Söylentiye göre 15. Yüzyılda yaşayan bir şogunun çok sevdiği bir çaydanlık kırıldığında çok üzülür ve sanatçılardan tamir etmelerini ister. Bunun üzerine sanatçılar, kırılan çaydanlığı altın tozuyla karıştırılmış özel bir lake tekniğiyle (bir tür yapıştırıcı) tamir ederler. Kintsugi böylece ortaya çıkar. Burada amaç tamirden çok bir felsefenin dile getirilmesidir. Bu da “kırılan bir nesnenin eski halinden daha güzel olduğunu kanıtlama” ve “hasarı olduğu gibi kabul etme” isteğidir. Hasarlı bir nesnenin hasarını tamir ederek onu eskisinden daha güzel hale getirmek bu sanatın özüdür. Kintsugi sanatında kırıklar gizlenmez, tam tersine belirgin hale getirilerek nesneyi süsleyen bir motif oluşturulur.
Günlük yaşam dinamizmlerimizin değiştiği şu günlerde, hem bedenimiz hem ruhumuz, kâh kırılarak kâh çatlayarak yeni düzene ayak uydurma çabasında. Bizlere düşen, kırıklardan çıkan yeni benlerimizi kucaklayıp, asıl Sanatkâr’ın sanatına sahip çıkmak. Emanete hakkıyla sahip çıkanlardan olmak dileğiyle. Sevgiyle..