Issuu on Google+

Bilişim uygulamaları hizmete açıldı

Georgia State’den işbirliği teklifi Marmara Medya Merkezi, ABD’nin Georgia State Üniversitesi’nden konukları ağırladı. Medya Merkezi’nde yapılan çalışmaları hayranlıkla karşılayan ABD’li konuklar, işbirliği yapma teklifinde bulundu. Bu kapsamda iki fakülte arasında ortak ders programı gerçekleştirilecek. Sayfa 3’te

A ÜN V

Sempozyum heyecanı S TES

M

R

ER

AR M A

Marmara Üniversitesi, dijital kurum altyapısı projelerini hizmete sundu. Marmara Üniversitesi Çağrı Merkezi, Destek Yönetim Sistemi, Yeni Web Sitesi, Toplantı Yönetim Sistemi, Marmara Mobile, Bilgi Yönetim Sistemi’nin (BYS) yeniden yapılandırılması projelerini kapsayan toplu açılış yapıldı. Sayfa 2’de

1883

Marmara Medya Merkezi tarafından bu yıl ilki düzenlenen Marmara Lisansüstü İletişim Öğrencileri Sempozyumu 8-9 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirildi.

8-9 MÜ İletişim Fakültesi Öğrenci Uygulama Gazetesi

Mayıs 2014 / Yıl:2 Sayı:18

Marmara dünyaya açılıyor TEKNOKENT’E ŞİRKET ALMAYA BAŞLAYACAĞIZ

ÖĞRETİM ÜYELERİNE YURT DIŞI DESTEĞİ

Marmara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. M. Zafer Gül, Teknopark A.Ş.’yi 2013 yılında kurduklarını anımsattı. Teknopark’ın Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı değerlendirme kurulundan oybirliği ile çıktığını da hatırlatan Rektör Gül, “Bakanlar Kurulu’ndan onayını bekliyoruz, onay gelince şirket almaya başlayacağız. Ayrıca hocalarımız da danışmanlık hizmeti vererek ciddi gelir elde edecekler. Hocalarımıza da şirket kurma imkanı vereceğiz.” dedi.

Rektör Prof. Dr. M. Zafer Gül, öğretim üyelerinin yurt dışı deneyimine büyük önem verdiklerini vurgulayarak, “Teknopark’tan elde edeceğimiz gelirlerle bütün öğretim üye ve elemanlarımızın uluslararası bilgi ve deneyim edinmesini sağlayacağız. Uluslararası düzeyde üniversitelerle karşılıklı anlaşmalar yaparak ve yardımcı doçentlerimizden başlayarak isteyen bütün öğretim üyelerimizi yurt dışına göndereceğiz. Projelerde görev almalarını sağlayacağız.” diye konuştu.

YAYIN YAPANLARA MALİ TEŞVİK VERİLECEK Rektör Gül, ayrıca yeni dönemde; makale yazan, tebliğ sunan, kitap çıkaran ve buna benzer akademik eserler ortaya koyan öğretim üyelerine, üniversitenin imkanları ve eserlerin niteliğine göre, mali teşvikler verileceğini vurguladı. Rektör Gül, “Böylece öğretim üye ve elemanlarımız, hem bilimsel araştırmalarının hak ettiği karşılığını almış olacak hem de teşvik edilerek daha fazla bilimsel eser ortaya konulacaktır. Bu sayede akademik kalitemizi de arttırmış olacağız.” dedi. Sayfa 5ve13’te

‘‘Arama Konferansları’’ Eylül’de başlıyor Açılış ve temel atma çoşkusu yaşandı Rektör Prof. Dr. M. Zafer Gül, öğretim üyelerinin akademik açıdan yetkinleşmeleri için istisnasız bütün öğretim üyelerinin belirli bir planlama dahilinde katılacağı ‘‘Arama Konferansları’’ yapacaklarını açıkladı. Rektör Gül, sosyal, fen ve sağlık bilimleri olarak üç ana kategoride sırayla gerçekleşecek konferansların konu başlıklarını da öğretim üyelerinin belirleyeceğini söyledi. Bu yılın eylül ayında başlayacak Arama Konferansları’nın 2014 yılının sonuna kadar tamamlanacağını kaydetti. Sayfa13’te

Finaller öncesi öğrencilere destek

Temeli 18 ay önce atılan Diş Hekimliği Fakültesi tamamlanarak hizmete açıldı. Sağlık Bilimleri Fakültesi’nin de temel atma töreni gerçekleşti. Törende konuşan Rektör Gül, Eczacılık Fakültesi’nin temelinin bir ay içinde atılacağını söyledi. Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mahir Günday, “Hem hasta tedavi kapasitesi, hem de eğitim ve hizmet kalitesini artıracak modern bir binaya kavuştuk.” dedi. Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gülden Polat da liderliği ve emeğiyle A’dan Z’ye katkısı bulunan Rektör Gül ve emeği geçen herkese teşekkür etti. Sayfa 4’te

7

Yeşil yapılar yaygınlaşıyor

12


2

HABER

Mayıs 2014 / Yıl:2 Sayı:18

Dijital kurum altyapısı hizmete açıldı armara Üniversitesi, dijital kurum altyapısı projelerini toplu açılış töreni ile hizmete sundu. İbrahim Üzümcü Konferans Salonu’nda gerçekleşen açılış törenine Rektör Prof. Dr. M. Zafer Gül, Rektör Yardımcıları ile çok sayıda akademik ve idari personel katıldı. Program, Marmara Üniversitesi Çağrı Merkezi, Destek Yönetim Sistemi, Yeni Web Sitesi, Toplantı Yönetim Sistemi, Marmara Mobile, Bilgi Yönetim Sistemi’nin (BYS) yeniden yapılandırılması projelerini içine alan toplu açılışların tanıtımıyla başladı.

Marmara Ünİversİtesİ, İnovatİf bakış açısı İle teknolojİk gelİşmelerİ takİp edİyor Tanıtımın ardından söz alan Rektör Prof. Dr. M. Zafer Gül, üniversite bünyesinde yapılan çalışmalar, çalışmalarda izlenen adım ve yenilikçi yaklaşımlar hakkında bilgi verdi. Bu çalışmaların Marmara Üniversitesi’nin inovatif bakış açısı ile teknolojik gelişmeleri yakından takip ettiğinin göstergesi olduğunu vurgulayan Rektör Gül, üniversite olarak süreç ve hizmet odaklı, duyarlı ve geleceği öngören çalışmalara ev sahipliği yaptıklarının altını çizdi. Rektör Gül, bu çalışmalardan dolayı emeği geçen tüm çalışanlara ve destek verenlere teşekkür etti.

Çağrı Merkezİ’nİn İngİlİzce hİzmet veren bİr bİrİmİ de mevcut Rektör Gül daha sonra, bilişim süreçlerinin mimarı ve Rektör Bilişim Danışmanı Yrd. Doç. Dr. Mustafa Ağaoğlu’na yaptığı çalışmalar için teşekkür plaketi verdi. Kısa bir konuşma yapan Yrd. Doç. Dr. Mustafa Ağaoğlu, “Bu plaketi tüm emek veren, çalışan, desteğini esirgemeyen akademik ve idari personel arkadaşlarım adına alıyorum.” dedi. Yrd. Doç. Dr. Ağaoğlu, yapılan çalışmaların güçlü, yenilikçi ve sistematik bir kurguya sahip olduğunu ifade etti. Çağrı Merkezi’nde İngilizce hizmet veren bir birimin olduğunu da belirtti.

Marmara Ünİversİtesİ’nİn yenİ web sayfası açıldı Rektör Gül, Çağrı Merkezi’ni 0 216 627 62 72 (Alo Marmara) cep telefonundan arayıp, sesli yanıt sistemi üzerinden tuşlama yaparak canlı bir görüşme yaptı. Çağrı Merkezi’nin kullanıldıkça faydalarının anlaşılacağı, detaylarının görüleceği ve değerlendirileceğini de sözlerine ekledi. Marmara Üniversitesi’nin yeni web sayfasının açılışı ile program sonlandırıldı.

İngilizce haber Medya Merkezi’nde

K

üreselleşme anlamında giderek küçülen dünyada, çoğu alanda olduğu gibi, medyanın da ortak dili İngilizce olarak kabul görüyor. Türkiye gibi dış politikada güçlü söylemler üreten ve kamu diplomasisine önem veren ülkeler için İngilizce yayın yapan gazete, televizyon ve haber siteleri olmazsa olmaz ihtiyaç. Ulusal sınırların git gide yok olduğu medya dünyasında uluslararası bir medya mensubu olabilmek için en başta gelen şart ise gazetecilik, televizyon, sinema, basın-yayın ve reklamcılık alanlarında yabancı dili etkin kullanabilmek. Bu gerekliliği karşılamak amacıyla Marmara Medya Merkezi, İngilizce yayıncılığa geçiş için ilk adımı attı. İngilizce haber bültenini dönem başında başlatan Marmara Medya Merkezi, İngilizce yayın yapan

önemli haber ajanslarıyla anlaşma imzaladı. Reuters ve Euronews gibi kuruluşlarla anlaşması bulunan ve bu ortak çalışmalarını artırarak devam ettirmeyi planlayan Medya Merkezi, içerik oluşturma aşamasında bu atölye ile bünyesindeki öğrencilere yeni bir hedef sunuyor.  İngilizce haberin unsurları, kurgusu ve yazım teknikleri, Türkiye’de İngilizce habercilik ve uluslararası habercilik konularını kapsayan eğitim çalışması neticesinde başlaması planlanan İngilizce içerik (haber, program vs.) oluşturma, ”News Writing Workshop” başlığı altında yapılan atölye derslerinin ilkinde anlatımını gerçekleştiren Araştırma Yöntemleri Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. İmran Demir oldu. Demir, akademik deneyimleriyle harmanladığı “Basics of writing”

Ayşegül Yücekök

M

dersinde haber ne için yazılır konusu üzerinde durdu. “ Anlaşılamayan şey değersizdir.” diyerek metinde kullanılan dilin anlaşılır olmasının önemine dikkat çekti. “İletişimin temel kuralı basitleştirmektir.” diyen Yrd. Doç. Dr. İmran Demir, metin yazarının hangi kitleye hitap ettiğini iyi bilmesi gerektiğini söyledi. Yabancı dil bilmenin çeviriye bağımlı olmamak adına da büyük önem taşıdığını vurgularken haber ya da herhangi bir yazı yazarken özellikle literatüre hakim olmanın öneminden bahsetti. Konu hakkında bilgi sahibi olmadan iyi bir yazı yazılamayacağını belirten Demir, konuyu kapsayan alt başlıkların birbiriyle çelişmemesine özellikle dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Atölyenin ileriki dersinde ise Arş. Gör. Nevin Arvas ve Mehmet Büyükafşar, İngilizce haber yazmanın temel unsurlarını aktardı. Marmara Medya Merkezi Koordinatörlüğü önümüzdeki sene İngilizce haber yayın akışı için gerekli altyapıyı tesis edeceğini bildird.

* Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Adına Sahibi Gen. Yayın Yön. Yayın Danışmanı

Yayın Koordinatörü Yazı İşleri Müdürü Haber Müdürü Editör Tasarım Uygulama Basım Yılı Sayı Adres

Tel Faks E-posta Baskı

Dekan Prof. Dr. Yusuf Devran Doç. Dr. Ali Büyükaslan Prof. Dr. Atilla Girgin Prof. Dr. Emre Bağce Yrd. Doç. Dr. Hediyetullah Aydeniz Arş. Gör. Doğuşcan Göker Arş. Gör. Ali Özcan Arş. Gör. Çiğdem Erdal Gamze Önder Ali Evecan Mayıs 2014 18 Marmara Üniversitesi Nişantaşı Kampüsü İletişim Fakültesi Büyükçiftlik Sokak No: 6 Nişantaşı 34365 Şişli/İstanbul 0212 233 04 47 / 170 0212 246 74 28 medyamerkezi@marmara.edu.tr İhlas Gazetecilik A.Ş.


HABER

Mayıs 2014 / Yıl:2 Sayı:18

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi uygulama birimi Marmara Medya Merkezi, ABD’nin Georgia State Üniversitesi’nden konukları ağırladı. Medya Merkezi’nde yapılan çalışmaları hayranlıkla karşılayan ABD’li konuklar, işbirliği yapma teklifinde bulundu.

M

armara Üniversitesi İletişim Fakültesi bünyesinde uygulama birimi olarak hayata geçirilen Marmara Medya Merkezi, öğrencilere mesleki beceri kazandırmak için önemli projelere imza atıyor. Her yıl 150 öğrencinin geleneksel ve yeni medya uygulama uygulamalarını öğrendiği Marmara Medya Merkezi, ABD’nin Atlanta şehrinde bulunan Georgia State Üniversitesi öğretim üyeleri ve öğrencilerini ağırladı. Ziyarette, Georgia State Üniversitesi İletişim Bölümü’nden, Yrd. Doç. Dr. Shawn Powers, CNN muhabiri Jillian Sage, Öğr. Gör. Martin Wrenn, İşletme Bölümü’nden Prof. Dr. Salih Tamer Çavuşgil, Georgia State Üniversitesi yöneticisi Paula Marie Huntley ile üniversitenin 15 kişilik öğrenci grubu yer aldı. Ziyarete ayrıca Atlanta Business Chronicle Genel Yayın Müdürü Ed Baker da katıldı. Davetlileri Dekan Prof. Dr. Yusuf Devran, Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. T. Uğur Dai, Marmara Medya Merkezi Koordinatörü Yrd. Doç. Dr. Hediyetullah Aydeniz, Yrd. Doç. Dr. İmran Demir, Erasmus Fakülte Koordinatörü Arş. Gör. Nil Süheyla Mustafa karşıladı. Marmara Medya Merkezi’nde düzenlenen programda ABD’li konuklara Marmara Üniversitesi, İletişim Fakültesi ve Medya Merkezi ile ilgili sunum yapıldı. Sunumun ardından Medya Merkezi’ndeki uygulama birimlerini gezen davetliler, Marmara Radyo’ya konuk oldu.

Marmara Medya Merkezİ’ne hayran kaldılar Marmara Medya Merkezi’nden çok etkilenen ABD’li konuklar, öğrencilerin teorik bilgilerini pratikte uygulama imkanı

3

Georgia State ile işbirliği ve ortak atölye bulmalarını hayranlıkla karşıladı. Marmara Medya Merkezi’nde bütün çalışmaların öğrenciler tarafından yapılarak ürüne dönüştürülmesinden duydukları heyecanı paylaşan konuklar, uygulamaların son derece yeni teknolojik donanıma sahip ekipmanlarla yapıldığına da dikkat çektiler.

İkİ ünİversİtenİn öğrencİlerİ arasında atölye çalışması gerçekleştİ

Marmara Üniversİtesİ İletİşİm Fakültesİ İle GeorgIa State Ünİversİtesİ arasında ortak ders programı

Düzenlenen atölye çalışmasında Marmara Medya Merkezi ile Georgia State Üniversitesi’nin öğrencileri gruplar halinde mülakatlar yaparak, birbirlerinin çalışmaları hakkında bilgi aldı. Georgia State Üniversitesi öğrencileri, hazırladıkları proje kapsamında Türkiye’den Turkcell,

Ziyaret kapsamında Georgia State Üniversitesi İletişim Bölümü ile Marmara İletişim arasında ortak bir iletişim dersinin olması, her iki kurumun öğrencilerinin video konferans yoluyla bu derse katılımının sağlanması konusunda görüş birliğine varıldı. Georgia State Üniversitesi yetkilileri, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ile ileriki yıllarda daha fazla işbirliğinde bulunmak istediklerini, ayrıca fakülte hoca ve öğrencilerini de misafir etmek istediklerini ifade etti.

Coca-Cola, NTV, Fox gibi kurumlara yaptıkları ziyaretin yanı sıra Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’ne de gezi düzenledi. Marmara Medya Merkezi’ni gezen öğrenciler, Medya Merkezi öğrencileri ile atölye çalışması yaptı. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yusuf Devran, Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Türkan Uğur Dai, Marmara Medya Merkezi Genel Koordinatörü Yrd. Doç. Dr. Hediyetullah Aydeniz, Yrd. Doç. Dr. İmran Demir ve Erasmus Fakülte

Hatice Özbey, Dilay Argün

Koordinatörü Arş. Gör. Süheyla Nil Mustafa’nın eşliğinde gerçekleştirilen ziyarette Georgia State Üniversitesi’ nden ise Prof. Salih Tamer Çavuşgil ve Dr. Shawn Matthew Power yer aldı. ‘‘Turizm ve konukseverlik, Sosyal medya, Küçük işletmeler ve Türk aileleri, Türkiye politikasında sosyal medyanın kullanımı, Türkiye’deki iş hayatında kadının rolü, Kadın hakları ve eşitlik, öğrenci aktiviteleri ve eylemler, Türk girişimci kültürü.‘’ gibi konular Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri ile Georgia State Üniversitesi öğrencileri arasında oluşturulan gruplar ile tartışıldı. Hatice Özbey, Oğuz Gülleb, James Simpson’ın ‘Küreselleşme ve Türk Kültürü’ konusunu tartıştığı atölye çalışmasında Muhammed Arpacık, Calal Bazma ise Georgia State Ünivesitesi’nden Sarai Ashari Thompson ile ‘İfade Özgürlüğü ve Türkiye’de Politika’ konusunu işledi. Göktuğ Okumuş ve Gizem Uzunsoy’un Stefanie Paraskevia Laschuk ile gerçekleştirdiği ‘İş Adamları ve Müşterilerin Sosyal Medya Kullanımı’ konulu çalışma ve Gediz Erdem ve Kadir Kıransoy ise Ashleigh Charice Thurmon ile ‘Sporda Pazarlama’ başlıklı çalışmada görüş alış verişinde bulundu. Yiğit Uysal, Yunus Nadi Erdal’ın Le’Anna, Victoria, Robinson ile yaptığı ‘Öğrenci Aktivizmi ve Protestolar’ çalışmasının yanı sıra Ebru Can Avcı, Zerina Dzanbegovic, Ayşegül Yücekök ise Georgia State Üniversitesi öğrencileri ile ‘Haber Yazma’ konulu bir atölye çalışması yaptı.

Uygar Aydın, Onur Aytekin, Münire Karabulut


4

HABER

Mayıs 2014 / Yıl:2 Sayı:18

Sağlık yatırımları bir bir açılıyor

Sağlık Eğitim Kampüsü’nde temeli 18 ay önce atılan Diş Hekimliği Fakültesi tamamlanarak hizmete açıldı. Sağlık Bilimleri Fakültesi’nin temel atma töreni gerçekleştirildi.

T

ürkiye’nin en kapsamlı sağlık eğitim yerleşkesi olan Marmara Üniversitesi Sağlık Eğitim Kampüsü hızla ilerliyor. Bu kapsamda Tıp Fakültesi şubat ayında hizmete girmişti. Diş Hekimliği Fakültesi’nin binası da tamamlanarak açılışı yapıldı. Başıbüyük Sağlık Eğitim Kampüsü’nde gerçekleşen açılış törenine Rektör Prof. Dr. M. Zafer Gül, İstanbul Vali Yardımcısı Fevzi Güneş, Rektör Yardımcıları, Fakülte Dekanları, akademik ve idari personel katıldı. Açılışın ardından Diş Hekimliği Fakültesi’nin ilk akademik kurul toplantısı da yapıldı. Programın devamında Sağlık Bilimleri Fakültesi binasının temel atma töreni gerçekleştirildi.

projesi tamamlanarak ihale aşamasına gelinen Eczacılık Fakültesi’nin yapılacağını, temelinin ise bir-iki ay içinde atılacağını söyledi. Rektör Gül, törenin yapıldığı alana yemekhane ve okuma salonlarının da olacağı hizmet binası yapılacağını belirterek şöyle devam etti: “Onun hemen sağ tarafında Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu binası olacak. Sol tarafında da hemşirelik, fizyoterapi ve psikiyatrinin birtakım bölümlerinin geleceği bir ek bina yapılacak. Tepenin üstünde, trafo binasının önünde, sağlıkla ilgili bir teknopark alanımız var. Burası ilaç ve medikal cihaz firmaları için tematik teknopark olacak. Otoyolun arkasında ise üniversitemizin ana kampüsü olacak. Ana kampüse otoyolun altından tünel yaparak geçişi

EĞİTİM VE FİZİKSEL ALTYAPIDA ÜNİVERSİTE YENİDEN YAPILANIYOR

sağlayacağız. Hemen otoyulun diğer yanında, 200 küsür dönüm civarında teknoparkımızın ana alanı bulunuyor. Alanın etrafında mühendislik ve teknoloji fakülteleri yer alacak. Devamında ise üniversitemizin diğer fakülteleri, kütüphane, kongre merkezi, sosyal ve spor tesisleri, alışveriş merkezleri ile öğrenci kulüplerinin yer aldığı binalar olmak üzere üniversitenin yan tesisleri yer alacak. Tepede ise Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından bize verilen bir alan var. Oraya ise Astronomi, Sismik ve Meteorolojik Gözlemevi planlıyoruz.” Bütün bu çalışmaların üniversitenin yeniden

Törende konuşan Rektör Prof. Dr. M. Zafer Gül, ‘sağlık vadisi’ olarak ifade ettiği Sağlık Eğitim Kampüsü’nde bugüne kadar yapılan çalışmalar ve bundan sonraki süreci anlattı. Tıp Fakültesi’nin Şubat ayında açıldığını hatırlatan Rektör Gül, Avrupa Yatırım Bankası’ndan alınan 35 milyonluk krediyle yapılacak olan 850 yataklı hastanenin ise Eylül ayına doğru biteceğini açıkladı. Temeli atılacak olan Sağlık Bilimleri Fakültesi’nin ‘U’ şeklinde olacağını aktaran Rektör Gül, akabinde

yapılandırılması çalışmaları kapsamında yapıldığına vurgu yapan Rektör Gül, bu yeniden yapılandırma kapsamında hem eğitimi gözden geçirip Avrupa Birliği standartlarına yükselttiklerini, hem de fiziksel altyapıyı iyileştirdiklerini kaydetti.

NİTELİKLİ SAĞLIK PERSONELİNİ YETİŞTİRECEK BİR EĞİTİM KURUMU Vali Yardımcısı Fevzi Güneş de “Bugün hepinizin duyduğu bu heyecan ve mutluluğu biz de İstanbul Valiliği olarak sizlerle paylaşıyoruz. Sayın Rektörüm çok iş yaptı, kendisini tebrik ediyor başarılar diliyorum. Kadronuzla birlikte bu bir takım işidir.” diye konuştu.

DİŞ HEKİMLİĞİ’NDE HASTA TEDAVİ KAPASİTESİ, EĞİTİM VE HİZMET KALİTESİ YÜKSELECEK Diş Hekimliği Fakültesi’nin yeni binasının açılışında konuşan Dekan Prof. Dr. Mahir Günday, temel atıldıktan sonra 18 ay içinde fakülte binasının bitirildiğini hatırlatarak, şöyle devam etti: “Eylül ayında eğitime burada başlayacağız. Fakültemizin Sağlık Eğitim Kampüsü içinde yer alması bizim için büyük bir avantaj. Hem öğrenci eğitimimize katkı sağlayacak, hem de sağlık hizmetlerini daha iyi bir yerde vereceğiz. Nişantaşı

Kampüsü’nde 50 yıla yakın süredir eğitim veriyorduk ve bina bizim için yetersiz kalıyordu. Burası diş hekimliği fakültesi olarak düşünülerek inşa edildi ve her bir detay hesaplandı. 50 yıl sonra modern bir fakülte binasına kavuşmuş olduk. Nişantaşı’nda 5 bin metrakare alanda 120 olan koltuk kapasitemiz, burada 20 bin metrekare alanda 300 koltuğa yükseldi.”

SAĞLIK BİLİMLERİNİN BÖLÜMLERİ BİR ARAYA TOPLANMIŞ OLACAK Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gülden Polat ise yaptığı konuşmada sağlık sektörünün kalbinin İstanbul olduğunu anımsatarak, bölümlerinin

sektör içinde özel ilgi gören saygın referans kurum olarak eğitim hayatını sürdürdüğünü söyledi. Sağlık Bilimleri Fakültesi’nin beş bölümü bulunduğunu ve bunların farklı kampüslerde yer aldığını anlatan Prof. Dr. Gülden Polat, Başıbüyük Sağlık Eğitim Kompleksi içinde yapılacak olan binaya şiddetle ihtiyaç duyduklarını, temel atma töreninin bu açıdan kendileri için özel günlerden biri olduğunu kaydetti. Prof. Dr. Polat, liderliği ve emeğiyle A’dan Z’ye katkısı bulunan Rektör Gül ve yardımcıları ile emeği geçen bütün herkese teşekkür etti.


HABER

Mayıs 2014 / Yıl:2 Sayı:18

5

Dönüşüm ‘devam’ edecek Rektör Prof. Dr. M. Zafer Gül, eğitimden fiziki altyapıya, uluslararasılaşmadan üniversite sanayi işbirliğine, sosyal haklardan mali iyileştirmeye kadar pek çok alanda önemli reformlar hayata geçirdiklerini açıkladı.

M

armara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. M. Zafer Gül, 4 yıllık görev sürecinde yapılan çalışmaları anlattı ve geleceğe dönük projelerini açıkladı. Rektör Gül, “Marmara Üniversitesi dünyanın en yetkin, en kaliteli, akademik olarak en başarılı eğitim kurumu olmayı hedeflemek zorundadır.” görüşüyle hareket ederek, 4 yılda ciddi dönüşümlerle üniversiteyi yeniden yapılandırdıklarını belirtti.

MARMARA, YENİ KAMPÜSÜYLE MAJÖR ÜNİVERSİTE OLACAK Marmara Üniversitesi’nin dağınık olan yerleşkelerini bir araya getiren ve tüm Türkiye için örnek teşkil edecek bir kampüs projesi geliştirdiklerini hatırlatan Rektör Gül, projenin realize edilebilmesi için gerekli olan bürokratik bağlantı ve hazırlıkları tamamladıklarını söyledi. Rektör Gül, “Yeni kampüse yerleştiğimizde İstanbul’un majör üniversitesi olacağız.” dedi.

TEKNOPARK ARACILIĞIYLA HOCALARIMIZ ŞİRKET KURABİLECEK VE ŞİRKETLERE DANIŞMANLIK HİZMETİ VERECEK Marmara Üniversitesi Teknopark A.Ş.’yi de 2013 yılında kurduklarını anımsatan Rektör Gül, şöyle devam etti: “Teknoparkımız Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Değerlendirme Kurulu’ndan oybirliği ile çıktı. Bakanlar Kurulu’ndan onayını bekliyoruz, onay gelince şirket almaya başlayacağız, şirketleri almaya başlayınca teknopark olarak bir danışmanlar havuzuna ihtiyacımız olacak. Araştırma yapan hocalarımız o havuzun içinde yer alacak. Firmalar herhangi bir konuda danışmanlık istediği zaman biz şirketleri bu hocalarımıza yönlendireceğiz. Bu danışmanlıkla hocalarımıza ciddi bir gelir gelecek hem de teknopark şirketimiz

MARMARA ÜNİVERSİTESİ, ROL MODEL OLACAK

kaliteli insanlar kazanmış olacak. Hocalarımıza da şirket kurma imkanı vereceğiz. Biz de buradan elden ettiğimiz gelirlerle yapamadıklarımızı yapma imkanı bulacağız, yurt dışına daha çok araştırmacı yollayacağız, makale yazan, tebliğ sunan, kitap çıkaran ve buna benzer akademik eserler ortaya koyan öğretim üyelerine mali teşvik vereceğiz.”

Rektör Prof. Dr. M. Zafer Gül, bilimsel eserlerin mali olarak ödüllendirilmesi ile yetinilmeyeceğini, hemen her alanda sektörle iç içe bir üniversite sistemi oluşturularak üniversitelere rol model olacaklarını açıklayarak, şöyle devam etti: “Doktora ve hatta yüksek lisans tezlerinin sektöre yönelik belirli bir proje kapsamında hazırlanmasına vesile olunacak. Sektörün ihtiyaç duyduğu teknolojik ve pratik bilgi ile mesleki yetkinlik ile ilgili gelişmeler, böylece, yüksek lisans tezi düzeyinden doçentlik tezi düzeyine (mevzuattaki özgün eser) kadar, geniş bir aralıkta üretilmeye çalışılacak. Bütün öğretim üye ve görevlilerimizin de bu üretim trendinin içinde yerlerini almaları sağlanacak. Ayrıca bütün öğretim üye ve elemanlarının projelerinin ve bilhassa projeksiyonlarının maddi ve manevi karşılığının elde edilmesine yönelik olarak üniversitemiz seferber edilecek. Böylece öğretim üye ve elemanlarımız, hem bilimsel araştırmalarının hak ettiği karşılık olan gelirler elde etmiş olacak hem bilimsel çalışmalar teşvik edilmiş hem de daha fazla bilimsel eser ortaya konulacak. Hem de bu sayede, sektör, öğretim üyelerimizin ehliyet, liyakat ve performansından gerektiği gibi yararlanmış olacak.”

ÜNİVERSİTE DIŞI KAYNAKLARDAN PROJE ORANINI ARTIRACAĞIZ Bilimsel araştırma projeleri için kurulan BAPKO’yu geliştirerek bütçesini artırdıklarını anlatan Rektör Gül, 2014 yılında BAPKO’nun tamamen harcanılması için yönetmelikte değişiklik yaptıklarını, üst limitin 200 binden 300 bine yükseltileceğini ifade etti. Marmara Üniversitesi’nin üniversite dışı kaynaklardan proje oranlarını artırmak için planlamalar yaptıklarını da belirten Rektör Gül, “Dışardan alınan kaynaklar bizim için çok önemli. Ohio State Üniversitesi Rektörüyle görüştüğümde üniversitenin araştırma bütçesinin 880 milyon dolar olduğunu söyledi. Bu bütçenin çoğunu dışardan gelen kaynaklar oluşturuyor. Fakat bizde dışardan gelen kaynaklar çok düşük, içerden gelen kaynaklar ise sınırlı. O yüzden dışardan gelen kaynakları arttırmak istiyoruz. Bunu da MİTTO, TEKMER ve Teknokent aracılığıyla gerçekleştirmek istiyoruz.” diye konuştu.


6

HABER

Mayıs 2014 / Yıl:2 Sayı:18

Eczacılık Öğrencileri Birliği 5. yılında Marmara Üniversitesi Eczacılık Öğrencileri Birliği MUPSA’nın, (Marmara University Pharmaceutical Students’ Association) 5. Yıl Dönümü Çalıştayı Haydarpaşa Kampüsü Ord. Prof. Dr. Reşat Kaynar Konferans Salonu’nda yapıldı. Seral Karagel

K

Sezgin Ay

ulübün 5. yılını kutladığı çalıştaya, MUPSA yıllarından sektörün önemli pozisyonlarına ulaşmış mezunlarla birlikte, akademisyenler ve uzman konuklar katıldı. Marmara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekan Yardımcısı  Doç. Dr. Mesut Sancar, MUPSA’nın geçmişten bugüne gerçekleştirdiği faaliyetleri anlatarak açılış konuşmasını yaptı ve gelen-

lere teşekkürlerini iletti. Ardından, kulübün kurucusu Ecz. Nilhan Uzman, kulübün kuruluşundan itibaren organize ettikleri etkinliklerden kısaca bahsetti. Kulübün tanıtım filmi gösterilerek açılış konuşması, MUPSA 2013-2014 Başkanı Rabia Sena Türker’e bırakıldı. Türker, kulübün fonksiyonlarından, yaptığı projelerden ve katıldığı EPSA (Europen Phar-

macetutical Students’ Association) kongrelerinden bahsederek oturuma geçti. Marmara Üniversitesi Eczacılık Fak. mezunu Ecz. Nilhan Uzman, 1997 yılında kurulan MUPSA’nın inaktif olarak geçirdiği yılların ardından 2009 yılında yeni bir yönetim kurulu ile birlikte çalışmalarına başlayarak, bu kulubün içinde nasıl yer aldığını ve neler yaptıklarını dinleyicilere aktardı.

‘‘SEVDİĞİNİZ İŞİ YAPIN’’ MUPSA Yönetim Kurulu tarafından Yaşam Boyu Onur Üyesi olarak seçilen İlaç Güvenliği Uzmanı Uzman, “Yaptığınız işi sevin, sevdiğiniz işi yapın.” diyerek sözlerini noktaladı. Panelin devamında, yine Marmara Üniversitesi mezunu Ecz. Tuba Nihan Doruk, MUPSA’nın yeniden kurulması ve aktifleştirilmesi konusunda etkin bir rol aldığını belirterek, profesyonel iş hayatına MUPSA’nın neler kazandırdığından bahsetti. İlaç Farmakovijilans Uzmanı Doruk, “Mükem-

Müzik Öğretmenliği Çok Sesli Korosu Slovakya’dan ödülle döndü

Gamze Önder

Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Bölümü Müzik Öğretmenliği Çok Sesli Korosu, SLOVAKIA CANTAT 2014 Koro Festivali kapsamında katıldığı yarışmadan ödüllerle döndü. Yrd. Doç. Dr. Bülent Halvaşi yönetimindeki Güzel Sanatlar Bölümü Müzik Öğretmenliği Çok Sesli Korosu, Slovakya’nın Bratislava kentinde gerçekleştirilen SLOVAKIA CANTAT 2014 Koro Festivali’ne katılırken, festival kapsamındaki yapılan yarışmada birçok ödül kazandı. Şimdiye dek çeşitli ülkelerden gelen davetler üzerine katıldığı festivallerde gösterdiği performans ve kazandığı ödüllerle

büyük beğeni toplayan Müzik Öğretmenliği Çok Sesli Korosu, SLOVAKIA CANTAT 2014 Festivali’nde şu ödülleri kazandı;

* * *

Folk Şarkılar Kategorisinde; Altın Madalya Karma Koro Kategorisinde; Gümüş Madalya, Vocal Ensemble Kategorisinde; Bronz Madalya

mele ulaşmak için ilk adım başlamaktır, başlayın.” ifadelerinde bulundu. Panel, Marmara Üniversitesi Eczacılık Fak. mezunları olan Ecz. Gamze Doğan, Ecz. Burcu Şahin ve Ecz. Göknil Pelin Coşkun’un MUPSA üyesi oldukları süre boyunca yaptıkları faaliyetlerden bahsetmeleriyle son buldu. Dinleyicilerin merak ettiği soruların yanıt bulduğu panelin bitiminde, konuşmacılara plaket verildi.

MUPSA MUPSA; İngilizce açılımı “Marmara Unıversity Pharmaceutical Students’ Association” olan Marmara Üniversitesi Eczacılık Öğrencileri Birliği’dir. 1997 yılından beri EPSA (Europen Pharmacetutical Students’ Association) adlı uluslarası eczacılık öğrencileri organizasyonlarının üyesi olan öğrenci kulübü, 2005 yılında bir süre inaktif olmuş ve  2009-2010 yılı yönetim kurulu tarafından yeniden aktifleştirilmiştir.


HABER

Mayıs 2014 / Yıl:2 Sayı:18

Finaller öncesi öğrencilere destek Marmara Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksek Okulu El Sanatları Bölüm Başkanlığı’nın sınav öncesi öğrencilere destek amacıyla organize ettiği, “Duygu ve Davranışlarımızın Patronu Olmak” ve ‘‘Dikkat, Konsantrasyon, Hafıza’’ konulu seminerler Marmara Üniversitesi Göztepe Kampüsü’nde düzenlendi. Gamze Önder, Zuhal Bozbay

İhsan Şenyüz, Münire Karabulut alışkanlıkların 40 günde davranış halini aldığını söyledi.

Su hayatA değer taşıyan en önemlİ İHTİYAÇTIR

T

eknik Bilimler Yüksek Okulu El Sanatları Bölüm Başkanı Doç. Dr. Sibel Kılıç’ın organizasyonunu üstlendiği programlardan ilkinin konuşmacısı; “Duygu ve Davranışlarımızın Patronu Olmak” kitabının yazarı, Davranış Bilimleri Uzmanı Kunter Kunt oldu. Konuşmasına; uzun yıllardır milli takımlarla çalıştığını ve aynı zamanda Dikkat Eksikliğini Önleme ve Sürekli Eğitim Derneği’nin Başkanı olduğunu söyleyerek başlayan Kunt, dikkatle ilgili verilen özel eğitimlerle sağlanan başarıdan söz etti.

Seminer süresince birçok örnekle, davranışları kontrol edebilmenin bedenle olan ilişkisinden bahseden Kunter Kunt; unutkanlık problemleri yaşayanlar için de çeşitli tekniklere değindi. Konuşmasını sonlandırırken ‘Duygu ve Davranışların Patronu Olmak’la ilgili anlatılan her şeyin ancak düzenli beslenmeyle, vitamin eksikliklerinin giderilmesiyle ve en önemlisi su tüketimiyle gerçekleşebileceğini belirtti. ‘‘Su yoksa tahammül yoktur, su yoksa başarı yoktur. Su hayati önem taşıyan en önemli ihtiyaçtır.’’ diyen Kunt, konuşmasını hepi-

Konsantrasyon ve Hafıza’ konulu seminere de Çocuk ve Evlilik terapisti Uzm. Psikolog Ramazan Şimşek katıldı. Seminer, Doç. Dr. Sibel Kılıç’ın açılış konuşması ile başladı. Sonrasında sahneye gelen Uzm. Psikolog Ramazan Şimşek, Mevlana’nın “Okyanus ne kadar büyük olursa olsun siz kabınız kadar alırsınız.” sözü ile başladığı konuşmasında sözlerine şöyle devam etti: “Burada anlatılmak istenen sizin niyetinizdir. Niyetiniz ne kadarsa dünyadan o kadar alırsınız.” Günümüzde Dünya’da ve Türkiye’de eğitim hayatının önemli olduğunu çünkü pek çok insanın hayatını, eğitimi ve bilgisi ile yani beyin gücü ile kazandığını vurgulayan psikolog Ramazan Şimşek, “Bir anlamda beyin emekçisi olan insanlar için dikkat, konsantrasyon, hafıza ve sınavlar çok

İl Halk Kütüphaneleri İnternet kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte araştırmacıların ve öğrencilerin pek uğramaz olduğu kütüphaneler, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ve özel şirketlerin katkılarıyla modern çağa ayak uydurabilen ve teknolojik ihtiyaçlara cevap verebilen merkezler haline getiriliyor. Selman Talayhan

İ

l Halk kütüphaneleri, toplumun eğitimi ve kültürel gelişimi için çalışma yapan kuruluşların başında yer alıyor. Halk Kütüphaneleri’nin hizmetlerinin niteliği, sahip oldukları olanaklar ile yakından ilişkili olduğu için kütüphanelerin tamamını günümüzün teknolojik çağına yenik düşmeyecek ve teknolojik ihtiyaçlara cevap verebilecek hale getirmek için uğraşlar veriliyor. Biz de sizler için Türkiye’nin en iyi kütüphanelerinden sayılan ve özellikle İstanbul’da bulunan bazı kütüphaneleri derledik, işte o kütüphaneler.

İBB Atatürk KİTAPLIĞI VE İSAM 1924’ten beri Beyoğlu’nda, sahip olduğu Boğaz manzarasıyla misafirlerini ağırlayan İBB Atatürk Kütüphanesi, bünyesinde 150 yıllık gazete ve dergi koleksiyonu bulunduruyor. Yaklaşık 400 bin kitap bulunan kütüphanede ayrıca cilt ve onarım atölyesi de bulunuyor. Osmanlıca, Arapça başta olmak üzere birçok dilde yazma eser bulunan kütüphanede, eserlere internet üzerinden de rahatça ulaşılabiliyor. İSAM (TDV İslam Araştırmaları Merkezi Kütüphanesi) 1984’te Üsküdar’da kurulan kütüphane İslam Kültürü’nün yanı sıra Türk Kültürü, tarihi, edebiyatı ve sosyal bilimlerinin birçok alanında eserlere sahip. Yabancı ve yerli birçok yazara ait koleksiyonları barındıran kütüphane, yaklaşık 200 bin cilt kitap, 3 bin çeşit dergi ve binlerce doküman, mikrofilm, mikro afiş ve CD’ye sahip.

Beyİn 21 günde öğrenİr, 40 günde davranışa dönüştürür Kunter Kunt; sinirli, derslerde başarısız veya sigarayı bırakamayan birinin bunları asla kontrol edemeyeceğini düşünmesinin yanlış olduğunu, bireylerin bunları aşabilecek güce ve zekâya sahip olduklarından şüphe duymamaları gerektiğini ifade etti. “Beyin 21 günde öğrenir, 40 günde davranışa dönüştürür .” diyerek

7

Beyazıt Devlet Kütüphanesİ miz her zaman gidebileceğimizi düşündüğümüz en son noktadan daha iyisini yapabilme gücüne sahibiz diyerek noktaladı. Marmara Üniversitesi El Sanatları Bölüm Başkanı Doç. Dr. Sibel Kılıç ve ekibinin düzenlediği etkinliklerden ikincisi olan ‘Dikkat,

önemli.” dedi. Şimşek; “Beynin ve başarmanın bir sınırı ve sonu yok sadece isteyin ve pes etmeyin.” diyerek sözlerini bitirdi. Seminer El Sanatları Bölüm Başkanı Doç. Dr. Sibel Kılıç’ın, katılımından dolayı Ramazan Şimşek’e teşekkür belgesi vermesiyle sona erdi.

1884’te kurulan kütüphane, Türkiye’nin ilk Devlet Kütüphanesi olma özelliğine sahip. Türkiye’de yayımlanan tüm kitaplar, özel el yazmaları, Cumhuriyet öncesine ait eski matbular, Osmanlı’dan kalma dergi ve gazeteler, harita ve pul gibi arşivlere sahip. Sosyal Kütüphane anlayışıyla görme engelliler için bünyesinde yaklaşık 4 bin sesli kitap bulunduruyor.


8

HABER

Mayıs 2014 / Yıl:2 Sayı:18

Marmara Medya Merkezi’nden bir ilk daha:

1. Marmara Lisansüstü İletişi Marmara Medya Merkezi tarafından bu yıl ilki düzenlenen 1.Marmara Lisansüstü İletişim Öğrencileri Sempozyumu 8-9 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirildi.

İ

letişim eğitimi alan lisans ve lisansüstü öğrencilerinin, aldıkları bu eğitimin yanı sıra, eğitimin  altını doldurabilecek ve belirli perspektifler kazandırabilecek teorik bilgiye de hâkim olması amacıyla Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin araştırma ve uygulama merkezi olarak faaliyetlerini sürdüren Marmara Medya Merkezi tarafından “1. Marmara Lisansüstü İletişim Öğrencileri Sempozyumu” düzenlendi. Marmara TV’den canlı olarak yayınlanan 1. Marmara İletişim Öğrencileri Sempozyumu’nda toplamda 6 oturum gerçekleştirilirken, 4’ü lisans, 20’si yüksek lisans olmak üzere toplamda 24 öğrenci tebliğlerini sundu. Medya ve Toplum, Medya ve Temsil Reklam Analizleri, Yeni Medya Analizleri, Medya Analizleri ve kapanış oturumlarının yapıldığı sempozyuma akademisyenler, lisans ve lisansüstü öğrencileri ilgi gösterdi.

“TEORİYİ PRATİĞE KURBAN ETMEYECEĞİZ. PRATİĞİ DE TEORİSİZ BIRAKMAYACAĞIZ” Kongrenin açılışında konuşan Marmara Medya Merkezi Genel Koordinatörü Yrd. Doç. Dr. Hediyetullah Aydeniz, “Marmara Medya Merkezi üçüncü yılını dolduruyor. Kurumsallık açısından önemli bir aşama kaydettik. Bizim amacımız öncelikle lisans

öğrencilerine mesleki beceri kazandırmak ve öğrencilerin akademik alanda ilerlemesini sağlamaktır. Bu bağlamda teoriyi pratiğe kurban etmeyeceğiz. Pratiği de teorisiz bırakmayacağız.” dedi. Marmara Medya Merkezi’nin yapmış olduğu çalışmalara da değinen Yrd. Doç. Dr. Aydeniz, “Çalışan arkadaşlarımız iletişim paydası altında olan farklı alanlarda önemli sayıda üretim gerçekleştirebiliyor. Sinemarmara adında yarı akademik bir dergi çıkartıyoruz, sempozyumlar ve konferanslar düzenliyoruz. Tasarım ve animasyon birimimiz başta olmak üzere bütün birimlerimizde önemli ürünler ortaya koyuyoruz.” ifadelerini kullanarak Marmara Medya Merkezi’ne bağlı olarak birçok çalışmanın gerçekleştirildiğini söyleyerek sözlerini sonlandırdı.

ilk olmasından ötürü büyük bir önem taşıdığını belirtti. Prof. Dr. Devran, “Benim arkadaşlardan isteğim bundan sonra da aynı arkadaşlarımızın, aynı ekibin bu sempozyumu devam ettirmesi, bundan sonra geleneksel bir hale gelmesi.” şeklinde konuştu.

“YÜKSEK LİSANS VE DOKTORA PROGRAMLARINA TALEP ÇOK FAZLA” Prof. Dr. Yusuf Devran konuşmasına Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin sadece lisans düzeyinde değil yüksek lisans ve doktora alanında birçok yenilik ve ileriye dönük gelişmeler yaşadığını belirterek devam etti. Devran, “Fakültemizde, yeni anabilim dallarından yüksek lisans ve doktora

sayısı bakımından da bir rekordu. Bunun daha da artacağını düşünüyoruz.” dedi. Prof. Dr. Yusuf Devran, programların bu kadar ilgi görmesinin yapılan değişikliklerle ilintili olduğunu belirtti. Devran, “Programların isimleri değiştirildi. Havuz sistemi kurularak, öğrenciler hedeflerine yönelik seçimler ve çalışmalar yapmaya başladı. Programların, adlarını içeriklerini ve syllabuslarını yeniledik.” şeklinde konuştu.

“TEZSİZ PROGRAMLARDAN TEZLİ PROGRAMLARA GEÇİŞ İMKÂNI” Prof. Dr. Devran, tezsiz programlardan tezli programlara geçme imkânının senatodan geçerek onayladığını sözlerine

“BİLİM YAPMAK ÂŞIK OLMAK GİBİDİR” Kongrenin açılış konuşmasını yapan Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cengiz Anık, “Bilim yapmak âşık olmak gibidir. Âşık olmayı beceremezseniz bilim de yapamazsınız.” ifadelerini kullandı. Öğrencilere tavsiyelerde bulunan Prof. Dr. Anık “Şimdiden tutkulu bir âşık gibi bilim yapmayı amaç edinirseniz, bizim ulaştığımız mevkilerden daha iyi yerlere gelirsiniz.” dedi. Kendi öğrencilik döneminden örnekler veren Anık, “Biz böyle fırsatlar bulamadık. Fırsatlar bulamadığımız için bizim yetersizliklerimizi meşru görün.” diyerek konuşmasını noktaladı.

“İSTEĞİM, SEMPOZYUMUN GELENEKSEL BİR HÂLE GELMESİ” Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yusuf Devran, konuşmasına sempozyumun düzenlenmesinde vermiş olduğu katkılardan dolayı Yrd. Doç. Dr. Hediyetullah Aydeniz ve diğer tüm çalışma arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. Prof. Dr. Yusuf Devran, İletişim Fakültesi değeri ve kalitesi kapsamında düzenlenen Marmara Lisansüstü Öğrencileri Sempozyumu’nun

programları açıldı. Alanında Türkiye’de tek olan ‘Çağdaş Yayıncılık’ adlı programımız var.” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Yusuf Devran, yüksek lisans ve doktora programlarına talebin çok fazla olduğunu hatta bu durumun beklentilerinin de üzerinde olduğunun altını çizerek, “Geçen yıl 1700 başvuru oldu. Bu bir rekordu. Hem bizim açımızdan hem de diğer üniversitelerin yüksek lisans programlarına başvuranların

ekleyerek,  “Önceden tezsiz programa girmiş sonradan kararını değiştirip kariyer yapayım diyen arkadaşlarımıza şu anda bu fırsatı sunmuş bulunuyoruz.” dedi.

“LİSANS ÖĞRENCİLERİMİZİ CESARETLENDİRDİK” Prof. Dr. Yusuf Devran lisans öğrencilerini yüksek lisans ve doktora


HABER

Mayıs 2014 / Yıl:2 Sayı:18

9

İrem Demirkaya

im Öğrencileri Sempozyumu yapmaları konusunda cesaretlendirdiklerini dile getirerek, bu amaçla 4. sınıf öğrencilerine sık sık ziyaretlerde bulunduklarını söyledi.

“AMACIMIZ KALİTELİ EĞİTİM” Devran sözlerine yüksek lisans programlarının önemli olduğunu belirterek devam etti; “Şu anda Türkiye’de altmışın üzerinde İletişim Fakültesi var ve İletişim Fakülteleri’nin en büyük sorunu öğretim üyesi kıtlığı. Ne yazık ki birçok iletişim Fakültesi hem birinci hem ikinci öğretim açmış durumda ve yine ne yazık ki 3-4 tane öğretim üyesiyle  hem  birinci hem ikinci öğretim programları var. Alakasız branşlardan insanlar derslere giriyorlar. Bu alakasız bir sonuç olarak karşımıza çıkıyor. Marmara İletişim bu bağlamda sorumluluğunu yerine getirmekte. Biz bunun bi-lincindeyiz.

Medya Merkezi Genel Koordinatörü Yrd. Doç. Dr. Hediyetullah Aydeniz ve Yrd. Doç. Dr. Ayşegül Soncu’nun sempozyumu değerlendirdiği ‘’Kapanış ve Değerlendirme Paneli’’ düzenlendi.

SEMPOZYUMUN OTURUMLARI VE KONULARI: “1. Oturum: Medya ve Toplum” Açılış konuşmasının ardından Arş. Gör. Ahmet Güven’in başkanlığındaki “Medya ve Toplum” başlıklı ilk oturum gerçekleştirildi. Oturumda Ufuk Boz “Türkiye’de Yeni Medya’da Mizah: Yeni Bir Tür  Olarak Bahattin Örneği” , Servet Büşra Çakmakçı,  “Toplum Mühendisliğinde Medyanın Yeri ve Önemi”, Melih Dinçer,” Patolojik Hastalık Olarak Ekran Bağımlılığı

Bostan yaptı. Selcan Bakkal, “Televizyon Reklam Filmlerinde Kadın Bedeninin Cinsel Obje Olarak Temsili” sunumunu yaptığı oturumda Burak Dağ ise “Gelenek ve Hurafe Üzerinden Akira Kurosawa İncelemesi” konusunu ele alırken Evşen Çerkeşli “Başkanın Adamları Filmi Üzerinden Sinemaİktidar İlişkisi Okuması”  sunumunu gerçekleştirdi. Oturumda son olarak Abdurrahman Yazıcı, “Türk Medyasında Dış Habercilik” konusunu işledi.

“3. Oturum: Reklam Analİzlerİ” Arş. Gör. Alparslan Nas’ın başkanlığını üstlendiği “Reklam Analizleri” isimli son oturum 8 Mayıs tarihinde 15.1516.45 saatleri arasında Marmara Medya Merkezi Stüdyosunda düzenlendi. Özlem Vural, Melisa Bal, Eda Ertürk ve Elif Kezban Aydeniz’in sunumlarını gerçekleştirdiği oturumda sırasıyla “Reklamlarda Sunulan Estetik Duygusunun Dini ve Mitolojik Göndergeler Yoluyla İncelenmesi”, “İletişim Teknolojileriyle Küreselleşen Dünyada Tüketim Toplumu ve Reklamlar”, “Arketip Kavramı ve Günümüz Reklamlarına Yansıması” ve “Reklam Dilinin Biçimbilimsel Özellikleri Bağlamında Reklamın Toplumsal Değer Yapılanmasına Etkisi” isimli konular anlatıldı. Bu yüzden lisans öğrenci sayımızı aşağıya çekerek yüksek lisans öğrenci sayımızı arttırarak bir denge sağladık. Lisans öğrenci sayımız azalacak. Bizim hedefimiz şu anda 3000 olan öğrenci sayımızı 1200 civarına düşmesini sağlamak. Bu çok fazla. Bu yüzden kısmaya çalışıyoruz.” diyerek devam etti. Oturumların sona ermesinin ardından, Halkla İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cengiz Anık, Marmara

ve Medya Okuryazarlığı” ve Emine Aktaş “Yeni Medya Bağlamında Fatih Projesine Medya Okuryazarlığının Yansımaları” isimli sunumlarını yaptılar.

“2. Oturum: Medya ve Temsİl” Aynı tarihte 2. Oturum olarak gerçekleştirilen Medya ve Temsil’in oturum başkanlığını Arş. Gör. Mesut

“4. Oturum: Yenİ Medya Analİzlerİ” Arş. Gör. Deniz Kurban’ın oturum başkanlığını üstlendiği “Yeni Medya Analizleri” isimli oturumda Betül Nalçacıgil, “Evlilik Yaşamındaki Sorunlar Üzerine Bir Sosyal Medya\Forum Araştırması” Gülden Demir, “Sanal Ortamda Yaratılan Siber Kültür: ‘Piryolu

Forum’, Etnografik Bir Araştırma” Elif Sarpca, “Türkiye’de Sanal Ortamda İletişimin Öne Çıkan Noktaları KADINLAR KULÜBÜ- Bir Fenomen”, Yasemin Nuhoğlu, “ Sanal Grupların Etnografik Değerler Açısından İncelenmesi: Engelliler. Biz Platformu Forumu Örneği” adlı sunumlarını yaptılar.

“5. Oturum: Medya Analİzlerİ” 9 Mayıs tarihinde 5. Oturum olarak gerçekleştirilen Medya ve Analizlerinin oturum başkanlığını Arş. Gör. Gül Dilek Türk yaptı. Ercan Türkmen, Şebnem Özdemir, Nurcan Usta ve Mehmet Sinan Tam/ Emel Temizay’ın sunumlarını gerçekleştirdiği oturumda sırasıyla, “Kitlelerin Sosyal Ağlar İle Aracılanmış Gündem Belirleme Gücü: Gezi Parkı Örneği”, “Kurumsal İmaj Oluşumunda Algı Yönetimine İlişkin Taktikler”, “Sosyal Müşteri İlişkileri Yönetimine İlişkin Algı ve Beklentiler: Üniversite Öğrencilerine Yönelik Bir Araştırma”, “4+4+4 Eğitim Sitemin Yazılı Basında Sunumu Üzerine Bir Değerlendirme” adlı konular sunuldu.

6. Oturum – Kapanış Oturumu Başkanlığını Öğr. Gör. Yusuf Ziya Gökçek’in yaptığı Kapanış Oturumunda ise Arş. Gör. Ömer Faruk Özcan, ‘’ Yeni Medyanın Yeni Mecrası: Sosyal Televizyon’’ isimli sunumunu yaptıktan sonra Turgay Yerlikaya, ‘’Oryantalizm ve İslamofobya’’ adlı tebliğini sundu. Yerlikaya’nın ardından Arş. Gör. Doğuşcan Göker, ‘’Popüler Kültür ile Kültürel Elitizm Arasında İstanbul ve Sinema’’ ve Gökhan Şener, “ “Metafiziği Dekonstrüksiyona Uğratmak” konularını işlediler.


10

SAĞLIK

Mayıs 2014 / Yıl:2 Sayı:18

Umursanmayan kabus: Birçok insan tarafından bilinen skolyoz hastalığı, omurganın göğüs ya da bel bölgelerinde görülebilen yana doğru eğrilik olarak tanımlanıyor. Günümüzde oldukça yaygın olan bu hastalığı Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı doktoru Prof. Dr. Murat Bezer anlatıyor. Merve Bavra

P

rof. Dr. Murat Bezer “Skolyozu kabaca, omurganın yana doğru eğriliği olarak tanımlayabiliriz. Bunun yanında vücutta olan kifoz ve lardozun azalması, kaybolması ya da artması da söz konusu olabilir. Sonuç olarak hasta yana doğru eğiliyor, bir miktar sağa ve sola doğru dönüyor. Ayrıca öne doğru kamburluğu artıyor ya da belindeki çukurla sırtındaki normal kamburluk azalıyor.” sözleriyle skolyozu detaylı bir şekilde açıklıyor.

Skolyozun belİrtİlerİ Skolyoz’un, hasta çıplakken karşıdan bakıldığında kolayca anlaşılabileceğini söyleyerek sözlerine devam eden Prof. Dr. Murat Bezer, belirtileri şu şekilde ifade etti: “Kişinin kafası gövdesinin ortasında durmaz, bir omuzu diğerinden yüksek durabilir, bel çukuru eşit değildir, kürek kemiklerinin biri diğerinden önde veya arkaya çıkıntılıdır. Özellikle bayanlar için göğüslerden biri önde diğeri arkadadır. Mesela, sırtın ortasında bir çizgi var ve o çizgi düz değildir. Leğen kemikleri birbirine simetrik bir şekilde durmazlar.”

Skolyoz Türleri Murat Bezer, en sık karşılaşılan tür olan İdiopatik Skolyoz’u “Altında hiçbir sinir ya da kas hastalığı çıkmayan ve omurlarda doğuştan bir eksiklik ya da yapışıklık olmayan skolyoz tipidir.” ifadeleriyle açıkladı. Ayrıca sebebinin bilinmediğini ancak hastanın ya-

kın veya uzak akrabalarında bir skolyoz hastasına rastlanabildiğini sözlerine ekleyerek skolyozun genetik temelli bir hastalık olma ihtimalinin de olabileceğini belirtti. Nöromüsküler ve Konjentel skolyoz olarak adlandırılan iki türün daha varlığından söz eden Bezer, kas ya da sinirin iyi çalışmamasına bağlı olarak, kas hastalıklarında ve sinir hastalıklarında Nöromüsküler Skolyoz’un görüldüğünü söyleyerek; Konjentel Skolyoz’un ise doğuştan omurların eksik oluşmasına ya da birbirine yapışık oluşmasına bağlı olduğunu dile getiriyor.

Yüksek açılı skolyozların hayati organlara etkisi var mıdır? Genelde göğüs bölgesindeki omularda 90 derecenin üzerindeki skolyozlarda bazı sıkıntıların görülebileceğini ifade eden Prof. Dr. Bezer, bu sıkıntıları şu şekilde açıklıyor: “Genelde akciğer ve mediastem dediğimiz kalbin içinde yer aldığı bölgenin hacminin daralmasından bahsedebiliriz. Bu durum yüksek açılı skolyozlar için geçerlidir ve diğer organlara başka türlü bir zararı yoktur.”

Korse tedavisi En çok tartışma yaratan konular arasında, skolyoz tedavisinin ilk adımını oluşturan korse uygulaması yer alıyor. Korse tedavisinin iyi uygulandığı taktirde son derece başarılı bir tedavi yöntemi olduğunu ancak iki sebepten dolayı uygulamada yetersiz kaldığını ifade eden Murat Bezer konu hakkında “İki sebepten yetersiz kalınıyor. İlk olarak, bunu uygulayan doktorlar korse tedavisine inanmıyorlar. Bu yüzden de hem iyi uygulayamıyor hem de iyi takip edemiyorlar. İyi uygulamadan kastım doğru korseyi doğru yere yerleştirilememesidir. Korsenin tedavisi her zaman işe yarayacak diye bir kaide yok ancak, korse tedavisinin iyi uygulamayla başarısız olmasıyla, kötü uygulamayla başarısız olması çok farklı şeylerdir” sözlerini sarfetti. Korse tedavisini 20-25 dereceyi geçen tüm hastalarda kullandıklarını belirten Bezer, tedavide amaçlarının her zaman skolyozu düzeltmek olmadığını, artmasını engelleyerek ameliyatı engellemek olduğu-

nu sözlerine ekledi. Skolyozun ağrılı bir deformite olmadığını, özellikle gençlerin ağrı çekmediğine de değinen Murat Bezer, “Skolyozla birlikte ağrı var ise iki sebebi olabilir. Genelde kulunç dediğimiz miyofasyal, fibromiyalji diye bilinen hastalık skolyozlu kişilerde daha fazla görülür.” sözleriyle bu konuya açıklık getirerek, bu hastalıkların da tedavisinin yapılması gerektiğinin altını çizdi. En sık sorulan sorulardan biri olan skolyozun hamileliği olumsuz etkileyip etkilemediğine de değinen Bezer, konu hakkında “Skolyoz hamileliği ve doğum şeklini hiçbir şekilde etkilemez. Ancak gebe skolyozsa ve ameliyat bölgesi bel seviyesiyse, belden uyuşturma şeklinde anestezi alamayabilir.” açıklamasını yaptı.

Egzersiz skolyozu düzeltir mi? Hiçbir egzersizin skolyozu düzeltmeyeceğini ancak egzersizlerin omurga çevresindeki esnekliği ve gücü arttırdığını böylece skolyozun ilerleme ihtimalinin azaldığını açıklayan Prof. Dr. Bezer, bu sebepten özellikle küçük çocuklar başta olmak üzere tüm hastalara spor ve egzersizi tavsiye etti.

“Skolyoz ameliyatı çok masum bir ameliyat değildir” Omurgayı bibirine bağlayarak düzgün pozisyonda kaynatıldığı bir işlem olan skolyoz ameliyatında oluşabilecek riskleri ve önemli hususları paylaşan Prof. Dr. Murat Bezer, “Skolyozun içindeki tüm omurları birbirine kaynatıyouz. Dolayısıyla o bölgede hareket kalmıyor. Masum

olmayan yönü, insanın omurgasındaki hareketleri ortadan kaldırmasıdır. Yani skolyozlu omurların arasındaki hareket ortadan kalkıyor. Mesela göğüs kafesinizdeki ikinci omurla belinizdeki birinci omur arasında skolyoz var diyelimki. İkinci omurdan belinizdeki birinci omura kadar tüm omurları birbirine kaynattığınız için o bölgedeki hareket ortadan kalkıyor sadece belinizde kalan omurlar ve sırtınızda kalan bir omur hareket edebiliyor. Dolayısıyla bunu yapmak çok istemeyiz.” ifadeleriyle skolyoz ameliyatını genel hatlarıyla anlattı.

“Cerrahın doğru seviye seçimi çok önemli” Murat Bezer, 50 derecenin üzerindeki skolyozları ameliyat ettiklerini ve ameliyatlardaki en büyük sorunun fazla omurun birbirine kaynatılması olduğunun üstünde durdu. Yanlış seçimle fazladan omurların kaynatılmasının hareketli omurların kaybedilmesine ve hastada ciddi anlamda fonksiyonel kısıtlığa neden olacağını ifade eden Bezer, bu konuda doktor deneyiminin çok önemli olduğunu söyleyerek cerrahiyi yapan kişinin deformite yapması gerektiğini, ikinci olarak deformite üzerine çalışan bir klinikten eğitim almış olması gerektiğini belirterek sözlerini noktaladı.


HABER

Mayıs 2014 / Yıl:2 Sayı:18

“Yazar olmanın en güzel tarafı kendi farkına varmaktır” Gamze Önder

Hatice Özbey

G

ünümüz Türk Edebiyatı’nın önemli kalemlerinden, okurların ilgiyle takip ettiği; İstanbul Hatırası, Sultanı Öldürmek, Beyoğlu’nun En Güzel Abisi gibi birçok kitabın yazarı Ahmet Ümit, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde Medya Merkezi Stüdyosu’na konuk oldu. Konuşmasına Sait Faik’ten bir alıntıyla başlayan Ahmet Ümit, ‘‘Yazmasaydım çıldıracaktım’’ diyen Faik’in aksine, ben yazmasaydım çıldırmazdım. Yazmaya başladığımda zaten en az yazmak kadar eğlenceli bir hayatım vardı’ dedi. Konuşmasına “Yazar olarak var olmak müthiş bir şey. Yazar olmanın en güzel tarafı bence kendinizin farkına varmanızdır.” diyerek devam eden Ahmet Ümit, edebiyatın hem yazarın hem okurun kendisini tanıması ve keşfetmesine olanak sağladığını belirtti. Çok okunur olmanın bir yazarı değerli ya da değersiz yapmadığını söyleyen Ahmet Ümit, konuşmasını dinleyicilere katılımları için teşekkür ederek noktaladı. Ünlü yazar, programın sonunda öğrencilere kitaplarını imzaladı.

Eleştirel Teorinin Eleştirisi tartışıldı Marmara Medya Merkezi’nin uygulama faaliyetlerinin yanı sıra akademik çalışmalar kapsamında düzenlenen Marmara Medya Merkezi Konferasları’nın ikincisinde İstanbul Ticaret Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Bölüm Başkanı Doç. Dr. Rıdvan Şentürk MMM Stüdyosu’na konuk oldu. Ayşen Bolat, Gamze Önder Onur Aytekin

K

onferansta Doç. Dr. Rıdvan Şentürk, tüm kapalı sistemleri eleştirerek çözmeyi amaçlayan eleştirel teorinin sorgulamasını ele alan bir konuşma yaptı. Moderatörlüğünü Yrd. Doç. Dr. Hediyetullah Aydeniz’in yaptığı konferansın sunumunu Yeter Şeko üstlendi. Yrd. Doç. Dr. Hediyetullah Aydeniz yaptığı konuşmada Marmara Medya Merkezi Konferansları’nın lisansüstü çalışmalara örnek olduğunu belirtti.

“Tek yaptığı İş karşıtı olduğu tarafı eleştİrmek olan akıl akıl değİldİr’’ Eleştirel Teorinin Eleştirisi kitabının

Gamze Önder

Ç

eleştirisini yapmak olduğunu ifade etti. Eleştirel Teori ve Frankfurt Okulu konuları üzerinde tahliller yapan Doç. Dr. Şentürk, Frankfurt Okulu’nun önde gelen temsilcileri Adorno, Horkheimer, Benjamin ve Habermas’ın görüşlerindeki çelişkilerin, eleştirel teorinin önemli eksiklerinin başında geldiğini sözlerine ekledi.

Ercan Kesal tecrübelerini paylaştı Marmara Medya Merkezi Stüdyosu’nda gerçekleştirilen Marmara Sinema Söyleşileri’nin konuğu, Ercan Kesal’dı. 2003 yılında Nuri Bilge Ceylan’ın Uzak filmiyle pratik anlamda ilk kez sette yer aldığını belirterek sözlerine başlayan Kesal, Üç Maymun filmindeki rolüyle birlikte gerçek anlamda sinemanın içinde yer almaya başladığını belirtti. ‘‘Bana göre sinema eğlendirme amacı güden değil; ahlaki, felsefi bir kurum olmalı.’’ diyen Kesal söyleşi sonrasında izleyicilerin sorularını yanıtladı. Ercan Kesal; yazdıkları ve oynadıklarının dünyayla kurduğu ilişkiye

‘Çorum’da Üç Uç Bakış Sanat’

bağlı olduğunu söyleyerek edebiyatının da oyunculuğu gibi olduğunu, kendinde ne varsa dışarıya da onu aktardığını anlattı. ‘Oyunculuğunda tuhaf bir gerçeklik bulunduğunu’ belirten yorumlar aldığını aktaran Kesal, “Ben ‘rol yapmayı’ bilmiyorum. Artistlik yapmayan bir oyuncuyum. Bunlar dünyadaki şahsi yolcuğumla ilişkili şeyler, başka türlüsü elimden gelmediği için böyle yazıyorum, böyle oynuyorum.” ifadelerini kullandı. Ercan Kesal sözlerini, “Olsa ne güzel olur dediğim en önemli şey, daha az kelimeyle daha çok şey ifade edebilmek.” diyerek noktaladı.

Uygar Aydın

MMM iki duayeni ağırladı

Ayşenur Çelimli

orum Atatürk Anadolu Lisesi ve Hitit Üniversitesi işbirliği ile düzenlenen ‘Çorum’da Üç Uç Bakış’ sanat etkinliği kapsamında açılan sergide İstanbul’dan üç ünlü ressam Devlet Sanatçısı Prof. Dr. Devrim Erbil, Prof. Dr. Aydın Ayan ve Prof. Bünyamin Özgültekin’in eserlerine yer verildi. Marmara Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksek Okulu Bölüm Başkanı Doç. Dr. Sibel Kılıç, programı Küratör-Sanat Eleştirmeni ve konuşmacı olarak takip etti. Doç. Dr. Sibel Kılıç’ın, Çorum Atatürk Lisesi Resim Öğretmeni Dursun Şen’le birlikte organizasyonunu üstlendiği ‘Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Türk Resim Sanatı’ konferansının ve ‘Özgün Sanat Konuları’ adlı panelin moderatörlüğünü Hitit Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Başkanı Prof. Dr. Seçil Şatır üstlendi. Program kapsamında katılımcı sanatçıların gerçekleştirdikleri konuşmaların ardından söz alan Doç. Dr. Sibel Kılıç ‘Çorum’da Üç Uç Bakış’ adlı konferansta; Çorum Atatürk Anadolu Lisesi’nden mezun olduğunu belirterek, burada olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Konferansın ardından Hitit Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Seçil Şatır’ın moderatörlüğünde dört sanatçının öz geçmişlerinin anlatıldığı ve sanat konularının tartışıldığı bir panel gerçekleştirildi. Etkinliğin ardından Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Reha Metin Alkan tarafından Doç. Dr. Sibel Kılıç’a teşekkür belgesi takdim edildi. Doç. Dr. Sibel Kılıç, programla ilgili olarak katılımcı sanatçıların eserlerinin analizi olan “Çorum’da Üç Uç Bakış’ adlı detaylı bir katalog hazırladığını ifade etti. Doç. Dr. Sibel Kılıç, etkinliklere ilişkin çalışmaları bir akademisyen gözüyle kaleme alacağını belirtti.

iki yönü olduğunu belirten Şentürk, bunlardan birincisinin eleştirel teorinin ne olduğunun ve ne olmadığının bu ülkede anlaşılmasına katkı sağlamak olduğunu söyledi. İkinci yönünün ise eleştirel teori karşısında Türkiye’de 1980’lerden itibaren gelişmiş olan çalışmaların ve takınılmış düşünce tavırlarının bir

Marmara Medya Merkezi Sinema Topluluğu, hazırladığı elektronik sinema dergisi Sinemarmara’nın 3. sayısı için iki duayen ismi, Prof. Dr. Kurtuluş Kayalı ile senarist, yönetmen, yazar Sefa Önal’ı Cep Sineması’nda konuk etti. Marmara Medya Merkezi Koordinatörü Yrd. Doç. Dr. Hediyetullah Aydeniz’in moderatörlüğünü üstlendiği oturumda, Yeşilçam merkezli olmakla birlikte, 1950 sonrası Türk Sineması, sinema ve tarih arasındaki ilişki, Kurtuluş Kayalı ve Sefa Önal’ın anlatımıyla geniş çapta konuşuldu. Yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin yanı sıra öğretim görevlilerinin de katıldığı toplantıda Türk Sineması’nda modernleşmenin etkilerine, Prof. Dr. Kayalı

tarafından tarihsel bir bakış yapılırken, Yılmaz Güney ve Yücel Çakmaklı sineması da detaylarıyla değerlendirildi. 61 yıllık engin bir birikime sahip olan Sefa Önal, konuşmasında “Sinemaya gitmek bir kültür işidir.” diyerek sinemanın önemini, verilen emeği etkili bir biçimde anlattı. Sinemayla edebiyatın iç içe olduğunu savunan Önal, Edip Cansever ve Turgut Uyar gibi dönemin şairleriyle karşılıklı etkileşim içinde olduklarını da belirtti. Kurtuluş Kayalı ve Sefa Önal’ın deneyimlerini paylaştığı Yeşilçam, Türk Sineması’nın tarihsel ve sosyolojik boyutları gibi konuların konuşulduğu toplantı, tüm detaylarıyla elektronik sinema dergisi olan Sinemarmara’nın 3. sayısında olacak.


12

HABER

Mayıs 2014 / Yıl:2 Sayı:18

Binada yeni dönem: yeşil yapılar

1970’lerde yaşanan petrol krizinden sonra çevreci yaklaşım da değişmeye başladı. Küresel ısınmayla birlikte ‘çevre dostu’ projelere olan eğilim artıyor, bu durum her alanda olduğu gibi konut sektöründe de kendini gösteriyor.

Merin Kızıl

E

nerji ve su verimliliği sağlayan, güneş ve rüzgâr enerjisinden yararlanmayı olanaklı kılan yeşil binaların çevreci ve tasarruflu olması, klasik yapıların önüne geçmelerini sağlıyor. İnsan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri en aza indirmeyi amaçlayan yeşil bina konsepti, doğal ışıktan faydalanma, çevre dostu malzeme kullanma, su ve enerji artırımını sağlama gibi pek çok etkinliği de kapsıyor. Alışılmış yapıların aksine uzun vadede enerji tasarrufu sağlayan binaların yapım maliyeti ise sadece yüzde 2 ile 8 arasında artıyor.

Hem doğa hem de İnsan İçİn tasarlanıyor Yüksek katlı gri binalar insan psikolojisi üzerinde olumsuz etki yaratmakta. Yapay aydınlatmanın ve ısıtmanın çalışma verimini düşürmesi yeni arayışları gündeme getiriyor. İnternetin yaygınlaşması, telefon ve bilgisayarların küçük boyutlarda üretilmesi ofis gelişimini ve fonksiyonlarını değiştiriyor. Ofisler, rutin işlerin yapıldığı yerlerden çok bilgi alışverişinin yapıldığı yerlere dönüşürken, doğaya da faydalı oluyor. Çevreci binalarda hem insan memnuniyeti ve moti-

vasyonu yüksek tutuluyor hem de aydınlatma, ısıtma ve soğutmada maliyet düşürülüyor.

Ülkeler bİna standartlarını belİrlİyor Avrupa Birliği üyesi devletler, 2009’dan itibaren mevcut binalarını değerlendirerek, derecelendirme yapıyor. Enerji dostu olan binalara Bina Enerji Sınıflandırması (BER) sertifikaları veriliyor. Uygun olmayan yapılar ise daha fazla vergi uygulamasına tabi tutuluyor. Bu durum gayrimenkullerin değerini de değiştiriyor ve günümüzde Türkiye’de doğa dostu yapılarla ilgili düzenlemeler yeni yeni başlıyor. Yeşil binalar daha çok teşvik edilerek hayatımızda daha çok yer almaları sağlanmakta. Çevreci binaların sertifikasyonu ile ilgili iki ayrı kuruluş çalışmalarını sürdürüyor. Bunlardan ilki Enerji ve Çevre Dostu Tasarımda Liderlik (LEED- Leadership in Energy and Environmental Design), ABD’deki Çevre Dostu Binalar Konseyi (USGBC) tarafından geliştirilen bir dizi kriterler listesidir. Diğeri ise İngiltere’de kurulmuş olan BREEAM (Building Research Establishment Environmental Assessment Method) sistemidir.

Marmara’da Halk Müziği şenliği yaşandı Gamze Önder

M

armara Üniversitesi Sağlık Kültür Daire Başkanlığı Türk Halk Müziği Korosu, Göztepe Kampüsü’ndeki Dr. İbrahim Üzümcü Kültür Merkezi’nde konser verdi. Atatürk Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Uslu yönetimindeki 2007 yılından beri Türkiye’nin birçok yerinde birincilikler kazanan Türk Halk Müziği Korosu; bir yılı aşkındır üzerinde çalıştıkları eserlerle dinleyicilerin karşısına çıktı. Etkinlikte, koro çalışmalarının yanı sıra solis-

tlerin bireysel performanslarına da yer verildi. Ege’den, Doğu Anadolu’ya kadar Anadolu’nun dört bir yanından türküler seslendiren koroya, Marmara Üniversitesi Halk Oyunları Topluluğu eşlik etti. Trakya türkülerinden, Trabzon horonuna; tüm ezgilerde oyunlarıyla koroyla uyum içinde olan topluluk, izleyicilerden büyük beğeni topladı. Dr. İbrahim Üzümcü Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen konser, Prof. Dr. Mustafa Uslu’ya ve ekibine iletilen teşekkürler ve alkışlar eşliğinde son buldu.


HABER

Mayıs 2014 / Yıl:2 Sayı:18

Yurt dışı atağı M

13

Marmara Üniversitesi’nde öğretim üye ve elemanlarının uluslararası bilgi ve deneyim edinmesi üniversite imkanlarıyla gerçekleşecek. Yardımcı doçentlerden başlayarak isteyen bütün öğretim üyeleri yurt dışına gönderilecek.

armara Üniversitesi, dünyanın en yetkin, en kaliteli ve akademik olarak en başarılı eğitim kurumu olmak için önemli bir projeyi hayata geçiriyor. Rektör Prof. Dr. M. Zafer Gül, dünyanın en başarılı üniversiteleri arasında yer almak için önümüzdeki dönemde gerçekleştirecekleri öncelikli hedefleri paylaştı: “Uluslararası toplantılardaki katılımlarla bilimsel alanlara yaptığımız katkıları daha da arttıracağız. Uluslararası düzeyde akademik kalitesini kanıtlamış dergilerde yayınlanan makale sayılarının artması ve aldığı atıfların çoğalmasını maddi ve manevi olarak teşvik edeceğiz. Uluslararası düzlemde takdir ve itibar gören projeleri, icad ve keşifleri ödüllendireceğiz ve özendireceğiz. Ve eğitim kurumlarının kalite alameti olan diğer kriterler açısından her türlü desteği vereceğiz.” Ayrıca öğretim üyelerinin yurt dışı deneyimine büyük önem verdiklerini vurgulayan Rektör

Gül, “Bütün öğretim üye ve elemanlarımızın uluslararası bilgi ve deneyim edinmesini, üniversitemizin imkanlarıyla gerçekleştireceğiz. Uluslararası düzeyde yetkin ve nitelikli bazı üniversitelerle karşılıklı anlaşmalar yapılacak ve yardımcı doçentlerimizden başlayarak isteyen bütün öğretim üyelerimizi yurt dışına göndereceğiz.’’ dedi.

AKADEMİK PERSONELE YURT DIŞI DENEYİM FIRSATI Öğretim üyelerimiz, yurt dışı görevleri esnasında sadece yabancı dillerini geliştirmekle veya ikinci bir yabancı dil öğrenmelerini sağlamakla yetinmeyeceğiz. Bu görevleri esnasında öğretim üyelerimizin ayrıca, bazı projelerde görev almaları, eğitim öğretim faaliyetleri yürütmeleri, akademik faaliyetler ve eserler ortaya koymalarının temin etmelerini sağlayacağız.” diye konuştu.

Marmara’da ‘‘Arama Konferansları’’ yapılacak M

armara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. M. Zafer Gül, öğretim üyelerinin akademik açıdan yetkinleşmelerini sağlayacak projeksiyon planladıklarını söyledi. Bu kapsamda istisnasız bütün öğretim üyelerinin belirli bir planlama dahilinde katılacağı ‘Arama Konferansları’ yapacaklarını ifade eden Rektör Gül, konferans konu başlıklarını da öğretim üyelerinden isteyeceklerini kaydetti. Rektör Gül, arama konferanslarının sosyal, fen ve sağlık bilimleri olmak üzere üç ana kategoride sırayla gerçekleşeceğini aktardı.

AKADEMİK FİKİRLERİN ÖZGÜRCE GERÇEKLEŞTİRİLECEĞİ YER OLACAK Rektör Gül, şöyle devam etti: “Bu konferanslar işyeri özelliği taşımayan, akademik fikirlerin özgürce gerçekleştirileceği ve istisnasız tüm öğretim üyelerinin katılabileceği, konaklama imkanı bulunan, otel özelliği ve imkanlarını taşıyan mekanlarda gerçekleştirilecektir.

Arama konferansları, belirli bazı konulara göre kategorize edilmiş ‘Konu Masaları’na göre icra edilecektir. Her ‘Masa’da görevli öğretim üyeleri birer tebliğ ile görevlerini ifa edecekler ve bu akademik eserler yayınlanmak üzere, Moderatör olarak görev yapan her ‘‘Masa Editör’’ünce redakte edilmek üzere bir araya getirilecektir. Son toplantı, bütün ‘Masa’ların ortak paydalarından oluşan ve bir komisyon tarafından kaleme alınan bir ‘Sonuç Bildirisi’nin oluşturulmasına yönelik olarak değerlendirme toplantısı adı altında yapılacak ve arama konferanslarının ilki böylece tamamlanmış olacaktır.” İlk olarak sosyal bilimler alanında akademik çalışmalar yapan öğretim üyeleri ile konferansların başlatılacağını anlatan Rektör Gül, “Sosyal bilimler arama konferansları disiplinler arası bilgi alışverişi ve akışını gerçekleştirmek amacına yönelik olarak tasarlanacak ve toplantı Eylül – Ekim 2014 aylarında gerçekleştirilecektir. Arama konferanslarının ikincisine sağlık

bilimlere ilişkin akademisyenler katılacak ve toplantı Ekim – Kasım 2014 aylarında gerçekleştirilecektir. Arama konferanslarının üçüncüsü fen bilimlere ilişkin akademisyenler katılacak ve toplantı Kasım – Aralık 2014 aylarında gerçekleştirilecektir” diye konuştu.

Marmara Üniversitesi’nde öğretim üyelerinin akademik açıdan yetkinleşmelerini sağlamak ve üniversitenin çok iyi olacağı alanları tespit etmek için ‘Arama Konferansları’ yapılacak.


14

AYLIK AKBİL

Mayıs 2014 / Yıl:2 Sayı:18

Sil baştan, Karaköy Haliç, Galata ve Tophane arasında, eski İstanbul’un gözde semtlerinden Karaköy… Bu sayımızda yenilenen Karaköy’ün sokaklarını, kafelerini sizler için gezdik. Dilay Argün

S

okaklarındaki mis gibi deniz kokusunun yanı sıra yeni mekânları sayesinde parıldayan Karaköy’de demirci ya da elektrikçiler yerlerini yavaş yavaş galeri, kafe ve tasarım mağazalarına bırakıyor. Dar, eski sokakların arasında; bir yanında harabe dükkânların bir yanında ise Cihangir kafelerini andıran mekânların, galerilerin, otellerin bulunduğu Karaköy, son yıllarda ünlülerin ve gezginlerin uğrak mekânları arasında yer alıyor. Balıkçıları, iskelesi ile de anılan; ulaşımı oldukça kolay olan Karaköy, pek çok öğrencinin tercihi arasında bulunuyor. Öğrencilerin Karaköy’ü tercih etmelerinde Karaköy’ün konumu, doğal ve tarihi güzelliklerinin yanında öğrenci

bütçesini düşünen kafelerin var olması büyük etken oluşturuyor. Bazı kafelerde, belli saatler arasında; kahvelerin öğrencinin belirleyeceği fiyat üzerinden verilmesinin yanı sıra sandalye ve masaları sokağa kayan, sokaklarında kahkahanın eksik olmadığı Karaköy’de en çok sevilen mekânlar arasında ise Wom, Forneria, Karabatak, Bando, Dem yer alıyor. Gerek dekorasyonları gerekse menü seçenekleri ile dikkat çeken Karaköy mekânları arasında çay severlerin uğrak mekânı ‘Dem’ oluyor. ‘Şehrin çay evi’ olarak anılan bu kafe Çin, Japonya, Sri Lanka, Hindistan, Kenya, Güney Afrika çaylarından oluşan 60’a yakın çay ile sizi karşılıyor. Eşsiz sunumu ile kendine hayran bıraktıran Dem,

ziyaretçilerini hem çay hem de ‘Dem’ tiryakisi yapıyor. Arkadaşlarınızla keyifli sohbet etmek dışında seveceğiniz bir kitabı okuyabileceğiniz, işlerinizi halledebileceğiniz veya yalnızca kahvenizi içip kafanızı dinleyebileceğiniz mekânların bulunduğu Karaköy, yeni açılan galerileri ile sanatseverlerin ilgisini çekiyor. Galeri Manâ, İlmisimya, artSümer, BAS, İstanbul’74 gibi pek çok galerinin bulunduğu Karaköy, açılan sergiler ile ziyaretçilerine sanat kokan zamanlar vadediyor. Balık tutmak isteyenlerin uğrak mekânı olan, tarihi yarım adayı kendisine bağlayan Galata Köprüsü’nü de bünyesinde bulunduruyor. Tarihi güzellikleri arasında Galata Kulesi’ni

Kazım Çavuş

de anlatmadan geçemeyeceğimiz bu eşsiz güzelliklerin sahibi Karaköy, pek çok kesimden insana ev sahipliği yapıyor. Bankaları ve iş hanlarıyla ünlü en eski ticaret merkezlerinden biri olan ve tarih boyunca bir liman ve ticaret merkezi olma özelliğiyle ön plana çıkan Karaköy, bu kez de eşsiz güzellikteki mekânları, sanat galerileri, kafeleri ve balıkçıları ile sizleri bekliyor. Bugün uluslararası ve şehir içi yolcu trafiğinde büyük taşımacılık merkezi olan Karaköy’e ulaşım ise oldukça rahat… Bağcılar-Kabataş tramvayını, Taksim’den Tünel Füniküler hattını, Haydarpaşa ve Kadıköy’den ise vapuru kullanarak ulaşabileceğiniz bu semtte boş bir vakitte rahat rahat gezmenizi tavsiye ederiz…


15

Mayıs 2014 / Yıl:2 Sayı:18

İstanbul’un Mimari Krizi

Yazı Dizisi

İrem Demirkaya-Şina Ceylan

İstiklal’in İncisi artık parlamıyor B

eyoğlu’nun incisi olarak kabul edilen Narmanlı Han, İstiklal Caddesi’nin Tünel’e kıvrıldığı noktada İsveç Konsolosluğu’nun tam karşısında yer alıyor. Kültürel miras açısından önemli bir yere sahip olan Narmanlı Han’ın el değiştirmesiyle, hana ne yapılacak sorularıyla gündeme geliyor. Narmanlı Han, İtalyan Mimar Giuseppe Fossati tarafından 1800’lü yılların ortasında Rus Sefarethanesi olarak inşa edildi. Birinci Dünya Savaşı nedeniyle boş kalan Han Bolşevik Devrimi’nden sonra tekrar hareketlendi. Cumhuriyet ile birlikte konsolosluk ve ticaret ofislerinin merkezi oldu. 1933 yılında sanata ve sanatçılara olan saygılarıyla tanınan Avni ve Sıtkı Narmanlı, hanı satın alarak odalarını düşük ücretlerle sanatçıların kiralamasına olanak sağladılar.

“SANATÇILARIN HANI’YDI” Ahmet Hamdi Tanpınar’ın eserlerine, ünlü ressam ve şair Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun yapıtlarına, Dr. Fikret Karel’in heykellerine ve Aliye Berger’in tablolarına tanıklık eden Narmanlı Han tam manasıyla sanatçıların hanıydı. 80’lerin sonu 90’ların başında fanzincilerin buluşma noktası olan han birçok sanatçıya ev sahipliği yaptı.

“NARMANLI’NIN YOK OLUŞU” 2001 yılına gelindiğinde yüzde 15 hissesini Yapı Kredi Koray inşaatın satın aldığı Narmanlı Han’ın üzerine iki kat olmak kaydıyla kat çıkma kararı alındı. Anıtlar Kurulu tarafınca da onaylanan bu karara o dönemde sivil toplum örgütleri sert tepki gösterdi. Örgütler “Nasıl Dolmabahçe Sarayı’nın üzerine inşaat yapılamazsa Narmanlı Han’ın üzerine de yapılmaması gerekir” sloganıyla imza topladılar. Bu durum kararın iptaline sebebiyet verdi. Narmanlı Han üzerinde hiçbir şey yapamayan Yapı Kredi Koray inşaat ve diğer hissedarlar tüm hisseleri Eteksan Tekstil sahibi Tekin Esen ve Erkul Kozmetik’in sahibi Mehmet Erkul’a sattı.

“HAN KİMLERE EMANET?” Narmanlı Han’a ziyarete gittiğimizde hanın bekçisi Mithat Bey, henüz yeni olduğunu yaklaşık bir yıldır orada yaşadığını bu sebepten bize bilgi veremeyeceğini söyledi.

“İstanbul’un Mimari Krizi” adıyla bir araya getirdiğimiz haberlerden oluşan yazı dizimizin son ayağı “Narmanlı Han” ile noktalanıyor.

yapma amaçları varsa berbat bir plan. İstiklal caddesi gibi bir yere AVM düşünülemez. Bence aslı korunmalı. Yalnız aslı değil içeresindeki esnaflar da korunmalı. Çünkü bir tarihi yok ediyorsunuz. 1936’dan beri biz buradayız. İstiklal Caddesi’nde bozduğunuz her şey, yok ettiğiniz tarih anlamına gelir. Biz de yok olabiliriz. Yeni bir yasa önerisi var 6098’e 347. Yeni borçlar kanunu. Bu yasaya göre ‘Bir yerde 10 yıldan fazla kiracı iseniz; tahliyeniz kolaylaşıyor’. Bu yasa çıkarsa birçok tarihi eser yok edilme tehlikesiyle karşı karşıya kalır.” şeklinde konuştu.

“NARMANLI BİZİM GÖZ BEBEĞİMİZDİ” “HİÇBİR ŞEY YAPAMAZLAR ONLAR SADECE GAYRİMENKUL ZENGİNİ” Narmanlı Han’ın girişinde bulunan Aba Giyim’in sahibi Şaban Yavuz, Narmanlı Han’ın el değiştirmesi ve bu değişim sonunda ortaya çıkan iddialar üzerine “Alışveriş merkezi yapılacakmış gibi iddiaları geçecekler. Öyle bir dünya yok. Yapamazlar. Yapmak isteyebilirler ama imar vermezler. Çünkü burası tarihi eser. Yapabilseydi Yapı Kredi Koray yapardı. Yukarıya kat çıkamazlar birebir aynısını yapmaları lazım. Tadilat yapılabilir ama kat çıkılamaz.” şeklinde konuştu.

mizde tarihi eserler korunmuyor. Ama bilmeliyiz ki imarı almak da o kadar kolay değil. Yani bu iddialar lafta kalabilir. Çünkü bahsettiğimiz yıllara tanıklık etmiş bir eser” ifadelerini kullandı.

“AMACIMIZ RESTORE ETMEK” Narmanlı Han’ın akıbeti için Erkul Kozmetik’ten aldığımız bilgilere göre, hisse sahipleri şu an için yapıda bir değişiklik yapmayı düşünmüyor. Ancak bir şey yapılacaksa bile binanın olduğu şekilde korunarak restore edileceğini ve han olarak yeniden hizmete açılacağını söylediler.

Narmanlı Han’ın ilk sahiplerinden Haluk Narmanlı ise, “Narmanlı bizim göz bebeğimizdi. Elden çıkarmamak için elimizden geleni yaptık ama bir süre sonra hisseler yetmedi. Yüzdeler kurtarmadı ve Yapı Kredi Koray’a satmak zorunda kaldık. Yapı Kredi Koray’ı iyi tanırdık, ne yapacaklarından haberimiz vardı. Başlangıca dönecek olursak dedem, hanı orada yaşamak, orada oturmak niyetiyle almış ama yapamamış. Aile zamanla çok kalabalıklaştı. 7 hissedardan yirmi altı hissedara kadar çıkınca hanla ilgili her kafadan bir ses çıkmaya başladı. Aile içinde kesinlikle hiçbir anlaşmazlık olmadı. Ardından hissedarlar kendi yollarına gitmek istedi bir yere bağlı kalmak istemedi ve han satıldı.” dedi.

“BİR ŞEY YAPILACAKSA; ORADA KEDİLER BİLE KALACAK YAPILACAK OLAN ÖYLE YAPILACAK” Haluk Narmanlı sözlerini, “Yeni sahipleri tanıyoruz. Onlarla da yakın ilişki içindeyim. Bu işten kopmuş değilim. Hana ne yapılacaksa benim bilgim dâhilinde oluyor. Bir şey yapılacaksa handaki kediler bile kalacak. Yapılacak olan öyle yapılacak.” şeklinde sürdürdü.

“TARİHİ ESERLER KORUNMUYOR” Mimarlar Odası İstanbul Şubesi Genel Sekreteri Mücella Yapıcı konuya ilişkin olarak “Narmanlı Han’ın el değiştirmesi ve bunun üzerine gelişen iddialar oldukça kötü. Tarihi eseri koruma anlayışımız çok zayıf. Ülke-

“KELEBEK KORSE DE YOK OLMA TEHLİKESİYLE KARŞI KARŞIYA” Narmanlı Han konusunda İstiklal Caddesi esnaflarından Kelebek Korse dükkânının sahibi İlya Avaramoğlu konuya ilişkin olarak “Birçok iddia var. Sizin de söylediğiniz gibi. Eğer dediğiniz gibi alışveriş merkezi

“NARMANLI SANAT GALERİSİ YAPMAYI PLANLIYORUZ” Konuya ilişkin olarak Haluk Narmanlı sözlerini “Narmanlı sanat galerisi yapmayı planlıyoruz. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun Aliye Berger’in kaldıkları odaları atölye veya galeri haline çevireceğiz.” ifadeleriyle noktaladı.


M

S TES

AR M A

A ÜN V ER

R

1883

Android

Apple mobilden erişilebilir

Mayıs 2014 / Yıl:2 Sayı:18

mmm.marmara.edu.tr e-yayincilik.marmara.edu.tr haber.marmara.edu.tr @MarmaraMM

/ marmaramedyamerkezi

Başarıyı, işbirliği getirdi Rektör Prof. Dr. M. Zafer Gül, gazetemize yapılan açıklamada, Marmara Üniversitesi’nde elde ettikleri başarının altında başta Sayın Cumhurbaşkanı ve Başbakan olmak üzere devlet büyükleriyle işbirliğinin yattığını açıkladı.

R

ektör Gül, Türkiye’nin en önemli yüksek öğretim kurumlarından biri olan Marmara Üniversitesi, ‘Köklü Geçmiş, Güçlü Gelecek’ ilkesiyle milletin ve devletin hizmetinde eğitim misyonunu yerine getirdiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Marmara Üniversitesi bir kamu kuruluşu olarak eğitim hizmetinin kamu yararı amacıyla verilmesini ilke edinmiştir. Bu amaç doğrultusunda diğer kamu kuruluşlarıyla uyumlu ilişkiler içinde hareket etmiştir. Üniversiteler çatışmanın, kavganın ve kutuplaşmanın odağı değil Türkiye’yi bilimsel alanda ileri götürmenin çabası içinde olan örnek kurumlar olmalıdırlar.” Rektör Gül, Marmara Üniversitesi’nin, millet ve devleti ile el ve

gönül birliği içinde hizmetlerine devam ettiğini vurgulayarak, üniversitenin vizyonuna uygun bir ilişki yönetimi oluşturduklarını söyledi. Marmara Üniversitesi’nin, Türkiye’nin uluslararası arenadaki ağırlığına uygun bir atılımla, hem ulusal hem de uluslararası boyutta bir marka değeri taşıdığını vurgulayan Rektör Gül, bu başarının ardındaki faktörlerden birinin de resmi ve sivil kurumlarla kurdukları ilişkiler olduğunu ifade etti. Marmara Üniversitesi’nin Türkiye’nin 21. yüzyıl vizyonuna katkı sunacak bir üniversite olma amacıyla çalışmalarına devam ettiğini belirten Rektör Gül, bu düsturu şiar edinmiş diğer devlet kurumlarıyla her zaman iş birliği ve

gönül birliği içinde olduklarını, bu düstur doğrultusunda yoluna devam etme azim ve kararlılığından ise hiçbir zaman vazgeçmeyeceklerini kaydetti. Marmara Üniversitesi’nin milletin temsilcisi olan makamlar ve diğer kamu kuruluşlarının yanı sıra sivil toplum kuruluşlarıyla da işbirliği içerisinde Türkiye’nin eğitim hayatında üzerine düşen görevi layıkıyla yerine getirmeye çalıştığının altını çizen Rektör Gül, “Maltepe’de inşa edeceğimiz yeni kampüs bu işbirliği ve gönül birliğinin bir meyvesidir. Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Marmara Üniversitesi’nin tek kampüste toplanmasına öncülük etmiş, Milli Savunma Bakanımız Sayın İsmet

Yılmaz ile ortaya koyulan yoğun mesai sonucunda bu proje hayata geçirilmiştir. Orman ve Su İşleri Bakanı Sayın Veysel Eroğlu, Çevre ve Şehircilik Bakanımız Sayın İdris Güllüce, Maliye Bakanımız Sayın Mehmet Şimşek, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanımız Sayın Lütfi Elvan, Milli Eğitim Bakanımız Sayın Nabi Avcı ile ortaklaşa çalışarak yeni kampüs projesini en kısa zamanda tamamlayacağız. Bu işbirliği sonucunda Marmara Üniversitesi’nin uzun yıllardır çözümlenememiş bir sorunu olan çağdaş, bilimsel araştırma altyapısı ile donatılmış, örnek bir tek yerleşkeye toplanması mümkün olacaktır.” diyerek sözlerini tamamladı.


Marmara Gazete 18.Sayı