Issuu on Google+


YAYINCI’DAN...

Türkiye’nin sokaktaki insanlar›, ülkelerinin dünya dengeleri aç›s›ndan ne kadar önemli oldu¤unu, ülkenin yaflamakta oldu¤u h›zl› siyasi süreçte daha iyi anlad›lar. Bundan çok de¤il, 30 y›l önce, buülkenin Baflkenti’nde yaflan›lan siyasi geliflmeler, bir-kaç yak›n ülkenin d›fl›nda, dünyay› çok yak›ndan ilgilendirmez, yaflan›lan geliflmelerin hemen tamam› “a la turca” bir anlay›fl›n do¤al sonuçlar› gibi de¤erlendirilirdi. Oysa, günümüz dünyas›, bize, bu dünyan›n ça¤dafl toplumlar›n›n birbirlerine ne kadar yak›nlaflt›klar›n› öyle güzel gösteriyor ki... Fransa’n›n önümüzdeki y›llara dönük kaderini belirleyen son cumhurbaflkanl›¤› seçiminde, birbiriyle k›yas›ya mücadele eden iki aday, Nicolas Sarkozy ile Segelone Royal’in, seçimin sonucunu etkileyebilecek TV tart›flmas›nda Türkiye’yi özellikli bir ülke olarak ele almalar› önemlidir.

fiermin CENG‹Z

“Avrupal› Türkiye” olmak...

Türkiye’nin Avrupa Birli¤i serüveni, Fransa’n›n cumhurbaflkanl›¤› seçimini etkileyecek boyuta gelmiflse, bu, dünyan›n hem çok küçüldü¤ünü, Türkiye’nin de giderek daha çok Avrupal› oldu¤unu göstermektedir. Tabii ki Kapadokya’s›z, Antakya’s›z, Ege’nin antik kentlerinin olmad›¤› bir Avrupa düflünelemez. E¤er k›ta Avrupas›’n›n kültürel genetiklerinde var olan h›ristiyan gelenekler önemli görülüyorsa, her ne kadar “Küçük Asya” olarak adland›r›lsa da bu topraklar, günümüz Avrupas›’n›n do¤du¤u topraklard›r. Türkiye, dünyan›n en pahal› ve en zor sistemi olarak kabul edilen demokrasisini güçlendirmek için büyük bir mücadele verirken, tabii ki, bütün bir So¤uk Savafl y›llar›nda kader birli¤i etti¤i Avrupa’n›n tüm demokratik güçlerini yan›nda görmek istiyor. ...Ve bu ülkenin insanlar›, “Avrupal› Türkiye”nin seçkin vatandafllar› olma yönündeki azimlerini koruyorlar. Bu öyle bir duygu ki, Türkiye, tarihinde,ilk kez çalkant›l› bir genel seçim sürecini yaflarken, ekonomisinde olumlu sinyallerin sürdü¤ü bir ülke konumuna yükseliyor. Türkiye’nin so¤ukkanl› ve çal›flkan insanlar›, baflkentlerinde yaflan›lan tüm geliflmelere karfl›n, içlerindeki “Akdenizli heyecan›n›” kontrol alt›nda tutup, birer “Kuzey Avrupal›” gibi davranmay› baflard›lar. ‹flte bu nedenle, Türkiye’nin her geçen gün biraz daha “yat›r›m yap›lan” bir ülke oldu¤unu izliyoruz. Ülkede, tüm sektörlerde yaflan›lan ola¤anüstü geliflme, kuflkusuz kendi sektörümüzü de mükemmelleflmeye yöneltiyor. Geçti¤imiz Mart ay›nda ‹stanbul’da bir kez daha gerçekleflen buluflma, yani, ‹stanbul Jewelry Show, bunun en net kan›t› oldu. Dünyan›n mücevher sektöründeki en iddial› ülkelerinin büyük bir kat›l›m göstermesi, Türk mücevher sektörünün dünyada ald›¤› mesafeyi ispatlamas› aç›s›ndan önemliydi. Bizi her zamankinden daha çok mutlu eden ana geliflme ise, ‹stanbul Jewelry Show’a kat›lan firma temsilcilerinin söz birli¤i etmiflcesine Avrasya’n›n bu en önemli buluflmas›ndan duyduklar› mutlulu¤u bize yans›tmalar›yd›. Belli ki, Türkiye dünyan›n yaflamakta oldu¤u tüm çalkant›lara karfl›n, rotas›n› sakin sulara çevirmifl büyük bir transatlantik gibi yoluna devam ediyor. Türk mücevher sektörünün dünya pazarlar›nda gösterdi¤i baflar›lar... Türkiye’nin uygulamakta oldu¤u liberal politikalar do¤rultusunda, dünyada üretilen mücevhere pazar›n› açmas›... Ve ortaya ç›kan yüksek kapasiteli ticaret hacmi... Tavsiyem, “Avrupal› Türkiye”ye sonuna kadar güvenmenizdir.

6


ED‹TÖR’DEN...

Bir yay›nc› aç›s›ndan en büyük servet, yo¤un çal›flma ortam›ndan s›yr›l›p, Türkiye’nin ana karas›n› oluflturan Anadolu yollar›nda dolaflmak kuflkusuz... Dünyan›n bu, en eski medeniyet topraklar›, her zaman genç ve dinamik yüzüyle karfl›l›yor insan›... Türk demokrasisinin bir kez daha dünya çap›nda takdir toplayan önemli bir s›nav› verdi¤i dönemde, Anadolu’nun siyasi miting alanlar›n›n hareketlili¤iyle, her geçen gün geliflen kültürünün bulufltu¤u noktalarda durmak çok iyiydi... ...Ve Türkiye’nin ülkesini yak›ndan tan›maya merakl› genç beyinleriyle, bu ülkeyi d›flar›dan de¤il içeriden izlemeyi tercih edecek dünya insanlar›n›n mutlaka bu tür bir yolculu¤u keyifle göze almas› gerekti¤ine inan›yorum... Türkiye h›zla de¤ifliyor... Bu de¤iflim bütün yönleriyle yaflama damgas›n› vuruyor... Türkiye’nin son derece olumlu yönde geliflen bu de¤iflim çizgisi, sadece kendisini de¤ifltirmiyor, yak›n bir gelecekte, özellikle Ortado¤u gibi çok çalkant›l› bir bölgeye de damgas›n› vuracak önemli boyutlar tafl›yor... Anadolu, 21’nci yüzy›l›, ne yaz›k ki, batan bir imparatorluktan kendisine miras kalm›fl a¤›r sorunlar ile yaflamak zorunda kald›... Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin Mustafa Kemal Atatürk’ün gelece¤e dönük bak›fl›ndan destek alan kadrolar›, yüzy›llarca ihmal edilmifl bu topraklar›, ça¤dafl dünya seviyesine ç›karabilmek için büyük bir çaba gösterdiler... Daha düne kadar elektrik,yol ve su gibi ciddi alt yap› sorunlar› olan bu topraklar›n bugün hemen her kentinde “organize sanayi bölgeleri” veya “ dev al›flverifl merkezleri” ile günümüz dünyas›na tam entegrasyonu sa¤lar hale gelmesi, kelimenin tam anlam›yla bir “Türk mucizesidir...” Türkiye’nin yaflad›¤› son genel seçim sürecinde, ülkenin tan›nm›fl politikac›lar›yla birlikte, do¤udaki Erzincan kentinin da¤l›k bir köyünde insanlar ile buluflmak f›rsat› yakalad›m. Politikac›, karfl›s›nda oturan ve köyün yafll›lar heyetinin bafl› oldu¤unu bildi¤imiz vatandafla, kendisinden taleplerini sordu... Seksen yafllar›nda oldu¤unu tahmin etti¤im Türk köylüsünün bir tek talebi vard›: ‹nternet...

Ardan ZENTÜRK

Anadolu’dan esen rüzgar...

Çünkü, bölge üniversitelerinde okuyan köyün gençleri,yaz tatili için baba evlerine geldiklerinde dünya ile iliflkilerinin kesildi¤inden yak›n›yorlard›!.. Eskiflehir...Kayseri...Gaziantep...Kahramanmarafl...Adana...Konya...Bursa...Bilecik... Uflak...Bu kentlerin isimlerini akl›n›zda iyi tutun, yak›n bir gelecekte, Avrupa’n›n en önemli sanayi ve teknoloji havzalar› olarak an›lacaklar... Ülkenin, dünya standartlar›n›n üstünü zorlayan turizm bölgelerini, yani, Antalya, Mu¤la, Ayd›n, Kapadokya’y› hat›rlatmadan geçemeyece¤im. Bu kentlere çok yak›nda Van, Rize, Artvin, Sivas, Afyonkarahisar,Kütahya kat›lacak... Bir-kaç y›l önce, dünya siyaset haritas›nda “sorunlu” bölge olarak adland›r›lan Diyarbak›r’da genç nüfusun artan yat›r›mlar, özellikle de yeni devreye giren shopping mall’larda istihdam edildiklerini görmek bu ülkenin bir ayd›n› olarak beynimi rahatlatt›... Bütün bunlar› neden anlat›yorum... Birincisi, bugüne kadar kendi topraklar›na yabanc›lafl›p,yat›r›m güçlerini belli bölgeler veya s›n›rlar›n ötesinde kullanan Türk yat›r›mc›lar›n› art›k çok genifl bir co¤rafyan›n, bu co¤rafyada yetiflmifl insan gücü ve tüketici e¤ilimleri yükselmifl insanlar›n bekledi¤ini söylemek için... ‹kincisi, Türkiye’ye akmakta olan rekor düzeydeki yabanc› sermayenin hiç de flans olmad›¤›n› göstermek amac›yla... Bütün bu geliflmelerin sektör aç›s›ndan moral yükselten yönü, Anadolu’daki de¤iflimin kad›n›n giderek daha da özgürleflmesine yol açt›¤›d›r... Türk kad›n› geleneksel tasarruf al›flkanl›klar›n› sürdürüyor ve Anadolu’nun kuyumcular çarfl›lar› her zamanki hareketlilikleri ile dikkat çekiyorlar... Türkiye... Keyifli bir ülke...

7


‹çindekiler 16 Nuruosmaniye Cad. 77 Orient Center K:7 D:705-706 Ca¤alo¤lu 34120 ‹STANBUL Tel: (0212) 519 07 19 Faks: (0212) 513 30 38

‹mtiyaz Sahibi Rotaforte Yay›nc›l›k, Reklam ve ‹letiflim Ltd. fiti. ad›na fiermin Cengiz Genel Yay›n Yönetmeni Ardan Zentürk

20 Sineman›n Cannes’li Günleri… 24 Evlili¤i taçland›ran sembol... Alyans 36 Do¤an›n enerjisi ve renkler... 40 Osmanl› mücevhercisi... 50 Yarat›c› ruh... Herkes için...

‹stanbul’u bir yüzü¤e s›¤d›ran adam

30

Sorumlu Yaz› ‹flleri Müdürü Murat Karaduman Katk›da Bulunanlar Zeynep Nihal Karaduman Ziya Bay›nd›r Ege Zentürk Sanat Yönetmeni Ferhat Gedik Reklam Koordinatörü Burçak Ertürk Bask›ya Haz›rl›k Zentürk Yap›m, Yay›n, Medya Dan›flmanl›¤› Ltd. fiti. Bask› Elma Bilg. Bas›n ve Amb. San. ve Tic. Paz. Ltd. fiti. Org. San. Bölg. Keresteciler Sit. 14.Blok 3/5 80670 ‹kitelli-‹stanbul-TURKEY Phone: +90 (212) 670 05 25

fiahnaz Çak›ralp: Gözlerde anlaml› hüzün

90 Osmanl› hareminde güzeller geçidi... 94 Derin denizlerin öyküsü... 96 Avrasya’n›n parlayan y›ld›z› I.J.S. 102 Jewel Fashion 2007 106 Çoflkun Aral

E Posta rfj@rotaforte.com

Piyerloti Cad. Dizdariye Medresesi Sok. Yalç›n Han. No:6 Kat:3 Çemberlitafl - ‹stanbul Tel: (0212) 518 63 05

ISSN 1306-553X

62

Tafllar›n sihri...

80

10

58 1920’lere yolculuk... 68 “Oscar’a mücevher tasarlamak istiyorum” 72 Do¤adan esinlenmeler... 74 Vatan fiaflmaz 86 Ferzan Özpetek Bir Akdenizlinin anatomisi

Mercan Dede... Mevlana’n›n peflinde...


Alt›n›n Kalbi Antalya’da At›yor...

Baflbakan Recep Tayip Erdo¤an’›n kat›ld›¤› törenle start› verilen projenin ilk hediye çekilifli, Antalya’da gerçeklefltirildi. Antalya bölgesinde projeye kat›lan kuyumculardan Nisan- Haziran 2007 döneminde alt›n tak›

sat›n alan turistler aras›nda, Milli Piyango gözetiminde gerçeklefltirilen çekilifl sonucu Meriç Mungan’›n sahibi oldu¤u Memory Jewerlery’den al›flverifl yapan Kazakistan vatandafl› Raisa Mumenhavva 2007 model Hyundai Coupe kazand›. Ayr›ca üç talihli yedi gün 5 y›ld›zl› otelde iki kiflilik konaklama ödülüne sahibi oldular. Dünya Alt›n Konseyi Türkiye Genel Müdürü Murat Akman, projenin iki ana hedefi oldu¤una de¤inerek; “‹lk hedef, turiste daha çok tak› satarak turizm gelirlerini artt›rmak. Di¤eri ise Türkiye’ye daha fazla turist gelmesini sa¤lamak. Alt›n ve turizm sektörleriyle ilgili çal›flan firmalar›n kat›l›m›, devletin ve yerel yönetimin deste¤i ile birlikte 10 y›l içinde Antalya markas›n› alt›nla özdefllefltirmeyi, Antalya bölgesine gelen turist say›s›n› 20 Milyon’a, bölgenin turistler vas›tas›yla yapt›¤› alt›n tak› ihracat›n› ise 4 Milyar Dolar’a ç›karmay› amaçl›yoruz.

kilifl ile yine birbirinden de¤erli hediyelerin sahibi olacak” dedi. Dünya Alt›n Konseyi (WGC) taraf›ndan Antalya Ticaret ve Sanayi Odas› (ATSO) , Turkish Association of Jewellers(TAJ) ile birlikte yürütülen, Antalya, Alanya ve Manavgat Ticaret ve Sanayi Odalar›n›n ve Antalya ile Alanya Kuyumcular Odalar›n›n sorumlu¤u ve güvencesi ile gerçeklefltirilen proje kapsam›nda Antalya ilini alt›n ile özdefllefltirecek tan›t›m çal›flmalar› ve promosyon aktiviteleri düzenleniyor.

Turistlerin ilgisini canl› tutmak için çekilifller önümüzdeki aylarda da devam edecek. Yeni dönemde de alt›n tak› sat›n alan turistler, çe-

ASSORT‹E

Ruhunuzun ›fl›¤›n› yans›tan tak›lar… Göktafllar› kayarken sevgiliniz ile birlikte onlar› seyretmek çok romantiktir. Sevgilinizin omzunu yaslan›p izleriz gökyüzünü… Her kayan ›fl›kla birlikte bir dilek tutar›z, asl›nda hiçbir anlam› olmad›¤›n› bile bile… Ancak meteorlar bir yandan ›fl›lt›l› bir güzellik yayarken di¤er yandan düfltükleri yerlerde derin izler b›rak›rlar. Derin, gizemli, çar-

12

p›c›, y›k›c› izler… Assortie Meteor Koleksiyonu ile bu çarpmalar›n izlerini gümüfl tak›lara yans›tm›fl. Koleksiyonda kullan›lan yar› de¤erli tafllar uzaydan düflen meteorlara benzetilmifl, düfltükleri yerlerde b›rakt›klar› izler tak›lar›n üzerinde sembollefltirilmifl. Grande Koleksiyonu ile geleneksel yüzük formunun d›fl›na ç›k›lm›fl.Standartlar› aflan yüzükler günümüz kad›n›n›n çizgisini yans›t›yor. Çanta ve elbiseler ise gümüflün çekicili¤ini tamamlamak için yeniden yarat›lm›fl.


‹çimdeki P›rlanta… P›rlanta; sonsuzluktur, k›ymetlidir, do¤an›n mucizesidir. T›pk› kad›nlar›m›z, annelerimiz gibi.

Belki de en zorland›¤›m›z anlard›r kad›nlar›m›z için hediye alaca¤›m›z anlar. Ald›¤›m›z hediyenin içinde onu düflündü¤ümüzü gösteren bir mesaj olsun isteriz.

T‹B‹YA

Bir anne için en de¤erli p›rlanta, dünyaya getirdi¤i çocu¤udur!

Assos P›rlanta taraf›ndan haz›rlanan “içimdeki p›rlanta” efl yada anne olsun bir kad›na verilebilecek en anlaml› hediye… Onlara duydu¤umuz sonsuz sevginin ifadesi…

Geleneksel’de ça¤dafl çizgiler…

ASSOS

Türk mücevher tasar›m›n›n “geleneksel” olarak adland›r›lan ürünleri, el eme¤i ve göz nurunu elle tutulur hale getiriyor. Türkiye’nin bat›s›ndan do¤usuna, kuzeyinden güneyine yaflan›lan bu farkl›l›k kültürel zenginli¤in de boyutlar›n› göstermesi aç›s›ndan önemli. Bu geleneksel yap›ya “ça¤dafl” çizgiler eklendi¤inde muhteflem mücevherler ç›k›yor ortaya. Üretti¤i yüksek ayarl› alt›n tak›larla son dönemde ad›ndan s›kça söz ettirmeye bafllayan Tibiya bunun en güzel örneklerinden…

HAREM

Harem’in yüzükleri…

14

Ça¤›m›z insan› için günlük yaflam›n içinde ak›p gelen pek çok tart›fl›lmas› gereksiz do¤ru var. Hayat›m›z bu tabular›n aras›nda geçiyor. Gençlik, güzellik, sa¤l›kl› beslenme, do¤ay› koruma vb… Ama as›rlard›r de¤iflmeyen ve de¤iflmeyecek tek gerçek aile. Efle, sevgiliye duyulan aflk. Ona sevginin kal›c› belirtisi olarak verilen yüzükler kolyeler. Hangi kad›n güzel bir mücevherle anlat›lan bir aflka hay›r diyebilir ki…


16


istanbul’u

bir yüzü¤e s›¤d›ran adam Sultanahmet, K›z Kulesi, Samatyal› bir bal›kç›… ‹stanbul'un akl›n›za gelen tüm güzellikleri Sevan B›çakç›'n›n ellerinde bir mücevhere dönüflüyor Berrin Haberveren Foto¤raflar: Adnan Gül

Onun ad›n› pek ço¤umuz Güler Sabanc›'n›n parma¤›na takt›¤› Y›ld›r›m Beyaz›tl› yüzükle duyduk. Ama Sevan B›çakç› ya da Kapal›çarfl›'daki lakab›yla Ç›lg›n Sevan'›n ilk tasar›m› de¤il bu yüzük. Onun böyle s›ra d›fl› yüzlerce çal›flmas› var. Kâh bir camiyi s›¤d›r›yor mücevhere kâh bir semazeni… Sevan B›çakç› tam 12 yafl›ndan beri kuyumculukla u¤rafl›yor. Ustas› Hausep Çatak'›n ad›n› rahmetle an›yor, "Ustam›n benim hayat›mda çok önemli bir yeri var. Ondan çok fley ö¤rendim. Bugün mücevherime aktard›¤›m her fley o günlerin yans›mas›." O günlerden kalan bu birikimler sadece yepyeni mücevherleri de¤il ödülleri de beraberinde getirdi Ç›lg›n Sevan'a. B›çakç› bu y›l Town & Country Dergisi'nin düzenledi¤i mücevher Oscarlar› olarak an›lan etkinlikte dünya mücevher sektörünün en prestijli ödülünün ikinci kez sahibi oldu. 2006'da Sultanahmet'te Ya¤mur isimli yüzük tasar›m›yla büyük ödüle lay›k görülen B›çakç›, bu y›l Samatya Bal›kç›s› adl› yüzükle ödülü kazand›. Bu yüzükteki bal›kç› ise B›çakç›'n›n çocukluk y›llar›ndan kalma bir an›; "Ben Samatyal›'y›m. Okuldan ç›kt›ktan sonra eve gitmeden surlar›n orada oturup seyretti¤im bal›kç›d›r yüzü¤ümdeki. Benim tasar›mlar›mda hayat›n gerçe¤i var. Ekme¤ini kazanmak için bal›k tutmaya giden bir adam› yüzü¤e s›¤d›rmaya çal›flt›m. Ben o adam›, mart›lar›, bal›klar› gördüm; çok flansl›y›m."

KIZINA DE⁄ERL‹ ARMA⁄AN ‹lham›n› ‹stanbul'dan alan B›çakç› bu flehrin hayran›. Tasar›mc› "Yurtd›fl›na maddi imkanlar›m ve hayat görüflümden dolay› çok ç›kam›yordum. Ama son üç y›ld›r her gitti¤im memlekette ‹stanbul'u çok sevdi¤im anlad›m. Dediler ki 'Amerika dünyan›n en güzel yeri' Gittim, 'Siz zavall›s›n›z, biz ‹stanbul'da yafl›yoruz.' Avrupa öyle; Ortado¤u, Rusya öyle… Her gitti¤im yerde farkl› güzellikler var ama sabah olsa da uça¤a binsem eve gitsem diye düflünmeye bafllad›m. Bu flehirdeki manzara, huzur hiçbir yerde yok. Bakmay› bilirseniz çok güzel bir yerde yaflad›¤›n›z› anl›yorsunuz" diyor. Sevan B›çakç›'ya "Bu yüzü¤e kim sahip olacak" diye soruyoruz. Yan›t› net: "15 ayl›k k›z›m Yeraz. Hem Sultanahmet'te Ya¤mur'u hem de Samatya Bal›kç›s›'n› k›z›m›n dolay›s›yla ailenin. Y›llar sonra 'Bizim dede Amerika'da ödül alm›flt›. Nerede o yüzük. Tüh be sat›ld›' dedirtmek istemiyorum." Ünlü tasar›mc› yaflad›klar›ndan çok mutlu ama tek flikâyeti var: Efline ve k›z›na vakit ay›ramamak. "Ama böyle bir misyona soyunuyorsan katlanacaks›n. Çünkü bu ifl para için yap›lmaz. Trilyoner de¤ilim çünkü Samatya'da büyüdüm. Ama en az›ndan para saymay› sevmiyorum. Bunlar› yapt›m, Allaha çok flükür ekmek paras› kazan›yorum. Mal varl›¤›m cebimde öyle yafl›yorum. Bu çok keyifli."

17


SEVAN BIÇAKCI

'Çok flansl› bir herifim'

2.5 senede haz›rlad›¤›m koleksiyon için kendi kendimi finanse ettim. Üç befl kurufl biriktirip Nur-u Osmaniye'me yat›r›yordum. Buna inanabiliyor musunuz Sevan B›çakç› Osmanl›y› yüzüklerine tafl›yor. Bir no'lu yüzü¤ünü Topkap› Saray›'na ba¤›fll›yor. Çok flansl› bir herifim. Hep çocuklar›ma anlatacak an›m olsun istiyordum, son üç senedir vücudum an›yla doldu. Ne mutlu bana" diyor. B›çakç›'n›n Bo¤aziçi ad›n› verdi¤i yüzü¤ü Topkap› Saray›'n› Sevenler Derne¤i' yarar›na ünlü müzayedeci Raffi Portakal taraf›ndan aç›k art›rmaya sunuldu. Yüzü¤ü 65 bin YTL'ye Güler Sabanc› sat›n ald›. Alt›n, tek tafl topaz›n kullan›ld›¤› ve gövdesine befl bine yak›n mikro mozaik taflla ‹stanbul'un en güzel yerleri olan Üsküdar, K›zkulesi, Galata ve Sarayburnu'nun ifllendi¤i Bo¤aziçi adl› yüzük cennetin kubbesinin alt›ndaki ‹stanbul'u simgeliyor.

18

Sevan B›çakç› geçen hafta Anadolu'da yaflayan uygarl›klardan esinlenerek haz›rlad›¤› koleksiyonu Nur-u Osmaniye'yi Topkap› Saray›'nda tan›tt›. 200 parçadan oluflan koleksiyondaki mücevherler dünyada ilk kez uygulanan bir yöntemle cam ve porselen mozaiklerle döflendi. "Bu benim hayallerimi süsleyen bir fleydi" diyen B›çakç› "Bu koleksiyonda daha emek yo¤un çal›fl›ld›¤› söylüyor. ‹nsanlar›n biraz para kazan›p isim yapt›ktan sonra daha ticari fleylere yöneldiklerini anlatan B›çakç›, "T›ls›mlar› kaybetmemek ad›na butik atölye olmaktan vazgeçmedik.


19


Sineman›n

Cannes’li Günleri…

Fatih Ak›n& Nurgül Yeflilçay

Alain Delon& Do-Yeon Jeon

Wong Kar-Wai

Jude Law

Catherine Deneuve

60. do¤um y›l›n› kutlayan Cannes Film Festivali, ünlü y›ld›zlar, yönetmenler, filmlerini satmaya çal›flan yap›mc›lar, küçük bir rol kapabilmek için sokaklarda poz veren 'starlet'ler, gala gecesine sabahtan haz›rl›k yapmaya bafllayan ünlü aktrisler, mankenler ve arkalar›ndaki binlerce yard›mc›lar›yla birlikte, sinema sevenlere sundu¤u görsel flölenle son buldu. 20


George Clooney

60. Cannes Film Festivali Jürisi

Angelina Jolie&Brad Pitt

Cannes dünyan›n en büyük ve prestijli festivallerinden biri olsa da, sokakta-palmiyelerin alt›nda, deniz k›y›s›nda yada köfle bafl›nda-buldu¤u paparazzilerin önünde soyunan ve “sanat›n›” göstermeye çal›flarak filmlerde küçük de olsa bir rol kapabilmek için u¤raflan “starlet”lerle yans›rd› gazete sayfalar›na. Asl›nda Cannes’de yap›lan›n bir sinema festivali oldu¤unu, alt›n palmiyeyi alan filmin ad›n›n yer ald›¤› 2 sat›rl›k haberlerden ö¤rendik y›llarca.

Leonardo Di Capdio

Juliet Binoche

mih Kaplano¤lu'nun "Yumurta" adl› yap›m› yar›flt›. Kaplano¤lu'nun bir baflka yap›m› "Süt" adl› film projesi ise "Atelier" kategorisine seçilmiflti. Sansasyona, sanattan daha çok de¤er veren Türk bas›n›, bu gelene¤ini bu kez de bozmad› ve filmlerden daha çok, Nurgül Yeflilçay’›n rüküfllü¤ünü, kaç ayakkab›yla gitti¤ini, elbisesini kime diktirdi¤ini, geriye kalanlar› nerden ald›¤›n› tart›flt› sütunlar›nda.

Fakat Cannes’in bu y›l ayr› bir anlam› vard› bizim için. Nobel ödüllü yazar›m›z Orhan Pamuk Cannes jürisinde yer al›rsen, “alt›n ay›” ödüllü sinemac›m›z Fatih Ak›n Alt›n Palmiye için favori gösterilen “Yaflam›n K›y›s›nda” ile arz› endam ediyordu. Duvara Karfl› ile 2003’teki Berlin Film Festivali‘nde Alt›n Ay› Ödülü’nün sahibi olan Ak›n, Wong Kar-Wai, Emir Kusturica, Gus Van Sant, Quentin Tarantino, Aleksander Sokurov gibi usta isimlerle yar›flt›.

Ah Angelina ah… Alain Delon, Catherine Deneuve, Georges Clooney, Quentin Tarantino, Martin Scorsese, Eva Mendes, Joaquin Phoenix, Robert Duvall, Juliet Binoche, Leonardo Di Caprio gibi ünlülerin kat›ld›¤› festivalin en sükse yapan çifti hiç kuflkusuz Angelina Jolie ve Brad Pitt’ti. Sinema elefltirmenlerinin “Angelina Jolie kadar güzel resim veren bir kad›na rastlamad›m. Bas›n toplant›s›nda gözler hep üzerindeydi ve nas›l, nerden çekerseniz çekin, kad›n çok güzel ç›k›yordu.

“Yaflam›n K›y›s›nda”n›n d›fl›nda Türkiye’yi "Quinzaine de Realisateurs" kategorisinde Se-

Brad Pitt de bunun fark›nda oldu¤u için onun yan›na oturmam›fl, masan›n ta öbür

Emir Kusturica

Eva Mendes & Joaquin Phoneix

ucunu seçmiflti” övgülerini hakl› ç›kar›rcas›na etraf›na gülücükler saç›yordu. Cannes Jürisinde bir Türk… Festivalde, jüri baflkanl›¤›n›, "My Beautiful Laundrette" (Benim Güzel Çamafl›rhanem) ve The Queen(Kraliçe) gibi baflar›l› filmlere imza atm›fl ‹ngiliz yönetmen Stephen Frears yapt›. Portekizli oyuncu Maria de Medeiros, Çinli sinemac› Maggie Cheung ve Frans›z aktör Michel Piccoli’nin yer ald›¤› jürinin bizim için en önemli taraf›, 2006 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi yazar›m›z Orhan Pamuk’un da jüride yer almas›yd›. “Hayat›mda pek çok sebepten jüri üyesi olmad›m. Bana hep jürilerde olmam› teklif ettiler. Kendim de bu iflin sorumlulu¤una girmek istemedi¤im ve edebiyatta yarg›ç rolünden hofllanmayaca¤›m› hissetti¤im için Türkiye'de ve yurtd›fl›nda teklif edilen jüri üyeli¤ini kabul etmedim” diyen Pamuk ilk defa bu prensibini bozdu ve Cannes’da üzerine ald›¤› görevi herkesin takdirini kazanarak, baflar›yla tamamlad›.

21


Ekümenik Jüri Ödülü “Yaflam›n K›y›s›nda”ya Fatih Ak›n’›n ‘Yaflam›n K›y›s›nda’ filmi, ödül gecesinde bir gün önce, Hristiyan dini kurulufllar› taraf›ndan, 1974’ten beri verilen, Ekümenik Jüri Ödülü’ne lay›k görüldü. 6 kiflilik jüri heyeti, sinema alan›nda çal›flan profesyoneller ve de¤iflik kültürlerden gelen H›ristiyanlardan olufluyordu.

Jane Fonda & Christian Mungiu

Naomi Kawase

vik edece¤ine inand›¤›m bu ödül için jüriye teflekkür ediyorum. Film ekibine kameraman›ndan, teknik elaman›na, montajc›s›ndan tüm oyunculara, eflime, o¤luma herkese çok çok teflekkür ederim. Ancak bir mesaj›m var, Türkiye’de seçimler yap›l›yor, ne kadar birlik olursak o kadar iyi olur, herkesi birlik olmaya ça¤›r›yorum."

Julian Schnabel

Fatih Ak›n Yaflam›n K›y›s›nda Fatih Ak›n… Bir Türk-Alman ortak yap›m› olan "Yaflam›n K›y›s›nda", Türkiye'den Anka Film, Almanya'dan Corazon International ve NDR ile ‹talya'dan Dorje Film'in iflbirli¤iyle çekilmiflti. Baflrollerini ise Nurgül Yeflilçay, Baki Davrak, Hanna Schygulla Tuncel Kurtiz ve Nursel Köse’nin paylafl›yorlar. Fatih Ak›n'›n 'Yaflam›n K›y›s›nda' isimli filminin bas›n gösterimi 23 May›s sabah› yap›ld›. Gösterimin ard›ndan film dakikalarca ayakta alk›flland›. Yönetmen Fatin Ak›n, filminin ilk gösteriminden sonra yapt›¤› aç›klamada, ‘Filmde yer alan 6 karakter, benim bir parçam, bu film beni anlat›yor’ dedi. Önceki filmi Duvara Karfl›’da aflk temas›n›, bu filmde ölüm temas›na a¤›rl›k verdi¤ini, bir sonraki filminde de fleytan temas›n› ön plana ç›karaca¤›n› ifade etti. Fatih Ak›n ‹spanyol ve Frans›z gazetelerden büyük övgü ald›. El Pais, "Cannes Festivali'nin ekvatorunu çizen film "Yaflam›n K›y›s›nda" oldu. Heyecan verici film flimdiden yar›flman›n favorisi haline geldi" ifadesini kullan›rkenEl Mundo: "Ak›n hat›rlanacak bir isim. " diye övgüler ya¤d›rd›. En gerçekçi tespiti La Razon yapt› "Ak›n'›n filmi en iyi filmlerden biri. Ama tecrübeyle biliyoruz ki en büyük ödül en iyi filme verilmiyor. Geçen y›l Pedro Almodovar'›n ödülsüz kald›¤› gibi."

22

Stephen Frears & Gus Van Sant Cannes ödülleri bu y›l insanl›k dramlar›na gitti! Her ne kadar Nurgül Yeflilçay Cannes’e giderken “keflke Orhan Pamuk bize torpil yapsa” desede Festival Jürisi Alt›n Palmiye’ye, k›s›tl› imkanlarla filmini çeviren genç Rumen yönetmen Christian Mungui lay›k buldu. Mungui’ye ödülü, Amerikal› ünlü y›ld›z Jane Fonda yana¤›ndan öperek verdi. ’4 Ay, 3 Hafta, 2 Gün’ adl› film kürtaj sorunun ele al›yor. Mungiu, filminde kürtaj›n yasak oldu¤u komünist Çavuflesku döneminin son y›llar›nda Romanya’da hamile kalan bir k›z›n endifle dolu hikayesini anlat›yor. Ödülünü ünlü ABD’li aktris Jane Fonda’dan alan Romanyal› yönetmen, “Bu ödülün bana verilmesi, ümit ederim ki, küçük ülkelerde mütevazi bütçelerle ve dev sinema y›ld›zlar› olmadan film çeken yönetmenleri de cesaretlendirmesi aç›s›ndan iyi bir haber olur” dedi. Fatih Ak›n’a en iyi senaryo… ’Yaflam›n K›y›s›nda’ filmiyle ’En ‹yi Senaryo’ ödülüne lay›k görülen Fatih Ak›n ödülünü ünlü film y›ld›z› Charlotte Rampling’den ald›. Ak›n, büyük alk›fl alan teflekkür konuflmas›nda "Öncelikle baflka senaryolar yazmam› tefl-

Konstantin Lavronenko Cannes’in en iyileri… Alt›n Palmiye: Christian Mungui ’4 Ay, 3 hafta, 2 gün’ Cannes 60.c› y›l ödülü: Gus Van Sant (Amerika) "Paranoid Park" Jüri Büyük Ödülü: Naomi Kawase (Japonya) "La Foret de Mogari" Kad›n oyuncu: Do-Yeon Jeon (Güney Kore) Erkek oyuncu: Kostantin Lavronenko (Rusya) En iyi Mizansen: Julian Schnabel (Amerika) En ‹yi Senaryo: Fatih Ak›n (Türk-Alman) Jüri özel ödülü 2 filme ortak verildi: Marjane Satrapi-Vincent Paronnaud "Persepolis" Carlos Reygadas (Meksika) "Stellet Licht" Alt›n Kamera: Edgar Koret-Chira Geffen (‹srail) K›sa metrajl› Film-Alt›n Palmiye: Lisa Miller ’Verlovver’.


Benimle

evlenir misin?

Bir kad›nla bir erke¤in ömür boyu sürecek birlikteli¤inin en anlaml› tan›¤›, alyans... O, insano¤lunun bu gezegendeki varl›¤›na kazand›rd›¤› anlam›n çok özel bir sembolü olarak de¤erlendirilmeli... 24


ALTINBAfi Kad›n: 715 YTL (P›rlantal› alyans) Erkek: 355 YTL

ALTINBAfi Kad›n: 455 YTL Erkek: 455 YTL

Tarihten bu yana insanlar, tak›larda, ama en çok yüzüklerde, bir t›ls›m arad›lar... Bir yüzü¤ün üzerinde iflaretlerin onlar› tüm kötülüklerden korudu¤una da inand›lar, bir insanla aralar›nda gözle görülmez ba¤lar kurdu¤una da... Evlilik yüzü¤ünün tarihini araflt›rd›¤›m›zda kendimizi 4800 sene öncelerinin M›s›r’›nda buluyoruz. ‹lk olarak bu topraklarda ç›km›fl evlilik yüzü¤ü. M›s›r firavunu Ankenethonun kar›s› Kraliçe Nefertiti’den buyana da evlili¤in sembolü olmufl. M›s›r hiyerogliflerine bakt›¤›m›zda halka fleklinin, M›s›rl›lar için ölümsüzlü¤ü ve sonsuzlu¤u temsil etti¤ini görürüz. Çünkü halka yuvarlakt›r ve ne bir bafl› ne de bir sonu vard›r. M›s›rl›lar kutsal sayd›klar› evlili¤i de bu s›fatlarla birlefltirmifl ve sonsuz aflklar›n› halka fleklindeki bir yüzükle ifade etmek istemifllerdir. Ve bu halkay› da sol elin dördüncü parma¤›nda tafl›may› uygun görmüfller.

ALTINBAfi Kad›n: 430 YTL Erker: 430 YTL

ALTINBAfi Kad›n: 840 YTL (P›rlantal› alyans) Erkek: 470 YTL

25


Sebep? O zamanlar kalbe direk ba¤lanan tek damar›n bu parmakta oldu¤una inan›rlarm›fl. Yani ortada gerçekten sevgiye ve aflka olan büyük bir inanç varm›fl. Romal›lar da yüzü¤ün aflk› ve sahipli¤i sembolize etti¤ine inanm›fllar, yüzü¤ü veren karfl›s›ndakinin sahibiymifl de ayn› zamanda. Arap dünyas›nda ise puzzle yüzükler kullan›lm›fl. Bu tarz yüzüklerin kullan›lmas›n›n sebebi ise erkek kar›s›ndan ayr›yken kad›n›n sadakatsizlik edip etmedi¤ini anlamak içinmifl. E¤er kad›n yüzü¤ü ç›karmak isterse puzzle halindeki yüzük birbirinden ayr›l›rm›fl ve onu tekrar bir araya getirebilen de yaln›zca kocaym›fl.

AR‹fi 3,996 YTL

AR‹fi 657 YTL

AR‹fi 468 YTL AR‹fi 3,690 YTL

26


GOLDAfi 365 YTL

GOLDAfi 315 YTL GOLDAfi 406 YTL

REGOLD 1200$

REGOLD 848$

REGOLD 780$

TARZ ALYANS 400 YTL TARZ ALYANS 330 YTL

TARZ ALYANS 315 YTL

27


ATASAY 5680 YTL

ATASAY 5260 YTL

K›sa zamanda yüzükle ilgili olan bu inançlar yay›lm›fl ve birçok toplumda evlenmenin olmazsa olmaz› haline gelmifl. ‹lk bafllarda demir ve bitkilerden yap›l›yormufl evlilik yüzükleri ama alt›n ve gümüfl bulununca eskilerin pabucu dama at›lm›fl ve çok daha fl›k yüzükler üretilmeye bafllanm›fl. Günümüz insan› için beyaz bir gelinli¤i süsleyen en güzel tak›, hiç kuflkusuz, sa¤ yüzük parma¤›ndan, sol yüzük parma¤›na transfer olmufl, bir alyanst›r. Yirminci yüzy›l›n ikinci yar›s›nda ayd›nlar hareketi, evlili¤i “gereksiz” görse de… 1968 kufla¤›n›n “özgürlükçü kad›nlar›” çocuk sahibi olmak ve onu büyütmek için bir erke¤e ihtiyaç duymad›klar›n› ilan etmifl olsalar da, dünyan›n en önemli feministleri, ifli, evlili¤in kad›n›n bedava sömürülmesi oldu¤una

ATASAY 4050 YTL

FAVOR‹ Kad›n: 340 YTL Erkek: 370 YTL FAVOR‹ Kad›n: 370 YTL Erkek: 410 YTL

FAVOR‹ Kad›n: 290 YTL Erkek: 325 YTL

28

FAVOR‹ Kad›n: 360 YTL Erkek: 390 YTL


MERT ALYANS 345 YTL

MERT ALYANS 210 $

MERT ALYANS $ 789

MERT ALYANS $ 629

Günümüzde de yüzü¤ün maneviyat› pek farkl› de¤il. Yüzük yine evlili¤in en büyük sembolü. Genelde yine sol elin dördüncü parma¤›nda. Ama baz›lar› da sa¤ tarafa takmay› tercih ediyorlar. Ayr›ca sadece evlilik yüzü¤üyle de bitmiyor ifl. Tabii bir de niflan yüzükleri de var. Mesela Türkiye’deki geleneklere göre bunlara söz yüzü¤ü de eklenebiliyor. ‹skandinav ülkelerindeki baz› kad›nlar da niflan ve evlilik yüzü¤ünün yan›na anne olduklar›n› gösterme amaçl› bir yüzük de tak›yorlar. Yani art›k neredeyse her yüzük bir fleyin ifadesi.

MERT ALYANS

kadar dayand›rsa da, insanl›k, evlilik kavram›n yerine yeni bir kavram üretemedi. Onunla birlikte tak› ve alyans kavram› da hep var oldu.

5000 seneye yak›n bir geçmiflten bahsediyoruz. ‹nsanlar befl bin senedir yüzüklerle evliliklerini ifade ediyorlar, birbirlerine olan ba¤l›l›klar›n›, sevgilerini, aflklar›n›. Birliktelikler yüzüklerle resmediliyor. ‹flte alyans›n böyle anlaml› bir öyküsü var. Günümüzde alyanslar, geçmiflte oldu¤u gibi, tek formatta de¤il. Pek çok motifler, sonsuz alternatifler, p›rlantal›lar, tafll›lar mevcut…

29


30

SERDAR


SERDAR

um r o iliy bir r... b nu tarl› ktiri u ¤ du ... Tu i gere l o li kleri isin m e ön tene çizg n a ye aflam d n e › ç›s esind bir y a ›m in öt g›l› yg›." t n afla zelli¤ e say ce sa y t ana at, gü erlerin . Sade s in San de¤ ay›r m i ¤ lli dar... mun m›? H e z "Gü a o ka . Toplu arl›k am am›.. fazak yafl muha Bu

31


SERDAR O’nun için yaflam belki de tahmin edebilece¤inden çok da cömert davrand›... Nereden biliyoruz... Henüz 11 yafl›ndayd›... Klasik müzi¤e sevdal› annesi ve ona her zaman kol-kanat geren babas›yla, yani ailece, Avusturya’n›n baflkenti Viyana’da Strauss’un ünlü”Yarasa” operetini izliyor... O zaman da çok güzel olan ve çocuksu yüzüne yak›flan yemyeflil gözleriyle dönüp annesine, “Bir gün burada sahneye ç›kaca¤›m, göreceksin” diyordu... Bu sözlerinden sadece 11 y›l sonra, henüz 22 yafl›ndayd› ve o sahnede, hem de Yarasa operetinde oynuyordu... fiahnaz Çak›ralp... Türk tiyatrosunun bu genç yetene¤i, biraz kendi içine kapan›k, zaman zaman baflar› patlamalar›yla zenginlefltirilmifl bir sanat yaflam›n› Türkiye ve Avrupa ile paylaflman›n keyfini yafl›yor... “Lise y›llar›m›n bafllang›c› Alman Lisesi’ydi. Disiplini ile ünlü bir okuldur. Ö¤renciyi çok s›kan bir yap›s› vard›r ve anlad›¤›m kadar›yla benim içimdeki sanatç› kimlik, buafl›r› disiplini pek sevmedi. Karar verdik, kendi yolumu çizdim, konservatuvara geçtim. Sanat dünyas› denilen kavram›n ne kadar tehlikeli oldu¤unu henüz okul y›llar›nda insana gösteren bir yerdir oras›. K›skançl›klar... Çekiflmeler...

32


SERDAR

Yetenekleri aflan h›rslar... Nedense pek sevemedim ama, hedeflerimi bir kez koymufltum... O hedefler do¤rultusunda sab›rla okulumu bitirmek için çal›flt›m...” Bir yandan okulunu sürdürmekte, di¤er yandan, buldu¤u kaliteli yap›mlarda ufak da olsa roller al›p, sanat yaflam›n›n ›s›nma turlar›n› sürdürmektedir. ‹flte tam o noktada, ilk gençlik y›llar›ndan itibaren arkadafllar› aras›nda hem takdir hem de flaka konusu olan ünlü Alman y›ld›z Romy Schneider’a olan benzerli¤i ona,ummad›¤› bir kap›y› açacakt›r... “Avusturya yap›m› bir film, “Die Strasse nach ‹stanbul”... Ekip gelmifl haftalarca baflrolü oynayacak bir sanatç› ar›yor. Rol yetene¤inin yan›s›ra en önemli unsur, Almanca’ya hakim olmak. Tüm umutlar›n› kaybedip ‹stanbul’dan ayr›lmalar›n› sekiz saat kala bulufltuk ve rolü hiç düflünmeden bana verdiler...” Ayn› ekip, film çekimleri s›ras›nda ›srarla talihsiz geliflmeler sonucunda sanat dünyas›n›n çok erken kaybetti¤i Romy Scheineder’i beyazperdede canland›rmas›n› istiyor. “Reddetmek zorunda

33


kald›m. Çünkü kabul etsem, okulum bir y›l uzayacakt›. Buna tahammül edemezdim. Bir an önce bitirip geçmek istiyorum. Ama peflimi b›rakmad›lar. Yeni teklifleri Yarasa operetinde oynamamd›. Kulaklar›ma inanamad›m. Annemle 11 yafl›mda o binaya gitti¤imiz günü hat›rlad›k. Bir müddet hiç bir fley konuflamad›k öylece durduk ve yaflam›n insana ne kadar güzel sürprizler haz›rlayabilece¤ini düflündük...” fiahnaz Çak›ralp 1998 y›l›nda kariyerinde yaflan›lan olaylardan sonra Türkiye’nin yak›ndan tan›d›¤› ve gelece¤ini çok parlak gördü¤ü genç bir sanatç›d›r art›k... Ama, bir söyleflisinde flunu der:”Özellikle kad›nlar için afl›r› h›rs tehlikeli bir kavramd›r...” Acaba, siyasete merakl› avukat bir baba ile Türkiye üçüncü güzeli bir annenin birlikte yaratt›klar› o ailenin kurallar›, her zaman yön verecek güçte midir? “Güzelli¤imin sanat yaflant›m aç›s›ndan önemli olSanat, du¤unu biligüzelli¤in öteyorum ama sinde yetenekleo kadar... ri... Tutarl› bir yaflam›... Toplumun de¤erlerine sayg›l› bir yaflam çizgisini gerektirir... Bu muhafazakarl›k m›? Hay›r. Sadece sayg›. San›r›m Türkiye gibi bir ülkede herkesin çok önemsedi¤i bir kavram bu ve ben bu durumdan çok memnunum...” Güzellik... O’na göre yaflam›n detaylar›, kendince tüm güzellikleri bar›nd›r›yor.... “‹fl yo¤unlumun aras›nda Cumhuriyet gibi köklü bir gazetede bana verilen köflede yazd›¤›m yaz›lar› kitaplaflt›rmak çok keyifliydi.

34


Ç›plak Ayakla Yürümek, o yaz›lar›n toplam›. Yaz›lar›ma bak›ld›¤›nda insan iliflkilerindeki detaylar› yakalama gayretim görülebilir. T›pk› pozitif enerjiler tafl›yan bir Zeynep Erol tak›s›n› bedenine tak›p, onun verdi¤i güçle yaflama bakmak gibi...Ben bu gezegeni seviyorum... Bu gezegenin tafl›n› seviyorum. Ve buradaki k›sa misafirli¤imizin bu gezegen için çok önemli oldu¤una inan›yorum...” fiahnaz Çak›ralp, “‹deal Bir Koca” oyununda canland›rd›¤› Mabel karakterine yak›n duran bir portre... Saf görünen ama yaflamdan ne istedi¤ini çok iyi bilen Mabel... Güzel... Ak›ll›... Olumlu...

35


AR‹fi

Do¤an›n enerjisi ve renkler… Do¤an›n renklenerek kabuk de¤ifltirdi¤i, güneflin enerjisiyle coflkumuzu art›rd›¤› yaz günleri h›zl› bir ivmeyle ak›p gidiyor. Dört bir taraf rengarenk. Yemyeflil a¤açlar, yeflilin her tonunu, gökyüzü, mavinin güzelli¤ini içinde bar›nd›r›yor. 36


Do¤a...hayat›n huzur kayna¤›...var olufl nedeni... Gün bat›m› yada gün bat›m›nda gökyüzünün büründü¤ü o muhteflem ahenk, ayaklar›m›za de¤en suyun hissettirdi¤i duruluk, ferahlik, deniz kokusu, dalgalar›n sesi, ›slak kumun ayaklarda hissettirdi¤i tüm güzelli¤iyle s›cak yaz günlerini yafl›yoruz. Yaflam›n renklerinin yaflanmaya bafllad›¤›, do¤an›n enerjisini hissetti¤i durumlarda insan, günlük yasam kofluflturmas› aras›nda o kadar çok fleyi kaç›rd›¤› ve sanal u¤rafllar›n peflinde nefesimizi ve enerjimizi bofla harcad›¤›m›z gerçe¤i ile yüz yüze gelir. Do¤an›n renk de¤ifltirmeleri bize önemli mesajlar vermesi gibi insanlar›n renklerle iliflkileri bize kiflilikleri hakk›nda önemli bilgiler verir. Mor renk karmafl›k düflünceleri, ruhsal durumdaki bozulmalar› temsil eder. Siyah çöküntülü duygular›n ifadesidir. Gizemli olmak, hakimiyet kurmak, ciddi bir görünüm yaratmak isteyenlerin s›kl›kla baflvurdu¤u renklerden biridir. K›rm›z› rengin sinir sistemi üzerinde her zaman güçlendirici, yükseltici bir etkisi vard›r. ‹rade gücü ve cesareti temsil eder. hareketlilik, ihtiras ve h›rs sembolüdür. Mavi düflünmeyi, hayal etmeyi, ilham› ve felsefik düflünceleri ifade eder. Bu rengi sevenler özellikle felsefeye ilgilidirler. Sar› mant›ksal gücü ve muhakemeyi güçlendirir. Aç›k sar›, nefle-rahatl›k ve temiz duygular› ça¤r›flt›r›r. Koyu sar›lar çöküntüyü ifade eder.

AR‹fi

Yeflil rahatlat›c› bir renktir. Yenilik, rahatl›k sembolüdür. Yeflili sevenler bulunduklar› çevreye ba¤l›d›rlar.

37


Beyaz temizlik, safl›k sembolüdür. genellikle huzurlu ve sorunsuz bir ruh halini temsil eder. Arifl p›rlanta do¤an›n kabuk de¤ifltirdi¤i ve renklendi¤i yaz aylar›ndan hareketle, do¤an›n tüm renklerini içinde bar›nd›ran ve renklerin bütünlü¤ünü yans›tan yüzükler, küpeler ve kolyeler; yakut, safir, zümrüt, sitrin, ametist ve topaz›n yayd›¤› pozitif enerjinin muhteflem uyumunu d›fla vuran muhteflem bir koleksiyon haz›rlam›fl. Ruhsal duyarl›l›¤› art›ran safir, yaflama sevincini güçlendiren zümrüt, nefle veren topaz ve sitrin, mutlulu¤u art›ran yakut ve huzur verici güçlü enerjisiyle bilinen ametist do¤an›n güçlü enerjisini yans›t›yor.

AR‹fi

Piercing ve h›zmalar da koleksiyonun önemli parçalar›n› oluflturuyor. P›rlanta kullan›larak tasarlanan piercingler ve h›zmalar bu yaz bambaflka bir boyut kazan›yor.

38

Yaz modas›na ve renklerine uygun olarak haz›rlanan, fl›kl›klar›yla göz dolduran, yaz bahçelerindeki rengarenk çiçeklere benzeyen tasar›mlar, yaz günlerinde hem gündüz hem de gece kullan›m› için ideal.


Osmanl›

mücevhercisi

1965 y›l›nda, Kapal›çarfl›’daki bir flovalye imalatç›s›n›n yan›nda, ç›rak olarak mesle¤e ad›m atan Naci fienocakl›’n›n yaflam›, sektörde bir yerlere gelmek isteyen genç insanlar için, örnek al›nmas› gereken bir baflar› öyküsü. Abisinin elinden tutup imalathaneye getirdi¤i 13 yafl›ndaki çocuk, bugün, 33 y›l önce yoktan var etti¤i, ad› kalite ve güvenle an›lan bir flirketin sahibi. TESYEV yarar›na düzenlenen defilede sergilenen son koleksiyonu yine çok konufluldu. Naci fienocakl›’yla “Diamond-Naci fienocakl›” markas› ve gelecekten beklentileri üzerine konufltuk.

40


Koleksiyonlar›n›z› olufltururken nelerden ilham al›yorsunuz? Ben genelde Osmanl› mücevherlerine fazlas›yla takm›fl vaziyetteyim, bilindi¤i gibi Osmanl›n›n desenleri ve figürlerini bugün Avrupa bile bu figürleri taklit ediyor. Ben genelde dinlenmeye vakit buldu¤um zamanlar ve meditasyon yapt›¤›m zamanlar akl›ma devaml› de¤iflik figürler gelir odamda defterim ve kalemim vard›r, bu gece yar›s› da olabiliyor hiç üflenmem akl›ma geldi¤i an çizerim. Osmanl› da sizi en çok etkileyen detaylar neler? Osmanl› da figürlerin esteti¤i bana zevkli ve göze hofl görünüyor, özelliklede bir tasar›mc›n›n baflar›s› için yapt›¤› tasar›mlarda kendi ülkesinin ve geçmiflinin motiflerini eserlerine yans›tmas› o kifliyi daha baflar›l› olmas›n› sa¤lar. Ben bunu yafl›yorum kendi ma¤azalar›mda modellerimin yar›s›na yak›n›nda Osmanl› motifleri vard›r. Yerli ve yabanc› müflterilerimin çok be¤enisini kazan›yor bu modeller. Biz bir ürüne çok emek veriyoruz çok titizlik gösteriyoruz ve karfl›l›¤›n› da al›yoruz. Di¤er tafllara göre, üzerinde çal›flmaktan hoflland›¤›n›z tafllar var m›? Ben Osmanl› motiflerinde zümrüt,yakut,elmas ve p›rlanta kullan›yorum. Yar› de¤erli tafllar› ve mineyi de zaman zaman kulland›¤›m oluyor. Moda ne ise o tafllar›n etkisi alt›nda kal›yorum. Tafl ay›rt etmem, hepsini de

41


DIAMOND - NAC‹ fiENOCAKLI

seviyorum. Pembe safir modas› oluyor, p›rlanta ile kar›fl›k. Onlar› daha çok seviyorum. Peki ifllemefli çok zor olan tafllar ve madenlerle çal›fl›rken tam olarak hayalinizde canland›r›p çizdi¤iniz modeli uygulayamad›¤›n›z zamanlar oluyor mu? Eskiden oluyordu. Yapacak usta bulam›yorduk. fiimdi kendi atölyem var. Yapt›klar› iflin hakk›n› veren, 3’ü kal›p ustas›, 10 kiflilik çok iyi bir ekibim var. Hayal etti¤im her fleyi hatas›z yapabiliyorum. Bir bayana en çok yak›flt›¤›na inand›¤›n›z tak› hangisidir? Sade, fazla a¤›r ve iddial›, piyasa ifli olmayan, özel tasar›m, zevkli tak›lar› kad›nlara çok yak›flt›r›yorum.

42


Son olarak Emel Acar la beraber, TESYEV yarar›na, Ç›ra¤an Saray›’nda bir defile düzenlediniz. Bu defile için nereden yola ç›k›ld› ve hangi süreçlerden geçildi? Emel Acar bana “defilemde sizin mücevherlerinizi sergilemek istiyorum” dedi. Bende memnun oldum bana teklifi yapt›¤›nda defileye 45 gün vard›. Zaten 2007 için haz›rlad›¤›m koleksiyon elimde mevcuttu, onlara Emel Acar’›n iste¤i do¤rultusunda 15-20 parça daha ilave yapt›k. Bunun için gece gündüz çal›flt›k, çok emek verdik ve çok strese girdik ama çok güzel ürünler ç›kard›k.

Dünya’da ve Türkiye’de tasar›mlar›n› be¤endi¤iniz tasar›mc›lar var m›? Takip etti¤imiz kadar›yla, k›z›n›z da tasar›mc› olma yolunda emin ad›mlarla ilerliyor. Hiçbir tasar›mc›y› ismen bilmem, taklit etmem ve ürünlerine bakmam. Türkiye de izledi¤im ya da be¤endi¤im tasar›mc› yok. K›z›m Deniz’i iyi bir tasar›mc› olarak yetifltirmeye çal›fl›yorum. Birçok model çiziyor, içlerinden çok az›n› be¤eniyorum. O model de mutlaka tutuyor ve çok sat›yor.

DIAMOND - NAC‹ fiENOCAKLI

Tüm modellerinizde yo¤un bir el eme¤i oldu¤unu biliyoruz. Her model kaç adet üretiliyor? Genelde bir modelden 1 tane de üretiyoruz. Ama de¤erli olmas›na ra¤men fiyat olarak iyi olan parçalar› 5 er adet yap›yoruz.

Bu konuya ilgi duyan geçlere tavsiyeniz nedir? Bu iflin e¤itimini almak flart m›d›r? ‹lk önce, elifli çal›flan atölyelere-ücretsiz bile olsagirip en az 3-4 sene çal›flmalar› laz›m. Ondan sonra çizim tasar›m ifli devreye giriyor. Çizim yapan o

43


ürünün nas›l yap›laca¤›n› bilmezse yapan ustaya tarif edemez, tasar›mc›l›¤› komik olur. Bunun yüzlerce örne¤ini görüyoruz. Y›lda iki kez düzenlenen-A¤ustos ve mart-Türkiye’nin tek uluslararas› mücevher fuar› “‹stanbul Jewelry Show” hakk›nda neler düflünüyorsunuz? Özellikle mart fuar› 31.000 ziyaretçiyle dünyan›n en büyük fuarlar› aras›nda yerini ald›. 1986 y›l›nda düzenlendi¤inde biz de ilk kat›lanlardand›k. fiimdi çok büyüdü, uluslararas› oldu. Türkiye için çok iyi Referans. Ama yabanc› kat›l›mc›lar çok bürokrasi oldu¤unu söylüyorlar baz› kat›lanlar ikinci kez bu nedenle kat›lmak istemiyor.

Ya hepimiz engelliyiz, ya da hiç birimiz… Mücevher tasar›m›n›n duayeni Naci fienocakl›, Türkiye Engelliler Spor Yard›m ve E¤itim Vakf› (TESYEV) yarar›na Ç›ra¤an Saray›nda düzenlenen Emel Acar defilesine, 66 parçadan oluflan muhteflem bir koleksiyonla destek verdi. fienay Akay, Elif Ece Uzun, Simge Topalo¤lu gibi mankenlerin görev ald›¤› defilede, Queen ve ‹nci koleksiyonlar›ndan gösteriflli parçalar›n yer ald›¤› defilede, fienay Akay’›n gelinlik ile tafl›d›¤› inci kolye dikkat çekiciydi.

TESYEV yarar›na düzenlenen defilede, ad›n› Serdar Bilgili’nin foto¤raflad›¤›, “Engelleri Kald›ral›m” kampanyas›ndaki siyah beyaz foto¤rafla duyuran, Figen Öncel’de yer ald›. Öncel podyumda, protez baca¤›na ra¤men, hiç zorluk çekmedi ve ayakta alk›flland›. Son olarak, malum yaz sezonu dü¤ün sezonudur ve bir geline en yak›flacak fleyde tabi gelinlikten sonra p›rlantad›r. P›rlanta seçerken nelere dikkat edilmeli? Ayn› boyutta iki tafl› çok farkl› fiyatlarda bulabiliyoruz. Bunun sebebini ve 4C yi okuyucular›m›za biraz anlatabilir misiniz? Burada çok önemli bir konuya de¤indiniz, Firman›n güvenilirli¤i çok önemli, p›rlantay› satan›n p›rlantac› olmas› laz›m, satan satt›¤› maldan anlamazsa o müflterinin ifli çok zor. Son zamanlarda örnekleri ço¤al›yor ne yaz›k ki... Biz p›rlantay› satarken onlarca firmadan fiyatlar al›p en kaliteli mal› ucuza al›yoruz ve 43 y›ll›k p›rlantac›l›k tecrübemizi müflteri le-

44

hine maddi ve manevi kullan›yoruz. ‹yice araflt›rma yapmadan almas›nlar, güvenilir firmalardan als›nlar. “Diamond”›n bundan sonraki büyüme hedefi nedir? Bizim flu an 3 ma¤azam›z var, üçüde ‹stanbul da. ‹stanbul d›fl›ndaki müflterilerimiz neden di¤er büyük flehirlerde ma¤azalar›n›z yok diyorlar, bu nedenle büyük flehirlerde bizim markam›z› temsil edebilecek firmalara Franchase ve cornerlar verece¤iz.Ayr›ca Yurtd›fl›na da aç›lmay› planl›yoruz.


fiükran Güzelifl

Bit pazar›na nur ya¤d› yada Vintage… Eskimifl gibi görünen k›yafetler, baflka bir zaman›n izlerini tafl›yan saç ve makyajlar ve belki de flimdiki zaman› pek de önemsemeyen bir durufl. E¤er giyinirken e¤lenmek istiyorsan›z, özellikle de görüntünüzle geçmifl ile bir ba¤ kurmak istiyorsan›z, do¤ru kelime Vintage… “Eskiye ra¤bet etmek ” sözü Vintage’i çok iyi anlat›yor. 60’l› 70’li y›llar›n giysilerini bulup giyenlerin say›s› Türkiye’de de her geçen gün art›yor. Vintage tutkunu kad›nlara göre özgün görünmenin yolu buradan geçiyor. Peki Vintage nedir? Vintage Latince bir kelime olan “vinus”tan ,yani “flarap”tan geliyor. Günümüzdeki kelime anlam› ise ba¤ bozumu . Anlafl›ld›¤› üzere flarapç›l›k sözlü¤ünden ithal edilmifl bir kavram . fiarap üretiminde flaraplar›n kalitesini, belli bir döneme ait oluflunu vurgulamak için kullan›l›yor. Nas›l flarapç›l›kta y›llanm›fl ,döneminde klasikleflmifl olanlar vintage say›l›yorsa , k›yafette ,mobilyada , mücevherde ve akl›n›za gelebilecek her türlü kategoride durum ayn›. Vintage bir ürünün özellikleri Peki bir karfl› ç›k›fl›n resmi olan ve 1980’lerden sonra bütün dünyay› saran Vintage ak›m›na hangi özellikleri tafl›yan bir ürün dahil olabiliyor dersiniz. Evet bunu ben de merak ettim ve her daim fl›kl›¤› ile dikkat çeken, ayn› zamanda U¤ur Batur ile birlikte Stilistan ‘› açan arkadafl›m Siren Ertan Çarm›kl› ‘ya sordum.Hemen belirteyim Stilistan ,Türkiye ‘de ki bir elin parmaklar›n› geçmeyecek kadar az olan Vintage ürün bulabilece¤iniz bir ma¤aza. Siren’e göre bir ürünün Vintage say›labilmesi için en önemli unsur tarih içerisinde kendi ekolünü yans›tabilmesi... En az 20 seneyi devirmifl olmal› diyor ve sözlerini flöyle sürdürüyor. Ürünün k›ymetlenmesi için ,üretildi¤i ve kullan›ld›¤› zaman dilimi içersinde de de¤erli olmas› flart… 2.el ile vintage aras›ndaki fark nedir? “Biri New York Metropolitan’da müzayede de bile sat›l›rken, di¤eri yenisine oranla çok daha makul fiyatlara al›c› buluyor” diyor Ece Sükan da… Dekoru ile ünlü Ece Sükan Vintage isimli ma¤azas› olan Ece’nin elindeki en önemli parçan›n ise de¤er biçilemeyen 1959 y›l›nda YSL taraf›ndan Dior modaevine tasarlanan elbise oldu¤unu ö¤reniyorum … Dünyada bir ak›m de¤il bir stil olarak kabul edilen Vintage, ülkemizde al›fl›lm›fl flekilde popüler isimlerin üzerinde görüldükten sonra gözde olmaya bafllad›. Jennifer Lopez, Renee Witherspoon gibi isimler ne zaman Oscar törenlerinde topluluktan farkl› göründüler iflte o zaman budur dedik…

Paris, Londra ve Newyork’ta Vintage alm›fl yürüyor. Her y›l Newyork’ta flubat ay›nda yap›lan Vintage fuar› sevenlerin ak›n›na u¤ruyor. Peki, neden bir Türk markas›ndan Vintage bir ürün ç›kmad›? Çünkü Türk insan› eskiyi flimdiye kadar pek de önemsemedi. Peki flimdiye kadar yap›lan tasar›mlar çok mu özeldi? Evet belki tasar›m konusunda da eksikliklerimiz var ama Tarihi eserlerini bile koruyamayan bizlerden Vintage’in bilincinde olmam›z› beklemenin biraz fazla oldu¤unun fark›nday›m… Ama yine de bundan 30 y›l sonra bir R›fat Özbek, Hüseyin Ça¤layan, Hakan Y›ld›r›m ya da Y›ld›r›m Mayruk’un tasar›mlar›n› Müzayedelerde sat›l›rken görmek güzel olur. Biz Vintage’in yeni fark›na var›rken bak›n filozof ve sosyolog Gilles Lipovetsky', 'Les Temps Hypermodernes' (Hiper modern Zamanlar) adl› kitab›nda vintage kavram›na nas›lda ilginç bir yorum getiriyor. 'Vintage' olgusunun, günümüz insan›n›n gelece¤e olan tereddütlerini eskiye dönüflle ifade etti¤ini belirten Lipovetsky, nostaljiyi güncellefltirmenin bir sat›fl malzemesi haline getirildi¤ini ve önemli bir pazarlama silah›na dönüfltürüldü¤ünü belirtiyor. “Birçok ürünün tan›t›m›nda kullan›lan bu nostalji e¤ilimi reklam dünyas›na da yans›yor.”diyor ve ekliyor “bu nedenle ben bütün Vintage k›yafetlerimi att›m.” Mücevherde vintage Vintage ‘den söz ederken Mücevherdeki durumu da atlamayal›m de¤il mi? Efendim Bulgari ve Cartier , Vintage ürün ç›karan en önemli iki marka … Tasar›m iflin önemli unsuru ancak anl›yoruz ki bir ürünün y›llar sonra bile de¤erli olmas› için marka olman›n gücüne ihtiyac› var. Yoksa, isimleri Bulgari, Cartier ya da Dior yerine sadece tasar›mc›n›n ad› ile an›l›rd›.Gelecekte ürünlerinin Vintage kategorisine girece¤ini umdu¤um yukar›da sayd›¤›m modac›lar›m›za da Türkiye’de marka olmufl isimlerinin giderek güçlenmesini diliyorum. Marka Gelifltirme Program› Turqual›ty kapsam›na giren Zen Diamond, Atasay, Gilan gibi firmalara da yolunuz aç›k olsun diyelim. ‹leride Dünyan›n en ünlü isimleri önemli organizasyonlarda Chopard, Bulgari gibi sizin mücevherlerinizi de taks›n bizde gurur duyal›m… Son olarak seçim sürecine giren ülkemiz de rejim tart›flmalar›n›n, önder Atatürk’ün izinde, demokratik platformlarda medenice yap›lmas›n› … Genel seçimlerin sonucunda Cumhurbaflkan›n› Meclisin seçmesini umut ediyorum. Hepimiz için en güzeli olsun… Sevgiler…

45


DAMRA PIRLANTA

Paris tarz›...

Bir yaflam ve üretim biçimi...

Televizyonlarda s›k s›k karfl›m›za ç›kan dünya sinemas›n›n eski filmlerinin belki de bizlere gösterdi¤i en ilginç nokta, geçmiflte, bütün kentlerin kendilerine has karakterlerinin oldu¤u... 46


DAMRA PIRLANTA Çok de¤il... 1960’l› y›llar›n sinemas›na bakt›¤›m›zda... New York bugünkü New York gibi... Ama Paris, Londra, Madrid, Atina, ‹stanbul, Roma, Berlin... Hepsi,bugünkü karakterlerinden ne kadar farkl›lar... Paris... Bir aflk kenti olarak an›ld› her zaman... Sokaklar›nda sevgililerin uzun uzun öpüfltü¤ü... Romantizme ve baflbafla yenilen uzun yemeklere zaman ayr›lan bir kent... Dünyada kim, afl›k oldu¤u bir varl›¤› Eyfel kulesinin gölgesinde öpmek istemez, fianzelize’de eleleyap›lacak bir yürüflüyün o büyülü atmosferinden uzakta durmay› düflünür...New York, gecenin puslu karanl›¤›nda rögarlar›ndan dumanlar yükselen bir flehirdir akl›m›zda. Scorsese ve akranlar› sayesinde öyle kaz›nm›flt›r kafam›za. Ama Paris’in sinemasal an›lar›m›zdaki yeri öyle mi? Hem gece hem gündüzleri gözümüzü alan parlak ›fl›klar›, huzur dolu meydanlar›, görkemli çeflmeleriyle hele ki… Eyfel Kulesi bugün dünyan›n yedi harikas›n› bile gölgede b›rakan bir popülariteye sahip de¤il mi? “Amelie”nin ana kahraman› Audrey Tautou’nun Montmartre’da sevdi¤i adam›n peflinden koflmas›n›, “Serseri Âfl›klar”da Belmondo ve Jean Seberg’in fianzelize’de bir afla¤› bir yukar› volta at›p muhabbet etmelerini, “Jules ve Jim”de Jeanne Moreau’nun kendisini gece

47


vakti Sen Nehri’nin serin sular›na b›rakmas›n›, “Bande a Part”ta Anna Karina, Sami Frey ve Claude Brasseur’un koskoca Louvre’da k›sa mesafe depar›na ç›kt›klar› an› haf›zam›zdan ç›karmak mümkün mü? Paris dünyan›n en sinemasal kenti. Sadece âfl›klar›n buluflma merkezi de¤il, belki de dünyan›n gayri resmi baflkenti. Paris bu yap›s›yla bir yaflam biçimidir ve özellikle son yüzy›l içinde yaflam›n bütün alanlar›na damgas›n› vurmufl bir kavramd›r... Audrey Hepburn’un ünlü Tiffany’de Kahvalt› filmindeki o çocuk-kad›n görüntüsü,bize her zaman Parisli bir kad›n›n görüntüsünü verecektir... Vincent Minelli’nin dünya sinemas›n›n unutulmaz müzikallerinden “Paris’te Bir Amerikal›”y› izlerken, hepimiz, kendimizi,bu çok özel bir kentin turisti Gene Kelly gibi hissederiz... Veya, bir kostümde, ayakkab›da, mücevherde karfl›laflt›¤›m›z bir tasar›m, nedense, bize Paris’i an›msat›r, “ne kadar Parizyen bir tasar›m” diye düflünürüz ama, neden böyle düflündü¤ümüzü bilemeyiz...

DAMRA ZEN PIRLANTA

Özellikle mücevher ve Paris, t›pk› ‹stanbul ve mücevherin birbirine yak›flmas› gibi birbirine çok yak›flan kavramlard›r... Belki de bütün bu köklü birikimleri, Paris ve ya ‹stanbul’un “New Yorklaflmas›n›” önleyerek koruman›n yollar›n› bulmaktay›zd›r...

48


Foto¤raflar: ZENTURK Mücevherler: L‹KYA - ERHAN GÜRfiEN K›yafet: Ayla Dümer Saç: Metin Demir Makyaj: Ebru Kuyumcu

50


Yarat›c› ruh...

Herkes için...

L‹KYA - ERHAN GÜRfiEN

Katalog bakmam, internette kim ne yapm›fl diye gezinmem, içgüdüsel olarak, güncel olaylar›n beni etkiledi¤i kadar›yla tasar›mlar›ma ilham› kendimden al›r›m. Klasik deyimle Anadolu medeniyetlerinden ilham alm›yorum. O zaman tasarlamak de¤il bir fleyleri yineliyorsunuz, benzetiyorsunuz. Bence tasarlamak daha önce yap›lmam›fl bir fleyin ilk defa denenmesi ve yap›lmas›d›r.

51


52


Kendinizden bahsede bilir misiniz? Tasar›mc›l›¤a nas›l bafllad›n›z. Erhan Gürflen 1982 y›l›nda bu ifle bafllad›. ‹flinde iyi ustalar›n yan›nda kendini e¤itti. 1992 y›l›ndan beri tasar›m ifliyle birebir meflgul. Bu iflin temelini Kapal›çarfl›’n›n d›fl›nda, tasar›m›n kalbi olan Niflantafl›’nda att›. Niflantafl›’nda belli bir sosyal düzeyde olan insanlar›n özel tak› tasar›mc›l›¤›n› yaparak, özel tak›lar›n› tasarlayarak kendini gelifltirdi. 2003 y›l›nda dünyaya aç›lmaya karar verdi. Bunun ilk ad›m› Niflantafl›’ndaki atölyeyi Kapal›çarfl›’ya tafl›yarak att›. 2 sene burada yeni tarzlar oluflturdu. ‹lk yurtd›fl› fuar›n› 2006 y›l›n›n temmuz ay›nda New York’ta yapt›. Ard›ndan Miami, ocak New York ve flimdi de Las Vegas fuar›nda yer al›yor.

Likya ismiyle markalaflman›z› sürdürürken birden Erhan Gürflen isminin de ön plana ç›kt›¤›n› görüyoruz. Likya’y› bir çat› marka yapaca¤›z. Yetenekli bir tasar›mc› keflfetti¤imizde bünyemize al›p Likya çat›s›n›n alt›nda, t›pk› Erhan Gürflen markas›nda oldu¤u gibi onu da bir marka yapmak için tüm imkanlar›m›z› seferber edece¤iz. Amerika’da da Türkiye’de de Erhan Gürflen markas›n› ön plana ç›karmay› istiyoruz.

L‹KYA - ERHAN GÜRfiEN

Yurtd›fl›nda gerek takdir edilerek, gerekse takdirlerini maddi anlamda göstererek çok büyük ilgi gördük. 3 aya kadar New York’ta kendimize ait toptan sat›fla yönelik ofis tarz›nda bir yer aç›yoruz

Tasar›mlar›n›zla çok farkl› bir çizgide ilerliyorsunuz. Bu biraz da cesaret isteyen bir ilerleme olsa gerek…. 1992 y›l›na kadar yapt›¤›m tüm çal›flmalarda, benim düflüncelerimi ve çizgimi yans›tan, kimli¤imden enstantaneler tafl›yan hiçbir fley yoktu. 1992 y›l›nda radikal bir kararla “bundan sonra insanlar›n istedi¤ini de¤il kendi istedi¤imi yapmak istiyorum” dedim ve fasonculu¤u b›rakt›m. Hayat devam ederken, böyle radikal bir karar vermek ve ona dayanabilecek cesareti göstermek çok önemli. Bu iflin 1 y›l s›k›nt›s›n› çekeriz diye düflündük ve 1 y›l çok zorlu geçti. Bir ifle bafllarken bir adaptasyon süreci yafl›yorsunuz ve insanlara kendinizi kabul ettirmeniz gerekiyor. Bir y›l›n sonunda do¤ru bir karar ald›¤›m›z› ve bu ifle bafllayarak Türkiye’de belli ad›mlar atmak isteyen insanlara cesaret verdi¤imizi gördük. Kendimize özgü özel tak›lar imal ederek, birçok insana yol açt›k.

53


Tasar›m sürecinde nelerden ilham al›rs›n›z? Katalog bakmam, internette kim ne yapm›fl diye gezinmem, iç güdüsel olarak, güncel olaylar›n beni etkiledi¤i kadar›yla tasar›mlar›ma ilham› kendimden al›r›m. Klasik deyimle Anadolu medeniyetlerinden ilham alm›yorum. Eskiden yap›yordum ama art›k yapm›yorum. O zaman tasarlamak de¤il bir fleyleri yineliyorsunuz, benzetiyorsunuz. Bence tasarlamak daha önce yap›lmam›fl bir fleyin ilk defa denenmesi ve yap›lmas›d›r. Farkl› tasar›mlar yaparak riskli bir ifl yap›yorsunuz asl›nda. Çünkü çok maliyetli bir ifl mücevher. ‹nsanlar›n sizin yapt›¤›n›z fleyleri be¤enip, be¤enmeyece¤inden nas›l emin oluyorsunuz.

Yarat›m aflamas› sizin için nas›l bir aflamad›r. Zorlan›r m›s›n›z, yoksa tasar›mlar bir anda ç›kar m›? Düflüncenin somutlafl›p objeye dönüflmesinden evvel kafada onu belirli bir konsepte oturtup, belirli bir hikaye ile ba¤daflt›rmak gerekiyor, üretim aflamas› en kolay olan bölümdür. Bu çok belirli bir süreç de¤il. Baz› tasar›mlar›n düflünce aflamas›ndan somut bir hale dönüflmesi y›llar alabiliyor. Yedi sekiz y›l kafam› meflgul eden, zaman zaman üzerine düfltü¤üm, bir türlü hayata geçiremedi¤im ve bundan rahats›z oldu¤um, flu anda koleksiyonumda bulunan pek çok ürünüm var. Bazen de bir flimflek çakmas› gibi bir par›lt› geliyor, her fleyiyle mükemmel bir biçimde kafamda oturuyor. Tasar›m yapmak ürünü yapmakla bitmiyor. Ayn› zamanda ürünü sat›labilir k›lmak ve tekrar›n› kazanca dönüfltürüyor olmak önemli. Bir tasar›m ticari de¤ilse, rantabl de¤ilse, kendinize bir fley katm›yor ise o tasar›m baflar›s›zd›r. Duygusall›¤›n akl›n önüne geçti¤i, ticari kayg› gü-

54

L‹KYA - ERHAN GÜRfiEN

Yap›lan her fleyin-çok frapan, büyük, radikal de olsa-insanlara bir fleyler verdi¤ine inan›yoruz. Tasar›mlarda her kitleye hitap edecek vaziyette bir koleksiyon haz›rl›yoruz. Çok büyük parçalar, çok küçük tak›lar… Bir taraftan da bunun istatisti¤ini tutuyoruz. Ticari anlamda kay›plar yaflamamak ve duygusal düflünüp kendi istedi¤ini, hoflland›¤›n› insanlara dayatmamak için… Farkl› müflteri kitlelerine uyabilecek deneme tasar›mlar yap›yoruz. Ald›¤›m›z sinyallerle biraz daha de¤ifltiriyor ve daha de¤erli bir forma sokup gelifltiriyoruz.


dülmeden koleksiyonlar›n haz›rland›¤› zamanlar büyük zararlarla karfl›lafl›labiliyor. Bu da sizin bir dahaki koleksiyonunuzda daha tedirgin, daha ürkek olman›za ve yanl›fl yapma riskinizin artmas›na neden oluyor.

Türkiye’deki tak› tasar›m› alan›nda verilen e¤itimi nas›l buluyorsunuz? Türkiye’deki tak› tasar›m› için verilen e¤itim fleklen do¤ru gibi görünmekle birlikte pratikte eksiklikler mevcut. Ö¤renciler staj için baz› üreticilerin fabrikalar›na gönderiliyorlar. Fabrikan›n ö¤rencileri almaktaki amac› maliyetlerini düflürmek. Fabrikadaki hiyerarflik yap›n›n içinde yarat›c›l›klar›n› yeteri kadar gösteremiyorlar. Okullar›n daha seçici olup, onlar›n daha creatif düflüncelerle yetiflebilece¤i yerlere yönlendirmeleri gerekiyor.

L‹KYA - ERHAN GÜRfiEN

Mücevher tasar›m›nda da alayl› yada mektepli ayr›m› yap›la bilir mi? Bu iflin okulunda okumak m› daha do¤ru yoksa bir ustan›n yan›nda ö¤renmek mi…. Ben bir ustan›n yan›nda alayl› olarak bafllad›m. Niflantafl›’nda sosyal seviyesi yüksek insanlar için tak›lar üreterek kendimi yetifltirdim. Bu iflin dünya çap›nda yap›ld›¤› ‹talya’da, Paris’te, Floransa’da iyi e¤itim veren okullar›nda okuma flans›m olsayd› kendimi çok daha yeterli görürdüm.

Mücevher ve tak› tasar›m› konusunda Türkiye’nin konumunu nas›l görüyorsunuz? Türkiye tak› tasar›m› konusunda ilk nefeslerini al›yor. Henüz daha evrimini tamamlayamad›. Emeklemeye bile bafllamad›. Ne zamanki tak› tasar›m›nda Türkiye’den gelip al›flverifl yapan insanlar›n, Türkiye’de bu ifli yapan insanlara gram›n› kaç paradan veriyorsunuz, üzerinde kaç liral›k bir tafl var, bunun maliyeti nedir diye sormad›¤› gün Türkiye bu iflte yol alm›fl, dünyadaki rakipleriyle yar›fl›r bir duruma gelmifl demektir. Bu çok ünlü bir ressama gidip bunun tuvali kaça kaç paral›k boya harcad›n demek gibi bir fley bence. Sektörde h›zl› bir markalaflma süreci yaflanmas› gerekiyor galiba. Biz Türk insan› olarak iflin yüzde 70 ini Allaha, yüzde 30’unu da devlete havale eden bir düflünce yap›s› içindeyiz. Devlet desteklese tabii ki güzel olur ama bunun öncesinde büyük firmalar›n kendi içlerinde, 10 y›ll›k bir projeksiyon çerçevesinde, varmak istedikleri yolu çizip, bu

55


L‹KYA - ERHAN GÜRfiEN

çerçevede günün tasar›mlar›n› de¤il, biraz daha fashion, uç noktalarda, creativi yüksek ürünler üretecek tasar›m atölyeleri kurmalar› gerekiyor. Yada sektörde kendi çaplar›nda çok iyi ifller yapan insanlar›n önlerinin aç›lmas›yla daha da önemli ifllere imza atacak küçük atölyelere destek vermeliler. Bu destekten ilk anda çok büyük karlar elde edemezler belki ama ilerleyen y���llarda o atölyelerin üretti¤i ürünlerin kendi firmas›na büyük bir prestij ve katk› sa¤layaca¤›n› da bilmeliler. Bunun için sömürmeden, paylafl›m içinde günü de¤il 10 y›l sonras›n› düflünerek baz› ad›mlar at›lmas› gerekiyor. Yani butik markalar yarat›lmas› gerekiyor. Tabi bunlar› söylerken yanl›fl anlafl›lmak istemem, Likya olarak bizim bir yard›ma ihtiyac›m›z yok, kendi iflimizi kendimiz görebiliyoruz. Söylediklerim sektörün genel olarak içinde bulundu¤u durumun bir röntgeni ve bundan ç›k›fl›n yoludur. Son y›llardaki h›zl› geliflme çerçevesinde Türkiye gelece¤in trendsetter’i olabilir mi? Biraz önce anlatt›¤›m 10 y›ll›k projeksiyonu gerçeklefltirebilirsek e¤er, Türkiye trendsetter olabilir.

56


1920 lere yolculuk Dünyaca ünlü modac›m›z Dilek Hanif’in, Les Ottomans’da düzenledi¤i defile görülmeye de¤erdi. Aylarca süren uykusuz gecelerin ard›ndan haz›rlad›¤› kreasyonla Hanif, izleyenleri 1920’lerin büyülü dünyas›na do¤ru bir yolculu¤a ç›kard›.

58


Türkiye’nin ayd›nl›k yüzlerinden biri Dilek Hanif. Dünyan›n dört bir yan›nda düzenledi¤i defilelerle Türkiye’nin ça¤dafl çizgisini tüm insanl›¤›n be¤enisine sunuyor. 2007 ilkbahar-yaz koleksiyonu için Les Ottomans’›n bahçesine özel olarak kurulan bir çad›r› kendine mekan seçmifl. Daha önce Osmanl›y› ve Mevlana felsefesinden hareketle semazenleri moda dünyas›na tafl›yan Hanif bu kez moda dünyas›na “Kükreyen 20”ler olarak yaz›lan dönemi ifllemifl. ‹mparatorlu¤un y›k›lmas›n›n ard›ndan yeniden filizlenmeye bafllayan genç Türkiye Cumhuriyetinin ilk y›llar›. ‹fle genç cumhuriyetin lideri Atatürk’ün efli Latife han›m› inceleyerek bafllam›fl. “Savafltan ç›k›lm›fl bir dönem oldu¤u için çok fazla görsel bulmak mümkün de¤il. Ama dünyada 20'li y›llarda kad›nlar ne giymifl, diye dönüp bakt›m. 20'li y›llar; kad›nlar›n korselerden ç›karak bedenlerini özgür b›rakt›¤› bir dönem. Pantolonlar ilk o zaman giyilmeye bafllanm›fl. Latife Han›m da Türkiye'de ilk pantolon giyen kad›n. O zamanlar Türkiye'nin kendine ait bir moda kültürü yok. Yöresel k›yafetler var ama Avrupa'ya uyarlanm›fl bir baz yok. Atatürk'ün yan›ndaki kad›nlar, kendilerine göre Avrupa'y› farkl› yorumlam›fllar.” Yaflanan büyük savafl›n ard›ndan insanlar›n kendilerini tangonun ve çarlistonun ç›lg›n ritmine b›rakt›klar›, drapeler, kalçaya oturan elbiseler, saçaklar ve püsküllerin ön planda oldu¤u dönem, Hanif’in koleksiyonunda, modern çizgiler kazanm›fl. Koleksiyonu bugüne uyarlad›k. Ifl›lt› ve az da olsa renk katt›m. Çok fazla rengin olmad›¤› dönemler. Zaten genelde çok renkli koleksiyonlar de¤il daha soft fleyler hofluma gidiyor. Çizgileri de biraz daha minimalize ettik; bugün de giyilebilir hale geldi koleksiyon. Gümüfl ve dore gibi parlak ifllemeli kumafllar ve bolca el iflçili¤i kulland›m. Ayn› zamanda kad›ns› bir görüntü de katt›m. Mesela çok kapal› olan yakalarda oynamalar yapt›m. Yaz koleksiyonu oldu¤u

59


için daha feminen ve biraz daha özgür hale getirdim. Taç yapra¤› fleklindeki desenleri Swarovski tafllar, gümüfl boncuklar ve fleffaf malzemelerle modernize ettim. Geometrik desenleri dantellerle birlefltirdim. Eliflçili¤inin muazzam, Art deco'nun hakim oldu¤u bir dönem… Elbiselerin üzerinde kumafl gibi gözüken tüm nak›fll› parçalar›n tamamen el iflcili¤i oldu¤u 39 parça... Defile s›ras›nda hiçbir fleyin fark›nda olmasak da o gün, Dilek Hanif için, büyük bir flokla bafllam›fl. Heyecanla defilenin yap›laca¤› mekana geldi¤imizde, kurulan çad›r›n kulis olarak bize ayr›lan bölümünün su ald›¤›n› gördük. Gece boyunca aral›ks›z ya¤an ve sabah da h›z›n› kesmeyen ya¤mur sebep olmufltu buna... Bu yüzden yerlerin yeniden temizlenmesi ve yeni hal› serilmesini beklememiz gerekiyordu. Bu tür gecikmeler yaflan›nca; elbiselerin torbalardan ç›kar›l›p ask›lara as›lmas›, kulise yerleflmemiz ve düzenimizi kurmam›z bekledi¤imizden çok daha uzun bir süre ald›. Defileden birkaç saat önce her fleyi b›rak›p kaçmay› bile düflündüm! Yaflanan k›sa süreli panik ve stresin ard›ndan yeniden bafllayan kofluflturma. 39 elbise büyük bir özenle yerlerine yerlefltirildi, art›k heyecan dorukta… O saatten sonra olumlu yada olumsuz her fleyin keyfini ç›karmak laz›m. 5 ayl›k bir çal›flma birkaç saat sonra kuliste yaflanan telafltan dolay› nas›l geçti¤ini anlamad›¤›m›z 25 dakika gibi bir sürede bitecekti! O yüzden bana göre, defile öncesi haz›rl›klar›n ve prova anlar›n›n keyfini sonuna kadar ç›karmak gerekiyor. Asl›nda defileler sanki büyük bir s›nava haz›rlanmak gibi... Her fleyi tekrar tekrar çal›fl›rs›n ve s›nav günü her fleyi unutmuflsun gibi gelir... Defile günü hissetti¤im ruh hali de bundan çok farkl› de¤ildi. Asl›na bakarsan›z benim iflimi bu denli ciddiye almam, hissetti¤im büyük heyecan ve her yapt›¤›m iflin bir öncekinden daha iyi olmas›n› arzulamam kendimle olan yar›fl›mdan kaynaklan›yor. Bu konuda neyse ki çok flansl›y›m çünkü ekibim de benim gibi ifllerine gönülden ba¤l›.

ZEN

Yaflanan o güzel gecenin ard›ndan bize tek bir fley söylemek düflüyor. Ellerine sa¤l›k Dilek Hanif…

60


62


AR‹fi

Tafllar›n sihri…

Alternatif yaflam formlar› günden güne hayat›m›z›n bir parças› oluyor. Uzmanlar, de¤erli tafllar›n, insanlar›n fiziksel ve ruhsal sa¤l›¤› üzerinde önemli etkileri oldu¤unu belirtiyorlar. Özellikle Hint Astrolojisinde yer alan, de¤erli yada yar› de¤erli tafllar›n, insan›n fiziksel ve ruhsal hayat›na etkileri inanc›, gün geçtikçe Türkiye’de de kendine h›zla taraftar buluyor. Türkiye’nin tek Hint Astrolo¤u fiebnem Kuran Balc› ile tafllar›n gücü üzerine görüfltük. 63


BHM MULT‹COM

Siz Türkiye’nin ilk ve tek Hint Astrologusunuz. Peki Hint Astrolojisi nedir? Hint felsefesine dayal› bir bilim dal›d›r. Bu felsefenin kökeni 3. yüzy›llar›na kadar uzan›r. El çizgilerinin en ince ayr›nt›s›na kadar çizilerek Bat› astrolojindeki gibi bir el haritas› ç›kar›l›r ve bilimsel olarak yorumlan›r. Bilimsel olarak dedim, çünkü dünyada 6.5 milyar insan yafl›yor ve bunlar›n hiçbiri el ve parmak çizgileri birbirinin ayn› de¤ildir. Bu hukuk ve krimonoloji dal›nda da ispat edilmifltir.

Peki bilinçli tafl seçimini ve kullan›m›n› neye göre yapmal›y›z? Do¤ru tafl seçimi, tafllar›n enerji yap›lar›n› ö¤renmeden geçer, yani hangi tafl›n neye iyi geldi¤ini, tafllar›n psikolojik, fiziksel, bedensel yararlar›n› ö¤renmemiz gerekir.

Öncelikle gelen kifliye sa¤l›k durumu ( bedensel ve ruhsal), hayat say›s›, simgesi, aflk, ifl kariyer, evlilik konular›nda kifliyi bekleyen riskler, sürprizler, uyar›lar, gelecekle ilgili ipuçlar›, kiflinin auras›na ve çakralar›na bakarak kifliye özel renk enerjilerine ve tafl enerjileriyle ilgili bilgiler veriyorum.

T‹NA

Bunu içinde kullan›m amac›n›, kullan›lacak çakran›n yerini, ne kadar süre kullan›laca¤›n› ve bize yarar›n› uzun süre devam etmesi için nas›l temizlenece¤ini bilmemiz gerekir.

64

Peki çakralara göre tafl seçimi neden önemlidir? Çakralar›n yerlerini bilirsek do¤ru tafl seçimini yapar›z. Çakralar, vücudumuzun enerji merkezleridir. Toplam yedi alan vard›r. Ve bu çakralar›n her birinin kendi rengi vard›r. Bu çakralar zaman içerisinde t›kan›p ya da kapand›klar›nda bir süre sonra kiflinin ruh, zihin, beden üçlüsü bozulur. Bu da sa¤l›kl› ve mutlu yaflam› engeller. Bunun içindir ki çakra bilgilerine sahip olursak hangi çakrada bir problem varsa ona göre de tafl seçeriz. Çakra bilgilerinizi ö¤renmek için ise Reiki yol göstericidir. Bunu birkaç örnekle aç›klayabilirim. Tepe çakra-

s›, t›kal› olan bir kifli uyku problemi yaflar, sinirli ve stresli olur, zihni kar›fl›k olur, kendini halsiz ve yorgun hisseder. Bu durumda tafllar›n enerjilerinden yararlanmas› gerekir. Burada do¤ru seçim Akuamarin, Aventurin, Topaz’d›r. Nedeni ise her üç taflta strese karfl› koruyucu, beden zihin iliflkisini kuvvetlendirici, uykusuzluk problemini giderici özellikleri tafl›mas›. Kalp çakras› sa¤l›ks›z bir insan, kalp çarp›nt›s›, tansiyon, kalp hastal›klar›na meyilli olur. Ayn› zamanda duygusal anlamda da kifli kolayl›kla endifle, k›zg›nl›k, korku, nefret, kin duygular›na aç›k olur. Bu konuda önerilecek tafllar›n bafl›nda zümrüt gelir. Zümrüt, tam anlam›yla sevgi tafl›d›r. Yaflam› sevme duygusunu güçlendirir, insana güven ve huzur duygusu verir. Kendisiyle bar›fl›k olmas›n› sa¤lar. Aile, ifl, arkadafl, çevre, evlilik ba¤lar›n› güçlendirici bir etkisi vard›r. Fiziksel anlamda da kan bas›nc›n› düflürerek yüksek tansiyo-


Auras›nda çok fazla grilikler gördü¤üm kifliye yaflam enerjisini kazanabilmesi, ümitsizliklerini yok edebilmesi için Aventurin, Ametist, Yakut gibi tafllardan birini öneriyorum.

yaflamaya bafllad›¤›n›zda sizdeki enerjilerde onlarda geliflir. Mesela, zümrüt sevgi tafl›d›r. Sizinle iletiflimde size sevildi¤inizi hissettirir. Sizde oluflan sevgi frekans›yla o da beslenir. Çok daha büyük bir sevgi enerjisine ulafl›l›r.

KURTULAN

nu önler, kalbi ve sinir sistemini kuvvetlendirir. Zümrüt’ün d›fl›nda Firuze, Safir tafllar›n›n da ayn› etkileri tafl›d›¤›n› söyleyebilirim.

Kulland›¤›m›z tafllar› zaman zaman temizlememiz gerekir. Bu temizlenmeyi tuzlu suda 15 dakika tafl› bekleterek yapabiliriz. Ya da en güzeli toprak alt›nda 24 saat bekleterek tafl›n üzerindeki negatif enerjileri atabiliriz. Reiki vererek de temizleyebiliriz. Böylece temizlenen tafl eski enerjisine kavuflmufl olur. Tafllar›n etkisi ne kadar sürer? Tafllarla do¤ru frekanslar içinde bulundu¤umuz sürece etkilerini ömür boyu hissedebiliriz.

hendislik Fakültesi Maden Mühendisli¤i Bölüm Baflkan Yard›mc›s›, tafllarla ilgili bilgileri bilimsel bir çal›flmada toplad›. Yine ayn› flekilde Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Maden Mühendisli¤i Bölümü, tafllar›n insanlar üzerindeki pozitif etkilerini çal›flmalar›nda sergilediler.

FAVOR‹

Bu tafllar›n enerjilerinden faydalanmak için nas›l kullanmam›z gerekir? Bu tafllar›n enerjilerini alabilmek için en baflta tenimize de¤ecek flekilde kullanmam›z gerekiyor. Bu tafllarla do¤ru iletiflim kurmam›z gerekiyor. Çünkü tafllar da yaflayan enerjilerdir. Di¤er canl›lar gibi onlarda sevilmediklerini hissederlerse elinizden giderler. Tafllar›n size verdikleri enerji ne ise onu

Tafllar›n pozitif etkileri üzerine bilimsel veriler var m›? Alternatif tedavi yöntemlerinden biri olan tafllar›n enerjilerinden faydalanmak art›k günümüzde birçok üniversitelerin araflt›rma inceleme konusu olmufltur. Hatta bu konuda ç›kan bir sürü kitaplar ve yaz›lar bulunmaktad›r. Bununla ilgili 9 Eylül Üniversitesi Mü-

65


Tafllar›n Gücü… Radyasyon saçan araçlar›n etkisinden, Malahit ve Kristal Kuars’›n enerjileri sayesinde kurtulabiliriz.. Ruhsal s›k›nt›larda psikolojik rahats›zl›klarda Aventurin, Obsidiyen, Topaz, Hematit Krizoprase’nin enerjisinden faydalanabiliriz Negatif enerjiyi Kristal Kuars ve Ametist kullanarak yok ederiz. Bir kad›n› ya da erke¤i etkilemek için Turkuaz ve Mercan’›n etkisinden yararlanabiliriz. Kad›nda ya da erkekte üretkenli¤i Zümrüt , Akik ve Lal Tafllar› artt›r›r… Erkekler Lal Tafl›n› kas›klar›n›n üzerine koyarak üreme güçlerini artt›rabilirler. Üremeyi artt›rma amac›yla kullan›mda iki hafta boyunca günde en az 10 dakika süreyle bu uygulama tekrar edilmelidir. Erkeklerde cinsel dürtüyü azaltan tafl Oniks tafl›d›r. Uykusuzluk sorununa karfl› Ametist tafl› birebirdir. Ametisti yatmadan önce bir süre elinizde tutun sonra yast›¤›n›z›n alt›na koyarak yat›n. Sorununuz nas›l düzeldi¤ini göreceksiniz. Çünkü ametistin en büyük özelliklerinden biri kifliyi rahats›z eden düflüncelerden uzaklaflt›rmas›d›r.

Ünlüler ve Tafllar› TAYY‹P ERDO⁄AN: Çok yo¤un bir çal›flma temposuna sahip oldu¤undan dolay›, zaman zaman enerjilerinde düflüfl görülüyor. Toplar›n içinde en güçlü enerjiye sahip olan tafllardan birincisi ametist tafl›d›r. Ametist, kiflinin ruhsal ve fiziksel enerjisini yükseltir. Say›n baflbakan›m›za önerebilece¤im tafllardan birisi de Florit tafl›d›r. Florit tafl›n›n en büyük özelli¤inden biri zihin yorgunlu¤unu al›r ve engellerin afl›lmas›nda yard›mc› olur. Strese karfl› iyi gelir. Enerji yat›flt›r›c› ve huzur vericidir. Kiflinin zihninin ruhuyla uyum içinde olmas›n› sa¤lar ve de¤iflik projeleri hayata geçirebilmesine yard›mc› olur. EM‹NE ERDO⁄AN: Eflinden dolay› büyük sorumluluklar üstlendi¤i için, özellikle kehribar tafl›n› öneririm. Kiflinin büyük sorumluluklar alt›nda ezildi¤ini hissetti¤i anlarda flifa yüklü enerjisiyle kifliye canl›l›k verir. Yaflam›n güzel yanlar›n› fark etmenizi ve böylece içinizin nefleyle dolmas›n› sa¤lar.

66


KAYA Ç‹L‹NG‹RO⁄LU: Kaya Bey’e en uygun tafl Agat’ t›r. Bu tafl›n en büyük özelliklerinden biri konuflma yetene¤ini güçlendirmesidir. Ani gerilim durumlar›nda kifliyi yat›flt›r›c› etkisi vard›r. Bunun yan›nda kifliyi dikkatsizlikten, sosyal olamamaktan korur. Vücutta tansiyon dengeleyicidir, günlük stresin at›lmas›nda yard›mc› olur.

DEN‹Z AKKAYA: Özel hayat›ndaki baflar›y› duygusall›¤›ndan dolay› bir türlü yakalayamam›fl bir isimdir. Duygusall›¤›n› dengeleyebilmesi için, Kristal Kuvars takmal›d›r. Bu tafl ruh ve beden aras›ndaki dengeyi oluflturur. Kifliyi geçmiflteki negatif duygusall›klardan ar›nd›r›r. Kiflinin yanl›fllar›n› görmesi için ›fl›k tutar. Eterik bilgeli¤in içe ak›fl›na izin verir ve kozmik bilinçlilik hediyesini getirir.

TARKAN: Tarkan, sanat›yla ve görüntüsüyle çok fazla göz önünde olan bir sanatç›m›z. Bu yüzden nazar enerjisini çok fazla çekti¤i için, ayr›ca sanatç› olarak ses tellerine önem vermesi gerekti¤inden ona uygun en iyi tafl Turkuaz tafl›d›r. Bu tafl K›z›lderili kabilelerinde ve Aztek uygarl›¤›nda insanlar› tehlikelerden ve kötü güçlerden koruyan tafl olarak kullan›l›rd›. Günümüzde bile bu amaçla çok fazla tak›lan bir taflt›r. Bu ayn› zamanda bo¤az chakras›n›n da tafl›d›r. ve özellikle kolye ucu olarak tak›lmas› tavsiye edilir. Ayn› zamanda solunum yolu hastal›klar›nda etkilidir. Bo¤az yolu enfeksiyonlar›nda, solunum yolu hastal›klar›nda, ses telleriyle ilgili sorunlarda turkuaz›n mucizevi bir iyilefltirme yönü vard›r. Ruhsal anlamda da dinamikli¤i yok etmedek kifliye içsel huzur verir.

BEYHAN BENARDETE: Çok pozitif bir enerjiye sahip olmas›na ra¤men, kendisini negatif enerjilere karfl› koruyamayan saf bir enerjiye sahiptir. Yani nazara karfl› çok aç›k olan biridir. Nazara karfl› koruyucu tafllardan Kristal Kuvars› takmal›d›r. Enerji; kiflinin çevresinde oluflan negatif enerjiyi yok eder, di¤er yandan d›fl alg›lamam›z› güçlendirir. Bizi negatife karfl› uyar›r. Yayd›klar› pozitif enerjiyle de ruhsal ve zihinsel s›rlar› aflmam›zda bize yard›mc› olur. ZEYNAP EROL: Yarat›c›l›k ve duyarl›l›¤a yönelik bir mesle¤i icra etti¤inden dolay›, sezgi ve yarat›c›l›k gücünü artt›ran, iç dengeyi güçlendiren Safiri kullanmas›n› öneririm. Safir ayn› zamanda ruh-bedenzihin üçlüsünün uyum içinde olmas›n› sa¤layan çok önemli tafllardan biridir. HÜLYA AVfiAR: Çok yönlü bir sanatç›m›z olan Avflar için, yapaca¤› mesleki yeni odaklanmalar gibi de¤iflikliklerde Rodonit tafl›n›n olumlu enerjisinden çok fazla yararlanabilir. Bu tafl, de¤ifliklik, yenilik dönemlerinde takan kifliyi çok olumlu etkiler, cesaret ve güven verir. Ayn› zamanda, bizi halen rahats›z eden, geçmiflte oluflmufl ruhsal yaralar Rodanit sayesinde tamamen iyileflir. Yaflam gücünü aktive eder. Erotik duygular› uyar›r, tatminkar bir cinsel yaflam sa¤lar. EL‹F GERM‹YANG‹L : ‹nsanlar baz› dönemlerde yaflad›klar› s›k›nt›lar ve zorluklardan ötürü ba¤›fl›kl›k sistemlerinde düflüfller olabilir. Elif han›m da böyle bir durumu yaflad›¤› için ona önerece¤imiz tafl LABRODOR‹TE dir. Bu tafl›n en büyük özelli¤i ba¤›fl›kl›k sistemini güçlendirir, kiflinin bedenindeki ve ruhundaki negatif enerjileri çekmesi ile içsel blokajlar› çözerek fiziksel rahats›zl›klar›n giderilmesini sa¤lar. Ayr›ca, geçmifl ve güncel yaflam›n getirdi¤i sorunlar›n çözümlenmesine yard›mc› olur, ruhsal bak›mdan geliflme sa¤lar. ARZUM ONAN : Birçok dalda yetene¤ini kan›tlayan biri olarak her fleyi içine atan yap›s›, afl›r› sorumluluk duygusu tafl›yan ve oldukça duygusal bir karaktere sahiptir. Bu özelliklerinden ve daha önce geçirdi¤i rahats›zl›ktan ötürü ona önerilecek tafl YEfi‹L TURMAL‹N dir. Bu tafl salg› bezlerinin fonksiyonlar›n› etkileyerek vücudun hormon dengesini düzenler. Ruhsal anlamda da huzur ve kendini koruma gücü verir. Afl›r› duyarl›l›¤› dengeli hale getirir. Yaflam›m›z› daha yarat›c› olarak flekillendirmemizi sa¤lar.

85


AWIN

“Oscar’a

mücevher tasarlamak istiyorum…”

Mücevherin kalbi Kapal›çarfl›’n›n hemen k›y›s›nda bulunan Tavukpazar› sokakta, içinde genellikle erkeklerin çal›flt›¤›, bir han›n 6. kat›. Genellikle mücevher imalatç›lar›n›n bulundu¤u so¤uk bir bina. Gelecekte Türk mücevher sektörü içinde tasar›mc› olarak ad›n› s›kça duyaca¤›m›za inand›¤›m›z Evin Tutkano¤lu ile atölyesinde bulufluyoruz. Yüksek bir öz güvene sahip ne yapt›¤›n› bilen bir kad›n… 68


Erkeklerin a¤›rl›¤›n›n her koflulda hissedildi¤i bir meslekte, erkek bask›n bir handa bulunman›n zor olup olmad›¤›n› merak ediyoruz. Zorlan›p zorlanmad›¤›n› soruyoruz. “Hiç zorlanm›yorum, tam tersine herkesle kankay›m. ‹lk etapta kafamda soru iflaretleri vard› acaba problemlerle karfl›lafl›r m›y›m diye ama tamamen size kalm›fl bir fley. E¤er siz do¤ru mesajlar verebiliyorsan›z herkesten de çok do¤ru mesajlar al›yorsunuz. Çok yak›n doslar›m var etrafta, herkes çok yard›mc› oluyor, bayan olman›n avantajlar›n› yafl›yorum.” Sanat tutkusu genlerinden geliyor. Sanat içinde geçirilen bir çocukluk bugün mesle¤e tutkuyla ba¤lanmas›n›n nedeni… “Annem çok amatör bir ruhla senelerce bu ifli yapt›. Ayn› zamanda resim ve seramikle de u¤raflt›. Babamda öyle. Evimiz sanat›n her dall›yla u¤rafl›lan bir evdi, dolay›s›yla ben de görselli¤i a¤›r basan bir evde büyüdüm.” Çocuklukla birlikte içinde yefleren bu tutku, ileriki y›llarda profesyonel olarak yapt›¤› mesle¤i bir tarafa b›rak›p, kendini tasar›m›n o gizemli dünyas›na atmas›n›n nedeni olmufl. “Oldukca profesyonel say›labilecek bir ifl hayat›ndan geliyorum. Yaklafl›k 18 y›l boyunca yo¤un bir ifl hayat›m oldu. 8 sene boyunca ‹sviçre’de finans sektöründe çal›flt›m. Kendi iflim vard›. Türkiye’ye döndüm ve ticaret finansman›yla u¤raflmaya devam ettim. En son The Marmara Bodrum otelinin genel müdürlü¤ünü yapt›m. Fakat her zaman görsel taraf› oldukca yüksek olan bir insand›m. ‹çimde anne mesle¤ine karfl› bir özlem vard›. Hoby olarak tak› tasar›m› yapmaya devam ediyordum. Herkes bir s›n›ra geldi¤inde profesyonel olarak yapt›¤› ifli b›rak›p, tutkuyla ba¤l› oldu¤u ifli yapmak istiyorum der ya ben de bir flekilde profesyonel hayata noktay› koyup, tutkuyla ba¤l› olaca¤›m iflimi seçtim ve son 5 senedir profesyonel olarak bu ifli yapmaya bafllad›m.”

AWIN

Y›llarca yapt›¤› ve iyi de para kazanabilece¤i bir mesle¤i b›rak›p bir macera içine at›lmak. Çok zor olmal›… “Hay›r, hiç zor olmad›. Zaten birden bire de olmad›. ‹nsan belli bir birikimin ard›ndan böyle bir karara var›yor. Zaten tak› tasar›m› benim aç›mdan bir ifl olmad› hiçbir zaman. Sokrat›n bir sözü var. Hobi olarak yapt›¤›n ifl ifl de¤ildir diye. Gece üçlere, dörtlere kadar çal›fl›yorum ve büyük bir keyif alarak yap›yorum. Hiçbir flekilde zorunlu, yapmam gerekiyormufl gibi öfleyerek püfleyerek yapm›yorum. Nas›l kitap okuyorsam o saatlere kadar, hiç gocunmadan, bu ifli de öyle yap›yorum. Onun içinde ç›kan ifller güzel ç›k›yor.“ Sizin için yarat›m aflamas› nas›l bir süreç, çok zorlan›yor musunuz? Yarat›m aflamas› çok enteresan bir süreç. Örne¤in “‹stanbul Jewelry Show’a 3 koleksiyonla kat›ld›m. Alt›n koleksiyonu, Afrika koleksiyonu ve Kubbe ad›n› verdi¤im koleksiyon. Üçünü de ayn› anda çal›flt›m. fiubat›n bafl›nda Paris’teki fuara gitmifltim. Eyfel’in kenar›nda yeni aç›lan Musée du quai Branly’i ziyaret ettim. Buray› herkese tavsiye ediyorum mutlaka görülmesi gereken bir müze. Çok eski medeniyetlerin primitif sanatlar›n› sergiliyorlar. Bat› medeniyetinin d›fl›ndaki her türlü medeniyetin ilkel sanat örnekleri var.

69


AWIN Müzede bulunan Afrika sanat› örneklerinden inan›lmaz derecede etkilendim. Zaten akl›mda böyle bir fley koleksiyon yapmak vard› ve Afrika koleksiyonunu ortaya ç›kt›. Çok araflt›ran ve merakl› bir kiflili¤im var. Ne kadar çok fley görürsem o kadar çok fley bana ilham kayna¤› olabiliyor. Dolay›s›yla Osmanl› motiflerinden de çok etkileniyorum. Kubbe koleksiyonu da Osmanl› motiflerinin bir sentezi olarak ortaya ç›kt› ve her geçen gün yeni parçalar üretiyorum o koleksiyona. Ne kadar araflt›r›rsan›z, farkl› fleye aç›k olur ve gözlemlerseniz o kadar çok fleyle besleniyorsunuz ve farkl› yarat›mlar ortaya ç›k›yor. Koleksiyonlar›n›zda nelere dikkat edersiniz. Koleksiyonlar›mda en önem verdi¤im fley el iflçili¤i. Günümüzde döküm ve kal›p iflcili¤iyle çal›fl›l›yor. Bir

70


fleyin kal›b› ç›kar›l›p yüzlerce ayn›s›ndan üretiliyor. Ben böyle bir üretim içinde de¤ilim. Yapt›¤›m her ürün yo¤un bir el eme¤inin ortaya ç›k›yor. Her parça bir tane üretiliyor. Parma¤›n›zdaki yüzü¤ün benzeri yada ayn›s›n› baflka birinde göremezsiniz. Tasar›mc›n›n Türkiye’deki yeri hakk›nda ne düflünüyorsunuz. “Tasar›mc›ya dünyada verilen önem, Türkiye’de verilmiyor. Türkiye lider olabilme bayra¤›n› tafl›yabilen bir ülke de¤il. Tam tersi denenmifl ve baflar›s› ispatlanm›fl fleylerin üretiminde ancak kendimizi devam ettirebiliyoruz yada bunu tercih ediyoruz. Tasar›mc›n›n yenilikci ve yarat›c› ruhu ön plana ç›kam›yor. Liderli¤i daha cesur olabilen ülkeler sürdürüyor.” Dünyada yaflanan moda ve ak›mlar› takip edebiliyor musunuz? “Dünyay› takip ediyorum ama bu moda bu sene neymifl tarz› bir takip de¤il. Moda denilen fley çok geçici. Kitap okumay› çok severim, kitaplardan beslenirim, çok genifl bir kütüphanem vard›r. Küresel ›s›nma, insanl›ktaki evrimleflme vs gibi spirituel konular benim daha çok ilgi alan›mda. “ Gelecekte neler yapmak istiyorsunuz. “Bu yol beni nereye kadar götürürse oraya kadar gidece¤im. ‹nflallah bir gün Oscar’a mücevher tasarlar›m…”


SÜHA BEDESTENC‹

D ¤adan Esinlenmeler

Türk mücevher sektörünün marka isimlerinden biri Süha Bedestenci… 41 y›l önce bir bilezik atölyesinde bafllad›¤› meslek hayat›nda önemli baflar›lara imza atm›fl. 31 y›l önce hayata geçirdi¤i “S&B Charms” markas› ile dünya mücevher sektöründe, Türk mücevhercili¤inin bayraktarl›¤›n› yapm›fl. Brolog, Charms yada Mineli ürün denildi¤i zaman hep onun ad› akla geliyor… Büyük baflar›larla geçen 41 y›l ve yoktan var edilen bir marka. ‹flinizle aran›zda büyük bir aflk olmal›… ‹nsan›n içinde olmal› bu ifl. Ben bilezikçinin yan›nda ç›rak olarak ifle girdi¤imin ilk üç ay›mda el kalemi atmaya bafllad›m. Ustalar›m›n kalfalar›m›n yapt›¤›n› yapmak istiyordum ve ekstra bir para almadan gecelere kadar çal›fl›rd›m. Yapt›¤›m bir ürünü ma¤aza vitrininde gördü¤üm zaman kendimle gururlan›rd›m. Bugün ise SB Charm yani Süha Bedestenci’nin kolye uçlar› dünyan›n her taraf›nda benim markam oldu, herkes taraf›ndan bilinmeye baflland›. ‹nsanlar mineli ürünler, kolye ucu denildi¤inde biz akla geliyoruz. Mineli ürün denildi¤inde ilk akla gelenlerden biri, hatta birincisi siz siniz. Son Nature

72

Collection’la da bu baflar›n›z› perçinlediniz. Nature koleksiyonunda ad›ndan da anlafl›laca¤› gibi do¤al olmayan hiçbir fley yok. Tamamen bitkilerden, çiçeklerden, kara hayvanlar›ndan, deniz canl›lar›ndan ilham al›yoruz. Do¤al olmayan hiçbir fleyi koleksiyona katmad›k. C›v›l c›v›l renklerin bir arada kullan›ld›¤› bir koleksiyon oldu. Biz mineli ifllerde kendimizi daha iyi ifade edebildi¤imizi düflünüyoruz. Nature koleksiyonunuzda insan bazen bir orman›n, bazen de denizin içinde hissediyor kendini. Küçücük bir alana onlarca hayvan› ve bitkiyi s›¤d›rmak zor olmuyor mu? Bu do¤all›¤› nas›l veriyorsunuz.

Nature koleksiyonu bizim bir nevi orman›m›z. Ormanda timsah, a¤aç, çiçek, böcek, kufl hepsi bir arada. Hiç biri birbirinden ba¤›ms›z de¤il. Bundan dolay› biz de kendi orman›m›zda hepsini bir arada bulundurmaya çal›fl›yoruz. Do¤all›¤› nas›l verdi¤imize gelince bunun arkas›nda büyük bir ustal›k ve 41 y›l var. 41 y›ll›k tecrübenize dayanarak Türk mücevher sektörünün bugün geldi¤i durumu nas›l de¤erlendiriyorsunuz? Sektörün bütün geliflimini Say›n Özal’dan önce ve sonra diye ikiye ay›r›yorum. T›pk› milattan önce ve sonra gibi… Özal bizim için bir milat… Ç›kard›¤› kanun hükmünde kararnamelerle ithalat ve ihracat rejimimizi global ekonomik dengeye oturttu. Ondan önce biz kaçakç›


Esinlenme esnas›nda herkes mutlaka kendinden bir parçay› ürününün içine katar. Kendi tarz›n› oluflturur. Ortaya ç›kan yeni bir üründür. 20 sene evvel yurtd›fl› fuarlara gitti¤imizde oradan kataloglar al›r, foto¤raflar çekmeye çal›fl›rd›k. Ama bugün yurtd›fl›na gitti¤imizde ‹talyanlar bile benim vitrinimin foto¤raf›n› çekiyorlar ve bu adam bunu nas›l yapm›fl›n ay›rt›na varmaya çal›fl›yor. Y›llar içinde sektörde özgün ifller yapan ve marka olmufl pek çok firma ortaya ç›kt›. Çünkü bu topraklar zengin. Osmanl› anlay›fl› üç evrensel dini topraklar›nda buluflturmufl, üzerinde geliflmelerini sa¤lam›fl. Mevlana’n›n felsefesi Anadolu topraklar›na ayd›nl›k vermifl. Onun ayd›nl›¤›na Avrupa yüzy›llar sonra ulaflabilmifl.

kisvesi alt›nda zor flartlarda çal›fl›yorduk. Onun ard›ndan dünyan›n dört bir taraf›ndaki uluslar aras› fuarlara kat›l›p, rakiplerimizle, k›ran k›rana bir mücadele içine girdik. Sektörümüz son 10-15 senedir daha da büyük bir ihracat ivmesi içinde geliflimini sürdürdü. Bu k›sa zamanda böyle bir ihracat düzeyine ulaflmak hiç de kolay de¤il, demek ki önümüzdeki 40-50 y›lda daha da iyi yerlere gelece¤iz. Markalaflma ve kurumsallaflma h›zla gelifliyor. Bunun sonucu da büyük baflar›lar elde etmeye bafllad›k. Gerek tasar›m alan›nda olsun gerekse yurtd›fl›nda aç›lan ma¤azalarla çok büyük bir geliflme gösteriyoruz. Sektör h›zl› bir kabuk de¤ifltirme içinde… Daha özgün ürünlere do¤ru h›zl› bir ilerleme mevcut, bu de¤iflimi nas›l görüyorsunuz.

SÜHA BEDESTENC‹

Bugün ‹talyanlar Türkiye’yi ciddi bir rakip olarak görüyorlar, çünkü biz montürcülük ve sadekarl›k alan›nda ‹talyanlar› geçtik bana göre.

Dünyan›n en büyük firmas› bile esinlenmeden hiçbir fley yapamaz. Tabiattan, kitaplardan, tarihten. Dünyan›n en büyük ressamlar› bile bundan kaçamam›fllar ilk y›llar›nda onlardan önce yaflanan ak›mlardan, ressamlardan esinlenmifllerdir.

73


SHOW MURAT

Foto造raflar: ZENTURK Studyo: Hotel Sultan Hill

74


VATAN fiAfiMAZ, günümüz dünyas›n›n hoyratl›klar›ndan çok, geçmiflin terbiyesini yaflayan bir isim...

“‹stanbullu Olmak Önemlidir...” “Ben, ‹stanbullu olmay›,gerçek bir ‹stanbullu’nun yaflam kültürünü yaflant›m›n her alan›nda korumay› amaçl›yorum. Bu kentin, yüzlerce y›ll›k tarihi boyunca gelifltirdi¤i bir insan karakteri var... Özellikle, ‹stanbul’un Osmanl› ‹mparatorlu¤u gibi dev bir imparatorlu¤un baflkenti olmas›ndan kaynaklanan bir kültürü var. Ben, o kültürün soylu bir evlad› olmaya çal›fl›yorum...”

75


COMET

Türkiye, Vatan fiaflmaz’›, bir dönemin iddial› TV kanallar›ndan Kanal 6’da yay›nlanan “Erkekler Kulübü” program›ndan bu yana yak›ndan takip ediyor. Sene 1997... Sene 2007... O, art›k bütün Türkiye’nin yak›ndan tan›d›¤›, TV ekran›nda göründü¤ünde ilgiyle izledi¤i kaliteli bir karakter... Bütün bu y›llar boyunca Vatan fiaflmaz’› belki de en net anlatacak özelli¤i, asla taviz vermedi¤i “efendi insan” karakteriydi... O, özellikle ekran ünlülerinin peflpefle seviye düflürdü¤ü bir dönemde, ilk günkü gibi temiz kalmay› baflaran nadir isimlerden biri olmay› baflard›...

“Ben, ‹stanbullu olmay›,gerçek bir ‹stanbullu’nun yaflam kültürünü yaflant›m›n her alan›nda korumay› amaçl›yorum. Bu kentin, yüzlerce y›ll›k tarihi boyunca gelifltirdi¤i bir insan karakteri var... Özellikle, ‹stanbul’un Osmanl› ‹mparatorlu¤u gibi dev bir imparatorlu¤un baflkenti olmas›ndan kaynaklanan bir kültürü var. Ben, o kültürün soylu bir evlad› olmaya çal›fl›yorum...” Nas›l bir kültür olarak görüyor ‹stanbullu olmay›...Bunu yaflam›na nas›l yans›t›yor... “Eski ‹mparatorluk baflkentlerine gitti¤imde de ayn› duygular› yafl›yorum...Londra, Paris, Roma, Berlin, Viyana, Madrid hatta Lizbon...Tabii ki, ‹stanbul... Bütün bu kentlerin ortak özelli¤i kendileriyle bar›fl›k, sakin ve geçmifllerinden kaynaklanan bir güven duygusunun olmas›. Öyle bir durmufl otur-

76


ZEN mufl bir halleri var. ‹stanbul yaflam kültürünün bu nedenle, bence, ana noktas›n› mütevazilik oluflturuyor. Yani, kibirli olmayan, insanlara yüksekten bakmayan, aksine flefkatli ve koruyup kollay›c› bir ruh hali bu... Ben bu ruh halimi yaflant›mda sergilemeye çal›fl›yorum. Kamera dedi¤iniz araç ilginçtir, bir insan›n ruh halini aynen aktar›r,belki de insanlar›n bana gösterdi¤i yak›nl›¤›n temelinde bu vard›r...” Pekiyi... ‹stanbul’un en çok hangi dönemlerine özeniyor... Hangi döneminde yaflamay› tercih ederdi... “Her dönemi önemli tabii ki... Ama kuflkusuz, insanlar›n say›s›n›n az, do¤as›n›n daha yeflil ve bugünkü yaflam gerginliklerinden uzak ve günümüz tart›flmalar›na yabanc› oldu¤u günler herhalde daha güzeldi... Düflünebiliyor musunuz? Bu kentte Türk, Arnavut, Ermeni, Rum, Yahudi, Gürcü, Levanten hepsi birarada kültürlerini koruyarak, çok keyifli komfluluk iliflkileri ortak bir dil gelifltirirerek yaflay›p gittiler...Bu, ülkemizin geçmifli aç›s›ndan önemlidir...” Bir de... Özendi¤i insanlar var... “Özellikle, Bat›’n›n oryantalist yazarlar›n›n kitaplar›nda da var, bu kent, bir zamanlar, bulundu¤u bölgeye sahip ç›kan, yüre¤i ve bile¤i kuvvetli insanlar›yla da tan›n›rm›fl. Türkçesi biz bunlara kabaday› diyoruz ama, bu insanlar, yaflad›klar› mahallenin zarar görmesini önleyen, her türlü suçu önleyen ve karakterleriyle insanlarda büyük sayg› uyand›ran insanlarm›fl. Onlar›n bulundu¤u

77


yerde, kavga ç›kmaz, kimse kimseye kötülük yapamaz, terbiyesizlik olmazm›fl... Bu çok farkl› bir gelenek... O insanlar› merak ederim hep...Çevrelerinde nas›lbu kadar sayg› uyand›rm›fllar, ellerindeki gücü kötüye kullanmadan hep hay›rla an›lan insanlar olmufllar...Belki de karakterimin bir yerlerinde bu da var...” Vatan fiaflmaz... O, olaylara ve insanlara, hatta kendi yaflam›na pek çok insan›n benimsedi¤i kolayc›l›¤›n aksine siyah-beyaz çizgilerden de¤il, belki de yaflam›n yeniden kurguland›¤› gri alanlardan bakan bir insan... “Hayat›m› flöyle bir de¤erlendirdim o zaman, bir fleyler yazay›m dedim ve ortaya tam 136 sayfal›k Öteki Yüzüm Gri kitab› ç›kt›... Neydi beni o griye noktalara sürükleyen bilmiyorum. Asl›nda bakt›m. Bütün yaflant›m› kendi içinde gri noktalarda yafl›yordum...”

ETNO

Vatan fiaflmaz’dan belki de bu nedenle, o, hepimizin hemen her gün ekranlarda izlemekten giderek nefret etti¤imiz berbat tart›flmalardan birini beklemeyin...

78

O, her zaman, ailemizin iyi ve efendi çocuklar›ndan biri olmakta kararl›... Kendisine yöneltilen en sert elefltirileri, en ac›mas›z davran›fllar› hatta belden afla¤› vurmalar› bile, o hepimizin pek al›flt›¤›m›z sevimli gülümsemesiyle karfl›lamakta kararl›... Bu ülke, anlad›¤›m kadar›yla onun kalite seviyesini düflürmekte pek baflar›l› olamayacak...


Mercan Dede ile

Aya ‹rini’de, mevlana’y› yaflamak...

Aya ‹rini ve Mevlana, sufi müzi¤ini, ça¤dafl t›n›larla harmanlayarak, müzi¤inde Do¤u ve Bat›’y› birlefltiren Mercan Dede’nin ritminde bulufltular. Mevlana’n›n 800. do¤um y›l› nedeniyle düzenlenen konserde, insana iç huzur ve dinginlik veren neyin feryatlar›, hoflgörü, aflk ve sevgi oldu, Aya ‹rini’nin her köflesine yay›ld›.

80


Mevlana, Mesnevi, Sufizm, Ney ve Mercan Dede. Bu birliktelik nas›l olufltu? Befl yafl›nda radyoda ney sesi duydum ve çok etkilendim. Ondan bir-iki y›l sonra Bursa’daki spor salonuna semazenler gelmiflti. Sonra ‹stanbul’a geldim, plastikten neyimi yapt›m, Kubbealt› Cemiyeti’ne gittim, ney üflemeye bafllad›m. Apar topar Kanada’ya gittim. Neyle ilgili kaynak ararken 19 yafl›nda Mesnevi’yi okumaya bafllad›m. Bir bakt›m ki neyin hikayesi ile benimki örtüflüyor, o vatan›ndan kopart›lm›fl, ben de öyle. Ateflten ›s›t›lm›fl çelikle ba¤r› delinirken neyin ç›kard›¤› bir duman var. Hüzün var, ac› var, yaln›zl›k var. O zaman fark ediyorsunuz ki neyle anlat›lan insan. Bir anda Mesnevi’nin farkl› bir anlam› oldu, neyle ilgili bir bilgi kayna¤› de¤il de baflka bir dünyayd›. Ney üflüyorsunuz, ama d›fl görünüflünüz bir neyzen tipine pek uymuyor. Do¤u’ya ait ezgileri, bat›l› tekniklerle sunuyorsunuz. Performanslar›n›z› baflörtülülerle clubber’lar bir arada izliyor. Bu zenginli¤i, bu z›t kutuplar›n birlikteli¤ini neye ba¤l›yorsunuz? Tasavvufun özü, ay›rmaktan çok birlefltirmek. Her fleyi ay›rmak üzerine kurulmufl bir dünyada yafl›yoruz. Giydi¤in k›yafete, oturdu¤un eve, gitti¤in kulüplere, saç›na, küpene, her

fleyine göre ay›r›p böyle konserveler gibi, standartlar› belli kategorilere koymaya al›fl›k bir dünya. Dünyada yaflanan bu yabanc›laflma, bu savafllar, bu ay›rmaya iliflkin. Halbuki Sufizm, özellikle Mevlana’n›n ö¤retileri bunun tam tersine, birlefltirmeye yönelik. Kafl›n, gözün, rengin önemli de¤il. Diyor ki, afl›klar›n dini, vatan›, milleti, ülkesi yoktur; onlar gönül ülkesinin insanlar›d›r. Bizim performanslar›m›zda insanlar bunu hissedebiliyorlar. O iki saat içerisinde bafl örtülüsün, punk’s›n, rocker’s›n, hiç önemi yok; o an› paylaflmak var. Evrensel dili bir ucundan yakalay›nca herkes kendinden bir fleyler bulabiliyor. Mercan Dede ve DJ Ark›n Allen. Bunlar farkl› iki kifliyi mi temsil ediyor, ya da sizi izlemeye gelecek kitleyi belirlemek için mi kullan›l›yor? Clubber’lar için DJ Ark›n; daha orta yafl grubundan, ney dinlemeye gelenler için Mercan Dede gibi? Daha baflka isimler de var. Onlar bir yap-bozun tek tek parçalar›. Benim hayat›m›n kendisi, o yap-boz tahtas›n›n kendisi. Bir araya geldiklerinde ifade ettikleri anlam önemli ki, o zaten müzikle ilgili bir fley de¤il. Dünyan›n en büyük DJ’i olsan›z, albümleriniz çok satsa veya çok ünlü bir neyzen olsan›z, sonuçta

81


UNESCO 2007 Mevlâna Y›l› etkinlikleri kapsam›nda Aya ‹rini’de düzenlenen konsere gelenleri, Topkap› Saray› Avlusunda ney ve kudüm sesleri aras›nda semazenler karfl›lad›. Konser için Aya ‹rini’ye saatler öncesinden gelen müzikseverler, konser saatine dakikalar kala girifl kap›s›nda izdihama neden oldu. Çok say›da Mercan Dede hayran›, konseri ayakta izlerken, kimileri ise salon d›fl›nda kald›.

gönlünüze giden yolda ad›m ad›m bile olsa ilerleyemiyorsan›z, sevgiden, dostluktan, muhabbetten bahsedemiyorsan›z kimin umurunda? Ark›n Allen olarak genç bir kitleye elektronik müzik çalarak insanlarda uyanan duyguyla, Mercan Dede olarak ney üfledi¤inizde uyanan duygu ayn›. Koyduklar› isimler ayr› ki isimler ve s›fatlar kurtulmam›z gereken, bizi mutsuz eden ve s›n›rlayan fleyler. ‹nsan sizi sahnede seyrederken Ney’le aran›zda bir aflk hissediyor… ‹lk zamanlar kendimi ney ö¤renmeye çal›flan biri gibi görüyordum. fiimdi bakt›¤›mda, ney me¤erse oltaym›fl, ben de bal›km›fl›m... Asl›nda hepimiz ney’iz, ney biz, saz de¤il asl›nda. Onun hikayesi, tek tek hepimizin hikayesi. Bulundu¤umuz vatandan kopart›lm›fll›¤›m›z›n, kendimizden uzaklaflmam›z›n hikayesi. Evliya Çelebi’nin, Orhan Pamuk’un, dinleyen insanlar›n, seyircilerin hikayesi Ve Melana… Benim tüm referanslar›m Mevlana’dan. Çünkü çok basit bir insan›m ve Mevlana’y› da çok basit olarak anlayabilirim. “Düne aittir, dünde kald›, bugün yeni bir fley söylemek laz›m” diyor Mevlana. O anlamda yaflad›¤›m›z dönem içinde bugünün anlam›n› vermek gerekiyor; o anlam, müzik için konuflulacak olunursa benim için elektronik müziktir. “Nar” albümü, atefli simgeliyordu. Ard›ndan “Su”yu ve havay› simgeleyen “Nefes” albümleri geldi. fiimdi s›rada ne var? Önce bir üçleme vard›; “Sufi Dreams” ile bafllad›, dervifl bir rüya gördü. Sonra “Journeys of a Dervish” geldi, dervifl rüyas›nda bir seyahata gitti. Sonra da “Seyahatname” geldi, dervifl o seyahati anlatt› ve üçleme bitti. fiimdi bir

82


dörtleme bafllad›. “Nar”la, ateflle bafllad›k söyledi¤iniz gibi, sonra “Su”, ard›ndan “Nefes” albümüyle hava geldi, en son da “Toprak” olacak. Topraktan geliyoruz, topra¤a gidiyoruz... ‹nsana ölümü ça¤r›flt›r›yor. Ölüme bak›fl›m çok farkl›. Ölüm, Mevlana’n›n dedi¤i gibi “bir odadan baflka bir odaya geçmektir”, ölüm asl›nda vücudu ilgilendiren bir fley. Ben ölümün tamamen bir yenilenme oldu¤unu düflünüyorum. Toprak, vücudumuz gibi çok az önem verdi¤imiz bir fley. Dörtlemenin sonuyla birlikte baz› fleylerin sonu olacak. Belki albümlerin de sonu olabilir.

Aya ‹rini’de gerçeklefltirilen 2 saatlik performansa Kanadal› sanatç› Tanya Evenson’da danslar› ile efllik etti. ‹ki kez sahneye ç›kan sanatç› izleyenler taraf›ndan dakikalarca alk›flland›. Müzi¤i b›rakacak m›s›n›z yani? Mevlana’n›n bir sözü var: “Düne ait söz dünde kald›, bugün yeni bir söz söylemek lâz›m.”. Bu söz, benim Mercan Dede kimli¤ini ve projesini bugüne getirmemdeki en önemli ‘fark›ndal›k’. O cümle sürekli hayat›mda benim, ben yeni bir söz söylemesem dahi, Mevlana’n›n 750 y›l evvel söyledi¤i bir sözün bugünün diliyle söylenmesi gerekti¤ine inan›yorum. Buna gönülden inanan bir insan olarak da kendi içimde bir de¤iflim yaflamam gerekiyor. ‹nan›yorum ki hayatta olmam›n sebebi iyi bir müzisyen, neyzen, DJ olmak de¤il. En büyük sorumlulu¤um, kendi iç dünyamda yürümeye devam etmek. Konser format›n›n tamamland›¤›n› düflünüyorum. O yüzden Kanada’ya gidip kalbimi nadasa yat›raca¤›m.

83


Atefl, su, hava ve toprak K›z›lderili kültüründe de var. K›z›lderili müzi¤i ile ilgileniyor musunuz? Evet, hem de çok. Kanada’ya ilk gitti¤imde, K›z›lderililerin en yo¤un olarak yaflad›¤› ücra bir yere gittim. Çok ortak yönümüz var. Özellikle, Mevlevîlikteki hayata olan sayg› K›z›lderililerde de var. Mevlevî, çorba içmeden evvel kafl›¤›n› öpüyor, çünkü kafl›k ona hizmet ediyor. K›z›lderililer de ormanda yemek yedikten sonra bir fley b›rak›yorlar; tuz olabilir, ekmek parças› olabilir... Bizdeki seman›n benzerine onlar çark diyorlar. Çok zor bir hayatlar› var. Kaybolmufl ruhlar› hat›rlat›yorlar bana. Bulunduklar› mekanlardan öylesine ayr›lm›fllar ki, yabanc› gibiler. Ama öte yandan, oturup konufltu¤unuz zaman inan›lmaz bir gönül aç›kl›klar› ve müthifl bir kültürleri var.

84

Pozitif (Doublemoon) teflekkürler.


Google’a girip ad›n›, soyad›ndaki Ö harfini ‹ngilizce karfl›l›¤›yla de¤ifltirerek yazarsan›z ekran›n›za gelen biyografisinde “Türk-‹talyan yönetmen ve senaryo yazar›” cümlesinin yer ald›¤›n› görürsünüz. Ferzan Özpetek, belki de, bu dünyada bir insan›n gerçeklefltirebilece¤i en keyifli ifllerden birini yaflama geçirmifl olman›n tad›n› ç›kar›yor. Dünya kültürünün bafllang›ç noktas› ve bugün de merkezi niteli¤ini koruyan Akdeniz’in iki önemli ulusunun kültürel karakterlerini bedeninde ve ruhunda birlefltirmek... Kabul edelim ki, bu, herkesin yapabilece¤i bir ifl de¤il... “17 yafl›ma kadar ‹stanbul’da yaflad›m... Sinema ile olan aflk›m, 7 yafl›mda, annemle birlikte gitti¤im Kleopatra filmiyle bafllad›. Ne filmi unutabildim, ne de içimde oan do¤an sinema heyecan›n› bir daha b›rakabildim. Lise ö¤renimim dahil, yaflant›m›n bafllang›ç noktalar›n›n tamam›n› ‹stanbul’da gördüm... Türkiye benim bedenim... ‹stanbul ruhumdur... Liseyi bitirir bitirmez, sinema sevdam beni, ‹talya’ya sürükledi. ‹talya’ya gider gitmez sinema akademisine yaz›ld›m. Ayn› zamanda bir tiyatro okuluna kaydoldum.

“Türkler ve ‹talyanlar’›n kuyumculuk gibi ticari bir sanat baflta yaflam›n ince zevk ve tasar›m isteyen hemen tüm alanlar›nda rekabet içinde olmalar› bir tesadüf olabilir mi? Bence bu iki ulus, yaflam kültürü olarak Akdenizli olman›n hakk›n› veriyorlar...” 86

Düflünebiliyor musunuz? Henüz o yaflta, birazda gençli¤in verdi¤i cesaret var tabii ki, ‹talya’n›n ünlü tüm yönetmenlerinin kap›s›n› çal›yorum, Türkiye’den gelmifl gazeteci gibi temas kurmaya çal›fl›yorum...Röportajlardan hemen sonra da, sinemaya olan sevgimi anlat›p, beni yan›na ç›rak olarak al›p almayaca¤›n› soruyorum. fiansa bak›n, bir tanesi, evet dedi...” “Bu keyifli bir bafllang›ç olmal› ama, ‹talya’da e¤itimini alsan›z da, sinema sizi bu güzel ülkede kucaklasa da ilk iki filminizde yani Hamam ve Harem Suare’de fazlaca oryantalist yaklafl›mlar oldu¤u belirtildi...”

“Kim dedi bunu... ‹talya baflta, Avrupa’daki hiç bir elefltirmenden duymad›m. Nedense o s›ralarda Türkiye’de denildi. Her iki filmim de çok önemli elefltiriler ald›.” Ferzan Özpetek ile söyleflmek, gördü¤ünüz bir filmin kamera arkas› görüntülerinde yönetmenin sesini duymak gibi... 1997 y›l› yap›m› olan Hamam, asl›nda, tam bir Türk-‹talya kültür sentezi niteli¤inde bir film. Kiflisel yaflam›nda, özellikle evlili¤inde önemli sorunlar yaflayan genç mimar Francesco’nun, y›llar önce ‹talya’y› terk edip ‹stanbul’a yerleflmifl teyzesinden miras kalan hamam ile ilgili ifllemleri yapmak için bu kente gelmesini,burada, beklemedi¤i s›cakl›kta genifl bir aile ile karfl›laflmas›n› ve burada tan›flt›¤› Mehmet’in de katk›lar›yla ‹stanbul’a ba¤lanmas›n› ele al›yordu. Ama, elefltirmenler taraf›ndan “en farkl› Özpetek filmi” olarak adland›r›lan Harem Suare’de yönetmen çok riskli bir alana el atm›flt›. Osmanl› ‹mparatorlu¤u’nun y›k›lma sürecinde, Sultan 2.Abdülhamit’in hareminin ‹talyan as›ll› üyesi Safiye’nin h›rslar›n› sergileyen bir filmdir bu. Özpetek bu filmde, padiflah›n gözdesi ve çocu¤unun anas› olma kavgas› veren Safiye ile haremin genç a¤alar›ndan Nadir’in çok özel iliflkisinden yola ç›karak kad›nlar›n h›rsl› dünyas›n› aralamaya çal›flmaktad›r...


Ferzan Özpetek:

Bir Akdenizli’nin anatomisi... ‹ki filmimin, Türkiye ile ‹talya aras›nda köprüler kurmufl olmas›ndan her zaman keyif ald›m. Bunu her zaman da yapabilirim. Çünkü, ben, Türkiye’de do¤up, ‹talya’da güçlenen bir yaflam çizgisine sahip oldum. Do¤rusunu söylemek gerekirse, bu bafllang›çta hiç de kolay de¤ildi. Türkiye’den gelmiflsiniz, kimseyi tan›m›yorsunuz, kimse de sizi tan›m›yor.Bu durum, ‹talya gibi, yaflam›n her alan›nda insani temas›n s›cakl›¤›n› yaflayabilece¤iniz bir ülkede bile zordur. Türksün, büyük bir çaba gösteriyorsun, hiç bir deste¤in yok... Ama bugün, son filmim Saturno Contro ile ilgili elefltirilerde, öne ç›kartt›¤›m duygular bütünlü¤ü nedeniyle yönetim anlay›fl›m›, Antonioni veya Bergman ile karfl›laflt›ran makaleler var. Bundan büyük mutluluk duyuyorum. Bir elefltirmenin, “insan iliflkilerini ve toplumun zaman içinde nas›l de¤iflti¤ini anlayabilmek için Özpetek’in filmini izlemek gerekiyor” demesi çok hofluma gidiyor.”

Ferzan Özpetek, boflanmalar›na karfl›n birbirlerine olan sevgilerini ve arkadafll›klar›n› ayn› evde yaflamay› sürdürerek gösteren çok özel bir ana-baban›n o¤lu... Anne ve babas›n›n yaflam biçimlerinden insan iliflkilerine ve kalabal›k masalarda kurulan arkadafll›klara olan tutkusu filmlerine yans›yor. “Ölüm temas›n›n bende bir tak›nt›ya dönüfltü¤ünü söyleyebilirim. Neden? Çünkü yak›nlar›m› kaybetmekten, kendim için kurdu¤um o genifl aileninin yani dostlar›m›n bir gün ortadan kaybolmalar›ndan çok korkuyorum. Belki de bu nedenle, filmlerinde bütün elefltirmenlerin alt›n› çizdi¤i ölüm temas› var. “Özpetek, önümüzdeki dönemde, Türkiye’de tamam› Türkiyeli bir film çekmekte kararl›.Türkiye’nin yaflamakta oldu¤u bafldöndürücü de¤iflim sürecinin ortaya inan›lmaz geliflmeleri ve beraberinde her biri bir film senaryosu niteli¤inde olaylar› tafl›d›¤›n› belirtiyor.

87


“Dünya beni Türk-‹talyan sinemac› olarak tan›may› sürdürecek. Dünyan›n bu kültürel aç›dan en derin iki toplumunu bedeninde birlefltiren bir insan olarak böyle bir kimlikten vazgeçmeye hiç niyetim yok. Türkler ve ‹talyanlar’›n kuyumculuk gibi ticari bir sanat baflta yaflam›n ince zevk ve tasar›m isteyen hemen tüm alanlar›nda rekabet içinde olmalar› bir tesadüf olabilir mi? Bence bu iki ulus, yaflam kültürü olarak Akdenizli olman›n hakk›n› veriyorlar...”

“‹ki filmimin, Türkiye ile ‹talya aras›nda köprüler kurmufl olmas›ndan her zaman keyif ald›m. Bunu her zaman da yapabilirim. Çünkü, ben, Türkiye’de do¤up, ‹talya’da güçlenen bir yaflam çizgisine sahip oldum. Do¤rusunu söylemek gerekirse, bu bafllang›çta hiç de kolay de¤ildi.” 88


Binlerce adadan oluflan Filipinler’in her bir adas›nda farkl› bir zenginlik var. Bu adalardan en büyü¤ü olan ve iç kar›fl›kl›klar›n eksik olmad›¤› ada ise Mindanao. Bir taraftan ba¤›ms›zl›k isteyen Müslüman gerillalar, di¤er taraftan rejimi devirmek isteyen Maocu gerillalar ve bunlara karfl› savaflan paramiliter gruplar... Foto¤raflar: Coflkun Aral

Alt›n›n kanla bulufltu¤u topraklar:

90

D‹WALWAL DA⁄I...


Coflkun Aral Marcos döneminde tan›d›¤›m Filipinler adeta bir volkanlar ülkesi. Dünyada faal volkanlar›n bulundu¤u bu adalarda, do¤an›n tehlikeli yüzünün d›fl›nda, sunmufl oldu¤u ola¤and›fl› zenginlikleri paylaflamayan insanlar, sürekli ölümle burun burunalar. ‹flte Mindanao Adas›’n›n en önemli zenginli¤i de, Davao yak›nlar›ndaki Diwalwal Da¤›’ndaki alt›n madenleri. ‹lk olarak 1985’te gitti¤im ve adeta bir film platosunu and›ran görüntülerle döndü¤üm bu madende kar›fl›kl›k hiç bitmedi. Kan ve gözyafl› bu madenden hiç eksik olmad›. Do¤an›n sundu¤u bu verimli maden, madencilerin can güvenli¤ini hiçe sayan uygulamalara sahne olurken, büyük flirketlerin de birbirleriyle yar›flt›¤› bir arenaya dönüfltü. Diwalwal Da¤›’ndaki alt›n 1982 y›l›nda keflfedildi¤inde, bölge pek bilinmiyordu. Alt›nla birlikte Güney Mindanao’dan birçok insan da¤a kofltu ve acemice alt›n av›na ç›kt›. Hayaller hep iyi bir hayat içindi ama sonuç ço¤u zaman hayal edildi¤i gibi olmuyordu. Söylenene göre Diwalwal bölgesi, Filipinler’in en büyük alt›n maden yata¤›; kimileri buray› sadece Filipinler’de de¤il, dünyada en çok alt›n›n bulundu¤u maden olarak tan›ml›yor. Bu da tahmin edilebilece¤i gibi ifltahlar› kabart›yor. Sadece küçük çapl› madencilerin ifltah›n› de¤il elbette. Böyle bir durumda iflin içine Çinli büyük flirketler de giriyor. Filipin Merkez Bankas›’na göre bölgede y›lda 2 milyar peso de¤erinde alt›n üretiliyor. Bu da tüm ülke üretiminin %20’sine eflit. Öyle ki Diwalwal madeni yeni keflfedildi¤inde, söylentilere göre, buraya giden bir insan sabah kazmaya bafllad›¤›nda akflama kadar zengin oluyormufl. Tabii bu söylentiler sayesinde 1982’den bu yana Diwalwal’›n çehresi de çok de¤iflti. 10 metre geniflli¤inde ve kilometrelerce uzanan bir patikadan neredeyse 10 kiflinin bindi¤i motorsikletlerle ulafl›lan maden bölgesinde, kontrplaklarla barlar, evler, pansiyonlar, bakkal dükkanlar›, oyun salonlar› hatta genelevler bile yap›ld›. Bölge madenciler için yaflam alan› haline geldi. Tabii bu sahnenin arkas›nda geride b›rak›lm›fl efller ve çocuklar ya da madene efliyle birlikte gelmifl ve yerlerini yurtlar›n› b›rakm›fl aileler, çat›flmalar, can güvenli¤inden yoksun hayatlar var.

91


Alt›n bulundu¤u ortaya ç›kt›¤›nda kontrolsüz bir flekilde bölgeye akan kalabal›¤› idare etmek olanaks›zd›. Madene her tür insan geliyordu. Bu da madencilerin silahlanmas›na yol açt›. Art›k kendi kurallar›n› koymufllard›; öyle ki madenciler bölgenin askeri haline dönüfltüler. Bu durum, sonunda silahlar›n kiralanmas›na kadar vard›. Kendini asker olarak gören madenci art›k madende çal›flmaz oldu. Silah›n›n kiras›yla geçinmeye bafllad›. Bu da Diwalwal’›, Filipinler’in suç oran› en yüksek bölgesi haline getirdi. ‹nsanlar ölüyor, kayboluyor; kimse bir fley yapam›yordu. Böyle bir ortamda alt›n ç›karmak da madencilerin can güvenli¤ini tehdit ediyordu. Çünkü alt›on ç›karma yöntemleri öylesine ilkeldi ki, sonunda birçok madenci ya sakat kal›yor ya da ölüyordu. Da¤›n yamac›ndaki ocaklardan ç›kar›lan toprak ö¤ütülüp çamur haline getirildikten sonra, çok yüksek ›s›da c›va ile ayr›flt›r›l›yordu. ‹flin içinde c›van›n olmas› korkunç bir felakete zemin haz›rl›yordu. fiimdilerde biraz daha modernleflmifl olan madende art›k bir fabrika var. Madenden ç›kar›lan toprak oluklar yard›m›yla fabrikaya ulafl›yor. Tabii bir yüzük için gereken alt›n› ç›karabilmek için 20 ton topra¤›n kaz›ld›¤›n› unutmamak gerek. Bu da Diwalwal’da sadece insan hayatlar›n› de¤il, ekolojik dengeyi de alt üst ediyor. Diwalwal’da sular hiç durulmuyor. Buradaki alt›n sadece eli silah tutan madencilerin de¤il, Çinli büyük flirketlerin de ifltah›n› kabartmaya devam ediyor.

92


Coflkun Aral 1 May›s 1956 Siirt do¤umlu Coflkun Aral bas›n foto¤rafç›l›¤› mesle¤ine 1974 y›l›nda Günayd›n gazetesinde bafllad›. Dünya 1977 y›l›, kanl› 1 May›s›n› onun objektifinin kareleriyle Sipa ajans›ndan izledi. Çeflitli gazete ve dergilerde çal›flan Aral, 1980 y›l›nda il defa, Sipa Ajans› ad›na, Türkiye d›fl›nda görev ald›. Polonya’da ünlü Gdansk Grevi, ‹ran, Irak olaylar›na iliflkin çal›flmalar›yla uluslararas› platformda ad›n› duyurmaya bafllad›. Lübnan, ‹ran, Irak, Afganistan, Kuzey ‹rlanda, Çad ve Uzakdo¤u’da meydana gelen savafllar› görüntüledi. Pek çok foto¤raf sergisi, kitap ve belgesele imza atma baflar›s› gösteren Coflkun Aral halen Türkiye nin ilk bilgi ve belge kanal› ‹Z TV nin genel yay›n yönetmenli¤ini yap›yor.

93


Osmanl› Hareminde

Güzeller Geçidi…

Tenise afl›k bir güzel Dementieva, 14 numaral› seri bafl› olarak bafllad›¤› Winbledon’da en alt s›rada flampiyon olarak, tarihe geçen Williams, 100 desibel 盤l›¤›yla kortlar› sarsan dünyan›n bir numaras› Sharapova… ‹stanbul Cup’ta y›ld›zlar geçidi vard›.

94


Topkap› Saray›’n›n ünlü Harem dairesi… Pek çok Osmanl› padiflah›n›n cariyeleriyle birlikte yaflad›¤› kutsal mekan… ‹stanbul Cup 2007’ye kat›lmak için Türkiye’ye gelen, dünya tenisinin ünlü raketleri Topkap› Saray›n›n büyülü ortam›nda gerçeklefltirilen aç›l›fl davetinde oldukca nefleliydiler. Sarayda ve Haremde yapt›klar› gezi s›ras›nda modac› Arzu Kaprol taraf›ndan haz›rlanan kostümleri giyen ünlü tenisçiler bol bol foto¤raf çektirdiler. Saray›n bahçesinde gerçeklefltirilen bas›n toplant›s›na ya¤mur damgas›n› vurdu. Rus tenisçi Maria fiarapova'ya, ›slanmamas› için sunucu Bar›fl Kuyucu flemsiye tutttu. Türkiye'ye geldi¤i için mutlu oldu¤unu söyleyen fiarapova, tenisçilerin, çok büyük emekler ve paralarla yetiflti¤ini belirterek, "Türkiye'de de genç tenisçiler için oluflturulan fona katk›da bulunulmal› ki, bir gün baflar›l› tenisçiler, Grand Slam kazanabilecek tenisçiler yetiflsin" dedi. Gecenin, en az turnuvaya kat›lan ünlü tenisçiler kadar ilgi çeken, bir baflka y›ld›z› ise turnuvay› üç kez kazanan tenisçiye verilmek üzere Zen P›rlanta taraf›ndan haz›rlanan ve tamam› alt›n ve p›rlantadan oluflan tenis raketinin ilk prototipiydi. 14 ayar alt›ndan üretilen ve üzerinde yaklafl›k 30 karat p›rlanta ile süslenecek olan raketin de¤erinin 250 bin dolar› geçmesi bekleniyor. Raket önünde hat›ra foto¤raf› çektiren Zen P›rlantan›n sahibi fiükran ve Emil Güzelifl Türkiye ad›na güzel bir iflin alt›na imza atman›n gururunu tafl›yorlard›. Gecenin esprisi ise Kültür bakan› Atilla Koç’tan geldi. Dementieva’n›n "Sizinle maç yapmak isterim" sözleri üzerine bakan

"Ben bu göbekle maç yapamam" diyerek rakip olmay› reddetti. Turnuvan›n en büyük sürprizi Venüs Williams’›n ilk turda ‹ran as›ll› Frans›z tenisçi Aravane Rezai’ye yenilmesi oldu. Fakat Rezai, 1 numaral› seribafl› Sharapova’y› da yar› finalde 6-1 ve 6-2 gibi net skorlarla 2-0 yenerek, Williams’› yenmesinin hiç de sürpriz olmad›¤›n› gösterdi herkese. Maçtan sonra rakibi Rezai’yi öven Sharapova, Fransa'daki Roland Garros'dan önce ‹stanbul Cup'ta oynamas›n›n kendisi için iyi oldu¤unu belirterek, ''‹stanbul'da, Fransa Aç›k Tenis Turnuvas›'ndan önce birkaç maç oynay›p, eksi¤imi giderdi¤im için mutluyum. Geçen y›l Roland Garros'a hiç maç yapmadan gitmifltim ve bu dezavantaj olmufltu. fiimdi Roland Garros'tan önce birkaç gün de dinlenme zaman›m olacak. Roland Garros'a umutla bak›yorum'' diye konufltu. Dementieva ve Rezai aras›nda oynanan final maç› çok çekiflmeli bafllad›. 'Tie break'e giden ilk seti 7-6 Dementieva kazand›. ‹kinci sette de 3-0 önde oldu¤u s›rada, Rezai, sol dizindeki sakatl›¤›n›n nüksetmesi üzerine maçtan çekilince, flampiyonluk kupas›n›n sahibi Dementieva oldu.fiampiyonluk kupas›n› Gençlik ve Spor genel müdürü Mehmet Ata-

lay’›n elinden alan Dementieva’ya, Zen Daimond p›rlanta bir kolye hediye etti. Rus raket Elena Dementieva, flampiyonluktan dolay› çok mutlu oldu¤unu belirterek, "Bu y›l›n ilk kupas›n› ald›m ve bafltan sona mükemmel bir turnuva geçti. ‹stanbul'da kendimi çok iyi hissediyorum. Burada oynamak büyük zevkti. Umar›m tekrar gelirim" dedi. ‹stanbul Cup'› 3 kez kazanacak sporcuya verilecek olan p›rlantalarla süslü alt›n raketin hat›rlat›lmas› üzerine de Elena Dementieva, "Umar›m çok yafll› olmam raketi kazanmak için, ama tekrar gelmeyi umuyorum" dedi.

fiükran and Emil Güzelifl, the owners of Zen P›rlanta, posed in front of the racket for photographers and were proud to put their signatures to such a significant event for Turkey.

95


96 GOLDAfi

GOLDAfi


GOLDAfi

Derin denizlerin öyküsü… Tarih boyunca kültürleri birlefltiren, yaflam kayna¤› olan deniz… Mükemmel bir flehir yapma h›rs›yla Atlantisi yok eden Poseidon’un hükümranl›k alan›… Denizlerimiz de, tüm dünyam›z gibi, iklim de¤iflikli¤i ve küresel ›s›nman›n tehdidi alt›nda. Bu tehlikeye insanlar›n dikkatini çekmek ve bir fleyler yapman›n gereklili¤ini anlatmak ad›na üzerimize düflen bir görev var. Goldafl “Derin denizler” koleksiyonuyla önümüze farkl› bir kap› aç›yor… 97


Efsaneye göre, okyanus'un derinliklerinde, mercanlar ve deniz çiçekleriyle süslenmifl, fosforlu k›z›l bir ›fl›kla ayd›nlanan, alt›ndan muhteflem bir sarayda yaflar Poseidon... Yunuslar›n, deniz atlar›n›n ve di¤er deniz canl›lar›n›n çekti¤i iki tekerli arabas›yla ilerler. Dünya üçe bölündü¤ünde Zeus karay› ve gö¤ü, Hades yeralt›n›, Poseidon ise denizleri alm›flt›r. Tabi bunlar›n tamam› insan›n bilmedi¤i, akl›n›n almad›¤›, görüp de inanamad›¤› olaylar›n ard›ndan, anlam yükledi¤i ve yüzy›llar boyu anlata geldi¤i efsaneler. Yine de deniz, insan hayat›nda önemli bir aktör. Yaflam›n do¤du¤u yerdir deniz… Günbat›m›na do¤ru, bal›kç›n›n "can"a hasretidir. Nas›rl› veya istiridyeden kesilmifl emektar eller için yak›c› bir ferahl›kt›r. Dipten a¤ gelirken poyraza do¤ru, kalplere umut ve heyecan saran "ana kuca¤›d›r". Evde hasret ile eflini, babas›n›, kardeflini bekleyen kad›n için metrestir. Her metrekaresinde ayr› hikaye vard›r. E¤er kirletmekten vakit bulup dinleyebilirseniz görürsünüz.

GOLDAfi

H›zla ço¤alan, fakat kendi d›fl›ndaki varl›klar›n ayn› h›zda ço¤almas›na izin vermeyen insan›n dünyaya verdi¤i zarardan, denizler de nasibini al›yor. H›rs›m›z›n sonucu denizlere boca etti¤imiz kimyasal at›klar ve ac›mas›zca yok etti¤imiz do¤al yaflam, sonunda insana zarar olarak dönüyor. Denizler Tehlikede… Teknoloji insan yaflam›nda önemli bir kolayl›k sa¤lasa da sonuçlar›n› gelecekte daha yo¤un görece¤imiz büyük zararlara da neden oluyor. Bal›k avlama teknolojisindeki h›zl› geliflme sayesinde art›k büyük a¤lar ve güçlü teknelerle, bir seferde daha fazla bal›k yakalayabiliyoruz belki ama bu sefer de denizlerde üreyerek neslini sürdürebilecek bal›k say›s›nda önemli bir düflüfl yaflan›yor. Petrol günlük hayat›n olmazsa olmaz› haline geldi ama do¤al yaflam› tehdit eden en büyük düflman da yine petrol… Petrol tafl›yan tankerlerde oluflan ve petrol ç›kart›lan alanlardaki s›z›nt›lar, kazalar ve kas›tl› boflaltmalar plankton, bal›k, kabuklu deniz hayvanlar› ve hatta insan yaflam›n› tehdit ediyor. Kanalizasyonlar arac›l›¤›yla büyük miktarda evsel at›k denizlere tafl›n›yor. Gömülü çöpler, bahçe ve tarlalarda kullan›lan böcek ilaçlar› gibi maddeler de yeralt› sular› yoluyla akarsu ve denizlere ulaflarak kirlili¤e neden oluyor. Denizlerdeki besin a¤›n›n bozulmas› bal›kla beslenen birçok deniz kuflu, yunus ve fok gibi türler için beslenme sorunu yarat›yor. Köpek bal›klar›n›n baz› türleri, beslenme ve spor amac›yla öldürüldü¤ü için nesli tükenme tehlike alt›nda… Mercan ve kabuklu deniz hayvanlar›n›n bilezik, kolye gibi süs eflyas› yapmak için topland›¤›ndan say›lar› h›zla azal›yor. Goldafl’tan denizlerin hikayesi… ‹stanbul Bo¤az›… ‹stanbul’un, dünya’n›n en güzel flehirleri aras›nda yer almas›n›n en büyük nedeni… Geçti¤imiz y›llarda parmaklar›m›z›n aras›ndan kaybetti¤imiz, flimdilerde tekrar kurtarmaya çal›flt›¤›m›z muhteflem gerdanl›k…

98


GOLDAfi

Bo¤az geçti¤imiz günlerde, anlaml› bir geceye ev sahipli¤i yapt›. ‹klim de¤ifliklikleri ve küresel ›s›nman›n tehdidi alt›ndaki deniz hayat›na dikkat çekmek isteyen Goldafl, Suada’da anlaml› bir organizasyona imza att›. Deniz yaflam›n›n ele al›nd›¤› tasar›mlar ile denizleri bekleyen tehlikelere dikkat çekmeyi amaçlayan defile için Suada adeta yeniden tasarlanm›flt›. Defilenin yap›laca¤› bölümün düzenlenmesinde, konsepte uygun olarak deniz ve okyanusu en iyi yans›tacak görsel düzenlemeler yap›lm›flt›. Sunuculu¤unu Eyflan Özhim'in üstlendi¤i defilenin koreografisi Zeynep Arkök taraf›ndan gerçeklefltirildi. Mankenlerin defilede giydikleri k›yafetleri ise Çi¤dem Ak›n tasarlad›. Y›l›n muhteflem defilesinde ünlü mankenler Azra Ak›n, Demet Kutluay, Sinem Güven, Hande Subafl›, Yüksel Ak ve Ça¤la fiikel'in yan› s›ra ‹talya’dan da 3 top model kat›lm›flt›. Camilla Morais, Sarah Muller ve Maria Beljanina, sunduklar› tak›lar kadar güzellikleri ile de tüm konuklar› büyüledi.

99


“Derin denizler” defilesinde ilk olarak "Goldafl Tak› Tasar›m Yaz Okulu" ö¤rencilerinin, Ege'nin iki yakas›n› yorumlad›klar› "Arflipel & Suyun ‹ki Yakas›" koleksiyonu sunuldu. ‹zleyenler, mitolojik figürler, Antik Ça¤ mimarisinden yorumlar ve iki halk›n dostlu¤unu vurgulayan ö¤elerin a¤›rl›k kazand›¤› tasar›mlar›n ›fl›lt›s›yla bulufltular. Ard›ndan Med-Cezir, Transparan Gölgeler, Dalgalar›n Ritmi, Karanl›k Silüetler, fieffaf Yans›ma ve Girdap koleksiyonlar›, izleyenlere denizin tüm yans›malar›n› hissettirdi. Deniz kabuklar›, bal›klar, yengeçler, ahtapotlar, denizanalar›, mercanlar gibi deniz alt›n›n renkli dünyas›ndan izlerin yan› s›ra denizli ilgili halat, dümen, pusula, ç›pa gibi objeler defile tak›lar›na damgas›n› vurdu.

GOLDAfi

Denizlerin masals› öyküsünü ölümsüzlefltiren ve izleyenleri de bu öykünün bir parças› yapan defilesinin finalinde ise her koleksiyona ait en özel parçalar, defilede görev alan mankenler taraf›ndan tekrar sunuldu ve izleyenlerden büyük alk›fl ald›.

100


Avrasya’n›n parlayan y›ld›z›: Avrupa ile Asya’n›n bulufltu¤u nokta bir kez daha, mücevherin t›ls›ml›, ›fl›lt›l› dünyaz› ile ayd›nland›...‹stanbul Jewelry Show, 24’ncü buluflmas›nda tüm zamanlar›n rekorlar›n› k›rd›, ifl hacmini büyüttü, kat›l›mc›lar›n› en çok memnun eden fuar özelli¤ini olma özelli¤ini korudu... Bu buluflma için Avrasya’n›n en büyük buluflmas› deniliyor... Bu buluflma için, dünyan›n en önde gelen dört “kaliteli” randevusundan biri olarak söz ediliyor...

‹stanbul bir ke daha Avrupa ile Asya’n›n bulufltu¤u bir nokta olman›n o binlerce y›ll›k birikime dayal› vakur kenti niteli¤ini kendisine dünyan›n dört bir yan›ndan gelen misafirlerine gösterme f›rsat› buldu... 24 y›l...

...‹stanbul Jewelry Show, bu y›l gerçekleflen 24’ncü buluflmas›yla tak› ve mücevher sektöründe ne ölçüde büyük bir kurumsallaflma oldu¤unu bir kez daha ispatlad›... Takvimlerin 21-25 Mart 2007 günlerini aras›n› gösterdi¤i bir dönemde ‹stanbul’da buluflan dünya mücevher sektörü, son derece yüksek riskli bir dönemde, istikrar içinde bir ülke, güvenlikli bir flehir ve yüzünü gelece¤e dönüp önemli yat›r›mlar yapmakta kararl›l›k gösteren bir sektör buldular.

102

‹stanbul Jewelry Show; dile kolay gelecek y›l›n› 25’nci y›l›n› kutlayacak ve sektörde yaflan›lan çeyrek yüzy›l›n birikimleriyle daha nice y›llara koflman›n tatl› telafl›n› da tadacak... Türk ve dünya mücevher sektörünün seçkin kurulufllar›n›n bu kentte, yani ‹stanbul’da buluflmas›ndan bugüne, dünyam›z›n neler yaflad›¤›n›, hayat›m›z›n ne ölçüde h›zl› de¤iflti¤ini hat›rlarsak, yaflan›lan zaman›n k›ymetini de belki biraz daha iyi anlar›z...

Düflünün... ‹stanbul Jewelry Show, kendi ilk mütevazi ölçeklerinde yaflama merhaba dedi¤inde, bu gezegende mobil telefonlar ve internet henüz bilinmiyordu ve dünyan›n do¤u kesiminde ad›na Sovyetler Birli¤i denilen bir devlet vard›... Fazla söze gerek var m›... Bugünün dünyas›na bir bak›n ve bu kadar radikal de¤iflimlerin yafland›¤› bir ça¤da bu ölçüde hassas bir sektörle omuz omuza bir fuar› tafl›man›n ve gelifltirmenin önemini biraz daha kavramaya çal›fl›n... Bu y›l da, sadece sektör profesyonellerine aç›k olan fuarda alt›n tak›, p›rlanta, de¤erli ve yar› de¤erli tafll› tak›lar, inci, gümüfl tak›


ve ev eflyalar›, yar› k›ymetli ve sentetik tafllar, saat, makina, malzeme ve ekipmanlar›, aksesuar ve vitrin malzemeleri, kuyumcu yaz›l›mlar› ve güvenlik araçlar› sergilendi. Geçti¤imiz Mart 2006 Fuar›’nda ilk kez düzenlenen Tasar›m Mücevher Galerisi “Dreams’n Designs Pavilion” bu Fuar’da da yine muhteflem tasar›mlar›yla yerli ve yabanc› tasar›mc›lar› biraraya getirdi. Türk mücevher sektörünün, kökü binlerce y›ll›k mirasa dayanan s›rlar›n› dünya vitrinlerine tafl›yan Istanbul Jewelry Show-I, sektörün üretim potansiyelinin yan›s›ra, tasar›mdaki baflar›s›n› da gözler önüne serdi. Türk kuyumculuk ve mücevherat endüstrisinin her türde talebine cevap verebilecek kalite ve çeflitlilikteki üretim yelpazesini dünya pazarlar›na tan›tan Istanbul Jewelry Show, yerli ve yabanc› üreticileri, toptanc›lar›, perakendecileri, ihracat ve ithalatç›lar›, tasar›mc›lar› yine ‹stanbul’da buluflturdu. Kat›l›mc› ve ziyaretçilerin sektörle ilgili tüm yenilik ve geliflmeleri izleyebildi¤i Istanbul Jewelry Show, dünyan›n en büyük kuyumculuk ülkesi olmay› hedefleyen Türkiye için büyük önem tafl›maktad›r.

Fuarda 445’i 29 ülkeden olmak üzere toplam 1056 firma ürün ve tasar›mlar›n› sergiledi. Dünyan›n dört bir yan›ndan toptanc›lar, perakendeciler ve al›c›lar yeni ürün, tasar›m ve fikirlerin bulufltu¤u fuarda gelecek sezonun siparifllerini vermek üzere biraraya geldiler. 94 ülkeden 9200 yabanc› olmak üzere toplam 31.761 profesyonel fuar› ziyaret etti. Fuar›n bu y›l gerçeklefltirdi¤i bu rekor performans› yarat›c›s› ve ROTAFORTE Yönetim Kurulu Baflkan› fiermin Cengiz flöyle yorumluyordu: “Dünyan›n önde gelen mücevher ve kuyumculuk buluflmalar›ndan biri olmas›ndan büyük gurur duydu¤umuz Istanbul Jewelry Show’un bafllang›ç noktas›nda “s›f›r” dolarl›k sektörel ihracat› olan bir ülkenin, 25 y›l gibi bir süre içinde bu rakam› tam bir milyar dolara çekmesi, dünyan›n en önde gelen alt›n iflleme ve iflledi¤ini uluslararas› düzeyde satma becerisine kavuflmufl olmas› da bu ülkede yaflan›lan tüm geliflmelerin perde arkas›nda yatan o gizli kararl›l›¤› göstermektedir. Biz de kararl› ad›mlarla 22 y›ld›r organize etti¤imiz Uluslararas› Mücevher, Tak›, Gümüfl, Saat ve Malzemeleri Fuar› ISTANBUL JEWELRY SHOW’u, sektörden ald›-

¤› güçle bugün 1000’i aflan kat›l›mc› say›s›yla alan›nda dünyan›n say›l› fuarlar›ndan biri yapt›k. Tüm sektör profesyonellerinin gündeminde en üst s›raya oturan ve önemli bir buluflma noktas› olan fuar› 24. kez organize etmekten son derece mutluluk ve gurur duyuyoruz. Kat›l›mc› ve ziyaretçilerin sektörle ilgili tüm yenilik ve geliflmeleri izleyebildi¤i Istanbul Jewelry Show’un, dünyan›n en büyük mücevher üreticisi olmay› hedefleyen Türkiye için büyük önem tafl›d›¤›na inan›yoruz ve bu inanc›m›z sizlere ve sektöre karfl› olan sorumlulu¤umuzu her geçen gün artt›r›yor. Türk kuyumculuk sektörü, en büyük üstünlü¤ü rekabetteki esnekli¤i, s›n›rs›z ürün çeflitlili¤i, üretim kapasitesi, esnek üretim, ince ifl ve “finishing” kalitesi, h›zl› teslimat süreleri, düflük imalat maliyetleri, iyi yerli tasar›mc›lar›n artmas›yla dünya liderli¤ine do¤ru koflmaktad›r. ISTANBUL JEWELRY SHOW’un iç ve d›fl pazarlarda yaratt›¤› taleple hedefine ulafl›lmas›nda büyük katk› sa¤layaca¤›na inan›yorum. Mücevher sektöründe dünyan›n lider fuar› olma yolunda bir öncekinden çok daha güvenli ad›mlarla ilerliyoruz. Bu konuda bize güç veren son y›llarda büyük bir ihracat hamlesi gerçeklefltirerek art›k dünya devleri ile yar›flan Türk Kuyumculuk Sektörü’ne gönülden teflekkür ediyoruz.”

103


Jewel

Fashion

2007

‹stanbul Jewelry Show muhteflem bir geceye ev sahipli¤i yapt› bu y›l. TAJ’›n himayesinde, kat›l›mc› firmalar›n katk›s›yla düzenlenen Jewel Fashion 2007 izleyenlere doyumsuz bir görsel flölen sundu.

106


Aralar›nda Akgun, Altinbas, Aris, Atasay, Bag, Baymonte, Cetas, Efe, Favori, Figur, HSC, Innova, Istor, Ipekyolu, Midas, Mioro, On, Regold, Roberto Bravo ve Zen’inbulundu¤u 21 mücevher firmas›n› TAJ’›n liderli¤inde düzenledikleri Jewel Fashion 2007 isimli Mücevher Show için kutlamak gerekiyor. Çok do¤ru bir kararla çok do¤ru bir eylem gerçeklefltirdiler. Birbirinden ünlü mankenler, birbirinden güzel ve al›ml› tak›lar› podyumda birer ku¤u gibi sergiliyorlard›. Sahnedeki koreografi oldukça sade, bir o kadar da al›ml›yd›. Denilebilir ki fuara zaten profesyonel insanlar kat›l›yor. Onlar da mal almak için geliyorlar. Ne anlam› var bunun… Dünya’n›n her yerinde markalaflma ifli bir gösteri iflidir. Ne kadar iyi organizasyonlar ve flovlar düzenlerseniz o kadar kendinizden bahsettirirsiniz. Kendinizden bahsettirmeniz markan›z›n bilinirli¤ini art›racakt›r. ‹lk etapta size, markan›z için hiçbir katk›s› olmayan bir harcama olarak görünse bile insanlar›n beyninin bir yerinde iz b›rakacakt›r. Bunun en güzel örne¤ini bu y›l ‹talyanlar ‹stanbul Jewelry Show’da sundu. Standlar›n›n bir bölümüne kurduklar›, küçük çapta, podyumda, mankenlerle birlikte iki saatte bir gerçeklefltirdikleri gösteri pek çok ziyaretçinin dikkatini bu yöne do¤ru çevirmesine neden oldu. Bu küçük gösteri bile flovun önemini bizlere gösterdi. Tekrar TAJ taraf›ndan düzenlenen defileye dönecek olursak her fleyiyle güzel bir geceydi, fakat ba-

107


108


z› eksiklikleri vard›. (Bu eksiklikler de bizim amaç ve hedeflerimizle do¤ru orant›l› asl›nda. Baz›lar› “bir araya geldik yemek yedik, iyi vakit geçirdik, güzel bir sosyal faaliyetti de diyebilir.)

Jewel Fashion 2007 iyi düflünülmüfl ve gelecekte de aksakl›klar›n giderilip mutlaka devam etmesi gereken bir organizasyondu.

Bizce, defilenin haz›rlan›fl›ndaki ana sorun, sergilenen eserlerin, profesyonel gözlerden biraz uzak kalmas›yd›... Mücevherler, istisnalar› olsa da, küçük aksesuarlar. Böyle bir fleyi bir elbise tan›t›r gibi düz bir podyumda sergilemenin pek do¤ru olmad›¤›na inananlardan›z... Bu tür bir organizasyon, sektörün tum unsurlar›n›n üzerinde durmas› ve bir an önce çözmeleri gereken bir sorunu da kendili¤inden gündeme tafl›d›: Tan›t›m. Türk mücevher sektörü, Türk ve dünya kamuoyunun genifl kitlelerine ulaflman›n yollar›n› gelifltirmekt zorunda oldu¤unu art›k çok iyi biliyor... Yine de Jewel Fashion 2007 iyi düflünülmüfl ve gelecekte de aksakl›klar›n giderilip mutlaka devam etmesi gereken bir organizasyondu. fiov bu iflin ayr›lmaz bir parças›… Eme¤i geçen herkesin eline sa¤l›k…

109


REKLAM ‹NDEKS‹ (105) 3S Nuruosmaniye Cad. 77 Orient Center K.7 705/6 Ca¤alo¤lu - Istanbul Tel: (0212) 519 07 19 Faks: (0212) 513 30 38 info@rotaforte.com www.rotaforte.com

(4-5) GÜLAYLAR Nuruosmaniye Cad. No:63 Ca¤alo¤lu - Istanbul Tel : (0212) 519 28 28 Faks: (0212) 528 02 27 export@gulaylar.com www.gulaylar.com

(101) RUSSIAN JEWELLERY NETWORK Bogolubova ave. 26-318, Dubna 141981 Russia Tel: +7 (495) 740-7756 Faks: +7 (495) 195-2296 mail@jnet.ru www.jnet.ru

(Ön kapak katlama+ Ön kapak içi) ATASAY Merkez Mah. Ali Duran Cad. Sedir Sokak No:7 34530 Yenibosna - ‹stanbul Tel: (0212) 652 33 66 Faks: (0212) 652 71 64 http://www.atasay.com

(ARKA KAPAK ‹Ç‹) ‹STANBUL JEWELRY SHOW Nuruosmaniye Cad. 77 Orient Center K.7 705/6 34120 Ca¤alo¤lu - Istanbul Tel: (0212) 519 07 19 Faks: (0212) 513 30 38 info@rotaforte.com www.rotaforte.com

(Arka kapak katlama) SÖZER Nuruosmaniye Cad. Orient Bazaar No: 75/77 D:306 / 406 Ca¤alo¤lu - ‹stanbul Tel: (0212) 527 45 60 Faks: (0212) 526 00 98 info@sozer.com.tr http://www.sozer.com.tr

(49) JA NEW YORK 770 Broadway, 5th Floor, New York, NY 10003-9595, USA Tel:+1 646/654-5000 Faks: +1 646/654-4919 ContactCommunications@nielsen.com www.ja-newyork.com

(Arka kapak) ZEN DIAMOND Molla Fenari Mah. fierefefendi Sok. No:35 34410 Ca¤alo¤lu - ‹stanbul Tel: (0212) 520 00 44 Faks: (0212) 520 00 41 info@zendiamond.com http://www.zendiamond.com

(39) BAK‹ Kuyumcukent Atölye Blo¤u Zemin Kat 10. Sokak No:22 Yenibosna - ‹stanbul / TURKEY Tel: (0212) 603 13 23 Faks: (0212) 603 12 11 magaza@bakigold.com www.bakigold.com (71) BELBAK Mollafenari Mah. fierefefendi Sok. No:33/2 Ca¤alo¤lu - Eminönü / TURKEY Tel: (0212) 512 73 24 Faks: (0212) 512 87 03 info@belbak.com.tr www.belbak.com.tr (57) DIAMOND WORLD Journal House, A-95, Janta Colony, Jaipur - 302 004 India Tel: +91 141 2610906 Faks: +91 141 2602973 gunjan@diamondworld.net admin@diamondworld.net www.diamondworld.net (79) DIREX MEDIA 1106 Budapest, Feher ut 10. Tel: +36 260-1148 Faks: +36 260-4869 direxmedia@direxmedia.hu (11) FAGOLD 5852 sokak no:2 Karaba¤lar ‹zmir Tel: (0232) 2378181 Faks: (0232)2640914 karakas@karakas.com.tr http://www.karakas.com.tr (67) F‹GUR M.Nesih Özmen Mah. Mehmet Akif ‹fl Han› No: 16 K: 4 Güngören - ‹stanbul / TURKEY Tel: (0212) 637 45 73 Faks: (0212) 637 45 87 figure@figurejewellery.com

110

(13) FRANCO FONTANA Vezirhan Cad. No:63 Çemberlitafl / ‹ST. Tel: (0212) 526 37 57 Faks: (0212) 513 88 73 info@francofontana.com www.francofontana.com.tr

(89) JEWELLAND Nuruosmaniye Cad.77 Orient Center K.8 Ca¤alo¤lu - Istanbul Tel: (0533) 277 08 77 mail@jewelland.ru (2-3 / 15-112) J‹VAL Marmara Sanayi Sitesi No:241 L, ‹kitelli - Istanbul Tel: (0212) 472 01 80 Faks: (0212) 472 02 22 info@jival.com.tr www.jival.com.tr

(111) ZENTURK YAPIM & YAYIN Piyer Loti Cad. Dizdariye Medresesi Sok. Yalç›n Han No:6 K:3 D:4 Çemberlitafl - ‹stanbul Tel: (0212) 518 63 05 Pbx ardan@zenturk.com

(23) KARAKAfi Akçay Cad. No:283/A Gaziemir - ‹zmir Tel: (0232) 252 22 22 Faks: (0232) 252 55 15 www.karakaskuyumculuk.com www.francofontana.com.tr (85) MALAYSIA INT'L JEWELLERY FAIR Elite Expo Sdn Bhd 4-3, Jalan Radin Anum Satu, Sri Petaling, 57000 Kuala Lumpur, West Malaysia Tel: (603) 9058 8772 Faks: (603) 9058 8773 exhibition@elite.com.my www.elite.com.my (8-9) M‹ORO Güneflli Ba¤lar Mah. Yalç›n Korefl Cd. No: 28 34520 Ba¤c›lar-‹stanbul Tel: (0212) 489 34 34 Faks: (0212) 489 12 07 export@www.mioro.com.tr http://www.mioro.com.tr (61) PAN AMERICAN ENTERPRISES G.L.D.A Gem & Jewelry Trade Shows 1961 N. El Morage Dr. Tucson AZ 85745 USA Tel: 1-520-743 8180 Faks: 1-520-743 8184 info@panamericanenterprises.com w ww.panamericanenterprises.com

KATKIDA BULUNANLAR

AYLA DÜMER Maçka Cad. Ralli Apt. 59/1 Teflvikiye - ‹stanbul Tel: +90 212 247 78 20

HOTEL SULTAN HILL Sultanahmet Mah. Tavukhane Sok. No:19 Sultanahmet / ‹STANBUL Tel: +90 212 518 32 93 Faks: +90 212 512 32 95 www.hotelsultanhill.com Pozitif Tan›t›m Oba Sok. Kavala Apt. 1/4 34433 Cihangir /‹stanbul Tel: +90 (212) 3340100 Faks: +90 (212) 241457 info@pozitif-ist.com



RFJ MAGAZINE