Issuu on Google+

Din, dil, ırk ayırımının yapılmadığı, gelir adaletsizliğinin en aza indiği. siyasi ayrımcılığın yapılmadığı, seçildikten sonra bizi yöneten koltuklara oturanların, değişik görüşlere sahip bir toplumun yöneticileri olduklarını akıllarından çıkarmayarak hareket ettikleri. hukuk kurallarının herkes için eşit olarak uygulandığı... huzurlu, sağlıklı ve mutlu bir yıl geçirmeniz dileklerimizle... ATAKÖY GAZETESİ

Hoş geldin

Yakup VATAN Bakırköy Kaymakamı

Per.Kd.Alb. İhsan BURSALI Bakırköy Askerlik Şube Başkanı ve Garnizon Komutanı

BAKIRKÖY DEPREME HAZIR MI? Van Depremi’nden sonra bizi yönetenlerin birinci önceliği DEPREM. Depremin üzerinden aylar geçti alınan somut hiçbir önlem yok. Günler “cek” ve “cak” larla geçiyor. Bakırköy Belediye Meclisi Aralık ayı toplantılarında da depremi konuştu. CHP Meclis Üyesi Selim Malgaz açıklamalarda bulundu. Bu konuşmaları web sayfalarımızda sesli olarak dinleyebilirsiniz. Bu arada biz de Sayın Malgaz’a Bakırköy Belediyesi’nin deprem ile ilgili çalışmalarını ve neler yapacaklarını sorduk. ( Yazısı 17. sayfada )

VAN Depremi’nden sonra Başbakan açıkladı: “Oy hesabı yapmayacağız. Tüm kaçak binaları yıkacağız.”

FLORYA’DAKİ KAÇAK BİNALAR YIKILABİLECEK Mİ? Kimse cesaret edip konuşamıyor ama ortada bir gerçek var. 1999 ile 2004 yılları arasında Florya’da 180’in üzerinde binanın hiç bir ruhsat almadan kaçak olarak yapıldığı biliniyor. Binalar, yapan müteahhitler, göz yumanlar ortada. Şimdi Florya’ya da 2 kat daha yükseklik verilmeye mi çalışılıyor? Tüm bunlar yapanın yanına kar kalacak ve adına deprem affı mı denecek? ( Yazısı 19. sayfada )

Yeni Yıl Mesajları sayfa 13’de

Ateş ÜNALERZEN

Hadi SALİHOĞLU

Bakırköy Belediye Başkanı

Bakırköy Cumhuriyet Savcısı

Sürekli, Etkili, Ýlkeli.

19

Ya þ ý n d SAYI: 211

2012

Bakýrköy’de

a

1

Numara

ATAKÖY OCAK 2012

FİYAT: 2 TL

http://www.atakoygazete.com.tr

Anketimiz sonuçlandı. Aylık ortalama kira en az 35 bin TL olmalı.

BU BİNA VE ARSA UZMAN İNŞAAT A.Ş.’NİN İŞGALİNDE Yanda fotoğrafını gördüğünüz bu bina bahçe içinde ve Bakırköy’ün en işlek caddesinin üzerinde Yüce Tarla Caddesi ile Fişekhane Caddesi’nin kesiştiği yerde, Capacity kapalı otoparkının girişinin tam karşısında. Geçen sayımızda burası ile ilgili bir anket yayınladık ve sorduk. Sizce bu binanın aylık kirası ne olmalıdır? Bakırköy Belerdiyesi’ne ait bu yer Uzman Ticaret A.Ş’nin işgalinde bulunuyor. Uzman Tic. A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı Capacity AVM’nin % 51 hissesini kontrolünda bulunduran Selahattin Özgül. İşgaliye ödenen bu yer kiraya verilseydi belediye’nin kasasına her ay ne kadar girecekti. Bu ayrıcalık niye? ( 15. sayfada )

Capacity AVM’nin % 51 hissesini kontrolünde bulunduran Selahattin ÖZGÜL, Uzman A.Ş.’nin de hissedarı. Uzman A.Ş. bu bina ve arsanın işgalcisi durumunda.

Bakırköy’de çok uzun yıllardır gayrimenkul alım satımı ve gıda işi ile uğraşan İbrahim DORUL “Oranın en az kirası 50 bin TL eder” diyor.


3

FARUK SALGAR BÜYÜLEDİ

AYIN YAZISI

Türk Müziği’nin usta isimlerinden Bakırköy Musiki Konservatuarı Vakfı koro şefi Faruk Salgar, Cem Karaca Kültür Merkezi’nde verdiği konserde salonda bulunanları adeta büyüledi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Türk Müziği Orkestrası ile birlikte Türk Sanat Müziği’nin seçkin eserlerini seslendiren Salgar, salonda bulunan dinleyiciler tarafından sık sık ayakta alkışlandı.

Özcan Atamer e-mail

İki bölümden oluşan gecenin ilk bölümünde de İBB Korosu hicazkar eserlerden oluşan şarkıları seslendirdi.

“H A N G İ S İ B A B A S I ” KOMEDİSİ BAKIRKÖY BELEDİYE TİYATROLARI’NDA SAHNELENDİ Aynı anda iki karısıyla iki ayrı evliliği sürdüren taksi şoförü John Smit'in komik hikayesinin anlatıldığı 'Hangisi Babası' adlı komedi oyununun galası Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezi’nde yapıldı. Oyun sonunda sahneye çıkan Bakırköy Belediye Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Müşfik Kenter ve oyuncular uzun süre ayakta alkışlandı. Oyunculara çiçek veren Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen, Osmaniye'de yapılacak 1000 kişilik yeni bir tiyatro ve opera salonu inşaatına Nisan ayında başlanacağını ve bir yıl içinde bitirileceğini söyledi. Ray Cooney'in yazdığı, Nazım Uğur Özüaydın'ın dilimize çevirdiği Zurab Siharulidze'nin yönettiği 'Hangisi Babası' adlı oyunun gala gösterimi Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezi Müşfik Kenter Sahnesi'nde yapıldı. Mert Asutay, Çetin Etili, Fidan Tek Koşar, Nazan Koçak, Aytekin Özen, Özge Çatak ve Hüseyin Durak'ın performanslarını sergilediği oyunda, aynı anda, iki karısıyla, iki ayrı evliliği sürdüren taksi şoförü John Smith, günün birinde birbirinden habersiz iki çocuğunun internette tanışmasını ve ardından yaşanan gelişmeleri güldürerek anlatıyor.

ozcanatamer@atakoygazete.com.tr

YENİ YILA GİRERKEN BİZİ YÖNETENLERDEN NE İSTİYORUZ? Bir yılı daha geride bıraktık. Hep aynı söylemlerle yeni yıla girilir: “Sağlık, huzur, mutluluk dolu yeni bir yıl”… Her yeni yılda bu söylemlerin hemen tamamı hayal olur. Belirli bir mutlu azınlığın dışında hemen herkes yeni yılda aynı sorunlarla karşılaşır ve bizi yönetenlerin yasaları keyiflerince uygulamalarından şikayet ederler. Bizi yönetenlerden ne istiyoruz? Öncelikle görevlerinin; insanların mutlu ve huzurlu yaşamaları için yasa ve yönetmelikleri hakkaniyet kuralları içinde ve herkese aynı şekilde uygulamak olduğunu akıllarından çıkarmamalarını. Böyle mi oluyor? Hayır… Bizi yönetenlerin büyük çoğunluğu birkaç şahsı ve kurumu kollama pahasına geride kalan milyonları mutsuz ve huzursuz etmek için çalışıyorlar. Geçtiğimiz yıl bölgemizde yaşadığımız, pek çok kişinin yaşamını olumsuz etkileyecek uygulamalardan birkaç örnek verelim. Ataköy’ün göbeğine Ayamama Deresi’nin kenarına her biri 5 ton uçak yakıtı alan 7 adet yakıt tankı yaptılar. Bunları yapabilmek için yasaları uygulamadılar. Tepkiler karşısında yeni yönetmeliklerle her şeyi kitabına uydurdular. Atatürk Havalimanı’nın Ataköy istikametindeki 06-24 pistini uzmanların tüm uyarılarına rağmen Ataköy istikametine uzattılar. Gürültü önleyici uluslararası hiçbir kuralının uygulanmadığı bu piste sabaha kadar uçaklar inip kalkıyor. İnsanlar huzursuz, mutsuz… Hukuk kurallarının adamına göre uygulanmasının en güzel örneklerinden birisi de Capacity AVM’de gözler önünde… Bu AVM’de otoparkın ilk 3 saatinin ücretsiz olması gerekirken otopark ücreti almaya devam ediyorlar. Ayrıca “Biz yasa falan tanımayız. Bize kimse engel olamaz” dercesine otoparka abone ve ücret tarifesini devasa ışıklı tabelalarla ilan edebiliyorlar. Peki bunlar bu cesareti kimden alıyorlar? Tabii ki bizi yönetenlerden… Ayamama Deresi kenarındaki yapıların yıkılacağını bizzat Başbakan’ın açıklamasına rağmen, hemen dere kenarına Büyükşehir Belediyesi “Kadın Koordinasyon Merkezi” yapıyor. İnşaat nerede ise bitmek üzere... Trafikte çekicilerin ise durumu ortada. Sırf bazı polis dernek ve vakıflarının para kazanabilmeleri için çalışma şekilleri ortada… Örnekleri uzatmak mümkün… Bizi yönetenlerin büyük bölümünün hukuk anlayışı bu… Bu tablo karşısında insanlar nasıl mutlu olsunlar, nasıl huzurlu olsunlar ve nasıl ileriye umutla baksınlar… Bu ülkede maalesef cebinde parası ve siyasi gücü olan her şeyi yapıyor. Bunlar birileri tarafından korunuyor ve kollanıyor. Onlar için kanun ve yönetmelikler bir şey ifade etmiyor. İsteklerini yerine getirebilmek için bazı yöneticilerimiz “kılıfları” hazırlıyor ve parası ve siyasi gücü olanların istekleri emir telakki edilip yerine getiriliyor. Hiç kimse bunun aksini savunmasın… Yukarıda verdiğimiz birkaç örneğin gerekçelerini açıklasınlar biz de bilelim… Sevgili okuyucularım, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hukuk kurallarının herkese eşit şekilde uygulanması için verdiğimiz mücadeleye devam edeceğiz. Temennimiz bizi yöneten bazı yöneticilerin akıllarını başlarına alarak doğru yolu bulmaları… Umut etmekten başka elimizden bir şey gelmiyor… Yeni yılınızı bu duygularla kutluyorum…


5

BÜYÜKLERİMİZDEN MESAJ VAR

Bizleri büyüten, üzerimizde sonsuz emekleri olan yaşlılarımız. Kimisi bir telefon çaldığında ‘yüreğim hopluyor, arayanım soranım var diye seviniyorum’ diye tarif ederken, kimisi de ‘karşımda beni dinleyen birini bulduğumda yalnızlığımdan arınıyorum’ diye tarif ediyor onlara yapılan ziyaretleri. Bazıları eşini kaybetmiş; “Evin içinde bir sesti, nefesti. Birlikte gezmeye giderdik, yürüyüş yapardık.” diye anlatıyor eşlerini ve ekliyor onu çok özlüyorum diye. Bazısı ise yakınıyor oğlum, kızım aramıyor beni; yalnızım burda diye... Gözleri yollarda kapıdan birinin girmesini bekliyorlar... Sadece tanıdık yüzlerin değil tabiki de. Oğlunu kızını beklerken başka ziyaretçiler için de gözleri yollarda. Onlar için her yeni bir gün yeni bir umut, yeni bir bekleyiş. Kimden mi bahsediyoruz? Bakırköy Şefkat Huzur Evi sakinlerinden... Hem yeni yıllarını kutlamak için hem de yeni yıl mesajlarını almak için ziyaret ettiğimiz Şefkat Evi sakinleri bizi çok

Mualla Suyolu (85): Yeni yıl benim için bir sene eskiyi, bir

sıcak karşıladı. Orda olan herkesle konuştuk. Yeni yıldan beklentilerini, yeni yıl mesajlarını dinledik. Hepsi de sosyal aktivitelerin, kendilerini ziyarete gelenlerin daha fazla olmasını istiyorlar. Konsere, sinemaya, tiyatroya daha sık gitmek istiyorlar. Çay saatlerine sohbet edebilecekleri ziyaretçiler davet ediyorlar. Hepsinin birbirinden farklı hikayeleri olan yaşlılarımızın yeni yıldan beklentileri, yeni yıl umutları, yeni yıl mesajları... Maria Yamaner (73): Yeni yıl benim için dün gibi, yarın gibi

Yılbaşı benim için mutlu güzel bir akşam geçirmek demek. Umarım yeni yılda ülkemizin ekonomisinin daha da geliştiği, krizlere kapılmadığımız, terör olaylarının olmadığı bir yıl geçiririz. Ayrıca yeni yılda Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesini arzu ediyorum. Kendim için ise mutluluk, sağlık, huzur diliyorum. En önemli olan konular bunlar. Para pul önemli değil, önemli olan sağlık ve huzur. 3 öğün yemek bulunur ama huzur bulunmaz. Karabet Gürünlü (80): Yeni yıl benim için değişiklik ifade ediyor. Ülkenin durumunun daha iyi olmasını temenni ediyorum. Ülkemiz daha iyi olduğu zaman bizler de daha mutlu olacağız. Kendim için bir beklentim yok. Burada çok mutluyuz. Ben eski boksörüm. Ve bu nedenle sağlıklı olmak çok önemli. Yeni yılda da herkese sağlık diliyorum. Muammer Isıkan (80): Yeni yıl benim için çok şeyler ifade

demek. Yeni yılda daha mutlu günler geçirmeyi diliyorum. Sağlık, huzur diliyorum. En önemlisi sağlık ve huzur. Burada hoş sohbetler yapıyoruz. Bazen dışarıya çıkıyoruz. Yeni yılda daha fazla etkinlik olmasını istiyorum.

sene yeniyi temsil ediyor. Arkama baktığımda eskiyi, önüme baktığımda yeniyi temsil ediyor. Yeni yıldan beklentilerimiz tabi ki var. Bu yaştan sonra beklentiler daima hüzünlüdür. Aile efradım var, gelinlerim, çocuklarım, torunlarım var. Ailemin mutlu olması en büyük beklentim. Ve buradaki birliğin, düzenin bozulmaması. Ben bileyim ki bunlar benim insanlarım. Ben burada yalnız değilim, sahipsiz değilim. Aile çok önemli. İnsanın ailesi olursa, manen, ruhen arkasını onlara dayarsa geçmiş yıl da güzeldir, gelecek yıllar daha güzeldir. Bizim burada yaşam tarzımız dışarısı ile bağdaşmış vaziyette. Yarım bir duvar bizi halktan, insanlardan ayırmakta. Burada belki evimizden daha rahatız. Bir oğlum ve iki kızım var. En küçük kızımla görüşemiyorum. Bir mucize bekliyorum Allah’tan onu bulabileyim, görebileyim. Tek beklentim bu. Yoksa burası gayet rahat, huzurlu ve güvenli. İsmail Ayhan Gümüşsoy (56): Uzun yıllar Avrupa’da kaldım. Orada yeni yıl kutlamaları olurdu. Türkiye’de de oluyor.

ediyor. Çok şeyler de beni üzüyor. Yeni yılda her şeyin iyi olmasını istiyorum. İnsanların birbirleriyle güzel geçinmelerini, hastalık olmamasını en başta onu istiyorum. Burada üzülüyorum. Çok hasta var. Konuşacak arkadaş bulamıyorum bazen. Sıkılıyorum. Bazen kendimi dışarıya atıyorum ama burasını çok seviyorum. Yalova Depremi’nden sonra buraya geldim. 12 yıldır buradayım. İnanın burası çok güzel. Burada eskiden eğlenceler yapılırdı. Şimdi bunlar yapılmıyor. Buradaki insanların moralleri bozuk. Onun için hiç değilse haftada bir kere burada müzik, tiyatro gösterileri yapılmasını istiyorum. Moral gecelerinin yapılmasını istiyorum. Muammer Isıkan (80): Yeni yıl benim için çok şeyler ifade ediyor. Çok şeyler de beni üzüyor. Yeni yılda her şeyin iyi olmasını istiyorum. İnsanların birbirleriyle güzel geçinmelerini, hastalık olmamasını en başta onu istiyorum. Burada üzülüyorum. Çok hasta var. Konuşacak arkadaş bulamıyorum bazen. Sıkılıyorum. Bazen kendimi dışarıya atıyorum ama burasını çok seviyorum. Yalova Depremi’nden sonra buraya

geldim. 12 yıldır buradayım. İnanın burası çok güzel. Burada eskiden eğlenceler yapılırdı. Şimdi bunlar yapılmıyor. Buradaki insanların moralleri bozuk. Onun için hiç değilse haftada bir kere burada müzik, tiyatro gösterileri yapılmasını istiyorum. Moral gecelerinin yapılmasını istiyorum. Hanım Nalbantoğlu (73): Yılbaşı benim için buradaki tüm arkadaşlarımızla beraber mutlu bir akşam geçirmek demek. Yeni yıldan beklentim ise arkadaşlarımın arasında olmak, onlarla hoşça vakit geçirmek. Ayrıca sağlık diliyorum. İnsanların yalnız kalmamasını, aileleri ile birlikte uzun yıllar mutlu olmalarını diliyorum.

( Arzu BERATOĞLU Yavuz ARPACIK )


7

Bakırköy Mûsiki Konservatuarı Vakfı’ndan doğumlarının 180. yılında ve 804. yılında

H A C I Â R İ F B E Y ’ İ V E H Z . M E V L Â N A’ Y I A N M A K O N S E R İ

Bakırköy Mûsiki Konservatuarı Vakfı (BMKV), doğumunun 180. yılında Hacı Ârif Bey’i ve sema töreni eşiliğinde doğumunun 804. Yılında Hz. Mevlâna’yı anma konseri gerçekleştirdi. Kültür Üniversitesi Akın Güç Oditoryumu’nda gerçekleştirilen ve sunuculuğunu Bakırköy Mûsiki

Konservatuarı Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Selçuk Kurt’un yaptığı geceye, Bakırköy Kaymakamı Yakup Vatan, BMKV Danışmanı Prof. Dr. Nevzat Atlığ, BMKV Yönetim Kurulu Başkanı Hikmet Özkahraman ve Yönetim Kurulu Üyeleri ile İşadamı Selim Pars ve binin üzerinde davetli katıldı. Gecenin ilk bölümünde

Solist Faruk Salgar yönetimindeki Bakırköy Mûsiki Vakfı hocaları tarafından Kürdi’li Hicazkâr Peşrevi ve Kürdi’li Hicazkâr şarkılar seslendirildi; ikinci bölümde ise Bakırköy Mûsiki Konservatuarı Vakfı Itri – Dede Efendi ve Gençlik Koroları ile Galata Mevlevi Sema Topluluğu tarafından Acem – Aşirân Mevlevi Âyini ve Semâ Töreni gerçekleştirildi.

(Arzu BERATOĞLU)


9

Edirne İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne atanan Bakırköy İlçe Milli Eğitim Müdürü

HÜSEYİN ÖZCAN’A VEDA YEMEĞİ

Bakırköylü İşadamları Derneği (BİAD), Bakırköy İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü görevinden Edirne İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne atanan Hüseyin Özcan için veda yemeği düzenledi. BİAD Sosyal Salonu’nda düzenlenen geceye Bakırköy Kaymakamı Yakup Vatan, Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen, Bakırköy Askerlik Şubesi ve Garnizon Komutanı Alb. İhsan Bursalı, Üsküdar Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa

Ateş Ünal Erzen de konuşmasının ardından Özcan’a plaket verdi. Gecede konuşan Özcan, Bakırköy’den ayrılmanın kendisi için çok zor olduğunu belirtirken, duygulu anlar yaşadı. Özcan, Bakırköy’de mesleki açıdan en üst seviyede çalıştığını ifade ederek, Bakırköy’de bir çok dost kazandığını ve bu dostlukları hiçbir zaman unutmayacağını söyledi. Özcan ayrıca Bakırköylülerin kendilerini Edirne’de ziyaret

Adagül ile çok sayıda kamu kurum müdürü ve işadamları katıldı. Sunuculuğunu sanatçı Göksenin İleri’nin yaptığı gecede konuşan Bakırköy Kaymakamı Yakup Vatan, Hüseyin Özcan’ın Bakırköy’den ayrılmasından dolayı üzüldüklerini fakat daha üst bir göreve atandığı içinde sevindiklerini söyledi. Vatan, konuşmasının ardından Özcan’a Bakırköy’de yaptığı hizmetlerden dolayı bir plaket takdim etti.

Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen’de Hüseyin Özcan’ın Bakırköy’deki eğitim seviyesini en yukarıya taşıdığını ve Bakırköy’e SBS’de birincilik kazandırdığını hatırlatarak, hizmetlerinden dolayı Özcan’a teşekkür etti. Belediye Başkanı

etmelerini de istedi. Geceye katılan kamu kurum müdürleri Hüseyin Özcan’a çeşitli hediyeler ve plaketler sunarken, Bakırköy Musiki Vakfı Konservatuarı Yönetim Kurulu Üyesi Selçuk Kurt da İstanbul şarkıları ve Edirne şarkılarının olduğu müzik CD’leri hediye etti. Oldukça samimi ve duygulu anların yaşandığı gece, toplu şekilde çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi.

Gürcü ressam Davit Ughrelidze’nin Eserleri

SANAT SEVERLERLE BULUŞTU

Gürcü Ressam Davit Ughrelidze’nin yağlıboya çalışmaları Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezi’nde sanatseverlerle buluştu. Tiflis Devlet Güzel Sanatlar Akademisi mezunu, kitap illüstrasyonu ve heykel çalışmalarının yanı sıra tiyatro dekor ressamı olarak da görev yapan Gürcü ressam Davit Ughrelidze’nin resim sergisinde 30 eser yer aldı. 1996 yılından beri Türkiye’de yaşamını sürdüren Ughrelidze’nin açtığı 20’den fazla kişisel sergisinde yer alan eserleri, Gürcistan, Rusya, İtalya, Fransa,

İspanya, Küba, İsrail, Hollanda, İngiltere ve Türkiye’de özel koleksiyonlarda yer alıyor. Resme küçük yaşlarda başladığını belirten sanatçı “ Son 10 yıldır Türkiye’de yaşıyorum ve sanata burada hizmet ediyorum. Bir çok eserlerim özel koleksiyonlarda bulunuyor. 20’den fazla kişisel sergi açtım. Her sergi benim için bir sınav. Sanatımı değerlendirmek ve özeleştiri yaparak gelişimime katkıda bulunmak benim için daha rahat oluyor. Bu nedenle sergiler hep bir sınav diyorum.” dedi.


11

ANTİKA MERAKLILAR HER CUMARTESİ AİRPORT OUTLET ’TE İstanbul Ataköy’de bulunan Airport Outlet Center’da her

Cumartesi günü AVM açık otopark alanında “Bit Pazarı” kuruluyor. Kapalı Çarşı, Bakırçılar Çarşısı, Ankara Ayrancı Bit Pazarı Türkiye’nin birçok yerinde antika dükkanı olan esnaflar ve koleksiyonerler her cumartesi günü Airport Outlet Center’daki “Bit Pazarı”nda buluşuyor. Airport Outlet Center otopark alanında cumartesi günleri 10:00-18.00 saatleri arasında

RESSAM RUHCAN AKİL’İN “TROYA ÖNÜNDE ATLAR” SERGİSİ

CAROUSEL’DE SANATSEVERLERLE BULUŞTU Carousel Alışveriş ve Yaşam Merkezi, Ressam Ruhcan Akil’in ”Troya Önünde Atlar” kişisel resim sergisine ev sahipliği yaptı. Ressam Ruhcan Akil’in, Yunan mitolojisinin başyapıtlarından İlyada destanındaki 16 bin dize ve 24 bölümden oluşan Troya Savaşı öyküsünden yola çıkarak üretmiş olduğu çalışmaları Carousel Sahne’de sergilendi. 9 yıl süren Troya Savaşı’nın son 51 gününün anlatıldığı dönemin ana temalarını resmeden sanatçı Akil, “Sergide pastel, suluboya ve karakalem çalışmalarının yer aldığı 60’a yakın eserim yer alıyor. Her çalışmanın bende ayrı bir önemi var. 20 yıldır özenle yaptığım çalışmaların bir bölümünü Carousel’de sanatseverlerin beğenisine sunmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Sergiye gösterilen ilgiden de son derece memnunum’’ dedi. Sanatçı 1983 yılında Mimar Sinan Üniversitesi (İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi) Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nden yüksek lisans alarak mezun olduktan sonra resminde bağımsız bir kişilik geliştirmek, plastik bir dil ve anlatım üslubu yaratmak amacıyla farklı temalarda birçok resim üretti. Özellikle öykülerin kendisini fazlasıyla etkilediğini ve resim yapmada öykünün önemli bir unsur olduğunu görmüş, tema

olarak öyküleri, destanları, yaşanmışlıkları ve anıları ele almış. Öykü ve destanların içerdiği sırlar sanatçının resim yapma sürecinde ortak yaşanmışlıklara dönüşüyor. Bu ortak sırlar Akil’in tuvalinde izleyiciyle paylaşılıyor. Ruhcan Akil için antik kent Troya farklı bir öneme sahip. Bu seri çalışmasına 1990’lı yıllarda Melih Cevdet Anday’ın “Troya Önünde Atlar” şiirinden esinlenerek başladı. Troya teması üzerine birçok kaynağa ulaşarak inceledi. Ayrıca Troya ülkemiz kültür değerleri içerisinde de önemli bir yere sahip. Ruhcan Akil’in resimlerine konu olarak seçtiği Troya üzerine 21 yıldır yaptığı çalışmalar, aynı zamanda kültür mirasımızın korunması ve tanıtılması için de çok önemli bir sanatçı tavrı ve duyarlılığı. Sanatçının eserleri Berlin Müzesi ve Çanakkale Arkeoloji Müzesi’nde, Yeditepe Üniversitesi Özgün Baskı Müzesi’nde Muğla Üniversitesi Müzesi’nde, Hollanda koleksiyonlarında yer alıyor. Sanatçı çok yönlü yaratıcılığıyla ayrıca “Gölge” temalı 4 kişisel fotoğraf sergisi gerçekleştirdi. İstanbul’da kültürsanat yönetmenliği ve yazarlığı yapmış, 1984 yılında İstanbul ModaKadıköy’de “Leke Sanat Atölyesi”ni kurmuş, Troya projesi kapsamında Troya Kültür Merkezi’ni uzay kafes sistemden tasarlayarak “Yapısal Heykel” olarak projelendirdi.

gerçekleştirilen etkinlikte osmanlı işlemeli kumaşlarından, bakır objelerere, Efemeradan, filateliye, eski plaklardan, eski mecmualardan kitaplara, takılardan, cam ve porselen objelere, şehir kartlarından, kart postallara kadar birbirinden değişik binlerce antika ve yarı antika obje sergilenerek satışa sunuluyor. Yaklaşık 100 esnafın katıldığı “Bit Pazarı” etkinliğinde her cumartesi günü 16:00-17:00 saatleri arasında küçük bir mezatta düzenlenerek açık artırma yöntemi ile antika ve yarı antika objeler satışa sunuluyor.

Ünlü Popçu Hadise Avcılar’da engelli çocuklarla bir araya geldi

ENGELLERİ AŞTI Aşk Kaç Beden Giyer albümüyle 2011 yılına damgasını vuran Hadise, Pelican Mall’da engelli çocuklar yararına hayranlarıyla buluştu. Hayranlarıyla tek tek ilgilenen Hadise, kendi resimlerinin basılı olduğu tişörtleri imzaladı. Hadise, “Bazı sanatçılar böyle organizsonlarda para teklif ediyorlar” sorusuna, “Buraya gelmek için para istemek çok büyük saygısızlık” diye konuştu. Ünlü popçu, İngilizce albüm yapacağı yönündeki haberleri doğrulayarak, “Birkaç aydır yurtdışına gidip geliyorum, prodüktörlerle görüşüyorum. Bu

hayatımda hep var, son iki aydır gelişen bir şey değil. En büyük hayalim Türkçe albüm yapmaktı. Şimdi sırada İngilizce albüm var” dedi. Hadise’nin katılımıyla gerçekleşen sürpriz etkinliklerle Pelican Mall, 1. Yaşına ve Yeni Yıla özel düzenlediği muhteşem kampanyası için, doğum günü kutlamasına özel fırsatlar da sundu.


HOŞ GELDİN

Yakup VATAN Bakırköy Kaymakamı

Her yeni gün, her yeni yıl yeni bir umut, yeni başlangıçtır. Bu noktadan hareketle Bakırköy halkı başta olmak üzere her inanç kesiminin yeni yılını kutlarım. İnsanlarımızın sağlık, mutluluk, huzur içinde daha nice yıllar geçirmelerini diliyorum. Ülkemiz açısından ise dünya genelinde olan ekonomik krizden en az zararla hatta zararsız çıkmasını, terör belasından kurtulmasını diliyorum.Bu duygu ve düşüncelerle Bakırköylü vatandaşlarımız başta olmak üzere, tüm Türkiye’nin yeni yılını kutlar, sağlık, mutluluk, huzur dolu bir yıl geçirmelerini dilerim.

2012

Yeni yıl, yeni umutlar demektir. 2012 yılının, Türk Milleti’nin umutlarının gerçekleştirildiği, birlik ve beraberliğinin pekiştiği, Atatürk’ün çizdiği çağdaş uygarlık yolunda hızla ilerlediği, felaketlerin olmadığı başarı ve sevinçlerin çoğaldığı bir yıl olmasını diliyorum. Sevgili Bakırköylülerin yeni yılını en içten kutlar, Per.Kd.Alb. İhsan BURSALI dileklerimle esenlik dolu nice Bakırköy Askerlik Şube Başkanı ve yıllar diler, Garnizon Komutanı saygılar sunarım.

En kestirmesini söylersek, hoşgeldin yeni yıl, boşa geçen eski yıllar demek gerekir. Gerçekten boşa geçen eski yıllar. Artık yeni yıl dünyaya sağlık, mutluluk ve barış getirsin demekten sıkıldım. Ya benim dileğim tutmuyor, bu olmuyor. Yani yeni yılın eski yıllardan farklı olmayacağını

Ateş ÜNALERZEN Bakırköy Belediye Başkanı

13

Şahsım ve Bakırköy Adliyesi mensupları adına tüm Bakırköylüler’in yeni yılını tebrik eder, 2012 yılının ülkemize ve milletimize esenlik, sağlık, mutluluk ve barış dolu günler getirHadi SALİHOĞLU mesini dilerim. Bakırköy Cumhuriyet Savcısı

sanıyorum. Ama yine de bir umuttur. Herkes bir defa herşeyden önce aileleriyle birlikte güzel bir gece geçirsinler. Sağlık diliyorum insanlara. Yeni yıla aileleriyle birlikte girenler inşallah eksiksiz olarak aileleriyle birlikte yeni yıllara kavuşurlar. Ama artık barış, sevgi dilemekten yoruldum ve sözüm geçmiyor. O bakımdan çok üzüntülüyüm. Aslında savaş devam ediyor. Çok ciddi bir dünya savaşı var. Bu 1.ve 2. Dünya savaşları gibi ordularla yapılmıyor ama teknolojik savaş var,

ekonomik savaş var. Ekonomik savaş en güçlüsü. Niye bunlar oluyor onu da bilmiyorum. İnsanların tatminsizliğini anlamıyorum. İnsanlar niye güzel güzel kardeşçe geçinmeyi bilmiyorlar. Sadece insan kimliğini ele alıp o kimliği sevmeyi bilmiyorlar. Etnik savaşlar, din mücadeleleri günümüzde hala sürüyor. İnsanların aileleri ile birlikte mutlu ve sağlıklı bir şekilde yeni yıla girmelerini, seneye de aynı şekilde buluşmalarını temenni ediyorum.

MUTFAK HİJYENİ VE GÜNLÜK YAŞAMIMIZDA GIDA HİJYENİ Bakırköy Belediyesi ve Türk Kadınlar Konseyi Derneği Bakırköy Şubesi işbirliği ile “Mutfak Hijyeni ve Günlük Yaşamımızda Gıda Hijyeni” konulu seminer düzenlendi. Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezi’nde düzenlenen seminerde konuşmacı olarak yer alan İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğretim üyeleri Prof. Dr. Gürhan Çiftçioğlu ve Doç. Dr. Özge Özgen Arun, katılımcılara güvenilir gıda için 5 anahtar tavsiyede bulundular. Seminerde ilk olarak konuşan Doç. Dr. Özge Özgen Arun, gıda güvenliği için üretimden tüketime kadar herkesin sorumluluklarını tam olarak yerine getirmesi ve hijyen kurallarına uyulması gerektiğini söyledi. Arun, ayrıca seminere katılan tüm kadınlardan mutfak hijyenine çok önem vermelerini seminerde

verilen tavsiyelere uymalarını istedi.

Güvenilir Gıda İçin 5 Anahtar

İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğretim üyesi Porf. Dr. Gürhan Çiftçioğlu ise mutfak hijyeni ve günlük yaşamımızda gıda hijyeni konularında seminere katılan kadınlara 5 önemli anahtarın olduğunu belirterek, tavsiyelerde bulundu. Güvenilir gıda için ilk anahtarın temizlik olduğunu vurgulayan Çiftçioğlu, gıdalara temas etmeden ve yemek yapmadan önce mutlakta ellerin yıkanmasını, gıdalar hazırlandıktan sonra kullanılan alet ve yüzeylerinde iyice yıkanması ve dezenfekte edilmesi gerektiğini söyledi. Çiftçioğlu, 2. anahtarın ise pişmiş ve çiğ gıdaların ayrılması

olduğunu belirterek, çiğ gıdaları hazırlamak kullanılan kesme tahtası ve bıçak gibi alet ve malzemelerin diğer gıdalar içinde kullanılmaması gerektiğini ifade etti. 3. anahtarında yemeklerin iyi pişirilmesi olduğunu söyleyen Çiftçioğlu, özellikle et, tavuk eti, yumurta ve su ürünleri başta olmak üzere gıdaların iyice pişirilmesi gerektiğini dile getirdi. Gıdaları güvenli ısılarda saklamanın ise güvenli gıda için 4. anahtar olduğunu ifade eden Çiftçioğlu, pişmiş gıdaların oda ısısında 2 saatten fazla bırakılmamasını ve gıdaların buzdolabında olsa bile uzun süre saklanılmaması gerektiğini belirtti. İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürhan Çiftçioğlu, temiz su ve malzeme kullanımınında güvenilir gıda için 5. anahtar olduğunu söyledi.


14 Değerli Ataköy Gazetesi okuyucuları; son yazımda Van Depremi ile ilgili bilen ve bilmeyenlerin söylemleri, görüşleri, inşaat sektöründeki denetimsizlik ve de şantiyedeki asıl uygulama eksikliklerini sizlerle paylaşmıştık. Ayrıca aynı yazımızda inşaatın tatbik esnasındaki malzeme, işçilik kusurları ile; bu alanda tatbikçi olan usta, kalfa gibi kalifiye elemanlarının eğitimsiz ve az miktarda oldukları, bunlar için açılacak kısa dönemli öğrenim veya kursların çok faydalı olacağına değinmiştim. Şantiyelerde sadece mühendis, mimar gibi teorikte eğitim görmüş, uygulama sürecinde ise deneyimli, eğitimli, demirci, kalıpçı gibi ara elemanların büyük önem taşıdığını kabul etmek zorundayız.

N I M A Þ A Y ÝÇÝNDEN

DEPREM DAYANIKLILIK TESTİ: Geçen günlerde tanınmış bir araştırma şirketinin basında çıkan bir soruşturma sonucunu okudum. Binaların tespiti, satın alma veya kiralama sürecinde talip oldukları konut, işyerinin deprem raporlarının olup olmadığı veya diğer sosyal isteklerin yerinde olup olmadığını çok az kişinin takip ettiğini, hatta çoğunun bilgi sahibi olmadığını gördük. Bu araştırmadaki geniş soruların cevapları ve insanlarımızın konu ile ilgili bilgi eksikliği de şunu gösteriyor ki; uluslararası değer oranlarında devletimiz ve ilgili kurumlarımız halkımıza herhangi bir öncülük yapmamışlardır. Yani meselenin önemini kavramamış, bu yönde bir eğitimi öngörmemişlerdir. Betonarme binaların deprem testinin yapılması çok ciddi konu olup uzmanlık, deneyim isteyen, uygulamada bazı normların ve formların bilinmesi gerektiğini belirterek, her önüne gelen binanın dayanıklı veya tersini tespit etmek yanlışına düşülmemelidir. Deneyimli teknik elemanların binanın varsa tastikli proje ile statik, betonarme projelerinin aynen uygulanıp uygulanmadığını, diğer eksikleri ile alınacak beton numunelerinin analizlerini çok ciddiye alması bu konuda yetkililerce verilmiş bir raporun bulunması gerekmektedir. Çünkü bu inceleme ve tespitlerde, betonun kalitesi, demir donatımının doğruluğu, Van Depremi’nde görülen zemin katlarda kolon eksikliği veya kesilmesi gibi inşaatın can damarlarının doğru tespit edilmesi önemlidir. Şimdi yeni bir buluş olarak kabul edilen ve eski binalara uygulanan “GÜÇLENDİRME” olayı da ayrı bir uzmanlık isteyen, güçlendirirken binanın çökmesine sebep verilebileceği hiç unutulmamalıdır. Şahsi görüş olarak; bu konuda bizzat şantiye tecrübesinde edindiğim bilgilere dayanarak güçlendirmeye karşı bulunmaktayım. Bir kere güçlendirmede denetim yoktur, uzman elemanlar eksiktir, uygulamayı yapanlarda özellik arz eden bu konuda eğitilmemişlerdir. Betonarme, isminden anlaşılacağı gibi birbirinden ayrılmayan bir konstürüksiyon sistemidir. Yani karkas ifadesinden de bilindiği gibi bina temel sisteminden, sömellerden, çevre perdelerden, kolon, kiriş ve en niyahette bunların hepsini toplayarak kavrayan “TABLİYE BETONU” dur. Bu karkasın sadece sömel ve kolon ölçülerini kalınlaştırarak demir ilavesi ile güçlendirmenin yeterli olmadığı görüşündeyim. Hele hele kalınlaştırma olayı temelden çatıya kadar devam etmez ise yani temel ile zemin kat arasında yapılırsa ufak bir sallantıda binanın çökmesi daha kolaylatılmış olur. Sonuç olarak tercih edilen bir sistem güçlendirme olmamalıdır, zira yukarıda bahsettiğimiz karkasın her santimetrekaresine intikal ettirilemeyen takviyenin veya ilavelerin hiçbir yararı olmadığı görüşünü savunuyorum. Ükemizde mevcut çarpık yapılaşmaya bir çözüm getirmek adına imar değişikliği ile kat ilavesi, kentsel dönüşüm gibi önlemler şu anda TBMM’de görüşülme sürecindedir, onlara da bir göz atalım.

KENTSEL DÖNÜŞÜM - KAT İLAVESİ: Halen yürülükte bulunan Kat Mülkiyeti Kanun’ları ile İmar Mevzuat’ları, çarpık kentleşmeye meydan verecek nitelikte olduğundan TBMM’de ilgili yasa tasarıları görüşülmektedir.

anlayabileceği dilde konu netleştirilmeli, topluma anlatılmalı, ikna edilmeli, herhangi bir kaybının olmayacağına inandırılmalıdır. Bunun içinde çok ciddi uluslararası kabul görecek, içine girmek istediğimiz Avrupa Birliği’nin şartlarına uygun, sıkıntı yaratmayacak, özellikle yaşlı, emekli, dar gelirlileri koruyacak kanunlar çıkartmalı devlet, devlet baba olmalıdır. Yalnız bu sektörden çıkar sağlayan ve mantar gibi son 10 yılda yüzlercesi ortaya çıkan, devlet denetimi yerine devletten büyük destek gören “RANTÇI YANDAŞLAR”ın görüş ve istekleri doğrultusunda karar vermek ülkemize, insalarımıza, demokrasiye yakışan bir davranış olmayacaktır. Kısacası kentsel dönüşüm prensip ve çözüm olarak bir çıkar yoldur. Ama bu yol, hep vatandaşın, mağdurların, dar gelirlilerin sıkıntıları olmamalı, ille de kasa doldurmak daha fazla kazanmak uğruna yeşil alanları, günlük uydurma imar değişiklikleri ile geçinenlerin lehine olmamalıdır. Devlet bu noktada sorumluluğunun idraki ve ciddiyetinin içinde kalarak bir yasayı ortaya koymalıdır. Böylece devlet yani bizim seçtiklerimiz bizleri koruması altına almalıdır.

B2 ORMAN KANUNU:

Fikret TORAMAN KENTSEL DÖNÜŞÜM - DEPREM TESTLERİ GÜÇLENDİRME UYGULAMALARI B2 ORMAN KANUNU Sağlamlığını yitirmiş, geçmiş depremlerde ciddi hasar görmüş, yıkılmaya mehil eden binaların yoğun olduğu kent ve bölgelerde mutlaka yasal bir çözüm getirilme zorunluluğu vardır. Ancak, malesef Türkiyemiz’de yasalar çıkarılırken kanun koyucularımız, vekiller, komisyonlar diğer sektörlerde olduğu gibi ya işin derin bilgisine ya da işin önemine fazla eğilmezler, dolayısıyla biraz acelecilikle, bazen yanlış kanunlarda çıkartmaktadırlar. Bir kere tüm uygulama ve yasalardan önce yukarıda bahsini ettiğimiz çok önemli konularda envanter çıkarılmalı, bir araştırma içinde yapılacak uygulamalar ile vatandaşın anayasal haklarını, konut edinme ve diğer hukuksal haklarını ön planda gözetmek zorunluluğu vardır. Çıkarılacak kanunun sadece kanun olması değil mutlaka vatandaşın çıkarını, mağdur olmamasını gözetmelidir. Bu uzun ve detaylı biçimde yapılacak çalışmaların uygulaması ayrıca Bilgi Edinme Yasaları’nı da gözeterek “VATANDAŞA DANIŞMAK” mecburiyetini unutmamak gerekir. Çünkü her şey vatandaş için yapıldığına göre onların arzularına, yaşam şartlarına, daha önemlisi “DEMOKRASİ”ye uyan yasalar çıkarmak en doğrusudur. ‘Ben senin evini yıkacağım, istemezsen evini kamulaştırarak seni istemediğin yerde ikamet ettireceğim’ mentalitesi yanlış olur, sakıncalı olur, sonuçta sorunlu olur. Bu konuda bir örnek vermek gerekirse: otuz-kırk yıl çalışarak ikramiyesi ile birikimi ile, ya da sağdan soldan takviye ile başını sokacak bir daire edinebilmiş, emekli olmuş, hayatının sonbaharına gelmiş bir vatandaşa ‘buradan zorla çıkacaksın’ mantığı Afrika’da bile uygulanmamıştır. Onun için Kentsel Dönüşüm Yasası dört dörtlük hale getirilerek, ne bu tarzda yaşayan vatandaşları, ne de depremle karşı karşıya kalanları rahatsız etmeyecek formda olmalı, işin içinde haksızlık, hukuksuzluk, kayırıcılık “RANTÇILIK” olmamalı, bir huzursuzluk daha yaratılmamalıdır. Bunu söylerken sadece görüşmeleri medyadan, televizyonlardan izleyebildiğimiz kadar bilgi edindiğimizden konu netleşmeden karar vermek de haksızlık olur. İşte devlet bu noktada vatandaşın güvendiği kurum olarak bu şüphe ve olumsuzlukları yok edecek tarzda, hukuka ve mantığa uygun kanunlar çıkarmalıdır. Yani bu yasalarda acele etmeden, vatandaşın

Ülkemiz coğrafyasına baktığımızda yani bundan 50 yıl önceki Türkiye coğrafyası ile şimdiki konumu kıyaslandığında kentleşme adına, çevreyi taş yığınına çevirdiğimiz görülecektir. Dünyanın her tarafında, her ülkesinde yeni orman alanları, yeşil alanlar yaratmak için uğraş verilmekte, ülkemizde de başta TEMA Vakfı ve benzeri sivil toplum örgütleri ağaç dikmeye özen gösterirken, biz “ORMAN VASFINI KAYBETMİŞ” bahanesiyle mevcut ormanları yozlaştırmak, kayalık, beton kütlesi haline getirmeye çaba göstermekteyiz. Bu şekilde tarım alanlarımızı, iklim değişikliğine çok büyük faydası olan orman alanlarımızı kaybederken, yılda 1 milyon metreküp toprağın kayması nedeniyle “EROZYON” ülkesi haline gelmiş bu kadar toprağın denizlere, göllere, ırmaklara akışı engellenememiş olacaktır. Bildiğimiz gibi orman, selleri engelleyen diğer alanlarda büyük faydası olan bir örtü halindedir. Bu mevcut alanları yok sayarak indirimli, taksitli satışa çıkarmak bence bu ülkeye iyilik yapmak değildir, zarar vermek demektir. Bu örnekleri çoğaltmak ülkede ormanı, yeşilliği yok etmek bence Çevre ve Orman Bakanlığı’nın görevi değil aksine bu alanları çoğaltmak onun birinci projesi olmalıdır. Bu örnekleri bütün Türkiye’nin yanında İstanbul’da da yaşayanlarımız görmekte sahillerin, ağaçların, yeşilliğin nasıl katledildiğini bizzat yaşamakta ve görmektedir. Bu konuda da fazla söz söylemek yerine vatandaş kendi haklarına sahip çıkacak biçimde ses vermelidir. Çünkü biz doğarken kazandığımız İnsan Hakları’nı, yaşama haklarını ve tüm gelişmiş ülkelerde oludğu gibi medeni yaşam şartlarını, anayasa dolayısıyla kazanmış durumdayız. Bu haklarımızı yine yasal çerçeve içinde her yerde, her şekilde dile getirmek, doğruları desteklerken yanlışlara da karşı çıkmak bu anayasadan kaynaklanan bir haktır. Herkes bu ülkede bunun bilincinde olarak topluca yanlışlara karşı çıkabilmeli, doğruya doğru, eğriye eğri itirazını çok doğal bir hak olarak kullanabilmelidir. Bu deprem konusuyla da yaşadığımız yer yani Bakırköyümüz birinci sınıf bölgesinde bulunduğuna göre yukarıda bahsini ettiğimiz, kentsel dönüşüm, imar mevzuatı, yıkımlar ve güçlendirmeler konusunda çok daha ciddi, hızlı çalışma içinde görmek istediğimizi de belirtmek istiyorum. Bu vesileyle yeni yılınızın sağlıklı, mutlu, huzurlu ve demokrasi içinde geçmesini dilerken, aşağıdaki konuyu da yeni yıl hediyesi olarak görüşlerinize sunmak istiyorum.

EMEKLİ VEKİLLERE KIYAK Ülkede aylardır, yıllardır emekli maaşına 10 ile 200 lira arasında zam yapılacağı tartışılıp, dalga geçilirken son günlerde hemen bir kaç gün içinde gelmiş geçmiş bütün emekli milletvekillerine yüzde yüz zam yapılmasını da görüşlerinize ve taktirlerinize sunuyorum.


15

Anketimiz sonuçlandı. Aylık ortalama kira en az 35 bin TL olmalı.

BU BİNA VE ARSA UZMAN İNŞAAT A.Ş.’NİN İŞGALİNDE Fotoğrafını gördüğünüz bu bina bahçe içinde ve Bakırköy’ün en işlek caddesinin üzerinde Yüce Tarla Caddesi ile Fişekhane Caddesi’nin kesiştiği yerde, Capacity kapalı otoparkının girişinin tam karşısında. Geçen sayımızda burası ile ilgili bir anket yayınladık ve sorduk. Sizce bu binanın aylık kirası ne olmalıdır? Bakırköy Belerdiyesi’ne ait bu yer Uzman Ticaret A.Ş’nin işgalinde bulunuyor. Uzman Tic. A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı Capacity AVM’nin % 51 hissesini kontrolünde bulunduran Selahattin Özgül. İşgaliye ödenen bu yer kiraya verilseydi Belediye’nin kasasına her ay ne kadar girecekti? Capacity AVM otoparkı ile ilgili gelen şikayet üzerine hiç bir AVM’nin 3 saate kadar otopark ücreti alamayacağını, 3 saatten sonra da Büyükşehir Belediyesi’nin belirleyeceği otopark ücret tarifesini uygulamak zorunda olduklarını yayınlamıştık. Bu haberimiz üzerine adeta ihbar ve belge bombardımanına tutulduk. AVM’nin otoparkındaki oto yıkama yeri, ortak alanlardaki sonradan yaratılan ve kiraya verilen dükkanlar, Capacitiy kapalı otopark giriş ve çıkışındaki kimsenin haberi olmayan (!) uygulamalar, kapalı otopark çıkışında devlete ait yolu ortadan bölerek kendi kullanımlarına tahsis etmeleri, AVM’nin C Kapısı’nın yanında pastane içinden dışarıya imar planlarında herhangi bir değişiklik yapılmadan ayrı bir kapı açılması gelen şikayet ve ihbarlardan bazılarıydı. Son gelen ihbar ise çok ilginçti. Capacity AVM’nin % 51 hissesinin kontrolünü elinde bulunduran Selahattin Özgül’ün sahibi olduğu Uzman İnşaat Ticaret A.Ş.’nin Bakırköy’ün en değerli yerinde Yücetarla Caddesi ile Fişekhane Caddesi’nin kesiştiği noktada bulunan bahçe ve içindeki binanın işgalcisi olduğuyla ilgili idi. Yaptığımız araştırmada gerçeğin bu olduğunu öğrendik. Bilgileri belgelendirebilmek için Bakırköy Belediyesi’ne 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Yasasına göre bir dilekçe yazarak bilgi istedik.

BAKIRKÖY BELEDİYE BAŞKANLIĞI’NA 14.10.2011 Bakırköy İlçesi Yüce Tarla Caddesi ile Fişekhane Caddesi’nin kesiştiği, Capacity Alışveriş Merkezi kapalı otopark girişi karşısındaki Bakırköy Belediyesi’ne ait hizmet alanında (parkta) bulunan binanın Selahattin Özgül’e ait Uzman İnşaat A.Ş tarafından kullanıldığı bilinmektedir. 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Yasası’na göre aşağıdaki sorularımın yasal süre içerisinde cevaplandırılmasını önemle rica ederim. 1. Selahattin Özgül, Uzman A.Ş’ye bu bina ihale yoluyla mı verilmiştir? 2. İhale yolu ile verildiyse ihale ilanı hangi gazetede hangi tarihte yayınlanmıştır? 3. İhaleye kaç kişi katılmıştır. 4. İhaleyi Selahattin Özgül, Uzman A.Ş hangi şartlarda kazanmıştır? 5. İhale yapılmadı ise Selahattin Özgül ve Uzman A.Ş’ye bu bina hangi yasanın hangi maddelerine göre tahsis edilmiş ve kullandırılmaktadır?

Verdiğimiz bu dilekçeye Bakırköy Belediyesi aşağıdaki cevabı verdi.

T.C İSTANBUL BAKIRKÖY BELEDİYE BAŞKANLIĞI Hukuk İşleri Müdürlüğü Sayı : M.34.6.BAK.0.61.647.03.01- 1284 01.11.2011 Konu: 14.10.2011 tarihli dilekçe. BASIN YAYIN ve HALKLA İLİŞKİLER MÜDÜRLÜĞÜ’NE İLGİ: 18.10.2011 tarih ve M.34.6.BAK.0.63-62203-827 sayılı yazınız. İlgi yazı ekinde Müdürlüğümüz’e gönderilen, Özcan ATAMER’in 14.10.2011 tarihli dilekçesi incelenerek, 4982 Bilgi Edinme Yasası gereğince

başvurusunun yanıt verilmesi istenen hususlar aşağıda açıklanmıştır. Bilgi edinilmesi istenilen, taşınmaz Uzman Ticaret A.Ş tarafından işgalli olup 09.10.2009 tarihli tespit zaptı ile tutanak altına alınmıştır. Tespit zaptı gereği 2886 sayılı yasa maddeleri uygulanarak fuzuli şagilden 5 yıl 7 ay geriye dönük Ecrimisil bedeli tahsil edilmiş ve düzenlenen 18.11.2009 tarih ve 751 sayılı Ecrimisil İhbarnamesi düzenlenerek 18.11.2009 tarihinde ilgilisine tebliğ edilmiştir. Tahakkuk eden Ecrimisil miktarına Belediye Başkanlığı hesabına yatırılmıştır. Bilgilerinize arz ederim. Av. Nurten AYDIN Hukuk İşleri Müdürü Aldığımz cevap yapılan ihbarı doğruluyordu. Bakırköy Belediyesi ilk işlemi 18.11.2009 tarihinde yapmış. Geriye dönük 5 yıl 7 ay. Bu demektir ki Uzman A.Ş. bu yeri 2004 yılının 3. ayından bu yana işgal etmiş. Bu belgeler üzerine geçtiğimiz ay bu yerin kirasının ne kadar olması gerektiği ile ilgili bir anket yayınladık. Anketimize yüzlerce okurumuz mail ve telefonla katıldı. Ankete katılan okurlarımızın çoğunluğu bu

yerin kime ait olduğunu ve ne için kullanıldığını bilmiyordu. Anket sonucunda bu bina ve bahçenin aylık kirasının en az 35 bin TL olması sonucu çıktı. Bu arada uzun yıllar Fişekhane Caddesi üzerinde işyeri bulunan ve emlak danışmanlığı yapan İbrahim Dorul’a da bu yerin kirası ne olmalıdır sorusunu yönelttik. Sayın İbrahim Dorul, Çok uzun yıllar Bakırköylüsünüz. Biraz kendinizden bahseder misiniz? 45 senelik Bakırköylüyüm. 1954 Trabzon doğumluyum. 11 yaşında Bakırköy’e geldim. Bakırköy’de inşaat ile ilgili en ufak biriminden en yüksek birimine kadar, müteahhitlik dahil hizmetlerde bulundum. Bakırköy’de şu anda gayrimenkul alım satımı ve gıda işi ile uğraşıyorum. Son sayımızda bir anket yayınladık. Capacity kapalı otopark girişinin karşısında geniş bir arazide bir bina var. Bu bina Bakırköy Belediyesi’ne ait hizmet alanı olarak geçiyor, imar planlarında orada bir firma oturuyor. Bu anketi yapışımızın nedeni şu. Aldığımız resmi yazılara göre oradakiler işgalci görülüyor. Çok da küçük bir ecrimisil ödeyerek 7 yılı aşkın süredir orada bulunmalarına devam ediyorlar. Bizim sizden öğrenmek istediğimiz şu. Gayrimenkul danışmanısınız ve bu konuları çok iyi bilen birisiniz. Sizce orada eğer bir kiralama söz konusu olsaydı ne kira geliri getirebilirdi? Oranın en az kirası 50 bin TL eder. Yukarısını siz tahmin edin. Bütün kullanım alanı göz önünde bulundurulsa, Bakırköy’ün en gözde , en kıymetli yerlerinden birisidir.

Yapılaşması hariç kira değeri 50 bin TL’dir. Orasını çok eskisini bilen bir insanım. O alanda top oynayan arkadaşlarım vardı. Bakırköy Belediyesi’ne sorduğumuz sorular ve verilen cevabı okudunuz. Yaptığımız resmi olmayan bilgilere göre Uzman İnşaat Tic. A.Ş. aylık 10 bin TL ecrimisil ödüyormuş. Yaptığımız anket sonuçları ve uzmanların belirttiği fiyatlar da ortada. Belediyenin ortalama aylık kira kaybı 25-30 bin TL arasında değişiyor. Belediyenin uğradığı zararı rahatça tespit edebilirsiniz. Uzman İnşaat Ticaret A.Ş. Selahattin Özgül’e tanınan bu ayrıcalık niye? İlgililerin ve Selahattin Özgül’ün vereceği cevabı yayınlamakta bizim görevimiz.


16 Bakırköy Kadın Meclisi, Bakırköy İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, PKU Aile Derneği ve CarrefourSA işbirliği ile

“SANA DA YASAK MI?” PROJESİ PKU, Çölyak ve Diyabet Hastası çocuklar için Bakırköy’de 28 resmi ilköğretim okulunda Bakırköy Kent Konseyi Kadın Meclisi’nin; Bakırköy İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, PKU Aile Derneği işbirliği, İstanbul İl Milli Eğitim

Kadın Meclisi Başkanı Yrd. Doç. Dr. Meltem ünal Erzen, projeye çok önem verdiklerini belirterek, projeye

Müdürlüğü ve CarrefourSA’nın katkıları ile “Sana da Yasak mı?” ‘isimli projesi başladı. Türkiye’de her yüz kişiden birinin Çölyak Hastası olması, her yıl 400–500 arası bebeğin PKU Hastası olarak dünyaya gelmesi ve on milyon diyabet hastası bulunması sebebi ile söz konusu hastalıklarla ilgili gerçekleştirilecek “Sana da Yasak mı?” projesi basın toplantısında konuşan Bakırköy Kent Konseyi

katkıda bulunan tüm kurumlara teşekkür etti. Bakırköy Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Yrd. Doç. Dr. Meltem Ünal Erzen’in önderliğinde yürütülecek ve 1 sene sürecek olan proje; PKU, Çölyak ve Diyabet Hastası çocukların okullarda, sosyal yaşamlarında yaşadıkları sıkıntıları hafifletmek ve kamuoyunda söz konusu hastalıklarla ilgili farkındalık yaratmayı hedefliyor.

PINAR KUMSAL

KARMA Bum bum dön dolaş aynı yerde durdum. Kollarımı iki yana açtım, herhangi bir yerin orta yerinde, herhangi bir zaman diliminde dönüyorum… Sonbahar yaprakları, nazlı gelin misali, Çınar ağacından, suratıma döne döne kendisini savuruyor. Nazlı gelinler, suratımdan ayaklarımın dibine ince sızı içinde döküldükten sonra, çıtırtılar kulaklarıma çalınıyor. Ve yüzümde taze bir gülümseme… Bir anda arkamdan, beni itekleyen Poyrazın oğlu beliriveriyor. Çetin, hırçın erkek çocuğum benim… İçime kadar sızıp hasta olmamak için, paltomun önünü iliklemeye kalkınca, kollarım göğsümde kavuşup, başım önüme düşüyor… Tüm birikimlerim, düşüncelerimle kurgularım arasında dans ederken, çetin, hırçın, erkek çocuğundan kendimi korumak için başımı göğe kaldıramıyorum… Birden bir tünele geliyorum karanlık ama düşünmeden içeri giriyorum… Poyrazın oğlundan beni korur az ısınırım diye düşünüyorum… Git git karanlık tünel bitmiyor… Öyle ne kadar zaman geçti bilmiyorum… Bir ışık beliriyor… Işığa koşacak mecalim kalmamış, yorgunum bitkinim… En sonunda ışık bana, ben ışığa kavuşuyorum… Pembe, mor, sarı, beyaz açmış her yer… Ağaçlarıma bahar şenliğinin mutluluğu konmuş, yetmemiş bir de baharın melodisini kendimi söylerken buluyorum… Güneşin ilk ışıklarını, tenimde hissetmek için paltomu çıkarıyorum, sonra kollarımı yeniden iki yana açıp, başımı göğe kaldırıyorum… Gözlerim güneşin ışığına dayanamayıp kapanıyor ve yine döne döne yürüyorum… Çocuksu bir çığlık içimde… Aşikar bir tebessüm , dudaklarımın iki kenarında… Sonra git gide güneş yakıcı, kavurucu benliğini, iliklerime kadar varlığı ile dürtüyor… Kabus gibi bir terleme, her şey yapış yapış, ahhh bir deniz olsa diyorum, buz gibi içine atsam kendimi… Çölde serap gören kadın misali… Ve üstümde ne var ne yok kumsalın üstünde… El ayak çeklince ben buz gibi denizde… Ay eşlik edene kadar denizin tuzu tenimde… Yeni yüzler, yeni eğlenceli tipler, ağlayanlar, buhranlılar ama ben hepsini seviyorum… Mutluyum hiç olmadığı kadar… Ama ne kadar sürer bilinmeyecek kadar mutluyum… Bum bum dön dolay aynı yerde durdum. Yine kendimi, kollarımı açmış, paltom üstümde buluyorum… Paltomu iliklemeden dönüp dururken, nazlı gelinlerin, suratımı yalayıp geçmesini yeniden sevmeye çalışıyorum… Bütün mevsimlerin karmasıyım şu anda… Başladığım yere geri dönüp, durmaktan yorgun biten bir yılı geride bırakmanın heyecanı içindeyim...

SON SÖZ: Yeni yıl hepinize sağlık, mutluluk, huzur ve bol kazanç getirsin. Sevdiklerinizle güzel bir yeni yıl geçirmeniz dileği ile... Sevdiğiniz kadına veya adama sarılarak, öperek hoşgeldin 2012 demeniz umuduyla…

D U Y U R U

BAKIRKÖY BELEDİYESİ

MALİ HİZMETLER MÜDÜRLÜĞÜ İstanbul Caddesi, Fahri Korutürk Caddesi, Ebuziye Caddesi, Fişekhane Caddesi, Yeşilköy Fener Caddesi, Kırserdar Caddesi üzerinde bulunan işyerleri Büyükşehir Belediyesi yetki alanından çıkarıldığından dolayı 2012

Yılı İLAN VE REKLAM

VERGİLERİNİ cezalı duruma düşmemeleri için OCAK AYI İÇERİSİNDE Bakırköy Belediyesi Tahakkuk Şefliği’ne müracaat ederek bildirimde bulunmaları gerekmektedir. TLF: 414 97 77/2057 MALİ HİZMETLER MÜDÜRLÜĞÜ

Geri Dönüşüm Hizmeti, Güngören Belediyesi’nin

ÇÖP HARCAMALARINI AZALTTI Güngören Belediyesi ambalaj atıklarını evlerden toplamaya başlayınca, çöp toplama hizmetlerine ayırdığı maliyet azaldı. Güngören Belediyesi, 2011 yılı içinde 2 milyon 548 bin tonun üzerinde ambalaj atığı topladı. Yine ilçenin çeşitli noktalarına ve okul ile kamu kurumlarına yerleştirilen ambalaj kutusu ve kumbaralar geri dönüşümden elde edildiği için belediyenin kasasından tek kuruş çıkmamış oldu. Belediyeler her yıl evsel atıkları toplamak için milyonlarca lira para harcıyor. Belediyelerin gider kalemleri için de en büyük orana sahip olan temizlik ve çöp toplama hizmetlerinde yeni çözüm çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor. Vatandaştan toplanan vergilerin büyük bölümü yine çöp toplama hizmetlerine aktarılıyor. Ambalaj atıklarını ilk önce iş yerlerinden daha sonra ise evlerden toplamaya başlayan belediyelerin gider kalemlerinde önemli azalmalar oldu. Bu konuda büyük bir başarı gösteren Güngören Belediyesi, günlük 80 tonun üzerinde ambalaj atığı topluyor. İlk ambalaj atığını 2007 yılında toplamaya başlayan belediye, 102 bin 668 kilo olan toplama kapasitesini 4 yılda, 2 milyon 548 bin 70 kiloya çıkarmayı başardı. Geri dönüşümden elde edilen gelirle okullarda öğrencilere ambalaj ve geri dönüşüm konusunda eğitim ve seminerler düzenlediklerini dile getiren Güngören Belediye Başkanı Ş. Yücel Karaman, “Ambalaj ve geri dönüşüm konusunda

eğitilen çocuklar ailelerini de bu yönde bilinçlendiriyor. Geri dönüşüm hizmetlerinin gelir ve gider noktasında birbirini dengelemesi hem belediye bütçesine hem de ülke ekonomisine büyük katkı sağlıyor. Okullara koyduğumuz kâğıt ve plastik kumbaralar, evlere dağıttığımız ambalaj atığı poşetlerin tamamı yine geri dönüşümden elde ediliyor. Yine okullara ve vatandaşlara dağıttığımız ambalaj atığı bilgilendirme broşürlerini de geri dönüşümden elde ediyoruz. Bu sayede, belediyemizin çöp hizmetlerine ayırdığı giderlerde de önemli bir azalma oldu. Böylece çöpe ayırdığımız bütçenin bir kısmıyla ilçemize daha çok park ve yeşil alan yapma imkânı buluyoruz” diye konuştu. Güngören Belediyesi bu yıl, toplandığı ambalaj atıklarıyla 50 yetişkin ağacın kesilmesinin önüne geçti. Son 4 yılda toplanan ambalaj atıklarıyla da Güngörenliler, 100’ün üzerinde ağacın orman olarak kalmasına katkıda bulundu. Yine belediye yetkilileri son 4 yılda 35 bine yakın öğrenciye ambalaj ve geri dönüşüm konusunda eğitim verdi. Belediyenin topladığı 1 ton camla 100 litre petrol, 1 ton plastikle 1400 Kwh enerji, 1 ton metal ile 1300 kg ham madde elde edilmiş oldu. Belediye ayrıca atık pil ve kullanılmamış yağ toplamaya hizmeti de vermeye başladı. Vatandaşlar, ambalaj atıklarının evlerinden alınması için belediyenin 0212 634 15 95 nolu telefonu aramaları yeterli.


17

BAKIRKÖY DEPREME HAZIR MI?

Van Depremi’nden sonra bizi yönetenlerin birinci önceliği DEPREM. Depremin üzerinden aylar geçti alınan somut hiçbir önlem yok. Günler “cek” ve “cak” larla geçiyor. Bakırköy Belediye Meclisi Aralık ayı toplantılarında da depremi konuştu. CHP meclis üyesi Selim Malgaz açıklamalarda bulundu. Bu konuşmaları web sayfalarımızda sesli olarak dinleyebilirsiniz. Bu arada biz de sayın Malgaz’a Bakırköy Belediyesi’nin deprem ile ilgili çalışmalarını ve neler yapacaklarını sorduk.

Sayın Malgaz, Bakırköy Belediye Meclisi’nin aralık ayı oturumlarında da görüşüldü. Van Depremi’nden sonra da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ‘’Sonuç ne olursa olsun tüm kaçak binaları yıkacağız.’’ dedi. Sizin de Bakırköy Belediyesi olarak bu yönde çalışmalarınız var. Bakırköy’deki deprem ile ilgili çalışmalar nelerdir? Vatandaş bu konuyla ilgili sürekli bizi arıyor. Haklı olarak tabi ki Bakırköy Belediyesi’ni arayacak. Biz meclis üyesiyiz, bizi arayacak. Biz konuyla ilgili yıllardan beri içinde olduğumuz için bilgi sahibiyiz. Çalışmalara da elimizden geldiği kadar fikir katkısı yapıyoruz. Neticede bürokratlarımız da bu planları hazırlarken, teklif ederken biz de kendi bilgilerimizi buranın demografik yapısını göz önüne alarak katkıda bulunuyoruz. Bakırköy, Yeşilköy ve Florya nispeten biraz daha varlıklı ailelerin oturduğu yerler. Bakırköy merkez de, Kartaltepe, Yenimahalle, Osmaniye orta halli ailelerin oturduğu yerdir. Hatta ortanın altında aileler var. Bugün 50 TL aidat parasını ödemekte sıkıntı çeken aileler var. Çünkü buralar Gazeteciler Sitesi ve bunun benzeri gibi kooperatifler aslında. Ve bunlar çok ucuz paralarla, insanların maaşlarından artan kısımlarıyla bu dairelerin sahipleri oldu. Bugün bu insanların ceplerinden 100-150 bin TL koyup da dairelerini yenileme şansları yok. Onun için Bakırköy’de yapılacak şey, Büyükşehir Belediyesi’nin Fikirtepe’de yaptığı uygulama. Binaların çoğu sıkıntılı 1960’lı, 1970’li yıllardan itibaren Bakırköy’e çok yoğun bir nüfus göçü olmuş ve boş arsaların çoğuna binalar zamanın imar kanunlarına göre yapılmış. O zaman en fazla 6 şiddetinde deprem olur diye düşünülüyor, düşey yükler hesaplanmış, yatay yükler hesaplanmamış. Ve buradaki binaların hepsi yatay yüklere karşı zayıf. 1999 depreminden yatay yüklere karşı şartname geliştirildi. O da Jeofizik Mühendisleri Odası’nın yakında büyük bir deprem olur uyarısıyla böyle bir yönetmelik değişikliğine gidildi. Bunun aslında 1960-1970’li yıllarda yapılması lazımdı ki, bu kadar bina demeyim mezarlık diyeyim binanın olmaması için. Yani devletin kendi yapısal hatalarından kaynaklanan bir şey. Radya temel 97 şartnamesinden sonra geldi. O da geç. Onun için sınıflandırmak lazım. 90’a kadar yapılmış binalar, 90’dan sonra hazır betonla yapılmış binalar. 97 yılına kadar, 99’dan sonra artık yeni deprem şartnamesine göre yapılmış binalarda zaten sıkıntı yok. Bu nedenle binaları sınıflayarak, risklerini belirlemek lazım. Bakırköy Belediyesi’nin bundan önceki dönemde İstanbul Teknik Üniversitesi ile işbirliğine giderek hem gösel, gerektiği yerde karot ve numune alarak yaptığı bir deprem sınıflaması var. Bütün binalar ile ilgili. Bugün tapuya başvurursanız binanızın orta risk grubunda mı yüksek risk grubunda mı olduğu ortaya çıkar. Zaten risksiz bina yok. 90 öncesi yapılıp da risk sınıfında olmayan bina yok. Dünya Bankası Kredisi’nden bahsedildi. Boş çıktı, hiçbir şey çıkmadı arkasından. Çünkü kullandırılacak kurum merkezi hükümet mi, yerel yönetim mi karar verilemedi. Nasıl oluşturulacak. Bize güvenip de Dünya Bankası bu parayı vermedi. Türkçesi bu. Dediler ki, “bu parayı ya yerel ya merkezi yöneticiler dilediği gibi dağıtır biz güvenemiyoruz”, vermediler. Belki yeterli proje gitmedi. Ama onlara hep güçlendirme projesi şeklinde gittiği için. Yani Dünya Bankası’ndan kredi alalım. Mevcudu güçlendirelim. Böyle bir şey yok. Mevcudu yıkıp yeniden yapmak lazım, kökten çözmek lazım. Belki size daha ucuza mal olur. Sıfırdan bina yapmakla, güçlendirerek yapmak arasında dağlar kadar fark var. Güçlendirme çok pahalı. Onun için sıfırdan bina yapmakta fayda var. Çözüm Büyükşehir Belediyesi’nin iki dudağı

arasında. Yerel belediyeler sadece şube belediyesi. Yani plan yapma yetkisi yok, sadece 5000’lik plana uygun 1000’lik plan yapar. O da Büyükşehir uygun görürse onaylar. Bu nedenle burada insan hayatı söz konusu. Vatandaşlarımızın hayatı söz konusu. Hangi partiden olursa olsun bir siyasetçi seçildikten sonra Belediye Başkanı veya Belediye Meclis Üyesi ise artık o ilçenin ya da o ilin belediye meclis üyesi veya o ilin ya da ilçenin belediye başkanıdır, partinin değil. O nedenle Büyükşehir Belediyesi’nin kendi partisinden olmayan belediyelere karşı partizanlık yaptığı kanaatindeyim. Bu partizanlık şu şekilde; geçen gün Avcılar Belediye Başkanı Mustafa Değirmenci, bir belge gösterdi. 2006 yılında hazırlanmış belgeyi televizyonda gösterdi. Bakın, biz dedi TOKİ ile ve Büyükşehir Belediyesi ile protokol hazırladık.

Depremde binaların yenilenmesi ile ilgili. Benim imzam var. O zamanki TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar’ın imzası var. Ama maalesef Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın imzası eksik. 2006 yılından beri bekliyorum dedi. Orası AK Parti’li belediye olsaydı beklemeyecekti. Bugün CHP’li belediye olduğu için bekliyor. Aynı şey Bakırköy için de geçerli. En fazla risk altında olan ilçeler, Zeytinburnu, Bakırköy, Kadıköy, Kartal gibi fay hattına çok yakın olan kıyı bölümler. Ve burası da nüfus olarak İstanbul’un en yoğun olduğu bölge. Demek ki, Büyükşehir Belediyesi kendilerine oy atmadı diye herhalde bu insanları gözden çıkarmış. Bana göre öyle. Çok acı bir şey ama öyle düşünmek zorunda kalıyoruz. Selim Bey mali açıdan baktığımız zaman biraz önce sizinde söylediğiniz gibi herkesin binayı yıkıp yeniden yapmak ile ilgili mali sıkıntıları var. Şimdi düşünce şu mudur. Kat verelim, müteahhite verilsin, dolayısıyla o insanların ceplerinden büyük paralar çıkmadan sağlam, depreme dayanıklı binalar yapılsın. Bu mudur? Bana göre kökten çözüm bu. Bunu ister devlet eliyle belirli müteahhitlere verilir, belirlenir, büyük firmalar belirlenir, siz kendi içinizde seçin derler, ya da belli başlı devletin denetiminde normal çalışan müteahhitler de bunu yapabilir. Çünkü artık eskisi gibi değil. Müteahhitlere denetim firmaları var. Hem belediye denetliyor hem denetim firması. Zaten müteahhitle beraber sorumlu. Bu nedenle eskisi gibi sıkıntılı binaların yapılacağını düşünmüyorum. Bu geçerli bir düşünce tarzı ama. Bu durumda yenilemeler münferit binalar olarak değil de ada bazında, mahalle bazında olmalı değil mi? Tabi tabii oraya da geleceğim. Bakırköy’ün yükseklikle ilgili sıkıntısı yok. 75-80 metre civarında. Bizim mania hattı olan yerlerimiz var. 75-80 metreye ulaşıncaya kadar biz 10 kat versek 30 metre, 20 kat versek 60 metre. Ben kat verilsin taraftarı değilim. Bizden önceki dönemde 2009’a

kadar bir iki sefer iki kat ilave şeklinde teklif gitmiş, çünkü depremden sonra kat arttırılacağına kat azaltılmış. Yani mevcut hale getiriyorsunuz, üstüne bir kat ilave ediyorsunuz. Bana göre kökten çözüm gerekli. Şu an yollarımız; Atıyorum 9 metre yolumuz var, 12 metrelik yolumuz var, 7 metrelik bazı dar yollarımız var. Bir kere yollarımızı daha genişletmeliyiz. Ne yapalım. En dar yolu 12-15 metre arasında değiştirmek lazım. Binaların çoğunun altına otopark yapmalıyız. Otopark yapılması binayı korur. Statik açıdan otoparkın tamamı perde ile inşa edildiği için binayı koruyan binanın yan yatmasını bükülmesini, kırılmasını engelleyen bir yapı. Binalarımızın 1. bodrum katları genelde iskan ediliyor. Buna da karşıyım. Yani insanlarımızı niye mezara sokalım. Bir kat ilave edersiniz, zemine çıkartırsınız. Yani insanları bodrum katta yaşamaya niye mahkum edelim. Sadece 2 tane evrakın imzalanması ile o insanlar 1 kat üste çıkabiliyorlar. Halka vereceğiniz bir şeyi rant gözüyle görmenin manası yok. O vatandaşın hayatını iyileştirmek, yaşam seviyesini yükseltmek devletin görevi. Otopark mecburi hale getirelecek. Biz otopark paralarını ödüyoruz. O otopark paraları da Büyükşehir Belediyesi’ne otopark yapmak amacıyla gidiyor. Ama maalesef otopark yapılmıyor. Kademeli imar dediğimiz., küçük parsellerden vazgeçilmesi. Kadıköy’deki örnekteki gibi, Büyükşehir’in yaptığı gibi. Belirli kademelerde belirli metrekare büyüklüğündeki arsalara belirli imar verilecek. Ada bazında olduğunda en azından yüzde 50 kadar imar fazlalığı verirse halkın çoğunluğu bunu kabul eder. Ve ada bazında yapılaşma olur. 15-20 katlı bina olur altına 2 katlı otopark yapılır, yeşil alan bol bırakılır ve caddeler genişler. Şimdiki bizim imar yönetmeliğimiz hem bizde hem Zeytinburnu’nda çok sıkıntılı. Çok eski 1960’lı yıllardan kalma gereksiz bir usul. Niye gereksiz olduğunu da söyleyeyim. Binanızı arsanın %25’ine oturuyorsunuz. Aynı binanın birinci katından sonra oturma alanını % 40’a çıkıyor. Bu tür yapılaşma deprem ülkesinde çok sakıncalı değil mi? Evet mantar bina. Ben buna mantar bina diyorum. Yani altı küçük, üstü büyük. Madem yüzde 40’a izin veriyoruz. Yüzde 40’a otursun bina. Geçen mecliste de arkadaşlar; Yüzde 40 teklif ediyorsunuz. Bu kadar imar yoğunluğunu ne yapacaksınız diye söylemişlerdi. Ben orada izah ettim. Yüzde 40’ sadece giriş katı çıkarılıyor. Yukarı katlar zaten yüzde 40. Bakırköy için şu an mevcut imar 2,45 seviyelerinde olması lazım. Emsale vurusak, Yeşilköy’de de 2.20 gibi idi tahmin ediyorum. Bir emsal hesabı çıkardık. Yani biz 1000 metrekare arsada ne kadar yapılanmışız diye hesap yapıyorum. Kartaltepe, Yenimahalle yüzde 25’e tabi ayrık nizamlarda 2,45 civarındaydı. Bitişik nizamlarda sıkıntı var. Mesela Bakırköy’ün bitişik nizamlarında emsal 5’e 6’ya çıkabiliyor. Çok fazla emsal kullanılmış. Orası için ayrı bir şey düşünmek lazım. Bana göre orada da ada bazında birleştirip yukarıya vermek yine çözüm olacaktır. Hatta ve hatta benim teklifim Bakırköy’ün tren yolunun altını tamamen turizm imarına açmak. Aynen Taksim Talimhane gibi turizm alanlarına açmak o bölgeyi kurtarır diye düşünüyorum. Söylemlerinizden özetle şunu anlıyoruz. Dikine yapılaşma, ada bazında yapılaşma. Evet dikine yapılaşma, ada bazında yapılaşma, geniş caddeler, 1 veya 2 kat otopark zorunluluğu, birinci bodrum katlara yerleşimi kaldırmak, çatı aralarını da kaldırmak, çatı aralarındaki yapılaşmayı da direk emsale dahil etmek.


18

BİREYSEL EMEKLİLİK SİGORTASI POLİÇELERİNİN SONLANDIRILMASINDA

TÜKETİCİLERİN YAŞADIĞI “HAK” HAK KAYBI !

BEYOĞLU BEYOĞLU

Bireysel emeklilik yaptırıp daha sonra poliçeye son vermek isteyen tüketicilerden Sigorta şirketlerince yapılan

Beyoğlu demek, İstanbul demekmiş eskiden... Beyoğlu artık İstanbul değil, İstanbul arka sokaklara kaçıştı. Beyoğlu'na çıkmak, cennete gitmekmiş kimilerine göre. "Hey gidi günler..." diye başlayan konuşmaların merkezinde hep Beyoğlu varmış. Beyoğlu artık İstanbul olmasa da, popülaritesini hiç kaybetmedi. İstanbul'un kalbi Beyoğlu’nda atmaya devam ediyor yıllardan beri. Sanat ve kültür merkezi Beyoğlu, gecelerin gizli yüzü Beyoğlu, tarih kokan dokusuyla büyüleyen Beyoğlu... Beyoğlu... Beyoğlu... İstanbul'un vahşi miktarda nüfusu sırtına alıp, inlemeye başlamadan, Bağdat Caddesi’nde tek bir dükkan yokken, Beyoğlu İstanbul'un canı cennetiydi. Bizler eskilerden dinleriz, çok bilmeyiz o günleri. Babamın 50'li yllarda Anadolu yakasından halasının adresini ikamet göstererek vizeyle karşıya geçtiği, eniştesinin saf ipek kravatını yürütüp Beyoğlu'na çıkarken taktığı, çocukluğumda dinlediğim Beyoğlu hikayelerinden sadece biri... Kadim kent İstanbul'un dikey bir şehir olduğunu söyler Mario Levi; katmanlar üzerine kurulan ve her katmanın bir duygu bıraktığı... Bu duygu yumağı içinde kaybolur kent. Italo Calvino'nun Görünmez Kentler'de dediği gibi "gerçekten nasıldır, ne içerir ya da ne saklar" bilinmez. Tek bilinen İstanbul'un imgesinin, kentin katmanları arasından süzülerek herkesin kalemine başka bir biçimde yansıdığıdır. Beyoğlu'nu yazmak; çocukluğumuzun puslu sokakları, kimi için bitmemiş bir şarkı, kimi için geçmişin ruhu, kimi için dudakta kalan bir öpüş, yanaktaki bir gülüş... Dedim ya bazen çocukluk anısıdır Beyoğlu, belleğimizin en derin köşesinde bekleyen. Beyoğlu, kimileri için ezelden beri meyhane demektir ya; işte yarı salaş, tıkış tıkış, anason ve balık kokusunu içimize çekip, şarkılar mırıldanıp ezgilere eşlik ederek sokaklarda yürüdüğümüz, bazen kahkaha ve bazen de hıçkırık sesleri arasında hiç tanımadığımız insanlarla yanyana masalarda oturup demlendiğimiz, çiçekçisinden sokak çalgıcısına, entelinden bürokratına herkesin iç içe olabildiği, cumbaların üzerinde kararmış kiremit çatıların altında hangi kırık hayatların barındığı belli olmayan, bakımsız sokakların, isli duvarların hepsinin aynı meydana açıldığı, geçmişten günümüze uzanan bir tarihtir Beyoğlu... Beyoğlu'nun eski adı Pera'ymış. Pera Rumca'da "öte" demek. Surlarla çevrili asıl şehrin dışında olduğu için böyle anılmştır. 16. Yüzyılın ilk yarısında, içinde tek tük yapıların yer aldığı, bağlık bahçelik bir alan olan Beyoğlu, Galata'dan gelen hristiyanlarla yabancıların, elçilikler dolaylarına İstiklal Caddesi boyunca yerleşmesiyle Avrupa kenti görünümünde bir yerleşke olarak ortaya çıkmış. Pera deyip de, Atatürk'ün Pera Palas'taki 101 numaralı odasını da es geçmek olmaz. Atatürk'ün cephe dönüşlerinde adeta evi gibi kullandığı, ülke için önemli kararlar aldığı ve üst düzey misafirlerini ağırladığı; şimdilerde müzeye dönüşmüş olan Pera Palas'taki odası buram buram Beyoğlu kokan bir tarih efsanesidir... Rüzgarın rengi, yağmurun sesi, kuşun kanadı, şairin kalemi ve şiirin gücü... Bu bileşkenin öznelinde Beyoğlu panoraması. Beşbin mumluk ampullerin karanlığında saatlerdir boşalmış kadehlere tüm umutların doldurulması, yumruklar meze yapılarak (sözüm ona Atatürk yumruk mezesiyle rakı içermiş) mutlu yaşamların şerefine kaldırılması, tahta masalara kazılan sevgililerin isimlerinin üzerine şarap dökülüp dudak niyetine öpülüşü, şarabın dudaktan daha vefalı sayılması, kadehlerdeki dudak izlerinde aranıp bir türlü bulunamayan sevgililer, şarabın tetramsi serinliğinde üşüyen gönüller, sarhoşluğun yangınında eriyen dudaklar, her zeytin tanesine konulan simsiyah gözler, her göz rengine seçilen şarkılar, her saç teline içilen galonlar dolusu şaraplar, cama vuran yağmur damlalarının anımsattığı özlemlerin ve susuzluğun haykırılması... Beyoğlu geceleri ve daha neler neler... Beyoğlu yazmakla bitmez de ben yazmaktan yitip giderim sevgili dostlar...

Ferhan KILIÇ

Hepinize mutlu yıllar, sevgiyle kalın...

ödemenin tamamı üzerinden vergi kesintisi yapılarak sigortalı tüketiciler hak kaybına uğratılmaktadır. Oysa gelirin gerçekliği kuralı gereği, sigorta şirketlerince yapılan geri ödemelerde vergi kesintisinin yatırılan tutarın getirisi (neması) üzerinden yapılması gerekmektedir. Bu şekilde “kesinti matrahının” hatalı belirlenmesi nedeniyle vergileme hatası yapılmakta ve tüketiciler hak kaybına uğratılmaktadırlar. Bilindiği gibi Ülkemizde,

kamu sosyal güvenlik sistemine ek olarak bireylere emeklilik dönemlerinde ek gelir sağlamak üzere bireysel emeklilik sistemi oluşturulmuş ve 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu 7.4.2001 tarih ve 24366 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Sisteme işlerlik kazandırmak ve geniş kitlelere yayılmasını sağlamak için 4697 sayılı Bazı Vergi Kanunlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 1'inci maddesiyle 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun değişik 21'inci maddesinden sonra gelmek üzere mükerrer 21'inci madde eklenerek sistem dahilinde yapılan bir kısım ödemeler istisna kapsamına alınmıştır. Bu kapsamda, Bireysel emeklilik sisteminden çıkmak isteyen bir tüketici, Şirket tarafından anapara ve nema şeklinde toplam olarak ödenen tutar üzerinden 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94'üncü maddesi

uyarınca yapılan vergi tevkifatının, anaparaya isabet eden kısmının kaldırılması ve ödenen verginin yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle dava açmış ve İstanbul 11. Vergi Mahkemesi’nce verilen 09.02.2010 tarihli E: 2009/2764, K: 2010/412 kararında ve itiraz üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’nin “oybirliğiyle” verdiği 26.10.2010 tarihli ve E: 2010/7629, K: 2010/18465 sayılı kararda kesintinin getiri üzerinden yapılması gerektiği açıkça ortaya konulmuştur. İstanbul 3. Vergi Mahkemesi’nin aynı yöndeki, 30.1.2009 tarihli ve E:2007/782, K:2009/398 sayılı kararı da bu yöndedir. Bu kararın “kanun yararına bozulması” istemiyle açılan davada Danıştay 4. Dairesi de vermiş olduğu 24.01.2011 tarihli E: 2009/8882 ve K: 2011/269 sayılı kararda; aynı yöndedir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

A.Kenan KIR Genel Başkan

AK PARTİ DANIŞMA MECLİSİ TOPLANDI

AK Parti Bakırköy İlçe Başkanlığı Danışma Meclisi toplantısı, Yenimahalle Cem Karaca Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. AK Parti İl Yönetim Kurulu üyesi Bayram Şenocak, AK Parti Bakırköy İlçe Başkanı Mahmut Gürcan, Bakırköy Belediyesi AK Partili meclis üyeleri Mehmet Emin Ertekin, Ayhan Can, Bahçelievler Belediye Başkan Vekili Zeynel Yıldırım ve çok sayıda partilinin katıldığı danışma meclisi toplantısında, AK Parti Bakırköy İlçe Başkanlığı Kadın Kolları ve Gençlik Kolları’nın çalışmaları hakkında bilgiler verildi. AK Parti Bakırköy İlçe Başkanı Mahmut Gürcan’ın

açılış konuşması ile başlayan toplantıda, ilçe kadın kolları ve gençlik kollarının faaliyet raporlarının sunumu da yapıldı. Programda ayrıca AK Parti İl Başkanlığı tarafından hazırlanan slayt gösterisi de sunuldu. Toplantının açılış konuşmasını yapan İlçe Başkanı Mahmut Gürcan, Bakırköy’ün İstanbul’un en geri kalmış ilçelerinden birisi olduğunu belirterek, bunun sebebinin CHP’li belediye olduğunu savundu. Gürcan, Bakırköy’deki en büyük sivil toplum

kuruluşunun AK Parti olduğunu da ifade ederek, “Biz AK Parti olarak 15 bin üyesiyle yaklaşık 38 bin 500 seçmenin oyunu almış en büyük sivil toplum örgütüyüz. Ben bu ailenin bir mensubu olmaktan şeref duyuyorum” dedi. “Tek bir yumruk halinde Bakırköy’de

mührümüzü vurmamız gerekiyor” diyerek konuşmasını sürdüren Gürcan, “Bakırköy’de, Bakırköy Belediyesi’nden memnun bir tek kişiye rastlayamazsınız. Sokağa çıktığınızda herkes Bakırköy Belediye Başkanı’ndan, ekibinden, CHP’den şikayet eder. Bu döneme kadar oylarını onlara verdiler ama bundan sonra bu böyle olmayacak. Çünkü vatandaş oyunu verirken hep kandırıldı. Cumhuriyeti koruma maksadıyla oyunu CHP’ye verdi. Zannettiler ki, Bakırköy’de belediye AK Parti’li olunca laiklik elden gidecek, Bakırköy İranlaşacak, şeriat gelecek insanlara hep bunları işlediler. Ancak bunlar artık karın doyurmuyor. İnanıyorum ki, önümüzdeki dönem Bakırköy için bir umuttur, umudun da adı AK Parti’dir” diye konuştu. AK Parti Bakırköy İlçe Başkanı Mahmut Gürcan’ın konuşmasının ardından ilçe kadın kolları ve gençlik kollarının faaliyet raporlarının sunumu yapıldı.

(Yavuz ARPACIK)


19

VAN Depremi’nden sonra Başbakan açıkladı: “Oy hesabı yapmayacağız. Tüm kaçak binaları yıkacağız”

FLORYA’DAKİ KAÇAK BİNALAR YIKILABİLECEK Mİ? Kimse cesaret edip konuşamıyor ama ortada bir gerçek var. 1999 ile 2004 yılları arasında Florya’da 180’in üzerinde binanın hiç bir ruhsat almadan kaçak olarak yapıldığı biliniyor. Binalar, yapan müteahhitler, göz yumanlar ortada. Şimdi Florya’ya da 2 kat daha yükseklik verilmeye mi çalışılıyor? Aralık ayında Bakırköy Belediye Meclisi’nde; Bakırköy Belediyesi’nin deprem çalışmaları gündeme geldiğinde meclis üyesi Selim Malgaz geniş açıklamalarda bulundu. Önceki sayfadaki haberimizde Selim Malgaz ile ilgili söyleşimizi okudunuz. Kentsel dönüşüm için ağırlıklı çözüm kat yüksekleklerinin arttırılması. Böyle olursa Florya’daki kaçak binalarında yükseklikleri arttırılacak. Özetle Florya’daki kaçak binalar yıkılmayacak Deprem affı ile yasallaştırılacak. Kaçak binaları yapan müteahhitler, göz yumanlar ödüllendirilmiş olacak.

binanın tamamı kaçak yapıldı. Yani belediyeden hiç bir izin alınmamış ve ruhsat harçları yatırılmamış. Nasıl anlaşmışlarsa, nasıl izin vermişlerse Florya’da projelerini de kendileri uygulayıp kendileri başlamışlar ve binaları bitirmişler. Yeşilköy’de de böyle yapılmış 4-5 bina var.

Bu sorumuzu Selim Malgaz’e yönettik. Malgaz “Biz iktidara geldiğimizden bu yana Bakırköy’de kaçak yapılaşmaya asla izin vermedik. Sözünü ettiğiniz binalarında çoğu bitmişti ve iskanlıydı. Bu arada Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın Van Depremi sonrası yaptığı konuşmalarda imar açısından en temiz yerin Bakırköy olduğuna dair söylemleri de var. Ben bu konuda başka birşey söylemek istemiyorum” dedi.

O zaman bir şey sormak istiyorum. Sayın Ateş Ünal Erzen ilk iktidara geldiği dönemdeki söylemlerini hatırtlıyorum. Kaçak binaların hepsini

Kaçak mı, proje dışı mı? Yani tasdikli projeleri yok mu? Kesinlikle tasdikli projeleri yok. Kaçak bina yani. Kaçak bina. Hiç ruhsat almamış binalar bunlar.

Bize gelen sorularda Florya’da genel anlamda bu yapılaşma içine girerse bu deprem affı anlamı taşımaz mı? Yapanın yanına kar mı kalır? Kentsel dönüşüm çalışmalarında Florya ve Yeşilköy ayrı tutuluyor. Bakırköy’ün diğer mahalleleri ayrı. 1999 depreminden sonra 2004 yılına kadar, iktidardaki belediye malesef diyorum 1 senelik imarın kapalı olmasından istifade ederek, 180’in üzerinde

Peki para cezaları ödenmiş mi? Yüksek rakamlar çünkü? Hepsi ödenmiş olması lazım. Kimlere ne kadar ceza yazılmış, kimler ödemiş, kimler ödememiş. Yetkililerin çıkıp açıklaması gerekir. Büyükşehir Belediye Başkanı ifade ediyor, imar açısından en temiz yer Bakırköy diye. Yalnız bir şey söyleyeceğim. Ben Sayın Kadir Topbaş’ın bu konudaki ifadelerini çok iyi dinledim. Bakırköy’de kaçak bina yok ifadesi var. Peki 150160 binadan bahsediyoruz. O dönemde haberleri olmaması mümkün değil. Bakırköy Belediyesi’nin gücü onları o zaman yıkmaya yetmiyordu. Ayrı partilerden olsa bile belli konularda anlaşabiliyorlar. Ama iş böyle rant paylaşımına geldiği zaman konsensus oluşturuyorlar ve yasal olmasa bile işi kılıfına uyduruyorlar. Her şey ortada. Herkesin gözü önünde oluyor. yerel yöneticilerin günahını almak istemiyorum. Günahı onları boynuna.

Başbakan, Şehircilik ve Çevre Bakanı Erdoğan Bayraktar, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın söylemlerinin ne anlama geldiğini ve vaadlerini Bakırköy’de uygulayıp uygulayamalacaklarını “bir bilene” sorduk. Adını açıklanmasını istemeyen “Bir bilen” sorularımızı yanıtladı. Öncelikle isminizin bizde saklı kalmasını istemenizi anlıyor ve size hak veriyoruz. “Gazeteci haber kaynağını açıklamak zorunda değildir“ yasal dayanağımızı hatırlatarak sorularımızı yanıtlamanızı istiyoruz.

Peki kaçak binalara nasıl iskan veriliyor. 3194 sayılı imar yasası çok açık 31, 32, ve 42. Maddeler var. Hepsi uygulanmış, para cezaları uygulanmış, yıkımla ilgili ihale açılmış, kimse ihaleye girmemiş.

yıkacağım demişti. Sizin söylediğiniz gibi 180’in üzerinde kaçak bina varken niye yıkılmadı bunlar? Bu binalarn çoğu 2004 yılında bitmişti. Bu arada bu binalar depreme dayanıksız binalar değil. Bu binalar kaçak fakat Sayın Başbakanımızın söylediği tarzda kaçak değil. O kaçak tamamen eski usulde, parası oldukça üstüne kat atılmış. Gecekondudan bozma apartmanlar şeklinde. Buradakiler gerçekten çok ciddi şekilde yapılmış, deprem şartnamesine uyulmuş. Belediyeye gidip harç ödememiş. Projeleri tasdik ettirmemiş binalar. İçine insanlar yerleştirilmiş, iskan edildi. İskan edilmeseydi bunların iskanına zaten izin verilmezdi. Çok acil şekilde iskan ettirilmiş bunlar.

Bunlar kaçaksa bu güne kadar neden yıkılmadı? Güçlerimi yetmedi? Yıkımlar daha yukarılardan engellendi mi? Herhalde Milli servet olduğu düşünüldü. Ama ondan ziyade içinde insanlar var. Buraları tahliye etmek gerekiyor. Özetle Florya’ya getirilmek istenen çok küçük emsalle bir kat veya yarım kat artırımla Florya’nın tamamını yenileyebilir. Yani küçük bir imar artışı ile veya yüzde 40’la sadece 2 katla imar artışı sağlanabilir deniliyor. Yani yapanın yanına kar kalacak anlaşılan. Kaçak binaları yapanlar, servetlerine servet katacak, yasaları uygulamak zorunda olanların göz yumması sonucu yaptıkları yanlarına kar kalacak, yasalara saygılı olanlar hüsrana uğrayacak ve bunun adı demokrasi olacak. Verdiğiniz bilgiler için teşekkür ediyoruz.

Bakanlıkların ve STK’ların temsilcileri, Marmara Belediyeler Birliği’nin ev sahipliğinde bir araya geldi.

“ÇEVREMİZDE YAŞAM VE DEPREM” Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İl Müdürlüğü, İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Orman Bölge Müdürlü��ü, İstanbul Sanayi Odası, İstanbul Ticaret Odası, Deniz Ticaret Odası, ÇEVKO Vakfı, TEMA Vakfı, Doğal Hayatı Koruma Vakfı, ÇEKÜL Vakfı, İstanbul Çevre Konseyi, AKAD ve Deniz Temiz Derneği-TURMEPA temsilcileri “Çevremizde Yaşam ve Deprem” temalı oturumda, Marmara Belediyeler Birliği’nin Eminönü’nde bulunan merkez binasında toplantı gerçekleştirdi. Toplantı kapsamında bina güvenliği, kentsel dönüşüm ve deprem konularının okullarda öğretmenler aracılığıyla işlenmesine ve bu konuda çalışma usullerini belirlemek için de bir çalışma grubunun oluşturulmasına karar verildi. Toplantıda ayrıca, eğiticilerin eğitimi konusunun önemi de vurgulandı ve öğretmen eğitimlerinin, çevre ve deprem bilincinin

öğrencilerde yerleşmesinde daha sistemli ilerleme sağlayacağı görüşünde uzlaşıldı.

MBB’NİN BİLİMSEL YAYINLARI KAYNAK OLACAK Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İl Müdürlüğü Uzmanı Suna Gürler, “Marmara Belediyeler Birliği’nin bilimsel yayınlarından Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu’nun yazdığı Afet Yönetimi: Beklenilmeyeni Beklemek, En Kötüsünü Yönetmek, AKUT-MBB İşbirliğiyle yayınlanan Deprem Eğitimi El Kitabı ve Engelliler İçin Deprem El Kitabı çalışmalarını öğretmen ve öğrencilere yönelik eğitimlerde kaynak olarak kullanılacağız.” dedi. “BELEDİYELERE YATAY YAPILAŞMA ÖNERİYORUZ” Toplantıda, Marmara Belediyeler Birliği’ne, deprem konusundaki bilinçlendirilme çalışmalarından ötürü teşekkür edilirken, Marmara Belediyeler Birliği Çevre Yönetim Merkezi Direktörü Aynur Acar, “Belediyelere dikey yapılaşmayla ilerlemeyin diyoruz. Yatay yapılaşmayla sağlıklı gelişim öneriyoruz” dedi.


20

Çocuğunuzun “internet bağımlısı” olmaması için

Kamuda lojman ve taşıt saltanatı devam ediyor

DİKKAT ETMENİZ GEREKENLER

T

ÜRKİYE, kamu kurumlarının lojman, sosyal tesis ve taşıt sayısı yönünden, dünya rekoruna sahip. Bu rekortmenliğini hiçbir ülkeye bırakmadı, bırakmıyor ve bu gidişle de bırakmayacak.

LOJMANLAR YİNE ARTTI 2011 yılı Haziran ayı itibariyle, lojman sayısı 2010 yılının aynı dönemine göre artmaya devam etti. Lojman sayısı bakımından sıralamada; Emniyet Genel Müdürlüğü (46.200), Milli Eğitim Bakanlığı (43.785), Milli Savunma Bakanlığı (41.995), Jandarma Genel Komutanlığı (19.693) ve Sağlık Bakanlığı (20.453) ilk 5'i oluşturuyor. Bu arada Cumhurbaşkanlığı'nın 367 lojmanı, Başbakanlığın 639 lojmanı, 1 sosyal tesisi, TBMM'nin 466 lojmanı ve 10 sosyal tesisi bulunuyor. Üniversitelerde ise, Atatürk Üniversitesi'nin 1.038 lojmanı, 3 sosyal tesisi, ODTÜ'nün 477 lojmanı ve 6 sosyal tesisi, İTÜ'nün 528 lojmanı ve 3 sosyal tesisi, Harran Üniversitesi’nin 228

ŞÜKRÜ KIZILOT Düzenleme Kurumu, Kamu İhale Kurumu ve Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu'na ait lojman ve sosyal tesis yok. Ancak üst kurulların büyük kısmı çalışanlarına ve yöneticilere, ciddi tutarda "kira yardımı" ödüyor. Mevcut uygulamada, lojman olayı, devlette kayırmacılığı ve adaletsizliği beraberinde getiriyor. Herkese lojman sağlanamadığı için kamu görevlileri arasında eşitsizlik yaratılmış oluyor.

TAŞIT SAYISI 8-10 KAT Kamuya ait taşıt sayısı; Japonya'da 10, İngiltere'de 12, Almanya'da 11, Fransa'da ise 9 bin adet. Türkiye'ye gelince, kamuya ait tam 86.479 taşıt var. Bu ise yukarıda belirtilen ülkelerdeki taşıt sayısının 810 katı civarında! Zaman zaman "kamuda taşıt saltanatına son verdik (ya da) vereceğiz" denilmesine

Amacına uygun kullanıldığında çocuğun eğitimine ve gelişimine yardımcı olan internet, bazı zamanlarda ise büyük bir risk haline gelebiliyor. Doktorsitesi.com’un üye uzmanlarından Uzm. Psikolog Emin Dönmez, sıklıkla internette vakit geçiren çocukların kendilerini sağlıklı bir şekilde ifade edemediklerinin, sosyal ortamlarda çabuk sıkıldıklarının ve agresif davranışlarda bulunduklarının gözlendiğini vurgulayarak neler yapılabileceği hakkında bilgiler verdi. İnternet, doğru kullanılmadığında kimi zaman çocuklar için büyük bir risk haline gelebiliyor. Doktorsitesi.com’un üye uzmanlarından Uzm. Psikolog Emin Dönmez, bazı anne-babaların, sokağa çıkmasını istemedikleri çocuklarını sosyal ilişkiden mahrum bırakarak bilgisayara ve yalnızlığa ittiğini belirtti. Çocuğa internet kullanımı ile ilgili bilgi verilmediyse çocuğun interneti kötüye kullanma olasılığının yüksek olduğunu vurgulayan Dönmez, öncelikle çocuklarla internetin hangi amaçlarla kullanılacağı hakkında konuşulması, o bilincin verilmesi, bu konuda anne ve babaların çocuklarına iyi birer model olması gerektiğini söyledi. Çocuklarının internet kullanımını kontrol edemeyeceğini düşünen ailelere ise şu önerilerde bulundu: “Bu konuyu kontrol edemeyeceğini düşünen aileler çocuklarıyla bazı anlaşmalar yapmalıdır. Örneğin, haftanın veya günün belirli saatlerinde bilgisayarın kullanıma açık veya kapalı olması gerekir. Öncelikli olanın, dersleri ve okulu olduğu vurgulanmalı ve gereken destek verilmelidir. Mümkün olduğu kadar bilgisayar ortak kullanım alanında bulunmalıdır. Bilgisayar zorunlu durumlar harici çocuğun odasında olmamalıdır. Sakıncalı sitelere neden girmemesi gerektiği hakkında çocuklara gerçekçi bilgilendirmeler yapılmalıdır. Korkutmak için veya geçiştirmek için yanlış bilgiler vermek sakıncalıdır.”

İnternet bağımlılığının sonuçları Doktorsitesi.com’un üye uzmanlarından Uzm. Psikolog Emin Dönmez internet bağımlılığı hakkında şu bilgileri verdi: • “Öncelikle gerçek dünyadan uzaklaşan kişi sanal âlemin cazibesine kapılarak gerçek olmayan ilişkiler içine girmeye başlar. Bu sanal âlemde geçirilen süre uzadıkça bireyin sosyal ilişkilerinde gerilemeler başlayabilir. En önemlisi sıklıkla internet kullanan çocukların, kendilerini sağlıklı bir şekilde ifade edemedikleri ve sosyal ortamlarda çabuk sıkıldıkları agresif davranışlarda bulundukları gözlenmektedir. Özellikle bilgisayar oyunları çocukları bağımlı hale getirmektedir. • İnternet ortamından yoksun kaldığı durumlarda bir eksiklik duygusu, sinirlilik hali ve saldırgan davranışlar ortaya çıkabilir. • Zaman içerisinde insanlarla yüz yüze ilişkide bulunmak istemeyebilir bu da sosyalleşmesinin azalmasına neden olur. • Aileyle sorunlar yaşanmaya başlanır ve derslerde gerilemeler başlayabilir. • Zamanının büyük bölümünü internette geçirir. • Zor durumda kaldıklarında veya yanlış bir şey yaptıklarında yalan söylemeler başlayabilir.” Doktorsitesi.com’un üye uzmanlarından Uzm. Psikolog Emin Dönmez bu konu hakkında yapılabilecekleri şu şekilde sıraladı: • “Çocuklarınızı sanal ortam yerine doğal ortama yönlendirin. • Spora, sosyal faaliyetlere yönlendirin. • Ev içinde veya başka alanlarda yapacağınız faaliyetlerde veya değişimlerde çocuğunuzun fikrini alın. • Yeni arkadaşlık kurmasına yardımcı olun ve arkadaşlık ilişkilerini destekleyin. • Birçok önlemi almanıza rağmen bu durumu engelleyemiyorsanız ve çocuğunuzun okul başarısı ve sosyal yaşamı olumsuz etkileniyorsa profesyonel yardım alın.”

PLAKA FİYATLARI DUDAK UÇUKLATIYOR lojmanı ve 2 sosyal tesisi, Gazi Üniversitesi'nin 88 lojmanı ve 7 sosyal tesisi, Hitit Üniversitesi'nin de sadece 1 lojmanı var. Hacettepe Üniversitesi'nin ise lojmanı yok, bir sosyal tesisi var. Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlardan, SPK (146 lojman, 2 sosyal tesis) ve Rekabet Kurumu'nun (244 lojman) dışında; RTÜK, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, BDDK, Enerji Piyasası

rağmen, taşıt sayısında ciddi bir azalma göze çarpmıyor. Hatta kiralanan araçlar da göz önüne alındığında, sürekli artıyor. Olayın, bakım-onarım, yakıt maliyeti boyutunun yanı sıra özel işlerde kullanılma boyutu da var. Kamudaki savurganlık ve israfın göstergelerinden biri olan lojman ve makam aracı olayına, çok özellikli durumlar ve kurumlar dışında son verilmesinde yarar var.

28.11.2011 Tarihli Hürriyet Gazetesi’ndeki yazı, yazarından izin alınarak gazetemizde yayınlanmaktadır.

Türkiye'de son yıllarda yüksek fiyatlara alınıp satılan taksi plakaları, yatırımcılar için de önemli bir gelir kaynağı oldu. sahibinden.com’da yer alan taksi plakası ilanlarının ortalama fiyatı son bir yıl içinde yüzde 35 artarak 370 bin TL’ye yükseldi. Türkiye’nin en büyük e-ticaret platformu sahibinden.com’un verilerine göre son dönemde taksi plakası satış ilanlarında ve fiyatlarında hızlı bir artış görülüyor. Sabit kira getirisi olması nedeniyle yatırımcılar açısından hem güvenli hem de kazandıran bir yatırım aracı olarak tercih edilen taksi plakasının Türkiye fiyat ortalaması yükselmeye devam ediyor. sahibinden.com’da yer alan taksi plakası ilanlarının ortalama fiyatı 2010’da 275 bin TL iken yüzde 35 artarak 2011’de 370 bin TL’ye yükseldi. 2011’de ilan sayısında bir önceki yıla göre yüzde 1300 artış olan sahibinden.com’da, taksi plakası ilanlarının çoğunluğunun İstanbul ve Antalya’dan verildiği görülüyor. 476 adet taksi plakası satış ilanının yer aldığı sitede, 415 adet minibüs hattı, 115 adet otobüs hattı plakası ilanı da bulunuyor.


21

BAKIRKÖY DEPREME HAZIRLANIYOR Bakırköy Sivil Toplum Kuruluşları Platformu’nun düzenlediği deprem konulu toplantıda, Bakırköy’ün deprem konusundaki mevcut durumu ve Bakırköy’de yapılması gerekenler konuşuldu. İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odası’nın konferans salonunda düzenlenen toplantıya, Bakırköy Belediyesi CHP’li meclis üyeleri Cavit Ganiç, Ferzan Özer, MHP Bakırköy İlçe Başkanı Av. Gürhan Kaya, Saadet Partisi Bakırköy İlçe Başkanı Talat Tuna ile çeşitli sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri ile Osmaniye Muhtarı Serdar Uzunoğlu ve Kartaltepe Muhtarı Yılmaz Ufuk katıldı. Ayrıca Deprem Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Ercan ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi yetkililerin davet edilmelerine rağmen toplantıya gelmeyerek selam yollamaları salonda bulunan katılımcılar tarafından büyük tepki çekti. Bu isimlere en sert tepkiyi Bakırköy Karadenizliler Derneği’ni temsilen toplantıda bulunan İbrahim Dorul gösterdi. Dorul, “Biz burada depremi, bir bakıma ölümü konuşuyoruz. Onlar ise selam gönderiyor. Onlara da bu yakışır” dedi. Dorul ayrıca, Bakırköy’de vatandaşın hakkının gasp edildiğini de ifade ederek, “Bakırköy hükümetten, Büyükşehir’den ve kurumlardan destek almıyor. Bakırköy’de olacak olaylardan yönetenler sorumludur, yaşayanlar değil. Kimin kimle kavgası varsa bizi ilgilendirmiyor. Hakkımız gasp ediliyor.” diye konuştu. Toplantıda konuşan Prof. Dr. Mehmet Ali Kökpınar, Bakırköy’de olası depremlerde çadır kentlerin kurulması için ayrılan alana Ataköy Konakları’nın yapıldığını belirterek, olası bir

depremde binadan çıkıp gidilebilecek boş alanların bulunmadığını belirtti. Kökpınar, Bakırköy’de 500 binanın acilen yıkılması gerektiğini söyledi.

BAKIRKÖY’DE SADECE 2500 BİNA DEPREME DAYANIKLI Toplantıda Bakırköy Belediyesi adına konuşan Bakırköy Belediyesi CHP’li Meclis üyesi ve Bakırköy Belediye Meclisi 2. Başkan Vekili Cavit Ganiç, Bakırköy’de hemen yıkılması gereken 500, 3 bin binanın çok riskli, 5 bin binanın ise orta ve az riskli grubunda bulunduğunu kaydeden Ganiç, sadece 2500 binanın depreme dayanıklı durumda olduğunu belirtti. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın Mart 2011’de bir açıklama yaparak, Kadıköy Fikirtepe ve Bakırköy’ün imarını hemen yenileyeceğiz dediğini hatırlatan Ganiç, ancak şu ana kadar hiçbir şey yapılmadığını söyledi. Ganiç, “2009 yerel seçimlerinden önce Sayın Kadir Topbaş, AK Partili Belediye Başkan Adayı Oğuz Satıcı ile beraber Bakırköy’ün dört bir yanında ‘Bakırköy’e yeni imar’ yazılı dev görsel ve yazılı reklamla bir kampanya yürüttüler. Ama seçim bitti ve Bakırköy Belediye Meclisi 4 ayrı karar almış olmasına rağmen Büyükşehir’de bu konuda bir çalışma yapılmadı.” dedi. Ganiç’in konuşmasının ardından Bakırköy Belediyesi CHP’li meclis üyesi Ferzan Özer söz aldı. Özer, Van Depremi’nden sonra Büyükşehir’de ilçe belediye başkanları, deprem komisyonu ve imar komisyonu üyeleri ve grupların seçtiği grup yöneticileri ile bürokratların katıldığı bir toplantı yapıldığını belirterek, “Sayın Kadir Topbaş’ın bu konuda bir basın açıklaması da oldu. İstanbul’un planları yenilecek, yeni plan notları gelecek. Yeni imar gelecek. Ve binaların TOKİ ve KİPTAŞ kanalı ile yenilenmesi sağlanacak. Bu konuda o günkü toplantıdan sonra 19 kişilik bir komisyon seçildi. Burada 7 tane AKP’li belediye başkanı, 4 tane CHP’li belediye başkanı biride Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen, imar ve deprem komisyonlarının 2 şer üyesi, bir de grup başkanları var. Artık daha hızlı çalışmaların yapılmasını umuyoruz” dedi.

BU SESE KULAK VERİN Bakırköy Sivil Toplum Platformu’nun düzenlediği “Bakırköy Depreme Hazırlanıyor” konulu toplantıda konuşan Bakırköy Karadenizliler Derneği kurucularından ve yönetim kurulu üyesi İbrahim Dorul, Bakırköy’de vatandaşlarının hakkının gasp edildiğini ifade ederek, şunları söyledi. “45 senedir Bakırköy’de yaşıyorum. Bakırköy ile ilgili bize konuşmak için bir hafta süre verseler yetmez. Ama şunu söyleyeyim. Bakırköy’de büyük bir talihsizlik yaşanıyor. Bakırköy hükümetten destek almıyor, Büyükşehir’den destek almıyor, kurumlardan destek almıyor. Yöneticilerimizin tamamını iktidar, muhalefet ayırmadan söylüyorum. Bu vebalin altından kalkamazlar. Büyük günah işleniyor. Muhtarlarımız burada büyük bir çaba sarf ediyor, çalışıyor. Burada iki muhtarımız var, başka muhtarımız var mı? Yok. Zaten çalışanlar belli. Sakın kimse demesin ki, platformun toplantısında az insan var. Bakırköy’de hiçbir toplantı bu kadar kalabalık olmuyor. Bakırköy’de olacak olaylardan yönetenler sorumludur, yaşayanlar sorumlu değildir. Ben Bakırköy’de yaşayanların haklarının gasp edildiğine inanıyorum. Sizlere bazı konularda görüşlerimi aktarayım. Bakırköy’de fareler, kediler, köpekler istilası var. Yok diyecek olan birisi varsa gelsin buradan söylesin. Ben bunların resimlerini çektim. Deprem konulu toplantı yapıyoruz. Selam gönderiyorlar. Allah razı olsun selam gönderenlerden ama deprem diyoruz. Ben 45 senedir Bakırköy’de yaşıyorum. Aynı zamanda inşaat teknikeriyim. 2000 senesinden sonra yapılan binalara eyvallah. Burada sayın meclis üyem inşaat mühendisidir. O çok iyi biliyor. 2000 senesinden önce yapılan bütün binaları Allah muhafaza etsin. Ben siyasetten kendimi ayıkladım. 3 tane çocuğum var onlara da kesinlikle bu şartlarda siyaset yapmayın dedim. Siyaset yapanlar herkes kendini biliyor, Allah’ın kulu olanlar bitmek üzere, kulun kulu olanlar almış başını gidiyor. Eğer bu olmazsa biz devamlı kürsülere geliriz. Sürekli bir şekilde konuşuruz. Partiler kanunu, seçim kanunu, dar bölge seçim sistemi olmadan layık olan insanlar göreve gelemezler. Şu anda memleketimizde demokrasi deniyor. Ben bu sistemin iflas ettiğine inanıyorum. Ve şu anda anayasa yapılıyor. Bu anayasaya mutlaka konmalıdır. Ondan sonra layık olan milletvekili olacak, bakan olacak, başbakan olacak, cumhurbaşkanı olacak. Şu andakilerin hiçbiri Ankara’ya bile giremezler. Çünkü onların arkasında millet gücü yok. Sadece sistemden yararlanarak milletvekili, bakan, başbakan seçiliyorlar. Sistem iflas etmiştir. Biz Bakırköy’de hizmet almak istiyoruz. Kimin kimle kavgası varsa bizi ilgilendirmiyor. Bakırköylünün hakkı gasp ediliyor. Siyasiler, muhtarlar, basın mensupları biz bu hakkı alacağız. Hepinize saygılar sunuyorum.”

BAKIRKÖY’DEKİ CAMİ İMAMLARINA

DEPREM EĞİTİMİ

Bakırköy’deki camilerde görev yapan imamlara ve cami personellerine deprem ve yangın konulu seminer verildi. Bakırköy Müftülüğü tarafından düzenlenen seminerde, Bakırköy İtfaiye Bölge Amiri Atillah Eleşkirtli tarafından verilen seminerde, yangın yerinde yapılması gerekenler, olası yangın nedenleri ile deprem sırasında ve sonrasında yapılması gerekenler hakkında cami personellerinin ne yapması gerektiği anlatıldı. Seminerde konuşan Bakırköy Müftüsü Zakir Uzun ise, deprem ve yangın konusunda cami personelinin gerekli bilgileri alması ve bu tür durumlarda bilinçli davranarak olası tehlikenin boyutlarını daha aza indirmelerini sağlamak amacıyla seminerin düzenlendiğini belirtti. Semineri veren Bakırköy İtfaiye Bölge Amiri Atillah Eleşkirtli, her camide mutlaka olası yangınlara karşı yangın tüpü ve diğer alet edevatların bulundurulması gerektiğini söyledi. İstanbul’un deprem bölgesi içinde yer aldığını ve çok sık yangın

durumları ile karşı karşıya kalındığını belirten Eleşkirtli, sadece Bakırköy’de değil tüm İstanbul’daki cami imamları ve personellerinin bu eğitimleri mutlaka almaları, olası yangın ve deprem konusunda bilinçli olmaları gerektiğini söyledi. Özellikle cami, okul, hastane gibi kalabalık insan gruplarının bulunduğu mekanlarda olası bir deprem ve yangın durumunda yaşanan şok ve kaos nedeniyle genellikle yanlış müdahaleler yapıldığını ve bu yanlış müdahaleler sonucu bir çok insanın hayatını kaybettiğini belirten Eleşkirtli, “İstanbul’da bir büyük deprem beklenmekte. Hepimiz bu depreme karşı hazırlıklı ve bilinçli olmalıyız. Bizler, sadece kendi hayatlarımızı değil, aynı zamanda bir çok insanın hayatını düşünmek zorundayız. Onun için cami personellerinin yangın ve deprem konularında bilinçli olmaları ve olası

durumlarda doğru müdahalelerde bulunarak, can ve mal kaybını aza indirmeye çalışmalıdır. Camilerimizde yangın tüpleri, ecza dolabı, takım çantası gibi gerekli alet ve edevatların mutlaka bulundurulması gerekir.” dedi. Yapılan eğitimde, 'yangın çıkış nedenleri, yangının çıkmaması için yapmamız gerekenler ve alınacak önlemler, yangınla karşılaşılınca yapılması gerekenler, yangın öncesi ve sonrası hareket tarzları, deprem nedir, deprem çeşitleri nelerdir, deprem öncesi almamız gerekli tedbirler' gibi konularda bilgi verildi.


22

Sabri Çalışkan Lisesi öğrencilerinin düzenlediği etkinlik ile

MEHMET AKİF ERSOY ANILDI stiklal Şairi Mehmet Akif Ersoy ölümünün 75. yıldönümünde Bakırköy Sabri Çalışkan Lisesi öğrencilerinin düzenlediği bir dizi etkinlikle anıldı. Basınköy Milli Eğitim Vakfı (MEV) Okulları Konferans Salonu’nda düzenlenen etkinliğe Bakırköy İlçe Milli Eğitim Müdürü Vekili Kemal Özsoy, Sabri Çalışkan Lisesi Müdürü Kutlu Tekinbaş ile çok sayıda öğrenci ve veli katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan anma programında konuşan İlçe Milli Eğitim Müdürü Vekili Kemal Özsoy, Mehmet Akif Ersoy’un Türkiye için çok önemli bir şair olduğunu söylerken, Sabri Çalışkan Lisesi öğrencilerini de gösterdikleri duyarlılık ve hazırladıkları sunumları için

ZÜLKANÝ SÝRMEN

YILLAR ÖNCE… Yıllar önce insanların yüzünde mutluluk, ceplerinde para, evlerinde huzur vardı. Her gelen yıl gideni aratır derler ya çok doğru sözmüş. Sıkıntılar üzüntülerle bir yeni yılı daha geride bırakıyoruz. Her geçen gün acılı şehit anneleri, evleri yıkılmış ağlamaklı vatandaşlarımız, ekonomik krizden perişan olmuş insanlarımız, gözümüzün önünden hiç gitmiyor. Hiçbir suçu olmadan düşündükleriyle ceza evlerinde tutuklu bulunan arkadaşlarımız onurlarıyla mücadelelerine devam ediyorlar. Yeni yıla girerken ekonomik krizin artık su yüzüne çıktığı ekonomist arkadaşlarımız tarafından vatandaşlarımıza açık açık belirtiyorlar. Aç tavuk ambar deler derler. Vatandaşlarımızın cebinde para yok, yüzünde gülümseme yok, evlerinde huzur yok, bir ay boyunca çalıştığını kirasına ve faturalarına ödüyor, aile zor bela ayakta duruyor. Gelin görün ki büyüklerimiz ülkenin toz pembe olduğunu söylüyor, ekonomik krizin ise ülkemizden teğet geçtiğini söylüyorlar. Bu sözün doğruluğunun yorumunu siz Ataköy okuyucularına bırakıyorum. Yeni yıla girerken bazı sevdiğimiz arkadaşlarımızı da kaybettik. Babaali yokuşunu yıllarca aşındıran sevimli Arap Adnan (Adnan Akgünel) ağabeyimiz artık aramızda yok. Cumhuriyet Gazetesi’nde yıllarca beraber çalıştık aynı masada bir çorbayı paylaştık. Bazen üzüldük bazen beraber güldük. Esprisiz bir hayat düşünülebilir mi? Her zaman esprili yaklaşımı arkadaşlarına takılışını hiçbir zaman unutmayacağız. Birilerine kızmış bile olsa hiç belli etmezdi. Yaşamı boyunca gazetecilikten hiç ödün vermeyen, devamlı olarak nitelikli, dürüst, iyi ve ilkeli gazeteciliği savunur. Yazı işlerine gelen haberleri redakte eden ağabeyimizi saygıyla anıyor, ailesine baş sağlığı ve sabırlar diliyorum. Yazımızın başlığına koyduğumuz başlığı yıllar önceyi anımsıyorum, güneşin altındaki buzun üzerine yazılan isimlerin kaybolup gittiğini düşünüyorum. Her geçen gün gideni aratıyor. Yarın ne olur bilemiyoruz. Yeni yılınızı kutlar, mutluluk, sağlık ve başarılar dilerim. Her şey gönlünüzce olsun…

teşekkür etti. Özsoy’un konuşmasının ardından öğrenciler tarafından “Bu Davet Bizim” dalı dans gösterisi yapıldı. Dans gösterisinin ardından ise Sabri Çalışkan Lisesi öğrencisi Gizem Gümüş tarafından kısa bir şiir dinletisi gerçekleştirildi.

Proramda ayrıca öğrenciler tarafından Mehmet Akif Ersoy’un hayatından kesitler canlandırıldı. Program sonunda ise Sabri Çalışkan Lisesi öğrencilerinden İnsu Yetgin, kara kalem çalışması ile yaptığı Mehmet Akif Ersoy portresini Bakırköy İlçe Milli Eğitim Müdürü Vekili Kemal Özsoy’a hediye etti.

Şişli’li erkekler, kadına şiddete karşı yürüdü:

“CİNSİYETİMİZ FARKLI OLSA DA, GÖZYAŞLARIMIZ AYNI” Şişli Belediyesi, Dünya Kadına Şiddete Karşı Dayanışma Günü’nde bir yürüyüş düzenledi. Kadına uygulanan şiddet ve son dönemde artan kadın cinayetlerine dikkati çekmek amacıyla düzenlenen yürüyüşte, Şişlili erkekler, Şişli Meydanı’ndan Atatürk Evi Müzesi’ne kadar yürüdüler. Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün öncülüğünde gerçekleşen yürüyüşe, aralarında Oktay Kaynarca, Gani Müjde, Ali Gündoğdu, Sümer Ezgü, Süheyl Uygur, Behzat Uygur, Enis Fosforoğlu, Murat Sere-

zli, Metin Uca, Mithat Bereket, Yalçın Çakır, Ekrem Ataer’in bulunduğu çok sayıda tiyatro sanatçısı da katılarak destek verdi. Mustafa Sarıgül, 25 Kasım tarihinin “Kadına yönelik şiddete karşı

uluslararası dayanışma günü” olduğunu belirterek, “25 Kasım tarihi bir kutlama günü değil, insanlık için utanılacak bir gündür. Ne yazık ki son yıllarda ülkemizde kadına karşı şiddetin arttığını görüyorum. Buna ek olarak yüksek hakim kararlarıyla hukuk açısından da sınıfta kalmanın üzüntüsünü yaşıyoruz. Biz, cinsiyetlerimiz farklı olsa da gözyaşlarımız aynı diyoruz. Kadına yönelik şiddete karşı dayanışma içinde olmak ve toplumsal duyarlılık yaratmak amacıyla bir araya gelmekten son derece mutluyum” dedi.


27

Cadde ve sokaklar Rent-a Car firmalarına ait araçlarla dolu. Bakırköy Belediyesi Başkan Yardımcısı Yervant Özuzun

“POLİS GÖREVİNİ YAPMALI” Son aylarda sayıları her geçen gün artan Rent-a Car firmalarına ait araçlar cadde ve sokakları adeta istila etmiş durumda. Gelen şikayetler üzerine Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı Yervant Özuzun ile görüştük. Sayın Özuzun, Bakırköy’de gerçi İstanbul’un her yerinde büyük sıkıntı. Bu Rent a Car’ların çoğalması ve ulu orta her yere onlarca araçlarını park etmesi, yaya kaldırımlarına koydukları arabaların üzerine büyük şekilde kendi reklamlarını da koyuyorlar. Bu konuda şunu sormak istiyorum. Bir Rent a Car Firması nasıl ruhsat alır.? Vatandaş bize ortak kiralama diyerek başvuruyor. Biz vatandaşın beyanına göre gerekli işlemleri yaparak ruhsat veriyoruz. Ruhsat verirken de tabi önyargılı değiliz. O gerçekten oto kiralama mı, yoksa korsan taksi mi yapacak bunu başta öngöremeyiz. Biz o vatandaşın beyanı üzerine veriyoruz. Ama gerekli gördüğümüzde, kuşkulandığımızda ya da daha evvel bir başka yerde olup ta korsan taksi nedeniyle kapatılmışsa ve bununla ilgili önbilgimiz var ise o vatandaştan da taahhütname alıyoruz. Ben korsan taksi olarak çalışmayacağım, gerçek anlamda oto kiralama işi yapacağım. Eğer onun aksi bir tutanak olursa ruhsatımın iptaline itiraz etmeyeceğim şeklinde. Gerçekten çok. Bunların bir kısmı gerçekten oto kiralama. Oto kiralama da bir hayli çoğaldı. Ama oto kiralama ile korsan taksi arasındaki sınır ne? Ben bir araba istedim. Peki ben arabanın şoförünü istedim. Taksi ile arasındaki fark ne? Vatandaşa hizmet açısından aralarında fark yok. Korsan taksiye ya da oto kiralamaya telefon açıyorsun arabayı kiralıyorsun. Ben arabayı şoförü ile de kiralayabilirim.

sunuz. Ama peki oto kiralama olayının ayrı bir yönü var. Bir tane arabayla bu işi yapamıyor, onlarca arabayla yapabiliyor. Müracaat eden firma size otopark göstermek zorunda değil mi? Alıyoruz. Bir otoparkla bir sözleşme getirtiyoruz.

Kontrolü biz yapmıyoruz, polis yapıyor. Korsan taksiden bahsetmiyorum, oto kiralama firmalarından bahsediyorum. Onun denetimini polis yapıyor. Bize zaman zaman gelen tutanaklardan anladığımız kadarıyla yapıyor. Ama o yeterli midir, değil midir ayrı bir konu. Polisin görev alanında. Arabaların üzerlerine kendi ilanlarını koyuyorlar. Onu denetleme imkanınız var mı? Olmuyor. O konuda şimdiye kadar bir uygulama bir işlem yok. Gelirler Müdürlüğü ilan reklam açısından bir değerlendirme yapıyor mu doğrusu o konuda bir şey söyleyemeyeceğim.

Arabalarını nerede bulunduracaksa bize sözleşmelerini getiriyor. O şart, onu istiyoruz. Özellikle Ataköy’de bir firmanın aynı cadde üzerinde 48 tane arabası tespit edildi. Aynı plakalı. Kontrolü nasıl yapıyorsunuz?

Kaldı ki, günü birlikte kiralayabiliyorsunuz. Saatlikte kiralayabiliyorsunuz. Tabi ki ticari yasalara ve eldeki yönetmeliklere göre size müracaat edenler belli kriterlere uyuyorsa ruhsat veriyor-

Peki bu konuda söylemek istediğiniz bir şey var mı? Aslında taksi durakları ile ilgili söylemek istediğim şeyler var. Ben taksi duraklarının daha fazla olmasından yanayım. Özellikle Japonya’da gördüm. Caddelerin sokak köşelerinde cepleri var. Onun dışında yolcu alma, yolcu bindirme yeri de yok. Taksi oraya gider orada yolcusunu indirir, orada da eğer bekleyecekse 3-5 dakika bekler ama şehirde boş boş gezmez. Şehir trafiğini doldurmaz. Ben bunun çok yararlı olacağına inanıyorum. Hava alanı taksinin, 1500 küsür taksisi var. Hava alanından yolcuyu alıyor, geliyor, geri gidiyor. Siz hava alanına gidiyorsunuz, taksiden iniyorsunuz, o taksici oradan yolcu alamıyor. O da tekrar boş olarak trafiğin içine giriyor. Taksi duraklarının taksicilerinin değişken olması gerekir. Yasal olmayan taksi durakları da var. Özgürlük Meydanı’nın köşesinde bir taksi durağı yok. Ama orada bir ihtiyaç. Siz hayır da deseniz, polis engellese de orada devamlı olarak taksi duruyor. Meydandan gelen taksiye binecek, gidecek bunu engelleyemezsiniz ama meşrulaştırmadığınız taktirde de orada trafik tıkanıklığı oluyor. Orada zaman zaman taksiciler arasında sürtüşmeler olduğunu da görüyoruz.

BAKIRKÖY’DE BİR YILDA 4830 TON AMBALAJ ATIĞI TOPLANDI Kültür Üniversitesi Endüstri Mühendisliği 1. sınıf mühendislik oryantasyonu dersine katılan Bakırköy Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Mehmet Sümer Bakırköy’de 2011 yılında (aralık hariç) 4 bin 830 ton ambalaj atığı toplandığı açıkladı. Ambalaj atıklarının evsel atıklardan ayrı toplanmasının çevreye ve ekonomiye ciddi katkısının olduğunu öğrencilere anlatan Mehmet Sümer, “Bakırköy Belediyesi olarak biz cam, kağıt/karton, kompozit, metal ve

karton ile 20 ağacın kesilmesi önlenir. Bunun hem ekonomiye hem de çevreye çok büyük katkısı olmaktadır. Kızılderili Şef Seatle’ın dediği gibi son ırmak kuruduğunda,son ağaç kesildiğinde,son balık tutulduğunda, insanoğlu paranın yenmeyecek bir şey olduğunu anlayacaktır” dedi. Temizlik İşleri Müdürü Sümer ayrıca belediye olarak bitkisel atık yağları, atık pilleri, plastik kapakları, elektronik atıkları ayrı topladıklarını da sözlerine ekledi.

plastiği evsel atıklardan ayrı topluyoruz. Bakırköylülere açıkladığımız günlerde ve kumbaralardan topladığımız atıkları ayrıştırarak ekonomiye yeniden kazandırıyoruz. 2011 yılında 4.830 ton ambalaj atığı topladık. Şunu hiçbir zaman unutmamanızı istiyorum; Bilin ki 1 ton cam atık ile 100 litre petrol tasarrufu, 1 metal içecek kutusunun geri dönüşümünden elde edilen enerji ile 100 watt’lık bir ampul 20 saat çalışır, 1 ton atık


28

ZİHİNSEL ENGELLİ ÖĞRENCİLERDEN MOZAİK RESİMLER

YASEMİN BAYER

UNUTULMAMAK … Giden her yeni yıla buruk bir gülümsemeyle güle güle derken, gelen yeni yılı sevinç ve umutla karşılarız. Doğumlar… Çalınmadık kapı bırakmayan ölümler… Hepsi hayata dair… Yaşam böylesine kısayken, hiç kimse yaşamdan kopmak istemezken, hayata ve çevrenizdekilere ne gibi katkı yaptınız bu yıl? Hiçbir huzurevi ya da hastanede sevgi, şefkat ve ilgi bekleyen bir yaşlının elini tuttunuz mu? En yakınınızda bulunan yaşlı akrabalarınızı yokladınız mı? Yoksa bitmeyen işleriniz yüzünden hep onları ziyaret etmeyi ertelediniz mi? “Sakın beni unutma!“ ,“Arada sırada uğrar mısın?”, ”Telefon etmeyi unutma!”… Aslında çok sade ve yalın bir biçimde dile getirilmiş derin duygulardır. Artık rengini hatta canlılığını yitirip kurumuş yapraklar gibi solgun yaşın çok içten duyduğu hisler… Hepsinin tek bir ana fikri vardır: unutulmamak, aranmak… Bir ses duymak… Uzaktan da olsa bir ses duymak… Çalmayan telefonlar, çalınmayan kapılar, görünmeyen sevgili yüzler insanın içine işler. Yaşlanmaya eşlik eden yalnızlık, zamanla yarışırcasına bedeni güçsüz kılmaya başlarken hastalıklar ardı ardına gelir. Ve nihayet kimsenin yönünü değiştirmeye gücü yetmediği o kaçınılmaz yolculuk çıka gelir. Burada önemli olan bu yolculuktaki sürecin güzel geçmesi… Çevresindeki büyükleri sevgi, saygı ve ilgiyle kucaklayanın tüm yaşamı boyunca mutlu olduğuna çok tanık oldum. Dinlediğimiz bir şarkı, okuduğumuz bir kitap ya da izlediğimiz bir tiyatro yapıtının etkisini kim yadsıyabilir ki? Geçtiğimiz günlerde Ali POYRAZOĞLU’nun yazıp yönettiği “Unutma Beni “ adlı yapıtını Yunus Emre’de izledim. Alzheimer hastalığına yakalanan matematik profesörünün yaşam öyküsünün verdiği mesajın ne kadar etkileyici olduğunu, oyununun sonunda birçok izleyicinin ıslak gözünde gördüm. Herkesin gelen yeni yılla birlikte çevresinde ya da uzakta bulunan yakınlarına daha fazla özen göstermeleri dileğiyle yeni yılın sağlık, mutluluk ve başarı getirmesini dilerim. Büyüklerinize sıkı sıkı sarılın, belki gelecek yıl bir kez daha bu fırsatı bulamayabilirsiniz!

Resimden heykele, müzikten fotoğrafa farklı disiplinlerde çalışmalar sunan 30 sanatçı, Eko Sanat ve Geri Dönüşüme dikkat çekmek için Nakkaş Sanat Galerisi’nde sanatseverler ile buluştu. Dimitris Danis’in Küratörlüğünü üstlendiği “Yeşil İstanbul��� etkinliği, zengin içeriğinin yanı sıra Neksav yararına gerçekleştirildi. Başta zihinsel engelliler olmak üzere diğer engel gruplarındaki bireylerin eğitimleri, tedavileri, sosyal hayata uyumları konusunda sanatsal etkinliklerin önemine değinmek için sanatçılar, Nefus Nakipoğlu Uygulama Okulu’nda zihinsel engelli çocuklarla buluşarak atölye çalışmaları yaptı. Atölye çalışmalarına katılan 20 zihinsel engelli öğrencilere mozaik taşlar hakkında bilgiler verilerek, taşları kırarak ve boyayarak resimler yaptılar. Zihinsel engellilerin yaptığı resimler Nakkaş Sanat Galerisi’nde sergilendi.


29

Yeni Bir Yıl... Yeni Beklentiler, Yeni Başlangıçlar... İnsanlar zaman zaman yeni kararlar almak ya da aldıkları yeni kararları uygulamaya koymak için belli tarihlere ihtiyaç duyarlar. Örneğin diyete başlayacak birinin, genelde pazartesi gününü beklemesi gibi... Yılbaşı da hayata karşı beklentilerimizi, yaşam doyumumuzu yeniden değerlendirmek, hayata karşı bakış açımızı yeniden gözden geçirmek için iyi bir fırsat... Yeni yılla birlikte insanlar hayata yeni bir başlangıç yapmak isterler. Yeni umutlar, yeni beklentiler, yeni hedefler belirlemeye başlarlar.

Genellikle her yeni yılı “Hoş geldin” diyerek karşılar insanlar. Ama gerçekten hoş gelip gelmediğini de üç yüz atmış beş günlük bir zaman diliminde, günler, haftalar ve aylar birbirini kovalarken fark eder insanlar. İster hoş gelsin ister gelmesin, ister iyi geçsin ister geçmesin bu bir yıllık süre zarfı, hiç fark etmez insanlar için. Çünkü hiçbir zaman umutlarını kaybetmezler. Geçen yıllar, beklentilerine cevap olmasa da umutlarını hep yeni bir yıla saklarlar. Tıpkı her yılın, aralık ayının son günlerinde yaptıkları gibi.

Mehmet Kaplan (37, Pazarcı esnafı): Hayat şartları maalesef çok zor. Yeni yılı aslında iyi beklentiler içerisinde olmak, umutlu olmak gerekiyor, ama hayat şartları zor olduğu için yeni yıllara umutlu giremiyoruz. Yeni yıldan beklentilerimiz rahat yaşamak. Hayat koşullarımızın düzelmesini ve düzeltilmesini istiyoruz. Münevver Başar (51, Eczacı): Yeni yıl; yeni umutlar, yeni beklentiler demek. Gelecek yılda güzel şeylerin olmasını bekliyorum. Bizim mesleğimiz zor günler geçiriyor. 3100 kalem ilacın fiyatları düşürüldü. Sağlık Bakanlığı’nın eczacıları da düşünerek karar vermesini diliyorum. Bazı ilaçların kamu kurum fiyatları düzelecek. 2012’de hasta ile bizleri daha zor günler bekliyor. Çünkü aile hekimlerine 3 TL muayene ücreti çıkacak ve 3 kalemden sonraki her kalem için vatandaştan 1 TL ilaç bedeli alınacak ve bunu da eczacılar olarak biz tahsil edeceğiz. Bakanlık bizi tahsildar olarak kullanarak halktan para toplamış olacak. 2012’de sağlık açısından hem vatandaşlar hemde eczacılar için zor günler geçireceğiz. Necati Madenoğlu (38, Aşçı): Her yeni yılda milli piyango bileti alarak hayaller kurarım. Ama bu seneye kadar amortiden öteye gidemedik. İnşallah bu yıl şeytanın bacağını kırarım. Kurduğum hayallerin, yeni yıldan beklentilerimin büyük çoğunluğu ortaokula giden oğlum için. Kendim için pek fazla beklentim yok. Bütün beklentim oğlumun okuması, iyi yerlere gelmesi. Zafer Aydemir (13, Öğrenci): Yeni yılda mutluluk diliyorum. Ailemle, arkadaşlarımla güzel günler geçirmeyi istiyorum. Okulumda başarılı olmayı, gireceğim SBS sınavında güzel sonuç alarak hem kendimi, hem de ailemi mutlu etmeyi çok istiyorum. Ayrıca dedem de rahatsız. Onunda bir an önce iyileşmesini istiyorum.

Nermin Çelik (Öğretmen): 2012 yılının insanların sıcacık ilişkiler kurduğu, birbirine güven duyduğu teknolojiyi yaşamımızdan uzaklaştırmadan, geleneklerimizi yaşatabildiğimiz, haksızlığı, hırsızlığı, düzen bozukluğunu ortadan kaldırabildiğimiz tüm insanlara ırk kavramı gözetmeksizin kardeşlik bağlarımızı güçlendirebildiğimiz, Atatürk ilke ve inkılaplarının ışık tuttuğu bir yıl olmasını diliyorum. Tüm insanlarımıza sağlık, mutluluk, esenlikler diliyorum. Cuma Eş (63, Emekli): Yeni yılın tüm Türkiye’ye sağlık, huzur getirmesini diliyorum. Emekliler olarak zor durumdayız. Emeklilerin şartlarının iyileştirilmesini istiyorum. Yaşam koşullarımız çok zor. Emekli maaşımız yetmiyor. Ay sonunu getiremiyoruz. Seçimden önce İntibak Yasası öne sürülerek emekliler yine kandırıldı. Hala ortada bir şey yok. Ayrıca Türkiye içinde güzel günlerin olmasını diliyorum. Ekonomik krizlerin yaşanmadığı, terör saldırılarının son bulduğu bir yıl olsun.

Peki, ama çok şey mi istiyor bu insanlar yeni yıldan? Zor şeyler mi istiyorlar veya imkansız olan şeyleri mi istiyorlar? Bakırköy halkına sorduk. Gezdik dolaştık baktık ki zengin fakir, genç yaşlı herkes yeni yılda hep aynı beklentiler içinde. Simitçi de, eczacı da öğrenci de, anne de, emekli de, çalışan da... Önce sağlık dilediler sonra huzur. Ülkemiz için de terörün olmadığı; birlik beraberlik içinde bir yaşam. Ve son olarak da rahat yaşam sürdürebilmek için bol kazanç, para para para...

Ali Erol (41 Kestaneci): Yeni yılın ülkemiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Yeni yılla birlikte hayat şartlarımızın iyileşmesini, işlerimizin artmasını diliyorum. Her ne kadar ekonomik kriz yok denilse de esnaf olarak krizdeyiz. İşlerimiz yok denecek kadar az. Yeni yılda işlerimizin artmasını istiyorum. Ailemle birlikte mutlu, sağlıklı ve huzurlu bir yıl geçirmeyi diliyorum. İki tane çocuğum var. En büyük beklentilerim tabi ki onlar için. Küçük çocuğum üniversiteye hazırlanıyor. Onun üniversite sınavında başarılı olmasını ve üniversiteyi kazanmasını diliyorum. En büyük beklentim bu. Mehmet Gülsar (58, Taksici): Her yılbaşında olduğu gibi bu yeni yılıda direksiyon başında geçireceğim. Yılbaşı bizim için insanların aileleri ile yakınları, akrabaları, dostları ile eğlenceli bir akşam geçirmeleri ve bizimde taksiciler olarak onları eğlence için bir yerden diğer bir yere götürdüğümüz gün demek. Taksiciler zor durumda. Yeni yılda en büyük beklentimiz işlerimizin açılması, koşullarımızın düzeltilmesi. Ailemiz, çocuklarımız ve yakınlarımızla birlikte mutlu, huzurlu günler geçirmek. Ülkemiz içinde krizlerin yaşanmadığı, barış dolu bir yıl olmasını temenni ediyorum.

Nurettin Karadaş (47, Simitçi): Yeni yıl bizim için yeni umutlar demek. Her esnaf gibi işlerimizin yeni yılda daha da artmasını istiyorum. Tüm yakınlarımın arkadaşlarımın güzel bir yıl geçirmesini diliyorum. Ülkemiz için barış dolu, terör olaylarının olmadığı bir yıl temenni ediyorum. Kendim için ise, ailemle birlikte mutlu bir yıl geçirmeyi temenni ediyorum. 2012’nin çocuklarımın her istediğini yapabildiğim, onların mutlu olmalarını sağlayabileceğim bir yıl olmasını istiyorum.

Uğur Sabır (33, Güvenlik Görevlisi): 2012 yılının hayırlara vesile olmasını diliyorum. Öncelikle tüm ailem başta olmak üzere herkese sağlık, mutluluk, huzur dolu bir yıl temenni ediyorum. Güvenlik görevlisi olarak ise yaşam koşullarımızın iyileştirilmesini, ekonomik şartlarımızın iyileştirilmesini istiyorum. Bir de insanlarımızdan işimizi yaparken bize zorluk çıkarmamalarını diliyorum. Ayrıca iki tane çocuğum var. Onların da okul yaşantılarında başarılı olmalarını, gelecek yıllarda güzel günler geçirmelerini diliyorum. Ülkemiz açısından ise terör olaylarının son bulduğu bir yıl temenni ediyorum.

( Arzu BERATOĞLU Yavuz ARPACIK )


30 İnsan arzusunun ayırt edici niteliği ve sağlıklı aşk yaşantısı: Aşkı ve aşk patolojilerini inceleyebilmek için ilk yapılması gereken, "insan arzusunun niteliğini nasıl kavradığımızı ortaya koyabilmektir. Örneğin bugün çoğumuzun bakışına göre, insan arzusunun, diğer canlıların arzulamalarından hiç de belirgin bir farkı bulunmamaktadır; gereksinim, istek ve arzu kavramlarının hepsi, hemen hemen aynı anlama sahiptir ve insan bedenindeki organik bir işlevin zorlamasıyla ilgilidirler. Biz ise, insan arzusunun niteliği sorununun çözümünde Hegel'in "efendi-köle diyalektiğindeki bakışının oldukça yarayışlı olduğunu düşünüyoruz. Hegel'e göre; İnsan isteği ya da daha iyi bir deyişle, bir bireyi özgür ve bireyselliğinin, özgürlüğünün, tarihinin ve sonuç olarak da tarihselliğinin bilincinde kılan anthropogene (insan kılan) istek, hayvanın duyduğu istekten (doğal, yalnızca yaşayan ve hayatı hakkında yalnızca bir duyguya sahip olan varlığın isteğinden) gerçek 'pozitif', veri olan bir nesneye değil de, başka bir isteğe yönelmesiyle ayrılır. Böylece örneğin erkek ve kadın ilişkisinde istek, eğer biri diğerinin bedenini değil de, isteğini isterse; eğer o istek olarak isteği 'elde etmek', 'kendinin kılmak' isterse, yani istenmek ya da 'sevilmek' yahut insan olması bakımından değerli olarak, insan bireyi gerçekliğinde 'kabul edilmek' isterse, bu insani bir istektir." Başka bir deyişle, antropogene (insan kılan) öz bilinci ve insani gerçekliği doğuran isteklerin tümü, sonuç olarak 'kabul edilme' isteğinin bir sonucudur. İnsan bir başka insana kendini empoze etmeyi ona kendini kabul ettirmeyi istediği ölçüde insandır... Başlangıçta, henüz diğeri tarafından kabul edilmediği sürece, onun eyleminin hedefi bu diğeridir ve onun insan olarak değeri ve gerçekliği bu diğeri tarafından kabul edilmesine bağlıdır; hayatın anlamı bu diğerinde yoğunlaşır." (Kojeve 1988) Hegel'in köle-efendi diyalektiğindeki bu bakışı, psikiyatri dünyasında ilk yankısını, Fransız psikanalist Lacan'ın çalışmasında bulmaktadır. Lacan, Hegel'in tezinden insan isteğinin diğer canlıların isteklerinden farklı olarak, fiziksel gereksinimlerin karşılanmasının yanı sıra, bir de sevgi ve tanınma isteğini de kapsadığı ve sorunun ancak özneler arası (intersubjective) bir bağlamda ele alınabileceği sonucunu çıkartır. Lacan, bu nedenle istek (demand) ile arzu (desire) arasında bir ayrım yapar: İstek, bedenin gereksinimlerinden kaynaklanır ve daima kendine özgü bir biyolojik öge taşır ama arzu asla istek ile aynı şey değildir; arzu, her zaman isteğin hem ötesindedir hem de ondan önce vardır. Arzu, isteğin ötesinde varolur demek, arzunun isteği aştığı yani sonsuz olduğu anlamına gelir; çünkü arzuyu doyurmak olanaksızdır. Arzu, her zaman söylenemez olanı imlediğinden hiçbir zaman doyurulamaz. En özgeci olanları da dâhil olmak üzere bütün insan eylemleri, "başkası"nı tanımak yoluyla ortaya çıkar. Bu nedenle her kendini tanıma arzusu, aslında, bir biçimde "başkası" nı tanıma arzusudur. Arzu, arzu için arzulamak, yani "başkası" nın arzusunu arzulamaktır. Lacan için insan, gereksinim, istek ve arzu arasındadır; bunların nerde başlayıp nerde bittikleri bir türlü bilinemez. Örneğin ağlayan çocuğa, annesi bir parça çikolata verdiğinde, çocuk, hiçbir zaman annenin bu eyleminin kendi gereksinimlerinin giderilmesi için mi yoksa bir sevgi gösterisi olarak mı gerçekleştirildiğini bilemeyecektir. Zaten bir bakıma arzunun gelişmesinin temeli de isteğin yarattığı bu düş kırıklığıdır (Lacan, 1981; Madun 1995). Arzuya Hegelci bakış, daha sonra nesne ilişkileri ve kendilik psikolojisi kuramlarında, belirgin biçimde ortaya çıkmıştır. İnsan ilişkisine, insan varoluşuna yapılan basit eklemeler değil, bizzat varoluşun kendisi olarak bakan bu kuramlar sayesinde, insan psikiyatrideki bilimsel yalnızlığından kurtulma şansına kavuşmuştur

(Cashdan 1988). Yine bu kuramlar sayesinde, aşk gibi arzulamanın katışıksız biçimde kendini gösterdiği insan ilişkisi formlarını ayrıntılarıyla ele alıp inceleme fırsatı doğmuş oldu. Bu kuramlara göre baktığımızda, en özet şekliyle, aşkın insanın ilişki içindeki varoluşunun yüksek bir olasılığı olduğunu görebilir; "sağlıklı aşk yaşantısı" nı ise, aşkın evrensel fenomenolojisinin olgun bir kendilik (self)'teki icrası olarak tanımlayabiliriz. Olgun kendilik, aşk yaşantısını olgun savunma düzenekleri içinde yaşar; aşkı ve sevgiliyi kendisine sunulan var olma fırsatından dolayı yüceltmeyi (sublimation); kendisini yeterince onlara adamayı (alturism) bilir. Aşkı ve sevgiliyi üstün tutar ama mutlaklaştırmaz; iyilik vaadine uygun biçimde eğlenmeye, kendisini ve sevgilisini eğlendirmeye (humor) çalışır. Yaşamın gerçeklerine gözlerini kapamaz; kendi sınırlarının farkındadır; isteklerinin radikal bir savunucusudur ama durulması gereken yerde durur, diretmez (supression). İlişkinin gerçekliği içinde sağlıklı iletişimin yollarını arar; "öteki"nin haklarını ihlal etmemek için gerekli özeni gösterir. Cinselliği dışlamaz, Eros ve Agape' yi birbirinin karşısına dikmez. Aşkına bir karşılığı talep eder ama zorlamaz, sevileni özgür bırakır, manipülasyondan medet ummaz. Bunlar dışında kalan aşk yaşantıları ise, bizim "karşılıksız aşk sendromu" adını vereceğimiz spektrumun içine düşer.

Esra ERDOĞAN

EROTOMANİ

Karşılıksız aşk sendromu spektrumu:

Karşılıksız aşk sendromu spektrumu için önerilen yeni modelin üzerine inşa olduğu temel özellikler, iki karakteristiğe dayanmaktadır. Birincisi, yeni model, insanı tek başına, kapalı Newtoniyen bir sistem olarak algılamaz; diğer insanlarla "ilişki"leri ve "diyalog" içinde kavramaya çalışır; bu yüzden niceliksel ve betimsel farklılıkların yanı sıra, niteliksel ve dinamik farklılıkları öne çıkarır; yalnızca aşk patolojisi yaşayan kişinin değil, ilişkinin karşı-kişisinin tutum ve davranışlarını da göz önünde bulundurmayı önerir. "Karşılıksız aşk sendromu spektrumu" nun anlaşılabilmesi için, özellikle savunma düzeneği olarak yansıtmalı özdeşimin (projective identification) kullanıldığı durumlarda, arzunun yöneldiği gerçek ya da imgesel aşk nesnesinin özelliklerinin de ayrıca incelenmesi gerekmektedir. Modelin ikinci karakteristiği ise, insan arzusunun ayırt edici niteliğinin "başkasının arzusunu arzulamak" olduğu noktasından hareket edilmesidir. Tanımladığımız spektrumun "karşılıksız aşk sendromu" adıyla anılmasının nedeni de budur. Arzusu aşk ilişkilerinde (gerçek ya da imgesel) karşılığını bulamadığında kişi, eğer "sağlıklı aşk yaşantısı" için uygun bir kendilik gelişimine sahip değilse, bu sendrom spektrumu içerisinde yer alan davranışlar sergilenmektedir. Sergilenen davranışlardaki psikopatolojinin şiddeti ise, kullanılan savunma düzeneklerine göre değişmektedir. Buna göre, "karşılıksız aşk sendromu spektrumu"nun bir ucunda gerçek ya da imgesel düzeyde sevdiğini düşündüğü kimsenin arzusunu istediği düzeyde elde edemeyenlerin gösterdiği, çoğunlukla mazohistik nitelik de olan ve normal sınırlar içinde değerlendirebilecek tepkiler, diğer ucunda ise, günümüz psikiyatrisinde "Erotomani", "De Clerambault Sendromu" gibi adlar alan teklisanrısal (monodelusional) bozukluk yer almaktadır. Sendromun ortasında, normale yakın olan kısmında, son zamanlarda, üzerinde bir anlaşmaya varılamamasına rağmen "karasevda" (infatuation) (12), "obsesif aşk", "fanatik aşk" (Zona ve ark 1993; Meloy ve Gothard 1995) başlığı altında sınıflandırılmaya çalışılan bozukluk ile "De Clerambault Sendromu"na yakın olan kısmında "borderline erotomani" adıyla anılan, "sanrısal olmayan (nondelusional) erotomani" veya "çılgınca bağlanma bozukluğu" (violent attachment bozukluğu) gibi adlar da alan (Meloy 1989) sanrının olmaması ve şiddet gösterileriyle karakterize bozukluk bulunmaktadır.

KısSadaN HİSsE BİR İNSAN SADECE DÜRÜST OLDUĞU İÇİN ARANIYORSA... Bir kasabada her gün hava kararınca, insanlar maymuncuklarını ve fenerlerini yanlarına alır, komşularının evlerini soymaya giderlermiş. Fakat, gün doğarken geri döndükleri her seferinde kendi evlerini de soyulmuş durumda bulurlarmış. Ama ülkede kimse kaybetmezmiş, çünkü herkes birbirinden çalarmış. Bir gün, nasıl olmuşsa, dürüst bir adam ortaya çıkmış. Geceleri, diğerleri gibi çantasını fenerini alıp hırsızlığa çıkmaktansa, evinde kalıp çalışmayı tercih edermiş bu adam. Hırsızlar da onun evinin önüne geldiklerinde içeride ışık yandığını görünce döner giderlermiş. Fakat bu durum böyle bir süre devam edince, ahali ona kızmaya başlamış: "Çalmadan yaşamak senin tercihin, ama başkalarını engellemeye hakkın yok" demişler. Bunun üzerine dürüst adam, geceleri ışığını söndürüp dışarı çıkmaya başlamış. Her gece, hırsızlık yapmadan orada burada dolaşır durur, sonunda yatmaya evine dönermiş. Fakat her döndüğünde evini soyulmuş bulurmuş. Sonuçta bir haftadan daha az bir sürede, yiyecek içecek hiç bir şeyi kalmamış ve memleketini terketmek zorunda kalmış. Kasabada hırsızlıkta ustalaşıp giderek zenginleşenler kendileri için soygun yapmak üzere maaşlı hırsızlar tutmaya başlamışlar. Zamanla, zengin fakir ayrımı çoğalmış. Zenginler mallarını korumak için bekçiler tutmuşlar, hapishaneler kurmuşlar. Kendi mallarının çalınmasını da yasa dışı ilan etmişler! Ancak yoksulların mallarını çalmak hala serbestmiş! Bir süre geçtikten sonra, artık kimse soymaktan ve soyulmaktan söz etmez olmuş. Çünkü, yoksulların çoğu ya açlıktan ölmüş ya da oraları terketip gitmişler. Zenginler ve maaşlı soyguncular ise ortada soyacakları kimse kalmadığından servetlerini yavaş yavaş yitirmeye başlamışlar. Sonunda zenginler eski düzeni yeniden sağlamak için oraları ilk terkeden dürüst adamı başa getirmeye karar vermişler. Sora sora nerede yaşadığını öğrenmişler. Evine gittiklerinde kapıda yazılı bir kağıt görmüşler. Kağıtta şunlar yazıyormuş: "Bir insan sadece dürüst olduğu için aranıyorsa, her şey için çok geç olmuş demektir..." Bir millet uyuyorsa uyandırmak kolaydır. Ama uyumuyor da uyuyor gibi yapıyorsa ne yapsanız nafile, uyandıramazsınız.

Indra Ghandi

YAHUDİ VE TİCARET Roma'da dünyaca ünlü San Pietro Kilisesi'nde büyük bir pazar ayini... Görkemli bir dinsel tören. Papa bile katılıyor. Koskoca meydan mahşer yeri gibi... Kilisenin içi de dışı da tıklım tıklım... Bu arada kilise kapısında iki adam özellikle dikkati çekiyor... İkisinin de boynunda kocaman birer levha asılı... Birinde "Ben koyu bir Hristiyanım, Lütfen bana yardım ediniz " yazılı. Ötekinde ise sadece " Ben koyu bir Yahudiyim " yazıyor. Tabii ki kiliseden çıkanlar Hıristiyan olduğunu ifade eden adama yanaşıyorlar ve ellerini ceplerine atıp cömertçe bir şeyler veriyorlar. Yahudi olduğunu ifade eden adamda ise siftah yok. Bu arada kiliseden çıkan iyi niyetli biri "Yahudiyim" yazısı taşıyana sokuluyor. "Bana bak kardeş " diyor, "..dürüstlük iyi bir şey , ama binlerce Hıristiyan kiliseden çıkarken, senin Yahudi olduğunu böyle aleni olarak ifade etmen kanımca hiç de akıllıca bir hareket değil. Bak kimse sana para da vermiyor zaten. Bence çıkar o yazıyı boynundan sen de şu Hıristiyan gibi..." deyince, Boynunda "Yahudiyim " yazılı adam "Hıristiyanım " yazılı olana donup sesleniyor : - Heey !. Salamon !. Herife bak be ! Gelmiş bize ticaret öğretiyor...


31

MALİ MÜŞAVİRLER MUHASEBECİLER BİRLİĞİ BAKIRKÖY ŞUBESİ

YENİ YERİNDE

Mali Müşavirler Muhasebeciler Birliği (MMMB) Bakırköy Şubesi, yeni dernek binasının açılışını gerçekleştirdi. Bakırköy Cevizlik Mahallesi Mor Sümbül Sokak’ta bulunan derneğin açılışına, İstanbul Mali Müşavirler Muhasebeciler Odası (İSMMMO) Başkanı İhsan Yahya Arıkan, Türkiye Mali Müşavirler Muhasebeciler Odası Başkan Yardımcısı İlker Sönmez, Mali Müşavirler Muhasebeciler Birliği Bakırköy Şube Başkanı İrfan Demirci ile çok sayıda dernek üyesi ve Bakırköy Belediye Meclis üyesi Ali Kenan Kır katıldı. Dernek kapısına asılan açılış kurdelesinin İstanbul Oda Başkanı İhsan Yahya Arıkan, TURMOB Başkan Yardımcısı İlker Sönmez ve Bakırköy Şube Başkanı İrfan Demirci tarafından kesilmesi ile başlayan törende konuşan

TURMOB Başkan Yardımcısı İlker Sönmez, Bakırköy’deki derneğin yeni yerini çok beğendiğini söyledi. İstanbul Oda Başkanı İhsan Yahya Arıkan ise, derneğin merkezi bir bölgede olmasının hem üyeler hemde dernek yönetimi açısından avantaj olduğunu söyledi. Bakırköy Şube Başkanı İrfan Demirci de, dernek olarak amaçlarının bölgedeki tüm mali müşavirlerin ve muhasebecilerin birbirlerini tanıması ve dayanışma içinde olmalarını sağlamak olduğunu söyledi. Demirci, yeni dernek merkezinin Bakırköy’deki tüm mali müşavir ve muhasebecilerin birbirleriyle buluşabileceği bir noktada olduğunu kaydetti.

(Yavuz ARPACIK)

BEMED 9. Olağan Genel Kurulu yapıldı

YENİ YÖNETİM İŞ BAŞINDA Belediye Meclis Üyeleri Derneği’nin (BEMED) 9. Olağan Genel Kurulun’da yapılan seçim sonucu Yönetim Kurulu Başkanlığı’na Fuat Yılmaz yeniden seçildi. Bakırköy İşadamları Derneği Lokali’nde yapılan olağan genel kurulu sonucunda BEMED’in yönetim, denetim ve disiplin kurulları şu isimlerden oluştu: Asil Yönetim Kurulu Üyeleri: Fuat Yılmaz, Kadir Aksu, Saim Zeylan, Hikmet Sırma, Sabahattin Sarıalioğlu, Burhan Okuyucu, Muhammed Aydın.

Yedek Yönetim Kurulu Üyeleri: Erdal Kaya, Cemal Türkoğlu, Özcan Düzalan, Mehmet Makas, Mine Ayşe Allı. Asil Denetim Kurulu Üyeleri: Recai Delibaşoğlu, Salim Yılmaz, Savaş Katıtaş. Yedek Denetim Kurulu Üyeleri: Selahattin Demirtaş, Uğur Görkem, Baron Nalbant. Asil Disiplin Kurulu Üyeleri: A.Rüstem Sanay, Haluk Bozovalı, Selahattin Görkey. Yedek Disiplin Kurulu Üyeleri: Mustafa Küçüköner, Paraun Sarı, Sinan Gedik.


32

E - AT I K P R O J E S İ N E U L U S L A R A R A S I Ö D Ü L

DHL Express Türkiye tarafından Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği yararına projelendirilen “Elektronik Atık Toplama Projesi” DHL Global tarafından toplam 38 bin 400 çalışanının hazırladığı projeler arasından “Kurumsal Sosyal Sorumluluk Proje” birincisi seçildi. Binlerce çalışanın hazırladığı projeler arasından sürdürülebilirlik özelliği ile öne çıkan “Elektronik Atık Toplama Projesi” birincilik ödülü de DHL tarafından Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği’ne bağışlandı. “Dünya Gönüllüler Günü” etkinlikleri kapsamında tanıtımı yapılan “E-Atık Toplama Projesi” ile bu güne kadar 7

adet akülü tekerlekli sandalye sahiplerine ulaşırken, ilk etapta DHL kendi bünyesindeki kullanılmayan elektronik atıkları daha sonra da çalışanlarının kişisel elektronik atıklarını topladı. Yakın gelecekte Türkiye çapına yayılması planlanan proje için Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği Genel Başkanı Ramazan Baş, “DHL gibi dünya çapında bir firma ile uluslar arası alanda beğeni kazanan bir projeye imza atmak bizler için mutluluk verici. Projenin aldığı ödülden bizler de çok büyük mutluluk ve gurur duyduk. DHL Express Türkiye’nin her zaman olduğu gibi yine her anımızda yanımızda olacağından eminiz” dedi.

BAKIRKÖY’DE EVRENSEL AŞURA MATEMİ BULUŞMASI Bakırköy Belediyesi ve Cem Vakfı tarafından düzenlenen “Evrensel Aşura Matemi Buluşması” Bakırköy’de yapıldı. “Bedir’den Kerbela’ya, Kerbela’dan Çanakkale’ye tüm şehitlere selam olsun” temasıyla yapılan aşura buluşması yaklaşık 3 bin kişinin katılımıyla Atatürk Spor ve Yaşam Köyü’nde gerçekleşti. Aşura buluşmasında katılan Cem Vakfı Bakırköy Şube Başkanı Av. Nuri Var, Türkiye Caferiler Lideri Selahattin Özgündüz, Alevi İslam Din Hizmetleri Başkanı Ali Yüce, Cem Vakfı Genel Müdürü Hıdır Akbayır’ın ardından konuşan Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen, “Eşit yurttaşlık için, din, vicdan ve inanç hürriyeti için, bayramlarımızı kutla-

mak, üzüntülerimizi paylaşmak için, insan olmanın o büyük erdemiyle, yürüdüğümüz bu yolda daha birçok etkinlikte yan yana geleceğiz” dedi. Hz. Peygamber Efendimiz (SAV)’in torunu, Şehitlerin Efendisi Hz. Hüseyin’in şehadetinin (Hicri 1372) yıldönümü münasebetiyle düzenlenen “Evrensel Aşura Erkanı”nda Belkız Akkale yönetimindeki Bakırköy Belediyesi Türk Halk Müziği Korosu ve Sercan Direk konseri, Galata Mevlevihanesi Semah Grubu Muharrem Erkanı Cemi de yapıldı. Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen ve Alevi İslam Din Hizmetleri Başkanı Ali Yüce’nin ev sahipliğinde yapılan etkinliğin sonunda tüm vatandaşlara aşure ikram edildi.

(Yavuz ARPACIK)


33

Bakırköylü gençler sordu, Ankara Barosu Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu yanıtladı.

“NASIL BİR DEMOKRASİ?”

Bakırköy Kent Konseyi Gençlik Meclisi (BAGEM) tarafından ‘’Nasıl Bir Demokrasi’’ konulu panel düzenlendi. Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezi’nde düzenlenen ve Ankara Barosu Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu’nun konuşmacı olduğu panele Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen, Bakırköy Belediye Meclis Üyeleri Kenan Zülaloğlu, Gülser Alparslan, Bakırköy Kent Konseyi Başkanı Özcan Bilir ve çok sayıda genç katıldı. Panelin açılış konuşmasını yapan Bakırköy Gençlik Meclisi Başkanı Canberk Yalçın, “Nasıl Bir Demokrasi” sorusunun cevaplanması zor bir soru olduğunu belirterek, gençler olarak kendilerinin sadece genç bir demokrasi istediklerini, genç olarak taleplerini dile getirebildikleri bir demokrasi istediklerini belirtti. Yalçın, gençler olarak bu mücadelelerinde maddi manevi bir çok şey kaybedebileceklerini ancak cesaretlerini hiçbir zaman kaybetmemeleri gerektiğini söyledi. Yalçın’ın konuşmasının ardından Bakırköy Gençlik Eğitim Merkezi’nde (BAKGEM) eğitim gören işitme engelli Nilay Tüter kürsüye çıktı. İşitme engelli öğrencilerin eğitim haklarının daha geniş olduğu bir demokrasi istediklerini dile getiren Tüter, engelliler için var olan yasaların uygulanmadığını belirtti. Tüter’in sunumunun ardından, Ankara Barosu Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu “Nasıl Bir Demokrasi” konusunda katılımcılara bilgiler verdi.

Konuşmasına “Her şeyden önce kafalardaki engellerin kalktığı bir demokrasi” diyerek başlayan Feyzioğlu, “Siyasi düşüncelerimizi, değer yargılamamızı bir kenara bırakıp herkese aynı tarafsızlıkla aynı hakları istediğimiz gün nasıl bir demokrasi sorusuna işte böyle bir demokrasi diyebiliriz.” dedi. Konuşmasında, kadına karşı şiddet, düşünce ve ifade özgürlüğü, 12 Eylül 2010 referandumu, HSYK’nın üye sayısının arttırılması, engelliler kanunu, terörle mücadele kanunu, Türkiye’nin Avrupa Birliği süreci, yapılacak olan yeni anayasa gibi çok çeşitli konulara değinen Feyzioğlu, Türkiye’de hukuk sisteminin siyaset tarafından bozulduğunu ifade etti.

- İşsizlik, taşeronlaşma. İş güvenliği. Bunların hiçbirini konuşmuyoruz. Bunun yerine cumhuriyet tarihinden bir sayfayı açıyoruz. O sayfadan ortadan bir paragrafı alıyoruz. Ne başına bakıyoruz, ne sonuna bakıyoruz. O orta yerinden girdiğimiz paragrafta Atatürk üzerinden cumhuriyeti yargılıyoruz. Adına tarihimizle

yüzleşmek diyoruz. Toplumun kendi tarihiyle yüzleşmesi kuşkusuz gereklidir. Ama yüzleşmenin amacı bölünmek, parçalanmak değil, birleşmek, kucaklaşmaktır. - 10 bin gazeteci şu an soruşturuluyor veya yargılanıyor. Ulusal basın düzeyinde 70 köşe yazarı tutuklu. Yerel basın düzeyinde her gün gazeteciler ananın adı, babanın adı sorusuna muhatap oluyor. Gazeteciler kendi kendilerine sansür uygulamak zorunda kalıyor. - Biz eğer hala hakimin ve savcının şahsiyetine güven duymak zorundaysak, vah halimize. Çünkü bir demokrasi ve bir hukuk devletini tanımlayan en önemli unsurlardan birisi en korkak, en pısırık savcının veya hakimin bile doğru kararı verirken korkmamasıdır. Sistemin doğru kararı vereni koruması gerekir. Oysa bugün doğruyu yapmak hakim ve savcılar

FEYZİOĞLU’NUN KONUŞMASINDAN SATIR BAŞLARI Bakırköy Kent Konseyi Gençlik Meclisi’nin düzenlediği “Nasıl Bir Demokrasi” konulu panele katılan Ankara Barosu Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu önemli açıklamalarda bulundu. İşte Feyzioğlu’nun panelde söylediği çarpıcı tespitler;

açısından risk teşkil eder hale geldi. - Siyaset mekanizması tarafından ırzına geçilmiş bir hukuk sistemi, kendi ırzına geçen siyaset sistemi, eğer hukuk sistemini siyaset bozduysa

bunu siyaset temizlemek, düzeltmek zorundadır. Bunun maalesef başka hiçbir yolu yoktur. - Okuduğunuz gazeteye göre insanları sınıflar, haksızlığa insanların siyasi görüşlerine bakarak haksızlık derseniz o zaman bu hale gelmekte son derece normal bir süreçtir. - Terörle Mücadele Kanunu hiçbir demokraside görülmeyecek kadar kapalı, terörist tanımını herkesin istediği yere çekiştirebileceği kadar bilinçli olarak kötü yazılmış bir kanundur. Bugün birbiriyle yan yana geleceğini hiç düşünmeyeceğiniz insanlar aynı terör örgütünün üyesi sıfatıyla rahatlıkla yargılanmaktadır. - Bir insanı kim olduğunu düşünerek yargılamak, yaşam biçimini, karakterini yargılamak faşizmdir. Bu düşünce sisteminin yargılanmasıdır. Bu Hitler’in yaptığıdır. - 2005 senesinde Türkiye, Avrupa Birliği’ne girme heyecanıyla yanıp tutuşurken, bize bir şart koştular ve dediler ki, bu Türk Ceza Kanunu ile olmaz, ceza kanununuzu değiştirin dediler. Bize bir şablon verdiler. Bir de süre koydular. Biz o süreyi yanlış anladık. Sürenin sonunda AB’ye giriyoruz sandık. Oysa müzakerenin başlaması için gün alma şartıydı. Müthiş bir performans sergiledi meclis. AB’ye giriyoruz heyecanı içerisinde el ele verdik, ve Türk Ceza Kanunu’nu AB’nin istediği şekilde değiştirdik. 6 ayda ceza kanununu değiştiren bir ülkeyiz. Ama hiç hoşlarına gitmedi. Türk Ceza Kanunu’nu değiştirdiniz yetmez, şimdi ceza muhakemesi kanununu değiştirin dediler. 6 ayda Türk Ceza Kanunu’nu değiştirecek kadar antrenmanlı olan meclis yine el ele verdi ve 11 gün içerisinde Ceza Muhakemesi Kanunu’nu baştan yazdı. Ben Ceza Hukuku Anabilim Dalı Başkanı olarak çıkan kanunu Resmi Gazete’den öğrendim. Tıpkı Türkiye’deki bütün hakimle, savcılar ve avukatlar gibi. Eğer bizler Ceza Muhakemesi Kanunu’nu Resmi Gazete’den öğrendiysek, vah ülkemin haline! - Siyasi iktidar sadece örgütlü bir toplumla karşı karşıya olduğunda fren yapar. Siyasi iktidarı yalnız bırakırsanız veya denetimsiz bırakırsanız o siyasi iktidar, hangi siyasi partiden olursa olsun kötü bir iktidar olur. Çünkü siyasi iktidarın özünde iktidarın şehvetine kapılmak ve bozulmak vardır. - Bir demokrasiyi tanımlayan unsur siyasi iktidarın varlığı değildir, siyasi iktidar her devlette olmak zorundadır. Ama o devletin bir demokrasi olabilmesi için vazgeçilmez unsur muhalefetin özgür olmasıdır. Muhalefeti özgür olmayan bir toplum hiçbir şekilde demokratik bir toplum değildir. Ben burada muhalefetten siyasi parti anlamında muhalefeti kast etmiyorum. Tam aksine, üniversiteleri, baroları, sendikaları kast ediyorum.

(Yavuz ARPACIK)


34 05 ARALIK 2011 PAZARTESİ Ekseriyetin bulunduğu tespit edilerek birleşim, Meclis 1. Başkan Vekili Hasan Ersoy tarafından açıldı. Gündem okundu, oybirliği ile kabul edildi. AK Parti Grubu’nun deprem konulu özel bir toplantı yapılmasına dair talebi oybirliği ile kabul edildi. Gündem maddelerinin görüşülmesi neticesinde: 1- Hukuk Komisyonu’na seçilmek üzere Pınar Ünsal ve Halil Yalçın Kayalı aday isimler olarak belirlendi. Yapılan oylama neticesinde Halil Yalçın Kayalı’nın 3 kabul oya karşı oy çokluğuyla reddine Pınar Ünsal’ın 16 kabul oya karşın oy çoğunluğuyla kabulüne karar verildi. 2- Yazı İşleri Müdürlüğü’nün 2012 yılında meclis toplantılarının sesli kayıt altına alınmasına dair başkanlık teklifi okundu. AK Parti Grubu’nun sesli ve görüntülü olarak kayıt altına alınması ibaresinin eklenmesi talebi 3 kabul (Mehmet Emin Ertekin, Ayhan Can, Ramazan Baş) oya karşı oyçokluğuyla reddine, başkanlık teklifinin 3 ret (Mehmet Emin Ertekin, Ayhan Can, Ramazan Baş) oya karşın oy çokluğuyla kabulüne, 3- Yazı İşleri Müdürlüğü’nün 2012 yılı meclis çalışma takvimine dair başkanlık teklifinin oybirliği ile kabulüne, 4- Ruhsat ve Denetim Müdürlüğü’nün hafta tatili ruhsatına dair başkanlık teklifinin oybirliği ile kabulüne, 5- İnsan Kaynakları Ve Eğitim Müdürlüğü’nün belediye ve bağlı kuruluşları ile mahalli idare birlikleri norm kadro ilke ve standartlarına dair yönetmelik gereği çeşitli nedenlerle boşalarak norm fazlası olan 10 adet işçi kadronun iptaline dair başkanlık teklifinin oybirliği ile kabulüne, 6- İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü’nün memur kadro ihdas cetveli ile 1 adet zabıta amiri kadrosunda derece değişikliği yapılmasına dair başkanlık teklifinin oybirliği ile kabulüne, 7- İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’nün Florya Uygulama İmar Planı’ndaki kat yüksekliği hakkındaki dosyanın İmar Komisyonu’na havalesinin oybirliği ile kabulüne, 8- İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’nün Yeşilköy Uygulama

toplanmak üzere kapatıldı.

ARALIK 2011 BELEDÝYE MECLÝSÝ’NDE NELER GÖRÜÞÜLDÜ İmar Planı’ndaki kat yüksekliği hakkındaki dosyanın İmar Komisyonu’na havalesinin oybirliği ile kabulüne, 9- İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’nün Merkez Uygulama İmar Planı’ndaki kat yüksekliği hakkındaki dosyanın İmar Komisyonu’na havalesinin oybirliği ile kabulüne karar verilerek birleşim, Meclis 1. Başkan Vekili Hasan Ersoy tarafından 07.12.2011 Perşembe günü saat 16:00’da toplanmak üzere kapatıldı.

07 ARALIK 2011 ÇARŞAMBA

Ekseriyetin bulunduğu tespit edilerek birleşim, Meclis 2. Başkan Vekili Cavit Ganiç tarafından açıldı. İlknur Meral ve gelmeyen üyelerin izinli sayılmalarına oybirliği ile karar verildi. Geçen birleşime ait zabıt özeti okundu, oybirliği ile kabul edildi. AK Parti Grubu tarafından İspirtohane Kültür ve Sanat Merkezi Meclis Binası girişindeki yola ne kadar para harcandığına dair sözlü önerge verildi. Gündem maddelerinin görüşülmesi neticesinde 1- Zabıta Müdürlüğü’nün 2012 aylık maktu çalışma ücretlerine dair evrakın Bütçe Plan Komisyonu’na havalesinin oybirliği ile kabulüne, 2- Ruhsat ve Denetim Müdürlüğü’nün 2012 yılı tarifesinde değişiklik yapılmasına dair evrakın Tarife Komisyonu’na havalesinin oybirliği ile kabulüne, 3- Özel Kalem Müdürlüğü’nün çalışma yönetmeliğine dair evrakın Bütçe Plan Komisyonu’na havalesinin oybirliği ile kabulüne karar verilerek birleşim, Meclis 2. Başkan Vekili Cavit Ganiç tarafından 09.12.2011 günü saat 16:00’da

09 ARALIK 2011 CUMA

Bedros Avedikyan, İlknur Meral, Türkan Elif Arıkancan ve gelmeyen üyelerin izinli sayılmasına oybirliği ile karar verildi. Geçen birleşime ait zabıt özeti okundu, oybirliği ile kabul edildi. Gündem maddelerinin görüşülmesi neticesinde, 1- Özel Kalem Müdürlüğü’nün toplu sözleşmeye ek madde konmasına dair başkanlık teklifinin oybirliği ile kabulüne, 2- Hukuk İşleri Müdürlüğü’nün kamu yararına kullanılan hizmet binaları ile ileriye dönük belediye hizmet binaları yapılması planlanmakta olan arsalara kamuya tahsis alınmasına dair başkanlık teklifinin 3 ret oya karşın oyçokluğuyla kabulüne, 3- İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü’nün özürlü ve korunmaya muhtaç çocuklara ait kadro tahsisine ait başkanlık teklifinin oybirliği ile kabulüne, 4- Yazı İşleri Müdürlüğü’nün evlendirme memurluğu 2012 mali yılı ücret tarifesine dair Tarife Komisyonu Raporu’nun oybirliği ile kabulüne, 5- İlçemiz sınırları içinde yer alan eğitim ve dini tesis alanlarının engellilerin kullanımına uygun hale getirilmesine dair Engelliler Komisyonu Raporu’nun oybirliği ile kabulüne, 6- İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’nün Florya Uygulama İmar Planları’ndaki kat yüksekliği hakkındaki İmar Komisyonu Raporu’nun 3 ret oya karşın oyçokluğuyla kabulüne, 7- İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’nün Yeşilköy Uygulama İmar Planları’ndaki kat yüksekliği hakkındaki İmar Komisyonu Raporu’nun 3 ret oya karşın oyçokluğuyla kabulüne, 8- İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’nün Merkez Uygulama İmar Planı’ndaki kat yüksekliği hakkındaki İmar Komisyonu Raporu’nun 3 ret oya karşın oyçokluğuyla kabulüne karar verilerek birleşim, Meclis 1. Başkan Vekili Hasan Ersoy tarafından 02 Ocak 2011 Pazartesi günü saat 16:00’da toplanmak üzere kapatıldı.

Meclis oturumlarýnýn tamamýný gazetemizin

www.atakoygazete.com.tr sitesini ziyaret ederek okuyabilir ve sesli olarak dinleyebilirsiniz. BAKIRKÖY BELEDİYE BAŞKANLIĞI

SİLUET İLE İLGİLİ KARAR ALINDI, ŞİMDİ NE OLACAK?

2012 YILI NİKAH ÜCRETLERİ

“Zeytinburnu'ndaki binalar, “kabul edilen Tarihi Yarımada Planı’nın Siluet ile ilgili ilkelerine aykırıdır” kararını başkan Topbaş’a bir kez daha hatırlatan CHP’li İBB Meclis Üyeleri, Tarihi Yarımada'nın Silueti'ni bozan gökdelenler ile ilgili Başkan Kadir Topbaş’ın hangi kararları aldığını ve hangi kararları işleme koyduğunu sorgulayarak, “Zeytinburnu'ndaki binalarla ilgili olarak, basında ve televizyonlarda Sayın Belediye Başkan’ın "-Düzelteceğiz" diye demeçleri yer almıştır. Bu Kapsamda; Düzeltme işleminin yapılması için ne gibi kararlar alınmış, ne gibi işlemler yapılmıştır? Henüz bir işlem yapılmadı ise, ne zaman yapılacaktır? Kabul edilen plan kararları ne zaman hayata geçirilecektir? Sorularını sordular. Evet, CHP İBB Meclis Üyelerinin birçok kez önerge verdiği, uyarıcı konuşmalar gerçekleştirdiği ve peşini bırakmadığı ve İBB Meclisinde “Tarihi Yarımada'nın Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı” kararları kabul edildi. Tarihi Yarımada’nın siluetini bozan Zeytinburnu’ndaki gökdelenler ile ilgili ne gibi işlemlerin yapılacağı, Başkan Topbaş’ın hangi kararları verileceği merakla bekleniliyor.

Bakırköy Belediyesi Evlendirme Memurlukları’nda 2464 sayılı yasanın 97. maddesi gereği 2012 yılında uygulanacak nikah ücret tarifeleri belirlendi. Bakırköy Belediye Meclisi’nin 09 Aralık 2011 Cuma günü yapılan 3.birleşiminde oybirliği ile alınan karar gereği 2012 yılı içinde uygulanacak nikah ücret tarifeleri şu şekilde: 2012 yılı içinde belediye evlendirme dairelerinde evlenme cüzdan bedeli dahil olmak üzere; 1- Belediye sınırları içerisinde ikamet eden vatandaşların evlendirme dairelerinde hafta içi kıyılacak nikahlarda 50 TL, hafta sonu kıyılacak nikahlarda 150 TL 2- Belediye sınırları içinde nakil silinmesi içinde evlendirme dairelerinde hafta içi kıyılacak nikahlarda 150 TL, hafta sonu kıyılacak nikahlar 250 TL 3- Belediye sınırları içinde ev düğün salonu kafe, öğretmen evi,

belediyeye ait lokal, salon vesaire gibi yerlerde hafta içi kıyılacak nikahlarda 150 TL, hafta sonu kıyılacak nikahlarda 200 TL 4- Belediye sınırları içinde turistik otel ve benzeri yerlerde hafta içi kıyılacak nikahlarda 200 TL, hafta sonu kıyılacak nikahlar 250 TL 5- Belediye sınırları dışında herhangi bir yerde kıyılacak nikahlarda hafta içi kıyılacak nikahlarda 250 TL, hafta sonu kıyılacak

nikahlarda 300 TL. Ayrıca belediye sınırları içerisinde ikamet ettiğini belgeleyen yeşil kart ve fakirlik belgesi sahiplerinden ücret alınmazken, Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen’in onay vermesi halinde tarifelerde kısmen ya da tamamında indirim yapılacak.

Siluet ile ilgili karar alındı, şimdi ne olacak? İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Meclisi’nin 2011 yılı Aralık ayı

toplantıların da kabul edilen “Tarihi Yarımada'nın Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı” hakkında hazırladıkları yazılı soru önergesi ile CHP’li İBB Meclis Üyeleri bir kez daha Tarihi Yarımada'nın Silueti'nin bozan Zeytinburnu’ndaki gökdelenleri gündeme getirdi. CHP İBB

Meclis Üyeleri Fikret Konya, Ercihan Ekşi, Mehmet Yıldız, Serdar Bayraktar, Dr. Hakkı Sağlam ve Serdal Kılavuz imzaları ile verilen ve başkanlık makamına havale edilen yazılı soru önergesinde şunlara değinildi; CHP: “3. boyuttaki Tarihi Yarımadayı Silueti ile birlikte koruyalım” “Tarihi Yarımada'nın Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı Meclisimizde kabul edildi. Kabul edilen Koruma Planı'nın plan notlarındaki amacı: Tarihi Yarımada'nın alan bütünlüğü gözetilerek, tarihi dokusunun ve 3. boyuttaki Tarihi Yarımada Silueti'nin birlikte korunmasıdır. Dünya Mirası Alanları; Külliyeleri ve Anıt Eserleri ile yakın

çevreleri; Tarihsel öneme sahip meydanları, arterleri ve sokakları; Geleneksel dokusu ve kültürel özellikleri; Korunması gereken bütünün, bu plan alanı içinde bulunan parçalarıdır. Koruma Planı’nın da: • Tarihi Yarımada Silueti'nin etkilenmemesi için, bina irtifaları, topoğrafik yapıya bağlı olarak sınırlandırılmıştır. • Koruma Planı notları: Bu Plan'ın sınırları dışında kalan, ancak bu planı etkileyecek alanların, bu plan kararları ile bütünleşerek Siluet'i etkilemeyecek şekilde planlanması koşulunu getirmektedir. Zeytinburnu'ndaki binalar, kabul edilen Tarihi Yarımada Planı’nın Siluet ile ilgili ilkelerine aykırıdır. • Koruma Planı’nın öngördüğü ilkeler çerçevesinde; • İstanbul'un Silueti ile ilgili olarak daha önce Belediye Meclisi'nden geçirilen genel plan notlarının gereği olarak; Zeytinburnu'ndaki binalarla ilgili olarak, basında ve televizyonlarda Sayın Belediye Başkan’ın "-Düzelteceğiz" diye demeçleri yer almıştır. Bu Kapsamda; 1. Düzeltme işleminin yapılması için ne gibi kararlar alınmış, ne gibi işlemler yapılmıştır? 2. Henüz bir işlem yapılmadı ise, ne zaman yapılacaktır? 3. Kabul edilen Plan kararları ne zaman hayata geçirilecektir?


35

“DAMGALAMA” KARŞITI PROJE YARIŞMASI ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU

Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nin (BRSHH), özellikle şizofreni hastalarına yönelik ayrımcılığı hafifletmek için düzenlediği, “Stigma (Damgalama) ile Mücadele Proje Yarışması”nın ödül töreni The Marmara Otel’inde gerçekleştirildi. Ünlü Sanatçı Türkan Şoray’ın jüri üyesi olduğu “Stigma (Damgalama) ile Mücadele Proje Yarışması”nda birincilik ödülü Uz. Dr. Şahap Erkoç, Fulya Kardeş, Fatih Artvinli, ikincilik ödülü Uz. Dr. Dilek Yeşilbaş, üçüncülük ödülü Uz. Dr. Mehtap Arslan Delice’nin oldu. Jüri Özel Ödülü ise Uz. Psikolog Tuğçe Aytemiz ve Dr. Şermin Gözden’e verildi. The Marmara Oteli’nde düzenlenen törende bir konuşma yapan İstanbul İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Ali İhsan Dokucu, sağlık çalışanlarının sürece daha fazla dahil olması gerektiğini söyleyerek böyle bir proje hazırladığı için Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları

son derece mutlu olduklarını belirtti. Şizofreni Dostları Derneği Başkanı Mesut Demirdoğan da hastaların toplum tarafından

Hastanesi’ne teşekkür etti. BRSHH Başhekimi Doç. Dr. Erhan Kurt ise, yarışma ile hastanemizde çalışan psikiyatri profesyonellerinin mesleki birikimlerini bu konu üzerinde kullanmalarını teşvik etmeyi ve yaratıcılıklarını kullanarak orijinal fikirler bulmayı amaçladıklarını söyledi. Janssen Türkiye Medikal Direktörü Dr. Çiğdem Dönmez de bu projeye destek vermekten dolayı

damgalanmasının yarattığı sorunlar üstünde durarak, aslında şizofreninin tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu belirtti. Ünlü Sanatçı Türkan Şoray ise, böyle bir projede jüri üyesi olmaktan büyük mutluluk duyduğunu belirterek, herkesi damgalama ile mücadeleye davet etti, sevginin her şeyi yeneceğini belirtti. Yarışmanın jüri üyeleri şu isimlerden oluştu: İstanbul İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Ali İhsan Dokucu, Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Atıf Bir, Erenköy RSHH Psikiyatri Klinik Şefi Prof. Dr. Hayrettin Kara, Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nilüfer Narlı, ünlü oyuncu Türkan Şoray, Şizofreni Dostları Derneği Başkanı Mesut Demirdoğan ve Janssen Türkiye Genel Müdürü Ayşe Çetinel Sapmaz

HERKES İÇİN ULAŞILABİLİR TÜRKİYE KALİTE TEŞVİK ÖDÜLLERİ TÖRENİ 3 Aralık Dünya Özürlüler Günü nedeniyle düzenlenen “Herkes İçin Ulaşılabilir Türkiye Kalite Teşvik Ödülleri Töreni" İstanbul Eyüp Feshane Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, Sağlık Bakanlığı Bakan Yardımcısı Agâh Kafkas ve İstanbul Milletvekili Nimet Çubukçu’nun katıldığı programa Türkiye’nin 81 ilinden; Üniversite rektörleri, valiler, vali yardımcıları ve il müdürleri ile çok sayıda kurum ve kuruluş temsilcileri hazır bulundular. Özürlü ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürü Dr. Aylin Çiftçi’nin “Herkes İçin Ulaşılabilir Türkiye Eğitim Programı Kapsamı” sunumuyla başlayan eğitim programı “Ulaşılabilirlik İçin Standartlar”,

“Ulaşılabilirlik ihtiyaç tespiti nasıl yapılmalıdır?”, “Tasarımdan Uygulamaya Ulaşılabilirlik” başlıklı

eğitim sunumlarıyla devam etti. Soru-cevap bölümüyle kapanan eğitim programının ardından ödül töreni öncesinde bir de kokteyl verildi. “Ulaşılabilirlik Kalite Teşvik Ödülleri Programı” İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Dr. Kadir Topbaş, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım’ın konuşmalarıyla devam etti. Program, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından Ulaşılabilirlik alanında örnek uygulamalarıyla takdir toplayan kurum ve kuruluşlara verilen Ulaşılabilirlik Kalite Teşvik Ödülleri Ödül Töreni ile sona erdi.


TEKNOLOJÝ DÜNYA SI

GÖKHAN ATAMER gokhanatamer@atakoygazete.com.tr

ARTIK INTERNET BAĞIMLILARININ DA POLİKLİNİĞİ VAR Son yıllarda herkesin hayatını kolaylaştıran bilgisayar ve internet, kimi zaman hiç beklenmedik tehlikeli sonuçlara neden oluyor. Bilgiye ulaşmanın en kolay yolu olarak nitelendirilen internetin aşırı kullanımı; kullanıcıların aile ilişkilerinde ve sosyal ilişkilerde bozulma, öğrencilerde derslere katılımının azalması, okuldan uzaklaşma, işyerlerinde iş veriminin düşmesi, işten ayrılma, yeme – içme gibi günlük yaşam aktivitelerin ihmal edilmesi, obezite, yorgunluk, yaygın beden ağrıları gibi yıkıcı sonuçlara yol açıyor. Sorunlu internet kullanımı psikiyatrinin en yeni ilgi alanlarından biri haline gelirken, ülkemizde genç nüfusun yüksekliği ve internet kafelerin kontrolsüzce yaygınlaşmış olması, henüz yeni tanımlanmakta olan hastalık için oldukça uygun bir zemin oluşturuyor. Hastalığın tedavisi için ülkemizde yaygınlaşan kliniklere bir yenisi daha eklendi. Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları E.A. Hastanesi (BRSHH) bünyesinde açılan İnternet Bağımlığı Polikliniği hizmet vermeye başladı. Internet Bağımlılığı Polikliniği, uyguladığı tedavi yöntemleriyle internet kullanımını tekrar kişinin kontrolü altına alabilmesini hedefliyor ve bağımlılıkla ilgili bilgilendirme yapıyor. Poliklinikte, chat ve sosyal medya bağımlılarından, online alışveriş meraklılarına, cinsel içerikli site tutkunlarından, saatlerce bilgisayar oyunu oynayanlara, kadar yetişkin, kadın/erkek, ergen, çocuk birçok kişi tedavi görüyor. INTEL 14 NANOMETRELİK İŞLEMCİ GELİŞTİRDİ Cihazların giderek daha da küçüldüğü, akıllı telefonların ve tablet bilgisayarların büyük bir kitleye ulaşması üzerine küçük boyutlarda bileşen üretebilmek çok büyük önem taşımaya başladı. Gelişmiş 22 nanometrelik teknolojiyle yeni nesil Ivy Bridge çipleri 2012'nin ilk çeyreğinde üretmeye başlayacak olan Intel bu alanda rakiplerinin bir adım önünde yer alıyor. AMD ve ARM'a karşı bu önemli avantajı elinde bulunduran Intel'in iddiası doğruysa, rakiplerin epey düşünmesi gerekiyor. Intel'in Kuzey Avrupa Direktörü Pat Bliemer, Nordic Hardware'e verdiği röportajda Intel'in laboratuar ortamında 14 nanometrelik teknoloji ile üretilen çipleri test ettiğini belirtti. Soğutma ve güç tasarrufu konusunda çok daha iyi performans sunan yeni nesil işlemciler Intel'in Tri-gate adını verdiği yeni nesil transistörlerden oluşuyor. Konuyla ilgili daha fazla detay veremeyeceğini belirten Pat Bliemer'ın açıklamaları diğer işlemci şirketlerinde nasıl bir hava uyandıracağını tahmin etmek zor olmasa gerek.

TWITTER’IN YÜZDE 3’Ü ARAPLAR’IN Suudi Arabistan prensi El Velid bin Talal'ın 300

ATAKÖY

milyon dolarlık yatırımla Twitter'ın yaklaşık yüzde 3'üne sahip olduğu belirtildi. Prensin şirketi Kingdom Holding tarafından yapılan açıklamada stratejik bir yatırım olarak değerlendirilen Twitter hamlesinin, yükselen değere sahip ve hızlı büyüyen yeni şirketlere yapılacak yatırımlarla devam edebileceği ifade edildi. Ülkemizde de yayın yapan Fox TV'nin ait olduğu News Corp'da yüzde 7 oranında hisse sahibi olan Kingdom Holding'in Apple ve Time Warner'da da hisseleri bulunuyor. Union Square Ventures, Digital Garage, Spark Capital and Bezos Expeditions, Digital Sky Technologies gibi hissedarları bulunan Twitter'ın 2013 yılında halka açılacağı tahmin ediliyor. GOOGLE ALTI AY İÇİNDE TABLET İŞİNE GİRİYOR İtalya'nın en önemli günlük gazetelerinden Corriere Della Sera'ya bir röportaj veren Google Başkanı Eric Schmidt, Nexus tablet planlarının olduğunu açıkladı. Önümüzdeki altı ay içinde "en yüksek kalitede" bir cihazı satışa sunacaklarını belirten Eric Schmidt'in bu açıklamasıyla gözlerimiz hemen takvimlere çevrildi. Haziran ayında düzenlenecek olan Google I/O konferansı bu cihazın ilk kez gün yüzüne çıkacağı etkinlik olabilir. Geliştirici odaklı bir etkinlik olan Google I/O'da katılımcılara test cihazı dağıtarak denettiren Google, bu yıl yeni tabletini dağıtabilir. Aynı etkinlikte Android 4.5 ya da Android 5.0'ın da tanıtılma ihtimalini göz önüne aldığımızda Google'ın Haziran'da iki bomba birden patlatmaya hazırlandığını ileri sürebiliriz. Google'ın kendi tabletini üretmek için seçeceği donanım partnerinin ise HTC, Motorola ve Samsung gibi daha önce yakın çalışma olduğu şirketlerden biri olacağı tahmin ediliyor. KATLANABİLİR 3D ŞEFFAF EKRAN SAMSUNG’DAN Başta akıllı telefon ve tabletler olmak üzere mobil cihazların hızlı yükselişi, bu cihazlara bileşen üreten teknoloji segmentlerini de yeni arayışlara itiyor. Bunlar arasında şüphesiz başta görüntü teknolojileri geliyor. İşte böylesine yeni arayışlarda olan şirketlerden biri olan Samsung Mobile Display, 3 boyutlu görüntü verebilen esnek OLED ekranlar geliştiriyor. Ekranlarla ilgili iki görüntüyü yayınlayan Samsung, gelecekte bu teknolojinin hangi noktalara geleceğin yönünde de önemli ipuçları verdi. Görüntülerde bazı konsept ürünler yer alırken, şirket daha önce de geliştirdiği katlanabilir AMOLED ekranları 2010'un Mayıs ayında görücüye çıkarmıştı. Son dönemlerde adını sıklıkla duyduğumuz giyilebilir teknoloji ürünlerinde kullanılması beklenen katlanabilir OLED ekranların, konsept çerçevesinden çıkarak ticari ürüne dönüşmesinin ise 5 ila 10 yıl sürmesi bekleniyor. Görüntülere aşağıdaki linklerden erişebilirsiniz: http://www.youtube.com/watch?v=-2faggNVQtM

APPLE’DAN SONRA MICROSOFT DA CES’E VEDA ETTİ Apple'ın 2012 yılında son kez CES'te açılış konuşması (keynote) yapacağını açıklamasından sonra fuar yöneticilerine bir kötü haber de Microsoft'tan geldi. Microsoft da 2012 yılında son kez fuarın açılış konuşması yapacağı yönündeki iddiaları doğruladı. Şirketin Kurumsal İlişkilerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Frank Shaw, yeni ürün çıkarma takvimlerinin CES ile uyumlu olmadığını; Ocak ayında duyuracak pek birşey olmadığını ifade etti. Ürün ve hizmetleri ile ilgili bilinmesi gereken detayları resmi sitelerinden, Facebook ve Twitter'dan, mağazalar kanalıyla paylaştıklarını ifade eden Shaw, fuarda yer almaya devam edeceklerini; ancak açılış konuşması yapmayacaklarını ifade etti.

ÝMTÝYAZ GENEL Taner SAHÝBÝ, KÜÇÜKTEPE Hukuk Danýþmaný: Av.

YÖNETMEN VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ

Ofset Baský ; ÜNÝFORM

Özcan ATAMER

Renk Ayýrým; FÝLMEVÝ Haber Koordinatörü AYLIK BÖLGE GAZETESÝ Ýdare Yeri: Ýncirli Caddesi Yeþilada Sokak No:2/1 Gökhan ATAMER Ýstanbul Aylýk Süreli Ferhat yayýnApt. Kat: 1 D:4 Bakýrköy / Haber Merkezi Tel: (0-212) 543 86 64-543 86 65-543 86 47 Fax: 543 86 16

YIL: 19 Sayý: 211 OCAK 2012

Yavuz ARPACIK

Ataköy Gazetesi, Yurtgün Ýç ve Dýþ Ticaret A.Þ. Arzu BERATOĞLU tarafýndan yayýnlanmaktadýr. info@atakoygazete.com.tr

Köþe yazýlarýndaki sorumluluk, yazarlarýna aittir. GAZETEMÝZ BASIN AHLAK YASASINA Gazetemizde yayınlanan ilanların sorumluluğu ilan sahibine aittir UYMAYI TAAHHÜT ETMÝÞTÝR

FATİH PROJESİ GENERAL MOBILE’IN 15 milyon öğrenciyi tablet bilgisayar sahibi yapacak olan Fırsatları Arttırma ve Teknolojiyi İyileştirme Hareketi (Fatih Projesi) kapsamındaki tablet dağıtımının ilk ihalesi kıyasıya bir yarışa sahne oldu. İlköğretim okullarındaki öğrenci ve öğretmenlere verilecek 8.9 inç boyutundaki tabletleri kapsayan pilot ihale için farklı şirketlerden gelen teklifler neticesinde kazanan, ilk yerli üretim tablet olan e-tab’i üreten General Mobile oldu. Haber henüz resmi olarak duyurulmadı.

INTEL’İN THUNDERBOLT’U NİSAN’DA PC’LERE GELİYOR Intel'in yeni teknolojisi Thunderbolt ilk kez önümüzdeki yılın Nisan ayında PC pazarında da görücüye çıkıyor. Yüksek hızlı veri transmisyon teknolojisi Thunderbolt şimdiye kadar yalnızca Apple'ın iMac ve MacBook serisi cihazlarında kullanılıyordu. Thunderbolt teknolojisine sahip PC'ler, Intel'in 22 nanometrelik Ivy Bridge işlemcileri ile birlikte önümüzdeki yıl sahnede olacak. Bu teknolojiyi taşıyan ilk PC'leri üreteceğini açıklayan iki marka ise Asus ve Acer oldu. 2012'de Thunderbolt'lu PC'leri piyasaya sürecek olan iki Asyalı bu alanda bir ilke de imza atacak. 2012 yılında teknolojiyi kullanmaya başlayacak olan bir diğer PC üreticisi de Sony olacak. Anakart üreticisi Gigabyte da Thunderbolt destekli anakartlarıyla meydandaki yerini alacak.

ÇİN KENDİ GPS SİSTEMİNİ GELİŞTİRDİ Teknolojinin çeşitli alanlarında ABD ile rekabette kendini iyiden iyiye hissettiren Çin önemli bir adım daha attı. ABD'nin kontrolü altındaki GPS (küresel konumlama sistemi) sistemine bağımlı kalmak istemeyen Çin kendi uydu navigasyon sistemini geliştirdi. BBC'nin haberine göre Çince'de pusula anlamına gelen Beidou ismini taşıyan sistem üzerindeki çalışmalar on yıldır devam ediyordu. Askeri ve sivil amaçlar için kontrolü ABD'nin elinde olan GPS sistemini kullanan Çin'in GPS sistemine erişiminin askeri bir anlaşmazlık sebebiyle kesildiğini ileri sürülüyor. Askerli amaçların yanında sivil amaçlar için de ticari kullanıma açılacak olan Beidou 10 tane farklı uydu kullanıyor. Yalnızca Çin ve yakınındaki bölgelerde kullanılabilir durumda olan sistemin geliştirme çalışmaları tamamlandığında tüm dünyayı kapsayacağı bildiriliyor. Bunun için verilen tarih ise 2020. Kullanıma girmesinin ilk 20 yılında yalnızca ordu tarafından yararlanılan bir sistem olan GPS, ilk kez 1996 yılında Bill Clinton döneminde sivil kullanıma da açılmıştı.

AT&T 4G İÇİN 1,9 MİLYAR DOLARA SATIN ALMA YAPTI T-Mobile için yaptığı 39 milyar dolarlık teklifi, tekelciliği engelleme yasasına takıldığı için geri çeken AT&T bir başka dev satın almasını ise tamamladı. LTE tabanlı 4G hizmetlerini 300 milyon ABD'linin yararlanabileceği şekilde genişletmesine izin veren 700 MHz spektrumunu Qualcomm'dan 1,9 milyar dolara satın aldı. Qualcomm'un aslında kendi servisi olan Flo TV için ayırdığı spektrum, söz konusu servisin sona erdirilmesi sonucu boşa çıkmıştı. Mobil cihazlara yönelik olarak TV yayını için kullanılan hizmet, video paylaşım sitelerinin yaygınlaşması ve donanım tarafında destek görmemesi sebebiyle durdurulmuştu. Benzer hizmet 1Seg adıyla Japonya'da ve DVB-H adıyla Avrupa'da sunuluyor. T-Mobile satın almasını veto eden Federal İletişim Komisyonu'nun (FCC) izin verdiği satın almaya benzer bir satın almayı kısa bir süre önce AT&T'nin rakibi Verizon da yapmıştı.

Hukuk Danýþmaný: Av. Taner KÜÇÜKTEPE Av. Öner AYBEK Ofset Baský : ÜNÝFORM Renk Ayýrým : FÝLMEVÝ Ýdare Yeri: Ýncirli Caddesi Yeþilada Sokak No:2/1 Ferhat Apt. Kat: 1 D:4 Bakýrköy / Ýstanbul Tel: (0-212) 543 86 64-543 86 65-543 86 47 Fax: 543 86 16 Ataköy Gazetesi, Yurtgün Ýç ve Dýþ Ticaret A.Þ. tarafýndan yayýnlanmaktadýr. Gazetemizde yayýnlanan yazý ve fotoðraflar kaynak gösterilmeden kullanýlamaz


Dati Yatırım Holding A.Ş.’nin bağlı şirketlerinden Ataköy Marina A.Ş.’nin geçen yıl yatırımına başladığı, Ataköy Marina Park konsept yatırımı içerisinde ülkemizin en değerli cafe ve restaurant markaları birer birer yerini alırken, “Cafe 7. Brasserie ” de Kasım ayı başından itibaren hizmete başladı. Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı Dr. Ulvi Süvarioğlu’nun yaptığı Pusula Gayrimenkul Yatırım Geliştirme Ekspertiz ve Tic. A.Ş. şirketi, gayrimenkul projelerine “Cafe 7. Brasserie ” adlı restaurant ve “Otel 7” adlı butik otel yatırımlarıyla devam edecek. Birbirine benzeyen konseptlerlerle hizmet yarışında bulunarak piyasanın her sektöründe olduğu gibi fiyat

ve promosyonlarla birbiriyle kıyasıya rekabete giren cafe-restaurant zincirlerine alternatif olacak Cafe 7. Brasserie ; müşteri odaklı bir yaklaşımla daha küçük ve samimi ortamlar yaratarak, ülkemizin gittikçe değerleri kaybolan semt/mahalle cafe-restorantları konseptiyle Bakırköy ve Ataköylülere hizmet veriyor. Cafe 7. Brasserie ’nin vizyonu; güvenilirlik ve yiyecek-içecek kalitesini hem lezzet

hem de hijyen olarak üst seviyede tutmak önceliğiyle, müdavimleri olan bir ortam yaratıyor. Sabahları 7’de hizmet kapısını açan Cafe 7. Brasserie ; kahvaltı seçenekleriyle birlikte, dünyanın en kaliteli kahve markalarının yanında özellikle Türk damağına uygun pide çeşitleriyle de beğeni kazanıyor. Öğle yemeklerinde; başta çevredeki iş yerlerinde çalışan profesyonel yöneticilerle, semt sakinlerine; huzurlu bir

ortamda hafif ama doyurucu, lezzetli Akdeniz ve İtalyan menüsü sunuyor. Akşam saatlerinden itibaren ise günün yorgunluğundan çıkmaya çalışan müşterilerine, deniz otobüsüyle seyahat edenlerden de katılımlar olarak; içten sevgi dolu bir ortamda, Cafe 7. Brasserie ekip çalışanları hizmet veriyor... Menüde makul fiyatlı İtalyan, Fransız, Güney Afrika, Şili şaraplarıyla birlikte Türkiye’nin de marka olmuş içecekleri yer alıyor. Çok beğenilen pide, pizza çeşitleriyle birlikte özel soslu bonfilesi de damak zevki açısından tercih sıralamasında önde geliyor. Ayrıca, özel günler için yapılacak organizasyonlara da ev sahipliği yaparak mekanın tadını çıkartabilirsiniz...


37

T ü r k i y e O m u r i li k F e l ç l i le r i D e r n e ğ i D ü n y a E n g e l l i l e r G ü n ü ’ n d e S o ka ğ a Ç ı k t ı .

ENGELLİLER SORUNL ARI İÇİN DİLEK DİLEDİ

3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde Türkiye Omurilik Derneği üyesi engeliler, refakatçileri ile birlikte Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda toplandı. Düzenledikleri etkinlik ile yaşam alanlarının kendilerine uygun hale getirilmesini talep eden Omurilik Felçlileri Derneği Üyeleri mimari yapıların engelliler için uyumlu olup olmadığına bakarak, uygun olan yerlere teşekkürlerini sundu; olmayan yerlere 5378 sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunu hatırlatarak umuma açık yerlerin engellilere uygun hale getirilmesi gereken SON TARİH olan 7 Temmuz

2012’yi hatırlattı. Etkinlikte konuşan TOFD Genel Başkanı Ramazan Baş, “Bakırköy’de buluştuk ama sesimizi tüm Türkiye’ye duyurmak istiyoruz. Bizler de özgürce sokaklarda dolaşarak alışverişimizi kendimiz yapmak, gezmek ve hayata karışmak istiyoruz. Bunun için tek dileğimiz ulaşım araçlarının, sokakların ve binaların bizlere uygun hale getirilmesi” dedi. Tekerlekli sandalyeli engelliler Bakırköy’de bulunan mağaza ve alışveriş merkezlerini tek tek ziyaret ederek rampaları olmayan iş yerlerine broşür dağıttılar. Toplumsal bütünleşmeyi sağlamak için tekerlekli sandalyeleri ile

halkın arasına karışan üyeler etkinliğin sonunda Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda sembolik bir dilek ağacı kurarak, hayata katılmak için kanuni olarak elde ettikleri fakat gerçekleşmeyen hakları, ulaşılabilirlik ve erişimle ilgili dileklerini astılar. TOFD üyesi engellilere, Nefus Nakipoğlu Eğitim Uygulama Okulu öğrencileri, Bakırköy Gençlik Merkezi İşitme Engelli öğrencileri ve Bisikletliler İnisiyatifi üyeleri de destek verdiler. Etkinliğe Bakırköy Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Yunus Timleri’nin de destek vermesi herkes tarafından alkışlandı. (Yavuz ARPACIK)

Uluslararası Lions Yönetim Çevre Kulüpleri’nden sağlık semineri

“SAĞLIĞIMIZI KORUYALIM”

118-E Lions Yönetim Çevre Kulüpleri, Bakırköy Belediyesi ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliği ile sağlık semineri düzenlendi. Yunus Emre Kültür Merkezi’nde düzenlenen seminerde, Prof. Dr. Nevin Dinççağ Diyabet ve Obezite konularında, Prof. Dr. Ahmet Dinççağ ise Can Suyu konusunda öğrencileri bilgilendirdiler. Çok sayıda öğrencinin katıldığı seminerde, Prof. Dr. Nevin Dinççağ, günümüzde çok yaygın olan diyabet ve obezite hastalıkları hakkında toplumda yeteri kadar bilgi olmadığını belirterek, öğrencilere uyarılarda bulundu. Dinççağ, öğrencilerin fast food tarzı yemekler yerine sebze ve meyve tüketmeleri gerektiğini dile getirirken beyaz ekmek tüketimini de en

aza indirmeleri gerektiğini söyledi. Can Suyu konusunda bilgiler veren Prof. Dr. Ahmet Dinççağ da, kola-meyve suyu ve aromalı içeceklerden uzak durulması gerektiğini bunların yerine kaynak suyu, sade maden suyu, sıkılmış meyve suyu, günlük taze süt ve ayran içilmesi gerektiğini söyledi.

Seminer sonunda Topkapı Lions Kulübü Başkanı Özcan Hakcan, Panel, Seminer ve Konferanslar Komite Başkanı Cevahir Mekik ve Ataköy Lions Kulübü Başkanı Figen Ertikler tarafından Prof. Dr. Ahmet Dinçağ ve Prof. Dr. Nevin Dinçağ’a plaket takdim edildi.

GAZETEMİZE TEŞEKKÜR Bu arada plaket töreni sırasında 118-E Lions Yönetim Çevre Kulüpleri tarafından gazetemize de bir teşekkür belgesi verildi. Teşekkür belgesini gazetemiz adına muhabirimiz Yavuz Arpacık, Topkapı Lions Kulübü Başkanı Özcan Hakcan’ın elinden aldı.


39

PELİCAN MALL YENİLİKÇİ HİZMET KALİTESİ İLE BÜYÜMEYE DEVAM EDİYOR mimariye sahip olan Pelican Mall, dış cephesinde bulunan ve benzeri olmayan e-box yapısı ile AVM sektöründe de bir ilke imza atıyor. 1300 araç kapasiteli ücretsiz açık kapalı şık otoparkı ile de ziyaretçilerine kolaylık sağlayan Avcılar’ın ilk ve tek alışveriş ve yaşam merkezi olan Pelican Mall 1. Yılını doldurmaya hazırlanırken kurulduğundan bu yana yürüttüğü kaliteli hizmet anlayışı politikasıyla büyümeye ve yenilenmeye her geçen gün devam ediyor. KKG grup bünyesinde yer alan ve Avcılar’da açılan Pelican Mall Alışveriş ve Yaşam Merkezi Genel Müdürü Berna Yüksel ile geçen yaklaşık bir yıllık süreç hakkında konuştuk. Pelican Mall’un sahip olduğu marka karması, ziyaretçilerine sunmuş olduğu hizmetler, güvenli ve rahat alışveriş ortamı ile Avcılar’ın buluşma noktası konumuna geldiğini söyleyen Pelican Mall Genel Müdürü Berna Yüksel, uygulamaya başladıkları farklı iç hizmet yenilikleri ve politikaları ile AVM sektöründe hem bir ilke imza attıklarını hem de güçlenen personel yapılarıyla da hizmet kalitelerini arttırdıklarının altını çiziyor. Pelican Mall Genel Müdürü Berna Yüksel, bugüne kadar 3. Parti şirketler tarafından almış oldukları temizlik, güvenlik, müşteri servisleri, müşteri hizmetleri yönetimi ve danışma gibi bölümlerde çalışan ve tüm bu hizmetleri veren profesyonel

Avcılar ve çevre bölgelerde yaşayanlara farklı bir dünya sunabilmek, A'dan Z'ye tüm ihtiyaç ve beklentilerini karşılayabilmek amacıyla hizmete giren Pelican Mall, içinde yer alan dünya ve Türkiye’nin seçkin markalarının yanı sıra gün ışığından yüksek derecede faydalanılabilen atrium'u, özel peyzaj çalışmaları, süs havuzları, eğlence üniteleri ve teraslı cafeleri ile bir alışveriş merkezini ön plana çıkartan yaşam öğesi özellikleri ile ön plana çıkıyor. Çelik konstrüksiyon ağırlıklı yapıya sahip olan Pelican Mall, 4 katta ortalama 100 mağazası ile ziyaretçilerine hizmet veriyor. 4.000 m2 alan üzerinde kurulu hipermarket, 9 salondan oluşan sinema, spor merkezi, teknoloji marketi, çocuk oyun alanları, bowling, buz pisti, paitball ile de çevre semtler için tartışmasız bir çekim gücüne sahip olan Pelican Mall, gün boyu güneş ışığından faydalanarak ziyaretçilerine ferah bir alışveriş ortamı sağlıyor. Havuz ve bitkilerin yer aldığı tasarımı ile farklı bir

kadroları kendi bünyelerine aldıklarını da belirtiyor. Bu kararı, vermiş oldukları benzer hizmetleri çok daha yüksek seviyelere taşımak adına uygulamaya başladıklarını söyleyen Berna Yüksel, uygulama sayesinde her ay yüzde 25 oranında bir oranın genel bütçelerine pozitif olarak yansıdığının da altını çiziyor. Berna Yüksel yeni IK politikaları çerçevesinde kurum içinde bulunan hizmet departmanlarının, tarafsız bir denetim firması tarafından düzenli olarak denetlendiğini ve çalışanlarına vermeye başladıkları eğitim programları ile güçlendirerek AVM sektöründe çok kısa bir süre içinde farklılık oluşturacaklarını açıkladı. Çalışanlarına yönelik gerçekleştirdiği yeni uygulamalar ile AVM sektöründe bir ilki gerçekleştiren Pelican Mall’da benzer AR-GE çalışmalarının önümüzdeki dönemde de devam edeceğini sözlerine ekleyen Pelican Mall Genel Müdürü Berna Yüksel, AVM yönetiminin temellerinin hizmet kalitesinde süreklilik ilkesine paralel olduğunun ayrıca altını çizerek “Çeşitliliğin olduğu bir ortamda tercih noktasında farklı olan, ilk olan elbette ki diğerlerine göre bir adım önde oluyor. Biz de bunun faydasını görüyoruz.” diyor.

Arzu BERATOĞLU


41

BAKIRKÖYLÜLER, MEVLANA’YI KONYA’DA ANDI

Bakırköy Belediyesi Basın - Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü tarafından BAKKART sahiplerine Konya’ya, Mevlana Müzesi’ne ücretsiz gezi düzenlendi. Geziye giden otobüsleri tek tek dolaşarak Bakırköylülere iyi yolculuklar dileyen Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen de kısa bir açıklama yaparak, “Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol, tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol.” diyerek bizlere günümüzde de ışık tutmaya devam eden Hz. Mevlana’nın Müzesi’ni ve Türbesi’ni ölümünün 738. yılında ziyaret ediyoruz.” dedi. Basın-Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürü Ruhsan Tezkan da geziye yaklaşık 600 BAKKART sahibi Bakırköylü’nün katıldığını ifade ederek, “Bakırköylü yurttaşlarımız Mevlana Müzesi’nin yanı sıra Hz. Şemsi Tebrizi Camii, Alaaddin Camii, İnceminare Müzesi, İplikçi Camii ve Alaaddin Tepesi gibi yerleri de gezdiler.”şeklinde konuştu. Geziye katılan Bakırköylülerden

bazıları geziyle ilgili görüşlerini şöyle açıkladılar: Kevser Kılıç: Hz. Mevlana’nın ölümünün üzerinden neredeyse 8 asır geçmiş birisinin hala günümüzde söyledikleri bizlere yol gösteriyorsa bizlerin de bu yüce insanların mezarını ziyaret etmemiz gerekiyordu. Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen’e bizlere bu sorumluluğumuzu yerine getirme fırsatı verdiği için öncelikle teşekkür ederim. Çocuklarımla beraber geziye katıldım ve bu geziden sonra çocuklarımın manevi dünyalarının gelişeceğini düşünüyorum.

Elizabet Ertembak: Konya bizim çok görmek istediğimiz bir şehirdi. Özellikle Mevlana Müzesi. Bunu sağladığı için başta Bakırköy Belediye Başkanı olmak üzere tüm görevlilere teşekkürler. Nurdan Tekiner: Bu geziyle beraber manevi duygularım değişti. Mevlana Müzesi’nde herkese dua edebildim. Ne mutlu bize böyle anlamlı bir zamanda burada bulunabildiğimiz için. Onur Yüce: Bu güzel Konya seyahatinde Mevlana Celalettin-i Rumi gibi evrensel değeri, onun en yakını Şems-i Tebrizi hazretlerini, şehrin kutsal mekanlarını ve yöresel lezzetlerini daha yakından tanımamıza vesile olan başta Ateş Ünal Erzen Başkanımız ve Basın-Yayın Halkla İlişkiler Müdürlüğü personeline çok teşekkür ediyorum. Dt.Sevcan Beyazdağ: Trafınızdan düzenlenen dünya kültürünün mihenk taşlarından, değerli hazinemiz Mevlanamızı anmaya getirdiğiniz için çok teşekkür ederim. Bu kadar kalabalık bir toplulukla ancak bu kadar maksimum seviyede bir düzen ve memnuniyet sağlanabilir. Arzu Vatansever: “Gez Dünyayı gör Konya’yı, gez İstanbul’u gör Bakırköy Belediyesi’ni. Sonsuz teşekkürler.

ENGELLİLERE TERMAL KAMP Bakırköy Belediyesi, 740 engelli ve ailesini Balıkesir Edremit’te 4 yıldızlı termal otele kampa götürdü. 3’er günlük periyotlarla engellileri kampa götürdüklerini belirten Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen, “Engelli kardeşlerimizi ve aileleri yazın Fethiye’de engelliler yaz kampına götürmüştük. Şimdi de termal kampa götürdük. 740 engelli ve ailesi 4 dönemde 3’er günlük 4

yıldızlı otelde termal kamp yaptılar. Ulaşım dahil 3 öğün yemeklerini de belediyemiz karşıladı. Yarı olimpik termal havuzda uzman eğitmenlerle çocuklarımız kışın da yüzmenin tadını çıkardı. Engelsiz BAKKART’ı olan tüm engelli grupları bu tür gezilere iştirak edebiliyor.” dedi. Bu arada

Edremit’ten gelen ilk grubu Başkan Yardımcısı Gülten Tozanlı karşıladı. Termal kampa katılan çocuklar ve

gençler, Başkan Yardımcısı Tozanlı’ya geziyi düzenlediği için Bakırköy Belediyesi’ne teşekkürlerini ilettiler.


43

M U T L U

Tülin SÖNMEZ & Çağatay POLAT

Evlendiler

G Ü N L E R

Düğüne Sönmez ve Polat ailelerinin akraba ve dostları ile Tülin ve Çağatay’ın yakın arkadaşları katıldı.

NESLİ TÜKENEN CANLILARA DİKKAT ÇEKTİLER kirliği, besin zincirinin zedelenmesi, toprağın zehirli atıklarla yararsız hale gelmesi gibi konulara dikkat çekmek ve bu bağlamda çevremizdeki insanları etkileyerek sosyal sorumluluğu yerine getirmek amacıyla yapılan “Soyu Tükenmekte Olan Canlı Türleri” başlıklı resim yarışmasına ilgi ve talep çok

Aka okullarının geleneksel olarak sürdürmek amacıyla yola çıktığı “Resim Yarışması"nın ilki aralık ayında yapıldı. Soyu tükenme tehdidi altında olan canlı türlerine dikkat çekerek, çevre

büyük oldu. İstanbul genelinde yapılan resim yarışmasında öğrenciler anaokulları, ilköğretim 1-5 ve 6-8. sınıflar kategorilerinde yarıştılar. 600 eser içinden kendi kategorilerinde ilk üç dereceye giren eserler ile bu dereceler dışında ilk 60 eser seçilerek ödüllendirildi. Aka koleji konferans salonunda gerçekleştirilen törene Bahçelievler İlçe Milli Eğitim

Müdürü Basri Özbay ve Şube Müdürü Abdurrahim Ateş’de katıldı. ÖDÜL ALANLAR Anaokuları Kategorisinde; Birincilik ödülünü Nazlıcan Uzunkaya (Özel Minik Ceylan Anaokulu), ikincilik ödülünü Alize Tauna Bakırer (Milli Eğitim Vakfı Özel Büyükçekmece Koleji), üçüncülük ödülünü ise İrem Bozatlı (Canku Anaokulu) aldı. İlköğretim 1-5 Sınıflar Arası Kategorisinde; Birincilik ödülünü Ceren Yılmaz (İstek Özel Ulubey Okulları), ikincilik ödülünü Zeynep Uğur (Özel Sembol İlköğretim Okulu) , üçüncülük ödülünü ise Sıla Aleyna Din (Haznedar Abdi İpekçi İlköğretim Okulu) aldı. İlköğretim 6.7.8. Sınıflar Arası Kategorisinde; Birincilik ödülünü Muhsine Beg (Haznedar Abdi İpekçi İlköğretim Okulu), ikincilik ödülünü Barbaros Furkan Ala (Kazlıçeşme Abay İlköğretim Okulu), üçüncülük ödülünü ise Ayşegül Çetinkaya (Esentepe İlköğretim Okulu) aldı.


45

ÖĞRENCİLER BİLGİLERİNİ YARIŞTIRDI

Bilgisi, Genel Kültür, İngilizce alanlarında sorular yöneltildi. Yarışan öğrencilere arkadaşları; alkışları ve tezahüratlarıyla destek verdi. Yarışmanın finalinde Halkalı Bilgi Evi birinci olurken, Fatih Bilgi Evi ikinci, İnönü Bilgi Evi ise üçüncülük elde etti.

KOMŞU İLÇELER:

KÜÇÜKÇEKMECE

sizleri bilgi çağına yetiştirmek için durmadan uğraşan öğretmenlerinizi unutmayın. Bilgiye ulaşamayan geride kalır. İnternet çağındayız. Bir tıkla dünyaya pencere açıyoruz. Özellikle son 10 yılda ülkemizin göstermiş olduğu atılımı sizler iyi değerlendirmelisiniz” diye konuştu.

YARININ ANNE BABALARI SİZLERSİNİZ

Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi, Küçükçekmeceli Bilgi Evi öğrencilerinin kıyasıya rekabetine sahne oldu. Küçükçekmece Belediyesi’ne bağlı 6 Bilgi Evi 7.sınıf öğrencileri bilgilerini yarıştırdı. Yarışmaya Küçükçekmece Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin İpek, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Bilgi yarışmasına Fatih, İnönü, Halkalı, Taştepe, Sefaköy ve Cennet Bilgi Evi’nde eğitim gören 7. sınıf öğrencileri katıldı. Her Bilgi Evi’nden üçer öğrencinin bilgilerini tartmasına sahne olan yarışmada, öğrencilere Matematik, Türkçe, Sosyal Bilgiler, Fen

Yarışmada renkli görüntüler de ortaya çıktı. Üye oldukları Bilgi Evleri’ni rengarenk şapkalarla temsil eden öğrenciler, şarkılar ve türküler söyleyerek, yarışmayı eğlenceli bir hale getirdi. Dereceye giren öğrenciler ödüllerini Başkan Yardımcısı Hüseyin İpek’in elinden aldı. İpek, yarışmaya katılan çocukları tebrik ederek, “Burada önemli iki husus var. Sizler yarının anne babaları olacaksınız. Güçlü ülke, güçlü aile yapısıyla ortaya çıkar. Toplumun yapı taşı ailedir. Sizler için fedakarlık yapan anne babalarınızı ve

ORTAK PROJEYLE İŞ SAHİBİ OLACAKLAR

Küçükçekmece Belediyesi, İŞKUR ve Küçükçekmece Gümüşhaneli İşadamları Sanayiciler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (GİYAD)’ın ortak girişimi olan “İstihdam İçin Mesleki Eğitim Projesi” hayata geçiriliyor. İstihdama katkı sağlamak ve vasıfsız kişilere meslek kazandırmak amacıyla yola çıkan Küçükçekmece Gümüşhaneli İşadamları Sanayiciler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nde İŞKUR ve Küçükçekmece Belediyesi’nin imzaladığı proje kapsamında, kuaförlük, modelistlik, halk oyunları, saz, bağlama, güzel konuşma – diksiyon kursları vatandaşın hizmetine sunulacak.

16-35 YAŞ ARASI HERKES BAŞVURABİLİR

GİYAD Kadın Kolları Başkanı Deniz Gündüz Şanlı, projenin içinde yer almalarında büyük katkısı olan

Küçükçekmece Belediye Başkanı Aziz Yeniay’a teşekkür ederek, “Bu proje kapsamında derneğimizde her kurs için 25’er kişiye uzmanlar tarafından eğitim verilecek. Meslek kurslarına kayıt yaptırmak için derneğimize üye olma şartı yok. 16-35 yaş arası herkes kurslarımıza başvuruda bulunabilir. Ayrıca kursu bitirerek sertifika sahibi olan kursiyerlerimize, GİYAD olarak iş imkanı da sağlıyoruz” diye konuştu.

SİGORTADA 48 AY DEVLET GÜVENCESİ

Kursa devam eden kursiyerlere, İŞKUR tarafından günde 15 TL ödenerek, sağlık sigortaları da yapılacak. Ayrıca meslek kurslarından mezun olan kursiyerlere işverenler de İŞKUR’un önemli bir hizmetinden yararlanma şansına sahip oluyor. Bu kapsamda, kursu bitirip işbaşı yapan işçilerin 48 ay boyunca

sigortaları devlet tarafından ödenecek. Meslek kurslarına başvurmak isteyen bireyler, başvurularını Küçükçekmece Belediyesi, GİYAD ve İŞKUR hizmet binalarından yapabilirler.


46

KOMŞU İLÇELER

BAHÇELİEVLER 120 Tekerlekli Sandalye Dağıtıldı

ENGELLERİ KALDIRIYORUZ

Bahçelievler Belediyesi tarafından Engelliler Haftası etkinliğinde, 120 tekerlekli sandalye ihtiyaç sahiplerine törenle dağıtıldı. Belediye Yeni Sahne Salonunda gerçekleşen törende konuşan Belediye Başkanı Osman Develioğlu “Engelli olmak hiç birimizin elinde olmayan bir yaşam, ama bilmeliyiz ki hepimiz birer engelli adayıyız. Hayatı sürdürme zorunluluğumuz var. İnsanımızın yüreğinde engeller olmasın. Yaşamın temeli sevgidir. Herkesin yaşama hakkına sahip çıkmalıyız. Yaşamı kolay kılacak unsurları yerine getirmeliyiz. Engelleri adım adım ortadan kaldırıyoruz. Kurum olarak Bahçelievler’de, her adımda engelleri ortadan kaldırmanın heyecanıyla çalışıyoruz” dedi. Mavi Pusula folklor ekibinin sergilediği renkli oyunların ardından sahne alan Cüneyt Tek verdiği konserle engelli ailelerine eğlenceli dakikalar yaşattı.

Kadınlarımıza Sevgi Sunalım

K A D INA ŞİDDETE HA Y I R olursa olsun şiddet uygulamak hem vicdani, hem insani, hem de yasalar karşısında suçtur. Hiçbir canlının şiddete uğramasını

Uluslararası Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele günü etkinliği çerçevesinde, Bahçelievler Belediye Başkanı Osman Develioğlu binlerce gül ve karanfili Şirinevler Meydan’ında kadınlarımıza sundu. Kadına şiddetin insanlık suçu olduğunu belirten Osman Develioğlu “Anadolu’yu Anadolu yapan, kadınlarımıza, Dünyamızın neresinde hangi nedenle Bahçelievler Belediyesi Meclisi’nin aldığı karar uyarınca 2008 yılında oluşturulan, kurulduğu günden beri birçok faaliyete imza atan Bahçelievler Gençlik Meclisi, Genç Gelişim Akademisi'nin 3.sünü gerçekleştiriyor. Lise ve üniversite çağından itibaren okuyan ve çalışan gençliğin, ülke ve ilçe yararına sosyal ve kültürel aktiviteler yapabilmelerine olanak sağlamak amacıyla kurulan Bahçelievler Belediyesi Gençlik Meclisi, kitap ve yardım kampanyalarının yanı sıra söyleşiler, paneller, anma toplantıları ve kültürel etkinlikler düzenliyor. Yaklaşık dört ay sürecek olan Genç Gelişim Akademisi

istemiyoruz. Kadına yapılan insanlık dışı şiddeti de reddediyoruz. Kadınımıza sunulması gereken, güldür, çiçektir, sevgi ve saygıdır” dedi. Kadına Şiddete Hayır günü nedeniyle, Şirinevler Meydanı’nda binlerce gül ve karanfil Bahçelievler Belediye Başkanı Osman Develioğlu tarafından kadınlara armağan edildi.

Ünlü Siyasetçiler, İş Adamları ve Akademisyenler katılıyor.

G E N Ç G E L İ Ş İ M A K A D E M İ S İ B A Ş L I YO R

her hafta birbirinde Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Ömer Dinçer, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İTO Başkanı Nevzat Yalçıntaş, Gazeteci-Yazar Mehmet Altan, Merkez Bankası Eski Başkanı Durmuş Yılmaz ve Bahçelievler Belediye Başkanı Osman Develioğlu gibi alanında uzman akademisyenleri konuk edecek. Türkiye'deki akademisyen, siyasetçi ve işadamlarını gençlerle buluşturan Genç Gelişim Akademisi’nin Bahçelievler Belediyesi Yeni Sahne'de başlayan ilk oturum konuğu ise Bilim ve Sanat Vakfı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Mustafa Özel oldu.


Sabaha kadar biri kalkıp diğeri iniyor

UÇAK GÜRÜLTÜSÜ CANIMIZDAN BEZDİRDİ Atatürk Havalimanı 06-24 pistinin uzmanların tüm uyarılarına rağmen Ataköy yönüne doğru uzatılması sonucu bu piste sabaha kadar inip kalkan uçakların gürültüsü nedeniyle Ataköylüler adeta feryat ediyor. Gelişmiş ülkelerde iskan edilmiş yerlerde veya yakınında bulunan havalimanlarına uçaklar genellikle akşam saat 11’den sabah 06’ya kadar iniş kalkış yapamyor. Gazetemizi arayan çok sayıda Ataköy sakini “yaşlılarımız var, hastamız var, öğrenci var, çocuklar var. Sabaha kadar inen uçakların gürültüsü yüzünden huzurumuz kaçtı, dengemiz bozuldu. Gazeteniz aracılığı ile başta Ulaştırma Bakanımız ve diğer yetkilileri bir gece misafir etmek istiyoruz. Gelsinler bu sorunu bizimle beraber yaşasınlar. O zaman hak vereceklerdir” diyorlar.

DEVLET HAVA MEYDANLARI GENEL MÜDÜRÜ’NE VE YEŞİLKÖY HAVALİMANI MÜDÜRÜ’NE SORUYORUZ: H av a l i m an l a r ı n d a bu l u n du r u l m as ı z or un l u ol an N oi s e M on i tor i n g ( Gü r ü lü lt ü Ö lç ü m Cih a z ı) ç al ış ıy or is e s on bi r a y i çi n de 0 6 -2 4 p is ti ne i n iş k a l k ı ş y a p an uç a k l a r ı n g ü r ü l t ü ö l ç ü m ü y ap ı l m ı ş m ı dı r ? Gürült ü sını rını aşan uçakla ra ne kadar para ce zası t ahakkuk et tir ilmişt ir? Açıkl ayın. ..

ÇEKİCİ REZALETİ AY N E N D E V A M E D İ YO R

Geçen sayımızda yayınladığımız “Çekici Rezaleti“ başlıklı haberimize yüzlerce teşekkür aldık. Telefon ve mail yoluyla arayanların tamamı “Kanayan yaramıza parmak bastığınız için teşekkür ediyoruz. Biliyorduk ama alıntı yaparak yayınladığınız haber çekicilerin görev değil de para kazanmak için hareket ettiklerini ortaya koyuyor. Yetkililer bu duruma bir son vermelidir. Trafiği aksatan, yaya kaldırımına park eden araçların çekilmesine itirazımız yok ama görev yasalara uygun olarak yapılmalı. Kurunun yanında yaş yanmamalı” diyorlar. Yaptığımız araştırmada gözlemlediğimiz kadarı ile çekici rezaleti maalesef aynen devam ediyor.

GÖRÜLMEMİŞ UYGULAMA

BURASI ESİR KAMPI MI? Ataköy 9-10 Kısım’da bulunan A-4 Blok yönetimi; binalarının etrafını tellerle çevirip çitlerinin üzerine esir kampları, fabrikaların, askeri bölgelerin, havaalanlarının, sınır bölgelerinin çevresinde kullanılan düzlemsel jiletli tel kaplayarak tehlikeli bir uygulamaya imza attı. Çocukların kafa, büyüklerin bel hİzasına gelen JİLETLİ TELLER büyük tehlike yaratıyor. Binanın hemen yanında bulunan Atatürk İlköğretim Okulu öğrencilerİnin kullandığı bu güzergahta yapılan uygulama büyük tehlike oluşturuyor. Büyük sorunlar yaşanmadan ilgililerin müdahale ederek bu jiletli tellerin kaldırmalarını sağlaması gerekiyor.


Atakoy 211