Issuu on Google+

Yerleşkeler bir araya toplanıyor

5 milyon euroluk proje çalışması Marmara Üniversitesi, enerji alanında insan kaynakları geliştirmek için AB destekli 5 milyon euroluk proje hazırladı. AB Delegasyonu’nun değerlendirme aşamasında olan proje ile üniversite-sanayi işbirliğinde önemli bir başarıya imza atılacak. Sayfa 7’de

Bir festival böyle geçti

A ÜN V S TES

M

R

ER

AR M A

Marmara Üniversitesi, İstanbul’un 10 ayrı ilçesinde yer alan 14 ayrı kampüsünün büyük bir bölümünü bir araya toplayacak, çevreci, kendi enerjisini üretebilen, her türlü teknolojik ve sosyal imkanlarla donatılmış yeni kampüs projesiyle Türkiye’de bir ilki gerçekleştiriyor. Sayfa 16’da

1883

Marmara Medya Merkezi’nin kurumsal olarak işbirliği yaptığı 33. İstanbul Film Festivali’nde Marmara Medya Merkezi öğrencileri, sektörel tecrübeler kazandı.

12 MÜ İletişim Fakültesi Öğrenci Uygulama Gazetesi

Nisan 2014 / Yıl:2 Sayı:17

Marmara’ya yakışan tesis Maltepe sahildeki sosyal tesisler, Rektör Gül’ün yoğun çabaları sonucu, restore edilerek yeniden hizmete açıldı. Tesis, sosyal faaliyetlerin yanı sıra eğitim hizmetleri için de kullanılabilecek.

MARMARA ÜNİVERSİTESİ YILLAR SONRA TESİSİNE KAVUŞTU Maltepe Sosyal Tesisleri’nin açılışı yoğun katılımla gerçekleşti. Açılışta konuşan Röktör Prof. Dr. M. Zafer Gül, “Maliye Bakanlığı tarafından bu mekan bize devredilmişti. Fakat burası MAKSEV diye bir vakıf tarafından kullanılıyordu. Benden önceki iki

Marmara Adası’nda kamp ayrıcalığı

TESİS, SOSYAL FAALİYETLER VE EĞİTİM İÇİN KULLANILACAK

rektör döneminde çok uğraş verilmesine rağmen burası boşaltılmadı. Biz göreve geldiğimizde mahkeme süreci devam ediyordu. Yoğun uğraşlarımız sonucu, tesisimize kavuşmuk olduk. Üniversitemize hayırlı olsun.” diye konuştu.

Marmara Üniversitesi, akademik ve idari personelin yaz aylarını etkin bir şekilde değerlendirebilmeleri amacıyla Marmara Adası’nda üniversiteye ait arazide eğitim ve turizm hizmeti sunacak nitelikte bir yaz kampı projesi için planlamalar yapıyor. Rektör Prof. Dr. M. Zafer Gül, ‘‘Marmara Adası’nda da bir yaz

Çağa ayak uyduran eğitim

9

Rektör Gül, tesisi çok kötü şartlar altında teslim aldıklarını ve hemen restorasyon çalışmalarına başlandığını belirterek, Marmara Üniversitesi’ne yakışır bir şekilde hizmete açtıklarını kaydetti. Tesisin Marmara Denizi ve Adalar manzaralı

olduğunu hatırlatan Rektör Gül, ‘‘Burası, Marmara Üniversitesi öğretim elemanları ve çalışanlarının sosyal faaliyetlerini yürütebileceği bir mekan olacak. Ayrıca toplantılar, seminer ve konferans için bölümler var.” dedi. Sayfa 3’de

kampı projemiz var. Oradaki alanımızı da yaz kampı olarak, bungalov evler şeklinde kurmayı planlıyoruz. Arkadaşlarımızın bir hafta-on gün dönüşümlü olarak kalabilecekleri şekilde hazırlamaya çalışıyoruz. Şu anda plan aşamasında, ama en yakın zamanda burası gibi oranın da açılışını gerçekleştireceğiz.’’ dedi.

Dikkat: Bu çöpte sanat var!

13


2

HABER

Nisan 2014 / Yıl:2 Sayı:17

Halk oyunlarında Türkiye finali

M

armara Üniversitesi sadece bilim alanında değil, kültür ve sanat alanında da başarılarını sürdürüyor. Sağlık Kültür Spor Daire Başkanlığı Koordinatörü ve Rektörlük Kültür Danışmanı Prof. Dr. Mustafa Uslu yönetimindeki Marmara Üniversitesi Halk Oyunları Topluluğu’nun başarıları, üniversitenin kültür ve sanat alanındaki atılım ve etkinliklerine önemli katkılar sağlıyor.

aldıklarını belirten Prof. Dr. Uslu, üniversitelerarası halk oyunları yarışmalarında 2012 yılından bu yana birçok birincilik ve ikincilik kazandıklarını söyledi. Repertuarında olan Kırklareli, Artvin, Fethiye, Kafkas, Mardin ve Trabzon halkoyunlarıyla gerek Marmara Üniversitesi’ndeki etkinliklerinde gerekse diğer üniversite

etkinliklerinde gösterilerine devam eden Halk Oyunları Topluluğu 2014 yılı içerisinde gelen yurt içi ve yurt dışı festival davetleri ile ilgili görüşmeler yapmakta. Son olarak 10-13 Nisan 2014 tarihleri arasında, Edirne Trakya Üniversitesi’nde gerçekleştirilen, Üniversiteler Arası Halk Oyunları Şenliği 1. Grup Diğer Türler Yarışması’nda grup yarışmaları kapsamında 14 üniversite arasından 2. olarak 22-26 Nisan 2014 tarihlerinde Gaziantep‘de yapılacak Türkiye Finali’ne katılmaya hak kazandı.

“ULUSLARARASI FESTİVALLERE KATILMA BAŞARISI GÖSTERDİK” Katıldığı yarışmalarda aldığı derecelerle dikkat çeken Marmara Üniversitesi Halk Oyunu Topluluğu’nun son zamanlardaki çalışmaları, geleceğe yönelik hedefleri ve başarıları ile ilgili olarak, ekibi yöneten Prof. Dr. Mustafa Uslu’nun görüşleri şöyle: “Eğitmenliğini Serkan Şerin ve Cihangir Kılıç’ın yaptığı topluluğumuz, son yıllarda katıldığı festival ve yarışmalardan başarılı sonuçlar alarak üniversitemizi temsil etmektedir. Topluluğumuz, son yıllarda uluslararası birçok festivali

katıldı. 2011 yılında Polonya’da, 2012 yılında Türkiye’de ve son olarak 2013 yılında Çek Cumhuriyeti’nde festivale katılma başarısı gösterdik.”

M.Ü. HALK OYUNLARI TOPLULUĞU TÜRKİYE FİNALİNDE YARIŞACAK Uluslararası festivallerin yanı sıra ulusal yarışmalarda başarılı sonuçlar

EDİTÖRDEN Marmara Medya Merkezi öğrencilerinin hazırladığı Marmara Gazete, 17. sayısıyla sizlerle buluşmaya devam ediyor. Bu ayki sayımızda manşette Marmara’ya yakışan tesis haberiyle karşınızdayız. Marmara Üniversitesi’nin KültürSanat alanındaki çalışmalarından birisi olan Halk Oyunları Topluluğu’na yer verdiğimiz haberde, topluluğun uluslararası arenadaki başarıları konu ediniliyor. Marmara Üniversitesi’nin Lisansüstü eğitimdeki faaliyetlerinin anlatıldığı haberde ise; lisansüstü programlara başvuru şartlarına değiniliyor. Daha önceki sayılarımızda yer verdiğimiz Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü tarafından tasarlanan İstanbul Metrosu vagonlarının, İstanbul Fuar Merkezi’nde sergilenmesi üzerinde hazırladığımız haber de gazetemizin 17. sayısında yer

* alıyor. Marmara Üniversitesi’nin enerji alanında insan kaynakları geliştirmek amacıyla AB desteğiyle hazırladığı projenin detaylarını da bu sayımızda bulabilirsiniz. Marmara Üniversitesi’nden haberlerin yanı sıra MMM çalışanı arkadaşlarımızın hazırladığı özel haberler de bu sayımızda yer almaya devam ediyor. Özel haberlerden biri “Bu Çöpte Sanat Var” hayli ilginç bir konuya değiniyor. Ecem Sema Perk’in hazırladığı haberde, sanatçı Efe Işıldaksoy’un ilginç sanat çalışmalarına değiniliyor. İrem Demirkaya ve Şina Ceylan’ın hazırladığı; Halaskargazi’deki yapılaşma ve Deniz Polisi Binası haberleriyle yayınlanmış olan yazı dizisinde bu ay İSTOÇ Oteli’nin yapımında yaşanan sıkıntılar anlatılıyor. Her ay ‘‘aylık akbil’’ bölümü olarak sizlerle buluşan gezi bölümümüz bu ay, ‘‘kent rehberi’’

adıyla karşınızda olmaya devam edecek. Tarihi şehir Edirne’nin anlatıldığı haberde, şehrin dört bir yanından bilgiler edinebilecek, görmeniz gereken birçok mekânın izlerine rastlayabileceksiniz. Kıbrıs’ta yer alan bir zamanların turizm şehri olan, fakat iç savaş ve harekâttan sonra halkın girişinin yasaklandığı Maraş şehrinin ilginç hikâyesini okuma fırsatı bulacaksınız. Marmara Üniversitesi’nin işbirliğine katkıda bulunduğu İstanbul Film Festivali’nin etkinliklerine katılım sağlayan ve tüm birimleriyle çalışan; Film Festivali’nin başlangıcından, kapanış törenine kadar yoğun bir çalışma içinde olan Marmara Medya Merkezi’nin faaliyetlerini okuyabileceksiniz. Marmara Medya Merkezi öğrencileri olarak hazırladığımız Marmara Gazete’nin bir dahaki sayısında görüşmek dileğiyle. Gamze Önder

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Adına Sahibi Gen. Yayın Yön. Yayın Danışmanı

Yayın Koordinatörü Yazı İşleri Müdürü Haber Müdürü Editör Tasarım & Görsel Yön. Tasarım Uygulama Basım Yılı Sayı Adres

Tel Faks E-posta Baskı

Dekan Prof. Dr. Yusuf Devran Doç. Dr. Ali Büyükaslan Prof. Dr. Atilla Girgin Prof. Dr. Emre Bağce Yrd. Doç. Dr. Hediyetullah Aydeniz Arş. Gör. Doğuşcan Göker Arş. Gör. Ali Özcan Arş. Gör. Çiğdem Erdal Gamze Önder Arş. Gör. Betül Kılıç Taran Ali Evecan Nisan 2014 17 Marmara Üniversitesi Nişantaşı Kampüsü İletişim Fakültesi Büyükçiftlik Sokak No: 6 Nişantaşı 34365 Şişli/İstanbul 0212 233 04 47 / 170 0212 246 74 28 medyamerkezi@marmara.edu.tr İhlas Gazetecilik A.Ş.


HABER

Nisan 2014 / Yıl:2 Sayı:17

3

Marmara ‘denizi’ne kavuştu Marmara Üniversitesi Maltepe Sosyal Tesisleri düzenlenen görkemli törenle hizmete açıldı. Rektör Gül, Marmara Denizi ve Adalar manzaralı tesisin üniAsel Uğurbil versite personelinin sosyal faaliyetlerini yürütebileceği bir mekan olacağını söyledi. Gamze Önder

M

armara Üniversitesi’nde son dört yılda sosyal tesislerin sayısında dikkat çekici bir artış yaşandı. Atıl durumda olan sosyal tesisler yenilenirken, üniversiteye yeni sosyal tesisler de kazandırıldı. Maltepe Yalı Mahallesi’nde sahil yolu üzerinde deniz ve Adalar manzaralı sosyal tesis de bunlardan biri. Maliye Bakanlığı tarafından Marmara Üniversitesi’ne devredilmesine rağmen MAKSEV tarafından yıllarca boşaltılmayan tesis, yoğun bir hukuki çalışma sonucu boşaltıldı ve restore edilerek kullanıma açıldı. Tesisin açılışına Rektör Prof. Dr. M. Zafer Gül, rektör yardımcıları, fakülte dekanları, enstitü müdürleri, daire başkanları ile öğretim üyeleri katıldı.

BEŞ YILLIK YOĞUN ÇALIŞMA SONUCU MARMARA SOSYAL TESİSİNE KAVUŞTU Törende konuşan Rektör Prof. Dr. M. Zafer Gül, zorlu bir süreç sonrası böyle bir tesisi Marmara Üniversitesi’ne kazandırdıklarını anlatarak, “Benden iki rektör önce, Prof. Dr. Tunç Erem zamanında Maliye Bakanlığı tarafından bu mekan bize devredilmişti. Fakat burası MAKSEV diye bir vakıf tarafından kullanılıyordu. Benden önceki iki rektör döneminde çok uğraş verilmesine rağmen burası boşaltılmadı. Önceki Rektör Prof. Dr. Necla Pur döneminde mahkemeye verildi ve biz

göreve geldiğimizde mahkeme süreci devam ediyordu. Hukuk müşavirlerimizin yoğun uğraşları sonucu, neredeyse beş sene sonra tesisimize kavuşmuk olduk. Zor da olsa burayı boşalttırdık. Doğrusunu söylemek gerekirse bizi çok uğraştırdı.” diye konuştu.

YENİ KAMPÜSLE BÜTÜNLEŞECEK BİR SOSYAL TESİS Tesisi çok kötü şartlar altında teslim aldıklarını ve hemen restorasyon çalışmalarına başlandığını belirten Rektör Gül, şöyle devam etti: “Nihayet bugün açılış bize kısmet oldu. Tesisin adalar manzaralı güzel bir restoran bölümü var. Burası, siz Marmara Üniversitesi öğretim elemanları ve çalışanlarının sosyal faaliyet-

lerini yürütebileceği bir mekan olacak. Sünnet düğünlerinden tutun nikah davetlerine kadar birçok etkinlik düzenlenebilecek. Ayrıca toplantılar, seminer ve konferans vermek için ayarlanmış ayrı bir bölüm var. Tüm bunlar bu mekanda yapılabilecek. Biliyorsunuz, Kenan Evren Kışlası bize devredilmişti. Buraya çok yakın, dersleri orada verip etkinlikleri burada düzenleme gibi bir fırsatımız da olacak. Burası sosyal tesis olmak için en uygun yer. Katılımlarından dolayı herkese teşekkür eden Rektör Gül, ‘‘Hayırlı olsun’’ diyerek davetlilerle birlikte sosyal tesisin açılış kurdelasını kesti. Açılışa katılan rektör yardımcıları ve fakülte dekanları da düşüncelerini paylaştı. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Os-

man Kılıç: ‘‘İnşallah herkes burayı beğenir. Hocalarımız, personelimiz, öğrencilerimiz buraya geldikçe burası değer kazanacak. Marmara Sosyal Tesisleri düzenlenecek birçok etkinlik için uygun ve güzel bir mekan.’’ Rektör Yardımcısı ve Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gülden Z. Omurtag: ‘‘Üniversitemizin yıllar sonra sahilde böyle güzel bir tesis açmış olmasından çok mutluyum. Umarım Zafer Hoca’nın bir başka projesi olan Marmara Adası’nda yaz kampları fikri de yakın zamanda hayata geçirilebilir.’’ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Abdülkerim Kar: ‘‘Yıllarca, ‘Bir sosyal tesisimiz olsun’ diyorduk. Büyük uğraşlar sonucunda burası Marmara Üniversitesi bünyesine katıldı. Burayı üniversitemiz bünyesinde bulunan herkesin birçok etkinliğinde faydalanabilmesi için kullanışlı bir yer haline getirmeye çalıştık.’’ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hasan Fevzi Batırel: ‘‘Tesis gayet güzel, yeri de çok güzel, ulaşım açısından da pratik bir yerde. İçerisini de oldukça güzel dizayn edilmiş.’’ Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mahir Günday: ‘‘Uzun yıllar verilen mücadeleden sonra Zafer Hoca’nın da katkılarıyla burası kullanıma açıldı. Üniversitelerin kurumsallaşması açısından büyük önem taşıyor.’’

Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Meral Ünal: ‘‘Üniversitemizin böyle bir tesisinin olması çok güzel. Öğretim üyelerini birbirine yaklaştıran, sosyalleşmek açısından oldukça önemli.’’ Atatürk Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ramazan Özey: ‘‘Tesis yeni kampüse yakın, hatta benim evime de çok yakın. Yani benim için ideal bir mekan oldu. Burası yeni kampüse uyum sağlayan bir yer. Daha önce bir sosyal tesis yoktu.’’ İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Köse: ‘‘Aslında bu tesis bizimdi, fakat başkaları tarafından kullanılıyordu. Buranın tekrar üniversiteye kazandırılmasını sağlayan rektörümüze teşekkür ediyorum.’’ Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İnci Deniz Ilgın: ‘‘Öğretim üyelerini bir araya getiren, görüş alışverişine, sosyalleşmeye olanak sağlayan bir mekan olması çok güzel. Bu mekanın yapılmasından mutlu oldum.’’ Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Feyza Arıcıoğlu, ‘‘Başıbüyük Kampüsü’nde çalışan öğretim üyeleri için: ‘‘Burası çok güzel bir nokta. Çünkü oradan indiklerinde burada rahatlıkla bir soluk alabilecekler. Belki bazen toplantılarını da burada yapabilirler. O yüzden iyi bir tercih, doğru bir yer olmuş.’’


4

HABER

Nisan 2014 / Yıl:2 Sayı:17

Lisansüstü eğitimde Marmara farkı DEHAMER hedef büyüttü Deneysel tıp araştırma ve uygulamalarına ortam sağlama amacıyla kurulan Deney Hayvanları Araştırma ve Uygulama Merkezi (DEHAMER), daha büyük hedeflere doğru ilerliyor.

A

raştırmalarda kullanılmak üzere deney hayvanları üretimi ve bakımını sağlayan bir merkez olan DEHAMER, 2010 yılında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü’nden “Deney Hayvanı Üretici, Kullanıcı Tedarikçi Kuruluşlara Mahsus Çalışma İzni” alarak çalışmalarını bir adım ileriye taşıdı. Yeni deneysel tıp yöntemlerini gerek ulusal gerekse uluslararası alanda takip eden merkez, deney hayvanlarıyla çalışmak isteyenler için MÜSEM ile işbirliği halinde eğitim ve kurslar da düzenliyor. Araştırmacılara denek, teknik ekipman, araştırma ortamı ve danışmanlık gibi hizmetler sunan DEHAMER’de etik kurallar titizlikle gözetiliyor. Merkezde yüksek lisans ve doktora öğrencileri, çalışmalarını alanında uluslararası deneyime sahip akademisyenlerle birlikte yürütüyor. Lisansüstü öğrencilerin akademik bilgi birikimi kazanması açısından merkezin önemli bir görevi üstlendiğine dikkat çeken DEHAMER Müdürü Prof. Dr. Göksel Şener, “Öğrencilerimiz böylelikle temel tıp araştırmaları için yeteneklerini geliştiriyor ve deneyim kazanıyorlar. Ayrıca çalışmalarını uluslararası etik standartlara uygun olarak yürütüyorlar.” şeklinde konuştu.

ULUSLARARASI OLMAK İÇİN ÇALIŞIYORLAR İleriye dönük hedefleri için çalışmaya devam ettiklerini kaydeden Prof. Dr. Şener, “Türkiye’de ve dünyada eğitim ve araştırmada tercih edilen, önde gelen bir araştırma merkezi olmayı hedeflemekteyiz. Uluslararası birçok çalışmanın yürütüldüğü bir merkez olmayı istiyoruz. Yeni deneysel tıp metotların uygulandığı ve geliştirildiği bir merkez olmak için ulusal ve uluslararası kurs ve çalıştaylar düzenlemeyi planlamaktayız. Altyapı ortamına ilişkin yenilikleri (mikrocerrahi, videoskopik cerrahi) takip etmek amacıyla ulusal ve uluslararası işbirlikler oluşturmaya çalışıyoruz.” dedi.

Son yıllarda lisansüstü eğitime talep artarken, Marmara Üniversitesi Fen, Sosyal ve Sağlık Bilimleri Enstitüleri ile bu talebe tezli ve tezsiz yüksek lisans programları ile cevap veriyor.

Y

apılan yönetmelik düzenlemesi ile lisansüstü eğitim şartlarında iyileştirmeler sağlandı, program sayıları ve içerikleri çağın gerekliliklerine göre yeniden dizayn edildi ve bu sayede öğrenci sayısında önemli bir artış meydana geldi. Yapılan yönetmelik değişikliği ve müfredat yenileme çalışmaları 2012 yılında 335, 2013 yılında ise 221 lisansüstü programında uygulandı ve programlara başvuru sayısında artış sağlandı.

BAŞVURU ŞARTLARI DEĞİŞTİRİLDİ

TEZ SAVUNMASINA‘‘HAKEMLİ’’ŞART

Yapılan değişikliklerle tezsiz lisansüstü programlara başvuru için ALES şartı kaldırılırken, günümüz şartlarına uygun olarak lisansüstü eğitim başvuruları online olarak yapılmaya başlandı. Ayrıca, Marmara Üniversitesi’nde tezsiz ve tezli yüksek lisans programları arasında geçiş yapılabilmekte.

Yapılan yönetmelik değişikliği ile tezli yüksek lisans yapanların, tez savunması hakkı kazanabilmeleri için tezle ilgili çalışmalarını ulusal veya uluslararası hakemli en az bir dergiye ya da ulusal veya uluslararası en az bir kongreye göndermiş olması ve bunu belirten bir yazıyı bağlı bulunduğu enstitü yönetim kuruluna sunması şartı getirildi. Aynı şart doktora eğitimi alanlar için de geçerli.

2010-2014 YILLARI ARASINDA LİSANSÜSTÜ ÖĞRENCİ SAYILARI Eğitim-Öğretim Yılı

Doktora

Tezli Yüksek Lisans

Tezsiz Yüksek Lisans (1. Eğitim)

Tezsiz Yüksek Lisans (2. Eğitim)

TOPLAM

2010-2011

2793

6850

414

1344

11.401

2011-2012

3303

9249

64

1426

14.042

2012-2013

3367

10.463

58

1836

15.724

2013-2014

3591

11.878

51

2688

18.208


5

HABER

Nisan 2014 / Yıl:2 Sayı:17

Çağı yakalayan yüksek lisans programları Gamze Önder

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde Bilişim ve Çağdaş Yayıncılık Bölümleri’nde iki yeni tezli ve tezsiz yüksek lisans programı açıldı. Programlar sayesinde, hızla gelişen bilişim sektörü ve elektronik yayıncılık alanlarında, sektörün ve akademinin en çok ihtiyaç duyduğu iki alanda donanımlı uzmanlar yetiştirilmesi hedefleniyor. Programın içeriğinde:

İ

letişim teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte sektörün, alanında uzman, yerel ve global gelişmeleri, değişimi ve yeniliği yönlendiren uzmanlara olan talebi de her geçen gün artıyor. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi bu ihtiyacı gidermek için harekete geçti. Yrd. Doç. Dr. İrfan Paçacı, geçtiğimiz yıl ilk kez Marmara Üniversitesi’nde açılan Çağdaş Yayıncılık ve Yayıncılık Yönetimi Tezli-Tezsiz Yüksek Lisans ve Bilişim Tezli-Tezsiz Yüksek Lisans Programlarının, teknolojik gelişmelerle önemli bir ivme kazanan iletişim sektörü için büyük önem taşıdığını söyledi. Yeni yüksek lisans programları hakkında bilgi veren Yrd. Doç. Dr. Şevki Işıklı, “Programların amacı; yayıncılık sektörünün gidişatına uyum sağlayabilen, sosyal bilimler konusunda bilgili, iletişim teknolojileri konusunda uzman bireyler yetiştirmektir.” dedi.

Çağdaş Yayıncılık ve Yayıncılık Yönetİmİ Tezlİ ve Tezsİz Yüksek Lİsans Programı Yayıncılık tarihinin gelişimden bu yana süregelen anlayışlar, çağdaş yayıncılık yöntemlerinin ortaya çıkışıyla değişim gösterdi. Uluslararası rekabette gelişmeleri takip etme konusunda birtakım güçlükler ortaya çıkaran geleneksel yöntemler, sektörde önemli problemler yaşanmasına da neden

olmaya başladı. Bu konuda, Çağdaş Yayıncılık ve Yayıncılık Yönetimi Yüksek Lisans Programı’nın piyasadaki yeni gelişmelere ayak uydurabilecek özgün bir program olduğunu belirten Paçacı, “Geleneksel yöntemlerin yerini bıraktığı elektronik baskı teknikleri, yayıncılık sorunları gibi birçok temel konu bu bölümün içeriğinde yer alıyor ve öğrencilere aktarılıyor.” dedi. “Matbu eserlerin; gazete, dergi ve kitapların etki alanı gittikçe daralırken, elektronik yayıncılık daha çok saygınlık kazanıyor.” diyen Işıklı, zenginleştirilmiş içerik yayıncılığı alanında istihdam edilen personel sayısındaki artışın dikkate alınması gerektiğini belirtti. ABD’de yakın gelecekte, tahminlere göre en geç üç yıl içinde elektronik yayıncılığın cirosu ile geleneksel yayıncılığın cirosunun eşitleneceği biçiminde bir öngörünün olduğunu söyledi. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde tezli ve tezsiz olarak açılan Çağdaş Yayıncılık ve Yayıncılık Yönetimi Yüksek Lisans Programı’yla; yayıncılık, yeni metin türleri, editörlük, mobil yayıncılık uygulamaları, internet, dil ve çeviri sorunları, yaratıcı yazarlık atölyesi gibi alanlara yoğunlaşılıyor. Yayıncılık sektörünün gidişatı ve yeni elektronik yayıncılık yöntemleri konusunda çağdaş uzmanları yetiştirmeyi amaçlayan programda; hem akademi hem de sektörde ortaya çıkan büyük bir eksiklik gideriliyor.

Çocuk Yayıncılığı Yayıncılık ve Dil Sorunları Türkiye’de Yayıncılık Sektörünün Yapısı ve Aktörleri Elektronik Yayıncılık Uygulamaları Editörlük Teorileri E-Uygulamalar gibi dersler yer alıyor.

Bİlİşİm Tezlİ ve Tezsİz Yüksek Lİsans Programı Sektörün bilişim uzmanlarına olan talebi her geçen gün artıyor. Sayısal verileri işleyecek ve onların analizini yapabilecek bireylere ihtiyaç duyuluyor. Bu ihtiyacı gidermek üzere Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesinde açılan Bilişim Tezli ve Tezsiz Yüksek Lisans Programı; dil, mantık, bilgisayar, internet, sosyal medya, sosyoloji, felsefe ve hukuk temellerine dayanıyor. Yrd. Doç. Dr. İrfan Paçacı, Bilişim Tezli Tezsiz Yüksek Lisans Programı’nın küreselleşmeyle birlikte gelişen iletişim teknolojilerinin ve yeni bir haber kaynağı olarak ortaya çıkan sosyal medyanın gelişiminin hukuksal yönden de akademik olarak destekleneceği bir program olduğunu belirtti. Bilişim Yüksek Lisans Programı’nın enformatik, disiplinlerarası bir yaklaşımla

hazırlanmış olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Şevki Işıklı, “Temelde elektronik teknolojinin, özellikle internet tabanlı iletişim ve bilişim sistemlerinin sosyal bilimlerde uygulama alanları, yol ve yöntemleri ele alınıyor.” dedi. Sosyal Medya’nın bunun en tipik örneği olduğunu belirten Işıklı, internette bilgi ve iletişim güvenliğini sağlayacak uzmanların bu programlarla donanım kazanabileceklerini belirtti.

Bilişim Yüksek Lisans bölümünün bazı dersleri: Bilişim Sistemleri İnternet ve Sosyal Medya Araçları Dijital Medya E-yayıncılık Sosyal Medya Ölçümleme Analizleri Bilişim Hukuku ve Bilişim Etiği Bilişim Teorileri Bilişim Sistemleri ve Etkileşim Bilgi Kuramı İnsan-Bilgisayar Etkileşimi ve Arayüz Tasarımları Etkileşimli Bilgi Sistemleri Bilgi Toplumu ve Bilişim Toplumu Ağ Yönetimi Sosyal Medyada Ticaret Yönetimi


6

HABER

Nisan 2014 / Yıl:2 Sayı:17

, ı d a l r a s a t a r a m r a M ı t k ı ç a l o metro y Tasarımı Marmara Üniversitesi’ne ait olan İstanbul Metrosu vagonları, İstanbul Fuar Merkezi’nde görücüye çıktı. Üniversitenin sanayi ile olan işbirliğinin artarak devam etmesi bekleniyor.

M

armara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Hakan Ertem, İstanbul Metrosu’nun tasarımı için projenin teklif sürecinin nasıl geliştiğini şöyle açıkladı: “Bu proje İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki olan İstanbul Ulaşım A.Ş. bünyesinde yapılmış bir çalışmadır. Aslında bu projenin temeli 1997 yılında İstanbul Ulaşım A.Ş.’de yerli tramvay aracı yapma fikri ile ortaya çıktı. 2009 yılında İstanbul Ulaşım A.Ş. Genel Müdürü Sayın Ömer Yıldız, tüm projeyi endüstriyel nitelikte bir ürüne dönüştürüp seri olarak üretme isteği ile yeni bir aşama başlattı. Böylelikle ürün tasarımı aşamasına geçildi. Üniversitemizin izni ve desteği ile yeniden tasarım brifi hazırlama görevi bana verildi. Proje brifinin hazırlanmasında pek çok girdi değerlendirildi. Tasarlanması düşünülen aracın teknik, estetik, ergonomik, görsel algı ve

kimlik öğelerinin yanı sıra ekonomik hedefler içinde olmasına dikkat edildi.” İstanbul Metrosu’nun proje sürecinde Ertem’e Marmara Üniversitesi Endüstriyel Tasarım bölümü mezunları da destek verdi. Projenin başarısında ZULU Tasarım Ekibi’nin sağladığı katkıya

oylamasıyla konsept belirlenmiş oldu. Bu tür proje çalışmalarında birçok meslek grubundan insanın bir arada çalıştığına dikkat çeken Ertem, “Yaklaşık 50 tonluk ve yetmiş bin parçadan oluşan bir aracın her bir aşamasının tasarlanması, tasarım öğelerinin birbiri ile kesişmeden koordine edilerek tedariği ve ürün üzerinde lokalize edilmesi hayli karmaşık, zor ve

değinen Ertem, “Bu ekibin içinde bulunan ve neredeyse tamamı öğrencim olmuş, genç endüstri tasarımcıları ile çalışmam, bana ayrıca gurur ve mesleki haz verdi, bu vesile ile kendilerine teşekkür ederim.” dedi.

zaman yönetimi gerektiren bir süreçtir. Bu tip araçların tasarlanmasında önemli bir girdi de test aşamasıdır. Araçlar hayli zorlu uluslararası test kriterlerinden geçirilerek sahaya çıkabilmektedirler. Bu bağlamda; Endüstriyel tasarım süreci kavramsal aşamadan başlayarak aracın sahaya çıktığı son ana kadar sürekli değişerek, dönüşerek ve geri beslemeli olarak sürdürülmesi gereken bir süreç olarak ele alınmalıdır.’’

İSTANBUL’A YAKIŞAN METRO 2009 yılında başlayan proje çalışmalarında İstanbul’a ait görsel semboller, aracın kimliğini oluşturmada önemli rol oynadı. İkinci aşamada dünyadaki araç türlerine bakıldı, böylece teknik ve estetik unsurlar belirlenmiş oldu. Hazırlanan brif ile farklı konseptler ortaya çıkarıldı ve bunlar karşılaştırmalı olarak elemeye tabi tutuldu. Bu farklı konseptler İstanbul halkının onayına sunuldu. Yaklaşık yüz bin kişinin yaptığı internet

‘‘ESTETİK VE FONKSİYON BİR ARADA’’ Projenin tasarımında öncelikle iki hedefe yönelik çalıştıklarını açıklayan Ertem, aracın tasarımını yaparken İstanbul’un simgesel kodlarıyla benzeşmesine dikkat ettiklerini, ayrıca yalın ve fonksiyonel olmasına uğraştıklarını söyledi.

Ertem Londra, Berlin, Marsilya, Brüksel gibi kentleri örnek göstererek, İstanbul Metrosu’nun estetik ve fonksiyonel kaygılar bir arada düşünülerek tasarlanmış bir araç olduğunu sözlerine ekledi. Endüstriyel tasarım mesleğinin zorluklarına da değinen Hakan Ertem 90’lı yılların başında kendisi ve diğer mezunların iş bulmakta zorlandığını dile getirdi. “Önce mesleğimizi, sonra kendimizi en sonunda da yeteneklerimizi sanayicilere anlatarak bir şeyler üretmeye çalıştık. Şimdi ise bizim karşılaştığımız sorunların çoğu görülmüyor, tasarım süreçlerinde bilişimin gelişmesi için kullanılan yöntem ve araçların hızı ve yapısı sayesinde bazı şeyler daha olanaklı oldu. Şu anda ülkemizde benim bildiğim yirmiyeye yakın endüstri tasarım bölümü var. Bu bölümlerden bu yıl mezun olacak öğrenci sayısı örneğin; 1998’e kadar mezun olan insan sayısından fazla. Niceliğin artması nitelik sorununu da gündeme taşıyor. Biz Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi içinde bulunan bölümümüzde bu bilinçle çalışıyoruz. Öğrencilerimizle paylaşımımız da bu yönde.” diyerek uygulama zihniyetini fakültede genel ilke olarak uyguladıklarını belirtti.


HABER

Nisan 2014 / Yıl:2 Sayı:17

7

Enerji alanında dev proje

E

nerji, eğitim, sağlık ve diğer alanlarda ilk sıralarda yer alma mücadelesi veren ülkelerde kalkınmanın temelini teknoloji üretebilen ve bilgiye sahip olan eğitilmiş toplumlar oluşturuyor. Bilgiye sahip olabilmek ve bu bilgiyi teknoloji üretimine dönüştürebilmek için üniversite-sivil toplum kuruluşları ve yatırımcılara büyük görevler düşüyor. Bu üç kuruluşun etkin işbirliği bilgi ve teknolojide ülkelere büyük avantajlar sağlıyor.

Marmara Üniversitesi, enerji alanında insan kaynakları geliştirmek için AB destekli 5 milyon euroluk proje hazırladı. AB Delegasyonu’nun değerlendirme aşamasında olan proje ile üniversite-sanayi işbirliğinde önemli bir başarıya imza atılacak.

’’ÜNİVERSİTE-SANAYİ İŞBİRLİĞİ İÇİN 2012’DE MİTTO KURULDU’’ Türkiye’nin en köklü eğitim kurumlarından biri olan Marmara Üniversitesi de bilgi ve teknolojide söz sahibi olabilmek için üniversite-sanayi işbirliğine büyük önem veriyor. Bunun için üniversite bünyesinde 2012 yılında İnovasyon ve Teknoloji Transfer Ofisi (MİTTO) birimi kuruldu. Birim, üniversite-sanayi işbirliği için önemli projelere imza atıyor.

’’% 15’İ TÜRKİYE, GERİ KALANI AB TARAFINDAN KARŞILANACAK’’ MİTTO tarafından üniversite adına Avrupa Birliği destekli 5 milyon euroluk proje hazırlandı. Enerji Federasyonu ile işbirliği içinde hazırlanan proje bütçesinin % 15’i Türkiye Cumhuriyeti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından, geri kalan

kısmı ise AB fonundan gelecek. Proje kapsamında Marmara Üniversitesi’nde yenilenebilir enerjide kullanılan malzemelerin akreditasyonu ve tescili için 750 bin euroluk akredite laboratuarı kurulacak. Konya Karapınar’da da 200 bin euroluk güneş tarlaları ve araştırma laboratuarları kurulacak. Geri kalan 4 milyon euro ise enerji sektöründe çalışan mühendis altı tekniker ve teknisyenlerin iki yıl boyunca eğitimlerinde kullanılacak ve serifikasyonları sağlanacaktır. Bu eğitimler Marmara Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi (MÜSEM) bünyesinde verilecek. Böylece dış ülkelerden gelen

teknik servis hizmetlerinin ithali durdurularak ciddi döviz çıktısının önüne geçilecek.

’’PROJEYLE YURT DIŞINDAN GELEN TEKNİSYENLERE ÖDENEN PARALARA ENGEL OLUNACAK’’ Marmara Üniversitesi MİTTO Koordinatörü Dr. Ahmet Feyzioğlu, “Bu projenin öncelikli amacı yurt dışından gelerek en küçük işlemler için dahi çok ciddi paralara mal olan teknisyen ve teknikerlere ödenen paraların yurt dışına çıkışına engel olmaktır. Proje

Eğitimde “İnovasyon’14” Ayşenur Çelimli

M

armara Üniversitesi Değişim Yönetimi Kulübü, gelenek haline getirdiği İnovasyon Etkinliği ile yeniden öğrencilerle buluşmaya hazırlanıyor. Yaptığı kariyer odaklı seminerlerle dikkatleri çeken Değişim Yönetimi Kulübü, her yıl nisan ayında gerçekleştirdiği İnovasyon Etkinliğine bu yıl; Management Centre Türkiye Genel Müdürü Tanyer Sönmezer, Pozitron’un kurucusu Fatih İşbecer, Nestle Pazarlama Müdürü Esin Birlik Tanık, İnterpromedya Genel Müdürü Murat Göçe, Casper Pazarlama Müdürü Feray Karaman katılacak. “Türkiye’de Kahve İnovasyonu” başlığıyla da Starbucks’ın sponsorluğunda gerçekleşecek olan etkinliğe katılım ücretsiz olacak. Marmara Üniversitesi Haydarpaşa Kampüsü

Reşat Kaynar Konferans Salonu’nda 30 Nisan Çarşamba günü yapılacak olan seminerde inovasyon, inovatif şirketlerin başarı hikayeleri, yaratıcılık ve yaratıcı düşünme, inovatif kurum kültürü ve yetenekler, geleceğin iş dünyası gibi konular konuşulacak. Bu organizasyonu gelenekselleştirmekteki amaçlarının, öncelikle inovasyonu tüm öğrencilere tanıtmak olduğunu açıklayan Değişim Yönetimi Kulübü başkanı Batuhan Hakan; inovasyonun gelecekte hangi boyutlara ulaşacağını, geleceğin dünyasını ve biz öğrencilerin bu konuya nasıl yaklaşması gerektiğini tespit etmek amacıyla böyle bir etkinlik düzenlediklerini söyledi. Bu yıl beşincisi gerçekleştirilecek olan “İnovasyon’14”ü düzenlemekten son derece mutlu olduklarını da ifade etti.

hem geleneksel hem de yenilenebilir enerji kaynakları için (rüzgar türbinleri, güneş panelleri vb.) hazırlanmıştır. Proje gerçekleştiği takdirde Marmara Üniversitesi bünyesinde bütçesi 750 bin euro olan akredite enerji laboratuarı kurulacak ve böylece ithal ve ihraç edilecek mamullerin tescil ve onay belgesi hazırlanacaktır. Böylece yükselen yenilenebilir enerji kaynakları trendi ile birlikte üniversitemize büyük bir gelir kaynağı sağlanacağı öngörülmektedir.” diye konuştu. Feyzioğlu, projenin şu an AB Komisyonu’nda değerlendirme aşamasında olduğunu belirtti.

AR-GE’de ‘Marmara’ damgası Marmara Üniversitesi, 506 projenin katıldığı 3. Geleneksel Otomotiv AR-GE Proje Pazarı Komponent Tasarım Yarışması’nda birinci oldu.

Ü

niversitelere ve sanayi kuruluşlarına otomotiv alanında proje üretme ve gerçekleştirme fırsatı sunan Otomotiv Tasarım Yarışması ve Ar-Ge Proje Pazarı bu yıl üçüncü kez düzenlendi. Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) tarafından düzenlenen ve Ekonomi Bakanlığı tarafından desteklenen yarışmada bu yıl Marmara Üniversitesi Yenilenebilir Enerji, Çevre kategorisinde birinci oldu. Marmara Üniversitesi Makine Mühendisliği Öğretim Görevlisi Dr. Hasan Köten’in tasarladığı ve danışmanlığını Prof.

Dr. Zafer Gül’ün yaptığı “CSG Engine” isimli çalışma 506 projenin içinden sıyrılarak kendi kategorisinde birincilik ünvanına sahip oldu. Bursa’daki Merinos Kongre Merkezi’nde Ekonomi Bakanlığı himayesinde düzenlenen ödül töreninde plaketini alan Hasan Köten, ücretsiz patent ve iki yıl yurt dışı eğitim desteğinin sahibi oldu. 2009 yılında Türkiye’de ilk defa bir dizel motorun tam geometri CFD analizleri ve HCCI tasarımı TÜBİTAK desteği ile yine Makine Mühendisliği CFD laboratuarımızda yapılmıştı.


8

HABER

Nisan 2014 / Yıl:2 Sayı:17

Fakültelerden akreditasyon atağı Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi yaptığı bilimsel çalışmalar ve verilen eğitimin ulusal ve uluslararası düzeyde niteliğini belirleyen ölçütlerden olan akreditasyon belgesini almaya hak kazandı.

O

cak 2010’da Ulusal Tıp Eğitimi Akreditasyon Kurulu’na (UTEAK) başvurarak gerekli aşamaları tamamlayan ve tıp eğitimi için tanımlanmış uluslararası gereklilik ve ulusal standartlara sahip olduğunu belgeleyen Marmara Tıp Fakültesi, yaklaşık bir yıllık değerlendirme sonrası fakültede uygulanan “Mezuniyet Öncesi Tıp Eğitimi” ile akreditasyon belgesi almaya hak kazandı. Bu akreditasyonla beraber Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi, dünyanın sayılı tıp fakülteleri arasındaki yerini sağlamlaştırdı.

MARMARA TIP 2017’YE KADAR AKREDİTE Böylece Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde verilen eğitimin, üst düzey olduğu bu belgeyle kanıtlanmış oldu. Akretidasyon belgesi ileride süresi uzatılabilecek şekilde 1 Ocak 2017 tarihine kadar geçerli. Toplumun sağlık düzeyinin yükseltilmesi için, tıp fakültelerinde verilen tıp eğitimi ve öğretiminin geliştirilmesi ve niteliğinin iyileştirilmesini amaçlayan UTEAK, kurumlara yol göstermek, gelişimlerini desteklemek, işleyiş ve sürekliliğini izlemek için, tıp eğitiminin ulusal standartlarını uzun bir çalışmadan sonra oluşturdu ve 2009’da yayınladı.

SIRADA DİĞER FAKÜLTELER VAR Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin akredite olmasından sonra diğer fakülteler de akreditasyon sürecine girdi. Özellikle Mühendislik ve Eczacılık Fakülteleri yaptıkları çalışmalarla akreditasyon için gün sayıyor. Fen Edebiyat Fakültesi ise akreditasyon başvuru çalışmalarına başladı.

‘‘SONUÇ ARALIK AYINDA BELLİ OLACAK” Akreditasyon çalışmaları kapsamında Eczacılık Fakültesi’nde 10 Mart 2014 tarihinde Ulusal Eczacılık Eğitimi Akreditasyon Kurulu (ECZAK) üyeleri tarafından tüm gün süren bir bilgilendirme toplantısı yapıldı. Yapılan çalışmalar hakkında sorularımızı yanıtlayan MÜ Eczacılık Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Mesut Sancar, akredite olma sürecine girdiklerini söylerken, süreç hakkında şu şekilde konuştu: “Faküle olarak akreditasyon sürecindeyiz şu an, yani henüz akredite olmadık ama başvurumuzu yaptık, 30 Haziran’da özdeğerlendirme dosyamızı teslim edeceğiz, muhtemelen Kasım ayı gibi ECZAK yetkilileri fakültemizi ziyaret edecekler. Bu ziyaret sonucuna göre

fakültemizin akredite olup olmayacağı Aralık ayı sonunda yapılacak olan kurul kararı ile belli olacak. Türkiye’de ulusal eczacılık eğitimini akredite etmek üzere kurulan ECZAK, Ocak 2014 itibariyle başvuruları almaya başladı. On eczacılık fakültesinin başvurduğu süreç kapsamında ECZAK yetkilileri tarafından fakültemizde bir bilgilendirme eğitimi verildi. Geniş bir katılımla oluşturduğumuz Fakülte Öz Değerlendirme Komisyonu benim koordinatörlüğümde beş yıl geriye dönük olarak tüm verileri tarıyor, belgeleri topluyor, istenen formatta hazırlamaya çalışıyor. Ortalama üç haftada bir düzenli toplantılar yapıyoruz komisyon olarak. Bu toplantıların beşincisini geçtiğimiz günlerde yaptık. Fakültemi-zin ECZAK standartlarına göre birçok açıdan hazır olduğunu düşünüyoruz. Ayrıca bu vesileyle fakültemize ait tüm belgeleri ve bilgileri daha düzgün bir formatta bir araya toplama şansımız oldu.

MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ’NDE AKREDİTASYON HEYECANI Marmara Üniversitesi Mühendis-

lik Fakültesi bugüne kadar mezun vermiş olduğu altı mühendislik programı için (Bilgisayar, Çevre, Endüstri, Kimya, Makine, Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümleri), 2013 yılının Ocak ayında, Türkiye’ de mühendislik programları alanında akreditasyon vermeye tek yetkili kuruluş olan MÜDEK’e akreditasyon başvurusu yaptı. 2013 Temmuz ayında ise ilgili bölümlerin özdeğerlendirme raporları hazırlanarak Mühendislik Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği’ne (MÜDEK) sunulmuş durumda. Akreditasyon süreci, MÜDEK Değerlendirme Takımı tarafından 23-24-25 Mart 2014 tarihleri arasında mühendislik fakültesine yapılan saha ziyareti ile birlikte tamamlanmış. MÜDEK dünya çapında geçerliliği olan Avrupa Mühendislik Eğitimi Akreditasyon Ağı (ENAEE) ve Washington Accord üyesi. Bu nedenle MÜDEK Akreditasyonu, Avrupa’daki tüm üye ülkelere ilave olarak, Amerika (ABET), Kanada, Japonya vb. gibi diğer dünya ülkeleri için de otomatik olarak tanınırlık getiriyor. Bu sayede Mühendislik Fakültesi’nde verilen eğitim dünyanın önde gelen fakülteleri ile aynı seviyede sayılacak.


HABER

Nisan 2014 / Yıl:2 Sayı:17

9

Çağa ayak uyduran eğitim Eğitimin içeriği kadar, eğitimin yürütüldüğü fiziksel ortamın kalitesine de önem veren Marmara Üniversitesi son üç yıl içinde fiziki ve teknik altyapıya yapılan yatırımı üçe katladı.

MÜ çalışanlarını özel indirimler bekliyor Merve Bavra

Karaca ve Anabilim Eğitim Kurumları Marmara Üniversitesi çalışanlarına özel indirim imkânı sunuyor.

M

armara Üniversitesi ile Karaca firmasının yaptığı anlaşma üzerine firma, ‘‘Karacard’’ sahibi üniversite personeline % 50 indirim imkânı sağlarken; Anabilim Eğitim Kurumları ise Marmara Üniversitesi çalışanlarına, % 25 eğitim indirimi sağlıyor. Karaca firmasının Marmara personeline sunduğu özel indirimden yararlanmak isteyenler, kendilerine gönderilen formla ‘‘Karacard’’ talebinde bulunabilecek. Karacard sahibi üniversite personeli; yıl boyunca % 50 indiri-me, sezon sonu % 50 indirim dönemi ve sezonsuz indirime girmeyen ürünlerde ise artı % 10 indirime sahip olacak. Ayrıca Karacard sahibi üniversite personeli, Sezon Mağazaları’nda

bulunan VIP bölümünde özel servis hizmeti ayrıcalığına sahip olurken, özel 0551 440 78 08 no’lu VIP Müşteri Hizmetleri’nden randevu alarak özel imaj danışmanı eşliğinde alışverişlerini rahatlıkla yapabilme imkânını yakalayabilecek. Anabilim Eğitim Kurumları’nın Marmara Üniversitesi personeline sunmuş olduğu özel indirimlerde ise eğitimde % 25 indirimin yanı sıra; yüzme havuzu, spor salonu gibi personellere ait özel indirimler de bulunuyor. Anabilim Eğitim Kurumları’nın sunduğu indirimler hakkında detaylı bilgiyi, (0216)415-00-00 numaralı telefondan ya da www. Anabilim.k12. tr resmi internet adresinden edinebilirsiniz.

2

010 yılında makine, cihaz ve demirbaş alımı için yapılan toplam harcama 3 milyon TL civarında iken 2011 yılında toplam harcama 5 milyon TL’ye yaklaştı. 2012 ve 2013 yıllarında büyük bir artışla iki katına çıkan harcamalar 8 milyon TL’yi aştı. Kampüslerdeki bütün dersliklere internet bağlantısı, projeksiyon ve ihtiyaç duyulan diğer fiziki-teknik imkanlar sağlandı.

EĞİTİM VERİMİNDE ARTIŞ Eğitimin verimini artırmak amacıyla yapılan harcama gruplarında büro makineleri ve mobilyadan tıbbi cihazlara, haberleşme cihazlarından laboratuar araç-gereçlerine, bilgisayar ve çevre birimlerinden yangın ve güvenlik malzemelerine kadar çeşitli kalemler bulunuyor. Harcama dağılımlarına bakıldığında tıbbi cihaz alımı

öne çıkıyor. 2010 yılında satın alınan cihaz sayısı sadece 4 iken, 2013 yılı itibariyle bu sayı 55’e çıktı. Bilgisayar ve çevre birimleri alımında da iki kata varan bir artış gözlemek mümkün. Harcama dağılımlarında göze çarpan bir diğer kalem ise yangın ve güvenlik. 2010 yılında bu alanda hiç yatırım yapılmamışken 2011, 2012 ve 2013 yıllarında sırasıyla 263, 50 ve 43 adet malzeme alımı yapıldı.

3 bin personele 25 bin saat eğitim M

armara Üniversitesi kurumsal kaliteyi artırmak için hizmetiçi eğitimlere ağırlık verdi. 20112014 yılları arasında 3045 personele verilen ve toplamda 25 bin saate ulaşan eğitimlerin içeriği de her yıl genişliyor. Eğitimler; zaman yönetimi, stres yönetimi, ekip çalışması gibi personel ka-

litesini dolaylı olarak etkileyen konuların yanısıra temel bilgisayar eğitimi, ofis yazılımları, autocad, belge yönetimi ve yazışma gibi teknik konuları içeriyor. Çalışanların bilgilerini tazelemek amacıyla acil durumlar için ilkyardım ve afet bilinci eğitimleri de düzenli olarak veriliyor.


10

HABER

Nisan 2014 / Yıl:2 Sayı:17

Eğitimin teknoloji ile birleştiği nokta: UZEM Marmara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. M. Zafer Gül’ün teknolojik destek sağlamak amacıyla yaptırdığı Bilişim ve Veri Merkezi ile Marmara Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi (UZEM) yeni donanım ve yazılıma kavuştu.

2

011 yılından itibaren uzaktan eğitim hizmeti veren Marmara Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi hayat boyu öğrenmeye hizmet etmeyi hedefliyor. Türkiye’deki diğer uzaktan eğitim merkezilerine kıyasla oldukça yüksek bir program ve öğrenci sayısına sahip olan Marmara Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi bünyesinde; ön lisans, 2 yüksek lisans, 3 ortak ana dersi programında kayıtlı yaklaşık 10 binden fazla öğrenci bulunuyor. 20142015 eğitim öğretim dönemi için İş Sağlığı ve Güvenliği ile Moda Tasarımı programı olmak üzere iki ön lisans programı daha açacak olan Marmara Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi, Türkiye’de bu uygulamanın öncüsü olacak. Açılacak olan Moda Tasarımı programı ise, % 70 uzaktan eğitim % 30 yüz yüze eğitim ile uygulamaya

koyulacak. Günümüz teknolojilerinin en üst düzeyde kullanıldığı Marmara Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi, 7gün/24 saat/365 gün çalışır olma hedefiyle uzaktan eğitim çıtasını yükseltiyor. Teknolojik destek sayesinde öğrenci ve öğretim görevlilerine büyük kolaylıklar sağlayan UZEM, internet aracılığıyla duvarları ve sınıfları kaldırarak, internet erişimi sağlayan birçok elektronik cihazla (masaüstü pc, tablet, akıllı telefonlar) ders yapabiliyor.

GELECEĞİN EĞİTİM BİÇİMİ: UZAKTAN EĞİTİM Marmara Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi, mevcut bölümlerdeki derslerin tümünün internet üzerinde de yapılabilmesini hedefliyor. Geleceğin

eğitim biçiminin örgün değil, uzaktan eğitim olduğuna inan UZEM için, iyi ve güncel eğitimin yolu uzaktan eğitimden geçiyor. Bu nedenle Marmara Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi, kısa vadede ulusal düzeyde, uzun vadede ise uluslararası düzeyde uzaktan eğitim veren kurumlar arasında ön sırada yer alarak dünya geneline eğitim hizmetleri sunan eğitim merkezi olmayı hedefliyor.

BU DERSLERDE YOKLAMA YOK! Örgün eğitimdekinin aksine uzaktan eğitimin sanal ortamında eş zamanlı olarak yapılan dersler, sınıfta olmayı veya yoklamayı gerektirmiyor. Öğrencinin uygun olduğu saat-

lerde eğitim veren UZEM’de çalışan öğrenciler de düşünülmüş. Akşam saatlerinde canlı dersler yapılmasının yanı sıra sınavlar için de genel olarak hafta sonu tercih ediliyor. Belli bir dönem değil, ömür boyu eğitim sunmayı hedefleyen Marmara Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi, ekranı tahta haline getirerek öğretim görevlilerini saatlerce ayakta ders anlatma zahmetinden kurtarmış oluyor. Herhangi bir eğitim kurumuna kayıtlı olmayan kimselere de eğitim imkanı sağlayan UZEM’de yürütülen program ve dersler, Akademik LMS (Learning Management System); yönetimi ve raporlaması ile kullanıcı için en uygun koşulları sunuyor. Bu sayede LMS’de modüller yapısı, soru, ödev, forum ve online sınav imkanı aktif olarak kullanılabiliyor.

Yabancı öğrenciler Marmara’yı seçiyo r M

armara Üniversitesi’nin üç yıldan beri uyguladığı MÜYÖ S (Yabancı Öğrenci Sınavı) pua nı, Türkiye çapında 26 üniversite tarafınd an kullanılıyor. 64 ülkeden 3694 aday geçen yılki sınava başvuru yap tı. Sınav sonucunda 16 ülkeden 400 aday farklı birimlere yerleştirild i. Dört yıl öncesine kadar ÖSYM tara fından yapılan Yabancı Öğrenci Sınavı , 2010 yılında üniversitelere devred ildi. Sınavı gerçekleştirme kapasitesi olm ayan üniversiteler, sınav puanını bir seçme kriteri olarak belirledikleri tak dirde Marmara Üniversitesi’nin düz enlediği sınav puanını kullanabiliyor. Sınav,

dünyanın her yerinden öğrenc iye açık. Sınava girebilmek için yab ancı uyruklu olma ve lise düzeyinde bir okuldan sınav yılı içerisinde mezun olma şartları aranıyor. Sınavı n ayırıcı bir diğer özelliği ise sözel vey a sayısal ayrımı yapılmadan, öğrencinin dilediği her bölüme başvurabi lmesi. Mayıs ayında yapılacak olan MÜYÖS’e dünyanın her yerinden başvur u yapıldı. Birleşik Krallık’tan, Nije rya’ya, Belarus’tan İsviçre’ye, Kanada ’dan Suriye’ye kadar geniş bir baş vuru yelpazesine sahip sınava bu yıl en çok başvuru Türkmenistan’dan gel di. Bu ülkeyi Türkiye, Suriye, Almanya izledi.


HABER

Nisan 2014 / Yıl:2 Sayı:17

TÜRKSAT Marmaralıya emanet Marmara Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ensar Gül, TÜRKSAT Genel Müdürü oldu.

T

ÜRKSAT A.Ş.’nin yönetim kurulu üyeleri ve genel müdürü değişti. Prof. Dr. Ensar Gül, genel müdürlük görevini Dr. Özkan Dalbay’dan devraldı.

ENSAR GÜL’ÜN ÖZGEÇMİŞİ

MMM Animasyon Birimi’nin yeni filmi yayında Marmara Medya Merkezi Animasyon Birimi’nin ‘’Bir Plastik Bir Yaşam’’ adlı üçüncü kısa filmi plastik maddelerin geri dönüşümüyle ilgili toplumsal bilinç uyandırmayı amaçlıyor. Ayşen Bolat

P

ADGER (Plastik Sanayiciler Derneği) tarafından ‘’Sıcak Bir Yuva Her Canlının Hakkıdır’’ konulu Kamu Spotu Film Yarışması için hazırlanan çalışmada sokaklarda zor şartlarda yaşayan, yuvaya ihtiyaç duyan hayvanların plastik atıkları yuva kazanmak amacıyla geri dönüşüm tesisine götürmelerini konu alıyor. 2D Animasyon tekniğiyle hazırlanan ‘‘Bir Plastik Bir Yaşam’’ın bütün aşamaları, Animasyon Birimi Koordinatörü Arş. Gör. Orçin Uzun ve Animasyon Birimi öğrencileri tarafından hazırlandı.

Marmara Üniversitesi Yayın Komisyonu 2011 yılında alınan kararla birlikte Yayınevi oldu. 2012 yılından itibaren yayınevine bütçe tahsisi başladı. Üniversite bünyesinde çıkarılan yayınları tek bir çatı altında toplayan ve erişimi kolaylaştıran Marmara Üniversitesi Yayınevi, üniversite dışında yaygınlaşmayı hedefliyor.

Ensar Gül, 1960 yılında Artvin’in Şavşat ilçesinde doğdu. Buradaki ilk ve orta öğretiminin ardından Boğaziçi Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümü’nü bitiren Gül, yüksek lisansını İngiltere Loughborough Teknoloji Üniversitesi, Elektronik Mühendisliği Bölümü’nde, doktorasını İngiltere Sussex Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nde yaptı. Aynı üniversitede post-doktora çalışması yapan Prof. Dr. Gül, 1991 yılında Türkiye’ye döndü ve askerlik hizmetinden sonra Uludağ Üniversitesi Mühendislik Bölümü’ne yardımcı doçent olarak atandı. 1993 yılında bilgisayar yazılımı alanında doçent olan Prof. Dr. Gül, 2009 yılında Marmara Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nde göreve başladı. Marmara Üniversitesi’nde 1997-1998 yıllarında İnternet

Merkezi sorumlusu olarak görev yapan Prof. Dr. Gül, 1993-1997 yılları arasında TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Bilişim Teknolojileri Araştırma Enstitüsü’nde danışmanlık görevinde bulundu. 1998 yılında üniversiteden ayrılarak yurt içinde ve yurt dışında haberleşme sistemleri üreten firmalarda uzman yazılım mühendisliği / yazılım mimarı, uzman araştırmacı, yazılım başmimarı ve genel müdür olarak

çalışan Prof. Dr. Gül, 2009 yılında Marmara Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’ne profesör olarak atandı. Ekim 2010 - Ekim 2012 döneminde ÖSYM Yönetim Kurulu üyeliği görevinde bulunan ve ÖSYM Bilgi İşlem altyapısının yenilenmesi ve ölçme değerlendirme soru havuzu programlarının yeniden yazılması çalışmalarına destek veren Prof. Dr. Gül, 12 Eylül 2011 tarihinde TÜBİTAK Bilim Kurulu üyesi oldu.

Yayınevi büyümeye devam ediyor

Y

ayınevi’nin aktif olarak faaliyete geçmesiyle birlikte, özellikle ders kitapları ve yardımcı kaynaklar olmak üzere, akademik yayınların basımı için gerekli giderleri telif ücretleri bütçesinden karşılamaya başladı. Bu sayede basılan kitap ve dergilerin sayısında hızlı bir yükseliş kaydedildi. 2012 yılında bir ders kitabı ve 2 derginin 3 sayısının basımı yapılırken, 2013 yılında 1 ders kitabı, 2 yardımcı ders kitabı, 2 bildiri kitabı ve 4 kataloğun basımı ile 9 derginin 13 sayısının basımı gerçekleştirildi. Yayınevi, ders kitapları dışında Mimari Terimler Sözlüğü, Güzel Sanatlar Fakültesi’nin düzenlediği Öğrenci Trienali Kataloğu’nun basımını da gerçekleştirdi. Fakültelerin çıkardığı dergiler önceleri farklı standartlarda ve dağınıkken, artık Açık Dergi Sistemi sayesinde

e-dergi.marmara.edu.tr adresinden fakültelerin bu dergilerine ulaşılabiliyor. Üstelik Marmara Üniversitesi bünyesinde yayınlanan bütün akademik makaleler artık DOI numarasına sahip.

DERGİPARK İLE DÜNYANIN HER YERİNDEN ERİŞİM TÜBİTAK ile birlikte geliştirilen bir sistem olan DergiPark (http://dergipark.ulakbim.gov.tr), Türkiye’de yayınlanan bütün akademik dergileri bir araya topladı. Böylelikle dünyanın herhangi bir yerindeki bir akademisyen sisteme üye olarak makale tarayabiliyor, üstelik kendi makalesini istediği derginin editörüne yine bu sistem üzerinden gönderebiliyor. Marmara Üniversitesi’nin dergilerine de bu sistem yoluyla ulaşmak mümkün.


12

HABER

Nisan 2014 / Yıl:2 Sayı:17

Bir festival böyle geçti f a r ğ to o f 0 0

Marmara Medya Merkezi

Marmara Medya Merkezi dört hafta boyunca 33. İstanbul Film Festivali ile kurumsal olarak yaptığı işbirliğinde; öğrenciler, 4500 fotoğraf, 41 saat çekim, 60 haber, ve bunun yanında birçok deneyim kazanarak festivali tamamladılar. Canlı yayın aracıyla da destek verdiği festivalde, Kadir İnanır’dan Derviş Zaim’e, Asghar Farhadi’den Onur Ünlü’ye kadar birçok isimle röportaj gerçekleştirildi.

M

armara TV’de yayınlanan programlarda, KameraReji, Televizyon, Fotoğraf, Haber ekipleri ekipmanlarıyla birlikte yer aldı. Fotoğraf ekibinin çektiği fotoğraflar, İKSV tarafından da kullanıldı. 4-19 Nisan tarihleri arasında gerçekleşen etkinliklerin detayları ve haberleri Marmara Medya Merkezi haber sitesinde yayınlandı. Marmara Medya Merkezi öğrencilerinin aktif olarak çalıştığı İstanbul Film Festivali’nde öğrenciler;  Onur Ünlü, Tayfun Pirselimoğlu, Kazım Öz, Kenan Korkmaz gibi Yeni Türk Sineması yönetmenleriyle;

45

54

ci n e r öğ

im k e ç at

a

41 s

er

ab 60 h

Marmara Medya Merkezi’nin kurumsal olarak işbirliği yaptığı 33. İstanbul Film Festivali’nde Marmara Medya Merkezi öğrencileri, pek çok yönetmen, oyuncu, senarist ve yapımcıyla bir araya geldi, tecrübe edindi ve sinemaya dair yeni bir bakış kazandı. Eşref Kolçak, Sezen Cumhur Önal, Abdurrahman Keskiner gibi Yeşilçam’a katkıları bulunan isimlerle; Şebnem Bozoklu, Umut Kurt, Caner Özyurtlu gibi oyuncularla; festival koordinatörleriyle bir araya geldi ve röportaj yapma fırsatı buldu. Festival kapsamında gerçekleştirilen Asghar Farhadi Sinema Atölyesi dersini canlı yayın aracımızın desteğiyle, canlı olarak yayınladık.

“İSTANBUL FİLM FESTİVALİ GELENEKLERİ VE YAŞANMIŞLIKLARI OLAN BİR FESTİVAL” Oyuncu Ercan Kesal: “Kuşkusuz festivalin başındaki ekip çok tecrübeli ve donanımlı. Gelenekleri, yaşanmışlıkları, deneyimleri biriktirdiler ve sağlam bir festival hediye ettiler bize, ekibi kutluyorum. Tabii bir de bunun yanında İstanbul’un etkisi çok büyük. Onu unutmamak lazım. Festivalde gelişme gösterme açısından bizim ülkemiz için 33 yıl uzun bir süre.” Altın Lale Ulusal Yarışma Jüri Başkanı Derviş Zaim: “Zamanla destekçilerinin, sponsorlarının, en önemlisi İstanbul halkının ve sinemaseverlerin katkısıyla festivalin büyüyeceği açıktı. Olması gereken yerlere geldi. Daha da farklı yerlere gitmesi gerekiyor diye düşünüyorum. Festivalin başladığı yer ile nokta arasında geldiği yer göz önüne alındığında aldığı yol çok önemli. Yetişmemizde çok önemli payı olan bir yer. Şu

anda da jüri başkanı olmanın gururunu yaşıyorum. Herkesin bu festival için elini taşın alltına koyması lazım Kültür Bakanlığı’nın festivali, daha fazla desteklemesi gerektiğini düşünüyorum.”

“ALTYAPISAL SORUNLARIMIZ VAR” Festival Direktörü Azize Tan: “En büyük destekçimiz seyirciler. Altyapısal sorunlarımız var. Sinema salonları kapatılıyor. En büyük problem sinema salonları, yerel yönetimlerin festivale daha çok sahip çıkması lazım. Onlardan sadece tanıtım desteği alıyoruz, başka bir destek alamıyoruz.” “Ben O Değilim” filminin yönetmeni Tayfun Pirselimoğlu: “Birinci yılından itibaren bu festivalin içinde oldum. Sıraya girip bilet alan seyirci olarak başladım. Hemen hemen her bölümünde bulundum; jüri oldum, filmlerim oynadı, se-yirci oldum.  Bu festivalin son yıllarda, gitgide büyüyen bir seyirci kitlesi var. Bunun daha da büyümesi şehrin her tarafına yayılması lazım. Şehrin bütün kanallarının festivali hissetmesi lazım.” “İtirazım Var” filmindeki rolüyle En İyi Erkek Oyuncu Ödülünü alan Serkan Keskin: “Yaptığınız bir işle ilgili insanların sizi ödüllendirmesi güzel bir şey. Demek ki bununla ilgili birileri oturup tartışıyor. İnsanlar bir sürü film izliyor, bunun hakkında tartışıyor, mesai harcıyorlar. Sonunda bazı insanlara ödül-

ler veriyorlar biz de onlardan birini aldık. En İyi Erkek Oyuncu ve En İyi Yönetmen ödüllerini aldık. Ben kendi adıma bütün filmleri görmediğim için ödülü bekliyordum diyemem. Ama tabi ki herkes yaptığı işin beğenilmesini ister. Bu işi ödül almak için yapmasam da takdir görmek insanı mutlu ediyor.”

“ÖNEMLİ OLAN FİLM YAPMAKTIR” “İtirazım Var” filmi yönetmeni Onur Ünlü: “Film yaparsın festivallerde bir yerlerde olursun, ama önemli olan film yapmaktır önce, film seni bir yerlere doğru taşır. Bu film bizi bu festivale getirdi, çok memnunuz.”

Türk Sineması’nın usta yönetmeni Derviş Zaim, MMM öğrencilerine deneyimlerini aktardı.

Yönetmen Onur Ünlü ile son filmi ‘‘İtirazım Var’’ı konuştuk.

‘‘İtirazım Var’’ın ödüllü oyuncusu Serkan Keskin, MMM kameralarına konuştu.


KÜLTÜR&SANAT

Nisan 2014 / Yıl:2 Sayı:17

13

t Bu çöpte sanat var a k k i D Ecem Sema Perk

Sanatçı Efe Işıldaksoy, şehrin çeşitli yerlerindeki çöp kutularına eserlerini bırakıyor ve daha sonra nerede, hangi çöpte olduklarını sosyal medya aracılığıyla duyuruyor.

B

u eserlere sahip olmak isteyenler hiçbir bedel ödemeden çöpteki sanatı evlerine taşıyorlar. İstanbul‘da bir garip adam, yaptığı eserleri İstanbul’da farklı noktalardaki çöp kutularına bırakıyor. Bir karşılık beklemeden başlattığı bu projeye kaynak olan şey ise sanatın ve sanatçının toplum içinde durduğu yerden rahatsız olması. Neden çöp? diye sorulduğunda ise cevabı

şu oluyor: “Çünkü onlar satılık değil. Onlara para verip evinizin duvarına süs yapamazsınız. Ya da girişi paralı bir sergiye, belirli bir kesimin görmesi için asamazsınız. Çöpten farksızlar, çünkü onlar için hiç para ödenmedi.” Sanatın, sanatçının ve eserin belirli bir kesimin elinde neredeyse metalaştığı günümüzde sanatın önemini ve sanatla kazanılacak toplumsal duyarlılığı bizlere hatırlatmak için de şöyle sürdürüyor sözlerini: “Bir yandan sanata ihtiyaç duyan bireyler azalıyor. Diğer yandan sanat yok oluyor. Para kazanmak için yapılan sanatın temasını anlatmayın bana da, sanatı sanatçılardan kurtarın.’’

ÇÖPLERİN ARASINDA EKMEK ARAMADIĞIMIZ ZAMAN UYGARLAŞACAĞIZ Böylesi daha iyi olacak. Ve ekmeğini çöplerin içinden çıkaran insan, sanat demeye başladığında uygarlaşacağız ya da kimse çöplerin arasında ekmek aramadığında.” Oluşumun haberleşme aracı ise sosyal medya. Efe Işıldaksoy, Twitter ve Instagram hesabından (rastarules) yaptığı eseri fotoğraflayarak

Grease müzikali yeniden canlandı M

armara Üniversitesi’nde her sene öğrencilerin sosyalleşmesi amacı ile fakültelerin çeşitli kulüpleri birçok aktivite düzenliyor. İngilizce hazırlık öğrencilerinden oluşan Drama Kulübü, farklı müzikal ve tiyatro eserlerini İngilizce olarak sahneye koyuyor. Bahar döneminde düzenlenen bu aktivitelerden birisi de Drama Kulübü tarafından düzenlenen Amerikan gençliği temalı Grease Müzikali oldu. Bu projenin baş koreograf ve yönetmeni İstanbul Devlet Opera ve Balesi Sanatçısı Murat Ürügen ve 2. Koreograf, yönetmen aynı zamanda Marmara Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Yasemin Özcan Ürügen, metin çalıştırıcısı Öğretim Görevlisi Burak Tok-

mak ile öğrencileri bütün bir sene özveri ile çalıştırarak bu gösteriyi hazırladılar.

ÖĞRENCİLERE SOSYALLEŞME FIRSATI Öğrencilerin sosyalleşmesi ve kendilerini geliştirmeleri amacıyla düzenlenen Grease Müzikli’nde Danny Zuko rolünü oynayan Arda Lek, öğrenci arkadaşlarına birçok konuda yardımcı oldu. Sanatçı bir aileden gelmesinin ve üç yaşından beri dans etmesinin yanı sıra dans dersleri vermekte olan Lek, oyuna hem tiyatro hem de dans yeteneği ile renk kattı. Aynı zamanda, konservatu-

arda tiyatro eğitimi almış ve daha önce Alanya Belediye Tiyatrosu’nda oyunculuk yapmış Mehmet Kaçar da, müzikalde Danny Zuko rolünü dönüşümlü olarak Arda Lek ile paylaştı. Müzikalin diğer oyuncuları da öğretmenlerinden ve tecrübeli arkadaşlarından aldıkları deneyimle güzel bir takım çalışması ortaya koyarak eğlenceli bir oyun çıkardılar.

yerini ve saatini duyuruyor. Saat geldiğinde ise çöplerin önünde beklemeye başlamış onlarca insan oluyor ve eserin sahibi bazen kura ile bazen bekleyenler arasından en küçük sanatsevere verilmesi şeklinde belirleniyor. Sanatçı bu proje adına yaptığı ilk resmini Taksim İlkyardım’ın arka sokağına bırakıyor. Bu nokta, Efe Işıldaksoy’un annesini kaybettiği yer.’’ İkinci nokta ise biraz ironik; resim dersinden kaldığı okulun bahçesi! Nedenini ise şöyle açıklıyor: “Şimdi hiçbir işe yaramaz bu. Ama resim dersinden kalan bir adam olarak yaptığı tabloyu okulun çöp tenekesine atmak kendimi iyi hissettirdi.” Sanatçının tek çalışması bu değil. iki yıl önce, 137 gün boyunca 21 bin 400 kilometre yol katederek Türkiye’yi gezen Işıldaksoy, karşısına çıkan insanlara “Bugüne kadar yaşadığınız hayattan çıkardığınız dersler nedir?” diye sormuş ve cevapları 1+1=3 isimli belgeselinde toplamış. Efe Işıldaksoy bu oluşumu ‘‘Benzinin yettiği yere kadar’’ sürdürmeyi düşünüyor ve ekliyor: “Birilerinin çöpten ekmek toplaması birilerinin canını yakmıyorsa zaten sanatın da anlamı yok.”

Marmara Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu Drama Kulübü öğrencileri ve öğretim üyelerinin hazırladığı Grease Müzikali, Göztepe Kampüsü’nde İbrahim Üzümcü Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Oğuz Gülleb


14

KENT TARİHİ

Nisan 2014 / Yıl:2 Sayı:17

Selimiye’nin gölgesinde: Edirne Dilay Argün

Kazım Çavuş

A

dımınızı atar atmaz tarihin içine girdiğinizi hemen anladığınız Edirne, günübirlik geziler yapabileceğiniz en güzel şehirlerden biri olarak karşınıza çıkıyor. İstanbul’daki çeşitli seyahat firmalarından saatte bir otobüslerin kalktığı bu şehre iki buçuk saatte ulaşabiliyorsunuz. Sabahın erken saatlerinde gelerek akşama kadar hemen hemen tüm yerlerini gezebileceğiniz Edirne’de ilk yapmanız gereken şey Meriç ve Tunca Nehirlerinin kıyısında yer alan, sıra sıra dizilmiş kahvaltıcılardan birinde oturup, nehir manzarası eşliğinde kahvaltı yapmak. Nehir manzarası, üşütmeyen rüzgârı ve mis gibi havası ile yapacağınız kahvaltının ardından sırasıyla Karaağaç Hatıra Ormanı, Cumhuriyet Treni ve Lozan Anıtı’nı görebilirsiniz. Tavsiyemiz kahvaltınızın ardından Karaağaç Hatıra Ormanı’nda, Meriç Nehri kıyısında güzel bir yürüyüş yapmanız ve ciğerlerinizi temiz hava ile doldurmanız yönünde. Bu yürüyüşün ardından yine yürüme mesafesinde bulunan Trakya Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin kampüsünde yer alan Cumhuriyet Treni’ni ve çok yakın yerde bulunan Lozan Anıtını görebilirsiniz. 1998 yılında Lozan Barış Antlaşması’nın taçlandırılması amacıyla Trakya Üniversitesi tarafından yaptırılan

Lozan Anıtı ve hemen yanında bulunan Cumhuriyet Treni, ziyaretçilerin merak ettiği yerler arasında yer alıyor. Edirne deyince akla gelen, olmazsa olmaz yerlerden biri de Selimiye Camisi. Mimar Sinan’ın bu eşsiz eserini görmek, sütununda bulunan ters lalenin hikâyesini dinlemek, ibadet etmek için ziyaret etmeniz gereken bu camii, sizi kendine hayran bıraktıracak bir yapıt. Müze gezisi yapmak isteyen ziyaretçilerin ise 1 TL’lik giriş ücreti vererek girebileceği Sultan İkinci Beyazıt Sağlık Külliyesi’ni ziyaret liste-lerine eklemeleri gerekiyor. Osmanlı döneminde kullanılan tedavi yöntemlerinin canlı izlenimi veren heykeller aracılığıyla anlatıldığı bu müzede âşık odası, musiki odası gibi ilginç tedavi odaları bulunuyor. Edirne’nin en işlek caddesi ise Saraçlar Caddesi. Karşılıklı mağazaların yer aldığı bu caddede yer alan kafelerden birinde oturup kahvenizi içebilir, alışveriş yapabilir ve tabiki Edirne’nin olmazsa olmazı Edirne tava ciğerini yiyebilirsiniz. Gezinizin ardından İstanbul’a dönerken; akrabalarınıza, arkadaşlarınıza Edirne’nin meşhur lezzetlerinden kavala kurabiyesi ve badem ezmesini, kendinize ise buradan bir hatıra olarak buzdolabı magneti alabilir, Edirne anılarınızı daha canlı ve tatlı tutabilirsiniz.

Bu ayki sayfamızda, Osmanlı İmparatorluğu’nun eski başkentlerinden biri olan, camileri, köprüleri, müzeleri, anıtları ile tam bir kültür şehri Edirne’ye gittik.

Turizm cennetinden, hayalet şehre ‘‘MARAŞ’’ Merin Kızıl

Doğal afet, savaş, başarısız ekonomik ve siyasi yapı gibi nedenlerle terk edilmiş hayalet şehirlere dünyanın her yerinde rastlamak mümkün. Kıbrıs’ta bulunan Maraş kenti de tam kırk yıldır bomboş, terk edilmiş.

U

zun yıllar süregelen Kıbrıs Sorunu 1960’lı yıllardan itibaren yerini çatışmalara bırakmıştı. Türk ve Rum halkını savaşa sürüklemişti. Londra ve Zürih garanti antlaşmalarına dayanarak Türkiye, Kıbrıs’taki savaşa müdahale etmişti. Pek çok şehir Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından ele geçirilmiş ve burada yaşayan Türklerin can güvenliği sağlanmaya çalışılmıştı. Maraş şehri de 14 Ağustos 1974 tarihinde İkinci Kıbrıs Harekâtı sonrasında Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından alındı. İç

savaş ve harekâtın ardından evlerini, dükkânlarını bırakıp gitmek zorunda kalan Kıbrıs halkının bölgeye girişi yasak. Kıbrıs’ı ikiye ayıran Yeşil Hat tampon bölgesinde bulunan şehre, ordu evinde kalan TSK mensupları ve oradaki öğrenci yurdunda kalan az sayıda öğrenci girebiliyor. Ayrıca BM askeri de giriş hakkına sahip. Marliyn Mnroe, Sophia Loren, Elizabeth Taylor gibi pek çok ünlü ismin uğradığı bu turizm kenti şimdilerde sessizliğe bürünmüş. 1974’ten önce turizm ve mimarinin

cenneti olan Maraş, dünyanın en lüks turizm merkezlerinden biriydi. Pek çok ünlü isme ev sahipliği yapmış bu kent şimdilerde kaderine terk edilmiş durumda. 6,5 km sahili bulunan şehirde 10.000 yatak kapasiteli 105 otel, 3000 civarı iş yeri, 99 eğlence merkezi, 25 müze, 24 tiyatro ve sinema, 21 banka, 2 spor tesisi bulunmaktaydı. Ayrıca 4469 ev, 143 resmi daire, 9 kilise, türbe ve mezarlık, 8 okul bulunmaktaydı. BM askeri tarafından koruma altına alınan üç bina dışındaki tüm yapılar yağmalanmış

ve harabeye dönmüştü. Rivayete göre İngiliz Kraliyet ailesinin yaptığı Golden Sands Hotel de dünyanın ilk yedi yıldızlı otelidir. Yıllardır anlaşma yapılamayan Kıbrıs’ta, Maraş siyasi koz olarak iki taraf arasında kullanılmakta. Çözüm süreci için önemli yere sahip Maraş, Türk ve Rum toplulukları arasında gerginliğin nedenlerinden biri olmuş ve olmaya devam edeceği düşünülüyor. Yıllar önce bölgeye uluslararası kurum ve kuruluşlar yatırım yapmış olsa da Kıbrıs halkı toprağına sahip çıkmaya kararlı görünüyor.


15

Nisan 2014 / Yıl:2 Sayı:17

İstanbul’un Mimari Krizi

Yazı Dizisi

İrem Demirkaya-Şina Ceylan

Yeter Şeko

İnşaatıyla “Yıldızlanan” otel 2

000’li yılların başlarında inşaatına başlanan ancak günümüzde yapımı bir işleyip bin aksayarak süren İSTOÇ otel ve alışveriş merkezi Bağcılar Tem Avrupa Otoyolu üzerinde bulunmakta. İnşaat 2009’dan bu yana gelişme göstermemesiyle gündemde. İstanbul Toptancılar Çarşısı (İSTOÇ) Yönetim Kurulu Başkanı, İstanbul Sanayi Odası ile İstanbul Ticaret Odası’nın Meclis Üyesi Nahit Kemalbay yıllardır süren ve hakkında birçok rivayet çıkmış olan otel inşaatı ile ilgili İstanbul Büyükşehir Belediyesi’yle birçok sorun yaşadıklarını dile getirdi. Problemler ortadan kalktığı için detaylara girmeyen Kemalbay, inşaatın artık bir aksilik yaşanmazsa bu sene içerisinde bitebileceğini belirtti.

“Teknİk olarak sıkıntı yaşamadık, proje İle İlgİlİ sorunlar vardı” Nahit Kemalbay sözlerini “Belediyeyle ilgili sıkıntılarımız var diyorum, ama belirli konularda, örneğin projenin kabulü ile ilgili sıkıntılar yaşadık. O dönemde ortaya atılan bina yan yattı, zemini sağlam değil, malzemeden çalındı tarzında iddialar tamamen yalan. Belediyeyle teknik anlamda bir sıkıntı yaşamadık.” şeklinde sürdürdü.

“Defİne bulursanız benİ arayın” İSTOÇ inşaatının uzun dönem askıda kalması halk arasında birçok söylentinin dolaşmasına neden oldu. Bunlardan en dikkat çekeni ise, inşaat sahasının altında hazine olmasıydı. Rivayete göre, inşaatı üstlenen firma bu

İlk iki bölümünü geçen sayılarımızda ’’Halaskargazi Caddesi’’ ve ’’Deniz Polisi Binası’’ ile yayınladığımız yazı dizimizin üçüncü ayağı İSTOÇ Oteli ile devam ediyor. İkitelli’deki İstanbul Toptancılar Çarşısı’nda yapılması planlanan 5 yıldızlı otel ve alışveriş merkezi inşaatına 2009’dan bu yana tek bir çivi bile çakılmaması dikkatleri binanın üzerine çekti. hazineyi alıp kaçtığı için bina öylece terk edildi. Bu durumu sorduğumuz İSTOÇ Yönetim Kurulu Başkanı, Nahit Kemalbay “Ben kazı veya defineyle karşılaşmadım. Öyle bir durum varsa beni arayın haber verin.” şeklindeki esprili sözleri ile değerlendirdi. Kemalbay, bu iddiaların hepsinin asılsız ve şehir efsanesi olduğuna söyledi.

“Bu projede kanunsuzluk yok” İSTOÇ yönetim kurulu başkanı Nahit Kemalbay, projelerinde hiçbir usulsüzlük, kanunsuzluk, yasa dışılık olmadığını söyleyerek, var olan sorunların

çözüldüğünü inşaatın Mayıs ayı içerisinde tekrar başlayacağını vurguladı.

“Metro sorunu” Otel inşaatının durdurulma sebebi olarak Başakşehir- Kirazlı metro hattının inşaat sahasına girmesi gösteriliyorken İstanbul Büyükşehir Belediyesi Raylı Sistemler Müdürlüğü’nden yalanlama geldi. Soy ismini vermek istemeyen Raylı Sistemler Müdürlüğü ‘nde çalışan bir yetkili, “Konuya ilişkin bize hiçbir resmi belge gelmedi. Bu söylentiyi ilk defa duyuyorum. Metro çalışmasıyla inşaatın durdurulması arasında bir bağ olduğunu sanmıyorum.” ifadelerini kullandı. Ortaya çıkan iddialara Nahit Kemalbay ise şöyle yanıt verdi, “Metro, otelin altından geçiyor. Bu konuyla ilgili belediyeyle sıkıntı yaşadık, ancak metronun inşaat sahasına etkisi olmadığı tespit edilince sorun çözüldü.” dedi.

“Bİnada herhangİ bİr hasar tespİt edİlmemİştİr” İSTOÇ kompleksinin otel ve alışveriş

merkezi dış cephe kaplama işlerini Nasakoma adlı şirket üstlendi. Nasakoma yetkilisi Cenk Sönmez konuyla ilgili olarak, üç firmanın ihaleye katıldığını kendilerinin bu görevi üstlendiğini binada söylentilerin aksine herhangi bir hasar tespit etmediklerini dile getirdi.

“Müşterİlerİmden oluyorum” İstanbul Toptancılar Çarşısı esnafı ise yıllardır süregelen bu inşaat konusunda oldukça dertli. Alev Plastik Sanayi Müdürü Fatih Atıcı konuya ilişkin olarak “Bu inşaat bizi çok olumsuz etkiledi. Her şeyden önce önümüzü kapattı. Otele malzeme geliyor diye kapatıyorlar. Ben müşterilerimden oluyorum. Gürültü rahatsızlığı da cabası.” şeklinde konuştu.

“Bu İnşaat yüzünden İKİ yıl gerİ gİttİk ” Esnaflardan Alev Plastik Sanayi’nin sahibi Hasan Kaya ise “Bu inşaat bizi mahvetti. İki yıl geriye götürdü. Kapattılar burayı. Buraya ne yaparlarsa yapsınlar tutmaz, işlemez. Zaten buraların tapusu yok. İSTOÇ’un da tapusu olduğunu düşünmüyorum.” dedi.


M

S TES

AR M A

A ÜN V ER

R

1883

Android

Apple mobilden erişilebilir

Nisan 2014 / Yıl:2 Sayı:17

mmm.marmara.edu.tr e-yayincilik.marmara.edu.tr haber.marmara.edu.tr @MarmaraMM

/ marmaramedyamerkezi

Marmara’ya asrın projesi T

ürkiye’nin en köklü eğitim kurumlarından biri olan Marmara Üniversitesi, küresel rekabet için büyük bir dönüşüme imza attı. 2010 yılında Prof. Dr. M. Zafer Gül’ün rektör olmasının ardından İstanbul’un 10 ayrı ilçesinde yer alan14 farklı kampüsün büyük bölümünü birleştirmek için çalışmalar başlatıldı. Maltepe Küçükyalı’da bulunan 3000 dönümlük Kenan Evren Kışlası, Milli Savunma Bakanlığı ile yürütülen protokol çalışmaları ile Marmara Üniversitesi’ne devredildi. Küçükyalı Yerleşkesi’nin bitişiğinde bulunan Türkiye’nin en büyük sağlık eğitim kompleksi olacak olan Marmara Üniversitesi Sağlık Yerleşkesi ile birlikte 3200 dönümlük alanı kapsayan yeni kampüs, ‘‘Asrın Projesi’’ olarak görülüyor. Türkiye’nin 2023 vizyonuna yakışır bir proje olan böyle bir bilim yuvasını ancak vizyon sahibi, uluslararası deneyime sahip ve kararlı bir yönetim kadrosunun yapabileceği belirtiliyor.

Marmara Üniversitesi, İstanbul’un 10 ayrı ilçesinde yer alan 14 ayrı kampüsünün büyük bir bölümünü bir araya toplayacak, çevreci, kendi enerjisini üretebilen, her türlü teknolojik ve sosyal imkanlarla donatılmış yeni kampüs projesiyle Türkiye’de bir ilki gerçekleştiriyor.

TEKNOPARK VE ARAŞTIRMA LABORATUARLARI KURULACAK Rektör Prof. Dr. M. Zafer Gül, göreve geldikten sonra kurulmasında öncülük yaptığı Marmara Teknokent A.Ş. ile akademik bilgi ve birikimin bilim ve iş dünyasıyla paylaşılacağının altını çizdi. Yeni kampüste 220 bin metrekarelik tematik teknoparklar kurulacağını anlatan Rektör Gül, böylece Marmara Üniversitesi olarak uluslararası projelerle küresel rekabete açılacaklarını kaydetti. Teknokent aracılığıyla on yılda 500 milyon dolarlık ihracat ve 5 binin üzerinde personele istihdam sağlayacak bir ekosistem kurulmuş olacağını dile getirdi. Rektör Gül, yeni kampüste çok sayıda araştırma laboratuarı ve uygulama merkezini hizmete açacaklarını, zengin basılı ve elektronik yayın arşivine sahip merkezi bir kütüphane kurulacağını da söyledi.

YERLEŞKELER BİR ARAYA TOPLANACAK Marmara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. M. Zafer Gül, yeni kampüs projesine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Marmara Üniversitesi’ne bağlı birimlerin şu anda İstanbul’un farklı bölgelerinde 14 yerleşkeye dağılmış durumda olduğunu hatırlatan Rektör Gül, “Bu dağınıklığı gidermek için 2010 yılından itibaren bu yerleşkelerin büyük bir bölümünü tek bir merkezde toplama çalışmasını başlattık. Milli Savunma Bakanlığı ile yaptığımız protokol çerçevesinde Kenan Evren Kışlası olarak bilinen Küçükyalı kampüsü arazisi üniversitemize tahsis edildi.” diye konuştu.

TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK SAĞLIK EĞİTİM KAMPÜSÜ

yararlanacak sistemlerle donatılacağını, atık ayrıştırma üniteleriyle ekolojik bir model oluşturacağını vurguladı.

LOJMAN, KREŞ VE SOSYAL TESİSLERİ İLE DİKKAT ÇEKİYOR

DOĞAYLA UYUMLU EKOLOJİK BİR MODEL OLACAK Şehrin merkezinde 3200 dönümlük alanda insan merkezli yeşil bir kampüs projesi gerçekleştireceklerini anlatan Rektör Gül,

“Akademik personel, lojman, kreş, ilk ve orta öğretim kurumları gibi pek çok imkana sahip olacak. Kampüs içinde doğayla iç içe öğrenci yurtları yer alacak. Öğrencilerin barınma ve ulaşım sorunları olmayacak.” Rektör Gül ayrıca akademik faaliyetlerin daha verimli ve huzurlu olması için tüm öğretim elemanlarına konforlu ofis ortamı sunulacağını, proje yazma ve çeviri ofisleri kurulacağını belirtti.

Marmara Üniversitesi Sağlık Eğitim Kampüsü ile bitişik olan yeni kampüs alanı için uluslararası mimari proje çalışmalarının sürdürüldüğünü açıkladı. Rektör Gül, akıllı binalara sahip olacak kampüsün, çevreye duyarlı, doğayla uyumlu, güneş ve rüzgar enerjisinin yanı sıra yağmurdan da

Rektör Gül, oldukça geniş bir alanı kapsayan yeni kampüs projesi için ring sistemleriyle yerleşke içerisinde ve metroya yapılan bağlantılarla şehrin değişik noktalarına kolay ulaşım imkanı sağlanacağının altını çizdi. Yeni kampüsün, sosyal tesisler ve spor salonlarıyla akademisyenlere ve öğrencilere kaliteli bir yaşam sunacağını belirten Rektör Gül, şöyle devam etti:

Rektör Prof. Dr. M. Zafer Gül, Küçükyalı’daki yeni kampüse bitişik olarak 187 bin metrekare alana Türkiye’nin en büyük ve en kapsamlı sağlık eğitim yerleşkesi inşa edildiğini hatırlatarak, sağlık alanındaki fakülte, yüksekokul ve enstitüler başta olmak üzere hastane, uygulama ve araştırma merkezlerini de tek bir kampüste topladıklarını aktardı. Rektör Gül, “7 bin öğrenciyi barındıracak olan Sağlık Bilimleri Kampüsü’nde Tıp Fakültesi geçtiğimiz Şubat ayında eğitime başladı. Diş Hekimliği Fakültesi ve Hastanesi binası yapım çalışmalarında son noktaya geldik, bu yılın Temmuz ayında hizmete başlayacak. Türkiye’de bir ilk olarak deprem esnasında kesintisiz hizmet verecek olan 720 yataklı Eğitim-Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nde sona geldik. Sağlık Bilimleri Kampüsü bütün birimleri ile devreye girdiğinde günde 10.000 hastaya hizmet verilecektir.” diyerek sözlerini tamamladı.


Marmara Gazete 17.Sayı