Page 1

Gary Hall’dan neoliberal üniversite eleştirisi

İletişim Festivali bu yıl da dolu dolu geçti

Nedim Şener ve Ahmet Şık ile kısa kısa

„ Barış İçin Araştırma ve İletişim Merkezi tarafından 11-13 Nisan 2012 tarihleri arasında düzenlenen “Barış/Çatışmayı (Yeniden) Kurmak ve Bozmak” temalı uluslararası konferansta konuşan Prof. Dr. Gary Hall, üniversitelerin neoliberal politikalar çerçevesinde birer işletmeye dönüşmesini eleştirdi.

„ Doğu Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından bu yıl yedincisi düzenlenen İletişim Festivali, medya alanında tanınmış isimleri ağırladı. 3-5 Mayıs tarihlerinde gerçekleşen festivalde, tanınmış belgeselci Coşkun Aral, televizyon gazetecisi Mirgün Cabas, iletişim alanında hocaların hocası olarak nitelendirilen Prof.Oya Tokgöz’ün de aralarında bulunduğu çok sayıda isim izleyicilerle buluştu. Sayfa 6-7

„ Basın Emekçileri Sendikası (Basın-Sen) tarafından verilen Kutlu Adalı Basın Ödülleri törenine katılan Türkiyeli gazeteciler Nedim Şener ile Ahmet Şık, Gündem’in sorularını yanıtladı. Nedim Şener, Türkiye’de iyi gazetecilerin bir şekilde cezalandırıldığını söylerken, Ahmet Şık ise İmamın Ordusu kitabını mutlaka tamamlayacağını ifade etti. Emre Yılmaz’ın röportajı Sayfa 4

Sayfa 5

http://gundem.emu.edu.tr

Doğu Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğrenci Uygulama Gazetesi

Sayı: 30

Nisan-Mayıs-Haziran 2012

'$h©|üUHQFL©YH©|üUHWLP©\HOHUL©.HPHU©8OXVODUDUDVÔ©6XDOWÔ©*QOHUL´QGH©WRSODP©RQ©|GO©ND]DQGÔ

'$¶n\HVXDOWÜQGDÐGÖOÖ]HULQHÐGÖO Gündem Haber İletişim Fakültesi bünyesinde on bir yıldır sualtı görüntüleme eğitimi veren Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin (DAÜ) öğrenci ve öğretim üyeleri, Avrupa’nın üç büyük sualtı festivalinden biri olan 11. Uluslararası Kemer Sualtı Günleri’nde ödül üzerine ödül kazandı. 17-20 Mayıs tarihlerinde Antalya’da yapılan 11.Uluslararası Kemer Sualtı Günleri’nin, arkeolojik video görüntüleme, arkeolojik fotoğraf, doğa video görüntüleme ve doğa fotoğraf dallarını kapsayan görüntüleme yarışmalarından, DAÜ on ödülle döndü. Toplam 44 sualtı fotoğrafçısının katıldığı ve DAÜ İletişim Fakültesi Dekanı Prof.

Dr. Süleyman İrvan ile DAÜ Atatürk Araştırma Merkezi Başkanı Doç.Dr. Hasan Cicioğlu’nun da jüri heyetlerinde görev yaptığı yarışmaları, dünyanın en çok okunan sualtı dergisi olan Unterwasser’in duayen muhabiri ve yöneticisi Volter Komper ile Rusya’nın en büyük sualtı dergisi Predelnaya Glubina’nın baş editörü Vladimir Lutov’un da aralarında bulunduğu çok sayıda gazeteci takip etti. Rusya, Almanya, İtalya, Polonya, İran, Filistin, Nijerya, Ukrayna, Fransa, Sırbistan ve KKTC’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda ülkeden 100’den fazla sualtı fotoğrafçısının katıldığı 11. Uluslararası Kemer Sualtı Günleri’nin eş başkanlığını ise DAÜ İletişim Fakültesi Öğretim Görevlisi Dr. Hakan Öniz yürüttü. (Devamı sayfa 10’da)

DAÜ Sualtı Görüntüleme ve Araştırma Merkezi’nin Başkanı Dr. Burak Ali Çiçek , Nurdoğan Özkaya Sualtı Doğa Fotoğraf Yarışması Master Kategori’de ikincilik ödülünü kazandı.

%DKDU)HVWLYDOLUHQNOLYHHðOHQFHOL\GL (mre <ÕOma] Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde (DAÜ) 17-20 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen 19.Bahar Festivali’nde ünlü isimler sahne aldı. Festivalin açılışından bir gün önce Şebnem Ferah izleyicilerle buluştu. 17 Mayıs’ta Murat Boz, 19 Mayıs’taysa Kıraç konser verdi. Festival sadece konserlerden ibaret değildi. Festival kapsamında eğlence dolu yarışmalar, turnuvalar, dans gösterileri, spor oyunları da gerçekleştirildi. Festival alanına kurulan standlarda öğrenci kulüplerinin bir yıl boyunca yaptıkları etkinliklere yer verildi. Yemek standlarındaysa birbirinden lezzetli yiyecekler vardı. (Devamı sayfa 8’de)

r eli yarışmalar, turnuvala serlerin yanı sıra eğlenc 19.Bahar Festivali ‘nde kon çekleştirildi. ve dans gösterileri de ger


2

Nisan-MayÄąs-Haziran 2012

ĂąOHWLĂ­LPnLQEDĂ­DUĂ&#x153;OĂ&#x153;Ă?Ă°UHQFLOHULVHUWLILNDODUĂ&#x153;QĂ&#x153;DOGĂ&#x153;

GĂźndem muhabiri BarÄąĹ&#x; Ă&#x2013;zer de Ĺ&#x;eref sertifikasÄą alan baĹ&#x;arÄąlÄą ĂśÄ&#x;renciler arasÄąndaydÄą.

(PUH<Ă&#x2022;OPD] Ä°letiĹ&#x;im FakĂźltesiâ&#x20AC;&#x2122;nin baĹ&#x;arÄąlÄą ĂśÄ&#x;rencileri Ĺ&#x;eref ve yĂźksek Ĺ&#x;eref sertifikalarÄąnÄą aldÄąlar. 47 ĂśÄ&#x;rencinin sertifika alamaya hak kazandÄąÄ&#x;Äą tĂśrende bazÄą ĂśÄ&#x;rencilerin sertifikalarÄąnÄą almaya gelmemeleri dikkatlerden kaçmadÄą. Sertifika tĂśreni, Ä°letiĹ&#x;im FakĂźltesi YeĹ&#x;il Salonâ&#x20AC;&#x2122;da 26 Nisan gĂźnĂź gerçekleĹ&#x;ti. TĂśren Ä°letiĹ&#x;im FakĂźltesi DekanÄą Prof. Dr. SĂźleyman Ä°rvanâ&#x20AC;&#x2122;Äąn yaptÄąÄ&#x;Äą açĹlÄąĹ&#x; konuĹ&#x;masÄąyla baĹ&#x;ladÄą. Ä°rvan yaptÄąÄ&#x;Äą konuĹ&#x;mada â&#x20AC;&#x153;Birçok farklÄą Ăźlkeden ĂśÄ&#x;rencilerimiz var. KÄąbrÄąsâ&#x20AC;&#x2122;Äąn en iyi iletiĹ&#x;im fakĂźltesiyiz. Biz ĂśÄ&#x;rencilerimiz için en iyisini

yapmak için gayret ediyoruz. Ama yaptÄąÄ&#x;ÄąmÄąz bir etkinliÄ&#x;e ĂśÄ&#x;renciler katÄąlmadÄąÄ&#x;Äą zaman Ĺ&#x;evkimiz kÄąrÄąlÄąyor. Ĺ&#x17E;eref veya yĂźksek Ĺ&#x;eref sertifikasÄą almaya hak kazandÄąÄ&#x;Äą halde bu tĂśrene katÄąlmayan ĂśÄ&#x;rencilerin de bu sertifikayÄą hak etmediklerini dĂźĹ&#x;ĂźnĂźyorumâ&#x20AC;? dedi. Ă&#x2013;Ä&#x;renci konuĹ&#x;malarÄą TĂśrende, DAĂ&#x153; Ä°letiĹ&#x;im FakĂźltesi Radyo-Televizyon, Sinema ve Gazetecilik, Halkla Ä°liĹ&#x;kiler ve ReklamcÄąlÄąk BĂślĂźmleri ile Radyo Televizyon ve Sinema TĂźrkçe programÄą adÄąna ĂśÄ&#x;renciler birer konuĹ&#x;ma yaptÄą. Radyo, Televizyon, Sinema ve Gazetecilik BĂślĂźmĂź

ĂśÄ&#x;rencileri adÄąna konuĹ&#x;an Caney GĂśray, Ăźniversite sÄąnavÄąnda Ä°letiĹ&#x;im FakĂźltesiâ&#x20AC;&#x2122;ni tercih etmesinin ĂśykĂźsĂźnĂź paylaĹ&#x;arak, â&#x20AC;&#x153;Ben iletiĹ&#x;imci olmalÄąydÄąm. Ă&#x153;niversite sÄąnavlarÄąnda tercihimi baĹ&#x;tan aĹ&#x;aÄ&#x;Äą iletiĹ&#x;im olarak yaptÄąm. DAĂ&#x153;â&#x20AC;&#x2122;de olmaktan mutluyum. Ä°nsan nerede mutluysa orada olmalÄą; hayallerinin peĹ&#x;inde koĹ&#x;malÄąâ&#x20AC;? diye konuĹ&#x;tu. GĂśrayâ&#x20AC;&#x2122;dan sonra konuĹ&#x;an Halkla Ä°liĹ&#x;kiler ve ReklamcÄąlÄąk BĂślĂźmĂź ĂśÄ&#x;rencisi Henrieta Isioma Enumah, DAĂ&#x153;â&#x20AC;&#x2122;nĂźn dĂźnyanÄąn en iyi Ăźniversitelerinden birisi olduÄ&#x;unu sĂśyleyerek DAĂ&#x153;â&#x20AC;&#x2122;de olmaktan mutlu olduÄ&#x;unu ifade etti. Enumah,

bĂślĂźm hocalarÄąna teĹ&#x;ekkĂźr ederek konuĹ&#x;masÄąnÄą tamamladÄą. Radyo Televizyon ve Sinema TĂźrkçe programÄą ĂśÄ&#x;rencisi Ă&#x2021;aÄ&#x;layan Dursun da tĂźm hocalarÄąna ve arkadaĹ&#x;larÄąna teĹ&#x;ekkĂźr ederek baĹ&#x;ladÄąÄ&#x;Äą konuĹ&#x;masÄąnda, â&#x20AC;&#x153;UmarÄąm bu baĹ&#x;arÄąyÄą devam ettiririz. DAĂ&#x153;â&#x20AC;&#x2122;nĂźn ismini bĂźtĂźn arenalarda taĹ&#x;ÄąyacaÄ&#x;ÄąmÄąza inanÄąyorumâ&#x20AC;? dedi. TĂśrene ĂśÄ&#x;rencilerle birlikte, ĂśÄ&#x;renci aileleri de katÄąldÄą. Ä°letiĹ&#x;im FakĂźltesi ĂśÄ&#x;retim Ăźyeleri, sertifika almaya hak kazanan baĹ&#x;arÄąlÄą ĂśÄ&#x;rencilere sertifikalarÄąnÄą verdiler. BaĹ&#x;arÄą belgelerini alan ĂśÄ&#x;rencilerin mutluluklarÄą yĂźzlerine yansÄądÄą.

%H\D]JHOLQ3LSSDn\DPHNWXEXPYDU GĂźndem Haber DoÄ&#x;u Akdeniz Ă&#x153;niversitesi (DAĂ&#x153;) Ä°letiĹ&#x;im FakĂźltesi BarÄąĹ&#x; İçin AraĹ&#x;tÄąrma ve Ä°letiĹ&#x;im Merkezi, belgesel yĂśnetmeni BingĂśl Elmasâ&#x20AC;&#x2122;Äą aÄ&#x;ÄąrladÄą. YĂśnetmenin â&#x20AC;&#x153;Pippaâ&#x20AC;&#x2122;ya Mektubumâ&#x20AC;? ve â&#x20AC;&#x153;Evcilikâ&#x20AC;? belgesellerinin gĂśsteriminin ardÄąndan Elmas ve ekip arkadaĹ&#x;Äą GĂźlsĂźn EroÄ&#x;lu Toker ile her iki belgesel Ăźzerine bir sĂśyleĹ&#x;i dĂźzenlendi. BingĂśl Elmas, Pippaâ&#x20AC;&#x2122;ya Mektubum filminde, dĂźnya barÄąĹ&#x;Äą için beyaz gelinlikle Milanoâ&#x20AC;&#x2122;dan otostopla yola çĹkan ve Gebze yakÄąnlarÄąnda tecavĂźze uÄ&#x;rayarak ĂśldĂźrĂźlen Pippa Baccaâ&#x20AC;&#x2122;nÄąn yarÄąm

kalan yolculuÄ&#x;unu tamamlÄąyor. Film, yĂśnetmenin siyah gelinlik giyip Pippaâ&#x20AC;&#x2122;nÄąn saldÄąrÄąya uÄ&#x;radÄąÄ&#x;Äą yerden baĹ&#x;layarak otostopla Suriye sÄąnÄąrÄąna kadar gitmesini konu alÄąyor. Bu yolculukta Pippaâ&#x20AC;&#x2122;ya olanlardan, â&#x20AC;&#x2DC;erkeklikâ&#x20AC;&#x2122; hallerinden bahsedilirken bir yandan da TĂźrkiyeâ&#x20AC;&#x2122;de kadÄąn olmanÄąn gerçekliÄ&#x;i ile yĂźzleĹ&#x;iliyor. â&#x20AC;&#x2DC;Erken evlilik insan haklarÄą ihlaliâ&#x20AC;&#x2122; Evcilik belgeseli ise, aileler ve gelenekler tarafÄąndan kurgulanan erken yaĹ&#x;ta evlilikleri iĹ&#x;liyor. YĂśnetmen BingĂśl Elmas, erken evliliklerle ilgili olarak, GĂźndem gazetesine Ĺ&#x;unlarÄą sĂśyledi: â&#x20AC;&#x153;DĂźnyanÄąn pek çok Ăźlkesinde çocuklar, aileleri ve gelenekleri

tarafÄąndan kurgulanmÄąĹ&#x; evcilikler oynuyor. UluslararasÄą sĂśzleĹ&#x;melere gĂśre erken evlilik, çocuk istismarÄą, insan haklarÄą ihlali ve bir halk saÄ&#x;lÄąÄ&#x;Äą sorunu.â&#x20AC;? Erken evliliÄ&#x;in TĂźrkiyeâ&#x20AC;&#x2122;nin doÄ&#x;usuna ĂśzgĂź bir sorun olarak dĂźĹ&#x;ĂźnĂźldĂźÄ&#x;ĂźnĂź sĂśyleyen Elmas, â&#x20AC;&#x153;Ben erken evliliÄ&#x;in bĂźtĂźn bĂślgelerin sorunu olduÄ&#x;unu gĂśstermek istedim. İç Anadoluâ&#x20AC;&#x2122;da da var, Karadenizâ&#x20AC;&#x2122;de de var. Bir diÄ&#x;er amaç da kendimizle yĂźzleĹ&#x;memiz. Film bunu gĂśstermeyi amaçlÄąyorâ&#x20AC;? diye konuĹ&#x;tu. KadÄąn filmlerinin, bir belgesel yĂśnetmeni olarak yolculuÄ&#x;unda durduÄ&#x;u istasyonlardan biri

olduÄ&#x;unu sĂśyleyen Elmas, â&#x20AC;&#x153;KadÄąn sorunlarÄą es geçemeyeceÄ&#x;imiz bir istasyon. EtrafÄąnda olup bitenlere duyarlÄąlÄąk gĂśsteren, sinema yoluyla

farkÄąndalÄąk geliĹ&#x;tirmek isteyen bir bireyim. Ä°lgilendiÄ&#x;im konularÄąn gĂśrĂźnĂźr olmasÄąnÄą saÄ&#x;lamaya çalÄąĹ&#x;Äąyorumâ&#x20AC;? dedi.

Belgesel yĂśnetmeni BingĂśl Elmas ve ekip arkadaĹ&#x;Äą GĂźlsĂźn Toker EroÄ&#x;lu, BarÄąĹ&#x; İçin AraĹ&#x;tÄąrma ve Ä°letiĹ&#x;im Merkeziâ&#x20AC;&#x2122;nin etkinliÄ&#x;inde ĂśÄ&#x;renci ve ĂśÄ&#x;retim Ăźyeleriyle buluĹ&#x;tu.

ÂĄRFXNODUDVĂ&#x2013;WĂ&#x2013;QID\GDODUĂ&#x153;QĂ&#x153;DQODWWĂ&#x153;ODU

Halkla Ä°liĹ&#x;kiler ve ReklamcÄąlÄąk BĂślĂźmĂź ĂśÄ&#x;rencileri, 4.Suriçi Geleneksel Ă&#x2021;ocuk PanayÄąrÄąâ&#x20AC;&#x2122;nda stant kurarak çocuklara gĂźl Ĺ&#x;uruplu sĂźt daÄ&#x;ÄąttÄąlar.

*HOHFHĂ°LQL GĂ&#x2013;Ă­Ă&#x2013;Q JĂ&#x2013;QHĂ­ HQHUMLVLQH VDKLSĂ Ă&#x153;N Firdevs Subay DAĂ&#x153; Ä°letiĹ&#x;im FakĂźltesi Halkla Ä°liĹ&#x;kiler ve ReklamcÄąlÄąk BĂślĂźmĂź ĂśÄ&#x;rencilerinden Asiye Kaya, Muhlis Mert, Ceylan AvcÄą, Harun KÄąlĹç ve Simge Ustaâ&#x20AC;&#x2122;nÄąn, BiliĹ&#x;im HaftasÄą

kapsamÄąnda 7 MayÄąsâ&#x20AC;&#x2122;ta dĂźzenlediÄ&#x;i â&#x20AC;&#x153;GeleceÄ&#x;ini dĂźĹ&#x;Ăźn, enerjine sahip çĹkâ&#x20AC;? konferansÄąnda, DAĂ&#x153; MĂźhendislik FakĂźltesi Makine BĂślĂźmĂź doktora ĂśÄ&#x;rencisi Roheleh Nawari gĂźneĹ&#x; enerjisi hakkÄąnda bilgi verdi. Roheleh Nawazari konuĹ&#x;masÄąnda, gĂźneĹ&#x; enerjisinin yeryĂźzĂźnĂźn baĹ&#x;lÄąca kaynaÄ&#x;Äą olduÄ&#x;unu vurgulayarak, dĂźnyamÄązda doÄ&#x;al halde bulunan gĂźneĹ&#x; enerjisinden yeterince faydalanÄąlamadÄąÄ&#x;ÄąnÄą sĂśyledi. DiÄ&#x;er pek çok enerji kaynaÄ&#x;ÄąnÄąn doÄ&#x;aya ve canlÄąlara zarar verdiÄ&#x;ini, ekonomik maliyetinin de yĂźksek olduÄ&#x;unu kaydeden Nawazari, gĂźneĹ&#x; enerjisinin ise hava kirliliÄ&#x;ine ve iklim deÄ&#x;iĹ&#x;ikliklerine neden olmadÄąÄ&#x;ÄąnÄą, insana ve doÄ&#x;aya zarar vermediÄ&#x;ini ifade etti.

GĂźndem Haber DoÄ&#x;u Akdeniz Ă&#x153;niversitesi Halkla Ä°liĹ&#x;kiler ve ReklamcÄąlÄąk BĂślĂźmĂź ĂśÄ&#x;rencilerinin yĂźrĂźttĂźÄ&#x;Ăź sosyal sorumluluk projelerine bir yenisi daha eklendi. Halkla Ä°liĹ&#x;kiler ve ReklamcÄąlÄąk BĂślĂźm BaĹ&#x;kanÄą YardÄąmcÄąsÄą Yrd.Doç.Dr. AnÄąl Kemal Kaya ile ĂśÄ&#x;rencileri Ayça Deveci, Elif Yaman, Ĺ&#x17E;enay KaraoÄ&#x;lu, Murat Karasu ve MĂźslĂźm SayÄąr, GazimaÄ&#x;usa Suriçi DerneÄ&#x;iâ&#x20AC;&#x2122;nin dĂźzenlediÄ&#x;i 4. Suriçi Geleneksel Ă&#x2021;ocuk PanayÄąrÄąâ&#x20AC;&#x2122;nda stant kurarak çocuklara gĂźl Ĺ&#x;uruplu sĂźt daÄ&#x;ÄąttÄąlar. Ä°letiĹ&#x;im ĂśÄ&#x;rencileri, çocuklara sĂźtĂźn faydalarÄąnÄą anlatan, onlarÄąn dikkatini çekeceÄ&#x;ini dĂźĹ&#x;ĂźndĂźkleri GĂźneĹ&#x; enerjisinin elektrik Ăźretiminde de kullanÄąlabileceÄ&#x;ini sĂśyleyen Nawazari, gĂźneĹ&#x; enerjisine dayanan ÄąsÄąnma sisteminde kullanÄąlan teknikleri anlattÄą. Nawazari, termal toplayÄącÄąlarÄąn, sÄącaktaki gĂźneĹ&#x; radyasyonlarÄąnÄą topladÄąÄ&#x;ÄąnÄą belirterek , gĂźneĹ&#x; enerjisinin su ÄąsÄątmasÄąnda olduÄ&#x;u gibi ev ve iĹ&#x;yerlerinin ÄąsÄątÄąlmasÄąnda da da kullanÄąldÄąÄ&#x;ÄąnÄą kaydetti. Nawazari, gĂźneĹ&#x; enerjisinin kurulumunda çevreye herhangi bir zarar verilmediÄ&#x;ini ve sistemin bir kere kurulduktan sonra, uzun yÄąllar baĹ&#x;ka masraf gerektirmediÄ&#x;ini sĂśyledi. Nawazari, gĂźneĹ&#x; enerjisinin dĂźnya var olduÄ&#x;u sĂźrece varlÄąÄ&#x;ÄąnÄą sĂźrdĂźreceÄ&#x;ini sĂśyleyerek, doÄ&#x;ru Ĺ&#x;ekilde kullanÄąlÄąrsa dĂźnyanÄąn enerji açĹÄ&#x;ÄąnÄą karĹ&#x;ÄąlayacaÄ&#x;ÄąnÄą ifade etti.

broĹ&#x;Ăźrler daÄ&#x;ÄąttÄąlar, gĂźl Ĺ&#x;urubu katÄąlmÄąĹ&#x; sĂźt ikram ettikleri çocuklarla birebir ilgilenip sĂźtĂźn faydalarÄąnÄą anlattÄąlar. GĂźl Ĺ&#x;uruplu sĂźte miniklerin ilgisi bĂźyĂźktĂź. BazÄą çocuklar, gĂźl Ĺ&#x;uruplu sĂźtĂź ilk defa denediklerini sĂśylediler. GĂźl Ĺ&#x;uruplu sĂźtĂź bu zamana kadar içtikleri sĂźtle kÄąyaslayan bazÄą çocuklar, gĂźl Ĺ&#x;uruplu sĂźtĂźn ballÄą sĂźtten daha gĂźzel olduÄ&#x;unu ifade ettiler. SĂźtĂź sade içmeyi sevmediÄ&#x;ini sĂśyleyen 7 yaĹ&#x;Äąndaki AkÄąn Yet, â&#x20AC;&#x2DC;â&#x20AC;&#x2122;Aferin size, çok gĂźzel dĂźĹ&#x;ĂźnmĂźĹ&#x;sĂźnĂźzâ&#x20AC;&#x2122;â&#x20AC;&#x2122; diyerek Ä°letiĹ&#x;im ĂśÄ&#x;rencilerini motive etti. Suriçi Geleneksel Ă&#x2021;ocuk PanayÄąrÄąâ&#x20AC;&#x2122;nÄą organize eden ve panayÄąr alanÄąndaki

stantlardan sorumlu olan Ĺ&#x17E;enay EyĂźpoÄ&#x;lu, â&#x20AC;&#x153;Gençlerin bu kadar duyarlÄą olmasÄą bizleri çok sevindirdi. Ă&#x2021;ocuklar geleceÄ&#x;imiz. Onlar bizim için çok Ăśnemli ve herkesin çocuklar için bir Ĺ&#x;eyler yapmasÄą kadar gĂźzel bir Ĺ&#x;ey olamazâ&#x20AC;? dedi. DAĂ&#x153; Ä°letiĹ&#x;im ĂśÄ&#x;rencileri, Alasya Ä°lkokuluâ&#x20AC;&#x2122;nda yĂźrĂźttĂźkleri bir baĹ&#x;ka etkinlikte de ĂśÄ&#x;rencilere sĂźtĂźn faydalarÄąnÄą anlattÄą. Etkinlikte ayrÄąca ĂśÄ&#x;rencilere sĂźtĂźn faydalarÄąnÄą anlatan broĹ&#x;Ăźrler daÄ&#x;ÄątÄąldÄą; gĂźl Ĺ&#x;uruplu sĂźtle birlikte yiyecekler ikram edildi. Alasya Ä°lkokulu ĂśÄ&#x;retmenlerinden Ă&#x153;mit Tarsus, ĂśÄ&#x;rencilerinin bĂśyle etkinliklerden daha çok etkilendiklerini sĂśyledi.

$,(6(&'RĂ°X$NGHQL]nH HQL\LGHOHJDV\RQĂ?GĂ&#x2013;OĂ&#x2013; %erNay %eNarRáOu DĂźnyanÄąn Ăśnde gelen gĂśnĂźllĂź ĂśÄ&#x;renci kuruluĹ&#x;larÄąndan AIESECâ&#x20AC;&#x2122;in Kuzey KÄąbrÄąsâ&#x20AC;&#x2122;taki tek temsilcisi olan AIESEC DoÄ&#x;u Akdeniz, 2629 Nisan tarihlerinde Antalyaâ&#x20AC;&#x2122;da gerçekleĹ&#x;tirilen ve AIESEC TĂźrkiyeâ&#x20AC;&#x2122;nin 2012-2013 dĂśnemi faaliyetlerinin Ĺ&#x;ekillendirildiÄ&#x;i BaĹ&#x;langĹç VuruĹ&#x;u Semineriâ&#x20AC;&#x2122;nde (KICK-OFF â&#x20AC;&#x2122;12) en iyi delegasyon seçildi. AIESECâ&#x20AC;&#x2122;in geleceÄ&#x;ine dair getirdikleri Ăśneriler ve Ăśrnek davranÄąĹ&#x;larÄąyla dikkat çeken AIESEC DoÄ&#x;u Akdenizâ&#x20AC;&#x2122;in YĂśnetim Kurulu BaĹ&#x;kanÄą Efe TĂźrkoÄ&#x;lu, çok mutlu ve gururlu olduklarÄąnÄą kaydetti.

AIESEC DoÄ&#x;u Akdenizâ&#x20AC;&#x2122;in 20.yÄąlÄąnÄą kutladÄąklarÄąnÄą sĂśyleyen TĂźrkoÄ&#x;lu, ĂśdĂźlĂźn kendileri için çok Ăśzel olduÄ&#x;unu,Ĺ&#x;ube olarak bu ĂśdĂźle layÄąk gĂśrĂźlmenin ayrÄąca gurur kaynaÄ&#x;Äą olduÄ&#x;unu da ekledi. AIESEC DoÄ&#x;u Akdeniz Kurumsal Stajlardan Sorumlu YĂśnetim Kurulu Ă&#x153;yesi Togrul Ä°SMAYÄ°LOV ise kendileri için bĂśylesine Ăśnemli bir dĂśnemde elde edilen bu baĹ&#x;arÄąnÄąn Ăśnemine vurgu yaparak, Kuzey KÄąbrÄąsâ&#x20AC;&#x2122;Äą en iyi Ĺ&#x;ekilde temsil edebilmek adÄąna hedeflerini bĂźyĂźttĂźklerini ve bu sorumluluÄ&#x;un bilinciyle daha fazlasÄąnÄą yapmak istediklerini sĂśyledi.


Nisan-MayÄąs-Haziran 2012

3

%DĂ­EDNDQĂąUVHQ.Ă&#x2013;Ă Ă&#x2013;No'$ÂśnQĂ&#x2013;QEL]LPLĂ LQD\UĂ&#x153; ELUNRQXPXYDUGĂ&#x153;Up %arĂ&#x2022;Ăş g]er DoÄ&#x;u Akdeniz Ă&#x153;niversitesi(DAĂ&#x153;), 6 Nisan 2012â&#x20AC;&#x2122;de Kuzey KÄąbrÄąs TĂźrk Cumhuriyeti (KKTC) BaĹ&#x;bakanÄą Ä°rsen Kßçßkâ&#x20AC;&#x2122;Ăź aÄ&#x;ÄąrladÄą. BaĹ&#x;bakan Kßçßkâ&#x20AC;&#x2122;Ăź, DAĂ&#x153; Deniz KulĂźbĂź Tesisleriâ&#x20AC;&#x2122;nde DAĂ&#x153; VakÄąf YĂśneticiler Kurulu BaĹ&#x;kanÄą EĹ&#x;ber SerakÄąncÄą ve DAĂ&#x153; RektĂśrĂź Prof. Dr. Abdullah Ă&#x2013;ztoprak karĹ&#x;ÄąladÄą. DAĂ&#x153;â&#x20AC;&#x2122;yĂź ziyareti sÄąrasÄąnda GĂźndem gazetesine konuĹ&#x;an Kßçßk, DAĂ&#x153;â&#x20AC;&#x2122;nĂźn iftihar ettikleri bir Ăźniversite olduÄ&#x;unu sĂśyledi. BaĹ&#x;bakan Kßçßk, DAĂ&#x153; ile ilgili olarak Ĺ&#x;unlarÄą sĂśyledi: â&#x20AC;&#x153;Ă&#x153;lkemiz içerisinde Ăźniversite sayÄąsÄą yediye

ulaĹ&#x;mÄąĹ&#x; ve Ăźniversitelerimiz altyapÄą bakÄąmÄąndan belli bir konuma gelmiĹ&#x;tir. DAĂ&#x153;â&#x20AC;&#x2122;nĂźn konumunu farklÄą gĂśrĂźyorum, çßnkĂź kurduÄ&#x;umuz ilk Ăźniversitedir ve eÄ&#x;itim kadrosunun oturmuĹ&#x; olmasÄąndan dolayÄą bizim için ayrÄą bir yeri vardÄąr. DAĂ&#x153; her daim geliĹ&#x;me gĂśstermektedir. DAĂ&#x153;â&#x20AC;&#x2122;ye her tĂźrlĂź desteÄ&#x;i veriyoruz ve vermeye de devam edeceÄ&#x;iz.â&#x20AC;? BĂślĂźm açarken Ăźniversitelerin planlÄą bir Ĺ&#x;ekilde hareket etmesinin mantÄąklÄą olduÄ&#x;unu sĂśyleyen Kßçßk, â&#x20AC;&#x153;Ă&#x153;niversitelerimizin ßçßncĂź Ăźlke ĂśÄ&#x;rencilerini hedef almasÄą gerekiyorâ&#x20AC;? dedi. KKTCâ&#x20AC;&#x2122;yi her konuda daha ileriye gĂśtĂźrmek

için çalÄąĹ&#x;tÄąklarÄąnÄą sĂśyleyen Kßçßk Ĺ&#x;unlarÄą kaydetti: â&#x20AC;?Ă&#x2013;ncelikle Ăźlkemiz için ekonomik tedbirler almalÄą ve Ăźlkemizin tanÄąnmasÄą için çalÄąĹ&#x;malÄąyÄąz. Ă&#x153;lkemizi her aĹ&#x;amada daha ileriye gĂśtĂźrmek için, anavatan TĂźrkiyeâ&#x20AC;&#x2122;den gelen su projesini hayata geçireceÄ&#x;iz. TĂźrkiye ile olan iliĹ&#x;kilerimizin çok iyi bir duruma gelmesi ve bu Ĺ&#x;ekilde devam etmesi çalÄąĹ&#x;malarÄąmÄąz içerisindedir. Ă&#x153;lke ekonomisinin son 2 yÄąl içerisinde geliĹ&#x;me gĂśsterdiÄ&#x;ini de vurgulamak istiyorum. Turizm ve ihracatÄąn iyi gitmesi ekonominin geliĹ&#x;tiÄ&#x;ini ve iĹ&#x;sizlik oranÄąnÄąn BaĹ&#x;bakan Ä°rsen Kßçßkâ&#x20AC;&#x2122;Ăź DAĂ&#x153; VakÄąf YĂśneticiler Kurulu BaĹ&#x;kanÄą EĹ&#x;ber SerakÄąncÄą ve azaldÄąÄ&#x;ÄąnÄą gĂśstermektedir.â&#x20AC;? DAĂ&#x153; RektĂśrĂź Prof. Dr. Abdullah Ă&#x2013;ztoprak karĹ&#x;ÄąladÄą.

6HYLP3LUHnQLQ\DĂ­DPPĂ&#x2013;FDGHOHVLQLĂ?Ă°UHQFLOHU GHVWHNOL\RU Semra Ergenç Sevim Pire henĂźz 21 yaĹ&#x;Äąnda ve lenf kanseriyle mĂźcadele ediyor. DoÄ&#x;u Akdeniz Ă&#x153;niversitesi (DAĂ&#x153;) Halkla Ä°liĹ&#x;kiler ve ReklamcÄąlÄąk BĂślĂźmĂź ĂśÄ&#x;rencileri Sevim Pireâ&#x20AC;&#x2122;nin yaĹ&#x;am mĂźcadelesinin yanÄąnda yer aldÄą. DAĂ&#x153; ĂśÄ&#x;rencileri Sevim Pire ve Kanser HastalarÄą DerneÄ&#x;i yararÄąna â&#x20AC;&#x153;Bir Umut da Sen Olâ&#x20AC;? temalÄą bir konser dĂźzenledi. DAĂ&#x153; Ä°letiĹ&#x;im FakĂźltesi Ă&#x2013;Ä&#x;retim GĂśrevlisi Umut Aymanâ&#x20AC;&#x2122;Äąn danÄąĹ&#x;manlÄąÄ&#x;Äąnda Halkla Ä°liĹ&#x;kiler ve ReklamcÄąlÄąk BĂślĂźmĂź ĂśÄ&#x;rencileri Ali BatÄąhan, Cansu KÄąlĹç ve Hamzah Muhammedâ&#x20AC;&#x2122;in organize ettiÄ&#x;i, DAĂ&#x153; Sinema KulubĂź BaĹ&#x;kanÄą ve aynÄą zamanda Radyo Televizyon BĂślĂźmĂź ĂśÄ&#x;rencisi Evren TunçdĂśkenâ&#x20AC;&#x2122;in

sunuculuÄ&#x;unu yaptÄąÄ&#x;Äą konser, 31 MayÄąs tarihinde TĂźrkmenkĂśy Mehmet Ali Toker Stadyumuâ&#x20AC;&#x2122;nda gerçekleĹ&#x;ti. Etkinlikte, Grup Frekans, Arda GĂźndĂźz, Darpaça, Ä°brahim Ă&#x2013;zduran ve Bahar GĂśkhan sahne aldÄą. Gecede yaklaĹ&#x;Äąk 14 bin TL baÄ&#x;ÄąĹ&#x; toplayan Halkla Ä°liĹ&#x;kiler ve ReklamcÄąlÄąk ĂśÄ&#x;rencileri bu paranÄąn yarÄąsÄąnÄąn Sevim Pireâ&#x20AC;&#x2122;ye diÄ&#x;er yarÄąsÄąnÄąn da Kanser HastalarÄąna YardÄąm DerneÄ&#x;i hesabÄąna yatÄąrÄąlacaÄ&#x;ÄąnÄą belirttiler. DAĂ&#x153; Halkla Ä°liĹ&#x;kiler ve ReklamcÄąlÄąk BĂślĂźmĂź ĂśÄ&#x;rencileri Ecem YÄąldÄąz, Merve Erden, Erdem Kaya ve YiÄ&#x;it Karacan da Sevim Pireâ&#x20AC;&#x2122;yi yalnÄąz bÄąrakmadÄą. Ă&#x2013;Ä&#x;renciler, plastik Ĺ&#x;iĹ&#x;elerden

6RV\DOPHG\DYH NDUL\HUIĂ&#x153;UVDWODUĂ&#x153; .aan 7|nJeOFL DoÄ&#x;u Akdeniz Ă&#x153;niversitesi (DAĂ&#x153;) Ä°letiĹ&#x;im KulĂźbĂź tarafÄąndan 18 Nisan 2012â&#x20AC;&#x2122;de YeĹ&#x;il Salonâ&#x20AC;&#x2122;da gerçekleĹ&#x;tirilen â&#x20AC;&#x153;Sosyal Medya ve Kariyer FÄąrsatlarÄąâ&#x20AC;? konferansÄąnda konuĹ&#x;an pazarlama ve marka yĂśnetimi danÄąĹ&#x;manÄą Baturay Ă&#x2013;zden, ĂźrĂźn pazarlamanÄąn artÄąk dijital dĂźnya Ăźzerinden yapÄąldÄąÄ&#x;ÄąnÄą sĂśyledi. Ă&#x2013;zden, â&#x20AC;&#x153;ArtÄąk çift taraflÄą ve eĹ&#x; zamanlÄą sosyal bir medya var. Twitter gibi sosyal paylaĹ&#x;Äąm siteleri Ăźzerinden o ĂźrĂźnĂźn ne kadar beÄ&#x;enildiÄ&#x;ini, tepki alÄąp almadÄąÄ&#x;ÄąnÄą gĂśrebiliyoruz. Sosyal medya ile birlikte tĂźketici de ĂźrĂźnler Ăźzerinde etkili olmaya baĹ&#x;ladÄąâ&#x20AC;? dedi.â&#x20AC;&#x153;Push Marketingâ&#x20AC;? ve â&#x20AC;&#x153;Pull Marketingâ&#x20AC;? kavramlarÄąndan bahseden Ă&#x2013;zden, TĂźrkiyeâ&#x20AC;&#x2122;deki GSM operatĂśrlerinin reklamlarÄąnÄą Ăśrnek gĂśstererek, GSM Ĺ&#x;irketlerinin bu reklamlarÄąnÄąn,

insanlarÄąn zorla ĂźrĂźn almasÄąnÄą saÄ&#x;ladÄąklarÄąnÄą ve buna Push Marketing dendiÄ&#x;ini, bazÄą bĂźyĂźk Ĺ&#x;irketlerin ise reklamdan ziyade halkÄąn duygularÄąna gĂśre hareket ederek ĂźrĂźn satÄąĹ&#x;Äą yapmasÄąnÄąn ise Pull Marketingâ&#x20AC;&#x2122;e Ăśrnek olduÄ&#x;unu sĂśyledi. TĂźrkiye dĂźnyada dĂśrdĂźncĂź Ă&#x2013;zden, TĂźrkiyeâ&#x20AC;&#x2122;nin gĂźnde 10.2 saat ile sosyal medya kullanÄąmÄąnda Ä°srail, Arjantin ve Rusyaâ&#x20AC;&#x2122;nÄąn ardÄąndan dĂśrdĂźncĂź sÄąrada olduÄ&#x;una dikkat çekti. DĂźnyadaki sosyal medya kullanÄącÄąlarÄąnÄąn yĂźzde 70â&#x20AC;&#x2122;nin iĹ&#x; hayatÄąnda olduÄ&#x;unu ve bunlarÄąn da yĂźzde 79â&#x20AC;&#x2122;nun iĹ&#x; baÄ&#x;lantÄąlarÄąnÄą sosyal medya siteleri Ăźzerinden gerçekleĹ&#x;tirdiklerini vurguladÄą. Ning, twitjobsearch gibi sitelerini de buna Ăśrnek gĂśsteren Ă&#x2013;zden, bu siteler Ăźzerinden mĂźlakat yaparak iĹ&#x;e alÄąm yapan birçok firma olduÄ&#x;unu belirtti.

DAĂ&#x153; Halkla Ä°liĹ&#x;kiler ve ReklamcÄąlÄąk BĂślĂźmĂź ĂśÄ&#x;rencileri, kanserle mĂźcadele eden Sevim Pireâ&#x20AC;&#x2122;nin yaĹ&#x;am savaĹ&#x;Äąna destek oluyor.

hazÄąrladÄąklarÄą aksesuarlarÄą 17-20 MayÄąs tarihleri arasÄąnda gerçekleĹ&#x;en 19.Bahar Festivaliâ&#x20AC;&#x2122;nde, Sevim Pire için satÄąĹ&#x;a sundular.

Ă&#x2013;Ä&#x;renciler, Sevim Pire için umutlu olduklarÄąnÄą ve bir an Ăśnce tedavi olmasÄąnÄą istediklerini sĂśyledi. Herkesin bir gĂźn hasta

olabileceÄ&#x;ini dile getiren ĂśÄ&#x;renciler, Sevim Pireâ&#x20AC;&#x2122;nin halktan gelen maddi ve manevi destekle iyi olacaÄ&#x;ÄąnÄą inandÄąklarÄąnÄą ifade etti.

6X6XUHW6LOĂ&#x2013;HW GĂźndem Haber DoÄ&#x;u Akdeniz Ă&#x153;niversitesi (DAĂ&#x153;) Ä°letiĹ&#x;im FakĂźltesi, TĂźrkiyeli ßç sanatçĹnÄąn resimlerinden oluĹ&#x;an karma bir sergiye ev sahipliÄ&#x;i yaptÄą. Elvan Sungur, TuÄ&#x;rul VelidedeoÄ&#x;lu ve Mehmet Ali DoÄ&#x;anâ&#x20AC;&#x2122;Äąn resimlerinden oluĹ&#x;an ve â&#x20AC;&#x153;Su, Suret ve SilĂźetâ&#x20AC;? ismini taĹ&#x;Äąyan sergi, 2427 Nisan 2012 tarihleri arasÄąnda Pembe Salonâ&#x20AC;&#x2122;da gerçekleĹ&#x;tirildi. Serginin açĹlÄąĹ&#x; konuĹ&#x;masÄąnÄą yapan DAĂ&#x153; Ä°letiĹ&#x;im FakĂźltesi DekanÄą Prof. Dr.SĂźleyman Ä°rvan, resim sanatÄąnÄą iletiĹ&#x;im bakÄąĹ&#x;Äąyla deÄ&#x;erlendirdi. Resmin çokanlamlÄą bir metin olduÄ&#x;unu sĂśyleyen Ä°rvan, â&#x20AC;&#x153;Her resmin, yapÄątÄą Ăźreten sanatçĹsÄąnÄąn yĂźklediÄ&#x;i bir yeÄ&#x;lenen anlamÄą vardÄąr. Ă&#x2013;te yandan, resme her bakan kiĹ&#x;i ona farklÄą bir anlam yĂźkleyecek, onu farklÄą bir okumaya tabi tutacaktÄąr. Resim sanatÄą doÄ&#x;uĹ&#x;undan gĂźnĂźmĂźze ĂśznelerarasÄą iletiĹ&#x;imi pekiĹ&#x;tiren bir sanat dalÄądÄąr. SanatçĹlar, yapÄątlarÄąna imza atmaya baĹ&#x;ladÄąklarÄą çaÄ&#x;lardan itibaren, bireyoluĹ&#x; sĂźreci de ivme kazanmÄąĹ&#x;tÄąr. Resim sanatÄą, bireyoluĹ&#x;

çabalarÄąnÄąn en ĂśzgĂźn alanÄądÄąrâ&#x20AC;? diye konuĹ&#x;tu. â&#x20AC;&#x153;Sanat bireysel bir eylemâ&#x20AC;? Sergi açĹlÄąĹ&#x;Äąnda kÄąsa birer konuĹ&#x;ma yapan sanatçĹlardan Elvan Sungur, bir eserin eser olabilmesi için birileri tarafÄąndan beÄ&#x;enilmesi gerektiÄ&#x;ini sĂśylerken, TuÄ&#x;rul VelidedeoÄ&#x;lu, sanatÄąn kalÄącÄąlÄąÄ&#x;Äąna vurgu yaparak, â&#x20AC;&#x153;Her Ĺ&#x;ey geçici, sanat ise kalÄącÄądÄąr. Sanat, yĂźzyÄąllardan

gelen medeniyet niĹ&#x;anesidirâ&#x20AC;? dedi. Mehmet Ali DoÄ&#x;an ise, sanatÄąn bireysel bir eylem olduÄ&#x;unu belirterek, â&#x20AC;&#x153;Bizim için sanat kendi hayallerimizi, birikimlerimizi ifade etmenin yolu. Ä°nsanlarla paylaĹ&#x;mak beni cesaretlendiriyorTanÄąmlayama dÄąÄ&#x;ÄąmÄąz farklÄą duygular hissettiriyorâ&#x20AC;? diye konuĹ&#x;tu. KonuĹ&#x;malarÄąn ardÄąndan, DAĂ&#x153; RektĂśr YardÄąmcÄąsÄą Mustafa UyguroÄ&#x;lu tarafÄąndan sanatçĹlara birer plaket verildi.

Ä°letiĹ&#x;im FakĂźltesiâ&#x20AC;&#x2122;nde açĹlan Su, Suret ve SilĂźet sergisinde Elvan Sungur, TuÄ&#x;rul VelidedeoÄ&#x;lu ve Mehmet Ali DoÄ&#x;anâ&#x20AC;&#x2122;Äąn resimleri sergilendi.


4

Nisan-Mayıs-Haziran 2012

$YUXSDOÜJD]HWHFLOHULQJÐ]ÖQGHQPHG\DYHVL\DVHW Gündem Haber Basın Emekçileri Sendikası’nın (Basın-Sen) davetlisi olarak KKTC’ye gelen Avrupa Gazeteciler Merkezi (AEJ) temsilcileri, Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) İletişim Fakültesi’nde 19 Nisan 2012’de düzenlenen bir konferansta Avrupa ülkelerinde medya ve siyaset ilişkilerini değerlendirdi. “Gazetecilerin Gözünden Avrupa Ülkelerinde Medya ve Siyaset İlişkileri” başlıklı konferansta, Avusturya, İngiltere, İtalya ve Hollanda’dan gazeteciler birer konuşma yaptı. Konferansın oturum başkanlığını yapan DAÜ İletişim Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Süleyman İrvan, medya ve siyaset ilişkisinin önemine değinerek, siyasal haberlerin her ülkede en fazla işlenen konu olduğunu söyledi. Avrupa medyasının dışarıdan bakıldığında bir bütün olarak gözüktüğünü ve homojen bir yapıya sahipmiş gibi algılandığını, oysa ülkeler arasında ciddi farklılıklar bulunduğunu, farklı medya modellerinin söz konusu olduğunu ifade etti. İrvan, Türkiye, İtalya, İspanya ve Yunanistan gibi Akdeniz ülkelerinde medya- siyaset ilişkisinin Kuzey Avrupa ülkelerine göre farklılık gösterdiğini dile getirdi. Alman televizyonları Avusturya pazarını da hedef alıyor Konferansta ilk konuşmayı yapan Avusturyalı gazeteci Otmar Lahodynsky, Avusturya’da geçmişte günlük gazetelerin siyasi partilerle bağı olduğunu ancak günümüzde bu bağın ortadan kalktığını söyledi. Lahodynsky, devlet televizyonunun

Avrupalı Gazeteciler Merkezi’nin (AEJ) temsilcileri Otmar Lahodynsky, Firdevs Robinson, Francesco Martini ve Ed Figee, kendi ülkelerindeki medya ve siyaset ilişkilerini değerlendirdi.

başına kimin getirileceğinin ise her zaman siyasiler arasında tartışma yaratan bir konu olduğunu kaydetti. Avusturya’da çok az sayıda özel televizyonun faaliyet gösterdiğini belirten Lahodynsky, bu durumu, Alman televizyonlarının ülkedeki etkinliğine bağladı. Avusturya’nın 8 milyon nüfuslu bir ülke olduğunu belirten Lahodynsky, “Alman televizyonları reklamlarda Avusturya pazarını da hedef alıyorlar. Avusturyalı girişimciler için televizyon açmak zor. Bundan dolayı sadece birkaç tane özel televizyon faaliyet gösteriyor” diye konuştu. Reklamların basın üzerinde etkin olduğunu söyleyen Lahodnysky, devletten gelen reklam pastasının sadece üç tane tabloid basın arasında paylaşıldığını, kaliteli gazetelerinse

pastadan pay almakta zorlandığını ifade etti. BBC, bağımsız yayıncılığın en önemli örneğidir CNBC-e televizyonunun Londra Temsilcisi Firdevs Robinson da İngiltere’de kamu yayıncılığı üzerine konuştu. Uzun yıllar BBC’de çalışmış olan Robinson, kamu yayıncılığının devlet yayıncılığı olmadığını vurgulayarak, “Finansmanı doğrudan hükümet değil, televizyon lisansları kanalıyla halk karşılıyor. Bu da BBC’yi TRT’den daha bağımsız kılıyor” diye konuştu. Kamu yayıncılığının amacının hükümeti halka karşı sorumlu kılmak olduğunu söyleyen Robinson, “Kamu yayıncılığı kamu yararına yayıncılıktır. Gazetecilerin temel işi, siyasetçilere

soru sorarak onların hesap vermelerini sağlamaktır” dedi. Gazetecilikte özdenetimin önemini vurgulayan Robinson, “Kendi kendini denetlemezsen, başkaları seni denetler” diye konuştu. İngiltere’deki Bilgi Edinme Yasası’na da değinen Robinson, bu yasanın tüm vatandaşlara devlete soru sorma ve sorduğu soruya yanıt alma hakkı tanıdığını belirterek, İngiliz medyasının pek çok habere bu yasayı kullanarak ulaştığını ifade etti. Berlusconi, televizyon gücünü kullanarak iktidara geldi Robinson’dan sonra söz alan İtalyan gazeteci Francesco Martini ise ülkesinin medyasiyaset ilişkileri açısından ilginç bir ülke olduğunu belirterek söze başladı. İtalya’da siyasetin medya

üzerinde yoğun etkisi olduğunu kaydeden Martini, İtalyan medya patronu Silvio Berlusconi’nin başbakanlığı dönemiyle ilgili olarak, “İtalya’da özel televizyonların büyük çoğunluğu Berlusconi’ye ait. Berlusconi’nin çıkışı, internet öncesi dönemle ilgili. İnternet öncesinde halkın ana bilgi kaynağını televizyonlar oluşturuyordu, gazetelerin okuyucu sayısı ise sınırlıydı” diye konuştu. İtalya’da ekonomik krizin medya üzerindeki etkilerine de değinen Martini, İtalya’da pek çok gazetenin kriz nedeniyle kapandığını, çok sayıda gazetecinin de işsiz kaldığını ifade etti. Hayatta kalan yayın organlarının ise kaliteli haber yapmak için para ihtiyacı olduğunu söyleyen Martini, “Avrupa Birliği toplumu dönüştürmez. Avrupa Birliği iyi bir araçtır ama bir çözüm değildir” diye konuştu. Hollanda, basın özgürlüğü geleneğine sahip bir ülke Son konuşmacı olarak söz alan Hollandalı gazeteci Ed Figee ise ülkesinde basın özgürlüğü geleneğinin var olduğunu belirtti. 1960’lara kadar siyasi partilerle gazeteler arasında bağlantı olduğunu söyleyen Figee, bu durumun 1968 hareketinin etkisiyle değiştiğini ifade etti. Hollanda’da da güçlü bir kamu yayıncılığı olduğunu belirten Figee, bu yayın kuruluşlarının reklam almadığını, lisans ücretleriyle finanse edildiklerini söyledi. Konuşmaların ardından öğrencilerden gelen soruları yanıtlayan konuşmacılar, İletişim Fakültesi öğrencilerini ilgili ve girişken bulduklarını ifade ettiler.

.XWOX$GDOÜ%DVÜQ 1HGLPìHQHUYH$KPHWìÜNLOHNÜVDNÜVD °GÖOOHULVDKLSOHULQLEXOGX (mre <ÕOma] Basın Emekçileri Sendikası (Basın-Sen) tarafından; faili meçhul bir cinayete kurban giden gazeteci - yazar Kutlu Adalı anısına düzenlenen Kutlu Adalı Basın Ödülleri’nin 13. ve 14.’sü, Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği’nde 17 Nisan günü düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Ödül töreninin açılış konuşmasını Basın-Sen Başkanı Kemal Darbaz yaptı. Darbaz konuşmasında “Kutlu Adalı’nın ölümünün üzerinden 15 yıl geçti. Biz sendika olarak sürekli katilin bulunması için çağrı yapıyoruz. Fakat hala failleri bulunamadı” dedi. Basın-Sen Yönetim Kurulu aldığı kararla, Kutlu Adalı Basın Ödülleri Töreni’ne katılan Türkiyeli gazeteciler Nedim Şener ve Ahmet Şık’a Türkiye’de basın özgürlüğü ve özgür gazeteciliğin gelişmesine yaptıkları katkı nedeniyle “Gazetecilik Onur” ödülü, TGS Başkanı Ercan İpekçi’ye ise “Basın Özgürlüğü ve Özgür Gazetecilik Basın-Sen Özel Ödülü” verdi. Ayrıca, Nedim Şener, Ahmet Şık ve Ercan İpekçi Basın-Sen onursal üyesi yapıldı.

Konuşmaların ardından,kısa süre önce evinde geçirdiği rahatsızlık nedeniyle yaşamını yitiren BRT kameramanı Cüneyt İnançoğlu’na layık görülen hoşgörü ve başarı ödülü eşine takdim edildi. Kutlu Adalı Basın Ödülleri’nde bu yıl yılın haberi ödülüne layık görülen isim, Karakolda İşkence haberi ile Ada TV ve Star Kıbrıs’tan Uğur Bayram oldu. Ayrıca haber dalında Yenidüzen’den Meltem Sonay’a birincilik, , Foto-Havadis’ten Erol Uysal’a ikincilik, Haberdar gazetesinden Abbas Elmas’a ise üçüncülük ödülü verildi. Haber takibindeki özveri ödülünün sahibi ise Gelecek gazetesinden Saadet Burcu Akkaya oldu. Bu dalda SİM TV’den Nedim Erginsoy ikinci, Kıbrıs Postası’ndan Şermin Sarro ise üçüncü oldu. İki dilli yayın nedeniyle, Ali Kişmir ve Neophitos Heophitou ödüle layık görülerken, köşe yazıları ile basına katkı ödülünün sahibi Afrika gazetesinden Faize Özdemirciler oldu. Kutlu Adalı Basın Ödülleri’nde spor dalında birincilik ödülü ise Arca Haber Ajansı’ndan Hüseyin Arca’ya verildi. Kutlu Adalı Vakfı Özel Ödülü’nün sahibi ise Kıbrıs Postası’ndan Ali Tekman oldu.

(mre <ÕOma] Basın Emekçileri Sendikası (Basın-Sen) tarafından verilen Kutlu Adalı Basın Ödülleri törenine katılan Türkiyeli gazeteciler Nedim Şener ile Ahmet Şık Gündem’in sorularını yanıtladı.

neler söylemek istersiniz? Eğer gazetecilik yapmakta ısrarlıysa çok talepkâr olması lazım. Önüne çıkan zorluklara karşı bunu yapması gerekir. Teknolojiyi çok iyi kullanmalı. Bugün sadece yazılı basında değil, internet üzerinden çok daha bağımsız gazetecilik yapılabileceğini unutmamaları lazım.

Nedim Şener: “Türkiye’de iyi gazeteciler bir şekilde cezalandırılıyor” Türkiye’de gazetecilik ne durumda? Gazetecilik kurumsal olarak kuralların yerleşmediği, etik sınırların olmadığı ülkelerde ki Türkiye de buna dâhil, bireylerin etik duruşlarıyla yürüyor. Türkiye’de hep iyi gazeteciler oluyor. Ama bunlar bir şekilde cezalandırılıyor. Buna öldürülmek, hapsedilmek de dâhil. Gelişmiş ülkelerde iyi gazeteciler ömrünün sonuna kadar çok rahat yaşıyorlar ve çok büyük saygı görüyorlar. Ama Türkiye’de maalesef cezayla karşılaşıyorlar. Türkiye dışında bir ülkede gazetecilik yapacak olsaydınız hangi ülkeyi seçerdiniz? Gazetecilik her ülkede zor bir iştir. Bir kıyaslama yapmak güç ama İngiltere veya Amerika olabilirdi.

Ahmet Şık: “İmamın Ordusu’nu mutlaka tamamlayacağım” Gazeteci Nedim Şener, arkadaşımız Emre Yılmaz’ın sorularını yanıtladı .

Kıbrıs’ta gazetecilik yapmayı düşünür müydünüz? Kıbrıs, Türkiye ile sorunları birebir aynı yaşıyor. Türkiye’de ne oluyorsa burada da aynısı oluyor. Aslında üzücü bir durum bu. Burası biraz bizim Anadolu’daki kentlere de benziyor. Çok dar ve bölgesel gazeteler var. Bu yüzden aşırı bir rekabet var. Ve bu da çok tahrip ediyor değerleri. O yüzden burada bazı şeyleri yapması daha zor. Hükümete en yakınlar en avantajlı gazeteciler haline geliyor. Bu da gazeteciliği öldüren bir faktördür. Son olarak gazetecilik adaylarına

İmamın ordusu kitabı hakkında ne söylemek istersiniz? Aslında yarım bir kitap tam olarak bitmedi. Arkadaşlarımız onu bir sivil itaatsizlik eylemi olarak bastılar. Doğru da bir şey yaptıklarını düşünüyorum. Çünkü zulme aynı silahla karşılık vermek gerekir. Baskıya aynı kararlılıkla karşı durursan bunu çözersin. Ve arkadaşlarımız bu işi çözdü çok sağ olsunlar. Kitapta benim dışımda 125 kişinin daha imzası var. Bu benim için çok büyük bir sorumluluk. Bu kitaba imzalarını attılar ve ben onlarında sorumluluğunu taşıyorum. Umarım buna layık olurum. Ama mutlaka tamamlayacağım İmamın Ordusu’nu.


Nisan-MayÄąs-Haziran 2012

oÂśQLYHUVLWHNÂźUDPDĂ OĂ&#x153;ELULĂ­OHWPHROPDPDOĂ&#x153;p GĂźndem Haber DoÄ&#x;u Akdeniz Ă&#x153;niversitesi (DAĂ&#x153;) Ä°letiĹ&#x;im FakĂźltesi BarÄąĹ&#x; İçin AraĹ&#x;tÄąrma ve Ä°letiĹ&#x;im Merkezi tarafÄąndan 11-13 Nisan 2012 tarihleri arasÄąnda dĂźzenlenen â&#x20AC;&#x153;BarÄąĹ&#x;/ Ă&#x2021;atÄąĹ&#x;mayÄą (Yeniden) Kurmak ve Bozmakâ&#x20AC;? temalÄą uluslararasÄą konferansta konuĹ&#x;an, dĂźnyaca ĂźnlĂź iletiĹ&#x;im bilimci Prof. Dr. Gary Hall, Ăźniversitelerin neoliberal birer iĹ&#x;letmeye dĂśnĂźĹ&#x;mesini eleĹ&#x;tirdi. KonferansÄąn ana konuĹ&#x;macÄąsÄą olan Prof. Hall, â&#x20AC;&#x153;Bir Akademik Bahar: Neo-Liberal Ă&#x153;niversiteyi SÄąnava Ă&#x2021;ekmekâ&#x20AC;? baĹ&#x;lÄąklÄą sunumunda, Ăźniversitenin ekonomiye katkÄą koymak için var olan kâr amaçlÄą neoliberal iĹ&#x;letme zihniyeti yerine, açĹk ve paylaĹ&#x;Äąma dayalÄą, kendi kendini var eden baÄ&#x;ÄąmsÄąz ortaklÄąklar olmasÄą gerektiÄ&#x;ine inandÄąÄ&#x;ÄąnÄą kaydetti. Ă&#x153;niversitenin iĹ&#x;letmeleĹ&#x;mesine karĹ&#x;Äą çĹkanlarÄąn, bilgi ve dĂźĹ&#x;Ăźnce Ăźretim sĂźreçlerinde yeni ekonomik, yasal ve siyasi sistem ve modellerin denenmesi konusunda cesaretli olmalarÄą gerektiÄ&#x;ini sĂśyleyen Hall, â&#x20AC;&#x153;Akademik emeÄ&#x;imizin maddi pratikleri ve toplumsal iliĹ&#x;kileri açĹsÄąndan kendimizi radikal dĂśnĂźĹ&#x;Ăźmlere açĹk tutmalÄąyÄązâ&#x20AC;? diye konuĹ&#x;tu. Hall, modern Ăźniversitelerin sorgulama ve araĹ&#x;tÄąrma zemininde akademik ĂśzgĂźrlĂźÄ&#x;e sahip olmasÄą gerektiÄ&#x;ini ifade etti. KĂźltĂźrel çalÄąĹ&#x;malar alanÄąnda gĂźnĂźmĂźzĂźn en tanÄąnmÄąĹ&#x; isimlerden birisi olan Hall, kâr amaçlÄą Ĺ&#x;irketlerin kontrolĂźndeki akademik

yayÄąncÄąlÄąÄ&#x;a karĹ&#x;Äą, açĹk eriĹ&#x;ime dayalÄą ve kar amacÄą gĂźtmeyen online yayÄąncÄąlÄąÄ&#x;Äą savunuyor. Hall, internette faaliyet gĂśsteren açĹk eriĹ&#x;ime dayalÄą ve kar amacÄą gĂźtmeyen Culture Machine dergisinin, Open Humanities Press yayÄąnevinin ve CSeARCH arĹ&#x;iv sitesinin kuruluĹ&#x;una Ăśn ayak olmasÄąyla tanÄąnÄąyor. Konferansa 13 Ăźlkeden 52 akademisyen katÄąldÄą KonferansÄąn ilk oturumunda Ä°ngiltereâ&#x20AC;&#x2122;den katÄąlan araĹ&#x;tÄąrmacÄą Yeny Serrano, Columbiaâ&#x20AC;&#x2122;da silahlÄą gruplarÄąn silah bÄąrakma sĂźrecinde medyanÄąn oynadÄąÄ&#x;Äą rolĂź sorguladÄą. DAĂ&#x153;â&#x20AC;&#x2122;den SĂźleyman Ä°rvan ile Ayça Demet Atay, TĂźrkiye gazetelerindeki gazeteci-kĂśĹ&#x;e yazarlarÄąnÄąn barÄąĹ&#x; gazeteciliÄ&#x;ine yaklaĹ&#x;ÄąmlarÄąnÄą irdelediler. Kanadaâ&#x20AC;&#x2122;dan katÄąlan Shahnaz Khan ise, Afganistanâ&#x20AC;&#x2122;ta kurtarÄąlan ve Time dergisine kapak olan Bibi Aisha isimli kadÄąn Ăźzerinden, BatÄąnÄąn yaklaĹ&#x;ÄąmÄąnÄą sorguladÄą. Ä°kinci oturumda konuĹ&#x;an Ä°ranlÄą Mohammad Reza Manifar, Ä°ran toplumunda Gençlik Radyosuâ&#x20AC;&#x2122;nun gençlerin yaĹ&#x;adÄąÄ&#x;Äą kĂźltĂźr çatÄąĹ&#x;malarÄąnÄąn çÜzĂźmĂźndeki rolĂź Ăźzerinde durdu. DAĂ&#x153;â&#x20AC;&#x2122;den Biran Mertan, KÄąbrÄąslÄą TĂźrk çocuklarda ulusal kimlik anlayÄąĹ&#x;ÄąnÄąn geliĹ&#x;imini konu alan araĹ&#x;tÄąrmanÄąn bulgularÄąnÄą aktardÄą. TĂźrkiyeâ&#x20AC;&#x2122;den AyĹ&#x;e Binay Kurultay ise barÄąĹ&#x; kavramÄąnÄąn metalaĹ&#x;tÄąrÄąlmasÄą Ăźzerinde durdu. Ă&#x153;çßncĂź oturumda Litvanyaâ&#x20AC;&#x2122;dan Saule Juzeleniene, Litvanya basÄąn reklamlarÄą Ăźzerine yaptÄąÄ&#x;Äą araĹ&#x;tÄąrmayÄą

sundu. UKĂ&#x153;â&#x20AC;&#x2122;den Metin Ă&#x2021;olak, Tarkovskyâ&#x20AC;&#x2122;nin Nostalgia filminden hareketle sinemada temsil konusu Ăźzerinde durdu. Ummanâ&#x20AC;&#x2122;dan Mohd. Firoz ile Fokiya Akhtar ise KaĹ&#x;mir sorununun Hint sinemasÄąnda nasÄąl temsil edildiÄ&#x;ini irdeledi. DĂśrdĂźncĂź oturumda DAĂ&#x153;â&#x20AC;&#x2122;den Pembe BehçetoÄ&#x;ullarÄą, KÄąbrÄąs belgeselleri Ăźzerine yaptÄąÄ&#x;Äą çalÄąĹ&#x;mayÄą sundu. TuÄ&#x;rul Ä°lter, Kuzey KÄąbrÄąsâ&#x20AC;&#x2122;ta yurttaĹ&#x;lÄąk kavramÄąna yĂźklenen anlamlarÄąn Ăźzerinde durdu. Umut Bozkurt ile Christilla Yakinthou ise KÄąbrÄąsâ&#x20AC;&#x2122;ta geçmiĹ&#x;le yĂźzleĹ&#x;mek için iki toplumlu etkinliklerin Ăśnemine deÄ&#x;indiler. BeĹ&#x;inci oturumda konuĹ&#x;an DAĂ&#x153;â&#x20AC;&#x2122;den Hanife AliefendioÄ&#x;lu, Kuzey KÄąbrÄąsâ&#x20AC;&#x2122;ta gÜçmen iĹ&#x;gĂźcĂźnĂźn kullanÄąmÄą ve istismarÄą Ăźzerinde durdu. Kuzey Ä°rlandaâ&#x20AC;&#x2122;dan Orla Lafferty ise UTV isimli kanalda çatÄąĹ&#x;malarÄąn sunumunu irdeledi. â&#x20AC;&#x153;BarÄąĹ&#x;/Ă&#x2021;atÄąĹ&#x;mayÄą (Yeniden) Kurmak ve Bozmakâ&#x20AC;? temalÄą uluslararasÄą konferansÄąn ikinci gĂźnĂźnde yapÄąlan altÄąncÄą oturumda, Nurten Kara ve Ahmad Azim, MÄąsÄąrâ&#x20AC;&#x2122;da gerçekleĹ&#x;en ve Arap BaharÄą adÄą verilen sĂźreçte dĂśrdĂźncĂź gßç olarak adlandÄąrÄąlan kurumsal medya ile beĹ&#x;inci gßç olarak adlandÄąrÄąlan sosyal medyanÄąn rolĂźnĂź irdeledi. Ä°brahim BeyazoÄ&#x;lu, MÄąsÄąrâ&#x20AC;&#x2122;daki deÄ&#x;iĹ&#x;im sĂźrecinin BatÄą medyasÄąnda temsilini ele aldÄą. Raluca Besliu ise Ruanda ve Kuzey Ä°rlanda barÄąĹ&#x; sĂźreçlerini karĹ&#x;ÄąlaĹ&#x;tÄąrdÄą. Yedinci oturumda Ä°rem Bailie, sinemada savaĹ&#x; gazeteciliÄ&#x;inin temsili Ăźzerinde durdu. Metin Ersoy,

KÄąbrÄąs TĂźrk basÄąnÄąnda yayÄąmlanan kĂśĹ&#x;e yazÄąlarÄąndaki barÄąĹ&#x; ve çatÄąĹ&#x;ma çerçevelerini irdeledi. GĂźlen Uygarer ise KÄąbrÄąsâ&#x20AC;&#x2122;a iliĹ&#x;kin haberlerde savaĹ&#x; ve barÄąĹ&#x; gazeteciliÄ&#x;i Ăśrnekleri Ăźzerinde durdu. Facebookâ&#x20AC;&#x2122;un barÄąĹ&#x;a katkÄąsÄą Sekizinci oturumda, Mine DemirtaĹ&#x;, Facebookâ&#x20AC;&#x2122;ta dĂźnya barÄąĹ&#x;Äąna katkÄą amacÄąyla yĂźrĂźtĂźlen faaliyetler hakkÄąnda bir sunum yaptÄą. BaĹ&#x;ak Ĺ&#x17E;iĹ&#x;man, gazetelerin spor sayfalarÄąnda yer alan Ĺ&#x;iddet içerikli sĂśylemleri irdeledi. Dokuzuncu oturumda konuĹ&#x;an Bozena Sojka, KÄąbrÄąsâ&#x20AC;&#x2122;ta â&#x20AC;&#x153;Ăśtekiâ&#x20AC;? olarak gĂśrĂźlenlerle yaĹ&#x;anan deneyimler Ăźzerinde durdu. Latefa Narriman Guemar ise ÄąrkçĹlÄąÄ&#x;Äąn mĂźlteci kadÄąnlarÄąn ruh saÄ&#x;lÄąÄ&#x;Äą Ăźzerindeki etkilerini anlattÄą. Onuncu oturumda Arzu Reis ve Halil Duranay, KÄąbrÄąs TĂźrk toplumunun varolma kaygÄąlarÄą hakkÄąnda konuĹ&#x;tu. Nihan Aytekin, reklamlarda gßç savaĹ&#x;ÄąnÄąn nasÄąl ele alÄąndÄąÄ&#x;ÄąnÄą irdeledi. Seher Seylan ise seçim kampanyalarÄąnda kullanÄąlan nefret sĂśylemi Ăźzerinde durdu. On birinci oturumda Dilruba Ă&#x2021;atalbaĹ&#x; ve Tolga Ă&#x2021;evikel, gazetelerde yayÄąmlanan okur yorumlarÄąnda çatÄąĹ&#x;ma ve kutuplaĹ&#x;ma eksenlerini irdeledi. BarÄąĹ&#x; Ă&#x2021;oban ve Berrin YanÄąkkaya, alternatif medyanÄąn barÄąĹ&#x; gazeteciliÄ&#x;i olanaklarÄąnÄą ele aldÄą. Derya Erdem, barÄąĹ&#x; gazeteciliÄ&#x;inin gerekliliÄ&#x;i Ăźzerinde durdu. Yonca Aybay ise, genç kÄąz dergileri Ăźzerine konuĹ&#x;tu. KonferansÄąn son gĂźnĂź yapÄąlan on ikinci oturumunda Fran Hassencahl,

kara mayÄąnlarÄą kurbanlarÄąnÄąn sinemada temsili konusunda bir sunum yaptÄą. Melek Atabey, Reha Erdemâ&#x20AC;&#x2122;in filmlerinde insan-hayvan iliĹ&#x;kisini ele aldÄą. â&#x20AC;&#x153;Ä°nsanâ&#x20AC;? ve â&#x20AC;&#x153;hayvanâ&#x20AC;? kategorilerinin birbirine karĹ&#x;Äąt gibi sunulmasÄąnÄą ve doÄ&#x;aya insanmerkezli bakÄąĹ&#x;Äą eleĹ&#x;tiren Atabey, Reha Erdemâ&#x20AC;&#x2122;in hayvanlara posthĂźmanist bir dille yaklaĹ&#x;an ender yĂśnetmenlerden biri olduÄ&#x;unu kaydetti. BarÄąĹ&#x; KÄąlĹçbay ise, Karamuk adlÄą filmi kimlik arayÄąĹ&#x;Äą, affetme ve melankoli boyutunda irdeledi. KonferansÄąn on ßçßncĂź ve son oturumundaysa, Olcay Uçak ve Ä°brahim Sena Arvas konuĹ&#x;macÄą olarak katÄąldÄą. Ä°lk olarak sĂśz alan Uçak, gĂśrsellerle desteklediÄ&#x;i dĂźĹ&#x;Ăźncelerini dinleyicilere aktarÄąrken, Zaman ve Cumhuriyet gazetelerini karĹ&#x;ÄąlaĹ&#x;tÄąrdÄą. Ä°brahim Sena Arvas ise, â&#x20AC;&#x153;BasÄąn Meslek EtiÄ&#x;i BaÄ&#x;lamÄąnda BarÄąĹ&#x; GazeteciliÄ&#x;iâ&#x20AC;? konulu konuĹ&#x;masÄąnda, barÄąĹ&#x; gazeteciliÄ&#x;inin geliĹ&#x;imini deÄ&#x;erlendirdi. Konferans hakkÄąnda bir açĹklama yapan Ä°letiĹ&#x;im FakĂźltesi DekanÄą Prof. Dr. SĂźleyman Ä°rvan, DAĂ&#x153; Ä°letiĹ&#x;im olarak barÄąĹ&#x; konulu uluslararasÄą konferanslar dizisinin ßçßncĂźsĂźnĂź baĹ&#x;arÄąyla tamamlamaktan mutluluk duyduÄ&#x;unu, bu hassas konu Ăźzerinde çalÄąĹ&#x;maya ve yeni projeler Ăźretmeye devam edeceklerini belirtti. Ä°rvan, â&#x20AC;&#x153;FakĂźlte olarak, barÄąĹ&#x; sĂźreçlerinde medyanÄąn oynayabileceÄ&#x;i olumlu rolĂź vurgulamaya ve gazetecileri bu yĂśnde teĹ&#x;vik etmeye devam edeceÄ&#x;izâ&#x20AC;? dedi.

0D\Ă&#x153;VFRĂ­NX\ODNXWODQGĂ&#x153; .aan 7|nJeOFL 6emra (rJeno 1 MayÄąs Ä°Ĺ&#x;çi BayramÄą, LefkoĹ&#x;aâ&#x20AC;&#x2122;da yaklaĹ&#x;Äąk beĹ&#x; bin kiĹ&#x;inin katÄąldÄąÄ&#x;Äą bir mitingle kutlandÄą. Dev-Ä°Ĺ&#x;, TĂźrk-Sen, KTĂ&#x2013;S, KTAMS ve KTOEĂ&#x2013;Sâ&#x20AC;&#x2122;Ăźn yer aldÄąÄ&#x;Äą 1 MayÄąs Tertip Komitesiâ&#x20AC;&#x2122;nin organizasyonuyla, saat 18.30â&#x20AC;&#x2122;da KuÄ&#x;ulu Parkâ&#x20AC;&#x2122;ta toplanan kortej, daha sonra sloganlar atarak Ulusal Birlik Partisi LefkoĹ&#x;a Ä°lçe BaĹ&#x;kanlÄąÄ&#x;Äąâ&#x20AC;&#x2122;nÄąn da bulunduÄ&#x;u SarayĂśnĂźâ&#x20AC;&#x2122;ne yĂźrĂźdĂź. 1 MayÄąs dolayÄąsÄąyla KKTCâ&#x20AC;&#x2122;den GĂźney KÄąbrÄąsâ&#x20AC;&#x2122;a gidenler olduÄ&#x;u gibi, oradan da KKTCâ&#x20AC;&#x2122;ye gelen ve 1 MayÄąsâ&#x20AC;&#x2122;Äą LefkoĹ&#x;aâ&#x20AC;&#x2122;da kutlayan

gruplar oldu. DoÄ&#x;u Akdeniz Ă&#x153;niversitesiâ&#x20AC;&#x2122;nden de bir grup ĂśÄ&#x;renci mitinge katÄąldÄą. Miting meydanÄąnda Devrimci Ä°Ĺ&#x;çi SendikalarÄą Federasyonu (DEV-Ä°Ĺ&#x17E;) Genel BaĹ&#x;kanÄą Mehmet Seyis, KÄąbrÄąs TĂźrk Ä°Ĺ&#x;çi SendikalarÄą Federasyonu (TĂ&#x153;RK-SEN) Genel BaĹ&#x;kanÄą Arslan BĹçaklÄą, GĂźney KÄąbrÄąsâ&#x20AC;&#x2122;ta faaliyet gĂśsteren iĹ&#x;çi sendikalarÄą federasyonlarÄą PEOâ&#x20AC;&#x2122;nun Genel Sekreteri Pambis Kyritsis ile SEKâ&#x20AC;&#x2122;in Ă&#x2013;rgĂźtlenme Sekreteri Dimitris Mihaili birer konuĹ&#x;ma yaptÄą. KonuĹ&#x;malarÄąn ardÄąndan, Sol AnahtarÄą ve Arda GĂźndĂźz sahne

1 MayÄąs Tertip Komitesiâ&#x20AC;&#x2122;nin organizasyonuyla KuÄ&#x;ulu Parkâ&#x20AC;&#x2122;ta toplanan kortej, SarayĂśnĂźâ&#x20AC;&#x2122;ne yĂźrĂźdĂź. 1 MayÄąsâ&#x20AC;&#x2122;a GĂźney KÄąbrÄąsâ&#x20AC;&#x2122;tan da katÄąlÄąm oldu.

aldÄą. Daha Ăśnce 36 ĂśrgĂźtĂźn kutlamalara katÄąlacaÄ&#x;Äą bilgisi verilirken, bu ĂśrgĂźtlerden birçoÄ&#x;unun katÄąlÄąm gĂśstermediÄ&#x;i gĂśrĂźldĂź. Miting meydanÄąna pankartlarÄąyla gelen ĂśrgĂźtler; BasÄąn-Sen, YKP, YKP-Fem, TKP, CHP, BKP, Ă&#x2013;Ä&#x;renci Ä°nisiyatifi, KTĂ&#x2013;S, Devrimci KomĂźnist BirliÄ&#x;i, KTMMOB, KTAMS, KÄąbrÄąs Pir Sultan Abdal KĂźltĂźr DerneÄ&#x;i, Barikat, Baraka KĂźltĂźr Merkezi, CTP-BG, Dev-Ä°Ĺ&#x;, TDP, TĂźrk-Sen ve KTĂ&#x2013;S oldu. 1 MayÄąs Ä°Ĺ&#x;çi BayramÄą, LefkoĹ&#x;aâ&#x20AC;&#x2122;da yaklaĹ&#x;Äąk beĹ&#x; bin kiĹ&#x;ilik bir mitingle kutlandÄą.

Tarihte 1 MayÄąs 1 MayÄąs Ä°Ĺ&#x;çi BayramÄą, iĹ&#x;çi ve emekçiler tarafÄąndan dĂźnya çapÄąnda kutlanan, birlik, dayanÄąĹ&#x;ma ve haksÄązlÄąklarla mĂźcadele gĂźnĂźdĂźr. DĂźnya Ăźzerindeki pek çok Ăźlkede, resmĂŽ tatil olarak kabul edilmektedir. 1 MayÄąs 1886â&#x20AC;&#x2122;da Amerika Ä°Ĺ&#x;çi SendikalarÄą Konfederasyonu ĂśnderliÄ&#x;inde iĹ&#x;çiler gĂźnde 12 saat, haftada 6 gĂźn olan çalÄąĹ&#x;ma takvimine karĹ&#x;Äą, gĂźnlĂźk 8 saatlik çalÄąĹ&#x;ma talebiyle iĹ&#x; bÄąraktÄąlar. Chicago â&#x20AC;&#x2DC;da yapÄąlan gĂśsterilere yarÄąm milyon iĹ&#x;çi katÄąldÄą. Luizvil(Kentucky)â&#x20AC;&#x2122;de 6 binden fazla siyah ve beyaz iĹ&#x;çi, birlikte yĂźrĂźdĂź. O dĂśnemde Luizvilâ&#x20AC;&#x2122;deki parklar, siyahlara kapalÄąydÄą. Ä°Ĺ&#x;çiler, sokaklarda yĂźrĂźdĂźkten sonra hep birlikte Ulusal Parkâ&#x20AC;&#x2122;a girdi. Bu olaydan sonra, her eyalet ve kentte, siyah ve beyaz iĹ&#x;çilerin birlikte katÄąldÄąÄ&#x;Äą gĂśsteriler yapÄąldÄą. Daha sonra, uygulanan yasal baskÄąlarla bu gĂśsterilerin tekrarlanmasÄą engellendi.

5

14 Temmuz-21 Temmuz 1889â&#x20AC;&#x2122;da toplanan Ä°kinci Enternasyonalâ&#x20AC;&#x2122;de bir FransÄąz iĹ&#x;çi temsilcisinin Ăśnerisiyle 1 MayÄąs gĂźnĂźnĂźn tĂźm dĂźnyada â&#x20AC;&#x153;Birlik, mĂźcadele ve dayanÄąĹ&#x;ma gĂźnĂź â&#x20AC;&#x153; olarak kutlanmasÄąna karar verildi. BĂśylece ikinci gĂśsteri 1890 yÄąlÄąnda yapÄąlabildi. TĂźrkiyeâ&#x20AC;&#x2122;de 1 MayÄąs TĂźrkiyeâ&#x20AC;&#x2122;de ilk kez 1923â&#x20AC;&#x2122;te resmĂŽ olarak kutlanmÄąĹ&#x; olmasÄąna raÄ&#x;men 1925 yÄąlÄąnda çĹkartÄąlan Takrir-i SĂźkun YasasÄą gereÄ&#x;ince kutlanmasÄą yasaklandÄą. 1935 yÄąlÄąnda â&#x20AC;&#x153;Bahar ve Ă&#x2021;içek BayramÄąâ&#x20AC;? adÄąyla yeniden TĂźrkiyeâ&#x20AC;&#x2122;de kutlanmaya baĹ&#x;lanan 1 MayÄąs, 1981 yÄąlÄąnda askeri hĂźkĂźmet tarafÄąndan yasaklandÄą. 2008 Nisan ayÄąnda â&#x20AC;&#x153;Emek ve DayanÄąĹ&#x;ma GĂźnĂźâ&#x20AC;? olarak kabul edilinceye kadar yasal olmayan yollardan kutlanmaya devam edildi. 22 Nisan 2009 tarihinde ise, TBMMâ&#x20AC;&#x2122;de kabul edilen yasa ile 1 MayÄąs resmi tatil ilan edildi.


6

Nisan-Mayıs-Haziran 2012

ñOHWLíLP)HVWLYDOLEX\ÜOGDGROXGROXJHÁWL

Gündem Haber Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) İletişim Fakültesi bu yıl yedincisini gerçekleştirdiği İletişim Festivali’nde KKTC ve Türkiye’den tanınmış isimleri ağırladı. 3-5 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşen etkinlik, 3 Mayıs Basın Özgürlüğü günü dolayısıyla Kuzey Kıbrıs Türk medyasında basın özgürlüğünün ele alındığı bir oturumla başladı. Oturum başkanlığını Prof. Dr. Süleyman İrvan’ın yürüttüğü “Kuzey Kıbrıs ve Basın Özgürlüğü” paneline Yeni Düzen’den Aysu Basri Akter, Fog TV’den Nazar Erişkin, Havadis gazetesinden Hüseyin Ekmekçi ve TAK ajansından Özgül Gürkut Mutluyakalı katıldı. Festivalin ilk gününde, saat 13.30’da Yeşil Salon’da KKTC’nin ilk halkla ilişkiler ajanslarından Island Agency’nin kurucusu Faika Yalvaç, “Kuzey Kıbrıs’ta Halkla İlişkiler” konulu panelde izleyicilerle buluştu. Aynı gün saat 15:00’deki “Kıbrıs Türk Basınında Mizahın

Yeri” panelinde ise, Kıbrıs Türk Karikatür Derneği Başkanı Hüseyin Çakmak, Afrika Gazetesi’nden M. Serhan Gazioğlu ve Çirkef Dergisi mizah yazarı Vasfi Çifçioğlu bir muhalefet aracı olarak mizah konusunu tartıştı. Günün son panelinde ise, Türkiye’nin tanınmış oyuncularından Yetkin Dikinciler ve Bülent Emin Yarar televizyon ve sinema oyunculuğu arasındaki farkları, sorunları ve benzerlikleri ele aldı. Festivalin 4 Mayıs Cuma günü yapılan ikinci gün etkinlikleri kapsamında, iletişim alanında hocaların hocası olarak kabul edilen Prof.Dr. Oya Tokgöz, Türkiye’deki siyasal kampanyalar hakkında bilgi verirken, ünlü televizyon gazetecisi Mirgün Cabas, televizyon haberciliğini ve haber programcılığını anlattı. Ünlü foto muhabiri ve belgeselci Coşkun Aral ise foto muhabirliği konusunda deneyimlerini paylaştı. Aral, söyleşinin ardından, İletişim

Türkiye’nin tanınmış oyuncularından Yetkin Dikinciler ve Bülent Emin Yarar, televizyon ve sinema oyunculuğunu değerlendirdi.

Fakültesi öğretim görevlisi ve fotoğraf sanatçısı İsmail Gökçe’nin öğrencilerinin fotoğraflarından oluşan bir serginin açılışını yaptı. 7.İletişim Festivali, 5 Mayıs

Cuma günü sabah saatlerinde düzenlenen “Bir Amaç İçin Yürüyüş” etkinliğiyle sona erdi. Bu yıl ilk kez gerçekleştirilen yürüyüşte hayvan haklarına dikkat çekmek amaçlandı.

DAÜ Kampüs girişinden başlayan yürüyüşe, çok sayıda hayvan sever öğretim üyesi ve öğrenci katıldı. Yürüyüş, DAÜ Deniz Kulübü tesislerinde sona erdi.

koyduğu bir rapor. Kıbrıs’ta 1960’lı yıllardan beri gazeteci cinayetlerine rastlıyoruz. Onlar, birilerinin hoşuna gitmediği için katledildiler. Çalışma koşulları ağır. Durumumuz bu. Gelecek güvencesi yok. Devlet televizyonunda askeri temsilci var. Sendikal örgütlülük zayıf. Ücretler düşük. Bilgiye ulaşmak zor. Reklam gelirleri yetersiz” dedi.

diye konuştu.

gazeteciliğindeki önemine dikkat çekti. Son konuşmacı olarak söz alan Fog TV’den Nazar Erişkin ise, Türkiye’de sadece takip gazeteciliğinin yapıldığını ve araştırmacı bir gazetecilik türünün artık kalmadığını, ama KKTC’de bu tür gazeteciliğin halâ devam etmekte olduğunu belirtti. Sansürden yakınan Erişkin, “Toplumsal destek noktasında iktidarın talebini göz önünde bulundurmak zorunda kalıyoruz” dedi. Kuzey Kıbrıs’ta hükümet ve reklam verenlerin medya üzerinde birebir müdahalesinin olmadığını kaydeden Erişkin, ancak medya kurumları içerisinde kraldan çok kralcı olan gölge askerler ve gölge reklam verenlerin olduğunu söyledi. Erişkin, “Artık öyle bir noktaya geldik ki, bazen de biz kendimizi sansürlemek zorunda kalıyoruz” diye konuştu. Erişkin, basın özgürlüğü alanında halkın talepkâr olmasının da önemli olduğunu belirtti.

.ÜEUÜVOÜJD]HWHFLOHUEDVÜQÐ]JÖUOÖðÖQÖWDUWÜíWÜ Gündem Haber Festivalin 3 Mayıs günü yapılan ilk oturumunda Kuzey Kıbrıs’ta basın özgürlüğü tartışıldı. Oturum başkanlığını İletişim Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Süleyman İrvan’ın yürüttüğü panele, Yeni Düzen ve SİM TV’den Aysu Basri Akter, Fog TV’den Nazar Erişkin, Havadis gazetesinden Hüseyin Ekmekçi ve TAK ajansından Özgül Gürkut Mutluyakalı katıldı. Prof. Dr. Süleyman İrvan, 3 Mayıs’ın Dünya Basın Özgürlüğü Günü olduğunu hatırlatarak başladığı konuşmasında, “3 Mayıs, 1993 tarihinden beri Dünya Basın Özgürlüğü Günü olarak kutlanıyor. Bu günün asıl amacı, yönetimlere basın özgürlüğüne saygı duymaları gerektiğini hatırlatmak, gazetecileri basın özgürlüğüne sahip çıkmaya davet etmek ve öldürülen gazetecileri anmaktır’’ dedi. İlk konuşmacı olarak söz alan TAK Ajansı’ndan Özgül Gürkut Mutluyakalı, bir devlet ne kadar

demokratikse basının ve halkın da o derecede özgür olabileceğini belirtti. Kıbrıs’ta basın özgürlüğünün anayasal güvence altında olduğunu belirten Mutluyakalı, yasaların uygulanmasındaysa aksaklıklar olduğunu söyledi. Mutluyakalı, “Basın İş Yasası var ama uygulamada sıkıntılar var” diye konuştu. Sözlerine gazetelerde uygulanan sansüre vurgu yaparak devam eden Mutluyakalı, “Gazetecilerin hep sansüre takılan haberleri vardır ve gazeteciler bunları genellikle zulalar. Hepimizin sansürlenmiş bir haberi, köşe yazısı vardır. Sansür yüzünden işlerinden ayrılmak zorunda kalan meslektaşlarımız da vardır”dedi. Mutluyakalı, gazeteciliğin bir mücadele biçimi olduğunu ifade ederek, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün 2011 Dünya Basın Özgürlüğü Raporu’nda, Kuzey Kıbrıs’ın 179 ülke arasında 102. sırada yer almasına da değindi. Mutluyakalı, raporla ilgili olarak, “Saygın bir örgütün ortaya

“Bu ülkede yazılmayan bir şey yok” Havadis gazetesi yazı işleri müdürü ve köşe yazarı Hüseyin Ekmekçi ise, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün raporuna katılmadığını belirterek, “Bu ülkede yazılmayan bir şey yok. Aşırı sağcı gazete de var, aşırı solcu gazete de var. Rum medya mensuplarının çok özgür olduğunu düşünmüyorum. KİP denilen, Güney Kıbrıs devletini yöneten derin devletin baktığı noktadan bakarlar. Rum resmi politikalarının dışında duran gazeteciler dışlanıyor. Kıbrıs Türk medyası çok kötü bir noktada değil”

“Baskı otosansüre dönüştü” Yenidüzen gazetesi ve SİM TV çalışanı Aysu Basri Akter, “Bir ülkede demokrasi ne kadar gelişmişse bu medyaya yansır. Demokrasi kurumsallaşmışsa özgürlükler de kurumsallaşmıştır. Devlete ait medya kuruluşları üzerinde siyasetin ciddi anlamda etkisi var. Özel kuruluşlarda da durum devletten farklı değil. Biz baskıyı normalleştirdik. Yumuşak geçişlerle bu baskı otosansüre dönüştü” diye konuştu. Akter, görsel ve işitsel medyanın Kuzey Kıbrıs’ta gelişemediğini, geçmişten günümüze Kıbrıs basınının genellikle dava gazeteciliği üzerine yoğunlaştığını ve bundan beslendiğini belirtti. Sosyal medya konusuna da değinen Akter, “Sosyal medya aracılığıyla, bilgi toplama özgürlüğünüz de gelişiyor ve sosyal medya sizi haberciliğe teşvik ederek basını özgürleştirmeye çalışıyor” diyerek sosyal medyanın günümüz

6RNDðDEÜUDNÜODQKD\YDQODULÁLQ\ÖUÖGÖOHU .aan 7|nJeOFL Doğu Akdeniz Üniversitesi İletişim Festivali kapsamında organize edilen “Hayvan Hakları Yürüyüşü” 6 Mayıs’ta saat 8.30’da Doğu Akdeniz Üniversitesi ana kampüs girişinden başladı. Yürüyüşe yaklaşık 50 kişi katıldı. DAÜ TV ve Gündem Gazetesi aracılığıyla seslerini Kıbrıs’a duyurmaya çalışan hayvan hakları savunucuları, Doğu Akdeniz Üniversitesi kampüsündeki yeşil alanların hayvanların sığınma evi olabileceğini belirtti. Sahipleri tarafından sokağa bırakılan hayvanların bakımının, üniversite içerisinde öğrenciler tarafından belirlenen noktalara yiyecek ve içecek bırakılarak yapılabileceğini

ifade eden hayvan hakları savunucuları, iletişimin sadece bireyler ve kitleler arasında olmadığını, çevre ile iletişimin de önemli olduğunu vurguladı. Hayvan hakları savunucuları, bakıma muhtaç hayvanlara karşı görevlerini yerine getiren insanların, diğer insanlarla da o kadar iyi iletişim kurabileceklerini ifade etti. Yürüyüşe katılan öğretim üyelerinden Doç.Dr. Hanife Aliefendioğlu, ev ortamında yaşayan hayvanların sokağa bırakıldıklarında yaşama şanslarının çok az olduğunu belirterek, hayvan sahibi olmanın, ömür boyu verilmiş bir söz olduğunu vurguladı. Aliefendioğlu sokağa bırakılan hayvanlarla ilgili olarak, “Hayvanların her şeyden önce suya ihtiyaçları var. Kişilerin

DAÜ’lü hayvan hakları savunucuları, öğrencilere aldıkları hayvanları sokağa bırakıp gitmemeleri uyarısında bulundu.

belirli noktalara su bırakmalarını istiyoruz. Bu noktalar belirlendikten

sonra, yiyecek için biz hayvan hakları savunucuları olarak yardıma

açığız” diye konuştu. DAÜ Hayvanlara Yardım Kulübü Başkanı Şeyda Nur Turunç da, öğrencilerin, bakabileceklerse hayvanları sahiplenmelerini, dönemlik hayvan edinip de bu hayvanları sokağa bırakıp gitmemelerini ifade etti. Turunç, “Hayvanlarınızı giderken yanınızda götürün. Bakamıyorsak bile duyarlı, onlara zarar vermeyelim” dedi. Turunç, kampüs içerisindeki hayvanlara karşı daha duyarlı olunması gerektiğini de kaydetti. Bir saatlik yürüyüşün ardından DAÜ Deniz Kulübü’ne gelen grup, havuz başı mangal partisi ile günün yorgunluğunu atarken, ilerleyen saatlerde ise, ünlü gazeteci Coşkun Aral da Deniz Kulübü’ndeki partiye katıldı.


Nisan-MayÄąs-Haziran 2012

0LUJĂ&#x2013;Q&DEDVo+DEHU &RĂ­NXQ$UDO PHUNH]LQGHKHUVDEDKGĂ&#x2013;Q\D oĂąQVDQDXODĂ­PD\D \HQLGHQNXUXOXUp Ă DOĂ&#x153;Ă­WĂ&#x153;Pp (Pre <Ă&#x2022;OPa] 7.Ä°letiĹ&#x;im Festivali kapsamÄąnda 4 MayÄąs Cuma gĂźnĂź yapÄąlan â&#x20AC;&#x153;Televizyon GazeteciliÄ&#x;iâ&#x20AC;? konulu sĂśyleĹ&#x;ide konuĹ&#x;an MirgĂźn Cabas, habercilik kariyerini izleyicilerle paylaĹ&#x;tÄą. AçĹlÄąĹ&#x; konuĹ&#x;masÄąnÄą Ä°letiĹ&#x;im FakĂźltesi Radyo Televizyon Sinema ve Gazetecilik BĂślĂźm BaĹ&#x;kanÄą Yrd. Doç.Dr. Pembe BehçetoÄ&#x;ullarÄąâ&#x20AC;&#x2122;nÄąn yaptÄąÄ&#x;Äą etkinlikte MirgĂźn Cabas, NTVâ&#x20AC;&#x2122;nin haber koordinatĂśrĂź olarak gĂśrev yaptÄąÄ&#x;Äą dĂśnemle ilgili olarak, â&#x20AC;&#x153;100 kiĹ&#x;ilik bir kadroyla bu iĹ&#x;i yapÄąyordum. Haber merkezinde her sabah dĂźnya yeniden kurulur. DĂźnya gĂźndemi, TĂźrkiye gĂźndemi ve Ăśzel haberleri harmanlayÄąp yeni bir gĂźndem yaratÄąrdÄąkâ&#x20AC;? dedi. Cabas, televizyon haberciliÄ&#x;inde hÄąz ve doÄ&#x;ruluÄ&#x;un çok Ăśnemli iki kriter olduÄ&#x;unu, bu ikisi arasÄąnda denge kurmaya çalÄąĹ&#x;tÄąklarÄąnÄą ifade etti. Bazen haberi hemen vermek adÄąna doÄ&#x;ruluktan taviz verildiÄ&#x;ini dile getiren Cabas, â&#x20AC;&#x153;EÄ&#x;er acele ile yanlÄąĹ&#x; bir haber verilirse bu, kanal Ăźzerinde kapanmasÄą çok zor bir yara açacaktÄąrâ&#x20AC;? dedi. Bir katÄąlÄąmcÄąnÄąn, â&#x20AC;&#x153;Bu meslekte emeÄ&#x;inizin karĹ&#x;ÄąlÄąÄ&#x;ÄąnÄą alÄąyor musunuz?â&#x20AC;? sorusu Ăźzerine Cabas, â&#x20AC;&#x153;Gazetecilik çok Ăśzveriyle yapÄąlmasÄą gereken bir iĹ&#x;. Birçok hakkÄąn asgari bir dĂźzeyde tutulduÄ&#x;u bir Ăźlkedeyiz. Bu mesleÄ&#x;e girmek ve tutunmak

Firdevs Subay DAĂ&#x153; Ä°letiĹ&#x;im FakĂźltesi tarafÄąndan dĂźzenlenen 7.Ä°letiĹ&#x;im Festivaliâ&#x20AC;&#x2122;ne katÄąlan CoĹ&#x;kun Aral, GĂźndemâ&#x20AC;&#x2122;in sorularÄąnÄą yanÄątladÄą. Birkaç kelimeyle yaĹ&#x;ama bakÄąĹ&#x;ÄąnÄąz? YaĹ&#x;ama bakÄąĹ&#x;Äąm... Siirtâ&#x20AC;&#x2122;te doÄ&#x;dum. Ä°ki gĂźn Ăśnce 56 yaĹ&#x;Äąma girdim. Geride bÄąraktÄąÄ&#x;Äąm yarÄąm asÄąrlÄąk sĂźre, 5 yaĹ&#x;Äąna kadar Siirtâ&#x20AC;&#x2122;te geçmiĹ&#x; tamamen. Bunu izleyen dĂśnemde, gene doÄ&#x;duÄ&#x;um Mezopotamya, GĂźney Anadolu, ardÄąndan dĂźnyaya, insana ulaĹ&#x;maya çalÄąĹ&#x;tÄąm. UlaĹ&#x;maya çalÄąĹ&#x;Äąrken ayaÄ&#x;Äąm zaman zaman takÄąldÄą tĂśkezledim; zaman zaman mutlu oldum; zaman zaman mutsuzluÄ&#x;u yaĹ&#x;adÄąm. Her Ĺ&#x;eyin bir simetrisi, bir izdĂźĹ&#x;ĂźmĂź olduÄ&#x;una inanÄąrÄąm. O yĂźzden, mutluluÄ&#x;u dorukta yaĹ&#x;ayan kiĹ&#x;inin bilmesi gerekir ki aynÄą zamanda mutsuzluk da vardÄąr. â&#x20AC;&#x2DC;Aslaâ&#x20AC;&#x2122; demedim, demem de. Mesela kßçßkken arzum doktor olup insana ulaĹ&#x;maktÄą ama gĂśzlemci, gezgin, fotoÄ&#x;rafçĹlÄąÄ&#x;a taktÄąm kafayÄą. MirgĂźn Cabas, televizyon haberciliÄ&#x;inde hÄąz ve doÄ&#x;ruluÄ&#x;un iki temel kriter olduÄ&#x;unu sĂśyledi.

kolay olmuyor. AslÄąnda bu bir hayat tarzÄądÄąrâ&#x20AC;? yanÄątÄąnÄą verdi. 20 yÄąlÄą aĹ&#x;kÄąn bir sĂźredir medyada

çalÄąĹ&#x;mÄąĹ&#x; olan MirgĂźn Cabas, halen GQ dergisinin genel yayÄąn yĂśnetmenliÄ&#x;ini yĂźrĂźtĂźyor.

2\D7RNJĂ?]o$UWĂ&#x153;NVL\DVHW ELUWL\DWURVDKQHVLQGH R\QDQĂ&#x153;UJLEL\DSĂ&#x153;OĂ&#x153;\RUp

GĂźndem Haber Ä°letiĹ&#x;im Festivaliâ&#x20AC;&#x2122;nin 4 MayÄąs Cuma gĂźnĂź yapÄąlan ikinci gĂźn etkinlikleri kapsamÄąnda konuĹ&#x;an, Prof.Dr. Oya TokgĂśz, TĂźrkiyeâ&#x20AC;&#x2122;deki siyasal reklam kampanyalarÄąnÄą deÄ&#x;erlendirdi. TĂźrkiyeâ&#x20AC;&#x2122;de siyasal reklam kullanÄąmÄąnÄąn 1983 seçimleriyle birlikte baĹ&#x;ladÄąÄ&#x;ÄąnÄą anlatan Prof. Dr. Oya TokgĂśz, TĂźrkiyeâ&#x20AC;&#x2122;deki siyasal kampanyalarÄąn AmerikanvarileĹ&#x;tiÄ&#x;ini sĂśyledi. EÄ&#x;lencelik haber, reklam ve siyasetin iç içe geçtiÄ&#x;i Amerikan siyasal kampanya tarzÄąnÄąn dĂźnyaya ihraç edildiÄ&#x;ini belirten TokgĂśz, â&#x20AC;&#x153;ABD kurulduÄ&#x;undan beri siyasal kampanyalar her zaman eÄ&#x;lenceli. Ĺ&#x17E;arkÄąlar, yemekler, eÄ&#x;lence ile birbirinden oy çalmak Ĺ&#x;eklinde yapÄąlagelmiĹ&#x;. Bu tarz siyaset, ihraç edilmeye baĹ&#x;lanÄąyor. Ă&#x2013;nce Avrupaâ&#x20AC;&#x2122;ya, sonra TĂźrkiyeâ&#x20AC;&#x2122;yeâ&#x20AC;? dedi. YĂźksek Seçim Kuruluâ&#x20AC;&#x2122;nun 2011 yÄąlÄąnda siyasal televizyon reklamlarÄą Ăźzerindeki yasaÄ&#x;Äą kaldÄąrmasÄąyla, TĂźrkiyeâ&#x20AC;&#x2122;deki seçim

NasÄąl karar verdiniz? Ă&#x2021;ĂźnkĂź hem kameramansÄąnÄąz, hem belgesel çekiyorsunuz, hem yapÄąmcÄą yĂśnetmen, fotoÄ&#x;rafçĹsÄąnÄązâ&#x20AC;Śâ&#x20AC;? Hepsi kendisine dokunmamla ortaya çĹktÄą. BugĂźn çok isterdim bir taĹ&#x; iĹ&#x;çisi olmayÄą, ateĹ&#x; iĹ&#x;çisi olmayÄą, dediÄ&#x;im gibi emekçi olmayÄą çok isterdim. Bunlar olamayacaÄ&#x;Äąm Ĺ&#x;eyler. OlabileceÄ&#x;im alanlara girdim. Ben, çocukluk hevesimi gĂśstermek istedim. Ä°nsan kendi fiziÄ&#x;ini davranÄąĹ&#x; Ĺ&#x;eklini iyi saptadÄąÄ&#x;Äą zaman, neler yapamayacaÄ&#x;ÄąnÄą ĂśÄ&#x;reniyor. Yani ben Ĺ&#x;imdi pilot olamam. Benim aynÄą anda beĹ&#x; yĂźz tane kumanda dĂźÄ&#x;mesine basacak onu gĂśzleyecek hafÄąza sistemim yok. Ä°nsan kendini sÄąnÄąyor, ben sporcu olamam yani fiziÄ&#x;im uygun deÄ&#x;il ama 6000-6500 metreye tÄąrmandÄąm yĂźrĂźdĂźm, daÄ&#x;cÄąlÄąk için deÄ&#x;il, yaptÄąÄ&#x;Äąm savaĹ&#x; fotoÄ&#x;rafçĹlÄąÄ&#x;Äą iĹ&#x;i yĂźzĂźnden. Ă&#x2021;ok yÄąprandÄąm,

7

travmalarÄąm oluĹ&#x;tu, hala ayaklarÄąm sorunlu ama bĂźtĂźn bunlar bana daha Ăśnce aktarÄąlmÄąĹ&#x; bilgi kĂźtlesi, bilgi birikimiâ&#x20AC;Ś Yapmam veya yapmamam gereken Ĺ&#x;eyler arasÄąnda tercihlerimi koydum. Kaderciyimdir. Ä°nancÄąm var, TanrÄąâ&#x20AC;&#x2122;ya inanÄąyorum. Ben TanrÄą diyorum baĹ&#x;kasÄą nasÄąl derseâ&#x20AC;Ś KâinatÄąn varlÄąÄ&#x;Äąna inanÄąyorum. Kâinat içerisinde dĂźnyanÄąn var olmasÄą, onun oluĹ&#x;umu, onun içindeki evreler, bĂźtĂźn bunlarÄą gĂśzlemlemek istiyorum yani bir yanardaÄ&#x;dan lavÄąn fÄąĹ&#x;kÄąrmasÄą da benim için Ăśnemli; dĂźnyanÄąn canlÄąlÄąÄ&#x;ÄąnÄąn gĂśstergesi deprem de benim için Ăśnemli. Ama depremde insanlarÄąn gÜçßk altÄąnda kalmasÄą insan geri zekâlÄąlÄąÄ&#x;Äą yani bu dĂźnyanÄąn aĹ&#x;aÄ&#x;Äą yukarÄą altÄą milyarlÄąk tarihinde yaklaĹ&#x;Äąk bir milyar yÄąldan beridir deprem biliniyor. Bir yolculuÄ&#x;a çĹktÄąnÄąz, birçok yere gittiniz, birçok yer gĂśrdĂźnĂźz. Oralarda amacÄąnÄąz neydi? Orada ne hissettiniz? O his benim için çok Ăśnemli. Ă&#x2021;ĂźnkĂź bir fotoÄ&#x;rafçĹ çekerken hissettiÄ&#x;i Ăśnemlidir... Bir fotoÄ&#x;rafa bakmÄąyorum, benim için farklÄą olan her Ĺ&#x;ey yani Ăśyle anlar var ki kaydedebileceÄ&#x;im. Ĺ&#x17E;imdi teknoloji de oldukça geliĹ&#x;ti ve onlardan da faydalanarak çekimlerimi yapÄąyorum. DĂźnyayÄą merak ediyorum açĹkçasÄą. Konferansta dediniz ki â&#x20AC;&#x2DC;ben bir ev aldÄąm ve oraya en fazla ßç defa gittimâ&#x20AC;&#x2122;. Onu tercih etmediniz, dĂźnyayÄą dolaĹ&#x;mayÄą tercih ettiniz. Ă&#x2021;ĂźnkĂź o evde geçirileceÄ&#x;im zamandan Ăśnce benim burada keĹ&#x;fedilmeyi bekleyen çok daha farklÄą alanlarÄąm var. Bir dĂśnem tekne almayÄą çok istedim. Bir tekne aldÄąm. Bir sene sonra hibe ettim. Ă&#x2021;ĂźnkĂź bana gĂśre deÄ&#x;il ama tekne alanlarÄąn ĂśÄ&#x;ĂźdĂźnĂź saÄ&#x;lÄąklÄą dinlemiĹ&#x; olsaydÄąm, en gĂźzel tekne baĹ&#x;kasÄąnÄąn teknesidir, der almazdÄąm. Bunlar benim ilk keĹ&#x;kelerim arasÄąnda.

HocalarÄąn hocasÄą olarak nitelendirilen Prof.Oya TokgĂśz, TĂźrkiyeâ&#x20AC;&#x2122;deki siyasal kampanyalarÄąn AmerikanvarileĹ&#x;tiÄ&#x;ini sĂśyledi.

kampanyalarÄąnda televizyon reklamlarÄąnÄąn Ăśne çĹktÄąÄ&#x;ÄąnÄą sĂśyleyen TokgĂśz, â&#x20AC;&#x153;TĂźrkiyeâ&#x20AC;&#x2122;de insanlar dizi seyretmeye meraklÄą. Onun için televizyon reklamlarÄą dizilerin arasÄąnda yayÄąmlandÄą. 2011 genel seçim kampanyasÄą gayet renkliydi. CanlÄą, pÄąrÄąltÄąlÄą ve abartÄąlÄą. Liderler bir yandan yaptÄąklarÄąnÄą, bir yandan yapacaklarÄąnÄą anlatÄąyor; kendi sesleriyle konuĹ&#x;uyorlar. KanlÄą canlÄą evimize gelmiĹ&#x;ler gibiâ&#x20AC;? diye konuĹ&#x;tu. TokgĂśz, â&#x20AC;&#x153;Lider sultasÄąna dayalÄą;

imaj ve kurgudan oluĹ&#x;an siyasal bir dĂźnya. Her Ĺ&#x;ey gĂźllĂźk gĂźlistanlÄąk gĂśsteriliyor. Lider Ăśn planda. Ä°maj çalÄąĹ&#x;masÄąnda, giydiÄ&#x;i elbiseden, nasÄąl duracaÄ&#x;Äą, nasÄąl konuĹ&#x;acaÄ&#x;Äąna kadar tasarlanÄąyor. EÄ&#x;lencelik haberler medyayÄą dolduruyor. Siyasi reklamlar eÄ&#x;lencelik deÄ&#x;il ama siyaset çok eÄ&#x;lenceli. TĂźrkiyeâ&#x20AC;&#x2122;deki kampanyalarÄąn Ăśzeti bu. Televizyonlarda estetikleĹ&#x;miĹ&#x; bir siyaset var. ArtÄąk siyaset bir tiyatro sahnesinde oynanÄąr gibiâ&#x20AC;? dedi.

Ă&#x153;nlĂź fotoÄ&#x;rafçĹ ve belgeselci CoĹ&#x;kun Aral, â&#x20AC;&#x153;Kâinat içerisinde dĂźnyanÄąn var olmasÄą, onun oluĹ&#x;umu, onun içindeki evreler... BĂźtĂźn bunlarÄą gĂśzlemlemek istiyorumâ&#x20AC;? diyor.


8

Nisan-Mayıs-Haziran 2012

%DKDU)HVWLYDOLUHQNOLYHHðOHQFHOL\GL (PUH<ÕOPD] Baş tarafi 1 sayfada Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde (DAÜ) bu yıl ondokuzuncusu düzenlenen Bahar Festivali, DAÜ öğrencilerine, personeline ve Mağusalılara eğlenceli günler geçirmelerini sağladı. 17-20 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilen festivalde Murat Boz ve Kıraç sahne aldı. Şebnem Ferah konseri ise, sanatçının bağlı olduğu anlaşmalar nedeniyle festival dışı tutularak 16 Mayıs’ta gerçekleşti. “Retro EMU” Festival, Sakarya bölgesinde bulunan Mağusa Gençlik Merkezi önünden, festival alanına doğru yapılan kortej yürüyüşüyle başladı. Kortej yürüyüşüne öğretim görevlileri, öğrenciler ve Kıbrıs halkı büyük ilgi gösterdiler. Her yıl farklı bir konseptte düzenlenen Bahar Festivali bu yıl da “Retro EMU” konseptiyle gerçekleştirildi. Konserlere DAÜ öğrencileri öğrenci kimlik kartlarını, DAÜ personeli ise kendilerine gönderilen davetiyeyi göstererek ücretsiz katıldılar. DAÜ Stadyumu’nda gerçekleşen konserlere, halktan katılmak isteyenler bilet aldılar. Sadece konserlerden ibaret olmayan 19. Bahar Festivali’nde eğlence dolu yarışmalar, turnuvalar, dans gösterileri, spor oyunları da gerçekleştirildi. Festival alanına kurulan ikinci bir sahne ile de öğrenci kulüplerinin bir yıl boyunca yaptıkları etkinlikler ve ana konser öncesinde yerel sanatçıların sahne performanslarına yer verildi.

16 Mayıs akşamı sahneye çıkan Şebnem Ferah, sahne şovları ve seslendirdiği şarkılarıyla büyük beğeni topladı. DAÜ’de bulunmaktan büyük mutluluk duyduğunu belirten Ferah, konser alanını dolduran kalabalık ile birlikte şarkılarını seslendirdi. Festivalin ilk günü sahneye çıkan Murat Boz, seslendirdiği şarkılarla adeta bir müzik ziyafeti sundu. Konsere katılan Halkla İlişkiler ve Reklamcılık öğrencisi Merve Sezer, “Bu konsere gelirken bu kadar eğleneceğimi hiç tahmin etmemiştim. Ama konser alanına geldiğim zaman gördüğüm kalabalık karşısında bu konserin diğerlerinden farklı olacağını hemen anladım” dedi. Kıraç bariyerleri kaldırttı Festivalin üçüncü günkü konuğu ise Kıraç’tı. Ünlü şarkıcı, sahneye çıkar çıkmaz sahne etrafındaki bariyerlerin kaldırılmasını istedi. Kıraç “Ben pop star değilim. Siz öğrencilere yakın olduğum zaman kendimi daha iyi hissediyorum” dedi. Dinleyenlerine eşsiz bir bahar gecesi yaşatan Kıraç, sahnede seslendirdiği şarkılarla konser alanını dolduran hayranlarından tam not aldı. İç mimarlık öğrencisi Hürrem Aldemir, “Şenliğin ilk gününden beri Kıraç konserinin çok güzel geçeceğini tahmin ediyordum ve tahminimde haklı çıktım. Şimdiye kadar en çok eğlendiğim konserdi” dedi.Festival bölgesine kurulan yiyecek standları da öğrencilerden ve halktan yoğun ilgi gördü. Yemek standlarından birinde balık ekmek

Bu yıl ondokuzuncusu düzenlenen Bahar Festivali’nde Şebnem Ferah, Murat Boz ve Kıraç konserlerinin yanı sıra öğrenciler de performanslarıyla sahne aldı.

satan Cemal Muhtar, bu yıl festivale katılımın yüksek olduğunu ve bu sayede beş günlüğüne de olsa iyi kazanç elde ettiklerini belirtti. Muhtar, “Açıkçası ben bu yılki şenliklerde bu kadar yoğun ilgi beklemiyordum. Balık ekmek tezgâhı açma fikrine de son anda karar verdim. Beş günün sonunda verdiğimiz emeğin karşılığını aldık. Konserler gece yarısı biterken, biz burada şarkılar söyleyerek, halaylar çekerek eğlenceyi devam ettirdik ve şenliklere katılanlarla beraber güzel vakit geçirdik” dedi.

Bahar Festivali, 17 Mayıs’ta öğrenci ve öğretim üyelerinin katıldığı kortej yürüyüşüyle başladı.

5RFNnQ(08NRQVHUOHULKHUNHVLFRíWXUGX Serkan Okur Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Sosyal Kültürel ve Aktiviteler Müdürlüğü tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen Music Express Rock’n EMU etkinliğinde, birbirinden başarılı rock grupları seyircilere unutulmaz dakikalar yaşattı. 20-21 Nisan tarihleri arasında DAÜ CL meydanında gerçekleştirilen etkinlikte, Türkiye’nin başarılı rock sanatçısı Hayko Cepkin’in yanı sıra sevilen rock müzik grubu Gitarizma ile dünyaca ünlü gitar virtüözü Okan Ersan sahne aldı. Etkinliğe ayrıca, DAÜ Müzik Kulübü’nün yanı sıra Lefke Avrupa Üniversitesi, Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kuzey Kıbrıs Kampüsü’nden müzik grupları da katıldı. Halka açık olarak gerçekleştirilen etkinlik, DAÜ Müzik Kulübü öğrencilerinden oluşan Pop Corn grubunun performansıyla açıldı. Açılış konserinin hemen ardından sahneyi Lefke Avrupa Üniversitesi’nden gelen 4 Yanlış grubu devraldı. 4 Yanlış’ın ardından, KKTC’nin sevilen rock grubu Unreal müzikseverlerle buluştu. Unreal’in popüler rock şarkılarıyla eğlenceli dakikalar geçiren

Rock’n EMU etkinliğinin ikinci gününde sahne alan Hayko Cepkin, farklı performansıyla dikkat çekti.

seyirciler, etkinliğin ilk gününün final konserinde Grup Gitarizma ve Okan Ersan’ın muhteşem performanslarıyla kendilerinden geçti. Grup Gitarizma ve Okan Ersan’a konserlerinin ardından DAÜ Rektör Koordinatörü Prof. Dr. Halil Nadiri tarafından teşekkür plaketi takdim edildi. 21 Nisan Cumartesi günü seyirciler, ön sıralarda yer bulabilmek için erken saatlerde CL meydanına akın etmeye başladılar. Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi (UKÜ) Müzik Kulübü’nün konseriyle başlayan geceye ilgi muhteşemdi. Kalabalık bir seyirci kitlesi önünde konserlerine başlayan grup solisti, yaşadığı heyecanı ve mutluluğu “Daha önce hiç böyle bir topluluğa konser vermedim. DAÜ ailesine bize burada sizlerin karşısında çalma şansı verdiği için kendim ve grubum adına çok teşekkür ediyorum’’ sözleriyle izleyicilerle paylaştı. UKÜ Müzik Kulübü’nün hemen ardından sahneyi yine bir misafir grup olan, ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampüsü Müzik Kulübü öğrencilerinden oluşan Grup Nazdrovia aldı. Yaklaşık 30 dakika sahnede kalan grup, yedi şarkılık Anadolu rock tarzındaki repertuarlarıyla beğeni topladı. Kalabalığın her dakika katlanarak

arttığı saatlerde, heyecanla beklenen Hayko Cepkin konseri öncesinde DAÜ Müzik Kulübü sahne aldı. DAÜ Müzik Kulübü’nün ardından sahneye çıkan Hayko Cepkin, konser alanını dolduran seyircileri etkisi altına aldı. Sahnede pogo yapan, seyircilere su fırlatan, gitaristinin saçını çeken Cepkin, yaptığı brutal scream’lerle rock dinlemeye gelen seyircilere muhteşem dakikalar yaşattı. Alçak gönüllü tavırlarıyla dikkat çeken Cepkin konserin ardından kulise kendini ziyarete gelenleri geri çevirmedi ve herkesle tek tek fotoğraf çekildi.

Hayko Çepkin


Nisan-MayÄąs-Haziran 2012

9

o8VWDOĂ&#x153;NKHU]DPDQĂ Ă&#x153;UDNNDOPDNODPĂ&#x2013;PNĂ&#x2013;QGĂ&#x2013;Up Firdevs Subay Tahsin Ceylan, TRTâ&#x20AC;&#x2122;de gĂśsterimde olan Mavi Tutku belgeseliyle, sualtÄą dĂźnyasÄąnÄąn kapÄąlarÄąnÄą bize aralayan bir yĂśnetmenimiz. Ama sadece yĂśnetmenliÄ&#x;iyle deÄ&#x;il; sualtÄą gĂśrĂźntĂźlemesinin hemen hemen her dalÄąnda profesyonel isim yapmÄąĹ&#x; bir kiĹ&#x;ilik. KameramanlÄąk, fotoÄ&#x;rafçĹlÄąk, arama kurtarma çalÄąĹ&#x;malarÄą, profesyonel balÄąk adamlÄąk... SualtÄąndaki hayatÄą yaĹ&#x;am tarzÄą haline getirmiĹ&#x;tir diyebiliriz Ceylan içinâ&#x20AC;Ś DAĂ&#x153; 8.UluslararasÄą SualtÄą Festivali için misafirimiz olan Tahsin Ceylan sorularÄąmÄązÄą yanÄątladÄą. Sizin için belgesel kameramanlÄąk ve fotoÄ&#x;rafçĹlÄąk ne demektir? AslÄąnda yaĹ&#x;amÄą belgelemektir. Ben baĹ&#x;ka yaĹ&#x;amlara dokunduÄ&#x;um kadar kendimi mutlu hisseden bir insanÄąm. DolayÄąsÄąyla, nesli tĂźkenmekte olan canlÄąlarÄą gĂśrĂźntĂźlemek ve bu kaydÄą geleceÄ&#x;e taĹ&#x;Äąmak benim için çok anlamlÄą bir çalÄąĹ&#x;ma. Belgeseli bu yĂźzden tercih ediyorum. FotoÄ&#x;rafçĹlÄąk da keza bĂśyleâ&#x20AC;Ś Ä°lk fotoÄ&#x;rafçĹlÄąkla baĹ&#x;ladÄąm, videoya geçtim Ĺ&#x;imdi ikisini birlikte yĂźrĂźtĂźyorum. Birçok derginin yayÄąn kurulundayÄąm bildiÄ&#x;iniz gibi. TRT ile Mavi Tutkuâ&#x20AC;&#x2122;yu yapÄąyorum, Fozi var TRTâ&#x20AC;&#x2122;de. National Geographicâ&#x20AC;&#x2122;le de çalÄąĹ&#x;Äąyorum. Neden Fozi peki? BĂśyle bir dĂźĹ&#x;Ăźnce sizin mi aklÄąnÄąza geldi; yoksa birilerinden mi etkilendiniz?â&#x20AC;? BĂźtĂźn ekip olarak dĂźĹ&#x;ĂźndĂźk. TĂźrkiyeâ&#x20AC;&#x2122;de çocuklara yĂśnelik bĂśyle bir belgesel yok. SualtÄą belgeselleri hep yabancÄą belgesellerden alÄąntÄą. Biz de dedik ki TĂźrkiyeâ&#x20AC;&#x2122;de bĂśyle

çocuklara yĂśnelik bir belgesel çalÄąĹ&#x;masÄą gerçekleĹ&#x;tirelim. Akdeniz foku, nesli Akdenizâ&#x20AC;&#x2122;de tehlike altÄąnda olan ve yaĹ&#x;am riski yĂźksek bir canlÄą. DolayÄąsÄąyla onu da tematik bir canlÄą olarak kullandÄąk. O da her bĂślĂźmde, yaklaĹ&#x;Äąk otuz bĂślĂźmde, benim gĂśrĂźntĂźlerim Ăźzerinden çocuklara bir deniz canlÄąsÄąnÄą anlatÄąyor. Bir gĂźn ahtapotlarÄą anlatÄąyor, bir gĂźn karettalarÄą anlatÄąyor, inci kefalini anlatÄąyor. BĂśylece çocuklara yĂśnelik bir bilgilendirme belgeselimiz oldu. SualtÄą belgeselciliÄ&#x;i sizin için TĂźrkiyeâ&#x20AC;&#x2122;de ne anlama geliyor? TĂźrkiyeâ&#x20AC;&#x2122;yi nereden gĂśrĂźyorsunuz? Bu konuda nasÄąl tepkiler, ne gibi çalÄąĹ&#x;malar var?â&#x20AC;? TĂźrkiyeâ&#x20AC;&#x2122;de sualtÄą belgeselciliÄ&#x;i çok az. Denebilir ki istikrarlÄą birkaç yerde var. Bir Ä°z TVâ&#x20AC;&#x2122;de var, bir de bizim yaptÄąÄ&#x;ÄąmÄąz var. Bunun dÄąĹ&#x;Äąnda sualtÄą belgeseli yok. Ama kriter olarak bu soruyu ilk defa duyuyorum. AçĹkçasÄą dĂźnyada nerede film festivalleri varsa yarÄąĹ&#x;macÄąyÄąm bu anlamda. TĂźrkiyeâ&#x20AC;&#x2122;de daha çok jĂźrilerdeyim ama yurt dÄąĹ&#x;Äąnda yarÄąĹ&#x;macÄąyÄąm, dolayÄąsÄąyla yarÄąĹ&#x;macÄą olduÄ&#x;um sĂźrece de kendimi geliĹ&#x;tirmem için her zaman fÄąrsat var. DĂźnyada neresindeyiz derseniz? Ä°yi yerdeyiz, sĂźrekli mĂźcadele ediyoruz, sĂźrekli ĂśdĂźller alÄąyoruz. Mesela 2008â&#x20AC;&#x2122;de Parisâ&#x20AC;&#x2122;te Antives Festivaliâ&#x20AC;&#x2122;nde hem fotoÄ&#x;raf, hem video dalÄąnda, hem makale dalÄąnda hem de deniz yaĹ&#x;amÄąnÄą anlatan en iyi web sitesi dalÄąnda en iyi ilk on yedi arasÄąndaydÄąm. Benim için gurur verici bir Ĺ&#x;ey. Bir laf vardÄąr hayatÄąmda; ustalÄąk her zaman çĹrak kalmakla mĂźmkĂźndĂźr. Ă&#x2013;Ä&#x;renmeye devam ediyorum ben.

SualtÄą belgeselcisi Tahsin Ceylan, Akdeniz foklarÄąnÄą gĂśrĂźntĂźlemenin hayatÄąndaki Ăśnemli anÄąlarÄąndan biri olduÄ&#x;unu sĂśylĂźyor.

Ă&#x2013;zellikle olaya duygusal yaklaĹ&#x;manÄąz çok gĂźzelâ&#x20AC;Ś SualtÄą belgeselciliÄ&#x;i ve fotoÄ&#x;rafçĹlÄąÄ&#x;Äąyla ilgilenenlere ne tavsiye edersiniz? Kimisi yaĹ&#x;ar; kimisi yaĹ&#x;ayanlara bakar. EÄ&#x;er seyirciyseniz, oturduÄ&#x;unuz yerde oturursunuz. Biliyorsunuz baĹ&#x;ka bir arayÄąĹ&#x; içine girmenize gerek yok, oturursunuz. Benim gibi yaĹ&#x;ayanlarÄą seyredersiniz. OnlarÄąn belgesellerini izlersiniz, onlarÄąn kitaplarÄąnÄą okursunuz ya da kendiniz belgesel yaparsÄąnÄąz, kitap yazarsÄąnÄąz, baĹ&#x;kalarÄą da sizin kitaplarÄąnÄązÄą okur. Bu hayata iki tĂźrlĂź bakÄąĹ&#x;tÄąr; yani bir idealiniz hedefiniz olur ya da gidersiniz kitapçĹdan kitap alÄąr okursunuz. Ya da gidersiniz kitapçĹda oturur kendi

kitaplarÄąnÄązÄą imzalarsÄąnÄąz baĹ&#x;kalarÄą okurâ&#x20AC;Ś YaĹ&#x;ama nasÄąl baktÄąÄ&#x;ÄąnÄązla ilgili. Sizin birçok anÄąnÄąz vardÄąr. SualtÄąnda, karada, denizde ... Macera dolu bir dĂźnya. Sizi etkileyen, yakÄąn zamanda olan ve ilk aklÄąnÄąza gelen birini paylaĹ&#x;Äąr mÄąsÄąnÄąz? Ă&#x2013;yle tek bir anÄą diyemem, hayatÄąmda birçok aksiyon var. Mesela Akdeniz foklarÄąnÄą gĂśrĂźntĂźlemek hayatÄąmdaki Ăśnemli anÄąlarÄąmdandÄąr. DenizatlarÄąnÄą, TĂźrkiyeâ&#x20AC;&#x2122;de ilk gĂśrĂźntĂźleyen oldum. KĂśpek balÄąklarÄąnÄą doÄ&#x;al ortamÄąnda ilk gĂśrĂźntĂźleyen oldum. ArayÄąĹ&#x;a da devam ediyorum. Mesela bunlarla ilgili her anÄąnÄąn hayatÄąmda Ăśnemi

Tahsin Ceylan

bĂźyĂźktĂźr. Bir kez yaĹ&#x;a, bin kez hatÄąrla. Ondan sonra mutluluk vermeye devam etsin diyorum. BĂśyle bir yaĹ&#x;am sĂźrdĂźrmeye çalÄąĹ&#x;Äąyorum. Benim Ăśyle bir evim olsun, bir arabam olsun, evin penceresi Ĺ&#x;Ăśyle olsun, arabamÄąn lastikleri bĂśyle olsun, demek yerine; ben, çektiÄ&#x;im her karede mutlu oluyorum, bĂśyle sĂśyleyeyim size.

'RĂ°X$NGHQL] 'HQL]NDSOXPEDĂ°DODUĂ&#x153; 8OXVODUDUDVĂ&#x153;6XDOWĂ&#x153; Ă?Ă°UHQFLOHULQNRUXPDVĂ&#x153;DOWĂ&#x153;QGD )RWRĂ°UDIYH)LOP )RWRĂ°UDIYH)LOP )HVWLYDOL Firdevs Subay DoÄ&#x;u Akdeniz Ă&#x153;niversitesi SualtÄą AraĹ&#x;tÄąrma ve GĂśrĂźntĂźleme Merkezi (DAĂ&#x153;-SAGAM) tarafÄąndan dĂźzenlenen 8.DoÄ&#x;u Akdeniz UluslararasÄą SualtÄą FotoÄ&#x;raf ve Film Festivali, 27-28 Nisan 2012 tarihlerinde gerçekleĹ&#x;tirildi. AçĹlÄąĹ&#x; konuĹ&#x;masÄąnÄą DAĂ&#x153; UluslararasÄą Ä°liĹ&#x;kiler ve Ä°dari Ä°Ĺ&#x;lerden Sorumlu RektĂśr YardÄąmcÄąsÄą Prof. Dr. Majid Hashemipourâ&#x20AC;&#x2122;un yaptÄąÄ&#x;Äą festivalde, DAĂ&#x153; SAGAM BaĹ&#x;kanÄą Doç. Dr. Burak Ali Ă&#x2021;içek, BaĹ&#x;kan YardÄąmcÄąsÄą Dr. Hakan Ă&#x2013;nizâ&#x20AC;&#x2122;in sunumlarÄąnÄąn ardÄąndan, Tahsin Ceylan , Akdenizâ&#x20AC;&#x2122;de nesli tehlike altÄąndaki tĂźrler hakkÄąnda bir konuĹ&#x;ma yaptÄą. KonuĹ&#x;malarÄąn ardÄąndan, Tahsin Ceylanâ&#x20AC;&#x2122;a , TĂźrk sualtÄą fotoÄ&#x;rafçĹlÄąÄ&#x;Äąna ve TĂźrkiyeâ&#x20AC;&#x2122;nin uluslararasÄą tanÄątÄąmÄąna yaptÄąÄ&#x;Äą

katkÄąlardan dolayÄą, â&#x20AC;&#x153;JĂźri Onur Ă&#x2013;dĂźlĂźâ&#x20AC;? verildi. Festivalde, sualtÄą gĂśrĂźntĂźleme yĂśnetmenliÄ&#x;ini Tahsin Ceylanâ&#x20AC;&#x2122;Äąn yaptÄąÄ&#x;Äą â&#x20AC;&#x153;TRT Mavi TutkuGĂśkovaâ&#x20AC;&#x2122;yÄą Korumakâ&#x20AC;? belgeseli profesyonel sualtÄą belgeseli kategorisinde en iyi film ĂśdĂźlĂźne layÄąk gĂśrĂźlĂźrken, Leonardo Sergianiâ&#x20AC;&#x2122;nin â&#x20AC;&#x153;Palau, When the Forest Meets The Seaâ&#x20AC;? (Palau, Orman Denizle BuluĹ&#x;tuÄ&#x;unda) belgeseli, aynÄą kategoride en iyi ikinci film seçildi. Festivalde Dr.BĂźlent GĂśzcelioÄ&#x;luâ&#x20AC;&#x2122;na da â&#x20AC;&#x153;Denizlerimizin Sakinleriâ&#x20AC;? isimli bilimsel kitabÄąndan dolayÄą â&#x20AC;&#x153;Bilimsel BaĹ&#x;arÄą Ă&#x2013;dĂźlĂźâ&#x20AC;? verildi. Dr. GĂśzcelioÄ&#x;luâ&#x20AC;&#x2122;nun, â&#x20AC;&#x153;Denizel BiyoçeĹ&#x;itlilikâ&#x20AC;? baĹ&#x;lÄąklÄą konuĹ&#x;masÄąndan sonra yarÄąĹ&#x;maya katÄąlan tĂźm belgesellerin gĂśsterimi yapÄąldÄą.

Orçun Ă&#x153;stĂźn Deniz kaplumbaÄ&#x;alarÄą 115 milyon yÄąldÄąr denizlerimizde var. Fakat insanoÄ&#x;lunun yarattÄąÄ&#x;Äą mĂźthiĹ&#x; baskÄą onlarÄą zor durumda bÄąrakÄąyor. Kirlilik, kÄąyÄąlardaki uygunsuz yapÄąlaĹ&#x;ma, yoÄ&#x;un deniz trafiÄ&#x;i ve benzeri etkiler kaplumbaÄ&#x;alarÄą olumsuz etkiliyor. KÄąbrÄąs sahillerinde yumurtlayan kaplumbaÄ&#x;alar, bu gibi olumsuz etkenlere karĹ&#x;Äą gĂśnĂźllĂźler tarafÄąndan korunuyor. GazimaÄ&#x;usa ve Ä°skele kÄąyÄąlarÄąna yuva yapan deniz kaplumbaÄ&#x;alarÄąnÄąn korumasÄą DAĂ&#x153;-SAGAMâ&#x20AC;&#x2122;Äąn projesiyle GazimaÄ&#x;usa ve Ä°skele kÄąyÄąlarÄąnda yuva yapan deniz kaplumbaÄ&#x;alarÄąnÄąn korunmasÄą ve izlenmesi amaçlanÄąyor. ve izlenmesi çalÄąĹ&#x;malarÄą MayÄąs ayÄą sonunda gĂśnĂźllĂź ĂśÄ&#x;rencilerin gĂśzlemlenerek kayÄąt altÄąna alÄąnÄąyor. yuvalarÄą yavrularÄąn çĹkÄąĹ&#x;Äąna uygun katÄąlÄąmÄąyla baĹ&#x;lÄąyor. KKTC Turizm GĂśzleme çalÄąĹ&#x;malarÄą havadan hale getiriyor. Ă&#x2021;evre ve KĂźltĂźr BakanlÄąÄ&#x;Äąâ&#x20AC;&#x2122;ndan ve sualtÄąndan da yĂźrĂźtĂźlĂźyor. DoÄ&#x;u Akdeniz Ă&#x153;niversitesi alÄąnan izinle DoÄ&#x;u Akdeniz Ă&#x2021;alÄąĹ&#x;malarÄąn sonundaysa bĂźyĂźk bir ĂśÄ&#x;retim Ăźyesi Dr. Burak Ali Ă&#x2021;içek, Ă&#x153;niversitesi SualtÄą AraĹ&#x;tÄąrma ve veri tabanÄą oluĹ&#x;turuluyor. Ä°skele bu projenin sponsor kuruluĹ&#x;lar GĂśrĂźntĂźleme Merkezi (DAĂ&#x153;ve GazimaÄ&#x;usa kÄąyÄąlarÄąna yuva tarafÄąndan saÄ&#x;lanan desteklerle SAGAM) tarafÄąndan gerçekleĹ&#x;tirilen yapan deniz kaplumbaÄ&#x;alarÄąnÄąn yĂźrĂźdĂźÄ&#x;ĂźnĂź belirtiyor. DAĂ&#x153;â&#x20AC;&#x2122;nĂźn proje kapsamÄąnda, GazimaÄ&#x;usa ve korunmasÄą ve izlenmesi projesinde, gĂśnĂźllĂźlere barÄąnak ve ekipman Ä°skele bĂślgelerinde, yuvalamaya dĂźnyanÄąn deÄ&#x;iĹ&#x;ik yerlerinden saÄ&#x;ladÄąÄ&#x;Äą çalÄąĹ&#x;malara, PEPSI (Ektam uygun bĂźtĂźn sahillerdeki Ltd.) gibi Ăśzel kuruluĹ&#x;lar da sosyal kaplumbaÄ&#x;a yuvalama ve yavru çĹkÄąĹ&#x;Äą ve TĂźrkiyeâ&#x20AC;&#x2122;den gelen gĂśnĂźllĂźler yanÄąsÄąra KKTCâ&#x20AC;&#x2122;li ĂśÄ&#x;renciler de yer sorumluluk çerçevesinde destek takipleri dĂźzenli olarak yapÄąlÄąyor. alÄąyor. Projeye katÄąlan gĂśnĂźllĂźler, saÄ&#x;lÄąyor.  Ă&#x2021;içek, projeye gĂśnĂźllĂź Kumsallarda yĂźrĂźyerek yapÄąlan bu koruma-izleme aktiviteleri yanÄą sÄąra, olarak katÄąlmak isteyen ĂśÄ&#x;rencilerin, takiplerde, iz kontrolleri, yuva tespiti yavru kaplumbaÄ&#x;alarÄąn bulunduÄ&#x;u kendisine baĹ&#x;vurabileceklerini ifade ve gece arazileri ile kaplumbaÄ&#x;alarÄąn yuvalarÄąn çevresini de temizleyip, ediyor.  yumurtlama faaliyetleri


10

Nisan-Mayıs-Haziran 2012

*ÐOJHOHUYH6XUHWOHUÖ]HULQH

0HUW<XVXIg]ON Derviş Zaim’in son filmi Gölgeler ve Suretler, yıllar boyu birlikte yaşayan Rumlar ve Türklerin arasındaki çatışmaları ivmelendiren politik ve kişisel olayların Kıbrıs adası zemininde nasıl gerçek bir savaşa dönüştüğünü anlatıyor. Ancak film yalnızca Kıbrıs’a dair bir eser değildir. Yönetmen filmde özellikle etnik temelli çatışmalar için bir modellemeye girmiştir. Bu filmin dokusunu Kürt-Türk , Boşnak-Sırp, ya da İrlanda-İngiltere arasındaki çatışmalara da uygulayabilirsiniz. Tarihsel gerçeklerden beslenen film, yükselen tansiyonun nasıl kontrol dışına çıktığını göstermesi açısından savaş karşıtı bir söyleme sahiptir. İlk önce en masum olan savaş karşıtları öldürülür; ardından da bu insanlar savaş çığırtkanlığına katık edilir... Film, bir Karagöz ustasının sesiyle açılır ve ardından, filmin anlatısal temelini oluşturan soruyu, Karagöz ve Hacivat birbirine sorarlar. Karagöz: Hacivatım, insanlar görünmez olsalardı ne yaparlardı? Hacivat: Çalar, çırpar ham yaparlardı,isterlerse katliam yaparlardı. Karagöz: Hacivatım insanlar bu rezillikleri neden yaparlardı? Hacivat: Yakalanmaktan korkmayacakları için yaparlardı. Karagöz: Peki Hacivatım hem görünmez olmak, hem de iyi insan olmak mümkün müdür? Hacivat: Gölgene dikkat edeceksin müdür, karanlık tarafına hükmedeceksin. Gel şu mağaraya gölgene bak şimdi. Kıbrıs’ı bir fon olarak kullanan ve oldukça düşündürücü bir girişle başlayan filmde, Zaim seyircisini bu sorular eşliğinde filmin dünyasına katılmaya davet eder. Gölgeler ve Suretler’de yönetmen, tek bir ana karakterin merkezinde gelişen olaylar zincirinden ziyade, karakterlerini ayrı ayrı inceleyerek, hepsini bir ana olayda birleştirmeyi seçer. Kurulan tarihi öyküde çatışmaların nasıl kontrol

kopmuş iki ayrı kültür arasında diyalog kurarak, bu anlamda barışa katkıda bulunması umulan bir proje. Filmde Türk ve Rum oyuncuların önemli birlikteliğinin yanında, filmin teknik ekibinin de karma oluşu göze çarpan özelliklerinden.

Film, olgunlaşmış bir dille ele alınan ve olabildiğince nesnel bir gözle, iki toplumda derin yaralar açmış ve üstü hatırlanmamak üzere kapatılmış olan bir konuyu kimseyi rahatsız etmeden anlatma başarısını gösteriyor.

'HUYLþ©=DLP©DQODWÔ\RU©

Derviş Zaim’in son filmi Gölgeler ve Suretler, Rumlar ve Türkler arasındaki çatışmaların Kıbrıs’ta nasıl bir savaşa dönüştüğünü anlatıyor.

edilemez oldukları; her iki tarafta da insanların giderek kör bir şiddete dönüşen husumet içinde nasıl sürüklenerek kendilerini kaybettiklerini göstermek ister. İyilik ve kötülük arasındaki ince çizgi Filmdeki bütün karakterler, insanın hem gölgede kalan, hem de herkesin görebildiği taraflarını isabetli bir biçimde yansıtırken, iyilik ve kötülük, ölmek ve yaşamak, dostluk ve düşmanlık arasında kalan ince çizgiyi de gözler önüne sermeye çalışır. Usta yönetmen Derviş Zaim’in geleneksel sanatlarla sinemanın

olanaklarını sentezleme çabası bu filminde de sürer. Cenneti Beklerken filminde minyatürü, Nokta filminde hat sanatını, Filler ve Çimen’deyse ebru sanatını kullanan Zaim, son filminde bu kez Karagöz’ü sinemaya taşıyor. Karagöz, filmin anlatısal zemininde ağırlığını hissettirirken, sinematografik dil açısından gölge ve yansımaların kullanımında da bu etkiyi sezmemizi sağlıyor. Gölgeler ve Suretler, Derviş Zaim’in ‘otantik temsil’ sorunsalını, özgünlük ve kültürel kaynaklar çerçevesinde ele alışı açısından önemli bir yapıt. Gölgeler ve Suretler birbirleriyle diyaloğu

Ünlü yönetmen Derviş Zaim’den bize Gölgeler ve Suretler’le ilgili olarak bilinmeyenleri anlatmasını istedik. Zaim sorumuza şu yanıtı verdi: “Doğduğum yer olan Kıbrıs adasına dair algımın roman ve filmlerdeki inşa biçimi, zaman içinde, hatta aynı eser içinde farklılık gösterdi, gösteriyor ve göstermeye devam edecek. Bu durumu da dünya algımın ve inançlarımın beslediğini ileri sürmek mümkündür diye düşünüyorum. Çünkü özellikle Kıbrıs’ta doğan birinin kendini inşa süreci, inişler, çıkışlar, sis ve buğular arasında gezinmek durumundadır. Şöyle sorular sorar Kıbrıslı birisi bu inşa sürecinde kendisine: Ben ne değilim? Ben ne istiyorum? Ben ne düşünüyorum? Ben hem onu, hem de ötekini isteyebilir miyim? Eğer her ikisini de istiyorsam bu durum kimliğime nasıl etki eder? Bazen bu sorularla uzlaşarak, bazen zıtlaşarak bir kimlik inşa süreci ortaya çıkar bir Kıbrıslı için. Ada ortamında yaşamış olduğum için, dışa kapalılık bağlamında ilk etapta bana etkisinin kendi kendisi ile sınırlılık olduğunu söyleyebilirim. Adalar dışarıya kapalıdırlar, kendi kendileriyle sınırlıdırlar. Filmlerimde dikkat ederseniz mekânların bazıları bir adaya benzer. Tabutta Rövaşata İstanbul’da değil Rumeli semtinde geçer ve o yer bir ada olarak algılanabilir. Örnek verecek olursak, ana karakter Mahsun çaldığı arabaları satacağı başka şehire götürmez yine yaşadığı yere, Rumeli’ye getirir yani orası onun hapishanesi, sınırı ve yaşadığı

Derviş Zaim adalı kimliğinin filmlerine yansıdığını anlatıyor

adasıdır. Filler ve Çimen filmimde mafyanın dadandığı oteli ve Havva karakterinin evini, Çamur filmimde Tuz Gölü’nü, Cenneti Beklerken’de yıkık kervansarayı, Gölgeler ve Suretler’de Veli karakterinin evini ve köyünü, hep bu ada yorumu ile ele almak, enteresan okumalara zemin hazırlar; aynı zamanda eğlenceli ve zengin bir görme biçimi de sağlar. 18 yaşıma kadar Kıbrıs’ta, daha sonra da İstanbul’da yaşadım. Boğaziçi Üniversitesi’ndeki öğrencilik yıllarımda yatakhanede sol kültüre ait kitapları okuduğumuzu, o dönemde yasaklı olan Yılmaz Güney’in filmlerini izleyerek meseleyi keşfetmeye çalıştığımızı söyleyebilirim. Babasız olmanın eksikliğini yaşadığım o yıllarda kimlik inşa sürecim zaman aldı. Daha sonra İstanbul’da Osmanlı minyatür sanatını, kaligrafiyi, gölge oyununu, ebru sanatını sinema diline tercüme edip, sinemayı zenginleştirecek ipuçları arayacak cesareti kendimde bulmaya gayret ettiğimi söyleyebilirim.”

'$¶n\HVXDOWÜQGDÐGÖOÖ]HULQHÐGÖO Gündem Haber Baş tarafi 1 sayfada Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) öğrenci ve öğretim üyeleri, 17-20 Mayıs tarihlerinde Antalya’da yapılan ve Avrupa’nın üç büyük sualtı festivalinden biri kabul edilen 11.Uluslararası Kemer Sualtı Günleri’nde ödül üzerine ödül kazandı. 11.Uluslararası Kemer Sualtı Günleri’nin, arkeolojik video görüntüleme, arkeolojik fotoğraf, doğa video görüntüleme ve doğa fotoğraf dallarını kapsayan görüntüleme yarışmalarından, DAÜ on ödülle döndü. Festival kapsamında, Jale İnan Sualtı Arkeolojisi Fotoğraf Yarışması’nda birinci ve ikincilik DAÜ’nün oldu. Bu dalda Selçuk Dinçel birinci, Yasin Akın ikinci oldu. Ekrem Akurgal Sualtı Arkeoloji Video dalında, DAÜ’den Mahmut Öztürk üçüncü oldu.

Öztürk, Emre Omur Sualtı Doğa Video dalında da ikinciliği aldı. Bu dalda DAÜ’den Kamran Kamei ise üçüncülüğü kazandı. Sualtı Doğa Video dalında Haluk Cecan adına verilen gençlik ödülünü de DAÜ’den Selçuk Dinçel aldı. Nurdoğan Özkaya Sualtı Doğa Fotoğraf Yarışması’ndaysa DAÜ’den Pejman Siavoshi ikinci oldu. Bu dalda verilen Haluk Cecan Gençlik Ödülü’nün sahibi de yine DAÜ’den Shilan Hassanzadeh oldu. DAÜ İletişim Fakültesi bünyesinde faaliyet gösteren DAÜ Sualtı Görüntüleme ve Araştırma Merkezi’nin Başkanı Dr. Burak Ali Çiçek de, Nurdoğan Özkaya Sualtı Doğa Fotoğraf Yarışması Master Kategori’de ikinci, Jale İnan Sualtı Arkeoloji Fotoğraf Yarışması Master Kategori’deyse üçüncülük ödüllerinin sahibi oldu. Her yıl Uluslararası Kemer Sualtı Günleri Organizasyon

Komitesi tarafından Türkiye sualtı arkeolojisine katkıda bulunan kişi veya kuruluşa verilen Metin Pehlivaner Türk Sualtı Arkeolojisine Katkı Ödülü, bu yıl Bodrum Sualtı Müzesi Müdürü Arkeolog Yaşar Yıldız’a verildi. Dünyanın denizde yapılan ilk Scubatlon yarışmasında ikinci ve üçüncü DAÜ’den 11. Uluslararası Kemer Sualtı Günleri kapsamında düzenlenen etkinliklerden biri de Scubatlon yarışması oldu. Bu sporu tanıtmak amacıyla, 19 Mayıs günü, Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilen, gösteri amaçlı yarışmaya, Nijerya, İran, Türkiye, KKTC, Almanya, Rusya ve Filistin’den aletli dalıcılar katıldı. Rusya’nın teknik derin dalış rekortmeni Anna Kozlova ve Andrey Alexandrov’un katkılarıyla geliştirilen bu spor, aletli dalıcıların sualtı yüzerliklerindeki

11.Uluslararası Kemer Sualtı Günleri kapsamında düzenlenen Scubatlon yarışmasında DAÜ’den Yousef Samandar ikinci, Ceyda Öztosun ise üçüncü oldu.

mükemmelliyeti ölçmeyi amaçlıyor. Deniz dibine yerleştirilen ışıklı çemberlere hiç dokunmadan geçmeye yönelik olan yarışmada çembere en az dokunan en yüksek puanı alıyor. . Bugüne kadar yanlızca havuzlarda yapılan

scubatlon yarışması ilk kez denizde, balıkların arasında, doğal ortamda düzenlenmiş oldu. Yarışmada birinciliği Almanya’dan Walter Konter, ikinciliği DAÜ’den Yousef Samandar ve üçüncülüğü de yine DAÜ’den Ceyda Öztosun aldı.


Nisan-MayÄąs-Haziran 2012

11

o+D\DWELOHNDOSDWĂ&#x153;Ă­ODUĂ&#x153;PĂ&#x153;]ELOHELUULWLPGLUp Firdevs Subay â&#x20AC;&#x153;Her Ĺ&#x;eyde bir mĂźzik, bir ritim, bir ahenk vardÄąr. Hayat bile, kalp atÄąĹ&#x;ÄąmÄąz bile bir ritimdirâ&#x20AC;? diyor AslÄą Giray. Her sanatÄąn kendisine gĂśre bir dokusu vardÄąr ve kendini en iyi yansÄątanÄą sever. Pek çok belgesel filmin mĂźziÄ&#x;ine imza atan AslÄą Giray da mĂźziÄ&#x;in sevdiÄ&#x;i isimlerden biri. Giray, 1999â&#x20AC;&#x2122;da DAĂ&#x153;â&#x20AC;&#x2122;de MĂźzik BĂślĂźmĂźâ&#x20AC;&#x2122;nĂź açtÄą ve bu bĂślĂźmĂźn baĹ&#x;kanlÄąÄ&#x;ÄąnÄą yaptÄą. Halen bĂślĂźmde piyano, mĂźzik tarihi ve piyanoyla baÄ&#x;lantÄąlÄą dallarÄąn çoÄ&#x;unda ĂśÄ&#x;retim gĂśrevlisi olarak çalÄąĹ&#x;Äąyor. AyrÄąca DAĂ&#x153; Ä°letiĹ&#x;im FakĂźltesiâ&#x20AC;&#x2122;nde film mĂźziÄ&#x;i alanÄąnda doktorasÄąnÄą yapan sanatçĹ, pek çok belgesel filmin de mĂźziÄ&#x;ini yaptÄą. 2004 tarihli Femmegusta adlÄą kÄąsa film, 2009 tarihli Bir KazÄąnÄąn EtnoÄ&#x;rafyasÄą adlÄą belgesel filmi, 2010 tarihli KanatsÄąz Uçmak adlÄą kÄąsa filmin mĂźzikleri bunlar arasÄąnda sayÄąlabilir. Giray son olarak bu yÄąl içinde, Skip Normanâ&#x20AC;&#x2122;Äąn KÄąbrÄąslÄą TĂźrk yĂśnetmen DerviĹ&#x; Zaimâ&#x20AC;&#x2122;in GĂślgeler ve Suretler adlÄą filminin çekim belgeseli olarak hazÄąrladÄąÄ&#x;Äą Visual Storytelling adlÄą filmin ĂśzgĂźn mĂźziklerini besteledi. Giray ile film mĂźzikleri Ăźzerine konuĹ&#x;tuk. Sizin, DerviĹ&#x; Zaim ile ilgili bir çalÄąĹ&#x;manÄąz var, benzer belgeseller Ăźzerinde çalÄąĹ&#x;malarÄąnÄąz var. Bunlardan bahseder misiniz? Ĺ&#x17E;imdi film mĂźziÄ&#x;i Ăźzerine doktora yapÄąyorum. Konu film mĂźziÄ&#x;i olduÄ&#x;u için hep teorik olmasÄąn diye, (çok teorik Ĺ&#x;eyler okudum film mĂźziÄ&#x;iyle ilgili) bundan dolayÄą aslÄąnda en gĂźzel film mĂźziÄ&#x;ini anlama ve anlatma Ĺ&#x;ekli olarak film mĂźziÄ&#x;i yazmak istedim. YazÄąm sĂźreci, kayÄąt sĂźreci, filme montajlaĹ&#x;ma sĂźrecini bizzat yaĹ&#x;arsam, tezim daha bilinçli olur diye dĂźĹ&#x;ĂźndĂźm. Ä°lk olarak aslÄąnda 2004â&#x20AC;&#x2122;de Senih Ă&#x2021;avuĹ&#x;oÄ&#x;luâ&#x20AC;&#x2122;nun yaptÄąÄ&#x;Äą, MaÄ&#x;usa ile ilgili kÄąsa bir film vardÄą: Femmegusta. O hem animasyon, hem normal çekimdi. Ä°lk olarak o çalÄąĹ&#x;mayla film mĂźziÄ&#x;i bestelemeye baĹ&#x;ladÄąm. O zamandan beridir çeĹ&#x;itli belgesellere ve kÄąsa filmlere mĂźzik yapÄąyorum. Son olarak da gene Ä°letiĹ&#x;im FakĂźltesiâ&#x20AC;&#x2122;nde hoca olan Skip Norman ile; DerviĹ&#x;

Pek çok belgesel film mĂźziÄ&#x;ine imza atan AslÄą Giray, gezegenlerin bile dĂśnerken bir ritmi olduÄ&#x;unu ve mĂźziÄ&#x;in her yerde var olduÄ&#x;unu sĂśylĂźyor.

Zaimâ&#x20AC;&#x2122;in â&#x20AC;&#x153;GĂślgeler ve Suretlerâ&#x20AC;? filmi çekilirken, bu filmin perde arkasÄą ile ilgili bir belgesel hazÄąrladÄąk. Bu belgeselin adÄą da Visual Storytelling (GĂśrsel Hikaye AnlatÄąmÄą). Bu filme mĂźzik yazmamÄą istedi Skip Norman, son olarak bu çalÄąĹ&#x;mayÄą yaptÄąk, henĂźz bitmedi. EylĂźl veya Ekimâ&#x20AC;&#x2122;de de Ä°stanbulâ&#x20AC;&#x2122;da buluĹ&#x;up Emre Oskay ile birlikte mĂźziklerin yerleĹ&#x;tirilmesi konusunda çalÄąĹ&#x;acaÄ&#x;Äąz. Orada vermek istediÄ&#x;iniz mesaj neydi? Yani filmlerde genelde insan psikolojisiyle ya da obje psikolojisinin birbiriyle ĂśrtĂźĹ&#x;mesi gerektiÄ&#x;i, duygusal iniĹ&#x; çĹkÄąĹ&#x;larÄą; bir objenin ya da bir canlÄąnÄąn da psikolojik yapÄąsÄą olduÄ&#x;u ve bunu yansÄątma, bu nasÄąl oluyor? Bunu belgesele mi uyarlÄąyorsunuz yoksa genelde sadece dediÄ&#x;iniz gibi hikâyesi olan filmlerde mi geçerli? Tabii genelde uygulanÄąyor. Ĺ&#x17E;imdi belgeselin Ăśnce bir ana fikrini dĂźĹ&#x;Ăźnmek lazÄąm. Burada ne anlatÄąlmaya çalÄąĹ&#x;ÄąlÄąyor. Bir sĂźreç anlatÄąlÄąyor. Filmin Ăśn hazÄąrlÄąÄ&#x;Äą, çekim aĹ&#x;amasÄą ve bittikten sonraki

AslÄą Giray halen GĂślgeler ve Suretler filminin perde arkasÄąnÄą anlatan Visual Storytelling (GĂśrsel Hikaye AnlatÄąmÄą) belgeselinin mĂźzikleri Ăźzerinde çalÄąĹ&#x;Äąyor.

durum. BĂśyle bir sĂźreç olduÄ&#x;u için ben de yazacaÄ&#x;Äąm mĂźziÄ&#x;i bir sĂźreç olarak dĂźĹ&#x;ĂźnĂźp; bir baĹ&#x;langÄącÄą, bir geliĹ&#x;mesi ve bir sonucu gibi dĂźĹ&#x;ĂźndĂźm, yani bir kompozisyon gibi. DolayÄąsÄąyla ßç bĂźyĂźk ana parça yazdÄąm. Bir de â&#x20AC;&#x153;GĂślgeler ve Suretlerâ&#x20AC;? filminin de mesajÄą kafamÄązda; oradaki mesaj da ne, hatÄąrlamak yoluyla affetmek ve iki çatÄąĹ&#x;mada olan toplumun birbiriyle bir anlaĹ&#x;ma bir yĂźzleĹ&#x;me, kendi kendiyle bir yĂźzleĹ&#x;me sĂźreci. BĂźtĂźn bu konseptler de aklÄąmda. O konseptleri mĂźzikle nasÄąl anlatabilirim, dĂźĹ&#x;Ăźncesiyle besteledim. Film ve belgesel KÄąbrÄąsâ&#x20AC;&#x2122;la ilgili olduÄ&#x;undan dolayÄą; bazÄą kÄąsÄąmlara da KÄąbrÄąsâ&#x20AC;&#x2122;a ait mĂźzikler koymayÄą dĂźĹ&#x;ĂźndĂźm. Geleneksel, KÄąbrÄąslÄą olan herkesin bileceÄ&#x;i ve KÄąbrÄąsâ&#x20AC;&#x2122;Äąn otantikliÄ&#x;ini yansÄątan, ßç dĂśrt de parça seçip onlarÄą dĂźzenledik, deÄ&#x;iĹ&#x;ik enstrĂźmanlar için. Ve belgeselin, Ăśzellikle KÄąbrÄąsâ&#x20AC;&#x2122;taki mekanlarÄąn, kullanÄąlan kostĂźmlerin, objelerin hazÄąrlanÄąĹ&#x;ÄąnÄą gĂśsteren sahnelerinde de bu otantik KÄąbrÄąs mĂźziÄ&#x;ini koyduk. Sonuçta iki toplumu yansÄątan bir film olduÄ&#x;u için ve mĂźzik iki toplumu yansÄątan ortak bir deÄ&#x;er olduÄ&#x;undan dolayÄą mĂźzik hem iki toplumu yansÄąttÄą hem de bu filmde KÄąbrÄąsâ&#x20AC;&#x2122;la ilgili kullanÄąlan her tĂźr Ĺ&#x;eyi; objeleri, giysileri, yaĹ&#x;am Ĺ&#x;eklini, yada kĂźltĂźrĂźnĂź yansÄątan sahnelerde bu otantik KÄąbrÄąs mĂźziklerini kullandÄąm. Bundan dolayÄądÄąr ki karma bir film mĂźziÄ&#x;i oldu. Hem yeni bestelenmiĹ&#x; eserler hem eski eserlerin yeniden uyarlanmasÄą Ĺ&#x;eklinde. Bir tasavvuf âliminin, â&#x20AC;&#x153;mĂźziÄ&#x;in gerçeÄ&#x;ini bilseydiniz Ĺ&#x;aĹ&#x;ardÄąnÄązâ&#x20AC;? dediÄ&#x;i gibi, yani insanÄąn beyninde bĂźyĂźk bir gerçeklikle insanÄąn kendi içinde yapÄąsÄąnda o kadar gerçek bir mĂźziÄ&#x;i varmÄąĹ&#x; ki, mĂźzik ve insan kopamazmÄąĹ&#x;. AnlayabildiÄ&#x;im kadarÄąyla bunu bestekârlar, yĂśnetmenler çok

gĂźzel yakalÄąyor ve iĹ&#x;lerinde kullanÄąyorlar. Bunun bilimsel açĹklamasÄą var mÄądÄąr? MĂźzik, insanÄąn bilincinde nasÄąl bu kadar gerçek bir Ĺ&#x;ekilde var oluyor? Ă&#x2021;eĹ&#x;itli felsefeciler bu konuda yazdÄą çok eskiden beridir. Ă&#x2013;zellikle 19.yĂźzyÄąlda Romantik DĂśnemâ&#x20AC;&#x2122;de. Eski Yunanâ&#x20AC;&#x2122;a dĂśnersek, Aristo, Plato... Hepsi mĂźzik konusunda yazdÄąlar. MĂźziÄ&#x;in, aslÄąnda kelime anlamÄąna bakarsak; mĂźzik, yaratÄąyÄą tetikleyen meleklere verilen addÄą: Muse. Ä°lham perileri dediÄ&#x;imiz varlÄąklara verilen addÄą. Muse kelimesi kullanÄąldÄąÄ&#x;Äą zaman sadece mĂźzik deÄ&#x;il; tĂźm yaratÄąlar için kullanÄąlan bir Ĺ&#x;eyi ve mĂźzik bunlarÄąn arasÄąnda en Ăśnemlisi olarak ortaya çĹkÄąyordu. MĂźziÄ&#x;in bir ĂśzelliÄ&#x;i de diÄ&#x;er sanatlara gĂśre soyut olmasÄą, yani elle tutulur bir Ĺ&#x;ey deÄ&#x;il mĂźzik ve yaratÄąldÄąÄ&#x;Äą anda kaybolan bir Ĺ&#x;ey. O an o mĂźziÄ&#x;i yapÄąyorsunuz kayboluyor. AynÄą Ĺ&#x;ekilde aynÄą mĂźziÄ&#x;i çalsanÄąz bile iki defa aynÄą Ĺ&#x;ekilde seslendiremezsiniz. Bir tablo yapÄąlÄąr, bir kez yapÄąlÄąr onu deÄ&#x;iĹ&#x;tirmezsiniz. Belki sizin algÄąnÄąz deÄ&#x;iĹ&#x;ebilir; ya da insanlarÄąn bakÄąĹ&#x; açĹsÄą deÄ&#x;iĹ&#x;ebilir. Ama mĂźzik o anda yaratÄąlan ve zaman baÄ&#x;lÄą olmasÄą da onu tĂźm sanatlardan ayÄąrabilir. Ă&#x2013;rneÄ&#x;in bir eserin seslendirilebilmesi için zamana ihtiyacÄąnÄąz var. Zaman içerisinde geliĹ&#x;ir mĂźzik ve dolayÄąsÄąyla insan doÄ&#x;asÄąna, varoluĹ&#x;a daha yakÄąn bir Ĺ&#x;eydir çßnkĂź biz de sĂźrekli var oluyoruz. Bu bir olmak olayÄą, sĂźrekli aynÄą deÄ&#x;iliz hiçbir zaman. SĂźrekli bir devinim var, bir geliĹ&#x;im var, sĂźrekli olma aĹ&#x;amasÄąndayÄąz, iĹ&#x;te mĂźzik de bĂśyle bir Ĺ&#x;ey. Zaman içinde çÜzĂźlen, zaman içinde var olan ve sĂźrekli deÄ&#x;iĹ&#x;en bir olgu ve bunun için ben, insan doÄ&#x;asÄąna, insanÄąn dĂźĹ&#x;ĂźnĂźĹ&#x; Ĺ&#x;ekline, insanlarÄąn duygularÄąnÄąn geliĹ&#x;im Ĺ&#x;ekline çok daha yakÄąn bir sanat. O açĹdan insanlarÄą çok daha iyi ifade eden bir Ĺ&#x;ey diye dĂźĹ&#x;ĂźnĂźyorum mĂźziÄ&#x;i. Felsefecilerin de genelde konuĹ&#x;tuklarÄą budur. MĂźzik o kadar

soyut bir Ĺ&#x;ey ki somut olarak bir mĂźziÄ&#x;i duyduÄ&#x;unuzda bu sarÄą rengi anlatÄąyor demezsiniz; bu soyutluk, onu farklÄą bir seviyeye çĹkartÄąyor. MĂźziÄ&#x;in aslÄąnda kendinden baĹ&#x;ka birĹ&#x;eyi temsil etmediÄ&#x;i de sĂśylenir. Tamamen kendine aittir. Normal insanlarÄąn algÄąlayamayacaÄ&#x;Äą bir gerçeklik gibi daha Ăśzel bir seviyeye çĹkartÄąyor ve gerçekten insanÄąn duygularÄąndan, kalbinden, yĂźreÄ&#x;inden, beyninden geçen o dĂźĹ&#x;Ăźnme aĹ&#x;amalarÄąâ&#x20AC;Ś Bir fikri de dĂźĹ&#x;ĂźnĂźrken sĂźrekli bir geliĹ&#x;im sĂźreci vardÄąr bu fikrin. BunlarÄą çok daha iyi ifade edebildiÄ&#x;i için mĂźzik, belki ben mĂźzisyen olarak bĂśyle dĂźĹ&#x;ĂźnĂźyorum ama felsefeciler de aynÄą Ĺ&#x;ekilde konuĹ&#x;uyor fakat aslÄąnda mĂźziÄ&#x;i sanatlarÄąn en yĂźcesi, en soyutu, en ulaĹ&#x;ÄąlmazÄą gibi gĂśrĂźyor. Ă&#x2013;zellikle Schopenhauer, Nietzsche, ondan çok Ăśnce Socrates, Aristo, Platonâ&#x20AC;Ś Hep mĂźziÄ&#x;e farklÄą bir Ăśnem verirler. O zamanlar mĂźzik eÄ&#x;itimine çok Ăśnem verirlerdi. MĂźzik eÄ&#x;itimi olmayan bir insanÄąn felsefeci ya da bilgin veya âlim olabileceÄ&#x;i dĂźĹ&#x;ĂźnĂźlmezdi. Da Vinciâ&#x20AC;&#x2122;ye bakÄąn. Bir de Ĺ&#x;u var; mĂźzik doÄ&#x;ada da var olan bir Ĺ&#x;ey. Ă&#x2013;rneÄ&#x;in â&#x20AC;&#x153;gezegenlerin mĂźziÄ&#x;iâ&#x20AC;? nden bahsedilir. Eski Ă&#x2021;in filozoflarÄąndan tutun da Yunan filozoflarÄąna kadar. Gezegenlerin bile dĂśnerken bir ritmi olduÄ&#x;una ve bir ses çĹkardÄąÄ&#x;Äą, mĂźziÄ&#x;in var olduÄ&#x;u. Her Ĺ&#x;eyde bir mĂźzik, bir ritim, bir ahenk vardÄąr. Hayatta bile, kalp atÄąĹ&#x;ÄąmÄąz bile bir ritimdir. Ondan mĂźzik ve insan ayrÄąlamaz aslÄąnda çßnkĂź yaĹ&#x;amamÄązÄąn ritimsel bir ĂśzelliÄ&#x;i var. Kalp atÄąĹ&#x;ÄąmÄązdan tutunda yĂźrĂźyĂźĹ&#x;ĂźmĂźze, hayvanlarÄąn yaĹ&#x;am Ĺ&#x;ekline kadar her Ĺ&#x;eyde bir mĂźzik vardÄąr. Onun için insanlar da kendilerini ifade etmeleri için en temel en ilkel araçlarÄą kullandÄąlar. Kendi vĂźcutlarÄąyla ritim yapmalarÄą, seslerini kullanarak Ĺ&#x;arkÄą sĂśylemeleri, sesler çĹkarmalarÄą ve dolayÄąsÄąyla kendilerini ifade etmeleri doÄ&#x;aldÄąr.


.XPGDQKH\NHOOHU\DUÜíWÜ Semra Ergenç Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin (DAÜ), her yıl geleneksel olarak düzenlediği DAÜ Kumdan Heykel Festivali ve Yarışması’nın altıncısı 14 Mayıs 2012 Pazar günü DAÜ Deniz Kulübü Tesisleri’nde gerçekleştirildi. Festival geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi Gazimağusa kentinin eşsiz güzellikteki kumsallarına farklı bir heyecanı da beraberinde getirdi. Farklı ülkelerden katılan yarışmacılar plajda doyasıya eğlendi. Öğrencilerin yaptıkları çalışmalardan yaratıcı eserler ortaya çıktı. Kaplumbağa, yılan, ejderha ve penguen gibi farklı şekiller yapan gruplar olduğu gibi, rüyalarını kumda çizmeye çalışanlar da vardı. Bir grup öğrencinin, “Rüyamda insanlar kuyunun içinde boğulursa ne olur?” sorusundan çıkarak yaptığı heykel dikkat çekiciydi. Kovboy filmlerinden çıkıp gelmiş gibi bir silah yapan gruba, neden böyle bir figür yaptıklarını sorduğumuzda aldığımız yanıt ise, “Alışveriş yapıyorduk. Kovboy şapkalarını görünce kumdan Teksas silahı yapmak fikri

aklımıza geldi” oldu. Anneler Günü’ne rastgelen Kumdan Heykel Festivali ve Yarışması’nda, Anneler Günü’nü unutmayan bir grup öğrenci ise “leylek ağzında bebek” heykeliyle bu özel günü kutladı. DAÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı ve İç Mimarlık Bölümleri ile Aktivite Merkezi’nin ortak düzenledikleri etkinlik kapsamında, Kıbrıs’ta bulunan tüm üniversitelerden ve halktan toplam 60 katılımcı grubun kumdan heykelleri yarıştı. Etkinliğin yarışma bölümünün değerlendirilmesi, jüri üyeleri Eser Keçeci, Hassina Nafa, Uğur Dağlı, Serhat Selışık, Yonca Hürol ve Ahmet Saymanlıer tarafından gerçekleştirildi. Yarışmada “Unrivals”, “Sailors”, “International”, “Mavi” ve “Kumpir” isimli gruplar başarı ödüllerinin sahibi oldular. Festivalin organizasyon komitesinin başkanı ve DAÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü Başkanı Guita Farivarsadri, herkesin çok keyif aldığını, önemli olanın da bu olduğunu ifade etti.

DAÜ Kumdan Heykel Festivali ve Yarışması’nda Kum-pir, Unrivals, International ve Mavi grupları başarı ödülünün sahibi oldu.

8QXWXOPD\D\Ö]WXWDQGHðHU3ODNODU .aan 7|ngeOFL Günümüzden geriye doğru giderek müziklerin basımı yapılan şekillerine şöyle bir bakacak olursak; .mp3 uzantılı dijital ortam müziklerinin ve CD’lerin günümüzde önemli bir yere sahip olduklarını, 10 sene öncesine kadar kasetlerin etkili bir biçimde varlığını devam ettirdiğini görebiliriz. Bir dönem de plaklar müzik piyasasının nabzını tutuyordu. Pikap ve gramofon yardımıyla çalınan ve belki de daha önce hiçbir zaman tatmadığınız bir müzik lezzetine sahip olabileceğiniz plaklar artık günümüzde çok nadir rastlanır olmuştur. Biraz tarihçe biraz da sitem İlk plaklar 1880li yıllarda ortaya çıkmaya başladı, ama o kadar kırılgan ve dayanıksız malzemeden yapılıyordu ki, insanlar plak adı verilen ve insan sesini taklit edebilen bu şeytan icadına fazla ilgi göstermedi. 1900’lü yılların başına gelindiğindeyse, insanlık için küçük, ama plaklar için büyük bir adım atıldı. Kırılganlığı engellenen ve 78’lik -diğer adıyla taş plak- adı verilen, gramofon yardımıyla çalınan plaklar bir anda müzik piyasasına egemen olmaya başladı. Dakikada 78 devir hızla dönen ve bir yüzüne sadece iki buçuk dakikalık kayıt yapılabilen 78’liklerin, kısıtlı kayıt süresi, gramofon iğnelerinin çok çabuk tükenmesi gibi nedenlerle artık yaşlandığının kabul edilmesi üzerine, American Columbia firması tarafından Türkiye’de uzunçalar olarak adlandırılan ve bir yüzüne altı, diğer yüzüne altı olmak üzere toplamda 12 şarkı kayıt yapabilen, plastik olmaları nedeniyle kırılması zorlaştırılan ve pikap adı verilen alet ile çalınabilen 33’lük ortaya çıktı. Gramofonda iki şarkıda bir iğne değiştirmek gerekirken, pikaplarda bir iğne ile yüzlerce şarkı dinlenebilirdi ve gramofonun aksine elektrik yardımı ile çalışıyordu bu yeni alet. Hemen ardından, 1940’lı yılların ortalarında, 45’lik adı verilen, dakikada kırk

beş devir hızla dönen ve önlü arkalı sadece birer şarkı kaydedilebilen, ama boyutları diğer plaklara göre oldukça küçültülen plaklar ortaya çıktı. Bu dönem, plaklar Avrupa ve Amerika’da altın çağını yaşıyordu ama, ne yazık ki 33’lük ve 45’lik plaklar, ortaya çıkmalarından takribi 25 yıl sonra ülkemize ulaştı. Türkiye’deki ilk 33’lük plak 1968 yılında “Kimi Dertten İçermiş” adıyla sanat güneşimiz Zeki Müren tarafından çıkarıldı. Daha sonra ise, Türk Sanat Müziği başta olmak üzere birçok Türkçe eser plaklara nakşedildi. 1970’li yılların ortalarından sonra 80’lerin başından sonlarına kadar, Türkiye’de büyük bir plak dinleyici kitlesi oluştu. Ta ki dijital seslerle harmanlanan ve müziğin o hüzünlü ezgisini bozan kasetler ortaya çıkana kadar... Günümüze baktığımızda ise, artık plak üretiminin çok çok azaldığını ve özünden saptığını görmekteyiz. Artık DJ’lerin birer oyuncağı haline gelen plaklar,

barlarda, amacı dışına çıkılarak ve yeni üretim pikaplarla bir tutkudan çok, anlık zevki tatmin etmeye yarayan bir müzik aleti olmaya başlamıştır. Bunun dışında, hala plağa hak ettiği değeri vermeye çalışan müzik şirketleri ve sanatçılar az sayıda da olsa plak üretimine devam etmektedir. Buna, anısını yad etmek adına bir müzik şirketinin sınırlı sayıda çıkarttığı Zeki Müren’in “Gözlerin Doğuyor Gecelerime” adlı 33’lüğü ile bir plak tutkunu olan Yalın’ın “Bir Bakmışsın” adlı 33’lük plağı örnek olarak verilebilir. Plak kapağı sanatı Belki de bir plak koleksiyonunun en pahalı parçasıdır plak kapağı. Bazen, bir plak kapağının fiyatı bir plakla eş değer olabilmektedir. 70’li 80’li yıllarda yaşayan birçok kişi kapaktan çok plağa değer verdiği için, bugün bir plağa kapak bulmak –temiz ve zarar görmemiş olması da önemli- aradığınız plağı bulmaktan daha zordur.

Uzun yıllar müzik piyasasının nabzını tutan plaklara, artık günümüzde nadiren rastlanıyor. Ancak, bir pikap aracılığıyla dinleyebileceğiniz plakların üretimi az sayıda da olsa devam ediyor.

SAHİBİ Doğu Akdeniz Üniversitesi adına Rektör Prof. Dr. Abdullah Y. Öztoprak DANIŞMA KURULU Prof. Dr. Süleyman İrvan

YAYIN YÖNETMENİ Ayça Atay TÜRKÇE BÖLÜM EDİTÖRÜ Emre Yılmaz

Yrd. Doç. Dr. Pembe Behçetoğulları

İNGİLİZCE BÖLÜM EDİTÖRÜ

Doç. Dr. Ümit İnatçı

Benjamin Bailie

Yrd. Doç. Dr. Metin Ersoy

FOTOĞRAF EDİTÖRÜ Mert Yusuf Özlük GRAFİK TASARIM Yunus Luckinger Mehmet Balyemez YAZI İŞLERİ Arzu Reis Bahadır Konuk Barış Özer

Eğer ki bir plak koleksiyonu yapıyorsanız, o plağın kendi orjinal kapağı yoksa ne yazık ki o plağın bir değeri de kalmayacaktır. Plağı gösteren kapağıdır. Son söz Yeni nesile –ben eski kafalıyım- “plak nedir” diye sorsanız, eminim birçok kişinin cevabı “o ne” olacaktır. Yine de, herkesin bu zevki bir kez olsun yaşaması gerekir diye düşünüyorum. Çünkü, eminim ki bir kez dinlediğiniz zaman –hele ki sevdiğiniz bir tarz müzikse- bir daha vazgeçemeyeceksiniz. O cızırtılı sesler sizin dünyanız olacak. Bir de pikap alırken antika almayın. Bende antika pikap tutkusu da olduğu için genelde aldığım pikaplar bana bir sene dayanmıyor ve her sene yeni bir pikap almak için yüzlerce lira para harcıyorum. Yeni nesil bir pikap alın ve ev sinema sistemi kullanarak mükemmel sesi vücudunuzun her yerinde hissedin. Plak temizliği Plakların en can alıcı noktası temizliğidir. Narin bir yapıya sahip oldukları ve artık üretilmedikleri göz önüne alındığında bu konuda çok dikkatli olmanız gerekmektedir. Herkes plak temizliği için farklı farklı yöntemler denemektedir. Kendi yaptığımdan örnek vermek gerekirse; plağı bir bebek gibi güzelce iki kat mendilin üzerine yatırıyorum. Etrafta o an toz oluşturabilecek ne varsa en aza indirgiyorum ve hazırladığım solüsyona (10 yemek kaşığı saf su, 1 yemek kaşığı saf alkol) sünger, yoksa da bir tutam pamuk yardımı ile çizgilerin üzerinde hafifçe, çizgileri takip ederek temizlik işlemini yapıyorum. Daha sonra da 5 dakika boyunca, 90 dereceye yakın bir konumda kuruma işlemini tamamlıyorum. Bu işlemi, o plağı dinleme sıklığıma göre hafta da ya da iki haftada bir tekrarlıyorum. Ertan Eryılmaz Firdevs Subay Kaan Töngelci Semra Ergenç Ömer Gündem KATKIDA BULUNANLAR Serkan Okur Orçun Üstün Berkay Bekaroğlu

Doğu Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Tel: 0392 630 2571 Email: gundem@emu.edu.tr DAÜ Basımevi’nde basılmıştır

Gündem Gazetesi Sayıları (30, Türkçe)  

Doğu Akdeniz üniversitesi İletişim Fakültesi Öğrenci Uygulama Gazetesi

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you