Issuu on Google+

Coşkun Sami

KONTRAT

The Contract 15-31 OCAK / JAN 2013


CoĹ&#x;kun Sami

Kontrat / The Contract

15-31 Ocak / January 2013


Mekân ve Kontrat Mekan algısı, tarihsel süreçte özellikle modern ve post-modern dönem geçişinde kendini vareden bir niteliksel dönüşüme işaret eder. Bu dönüşümü önceleyen Mies van der Rohe ve takipçileri, II. Dünya Savaşının yıkımlarının ardından savaş psikolojisinin bir uzantısı olan tektipleş(tir)me ihtiyacına çözüm olabilecek bir mimari üslup geliştirir. Tarihsel kontekstten tamamen kopuk, zamansız, anonim bu modern stil, tüm dünyada kamusal mimariye hâkim olur. Modern stilin minimal, özelliksiz, tektip mekânsal niteliği, 70’lerde Robert Venturi ve takipçileri ile tüm entelektüel ve estetik itirazlara rağmen şekil değiştirir. Bu değişim yeni bir mekan olgusunun ve mekan algısının ortaya çıkışının kırılma noktasıdır. Post-modern stil olarak addettikleri üslup ile mimariye dekorasyon, mahalli renk gibi unsurları kazandıran Venturi ve meslektaşları, daha da önemlisi bu mekânlara kişiliklerini, kimliklerini dolayısı ile tarihsel referanslarını geri verdiler. Tarihsel kontekstten bağımsız bir geçmiş, şimdi ve gelecek algısının ne derece travmatik sonuçlar doğurduğu, zaten modern stil’in gelişimine zemin hazırlayan savaş döneminin insanlık dışı kıyımlarından açıkça okunabilmektedir. Post-modern mimarinin tarihsel referanslara vurgusu, öznenin de devreye girmesiyle yaşayan, nefes alan mekânlara dönüştü. Modern mekânlar ve öznenin vasıfsızlığı yerini öznenin belirleyici olduğu tarihsel, kimlikli post-modern mekânlara bıraktı. Öznenin devreye girmesi tarihsel belleğin şizofrenik algısının ortadan kalkması anlamında önemli bir adımdı. Mekânın tarihsel referans donanımı ile mümkün olan steril bir algının tezahürü, onun olgular ile kendi tarihsel kontekstine oturması, artık geçmiş, şimdi ve gelecek arasında şizofrenik olmayan reel bir köprünün kurulabilirliğini göstermekteydi.

Geçmiş, şimdi ve gelecek arasında doğrudan kurulabilen bu köprüde tüm soyut oluşlar mekân olgusu ile somutlanır. Mekânın sınırları soyut oluşların gerek retorik gerekse yazılı bağlamda tarihsel belleğe geçmesinde tarihsel konteksti oluşturur. Bu kontekstte gerçekleşen her bir jest, tutum ve davranış, söz ve metin birer kontrat niteliği taşır. Ancak uluslararası bir kod olarak gizlilik esası güçlü özneler tarafından deşifre edilebileceğinden ciddi bir sorun olarak ortaya çıkmakta idi. Özne’ye bu sefer bir hastalık tahsis edilmedi -keza özne, geçmişte bunu tecrübe etmişti- onu, gerçekten etrafında olan bitenden alıkoyacak ve sadece kendine döndürecek bir atmosfer yaratıldı. Bu atmosfer tamamen değer ve değersizleşme arasında bulanıklaşan sınırların ve bulanıklaştıkça yalnızca kendine dönen bir özne protipini yarattı. Özne’nin kendine yaklaşmasındaki her bir adım, oluş’lara karşı kayıtsızlığının artması ile doğru orantılı gitti. Özne’nin ‘değer’ olgusu ile olan imtihanı, onun tüm bu kontrat süreçlerinden muaf tutulduğunun ilanı ile sonlandırıldı. Özne rahatladı artık gerisi gizlilik esasına uygun olarak devam ettirildi. Tüm bu modernist ve post-modernist süreçlerde mimari-mekân algısının değişimi, öznenin tarih sahnesine yeniden çıkışı, gizlilik esasına dayalı anlam perspektifleri üzerine yapılan müdahaleler ve dahası, yeni dünya sisteminin geçmiş, şimdi ve gelecek köprüsünde stratejilerin belirlenmesi ve hayata geçirilmesi anlamında kullanılan ya da manipüle edilerek destek sağlanan tarihsel süreçler olarak kayda geçti. Bu bellek kayıtları halen çıkarlar doğrultusunda aynı nizamda tutulmaya devam ederken nasıl olur da bir sanatçı bu sürece müdahale etme cesaretinde bulunabilir? Sanatçı Coşkun Sami, var olan mekânları, anlam perspektifleri üzerine yeniden inşa


ettiği resimlerinde konu edindiği oluşları, tarihsel kontekstine geri iade eder. O’nun bu müdahalesi akabinde zihinlerde şu sorunun oluşmasına zemin hazırlar. Modernizmi daha doğru çözümleyememişken ve post-modernizm dalgası oldukça sert bir yumruk indirmiş iken meydana gelen enkazlarının irdelemesi bir sanat yapıtının içine nasıl nüfuz edebilir?

Kültürsaray ve Drop City isimli resimlerinde konu edindiği mekânları üslubsal özelliği ön plana alarak varolduğu gibi resmeder sanatçı. Colorado’da marjinal bir komün olan hippiler bir müddet burada yaşamış ve sonrasında bu komün dağılmıştır. Kültürsaray ise Doğu mimarisinin özelliklerini taşıyan kubbeli bir yapı olarak sanatçı tarafından resmedilir.

Sanatçı, öncelikle resimlerinde belirlediği konuları, bu konuların anlam perspektiflerinin hermeneutiği ile sanat yapıtına nüfuz ederken üslupsal özelliği ile özgünlüğünü ifşa eder. Sanatçının Bergama’dan Berlin’e taşınan Zeus Tapınağı’nı konu edindiği Freundshaft, Arizona’da yapılan “kendi kendine yeten iklim” projesini konu edinen Biosphere, Versailles’de I. Dünya Savaşı’nın bitirme kararının verildiği Büyük Galeri’nin konu edindiği Kontrat resimleri, tarihsel kontekstlerinde oldukça anlamlı görülebilmektedir. Tapınağın yer değiştirme süreci, enerji kaynaklarının problematik olduğu bu dönemde yeni enerji kaynaklarının yahut enerji sisteminin yaratılmaya çalışılması, yakın tarihte yer alan iki kırılmadan ilki olan I. Dünya Savaşı’nın, anlaşmazlıkların çözümlendiği sanrısı ile bitirme kararının imzalandığı mekânın tarihsel süreçteki kritik konumu yukarıdaki soruyu karşılar niteliktedir.

Norveç’in Svalbard takımadasında donmuş bir dağın 130 metre altında inşa edilen tohum deposunu, Svalbard isimli resminde konu edinen sanatçı, bu yapının milyonlarca tarım ürününü, iklim değişikliği, savaşlar ve doğal felaketlerden korumak için yapıldığı gerçeğinden hareketle, aslında onu yeni bir tarihsel kontekste oturtur ve tartışmaya açar.

Depo ve Envanter isimli resimlerinde mekân olgusunu kendi düşleminde dekore eden sanatçı, dekoratif unsur olarak sanatçı heykellerini yerleştirmiştir. Onun bu müdahalesi, zaman ve mekân olgularının sanat yapıtının içinde sanat yapıtı ile pekişmesi anlamında önemli bir adımdır. Özne tekillikten kurtulmaktadır, Depo resmine yerleştirilmiş Fransız heykeltıraş Louise Bourgeois heykeli, Envanter resminde yer alan İngiliz heykeltıraş Tony Cragg heykeli, bir sanat yapıtı içinde bir sanat yapıtı olarak plüralist bir varoluş sergilemektedir.

Coşkun Sami’nin Bulgaristan’da aldığı klasik eğitim ile entelektüel donanımı, resimlerinde kavramsal arka planda kendini hissettirmektedir. Klasik bir resim algısını yapı-bozuma uğratır. Serbest fırça vuruşları ve lekeleri kullanım şekli itibariyle dinamik bir örgü oluşturur. Bu dinamizm adeta yerinden çıkacak, patlayacakmış gibi bir görüntünün algılanmasını neden olur. Renklerin nötr hallerini kullanarak dengeyi, uyumu sağlar. Nötrlerden oluşan mekâna yer yer ışıklı lekeler serpiştirir. Olgun bir resimdir karşımızda duran, yaşayan taze resimlerdir. Bu düşünsel dışavurumcu üsluptaki mekân algısının vurucu gücü hareket unsurundan ileri gelir. Resimlerinde onun üslubsal özgünlüğü tarihsel kontekstte ilgilendiği konular ile ustalıklı bir şekilde örtüşür. Şimdiki zamanın içindeki geçmiştir sanatçı için aslolan...

Özgen Yıldırım Sosyolog, Sanat Yazarı


Kontrat / The Contract, 2012. Tuval 端zerine akrilik / Acrylic on canvas, 130 x 200 cm.


Yağma / Plunder, 2012. Tuval üzerine akrilik / Acrylic on canvas, 145 x 290 cm.


Depo / Depot, 2012. Tuval üzerine yağlı boya / Oil on canvas, 90 x 130 cm.


Köşk / Residence, 2012. Tuval üzerine yağlı boya / Oil on canvas, 97 x 130 cm.


Envanter / Inventory, 2012. Tuval üzerine yağlı boya / Oil on canvas, 67 x 100 cm.


Alan / Space, 2012. Tuval üzerine yağlı boya / Oil on canvas, 100 x 150 cm.


İsimsiz / Untitled, 2009. Tuval üzerine yağlı boya / Oil on canvas, 114 x 146 cm.


Freundschaft, 2012. Tuval üzerine yağlı boya / Oil on canvas, 119 x 162 cm.


Üs / Base, 2012. Tuval üzerine yağlı boya / Oil on canvas, 100 x 140 cm.


Svalbard, 2012. Tuval üzerine akrilik, yağlı boya / Acrylic, oil on canvas, 85 x 140 cm.


Kör Talih / Blind Chance, 2012. Tuval üzerine yağlı boya / Oil on canvas, 130 x 97 cm.


Biosphere 2, 2012. Tuval üzerine yağlı boya / Oil on canvas, 149,5 x 127,5 cm.


Kültürsaray, 2012. Tuval üzerine yağlı boya / Oil on canvas, 100 x 150 cm.


Rasputin, 2012. Tuval 端zerine akrilik / Acrylic on canvas, 103 x 103 cm.


Fosil Kardeşliği / Fossils’ Brotherhood, 2012. Tuval üzerine yağlı boya / Oil on canvas, 97 x 130 cm.


Jay W. Forrester, 2012. Tuval 端zerine akrilik / Acrylic on canvas, 103 x 103 cm.


Drop City, 2012. Tuval üzerine yağlı boya / Oil on canvas, 114 x 146 cm.


Coşkun Sami Bulgaristan, 1973 doğumlu. Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nden mezun oldu. Karma Sergiler 2012 “Taslak”, Mabeyn Gallery, İstanbul, TR “Üzgünüm, Sizi Farkedemedim”, Port-Art, Ankara, TR 2011 “Yüzeyde Aşınmalar”, Art Suites, İstanbul, TR 2010 “Çok Güzel”, İstanbul 2010 Kültür Başkenti “Taşınabilir Sanat” sergi serisi, İstanbul, TR “Soğuk Element”, Akademililer Sanat Merkezi, İstanbul, TR 2009 “Sahte Safari”, Kolektif, 19. İstanbul Sanat Fuarı, İstanbul, TR “Hayalet: My Name is Casper”, Karşı Sanat Çalışmaları, İstanbul, TR 2001 “SERG!”, Group Albatros, Asmalimescit Minare Sk. No.15 mekanında, Istanbul, TR

1973, Bulgaria. Graduate of Mimar Sinan University of Fine Arts, Painting department. Group Exhibitions 2012 “Draft“, Mabeyn Gallery, İstanbul, TR “Sorry, I Couldn’t Recognize You”, Port-Art, Ankara, TR 2011 “Yüzeyde Aşınmalar”, Art Suites, Istanbul, TR 2010 - “Very Beautiful”, İstanbul 2010 - European Capital of Culture, “Portable Art” exhibition series, Istanbul, TR “Cold Element”, Akademililer Sanat Merkezi, Istanbul, TR 2009 “Fake Safari”, Kolektif, 19. İstanbul Art Fair, Istanbul, TR “Hayalet: My Name is Casper”, Karşı Sanat Çalışmaları, Istanbul, TR 2001 “SERG!”, Group Albatros, Asmalimescit Minare Sk. No.15, Istanbul, TR


Bu e-katalog, 15-31 Ocak 2013 tarihleri arasında Mabeyn Gallery’de düzenlenen “Kontrat” adlı sergi nedeniyle düzenlenmiştir. Katalog metni: Özgen Yıldırım Grafik tasarım: Melis Sami


Nüzhetiye Caddesi No:63 Beşiktaş, 34357 İstanbul www.mabeyngallery.com


Kontrat / The Contract