirliği açısından hızla yayılan en önemli tanıtım faaliyetlerinin sosyal medya üzerinden gerçekleştiğine dikkat çeken Adres Patent Marka Danışmanı Seval Yılmaz; “Özellikle reklam ve halkla ilişkiler açısından değerlendirdiğimizde geleneksel yöntemler yerini yeni teknoloji ile gelişen ve tüketici ile birebir iletişim kurmaya odaklı şekillenen inovaktif yöntemlere bırakmıştır. Bu yöntemler doğrultusunda markaları sosyal medyada doğru şekilde konumlandırmak büyük önem taşıyor” diye konuştu. Önce Marka Tescili! Sosyal medyada yer alan markaların tescil koruması altında olmasının çok önemli olduğuna dikkat çeken Yılmaz; “Bu tip mecralarda markanın tescilli olması bile bazen yetersiz kalabilmekte. Kendi sınıfında tescilli olan bir markanın taklit edilmesini ve karıştırılmasını engellemek için ilişikli diğer sınıflarda da tescillenmiş olması gerekebilir. Ayrıca logo, işaret, renk, yazı karakteri gibi markanın kendine özgü tasarımı yani tüketicinin beğenisine sunulan son hali de mutlaka koruma altına alınmalı. Firmalar bu gibi konularla ilgili çalışmalar yaparken mutlaka konunun uzmanlarından bilgi almalı ve yeterli korumanın sağlandığından emin olmalı” dedi. Son dönemde sosyal medyada yürütülen markalaşma faaliyetlerindeki en önemli sorunun firmaların marka isimlerine sahip çıkmamasından ileri geldiğini dile getiren Yılmaz; “Sosyal ağlarda marka adına kurumdan bağımsız sayfalar bulunması hem tüketici açısından kafa karışıklığına sebep olmakta hem de sosyal ortamlarda marka kaybına yol açmakta. Kurumsal yapısını tamamlamış firmaların bu konuda çok dikkatli olması ve sosyal medyada markalarına sahip çıkması gerek. Özellikle Twitter ve Facebook son dönemde marka tercihlerini belirleyen en önemli ortamlardan biri haline geldi. Bu konuda dünya markalarını örnek almalıyız” diye konuştu.

20


YAZ 2012

MAKALE

“Markalar Sosyal Medyada İsimlerine Sahip Çıkmalı!”

Sosyal Medyada da Koruma Tescilden Geçiyor! Üçüncü şahıslar tarafından direkt kendi marka adları ile sayfa açıldığını fark eden firmaların, marka tescil belgesi ile itirazda bulunması durumunda ismin kullanım hakkının kendilerine geçeceğinin altını çizen Yılmaz; “Marka koruması ile ilgili çalışmalar sırasında firmanın birlikte çalıştığı uzmanı dikkatli seçmesi çok önemli. Marka için doğru yönlendirmeler hayati önem taşır. Birlikte çalışılacak uzman belirlenirken yılda kaç başvuru yaptıklarını, yaptıkları başvuruların yüzde kaçının istedikleri gibi sonuçlandığını, hukuki alt yapının yeterliliğinin olup olmadığını, markaya gelebilecek ret - itiraz gibi olumsuz gelişmelere karşı başarılı savunma yapıp yapamadığından emin olmaları gerekiyor. Markaları benzer başvurulardan ve taklitçilerden korumak da sürekli takip ve ayrıntılı araştırmadan geçtiği için danışmanlık firmalarının bu markaya ağırlık vermesi şart. Sosyal medyada markamızın taklit edilmesi çok daha kolaydır. Tanınmışlığımızı arttırmak adına sosyal medya büyük önem taşırken, taklit edilmeyi önlemek için başarılı bir uzmanla çalışmak aynı hayati önemi taşır. Markamız sına-i mülkiyetimizdir.

22

yaygın tanıtım faaliyetleri yürütmek isteyen kurumsal firmalar sosyal medya yönetimlerini ajanslar aracılığıyla yürütmeye ya da bir sosyal medya uzmanı istihdam etmeye başladılar.” açıklamasında bulundu. Sosyal Medyaya Özel Projeler Dikkat Çekiyor!

Bunun bilincinde olarak bizimle birlikte bu mülkiyeti koruyacak ve değerlendirecek bir uzmanla çalışmaya dikkat etmeliyiz” açıklamasında bulundu. Sosyal Medya Uzmanıyla Çalışmak Şart! Yılmaz, son dönemde sosyal medya uygulamaları için firmaların dış kaynak kullanmaya başladıklarının altını çizerek; “Sosyal medyayı yönetmek özellikle kurumsal varlığı olan firmalar için çok basite indirgenmemeli. Kurumsal kimliğini doğru şekilde belirlemiş bir firmanın sosyal medyada yapacağı hatalar prestijini önemli ölçüde zedeleyebilir. Sosyal medya kullanımını bir fırsata çevirerek

Son yıllarda markaların en etkili ve akılda kalıcı reklam ve tanıtım faaliyetlerinin sosyal medya ortamları üzerinden gerçekleştiğine dikkat çeken Yılmaz; “Sosyal medyanın en önemli özelliği direkt olarak kullanıcının kararına göre yayılma göstermesi ve tüketicinin kişisel alanında beğenisine sunulması. Sosyal medya için özel olarak viral reklam, advergame, interaktif uygulama ve yazılım hazırlanması marka bilinirliğini önemli ölçüde arttıracak niteliktedir. Tüm bu uygulamalar zaman yönetiminin de doğru şekilde planlanması ile markayı geleneksel tanıtım faaliyetlerinden çok daha önemli bir noktaya taşıyacaktır. Ancak dikkat edilmesi gereken konu sosyal ağlarda ‘trend’ olan uygulamaların çok hızlı değiştiği ve ‘yeni içinde eski’ sendromu yaşandığıdır. Yenilikleri iyi takip etmek ve sosyal medyanın güncel yapısını koruyabilmek bu dezavantajı avantaja dönüştürecektir.” açıklamasında bulundu.


Y›llar önce “Herkesin mutlu bir çocukluk yaflamaya hakk› vard›r.” diyerek ç›km›flt›k yola... ‹flte o günden beri bakt›€›m›z her yerde gülen yüzler görmek ad›na, de€iflmeyen heyecan›m›zla ülkemiz için çal›flmaya devam ediyoruz. Bugün Türkiye’nin yan› s›ra Ukrayna’dan Pakistan’a, Cezayir’den Endonezya’ya, Almanya’dan M›s›r’a, Avustralya’dan ABD’ye kadar 85’ten fazla ülkeye ihracat yapıyoruz, milyonlarca insanla hep ayn› gülümsemede bulufluyoruz. 80’den fazla flirketimiz ve 9 ülkeye yay›lm›fl 54 fabrikam›zda eme€i mutlulu€a dönüfltürüp her yafltan insana her gün ayn› sevinci tatt›rman›n gururunu yafl›yoruz.

www.ulker.com.tr


YAZ 2012

MARKA

HABER Meltem ŞAHİN sosyalmedyaport

TÜRKİYE’DE İLK KEZ DÜZENLENEN

SÜRDÜRÜLEBİLİR MARKA KONFERANSI’NIN ARDINDAN

Sürüdürülebilirlik Akademisi tarafından ilk kez düzenlenen “Sürdürülebilir Markalar Konferansı”, 31 Mayıs Perşembe günü Swissotel’de gerçekleşti.

Sürdürülebilirlik Akademisi tarafından Türkiye’de ilk kez düzenlenen ‘’Sürdürülebilir Markalar Konferansı’’nda iş dünyasının her alanında sürdürülebilirlikle ilgili stratejik yapılanmalar, dönüşümler, katılan markaların bugüne kadar bilinen ya da bilinmeyen tüm çalışmaları, marka yönetimi ve pazarlama departmanlarının konu ile ilgili bakış açıları ele alındı. Unilever, Coca Cola, Vodafone, BSH Ev Aletleri, Kale Grubu, Teknosa, Soyak, TSKB gibi Türkiye’nin önde gelen markalarının temsilcileri ve yurtdışından gelen yetkin konuşmacılar, sürdürülebilirlik kapsamında tanımlanması gereken marka değerlerinin önemli noktalarını paylaştılar. BSH Ev Aletleri, Unilever Türkiye ve Vodafone Türkiye’nin ana çözüm ortaklığı ile gerçekleştirilen ve ilk olarak düzenlenen konferansta, sürdürülebilir bir gelecek için hayata geçirilmesi gereken uygulamalar ele alındı.  Unilever Türkiye Başkan Yardımcısı Cem Tarık Yüksel, yaptığı sunumda Unilever’in sürdürülebilirlikle ilgili olarak bugüne kadar yaptığı projeleri katılımcılarla paylaştı. Ayrıca çok ilginç detaylarla 2020‘lere yaklaşırken sürdürülebi-

24

lir yaşam planı çerçevesinin sadece tek tük değil, tüm markalar ve markaların paydaşları ile birlikte ele alınması ve çok çabuk harekete geçerek uygulanması gerekliliğini aktardı. Futerra Sürdürülebilirlik İletişim Departmanı Yönetici Ortağı Jeff Melnyk ise, sürüdürebilirlik marka yolculuğunda gerekli 5 adımı anlatırken bu konuda tüm departmanların bir arada çalışması gerekliliğini vurguladı.  WWF Türkiye CEO’su Tolga Baştak, dünyada azalan kaynakların etkileri ve markaların bu konu ile ilgili yapmaları gereken çalışmalarla ilgili detaylı bilgiler verdi. Gezegenimizdeki kaynakların yok olması ile zaten elimizde hiçbirşeyin kalmayacağına değinen Baştak, konu ile konuşmanın ötesine geçerek her marka ve her bireyin bu konuda katkısı olması gerekliliğini hatırlattı. Sürdürülebilirlikle ilgili ülkemizde önemli işlere imza atan ve ilkleri başaran Sürdürülebilirlik Akademisi ‘nin Yönetim Kurulu Üyesi Semra Sevinç’in, konu kapsamında başarılı ve sorumluluk sahibi markalar ve bu markaların konuyu her alana yayması gerekliliği, ayrıca markaların maliyetler nedeniyle pahalı yeşil

ürünler açıklamalarının artık istenmediğini vurguladığı sunumun ardından başlayan oturumda ise Sabah Gazetesi yazarlarından Şelale Kadak’ın moderatörlüğünde, Vodafone Türkiye Marka ve Pazarlama Stratejisi Direktörü Bilge Çiftçi, Young&Rubicam Genel Müdürü Arzu Ünal ve Ünite İletişim Kreatif DirektörYönetim Kurulu Üyesi Ercüment Şener sektörün üç farklı konumunda sürdürülebilir marka olmanın gerektirdiği starteji geliştirme detaylarını tartıştılar.  Belki de en önemli anlardan birisi de Sürdürülebilirlik Akademisi olarak Bilim İlaç ve Vitra’ya verilen Sürdürülebilir Marka Ödülleri oldu. Bu alanda daha çok Türk firması görmek istendiği alkışlarla birlikte Twitter’da paylaşılanlar arasında oldu.  Konferansa katılamayanlar için PRBucks tarafından hazırlanan online Twitter akış ekranı, günboyu #geleceginmarkasi ile paylaşılan konu başlıkları herkese ulaştı. BSH Ev Aletleri Marka Pazarlama Direktörü Hakan Turalı sunumunda evlerimizde kullandığımız aletlerin harcadığı elektrik ve enerji ile ilgili detaylar verdi. Su tüketimi ve enerji tasarrufu ürünlerin geliştirilmesi ile ciddi tasarruf sağlanan teknolojileri tanıttı. Atılacak her adımın


MARKA, LiSANS ve MEDYA DERGiSi

da sürdürülebilir geleceğe öncü olmak için yapıldığını vurgulayan Turalı, konunun her açıdan ele alınması gerektiğinin altını çizdi. Graham Hales’in çok önemli bir nedenle konferansa katılamaması nedeni ile yerine gelen Interbrand Bölge Direktörü Michael Benson sunumunda sürdürülebilirlik nasıl bir marka değeri oluşturabilir konusunda detaylı bilgiler verdi.  Semra Sevinç moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda ise Coca Cola İçecek Kurumsal İlişkiler Direktörü Atilla Demir Yerlikaya, Kale Grubu Yapı Ürünleri Grup Başkan Yardımcısı İhsan Karagöz sürdürürlebilirlik kavramı ekseninde markalar açısından yaşanan değişim stratejilerini yönetmek ile ilgili bilgiler paylaşıldı. Sektördeki yeni ürünler tanıtıldı. Bu ürünlerin sürdürülebilirlik açısından nasıl hazırlandığı ve sektöre pazarlandığı anlatıldı. Bu oturumda da yine ilginç detaylar vardı.  UNEP Sürdürülebilir Yaşam Tarzı Takım Lideri Cheryl Hicks, sürdürülebilir yaşam tarzında markaların rolü nasıl ve nerede olmalı konusunda sunum yaptı. Özellikle konunun sadece marka değil, insan merkez alınarak düşünülmesi gerekliliğini vurguladı. 

Son oturumda ise Marka Danışmanı Berna Erbilek moderatörlüğünde Teknosa Operasyon Genel Müdür Yardımcısı Bülent Gürcan, Soyak Holding Kurumsal İletişim Koordinatörü Fatma Çelenk ve TSKB Mühendislik Müdürü - Escarus Yönetim Kurulu Başkanı Hülya Kurt, sektörel açıdan bakıldığında değişen müşteriler açısından sürdürülebilir rekabet avantajı yaratma ile ilgili görüşlerini aktardılar.  Sürdürülebilirlik ve iklim değişikliği konusunda kesin bir farkındalık yaratmak amacıyla düzenlenen Sürdürülebilir Markalar Konferansı, “Karbon Nötr Konferans’’ olarak tarihe geçecek. Konferans boyunca ortaya çıkan CO2 emisyonları hesaplanarak konferansın karbon ayak izi silinecek ve bu da dünyada bir ilk olacak.  Sürdürülebilirlik Akademisi Hakkında Sürdürülebilirlik Akademisi, sürdürülebilir gelecek ve kalkınma için iş dünyasında sürdürülebilirlik dönüşümünü hızlandırmada öncü olmak misyonu ile, ekonomik, toplumsal ve çevresel sürdürülebilirlik ile ilgili bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmaları yapmak amacı ile kurulmuş ve kâr amacı gütmeyen bir sosyal girişimdir.

Türkiye’de, iş dünyasında sürdürülebilir iş modellerininin yerleşimi, gelişimi ve toplumda sürdürülebilir yaşam şeklinin gelişimi için global yaklaşımla sürdürülebilirlik çalışmaları yapan Sürdürülebilirlik Akademisi; güçlü sürdürülebilirlik platformları yaratarak bu alanda önderlik yapmaktadır. Bu kapsamda Sürdürülebilirlik Akademisi, sürdürülebilir gelecek için çalışan ve iş süreçlerine sürdürülebilirliği yerleştiren ve yerleştirmeyi hedefleyen ulusal ve uluslararası kurumlar, sivil toplum kuruluşları ve devlet işbirliği ile; araştırmalar, konferanslar, seminerler, work-shoplar, kurumsal eğitim çalışmaları, sosyal sorumluluk projeleri ile danışmanlık ve üniversite gençliğine yönelik bilgilendirme çalışmalarını yürütmektedir. Sürdürülebilirlik Akademisi, gerçekleştirdiği tüm çalışmalarının karbon ayak izlerini silmektedir.

25


YAZ 2012

MARKA

ARAŞTIRMA

LOGOLARIN HİKAYELERİ Dünyaca ünlü markaların her birinin logolarının birbirinden farklı hikayeleri var. Sizler için hafızalara kazınmış bazı marka ve logoların ilginç öykülerini araştırdık.

Henry Royce 1884’te elektronik ve makine üreten bir fabrika kurdu. 1904’te ilk otomobilini yaptı. Aynı yıl Londra’da otomobil satan Charles Rolls’la tanıştı. İkili işbirliği yapmak üzere anlaştı. Royce’un yaptığı otomobilleri Rolls satmaya başladı. Otomobillerin adı “Rolls Royce” oldu. Lüks marka Rolls Royce’un kaputundaki zarif şekil 1911 yılından geliyor. Şekil, tasarımcının sevgilisini temsil ediyor. Orijinal adı “Spirit of ecstasy”(yeniliğin ruhu). Şekle, halk dilinde “emily” adı verildi.

Hırsızların en çok rağbet gösterdiği figür belki de Mercedes logosudur. Dünyada en çok tanınan markalar arasında yerini alan Mercedes’in, üçayaklı yıldız figürü, markanın kara, hava ve sudaki gücünü tanımlıyor. Mercedes ambleminin mucidi Daimler. Mercedes amblemi, dünyada en çok tanınan marka olmanın yanı sıra en çok çalınan figür olarak da ilk sırayı alıyor.

Hediyelik beygir. İtalyan kontesin 1923 yılında firma kurucusu Enzo Ferrari’ye hediye ettiği at maskot, Ferrari’nin amblemini teşkil etti. Amblemdeki ana renkler sarı ile kırmızı, firma sahibinin yaşadığı komşu şehir Modena’yı ve yarışa olan sevgiyi simgeliyor.

Ödüllü soru: “BMW ambleminde ne görüyorsunuz?” Çoğunluğun cevabı: “ikisi mavi, ikisi de kırmızı dört adet alan” olur. Bu cevaba katılan biriyseniz, yanıtınızın biraz zayıf kaldığını kabul etmeniz gerekiyor. Çünkü amblemdeki bu dört alan, dönen bir pervaneyi simgeliyor. BMW markasına sahip ilk otomobil olan Dixi ise 1929 yılında üretilmişti. Mavi-beyaz renkli sembol 1917 yılından bu yana korunduğundan, bugüne kadar logonun sadece ayrıntılarında küçük değişimler gerçekleştirildi.

Amblemdeki dört yüzük araba birliği için bir araya gelip ittifak kuran dört firmayı simgeliyor. Audi ismi, firmanın eski yöneticilerinden olan mühendis August Horch tarafından verildi. Markaya kendi ismini vermeyen Horch, Latince’deki karşlığı olan Audi’yi buldu.

İsveç’in savaş tanrıçası Volvo arabalarını, İsveç’in çeliğini sembolize eden daire ve ok süslüyor. Amblemin yaratıcısı, demir silahlarla donatılmış savaş tanrısı Merih’i simgelediği figürde, aynı zamanda markanın sağlamlığına işaret ediyor.

21 Ocak 1863’te girişimci Adam Opel tarafından kuruldu. Opel, önceleri sadece dikiş makineleri ve bisiklet üretiyordu. 1899 yılında otomobil üretmeye başladı. Amblemdeki tekerlek güveni, şimşek ise hızı simgeliyor.

Markanın, daire içine yazılmış ismi, güneşin doğuşu ile Japon bayrağındaki beyaz zemin içindeki kırmızı noktayı simgeliyor. Amblem, dürüstlüğü ve samimiyeti sembolize ediyor.

26


MARKA, LiSANS ve MEDYA DERGiSi

Üç kanatlı baklava şeklindeki amblemde, Samurai armasından esinlenilmiş (Samurai Erdemi). Firmayı kuran iki Japon aile, tercih ettikleri amblemin sorumluluk bilincini, centilmenliği ve cemiyetler arası uyumu simgelediğine işaret ediyor.

Suzuki amblemi 300 güzel sanatlar akademi öğrencisinin katıldığı bir tasarım yarışmasıyla ortaya çıktı. Firma yetkilileri, “Uzlaştırıcı” buldukları büyük “S” harfini, yüzlerce amblem arasından seçti. Amblem, 1961 yılından bu yana Suzuki markasını temsil ediyor.

Google, “googol” sözcüğünün üzerinde oynanılmasıyla ortaya çıkmıştır. Edward Kasner adındaki Amerikalı matematikçinin yeğeni Milton Sorotta tarafından üretilmiş olan “googol” sözcüğü 1 ve onun ardından 100 sıfırın gelmesiyle oluşan rakamı belirten matematiksel bir terimdir. Google’ın bu terimi kullanması, şirketin web’deki ve dünyadaki bilgi selini organize etme misyonunu yansıtır.

Rene Lacoste, Fransız meşhur bir tenisçi ve aynı zamanda modacıydı. 1926’daki şampiyonayı kazandığında kendisinin tasarladığı beyaz bir gömlek giymişti. Bu gömlek, nemi tutmaya yarayan hafif kumaştan yapılmış bir gömlekti. 1927’deki Davis Kupası sırasında, timsah derisi bir bavul üzerine oynadığı bir bahis yüzünden Amerikan basını kendisine ‘timsah’ lakabını takmıştı. Arkadaşı Robert Geore, kortlarda giydiği kıyafete bir timsah resmi çizdi. Timsah logosuda böyle oluştu.

Coca Cola’nın mucidi Dr. Pemberton’un ortağı ve aynı zamanda muhasebecisi Frank Robinson, iki C harfinin mükemmel bir estetik yaratacağını düşündü ve kendi el yazısıyla Coca Cola’nın bugüne kadar değişmeden gelen logosunu yarattı. Logonun anlamını “Nefis ve Taze” olarak belirtiyor.

Marcus Samuel, Londra’da doğa hayranlarına denizkabukları satmak için küçük bir dükkân açtı. 1833’teki bu gelişmeden sonra, baba, dükkânında kendi işini yaparken Marcus’un oğlu, aydınlatma ve yemek pişirme için Uzakdoğu’ya gaz ihraç etme fikrini geliştirdi. 1892’de ilk tankerini tutarak 4 bin ton Rus gazyağını Singapur ve Bangkok’a teslim etti.

Marangoz Ole Kirk Christiansen, yaşamını bölgedeki çiftçilere evler ve mobilyalar inşa ederek kazanmaktaydı. Önce atölyesi çocuklarının çıkardığı bir yangında yandı. Ole Kirk daha büyük bir atölye inşa etti, ancak bu kez de ekonomik kriz vurdu. Üretim maliyetlerini minimize etmek için, ürünlerinin minyatür versiyonlarını üretmeye başladı. Bu minyatürler ona oyuncak üretme ilhamını verdi ve 1932’de oyuncaklarını üretmeye başladı.

24 yaşındaki Alman göçmeni Levi Strauss, New York’tan San Fransisco’ya az miktarda tekstil ürünüyle yola çıkar. Amacı ağabeyinin New York’taki tekstil işinin bir şubesini açmaktır. Kısa bir süre sonra bir maden arayıcısı Strauss’un ne sattığını öğrenmek ister. Strauss ona çadır ve araba örtüsü için branda bezi olduğunu söyleyince “Pantolon getirmeliydin!” diyerek yeterince dayanıklı pantolon bulamadığından bahseder. Bunun üzerine, Levi Strauss 1873’te dikişli cep modelini kullanmaya başlar.

Nike’ın çalışanlarından Jeff Johnson, bir gece rüyasında Yunan tanrısı Nike’ı görür. Patronu Phil Knight, ürettiği ürün için ‘Dimension 6’ adını kullanmayı düşünürken, bu rüya markanın isminin değişmesinde etkili olur. Ünlü spor mağazası Nike adını alırken, logo da 35 dolara bir öğrenciye yaptırılır.

Rolex logosu firmanın kurucusu Hans Wilsdorf’un yaratıcılığı sayesinde ortaya çıkmış. İsmin üzerindeki taç, saat ustalığının işareti, beş parmak şeklindeki çıkıntılarda saat ustasının hünerli parmaklarını sembolize ediyor. Kaynak: www.mynet.com

27


YAZ 2012

MARKA

ARAŞTIRMA

50YATIRIM FIRSATI

PARA KAZANDIRAN

ULUSAL Franchise Derneği (UFRAD) verilerine göre, halen Türkiye’de 1.876 zincir mağaza ve bunlara ait 50 bin civarında şube franchising sistemini kullanıyor. Franchise ya da bayilik veren marka sayısı 1471. Bu marka ve temsilcilerinin oluşturduğu pazarın yıllık hacmi ise 35 milyar dolara ulaşmış durumda. İşte franchising sisteminin bu muazzam gelişimi ve gelecek için içerdiği yüksek potansiyelden yola çıkarak, 2012’de büyüme potansiyeli yüksek ve girişimcilere cazip bir iş imkânı yaratacak alanları araştırdık..

GIDA-RESTORAN-KAFE SEKTÖRÜ

LITTLE CAESARS Franchise giriş bedelinde kampanya var Pizzacı Little Caesars’ın halen İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa ve Kocaeli’nde toplam 83 şubesi bulunuyor. Bunların 12’si subfranchise şeklinde hizmet veriyor. Yani franchisee’ye (franchise alan) kendi bölgesinde franchise açma hakkı tanınmış. Little Caesars, 2012 yılı sonuna kadar 22 subfranchise şubesi açacak. Yeni açılacak şubeler için Kayseri, Konya, Eskişehir, Tekirdağ, Edirne, Bolu, Sakarya, Denizli, Manisa, İstanbul, İzmir, Ankara, Kocaeli ve Bursa’ya öncelik verilecek. Franchise giriş bedeli 40 bin dolar + KDV. Ancak 2012 yılına özel İstanbul, Ankara ve İzmir

28

için 32 bin, diğer şehirler için 15 bin dolar + KDV şeklinde belirlenmiş. Franchise giriş bedeli dâhil bir restoranın anahtar teslimi toplam yatırım tutarı 205 ile 220 bin dolar arasında değişiyor. Ortama işletme sermayesi içinse 50 bin TL civarı bir rakam öneriliyor. Reklam katılım payı net ciro üzerinden yüzde 6, sürekli franchise ödemesi ise yüzde 6. Little Caesars, franchise alanlara inşaat, dekorasyon, ekipman temini, eğitim, malzeme ve pazarlama konularında yardımcı oluyor. Little Caesars pizza restoranlarında kullanılan malzemeler Türkiye’nin önde gelen üreticileri tarafından Little Caesars’a özel reçetelerle üretiliyor. Telefon: 0216 666 67 52 Web: littlecaesars.com.tr


MARKA, LiSANS ve MEDYA DERGiSi

KOMAGENE

ÇITIR USTA

130 şube daha açacak

15 yeni şube açacak

Çiğ köfte, içli köfte, Erzurum kadayıf dolması, meze ve zeytinyağlı çeşitleri, sütlü tatlı çeşitleri, bardakta mısır, künefe, baklava, soğuk sandviç ve sıcak-soğuk içecekler... Ürün çeşitlerini artırdıktan sonra hızlı bir şekilde şube sayılarını artıran Komagene’nin faaliyet gösterdiği il 58’e, şube sayısı 288 ulaştı. Şirket, 2012’de franchising sistemiyle 130 şube daha açacak.

Çıtır Usta, ilk restoranını 2003 yılında İstanbul’daki Galeria AVM’de açmıştı. İstikrarlı bir şekilde büyüyen şirket, ilk 4 yılında şube sayısını 10’a çıkardı. 2007’de franchising sistemiyle şubeler açmaya başlayan Çıtır Usta’nın bugün 35 restoranı var. Şirketin sağladığı istihdam sayısı ise bine yaklaştı.

Komagene yurtdışındaki ilk şubesini ise Nisan 2012’de Almanya Hamburg’da açacak. Yılsonuna kadar en az 2 ülkede 10 şube açılması hedefleniyor. Komagene’nin franchise giriş bedeli 10 bin TL. Bir şubenin yatırım tutarı ise 15 bin ile 30 bin TL arasında değişiyor. Komagene, şubelerinden sürekli franchise ödemesi talep etmiyor. Personel ve bayi eğitimi de ücretsiz. Şubenin açılış aşamasında 300 kg çiğ köfte, 5 bin adet broşür ve bin adet magnet bedelsiz olarak veriliyor. Franchise alan kişide istenen özellikler şu şekilde sıralanıyor: İşinin başında durması, kurallara uyması, ödemelerini aksatmaması ve sistemle rekabet etmemesi... Telefon: 0541 357 30 04

KÖFTECİ RAMİZ Sahil şeridinde büyüyecek Köfteci Ramiz’in halen 23 ilde 106 restoranı var. Bu restoranların büyük bir bölümü franchising sistemiyle açılmış. Köfteci Ramiz Franchising Direktörü Bülent Taşkınlar, “2012 ilk yarısında sözleşmeleri imzalanmış 16 yeni şube daha açacağız. Bunların bir kısmı alışveriş merkezleri, bir kısmı da cadde üstlerinde açılacak” diyor. Köfteci Ramiz, bu yıl ilk kez sahil şeridinde de restoranlar açacak. Bunun ilk örnekleri Çeşme Marina ve Kuşadası Setur Marina’da olacak. Ardından Marmaris ve Bodrum şubeleri açılacak. Karadeniz Bölgesi’nde Samsun, Ordu, Giresun ve Trabzon’da şubeler açılacak. Köfteci Ramiz’in büyüme planları sadece yurtiçi ile sınırlı kalmayacak. 2012’de asıl hamleyi yurtdışında yapacaklarını vurgulayan Taşkınlar, “Almanya’nın birçok şehrinden franchise talepleri geliyor. İlk etapta Berlin’de iki şube açacağız. Almanya ile birlikte Fransa’nın Lyon kentiyle de başlayarak diğer Avrupa ülkelerine restoran açmayı hedefliyoruz” diyor. Bir Köfteci Ramiz restoranı açmak için gerekli yatırım tutarı 280 ile 320 bin TL arasında değişiyor. Bu rakamlara yapılacak tüm masraflar dâhil. Telefon: 0236 414 33 33 Web: kofteciramiz.com

Çıtır Usta Yönetim Kurulu Başkanı Atilla Külekçioğlu, “Pide, kebap, döner ve lahmacunda kullandığımız tüm etler Bandırma ve Edirne’deki çiftliklerde bize özel hazırlanıyor. Et seçiminde çok titiz davranıyoruz. Markamızın ön plana çıkmasında bunun etkisi çok fazla oldu” diyor. Çıtır Usta restoranlarında Gaziantep ve Kilis mutfağı ağırlı olmak üzere birçok farklı yöreden yemek seçenekleri bulunuyor. Külekçioğlu, genellikle AVM’lerde şube açtıkları için fast food restoranlarıyla karıştırıldıklarını söylüyor. Ardından da farklarını şöyle anlatıyor: “Şubelerimizin hizmet ve dekorasyon konumlandırması alakart sistemine yönelik. Başlangıçlar, salatalar, lahmacun, pide, kebap çeşitleri, beyaz et çeşitleri, dürüm, döner ve yan ürünler dâhil olmak üzere müşterilerimize 60 çeşit lezzet sunuyoruz.” Çıtır Usta, bu yıl şube sayısını 50’ye çıkarmayı hedefliyor. Bu şubelerin 45’i franchise şeklinde, 5’i şirkete ait olacak. Yeni açılacak şubeler için İstanbul (Anadolu Yakası) İzmir, Bursa, Diyarbakır, Samsun, Denizli, Kütahya, Mardin ve Diyarbakır’a öncelik verilecek. Şirket, yatırımcılara “paket servis”, “fast-food” ve “alakart” olmak üzere üç farklı franchise modeli sunuyor. Bu restoranlar girişimcilere anahtar teslimi devrediliyor. Franchise giriş bedeli 20 bin dolar. Telefon: 0212 494 31 00 www.citirusta.com HOTSTOP Mobil kafe tuttu Dev bir kupayı andıran özgün konseptiyle dikkat çeken Hotstop kafeleri, 12 ilde 30 şubeye ulaştı. Bu mobil kafeler, sahip olduğu teknoloji ve standart donanımlarıyla bilinen kiosk kategorisindeki mobil yapılardan biraz farklı. Örneğin, Hotstop’ların içinde uzaktan görüntüleme ve alarm sistemleri, tüm satış verilerinin ve stok durumlarının online izlenebildiği sipariş yönetim sistemleri var. Bir mobil kafenin tüm standart donanım ve ekipmanlar dâhil toplam yatırım tutarı 35 bin Euro. Telefon: 0216 456 98 78 www.hotstop.com.tr

29


YAZ 2012

ARAŞTIRMA

BIG CHEFS

MIDDLE KITCHEN

FRATELLI LA BUFALA

Franchise bedeli 100 bin dolar

Mönüsünde 120 çeşit var

El yapımı makarnalar

Dünya mutfakları konseptine sahip Middle Kitchen, ilk şubesini Eylül 2011’de İstanbul Yeşilköy Marina’da açtı. Mönüsünde pizza, makarna, hamburger, et ve balık çeşitleri bulunduran Middle Kitchen, bu yıl İstanbul’un merkezi lokasyonlarında şubeler açacak. İlk etapta açılacak şubeler şirket tarafından işletilecek. Daha sonra yurtdışında şubeler açılması hedefleniyor. Telefon: 0212 663 44 60 Web: middlekitchen.com

İtalya menşeli Fratelli La Bufala’da Napoli usulü el yapımı makarnalar, salata çeşitleri ve manda etinden hazırlanan ızgara çeşitleri bulunuyor. Halen biri franchise olmak üzere 2 şubesiyle hizmet veren restoran, bu yıl franchising sistemiyle şube sayısını artıracak. İlk etapta açılacak şubelerin İstanbul Anadolu Yakası’nda olması hedefleniyor. Daha sonra diğer semtlerde de şubeler açılacak. Franchise giriş bedeli ve diğer yatırım tutarları karşılıklı görüşmelerle belirleniyor. Telefon: 0212 325 54 11 Web: fratellilabufalaistanbul.com

FORNETTI

PİDE DE SAMSUN

45 şube açacak

İstanbul’da şubeler açıyor

Macaristan menşeli unlu mamuller üreticisi Fornetti, 2010 yılında Çam Gıda distribütörlüğünde Türkiye pazarına girmişti. Şirket, 2012’de 45 şube daha açmayı hedefliyor. Yeni açılacak şubeler için öncelik İstanbul, Bursa, İzmir, Ankara, Adana ve Eskişehir’e verilmiş. Franchise giriş bedeli 11 bin Euro. Ortalama işletme sermayesi 30 bin ile 90 bin TL arasında değişiyor. Sürekli franchise ödemesi ise yüzde 2,5 olarak belirlenmiş. Telefon: 0212 671 19 64 Web: fornetti.com.tr

Şafak Gedikoğlu tarafından 2003 yılında İstanbul Acıbadem’de kurulan Pide de Samsun’un biri franchise olmak üzere 3 şubesi var. Pide de Samsun Koordinatörü Şafak Gedikoğlu, bu yıl franchising sistemiyle yeni şubeler açacaklarını söylüyor. İlk etapta İstanbul’da 15 şube açmayı hedefleyen şirket, daha sonra Anadolu’ya ağırlık verecek. Bir şubenin franchise giriş bedeli dâhil toplam yatırım tutarı 150 bin TL. Telefon: 0216 326 51 55 Web: pidedesamsun.com.tr

HEN COOPS

ARİFOĞLU

20 şubeye ulaşacak

15 mağazası var

Tavuk restoranı Hen Coops, ilk şubesini geçen yıl İstanbul Ataşehir’de açtı. Bu yıl yeni şubeler açmayı planlayan şirket, franchise giriş bedelini 25 bin Euro olarak belirlemiş. Ortalama işletme sermayesi 200 bin TL. Sürekli franchise ödemesi ise cironun yüzde 6’sı olarak belirlenmiş.

Aktar-baharatçı zinciri Arifoğlu; İstanbul, Ankara, İzmir, Eskişehir, Antalya ve Kayseri’de 15 şubeye ulaşmış durumda. Yeni açılacak şubeler için öncelik İstanbul, İzmir, Ankara ve Antalya’ya veriliyor. Bir Arifoğlu dükkânı açmak için gerekli yatırım tutarı 180-200 bin TL arasında değişiyor. Telefon: 0212 676 75 75 Web: arifoglu.com

Big Chefs restoran zinciri 2007 yılında Ankara’da, Gamze Cizreli tarafından kuruldu. 2009’da YKM Yönetim Kurulu Üyesi Saruhan Tan’ın ortak olmasıyla birlikte hızlı bir büyüme sürecine girdi ve şube sayısını 12’e çıkardı. Bu şubelerin 6’sı franchise, 6’sı da şirket tarafından işletiliyor. Halen İstanbul’da 6, Ankara ve Mersin’de 3, Gaziantep ve Antalya’da da 1’er Big Chefs restoranı hizmet veriyor. İnşaatı devam eden Kemerburgaz Göktürk şubesi de 1-2 ay içinde açılacak. Bir Big Chefs restoranının kapısını müşteriye açacak şekilde hazır hale gelebilmesi için gereken yatırım tutarı metrekare başına bin 200 dolar olarak belirlenmiş. Franchise giriş bedeli ise 100 bin dolar. Restoran büyüklüğü 350 ile bin metrekare arasında değişiyor. Telefon: 0212 352 75 47 Web: bigchefs.com.tr

THE HUNGER Steak house’ın cazibesini kullanıyor The Hunger, son dönemin yükselen trendi steak house’ların gözde mekânlarından biri. Mönüsünde et çeşitlerinin yanı sıra dünya ve Türk mutfaklarından farklı lezzetleri de bulunduruyor. The Hunger’ın ilk şubesi İstanbul Gayrettepe’de açılmıştı. Bunu kısa sürede Ataköy Galleria ve Atakent ArenaPark şubeleri izledi. Bu yıl üç restoran daha açılacak. Şirket, yatırımcılara mini, midi ve maksi olmak üzere üç farklı franchise seçeneği sunuyor. Telefon: 0212 288 32 27 Web: thehunger.com.tr

30

Telefon: 0216 688 44 48 Web: hencoops.com.tr


MARKA, LiSANS ve MEDYA DERGiSi

MERU DÖNER

KÖŞEBAŞI

KAHVE DEPOSU

Antalya’da steak house açacak

Yeni şubeler açıyor

12 şube açacak

2007 yılında Ebru Dikbaş ve Mehmet Dikbaş tarafından Antalya’da kuruldu. İlk şubesini Laura Alışveriş Merkezi’nde açan şirket, kısa sürede hızlı büyüme ve markalaşmasıyla dikkat çekiyor. Meru Döner’in ürünleri Antalya Organize Sanayi Bölgesi’ndeki entegre tesislerde hazırlanıyor. Ardından da tüm şubelere sevk ediliyor. Mehmet Dikbaş, “Kaliteli ürünleri uygun fiyatla sunmayı prensip edindik. Bir yandan da fast food pazarındaki yenilikleri müşterilerimize yansıtıyoruz. Özellikle kalite ve hijyen konularına çok önem veriyoruz. Ürünlerimizde yüzde 100 dana eti kullanıyoruz” diyor.

1995’te ilk şubesini İstanbul Levent’te açan Köşebaşı’nın şimdi 15’i yurtiçi, 7’si de yurtdışında (Atina, Amsterdam, Sao Paulo, Bahreyn, JBR Dubai, Mirdif Dubai ve Riyad) olmak üzere 22 şubesi bulunuyor. Bu şubelerin 10’u franchisee’lar tarafından işletiliyor. Franchising sistemiyle yeni şubeler açmaya devam eden Köşebaşı, artık önceliği yurtdışına veriyor. Bu doğrultuda Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde yeni şubeler açılacak. Ayrıca Hollanda’da ikinci, Almanya’da ise yeni bir şube daha açılacak.

Kahve Deposu, Türkiye genelinden gelecek tüm franchise taleplerini değerlendiriyor. Şirket, 12 şube açacak. Bunların 10’u franchising sistemiyle açılacak. Kalanları ise şirket tarafından işletilecek. Bir Kahve Deposu şubesi açmak için 250300 metrekarelik bir işyeri gerekiyor. Franchise giriş bedeli 7 bin dolar. Sürekli franchise ödemesi ise yüzde 2 olarak belirlenmiş. Telefon: 0212 486 27 58 Web: kahvedeposu.com.tr

Köşebaşı restoranı açmak için 300 metrekarelik bir alana ihtiyaç var. Mekânın park problemi olmayacak. İşyeri seçiminde giriş katlar tercih ediliyor. Yatırım tutarı ise metrekare başına bin Euro civarında. Telefon: 0212 268 05 28 Web: kosebasi.com.tr

KAHVE DURAĞI

Meru Döner’in franchise giriş bedelini 20 bin TL. Ortalama işletme sermayesi 90 bin TL. Franchising sistemiyle açılacak şubeler için öncelik İzmir, İstanbul ve Ankara’ya verilmiş. Daha sonra Ege Bölgesi’ndeki diğer illerde şubeler açılması planlanıyor. Bu arada şirket, önümüzdeki birkaç ay içinde Antalya’da steak house açmaya hazırlanıyor. Telefon: 0242 323 03 28 Web: merudoner.com PAPA JOHN’S

DEĞİRMEN PASTANELERİ

Girişimciler için yeni bir fırsat

Franchise giriş bedeli istemiyor

ABD’li Papa John’s Pizza’nın halen 32 ülkede 3 bin 800’ü aşkın restoranı bulunuyor. Papa John’s Pizza, Türkiye pazarına 2008’de girmişti. Şirketin halen İstanbul’da 10 şubesi bulunuyor. Şube sayısını 2014’e kadar 50’ye çıkarmayı hedefliyor.

Franchise giriş bedeli istemeyen Değirmen Pastaneleri, ciro üzerinden herhangi bir katkı payı da almıyor. Ancak her şubeden ortak reklam, broşür, katalog ve diğer harcamalar için ayda 300 TL talep ediliyor. Ortalama 100 metrekarelik Değirmen şubesinin toplam yatırım tutarı 250 bin TL. Bu rakama mağaza dekorasyonu ve gerekli tüm ekipmanlar dâhil. Değirmen Pastaneleri’nin üretim tesisi İstanbul Altunizade’de bulunuyor. Yaklaşık 2 bin metrekarelik bir alana sahip olan bu tesiste pasta, tatlı ve tuzlu kurabiye, sütlü tatlı çeşitleri, kek, ekmek, baklava ve börek grupları altında 450 çeşit ürün üretiliyor. Telefon: 0216 422 41 01 Web: degirmenpastaneleri.com

Papa John’s Pizza, franchise adaylarına anahtar teslim konsept, tek merkezden tedarik, eğitim, reklam ve tanıtım, işletme konusunda servis ve destek garantisi veriyor. Franchise giriş bedeli 40 bin dolar. Toplam yatırım bedeli ise 200 bin dolar. Telefon: 0216 478 01 77 Web: papajohns.com.tr

Franchise bedeli 25 bin dolar Kahve Durağı, yeni açacağı şubeler için en az 80 metrekare kapalı, 25 metrekare de açık alana sahip mekânları tercih ediyor. Franchise giriş bedeli olarak 25 bin dolar talep ediliyor. Yatırım maliyeti ise işyeri büyüklüğüne göre değişiyor. Sokak kafeleri için yatırım tutarı metrekare başına bin 500 TL. Alışveriş merkezlerinde ise bu rakam 2 bin 500 ile 3 bin TL arasında değişiyor. Ortalama işletme sermayesi için 300 bin TL’ye ihtiyaç var. Sürekli franchise ödemesi ise yüzde 3 olarak belirlenmiş. Telefon: 0232 464 04 96 Web: kahveduragi.com NEŞVE ÇAY KAHVE EVİ Tüm illerde şube açacak Kayseri merkezli Neşve Çay - Kahve Evi’nin çay ve kahve menüsü hayli zengin. Şirket, potansiyel gördüğü tüm illerde şubeler açacak. Neşve Çay-Kahve Evi açmak için 100-120 metrekarelik kapalı alan, 50-60 metrekarelik de bahçe ya da bir teras gerekiyor. Şimdilik franchise giriş bedeli talep edilmiyor. Telefon: 0352 223 80 10 Web: nesve.com

31


YAZ 2012

ARAŞTIRMA

25 yıl önce Türkiye’deki ilk şubesini İstanbul Taksim’de açan McDonald’s, istikrarlı büyümesini sürdürüyor. McDonald’s, 2011’de 23 yeni restoran açtı. Şirket, bu yıl 30 yeni şube daha açarak bin kişilik yeni istihdam yaratmayı planlıyor. Bu şubelerin 15’i franchising sistemiyle açılacak. KOCATEPE KAHVE EVİ 8 şubesi var Ankara merkezli Kocatepe Kahve Evi, 2010’da Cenk Kaya tarafından devralındıktan sonra hızlı bir büyüme trendi yakalamış. Halen Ankara’da 3 bölgede hizmet veren şirket, son bir yılda Diyarbakır, Konya, Eskişehir ve İstanbul’dakilerle birlikte şube sayısını 8’e yükseltti. Yakında yine Ankara ve Konya’da yeni şubeler açılacak. Franchise giriş bedeli 25 bin dolar. Ortalama işletme sermayesi 50 bin ile 100 bin dolar arasında değişiyor. Reklam katılım payı yüzde 2, sürekli franchise ödemesi ise yüzde 5. Telefon: 0312 815 22 87 Web: kariyerkahve.com

2011 CİROSU 365 MİLYON TL McDonald’s Türkiye Gayrimenkul ve Franchising Direktörü Ayperi Sakızlı, “2011’de satışlarımızı yüzde 25 civarında artırdık. 2011 ciromuz yaklaşık 365 milyon TL. 2012’de yeni yatırımlarla ciromuzu artıracağız. Yüzde 25-30 büyüme hedefliyoruz” diyor. McDonald’s yönetimi bu hedeflere ulaşmak için Türkiye’nin her bölgesini araştırıyor. Potansiyel gördüğü her il ve ilçelerde şubeler açacak. Franchise giriş bereli olarak 30 bin dolar talep ediliyor. Sakızlı, diğer yatırım şartlarının lokasyonun büyüklüğü, konumu ve özelliklerine göre değiştiğini belirtiyor. Türkiye’de daha fazla işletmeciyle büyümek istediklerinin altını çizen Sakızlı, bu büyümeyi her iki tarafın da kazanacağı bir iş ortaklığı modeliyle sağlayacaklarını vurguluyor. TÜRK DAMAK TADINA ÖZEL McDonald’s’tan franchise alanlar çok sıkı bir eğitimden geçiriliyor. Bu eğitim tam 6 ay sürüyor. Ancak bu eğitimi başarıyla tamamlayan girişimciler restoran açmaya hak kazanıyor.

MCDONALD’S İş ortakları arıyor Türkiye’de Anadolu Grubu (Anadolu Endüstri Holding) çatısı altında faaliyet gösteren McDonald’s’ın restoran sayısı 177’ye, çalışan sayısı ise 4 bine ulaştı. McDonald’s Türkiye, bu yıl 30 yeni restoran açacak...

32

McDonald’s’ta eğitim bitmek bilmeyen bir süreç aslında. Ekip üyesinden genel müdüre kadar herkes sürekli eğitime tabi tutuluyor. Bu süreçte, çalışanın bireysel ve profesyonel gelişimine önemli yatırımlar yapılıyor. Örnek vermek gerekirse, bir ekip üyesi restoran müdürü olana kadar toplam 300 saat eğitim alıyor. McDonald’s CEO’su Jim Skinner da dâhil olmak üzere birçok yönetici, bölge ve ülke başkanı kariyerlerine McDonald’s’ta ekip üyesi olarak başlamış...

McDonald’s, ürünlerini müşterilerinin beklentilerini karşılayacak şekilde geliştiriyor. Örneğin menülere salata, ızgara tavuklu ürünler, meyve, süt, portakal suyu ve ayran gibi içecekler eklenmiş. Ayrıca, 2008’den bu yana restoranlarda kahvaltı servis ediliyor. McDonald’s, 2011’in sonunda Türk damak zevkine uygun McBeefy’yi de mönüsüne ekledi. McBeefy susamlı ekmeğin arasında, tuz, karabiber, baharat ve soğan içeren yüzde 100 dana kıymasından hazırlanmış satır köfte, soğan, salata, domates, peynir ve turşudan oluşuyor. Eti de sütü de yerli McDonald’s, ülkemizde sunduğu ürün ve hizmetlerin tamamına yakınını Türkiye’de üretim yapan tedarikçilerden temin ediyor. Örneğin McDonald’s restoranlarında tüketilen etlerin tamamı Pınar Et’ten, süt ürünleri Danone’den sağlanıyor. Eti, sütü, peyniri, ekmeği, salatası, turşusu ve ambalajıyla toplam 450 kalem malzemenin yüzde 98’i yurtiçinde imal ediliyor. Bunların tamamı Türkiye’deki üreticilerden karşılanıyor. McDonald’s Türkiye’de sadece son 5 yılda 70 milyon doların üzerinde yatırım gerçekleştirdi.


MARKA, LiSANS ve MEDYA DERGiSi

SPOR SALONU SEKTÖRÜ B-FIT

SHAPES

PORTAKAL SPOR

2012’de 149 şube açacak

350 şube hedefliyor

70 şube daha açacak

Spor merkezi zinciri b-fit’in şube sayısı 201’e ulaştı. 2012’de bu sayının 350’ye çıkarılması hedefleniyor. Bu doğrultuda Afyon, Aksaray, Amasya, Ankara, Ardahan, Artvin, Bayburt, Bingöl, Bitlis, Burdur, Çorum, Düzce, Edirne, Erzincan, Giresun, Gümüşhane, Iğdır, Kahramanmaraş, Kars, Kastamonu, Kilis, Sinop, Muş, Nevşehir, Niğde ve Ordu’da b-fit açılacak. Franchising sistemiyle açılacak şubelerin yatırım tutarı 35 bin ile 55 bin TL arasında değişiyor.

Shapes For Women, 2007’de İzmir Bornova’da faaliyete başladı. Halen 20 ilde 50 şubesi bulunuyor. Bu şubelerin büyük bir bölümü franchising sistemiyle açılmış. Shapes For Women Genel Müdürü Gediz Ersin, “Franchising sistemiyle yeni şubeler açıyoruz. Önümüzdeki 5 yılda şube sayısını 350’ye çıkarmayı hedefliyoruz” diyor. Bir salonun yatırım tutarı 37 bin 500 TL. Salon büyüklüğü ise en az 120 metrekare olmalı.

Portakal Spor ve Sağlık Hizmetleri, hidrolik spor ekipmanları üretiyor. Aynı zamanda kadınlara özel spor salonları kuruyor. 2008’de faaliyete başlayan şirketin halen 33 şubesi bulunuyor. Bu şubelerin tamamı franchising sistemiyle açılmış. Portakal Spor, franchising sistemiyle 70 şube daha açacak. Portakal Spor’un franchise giriş bedeli 23 bin TL. Ortalama işletme sermayesi ise 10 bin ile 15 bin TL arasında değişiyor. Şimdilik reklam katkı payı alınmıyor. Portakal Spor salonu açmak için büyüklüğü 100 ile 120 metrekare arasında değişen bir işyeri gerekiyor.

Telefon: 0216 700 22 17 Web: b-fit.com.tr

Telefon: 0232 463 64 69 Web: shapesturkey.com

Telefon: 0212 669 80 71 Web: portakalspor.com.tr

33


YAZ 2012

ARAŞTIRMA

KUYUM-TAKI-AKSESUAR SEKTÖRÜ

ATASAY KUYUMCULUK

STORK’S

TAKIŞTIR BİJUTERİ

AVM ve caddelerde mağaza açacak

Kişiye özel tasarımlar hazırlıyor

80 mağazası var

Atasay, girişimcilerle tüm konuları ayrıntılı olarak tanımladığı bir franchising sözleşmesi imzalayarak beklentilerinin karşılanmasını garanti altına alıyor. Bu sözleşmeler üçer yılda bir yenileniyor. Yeni açılacak mağazalar için AVM ya da trafiğe kapalı ana caddelere öncelik verilmiş. AVM mağazaları giriş katta olacak. Cadde mağazaları da giriş katta olacak ve mağazanın geniş bir cephesi olacak. Her iki konsept için de mağaza büyüklüğünün en az 50 metrekare olması gerekiyor. Atasay mağazalarının yatırım tutarı bölgenin satış potansiyeline göre değişiyor. Telefon: 0212 652 33 66 Web: www.atasay.com.tr

Storks, kişiye özel tasarımlarıyla dikkat çekiyor. Şirketin İstanbul Çemberlitaş’taki merkezinde yakut, safir, zümrüt ve doğal taşlardan pırlantalı mücevherler üretiliyor. İlk mağazasını 1997’de Samsun’da açan Stork’s’un şu anda 20 ilde 28 şubesi bulunuyor. 10 mağaza daha açmayı planlayan Stork’s, franchise giriş bedeli talep etmiyor. Ayrıca sürekli franchise ödemesi de yok. Reklam katılım payı ise şubenin cirosuna göre belirleniyor. Bir Stork’s mağazasının yatırım tutarını metrekare başına bin 500 dolar.

Takıştır Bijuteri, 2012’de Türkiye genelinde yeni şubeler açacak. Şirket, franchise giriş bedeli istemiyor. Ayrıca aylık kota sınırı da yok. Bayilerden, aldıkları ürün bedeli dışında herhangi bir ücret talep edilmiyor. 40 metrekarelik bir Takıştır Bijuteri mağazasının yatırım bedeli 40-50 bin TL arasında değişiyor.

ALTINBAŞ

KOÇAK GOLD

TAKICIM

100 mağaza açacak

Mağaza sayısını 100’e çıkaracak

Yatırım tutarı 20 bin TL

Altınbaş, önümüzdeki 5 yıl içinde 100 mağaza daha açacak. Franchisee adayları belirlenirken bölgedeki sosyal statüsü, çevresi ve sosyal faaliyetleri, marka bilinci, yenilikçi olması ve değişime ayak uydurabilmesi gibi kriterlere dikkat ediliyor. Franchising sistemiyle açılacak Altınbaş mağazalarının yatırım tutarı lokasyona göre değişiyor. Ancak başlangıç sermayesi 1-1,5 milyon TL arasında değişiyor. Altınbaş, reklam katkı payı almıyor. Sürekli franchise ödemesi de talep etmiyor. Altınbaş mağazalarında her tarza uygun koleksiyon bulmak mümkün. Telefon: 0212 455 29 00 Web: altinbas.com

Koçak Gold, önümüzdeki 5 yıllık dönemde 100 şubeye ulaşmayı hedefliyor. Franchising sistemiyle açılacak yeni Koçak Gold mağazaları için öncelik, müşteri potansiyeli olan AVM’lere veriliyor. AVM’ler dışında işlek caddelerde de mağazalar açılacak. Mağaza büyüklüğünün en az 50 metrekare olması gerekiyor. Mağazalar Koçak Gold konseptine uygun olarak dekore ediliyor. Koçak Gold, reklam katkı payı ve sürekli franchise ödemesi talep etmiyor. Franchise adaylarının kuyumculukla ilgili tecrübe sahibi olması gerekiyor. Telefon: 0212 514 81 11 Web: kocakgold.com

Takıcım Bijuteri, franchising sistemiyle şubeler açacak. Gerekli mağaza büyüklüğü 20-30 metrekare arasında değişiyor. 20 metrekarelik bir mağazanın toplam yatırım tutarı 20 bin TL. Şirket, şimdilik franchise giriş bedeli talep etmiyor. Telefon: 0380 524 47 47 Web: takicim.com.tr

34

Telefon: 0380 524 47 47 Web: takistir.com.tr

Telefon: 0212 514 17 95 Web: storks@storks.com.tr


MARKA, LiSANS ve MEDYA DERGiSi

MAĞAZA-HİZMET SEKTÖRÜ

BİMEKS İş ortağını koruyor Teknoloji marketi Bimeks, 2014 yılı sonuna kadar 100 yeni mağaza açmayı hedefliyor. Şirketin halen 54 mağazası var. Bimeks, franchise giriş bedeli olarak 90 bin TL talep ediyor. Ortalama işletme sermayesi ise 300 bin TL. Bimeks, franchise sistemini benzerlerinden biraz farklı uyguluyor. Kendine özgü bu sistemin en önemli özelliği, franchisee’nin satın alma kotası olmaması. Zorunlu mal alımı gibi bir uygulama yok. Mağazada tutulan stok Bimeks’e ait oluyor. Bu durumda iş ortağının stoktan zarar etmesi gibi bir durum söz konusu olmuyor. Telefon: 0216 542 62 62 Web: bimeks.com.tr

DiaSa “Marka garantili güvenli iş sunuyoruz” DiaSa, 39 şehirde 1000’in üzerinde mağazaya ulaştı. Bunların 405’i franchise. Bu yıl da franchising sistemiyle yeni şubeler açacaklarını belirten DiaSa İş Geliştirme Direktörü Cem Diler, “Franchising, yerel marketlerin gelişmesine katkı yapan önemli bir sistem. 1989’da başlayan franchising çalışmaları, kişilere kendi işini kurma olanağı yaratırken diğer yandan da finansal ve ticari risklerden uzak, karlı bir yatırım haline geldi. Türkiye’de kendi alanında franchising veren tek markayız” diyor.

Yeni açılacak mağazalar için öncelik verilecek iller şöyle sıralanıyor: Mersin, Tarsus, Osmaniye, Antakya, Niğde, Nevşehir, Aksaray, Çorum ve Şanlıurfa. DiaSa’nın franchise giriş bedeli 2 bin 500 Euro. Ortalama işletme maliyeti 100-150 bin TL arasında değişiyor. Franchisee’den işletme kar payı ya da reklam ücreti alınmıyor. Diler, DiaSa’nın franchising sisteminin girişimcilere düşük yatırım maliyetiyle kendi işinin sahibi olma fırsatı sunduğunu vurguluyor. DiaSa, franchise adaylarının talepleri doğrultusunda ideal mağaza yerlerinin değerlendirilmesi ve temin edilmesinde destek oluyor. Telefon 0212 329 38 00 Web: diasa.com.tr

BENETTON Mağaza sayısı 104’e ulaştı Benetton Group’un 120 ülkede, 6 bin mağazası var. Türkiye’deki mağaza sayısı ise 104’e ulaştı. Bu mağazaların 75’i franchise şeklinde faaliyet gösteriyor. Şirket, 2012’de 5’i franchise ve 3 şirket mağazası olmak üzere toplam 8 mağaza açacak. Benetton’un franchising sistemine göre, belirlenen yatırım bedeli ve ürün bedeli ödenmek şartıyla mağaza açılabiliyor. Mağazaların en az 183 metrekare net satış alanına sahip olması gerekiyor. Telefon: 0212 365 13 65 Web: benetton.com.tr

MAVİ

KİP

Franchise giriş bedeli yok

Yurtiçi ve yurtdışında mağazalar açacak

Mavi, bu yıl 30 yeni mağaza açacak. Franchise giriş bedeli talep edilmiyor. Ancak alınacak ürün miktarına göre teminat istenebiliyor. Mağazanın bulunduğu bölgenin alışveriş merkezi veya ticari bir cadde üzerinde olması, kurumsal anlamda olumlu bir imajının olması ve metrekare yeterliliği gibi faktörler de göz önünde bulunduruluyor. Mavi’ye özgü standartları sağlayabilmek açısından mağazaların en az 400 metrekare olması gerekiyor. Mavi, yurtdışında en hızlı büyüyen markalarımızdan biri. Halen 50 ülkede 282 Mavi Shop ve 4 binin üzerinde Mavi satış noktası hizmet veriyor.

Kip ilk mağazasını, 1982 yılında İstanbul Beyoğlu’nda açmıştı. Şimdi korner ve mağazalarla birlikte 100 satış noktasına ulaşmış durumda. Yurtdışında ise Kazakistan’da 3, Azerbaycan, KKTC, Irak ve Ukrayna’da birer tane olmak üzere 7 adet satış noktası var. Kip Marka Direktörü Aydan Gür, “2012’de yeni mağazalar açmayı planlıyoruz. Yurtiçi için önceliği İstanbul, Ankara, Gaziantep, Diyarbakır ve İzmir’e vereceğiz. Yurtdışında ise Azerbaycan, Gürcistan, Romanya ve Libya’da mağaza açma planlarımız var. Bu mağazaların bazıları franchising sistemiyle açılacak” diyor.

Telefon: 0212 371 20 00 Web: mavijeans.com.tr

Telefon: 0212 484 04 84 Web: kip.com.tr

35


YAZ 2012

ARAŞTIRMA JIMMY KEY

HOME STORE

HEDİYEDENİZİ.COM

10 yeni mağaza açacak

Yurtdışında franchise veriyor

50 bin çeşit hediye

Sun Tekstil bünyesinde faaliyet gösteren Jimmy Key’in ilk mağazası 2000’de açılmıştı. Jimmy Key’in şimdi 38 mağazası var. Bunların 26’sı franchise. Ayrıca 100’e yakın korner’i var. Yurtdışında ise KKTC’de 4, Ukrayna’da 12 mağaza ve 18 satış noktası bulunuyor. Sun Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Şükrü Ünlütürk, “2012’de öncelikle AVM’lerde ve Anadolu’da yaygınlaşmayı hedefliyoruz. 10 civarında yeni mağaza açmayı planlıyoruz” diyor.

Kadın giyim markalarından Home Store, geçen hafta Kayseri Forum AVM ve Adana’da 2 mağaza birden açarak şube sayısını 16 yükseltti. Önceleri yurtdışından ithal ürünlerle tüketicilerle buluşan marka, 2011’de Emel Acar’ın başta olduğu tasarım grubuyla yerli bir koleksiyona imza attı. 2012’de en az 4 mağaza açacaklarını belirten Home Store CEO’su Devrim Acar, “2011 bizim için değişimin başladığı, yönetim olarak yeni kararların alındığı ve uygulandığı bir yıl oldu. Hedef kitlemizi A plus’tan B ve hatta C’ye de taşıyarak, Türkiye’nin her yerinde yaşayan kadınlara cazip fiyatlarla ulaşmaya çalıştık” diyor. Yurtiçinde açılacak tüm mağazalar şirket tarafından işletilecek. Yurtdışındaki mağazalarsa franchising sistemiyle açılacak. Telefon: 0216 485 60 90 Web: homestore.com.tr

İnternet üzerinden hediyelik eşya satışı yapan HediyeDenizi.com’un ürün yelpazesinde 50 bine yakın çeşit bulunuyor. HediyeDenizi.com, kurulduğundan bu yana her yıl yüzde 50’nin üzerinde büyümüş. Yaratıcı, eğlenceli ürünleriyle dikkat çeken HediyeDenizi.com’da kişiye özel hediyeler üreten bir bölüm var.

Bir mağazanın dekorasyon maliyeti metrekare başına 500 dolar. Mağazanın büyüklüğü bulunduğu lokasyon ve AVM’lere göre değişmekle beraber ortalama 120 metrekare. Jimmy Key mağazalarında 20-35 yaş arası kadın ve erkeklere yönelik hazır giyim ürünleri bulunuyor. Telefon: 0232 850 60 00 Web: jimmykey.com B&G STORE Mağaza sayısını 100’e çıkaracak 0-14 yaş arası çocuk giyim ürünleri satan B&G Store, ilk mağazasını 2000’de İstanbul Akmerkez’de açmıştı. Şirketin İstanbul’daki mağaza sayısı 20’ye ulaştı. B&G Store’un Ankara’da 7, İzmir’de de 2 mağazası bulunuyor. 7 de outlet mağazası var. Önümüzdeki dönemde Anadolu’da büyümeye devam edeceklerini belirten BG Mağazacılık Yönetim Kurulu Başkanı Seyidullah Nebati, “Mart sonuna kadar 6 yeni mağaza açacağız. 2014’te mağaza sayımız 75-80’e kadar ulaşacak. 2015’e kadar her yıl ortalama 8-12 mağaza açarak 2015’te 100 mağazalı ve 100 milyon TL cirolu bir marka olma hedefindeyiz” diyor. B&G Store’un franchise giriş bedeli 20 bin Euro. Ayrıca 40 bin Euro teminat mektubu talep ediliyor. İstenilen mağaza büyüklüğü ise 100-150 metrekare arasında değişiyor. Telefon: 0212 567 90 73 Web: bgstore.com.tr

36

KİĞILI 250 mağazaya az kaldı Kiğılı’nın halen 17’si yurtdışında olmak üzere 213 mağazası bulunuyor. Bunların 23’ü franchise. Kiğılı CEO’su Hilal Suerdem, “Yurtiçinde franchise şubemiz var. Ancak şirketimizin genel prensibi nedeniyle son yıllarda franchise verme kararını geri çektik. Mevcut olanlar korunacak. Önümüzdeki yıllarda da franchise şubemiz olmayacak” diyor. Kiğılı, 2012’nin ilk 6 ayında 10 AVM, 4 de cadde mağazası açmayı planlıyor. Telefon: 0262 658 13 61 Web: kigili.com.tr

HediyeDenizi.com’un kurucusu Fatih Akdamar, “Online bayilik sistemiyle şubeler açıyoruz. İnternetin de kendine göre gelişen klasik ticaretten farklı kuralları ve ihtiyaçları var. Biz tüm faaliyetlerimizi online ortamda yürüten bir firmayız. Dolayısıyla büyümemiz öncelikle bu platformda olacak. Online bir iş yapmaya insanların da ilgisi var. HediyeDenizi.com, aynı zamanda kendi markasıyla butik mağazalar açmayı hedefliyoruz” diyor. Bu doğrultuda altyapı çalışmalarına başlanmış. Söz konusu mağazalar sadece kişiye özel hediyeler satan ve anında teslim eden bir konsepte sahip olacak. HediyeDenizi.com’da satılan ürünlerin neredeyse yarısı şirket tarafından ��retiliyor. Kalanları ise yerli ve yabancı 200 tedarikçiden temin ediliyor. HediyeDenizi. com, özel günleri aklında tutamayanlar için bir de hatırlatma servisi kurmuş. Fatih Pakdamar, bu hizmetin ayrıntılarını şöyle anlatıyor: “Hatırlatma servisimiz özel günlerin tarihlerini unutanların imdadına yetişiyor. Hatırlatma servisine girerek sizin için önemli olan özel günleri belirliyorsunuz. Geri sayan sistem sayesinde o özel gün geldiğinde ya da yaklaştığında size haber veriliyor. Sitemizde birbirinden ilginç hediye fikirlerini içeren bölümler de var.” Web:hediyedenizi.com


MARKA, LiSANS ve MEDYA DERGiSi

HAFELE

SHAKESPEARE IN LOVE

33 mağaza açacak

Franchise giriş bedeli almıyor

Alman menşeli Hafele, merkez yönetimin 2004 yılında aldığı bir kararla Türkiye pazarında iddialı bir şekilde büyümeye başladı. Bu dönemde İstanbul Dudullu’da bir mağaza açıldı. Aynı zamanda stok bölümü içeren yeni binasına taşındı. Şirket, 2007’de franchise vermeye başladı. Halen 11 ilde 17 mağazası bulunan Hafele Türkiye, bu yılsonuna kadar 50’ye ulaşmayı hedefliyor. Franchising sistemiyle açılacak mağazalar için halen Hafele mağazası bulunmayan illerden gelecek talepler değerlendirilecek.

Maremo Tekstil, “Shakespeare in Love” markasıyla 15-45 yaş arası kadınlara hitap eden mağazalar açıyor. Şirket, 2012’de 20 mağaza açmayı hedefliyor. Mağazalar plaj giysilerinden ev tekstiline, pijamadan mobilyaya kadar geniş bir ürün yelpazesine sahip. Franchise giriş bedeli yok. Yatırım tutarı 25 bin ile 45 bin TL arasında değişiyor. Mağaza konsepti, mal dizim ve yerleşimi merkez tarafından yapılıyor. Satılmayan tüm ürünler merkez firmaya ait. Yani franchisee herhangi bir risk taşımıyor. Yeni açılacak mağazalar için İstanbul ve Ankara’da gelecek taleplere öncelik verilecek.

Hafele’nin franchise bedeli 250 bin TL. Mağaza büyüklüğü ise 400-600 metrekare arasında değişiyor. Şirket, franchise sahibini iş ortağı olarak kabul ediliyor ve işi birlikte geliştiriyor. Örneğin, franchise verilen ilde ikinci, üçüncü mağaza açılacaksa ilk girişimci tarafından açılmasına öncelik veriliyor. Hafele mağazalarında tüm mobilya aksesuarlarının yanı sıra çevre dostu çöp kutuları, armatür, köşe kiler sistemleri, fırın altı çekmece, yüksekliği ayarlanabilir masalar, fırın, davlumbaz, engellilere özel mutfak sistemleri, deterjanlık, çekmece içi düzeni sağlayan kaşıklık, şişelik, kravatlık, ayakkabılık, sabunluk, çamaşır sepeti, havluluk, tabaklık gibi binlerce ürün satışa sunuluyor. Telefon: 0216 528 59 00 Web: hafele.com.tr IMAGINARIUM Mağaza sayısını 30’a çıkarıyor

CABANİ AYAKKABI Kosova’da mağaza açtı Cabani’nin İran ve Kosova’da birer mağazası var. Kosova mağazası birkaç hafta önce açıldı. Yurtiçinde ise İstanbul’da 5 mağazası bulunuyor. Şirket, franchising sistemiyle yurtiçi ve yurtdışında yeni şubeler açacak. Yurtiçinde açılacak bir mağazanın yatırım tutarı 450 bin TL. Franchise giriş bedeli ise bin Euro. Mağaza büyüklüğü en az 150 metrekare olacak. Cabani Ayakkabı Yönetim Kurulu Üyesi Cem Kubilay Kaban “Özellikle yurtdışındaki iş ortaklarımızdan mağaza açmak için çok talep geliyor. Bu yıl öncelikle bu talepler doğrultusunda yurtdışındaki mağaza sayımızı artıracağız” diyor.

Web: shakespeareinlove.com.tr

Telefon: 0212 549 29 09 Web: cabani.com.tr CALLIGARIS İtalyan mobilyacı 25 mağaza açacak 2011’de Xuma Design distribütörlüğünde Türkiye pazarına giren İtalyan mobilya markası Calligaris, şimdi Türkiye genelinde mağazalar açacak. Önümüzdeki 3 yılda bayilik sistemiyle 25 mağaza açılması planlanıyor. Şirketin halen İstanbul’da 3, Antalya’da 1 olmak üzere toplam 4 mağazası var.

İspanyol oyuncak mağaza zinciri Imaginarium’un halen Türkiye’de 8 mağazası var. 2013 yılına kadar bu sayının 30’a çıkarılması hedefleniyor. Açılacak mağazaların 18’i franchise şube olacak. 120 metrekarelik bir Imaginarium mağazasının toplam yatırım bedeli 80 bin Euro. Bu rakama franchise giriş bedeli, dekorasyon ve diğer masraflar dâhil.

Calligaris\ birçok dekorasyon ünitesinin İtalya’dan getirtildiği mağazanın uygulaması distribütör kontrolünde işletmeci tarafından yapılıyor. Mağazaların yatırım tutarı 75 bin ile 150 bin Euro arasında değişiyor. Calligaris mağazalarında İtalyan tasarımcıların imzasını taşıyan çok çeşitli ürünler bulunuyor.

Telefon: 0216 680 04 75 Web: imaginarium.com.tr

Telefon: 0212 287 13 93 Web: xumadesign.com

KAPBULA ORGANİK ŞEYLER Bebek ve çocuklara özel mağaza Bebek ve çocuklara yönelik sadece organik ve ekolojik ürünlerin satıldığı Kapbula Organik Şeyler, franchising sistemiyle yeni mağazalar açıyor. Kapbula Organik Şeyler’in sahibi Tuba Tuna Yalcuva, “Her yıl 3 yeni mağaza açmayı hedefliyoruz. Yeni mağazalar için öncelik İstanbul Anadolu Yakası, Ankara, İzmir, Antalya ve Bursa’da olacak” diyor. Kapbula Organik Şeyler mağazasının en az 40 metrekare büyüklüğe sahip olması gerekiyor. Şirket, franchise giriş bedeli olarak 10 bin TL talep ediyor. Diğer yatırım şartları ise yüz yüze görüşmelerde belirleniyor. Telefon: 0212 351 77 07 Web: kapbula.com.tr

37


YAZ 2012

ARAŞTIRMA

TURYAP 100 yeni ofis açacak COLDWELL BANKER

Turyap, gayrimenkul sektöründe birçok ilke imza atmış bir firma. Örneğin, sektöründe Türkiye’nin franchising sistemine geçen ilk firması ve yine ilk kez bir emlak bilgi bankası oluşturdu...

120 şube açacak ABD menşeli Coldwell Banker’in Türkiye’de 26 ofisi var. Tüm ofisler franchising sistemiyle açılmış. Bu ofisler İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya ve Zonguldak’ta bulunuyor. Şirket, bu yıl franchising sistemiyle yeni şubeler açacak. Coldwell Banker’in franchise kontratları beş yılda bir yenileniyor. Franchise giriş bedeli 15 bin dolar. Yeni açılacak şubeler için öncelik İstanbul, Ankara ve Antalya’da olacak. Aynı zamanda Bursa, Eskişehir, Adana, Konya, İzmit, Gaziantep, Kayseri, Samsun ve Edirne’de şubeler açılacak. Şirket, önümüzdeki 5 yılda 20 ilde 120 ofise ulaşmayı hedefliyor. Telefon: 0216 411 80 30 Web: coldwellbanker.com.tr

Turyap’ın faaliyet gösterdiği il sayısı 40’a, şube sayısı ise 400’e yaklaştı. Şirket, franchising sistemiyle 100 yeni şube açmayı hedefliyor. Franchise verilecek iller şu şekilde sıralanıyor: Kayseri, Edirne, Kırklareli, Sinop, Uşak, Trabzon, Giresun, Kastamonu, Afyon, Aksaray, Çorum, Niğde ve Erzurum. Yurtdışında ise KKTC, Yunanistan, Almanya, İngiltere, Arnavutluk ve Sırbistan’da ofis açılması hedefleniyor. Yurtiçinde açılacak şubeler için en az 40 metrekarelik bir ofis gerekiyor. Franchise giriş bedeli bölgeye göre değişiyor. Sürekli franchise ödemesi yok. Sadece hizmet bedeli olarak aylık 110 dolar talep ediliyor. Telefon: 0212 373 13 00 Web: turyap.com.tr

EĞİTİM SEKTÖRÜ MENAR MENTAL ARİTMETİK MERKEZİ

GYMBOREE

2 yılda 130 şubeye ulaştı

Oyun ve gelişim merkezi

Emekli öğretim üyesi Halit Şen tarafından 2009 yılında kurulan Menar Mental Aritmetik Merkezi, kısa sürede 130 şubeye ulaştı. Merkezde, okul öncesi ve ilköğretim çağındaki çocukların öğrenme alışkanlıklarını geliştirmeye yönelik program uygulanıyor. Menar Mental Aritmetik Merkezi’nin sahibi Halit Şen, “Abaküse dayalı bir program uyguluyoruz. Çocukların zekâ düzeyini artıran bu program Uzakdoğu menşeli. Biz bunu Türk öğrencilerine göre uyarladık. Program haftada 3 saat olmak üzere toplam 240 saat sürüyor” diyor.

ABD menşeli Gymboree Play Music, 0-5 yaş grubu çocuklara yönelik bir oyun ve gelişim merkezi. 30 ülkede 550 şubesi var. Gymboree, Türkiye’deki ilk şubesini 2006 yılında İstanbul Levent’te açtı. Şimdi 9 şubesi var. Bu şubelerin 8’i franchising sistemiyle açılmış. Bu yıl franchising sistemiyle yeni şubeler açacaklarını belirten Gymboree Play Music Türkiye temsilcisi Esra Taşar, “İstanbul, Adana, Ankara, İzmir, Bursa, Malatya, Denizli, Antalya ve Gaziantep’ten gelen taleplere öncelik vereceğiz” diyor.

Menar Mental Aritmetik Merkezi, bu yıl franchising sistemiyle şube sayısını 200’e çıkarmayı hedefliyor. Bir şubenin yatırım tutarı 35 bin ile 50 bin TL arasında değişiyor. Telefon: 0324 327 91 91 E-posta: bilgi@menar.com.tr Web: menar.com.tr

38

Bir Gymboree Play Music şubesi açmak için 150 bin dolar gerekiyor. Gymboree şubelerinde, uzmanlar tarafından hazırlanmış programlar aracılığıyla çocukların yaşlarına uygun aktiviteler düzenleniyor. Telefon: 0212 275 87 47 Web: gymboreeturkey.com

BİL DERSHANELERİ 110 şube açacak YGS, LYS ve SBS’ ye hazırlık, yabancı dil ve KPSS kursları veren Bil Dershaneleri, bu yıl franchising sistemiyle 110 şube açacak. Bil’in halen Türkiye genelinde 106 şubesi var. Bu şubelerin sadece biri şirket tarafından işletiliyor. Kalanların tamamı franchise. Franchise giriş bedeli 5 bin ile 20 bin Euro arasında değişiyor. Ortalama işletme sermayesi için 80 bin Euro gerekiyor. Reklam katılım payı ise ciro üzerinden yüzde 10 olarak belirlenmiş. Telefon: 0212 690 26 54 Web: bildersaneleri.com Kaynak: www.ensonhaber.com


YAZ 2012

LiSANS

HABER

ÖFKELİ KUŞLAR

REKOR ÜZERİNE REKOR KIRIYOR! Finlandiyalı sosyal medya oyun şirketi Rovio’nun geçtiğimiz ay yayımlanan Angry Birds Space oyunu, bu süre zarfında 10 milyon defadan fazla indirildi. Öfkeli Kuşlar sayesinde piyasaya değerini neredeyse dokuz milyar dolara çıkaran Rovio, elde edilen başarıyı Twitter üzerinden attığı mesajla duyurdu.

Angry Birds’ün bir önceki versiyonu Rio, 10 milyon rakamına 10 günde ulaşmıştı. Mobil cihaz analiz şirketi Flurry’nin Başkan Yardımcısı Peter Farago, “Bu kadar kısa zamanda daha iyi bir performans gösteren başka bir uygulama hatırlamıyorum... OMGPOP’nin Draw Something uygulaması beş haftada 20 milyon kez indirilmişti ama Angry Birds’ün bu rekoru tarihe gömeceği belli” dedi. Angry Birds, ilk yayımlandığı 2009’dan bu yana 500 milyonu aşkın kullanıcı tarafından indirilme başarısı gösterdi. Oyuncak çeşitleriyle mağazaların değişmez ürünleri arasına giren Angry Birds, aynı zamanda yapımcısı Rovio’nun NASA, National Geographic ve ABD’nin en büyük perakendecisi Walmart ile ortaklık kurmasını da sağladı. Rovio, artan ününü farklı ülkelerde kuracağı Angry Birds parklarıyla iyice pekiştirecek.

40

YENİ ÖZELLİKLER Angry Birds Space, Apple iPhone, iPad ve iPod Touch, Android işletim sistemi kullanan mobil cihazlar, Mac ve masa üstü bilgisayarlarda oynanabiliyor. Rovio’nun CEO’su Mikael Hed, uzaya çıkan kuşların Windows Phone işletim sistemi kullanan telefonlarda da yakında belireceğini müjdeledi. Angry Birds Uzay, özellikle yerçekimi kuvveti gibi fizik kanunlarına dayalı içeriğiyle dikkat çekiyor. Yumurtalarını çalan domuzların peşindeki öfkeli kuşlar, gezegenlerin yerçekimi kuvvetlerini kullanarak domuzları beklenmedik atışlarla gafil avlayabiliyor.Angry Birds Space, 60 bölümden oluşuyor. Şu an için sadece iPhone versiyonunda ek özellikler içeren oyunda, gizli bölümler, yeni özellikler de yer alıyor. Oyunun sunduğu iki yeni karakter ise Buz ve Lazer Kuşu. Balistik kuşların domuzların barınaklarını hayava uçurmaya uzayda devam ettiği Angry Birds Space, Google Play’de 2.99, iTunes’da ise 0.99 dolar. Oyunun Mac versiyonu Mac App Store’dan, PC versiyonu ise doğrudan Rovio’nun internet sitesinden indirilebiliyor. Analistler, yeni oyunun toplam bir milyar indirilmeye ulaşabileceğini öne sürmüştü.


MARKA, LiSANS ve MEDYA DERGiSi

6


YAZ 2012

LiSANS

RÖPORTAJ

UÇAN KÖPEK

VİPO’NUN MACERALARI Özellikle Doğu Avrupa ülkelerinin beğenisini kazanmış olan Uçan Köpek Vipo’nun Türkiye Temsilcisi Miya Lisans Başkanı Mete Akbülbül ile Lisans üzerine konuştuk.

Uçan Köpek Vipo ile Kidz Tv’nin yolları ne zaman ve nasıl kesişti? Kidz TV2de 1 Mayıs 2012’den itibaren yayınlanmaya başladı Vipo ama tabi daha önceden 3 aya varan görüşmelerimiz oldu kendileriyle. Onlar okul öncesi dönemine yönelik çizgi film arıyorlardı. Dolayısıyla Vipo eğitici ve eğlendirici hikayeleriyle tam aradıkları özellikteydi. Kidz TV’nin Vipo konusunda bizim kadar istekli olması anlaşma sürecimizi hızlandırdı kendileriyle. Bizim için de çok olumlu oldu Kidz Tv ile anlaşmak, zira uyduda, Dsmart’ta ve Teledünya platformlarında çok geniş kitleye ulaşan bir kanal.

Uçan Köpek Vipo’nun Maceraları hakkında bilgi verebilir misiniz? Vipo uzun kulaklarıyla uçabilen bir köpek ve en yakın iki arkadaşı leylek Henry ve kedi Betty ile birlikte dünyanın çeşitli şehirlerine giderek eğlendirici bir hikaye eşliğinde çocukları hem farklı dünyalara götürüyorlar hem de doğru ve düzgün davranmayı öğütlüyorlar. Toplam 26 bölümden oluşuyor. Gezdikleri yerler arasında, Venedik, Roma, Paris, New York, Madrid, İsviçre, Amsterdam, Viyana, Münih, Japonya, Mısır, Afrika gibi dünyanın dört bir yanı var. Tabi Vipo’nun serüvenleri bunlarla kısıtlı değil. Vipo ve arkadaşlarının maceraları 2.Sezon’da fantastik bir zaman yolculuğuyla ıssız bir adada devam ediyor. Ve 3.Sezonu da şuanda hazırlanmakta. İleride sinema filmi olarak çıkmasının da çalışmaları yapılıyor. Vipo’nun lisans temsilcisi olmanızdaki ana neden nedir? Bizim öncelikli aradığımız karakter agresif olmayan, yumuşak huylu kendiyle ve çevresiyle barışık bir tipti. Vipo ve arkadaşları da yapı itibariyle tam böyle. Bu bakımdan çocukları eğlendirirken, aynı zamanda davranışlarıyla onlara örnek olması çok önemliydi bizim için. Aynı zamanda Vipo’nun üreticisi olan firma sadece animasyon değil, çocuklara

42

yönelik eğitici ürünleriyle de Avrupa’da faaliyet göstermekte. Biz de lisans firması olarak hem Vipo karakterinin lisansı ile çalışmalarımızı sürdürürken hem de okul öncesi döneme yönelik “smart talking games&books” adında çeşitli sesli/ konuşan oyun ve kitapları pazarlamaya başlayacağız yakın bir zamanda. Bu konuda distributor arayışımıza başladık. Türkiye’de çalışma yaptığınız firmalar kimler? Kidz Tv ile bildiğiniz gibi TV yayın anlaşmamız mevcut. Tiglon ile VCD/DVD çalışması yaptık Vipo’nun 10 bölümü için. Şimdi tekrar Tiglon ile anlaşma yaptık ve haziran sonunda Türkiye çapında DVD ve VCD satışları başlayacak. Sesli Tekstil ile battaniye, nevresim anlaşması yaptık. Meridyen Ltd. ile boya kitabı anlaşması yapıldı. Diğer sektördeki firmalarla da görüşmelerimiz devam ediyor. Tabii firmalarla görüşmemiz dışında çocuklara da Vipo’yu tanıtmak için etkinliklerimiz de olacak. Bir marka, neden Vipo’yu tercih etmeli sizce? 3 ana karakter var animasyonda. Uçan Köpek Vipo, Leylek Henry ve Kedi Betty.


MARKA, LiSANS ve MEDYA DERGiSi

Bizim, ülke olarak çok yakın olduğumuz hayvanlar bunlar. Kedi köpek ve leylek. Bu açıdan çocuklara sempatik ve yakın geliyor. Bu karakterler dışında toplam 50 hayvan karakteri var ve lisansı alan marka bunların hepsine sahip oluyor. Vipo ve arkadaşları gezdiği ülkelerde yeni arkadaşlar ediniyor ve bunlar da karakter olarak yer alıyor Vipo lisansında. Mesela Vipo İskoçya’ya gittiğinde İskoç eteği giymiş bir kuzu ile arkadaş oluyor ve bu karakter de Vipo lisansı içine giriyor haliyle.

Bir karakterin lisansını alırken nelere dikkat ediyorsunuz? Bizim tek kriterimiz var, o da kendi çocuğumuzun izlemesinde sakınca görmediğimiz her karakter bizim ilgi alanımıza girer. Ama çocuğumuzun izlemesini istemediğimiz, sakıncalı gördüğümüz bir karakter olursa, üzerine para da verseler, o karakterle lisans çalışmasına girmeyiz.

Bunlara ek olarak Vipo lisansı alan bir firmanın kazanacağı en büyük avantaj ürettiği Vipo’lu ürünü ihraç edebilme şansı. Şöyle ki, Vipo belki Türkiye’de yeni şuanda ama otuzu aşkın ülkede gerek animasyon olarak gerekse de çeşitli ürünlerle mevcut. Çantasından tutun da, şekeri, yoğurdu, yap bozu, hikaye kitabları, parti ürünleri, peluş oyuncaklarına kadar bir çok ürünü zaten dünyanın çeşitli ülkelerinde mevcut. EVTEKS 2012 fuarında Sesli Tekstil’in lisanslı ürettiği Vipo’lu battaniye önünde çektiğim resmi Almanya merkeze yollamamla birlikte Bulgaristan, Macaristan ve Almanya numune istedi ertesi gün. Vipo İspanya’da yayınlandığı zaman en çok izlenen çizgi filmler arasına girmiş bir animasyon. Brezilya’da peluş oyuncakları satılmakta, Lufthansa’da kabin içinde video olarak gösterilmekte, Bulgaristan’da yoğurtları, İsrail’de şekerleri, Macaristan’da kitaplari, İngiltere’de tekstil ürünleri piyasada. Biz de zaten lisans ofisi olarak, Vipo’nun X lisansını alan Türk firmasını, ihracat yapabileceği ülkelere ve firmalara direk yönlendiriyoruz. Vipo’nun Diğer ülkelerdeki durumu nedir? Biraz önce bahsettiğim gibi, Vipo dünyanın her bölgesinde olan bir karakter. Brezilya’da da var, Rusya’da da, Endonezya’da da, Avrupa’da da, ABD’de de, Körfez Bölgesinde de. Kimi yerde TV’de, kimi yerde DVD olarak, kimi yerde uçakta, kimi yerde de gıda ürünü olarak, tekstil ürünü olarak, kırtasiye ürünü olarak, oyuncak olarak var.

birlikte, her zaman dirsek temasında ilerlemek zorundalar. Bu da lisans sektörünün önünün ne kadar açık olduğunun bir göstergesi bence. Lisans sektörüne girecek yeni firmalara tavsiyeleriniz nelerdir? Lisans temsilcisi olacakları firmanın onları destekleyici olması çok önemli kanısındayım. Lisans temsilcisi olarak merkez ofis ile çok sıkı bir diyalog kurulması şart. Karşılıklı güvenin sağlanması da önemli bir unsur. İkili ilişkiler iyi olduktan, merkez ofis gerekli desteği verdikten sonra, yapılacak çalışmanın gayet sağlıklı olacağını düşünüyorum. Yeni sezonda çıkarmayı planladığınız karakter veya ürünleriniz nelerdir? Şu anda Vipo’nun 1.sezonuna konsantre olmuş durumdayız. Yani 26 bölümden oluşan Vipo ve arkadaşlarının dünyayı gezdiği sezon. Ancak Vipo’nun zaman yolculuğuna çıkıp ıssız bir adaya düştüğü 2. Sezonu da var ve 3.sezonu da yapılmaya başlandı Almanya tarafından. Pek tabii diğer karakterlerimiz de pek yakında olacak Ama Vipo ile yapacağımız daha çok iş var.

Firmalara lisans verirken aradığınız kriterleriniz nelerdir? Vipo’yu bizim kadar benimsemeleri, sahiplenmeleri ve Vipo lisansını almak için istekli olmaları aradığımız en büyük hatta ilk kriter. Türkiye’de lisans sektörünün geleceğine ilişkin beklentileriniz veya görüşleriniz nelerdir? Markaların ürünlerini satmak için amansız bir rekabetin olduğu ve giderek artacağı bir dönemdeyiz. Lisanslı ürünlerin markaya güç katacağı, farklılık yaratmasında yardımcı olacağı da bir gerçek. Dolayısıyla markalar ve lisans sektörü

43


YAZ 2012

LiSANS

MAKALE Meltem ŞAHİN sosyalmedyaport

DRAW SOMETHING TV YILDIZI OLUYOR

Sony Pictures Television, Ryan Seacrest Productions and Embassy Row Zynga’nın hit oyunlarından biri olan Draw Something’i bir TV show’una çevirmeye hazırlanıyor.  Ünlüler ve gönüllü kullanıcılardan oluşacak takımların stüdyoda canlı olarak karşılaşacağı yarışmada farklı ödüllerin yanısıra büyük bir para ödülü de olacak. Ayrıca seyirciler de show sırasında online olarak  yarışmaya dahil olabilecekler.   Zynga açısından bakıldığında bu program, oyuna yeniden bir canlılık katabilir ve yeni kullanıclarla yeniden bir ivme kazandırabilir. Açıkçası buna da ihtiyacı var gibi görünüyor. Mart ayında OMGPOP şirketinden 180 milyon dolar karşılığında satın alınan oyun, sadece 50 gün içinde 50 milyona yakın indirme ile oldukça heyecan yaratmıştı. Ancak tam da bu noktada bir kırılma yaşanmış, oyunun popülaritesinde ciddi bir düşüş gerçekleşmişti. AppData raporlarına göre son 1 aylık sürede aylık bazda yaklaşık 10 milyon kullanıcı kaybetmişti. Bu kayıpla başa çıkabilmek için Zynga, Madagascar 3 filmi için DreamWorks Animation ile önemli bir ortaklığa imza attı. Ayrıca yabancı dil seçenekleri eklenmesine karar verdi. Özellikle Çince. Bakalım hem yarışma programı, ortaklıklar ya da eklenecek yeni dil seçenekleri Draw Something oyunu için ne kadar farklılık yaratacak?

44


MARKANIZA DEĞER KATACAK ÇEŞİTLİ KARAKTERLERİN TÜRKİYE TEMSİLCİLİĞİNİ YAPMAKTAYIZ. MİYA LİSANS

İkitelli OSB Eski Turgut Özal Cad. No: 31 34306 Başakşehir - İstanbul - TÜRKİYE Tel: +90 212 549 04 34 info@miya-lisans.com www.miya-lisans.com


YAZ 2012

LiSANS

DÜNYADANHABER

2012 Yılı ilk çeyreğinde Amerika Oyuncak Satış Raporu

Öncü pazar araştırma şirketi olan NPD Group raporu Amerikan Oyuncak Pazarı sonuçlarını açıkladığını belirtti.2012 yılı birinci çeyrekte Amerikan oyuncak piyasasında önceki döneme göre %1’lik artış kaydedildiği belirlendi. Oyuncak piyasasındaki pay önceki dönemde %26 iken bu yıl ilk çeyrekte %27’ye yükseldi.

İlk 5’e giren geleneksel oyuncak lisansları ise Arabalar Filmi, Disney Prenses, Star Wars, Thomas ve Arkadaşları ve Toy Story (Oyuncak Hikâyesi) oldu. Bunların her biri toplam lisanslı oyuncak satışlarını %3 ile %10 oranında arttırdı. İlk çeyreğin büyüme kaydeden ilk 5 lisansı ise sırasıyla şunlar: ANGRY BIRDS, Arabalar Filmi, Hello Kitty ve Arkadaşları, Karayip Korsanları ve Star Wars. NPD Group endüstri analisti Anita Frazier açıklamasında, “Lisanslama, oyuncak piyasasında önemli bir pay teşkil ediyor.” diyor ve ekliyor: “Lisanslı bir oyuncağın ortalama perakende satış fiyatı, lisanslı olmayan aynı türdeki oyuncağa oranla yaklaşık %50 daha yüksek, bu da çocukların favori karakterleri benimsediğini ve lisanslı ürün satışlarının bu şekilde daha yüksek fiyattan satılabildiğini gösteriyor.”

48

İlk 5’e giren Oyuncak lisansları ise şunlar: Barbie, Arabalar Filmi, Crayola, Hot Wheels ve Star Wars. Yeni filmlerin gösterime girmesi ve Tablet ürünlerinin piyasaya çıkması ile yine büyüme kaydeden ve ilk 5’e giren oyuncak markaları ise; Arabalar Filmi, Monster High, Lalaloopsy, LeapPad Tablet ve Star Wars oldu. Frazier, son olarak şu değerlendirmede bulundu: “Lisansların genel olarak cinsiyete göre de ilgi çekmeye yönelik eğilimleri var. Örnek verecek olursak kız çocuklar için Disney Prensesi ve Hello Kitty ve Arkadaşları markalı oyuncaklar satılırken, kalan diğer büyük markalı oyuncaklar ise büyük oranda erkek çocuklar tarafından satın alındı.” Kaynak: www.npd.com


MARKA, LiSANS ve MEDYA DERGiSi

ÖFKELİ KUŞLAR’IN

OYUN PARKI AÇILDI 12 kişilik ekip ile başlayan ve bugün 200’den fazla kişi ile devam eden Rovio, iki buçuk yıldır devam eden serüveni geliştirerek sanal dünyadan gerçek dünyaya taşıdı. İki buçuk yılda dünyanın en popüler oyunu haline gelen Angry Birds’ün anavatanları Finlandiya’da kendilerine ait bir diyarı var artık...

Her şey basit bir cep telefonu oyunuyla başlamıştı... Ancak bu öfkeli kuşlar sadece iki buçuk yılda milyonlarca insanın kalbini kazanmayı başardı. Rovio şirketinin geliştirdiği Angry Birds oyununun huysuz ama sevimli karakterleri şimdi de anavatanları Finlandiya’da bir lunaparkın temasını oluşturuyor. Bu mangal yürekli çete, Tampere kentindeki lunaparkta küçük ziyaretçiler ile oyunun bir milyar kez indirilmesinde azımsanamayacak bir pay sahibi olan yetişkinlere güzel vakit geçirtmeye hazırlanıyor.

Disneyland’i geçebilir.. Tampere’de bu ay açılan lunapark. Noel Baba’nın ardından Finlandiya’nın dünyadan turistleri çekmek için ikinci büyük kozu olacak. Parkın direktörü Miikka Seppala bunu itiraf etmekten çekinmiyor. Finlandiya için parkın çok önemli olduğunu anlatan Seppala.”

Oyuncaklara ek olarak parkın belki de en can alıcı eğlencesi ise macera parkuru. Artık sadece oyundan değil, tişörtler, sırt çantaları, kitaplar gibi türlü türlü yan üründen büyük gelir sağlayan Angry Birds, bu beklenilmeyen başarısında önemli bir marka olmaya doğru doludizgin gidiyor. İlk resmî oyun parklarının açılması ki geçen yıl Çin’de lisanssız bir park açılmıştı, öfkeli kuşlar’ın Disneyland’ın izinde lunapark dünyasında ben de varım diyeceğini gösteriyor. Angry Birds’ün parkı tıpkı oyununda olduğu gibi daha küçük az masraflı ve daha basit, daha eğlenceli olabileceğini kanıtlarsa Disney’e büyük rakip olabilir.

Angry Birds’ün karakterleri burada doğdu. Biz de bu yüzden dünyada milyonlarca Angry Birds hayranı ve oyunla çok fazla aşina olmayanlar için görülmesi gereken bir diyar yarattık.” diyor. Parkta farklı yaşlara hitap eden 12 farklı oyuncak bulunuyor. Çeşitli şatolardan deniz fenerine, dönme dolaplardan nehir gezilerine kadar yok yok.

49


YAZ 2012

LiSANS

RÖPORTAJ

KAYNAK TELİF VE LİSANS AJANSI İLE

LİSANS SEKTÖRÜ İLE İLGİLİ SÖYLEŞİ

Kaynak Telif ve Lisans Ajansı A.Ş. Direktörü Hakan Tungaç ile Lisans Sektörüne dair durum ve gelişmeleri konuştuk.

Kaynak Telif ve Lisans Ajansı A.Ş. ne zaman kuruldu ve lisans işine başlama kararını nasıl aldınız? Kaynak Telif ve Lisans Ajansı AŞ. 2011 yılında kuruldu. Ekonomik alanda ve birçok konuda, hızla gelişen Türkiyemizin önümüzdeki 10 yıl içerisinde dünyada liderler ligine çıkacağı kaçınılmaz hal böyle olunca uluslararası lisans sektörünün geldiği nokta açısından Pazar analizi yaptığımızda Türkiye’nin bu dev pastadan aslan payı alanlardan biri olacağı muhakkak. Türkiye gelişim sürecinde birçok alanda yenilik yaparken kanuni açıdan da düzenlemelere gitmektedir. Lisans sektörü açısından hayati önem arz eden 5846 nolu FSEK (Fikri Sınai Mülki Haklar Kanunu) ile ilgili çalışmaların yapıldığını yakinen bilmekteyiz. Yeni düzenlemeleri hayata geçtiğinde lisanslı ürün kullanımı konusu daha ehemmiyetli hale gelecek. Bu konuda hazırlıklı olan bilgi birikimi, pazarlama gücü ve satış ağı olan kurumsal şirketler sektörde avantajlı konuma geçeceklerdir. Kaynak Telif ve Lisans Ajansı A.Ş bir Kaynak Holding kuruluşudur. Kaynak

50

Holding özellikle eğitim ve yayıncılık sektöründe Türkiye’nin önde gelen şirketlerinden biridir. Kaynak Holding bünyesinde bulunan dağıtım şirketi, kitap, kırtasiye mağazaları zinciri, yayınevleri ve oyuncak şirketi gibi şirketleri göz önünde bulundurunca bir çok lisansör tarafından iyi bir partner olarak kabul edilmektedir. Lisansör firma ürünlerini eğitim ve yayıncılık alanında faaliyet gösteren Kaynak Holding şirketlerine lisanslamak, Gökkuşağı ve Nt mağazaları vasıtası ile pazara sunmak için teklifler sunmaktadırlar. Açığa çıkan bu dev potansiyelin değerlendirilmesi sonucu özellikle eğitim sektöründe çocukların ve gençlerin eğitim hayatlarına katkıda bulanabilecek ürünlerin lisanslarının alınması ve telif hakları Kaynak Holding şirketlerine ait olan ürünlerin lisanslarının satılabilmesi için Kaynak Telif ve Lisans Ajansı AŞ’nin kurulmasına karar verilmiştir. Şu an bünyenizde kaç adet lisanslı ürün veya karakter bulunduruyorsunuz? Kaynak Telif ve Lisans Ajansı A.Ş hem lisansör hemde lisansiyedir. Özellikle

eğitim yayıncılığı sektöründe Türkiye’de benzeri olmayan bacasız fabrika olarak tabir edilen kadrolu dev bir yayın hazırlık kadrosuyla kendine ait telif eserler üretmektedir. Yayınclık açısından baktığımız zaman Kaynak Telif ve Lisans AŞ bünyesinde on bin civarında telif eser bulunmaktadır. Ayrıca bünyemizde 50 kadar lisanslı ürün ve 28 adet karakter bulunmaktadır. Size göre tüketicilerin lisanslı ürün tercih etmelerindeki etken sebepler nedir? Tüketicilerin genel eğilimi lisanslı ürünlerde kullanılan materyallerin sağlık açısından zararları olmaması, tanınmış markalar tarafından üretilen ürünlere karşı güven duygusu gibi haklı bazı gerekçelerdir. Ancak biz bu konuda tüketici bilincinin biraz daha gelişmesi taraftarıyız. Bir ürünün bir ünlü bir markaya ait olması ve kullanılan malzemelerin sağlık kurallarına uygun olarak üretilmesi çok önemlidir.


MARKA, LiSANS ve MEDYA DERGiSi

Türkiye Gerçekten Çok Hızlı GeliŞiyor Bu konu kadar önemli diğer bir mevzuda lisanslı ürünleri tercih ederken ürünün ruh sağlığı, ahlaki değerler, bilinçaltı verilen mesajlar (subliminal messages) açısında da değerlendirilmesidir. Kaynak Telif ve Lisans Ajansı A.Ş olarak lisanslı bir ürünün haklarını alırken bu kriterler bizim için çok önemlidir. Lisans sektörüne girmeniz iş hacminizi hangi oranda arttırdı? Kaynak Holding bünyesinde telif hakları ve lisans konularında doğal olarak bir şirket kurulması ihtiyacı ortaya çıktı ve Yönetim Kurulu kararıyla Kaynak Telif ve Lisans Ajansı AŞ kuruldu. Arkamızda holding gücü ve potansiyeli olduğundan dolayı iş hacmimiz ilk yılımız olmasına rağmen gelen talepler ve yapılan uluslararası ve yurtiçi görüşmeler değerlendirildiğinde bir kaç sene içinde ciddi mesafe alacağımızın göstergesi diyebilirim. Daha çok hangi ülkelerle çalışıyorsunuz? Pazar Araştırmalarımız hızla devam etmekle birlikte özellikle Endonezya, Malezya, ve Orta Doğu ülkeleri ile lisans satışı konusunda çalışmalar yapıyoruz diyebilirim. Pazarın en büyük kısmını hangi ürünler kapsıyor? Yayıncılık alanında kitap telif hakları pazarımızın açısından çok önemli diyebilirim. Ancak bunun haricinde lisanslı ürünler konusunda çok özel çalışmalar yapmaktayız. İnanıyorum ve ümit ediyorum ki vakti zamanı geldiğinde adımızdan çok söz ettireceğiz. Bir karakterin lisansını alırken nelere dikkat ediyorsunuz? Bizim için en önemli sektör eğitim sektörü. Bu sektörde insan eğitim ve insan faktörü söz konusu olduğu için çocuklarımızın ve gençlerimizin ahlaki değerlerine, kişisel gelişimlerine, psikolojik durumlarına faydalı olabilecek, milli ve manevi değerlerimize uygun karakterleri tercih ediyoruz.

Türkiye’de lisans sektörünün geleceğine ilişkin beklentileriniz veya görüşleriniz nelerdir? Hepimizin bildiği gibi Türkiye gerçekten çok hızlı gelişiyor ve genç bir neslimiz var. Özellikle son zamanlardaki reform niteliğindeki gelişmeler sayesinde özellikle bölgemizde ve hatta dünyada örnek alınabilecek, modellenebilecek bir ülke olma hedefine doğru hızla ilerliyoruz. Yurtiçinde yapılacak kanuni düzenlemeler neticesinde lisans sektörü çok iyi bir noktaya gelecek. Hızla gelişen bir ülke olmamızdan dolayı da bize ait değerler diğer ülkeler tarafından modellenmek istenecek ve kabul görecektir. Hal böyle olunca lisans sektörü açısından devasa bir Pazar bizi bekliyor diyebiliriz. Lisans sektörüne girecek yeni firmalara tavsiyeleriniz nelerdir? Lisans sektörü ciddi bilgi birikimi gerektiren profosyonel bir iştir. Ben açıkçası yeni dönemde kurumsal olmayan, satış ve pazarlama ağına sahip olmayan ve en önemlisi uluslararası pazarı takip edecek donanıma sahip ekibi olmayan firmaların çok başarılı olacağına inanmıyorum. Lisans sektöründe reklam, tanıtım, pazarlama ve sunum çok önemlidir. Eğer bir karakter ya da lisanslı bir ürünle ilgili yatırım yapacaksanız ve nasıl sunacağınızı bilmiyorsanız baştan kaybetmişsiniz demektir. Bu yüzden çok karakter yada lisanslı ürün almaktan ziyade nokta atışı bir kaç karakter yada lisanslı ürün yakalayıp bir proje mantığı ile hareket ederek sonuca varmanız çok daha mantıklıdır. Aksi taktirde elde bir yığın lisanslı ürün olur ve başarılı olamazsanız hem moraliniz bozulur hem de pazarda prestijinizi kaybedersiniz. Ayrıca lisans sektöründe şeffaflık ve güven çok önemlidir. Altına imza attığınız anlaşmaların maddelerine hakim değilseniz ve anlaşmanın gereklerini yerine getirmiyorsanız ve ödemeler konusunda şeffaf değilseniz bu sektörde ilerlemeniz söz konusu olamaz.

51


YAZ 2012

LiSANS

HABER

YAYGAN, Yeni Lisansıyla

Evreni Kurtaracak! Oyuncaklarıyla ve çizgi filmiyle dünyayı kasıp kavuran, Marathon Media ve Spin Master şirketlerinin ortak yapımı Redakai: Conquer the Kairu, Türkiye’nin çanta devi YAYGAN’ın lisanslı markaları arasına katıldı. Çizgi filminin TNT ve Carton Network kanallarında yayınlanmasından itibaren özellikle erkek çocukların büyük beğenisini kazanan Redakai Türkiye’de de büyük bir hayran kitlesine sahip oldu. Redakai’de; Yıllar önce gerçekleşen büyük bir savaş evrenin kaderini sonsuza dek değiştirir. Bu olayın sonunda Nevrod gezegeni yok oluyor ve gezegenin Kairu enerjisi dünyanın dört bir yanına saçılıyor. İyiler ve kötüler aynı gizemli enerjinin (Kairu) gücünü elde etmek için savaşırlar. Kairu, iyilerin elinde, evrene kılavuzluk eden yaşayan bir kuvvete, kötülerin elinde ise benzersiz bir yıkım gücüne dönüşüyor. Redakai tarafından, Kairu enerjilerini bulmakla görevlendirilen Ky ve arkadaşlarının, Kairu savaşçısı olmak ve en güçlü Kairu ustalarının (Redakai) arasına girmek için yaşadıkları maceralar anlatılıyor. Redakai karakterinin Türkiye’deki çanta ve kırtasiye ürünlerinin lisans haklarını elinde bulunduran Yaygan’ın, tasarımlarıyla erkek çocukların gözdesi olacak çanta koleksiyonları 2013-2014 okul sezonunda tüm satış noktalarında raflardaki yerini alacak. Tüm ürünleri sağlık kontrollerinden geçen Yaygan, kalitesi ve müşteri memnuniyetiyle yine bilinçli ebeveynlerin tercihi olacak.

52

Yeni tasarımlar binlerce seçkin satış noktasında yer alacak… YAYGAN, Türkiye’deki çanta ve lisans haklarını aldığı diğer yeni markaları için hazırladığı 2012-2013 okul sezonu koleksiyonlarının da toptan satışına devam ediyor. Winx Club, Poppixie, Chuck& Friends, Snoopy, Transformers Prime, Küçük Prens, Tweety By Eda Taşpınar, Angel Cat Sugar ve Puppy in my Pocket markalarının koleksiyonları önümüzdeki okul sezonunda raflardaki yerini alacak. Katıldığı fuarlarda büyük ilgi ve beğeni toplayan akabinde yoğun talep gören yeni koleksiyonları, Türkiye’ye yayılmış binlerce seçkin satış noktasında yer alacak. Koleksiyonlarında tasarım ve kalitenin yanı sıra, lisanslı okul çantasından mataraya, şemsiyeden kırtasiye ürünlerine, fashion çantalardan valizlere kadar uzanan yaklaşık 3700 çeşitten oluşan geniş ürün yelpazesi ile alıcıların tercihi yine YAYGAN oluyor. YAYGAN, sektörde 80 yıla yaklaşan geçmişiyle, çanta, oyuncak ve kırtasiye alanında, lisanslı markaları ve kendi markasıyla, Türkiye’ye en son moda trendlerini yansıtan binlerce kaliteli ve sağlıklı ürün çeşidi sunarken, 40’a yakın ülkeye de ihracat gerçekleştiriyor.


YAZ 2012

LiSANS

DÜNYADANHABER

ROVIO’DAN YENİ OYUN

AMAZING ALEX Angry Birds (Öfkeli Kuşlar) oyununun üreticisi Rovio, Angry Birds serisi ile çok başarılı bir dönem geçirdi. Firma geçtiğimiz günlerde yeni bir mobil oyun için kolları sıvadı.  Amazing Alex isimli oyun iki ay içerisinde piyasaya sürülecek.

Rovio, Casey’s Contraptions adlı oyunu bu ayın başlarında oyunun geliştiricileri Noel Llopis ve Miguel A. Friginal’dan satın aldı.  Mashable’ın haberinde, Rovio CEO’su Mikael Held, Finlandiya televizyonuna yaptığı açıklamada, Angry Birds’ten sonra kahramanlarının Alex olduğunu belirtti ve sözlerine şöyle devam etti: “Bir şeyler inşa etmeyi seven, meraklı bir çocuk olarak adlandırıldığı Alex, oyunda bir mühendis gibi bulmacalar çözecek” dedi. Oyun eskilerdeki The Incredible Machine oyununa benzediğinden oyunun başlangıcında bir bilardo topunu cebe sok komutuyla başlayacak ve çeşitli bulmacalarla etaplar atlanarak seviyeler zorlaşacak. Oyunda  balonlar,  futbol topları, makas ve kova gibi öğeleri kullanıyorsunuz. Oyun, aslında fiziksel düşüceyi geliştirmek için tasarlanmış. Çünkü bu cisimleri manuel olarak yerleştiriyorsunuz ve bu yerleştirme işleminde biraz da olsa matematik işin içine giriyor. Aslına bakarsanız Angry Birds ile de bu yönden benzerlik taşıyor. Oyun, iOS tabanlı olarak kullanıcı ile buluşacak. Sınıf, arka bahçe, yatak odası bölümleri ile   farklı mekanlarda cisimleri yerleştirerek oyuncular Alex’e yardım edebilecekler. Rovio, sürpriz yapmayıp oyun işleyişinde bir değişikliğe gitmezse oyun bu şekilde oynanacak. Merakla bekliyoruz.

54


MARKA, LiSANS ve MEDYA DERGiSi

The world of licensing information trusted by readers in 104 countries TOTAL LICENSING NEW EUROPE

Goran Krnjak goran@totallicensing.com

TOTAL LICENSING

Autum

n/Fall

2011

Flagship magazine Regional Magazines

genera

ted co

ntent..

.”

n © Domo

Producti

on Committ

ee. All

rights

reserved

. www.dom

onation.

com

of user

Animatio

TOTAL LICENSING

r child

The int ernati For lice

nsing

11. Domo

Manuela Giola manuela@totallicensing.com

e poste

onal Se

opportu

1998–20

Australia

“...Th

nsatio n Co

nities

mes to

contact : ann

a@stel

Australi

a

laproje

© NHK-TYO

ITALY Cristina Angelucci cristina@totallicensing.com

March 201 1

Domo

TOTAL LICENSING

TOTAL LICENSING

cts.com

UK

TOTAL LICENSING 1

umn 201

N L LICE TOTA

SING

UK

Fall/Aut

www.totallicensing.com

New Europe

TOTAL LICENSING TOTAL LICENSING UK TOTAL LICENSING AUSTRALIA Francesca Ash francesca@totallicensing.com Jerry Wooldridge jerry@totallicensing.com

TOTAL LICENSING

Becky Ash becky@totallicensing.com

Italy

James Ash james@totallicensing.com 6


YAZ 2012

LiSANS

RÖPORTAJ

DOĞAN EGMONT YAYIN DİREKTÖRÜ

ÖZGÜR ATANUR İLE ÇOCUK DERGİLERİ ÜZERİNE SÖYLEŞİ

Bu sayımızda Türkiye’nin en büyük yayın kuruluşlarından Doğan Egmont’un Yayın Direktörü “Özgür Atanur” ile Türkiye’deki çocuk kitapları, çocuk dergileri ve lisanslı yayıncılık hakkında hoş bir sohbet gerçekleştirdik.

Özgür Atanur kimdir? Kendinizden biraz bahseder misiniz? 1996 yılından beri yayıncılık sektöründeyim. İşe ilk olarak popüler bilim dergisi Focus ile başladım. Focus sadece yetişkinlerin değil; ortaokul, lise ve üniversite öğrencilerinin de okuduğu bir dergiydi. 2004-2006 yılları arasında, bu derginin Genel Yayın Yönetmenliğini yaptım. 2006 yılında, Doğan Egmont’un gazeteler için yapmış olduğu kitap projelerinde yayın yönetmenliği yapmaya başladım. Ve böylece kitap dünyasına ilk adımımı atmış oldum. Halen Doğan Egmont bünyesinde okul öncesi, okul çağı, ilk gençlik ve gençlik kategorilerindeki dergilerin ve yine aynı kategorilerdeki çocuk kitaplarının yayın direktörlüğünü yapmaya devam ediyorum. Egmont uluslararası bir kuruluştur. Otuza yakın ülkede Egmont Kids Media olarak faaliyet gösteriyor. Doğan Egmont, %50-50 ortaklıkla kurulmuş bir şirkettir. Türkiye’deki çocuk dergisi piyasasının rakamsal büyüklüğü hakkında bilgi verir misiniz? Dünya ile kıyaslayınca bu alanda hangi seviyedeyiz? Bugün Türkiye dergi pazarında 58 çocuk dergisi bulunmaktadır. 2011 yılına baktığımızda, yaklaşık olarak 6,5 milyon dergi satılmış durumdadır. Ve bu satış rakamının %50’ye yakını Doğan Egmont Yayıncılığa aittir. %26’sını da TÜBİTAK dergileri

56

oluşturmaktadır. Dünya ile kıyasladığımızda tabii ki farklılıklar gözlemliyoruz. Örneğin: İngiltere’de, başarılı bir çocuk dergisinin aylık satış adedi 60.000 ile 80.000 arasındadır. İngiltere, Almanya gibi ülkelerde bir çocuk dergisi, ancak bu satış adedine ulaşabildiği takdirde başarılı kabul edilir. Eskiden bu rakamlar daha yüksekti. Haftalık 100.000 ile 150.000 arasında satış yapan dergiler vardı. Fakat başta Avrupa pazarı olmak üzere, dünya dergi pazarında ciddi bir azalma söz konusu. Türkiye’de bir derginin başarılı kabul edilebilmesi için 20.000 ile 30.000 arasında bir satış yapması yeterlidir. Bizim bu kategoriye giren 3-4 dergimiz bulunmaktadır. Ayrıca Türkiye, bugün Avrupa’da yükselen bir ülke olarak gösterilmektedir. Türkiye’nin nüfus oranına göre artık bir Polonya ile kıyaslandığını ve yükselen en büyük değer olarak kabul edildiğini görmekteyiz. Ülkemizin okuma oranının, nüfus oranına göre düşük seviyede olduğunu göz ardı edemeyiz. Ama buna rağmen dergi satışlarımızla Avrupa’da artık üst bir ligde boy göstermeye başladık. Çocuk dergilerini nasıl bir sınıflandırmaya tabi tutuyorsunuz? 3-6 yaş grubuna hitap edenleri okul öncesi, 6-9 yaş grubunu okul çağı, 9-14 yaş grubunu ilk gençlik, 14-18 yaş grubuna yönelik dergileri ise gençlik dergisi

olarak sınıflandırıyoruz. 3-6 yaş grubu dergileri bildiğiniz gibi anne-babaların tercih ettikleri dergilerdir. Bugün Türkiye piyasasında Pepee, Caillou, Dora, Disney Prenses gibi dergilerin satış oranları oldukça yükselmeye başladı. Çünkü anne-babalar eskiye oranla daha bilinçliler. Bu yüzden çocuklarını kitap ve dergilerle daha fazla haşır neşir etmeye çalışıyorlar. Bu bağlamda, okul öncesinde güçlü olduğumuzu söyleyebiliriz. Ama Doğan Egmont’a bakacak olursanız, okul öncesinde 5 adet, okul çağında 13 adet, ilk gençlikte 4 adet ve gençlik çağı kategorisinde ise 1 adet dergisi bulunmaktadır. Okul dönemi dediğimiz dergilerin satışının daha çok olmasının sebebi, bu kategorideki çeşitliliğin daha fazla olmasıdır. Örneğin; Mattel’in Barbie dergisi gibi popüler karakterlerin bulunduğu dergiler, satış konusunda daha yüksek potansiyele sahiptir. Satıştaki dergiler olarak, lisanslı karakterlerin dergilere satış oranı nedir? Doğan Egmont, sektörde kaçıncı sıradadır? Doğan Egmont, Türkiye dergi pazarında satış olarak %50’ye yakın pazar payıyla birinci sıradadır. Ayrıca lisanslı dergilerin satış oranı, yerel dergilere göre çok daha fazladır. Şu an, Milliyet Kardeş, Kanal D Çocuk Kulübü, GoGirl ve Dream You adlı 4 adet yerel, 19 adet lisanslı olmak üzere, toplam 23 adet dergimiz bulunmaktadır.


MARKA, LiSANS ve MEDYA DERGiSi

Satış adedi ve oranı olarak zaten çoğunluğu oluşturduğu için, lisanslı dergilerin satışı daha fazladır. Doğan Egmont’un en çok satış yapan lisanslı dergileri hangileridir? Dünyada en çok satış yapan lisanslı dergileri hangileridir? Barbie, Ben 10, Arabalar, Monster High ve Dora dergilerini, en çok satan lisanslı dergiler olarak sıralayabiliriz. Dünyada en çok satan lisanslı dergiler ise Disney dergileridir. Türkiye’de çocuklar bir karakteri dünya çocukları ile eşzamanlı olarak görüyorlar. Benzer zevkleri mi var; yoksa Türk çocuklarının özelleşen bir zevki mi var? Tüm dünyada bu dergiler için çok büyük yatırımlar yapılmaktadır. Örneğin; Barbie uluslararası bir programla satışa sunuluyor ve TV’de çizgi filmleri oynuyor. Ardından DVD’si çıkıyor, piyasada oyuncak bebeklerini bulmak mümkün oluyor. Çizgi filmlerde bulunan karakterlerin nevresim takımları, kıyafetleri vs. üretiliyor. Tüm bunlar, aynı anda çocuklara sunulduğu için, dergilerin satışı da bunlarla bağlantılı olarak artıyor. Sizce Türkiye piyasası lisanslı yayıncılık alanında daha da genişleyecek mi? Her geçen gün çocuk kanallarının artmasından dolayı bence genişleyecek... Türkiye’de şu an yaklaşık 20’ye yakın çocuk kanalı var ve bu çocuk kanallarında tahmin edemeyeceğiniz kadar çok lisanslı karakterin, çizgi filmi oynuyor. Bugün en çok Yumurcak TV, TRT Çocuk, Disney Channel ve Cartoon Network TV kanalları izleniyor. Örneğin Caillou, Kanadalı bir firmanın lisansını vermiş olduğu bir çizgi film olarak büyük fırtınalar koparttı.

Yine Şirinler bir zamanlar çok başarılı olmuş ve şu anda yeniden Türkiye’ye film ve çizgi filmlerinin gelmesiyle birlikte büyük bir atılımla yeniden çok satan karakter haline gelmeye başladı. Bu nedenle evet Türkiye’de lisanslı yayıncılık alanında genişleme yaşanacağını söyleyebilirim. Bir röportajınızda ‘Umutlu bir gelecek için, mutlu çocuklara ihtiyacımız var.’ diyorsunuz. Mutlu çocuklar sizce neler okur? Tabii ki lisans dünyasında her yayın evinin misyonu farklıdır. Biz, lisanslı ürünlerin kitaplarını okurlara en doğru şekilde, doğru Türkçe ile doğru çeviri ve doğru adaptasyonla yapmaya çalışan bir yayın eviyiz. Bu işi yaklaşık 1996 yılından bu yana yapmaktayız. Zaten en çok 3-6 yaş veya 6-9 yaş için daha çok anne babaların dergi ve kitapları onlar için seçtiklerini biliyoruz.

Bizler ilk filtreleriz yani yurt dışında yapılmış bir içeriğin Türkiye’ye uygun olup olmadığı, Türkiye’ye adapte edilip edilmeyeceği konusunda ilk filtre yayın evleridir. Biz bunu önceden belirleyip, anlayıp, doğru içeriği çocuklarımıza doğru şekilde vermekle yükümlüyüz. O nedenle yayıncılara düşen görevleri; yaş gruplarına uygun, onları ilk arkadaşlarıyla tanıştıran, ilgi alanlarını zenginleştiren, çocukların seçme özgürlüklerine saygılı ve en önemlisi bir kitabın bütünlüğüyle zevkine varmalarını sağlamak olarak sayabilirim. Ayrıca velilerin ve öğretmenlerin kabullenebilecekleri, aynı zamanda daha çok bizim ülke koşullarına, kültürümüze çok zıt olmayacak ve bu yürüttüğü alanda duyarlı seçimler yapan kurumlar olmamız gerekiyor. Bir çocukla bir genç ne zaman mutlu olur?

Çocukların kendi kitaplarını seçmeleri önemlidir ve çocukların kitaplarla, dergilerle haşır neşir olmaları için ilk başta sevdiği karakterlerin kitaplarıyla tanışmaları önemlidir. Okumanın her şeyin ötesinde eğlenceli olduğunu fark etmeleri gereklidir. Bir çocuğun eğlenerek öğrenebildiğini fark etmesi onun okuma alışkanlığına katkıda bulunacaktır. Ben sadece lisanslı ve eğlenceli ürünlerin okunmasından ya da okutulmasından yana da değilim.

Eğer bir kitap hayatının parçası olursa, o kitapla eğlenir ve o kitabı okumaktan zevk alırsa, ya da dergiyi okuduktan sonra arkadaşlarıyla kulaktan kulağa fısıldamaya dönüşebiliyorsa o çocuk gerçekten mutludur diyebiliriz. Kitapevlerine ve kitap satan yerlere çok büyük sorumluluk düşüyor. Çünkü çocuk kitaplarına lisanslı kitaplara değeri kadar yer vermiyorlar ve aslında doğru sınıflandırmalarla, doğru ve eğitimli satış elemanlarının bulunmasıyla, çocukların bilinçli olarak çok daha fazla kitapla tanışacaklarına inanıyorum. O yüzden yayın evleri birinci sorumluluktadır. İkinci sorumluluk sahipleri kitap evleridir.

Elbette bunu Türkiye’de çok iyi yapan, çocuk edebiyatını, eğitsel kitapları çocuklara sunan yayın evleri var. Bunları çok değerli buluyorum. Yerel ya da lisanslı, aslında okumaları yeterli.

Yayın evleri olarak okumanın değere dönüştürülmesi konusunda misyona sahip olduğumuzu unutmayıp, bunun sorumluluğuyla hareket etmemiz gerektiğine inanıyorum.

Burada yayın evlerine su sorumluluk düşüyor. Bunu yayıncılık kurultayında da çok net dile getirmiştim.

Ö. Özlem GÜLMEZ 57


YAZ 2012

LiSANS

MAKALE Ö. Özlem GÜLMEZ

TOPLU LİSANSLAMA NEDİR? Toplu Lisanslama, süreli ve süresiz yayınların çoklu kullanıma açıldığında, umuma iletildiği ya da dijital veya mekanik yöntemlerle kısmen kopyalandığı başta eğitim kurumları, kütüphaneler, kamu kurumları ve ticari işletmelere söz konusu fiillerin gerçekleşebilmesi için verilen yetkidir. Bu yetki , hak sahiplerinin, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 41.Maddesi uyarınca toplu hak takibini yerine getiren telif birlikleri ve ajansları tarafından belli bir tarifeye dayanarak verilir. Müzik sektöründe etkin bir şekilde işlemekte olan toplu lisanslama yayıncılıkta da eser ve hak sahiplerinin haklarının korunması, sektörün ve ekonominin zarar gördüğü kayıt dışılığın giderilmesi ve yaratıcı düşünce ve üretimin desteklenmesi anlamına gelecek önemli bir uygulamadır. Korsan’a Büyük Darbe Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında; eser ve hak sahiplerinin sözleşmeyle devraldıkları mali hakları kullanarak, ilim ve edebiyat eserlerini çoğaltan ve yayan kişi ve kurumların ortak çıkarlarını korumak ve haklarını elde etmelerini sağlamak adına önemli bir adım atıldı. 80.000’in üzerinde üyesi olan İngiliz Yazarlar Lisanslama Birliği (ALCS) ve İngiltere’deki tüm yayıncı birliklerinin ortak lisanslama birliği olan İngiliz Yayıncılar Lisanslama Birliği (PLS) tarafından kurulan İngiliz Telif Hakları Lisanslama Birliği (CLA) ile Türkiye’de yayıncılık alanında aktif olarak faaliyet gösteren Yayıncılar Meslek Birliği (YAYBİR) ve Edebiyat ve

58

İlim Eserleri Sahipleri Meslek Birliği (EDİSAM), edebiyat ve ilim eserleri sahiplerinin haklarını korumak üzere ortak bir protokole imza attı. Bu Sözleşme Neler Getirecek? Yaybir, Edisam ve CLA arasında imzalanan ‘Yayım Hakları Lisanslama ve Karşılıklı Temsil Sözleşmesi’ ile söz konusu meslek birlikleri ve lisanslama ajanslarının temsil ettikleri eserler (repertuarları) üzerindeki hakların toplu takibinin İngiltere ve Türkiye’de karşılıklı olarak gerçekleşmesi sağlanacak. Hak takibinin önemli bir parçasını oluşturan toplu lisanslama anlaşması yapma hakkı da bu sözleşme ile edinildi. Sözleşme fotokopi ve tarama (scannig) yoluyla çoğaltma haklarını da kapsayacak şekilde düzenlendi. Yayıncıların Kazancı? Uluslar arası alanda 30’dan fazla ülkenin telif birlikleriyle ortak çalışmalara imza atan CLA, lisanslama sözleşmeleri sayesinde yıllık 60 milyon sterline

yakın bir geliri yazar, yayıncı ve görsel sanatçılara dağıtmakta. Türkiye’de 2 milyar dolar cirosu olan yayıncılık sektörünün korsan ürünler olmasa 3-3,5 milyar dolara ulaşacağı tahmin edilmekte. Anlaşma ile Türkiye’de elde edilecek gelirin bu yılki kısmı Türkiye’de korsan ile mücadeleye ayrılacak.


MARKA, LiSANS ve MEDYA DERGiSi

Gökhan KARA

sosyalmedyaport

BİR KUŞ ÇİN’E GİDECEK KADAR

KIZMIŞ OLABİLİR Mİ? Kısa sürede global oyun pazarında adını duyuran Angry Birds, Çin’de ilk Angry Birds Aktivite Parkı’nı açacağını duyurdu..

Basit içeriği ile birlikte kısa zamanda milyonlarca insanın severek oynadığı hatta bazen bağımlılık düzeyinde fanları olan oyun,  sosyal oyun kavramını gerçeğe dönüştürmesi ile farklı bir adım atmış oluyor. Sosyal medya da sıkça kullanılan ve belki de sosyal medyanın var oluş biçimini şekillendiren “kullanıcı deneyimi” kavramının tam karşılığı olabilecek parklar ile Angry Birds, oyun severlerin kalbinde farklı bir yere konumlanacak. Daha öncede dünyanın farklı coğrafyalarında (ilkini Finlandiya’ da açmışlardı)  oyun parklarını açan Rovio’nun (Angry Birds’ün yapımcısı) amacı Çin gibi çok kalabalık bir coğrafyada bu parklardan binlerce açmak.. Ne dersiniz sosyal medya pazarlaması ya da 3600 pazarlama iletişimi tam da bu olabilir mi? 

59


YAZ 2012

LiSANS

RÖPORTAJ

MERMEDYA ENGİN DEMİR

Türkiye’ye “Character Shop” konseptini getiren Mermedya Genel Müdürü “Engin DEMİR” ile Lisans sektörünün geçmişi, şu anki durumu ve geliştirilmesi üzerine konuştuk.

Mermedya ne zaman kuruldu ve lisans işine başlama kararını nasıl aldınız? Mermedya’nın geçmişi aslında 2001 yılına uzanıyor. Türkiye’de lisans ve karakterli ürünler pazarlama amacıyla, Mitsubishi Corporation’un bir kuruluşu olarak sektöre giren Super-J, 2008 yılında Mermerler Grubu çatısı altında faaliyet göstermeye başladı ve Mermedya’yı oluşturdu. Hello Kitty markasını Türkiye ile tanıştıran firmayız. 5 AVM’de açtığımız Moşi Moşi mağazaları ile Türkiye’ye“character shop” konseptini getirdik. Japonya başta olmak üzere tüm dünyada var olan bu konsept o dönemde perakende sektörünün içinde bulunduğu durum sebebiyle istediği yere gelemedi. Önümüzdeki dönemde bu konsepte yönelik yatırımlarımız olacak. Şu an bünyenizde kaç adet lisanslı ürün veya karakter bulunduruyorsunuz? Bir çok Japon prodüksiyon şirketinin Türkiye temsilcisiyiz. Japon lisans devi d-rights’ın Türkiye acentesiyiz. TV Tokyo, Tv Asahi gibi dev kuruluşlar ile yakın ilişkiler içeresindeyiz.. Pazarlama aşamasında olduğumuz karakterimiz Beyblade. Beyblade şu anda tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de erkek çocuk kategorisinde 1 numara. Lisans satışlarında planlarımızın çok önünde gidiyoruz.

60

Lisans sektörüne girmeniz iş hacminizi hangi oranda arttırdı? Beyblade’in yanında B-Daman gibi çok önemli bir karakteri elimizde bulunduruyoruz. Bu karakterlerde pazarlama planlarımızı oluşturuyoruz. Ayrıca Almanya merkezli, ülkemizde de yayınlanmakta olan Da Vinci Learning kanalının 13 ülkedeki lisans temsilcisiyiz. Da Vinci Learning ile aralarında Rusya, Polonya, Macaristan gibi ülkelerin olduğu coğrafyada “eğlenceli bilim” konseptine yatırım yapıyoruz. Size göre tüketicilerin lisanslı ürün tercih etmelerindeki etken sebepler nedir? Lisanslı ürün satışında karar verici genelde çocuklar. Sevdiği yayınları sadece televizyonda seyredip bırakmıyorlar. Karakterleri kendileri ile özdeşleyip bütün hayatlarının içerisine sokuyorlar, tabiri yerindeyse onlarla yatıp onlarla kalkıyorlar. Yatağının nevresimi, pijaması, okula götürdüğü çantası, kalemi, defteri kısacası günlük yaşamının içerisinde kullandığı bütün eşyalarının üzerinde sevdiği karakteri görmek istiyor. Böylece o karakterle bir kimlik ediniyor, kendini ifade ediyor. Doğru karakteri doğru ürünler üzerinde ve doğru tasarımlarla sunduğunuzda satış kendiliğinden gelişiyor.

Lisans sektörü bütün dünyada hızla büyüyen bir pazara hitap ediyor artık. Doğru karakterlere yatırım yaparsanız karşılığını fazlasıyla alıyorsunuz. Mermedya olarak, Türk çocuğunun düşünce yapısını iyi biliyoruz, neden hoşlandıklarını hangi karakterlere tutkuyla bağlanacaklarını kestirebiliyoruz. Dolayısıyla Beyblade’e yaptığımız yatırım bizi utandırmadı. 2011’in ikinci yarısında başladığımız lisanslama çalışmalarında 2012 sonu hedeflerimizi şimdiden yakaladık.


MARKA, LiSANS ve MEDYA DERGiSi

Daha çok hangi ülkelerle çalışıyorsunuz?

Bir karakterin lisansını alırken nelere dikkat ediyorsunuz?

Şirketimizin orjini Japonya. Dolayısıyla bu güne kadar daha çok Japonya menşeili lisanslar üzerinde çalışıyorduk. Da Vinci Learning ile Avrupa’ya da açılmış olduk. Ama şu bir gerçek; Japon iş mantığını çok iyi biliyoruz. Şirketimizin kurucusu ve genel müdürü Erdal Güven için bir Japonya uzmanı diyebiliriz. Kendisi Japonya ve Japon kültürü üzerine 9 kitap yazdı. Dolayısıyla bu yönümüzü her zaman bir avantaj olarak kullanmak istiyoruz.

Doğru lisansı seçmek hayati bir konu. Bu konuya özel önem veriyoruz. Almayı düşündüğümüz lisansları belirledikten sonra, tabii ki önce pazarlama planlarına bakıyoruz. Eğer ülkemizdeki lansmanı diğer ülkelerden sonra yapılacaksa o ülkelerde gerçekleşen performansları ve tepkileri iyi değerlendiriyoruz.

Pazarın en büyük kısmını hangi ürünler kapsıyor? Oyuncak tabii ki en önemli lisanslı ürün. Zaten diğer sektörleri tetikleyen de oyuncak oluyor. Bunun yanında lisans pazarında tabii ki en önemli kalemlerden birisi okul malzemeleri. Ama tekstil, eğitici yayınlar ve gıda sektörlerinde firmalar lisans kullanımı ile cirolarını ciddi oranlarda artırır hale geldiler. Bizim de Mermedya olarak 3 grupta lisansladığımız okul malzemeleri en büyük gelir beklediğimiz lisans kategorisi durumunda.

Türkiye’de lisans sektörünün geleceğine ilişkin beklentileriniz veya görüşleriniz nelerdir?

Kültürel yapıdan kaynaklanan satın alma alışkanlık farklılıklarını iyi irdeliyoruz. Oluşturduğumuz focus gruplar ile Türk çocuklarının tepkilerini değerlendiriyoruz. Bu parametreler pozitif veriler oluşturduğunda lisans projeksiyonlarımızı hazırlıyor ve çalışmaya başlıyoruz.

Türkiye son 10 yılda lisans konusunda inanılmaz bir yol aldı. Firmalar lisansın gücünü keşfetti. Lisanslı ürünleri sayesinde cirolarını katladılar. Kalite manasında ise gerçekten dünya çapında ürünler çıkıyor. Samimiyetle söylemek istediğim bir nokta var ki; bazı firmalarda “lisans yorgunluğu” görüyorum. Hiçbir üretici firmanın bütün lisansları bünyesinde bulundurmak gibi bir zorunluluğu yok. Böyle olduğunda bazı lisanslara çok yüklenilirken bazı lisanslar geride kalıyor. O yüzden üretimini yapmayacakları lisansları almamalarını öneriyorum.

Firmalara lisans verirken aradığınız kriterleriniz nelerdir?

Yeni sezonda çıkarmayı planladığınız karakter veya ürünleriniz nelerdir?

Mermedya olarak olarak hep bir numara olacak karakterler ile ilgileniyoruz. Bu lisansları aldığımızda da tabii ki sektörün bir numaraları ile çalışmak istiyoruz. Lisans işi maalesef bir noktadan sonra karşılıklı iyi niyet ve güvene dayalı hale geliyor. Biz lisansımızın arkasında dururken lisansiyelerimizden de aynı tavrı bekliyoruz. İş prensiplerini bir kenara koyarsak, sağlıklı üretimi çok önemsiyoruz. Doğaya ve insana saygılı, batı standartlarında hammadde kullanımını önemseyen firmalarla çalışıyoruz. Hedef kitlemiz çocuklar, dolayısıyla bu konuda çok hassasız.

Hello Kitty kadar ses getirecek okul öncesi bir karakter ile anlaşmak üzereyiz. Yakın zamanda büyük bir lansman ile duyuracağız. Bununla beraber Da Vinci Learning kanalının 13 ülkedeki lisans hakları temsilcisi olduk. Bütün dünyada hızla yükselen eğlenceli bilim eğitimi konseptinde lisans pazarlaması yapacağız.

61


YAZ 2012

LiSANS

LİSANSAKADEMİ

LİSANS SEKTÖRÜNE

GİRİŞ

F

ranchising’den farklı olarak markaların isim haklarını kullandırmasına yönelik, yani marka veya lisans kiralama da diyebileceğimiz lisanslama hakkında temel bilgileri sizler için geçmiş sayılarımızdaki lisans akademi sayfalarından bazı alıntılar yaparak derledik. Temel teorik bilgi olarak lisanslamayı anlamanız açısından yararlı olduğunu düşündüğümüz bölümleri dikkatinize sunarız.

Lisanslama; hakları koruma altına alınmış bir ürünün (ticari bir marka, tasarım, karakter, logo vb.);bir başka ürün, servis veya marka ile birleştirilmesi olarak açıklanabilir. Diğer bir deyişle lisanslama; marka sahibinin (Lisansör) markanın kullanım haklarını belli koşullar,kurallar çerçevesinde ve belirli bir zaman için bir başka firmaya (Lisansiye) devretmesidir. Lisansiye Firmalara Faydaları - Tüketici ilgisi ve satış artışı - Rakip ürün ve markalardan ayrılma - Lisansör marka tarafından sağlanacak ek pazarlama desteğİ - Lisansör firma üzerinden yeni pazarlara açılabilme olanağı - Prestij - Ek perakende satış alanı - Maddi kazanç Lisansör Markalara Faydaları - Marka bilinirliği - Prestij - Hayran bağlılığı - Maddi kazanç

62

Lisans endüstrisinin, dünya çapındaki perakende satışlarından saat başı yaklaşık 15 milyon ABD $ elde ettiğini biliyor muydunuz? Bahsedilen ciro aslında çok basit bir iş ilişkisinden doğuyor. Lisans; marka sahibinin (lisansör), üçüncü partiye (lisansiye) bir ürünü veya servisi belirli koşullar ve kurallara bağlı olarak haklarını devretmesiyle oluşuyor. Bunun sonucunda, Ben10 t-shirtünden, LooneyTunes çocuk bankasına kadar birçok farklı ürün ve pazarlama faaliyeti ortaya çıkabiliyor. Tüketiciler de bildikleri ve sevdikleri kahramanlar ile ilişkili olan markaları almayı tercih ediyorlar. Lisans dünyasında doğru markayı doğru ürün kategorisi ile kusursuz şekilde eşleştirmek, markanın bilinirliğini artırırken, satışların artışına bağlı olarak, lisansiye ve lisansör firmaların cirolarının büyümesini de sağlıyor. Marka, Lisans ve Franchise Marka ve Lisans arasındaki farka gelecek olursak; Marka, sadece sahibinin kendi ürün veya hizmetlerini pazarlamak üze-

Hamdullah YALVAK

Marka ve Lisans Uzmanı re ürün veya hizmetlerine verdiği ve koruma altına aldığı ticari ismi ifade eder. Ancak Lisans, sahibinin sadece kendisi için değil, aynı zamanda başka firma veya kişilere kullandırmak (kiralamak) üzere verdiği ve koruduğu ticari isimdir. Lisansın Franchise’dan farkı ise, Franscihe anlaşmalarında ve iş türünde, markanın kullanım hakkı bir ürün veya ürün grubu için verilir. Ancak Lisans işinde, aynı ismi 2.000’den fazla ürün için kullanabilirsiniz. Lisans Anlaşmaları Temel manada lisans anlaşmaları, lisansör (lisans veren) olarak da bilinen, markanın sahibi (veya acentesi) ile bu markayı kullanmak isteyen taraf olan lisansiye (lisans alan taraf ) arasında yapılır. Bu anlaşmalar, lisansiye (üretici veya perakendeci olarak) firmanın, lisansörün verdiği kullanım yetkisi ile, anlaşmada belirtilen özel ve genel şartlar dahilinde, belirlenen bölgede ve sürede lisans kullanım hakkını kapsar. Burada markanın kullanım alanı, bölge (ülke), süre (yıl) ve ödeme şekilleri detaylı olarak yer alır.


MARKA, LiSANS ve MEDYA DERGiSi

Minimum Garanti ve Royalty Lisans kullanımında esas alınan telif hakkı, Minimum Garanti ve Royalty (Telif Bedeli) şartları ile bunların ödeme planları da net şekilde anlaşmada belirtilmelidir. Minimum Garanti, anlaşmada ciddiyet ve devamlılık kazandırma amacıyla şart koşulan ve telif bedelinin peşin ödenen kısmını ifade eder. Minimum Garanti, her lisans anlaşmasında standart bir şart olup, yıllık tahmini satışların toplam tutarının taraflar arasında belirlenecek kısmı kadardır. Bu oran belli olmamakla birlikte genel uygulamada, ödenecek tahmini yıllık Royalty bedelinin en az yarısı kadardır.

İngilizce adıyla Exclusivity, lisans verenin lisansını verdiği ürünleri inhisari, yani sadece “lisans alana özel” olarak verdiğini ifade eden bir tabirdir. Lisans alan taraf için, anlaşmayı inhisarı olarak yapmak, maça 1-0 galip başlamak demektir. Bir lisans anlaşmasını inhisarı olarak yapmanın en büyük avantajı, ileride çıkabilecek muhtemel anlaşmazlıklarda, lisansör firmanın lisans alanı kolayca bertaraf edememesidir. Ayrıca, münhasır lisans anlaşmaları lisans alan tarafı hukuk nezdinde daha yetkili kılar. 2- LİSANSLI ÜRÜN LİSTESİ

5- MİNİMUM GARANTİ (MG) Satış Bütçesine göre hesaplanan royalty tutarı üzerinden lisans alan tarafından teklif edilen ve lisansör tarafından da kabul edilen belirli tutardır. Adından da anlaşılacağı gibi bu tutar lisansör firmaya verilen tahmini satışın bir garantisidir. 6- PEŞİN AVANS (ADVANCE) Hesaplanan ve taraflarca üzerinde anlaşma sağlanan Minimum Garanti tutarı taksitlere bölünmüşse ilk taksit Peşin avanstır.

Anlaşmalarda lisansı alınan ürün veya ürün grubu, tanım ve nitelik bakımından net olarak anlaşılır şekilde yer almalıdır. 3- ROYALTY ORANI (ROYALTY RATE)

LİSANS BAŞVURUSU NASIL YAPILIR? Lisans başvuru prosesinde teklif hazırlarken kullanabileceğiniz, Anlaşma Formu veya Lisans Başvuru formu olarak ta bilinen Deal Memorandum (kısaca DealMemo veya DM) bir tür ön anlaşma niteliğinde olup, tüm genel ve özel şartlar yer almaktadır. Taraflar bu formu doldurup imzaladıktan sonra, standart anlaşma maddeleri ve varsa ilgili ek dokümanlar da eklenerek asıl anlaşmanın taslağı hazırlanmış olur.

Lisansta “telif oranı” anlamına gelen Royalty oranı, dikkat edilmesi gereken en önemli maddelerden biridir. Bu oranın hangi tür satışlar üzerinden hesaplanıp ödeneceği net olarak yer almalıdır. Net satış cirosu veya brüt satış cirosu, toptan satışlar veya perakende satış türlerinden hangisi olduğu net olarak belirtilmelidir. 4- SATIŞ BÜTÇE VE PLANLAMASI (SALES BUDGET) Lisansör firmalar, alınacak garanti tutarını belirlemek üzere, lisans alacak firmalardan bir satış bütçesi tablosu beklerler. Bu tabloda yer alması gereken bilgiler şunlardır:

1- MÜNHASIRLIK (EXCLUSIVITY)

-Ürün adı -Birim fiyat (genelde Net toptan satış fiyatı) -Satış miktarı -Toplam tutar -Hesaplananroyalty tutarı -Royalty oranı -Hesaplanan garanti tutarı

Lisans anlaşmalarının en hayati öneme sahip maddesi olan Münhasırlık veya

Lisansör firmalar, bu tabloyu daha indirgenmiş veya daha detaylı isteyebilir.

LİSANS BAŞVURUSU SIRASINDA DİKKAT EDİLECEK ANLAŞMA BAŞLIKLARI

7- BÖLGE-ÜLKE (TERRITORY) Anlaşma üzerinde belirtilen bölge, lisanslı ürünlerin satış ve dağıtımının yapılacağı ülkeyi belirtir. Hangi ülkelerde satış yapılmak isteniyorsa başvuru formunda bu belirtilmelidir. Eklenen her bir ülke için ayrı bir satış bütçesi, pazarlama ve dağıtım planı verilmesi gerekir. 8- DAĞITIM KANALLARI (DISTRIBUTION CHANNELS) Satış-dağıtım bölgesinde ürünlerin hangi kanallarda satılacağına dair lisans alan tarafından bir dağıtım kanalı listesi belirlenir. Bu kanallar, ürünün türüne göre çok farklı yerler olabilir. 9-ANLAŞMA SÜRESİ (TERM/DURATION) Anlaşma süreleri, genelde lisans alan tarafından belirlenir ve istisnaları saymazsak en kısa 1 yıl, en fazla 5 yıl olarak düzenlenebilir. Lisans alan açısından bu süreyi olabildiğince uzun tutmak çok önemlidir

63


YAZ 2012

LiSANS

DÜNYADANHABER

ANGRY BIRDS ARTIK KREDİ KARTI TEMALARINDA Rovio tarafından geliştirilen ‘Angry Birds’ kısa bir sürede fenomen haline gelmiş ve karakterleriyle birçok alanda karşımıza çıkmıştı.

Bu seferde kredi kartı olarak karşımıza çıkan kızgın kuşların, bir Rus bankası olan ‘Promsvyazbank’ tarafından dağıtılacak kredi kartlarının temalarında yer alacağı belirtildi. 4 Haziran’dan itibaren kullanıcılara sunulmaya başlayan kredi kartlarından ilk etapta 50 ila 100 bin adet basıldı ve talep görmeleri halinde kartların yeniden basılacağı da belirtiliyor. Angry Birds ürünlerinde %10’luk indirim sağlayacak olan kartların 25-35 yaş aralığına hitap edeceği de dile getiriliyor. Rusya’da 10 milyondan fazla indirilen Angry Birds’ün  kredi kartları ne kadar ilgi görür bilinmez ancak Rovio’nun artık Angry Birds karakterleri ile birçok alanda olduğu gibi cüzdanlarda da yerini alacağı kaçınılmaz bir gerçek.

64


YAZ 2012

EKONOMi

RÖPORTAJ

YENİ TTK’DA

HİSSE SENETLERİNİN DURUMU 1 Temmuz itibariyle yürürlüğe girmesi beklenen ve yeni düzenlemeler yapılan Yeni Türk Ticaret Kanunu’nda Anonim Şirketlerin Hisse (Pay) Senetlerini Bastırmasına ilişkin konulara Yeminli Mali Müşavir “Kemal BAŞKAYA” ile değindik.

ANONİM ŞİRKETLERDE HİSSE SENEDİ BASTIRMANIN AVANTAJLARI NELERDİR? Mevcut vergi yasalarımızda yer alan bir takım hükümler, hisse senedi bastıran anonim şirketlere çok önemli bir vergi avantajı getiriyor. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 30.12.2004 tarih ve 5281 sayılı Kanun’un 27. maddesi ile değişik mükerrer 80. maddesinin 1. fıkrasının 1. bendine göre “İvazsız olarak iktisap  edilenler ile tam mükellef kurumlara ait olan ve iki yıldan fazla süreyle elde tutulan hisse senetleri hariç, menkul kıymetlerin veya diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar” değer artış kazançları olarak değerlendirilmekte ve vergiye tabi tutulmaktadır. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise “Bu maddede geçen ‘elden çıkarma’ deyimi, yukarıda yazılı mal ve hakların satılması, bir ivaz karşılığında devir ve temliki, trampa edilmesi, takası, kamulaştırılması, devletleştirilmesi, ticaret şirketlerine sermaye olarak konulmasını ifade eder.” denilmiştir. Yani eğer anonim şirket ortakları “şirketin hisse senetlerini” iktisap(edinme) tarihinden itibaren “iki yıl” geçtikten sonra satarlarsa ve ya yukarıda sayılan şekillerden biriyle elden çıkarırlarsa, satıştan veya elden çıkarmadan doğan kazanç, tutarı ne olursa olsun gelir vergisine tabi tutulmaz.

66

A. Ş . ‘DE HİSSE DEVRİ YAPILIRKEN HİSSE SENEDİ OLAN BİR ANONİM ŞİRKET İLE HİSSE SENEDİ OLMAYAN BİR ANONİM ŞİRKETİN AVANTAJLARI NELERDİR? DEVİRLERİ NOTER KANALI İLE YAPMAK ZORUNDALAR MI? Yukarıda da değindiğimiz üzere eğer anonim şirketin hisse senetleri yok ise şirket ortağı iktisap(edinme) tarihi üzerinden iki yıl geçmiş olsa bile payını bir başkasına satarken, devrederken veya her ne ad altında olursa olsun elden çıkarırken oluşacak değer artış kazancından dolayı gelir vergisine tabi tutulur. Bilindiği üzere anonim şirketlerde iki tip hisse senedi vardır, hamiline yazılı ve nama yazılı. Anonim şirketlerin hisse senetlerinin tipi ne olursa olsun, devri noter kanalıyla yapılmak zorunda değildir. Fakat 01.07.2012’de yürürlüğe girecek olan Yeni TTK’da devir yapılabilmesi için noterde tescil etme zorunluluğu olacaktır. Ancak nama yazılı hisse senetleri devirlerinde şirkete karşı ancak pay defterine kayıtla hüküm ifade eder.

HİSSE SATIŞINDAN DOLAYI ELDE EDİLEN ALIŞ VE SATIŞ ARASINDAKİ FARKIN G.V.K.’NA GÖRE VERGİYE TABİ OLDUĞU ANCAK HİSSE SENEDİ BASTIRMIŞ ANONİM ŞİRKETLERİN G.V.K.’NA GÖRE DURUMUNUN NE OLDUĞU? GVK Mük. Md. 80/1 maddesine göre iki yıldan fazla süre ile elde tutulan hisse senetlerinin, satılmasından elde edilen fark (kazanç) tutarı ne olursa olsun, gelir vergisine tabi değildir. HİSSE DEVİRLERİNDE KDV NE ZAMAN DOĞAR? Hisse senedi devirleri iktisap (edinme) tarihinden itibaren ne zaman elden çıkarılırsa çıkarılsın KDV’ye tabi değildir. 3065 Sayılı KDV Kanunun istisnaları düzenleyen 17.maddesinin 4-g bendinde “Külçe altın, külçe gümüş, kıymetli taşlar (elmas, pırlanta, yakut, zümrüt, topaz, safir, zebercet, inci, kübik virconia) döviz, para, damga pulu, değerli kâğıtlar, hisse senedi, tahvil, varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen kira sertifikaları ile metal,  plastik, lastik, kauçuk, kâğıt, cam hurda ve atıklarının teslimi,” KDV’den istisna tutulmuştur. Ancak hisse senedi bastırılmamış ise, hisseleri elde etme tarihinden itibaren iki yıl içerisinde satılması durumunda %18 KDV’ye tabiidir.


MARKA, LiSANS ve MEDYA DERGiSi

FİRMA ADI FİRMA ÜNVANI

Seri : A No : 00000

MERKEZİ: ADRES TİCARET SİCİL NO : 00000

Şirketin anasözleşmesi, T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın 08.08.1980 tarih ve İstanbul 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.09.1980 Tarih ve 1980/293 sayılı kararı ile İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü’nce Üsküdar 00000 ticaret sicil numarası ile tescil edilmiş ve 10.10.1980 tarihli ve 102 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde neşredilerek şirketin kuruluşu kesinleşmiştir. Şirket sermayesi, bedeli tamamen ödenmiş olan, her biri 25,00 Türk Lirası itibarî kıymetinde 60.000 adet nama yazılı hisseden ibarettir.

ESAS SERMAYE

5.000,00 TL

1.500.000,00

5.000,00 TL

TÜRK LİRASI DIR (TAMAMI ÖDENMİŞTİR)

NAMA YAZILI

HİSSE SENEDİ BEHERİ 25,00 TÜRK LİRASI İTİBARİ DEĞERDE 200 HİSSE SENEDİ KARŞILIĞINDA 5.000,00 TÜRK LİRALIK HİSSE SENEDİDİR.

FİRMA ADI ANONİM ŞİRKETİ

Yönetim Kurulu Başkanı

PAY SAHİBİNİN ADI SOYADI : ADRES :

YTTK’DA HİSSE SENEDİ BASTIRILMASI İLE İLGİLİ BİR ZORUNLULUK GETİRİLECEK MİDİR? YTTK ile gelen dikkat çekici değişikliklerden biri hisse senedi kavramının kanunda kullanılmaması ve bu kavramın yerine “pay senedi” kavramının kullanılmasıdır. Pay senetlerinin devri konusu ise bastırılmış ve bastırılmamış senet ayrımı yapılarak incelenmektedir. Bastırılmış pay senetleri hamiline ve nama yazılı şekilde olmaktadır. Nama yazılı pay senetleri, gerçek nama yazılı ve bağlı nama yazılı senetler şeklinde ikiye ayrılmaktadır. Gerçek nama yazılı senetlerin devri, kanunda ya da esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe, herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın gerçekleşebilmektedir. Ancak bu genel kural şirket için bazı sakıncalar doğurabilir. Örneğin kurucu ortakların kurmuş oldukları düzen sonucu iyiye giden, büyüyen ve değeri artan şirketlerin pay senetleri başka kişi ve grupların eline geçebilir. Şirket Ortakları bunu daha en baştan önlemek isteyebilirler. Bunun için şirket esas sözleşmesine, hisselerin devredilmesini sınırlayan veya tamamen yasaklayan hükümler konulabilir. Bu hükümlere “bağlam hükümleri” denir ve bu tür hisse senetlerine de bağlı nama yazılı hisse senetleri denilir. 6762 sayılı Eski Türk Ticaret Kanununda bağlı

Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

nama yazılı senetlerin mülkiyeti şirket pay defterine kayıt ile gerçekleşmektedir; şirket pay defterine kayıt edilmediği sürece payların mülkiyeti ve paylara bağlı tüm haklar devredende kalmaktadır. Pay defterine kayıt pay sahipliği için bir karine oluşturmakta ve bildirici bir nitelik taşımaktadır. Buna karşılık 6102 sayılı YTTK’nın 492. maddesinde, esas sözleşmede, nama yazılı payların ancak şirket onayıyla devredilebilmesinin öngörülebileceği belirtilmektedir. Bu durumda bağlı nama yazılı pay senetlerinin devrinde, pay defterine kayıt edilmiş olsa bile, kaydın anonim ortaklık tarafından reddedilmesi durumunda devir gerçekleşmemektedir. Bu durumda halka açık anonim şirketlerin pay senedi bastırma zorunlulukları bulunmakta iken; halka kapalı anonim şirketlerde pay senedi bastırma zorunluluğu bulunmamaktadır. Bununla birlikte YTTK’da mevcut uygulamadan farklı olarak nama yazılı pay senetlerinin bastırılmasında “azlık istemi” ifadesi söz konusu olmaktadır. 6102 sayılı YTTK’nın 486. maddesinin 3. fıkrasında, azlık istemde bulunursa nama yazılı pay senetlerinin bastırılacağı ve sahiplerine dağıtılacağı belirtilmektedir. Dolayısıyla kapalı yani halka açık olmayan anonim şirketlerde de azlığın talebiyle şirket açısından pay senedi bastırılması zorunlu hale gelmektedir.

HİSSE SENEDİ BASTIRMAK İSTEYEN ANONİM ŞİRKETLER TÜRKİYE’DE ALANINDA UZMAN BİR MATBAA VEYA KURUM BULAMAMAKTADIR? Türkiye’de hisse senedi bastırmak için herhangi bir kurumdan, örneğin Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, SPK ya da Ticaret Odasından izin almaya gerek yok. Hisse senetlerinde sadece yönetim kurulu başkanı ve bir üyesi tarafından imzalanıyor daha sonra ortaklara imza karşılığı devrediliyor. Ancak yasal prosedürün kolaylığına rağmen ülkemizde hisse senedi basımı konusunda uzmanlaşmış matbaa bulmak oldukça güç olduğu biliniyor. SON OLARAK EKLEYECEKLERİNİZ VAR MI? Ekonominin ve bununla birlikte ticaret dünyasının gelişmesine öncü olacak olan TTK’nın yenilenmesi şirketlere yenilik getiriyor. Tabi alışılagelmiş durumların da değişmesi de firmaları olumsuz etkileyecektir. Ancak sonuç olarak Türkiye Ekonomisi’ne büyük katkılar sağlayacağı da aşikar. Bu durumda şirketler hisse devirlerindeki mali(vergisel) yükümlülükleri ve avantaj-dezavantajları göz önünde bulundurmalı ve zaman geçmeden hisse senetlerini bastırmalıdırlar. Ayrıca “License Time” olarak sizlerin Ülkemizdeki Marka, Lisans ve Medya sektörlerinde önemli bir boşluğu dolduracağına inanıyor ve ekonomi adına gerçekleştirdiğiniz “Hisse Senedi Tasarımı-Basımı” çalışmanızdan ötürü tebrik ediyorum. Başarılarınızın devamını dilerim.

67


YAZ 2012

MEDYA

ARAŞTIRMA

SOSYAL MEDYA ARAŞTIRMASI YAPAN

DÜNYANIN EN BÜYÜK 10 ŞİRKETİ

Birkaç yıl önce kimsenin sosyal medya kavramından haberi yokken günümüzde “Sosyal Medya” değişimin en büyük gücü haline geldi. Sosyal medya günümüzde hemen hemen her sektörün en güçlü silahı haline geldi. Sosyal medya akıllı telefon ve tablet gibi cihazlara daha uygun hale getirildi. Bu sebeple sosyal medya insanların bakış açılarını değiştirip yönlendirmede en büyük araç haline geldi. Toplumun anlayışını ve bakış açısını ölçmek amacıyla birçok medya araştırma şirketi sosyal medyada veri madenciliği işine girişti. Dünya’nın en büyük sosyal medya araştırma şirketlerini sizler için araştırdık.

NIELSEN Nielsen, tüketici davranışlarını ölçen, gelişmekte olan piyasa eğilimlerini araştıran ve bu konuda bilgi sağlayan en büyük global araştırma ve ölçüm firmasıdır. Medya, telekom, paketlenmiş tüketici ürünleri ve reklam sektöründe hizmet veren ve yelpazesi çok geniş olan dünyanın en büyük araştırma şirketlerinden birisidir. ABD ve Hollanda merkezli olan Nielsen, dünyada yaklaşık 100 ülkede hizmet vermektedir.

TNS GLOBAL TNSGlobal, dünyanın en büyük Özel Pazar Araştırma uzmanı olarak bilinmektedir. Global endüstri sektöründe uzman danışmanlar tarafından hazırlanan araştırma raporları ile kaliteli pazarlama bilgileri sunuyor. 80 ülkede de ürün yaşam döngüsü bazında yenilikçi pazar araştırmalarına yönelik ekspertiz hizmetleri veriyor.

GFKGROUP GfkGroup, dünyanın en büyük pazar araştırma şirketlerinden birisi. 100 ‘den fazla ülkede faaliyet gösteren 150 firması bulunan GfkGroup, pazarlar ve sektörler üzerine firmaların ihtiyacı olan ve karar vermelerinde yardımcı olan raporlamalarda uzmanlaşmıştır.

68

ITRACKS Itracks, online araştırma için öncü bir yazılımdır. 1996 yılında kurulan ve sektörde öncü firmalardan olan Itracksher geçen yıl farklı sektörlerde araştırma yapan firma günümüzde yaklaşık olarak 16.000 Pazar araştırması yapmaktadır.

SOCIAL MEDIA EXAMINER Social Media Examiner, Facebook, Google+, Twitter ve LinkedIn gibi sosyal medya ağlarının en etkin şekilde kullanımına yardımcı olan çok popüler bir sosyal medya dergisidir.Her ay 450.000’in üzerinde okuyucusu bulunmakta. Düzenli haberler, güncellemeler, ip uçları ve metotlar sunan Social Media Examiner aynı zamanda düzenli olarak Beyaz sayfalarda sosyal medya araştırmaları yayınlıyor.

GREENBOOK TheGreenBook, online mecrada global pazar araştırmalarını yürüten ve sürekli güncel haberler sunan bir blog sitesidir.


MARKA, LiSANS ve MEDYA DERGiSi

360 DIGITAL INLFUANCE Ogilvy PR firmasının 360 Degree Digital Influence Practice adlı blogu, ürün ve hizmetlerin tanımlanması, kalitelerinin değerlendirilmesi ve kullanıcılarla bu bilgilerin paylaşımını sağlayan teknoloji ve metotları sunmaktadır. Bu hizmetlerin yanında, Sildeshare’de yüksek kalite kaynaklı araştırma içerikleri sağlıyor.

UNIVERSAL McCANN McCann Worldgroup bünyesinde kurulan Universal McCann, dünyanın en büyük pazarlama iletişimi ağlarından birisi. Hizmetler kapsamında, diğer tüm pazarlama çözümlerinin yanında, ayrıca araştırma raporları ve sunumlar da bulunuyor. Universal McCann, çok yüksek kapasiteli bir analitik modelleme ve iş geliştirme arşivi ve iş geliştirme programlarına sahip. İlaveten, ilişkilendirme ölçüm programları, online ve offline medya yatırım stratejileri, gösterge paneli geliştirme ve medya mix optimizasyonu gibi hizmetleri veriyor. Ayrıca en iyi sosyal medya analizlerini sunuyor.

EMPOWER RESEARCH EmPower Research, müşterilerine duyarlılık ve analiz bazlı dinleme-ölçümleme çözümleri sunuyor. Buna ilaveten, sosyal medya ve trendler üzerine hazırlanmış kaliteli araştırma raporları da temin ediyor.

SIMPLIFY 360 Simplify360 web tabanlı sosyal medya takip ve analitik programları bulunan ve marka söylem yorumları yapan bir araştırma platformudur. Ayrıca Facebook sayfaları ve Twitter profilleri gibi sosyal ağlar ve web platformları üzerinden de analizler sunmaktadır. Ürün arzı ve hizmet çözümlerinin yanı sıra, Slideshare’de endüstri trendleri ve sosyal medya karşılaştırmalarında da çok güçlü bir konumdadır.

69


YAZ 2012

MEDYA

MAKALE

KOBİLER İÇİN

Oğuz ON

DENENMEMİŞ REKLAM STRATEJİLERİ Herkesin işi gücü kobiler değil mi? Evet… Büyükler zaten gemilerini bir şekilde yürütüyorlar, küçükler ise, yazık, reklam düşünecek halde değiller. Zaten herkesin reklam yapması da gerekmez. Ama büyümek istiyor, büyümeye müsait bir sektörde ve mali yapıda iş yapıyorsanız, reklam gereksinimi olan bir kolda iseniz; şimdi size denenmemiş reklam fikirleri önereceğim; bu da muhtemelen ilginizi çekecek… İşte başlıyoruz;

Herkesin işi gücü kendine - markasına özel müşteri / üyelik / club kart çıkartmak… Kimse, kendilerinin bile ilgisini çekmeyen bu tip kartların nasıl olup da müşterilerinin ilgisini çekeceğini merak etmiyor mu? Etmiyor, zira, cevabı açık-net…: Çekmiyor! O zaman neden bu sevda bitmiyor? Çünkü yardımcılar/danışmanlar/bölüm müdürleri; dostlar tarafından alış-verişte görünmek istiyor… Boşverin bu kendinize özel kart çıkartma merakını. Onun yerine, mevcut kartlara indirim / promosyon uygulayın. Bunu yaparken mevcut kartlar ile anlaşma yoluna da gidebilirsiniz ama olmazsa da üzülmeyin. Burada esas maksat, müşterilerinize bir bahane ile indirim yapmak olsun.

70

YAKIN OUTDOORLAR VE AFİŞLER - YÖNLENDİRMELER

Herkes en pahalı mecrayı kullanmanın; ucuzsa vardır bir zilleti, pahalıysa vardır bir hikmeti düsturunca; daha doğru olduğu kanaatini taşıyor…

Bulunduğunuz lokasyonun çevresine yönlendirmeler - afişler - outdoor uygulamaları çalışın. Ama burada 2 noktaya dikkat edin:

O zaman size çok etkili olabilecek bir fikir vereyim: Reklamdan maksat müşterinin, ilk etapta, mağazanıza adım atmasını sağlamak ise; ki tv reklamından da, radyo reklamından da, gazete-dergi reklamından da beklediğiniz, ‘algı’dan sonraki ortak ilk etki ‘teşebbüs’tür, yani müşterinin almaya meyletmesidir; o zaman bunu yapabilmesi diğerlerine göre daha muhtemel olan coğrafi çevreden başlamanız akıllı bir tercih olur. Zaten görsel-işitsel-yazılı basında bile, başarılı çoğu reklam, müşterinin bu meylini sonraya ertelemesine sebep olabilecek bir ‘fiziki elverişsizlik’ barındırıyor ve bu ‘sonraya ertelemeler’ in çok azı iptal edilmeden veya unutulmadan gerçekleştirilen bir ‘alış-veriş’ ile sonuçlanıyor.

1- Bakıldığında ucuz bir reklam havası taşımasın. 2- Sadece bir çeşidi veya bir grubu lanse ediyor olsun. ‘Bizde, her şeyde sürekli indirim var!’ diyen reklam içerikleri Peter Pan hikayeleri gibidir... Uçmayın, ayakları yere basacak derecede ‘cazibedar’ olun… SADELİĞE DOĞRU KAYIN Herkes ana akım gazetelerin ilk sayfasındaki kadar kafa karıştırıcı-göz yorucu ve sıkışık bir algının peşinde. Hem reklam görsellerinde ve içeriklerinde ve hem de iç dizaynlarında…


MARKA, LiSANS ve MEDYA DERGiSi

Siz böyle yapmayın… Bunun ‘kötü’ olması bir tarafa, öncelikle, herkes böyle yaptığı için yapmayın.

Tek bir temanın etrafında reklam yapın. ‘Hem o, hem o, hem de o olsun’ derseniz hiçbiri olmaz.

Reklam metinlerinizdeki içerik ve dizayn kadar mağaza içi dizaynlarınız da sade ve fonksiyonel olsun. Aynı sloganı farklı ifadeler ile tekrarlamak reklamcılığın şiarından idi bugüne kadar. Şimdi şu söylediğime kulak verin: artık bu devir bitti! Tekrarlıyor olduğunuz bir duyuru veya slogan varsa bunu aynı kelime ve ifadeler ile tekrarlayın. Böyle yapmak hem sadelik demektir, hem kafa karışıklığını önler ve hem de dürüst olduğunuzu ve insanların aklını karıştırmak istemediğinizi gösterir.

Başkalarını hedef göstermek etik değildir ancak sizi seçmeleri durumunda elle tutulur ne gibi kazançları olacağını belirtmek çok önemlidir. Buradaki ince çizgiyi aşmayın, dikkat edin. Aşarsanız ‘bayağılık’ olarak algılanır, ki hakikatte yaptığınız da zaten bu olmuş olur. Ama aşmazsanız farkınızı saygın ve haklı bir şekilde ortaya koymuş olursunuz.

DİL VE ÜSLUBUNUZU DÜZLEŞTİRİN + DÜRÜSTLEŞTİRİN Herkesin şu ana kadar yaptığının aksine; metin ve görsellerinizde meramınızı tastamam anlatın ama uzatmayın. Söylemek istediklerinizi endirekt olarak değil, direkt bir dille ifade edin.

Buraya daha fazla dikkat edin, zira şu ana kadar kimsenin, neredeyse, yapmayı akıl edemediği bir şeyi tavsiye edeceğim size: dürüst olun ve ürününüzün/hizmetinizin eksikliklerini de belirtin… Aynı türden bir ince çizgi burada da mevcuttur. Çizgiyi aşarsanız ‘kör gözüm parmağına’ olur ve herkese ‘bakın ben ne kadar mükemmel bir karakterin sahibiyim’ diye bağırmış olursunuz. Ama çizginin çok gerisinde kalırsanız ne yapmak istediğiniz net olarak anlaşılmaz ve ‘akılsız’ durumuna düşmüş olursunuz.

Bütün bunlar profesyonel bir reklam ajansınız olsa da-olmasa da yapabileceğiniz şeyler. Hele ki son tavsiyem, başarabilirseniz, cream de la cream tadında yepyeni bir trend potansiyeli taşımakta. Yani altın kıymetinde, emin olun. Başlamak başarmanın yarısıdır derler ama sıradan bir şeye başlamak başarmanın tamamı da olsa; özellikle showbiz’de/reklamda/imaj projelerinde; hiç başlamamaktan evla bir fiil değildir. Ne istediğinizi bilin, bildiğiniz doğru olsun ve herkes de sizi bilsin…

71


YAZ 2012

MEDYA

MAKALE Av. Dilek ŞAHİNCİ

REKLAM MI?

www.efbes.com

REKABET Mİ?

Reklam genel anlamda bir iletişim biçimidir. Amaç, reklama konu ürün ya da hizmetin tercih edilirliğini arttırmaktır. Bu noktada kendinden beklenen faydayı sağlayabilmesi için reklamın, yerine getirmesi gereken bilgilendirme, ikna etme, hatırlatma, değer katma gibi bir takım fonksiyonları vardır. Markaların kendi reklam stratejileri doğrultusunda yaptıkları reklamlarda bu fonksiyonlardan birinin veya bir kaçının öne çıktığı görülür. Örneğin sektörel anlamda yoğun rekabetin yaşandığı durumlarda markalar için ikna etme fonksiyonu çok önemlidir. Tüketicilerin ürün ya da hizmet ile ilgili düşüncelerini yönlendirmek, ikna etme fonksiyonunun doğru şekilde kullanılmasıyla sağlanmaktadır. Bu fonksiyonun bir uzantısı olarak karşımıza karşılaştırmalı reklamlar çıkmaktadır. Reklamverenler yalnızca kendi ürününü övmek yerine açık ya da örtülü biçimde mal veya hizmetlerinin rakiplerinden daha üstün olduğunu da belirtebilirler. Bu şekilde yapılan reklamlara karşılaştırmalı reklam denmektedir. Karşılaştırmalı reklamda en önemli husus rakip ile bir bağlantı kurulmuş olmasıdır. Bu husus Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik’ in 11. maddesinde düzenlenerek, karşılaştırmalı reklam yaparken uyulması gereken kurallar belirlenmiştir. Bu doğrultuda karşılaştırılan mal, hizmet veya marka adının belirtilmemesi, yapılan reklamın dürüst rekabet ilkelerine uygun olması esastır.Bu esaslara aykırı şekilde yapılan her türlü karşılaştırmalı reklam yasaklanmıştır. Son zamanlarda özellikle kıran kırana rekabetin yaşandığı bir sektör haline gelen cep telefonu operatörlerinin reklamlarında, firmaların kendi hizmetlerinin rakibinden daha iyi olduğunu, esprili

72

bir dil kullanarak bildirme yoluna gittiği görülmektedir. Her ne kadar tüketiciler tarafından çoğu zaman eğlenceli bulunsa da bu tür reklamlar mevcut kanun hükümleri nedeniyle çoğunlukla kanuna aykırı bulunmakta ve aynı zamanda haksız rekabete konu olmaktadır. Bu konuda en yeni örnek son günlerde kendisinden oldukça bahsedilen sarı cipli  Avea reklamıdır. Turkcell,  Avea’nın bu reklamı için “haksız rekabete yol açan yanlış, yanıltıcı ve kötüleyici beyanlar taşıdığı ve tüketicileri aldatıcı ve yanıltıcı nitelikte olduğu, bu nedenle haksız rekabete yol açtığı” gerekçesiyle, mahkemeye başvurmuş ve neticesinde İstanbul 28. Asliye Ticaret Mahkemesi,  Avea’nın Turkcell’in ‘4 çeker’ temalı reklamlarına gönderme yaptığı cipli reklamına durdurma kararı vermiştir. Reklamı durdurulan Avea ise oldukça yaratıcı bir çözüm yolu ile ilk reklamdan çok daha fazla kendinden söz ettireceğe benziyor. Yayından kaldırılan reklam fil-

minin müziği eşliğinde ekranda cip görüntüsü yerine  Necefli maşrapa  görüntüsü yer alıyor. Alttan ise oldukça esprili bir altyazı akıyor: “Alıcınızın ayarıyla oynamayın. Fasülyeyi daha fazla üzmemek için reklam filmi yerine  Necefli maşrapa  görüntüsü yayınlıyoruz. Siz yine de mesajı aldınız  ” Günümüz piyasa koşullarında reklamların firmalar arasındaki yoğun rekabetten etkilenmemeleri mümkün değildir. Burada önemli olan dozu iyi ayarlamak ve mümkün olduğunca yasal sınırlar içinde kalmaktır. Aksi taktirde çok ciddi yasal yaptırımlar ile karşılaşmak söz konusudur. Kaldı ki; yeni Ticaret Kanunu da haksız rekabet konusunda oldukça ciddi düzenlemeler getirmektedir. Yeni kanun uyarınca haksız rekabete yol açanların 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası ile karşı karşıya kalacaklarını gözönünde bulundurmaları gerekmektedir.


MARKA, LiSANS ve MEDYA DERGiSi

REKLAMCILIĞIN GENÇ YILDIZLARI:

İNTERNET VE MOBİL Buğra BİRBEN www.efbes.com

Reklam faaliyetleri, firmaların en fazla harcamayı yaptıkları kalemlerden biri. Basılı yayınlardan ziyade yavaş yavaş online mecralarla birlikte, sosyal medyanın da popülaritesinin artması firmaları reklam çeşitleri konusunda da yeniliklere itti ve haliyle bu hareket verilere de yansıdı.“Offline medya artık insanlar için gereksiz yük mü oluyor? “ tartışmaları arasında yapılan araştırma, internet reklamlarındaki patlamayı gözler önüne serdi. Interaktif Reklam Bürosu  ve Pricewaterhouse Coopers ‘ın yaptığı araştırma, sadece ABD piyasası için yapıdı ama rakamlar gerçekten insanın gözlerini yuvalarından çıkarıyor. 2010 ve 2011 yılları arasında %22 artış gösteren reklam gelirleri, 5 milyar dolar üstüne koyarak, 31 milyar dolara ulaştı. İnternet reklamlarındaki bu artış, basılı yayınlarda görülmedi. Ayrıca medya kuruluşlarının da bu  internet reklamcılığıpastasından istedikleri payı alamadıkları ifade edildi. İnternet reklamcılığının en önemlilerinden olan arama hedefli reklamlari ve internet reklamcılığı pazarındaki bu 31 milyar doların  neredeyse 15 milyar doları, başta google olmak üzere bu tip reklamlara ait.Aslında bu araştırmanın en etkileyici kısmı  mobil reklam  tarafı; çünkü ba-

kınca oradaki yüzdesel artış internet reklamlarının tamamının 10 katından daha fazla. Bir önceki sene 600 milyon usd olan mobil reklam piyasası 1,6 milyar dolara fırlamış ve bu yılda hemen hemen %266 artış demek. Reklam, mecraların dijitalleşmesiyle artık kurumsal bir yapıdan çıkıp, perakendecilerin de menziline girmiş durumda. Bu 31 milyar doların 7.1 milyar dolarının perakendeciler tarafından harcanması da zaten bunun en önemli göstergesi. Evet, bu verilerin ABD piyasasına ait olduğunu biliyoruz. Ancak ABD genel dünya trendine yön veren bir kültür ve bu durum, ülkemize dijital ve mobil reklamcılığın geleceği hakkında da bilgi veriyor…

73


YAZ 2012

MEDYA

MAKALE

VIRAL

C. Serkan BAYDIN

MARKETING

B

u zamanlarda çıkan THY reklamı nam-ı diğer inanılmaz evlenme teklifi ile beraber viral video ile reklam yöntemini gündeme taşıdı. Esasında Viral Marketing terimi eskiden beri lanse edilir, ama Türkiye’de yeni yeni ne olduğu anlaşılmaya başlandı. Viral, az maaliyet çok etki felsefesi üzerine kurulmuş, markanın herhangi bir şekilde adı geçmeden dolaylı yoldan ve internette bir virüs kadar hızlı yayılan bir pazarlama modelidir. Yurtdışında pek sık kullanılan bu modelin Türkiye’de de başarılı bir şekilde kullanıldığını görmek gerçekten güzel.

biri oldu. 1 ay içerisinde 4.750.000 tekil kullanıcı tarafından izlenilme, bir günde 67.000 civarında Facebook hayranı, 6.000’in üzerinde blog/haber sitelerine konu olan ve cevap olarak da 47 video çekilme istatistikleri ile bu işi ne kadar başarılı gerçekleştirdikleri de ortada. Hızla gelişen internet ve sosyal ağ ortamında, reklam/tanıtım alanında sayısız olanaklar oluşuyor. Bu tür reklamlarda, daha hızlı yayılsın ve paylaşılsın diye herhangi bir marka değeri vurgulanmıyor. Şimdiye kadar ki başarılı viral reklamlardan bazıları: Daha önce Bana Kitap Al, Esmeralda, ve Sütü Seven Kamyoncu videolarının ardından, “Ah Anam Lahanam” adlı video ile GittiGidiyor.com’un tanıtımı gerçekleştirilmişti. Bu tür reklamları GittiGidiyor gerçekten başarı ile gerçekleştiriyor. Eski sevgilisinden intikam almaya çalışan Fulya’nın, erkek arkadaşı Mert’in eşyalarını sitede satacağından sayısız kere bahsediyor. Ki bence bu video Türkiye’nin en başarılı viral reklamıdır ve istatiksel olarak da dünyadaki en başarılı reklamlardan

74

Bunlardan biri istisna olarak yerini aldı viral reklamları arasında. Tam olarak vi-

ral reklam diyemiyorum çünkü video izleyenlere viral reklamın ne olduğunu, nasıl daha fazla hit aldığından bahsediyor. Ancak bunu yaparak bile yeterince başarılı bir reklam kampanyası yapmayı becerdiler. Bahsettiğim reklam Jennifer Aniston‘ın rol aldığı SmartWater viral reklamı. Türkiye’de herhangi bir şekilde YouTube Sensation gibi bir kavram çok kullanılmadığı için, daha çok duygusal, aile ilişkileri baz alınarak veya daha önce videoları ile başarılı olmuş kişilerle (Batesmotelpro) bu tür reklamları gerçekleştirmek çok daha avantajlı.


MARKA, LiSANS ve MEDYA DERGiSi

KAHVE BARDAĞINDAN GÜNDEMİ TAKİP ETMEK

Birleşik Arap Emirlikleri’nin önde gelen İngilizce günlük gazetesi Gulf News, geliştirdiği yeni bir uygulamayla takipçi sayısını ve özellikle web trafiğini artırmayı başarıyor. Gazete, insanların sabah kahvelerini yudumlarken gazete okuma alışkanlıklarından esinlenerek okuyucularına sunduğu bu yeni hizmetinde, twitter iletilerinin yanı sıra QR kod sistemini kullanmış. 

Mehmet Oğuz MADEN sosyalmedyaport

Kanada merkezli Tim Hortons kahve zinciriyle ortak olarak hayata geçirilen sistem, bu yeni uygulamaya özel geliştirilmiş kahve tutacakları üzerinden işliyor. Kahvelerini alan okuyucular, bardaklarının üzerinde o anki güncel haberlerden öne çıkan bir tanesinin yanı sıra, gazetenin web sitesine yönlendiren bir QR kod ile karşılaşıyorlar. Kahve dükkanlarında servis bölümüne yerleştirilen bir mekanizmanın kahveyi alma esnasında gündemde öne çıkan gelişmeleri anlık olarak basmasıyla sistem güncelliğini koruyor.   

Bu uygulama sayesinde web trafiğini %41, twitter takipçilerini ise 3000 kişi kadar artırmayı başaran gazete, önümüzdeki günlerde söz konusu mekanizmaya sahip yeni noktalar oluşturacağını duyurdu.    Online - offline entegrasyonu ve konvansiyonel-sosyal medya  birlikteliğinin sıklıkla dile getirildiği bu günlerde, kahve bardağından gündemi takip etmeyi sağlayan bu uygulama çoğu geliştiriciye ilham verecek gibi görünüyor. 

75


YAZ 2012

MEDYA

RÖPORTAJ

GÜVENLİ ALIŞVERİŞİN ADRESİ

”TUNA SHOPPING TV” “Güvenli Alışverişin Adresi” sloganı ile hizmet veren Tuna Shopping TV Genel Müdürü Süleyman Topdaş ile Telemarket Alışveriş Kanalları ile ilgili söyleşi yaptık.

TUNA SHOPPING TV Kanalı ne zaman kuruldu? Kanalın vizyon ve misyonundan bize biraz bahseder misiniz? Kanalımız, 10 Ekim 2011 tarihi itibariyle yayın hayatına başladı. Her şeyden önce, sloganımız olan “ Güvenli Alışverişin Adresi” prensibi üzerine kurulu bir hizmet vermeyi amaçladık. Samanyolu Yayın Grubu bünyesinde faaliyet gösteren Tuna Shopping TV, telemarket sektöründe kısa zamanda Güvenli Alışverişin Adresi olmayı başarmıştır. Güvenli Alışveriş sloganı ile yayın hayatına başladığı ilk günden itibaren, müşterilerine kaliteli ve güvenli hizmet sunan Tuna Shopping TV aynı zamanda ürün tedarikçileri için de güvenli   bir pazar oluşturmaktadır. Müşterilerimize verdiğimiz bu değer; Tuna Shopping TV’yi kısa zamanda yıllardır yayın yapan bir Televizyon kanalı kapasitesine ulaştırmıştır. Bu tablodan hem biz hem de müşterilerimiz oldukça memnunuz.

76

Sloganınız olan “Güvenli Alışverişin Adresi” size göre neyi ifade ediyor? Güven duygusu verebilmek, gerçekten güvenilir olmakla mümkündür. Güvenilir olmadan güven telkin edilemez. Güven konusu sadece ahlaki ya da dini bir değer değildir. Ticaret hayatının da temelini oluşturur. Alınan ürünün ihtiyacı karşılama gücü kadar, onu satan firmanın satış sonrasında ürünün kalitesine ve markasına sahip çıkması da önemlidir. İşletmelerin marka oluşturma isteklerinin temel nedenlerinden biri de güvendir. Güven telkin etmeyen markalar varlıklarını devam ettiremez.  Tele Marketin 3 tarafı vardır. Tedarikçi, Satıcı ve Müşteri. Biz bu 3 tarafın doğru ürün ve hizmetle buluşmasını sağlıyoruz. Bu bağlamda; kaliteli ürünleri uygun fiyata temin etmeye ve bunu yaparken ürünü doğru tedarikçiden almaya çalışıyoruz. Sonrasında ise müşterilerimizden “iyi ki bu ürünü almışız” demelerini bekliyoruz. Yıllardır hem Samanyolu Yayın Grubu hem de Dünya Grup bünyesindeki tüm

firmalarımız vasıtasıyla verdiğimiz güven, satış sonrası ilgi ve destekten ötürü bu mesafeyi hızla aştık. Biliyorsunuz, birçok şeyi parayla satın alabilirsiniz, ancak “Güven” dediğimiz olguyu, yani insanların size veya markanıza olan inancını parayla alamıyorsunuz. Her fırsatta yaptığımız işin güven esasına dayandığını söylüyoruz. Müşteri için önemli olan, ürünü almadan önce olduğu kadar, aldıktan sonra da kendisini güven içinde hissetmesidir. Diğer Telemarket Alışveriş kanalları ile karşılaştırıldığında, Tuna Shopping TV nasıl bir konumda yer almaktadır? Sektörde henüz 6 ay gibi kısa bir yayın geçmişimiz bulunuyor. Bu kısa sürede Türkiye’de yıllardır yayın yapan başka bir tele market firmasının potansiyelini yakaladık. Bize göre bunun en önemli nedeni müşterilerimizin güven ve hizmet açısından bize göstermiş olduğu teveccühtür. Yakın zamanda bu güven ve teveccühün, bizleri daha başarılı yerlere götüreceğinden hiç şüphemiz yok.


MARKA, LiSANS ve MEDYA DERGiSi

Tuna Shopping TV nasıl bir teknik alt yapıya sahiptir? Alışveriş işlemleri hangi yollarla sağlanmaktadır? Tuna Shopping TV; Samanyolu Yayın Grubu ile aynı teknik alt yapıyı kullanmaktadır. Kanalımız üzerinden, çağrı merkezimiz vasıtasıyla telefonla ve online alışveriş sitemiz yoluyla güvenli alışveriş imkanı sağlamaktayız.

Kanalda tanıtımını yaptığınız ve sattığınız ürün kategorileri hangileridir? Bunları seçerken hangi kriterlere dikkat ediyorsunuz? Tuna Shopping TV; elektronikten ev tekstiline, kozmetikten çocuk ürünlerine, spor ürünlerinden sağlık ve güzellik ürünlerine kadar geniş bir ürün yelpazesinde satış yapmaktadır.

Kanalımıza, Türksat 3A uydusundan 11064 Vertical (Dikey)   13000   FEC 5/6   frekanslarından ulaşılmaktadır. Ayrıca; www.tunashoppingtv.com adresinden yayınlarımız canlı takip edilebilmekte olup Tuna Shopping TV’de reklamı yayınlanan ürünler tunashopping.com adresinden de satın alınabilmektedir. Ürünlerimizi telefon aracılığıyla satın almak isteyen izleyicilerimiz 0 216 645 0 645 numaralı telefondan 7 gün 24 saat  Çağrı Merkezimize ulaşarak sipariş verebilmektedir.

Ürün seçiminde dikkat ettiğimiz 4 önemli kriter bulunmakta, bunlar: - İnsanlara ve onların hayat kalitesine fayda sağlayan ürünler olmalı, - Kaliteli ürün olmalı, - Uygun fiyatlı olmalı, - Satış sonrası hizmetlerde güvenilir ürünler olmalı.

beklentileriniz nelerdir? Şu an Türkiye’de telemarket yayını yapan 2 Tv kanalı daha var. 6 ay gibi kısa sürede katettiğimiz mesafeyi hesaba katarak, önümüzdeki 6 ay ve sonrasındaki dönemlerde, hem toplam satış potansiyeli hem de TV’den alışverişte tercih edilen kanal olarak, daha ileride olmayı hedefliyor ve ümit ediyoruz. Dünyada ve Türkiye’de tele market sektörünün alışılagelmiş ticari yapısından sıyrılarak, ürün gruplarımıza “güven ve hizmet” odaklı ve daha yenilikçi ürünler kazandırarak sektöre yeni bir ses ve imaj getirmeyi hedefliyoruz. Tuna Shopping TV’de ürünlerini satmak isteyen tedarikçiler size nasıl ulaşabilir? Tedarikçi olarak; marka bilinirliliğini arttırmak ve ürünlerini kısa zamanda geniş bir müşteri kitlesine güvenli bir kuruluş aracılığıyla ulaştırmak isteyen firmalar, aşağıdaki iletişim bilgilerinden herhangi biriyle ile irtibata geçebilirler. Telefon: 0216 520 17 50 E-mail: info@tunashopping.com

Televizyonda satışı yapılan ürünlerde müşterilerin önceliği; ürünlerde arıza v.b. durumlarla karşılaşılması durumunda mağduriyet yaşamamaktır. Satış sonrası hizmet noktasında müşteri odaklı yaklaşımları ile hizmet veren Tuna Shopping TV; müşterilerine satış sonrasında da verdiği güven sayesinde Türk halkını kaliteli ve güvenli alışverişle tanıştırmıştır. Kanal ile ilgili hedefleriniz ve

77


YAZ 2012

MEDYA

ARAŞTIRMA

ONLINE REKLAMDA

BAŞARININ SIRRI 2011’de yayımlanan bir pazarlama raporuna göre Facebook reklamlarının fiyatı tıklanma başına %40 arttı. Bu artışın nedeni hiç şüphesiz ki Facebook reklamlarına olan ilginin artması. Madem fiyatlar artıyor o zaman bizim de cebimizdekinin hesabını baştan yapmamız gerekebilir. Buna da bir Facebook reklam kampanyasına ödenmesi gereken tutarı öğrenerek başlayabiliriz.

En İyi Fiyatlı 7 Facebook Reklam Kampanyası

1.

Sosyal reklamlar, geleneksel Facebook reklamlarından üç kat daha etkilidir. Sponsored Stories’in de eklenmesiyle birçok reklam veren daha çok tıklanma oranına ulaştı. Üyeler artık sayfaya uğramadan markayı beğenebiliyor. Hatta yorum yapıp paylaşabiliyor. Aynı zamanda başka hangi arkadaşlarının markayı beğenip yorum yaptığını ve paylaştığını görebiliyor. Kısaca bu reklam tekniği markanın ağızdan ağza yayılmasını ve kişilerin birbirine önermesini kolaylaştırdı.

2.

Mevcut hayran kitlesini yeniden yönlendirmek, kazancı ve katılımı arttırıyor. İstediğiniz hayran sayısına ulaştığınız halde daha fazla katılım olmasını istiyorsanız takipçilerinizi tekrar yeni reklamlarınıza yönlendirmek sayfanızın görüntülenme oranını yükseltecektir. Hayranların sayfaya katılım göstermesinin sağlanması ise doğal olarak daha çok “Beğen” almanızı sağlayacaktır. Sayfanızı beğenenlerin %70’i ürününüzü de beğeniyor demektir. Fırsattan istifade takipçileri kendinize ait sitelere yönlendirmek de sizin için son derece faydalı olacaktır.

78

3.

Kısa ifadeler her zaman en iyisidir. Facebook kullanıcıları kendi profilleri içinde gezinmeyi sever, durup uzun yazılar okumaya vakit ayırmazlar. O yüzden reklamlarda kafa karıştırıcı uzun cümleler kullanmayın. Ürününüzü kısa ve göze hoş gelen kelimelerle tanıtın.

4.

Hedef kitlenizi profil bilgile rine göre belirleyin, sonra reklamın tepki aldığı ilgi alanlarına göre hedefinizi değiştirin. Birçok reklamveren, Facebook reklam kampanyalarının başında sadece belirli bir kitleye hitap etmek gibi bir hataya düşer. Ama önce daha geniş bir kitleye hitap etmeye başlayıp sonra alanı ilgi alanlarına göre daraltmak her zaman daha etkili olmuştur.

5.

Resimleri değiştirerek reklam körlüğünü önleyin. Facebook kullanıcılarına her sayfada aynı resimle aynı reklamı gösterirseniz bir süre gözleri alışacağından reklamınızı görmemeye başlayabilirler. Aynı yazıyı farklı resimlerle desteklenmesi daha çok dikkat çekici olacaktır.

6.

Katılımı arttırmak için ödüllü ve promosyonlu kampanyalar düzenleyin. Bu teknik daha çok kullanıcının kampanyanıza katılım göstermesini sağlayacaktır. Ayrıca yeni e-posta abonelikleri ve Facebook hayranları kazanmanıza yardım edebilir.

7.

Reklamlarınızda “Beğen” butonunu mutlaka bulundurun. Bir kullanıcı için sayfayı ziyaret etmek yerine kısa yoldan ürünü beğenmek her zaman daha kolaydır. Zaten sayfanızı ziyaret ettiğinde farklı bir şey yapmayacak kullanıcılar bu sayede kazanılabilir.


MARKA, MARKA,LiSANS LiSANSve veMEDYA MEDYADERGiSi DERGiSi

Facebook T羹rkiye

Mobil Kullan覺c覺lar覺

79 6


YAZ 2012

MEDYA

ARAŞTIRMA

2012 YILININ EN İYİ 12 TÜKETİCİ TRENDİ

Daha önceki yıllarda olduğu gibi, 2012’de de kimi markalar kendilerini uçurumun kıyısından aşağı bakar bulurken, diğerleri başarıdan başarıya koşacak. Ekonomisi iflas eden uluslar ve batan şirketler konusunda bir çözüm önerisinde bulunamasak da değişen tüketici ihtiyaçlarını yenilikçi bir anlayışla karşılayacak yaratıcı marka ve girişimciler için 2012’nin bundan önceki yıllara kıyasla çok daha fazla fırsat vaadettiğini net bir biçimde söyleyebiliriz. Bu durum Kanada’dan Kore’ye kadar, dünyanın her yeri için geçerli. İşte bu nedenle biz de bu sayımızda önümüzdeki on iki ay boyunca mutlaka radarınızda bulunması gereken en önemli 12 tüketici trendini (önem sırasına dizilmemiş şekilde) sizin için bir araya getirdik:

1. RED CARPET (KIRMIZI HALI) RED CARPET (VEYA TURUNCU VEYA YEŞİL HALI) trendinden olumlu etkilenmesi beklenen diğer milletler arasında Hintlile ve Brezilyalılar da var. İşte birkaç örnek: Hilton Hotels Worldwide (Hilton Oteller Zinciri) Temmuz 2011 itibariyle Çinli ziyaretçiler için özel olarak tasarlanmış olan “Hilton Huanying” (Çince “hoşgeldin”) adlı hizmet programını hayata geçirdi. Şu anda dünyanın çeşitli bölgelerindeki 30 Hilton otelinde verilmekte olan hizmet programı kapsamında Çinli ziyaretçilere özel asistanlık hizmeti veriliyor. Sunulan hizmetler arasında, ana dilde check-in yapma imkânı, odalarda Çince hoşgeldin mektubu, Çin çayı servisi, terlik ve Çince televizyon kanalları gibi özel hizmetler var. Ayrıca oteller Çinli misafirlere congee, dim sum ve kurutulmuş noodle’dan oluşan özel menülü bir açık büfe kahvaltı da sunuyor.

Starwood Hotels de 2012’de Starwood Personalized Travel program (Kişiselleştirilmiş Seyahat Programı) adını verdiği benzer bir programı hizmete sunmaya hazırlanıyor.

Londra’nın ünlü mağazası Harrods’ın personel kadrosunda Çince konuşan 70 kişi bulunmakta. Ayrıca mağaza içinde 75 China UnionPay ödeme noktası var. Paris’teki Printemps mağazası da benzer bir anlayışla Çinli turist grupları için özel bir giriş kapısı tahsis etti ve mağazaların yerleşimini gösteren Çince haritalar hazırladı. Avustralyalılar önümüzdeki üç sene boyunca ülkelerinin zengin Çinli turistlere lüks seyahat destinasyonu olarak tanıtımında kullanılmak üzere 30 milyon USD pazarlama bütçesi ayırdı. Avustralya Turizm Ofisi şu anda 13 şehirde yürütülen kampanyayı, 2020 itibariyle 30’dan fazla şehire taşımayı hedefliyor.

80


MARKA, LiSANS ve MEDYA DERGiSi

2. DIY HEALTH (KENDİN-YAP SAĞLIK)

2012’de kendin-yap konsepti ‘sağlık’ alanına taşınıyor: Yeni çıkan uygulama ve cihazlar tüketicilerin kendi sağlık durumlarını takip edip, idare etmelerine olanak sağlayacak. Kendin-yap trendi 2012’de de hız kesmiyor. Tüketiciler için iki tür kendinyap var: tüketicilerin (çoğunun!) nefret ettiği birinci tür ve bayıldıkları ikinci tür. İşte 2012’de, teknolojik gelişmelere paralel, tüketicilerin sevdiği bu ikinci türden sayısız yenilikçi kendinyap tarzı ürün ve hizmet göreceğiz. Bu tür ürün ve hizmetler tüketicilerin kontrolde olma arzularını karşıladığı için de çok seviliyorlar.

Kasım 2011’de piyasaya çıkan Jawbone’un Up’ı bileğe takılan ve kullanıcının hareket, yemek ve uyku düzenini takip eden bir alet. Özel iPhone uygulamasıyla senkronize çalışarak, kullanıcı uzun süre hareketsiz kaldığında titreşimle uyarı gönderiyor, kullanıcı arkadaşlarıyla yarışabiliyor ve belli hedefleri gerçekleştirdiğinde gerçek ödüller kazanma şansı elde ediyor. Etkileşime dayalı bir sırt ağrısı çözüm uygulaması olan Pain Free Back (Ağrısız Sırt), kullanıcılardan bazı temel soruların yanıtını aldıktan sonra onları sırt ağrılarının kaynağını tespit etmeye yönelik aşamalı bir teşhis sürecinden geçiriyor. Teşhisin ardından çeşitli egzersiz önerileri yapıyor. Play It Down uygulaması kullanıcının işitme seviyesini test etmesine imkân tanıyor. Uygulama arkadaşların kendi aralarında en yüksek frekansı kimin duyacağı konusunda yarışabilecekleri ‘The Ear Knob’ (Kulak Tokmağı) veya ses yüksekliğini desibel cinsinden ölçen ‘The Volume Zone’ (Ses Kuşağı) gibi kullanıcıyla etkileşime dayalı pek çok özelliğe sahip.

Bugünlerde her alanda yenilikçi kendin-yap örneğine rastlamak mümkün olsa da (Amsterdam Schiphol Havaalanı’ndaki kendinyap bagaj check-in’ini incelemenizi öneririz), biz 2012’nin en önemli trendlerini özetlediğimiz bu araştırmada sağlık alanındaki kendin-yap uygulamalarına odaklanacağız. Zira piyasaya, hastalıkları önlemek, sağlık durumlarını tetkik etmek, geliştirmek, takip ve idare etmek konularına önem veren tüketicilerin kullanımına yönelik sayısız sağlık uygulaması ve aleti çıkmış durumda. Şu anda, Apple’ın App Store’unda toplam 9,000 adet mobil sağlık uygulaması satılmakta (1,500’e yakın kardiyo fitness uygulaması, 1,300’ün üzerinde diyet uygulaması, 1,000’in üzerinde stress önleme ve rahatlamaya yönelik uygulama ve 650’den fazla kadın sağlığına yönelik uygulama) ve bu sayının 2012 ortasında13,000’lere ulaşması bekleniyor (Kaynak: Mobi- HealthNews, Eylül 2011).

Digifit Ecosystem aktif hayat tarzına sahip bireylerin kullanımına yönelik bir Apple uygulama takımı. Kalp atış hızını, sıklığını, temposunu, gücünü ölçebiliyor. Datası Training Peaks ve New Leaf gibi egzersiz sitelerine yüklenebiliyor ve buralardan idare edilebiliyor. Withings’ Blood Pressure Monitor (Withings Tansiyon Ölçüm Aleti) iPad, iPhone veya iPod Touch’a bağlanarak kullanıcının tansiyonunu ölçüyor. Tansiyon bilgisi doğrudan bir doktora gönderilebileceği gibi istenilirse internette de (kişiye özel olarak) yayınlanabiliyor. Skin Scan (Deri Tarama) uygulaması, cilt kanserinden korunmak amaçlı, kullanıcının vücudundaki benleri tarayıp, zaman içinde takip etmesine imkân veren bir uygulama. Kullanıcıyı bir doktora ya da dermatoloğa görünmesinin faydalı olabileceği durumlarda uyarıyor.

Tüketicilerin kendi sağlık durumlarını takip etmeleri de olumlu sonuçları arasında bu sayede gereksiz hastane ve doktor ziyaretlerinin önüne geçilmesini ve doktorların sağlık durumu gerçekten gözlem altında tutulması gereken hastaların bilgilerine uzaktan kolayca erişerek olası değişikliklerden anında haberdar olmalarını sayabiliriz. Birkaç istatistik daha: araştırma şirketi Technavio 2010 yılında 1.7 milyar USD büyüklüğünde olan global mobil sağlık uygulamaları pazarının 2014 yılı itibariyle 4.1 milyar USD büyüklüğe ulaşmasını bekliyor. Peki 2012’de müşterileriniz için, sağlık durumlarını iyileştiremeseniz bile, hayatlarını kolaylaştırmak için siz neler yapabilirsiniz? İşte size fikir verebilecek birkaç örnek:

81


YAZ 2012

ARAŞTIRMA Lifelens sıtmayı teşhis eden bir akıllı telefon uygulaması geliştirdi. Uygulama (parmak ucundan kolayca alınan) bir damla kan örneğinin büyütülmüş imgesini inceleyerek sıtma parazitini teşhis edebiliyor.

Amerikalı otomobil üreticisi Ford, Ekim 2011’de üç yeni araba-içi sağlık takip uygulamasının tanıtımını yaptı. Ford tarafından geliştirilen SYNC Applink yazılımıyla bağlantılı çalışan bu mobil uygulamalar, sürücülerin şeker hastalığı, astım ve saman nezlesi gibi kronik sağlık problemlerini araba kullanırken takip altında tutmalarına imkân sağlıyor.

3. DEALER-CHIC Tüketiciler için bir gurur ve statü kaynağı haline gelen en iyi fırsatlardan yararlanmak arzusu hızla bir hayat tarzına dönüşüyor. Bugün artık indirim fırsatlarını takip etmek milyonlarca tüketicinin günlük hayatının ayrılmaz bir parçası haline gelmiş durumda. Evet, markalar tüketicilere her gün daha yeni ve daha inovatif promosyon ve fırsat teklifleri sunmaktalar. Ancak asıl önemli değişim tüketicilerin bu fırsatlara karşı gösterdikleri tutum ve tepkilerde. Tüketiciler fiyat indirimi ve hediye gibi avantajlardan her zaman hoşlanmışlardır.

82

Amerikalı reklam ajansı “Sapient Nitro” Temmuz 2011’de, sigara içenlere sigaranın ciğerlerine verdiği zararı göstermek için geliştirdiği Lungs (Ciğerler) adında bir zenginleştirilmiş gerçeklik uygulamasının tanıtımını yaptı. Kullanıcı yaşı, günde kaç tane ve kaç yıldır sigara içtiği gibi bilgileri girdikten sonra uygulama bu bilgilere göre kişinin ciğerlerinin görüntüsünü ve ‘eski haline dönmesi için gereken süre’ istatistiğini üretiyor.

DIY Health örneklerinin sayısı her geçen gün artıyor: AT&T Ekim 2011’de, yakında kullanıcının (kalp atış hızı ve tansiyon gibi) hayati göstergelerini ölçümleyip bu değerleri bir internet sitesine yükleyen giysi satışına başlayacağını duyurdu. Yardım kuruluşu X Prize Foundation ise tüketicilerin kendi hastalıklarına kendilerinin teşhis koymasına yardımcı olan en iyi mobil alete verilecek olan 10 milyon $’lık ödüle sponsor oldu.

Ancak artık indirim peşinde koşmak veya pazarlık yapmak eskiden olduğu gibi saklanacak bir şey olmaktan çıkıp, toplum tarafından onaylanan, neredeyse takdir edilen bir davranış haline geldi. Aslına bakarsanız, günümüzde tüketiciler için fırsatları takip etmek salt ekonomi yapmanın ötesinde bir şeye dönüşmüş gibi: heyecan, kovalamaca, kontrolde olmak, uyanıklık etmek ve bu sayede statü elde etmek gibi kavramların ön plana çıkması, fırsatlardan yararlanmayı aynı zamanda bir statü kaynağı haline de getiriyor. İşte DEALER-CHIC trendinin 2012’de daha da önem kazanacak olmasının ardındaki nedenlerden sadece üçü:


MARKA, LiSANS ve MEDYA DERGiSi

DAHA AZ PARAYA DAHA ÇOK DENEYİM: Gelişmiş ülkelerdeki nüfusun şu sıralar harcamak için geçmişe kıyasla daha az parası olabilir, ama bu durum dünyanın neresinde olursa olsun tüketicilerin hep daha fazla deneyim peşinde koşmaya devam edeceği gerçeğini değiştirmiyor. ARACININ CAZİBESİ: Tüketiciler şu anda fırsatlardan haberdar olmak, fırsatlardan yararlanmak ve fırsatları diğerleriyle paylaşmak için yeni (dolayısıyla onlara sonsuz derecede heyecan verici ve çekici gelen) teknolojileri kullanmaktalar. İYİNİN DE İYİSİ: Tüketiciler mobil ve online erişim sayesinde sadece fırsatların kendisine değil, söz konusu ürün ve hizmetlerden daha önce yararlanmış tüketicilerin değerlendirmelerine de anında erişebiliyor. Bu sayede tüketiciler ödedikle-

ri para karşılığında iyinin de iyisi bir ürün veya hizmet aldıklarından emin olabiliyorlar. Peki sırada ne var? Daha da geniş bir ‘fırsat eko-sistemi’, daha çok kişiselleştirme, daha fazla sadakat programı, pazarladıkları ve sattıkları herşeyin fırsatlardan etkilenmeyecek kadar harika ve benzersiz olması için markaların üzerinde daha çok baskı. Birkaç örnek: Amerika, Chicago’daki National Louis University Eylül 2011’de bir dersi günlük fırsat sitesinde satışa çıkaran ilk eğitim kurumu oldu. Notikum Singapurluların yakın çevrelerindeki fırsatları gerçek zamanlı olarak ulaşmasına yardımcı olan lokasyon temelli bir uygulama. Fırsatları “Alışveriş”, “Yemek” ve “Eğlence” olarak kategorize ediyor.

4. ECO-CYCOLOGY Geri dönüşüm konusunda sırada ne mi var? Markaların ürettikleri ürünleri tamamen geri almaları (ve bu ürünleri sorumlu bir şekilde ve yenilikçi yöntemler kullanarak geri dönüştürmeleri). Kriz dönemlerinde, ekonomik öncelikler ekolojik endişeleri geri plana itse de, sürdürülebilir hayat tarzı arayışı önümüzdeki yıllar boyunca acil çözüm gerektiren en önemli konulardan biri olmayı sürdürecek. 2012 listemiz için (çokları arasından) bir tane ‘yeşil’ trend seçtik: markaların eski ürünleri müşterilerinden geri alıp, bunları faydalı bir şeye dönüştürmelerini anlatan ECOCYCOLOGY trendi. Tüketiciler geçmişte satın almış oldukları malların sadece mali değil aynı zamanda yapım malzemesi ve ekolojik anlamlarda da bir değer taşıdığının bilincine varmaktalar. İşte size markanızın ekolojik veya cömert damgasını vurmanız için bir fırsat. Biz bu mega geri dönüşüm fenomenine ‘ECOCYCOLOGY’ ismini verdik. Ortaya çıkış sebebi ister şirketlerin yeni çıkan çevre koruma kanunlarına* uyma zorunluluğu olsun, ister markaların insafa gelip nihayet doğru yolu bulması sayesinde olsun (evet, bazen oluyor) bu programlar tüketicilere 2012’de geri dönüşüme katkıda bulunmamak için bahane bırakmayacak gibi görünüyor. ECO-CYCOLOGY sadece markaların önderliğinde gelişen bir girişim değil; Amerika’da kanunun önemini kavrayan birçok şehir ve eyalet (örneğin San Diego, Seattle ve San Francisco) kendi geri dönüşüm yasalarını çıkarttı. Aynı şekilde Avrupa Birliği Parlamentosu geçtiğimiz günlerde elektronik çöplerin

Daitan (Brezilya’da Japon otomobil markası Honda’nın ikinci el arabalarını satan bir araba bayisi) müşterilerine dükkanında satışta olan arabalar için fiyat teklifi verme hakkı tanıyor. Müşteri ödemek istediği fiyatı internet sitesindeki “Faça sua Oferta” (“Teklifini Yap”) sayfasında belirtiyor, teklifi kabul edilirse satışı gerçekleştirmek üzere Daitan’ın satış ekibi kendisiyle temasa geçiyor. American Express Temmuz 2011’de Link-Like-Love adında bir sosyal ticaret programı başlattı. AMEX kart sahiplerine ücretsiz olarak hizmet veren program, bu kişilerin beğenilerine, ilgi alanlarına ve sosyal ağlarına bakarak onlara uygun fırsat ve deneyim önerilerinde bulunuyor.

imhası konusunda, 2012’de üye ülkelerin, şehirlerde yaşayan nüfuslarından, kişi başına 4 kilo e-atık toplamasını ve 2016 yılına kadar elektronik atıklarının %85’ini işlemden geçirmiş olmalarını mecbur kılan sert yasa tekliflerini onayladı. Örnekler: Amerikalı outdoor markası Patagonia düzenlediği Common Threads Initiative kampanyası kapsamında daha önce mağazalarından satın alınıp ‘kullanım ömrünü’ tamamlamış olan tüm ürünleri yeni bir kumaş ya da ipliğe dönüştürmek üzere iade aldı. Şirket kampanya kapsamında bugüne kadar 45 ton ürün topladığını ve geri dönüşümle 34 ton yeni giysi ürettiğini açıkladı. Nike Reuse-A-Shoe (Ayakkabıları Yeniden Kullanma) programı kapsamında müşterilerinden eski Nike ayakkabılarını topluyor. Üretim sürecinden artan parçalar da biriktiriliyor. Bir araya getirilen ayakkabı ve parçalar kesilip ayrıldıktan sonra öğütülerek Nike Grind denilen bir materyalin içine karıştırılıyor. Üretilen son malzeme atletizm ve oyun parkı yüzeylerinde ve bazı Nike ürünlerinin yapımında kullanılıyor. Nisan 2011’de Fransız güzellik ürünleri markası Garnier, merkezi Amerika’da olan çevre koruma yardım kuruluşu Terracycle ile beraber Personal Care & Beauty Brigade (Kişisel Bakım ve Güzellik Ekibi) programını yürütmeye başladı. Ekip Amerika’yı şehir şehir dolaşarak her tür kişisel bakım ve güzellik ürününü tüketicilerden ücretsiz olarak toplayıp geri dönüşümünü gerçekleştirdi. Katılımcılar ambalajların geri dönüşümüne bizzat eşlik edebiliyordu (karşılığında puan ya da para kazanıyorlardı).

83


YAZ 2012

ARAŞTIRMA

5. CASH-LETSİZ) 2005’ten beri trend listelerinde nakit paranın tedavülden kalkması kavramına rastlayıp duruyoruz. 2012 yılı da yine beklentilerin aksine tüketicilerin toplu bir şekilde banknotları ve demir paraları bir köşeye atıp ödeme sırasında akıllı telefonlarını okutmaya başladıkları yıl olmayacak. Ama kesin olan bir şey var ki, 2012 Google ve MasterCard gibi önemli oyuncuların nakit gerektirmeyen girişimlerini* piyasaya sürdükleri yıl olacak. Tüketicileri ilk anda en çok çekmesi beklenen şey kolaylık olsa da, toplanacak data sayesinde mobil ödemelerin zamanla ödül, satın alma geçmişi, fırsatlar vs. den oluşan yepyeni bir eko-sisteme sebebiyet vermesi bekleniyor. Bu girişimlerin çoğu birbirine yakın mesafede duran iki cihaz arasında şifreli data alışverişine imkân sağlayan NFC (“Yakın Alan İletişimi”) teknolojisini kullanıyor. Örneğin: daha önce kredi kartı bilgilerini NFC teknolojisine sahip akıllı telefonuna yüklemiş olan bir müşteri, kasada ödemesini kredi kartı yerine, telefonunu mağazanın kasasına yerleştirilen okuyucuya okutarak gerçekleştirebilir. 2012’de dikkatle izlemenizi önerdiğimiz birkaç CASH-LESS girişimi: kendi hesabına transfer kabul edebiliyor. NFC teknolojisi sayesinde iki kullanıcı cep telefonlarını tokuşturarak da aralarında anında para transferi gerçekleştirebiliyor. Square iPhone, iPad ya da Android sistemiyle çalışan ve bir telefon ya da tablet bilgisayara bağlanan bir kredi kartı okuyucusu sayesinde, kullanıcıların anında mobil olarak kredi kartı ödemesi alabilmesini sağlayan bir elektronik ödeme hizmeti. Square kart okuyucusu ve uygulamayı indirmek ücretsiz, ancak alınan ödeme başına % 2.75 komisyon ödenmesi söz konusu. Bekleme süresi olmadan, sistem kurulduğu anda kullanıcı ödeme almaya başlayabiliyor. Kasım 2011’de Richard Branson ve Visa da girişime yatırım yapanlar arasına katıldı. Aynı ay Square uygulamaya kullanıcının sadece ismini söyleyerek hands-free ödeme yapma seçeneği ekledi. Google’ın ücretsiz, NFC (Yakın Alan İletişimi teknolojisi) ile çalışan mobil ödeme sistemi Google Wallet (Google Cüzdan) Amerika’da Ekim 2011 itibariyle belirli zincir mağazalarda kullanılmaya başlandı. Daha önce Master- Card’ın PayPass lisansını satın almış olan müşteriler cep telefonlarını satış noktasındaki özel bir terminale tutarak anında ödeme yapabiliyorlar. Google Wallet ile ödeme yapan müşteriler özel kupon, promosyon ve sadakat puanı gibi avantajlardan da yararlanma hakkına sahip oluyorlar. Amerikalı online ödeme işlemcisi PayPal Haziran 2011’de Android telefonlar için geliştirilmiş bir mobil ödeme uygulamasının tanıtımını yaptı. Uygulamayı telefonlarına indiren ve aktive eden kullanıcılar, akıllı telefonu ve PayPal hesabı olan bir başka kullanıcıya anında para transferi gerçekleştirebiliyor ve

84

Haziran 2011’de İsveç’te piyasaya çıkan iZettle, her yerde kredi kartı ödemesi alabilen mobil bir cihaz. iPhone ve iPad’e bağlanabilen taşınabilir bir çipi ve pin okuyucusu var. Kullanıcı iZettle uygulamasını indirdiği anda satış işlemi yapmaya hazır hale geliyor. Cihaz üzerinden ayrıca fatura ödemeleri ve para transferi yapmak mümkün. Ayrıca yapılan işleme resim, not ya da lokasyon bilgisi eklemek seçeneği sayesinde, kullanıcı yaptığı alışverişi Facebook ve Twitter’daki sosyal çevresiyle paylaşabiliyor. Almanya’nın ana trenyolu işletmesi olan Deutsche Bahn Kasım 2011 itibariyle Touch&Travel hizmeti kapsamında olan istasyonların sayısını 320’ye çıkarttı. Yolcular bu istasyonlarda NFC teknolojisini kullanarak cep telefonlarıyla ya da istasyonun girişinde ve çıkışında bir barkodun resmini çekerek ödeme yapabiliyorlar.


MARKA, LiSANS ve MEDYA DERGiSi

6. BOTTOM OF THE URBAN PYRAMID “KENTSEL PİRAMİDİN TABANI” 2012 yılı markalara, şehirlerde yaşayan milyonlarca düşük gelirli tüketicinin taleplerini karşılamak için sayısız fırsat vadediyor. Aşırı şehirleşmenin hızı 2012 yılında da kesilmiyor. Bu durumda sayılarının giderek artması beklenen BOTTOM OF THE URBAN PYRAMID (BOUP) tüketiciler (harcayabilecekleri orta NCR tarafından geliştirilen Pillar ATM, biometrik teknolojiler sayesinde, okuma yazma bilmeyen ya da az bilen kişiler tarafından da kolaylıkla kullanılabiliyor. Cihazın üzerinde bir adet temassız kart okuyucusu, biyometrik parmak izi tarayıcısı, hızlı nakit çekme tuşları, para gözü ve makbuz ünitesi var. Kullanıcı sadece baş parmağını sensörün üzerine getirip çekmek istediği tutardaki parayı gösteren renki düğmeye basarak para çekebiliyor. Asıl amacı bu makineleri gelişmekte olan pazarlarda kullanmak olan NCR, 2011’in üçüncü çeyreğinde beş adet Pillar ATM prototipini ABD’de test etmeye başladı.

7. IDLE SOURCING “ATIL KAYNAKLARIN GÜCÜ” 2012’de crowd-sourcing yöntemiyle çözüm getirmek sayısız inovasyona ilham kaynağı olacak gibi görünüyor, özellikle katkıda bulunmak tüketiciler için bu kadar zahmetsiz hale gelmişken. Crowdsourcing trendinin 2012 yılında da işletmelerin klasik iş yapma süreçlerini sarsmaya devam edeceğinden ve sayısız inovasyona ilham vereceğinden emin olabilirsiniz. Sonuçta onlara bir şeye katkıda bulunma şansı verilmesi ve kendi-

sınıf maaşları olmayan yüz milyonlarca CITYSUMERS tüketici), sağlık sorunlarının çözümünden, mekân sıkıntısına ve dayanıklılık taleplerine varıncaya kadar birçok farklı alanda içinde yaşadıkları özgün koşullara uygun yeni ürün ve hizmetler talep edecek. Ve, belki inanmayacaksınız ama: BOUP tüketicilerin de materyalistik ve estetik beklentileri var. PepsiCo Hindistan yakın zaman önce deneme amaçlı olarak pazara iki ürün sundu: elektrolit ve glukozlu bir içecek olan Lehar Gluco Plus ve demir destekli atıştırmalık Lehar Iron Chusti. Her iki ürünün de hedef kitlesi kentsel (ve kırsal) piramidin en altındaki tüketiciler.

“Aakash” Hyderabad tarafından Hindistan’da üretilmiş Android-tabanlı, wi-fi internet erişimi olan bir tablet bilgisayar. Düşük fiyatlı ama fonksiyonel bir cihaz. Marketlerde 60 USD’a satışa sunulması ve (Hindistan hükümetinin desteği sayesinde) öğrencilere 35 USD civarında bir fiyata satılması planlanıyor.

lerinden daha büyük ve önemli bir şeyin parçası olmak insanlar arasında her zaman popüler olmuştur. Aslında tüketicilerin çoğu için - katkıda bulunmak istiyor olsalar dahi - katkıda bulunmak hem zor hem de zahmetli bir iş. Bu da 2012’de etrafta neden daha fazla IDLE SOURCING girişimi göreceğimizi açıklıyor: IDLE SOURCING, onarılması gereken yolları saptamaktan, uzayda hayatın varlığına dair işaretler saptamaya kadar, herhangi bir şeye katkıda bulunmayı, son derece basit (ve de zahmetsiz) hale getiren ürün ve hizmetleri kapsayan bir trend. Bir tek

Mart 2011’de Boston’da denemesi yapılan Street Bump (Sokak Çukuru) adındaki uygulama, akıllı telefon sensörlerini kullanarak oluşturduğu yol durumu haritasını, eş zamanlı olarak belediye yetkilileriyle paylaşıyor. Android tabanlı olan uygulama, aracı kullanan kişinin cep telefonunun akselerometre ve GPS teknolojisi sayesinde aracın nerede ve ne zaman çukura girdiğini kaydederek otomatik raporlama özelliğine sahip.

gelişme yeni olasılıkların doğması için yeterli: 2012’de sürekli internet bağlantısı, GPS ve hareket-tanıma fonksiyonu olan akıllı telefonların yaygınlaşması, tüketicilerin anlık olarak nerede oldukları ve ne yaptıkları ile ilgili datayı diğerleriyle paylaşmalarına imkân sağlayacak (bu fonksiyonları kullanmaya kendilerinin rıza göstermiş olduklarını varsayarsak elbette: önümüzdeki yılda da ateşli bir şekilde tartışılmaya devam edecek olan özel hayatın gizliliğinin korunması konusuna hiç girmeyelim şimdi). İşte zihin açıcı iki IDLE SOURCING örneği:

İsrailli crowd-sourcing temelli navigasyon uygulaması Waze Ekim 2011 itibariyle 45 ülkeden yedi milyon kullanıcı sayısına ulaştı. Uygulama ücretsiz navigasyon hizmeti vermenin yanı sıra, aynı bölgede bulunan kullanıcılar arasında yol durumu ile ilgili uyarıların canlı paylaşımını da sağlıyor. Kullanıcılar isterlerse oturum açıp arkadaşlarının bulunduğu lokasyonu görebiliyorlar.

85


YAZ 2012

ARAŞTIRMA

8. FLAWESOME

9. SCREEN CULTURE (EKRAN KÜLTÜRÜ)

2012’de tüketiciler kusurlarını göstermekten çekinmeyen, insancıl markaları bağırlarına basacak. Trendlerin çoğu yenilikleri konu alsa da, aslında iş hayatında başarılı olmanın sırrı ‘yeni’ teknik ve teknolojilerden haberdar olmanın da ötesinde, tüketici kültürüne uygun hareket etmekten geçiyor. 2011 yılı tüketicilerin pek çok işletmenin sadece kendi çıkarlarına hizmet eden, düpedüz ahlakdışı (hatta yasal olmayan) faaliyetlerinden duyduğu nefretin yeni boyutlar kazanmasına sahne oldu. Ancak başarılı bir sene geçiren işletmeler (Patagonia! ve Ben & Jerry’s! gibi) kişilik sahibi olmakla kârlı bir işletme olmanın aslında birbirini dışlaması gerekmediğini gösteriyor. Aslına bakarsanız, 2012’de tüketiciler markaların kusursuz olmasını beklemeyecek; hatta FLAWSOME* ve temelde (ya da bir şekilde) insanî olan markaları bağırlarına basacaklarını bile söylemek mümkün. Hatalarını dürüstçe kabul eden, empati, cömertlik, alçakgönüllülük, esneklik, olgunluk gösteren, espiri anlayışına sahip ve -nasıl desek- biraz karakter ve insaniyet sahibi markalardan bahsediyoruz. FLAWSOME yanınızı sergilemenin birçok güçlü ve orjinal yöntemi olabilir elbette. İşte biz de bunları tartışmak üzere Mart 2012’de sadece FLAWSOME ve HUMAN BRANDS’e (İNSANÎ MARKALAR) odaklanan bir Trend Briefing yayınlayacağız. Şimdilik, tek bir iyi FLAWSOME örneği vermekle yetinelim:

2012’de ‘hayat’, daha yaygın olarak karşımıza çıkacak olan, etrafımızı çepeçevre saracak, daha kişisel ve daha interaktif ekranlarda yaşanacak.

SCREEN CULTURE tek başına bir trend olmaktan ziyade bu Trend Briefing’de sözünü ettiğimiz pek çok trendin kendini ortaya koyacağı bir aracı platform olma özelliği taşıyor. 2012 üç megateknoloji akımın çakışmasına sahne olacak: ekranlar (bugün olduklarından da daha): yaygın / mobil / ucuz / online olacak; interaktif ve sezgisel özellikteki ekranlar (dokunmatik ekranlar, tabletler vs); ekranın ötesinde yer alanlar için arayüz (mobil internet ve yeni cihazlarla 2012’de giderek yaygınlaşıp sonunda adım başı rastlayacağımız bir teknoloji halini alacak olan ‘cloud’, yani bulut teknolojisi). İşin aslı, tüketiciler gelecekte ekranın kendisi ve ekran üzerinden ulaşılabilen özellikler dışındaki herşeyi görmezden gelecekler. ‘Online’ ile ‘offline’ın çakışması fenomeni, tüketicilerin yeni ürün ve hizmetler keşfetmek ve mevcut seçenekler arasından tercih yapmak için arkadaşları, fan’ları ve takipçilerinden oluşan sosyal ağlarına başvurmasını anlatan THE F-FACTOR (FFAKTÖR) trendi, ‘rahatlık/kolaylık/pratiklik’ gibi etkisini hiç yitirmeyen bir mega-trend veya INFOLUST trendi olsun, tüketici kültürünün her yere ve herşeye nüfuz edecek olan SCREEN CULTURE tarafından şekillendirilmesine ve bizatihi o platformda yaşanmasına hazırlıklı olun.

Amerikalı fast food perakende zinciri Domino’s 2011 Temmuz ayı boyunca New York şehrindeki Times Square’de kiraladığı açık hava reklam panosundan Twitter’da kendisi hakkında yapılan müşteri yorumlarını canlı olarak yayınladı (hem iyi hem de kötü olanları). Kabul ediyoruz TRYVERTISING’i saymazsak, evet, bu bugüne kadar uydurduğumuz en kötü trend ismi olabilir ;-)

86

Ve hayır, ekranlardan ‘sıkılma’ veya ‘bıkma’ henüz söz konusu bile değil. Aslına bakarsanız, yukarıdaki video 2012 ve sonrasında dijital dünyasının yerlilerini bekleyen şeylerin sadece küçük bir bölümünü yansıtıyor. Rastgele birkaç göstergeden söz etmek gerekirse: İngiliz süpermarket zinciri Sainsbury’s, televizyon kanalı Sky ile yaptığı ortaklık çerçevesinde, müşterilerine alışveriş sırasında önemli spor karşılaşmalarını arabalarına yerleştirilmiş olan ipad’ler üzerinden izleme imkânı sağlıyor. Sky Go trolley ismi


MARKA, LiSANS ve MEDYA DERGiSi

Peki, yansıtma teknolojisi sayesinde tüm yüzeyleri birer ekrana dönüştüren giyilebilir bir cihaz prototipi olan (Redmond’daki Microsoft Araştırma laboratuvarları tarafından geliştirilen), OmniTouch’a ne dersiniz? Veya Samsung’un esnek ekranlarına ya da içlerine vitrinli ekranlarına? Son olarak, Adidas Intel’in katkılarıyla mağazalarına müşterilerin dokunmatik bir ekran aracılığıyla tek seferde 8,000 ayakkabıyı taramasına izin veren bir Virtual Footwear Wall (Sanal Ayakkabı Duvarı) kurdu. Evet, SCREEN CULTURE gerçekten de önümüzdeki döneme damgasını vuracağa benziyor ;-)

verilen alışveriş arabalarında ayarlanabilir ipad tutucusu, hoparlör ve kendi kendine şarj olan güneş paneli bulunuyor. Sporseverlerin yapması gereken tek şey tablet bilgisayarlarına Sky Go uygulamasını indirmek ve tableti alışveriş arabasındaki bölüme yerleştirmek. Avrupa Birliği Parlamentosu’nun “Parlamentarium”’u Avrupa’nın en çok ziyaretçi alan merkezlerinden biri. Parlamentarium’da ziyaretçilere Avrupa Birliği ülkelerindeki günlük hayatı anlatmak için interaktif multimedya kullanılarak 23 dilde tarihçe bilgisi veriliyor. 360- derece çepeçevre bir dijital ekran, ziyaretçileri Avrupa Parlamentosu’nun kalbine götürürken, dokunmatik ekran uygulamaları üzerinden üye ülkeler hakkında detaylı bilgiye ulaşmak mümkün. Merkezin sunduğu benzersiz teknolojik olanaklardan biri de sunumların iPod Touch üzerinden 23 resmi AB dilinin tamamına çevrilebiliyor olması. Güney Amerikalı mobil telekomünikasyon markası 8 Ekim 2010’da mağazalarına dokunmatik vitrinler yerleştirdi. Bu ekran-vitrinler sayesinde müşteriler mağazada satılan ürünlerin katoloğuna yirmidört saat boyunca dilediklerinde ulaşabiliyorlar. Bir diğer Güney Afrika’lı şirket olan One Digital Media’nın geliştirdiği teknoloji sayesinde mağaza vitrinleri aynı zamanda hoparlör görevi de görüyor. ‘Fısıldayan vitrinler’ müşterilere ürün-

ler hakkında sesli olarak bilgi veriyor. 8ta mağaza içinde ise ürünlerini masa, stand ve duvarlara gömülü ekranlar aracılığıyla sergiliyor. Eylül 2011’de Sichuan’lı yemek zinciri Hao Di Lao ve Çinli teknoloji şirketi Huawei Hao Di Lao’nin Shanghai ve Beijing’deki restoranlarına görüntülü telefon ekranları yerleştirmek konusunda bir ortaklık içine girdiklerini duyurdu. Restoranlarda yemek yiyen müşteriler ekranları kullanarak görüntülerini uzaktaki yakınlarıyla paylaşabiliyorlar. Hao Di Lao müşterileri halihazırda masadaki iPad üzerinden yemek siparişi verebilmekte. SCREEN CULTURE örnekleri artmaya devam edecek. 2012’de iPhone5 ve iPad3’e dikkat edin. Ve Kindle Fire’a. Son olarak da Aakash tablet’e. 2012’de TV setleri ve ekranlarının iyi bir revizyondan geçmesi beklenebilir: Apple iTV’den Samsung’un SmartTV’sine, GoogleTV’den LG’nin 3D projektörüne ve Sony’nin yeni çıkaracağı TV’lere kadar bir dizi yenilik yolda. Dünyanın bir çok ülkesinde kış mevsiminin kendini hissettirmeye başlamasıyla Muji’nin ekran-dostu eldivenlerinin ve Etre’nin ürettiği bunların lüks versiyonlarının bu aralar yeniden piyasaya sunulmasını bekleyebilirsiniz.

87


YAZ 2012

ARAŞTIRMA

10. RECOMMERCE (İKİNCİ TİCARET) Uyanık tüketiciler için ‘ürünleri kullandıktan sonra satmak’ 2012’de alışverişin yeni adı olacak. Tüketicilerin geçmişte yaptıkları alışverişlerin mali değerini geri kazanması daha önce hiç bu kadar kolay olmamıştı. Tüketiciler ev, araba gibi büyük ve dayanıklı malları her zaman alıp satmıştır; ancak 2012’de, neredeyse herşey tekrar satılmaya uygun görülecek; elektronik aletlerden giysilere ve hatta deneyimlere kadar. Yeni türeyen geri satın alma ve takas programları, online platformlar ve mobil pazar yerleri, ‘ellerindekini verip, daha üst bir modelin fiyatından düşürerek daha yeni bir modeli satın almak’ isteyen, bütçeleri üzerindeki baskıyı azaltma peşinde ve/veya çevre koruma ya da etik motivasyonlarla hareket eden tüketiciler için akıllıca ve pratik seçenekler sunmakta. RECOMMERCE fenomeninin arkasında yatan üç önemli faktör şunlar:

NEXTISM: Tüketicilerin her daim ‘en son’ çıkan ürün ve hizmetlerin vadettiği yeni ve heyecan verici deneyimleri yaşamak için can atıyor olmaları. STATUSPHERE: Bilinçli (ve çevre duyarlılığı taşıyan) alışverişin bireylere her geçen gün daha çok statü sağlıyor olması. EXCUSUMPTION: Krizin vurduğu nakit sıkıntısı içindeki tüketicilerin daha az harcayarak mümkün olduğu kadar çok farklı deneyim yaşamaya ve satın alma yapmaya yönelik yaratıcı çözümlere sarılması.

Birkaç örnek:

Spor malzemeleri satan Fransız mağazalar zinciri Decathlon Ekim 2011’de bir hafta boyunca Trocathlon adını verdiği bir kampanya düzenleyerek müşterilerinden kullanılmış spor malzemelerini geri satın alıp, karşılığında altı ay geçerli indirim kuponları verdi. Amerikan dış giyim markası Patagonia’nın Common Threads Initiative’inden ECO-CYCOLOGY trendi sırasında söz etmiştik. Şirketin Eylül 2011’de tüketicilerin kullanılmış ürünleri alıp satabilecekleri resmi bir pazar yeri oluşturmak üzere eBay’le ortaklık içine girmesiyle kampanya RECOMMERCE trendine de mükemmel bir örnek haline geldi.

88

Levi’s Singapur eski kot pantolonlarını mağazalarına getiren ve yeni bir kot pantolon satın alan müşterilerine 50 SGD anında indirim ve 50 SGD değerinde indirim kuponundan oluşan toplam 100 SGD’lık bir fırsat sundu. Amerika’daki DealsGoRound internet sitesi, kullanıcıların önceden satın almış oldukları Groupon, LivingSocial ve BuyWithMe fırsatlarını alıp satmalarına platform sağlıyor. Ağustos 2011’de uygulamaya giren Amazon Student (Amazon Öğrenci) uygulaması sayesinde öğrenciler ellerindeki kullanılmış kitap, DVD, oyun veya elektronik aletlerin barkodlarını taratarak Amazon’un bu ürünleri alış fiyatını öğrenebiliyorlar. Eğer ürün kabul edilirse, gönderi etiketi üretiliyor ve kullanıcı söz konusu tutar değerinde Amazon hediye kartı kazanıyor. İkinci el bilet alım-satım pazar yeri StubHub, Ağustos 2011 itibariyle uygulamasına mobil bilet fonksiyonunu ekledi. Bu fonksiyon sayesinde kullanıcılar organizasyonun bulunduğu mekanda, yazıcıya ihtiyaç duymadan ellerindeki bileti satma veya yeni bilet satın alma olanağına sahip oluyorlar.


MARKA, LiSANS ve MEDYA DERGiSi

11. EMERGING MATURIALISM “GELİŞMEKTE OLAN MATURIALISM” Geleneksel olarak ‘tutucu’ kabul edilen gelişmekte olan pazarlardaki tecrübeli ve açık fikirli tüketiciler, 2012’de müstehcen denilebilecek, sözünü sakınmayan kampanya ve ürünlere yeşil ışık yakacak.

MATURIALISM konusunda bir süre önce şunları söylemişiz: “(kendileri bizzat katılmasalar bile) farklı fikirlerin ifade edildiği, sansürsüz, gerçek diyolagların döndüğü bir dünyaya (özellikle internette!) maruz kalan tecrübeli tüketiciler, markaların kendilerine eski dönemlerin herşeye şaşıran, tecrübesiz, yolun başındaki tüketicileri gibi muamele etmesine daha fazla anlayış göstermeyecek. Çok daha dürüst diyaloglara, daha iddialı inovasyonlara, daha sıradışı tatlara, daha riskli deneyimlere alışan bu tüketiciler, markaların sınırları zorlamasından giderek daha çok hoşlanmaya başlayacaklar.” Bu öngörü bugüne kadar daha ziyade gelişmiş pazarlardaki tüketiciler için geçerliydi. Ancak 2012’den itibaren gelişmekte olan pazarlarda da MATURIALISTIC göstergelerin ortaya çıkması bekleniyor. Neden mi? Çünkü aralarındaki kültürel farklılıklar ne olursa olsun dünya üzerindeki tüketici sınıfın ihtiyaç ve istekleri aslında büyük oranda ortak. Diğer yandan bu tüketicilerin hepsinin kentli tüketiciler sınıfına dahil olduğunu ve bu sınıfın ortak özelliklerini taşıdıklarını da unutmayalım (yani bunlar herşey ve herkesle daha çok bağlantı halinde, daha anlık yaşayan ve deneyip görmeye daha yatkın tüketiciler). Öyleyse, Çinli, Hintli ya da bir Türk markası iseniz, ya da gelişen pazarlarda ürünleri satılan batılı bir marka iseniz, 2012 birşeyleri biraz abartabileceğiniz bir yıl olacak.

Örnekler: Diesel Hindistan 2011 yılında ‘Seks satar. Ancak biz maalesef kot pantolon satıyoruz’ başlığıyla düzenlediği mağaza-içi promosyon kampanyası kapsamında mağazalarından 150 USD’ın üzerinde alışveriş yapan müşterilerine muzip bir seks oyuncağı hediye etti. Suni deriden yapılmış ‘Knee J’ adı verilen dizliğin ambalajında müstehcen karikatürler ve ifadeler yer alıyordu.

Hintli kişisel bakım markası Cardiograph Corporation’ın elleri sterilize etmeye yönelik ürünü Sanitol için Mart 2011’de yayına giren reklam kampanyasında bir diğerinin özel bölgesine dokunan bir erkek ve elini diğerinin burnunun içine sokan iş arkadaşları gösteriliyordu. Reklamların amacı ellerde biriken mikroplara dikkat çekerek tüketicileri ellerini sterilize etmek konusunda ikna etmekti.

Amerikalı kişisel bakım ve ilaç üreticisi Johnson & Johnson, jinekolojik sağlık konusuna dikkat çekmek amacıyla Eylül 2011”de Çin”de düzenlediği internet reklam kampanyasının videosunda “V” (vajina) tarafından yazıldığı söylenen bir günlük yer almaktaydı. Reklam, kullanıcıları kampanyanın kendi mikrositesine yönlendiriyordu. Mikrositede kadın cinsel sağlığı ile ilgili çeşitli bilgilerin verildiği bir online günlük yer alıyordu. 30- sayfalık sanal kitapçıkta ilişkiler ve seksle ilgili olduğu kadar moda ve arkadaşlık konularında da çeşitli makale ve bilgilere ulaşmak mümkündü.

89


YAZ 2012

ARAŞTIRMA

12. POINT & KNOW “İŞARET ET & ÖĞREN” Metin formunda arama yapmak ve metin formundaki bilgi artık hemen hemen herkes için istenildiğinde ulaşılabilir bir şey haline geldi. Şimdi buna (faydalı) bir gerçek dünya unsuru eklemek konusunda yarış başladı – ‘gerçek dünya’ derken nesneleri ve hatta insanları kastediyoruz. 2012”de, bilinen (Uygulamalar! Zenginleştirilmiş Gerçeklik!) ve çok iyi bilinen (QR kodları!) teknoloji ve uygulamaların bir karışımı, tüketicilerin günlük hayatta anlık olarak karşılaştığı nesneler (ve hatta insanlar) ile ilgili onlara bilgi taşıyacak. Diğer trendlerin bazılarında da olduğu gibi, önümüzdeki 12 ay boyunca POINT & KNOW trendinin de fitilini ateşleyecek olan şey (cebimizden hiç ayırmadığımız) akıllı telefonlar olacak. Sonuçta anında bilgi ihtiyacı ve beklentisi SEE-HEAR-BUY (GÖRDÜM-DUYDUM-ALDIM) tüketicisinin içine işlemiş bir özellik. POINT & KNOW trendini pratik bir şekilde kullanmanızı öneririz: bilgiye derinlik katmak, bir hikaye anlatmak, ürünlerin kökenini göstermek, tüketicilerin fiyat karşılaştırması yapmasına imkân vermek, diğer tüketicilerin görüşlerine ulaşmasını sağlamak, e-ticaret vs. gibi, ne olursa olsun eğlenceli birşeyler yapmak için kullanmayı unutmayın!

Örnekler: Google Goggles cep telefonu ile çekilmiş fotoğraflar üzerinden arama yapmaya imkân veren ücretsiz bir imaj tanıma uygulaması. Kullanıcılar nesnelerin, mekanların veya ürün barkodlarının resimlerini çekerek bunlar hakkında daha fazla bilgi sahibi olabiliyorlar. Kasım 2011”de çıkan, Amazon Flow uygulamasının görüntü tanıma özelliğini kullanarak ürünlerle ilgili bilgi almak –ve satın alma yapmak– mümkün. Uygulama kitap, müzik ve film haricinde evde kullanılan pek çok ürünü de tanıyor.

Peki 2012”de POINT & KNOW teknolojilerin büyük babası sayılabilecek olan QR kodlarının sonunda patlamasına şahit olacak mıyız? Şu anda akıllı telefonlar sağolsun QR kodları her yerde ve tüketiciler de muhtemelen yavaş yavaş onlara alışmaya başlamış durumdalar. Ralph Lauren Eylül 2011”de polo oyuncusundan oluşan logosunu yansıtan QR kodlarını kullanarak bir kampanya düzenledi. Ralph Lauren mağazalarında gördükleri kodları tarayan müşteriler Amerika Açık Tenis Turnuvası”na bilet veya Ralph Lauren M-Commerce sitesinden ürün kazanma şansını elde ediyorlardı. Louis Vuitton gibi diğer lüks tüketim markaları da QR kodlarını güzelleştirmekle meşgul. İlginç, ilk kez lüks markalar bile e-kervanına katılmış durumda... Starbucks Ekim 2011”de müşterilerini mobil ödeme uygulaması ve sattığı kahve çeşitleri konularında eğitmeye yönelik bir QR kodlu promosyon kampanyası düzenledi.

90


MARKA, LiSANS ve MEDYA DERGiSi

Kanadalı ayakkabı tasarımcısı John Fluevog’un ‘Ask Clogs’ koleksiyonunda yer alan ayakkabıların her birinin topuğunda bir QR kodu var. Ayakkabıyı satın alan kişi QR kodunun linkindeki video sayesinde o ayakkabının imalattan mağazaya kadar geçirdiği süreci izleme şansına sahip oluyor. Ekim 2011’de New York’da e-ticaret sitesi eBay, Amerikalı tasarımcı Jonathan Adler ve ünlüler, editörler, blog yazarları ve stilistler gibi ‘insanların tercihlerini yönlendiren bir grup insanın ortak çalışmasının ürünü olarak eBay Inspiration Shop (eBay İlham Mağazası) açıldı. Mağazanın sanal bir ekrandan oluşan vitrininde çeşitli elektronik, tekstil ve otomotiv ürünleri sergilenmekteydi ve ürünleri satın almak için, müşterilerin eBay’in mobil uygulamasını indirmeleri ya da QR kodunu taramaları gerekiyordu. Leafsnap resim tanıma teknolojisi sayesinde, çekilen resim üzerinden yapraklarına bakarak ağacın türünü söyleyen ücretsiz bir uygulama. WeBIRD akıllı telefonu olan herkesin bir kuşun ötüşünü kaydedip bir sunucuya gönderek (birkaç saniye içinde) kuşun cinsi hakkında bilgi sahibi olmasına imkân sağlayan bir uygulama. WeBIRD’ün 2012 bahar göçü sırasında kullanıma sunulması planlanıyor. Popular mobil müzik uygulaması Shazam (kullandığı müzik tanıma yazılımı sayesinde kullanıcının dinlemekte olduğu şarkının ismini ve sanatçısını tanımlayan, bu bilgiyi paylaşmasını ve ilgili müziği satın almasına imkân sağlayan bir uygulama) yetkilileri Haziran 2011’den önceki 12 aylık dönemde uygulamanın indirilme oranında haftalık olarak 100% artış gerçekleştiğini, 125 milyonun üzerindeki kullanıcının her gün dört milyon şarkı etiketlediğini açıkladı. Açıklamada her yıl Shazam üzerinden müzik satın almak için 100 milyon USD’dan fazla para harcandığı da belirtiyor. Benzer bir hizmet olarak Spotify ile ortaklaşa çalışan Midomi SoundHound’u da incelemenizi öneririz.

Kaynak: www.trendwatching.com/tr

91


YAZ 2012

MEDYA

ARAŞTIRMA

BİLİNMEYEN

10 SOSYAL AĞ Yeni sosyal deneyimler yaşamak ve ilgi alanlarınız ile ilgili doğru hedefe ulaşmak adına yeni sosyal ağlara üye olmak isteyenler için aşağıda sıralanan ve çok az bilinen 10 sosyal ağa göz atmakta fayda var! Care2 (Hayırseverler için Sosyal Ağ): Sitenin girişinde “Fark Yarat” yazıyor ve platformun tasarımı da buna doğru orantılı hazırlanmış. 19 milyon üyesi bulunan site, hayvanlara yardımdan sanata, barıştan politikaya kadar ilgi alanlarına sıkı sıkıya bağlı birçok kişiyi barındırıyor. Dogster / Catster (Hayvan Besleyenlerin Sosyal Ağı): Bu sosyal ağ, adında da anlaşılacağı üzere kedi köpek tutkunlarına hitap ediyor. İki sitede de çevrimiçi dergi bulunuyor ama halka açık bölümlerinde evcil hayvanınız için profil oluşturabiliyorsunuz. Sadece bununla da kalmayıp gruplar oluşturup, hayvan bakımı hakkında bilgilerinizi paylaşabiliyorsunuz. İki sitenin de toplam 3 milyon kullanıcısı mevcut.   My Last Wish  (Son Arzusunu Dile Getirmek İsteyenlerin Sitesi):  Bu yeni sayılabilecek iOS uygulaması ölmeden önceki son arzularını paylaşmak isteyen insanları bir araya getiriyor. Kullanıcılar son arzularını Dilek Duvarına göndererek birbiriyle arkadaşlık yapıyorlar. Üyeler ayrıca uygulama dışındaki iletişim adreslerini paylaşabiliyor.   WIser (Teknoloji Tutkunu Çevrecilerin Sitesi):  Wiser’ı kuran ekip siteyi daha uzun

92

ömürlü bir dünya isteyen kişilerin bir araya geldiği bir köye benzetiyor. Sosyal ağın 70,000’den fazla üyesi var ve bu sene beşinci yılını kutluyor. Üyelerin çevre koruması hakkında konuşup, paylaşımlarda bulunduğu ilginç bir site.   Untappd (Sosyal Bira Erbabının Sitesi):  Untappd mobil tabanlı bir sosyal ağ. Üyeler en sevdikleri bira markası, biranın nerede içilmesi gerektiği gibi bilgileri paylaşıyor. Foursquare’de olduğu gibi bir bara, restorana ya da pub’a girdiğinizde check-in yapabiliyorsunuz. iOS ve Android cihazlarda bu sosyal ağdan faydalanabilirsiniz.   ComıcSpace (Çizgi Roman Hayranlarının Mabedi): Site girişinde de “ComicSpace çizgi roman severleri için bir sosyal ağdır.” Diye çok açık amacını belirtiyor. Hem çizgi roman yazarları hem de çizgi roman severler bu sitede buluşuyor. Birbiriyle çizgi roman sitelerinden ve orijinal internet çizgi romanlarından haberdar ediyorlar. Son verilere göre sitenin 89,584 üyesi bulunuyor.   CafeMom (İnternet Tutkunu Annelere Özel):  CafeMom annelerin internetteki buluşma noktası. Site ebeveynlik ve çocuk bakımı hakkında bir sürü bilgi vermekle kalmı-

yor aynı zamanda milyonlarca annenin birbiriyle sohbet etmesini de sağlıyor. Sitede videolar ve oyunlar da mevcut. Cyloop (Yeni Medya Müzisyenleri İçin):  Cyloop elindeki geniş müzik ve video kütüphanesiyle kullanıcılarının kendine özel müzik deneyimleri yaşamasını sağlıyor. Milyonlarca müzik parçasını bir araya getirerek sevdiğiniz müzisyenleri takip edebilirsiniz. Cyloop ayrıca internet aracılığıyla yeni yetenekler keşfetmek isteyen plak şirketlerine de aracı olabilir.   Book-ın-a-Week (Azimli Yazarlara Özel): Her ayın ilk haftası boyunca sitenin eğitim sistemini kullanarak içinizdeki yazma isteğini geliştirebilirsiniz. Sitede size yardımcı olacak ve motivasyon sağlayacak birçok kaynağa ulaşmakla kalmayıp aynı zamanda yeni arkadaşlıklar kurabilirsiniz.   FastLoop (Dijital Atletlere Özel): Fastloop her branştan atletin bir araya geldiği özel bir sosyal ağ. Kendi topluluklarınızı kurup, yeni insanlarla tanışabilir ve takım arkadaşları edinebilirsiniz. Antrenman programlarını paylaşarak, başkalarının bu konu hakkında yazdıklarını okuyabilirsiniz. Ayrıca düzenli spor yapıyorsanız kendi istatistiklerinizi başkalarınınkiyle karşılaştırmanız da mümkün.


YAZ 2012

YAŞAMveBAŞARI

CUMHURİYETİN İLK KUŞAK SANAYİCİLERİNDEN, TÜRKİYE’NİN ÖNCÜ GİRİŞİMCİLERİNDEN

SABRİ ÜLKER 4 yaşında küçük bir atölyede markalı ilk bisküviyi üreterek Ülker Grubu’nu 55 fabrikaya ulaştıran Sabri Ülker hayata gözlerini yumdu. 92 yaşında vefat eden işadamı Ülker, geçtiğimiz günlerde toprağa verildi.

K

urulduğu 1944 yılından bu yana 7’den 70’e herkesin sevdiği bir marka haline gelen Ülker’in kurucusu Sabri Ülker vefat etti. 92 yaşında hayata veda eden Ülker, bir süredir rahatsızlığı nedeniyle tedavi görüyordu. Cumhuriyetin ilk kuşak sanayicilerinden ve Türkiye’nin öncü girişimcilerinden olan Sabri Ülker, Ülker markasını taşıyan ilk bisküviyi ürettiğinde henüz 24 yaşındaydı. 1944 yılında sadece bir bisküvi çeşidi ile üretime başlayan Ülker’i, büyük bir gıda devi haline dönüştüren Sabri Ülker, ‘bisküvici dede’ ünvanı ile tüm gönüllere taht kurmuştu. Ülker, 1920 yılında Kırım’da doğdu. Hayatının çocukluk dönemi, Kırım’daki Sovyet ihtilalinin etkisiyle oldukça zor geçti. Zorlu çocukluk anıları ona Ülker’i

kurduğunda “Biz her insanın, hangi ülkede yaşarsa yaşasın, güzel bir çocukluk geçirme hakkına sahip olduğuna inanıyoruz” sözünü söyletti. Kırım’da yaşanan sıkıntılara dayanamayan ailesi 1929 yılında İstanbul’a göç etti. 9 yaşında İstanbul’a gelen Ülker, Kadırga İlkokulu’nu bitirdikten sonra Ortaokulu Bilecik’te okudu. Liseyi ise Kütahya’da okudu. Ülker, daha ilkokul yıllarında yaz tatillerinde ağabeyi Asım Ülker ile birlikte Besler Bisküvi Fabrikası’nda çalıştı. İdeali mühendis olmaktı. Ancak koşullar buna elvermedi. Yüksek öğrenim için Sultanahmet İktisadi ve Ticari İlimler Mekteb-i Âli’sine kaydolduğunda 2. Dünya Savaşı da başladı. Sabri Ülker, yüksek öğrenimini bitirdiğinde, savaş da sona erdi. Ülker, işte bu günlerde bisküvinin tadını unutan çocuklar için bisküvi üretmeye karar verdi. 1944 yılında Eminönü’ndeki Nohutçu Han’da küçük bisküvi atölyesini satın aldı. Ağabeyi Asım Ülker ve üç çalışanla birlikte 100 metrekarelik bu atölyede üretime başladı. Türkiye’de reklamın öneminin çok da bilinmediği yıllarda ‘Akşama babacığım unutma Ülker getir’ sloganını hafızalara kazıdı. İleri görüşlülüğüyle tanınan Ülker, 1970’te halka açık bir şirket olan Anadolu Gıda’yı Ankara’da kurdu. 1974’te Ülker’de ilk bisküvi ihracatını başlattı.

94

1979’da çikolata üretimine başlayan Ülker 1980’lerden itibaren sürekli ürün çeşitliliğine gitti. Bitkisel yağ, süt ürünleri sektörüne de giren Ülker 2000 yılına gelindiğinde onursal başkanlığı üstlenerek, yönetimi Murat Ülker’e devretti. 1944 yılında üç kişinin Ülker markasıyla bisküvi üreterek başlattığı süreç bugün Yıldız Holding bünyesinde 30 bin kişi ile devam ediyor. Yıldız Holding bugün 65 üretim ve pazarlama şirketiyle bisküviden çikolataya, gazlı içeceklerden süt ve sütlü ürünlere, bebek mamasından kişisel bakım ürünlerine ve ambalaja kadar geniş bir yelpazede 300’ü aşkın marka ile faaliyet gösteriyor. Godiva’yı alarak ses getirdi Yurtiçi ve yurt dışında toplam 55 fabrikada üretim yapan Yıldız Holding şirketleri, sadece Türkiye’de değil, bölgesinde de öncü kimliğini koruyor. Yıldız Holding son olarak 2007 yılı sonunda dünyaca ünlü Godiva çikolatayı 850 milyon dolara satın alarak tüm Avrupa ve dünya ekonomi çevrelerinde ses getirmişti.


MARKA, LiSANS ve MEDYA DERGiSi Mütevazı bir hayat sürdü Sabri Ülker’in iş hayatındaki başarısının ardında, mutlu özel hayatının da büyük etkisi vardı. Sevgili eşi Güzide Hanım’la mütevazı bir yaşam seçti. Çocuklarını da torunlarını da mütevazı yaşam biçimine özendirdi. Güzide Hanım ve Sabri Bey’in hayatlarındaki en büyük acı evlatları Ali Ülker’i küçük yaşta kaybetmeleri oldu. Kaybettikleri evlatlarının anısını, adını verdikleri torunları Ali Ülker’de yaşattı. Diğer evlatları Ahsen Özokur ve Murat Ülker hem ailenin mütevazı değerlerini hem de Sabri Ülker’in iş değerlerini benimsedi.

Sabri Ülker 2010 yılında ise hayat arkadaşı Güzide Ülker’i kaybetmenin acısını yaşadı. Ülker, Türkiye’nin ekonomik kalkınmasına katkıda bulunmanın yanı sıra, toplumsal gelişmeye katkıda bulunmak konusunda da öncü rol üstlendi. Türkiye’nin eğitim altyapısını güçlendirmek için Milli Eğitim Bakanlığı ile ortak projeleri destekledi. Gelecek nesillere daha yaşanır bir Türkiye ve dünya bırakabilmek için sivil toplum kuruluşlarıyla koordinasyon içinde çalışmanın önemine inandığını ifade eden Sabri Ülker, TEMA Vakfı’nın kurucuları arasında yer aldı. Onun teşvikiyle Ülker, TEMA’nın köylerin kalkınmasına yönelik projelerini destekleyen ilk kurum olma özelliğini taşıyor.

1920 yılında doğdum. Ülker markasını taşıyan ilk bisküvi üretildiğinde henüz 24 yaşındaydım. Bir zamanlar bizlerden “genç müteşebbisler” diye söz ederlerdi. Bugün ise çocukların “bisküvici dedesi” oldum ve bundan çok mutluluk duydum. Doğduğum yıllar itibariyle kimselerin çocukluğu kolay geçmedi. Bizler savaşları, yıkımları, göçleri gördük. Herkesin güzel bir çocukluk geçirme hakkına sahip olması gerektiğine daha o yıllarda inandım. Bu nedenledir ki, akşam babaların çocuklarına götürebilecekleri bisküvileri, çikolataları, gofretleri üretmenin hazzını her zaman hissettim. Yarım yüzyılı aşkın sanayicilik hayatımda elbette sıkıntılarım da oldu. Ama bugün geriye dönüp baktığımda, hayatımı sadece bir sanayici olarak üretmek, istihdam ve katma değer yaratmak için tatil yapmadan harcamış ve ülkesine “dünya markası” armağan etmiş biri olarak, bu sıkıntıları hatırlamıyorum. Bunca yıldan bana geriye, huzur ve mutluluk kaldı. Kurulmasında ve büyümesinde emeğimin geçtiği Ülker’in bugün ulaştığı büyüklükle artık sadece “bize”, yani ailemize, hissedarlarımıza, çalışanlarımıza değil, tüm Türkiye’ye ait olduğunu görüyorum. Ülker, Türkiye’nin gıda alanındaki temsilcisi olarak Amerika’dan Almanya’ya kadar dünyadaki birçok ülkenin market raflarında yer alıyor. Bu, elbette genç bir müteşeb-

bisken hayal edebileceğim bir şey değildi. Üretimi başlatmak için gereken makineleri bile zor bulabildiğimiz yıllarda böyle bir hayali nasıl kurabilirdim ki? Dünyaya mal satmak bir yana, kendi kendimizin ihtiyacını karşılamak bile o şartlarda çok zordu. Ama bin bir güçlük içinde, çok çalışarak başardık. Bundan sonra Ülker için dönülmez hedef, dev dünya markaları arasına girmek ve daha da önemlisi, orada kalmaktır. Doğrusu, içimdeki bu heyecanı ve bu gelişmeyi sadece Ülker için değil, Türkiyemizden çok sayıda firma için taşıyor ve bunu çok arzu ediyorum. Yaşım itibariyle ben sadece Ülker’in değil, pek çok firmanın elverişsiz şartlarda kurulup büyümesine şahit oldum. Kurucularının büyük bir azim ve sabırla büyüttükleri güzide kuruluşlarımızın dünyadaki başarılarını da, Ülker’i izlediğim gibi yakından takip ediyor ve Türkiye adına hem seviniyor hem de gurur duyuyorum. Ülker’in ülkemize sadece ekonomi alanında değil, “sosyal” hayatta da katkıda bulunmasına daima özen gösterdim. Eğitim, çevre, sanat, sağlık, spor alan-

larında gerçekleştirdiğimiz yatırımlarla üzerimize düşen sosyal vazifeleri de yerine getirmeye çalıştık. Ben, Ülker’in kurucusu olmaktan duyduğum mutluluğun aynısını TEMA’nın kurucusu olmaktan da duyuyorum. Topraklarımıza, sularımıza, çevremize sahip çıkmak vatana sahip çıkmaktır. Eğitim ve spor alanındaki yatırımlarla gençlerimizin geleceğine yatırım yapmanın gereğine inanıyorum. Gençlerimizin, çocuklarımızın da Türkiye’nin kıymetini bilmesini, bizlerden aldıkları bayrağı daha da ilerilere taşımasını arzu ediyorum. Gençlerimize Türkiyemizi dünya şartlarında gelişme ve refah standartlarına yükseltme hedefiyle çalışmalarını nasihat ediyorum. Onlara hayatta azimli, sabırlı çalışmayla, mütevazı olarak ve zamana ayak uydurarak başarıya ulaşacaklarını söylemek istiyorum. Bizden sonraki nesillere büyük başarılar diliyorum.

Sabri Ülker Onursal Başkan Sabri Ülker’in 2007’de yayınlanan mesajı

95


YAZ 2012

YAŞAMveBAŞARI

3 kişiden 30 bin çalışana ulaştı Çalışan sayısı: 30 bin Ciro: 10.5 milyar lira Fabrika sayısı: 55 Gıdada marka sayısı: 300 Yurt dışındaki yatırımları: ABD, Belçika (Godiva), Suudi Arabistan (FMC), Mısır (Hi Food), İtalya (Nuroll), Romanya (Eurex), Ukrayna (KBF), Kazakistan (Hamle), Pakistan (UG Food). Dünya gıda ligindeki sırası: 10’uncu

Ülker’in kurucusu Sabri Ülker’in iş hayatından satır başları şöyle; 1944 - İlk Atölye Eminönü´ndeki Nohutçu Handa bisküvi atölyesi satın aldı. Ağabeyi Asım Ülker ve üç çalışanla birlikte 100 metrekarelik bu atölyede üretime başladı. 1948 - İlk Fabrika Eski Sağmalcılar Köyü’ndeki Takkeci Camii’nin yanında, bisküvi üretimi için bir fabrika kurdu; bisküvi kapasitesini üç katına çıkarttı. Ürünlerin nakliye farkı alınmadan, fabrika fiyatına esnafa ulaştırılmasını sağladı.

1970 - Anadolu Gıda’nın Kuruluşu 1970’lere gelindiğinde, Türkiye için ekonomi ve siyasette zor yıllar başlamıştı. Dönemin ekonomisi, ‘enflasyon’ ve ‘döviz darboğazı’ kıskacında kalmıştı. Pek çok işletmenin kapandığı bu zor dönemde Ülker, Ankara’da halka açık bir şirket olan Anadolu Gıda’yı kurdu.

1983 - Üretimde Dikey Entegrasyon Üretimde dikey entegrasyonu benimsedi. Un, yağ, glikoz ve ambalaj maddeleri üreten fabrikalar, pazarlama şirketleri ve araç filosu olan, lojistik açıdan tam kapasiteli ihracat şirketleri kurarak bu kararı uygulamaya koydu. Oluklu mukavvayı üretim listesine ekletti.

1972 - İlk Çikolata Üretimi Çikolatalı bisküvi çeşitlerinde değerlendirilmek üzere çikolata ve şekerleme üretimine geçilmesini sağladı.

1992 - Yağ Sektörüne Giriş Bisküvi ve çikolata üretiminde kullanılan yağ konusundaki tecrübesini üretime dönüştürme kararını aldı. Bitkisel yağ ve margarin sektörüne girildi.

1974 - İlk İhracat Bu dönemde Ülker ihracatçı kimliğini kazandı. 1974’te 200 bin dolarlık ilk ihracat, Türkiye’de pazarın gelişmesine ve uluslararası anlamda pazar kimliğine sahip olmasına işaret ediyordu. 1975 - Ar-Ge Departmanı Kuruldu Uluslararası firmalarla rekabet edebilmek için büyük bir öngörüyle Ülker’de Ar-Ge departmanını kurdurdu. Modern teknolojiye geçiş Avrupa’dan en son teknoloji makinalar getirterek modern üretime başladı. 1980 - Ürünler Çeşitleniyor 1980’lerden itibaren Ülker’in üretim çeşitliliğinin zenginleşmesini sağladı. Aynı senelerde Ülker’in dünyaya entegre olmasına ön ayak oldu.

96

1993 - Yurt Dışıyla İlk Ortaklık Ülker’in dünyaya entegrasyon sürecinin en önemli parçası olan dünya devleriyle yaptığı ortaklıkların ilki bu yıl gerçekleşti. Pendik Nişasta, yabancılarla gerçekleştirilen ilk ortaklık oldu. Bunu İtalyan Harry’s ile yüzde 50 ortaklı Fresh Kek ve diğerleri izledi. 1996 - Süt Endüstrisine Giriş Süt endüstrisine girilmesine önayak oldu. Bu sektörde de bir ilke imza atılmasını, “laktaz süt”ün Türkiye´de ilk kez pazara sunulmasını sağladı. 2000 - Onursal Başkan Oldu Onursal başkanlığı üstlenen Sabri Ülker, yönetimi Murat Ülker’e devretti.


YAZ 2012

FUARTAKVİMİ YURTİÇİ FUARLAR İZMİR ENTERNASYONAL FUARI 31.08 - 09.09.2012 İEF - İZMİR

TREND WATCHING

Tüketici Trendleri Semineri 06.09.2012 SAKIP SABANCI MÜZESİ İSTANBUL

ALL GREEN EXPO 2012

Yeşil Ekonomi ve Enerji Verimliliği Fuarı 06 - 09.09.2012 İFM - İSTANBUL

CeBIT BİLİŞİM EURASIA

13. Bilgi ve İletişim Teknolojileri Fuarı 13 - 16.09.2012 TUYAP - İSTANBUL

PROMO TÜRK

27. Uluslararası Promosyon Ürünleri Fuarı 20 - 23.09.2012 İFM - İSTANBUL

TOYZERİA

5. Oyuncak, Lisans, Oyun ve Oyun Ekipmanları Fuarı 04 - 07.10.2012 İFM - İSTANBUL

97

YURTDIŞI FUARLAR FRANCAL 2012

44. Moda Tasarım & Aksesuar Fuarı 26.06 - 29.06.2012 SAO PAULO BREZİLYA

TOKYO JEWELLERY FAIR

Japonya Mücevher Fuarı 28.08 - 30.08.2012 TOKYO JAPONYA

IFA 2012

Uluslararası Tüketici Elektroniği Fuarı 31.08 - 05.09.2012 BERLİN ALMANYA

mipJunior

Uluslararası Çocuk ve Gençlik TV Programı ve İçerik Fuarı 06 - 07.10.2012 CANNES FRANSA

mipCom

Uluslararası TV Eğlence Program ve İçerik Fuarı 08 - 11.10.2012 CANNES FRANSA

BRAND LICENSING EUROPE

Avrupa Marka ve Lisans Fuarı 16- 18.10.2012 LONDRA İNGİLTERE



License Time Yaz 2012