Issuu on Google+


UYUŞTURUCU İLE MÜCADELE Türkiye Yeşilay Cemiyeti Adına İmtiyaz Sahibi Genel Başkan Av. Muharrem BALCI Editör Prof. Dr. İbrahim KELEŞ Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Av. Osman Baturhan DURSUN Genel Yayın Koordinatörü Av. Adalet CANLI AKBAŞ Basın Danışmanı Ali Yiğit Haber ve Fotoğraf Abdurrahman ÇINAR Aybüke EKİCİ Kadir Metin AKBAŞ Reklam -Tanıtım Ve Org. Sorumlusu Ferdinaz KOYUNCU Zeynep DEMİRKIRAN Yayın Kurulu Av. Muharrem BALCI Prof. Dr. İbrahim KELEŞ Prof. Dr. Haydar SUR Prof. Dr. Sefa SAYGILI Prof. Dr. İbrahim BALCIOĞLU Prof. Dr. Mustafa ŞENTOP Yrd. Doç. Dr. Vehbi ALTUNÇUL Av. Adalet Canlı AKBAŞ Av. Arzu BESİRİ Arif ÇİFCİ Muhammet ÖZTABAK İdare Yeri Nuruosmaniye Cd. No 17/1 Cağaloğlu - İSTANBUL T 0212 527 16 83 F 0212 522 84 63 www.yesilay.org.tr dergi@yesilay.org.tr Grafik - Tasarım stepajans@stepajans.com.tr Baskı Cemre Ofset 0212. 544 85 19 Yayın Türü Süreli ISSN 1330-3950 Yurtiçi Abonelik, Yıllık 60 TL Yurtdışı Abonelik, Yıllık 120 TL Posta Çeki 1054174 Sirkeci - İST Yeşilay Dergisi, devletin tüm sorumlu mercilerine muntazaman ulaştırılmaktadır. Dergide yayınlanan makalelerin fikri sorumluluğu yazarlarına aittir.

Yeşilay üzerine düşen görevi yapmaya devam ediyor. Madde bağımlılığı dünyada olduğu gibi ülkemizde de ciddi sorun oluşturmaktadır. Uyuşturucu ile mücadele tek başına bir ülkenin çözebileceği bir mesele değildir. Bu mücadelenin ulusal anlamda devletin tüm birimleri ve sivil toplum kuruluşları ile birlikte yürütülmesi gerekirken uluslararası işbirliği de zorunludur. Madde bağımlılığının toplumumuzda açtığı yaraları saymakla bitiremeyiz. Dünyada ve Türkiye’de madde bağımlılığına karşı ciddi çalışmalar yürütülmektedir. Madde bağımlılığına giden başlangıç noktasının sigaradan geçtiğini unutmamamız gerekiyor. Dergimizin bu sayısında madde bağımlılığına dair makaleler oldukça bilgilendirici. Özellikle Fatih Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şerif Ali Tekalan’ın hazırlamış olduğu “Madde Bağımlılığı ve Toplumsal Etkileri” konulu makalesini okumanızı tavsiye ederim. Yeşilay olarak gönülden destek verdiğimiz Adana - Sarıçam Kaymakamı Ali Taşkın Balaban’ın “Keyif Verici Maddelerden Bahseden Keyifsiz Bir Yazı” isimli gerçek bir olayı anlattığı yazısı dikkatle okunmalı. Çocuklarının madde bağımlısı olup olmadığını merak eden ebeveynler ise, Psikolog Merve Ekinci’nin “Çocuğumun Uyuşturucu Kullandığını Nasıl Anlarım” başlıklı makalesinden faydalanabilir. İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Görevlisi İlhami Hüner’in hazırlamış olduğu “Bağımlılık Yapan Yasa Dışı Maddeler Trafiğine Genel Bir Bakış” konulu yazısında, ülkemizde uyuşturucu trafiği genel olarak anlatılmaktadır. 40 yılını madde bağımlılığı ile mücadeleye adamış Prof. Dr. Özcan Köknel ile teknolojinin, hatta müziğin bile nasıl bağımlılık yaptığına dair röportajında, hayatımıza dair ince ayrıntılar yer alıyor. Kültür- Sanat ve tanıtım bölümümüzde günümüzden güncel konularda röportajlar, kitap, sinema ve tiyatro oyunu tanıtımları yer alıyor. Her sayıda Anadolu’nun bir ilini tanıyoruz; bu sayıda da Çorum ilimizin tanıtımını yaptık. Ulusumuzun daha bilinçli bireylerden oluşabilmesi için kötü alışkanlıklardan uzak tutulması gerekmektedir. Asli görevimiz bu bağlamda yapılan çalışmaları en iyi seviyelere taşımaktır. Gençliğin her zaman bağımsız olması dileğiyle… Prof. Dr. İbrahim KELEŞ Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Sekreteri


03 EDİTÖR’DEN 06 BAŞYAZI 08 Madde Bağımlılığı ve Toplumsal Etkileri Prof. Dr. Şerif Ali TEKALAN / Fatih Üniversitesi Rektörü 14 Prof. Dr. Özcan KÖKNEL İle Bağımlılık Üzerine Röportaj Mevlana İbrahim Asım BİLİR 20 Türkiye’nin Bağımlılık Yapan Yasadışı Maddeler Trafiğine Genel Bir Bakış İlhami HÜNER / İstanbul Aydın Üniv. Öğretim Görevlisi 22 Çocuğumun Uyuşturucu Kullandığını Nasıl Anlarım? Meryem EKİNCİ / Psikolog 25 Bir Ot’tan Fazlası “Maraş Otu” - Hakan DİŞÇEKEN / İÜ Hukuk Fak. Öğrencisi 27 Keyif Verici Maddelerden Bahseden Keyifsiz Bir Yazı Ali Taşkın BALABAN / Sarıçam Kaymakamı 30 Latin Amerika’da Uyuşturucuyla Mücadele ve Dolup Taşan Hapishaneler Hazırlayan: Ahmet Zeki OLAŞ 32 Bilinçaltına Giden Yollar : Görsel Materyaller - İdris BİLEN / Psikolojik Danışman 36 Güvenli İnternet Kullanımı - Ayşe Nur SALDIRAN / İÜ Hukuk Fak. Yüksek Lisans 42 Sonradan Gurme Salih Zengin’le Konuştuk - Adalet CANLI AKBAŞ

22

42

25

36

8

14 4 2011 Kasım


48 KİTAP TANITIMI - 99 Sayfada Uyuşturucu ve Gençlik: Prof. Dr. Kültegin ÖGEL - İğnenin Ucundaki Hayatlar: Selda Uskan 50 Şiir : Muhammed Ali 52 Film Tanıtımı: Gücün Kötü Tarafını Seçmek Nuray GÖKTÜRK - Hakan GÖKTÜRK 54 Bilge’nin Objektifinden Bir Zamandır Anadolu’dayım... Ayşe Nur SALDIRAN / İÜ Hukuk Fak. Yüksek Lisans Öğrencisi 56 Tiyatro: Zırhlı Kurt Muhammet CELEP / İÜ Hukuk Fak. Öğrencisi 58 ULAG (Uluslararası İletişimde Genç Grubu) 60 ÇORUM 64 BASIN AÇIKLAMASI

75

66 YEŞİLAY’DAN HABERLER 81 ALINTILAR DEFTERİ 82 ARŞİV 84 BAYRAM TEBRİĞİ

60 50

54

52 58 5 www.yesilay.org.tr


Uyuşturucu ve Madde Kullanımına Karşı Mücadele

D

ergimizin bu sayısında uyuşturucu ve dolayısıyla madde kullanımına karşı mücadele işlenmektedir. Arkadaşlarımız dergimizi daha bir okunur hale getirmeye çalışıyorlar. Bir genel başkan olarak da bendeniz, her tür madde bağımlılığı ile mücadelede, mümkün olduğu kadar bağımlıları hedef almıyor, aksine bağımlılık üretenleri teşhir ve bunların eylemlerinin hukuki ve siyasi boyutlarını anlatıyor, üretici ve pazarlayıcıların insanlık aleyhine çalışmalarını insanlığa karşı suçlar kategorisine sokmaya çalışıyorum. Arzumuz, madde bağımlılığı ile mücadelemizin, henüz başlamayanları bilgilendirmenin yanı sıra madde bağımlılığı üretenleri insanlığın hedefine koymak şeklinde bilinmesidir. Madde bağımlılığı üreten, insanların geleceğini karartan uluslararası ve yerli uyuşturucu tacirlerinin insanlık düş-

Madde bağımlılığı üreten, insanların geleceğini karartan uluslararası ve yerli uyuşturucu tacirlerinin insanlık düşmanı oldukları su götürmez bir gerçek. Ancak, bu insanlık düşmanlarının işlerini kolaylaştıranların eylemlerinin hukuki ve siyasi boyutlarını araştırmak ve kamuoyunun bilgisine sunmak da önemli bir görev olarak boynumuzun borcudur.

manı oldukları su götürmez bir gerçek. Ancak, bu insanlık düşmanlarının işlerini kolaylaştıranların eylemlerinin hukuki ve siyasi boyutlarını araştırmak ve kamuoyunun bilgisine sunmak da önemli bir görev olarak boynumuzun borcudur. Bu sayfalardan daha önce sizlere Türkiye Cumhuriyeti üst düzeyi ağzından Türkiye Cumhuriyeti’nin insanlığa karşı suç işlediğini aktarmıştım. Bu bir nevi özür mahiyetinde beyan olarak tarihe not düşüldü. Biz de teşekkürlerimizi sunmuş idik. Bu defa uyuşturucu konusunda tarihi belgeleri ortaya çıkararak Türkiye Cumhuriyeti devletinin kendini her konuda yetkili ve görevli sayan bürokratlarının insanlığa karşı işledikleri suçu deşifre edeceğiz. Elbette ki -bu olay da en yetkili ağızlar tarafından bir özre dönüşmeli ve tarihin tekerrür etmemesi sağlanmalı- demek hakkımızı saklı tutarak… Sizlere bir dergiden bahsedeceğim. Kurucusu ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Emekli General Ertuğrul Zekai Ökte, on6 2011 Kasım


dört yayın danışmanından altısı emekli general, biri emekli

bir taraftan giden dövizler bir başka taraftan geri geliyor.

kurmay albay, biri 9. Cumhurbaşkanının danışmanı. Dergi,

Yani PKK’nın Türkiye’deki işbirlikçilerinin yaydığı yüksek

Tarihi Araştırmalar ve Dokümantasyon Merkezleri Kurma

rakamlı faturalar aslında büyük ölçüde Türkiye’nin düş-

ve Geliştirme Vakıf İşletmesi’nce yayınlanmaktadır. Dergi-

manlarının cebinden çıkıyor! Şimdi bu kuşku beyinlerine

nin adı BELGELERLE TÜRK TARİHİ DERGİSİ DÜN/BU-

düşmüştür! Yıllarca PKK’nın uyuşturucu kaçakçılığına göz

GÜN/YARIN. Dergi piyasada açıktan satılmadığı gibi; ha-

yuman, kara para aklanmasına ses çıkartmayan, hatta şu

zırlayıcısı, yayınlayıcısı olan vakıflar gibi, ancak belli kişiler

veya bu yollardan destek veren çeşitli Batılı başkentlerde

tarafından tanınan, takip edilen, abone sistemiyle dağıtılan

son sıralarda ansızın Türkiye’ye yönelik ‘kara para aklama’

bir dergidir.

suçlamaları boşuna değildir!

Derginin Şubat 1997 tarihli 1. sayısında “Stratejik Değer-

Bu konuda Türkiye adına eksi hanesine kaydedilecek ve

lendirme” konu başlığı altında, Türkiye Stratejik Araştırma

mutlaka en kısa zamanda düzeltilmesi gerekecek tek şey:

ve Eğitim Merkezi (TÜRKSAM)”nin hazırladığı “1997’nin

hiç kuşkusuz, düşmana düşmanın silâhıyla karşılık verirken

Başında Dünya ve Türkiye” adlı bir Yıllık Rapor yayınlan-

bunu ‘çeteler’ aracılığıyla değil, devletin ilgili özel kurumla-

mıştır.

rı aracılığıyla yapmak ve kişisel çıkarlar ile ulusal çıkarları birbirine karıştıran, PKK ile mücadele paravanası ardında

Raporun konusu kısaca, “dünya ülkelerinin içinde bulundu-

kendi kendilerine hizmet eden kişi ve çevrelere meydan ver-

ğu siyasî durumları ve Türkiye’nin bu ülkelerle ilişkilerin-

memektir. 1996’da kamuoyunda bu bilinç yer etmiştir. Bu

deki boyutlar” olarak özetlenebilir. Rapor 15 sayfadan oluş-

bilincin siyaset erbabına da yayılıp yayılmayacağı ve devle-

muş, son 5 sayfası Türkiye’ye ayrılmış, Türkiye’nin Avrupa

tin, içinde yuvalanma fırsatı bulabilmiş çetelerden arınıp

Birliği, Yunanistan, Suriye, İsrail, İran, Irak, Amerika Birle-

arınmayacağı 1997 yılında görülecektir.”

şik Devletleri ve PKK ile ilişkileri incelenmiştir.

Konu ile ilgili görüşleri alınan TÜRKSAM Koordinatörü Na-

Raporda ileri sürülen görüşlerden bazıları oldukça çarpı-

zım Güvenç:

cıdır. Örneğin, Suriye’nin Hatay ile ilgili emelleri gerekçe gösterilerek Türkiye’nin İsrail ile işbirliği ve güç birliği yap-

“Raporda Türkiye’nin uyuşturucu kaçakçılığı yaptığı izle-

makta ne kadar haklı olduğu anlatılmaktadır.

nimi ediniliyor. Ancak bu eksik. Uyuşturucu kaçakçılığını dünyada bütün istihbarat örgütleri yapıyor. CIA yapmıyor

Raporda PKK terörü ile ilgili iki önemli konunun altı çizil-

mu, İngiliz İstihbaratı yapmıyor mu? Hatta Alman İstihba-

mektedir.

rat Teşkilâtı’nın nükleer madde kaçakçılığı yaptığına dair

1- PKK ile mücadelede askerin elde ettiği deneyim;

bulgular var. Biz ayrıca sadece uyuşturucu kaçakçılığını de-

“...Türk Silâhlı Kuvvetleri PKK’ya karşı yürüttüğü mücadele

ğil, çeşitli eylemleri de devletin ilgili kurumlarının yapması

sürecinde olağan koşullarda hiçbir manevranın, hiçbir tat-

gerektiğine inanıyoruz.”

bikatın kazandırmasının mümkün olmadığı bir askerî bilgi

demiştir.

ve deneyim kazanmıştır.”

Değerli okuyucular,

2- PKK ile mücadelede finans sorunu;

İlginçtir ki BELGELERLE TÜRK TARİHİ DERGİSİ’nde ya-

“Yine aynı çevreler kuşkulanmaya, kara kara düşünmeye

yınlanan bu rapor 19.04.1997 günlü Radikal ve Selam Gaze-

başladılar ki bu savaş Türkiye’ye ağır bir ekonomik maliyet

telerinde haber olmuş, fakat bu kadar önemli bir konu daha

bindirmiş gibi gözükmesine rağmen, gerçekte pek de öyle

sonraki günlerde ne bu iki gazetede, ne de başka gazetelerde

olmuyor. Ve özellikle son yıllarda Türkiye’de, PKK yürüt-

değerlendirilmiştir.

tüğü mücadeleyi hangi yollardan finanse etmişse, onunla

Başta da ifade ettiğimiz gibi, Yeşilay, madde bağımlılarını

mücadeleyi benzer yollardan finanse ediyor. En azından

değil, bağımlılık yapan maddeleri üretenleri, satanları, teş7

www.yesilay.org.tr


Eğer bağımlılıklarla mücadele edeceksek öncelikle bağımlılık oluşturan madde üreticilerini, trafiği yönetenleri tanımalı ve ifşa etmeliyiz. Kitlelere mücadelenin yöntemi ve araçları anlatılmadan önce böyle bir mücadelenin misyonu anlatılmalıdır. Özellikle de bağımlılar, kendilerini bağımlı hale getiren insanlık düşmanlarını iyi bilmeli. Mücadelenin ilk aşaması, terör ve diğer insanlık suçları ve suçlularında olduğu gibi, önce tanımlar sonra da muhataplar belirlenmeli, görevlilere ve kitlelere bilgi ve donanım sağlanmalıdır. vik edenleri sorumlu tutuyor. Yukarıda alıntılanan Rapor-

dınlatmayacak mı?

da, devletin teröre karşı terör örgütlerinin yöntemleri ile

Değerli Yeşilay dostları,

mücadele ettiği, etmesi gerektiği, üstelik bunun devletin

Zaman soru sorma zamanıdır. Tüm dünyada halk devrim-

resmi kadrolarınca yapılması gerektiği anlatılıyor. Ulusal

leri gerçekleşirken, bizler burada soru sormayı zül addede-

ve uluslararası terör örgütlerinin eylemlerinin amacının sa-

meyiz. Eğer bağımlılıklarla mücadele edeceksek öncelikle

dece silah kullanarak adam öldürme değil, değişik araç ve

bağımlılık oluşturan madde üreticilerini, trafiği yönetenleri

yöntemlerle kitlelerin iradelerinin felç edilerek iradelerini

tanımalı ve ifşa etmeliyiz. Kitlelere mücadelenin yöntemi ve

kullanamaz hale getirmek olduğunu biliyoruz. Terör örgüt-

araçları anlatılmadan önce böyle bir mücadelenin misyonu

lerinin uyuşturucu trafiğinde rol almalarındaki amacın da

anlatılmalıdır. Özellikle de bağımlılar, kendilerini bağımlı

kitlelerin iradesinin felç edilerek teslim alınması ve ayrıca

hale getiren insanlık düşmanlarını iyi bilmeli. Mücadelenin

da uyuşturucunun karlı bir finans kaynağı olduğunu biliyo-

ilk aşaması, terör ve diğer insanlık suçları ve suçlularında

ruz.

olduğu gibi, önce tanımlar sonra da muhataplar belirlenme-

Devletlerin savaş mantıklarının, savaşın da amacını aşarak,

li, görevlilere ve kitlelere bilgi ve donanım sağlanmalıdır.

kitlelerin iradelerini felç etmeye çalışmasından daha vahim

Yeşilay, madde bağımlılıklarıyla mücadelesini bir kutsal gö-

ne olabilir? İster kendi insanı, ister başka ülkelerin insanı

rev olarak belirlerken, kudsiyetin dünya ve insanlar nezdin-

olsun, insanlığa karşı suçlar kurşun gibidir, adres sormaz ve

de insanlık düşmanlarıyla ilişkisini kavratmaya çalışmakta-

tüm insanlık aleyhine işlenir. Bu devlet bizim devletimiz de olsa sonuç değişmeyecektir. Üstelik bu kurşunun şimdiler-

dır.

de bize dönmüş olduğunu da görüyoruz.

Esen kalınız.

Şimdilerde emniyet görevlilerinin canla başla uyuşturucu

Saygılarımla.

trafiğini önlemeye çalışması, dünyanın en çok uyuşturucu yakalayan birimler olması, yukarıdaki gerçekleri görmemize engel olmamalı. Eğer, dünyanın en çok uyuşturucu yakalayan devleti isek, dünyanın en çok uyuşturucu bulunduran

Av. Muharrem BALCI

devleti olmuyor muyuz? Yakalanan uyuşturucunun tamamı

Genel Başkan

yurt dışından mı geliyor? Yurt dışından geliyorsa sınırlarımızdan nasıl giriyor? Değilse bunca üretim (Adana’da yetkililer uyuşturucunun promosyonla satıldığını söylemişlerdi, “beş al üç öde”) nasıl bu ülkede gerçekleşiyor? Biri bizi ay-

8 2011 Kasım


Prof. Dr. Şerif Ali TEKALAN / Fatih Üniversitesi Rektörü

İ

MADDE BAĞIMLILIĞI VE TOPLUMSAL ETKİLERİ

nsanoğlu, varolduğu günden beri daima iyilerle kötüler arasındaki mücadeleye hem tanık olmuştur, hem de içinde bulunmuştur. Bir taraftan iyiler, insanlar için, onların faydasına güzel şeyler yapmaya gayret ederken, diğer taraftan kötüler yani, kötü düşünceli, kötü duygulu insanlar da insanların kötülüğüne, zararına işler yapmaya, yaptırmaya çalışmışlardır. Bir bakıma bunun iz düşümünü biz, ilk insan olan ve kendisi de bir peygamber olan Hz. Adem (a.s.m)’in çocukları Habil ve Kabil’de de görüyoruz. Bunlardan birisi iyiyi, birisi de kötüyü temsil ediyorlardı. Yine insanoğlu varolduğu günden beri bu tip hareketler, bu tip zıt düşünceler, davranışlar daima olmuştur ve kıyamet kopuncaya kadar olacağa benzemektedir. İnsanoğlunu diğer canlılardan ayıran en önemli özelliklerinden birisi de onun doğumundan itibaren etrafındaki olaylardan, davranış ve hareketlerden etkilenmesi, onları kendine örnek alması ve daha sonra da aldığı bu örneklerle hayatını devam ettirmesidir. Kaldı ki diğer canlılarda biz böyle bir şey görmüyoruz. Onlar, yaradılışları-

nın yani fıtratlarının gereği ne ise doğduktan sonra daima bu davranışlar içinde bulunurlar ve bunların hiçbir zaman aksini yapmazlar ve hayatlarını bu şekilde sonlandırırlar. İnsana gelince, insan doğumundan itibaren her şey olmaya ve her şeyi yapmayı muktedir bir canlı olarak yaratılmıştır. Bundan dolayı da insanlara ilk insandan itibaren Allah (c.c.), birer peygamber göndermiş ve onların nasıl davranmaları gerektiği, hangi hadiseler karşısında neler yapmaları gerektiğini bildirmiştir.

etkilenerek kendisinin de yapmaya başladığı hareketlerdir. Eğer bu davranışlar, insanın faydasına ise faydalı alışkanlıklar, zararına ise zararlı alışkanlıklar, yani kötü alışkanlıklar gelişir. Bugün itibari ile kötü alışkanlıklar diye saydığımız sigara, alkol, uyuşturucular ve diğerleri, gerek fert olarak insana, gerekse içinde bulunduğu topluma ve en geniş anlamı ile de insanlık âlemine çok büyük zararları dokunan alışkanlıklardır ve faturasını fert, aile, içinde bulunduğu cemiyet ve bütün bir insanlık ödemektedir.

Çoğu zaman bu prensipler yerine getirilmediğinde insanlar, sıkıntılı durumlara düşmüş ve bu sıkıntıları devam etmiştir. Peygamberler devrinde bile, yani onların içinde bulundukları zaman dilimlerinde ve onlarla yaşayan insanlarda bile daima bu prensiplere zıt davranışlar içinde bulunan ve bu davranışlarını yaymaya çalışan insanlar da olmuştur. Ve böylece iyilerle kötüler arasında mücadeleler başlamış, süregelmiş ve halen de devam etmektedir.

Her çeşit alışkanlık, öncelikle ailede, daha sonra yakın çevrede, sokakta, sonra okulda, işyerinde ve genel anlamda cemiyet içindeki diğer insanlardan edinilir.

Zararlı alışkanlıklar, en küçük yaşta başlar. Yani çocuk etrafını sezmeye, fark etmeye başladığı andan itibaren, onun radarına giren her çeşit hareket, onda belli bir etki bırakır ve zaman içinde çocuk da bunları taklit etmeye çalışır. Özellikle kendi yaşındaki insanlarda da bunları görmeye başlaAlışkanlık dıktan sonra, onda da bunları yapmaya doğru bir meyil oluşur. Anne baba Alışkanlıklar, çocuğun veya yetişkinin ve kardeşlerde de bu tip alışkanlıklar özellikle içinde bulunduğu ortamda varsa o zaman çocuğun, gencin bu tip gördüğü ve izlediği davranışlardan alışkanlıklara başlaması daha kolay

9 www.yesilay.org.tr


ZARARLI ALIŞKANLIKLAR GENELDE ÇOK GENÇ YAŞLARDA VE ÖZELLİKLE HEDEF OLARAK SEÇİLEN GERİ KALMIŞ VE GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELER CİDDİ BİR PAZAR OLARAK DEĞERLENDİRİLİR VE EN MASUM GİBİ GÖRÜLEN SİGARA İLE BAŞLATILIR… olur.

bunlardan çok fazla etkilenmeyebilir.

Okul sıralarına gelince, bu alışkanlıkları edinme en üst seviyeye çıkar ve artık o da ne tip davranış biçimlerini görüyorsa iyi olsun, kötü olsun, bu alışkanlığı kendisi de edinmeye çalışır ve zaman içinde edinir.

Bağımlılık

Kötü alışkanlık denilince, yukarıda sayılan alışkanlıklar dışında, davranış biçimleri, yani oturma, konuşma, insanlarla muameledeki hareketler ve değişik davranış biçimleri de akla gelir. Bunlar da yine aynı şekilde, öncelikle ailede, daha sonra sokakta, sonra okulda ve iş hayatında edinilir. Bütününe birden kötü alışkanlıklar denilen bu davranışlar, birbirlerini etkilerler, hatta birbirlerini tetiklerler. Birisine alışan bir genç, öteki kötü alışkanlıklara daha kolay adapte olur ve onları yapmaya meyyal olur. Sonra içinde bulunduğu ortam, arkadaşlar, beraber olduğu insanlarda da aynı davranış biçimleri varsa, artık bu davranış onda yerleşmeye başlar ve her yönüyle bir yaşam biçimi halini alır. Zaman içinde, bu kötü alışkanlıkların her birisini genç, kendi kafasında rasyonalize eder, yani bunların her birisini yapmaya haklı olduğunu gösterir bir sebep bulur. Şunu şunun için yaptım, şunu şunun için yapıyorum, bunu bunun için yapmam gerekir şeklindeki bir rasyonalizasyondan geçirir. Ve bundan dolayı da bu alışkanlıkları artık doğal görmeye başlar ve daha sonra da bunlar hakkında değişik sözler duysa da konferanslar dinlese de, filmler seyretse de

olarak artırılır.

Bunlar bu işten çıkar sağlayanlarca profesyonelce ayarlanır, yapılacak işler bir Bağımlılık “kötü” sonuçlarına rağmen yol haritası şeklinde titizlikle hazırlabir şeyi tekrar tekrar yapmak’ olarak nır, uygulamaya konulur ve takip edilir. tanımlanabilir. Kişi zarar görmesine rağmen bir şeyi yapmaktan kendini ala- Gençler için sözde tabii ortamlar oluşmıyorsa ona bağımlıdır. Bağımlılık ya- turulur. Eğlence yerleri, kulüpler v.s. pıcı şeylerin ortak özellikleri kişiye zevk gibi. Buralarda bu alışkanlıklar verilir. vermeleri, bağımlıların ortak özelliği Buradan da alkol ve uyuşturucuya geise kontrollerini kaybetmediklerini ve çilir. Zira bu yaşlardaki gençlerin psizarar görmediklerini iddia etmeleridir. kolojileri bu pazar sahipleri tarafından çok iyi analiz edilmektedir. Kendini Alkol ve uyuşturucu-uyarıcı maddelere ispat gayreti, güya böyle bir çevresinin olan bağımlılık dışındakilere “olgusal olma mecburiyeti gibi… bağımlılık” adı verilir. Başlıca olgusal bağımlılıklar: yeme bağımlılığı, inter- Bu giriş yolları ve kullanılan bu yollar net ve bilgisayar oyunları bağımlılığı, bilinmediği, farkına varılmadığı sürece kumar bağımlılığı, cinsel zaaf, alışveriş maalesef bu tehlikeler devam eder gibağımlılığı ve insan bağımlılığıdır. der. Nitekim devam edip gitmektedir de. Birkaç çeşit bağımlılık bir arada bulunabileceği gibi bir bağımlılık diğeriyle İşin en ilginç iki vahim yanı da şudur; kolaylıkla yer değiştirebilir. Örneğin 1. Bunları kullanmak ve böyle yerlerde hem alkol hem de kumar bağımlısı olan bulunmak sosyalliğin gereğidir diye bir kişi kumarı bırakıp bilgisayar oyunlanse edilir, aksi güya geri bir düşünlarıyla aşırı uğraşmaya başlayabilir. cedir yani gençleri tamamen serbest Sigara, alkol ve uyuşturucu maddeler, bırakmak gerekir. insan vücuduna lazım olmayan, alındı2. Toplum sağlığını ciddi tehdit eden ğında alışkanlık oluşturan ve devamınkötü alışkanlıklar sanki çok basit şeyda insanda hem fiziki hem de ruhsal lermiş gibi gösterilir ve sadece okulbozukluklar oluşturan maddelerdir. larda sıradan konferanslarla-ki bunlar Genelde çok genç yaşlarda ve özellikle mutlaka yapılmalıdır- geçiştirmeye çahedef olarak seçilen geri kalmış ve ge- lışılır ve bu kadar gayretin yeterli oldulişmekte olan ülkelerde -ki genç nüfus ğu sanılır. daha fazla- ciddi bir pazar olarak deEsasında bu tehlikeler herkesi direkt ğerlendirilir ve en masum gibi görülen veya endirekt ilgilendirmektedir. Kişi, sigara ile başlatılır. Tütünde tabii halde kendisi bunları kullanmasa bile, çocukbulunan nikotinin miktarı alışkanlık ları, torunları, akrabaları açık hedeftir, yapması açısından sigaralarda kasti 10 2011 Kasım


VİCDANİ MUHASEBE DEVRE DIŞI KALDIĞINDAN BAĞIMLILIK SORUNLARINA DA KALICI BİR ÇÖZÜM BULUNAMAMAKTADIR. YAPAY VE ETKİSİZ ÇÖZÜMLERLE VAKİT, AMA EN ÖNEMLİSİ NESİLLER KAYBEDİLMEKTEDİR…

sonra da bunlardan kaynaklanan zarar Her devirde o devrin anlayışına ve kendisine hatta toplumun tüm fertleri- imkânlarına uygun kötü alışkanlıklar ve diğer insanları istismar yolları olmuşne rücu eder. tur. Yaşam biçimleri, hayatı algılama Türkiye’deki ve Dünyadaki Duşekilleri de zaman içinde değişmiştir. rum Bilim, teknik ve genel anlamda medeBu tehlikeli zincir uluslararası hüviyet niyet denilen süreç bir taraftan hayatı taşır. Bundan dolayı da ciddi, samimi, kolaylaştırırken diğer taraftan bu gelişbirlikte ve büyük gayretlerle çözülebilir. melerin kötüye kullanılması yani suistiYoksa bu tehlikeli fotoğrafı yakalayıp mal edilmesiyle bütün bir insanlık tehyayınlamaya çalışanlar yok edilmektedit altına alınmaya başlanmıştır. dir. Ama bunlardan korkmadan birlikte hareket etmek gerekir, zira bu ateş sa- Maalesef kötü niyet, dikkatsizlik ve dece o evi değil herkesin evini sarabilir. vurdumduymazlıkla, bir yandan etkileri yıllarca sürecek olan çevre kirliliği, Öneriler diğer yandan daha çok para kazanabil- Devletin alacağı tedbirler, mek için gen mühendisliği yolu ile elde - Sivil toplum kuruluşlarının çalışma- edilen hormonlu gıdalar, bir yandan da tehlikeli zirai ilaçların kullanılmasıyla ları, hayvan ve insan vücutlarında kanse- Kişileri bilinçlendirme, re kadar giden bir dizi hastalığa sebep - Toplumsal refleksin ve ciddi bir ka- olunmuştur. muoyunun geliştirilmesi (Bana dokunmayan yılan bin yaşasın düşüncelerini terk edip bu tür kötü alışkanlıkların çok tehlikeli ve bulaşıcı virüslerden de önemli olduğunun bilinmesi ve her an bize sıçrayabileceğinin düşünülmesi, sıçramasa bile kurbanlarla aynı toplumda bulunmamızdan dolayı, oluşturacakları zararları paylaşacağımızın bilinci içinde olmamız büyük önem taşımaktadır.) Alışkanlıklar 3 gruptur: 1. İyi alışkanlıklar 2. Zararsız alışkanlıklar 3. Zararlı alışkanlıklar

Devletin yasaklayıcı tedbirleri, sıkı kontrolleri yanında, kişi, kurum ve çevre kuruluşlarının ve sivil inisiyatiflerin de yapması gereken çok önemli kısımlar bulunmaktadır. Eğitim, basın yayının rolü, din ve örf adetlerin önemi, gönüllü çalışmaların gayretleri ihmal edilmemelidir. Hemen her dinde alkol ve uyuşturucular yasaklanmıştır. İslam dininde de sigara, alkol ve uyuşturucularla ilgili olarak, hem de zararları anlatılarak ve misalleri verilerek kaçınılması bildirilmiştir ve yasaklanmıştır, haram kabul edilmiştir.

Gerek örf adetler, gerekse dine karşı maalesef günümüz insanı lakayt kaldığından veya bırakıldığından, bu işi engelleyici en önemli unsur olan vicdani muhasebe devre dışı kaldığından bu meselelere de temelli bir çözüm buluPek tabii ki bu yaklaşımdan bilim ve namamaktadır ve yapay ve etkisiz çöteknik gereksizdir anlamı çıkmamalı- zümlerle vakit, ama en önemlisi nesiller dır. Ama yarar-zarar dengesi iyi korun- kaybedilmektedir. malı ve suistimaller engellenmelidir. Bazı değerlendirmeleri yeniden yapmak Bu açıdan bakıldığında, yıllar önce ya- ve bize ait değerleri yeniden masaya yaşayan insanların fizik ve ruh sağlıkları tırmak, bize hiçbir şey kaybettirmeyeile günümüz insanlarınınki, günümüz cek, aksine çok şey kazandıracaktır. aleyhine korkunç bir şekilde ortadadır. Gençlerin hatta yetişkinlerin eğitiminBunları önlemenin ve yakalanıldığında de disiplin çok önemlidir. Yerine ve da tedavisinin çeşitli yolları vardır. Na- zamanına göre iyi ayarlanabilmiş bir sıl ki bunlara başlatmak için planlı ve disiplin, hem kişilere hem de genelde organize çalışmalar mevcuttur. Aynen topluma ciddi bir çeki düzen verir. bunun gibi önlenmesi ve tedavisinde Disiplin deyince ille de şiddeti algılade planlı, organize ve rasyonel metotlar mamak lazımdır. İnsanın hayatını bir kullanılmalıdır, kullanılmak zorundadüzene sokması, lüzumsuz ve zararlı dır. şeylerden kaçınması bir disiplin işidir. 11 www.yesilay.org.tr


KÜLTÜRÜMÜZÜ OLUŞTURAN DİNİMİZ, ADETLERİMİZ, GELENEKLERİMİZ, GÖRENEKLERİMİZ BAĞIMLILIKLARI ÖNLEMEDE ÖNEMLİ BİRER FAKTÖRDÜR. O ZAMAN BUNLARDAN DA CİDDİ BİR ŞEKİLDE İSTİFADE ETMEK VE BUNLARIN ESASLARINI GENÇLERİMİZE ÖĞRETMEMİZ GEREKMEKTEDİR. Böyle bir düşünce yapısına -mantali- lara başlatmamak, bunlardan vazgeçirteye- sahip nesiller geleceği daha güzel mek değil, eğitimle, ikna ile ve özellikle inşa edebilirler. bizim kendi kültürümüz içinde bulunan güzelliklerden de istifade ederek, bu İşte bundan dolayı da insanları kötü kötü alışkanlıklara başlanılmamasını alışkanlıklara başladıktan sonra vazgesağlamak esastır. çirmek yerine bu tip kötü alışkanlıklara hiç başlanılmamasını sağlayabilmek Burada da en önemli görev, öncelikle çok daha önemlidir ki, biz buna koru- aileye, okula ve sivil toplum kuruluşlayucu hekimlik, yani hıfzısıhha diyoruz. rına ve sonra da pek tabi olarak devlet Zaten Dünya Sağlık Teşkilatı da sağlığı yetkililerine düşmektedir ki, bunun getarif ederken, insanın ruhen, bedenen reği yapılmadığı zaman faturası çok büve çevresel olarak tam bir iyilik hali şek- yük olmaktadır. linde tarif eder. Yani burada, ruhen tam Bu kötü alışkanlıklara başlanılmamabir dengeli olma hali, bedenen herhangi sı ve daha çok küçük yaşlardan itibabir organın hastalıklı olmaması hali ve ren güzel alışkanlıklara yönlendireçevre faktörleri içinde de özellikle çevbilme yönüyle, elde bulunan bütün re kirliliği oluşturabilecek olan havada, imkânlardan yararlanmak gerekmeksuda ve karada ve son zamanlarda yine tedir. Eğer, kültürümüzü oluşturan Dünya Sağlık Teşkilatı’nın kabul ettiği dinimiz, adetlerimiz, geleneklerimiz, gözün gördüğü ve şahit olunan şiddet, göreneklerimiz, bunları önlemede savaş ve terör hadiseleri gibi insanın önemli birer faktörse ki çok önemli fakruhunu etkileyebilecek olan her türlü törlerdir, o zaman bunlardan da ciddi faktör de çevre kirliliği ve dolayısıyla bir şekilde istifade etmek ve bunların insan sağlığını etkileyen faktörler araesaslarını gençlerimize öğretmemiz gesında yer almıştır. rekmektedir. Bundan çekinecek, utanıDolayısıyla, genel anlamıyla anılan lacak bir durum asla söz konusu olmakötü davranışlar veya kötü alışkanlıklar malıdır ve değildir de. da sağlığımızı menfi yönden etkileyen Ama nedense toplumumuzda sanki bir davranışlar ve alışkanlıklardır ki, bu öcü gibi gösterilmeye çalışılan, kültürüdurumda sağlık bozulmuş demektir ve müzü oluşturan bu değerlerden, yıllarbunun tedavi edilmesi gerekir. Tedadan beri hep kaçınılmaya çalışılmış ve vi edici hekimlik, koruyucu hekimliğe çalışılması gereken değerler olarak gögöre çok daha pahalıdır ve geç kalınmış rülmüştür. Bundan çok hızlı bir şekilde bir işlemdir. vazgeçilmeli ve kendi özümüze dönmeEğitim ve kültürel değerler liyiz. Bu hiçbir zaman diğer cemiyetlerden ve dünyadan soyutlanmak değildir, Bütün bunlar yapılırken de zorla, kabilakis bizim küreselleşen bu dünyada nunlarla, ceza ile bu zararlı alışkanlık12 2011 Kasım

bu kültürümüzle, bu özellik ve güzelliklerimizle diğer insanlara verebileceğimiz çok şey olduğunu bilmemizi de bize hatırlatmaktadır, göstermektedir. Hatta farklı kültürlere sahip insanlar bizim bu kültürel değerlerimizi öğrendikçe, bu kültüre karşı hayranlıkları artmakta ve bunların gereklerini onlar kendileri de yerine getirmeye çalışmaktadırlar. Zararlı alışkanlıklar pazarı Yukarıda sayılan kötü alışkanlıkları ve bunlardan korunmayı ve daha sonra da bunlardan kurtulmayı sadece konferanslara bırakmak, sadece bazı kitaplar yazmaya hasretmek çok sığlık olur. Bunlar da mutlaka önemli ve yapılması gereken şeylerdir. Ama yapılması gereken şeylerin hepsi değildir, çok azıdır. Hatta burada verilmesi gereken en önemli mesaj belki de, bu kötü alışkanlıkların insan vücuduna ne yaptıklarının anlatılması, izah edilmesi yanında, belki bunlardan daha önce, bu işin başlı başına bir pazar olduğu, alıcısının ve satıcısının olduğu ve dolayısıyla bunları satanların bu işlerden çok büyük paralar kazandıkları ve bu pazarı asla kaybetmemek için ellerinden gelen her şeyi yaptıklarının bilinmesidir. Bu iş bir sektör, bundan para kazanan insanlar var ve daha çok para kazanabilmek için çok profesyonelce, planlı ve akıllı, organize bir şekilde bu işi götürüyorlar. İnsanlık varolduğu günden beri bu ve benzeri zararlı davranışlar olmuş, mücadele edilmiş ama hiçbir zaman yok


Sayılan kötü alışkanlıkları ve bunlardan korunmayı ve daha sonra da bunlardan kurtulmayı sadece konferanslara bırakmak, sadece bazı kitaplar yazmaya hasretmek çok sığlık olur. Bunlar da mutlaka önemli ve yapılması gereken şeylerdir. Ama yapılması gereken şeylerin hepsi değildir, çok azıdır. Hatta burada verilmesi gereken en önemli mesaj belki de, bu kötü alışkanlıkların insan vücuduna ne yaptıklarının anlatılması, izah edilmesi yanında, belki bunlardan daha önce, bu işin başlı başına bir pazar olduğu, alıcısının ve satıcısının olduğu ve dolayısıyla bunları satanların bu işlerden çok büyük paralar kazandıkları ve bu pazarı asla kaybetmemek için ellerinden gelen her şeyi yaptıklarının bilinmesidir. Bu iş bir sektör, bundan para kazanan insanlar var ve daha çok para kazanabilmek için çok profesyonelce, planlı ve akıllı, organize bir şekilde bu işi götürüyorlar.

noktasına getirilememiştir.

mektedirler. Ve büyük organizasyonlar aşılabileceği aşikârdır. Asla morali kurmuşlar, dünya çapında bir ağ teşkil bozmadan, yılgınlığa ve karamsarlığa Bunlardan dolayı kötü alışkanlıklar deetmişlerdir. kapılmadan, bu durumlar bilinmeli, diğimiz başta sigara, alkol, uyuşturucu tedbirleri önceden alınmalı, bu batağa gibi alışkanlıklar ve diğer kötü davranış Netice olarak; düşüldüyse de mutlaka çıkış yollarının biçimlerinin temsilcileri, kendilerini Bu tesbitler, bu işle mücadelenin olduğu bilinmelidir. legal olarak cemiyette tanıtmış ve çok imkânsız olduğu anlamına gelmemeciddi beyin fırtınaları ile reklamlarını lidir. Çok ciddi gayretlerle bu engelin yapmışlar, halen de yapmaya devam et13 www.yesilay.org.tr


HABERLER

40 Yılını Madde Bağımlılığı İle Mücadeleye Adamış Prof. Dr. Özcan Köknel İle Teknolojinin, Hatta Müziğin Bile Nasıl Bağımlılık Üretebileceğini Konuştuk. Duygusal Zekâ Yöntemleri İle Sorunun Çözümüne Ciddi Katkı Sağlanabileceğini Söyleyen Köknel İle Gerçekleştirdiğimiz Sohbeti İstifadenize Sunuyoruz.

Röportaj: Mevlana İbrahim Asım BILIR Fotoğraf: Mevlana Ubeydullah İsmail BILIR 14 2011 Kasım


AİLE İLE İŞBİRLİĞİ OLMAKSIZIN GENÇ MADDEYE ULAŞABİLMEK İÇİN YA HIRSIZLIK YAPAR YABİR TEDAVİ MÜMKÜN DEĞİL… HUT SATICI OLUR… Uyuşturucu madde kullanan birisinin, bu maddeleri kullandığı- Aşırı para harcamalar başlar. Evden nı hangi aşamada öğrenebiliriz? para çalmaya başlar. Çünkü, hele esrar Bunların belirtileri nelerdir? Er- falan kullanıyorsa, alkol bile kullanıken evrede öğrenme imkânımız yorsa, yine o alkolü almak için, gidip içmekde için paraya ihtiyacı var. İki tür var mıdır? ailede bu bir sorundur. Birincisi ekoBurada bütün iş ailelere düşüyor. Öncenomik durumu çok iyi olan ailelerde, likle gayet açık söyleyeyim ki ilgili ve bilbir tanesi de ekonomik durumu, bizim gili ailelerde bu oran çok düşük. Onun orta direk dediğimiz aile vardır ya, bir dışında kalan ailelerdeki genç gruplatoplumun en sağlam dayandığı aile yarında çok yüksek çünkü şu veya bu nepısı, yalnız Türkiye için değil, dünyada denle ailenin genç ile duygusal iletişimi orta direk. Çünkü ekonomik durumu yok. Bu nasıl anlaşılabilir? Gayet açık. çok iyi olan ailelerin gençlerinde gözüFiziksel belirtiler vardır. Bir, Bitkinlik nüzün alabildiğine, sonsuz kaynak varhisseder genç. İki, dalgınlık hisseder. dır. 16-17 yaşına geldiği zaman altında Üçüncüsü uyuklama, dördüncüsü uyku araba var. Ben özel bir üniversitede bozukluğu, beşincisi konuşma güçlüğü, çalıştım. Onları da tanıyorum. Üstelik burun akıntısı, terleme, titreme, dengebazı üniversiteler var ki, gençlerden sizlik, gözlerde kanama, göz bebeğinde dinliyorum. Belirli bir marka araba ile daralma, yüzde kızarma, kabızlık, ishal, gelmezse alay ediyorlar o gençle. “Ya mide-bağırsak yakınmaları, yürüme bu araba kullanılır mı?” diye. Düşübozukluğu, solunum güçlüğü ve ağrılar. nün. Yani bu genç daha üniversitede. Ruhsal olarak ne hisseder? Duygu-du18-19 yaşında bir genç. Alabildiğine, rum değişiklikleri. Yani o zamana kadar istediği zaman paraya sahip olabiliyor. ilgili bir genç ise ilgisiz olmaya başlar, Çok rahat olarak da harcayabiliyor, bir. dikkatli bir genç ise yavaş yavaş dikkati İkincisi, arkadaşları onu gaza getiriyor. bozulur. İkincisi, ilgi istek kaybı, üçünMeyhaneye de o götürüyor. İçkiyi de o cüsü daha donuk hale gelir. Yani olayısmarlıyor. Arkadaşlar ha babam onu lar karşısında duygusal tepkileri daha pohpohluyorlar. “Aslansın, kaplansın, durgun olur, daha vurdumduymaz olur abimizsin, bilmem nesin” diye. Ekonovs.. Bilişsel bozukluklar. Dikkatini kulmik seviyesi düşük ailelerde, hırsızlık lanmakta sorun çıkar, hatırlamakta sodaha fazla olur. Para çalmalar ortaya run çıkar, karar vermekte sorun çıkar, çıkar. Yahut madde satıcısı veya aracısı düşünce sürecinin gelişmesinde sorun oluyor. Esrar satıyor, bilmem ne satıçıkar. Başarıda azalma olur. Eğer bir yor. Oradan kazanıyor veya para kazanyerde çalışıyorsa çalışma gücünde azalmıyor da kendisi de kullanıyor. Üstelik ma, öğrenciyse ve o zamana kadar bade o maddelerin aracılığını yaptığı için şarılı bir öğrenci ise bunda bir azalma para da kazanıyor. Suç işleme eğilimi görülür. Dış görünüşüne özen gösterdaha çok artar. Evden uzaklaşır. Anne meme. Gerçek dışı konuşma, yani hayal baba biraz dikkatli ise, bunlar gözlediği dünyası kendi gerçekleriyle uyuşmaz, zaman -ki az değildir bunlar- mutlaka hiçbir becerisi, yeteneği yokken şu veya bir ipucu elde eder. Bir de, burada çok bunu yapacağını zanneder. Yahut yavaş yanlış bir şey var, çok olacak bir şey. yavaş arkadaş çevresinden, ev çevresinBunu kullanan gençler istiyorlar ki, aile den, ev ilişkilerinden kopmaya başlar. 15 www.yesilay.org.tr

bunu duymasın. Bu çok yanlış bir şey. Böyle bir durumu gördüğümüz zaman, anladığımız zaman mutlak ve mutlak, aile ile bağlantı kurmak lazım. Aile ile bağlantı kurmazsak, en basiti, gazetelerde falan görmüşsünüzdür, gencin birisi biraz fazla eroin alıyor ve ölüyor. Yani ailenin kontrolü olmazsa doktor yahut hekim bu kontrolü sağlayamaz ki. Sürekli yanında durmuyor. Yani bu sorunu çözebilmek için aileyi de bu konuda mutlaka haberdar etmekte yarar var. Çünkü bazı gençler bu bağımlılıktan kurtulmak için hakikaten özel olarak çabalıyor. Buraya da gelen var “ben bırakmak istiyorum” diye. Böyle bir genç geldiği zaman benim ilk şartım, “bakın benim size yardımcı olabilmem için mutlaka ailenizle görüşmem lazım. Onlarla beraber gelin. Ben onlara bu durumu rahat anlatırım merak etmeyin. Sizi suçlamazlar, sizi dışlamazlar ama siz bu durumdan kurtulmak istiyorsanız, ailenizle bir işbirliği şart. Bu işbirliği olmazsa kurtulma olanaksız”. Kesin olarak da öyle. İkincisi de genç için de risk, hekim için de -büyük bir- risk. O genç bana gelip gidecek mesela, ben tedavi edeceğim. Günün birinde eroini fazla kaçırıp da ölürse aile ne diyecek? “Bak doktora gitmiş bu kadar zamandır da bize bir haber bile verilmemiş.” Olacak şey değil. Bir rahatsızlık var ise bırakın böyle bir rahatsızlığı, o rahatsızlıkla ilgili bilgiyi mutlaka anasına, babasına, evli ise karısına, kocasına yahut da yaşlı ise oğluna, kızına mutlak aktarmakta yarar var. EROİN, AFYON GRUBU EN TEHLİKELİ OLANLARDIR… Uyuşturucuya başlamış ancak henüz bağımlılık seviyesine gelmemiş bir kişiye ailenin ve toplumun yaklaşımı ne olmalıdır? Nasıl bir tepki verilmelidir? Başladığı amfetaminse, başladığı esrar-


sa, başladığı kokainse, başladığı halüsinojense, başladığı inhalat dediğimiz, yani burundan çekilen maddelerse, başladığı yatıştırıcı ilaçlar, kaygı verici ilaçlarsa buralarda o insan da istiyorsa ve bu konuda bir kuruma, kuruluşa, doktora başvurduysa ailenin, hekimin ve o insanın işbirliği ile henüz bunlar fizik bağımlılık yapmadıkları için veya hiçbir zaman yapmayacakları için ayakta bile tedavi edilebilirler. Ama başladığı afyon grubu bir maddeyse, hele bu eroinse mutlak ve mutlak öncelikle bir hastane tedavisi şarttır. Çünkü o maddenin kesilmesi bile o insanda kriz yaratır, ölüme yol açar. Onun için mut-

ki bazıları ister gözüküyor. Yani artık aile yahut mesela alkolik bir koca, karısı ha babam “burama kadar geldi, bırak bu zıkkımı” falan diyor, karısına yaranmak için yahut kendinin daha rahat içmesi için “tamam” diyor, “bir de doktora gidelim”. Bana geliyor ama adamın içinde “bunu bırakayım” diye bir şey yok. Hatta bazen onlara “bakın, eğer gerçekten istemiyorsanız, benim size yardımım sizin için bir nevi bu işi devam ettirmede gerekçe olacak” diyorum. Çünkü o zaman ne diyor, “bak senin istediğin doktora da gittik, görüyorsun ki işe yaramıyor” diyecek. Beni kullanacak. Yahut tedaviyi kullanacak,

laka önce hastane, ondan sonra ayakta tedavi imkânı oluyorsa yapılabilir ama eroin yahut afyon grubu ilaçlar burada en riskli olanlardır. Benim tespit ettiklerime göre, özellikle, mesela bizde en yaygın olarak kullanılan esrarda ilk bir iki yıl içinde ise, kendisi “ben bu maddeyi bırakmak istiyorum” diyor ise, hekimle işbirliği yapıyorsa, hekim aile ve o gencin işbirliği sayesinde ayakta, biraz başka maddeleri, ilaçları kullanarak tedavi edilebilir. Ama çok çok önemli olan şey, o kişinin tedaviyi içtenlikle istemesidir. Çünkü yine bu kadar yıllık tecrübelerime dayanarak söylüyorum

kendi alkol bağımlılığını sürdürmesi için. Onun için mutlaka o kişinin hakikaten içtenlikle bırakmasını istiyorsa, dediğim gibi şu koşullar içinde, eroin dışında, bırakmakta yardımcı olabiliriz. Hekim, aile ve o kişinin, bağımlının isteği. Eroinde de mutlak ve mutlak hiç riske girmemek lazım. Hastane tedavisi başlangıçta şarttır.

hakkında neler düşünüyorsunuz? Etkileri ne düzeydedir? Olumsuz etkilerine karşı ne yapılmalıdır? Medya kuruluşunun mutlak ve mutlak o kuruluşla ilgili etik ilkelere ve kurallara uyması lazım. Etik ilke ve kurallar demek biraz önce de söylediğim gibi başkasına zarar verecek mesajları iletmemesi lazım. Bu tür mesajlar özellikle ve öncelikle gençleri etkiliyor. Onun için bir, olumsuz iletilerin, iki şiddet iletilerinin, üç cinsel içerikli iletilerin medya tarafından belirli ilkeler ve kurallar içerisinde iletilmesi gerekli ama maalesef –yine biliyorsunuz ki- bizim

ülkemizde bir sürü medya kuruluşu buna riayet etmiyor çünkü bu konuda doğru dürüst bir denetim yok. Ayrıca seyircinin durumu da burada çok önemli. Türkiye Psikiyatri Derneği’nde nöropsikiyatr olarak başkanlık yaptığım dönemlerde, medya kuruluşlarıyla oturur bu hususları tartışırdık. Adamlar gayet açık “efendim, biz bir eğitim MEDYANIN MESAJLARI ÖZEL- kurulu değiliz, biz şu değiliz, bu değiliz. LİKLE VE ÖNCELİKLE GENÇLERİ Bunlar toplum tarafından ilgi görüETKİLİYOR… yor onun için bunu da gösteriyoruz.” diyorlar. Bunu deyince diyecek hiçbir Uyuşturucuyu teşvik konusunda şey kalmıyor ki. Tabi burada toplumu, televizyon ve internetteki yayınlar 16 2011 Kasım


bakın en basitinden siz de bunları yaşıyorsunuz, televizyonda beğenilmeyen bir sürü program var. Beğenilmeyen bir sürü dizi var. Beğenilenlerin devam etmesi nasıl oluyor, aldıkları reklamla oluyor. Eğer toplum, bu mesajlara açık olan televizyonları izlemese, zaten reklam alamadıkları için program devam etmeyecektir.

ileti değil. Sadece, maddesel bir ileti. O zaman bu bile, insan psikolojisini bozan bir şey. Kaldı ki, bunlar içerisinde, hele bir de, “şunu alırsan daha rahatlarsın, içki kullanırsan daha rahatlarsın, esrar kullanırsan daha rahatlarsın” gibi bir şey varsa büsbütün sıkıntı oluyor.

MÜZİK - ALKOL - MADDE BAĞIMLILIĞI ARASINDA BİR BAĞ KİMSE KUSURA BAKMASIN VAR… AMA FACEBOOK, TWITTER DA Müzik - alkol - madde bağımlılığı araUYUŞTURUCU MADDE… sında bir bağ var. Gayet tabi var. Ben Peki, son yıllarda ortaya çıkan bir sürü kitabımda da bunu yazdım. ve hızlıca yaygınlaşan facebook, Çünkü insanları en kolay etkileyen, bir twitter gibi sosyal paylaşım site- dil, ırk falan istemeyen şey müziktir. lerinin uyuşturucu maddelerin Hepimiz hoşumuza giden bir müzikkullanılmasını teşvikte rolü var ten, ister Türk müziği olsun ister Arap mıdır? Varsa nedir? müziği olsun etkileniyoruz. Öyle müzik grupları var ki dünyada, Türkiye’de bu Rolü vardır. Kimse kusura bakmasın müzik grupları, özellikle birçok kitapta ama onlar da bir uyuşturucu madde. da onları belirttim, özellikle esrar kulOnların uzun süre kullanılması, balanmayı teşvik ediyor. Çalanların hepsi kın yine bir sürü yerde, üstelik katiyen bunu kullanıyor ve şarkılarıyla, türkübunlarda var. Dünyada da bu konuda leriyle bunun gerekli olduğuna inandıyapılmış bir sürü inceleme var. Hatta rıyor. Öyle müzik grupları var ki, eroin “2000’li yılları anlamak” kitabımı hakullanmayı teşvik ediyor. Heavy Metalzırlarken dedim ki, “eğer bizim bildikler falan, birazcık amfetamin kullanlerimiz doğru ise, bunlar yanlış. Bunlar mayı, böyle şeyleri teşvik ediyor. Yani doğru ise, o zaman bunların doğru ve o müziği yapanlarda bunu kullanıyor. yararlı olduğunu bize gösterin”. En baŞimdi düşünün, bir sürü genç gidiyorsiti, bütün psikoloji kitapları halen dilar değil mi, o festivallerde bir taraftan yor ki, en sağlıklı ilişki ve iletişim yüz içki içiyorlar, bilmem ne yapıyorlar. yüze iletişimdir. Karşı karşıya gelecePeki, bu festivallerde yaptıkları şey ne? ğiz, birbirimizin mimiğini göreceğiz, Dünyada da Türkiye’de de, en çok alkol hissedeceğiz. Bir kere bunlar, yüz yüze kullanmak, en çok madde kullanmak. iletişimi ortadan kaldırıyor. Onun yeriAl sana işte. Peki, bunlar nasıl haberne insan ve madde ilişkisini ortaya çıleşiyorlar? İnternet aracılığıyla, twitter kartıyor. Bu bile zararlı çünkü, ben kararacılığıyla, bilmem ne aracılığıyla faşıdan duygusal bir karşı ileti almazsam, lan. Gayet tabi ki etkiliyor. ben kendimi kontrol edemem ki. Bunu alacağım ki, yani ben şu anda sizin yü- KÜRESELLEŞME MAALESEF zünüzden, mimiğinizden, hareketiniz- BİRÇOK ŞEYİ HAYATIMIZDAN den beni dinleyip dinlemediğinizi iyi GÖTÜRDÜ… kötü izliyorum. Bunlarda böyle bir şey Bilemiyorum, belki yaşlı bir hekim olvar mı? Hayır. İstediğiniz mesajı, isteduğumuz için biraz bu konular gündediğiniz sınırlar içerisinde veriyorsunuz. me gelince “siz anlamıyorsunuz” falan Bir geri ileti alsanız bile bu duygusal bir diyorlar ama yani bunlar, dünyada, işte 17 www.yesilay.org.tr

küreselleşme de maalesef bunları getirdi demeyeceğim, götürdü. Yani bir sürü şeyleri de maalesef götürdü. Ve şimdi en basiti bakın ne kadar kolay etkiliyor insanı, yani bir altkültüre nasıl girilir? Hemen açıkça söyleyeyim. Ben bunu yaşadım, nasıl girildiğini. Bakın, bundan 6-7 sene evvel, ben hasta bakarken, hasta cep telefonu ile konuştuğu zaman eleştirirdim. Bakın ben bu odaya telefon bile bağlatmam. Hasta ile konuşurken telefon bağlanır da hastayı dikkatle dinleyemem. “Sen bana bazı sorunların olduğu için geliyorsun ama cep telefonu çalar çalmaz beni dinlemeyi bırakıyorsun, cep telefonuna geçiyorsun.” O zamanlar “peki hocam” derlerdi. “özür dilerim” derlerdi, şimdi böyle bir şey söyleyemiyorum ki. Bunu söylediğim zaman adam beni tenkit ediyor. “Hocam aşk olsun, benim hayatım için çok önemli bir işti bu” diyor. Yahut “sevgilim arıyor” diyor. Yahut ne bileyim “babam arıyor” diyor. Peki şimdi, ben eğer susarsam problem değil ama susmazsam “amma da anlamayan adam” diyecek. “Benim hayati bir konum var, o hayati konu ile ilgili ben telefonla konuşurken adam beni uyarıyor. Olur mu böyle şey? O adam bilmem ne…”. Gayet açık. O bile, altkültürün bir değerine uymama zorluyor beni bu kadar yaştan sonra. Sırf hastayı kırmamak için, onu incitmemek için o kültüre beni zorluyor. Düşünün bir de genç için neler getiriyor? Bakın kendimden söylüyorum. Eskiden eleştirdiğim bir durumu artık eleştiremiyorum. Çünkü eleştirirsem, o kişi bana saldırıyor. İşte altkültür bunları getiriyor. Kendine göre bir değer sistemi. Şimdi Allah’ınızı severseniz, bilmiyorum siz çok cep telefonu kullanıyor musunuz? Bir sokağa girin bakın, sokakta, cep telefonu ile konuşmayan insan yok. On yaşındaki çocuk da, elli yaşındaki adam da, kadın da, yahu, bir insanın baştan aşağı işi gücü olsa bu kadar konuşmaz. Gidin bakın,


Valikonağı’ndan, şuradan çıktıktan sonra, yukarı kadar bir yürüyün. Göreceksiniz ki, insanları %60-70’i sokakta sürekli cep telefonu ile konuşuyor. İşte bu, o kültürün yavaş yavaş etkilemesi. Çok kişi beni eleştiriyor. Cep telefonum yok diyorum. Çünkü ben cep telefonu ile konuşacağım zaman, zaten ben buradaki telefonla konuşuyorum. Eğer cep telefonu ile konuşamayacağım bir zamansa mutlaka ya başka bir sorunum vardır, ya burada hasta vardır, ya dışarıda bir işim vardır. Zaten o zaman, cep telefonu da olsa kapalı olması lazım. Ama şimdi öyle değil ki. Maalesef doktorlar bile buna uydu. Bir doktora der-

LENMELİ…

Bağımlılıkla mücadele, bir kere bütün toplumun, kurumlarının ve kuruluşlarının, bunların içerisine aileler dahil, bunun içerisine eğitim kurumları dahil, bunun içerisine medyanın bütün kurum ve kuruluşları dahil, birlikte yürütülmeli. Bakın bir taraftan palavrayı atıyoruz. Bir ülkenin geleceği gençlerdir, şudur budur diye. Değil mi?

ğunu eğitim kurumlarının, ailelerin, devletin ilgili kurum ve kuruluşlarının mutlak kabul etmesi ve bununla ilgili olarak da, bir önleme programı yapması lazım. Mutlaka, mecbur etmesi lazım. Kitle iletişim araçlarını, başka şeyleri, işte bunun zararlarını anlatmalı. Ama şu şekilde değil, çünkü ben onu da yaşadım. Yani bir sürü şey, narkotik büro ile beraber bir sürü okullarda konuşma yaptık. Onlar, gidip orada, şimdi birazcık değişti, şunu anlatıyorlar. Esrar şunu yapar, eroin bunu yapar, falan bunu yapar. Genç zaten burada söylediğimiz merakla, “ya mademki bunu yapar, kullanayım” diyor. Kaldı ki, bun-

dinizi anlatırken cep telefonu çalıyor. O çalınca, seni bırakıyor onunla konuşuyor. Bir de bizim bildiğimiz doğru ise diyorum, birisinin dikkati aynı anda iki yere odaklaşamaz. Birine odaklaşıyorsa öbürünü kaybediyor, öbürüne odaklaşıyorsa diğerini… Bana odaklaşmışsa adam öbürüne yalan yanlış cevap veriyor. Bir an önce söyleyeyim diye kim olduğuna ne olduğuna bakmıyor.

Yani hep öyledir. Ama bu gençler için bir şey yapmıyoruz. Ben 1976 senesinde “İnsanlık Tarihi Boyunca Uyuşturucu Madde Sorunları” diye bir kitap yazmıştım. O zaman bu çok büyük bir sorun değildi. Ama bunu vurguladığım zaman, anlattığım zaman bir sürü yerden tepki geldi. “Efendim, bizim toplumumuzda bu bir sorun olamaz” diye. Olmaya başladı mı? Başladı. “Efendim, Türk gençliği aslandır, kaplandır. Alkol kullanmaz.” Ama kullanıyor. Bunun aslanlıkla kaplanlıkla, Türkiyatla hiçbir ilgisi yok. Bu bir gençlik sorunudur. O zaman bunun bir gençlik sorunu oldu-

lar hiçbir zaman bu işi önlemede etkili olmaz. Bakın bütün kurumların, ailenin, toplumun, şu gençlik çağının, biraz önce söyledik ya, özelliklerine uygun, gencin ilgisini, merakını başka tarafa çekecek, bir gençlik yaklaşım programı gerçekleşmesi lazım. Yani gençliğe spor yaptıracak, gençliğe sanat verecek, gencin ilgisini, merakını, alkole, sigaraya, şuraya buraya değil de, işte kendisini sporla geliştirmeye, kendisini müzikle geliştirmeye, kendisine herhangi bir konuda koleksiyon yapmaya yönlendirmeli. Yani ilgisini, merakını, taklidini, karşı çıkmasını başka türlü giderecek

BU BİR GENÇLİK SORUNUDUR VE ÖNLENMESİ İÇİN ZORLAYICI DÜZENLEMELER YAPILMALI, ULUSAL BİR POLİTİKA BELİR-

Uyuşturucu madde bağımlılığı ile mücadele konusunda yapılması gereken nelerdir? Daha etkili çözümler için ne gibi adımlar atılması gerekiyor?

18 2011 Kasım


bir ortamı sağlamalı. En önemlisi budur. Ama bu biliyorsunuz ki, bir ulusal politika ile yani genci de, aileyi de, toplumun bütün kurum ve kuruluşlarını da içine alan ulusal bir politika ile olur. Evvela bu mutlak şarttır. Artı, katiyen bu konuyla ilgili, şimdi televizyonlarda da çıkıyor bazen, ne bileyim, sigara içersen, adam ölüyor bu yüzden falan. Bununla değil. Yani, insanların kendini geliştirmesi için neler yapması gerektiğini anlatmalı. Çünkü bütün dünyada biliyorsunuz, ne kadar çok bunlar ortaya çıkarsa, pek işe yaramıyor. Üçüncüsü bu işin, katiyen yasakla olmayacağını, bu işi, gençlere benimsetmek gerekir. İnsan üç türlü davranış edinir. Bir tanesi yasakla, korkarak. Nasıl korkarak? Ben sigara içersem ceza yerim, ben sigara içersem şu olur gibi. Bu korkarak. Pek işe yaramaz. Nitekim yaramıyor. Bu kadar 69 TL yazıyor, bırakan da var ama çok fazlasıyla değil. İkincisi, özdeşleşerek. Yani, babam içmiyorsa, bende içmeyeyim. Üçüncüsü benimseyerek. Bu bir sorun. Bu sorunun üstesinden gelmek için benim ne yapmam lazım. Çünkü en ucuz şeyler evvela, tıpta da, bütün sorunlarda da, önlem almak. Çünkü sorun ortaya çıktığı zaman, çözümü çok daha zor. Çok daha imkânsız ve çok daha pahalı. Hâlbuki önlem alırsa bir sürü şeyin ortaya çıkmasını daha kolay önleme şansına sahip oluyoruz. İlk ilke olarak mutlaka bunu kabul etmek lazım. O durumu gence benimsetmek için de gerekli olan iletişim biçimi, aracı gereci onlara sağlamaktır. Bir taraftan yurtta yer bulamazken, siz bunları söylerseniz bir işe yaramıyor. DUYGUSAL ZEKÂ YÖNTEMLERİNİ KULLANARAK BAŞARIYA ULAŞABİLİRİZ… Peki, bu konuda, eksiklikler nasıl giderilebilir? O çok uzun bir konu. Bakın, bir şey söy-

leyeyim; tüm bunlar planlamalarda var. Nereden? Ben hem, eğitim bakanlığının planlamasında çalıştım, bir ara gençlik ve spor bakanlığı vardı. Ama maalesef hiç bir şey olmazsa oradaki şeylerin, günlük yaşama, kaç sene önceydi, bunlar 1970’li yıllarda, 80’li yılların başında, yani yapılmamışta değil. Bu konuda araştırmalar var, bu konuda çalışmalar var. Bu konuda öneriler var. En basiti, mesela şu kitap, bu kitaptan kimsenin haberi yok. Başka bir kitap var, üstelik İstanbul Valiliği yayınladı. “Gençlik Sorunları” diye. Fevkalade güzel bir araştırma kitabı. Gençlik çağının sorunları nedir? Bu anlattıklarımız, bunların çözümleri nedir? Valiliğin de bundan haberi yok. Kimse bunu duyurmadı bile. Yani bunlar AB falan değil. İşte bunların, o konuda o konumda olan insanların benimsemesi ve uygulamaya geçilmesi. Yoksa yani, A, B, C diye madde saymakla maalesef olmuyor. Bir de bu konuda bakıyorsunuz, ondan da maalesef kimsenin haberi yok. Şu anda belki sizde duymuşsunuzdur. Duygusal zekâ diye bir kavram çıktı. Duygusal zekâ kavramı bugün bu işi önlemek için birçok ülkelerde en çok kullanılan bir önlem. Duygusal zekâ diyor ki, gayet açık, istediğiniz kadar akıllı olun, istediğiniz kadar zeki olun, istediğiniz kadar bilgili olun, istediğiniz kadar görgülü olun, mesleğinizle ilgili istediğiniz kadar birikim sahibi olun, duygusal zekâyı kullanmazsanız, ne siz mutlu olursunuz, ne topluma katkınız olur. Duygusal zekâyı kullanmak için de, aynı şeyler maddeler için de gerekli, orada da öneriyorlar. Bir, kendini çok iyi tanıyacaksın. Ben buyum. Ben çabuk kırarım, çabuk öfkelenirim. Gencim şöyle yaparım, böyle yaparım. İki, duygularını kendi aklınla kontrole alışacaksın. Yoksa birazcık alkol içerek, sigara yakarak rahatlayarak yahut şununla değil. Üç, ben bunu yaparım diye kendine güveneceksin. Bedensel gücün yerinde ise, 19 www.yesilay.org.tr

aklın fikrin, zekân yerinde ise ve eğer istersen, yapmamana imkan yok. Biz buna biliyorsunuz motivasyon diyoruz. Ben madde kullanmayacağım motivasyonu. Nasıl ki kullanacağım motivasyonunu kazanıyorsan, kullanmayacağım motivasyonunu da kazanırsın. Dört, empati yapacaksın. Yani ben bunu yaparsam, başkası ne der? diye düşünün. Beş, kimle olursa olsun, hangi ortamda olursa olsun, sağlıklı ilişki kurabilecek yolu yöntemi bulacaksın diyor ve bununla ilgili de çok basit öneriler söylüyor. Onun için madde kullanmamak için yahut kötü bir alışkanlık yapmamak için eğitim kurumlarında, bütün kurumlarda, gençlerle, duygusal zekâ ögelerini, ben söylemiyorum, Türkçe’ye bu kişinin üç kitabı çevrilmiştir, hiç birinden kimsenin haberi yok maalesef. Bir kitabı “Duygusal Zekâ”, birisi “İşbaşında Duygusal Zekâ”, bir tanesi de galiba liderlik gibi bir şey. Ben yeni bir kitap yazdım geçen sene, “Gülerek Bilgilenme” diye. Elden geldiği kadar bunları aktarmaya çalışıyorum ve oradaki örnekleri de daha çok fıkralardan veriyorum ki herkes okusun diye. Hocam, çok teşekkür ediyoruz…

İnsan üç türlü davranış edinir. Bir tanesi yasakla, korkarak. Pek işe yaramaz. Nitekim yaramıyor. İkincisi, özdeşleşerek. Üçüncüsü, benimseyerek.


TÜRKİYE’NİN BAĞIMLILIK YAPAN YASADIŞI MADDELER TRAFİĞİNE GENEL BİR BAKIŞ1 İlhami HÜNER / İstanbul Aydın Ünv. Öğretim Görevlisi2

2010 yılı dünya uyuşturucu üretim ve arz trendinde çeşitli nedenlerle önemli değişiklikler meydana gelmiştir. Uluslararası organizasyonların ve ülkelerin uyuşturucu üretimini engellemeye yönelik tüm gayretlerine rağmen, dünyanın belirli bölgeleri koka ve afyon türevlerinin üretimine kaynak olmaya devam etmektedir. Üretici ülkelerin hemen hemen tamamı Güney Amerika kıtasında ve Güneybatı Asya’da yoğunlaşmıştır. Temel olarak bu bölgelerde yer alan ülkeler şu şekilde sıralanabilir: Afganistan, Bahamalar, Bolivya, Brezilya, Burma, Kolombiya, Dominik Cumhuriyeti, Ekvator, Guatemala, Haiti, Hindistan, Jamaika, Laos, Meksika, Nijerya, Pakistan, Panama, Paraguay, Peru ve Venezuela. Türkiye stratejik konumu doğrultusunda Asya ve Avrupa kıtaları arasında yasal/yasadışı ticareti yapılan ürünlerin yoğun akışına maruz kalmaktadır. Bu bağlamda, ülkemiz Afganistan kaynaklı afyon türevleri, Avrupa-Iran kaynaklı sentetik uyuşturucular ve bunların üretiminde kullanılan ara kimyasalların trafiğinden olumsuz etkilenmektedir. Ayrıca ülkemiz, Güney Amerika menşeli kokain maddesi ile İran ve Suriye menşeli esrar maddesinin kaçakçılığına maruz kalmaktadır. Afyon ve Türevleri: Türkiye’de yakalanan afyon ve türevlerinin kaynağını Afganistan oluşturmaya devam etmektedir. 2010 yılında Afgan afyon üretiminde yaşanan %48’lik düşüş, güzergâh üzerinde bulunan ülkelerdeki yakalamalarda ve eroin pazarlarında daralmalara yol açmıştır. Türkiye’deki

eroin yakalamaları da kısmi bir düşüş göstererek küresel trendi takip etmiştir. Ancak, Türkiye’nin eroin yakalamalarındaki azalma oranının küresel üretimdeki düşüşten daha az olduğu görülmüştür. Afganistan kaynaklı afyon ve türevleri ülkemizi de tehdit etmeye devam etmektedir. Afgan eroininin kaçakçılığında Balkan Rotası gibi Kuzey ve Güney Rotalarının da aktif olarak kullanıldığı görülmektedir. Eroin temel olarak Ağrı-Gürbulak ve Hakkâri Esendere sınır kapımızdan ülkemize giriş yapmaktadır. Eroin ağırlıklı olarak İran’a sınır olan illerimizden girmesine rağmen kaçakçılık organizasyonları risk azaltmak için zaman zaman tali güzergâhları kullanabilmektedir. Örneğin son yıllarda uyuşturucu kaçakçılarının İran’dan Kuzey Irak’a geçtikleri ve daha sonra Şırnak ilimizden Türkiye topraklarına girdikleri tespit edilmiştir. Eroin Türkiye topraklarına girdikten sonra birçok farklı güzergâh üzerinden Batı illerimize ulaştırılmaktadır. Afyon kaçakçılığından yakalananların büyük çoğunluğunu İranlılar oluşturmaktadır. Afyon kaçakçılığı genellikle kargo ve kurye aracılığıyla yapılmaktadır. Afyon operasyonlarında yakalanan şahıs sayısının az olmasının nedenlerinden biri kargo yöntemiyle yapılan kaçakçılıkta zaman zaman gerçek gönderici/alıcı bilgilerine ulaşılamaması ve bu nedenle organizasyonların diğer üyelerinin yakalanmasının zorlaşmasıdır. Diğer bir nedeni ise büyük çaplı organizasyonların kâr marjının düşük olmasından dolayı afyon ticaretiyle ilgi20 2011 Kasım

lenmemesidir. Sentetikler: Türkiye önemli miktarlarda sentetik uyuşturucu kaçakçılığı ve tüketimine maruz kalmaktadır. En önemli sentetik uyuşturucular olarak amfetamin (captagon), ecstasy ve metamfetamin ortaya çıkmaktadır. Ecstasy: Türkiye ecstasy açısından nihai pazar ve hedef ülke konumundadır. Ecstasy maddesi temel olarak ülkemize Batı Avrupa ülkelerinden getirilmektedir. Ecstasy tabletlerinin genellikle kara ve havayoluyla İstanbul’a getirildiği daha sonra diğer illere dağıtıldığı tespit edilmiştir. Geçmiş yıllarda ecstasy maddesi Bulgaristan kara sınır kapılarımızdan giriş yaparken, günümüzde Yunanistan sınır kapılarımızdan da giriş yaptığı görülmektedir. Çoğunlukla MDA, MDMA ve TMA gibi etken maddeleri içeren ecstasy tabletlerinin laboratuar analizlerinde zaman zaman amfetamin ve MCPP gibi etken maddeler içerdiği görülmektedir. Buna paralel olarak imalatçıların satıcı ve kullanıcılara ecstasy yerine içinde farklı etken maddeler bulunan tabletler sunduğu tespit edilmiştir. Uluslararası piyasada denetime tabi olan ecstasynin hammaddesi PMK’nın fiyatı son yıllarda artış göstermiştir. Bu durumdan etkilenen yasadışı uyuşturucu imalatçıları PMK yerine fiyatı daha düşük olan başka kimyasalları temin etmeye yönelmişlerdir. Bu doğrultuda üreticilerin, Doğu ve Güneydoğu Asya ülkelerinden temin edilen safrol zengini yağ (SRO) ile MMDMG (Metil3- (metilidindioxy) fenil 2-metil glycidate) kullanmaya


Uyuşturucu madde kaçakçılığına karşı ülkemizde verilen mücadele üç ana hedef doğrultusunda yürütülmektedir. Birincisi, toplumumuzun uyuşturucudan direkt olarak etkilenmesini önlemek için yurtiçinde faaliyet gösteren sokak satıcılarıyla mücadele etmektir. İkincisi, uluslararası alanda faaliyet gösteren uyuşturucu şebekelerinin tüm unsurlarıyla deşifre edilerek faaliyetlerine son vermektir. Üçüncüsü ise, terör örgütlerinin uyuşturucu kaçakçılığı ve ticaretinden finansman sağlamasının önüne geçmektir. başladıkları görülmüştür. Ecstasy kullanımı özellikle yaz aylarında canlanan turizm ile birlikte artmaktadır. İstanbul ilimiz ile Akdeniz ve Ege sahillerindeki tatil bölgelerimizde, eğlence merkezlerinde sentetik uyuşturucu talebinin arttığı bilinmektedir. Amfetamin (Captagon): Ülkemiz bir amfetamin türü uyarıcı olan captagon maddesinin kaçakçılığından hem transit hem de nihai pazar olarak etkilenmektedir. Captagon logolu tabletlerin içeriğini genellikle amfetamin maddesi oluşturmaktadır. Ancak son zamanlarda ele geçirilen ecstasy logolu tabletlerin de içeriğinde amfetamin maddesine rastlandığı gözlenmektedir. Son dört yıl içerisinde captagon yakalamaları sürekli olarak düşmektedir. Metamfetamin: Metamfetamin maddesi amfetaminin bir türevidir. Etkileri açısından amfetaminden daha tehlikelidir. Ülkemizde ilk olarak 2009 yılında görülmeye başlanan metamfetamin yakalamaları, 2010 yılında artarak devam etmiştir. Metamfetamin kaçakçılığında ülkemizin transit olarak kullanıldığı görülmektedir. Metamfetaminin ülke için kullanımı hâlihazırda çok ciddi boyutlarda değildir; ancak ilerleyen süreçte önemli bir tehdit oluşturabileceği değerlendirilmektedir. Genel olarak ülkemizde yakalanan metamfetamin maddesinin kaynağı İran’dır. Metamfetamini İran’dan temin eden uyuşturucu organizasyonları,

Türkiye üzerinden kuryeler aracılığıyla; Malezya, Tayland, Japonya, Endonezya ve Avustralya gibi Asya-Pasifik ülkelerine taşımaktadır. Iran ile Uzakdoğu ülkeleri arasında metamfetamin fiyatları açısından büyük bir fark mevcuttur. Kuryeler vasıtasıyla yapılan metamfetamin kaçakçılığına karşı ülkemizde yürütülen yoğun operasyonlar neticesinde, 2010 yılının son çeyreğinde metamfetamin organizasyonlarının kaçakçılık faaliyetlerini başka bölgelere kaydırdıkları tespit edilmiştir. Kenevir: Esrar Türkiye’de en çok yakalanan ve kullanılan uyuşturucu madde olmaya devam etmektedir. Artan iç talebi karşılamak üzere Güneydoğu Anadolu bölgemizin kırsal kesimlerinde esrar üretimi yapılmaktadır. Ayrıca ülkemiz yurtdışı kaynaklı esrar arzından da etkilenmektedir. Türkiye’de yakalanan toz esrarın önemli bir kısmı Iran ve Suriye’den gelmektedir. Eroinden farklı olarak esrar maddesi ülke dışına çıkmamakta ve rota üzerinde yer alan herhangi bir ilimizde dağıtılabilmektedir. Kokain: Ülkemiz kokain maddesi açısından hedef ülke konumundadır. Güney Amerika kaynaklı kokain maddesi Batı Afrikalı ve Güney Amerikalı organizasyonlar tarafından pazarlama maksadıyla ülkemize getirilmektedir. Ülkemize kokain maddesi genel olarak kuryeler vasıtasıyla ve havayolu kullanılmak suretiyle taşınmaktadır. 2010 yılında bu organizasyonların sadece ko-

21 www.yesilay.org.tr

kaini getirmekle kalmayıp ülke içinde dağıtımında da önemli rol oynadıkları tespit edilmiştir. Kokain’in Türkiye’ye temel giriş noktası Marmara bölgesinde bulunan İstanbul ilimizdir. Ayrıca, ülkemize Suriye sınırında bulunan illerimizden karayolu ile az miktarlarda yurtiçindeki tüketime yönelik kokain girişi tespit edilmiştir. Uyuşturucu madde kaçakçılığına karşı ülkemizde verilen mücadele üç ana hedef doğrultusunda yürütülmektedir. Birincisi, toplumumuzun uyuşturucudan direkt olarak etkilenmesini önlemek için yurtiçinde faaliyet gösteren sokak satıcılarıyla mücadele etmektir. İkincisi, uluslararası alanda faaliyet gösteren uyuşturucu şebekelerinin tüm unsurlarıyla deşifre edilerek faaliyetlerine son vermektir. Üçüncüsü ise, terör örgütlerinin uyuşturucu kaçakçılığı ve ticaretinden finansman sağlamasının önüne geçmektir. Türkiye’nin uyuşturucuyla mücadele konusunda kararlılığı en üst düzeyde devam etmektedir. Ülkemiz uyuşturucu madde kaçakçılığı, madde kullanımı ve bağımlılığı ile mücadeleyi devlet politikası haline getirmiştir. 1- Bu çalışma Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı 2010 Yıllık Raporuna dayanılarak İAÜ’de kullanılmak üzere bir özetleme olarak hazırlanmıştır. 2- Uzun yıllar Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığına bağlı birimlerde görev yapmıştır. EMCDDA’nin (Avrupa uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi) Türkiye temas noktası olan TUBİM’in (Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi) kurucu başkanlığını yapmıştır. Dünyanın pek çok ülkesinde BM’in, AB’nin ve EMCDDA’nin bağımlılık yapan maddeler ile ilgili çalışmalarında Türkiye’yi temsilen görev almış ve bu birimlerin eğitmenliğini üstlenmiştir. Halen İstanbul Emniyet Müdürlüğünde ve İstanbul Aydın Üniversitesinde görevine devam etmektedir.


Meryem EKİNCİ / Psikolog

ÇOCUĞUMUN UYUŞTURUCU KULLANDIĞINI NASIL ANLARIM? Son yıllarda özellikle gençler arasında bağımlılık yapan uyuşturucu ve uyarıcı hapların kullanım oranı giderek artıyor. Tabloyu daha vahim hale getiren ise madde kullanan genç ve çocukların yaş ortalamalarının gittikçe düşmesi. İlk başlarda olumsuzlukları unutturduğu, heyecan verdiği düşünülse de, kısa sürede bağımlılık oluşturan bu haplar ruhsal ve bedensel çok ciddi sağlık sorunlara yol açıyor. Ecstasy ve captagon ve esrar diğer uyuşturucu maddelere göre daha kolay ulaşılabildiği ve bağımlılık yapmadığı sanıldığı için en yaygın kullanılanlardan. Ecstasy gibi uyarıcılar çocuğu aşırı hareketli, dur durak bilmez yaparken; esrar marijuana gibi uyuşturucular dalgınlık, sersemlik gibi belirtilerle kendisini gösterir. Gençlerde madde bağımlılığının anlaşılması, aileye erken müdahale şansı vermesi açısından çok önemli fakat bir o kadar da zor bir durumdur. Özellikle ergenlik döneminde bağımlılıkla ilişkisi olmayan benzer tipte davranışların gençlerde görülebilmesi, aileler için durumu daha da zorlaştırmaktadır. Bu yüzden ailenin bu konuda yeterli bilgiye sahip olup çocuğun davranışlarının ve çocuktaki değişimin sorgulamasını doğru yapabilmelidirler. Örneğin, çocuğunuzun aşırı para ihtiyacı, depresyon, yorgunluk, umursamazlık, aile

bireyleri ve arkadaşları ile ilişkilerinin bozulması, düşmanca tavırlar uyarıcı olmalıdır. Bunun yanında derslerde başarının düşmesi, sık sık okuldan kaçma, hobilerine karşı ilgisinin azalması ya da yeme ve uyku düzeninin değişmesi de önemli olabilir. Fakat tüm bu belirtileri sadece uyuşturucuya bağlama yanlışlığına düşmemek gerek; büyüme sancıları içindeki her ergen benzer tablolar sergileyebilir. Çocuğunuzun madde kullanıp kullanmadığını anlamanın birçok yolu olabilir. Bunlar arasında en kesin sonucu saç ve idrar testleri verir. Ama bu yönteme başvurmadan önce bazı işaretlere dikkat edebilirsiniz. Madde kullanan çocuklar aile ilişkilerini azaltır ve evde daha az vakit geçirirler. Her zamankinden daha fazla para harcamaya başlarlar. Hiç tanımadığınız yeni arkadaşlar edinmeye başlarlar. Kendisine olan özeni azalır. Çevresi ve arkadaşları eski önemlerini yitirirler. Hafif uykulu ve yorgun gözükebilirler. Yeme alışkanlıkları bozulur, kilo kaybedebilirler. Daha sinirli olabilirler ve saldırganlaşma, kavgacı bir yapıya bürünebilirler. Kullanılan maddenin etkisi geçtikten sonra halsizlik, sersemlik ve yüksek sese hassasiyet gibi belirtilere dikkat edilmesi erken dönemde madde bağımlılığının fark edilerek ebeveynlerin sorunun çö22 2011 Kasım

zümüne olanak sağlayacaktır. Madde kullanımının en önemli nedeni aile içi iletişimsizliktir. Ruhsal sorunları ya da bağımlılığı olan ebeveynin bulunduğu, aile içinde sürekli bir gerilim ve kargaşa yaşayan ailelerin çocuklarında doğru olmayan yetiştirme yolları ile büyütülmüş, ebeveyn-çocuk arasında bağlanma ve ilgi eksikliği bulunan çocuklarda bağımlılık çok yüksek oranlarda seyretmektedir. Bu durumda çocuğun, ergenlik döneminde büyük bir değer buhranı yaşaması da kaçınılmaz olabiliyor. Gençler tutunacak dal bulamıyor, aidiyet hissedemiyor. Moral değerler hızla aşınıyor; ama onların yerine konulacak bir şey bulunamıyor. Popüler kültür insanlara geçici sahte aidiyetler sunuyor; fakat tam olarak gençleri tatmin etmiyor ya da televizyonda ve video oyunlarında gördükleri parlak, ışıltılı dünyaları ve heyecanı gerçek hayatta yaşamak istiyor ve ailede bulamadığı yakınlığı suni mutluluklarda arıyor. Haplar onlara geçici bir şekilde kendilerini iyi hissetme imkânı veriyor. Aksi takdirde, aile ilişkileri güçlü, anne-babasıyla konuşup sohbet edebilen, geleceğe birlikte bakabilen mutlu ailelerin çocuklarında madde kullanımı neredeyse yok denecek kadar azdır. Öte yandan, bağımlı olan çocuk içe kapanık ve sınıfta aşırı utangaç


Çocuğunuzun madde kullanıp kullanmadığını anlamanın birçok yolu olabilir. Bunlar arasında en kesin sonucu saç ve idrar testleri verir. Ama bu yönteme başvurmadan önce bazı işaretlere dikkat edebilirsiniz. Madde kullanan çocuklar aile ilişkilerini azaltır ve evde daha az vakit geçirirler. Her zamankinden daha fazla para harcamaya başlarlar. Hiç tanımadığınız yeni arkadaşlar edinmeye başlarlar. Kendisine olan özeni azalır. Çevresi ve arkadaşları eski önemlerini yitirirler. Hafif uykulu ve yorgun gözükebilirler. Yeme alışkanlıkları bozulur, kilo kaybedebilirler. Daha sinirli olabilirler ve saldırganlaşma, kavgacı bir yapıya bürünebilirler.

olabilir ya da şiddet içeren davranışlar gösterebilir ve okul başarısında düşüş de olabilir. Aile, bağımlı olan çocukta, sosyal becerilerinde ciddi düşüş, sapkın davranışlar sergileyen arkadaşlarla “takılma”, suç işleme (hırsızlık gibi) eğilimleri gözlemleyebilir. Okul, iş, aile ortamlarında uyuşturucu kullanımının onaylandığı ortamlarda yaşayan çocuklarda da uyuşturucu bağımlılığının çok daha fazla olduğu görülmüştür. HER ŞEYDEN ÖNEMLİSİ ANNE BABA İÇİN DURUM HER NE KADAR ZORLAYICI GÖZÜKSE DE ONLAR HER ZAMAN AKLIN SAĞDUYUSUNU ELDEN BIRAKMADAN, ÜMİTSİZLİĞİ BİR KENARA BIRAKARAK, AKILCI YÖNTEMLERİN IŞIĞINDA HAREKET EDEBİLMELİDİRLER. Çocuğunun madde kullandığını öğrenmek her anne-baba için şoke edici bir durumdur. Ebeveynler, bu durumu

genellikle kabullenmekte zorlanır hatta bazen inkâr yoluna bile gidebilirler. Bazıları kendini ve eşini suçlar, çeşitli tartışmalar yaşayarak “Bu çocuk senin yüzünden böyle oldu” gibi ifadelerle suçu birbirlerinin üstüne atmak isteyerek ayrışmalar yaşayabilirler. Bunun yanında, anne baba hayal kırıklığı, çaresizlik duygusu yaşarlar “Ben onu bunun için mi yetiştirdim” der ya da öfke duyarlar “Benim böyle evladım olamaz” duygularına muhatap olabilirler. Bu yoğun duygularla hareket eden aile çocuğu suçlayan ve aşağılayan tarzda konuşmalar yapabilirler “Senden ne köy olur ne kasaba” gibi durumu daha da karmaşık bir sürece sokan konuşmalar yapıp okul hayatına son vermek gibi uç kararlar alma eğiliminde de olabilirler. Fakat bu konuda aileye gerçekten çok büyük işler düşüyor. Her şeyden önemlisi anne baba için durum her ne kadar zorlayıcı gözükse de onlar her zaman aklın sağduyusunu elden bırakmadan, 23 www.yesilay.org.tr

ümitsizliği bir kenara bırakarak, akılcı yöntemlerin ışığında hareket edebilmelidirler. Eğer çocuğunuzun madde kullanımından şüpheleniyorsanız öncelikle çocuğunuzu onun dikkatini çekmeden izleyin. İzleme sırasında maddeler ile ilgili bilgi edinerek çocuğunuzun hangi maddeyi kullandığını öğrenmeye çalışın. Kendinizi hazır hissettiğiniz zaman konuşma yapmak için hazırlıklı olun ve konuşmanız için uygun bir ortam oluşturun. Madde kullanımı ile ilgili duygu ve düşüncelerinizi onunla paylaşın. İnkâr edebilir, bu normaldir. O zaman üstüne gitmeyin, izlemeye devam edin. Bir süre sonra tekrar konuşmayı deneyin. Kabul edip sizinle konuşana kadar onu bunaltmadan izleyin ve uygun olan anlarda konuşma zemini hazırlayın. Aile böyle bir durumla karşı karşıya kaldıklarında çevresinde böyle bir çocuk görmediklerinden yakınır ve baş-


İyi iletişim için, iyi dinlemek gerekir. Dinlemek, konuşmak değildir, onu anlamaktır ve bunu da çocuğunuza birçok yol deneyerek göstermektir. Göreceksiniz ki çok şey değişecek…

kalarının olumlu özelliklerini kendi çocuklarının olumsuz yanlarıyla sürekli kıyaslamada bulunuverirler. Çocuğunuz diğer çocuklarınızdan ya da başkalarının çocuklarından farklı olabilir, diğerlerinin gösterdiği tepkilerden farklı tepkiler gösterebilir, bunu kabullenmek gerekir. Onun zaten farklı bir çocuk olduğu için madde kullanmaya başladığı unutulmamalıdır. Bunun yanında, anne ve baba duygularını kontrol etmeli ve sorunu daha çok çocukla aralarındaki ilişkide aramalıdır. Çocuğun kendi sorumluluklarını almayı öğrenmesi çok önemlidir. Madde bağımlısı olanlarda, sorumluluk alma ve kendi sorumluluklarını yüklenme oranı çok düşüktür. Bu gençler ve çocuklar tüm sorumluluklarını başkalarına yüklemeye çalışırlar. Böylece yaşamlarının sorumluluğunu almaz ve madde kullanmaya devam ederler. Aynı şekilde kendi bedenlerinin sorumluluğunu da almadıkları için, madde kullanımı ne kadar zarar verirse versin madde kullanmaya devam ederler. Bu nedenden dolayı onların kendi sorumluluklarını almaları sağlanmalı-

dır. Uyuşturucu kullanan çocuklar kendilerine sınır koymakta zorlanır ve kurallara uymakta güçlük çekerler. Bu nedenle, aile yeni stratejiler geliştirerek, onun kurallara uymasını sağlamalıdır. Bu kurallar baskı biçiminde olmamalı, ortak bir yol geliştirilmeye çalışılmalıdır. Bunun için gerekirse, profesyonellerden yardım almalıdır. Anne-baba çocuğuyla başa çıkabilmek için yeni beceriler kazanmak zorundadır. Örneğin, çok kolay öfkeleniyorsa, öfkesini kontrol etmeyi öğrenmelidir. Çatışmaları çözme yöntemleri konusunda kendisini geliştirmeli ve yeni beceriler edinmelidir. Aile farklı sorun alanları için, yeni ve farklı yöntemler geliştirmek zorundadır. Bu güne kadar uygulanan yöntemlerin başarısız olduğu kabul edilip yeni stratejiler geliştirilmelidir. Bağımlı kişi, o maddeyle öylesine içli dışlı olmuştur ki, vücut hücreleri normal faaliyetlerini gösterebilmesi için adeta tekrar alınma ihtiyacı duyar. Uyuşturucu maddenin tekrar vücuda 24 2011 Kasım

alınması halinde, kötü hayal görme, bazı duyu organlarının çalışmaması veya yanlış algılama yapması gibi çoğu kez ciddi kazalara ve ölümlere yol açan tehlikeli durumlar meydana getirir. Aksi takdirde, önlem almakta gecikilen durumlarda erken ölüm kaçınılmaz hale geliyor. İşte, burada yine erken teşhis ve zamanında müdahale devreye giriyor ve meydana gelebilecek ciddi hasarlar büyük oranda engellenebiliyor. Bununla ilgili bir araştırmada ebeveynlerin, çocuklarının uçucu madde kullandıklarından çok geç haberdar oldukları gözlenmiştir. Bu araştırma sonucunda, çocukların %18’i uçucu madde kullandığını belirtirken, ebeveynlerin sadece %1’i çocuklarının uçucu madde kullandığını ifade etmiştir. Bu da, anne-babanın iletişiminin aslında çocukla ne kadar düşük olduğunun bir göstergesidir. İyi iletişim için, iyi dinlemek gerekir. Dinlemek, konuşmak değildir, onu anlamaktır ve bunu da çocuğunuza birçok yol deneyerek göstermektir. Göreceksiniz ki çok şey değişecek…


Hakan DİŞÇEKEN / İÜ Hukuk Fak. Öğrencisi-Türkiye Yeşilay Cemiyeti Gençlik Kolları Üyesi

BİR OT’TAN FAZLASI “MARAŞ OTU” 1.Maraş Otu Nedir?

birlikte Nicotiana rustica L.’nin nikotin oranının Nicotiana tobaccum L.’den Maraş otu, Kahramanmaraş ve Gazian6-10 kat daha yüksek olduğu bilinmektep illeri başta olmak üzere, ülkemizin tedir (Saitoh ve ark., 1985). Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaygın olarak kullanılan ve ham maddesi deli 3. Maraş Otunun Kullanım Şekli? tütün denilen Nicotiana rustica L. bitBuccal yol ile kullanılan ağızotu bu kakisinin bir formudur. “Maraş ağızotu” rışımın ortalama çay kaşığı kadarını siismi verilen bu ürün Nicotiana rustica gara kâğıdına sarılarak veya avuç içine L. bitkisinin kurutulmuş yapraklarınalınarak doğrudan, alt dudak veya üst dan elde edilen toz ile meşe, ceviz veya dudak ile çene arasına konulmak sureasma çubu��unun yakılmasıyla elde editiyle kullanılmaktadır. len külün eşit miktarda karıştırılması 4. Maraş Otu Nerede Satılır? ile elde edilmektedir. 2. Maraş Otunun Ham Maddesi Yukarıda yapım ve kullanım şeklini verdiğimiz, Maraş ağızotunun ham maddesi Nicotiana rustica L. çok yüksek derecede ( %9) nikotin içermesi sebebiyle dikkat çekmektedir. Dünyada altmış farklı tütün çeşidinin olduğu bilinmektedir. Ancak bunun sadece iki tanesi zirai ve endüstriyel amaçla üretilmektedir. Bunlar Nicotiana tobaccum L. ve Nicotiana rustica L. türleridir. Nicotiana rustica L.’nin kurutulmuş yaprakları sigara, tömbeki ve Maraş otu olarak adlandırılan tütün formlarının yapımında kullanılmaktadır. Alkaloid kompozisyonları bakımından Nicotiana rustica L. ile sigaralık kültür tütünü olan Nicotiana tobaccum L. arasında belirgin bir farklılık gözlenmemekle

katkı maddelerinin diş ve dişeti, merkezi sinir sistemini, kalp ve damar sistemini, sindirim ve boşaltım sistemini olumsuz yönde etkilediğini göstermiştir. Dumansız tütün kullanımının potansiyel olarak neden olabileceği sağlık riskleri çok fazladır. Bu ürünlerin ağız sağlığına etkileri; dişeti kanaması, dişeti çekilmesi, diş renginde değişiklik, dişte aşınma ve çürüme, periodontal hastalıklar, ağızdaki yaraların geç iyileşmesi, uzun süreli ve yoğun kullanımlarda ise; tat ve koku alma hissinde azalma ve oral kavite dokularında Maraş ağızotu hakkında herhangi bir önemli hasarlar şeklinde olabilmektehukuksal sınırlama olmadığı için ma- dir (Wolfe ve Carlos, 1987; Çok, 1998). navdan markete, ayakkabıcıdan kahvehanelere kadar hemen hemen her yerde Dumansız tütün ürünlerinin, içerdiksatılabilmektedir. Kahramanmaraş yol- leri tütüne spesifik N-nitrozaminler cu otobüs firmaları, bürolarının olduğu (TSNAs) nedeniyle çeşitli dokularda illerde ağız otu satışı yapmaktadırlar ve kanser olmak üzere, özofagus, larinks, bu satışlar piyasa fiyatının dört katına mide, böbrek, pankreas ve mesane gibi organlarda kanser oluşumunu indüklekadar artmaktadır. diği gözlenmiştir (Adams ve ark., 1987; 5. Dumansız Tütünün İnsan Sağlı- Nair ve ark., 1989; Mattson ve Winn, ğı Üzerindeki Etkileri 1989; Gross ve ark., 1995; Bofetta ve Dumansız tütünün emilmesi suretiyle ark., 2005). kullanılan Maraş otunun insan sağlığına etkisini dumansız tütün formlarının zararlarına bakarak kolayca tespit edebiliriz.

Dumansız tütün kullananlarda oral mukoza kanseri, dudak kanseri, farinks kanseri, larinks kanseri, özofagus kanseri, nasal kavite kanseri, mide, Yapılan çalışmalar dumansız tütünün pankreas, böbrek ve mesane kanseri ve bu ürünler içerisinde bulunan bazı görülme riskinin daha yüksek olduğu saptanmıştır (Mattson ve Winn, 1989; 25 www.yesilay.org.tr


Çok, 1998; Gupta ve Ray, 2003; Rodu 5.Maraş Otu Bağımlılık Yapar Mı? ve Jansson, 2004). Maraş otunun yukarıda saydığımız zaDumansız tütün formlarının içerdik- rarlarına ek olarak, kullanan kişilerin leri nikotin aracılığıyla merkezi sinir bağışıklık sistemi büyük ölçüde etkilensisteminde fizyolojik ve biyokimyasal mektedir. Maraş otu bağımlısı olan kifonksiyonları etkilediği ve stimulasyo- şilerin bu otu terk etme konusunda çok na neden olduğu saptanmıştır. Düşük zorlandıklarını itiraf etmektedirler. Fidozda alınan nikotinin ganglion hüc- yatının ucuz olması nedeniyle daha çok relerini stimule ederek impuls iletimini sigaraya alternatif olarak kullanıldığı kolaylaştırdığı, yüksek dozda ise; im- görülmektedir. Maraş ağızotunu kulpuls iletimini bloke ettiği bildirilmiştir lananların büyük çoğunluğu sigarayı (Pomerleau ve Arbor, 1992; Çok, 1998). bırakmak için ağızotunu tercih etmektedir. Ancak sigarayı bırakma başarısı Dumansız tütünlerin kardiyovasküler gösteren insanlar Maraş otunu bırakma sistem üzerine etkileri oldukça kompkonusunda yeterli başarıyı gösteremeleksdir. Parasempatik kalp ganglionlamektedir. Bunun sebepleri ise nikotin rının depresyonu veya sempatik gangoranının sigaradan 6-10 kat daha fazla lionların stimülasyonu ile kalp atışını olması, fiyatının ucuz olması, bölge halhızlandırabildiği gibi, ganglionlar üzekı arasında yaygın olarak kullanılması rine ters etki yaparak kalp atışını yave zararları konusunda kullanan kişivaşlatabilmektedir. Nikotinin kan balerin hiçbir bilgiye sahip olmamasıdır. sıncını artırarak hipertansiyona neden Ağızotunu kullanan kişilerin, zararları olduğu, kalpte ritim bozukluklarına yol konusunda bilgiye sahip olmamaları, açtığını gösteren birçok kanıt bulunhatta büyük çoğunluğunun ise sigaramaktadır (Schroeder ve Chen, 1981; Aldan daha az zararlı olduğu konusundalen ve ark., 2002; Asplund, 2003). ki yaygın anlayış nedeniyle ağızotunu Tütün ürünlerinin gastrointestinal sis- terk etmeye yönelik hiçbir çaba sarf ettem üzerine etkisinde parasempatik memelerine sebep oluyor. Bu psikoloji stimulasyonun egemen olduğu saptan- nedeni ile de Maraş ağızotunun bağımmıştır. İlk kullanımlarda barsak tonu- lısı her geçen gün artarken kullanmasunu ve peristaltizmini arttırdığı, mi- yanların sayısı azalmaktadır. denin boşalma süresini kısalttığı, asit Bölge halkı tarafından çok yaygın olarak salgısını arttırdığı gözlenmiştir. Yüksek kullanılan Maraş otunun son yıllarda dozlarda ise; barsak tonusunu azalttığı, orta öğretim öğrencileri arasında yayperistaltik hareketleri inhibe ettiği bilgın olarak kullanıldığı tespit edilmişdirilmiştir (Çok, 1998). tir. Kahramanmaraş Türkoğlu İmam Nikotin içeren dumansız tütün formla- Hatip Lisesi öğrencileri Adem Sarıkaya rının değişen derecelerde hiperglisemi- ve Ö. Faruk Ceyhan, öğretmenleri İlbey ye neden olduğu, kanda serbest yağ asit Dölek‘in danışmanlığında lise öğrencive kolesterol düzeyini yükselttiği, kanda leri arasında Maraş otunun bağımlılık ve beyinde nörotransmitter maddelerin gerçeğini araştırdılar. Araştırma sonuserbest kalmasını sağladığı, endojen cunda Maraş otunu deneyen 155 öğrenopioid peptidler, hipofiz hormonlar ve cinin 100’ünün hala kullanıcı olduğu kateşolaminler gibi bazı kimyasalların ortaya çıktı. Araştırmaya katılan 496 artışına yol açarak bazı fizyolojik etki- öğrenciden 127’sinin Maraş otunu sigalere neden olduğu saptanmıştır (Seyler radan daha az tehlikeli görmesi dikkat ve ark., 1984; Tucker, 1989). çekti. Araştırmaya katılan öğrenciler26 2011 Kasım

den 100’ü halen Maraş otu kullanıcısı olan öğrencilerin %58’i her gün, %22’si bazen, %20’si de sigara olmadığında ot kullandığı tespit edildi. TÜBİTAK proje yarışmasında final sergisine katılmaya hak kazanan projenin mimarları dükkân camları ve seyyar satıcılardaki ‘iyi ot’, ‘keskin ot’, ‘tavatır ot’, ‘fil deviren ot ‘ bulunur gibi ifadelerle gençlerin dikkatini çeken ve merak uyandıran yazıların kaldırılması gerektiğini ve satış fiyatlarını artırıp on sekiz yaşından küçüklere satılmamasının doğru olacağı tavsiyesinde bulundular. Bütün bu değerlendirmeler dikkate alındığında Maraş ağızotu hakkında daha ciddi ve köklü çalışmalar yapılması gerçeği ortadadır. Sigaraya yönelik bilinçlenme kampanyalarının yürütüldüğü, yasa çalışmalarının yapıldığı bu dönem, sigaraya alternatif olarak görülen ve fakat sigaradan çok daha zararlı olan Maraş ağızotunun satışının ve tüketiminin kanun yolu ile düzenlenmesi için en uygun vakittir. Kaynak : 1. Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Kimya Anabilim Dalı/ Maraş Otunun (Ağız Otu) Tükürük Adenozin Deaminaz, Ksantin Oksidaz Aktiviteleri İle Total Sialik Asit Ve Malondialdehit Düzeylerine Etkisinin Araştırılması /Engin GÖKPINAR (Yüksek Lisans Tezi) 2. http://www.muminnet.net/maras-otunedir.html 3.http://www.suluyayla. net/?Syf=26&Syz=11481/TmpxAuthF15159D92DEFB6DA37D2BADD0E885DBD70B7C76B29C425581A4C86FBBB7B17CF 4.http://www.internethaber.com/marasotu-ogrencilere-bagimlilik-yapti 238865h. htm#ixzz1ZhuCOvNf 5. http://www.piposayfasi.com/ustalar3.htm/ Dr. ALGUHAN AKŞAR 23.09.2009 6. toraks.dergisi.org/pdf.php3?id=7427. http://www.medya73.com/tubitak-projeyarismasi-final-sergisi-acildi-haberi-220454. html 8. http://www.uyusturucu.info.tr/maras_otu. asp 9. Tıp Araştırmaları Dergisi 2004:2(3): 7-11


Ali Taşkın BALABAN / Sarıçam Kaymakamı

KEYİF VERİCİ MADDELERDEN BAHSEDEN KEYİFSİZ BİR YAZI “Derdime çare baytarım yok Dengeme destek tut ki durayım Şafak güneşin fermanı geçer acı tatlı sayılı zamanın sancısı Ama melek bir yandan, şeytan bir yandan Başım zindan yokluk var, bu kaçıncı şikâyetim bilmem” (Sagopa Kajmer)

Hürü Hanım ve gelini Ayşe, oğlu Yücel’i iknaya çalışıyorlar. Odanın köşesinde iki torun; Necmi ile Zeynep oynaşıyorlar, evin kedisi sütünü henüz bitirmiş yalanıyor… Bir yanında anası öte yanında karısı, Yücel’e bin bir çene yoruyorlar; şu baş belası madde kullanımından vazgeç diye. - Tamam diyor Yücel, ikna olmuşçasına. Umutlanıyorlar, seviniyorlar, neden olmasın, olur inşallah diyorlar birbirlerinin gözüne bakarak, umutla.

ağıtlar. Ah o ağıtlar – iç çekmeler bin zehirden daha acı. Yücel ise önerisinin öneminin hala farkında değil. Niye bu insanlar kendisine madde alıp gelmiyorlar onu anlayamıyor, ne olur satıverseler kendilerini? Hürü kadın nereden bilecek dertdaşı Nayman Ana efsanesini. Cengiz Aytmatov’un gençlerin beynini yıkayan komünizmi yerden yere vuran “Gün Uzar Yüzyıl Olur” adıyla çevrilen romanını da okumamıştır. Efsaneye göre düşmanlar ele geçirdikleri kölelerin başına taze deve derisinden bir başlığı zorla geçiriyorlar. Kızgın güneşte kızan deri, büzüldükçe kafayı sıkıştırıyor, beyin zedeleniyor. Köle, mankurt oluyor, sahibinden başka hiç kimseyi tanımıyor ve sadece ona itaat ediyor. Bir robot haline geliyor. Nitekim oğul anasını öldürürken de hiç tereddüt etmiyor.

- Yalnız bu son olsun be anne git bir Yücel ne zaman ki madde almaya başlakoşu maddemi getiriver. dı o andan itibaren insanlık ailesinden - İyi de evladım kuruşumuz kalmadı, çıktı, “ insansı yaratıklar” âlemine dâhil oldu. O madde onun akli ve duygusal kendimizi mi satalım bu meret için. yeteneklerini sildi, iptal etti. Artık o Yücel bön bön bakarak annesine yalvamuhakeme edemiyor, anlamıyor, duyrıyor: muyor ve en önemlisi hiç hissetmiyor. - Tamam anne, ne olur satın o zaman Evet, o bir mankurt, o bir robot, o çok kendinizi, hemen kapıp gelin şu zıkkı- ağır özürlü biri. mı! “Gitti ışığım gitti / Karanlığım şimdi / Anne, karı, çoluk çocuk, günlerce süren Belirsiz / Süresiz… 27 www.yesilay.org.tr

Dipsiz kuyulara düştüm / Çığlığım karıştı geceye…/ Canım yanıyor / Bir el verin gelin bana / İçim kanıyor… “ (Aliye Mutlu) Bundan 40 sene önce bağımlılık deyince alkolikleri anlardık. Eskişehir’de o zamanlar beş mahallenin arasında Necatibey isminde bir park vardı. Şimdilerde opera binası yapmışlar, park yok artık. İşte orada zaman zaman 4-5 tane avurtları çökmüş, gözlerinin feri gitmiş garip tipte insancıklar görürdük. Uzaylı gibiydiler, “ispirtocu” derlerdi onlara. Görüldüklerinde mahalleli toplanır, bir temizlik harekâtına girişir, bu garip mahlûkları uzaklaştırırlardı. Mahallenin namusu kurtulur, rahat ve huzura kavuşulurdu. Bir zaman sonra yine gelirlerdi bu abiler ve bu süreç devam eder giderdi. Bu ispirtocular kokmaz, bulaşmaz, sirayet etmezlerdi. Bunlar insan mıydı, çocukları komşuları var mıydı bilinmezdi. Toplum bunları yok sayardı. Hatta espri dünyamızın çeşnisiydiler. Gerçekten de yüzde olarak ihmal edilebilir seviyede idi. Birkaç bekçi ve park görevlisi dışında bilen de, ilgilenen de olmazdı. Derken köprülerin altından çok sular aktı. Bu uzaysı tipler ve kullandıkları maddeler geometrik dizi şeklinde (2, 4, 8, 16, 32) arttılar. Ve artık alt kattaki


komşumuz oldular, eltimizin kızı, bi- gören bağımlı sayısının arttığı belirtilraderin oğlu oldular. Bıçak kemiğe da- di.” Oh oh ne güzel! Çok az sayıda yani ılıman noktada kullanıcımız var ve onyanmadı dalağı böbreği yokluyor. larda tedavi olmak için kliniklere üşü“Düşman Tuna’yı atladı / Karakolları şüyorlar. Süper! Daha ne arıyoruz bu yokladı” konuyu deşerek belamızı mı? Efendim bu aziz millet bu madde işBen de bu masallarla uyukluyor, sık leriyle çok yakında tanışmadı. Bizim sık rastlamaya başladığım “uzaylıların” onlarla aşinalığımız, tanışlığımız çok haline kızıyor, kendimi biraz da şanssız eskilere dayanır. Kımız rakıya, haşhaş addediyordum. Niye bana çok rastlıeroine dönüşme sürecinde de birlikteyyorlardı, ilginç. Ta ki rutin bir çalıştaya dik. Modern çağlarda maalesef bunlakadar. Seçilmişler ve atanmışlar toprın üretim, nakil ve satışında kullanıldı lanmış ilçe meselelerini masaya yatırıinsanlarımız. Önceleri mala davara zayorduk. Kenardan köşeden memleketi rar yoktu; elin adamlarına satıyorduk kurtarıp mutlu oluyorduk ki Askerlik bizse cukkaya konuyorduk. “Bize bir Şubesi Başkanı söz aldı. Yoklama–sevk şey olmaz abi” idi. Ama kazın ayağı öyle konularını izah ederken katılımcılardeğilmiş; bu ateş alanı, satanı, tutanı, da biraz beyinlerini dinlendiriyorlardı. uzaktan bakanı da yaktı. Ve yangın üzeAlbayın -nereden icap ettiğini anlayarimize yıkıldı. madığım- verdiği rakamlarla irkildik. Mikro ölçekte de öyle. Bu işin Adana 1989’luların muayeneleri sırasında ayağında önemli rol alan Cono aşireti 3400 gencimizden 750’sine “madde mensupları önceleri zengin çocuklarına bağımlısı ön tanısı” konulduğunu, bunbu maddeleri satıyor aldıkları para ile ların askeri hastaneye sevk edildiğini, konforlu bir yaşam sürüyorlardı. An- kan numuneleri pozitif çıkan 410 kişicak yakın bir zamanda yapılan tespitte nin tedavi olmaları için bir yıl ertelegörüldü ki aşirette madde kullanma- me raporu aldıklarını söyledi. Herkes yan kimse kalmamış gibi. Hakeza kötü çarpıldı, olamaz dedi. Rakamlar teyit adamlar eskiden madde pazarlama- edildi maalesef öyleydi. Eş dost, hısım sında içmeyenleri istihdam ederlermiş akraba, konu komşu gözden geçirildi kural olarak ama günümüzde böyle bir işlemci hızıyla. kaynak kalmadığından hep içicilerden Askerlik muayenesini erkekler iyi bilirbuluyorlarmış satıcılarını. Yani olayın ler. Yaşı gelen memleket çocuğu biri sifaili idiler şimdi ise mağduru durumuvil biri asker iki tabip ve bazı memurlana düştüler, kurtarıcılar bekliyorlar. rın karşısına şort veya külotuyla çıkar, Ateş her yakayı yakıyor. onlarda şöyle bir göz atarlar. İşte böyle “İnsanlık yaralı can pazarında bir işlemde gençlerdeki emarelerden Yetiş ya Muhammed yetiş ya Ali” (Ali (burun, göz bebeği, kesiler, iğne yerleri Mamaraşlı) vb.) madde bağımlılığı ön tanısı konBu ifadeler sizi gerdiyse buyurun gev- muş. şetici bir esintiye: ABD Dışişleri BakanToplumun 20 yaşında ve erkek kesitilığının “2011 Uluslararası Uyuşturucu nin görünümüydü bu. %20 mi demeli Kontrol Stratejisi Raporu”na bakarsak %25 mi? (Sevindirici bir gelişme 1990 işimiz yolunda: “Uyuşturucu kullanıdoğumlularda bu rakamlar biraz daha mının diğer ülkelerle kıyaslandığında aşağıda idiler.) Türkiye’de “az miktarda” ve ılımlı noktada kaldığı, ancak kliniklerde tedavi Bu şok bilgilendirilmenin akabinde 28 2011 Kasım

hazirundan pek çoğu gönüllü olarak – zaten hep içinde olduklarını zannettikleri- sine-i millete gittiler. 2004’te Türkiye’deki “uyuşturucu” sefaletini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seren çarpıcı bir rapor hazırlayan Milletvekilleri (Öner Ergenç vb.) gibi çarpıldılar; gördüklerine duyduklarına inanamadılar. Bu yelin kavurmadığı gül, savurmadığı kül kalmamıştı. Bunu iş olarak yapan insanlık dışı, kirli kimselerin ilk hedefleri zengin çocukları olmakla birlikte toplumun tüm katmanlarına servis verilmektedir. Tersten de olsa bir Adalet ve Milli birlikteliği sağlamışlar: Zengin–fakir, diplomalıdiplomasız, güzel–çirkin, dindar–dinsiz, genç–yaşlı, kadın-erkek herkesi kapsam alanına almışlar.

“Lokman Hekim gelse sarmaz yarayı Hilebaz dostunan açtık arayı Ne köşkümü koydu ne de sarayı Baykuşlar tünedi dalıma benim Değme felek değme telime benim” (Özlemi)

Su uyur düşman uyumaz. Kirli işler tüm hızıyla devam ediyor. Küçük bir örnek; bir oğlu madde bağımlısı olan, yüreği yanık, hayatı cehennem bir hanımefendi anlattı: - bizim mahallede (Mehmet Akif mh.) şimdiye dek 50 civarında gencimiz müptela idi. Kardeşlerinden ve akrabalarından uzak dururlardı. Bizi ihbar eden olur, konu komşu bilmesin diye gündüz çalıp çırptıkları paraları akşam alır gizlice başka bir mahalleye giderlerdi. Oradan aldıkları maddeleri de o mahallede veya mahallemizin izbe yerlerinde gizli bir biçimde tüketirlerdi. Sonradan insanlık düşmanı satıcılar yeni bir pazarlama yöntemine başvurmuşlar; üç öde beş al! Böyle olunca


malzemeyi alan mahalleye tezgâh kurdu. Ve kimde üç kuruş varsa – zaten insansı yaratıklar – ona hemen sattılar. Teyzesinin kızının bileziğini aldılar, amcaoğlunun harçlığını ve onlara bu maddeleri bulaştırdılar. Sayı altı ayda 300’e (yüzde meraklıları için % 600, altı misli) fırladı. Canavar pazarlamacılar her tür kötü ticari hileyi kullanıyorlar, tüketimi artırmak için sahte maddeler üretebiliyorlar: eroin diye fare zehiri satıyorlar. 1 ton suyun içine (Allah bilir arıtılmış değildir) 1 kg eroin, şu kadar kg. fare zehiri, yeter miktar florasan tozu (civa) katıp sudan ucuza satıyorlar (5- 10 TL). Geçenlerde TV izliyordum (çok nadiren yaparım), Bakırköy AMATEM (Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi ve Eğitim Merkezi) görevlisi bir doktor hanım merkezle ilgili bilgi veriyordu. Son 6 (altı) yılda merkeze başvuran sayısı 36 (otuz altı, %3600) misline çıkmış. ABD’liler gibi yorumlarsak ne güzel, vatandaşlar tedavi için koşuyorlar. Biliyoruz ki hikâye öyle değil.

barajını çoktan sollamışız derim (sigara nevi aymazlıklarımız uzun sürmez. Bu hariç). Kafayı kaldırmış % 20’lere göz illetin bulaştığı ailelerde sağlam şahıs dikmişe benziyoruz. kalmıyor, herkes bir şekilde psikolojik sıkıntılara ve illaki mutlak mutsuzluğa “ - bu yol nereye çıkar olric?...” (Oğuz duçar oluyor. Mutsuz ocaklarla doluyor Atay) memleket. Tedavi kapasitemiz açısından ise arTv ve internet bağımlılığını ayrı koyarzulanan düzeyde olduğumuzu iddia sak, devasa adımlarla ilerleyen; sigara etmek çok zor. Altı milyon kişilik arka ve biradan başlayıp eroine kadar uzabahçesi olan Adana RSHH (Ruh ve Sinan madde bağımlılığı artık bir memnir Hastalıkları Hastanesi) Amatem de leket meselesi olmuştur. Zeminimiz biri aynı zamanda şef, iki uzman hekim kaymış, geleceğimiz tehdit altındadır. görev yapmaktadır. Ayrıca RSHH’ler bu Karabasan hafakanları doldurmuş gök yeni belaya yönelik konseptten de uzak kubbemizi. görünmekteler. Bu hastaneler daha çok geleneksel uğraş alanlarıyla ilgilidirler. Umutsuzluğa mı düşelim? Hayır! YüzYeni salgına karşı yetersiz ve hazırlık- lerce yılda sinsice ilerlemiş illet ancak ki onlarca yıllık gayretlerle geriler veya zail olur. Topyekûn milli bir imece bizi zafere yaklaştıracaktır.

Bizde farklı kurumların istatistikleri birbirine yakındır. Sanmayalım bir birlerini teyit ediyorlar: Asla! Şahıslar TCK 57 gereği, zorunlu tedavi veya artık illallah diyen aile yakınlarınca polis zoruyla sağlık kuruluşlarına götürülmeleri nedeniyle sağlık ve emniyet istatistikleri bir biriyle örtüşür. Ve bunlar buz dağının görünen ucudur. Görünmeyen daha alttaki muazzam kitle uyuşuk hasızlar. Eskinin verem hastaneleri gibi yatını sürdürmektedir. müstakil, geniş ve güçlü imkânlar dü“ben bir ceviz ağacıyım gülhane şünülebilir. parkı’nda Bilinç açısından da pek çok eksiklerine sen bunun farkındasın, ne polis far- miz var üzülerek ifade etmek gerekirse. kında. “ (Nazım Hikmet) Gerçi Yeşilay verilerine göre: Avrupa’da Şimdi zor ve netameli bir iş yapalım; % sigara konusunda bilinçte birinci kulkaçlarda olabiliriz diye bir zanda bulu- lanımda ise ikinciyiz. “Bu ne perhiz bu nalım. Hangi rakam doğrudan çok uzak ne lahana turşusu” atasözü tam da bu olmasın dersek: bence yüzde on (%10) hal için söylenmiş olmalı. Umarım bu 29 www.yesilay.org.tr

Resmi-gayrı resmi, ev kadını-işadamı, hakimi-sanığı, büyüğü-küçüğü hep birlikte kurtulalım. Umarım aklımızı başımıza devşiririz tez elden. Her kademede önderlerimiz olur. Örneğin Yeşilay yeni yönetimi ilgili, bıçkın ve yürekli anlayışıyla sivil toplum açısından umut verici bir soluk oldu. Darısı diğer alanlara. “God Save Us all! / We need a leader / We need a teacher / We must learn to see the light / Let’s get together / This world needs us to do right / There’s too much poverty, sickness” (Lenny Kravitz ) “Vatanın bağrına düşman dayadı hançerini, yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini” (Namık Kemal) Elbette vardır yeter ki çok geç kalmasın. “gözlerine düşmeden duman / keşke demeden / geç kalmadan gel” (Ozan Efe)


LATİN AMERİKA’DA UYUŞTURUCUYLA MÜCADELE VE DOLUP TAŞAN HAPİSHANELER * *Bu yazı Transnational Institute Latin Amerika Ofisi tarafından 2011 yılında hazırlanan “Systems Overload - Drug Laws and Prisons in Latin America” raporundan derlenmiştir. Hazırlayan: Ahmet Zeki Olaş

aşağıdaki noktalar öne çıkmaktadır. Söz konusu ülkelerdeki uyuşturucuyla mücadele kanunları genellikle son 3040 yılda yapılmıştır. Brezilya ve Arjantin örneğinde olduğu gibi bu kanunlar bir zamanların totaliter rejimleri eliyle çıkarılan ve bugünkü BM anlaşmaları gibi temel uluslararası metinlerin ruhundan uzak olan metinlerdir. Nitekim bugünkü uluslararası metinler uyuşturucu ile mücadelede iç hukuk mevzuatının evrensel ilkelere uygunluğunu belirlemektedir.

Kişinin özgürlüğünü engelleyebilmek devletlerin sahip olduğu önemli yetkilerden biridir. Ancak devletlerin bu gücü kullanırken kamu güvenliğini sağlaması ile kişinin hak ve özgürlükleri arasındaki dengeyi de koruması gerekSöz konusu ülkelerde uyuşturucuya mektedir. ilişkin hukuki düzenlemeler yaygınSon 40 yıldır Latin Amerika’da uyuştu- lık alanına oranla belirlenmemekte ve rucu ile mücadelenin adalet sisteminde uyuşturucu kullanımının az olduğu ve hapishanelerde ciddi etkileri olmuş- ülkelerde de ağır cezalar verilebilmektur. Uyuşturucu ile mücadele çabaları tedir. Ayrıca uyuşturucuya yönelik cearttıkça hapishanelerde uyuşturucu zalarla diğer suçlara yönelik cezalar suçlarından yatanların sayısında da pa- arasında bir orantısızlık bulunmaktaralel bir artış olmuştur. Uyuşturucu ile dır. Ülkeden ülkeye değişmekle birlikte mücadele için zaman içerisinde çıkarı- genellikle cezalar, maksimum ölçekte lan sert kanunlar üretimi ve kaçakçılığı 15 ila 25 yıl arasında değişmektedir. Örengelleyememiş aksine mahkemelerin neğin Ekvator’da cinayete verilen ceza ve hapishanelerin dolup taşması, bin- maksimum 16 yıl iken uyuşturucu kalerce insanın, çok küçük miktarlarda çakçılığı için verilen cezalar bu oranın eroin kullansa bile demir parmaklıklar çok üzerine çıkabilmektedir. ardına konulması gibi ciddi olumsuz Latin Amerika ülkelerindeki kanuni düsonuçlar doğurmuştur. zenlemeler söz konusu suçların seviyeLatin Amerika’nın sekiz ayrı ülkesinde sini tam ayrıştıramamaktadır. Örneğin (Arjantin, Bolivya, Kolombiya Brezil- sokak satıcısı ile büyük miktarlardaki ya, Ekvator, Meksika, Peru, Uruguay) taşıyıcılar ve hatta transatlantik tacirgerçekleştirilen bu araştırmaya göre, ler ve bunların suça bulaşma oranları her ülkenin kendine has yapısal farkları aynı düzeyde ele alınmaktadır. Tutukve dinamikleri olmakla beraber başlıca 30 2011 Kasım

lanan birçok kişi maksimum cezalara çarptırılmakta ve bu kişilerin çoğunun başka işlenmiş ciddi bir suçu bulunmamaktadır. Aynı şekilde bu ayrım uyuşturucu maddeler arasında da yapılmamaktadır. Örneğin, kenevir bitkisiyle elde edilen esrarla kokain aynı kefeye konulmaktadır. Araştırmaya konu olan ülkelerde hapsedilen insan sayısında 1992-2007 arasında %100’den fazla artış gözlenmiştir. Örneğin 1985 yılında Arjantin’de uyuşturucu suçlularının toplam oranı mahkûmların %1’i iken 2010 yılında bu oran %27’ye çıkmıştır. Yine ülkeler arası farklar olmakla birlikte uyuşturucu suçlarında tutuklu yargılanma oranları çok yüksektir. Binlerce insan hukuki durumu belirsiz bir şekilde hapiste tutulmaktadır. Küçük miktarlarda kullanıcıların bile demir parmaklıklar arkasına gönderildiği düşünülürse bu ülkelerde genellikle uyuşturucu suçlarına hapisten başka ceza verilmediği anlaşılacaktır. Bu aşamada, şartlı tahliye başta olmak üzere çeşitli cezai yaptırımlar caydırıcılık için devreye sokulabilir. Ayrıca uyuşturucu suçlularının hapsedildiği mekânlar uluslararası standartlardan uzaktır. Özellikle Peru, Ekvator ve Bolivya’da hapishaneler sağlıksızdır ve mahkûmlar için ciddi beslenme yetersizliği riski bulunmaktadır. Bu ülkeler ekonomik sıkıntılar nedeniyle


mahkûm başına gündelik gıda için 1 $ ğunu ortaya koymaktadır. Uyuşturucu mahkûmu kadınlardaki artış, aileler ayırabilmektedirler. ve sosyal yapı için yıkıcı sonuçlar doKullanıcılarla bu işin ticaretini yapanğurmaktadır. Nitekim çocukların temel lar arasındaki fark çoğunlukla kanuni bakımı için bu işlere bulaşan kadınların düzenlemelerde açıkça belirtilmemekhapsedilmesi, bakıma ve korunmaya te ya da bu fark mahkemelerce ve pomuhtaç çocuklar için ciddi mağdurilis tarafından dikkate alınmamaktadır. yetlere sebep olmaktadır. Yine yabancı Bu da çok basit oran ile daha büyük vatandaş olarak taşıyıcılık yapan kuryemiktarlarda uyuşturucu kaçakçılığına lerin yakalanması durumunda iletişim bulaşmış kişilerin aynı seviyede cezai problemi başta olmak üzere hukuki ve yaptırıma maruz kalmalarıyla sonuçlaailevi destekten yoksun olmaktan kaynıyor. naklı ciddi sorunlar ortaya çıkmaktadır. Uyuşturucuyla mücadele için kişilere 8 ülkede yapılan bu araştırmadan da verilen cezalar arasında ciddi orantıanlaşılacağı üzere Latin Amerika’da sızlık bulunmaktadır. Özellikle uyuşuyuşturucuyla mücadele için çıkarılmış turucuya savaş açtıklarını söyleyen Kosert kanunlar artık bugün hapishanelombiya ve Meksika’da mevcut durum üzüntü vericidir. Örneğin Kolombiya’da Bu araştırma genel uyuşturucuyla ilgili olarak tutuklananolarak bölgede ve dünya ların sadece %2’si üst ve orta düzey tacirlerdir. Yani tutukluların %98’inin genelinde son zamanlaruyuşturucu kaçakçılığında ciddi bir da kadınların ve yabancı rolü bulunmamaktadır. Meksika’da vatandaşların kurye olarak ise uyuşturucu mahkûmlarının %75’i kullanılmasında artış oldudüşük miktarlarda uyuşturucu madde taşımaktan suçlu bulunmaktadır. Dola- ğunu ortaya koymaktadır. yısıyla düşük miktarda kullanıcılar, suç Uyuşturucu mahkûmu kaörgütleri için okul işlevi gören hapisha- dınlardaki artış, aileler ve nelerden çıktıklarında uluslararası suç sosyal yapı için yıkıcı soşebekelerinin potansiyel üyesi olmaknuçlar doğurmaktadır… tadırlar.

gerekmektedir. Cezalandırma oranlarında uyuşturucu maddeler başta olmak üzere, uyuşturucu kaçakçılığı ve diğer suçlar arasındaki farkların; düşük, orta ve üst düzey uyuşturucu madde suçlularının ve kaçakçılık ağlarının katman ve seviyesi; diğer adi suçlara bulaşan ve bulaşmayan gibi farkların gözetilmesi gerekmektedir.

Söz konusu hukuki düzenlemeler, bu suçların yaygın olduğu toplumsal katmanların sosyo-ekonomik durumlarını da dikkate almamaktadır. Örneğin raporlara da yansıyan ve ciddi derecede fakirlik ve sağlık sorunları yaşayan aile üyelerine özgürlükleri karşılığında yüksek miktarlarda teklif edilen paraları kurbanlar temel ihtiyaçları için kullanmaktadır. Ancak mevcut kanunlar bu gibi durumları dikkate almamaktadır.

Bu alanda ulusal ve uluslararası düzeyde tartışmalara, etkili uygulamalara dönük işbirliğine ve bu sayede uyuşturucu kaçakçılığının etkisinin azaltılmasına, insan haklarını ihlal eden orantısız cezaların ortadan kaldırılmasına ihtiyaç duyulmaktadır.

Bu araştırma genel olarak bölgede ve dünya genelinde son zamanlarda kadınların ve yabancı vatandaşların kurye olarak kullanılmasında artış oldu-

lerin dolup taşmasıyla sonuçlanmış ve yeni mağduriyetler doğurmuştur. Kamu güvenliği ve kişi hak ve hürriyetleri arasında denge sağlayacak uluslararası hukuka uygun düzenlemeler, bölge ülkeleri için önem arz etmektedir. Raporda ortaya çıkan ve burada ifade edilen tüm bu gerçeklerden hareketle; Latin Amerika ülkelerinin uyuşturucuyla mücadele için mevcut ceza kanunlarının haricinde daha insani kanunlar yapması, alt ve üst seviyedeki uyuşturucu madde suçlarına bulaşanların farklı seviyede cezai yaptırım görecekleri alternatifler geliştirmeleri

31 www.yesilay.org.tr

Gözaltıların ardından düşük seviye kullanıcılara ve şiddete bulaşmayanlara önleyici tutuklama uygulamasından kaçınılmalı, kanuni düzenlemeler düşük seviyeli üreticilerden yüksek seviyeli network yöneticilerine yönlendirilmeli, adli reform yapılarak yolsuzluklar sona erdirilmeli, hapishane ve tutukluluk merkezlerinin şartları iyileştirilmelidir. Söz konusu suçlara ilişkin sağlıklı veriler tutulmalı ve önleyici çalışmalar bu veriler üzerinden şekillendirilmelidir. Koka yaprakları gibi bazı doğal bitkilerin serbest dolaşımına ilişkin kamuoyu tartışmalarının önü açılmalı ve bazı doğal ürünlerin satışı serbest bırakılmalıdır. Mahkûmiyet sürecince diğer suçlulara verilen tedavi ve eğitim imkânları uyuşturucu madde kaçakçılığı suçlularına da verilmeli, bazı ağır cezalar alan mahkûmlara yönelik özel af uygulamasına gidilmelidir.

Sonuç olarak uyuşturucuyla mücadele önemli olduğu kadar bu mücadelede oluşan mağduriyetlerin giderilmesi de önemlidir. Umarız bu ve benzeri raporlar sayesinde Latin Amerika’da uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadelede ve tüketimin azaltılmasında daha dengeli ve insani bir yaklaşım geliştirilir.


MAKALELER

İdris BİLEN / Psikolojik Danışman

Bilinçaltına Giden Yollar

En ilginç örneklerden biri Kuzuların Sessizliği filminin afişidir. Film afişinde hem ölüm hem de doğum (ve bununla bağlantılı cinsellik) arketipleri görsel olarak birlikte işlenmiştir. Afişte yer alan kelebek figüründeki iskelet kafasına bu iskelet kafasının içindeki 7 çıplak REKLAMLARLA BİLİNCİ ÇALIkadın resmine dikkat edin. NAN TOPLUMLAR BU FİLMDE/DİZİDE SANAL Alışverişlerde, satın aldığımız bir ürüREKLAM UYGULANMAKTADIR nü onlarca emsali içinden tercih etmemizin sebebi bu arketipler kullanılarak Sizler, televizyonlarınızın karşısında bilinçaltımızda işlenmiş olan reklâmlar uyumaya devam eden ruhlar, koltuğunuza oturup en sevdiğiniz dizi ya da olabilir. filmleriniz başlarken: “BU FİLMDE/ Eğer böyle bir gerçeklik ihtimali (ya da DİZİDE SANAL REKLÂM UYGULANgerçek) varsa bir ürünün ve bir görüşün MAKTADIR” uyarısını da görmediğinipropagandasını yapan kimseler bunu zi söyleyebilir misiniz? niçin kullanmasın? Peki ne demek ���Sanal Reklam?” Bu mesajlar çok açık görsel imajlar olabileceği gibi reklâmın içine gizlice iş- Sanayi Bakanlığı’na göre sanal reklalenmiş sözcüklerden ve bunları temsil mın tarifi aşağıdaki gibi: eden rakamlardan da oluşabilir. Aşağı“Sanal reklam, hukuken kullanımı meşda örnek ve resimlerle ele alacağımız bu ru görüntülerin, canlı veya banttan bilkonu kimimize ikna edici kimimize ise gisayar marifeti ile manipülasyonu ve gerçekliği tartışılır gelebilir. Neticede söz konusu görüntülerde yer alan muhböyle bir tartışma var ve pek çok delil telif unsurları reklam amacı ile, halihade var; deliller yetersiz ve abartılı buluzırda kullanılan veya ileride geliştirilenabilir. Ama şu unutulmamalıdır: delicek teknolojiler vasıtasıyla oyun sahası lin yokluğu, yokluğun delili değildir. ve çevresi üzerine düşürülen tüm göReklam afişleri, logoları ve benzeri nitelikteki görsel malzemenin içine saklanmış şekil, kelime ve rakamlardan oluşan bu bölüm ile bilinçaltına giden yolları anlatan yazı dizisini tamamlamış olacağız.

32 2011 Kasım

rüntüleridir.” Televizyonda izlediğimiz pek çok dizide ya da filmde ya marka yerleştirme ya da sanal reklam uygulamaları ile karşılaşıyoruz. Bir dönem gişe rekorları kıran “Kurtlar Vadisi Irak” filmini hatırlayın. Film başlarken “Bu filmde sanal reklam uygulaması yapılmaktadır” uyarısı vardı. Ekranda bir ovada yol alan otomobili izlerken birden bir mimarlık firmasının reklam tabelası ve bir apartman beliriveriyor. Kerpiç evlerin üstüne getirilmek istenmiş ama başarılı olunamadığı için ortalık yerde duran uydu antenleri reklamları ve uyarı tabelalarının altında beliriveren markalar… O halde en can alıcı soru: Neden sanal reklam? Bilinçaltına mesaj göndermenin en iyi yolu olduğundan… O halde bilinçaltımıza yönelik bu saldırılara karşı nasıl dur diyeceğiz? Bunu engellemek için kimlerden yardım alacağız? Yasal ve hukuki zeminde Subliminal (Bilinçaltı) mesajları durduracak ne gibi bir çalışma var? BİLİNÇALTI MESAJLAR YASAK DEĞİL Mİ?


33 www.yesilay.org.tr


MAKALELER

Türkiye’de ve dünyanın birçok yerinde bilinçaltı reklam yasaklanmıştır ama tüm reklamların, dizi, film ve belgesellerin; işitsel, görsel dosyaların; çizgi film ve oyunların bilinçaltı mesaj içerip içermediği noktasında denetleyecek bir yapı kurulamamıştır.

Bilinçaltı reklamlarının etkisinin kanıtlanmasının ardından bir yandan bu yöntemin kullanımı arttı, diğer yandan da bu gibi yöntemlerin kullanılmasını önlemeye yönelik yasalar çıkartıldı.

reklam yapılamaz. Programlarda açıkça reklam olduğu belirtilmedikçe ürün veya hizmetler reklam amacını taşıyan şekilde sunulamaz. Çok kısa sürelerle imaj veren, elektronik aygıt veya başka bir araç kullanılarak veya yapılarının ne olduğu konusunu izleyenlerin fark edemeyecekleri veya bilemeyecekleri bir biçime sokarak, bilinçaltıyla algılanmasını sağlayan reklamların yayınlanması yasaktır.”

1964`te İngiltere, 1974`te ABD olmak üzere dünyadaki 55 ülke insanlarını bu tekniklere karşı korumaya almıştır. Rusya’nın Ekaterinburg şehrinde yayın yapan ATN Televizyonun “Otur ve ATN izle” şeklinde bir gizli mesaj verdiği tespit edilmiş ve 2 ay yayın lisansının iptal Bunlar da gösteriyor ki bilinçaltı reklamları vardır ve hakkında çareler aranedilmesine neden olmuştur. Ülkemizde RTÜK bilinçaltı reklamı: “Teknik cihazlar vasıtasıyla televizyon yayınlarında çok kısa süreli görüntüler kullanarak, izleyicilerin ancak bilinçaltıyla algılayabilecekleri ürün veya hizmetlerin tanıtılmasına ilişkin mesajlar içeren reklamlar” olarak tanımlamıştır. Yasalarımız tüketicinin korunması bakımından, gizli reklam ve bilinçaltı reklamı da yasaklamıştır. 3984 sayılı yasanın 20. maddesi: “Reklamların, program hizmetinin diğer unsurlarından açıkça ve kolaylıkla ayırdedilebilecek ve görsel ve işitsel bakımdan ayrılığı fark edecek biçimde düzenlenmesini, bilinçaltı ile algılanan reklamlara izin verilmemesini” hükme bağlamıştır.

Sizler, televizyonlarınızın karşısında, koltuğunuza oturup en sevdiğiniz dizi ya da filmleriniz başlarken: “BU FİLMDE / DİZİDE SANAL REKLÂM UYGULANMAKTADIR” uyarısını görmediğinizi söyleyebilir misiniz? maktadır. Ancak tüm bunlara rağmen ülkemizde ve dünyada sanal reklam uygulaması kesintisiz devam etmektedir.

Buna izin veren bir sistem varsa, kim hangi yasa ile bunun önüne geçecek? Radyo ve Televizyon Kuruluşları Rek- Kim kime dur diyecek? lam Yayın İlkeleri ve Usulleri İle RekSonuç olarak, Türkiye’de ve dünyanın lam Gelirleri Üst Kurul Paylarının birçok yerinde bilinçaltı reklam yasakÖdenmesi Hakkında Yönetmeliğin 11. lanmıştır ama tüm reklamların, dizi, maddesine göre de: “Yayınlarda gizli film ve belgesellerin; işitsel, görsel dos34 2011 Kasım

yaların; çizgi film ve oyunların bilinçaltı mesaj içerip içermediği noktasında denetleyecek bir yapı kurulamamıştır. Bundan dolayı mümkün olduğu kadar bilinçaltı kirleticilerinden uzak durulmalıdır. Hızla gelişen ve sürekli değişen teknolojiyi iyi takip etmeli, gerisinde kalmak şöyle dursun, önünde gitmemiz gerektiği unutulmamalıdır. Zira hazreti Ebu Bekr (r.a)’ın ifadesiyle: “Küfrün Duvarı Ancak Kendi Taşıyla Yıkılır” BİLİNÇALTI VE GENEL ÖZELLİKLERİ Günlük hayatımızda yaşadığımız bazı sorunların bilinçaltımızdan kaynaklandığını hep söyleriz; buna rağmen acaba kaçımız bilinçaltının gücünün ve öneminin farkındadır? Bilinçaltı çoğumuzun bildiği ya da duyduğu bir kavramdır. Bu kavram bilincimizin farkında olmadığı ama davranışlarımızın yönlendirilmesinde önemli rol oynayan bir yapıyı belirtiyor. Şuuraltı, alt benlik, bilinçdışı olarak da adlandırılan bilinçaltı kişiliğimizin farkında olmadığımız, kontrolümüz dışındaki parçasını temsil etmektedir. Diğer bir deyişle bu, buzdağının görünmeyen kısmıdır. Bilinçaltı otomatik bir pilot gibi bütün deneyimlerimizi kaydeder. Hafıza deposudur yani. Deneyimlerinizi hatıralar şeklinde birleştirir ve saklar. Bilinçaltı heyecanlarımızı, sezgilerimizi, alışkan-


sorgulamadan önerileni kabul eder. Bilicimizin farkına varmadığı her türlü görüntüyü, olayları, sesleri ve resimleri kaydeder. Tekrarları olumlama olarak kabul eder. Pekiştirir. Siz beş katlı bir binaya çıkarken merdivenleri saymıyorsunuz ama bilinçaltınızda bu sayıyı biliyor ve kaydediyor. Aynı şekilde bebekliğinize dair anlıları bilinçaltı kayıtlarının arasında bulmanız pekâlâ mümkün. Bilinç aynı anda 3 ilâ 7 işi yapabilir. Daha fazla görev yüklendiğinde kilitlenir. Bu yüzden dikkatimizi yönlendirmediğimiz, bizi o anda ilgilendirmeyen birçok veri bu filtreden süzülür. Beş duyumuzun karşılaştığı çok sayıda duyum, algılanmadan bilinçaltı hafıza deposuna aktarılır.

lıklarımızı ve güdülerimizi depoladığı gibi bunların eyleme dökülmesinden de sorumludur. Bilinçli zihnin aksine sorgulamadan tekrarlı önerileri kabul eder, pekiştirir. Bütün otomatik davranışlarımız, alışkanlıklarımız ve heveslerimizin kaynağı bilinçaltımızdır. En

önemli vazifesi ise depoladığı verileri sırası geldiğinde bilince aktarmak ve insanı harekete geçirmektir. Zihninizin daha derin olan bu kısmı telkin ve imgeleme yoluyla iknaya riayetkârdır. Bilinçli zihnin aksine

Demek ki duyduğumuz, gördüğümüz ama bilişsel (kavrayış) olarak algılayamadığımız her şey bilinçaltına ileride tekrar kullanılmak üzere veri olarak depolanır ve gelecekteki hareketlerimize yön çizer. İşte tam da bu aşamada bilişsel sürece değil ama bilinçaltına hitap eden tüm propaganda ve veriler, bizim davranışlarımıza yön çizen güdüler olarak karşımıza çıkar. Zira sıklık arz eden tekrarlar içsel algılarımıza odaklıdır ve bir süre sonra bilinçli yanımızı harekete geçirme gücü vardır.

Bilinçaltı otomatik bir pilot gibi bütün deneyimlerimizi kaydeder. Hafıza deposudur yani. Deneyimlerinizi hatıralar şeklinde birleştirir ve saklar. Bilinçaltı heyecanlarımızı, sezgilerimizi, alışkanlıklarımızı ve güdülerimizi depoladığı gibi bunların eyleme dökülmesinden de sorumludur. Bilinçli zihnin aksine sorgulamadan tekrarlı önerileri kabul eder, pekiştirir. Bütün otomatik davranışlarımız, alışkanlıklarımız ve heveslerimizin kaynağı bilinçaltımızdır. En önemli vazifesi ise depoladığı verileri sırası geldiğinde bilince aktarmak ve insanı harekete geçirmektir.

35 www.yesilay.org.tr


MAKALELER

Ayşe Nur SALDIRAN / İÜ Hukuk Fak. Yüksek Lisans Öğrencisi

GÜVENLİ İNTERNET KULLANIMI

BTK (Bilgi ve İletişim Teknolojileri Kurumu) tarafından “İnternetin Güvenli Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar”ın 22 Ağustos 2011’de yürürlüğe girmesine karar verilmişti. Ancak düzenleme revize edilerek, 04.08.2010 tarihinde 2011/DK-14/410 no’ lu yeni bir karar ile güvenli internet kullanımına ilişkin usul ve esaslar taslağı şeklinde kamuoyuna sunulmuştur.

edilen tartışmalara yönelik açıklamalarımıza da değinmek suretiyle, doğru bilinmeyenler için de şimdilik taslak üzerinden asgari tespitlerimizi dile getirebilmekteyiz. Henüz kesinleşmemiş bir hukuki düzenlemenin varlığı söz konusu olmakla birlikte, 04.08.2011 tarihinde, 10 gün süreyle kamuoyuna sunulmuş olan taslakta bir değişiklik yapılması yönünde kurulun yeni bir öneriyle karşılaşmadığını belirtmesi taslağın bu şekilde kesinleşeceğini gösterir niteliktedir. Uygulama 22.08.2011 itibariyle başlayacak olsa da taslağa göre işletmeciler hizmetin sunulması için gerekli tüm alt yapı ve uygulama çalışmalarının hazır kılarak güvenli internet hizmetinde test sürecini başlatmış sayılacak, 22.11.2011 itibariyle de test sürecine son verilerek hizmet fiilen sunulmaya başlayacaktır.

28.07.2010 tarihli ve 27655 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Elektronik Haberleşme Sektöründe Tüketici Hakları Yönetmeliği’nin 10’uncu maddesinde yasal dayanak bulmaktadır. Temel hak ve özgürlüklere yönelik sınırlamaların ancak kanunla yapılabileceği ilkesinden bahisle mezkûr düzenlemede, BTK’nın yetkisiz ve görevsiz olduğu yönündeki değerlendirmeler; Kurul kararı ile belirlenen usul ve esasların temel hak ve özgürlüklere yönelik herhangi bir sınırlama getirmemesi sebebiyle hukuki dayanaktan yoksun görülmelidir. Zira söz konusu düzenlemenin 5809 sayılı kanuna uyarlılığı bulunduğu gibi, internet kullanıcılarına seçimlik hak tanıyarak güvenli internet hizmeti kapsamında internet kullanımından faydalanmaları yönünde bir imkân sunması itibariyle de kullanıcıyı bir uygulamaya icbar etmemesi açısından da hakları sınırlayıcı bir durum doğurmadığı görülecektir. Aksine kullanıcılar lehine hakların ve işletmecilere yönelik yükümlülüklerin tesisi söz konusudur.

Yeni düzenlemenin dinamikleri, konvansiyonel medyada yer alan birçok tartışma nazara alındığında da bir takım endişelerin baş göstermiş olması; menfaatler çatışması, politik tercihler, temel haklar ve özgürlükler, belki de tek başına niyetler üzerinden saf tutmalardan ibaret algılanabilir. Bu hususlar, taslaktan önceki düzenlemeye ilişkin kurul tarafından birçok defa yapılan açıklamaları etkisizleştirme yönünde de işlev görmüş ve tartışmaların BTK böyle bir düzenleme yapmabaşını çeken meselelere vurgu yapılmaya yetkili değildir! sı, açıklık getirilmesi adına taslağın haBTK bir regülasyon kurumu olması itizırlanması zorunluluk arz etmiştir. bariyle özerk bir kuruluştur. Güvenli Tartışmaların taslak ile birlikte büyük İnternete ilişkin Usul ve Esaslar hakbir ölçüde azaldığını görsek de düzenlekında alınan bir kurul kararı da 5809 menin getirdikleri konusunda elbette ki sayılı Elektronik Haberleşme Kanunun kamuoyunu bilgilendirme ihtiyacı yine Diğer yandan BTK, her ne kadar özerk 4’üncü 6’ncı ve 50’inci maddeleri ile gündemimizi oluşturacaktır. Muhafaza bir kuruluş olsa da regülasyon kurum36 2011 Kasım


Belirtmek gerekir ki, güvenli internet bağlamında internet pornografisi, cinsel istismar ve fuhuşa teşvike yönelik erişimlerde devletin korumacı bir tutum içersinde olması liberal rejimlerde dahi desteklenen devletin asgari hizmetleri kapsamında değerlendirilebilecek haklı bir müdahale olarak algılanmalıdır. larının da idarenin bütünlüğü ilkesi çerçevesinde devlet çatısı altında değerlendirilmesinin gereği, bu düzenleme, devletin özellikle çoçukların ve ailenin korunmasına yönelik yükümlü olduğu tedbirleri yerine getirme çabasını ortaya koymuştur. Güvenli internete ihtiyaç yoktur! İnternetin bilinçsiz kullanımı halinde, gerek çocuk gerek ailede doğacak zararlar pedagoglar, psikologlar ve sosyologlar tarafından sıklıkla dile getirilmektedir. Bununla birlikte, özellikle internet ortamındaki zararlı içerikler bireyden topluma yayılarak suç teşkil edecek boyuta ulaşabilmekte; hukuki yaptırımlara konu olurken de, yine ahlaki yozlaşmanın varlığına dem vurulması, neoliberal uygulamaların da eleştirilmesi gereğini doğurmaktadır. Bu yaklaşımdan uzaklaşılarak, internetteki zararlı içeriklerden korunmaya ilişkin alınacak bir takım önlemlerin aile içi eğitime ilişkin tavsiyelerden ibaret olarak algılanması, bu tavsiyelerle korumacı sıfayla salt ailenin varlığının yeterli görülmesi, teknolojik sınırlamaların ise işletim sistemleri veya servis sağlayıcıları ile zaten sağlanabileceği iddiası, BTK tarafından getirilen düzenlemeye olan ihtiyacı yok saymaktadır. Ancak görülecektir ki, aile içi eğitim ve denetim tek başına etkisiz kalmakta, işletim sistemlerinde öngörülen güvenlik programları ise her sistem kullanıcısı tarafından bilinçsizce aşılabilmektedir.

Servis sağlayacıları tarafından internet kullanımına ilişkin taleplerin de ek mali külfet yüklemesi ve internet kullanımını güçleştirmesi özellikle çoçuklara veya korunmayı özel olarak talep eden internet kullanıcılarına yönelik devletin kamu yararı esası ile, işletmecilere bir takım kamusal yükümlülükler yüklemesini zorunlu kılmıştır. Elbette ki yasaklar aşılmak içindir! Gerçeğiyle de; dns ve proxy ayarları ile erişimi engellenen sitelere girişi mümkün kılan bir uygulamanın varlığını görmekteyiz. Mutlak olarak teknik sınırlamalara imkân verilmemekle, düzenlemenin faydasızlığını ortaya koyacak bir durum doğmuş kabul edilemez. Nitekim düzenlemenin gerekliliği kullanıcılara ilk etapta, profilleri gereği sakınca görülen sitelerin internet ortamında sunulmaması şeklinde gerçekleşecektir. Hizmet, güvenli internet kullanımını tercih eden kullanıcıya interneti temiz sunmaya yöneliktir. Bu sebepledir ki teknoloji sınır tanımaz diyerek özellikle çocuklar için süzgeçten geçirilen filtreli internet alanında sunulan hizmeti gereksiz kılmak haklı bir çıkarım olarak kabul edilmemelidir.

bağlamında internet pornografisi, cinsel istismar ve fuhuşa teşvike yönelik erişimlerde devletin korumacı bir tutum içersinde olması liberal rejimlerde dahi desteklenen devletin asgari hizmetleri kapsamında değerlendirilebilecek haklı bir müdahale olarak algılanmalıdır. Nitekim uluslararası platformda da güvenli internet hizmetine yönelik düzenlemelere yer verildiği görülmektedir. Bu yasal düzenlemeyi paternalizm eleştirilerine maruz bırakmak da halkın mevcut şikâyet, yoğun talepleri karşısında adil bir yaklaşım olmayacaktır. Nitekim tercihe bırakılan filtrelemeye ilişkin bir düzenleme karşısında da bu yöndeki eleştiriler ehemmiyet arz etmemelidir. Güvenli internet hizmeti mecburi!

Güvenli internet hizmeti, Taslak md. 1���de de belirtildiği üzere kullanıcıların tercihine bırakılarak, mevcut sistemde internetin zararlı içeriklerinden korunma konusunda kullanıcıların taleplerini karşılamaya yönelik bir paket olarak sunulmaktadır. Servis sağlayıcılar/ İşletmeciler güvenli hizmet paketini ve profil seçeneklerini kullanıcılara sunDiğer yandan eski düzenlemede gü- makla yükümlü olmakla birlikte, kullavenli internet hizmetinde filtre aşma nıcı bu paketten faydalanma hususunyöntemlerini bertaraf etmeye yönelik da ihtiyâra sahiptir. de işletmecilerin/servis sağlayıcıların Aynı düzenlemenin 5. maddesinde sorumluluğu düzenlenmiş iken bu tasde hizmeti tercih etmeyen abonelerin lakta bu yönde bir sorumluluğun öngömevcut internet erişimlerinde herhangi rülmediğini görmekteyiz. bir değişiklik olmayacağı vurgulanmışBelirtmek gerekir ki, güvenli internet tır.

37 www.yesilay.org.tr


MAKALELER

Öncelikle belirtmeliyiz ki, bu hizmetin tercihe bırakılması, internet erişimine kısıtlayıcı bir düzenleme getirildiği yönündeki eleştirileri yersiz kılacaktır. Zira yalnızca güvenli internet hizmetinden faydalanmak isteyen kullanıcılar için bir filtreleme söz konusu olacak, bu da profil seçeneğine göre aile profili veya çocuk profili listeleri üzerinden internete erişimin sağlanması şeklinde gerçekleşecektir. Güvenli İnternet Hizmetini tercih eden aboneler için de işletmeciler güvenli internet hizmetini çocuk ve aile profili olmak üzere iki farklı profil olarak sunacaklardır: Aile profili: Kurum tarafından İşletmecilere gönderilen aile profiline ilişkin listedeki alan adı, alt alan adı, IP adresi ve portlara abonenin erişiminin sağlanmadığı profili Çocuk profili: Kurum tarafından İşletmecilere gönderilen, çocuk profiline ilişkin listedeki alan adı, alt alan adı, IP adresi ve portlara abonenin erişiminin sağlandığı profili ifade etmektedir.

İnternete sansür geliyor! İnternete oto sansür, internetime dokunma, internetin ölümü ve hatta pornoma dokunma! İşte yasakçı bir zihniyet! Nedir bu ahlaki panikleme! ... gibi söylemlerle paniklemiş bir kitle... Söz konusu hukuki düzenlemenin mutlak doğruluğunu, işlerliğini uygulamalar esnasında görebilmemiz mümkün olacakken, bir takım yanlış bilgiler ve ihtimaller üzerine kurulu bir paniklemenin haklılığı anlaşılamazdır. Bu yönde bir şerh düşerek yasal düzenlemeye ilişkin esaslı noktalar üzerinden kısa bir değerlendirme yapmamız gerekecektir.

Herhangi birini tercih eden aboneler için ancak, profilin içerdiği koruma deÖncelikle belirtmeliyiz ki, bu hizmetin recesine göre filtrelemeye imkân veriltercihe bırakılması, internet erişimimiştir. ne kısıtlayıcı bir düzenleme getirildiği Güvenli internet hizmeti paket aboneli- yönündeki eleştirileri yersiz kılacaktır. Zira yalnızca güvenli internet hizmetinği ücrete tabi! den faydalanmak isteyen kullanıcılar Hâlihazırda servis sağlayıcıları tarafıniçin bir filtreleme söz konusu olacak, dan ailelere sunulan bazı paketler ücrebu da profil seçeneğine göre aile profite tabi iken bu düzenlemede öngörülen li veya çocuk profili listeleri üzerinden güvenli internet hizmeti paket aboneinternete erişimin sağlanması şeklinde liği ücretsiz olarak kullanıcılara sunulgerçekleşecektir maktadır. Farklı profiller farklı ücrete tabi olmayacak; bu abonelik çerçeve- Bu listelerin belirlenmesinde de, Taslasinde kullanıcılar istedikleri profilden ğın 10. maddesine göre Güvenli İnterek bir mali külfetle yükümlü olmaksızın net Hizmeti Çalışma Kurulu adıyla bir kurulun yetkilendirildiğini görmektefaydalanabileceklerdir. yiz. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Nitekim ilgili düzenleme md. 7/ f. 2’de, koordinasyonunda 11 üyeden (Aile ve işletmecilerin güvenli internet hizmeSosyal Politikalar Bakanlığından 3; İntini bireysel abonelere ücretsiz olarak ternet Kurulu’ndan 2; Kurumdan 2 ve sunmakla yükümlü olduğu belirtilmişpsikoloji, pedagoji, sosyoloji ile diğer tir. 38 2011 Kasım

ilişkili alanlarda uzmanlığı olan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından teklif edilecek 8 kişi arasından Kurum tarafından seçilecek 4 üye) oluşacak olan Güvenli İnternet Hizmeti Çalışma Kurulu ‘Aile ve Çocuk’ profillerinde yer alıp almaması gereken web siteleri konusunda önerilerini BTK’ya sunacak, Kurulun belirlediği ilkeler çerçevesinde de nihai olarak listeler Kurum tarafından belirlenecektir. Bu listelerin Kurum tarafından sabitlenmemesi ve listeleri belirlemede çoğulcu bir katılımın sağlandığı bir Kurulun varlığı, demokratik bir usulle objektif bir liste hazırlama sürecine delalet edecek olgulardır. Bununla birlikte Taslakta kullanıcılara ve internet sahiplerine tanınan kuruma başvuru ve itiraz imkânı da, eski düzenlemedeki tartışmalara binaen kamuyou görüşüne ehemmiyet verildiğini, vurgular niteliktedir. Taslak md. 10, f. 5; göre; Kullanıcılar ve İnternet site sahipleri, İnternet sitelerinin Güvenli İnternet Hizmeti kapsamında olup olmadığının değerlendirilmesi için Kuruma başvuru yapabilir veya itiraz edebilir. a) Site sahibi, Çocuk ve Aile profilleri kapsamında yer almak için Kuruma başvurabilir. b) Kullanıcı, ilgili sitenin, bulunduğu profil listesine uygun olmadığını düşünüyorsa itiraz edebilir. c) Kullanıcı bir sitenin Güvenli İnternet


MAKALELER

Profil tercihinde bulunmayan veya profil değişikliğini kullanım esnasında yapabilen bir kullanıcı için filtreleme söz konusu olmayacak; güvenli internet kullanımından faydalanmak istemeyen kullanıcıların mevcut durumunda herhangi bir değişiklik olmayacaktır.

Hizmeti kapsamında değerlendirilmesi uygulama olarak anlaşılmakta Kurul kararı ile getirilen düzenleme de bunla için başvuruda bulunabilir. ilişkilendirerek sansür yanılsamasını ç) Kurum belirlenen listelere ilişkin doğurmaktadır. itirazların, ihbarların ve site sahiplerinin taleplerinin değerlendirilmesi için Belirtmeliyiz ki Türkiye’de esasında filtresiz, yani her türlü siteye erişimin Güvenli İnternet Hizmeti Çalışma mutlak olarak sunulduğu bir internet Kurulunun görüşüne başvurabilir. ortamı yoktur. Nitekim İnternet OrtaÖyleyse bu usulle söz konusu listelerin mında Yapılan Yayınların Düzenlenbelirlenmesi ve kullanıcıya karar alma mesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen sürecinde bir mekanizma sunulması Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında liste oluşumunda keyfiliğe mahal vereKanun’a göre içeriğinde şu unsurlar cek bir uygulamanın getirildiği yönünbulunan sitelere erişim mahkeme kadeki eleştirileri hafifleterek internete rarıyla engellenebilmektedir: “İntihara sansür şeklinde paniklemeleri sonlanyönlendirme, uyuşturucu veya uyarıdırmalıdır. cı madde kullanılmasını kolaylaştırBunun yanı sıra profiller abonelik söz- ma, sağlık için tehlikeli madde temini, leşmesinde veya abonelik sözleşmesine fuhuş, kumar oynanması için yer ve ek olarak hazırlanan formlarda veya imkân sağlama suçları.” Yani profil terkullanıcıya profiller arası geçiş imka- cihinde bulunmayan kullanıcılar da, nının tanındığı profil düzenleme say- TİB veya mahkeme kararı ile erişimi fasında kolayca seçim yapabileceği bir şekilde sunulmaktadır. Bu uygulama da profili seçen kullanıcılar açısından merkezi filtreleme şeklinde internet kullanıcılarının bir tünele sokularak sitelere erişimlerinin sağlanması neticesini doğuracaktır. Profil tercihinde bulunmayan veya profil değişikliğini kullanım esnasında yapabilen bir kullanıcı için filtreleme söz konusu olmayacak; güvenli internet kullanımından faydalanmak istemeyen kullanıcıların mevcut durumunda herhangi bir değişiklik olmayacaktır. Bunu vurgulamak da fayda vardır zira internet erişiminin engellenmesi güvenli internet kullanımına ilişkin bir

engellenen sitelere giremeyecektir. Güvenli internet hizmetini tercih etmeyecek kullanıcılar için erişimin engellenmesi söz konusu olduğunda bu durum mevcut düzen devamı olarak anlaşılmalıdır. Zira bu kullanıcılar internet kullanımında herhangi bir listeye tabi tutulma veya filtreleme söz konusu olmayacaktır. Özetle, güvenli internet kullanımı, kullanıcıların özgür iradesine bırakılmış bir uygulama olarak kabul edilmelidir ve neticesinde internete oto sansür iddiaları yersiz görülmelidir. Güvenli İnternet hizmeti ile, kimsenin özgür iradesine karışılmadığı gibi çocuklara yönelik ailelerin tercihlerine dayalı bir takım teknolojik sınırlamalar ile önlem alınabilmesi, yasakçı bir zihniyet, muhafazakarlaşma süreci, zihinlerin pasifleştirilmesi olarak açıklanamaz. Herkes maddi ve manevi gelişim hakkına sahip olmakla birlikte maddi ve manevi bütünlüğün korunmasına yönelik de devlete birtakım yükümlülükler yüklenmektedir. Henüz listelerin hangi siteleri içerdiği belirlenmemiş olsa da, bu süreçte objektif bir karar alma sürecini tesis etmeye yönelik düzenlemeye yer verilmiş ve test süreci başlatıldığında kuruma başvuru ile liste şeffaflığının sağlanacağı belirtilmiştir. Çocuğun muhakeme yetisinin gelişiminin engellendiği iddiasıyla teknolojik sınırlamaların eleştirilmesi ve sınırsız özgür internetin savunulması, ebeveynlerin güvenli bir internet ortamı

39 www.yesilay.org.tr


MAKALELER

Güvenli İnternet hizmeti ile, kimsenin özgür iradesine karışılmadığı gibi çocuklara yönelik ailelerin tercihlerine dayalı bir takım teknolojik sınırlamalar ile önlem alınabilmesi, yasakçı bir zihniyet, muhafazakarlaşma süreci, zihinlerin pasifleştirilmesi olarak açıklanamaz. Herkes maddi ve manevi gelişim hakkına sahip olmakla birlikte maddi ve manevi bütünlüğün korunmasına yönelik de devlete birtakım yükümlülükler yüklenmektedir. ğin tanındığı bir düzenleme mevcuttur. kullanıcılar için de bir kullanıcı adı ve şifre tahsisi ile, profiller arası geçiş imPaket ve profil içeriklerinde mutlak sakanı kolaylaştırılmaktadır bitliğin ve tek tipleştirmeye yönelik bir çalışmanın yapılmış olduğu yönündeki Abonelere çağrı merkezi ve profil düeleştiriler, profiller arası geçiş serbes- zenleme internet sayfası üzerinden tisinin ilgili düzenlemede kullanıcıya istedikleri an, güvenliği işletmeciler tanınmış olması itibariyle de haklı gö- tarafından sağlanmak koşuluyla, kolayrülemeyecektir. ca ve ücretsiz geçiş imkanı sağlanacak, hizmete abone olanlar güvenli internet Şunu da belirtmek gerekir ki, güvenhizmetinden istedikleri vakit vazgeçeli internet hizmetinde çocuk profilinbilecektir. de, belirlenen listeye yalnızca erişimin mümkün kılınması açısından bir sabit- Aboneler profillerini değiştirmek istelik söz konusu olmakta, listenin, çocu- diklerinde veya Güvenli İnternet Hizğun yaş gruplarına göre değişmemesi meti almaktan vazgeçmek istedikleri itibariyle de aile tarafından yapılan se- takdirde İşletmeciler tarafından tasarçimde çocuğa tek tip profilin sunulmuş lanacak olan Profil Düzenleme İnternet olması bir eksiklik olarak değerlendiri- Sayfası aracılığıyla söz konusu taleplelebilecektir. Ancak bu durum muhalif- rini gerçekleştirebilirler. lerin yasakçı anlayışı vurgulanmasını Profil Düzenleme İnternet Sayfasında Tek tip profil! Profil serbestisi haklı kılmamakta, yalnızca yasal düzenasgari olarak aşağıdaki bilgiler yer alır: yok! lemeyi iyileştirmeye yönelik bir eleştiri a) Ana sayfada yer alacak hususlar; Profil içeriklerinin nihai olarak kurum sunabilme olanağı tanımaktadır. tarafından belirlenmesi tek tipleştirmeAile profili için ise listede yer alan site- i. Geçerli profil, ye yönelik bir çalışma olarak anlaşıllere erişimin engellenmesi şeklinde bir ii. Kullanıcı adı ve parolasının kullanımış, aile profilini seçen her ailenin aynı filtreleme öngörülmekle birlikte; sosyal lacağı ‘Profil Düzenleme Modülü’, yapıya sahip olmadığı, çocuk profili paylaşım sitelerinin, sohbet sitelerinin, seçilen her çocuğun yine aynı şekilde oyun sitelerinin özel olarak filtrelen- b) Kullanıcının şifresini değiştirebileceyapısal, zihinsel özellikleri taşımadığı mesi imkânı da söz konusu düzenleme ği bir uygulama ve gerekçeleriyle de bazı eleştiriler gündemd. 7/ f.3 ile aile profili kullanıcılarına c) Kurum tarafından gönderilecek uyame gelmiştir. tanınmaktadır. rıcı ve bilgilendirici metinler. Halbuki, profillerin abonelik sözleşmeKullanıcıya sunulan Aboneler, profilleri nedeniyle engelsinde veya abonelik sözleşmesine ek lenen İnternet sitelerine erişmek isteolarak hazırlanan formlarda veya kul- Bu şekilde bir tercihlendirmedir. Kuldiklerinde ise, işletmeciler/ servis sağlanıcıya profiller arası geçiş imkanının lanıcılar bu profillerden herhangi bilayıcılar tarafından tasarlanacak olan tanındığı profil düzenleme sayfasında rini tercih etmeyerek güvenli internet faydalanmayabilirler. Uyarıcı ve Bilgilendirici İnternet Sayfakolayca seçim yapılabilecek bir şekilde hizmetinden sına yönlendirilirler. sunulmasını öngören açıklık ve esnekli- Güvenli internet hizmetine abone olan tercihlerinde bir özgürlük değerlendirilmesi yapılmadığının da göstergesidir. İnternet ortamında özellikle çocuğun araştırmalarında kısıtlı bir alanda kalarak eğitimini verimli kılması, mutlak özgür bir internet ortamında sapma yaşamasına göre tercihe daha layık görülmelidir. 7 yaşındaki bir çocuğun merkezi filtreme ile pornografik bir siteyle karşılaşmaması, zararlı içeriklere ilişkin merak duygusunun uyanmamasını sağladığı gibi, temiz bir internet ortamında eğitimini ve gelişimi daha iyi bir şekilde tamamlamasına da olanak tanır. Güvenli internet hizmeti olarak filtrelemenin uygulanmaması ise çocuğun belli bir bilinç düzeyine erişmesi ve ebeveynlerin tercihleri doğrultusunda söz konusu olabilecektir.

40 2011 Kasım


İşletmeciler Uyarıcı ve Bilgilendirici Basında tartışılan yasaklı liste olduğu İnternet Sayfası’nda asgari olarak aşa- ileri sürülen “kelime grupları ve alan adları” ile Güvenli İnternet Hizmetinin ğıdaki bilgileri sunarlar: hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. a) Geçerli profil ve Türk Telekomünikasyon başkanlığı tab) Kurum tarafından gönderilecek uyarafından yer sağlayıcılığına gönderilen rıcı ve bilgilendirici metinler. elektronik eposta ekinde kelime gruplaBununla birlikte, işletmecilerin güvenli rına ve alan adlarına ilişkin gönderilen internet hizmetinde tek taraflı menfa- tebliğ üzerine yasaklı liste tartışmaları atleri doğrultusunda herhangi bir de- doğmuştur. Bu tebliğ incelendiğinde ğişiklik yapmaları profillerin ve paketin erişimi tek başına yasaklanan alan adı korunmaya alınmasını zaruri kılmıştır veya kelime gruplarının söz konusu ol(md.11/f.2). madığı görülecektir. Nitekim tebliğde Bu sebeple ilgili düzenleme ile, işletme- “5651 sayılı kanun ve bu kanuna dayaciler güvenli internet hizmet paketinde narak çıkarılan yönetmelik bağlamında ve profiller de herhangi bir değişiklik değerlendirilebilecek kelime grupları yapamamakta ancak güvenli internet verilmiştir” şeklinde bir ifade kullanılpaketinin yanı sıra, farklı isimler al- mıştır. tında farklı hizmet paketleri sunabil- BTK Kurul başkanı Tayfun Acarer’in me imkanına da sahip olmaktadırlar bu yöndeki açıklaması da şöyledir: (md.11/f.3). “5651 sayılı İnternet Kanunu’na göre, Filtreleme abonelerin bilgilerinin gizli- Atatürk’e hakaret, müstehcenlik, çocuk pornosu, sanal kumar, intihara teşvik liğini ortadan kaldırmakta! vs. suç kapsamında. İnsanlar, ya mahBu düzenleme bilgilerin izlenmesi ve- kemeye gidip karar alıyor, ya da bize rilerin toplanmasına olanak tanıyan başvuruyor. 2 yıldır, şikâyet geldiği zabir kısıtlama getirmemiştir. Bilgilerin man, servis sağlayıcılara, sitelerle ilgili gizlenmesi kişisel verileri koruma, ilgili suç duyurusunda bulunuyoruz. Onlar düzenleme ile de taahhüt altına alın- da, Google, Mynet, YouTube gibi arama mıştır (md.11/f.4) . motorlarına bilgi veriyor. Bu şekilde Kelime Grupları ve Alan adları ya- suç unsurları içeren siteler ayıklanıyor. Servis sağlayıcıları, suç işleyen sitelerin saklanıyor! daha ziyade hangi isimlerle geldiği-

41 www.yesilay.org.tr

ni bizden öğrenmek istediler. Biz de o kelimeleri toparlayıp, kendilerine bir liste halinde sunduk. Söz konusu kelimenin geçtiği site, otomatik olarak yasaklanmayacak. TTNet veya Superonline inceleyecek, sadece çocuk pornosu, müstehcenlik, intihara teşvik, Atatürk’e hakaret gibi yasanın suç saydığı yazılar, resim ya da videolar görülürse, erişim engelleyecek. Yoksa sarışın ya da baldız kelimesinin geçtiği her sayfaya elbette yasak gelmiyor. Bazen ‘Etek’ diye giriyorsunuz, çocuk pornosu çıkabiliyor. Kolaylık olsun diye o listeyi servis sağlayıcılara verdik.” Bilgilendirme yapılmamakta! İşletmeciler talep olmaksızın kullanıcıları bilgilendirmekle, paket hakkında profillerin seçiminde ve uygulanmasında kullanıcıyı aydınlatmakla yükümlülerdir. İlgili düzenleme md. 13 uyarınca; İşletmeciler abonelerine Güvenli İnternet Hizmetinin tanıtımı için içeriği Kurum tarafından oluşturulan bir bilgilendirme metnini gönderir. İşletmeciler, Usul ve Esasların tanıtımını abonelere fiilen hizmettin sunulmaya başlanılmasından önce kısa mesaj, çağrı merkezi, açılır pencere (pop-up) ve/veya fatura yöntemleri aracılığıyla gerçekleştirir.


KÜLTÜR-SANAT

“Biz Üzüm Yaratılmadan Önce Sarhoştuk…”

42 2011 Kasım


KÜLTÜR-SANAT

Sonradan Gurme Salih Zengin’le “Şişkonun Bütün Adamları”nı ve “İstanbul’un En Güzel Alkolsüz Lokantaları”nı konuştuk...

ÇOCUKLAR KALBİYLE BAKAR… Salih Zengin’i “Şişkonun Adamları” ile tanıyoruz pek çoğumuz… Evet. Neden çocuk edebiyatı? Çocuk edebiyatı; gazetecilik, gurmelik, televizyonculuk dışında önemsediğim bir alan. Yazıyla ilişkiye başladığım ilk yer. Çocukların dünyasına eğilmem, hakikaten çocukların en azından gözüne bakma cesareti gösterebilmem edebiyatla mümkün oldu. Bunun tabi ki çok çeşitli sebepleri var. Büyüklere yazmanın politik bir yönü, kirli bir yönü var. Çocuklara yazmanın ise vicdani bir yönü var. Çok şeffaf olmak zorunda olduğunuz bir alan. Kalpten yazmak yeterli, politik ya da bilimsel argümanlara dayanması gerekmiyor. Çünkü çocuğun dünyayı kavrayış şekli, dünyaya bakışı çok yalın. Çok kalbi bakıyor. Yetişkinler ise böyle değil… Biz büyükler ise o çocukluk çemberinden çıktığımız andan itibaren attığımız adım bile artık bir hesap üzerinedir. İşte büyüklere yazmak da bu ilişkinin içinde olmakla ilgili. Bir değirmense bu dünya ve değirmen bir şeyler öğütüyorsa en çok öğütülen büyüklerdir, daha doğrusu değirmene su taşıyan büyüklerdir. Bu noktada büyükler, çocuklar bir an önce büyüsün ve bu çembere dâhil olsun derdindedir. Hiçbir büyük, bir çocuğun okuldan sonra veya okul anında, boş zamanında gökyüzüne bakmasını, uçurtma uçurmasını, dolaşmasını istemez. İşte gel dükkânda dur, gel çalış, siz bizim geleceğimizsiniz diyerek hep bir koşuşturmayla, bir hedef göstererek çocuğu kendi iktidar sınırlarının içerisine çekerler.

Röportaj: Adalet CANLI AKBAŞ Fotoğraf: Aybüke EKİCİ

ÇOCUKLARA YAZMANIN BU DÜN- du, Mevlana da çocuk kitabı. Şimdi ben YANIN ÜZERİME YAPIŞTIRDIĞI KİRİ hem çocuk kitabı yazıyorum hem de TEMİZLEDİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM… gazetecilik yapıyorum. Onun dışında Mevlana’nın sakin ruh hali zaman zaYani edebiyat çocukların özgürlük man bende olur. Ama Nedim Ali abimin insanlarla kurduğu sıcak diyalog biçimi alanıdır! bende daha fazla öne çıkmıştır. Mevlaİşte bu noktada edebiyatla uğraşanlana ile birlikte çocuk edebiyatı alanında rın, yazarların devreye girdiği alandır. yazıyoruz. Yani rakip gibi duruyor olaÇünkü bir yazar yazdıklarıyla aslında biliriz ama rakip değiliz, olamayız, hem çocuğa şunu söyler, sen büyüme, biraz aynı düşünceleri paylaşıyoruz hem daha çocuk kal, biraz daha oyun bahçezaten abimdir, elini öperim her daim. sine girelim masalla, oyunla, hikâyeyle, Yazdığı çocuk kitaplarını önemsiyoşiirle ve burada birlikte oynayalım varrum. Benim aslında çocuk kitapları yazdır. Bir hayal dünyası oluşturmaktır asmamda iteleyici güç olmuştur Mevlana. lında. Hayalsiz büyüyen her çocukluk Yazları gelip giderdi Maraş’a. İlk çocuk eksik bir çocukluktur. Ve bu hayalin kitaplarını okuduğumda etkilenmiştim sınırlarını çizen, geliştiren, çocuğa bu galiba. Galibası yok etkilenmiştim, hatanlamda bir kapı aralayan kişi yazarta oturup ben de bir kitap yazmıştım. lardır. Bütün bunları düşündüğümde Masallar yazmaya başlamıştım, “Saatçocuklar için tasarlanan dünyanın büsiz Karga” diye bir masal kitabı, resimli yüklere yönelik olması, çocuğun es gefilan. Aslında o defter duruyor daha, çilmesi, en çok çocuğun konuşulduğu basmadım onu. bu yüzyılda çocuğun bir özne durumuna getirilmesine rağmen yapılan bütün düzenlemelerin çocuğu ıskalayan bir YAZAR OLMAK İÇİN BU ÜLKEDE ÖLÜ formatta olması, çocuğu dışlaması, sa- OLMAK GEREKİYOR… dece büyüklerin kendi görmek istediği bir dünyayı şekillendirerek çocukları Ve nihayetinde çocuklar için yazıyororaya kanalize etmesi, açıkçası sinir sunuz… bozucu bir şey. Ben bu noktada çoBu ülkede bir şeyler değişecekse bucukların safında olmayı seçtim. Bu çok nun iyi okuyan çocuklardan ve o çobilinçli bir tercihti. Yazıya da masala ve cuklara yazan iyi yazarlardan geçtiğini hikâyeye de buradan başladım. Benim düşünüyorum. Bu düşüncem devletle için asıl olan çocuklara yazmak. Çünkü paralel bir düşünce değil, tamamen kiçocuklara yazmanın bu dünyanın üzerişisel bir düşünce. Çünkü devlet nazame yapıştırdığı kiri temizlediğini düşürında yaşayan yazarın hala bir kıymeti nüyorum. harbiyesi yok. Milli Eğitim’in tavsiye ettiği 100 Temel Eser’den bunu anlayaMEVLANA İDRİS VE NEDİM ALİ… bilirsiniz zaten. Yazar olmak için bu ülkede ölü olmak gerekiyor, ölüyseniz yaBu tercihlerinizde Mevlana İdris ve zarsınız, o çocuklara tavsiye edilirsiniz. Bunların da kırılması lazım. Dönüşüm Nedim Ali’nin etkisi nedir? olacaksa buradan başlaması lazım. YaRahmetli Nedim Ali abim gazeteciydi, şayan yazarlarla günümüz çocuklarını Anadolu Postası gazetesini çıkarıyorbuluşturursanız o kayboluşun, o yitik 43 www.yesilay.org.tr


KÜLTÜR-SANAT

var hem de algı olarak, beyin olarak bir değişim var. Çünkü biz o kadar görsel, işitsel ya da teknolojik imkânlara sahip olmadık. Çocuklar bu açıdan çok zengin gibi ama bir yandan da o çocukluk dediğimiz devre çok kısa. O kısa sürede de çocuğu yakaladın, yakaladın… Sonu ne olur bu işin, ben endişeliyim açıkçaBüyüklerin kurduğu kirli dünyayı sı. Yaşanmamış bir çocukluk, psikolojik böyle yıkacaksınız yani?! bozuklukların temelini oluşturur. Yıkım. Evet. Ama teröristçe değil. İyilik adına bir yıkım. Fakat bunda çok güçlü olduğumuzu söyleyemeyiz. Çocuklar- HİÇBİR ŞEYİN EKSİKLİĞİNİ HİSSETdan bir dünya kurmak mümkün değil TİRMEDEN YETİŞTİRMEYE ÇALIŞTIzaten. Fakat bir şeylerin farkına vararak ĞINIZ ÇOCUKLAR SORUNLU OLUR… büyümesi gerekiyor çocuğun, bir sisteme dâhil olurken bir insanın onunla sa- Artık karşımızda hangi argümanla vaşması veya o sistem içerisinde kendi yaklaşsak ulaşamadığımız, ilgi alanı ayakları üzerinde durması için o siste- olmayan çocuklar var… min farkında olması gerekiyor. Bunu

fazla çocuğa yüklersen ve hiçbir şeyin eksikliğini hissettirmeden büyütürsen bu çocuk sorunlu bir çocuk olur. Çünkü dünya zaten eksikliklerle, fakirlikle dolu bir dünya. Anne babalar da tuhaf bir hale geldi.

masalla sağlayabiliriz. Çocuğa ancak İlgi alanı yok, doyum sınırı yok. Şimdi bu şekilde bir şuur kazandırabilirsin. her şeyleri var, mutlu değiller. Doymak nedir bilmedikleri için mutlu olamıÇOCUKLUKTAN ÇIKMA ÇAĞI O KA- yorlar. Geçmişe bakıyoruz çocukların DAR DEĞİŞTİ Kİ… hiçbir şeyleri yok, çok mutlular. Tahta oyuncak, bir plastik araba bir çocuÇocukluktan çıkma çağı da o kadar ğun bir iki yılını kuşatıyor ve o çocuklar değişti ki. Biz çocukluğumuzu çok iyi kendileri de bir şeyler üretmeyi başayaşadık ama şimdiki çocukların çok rabiliyorlar. Demek ki çocuğa çok fazla sağlıklı büyümediğini düşünüyorum. imkân sağlamanın mutluluk getirmeŞehirlerde, metropollerde yaşayan diği ortada. Çocuk bir şeyin eksikliğiçocukların çocukluğu yaşamadan di- ni hissetmeden büyürse dünyanın da rekt ergenliğe, büyüklüğe adım attığını hakikaten öyle olduğunu zannediyor. görüyoruz. Eskiden, Türk yasalarında Belki çocukları fazla abarttık. Çocukları da 18 yaşına kadar herkes çocuk kalır şımartmak değil onları tepemizin üzeridenilirdi. Şimdi 14 yaşındaki kişiyi gö- ne çıkarttık. Bunlar da çocukların değil rüyorsun bunun neresi çocuk diyorsun. büyüklerin sorunu. Elbette her çocuk Burada hem biyolojik olarak bir değişim önemli ama, bu önemi gerektiğinden

da yakalayacak ve istediği parayı elde edecek. Dünyanın gözündeki çocuk budur. Reklamlara bakın zaten çocuklar üzerine oynanır. O açıdan çocuğa yalın bir şekilde seslenen ve çocuğun kalbini yakalayan bir alan var; o da edebiyat! Kendi çocukluğunda olmak istediği hayal ettiği bir şeyi orada yakalar. Bu hayal kurduğu ücretsiz alanda çocuk var olabilir, bu var olma biçiminin de en iyi algılayan kişilerin de ben yazarlar ve sanatçılar olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden yazar-çocuk, kitap- çocuk ilişkisi şu an elimizdeki en önemli kale. Çünkü şehirler falan artık çocuklar için güvenilir yerler olmaktan çıktı. Çocuğun çocuk olarak kalabileceği bir alan kaldı, o da edebiyat.

cennetin önüne geçersiniz. Bunun için ayrı bir bilinç, ayrı bir sistem gerekiyor. Bu noktada benim sistemle, hesapla kitapla düzenle bir işim olmaz. Çocuk kitaplarımı okurken bir duyuş, bir gülümseyiş alıyorsa bu benim için yeter.

44 2011 Kasım

Bu tuhaflıkların çocuk edebiyatı ile düzeltilebileceğini düşünüyorsunuz… Evet. Çünkü çocuğun bu dünyada çocuk olduğunu hissettiği yer edebiyattır. Çünkü dünya tasarım olarak çocuğa çocuk olduğunu hissettirecek bir şekilde bakmıyor. Çocuğa para kazanacağı bir varlık olarak bakıyor, oyun salonlarından tutun lunapark dizaynına kadar. Tek bir gerçek var, çocuk küçük bir tüketici. Bu tüketiciye oynarsa anne babayı


KÜLTÜR-SANAT

TEKNOLOJİ İLE İNSANLIĞIMIZDAN miyorsak sorun var bence. Gün içinde aklımızın bir köşesinde ne yiyelim, ne BİRAZ DAHA UZAKLAŞIYORUZ… pişirelim soruları duruyor ve bu zaman içinde bir hassasiyete dönüşüyor. SüPeki, edebiyat internet karşısında rekli çünkü bu işle uğraşıyoruz ve bir ne kadar dayanacak? Dayanabilecek şeyler yemek telaşındayız. Aslında çami? lışmanın manası da bu gibi. Düşünün, Dayanamıyor zaten. 4 yaşındaki bir ço-ne için çalışıyorsun? -ekmek parası cuk benden daha fazla şey biliyor biliçin. Yani ekmek, en başta. Demek ki bir gisayar hakkında. Fakat okula başladışeyleri doyurmak üzerine kuruluyuz, ğında kalemi eline alıp yazı yazamıyor. kurgulandık veya. Yemeyi önceden de Okullarda tabletler de veriliyor, insaniseviyordum ama bu kitapla ve gazetelikten uzaklaşıyoruz. Bu bilgisayarın, deki yazılarla birlikte ön plana çıkıyor elektriğin, radyasyonun çocuğu nasıl gözüktü. Ben onun öncesinde de çok etkileyeceği iki günde ortaya çıkacak iyi bir yiyiciydim. Tamam, çocuk kitapbir şey değil. Bundan 40-50 yıl sonra ları ile yüreğimin götürdüğü yere ginasıl bir varlık olarak türeyecekler, nasıl diyorum ama sonradan gurmelikle de bir insan olacaklar bunu zaman göstegöbeğimin götürdüğü yere gidiyorum. recek. Arada bir fark yok, yürek göbek dengesini koruyoruz. Sağlığımız yerinde. Bu durumda, şayet edebiyat direnebilirse ne kadar önemli olduğunu da BEN CİDDİ BİR YEMEK MİLLİYETÇİo zaman göreceğiz… SİYİM… Yani, o direnebilirse ya da yazarlar direnebilirse. Çünkü kitap okuma artık yaYürek – göbek, çocuk – yemek denvaşladı, çok önem atfedilmiyor okumagesini mi yani? ya. Bir de tabi iyi kitap kötü kitap ayrımı yapacak anne baba sayısında da sıkıntı Artık çocuk ve ilk gençlikten de ayrılmıyor yemek. Diyeti en çok yapanlar ilk var. İçinde yazılana bakan yok. gençlik çağı, ortaokul, liseye gidenler. Çocuklara bile düştü diyet. Az yiyin, bil“Şişkonun Bütün Adamları”ından mem ne yapın. Obezite sorunu çocuksonra “İstanbul’un En Güzel Alkollarda da çok fazla görülüyor. Hayatın süz Lokantaları” kitabınızı gördük. kalitesini belirleyen şey yeme içme ile Sevindik. ilgili. Yeme içme işi de aslında çocuk“Şişkonun Bütün Adamları” bu kitabın lukta başlıyor. Bir şeyi sevip sevmeyehabercisiydi. “Şişkonun Bütün Adamla- ceğimiz, hoşlanıp hoşlanmayacağımız rı” kitabını okuyan çocukların çoğu “şiş- belki anne sütüyle birlikte damağımıza ko kimdi?” sorusunu sordu. Bir sürü kazınan bir şey ama ondan sonra yeme kahraman var ama ortada şişko yok. O içme ile ilgili huylarımız çevre ve aileyşişko işte “Alkolsüz Lokantaları” yazdı. le birlikte değişiyor. Fakat ben her şeyi yiyorum. Her şeyi yerim derken her şeVALLAHİ YEME - İÇME İŞİ SEVİLME- yin tadına bir kez bakarım bu neymiş diye ve çoğunluk beğenmem. Yemek YECEK BİR ŞEY DEĞİL… konusunda milliyetçiyim ciddi olarak. Türk mutfağını, Osmanlı mutfağını çok Peki, bu sonradan gurmelik çocuk önemserim. O konuda da milliyetçiliedebiyatı sevgisinin önüne geçecek ğimden taviz vermem. mi? Şu anda geçmiş gibi görünüyor çünkü. Vallahi yeme-içme işi sevilmeyecek “Alkolsüz Lokantalar” kitabınız sabir şey değil. Yiyorsak sebebi var, ye- dece yemek yemenin mekânlarını

45 www.yesilay.org.tr

sunmuyor. Mekânların belli başlı özelliklerini içeriyor ve dışarıda yemek zorunda olan insanların hassasiyetlerini de gözetiyor… Bu kitap genel anlamda bir rehberdir. Lokantanın biraz dışına çıkıyor. Aslına alkolsüz ibaresi de bir anlamda bu dediğimiz kriterlere uygun yerler. Artık yeme içme işleri çok yaygınlaştı ve nerde ne yediğimizden emin olma lüksümüz azaldı. Daha önce büyük şehirlerde bile çok az lokanta vardı ve neresi kaliteli bilirdin, ailece gideceğin zaman oraya giderdin veya bir esnaf lokantası emin olduğun. Ama şimdi insanlar çok fazla koşturuyor, çok fazla hareket halinde İstanbul’da ve bulunduğu yerde yemek istiyor. Kendi mahallesindeki lokantadan bile kimsenin haberi yok da artık orada sıkıntı başlıyor. Burada yediğim et güvenilir mi, domuz eti mi yiyorum, normal et mi? Normal et ise bu İslami usullere göre mi kesilmiştir, kesilmişse de eleyerek git lokanta temiz hijyenik sağlık koşullarını taşıyor mu, denetimleri geçmiş midir? Acaba lezzetli midir? Bin tane soru çıkıyor ve aç kalıyoruz. Dolayısıyla bu kitap, tüm bu testleri yapan birisi olarak insanlara sadece yemeği değil, işte ibadetini yapabileceği, hijyenden emin olacağı bir reçete gibi kitap sundu. Asıl mevzu insanların bu kitabı eline aldıklarında semt semt düşüneceklerine, gönül rahatlığıyla şurada yiyelim diyebilmelerini sağlamak. Bir problem olursa da bana dönsünler. Ben üzerime hiç alınmam, çünkü ben sonradan gurmeyim. Geri dönerlerse ne diyeceksiniz?!. Benim sevdiklerimi sevmek zorunda değilsiniz, ben de sizin sevdiklerinizi sevmek zorunda değilim. Fakat ben bunları sevdim arkadaşım, siz bilirsiniz diyeceğim. Kitabınızın, modern hayatın ihtiyaçlarına cevap vermekle birlikte bir kültürün de taşıyıcılığını yaptığını düşünüyorum. Zira geleneksel ve


KÜLTÜR-SANAT

yöresel yemeklere hasetsen önem tir. 1800’lü yılların sonunda başlayan lokanta serüveni aslında 1980’lerden verilmiş… Tabi ki; insanları oralara yönlendire- sonra İstanbul’da başladı. 90’larda cidrek bunları yaşatma amacı. Çünkü bi- di bir seviyeye geldi. Özelilikle İstanbul zim yemek kültürümüz hakikaten çok Büyük Şehir Belediyesi Başkanlığı dözengin. Yani bir imparatorluk bakiye- neminde Recep Tayyip Erdoğan’ın köşk si üzerine kurulu. Toplumumuz Os- ve sarayları halka açması, ucuz yemekmanlı kültürünü taşıyor, ama özellikle leri çok kaliteli mekânlarda sunması Osmanlı’da saray mutfağındaki zen- bu trendi arttırdı. Konya, Sivas, Antep, ginliğin binde biri yok bugün. Bunun da Urfa, Maraş, Kilis, Karadeniz mutfasebebi, o dönemdeki yemeklerin kayıt ğı falan bunların lokantaları açılmaya altına alınamamış olması. Bir lokantacı- başladı. Harika bir zenginlik ortaya çıklık kültürü Avrupa’daki gibi zaten yok. tı. İnsanlar kendi memleketlerine dair Sarayda yapılan yemeklerin çoğunluğu yemeği tattılar. Bir etkileşim oldu. Bu, yazılmamış. Belli başlı şeyler var, onun insanlar arasında kaynaşmayı arttırıyor. çoğunluğunu yapmak zaten mümkün Bir getto olmaktan da çıkardı.

ve görüyor dünyayı. Sonradan gurmelik ise bunun yeme versiyonu. Bunu ben ilk 2006 yılında kullanmaya başladım. O zaman yemek yazıları yazmaya başlamıştım, isim arıyordum bu çıktı ortaya. Cem Yılmaz, Yılmaz Erdoğan sahiplendi biz bulduk diye. Tarih olarak belli zaten, gazetede çıktı, facebookta grup kuruldu falan, onlar da değiştirirler inşallah bu çalıntı ismi. Gurme Fransızca bir kelime. Daha çok şarap tadımcısı olan insanlar için kullanılan bir tabir. Ben de şarap yok! “Biz üzüm yaratılmadan önce sarhoştuk.” Bir daha sarhoş olmaya gerek yok dedik. Benim gurmelikte şarap olmayınca, sonradan gurme olduk yani. Ben yemekten anladeğil, ağır yemekler. Ayrıca o malzemeyi temin de mümkün değil. Mesela BU KİTAP, ALKOL GETTOLARINA yayım, şaraplı içen içsin. Ben içeceğin kafa yapmayan cinsiyle ilgileniyorum. patlıcandan 200 çeşit yemek yapıldığı KARŞI BİR DURUŞ OLDU… söylenir saray mutfağında. Günümüzde 40-50 çeşidi geçmiyor. Patlıcan çeFakat kimileri böyle düşünmüyor. Ki- ASLINDA BEN ALKOLÜN YEMEĞİN şidi 2-3 tane. Şimdi sadece bir patlıcantabınızı ilk çıktığında gettolaşmaya LEZZETİNİ ÖLDÜRDÜĞÜNÜ DÜŞÜdan yemek yapılıyor, binlerce yemek hizmet edeceğini söyleyenler bile NÜYORUM… kaybolmuş. Bunca kaybolmuş değere oldu. rağmen Türk yemekleri dünya mutfağı İçenler kusura bakmasınlar ama rakı sıralamasında üçüncü sırada. Ben bi- Getto… Tabi bu kitap, alkol gettolarıile balık olmaz, rakı ile balık ölür! Ben rinci olduğunu düşünüyorum. Çünkü na karşı bir duruş oldu. Aslında alkolaslında alkolün yemeğin lezzetini ölTürk mutfağı dünya mutfağını besleyen lü lokantalar o kadar çoğaldı ki getto olmaktan bile çıktılar. Gettolaşma ar- dürdüğünü düşünüyorum. Çok kişiden ve onlardan beslenen bir mutfak! gümanını öne sürenler komik duruma duymuşumdur, sigarayı bıraktıktan düştüler aslında. Çünkü getto dediği- sonra yediğim yemeğin lezzetine varBesliyor ve besleniyor… miz şeyin hası alkollü lokantalarda var- dım, der adam. O kadar damak, tat, dil Osmanlı fethettiği, gittiği gördüğü her dı. Başörtülü birini, hatta sakallı birinin, duyuları gitmiş ki, o kadar uzaklaşmış yerden yemekleri de alıp geliyor. Bir biraz muhafazakâr görünümlü birinin ki, bıraktıktan sonra o tadı yakalıyor. Alkültürü de taşıyor. Zaten Osmanlı’nın bu tarz lokantalara değil içine girmesi kolün de böyle bir tarafı olduğunu düetnik kökeni çok geniş, yetmiş iki milleti önünden geçse ters ters bakılırdı. İşte şünüyorum. de bünyesinde barındıran yapısı olması insanları böyle şekil olarak ayıranları, ve onların yemekleri ile de zenginleşen ortaya böyle bir kitap çıktığında “vay Gurme sadece tadar mı, yoksa yapar müthiş bir gelenek var, hem İstanbul’da anasını geliyorlar, gettolaştılar” gibi mı aynı zamanda? hem de Anadolu’da. Ermeni’si, Kürt’ü, korkular sarıyor. Korkmasına gerek yok Bu tartışılır tabi ama yemek yapmayı Çerkez’i, Laz’ı, Arap’ı kendi evlerinde Buket Hanım’ın. Gitsin en güzel yemekbilmelidir. Teorik de olsa, neye ne katılakendi yemeklerini yapıyorlar. Fakat leri yesin, alkollü lokantalarda yediklecağını bilmelidir. Tamam bir tadımcıdır işte bunların buluşacağı bir yer yok. rinden daha güzelini burada bulabilir. gurme, işi yemek yapmak değildir, yokLokanta yok, evde yapılıyor, komşudan sa lokantacı olurdu. Yapılanı yer ama komşuya yayılıyor sadece. Zaten bizim “Sonradan Gurme” tabiri çok be- neyin nasıl yapıldığını da bilir. Bana sogeleneksel yemeklerimiz kaynanadan ğenildi, sahiplenildi. Bu sadece bir rarsan evet ben yemek yapıyorum. geline, anneden kıza geçer. Kayıt yoknükte mi yoksa bir felsefesi var mı? tur. Ta ki saray mutfağı Osmanlı’nın son döneminde, Abdülhamit döneminde, Felsefesi de var nüktesi de. Biz sonHacı Abdullah geleneğinde bir lokanta radan görmeyiz arkadaşım. Her insan açılıyor. Meze kültürü, alkollü lokanta- sonradan görmedir. Kim önceden gölar bir hayli fazla olan Pera’dan geçmiş- rüyor ki? Hepsi sonradan gözü açılıyor 46 2011 Kasım


KÜLTÜR-SANAT

YEMEKTEN BİLE KENDİNE DÜNYEVİ BİR MAKAM, BİR KİBİR ÇIKARIYOR İNSANLAR… Sevdiğiniz yemekleri mi yapıyorsunuz? Tabi, ama fizyon mizyon işine girmem. Yani bunun içine portakal katarsak şöyle olur, fümeyi böyle yaparsak şöyle İçenler kusura olur, bunlara girmem. Fizyon mutfağıbakmasınlar na karşıyım. Yüzde yüz yerli, Türk işi, ama rakı ile orijinal yemek olacak benim için. Dıştan balık olmaz, entegre bir şeyle yemek olmuyor, uyum rakı ile balık sağlamıyor. O yüzden hatır için bile olsa ölür! Ben aslınçiğ balık yemem. Beyaz Türkler alınada alkolün yecaksa alınsın. Bunu yiyen insanların da meğin lezzetini çok fazla zevk aldığını düşünmüyorum. öldürdüğünü Bir statü olarak bakılıyor yemek işi çündüşünüyorum. kü. Onu yiyor olmak elitliğin göstergesi, bir moda falan. Bazılarının alkolde, şarapta olduğu gibi bazı şeyler kutsallaştırılıyor hakikaten. Yemekten bile kendine dünyevi bir makam, bir kibir Yemek kitabı çalışmalarının devam çıkarıyor insanlar. edeceğini anlıyorum. Peki bu geleneksel mutfakla mı devam edecek Geleneksel yemek tercih ediyorsu- yoksa dünya mutfağına da açılacak mı? nuz… Hayır açılmayacak. Çünkü oradan çok da emin değiliz. Türkiye’de Meksika, Çin, Japon mutfağı gibi uygulamaları var. Mutfaklar yazılabilir aslında ama çok da emin olamıyorsun. Ne katılıyor, Türkiye’de de yapılıyor demiştim, çoğunda ne eti kullanılıyor bilmiyoruz. İstanbul’da domuz çiftlikleri çok fazla ve burada kesilen domuzların iç piyasada tüketildiği herkesin malumu, nerde satıldığını bilemiyoruz. O yüzden herkes ömründe bir kez, en az bir domuzu midesine indiriyordur. Dışarıda yemek yiyenler için bu risk her zaman var. Farkına varamayız, çünkü domuz Zeytin ekmek yemek için gittiğiniz etini zaten bilmiyoruz. Bu sebeple çabir yer var mı? lışmalarım, yabancı mutfaklara girmez. Yok. Ama bir gün böyle bir projem olabilir. Bir cafe açacaksın aslında, zeytin ekmek servisi yapacak. Sadece bir me- Teşekkür ederiz Salih Bey. Klavuz ninemen yapacak, belki mevsime göre teliği taşıyan kitabınızın devamını ve karpuz peynir verecek. Böyle insanların Şişkonun Bütün Adamları II’yi sabırpratik ve ucuza karnını doyurduğu bir sızlıkla bekleyeceğiz. lokanta da açılabilir. Çoban kavurmayı güzel yaparım, her tür salatayı güzel yaparım, çorba yaparım. Vakit yok tabi de, bunun için de mutfağa gidiyor değilim. Fakat mecbur kalırsam, genelde lokantaları gezdiğim için aslında çok da mecbur kalmıyorum, evde kalan malzemelerden çok farklı bir yemek çıkarırım hakikaten. Bu kadar çok yemeği yemiş biri olarak haksızlık belki yemeklere ama hiçbir şey bulamasam veya sadece zeytin ve sıcak bir ekmek olsa benim için dünyanın en güzel yemeğidir, yanında bir de çay.

47 www.yesilay.org.tr


HABERLER KÜLTÜR-SANAT

Fatih ŞAMAT / İstanbul Üniversitesi – Hukuk Fakültesi

KİTAP KÜNYESİ Kitabın Adı 99 Sayfada Uyuşturucu ve Gençlik Yazar Prof. Dr. Kültegin Ögel Sayfa Sayısı 107 Yayınevi Türkiye İş Bankası Yayınları

Gençler için madde bağımlılığının tehlikeli kollarına girme riski her geçen yıl artıyor. Madde bağımlılığı artarken bilinçli ebebeynler de artıyor. Bağımlılık tanı ve tedavisi üzerine araştırmalar yapan psikiyatr Prof. Dr. Kültegin Ögel ve sosyal projeleriyle tanınan Nur Onur’un soru cevap şeklinde hazırladıkları, anne ve babalara rehberlik edecek “99 Sayfada Uyuşturucu ve Gençlik” adlı kitap madde bağımlılığını ve madde bağımlılığının gençlikle olan ilişkisini tüm yönleriyle soruyor ve cevaplıyor. Çok güzel bir sohbet… Hangi gençler daha çok uyuşturucu bağımlısı olur? Bir gencin bağımlı olduğu nasıl anlaşılır? Ne tür davranışlar sergiler? Çocuğunun uyuşturucu kullandığını hisseden aile ne yapmalıdır? Uyuşturucu bağımlılığı nasıl tedavi edilir? En çok hangi uyuşturucular kullanılıyor? Gibi soruların cevaplarını bulabileceğiniz bu eser uyuşturucuya dair her şeyi derinlemesine ele almakta. “Uyuşturucu nedir” sorusuna verilen yanıtla başlıyor kitap. Uyuşturucunun tarihçesinden tutun çeşitlerine, dünyada dolaşım kanallarına kadar detaylı bir bilgi sunumu var. Müzik ve cinsellikle olan bağlantısına, yetiştirilme tarzının bağımlılık üzerindeki etkisine, bu tür durumlarda aileye düşen görevlere, doğru bilinen yanlışlara da değinilmekte.

Türkiye’de bağımlı gençlerin sayısı her yıl artıyor, şehir kültüründen tutun Anadolu’nun en ücra köşelerine kadar yaygınlaşmış olan bağımlılık giderek daha da artmakta. Ergenleri bu maddeleri kullanmaya yönlendiren nedenler değişmekte. Ancak bunların başında merakın geldiği kesin. Onu, arkadaş baskısı izlemekte... Ebeveynlerinden bağımsız bir kimlik oluşturma çabası; alternatif tutumlar, yaşam tarzları ve davranışlar deneme isteği de ergenleri uyuşturucuya yönelten nedenler arasında. Neden ya da madde ne olursa olsun sonucun bağımlılık olması yüksek. 48 2011 Kasım

Üstelik araştırmalar uyuşturucu madde kullanım yaşının 12-13’e düştüğünü gösteriyor. Bu kitap, durumun böyle olduğu bir toplumda ebeveynleri bilinçlendirmek adına çeşitli araştırmalar sonucu hazırlanmış küçük bir ansiklopedi adeta. Her ebeveynin kütüphanesinde bulundurması gereken, aradığı cevapları bulabilceği ve buldukça bilinçlenerek çocuğunun madde bağımlısı olma riskini indirebileceği bir kitap.


Fatih Mehmet AYSU

İstanbul Aydın Üniversitesi Adalet Meslek Yüksek Okulu

KİTAP KÜNYESİ Adı: İğnenin Ucundaki Hayatlar Yazarı: Selda Uskan Yayınevi: Neden Yayınları Sayfa sayısı: 232

Bağımsızlıktan bağımlılığa… 16 yaşına kadar hasta olmamış, antibiyotik ilaç bile kullanmamış gencin 16 yaşında madde bağımlılığına soğuk algınlığı ilaçlarıyla nasıl başladığını öğreniyoruz. Evet, belki ilk başlarda birçoğumuz benim gibi inanamaz ama bildiğimiz, en ufak rahatsızlıklarımızda kullandığımız ulaşılması güç olmayan basit dediğimiz ağrı kesicilerle… Kitabı okuduğunuzda evli iseniz aile hayatınıza çekidüzen verip yön verirsiniz, değilseniz de size yaşanmış bir hayat tecrübesi olarak kalacaktır. Hayatta insanlar her şeyi tecrübe edemezler, bazen başkalarının tecrübelerini kullanmak iyidir. Ünlü bir filozofun dediği da mektuplarını paylaşıyor. gibi; “Başkalarının tecrübelerini yaşa- Kitap bağımlılığa götüren yol hakkında yarak öğrenmek büyük ahmaklıktır.” çarpıcı ipuçları ile dolu. Mesela siz de Selda Uskan’ın oğlu ile birlikte geçir- benim gibi her halsizlikte, baş ağrısı diği süreci ve uyuşturucuya karşı ver- gibi durumlarda hemen ağrı kesici vs. diği savaşın nasıl işlediğini göreceksi- ilaçlara başvuruyorsanız bundan sonra niz. Yazar, aile içi sorunların, iletişim ilk işiniz bu alışkanlığınızdan vazgeçkopukluğunun, ev düzensizliğinin, mek olacaktır. Zira Selda Uskan, oğluçocuğumuz için iyi yatığımızı düşün- nun bağımlılığa “öksürük şurubu” gibi düğümüz şeylerin aslında onlara nasıl herkesin rahatlıkla temin edeceği bir büyük zararlar verdiğini ve onları hata ilaç ile başladığını yazıyor. Öksürük şuyapmaya sürüklediğini, bu hatalar kar- rubuyla başlayan alışkanlık, ağrı kesicişısında nasıl bir yaklaşım sergileyece- ler, antidepresan ilaçlar ile destekleniğimizi, 232 sayfalık “İğnenin Ucundaki yor ve nihayetinde bağımlılık sürecinde Hayatlar” kitabında anlatıyor. Üstelik son nokta diyebileceğimiz eroine kullakitapta uyuşturucu kullanan, kullanmış nımına kadar gelinmiştir.

yetiştirmek olmadığının çarpıcı bir örneği olan bu kitapta, çocuğa mutlu bir yuva verememenin öyküsü vardır. Aradığı sevgi ve mutluluğu ailesinde bulamayan çocuğun gençlik evresinde psikolojik durumu farklılaşmış evinden koparak bazı şeyleri dışarıda aramıştır. İstediği ilgi ve sevgiyi dışarıda aramaya başlayan bir gençle arkadaş olma şansımızı kaybettiğimiz gibi arkadaş ortamını kontrol altında tutmamız da güçleşiyor.

Yazar bütün zorluklarına rağmen oğlunu bağımlılıktan kurtarıp tekrar hayata kazandırmayı başarmıştır. Bunun için mücadelelerle dolu 4.5 yıl geçiren yave madde bağımlılığı ile savaşanların Bir çocuğa her şeyi vermenin onu iyi zar ve oğlunun bu öyküsü okunmalı ve ibret alınmalı… 49 www.yesilay.org.tr


KÜLTÜR-SANAT

66. Sone Vazgeçtim bu dünyadan, tek ölüm paklar beni… Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez… Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini, Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz, Değil mi ki ayaklar altında insan onuru… O kızoğlankız erdem dağlara kaldırılmış… Ezilmiş, hor görülmüş elemeği, göz nuru Ödlekler geçmiş başa derken mertlik bozulmuş… Değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın Değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın… Değil mi ki kötüler kadı olmuş Yemen’e… Vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama Seni yalnız koymak var ya, o koyuyor adama William Shakespeare Çeviren: Can Yücel 50 2011 Kasım


Bu şiir, Muhammed Ali’nin 1974’te, anavatanı Zaire’de, George Foreman’ı pataklamadan önce sokaklarda çocuklarla, kadınlarla, yaşlılarla birlikte söylediğidir!

Sana sesleniyorum… Yüksek sesle haykır. Sana sesleniyorum bütün insanlık Ayağa kalk ve onurlu ol Gökyüzüne çevir sesini Ve yüksek sesle haykır Siyahım ve onurluyum Sana sesleniyorum bütün kardeşlerim Ayağa kalk ve diren Yumruğunu havaya doğru sık ve isteklerini haykır Adalet için, barış için, özgürlük için, birlik için Sana Haykırıyorum ey insanlık Daha yüksek sesle ve açıkça haykırıyorum Sana sesleniyorum orada burada devrimden bahseden Başını göğe kaldır ve yüksek sesle haykır Siyahım ve onurluyum Sana ulaşmaya çalışıyorum Baskıyı üzerinde hissedenleri kurtarmak için Bilmiyor musun ki direnmek sana kalmış Adalet için, barış için, özgürlük için, birlik için.

Muhammed Ali 51 www.yesilay.org.tr


GÜCÜN KÖTÜ TARAFINI SEÇMEK 20 Ocak 2008’de Amerikan Amc televizyon kanalında başlayan dizinin bu kadar ödül alıp beğenileceğini kimse tahmin etmemişti. Dizinin 1 sezonu 7 bölüm olarak yayınlandıktan sonra aldığı ödüller nedeniyle devam edilmesine karar verildi. 4. sezonu 9 Kasım’da sona eren dizinin, 5. sezonun ve büyük ihtimal son sezonu 2012 yılında yayınlanacak. Dizimizin konusuna gelirsek: Walter White (Bryan Cranston) Nobel ödülü almış nitelikli bir kimyagerdir, lisede kimya öğretmenliği yapmaktadır. Karısı hamiledir ve bir de sakat çocuğu bulunmaktadır. Öğretmenliğin yanı sıra bir araba yıkamacıda kasiyer olarak çalışmakta ve hayatın bütün zorluklarına göğüs germektedir. Bir gün işyerinde rahatsızlanır hastaneye kaldırılır. Ölümcül bir akciğer kanserine yakalandığını öğrenir ve hastalığını ailesinden saklamaya karar verir. Walter ailesine miras bırakabilmek ve ölümünden sonra iyi bir yaşam sürmeleri istemektedir. DEA (1) ajanı kayınpederi Hank Schrader’ın bir uyuşturucu baskınına kendisini götürmesi üzerine, baskından kaçan eski öğrencisi Jesse Pinkman ile karşılaşır. Pinkman’nın uyuşturucu (Metamfetamin)(2) üretimi yaptığını öğrenen Walter, ortak olmayı beraber uyuşturucu üretmeyi teklif eder.

kadaşlarını kaybedecektir. Meksika uyuşturucu karteli ve polisler arasında kaldığı durumlardan kurtulmak için zekâsını kullansa da gittikçe daha kötü durumlara düşmekten kurtulamayacak, suç bataklığına battıkça batacaktır. Yapımcı Vince Gilligan’ı The X Files dizisinin birçok bölümünün senaryo yazarı olarak tanıyoruz. Ayrıca Harsh Realm adlı dizisi birçok bilimkurgu fanatiği tarafından en iyi dizilerden birisi sayılmaktadır. Vince Gilligan Breaking Bad dizisi ile drama alanında önemli başarılar kazanmış, birçok kişinin favori yönetmeni haline gelmiştir. Oyuncu Bryan Cranston ise bu dizide oynadığı Walter White karakteri ile birçok ödül kazanmış bulunmaktadır. Dizinin bu kadar sevilmesinde karakter oyunculuğu önemli bir yer tutmaktadır. Breaking Bad dizisini kötü yola sapan bir kişinin hayatını anlatması bu yoldan çıkmanın hiç de kolay olmadığını ve kazandırdığı paradan daha fazlasını insan hayatından götürdüğü değerleri göstermesi açısından tavsiye ederek sözlerime son veriyorum. (1)http://en.wikipedia.org/wiki/Drug_Enforcement_Administration (2)http://tr.wikipedia.org/wiki/Metamfetamin

Walter ve eski öğrencisi Pinkman’nın Nuray GÖKTÜRK beraber uyuşturucu üretmek için ortak Hakan GÖKTÜRK olmaları ile başladıkları suç kariyerleri traji-komik olaylar silsilesi ile devam eder. Walter’ın kötü yola sapması ile birlikte önem verdiği bütün değerler teker teker kaybolacak ailesini ve ar-

52 2011 Kasım


KÜLTÜR-SANAT

53 www.yesilay.org.tr


KÜLTÜR-SANAT

Ayşe Nur SALDIRAN

İÜ. Hukuk Fakültesi Yüksek LisansÖğrencisi

Bir tepenin ardında bir kibrit çakılmış savcımız, bir komiserimiz, bir doktorumuz, bir zanlımız ve de bir muhtarımız da bir yangın başlamış... var Anadolumuz’da. Filmin başını çeVe ardından yıkılan domino taşları kiyor bu sahneler, bizi de filme çekiyor. edasıyla yayılan alev, alevler gördüm ilk sahneyle... Bu büyük alevden fevka- İki zanlı vardır, amma bizi tek zanlıya lade haz alıyorsunuz... Göz bebeklerime odaklar Nuri Bilge Ceylan. Odaklanasinema perdesinden nasıl yansımıştır madığımız zanlı zekâsının geri olduğu kim bilir? Bir merak duygusu oluşuve- yönünde bir algımızın oluştuğu alkolriyor. Belki de film boyunca duyduğum süz-şuursuz bir kola bağımlısı. Yalnızmerak duygumun en kısa zaman ara- ca ‘zanlı’... Diğeri ise sigara bağımlısı, lığına sığdırılmışıydı bu. Ve kıvrımlı alkole düşkün profili ile katil zanlısı yoldan peyderpey üç tip araç beliriyor Kenan... Şuurunu sorgularsınız, sorguve karanlığı aydınlatan şeyin aslında lamalısınız… zincirleme farlardan ibaret olduğunu Ve ‘diğer tarafta’ içki masasında öldüanlıyorsunuz... rülen bir maktul... Hayatın olağan akışı, olağan bir akış. Karanlıkta, bir çeşme bir tepe aranır; Olağanüstülükler arayıp arayıp durdumaktul ‘Yaşar’ın gömülen cesedi... ğumuz hayatın, bizim objektifimizden kaçan görsellikleri... İmgeler ve bizim Tepeler, çeşmeler aynıdır. Ayrıksı olan ise top-ağaçtır. Zanlı Kenan’ın topgerçeklerimiz... ağacı. Komiser Naci’nin top gibi ağaGörsellikte doruk yapmış bir film; göcı. Göremiyoruz ‘o’nu, her şey olağan zünüze hitap ediyor, sesleriyle kulakiken. Aydınlığımız araba farlarından; larınıza...Ve zihninizi canlandırıyor... rüzgârda kuvvetli hışırtılarıyla kulakGülümsetecek, an be an düşündürtelarınıza, far ışığı, altın sarısıyla gözcek, belki de üzecek... Ama size muhaklerinize hitap eden buğdaylardan... kak birçok yönüyle hitap edecek... HanBir buğday tarlası var Anadolu’da, hiç gi ödüle layıktır bilinmez; ama izleyin görmemişim gibi... Kulağınızda titrer. ve okuyun... Film, bir gök gürültüsü, bir yıldırım, Film görselliği ile dikkat çekiyor oyun- merak, korku, oralarda da kabartmalar culuklarıyla parmak ısırttırıyor. Bir varmış der... 54 2011 Kasım

Ve çok yalın tartışmalar devam eder durur. Yoğurt manda yoğurdudur ve mandıradadır. Hiç kaymaksız yoğurt olur mu? derken bir toprak anlatılır; bir toprağın insanları... Gevezelikleri, algıları, doğallıkları, farklı tiplerin nasıl kimlikleştikleri…Ve bu gevezeliklerin ortasında oturur Kenan. Uykusuz gözler ve bitkin bir bedenle. Zanlı… Uyumak yasak. Konuş ve dinle sadece… Oyuncular filmi yaşatıyor izleyiciye... Normal hayatta bir tıp doktoru olan filmin senaryosuna da katkıları bulunan Ercan Kesal muhtar rolüyle bize kuzu eti yedirtir adeta. Muhtarımız bir bürokrat ayakçısı bir yerel siyaset sevdalısı. Elektriksiz köye morg gereklidir. Zira ölüler kokar, kesilen elektrik ise gelir. Kandiller yanar uzun süreli, yine alev rengiyle aydınlanır etraf. Ceceli köyünün muhtarını tanırız, basiret sahibi! Tanıdık bildik bir muhtar... Ve kızı ‘cemile’nin cemaline dikkat çekilir. Doktor Cemal’e de... Dış dünya için bir kadın, Ceceli’de ise bir ‘teneke zırıltısı’... Yılmaz Erdoğan’ı Komiser Naci rolüyle zihinlerimizde yerleşen tiplemesiyle bir kez daha görürüz. Komiser Naci’den replikler, tam bir doğaçlama, filme işler


sahneler... Sigarayı bırakmış bir rol model... Her ne kadar sigara onu bırakamasa da... Bir replik geliyor aklıma, üst üste üç kez soruyor zanlı Kenan’a... Ne yapacaksın sigarayı? Ne yapacaksın? Ne yapacaksın? İfade alır gibi... Sorguluyor dersiniz. Takip eder bir cümle… Sigara istiyorsan hak edeceksin! Sigarayla sihirbazlık yapsa ya dedirtiyor bize… Ahmet Mümtaz Taylan da Arap şoför rolünde. Filmin bir kaç karesinde öne çıkan, racon sözler sarf ediyormuş gibi salt kulağa dokunmayan, yalın, derin, dramatik bir üslupla bir kaç replikle hatırlatıyor kendini. Silahsız olmaz ‘buralarda’ der Arap şoför, kendi göbeğini kendisinin kesmesi gerektiği inancını taşır; bir gerçeğe seyirciyle birlikte en yakın olandır... Bir Anadolu köylüsüdür, ancak sivil bürokratlarla iç içe... Meslekler bir bir ortada, mesleğinin hakkını veremeyenler de… Tanel Birsel, savcı Nusret rolünde. Diğer adıyla Clark Nusret. Clark Gable’e atfen. Halay başı bir savcı, sabaha kadar koşan komiser Naci... Savcı şüphelenmeyecek de kim şüphelenecek diye tebessüm ederken, polisiyevari bir şüphecilik ile şüpheye daha çok sizin kapılmanız da mümkün. Her an bir şey itiraf edecekmiş gibidir Clark Nusret. Kâşif olamamış ama gizemi, merakı, tebessümü yansıtabilmiş suratında. Bir hikâyesi var. Bir ölüm... Bir ihanet... Alkollüyken, ihanet bile sayılmaz! Hikâyesini paylaştıkça hikâyenin aktörü haline gelir. Günahlar var. Cezalar var. Yüzlere bir şeyler bulaşmış; suratlarda çizikler, lekeler... İnsanların ölümü başkalarını cezalandırır gibi... Ve

sorgular insanların başkalarını cezalandırmak için kendilerine zarar verişini... İntiharlar hep bu sebepten olmuyor mu? Peki, başkalarını cezalandırmadan kendine zarar veren insanlar yok mu?

malıydı. Bir çocuk gibi ağlayacak kadar tövbekâr olan zanlıya mı? Ve kim maktüle hakettiği gibi davranıyordu? Tecrübeyle farklılaşan değer yargıları...

kan sıçramasın diyebilir miyiz biz de...

Düşen yuvarlanan elmalar... Bir elma ağaçtan düşer, yuvarlanır. Kırmızı bile değildir. Çokça olağandır. Bir dereyle akıp gitmeye başlar; yıkanır, temizlenir, çürümüş bir kaç elmanın bulunduğu yerde durur. Hep farklı bir şeyler çıkacakmış duygusu... Bu elma akıp gidecek durmayacak ve hep farklı şeyler çıkacakmış duygusu... Oysa bütün çeşmeler, tepeler, dereler birbirine benzer, her şey akıp gider, bir yerde durur, ve çürür. ‘yeni yıllar geçecek ve benden geriye hiçbir şey kalmayacak yorgun vücudumu soğuk bir rüzgâr kaplayacak’ dercesine...

Gerçeği aramayı sevmeyen veya gerçeği Günahsız yere kendilerini cezalandıran aramayı sevenler var...Gerçeğin üstünü insanlar… Günahsız yere çocukları ce- örten gerçeği aramayı hiç aklına getirezalandırmış olanlar... meyen insanlar da... Gerçekleri, doğruları, değerleri filmde görüyoruz; hak Doktor Cemal rolü ile Muhammet veriyoruz, yadırgıyoruz... Uzuner’den de sade, iyi bir oyunculuk görüyoruz. Özgürlüğe en yakın gibi du- Kadınlar anlatılır kadın anlatılır taşraruyor. Ne kazma ne kürek. İlkeleriyle lılarca... mesleğinin gereğini yapıyor gibi... Bir Bir Anadolu algısı mı yansıtılır yalnızca taşra doktoru. Geçmişinden seyirciye bir erkek algısı mı? Kadınlar bazen çok yansıtılan yalnızca bir albüm, geçmiş acımasızdır acı çeken erkeklerce. Nerde yaşama epey uzak, bir hesaplaşması bir karışıklık varsa kadına bakacaksın yok sanki… Ancak yorgunlukla yüklü... tezi gülümsetir. Truvalı Helen yoktur Ölen ile zanlı arasında bir değer tartısı ortada. Ama bir kadın sorunsalı vardır. kurmuş. Vazifeli olduğu bir otopsideki Anadolu’da bir kadın... keşiften uzak, savcıyı bir başka keşfe götürmeye hizmet etmiş sanki yalnız- Top gibi ağaç yoktur ama top gibi elmaca. Doktorumuz maktule uzak kalsın ve lar vardır... Maktulün eşi soğuk bir kadın.. Ancak deyim yerindeyse ipi kırık herif için de saklı gözyaşları varmış. Çocuğu için ise umursamaz veya yalnızca yorgun. Maktulün çocuğu ise yalnızca kızgın. Anlayamayan, bilemeyen ‘taş atan bir çocuk’... Herkes yaptığının cezasını çekiyor. Çocuklarsa büyüklerin günahlarını. İçime işleyen bir replik… Kim günahkâr? Zanlı Kenan mı, maktul Yaşar mı? Maktulün eşinin bir günahı var mı? Peki ya neyin cezası çekiliyor cinayetin mi? Yoksa alkolün mü? Alkol masasının mı?

Zanlı Kenan rolünü canlandıran oyun- Bir zamandır Anadolu’dayım tek düze cumuz ise aşina yüzlerden biri. Fırat yollarda. Gerçekleriyle, duruluğuyla Tanış... Zanlıya hak ettiği gibi davran- akıcılığıyla ‘Bir Zamanlar Anadolu’dayım’... 55 www.yesilay.org.tr


56 2011 Kas覺m


KÜLTÜR-SANAT

Muhammet CELEP

İstanbul Üniversitesi – Hukuk Fakültesi

Tarık Günersel’in yazdığı Erol Keskin’in yönettiği oyun, Osmanlı padişahlarından Deli İbrahim’in oğlu IV. Mehmed’in 7 yaşındayken, babaannesi Kösem Sultan tarafından; yönetim işini kendisinin yürüteceği düşüncesiyle oğlunun ölüm fermanını bizzat torununa imzalattırarak tahta çıkartması ve bundan sonra yaşanan süreci tahttan indirilmesine kadar konu almaktadır.

bir şekilde yansıtmayı başarmış. Işık kullanımı ve sahne yerleşiminin de bunda etkisi olduğu kanaatindeyim. Oyunculardan İbrahim Gündoğan nadiren konsantrasyonunu kaybetse de, IV. Mehmed’i oynayan Murat Coşkuner ve Kösem Sultan rolündeki Aslı Öngören’in oyunculukları oldukça göz dolduran ve bu hataları örten cinsten.

kahvehaneleri kapatıp, meyhanelere dokunmaması hususundaki yorumunu paylaşayım istedim: Kahve içenin zihni açılır, tartışır; yönetenleri eleştirir; oysa şarap içen sohbet eder, keyfine bakar… İdareciler için zararlı olan şarap değil kahvedir. Oyunda dikkat çeken sahnelerden birisi de gayrimüslim bir erkekle zina eden Müslüman kadının taşlanması sahnesiydi. Bu sahnede, şeri hükümlerin bile çıkarlar için nasıl kullanıldığını, toplanan halkın taş atması için: “Ey ahali taşlayın bu kadını ki, size yüz vermemiş de gitmiş bir gayrimüslimle sevişmiş.” şeklinde mübalağalı bir söylemin kullanılmasıyla da görmek mümkün.

Müziklerin ve kostümlerin seçimi ve kullanımı da seyirciyi sahneye çekmeyi başarıyor. Oyunun içine serpiştirilmiş mizahi ve veciz sözler oyunun seyir zevkini artıran unsurlardan. Ancak oyunun bazı kısımlarında diyaloglar, gelişecek olayların izahı için yetersiz kalıyor ve seyirci ara ara oyundan kopabiliyor; bu da oyunun en olumsuz Tarihi bir kesite tanık olmak isteyenler kısmı. ve özellikle Osmanlı tarihine ilgi duVenedikli Pietro Della Valle’nin ülkesi- yanlar, diyaloglarında şiirsel bir tını da ne gönderdiği mektupta Türk kahve- bulunan bu tiyatrodan memnun kalaYönetmen Erol Keskin kafasında sinin enfes tadından bahsedip övdük- caklardır düşüncesindeyim. kurguladığı oyunu seyirciye çok iyi ten sonra, Köprülü Mehmet Paşa’nın Çocukluğunu yaşayamamıştır Mehmed. Sünneti dahi yapılmamıştır; üstüne üstlük o zamana kadar hatırladığı tek şey bir odanın içinde yaşadığı hapis hayatıdır. Bir gün babaannesinden alır babasının öldüğü ve kendisinin padişah olduğu haberini, bundan sonra Mehmed için “padişahçılık” oynama serüveni başlar. Daha doğru tabirle, birileri Mehmed’i oynatmaya başlar…

57 www.yesilay.org.tr


HABERLER

Senanur AVCI açısından mevcut durum analizi, top-

Genç ve yeni bir grup olduğumuz için, lumsal sorunlar ve çözüm önerilerinin verimli çalışabilmek adına projelerimiGençler olarak biliyoruz ki ne varlık bibelirlenmesi için sürdürülebilir sosyo- zi yürütmeye pilot bir bölge üzerinden zim görüş alanımızla, ne de dünya kenkültürel bağlar kurmak. başlamayı uygun gördük. Bu doğruldi ülke topraklarımızla sınırlı. Bu küçük tuda, diğer bölgelerle ilgili çalışmaladenen dünyanın başka hangi yüzleri Öncelikle kuruluş ve yapılandırma aşarı tümüyle rafa kaldırmadan, tarihi ve var, hangi elleri ne işlerde, hangi ses- masında tecrübelerinden destek almak coğrafi sebeplerden dolayı Balkanlar’ı leri kimleri çağırıyor? Bu seslere karşı için GİKAP, AKDER ve İHH ile istişare ilk odak bölgemiz olarak belirledik. duyarlı olmak, bu yüzleri birlikte tanı- toplantıları yaptık. Projelerimizi verimli mak, yapılan çalışmalarda el ele vermek bir şekilde gerçekleştirebilmek için be- Balkanlarla ilgili, hayata geçirilmesi en amacıyla, İstanbul Kadın ve Kadın Kuru- lirlediğimiz amaç ve sahip olduğumuz yakın proje, mektuplaşma projemiz. luşları Derneği (İKADDER) ve Gökkuşa- motivasyonun yanında çalışacağımız Her ne kadar teknolojik gelişmeler inğı İstanbul Kadın Kuruluşları Platformu insanları tanımanın, bu iş üzerine daha sanların faydası motivasyonu ile ilerle(GİKAP) desteğiyle, 2010 yılının Eylül önce kimlerin mesai harcadığını bilip se ve bilim adamları mekân ve zamanı ayında ULAG (Uluslararası İletişimde onların tecrübe, öneri ve yorumlarını her adımda biraz daha “aştığını” iddia Genç Grubu) çatısı altında “sınırları dinlemenin, aynı olmasa da yakın amaç- etse de, toplumsal ve bireysel ilişkilerlara sahip kurum ve kişilerle işbirliği de bu yeni yolların kaybettirdikleri, kiaşın“ sloganıyla toplandık. yapmanın farkındalığıyla, çoğunluğunu milerine göre kazandırdıklarından çok ULAG olarak, uluslararası alanda faauluslararası alanda faaliyet gösteren si- daha fazla. Biz de bu “kimileri”ne dâhil liyetler yapan sivil toplum kuruluşlarıvil toplum kuruluşlarıyla iletişime geçip olmayı seçen birkaç arkadaş, iletişimnın tecrübesini gençliğin dinamizmi ile bir bilgi havuzu oluşturmaya çalıştık. de hâlâ kartpostalların ve mektupların buluşturarak dünyanın her bölgesine Bu kuruluşların başında bize hiçbir za- farklı bir yeri olduğuna, taşıdığı duyguadım adım ulaşıp sağlıklı haberleşme man yardımlarını esirgemeyen GİKAP lara hitap eden özelliklerle birlikte bir ve sürekli irtibata dayanan projeler gelmekte. Ayrıca AKDER (Ayrımcılığa “yeni”yle ikame edilmediği müddetçe üretmeyi planlıyoruz. Karşı Kadın Hakları Derneği), İHH (İnsan yaşamaları gerektiğine inanıyoruz. Ulaşmak istediğimiz en genel hedef, Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı), Bu istikamet üzere etrafımızdakilerle dünya genelindeki gençler arasında ileBosna-Sancak-Kosova Dayanışma Vak- (coğrafi açıdan belli bir uzaklıkta olantişim sağlayıp, istişare ve işbirliği zemifı, Sefire-i Alem Derneği, ICANO (Vakıf larla, Balkanlar, Kafkaslar, Orta Doğu ni oluşturarak, evrensel insani değerleve Sivil Toplum Kuruluşları Uluslarası vb.) aynı zaman ve mekânı paylaşarin hayata geçmesine katkı sağlamak. Konseyi), TÜRKKAD (Türk Kadınları Kül- mıyor olsak da (şimdilik), en azından Hedefimize ulaşma yolunda atacağımız tür Derneği), Meridyen Derneği gibi ku- dertlerimizi anlatmak ve anlamak için en temel adım ise, farklı ülkelerin kültürumlar ve buralarda çalışmalar yapmış zaman harcayarak birbirimizi daha yarel özellikleri dikkate alınarak gençler araştırmacı ve aktivistlerle de görüştük. kından tanımak istiyoruz. ‘Penvelope’ 58 2011 Kasım


“sınırları aşın“ (mektuplaşma) Projesi de bu amaçla oluşturuldu. ‘Penvelope’ projesi Türkiye dâhil altı ülkede (Arnavutluk, Bosna Hersek, Makedonya, Kosova, Azerbaycan) belli sivil toplum örgütlerine de katılım gösteren arkadaşlarla başlayıp amacına uygun olarak ilerleyecek, genişleyecek bir proje. Katılımcılar projeye bu adresten kayıt yaptırabilir ve ayrıntılı bilgi alabilirler: http://penvelope. wordpress.com.

zaman destek sağlayan GİKAP genel Koordinatörü Funda Akyol bu seneki ajandasında bizler için bir eğitime de yer ayırdı. Grubumuz sürekli bir etkinlik olarak aylık ‘ULAG Konuşmaları’nı düzenliyor. Konuşmalar ingilizce sunumlar şeklinde yapılıyor. Akademik çerçeveden günlük hayata, yurt dışındaki yaşama dair misafirlerimizden bilgi alıyoruz. Bu konuşmalar çerçevesinde İngilizce pratiği yapma ve farklı ülkeler, o ülkelerdeki Müslümanlar ve hayatları hakkında bilgi alma fırsatı buluyoruz. Şu ana kadar 3 etkinlikte bir araya geldik. Malezya İslam Üniversitesinde doktorosını yapan Tataristanlı akademisyen Elmira Ahmetova ‘Rusya’da Müslüman Kadınlar’ sunumuyla konuğumuz oldu. Amerikalı bir Müslüman olan Najla Tammy İlhan, hidayet öyküsü ve günümüz Müslüman toplumuna önerilerini anlattı. Son konuşmamızsa Rabia Christine Brodbeck’in ‘Gençlik ve Tasavvuf’ ile ilgili sohbetiydi. Bu konuşmalara önümüzdeki sene de devam edeceğiz.

Aynı zamanda odak bölgemiz Balkanları daha iyi tanıyıp, verimli çalışabilmek adına Balkanlar üzerine eğitim seminerleri düzenlemeyi kararlaştırdık. Bölgesel eğitim seminerleri düzenleme fikri, projelerin yürütüleceği bölgeleri tanıma ve bölgelerin ihtiyaçlarını belirleme gerekliliğinden doğdu. Bu seminerlerle ülkelerin tarihlerine, kültürel özelliklerine ve sosyal yapılarına aşina olma amaçlanmakta. Katılımcılara çeşitli bakış açılarından bilgi kazandırmak adına akademisyenler, sivil toplum çalışanları ve bölgelere dair tecrübeli kişiler konuşmacı olacak; etkinlik tüm katılımcılara açık olup, projelerde faal Uluslararası alanda faaliyet gösteren olmayacak kişiler de katılabilecek. bir grup olarak, yabancı STK’ların temProjelerimizi üretecek çekirdek kadro silcilerini ülkemize geldiklerinde ağırlaiçin GİKAP’tan proje eğitimi üzerine ma; yurtdışında ve ülkemizde sivil topeğitim talebinde bulunduk. Bize her lum alanında düzenlenen toplantılara

59 www.yesilay.org.tr

temsilci göndermek de faaliyetlerimizin bir parçası. Bu doğrultuda, Şefkat Vakfı aracılığı ile İstanbul’a gelen Alman ve İtalyan öğrencilere mihmandarlık yaptık. İslam Konferansı Örgütü Gençlik Forumu’nun (ICYF-DC) düzenlediği Mısır Devriminde aktif rol alan gençler ile İstanbul’daki gençleri bir araya getirmeyi amaçlayan toplantıya katıldık. Sürece dair bilgi edinme ve istişare etme fırsatı bulduk. Mayıs 2011’de düzenlenen Birleşmiş Milletler 4. En Az Gelişmiş Ülkeler Konferansı’nın Sivil Toplum Forum’una gönüllü ve gözlemci olarak katıldık. İslam Dünyası STK’lar Birliği’nin (İDSB) Şubat 2011’de Fas’da düzenlediği Gençlik Buluşmasına temsilcimizi gönderdik. Çalışmalarımız için ilk kıvılcımı yakan, her daim destekleyen Gülsen Ataseven başta olmak üzere Hanımlar Eğitim ve Kültür Vakfı’na, Hanımlar İlim ve Kültür Derneği’ne, Gökkuşağı Kadın Platformu’na, İKADDER’e, AKDER’den Neslihan Arıkan Demir’e, logo tasarımında yardımcı olan Salih Pulcu ve X Ajans’a teşekkürü borç biliriz. Daha çok kişiye ulaşabilmek için web sitemiz en kısa zamanda faaliyete geçecek. Fikirleriniz, önerileriniz ve katkılarınız için bize infoulag@gmail. com adresinden ulaşabilirsiniz.


60 2011 Kas覺m


ÇORUM Attila ALPAY Türkiye Yeşilay Cemiyeti Çorum Temsilcisi

“Havası ve suyu latif, hoşça güzel bir beldedir. Güzelleri çoktur.” Evliya Çelebi 17.YY

Çorum, Ankara’ya 242 km, Samsun’a 176 km uzaklıkta bir Anadolu şehridir. Osmanlı döneminde Yozgat’a bağlı küçük bir Sancak iken Cumhuriyetin ilanı ile vilayet olmuştur. Nüfusu 210 bin olup denizden yüksekliği 760 m.’dir. İlin bir kısmı güney Karadeniz iklimi etkisi altındadır. Yüzlerce yıl hüküm süren sert kara iklimi küresel ısınma ve barajlar yüzünden yumuşamıştır. Yurdumuzun iklim açısından en yaşanılacak yerlerinden birisidir. Kışlar yağışlı geçer. Yazın şiddetli sıcakları varsa da daimi esen rüzgârları bölgeyi serinletir. Karadeniz’e giden Ankara-Samsun ka-

61 www.yesilay.org.tr


rayolunun ortasında yer alır. İkinci bir ana karayolu olan Kastamonu-TosyaOsmancık güzergâhındaki ikinci Karadeniz yolu ise Çorum’un Osmancık ilçesi içinden geçer.

sonra, Orta Asya göçleri ve bilhassa Malazgirt’ten sonra Anadolu ya gelip yerleşen Türkmen boylarının anayurdu olmuştur. Hiç düşman işgaline uğramamıştır. Fazla göç alan bir il olmadığı içinde demografik sosyal ve kültürel yapısı değişmemiştir. Bugün lisan, edebiyat, yemek tarifleri, barınma ve yaşama kültürü ile sosyal adet ve geleneklerde hala Orta Asya eski Türk kültürünün izlerine rastlamak mümkündür.

Coğrafi konum olarak etrafı dağlarla çevrili verimli bir ovadır. Ova ve düzlük yapısı tüm ilçeleri de içine alır. Kızılırmak’ın 180 km.lik kısmı il sınırları içinden geçer. Yer altı suları boldur. Tüm yol güzergâhlarında çok sayıda çeşme bulunmaktadır. Tarihte çok uzun süren haçlı seferlerinin geçiş yolları üzerinde olan Çorum Tarihçesi her zaman bunlara karşı koymuş ve Çorum önce en eski Hitit Yurdu olarak kahramanca bölgeyi müdafaa etmişbilinmiş ve öyle meşhur olmuştur. MÖ lerdir. 1600 yıllarında hüküm süren Hititlerle birlikte Çorum ve havalisi dört bin yıl- Gerek Osmanlı döneminde gerekse de lık bir kültürel zenginliği bünyesinde milli mücadele de en çok şehit veren barındırmaktadır. Son yıllarda onlarla illerimizden (1510 şehit) birisidir. Buraçağdaş bir Asur şehri olan Şapinuva da da yetişen din ve devlet adamları geçil sınırları içinde bulunmuştur. Ve ikisin- miş kültürümüze çok şey katmışlardır. Fatih’in hocası Akşemseddin ile Kanuni de kazıları halen devam etmektedir. dönemi Şeyhülislamlarından Ebusuud Bugün iki ayrı yerde il merkezine 25 ve Efendi, ünlü tarihçi ve türkiyatçı, şair 60 km. mesafede Alacahöyük ve Boğaz Aşık Paşa ve oğlu Elvan Çelebi ÇorumKale Köyleri’nde iki ayrı önemli yerde ludurlar. Hz. Ali (r.a)’nin torunlarından Hattuşaş Hitit şehir devletinin kalıntıevliyanın büyüklerinden Koyun Baba ları bulunmaktadır. Kazılarda çıkan tüm Hazretleri ile Arapların on dördüncü buluntular hem kazı merkezindeki hem İstanbul kuşatması sırasında Çorum’da de il merkezindeki müzede sergilenşehit olan iki ünlü sahabe de Ubeyd mektedir. Gazi ve Kerebi Gazi (r.a) de Çorum’da Hititlerden sonra Roma Bizans ve Hıyatmaktadırlar. Kabirlerinin bulunduğu ristiyan egemenliğine giren bölge daha yer dini turizm açısından da gün geçtik62 2011 Kasım

çe önem kazanmaktadır. Çorum bir tahıl ambarıdır. En çok yetişen ürün buğdaygillerdir. Onu şeker pancarı takip eder, sonbaharda Çorum köylerinde yetişen meyve sebzelerin lezzetini hiçbir yerde bulmak mümkün değildir. Genellikle organik tarım yapılır. Bir elli yıl öncesi, ili çepeçevre kuşatan üzüm bağları inşaat alanlarına dönüştüğü için bağcılık artık kalmamıştır. Çorum’a Nasıl Gidilir İstanbul’dan düzenli ve sürekli otobüslerle 10-11 saat, otomobil ile 6-8 saatte gelinir. İstanbul Yeşilköy’den her gün düzenli uçak seferleri vardır. Yol bir saat sürmektedir. Merzifon-Amasya ve Çorum illerinin ortak kullandığı havalimanı il merkezine yetmiş km uzaklıktadır ve yolu çok düzgündür. Samsun’a iki buçuk saat, Amasya’ya bir saat ve Ankara’ya da üç buçuk saat uzaklığındadır. İli çevreye bağlayan ana karayolları yolları muntazam ve kalitelidir. İstanbul güzergâhı Bolu-Gerede, Ankara-Kırıkkale üzerindendir. İstenirse Ankara’ya girmeden Gerede’den sonra Kastamonu ayrımından Karadeniz yoluna çıkılıp Osmancık üzerinden de ulaşılabilir. Bu yol bir saat daha kısadır. Şehircilik Orta Anadolu’nun en planlı gelişen ve


hızla sanayileşen illerinden birisidir. Eski kent dokusu saat kulesi ve eski il merkezi çevresinde gözlemlenebilse de oldukça modern görünümlüdür. Bir tane beş yıldızlı oteli ve çok sayıda konaklama tesisi bulunmaktadır. Okuma yazma oranı Türkiye ortalamasının üstündedir (%99). İl merkezinden çıktıktan sonra çevresi ormanlarla kaplanmaktadır. Doğa turizmine açık ve güzel gezilecek yerleri vardır. Kışın av turizmi gittikçe önem kazanmaktadır. Trekking yolları ile Hitit parkuru doğa sporlarına açıktır. Çamlık, mesire yerleri ile bir adet de Milli Parkı (Çatak) mevcuttur. Havza ve Hamamözü gibi iki önemli kaplıca bölgesi Çoruma çok yakındır. Eski bakırcılık turistik olarak varlığını devam ettirmektedir. Leblebicilik halen en önemli sektördür. Buna tekstil de eklenmiştir, Çorum organize sanayi makine, tekstil, seramik, yapı malzemeleri fabrikaları ile dolmaktadır. Şeker ve çimento fabrikası en önemli ve büyük devlet yatırımlarıdır. Bunu özel sektörün kâğıt, tıbbi malzeme, ayakkabı, reçel, şekerleme vb gıda fabrikaları izlemektedir. Çorum’un Neleri Meşhurdur Çorum leblebisi en ünlü olanıdır. Sade, karanfilli, biberli, şekerli, soslu türleri

yapılır. Üretimi çok zahmetlidir. İhracata yetmeyen nohut üretimi yüzünden Kütahya, Denizli gibi illerden nohut alınmaktadır. Ama odun ateşi ile üretim ve elle kavurma sadece Çorum’da yapılır. Bu bakımdan Çorum leblebisinin lezzetini hiçbirisi tutmaz. Çorum yemeklerinin hepsi özgün ve orijinal orta kalorili Türk yemekleridir. Kuyu ve tandır kebapları, çatal aşı, mantı, keşkek ve İskilip dolması denilen ve dünyada hiçbir yerde olmayan et suyu buharında kazanda pişen söğüş et yemeği ve pilavı (İskilip Dolması) dünya literatürüne geçmiştir. Yapımı zahmetli ve uzundur. Sadece İskilip ilçesinde yenilir. Şehir merkezinde de otantik çorum yemekleri yapan ve satan iki adet tarihi konak restoran bulunmaktadır. Özel pide fırınları hemen her sokakta bulunur. Baklava çeşitleri, hoşaf ve kompostoları maruftur.

ürünlerinin yüzde kırkını, un ihtiyacının yüzde yirmisini, pirinç ihtiyacının da yüzde otuzunu karşılar. Hitit Üniversitesi’nde beş bin öğrenci okumaktadır. Tıp fakültesi de yeni eklenecek olan üniversite Çorum’un hayatına büyük canlılık getirmiştir. Belediye çalışmaları çok başarılıdır. Kentin arşivi kurulmuş ve yazılı şehir tarihinin tümü kayda geçirilmiştir. Her yıl hem etnoğrafya hem de Hititoloji sempozyumları yapılmaktadır. Yazın Hitit Festivali kutlanmaktadır. Küçük bir daimi sergi salonu ile fuarı bulunmaktadır.

Şehrin akademik hayatı çok gelişmiştir. Bölge tiyatroları vardır. Anadolu halk âşıkları meşhurdur ve halk müziği alanında Çorum’da çok sayıda sanatçı yetişmiş ve bunlarda ölmez eserler vermişlerdir. Çorum Kütüphanesi’nde dört bin el yazması eser bulunmaktadır. Hepsi dijital ortama aktarılmıştır ve İl merkezinden başka en önemli ve bü- araştırmacıları beklemektedir. yük ilçelerinden Osmancık pirinci ve Neler Görülebilir? evliyaları ile İskilip yemekleri, tahin helTarihi çarşıları, Ulu Camii, Kalesi, otanvası, lokumu, ayakkabıları, tarihi evleri, tik yemek konakları, Büyük Hitit Müçarşıları, kalesi, muhteşem coğrafyası zesi, çevre ilçelerdeki doğal ve tabiat ile Alaca Hititler’in başkenti olması següzellikleri yaylaları, tarihi Hitit şehri bebiyle, Kargı yüksek dağları, ormanlaHattuşaş ile Asur şehri Şapinuva ve bürı, yaylaları ve tabiat güzelliği ile ünlüyük İncesu Tabiat Kanyonu görülmeye dür. Hiçbir özelliği olmayan ilçesi yok değer öncelikli yerler arasındadır. gibidir. Çorum ülkemizin yumurta ihtiyacının dörtte birini, kiremit ve tuğla 63 www.yesilay.org.tr


Keyif De Aynı, Zehir De! Son yıllarda mantar gibi çoğalan nargile kafeler yeni ve büyük bir tehlike oluştururken, özellikle gençler tehlikenin ne yazık ki farkında değiller. Sigaranın zararlı ve öldürücü bir bağımlılık maddesi olduğunun artık hemen herkes farkındayken, en az onun kadar zararlı nargile hakkında devlet ve halkımız sigaraya gösterdiği tepkiyi gösteremiyor. Bunda nargilenin sadece bir keyif aracı olarak görülmesinin yanı sıra birbirinden şık sunumlarla, değişik alternatiflerle halkın gözünün boyanmaya çalışılması da etkili oluyor. Nargile tek bir kullanımında 200 adet sigara içilmesi oranında insan vücuduna zarar verirken, içinde kullanılan tütünün bile ne olduğu belli değilken, hortumu içinde her içinin bıraktığı mikropların bulaşıcılığı biliniyorken, her köşe başında yer alan kafelerde gençler zehirleniyor. Naneli, portakallı, kakaolu derken çok çeşitli şekillerde kullanıma sunulan nargileler sigaradan bile daha zararlı oluyor. Uzmanların görüşlerine göre, özellikle şekerli ve meyveli aromalarla kullanılan nargile tütünü vücutta ve kanda daha çabuk çözülerek pek çok organa daha hızlı ulaşıyor ve yıkıcı etki yapıyor. Üstelik nargilenin esasını oluşturan tütünlerin pek çoğu kaçak yollardan yurda sokuluyor ve hangi maddeden yapıldığı da bilinmiyor. Nargile kafeler ve nargileler hakkındaki en korkunç iddia ise nargile tütünün içine kasten yerleştirildiği düşünülen uyuşturucu maddelerdir. Özellikle bu tür kafelere girildiğinde insanda baş dönmesi ve mide bulantısı ulaştıran yoğun duman, nargile kullananların girdiği uyuşuk hal bu durumu gösterir niteliktedir. Nargilelere katılan uyuşturucu ya da benzeri maddelere delil oluşturabilecek bir husus geçtiğimiz günlerde ulusal bir gazetede yer alan haberde de yer almıştır. Akaretler’de hizmete girdiği belirtilen kafede, müşterilere nargile ikram edildiği, ikram edilen nargileye afrodizyak ve şampanya eklendiği belirtilmiş, adeta bu zehir şirinleştirilmeye çalışılmıştır. Son zamanların bir keyif algısıymış gibi sunulan alkol ve uyuşturucu kadar zararlı ve bağımlılık oluşturan sigaranın bir türevi halindeki nargilenin tehlikesinin farkına varılmalıdır. Dur durak bilmeden şeytani amaçlarını ilerletmeye çalışan, halkı ve gençliği zehirleyen şer odaklarının oyunu yine halkımız bozacaktır. Ancak bu da bilinçlerin açık olması ve sağlıklı bir bedenle mümkün olabilecektir. Çıkar odaklarının bu çirkin oyunlarının uyuşturulmamış bir halkla bozulabileceğinin farkında olan sigara ve uyuşturucu endüstrisi her gün yeni bir oyunla karşımıza çıkmaktadır. Bu zehirli ve çirkin çarkın bozulması için güzel gösterilmeye çalışılan nargile, sigara ve her türlü zararlı maddeden uzak kalmak için bu tür haberlere ve gelişmelere daha da dikkatli yaklaşılması gerekmektedir. Keyif, zehirleyen maddelerle sağlanamaz. Özgürlük ve sağlık için zehirlere karşı konulmalı, spor, sanat, güzel arkadaşlıklar ve doğru iletişimle mutlu bir geleceğe adım atılmalıdır. Kamuoyuna saygı ile duyurulur. Av. Muharrem BALCI Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı

İhanet Kültür Bakanlığı Desteği İle Devam Ediyor “Octoberfest” adıyla bilinen ve Almanya ve Alman kültürüne ait olan “BİRA FESTİVALİ” Antalya’nın ardından İstanbul’da kutlanacakken, bu sefer Türkiye Cumhuriyeti’nin Kültür Bakanlığı da bu festivale doğrudan destek vermektedir. Antalya’daki festivale basın açıklamaları ve bu festivalin Antalya’daki destekçisi olan Antalya Büyükşehir Belediyesi önüne bırakılan siyah çelenk ile tepkimizi göstermişken, aynı ihanet bu sefer İstanbul’da devam ediyor. Octoberfest isimli bu etkinliğin bir bira festivali olduğu, amacının Alman kültürünün tanıtılması ve biranın tüm çeşitleri ile dağıtılacağının bizzat festival düzenleyicileri tarafından belirtilmesine rağmen, ne yazık ki Kültür Bakanlığı bu festivale destek olarak halkı karşına almaktan çekinmemektedir. Binlerce insanımızı kaybetmemize sebep olan trafik kazalarının bir numaralı sebebi, aile içi şiddetin, toplum-

64 2011 Kasım


basın açıklaması sal parçalanmaların, yıkılan yuvaların mimarı alkolle savaşması ve halkını koruması gereken devletimiz adeta halkına düşmanca davranmaktadır. Birbirinden farklı bira çeşitlerini herkesin tadabileceği gibi bir sloganla yola çıkan tek amacı da bu bira ve alkol firmalarının kazancını daha da arttırmak olan bu festivalin düzenlenmesi bile büyük bir ihanettir. Bu ihanete devletin en önemli bakanlığının resmen destek olması, bakanlığın gözetimi altında bu festivalin düzenlenmesi kabul edilemez. Yıkılan yuvaları, yitirilen canları, acı çeken aile ve alkol batağındaki gençleri görmezlikten gelen devlet kurumlarının acilen bu etkinlikten çekilerek halkının yanında olması ve onu bu tehlikeye karşı koruması gerekmektedir. Alkol ve zehir tacirlerinin süslü oyunlarına karşı halkın tek başına başarılı olması mümkün değildir. Biz Yeşilay olarak hiç yılmadan alkolle ile mücadelemizi devam ettirecek, bu festival gibi kirli oyunlara karşı her yerde sesimizi çıkarmaya devam edeceğiz. Şeytani planlarına devam eden ve çıkarları uğruna bir halkı mahvetmekten çekinmeyen alkol endüstrisine karşı bu mücadelenin hep birlikte yürütülmesi gerekmektedir. Halkımızla birlikte devletimizin tüm kurumlarını da bu mücadelemizde yanımızda görmek en büyük temennimizdir. Kamuoyuna saygı ile duyurulur. Av. Muharrem BALCI Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı

Yeşilay’ın “Kurtuluş” Mücadelesi Devam Ediyor 6 Ekim 1923 tarihinde, beş yıllık bir işgalin ardından İstanbul, ordumuzun şehre girişiyle kurtuluşunu yeniden ilan etti. Her yıl olduğu gibi bu 6 Ekim’de de İstanbul’un kurtuluşu coşkuyla kutlanıyor. İşgal güçlerinin Haydarpaşa Limanı’na demirledikleri gemilerle resmen başlayan işgalleri beş yıl sürerken, bu işgal hem askeri hem de toplumu etkileyen tüm alanlarda devleti kuşatmıştı. Askerleri ve silahları ile her yeri kuşatan işgal güçleri bununla da yetinmeyip halkın direnişini kırmak için gemilerle binlerce kasa içkiyi İstanbul’a taşımışlardır. İçkinin bilinçleri kör ettiğini, insanları uyuşturarak hiçleştirdiğini, böylece işgal gibi bir tehlikeye rağmen hiç direnç gösterilmeyeceğini bilen işgal güçleri halka, gemiler dolusu içkiyi bedava dağıtmışlardır. İşgal güçlerinin bu şeytani planlarının farkında olan bir kısım vatansever aydının girişimiyle, bedava dağıtılan içkiyle savaş için 5 Mart 1920’de Yeşilay kurulmuştur. İşgalin uyuşturulmamış ve dinç zihinlerce sona erdirilmesini amaçlayan Yeşilay, işgal güçlerine karşı koyacak halkı ve gençleri, bu tehlikeye karşı korumak için çalışmalarına başlamıştır. Anadolu’daki zaferlerin ardından Türk ordusunun gelişiyle İstanbul’un işgali sona ererken, Yeşilay’ın mücadelesi işgale karşı ilk günkü gibi direnişle devam etmektedir. Çünkü doksan bir yıl önce kurulan Yeşilay, kuruluş amacındaki tehlikenin hala halkımızı tehdit ettiğinin ve tehdit ortadan kalkmadan tam anlamıyla bağımsızlığın kazanılamayacağının farkındadır. Gemilerle taşınan ve bedava dağıtılan içkilerin ardından, sigara, uyuşturucu, kumar ve son yıllarda da zihinleri esir eden ekran bağımlılığı tıpkı işgal güçleri gibi halkımızı kuşatmış durumdadır. Bu sebepledir ki İstanbul’un kurtuluşuna rağmen Yeşilay’ın kurtuluş mücadelesi sona ermemiştir. Mücadelemizde kamu kurum yöneticilerimizin yeterli duyarlılığı göstermemesi nedeniyle yalnız bırakılsak da, halkımızın desteği ile yılmadan ve yorulmadan yolumuza devam edeceğiz. Halkımızın en az işgal askerleri kadar tehlikeli bu zararlı maddelere karşı bağımsızlığını korumasında Yeşilay olarak, tam bağımsız ve özgür bir Türkiye olarak mücadelemiz devam etmektedir. Kamuoyuna saygı ile duyurulur. Av. Muharrem BALCI Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı

65 www.yesilay.org.tr


HABERLER

KÜLTÜR BAKANLIĞI’NA SİYAH ÇELENK Ankara - Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Av. Muharrem Balcı ve Türkiye Yeşilay Cemiyeti Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Üyeleri, İstanbul’da düzenlenecek olan ‘’Bira Festivali’’ne destek verdiği gerekçesiyle Kültür ve Turizm Bakanlığı binasının önüne siyah çelenk bıraktı.

‘’Birbirinden farklı bira çeşitlerini herkesin tadabileceği gibi bir sloganla yola çıkan, tek amacı da bira ve alkol firmalarının kazancını daha da artırmak olan bu festivalin düzenlenmesi bile büyük bir ihanettir. Bu ihanete devletin en önemli bakanlığının resmen destek olması, bakanlığın gözetimi alAv. Muharrem Balcı, Opera’daki Bakanlık binası önünde tında bu festivalin düzenlenmesi kabul edilemez. yaptığı açıklamada, ‘’Octoberfest’’ adıyla bilinen, Almanya Yıkılan yuvaları, yitirilen canları, acı çeken aile ve alkol bave Alman kültürüne ait olan ‘’Bira Festivali’’nin Antalya’nın tağındaki gençleri görmezlikten gelen devlet kurumlarının ardından İstanbul’da kutlanacağını, bu kez Türkiye acilen bu etkinlikten çekilerek halkının yanında olması ve Cumhuriyeti’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın da bu festi- onu bu tehlikeye karşı koruması gerekiyor.’’ vale doğrudan destek verdiğini söyledi. Yeşilay olarak yılmadan alkolle mücadelelerini sürdürecekAntalya’daki festivale, basın açıklamaları ve festivalin buradaki destekçisi Antalya Büyükşehir Belediyesi önüne bıraktıkları siyah çelenkle tepkilerini gösterdiklerini anımsatan Balcı, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın festivale destek olarak “halkı karşısına almaktan çekinmediğini savundu”.

lerini vurgulayan Balcı, ‘’Çıkarları uğruna bir halkı mahvetmekten çekinmeyen alkol endüstrisine karşı bu mücadelenin hep birlikte yürütülmesi gerekiyor. Halkımızla birlikte devletimizin tüm kurumlarını da bu mücadelemizde yanımızda görmek en büyük temennimiz’’ diye konuştu.

Devletin binlerce insanın hayatını kaybetmesine neden olan, trafik kazalarının bir numaralı nedeni, aile içi şiddetin, toplumsal parçalanmaların, yıkılan yuvaların mimarı alkolle savaşması ve halkını koruması gerektiğini belirten Balcı, şöyle devam etti:

Balcı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a da annesinin vefatı dolayısıyla başsağlığı dileğinde bulundu. Daha sonra Muharrem Balcı, Yeşilay Ankara Şube Başkanı Şemsettin Toprak ve cemiyet üyeleri, binanın önüne siyah çelenk bıraktı.

66 2011 Kasım


YEŞİLAY AYNI ANDA İKİ FUARDA İstanbul - Türkiye Yeşilay Cemiyeti 13-16 Ekim tarihleri arasında aynı anda iki fuarda stant açarak, Yeşilay’ın tanıtımı ve bağımlılık konusunda bilgilendirme çalışmaları yaptı. 1316 Ekim’de Marathon EXPO 2011 Spor ve Sağlıklı Yaşam Fuarı’nda ve 13-15 Ekim tarihlerinde ise Uluslararası Helal ve Sağlıklı Ürünler Fuarı’nda yer aldı. Avrasya maratonu öncesi düzenlenen Spor ve Sağlıklı Yaşam Fuarı’nda yer alan Yeşilay büyük ilgi gördü. Bağımlılıklardan kurtularak spora önem verilmesini vurgulayan Yeşilay, özellikle sigaranın olumsuz etkileri hakkında vatan-

daşlara bilgi verdi. Alkol, sigara, madde bağımlılığı hakkında bilgilendirme kitapçığı dağıtımı yapan Yeşilay ayrıca standa gelen vatandaşlara karbon monoksit ölçüm testi yaptı. Bu yıl ikincisi düzenlenen Uluslararası Helal ve Sağlıklı Ürünler Gıda Fuarı’nda da stant açan Yeşilay, gönüllü ve üye kayıtları yaptı. Burada da karbon monoksit testleri yapan Yeşilay gönüllüleri, vatandaşları bağımlılık konusunda bilgilendirdi. Her iki standı ziyaret eden Yeşilay Genel Başkanı Muharrem Balcı, “Yeşilay, vatandaşların olduğu her yerde bulunarak, bağımlılıkla mücadelesine devam edecek” dedi.

YEŞİLAYCILIK ÖTEKİ İÇİN BİR ŞEYLER YAPMAK DEMEKTİR İstanbul - Güngören Kuyulu Cami Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Derneği Bayan Üyeleri kahvaltı programı ile Sepetçiler Kasrı Yeşilay Kültür Merkezi’nde Yeşilay’ın misafiri oldular. Kahvaltıdan sonra Yeşilay Genel Başkanı Av. Muharrem Balcı sigara, alkol, uyuşturucu bağımlılığı ve bunlarla mücadele konusunda konukları bilgilendirdi. Sigaranın aileye olan maddi, manevi zararlarına değinen Balcı, çocukla-

rın rızkının ayda en az 7 paket sigaraya verilmesinin Hakka karşı olduğunu belirtti. Bayan üyelere, annelerin kendi çocukları kadar çocuklarının arkadaşlarından da emin olmaları gerektiğini söyleyen Balcı, “Gerçek Yeşilaycılık öteki için de bir şeyler yapmak demektir.” dedi. Katılımın oldukça yoğun olduğu kahvaltı programı Başkan Danışmanı Av. Adalet Canlı Akbaş’ın konuşması ve sunumları ile sona erdi.

67 www.yesilay.org.tr


HABERLER

ÇAPA ETKİNLİKLERİ İstanbul - İstanbul Üniversitesi (İÜ) İstanbul Tıp Fakültesi ve Türkiye Yeşilay Cemiyeti Türkiye’de bir ilke imza atarak, ‘’İstanbul Tıp’ta Dumansız Hayat’’ sloganıyla hastane bahçesinde sigara bağımlılığına karşı savaş açtı.

kaçakçılık furyası var’ diyor’’ dedi.

Sigaranın zararlarına ilişkin uzmanlar tarafından birebir bilgilendirilen vatandaşlardan bazıları, ‘’Sigara Bırakma Formu’’nu doldurarak, ceplerindeki sigara paketlerini görevlilere bıraktı.

Yapıcı: “Sigara Yasağı Kanunlarıyla Ciddi Yol Katledildi”

Balcı, sigara ve alkol üreticilerinin, doğrudan kadınları hedef aldığını kaydederek, ‘’Üçüncü dünya ülkeleri ve Türkiye’de de öyle. Henüz kadın nüfus bağımlılık noktasında doyuma Üç gün sürecek “İstanbul Tıp’ta Dumansız Hayat” etkinliği ulaşmadı. Kadın nüfusundaki bağımlılık yüzde 15,7’den çerçevesinde Yeşilay’ın açtığı çadırlarla vatandaşlara ba- yüzde 18’lere çıkmış durumda. Bayanlara yönelik olarak ğımlılıkla ilgili bilgilendirmeler yapıldı, karbon monoksit light, aromalı, ince ve teneke kutulu paketlerle sigara sunutestleri yapıldı. luyor’’ şeklinde konuştu.

Balcı : “Kaçak Sigara Furyası Var”

Programda konuşan İÜ İstanbul Tıp Fakültesi Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. Zuhal Yapıcı, 20. yüzyılda, 100 milyon insanın sigaraya bağlı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybettiğini söyledi.

Açılışta konuşan Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Muharrem Balcı, sigara zamlarının kullanımı göreceli olarak azalttığını belirterek, “Fakat aldığımız duyumlara göre kaçak sigara furyası var” uyarısında bulundu.

Sigara içme artışının devam etmesi halinde, bu sayının, 21. yüzyılda 1 milyar olacağını ifade eden Yapıcı, Türkiye’de 3 yıldır tütün ve tütün mamulleriyle ilgili ciddi kanunların çıkarıldığını ve pratikte çok ciddi bir yolun kat edildiğini kaydetti.

Dünya üzerindeki hiçbir semavi dinin ve hukuk sisteminin insanın kendine zarar vermesini özgür bırakmadığını söyleyen Balcı, intihar etmeye çalışan birine herkesin müdahale ettiğini belirterek, ‘’Bunun nedeni yaşam hakkının kutsallığıdır. Bu kutsallığı bozacak herkese müdahale edilir, ama biz Yeşilay olarak, bu müdahalenin yasalarla belirlenmesini istiyoruz. Yani biz herhangi bir madde kullanan insanı gördüğümüzde ona güzellikle, sözle müdahale edebilelim. Bunların yasaklanması noktasındaki mücadelede elimizden geldiği kadar caydırıcı önlemler kullanabilelim’’ diye konuştu.

Açık alanlarda sigara yasağının uygulanmasında Türkiye’de yeterince yol alınmadığını ifade eden Yapıcı, ‘’Biz, bir başlangıç yapabiliriz diye düşündük ve kampüsümüzde 4 ile 6 metrekare arasında değişen 6 tane sigara içme alanı belirledik. Bu alanların etrafına sarı çizgiyle sınır çektik’’ dedi. Hastane ve üniversite kampüslerinin açık alanlarıyla ilgili kanunlarda hala hiçbir yaptırımın olmadığına dikkati çeken Yapıcı, ‘’Artık Türkiye’deki birçok insan, yurt dışını görebiliyor. Orada bırakın hastane ve üniversite kampüslerini, diğer açık alanlarda dahi sigara içmek yasak’’ dedi.

Son Sigara Zamlarını Alkışlıyoruz Sigara fiyatlarındaki artışın sigara kullanımının azalmasına İÜ İstanbul Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı göreceli olarak olanak sağladığını belirten Balcı, ‘’Fakat Adaöğretim üyesi Prof. Dr. Zeki Kılıçaslan, fakülte bünyesindeki na’daki bir avukat arkadaşımdan şimdi mesaj aldım. ‘Sigara Sigara Bırakma Polikliniğinde 15 yıldan beri sigara bağımlızammı hiç de çare değil, iki gündür Adana’da korkunç bir 68 2011 Kasım


lığına karşı çalışmalar yaptıklarını söyledi.

elde ettiklerini anlattı.

Kılıçaslan, yasal düzenlemelerle birlikte Türkiye’nin gelişmekte olan ülkelerdeki sigara artış trendini kırmaya başladığını ifade ederek, sigara yasağının açık alanlarda da uygulanması gerektiğini vurguladı.

Öğrencileriyle Sigara İçen Hocalar

İÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Kamil Adalet de ‘’İstanbul Tıp’ta Dumansız Hayat’’ projesinin üniversite hastaneleri için çok önemli bir adım olduğunu belirterek, asistanlığı döneminde Sigaraya karşı en etkili çözümün zam olduğunu belirten Kılı- vaka toplantılarında hocaların öğrencileriyle birlikte hastaçaslan, ‘’Son zamanlarda yapılan sigara zamlarını alkışlama- nın başında sigara içtiklerini, bugün gelinen noktanın çok mız gerekiyor. Biz daha önceki zamları da alkışladık. Çünkü önemli olduğunu söyledi. sigara fiyatları içimi çok etkiliyor. Fiyatlar arttıkça, gençler İÜ İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Bilgin daha az sigara içiyor’’ dedi. Saydam da hastane bahçesinde belirlenen alanların kullaKılıçaslan, sigarayı bırakmanın insanın kendi iradesinde ol- nımının önümüzdeki günlerde işlevsel hale geleceğini kayduğunu kaydederek, İÜ İstanbul Tıp Fakültesi Sigara Bırak- dederek, bu uygulamanın insanları sigara bırakmaya teşvik ma Polikliniğine başvuran 880 bağımlıda yüzde 25 başarı edeceğini anlattı. İstanbul - Yeşilay yöneticilerinden Mehmet Sırrı Arvas, Maltepe Kaymakamı Ahmet Okur’u makamında ziyaret etti. Anadolu yakasında yapılan çalışmaları anlatan Arvas, “Maltepe’de yeni dönemde Yeşilay bayrağı daha güçlü dalgalanacak. Yeşilaycılığı hayatın içine katmaya, günlük yasamda daha çok insanların gündemine getirmeye çalışıyoruz. Özellikle çocukların ve gençlerin üye olurken kendilerini ayrıcalıklı hissedecekleri bir kurum oluyoruz. Hazırladığımız materyallerimizde sloganlarımızla, promosyonlarımızla, aktif ve canlı bir kurum oluyoruz.” dedi. Geçtiğimiz eğitim-öğretim döneminde ihtiyaç sahibi öğrencilere yönelik eğitim ve kırtasiye yardımlarının devam ettiğini belirten Arvas, Yeşilay’ın sağlıklı yasama kültürünü bir yaşam tarzı olarak benimsetmeye çalıştığını ifade etti. Kaymakam Okur: “Yeşilay’ın çalışmalarına destek olmak hepimizin görevidir. Eskiden hatırladığım kadarıyla ilçe kaymakamları, valiler Yeşilay’ın fahri başkanları da sayılırdı. Bu uygulamayı yeniden düşünebilirsiniz” diye konuştu. Kaymakam Okur, “Okullarda verdiğiniz seminer, tiyatro ve benzeri çalışmaları duyuyoruz. Dağıttığınız materyaller ilgi ile takip ediliyor.” dedi.

YEŞİLAY’DAN MALTEPE’YE ZİYARET

69 www.yesilay.org.tr


HABERLER

NEVŞEHİR BULUŞMASI

Nevşehir Valisi Ziyareti Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Av. Muharrem Balcı, Nevşehir’deki temaslarına valilik ziyaretiyle başladı. Nevşehir valisi Abdurrahman Savaş’ı makamında ziyaret eden Balcı, vali ile bir süre sohbet etti. ÖTV zammından açılan konu üzerine Balcı: “Bu zamlar tiryakiler dikkate alınarak yapılmış zamlar değil, keşke öyle olsa. Biz sadece zamlarla bağımlılıkların azaltılacağına inanmıyoruz” dedi. Vali Savaş da, bir şeye bağımlı yaşamanın insan onuruna ve iradesine yakışmayan bir davranış olduğunu, kendisinin de üniversite yıllarında başladığı sigarayı 1999 yılında bıraktığını söyledi. Ziyaretin anısına vali Savaş, Balcı’ya Avanos yöresine özgü bir tabak hediye etti. Balcı da Vali Savaş’a plaket takdim etti.

Nevşehir İl Emniyet Müdürü Ziyareti Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Av. Muharrem Balcı ziyaretine il emniyet müdürüyle devam etti. Genel başkan Balcı ve Yeşilay Nevşehir İl Temsilcisi Şahin Güneş, Nevşehir İl Emniyet Müdürü Dr. Ömer Durulkan’ı makamında ziyaret etti. İl Emniyet Müdürü Durulkan ziyaretten memnun kalarak topluma zarar verecek tüm bağımlılıklara karşı emniyetin seferber olduğunu ve mücadele ettiğini ve her zaman da edeceğini vurguladı. Günün anısına Genel Başkan Balcı Nevşehir İl Emniyet Müdürü Dr. Ömer Durulkan’a teşekkür plaketi sundu.

Ziyaretin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Balcı, sigara ve alkole gelen zammın bu maddelerin fiyatlarının arttırılması için yapılmadığını, zammın ÖTV zammı olduğunu, diğer lüks tüketim mallarına da yansıdığını belirtti. Balcı, “Sigara zammını tek başına veya alkole yapılan zammın tek başına bu bağımlılıkları azaltacağını düşünmüyorum” diye konuştu. Nevşehir Belediyesi Ziyareti Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Av. Muharrem Balcı, Nevşehir İl Temsilcisi Şahin Güneş ve Ankara Yeşilay Şube Başkanı Şemsettin Toprak Nevşehir belediyesini ziyaret etti. Genel başkan Balcı ve beraberindekileri Nevşehir Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Kaya karşıladı. Yeşilay faaliyetlerini anlatan Genel Başkan Balcı konuşmasında, bağımlılıklarla mücadele konusunda özellikle belediyelerin önemli rol oynadığını, bu konuda belediyelerin çeşitli etkinlikler yaparak özellikle gençleri bu bağımlılıklardan uzak tutması gerektiğini kaydetti. Ziyaret sonunda Genel Başkan Balcı, Nevşehir Belediye Başkanı Hasan Ünvere’e sunulmak üzere Başkan Yardımcısı Yusuf Kaya’ya Yeşilay teşekkür plaketini takdim ederken, Başkan Yardımcısı Kaya da Genel Başkan Balcı’ya vazo hediye etti.

Nevşehir Anadolu İmam Hatip Lisesi Konferansı Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı, Av. Muharrem Balcı Nevşehir Anadolu İmam Hatip Lisesi Öğrencilerine Zararlı Bağımlılıklar konulu bir konferans verdi. Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Av. Muharrem Balcı, beraberinde Nevşehir Yeşilay Temsilcisi Şahin Güneş ve Ankara Yeşilay Şube Başkanı Şemsettin Toprak ile birlikte katıldığı Nevşehir

70 2011 Kasım


Anadolu İmam Hatip Lisesi ziyaretinde öğrencilere ” Zararlı Alışkanlıklar ve Bağımlılıklar” konulu konferans verdi. Konferansa Nevşehir Milli Eğitim Müdürü Harun Fatsa da katıldı. Konferans bitiminde Nevşehir Anadolu İmam Hatip Lisesi Müdürü Mustafa Kılınç günün anısına Yeşilay Genel Başkanı Av. Muharrem Balcı’ya hediyesini takdim etti.

riyle Avrupa’nın da üstünde bir standartta fiziksel, ruhsal ve yaşlı hastalara hizmet veriyor olduğunu görmek beni gerçekten çok mutlu etti ve duygulandırdı.” dedi. Genel başkan Balcı, ziyaretin sonunda Bakım Merkezi Müdürü Temel Poyraz’a Yeşilay’ın armasını taşıyan rozeti yakasına taktı. Nevşehir Üniversitesi’nde Bağımlılıklarla Mücadelede Yeşilay’ın Rolü Konferansı Nevşehir Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Konferans Salonu’nda düzenlenen ve Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Muharrem Balcı’nın konuşmacı olarak katıldığı konferansa, Nevşehir Valisi Abdurrahman Savaş NEÜ Rektörü Prof Dr. Filiz Kılıç, öğretim üyeleri ve öğrenciler de katıldı. Balcı, konferansta, bütün dünya insanlığının bağlılık sendromu ile karşı karşıya olduğunu belirterek, bağlılık sorununun üstesinden topyekûn yapılacak mücadelenin verilmesi ile başarılı olunabileceğini söyledi.

Rehabilitasyon Merkezi Ziyareti Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Av. Muharrem Balcı beraberinde Nevşehir Yeşilay İl Temsilcisi Şahin Güneş ve Ankara Yeşilay Şube Başkanı Şemsettin Toprak ile Nevşehir ili Çat kasabasında bulunan Büşra ve Poyraz Bakım Merkezi’ne ziyaret gerçekleştirdi. Büşra ve Poyraz Bakım Merkezi Genel Müdürü ve sahibi Temel Poyraz tarafından karşılanarak misafir edildi. Bir süre sohbet edildikten sonra Genel Başkan Balcı ve beraberindekiler bakım merkezindeki hastaları yerinde ziyaret ederek, onlara moral verdiler. Bakım merkezini ve hastalara gösterilen yakın ilgiyi dile getiren Genel Başkan Balcı, “öncelikle Türkiye ve Avrupada birçok bakım merkezi gördüm, Büşra ve Poyraz Bakım merkezi tam anlamıyla Avrupa standartlarında hatta bazı bölümle-

Son yıllarda erkek sigara bağımlılarında doygunluğa ulaşma olduğu için fazla bir artış olmadığını fakat kadınların sosyoekonomik şartları iyileştikçe bağımlılık oranlarında da artış görüldüğünü belirten Balcı, küresel şirketlerin özellikle son yıllarda kadınları hedef aldığını savundu. Göreve başladıktan sonra ilk 8 ayında sigara ve alkol satan küresel şirketlerin insanlık suçu işlediğini ısrarla savunduğunu kaydeden Balcı, “Bu şirketler direkt anne rahmini hedef alıyor. Ülkemizde kadınlarda doğurganlık oranının düşmesinin sebeplerinden biri de bu. Bu insanlık düşmanları diğer bir ana rahmi olan üniversiteleri de hedef almış durumda” dedi. Ödül Töreni Nevşehir Üniversitesi (NEÜ) tarafından düzenlenen “Madde Bağımlılığına Karşı Söz Sende” konulu şiir ve resim yarış-

71 www.yesilay.org.tr


HABERLER

masında dereceye girenlerin ödülleri düzenlenen törenle verildi. Kapadokya Kültür ve Sanat Merkezinde düzenlenen ödül törenine Vali Abdurrahman Savaş, Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Muharrem Balcı, NEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Çetin Pekacar, Emniyet Müdür Yardımcısı Akın Kırımtay, eğitimciler ve öğrenciler katıldı. Törende konuşan Vali Savaş, bir maddeye bağımlı olan insanların özgürlüklerini yitirmesi anlamına geldiğini ve bunun üniversite gençliğine yakışmayacağını belirtti. Türkiye Yeşilay Cemiyeti Başkanı Balcı da, üniversitelerde böyle etkinliklerin düzenlenmesinin son derece önemli olduğunu ve kendisinin de bu yarışmadan dolayı çok mutluluk duyduğunu belirtti. İki gündür Nevşehir’de farklı etkinliklere katıldığını ve Nevşehir’de bağımlılığa karşı belli bir duyarlılığın oluştuğunu yakından gördüğünü kaydeden Balcı, üniversiteleri, sivil toplum kuruluşlarını bağımlılıklarla mücadele için bir araya gelmesinin de gelecek için umut verici olduğunu ifade etti. Konuşmaların ardından dereceye giren öğrencilere ödülleri Vali Savaş, Genel Başkan Balcı ve Pekacar tarafından verildi Resim dalında orta öğretim kategorisinde birinci Halil Çakır (Sessiz Çığlık), ikinci Bahar Akdeniz (Karanlık Uyku), üçüncü Derin Uludağ (Karşı Koymak) elde ederken, Mutluhan Tarhan (Kayboluş) mansiyon ödülüne, Sümeyye Ergin (Acı Dönüşüm) de jüri özel ödülüne layık görüldü. Resim dalında Üniversite kategorisinde, birinci Ahmet Altun (Seni Unuttum), ikinci Tahir Karakaya (Madde Bağımlılığı), üçüncü İsmail Mercan (Uyuşturucu ve Aile), Şiir dalında orta öğretim kategorisinde birince İlknur Şaşma (Yakma Çocuk), ikinci Kübra Oğurtanı (Kafes), üçüncü Serhat Bayrak (Maneviye Bağlanmak), Şiir dalında Üniversite kategorisinde, birinci Saim Karahacıoğlu (Dünyamın Katilleri), ikinci Adem Kalaç (Dilenci), üçüncü Özkan Özyurt (Ölü Bir Çocuğun Gözünden Notlar) oldu.

72 2011 Kasım


AVRASYA MARATONU

İstanbul - Bu yıl 33’üncüsü düzenlenen Avrasya Maratonu 16 Ekim’de koşuldu. Soğuk ve yağışlı havaya rağmen yaklaşık 100 bin kişinin katıldığı Halk Yürüyüşü’nde Türkiye Yeşilay Cemiyeti de yer aldı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın startı vermesiyle sabah saat 9.30’da halk yürüyüşü başladı. Yaklaşık 100 bin kişinin katıldığı yürüyüşte yer alan Yeşilay gönüllüleri büyük ilgi gördü. Üzerinde Türkçe ve İngilizce “Bağımlı Olma Özgür Ol” yazan 33 metrelik bir pankart açan Yeşilay Gönüllüleri, Boğaziçi köprüsünden yürüyerek geçti. Vatandaşlar destek ve tebrikleriyle büyük ilgi gösterirken, pankartı birlikte taşımak için adeta sıraya girdi. Bağımlılıkla ilgili sloganların da atıldığı yürüyüşte, bazı bağımlılar sigara paketlerini imzalayıp sigarayı bırakma sözü vererek, sigara paketlerini Yeşilay Gönüllülerine teslim etti.

BİR ÇINARIN İKİ DALI BULUŞTU İstanbul - Yeşilay’ın ilk başkanı Prof. Dr Mazhar Osman’ın kurduğu iki kurumun yöneticileri bir araya geldi. Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Muharrem Balcı, Yeşilay’ın ilk başkanı Prof. Dr. Mazhar Osman’ın 1924’te kurulmasına öncülük ettiği Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ni ziyaret etti. Başhekim Doç. Dr. Erhan Kurt tarafından karşılanan Balcı, “Bağımlılıkla mücadele alanında aynı zeminde çalıştığımız bu kurumu ziyaret etmek beni son derece mutlu etti” dedi. Yeşilay Felaketten Önce Bağımlılık alanında mücadele eden iki kurumun işbirliği imkânlarının ele alındığı görüşmede Balcı, “Biz bağımlılık felaketi başlamadan önce uyarmaya çalışıyoruz. Sizler de bağımlılığı tedavi etmeye çalışıyorsunuz. Bu gayretlerimiz, iki kuruma güç vermeli” dedi. Doç. Dr. Erhan Kurt ise Yeşilay Cemiyeti’nin son aylarda gösterdiği gayreti takdirle izlediklerini belirterek, “Bu iki kurumun güç birliği yapması kaçınılmazdır” şeklinde konuştu. Bizler Bağımlılıkla Mücadele Ediyoruz Bağımlıların, zararlı olduğunu bilmelerine rağmen, ego bütünlüğünü korumak için savunmalar geliştirdiklerini anlatan Kurt, “Bağımlılık temelde ruhsal bir durum. Bağımlılık dolayısıyla oluşan hastalıklar ise bu durumun sonucudur. Göğüs hastalıkları bölümleri bağımlılığın so-

nuçlarını tedavi etmeye çalışırken, bizler bağımlılığın kendisiyle mücadele ediyoruz” dedi. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi bünyesindeki AMATEM’e günde 150 başvurunun olduğunu belirten Kurt, kendi isteğiyle bağımlılıklarından kurtulmak isteyen herkese yardımcı olmaya çalıştıklarını söyledi. Kötü Çocuk Yoktur, Kötü Ebeveyn Vardır Ailelerin çocuklarıyla zaman geçirmelerini de isteyen Kurt, “Çocuklarını takip edemeyen aileler, onların yanlış yollara gidip gitmediklerini anlayamazlar. Bunun için çocuğunuzla zaman geçirin. Yeterince ilgi görmeyen çocukların madde kullanması sadece bir sonuçtur. Zaten kötü çocuk yoktur, kötü anne baba vardır” dedi.

73 www.yesilay.org.tr


HABERLER

BİRA FESTİVALİNE EN BÜYÜK TEPKİ YEŞİLAY’DAN Antalya - Türkiye Yeşilay Cemiyeti, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin tanıtım desteği verdiği ve bu yıl 3.’sü düzenlenen Almanların Hasat Bayramı olarak bilinen “Oktoberfest” festivalini protesto için belediye önüne siyah çelenk bıraktı. Büyükşehir Belediyesi önünde bir açıklama yapan Yeşilay Cemiyeti Başkanı Av. Muharrem Balcı, ilk yıldan bu yana ölümlere, kavgalara ve türlü çirkinliklere neden olan Bira Festivali’nin tüm uyarılara rağmen Belediye Başkanı CHP’li Mustafa Akaydın’ın yoğun desteğiyle sürdüğünü söyledi. Antalya’da düzenlenen Oktoberfest kutlamalarında biranın çok düşük fiyatlara satılarak bira tüketiminin teşvik edildiğini ve başka ülke kültürlerinin bu festivalde özelliklere gençlere dayatıldığını öne süren Balcı, bu yıl 3.sü düzenlenen festivalin her yılında bir ölüm vakasının yaşandığını söyledi.

eden alkol kullanımını azaltmaya çalışırken, ülkemizde bunu teşvik eden festivalin amacı nedir?” Aynı zamanda festivalin duyuru afişlerinde ‘+18’ ibaresi bulunduğunu ve böylece Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Apaydın’ın organizasyonun tehlikeli olabileceğini kendisinin de teyit etmiş olduğunu savunan Cemiyet Başkanı Muharrem Balcı, “Alkol kullanmayı çağdaşlık göstergesi ve herkesin kendi tercihi gibi sunarak olağanlaştırmaya çalışmak, bütün halka ve özellikle tertemiz zihinlere sahip gençliğe düşmanlıktır” dedi. ‘DESTEĞİ SONA ERDİRİN’ ÇAĞRISI

Belediyelerin asli görevinin vatandaşlarını spora, müziğe ve sanata yönlendirmek olduğunu kaydeden Başkan Balcı, çağdaşlığın da ancak bu sayede sağlanabileceğini belirterek, Antalya’da bugün başlayacak festivale Antalya BüyükBugün başlayacak festivalde can kayıpları yaşanmamasını şehir Belediyesi desteğinin sona erdirilmesini talep etti. temenni ettiklerini, fakat alkolle uyuşturulmuş beyinlerin ne Türkiye Yeşilay Cemiyeti’nin açıklamasının ardından bir vatür taşkınlıklara neden olacağını kimsenin bilemeyeceğini tandaş, Antalya’da düzenlenen festivalin son derece düzeyli savunan Muharrem Balcı, şunları söyledi: “Düzenlenen bu bir etkinlik olduğunu belirterek, itirazda bulundu. Polemiğe festivali bir turistik etkinlik olarak lanse etmenin bir mantığı girmek istemediğini belirten Cemiyet yönetimi itiraza cevap yoktur. Çünkü ülkemizi ziyaret eden turistler kendi kültürle- vermezken, açıklama Büyükşehir Belediyesi’ne siyah çelenk rini değil, bu toprakların ve coğrafyanın kültürünü görmeye, bırakılmasıyla sona erdi. Daha sonra Yeşilay yönetimi, cemihavasından, suyundan, denizinden, kumundan yararlanma- yet yayınlarından ‘Alkol Esareti ve Sağlık Sorunları’ adlı kitaya geliyor. Dolayısıyla onların kültürlerinde yer alan Hasat bı Başkan Akaydın’a verilmesi için Genel Sekreter Yardımcısı Bayramı’nı Antalya’ya taşımak turizm açısından bir anlam Bayram Özen’e teslim etti. ifade etmez. Tüm Avrupa ülkeleri toplum sağlığını tehdit 74 2011 Kasım


YEŞİL BİSİKLET TÜRKİYE TURUNA DEVAM EDİYOR Yeşilay’ın sponsorluğunda İstanbul’dan Kars’a, Kars’tan İstanbul’a yaklaşık 5 bin kilometre yol kat ederek, madde bağımlılığına dikkat çekmek ve kamuoyu oluşturmak amacıyla bisiklet turuna çıkan, Gezegen Cemal lakaplı dağ bisikleti sporcusu Cemal Azmi Başkaptan, Türkiye turuna devam ediyor.

adım atmasına fayda sağlamak hepsinden önemli. Bu bir teşvik çalışması. Zararlı maddelere dikkat çekiyorum. Gezi boyunca ise bisiklet yollarının az olduğunu gördüm. Yerel yönetimlerin özellikle bisiklet yollarına önem göstermelerini istiyorum” dedi.

“Sağlıklı Yaşam İçin, Sağlıklı Çevre” sloganıyla, Yeşilay’ın sponsorluğunda Türkiye’nin tüm şehirlerinin ilk yarı turunu bisikletle gezen Yeşilay gönüllüsü Gezegen Cemal diye tanınan ve aslen Çayelili olan Cemal Azmi Başkaptan Rize’ye de ulaştı. Beraberinde, Rize Yeşilay Temsilcisi Bayram Ali Kavalcı ile birlikte, Yeşilay Gönüllüsü olan Rize Belediye Başkanı Halil Bakırcı’yı makamında ziyaret ederek, bağımlılığa karşı bisikletle yürütmüş olduğu gezi turuyla ilgili bilgiler aktardı. Rize Belediye Başkanı Halil Bakırcı ise ”Gezegen Cemal 5 bin kilometrelik seyahatinin180. kilometresinde Samsun’a olarak, bisikletle sağlıklı yaşam, sağlıklı çevre için pedal ulaşan Başkaptan, “Sağlıklı bireyler için pedal çeviriyoruz. çevirdiğiniz bu tur nedeniyle sizi tebrik ediyorum. Bundan Uzun bir yola çıktım ama birçok kişinin sağlıklı yaşam için sonraki tur gezilerinin sağlıklı, kazasız ve başarılı geçmesini diliyorum” dedi. Tur kapsamında ziyaret ettiği 34 ilden biri olan Düzce’ye gelen Cemal Azmi Başkaptan burada Yeşilay Düzce Temsilcisi Özcan Çakmakçı ve Düzce Bisikletliler Derneği Başkanı Nizamettin Ulaş tarafından karşılandı. Düzce’de Yeşilay temsilcisi ile Vali Yardımcısı Miktat Alan’ı makamında ziyaret ederek amacının madde bağımlılığına dikkat çekmek ve bisiklet yollarının yapılması için görüşmelerde bulunmak olduğunu söyledi.

YEŞİLAY BAŞKANI KIRŞEHİR CEZAEVİ’NDE Kırşehir - Yeşilay Genel Başkanı Av. Muharrem Balcı, “Türkiye Buluşmaları” kapsamında 22 Ekim Cuma günü Kırşehir’i ziyaret etti. Kırşehir Cezaevi’ni de ziyaret eden Balcı, mahkumlarla bir araya geldi.

Konferansta, madde bağımlılarının tamamen suçlanamayacağını, bağımlılık üreticilerinin insanlığa karşı suç işlediklerini, asıl suçlanması ve mücadele edilmesi gerekenin insanlık düşmanlarının olduğunu ifade etti.

Kırşehir Başsavcısı Sayın Mehmet Şahin’in daveti ve Yeşilay Kırşehir Temsilcimiz Sayın Müşerref Acer organizatörlüğünde Kırşehir Başsavcılığı’nın daveti üzerine Balcı Kırşehir Açık Cezaevinde “Madde Bağımlılığına karşı Mücadelede Yeşilay” konulu konferans verdi.

Başsavcılık ve Cezaevi yönetiminin “Sigarayı at, altını kap” kampanyasında sigarayı bırakanlara Yeşilay Başkanı ve Başsavcı tarafından çeyrek altın ve benzeri ödülleri takdim edildi.

75 www.yesilay.org.tr


HABERLER

YEŞİLAY’DAN GÜNGÖREN VE BÜYÜKÇEKMECE’YE ZİYARET İstanbul - Yeşilay Yönetim Kurulu Üyesi M. Sırrı Arvas, Güngören Kaymakamı Seyfettin Azizoğlu ve Büyükçekmece Kaymakamı İsmail Gündüz’ü makamında ziyaret etti. Bölgede yapılacak Yeşilay çalışmalarını değerlendiren yetkililer, çocukları ve gençleri spor, sanat ve kültür faaliyetlere yönlendirici çalışmalar yapılması konusunda mutabakat sağladılar. Geçtiğimiz yıllarda ülke çapında düzenlenen Yeşilay resim, karikatür, şiir, kompozisyon, slogan yarışmalarının tekrar yapılmasının faydalı olacağı da belirtildi. Ayrıca, geçen dönem Yeşilay’ın tiyatro ve seminerlerinin de bölgede etkili olduğu ve bu tür faaliyetlerin Yeşilay’ı gençlerin gün-

demine getirdiği değerlendirildi. Geçtiğimiz yıllarda ihtiyaç sahibi öğrencilere dağıtılan eğitim materyallerinin de yerine ulaştığı, Yeşilay’ın mesajlarının evlere, ailelere kadar genişlediği kaydedildi. Arvas, bu yıl da benzer çalışmalar yapmak istediklerini belirtti. Büyükçekmece Kaymakamı İsmail Gündüz, Türkiye’de bir ilke imza atarak, kaymakamlık binasında bir kafe yaptıklarını, vatandaşların tapu ve benzeri dairelerde işlemlerini yaparken, bekleme süreci içinde bu kafede oturduklarını ve kafenin gelirinin de muhtaç ailelere dağıtıldığını belirtti.

YEŞİLAY’DAN EYÜP VE GAZİOSMANPAŞA’YA ZİYARET İstanbul - Yeşilay Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Sırrı Arvas Eyüp Kaymakamı Osman Kaymak ve G.O. Paşa Kaymakamı Seddar Yavuz ile görüşerek, Yeşilay’ın çalışmaları hakkında bilgi verdi. Eyüp Kaymakamı Kaymak: “Eyüp ilçemizde geçen yıl belediye ile birlikte Yeşilay haftasını geniş bir katılım ile kutlamıştık. Bu yıl da sanırım benzer bir çalışma yapıla-

cak. Yeşilay ile birlikte hareket etmek, toplum sağlığı açısından hepimizin görevi” dedi. G.O Paşa Kaymakamı Seddar Yavuz ise, Yeşilay’ın toplumun bütün kesimlerini kucaklaması gerektiğinin altını çizerek, halk sağlığı alanında bir şemsiye gibi bütün kurumların mutabakat sağlayabileceği bir kurum olduğunu ifade etti.

76 2011 Kasım


GAZİKENT ÖĞRENCİLERİ YEŞİLAY’LA HAREKETLENİYOR

Gaziantep - Gazikent Üniversitesi, “Toplumsal Duyarlılık Projeleri” dersi kapsamında birçok öğrenciyi farklı konularda sosyal sorumluluk projesiyle güzel çalışmalara yönlendiriyor. Hukuk Fakültesi’nde TDP dersini veren Yard. Doç. Dr Nagehan Kırkbeşoğlu, bir grup öğrenciyle bağımlılık konusu üzerinde proje gerçekleştirmek üzere Yeşilay İl Temsilcisi Fatih Tamer ile bir araya geldi. Kısa bir sunumla öğrencileri Yeşilay ve faaliyetleri konusunda bilgilendiren Tamer, kısa zaman içerisinde üç üniversite (Gaziantep Üniv. Gazikent Üniv. ve Zirve Üniv.) öğrencileriyle birlikte oldukça ses getirecek projelere imza atabileceklerini belirterek, üniversitenin ilk senesi itibariyle Yeşilay ile yapılacak projelerle tüm öğrencilerin gelecekte karşılaşacakları sorunlara karşı önlem almış olacaklarını kaydetti.

lara karşı yapılacak mücadeleye destek verilmesi halinde kısa süre içinde ciddi sonuçlar alınacağını da belirtti. Kapitalist tüketim ahlakının insanları sebepsiz ve anlamsız tüketimlerle bağımlı hale getirdiğini, bu gidişata dur demek için temel bakış açılarının değiştirilmesi gerektiğini belirten Tamer, Gazikent öğrencilerine Yeşilay Topluluğu kurulması ve faaliyetler konusunda önerilerde de bulundu.

Öğrencilere sigara, alkol,uyuşturucu, internet bağımlılığı Proje görevlisi Kırkbeşoğlu da, Yeşilay topluluğunun kurulave kumar gibi tehlikeli sorunlar hakkında bilgi veren Tamer, rak aktif faaliyetlere başlanacağını belirterek bu alanda göYeşilay’ın mücadelesinin zehir tacirlerinin olduğunu ve bun- rev alacak gönüllü öğrencilere çağrıda bulundu.

ANKARA’DAKİ KIRŞEHİRLİ KADINLAR BAĞIMLI MADDELERE KARŞI SAVAŞ AÇTI Ankara - Ankara’daki Kırşehirliler Vakfı Kadın Kolları, bağımlı maddelere karşı Ankara Yeşilay Şubesi ile ortak çalışmalar başlattı. Kırşehirliler Vakfı Kadın Kolları Başkanı Av. Sevilay Aslan Dirliktutan ve yönetim kurulu üyeleri yeni eğitim-öğretim döneminin başlaması ile bir araya gelerek ‘mücadele’ programı hazırladılar Ankara’daki Kırşehirliler Vakfı Kadın Kolları Başkanı Av. Sevilay Aslan Dirliktutan ile Başkan Yardımcısı Yeter Metindoğan ve yönetim kurulu üyeleri her ay bilinçlendirme toplan- sayı yeniden düzenleyerek gençleri ve çocukları tehlikeden tısı düzenleyeceklerini ve bu konuda Yeşilay Cemiyeti’nden korumuş olduğunu ifade etti. destek alacaklarını söylediler. Alkolün zararlarına da değinen Toprak; “ Alkol insanları suça Kadın Kolları, her ay düzenli olarak yapılacak toplantılarına sürüklemektedir. Ortalama Türkiye’de suçların %70’i alkolbir konuk alarak bayanlara yönelik bilinçlendirme toplantısı den meydana gelmektedir”. Alkollü insanı bir örnek ile anlatan Toprak, ‘Hiç normal insanın klozete kafasını soktuğunu düzenleyecek. Ankara’daki Kırşehirli Kadınlarının ilk toplantılarının konuğu gördünüz mü? Sokakta kıyıda, köşede yattığını gördünüz ise Türkiye Yeşilay Cemiyeti Ankara Şube Başkanı Şemşettin mü? Bütün bunları sadece alkol yaptırır. Alkol insanları deToprak oldu. Toprak, toplantıya katılanlara zararlı bağımlılık- ğersiz kılar’ dedi. İnternet alışkanlığının çok kötü olduğunu hatta ölümlere neden olduğunu da belirten Toprak, özellikle anne babaları uyararak, çocuklara özel internet odaları temin etmemelerini vurguladı. Başkent’teki Kırşehirli Kadınların Başkanı Av. Sevilay Aslan Dirliktutan ise zararlı alışkanlıklar ve bağımlılıklar konusunda toplantıya katılanları bilgilendirdiği için Yeşilay Ankara Şube Başkanı Şemsettin Toprak’a teşekkürYeşilay Ankara Şubesi Başkanı, hükümetin 4207 sayılı ya- lerini sundu. lar noktasında bilgiler verdi. Başkan Toprak, özellikle sigara bağımlılığı üzerinde durarak her yıl sigaradan 100 civarında ölümün gerçekleştiğini belirterek, tütünün zehrine değinerek, tütünü hiç bir hayvanın yemediği gibi koklamadığını, çok güçlü zehirden dolayı tarlasına bile giremediğini, fakat halkımızın canını hiçe sayarak sigarayı tükettiğini ve hayatını tehlikeye attığını söyledi.

77 www.yesilay.org.tr


HABERLER

GÜNLÜOĞLU: “SİGARA İÇEREK BAŞKASINA ZARAR VERMEK ÖZGÜRLÜK OLAMAZ” Mardin - Türkiye Yeşilay Cemiyeti Mardin Temsilciliği, Selahattin Eyyubi Erkek Öğrenci Yurdu’nu ziyaret ederek öğrencilere sigara ve bağımlılıklar hakkında bilgi verdi. Mardin İl Temsilcisi Lütfü Günlüoğlu ve Yeşilay üyesi Bünyamin Ağalday yurtta kalan öğrencilere Yeşilay’ın mücadele alanları hakkında sunum yaparak, öğrencilere sigaranın zararlarını anlatan kısa bir film izlettirdi. Yurtta kalan öğrencilere böyle bir sunumun yapılmasında katkı sağlayan herkese teşekkür eden Yeşilay İl Temsilcisi Günlüoğlu, Yeşilay’ın kapsamı dâhilinde olan bütün kötülüklerin terk edilmesini isteyerek, “başkasına zarar vermek suretiyle hiçbir özgürlük olamaz. Allah bu bedeni bize ema-

net vermiştir, biz istediğimiz gibi kullanamayız, bunun hem maddi hem manevi sorumluluğu vardır” açıklamasını yaptı. Etkinlik çocuklarla hep birlikte çekilen hatıra fotoğrafı ile son buldu.

MARDİN GENÇLİK VE SPOR MERKEZİ’NDE YEŞİLAY SUNUMU Mardin - Türkiye Yeşilay Cemiyeti Mardin İl Temsilciliği, Mardin Gençlik ve Spor Merkezi’ni ziyaret etti. Gençlik Spor Merkezi’nde satranç öğrenen çocuklara Mardin İl Temsilcisi Lütfü Günlüoğlu beraberinde Yeşilay üyeleri Gazi Yıldız, Bünyamin Ağalday ve Orhan Günlüoğlu ile birlikte sunum yaparak Yeşilay’ın mücadele alanına giren sigara, alkol, uyuşturucu, madde ve teknoloji bağımlılığının zararlarını anlattı. “Felaket Öncesi Tedbir Alınmalı” Bu etkinliğin yapılmasında katkısı bulunan Mardin Satranç İl Temsilcisi Fahri Ar’a teşekkür ederek konuşmasına başlayan Yeşilay Mardin Temsilcisi Lütfü Günlüoğlu özetle şunları söyledi: “Gençlerimiz bizim için çok önemlidir. Gençlerin kötü-

lüklerden uzak durarak sağlıklı yetişmesi Yeşilay’ın öncelikli amaçları arasındadır. Biz cemiyet olarak gelecek tehlikelere karşı çocuklarımızı uyarıyoruz, gerekli tedbirleri alıyoruz. Şimdiden alınacak her tedbir, sonradan alınacak yüz tedavi edici tedbirden iyidir. Felaket öncesi tedbir almak gerekir. Biz bunun için varız. Bu yolda gereken ne ise imkânlarımız ölçüsünde yapmaya çalışacağız. Ben ve yanımdaki genç üye arkadaşlarım gençlerimizin kötülüklerden uzak durması için elimizden geleni yapacağız”. Bundan sonra da gençlerimize yönelik etkinliklerini devam ettireceklerini ifade eden Günlüoğlu, bu organizasyonun oluşmasında emeği geçen Satranç İl Temsilcisi Fahri Ar ve diğer yetkililere teşekkür ederek, çocukların spor ile ilgilenmelerinden duyduğu memnuniyeti ifade etti.

78 2011 Kasım


TARAKLI BELEDİYE BAŞKANINI ZİYARET

KARİKATÜR SERGİSİ İstanbul - Yeşilay Yönetim Kurulu Üyesi Uluslararası Karikatür Sanatçısı Doç. Dr. Vehbi Altunçul 11. kişisel karikatür sergisini Bezmialem Vakıf Üniversitesi’nde açtı. Daha çok sağlık konusu ağırlıklı olan karikatürlerin yer aldığı serginin açılışı 12 Eylül 2011’de yapıldı. Yoğun ilgi gören serginin açılışına Bezmialem Vakıf Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Yüksel, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Ahmet Belce ve çok sayıda akademisyen katıldı. İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü Öğretim Üyesi Havva Altunçul da bu etkinlikte eşi Doç. Dr. Vehbi Altunçul’u yalnız bırakmadı.

İstanbul - Yeşilay Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Vehbi Altunçul ülkemizin en az alkol tüketilen beldelerin başında gelen Sakarya’nın Taraklı İlçesi Belediye Başkanı Sayın Tacettin Özkaraman’ı ziyaret etti. Özellikle gençlerin her türlü kötü alışkanlıklardan uzak durması için belediye adına birçok etkinlik çalışmalarının olduğunu söyleyen Özkaraman: “ Gençlerimizi bu illetlerden kurtarmak için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Gençlerimizi, sanata, spora, musikiye yönlendirmeye yönelik çalışmalarımız sürüyor” diyerek bu konudaki hassasiyetlerini belirtti. Bu çalışmaların belde açısından takdir edici bir durum olduğunu belirten Doç. Dr. Vehbi Altunçul bu başarılı çalışmaların diğer beldelere de örnek olmasını dileyerek Taraklı Belediye Başkanı Sayın Tacettin Özkaraman’ı çalışmalarından dolayı tebrik etti.

YEŞİLAY ÇOCUKLARLA BULUŞTU İstanbul - Yeşilay Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Vehbi Altunçul Cerrahpaşa Tıp Fakültesi yuvasında çocuklara Yeşilay ve hayvan sevgisine aşılamaya yönelik bir etkinlik yaptı. Çocukların anne ve babalarının sigara kullandıklarını söylemesiyle onlara nasihatte bulunan Altunçul, çocuklardan anne ve babalarına ”Bugün bize bir doktor amca geldi, sigaranın çok zararlı bir alışkanlık olduğunu ve bu alışkanlıktan derhal kurtulmanız gerektiğini” söylemelerini istedi. Karşılıklı duygu ve düşüncelerin ifadesiyle süren etkinliğin sonunda Altunçul, çocuklara çerçeveli bir karikatürünü hediye etti.

79 www.yesilay.org.tr


HABERLER

80 2011 Kas覺m


KÜLTÜR-SANAT

Kreş eken huzurevi biçer. Arpa ekilen topraktan buğday biçildiği görülmemiştir, ne ekersen onu biçersin. İnsan kişisel hayatının çevriminde yaşlanınca çocuklaşır; bakıma, şefkate ve sıcak aile ortamına muhtaç olur. ‘Çalışma hayatı, daha çok gelir ve kariyer’ diye kreşe verilen çocuklar, büyüyüp de anne ve babalarını huzurevine verdiklerinde onlar da ‘Anne, baba, kusura bakmayın biz de çalışmak veya kariyer yapmak zorundayız, sizinle uğraşamayız’ derler.

Ali Bulaç

Dalgınlık geleneğe özgü bir duraksayıştır. Modern dünya dalgınlığa her alanda - trafikte, eğitimde, sokakta, karşılıklı ilişkilerde - geçit vermemek üzere tanımlamıştır kendisini. Modern dünya için en büyük tehlike insanın kendisiyle baş başa kalmasıdır ki bu, dalgınlığı beraberinde getirir. Salim Nacar Hayvanat bahçesi yalnızca düş kırıklığına uğratır adamı. Hayvanat bahçesinin kamusal amacı, ziyaretçilere, hayvanlara bakma olanağı sunmaktır. Oysa hiçbir hayvanat bahçesinde bir yabancı, bir hayvanın bakışıyla karşılaşamaz. Olsa olsa, hayvanın bakışı şöyle bir yanıp söner, geçip gider. Hayvanlar yanlara bakarlar. Körcesine ötelere bakarlar. John Berger “O kadar ünlü ki kimse onun hakkında bir şey bilmiyor.” Sanıyorum çok da uzun olmayan bir gelecekte çok tanınmış bir kişiyi böyle tarif etmek yanlış olmayacak. Artık sıradan insanların her şeyinden haberdar olduğumuz bir zamanda yaşamaya başladık çünkü. Rengin Soysal İnsanlar bir filmi tarif ederken, ‘zamanın nasıl geçtiğini anlamadım’ derler. Zamanın nasıl geçtiğini anlamamamız için dev bir endüstri var. Semih Kaplanoğlu

Söylediklerinize dikkat edin; düşünceleriniz olur. Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınız olur. Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınız olur. Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınız olur. Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerleriniz olur. Değerlerinize dikkat edin; karakteriniz olur. Karakterinize dikkat edin; kaderiniz olur. Mahatma Gandhi Bize sunulan tarih bir kurgudur. Bırakın tarihi, günümüzde olup bitenler bile bize hangi gerçekliğiyle ulaşıyor ki. Televizyon haberleri, gazeteler bize fantastik edebiyattan daha fazla bir gerçeklik mi sunuyor? Orkun Uçar Bir insanı öldürdüğün zaman, bir yaşam çalarsın. Karısını bir kocadan, çocuklarını bir babadan mahrum edersin. Yalan söylediğin zaman, bir insanın gerçeğe ulaşma hakkını çalmış olursun. Aldattığın zaman, bir insanın doğruluk, adalet hakkını elinden alırsın. Çalmaktan daha büyük bir kötülük yoktur. Khaled Hosseini Yolumu yitirdiğimde bir çocuğun gözlerine bakarım. Çünkü bir çocuğun yetişkinlere öğretebileceği üç şey vardır: - Nedensiz mutlu olması - Her zaman kendini uğraştıracak bir iş bulması - Elde etmek istediği şey için var gücüyle dayatması. Paula Coelho Egemen güç odakları, estetik beğeni ile ahlaki ve hukuki yargıları birbirine karıştırarak, temel normlarda izâfîliği, değişkenliği ve çok sesliliği savunarak fıtratı, eşyanın tabiatını, evrensel değerleri tahrif etmek istemektedirler. Hüseyin Hatemi Aydın olmak için önce insan olmak lazım. İnsan mukaddesi olandır. İnsan hırlaşmaz, konuşur, maruz kalmaz, seçer. Aydın, kendi kafasıyla düşünen, kendi gönlüyle hisseden kişi. Aydını yapan: uyanık bir şuur, tetikte bir dikkat ve hakikatin bütününü kucaklamaya çalışan bir tecessüs. Cemil Meriç

Ne diyorduk, mutluluk biraz da cesaret ister Balığa çıksan sandalsız dönmeyi göze alacaksın Elmas yontmaya kalksan taşın dağılması da var Çünkü mutluluk biraz da cesaret ister Nice keşşaf saklıyor okyanuslar bağrında Erol Çankaya

*Bu sayfanın alıntıları Alıntılar Defteri esas alınarak hazırlanmıştır. www.alintilardefteri.net

81 www.yesilay.org.tr


ARŞİV

MEVSİM HIFZISSIHHASI Bu mevsimde en çok korkulacak burun ve göğüs nezlesine tutulmaktır. Terli iken rüzgâra karşı durmakla derhal üşürüz. Nezle deyip geçmemelidir. Çok işler açar. Birkaç kış evvel İstanbul’da İstanbul nezlesi denilen influenza (grip) salgınının ne kadar genç ve tevana (güçlü) adamları aramızdan ayırdığı hatırlardan çıkmamıştır. Bunun için nezle olmamağa çok dikkat etmelidir. Nezleye yakalananınca derhal korunmalı bir gün istirahat etmelidir. Göğse inmemesine dikkat etmelidir. Bunun için de daima ağzı müvellidülhumuzalı (oksijen) suyla çalkalamak, gargara yapmak, burnu ufak parça kâğıtlara silmek ve o kâğıtları yakmak, buruna karbonat çekmek çok faydalıdır. Göğse inince göğsü sıcak tutmak, ıhlamur içmek, kuru boynuz çekmek, tendürdiyot sürmek, terlemek faydalıdır. Yalnız ihtiyarlara, kalbi zayıf olanlara çok ter yaramaz. Hem bol bol aspirin almak kalbi ve böbreği bozuk olanlarda fena tesir eder. Elli santigram sulfatu almak daha münasiptir. Nezle enfiyesi diye satılan asidboriksalul, mentolden mürekkep tozu da fazla çekmemelidir. Zira tahriş eder. Bunun için nezle olanlara şu terkibi tavsiye edebiliriz. Okaliptol : 0,50 santigram Mentol : 0,50 santigram Kuul mutlak : 50 gram Bundan dört beş damla sıcak suya damlatıp ve başı geniş bir havlu ile kapayıp derin nefes almak suretiyle koklamak nezle tedavisinde pek ziyade işe yarar. YEŞİLAY GÖLGESİNDE Yevmi (günlük) Gazeteler ve İçki Düşmanlığı Son günlerde yevmi (günlük) gazetelerde içki aleyhinde şayan-ı memnuniyet bir intibaha (uyanış) tesadüf ediyoruz. Gazetemizin siyasi cereyanlarla hiçbir alakası olmadığı için yevmi gazetelerin içki düşmanlığı etrafındaki neşri-

yatlarına kısaca göz gezdirmek ve içki aleyhdarı gazeteleri karilerimize (okuyucularımıza) tanıtmak faydadan hali olmayacaktır. Hilal-i Ahdar bidayeti teşkilinde bütün gazeteler tarafından samimiyetle karşılandı. Hatta bir vakitler içki ilanı konulması hususunda Hilal-i Ahdar’ın temennisi bir kısım matbuatta bir müddet tatbik edildi. Keza Hilal-i Ahdar’ın içki aleyhindeki vecizeleri uzun müddet yevmi matbuatın ekseriyesinin sütunlarında yer buldu. Nedense bu aleyhdarlık Tevhid-i Efkâr refikimiz müstesna olduğu halde diğer rüfakada uzun sürmedi. Men-i Müskirat kanunu gibi kudsiyeti gün geçtikçe anlaşılan mübarek bir kanu-

nu evvela pek sevdiğimiz ve Hilal-i Ahdar’da beraber çalıştığımız arkadaşlar tenkid etti. Hele oğluna içki içmemeyi tavsiye eden Hüseyin Cahit Bey gibi yüksek biraderimiz gazetesinin sersütununda mübarek kanunu didikledi. Hatta Ahmet Emin, Asım, Necmettin Sadak Beyler de kanundan beklenilen faydanın temin edildiğini ve cebren içkinin kalkmasının kabil olmayacağını iddia ettiler. Gürültü patırtı arasında geçen devre-i içtimaiyenin son günlerde mübarek vatanımızda yeniden 82 2011 Kasım

meyhaneler açıldı. Hem bu defa öyle bir açılmış ki meyhaneler saf Müslüman mahallelerinin harim-i ismetine kadar sokuldu. O da yetişmiyormuş gibi bakkal dükkânları da çeşit isimle müskirat fabrikalarının şubelerine tahvil edildi. Fakat zaman Hilal-ı Ahdar’ı ve onunla bereber her gün her fırsattan istifade ederek bağıran sıhhi sahifeleri, Tevhid-i Efkâr’ı, Sebil’ür Reşad’ı aldatmadı. İçki bir sene zarfında milli, içtimai, sıhhi bünyemizde o kadar derin yaralar açtığından Men-i Müskirat kanununa hücum edenler pişman ve tevbekar oldular. Vatan’da Ahmed Emin Bey kardeşimiz mutedil bir kanunun tatbikini, Akşam’da Necmeddin Sadak Bey ise rakının menini Vakit ve İkdam refiklerimiz ise Men-i Müskirat kanununun iadesini talep ediyorlar. Bilhassa Ahmed Cevdet Bey yılbaşı cinayeti münasebetiyle Cumhuriyet’te müsavi diye yazdığı bir baş makalede içkinin tevlid ettiği elim-i tereddiyat-ı ahlakiyeyi hoş üslubuyla yana yakıla izah ediyor. Tevhid-i Efkâr refikimiz ise karikatürleri, istatistikleri ile hükümeti ve meclisi vazifeye davet ediyor. İnşallah cümlenin himmetiyle mübarek kanun yeniden iade olunur. Yalnız hükümetten evvel yevmi refiklerimize mühim bir vazife tertip ediyor ki o da içki ilanlarını derc etmemek. Yalnız rakının kalkması doğru değildir. Bazı refiklerimiz bütün günahı rakıya yükletiyor. Fransa’da absentin Rusya’da votkanın kaldırıldığını misal olarak öne sürüyorlar. Bizce bu kâfi değildir. Çünkü Almanya’da yalnız bira ile sarhoş olup vakay-ı cenaiyeye ika edenler pek çoktur. Sarhoşlar bu defa da okkalarla kuuli (alkol) fazla bira içecek sarhoş olacaklardır. İşin kestirmesi cüzr-i surette Amerikanvari kuuli kaldırmaktır. Kuulün hazineye faydası olmadığı gibi kadınlarımıza varıncaya kadar ispirto kaçakçılarını çoğalttı.


83 www.yesilay.org.tr


Birlik ve beraberlik duygularının daha da pekiştiği Kurban Bayramı'nda, kalbimiz ve dualarımız Van'da!..

84 2011 Kasım



Yeşilay Dergisi 934.Sayı