Page 1

ARALIK 2019 NO:13

#herseyealternatif

Müzik sektöründen isimler anlatıyor

MÜZİK İÇİN ÇALIŞMAK MÜMKÜN MÜ? DOLUNAY OBRUK-KOLERA-MONO-NOUVELLE VAGUE-SELİM BÖLÜKBAŞI-SX


Müzik dolu yıllar dileriz!

İÇİNDEKİLER ANASON KOKULU ŞARKILAR

FELAKET ÜNLÜ ZEYNEP BASTIK

28 62 YENİ MERCH'LER

24

34 FOTOROMAN

DOLUNAY OBRUK

12 Genel yayın yönetmeni Ece Ulusum Görsel yönetmen Deniz Kuyumcu

Aralık 2019 Sayı: 13

Aylık süreli dijital dergi

Kapak Nehir Öner Fotoğraf editörü Emre Kırdar Konular editörü Çağatay Yılmaz Editör Gökhan Kaya, Zeynep Beşerler Muhabir Ahmet Yatğın, Arif Hür, Batuhan K. Ocakçı, Hakan Varol

Yayın ve yönetim merkezi Nisbetiye Mah. Gazi Güçnar Sk. Uygur İş Merkezi No:4 Beşiktaş/İstanbul İletişim 0 (212) 337 57 70 iletisim@yellowbos.com @yellow.bos yellowbos yellow_bos yellowbos www.yellowbos.com

16

SAHNE TASARIMININ TANRIÇASI


PANO

ARALIK 2019

3

250

Takip edilecek yeni bir ödül törenimiz daha oluyor. Spotify Ödülleri... Tören, Mart 2020’de platformun en büyük pazar payının olduğu Meksika’da düzenlenecek. Söylenenlere göre etkinliğin jürisi kullanıcıları olacak. İyi de aylık dinleyici sayılarının satın alındığı sistemde bu ödül ne kadar geçerli ve güvenilir olacak?

2020 dünyayı besteleriyle etkisi altına alan Beethoven'ın 250'nci doğum yılı. Bu vesileyle dünyanın dört bir yanında etkinlikler açıklandı. Henüz Türkiye'den ses soluk yok ancak yakında etkinlikler açıklanır.

Müzik ve lezzetin buluştuğu yeni bir etkinlik: Songtail. İlki 7 Aralık'ta Kilimanjaro’da gerçekleştirilecek etkinlikte katılımcılar tadım yapacakları kokteyllerin ruhuna uygun şarkılar dinleyecek. Ayrıca DJ Aytun Çırkın’ın katılımcılara temel DJ’lik bilgilerini de gösterecek.

TERK EDİLMİŞ PİYANOLARA AĞIT

AS BAYRAKLARI AS! İçimizi kıpır kıpır eden bir haber! 62. Grammy Ödülleri’nin adayları açıklandı. Dünyaya gerdan kırıtan grup olarak sıklıkla andığımız, Anadolu rock ve folk müziğini funkla icra eden Altın Gün, Gece albümüyle 'en iyi dünya müziği albümü' kategorisinde aday gösterildi. Kazananlar 26 Ocak'ta açıklanacak. Totemler yapılsın...

Fotoğrafçı ve piyanist Romain Thiery, 2009 yılında Fransa ziyareti sırasında karşısına çıkan bir kale harabesinde gördüğü terk edilmiş piyanonun fotoğrafını çekti. Böylece Requiem Pour serisi başladı. 124 piyano fotoğrafladı, sergiler açtı ve özel koleksiyon kitap yayımladı. Google Earth aracılığıyla piyanoları arayan Thiery, kalelere ve kültürel yapılara odaklanmış. Çernobil gibi yasaklı bölgelere de girmeye çalışmış ancak yakalanmış. Şimdi insanlar doğrudan onunla iletişim kuruyor. Eğer varsa bildiğiniz Thiery'e yazın: contact@romainthiery.fr

GICIR GICIR GİTAR OTEL Çağdaş sanatçı ve yönetmen Lara Kamhi’nin, Selin Baycan’ın çıkış parçası Tutsak için çektiği klip; ABD’nin Atlanta şehrinde düzenlenen 18. Urban Mediamakers Film Festivali’nden En İyi Uluslararası Müzik Videosu Ödülü ile döndü.

ABD'nin Hollywood şehrindeki Seminole Hard Rock Hotel & Casino'nun beklenen devasa Guitar Hotel binası açıldı. 1.5 milyar dolara mâl olan 122 metre yüksekliğindeki yapının kaplandığı özel plakalı camlarının renkleri değişebiliyor, hatta çeşitli görsel efektler yerleştirilebiliyor. Gitar şeklindeki binanın öncelikli amacı misafirlerini konfor ve lüksle aynı bir rock yıldızı gibi hissettirmek. 638 odalı bu havalı otelde kalmanın bedeliyse 189 dolardan başlıyor.

MOZART MÜZİKALİ YOLDA Türkiye'de müzikal dönemi başlıyor demiştik, sanırım ufaktan etkilerini görüyoruz. Geçen ay yeni bir müzikal oyun duyuruldu. Peter Shaffer’ın yazdığı, Işıl Kasapoğlu’nun yönettiği Amadeus oyununda Mozart'ı Okan Bayülgen, Salieri'yi Selçuk Yöntem, Constanze'yiyse Özlem Öçalmaz canlandıracak. Çolpan İlhan&Sadri Alışık Tiyatrosu ve Piu Entertainment iş birliğiyle ilk gösterimi 11 Ocak'ta Uniq Hall'de gerçekleşecek. Bayülgen'in Mozart kostümlü fotoğrafları sosyal medyada epey dikkat çekti ancak sahne tasarımı, uyarlanışı ve performansları görmek daha mühim.


4

PANO

ARALIK 2019

6

EVİNİZE GÖRE KALİBRASYON YAPAN BAR

My Chemical Romance 6 yıl aradan sonra özel bir turneyle geri dönüyor. Return adını verdikleri konser serisinin ilki 20 Aralık'ta Los Angeles Shrine Expo Hall'de gerçekleşecek. Emo kültürünü kurtaramasalar da bu ilk dönüş konserini izlemek isterdik.

Ev sinemasını tek bir soundbar’da yaşatan Ambeo, sunduğu derin ses kalitesiyle seyrettiklerinizin etkisini ikiye katlıyor. Bir bar üzerinde yer alan 13 High-End sürücü ile 5.1.4 ses deneyimi sunan Ambeo Soundbar, ekolayzır ayarları sayesinde kişiselleşebiliyor. Dolby Atmos, MPEG-H Audio, dtsX desteği de hoparlörde bulunuyor. Ayrıca bulunduğu odayı algılayabilme teknolojisine sahip. Böylece sesi çarpıtacağı duvarları algılayıp kalibrasyon yapabiliyor.

WHEELS OF MADNESS BELGESELİ Geçen yıl Sziget Festivali'nin şüphesiz en unutulmaz sahnesi Foo Fighters'a aitti. Grubun vokalisti Dave Grohl, tekerlekli sandalyeli hayranı Gal Mizrachi'yi gitarını parçalaması için sahneye davet etti. Yüzlerce insan Mizrachi'yi elleriyle havaya kaldırıp sahneye kadar taşıdı. Sziget'in hayatını değiştirdiğini söyleyen müzikseverin şimdi de Wheels Of Madness adında bir belgeseli yayınlandı. YouTube üzerinden izleyebilirsiniz.

COLDPLAY TURNEYE ÇIKMIYOR Geçen ay Everyday Life‘ı çıkaran Coldplay, konserlerin küresel ısınma üzerindeki olumsuz etkilerinden dolayı albümlerini tanıtmak için turneye çıkmayacaklarını açıkladı. Coldplay'i ülkemizde izlemek hâlâ bir düş. Yine de YouTube'a yükledikleri Ürdün performanslarını izlemediyseniz göz atın.

2009 yılında elim bir uçak kazasında hayatını kaybeden dünyaca ünlü arp sanatçısı Ceren Necipoğlu’nun anısına, bu yıl ilk kez düzenlenen Ceren Necipoğlu İstanbul Uluslararası Arp Festivali, 15-19 Ocak 2020 tarihlerinde gerçekleşecek.

Viyana Opera Evi'nde bir ilk... 150 yıllık tarihinde hiçbir kadın yazarın metnini uyarlamayan kurum, bu ay yazar Virginia Woolf'un bir eserini sahneleyecek. İlk gösterimi 8 Aralık'ta gerçekleşecek Orlando: A Biography'nin uyarlaması daha önce beyazperdeye de aktarılmıştı.

SÓNAR ISTANBUL'UN ZENGİN PROGRAMI Zorlu PSM tarafından düzenlenen ve 2020’nin en çok beklenen festivali Sónar Istanbul, %100 Music katkılarıyla 6-7 Mart tarihlerinde dördüncü kez seyirciyle buluşmaya hazırlanıyor. Düzenlendiği ilk yıldan itibaren her sene biletleri tükenen, binlerce müzik ve dans tutkununu konuk eden Sónar Istanbul, elektronik müzik dünyasının birbirinden yaratıcı DJ ve prodüktörleri arasında yer alan Ben Klock, Denis Sulta, Max Cooper (Live AV), Paula Temple, Steffi, Red Axes (Live), Skee Mask, Umfang, Tzusing, DJ Python, Catnapp ve daha pek çok sürpriz ismi sahnesine konuk edecek. Bu arada Zorlu PSM, 2020 tarihli etkinliklerinin bilet satışlarını PASSO üzerinden gerçekleştirmeye başladı. Bilet transferi özelliği ve dijital bilet detayları da geliyor, bilginize.

34

. milyon

Riot Games’in ikinci sanal müzik grubu True Damage ilk şarkısını tamamladı. League of Legends şampiyonlarından Yasuo, Akali, Qiyana, Ekko ve Senna'dan oluşan müzik grubunun rap şarkısı Giant yayınlandığında YouTube'da 34 milyonun üzerinde görüntülenme aldı.

Müzikten kazandığı parayla yapımcılığa soyunan Jay-Z. Netflix’te yayınlanacak western tadındaki The Harder They Fall filmi için oyuncu arayışlarında. Filmi için ilk isim belli oldu; Golden Globe Ödüllü İdris Elba. Filmin vizyon tarihi henüz açıklanmadı.


ALTERNATİF

ARALIK 2019

A’DAN Z’YE: TY SEGALL 101 Yeni dalga

Esra GÜNDOĞDU esragundogdu

M

üziğini, üretkenliğini, çalışkanlığını, bin beş yüz janraya bölünebilme yeteneğini hayranlıkla izlediğim ve size uzun zamandır anlatmak istediğim biri var: Ty Segall! Lo-fi, garaj, punk denince akla ilk gelen müzisyenlerden Segall’i dergicilik tarihinin bildiğimiz ve sevdiğimiz en eski yöntemlerinden A’dan Z’ye başlıklarda mercek altına alıyoruz.

AİLE Ty, avukat bir baba ve sanatçı bir anne tarafından evlat edinilmiş. Hepimizin bir dönem yana yana izlediği Orange Country’de, sahil ve okyanus kültürüyle iç içe büyümüş.

BAŞLANGIÇ Ty ilk davul setinin başına 2 yaşındayken oturmuş. Ama müziğe gerçek ilgisini lisede keşfetmiş, arkadaşlarıyla birlikte müzik yapmaya bu dönem başlamış.

CALIFORNIA Yaşam tarzıyla televizyon programlarına, dizilere konu olmuş California Laguna Beach, Ty’ın memleketi. 10 yaşında sörf yapmaya başlayan müzisyen, bölgenin gerçek eski ruhunu taşıyan tam bir The O.C. Boy.

DENEE SEGALL Denee Segall, Ty’ın yaklaşık 10 yıl sevgili olduktan sonra evlendiği karısı. Denee de Ty gibi müzisyen, ayrıca fotoğrafçı. Ty’la birlikte The C.I.A. diye, garage, post punk esintileri taşıyan bir grupları var.

EMOTIONAL MUGGER

Ty’ın 2016 yılında çıkardığı bu albüm için Emotional Mugging yani duygusal gasp’ın ne olduğuna ilişkin 1 kısa film, 1 canlı performans ve 1 tanıtım videosu koyduğu www.emotionalmugger.com diye bir site yayınlamışlardı.

FANNY Ty’ın biricik köpeği Fanny. O kadar çok seviyor ki ona bir şarkı yazmış mutlaka dinleyin: Fanny Dog (Royal).

GRUPLARI Solo işleriyle bilinse de Ty’ın aynı anda, öncesinde, sonrasında birlikte iş ürettiği o kadar çok grubu var ki: The Epsilons, The Traditional Fools, Party Fowl, The Perverts, Sic Alps, Reverse Shark Attack, Hair, Ty-Rex, The Togas, Broken Bat/ GØGGS...

HAIR 2012 yılında Californalı saykadelik garaj grubu White Fence ile birlikte çıkardıkları albüm Hair, bu janrada gelmiş geçmiş en iyi iş birliklerinden biri. Ty ve Tim birbirlerini müzkal olarak çok iyi anlayan ve tamamlayan bir ikili.

INSTAGRAM Ty pek sıkı bir sosyal medya kullanıcısı sayılmaz. Hatta "İnternet şeytani bir şey, uzak durmaya çalışıyorum" demişliği bile var. Yine de Ağustostan bu yana Instagram’da, genelde gitarlarını, köpeğini ve merch’lerini paylaşıyor.

İLHAMLAR Ty gelmiş geçmiş en sevdiği grubun Hawkwind olduğunu söylüyor. Bunun dışında sık sık bahsettiği ilhamları şunlar: The Kinks, David Bowie, Black Flag,

T-Rex, Grateful Dead, Thee Oh Sees.

taşıyarak bir nevi janraya yeni bir soluk getirmiş.

JOHN DWYER

TIM PRESLEY

Segall San Francisco’da yaşarken Thee Oh Sees’in John Dwyer’ı ile tanışmış ve sıkı arkadaş olmuşlar. Müzikal olarak da birçok albümde birlikte çalıştığı John için "San Francisco’da yaşıyorsanız onu her an her yerde görebilirsiniz. Sizi alıp yemeğe götürür, içecek bir şeyler ısmarlar, dünyanın en kibar insanıdır" diyor.

KOLEKSİYONER Ty sıkı bir plak sever, koleksiyoner. Aradığı, artık basılmayan bir albümden iki tane bulursa ikisini de alıyor. Biri kendine, biri sevgilisine.

LAGUNA BEACH

Segall MTV’nin televizyon serisi Laguna Beach: The Real Orange Country’nin şehirdeki köklü hippi ve sanatçı kültürünü dağıttığını, burada yaşamayı maddi olarak imkansız kıldığını söylüyor.

MÜZİK STREAMING Birçok meslektaşı gibi müzik streaming mecralarına tepkili. Spotify, Apple Music gibi mecralardan Madonna, Jay-Z filan değilseniz hiçbir kazancınız olamayacağını söylüyor ve YouTube gibi ücretsiz müzik dinleyebileceğimiz mecraları destekliyor.

NEIL YOUNG

Segall Neil Young’ın büyük hayranı. Down By The River cover’ını mutlaka dinlemelisiniz, çok özgün.

ON BİR On bir, Ty’ın 2008-2019 yılları arasında yaptığı solo albüm sayısı. Çalışkan Segall hiç durmadan üretiyor ve paylaşıyor.

ÖĞÜT Bir röportajında Ty’ın kendi müziklerini yayınlamak isteyen müzisyenlere öğüdü ne olurdu diye sorulmuş. Çalmak, çalmak, çalmak demiş.

PLAK ŞİRKETİ Ty albümlerini uzun süredir Chicago merkezli bağımsız plak şirketi Drag City Records’dan yayınlıyor. Hatta bir süredir yine Drag City bünyesinde, GOD? etiketiyle kendi grupları için albüm yapmaya da başladı.

REVERSE SHARK ATTACK Ty’ın birlikte büyüdüğü, Epsilon ve Party Fowl’da birlikte çaldığı Mikal Cronin ile ikili projesi. İkilinin 2009 yılında, dijital dışında sadece plak formatında yayınladığı albümleri kısa sürede sold out olmuştu.

STEVE ALBINI Segall, David Bowie, Nirvana gibi isimlerin albümlerini düzenlemiş, Studio Wiz denilen efsanevi yapımcı Steve Albini ile 2017 yılında ikinci kendi adını taşıyan albümü Ty Segall’da çalışma fırsatı bulmuş.

ŞARKICI-ŞARKI YAZARI Ty gerçek bir singersongwriter. Bu şarkıcışarkı yazarı ekolünü lo-fi, garaj tarzında bambaşka bir yere

5

Saykedelik garaj grubu White Fence ile tanıdığımız Tim, Ty’ın birlikte birçok müzikal proje ürettiği çok yakın arkadaşı. 2018’de yayınladıkları Joy’un albüm kapağında Ty köpeğini, Tim kedisini kucaklıyor.

UNTITLED Ty bir şarkı için doğru ismi bulamadığında albüme dahi koyacak olsa isimsiz bırakmayı tercih ediyor. Bu yüzden albümlerinde Untitled, Untitled #2 gibi şarkılara denk gelebilirsiniz.

ÜNİVERSİTE Sanılanın aksiye Ty üniversite okumuş. San Francisco Üniversitesi Medya Bölümü mezunu.

EXISTENTIAL EIGHTEEN-YEAR-OLD DRINKER Zor bir ergenlik geçiren, duygusal iniş çıkışları yoğun Ty kendi halini böyle tanımlamış: Varoluşsal-On Sekiz Yaşındaki-İçici!

YAŞAM ÖNERİLERİ Ty herkesin mutlaka bir köpek almasını, kendine zaman zaman dışarda bir yemek ısmarlamasını, Albert Camus okumasını, daha fazla Beatles dinlemesini, sanatı izlemek yerine sanat yapmasını öneriyor.

ZAPPA Ty solo albümleri, proje grupları ve iş birlikleriyle, üretkenliğiyle örnek gösterilen bir müzisyen. Bu konuda birçok kişi onu yine üretkenliğiyle bilinen Frank Zappa’ya benzetiyor.


6

RÖPORTAJ

ARALIK 2019

'İyi olduğunuzu kanıtlarsanız kimse sizi ezemez'

Ece ULUSUM

R

küpe olmazsa eksik kalır. Tanıdık geldi mi? Hip-hop ve urban fashion dedikleri moda akımı birbirini bütünleyen şeyler. ABD ve Avrupa'da çok fresh sanatçılar görüyoruz toplumun moda algısını zorlayan. Ülkemizde de özellikle kadın hip-hop icracılarının artık bunun öncülüğünü yapmaya başlamaları gerektiğini düşünüyorum. ❏ Erkek egemen müzik türünde kendinize kariyerinizde yol açabilmek adına ne gibi zorlukları aşmak durumunda kaldınız? Tabii önyargı durumu var "Kadın iyi olamaz" diye. Ama ben onu pek yaşadım denilemez çünkü mesleğimin okulunu okudum. İyi olduğunuzu kanıtlarsanız kimse sizi ezemez. ❏ Aslında birçok kadın MC var ama öne çıkmak kolay değil. Yetenek dinleyiciye 2019

Yolumuz Yol Değil

ulaşmak için yeterli mi? Yetenek bir fan kitlesi oluşturmak için yeterli. Ama süper fan kitlesi oluşturmak için süper star olmalı. Yaptığınız müziği insanların kendileri yazmış gibi hissetmelerini sağlayabilmek bu benim için mesela. Ya da kendi ismini bir marka yapmak... Yetenek tek başına çoğu zaman yeterli olmayabiliyor. ❏ Khontkar'la çalışmak nasıl? Sana ne gibi feedback'ler veriyor? Khontkar'la çalışmak tek kelimeyle mükemmel. Onun feedback'leri şarkıya seviye atlattıran şeyler, o yüzden hep dikkate alıyorum. Khontkar'ın yanında olup da gelişmemeniz, rahatlık etki alanından çıkmanız imkansız. Ona parçayla ilgili her konuda güvenim sonsuz. ❏ Bazı vurgularınız onunkine benzettik, siz ne dersiniz? Unutmayalım, RedKeys Music’teki arkadaşlarım trap müziğin Türkçe nasıl olabileceğini gösteren sayısız eserle Türkiye’de bu işin öncülüğünü yapıyor. En büyük ve tek ilham kaynaklarım... Bazı şeyler kapmışsam o da normal. ❏ Metth'le de feat. şarkılarınız var. feat.'leri arttırmayı planlıyor musunuz? Shoutout to Metthman! Metth ile Güney Amerika sahil esintilerini buralara taşımayı planlıyoruz. ❏ Klip olacak mı? Bu aralar stüdyoya yoğunlaştım, tamamen şarkı ve üretim odaklı çalışıyorum. Planımızda şu an yok ama neden olmasın? ❏ Sizi DJ Set'leri başında da görüyoruz. Hangisine yoğunlaşacaksınız? Ve vokal olmakla DJ olmak arasında nasıl bir tatmin farkı var? DJ'lik ve şarkı yapmaya birlikte devam edeceğim. Üretmek zaten artık durdurabileceğim bir şey değil. DJ'lik de çok keyif aldığım bir şey. Birine yoğunlaşmam gerekmiyor ikisi çok güzel bir arada gidiyor şimdilik. İkisi de insanları eğlendirmek için ama şarkınız çıktığında dinleyiciyle bir bağ kurmuş oluyorsunuz. Sizi dinliyorlar, destekliyorlar, yazıyorlar, daha fazlasını istiyorlar. Bu da sizi çok motive ediyor. ❏ Albümde neler olacak? Lil Zey sadece Türkiye'de değil global sahada da benzersiz olduğunu kanıtlayacak. ❏ Gelecek planlarınız nedir? Yaptığım şeyin aynısına devam etmek. üretmek ve parça yayınlamak. Yalnızca bunların çok daha geniş kitlelere ulaşması.

Lil Zey

edKeys Music'ten yeni bir transfer: Zeynep Tanyalçın yani Lil Zey. Berklee College Of Music'te müzik yönetimi ve şarkı sözü yazarlığı eğitimi aldı. Ülkeye müzik yapmak hayalleriyle dönüp hız kesmeden çalışmaya başladı. Onu hiphop partilerindeki DJ performanslarıyla izlemiştik, şimdi Yolumuz Yol Değil adındaki ikinci teklisini yayınladı. Trap türünde üretim yapan müzisyen, erkeklerin egemen olduğu rap camiasına hem renk katacak hem de diğer kadın rap müzisyenlere cesaret verecek gibi. Lil Zey ile müziğini ve rap müzikteki erkek egemenliğine dair konuştuk. ❏ Albüm kapağındaki kırmızı halı görseliyle nasıl bir mesaj vermek istediniz? Kırmızı halı görseli gelecekteki yerimizden emin, zirveyi hedeflediğimizin mesajıdır. Yolumuz kırmızı halı, büyük kitlelere hitap etmeye, göz önünde olmaya, farklı bir hayata hazırız. ❏ RedKeys bünyesine dahil olma sürecinden söz eder misiniz? Ben zaten İzmirliyim. RedKeys ekibinin çalışmaları o zamanlar tek dinlediğim Türkçe rap şarkılarıydı. Gerçi hâlâ öyle... Khontkar'la bir gün stüdyoda denk geldik. Birkaç beat arasından birini seçip İngilizce bir parça yapmıştık. Tabii hemen o zaman girmedim RedKeys'e, bizde sınavı geçmek öyle kolay değil. Ardından Metth ile Metflix albümünde 2 parça seslendirdim. Türkiye'ye döndükten sonra ilk parçalarım RedKeys ekibiyle oldu. Lil Zey adının oluşma sürecinde RedKeys vardı yanımda. ❏ Rap müziğe ilginizi nasıl keşfettiniz? Trap türüne yoğunlaşma nedeniniz popüler olmasıyla ilgili mi? Old school sound'larda üretimler yapacak mısınız? Rap müziğe hep ilgim vardı. Ama üniversite eğitimi için ABD'ye gittiğimde orda daha çok ilgi duydum. Sonra 2 sene stajımı Atlanta, Georgia'da yaptığım seneler trap müziğin içindeydim. Trap'i popüler olduğu için değil kendim dinlediğim için icra ediyorum. DJ'lik yaparken çaldığım parçalarla yaptığım müzik aynı türde. İleride yapacağım müziğe bir kısıtlama getirmek istemem ama bu büyük ihtimalle old school olmaz. ❏ Türkiye'deki kadın rap müzisyenlerin tarzı salaş ve çok da gösterişli değil. ABD ekolündeyse fazla abartılı, seksi ve renklidir. Sizce bu tercihin altına ne yatıyor? Kültür farkı ve toplumun alışık olmamasıyla ilgili. Ülkemizde hâlâ maalesef bir kadın kendini iyi hissettiren özgür kıyafet seçimi için acımasızca yargılanabiliyor. Bunun üzerine rap müzik erkek egemen bir akım. Bu da ülkemizdeki kadın rap dinleyicilere bol tişört ve yankees şapkasını çağrıştırıyor olabilir. Kocaman halka


RÖPORTAJ

ARALIK 2019

'İnsanlar ya duyarsızdı ya da cesaretsizdi' Ece ULUSUM

M

üzik kariyerinde 20 yılı deviren, Türkiye'nin öncü kadın rap müzisyenlerinden Esen Güler namıdiğer Kolera, son EP'si Kolostrofobi 3'ü yayınladı. Yakın zamanda gündeme Sagopa Kajmer'le evliliği hakkında gündeme gelse de çalışmalarını hızlandırarak müziğine sıkıca sarılmaya kararlı. Kendi tarzını trap sound'larıyla çeşitlendirse de dinleyicinin onu tanıdığı sound'dan uzaklaşmak istemiyor. Kolera, Back on Stage'e konuştu. ❏ Kolostrofobi'nin devamı yapma kararınızın altına ne var? Güzel şeyleri gelenekselleştirmek hoşuma gidiyor. Her şeyi hızla tükettiğimiz şu günlerde sanatçılar albüm yapmak yerine tek şarkı çıkararak bu tüketim hızına yetişmeye çalışıyor. Malum en az 10 şarkıdan oluşan albüm çıkarmak için çok fazla emek ve zaman harcamak gerek. EP bunun orta yolu... Dinleyiciler için de şüphesiz daha tatmin edici. ❏ Siz old school'dan çok uzaklaşmayı çok tercih etmiyorsunuz ancak trap sound'lar var. Trap ağırlıklı bir albüm gelir mi? Trap, dinlemekten zevk aldığım bir tür olsa da ben old school rap sanatçısıyım ve oturmuş bir tarzım var. ''Kolera'' denince akılda uyanan o tarzı tamamen yok edecek hamleler yapmak istemiyorum. Trap şarkılar da yapıyorum ama tamamen trap bir albüm yapmayı düşünmedim. Dinleyicilerimin benden ne beklediğini iyi biliyorum. Ne değişen müzik dünyası içinde dinozor kalmak istiyorum, ne de yeninin ucuz gelen taraflarında bulanmak istiyorum. ❏ Düetler gelecek mi? Genç MC kadınlarla çalışmalarınız olur mu? Kadın ya da erkek MC fark etmez. Sanatını sevdiklerimle düet fikri bana sıcak geliyor. Seçici olduğumdan genellikle solo şarkılar çıkarsam da düet şarkıların da ayrı bir heyecanı, güzelliği ve sinerjisi oluyor. Mesela Myndless Grimes ile çıkardığımız Baang müthiş bir trap parçaydı. ❏ Yayınlanmamış birçok parçanız vardır diye düşünüyorum. Öyle mi? Albümler mi yapacaksınız yoksa EP'lerle mi ilerleyeceksiniz? Son ürettiklerimi bu EP ile topluca yayınladım. Yayınlamadığım şarkılar da var elbette. Şu anda yeni bir şarkı yazıyorum, bir yandan yeni beat'ler geliyor. Parçalar çıktıkça tekli mi yoksa çoklu mu paylaşacağıma karar vereceğim. ❏ Avlu'daki performansınız çok sevildi. Yeni dizi-film gibi yapım iş birlikleri gelecek mi? Umarım. Sonuçta ben "Parçamı yapımlarınızda kullanmak ister misiniz?" diye sormuyorum. Bir PR'la da çalışmıyorum. Bugüne kadar 2 dizide şarkılarım çalındı. Bir PR tarafından ayarlanmış olsaydı bu kadar mutlu olur muydum, sanmıyorum. Böylesi benim için daha onore edici.

171bin

2019

Kolostrofobi 3

Geçen ayki Spotify dinleyici sayısı

Kolera

7

❏ Türkiye'deki kadın rap müzisyenlerin tarzı çok da gösterişli değil. ABD ekolündeyse fazla abartılı ve seksidir. Sizce bu tercihin altına ne yatıyor? En belirgin neden, kültürel farklılık. Toplumumuzun tolere edemeyeceği kadar büyük bir farktan bahsediyorum. Yine de ilerleyen zamanda kalçalarını gözümüze sokarak rap yapacak birileri çıkabilir. Ülkemizde kadın rap vokal çok az ve inanın çok yavaş ürüyoruz. Bu da olasılığı biraz düşürüyor. ❏ Yetenek dinleyiciye ulaşmakta yeterli mi? Güzel bir şarkının kendini tanıtması olası ama yetenek dinleyiciye ulaşmak için yeterli olamayabiliyor. Bunu soytarılar kadar konuşulmayan sanatkarlara bakarak anlayabilirsiniz. Rötarlı da ulaşabilir... Bunu da fakir ve yalnız ölen fakat öldükten sonra bir şekilde meşhur olan ressamlardan anlayabilirsiniz. Hapse girmeniz, ölmeniz, sansasyonel bir açıklama yapmanız, önemli biriyle düet yapmanız sizi bir gecede 30 yılını sanata adamış bir emektardan çok daha ünlü yapabilir. ❏ Dijital müzik platformlarında son zamanlarda müzisyenlerin dinleyici sayısı satın aldığını öğrendik. Sizin de bununla ilgili bir açıklamanız vardı. Birini ya da bir işi başarılıymış gibi göstermek, gerçek bir başarı yakalamaktan daha kolay. Rihanna ile aynı gün klip çıkaran sanatçılarımız YouTube üzerinden Rihanna'yı rakamsal olarak 5'e katlamıştı. Bu durum sanatını yapanları da olumsuz etkiliyor. Bence bu uzun süre hatta sonsuza dek böyle gidebilir. ❏ Beni Bana Bırak'ta "Çok kötülük gördüm" diyorsunuz. İlhamınızın kaynağı dramatik olaylar mı? Çokça... Hüzün de mutluluk da güçlü duygular. Her ne kadar pozitif şarkılar çıkarıyorsam da hem müzikal hem de lirikal açıdan daha çok duygusal eserler veriyorum. Mutluluğu yaşamayı seviyorum ama hüzünden bahsetmeyi daha çok seviyorum. ❏ Zor günlerinizde hip-hop camiasından destek olanlar oldu mu? Direkt olarak az, dolaylı olarak biraz daha fazla oldu. Kesinlikle yetersizdi, insanlar ya duyarsızdı ya da cesaretsizdi. ❏ İlişkinizle müzik kariyerinizi ayrı tutmayı tercih etmez miydiniz? Başka prodüktörlerle çalışma iznim yoktu. Böyle olunca tercihler söz konusu değildi. ❏ Gelecek planlarınız nedir? Gelecek planı yapmıyorum. Önüme çıkan fırsatları değerlendirmek ve rutinimi devam ettirmek istiyorum. Yaşadıkça duygularımı söze dökmek ve onları notalarda dans ettirmeye devam etmek istiyorum. Bugün olduğu gibi kendime yetmeye devam etmek istiyorum. Büyük hırslarım, geniş planlarım yok. Huzurlu bir hayat yaşamak, kızarmış ekmeğin üzerine yağ sürmek istiyorum.


8

ARALIK 2019

GÜNCEL

Müzede alternatif sesler D

olapdere’ye yeni bir çehre kazandıran Arter, 14 katlı yeni binasında sanatın her rengine el veriyor. Sergilerin yanı sıra sahne sanatları performansı, film gösterimleri ve konserler gerçekleştiriliyor. Mekan, sanatın insan ruhuna neredeyse tüm duyulardan işleyebilmenin yollarını arıyor gibi... Binadaki Sevgi Gönül Oditoryumu ve Karbon’da çeşitli konserler veriliyor. Böylece müze deneyimini kalıcı ve güncel sergilerin ötesine taşıyor, Arter’i yaşayan bir yere dönüştürüyor. “Mekan konser sayısını arttıracak mı?” diye sorduğumuzda Arter Etkinlik Programları Koordinatörü Aslıhan Tuna, “Yeni üretimleri cesaretlendirecek çizgide bir program oluşturmayı hedefliyoruz. Konserlerdeki sanatçı seçimlerimiz de bu doğrultuda yol alıyor. Konser sıklığından çok disiplinlerarası bütüncül bir programla farklı ilgi alanlarına sahip insanları sanat odağında birleştirme gayesini ön planda tutuyoruz” diyor. Yeni projeleri de Aslıhan Hanım’ın söz ettiği gibi. 2020 planlarını şöyle anlatıyor: ”Sanat Yönetmenliğini Matthias Osterwold’un üstleneceği Yeni ve En Yeni Müzik Festivali ile şubat ayında Arter’in öncü ve ilham verici çizgisini müzik alanında da şehre taşıyacağız. Devamında, klasik müzik, caz ve elektronik müzik başta olmak üzere yeni bestecileri ve yeni üretimleri keşfederek cesaretlendirmeye yönelik konserler ve atölyeler gerçekleştirmek planlarımız arasında...” Çeşitlilik güzeldir. Müzik dinleyicisini Dolapdere’ye çeken programlar gerçekleştirdikçe, başka müzelere de ilham olacaklardır. Müze söz konusu olunca güncel tarzlardan uzak ya da klasik sound’ların etrafında dolaşan konserler gerçekleşiyor. Oysa bir sergide en çok dikkat çeken eser aykırı olandır. Konserleri de öyle düşünmek lazım. Hatta müziğin sergilerle etkileşime geçeceği etkinlikleri heyecanla bekliyoruz. Arter’de konser dinlemek isteyenleriniz varsa programdan bir kesit paylaşalım. Türk caz tarihinde özellikle nefesli çalgıların orkestrasyonu ve düzenlemeleriyle önemli bir yeri olan müzisyen Emin Fındıkoğlu, çekirdeğini nefeslilerin oluşturduğu Emin Fındıkoğlu Beşlisi ile 6 Aralık’ta, 2018 yılı Hamamatsu Uluslararası Piyano Yarışması’nda birincilikle onurlandırılan piyanist Can Çakmur 21 Aralık’ta sahne alacak.

Kerem Sedef’ten imzalı bagetler

B

irçok enstrümanistin farklı markalarla yaptığı iş birliklerinden özel enstrüman serileri ya da tasarım ürünleri piyasaya sunulur. Türkiye’de bu, moda endüstrisini saymazsak pek yapılmıyor. Ara ara merch ürünler hakkında taleplerimizi sektörden insanlara duyursak da ya hayran kitlesinin eskisi gibi koleksiyoner ruhu olmadığını ya da gereksiz bütçe olarak gördüğü için girişmediğini söylüyorlar. Nihayet önümüzde bir örnek olacak. Bu ay davulcu Kerem Sedef, Promark’la iş birliği yaparak imzasını taşıyan bagetleri piyasayasa sundu. Sedef, “Kendi imzasını taşıyan bagetler pek çok davulcunun hayalidir. Promark benim davula ilk başladığım yıllardan beri hayranı olduğum ve son beş yıldır beraber çalışma fırsatı bulduğum, dünyanın en büyük baget markası. Onlarla çalışmak ve beni

desteklemeleri başlı başına gurur vericiyken, ilk defa bir Türk davulcunun imzalı serisini çıkarmaları bambaşka bir mutluluk. Bu noktada 4C Müzik’in de desteği büyük” diyor. Piyasaya sunulan bagetlerin teknik özelliklerini hafif ve kontrollü olarak tanımayan davulcu, “Ben hep biraz kalın ve ağır bagetler sevmişimdir. Davulcular zillerinden full performans alabilecek. 5B'den biraz kalın ama ağırlığını hissetmeyecekleri, kontrollü ve içlerindeki ritmi en iyi şekilde ortaya çıkarabilecekleri bir baget” diye anlatıyor. Sedef imzalı ürünlerinin yelpazesini genişletmeyi hatta enstrümanın yanı sıra kıyfatet koleksiyonu çıkarmayı hedefliyor. Öte yandan müzikal işlere devam, Suat Yılmaz’la elektronik bir projeyle yakında karşımızda olacak Kerem Sedef. Takipteyiz.


HABER

ARALIK 2019

ÇEVRECİ PLAKLAR

P

lastik kullanımı ve plastiğin çevreye bıraktığı etki, epey zamandır gündem olan bir konu. Su kaynaklarında oluşan çöp kıtaları ve doğal yaşama olan etkisi düşünülce her endüstriden insanın acil eyleme geçmesi gerektiğini uzmanlar açıklıyor. Müzik sektörü de bunun dışında olamazdı elbette. Festivallerin pipet ve bardak gibi ürünlerle neden olduğu kirliliğe karşı ‘yeşil’ etkinlikler ivme kazanıyor ve stream gibi teknolojilerin karbon izi sorgulanıyorken basılı albümler de bundan nasibini alıyor. Bunun üzerine çevreci olma iddiasıyla çeşitli konserler ya da festivaller düzenlenmeye başladı. Öte yandan kimi müzisyenler de karbon salınımını azaltma niyetiyle turnlerini ya azaltıyor ya da bir süre turneye çıkmıyor. Bunun en yakın örneği de Coldplay. Britanyalı bira markası Sharp’s Brewery’in Havas London ve müzisyen Nick Mulvey’le birlikte plastik kirliliğine dikkat çekmek için yeni bir fikri var, sürdürülebilir plaklar! Kasım ayının sonlarında Universal Music etiketiyle yayınlanan In the Anthropocone plağı yeni bir türe öncülük ediyor olabilir. Keynvor adıyla okyanusun ta kendisinin de bir sanatçı olarak kaydedildiği plak, tamamen okyanustan toplanıp geri dönüştürülen plastikten yapılmış. Tek kullanımdan sonra çöp olan plastiklerden kaybolmayacak bir hatıra yaratmak ilginç fikir! Nick Mulvey projeyi şöyle özetliyor: “Bu müzik kim ve ne olduğumuzu bilmekle ilgili. Hayatta olmanın kendisi, bilinçli bir şey. Acil, dünya çapında bir çevre krizi söz konusu ve kendimize bakıp dünyayla uyumlu hale getirmeliyiz. Bu muhteşemlikten hiçbir zaman ayrı olamayız...” Sorunsuzca yüksek kaliteli dinleyim vadeden albümün gelirleri de Surfers Against Sewage isimli, kıyı temizliğiyle ilgilenen bir gruba gidiyor. Albümü Draft Records internet sitesinden satın alabilir ya da stream platformlarından dinleyebilirsiniz. Türkiye’de benzer bir üretime ön ayak olacak plak şirketi çıkar mı, merakla bekliyoruz.

29.042

Okyanusun azımsanmayacak bir kitlesi var. Keynvor albümünün Spotify'da geçen ayki dinleyici sayısı

9

45 RPM alternatif müzik

F

loransa’da eski bir tütün fabrikasının bulunduğu alan, kendi kendine müzik yapmaya dair bir çalışmaya sahne oluyor. Manifattura Tabacchi halihazırda konserler, sergiler, DJ performansları ile dolup taşarken Matte Gioli’nin yaratıcılığıyla LoudLift’in de evi oldu. Loudlift 40’lı ve 70’li yıllar arasında özellikle ABD’de yaygın olan bir modelin yeniden yaratılması aslında. İlk üretildiği zamanlarda sessiz sedasız bir biçimde günümüzün DIY tarzına önayak olan kayıt kabinlerinden söz ediyoruz. Birçok organizasyonda görebileceğimiz fotoğraf çekim kabinlerine benzer bir mantıkla çalışıyorlar. Bir kaydı plağa basmak özellikle döneminde ciddi bir ekipman ve teknik bilgi gerektiren bir işken, bu teknolojiyle küçük bir kabin içinde çok daha kadar bir parça USB’ye kaydedilebiliyor. basit fiyatlara basmak mümkün İsterseniz plak olarak da alabiliyorsunuz, olmuş. Zamanın gereklilikleri kaydı aldığınız USB’yi adresinizle birlikte dolayısıyla genellikle 2. Dünya asansörün dışındaki kutuya bırakmak Savaşı cephelerindeki askerlere mesaj yeterli. İddialarına göre, birkaç hafta içinde gönderilmek için kullanılmış. kaydınızın bulunduğu bir plak, yazdığınız Müzik için kıymetini bilenler adrese kadar geliyor. Turistlerin ve yolu olmuş elbette, Jack White yakınlarına düşen müzisyenlerin uğrak alanı Lazzaretto’nun da olduğu bir kaydı olan asansör kimi zaman konser alanına da 1947 yılından kalma bir kabinde dönüşüyor. İtalyan şarkıcı Dente’nin Summer yapmış örneğin. Neil Young, Richard Fiorentina 2019’un kapanışı için verdiği Thompson gibi isimler de aynı konser yeni bir konsepti müzik dünyasına kabini kullanmış. kazandıracak gibi gözüküyor, çağdaş indie Gioli’nin vizyonuyla, müzik kolaylıkla plakla buluşuyor. Konser fabrikanın eski asansörü ilhamını serisi Maestro Pellegrini’yle devam ediyor, bu kabinlerden alan bir kayıt arkası da gelecekmiş gibi gözüküyor. stüdyosuna dönüşmüş. Satın alınan Türkiye’de görmek istediklerimiz listesini bir bir jeton kullanılarak 4 dakikaya satır daha uzatıyor…

Stream'lere karışacağız

A

mazon Music’in ücretsiz klasmanı aylar önce duyurulmuştu ama çok dikkat çekmemişti. Echo hoparlör ve Alexa cihazlarıyla sınırlıydı keza. Ancak Amazon, geçen ay yaptığı açıklamayla dikkatleri çekti başardı. Duyrulduğuna göre, klasman artık iPhone, iPad, Android ve Fire TV cihazlarında da kullanılıyor. Çalma listeleri, radyo istasyonları… Ücretsiz olmasının bir karşılığı var elbette, diğer platformların ücretsiz versiyonlarında olduğu üzere reklam dinlemeniz gerekiyor. Bir de arama özellikleri kısıtlı. Bunları da istiyorsanız, premium servisine ödeme yapmanız gerekiyor. Şimdilik ABD, Birleşik Krallık ve Almanya’da çalışıyor ama genişlemesi bekleniyor. Öte yandan TikTok’u kuran ByteDance şirketinin de yeni bir platform kurmaya hazırlanıyor anlaşılan. Financial Times’ın haberine göre, Sony Music ve Universal Music gibi plak şirketleriyle görüşmeleri sürüyor. Yine aynı habere göre, bu platform Hindistan, Endonezya ve Brezilya’da başlatılacak ve aylık 10 doların altında ücretlendirilecek. Spotify’ın zamlarından sonra yaşanan tartışmalarla birlikte, fiyat konusu da dikkat çekiyor. İki platformun da Türkiye desteği ne zaman gelir, belli değil. Hatta ByteDance’ın çıkaracağı platformun adı da belirlenmemiş. Ancak her halükarda, dijital yayın platformlarındaki tekelleşmenin önüne bir engel daha çıktığı kesin. Bu da hem dinleyiciye hem de DIY müzisyenlere yarayacaktır. Takipteyiz!


10

ALBÜM AJANDA

ARALIK 2019

Emotional Oranges The Juice, Vol II R&B Avant Garden/Island Records 8 parça, 25’

Ozzy Osbourne Under the Graveyard Hard rock Epic Records 1 parça, 4’ 58’’

Frank Ocean In My Room Trap Blonded 1 parça, 2’ 14’’

Quiet Riot Hollywood Cowboys Hard rock Frontiers Records 12 parça, 44’

Sam Smith I Feel Love Hi-NRG Universal Music 1 parça, 4’ 14’’

Omar Souleyman Shlon Dabke Mad Decent 6 parça, 35' 15''

Birileri Pür Akustik Indie CES Yapım 9 parça, 36’

Iggy Azalea, Alice Chater Lola Pop rap Bad Dreams Records 1 parça, 3’ 52’’ Beck Everlasting Nothing Lo-fi Fonograf Records 1 parça, 5’

Multitap No: 3A Pop Garaj 5 parça, 15’

Coldplay Everyday Life Art pop Parlophone Records 3 parça, 13’ Lucy Dacus 2019 Indie rock Matador Records 7 parça, 26’

Céline Dion Courage Pop Sony Music Entertainment 20 parça, 70’ Kanye West Follow God Christian hip-hop GOOD Music 1 parça, 1’ 45’’


11

ALBÜM AJANDA

ARALIK 2019

Billie Eilish Everything I Wanted Art pop Darkroom/Interscope Records 1 parça, 4’ 5’’

Shakira Shakira in Concert: El Dorado World Tour Live Latin pop Ace Entertainment 20 parça, 85’

TNGHT II Trap Warp Records 8 parça, 22’

Andy Stott It Should Be Us Dub tekno Modern Love 9 parça, 46’

Katarína Máliková Postalgia Folk Sinko Records 9 parça, 49’

Ufo361, Ezhel Lights Out Trap Stay High 12 parça, 37’

Sedef Sebüktekin 4 remix Art pop Sedef Sebüktekin 4 parça, 15’

Tindersticks No Treasure But Hope Chamber pop Lucky Dog&City Slang Chamber Pop 10 parça, 46'14'' Sabrina Claudio Truth is Neo-soul SC Entertainment 11 parça, 38’

Slaine Still Got My Gun Hip-hop AR Classic Records 1 parça, 3’ 27’’

Hedonutopia Arzu Ütopyası Shoegaze Dokuz Sekiz Müzik 7 parça, 33’ Fall Out Boy Believers Never Die (Volume Two) Pop punk Island Records 13 parça, 45’

Kylie Minogue Golden Live In Concert Pop BMG 63 parça, 124' Hanging Garden Into That Good Night Gothic metal Lifeforce Records 8 parça, 45’


12

RÖPORTAJ

ARALIK 2019

‘Termodinamik yasalarıyla ciddi düşünüyorum’ B

D

y a lo un

k u r b O

aşlık sizi şaşırtmasın. Bu bir müzik röportajı. Ancak söz konusu Dolunay Obruk olunca her konu hakkında konuşabilirsiniz. Caz, kimya, sinema, toplumsal sorunlar, şakalar... Zaten okudukça göreceksiniz. Obruk'la yeni albümü Entropi vesilesiyle Cloud34'te bir araya geldik. Uzun uzun konuştuk. ❏ Albüme adını verdiğiniz entropi sizin için ne ifade ediyor? Çağatay YILMAZ Entropi, termodinamiğin yasalarından biri ve bu yasalarla birbirinden farklı, seviyorum bunu. Projeye aldığımız müzisyenleri bir yöne zorlamıyorum, ciddi düşünüyorum! (Gülüyor) biraz anlatıp kendi yöntemleriyle yapsınlar Aslında entropinin çok değişik istiyorum. Şarkı hepimizin oluyor böylece. anlamlarda ele alınması ❏ Parçalarda ortam sesleri duyuyoruz. mümkün. Kapak fotoğrafıyla da Kahkahalar, konuşmalar… Sanatsal olarak ‘zaman’a işaret ettik. daha özgür olduğunuz bir çalışma olmuş ❏ Fotoğraf Shakespeare diyebilir miyiz? göndermesi mi? Şu meşhur Albüm akustik ama aralara bir sürü kayıt ‘olmak ya da olmamak’ eklendi bilgisayarda. Gittim Beşiktaş’ta trafik sahnesini hatırlattı… ışıklarında ses kaydı aldım, “Lütfen bekleyiniz, O replik de zamanla alakalı zaten. Konferanslar düzenlerken şimdi karşıya geçebilirsiniz” diyor sonra şarkıya giriyoruz. Böyle kurgular yaptık. Hepsi ayrı de kullanıyorum. Kırılan bir bir hikaye. Tüm bu kaos da bunun bir albüm bardaktan örnek veriyorum, olduğu gerçeğini değiştirmez! (Gülüyor.) tamir etsek de eski bardak O kahkaha sesi ve gülmeler de, annemin değildir o. Her şey değişir. arkadaşlarıyla tombala oynadığı bir andan Nehirde tekrar yıkanılmaz aslında. "Elli dört!" diye bağırıyor, oraları sözü de vardır ya. Az önceki kırptık tabii. (Gülüyor.) “Bilinçle rastlantıya andaki kişiler değilsek, sürekli bırakılmış” diye bir tabir var sevdiğim, öyle ölüyoruz aslında. Bu, hayatta yaptık biraz. olmadığımız anlamına da ❏ Asiye’yi yorumlamaya nasıl karar gelmiyor. verdiniz? Devamı gelir mi? ❏ Entropi isimli bir Türkü cover'lama işi bu kadar parça da yok albümde. yaygınlaşmadan önce bir projemiz vardı. Bir Genellikle bir çıkış parçası sürü aksilik oldu, yapamadık. Yavaş yavaş seçmek üzerinden gidiliyor hayata geçirmeye karar verdim. Asiye de güzel biliyorsunuz. Tek bir şarkıyı öne çıkarmayı bir türkü, bu düzenlemeyle enteresan bir şey oldu. Hatta içine konuşmalar da ekledik. sevmiyorum, single çıkarırdım Farklı sesler eklemek dedik ya az önce, illa sket öyle yapacak olsam. Bir çıkış yapmak gerekmiyor. Sket bir sesten oluşuyor, şarkısı olsun, listelere koyalım kelimeler de seslerden oluşuyor işte. Rabarba diye bakılıyor genellikle. yaptık, kelimelerin anlamını biraz kaydırarak Günümüzde her şeyi çok hızlı bir tür sket’e dönüştürdük. Başka parçalar tüketiyoruz, materyalleri de da yapabiliriz, çok değerli ozanlarımız ve zamanı da. Bütün bu kaostan bestecilerimiz var geçmişten. Dedem de Neşet beslenen bir albüm olsun Ertaş’ı radyoya ilk çıkaran isim. Bir parçasını istedim. Parçalar birbirine söylemek boynumun borcudur dolayısıyla. benzemiyor, eski albümde de Sonuçta yine türkücü gibi değil kendi benzemiyordu. Ben böyleyim, tarzımızda yapıyoruz ama. bak bu değişmiyor! ❏ Sentez müziğin yükselişini görüyoruz, ❏ Parçalarda çok sayıda Anadolu caz gibi tanımlar da ortaya çıkıyor müzisyenin imzası var. Bu mesela. Bu tip bir çalışma gelir mi sizden kadar insanla çalışmak zor de? olmadı mı? Müziği kendi kimliğimizi katarak yapmak Akıllı bir insan bir ekip önemli ama Sting’in parçalarını bağlamayla kurar, birkaç günlüğüne bir çalmak gibi şeylerden kaçınmak lazım. Biz stüdyo kiralar ve ekonomik bir biçimde çözer. Ben 30 civarında de albümde kanun, ney gibi enstrümanlar kullandık ama orada lazımdı çünkü. Susmak müzisyenle çaldım, 3-4 tane Bazen’de Burcu Karadağ’ın bir solosu var ses mühendisi var, "Bu parçada mesela, çok güzel oldu. Anlatırken bile sen olmalısın!" diye adam tüylerim diken diken oluyor. Ama bunu topladım albüme. (Gülüyor) zorlamayla, Anadolu’dan da dinleyici edineyim Normal bir şey değildi yani. mantığıyla yaparsanız çok itici. Her parça biraz da bu yüzden


13

RÖPORTAJ ❏ Albümden klipler görecek miyiz? Paramız oldukça göreceğiz! (Gülüyor.) Fikirlerim var, minimal bir şeyler yapmak istiyorum. Şarkıları sevip klip çekmek için teklifte bulunanlar oldu, çok kıymetli buluyorum. Sponsorlu yapılabilir belki. Kimseyi de zor durumda bırakmadan halledilebilir böylece. ❏ Caz özgürlükçülüğüyle bilinen bir tür ama bazı caz müzisyenler kısıtlandıklarını söylüyorlar. Hiç böyle hissettiniz mi? Bir projede çok değerli caz müzisyenleriyle çalışıyordum. Parçanın bir ölçüsünü uzun yazdım. Neden, çünkü ben öyle yazdım! “Bu caz olacak” diye bir iddiam da yoktu, engel olacak bir durum da değil zaten. Birisi çıkıp “Caz öyle olmaz” dedi. New Orleans’ta mı doğdun arkadaş! Ne kadar büyük bir cümle. Tamam, caz doğaçlamalarda da bir temel vardır. Ben orada kafama göre davranmamıştım zaten. Yaptığım hareket yazılıydı. "Cazda kural olmaz" diyenler de yanılıyor. Altyapısı sağlamdır, sana özgür alan bırakır sadece. Ortayı bulmak lazım. ❏ Türkiye’de caz müzik çok ciddi icra ediliyor gibi. Dünyadaki müzisyenlere nazaran daha bir ‘salon’ havası hissediliyor. Ne dersiniz? Farklı ülkelerde jam session’lara katıldım. Daha farklı, evet. Geçenlerde Londra’da bir kulüpteydim mesela, o kadar tatlıydı ki herkes! Gülünüyor, "Hadi beraber çalalım deniliyor." Güney Kore’de bir konser dinliyordum, kendimi sahnede buldum. Cazın güzelliği burada. Nezaketle, dinleyerek sohbet etmek gibi bir şey. İstanbul’da da böyleydi. Bir kulüpte buluşup çalabiliyorduk beraber. Neden bu kadar deforme oldu, bilmiyorum. ❏ Şarkılarınızda sezilen bir ‘muzip’ hava var. Önceki albümden Bakkal şarkısı geliyor aklıma mesela. Planlı bir şey mi? O parça bir Big Band düzenlemesi. Ciddi ciddi eski sistem caz parçası yani. Parçada davul-vokal çalınan “Bakkal! Benim adım Müjgan…” kısmı var, önce onu yazdım. Müjgan da kedi! Bunu söylerken ona bakıyordum, o da oturuyor… Hikayesi şuydu, Türkçe şarkılarda çok fazla prozodi hatası yapıyorlar. Prozodi, dilin kendi ritmi. Aykırı hareket edince kelime bozuluyor. Bazı Türkçe pop ve caz parçalarında önce besteyi yapıp sözleri sıkıştırıyorlar sanırım, dinlemekte zorlanıyorum böyle hatalar olunca. Bunda da söze davul atağını bile oturtabileceğinizi gösterdik. Aslında prozodi hatası yapanlarla dalga geçecektim, bir hiciv olacaktı ama yanlışı yapamadım! Eleştiren de seven de oldu, gereksizce ciddiye almaya gerek yok. Sahnede de böyle, seyirciyle gülüp eğleniyoruz. Bazen piyanocunun kahkahasının bitmesini bekliyorum şarkıya girmek için.

ARALIK 2019

❏ Teatrallik de var parçalarınızda, dinlerken bir resim çiziliyor gibi hissettim. Vokal tekniğinizle alakalı bir şey... Sahnede söylediğim parçaları çok yaşadığımı söylüyorlar, ne yapacaktım ki? Hiç tonlamadan, gülmeden fıkra anlatmak gibi bir şey olurdu. Şarkıları yazarken ben de görüyorum aslında. Benim için renkleri, bir formu var şarkıların. Belki o yüzden göstermeye çalışıyorumdur. ❏ Tüm bunların arasında, parçalarınızda hissedilen bir ‘yalnızlık’ teması var. Sizin için ne ifade ediyor? Hepimiz bir noktada yalnızız, herkes yalnızlığın tadını çıkartamaz ama. Yaşı, cinsiyeti falan yok bu işin. Kendinle satranç oynamak gibi bir şey, biraz cesaret istiyor sadece. Tek başına olmakla yalnızlık birbirine karışıyor ama aynı şey değiller kesinlikle. Tercih edilmiş bir yalnızlık yaşıyorsan, iyi yönetiyorsun hayatını demek ki. Mecbur kaldıysan, bir sıkıntı var. Kalabalıkta nasıl şarkı yazayım mesela? Bir köşeye çekilip kafamı toplamak istiyorum. Yalnızlık kötü bir şey olmak zorunda değil. ❏ Bunu kötümser bulanlar oluyordur mutlaka. Kötümser değil, gerçekçilik bu. Ortada bir şey varsa görmezden gelemeyiz ki. İngiltere’de bir yalnızlık bakanlığı kuruldu mesela. Bazen yalnız kalmak, kaybolmak seni başka bir yola çıkmanı sağlayabilir. Ya da havuzda dibe basıp yukarı çıkmak gibi düşünebiliriz. Teyze gibi durarak olmaz, biraz batıp çıkıp keyfini almak lazım! ❏ Şarkılarınızda bir de İstanbul teması var. İngiltere’ye yerleşmeye hazırlanıyorsunuz bir yandan. İstanbul ne ifade ediyor sizin için? Aslen Ankaralıyım ama uzun yıllar yaşadım İstanbul’da. Yalnızlığın, diğer metropoller gibi dibine kadar yaşandığı bir yer. Çeşitlilik, renklilik, bunun içinde kendini bulmak, kaybetmemek için verdiğin savaş… Sevdiğimiz işi yaparken ya da istediğimiz gibi olurken bir mücadele vermemiz gerekiyor. Hayat boyu kendimi birilerine ispat etmek zorunda hissettim. Bir rahat bırakın da kendimi anlatmayı bırakıp üzerine bir şey koyayım! İşte o caz mıymış, neden başka işle de uğraşıyormuş, bir karar versinmiş… Burada yerlere vurulan parça başka yerlerde ödül alıyor. Kendimi sorgularken buldum. Başvurdum, İngiltere bana özel yetenek vizesi verdi. 10 tane kağıtla oldu. Aynı evraklarla burada bir caz kulübe gitsem bir de kendimi saatlerce anlatmam gerekir! Bundan uzaklaşmak istedim biraz. ❏ Farklı şeyler de yapıyorsunuz, dalgıçlık, at biniciliği, tasarımcılığınız, atölyeler… Nasıl gelişti bu süreç? Hakkıyla yapmadığım hiçbir şeye ‘yapıyorum’ demek istemem. Bizde yeni yeni oturuyor bu ‘multi-disiplin’ kavramı. Bir sanat dalıyla ilgilenmek başka bir şeyle ilgilenmeye engel olmamalı. Geçenlerde Mardin ve Şırnak’tan güzel sanatlar lisesi öğrencileriyle sanat ve felsefe atölyesi yaptık, orada da söyledim. İnsan sanatla ilgileniyorsa, tek bir şeyle ilgilenemez. Sanatkâr insan toplumla ilişki içinde olmalıdır, bunun için de biraz okumak, başka dallarla ilgilenmek gerekir. Şu an bir şey söylersin, ona göre dümeni kırarım mesela. Kaptan ehliyetim de var çünkü!

2019

Entropi


14

BÜLTEN

ARALIK 2019

W

I

S

H L

I

S

T

Sennheiser Momentum Wireless kulaklık 3.199 TL

AKAI APCKEY25 klavye kontrol C cihazı - 819 TL

Sandqvist Dante sırt çantası 449 TL

Atelier Rebul elma & tarçın mum 109.90 TL

Kırmızı Kedi Ajandası 2020 10 TL

Ayşe Burcu Kaya tasarım PUPLE LOVE küpe - 650 TL

LCW Home battaniye 89.9 TL

etsy! Baby Yoda doll 220 dolar

CAD AUDIO E100S Geniş Diyaframlı Supercardioid Condenser Mikrofon - 6.062 TL

Nike Air Force 1 '07 730 TL

Raymond Weil Jimi Hendrix Freelancer saat - 22.110 TL

Tekzen kırmızı seramik abajur 74.99 TL

H&M pamuklu kanvas kırlent kılıfı - 49.99 TL


15

LİSTE

ARALIK 2019

TOP 10 KÖTÜ YILBAŞI ALBÜMLERİ Damla KAAN

1

New Kids on the Block - Merry Merry Christmas

Boyband grupların popüler olduğu dönemde ortalığı kasıp kavuran New Kids on the Block, 1989’da çıkardıkları Merry Merry Christmas albümüyle hayranlarını büyük bir hayal kırıklığına uğrattı. Kapaktaki sevimli ifadelerine aldanıp albümü alanlar bilindik yılbaşı şarkılarının çok kötü düzenlenmiş haliyle karşılaştılar. Bu albüm topluluğun üçüncü stüdyo albümü ve en kötüsü oldu.

7

Michael BoltonThis is the time: The Christmas Album

Michael Bolton tarafından 1 Ekim 1996'da yayınlandı. İki parçalı bu EP’deki şarkılar ve müzisyenin yorumlaması o kadar beğenilmedi ki hayranları çok acımasız yorumda bulundu: “Adeta doğum sancısı sırasında şarkı söylüyor gibi!” Müzik dinleyicisi Noel falan dinlemiyor…

8

2

Jethro Tull - Christmas Album

Albüm tamamen iyi niyetle çıkarıldı. Gruptan Ian Anderson kızına atfettiği şarkılar koyduğunu da söyledi. Grubun 21’nci albümü ve tam 16 parça var. Country sound’larını alışık olmayan temalarla birleştirince proje elde patladı. Eleştirmenler elbette acımasız yorumlar yaparak “Grubun en kötü albümü” dedi.

6

Ah be David abi… Kayıt stüdyosunun önemini herhalde bu albümden sonra anlamışsındır. 2004’te yayınladığı bu albüm şarkılarıyla ve yorumuyla sevilmiş ancak teknik nedenlerden dolayı dinlenememişti. Örneğin her parçada cazırdayan akustik gitar…

Snoop Dogg’un bu albümünde Noel Baba kadın taciri olarak tasvir edildi. Yani en nihayetinde yorumdur ancak işin içine yılbaşı girince çocuklara uygun olduğu düşünülüyor. Snoop’la bu pek mümkün değil. Yorumlarsa şöyleydi “Kokutucu!”

The Star WarsChristmas in the stars

Star Wars’u duvara vursan proje çıkar ama bazısı olmaz. Yılbaşı alışverişlerinde dünyanın dört bir yanından hayranları filmin oyuncaklarını, kıyafetlerini ve hatta yemek tarifi kitaplarını bile alıyor. Ama yanaşmadıkları bir ürün var. Christmas In The Stars. 1980’de çıkarılan bu albümün yüzüne kimse bakmadı. Şarkılar felaketti.

Jessica Simpson’ın altın yılları. Plak şirketi krizi yaşarken bir televizyon programı ona yılbaşı programı teklif etti. Hem programı kabul etti hem de programdan esinle bir yılbaşı albümü çıkardı. Kimi oyuncularla düetlerinde olduğu bu albüm, pop şarkılarından da kötü. Hadi iyi niyetli olalım “Noel ruhu eksik…”

David HasselhoffChristmas Album

Snoop Dogg- Christmas in tha Dogg House

10

3

Jessica Simpson - Happy Christmas

5

Sia — Everyday Is Christmas

4

Her müzisyen her zaman iyi iş yapacak diye bir kadide yok. Bazen Sia da yanlış kararlar alabiliyor. Noel ruhuna kendini kaptıran müzisyen bir albüm yaptı. Müzisyenin yorumu ne kadar iyi olursa olsun şarkı seçimi ve tarzı çok eleştirildi. Hayranlarını da epey üzdü.

Mariah Carey- Merry Christmas

Şarkıcının Noel zamanı birçok sıkıntısı oldu. New York’ta verdiği meydan konserinde şarkıyı unutmuştu, bir başka konserinde kıyafeti yırtıldı… Efsane sanatçı daha önceleri kaza akımını 1994’te yayınladığı albümle başlatmış anlaşılan. Bu yılbaşı albümünün satışı iyiydi ancak beğenenini çıkmadı. İnsanlar adeta daha iyi yerebilsin diye satın almış gibiydi.

John Travolta ve Olivia NewtonJohn- This Christmas

9

Bir ikili popüler oldu diye her işi deneten sektöre yazıklar olsun. Efsanevi Grease filminin ünlü ikilisi, bir araya getirtilerek çocuklara yönelik yılbaşı albümü yayınladı. Ne kadar düşünceli… Şarkı seçimlerinden enstrümanlara kadar tahammülü epey zor. Satış rakamları korkunçtu, filmin hayranları bile tenezzül etmedi.


16

ARALIK 2019

YAKIN TAKÄ°P


17

YAKIN TAKİP

ARALIK 2019

Sahne tasarım dünyasının tanrıçası Çağatay YILMAZ

M

üzisyen şarkıyı söylerken etrafında ne olmalı? Hayatının yaklaşık 25 yılını bu soruyu tekrar tekrar cevaplayarak mutlu olan biri Es Devlin. Sahne tasarımı konusunda çığır açan fikirlerle konser sahnesini kinetik ve unutulmaz deneyim alanına dönüştürebilen bir yetenek. Bu yola 78 kişilik bütçesi kısıtlı bir tiyatro salonundan başlayıp 80 bin kişilik stadyum konserleriyle taçlandırıyor. Sıklıkla müzisyenlere sahne tasarımıyla ilgili sorular sorduğumuzda henüz bu konuda gözlerini açmadıklarını ya da doğru kişilerle tanışmadıklarını görüyoruz. Yılın son sayısında Es Devlin gibi hayal gücü makinesini Yakın Takip bölümünde ağırlayarak okurlarımıza ve müzik sektörüne adım atmayı planlayanlara cesaret vermesini istedik. Öyleyse en baştan alalım...

BOYA BADANA KAYNAK

Esmaralda Devlin ya da kendisinin deyişiyle Es Devlin. Gerçi bu kısaltma ona ilginç bir hatıra armağan etti. Almanya'daki bir eleştiri yazısında hakkında "Bay Devlin'in inanılmaz maskülen eseri feminen bakış açısından da faydalanabilirdi" yazıldı... Devlin, 1971'de İngiltere'nin küçük bir kasabasında doğdu. Babası çok iyi örgü ve el işlemecisi, annesi eskiciden aldığı eşyaları dönüştürerek yeniden kullanıma hazır hale getiren tasarımcı. Devlin'in çocukluktan beri müziğe olan ilgisini keşfeden ailesi onu 11 yaşında İngiliz Kraliyet Akademisi'ne gönderdi. Orada keman, klarnet ve piyano eğitimi aldı. Müziği bir yolculuk olarak gördü ancak bu ona yeterli gelmedi. Bristol Üniversitesi'nde İngiliz Dili ve Edebiyatı okudu ardından kendini çok sıkıldığı bir dönemde Motley’de Tiyatro Tasarımı Kursu’nda buldu. "Tiyatro tasarımı kursuna gittim modeller yapmaya başladım. Bu insanlar delirmiş gibi sabaha kadar model yapıyordu, evimde gibi hissettim" diye anlatıyor o zamanları. Kursa bir yıl devam etti ve 1995'te Linbury Sahne Tasarımı Ödülü'nü kazandı. Bu ödülle profesyonel tasarım dünyasına da girmiş oldu. Teklif aldığı ilk büyük gösteri İngiliz tiyatrosunun 20. yüzyılın ikinci yarısındaki temsilcisi Harold Pinter'ın Londra National Theatre'da sahnelenen Aldatma (Betrayal) oyunuydu. O dönemde yapılmayanı yaptı ve tek tek sahne ya da bölmeler tasarlamak yerine projeksiyonlarla yansıtılmış çizimler yaptı. Bu onun neredeyse tüm tasarımlarında göreceğimiz karakteristik bir parçası oldu. Çalışmalarına küçük sahnelerde devam etti. İlk uzun soluklu çalıştığı yer 78

ES DEVLİN kişi kapasiteli Bush Theater oldu. Burada sahne tasarımı yapacak alan neredeyse yoktu. Devlin o küçük alanda dönen bir sahne inşa etti, projeksiyonlarla mucizeler yarattı. Üstelik sahne tasarımına çok para harcanırken tüm bunları çok ucuza mâl ediyorlardı. Devlin tasarımın her yerinde yer aldı. Boyama, sökme, taşıma ve hatta kaynak yapma...

'KONSERLERİ GÖRSEL OLARAK SIKICI BULUYORDUM'

Netflix'in belgeseli Abstract'te şöyle diyor, "Çalışmamın son 20 yılında nesnelerin genellikle boşlukları doldurmak için yapıldığını keşfettim. Benim için bu boşluğu sanatla doldurma dürtüsü esastır." Bu düşünceyle tiyatro sahneleri tasarlarken bir yandan konserlere gidip gözlemler yapıyordu. Devlin, "Konserleri görsel olarak hep sıkıcı buluyordum. Gördüğüm genelde aynıydı. Müzisyenler, arkada grubun adı ve bazen bir projeksiyon... Bu benim için kambur bir görüntüyü andırıyor" diyor. Tiyatro ve operada kendini kanıtlamışken 2003'te ilk rock konseri sahne tasarımını yaptı. Wire grubunun üyelerini ayna kaplı kutulara koydu. Önüne yine bir perde ve projeksiyon yansımalarıyla vokalistin ağzı, davulcunun burnu, basçının kulağı ve gitaristin gözünü görebiliyordunuz. Her şey güzeldi ama bir sorun vardı diyor Es Devlin, "Bunun bir veda konseri olduğunu unutmuşum. Kutudan çıkıp seyircilere selam vermeleri gerekiyordu ama bunun için perdeyi sökmeleri gerekiyordu. Çıkamadılar." Bu masum hataya rağmen önüne bu şovdan dolayı muazzam teklif geldi. Kanye West 2005'te sahne tasarımcısını kovup Devlin'e ulaşıp "Bu tasarımı istiyorum, 10 günün var" diyor ve 10 yıllık iş birlikleri başlıyor. Kanye'ye yaptığı sahne tasarımlarıyla dev yıldızlarla

78 135

Es Devlin'in çalıştığı ilk mekan yetmiş sekiz kişilik kapasitesiyle Bush Theater oldu. Bu küçücük mekanda yarattığı harikalarla 80 bin kişilik konser sahneleri tasarlamaya başladı.

bin

Devlin tasarımlarını kare formatında yapmayı tercih ediyor. Bunun daha düzenli göründüğünü ama daha da önemlisi Instagram'da kadrajına uygun olduğunu söylüyor. Bunca detaya rağmen takipçi sayısı 135 binlerde. Ama kimler takip ediyor kimler...

çalıştı. Bu ara mutlaka Kanye ile JayZ'nin Watch The Throne konserine bakın özellikle de köpek balığı görselleriyle şarkı söyledikleri sahneye... Ardından Adele, Lady Gaga, Beyonce, Lorde, Weeknd, Take That, U2, Muse gibi isimlerle çalıştı. Opera ve bale dünyasında imza işler yaptı. Tüm bu başarısının altında ne olduğu sorulunca o da sorularla karşılık veriyor: "İzleyiciye hangi duyguyu vereceksin? Bir şey gerçeği nasıl taklit eder? Beyonce'nin küpünde neden bir ışık huzmesi istedik? Neden Pet Shop Boys'un etrafında bir ışık dairesi istedik? U2 turnesinde arenanın tam ortasında neden o blok ışığı istedik? Bu turnede yaptığımız tüm plan kareden daireye olan bir yolculuktu. Yani evden dünyaya... Her şey neden sorusuna bağlanır." Devasa şovlarının başlangıcıysa gayet basit. Yapılması gereken ya da hayal edilen ona anlatılırken Es önüne bir beyaz kağıt ve kalem alıp çizim yapmaya başlar. Buluşmalar beş de olabilir 25 de... Dikkat ettiği bir diğer unsursa kareye uygun tasarımlar yapıyor ve şöyle diyor, "Bu değişebilir. Instagram birden üçgen olabilir." Çalıştığı kişilere söylediği tek kuralsa şu: "Yapmak istediklerimi sorgulama..." Tiyatroyla başlayan macerası konser, moda defilesi, bienaller, operalara kadar ilerledi. Başrolünde Benedict Cumberbatch'in National Theatre ile Hamlet oyunu sahne tasarımıyla akıllara kazındı. Salon İKSV'de 2015 sezonunda naklen aktarılmıştı, izleyen şanslılardansanız Devlin'in eserini de görenlerdensiniz. Şu sıra konser dışında işlerde göreceğiz onu, Expo 2020 Dubai’de yer alacak Birleşik Krallık Pavyonu tasarımını yapacak. Ayrıca Devlin, 2020 Londra Tasarım Bienali'nin artistik direktörü oldu. Mutlaka takip edin.

'BÜYÜK BİR DEĞİŞİMDİ' "2003'ten önceki birçok konser fotoğrafına bakarsanız fotoğrafların çoğu profesyonel fotoğrafçılar tarafından önden çekilmiştir. Pop yıldızının büyük tanrısal bir görüntüsü ve arkasında yoğun bir ışık vardır. Konsere gitmeyen birçok kişi konseri böyle algılıyordu. Kameralı telefonların kullanımıyla gösteriler birden tüm açıdan kaydedilmeye başlandı. Böylece yaptığım iş de her açıdan görülüyordu ve farklı şekillerde algılanıyordu. Bu büyük bir değişimdi. Müzisyenler bu unsurlarla şovlarının ne kadar çok insana ulaşacağının farkındalar."


18

RÖPORTAJ

ARALIK 2019

'Müziği rengarenk yaşıyorum' Ahmet YATĞIN

F

arklı müzik türlerinde üretimler yapmayı seven, renkli kişiliği ve enerjik sahneleriyle bilinen Su Soley yeni teklisi Zamansız Aşk'ı yayınladı. Tekli çıkarmak artık bir moda değil, listelere girmenin yöntemi. Soley uzun zamandır solo kariyerine tekliler çıkararak devam ediyor. Gerçi şu sıra kim albüm çıkarsa ona deli gözüyle bakıyorlar ancak yeni bir LP ile karşımıza çıkabilir. O başka zamanın meselesi. Biz Su Soley'le yeni teklisini konuşmak üzere bir araya geldik. Sohbet müzikten hayvan sevgisine kadar uzadı gitti... ❏ Kendinizi daha da geliştirmeye adadığınızı biliyorum. Şu ara daha iyi olmasını istediğiniz yönleriniz var mı? Tabii ki var. Mesela ilk aklıma gelen; çok fazla çalışıyorum. Kendime ve dinlenmeye daha çok vakit ayırmam gerekiyor. Fakat olmuyor işte. Soley Yapım’ı kurduktan sonra iş yüküm daha da arttı, bazen işkolik gibi hissedebiliyorum. ❏ 2012’de yayınlanan canlı performansınızı YouTube kanalınızda izlediğimde tanımıştım sizi. Orada çıplak ayakla şarkı söylüyordunuz. Bu fikir nasıl gelişti? Ayakkabılarımla oturduğum yerde hiç rahat etmedim. Şık stilettolar vardı aslında ayağımda. O elbisenin altında oldukça iyi görünüyordu. Fakat biz orada hücum kayıt tekniği ile canlı performans kaydedecek ve onun videosunu çekecektik. Benim için müzikal tarafı görsel tarafına göre daha ağır bastığı için ayakkabıları çıkarmayı ve rahat rahat şarkı söylemeyi tercih ettim. Önceden planlanmamıştı. ❏ Hep Bi’ Tufan şarkısında reggae tadı, son çıkan tekliniz Zamansız Aşk'taysa rap tadı alıyoruz. Farklı türlerle örneğin caz veya pop ile de iç içesiniz. Çeşitliliği seviyor musunuz? Evet, çok seviyorum. Müziği böyle yaşıyorum, rengarenk. Aslında bu çok da şaşırtıcı değil. Çocukluğumda evimizde pek çok farklı türde müzik dinlenir, zaman zaman da icra edilirdi. Sahne hayatım başladıktan sonra da pek çok farklı stilde projede yer alma imkanım oldu. Hepsinden de müthiş keyif aldım. Bunların tamamı tabii ki tüm üretim sürecime yansıyor. ❏ Instagram profilinizi ‘stalk’ladım. Hayvanlarla sıkı bir bağınız var. Özellikle bir fotoğrafınızda adeta oradaki kedi ile konuşuyor gibisiniz. Sahi, kediler ile konuşabilseydiniz onlara ne anlatırdınız?

Ohoo... Kedilere bayılıyorum. Tüm hayvanları ve doğayı çok seviyorum. Kedilerle ömrüm boyunca beraberdim tabii. Aslında biraz da onlar anlatabilse harika olurdu. Canı mı acıyor? Yalnızlık mı çekiyor? En güzeli onlardan bir şeyler duyabilmek olurdu. Zira onların bizim yanımızda, bizim dilimizi bir şekilde öğrendikleri çok belli. O ufacık canlarıyla bize bir şekilde uyum sağlıyorlar. ❏ Sizi daha yakından tanımak için soruyorum, gerçekten istediğiniz bir şeyi yapmaktan ne olursa vazgeçersiniz? Sizi ne ‘demotive’ eder? Çok sarsıcı bir devirde yaşadığımızı düşünüyorum. Her an aksiyon dolu. Hayat çok hızlı akıyor. Bu yoğunluğun içinde insanın karşısına demotive edebilecek pek çok şey çıkabiliyor. Benim de tabii… Karşıma çıkanlarla değil de daha çok benim demotive olmaya razı olup olmamamla ilgili bir şey bu. Umudum kırıldığında demotive oluyorum diyebiliriz. ❏ Aquadrum ile olan iş birliğinizden

bahsedelim mi biraz? Nasıl başladı? Hangi seviyedesiniz? Yeni şarkılarda duyacak mıyız? Aquadrum ile olan iş birliğim mucidi ve ustam Deniz Güngör ile arkadaşlığımdan başladı. Defalarca aynı sahneyi paylaştığımız gibi vokal-aquadrum performanlarımız da olmuştu kendisiyle. Enstrümanla Pro10 modeli tasarımı döneminde tanıştım ve âşık oldum. Küçük ve elime tam oturan bir modeldi. Gönlümü çelmesi uzun sürmedi. Haftalarca başından kalkamadım. Sonrasında Pro11’i de edindim. O da bambaşka tabii, daha derin bir tınısı var. Şimdilerde biraz çalıp söylüyorum. Çok keyif veriyor. Bir gün herkesle paylaşmayı da isterim. Yeni şarkılarda Aquadrum sesi duymanız çok muhtemel. ❏ Uzun yıllar Ajda Pekkan, Yalın ve Teoman gibi isimlerin vokalistliğini yaptınız. Onlarla geçirdiğiniz vakitte yaşadığınız en önemli deneyim ne olmuştu? Hepsiyle, defalarca sahneye çıkma şansım oldu. O büyük isimlerin dev sahnelerinde çok tecrübe kazandım. Hepsine sahnelerini benimle paylaştıkları için minnettarım. O sahnelerde, en önemli olarak tek bir taneye indirgeyemeyeceğim kadar çok sayıda deneyim elde ettim, gözlemler yaptım. Pek çoğundan da çok şey öğrendim. Fakat bu deneyimlerden kendime yol çizmeye geldiğimde, en ön plana çıkarmaya odaklandığım konu; sahneyle ve seyirciyle bütünleşebilme, eserlerin duygularını izleyiciye tam potansiyeliyle aktarabilmek için o an orada tüm benliğimle bulunabilme kabiliyeti geliştirmek oldu. Sahnedeyken anda kalmak çok önemli. Bugün baktığımda bunu başarabildiğimi görüyorum. ❏ Sırada bizi neler bekliyor? Mesela bir albüm ya da yeni tekliler geliyor olabilir mi? Kış bitmeden yeni bir tekli daha yayınlamak istiyorum. Yeni teklileri belirli aralıklarla yayınlamaya devam edeceğiz zaten. Bu dönemde piyasa da biraz bunu bekliyor gibi. Fakat bir LP için hazırlıklarımız sürüyordu. Bekleyen çok sayıda şarkım var. Düzenleyip, derleyip pek çoğunu bir arada sunduğum albümler yapmak son zamanlarda en çok istediğim şey. Dilerim yakın zamanda bunun üstüne de konuşuyor oluruz.

2019

Zamansız Aşk

Su Soley


19

RÖPORTAJ

ARALIK 2019

'Her fırsatta birbirimizin konserlerini basıyoruz' Zeynep BEŞERLER

E

ylül sayımız için yeni çıkan teklisi üzerine sohbet ettiğimiz Can Baydar yeni bir şarkıyla karşımızda. Röportajda Fatma Turgut'la bir proje peşinde olduklarını söylemişti ve sonunda piyasada. Müzik piyasasında ilk zamanlar rakip sayılan, şimdi iki yakın dost olan Baydar ve Turgut, Yangın Yeri teklisiyle karşımızda. Bir aşk şarkısı ve klip de o ruha uygun hazırlanmış. Aslında bu ikiliyi daha sert sound'larda görmek, rock türünde özlenen duruşları sergilemesini yakından takip etmek isteriz. Zira dönemin en sıkı gruplarından ayrılıp kendi solo kariyerlerine devam ettiler. İkisi de grup ruhunu biliyor. Özgün bir iş çıkarmaları olası. Şimdilik Yangın Yeri parçasına kulak verelim. Sevgili Fatma Turgut ve Can Baydar sorularımızı yanıtladı. ❏ İkili olarak müzikal açıdan birçok kez birbirinize destek olduğunuzu görmüştük. Bu projenin ortaya çıkma hikayesi nedir? Fatma Turgut: Can, çok sevdiğim ve yıllardır takip ettiğim bir müzisyen. Grup zamanı da çıkardıkları tüm albümleri dinler, takip ederdim. E rakip sayılırdık o dönem. (Gülüyor.) Başarılı işlere imza atıyorlardı ve Can’ın bunda payı çok büyüktü. Ben yetenekli müzisyen arkadaşlarımla bir araya gelmeyi ve üretmeyi çok seviyorum. Can, onların en başında geliyor. Bir önceki single’ı Ömür Dedikleri'ne bayıla bayıla back vokal yaptım. Stüdyoda çok keyifli zaman geçirdik. Yangın Yeri'ni ise dinler dinlemez “Keşke benim olsaydı” dediğimi hatırlıyorum. Mükemmel bir şarkı. Böyle şarkıları söylemek benim için çok kolay oluyor. Şarkı her şeyi ifade ediyor net şekilde. Can bana dinletti ve “Birlikte söylemeliyiz” dedik. Bir kadın ve bir erkek ses verince anlattığı, içinde bulundukları durum daha anlamlı kılacaktı hikayelerini… ❏ Stüdyo süreci nasıl geçti? F.T.: Stüdyo süreci çok keyifliydi. 2019 Yangın Yeri Birçok kez,

Fatma Turgut

r a d y a Can B

birkaç stüdyo aşındırdık. Sonunda Gürsel Çelik’le kaydetmeye karar verdik. Şarkı çok iyi olunca, şarkıya çok iyi hizmet etmesi gereken bir prodüksiyon olması gerektiğine inanıyorum her zaman. Yani en iyisi olana dek çalışmak. Her dinlediğinizde sonsuz içinize sinmesi... Biraz yorulduk açıkçası. Ben zaten yeni stüdyodan çıkmıştım, çıkar çıkmaz tekrar girdim. Tüm yaz tatil yapamadık her ikimiz de. Ama kesinlikle değdi. ❏ Fatma Hanım, Yangın Yeri şarkısının sözlerini ilk okuduğunuzda size neler hissettirdi? F.T.: Biraz canım yandı. Çünkü aslında herkesin ayrılık acısı çekerken yaşadığı türden bir hikaye bu. Yaşadığı yalnızlık, anılarla yüz yüze gelmesi, söylenecek sözlerin çok olması ama sarf edilememesi, her şeyden kopma ve kaybolma hali… Hepimize tanıdık bu hisler. İşte şarkı da tam olarak bu yüzden bu kadar güçlü! Üzdü beni şarkı biraz, hisler tanıdık geldi. Hemen söylemek, kaydetmek istedim. ❏ Klip görsel açıdan güzel ancak niçin daha net hikaye anlatan bir içerik tercih etmediğinizi merak ediyoruz. Son zamanlarda klip trendlerinde kısa film tadında müzik videoları var. Can Baydar: İkimizin de kariyerinde bu tarz kısa film tadında birkaç video var. Bu sefer istediğimiz daha başka bir şeydi. Şarkının çok güçlü dramatik bir yapısı var. Biz bunu estetik açıdan destekliyoruz klipte. Daha fazlasına ihtiyacı yoktu şarkının. Ayrıca dinleyicinin hayal gücünü özgür bırakmak da Yangın Yeri video klibi için doğru bir yaklaşım oldu. Yönetmenimiz Ecem Gündoğdu ve görüntü yönetmenimiz Veli Kuzlu bizi tatmin eden, çok şık bir iş çıkardılar. ❏ Birlikte sahne alacak mısınız? Konser takviminiz nasıl? C.B.: Birbirimizin konserlerinde konuk olup bir kaç kez seslendirdik Yangın Yeri'ni. Birlikte söylemekten çok keyif alıyoruz, her fırsatta birbirimizin konserlerini basıyoruz bu yüzden. ❏ Sırada neler var? F.T.: Yeni klip çekiyorum. C.B.: Yeni şarkım üzerinde çalışmaya başladım. Konserlerimiz de aynı tempoda devam edecek.


20

İNSAN

ARALIK 2019

Arabesk müziğin hitmaker'ı ALİ TEKİNTÜRE B

ugün arabesk seveni de sevmeyeni de Ali Tekintüre'nin şarkılarını biliyor. O arabesk niyetiyle yazdı şarkılarını ancak rock'tan funk'a bir sürü cover'ı yapıldı. Bugün duayen olarak anılan müzisyenlerin dijital platformlarda en çok dinlenen şarkılarının yazarı Ali Tekintüre. Bugün bir şarkı sözüne binlerce dolar ödenirken o, en popüler şarkısını bir bank üzerine yazıp iç paraya satmış. Size kendisini emojilerle anlatalım istedik.

10 Haziran 1953’te Adıyaman Besni'de 8 kardeşin ortancalarından biri olarak doğdu.15 Aralık 2017'de akciğer kanserinden öldü.

300 eseri sinema filminde yer aldı. Bunların 25’inin adı, o filmlerin kendisine kondu ya da zaten o filmlerin çekilmesinin bizzat sebebiydiler.

En çok kullandığı kelime: Eyvallah.

Sevenlere, Çağırma Beni, Arabeskçi, Benim Güzel Şarkılarım, Üzülme, Hangimiz Sevmedik, Şiir ve Müzik, Şarkılar Ağlıyor, Canım Dediklerim, Benim İçin Üzülme gibi şiir albümleri var. Kimisi bestelerin üzerine okunmuş sözlerden oluşuyor.

Arabeski şöyle tanımlıyor: “Romanın küçültülmüş şekli.”

10 şiir albümü çıkardı.

Bugüne dek 300’e yakın eseri hit oldu.

Dilek Taşı şarkısı ona sipariş edilmişti. Tek şart içinde dilek taşı deyişinin geçmesiydi. Ismarlama yazmayı sevmiyordu ama para da lazımdı. Ferdi Özbeğen'in de bestesiyle, o şarkı bugün zamansız eserleri arasında...

Şarkılarını seslendirenler arasında kimler mi var? Bergen, Gülden Karaböcek, Neşe Karaböcek, Müslüm Gürses, Orhan Gencebay, Ferdi Tayfur, Coşkun Sabah, Bülent Ersoy, Emel Sayın, Zeki Müren, Adnan Şenses, İbrahim Tatlıses, Muazzez Ersoy, Emrah, Mahsun Kırmızıgül, Özcan Deniz, Cengiz Kurtoğlu, Ebru Gündeş, Sibel Can...

Fairuz Derin Bulut, 2008’de tamamı Ali Tekintüre sözlerinden oluşan “Ali Tekintüre-Arabesk” isimli bir albüm çıkardı. Grubun sert müziğini arabeske uygun bulan söz yazarı “Arabeskte acı vardır, bu sound bu acıyı vurgulamış” demişti.

Yıllarca telif hakları mücadelesi verdi ancak girişimleri boşa çıktı. Bu mücadelesinde kimi yapım şirketleri ve müzisyenler ondan uzak durmayı tercih etti. Bir röportajında dediğine göre Popstar Alaturka ses yarışmasında okunan şarkıları başına kendisine ödenen para yalnızca 7 TL idi.

1500 şiir yazdı.

Kendisine şair değil şarkı sözü yazarı denilmesini tercih eden Tekintüre'ye şiiri ablasının okuduğu Yunus Emre şiirleri ve Adıyaman'da geçen yıllarında duyduğu destanlar sevdirmiş.

Şarkılarından bazılarını sayalım: Tanrım Beni Baştan Yarat, Aldanma Çocuksu Mahsun Yüzüne, Dilek Taşı, Sürünüyorum, Duyar mısın Feryadımı, Baharı Bekleyen Kumrular Gibi, Seni Yakacaklar, Canım Dediklerim, Benim İçin Üzülme, Hangimiz Sevmedik.

Askerden sonra İstanbul’a geldi, önce işportacılık yaptı ardından Kapalıçarşı’da bir kuyumcuda gümüş ve altın işlemeler yaptı. Esas mesleği kuyumculuk olarak anılır.

İlk başta şiirlerini gazetelere yolluyordu. Emel Sayın’ın Tanrım Beni Baştan Yarat'ı söylediğini, 1974'te asker arkadaşından öğrendi. Şarkı sözü kısmı boş bırakılmıştı. Büyük mücadeleyle ismini yazdırdı.

Şarkılarını onlarca ünlü isim seslendirdi ama onun favorisi Müslüm Gürses'ti.

Sürünüyorum adlı şarkı futbol maçlarında taraftar marşı oldu. Hangimiz Sevmedi şarkısı da futbolcu Demba Ba'ya uyarlanmıştı.

1996’da en yakın dostu, şair Vural Şahin’le 6’ncı blok, 6’ncı katta küçük bir dükkan açtı. 6 ay sonra dükkandan ayrıldı. Şahin nedenini şöyle anlatıyor, “Ali tek bir mesken tutamazdı.”

Size bu satırları yazarken Spotify 3 saat önce This Is Ali Tekintüre adında bir playlist yayınladı. En son baktığımızda 13 takipçisi vardı. Onun dışında adına açılmış bir liste yok. Onun dinleyici kitlesi YouTube'da. Mahsun Kul 1.9 milyon görüntülenme almış, Ağlattı Kader Yok 263 bin... Ali Tekintüre en son 2017 yazında Kral FM'e konuştu. Yayına Polat Yağcı, Samsun Demir, Orhan Gencebay, Hande Yener katıldı. Tribute albümü sözü verdiler ama gerçekleşmedi. Hande Yener projeyi onaylayan ilk müzisyendi.


HABER

21

ARALIK 2019

Neo-traditional ve dark grunge sentezi Zeynep OKYAY

A

nkaralı müzisyen Ümitcan Tuncer, hayattaki en büyük zevkleri müzik ve modayı mesleği haline getirmiş şanslı insanlardan biri olarak kendini tanımlıyor. Son dönemde Outfit For Rockstars tasarımlarıyla adından söz ettiren Ümitcan ile markasının hikayesini ve yeni planlarını konuştuk. ❏ Outfit for Rockstars fikri nasıl ortaya çıktı? Fikrin arkasında kimler var? Sahne benim için işitsel olduğu kadar görsel bir şov. Modaya olan düşkünlüğümü sahneye taşıyarak bu şovun bir bütün olmasını amaçlıyordum. Hazır kıyafetleri manipüle ederek; eskitip, yırtıp, üzerine leke bırakacak şeyler döküp, kıyafetlerimi yaratmaya başladım. Ardından yurt dışına çıkıp vintage kıyafetler toplamaya başladım. Marka fikri de bu vintage ürünleri satma düşüncesiyle oluştu. Amacım doğru yer ve doğru zamanın gerekli olduğu ürünleri bulmaktı. Ardından müzisyen dostum Haluk Fırat Özdemir ile ilk tişört baskımızı yapmaya karar verdik. Evde kendi imkanlarımız ile tişört, hoodie, ceket gibi hazır ürünlere baskı yaparak bunları eskitmeye, yaşanmışlık katmaya odaklandık. Yakın çevremiz OfR giymeye başladı. İlgi karşı konulamayacak noktaya geldi. Tasarımcı ve yönetmen dostumuz Erman Özkargın takıma dahil oldu, 25 Aralık 2018’de ilk ürünleri satışa çıkardık. ❏ Bir giyim markası olmanın yanı sıra OfR’ın sitesine girdiğimizde karşılaştığımız bir de manifestosu var. Bu manifestoyu açabilir misin? İnsanların kıyafetleri, dövmeleri yani dış görünüşleriyle değil; düşünceleri, çevresinde bulunan her şeye olan saygı ve sevgisiyle değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Temelinde iyi ve doğru bir insan olmayı öğütleyen OfR manifestosu daha derine indiğimizde dış görünüşleri yüzünden yargılanan, ötekileştirilen insanların aslında her yerde görmeye alışık olduğumuz genel geçer toplum normları dahilinde ‘görünen’ insanlara nazaran, tüm bu ötekileştirme ve önyargıya rağmen daha iyi, doğru ve yaşadığımız topluma yararlı fertler olabileceğini göstermeyi amaçlıyor. ❏ Tişörtünün üzerindeki tasarımı görüp “Ben de bu tişörtten istiyorum” diyerek yanına gelip OfR ile tanıştım. Bu tasarımlar nasıl ortaya çıkıyor? Çoğunlukla yaşadığımız tatsız şeylere dikkat çekmek isterken, bizi derinden etkileyen olaylardan ve dinlediğimiz şarkıların sözlerinden etkileniyoruz. OfR dizaynları aslen insanların günlük hayatta söylemeye çekineceği sertlikte sözler ve aynı sertlikte çizimler içeriyor. Bu sertlikte sloganları üzerimizde taşıyarak bu tavrımızı insanlara yansıtabilir ve bir farkındalık yaratabiliriz diye düşündük. Bu sert çizgiyi neo-traditional akım ile dark-grunge akımlarını sentezleyerek ortaya çıkardık. ❏ OfR’ın tüm ürünleri ayrıca çevreye duyarlı, kimyasal olmayan maddelerden hazırlanıyor. Bu konuyu da biraz açabilir miyiz? Tümüyle ciddi bir el işi de gerektiren bir hazırlık süreci var. Günümüzde ticari kaygılar, Türkiye gibi

tekstil devi bir ülkede bile tekstil işi yapmayı aşırı zor kılıyor. Ucuz iş gücü ve ucuz hammaddeyle çok kâr elde etmek üzerine kurulu bir sistem var. Üretim sürecimizin ilk iki sezonu sektördeki normları yıkmaya çalışmakla geçti diyebilirim. Öncelikle çevreye saygılı, emeğe saygılı üreticiler olmamız gerekiyor. Kâr amacından ziyade tepeden tırnağa üretim zincirindeki bileşenlerin tümünü, üreten herkese emeğinin hakkı verilerek elde edilen hammaddelerden üretim yapmayı amaç edindik. Yaptığımız işte oldukça titiz olduğumuz için yaptığımız ürünün maliyetini gözetmeksizin yüksek kaliteli olmasını, sağlıklı ve doğaya saygılı olmasını önemsiyoruz. Kumaşlarımız, baskı yaptığımız boyalar ve tüm detaylar vegan ve geri-dönüşüme uygun nitelikte hammaddelerden üretiliyor. ❏ İki sezonu geride bırakırken nasıl tepkiler aldın? İlk sezon ürünleri tükendi. Eylül ayında çıkan yeni sezon tasarımlarımızın da birçoğu hızlı bir şekilde tükendi. Bizim için asıl önemli olan ürünleri kullanan kişilerden aldığımız geri dönüşler. Ürünlerin formlarını ilk günkü gibi koruyabilmeleri adına bazı detaylar geliştirdik. OfR giyen aynı vizyona sahip, aynı yolda yürüyen güzel bir ‘crew’ oluşturduk. Bu bizim için çok büyük bir mutluluk. ❏ OfR’ın Almanya konsepti de yakın zamanda satışa çıkacak. Almanya koleksiyonunun yanı sıra üçüncü sezon da yolda. İlerleyen günlerde OfR cephesinden neler gelecek? İkinci sezona hakim olan daha sakin çizgiyi bu sezon çok sertleştirdik. İlk sezonki gibi dikkat çekici tasarımlar ve ‘You’re not special’ ile ‘I feel your pain’ isimli iki serimiz yolda. 25 Aralık üçüncü sezonu satışa sunacağız. Sweatshirt ve hoodie’leri daha da çeşitlendirmeyi planlıyoruz. Yeni seri kış sezonuna denk geldiği için bere, atkı, eldiven gibi aksesuarları da ürün yelpazemize ekledik. Diğer sürpriz ise Hollanda serisi... Bunu da ilk defa sizin aracılığını ile duyuruyoruz. OfR’yi Ankara’ya olduğu kadar Almanya, Hollanda ve Danimarka’ya da borçluyuz. Aslen kafamızda OfR’nın temellerini attığımız ülkelere ve şehirlere küçük bir teşekkür etmek vardı. Bu serilerle de sonunda bunu hayata geçiriyoruz ❏ Gelelim en sık karşılaştığını gözlemlediğim soruya. OfR tasarımlarını internet haricinde mağazalarda da görmemiz mümkün olacak mı? Aslında en başta yola çıkarken kolayca ulaşılabilen ve parası olan kişinin görüp alabileceği ürünler olmasını istemedik. Bu yüzden hiçbir reseller ile çalışmadık. Ürünlerimizi özellikle limitli sayıda ürettik ve tükenince tekrar satmadık. Ama insan dokunarak almak istiyor. Ürünlerde en yumuşak kumaş ve his garantisi veriyoruz. Biz de insanların dokunarak satın almasını tercih ederiz. Bu yüzden bir-iki iş birliği yapma ihtimalimiz var. Bu konuda da çalışmalarımız devam etmekte. Son olarak, yakında Köln başta olmak üzere OfR Showroom’ları açmayı planlıyoruz.


22

SEYAHAT

ARALIK 2019

Senay Akkurt’la , Hayat Bana GUzel senayakkurt

A

ralık ayındayız biliyorum ve "Kaş gezisi mi, ne alaka?" dediğinizi duyar gibiyim. Yıllar sonra bu kez bir sonbahar günü yola çıktım. Hem 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarını izlemek, hem de sezon dışında Kaş’ta hayatın nasıl olduğunu görmek ve Hayat Bana Güzel için çekimler yapmak istiyordum. Sezon henüz kapanmamıştı ama. Kasımda hava mis gibiydi. Malum, küresel ısınma belasından dolayı havalar soğuyamıyor. Ancak dünyanın ve insanlığın bu büyük derdi, gezginler ve tatilciler için nimet gibiydi. Gündüz henüz soğumayan denizin tadını çıkarıp güneşlenmek, akşam üzerinize ince bir şeyler alıp muhabbetle ve müzik dinleyerek vakit geçirmek için oldukça keyifliydi. Üstelik yaz aylarına göre sakin. Tavsiyem Kaş’a 15 Eylül sonrası hatta ekimde gitmeniz. Kaş gezisi küçük tatlı bir sahil kasabasında takılmaktan daha fazlası, civarında pek çok gezip görecek deneyimleyecek şey var. Tarihi ve doğal güzellikleriyle de zengin bir mirasa sahip. Kaş, Likya Medeniyeti'nin mirası üzerinde kurulmuş küçük bir sahil kasabası. Cumbalı evleri, uzun çarşısı, limanı, dalış okulları, hoş muhabbetli mekanlarıyla tam bir Akdenizli. Kaş ve civarında bolca kral mezarı ve lahit mezar göreceksiniz. Kaş çarşı içindeki Aslanlı Mezar'ı önündeki fotoğraf çekme kuyruğu ile hemen fark edeceksiniz. Elbette tarihi Likya Yolu da bugün maratoncuların uğrak yeri.

KAŞ VE CUMHURİYET RUHU

Kaş’ta 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları bir gelenek. Sadece kutlamalar için ciddi sayıda yerli turist Kaş’a akın ediyor. Dönemsel olarak Kaş’ta bulunan yabancılar ise şaşkın ve ve meraklı şekilde izliyor hatta eşlik ediyor. Her yıl Kaş’ın meydanında uzun masalar kuruluyor. Yine meydanda kurulan sahneden Cumhuriyet kutlaması mesajları, marşlar ve konserler ile devam ediyor coşku ve eğlence. Öncesi elinde meşale ve bayraklarla kortej yürüyüşü ile başlıyor kutlamalar. Tam bir bayram havası esiyor. Sadece meydanda değil neredeyse tüm mekanlarda ve esnafın çarşı içine kurduğu masalarda aynı ruh devam ediyor. Kaş’ta 29 Ekim’de yer gök kırmızı beyaz. Atatürk posterleri, bayraklar, balonlar, marşlar ve gözler dolu dolu... Bu ritüelin arkasında yatan hikayede küçük farklar olsa da temel hikaye aynı. Cumhuriyet’in ilan edildiği haberi zamanın koşullarında biraz geç gelir buraya. Haber gelince masalar kurulur, yemeli-içmeli, şarkılı coşkulu bir kutlama yapılır. Bugün o coşku hâlâ devam ediyor, Kaş'ta Cumhuriyet heyecanla kutlanıyor.

SONBAHARDA KAŞ


23

SEYAHAT

ARALIK 2019

GEZİLECEK YERLER Likya Medeniyeti ve Antik Kentler: Kaş civarında Likya Medeniyeti'ni oluşturan pek çok antik kentin kalıntıları bulunmakta. Likya, antik kentlerden oluşmuş bir birlikmiş. Özgürlük ve bağımsızlıklarına son derece düşkün Likyalılarda soy anneye göre belirlenirmiş. Aynı milleten gelen 23 kentin oluşturduğu Likya birliği demokratik bir medeniyetmiş. Yani oy kullanıp seçim yapıyorlarmış. Patara, Xantos, Olypos, Phaselis, Myra bunlardan birkaç tanesi. Likya birliğini oluşturan kentlerin Antik kalıntılarından bazıları bugün ziyaret edilebiliyor. Bunlar içinde UNESCO Miras Listesi’ndeki Xantos Antik Kenti ile benim favorim olan Demre’deki Myra Antik Kenti’ni gezmenizi öneririm. Xantos: Xantos Likya’nın dini ve idari merkeziymiş. M.Ö. 545'te Perslere karşı büyük bir savaş verip kaybedeceklerini anlayınca kadınlarını ve çocuklarını öldürüp, evlerini yakıp intihar ederek yok olmuşlar. O sırada kentte bulunmayan 80 aile kurtulmuş. Kent böyle yok olmamış, tarihte bir başka büyük yangın ve Brütüs’ün şehre ele geçirmesi çabasında da ölümüne savaşmışlar. Sadece kilisesi, meydanı ve tiyatrosu duruyor. Giriş şartları ve farklı giriş kapıları gibi bilgileri içeren şehir haritası girişte var. Myra Antik Kenti: Likya dönemi mezarları, Roma dönemi tiyatrosu ve Bizans dönemi kilisesi ile ünlü. Kaya mezarları ve amfi tiyatrosu inanılmaz güzellikte. Xantos'a ve pek çok antik kente göre çok daha iyi durumda

ve korunmuş olduğundan daha etkileyici bir görüntüsü var. Kaleköy: Simena Antik Kenti olarak da bilinen ve karadan ulaşımı pek mümkün olmayan Kaleköy, Kaş Demre arasında bir noktada. Teknelerle denizden ulaşılabilen bir sit alanı. Sınırlı sayıda yaşam alanı, işletmesi ve birkaç pansiyonu var. Tekne turlarıyla Kekova Batık Kent gibi yerleri gezip koylarda denize girebilir, bir durak olarak da karşısındaki Kaleköy’e gidebilirsiniz. Bizim gibi Üçağız’dan tekne kiralayıp sadece Kaleköy’e gitmek isterseniz, işletmelerin iskelelerine yanaşan tekneden inip, yamaca kurulu bu küçük yerleşim yerinin labirent gibi birbirine bağlanan dik yollarından tepeye kadar çıktığınızda keyifli bir manzaraya kavuşuyorsunuz. Özellikle gün batımında manzara çok güzel. Kaleköy’ün kıyısında suyun içindeki Kral Mezarı etrafında fotoğraf çektirmek ya da sezonda kano kiralayıp gezmek de çok tercih ediliyor. Yalnız, işletmeleri bana biraz bakımsız ve özensiz geldi. Keşke daha temiz, daha hoş görünselerdi. Noel Baba: Noel Baba olarak bildiğimiz Aziz Nikola mucizelerin azizi, fakirlerin kurtarıcısı, çocukların ve denizcilerin koruyucusu olarak biliniyormuş. Patara‘da doğmuş, Demre’de ki Myra Antik kenti’nde piskoposluk yaptığı söyleniyor. Bu topraklarda doğup yaşamasına rağmen Haçlı Seferleri’nde kemikleri çalınıp İtalya'da Bari’ye götürülmüş. Demre’de bulunan St. Nicola Kilisesi turistlerin oldukça ilgi gösterdiği yerlerden biri.

PLAJLAR VE LİMANAĞZI Yazın Akdeniz’in suyu da sıcaktır. Ben pek tercih etmem ama Kaş nispeten serindir. Kasım ayındaysa deniz henüz soğumamıştı. Yüzey biraz soğuk ama derinler sıcaktı. Herkes son deniz keyfi peşindeydi, tabii ben de. Kaş’ın içinde Küçükçakıl ve Büyükçakıl denize girmek için iki plaj. Küçükçakıl’ın minicik ücretsiz çakıllı plajının sağ ve solunda farklı işletmelerin şezlong, restoran ve bar ortamından faydalanabiliyorsunuz. 29 Ekim ve sonrasını sezondan sayıp ücret belirliyorlar, mekanlar farklı harcama limiti talep edebiliyor. Seçim sizin. Bir de meşhur Kaputaş Plajı var. Kaş’tan Kalkan’a giden yol üzerinde hayli uzun bol basamaklı bir merdivenle iniliyor. Belediye işletmesi bir tesisle tuvalet, şezlong, soyunma kabini hizmeti vermeye başlamış. Ben eski bakir halini bildiğimden şaşırdım. Mecburi değil ama, istemezseniz çakıllara atın kendinizi. Ayrıca Kaş limandan, doldukça hareket eden teknelerle karşı kıyıdaki Limanağzı'na gidiliyor. Yan yana birkaç farklı işletme var, tekne sırası ile uğruyor. İstediğinizde inip plajından, kafe ve restoranından faydalanıyor, deniz ve güneşin tadını çıkarıyorsunuz. Bazısında bungalow tipi konaklama seçeneği var. Karadan Likya Yolu yürüyüşünden gelenler yamaçlardan gelebiliyor. Ama genel tercih teknelerle ulaşım yönünde.

su u ik s @hTaaylm AZ LM YI an

Sevgili okuyucular bu ayki fotoğrafımı Avrupa’nın en beğendiğim şehirlerinden biri olan Viyana’ya alçalırken çektim. 5 bin feet yükseklikten akşam saatlerinde piste yaklaştığımız anda Neusiedl Gölü tüm güzelliğiyle önümüze serildi. Avrupa’nın en büyük ikinci kapalı havzasının arkasında portakal rengini almış güneş, bulutların ardında güzel bir görüntü veriyordu. Mutlu yıllar!

5.000 FEET


24

KİTAP

ARALIK 2019

‘HER İÇKİNİN VE ORTAMIN ŞARKISI BULUNUR’ Ece ULUSUM

213 Kitapta yer verilen şarkıların sayısı

Kitabın içinde çizimlerin sticker’ları da var. Şu sıra bilgisayarlarda, defterlerde Zeki Müren veya Neşet Ertaş illüstrasyonunun sticker’ını görmeniz olası.

Ç

ilingir sofrası kurulurken müziğin sesi açılır, meye inceden eşlik eder. Kalabalıkken başka, yalnızken de başka duygulara dokunur. Dijital platformlarda bir sürü çilingir, meyhane ve rakı sofrası başlığında playlist var. Çoğu belli ki mesai harcanarak ve özenerek hazırlanmış. Hatta meyhaneler kendi playlist’lerini yayınlamaya başladı. Rağbet de görüyor... Spotify’ın oluşturduğu Meyhane Şarkıları playlist’inin de yaklaşık 102 bin takipçisi var. Bu listeler genellikle Türk sanat müziği çevresinde döner durur. Eh, yakışıyor da açıkçası. Ancak bu listelerin çeşitlenmesinin de vakti geldi. Bu konuda hem ufuk açıcı fikirler alabileceğiniz, hem de rakı masasında sıklıkla duyduğumuz şarkı ve türkülerin ardındaki hikayeleri öğrenebileceğimiz koleksiyonluk bir kitaptan faydalanabilirsiniz. Müzik araştırmacısı ve yazar Murat Meriç'in kaleminden, Anason İşleri Kitapları etiketiyle çıkan Hayat Dudaklarda Mey kitabında hikayelerin yanı sıra çizimler ve QR kodlar var. Bu kodlar sayesinde okurlar Spotify’daki parçalara yönlendiriliyor. Meriç bu konuda da Sony Music Türkiye’den destek almış. Tasarımı ve içindeki ilginç bilgilerle dikkat çeken iki ciltlik kitabın ileride çeşitli etkinlikleri olacak. Merakla bekliyoruz. Halihazırda bu bekleyiş sürerken biz de Murat Meriç’e merak ettiklerimizi sorduk. ❏ Bu kitap bir çeşit playlist ama arşivlenebilen, kalıcı bir playlist. Kitabın en başından beri böyle olması mı planlanıyordu? Evet, en başından beri asıl çıkış noktamız playlist’lerdi. Önce onları hazırladım, sonra onları oluşturan şarkıların hikayelerini yazmaya başladım. Arada küçük değişiklikler oldu elbet ama neredeyse hazırladığım listenin yüzde 90’ına sadık kaldım. Şarkıları DJ’lik ve radyoculuğumdan gelen bir özenle dizdim, dinleyen insanlara “Bu şarkı da nereden çıktı?” dedirtmek istemedim. Öyle söyleyeceklerse de farklı bir noktadan, “Aaa, bu şarkı da vardı!” cümlesini kurmalarına sebep olabilecek şarkılar seçmek istedim. ❏ Kitap kapağının hikayesi nedir? Sizce içerikle nasıl örtüşüyor? Kapağı, işlerini çok sevdiğim Arel Siviş çizdi. Kitabın içindeki portreler (Gaye Su Akyol’un çizdiği Müzeyyen Senar hariç) ve arada karşımıza çıkan küçük siyah-beyaz dokunuşlar da onundur. Kapak, içerikle tamamen örtüşüyor zira neredeyse kitapta anlattığım her türden müziğin icracısı ve dinleyicisi olabilecek insanlar bir çilingir sofrasının başına toplanmış, muhabbet ediyorlar. Arada da onlara eşlik eden bir


25

KİTAP müzisyen ve bir şarkıcı var ki o da benim hazırladığım listeleri temsil ediyor bence. ❏ Rakıya alaturka ve halk müziğinin iyi gittiğine dair genel bir algı vardır ancak siz rock, pop ve hatta indie sound'lu şarkılara da yer vermişsiniz. Bu konuda olumlu ya da olumsuz geri dönüş aldınız mı? Herhangi bir olumsuz durum yaşamadım. Henüz... Bu soruya böyle yaklaşmam mümkün elbette zira sanki olmaması gerektiğini düşünüyor gibisiniz ama bence tamamen rakıyla dinlenebilecek, çilingir sofrasındaki muhabbeti artırabilecek, ona katkı sağlayabilecek şarkılar hepsi. Şu ana kadar gelen eleştiriler daha ziyade “O şarkı niye yok, bu şarkı niye yok?” üzerinden ilerliyor… Bu da önü alınamaz bir eleştiri –ki seviyorum bunu– çünkü kitap sınırlı bir mecra. Belki ileride bunları da değerlendirerek yeni bir cilt eklerim… ❏ Hayali bir çilingir sofrası kursanız kimlerle kadeh tokuşturmak isterdiniz? Tek büyük hayalim var, Sait Faik Abasıyanık’la rakı içmek. Elbette mümkün değil, olamayacak. İzninizle, kitaptan (ve aramızda olmayanlardan) ilerleyeyim: Ahmet Kaya’yı Dario Moreno’yla yan yana getirmek, yanlarına Safiye Ayla’yı iliştirmek isterdim. Bu üçlünün konuşacak çok şeyi olmalı. Ben kenarlarına ilişir, dinlerdim. Zeki Müren’le rakı içmeyi istemezdim ama Zeki Müren şarkıları dinlemediğimiz bir çilingir sofrası eksik kalacaktır. Onun için onu da şarkılarıyla muhabbete katayım. ❏ QR kodlar Spotify üzerinden okurları şarkılara yönlendiriyor, merak ettim Spotify'la anlaşmanız oldu mu bunun için? Diğer dijital platformlarda da liste var mı? Spotify’la bir anlaşma yapmadık. Listeleri Sony Müzik Türkiye ile birlikte hazırladık ve sadece Spotify üzerinden yayında olan şarkıları seçtik. Arada benim çok istediğim ama Spotify’da olmayan kimi şarkılar listeye girdi; onlar için de bir arama önerisinde bulunduk. ❏ Kitapta 225 şarkı yer alacakken 213 şarkı yer almış. Neden? Çok basit bir sebebi var aslında. Tamamen benden kaynaklı: Kimileri yazım aşamasında listeden düştü. İstediğim sonuca ulaşamadığım, eksik kalan metinler oldu. O halleriyle okur karşısına çıksınlar istemedim, onları kitabın dışında bıraktım. ❏ İki kitap olmasının sebebi nedir? Tek kitapta toplanabilir miydi? Elbette toplanabilirdi ama ‘ağır’ olurdu. Elde durmazdı. Bunu düşünerek iki cilt yapmayı tercih ettik. Açıkçası daha fazla şarkı çıkarmak ya da maddeleri kısaltmak işime gelmedi. En iyi çözüm buydu. ❏ Kitabın bir konser turnesi ya da özel bir gece etkinliği olabilir mi? Olacak. Henüz detayları belli değil ama yakında açıklayacağız. ❏ Araştırmalarınız süresince karşınıza çıkan en ilginç haber, bilgi ya da detay

ARALIK 2019

557

İki ciltlik kitabın toplam sayfa sayısı

neydi? O kadar çok var ki! Kitabı yazarken sahiden çok şey öğrendim. İlla ki bir şarkı adı söylemem gerekirse, çok sevdiğim Kimseye Etmem Şikâyet’in altında yatan hikayeyi anmak isterim. Bir kadının var oluş hikayesi bu ve bugün yaşadıklarımızla çok örtüşüyor. Meraklısı bulsun, okusun, ne demek istediğimi anlayacaktır. ❏ Tarih Öncesi Fasıl başlıklı bölümde Huysuz Virjin var. Listenize girmesine hem sevindim hem de şaşırdım. Listeye girmesine nasıl karar verdiniz? Kendisine kitabı ulaştırdınız mı? Memleketin ilk pop ürünleri kantolar. Pop tarihini yazarken onları görmezden gelemezsiniz. Huysuz Virjin, kantoyu yeni bir hatta sokan isimlerden. Olmasaydı eksik kalırdı. Bunun için, kitapta ondan söz ediyor olmam şaşırtıcı değil. Kendisine kitabı henüz ulaştıramadık ama kitapta adı geçen bütün sanatçılara kitabı ulaştırmak gibi bir hedefimiz var. ❏ Yeni nesil isimler de var. Bu isimleri seçim sürecinde ne gibi kriterlere baktınız? Tamamen öznel ilerledim. Yakın dönemde dinlediğim, sevdiğim isimlerin bir kısmını kitaba alabildim. Kalben’den Adamlar’a burada olmasını istediğim çok isim vardı, olmadı. ❏ Rakı dışında başka içkilerle eşleştirebileceğiniz parça listesi de olur mu? Mesela viski... Elbette. Her içkinin, her ortamın kendi şarkısı bulunur. Viski bana Amerikan ve İngiliz folk müziğini çağrıştırıyor. Başkasına başka bir türü çağrıştırabilir ama. Müzik göreli bir şey ve ben tek türde kalmayı sevmeyenlerdenim. Rakının yanında Bruce Springsteen de dinliyorsam, bundan. ❏ Yeni projeler olacak mı? Şimdilik bana kalsın ama yakında bu kitapla alakalı başka projelerle karşınıza çıkacağım.

Kitaptaki bölümlerin başlıklarının bir kısmı şöyle: Mercek: Zeki Müren, Alaturka, Tarih Öncesi Fasıl, Mercek: Müzeyyen Senar, Yeni Fasıl, Arabesk, Mercek: Neşet Ertaş, Halk Müziği, Yeni Nesil Son Fasıl.

Murat Meriç


26

ARAŞTIRMA

ARALIK 2019

Çağatay YILMAZ

H

ALATURKA MÜZİK FASILLARDA MI KALDI?

ep derler ya önce kendi müziğini dinle ve sev diye. İyi, hoş sevelim de bunun için üreten tarafa da iş düşmez mi? Yıllar yılı aynı şarkılar arasına sıkışmış, kendine yeni jenerasyona ulaşabilmenin yolunu ancak fasıl sofralarında bulmuş Türk sanat müziği ya da diğer deyişle alaturka müziği kucaklamak için ne yapılıyor? Bir baktık, çeşitli sanat dallarının, hatta farklı müzik türlerinin özel günleri var, örneğin Uluslararası Caz Günü... Dünya çapında kutlananlar var. Türk sanat müziğinin neden böyle bir günü olmasın? 2012’de müzisyen Onur Akay, alaturka müziğin demirbaş kanalı TRT Müzik’e bağlanıyor. Aklında aynı soru var. Canlı yayınlanan Meşk Zamanı programında, Zeki Müren'in doğum gününü Türk sanat müziği günü yapmayı öneriyor. Yani 6 Aralık... Stüdyoda alkışlar, fonda Zeki Müren fotoğrafları dönüyor, programın sunucusu Arif Özgülüş’ün gözleri dolu… Sonrası, 'inleyen nağmeler'. Akay'a sorduğumuzda şöyle diyor; “Hem Zeki Müren’in doğum gününe hem de Türk sanat müziğine gençlerin dikkatini çekmek için yaptım.” Aradan geçen yıllarda bazı etkinlikler düzenleniyor, 2017’de Türk Hava Yolları, Zeki Müren’in meşhur paraşütlü sahnesiyle Türk Sanat Müziği Günü'nü kutluyor. Ama büyük çaplı etkinlikler yapılmıyor bir türlü. Ana akım medyanın aklına da Google 2017’de sanat güneşimizin doğum gününü bir doodle’la kutlayınca geliyor ancak. O haberlerde de özel gün ilanına dair ya hiç bir şey söylenmemiş ya da 1-2 satırla geçiştirilmiş. Bu özel günü kimler kabul etmiş ya da UNESCO'ya başvurulmuş mu diye araştırdık ancak karşımıza sonuç çıkmadı. Pek de yaygın değil anlaşılan. Bunun üzerine Akay, “Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın, TRT’nin ve Türk sanat müziği sanatçılarımızın bu güne etkinliklerle ve konserlerle dikkat çekmesi gerek” diyor. Son yıllarda türe dair duyduklarımız ve yapılan haberler, hayatını kaybeden veya zor durumda olan icracılardan ibaret kalıyor genellikle. Bir düşünün. En son ne zaman 'Türk sanat müziği' dinlediniz? Anason kokmayan bir ortamda diye sınırlarsak bu tarih ne kadar değişir? Türe neden böyle bir isim verilmiş, diğerleri sanat değil mi diye merak ettiniz mi hiç? Bu, bitmiş bir tür mü acaba? Öncelikle söylemek gerek, türün bittiği yok. Dijital müzik platformlarında yüz binlerce takipçisi olan playlist'ler var, biletleri tükenen konserler yapılıyor ve hâlâ canlı yayında korolar şarkılar söylüyor. Ancak popülerliğinin eski günlerde kaldığı da aşikâr. İcracıların film yıldızı olduğu, konserlerinde izdiham yaşandığı günlerden

bu yana ne değişti diye bir bakınca da karşımıza beklenmedik bir kaos çıkıyor. Tarza gönül verenlerin anlaşamadığı çok konu var. Türün adı bile dahil buna. ‘Türk sanat müziği’ denilmesi bir kısmın kulağını tırmalıyor. ‘Klasik Türk müziği’ ya da doğrudan ‘Türk müziği’ demeyi tercih ediyorlar. Müzisyen Dilek Türkan da bu isimlerden, “Sonradan çıkan bu ismin nereden geldiğini söylemek gerekirse, bu müziğin popüler olduğu yakın bir dönemde bazı icracıların uydurduğu bir isimdir. Doğru ifade şekliyse ona Türk müziği demek. Her müzik sanatsa bu isim karmaşaya neden oluyor” diyor. Öte yandan hangi eserin alaturka olduğu da muallak... Belirleyici özelliğin makam kullanımı olduğu konusunda fikir birliği var. Ancak Arap ve İran müziklerinde de benzer makamlar kullanılıyor. Kimi batılı müzikologlar, tarzın aslında Arap müziği olduğunu söyleyecek kadar ileri gidiyor. Fikir ayrılıkları eserlerin sınıflandırılmasında da devam ediyor. İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı Öğretim Görevlisi Nurullah Ataş konuya teknik bakıyor, "Bir esere Türk müziği eseri diyebilmemiz için makamsal bir yapıya sahip olması gerekir. Türk müziğinde kullanılan usul ve formlara uygunluğuna bakılır. Seslerin dizilimi ve icra tavrı da önem taşımaktadır” diyor. Türkan da hemfikir ama o olaya daha duygusal yaklaşıyor, “Bu müzik İstanbul’un müziği. Duyduğunuz anda İstanbul’un sokaklarında dolaşır ve şehrin havasını solursunuz.”

MAKAM MESELESİ

Tarzın belirleyicisinin makam kullanılması olduğuna dair bir fikir birliğine varılmış. Ama o konuda da karışıklıklar var. Sayısı net değili her kaynakta farklı bir sayı var. Kimisi 600’e kadar makam adı sıralıyor, Hüseyin Saadettin Arel ise çalışmalarında bu sayı 500 civarında. Ancak bunların da büyük bir kısmının örneği kalmamış. Yeni makam üretilmesiyle ilgili tartışmalar da sürüyor. "Mümkün değil" diyen de var, yeni çalışmalar ortaya koyanlar da. Örneğin Onur Akay, alaturka müziğe üç makam kazandırdığını iddia ediyor. “Müstear’lı Nikriz, Müstear’lı Hicaz, Zirgüle’li Pençgâh isimli 3 bileşik makam buldum, terkib ettim, takım besteledim ve örnek eserlerle tanıttım. Eğer ben Osmanlı döneminde yaşasaydım Saray’dan çok fazla altın alırdım” diyor. Müzik araştırmacısı ve yazar Murat Meriç’e göreyse yeni makamlar yüzlerce yıldır çıkmıyor. Nurullah Ataş, yeni makamlarda bir sakınca olmadığını söylese de uyarıyor, “Makam terkib etmek, sadece yeni bir ses dizisi oluşturmak değildir... Makama has bir karakterin,


27

ARAŞTIRMA

hissiyatın ortaya çıkması makamın kabul görmesi açısından önem taşır. Önemli olan, müziğe yeni bir ifade katıp katmadığıdır.”

'YOZLAŞMAYA EN BÜYÜK SEBEP TRT'

ARALIK 2019

600

Makam sayısı konusunda

kaynaklarda fikir ayrılıkları var. TRT’nin Türk müziğine katkısı, özellikle Kimisinde 500 kimisinde 600 konservatuarların kurumsallaşmasından önce yazıyor. daha belirgin görülebiliyor. Adı yad edilen, usta olarak gösterilen hemen her çalınan cover parçalarda olduğunu düşünenler ismin yolu bir şekilde TRT’den var. Ataş’ın uyarıları var: "Günümüzde, Türk geçmiş. Yaygın adıyla, Türk sanat müziğinin farklı anlayışlarla icra edilmesi müziği denince akıllara ilk TRT moda oldu. Türk müziğinin başka müzik geliyordu. Ancak son yıllarda bu türleriyle bir araya getirilmesiyle yeni eserler da değişiyor. TRT’de bu türe ait ortaya koyma çabaları hoş karşılanabilir. program sayısı azalıyor, araştırma ve derleme çalışmaları da azalıyor. Ataş, Fakat, eski bestekarlara ait eserlerin düzenleme bunu anlayışın değişmesine bağlıyor. adı altında değiştirilmesi çok doğru değil. Önemli ve zor olan geleneğin içinde bir “TRT’deki müzik anlayışının tamamen değiştiğini söylemek yanlış yenilik yapabilmek. Müziğimizi tanıtma amacı varsa bunu, başka müziklere benzeterek olmaz. Bu anlayışın değişmesindeki en önemli faktör, özel televizyonlarda yapmamalıyız. Müziğimiz ancak Avrupa müziğine benzediğinde dünyadaki yerini olduğu gibi TRT’nin de reyting bulacak anlayışından kurtulmamız gerek...” kaygısına düşmesidir. Bu da, icra Nihayetinde cover dışında da üretimler kalitesinden ziyade görüntünün ön var. Meriç de ona değiniyor; “Alaturka, form plana çıkmasına sebep olmaktadır.” değiştirir ama ölmez zira günümüzde Münip Türkan daha da ileri gidiyor, “Bu Utandı, Güzin Değişmez gibi eski usulü müzikteki yozlaşmaya en büyük sürdürenler, İncesaz gibi ‘yeni’ dokunuşlarda sebep TRT'dir bana göre. Bir bulunanlar var.” zamanlar otorite iken şimdilerde bundan çok uzak bir anlayışa sahip” ALATURKA FESTİVALİ LÜTFEN! diyor. Araştırdıkça muallakta olan birçok soruyla karşılaşıyorum. Fakat tüm bu görüşlerin FASILA SIKIŞMAK sonunda çözümün, Türk 'sanat' müziğinin Tüm bu tartışmalar sürerken, bu türde yeni parçalar üretmek ya da icra yeni kitleler kazanması ve sürekliliğini devam etmesi için nitelikli festivaller gerek. alanlarını geliştirmek geride kalmış En önemlisi de farklı icracıları bir araya gibi görünüyor. Keza yeni eserler getirebilmek. Aslında İTÜ gibi müzik eğitimi hemen her yıl daha da az üretiliyor, veren üniversiteler, korolar ve bazı topluluklar olanlar da kitlelere ulaşmıyor. Neden mi, sonuç mu bilemiyoruz çeşitli etkinlikler düzenliyor. Ama duyuru ve kapsam konusunda sorunlar yaşıyorlar. ama alaturka müzik, muhabbet Nurullah Ataş’a göre bilinçli bir durum var, edilirken arkada çalınan ‘fasıl’ “Medya ve ticari kuruluşlarının, bankaların ortamlarına sıkışıp kalıyor. Farklı veya sanat vakıflarının caz, klasik Avrupa alanlarda yapılan konserler de, müziği gibi farklı müziklere gösterdiği biletlerin tamamı satılsa bile sadık ilginin yanında Türk müziğine karşı kayıtsız kitle dışında kendini duyuramıyor. kalmaları düşündürücü. Bunun bilinçli Bu noktada ortak görüş, fasılın bir politika ve halen kendi değerlerimizle yanlış algılandığı ve yapıldığı barışamamamızın bir sonucu olduğunu yönünde. Bu konu hakkında Ataş, söyleyebiliriz" diyor. “Fasıl, farklı formlardaki eserlerin Haberin çıkış noktası olan Türk Sanat belirli bir düzen içerisinde icra Müziği Günü'nün fikir babası Onur Akay’a edilmesi anlamına gelir. Günümüz göre belediyeler öncü olmalı, “Her yer yıl 6 eğlence mekanlarında yaygın olarak kullanılan ‘fasıl’ kelimesi, anlamından Aralık'ta bir festival yapılabilir. Belediyelerin bu konuda öncü olması gerekiyor. Özellikle saptırılmış vaziyette” diyor. Türkan Ekrem İmamoğlu’na bu konuda seslenmek da, “Bugün fasıl müziği bile tam istiyorum” diyor. Dilek Türkan da festival anlamıyla yok. Dejenere ve arabesk yapılması görüşünü destekliyor ve “Bir Türk bir anlayışla var maalesef. Sebebi de yine yanlış icralar… Büyük salonları müziği festivali kesinlikle yapılabilir. Festival doldurmakta güçlük çeken bu müzik düzenlemek, büyük kitlelere ulaştırmak gerekiyor bu müziği. Bunun için de üretimini sadece muhabbet edilen ortamlara piyasaya göre yapan değil, ürettikleriyle taşınmaya çalışılıyor. Orada da piyasaya yön veren kaliteli sanatçıların sanattan bahsetmek ayıp oluyor artması gerek." Her halükarda, Türk haliyle” diyor. müziğinin varlığı sürüyor. Bir şeyler yapmak 'GELENEĞİN İÇİNDE gerektiği aşikâr ama. Kim bilir, belki yakında YENİLİK YAPMALI' kendimizi özenilmiş sahne tasarımlarıyla, Söz konusu belirsizliğin ud workshop'larının verildiği kocaman bir çözümünün yeni yorumlarla veya festival alanı içinde tanıdık bir besteye eşlik tamamen başka türlerle birleştirilerek ederken bulabiliriz…

Alaturka müzik denince akla ilk gelen isimlerden Zeki Müren. Türk Sanat Müziği Günü'nün çıkış noktası da Müren'in doğum günü olması. 88'inci doğum yılında kendisini sevgiyle anıyoruz.


28

GÜNCEL

ARALIK 2019

'Felaket' ünlü müzisyen

Ece ULUSUM

B

ZEYNEP BASTIK

ugünlerde telefonuma şu mesajlar çok gelmeye başladı: "Zeynep Bastık numarası var mı?", "Zeynep Bastık konserine davetiye var mı?", "Zeynep Bastık röportajı için kime gidelim?" Yorumlar da var, "Cover'dan başka bir şey bilmiyor..." Öğrendiğime göre ne davetiye ne de röportaj konusunda olumlu dönüyormuş. Neden dönsün ki? Geleneksel tanıtımlara ihtiyaç duymuyor en nihayetinde. Merak ettim, en başından oturup yayınlanmış tüm haberlerini okudum, videolarını izledim. Anlaşılan hızlı ün onu magazin dünyasının yapışkan dünyasına çekmiş. Zeynep Bastık'la müzik hayatına dair konuşan pek kimse yok. Cover'da parçaları neye göre seçiyor, telifleri nasıl hallediyor, Birlikte Güzel'in kariyerine katkısı, Mustafa Sandal tutkusu, söz yazarlığı tarafı, bağımsız müzisyen olmanın dezavantajı var mı... Cevabını bilmediğim ve çok da merak ettiğim konular. Ama yerel seçim hakkında fikrini, taklit yeteneğini, dövmelerini, aşk hayatını, evlilik tarihini ve don rengini öğrendim şükür. "Magazine alışamadım" dese de anlaşılan dinleyicileri bunları merak ediyor. Bastık'ın müzikal tarafını ve geleneksel PR olmadan işini nasıl yürüttüğü üzerine araştırdık.

'VALİZİMİ ALDIM, YOLA ÇIKTIM'

Bastık'ın ailesinde müzisyen genleri var. Anneannesi Türk halk müziği sanatçısı, dedesi bağlama üstadı ve teyzesi konservatuvarda öğretim görevlisi. Kendisi alaylı, konservatuvar ya da üniversite geçmişi yok. İzmir'de 18 yaşında Jackpot adındaki amatör grubuyla şarkılar söylerken, pop müzisyen Murat Dalkılıç'a Ege turnesinde back vokallik yapmaya başlıyor. Geçen Temmuz'da Hürriyet Pazar'a verdiği röportajda şöyle konuşuyor: "Pop müziğe aşina olmadığım için şoke oldum. İlk sahnemiz Çeşme’deydi, bir gece önce lise arkadaşlarım dinliyordu, bir gece sonra büyük bir ünlü tayfasının karşısındaydım. Sonra

1.4 milyon

Geçen ayki Spotify dinleyici sayısı

Dalkılıç’la Lüzumsuz Savaş şarkısını yaptık. Ve bütün orkestra İstanbul’a taşınma kararı aldık. İki valizimi aldım, yola çıktım." Bu arada 2012 çıkışlı Lüzumsuz Savaş şarkısında kendisinin tarzı ve ses tonu epey Fatma Turgut'a benzetilmiş. Ben de benzettim. Özgün olamasa da bu parçayla sektörde adını duyurmuş oldu. Pop camiasında back vokal olarak adını duyursa da, farklı ve ilginç bir projede yer alıyor Bastık. 7 yıl sonra birlikte Bırakman Doğru Mu? parçasını çıkaracağı Anıl Piyancı, Grogi ve Red ile 2012'de Delil Yok şarkısını seslendiriyor. Rock müzik yaparken, pop'la yoluna devam edip arada rap dünyasına göz kırpmış. Esasen bugün de farklı değil izlediği yol. Delil Yok şarkısında alışık olduğumuzun dışında bir Zeynep Bastık sesi var. Seslendirdiği şarkıların ruhuna uygun karaktere bürünebiliyor ve sesine uygun yönü verebiliyor. Kariyerini pop türünde inşa etme çabası devam ediyor ve 2014 Fırça adlı slow bir parça ve klip yayınlıyor. İstediği ilgiyi yakalayamıyor zira diğer pop müzisyenlerden onu ayıran pek

bir şey de yok. Bu süreçte özel davetlerde, küçük mekanlarda canlı müzik yapmaya devam ediyor. Müzik sektörüne giren birçok isim gibi dizi-film dünyasına da giriyor, küçük birkaç deneme yapıyor. 2015'te Adı Mutluluk dizisinde kendine dinleyici kitlesi ediniyor. 2017'de biraz da gençlik dizilerinin popülerliğinin etkisiyle, Şahaneyim şarkısını bir kliple yayınlıyor. Fırça kadar ilgi görmüyor... Canlı müziğe ve pop müzisyenlerle back vokalliğe devam ederken sosyal medya fenomenleriyle yolları kesişiyor. Dönemin Vine fenomenlerinden Hakan Hepcan'la dostlukları, eğlenceli tweet'lerine yansıyor. Angie gibi popüler mekanlarda sahne alıyor, sosyal medya dünyasından isimlerle iyice kaynaşıyor. Belki de kırılma noktalarından birini o dönemde yaşamış olabilir. Daha sonra, günümüz makyaj vlogger yıldızı Danla Biliç'in doğum günü partisinde sahne alıyor, yıldızların dostu işletmeci Mert Vidinli'yle arkadaş oluyor ve YouTube dünyasına iyiden iyiye giriyor. 15 Kasım 2018'de kendi YouTube kanalını açıyor. Açıklamasındaki metni olduğu gibi aktarıyorum: "Merhaba ben Zeynep Bastık. Bilmeyenler için özetle; hayatımın hatırı sayılır zamanlarından beri şarkı söylüyorum ve artık bu işi canlı canlı kendi evimin terasında, bir zaman sonra belki bir şömine başında, farklı konseptlerle, eşimi dostumu ağırlayıp onları da bu işe alet ederek yapıyoruz. Umarım keyif alırsınız, birlikte eğleniriz." Bastık, meşhur kahverengi koltuğunda yalın ayak oturarak popüler şarkıları seslendiriyor, birden fenomene dönüşüyor. Burada kafamı kurcalayan şey şu, YouTube'da onlarca Sezen Aksu, Ezhel, Mustafa Sandal cover'ı arasından keşfedilmek inanılmaz zor. Bu noktada erkek arkadaşının sahibi olduğu influencer pazarlamasında öncü dijital ajans Hypers'ın etkisi olduğunu düşündük. Çekim teknikleri, kurgulamalar, doğru SEO teknikleri, Hypers'ın çalıştığı sosyal


29

GÜNCEL medya ünlülerinin paylaşımları ve desteklerini göz önünde bulundurarak söylüyoruz. Bir röportajında kanalı için "Patlamak için tasarlanmış bir proje değildi. Evimde, arkadaşlarımla sevdiğim şarkıları söylediğim, iddiası olmayan ama özenilmiş bir işti. Hâlâ da öyle. Erkek arkadaşım Tolga (Akış) dijital dünyaya hakim, zaten işi bu. Onun ekibi, iyi ses sistemi, doğru şarkılar, çıplak ayaklar, kendi evimizde çektiğimiz videolar... Bu bileşenlerle şarkılar sevildi" diye olayı özetliyor. Kendini de müzisyen değil, içerik üretimi yapan şarkıcı olarak tanıtıyor. Bir ek, söz konusu dijital planlamalar bir hile değil, kitleye ulaşmanın bugün en doğru yolları. Hatta başka müzisyenlerin de acil çözmesi gereken bir sistem...

'O BİR YOUTUBE FENOMENİ ESASEN'

YouTube içerikleriyle popülerleşen şarkıcı, Hypers'ın içerik ürettiği firmalardan Anadolu Efes projelerinde görülmeye başlanıyor. Birlikte Güzel ve Malt Kafası etkinlikleri gibi markanın sponsorluk verdiği içeriklerle sesi birçok kişiye ulaşıyor. Kendi kanalında Ezgi Mola, Aslı Bekiroğlu, Berkay gibi isimlerle düetler yayınlıyor. Bazen backstage vlog'ları da yayınlıyor. Ve ardından Açık Koltuk adında onun kitlesini canlı tutacak, müzisyenlerin onun kanalı için üretim yapacağı ve onlara fayda sağlayacağı bir proje başlatıyor. Bugün söz konusu koltuk, Bastık kadar ünlü... Bu konuda müzik yazarı Tolga Akyıldız Hürriyet'teki 31 Ağustos tarihli köşesinde şöyle diyor: "Sırrı, dijital dünyada müzisyen olmanın stratejik gerekliliklerini çok iyi özümsemiş olması. Tabiri caizse araştırma konusu olabilecek düzeye gelmiş bir YouTube fenomeni esasen... Önemli sırrı, dijital dünyada müzisyen olmanın stratejik gerekliliklerini çok iyi özümsemiş olması. Çok özel bir ses ve yorumcu olduğundan YouTube ortamında yayımladığı cover parçaları; o şarkıların yayımlanma periyodu; kendine uygun parça seçimleri ve ‘İyi bir cover nasıl olur’ sorusuna cevaben kendinden kattıklarından söz ediyorum." Bastık'ın en çok dinlenen parçası Ezhel'in Felaket'i. Malt Kafası ile çoğu kişinin önüne sponsorlu video içerik olarak düşse de insanları yakaladı. Bugün YouTube'daki görüntülenme sayısı 64 milyona yaklaştı. Ezhel'in Felaket'iyse 36 milyonda. Bu parça o kadar tuttu ki kimi köşe yazarları onun şarkısı sanıp uzun uzun hakkında yazdı. Felaket yazınca Google'a ilk çıkan içerik de elbette Bastık'ın videosu. Hal böyle olunca bir PR planlamasına da ihtiyaç olmadı. "Benim basın danışmanım bile yok" diyor Zeynep Bastık ve devam ediyor, "PR yaptırmanın amacı ünlü olmak değil mi? Ben ünlü olmak isteseydim, 26 yaşında genç bir kadın olarak çok başka yollar seçerdim. Benim amacım ünlü olmak değil, kendi müziğimi kitlelere duyurmak. Şöhret bunun sadece bir getirisi olabilir. Bu da istemeyeceğim bir şey değil." PR'ın amacı müzisyenin görünürlüğünü sağlamak, ona itibar yaratmak. Bunu Hypers zaten üstleniyor, adına basın danışmanlığı denilmese de... Öte yandan toplumun önemsediği konularda doğru ve içten adımlar attı. Gelirlerini ihtiyaç sahibi olan isimlere bağışladığı konserler yaptı. Sempatik kız, duyarlı duruşuyla da iyice benimsendi. Bu sayede yazılı, görsel ve dijital basında boy boy yer aldı.

ARALIK 2019

'VERİMLİ BİR DUVARA YASLAMIŞ OLDU SIRTINI'

Herkesin bildiği bir isim oldu, geçen ay da Harbiye Açıkhava'da Gergedan Yapım ve Hypers organizasyonuyla konserler verdi. Harbiye'ye dansçılarla çıktı. 2.5 saat boyunca kimi zaman dans ederek kimi zaman da koltuğunda performans sergiledi. Protokolde fenomenler, ünlü müzisyenler... Harbiye Açıkhava, müzik endüstrisinde kendini kanıtlamış isimlerin çıktığı bir mekan. (Ses sistemi çok eleştirilse de.) Yıldızı çok yeni parlamış bir ismin orada sahneye çıkıyor Malt Kafası olması kimilerini kızdırdı, kimilerini de projesinden bir kare. yüreklendirdi. Zaten artık o gazino kuralları tadı veren normlar yıkıldı. Talep varsa sahne de var. Nihayetinde Zeynep Bastık'ın tüm konser biletleri kapış kapış gitti. Harbiye performanslarıyla iyice ünlü oldu. Sektörün yıldız isimleriyle aynı masaya oturdu, düetler yaptı. Hatta bir konseri sırasında “Çocukluğumun starı, hâlâ 18 yaşında gösteriyor, bayılıyoruz, hastasıyız” diyerek sahneye Mustafa Sandal'ı davet etti. Birkaç hafta sonra da ikilinin Mod şarkısı yayınlandı. Sandal'la yaptığı düet ona bir seviye atlattı. Savaş Özbey köşesinde "Türk müzik camiası da Türk aile yapısı gibidir. Başında bir büyük olmayınca, hızlı parladığın gibi çabuk sönersin. Bakınız: Sertab Erener, Levent Yüksel ile Sezen Aksu... Hatırlayınız: Demet Sağıroğlu, İpek Açar ile Kayahan... Sadece bu düet için değil, bundan sonrası için de verimli bir duvara yaslamış oldu sırtını" diyor. Öte yandan yılın en iyi çıkış yapan kadın sanatçıları arasında aday gösterilmediği için sosyal medyadan ateş püsküren, Bastık hayranı bir Demet Akalın da var... Akyıldız da Özbey'e benzer bir yorum yapıyor, "Kendi şarkılarını söylemenin yanı sıra cover okumayı tercih ettiği isimlerle böyle yeni düetlerde buluşması da şahane ve paralel bir yol olabilir kariyeri açısından." Şimdi asıl mesele bundan sonra ne yapacağı. Cover parçalarla devam edemeyeceğine inanan yaygın bir kesim var, biz de onlardanız. Enerjisi yüksek, dijital dünyayı bu denli iyi tanıyan ve doğru zamanda doğru adımlar atan bir şarkıcı acaba kimsenin bilmediği şarkıları insanların diline dolayabilir mi? Yakın zamanda bir albümü olmayacak besbelli. O da tekli yaparak listelerde kalmanın gücünü kullanıyor. Bunu kendi de söylüyor. Canlı sahnesini merak edeniniz varsa Bastık 7 Aralık’ta Bostancı Gösteri Merkezi’nde sahne alacak. Eh, bilet fiyatları bir nebze artmış. Daha da artacaktır. Yazıyı onun sırrını sorgulayanlara verdiği cevapla bitirelim, "Ben şarkıların değil, seyirciyle oluşturduğum ilişkinin ekmeğini yiyor YouTube'da aldığı görüntülenme saysı olabilirim."

444.100.000

Murat Dalkılıç'la bir televizyon progamında.

Bu yılki Brandweek'te başarı hikayelerini çift olarak anlattılar.


30

RÖPORTAJ

ARALIK 2019

'Farkındalık konusunda bir illüzyon yaşıyoruz' Zeynep BEŞERLER

M

Burak Özdemir

itolojik dünyadan etkilenerek oluşturulan Hermes projesi 16 Kasım'da Borusan Müzik Evi'nde sahnelendi. Seyircinin ayaklarını yerden kesen bu projenin altında, elektronik müziği barok müzikle birleştirme kabiliyetiyle övgüler alan Burak Özdemir var. Özdemir'le konserini, Hermes'in müziğine etkisini ve gelecek projelerini konuştuk. ❏ Konser nasıldı? Konserin ilk dakikalarinda seyirci, sahnede olup bitenleri gözlemliyordu. İlerleyen dakikalarda seyirci farkına varmadan kendini doğaüstü bir seremoninin ortasında buldu. Eserin sonuna doğru seyirci ritim tutmaya başladı. Bir noktada sahneyle seyirci arasındaki görünmez duvar yıkıldı. Eser bittiğinde insanlar birbirine sarılıyordu. ❏ Barok enstrümanlarıyla elektronik müziği harmanlama fikri nasıl ortaya çıktı? İki büyük tutkum çocukluğumdan beri hep paralel ilerledi; elektronik müzik ve barok. 2005’te İstanbul Caz Festivali’nde fagot ile elektronik müziği buluşturduğum projem Vintage Keys ile sahne aldım. 19 yaşımda İş Bankası Genç Yetenekler Yarışması'nı kazandım, resital sonrası ikinci annem Zeynep Hamedi ile tanıştık. Asım Kocabıyık Vakfı ile Berlin Sanat Üniversitesi’nde barok müzik eğitimi aldım. Juilliard’da müzik teknolojileri üzerine doktora yaptım. Mezuniyet projem elektrobarok operam Fuga, New York’ta sahnelendi. 2010’da Borusan konuk şef projesi konserim için sevgili Rahmi Koç ile Lütfi Kırdar Kongre Sarayı'ndayken Zeynep Hamedi ile kuliste sarıldık. Asım Kocabıyık Vakfı'nı ve Borusan Ailesi'ni o zamandan beri her zaman yanımda hissettim. 2008’de Musica Sequenza’yi kurdum. Sampling Baroque projemizi İstanbul Müzik Festivali’nde sahneledik. 10 yılı aşkın süredir barok ile elektronik müziği birleştiren projelerle dünya sahnelerinde yer alıyoruz. ❏ Hermes'in sizin için anlamı nedir? Hermes projesinin esin kaynağı aynı isimli Yunan tanrısı... Tasarımcı Daniel Mulder ile projenin görselleri ve kostümlerini geliştirdik. Hermes kostümünü giydiğimde etkisi altına giriyorum ve bana güç veriyor. Hermes adeta konserde bizi gücü altına alıyor, müziğime bir vücut oluyor. Dijital sanatlara olan ilgim çok yüksek, ancak teknolojiyi kuru buluyorum. Hermes gibi multi-medya projelerinde teknoloji sanki hayat buluyor. İçinde sanat olmadan tüketilen teknolojide bir eksiklik görüyorum. Öte yandan müziğin biz insanlar üzerindeki etkisi, binlerce yıllık tarihi boyunca sırrını koruyor. Evren neden bize böyle bir hediye bıraktı, belki hiçbir zaman cevaplayamayacağız.

❏ Bu konser doğaçlamaya çok açık. Her performans birbirinden farklı mı? Hermes’in yazılmış bir koreografisi yok. Ben dans ettiğimin pek farkında olmuyorum. Konserde farkındalık konusunda bir illüzyon yaşıyoruz. Her performans öncekinden farklı oluyor. Eserin belirli bölümleri doğaçlamaya açılıyor. Bu bölümler yapılandırılmış doğaçlama... Atmosferik, gürültü, kargaşa, derin, hafif, ıslak, kuru, şeffaf, mat, parlak, itici, absürt, komik, korkunç gibi sıkça kullandığımız müzik terimleriyle doğaçlama pasajlarının genel rengini belirliyoruz. Ancak sahnede sanatçıların birbirleriyle olan iletişimi de doğaçlama pasajlarının yapısal gelişiminde büyük rol oynuyor. ❏ Bu bir seriye dönüşecek mi? Hermes bir quadrolojinin ilk basamağı. Devas şu an yazım aşamasında olduğum ikinci bölüm. Ocak'ta Almanya’da kayıtları gerçekleşecek ve 2020 yazında piyasaya çıkacak. Devas, Hindistan tanrılarından ilham alan çok renkli bir proje. Musica Sequenza’nin yaylılarının yani sira, sitar, tabla, shehnai ve pakhavaj gibi yöresel Hint enstrümanlarının da kullanıldığı projede melodik tekno, ambient, avangart gibi elektronik müzik türleri, geleneksel Hint müziğiyle buluşuyor. Afrika tanrılarını işleyen üçüncü bölüm Orishas 2021’de, son bölüm olan Di Inferi ise 2022'de hayata geçirilecek. ❏ Bundan sonra planlarınız neler? Musica Sequenza’nin 2019/20 sezonu oldukca renkli. Devas’ın dışında Opium, Morphine ve Inferno gibi yeni prodüksiyonların prömiyerleriyle dinleyicilerimizle buluşacağız. 23 Mayıs 2020’de İsviçre'deki Uluslararası Bach Festivali’nde yeni projemiz Opium'un (Afyon) dünya prömiyerini gerçekleştireceğiz. Çağdaş sanatçıların kısa süreli sergilerine ev sahipligi yapmanın dışında fazla bir aktivitenin yer almadığı Kammgarn Müzesi, önümüzdeki birkaç yıl sürecek bir restorasyona giriyor. Bu tarihi değişiklik gerçekleşmeden önce, İsviçre Kültür Bakanlığı ve Uluslararası Bach Festivali, müzedeki Joseph Beuys’un katında bir eser sahnelemem için bana bir eser siparişi verdi. Opium eserim için müze binasına bir radyo anten kulesi inşa ediliyor. Konseri kulaklıklarla dinleyecek olan seyirci, müzeyi bir sergi gibi gezerken, canlı seslendirilen müzik performanslarına tanık olacak. Projede kapsamlı ışık ve video tasarımları da yer alıyor. 1 Haziran 2020’de Halle’deki Uluslararası Handel Festivali’nde yeni bir Handel projemiz Morphine'in dünya prömiyeri olacak. Ekim 2020’de Sasha Waltz & Guests dans grubuyla Floransa Bargello Müzesi'nde Inferno isimli yeni bir eserimi sahneleyeceğiz. Eser, Dante Alighieri’nin 700'üncü ölüm yıldönümü etkinlikleri çerçevesinde gerçekleşecek.


31

RÖPORTAJ

ARALIK 2019

Akın Sevgör

'Sadeleşmeyi gözden geçiriyorum' Ece ULUSUM

Y

erli elektronik müzik sahnemizin gün geçtikçe daha da parıldayan isimlerinden Akın Sevgör, bu yıl çıkardığı Formation ile yaratıcı müziğin sınırlarını bir adım ileriye taşıdı. Albüm dinleyiciye piyano ve yaylılarla bezenmiş elektronik altyapılarıyla klasik ile modern arasında bir yolculuk sunuyor. Sound ve sahnede sadeleşme konusunda zihnini zorlayan Sevgör, 6 Aralık'ta Borusan Müzik Evi'nde konser verecek. Konseri öncesi müzisyenle sohbet ettik. ❏ Formation'ın plak basımları çok güzel. Tasarım süreci nasıldı? Bir süredir konuyla ilgili düşünmüş ve girişimlerde bulunmuş olmama rağmen sürecin sonunda kapağın nasıl olması gerektiği konusunda en ufak bir fikre bile sahip olamamıştım. Sonuç olarak Reha bu fikirle geldiğinde, birlikte çalışıp istişare ederek bu sonuca vardırdık. Beğenmenize sevindim. ❏ Parça isimlerini numaralandırmayı tercih etmişsiniz. Niçin böyle isimlendirdiniz? Evet, dinleme platformları albümlerdeki parçaları sırasıyla zaten numaralandırıyor. Benim ayriyeten bunu vurgulamak istememin sebebi, albümdeki parçaların, parçalardan ziyade bölümler olduğunu dinleyiciye fark ettirmekti. ❏ Bu albümle klasik müzikle bağınız daha net hissediliyor. Özel bir konser serisi düşünür müydünüz? Klasik müzik icra edenlerle... Elbette ki düşünülebilir. Beraber düşünmeye yatkın olduğumuz sanatçılarla karşılaşmamız durumunda, şartlar da bunu yapmak için uygunsa, neden olmasın? ❏ Yeni enstrümanlar ya da doğal ortam sesleri kullanmayı düşünüyor musunuz? Şimdilik yeni proje ile ilgili planlarım çok netleşmedi ama şu ara yeni enstrümanlar eklemekten ziyade daha da sadeleşmeyi gözden 2019 Formation geçiriyorum.

❏ Tanıtım metninde şöyle yazıyor: "Elektronik müzikte 'yeni klasik' olarak adlandırılan tarzın ülkemizdeki en yetenekli ve göz önündeki ismi Akın Sevgör..." Buradaki yeni klasik kavram tam olarak neyi nitelendiriyor? Ben aslında müziğin tarzlar ve/veya kategorilere ayrıştırılmasına sıcak bakmıyorum. Her hafta binlerce müziğin dolaşıma girdiği bir dünyada, tarzlar yayınlanan müziklerin içeriğini açıklamak adına yeterli değil. Ancak insanlar müziğin kategorize edildiği bir gerçeklikte yaşıyor. Dolayısıyla bir albümü yayınlarken o müziğin tarzının ne olduğunu da ilan ediyor olmanız gerek. Bu bir endüstri standardı. Klasik müzik, günümüz dünyasına ayak uydurabilmek için çok eski ve kültürel olarak da günümüz küresel dünyasının dinamiklerine hitap edemeyecek bir estetiğe sahip. Neoklasik tabir edilen terim de aslında bugünden çok önce yaşanmış bir sanat akımının ismi. Ancak günümüzde klasik müzik ekolünü ve disiplinlerini benimseyen bazı müzisyenler de bu tanımı orijinalinden ayrı anlamlarda kullanıyor. Basitçe bir tanım yapacak olsam 'klasik müzik etkisi altında yaratılmış ve aynı zamanda çağdaş müzik kadar klasik müzikten uzaklaşmayan' müzikler için kullanıyor diyebilirim. Bu arada, bu tamamıyla benim şahsi yeni-klasik müzik tanımım, bu tanım altında müzik yapan diğer müzisyenler farklı yorumlar da getirebilir. Biz sadece Formation da yoğun bir şekilde klasik müzik etkisi altında olduğu için bu gibi bir tanımı kullanmanın uygun olabileceğini düşündük. ❏ Açıkhava alanlarda da performans sergilediniz. Sizce müziğiniz dinleyiciyi kapalı mekanlarda mı yoksa açıkhava mekanlarda mı daha derinden yakalıyor? Açıkhava ya da kapalı salon fark etmeksizin yapılan tüm konserlerin kendi

içinde bambaşka atmosferleri ve enerjileri oluyor. Kişiye göre farklılık gösterebilecek konularda bir genelleme yapmak ne kadar doğru olur bilemiyorum. Sonuçta burada kişisel deneyimlerden bahsediyoruz. ❏ Müziğinizi sahnede daha farklı şovlarla desteklemeyi düşünür müsünüz? Görsel ögelerden kaçındığınızı okudum ancak konser deneyimine farklı bir boyut kazandırabilir. Öncelikle şunu belirtmek gerekir: Bu düşüncem sadece benim projem için geçerli. Yani ben konserlerde görsel kullanılmasına külliyen karşı değilim, yarın bir gün başka bir projede severek ve isteyerek bunu yapabilirim. Ama bu projede müziğin kendisinin, saf bir deneyim olmasını istiyorum. Dolayısıyla dediğiniz çok doğru. Görsel kullanmak bu projenin konser deneyimlerine farklı bir boyut kazandıracaktır. Kaçındığım şey de tam olarak bu. ❏ Bir röportajınızda kitap yazdığınızdan söz ettiniz. Son durum nedir? Metin, bir deneme. Felsefi anlamda yeni bir şey söylüyor olma iddiasında değilim. Sadece müzik üzerine çalışan biri olarak bakış açımı kaleme almak istedim. Yararlandığım kaynaklar da oldu, kendi tespitlerimi esas aldığım noktalar da. Dolayısıyla bu kitabı, bir bilgi kaynağı ya da edebi bir eser gibi değil de yalnızca bir deneme olarak görmek gerekir sanırım. Elbette bildiğime inandığım pek çok şeyi elimden geldiğince aktarmaya çalıştım ama bu, kitabı müzikle ilgili bir bilginin mutlak kaynağı yapmaya yetmez. Zaten bence müzik gibi bir şeyin mutlak bir bilgi kaynağı olamaz. ❏ Konserde neler olacak? Önce Formation, sonra da eski albümlerden birkaç parçayla tamamlayacağız. ❏ Bundan sonraki planlar neler? Şu anda tüm ekip arkadaşlarımızla birlikte önümüzdeki plak ve kitap yayınlarına odaklanmış durumdayız. Yayın süreci ve 6 Aralık konserinden sonra yeni gelişmeleri paylaşacağız.


32

FOTOROMAN

Back on Stage'in 1. doğum günü partisi

ARALIK 2019

Dergimizin geçen ay birinci yılı doldu! Biz de müzikseverler ve dostlarımızla "Festivalle Gel 2019" diyerek başladığımız macerayı kutlamak istedik. 9 Kasım'da Birlikte Güzel desteğiyle düzenlendiğimiz gecede sahneyi DJ set'iyle sevgili Tuba Dal açtı. Ardından Kolektif İstanbul adeta zılgıtlar eşliğinde insanlar coşturdu. Salon İKSV'de belki de bir ilk yaşandı ve halay çekildi. Ardından partinin kapanışını Radyo Eksen'den tanıdığımız Gülşah Turgut yaptı. Geceden sizlerle birkaç kare paylaşmak istedik. Ayrıca desteklerinden dolayı Sharpie, Kiralık Kameracım ve Emart'a teşekkür ederiz. Ve siz sevgili okurumuz, nice birlikte yıllarımız olsun.

KolektİF İSTANBUL

Tuba dal


33

FOTOROMAN

ARALIK 2019

DergİNİN ÇEKİRDEK KADROSU. SOLDAN SAYALIM; SELİN SANLI, EMRE KIRDAR, ECE ULUSUM, ÇAĞATAY YILMAZ, AHMET YATĞIN VE UMUT GÜLOĞLU.

Gülşah turgut

FOTOĞRAFLAR: YAREN AKTÜRK

PartİDEN BİZE KALAN EĞLENCELİ MESAJLARLA DOLU BU PANO OLDU.


34

FOTOROMAN

RİTMİN HER TÜRÜYLE MIX FESTIVAL

ARALIK 2019

Farklı müzik türlerinin ritimlerinin Zorlu PSM'nin dört bir yanını sardığı MIX Festival geçen ayın en dikkat çeken etkinliklerindendi. 10 bine yakın katılımın olduğu festivalde Apparat, Booka Shade, SX, Aga B, Teleman, N’TO, Jabberwocky, Worakls, Mabbas gibi isimler sahne aldı. Bu yıl elektronik sound'lu isimlerin daha baskın olduğu festivalin sahne ve ışı tasarımı performansları güçlendirdi. 2 gün süren etkinliğe bizim gözümüzden daha yakından bakın istedik. Ece ULUSUM - Emre KIRDAR

Jabberwocky

Apparat

LİL ZEY FESTİVAL SOHBET ALANI AMFİ

Booka Shade’


35

FOTOROMAN

ARALIK 2019

SX

TELEMAN

AGA B

BARIŞ DEMİREL mabbas

Tüm kareler iPhone 11Pro ile çekildi.

Joachim Pastor


36

FOTOROMAN

YILLAR SONRA YENİDEN BRYAN ADAMS

ARALIK 2019

Epeydir stadyum konseri yoktu İstanbul’da. Yıldız isimleri hem yüksek kaşeli hem de getirmesi zahmetli. Ancak 27 yıl aradan sonra yıldız Bryan Adams, dünya turnesi kapsamında İstanbul’da konser verdi. Volume Up Organizasyonu ve Aktif Bank’ın katkılarıyla 16 Kasım’da Ülker Spor ve Etkinlik Alanı‘nda sahne alan Adams, uzaktan gelen eski bir dost edasındaydı. Alan hınca hınç doluydu. Konser alanında ağlayan mı dersiniz, "Bryan beni sahneye çıkar" yazılı pankartlarla çığlık atan mı... Biz de oradaydık. Geceden bize kalan tatlı anları paylaşıyoruz.

1992'de kLİBİ İSTANBUL'DA ÇEKTİĞİ Do I Have To Say The Words? ŞARKISINI SÖYLERKEN...

KONSERİ 10 BİN KİŞİ SEYRETTİ.


37

İşte burada o eski Beyoğlu geceleri

FOTOROMAN

ARALIK 2019

Kapanan mekanları andığımız çok günler oldu. Kadıköy Dorock XL'de o günlerin hatrına bir konser düzenlediler. Eski Beyoğlu'nun en ateşli mekanlarından Line'ı 12 Kasım akşamı özel bir konserle ağırladılar. Biraz hüzünlü biraz da yad etmeli ama eğlenceli etkinlikten birkaç kare... Duyurumlarımıza göre böyle etkinlikler düzenlenmeye devam edecek. Nostalji yapmak bu aralar popüler ama önemli olan bunu iyi etkinliklerle yapabilmek.

erdem yenerler

Gökcan Sanlıman jabbar

gökçe murat evgİN

CEMİL DEMİBAKAN


38

KAPAK

ARALIK 2019

Müzik sektöründe iş bulmak mümkün mü? ‘Bu işi sevmeden yapmak imkansız’

Alp Çağrı Günal - GNL Entertainment Ece ULUSUM

Ö

nümde meşhur Guardian Gazetesi’nin ilan eki, telefonumda LinkedIn'den düşen ilan bildirimleri. Hepsi de müzik sektörüyle ilgili. Dünyanın dört bir yanından müzikle ilgili ilan çıkıyor. Üstelik her kolundan; organizasyon, karşılama, ses teknisyeni, fotoğrafçı, mekan müdürü, plak şirketi dijital satın almacı… Türkiye’de de bu işleri yapan epey insan var ancak bu işleri öğrenenler var mı? Bir ara müzik sektöründe işe başlamak için ne yapmam gerektiğini düşünüp durdum. Öyle ilan falan pek çıkmıyor, es kaza biri görevinden ayrılırsa usul usul WhatsApp’tan duyuruluyor ve kısa sürede pozisyon doluyor. Tüm bunlara rağmen bir müzik yayını olarak bize her ay bir sürü CV geliyor ya da “Biz müzik sektöründe çalışmak istiyoruz ne yapalım?” gibi sorularla dolu mail’ler düşüyor. Sahi, ne yapacaklar? Şanslı olanlar, biraz da bütçesi olanlar yurt dışında gerekli eğitimleri alıp bir şekilde kariyerine başlayabiliyor. Türkiye’deyse çoğu kişinin de dediği üzere müzik alanı yeni yeni sektörleşiyor. Müzik piyasası çok küçük değil ama araştırma kaynakları için bütçeler henüz ayrılamıyor anlaşılan. O yüzden size ilanlar ve sektördeki iş dağılımı hakkında sayılar veremiyoruz. Öte yandan iş gücünü karşılamaya niyetli eğitim kurumları da yok. Yeni yeni hareketlenmeler görüyoruz Bilgi Üniversitesi’nde olduğu gibi ama o da yeterli değil. Bu sayıda da bir merakımızın peşine düştük, alanında başarılı ve uzun yıllardır müzik sektöründe çalışan isimlerle konuştuk. Kariyerlerine nasıl başladıklarını ve yeni başlamak isteyenlere neler önerdiklerini sorduk. Kim bilir, yeni yılla birlikte belki iş hayatınızda radikal bir karar alma niyetinde olabilirsiniz. Sektöre ilginiz olmasa dahi, çok istediği işi yapmak için insanların ne kadar çaba harcadığını görüp cesaretlenebilirsiniz.

16

Dosya konumuz için sektörde yıllarını harcamış ve bugün önemli yerlere gelmiş 16 isimle görüştük. Sıralama alfabetiktir.

❏ Kaç yıldır müzik sektöründe çalışıyorsunuz? Bu yıl 27’nci senem doldu. ❏ Müzik sektörüne giriş hikayeniz nasıldı? Henüz üniversitede okurken, konserlerde part time tercümanlık yaparak başladım 1993 yılında. Guns’n Roses, Elton John, Metallica, Bon Jovi, Michael Jackson ve Madonna ilk işlerimdi. Guns’n Roses ve Elton John’a tecümanlık yaptım. Metallica’da grubun rehberliğini ve tercümanlığını yaptım. Lars ve James ikisiyle beraberdim sürekli. Sonra sorumluluk aldım, runner ekibinin başı oldum. Bon Jovi, Michael Jackson ve Madonna’da saha yönetim ekibinde yer aldım. 1994’ten itibaren daha yoğun, 1995’te ise full time çalışmaya başladım. ❏ Mesleğe başladığınınız ilk koşullarla bugünün koşulları arasında nasıl farklar var? Sizce artık bu sektörde iş bulmak neden zor? Aslında benim işe başladığım 90’lı yıllar ile bugün arasında bugün lehine çok büyük farklar var. O zaman piyasa çok küçüktü. Evet, yapılan az sayıda iş daha iyi para kazanıyordu ama pazarın genel büyüklüğü bugün ile kıyaslanamayacak kadar ufaktı. Bence sektör o zamana göre çok daha büyük ama tabii insan kaynağı arzı da ona göre fazla. Belki bundan olabilir. 90’lı yıllarda runner’lık yapacak adam bile bulmak zordu. Organizasyon işi gerçek bir iş gibi görülmüyordu. Ben bile ailemle bunun sohbetini birçok kez yaptım. Sektöre ilginin az olmasından dolayı biraz kalifiye bir eleman hemen iş bulabiliyordu. Şimdi herhalde sektöre daha fazla ilgi olmasından dolayı ve tabii son birkaç yılda gerçekleşen ciddi daralmadan dolayı iş bulmak zor. ❏ Bugün bir gencin müzik sektöründe sizin işinizi yapabilmesi için hangi adımları atması gerekir? Önerileriniz neler? Açıkçası hemen girişimci bir rol üstlenmesini önermem. Önce bu işi yapan firmalarda gerekirse bir süre para almadan veya çok cüzi bir ücretle işi öğrensin, gözlemlesin. Biz zamanında böyle yaptık. Ama kuşak farkından dolayı şu an gençler çok başka beklentiler içerisinde olabiliyor.

Sabır eşikleri bize göre çok altlarda. Hem sevdiğiniz işi yapıp, hem de bundan hemen kariyerinizin başında para kazanmak çok büyük bir şans ve herkese nasip olmuyor malesef. İkinci bir konu eğitim, bu işin eğitimi bizim zamanımızda yoktu, hâlâ tam anlamıyla yok ama oluşma aşamasında bazı girişimler var. Bunları takip etmelerini öneririm. ❏ Müzik endüstrisinde çalışmanın maddi tarafı mı yoksa manevi tarafı mı ağır basıyor? Sizi bu sektörde çalışmaya devam etmek için motive eden şeyler neler? Kesinlikle manevi tarafı daha ağır basıyor. Benim yaşım itibarıyla ortaokul, lise, üniversite arkadaşlarım çalıştıkları şirketlerde ya CEO, ya partner, ya da kendi işlerinin sahibi oldular başka sektörlerde. Ve onlardan da görüyorum ki, ben bu çalışma temposu, bu bilgi birikimi ve bu eforu başka bir sektörde harcasaydım şu an maddi olarak çok daha iyi bir yerde olabilirdim. Sonuçta entertainment sektörünün Türkiye’deki çapı belli ve bu işin en iyilerinden biri de olsanız üretebileceğiniz ciro ve elde edebileceğiniz kâr, inşaat, enerji, finans gibi sektörlere göre çok düşük kalıyor. Ama okul arkadaşlarımla arada buluştuğumuzda en eğlenceli hikayeler de benden çıkıyor. Dolayısıyla işimi seviyorum ve bu işi sevmeden yapmak imkansız. ❏ Dünyanın dört bir yanında müzik endüstrisine hizmet eden firmaların ilanlarını görmek mümkün. Türkiye'de bu tarz ilanlar görmek pek mümkün olmuyor. Ancak yeni simalar görüyoruz. İşe alımda ilan yerine daha çok etrafa haber vermekle mi ilerliyor? Bunu iki kategoride değerlendirmek lazım. Biz entertainment alanındaki çalışma arkadaşlarımızı kişisel referansla ve etrafa haber vererek buluyoruz. Ama bize gelen iş başvurularından da bazen değerlendirdiklerimiz oluyor. Bir de entertainment şirketi de olsak, bir şirkette bulunması gereken muhasebe, sekreterya, grafiker gibi görevler var, bunlar için ilan veriyoruz. Ama sektörel alım yaparken dediğiniz gibi genelde öneri üzerine veya bize daha önce gelen CV’lerden not ettiklerimizden ilerliyoruz. ❏ Eklemek istedikleriniz varsa yer vermekten mutluluk duyarız. Dünyada en hızlı büyüyen sektörlerden birisi entertainment. Müzik, film, TV, spor, e-spor hep bunların bir parçası. Çok uzak olmayan bir gelecekte birçok mesleği robotlar ve yapay zeka yapıyor olacak. Geçmiş vaka analizlerine göre mevcut soruna teşhis koymanın, yani tecrübenin, en önemli başarı kriterlerinden biri olduğu avukatlık, doktorluk gibi meslekler de buna dahil. Ama yaratıcılık gerektiren işler yine insanlar tarafından yapılmaya devam edecek. İnsanları varlık içerisinde yokluk çekmeye mahkum eden dünya finansal düzeni de bir değişirse, zaten herkesin giderek daha fazla boş vakti olacak ve entertainment’a daha fazla ihtiyaç duyacaklar. Gençlere bu yeni dünyada yerlerini almalarını öneririm.


39

KAPAK

‘Gayrimenkulde işe başlayarak istediğim sektöre adım attım’

Berna Özbilen – Zorlu PSM Programlama ve Etkinlik Yöneticisi

❏ Kaç yıldır müzik sektöründe çalışıyorsunuz? 27 yıldır müzik sektöründe çalışıyorum. ❏ Müzik sektörüne giriş hikayeniz nasıldı? Üniversite yıllarından beri akademik çalışmalarımla müzik sektöründe çalışma hayalim vardı. İTÜ TMDK Müzikoloji Bölümü’nde lisans eğitimimin ardından İTÜ MİAM’da Etnomüzikoloji ve İTÜ TMDK Türk Müziği yüksek lisans eğitimlerimi tamamladım. İTÜ TMDK Müzikoloji Bölümü’nde doktora programını kazandım ancak uzun zamandır kadro olmaması sebebiyle devam etmeme kararı alarak müzik sektöründe çalışmak üzere araştırmalara başladım. Bu sırada geçici olacak düşüncesiyle Zorlu Gayrimenkul’de işe başlayarak istediğim sektöre adım attım. Böyle bir yolculuğun içinde buldum kendimi. 2012’de Zorlu PSM’de çalışmaya başladım. ❏ Mesleğe başladığınız ilk koşullarla bugünün koşulları arasında nasıl farklar var? Sizce artık bu sektörde iş bulmak neden zor? Kültür sanat hayatında son yıllarda çok fazla değişim yaşandı ve yaşanıyor. Olumlu anlamda gelişmeler olacağına inanıyorum. Bu sektörde iş bulmak zor olsa da bireysel çabalarla hedeflere ulaşmak imkansız değil. ❏ Bugün bir gencin müzik sektöründe sizin işinizi yapabilmesi için hangi adımları atması gerekir? Önerileriniz neler? Sektörü, yenilikleri, değişen dinamikleri sürekli takip etmesini öneririm. ❏ Müzik endüstrisinde çalışmanın maddi tarafı mı yoksa manevi tarafı mı ağır basıyor? Sizi bu sektörde çalışmaya devam etmek için motive eden şeyler neler? Manevi tarafı ağır basıyor. Fark yaratacak yeni projeler ortaya çıkarma hevesim motivasyon kaynağım. ❏ Dünyanın dört bir yanında müzik endüstrisine hizmet eden firmaların ilanlarını görmek mümkün. Türkiye'de bu tarz ilanlar görmek pek mümkün olmuyor. Ancak yeni simalar görüyoruz. İşe alımda ilan yerine daha çok etrafa haber vermekle mi ilerliyor? Sektör deneyimi olan kişilerin çalışması çok değerli ve bu kaynaklar gözardı edilmiyor. Ancak donanımlı, hevesli ve sektöre katkı sağlayabilecek genç nesil de gözardı edilmiyor. Eğitim, tecrübe, donanımlarına uygun pozisyon olduğunda mutlaka değerlendiriliyor. Kimi zaman kendi çabalarıyla çalışmak istediklerini dile getiriyorlar, bizlere ulaşıyorlar.

ARALIK 2019

‘Getir götür işleri yaparsın bir şekilde kendi yolunu bulursun’ ❏ Kaç yıldır müzik sektöründe çalışıyorsunuz? Yaklaşık 20 yıl. ❏ Müzik sektörüne giriş hikayeniz nasıldı? Aslında biraz tesadüf oldu. İngiltere’de master yaptım. Üniversiteyi bitirdikten sonra dergilerde müzik yazıları yazıyordum. Ardından kültür sanat editörlüğü yapmaya başladım. O zamanlar Athena ve Duman gibi isimler yeni yeni çıkmıştı onlarla röportajlar yapıyor, kritik yazıları yazıyordum. İstanbul’a döndüğümde NTV’de Gece Gündüz programında işe başladım. Müziğe tutkum çok büyüktü, hayatım konser izleyerek geçti. Kendi kendimi geliştirdim. Programa başlayınca çok fazla Pozitif ve Babylon röportajları yapıyordum. O dönem Mehmet ve Ahmet Uluğ, Cem Yegül, Elif Erdost, Ayşegül Turfan ekibiyle haşır neşir oldum. Röportaja erkenden gidiyordum, röportajdan sonra konsere kadar orada vakit geçiriyordum. Bir akşam Elif Erdost “Ben bir asistan arıyorum” dedi. 2002'de daha birçok festival yoktu, Pozitif de yeni yeni gelişiyordu. Mehmet Uluğ ile 5 saatlik bir iş görüşmesi yapmıştık ve öyle kabul edildim. İşe başladığımda Pozitif’te bir booking departmanı yoktu. One Love’ın başarısı ve Rock’n Coke’un Pozitif’e geçmesiyle işler büyüdü. Alternatif müzik tarafı açığı vardı aslında ekipte. Genel olarak caz müzik dinleyicisi ağırlıklıydı. O noktada benim katkım oldu. Sanatçılarla yazışmaya başladım, ufaktan PR tarafıyla ilgileniyordum sonra programlama toplantılarına girmeye başladım. Mehmet Uluğ “Seninle birlikte booking departmanı kuralım” dedi. Bu benim en büyük hayalimdi. Galiba ilk Jane Birkin’i ilk book etmiştim. Sonra Efsane Serisi’ni başlattık ve hikayem böyle devam etti. Biz altın günlerini yaşadık. 2012’de alkol firmalarının isimlerini vererek sponsor olamadıkları günlerle sıkıntılar başladı. ❏ Dünyanın dört bir yanında müzik endüstrisine hizmet eden firmaların ilanlarını görmek mümkün. Türkiye'de bu tarz ilanlar görmek pek mümkün olmuyor. Ancak yeni simalar görüyoruz. İşe alımda ilan yerine daha çok etrafa haber vermekle mi ilerliyor? Aslında bu mutfakta yetiştiğimiz bir sektör. Yurt dışında entertainment business departmanı görebilirsin ama burada yok. Hobinden meslek yapmak gibi burası. Özellikle İngiltere’de çok iş ilanı oluyor. Yanlış hatırlamıyorsam Bengi Ünsal Southbank Center’a bir ilana başvurarak gitmişti. Biz de öyle olamıyor pek. Sebebi müzik sektörünün küçük ve aynı oyuncuların sektörü domine etmesi gibi bir durum var. En önemlisi network, bağlantı. Herkes bildiğini, gördüğünü sağa sola öneriyor. Okullarda gerekli bölümlerin açılması ve sektörden gelen insanların ders vermesiyle işi öğrenip bulmaları kolaylaştı. Bilgi Üniversitesi’nde Kültür Yönetimi bölümü açıldıktan sonra aslında bu iş mutfaktan akademiye dönmüş oldu. Geçenlerde Koç Üniversitesi’nin kariyer günlerinden bizim ekipten birileri vardı. Yani gençlerin ilgisini bu meslek çekiyor. Bize gelen özgeçmişlerin yüzde 90’ı bu bölümlerden mezun. Ama booking’e yönelik bir eğitim programı dünyada yok. Ama çözüm odaklı, konuşkan, sabırlı ve meraklı biriyse booking tarafına doğru gidebiliyor. ❏ Bugün bir gencin müzik sektöründe sizin işinizi yapabilmesi için hangi adımları atması gerekir? Önerileriniz neler?

Elif Cemal - Pozitif Live Direktör & Booker Küçük bir örnek vereyim. Bizim finans departmanımızda müziğe meraklı olduğunu öğrendiğimiz stajyerimiz vardı Yanıma geldi, Kerem Turgut. Gerçekten çok parlak biriydi. Ve Zorlu PSM’de işe başladı, Murat’la (Abbas) harika işler çıkarmaya başladı. İstediği mesleğe ulaşabilmek için o bir yolunu buldu ve başardı. Bu tip örnekler epey var. Şimdi bunu yapın diyebileceğim bir şey yok. Çok istekli biriyse yolunu buluyor. Bizim de dikkatimizi çekiyor. Biz işe alamasak bile başka mekanlara öneriyoruz. Kendi aramızda da çözüm üretmeye çalışıyoruz. Runner olursun, kulis görevlisi olursun, getir götür işleri yaparsın bir şekilde kendi yolunu bulursun. İşe büyük küçük bakmamalı. Sosyal medyayla çok yetenekli birçok genç görüyoruz. Müzikle gerçekte haşır neşir olmak gerekiyor. ❏ Müzik endüstrisinde çalışmanın maddi tarafı mı yoksa manevi tarafı mı ağır basıyor? Sizi bu sektörde çalışmaya devam etmek için motive eden şeyler neler? Kesinlikle manevi. Bu dünyanın her yerinde böyle. Bu sektördeki meslekler çok para kazandıran işler olmuyor her zaman. Konserin sonunda çok para kazandığın olmuyor, bir şekilde kendi kendini döndürüyorsun. Kurların artmasıyla bilet satışları da ortada. Eskiden kâr elde ediliyordu ama verimlilik gitgide azaldı. Maaşlar çok yüksek değil. Booking agent’ler prim ve pazarladıkları sanatçıların üzerinden komisyon alıyorlar. Bazısı inanılmaz para kırıyor… Yorucu ve yıpratan bir iş. Bazen küfrediyorsun ama diğer yandan adrenalin hissi var. Konserin dolu olduğunu görünce çok mutlu oluyorsun. ❏ Bugün bir gencin müzik sektöründe sizin işinizi yapabilmesi için hangi adımları atması gerekir? Önerileriniz neler? Çok müzik dinlemesi gerek. Yanlış anlamasınlar ama yeni jenerasyonun müziği evire çevire dinlediğini düşünmüyorum. Biraz daha derine inmek, okumak, her şeyi dinlemek gerek. Eleştiri çok önemli, dikkate almak lazım. Programlamada olacaksa her şeye açık olması gerek. Sadece yeni çıkan müzikleri değil, müzisyenlerin geçmişlerini araştırmak gerek. Günümüzde şartlar zor ama gidebildikleri kadar konsere gitmeleri gerek, yerli ya da yabancı ayırt etmeksizin. Gidemiyorsa YouTube’tan izlemek, takip etmek gerek. Çok istekliyse doğru kişilere ulaşıp derdini anlatabilir. Kolay pes etmemek lazım.


40

KAPAK

ARALIK 2019

‘Türkiye'de müzik dünyası güven ilişkisini zorunlu kılıyor’

Eray Düzgünsoy - Audioban Direktörü & Müzisyen

❏ Kaç yıldır müzik sektöründe çalışıyorsunuz? Sektörde yaklaşık 20 yıl olmak üzere ama müzisyen olarak yaklaşık 25 yıl diyebilirim. ❏ Müzik sektörüne giriş hikayeniz nasıldı? Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat Tasarım Fakültesi’nde Müzikoloji okuduktan sonra hem müzisyen olarak hem de yapımcı ve organizatör olarak bulunmaya başladım. Özellikle Müzik Hayvanı ile beraber yapım kısmında daha aktif olmaya, Yakaza Ensemble ile de performans tarafına devam etmeye çalıştım. ❏ Dünyanın dört bir yanında müzik endüstrisine hizmet eden firmaların ilanlarını görmek mümkün. Türkiye'de bu tarz ilanlar görmek pek mümkün olmuyor. Ancak yeni simalar görüyoruz. İşe alımda ilan yerine daha çok etrafa haber vermekle mi ilerliyor? Öncesinde de pek kolay olduğunu düşünmüyorum açıkçası. Ama farkları olduğu muhakkak. Başladığım zamanla bugünkü zaman arasındaki en büyük farkların başında tüketim hızı geliyor. Bu da pek çok şeyin içinin boşalmasına sebep oluyor tabii. ❏ Bugün bir gencin müzik sektöründe sizin işinizi yapabilmesi için hangi adımları atması gerekir? Önerileriniz neler? Bolca müzik dinlemesini öneririm. Ama gerçekten bolca tür tarz ayırt etmeden müzik dinlemek çok önemli. Her dinlediğiniz müzik size yeni kapılar açıyor ve belki yeni fikirleri peşinde getiriyor. ❏ Müzik endüstrisinde çalışmanın maddi tarafı mı yoksa manevi tarafı mı ağır basıyor? Sizi bu sektörde çalışmaya devam etmek için motive eden şeyler neler? Ben ve benim gibiler için uzun zamandır manevi tarafı ağır basıyor ama nihayetinde sürdürülebilmesi için ekonomi şart. En büyük motivasyonum üretimin şahane şekilde devam etmesi. ❏ Bugün bir gencin müzik sektöründe sizin işinizi yapabilmesi için hangi adımları atması gerekir? Önerileriniz neler? Türkiye'de müzik dünyası güven ilişkisini zorunlu kılıyor maalesef. Bu da profesyonel bir biçimde bahsettiğiniz ilan-başvuru ilerleyişini kırabiliyor. Fakat istisnai örnekleri de yok değil. ❏ Eklemek istedikleriniz varsa yer vermekten mutluluk duyarız. Müzik dinleyiniz.

‘Aslında kıymet bilmeyen bir sektör’ ❏ Kaç yıldır müzik sektöründe çalışıyorsunuz? 4.5 yıl Avrupa Müzik, 6 yıldır da Sony Music’te olmak üzere, 10 yılı aşkın bir süredir müzik sektöründe çalışıyorum. ❏ Müzik sektörüne giriş hikayeniz nasıldı? Radyo Televizyon mezunuyum. Mezun olduktan sonra setlerde freelance olarak reji asistanlığı, cast direktörlüğü gibi işler yaptım. Ancak müzik, hayatımda o dönemde de şu an olduğu gibi hep ilk sırada geliyordu. Tamamı kadınlardan oluşan bir rock grubum vardı, ben gitar çalıyordum. Ufaktan arkadaş gruplarına menajerlik yapmaya başlamıştım. Geleceğimle ilgili kendime bir yön aradığım dönemlerdi. Müzikle ilgili bir şeyler yapmak istiyordum ama nereden başlayacağıma dair en ufak bir fikrim de yoktu. Bir gün tamamen sürpriz olarak bir iş arama platformunda denk geldiğim bir ilan vasıtasıyla Avrupa Müzik’le görüştüm. O görüşmeden sonra da müzik sektörüne artık ben de dahil oldum. ❏ Mesleğe başladığınız ilk koşullarla bugünün koşulları arasında nasıl farklar var? Sizce artık bu sektörde iş bulmak neden zor? 10 yıl gibi kısa bir sürede bile sektör dinamikleri oldukça değişti. Dijital müzik sektöründe her gün bir yenilikle karşılaşıyoruz. Fiziksel satış ise yok denecek kadar azaldı. Eski coşkulu imza günleri yok mesela artık. CD fabrikası kalmadı neredeyse. Tabii bu durum iş gücünü de etkiliyor. Dijital alanda kendini geliştirmiş ve trendleri takip eden gençler geliyor alttan. Sektör de kabuk değiştiriyor. Bildiğiniz gibi, ekonomik sarsıntıların etkilediği ilk sektörlerden biri müzik sektörü. Hal böyle olunca da o sarsıntılardan herkes sağlam bir şekilde çıkamıyor. Bu yüzden bu sektörde var olmak isteyen herkesin istisnasız kendisini ve yaptığı işi geliştirmesi gerekli. ❏ Bugün bir gencin müzik sektöründe sizin işinizi yapabilmesi için hangi adımları atması gerekir? Önerileriniz neler? Öncelikle gerçekten çok sevmesi gerekir. Yeri geldiğinde fedakarlık yapmaya hazır olmalı. Özel hayatıyla iş hayatını tek bir düzlemde ilerletmekle ilgili bir sorunu olmaması gerekli. Çünkü zaten belli bir süre sonra iş hayatımız özel hayatımıza karışıyor. Mümkün olduğu kadar etkinliklerde, seminerlerde, festivallerde bulunması sektörel ağını oldukça genişletecektir. Kendisini geliştirmek adına karşısına çıkan tüm fırsatları değerlendirdiği sürece kendisine yapacağı yatırım da o derece büyük olacaktır. ❏ Müzik endüstrisinde çalışmanın maddi tarafı mı yoksa manevi tarafı mı ağır basıyor? Sizi bu sektörde çalışmaya devam etmek için motive eden şeyler neler? Eminim maddi tarafının ağır bastığı kişiler vardır ancak genele bakıldığında zannetmiyorum ki müzik endüstrisinde çok büyük paralar kazanılıyor olsun. Bu iş için deli işi derler zaten. Sevmeyen asla yapamaz. Kendi adıma; sürekli farklı farklı insanlarla iletişimde olmayı gerektiren, stres seviyesi yüksek bir iş yapıyorum. Benim de zaman zaman sabrımın sınırlarının zorlandığı oluyor ancak ertesi gün uyandığımda yine sevinçle işe gidiyorum, çünkü gerçekten yaptığım işi çok seviyorum. Diğer taraftan baktığımda da aslında kıymet bilmeyen bir sektör bu. Sadece bu yüzden bile zaman zaman

Gamze Sakallılar - Sony Music Turkey Pazarlama Direktörü hayatımdaki sürekliliği hakkında şüpheye düşmüyor değilim. Ancak gün sonunda bir teraziye koyduğumda ağır gelen taraf belli. Üzerine titrediğiniz, ilk günden beri ilmek ilmek işlediğiniz bir işin geniş kitlelere yayılmasında rol almak, sonunda da bunun reele döndüğünü görmek çok büyük bir manevi tatmin… ❏ Dünyanın dört bir yanında müzik endüstrisine hizmet eden firmaların ilanlarını görmek mümkün. Türkiye'de bu tarz ilanlar görmek pek mümkün olmuyor. Ancak yeni simalar görüyoruz. İşe alımda ilan yerine daha çok etrafa haber vermekle mi ilerliyor? Kesinlikle öyle ilerliyor. Müzik sektörüne giriş hikayemde de anlatmıştım; ben şanslıydım, bir ilan görmüştüm ve onun üzerinden başvurmuştum. Eğer ilanı görmeseydim, nereden başlayacağıma dair hiç bir fikrim olmayacaktı. Ancak şu anda durum biraz daha çevre üzerinden ilerliyor. Zaten ufak bir sektördeyiz. Hepimiz birbirimizi tanıyoruz, tanımasak bile biliyoruz. Birbirimizle bir şekilde temas kurmamız çok kolay. Herkes bazı işlerde birileriyle çalışıp sonra da onunla ilgili iyi veya kötü bir fikir sahibi oluyor. Uygun bir pozisyon doğduğunda da hemen aklımıza daha önce çalışıp da memnun kaldığımız insanlar geliyor. Aslında bu yöntemi anlayabiliyorum ve hak da veriyorum. Hızlı ilerleyen bir sektördeyiz, uyum sağlamakta da hızlı aksiyon alabilecek insanlara ihtiyacımız var çevremizde. Bu sektörü bilmeyen bir insana işi ne kadar anlatsak da ancak kendisinin sektöre uygunluğunu işin içerisindeyken görebileceğimiz için, sektör dinamiklerine hakim insanlarla çalışmak daha kolayımıza geliyor. Ancak ben yine de kendi adıma bu sektör için hevesli gençleri yetiştirmeyi çok seviyorum. Bu da benim için manevi bir tatmin. Ekibimin çoğu çok genç, bazılarının ilk iş tecrübesi. Stajyer aldığımız dönemlerimiz var. Onlara bu işi öğreterek sevmelerini sağlamak, belki de bu şekilde hayatlarına dokunabiliyor olmak beni çok mutlu ediyor. ❏ Eklemek istedikleriniz varsa yer vermekten mutluluk duyarız. Sadece ülkemizde değil, dünyada da sevdiğin işi yapmak çok büyük bir lüks haline geldi. Bu lükse sahip olan herkes bence çok şanslı. İşiniz ister müzik sektörü olsun ister başka bir şey, eğer yaptığınız şeyi ‘iş gibi’ görmüyor, onu seviyorsanız, bunun için bile her gün şükretmek gerek.


41

KAPAK

‘Bu sektörde iş bulmak 10 yıl önce de zordu’

Gözde Tekay – Zorlu PSM Pazarlama Yöneticisi

❏ Kaç yıldır müzik sektöründe çalışıyorsunuz?

Sektöre 2010 yılında Pozitif ile giriş yaptım. Pozitif’i Sofar Sounds ve Zorlu PSM takip etti. ❏ Müzik sektörüne giriş hikayeniz nasıldı? Kendimi bildim bileli hep müzik sektöründe çalışmak istemiştim sadece nasıl giriş yapabileceğimi kestiremiyordum. Boğaziçi Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler okurken -okulu birazcık uzatmıştım- bir arkadaşımın, arkadaşının Facebook sayfasında Pozitif’in PR departmanı için bir staj ilanı gördüm. Büyük bir heyecanla başvurdum ve olaylar gelişti. ❏ Mesleğe başladığınız ilk koşullarla bugünün koşulları arasında nasıl farklar var? Sizce artık bu sektörde iş bulmak neden zor? Bence bu sektörde iş bulmak 10 sene önce de çok zordu. Temel sebebi çok fazla seçeneğin olmaması. Aslında kocaman bir endüstri promoter, mekan, ajans, plak şirketi dörtgenine indirgememek lazım. Müzik yazarı da olabilirsiniz, performans fotoğrafçısı da. Yine de çalışabileceğiniz, bu işi hakkıyla yapan kurumlar, ülke konjonktürüyle sınırlı. ❏ Bugün bir gencin müzik sektöründe sizin işinizi yapabilmesi için hangi adımları atması gerekir? Önerileriniz neler? İşe girmek için diyorsak, en iyi yöntem staj sanırım. Böylece erken bir safhada bu ekosistemi tanıyıp, sektörün hangi kısmında çalışmak istediğinize dair daha doğru bir yargıya varabilirsiniz. Sanatçı rehberliği de kurumlarla kaynaşmak için iyi bir adım. Dünyada neler olup bittiğini takip etmek, global yayınları okumak/dinlemek farklı türde etkinliklere katılmak için maksimum çaba sarf etmek iş bulmanıza yardımcı olmaz ama kariyerinizde size ciddi bir avantaj sağlar. ❏ Müzik endüstrisinde çalışmanın maddi tarafı mı yoksa manevi tarafı mı ağır basıyor? Sizi bu sektörde çalışmaya devam etmek için motive eden şeyler neler? Maddi tarafının ağır basması için herhalde Lady Gaga olmak lazım. Bu işe gönül vermemiş kimsenin özellikle Türkiye’de bu alanda uzun süre çalıştığını görmedim. Oldukça talepkar bir sektör. Benim en büyük motivasyonum Türkiye’de nefes alınabilen; insanlara ilham veren, zihinlerini açan işlerin sahnelenebildiği nadir kurumlardan birinin parçası olmak. ❏ Dünyanın dört bir yanında müzik endüstrisine hizmet eden firmaların ilanlarını görmek mümkün. Türkiye'de bu tarz ilanlar görmek pek mümkün olmuyor. Ancak yeni simalar görüyoruz. İşe alımda ilan yerine daha çok etrafa haber vermekle mi ilerliyor? Ne yazık ki etrafa haber vermek biraz daha sık karşılaşılan bir uygulama. Bu yüzden, bu sektörde bir kariyer edinmek istiyorsanız bir yolunu bulup kurumlar ile dirsek temasında olmanızı öneririm.

ARALIK 2019

‘Eskiye göre çok daha avantajlı bir ortam var’ ❏ Kaç yıldır müzik sektöründe çalışıyorsunuz? 14 senedir bu sektördeyim. ❏ Müzik sektörüne giriş hikayeniz nasıldı? O zamanlar Ankara, Capital Radio’da yayın yapan bir arkadaşım vasıtasıyla radyoya başvurdum. Mülakata girdim ve benden demo kayıt aldılar. Memnun kaldılar ve beni stajyer olarak yanlarına aldılar. İki hafta sonra canlı yayına başladım. Daha önce hiç yayın tecrübem olmamıştı, hatta hayatımda mikrofona bile konuşmamıştım. Fakat daha önce edindiğim müzik kültürü ve bilgisi, bu sürecin hızlanmasına yardımcı oldu. Sadece iki haftalık bir eğitimin ardından ulusal radyoda dört saatlik canlı yayına çıkmak ilk başlarda büyük gerginlik ve baskı yaratıyordu üzerimde. Çok çalışıyordum, araştırıyordum. Bunu yapmasam ve özveri göstermesem asla şansım olmazdı. ❏ Mesleğe başladığını ilk koşullarla bugünün koşulları arasında nasıl farklar var? Sizce artık bu sektörde iş bulmak neden zor? Aslında eskiden daha zordu. Şimdi bilgiye ulaşmak daha kolay ve pek tabii kontaklara... Artık mail atma ya da telefon etme zahmetinde bile bulunmadan, direkt Instagram’dan mesaj atarak iletişim kuruluyor. İstediğiniz an, istediğiniz kişiye ulaşabiliyorsunuz. Müzik sektörü için konuşacak olursak; eskiye göre çok daha avantajlı bir ortam var. Spotify sadece müzik paylaşımı yapmakla kalmayıp elinize hazır bir veri sunuyor. Keza YouTube’da da sadece müzik videoları değil, müziğe dair her türlü, sınırsız içerik mevcut. Müthiş bir kaynak sunuyor. Bir müzikseverin kendisini geliştirmesi için bulunmaz bir nimet. Bu faktörlerin dışında neden günümüzde iş bulmak zor diye soruyorsanız; tamamen ülkenin ekonomik durumuyla alakalı olsa gerek. Kadrolar daraltılıyor, bütçeler kısılıyor ve bunun yarattığı baskıyla işine devam eden insanlar, işlerinden olmamak adına iki-üç kişilik performans sağlıyorlar ve bir şekilde teker dönüyor mantığıyla yeni iş alımı yapılmıyor. ❏ Bugün bir gencin müzik sektöründe sizin işinizi yapabilmesi için hangi adımları atması gerekir? Önerileriniz neler? Sadece müzik için değil, birçok sektör

Gülşah Turgut - Radyo Eksen DJ'i için geçerli olan kural; çok çalışmak, çok araştırmak, sürekli takip halinde olmak. Kısacası dünya insanı olmak. ❏ Müzik endüstrisinde çalışmanın maddi tarafı mı yoksa manevi tarafı mı ağır basıyor? Sizi bu sektörde çalışmaya devam etmek için motive eden şeyler neler? Radyo özelinde söyleyecek olursam, hiçbir maddi beklentiniz olmasın. Hele bizim gibi alternatif müzik tabanlı bir oluşumda maddi bir doyum sağlamak pek mümkün değil. Beni bu sektörde motive eden şey, müziği gerçekten çok sevmem. İnsanlara müzikle ulaşmayı seviyorum. Dışarıdan kolay gözüken bir iş olabilir fakat her bünyenin kaldırabileceği bir iş de değil. ❏ Dünyanın dört bir yanında müzik endüstrisine hizmet eden firmaların ilanlarını görmek mümkün. Türkiye'de bu tarz ilanlar görmek pek mümkün olmuyor. Ancak yeni simalar görüyoruz. İşe alımda ilan yerine daha çok etrafa haber vermekle mi ilerliyor? Burada biraz kapalı kutu nedense. Sosyal medyada elden ele dolaşırken rastlıyorum genelde. Profesyonel platformlara üye olmadığım için de bilmiyor olabilirim. Dediğim gibi genellikle sosyal medya sayesinde haberdar oluyorum iş ilanlarından. Zaten artık her şey orada vuku buluyor, modern dünyanın gerçeği!


42

KAPAK

ARALIK 2019

‘Sektöre girmek zorlaştı ama imkansız değil’

Harun İzer - İstanbul Caz Festivali Direktörü ❏ Kaç yıldır müzik sektöründe çalışıyorsunuz? Profesyonel olarak yaklaşık 15 yıldır bu sektördeyim. Ama tabii öğrencilik yıllarımdan başlayan daha amatör bir geçmişim var. ❏ Müzik sektörüne giriş hikayeniz nasıldı? Dediğim gibi profesyonel olarak çalışmaya başlamadan önce uzun yıllar festivallerde ve konserlerde sanatçı asistanlığı yaparak başladım bu işe. İlk yaptığım iş sanıyorum 1995 yazındaydı. İstanbul Müzik Festivali’nin danışma kurulunda bulunan, Sir unvanlı John Tooley’nin karşılanması ve oteline eşlik edilmesiydi bu. İlk iş için biraz ağır bir isim gibi duruyordu ama “Merak etme o İstanbul’u senden iyi bilir, biz kendisini nezaketen karşılatıyoruz” diyerek beni rahatlatmıştı ekip yöneticimiz. Bundan sonrası kelimenin tam anlamıyla aktı gitti. Üniversite hayatım boyunca yazları festivallerde ve bienallerde çalıştım, hukuk fakültesinden mezun olup bir süre mesleğim olan avukatlığı yaptıktan sonra gönlümün esas bu alanda olduğuna karar verip o işleri bıraktım. Müzik ve organizasyon dünyasına kesin olarak geçtim. ❏ Mesleğe başladığınız ilk koşullarla bugünün koşulları arasında nasıl farklar var? Sizce artık bu sektörde iş bulmak neden zor? Aslında şu anda sektörde iş bulmanın çok zor olduğunu düşünmüyorum ama ilk sorduğunuz sorudan başlayayım. Benim bu işlere girdiğim dönemlerde sektör çok daha küçüktü, konser ve festival organizasyonu yapan az sayıda kurum ve şirket vardı. Dolayısıyla, bu işlerle çok alakanız olmasa da bir şekilde gidip kapılarını çaldınız mı, biraz da yabancı diliniz ve merakınız varsa “Gel yarın başla” denilebilecek rahatlıkta işe başlayabiliyordunuz. Ve tabii bir kere girdikten sonra farklı alanlara kaymak da o kadar zor değildi. Ben mesela ilk sanatçı asistanı olarak başladım, oradan prodüksiyon tarafına kaydığım zamanlar oldu, sonra organizasyonun değişik kanatlarında görevler aldım ve zamanla da içerik üzerine yoğunlaşmaya başladım. Şu anda bu alanda hem çok daha fazla profesyonel şirket çalışıyor, hem de alana çok daha fazla ilgi var. Ayrıca şu anda eskisi kadar keyfi bir şekilde bu işlere girmek mümkün değil, uzmanlaşmak da gerekiyor. Dolayısıyla şu anki zorluklar

bundan kaynaklanıyor. ❏ Bugün bir gencin müzik sektöründe sizin işinizi yapabilmesi için hangi adımları atması gerekir? Önerileriniz neler? Yukarıda dediğim gibi sektöre girmek belli açılardan zorlaştı ama imkansız falan değil tabii ki. Biraz bilinçli bir kişi için temel kurallar basit: Yabancı dil, kültür sanat alanına güçlü bir ilgi ve erken yaşlarda bu konuda ufak ufak çalışmaya başlamak. Belli açılardan fırsatlar da çoğaldı, genç bir öğrenci iseniz, boş zamanlarınızda hangi kültür sanat kurumunda staj yapabilirsiniz, ne tür olanaklar var araştırın. Kurumların web sitelerine, insan kaynakları sayfalarına bakın. Ne yönde ilerlemek istediğinizi bilin ama farklı fırsatları da kaçırmayın. Çünkü kültür sanat alanı çok geniş olmakla birlikte artık çok disiplinli çalışmaların da çoğaldığı bir çağdayız, farklı sanat dalları birbirlerinden besleniyorlar. Bunu görmek de büyük bir fırsat olabilir. ❏ Müzik endüstrisinde çalışmanın maddi tarafı mı yoksa manevi tarafı mı ağır basıyor? Sizi bu sektörde çalışmaya devam etmek için motive eden şeyler neler? Çok para kazanmak istiyorsanız, yapabileceğiniz çok daha iyi işler ve daha etkili kariyer yolları var. Bunu net olarak söyleyebilirim. Bu tabii ki müzik endüstrisinin sizi karın tokluğuna çalıştırdığı anlamına gelmiyor ama öncelikli motivasyonunuzun bu alanda bir şeyler yapmak olması lazım. Yoksa hem hayal kırıklıkları hem de zorluklar karşısında yılgınlığa düşmek kaçınılmaz olabilir. Benim açımdan da bu böyle oldu, ilk başlarda ciddi bir müzik aşkı, şimdilerde ise özellikle dünya çapında organizasyonlar yapmak ve Türkiye’den sanatçıların uluslararası başarılarına destek mekanizmaları yaratmak beni en çok motive eden konulardan. ❏ Dünyanın dört bir yanında müzik endüstrisine hizmet eden firmaların ilanlarını görmek mümkün. Türkiye'de bu tarz ilanlar görmek pek mümkün olmuyor. Ancak yeni simalar görüyoruz. İşe alımda ilan yerine daha çok etrafa haber vermekle mi ilerliyor? Her ne kadar giderek uzmanlığın arttığı bir sektörden bahsetsek de, yaptığımız iş oldukça insan insana yapılan, ilişki ve iletişim yönetiminin çok ön planda olduğu bir alan. Ayrıca yarattığı ekonomi açısından da öyle çok devasa bir sektörden bahsetmiyoruz. Dolayısıyla diğer bazı mesleklerden farklı olarak, özellikle kilit veya üst düzey pozisyonlar için benim gördüğüm herkes olabildiğince referans ve kişisel tanışıklıklar üzerinden ilerlemeyi tercih ediyor. Ama bu hiç ilan verilmediği anlamına gelmez. Demin dediğim gibi, özellikle bu alanda profesyonel, sürdürülebilir çalışmalar yapan çoğu kurumun web sitelerinde insan kaynakları sayfaları var ve oradan düzenli olarak hangi açık pozisyonlar olduğu, ne profilde çalışanlar arandığını görmek mümkün.

‘Bu işte çalışmamın tek ağır basan tarafı manevi yanı’

Hikmet Demirkol - Turkcell fizy Senior Lead Music Product Manager ❏ Kaç yıldır müzik sektöründe çalışıyorsunuz? 8 senedir hayalimdeki işi yapıyorum. ❏ Müzik sektörüne giriş hikayeniz nasıldı? Blogspot’un meşhur olduğu dönemde kendimce bir müzik blogu yazıyordum. Yeni albümler ve gittiğim konser/ festival deneyimlerimi bu blogda büyük bir heyecanla kaleme alıyordum. Hürriyet’in o zamanki dijital kanallar yöneticisi de bu yazılarımı meğer takip ediyormuş. Hürriyet’in web sayfasında yeni bir bölüm açılacağını ve çeşitli alanlarda yazılar yayınlanacağını söyleyip müzik alanında da benim yazmamı önerdi ve her şey böyle başladı. Turkcell’de aynı dönemde teknik proje yöneticiliği yapıyordum, Turkcell Müzik için açık bir pozisyon görünce ben de başvurdum 4-5 ay içinde çalıştığım ekipten buraya geçtim ve müzik artık hobi olmaktan çıktı, işim oldu. Zaman içinde Turkcell Müzik, fizy oldu ve hayatına bu isimle devam ediyor. Ben de 8 senedir fizy’de content marketing ve kürasyon işlerinden sorumluyum. ❏ Mesleğe başladığını ilk koşullarla bugünün koşulları arasında nasıl farklar var? 4-5 yıl önce Türkiye’de bu alanda bu kadar global oyuncu yoktu ve dijital müzik alanı da bu kadar rekabetçi değildi. Bence bu alanda şu an çok fazla pozisyon olmadığı için iş bulmak zor gibi görünüyor, ama eminim birkaç seneye bu alanda bir sürü uzmanlıklar çıkacaktır. ❏ Bugün bir gencin müzik sektöründe sizin işinizi yapabilmesi için hangi adımları atması gerekir? Bir müzik türüne takılmadan mümkün olduğunca çok ve farklı türde müzik dinlemek bence ilk adım. Hem dijital dünyayı yakından takip etmeli hem de araştırmacı ve meraklı bir kişilik olmalı. 2004 ODTÜ Jeoloji Mühendisliği mezunuyum, iş hayatına girdikten sonra bir de üzerine MBA de yaptım. Farklı birçok sektörde de çalıştım ama müzik üzerine bir kariyer yapmak hep aklımdaki tek işti. Böyle bakınca şu an aslında hayalimdeki işi yapıyorum, o yüzden çok şanslıyım. Bence bir şeyi çok isteyince o er ya da geç gerçek oluyor. Öneri gibi oldu mu bilmiyorum ama bence bu alanda bir kariyer yapmak isteyen kişi bence pes etmeden tüm fırsatları takip edip, her yere başvuru yapmalı. Eminim kendi istediğine er ya da geç ulaşacaktır. ❏ Müzik endüstrisinde çalışmanın maddi tarafı mı yoksa manevi tarafı mı ağır basıyor? Maddiyat elbette çalışma hayatının gerçeği, o olmadan olmuyor. Kendi açımdan hâlâ bu işte çalışmamın tek ağır basan tarafı manevi yanı diyebilirim. Gerçekten müzik beni hayata bağlayan en önemli şeylerden, yeni müzik keşfetmenin verdiği mutluluk tarifsiz bir duygu. Bu his beni genel olarak motive eden en önemli durum. ❏ Dünyanın dört bir yanında müzik endüstrisine hizmet eden firmaların ilanlarını görmek mümkün. Türkiye'de bu tarz ilanlar görmek pek mümkün olmuyor. Ancak yeni simalar görüyoruz. İşe alımda ilan yerine daha çok etrafa haber vermekle mi ilerliyor? Ben bu duruma daha pozitif bakanlardanım. Bundan 5-6 sene önce Türkiye’de dijital müzik platformları müzik dinlemek için pek kullanılmıyordu. Aynı dönemde dünyada da bu durum çok farklı sayılmazdı. Şimdi müzik yoğunlukla dijital müzik platformlar üzerinden dinleniyor, bu alanda hem yeni oyuncular çıkıyor hem de var olan platformlar kendini geliştiriyor, kullanıcıyı mutlu edecek çözümler üretmeye çabalıyor. Bu alanda iş fırsatları da bence gelişen bir alan. Şu an belki çok fazla bu alanda çalışan insan yok ama yakın gelecekte eminim bu alanın da uzmanları artacak ve pozisyonlar da daha çok olacaktır.


43

KAPAK

ARALIK 2019

‘Sıfırdan yetiştirmeyi tercih ediyorum’

İnci Razaki - Ajans sahibi

❏ Kaç yıldır müzik sektöründe çalışıyorsunuz? Müzik sektörüyle ilk tanışmam 2000 yılında DMC'de başladı. Yaklaşık 19 yıldır müzik sektöründe severek, başarı çıtamı yükselterek, kendimi ve ekibimi geliştirerek hizmet veriyorum. ❏ Müzik sektörüne giriş hikayeniz nasıldı? Aslında turizm ve otelcilik mezunuyum. İletişim ve halkla ilişkiler sektörü hep içinde olmak istediğim bir alandı. Lise yıllarımda ileride ne yapmak istediğime karar verdiğim zamanlarda her şey belliydi zaten. Bu sektörde kariyerime 2000’de kurulan Doğan Music Company’de yönetici asistanı olarak başladım. 6 yıl boyunca müzik yapım şirketi yönetimi, yerli ve yabancı müzik departmanlarında albüm prodüksiyon, edisyon, pazarlama, dağıtım, reklam, marka yönetimi ve iletişim çalışmaları içerisinde yer aldım. 2006-2009 yılları arasında Rec by Saatchi şirketinde genel müdür olarak çalıştıktan sonra bir yıl boyunca mesleğim üzerine kendimi geliştirecek eğitim ve seminerlere katıldım. 2010-2012 yılları arasında Bestimage Group Reklam Ajansı’na bağlı Bestimage Music şirketinde genel koordinatör olarak görev aldım. 2013’te artık kendi halkla ilişkiler ajansımı açma kararı vererek harekete geçtim. Şu an da müzik sektörünün önde gelen iletişim ajanslarından birinin sahibi ve yöneticisiyim. ❏ Mesleğe başladığınız ilk koşullarla bugünün koşulları arasında nasıl farklar var? Sizce artık bu sektörde iş bulmak neden zor? 2000’de müzik sektöründe kasetler, CD'ler, Unkapanı plakçılar çarşısı ve korsan müzikle mücadele vardı. Dolayısıyla üretimden dağıtıma, pazarlama ve halkla ilişkiler alanında daha fazla çalışana ihtiyaç vardı. Yapım şirketlerinde kadro daha kalabalıktı. Ulaştırma departmanından yerli müzik, yabancı müzik departmanlarında çalışan sayısına kadar daha çok ihtiyaç vardı. Fiziki üretim daha fazlaydı ve dolayısıyla çalışana da daha fazla ihtiyaç duyuluyordu. Şu an da şirketler daha butik ve az çalışanla tüm sistemi yönetebiliyor hatta kadrolu olmadan proje bazlı çalışmalar yürütülebiliyor. O zamanlar radyoların ve dinleyicinin yeni çıkan herhangi bir müzik türüne ve yeni işlere heyecanı daha fazlaydı. Yeni bir albüm çıktığında radyolar albüm gönderilmeden önce özel araç gönderip ilk biz çalalım ve şarkı bizim radyomuzda duyulsun diye bir yarış halindeydi. Bugün gibi sanatçıya, müzisyene ve şarkılara ulaşmak bu kadar

kolay değildi. Sanatçı fan'ları hayranı oldukları isimleri görebilmek için şirket kapılarında saatlerce beklerdi. Mektuplar, hediyeler, demo'lar kapıya yığılırdı. Dijital çağ ve yeni medya ile şu an da müzik sektörü medyada ve dinleyici tarafında daha seçici, özgür... Günümüzde farklı bir sistem hakim. Her şeyin zamanla evrildiği gibi müzik sektörü de hem dünyada hem de ülkemizde yeni medya ve dijital çağa ayak uyduruyor. Önemli olan bu noktada doğru hareket edip, doğru kararlar vererek bilgiyi en iyi şekilde öğrenmek ve kullanmak. ❏ Bugün bir gencin müzik sektöründe sizin işinizi yapabilmesi için hangi adımları atması gerekir? Önerileriniz neler? Öncelikle ne istediğini bilmeli. Bu işi gerçekten yapmayı istemek, tam olarak ne istediğini bilmek ve bu işi severek yapabileceğinden emin olmak. Kendilerini devamlı geliştirip, yeni medyayı takip etmelerini öneririm. Üretken ve vizyon sahibi olmaları önemli bir detay. Çalışkan olmak ve bilinçli hareket etmek, yeni jenerasyonu anlamaya çalışmak, onları takip etmek ve her anlamda geniş bir bakış açısına sahip olmak çok önemli. Bu sektörde var olmak istiyorlarsa dürüstlük ve güvenilirliğin dışında başarı odaklı, kendilerine ve bilgilerine inanarak hareket etmeleri ve tecrübelerini durmadan, pes etmeden pekiştirmelerini öneririm. ❏ Müzik endüstrisinde çalışmanın maddi tarafı mı yoksa manevi tarafı mı ağır basıyor? Sizi bu sektörde çalışmaya devam etmek için motive eden şeyler neler? Başlangıç noktamı hiçbir zaman unutmadığım işimin manevi tarafı benim için her zaman daha ağır basmıştır. Bu sektöre ilk başladığım zaman da şu anda da önceliğim manevi taraf olmuştur. Hizmet verdiğim kişi ve kurumlara faydalı olmak, kendim için ise daha çok öğrenmek ve gelişmek beni tatmin ediyor. Elbette ekonomik olarak bir döngünün sağlanabilmesi için maddi tarafında bir önemi muhakkak mevcut. Fakat bu durum hiçbir zaman sadece maddi amaçla yapılan bir işe dönüşmedi benim için. Şu an hâlâ işime karşı ilk günkü his ve heyecanı taşıyorum. Beni motive eden şeylerin en başında işimi severek yapıyor olmam, ne yaptığımı iyi biliyor olmak ve çok kıymetli ekibim yer alıyor. Onlarla birbirimizi tamamladığımızı düşünüyorum. Birlikte devamlı yenilenme odaklı çalışıp, aynı hayalleri kurmak çok güzel ve önemli. ❏ Dünyanın dört bir yanında müzik endüstrisine hizmet eden firmaların ilanlarını görmek mümkün. Türkiye'de bu tarz ilanlar görmek pek mümkün olmuyor. Ancak yeni simalar görüyoruz. İşe alımda ilan yerine daha çok etrafa haber vermekle mi ilerliyor? Evet. Genelde müzik sektöründe tecrübe kazanmış, bu işi deneyimlemiş kişileri tanıdık vasıtasıyla bularak ilerleyen kişi ve kurumlar mevcut. Benim yöntemim biraz daha farklı. Ben işe alımlarımda bu zamana kadar sektörde çok fazla tecrübesi olmayan, hatta hiç tecrübesi olmayan kişileri seçerek kendi sistemimizi ona öğreterek sıfırdan yetiştirmeyi tercih ediyorum. Benimle birlikte çalışan kişilerin ajansımı aynı zamanda bir okul gibi görmesi benim için önemli. Özgürce kendilerini ifade etmeleri, soru sormaları, sıfırdan öğrenip daha sonra kendi fikir ve projeleriyle yaratıcılıklarını ortaya koymaları, bu işe fayda sağlamaları onları motive edici ve beni de gururlandıran bir şey.

‘Uzmanlaşma ve kendini geliştirme çok önemli bir faktör’

Kerem Turgut - Zorlu PSM Programlama Uzman Yardımcısı & PSM Caz Festivali Direktörü

❏ Kaç yıldır müzik sektöründe çalışıyorsunuz? Neredeyse 5 sene. ❏ Müzik sektörüne giriş hikayeniz nasıldı? Pozitif’te Finans ve Hazine departmanına stajyer olarak başlayarak müzik sektörüne adımımı attım. ❏ Mesleğe başladığınız ilk koşullarla bugünün koşulları arasında nasıl farklar var? Sizce artık bu sektörde iş bulmak neden zor? Ülkede yaşanan ekonomik kriz her sektörde olduğu gibi müzik sektörünü de etkiliyor. Bu sektöre ilk adımımı attığımda 1 euro 2,77 TL idi, bugün 6,31 TL... Özellikle yabancı sanatçılarla çalışan müzik firmaları için bu durumu zorlaştırıyor. Ama ikinci soru için biraz daha açıklayıcı olmak lazım. Müzik sektörünün içerisinde birçok farklı dal var. Bu dalların bazılarında doğru iş bulmak zorken, sektörün hareket etmesini sağlayan ana dallarında o kadar da zor olmayabiliyor. Burada yaptığınız işte uzmanlaşma ve kendini geliştirme çok önemli bir faktör. ❏ Bugün bir gencin müzik sektöründe sizin işinizi yapabilmesi için hangi adımları atması gerekir? Önerileriniz neler? Her işte olduğu gibi devamlı okuyup, kişinin kendini geliştirmesi gerekiyor. Müzik sektörü öyle bir sektör ki her zaman okumalı ve takip etmelisiniz. Özellikle yaşadığımız bu global dünyada. Aksi takdirde çok uzun ömürlü bir kariyer olacağını düşünmüyorum. Ayrıca müziği sevmenin yanında ülke şartları gereğiyle basit de olsa bir finans bilgisinin gerekli olduğunu düşünüyorum. ❏ Müzik endüstrisinde çalışmanın maddi tarafı mı yoksa manevi tarafı mı ağır basıyor? Sizi bu sektörde çalışmaya devam etmek için motive eden şeyler neler? Manevi tarafı daha ağır basıyor. Hayatta geçinmek için elbette maddi bir beklentiniz de var. Müzik sektörünün yorucu tarafları olsa da kabul edelim ki hayatta belki de en çok sevdiğimiz şey aynı zamanda işimiz oluyor. ❏ Dünyanın dört bir yanında müzik endüstrisine hizmet eden firmaların ilanlarını görmek mümkün. Türkiye'de bu tarz ilanlar görmek pek mümkün olmuyor. Ancak yeni simalar görüyoruz. İşe alımda ilan yerine daha çok etrafa haber vermekle mi ilerliyor? Benim gördüğüm Türkiye’deki önemli müzik firmalarının çoğu ilan vererek ilerliyor. Networking de önemli birşey tabii ama ilanların pek gözükmediğine katılmıyorum.


44

KAPAK

ARALIK 2019

‘Başarısızlıkla başa çıkma yeteneği gerektiriyor’

Mehmet Öğünç – Zorlu PSM Ses Şef Yardımcısı ❏ Kaç yıldır müzik sektöründe çalışıyorsunuz? 26 yıldır. ❏ Müzik sektörüne giriş hikayeniz nasıldı? İstanbul Üniversitesi Teknik Bilimler Radyo TV'de okurken Murat Ertel ile tanıştım. Kayıtlarında çalışacak ve sahne kuracak bir teknisyene ihtiyacı vardı. Sonra Fuat Güner’le Turgut Berkes'in işlettiği FT isimli stüdyoda Taner Öngür'ün yanında asistan tonmeister olarak çalışmaya başladım. ❏ Mesleğe başladığınız ilk koşullarla bugünün koşulları arasında nasıl farklar var? Sektöre girdiğim yıllarda dijital cihazlar ve internet yaygınlaşmamıştı. Naçizane fikrim, sektöre girişin o yıllara göre daha kolay olduğu. Bugün ortalama bir dizüstü bilgisayar ve ses kartı ile müzik yapmak ve bu müziği internet üzerinden yaymak oldukça kolay. Fakat günümüzde bu hızlı girişin kalıcı olmasını sağlamak oldukça zor. Kendi branşımda ise birçok çalışma yöntemi eskiye oranla dijitalleşmeyle beraber daha kolay. Bilgiye ulaşmak ise katbekat daha kolay. Fakat her şeyin bu kolaylıkla olup biteceğine inanmak müzik sektörü için bir hayal. Hem iyi bir müzisyen, hem iyi bir teknisyen, hem de iyi bir menajer olabilmek çok ciddi bir sabır, acı çekme ve başarısızlıkla başa çıkabilme yeteneği, ne istediğini bilmek gibi vasıflar gerektiriyor. Sanırım artık müzik sektörünün köşe başlarını tutanlar genç nüfusun hızlı bir şöhret yolu olarak gördüğü bu sektöre katılmak isteyenleri daha zorlu seçimlerle eliyorlar. ❏ Bugün bir gencin müzik sektöründe sizin işinizi yapabilmesi için hangi adımları atması gerekir? Bu yolu kendisine meslek edinecek arkadaşların Türkiye’de ve dünyada bu işin okullarından birinde okumalarını şiddetle tavsiye ederim. Böyle bir eğitim onlara değişik ufuklar açar. Müzikle ve teknolojiyle aynı oranda ilgilenmeyi hiç bırakmamalılar. Sevdikleri müzik türünün dışında her tür müziği sabırla ve analizci bir kulakla dinlemeliler. Her türlü bilgiye internet üzerinden ulaşmak mümkün. Lakin bizim sektörümüze özel, sahada çalışmanın tecrübesi çok önemli. Bu tecrübenin peşini bırakmamak lazım. Bekledikleri şans evde oturunca karşılarına çıkmaz. ❏ Müzik endüstrisinde çalışmanın maddi tarafı mı yoksa manevi tarafı mı ağır basıyor? Bu herkese göre değişecek bir cevap. Lakin kimi meslekler gibi içinde müzik aşkı olmayan birisinin uzun süre bu sıkıntı ve acılara göğüs gereceğini zannetmem. Yaşım itibarıyla daha seçici davranmaya çalışıyorum. Ama merak ve işimi sevmek hâlâ benim için önemli bir motivasyon. ❏ Dünyanın dört bir yanında müzik endüstrisine hizmet eden firmaların ilanlarını görmek mümkün. Türkiye'de bu tarz ilanlar görmek pek mümkün olmuyor. Ancak yeni simalar görüyoruz. İşe alımda ilan yerine daha çok etrafa haber vermekle mi ilerliyor? Bizde küçük firmalar da büyük firmalar da tanıdıkları, nasıl iş çıkardıklarını bildikleri insanları işe almaya öncelik veriyorlar. Aslında Türkiye'de müzik sektörü halen çalışan insan sayısı bakımından küçük bir sektör. Çoğu kişi birbirini tanıyor. ❏ Eklemek istedikleriniz varsa... Müzik sektörünün her branşında başarılı olabilmek için sabırlı olmak lazım. Kariyer yolculuğu çok kesin adımlar içermiyor. Çoğu zaman kendi şansınızı kendiniz yaratmak durumundasınız. O yüzden yılmadan çalışmak, merak ve öğrenmekten vazgeçmemek lazım. Bir de müzik hayatınızda olsun her zaman.

‘Kişinin potansiyeli ve merakı birincil parametrelerimiz’

Murat Abbas - Zorlu PSM Genel Müdürü ❏ Kaç yıldır müzik sektöründesiniz? Daha önceden çalıştığım kurumsal işimde müziğe en meraklı kişi bendim. Bu da beni bir anda ev ve ofis partilerinin sorumlusu haline getirdi; DJ’lik maceram ve müzik sektöründeki kariyerimin böyle başladığını söylemek çok da yanlış olmayacaktır. Şimdi baktığımızda DJ’lik ile başlayan müzik kariyerimi yaklaşık 23 yıldır faal bir şekilde sürdürmeye devam ediyorum. ❏ Sektöre giriş hikayeniz nasıldı? 1996 yılında o zamanki ismi Coopers & Lybrand olan PricewaterhouseCoopers’ta çalışıyordum. O dönem şirketteki çalışanların profili biraz farklıydı. Herkes iyi üniversitelerde okumuş biraz deli dolu tiplerdi. Keza yönetim takımı da aynı şekildeydi. Oldukça yoğun bir tempo içinde saatlerce çalışıyorduk, bazen uyumadığımız günler bile oluyordu. O yoğunluğu düzenlediğimiz ofis partileriyle çekilebilir hale getiriyorduk. Ben de ilk olarak ofis ve ev partilerinde DJ’lik yapmaya, sevdiğim şarkıları çalmaya başladım. O dönem bambaşka bir alanda çalışırken aslında müzik sektörüne de resmi girişimi yapmış oldum. ❏ Mesleğe başladığınız ilk koşullarla bugünün koşullarda nasıl farklar var? Bu sektöre girdiğimden bu yana, kalabalığı gözlemleyen biri olarak ülkemizde müzik kültürünün dünya ile paralel şekilde çok hızlı değiştiğini söyleyebilirim. Şu anda dünyada ve ülkemizde caz, hip hop ve tekno müziğin öne çıktığını söyleyebilirim. Bununla birlikte insanların morallerinin düşük olduğu bir ortamda ağırlıklı müzik olmak üzere, kültürsanat etkinliklerine sığındığı bir dönemden geçiyoruz. Bu noktada Zorlu PSM’nin kültür sanat takipçileri için çok değerli olduğunu düşünüyorum. Burada sanatın birçok farklı türüne yer veren, 6 yılda yaklaşık 7 binden fazla etkinlikte 2.5 milyondan fazla sanatseveri ağırlamış, Türkiye’de kültür sanat ve eğlence sektörünün yaklaşık yüzde 15’ini üretmiş bir habitat var. Bu açıdan baktığımızda Zorlu PSM’nin ülkemizdeki müzik kültürünün merkezinde olduğunu söyleyebilirim. ❏ Bugün bir gencin müzik sektöründe sizin işinizi yapabilmesi için hangi adımları atması gerekir? Önerileriniz neler? Öncelikle benim kendi kariyer çizgime baktığım zaman da müzik sektöründeki kariyerim kadar kurumsal kariyemin de yadsınamaz bir yeri bulunuyor. Benim gençlere verebileceğim öncelikli ve en önemli tavsiye yaptıkları işi severek ve tutku ile sürdürebilmeleri olacaktır. Günümüzde de pek çok örneği görülebileceği gibi herkes her zaman kariyerini eğitimi doğrultusunda devam ettirmiyor. İşin içine tutkular ve istekler girdiği zaman asıl başarı noktasına o zaman ulaşılıyor.

Benim de müzik üzerine bir eğitimim olmamasına karşın müziğe olan ilgim, tutkum ve ısrarımla bugün bulunduğum yerde olduğumu söylemem pek de yanlış olmayacaktır. Bir yandan yaptığınız işten memnun olmak için, sektöre dair bir merak da barındırmak önemli. Günceli takip edip, bu sektörün ve platformlarının bulundukları yerlerde ilişkilerini kuvvetlendirmeleri ve staj olanaklarını kovalamalarını da çok öneriyorum. Bu alanda önemli noktalara gelmiş pek çok ismin stajyer olarak kariyerine başladıklarını da görecekler. Biz de Zorlu PSM olarak stajyer olarak çalışmaya başlayan çalışma arkadaşlarımızın görüşlerine çok önem veriyoruz. Potansiyellerini izliyor; kariyer yollarında ilk adımı atmalarını sağlıyoruz. ❏ Müzik endüstrisinde çalışmanın maddi tarafı mı yoksa manevi tarafı mı ağır basıyor? Sizi çalışmaya devam etmek için motive eden şeyler neler? Benim müzik zevkimin gelişmesinde ailemin yeri de yadsınamaz. Çocukluğumdan itibaren ailemin geniş müzik zevki ile donatıldığımı söylemek mümkün bu noktada. O sebeple elbette müziğe olan tutkumun yerini herhangi bir şeyle kıyaslamam pek mümkün olmayacaktır. Ancak yine belirttiğim gibi müzik üzerine profesyonel bir eğitimle de donatılmadım, onun yerine işletme bölümünü bitirerek profesyonel hayatıma bambaşka bir yerden başladım ve bir süre de devam ettirdim. Şu anda bulunduğum yerde müzik sektöründeki kariyerimin yanı sıra, kurumsal bir kimliğimin olduğunun da farkındayım. Bu ikili kariyer sürecinin bana çok ciddi katkıları olduğunu da görüyorum özel hayatımda muhakkak. Ancak kültür sanat sektörü içerisinde Zorlu PSM gibi kısa sürede çok büyük işler yaparak kendini kanıtlamış bir kurumun genel müdürlüğünü yürütmenin yanında DJ’lik yaparak müzik kariyerimi sürdürmemi sağlayan dinamiğin maddiyatla ölçülmesinden ziyade benim içimde süregelen tutkudan kaynaklandığını çok rahatlıkla söyleyebilirim. ❏ Dünyanın dört bir yanında müzik edüstrisine hizmet eden firmaların ilanlarını görmek mümkün. Türkiye'de bu tarz ilanlar görmek pek mümkün olmuyor. Ancak yeni simalar görüyoruz. İşe alımda ilan yerine daha çok etrafa haber vermekle mi ilerliyor? Kültür sanat sektörünün her noktasında bu kulaktan kulağa ilerleyen durumu görmek mümkün aslında Türkiye’de. Az önce de belirttim; öncelikle Zorlu PSM olarak stajyerlik programı bizim için oldukça önemli. Başka kurumlarda görüldüğü gibi yalnızca bir kapının önünde saatlerce durmak ya da ofiste yalnızca fotokopi çektirmekten ibaret değil. Bizim için stajyerlerimiz, Zorlu PSM’nin birer çalışanından farksızdır. Çekirdekten yetişerek hem sektör kültürünü hem de kurum kültürünü benimsemelerini önemsiyoruz. Bu noktada stajyerlik konusunda bünyesinde sanat bölümleri bulunan Bahçeşehir Üniversitesi ve Bilgi Üniversitesi gibi üniversiteler ile de ciddi iş birliklerimiz bulunuyor. Elbette bu sektöre ilgi duyan, iştahı olan öğrencilerin hangi üniversiteden olduğu da bizim için pek önemli değil. O kişinin potansiyeli ve merakı birincil parametrelerimiz. Bunların yanı sıra, elbette özellikle sosyal medya üzerinden şahsıma da pek çok iş ve staj başvurusu veya sorusu geliyor. Bunları elbette Zorlu PSM’nin İK departmanına yönlendirerek havuz oluşumunu sağladığımız bir sistemimiz de bulunuyor.


45

KAPAK

ARALIK 2019

‘Basın danışmanlığının hâlâ bir okulu yok’

Nurbanu Anter - Basın Danışmanı ❏ Kaç yıldır müzik sektöründesiniz? Profesyonel olarak basın danışmanlığına 1998’de Ada Müzik’le başladım. 21’inci senem bitiyor. Ondan önce de radyoculuk dönemim var. Yaşı 40 ve üzerinde olanlar hatırlayacaktır. ❏ Sektöre giriş hikayeniz nasıldı? Reklamcılık mezunuyum. Üniversite eğitimim devam ederken o yılların en popüler radyolarından Hürriyet grubuna ait Hür FM'de radyo DJ'liği ve müzik direktörlüğü görevini sürdürdüm. Radyo kapanınca radyoculuğa Kent FM, Rock FM'de ara ara devam ettim. Okul bittiğinde müzik pazarlamak üzerine uzmanlaşmayı kafama koymuştum. O dönemde bu mesleğin herhangi bir okulu yoktu ama müzik ve pazarlama en sevdiğim iki şeydi. Bunu profesyonel hayatta nasıl birleştiririm diye düşünürken bir gazete ilanı gördüm. Evet, o yıllarda işler ilanlarla bulunuyordu. “Ada Müzik sanatçılarının basınla olan ilişkilerini düzenleyecek bir eleman arıyor” ilanına başvurdum, işe girdim. Kadrosunda mor ve ötesi, Bulutsuzluk Özlemi, Kesmeşeker, Bülent Ortaçgil, Erkin Koray gibi önemli isimler vardı. 2 yıl sonra Sony Müzik'e transfer oldum. Yaklaşık 8 yıl boyunca şirketin hem uluslararası kataloğunun hem de yerli müzik kataloğunun tüm basınla olan ilişkilerini ve tanıtımını üstlendim. O dönemde Gripin, Emre Aydın, maNga, Göksel gibi isimlerin dışında Sertab Erener'in Eurovision başarısı ve sonrasındaki İlk ingilizce albümünün dünya pazarlamasında aktif olarak görev aldım. Ricky Martin, Shakira, Anastacia gibi dünyaca ünlü starların ülkemizdeki tanıtımında görev aldım. Şirketten ayrılınca kendi adımı taşıyan PR şirketimi kurdum. Yaklaşık 13 yıl boyunca ülkedeki onlarca büyük yerli yabancı sanatçının, konserin, festivalin, albümün, konser mekanının, tiyatro ve filmlerin tanıtımını gerçekleştiriyorum. Bu süreçte yolumun kesişmediği sanatçı ve müzik şirketi kalmadı nerdeyse. İşleri yol arkadaşım Burcu Sarılar ve 3 yıldır çalıştığımız Gizem Ertürk ile yürütüyoruz. ❏ Mesleğe başladığınız ilk koşullarla bugünün koşulları arasında nasıl farklar var? Sizce artık bu sektörde iş bulmak neden zor? Sektörün CD ve sonrasındaki dijital dönüşümünü çok yakından izleme şansım oldu. Basın sektörümüz de bugün aynı değişimden geçiyor. Her şeyin dijitale dönüştüğü bu çağda değişime ayak uydurmak gerek. Plak şirketleri her şeydi. Ancak artık her sanatçı kendi küçük şirketinin patronu. Kayıt yapmak, sosyal medya sayesinde bunu ulaştırmak kısa sürede popülerliğe ulaşmak belki bazı işler için kolaylaştı. Ancak bu değişim çok fazla

işin arasında kaliteyle sıyrılmayı da zorlaştırdı. İşi doğru kitleyle buluşturmada, bir kurum veya kuruluşun, sanatçının basınla olan ilişkilerinin bir plan doğrultusunda sürdürülmesinde profesyonel destek almak şart. Eğlence sektöründe uzmanlaşmış PR uzmanı çok az. Sektördeki ekonomi çok daralmış durumda. Kendi ayakları üzerinde durup konserlerden ciddi bir ekonomi doğuran ekipler azaldı. Uzun süreli çalışmalar yerini kısa dönem tanıtımlara bıraktı. ❏ Bugün bir gencin müzik sektöründe sizin işinizi yapabilmesi için hangi adımları atması gerekir? Önerileriniz neler? Müzik sektöründe mesai kavramı yoktur. Bu işin gecesi gündüzü yoktur. Çok seyahat etmeyi gerektirir. Büyük bir adanmışlık gerekiyor başarı için. Ben işime âşığım. Müziği çok sevmeli. Kendi şansınızı kendiniz yaratmalısınız. Okurken çalışmaya başlamak, deneyim kazanmak bende çok işe yaradı. Çocukken harçlığımı albümlere, dergilere ayırıyordum. Hayal kurmayı hiç bırakmadım. Bildiğim kadarıyla basın danışmanlığının hâlâ bir okulu yok. Halkla ilişkiler mezunlarının yaptığı bir iş oldu. Bazı üniversitelerde yeni medya, dijital pazarlama bölümleri açıldı sanırım onları takip etsinler. Bol bol konser, festival izlesinler. Dünyadaki popüler müzik trendlerini takip etsinler. Ben müzik belgeselleri, biyografileri okumaya bayılırım. Büyük başarı hikayelerinden ilham almak gerekir. Kimse bir günde yıldız olmuyor. Başarı; inat ve istikrar ile geliyor. İnsan ilişkileri bu işte çok önemli. ❏ Müzik endüstrisinde çalışmanın maddi tarafı mı yoksa manevi tarafı mı ağır basıyor? Sizi bu sektörde çalışmaya devam etmek için motive eden şeyler neler? Adı eğlence sektörü ama çoğu zamanda işimiz hep sorun çözmek, kriz yönetimi yapmayı gerektiriyor. Bulunduğumuz coğrafya son yıllar çok hareketli. En ufak bir olumsuzlukta ilk etkilenen sektör bizimkisi. Uzun zaman ülkeyi güvenli bulmadığı için gelmek istemeyen yabancı sanatçılar, iptal olan festivallerle uğraştık. İsyan ettiğim en kötü zamanda bile kendimi “müzikle uğraşıyorsun Nurbanu” diyerek motive ediyorum. Sanatçı egosu ile uğraşmak da bazen çok da kolay olmuyor... İlk kez sizin dinlediğiniz bir şarkının ve şarkıcının milyonlarca kez dinlenmesi, bir kariyerin birlikte inşa edilmesi, aynı anda zıplayarak bir festivalde eğlenen binlerce genç görmek benim motive kaynağım. Paradan çok birlikte çalıştığım insanı ve işi sevmek önemli oldu benim için. İşinizde başarılıysanız, herkesin tavsiye ettiği bir insan haline geldiyseniz, elbette güzel para da kazanıyorsunuz. ❏ Dünyanın dört bir yanında müzik endüstrisine hizmet eden firmaların ilanlarını görmek mümkün. Türkiye'de bu tarz ilanlar görmek pek mümkün olmuyor. Ancak yeni simalar görüyoruz. İşe alımda ilan yerine daha çok etrafa haber vermekle mi ilerliyor? Sanırım bizde biraz öyle. Müzik sektöründe deneyimli çalışan bulmak zor. Bizde biraz birilerinin yanında yetişmiş, tecrübe kazanmış alaylılar üzerinden dönüyor yerli piyasa. Genelde yerli sanatçılar güvendikleri eş dost ve akrabalarına bu işleri yaptırmayı tercih ediyor. Sektörümüz yeni yeni gelişiyor. Ancak son dönemde bazı bağımsız plak şirketlerinin, oluşumlarının olduğunu sevinerek görüyorum. Çok iyi promoter şirketler var, genç arkadaşlarımız her türlü zorluğa rağmen iş yapmaya devam ediyor. Hep diyorum bu sektörde iş yapmak için mangal gibi yürek gerekiyor. Don kişot gibi görüyorum ben herkesi. ❏ Eklemek istedikleriniz varsa yer vermekten mutluluk duyarız. Gazete ve dergilerin kapandığı bir dönemde, bağımsız bir dergi olarak ayakta kalma mücadelenizi heyecanla takip ediyorum. BoS küçük ama çok çalışkan, işine âşık bir ekiple her ay harikalar yaratıyor. Kendi adıma başta Ece Ulusum olmak üzere hepinizi tebrik ediyorum.

'Sektöre girişim tamamen tesadüf oldu'

Sadık Avcı – Zorlu PSM Sahneler Görsel Tasarım Yöneticisi ❏ Kaç yıldır müzik sektöründe çalışıyorsunuz? 16 yıldır bu sektörde çok çeşitli görevlerde bulundum. Işık tasarımıyla ise 5 yıldır ilgileniyorum. ❏ Müzik sektörüne giriş hikayeniz nasıldı? Müzik dinlemeyi tabii ki çok seviyordum ama sektöre girişim tamamen tesadüf oldu. Aslında sadece iş arıyordum. ❏ Mesleğe başladığınız ilk koşullarla bugünün koşulları arasında nasıl farklar var? Sizce artık bu sektörde iş bulmak neden zor? Kendi açımdan düşünürsem, ilk başladığım benden çok bir beklenti yoktu ama bugün etkinlik sektöründe geldiğimiz nokta dünya standartlarında. Artık herkes çok şey bekliyor, bu yüzden çok çalışmamız lazım. Sektör büyük gibi gözükse de bu işi yapan çok fazla yer yok; yapanlarda ise büyük şirketlerdeki kadar personel çalışmıyor. Hal böyle olunca çok talep gören bir sektörde personel kapasitesi sınırlı kalıyor. ❏ Bugün bir gencin müzik sektöründe sizin işinizi yapabilmesi için hangi adımları atması gerekir? Önerileriniz neler? İlk olarak çok sevmeleri ve içtenlikle çalışmaları gerekiyor; bu şekilde çalışmayacaklarsa bu sektörde de benim işimde de mutlu çalışamayacaklarını düşünüyorum. Bence baştan buna karar vermeleri gerekiyor. Ayrıca bu işin çok çeşitli olduğunu da söylemek lazım; istediği alana uygun kişi tarafından yönlendirilmeleri de gerekiyor diyebiliriz. ❏ Müzik endüstrisinde çalışmanın maddi tarafı mı yoksa manevi tarafı mı ağır basıyor? Sizi bu sektörde çalışmaya devam etmek için motive eden şeyler neler? Manevi tarafı daha ağır basıyor. Motive eden şey ise yaptığım işlerin beğenilmesi, takdir görmesi tabii ki! Biz PSM'de büyük bir ekibiz ancak benim yaptığım işin görsel olması hem ekip arkadaşlarım, hem misafirlerimiz, hem de sanatçılardan yorum almamı sağlıyor. ❏ Dünyanın dört bir yanında müzik endüstrisine hizmet eden firmaların ilanlarını görmek mümkün. Türkiye'de bu tarz ilanlar görmek pek mümkün olmuyor. Ancak yeni simalar görüyoruz. İşe alımda ilan yerine daha çok etrafa haber vermekle mi ilerliyor? Bu sektördeki işlerin çoğu direkt okulu olan işler değil. Bu sebeple staja çok önem veriyoruz. Bu hem kişilerin sektörü görmelerini ve gerçekten isteyip istemediklerine karar vermelerini sağlıyor, hem de gördüğünüz yeni simaları oluşturuyorlar.


46

GÜNCEL

ARALIK 2019

‘Âşık olmaya programlıyız’

‘Yaş ilerledikçe maddi tarafına olan ilginiz artıyor’ Çağatay YILMAZ

S

Uluç Dündar - Zorlu PSM Genel Müdür Yardımcısı, Prodüksiyon & Operasyon

❏ Kaç yıldır müzik sektöründe çalışıyorsunuz? 2020’de 20’nci yılım olacak. ❏ Müzik sektörüne giriş hikayeniz nasıldı? Kuzenim (Boray Dündar) “Bizimle çalışmak ister misin?” diye sormuştu. Ne iş yaptıklarını bilmeden ofislerine gittim. “Ne yapacağız?” diye sordum. Bana duvardaki havadan çekilmiş Glastonbury Festival posterini gösterip “Bunu” dedi. O sene ilk H2000’i yaptık. ❏ Mesleğe başladığınız ilk koşullarla bugünün koşulları arasında nasıl farklar var? Sizce artık bu sektörde iş bulmak neden zor? Muhtemelen her iş alanında olduğu gibi teknoloji insan ihtiyacını bir miktar azalttı. Sektörün hacmi de küçüldü. ❏ Bugün bir gencin müzik sektöründe sizin işinizi yapabilmesi için hangi adımları atması gerekir? Önerileriniz neler? Başladığım günden beri bir alanda uzmanlaşmayı seçtim. Bu sebeple insanın öncelikle ne istediğini bilmesinin önemli olduğunu düşünüyorum. Zaman zaman herhangi bir iş için ‘küçük iş’, ‘az iş’, ‘basit iş’ kavramlarının çokça kullanıldığını duyuyorum. İşin ne olduğundan bağımsız her zaman çok dikkatli, özenli, detaylara dikkat edilerek yapılmasını önemli buluyorum. Çok fazla şey önerebilirim ancak en başta detaylara çok dikkat edilmesini söyleyebilirim. Özellikle operasyon ve prodüksiyon alanında bu çok değerli. ❏ Müzik endüstrisinde çalışmanın maddi tarafı mı yoksa manevi tarafı mı ağır basıyor? Sizi bu sektörde çalışmaya devam etmek için motive eden şeyler neler? Bu sanırım biraz yaşla ilgili. Gençken manevi tarafı daha ağır basıyor. Yaş ilerledikçe maddi tarafına olan ilginiz artıyor. Manevi tarafı kaybetmemek de çok önemli zira -belki belli olmasa da- bu iş insanın çok zamanını alan, sürekli zihnini çalıştıran ve diğer işlere göre daha uzun süreler işe odaklanmayı gerektiren bir iş. Bazen maddi karşılığı olmadığını düşündüğüm zamanlar oluyor. Her etkinliğin yeni bir yaratım olması, katılımcıların etkinliklerden mutlu ve memnun ayrılmaları beni en motive eden noktalar. ❏ Dünyanın dört bir yanında müzik endüstrisine hizmet eden firmaların ilanlarını görmek mümkün. Türkiye'de bu tarz ilanlar görmek pek mümkün olmuyor. Ancak yeni simalar görüyoruz. İşe alımda ilan yerine daha çok etrafa haber vermekle mi ilerliyor? İlk hamle genelde önce sektöre haber salmak oluyor. Zira sektör için iş tanımları yazmak çok kolay değil. İşin okulları da çok yeni sayılır. Sizi tanıyan insanlara haber verdiğinizde sizi tanıyan insanlar, sizinle çalışabileceğine inandığı, referans olabileceği insanları öneriyorlar. Bu da işimizi kolaylaştırıyor. Gerçi Zorlu PSM olarak iş ilanları çıktığımız da oluyor. Bir ipucu vermek gerekirse staj, bizde kariyere devam etmek açısından çok önemli bir aşama. Çalışma sistemini, çok düşük bir karşılığa rağmen sektöre inancı ve bağlılığı stajlarda tespit etmemiz daha kolay oluyor ve oradan kadroya geçilebiliyor.

alonda meraklı bir bekleyiş. Müzisyenlerin fotoğraflarını çeken bir arkadaşımız en önde yerini almış bekliyor. Yanına gidip heyecanının sebebini sorunca soluksuz anlatıyor, “SX, MIX Festivali’nin ilkinde de sahne almıştı. Performansından o kadar büyülenmiştim ki fotoğraf çekemedim. Bu sefer çekeceğim…” Sahneye önce Benjamin Desmet ardından ilginç elbisesi ve ayakkabısız çoraplı ayaklarıyla Stefanie Callebaut çıktı. Benjamin synth tınılarında yükseliyor, Stefanie sahne ışığında adeta tablolardaki Madonna gibi aurasıyla herkesi etkisi altına alıyordu. 16 Kasım’da MIX Festival kapsamında sahne alan müzisyenler konser öncesi sorularımızı yanıtladı. ❏ Sizi Hooverphonic’e benzeten yorumlar okudum. Katılır mısınız? Kendi DNA’mız var bizce. Macera ve sınırları zorlamak üzerine kurulu. Müziğimizin tanımı elbette dinleyicimiz tarafından yapılmalı. Her türlü benzetmeye ve açığız. Buldukları şeyler bizi besliyor ancak genellikle daha çok kendilerini tanımlıyor. Hooverphonic’in trip hop havasını da seviyoruz. ❏ Designed/Desire'ın klibinin hikayesi nasıldı? Gusteve Klimt’in Kiss tablosundan ilhamla, sarıldığımız bir görüntü hayal ettik. Klibi çekmeye kıyafetler ve battaniyelerle başladık ama fark ettik ki derdimizi anlatmak için kıyafetlere ihtiyacımız yoktu. Saflık arıyorduk. Bütün gün sarılmak güzeldi. Düzenlemeleri yaparken kırmızı bir katman ekledik, fotoğrafların tab edildiği bir karanlık odaya benzettik. Böylece Eros albümünün hayat bulduğu bir görsel oldu. Bir de Nikaragua ormanlarında, El Concepcion Volkanı’nın da olduğu görüntüleri ekledik. Aşkı anlatmak için güçlü bir metafor. ❏ “Âşık olmak için tasarlandık” sözünüz sizin için ne ifade ediyor? ‘İnsan hayvanları’ olarak, fiziksel ve zihinsel olarak âşık olmaya programlıyız. Bu fikrin üzerine ilerlemek istedik. Korkularımızdan kurtulmak, iyimserliği hissetmek ve buna uygun davranmak… ❏ SX isminin hikayesi ne? SX ismiyle müziğimizin ve felsefemizin altındaki gerilimi hissediyoruz. ‘S’ sakinlik, romantizm ve nostaljiyi, ‘X’ ise bilinmezliği, geleceği ve macerayı anlatıyor. Logomuzda da harflerin arasındaki kontrastla estetik ve semantik bir tansiyon yarattık. Telaffuzda da herkes istek ve arzularına göre araya harfler ekleyebilir. ❏ Yaptığınız müziği herkes farklı nitelendiriyor. Eski sınıflandırmalar geçerli mi sizce? Müzik konusunda herkes açık fikirli davranmaya başladı. Harika bir değişim. Müzisyenler bilindik sınırları zorlayan deneyler yapıyor, bu sınıflandırmaları da zorlaştırıyor. Hâlâ geçerli olabilirler ama türler arası işler yayıldıkça sınıflandırmalar için yeni kelimeler üretmek gerek. ❏ Sizin için yapılan bir çizimi Zonnebloem vzw organizasyonunun yararına açık arttırmaya koyacağınızı gördüm. Bunu tekrar yapacak mısınız? Çizim Belçikalı sanatçı Brecht Carton’a ait. Organizasyonu desteklemek için böyle br olayın yararlı olacağını düşündük. Farklı türlerde işler yapan sanatçıların birbirini desteklemesi bizce kıymetli, faydalı birliktelikler aramaya devam edeceğiz.

SX


47

KONSER

ARALIK 2019

'Yaptığımız sadece yeni bir ambalaj değil'

Ahmet YATĞIN

F

ransa’dan yıllar önce gelen birbirlerine âşık olup evlenen Richard Laniepce ve Aslı Doğan’ın kurduğu Kolektif İstanbul ile Back on Stage ilk doğum günü partisinde Salon İKSV’de birlikteydik. Birinci yaş partimiz için alacakları sahne öncesinde ‘soundcheck’ yapan ekibi izledim. İşin her tarafını bu kadar eğlenerek yapan başka bir ekibe rastlamamıştım doğrusu. Hazırlıkların ardından kulise çekilen Kolektif İstanbul ekibiyle bir araya geldiğimizde, partinin başlamasına kısa bir süre kalmıştı. Önce Richard’a soy isminin tam olarak nasıl telafuz edildiğini sormak ile başladım. Fransızca’nın beni yine şaşırtan okunuşu ile son derece keyifli bir sohbet başlamıştı. Richard, Balkan ve Anadolu müziklerine olan tutkusu sayesinde İstanbul’a gelmiş ve Aslı Doğan ile öyle tanışmıştı. Fransa’nın Kuzey Batı bölgesinden gelen Richard orada geleneksel müziğin çok güçlü olduğu koşullar altında yaşıyordu. Anadolu ve Balkan kültürü ile oldukça benzediğini ancak dil farklılıkları, dans farklılıkları gibi ayrıntıların da olduğunu bizler ile paylaşan Richard, kendi yaptıkları müziğe “Balkanlar’dan, Bulgaristan’dan, Anadolu’dan, hatta benim memleketten gelen ortak bir şey buluyoruz ve bunun üzerinde çalışıyoruz” diye sözlerine devam ediyor. Caz, funk veya groovy bir şey eklemeye çalıştıklarını ve bu yüzden “progregsif düğün müziği” yakıştırması yaptıklarını söylüyor. “Modernize kelimesini kullanmak istemiyorum çünkü; sanki kötüymüş de daha iyi hale getirdik, modernize ettik, gibi anlaşılıyor. Öyle bir şey demek istemiyorum. Ama bir füzyon yapıyoruz. Tabii bu füzyonu yaparken de otantik bir şey yapmaya çalışıyoruz. Yaptığımız sadece yen bir ambalaj değil.” Daha geleneksel işleri, etnomüzikolojik işleri, kaynağından olan işleri takip ettiklerinden bahsediyor. Aslı Doğan ise “Aslında biz düğün müziklerinde dans etmeye çekinen insanların bizim konserimizde dans etmesini sağlarken çok farklı bir şey yapmıyoruz. Sadece amblajını, sunuşunu değiştiriyoruz. Bağlamından çıkarıldığı ve başka bir kulakla dinlenildiği zaman insanlar, müziğe kendilerini bırakmanın yeterli olduğunu görüyorlar.” Aslı Doğan, yaptıkları işe olan alkışı; insanların dans etmesi ile ölçtüklerini bizler ile paylaşıyor; “Çünkü alabileceğimiz en büyük karşılık o. Onunla beraber motive olan, insanlar ile beraber hareket eden bir müzik...” Yıllarca sahneden göbek atan insanları izlediklerini ve dansın en özgür formu ile karşı karşıya kaldıkları için çok mutlu olduklarını paylaşan Doğan, düğünlerde çalmadıklarını ama her yeri düğün salonuna çevirmekten büyük keyif aldıklarını söylüyor. Yeni albümü merak ediyorum. "Yolda diyor Doğan, “Tarih vermekten korkuyorum. Çünkü tarih verip bir gün sonrasında farklı bir tarih vermek zorunda kalmıştık. O yüzden şimdilik yolda diyelim...” Albümün Aralık ayı itibarıyla son halini alabileceği sinyalini alıyoruz. Son albümleri Pastırma Yazı'ndan bu yana neredeyse 4 seneyi geride bıraktık, artık yen parçalar şart. Konu ülkemizin onu çok sevdiği Ciguli’ye geliyor. Milyonların gönlünde taht kuran Ciguli

Kolektif Istanbul birlikte çalışabilme şansı yakalayan Kolektif İstanbul’un Ciguli’ye olan bakışını, onlardaki yerini öğrenmek istiyorum ve sözü Richard ’a bırakıyorum. “Ciguli ile çok özel bir şey yaşadık. Maalesef kısa sürdü. Hep aklımızda vardı. Aslında fikir bizden çıkmadı. Ama Aslı anlatmalı o daha iyi anlatır” dedi. Doğan ise “Aslında Ciguli’nin hayatla kurduğu bağ bizi çok etkilemişti. Tanıştıktan sonra çok daha özel bir şeye dönüştü bu. Yıllar önce Pozitif ’te çalışırken Mehmet Uluğ önerisiyle gelişen bir fikir olarak zihinlerimizde yer etmiş ve sonunda kısa bir süre de olsa bu düşüncemizi gerçekleştirmiştik.”

'BİLİYOR MUSUNUZ BİZİM PLAYLIST'İMİZ YOK'

Söz müzikteki küreselleşmeye geliyor. Doğan küreselleşen dünyada yerel olmak çok daha kıymetli hale geldiğini söylüyor. “Biz yerel, kendinden beslenen ve kaynağından beslenen bir iş yaptığımız için pek çok ülkede sahne alma şansı bulduk. Üstelik bizim yaptığımız müzik dünyanın pek çok noktasından besleniyor. Kullandığımız enstrümanlar olmak üzere farklı müzik kültürlerinden besleniyor olması da önemli… Evrensel olan ile sürekli bir şekilde temas halindeyiz.” Yerel ile olan bağları koparmamış olmanın küresel dünyada daha kıymetli ve daha değerli olduğu düşüncesini bizler ile paylaşıyorlar. Bağımsız olmayı, özellikle Back on Stage olarak bağımsız kalabilmeyi çok seviyoruz. Aynı fikirde olan Kolektif İstanbul ekibi, internetle bağımsız olabilmenin kolaylaştığını dile getiriyor. Richard, bağımsızlığı çok önemli buluyor ancak ekliyor; "Ama bir noktaya kadar mümkün olabiliyor bu. Keşke daha adil bir dünyada yaşasak. Bağımsızlık bize bir özgürlük veriyor. Partimizde sahne alacakları için konuyu hemen oraya getirmek istiyorum. Sahnede neler

çalacaklarını ve ekibimizin Hamamcı şarkısını istediklerini söylüyorum. Gülüşüyoruz. Ricamızı nezaketle kabul ediyorlar ve Doğan konuşmaya devam ediyor; “Neler olacak… Aslında yeni albüm öncesinde olan son konserlerimizden biri olduğu için belki yeni Albümden iki şarkı çalabiliriz. Ya bizim bir ‘Playlist’imiz yok biliyor musunz? O yüzden neler çalıcaksınız denildiğinde gökyüzüne bakıyorum. Ama son dönemden, en hızlı en hareketli parçalarımız olacak muhtemelen. Hamamcı'yı kesin çalarız.” Konser öncesinde giderek azalan vakitte eklemek istedikleri bir şeyin olup olmadığını merak ediyorum. Richard Laniepce, klip çektikleri haberini bizler ile paylaşıyor. “Yeni albüm için bir klip çektik. Dört gün boyunca deli gibi çaldık. Enerjisi devam ediyor. Hatta düştüm, bakın burada yarası” diyor. Geçmiş olsun. Harika haberler ile kendilerini yeniden kulise uğurluyoruz ve heyecanla konser saatini bekliyoruz. Birinci yıl partisi için gelen misafirlerimizi karşılarken sahnelen DJ performansının ardından Kolektif İstanbul sahneye çıkıyor. Davetlilerimiz tarafından genelde tanınan bir grup olmasına rağmen pek çok davetli Kolektif İstanbul’un sıra dışı müzikleri karşısında önce şaşıp kalıyor, sonra kısa sürede kendilerini müziğe bırakıyorlar. Bu tatlı topluluğa bir kez daha teşekkürlerimizi sunuyoruz.


48

RÖPORTAJ

ARALIK 2019

"

Y

ayliyamazsun, yayliyamazsun yavrim yayliyamazsun / Derindir gölleri boyliyamazsun / Oy ellerin kinalidur oynıyamazsun…" Sahnede bu sözlerle Anan Var Midur şarkısı söyleniyor, alkışlarla eşlik ediliyor, oturduğum koltuk sallanıyor… Gözüm solist Selim Bölükbaşı’ndan çellistlerin ellerine kayıyor. Orkestranın tamamına bir bakıyorum, mutlu görünen de var sıkkın görünen de. Aklıma, Bölükbaşı’nın konserden birkaç saat önce konuştuğumuzda önyargıları kırmaktan bahsettiği, seyirciye eşlik ettireceğini söylediği geliyor. Beğenildiği kesin ama birkaç ‘cıkcık’ sesi de duyuyorum. Yüzüme bir gülümseme yayılmasına engel olamıyorum. Tuhaf bir olaya şahitlik ediyorum. Bir Karadenizli olarak, çevremde hep bir şekilde duyduğum türküler klasik müzik enstrümanlarıyla birlikte icra ediliyor. 20. Antalya Piyano Festivali'nde bir ilke imza atılıyor böylece. Sahneye ceketi ve klasik müzik konserlerinden alışkın olduğumuz solist ciddiyetiyle çıkan Bölükbaşı, ceketi çoktan üzerinden atmış, horon vuracak birazdan... Arkadaşlarıyla konuşur gibi konuşuyor seyircisiyle. Yine Karadeniz’den tanıdık gelen bir duyarlılık da var, Gelevera Deresi’ni HES’lerin kuruttuğunu söylemeden edemiyor örneğin. Bir de Kazım Koyuncu’yu defalarca yad ediyor… Sahnelere alışkın bir müzisyen olmasına rağmen proje onu heyecanlandırmış, elleri terlediği için kemençesini tekrar tekrar akort etmesi gerekiyor. Kolay bir iş değil yaptığı, aşina olmadığı bir ortam ve seyircinin karşısında kendi ekibinin yanı sıra 55 kişilik Symphonic Project ile birlikte çalıyor.

Bu, konser öncesinde konuşurken hissettiğim kendinden emin tavra engel olamıyor, keza kimi zaman senfoni ekibinin sesi duyulmuyor bile. Selim Bölükbaşı, 19 Kasım akşamı ayakta alkışlarla ayrıldı sahneden. Konser öncesindeki koşturmalarının arasında sohbet etme fırsatımız da oldu. ❏ Yıllardır müzik dünyasının içindesiniz. Solo albümünüzün yayın tarihi 2015. Neden? Bu yarı bilinçli bir karardı. Kazım Abi (Koyuncu) ile çaldığım dönemlerde bana şöyle dedi: “Selo, son 3 senen. Ben Türkçe sözlü rock müzik yapacağım. Ama sonra sen yürüyeceksin.” Ben yine onun yanında çalmayı düşündüm, ne yapar eder bulurum yolunu diye düşündüm. Solistlik istemiyordum. Vefat edince grubun başına benim geçmem istendi ama bana çok ters geldi… Bir sene elime enstrüman almadım, müziği bırakmayı düşündüm. Sonra Volkan abi’nin (Konak) teklifiyle yanında çalmaya başladım. Kader beni icracılık yoluna sevk etti. Zamanının gelmesini bekledim. Düşünün, albümün adı bile Aklı Selim… Mükemmeliyetçilik insanı çok geciktiren bir huy. Kendimi hiçbir zaman yeterli görmeyeceğimi anladığımda albümü yapma kararı aldım. Geç kalınmış olduğunun düşünmüyorum kimileri öyle dese de. İlk solo konserim de 2007’de Antalya’da olmuştu, ondan sonra konser yapmaya başladım. ❏ Birçok enstrüman çalıyorsunuz. Bağlamayla başlamışsınız. Diğerlerine nasıl geçtiniz? Favori enstrümanınız hangisi? Annem gençlik zamanında bizim oraların ilk kadın bağlamacısıydı. Sesi kısıldığı için bıraktı. Ben müzikal yeteneğimi fark edince, annem

bağlama öğretmeye başladı. Bağlamayı elime aldıktan 2 gün sonra çalmaya başladım. Aslında ben Türk halk müziği üstatları ve arabesk müzik dinleyerek büyüdüm. Birol Topaloğlu adında bir müzisyen var, o etnik Laz müzik yapar. Onun albümü beni çok etkiledi. Onu dinleyene kadar Karadeniz türküleri dinlemiyordum. Ardından bir tulum sipariş ettik, onu da öğrendim. Birol Abi ile tanıştım ve 1996’da Karadeniz müziği yapmaya başladım. 2001’de de Kazım Abi’yle kemençe çalmaya başladım. Avrupa ve Amerika şehirlerinde Birol Abi ile bir sürü konser yaptık… ❏ Kazım Koyuncu’nun sound’unda reggae’den pop’a farklı tarzlar kullanılıyordu. Rock tınılarında da Karadeniz parçaları üretiliyor ama senfonik tarzla ilk defa bir proje yapılıyor sanırım. Nasıl çıktı bu fikir? Aslında senfonik çalışmalar yapıldı. Tekfen Filarmoni Orkestrası’yla çalışmalar yapıp orkestraya kemençe eklenmesini sağladım ve 6 yıl onlarla birlikte çaldım. Birkaç kemençeci arkadaş da denedi ve yaptı. Fakat bu projeyi ilk kılan bir özellik var. Bir solist tamamı Karadeniz parçalarından oluşan bir konseri senfonik orkestra eşliğinde seslendirecek. Cengizhan Yeldan arayıp bu fikri sununca ben adeta uçtum. Devrimci ve yenilikçi bir adamım, böyle işlere çok açığım. Anıl Özkan ile senfonik düzenlemeleri yaptık ve çok güzel bir sonuç çıktı. Böylece iki ilk bir arada oldu, hem senfoni ve Karadeniz birleşti hem de bir piyano festivalinin çatısında bir ilke imza atıldı. ❏ Klasik müzik dinleyicisi misiniz? Çok sık değil ama dinlerim. Herhangi bir müzik tarzını sevmemek gibi bir düşüncem

‘Klasik müzisyenler bizimle hayata döndü’

Çağatay YILMAZ

Selim Bölükbası,


49

RÖPORTAJ

ARALIK 2019

ARCHIVIST

Hüseyin NECİPOĞLU huseyin_nc

Yalnızlık Ömür Boyu

B

olamaz. Müzisyenim sonuçta. Her müziği etüt ederek dinleyen biriyimdir. ❏ Klasik müzik salon müziği olarak anılır. Siz halk müziği yaratılır ama tarz ayrımları kötü bence. yapıyorsunuz, senfoniyle ❏ Bunu uluslararası alana taşıyacak mısınız? bir araya gelmenizden Bunu çok istiyorum. Elimden geleni hoşlanmayanlar da olmuştur yapacağım. Konserin kaydı da alınıyor. Belki mutlaka. Sizin yorumunuz nedir? bir DVD hazırlayabiliriz. Belki klip hazırlarız. Genel olarak bu tekelleşmedir. Böylece birçok yere sunabileceğim. Eğer Klasik müzik denilince takım başarırsam çok tatmin olurum. Bu proje burada elbiseler, salonlar… Bu bir kalmamalı. Projeyi ABD’de başlatsak ülke ülke sıkışmışlık da getiriyor. Ben gezerdik. Benim müziğimi, yani Karadeniz sahnede ceketimi giyeceğim. müziğini burayı tanımayan ve hissetmeyen biri Oyunu kuralına göre oynayacağım. yapamaz. Yabancıların yaptığı ancak hisli bir taklit Ancak provalarda gözlemliyorum, olabilir. Ülkemizdeki sıkıntı, yerel müziğimizi klasik müzisyenler o söz ettiğiniz pazarlamamamız. Yüzümüzü Batı ya da Doğu’ya salon normlarından sıkılmışlar. dönelim evet, ama kendi müziğimize karşı Bizimle hayata döndüler. En son kompleksimizi yenmedikçe bir yere varamayız. yerlerinde duramıyorlardı. Ben ❏ Söz ettikleriniz önemli gerçekten… kuralları yıkmaya geldim. Projede Bakın size bir örnek vereyim. Eurovision’da olduğum için kötü eleştiriler Yunanistan kazandığında ülkemizin kültür yapanlar oldu. Piyano üzerine bir bakanlığından “Bizim sazımızla birinci oldular” festivalde piyano müziği dışında açıklamaları geldi. O da Karadeniz kemençesi… olduğumuz için özellikle. Ben Bunu diyorlar ancak kültür bakanlığında ne tenkitlere mutlulukla bakarım. bir kadrosu ve ne de konservatuvarda dersi Beni eleştirdiklerinde amacıma var. Tulum, zurna, kemençe gibi sazları kendi ulaştığımı anlıyorum. Lütfen ülkemizde sahiplenmezsek başkası kullanır eleştirsinler. Ben kurallara göre birinci olur. Niye elin adamına bırakıyoruz bu müzik yapmayı sevmiyorum. Bizi değerleri? Bu kompleksleri yenmeye de önayak takip etmemiz gereken notasyon oluruz umarım. kuralları dışında bir sınıra ❏ Festivalin tüm biletleri tükenmiş. sokamazsınız. Gelenler devrimci Beklediğiniz bir ilgi mi? Sonuçta aykırı bir ruhunu hissedecek. İnsanlara konsept. bir şey kazandırabiliyorsam ben Sold out beklemiyordum, yalan yok. Benim amacıma ulaşmış olurum. geç bitti gerçi…Kendimi oralarda gören ❏ Sentez müzik dinleyicisi ve bir adam değildim. İnsanlara ters düşebilir, üreticisinde artış var. Siz takip gelmek istemeyebilirler ve burada kitlem o ediyor musunuz? kadar geniş değil. Yarısı satılırsa bana yeter İki sebebi var, artık üretimde diye düşünüyordum. Ama konsere 2 gün kala sıkıntı var. Üretici sayısı azaldı. biletler bitti. Çok mutlu oldum. Festivalin Halk müziğindeki o eski aşkları sürekli gelenleri var ama aldıkları kişiler belli. global dünya yaşanamaz hale Ben tereddüt yaratan bir ismim, hak veriyorum. getirdi. Mutasyona uğramış aşk var Daha çok insana sunduğum için çok mutluyum. artık. Bu aşkla yazılan şarkıların da Sonuçta bu proje tarihe atılan bir imzadır. duygusu az. Bu da beste anlamında Önyargıları daha kalabalık yıkacağız böylece. Elit üretimi zayıflattı. Böyle olunca geçinenlerin önyargılarını kesinlikle kıracağım. herkes arayışa geçti. Cover’lara Geç olsa da mutluyum. Karadeniz’in dalgası daha dönenler, türleri birleştirenler ya da da büyüyecek. kendi türünü bırakanlar oldu. Bir ❏ Bu konser açık hava bir ortamda, daha de insanlar biraz önce söz ettiğimiz farklı olabilirdi sanki. kalıplar yıkıldı artık. Metalci Kesinlikle. Antalya Belediyesi uygun görürse gözüken biri arabesk de dinlediğini bu konsepti büyütüp yeniden konseri yapmak söyleyebiliyor mesela artık. Böyle isterim. İlk seferde olabilecek en doğru yerdeyiz. olunca herkes rahatladı. Zaten Böylece riskleri küçültmüş olduk. Bu bir tanışma müzikte bölünme olmamalı yoksa konseri. Ama bizi tanıyanlar açık havada bizi yandık! Tarzlara özgü sound görmek isteyecektir.

ir kafede oturmuş yağmur damlalarının gökyüzünden yere düşüşünü izliyorum. Fakat yağmur damlalarının yoldaki bir asırlık taşlara temas ettiğinde çıkardığı tınıyı duyamıyorum. Görüyorum ama hissedemiyorum. Duymak istediğim bu hüzünlü ve sessizliğe yankılanan olağanüstü doğa müziğini. Bulunduğum ortam sıcak ve samimi. Kahvemi yudumlarken arkada çalan müzik, insanların hafif hafif sohbetlerini koyulaştırmasına yardımcı oluyor. Oysa ben masada oturmuş, yalnızlığımı ve kulağıma ilişen müziği düşünüyorum. Yalnızlığıma eşlik eden müziği. Yalnızlığı konu edinen şarkıları. Biliyorum dünya müziği yalnızlık ve yalnızlığın ilham verdiği sayısız kayıtlarla dolu. Ben, bana dokunan şarkıların kısa bir özetini aktarmanın peşindeyim. İçinde yalnızlık geçen sözcükleri barındırmasa dahi sizi yalnız hissettiren, sizi duygulandıran şarkıları. Öyle ya şarkıların anıların canlanmasına yardım ettiğini unutmuşum. Yalnızlık kendi seçimimiz mi? Ya da bize bahşedilen bir lütuf mu? Tam tersi bir lanetmiş gibi üzerimize yapıştığını da hissedebilirsiniz bazen. İnsan niçin var ki? Yalnız kalmak için mi? Biliyorum zor sorular bunlar ama konumuza geri dönelim. Mor ve Ötesi’nin ilk albümü 1995 çıkışlı Şehir'de yer alan Yalnız Şarkıyı ilk kez dinlediğimde duygularıma tercüman olduğunu anımsıyorum. Yıllar içinde kendimi hep mırıldanırken bulduğum, zihnimde kalan nakaratları: Tesadüfen yalnızsın / Henüz yolun başındasın / Tesadüfen yalnızsın / Gerçeklerin farkındasın Bir şarkı iyi yazıldığında, iyi yorumladığında kalbinize, yaşadıklarınıza, anılarınıza dokunabilir. Yıllar sonra yeniden karşınıza çıkabilir, anılarınızı canlandırabilir. Bazı sesler, bazı hisler ve olaylar sizi eskilere, yaşananlara götürebilir. Şarkıcıların, meleklerin sesine sahip olabileceğini düşünürüm. Kendi yaşadıklarını, sözcüklerin notalarla ışıklı buluşmasıyla bize yansıttıkları duygu yoğunluğunun dokunmaması mümkün değil. Cem Adrian’in sesi de bu seslerden. Yalnızlık şarkısını dinleyen birinin bu şarkı karşısında hüzünlere, eski düşüncelere, yaşanmışlıklara dalıp gitmeyeceğini düşünmüyorum. Bu köşede en çok adı geçen gruplardan biri Düş Sokağı Sakinleri… Grubun 1997 çıkışlı Yaşadıkça albümünde yer alan Kuş Dünya Kelebek ve Çiçek şarkısında, kelimeyi bulamazsınız ve duyamazsınız ama şarkıyı dinledikçe hissedersiniz. Size yalnızlığı ve gelecekte olan yalnızlığınızı anlatır. Peki ya Türk hafif müziğine sayısız hitler armağan eden ve benim için yaşayan efsane Mazhar-Fuat-Özkan’ın dillere pelesenk olan şarkısı Yalnızlık Ömür Boyu'nu kim unutabilir? Bazen bir radyoda yankılanan, bazen de hiç olmadık bir anda karşımıza çıkan ve hislerimize tercüman olan kaç şarkı var? Gerçek şu ki insanların yaşadıkları ve anımsadıkları duygular, notalarla işittikleri tınılar sayesinde ansızın ortaya çıkabilir. Benim de anlatmak istediğim esas bu. Usta şair Özdemir Asaf ’ın dediği gibi “Yalnızlık paylaşılmaz/ Paylaşılsa yalnızlık olmaz...” Son olarak yazıma esin kaynağı olan üstat Özdemir Asaf ’ın bir sözünü dipnot olarak kullanıyorum: “Yalnızlık / Müziğin bile / Seni dinlemesidir” Müziğin içinde yalnızlığı anılara dönüştürmeniz dileğiyle. Not: Bu yazı yazılırken bir kafede olmama rağmen kulaklıkları takıp çevreme aldırmadım. Yalnızlığımı müzikle yaşıyorken, gelecek vadeden yerli gruplarımızdan Paz’ın albüm kapağı ile de göz kamaştıran Can isimli ilk albümünü dinledim. Meraklısına...


50

RÖPORTAJ

ARALIK 2019

'Hiç denemezseniz umuttan bahsedemezsiniz' Batuhan K. OCAKÇI

2

0 yıldır, enstrümantal rock sahnesinin beğenilen gruplarından biri MONO. Bu türe de sığmadılar aslında, parçalarında shoegaze'den modern klasik tarzında birçok etkiyi duymak mümkün. Bu sürede değişen grup üyeleri gibi nedenlerle duraklamalar olsa da, 10 albüm yayınladılar ve tüm dünyada duyuldular. Farklı türlerden sanatçılarla çalıştılar, New York Orkestrası'yla çalışmaları canlı albüm haline geldi. Sahnedeki yüksek enerjileri ve müzikleriyle her zaman övgü toplayan Japon topluluk MONO, 29 Kasım'da %100 Studio'da sahnedeydi. Grup konserin setlist'inihem eski hem de yeni parçalardan derledi, deneyimlerini ve duygularını izleyicilerle paylaştı. Azmsanmayacak Türk dinleyici kitlesi olan grupla konseri öncesinde sohbet ettik. ❏ Grubun kuruluşunun 20'nci yılı. 20 yılda grupta değişmeyen şey nedir? Tüm albümlerimizde aynı gitar ve bas gitarı kullandık. Onlar değişmedi. Bir de, hâlâ gençlik yıllarımızın açlığına sahibiz. Yetinmiyoruz, daha derin keşifler yapmak istiyoruz. En başından beri bu da aynı. ❏ Plak şirketinizdeki değişiklikler, gruptaki eleman değişiklikleri sizi nasıl etkiledi? Nowhere Now Here, yeni yolumuzda yürürken karşılaştığımız güçlükleri anlattığımız müzikal bir iz oldu. 2017'de plak şirketi ve

MONO

yönetim değişikliklerinin üstüne bateristimizin ayrılmasının ardından adım atamaz haldeydik. Hiç iş alamıyorduk, "Başka gruplar böyle anlarda dağılıyor" diye düşünüyorduk. Sonuçta bu karanlıktan yeni bir aydınlığı kucakladık şarkıyla. ❏ 20'nci yılınıza özel bir belgesel ya da animasyon filme ne dersiniz? Müziğinizin sinematografik bir yanı var gibi. Bir animasyon filme çok yakışırdı diye düşündük. Kafanızdan nasıl bir şey geçiyor görmek isterim! (Gülüyor.) 20 yılımızı güzel hatırlayacağımız bir şeyler planlıyoruz biz de. ❏ 23 enstrümanlı bir orkestrayla gerçekleşen konserler unutulmaz. Böyle bir turne düşünüyor musunuz? Orkestrayla çalışmak çok özel bir deneyim. Geçen haftalarda 20'nci yıla özel orkestra konserimizle Los Angeles'taydık. Harikaydı, biraz üzücü ama çok güzeldi. Aralık ayı içinde Londra'da gerçekleşecek konseri de merakla bekliyoruz. ❏ Müziğinizi anlatanların genellikle aydınlık ve karanlık kavramlarını çok sık kullandığını gördük. Aydınlık ve karanlık kavramları sizin için ne ifade ediyor? Bence müzik, kelimelerle öylece anlatamadığımız şeyleri açıklamanın bir yolu. Kalbinizin içine gidip o zifiri karanlıkta bir ışık yakmakla ilgili. Bu tehlikeli bir şey, hata yaparsanız karanlığa kapılabilirsiniz. Hiç

denemezseniz, umuttan bahsedemezsiniz ama. Tüm bunlarla oluşan müzik ve duygular tüm sınırları aşabilir. ❏ Nowhere Now Here’in albüm kapağını çok seviyoruz. Sizin için hikayesi nedir? Mısırlı bir sanatçı, Ahmed, Pink Floyd'un albüm kapaklarından birine sahip. Bir gün birden bize Nostalgia şarkımızdan ilham aldığı bir işini gönderdi. Bu nedenle de albüm kapağında onunla çalışmaya karar verdik. Harika bir sanatçı. Hayat bir çok şeyle dolu. İyi, kötü, üzgün, mutlu şeyler... Bir rüya gibi. Umuttan vazgeçemezsiniz. Albüm kapağı da bu hisleri anlatıyor, geceyi aydınlatan ışık. ❏ 3 eski şarkınızı Steve Albini ile yeniden kaydettiniz. Bu fikir nereden çıktı? Stüdyo sürecinde neler oldu? com(?) adında bir şarkımız var, grubun en karanlık ve agresif parçası. İlk olarak bu parçayı yeni bateristimiz Dahm ve Steve Albini'yle kaydetmek istedik. Steve'in Şikago'daki stüdyosunda bir günde üç şarkıyı kaydettik. 70'ler tınılı bir sound oldu. Plakta dinlerseniz daha da iyi olduğunu anlarsınız. ❏ Spotify'da sizi en çok dinleyen şehirler arasında ilk sırada İstanbul var. Türk dinleyicilerle aranızda nasıl bir bağ var sizce? Vay, çok mutlu olduk! İstanbul'a birçok kez geldik, en sevdiğimiz yerlerden. Yeni albümle tekrar gelmek için sabırsızlanıyoruz.


51

RÖPORTAJ

ARALIK 2019

‘Müziğin nitelikli sihri hiçbir yere gitmedi’

Ece ULUSUM

B

u yıl aklımda kalan konserler arasında Budapeşte’deki Sziget Festivali’nde rock’n roll ile yeri göğü inleten The Ringo Jets var. İzleyemeyenleriniz YouTube’a koşsun. Davulda ve vokalde Lale Kardeş, gitarlarda ve vokallerde Tarkan Mertoğlu ve Deniz Ağan’dan mürekkep, ülkemizin hakiki rock ‘n roll topluluğu The Ringo Jets yeni havadislerle karşımızda. Grammy’li prodüktör Tommaso Colliva yönetimindeki stüdyoda çalıştılar. İkisi İngilizce, ikisi Türkçe olmak üzere 4 şarkı geliyor. 6 Aralılk Yadigar Ejder’i, 13 Aralık’ta ikinci tekli Black Sheep’i ve ardından 20 Aralık’ta 4 parçalık full EP Yadigâr’ı çıkaracaklar. Ayrıca Türkçe şarkılardan biri tanıdık, Ayrılık Olsa Bile. Toplulukla hem yeni parçalarını hem de konser deneyimlerini konuştuk. ❏ Sziget ve Øyafestivalen nasıl geçti? İkisi de çok güzeldi, festivallerde çalan büyük isimler olmasına rağmen sadece bizim için bilet alıp gelen insanlarla tanıştık ve bu bizi elbette gururlandırıp mutlu etti. Özellikle Sziget konserini unutmak mümkün değil. Seyirci tarafından kucaklandığımızı hissettiren bir performanstı. ❏ Festivallerdeki deneyimlerinizi hazır müzik belgeselleri de popüler olmuşken, bir kısa film tadında paylaşmayı düşündünüz mü? Son 8 senede epeyce turne, kayıt ve konser çekimlerimiz birikmiş olmasına rağmen neredeyse hiç kullanamadık. Önümüzdeki zamanlarda hepsini değerlendirmeyi düşünüyoruz. Nitekim seyre değer olduğunu düşündüğümüz Sziget Festival performansımızın tüm videolarını plak şirketimiz Ferment Records’un YouTube kanalından paylaşıyoruz. ❏ Basın bülteninde yeni kaydedilen şarkılarınızdan biri için şöyle yazıyor: "Unutulmuş kahramanlarımızdan birine atfen

Ringo Jets yazılıp bestelenmiş bir şarkı..." Yadigar Ejder, Tarkan’ların ailece tanıştıkları ve çok sevdikleri bir kişi. Tarkan, bulduğu bir riff’i ona Yadigar Ejder’i çağrıştırdığı için bu isimle kaydetmişti. Menajerimiz Can Sertoğlu “Şarkı neden onun hakkında olmasın?” deyince sözler de Memet İncili tarafından hepimiz için Yadigar Ejder’in ifade ettiği şeyleri düşünerek yazıldı. Bizce bu kadar zaman arka planda kaldıktan sonra artık gün ışığına çıkmayı, tam da içinde bulunduğumuz bu ‘yaldızlı kahramanlara hayranlık’ devrinde daha fazla bilinmeyi ve anlaşılmayı hak eden bir karakter. ❏ Colliva ile yeniden çalışmak nasıldı? Tommi artık arkadaşımız olduğu için beraber çalışmak genelde büyük bir rahatlık. Tabii bu sefer iki şarkı Türkçe olduğu için biz onu biraz terletmiş olduk. Günün sonunda birkaç Grammy Ödülü sahibi, bu kalibrede bir prodüktörden Yadigar Ejder için “Bu kadar iyi bir parçayı nasıl yapmayı başardınız!” tepkisini almak paha biçilmez bir onur oldu bizim için. ❏ Sizi Türkçe parça yapmaya yönelten neydi? Aslında senelerdir Türkçe şarkı yapmaya The Ringo Jets olarak hiç karşı değildik. Hatta Open Sesame albümündeki Full Stash Türkçe olacaktı ama yetiştiremedik. Bu sefer menajerimizin de cesaretlendirmesiyle ilk Türkçe bestemizi çıkarmış olduk. Yanına da bir Esmeray cover’ı ekledik. ❏ Neden Ayrılık Olsa Bile'yi seçtiniz? Bir cover eklemek istiyorduk ancak çok seçici olduğumuz için kıvrandığımız bir zamanda menajerimiz Can bu şarkı fikri ile geldi. Esmeray’ın özel bir karakter olması ve sesini beğenmemizin yanında bir çok dilde çalınmış söylenmiş ve zamansız bir şarkıyı çalma fikri de epey hoşumuza gitti. ❏ Gruptaki herkesin renkli bir kişiliği var. Müziğiniz var şarkılarınız da bunu görmek

2019

Yadigar Ejder

mümkün. Ancak bunu sahneye yansıtmanın yollarını arıyor musunuz? Yeni EP ve yeni bir plak şirketiyle beraber elbette bizim de aklımızdakileri gerçekleştirme planlarımız var. Hatta bir kısmı gerçekleşti ve çok yakında haberiniz olacak hepsinden. ❏ Kendinize has bir sound ve vokal tekniğiniz var. Ancak değişik sound'da işler yapmayı planlıyor musunuz? Genelde konfor alanımızda durmaktan hoşlanmıyoruz ve her yaptığımız albüm ya da EP’de yeni yerlere gittiğimizi düşünüyoruz. Yadigar EP’si de gerek Türkçe şarkı barındırması, gerekse içinde asma davul dahil farklı enstrümanlar bulundurmasıyla buna çok iyi bir örnek. Yeni enstrüman demişken, Memet İncili eline bas alıp yanımıza geçti, artık sahnede çok daha oturaklıyız! ❏ Müziğin dijital platformlara girişiyle başarı kavramı değişti. Sizce günümüzde müzikal anlamda başarı nedir? Şu an dediğiniz gibi başarı kavramı gerçekten çok değişti ve niceliğe dayalı, tam olarak neyin ne olduğunun buğulandığı bir hale geldi. Oysa müziğin temel taşları, nitelikli sihri hiçbir yere gitmedi; perde çekip gölge ediyor sadece bazıları. Er ya da geç bu sis ve pus perdesinin dağılmasıyla sapla saman ayrışacaktır. Biz old school yöntemlerimizle müzik sevgimizi kayıtlarımıza ve konserlerimize yansıtabildiğimiz sürece mutluyuz. ❏ Klip olacak mı? Olacak. İlk videomuz, aynı zamanda ilk single’ımız olan Yadigar Ejder için yönetmen Eli Kasavi tarafından çekiliyor. Dahası da gelecektir. ❏ Bundan sonraki planlar neler? İlk olarak 12 Aralık’ta Salon İKSV’de EP çıkış partimiz ve konserimiz olacak, sonrasında yeni yılla birlikte yurt içinde ve dışında mümkün olduğunca fazla konser ve festivalde yer almak istiyoruz.


52

RÖPORTAJ

ARALIK 2019

'Kadınlar olmasaydı kaybolurduk' S Batuhan K. OCAKÇI

ahnede şarkıya kendini o kadar kaptırıyorlar ki bir yerdeler, bir seyirci arasında. Babylon sahnesinde sıkça izledik Nouvelle Vague grubunu. Türk dinleyici onları seviyor, dijital platformlardaki veriler de onu gösteriyor. Her tunelerine mutlaka İstanbul'u ekliyorlar. Bu sefer 15'inci yılı dinleyicileriyle kutluyorlar. Bu turneleri kapsamında 28 ve 29 Kasım'da elbette Babylon'da sahne aldılar. Sahneleri öncesi grupla konuşma fırsatı yakaladık. ❏ Turne nasıl gidiyor? Turne harika gidiyor. Seyircimizle birlikte 15. yılımızı kutlamanın keyfini yaşıyoruz. Bu turnede özel bir şey yapıyoruz, daha akustik çalıyoruz. Böylece müziğimiz de vokaller kadar öne çıkıyor. Çok tatmin edici. ❏ Babylon sahnesini iyi biliyorsunuz. Bu sahne ve İstanbul sizin için ne ifade ediyor? Babylon bizim için yıllık bir randevu noktası! İstanbul’da her yıl çaldığımız için kendimizi çok şanslı hissediyoruz. 2005’te Babylon’un eski yerinde ilk çalışımızı halen hatırlıyoruz, çok sıcak karşılanmıştık! Unutulmazdı. Türkiye’de kendimizi iyi hissediyoruz. ❏ Neredeyse 15 yıldır devam ediyorsunuz. Grupta bu sürede neler aynı kaldı? Bizce Nouvelle Vague’nin kalbi aynı kaldı. Şarkılarımız, çalma tarzımız, harika kadın vokallerimiz her zaman bizimle. Perküsyon dolu canlı performanslarımızda bile kişiliğimiz değişmedi. Kişiliğimiz her şeyden önemli. ❏ Müziğinizde kadınlar daha etkili diyebilir miyiz?

Zeynep BEŞERLER

B

Nouvelle Vague

Çoğu şarkımızda kadın vokaller var. Kadınlar Nouvelle Vague’nin ruhu. Kadınlar olmasaydı kaybolurduk, müziğimiz kesinlikle böyle olmazdı. ❏ Albüm kapaklarınız da ilgi çekiyor. Kim tasarlıyor, fikirler nereden geliyor? Tasarımlarımızda bize özgü bir tarz yakaladık. Bence 2004’teki ilk albümümüzden beri böyle. Dyle Kendle’ın işiydi. İkinci albümde Julie Verhoeven’la, üçüncü albümde tekrar Dyle Kendle’la çalıştık. Nouvelle Vague basit ama özgün, feminen bir görsel tarza sahip. ❏ Spotify’da en çok dinlenen parçanız In A Manner Of Speaking. Bu parça sizin için çok şey ifade ediyor. Bu kadar popüler başka bir parçanız olur mu sizce? Kim bilir… Parça ilk albümümüzden, çıkarken şarkının çok güzel olduğunu hissetmiştik. Albümde başka güzel şarkılar da var, onlar da başarılı oldu. Dinleyicimizin en beğendiği parça In A Manner Of Speaking olabilir, müziğin gizemlerinden biri bu. Mutluyuz. ❏ Sevişirken dinlenecek parçalar gibi listelere sizi de ekliyor dinleyiciler. İnsanlarda böyle duygular uyandırmak nasıl bir his? Müziğimizin insanların salonunda da yatak odasında da çalındığını biliyoruz, kesinlikle havalı bir şey! Herkes Nouvelle Vague’i farklı bir nedenle seviyor. Bir arabada ya da kulaklıkla dinlenmek değil, insanları iyi hissettirmek önemli bizim için. ❏ Sırada ne var? Henüz bilmiyoruz. Turne 2020’ye kadar sürecek, o kesin. Evimizden ve stüdyodan uzakta olacağız. Sırada ne olacağını zaman gösterecek.

'Kalbinizle ilgilenmelisiniz'

rezilya’nın samba tınıları, soul ve caz tınılarını birleştiren bir ekip Da Lata. Chris Franck ve Patrick Forge ikilisinin Evet, son iki albümün çizimleri daha özeldi, öncülüğünde 25 yıldır devam eden hayatın zor zamanlarında çıktılar çünkü. Fabiola topluluk, zaman zaman aralar verse de albümü içine dönmek ve hayatın zorluklarına sahnedeki özgün yerini bırakmadan karşı atılabilmekle ilgiliydi. Lewis Heriz’in sürdürüyor. Geçen ayı yeni albümleri yaptığı albüm kapağı da bunu destekledi. Birds’ü yayınladılar. Franck’le müzikal Birds’ün kapağıysa Milton Glazer’ın işlerinden yolculukları üzerine konuştuk. ilhamla oluştu. 70’ler, retro bir havası olsun ❏ Albümler arasında birkaç yıllık istedik, müzik tarzımızı da o zamanlara aralar veriyorsunuz. Neden? Evet, bazen ara açılıyor. Farklı müzikal dayandırıyoruz keza. Swifty tasarladı. ❏ Sanatçıyla iş birliğiniz çok. Farklı projelerdeyim, tüm zaman ve enerjimi insanlarla çalışmak size ne katıyor? alıyor. Albümlerin bir anlamı olmalı, Da Lata albümlerinde ismi geçen sanatçılar yeterli vakte sahip olmalı, kalbinizle önceki yıllarda tanıştıklarım aslında. Kaynaştıkça ilgilenmelisiniz. Zamanının geldiğini iş birliği konuşup karşılıklı olarak ilham düşündüğümde albüm yapıyorum. Bir bulacağımız bir şeyler bulabiliyoruz. İşin hem de, üç çocuğumla zaman geçiriyorum. ❏ Albüm adını son şarkıdan almış. bizim hem de iş birliği yaptığımız sanatçı için bir Kuşlar özgürlüğü, doğayı ve ilhamı da şey ifade etmesi kıymetli. Tanıştığımız çok sayıda yetenekli sanatçı olduğu için şanslıyız! temsil ediyor. ❏ Yine Türkiye’de çalsanız ne bekleyebiliriz? ❏ Özellikle Fabiola’dan beri albüm Tekrar Türkiye’de çalmayı çok isteriz. Birkaç kapaklarınızda belirgin bir tarz kez oradaydık, harikaydı. Seyirci çok kucaklayıcı. görebiliyoruz. Hikayeleri nasıldı?

Da Lata


53

RÖPORTAJ

ARALIK 2019

'Aaa! Bu Anıl mıymış?' A

Hakan VAROL

funk ve boogie albümlerinde var bu. Sonuçta geçmişini bilmeyen geleceğini de bilmez. Kapakta olduğu gibi parçalardaki küçük nüans ve seslerle o yıllara ve ünlü prodüktörlere gönderme var. Çok sevdiğim arkadaşım Oytun Yılmaz’ın vizyon ve emeğine teşekkürler. ❏ Müzik aşkın nereden geliyor? Aslında dinlediğim müziklerin çoğu hiphop’tan gelme. O türlerden aldıkları kesitler hep bende merak uyandırdı. Yıllarca bu sayede bir sürü türe aşina oldum. Benim için zaman kavramı yok müzik dinlerken. Hangi dönemde olursa olsun iyi müzikse o, benim için hep yeni. Bu arada müzik aşkı benim için hep vardı. İlk serüvenim Mimar Sinan Konservatuarı’nda yarı zamanlı olarak başladı 9 yaşımda. Enstrümanım çelloydu. Sonra hayat şartları değişince normal eğitimime devam ettim ama yine müzikten hiç uzaklaşmadım. Okulun müzik kulübündeydim. Okul grubunda bas gitar ve bateri çaldım. Liseyi Özel Moda Mimar Sinan Güzel Sanatlar Lisesi’nde okudum. Çelloya devam ettim. Üniversitedeyse Berklee College of Music'te caz çello eğitimi aldım. Şimdi ise bu albümle karşınızdayım. ❏ Albüme tepkiler nasıl? Beklediğimden daha çok ilgi görüyor. Beni çok mutlu etti ve gururlandırdı. Plak olarak çıktığında daha farklı olacağını ve çeşitli kitlelere ulaşacağını düşünüyorum. ❏ Başka müzik türlerini deneyecek misin? Çok daha değişik müzik türleriyle haşır neşir oluyorum şu sıralarda, ama şu an için bu sorunun cevabını vermek benim için zor. İkinci albüm için şimdiden bir planım var ama şu an için bir şey söylemek zor. ❏ Albümü isminle çıkardın. Böyle bir tarz müzik ve ruh için farklı isimlerle ya da lakap ile çıkmayı düşünmedin mi? Düşünmedim değil tabii ama kendi ismimle çıkmak daha uygundu. Bir dahaki projelerde yeni bir yüz ile "Aaa! Bu Anıl mıymış?" dedirtebilirim. Belki farklı bir müzik türüyle farklı bir ad altında çıkabilirim.

ANIL

nıl’ın yaşı henüz daha çok genç ancak kendisi yaşıtlarının ötesinde müziğin retro halini yaşıyor ve yaşatmak için büyük risklere giriyor. Kendi adını taşıyan albümünün kapağına baktığınızda bile bir sürpriz olduğunu anlıyoruz. Işıltılı isminin yazılı olduğu albüm kapağının içerisinde 70'ler ve 80’lerin boogie, caz-funk, hip-hop ve modern soul etkileşimlerini görüyoruz. Müzisyen, sözsüz 7 şarkının yer aldığı ilk albümü Anıl’ı Audioban etiketiyle dinleyiciye sundu. Farklı tınılar yakalamak isteyen müzisyen Anıl'la konuştuk. ❏ Yaptığın işin bir çılgınlık olduğunu düşünüyorum. Çıkışın için böyle bir müzik türünden yola çıkma fikrin nasıl oluştu? O risk benim için çok büyük bir etken değil. Orijinallik ve spektrumun dışında olmak beni mutlu ediyor. Beni bu konuda motive eden fikir hep dinlediğim müziği yapmak oldu. Yani dinleyici kitlesi olsun, olmasın veya piyasaya çıksın, çıkmasın fark etmiyor. ❏ 80'ler, 90'lar Türk pop müziğinde hatta 2000'ler, büyük bir akım ve ona karşı duyulan büyük bir özlem var ancak bunlar sözlü müzikler. Sen disko müzik yaparak bu akımın peşinden gidiyorsun. Yaptığın müzikte teknoloji de ilerliyor. Ama sen tersine göç edenlerden misin? Teknoloji ne kadar ilerlese de ve müzik türleri değişik sound'lara evirilse de insanların hep geri döndüğü zamansız şarkılar hep orada kalacak. Teknolojiyi arkadaş edinebilirsiniz, ne yaptığınızı biliyorsanız yine o hissi yakalamanız mümkün müziğinizle. Tabii sonucu tam olarak o yıllardakinin aynısı olmayabilir. Analog ekipmanınız ve stüdyonuz yoksa ama miks kulağınız ve bilginiz varsa teknoloji size büyük kolaylıklar sağlıyor. Ben ikisini de varım, analog ekipman şansını yakalarsam ondan da sonuna kadar yararlanmak isterim. ❏ Albüm kapağında çok 80'ler burada bir gönderme var mı? Albüm konseptini yansıtıyor. Tüm 80’ler

2019 Anıl

'Ülkenin her yerine gitmeli'

Hakan VAROL

B

u yıl 13-15 Aralık'ta Erzurum Palandöken’de düzenlenecek 4. Icebreak, kayak ve müzik şova ev sahipliği yapacak. JoyGrup organizasyonu ile düzenlenecek festivalde 3 farklı sahne kurulacak. Etkinlikte sahne alacak isimlerse Ceza, Anıl Piyancı, Deeperise, Pera, mor ve ötesi ve Abdullah İnal. Detayları ve gelecek etkinliklerini ekipten Emrah Doğan anlattı. ❏ Icebreak’te neler olacak? Saat 12.00 gibi happy-hour partilerimiz başlıyor. Burada kayaktan yorulduğunda keyifli müzikler dinliyor. Saat 17.00 gibi kayak bitiyor. After Ski partileri başlıyor bu da 20.00’ye kadar devam ediyor tahminen 4 bin kişinin katıldığı dev bir partiye dönüşüyor. Ondan sonra lobi de sponsorların yaptığı aktiviteler başlıyor. 22.00 gibi gece sahnemiz başlıyor. Otelin salonunda oluyor bu etkinlik yaklaşık 04.00’e kadar devam ediyor. Katılımcının bir günü böyle geçiyor. Diğer günlerde böyle geçiyor. Kayak ağırlıklı ya da müzik ağırlıklı etkinleri seçebiliyorsunuz. Oranın pisti çok güzel çünkü. ❏ Neden Palandöken? Amacımız kültür ve sanatı ülkemizin her yanına yaymak. Sadece batı ile sınırlı tutmamak. Bunu yaptıktan sonra gördük ki ülkenin her yanında eğlenmeyi isteyen insanlar var. Erzurum, Diyarbakır dememek gerekiyor. Bu ülkenin her yanına gitmek gerekiyor. Geçen yıl Trabzon’da da büyük bir festival yaptık. 4 yıldır Erzurum’a da gidiyoruz ve farklı şehirleri de eklemeyi düşünüyoruz. Kültür sanatı elimizden geldiğince ülkenin her yanına yaymaya çalışacağız. ❏ Aynı tarihlerde İstanbul’da yine büyük bir etkinlik var sanırım... İstanbul Volkswagen Arena’da büyük bir partimiz var. Ekip olarak ikiye bölüneceğiz. Zor bir operasyon olacak ama ikisi de çok keyifli ilerliyor. Vini Vici'yi 1.5 yıl önce getirmiştik çok ilgi görmüştü. Şimdi yoğun istek üzerine tekrar getiriyoruz. ❏ Bir de Antalya’da etkinlikleriniz olacak değil mi? Nisan 2020'de. Antalya’da 3 gece, 4 günlük bir etkinliğimiz var: Joy Fest. Öğrencileri düşünerek vizeden sonra, finallerden önce gerçekleştirdiğimiz bir etkinlik. 24 saat müzik olacak ve 3 farklı sahne kurulacak. ❏ Öğrencileri düşünerek adım atıyorsunuz. Nasıl hakimsiniz bu kadar? İstanbul’daki bir çok alanda temsilciliklerimiz var. Buradaki arkadaşlar dostlarıyla etkinliklerimize katılıyor. Bu öğrenciler diğerlerini motive edip harekete geçmesini sağlıyor. Hem para kazanıyorlar hem de belli kotayı geçince isterlerse de etkinliğin operasyonunda da yer alıyorlar. Bu onların kişisel gelişiminde de yol almasını sağlıyor. Ülke de en zor şey eğlence satabilmek bu çocuklar eğlenceyi satabilirse birçok şeyi de yapabilirler.


54

SAHNE

ARALIK 2019

Çağatay YILMAZ

'Ağlarken dans edilebilen bir gösteri'

M

istik kültür öğeleri ve masalı birleştiren rengarenk bir şov İstanbul'a geldi. 2015’te Londra’nın en prestijli tiyatrolarından London Palladium West End Theatre’da 60 kez gösterime girmesiyle Avrupa ve Orta Doğu’da birçok ülkeyi turlayan Beyond Bollywood'un son iki gösterimi 1 Aralık'ta Zorlu PSM'de gerçekleşecek. Hindistan’ın renkli kültürünü bir görsel şölene dönüştürürken izleyenleri büyülü bir yolculuğa çıkarıyor. Geleneksel ve modern Hint danslarına yer veren, Broadway tarzında düzenlenmiş en iyi Bollywood gösterileri arasında gösterilen Beyond Bollywood, kaybettiği annesinin hayalini gerçekleştirmek üzere Almanya’dan Hindistan’a doğru yola çıkan dansçı Shaily’nin hikayesini konu ediyor. Bu romantik ve destansı gösterinin müzikleri Salim Sulaiman ve sözleri Irfan Siddiqui imzasını taşıyor. Başrol oyunularından Goral Joshi sorularımızı yanıtladı. ❏ Beyond Bollywood sizin için nasıl bir tecrübe oldu? 400 gösterinin tamamında yer aldım. Dünyanın bir çok yerinde sahnedeydik. Çok tatmin edici bir süreç oldu, hiç sıkılmadım. Normalde bu kadar uzun süren bir turne monotonlaşabilir. Her seferinde sahneden yoğun hislerle ve seyirciyle iletişim kurmuş olarak ayrılıyorum. ❏ Kaç kişilik bir ekipsiniz? Ne kadar prova yapıyorsunuz? Yaklaşık 50 kişilik bir ekibiz. Cezayir,

1000 Şovda binden fazla kostüm kullanlıyor.

Moskova… Çok farklı yerlerde toplam 4 turne yaptık. Yaklaşık günde 10 saat prova yapıyoruz. ❏ Gösterinin oluşumu nasıldı? Yönetmenimiz Rajeev Goswami senaryoyu da yazan kişi. Her şey onun vizyonundan ilerledi aslında. Her sahne, ters gidebilecek şeyler de düşünülerek tasarlandı. Başta, doğaçlamaya çok yer ayırdık. Goswami’nin düşüncelerinin yanı sıra oyuncuların hisleri, role katabileceklerimiz... Hepsini bir araya getirdik. ‘Bunu yapmak zorundasın’ değil, ‘kusurları düzeltmek için ne yapabilirsin’ diye düşündük yani. Gerekli gördüğümüz yerleri düzelttik ve sahneler böylece oluştu. ❏ Seyircinin neler hissetmesini beklersiniz? Farklı duygular aslında. Gösteride olduğu gibi. Bir sürü komedi öğesi de var, aşk da var… Ağlarken dans edilebilen bir gösteri. ❏ Backstage’te neler oluyor? Ortamı biraz anlatır mısınız? Kesinlikle çılgın bir ortam. Şakalar yapıp eğleniyoruz ama bazen de keskin bir sessizlik oluyor. Herkes rolüne odaklanıyor. Sahneden tamamen farklı bir ortam aslında. Sahneden indiğim anda değişiyorum. Biri beni gorse "Başrol o olamaz, deli bu kadın" der herhalde. ❏ Bu müzikalde doğaçlamaya hiç yer

var mı? Var ama yapmamaya çalışıyoruz. Her şeyin sırası ve yeri belli çünkü. Bir şeyleri değiştirirsem diğer oyuncuların dengesini bozabilirim. Kaçındığımız bir risk. ❏ Beyond Bollywood’u tekrar izleyen biri yeni bir deneyim bekleyebilir mi? Sorunun cevabı hayır gibi? Olabilir. Londra’da üç kez gelip izleyen insanlar vardı. Beğenip başkalarını getirenler de, "Bunu izlemelisin, Hindistan, kesinlikle görmeliyim" gibi şeyler söylediler. Hatta 5-6 kez izleyen arkadaşlarımız oldu. Her seferinde farklı bir kısmı keşfettiklerini söylediler. Müzikalde bir sürü şey yakın zamanlarda oluyor, özellikle ilkinde bir sürü detayı kaçırabilirsiniz. ❏ Gösteride binden fazla kostümün kullanıldığını okuduk. Kaç kişi ilgileniyor? Kalabalık olduğunu varsayarak, bu kadar büyük bir organizasyonu nasıl sürdürüyorsunuz? Aslında küçük ama organize bir ekibimiz var, toplam 4-5 kişilik. Kostümler herkes için özel olarak hazırlandı, yeterince prova yaptık ve ekibimiz de iyi. Karmaşık görünmesini anlıyorum ama bu noktada artık bizim için büyük bir olay değil. ❏ Gerçekten canlandırdığınız karakter olsanız ne yapardınız? Çok zorlanırdım! Gerçekten çok genç yaşlarda annemi kaybettiğimi ve bilmediğim bir ülkede böyle durumlarla karşılaştığımı düşünmek bile korkutucu.

Beyond Bollywood


55

SAHNE Gökhan KAYA

ARALIK 2019

P

opüler kültür tarihinin efsaneleri arasında yer alan Fame Müzikali, 75. yılını kutlayan Yapı Kredi ana sponsorluğunda hayallerinin peşinden koşan herkese ilham vermek için İstanbul’a geliyor! 80’lerin unutulmaz ikonu müzikal, 10-15 Aralık tarihleri arasında 8 performans için 22 kişilik oyuncu, 11 kişilik teknik ekip, 4 kişilik müzisyen kadrosu ile Piu Entertainment organizasyonuyla Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde izleyicilerle buluşacak. Michael Gore imzalı şarkısı Fame'le hafızalara kazınan müzikal, 1980 yapımı filmiyle popüler olmuştu. Yönetmenliğini ve koreografisini Nick Winston’ın üstlendiği Fame efsanesinin müzikali, Keith Jack ve Jorgie Potter’a ek olarak hepsi birbirinden yetenekli isimlerden oluşan bir ekibi bir araya getiriyor. Gösteri öncesi prodüktör Maddy Mutch'la konuştuk. ❏ Herkesin ezbere bildiği bir müzikali devam ettirmek nasıl bir sorumluluk? Özellikle sinemaya uyarlanmış ve kendini kanıtlamış bir yapımı... Fame kadar iyi bilinen bir müzikali sürdürmenin zorlukları var. Seyircinin belli beklentileri var çünkü. Böyle bir esere kendi imzamı bırakmak çok heyecan verici ama. Fame çocukluğumun kıymetli bir hatırası, 30'uncu yılında bunun bir parçası olmak bir hediye. Ekipçe başardıklarımızla gurur duyuyorum. ❏ Fame provalar ve gösterimler sürecinde size nasıl deneyimler kazandırdı? Bu müzikalde favori bir söz veya sahneniz var

'Eğlen

mı? Bir dansçı olarak büyüdüm, bu gösteri benim için hep önemliydi yani. Turnenin bir parçası olmak da muhteşem bir deneyim oldu. Yönetmen Nick Winston her şeyin köküne inmemizi sağladı. Fame, yetenekle alakalı bir gösteri ve sanatçılarımız da kesinlikle geri kalmıyor. Sahnedeki her şey, yeteneğin gösterinin merkezinde olmasını sağlamak ve seyirciyi içine çekmek için tasarlandı. Favori sahnem her hafta değişiyor. ❏ Kaç kişilik bir ekipsiniz? Ne zamandır turnedesiniz? Provalarınız kaç saat sürüyor? 22 kişilik harika bir ekibimiz var. Ayrıca 11 kişilik teknik bir ekip ve 4 kişilik canlı grubumuz var. Temmuz 2018'den beri turnedeyiz. Provalar 4 hafta sürdü. ❏ Sahne dekoru da epey ilginç. Neden böyle bir dekor tercih edildi? İzleyicide nasıl hisler uyandırmasını bekliyorsunuz? Sahne dekorumuz aylar süren tartışmalardan sonra kararlaştırıldı. Neticede gösterinin bilindik 80'ler havasını korumak istedik. Dolayısıyla ana kaynağımız o yıllarda çekilen fotoğraflardan oluşan bir duvar oldu. Yüzlerini o duvarda görmek oyuncularımız için bir hak... Bu kadar yetenekli insanlardan oluşan bir ekiple, gösterinin sahne değişimleriyle öne çıkmasını istemedik. Temiz, tarz sahibi olsa da dikkat dağıtmayan bir şey oldu. ❏ Sahne arkasında neler oluyor? İzleyiciye biraz o ambiyansı anlatır mısınız? Sahne arkası çalışkan teknik ekibimizin alanı! Kostümlerin son dakika değişiklikleri yapılıyor, sahnede kullanılacak her şey hazırlanıyor ve ses ekiplerimiz kontrollerini yapıyor. En önemlisi, heyecanlı bir ortam.

Enerji bulaşıcı bir şey. ❏ Fame müzikali doğaçlamalara açık mı? Her performansta farklı deneyimlere şahit olmak mümkün mü? Dans hareketlerinin mükemmel icra edilmesi için gösterinin tutarlı olması gerekli. Kareografımız muhteşem ve hep harika bir gösteri sunmamızı sağlıyor. Öte yandan tüm sanatçılarımız farklı bir enerjiyle bir tazelik katıyor. Her seferinde biraz değişiklik oluyor yani. ❏ Mika Paris'in ekipte olmamasının sebebi ne? Uzun bir turnedeyiz. Mika, Eylül'e kadar ekibe dahil oldu. Türkiye sahnemiz sonradan eklendi, dolayısıyla başkalarına söz vermişti. Harika biri ve sahnede çok iyiydi ama İstanbul seyircisinin yeni Miss Sherman'ımız Josie Benson'ı seveceğine eminim. İnanılmaz bir yetenek. ❏ İstanbul'da neler olacak? Bazılarımız için İstanbul turnenin son sahnesi. Dolayısıyla 18 aylık bu turneden sonra kesinlikle duygusal anlar bekleyebilirsiniz! Bir de yüksek enerjili, birinci sınıf yetenek ve eğlenceli 80'ler nostaljisi. Keyfini çıkarın!

celi 80 'ler no staljis i'

e af m


56

TAKİP

ARALIK 2019

bu ay da EĞLENCELİ VE DOPDOLU Şenay Akkurt ile Hayat Bana Güzel

Geçen ay neler izledik?

Şenay Akkurt ile Hayat Bana Güzel’de Aralık ayında rotamızı Antalya‘nın en batıdaki ilçesi Kaş’a çeviriyoruz! Kaş’ta Akdeniz mavisinin tadını çıkarırken bir yandan da nerede ne yenir, nereler gezilir öğrendiğimiz bu video YouTube kanalımızda sizi bekliyor!

Yıllar Yılan Gaye Su Akyol ve Melikşah Altuntaş Yıllar Yılan’ın Kasım bölümünde 2012 yılına ışınlandılar! 2012 yılında sinemadan, müziğe, birçok farklı konuda neler olup bittiğini öğrenmek isterseniz, hadi hemen kanala ışınlanın!

Can Şengün'le the producer Can Şengün ile The Producer’ın Kasım ayı konuğu başarılı davulcu Volkan Öktem! Can Şengün’ün hazırlamış olduğu demolar üzerine nasıl davul kaydı alabileceğimizi öğrendiğimiz bu video, ikilinin şahane sohbeti ile birlikte kanalda sizi bekliyor!

YEkta Kopan'la Noktalı Virgül Yekta Kopan ile Noktalı Virgül’ün Aralık ayı konuğu başarılı müzisyen Gökcan Sanlıman ve uzun bir aradan sonra üçüncü albümleriyle geri dönen eğlenceli grup Multitap! Bol sohbetli bu iki videoyu sakın kaçırmayın!

Zeynep Toker ile Bi’ Bakıp Çıkıcam Zeynep Toker Bi’ Bakıp Çıkıcam’da Kasım ayında fizy İstanbul Müzik Haftası kapsamında Ceza, Gazapizm, Anıl Piyancı ve Ayben gibi başarılı rap müzisyenlerinin sahnesini deneyimleme fırsatı yakaladı, bununla da kalmayıp biraz da sokağın nabzını tuttu ve Kadıköy'deki insanlara Norm Ender'in "Mekanın Sahibi" parçası hakkında ne düşündüklerini sordu. Müzik dolu bu videolar kanalda seni bekliyor!

Nurkan Renda ile Gitar Vlogları Nurkan Renda ile Gitar Vlogları’nda Kasım ayında eski Türk sanat müziği parçalarından nasıl dizi müziği yapıldığını öğrenmekle kalmayıp Renda’nın yer aldığı “Bukalemun Projesi – Anadolu Rock Konseri”ne gidip konser önce provaların nasıl geçtiğini ve orkestrada kimlerin yer aldığını da öğrendik. Eğlence ve müzik dolu bu iki videoyu hala izlemediyseniz sizi hemen kanala bekliyoruz!

Kerem Sedef’le 59 Saniye Kerem Sedef’le 59 Saniye’de sosyal medya hesaplarımızda her hafta farklı bir mottoyla harika davul soloları dinledik. Haftaya Kerem Sedef’in mottolarıyla başlayın!


57

KONUK

ARALIK 2019

WOODY’NİN G KLARNETİ

Eda CALIN

W

oody Allen’ın adını duymayanımız yoktur. Oyunculuğuyla ve yönetmenliğiyle Hollywood’un vazgeçilmez isimlerinden biri kendisi. Zira Woody, Hollywood çizgisinin çok fazla dışına çıkarak kendine özgü çekim teknikleriyle, kurgusuyla ve film müzikleriyle farkını ortaya koyuyor. Bir de müzisyen yanı var. Ailesinin ona verdiği isim Allen Stewart Konigsberg fakat 17 yaşından bu yana, hayran olduğu caz klarnetçisi Woddy Herman’dan devraldığı “Woody” ismini kullanıyor. Allen ‘in caz tutkusu, sinema merakından da eski. Bir röportajında "Swing çağında, Benny Goodman‘ın müziğiyle büyüdüm. New Orleans cazını radyoda ilk duyduğumda vuruldum, harçlığımı plaklara yatırıyordum” diyor. 15 yaşında bir klarnet alıyor, ardından soprano saksafonu deniyor ama asıl merakı klarnet. Ders almadan, kendi çabasıyla çözüyor enstrümanı. Örnek aldığı Sidney Bechet de nota okumayı bilmiyordu zaten. 1973’te Sleeper filminin müziğini kaydettiği Preservation Hall Jazz Band grubuyla klarnetçi kimliğini ilk defa gösterdi. Sonra New Orleans Jazz Band’i kurdu. Yıllardır bu ekiple çalan sanatçı her fırsatta çok berbat bir müzisyen olduğunu söylüyor. Bunun nedeninin yeteneksizliği olduğunu çekinmeden

vurgulayan sanatçı, her gün çalışmasına rağmen ‘ancak bu kadar’ yapabildiğini söylüyor. Fakat dinleyicilerin yorumları tam aksini iddia ediyor. Konserler sold out, eleştirmenlerden de yüksek notlar alıyor. 60’lardan beri yakın arkadaşı, ve aynı zamanda grubun direktörü olan Eddy Davis’e göre bunun nedeni, Allen’ın müziği ciddiye alması. Bunu kendisine bir müzisyen olarak inanmasa bile yapıyor. Sadece prova yapmasından da bahsetmiyoruz, sahnede espri yapmasını, ayağa kalkıp etmesini bile beklemeyin. Hatta Davis, Woody Allen’in sahnede çok az güldüğünü ifade ediyor. Ama bir yandan da setlist belirlenmesine karşı. Programlanmış bir akıştan öte her konserde grup Woody’nin tercihine göre farklı parçalar çalıyor. Emprovize parçalar da üretiyor. Woody’nin klarnetinden çıkan melodiler o gece doğup bir daha duyulmamak üzere ölüyor... Kaydedilmiş albümlerini hariç tutarak tabii ki. Seyircisinin ilgisi sürüyor, klarnetinin ünü de yıllardır ABD’yi aşmış vaziyette. Keza, 2005’te grubu New Orleans Jazz Band ile Avrupa turnesine çıktığında Türkiye’ye de gelmişti. Lütfi Kırdar’daki konserin biletleri 6 saat içinde tükenmişti, grup da büyük beğeni toplamıştı. Konser bitiminde Woody Allen’a bir klarnet de hediye edildi. Klarneti Pelin Opcin’in elinden alan yönetmen halinden memnun gözüküyordu. İşin hikayesi de ilginç, sonradan klarneti yapan usta Ahmet Özdemir, elinde hazır bir klarnet olmadığı için endişelendiğini söylüyor. "Düşündüm sonra Ankara'daki oğluma verdiğim kendi klarnetim aklıma geldi. Onu geri aldım ve adama gönderdim. Gerçi onlar bu tür klarneti kullanmıyorlar. G klarnet deriz biz ona. Onlar C klarneti biliyorlar. Bir klarnetin fiyatı 2.5 milyar lira.

Ama madem hediye, 2 milyara verdim. Aslında o benim kendi klarnetimdi ama ona nasip oldu, olsun. O da değerli bir insan eminim değerini bilecektir" diye anlatmış. Fiyatla ilgili içinde bir ukte kalmış gibi ama işine yaramış, bu hediyenin ardından Özdemir’in klarnetleri farklı orkestralarda daha fazla görülmeye başlamış. Ünlü pop yıldızı Bon Jovi’nin orkestrası da dahil… Uzun süredir Türkiye’de konser vermese de, Woody Allen film çekimleri ve seyahatleri haricinde,çalmaya hiç ara vermedi. Hâlâ, her Pazartesi 20.30’da Manhattan Carlyle Hotel’deki barda New Orleans Jazz Band ile çalıyor. Hatta Annie Hall’un dört Oscar aldığı gün bile klarnetinin başındaydı! 85 dolar gibi bir ücret ödeyerek Woody Allen’ı dinleyebilirsiniz ama fotoğraf ve imza yok. Her durumda, bazıları için yaşayan bir efsane olan bu nevrotik, obsesif ve umutsuzca romantik şahsiyeti dinlemek önemli bir an olur. Allen'ın 1 Aralık doğum günü, o vesileyle müzisyen kimliğiyle anmak istedik.

Müzikçi Woody Allen’ la ilgili tek belgesel 1997 Avrupa Turnesi sırasında çekildi. Wild Man Blues ismini Louis Armstrong – Jelly Roll Morton'un bestesinden alıyor. Yönetmeni Barbara Kopple bir klinik psikolog. Film ekibi Allen’in hiç istemeden çıktığı Avrupa turnesi boyunca grubunu ve ailesini dakika dakika izledi, toplam 50 saatlik çekim yaptı. 10 dakikalık film, 1998 başında vizyona girdiğinde büyük ilgi gördü. En çok da Woody Allen’in sokağa çıktığındaki ürkekliğine şaşırıldı. Filmin müziği Wild Man ismiyle albüme dönüştürüldü.


58

SİNEMA

ARALIK 2019

BREAKING BAD EVRENİ Ve olaylar gelişir... Ercan Meral ercanmeral

H

epimiz Superman, Batman veya Aquaman'li DC Comics evrenini ve Ironman, Hulk, Thor veya Spiderman'li Marvel evrenini biliriz. Bu dünyalar, kendi içinde bir sistematiğinin olduğu, kimi karakterlerin farklı zaman aralıklarında birbirleriyle kesişmeler yaşadığı, kendine has hikayeleriyle farklı meselelerin peşinde koştuğu karakterleri barındıran gerçek dışı oluşumlardır. Peki aslında süper güçleri olmayan, gerçek dünyada var olması muhtemel, farklı bir sinematik evren var mı? Cevap "Neden olmasın" değil, aslında EVET. Amerikalı yapımcı, yazar ve yönetmen Vince Gilligan tarafından yaratılan ve 2008-2013 yılları arasında yayınlanan Breaking Bad dizisi, IMDB verilerine göre 1.3 milyon kişinin oylarıyla 9.5 puan alarak dünya dizi tarihinin en başarılı dizisi konumunda. Başarısının altında birçok sebep var. Senaryo, sanat yönetmenliği, yönetim, oyunculuk, tutarlılık, sürükleyicilik diye sayarak gider... Ama bu dizi 2015 yılında yayınlanmaya başlayan Better Call Saul’dan sonra başka bir anlam kazandı. Kendi evrenini yarattı. 2019 yapımı El Camino filminden sonra ise zaman halkasını genişletti.

Bilmeyenler için bilgilendirme yapalım Better Call Saul, Breaking Bad dizisinin geçtiği dönemin öncesini, El Camino ise sonrasını ele alır. Baş karakterler farklı, zamanlar farklı, yaşanan dünya ise aynıdır.

NASIL BİR SİNEMATİK EVREN? Aynı kişilerin farklı meceraları ya da aynı hikayenin devamı yeni bir evrenden ziyade bir seri oluşturur. Yeni bir evren olması için ortak zamanlar, farklı hikayeler, benzer özellikler, devamlılık, ayrı kötülükler olması gerekir. Bahsi geçen evrenimiz tam da böyle bir evren. Aslında 3 yapımdan oluşan bu evrene neden Breaking Bad evreni denilmelidir... Çünkü ilk çııkış noktası olan dizinin ismi 'doğru yoldan sapmak' manasındadır. Evet burası tam olarak böyle bir dünyadır. Aslında sıradan bir ortam olan Breaking Bad dünyasının en önemli özelliği karakterleridir. 2 tür karakter vardır burada. Ana ve yan karakterler... Kötüler ve kötülerin hayatını bitirdikleri diye de adlandırabiliriz. Bu dünyada iyiler kazanamaz. En kötüler kazanır. TANISAN SEVERSİN SENDROMU Ana karakterlerden başlayacak olursak. En önemli özellikleri hepsinin özünde iyi insanlar gibi görünmeleri. Üç yapıma da baktığımızda görüyoruz ki kötü karakterlerin hepsine aslında inceden sempati duyuyoruz. Walter White hayatı boyunca ne iş hayatında ne de kendi sosyal hayatında başarılı olamamıştır. Sıkıcı bir aile hayatında pek fazla söz sahibi değildir. Kanser oluşuyla kırılma başlar. Kendisi

öldükten sonra ailesinin geçimini düşünür. Kaybedeceği bir şey yoktur ve en hızlı şekilde parayı uyuşturucu işinden kazanabileceğini düşünür. Kimya öğretmenidir ve kristal meth yapabilir. Ne kadar da iyi niyetli ve masum değil mi? Dizinin sonlarına doğru bir uyuşturucu kralıdır. Hayatındaki tüm insanları ya yok eder ya da onların dibe batmasını sağlar. Ve biz son bölüme kadar ister istemez arkasında dururuz onun ama bittiğinde anlarız ki aslında yaptığı her şeyi kendis için yapmıştır ve kötülüğün kendisidir. Öldüren, öldürten, ölümlere göz yumandır. Breaking Bad dördüncü sezon altıncı bölüm’den “I’m not in danger Skyler, I’m the danger...” Walter’ın uyuşturucu üretmeye karar verdiği anda tanıştığı Jesse Pinkman. Aile sevgisi görmemiş, dışlanmış, yanlız, parasız ve uyuşturucu bağımlısıdır. En yakın iki arkadaşı ondan da beter durumdadır. Hovardadır ama duygusal ve çocuksudur. Üzücü... Walter’la partner olduktan sonra para kazanır, yükselir, cinayet işler. Pişman olur ama o da kartelin bir parçasıdır. Bu ikilinin bir de avukatları vardır. Jimmy McGill namıdiğer Saul Goodman. Better Call Saul’da geçmişini izlediğimiz Jimmy ailesinden sadece ağabeyinden kaldığı yükselemeyen bir avukattır. Abisi Chuck aslında büyük bir hukuk şirketinin ortağı çok başarılı bir avukattır. Ama ruhsal ve fiziksel sorunları vardır. Jimmy ona destek olur ama abisi onu hiçbir zaman sevmez. Açık öğretimden hukuk fakültesini bitirdiği için onun avukat


SİNEMA olmasını bile istemez. Ama Jimmy zekidir. Hukuğun açıklarını kullanarak her zaman başarılı olmaya öncesinin anlatıldığı Better Call Saul’da çalışır. Bu acıklı hikayenin otopark gişesinde çalışan yaşlı bir işçidir. önemli kısmı ise her zaman Eski polis olması ve çok yetenekli bir suçluların yanında olmasıdır. tetikçi potansiyeli olması ile yükselişe Üç yapımda da tanıma fırsatı geçer, Gustavo Fring ile iş yapmaya bulduğumuz tetikçi Mike vardır başlamasıyla zirveye çıkar. Bu evrenin bir de. Oğlu, polis teşkilatı kralı tarafından da öldürülür. içindeki arkadaşları tarafından Breaknig Bad beşinci sezon: “Kapa öldürülmüştür. Acılı bir baba, çeneni Walter ve huzur içinde ölmeme gelinini koruyan bir yaşlı, ve izin ver...” Jimmy McGill’in (Saul torununu çok seven bir dededir. Goodman) dipten gelişine yukarıda Elinden her iş gelir. Ama pis değinmiştik. En üst seviyedeki suçlularla işlerde daha iyidir. iş birliği yapmasıyla işinde zirve yapacak Birlikte çalıştığı Walter’dan ancak bütün suçluların çöküşüle birlikte sonraki en tehlikeli adam tabii o da başladığı noktadan daha geride Gustavo Fring ise dünyanın en bir yaşama doğru yol alacaktır. kibar uyuşturucu baronudur. KÜÇÜK AYRINTILAR Başından sonuna kötüdür Ana özelliklerin dışında bir de bazı ama kibarlığı, beyefendiliği, ayrıntılar vardır bu evrende. Mesela ana ve tertip düzeni ile çok etkileyici yan karakterlerin çoğunun ya çok parası karakterdir. İstemsizce sevdirir vardır ya da hiç parası yoktur. Ya balyalar kendini. Breaking Bad’den döner ortalıkta ya da yaşam mücadelesi soğukkanlı kibar katil olarak verirler. Ya çok zenginler vardır ya da çok karşımıza çıkan Todd’u El fakirler... Bir çulsuz karakterin parayı Camino’da daha detaylı tanıma bulması iyi iş bulması anlamına gelmez fırsatı bulduk. Breaking Bad’in parayı çuvalla kaldırması anlamına gelir. son bölümlerinde Jesse’yi Ana karakterler çok paraları olduğunda kaçırıp, zincirleyip zorla meth dahi iyi arabalara binmezler. Araçlar yaptıran çetenin genç üyesi hep eskidir ve ekseriyetle o araçların en Todd’un aslında daha kibar ve zor zamanlarda çalışmayası tutar. Tüm daha psikopat olduğuna şahit evrenin hikayesi New Mexico Eyaleti'ne olduk. bağlı Albuquerque’de geçer. Fonumuz her YÜKSELİŞLER VE zaman çöl kumları ve sıcak havadır. ÇAKILMALAR HEP YENİLENLER Bu evrendeki ana Daha önce de bahsettiğim gibi yan karakterlerin en önemli karakterlerin hayatı hiçbir zaman iyi özelliklerinden biri de gitmez. Ana karakterlerin tersine zirveyi karakterlerin sıfırdan başlayıp hiç görmezler. Ana karakterlerle birlikte zirveye çıkıp, sonunda eksi birlikte iyi yoldan sapsalar bile sonları 1'de bitirmeleri. Walter her zaman en kötüsü olur. Walt’un White’ın boş hayatına bir de karısı Skyler’ın en büyük şansızlığı onun kanser eklenmesi, uyuşturucu eşi olmaktır. Bir süre sonra kendisini baronu olarak zirve yapması ve ailesini kurtarmak için onunla ve sonunda bütün sevdiklerini işbirliği yapar ama sonunda her şeyini hatta hayatını kaybetmesi buna en net örnek. Peki ya Jesse’ye ne kaybeder. Gale, kendi halinde sevimli bir karakterken meth işine girer ve çok uzun demeliyiz? Parasız ve itibarsız geçmeden ölür. Bir de iyi başlayıp kötüye bir hayat yaşarken tahmin edemeyeceği kadar para kazanır, bulaşmayan ama yine de yenilenler var. Hank, Steve Gomez, Walter JR (Flynn), işi öğrenir, artık oyundadır. Kim Waxler, Chuck McGill (Saul Ama Breaking Bad’in sonuna Goodman’ın abisi)... doğru zincirlenmiş bir hayvan gibi yaşamaya başlar. Walter’ın SÜPERLER DE GERÇEĞE onu serbest bırakmasından DÖNÜŞ sonrasını anlatan El Camino Son dönemin en çok konuşulan ise onun hayatının daha iyi yapımlarından Joker de en önemli dikkat olduğunu anlatmaz. Sonunda noktalarından bir tanesi DC’nin fantastik eski durumuna geri döner dünyadan çıkıp Joker’in geçmişini yine parasız ve itibarsızdır ama ve Joker oluşunu gerçek dünyada hiç tanımadığı eyalettedir, anlatmasıydı. DC ve Marvel yapımlarında zaten kimsesizdi ama bu sefer daha önce görmediğimiz bir yöntemdi bu. arkadaşları da yoktur, üstüne Her zaman gördüğümüz iyilerle kötülerin bir de aranan bir suçludur. savaşı yerine bir insanın toplumla ve Gustavo Fring her zaman kendiyle savaşını izledik. Bu durum güçlüdür. Soğukkanlı planlı aslında bizim Breaking Bad evreninde ve temkinlidir. Onun zirveye anlattığımıza yaklaşmak istediklerini çıkması Walter’ın ona yüzde gösteriyor. Süper kahramanlarla ilgili 99.6 saflıkta uyuşturucu hemen her şeyi sinemada izledik. Artık yapması ile başlar. Sonunu da izleyici gerçek dünya da geçen evrenler mi yine aynı kişi getirir. Mike, arıyor?

59

ARALIK 2019


60

KİTAP

ARALIK 2019

Ayşegül Kumova aysegulkumova

SAFE SPACE

Unutulmaz Şarkıların Bestecisi Erol Sayan Murat Derin Biyografi Pan Yayıncılık 288 sayfa

20 Yaşıma Mektup Kolektif yazarlar Deneme Doğan Kitap 332 sayfa

Miks Üzerine 2 Ufuk Önen Araştırma Çitlembik Yayınları 316 sayfa

Benoni Knut Hamsun Çev.: Behçet Necatigil Roman Timaş Yayınları 240 sayfa

Cahillikler Kitabı 3 John Lloyd & John Mitchinson Çev.: Serap Oluğ Araştırma Alfa Yayınları 342 sayfa

Dünyanın Uğultusu Behçet Çelik Edebiyat İletişim Yayınları 275 sayfa

Hollywood’un Film Dili David Bordwell Çev.: Zahit Atam-Barış Tanyeri-Yusuf Can Ekinci Sinema Doruk Yayınları 400 sayfa

Kahraman Burunlar Nihan Temiz Çocuk Altın Kitapları 64 sayfa

Helmut Newton SUMO: 20th Anniversary June Newton Koleksiyon Taschen 464 sayfa

Vücudumun varsayılan sınırları S

uratım küçücük, onu yine ufak ellerime alıyorum. Bir çocuğun saklambaç oynaması gibi yüzümü gizliyorum ve gizlendiğimi varsayıyorum. Kabak gibi ortadayım oysa... Bedenim kıvrık, uykum var. Yüzümü es geçip, vücudumun varsayılan sınırlarını aşmaya çalışıyorum. Öyle istiyorum ki; önümdeki engel her ne ise, onu kaldırmayı... Ellerim sıcak, hiç soğumuyor. Ama serinlik istiyor sanki tenim. Parmaklarımın ucunu yokluyorum, nasırlar var. Mutlu hissettiriyorlar. Çalışmış, çabalamışım yine. Hiç kimseye değilse, kendime iyi gelmişim. Ellerimi es geçip, vücudumun varsayılan sınırlarını aşmaya çalışıyorum. Öyle diliyorum ki; hafifleyip konmayı. Dizlerim çürük, acıyorlar. E’ oldum olası dans ediyorum, etmesem de... Bir an önce büyümeye çalışan küçük bir kedi gibi geriniyorum. Genişliyorum. Fazla düşünmüşüm yine. Yepyeni bir kitaba daha başlayıp, ilk sayfayı defalarca okumuşum. Aklımı boşverip, vücudumun varsayılan sınırlarını aşmaya çalışıyorum. Öyle umuyorum ki; durup aklımı vermeyi. Nefesim açık. Şarkı söylüyorum. Mırıldanmadan geçmez ki hayat... Saate bakıyorum, epey geç olmuş. “Ne zaman böyle yalnız kalmışım ben?” Bir bulutun içine girmişim yine. Çevremdeki insanlarla konuşmuş ama perdenin arkasından geçmişim... Bulutu bir kenara bırakıp, vücudumun varsayılan sınırlarını aşmaya başlıyorum. Biliyorum ki; ben bundan ibaret değilim.


61

LEZZET

ARALIK 2019

Back on Stage bir yaşında! H

adimadimgurme

adimadimgurme.com

ep şarap mı yazacağız yahu, biraz da hikaye anlatalım. Daha dün gibi hatırlarım Adım Adım Gurme BoS’un ofisine Süray CİNGÖZ ATIŞ Doğu ile beraber gittiğimizi, orada Ece (Ulusum) başta olmak üzere bütün ekiple tanışmıştık. Ne ederiz, ne yaparız diye konuşmuştuk. Çay söylemişlerdi. Pek tatlı insanlardı, hatta Ece, “Sizler gibi özellikli bir alanda böylesine bilgi sahibi olanlara saygım büyük, dergiye farklı bir hava katarsınız” diyerek gönlümüzün bam teline basmıştı. Köftehor nasıl da biliyor insanın kanına girmeyi, orada tavlamıştı bizi! (Bu arada birinci yaş partisinde “Ece sana aşığım” yazan bizdik; aşkı ve sevgiyi geniş yorumladık, seviyoruz işte!) Yeni tanıştığın insanla aranda belli bir ciddiyet ve seviye oluyor; o tanışmada da aynen böyle olmuştu. Sonra Ece’yi farklı ortamlarda, daha çok partilerde ve dans ederken gördük. İşte o anlarda kaynaşmamız, birlikte fıskiye dansı yapmamız, abuk sabuk konularda ciddi geyikler döndürmemiz ve dedikodunun dibine vurmamız filan gibi şeyler görgüsüz gibi eşi dostu çağırdık. Davetli listemizi Ece’ye yollayınca, isterseniz sizler oldu. Güzel de oldu. için metrobüs ayarlayayım, tanıdıklarınız Bu arada biz tanıdıkça Salon İKSV’ye (Burada ürün yerleştirme Ece küçülüyor ve kilo yapılmıştır) rahatça gelirler diyerek veriyordu; bunu da müstehzi bir tavır takındı. O zaman belirtmem lazım. Böyle istediğinizi çağırın demeyeceksin birader! böyle zaman geçti, arada Neyse, kavga dövüş davetli işini hallettik. Ece’den “Yazı nerede sizi Büyük gün geldi çattı, 9 Kasım akşamı pislikler, benim sayemde mekana doğru yola çıktık. Sorunsuzca ünlü oldunuz, çalışın girdik, biralarımızı yudumlamaya köpekler!” gibi motive başladık. O sırada Kolektif İstanbul çıktı edici mesajlar geliyordu sahneye. Öyle güzel müzikler çaldılar ki ve daha bir şevkle ortamda bir cümbüş havası oldu, herkes yazıyorduk. (Bkz. Melek keyifli keyifli dans etti. Tabii yetmedi, Yüzlü Sahtekar) Tabii o bir noktada zılgıtlar ve halaylar çekildi. arada Ece de YouTube Sonra DJ’ler geldi, pisttekileri coşturmaya ünlüsü olmuş, kendisine devam etti. Partiye davet ettiklerimiz ise gelen sapık mesajların duacımız olarak, öbür dünyadaki yerimizi çetelesini tutamaz hale garantiledi. gelmişti. Bu yazıda çok fazla “Ece” dedim ama Bizim efendi gibi tabii ki bu olanlar bütün bir BoS ekibinin yazımızı teslim ettiğimiz bir günün akşamında Ece alınteri. Zaten canımız Ece de doğum günü partisinin açılış konuşmasında en özelden yazdı, BoS’un birinci yaşı doldu, büyük güzel sözleri söyledi; "Sizler derginin yüzü parti yapıyoruz deyiverdi. olarak hep beni görüyorsunuz ama bu işin arkasında canlarını dişlerine takarak Yazılarımızı genellikle çalışan bir ekip var" diyerek tek tek zamanında teslim herkesin ismini saydı ve onunla beraber ettiğiniz için partiye misafir çağırabileceğimizi, çalışanları onore etti. Ben de farklı bir şey demeyeceğim, Ece’ye ve bütün ekibe böyle isteklerin tabiri emekleri için teşekkürler; özel ve güzel işler caizse “itimiz olacağını” yapıyorlar. Seviliyorlar. söyledi. Biz de tam bir

Birinci yaş partisinde “Ece sana aşığım” yazan bizdik; aşkı ve sevgiyi geniş yorumladık, seviyoruz işte!)


62

MODA

ARALIK 2019

ELEGANZA'NIN DÜDÜĞÜ Londralı mücevher tasarımcısı Joy BC, İtalyan DJ ve hardcore müzik arşivcisi Gabber Eleganza'nın Never Sleep'i için özel bir kolye tasarladı. Asla uyuma mottosundan ilhamla 925 ayar gümüşten bir düdük tasarlandı. 40 adet üretilen bu düdüğü öttürmek isteyenler 1.350 euro'yu gözden çıkarsın

IŞILTILI BİR SERGİ ABD'deki The Frick Pittsburgh binası Ocak 2020'ye dek Katharine Hepburn: Dressed for Stage & Screen sergisine ev sahipliği yapıyor. Bu kapsamlı sergide Hepburn'ün oyunculuk kariyerinde giydiği kıyafetler, film afişleri ve çeşitli aksesuarlar yer alıyor.

Billie Eilish merch ürünlerinin kapsamını ve kitlesini iyice genişletti. 17 yaşındaki müzisyen albüm ve şarkılarından esinlenerek hazırlanan kıyafetlerin çocuk ve bebekler için olanlarının satışta olduğunu duyurdu. Bebekler için hazırlanan mini hoodie'lere bayıldık.

Lüks saat markası Rolex'in Daytona Rainbow müzisyenlerin gözdesi oldu. Miley Cyrus, Mark Wahlberg, John Mayer, Levine'da da olan bu saati en son Post Malone’da gördük. Gökkuşağı renginde 56 elmas ve 36 safirle kaplı olan bu saatin alıcısı daha çok olacak gibi.

Yılbaşı reklam kampanyaları gün yüzüne çıktı. Aralarından en çok sevdiğimiz Chanel'in yeni reklam filmi oldu. Tasarımcı JeanPaul Goude imzalı, 1940'lardan esinlenen reklam filminde No5 parfümünün yüzü Lily-Rose Depp rol alıyor.

Ünlü fotoğrafçı Domenico Dolce, ikonik karelerini derlediği özel bir kitap yayınladı. Koleksiyon kitapların bilinen yayınevi Assouline etiketli Queens: Alta Moda di Dolce & Gabbana kitabında kadınların kıyafetlerle nasıl kraliçeye dönüşebileceğini vurgusu yapılıyor. Kitap pek uuz değil. Fiyatı 350 Euro...

Kenzo yeni çanta modelleriyle dikkatleri çekti. Yeni koleksiyon Kenzo Tali Bag'de spiritüel dünyadan ilham alınarak göz motifini ön plana çıkarıyor. Ayrıca ünlü astrolog Susan Miller her çanta için özel olarak bir mesaj yazdı. 90’lı yılların ikonik sneakerr'ı Reebok Instapump Fury’nin cesur tasarımı, adidas'ın Boost™ teknolojisiyle bir araya geldi ve Instapump Fury Boost™'u ortaya çıkardı.

STRANGER MODEL Pandora Me koleksiyonunun reklam yüzü Stranger Things dizisinin Eleven'ı Millie Bobby Brown oldu. Cass Bird'e eğlenceli pozlar veren yıldızın yüzü olduğu koleksiyonda mavi ay, yaban arıları, tek boynuzlu at gibi tasarımlar var.


63

YENİ

ARALIK 2019

EVOLUTION SERİSİ PrimaLuna, uzun yıllardır yüksek performanslı ürünleri makul fiyatlarla tüketiciye oluşturmasıyla beğeniliyor. Son olarak da 13 modelden oluşan EvoLution serisini çıkardılar. Ürün yelpazesini de EVO 100-400 arasında grupladılar. Tüm EVO'ların dahili amp, preamp ve power amp destekliyor. Serinin üst segmentlerine özgü olarak da dahili kulaklık amplifikasyonu ve XLR bağlantı, turntable kullananlar için geliştirmeler de var. Fiyatlar 2.000-4.500 euro arasında değişiyor.

ÖDÜLLÜ HOPARLÖR Pek çok teknoloji platformunun yılın en beğenilen ürünleri arasına koyduğu, daha yüksek fiyatlı hoparlörleri sorgulan bir ünite. 8" iki woofer'dan oluşan Revel Performa F228BE'den bahsediyoruz. 90dB, ortalamanın üstünde hassaslığı ve dikkat çeken ses mühendisliğiyle takdir toplayan cihaz, tasarımıyla da beğeniliyor. Ceviz, metalik gri, siyah tonlarında edinilebiliyor. Bizim favorimiz ceviz.

BEHRINGER'DEN YENİ SYNTH SERİSİ Durdurulamaz bir hızla yeni synth'lerini duyuran markanın yeni ürünü Poly D. Aslında daha önceki Model D isimli synth'in 4 sesli versiyonu olan cihaz, polifonik Minimoog türevi. Yorumlara göre orijinal Moog yapısını koruyan Poly D, 72 tuşlu klavyesi 4 VCO'nun yanı sıra klasik 24dB ladder filtresi, LFO, 32'li sequencer gibi özellikleriyle de göz dolduruyor. USB MIDI girişlerinin yanı sıra farklı kontrol ve giriş desteklerine de sahip.

GERRARD 301'IN DÖNÜŞÜ SME, klasikleşmiş Garrard 301 modelini tekrar üreteceğini 2018'de duyurmuştu ve sonunda piyasaya sürdü. Turntable cihaz 50 yıldan uzun süredir üretilmiyordu. 1953'te başlayan macerası aslında uzun sürmüştü, 1965 yılına kadar tüketiciye ulaştı. AC yüksek torklu pikap motoru kadar tarzı ve sağlam üretimiyle de zamanın yayıncılarının ve ilgili dinleyicilerin göz bebeğiydi. Üretim teknolojisinin gelişmesiyle daha ucuza mâl edilen modellere yerini kaptırmıştı. Yeniden üretilen modelde de motor ünitesindeki geliştirmeler kadar tarzın kaybedilmemesi de beğeniliyor.

Xelon Entertainment'ın 2015'te duyurduğu stream platformu Noisehive, yeni versiyonuyla geri dönüyor. Bağımsız müzisyenleri destekleme iddiasıyla başlayan proje, ilk versiyonunda yalnızca 'müşteri'lere açık olan panelini müzisyenlere de açan yeni bir website ile geliyor. Sitedeki iddiaya göre 'büyük dağıtımcılara alternatif, yüksek kalite ve fiyat-performans açısından uygun' bir dağıtım kanalı sunuyor. Fazla iyimser vaatler olabilir ancak sanatçı panelinin diğer platformlara nazaran daha başarılı olduğu ortak görüş haline gelmiş durumda. Bir seferlik 200 dolar ödeme yapılıyor.

ANTHEM'İN AVR'I DAHA DA AKILLANDI

MRX alıcı, ev tipi çok kanallı işlemciler arasındaki yerini daha da sağlamlaştırdı. Onboard Dolby Atmos desteği ve 11 giriş kanalıyla zaten beğenilen cihaz, yeni ARC Genesis yazılımıyla her ortamda performansını arttıracak gibi gözüküyor. DSP, 4K görüntüde 5060 kare değiştirme imkanı, 32 bit/768 kHz DAC, DTS Play-fi gibi özellikleri ve anında güncellenebilmesiyle öne çıkıyor.


64

00122019

KONSER AJANDA

00122019

KONSER AJANDA

ARALIK 2019

Hania Rani

ARABESK ➡ Arabesk parçalarını rock ve pop tınılarıyla süsleyerek beğeni toplayan İstanbul Arabesque Project 27 Aralık, 22.30’da 6:45 KK Bolu’da sahne alacak. Gravetemple

CAZ ➡ Türk caz sahnemizin sevilen isimlerinden Jehan Barbur, 10'uncu sanat yılı konseriyle 1 Aralık, 20.30'da Beşiktaş Kültür Merkezi'nde olacak. Sahnede kendisine Zuhal Olcay, Cahit Berkay, Bülent Ortaçgil gibi 15'ten fazla sanatçı eşlik edecek. KOKOKO!

➡ Ekim sayımızda Zaman Tüneli köşemizin konuğu olan, caz, soul gibi farklı türleri Türk müziğiyle harmanlayarak büyük beğeni toplayan Karsu, Güneşin Kadınları konser serisi kapsamında 4 Aralık, 21.30'da Babylon'da sahne alacak. ➡ 1920 ve 30'ların partilerini günümüz İstanbul sahnelerine taşıyan FlapperSwing 7 Aralık, 22.30'da Koma Sahnesi'nde olacak.

Selda Bağcan

➡ Latin caz sahnesinin bilindik piyanistlerinden Omar Sosa, trompetçi Paolo Fresu ve perküsyonist Trilok Gurtu 17 Aralık, 20.30'da İş Kuleleri Salonu'nda olacaklar.

DEEP HOUSE

Ceza

➡ Özgün elektronik tarzını dünyanın pek çok farklı bölgesine taşıyan ve 'elektronik müziğin kraliçesi' olarak gösterilen DJ Maya Jane Coles 13 Aralık, 23.59'da Zorlu PSM

Turkcell Sahnesi'nde olacak.

kaçırmayın.

DRONE METAL

ETNİK

➡ Atilla Csihar, Stephen O'Malley ve Oren Ambarchi'den oluşan deneysel müzik grubu Gravetemple, 30.su düzenlenen Nova Muzak serisinin üçüncü konseriyle 14 Aralık, 20.30'da Borusan Müzik Evi'nde olacak.

➡ Geri dönüşümle kazanılan enstrümanları ve Kongo müziğiyle harmanlanan özgün sound'larıyla KOKOKO!, Garanti BBVA konserleri kapsamında 12 Aralık, 21.30'da Babylon'da olacak.

ELEKTRONİK

FESTİVAL

➡ Aşina olduğumuz saykedelik, funk ve soul şarkılarını kendi tarzıyla yeniden yorumlayan Hey! Douglas 6 Aralık, 22.30'da Dorock XL Kadıköy'de sevenleriyle buluşacak.

➡ Sihirli Flüt unvanlı sanatçı Şefika Kutluer adına düzenlenen 10. Uluslararası Şefika Kutluer Festivali'nin 3-25 Aralık tarihleri arasında Ankara’nın çeşitli mekanlarında dünyanın pek çok farklı yerinden sanatçıların katılımıyla gerçekleşecek.

➡ Adrian Shala ve Adrian Schweizer ikilisinden müteşekkil Adriatique, dünyanın farklı yerlerindeki 10. yıl partilerinin ardından 6 Aralık, 23.00'te Module'de olacak.

ELEKTROPOP ➡ Est-ce que t’en souviens parçasıyla üne kavuşan, samimi sesiyle sadık bir hayran kitlesi edinen Vendredi sur Mer, Türkiye'deki ilk konseriyle 5 Aralık, 20.30'da %100 Studio'da. ➡ Edison Ödülü'yle kıymeti tasdiklenen iki albümünün ardından 2018'de, tüm kayıtları otel odaları ve yollarda yapılan Stray albümüyle yine dikkat çeken Thomas Azier 13 Aralık, 22.00'de Salon İKSV'de olacak. Oscar and the Wolf ve Balthazar gibi isimleri sevenlerdenseniz

KLASİK ➡ Fransız org virtüözü Emmanuel Arakélian, ikincisi düzenlenen İstanbul Org Festivali kapsamında 4 Aralık, 20.30'da Saint Esprit Kilisesi'nde olacak. ➡ Klasik müzik efsanesi Paganini'den ilhamla klasik müziği güldürüyle harmanlayan Pagagnini 9 Aralık, 20.00'de CRR Konser Salonu'nda olacak. ➡ Sascha Goetzel'in şefliğinde BİFO, Müzik Tarihinden Altın Bir Yaprak konseriyle 12 Aralık, 20.00'de Lütfü Kırdar Anadolu Auditorium'da olacak. Konsere Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın eşzamanlı anlatımları da eşlik edecek.


65

KONSER AJANDA LATİN ➡'Turcolatino' akımının öncüsü haline gelen Ayhan Sicimoğlu & Latin All Star 21 Aralık, 22.30'da Duru Ataşehir Ana Sahne'de.

MODERN KLASİK ➡ Varşova ve Berlin'den beslenen kimliği ve beraber çalıştığı Löffler, Chronik gibi isimlerle iş birliklerinden edindiği tecrübelerinden süzülen bestelerini Nisan ayında yayınladığı Esja albümüyle taçlandıran Hania Rani 6 Aralık, 21.30'da Salon İKSV'de sevenleriyle buluşacak.

PARTİ ➡ Yeni nesil şeflerin hazırladığı özel mezelerle yeni bir meyhane deneyimi oluşturmayı hedefleyen Yeniden Çiçek Pasajı, 6 Aralık 19.30'da gerçekleşecek. Etkinlikte Ceza ve Güntaç Özdemir sahne alacak. ➡ Gülşah Güray, Güven Yıldız ve Gülşah Turgut'un DJ performanslarıyla Radyo Eksen Partisi, 6 Aralık 22.00'de Babylon'da gerçekleşecek. Dans etmek isteyenlere duyurulur!

POP ➡ Alternatif pop sahnesinin yükselen ismi, dergimizin sayfalarına da birkaç kez konuk ettiğimiz Ceren Gündoğdu 6 Aralık, 21.30'da Zorlu PSM - Touché sahnesinde sevenleriyle buluşacak. ➡ YouTube'dan yayınladığı cover parçalarıyla kısa sürede büyük ilgi toplayan Zeynep Bastık 7 Aralık, 21.00'de Bostancı Gösteri Merkezi'nde. ➡ 2014'te yaptığı cover'lar ve hemen ardından gelen çıkış albümüyle playlistlere çıkmamak üzere giren Kalben 14 Aralık, 22.30'da Salon İKSV'de sevenleriyle buluşacak. ➡ Özgün tarzıyla pop müziğin

ARALIK 2019

güçlü isimlerinden Gökhan Türkmen, geçen yıldan beri sürdürdüğü 'Akustik Plus' konseptli koneriyle 18 Aralık, 21.00'de Bostancı Gösteri Merkezi'nde sevenleriyle buluşacak.

PROGRESIF METAL ➡ Temelleri 1990 yılına dayanan, yenilikçi sound'ları death metal müziğin klasik tınılarıyla birleştirerek sıkı bir dinleyici kitesi edinen Amorphis 15 Aralık, 21.00'de %100 Studio'da olacak.

PUNK ➡ 1999 yılındaki çıkış albümleriyle hem dönemin ilk 'Indie' işlerinden birine hem de Türkçe punk rock'ın ilk albümüne imza atan RASHIT, albümün 20. yılı şerefine Audioban konserleri kapsamında 13 Aralık, 20.00'de The Wall Saloon & Performance sahnesinde olacak.

RAP ➡ Eylül ayında çıkan Hell albümüyle trap sahnesindeki yerini daha da sağlamlaştıran Aspova 5 Aralık, 20.00'de IF Performance Hall Beşiktaş'ta olacak. ➡ Protein tozlarınız hazır mı? Trap'in popüler ismi Ben Fero, 7 Aralık, 21.00'de Volkswagen Arena'da olacak. ➡ Türkçe rap müziğin öncü isimlerinden Ceza 11 Aralık, 23.00'te Konya Club Inferno sahnesinde olacak. ➡ Hızlı, enerjik ve coşku dolu performansıyla Taladro 13 Aralık, 22.00'de Hatay Kaktüs Pub Sahnesi'nde.

➡ Kırmızı grubuyla tanıdığımız İdil Çağatay, ilk stüdyo albümü Ateşler İçinde ile 5 Aralık, 22.00'de The Wall Saloon & Performance'ta olacak. ➡ Türk rock sahnesinin duayen grubu Bulutsuzluk Özlemi 13 Aralık, 22.00’de İzmir Bios Bar Alsancak sahnesinde sevenleriyle buluşacak. ➡ Hayko Cepkin 14 Aralık, 22.30'da Dorock XL Kadıköy'de sahne alacak.

Emmanuel Arakélian

➡ Duman 15 Aralık, 18.30’da Erzincan Kapalı Spor Salonu’nda olacak.

SYNTH POP ➡ Joe Matthews ve Augustus Muller ikilisinden oluşan synth pop ikilisi Boy Harsher, Birlikte Güzel konserleri kapsamında 7 Aralık, 22.30'da Salon İKSV'de sahne alacak.

Kalben

➡ Büyük Ev Ablukada, "Fırtınayt - mutsuz parti şekli" konseptli özel konseriyle 14 Aralık, 22.00'de DasDas sahnesinde olacak.

THRASH METAL ➡ Thrash metalin 36 yıllık köklü grubu Voivod 16 Aralık, 21.00’de İzmir 232 Park Bornova Sahne’yi sallayacak.

Thomas Azier

TÜRK HALK MÜZİĞİ ➡ Duayen isim Selda Bağcan, İstanbul Senfoni Orkestrası'yla birlikte 11 Aralık, 21.00'de Bostancı Gösteri Merkezi'nde sevenleriyle buluşacak. ➡ Sevilen halk müziği yorumcusu Hüseyin Turan 18 Aralık, 20.30'da Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi sahnesinde olacak.

ROCK

TÜRK SANAT MÜZİĞİ

➡ Melike Şahin'in evsahipliğinde ikinci sezonuyla dönen Diva Bebe Şov, Tolga Akdoğan, Emre Malikler ve Berkan Tilavel'in konuk olduğu programla 1 Aralık, 21.00'de Anahit Sahne Beyoğlu'nda olacak.

➡ Zeki Müren’in 88. Yaş gününün kutlanacağı konserle İncesaz 6 Aralık, 20.00’de Grand Pera Emek Sahnesi’nde sevenleriyle buluşacak. Etkinlikte klasikleşmiş Zeki Müren eserlerinden oluşan bir repertuar seslendirilecek.

Amorphis

Maya Jane Coles


66

SAHNE AJANDA

ARALIK 2019

❏ Son Beş Yıl Müzikali, 14 Aralık'ta 20.30'da Uniq Hall sahnesinde. 2002 yılında New York'ta - gösterime girdiği günden beri 16 ülkede sahnelenen ünlü Off-Broadway müzikali şimdi ilk kez Türkiye prodüksiyonu ile İstanbul'da! Broadway'in en önemli bestecilerinden Jason Robert Brown'ın yazıp bestelediği müzikalde başrolleri Kaan Sekban ve Pelin Akil paylaşıyor. Son Beş Yıl; yirmili yaşlarının sonundaki iki gencin bir türlü bitmeyen aşk hikayesidir. Kariyerinde tırmanışa geçmiş bir yazar olan Jamie, ani başarısını telaşlı aşk hayatı ile dengelemekte zorlanırken, gelecek vaad eden bir oyuncu olarak anılan Cathy bir süredir kariyerinde yaşadığı durgunluk nedeniyle endişelenmekte, bir taraftan da kocasının yükselişine tanıklık etmektedir. Jamie yaşadıklarını kronolojik bir sırayla anlatırken Cathy ilişkilerinin son gününden başlar anlatmaya ve ikilinin hikayesi tam ortada kesişir; düğünlerinde... ❏ Red Light Kışı, 10 Aralık 20.30'da Uniq Box'ta sahnelenecek. Amsterdam’ın seks vitrinleriyle ünlü Red Light sokağında bir hostel odasında iki genç adam ve bir geceliğine kiralanmış güzel bir kadın... Amerikalı yazar Adam Rapp’in kaleminden, bir yarısı Amsterdam’da diğer yarısı New York’ta geçen, bir modern zaman masalı… Hayatımıza giren her yabancı bir parçasını bırakır bizde; fark etsek de etmesek de her karşılaşma değiştirir bizi, her yeni insan başka bir kilidi zorlar içimizde. Bazen daha derindir bıraktıkları iz, bazen de tersine öylece kayıp giderler içimizden. Peki ya biz, bıraktığımızı sandığımız tesiri mi bırakırız başkalarında? Bir karşılaşmanın kaç anlamı, kaç yansıması vardır sahiden? Ânın ağırlığını aynı mı tartar bütün kalpler? Oyuncu kadrosunda Gün Koper, Ayşecan Tatari ve Ali Yoğurtcuoğlu var.

giren beklenmedik misafirler ile olaylar… Evlenmek için seçtiğiniz kişi doğru insan değilse ne olur? Peki ya doğru insan tam düğünden önce karşınıza çıkarsa? İşte bu sorular kahramanlarımızı içinden çıkılmaz gibi görünen sorunların, eğlenceli bir dolantının ortasına sürüklüyor, kahkahalarımızı tutamayacağımız bir dizi komik olay ustaca bir kurguyla sahneye taşınıyor.

❏ Rüyalardan ilham alan sıra dışı aile prodüksiyonu Prof. Pi Show, 8 Aralık 19.00'da Kadıköy Halk Eğitim Merkezi'nde sahnelenecek. Bu eğlenceli yapımda; fiziksel tiyatro ve mim teknikleri, folk ve karakter danslarının eklektik bir dizilim ile modernize edildiği koreografileri, hava ve yer akrobasileri, steampunk kostümleri, müzikleri, fantastik ve masalsı atmosferi ile izleyiciye masalsı bir deneyim sunuyor. Ve hayal gücünüzü özgür bırakmanızı vaat ediyor.

❏ Türkiye’de modern doğaçlama tiyatronun öncüsü olan Mahşer-i Cümbüş, 12 Aralık 20:30 Trump Kültür ve Gösteri Merkezi'nde olacak. 2001 yılı Mayıs ayında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü öğrencileri tarafından kurulan Mahşer-i Cümbüş, aynı yıl Eylül ayında Ankara Tenedos Kafe’de Tiyatro Sporu gösterilerine başladı. Mahşer-i Cümbüş 2003 yılının ağustos ayında İstanbul’a taşınarak faaliyetlerini İstanbul’da sürdürdü. Mahşer-i Cümbüş kurulduğu günden bu yana Ankara ve İstanbul başta olmak üzere birçok ilde gösteriler sergiledi ve festivallere katıldı.

❏ 2 perdelik bir ilişki komedisi. Begüm Öner, Ceyhun Fersoy, Melis Kaygılaroğlu, Canan Atalay, Kerem Poyraz Kayaalp ile Suit 28 Aralık 20:30 Mall of İstanbul MOİ Sahne'de. Bir otelin süit odası, yeni bir hayata adım atmak üzere evlilik törenine hazırlanan genç bir çift, hazırlıkları takip eden yakın dostları, ve hayatlarına bir anda

❏ Beyninizi nasıl bilirdiniz? Karışık? Buruşuk? Mucizevi? Yetersiz?… Beyniniz sizi yönetirken içerde neler oluyor dersiniz? Üzüldüğünüzde, sevindiğinizde, kızdığınızda, aşık olduğunuzda, depresyona girdiğinizde; beyniniz ne gibi mücadeleler veriyor? Beyin organlarla nasıl bir iletişim kuruyor? İnsan beyni de insan olsaydı ne olurdu?… Bütün bu soruların cevabını,

Bülent Bey’in kadrolu Beyin'i veriyor. Bülent Bey hayatına devam ederken, Bülent Bey’i yöneten Beyin dile geliyor, insanın kaderi baştan yazılıyor. Tiyatro Bal Porsuğu tarafından sahnelenecek olan Bülent BEYİN Hikayesi, insan beyninin içerisine giriyor ve sırrı halen tam olarak çözülemeyen ‘Beyin’in organlarla verdiği yönetim mücadelesini tiyatro sahnesine taşıyor. Beyin karakterine, Bülent Emrah Parlak’ın hayat vereceği oyunun'sanal' konuk oyuncuları listesi de epey uzun; Burcu Biricik, Barış Arduç, Sarp Apak, Şahin Irmak, Ersin Korkut, Onur Buldu, Uğur Bilgin, Necip Memili, Melis Birkan, Gülhan Tekin, Haki Biçici, Erdem Baş ve Murat Eken. Unutmayın, 18 Aralık 20.00'de TİM Fettah Aytaç Salonu'nda. ❏ Cevat Şakir’in hayat verdiği Halikarnas Balıkçısı, Mavi Sürgün projesiyle 13 Aralık 20.30'da Vestel Gururla Yerli Konserleri kapsamında Turkcell Platinum Sahnesi’ne konuk oluyor. Bir yol, bir arayış, bir kayboluş ve bir yeniden yaradılış hikayesi Mavi Sürgün… İstanbul’un işgalinden başlayarak Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar uzanan süre zarfında kendi varoluşunu sorgulayan bir Osmanlı asilzadesi... Hayat onun tüm etiketlerinden sıyrılıp kendi olabilmesi, kendi benliğine dönebilmesi ve kabuğundan sıyrılıp sıradan bir balıkçıya dönüşmesinde diretiyor. Arşipel’e ulaşıp ‘Balıkçı’ya dönüşen Cevat Şakir’in bu yolculuğunu, piyanist ve besteci Sabri Tuluğ Tırpan bize müziği ile anlatıyor.


67

SERGİ AJANDA ❏ İstanbul Fotoğraf Dernekleri Platformu, ilk resmi etkinliğini muhteşem bir sergi ile yapmaya hazırlanıyor. Toplam 80 renkli fotoğrafın yer alacağı sergi, 6 Aralık'a kadar Büyükçekmece Atatürk Kültür Merkezi’nde izlenebilir. Fotoğrafçılar öznel bakış açıları ile insanın bu dünyadaki varoluş serüvenini ve toplumun bir bireyi olmanın getirdiği yaşama hallerinin izlerini ya da ifadelerini göstermeye çalışmıştır. ❏ Pop art'ın öncüsü Andy Warhol ve bu akımın en önemli temsilcilerinin orijinal eserlerinin yer aldığı Andy Warhol sergisi, ara tatile sanat ve renk katıyor. Odeabank'ın ana sponsorluğunda 29 Mart'a kadar sürecek olan sergi, tatil boyunca her gün açık. ❏ Vehbi Koç Vakfı ve Koç Üniversitesi Vehbi Koç Ankara Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (VEKAM), Ankaralıları, Bir Şehir Kurmak: Ankara 1923 - 1933 sergisiyle buluşturuyor. Ali Cengizkan ve Müge Cengizkan’ın küratörlüğünde Vehbi Koç Vakfı kuruluşunun 50. yılı kapsamında hazırlanan sergi, profesyonelleri, araştırmacıları ve öğrencileri Yeni Ankara’yı görmeye çağırıyor. Ankara çalışmalarına ilgi duyan herkesi bir şehrin kuruluşuna tanıklık etmeye davet eden sergi, 13 Kasım 2019 tarihinde Ankara CerModern’de ziyarete açılacak. Sergi 12 Ocak 2020 tarihine kadar CerModern’de. ❏ Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, fotoğrafın bulunması ve ilk fotoğraf gezisinin gerçekleşmesinin 180. yılında çağdaş bir fotoğraf sergisine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Küratörlüğünü Engin Özendes’in üstlendiği Bir Yol Öyküsü: Fotoğrafın Ardında 180 Yıl başlıklı sergi, 1839 yılında gerçekleşen ilk fotoğraf gezisinin izlediği rotayı günümüz teknikleriyle yeniden keşfeden 10 fotoğraf sanatçısının farklı yorum ve bakış açılarını bir araya getiriyor. Sergide Türkiyeli fotoğraf sanatçıları, aynı rotadaki tarihi şehirlere yaptıkları gezilerde çektikleri karelerle bu kentlere güncel bir bakışla yaklaşıyorlar. Sergi, 1 Mart 2020’ye kadar Pera Müzesi’nde ziyaret edilebilir. ❏ Bugüne kadar düzenlediği sergilerle geleneksel hat sanatının birçok örneğinin tanıtılmasına destek olan Yıldız Holding, tanınmış hat üstadı Hüseyin Kutlu’nun öğrencileri tarafından yazılan Kırk Hadis levhalarını Yıldız Holding Çamlıca Seminer ve Sergi Salonu’nda ziyarete açtı. Mevlid-i Nebi Haftası vesilesiyle, 'el-emin; samimiyet ve güven' temalı hadislerden oluşan Kırk Hadis hat levhaları, 5 Şubat’a kadar ücretsiz olarak görülebilecek. ❏ İstanbul Araştırmaları Enstitüsü Elyazması Koleksiyonu’ndan bir seçkiyle ziyaretçileri metinler, objeler ve zamanlar arasında bir yolculuğa çıkaran Hafıza-i Beşer: Osmanlı Yazmalarından

ARALIK 2019

Hikayeler sergisi, yazma kültürünün az bilinen aktörlerini görünür kılarken, kent tarihine farklı bir bakış sunuyor. Sergi 25 Temmuz'a kadar ücretsiz gezilebilir. ❏ Meşher, 13 Eylül 2019’da açılacak Kalıpları Aşınca: Mit, Efsane ve Masallarla Avrupa’dan Çağdaş Seramik sergisinde 13 sanatçının eserlerine yer veriyor. Odağında geçmişten günümüze anlatılan hikayelerin yer aldığı sergi, sanatçıların yaratıcı gücünün sonsuzluğunu, kompozisyon repertuvarlarının zenginliğini ve yeni tekniklere yönelik arayışlarını 21. yüzyıl perspektifinden yansıtıyor. Kil, malzeme olarak köklü bir geleneğe sahip olsa da sergiye katkıda bulunan sanatçılar, seramiğin günlük kullanımda alışkın olunan işlevselliğinin ötesinde, malzemenin değişken doğasını açığa çıkarıyorlar. İngiltere’de ilham verici ve yenilikçi bir sanat merkezi olarak kurulmuş Messums Wiltshire iş birliğiyle Catherine Milner’ın küratörlüğünde hazırlanan sergi, 22 Aralık'kadar ziyaret edilebilecek.

❏ Genç ve yetenekli sanatçıları Türkiye ve uluslararası sanat platformlarında temsil etmek üzere çalışmalarını aktif olarak sürdüren Anna Laudel, farklı tekniklerle çalışan sanatçılar Hayal İncedoğan, Fırat Neziroğlu ve Halil Vurucuoğlu’nun solo sergilerini, 26 Kasım 2019- 9 Ocak 2020 tarihleri arasında İstanbul’daki galerisinde bir araya getiriyor. Zamanın Gölgesinde uzun soluklu bir sergi dizisinin ilki niteliğinde. 19. yüzyılda başlayıp günümüze kadar izlerini sürebileceğimiz ve hem klasik fotoğraf geleneği hem romantizm akımından referanslar taşıyan sergide farklı tekniklerle üretilmiş eserler yer alıyor. Botanik bilimi içinde ‘herbarium’ terimi ile ifade edilen ve bir tür bitkileri arşivleme sistemi içinde gelişen sergi, bugünün görsel deneyimlerini ve hafızasını bir araya getirerek izleyicinin zihninde yeni bir boyut ve anlam kazanıyor. Bu sayede, bilinçaltını zorlayan üretimlerle birlikte yeni bir deneyim alanı yaratıyor.

❏ İstanbul’un tarihi Saint Antoine Kilisesi kapılarını ilk kez bir çağdaş sanat sergisi için açıyor. Türkiye ve dünyadan, genç ve usta sanatçıları bir araya getiren Serginin proje yönetimini ve küratörlüğünü, tarihi mekanlarla çağdaş sanatı bir araya getiren çalışmalarıyla tanınan Ayşe Pınar Akalın üstleniyor. 17 Aralık'ta gerçekleşecek Angel sergisi 10 Ocak tarihine kadar ücretsiz ziyaret edilebilecek.


68

VİZYON

ARALIK 2019

Tür: Animasyon

ADDAMS AİLESİ

Vizyon: 6 Aralık G. Moretz , Charlize Theron, Chloë Dağıtım: UIP ac Isa r ca Os : lar cu un Oy z & Greg Tiernan / on tarihi boyunca birçok ke Yönetmen: Conrad Vernon izy ev tel ve a em sin n, ıla filmi The Addams ms tarafından yarat esi'nin animasyon sinema Karikatürist Charles Adda Ail ms da Ad lü ün an çık a ici karşısın rnan paylaşıyor. yeniden uyarlamayla izley Conrad Vernon ve Greg Tie nu ğu ltu ko en tm ne yö n Family'ni

BALON PİLOTLARI

Tür: Biyografi Vizyon: 6 Aralık Dağıtım: Bir film Yönetmen: Tom Harper / Oyuncular: Felicity Jones, Eddie Redmayne, Himesh The Aeronauts, gözü pek ha Patel va balonu pilotu Amelia Wr hava ve iklim konusunda en ile ön cü meteorolog James Glaishe bilgi menzilini genişletme r'in, insanlığın k ve o döneme kadar kim erişebilmek adına çıktıklar senin ulaşamadığı irtifalar ı zorlu sıcak hava balonu a yolculuğunu anlatıyor.

UMANJI: YENİ SEVİYE

Tür: Macera

J Vizyon: 13 Aralık Black, Kevin Hart Dağıtım: Warner Bros. hnson, Karen Gillan, Jack Jo ne ay Dw : lar cu un ığını Oy / yin bekledikleri gibi olmad Yönetmen: Jake Kasdan şe bir hiç e, ind ler ük nd dö rçaları kurtarmak için eyen ve keşfedilmemiş pa inm bil n, içi k me Jumanji’ye, içlerinden birini bil ça ka n ın en tehlikeli oyununda runda kalıyor. keşfediyorlar. Çete dünyan yollara meydan okumak zo an an uz ra ğla da rlı ka n bulmak ve kurak çöllerde

EMA

Vizyon: 20 Aralık Tür: Dram Dağıtım: Başka Sinema Yönetmen: Pablo Larraín / Oyuncular: Mariana Di Gi rolamo, Santiago Cabrera, Ema, yetenekli bir dansçıd Josefina Fiebelkorn ır. Eşi Gaston ile uzun uğraş lar sonucu küçük bir çocu Ailesiyle mutlu bir yaşam süren Ema’nın hayatı, Polo’ k olan Polo’yu evlat edinir. nun bir trajediye sebep olm sonrası Polo’yu geri verm as ek zorunda kalan Ema ile ı ile alt üst olur. Yaşananla Gaston’un ilişkisi bu süreç r te kopma noktasına gelir.

İ STAR WARS: SKYWALKER'IN YÜKSELİŞ

Tür: Bilim kurgu

Vizyon: 20 Aralık , John Boyega Dağıtım: UIP , Adam Driver, Oscar Isaac ley Rid isy Da : lar cu un Oy / k olan Star Wars: Yönetmen: J.J. Abrams külliyatının finalini yapaca er alk yw Sk ve ü üğ nd inin dö koltuğuna geri k savaşı ve Star Wars evren yü bü n so ği rdi J.J. Abrams'ın yönetmen ve ına ad k e Resistance'ın özgürlü r. The Rise of Skywalker, Th ya gelmelerini konu ediniyo ara bir rar tek a urd uğ bu sevilen karakterlerinin


69

SEYİRLİK

ARALIK 2019

DİZİ

FİLM

Yıl: 2019 Tür: Animasyon Süre: 01:36:00 Yönetmen: Sergio Pablos Oyuncular: Jason Schwartzman, Rashida Jones, Joan Cusack Platform: Netflix

Yıl: 2014 Tür: Romantik komedi Süre: 01:28:00 Yönetmen: Charlie McDowell Oyuncular: Mark Duplass, Elisabeth Moss, Charlie McDowell Platform: bluTV

FİLM

Klaus - Sihirli Plan Postacı akademisinin en kötü öğrencisi Jesper kendini Kuzey Kutup Dairesi'nde bir adada görevlendirilmiş olarak bulur. Kavgalı adalılar, bırakın mektuplaşmayı birbirlerine selam bile vermemektedir. Jesper tam pes etmek üzereyken öğretmen Alva ile arkadaşlık kurar. Ayrıca Jesper, el yapımı oyuncaklarla dolu bir kulübede tek başına yaşayan Klaus ile tanışır. Smeerensburg kasabasında bir kez daha kahkahaların çınlamasını sağlayan bu umulmadık arkadaşlıklar oluşur. Noel komedisi arayana...

The One I Love

High Seas Avrupa'dan Güney Amerika'ya giden yolcularla dolu transatlantik gemi. Hem birbirinden son derece farklı hem de bir o kadar ayrılmaz iki kız kardeş olan Eva ve Carolina. Kaderin bir cilvesi sonucunda kendini yanlış yerde bulan subay Nicolás. Çözülmesi gereken bir gizem: Yolcu listesinde bulunmayan ve kimsenin hatırlamadığı bir yolcunun cinayeti. Her kamarasında bir hikayenin ve karanlık bir sırrın saklı olduğu bu gemi birçok yalanla dolu. Kesin olan tek şey var: Katil, gemiyi terk edemeyecek.

KEŞİF I S A T K O N

Prömiyerini Sundance Film Festivali’nde yapan filmde, boşanmanın eşiğinde olan Ethan ve Sophie, evlilik terapistlerinin önerisiyle doğayla iç içe, güzel bir kır evine tatile giderler. Romantik ve eğlenceli başlayan bu hafta sonu kaçamağı, beklenmedik sonuçlar doğuracaktır. Orada kendilerinin çok daha iyi, seksi ve güzel versiyonlarının karşı kulübede yaşadığını keşfedince olaylar çığırından çıkar.

The Irishman

Robert De Niro, Al Pacino ve Joe Pesci'nin rol aldığı Martin Scorsese imzalı filmde, 2. Dünya Savaşı sonrası Amerika'daki organize suç dünyası; gazi, dolandırıcı ve 20. yüzyılın en azılı isimlerinin yanında çalışmış bir mafya tetikçisi olan Frank Sheeran'ın gözünden anlatılıyor. Onlarca yıllık bir süreci anlatan film, Amerikan tarihindeki çözülememiş en büyük gizemlerden biri olan efsanevi sendika patronu Jimmy Hoffa'nın ortadan kaybolma hikayesini ele alıyor.

Yıl: 2019 Sezon Sayısı: 1 Yönetmen: Ramón Campos, Gema R. Neira Oyuncular: Ivana Baquero, Jon Kortajarena, Alejandra Onieva Platform: Netflix

Yıl: 2019 Tür: Biyografi Süre: 03:29:00 Yönetmen: Martin Scorsese Oyuncular: Robert De Niro, Al Pacino, Joe Pesci Platform: Netflix

FİLM


70

YURT DIŞI

op Art p

nk Post pu

rock s e u l B

ARALIK 2019

HOLLANDA

ÇEKYA

İNGİLTERE Idles

Beth Hart

Klipleri, sahnesi şarkıları... Tam anlamıyla bir performans sanatçısı. Yeni albümü Magdalene'i listelerimizde döne döne dinliyoruz. Canlı sahnesini izlemek isteyenlerse 3 Aralık'ta Amsterdam Royal Theatre Carré'de olsun.

Yılın son aylarında herkes elindekileri döküyor. Idles da Television (Live at Le Bataclan) teklisiyle karşımıza çıktı. Yılın son konserlerinden birini 4 Aralık'ta Manchester Academy'de verecek.

Onun sesini dinleyince içinizde bir şeylerin tutuşup kül olduğunu hissedeceksiniz. Güçlü ses, izleyiciyi anında hakimiyetine alan keskin bakışlar... Prag'a yolu düşenler 6 Aralık'ta Forum Karlín sahnesi nasıl alev alıyor, izleyin.

İSVEÇ

Art pop

op Art p

an folk k i r e m A

FKA twigs

FRANSA

İTALYA

Rhiannon Giddens

Tamino

Daha yeni doğum gününü kutlayan şahsına münhasır müzisyen Björk, yılın son konserlerini İskandinav ülkelerinde veriyor. Audiovisiual şovların prensesini 8 Aralık'ta Stokholm Ericsson Globe sahnesinde izleyebilirsiniz.

Amerika'nın en iyi folk, blues müzisyenleri arasında gösterilen söz yazarı, banjo virtüözü ve vokalist Rhiannon Giddens, 9 Aralık'ta Paris Café de la Danse'te şarkılarını seslendirecek.

Romantik serseri tarzıyla ve müzikal yetenekleriyle kendine geniş bir kitle kazanan Tamino, turnesine devam ediyor. Habibi parçasını bu genç adamdan canlı dinlemek isteyen 10 Aralık'ta Roma Monk Club'da olsun.

AMERİKA

Triphop

Indie

folk

rock e g a r a G

Björk

BELÇİKA

YUNANİSTAN

The Liminanas

Hooverphonic

Sahnede izleyici kadar eğlenen, kendini kaptıran gruplardan biri. Daha yeni Blind Leading the Blind single'ını çıkardılar. Hız kesmeden konser maratonuna devam ediyorlar. Grup, 12 Aralık'ta Washington DC The Anthem'de.

Fransız rock’n roll çifti Marie & Lionel Limiñana... 12 Aralık'ta Brüksel Botanique sahnesini efekti bol gitarlar, fısıltılı vokaller eşliğinde alabildiğine rock’n roll gecesi bekliyor.

90'ların ortasında trip-hop’a kattıkları neşeli ve değişken tınılarla adını duyuran grubun dünya çapında hayran kitlesi var. Mad About You, Eden ve 2Wicky gibi imza şarkıları olan grup 14 Aralık'ta Atina Fuzz Live Music Club'da.

ALMANYA

Soul

p Caz po

etal m y v a He

Mumford & Sons

AVUSTURYA

AMERİKA

Ghost

Gewürztraminer

Fantastic Negrito

Uzun zamandır konserlerini sosyal medyadan takip edip iç çektiğimiz maskeli grup Ghost, 15 Aralık'ta Münih Zenith Die Kulturhalle sahnesinde olacak. Yıl güzel kapatmak için ideal.

Kendilerini Balkan caz, pop caz gibi türler arasında gösteren eğlenceli müzik grubu Gewürztraminer'le coşkulu bir gece size iyi gelebilir. 21 Aralık'ta Viyana ZWE sahnesinde.

Ajandayı yılbaşı konseriyle kapatmak istemiştik. Bunu bir totem kabul edin. İstanbu konseri sonrası kendimize gelemedik. Şanslı olanlar müzisyeni 30 Aralık'ta San Francisco The Chapel'de izleyebilir.


71

TB

ARALIK 2019

#2010 #MÜSLÜMGÜRSES #KLIP #ARABESK

Bu sayımızda bolca arabesk ve Müslüm Gürses andık ve son sayfalarımızda da devam ediyoruz. Halihazırda Mahzen 2 albümü de piyasaya sürülmüşken, arabesk müziğe ilgi de artaren normal. Yıl 2010... Gürses arabesk tarzından sıyrılıp rock sound'lara doğru yolculuk yapmaya başlamış. Şebnem Ferah'ın Sigara şarkısını cover'ladı ve bir koro eşliğinde kliplendirdi. Bakın Gürses'in sağ yanında kim var? Yazarımız Ayşegül Kumova! O günleri şöyle anlatıyor, "Yanımıza gelip 'Çek foto çek' deyip poz vermişti. Çok acayip ve tatlı bir hatıra oldu bize de. Bu kareyi her gördüğümde yüzüm gülüyor." Sevdiğiniz müzisyenlerle nice güzel anılara diyelim biz de bu vesileyle.


Profile for Back on Stage

Back on Stage - No:13  

Back on Stage - No:13