Issuu on Google+

Güzellik

Saç Renklerinde Son Trend En Yeni Makyaj Önerileri Selülitlerinize Veda Edin Fibrocell Ile Genç Kalın Gözaltı Morlukları

YAŞAM VE AKTÜALİTE DERGİSİ 2013 - Haziran Sayı:03

R A Y T U S E M evilen s n i r nla

yuzu

e kra

Sosyal

KALBİNİ DURDURAN ADAM RDURAN ADAM KALBİNİ DURDURAN ADAM

ENİS TALAS İLE MENTALİZM ENİS TALAS İLE MENTALİZM

NİS TALAS İLE MENTALİZM

ENİS TALAS İLE MENTALİZM

METROSEKSÜEL

BiR ERKEK MiSiNiZ?

EZGİNİN GÜNLÜĞÜ ile konser öncesi

Medya’da

AŞK

BÜYÜK

BEDENDE

6XL TüYO modada son

trendler

Kalem ve Kelâm Ehli

Sinan Yağmur Ünlü yazarla aşk üzerine uzun uzun

2013 Haziran| ForLife | 3


4 | ForLife | Haziran 2013


2013 Haziran| ForLife | 5


6 | ForLife | Haziran 2013


EPİKA

234 00 00 2013 Haziran| ForLife | 7


8 | ForLife | Haziran 2013


2013 Haziran| ForLife | 9


İÇİNDEKİLER

22

Adriyatik’in Saklı İncisi Dubrovnik

30

Lezzet Harmonisi Thai Mutfağı

36

Kulaklardaki Buğulu Ses Ezginin Günlüğü

50

Kalem ve Kelâm Ehli Sinan Yağmur ile Aşk Üzerine

68 Topuklu Ayakkabı Hakkında Bilinmeyenler

88

Dünyaya Merhaba Derken “Gülümse”tin 10 | ForLife | Haziran 2013

HAZİRAN 2013

26

Mesut Yar Ekranları Sevilen Yüzü

34

Metroseksüel Bir Erkek Misiniz?

42 Kızılderililer Türk Mü?

61 Güzelliğinize Renk Katın

70 Bedeni Tuvale Dönüştüren Dövmeler

96 Özcan Karabulut ile işçi Çocuklar


EPİKA

2013 Haziran| ForLife | 11


12 | ForLife | Haziran 2013


2013 Haziran| ForLife | 13


14 | ForLife | Haziran 2013


Golden Coast Hotel Side

Kaya Plazzo Golf Resort Belek

Kaya Artemis Resort Magosa/Kıbrıs

Silence Beach Resort Side

GERMETA TRAVEL A GRUBU SEYAHAT ACENTASI Cumhuriyet Mah. İnönü Bulv. No: 75/D (Kayseri Lisesi Karşısı) Melikgazi / Kayseri Tel: +90 352 201 11 11(pbx) Faks: +90 352 201 11 12 Calimera Kaya Side

www.germetatravel.com info@germetatravel.com 2013 Haziran| ForLife | 15


Sayı:03

Yaşam Renklenince Güzel

İmtiyaz Sahibi Epika Reklam Ajansı Adına Mustafa Ateşmen G. Y. Yönetmeni ve Yazı İşleri Müdürü Mehmet Sürücü Yazı İşleri Danışmanı Ayşegül Korkut Yazı İşleri Ayşegül Korkut Mehmet Sürücü Mehmet Akif Kum Lütfiye Dilekmen Fatmanur Kaygısız Mali Danışman S.M.M.M Serkan Önder Dinç Hukuk Danışmanı Av. Mehmet Dinç Reklam ve Medya Satın Alma Yönetmeni Mustafa Ateşmen Reklam ve Medya Satın Alma Lütfiye Dilekmen Görsel Danışman Mehmet Sürücü Grafik Tasarım Pınar Yusufoğlu Dağıtım Aktif İleti Dağıtım tr.aktif.com Baskı Doğuş Ofset www.dogus.info.tr Yönetim Adresi Tacettin Veli Mah. Halit Narin Cad. Bahadır Plaza No:7 (Kızılay Hastanesi Yanı) Kat:2 No: 6 Melikgazi / KAYSERİ www.ajansepika.com +90 352 222 9945 Yayın Türü 2 Aylık Süreli Yayın

16 | ForLife | Haziran 2013

ForLife Dergisi - editor@ajansepika.com

Yaz sıcaklarının bedenimizi sarması ile canlanıp tatil planları yaptığımız bu günlerde içinizi harekete geçirecek, yepyeni yazı serüvenimizle yine sizlerleyiz. Baharın içimizde oluşturduğu yorgunluktan sıyrılıp yaz mevsiminin canlı enerjisine bürünürken seçtiğimiz renk kartelası yaşamdan aldığımız tadı da ortaya koyuyor aslında. Kimimiz mavilik içerisinde demir alıp giderken hayatın içerisine, kimimiz de pembeler içerisinde toz olup uçuşuyor hayallerinin ardı sıra. Aşkı bembeyaz bir limanda huzuruna davet edenler, yine gök gürültülü karanlık bir günün siyahı içerisinde veda edebiliyor en sevdiğine. Tercih aslında size kalmış. Yaşamınıza neyi davet ediyorsanız tuvalinize yansıyan renkler de fırçanızdan o yönde dökülüveriyor. Bizlerde For Life’ın yeni sayısında içinizi kıpırdatacak farklı konu stilleri ile yaşamınıza renk getireceğiz. Denizi, kumsalı ve tarihi ile eşsiz bir doku sunan Dubrovnik ile yeni bir yer keşfetmenin mutluluğunu yaşarken Uzakdoğu’ya açılıp Thai Mutfağı’nın lezzet sırlarına ortak olacaksınız. Birbirinden değerli isimlere yer verdiğimiz röportajlarımızda ise büyüleyici sesi ile Ezginin Günlüğü, Aşkın Gözyaşları kitap serisinin sevilen yazarı Sinan Yağmur, Mentalist gösterilerin başarılı ismi Enis Talas, son zamanların sevilen gece programı “Burada Laf Çok”un sunucusu Mesut Yar ve doğum fotoğrafçısı Zeynep Aksin merak ettiğiniz sorulara açıklık getirecek. Geleceğimizin genç bireyleri çocukların küçük yaşta çalıştırılmaması adına birçok projede yer alan yazar Özcan Karabulut ile çocuk işçiler üzerine gerçekleştirdiğimiz röportajımız da sizlerin bu

konuda daha duyarlı olmasını sağlayacak. Güzellik köşemizde ise bedeninizi tuvale dönüştüren dövmelerden selülitlere, gözaltı morluklarından yeni dönem makyaj ve saç stillerine kadar birçok bakım tüyosu sizlerle olacak. Fibrocell ile kendinizi daha genç hissederken, reiki ile de fiziksel rahatsızlıklarınız sağlığına kavuşacak. Moda dünyasının önde gelen markalarının yaz koleksiyonu modayı daha yakından takip etmenizi sağlayacak. Alışveriş bölümümüzde de ünlü markaların son trendlerini tanıma fırsatını bulacaksınız. Serbest konularımızda ise Kızılderililer’in Türk olup olmadığına, sosyal medyadaki aşk çıkmazına ve topuklu ayakkabılar hakkındaki bilinmeyenlere tanıklık edeceksiniz. Bunların dışında birbirinden farklı ve özel birçok konu yine sizlerle olacak. For Life’ın her kesime hitap eden konu içeriği keyifli bir okuma alışkanlığı kazanmanızı sağlarken hayata farklı yönlerden ve pencerelerden bakmanıza yeni konu içerikleri ile yardımcı olmaya devam edecek. Yaşamınızdaki renklerin siyah beyaz bir hal almasını istemiyorsanız bunun sahip olduklarınızın farkına varmanız ile mümkün olacağını unutmayın. William Shakespeare’nin de söylediği gibi “Yıldızları süpürürsün, farkında olmadan. Güneş kucağındadır, bilemezsin. Bir çocuk gözlerine bakar, arkan dönüktür. Ciğerinde kuruludur orkestra, duymazsın. Koca bir sevdadır yaşamakta olduğun, anlamazsın. Uçar gider, koşsan da tutamazsın…” Yaşamın farklı ve canlı renklerinin yer aldığı yeni yazı serüvenlerimizde görüşmek dileğiyle… Ayşegül Korkut


EPİKA

2013 Haziran| ForLife | 17


Yorum Farkı Mehmet Akif Kum

Are You Local?

G

eçtiğimiz günlerde bir seyahatim oldu. Afrika’nın en önemli turizm merkezlerinden Dubai ayrıntılarını bir sonraki sayımızda dergimizin takipçileri ile paylaşacağım. Güzel bir tercih olduğunu düşünüyorum ve eminim yazıyı okuyunca sizin de iyi bir fikriniz olacak.

Gelelim Dubai’den çıkardığım çok önemli bir düstura. Ülkeye gittiğinizde göreceğiniz her şeyde fark ediyorsunuz, hemen bir soru geliyor “Are you local?”/”Yerel misiniz?” bunun anlamı çok farklı ve sonuçları çok daha önemli. Local denilen yerel Dubai vatandaşları çok büyük bir önem taşıyor ve ülkenin gelen prensiplerinde vatandaşlarını koruma ve kollama yönünde. Aklıma hemne geliyor, canım Antalyam başta olmak üzere turizm kentlerimizde yabancı çok kıymetli ve -her şey turistlere güzel, yani -hayat turiste güzel. Bir yerel vatandaşımızın aynı tatil merkezinden alacağı fiyat bazen iki bazen üç katı kadar. Kültür merkezlerine giriyoruz, yabancılar first class hizmet görüyor. Ödedikleri ücret aynı, hatta bazen daha ucuz. Bu düşüncelerin eşliğinde Burj Halife’ye çıkmak için sıraya giriyoruz. Yanımda birlikte yol aldığımız ekibin üyelerinden İstanbullu İsmail Bey var. Saat 13.00’da çıkacağımız Burj Halife için 12.30’da hazır kıta bekliyoruz. Derken saat 13.30 oldu, hala biz asansöre bile yaklaşamadık. Bu sırada bir local bay ve bayan yanımızda iken hotelin görevlisi kimseden çekinmeden ve gayet iyi bir ses tonunda soruyor “Are you local?” abimiz cevaplıyor, “Yes.” Ardından tüm insanların yanından sıyrılıp en ön sıraya alınıyor. İlk başta yadırgıyorsunuz ve hatta çok saygısızca diyorsunuz, fakat sakince düşündüğünüzde çok önemli bir şey ortaya çıkıyor. Ben bu ülkenin güzelliklerini görmek ve ülkemin hizmetlerinden yararlanmak için öncelikli olmam kadar doğal ne olabilir. Ama öncelik şurada dursun yaklaşılan yaz sezonunda herkes bir kez daha görecek ve bunu birlikte yaşayacağız. Yan odada tatil yapan Rus, Alman, İngiliz turist ailesi ile ödediğimiz hesap çok farklı olacak. Bu noktada kendimize değer verebilmek adına soruyorum; “Are you local?”

18 | ForLife | Haziran 2013


2013 Haziran| ForLife | 19


lifeus

pl

Google’ın Yeni Gözlü

ğü Glass

Giyilebilir teknolojinin ilk temsilcisi Google Gla ss, sesli komutla çalışa yapısı ile cep telefonunu n kaldırmaya hazırlanıyor. 2014 yılında satışa sunulacak olan bu tekno loji harikası gözlükler; ana ekranında hava durumundan saate, bil dirimlerden konum ver isine kadar pek çok ver yansıtıyor. Konuştuğu iyi nuzu yazıya dökerek ma il ya da mesaj gönderme nizi sağlıyor. Üzerindeki kamera sayesinde video ve fotoğraf çekimine imkân veriyor. Konuşm a, arama, video, fotoğr af modu için “Glass” demeniz yeterli oluyor .

Mavala Chili & Spice Colors Ojeleri

Mavala yeni sezon Chili & Spice Colors oje serisi küçük boyutu ve kalıcılığı ile dikkat çekiyor. Oje şişelerinin Chili biberi şeklindeki görünümü ise oldukça farklı ve harika görünüyor. Uzun süre kalıcılığını koruyan Chili & Spice Colors ojeleri paraben, tolüen ve formaldehit içermiyor. Renk skalasındaki Karayip deniz mavisi, Hint sarisi turuncusu, çiçek pembesi, zümrüt yeşili, menekşe rengi ve kolomp öncesi kırmızısı gibi renk seçenekleri oje kullanıcılarını cezbediyor.

Pijamajeans

Pijama rahatlığında estetik bir görünüm sağlayan Pijamajeans, kot pantolon görünümlü esnek ve likralı kumaştan üretilen bir pantolon. Pijamajeans sunduğu rahatlık ve estetik görünümü sayesinde evde, iş yerinde, spor yaparken rahatlıkla kullanılabiliyor. 4 ayrı bedene sahip Pijamajeans, kumaşındaki esneklik sayesinde her bedene uygun bir görünüm sergiliyor.

20 | ForLife | Haziran 2013

Halı Temizliğine Son!

Atlas Halı’nın nano teknoloji kullanarak ürettiği halılar, kendi kendini temizleme özelliği ile dikkat çekiyor. Ev akarı olarak bilinen mite, bakteri ve mantar bu üstün teknoloji sayesinde halılarda barınamıyor. 45 yıllık köklü bir geçmişe sahip olan Atlas Halı, bu yeni tasarımı ile Türkiye ve Dünya’da bir ilke imza atmanın haklı gururunu yaşıyor. Halı yüzeyindeki organik kirlerin ışık altında parçalanıp yok olmasını sağlayan yapısı en çok da halı temizliği ile başı dertte olan bayanların hoşuna gideceğe benziyor. Nilüfer çiçeğinin su üzerindeki yapısından esinlenerek hazırlanan bu sıra dışı halılar, güneşten ve ışıktan enerji alarak kendi kendini temizliyor.


“Kilo ile Alay Etme” Boşanmaya Neden

Yargıtay tarafından verilen ilginç kararlardan biri de boşanmaya sebep olarak gösterilenler arasında. Ağızdan bir anlık çıkan sözler şiddetin bir unsuru olarak kabul ediliyor. Duygusal şiddet olarak nitelendirilen bu durum, evliliğinizi bitirmeye yetiyor. Yargıtay tarafından bakılan bir davada kocanın eşine “Şişko, bana yakışmıyorsun!” diye hakaret etmesini boşanma sebebi olarak saydı. Söylenen sözler mahkeme tarafından duygusal şiddet olarak değerlendirildi.

Gazlı İçeceklerde Böbrek Taşı Riski taşının oluşuBol sıvı tüketiminin böbrek ı yapılan munu engellediği yönündeki kan geçerli rde ekle içec ı gazl araştırmalara göre timi tüke ek içec ı gazl ak bard 1 de Gün değil. r. liyo tetik %25 bile böbrek taşı oluşumunu ın arın taşl rek böb r ekle Şekerli ve gazlı içec yanında büyümesine neden oluyor. Bunun ekler içec gibi su, çay, kahve, portakal suyu or. ürüy düş ini risk böbrek taşının oluşma

Lancaster Sun Sport

Yoğun renkler göz al ıcı parlaklık

Nars Larger Than Life Lip Gloss’un uzun ömürlü formülü ile dudak lara parlak bir ışıltı kazandırırken, aynı zam anda koruyor ve nemli bir his sağlıyor. Dudakları besleyen ve serbest radikallere kar şı savaşan içeriklerden oluşan bu yenilikçi for mül, aynı zamanda du daklara doğal bir hacim sağlıyor. Dokuz farklı rengi bulunuyor.

925 i Nokia yeLniuakmıllia ı telefon model

Nokia’nın 8 işletim indows phone Lumia 925, W sel çözüp. 8.7 megapik sistemine sahi ft LED flaş çi 0 erasında 92 nürlüklü kam ı ve 139 5 mm kalınlığ ince kullanılıyor. 8. oldukça hafif ve gram ağırlığı ile yor. Çift çekirdekli rgili bir görünüm se lemcinin agon S4 Pro iş dr ap 1.5GHz Sn te, 920’de ia Lumia 925’ bulunduğu Nok 7 mega 8. 1GB RAM ve de kullanılan Ayrıca r. yo nu era bulu piksel OIS kam am gr mia 920’den 50 Lumia 925, Lu daha hafif.

Güneşin altında, size ayak uydurabilen ideal bir güneş koruması ile hareket halin de olmanız mümkün. Size zaman kazandırmak için Lancaster Sun Sport serisini geliştirilerek ıslak cilt üzerine dahi uygulanabiliyor ve görünmez yapıdaki mist anında emilip iz bırakmıyor. 40 yılı aşkın eşsiz güneş deneyiminin sonucu, bu yeni jenerasyon Lancaster güneş bakımı daha eksiksiz bir koruma sunuyor. Özel teknolojisi sayesinde UVB, UVA ve IR koruması cildinizi ve DNA’sını güneş ışınlarının negatif etkilerinden koruyor. Şimdi, uygun güneş koruması ile hareket halindeyken bronzlaşmaya cesaret edebilirsiniz. UVB & UVA filtrelerinin ötesinde, Infrared Teknoloji kızılötesi ışınlara karşı koruma sağlıyor. Güneşin altında, size ayak uydurabilen ideal bir güneş koruması ile hareket halinde olmanız mümkün. Size zaman kazandırmak için Lancaster Sun Sport serisini geliştirilerek ıslak cilt üzerine dahi uygulanabiliyor ve görünmez yapıdaki mist anında emilip iz bırakmıyor. 40 yılı aşkın eşsiz güneş deneyiminin sonucu, bu yeni jenerasyon Lancaster güneş bakımı daha eksiksiz bir koruma sunuyor. Özel teknolojisi sayesinde UVB, UVA ve IR koruması cildin izi ve DNA’sını güneş ışınlarının negatif etkilerinden koru yor. Şimdi, uygun güneş koruması ile hareket halindeyken bron zlaşmaya cesaret edebilirsiniz. UVB & UVA filtrelerinin ötesinde, Infrared Teknoloji kızılötesi ışınlara karşı koruma sağlıyor.

2013 Haziran| ForLife | 21


lifeus

pl

Kablosuzu Sevenlere

BD’li Plantronics tarafından üretilen Backbeat 903+ Bluetooth kulaklık, akıllı telefonundan kablosuz olarak müzik dinlemeyi sevenlerin vazgeçemeyecekleri bir ürün olmaya aday. Yenilikçi tasarım ve Mühendislik Ödülü’ne layık görülen Backbeat 903+, dayanıklı, ter geçirmeyen malzemelerden oluşan yapısı ve üç aşamalı olarak ayarlanabilen kafa bandı ile özellikle spor yaparken rahatlıkla kullanabiliyor. Çift mikrofonu ile telefon görüşmesi yapmayı da sağlıyor. 7 saate kadar konuşma ve 7 güne kadar bekleme süresi sunan ürünün en önemli özelliklerinden biri de iPhone ile uyumlu pil ölçer özelliğe sahip olması.

Galaxy Tab 3

7.0 Geliyor

Samsung’un yeni modeli G alaxy Tab 3 7. da ülkemizde 0, haziran sonu satışa sunulu nyor. Galaxy Ta de 7 inçlik 10 b 3 7.0 model 24 x 600 piks inel çözünürlük GHz hızında ça TFT ekran, 1. lışan çift çeki 2 rdekli işlemci GB depolama , 1 GB RAM, 8 kapasitesi, 3 M P çözünürlük 1.3 MP çözünü te arka kamer rlükte ön kam a, era, microSD 4.1 işletim sist desteği, Andro emi, WiFi, Blue id tooth, 4000m şeklinde özel Ah batarya likler bulunuyo r.

Ankara Shopping Fest Başladı

Ankara’yı marka şehir haline getirmeyi hedefleyen Ankara Shopping Fest (Ankara Alışveriş Festivali)’in ikincisi 7 Haziran ile 3 Temmuz tarihleri arasında yapılıyor. Ankara Ticaret Odası’nın Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı, Ankara Valiliği ve Ankara Büyükşehir Belediyesi ile ortaklaşa düzenlediği festival boyunca, başkent alışveriş, sanat ve eğlence merkezine dönüşüyor. Alışveriş merkezleri ve cadde mağazalarının, giyimden teknolojiye kadar çok sayıda üründe yüzde 50’ye varan oranlarda indirimler yaptığı festivalde, Başkent Ankara birbirinden renkli etkinliklere de ev sahipliği yapıyor.

ra Son tan Kırışıklıtırkmla a ve devrim yara

14 yıllık araş nda yenilenen 9 buluşlar sonucu fique, e Advanced Géni patentli Lancom ın ar isteyen kadınl genç görünmek Bitininin ilk adımı. ru m cilt bakı de el ak ar an al yd yoteknolojiden fa şem te uh ciltle m edilmiş içeriklerle e om nc La olan uyum içerisinde ed, her zamannc va Ad ue fiq Géni ve harmanlayan kinden daha taze cilde nüfuz dokusu ile anında iz andırıyor. Cildin ederek, cildi canl e m si bir görünü daha genç ve ipek 7 günde ince çiz ce de Sa kavuşuyor. ve a m al az a rd ıkla giler ve derin kırış m elde etmeniz nü rü gö r bi üz zs pürü mümkün.

22 | ForLife | Haziran 2013

Sony Hx300 İle Çok Farklı

Sony, yeni Cyber-sho t™ HX300 kompakt dij ital fotoğraf makinesini fotoğraf tutkunlarının beğenis ine sundu. Ultra güçlü 50x optik zumu, geliştir ilmiş Optik SteadyShot gö rüntü sabitleme özelliği ve 20 megapiksellik Exmor R™ CM OS sensörü ile çıkan Cyber-shot™ öne HX300; DSLR tarzı kullanımı, manuel ko hızlı otomatik netle ntrolleri ve mesi ile de çok ayrıc alıklı. Geliştirilen op sabitleme ve daha hız tik görüntü lı otomatik odaklam a sayesinde HX300, yapmış olsanız bile yüksek zum o kısa anları yakalam akta bugüne kadar kadar etkili. Güneş hiç olmadığı ışığına boğulmuş ku msallardan kasvetli ve alacakaranlık sa iç mekânlara hnelerine kadar her ortamda, her seferind nıklığın olmadığı res e net, bulaimler elde etmek içi n otomatik olarak ay arlanıyor.


2013 Haziran| ForLife | 23


ADRİYATİK’İN SAKLI İNCİSİ DUBROVNİK Masmavi denizin içerisinde büyüleyici güzelliğe sahip bir kent olan Dubrovnik, sizleri Orta Çağ döneminin o efsunlu dokusunda keyif dolu bir gezintiye çıkarıyor.

Zamanın eskitemediği nadide şehirlerden biri olan Dubrovnik, Balkanlarda güzelliği ve yaşanmışlıkları ile süzülen bir Orta Çağ kenti. Dubrovnik ismine yabancı olanlar varsa, Hırvatistan’ın Adriyatik Denizi kıyısında bulunan bu masalsı kentin diğer adı ise Ragusa. 50 bin nüfusa sahip kent, son yıllarda yapılan restorasyon çalışmaları sonrasında turizmin cazibe merkezlerinden biri haline geldi. Denizin ortasında surlarla çevrili tarihi şehir, Orta Çağ havasını hissetmek isteyenler için doğru adres diyebiliriz. Akdeniz’in Adriyatik’e uzanan kolunda 24 | ForLife | Haziran 2013

yeşillikler arasında yer alan bu kent, gezilip görülmesi gereken seçkin yerlerin başında geliyor. Tarihler 1991 yılını gösterdiğinde yaşanan iç savaş kenti biraz hırpalasa da 2005 yılında UNESCO tarafından gerçekleştirilen restorasyon çalışmaları şehrin kaybolan güzelliğini tekrar geri getirmiş. Denizden gelen saldırılardan korunmak için kenti çevreleyen surların doğa ile oluşturduğu bütünlük karşısında etkilenmemek elde değil. Kenti doğa ile bütünleşen tarihini dokusunu vakit kaybetmeden gezmeye ne dersiniz?


2013 Haziran| ForLife | 25


karşılıyor. Bu tarihi meydandaki dokunun korunmasına gösterilen hassasiyet dükkânlarda da kendini belli ediyor. Dükkân tabelaları yerine dükkân isimlerinin camlara yapıştırılması bu hassasiyetlerini destekliyor.

Tarihsel Doku “Old Town” Şehrin eski yerleşim yerlerinden biri olan Old Town, denizi çevreleyen tarihi surları ile ziyaretçilerini Orta Çağ döneminde bir gezintiye çıkarıyor. Zamanında denizden gelebilecek saldırılardan korunmak amacıyla iki kilometre uzunluğunda inşa edilen tarihi surlar, günümüzde dünyanın dört bir tarafından gelen ziyaretçilerini selamlıyor. Tarihi surlara girişler ise altı kapıdan yapılabiliyor. Görkemli sur kapılarının ikisi denize diğer dördü de karaya açılıyor. Denize açılan kapılardan tekne ile açıldığınızda Adriyatik Denizi’nin göz alıcı adalarını da gezme fırsatını yakalayabilirsiniz. Akşam 19.30’a kadar açık tutulan surlarda gezinti yapmak istiyorsanız girişlerin ücretli olduğunu belirtelim. Tarihi Sağlık Merkezi Surlar içinde yer alan eski şehirde gezinti yaparken tarihin ilkleri ile karşılaşmanız 26 | ForLife | Haziran 2013

mümkün. Dünyanın ilk sağlık ocağı(1301), dünyanın ilk eczanesi(1317), dünyanın ilk karantina hastanesi(1377) Dubrovnik sınırları içinde yapılmış. Dubrovnik halkının sağlığın dışında önem verdikleri bir diğer şey ise özgürlükleri. Surların birçok yerinde göze çarpan “dünyanın bütün altınları için bile özgürlük feda edilmez” yazısı, Dubrovniklilerin bağımsızlıklarına ne kadar düşkün olduğunu gösteriyor. Şövalye Orlando Heykeli Eski şehrin en ünlü caddesi olan Stradun Caddesi’nin meydanında ise ziyaretçileri Fransız Şövalyesi Orlando’nun heykeli

Pile Geçidi ve Lovrijenac Kalesi Eski zamanlarda şehre giriş çıkışların kontrol edildiği Pile Geçidi, surlara bitişik bir yapı sergiliyor. Geçidin üzerinde de şehrin koruyucu azizi olarak kabul edilen Aziz Blaise’nin heykeli bulunuyor. Pile Geçidi yakınında ise surlarında hizasında bulunan tarihi Lovrijenac Kalesi dikkatleri çekiyor. Denizden 37 metre yükseklikteki kayalar

Şövalye Orlando Heykeli

Dubrovnik’te Osmanlı Esintileri 7. yüzyılda kurulan kent, bir zamanlar Osmanlı himayesi altına girer. O sıralar Ragusa adı ile bilinmektedir. 1365 yılında I. Murat tarafından Osmanlı himayesi altına giren bu tarihi kent, o zamanlar küçük bir şehir devletidir. Ragusa Cumhuriyeti olarak kaynaklarda yerini alan Dubrovnik, Osmanlı ile anlaşma yaparak düzenli olarak vergisini verip ayrıcalıklı devletler arasına girer. Tarihler 1808 yılını gösterdiğinde Napoleon Bonaparte dönemindeki Fransız ordusu şehre girip devlete son verir. Fransa’ya bağlı hale gelen Dubrovnik’teki 443 yıllık Osmanlı egemenliği sona erer. Osmanlı, kentteki hâkimiyetini fiilen değil de vergi yolu ile sağladığından kenti gezerken Osmanlı izlerine rastlamanız mümkün değil. Kentte daha çok Orta Çağ döneminden kalan surlar ve tarihi binalar dikkatleri çekiyor.

Rektörler Sarayı Kentte tarihe ışık tutan birçok müze de bulunuyor. Şehri gezerken vakit ayırıp bu müzelerden birkaçını gezmeyi ihmal etmeyin. Rektörler Sarayı ve Dominican Manastırı bu anlamda gezip görmeniz gereken yerlerinde başında geliyor. Eski şehir meydanında yer alan bu sarayda zamanında Dubrovnik yöneticileri yaşıyormuş. Şehri yönetenlerin konut ve ofislerinin yanında mahkumlar için yapılmış zindanlar da sarayda yer alıyor. Bu tarihi saray, günümüzde ise kentin sanat merkezi olarak ayakta kalmaya devam ediyor. Sarayın üst katında yer alan Dubrovnik Kent Müzesi zamana yolculuk yapmanızı sağlıyor. Ayrıca sergiler ve daha birçok sanatsal etkinlik Rektörler Sarayı’nda ziyaretçilerine sunuluyor.


üzerine kurulan kale, eski zamanlarda denizden gelen saldırılar karşısında kalkan görevi görmüş. Bu tarihi kale günümüzde ise hem tiyatro hem de müze binası olarak kullanılıyor. Sponza Sarayı Orta Çağ mimarisini en iyi yansıtan yapılardan biri olan Sponza Sarayı, 1521 yılında Gotik tarzda inşa edilen bir eser olarak dikkatleri çekiyor. Geçmişten günümüze darphane, gümrük ofisi ve mahkeme salonu olarak hizmet veren saray, bu aralar sergi ve konser gibi etkinliklerin yapıldığı bir kültür sanat merkezi. Onofrio Çeşmeleri Dubrovnik’in tarihi değerlerinden biri de şehrin su tesisatını yapan isim Onofrio adına yapılan çeşmeler. 15. Yüzyıl ortalarında yapılan çeşmeler, Dubrovnik Irmağı’ndan kente temiz su getirilmek amacı ile yapılmış. O dönemde veba hastalığı yaygın olduğundan şehre dışarıdan gelenler bu çeşmelerin suyunda yıkanıp temizlendikten sonra şehre giriş yapabilirlermiş. Çeşmelerden biri şehrin batı diğeri de doğu girişinde bulunuyor. Dubrovnik’e gittiğinizde mimari açıdan özgün ve estetik bir görünüme sahip Onofrio çeşmelerini görüp suyundan içmenin zevkine varmayı ihmal etmeyin. Dubrovnik Limanı Kentin denizi gören en güzel yerlerinden biri olan Dubrovnik Limanı, ziyaretçilerine unutulmaz dakikalr yaşatıyor. Palmiye ağaçları ile kaplı limanın Arnavut kaldırımlı yollarında yürürken denizin o eşsiz görüntüsü karşısında büyülenmemeniz elde değil. Denize sıfır manzaraya sahip restoranında yemeklerini yiyebilir, Dubrovnik’e gelmişken buradaki mağazalardan hediyelik eşyalar alabilirsiniz. Gece ve gündüz ayrı bir güzelliğe bürünen limanın keyfini doyasıya çıkarmak için vakit ayırmayı ihmal etmeyin. Alışveriş Dubronik’te alışveriş yapmak için Euro’nun yanında Hırvatistan’ın para birimi olan Kuna’yı da kullanabilirsiniz. Bunun için kentte size bu anlamda yardımcı olacak çok sayıda döviz büroları yer alıyor. 1 Kuna da yaklaşık 7,5 Euro’ya ve Türk lirası olarak da 3 TL’ye denk geliyor. Yalnız Dubrovnik’in diğer Balkan ülkelerine göre biraz pahalı olduğunu belirtelim. Şehrin merkezinde bulunan birçok mağaza alışveriş konusunda size zorluk yaşatmayacaktır. Maddi yönden fazla açılmak istemiyorsanız Gundulica Meydanı’nda sabah erken saatlerde kurulan Gundulica Pazarı’ndan yapacağınız alışveriş masrafınızı biraz daha hafifletecektir. Hediyelik dükkanlarda da en çok farklı işlemelere sahip lavanta torbaları dikkatleri çekiyor. Bunun aynında buzdolaplarınızın üzerine çeşitli magnetler, kokulu sabunlar, zeytinyağları, kupalar da alabilirsiniz. Dinlenme Vakti Şehri doyasıya gezmek için birkaç güne ihtiyacınız olacağından kalmak için pahalı ve lüks otellerin yanında şehir halkının evlerinde de uygun fiyatta kalmanız mümkün. Temiz ve bakımlı olan bu evlerin bir kısmını birçok Dubrovnikli pansiyon olarak işletiyor. Yemek Zamanı Dubrovnik’i boydan boya gezerken karnınız acıktıysa telaş etmeyin. Şehrin sokaklarında damak tadınıza hitap edebilecek çok sayıda restoran bulunuyor. Zeytin yağlı sebze yemekleri, deniz ürünleri ve et yemekleri yöre lezzetlerinin başında geliyor. Önemli yemeklerinin arasında ise biftek ile yapılan Pasticada, Siyah Risotto, Hırvat köftesi olan Cevapcici, zeytinyağlı biber dolması Punjena Paprika, Hırvat poğaçası olan Viska Pogaca yer alıyor. İçecek olarak da Avrupa’da en çok Hırvatistan’da yaygın olarak bulunan soda benzeri mineralli sular sıklıkla tüketiliyor. 2013 Haziran| ForLife | 27


28 | ForLife | Haziran 2013


M esut Yar e kranlarin s evilen yuzu Röportaj: Ayşegül Korkut

İçimizi karartan yeterince haber var. Her gün terör, trafik kazaları, siyasetçilerin kendi içerisindeki kavgalarını anlatan birçok haber yayımlanıyor. Böyle olumsuz bir atmosferde haberin mizah içerisinde sunulması iyi oluyor. Haber sunan arkadaşlarımızın çoğu haber programlarında mizah üretemiyorlar. Bunu da yaparlarsa programlar bal kaymak olacak.

Konuşması, sıcakkanlılığı, fit görünümü ve esprileri ile televizyon dünyasının fenomeni haline gelen Mesut Yar, mizah duygusunu habercilikle birleştiren yapısı ile dikkatleri çekiyor. Mizahi yorumu ve sevilen sohbeti ile televizyon ekranlarının beğenilen yüzü Mesut Yar’a Forum Kayseri Alışveriş Merkezi’ndeki programı sonrasında merak ettiğimiz sorularımızı yönelttik.

2013 Haziran| ForLife | 29


B

urada Laf Çok adlı televizyon programınız son zamanların dikkat çeken ve sevilenleri arasında. Programınızdaki dinamizmi ve izleyiciyi televizyona kitlemeyi nasıl başarıyorsunuz? Elbette ki o dinamizmi tamamı ile oraya katılan insanlarla birlikte harekete geçirdiğimiz için onların enerjisini de alıyorum. Dolayısı ile öyle enerjik bir durum oluşuyor.

“HABERİN MİZAHLA SUNULMASI GEREKTİĞİNE İNANIYORUM” İçimizi karartan yeterince haber var. Her gün terör, trafik kazaları, siyasetçilerin kendi içerisindeki kavgalarını anlatan birçok haber yayımlanıyor. Böyle olumsuz bir atmosferde haberin mizah içerisinde sunulması iyi oluyor. Haber sunan arkadaşlarımızın çoğu haber programlarında mizah üretemiyorlar. Bunu da yaparlarsa programlar bal kaymak olacak. Acı Reçeteyle Tatlı Son adlı kitabınız son zamanların oldukça konuşulan bir kitabı. Nasıl kilo verdiğiniz zayıfladığınız günden beri konuşuluyor. Bunun sırrını bizimle paylaşır mısınız? Zayıflamak bir irade işi. Kafaya taktığın zaman bunu yapıyorsun. Bunun dışında bunu kolaylaştıracak bir takım şeyler var. Bunlardan bir tanesi de benim yediğim acı bir tada sahip olan Samandağ Biberi’ydi. Onu kullandım, biber zayıflamamda kolaylaştırıcı bir etki yarattı. Spor da yaparak biraz ağırlaştırdım. Kayseri’de engelliler için düzenlenen bir programda sunuculuk yaptınız. Engelleri kaldırmak sizce mümkün mü? Mümkün tabi. Yani şöyle, eğer ben İstanbul’dan kalkıp engelleri kaldırmak amacıyla gelebiliyorsam herkesin biraz elini, kolunu, bir yerlerini kaldırması lazım. Elbette ki engelleri kaldırmak mümkün. Sadece dayanışma kültürünün gelişmesi ve birbirimize inanmamız gerekiyor. Türkiye’de 8 milyon engelli olduğunu söylüyorlar. Aslında istatistiki olarak bunun en azından iki misli olduğunu düşünüyorum ben. Engelleri yavaş yavaş halkın içine sokmak gerekiyor. Onlardan utanmamak lazım. Dolayısı ile buna inandığımız zaman üstesinden geliriz diye düşünüyorum. Yakın zamanda içinde bulunacağınız yeni projeleriniz var mı? İki tane belgesel var. Bir tanesi TRT’de başlıyor “Krallar, Ordular, Kervanlar”. Orada insanların tarihçi Mesut Abisi var. Bir tarihçi olarak gençlere Anadolu tarihinin Cumhuriyete kadar olan tarihi anlatacağım. Biraz fantastik bir şekilde anlatıyorum. Canlandırma şeklinde ‘Seksenler’in Pastacı Sami’si ile birlikte oynuyorum. O Pargalı mesela, ben de Kanuni oluyorum ya da o 3. Ahmet oluyor, ben başka bir şey oluyorum. Böyle bir belgeselimiz var. Bir de arkeoloji dergisi ‘Taş Gazete’ var. O zaten devam ediyor.

30 | ForLife | Haziran 2013


2013 Haziran| ForLife | 31


L E Z Z E T

H A R M O N İ S İ

thai mutfağı Dünyanın seçkin lezzetlerinin bir araya geldiği Thai Mutfağı’nda farklı tatları keşfetmenin mutluluğunu yaşamamak elde değil. Hindistan, Çin ve okyanus lezzetleri ile harmanlanan mutfakta hafif şekerli, bol baharatlı ve hindistan cevizi aromalı yemekler dikkat çekiyor. Böceklerin de lezzet olarak tercih edildiği mutfakta tavuk, sebze, et ve deniz mahsullerinin de ayrı bir yeri var. Thai mutfağının önemli lezzet sırrı ise içerisinde acı ve baharatı yoğun bir şekilde barındırması. Tayland’da gezerken karşınıza çıkacak olan seyyar lokantalar sizi şaşırtmasın. Sokakta el arabalarında satılan onlarca çeşit yiyeceğin Tayland’da ağır bir kokuya neden olması da dikkat çeken bir başka nokta. Bu seyyar lokantalarda ızgara çeşitlerinden deniz mahsullerine, noodledan böcek sotelere 32 | ForLife | Haziran 2013

ne ararsanız var. Naylon torbalarda ikram edilen kahve ve çorbalar karşısında ise şaşırmamak elde değil. Taze otlar ve baharatlarla harmanlanan mutfakta kişniş, limon otu, hint fesleğeni, nane, zencefil, havlıcan, demirhindi, sarımsak, beyaz karabiber, kaffir limonu ve kırmızıbiber yemeklerin lezzet kaynağı. Yemekler daha çok “nam chim” adı verilen sos ve çeşnilerle servis edilirken pirinç pilavı da öğünlerin vazgeçilmezi. Çabuk hazırlanan Thai yemekleri farklı aromatik tatları da içinde saklıyor. Thai yemek kültüründe bütün yemekler tek bir tabakta toplanarak yeniliyor. Ana yemek önce, tatlı sonra gibi bir ayrım bulunmuyor. Yemek sonrasında tatlı yerine daha çok taze aromatik meyveler tüketiliyor.


” lı ana yemeğe BAHARAT KOKULU “YEMEKLER tma ve erişte olmak üzere beş fark ekleri çorba, köri, salata, ızgara-kızar eri i yem mahsull Acı, ekşi ve tatlımsı lezzetleri ile Tha eçilmezleri arasında. Ayrıca deniz pişirilen pirinçler de sofraların vazg sız yağ halinde alar arda buh parç ük ında küç yan çok r ların etle Bun ayrılıyor. i kültürün etkisi nedeni ile rdiğ geti n cını inan izm Bud eti. de Thai mutfağının önemli bir lezz or. üçlüsüne bıçak yemekte veda ediy sunulduğu için çatal, bıçak, kaşık

THAİ KÖRİSİ Tayland’ın önemli lezzetlerinden biri olan köriyi bizim bildiğimiz baharat olan köri ile karıştırmayın. Thai körisi, hindistan cevizi sütü ve soslarla harmanlanmış biraz sulu bir yemek. Malzemeler 4 adet tavukgöğsü (julian yani şerit olarak kesilmiş ) 1 kutu Hindistan cevizi sütü konservesi (Markette satılıyor) 1 tatlı kaşığı toz şeker 2 çorba kaşığı köri macunu (Markette satılıyor) 2 taze soğan 2 adet sivri yeşilbiber 3-4 adet limon yaprağı veya limon kabuğu rendesi Yapılışı 3 kaşık hindistan cevizi sütünü bir tencerenin içinde ısıttıktan sonra içine 2 kaşık köri macunu ilave ederek biraz karıştırın. Daha sonra içine şeritler halinde kesilmiş tavukları ekleyerek 8-9 dakika soteleyin. Kalan hindistan cevizi sütünü, yeşilbiberleri ve limon kabuklarını da ekleyip 3 dakika kadar karıştırın. İnce kıyılmış soğanları da ilave edip yemeği ocaktan alabilirsiniz. Hazırlamış olduğunuz enfes aromalı köriyi dilerseniz yağsız pirinç pilavı ile servis edebilirsiniz.

ÇORBALAR

Farklı lezzetlerle harmanlanan çorbalar, Thai Mutfa ğı’nın sevilen tatlarından. Bol baharatın kullanıldığı çorbaların içinde karides gibi deniz mahsullerinin yanında beyaz et de kullanılıyor. Tom Yam Kung adı verilen baharatlı ekşi karides çorbası en sevilenler arasında.

TOM YAM KUNG ÇORBASI Malzemeler 1 adet limon otu 1 adet zencefil 1 adet soğan 1 adet misket limonu 3 adet misket limonu yaprağı 3 adet çili biberi 4 adet küçük domates 1 yemek kaşığı biber salçası 3 adet mantar 7 adet kabuksuz karides Yapılışı Kaynamış sıcak suyun içine büyük parçalar halinde doğranmış limon otunu, zencefili, ince kıyılmış soğanı ve limon yapraklarını ilave edip 4-5 dakika kaynatın. Daha sonra diğer malzemeleri ekleyip karıştırın. Tüm malzemeleri 10 dakika kadar kaynatıp ocaktan alın. Üzerine misket limonu suyunu da ilave ettikten sonra servis yapabilirsiniz. 2013 Haziran| ForLife | 33


kimi zaman rından. Thai mutfağında erişteleri erişteleri sofraların beğenilen tatla i Tha olan is edilen rde serv etle ile lezz leri ve a ürün iz lard Farklı kalınlık Tavuk, et ve den et olarak sofralarda görebilirsiniz. lezz bir ayrı da an zam i kim de için çorbaların bir tat olarak dikkat çekiyor. erişteler her kesin damağına uygun

ERİŞTELER

PAD THAİ Malzemeler 1 su bardağı soya filizi Yarım su bardağı fıstık 1 çay kaşığı kırmızı toz biber 250 gram tofu 1 yemek kaşığı soya sosu 2 yemek kaşığı balık sosu 2 yumurta 16 adet karides 2 yemek kaşığı tamirand suyu 2 yumurta 1 adet sarımsak 3 yemek kaşığı sıvıyağ 1 paket pirinç makarnası(rice noodle) Yapılışı Pirinç makarnalarını yani noodleları yarım saat kadar ılık suda bekletip süzün. Tavanın içerisine biraz sıvıyağ ekleyip ince kıyılmış sarımsakları koyup soteleyin. İçine karidesleri de ilave edip karıştırarak pişmeye bırakın. Daha sonra ayrı bir tavada çırpılmış yumurtaları pişirip bir tabağa alın. Geri kalan yağda da tofu ve kırmızıbiberleri soteleyin. Bu karışıma noodleları ekleyin. İnce kıyılmış fıstıklarla beraber diğer malzemeleri de içine koyup karıştırdıktan sonra yeşilliklerle servis yapabilirsiniz.

SALATALAR

Thai mutfağında salatalar, ara bir besin gibi değil de ana yemek gibi tüketiliyor. Sebze ve meyvelerin yanın da salatalara kıyma veya deniz ürünleri de ilave ediliyor. Daha çok da pilavl a birlikte tüketiliyor.

SOM TAM (PAPAYA SALATASI)

Malzemeler 1 adet havuç 1adet kabak 1 adet elma 1 adet salatalık 2 tatlı kaşığı balık suyu 1 tatlı kaşığı şeker 7-8 adet kurutulmuş karides 1 çay bardağı yer fıstığı 2 tatlı kaşığı limon suyu Acı chilli biberi Yapılışı Salatanın sosu için acı chilli biberini, balık suyunu ve şekeri bir kâsede karıştırın. İçine karidesleri ve yer fıstıklarını da ekleyin. Havuç, kabak, elma ve salatalığı ince şeritler halinde doğrayıp derin bir kabın içine alın. Üzerine de hazırlamış olduğunuz sosu ekleyip iyice karıştırın. Salatada önemli olan unsurun buradaki acı, tatlı ve ekşi dengesini tutturmak olduğunu da unutmayın.

34 | ForLife | Haziran 2013


2013 Haziran| ForLife | 35


METROSEKSÜEL

BiR ERKEK MiSiNiZ? Bakımlı olmanın bir başka tarifi de metroseksüel olmaktan geçiyor. Peki, siz kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

Metroseksüellik kimilerine halen yabancı bir kavram olarak gelse de anlam açısından bakımı ve güzelliği çağrıştırıyor. Bazı erkeklere “metroseksüel misiniz?” sorusunu yöneltildiğinde sonundaki seksüel kelimesinden midir bilinmez bu soruyu hakaret olarak algılayanlar dahi çıkabiliyor. Ama içiniz rahat olsun. Kendini zamanın yıpratıcılığına bırakmayan bir beyseniz korkmanıza gerek yok, sizde bakımlı olarak tabir edilen metroseksüel grubuna dahilsiniz. Yani kendine değer veren ve bu yüzden kılık kıyafetine ve vücut bakımına özen gösteren bir yapıya sahipsiniz diyebiliriz. İşte metroseksüel olmanın püf noktaları: Fit bir vücuda sahip olun. Bakımlı gözükmenin önemli noktalarından birincisi bakınca göze hoş gelmeyen fazlalıklarınızı ortadan kaldırmaktan geçiyor. Yani başta göbek ve basen bölgesindeki yağların oluşturduğu olumsuz tabloyu kırmalısınız. Bu saydığımız bölgelerinizdeki fazlalıklarınız varsa iş görüşmelerinizden tutunda aşk hayatınıza kadar yaşamınızda önem taşıyan 36 | ForLife | Haziran 2013

birçok konuya 1-0 yenik başlamanız mümkün. Bu yüzden alımlı ve fit bir vücuda sahip olmak için beslenmenize ve düzenli spor yapmaya özen gösterin. Fitness ve düzenli yürüyüş yaparak daha fit bir vücuda sahip olabilirsiniz.

fetlerinizin illaki yaşınızla doğru orantılı olmasına gerek yok. Spor ve şıklığın bir arada olduğu bir giyim tarzı yaratmanız daha modern bir görünüm sergilemenize yardımcı olacaktır.

Güzellik salonlarının ışıltısından yararlanın. Erkek bakımı deyince akla ilk gelen saç, sakal tıraşı olsa da günümüzde bu sınırlama biraz genişlemiş durumda. Artık saç, sakal tıraşının yanında erkekler de ciltlerine maske yaptırıp lazer epilasyon yöntemi ile istenmeyen tüylerine son verebiliyor. Kalıcı ve pürüzsüz bir güzellik istiyorsanız lazer epilasyonun sihirli dokunuşu ile bunu gerçekleştirebilirsiniz. Ayrıca manikür ve pedikür yaptırmayı da unutmayın.

Günlük bakımınıza özen gösterin. Bakımlı ve hoş bir görünüm sergilemenin püf noktalarından biri de gün içerisinde her daim bakımlı olmaktır. Bunun için her gün ağız ve diş sağlığınıza, saç ve cilt bakımınıza bunun yanında el ve ayak temizliğine de önem verin. Etrafınıza pozitif enerji yaymak için doğru bir parfüm kullanın. Her tıraş sonrasında da losyon kullanmayı ihmal etmeyin. Her gün duş almayı da alışkanlık haline getirin. Giydiğinizin kıyafetlerin temiz ve bakımlı olmasına dikkat edin.

Giyim tarzınızı zamana uyarlayın. Yaşınız kaç olursa olsun kıyafet tercihinizde modayı dikkate alın. Böylece hem daha bakımlı hem de zamanın gerisinde kalmamış olursunuz. Modayı takip ederken sizi daha genç ve fit gösterecek kıyafetleri tercih edin. Kıya-

Nezaketi elden bırakmayın. Karşınızdaki insan kim olursa düşüncelerine önem vermeyi prensip haline getirin. Centilmenliği de elden bırakmamaya çalışın. Kibar ve nazik duruşunuz sizi her zaman daha çekici kılacaktır.


2013 Haziran| ForLife | 37


KulaklardakI Bugulu Ses Ezginin GUnlugu

38 | ForLife | Haziran 2013


Röportaj: Ayşegül Korkut

30 yılı geride bırakarak başarılı bir şekilde müzik hayatına devam eden Ezginin Günlüğü, ruhu adeta gezintiye çıkaran melodileri ile milyonlarca müzikseveri peşinden sürüklüyor. Aşkı, özlemi, hasreti, sevdayı buram buram hissettiren Ezginin Günlüğü, kimi zaman martılar ile gemide yol alıp hayatımızdaki eksik bir şeyleri anmamızı sağlarken, kimi zamanda düşler sokağında sigara dumanı altında aşkın hiç bitmemesini en güzel dizeleri ile ruhumuza aksettiriyor. Kayseri’deki konserleri öncesi Ezginin Günlüğü ile gerçekleştirdiğimiz röportajımızda sorularımızı grubun en eski üyesi ve ayrıca albüm şarkılarının çoğunun söz ve müziklerine imzasını atan isim Nadir Göktürk cevaplandırdı.

Grubunuzun kuruluş hikâyesinden kısaca bahsedebilir misiniz? Özet olarak 1982 yılında Ezginin Günlüğü adı altında kendi müzik grubumuzu kurduk. İlk ekip aşağı yukarı 10 kişiydi. Ondan sonra konserler, albümler derken bugüne kadar 16 albüm çıkardık. “Ezginin Günlüğü” çatısı altında uzun yıllar müziğini icra etmeyi başaran nadir gruplardansınız. Bu başarıyı ve dinamizmi neye bağlıyorsunuz? Sanıyorum bu yaptığımız işin toplumda karşılık bulması. Yani dinleyiciniz olmazsa olmaz. Demek ki yaptığımız müziğin dinleyicisi var Türkiye’de. Bizde o bağı koparmadık. Sürekli olarak o bağı koruyoruz. Dinleyici kitlemiz sürekli değişiyor tabi yaş grubu olarak. 3 kuşak değişti. Demek ki onlarla bağımızı sürdürebilmişiz. Sürekli olarak genç dinleyiciler de katılıyor aramıza. Türkü ile çıktığınız bu yolda zaman içerisinde müzik tarzınızda değişiklik yapma isteğinizin nedeni neydi? Bu değişimi nasıl yorumluyorsunuz? Zaman içerisinde müzik tarzınız elbette değişecektir. Yani bu tabiat kanunu. İlk yıllarda dediğiniz gibi ağırlıklı olarak türküler vardı repertuvarımızda. O 2013 Haziran| ForLife | 39


Tüketim ekonomisinin geldiği nokta ‘kullan at’. Müzikte de aynı şey yapılmaktadır. ‘Kullan at’ şarkılar üretilmekte. Hemen yayılacak, sonra ertesi sene yenisi yapılacak. O satılacak. Müzikte de gelinen durum bu. Biz bu şeyin dışında durmaya çalışıyoruz.

40 | ForLife | Haziran 2013


sıralar biraz örnek olarak Ruhi Su’yu örnek alıyorduk. Ama türküleri otantik haliyle değil de kendimize göre yorumluyorduk. Bir yandan da yine kendi bestelerimiz vardı. Bu gittikçe arttı. Türküler repertuvarımızda azaldı. Bunun da bir sebebi bu zaman içinde özellikle 80lerin sonu 90’ların başında türkü furyası başladı. Herkes de oralara gelince biz de biraz çekildik. Şimdiki tarzınız daha mı iyi oldu sizce? Yine repertuvarımızda birkaç türkü var. Ama yaptığımız müziğin özü değişmedi. Türkü olabilir ya da kendi şarkımız olabilir. Yani bizim mesajımız dünyaya bakış açımızda bir değişiklik yok. Tabi ki doğal değişiminin dışında bir değişiklik yok. Albüm müziklerinizi yaparken uyguladığınız ritüelleriniz var mı? Öyle bir şeyimiz yok. Grubun sözlerini yazan ve müziklerini yapan kişisi genelde benim. Ben sürekli yazıyorum. Albüm yaparken de bunların arasından seçiyoruz sadece. Bence bu bir çalışma işidir. Rüyamda gördüm de şu şarkıyı yazdım demek hikâye işidir. Onun dışında sürekli olarak şarkı yazan birisinin o konuda doğru düzgün bir şey yapması için sürekli olarak mesai harcaması gerekir. Günde belki 7 saat, 8 saat ya da 5 saat neyse artık çalışılarak kaliteli bir iş ortaya çıkar. Grubunuzda zaman içerisinde bir takım kişisel değişikler de oluyor. Bu değişim müziğinizi etkiliyor mu? Etkiliyor tabi ki. Çünkü sonuç olarak müziği yapanlar, kişiler ve kişilerin müzikal olarak genel birikimleri. Her gelen kişi kendi birikimlerini de taşımış oluyor. İlk ekipten bir tek ben varım. Aşağı yukarı yüzden fazla eleman değişmiştir Ezginin Günlüğü’nde. Bu normal bir şey. Otuz senede insanlar iş de değiştirebilir. Adam evleniyor, boşanıyor ya da farklı tercihlerde bulunabiliyor. Normal böyle şeyler. Otuz sene aynı şekilde gitmek daha zor. Günümüzde müziğin geldiği durumu nasıl yorumluyorsunuz? Müziğin günümüzdeki durumu, genel ekonominin geldiği durumla paralellik gösteriyor. Yani eskiden pantolon lazım olursa terziye gidilir, ölçülür, biçilirdi. Hazır şeyler yoktu. Üstüne göre yapılırdı. Sonradan konfeksiyon çıktı ve bütün ekonomide tüketime dönük bir şey oldu. Eski arabalar da daha sağlamdır, eski buzdolapları da daha iyi. Yani adam buzdolabını hayatı boyunca kullanacak diye düşünerek alırdı. Eski televizyonlar da renksiz olduğu için değiştirilmiştir. Ama şimdi belli bir sürede pili bitiyor, ona göre yapılmıştır. Tüketim ekonomisinin geldiği nokta ‘kullan at’. Müzikte de aynı şey yapılmaktadır. ‘Kullan at’ şarkılar üretilmekte. Hemen yayılacak, sonra ertesi sene yenisi yapılacak. O satılacak. Müzikte de gelinen durum bu. Biz bu şeyin dışında durmaya çalışıyoruz. Yeni dönemde müzikseverlerle buluşturacağınız albüm çalışmanız var mı? Üzerinde çalıştığımız bir albüm var. Sanıyorum bu sene yaz sonuna veya yılbaşına doğru çıkar.

Albüm dışında gerçekleştirdiğiniz müzik çalışmalarınız var mı? Grup olarak yok, ama kişisel olarak çalışmalarımız var tabi. Benim film ve dizi müziği çalışmalarım var. Ama grup olarak albüm ve konser çalışmalarımız devam ediyor. Konserlerimiz oldukça yoğun geçiyor. Geçmişi ve günümüzü ele aldığımızda müzik dünyası nasıl seyir ediyor? İlk dönemde yani 80’li yıllarda tabi siyasi olarak da ortam çok farklıydı. Bir konser yapmak için polisinden, vilayetinden izinler alınırdı. Çok zor bir ortam vardı. Çünkü o dönemde insanların bir araya gelmesi sakıncalı olarak görülüyordu. Ayrıca bizim ilk dönemlerimizde televizyon olarak sadece TRT vardı. TRT de her şeyi yayınlamıyordu, denetim mekanizması vardı. Biz o denetime şarkılarımızı göndermemiştik. Daha sonra 90’lı yıllardan itibaren özel kanallar ve akabinde müzik kanalları çıktı. İnsanlara ulaşmak biraz daha kolaylaştı. Şimdiki durum daha kolay. Tabi bir de yılların getirdiği rahatlık var. İnsanlar tanıyorlar, biliyorlar. Dolayısıyla ilk dönemler daha zordu.

2013 Haziran| ForLife | 41


R

EİKİ İLE GELEN SINIRSIZ ENERJİ

Evrensel yaşam enerjisi Reiki ile zihinsel, duygusal ve bedensel sorunlar çözüme kavuşuyor.

Her birimiz doğumla birlikte bedenimize nakledilen bir yaşam enerjisi ile gözümüzü açarız. Bu yaşam enerjisi kimimizde düşük, kimimizde ise yüksek boyuttadır. Enerjisi düşük olanlar hastalıklara karşı daha dayanıksız bir yapıya sahip olurken enerjisi yüksek olanlar daha dayanıklıdır. Reiki ise bu yaşam enerjisini artırıcı bir yöntem olduğundan hem bedenen hem de zihnen sağlıklı bir vücuda kavuşmaya yardımcı oluyor. Enerji bedenimizde meydana gelen tıkanıklar ve dengesizlikler nedeniyle meydana gelen rahatsızlıklar Reiki yöntemi ile sağlığa kavuşuyor. Reiki’nin Dünyayı Aydınlatması Herkes tarafından kolaylıkla uygulanan bir yöntem olan Reiki, ilk olarak Tibetli Lamalar tarafından kullanılır. Reiki’nin ilk ortaya çıkış yeri olarak Tibet gösterilse de onu dünyaya tanıtan isim 19. yüzyılda yaşayan Japon Budist Dr. Mikao Usui olur. Kurama Dağı’nda 21 günlüğüne inzivaya çekilen Dr. Usui, Reiki’nin temelini oluşturan enerjiyi keşfeder. Bu tekniğin uygulanması için klinikler açıp birçok kişinin hem tedavi olmasını hem de öğrenmesini sağlar. O günden bugüne hızla yayılarak büyük kitlelere ulaşan Reiki, Avrupa’daki birçok hastanede tamamlayıcı yöntem olarak kabul ediliyor. Vücut ve ruh dengesini düzenleyerek koruma altına alan Reiki, bedende var olan rahatsızlıkları giderirken oluşabilecek hastalıklardan da korunma sağlıyor. Uygulanış Metodu Reiki’nin içerisinde sakladığı anlama baktığımızda “Rei” her yerde var olan, “ki” ise ruhsal yaşam

42 | ForLife | Haziran 2013

enerjisi anlamını taşıyor. Yani her yerde var olan bu ruhsal yaşam enerjisini uygulamak için üstün bir yeteneğe ya da özel bir güce sahip olmanız gerekmiyor. Tüm dinlerle uyum içerisinde olan Reiki ile evrensel yaşam enerjisini kullanmayı öğrenebiliyorsunuz. Alınan kısa eğitim ile birlikte enerji aktarımı yapılan kişi bu enerjiyi ömür boyu kullanabiliyor. Yedi ana çakra üzerinden vücuda ve auraya dokunuşlarla nakil edilen bu enerji sayesinde birtakım rahatsızlıklar giderilebiliyor. Reiki enerjisine sahip olmanız ile birlikte ellerinizi kendi bedeniniz ya da başkasının bedenine koyarak enerji aktarımı yapabilirken birtakım rahatsızlıkların giderilmesine yardımcı olabiliyorsunuz. Reiki’den Yayılan Şifa Tozları Reiki ile gelen yaşam enerjisi bedeninizdeki enerji blokajlarının, tıkanıklıkların ve hastalık tohumlarının çözülmesini sağlayarak sağlıklı ve huzurlu bir yaşam sürmenize yardımcı oluyor. Bu enerji, her türlü maddenin içerisinden akabilme özelliğine sahip olduğundan maddi ve manevi birçok rahatsızlığı iyileştirici bir etki yaratıyor. Bağışıklık sistemini güçlendirdiği için bedeni hastalıklara karşı koruyor. Birçok hastalığın neden olduğu ağrı ve acıyı dindiriyor. Bedeni toksinlerden arındırıyor. Nefret ve öfke gibi olumsuz duygulardan uzaklaştırıyor. Dünya genelinde birçok hastane, hastalıkların tedavisinde Reiki’yi bütünleyici olarak kabul ederken bu tekniği kullanan kişilerin sayısı da bir o kadar artış gösteriyor.


Birçok hastalığın neden olduğu ağrı ve acıyı dindiriyor. Bedeni toksinlerden arındırıyor. Nefret ve öfke gibi olumsuz duygulardan uzaklaştırıyor.

2013 Haziran| ForLife | 43


K覺z覺lderililer T羹rk m羹?

44 | ForLife | Haziran 2013


Sürekli gelişen ve değişen dünyada ilkel yaşam tarzlarına rağmen dikkatleri üzerine çekmeyi başaran bir topluluk olan Kızılderililer, son zamanlarda Türk kökenli olup olmadıkları yönündeki iddialar nedeni ile dikkatleri çekiyor.

merika kıtasının keşfinden sonra burada yaşamaya başlayan Kızılderililer hakkında yapılan araştırmalar, bu topluluğun kökeni hakkındaki iddialara bir yenisini daha ekledi. Bu iddialardan biri Kızılderililerin Türk kökenli olduğu ile ilgili. Kızılderililer ise yapılan bu araştırmaların aksine kendilerini hiçbir zaman bir ırka bağlamamayı tercih ediyor. Onlara göre dünyaya gelişleri topraktan. Kendilerini “yerliler” olarak adlandıran bu topluluğun dil, din, kültür, örf ve adetleri bakımından Türklerle birtakım benzerlikler taşımasını kökene bağlamak ne kadar doğru olur bilinmez ama bu iddiayı öne sürenlerin açıklamaları yine de inandırıcı nitelikte. Kızılderililerin Göç Haritası Amerika kıtasının keşfine kadar bu ilkel topluluğun izlediği göç haritası, kökenlerine dair birtakım bilgiler öne sürüyor. Ata yurtlarının Sibirya civarı, Baykal Gölü ve Yenisey-Tuva bölgelerinin olduğu düşünüldüğü Kızılderililerin zamanla avlarının yetersizliği ve sosyo - ekonomik şartlardan dolayı Rusya

ile Amerika kıtası arasında bağlantı olan Being Boğazı aracılığı ile Alaska üzerinden Amerika kıtasına geçtikleri düşünülüyor. KIZILDERİLİLERİN TÜRK OLDUĞUNUN BELİRTİLERİ Asırlardır kendi hallerinde tabiri caizse etliye sütlüye karışmadan yaşayan topluluğun bu dünyadan soyutlanmış hali dikkat uyandırırken kökenleri ile ilgi tartışmalar da güncelliğini koruyor. Fiziksel Benzerlikler Dikkat Çekiyor Kızılderililer ile ilk Türk topluluklarının dış görünüşünü kıyasladığımızda aradaki benzerliği görmemek mümkün değil. Sima yapılarındaki bu benzerlik Kızılderililer ile aynı kökenden mi geliyoruz sorusunu akıllara getiriyor. Türk ırkının “brakisefal” adını alan kafatası yapısı ile Kızılderililerin kafatası yapısını benzetenler, bunu daha çok göz ve çene yapılarındaki benzerliğe dayandırıyor gibi. Dinsel Benzerlikler Yadsınamaz Gök Tanrı dini olarak bilinen Şamanizm inancının Kızılderili ayinleri ile olan benzerlikleri de dikkat çekiyor. Bu benzerliklerden 2013 Haziran| ForLife | 45


birkaçı; Orhun Yazıtlarında geçen; ölüm törenlerinde “yasçı” olarak bilinen ağıt yakan ölü ağlayıcılarının iki millette de olması, Kızılderililerde de kabile Şamanlarının bulunması, Kızılderili Kabileleri ile Sibirya’daki Saka, Altay ve Tuva Türklerinin adetlerinin ve mevsimlik dini merasimlerinin ve Kızılderili festivallerinde; Kızılderililerin sergilediği danslardaki figürlerin Şaman ayinlerindeki figürlere benzemesi gibi. Aynı Dili Konuşamasak da Benzerlikler Var Mensubu olduğumuz Altay dil ailesine Mensubu olduğumuz Altay dil ailesine benzerliği ile dikkat çeken Kızılderililer, 600’e yakın lehçesi olan Atabaşkan diline sahip. Yapılan araştırmalar sonucunda Kızılderililerin dilinde yaklaşık 320 tane Türk kelimesinin tespit edilmesi kökenleri hakkındaki soruları tekrar akıllara getiriyor. Bu benzeyen kelimelerden bazılarını sizlerde incelediğinizde şaşırabilirsiniz.

Kültürel Benzerlikler de Şaşırtıcı Kendi hallerinde, dış dünyaya fazla bağlanmadan yaşamayı kendilerine ilke edinen bu yerli halkın sahip olduğu kültürel değerlerde de benzerlikler bulunuyor. Bunlar arasında ilk Türk yazılı eseri olarak bilinen Orhun Yazıtları’nda belirtildiği gibi eski Türklerde ölüm törenlerinde yasçı adı verilen ağıt yakanlar yer alır. Kızılderililerin ölüm törenlerinde de bu yasçılara ve Türklere özgü bir çalgı aleti olan kopuza rastlamanız mümkün. Bir başka benzer gelenek olarak 46 | ForLife | Haziran 2013

da Kızılderililerde “loğusa kadınlar” a önem verilmesi, onlarda bir kutsîyet bulunduğuna inanılması ve kırklarının yapılması örnek verilebilir. Bunların yanında Kızılderililerin de Türkler gibi avcı bir millet olması, saçlarını Göktürklerde ve Hunlarda olduğu gibi gücü simgelediği için uzatmaları, ata sporumuz güreş benzeri oyunların Kızılderili kültüründe de bulunması, dokunan kilimlerin Anadolu motifleriyle çok benzer olması ve en büyük simgelerinin içerisinde kurt sembolünün de yer alması iki topluluk arasındaki benzerliklere örnek teşkil ediyor. Türklüğün sembolü olarak karşımıza çıkan bozkurt sembolü Kızılderililerin bayraklarında da karşımıza çıkıyor. DNA Testlerindeki Bulgular Yadsınamaz Bu bulgulara bir de son zamanlarda yapılan bilimsel araştırmalar da eklenince Kızılderililerin Türk olduğuna dair düşünceler akıllarda iyice belirginleşmeye başladı.

Dil Benzerliği Dodohişça – Dudak Atış-ka: Ateş Tamazkal - Hamam, Temiz Kal Aş-köz: Yemek T-sün - Uzun Yu: Su, yu-mak, yıkamak Missigi - Mısır İldiş: Dişleme Tepek - Tepe Tekun—Tekin Hu - Selam Kuşa—Kuş Tete - Dede Yengi—Yeni Türe - Töre Yanunda: Yanında

Bu araştırmacılardan Stanford Üniversitesi’nden Richard M. Myers Başkanlığındaki ekibin 51 ulustan 938 kişinin DNA’larını incelemesi ve Kızılderililerle Sibirya’daki Türklerin DNA’larının aynı olduğunu ortaya çıkarması bu konudaki söylentileri haklı çıkarır nitelikte. Günümüzdeki 554 tane Kızılderili kabilesinin kaçının Türk kökenli olduğu bilinmez ama en azından birkaçının Türk genini taşıdığı tahmin ediliyor. Barış Kavramına Verilen Önemi De Unutmamak Gerek Biz Türklerin “Yurtta sulh dünyada sulh” anlayışına uygun olarak Kızılderililerde de “Barış ve mutluluk her anda mevcuttur. Barış ve mutluluk her adımdadır. Ruhun meseleleri için siyasi çözümler yoktur.” sözünün yer alması bu iki topluluğun barış kavramı yönünden de benzerlik taşıdıklarını gösterir nitelikte değil mi?


EPİKA

bürolarınızdaki sınırsız konfor

Eski Sanayi Böl. 8.Cad. No:2 KAYSERI Tel : 0.352.320 34 06 - 0.352.336 32 13

2013 Haziran| ForLife | 47 www.atacelsan.com


Sosyal

Medya’da

AŞK Çıkmazı

Yaşamımızın bir parçası haline gelen internet ve sosyal medya, yeni aşkların oluşmasına ortam sağlarken var olan ilişkileri de bitirme noktasına getiriyor. İnternetin hayatımıza enjekte edilmesi ile birlikte yaşamımızda yer alan sosyal paylaşım siteleri, kimi zaman yeni aşkların filizlenmesine kimi zaman da âşıkların ayrı düşmesine yol açıyor. Hem olumlu hem de olumsuz birçok yönü bulunan internet, yaşamımızı o kadar etkisi altına aldı ki hayatın her anı, önemli gelişmeleri orada paylaşılıyor. Aşk da, sevgi de oralarda aranıyor. Yüzünü dair görmediği insanlara güvenenlerin hüsrana uğraması ise genelde kaçınılmaz bir durum oluyor. Aşkı İnternette Arama Nedenleri Gün geçtikçe internetteki sosyal paylaşım sitelerinde hesap açtıranların sayısı büyük bir artış gösterirken bu artışı tetikleyen faktörlerin başında ise birçok neden bulunuyor. Bunlardan biri de aşk. Yalnızlık hissine karşı koymak. Normal yaşantısında aradığı aşkı bulamayanlar sosyal paylaşım sitelerinde şansını denemek istiyor. Kalabalıklar arasında kendini Robinson gibi yalnız hissedenler vakit geçirmek için girdikleri internette aşk arayışına giriyor. Bu kişiler kimi zaman kendi arkadaş çevrelerindeki kişilerle konuşma fırsatını yakalayıp mutlu bir beraberliğe adım atabilirken, kimi zaman da yüzlerini dahi görmedikleri kişilere adını aşk olarak tanımlayıp bağlanarak sonunda büyük bir hüsrana uğrayabiliyorlar. Macera tutkusuna dur diyememek. Mutlu bir beraberliği varken halen tabiri caizse gözü dışarıda olan bir kesim adını kaçamak olarak nitelendirdikleri bir işe girişebiliyor. Bunun da en tehlikesiz ve kolay yolunun sosyal paylaşım siteleri oldu48 | ForLife | Haziran 2013

ğunu düşünerek işe gerçek kimliğini gizleyerek başlıyor. Karşısındaki kişi ile yüz yüze gelmediği için kendine bağlamak adına medeni durumu, yaşı ve mesleği gibi birçok konuda yalan söylemede sakınca görmüyor. Karşı tarafın uğrayacağı hüsran ve eşin ya da sevgilinin aldatılmışlık duygusu o an için bu işe kalkışan kişiyi çok etkilemiyor dersek yalan olmaz. Mutlu bir yuva kurma isteği. Huzurlu bir beraberlikten çok evlenmeyi düşünen kişilerin son zamanlarda tercih ettiği platformlardan biri de sosyal paylaşım siteleri oluyor. Bu anlamda televizyonlarda bir dönem hit olan evlendirme programları düşüşe geçerken yerini sosyal paylaşım siteleri alıyor. Bu tarz sitelerde kendine uygun bir eş arayan kişilerin sayısı her geçen gün artış gösterse de sonu mutlu bitenlerin sayısı ise bir o kadar az diyebiliriz. Kötü emellerine av aramak. Her ortamda iyi insanların olabileceği gibi kötü niyetli insanların da olmasının muhtemel olduğunu unutmamakta fayda var. Ne kadar iyi niyetle bir yola çıkmış olsanız da karşınıza niyeti temiz olmayan insanlar da çıkabiliyor. Sosyal paylaşım sitelerinde de insanların temiz duygularıyla oynayan birçok dolandırıcı bulunuyor. Bu insanların söylediği yalanlara inananlar içinden çıkılmaz bir duruma düşebiliyor. Bunların bir kısmı genç kızların pembe hayallerini kirletirken bir kısmı da parasal yönden maddi kayıplara uğratabiliyor. İnsanların duyguları ile oynayan bu kişiler karşısındaki kişiyi maddi ve manevi birçok zarara sokabiliyor.


2013 Haziran| ForLife | 49


Melankolik

Bir Aşkın Hikâyesi

AFİFE JALE & SELAHATTİN PINAR 50 | ForLife | Haziran 2013


Türk tiyatro sahnesinin ilk kadın oyuncusu Afife Jale ile ünlü bestekâr Selahattin Pınar’ın birbirlerine duydukları aşkın hikâyesi yürekleri burkuyor.

Hikâyenin başkahramanlarından biri o zamanki ülke şartlarına meydan okuyarak sahneye çıkan Türkiye’nin ilk kadın tiyatrocusu, bir diğeri ise ailesine meydan okuyarak besteler yapıp dinleyenlerin gönlünü mest eden ünlü bestekâr Selahattin Pınar. Tarihler 1902 yılını gösterdiğinde dünyaya gözünü açan bu iki insan, yıllar sonra kaderin onlara yazdığı senaryodan habersiz bir araya gelecektir. Selahattin Pınar, siyasetçi bir babanın Denizli Milletvekili Sadık Bey’in evladıdır. Sadık Bey, oğlunun iyi bir hukukçu olması için çabalarken o zamanlar toy bir delikanlı olan Selahattin ise hiç de babası ile aynı fikirde değildir. 12 yaşında büyük bir mutlulukla ud çalmaya başlayan Selahattin, kendini giderek müziğe ait olarak hissetmeye başlar. İçindeki müzik sevdası zamanla o kadar büyür ki bu yüzden babasına bile kafa tutar. Bir gün evlerinde verilen bir misafir yemeğinde davetliler Selahattin’in ne ile uğraştığını sorarlar. Selahattin henüz cevabını veremeden babası Sadık Bey’in “Selahattin, çalgıcı oldu.” demesi üzerine masada soğuk bir rüzgâr eser. Selahattin söz alıp “Rica ederim ben çalgıcı değilim, sanatkârım.” diyerek babasına tepkisini gösterir. Sadık Bey’in bu sert çıkışa küfürle karşılık vermesi ise Selahattin için bardağı taşıran son damla olur. Evde tartışmaların büyümesi üzerine Selahattin geri dönmemek üzere kapıyı çarpıp çıkar. Bu onurunu kıran davranış yüzünden baba evine bir daha geri dönmez. Eserlerini büyük bir sanat aşkı ile icra etmeye devam eder. Bu sıralarda hikâyenin diğer kahramanı Afife Jale ise başka bir hayat mücadelesi ile karşı karşıyadır. Mutaassıp bir ailenin kızı olan Afife Jale bu dönemlerde tiyatroya karşı ayrı bir ilgi duymaktadır. Kız Sanayi Mektebi’nde öğrenimine devam eden Afife’nin aklı tiyatro yüzünden karışıktır. Kendini sahnede hayal eden bu genç ve narin kızın tiyatro hayali ise hem ailesi hem de ülke şartları

bakımından hiç de uygun değildir. Çünkü o dönemlerde Müslüman kadınların sahneye çıkma yasağı vardır. Genç Afife ise bu yasağı delmeye kararlıdır. 16 yaşına geldiğinde Osmanlı’nın ilk konservatuarı olan Darülbedayi’ye kabul edilince hayatının en zor günlerinden birini yaşamaya başlar. Afife’nin bu hızlı çıkışı karşısında ailesi büyük tepki gösterir. Babası Afife’yi tiyatro sevdasından vazgeçirmek için elinden gelen her türlü çabayı gösterir. Ancak, Afife geri dönüşü olmayan bir yola girmiştir. O dönemlerde yabancı uyruklu kadın sanatçıların sahneye çıkmasına izin verilirken Türk kadın sanatçılar üzerindeki yasak ise devam etmektedir. Afife tüm bu yasakları hiçe sayıp 13 Nisan 1919 tarihinde “Yamalar” adlı tiyatro oyunundaki “Emel” rolü ile sahneye çıkarak bir ilki gerçekleştirir. Türk tiyatro tarihinde sahneye çıkan ilk kadın tiyatro sanatçısı olarak adını duyurur. Toplum içindeki ağır baskıya dayanamayan babası çareyi kızını evlatlıktan reddetmekte bulur. Bunun üzerine Afife evinden ayrılarak zorlu bir yaşam sürecine girer. Sahnede ise Afife yerine Jale ismini kullanmaya başlar. Ailesini karşısına alacak kadar sevdiği tiyatro ne yazık ki onun bu sadakatine sadık kalmaz. Sahne aldığı tiyatro zaptiye tarafından basılınca yöneticiler tarafından işine son verilmek zorunda kalınır. Bu zor günlerinde yakalandığı baş ağrısını dindirmek için sığındığı morfin, yaşamını kâbusa çevirmeye başlar. Tarihler 1923 yılını gösterdiğinde Atatürk tarafından Türk kadınları üzerindeki sahneye çıkma yasağı kaldırılınca Afife de rahat bir nefes alır. Ancak giderek bağımlısı olduğu morfin bu kez huzurlu bir yaşam sürmesini engeller. Hem Afife Jale hem de Selahattin Pınar girdikleri yaşam mücadelesinde ailelerini arkalarına alarak yollarına devam ederken Afife Jale 1928 yılında bir bahar akşamı ünlü ses sanatçısı “Hafız Burhan”ı dinlemeye gider. Sanatçıya bu esnada tamburu ile eşlik eden de Selahattin Pınar’dır. Bu genç ve güzel

bayan o gün tanıştığı genç bestekara delicesine aşık olur. İkili arasında o gün filizlenen aşk giderek büyür. İkili bir yılın sonunda aşklarını evlilik ile bütünleştirmeye karar verir. Birlikte geçmişi arkalarında bırakarak yepyeni bir sayfa açarlar. Ancak Afife’nin morfine olan bağımlılığı aralarındaki aşkın kıvılcımlarını zedelemeye başlamıştır. Öyle ki Selahattin Pınar, bunu ilk öğrendiğinde büyük bir şok yaşar. Afife’yi morfinin pençesinden kurtarabilmek için elinden gelen tüm çabayı gösterir. Afife’nin morfin alabilmek için eczacı ile ilişkiye girmesi karşısındaki çaresizliğine öfkelenmek yerine acımaktadır. Ne yaptıysa da onu kurtaramaz. Selahattin Pınar’da bu acısını kendini melankolik besteler yaparak dindirmeye çalışır, ancak başarılı olamaz. Pınar da morfinin etkisi altına girmeye başlayınca Afife bu duruma isyan eder. Kendisini terk etmesi için Selahattin Pınar’a yalvarır. Onun da kendi gibi mahvolmasına izin vermek istemez. Çift bu zorlu süreci birlikte atlamak için mücadele verse de başarılı olamaz. Sonunda ayrılık kararı vererek boşanırlar. Bu ayrılık Afife’yi derinden sarsarken Selahattin Pınar’da kendini melankoloik şarkılar yaparak acısını hafifletmeye çalışır. “Anladım sevmeyeceksin sen beni nazlı çiçek” şarkısını besteleyip aşkını Afife’ye ilan eden Pınar, aşkı çıkmaz yollara girince de “Nereden sevdim bu zalim kadını” adlı şarkıyı besteler. Pınar, bu aşk acısını yeni bir evlilik daha yaparak hafifletmeye çalışsa da başarılı olamaz. Ölene dek Afife’ye duyduğu sevgiden hiçbir şey kaybetmez. Afife ise giderek daha kötü bir yaşama sürüklenir. Yalnızlık ve çaresizliğin verdiği duygu ile morfine daha çok sarılır. Gözlerini yoksulluk içinde Balıklı Rum Hastanesi’nin ıssız bir odasında sonsuza dek kapatır. Afife’nin ölüm haberini duyan Selahattin Pınar ise derinden sarsılır. Kendini alkole verdiği günlerden bir gün Todori Meyhanesi’nde rakısını yudumlarken yaşamını yitirir. 2013 Haziran| ForLife | 51


alem

52 | ForLife | Haziran 2013

Kel


Kalem ve Kal lâm Kelâm Ehli

Sinan Yağmur İle Aşk Üzerine

Aşkın gözyaşlarını katre katre içimize akıtan ve son yılların en çok okunan yazarı Sinan Yağmur ile Ehl-i Dil Çay Bahçesi’ndeki imza etkinliği sonrasında yazı serüvenine, aşka, Hz. Mevlana ve Şems’e kadar uzanan keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Röportaj: Ayşegül Korkut Fotoğraf: Lütfiye Dilekmen

Kitap aşk içindir. Aşkınız varsa yazarsınız. Bunun da bedeli veya kefareti, nimeti size para olarak, dua olarak, sevgi olarak birçok şekilde dönebilir. Dönse de hoş, dönmese de hoş. Çünkü rıza-i ilahiyi gözetiyorsanız kaleminizde derman, yüreğinizde ferman kesilmez.

Kitaplarınızı yazmaya ne zaman başladınız? Benim yazar olmak, kitap yazmak gibi hiçbir zaman içimde bir ideal, hayal olmadı. Hepimizin bildiği gibi genellikle meslekle ilgili hayallerimiz lise yıllarında, ilkokulda, ortaokulda değişir. Ben öğretmen olmak istiyordum. Elhamdülillah oldum da. Ancak 1984 yılında öğrenciyken gördüğüm bir rüya ile hazreti Mevlana’yı rüyamda görmem ile haritada bile yerini bilmediğim, ismini birkaç kez duyduğum hiç gitmediğim görmediğim konuya girip orada okuyup ve orada okurken bir yandan da aşka yolculuğa çıkma kaderimiz başladı ve sürekli okuduklarımı beynimden yüreğime harmanladım. Kâğıtlara arşivledim. Ama 20 yıl asla yazar olmayı düşünmedim. Yani 20 yıl boyunca yaklaşık 10-15 kitabı yazacak kadar bir birikimle doluydum. Tabi bunun için de bir kıvılcım gerekiyordu. Her doğum için bir sancı gerekirse kitap için de bir sebep, bir kapının açılması gerekiyordu. 20 yıldır tasavvuf ve özellikle Hz. Mevlana, Şems konusunda araştırmalar yaptım. Okumadığım kitaplar kalmadı. Araştırmadığım kütüphane kalmadı, hatta Mevlana’nın doğduğu eve, Şems’in yaşadığı topraklara kadar gittim. Peki, bunu niye yaptım

2013 Haziran| ForLife | 53


ile birlikte önceki yayımlanan kitaplarım da artık satılmaya başladı ve bu şekilde yazarlık yolumuz açılmış oldu. Yani yazarlık yolunda ilginç anılar yaşadım. Sesler duydum, rüyalar gördüm. Hepsini bütünleştirdim ve mana yerine oturdu.

Şu anda bizim gördüğümüz, aşk derken anladığımız hiç gitmediğimiz, kanlı canlı görmediğimiz ama duvarda olan deniz manzarasına bakıp da ben deniz gördüm demeye benziyor. Denizi görmedik ki, denizin resmini gördük. Sonra da gittik denizin kıyısına oturduk sahile, ben denizi biliyorum, ben denizin faydalarını gördüm, ben denizi yaşadım diyemezsiniz. Yüzeceksiniz, kulaç atacaksınız, tuzu tadacaksınız, boğulma tehlikeniz olacak, dalacaksınız, denizin dibindeki inci mercanı göreceksiniz. Aşkta da böyledir. Aşkı sanal âlemde duvarlarda, sosyal medyada, bir kuru söz olarak gören insanlar, paylaşanlar hayal kırıklığına uğruyorlar ve daha sonra Mevlana ve Şems’i de anlamıyorlar. Mevlana ve Şems’i doğru anlayabilmek için önce yolumuzun doğru olması lazım. 54 | ForLife | Haziran 2013

kendimi tatmin etmek için mi yoksa ucu hiç kapanmayan noktalar zinciri için mi? O noktaları doldurmam gerekiyordu. İnsanlara bildiğinizi paylaşmak, bilgiyi sadece kendinize gizlememeniz gerekiyordu. O dönemde Hz. Mevlana hakkında ulusal basında bazı gazetelerde, televizyonlarda bazı sözde akademik ilim adamı aslında ilim adamlığını becerememiş kişilerin Hz. Mevlana’ya karşı yakışıksız iddiaları, iftiraları vardı; onları susturmak gerekiyordu. Delilleri ortaya koymak gerekiyordu ve 2004 yılında ilk kitabım Tennure ve Ateş böyle doğdu. Tabi kamuoyu, insanlar, halk, dünya Sinan Yağmur’u ve ilim yazarlığını “Aşkın Gözyaşları- Tebrizli Şems” kitabıyla duydu. “OKUR KELİMESİNE KARŞI BİR SOĞUKLUĞUM VAR. BEN ONLARA CAN PARE DİYORUM” Kalem ehli ve kelam ehli cenabı haktan istemesini, halktan da beslenmesini bilmelidir. Dolayısıyla ben okur da demiyorum hiçbir zaman. Okur kelimesine karşı bir soğukluğum var. Yüreğinizi kitabi okuyana açıyorsunuz. Onun da kendi yüreğini size açmasına izin vermeniz lazım. Yani zaten yazar, şair, sanatçı, gönül erleri ile insanlar arasındaki tek bağ gönül bağıdır. Ve onlar arasında asla bir protokol olmamalıdır. Bu nedenle ben onlara can pare diyorum. Çünkü onlar benim canımın parçası. Kamuoyu tarafından daha çok “Aşkın Gözyaşları - Tebrizli Şems” kitabınız ile tanındınız. En çok o zaman benimsendim ama “Aşkın Gözyaşları-Tebrizli Şems” ten önce 20 kitap yazmıştım. O 20 kitabım Konya’nın dışına çıkmadı. Aşkın Gözyaşları’nın yayımlanması

“HER İNSANIN İÇİNDE BİR YAZARLIK, BİR ŞAİRLİK POTANSİYELİ VARDIR.” Yazarlık zaten bir meslek değildir. Her insanın içinde bir yazarlık, bir şairlik potansiyeli vardır. Kimisi bunu köreltir, kimisi geliştirir. Tabi okumadan yanamaz. Yanmadan yakamaz ve yazamaz. Bir insan yemek kitabı yazsa bile o yanma ve yaşama olmalı. Yani yemeğin tadını, o yaşamı almalı ki onu okuyuculara iyi vermeli. Yemek kitabıdır diye basıp geçmemeli. Onun bile yazarları ne çilelerden, ne sıkıntılardan, ne tecrübelerden, ne duygusal travmalardan geçiyor bilemeyiz. Çünkü dünyanın bence en yorucu işi beyin işçiliği ve ruh cenderesinde kalmaktır. Bu çok zordur. Şimdi bütün mesleklere veya bütün iş dallarına saygım var, ama diyelim ki bir kamyon kömürü siz indirdiniz, taşıdınız yoruldunuz; uykuyla, bir duşla rahatlayabilirsiniz. Ama beyninizdeki düşünceler sürekli sizinle beraber geziyor. Bu düşünceler sürekli sizi kamçılar, acıtır veya uyku uyutmaz. Onun için yazarların belli bir şeyi vardır. “KİTAP AŞK İÇİNDİR. AŞKINIZ VARSA YAZARSINIZ” Yazarlara günümüzde son beş yılda değişik bir bakış açısıyla bakılıyor ve bu çok yanlış. Yazarlık zengin olmanın, meşhur olmanın, rahat ve konforlu bir hayat yaşamanın yolu gibi gözüküyor. Para veya ticaret için kitapla haşır neşir olamazsınız. Kitap aşk içindir. Aşkınız varsa yazarsınız. Ha bunun da bedeli veya kefareti nimeti size para olarak, dua olarak, sevgi olarak birçok şekilde dönebilir. Dönse de hoş, dönmese de hoş. Çünkü rıza-i ilahiyi gözetiyorsanız kaleminizde derman, yüreğinizde ferman kesilmez. Kitap yazarken uyguladığınız ritüelleriniz var mı? Bir kere masanın başına kitap yazmak, kendimi mecbur etmek için oturmam. Yürürken, dolaşırken, gece yolculuklarında, otobüs yolculuğunda kâğıt kalemim her zaman yanımdadır; orada yazarım. Ancak bir kitabı yazarken 3 defa uzlete çekilirim. Bir başlangıcında bir hafta uzlete çekilirim; sessiz kalırım; dünyadan, teknolojiden uzak kalırım. Biz buna kamp diyoruz; bir dağ başında, bir deniz kenarında. Daha sonra ikinci bir kamp, kitabın tam ortasında. Kimi yazıyorsak, hangi zatı yazıyorsak, o nerede doğmuş, nerede yaşamış, nerelere gitmiş, kimden etkilenmiş, onlar için o bölgede


başı

Kişi

0T0L

8.

‘de

arla

yatl

an fi

lay n baş

Düğün ve Kına gecelerinizde bizimlesiniz...

Salonlarımız / Bahçelerimiz Salonu

Uçhisar

Osmanlı

Garden

Şemsettin

Salonu

Otağı

Kır Bahçesi

Havuzbaşı EPİKA

Eski Dostlar

Organizasyon Ofis: Alpaslan Mh. Kızılırmak Cd. Belde Sk. Mehdioğlu St. NO: 15/13 Sosyal Tesisler ve Düğün Salonları: Hisarcık Yolu Polis Evi Yanı T.0352 236 16 46

www.idealorganizasyon.com.tr info@idealorganizasyon.com.tr 2013 Haziran| ForLife | 55


kamp yaparım. Hazreti Mevlana için Afganistan’da, Yusuf ile Züleyha için Mısır’da kamp yaptım. Hazreti Hüseyin için Kerbela Necef Çölü’nde 4-5 gün kaldım. Oradaki kokuyu, oradaki havayı almaya çalışıyorsunuz. Bunların dışında ritüel olarak ben halkın içerisinde olup halkla sohbet etmeyi, onları dinlemeyi ve onların bilemediği, farkında olmadığı hikayeleri, sözleri cımbızla çeker gibi çekip onu geliştirmeye gayret ediyorum. Çünkü bizim halkımız ve coğrafyamız çok zengindir. Bazen hiç ummadığınız birisinden, beklemediğiniz birinden bir kelime duyarsınız, bir kelime size bir damla olur, o bir damlayla siz nehirleri, denizleri yazabilirsiniz. Bunun dışında yazar olarak çeşitli ritüellerim yoktur. “EN ÇOK ZORLANDIĞIM KİTAP, AŞKIN GÖZYAŞLARI KİMYA HATUN OLDU” Günde iki, üç saat kitap okurum. Genelde gece saat 12’den sonra yazarım. Bazen de 3 gün, 4 gün oturursunuz kalem ve kağıdı alırsınız hiçbir şey yazamazsınız. Yani bu hususta benim en çok zorlandığım kitap Aşkın Gözyaşları Kimya Hatun oldu. Çünkü bir erkek olarak kadını yazıyorsunuz. Ve kadınlar dedi ki ‘Hocam biz kadınlar bile kendimizi bu kadar anlatamazken siz nasıl anlattınız?’ Kadınları anlamak için cinsiyet, beden olarak kadın olmanız gerekmiyor. Onun ruhuna erdiğiniz zaman ve şu ilkeyi unutmadığınız zaman aşkı yazarsınız: “Cinsiyete takılmayacaksınız çünkü aşkın cinsiyeti yoktur.” Yani şu kahvenin dişisi erkeği yoktur. Kahve kahvedir. Ama bir şeyin dişisine, erkeğine, cinsiyetine takılırsanız duvar gelir; toslarsınız o duvara, yazamazsınız. Bir kadın yazar da, şair de bir erkeği daha iyi yazabilir, anlatabilir. Yeter ki o erkeği ten olarak görmesin. O erkeği dış yüzeysel olarak görmesin. Derinlere girsin. Belki dikkat ettiyseniz bugünkü imzalarda insanlar kendilerini ifade etmeden ben onların içindekilerini, hasta olan bayanın niçin rahatsız olduğunu anladım. Şimdi ruhun ruha tanışıklığı vardır. Hani biz deriz ya Anadolu’da bir tabir vardır, ‘gözüm seni bir yerden ısırıyor’ diye. Aslında o ruhun ruhu tanımasıdır. Hepimizin başına gelir. Daha önce ben bu olayı rüyamda görmüştüm veya daha önce yaşamıştım diye. O işte ruhun hafızasının hatırlamasıdır. Aklın ve beynin bir hafızası vardır, dünyalıktır bu, anlıktır, 5 yıllıktır, on yıllıktır, sürelidir bu. Ama ruhun hafızası ruhun doğduğu bezm-i elestten ruhun gittiği berzaha kadar canlıdır, silinmez. Silemezsiniz. Sadece bazı izler ve işaretleri anlık ruh kırpması olduğu zaman algılarsınız.

56 | ForLife | Haziran 2013

Yazarlık zaten bir meslek değildir. Her insanın içinde bir yazarlık, bir şairlik potansiyeli vardır. Kimisi bunu köreltir, kimisi geliştirir. Tabi okumadan yanamaz. Yanmadan yakamaz ve yazamaz. Bir insan yemek kitabı yazsa bile o yanma ve yaşama olmalı. Yani yemeğin tadını, o yaşamı almalı ki onu okuyuculara iyi vermeli. Sizinle birlikte insanların Hz. Mevlana’ya, Şems-i Tebriz-i’ye olan ilgisi büyük bir artış gösterdi. Aşka âşık bu iki yüreği yazmaya nasıl karar verdiniz? Şunu özellikle belirtmek istiyorum: Hz. Mevlana’nın hatırlanması, iyi olması ve anlaşılması sadece benimle olmadı benden önce oldu. Edebiyatçı olarak vefa göstermek gerekir. Benden yıllar önce Hz. Mevlana’yı yazanlar oldu. Benden sonra yazacak olanlar da var. Belki de Hz. Mevlana’yı, Şems’i anlatmada veya aktarmada en zayıfları benimdir. Bunu bilemiyorum. Ben bunun iddiasında değilim. Ancak dediğim gibi benim Hz. Mevlana’yı ve Şems’i kâğıttan


kalbe aktarmam, gördüğüm rüyalar ve iç seslerle oldu. Başka yazarlarda da bu şekilde olmuştur, olabilir veya farklı da olabilir ama ben kendi açımdan bu konuyu rüya, iç ses, yanma ve yakma olarak görüyorum. Aşkın Gözyaşları kitap serinizin son zamanların en çok satan kitaplar olmasını neye bağlıyorsunuz? İnsanları bu kitaplara çeken, bu kadar ilgi göstermeleri neydi? Öncelikle Aşkın Gözyaşları Tebrizli Şems Mayıs 2010’da yayınlanmadan önce, ben Aşkın Gözyaşları’nı 5 seri olarak düşünmüştüm. Yani Aşkın Gözyaşları 1 yazıldı, tutuldu arkasından 2-3 gelmedi. İlk başta 5 seri olarak planlanmıştı. Önce Şems, çünkü Şems anlatılmadan Mevlana anlaşılmaz. Mevlana’ya gitmek için Şems’in avlusundan, bahçesinden geçmek gerekir. Arkasından her ikisinin de emeli olan birinin eşi; diğerinin de manevi üvey evladı, inci tanesi Kimya Hatun. Onun akabinde Aşkın Gözyaşları 4, 15 Mayıs tarihinde sevenleri ile buluşacak. Aşkın Gözyaşları 4’de ise Şems’in dilinden manevi sırlara ermiş olan ve günümüzde doğru dürüst anlaşılmamış olan Hallâc-ı Mansûr yer alacak. Aşkın Gözyaşları 5’te yine bir mutasavvıfın hayatıyla kabarık. Ben soluğumu verene kadar yazmayı düşünüyorum, ancak özellikle şunu belirtiyorum: Yazmayı hiçbir zaman bir gelir, bir ticari şey olarak görmedim. Ama iş bizi buralara getirdi. Yani 2012’nin en çok okunan yazarları arasında birinci sıradayım. Bütün Türkiye; Konya’dan bir öğretmenin hiçbir medya desteği olmadan reklamsız, afişsiz, böyle alttan alttan, derinden derinden gelerek bütün popüler reklam desteği ve milyarlık cirolarla kampanyalar yapan bilindik yazarları açık arayla geçmesine şaşırdı. Ama açıkçası ben de şaşırdım. Ben Aşkın Gözyaşları Tebrizli Şems’i yazarken milyonlarca insan tarafından okunacağını veya insanların okurken ağlayacağını, değişeceğini, hayatında dönüm noktası olacağını düşünmemiştim. Ben bu yaşananları tahmin etmiyordum, bu duruma

hala da şaşırıyorum. “Gerçek mi bu, bu bir rüya mı?” diyorum. Çünkü beklentim yok. Beklentisi olan insan bir durum karşısında bu tepkiyi göstermez. Ben hala bir hayret içerisindeyim ve bunu Cenabı Allah’ın bir lütfu olarak görüyorum. Hazreti Mevlana ve Şems’i Tebriz-i arasındaki aşkı günümüz dünyasında insanlar anlamakta zorluk çekiyorlar. Siz bu aşkı kısaca nasıl yorumlarsınız? Hz. Mevlana ve Şems’i Tebriz-i arasındaki aşkı, dostluğu, muhabbeti, âşık maşuk ikilemini anlamak için aşkı doğru anlamak lazım. Bir kere aşk başta doğru anlaşılmayınca, aşkı yaşayanları zaten doğru anlayamazsınız, şaşı bakarsınız. Yani sizin bakış açınız eğri bir açıysa baktığınız her şeyi eğri ve şaşı görürsünüz. Öyleyse Hz. Mevlana ve Şems arasındaki dostluğu kastetmiyorum, günümüzde Hazreti Mevlana ve Şems kadar taşkın olmasa dahi benzerleri ve özdeşleri olan dostluk, yarenli ilişkileri olanlar vardır. Aşk beslenmesi vardır. Bütün bunları insanların anlayabilmesi için önce aşkın ne olduğunu bilmeleri lazım. Eğer aşk derken akla şehvet, karizma, imaj, marka, ten, kaş, göz, Ali, Ayşe geliyorsa, Ali Ayşe’yi seviyor diye mırıldanıyorsak bir kere burada bir sıkıntı çekiyoruz.

Aşk derken neyi kastediyoruz? Şimdi insanların yarasına gelmeyip de yanına gelenler aşkı anlayamazlar. Dostluğu dostluk olarak görenler bunu anlayamazlar, Mevlana’yı da anlayamazlar. Yani ilk önce aşkın, berrak billur halini anlamak, o denizde yıkanmak lazım ki o zaman anlayalım. Şu anda bizim gördüğümüz, aşk derken anladığımız hiç gitmediğimiz, kanlı canlı görmediğimiz ama duvarda olan deniz manzarasına bakıp da ben deniz gördüm demeye benziyor. Denizi görmedik ki, denizin resmini gördük. Sonra da gittik denizin kıyısına oturduk sahile, ben denizi biliyorum, ben denizin faydalarını gördüm, ben denizi yaşadım diyemezsiniz. Yüzeceksiniz, kulaç atacaksınız, tuzu tadacaksınız, boğulma tehlikeniz olacak, dalacaksınız, denizin dibindeki inci mercanı göreceksiniz. Aşkta da böyledir. Aşkı sanal âlemde duvarlarda, sosyal medyada, bir kuru söz olarak gören insanlar, paylaşanlar hayal kırıklığına uğruyorlar ve daha sonra Mevlana ve Şems’i de anlamıyorlar. Mevlana ve Şems’i doğru anlayabilmek için önce yolumuzun doğru olması lazım. Çünkü siz eğri kalemle çizgi çizemezsiniz. Bu zaten âşıkların kaderidir. Hiçbir zaman anlaşılmamışlardır, anlayanlar da yanlış anlamışlardır. Hz. Mevlana ve Şems hakkında yanlış düşüncesi olan insanların dertleri de budur zaten. 2013 Haziran| ForLife | 57


“BUGÜNÜN İNSANLARININ YÜREKLERİ AŞK ADI ALTINDA KARACA AHMET MEZARLIĞI GİBİ.” Bizim amacımız aşkı anlatabilmek. Bugünün insanlarının yürekleri aşk adı altında Karaca Ahmet Mezarlığı gibi. Öldürmüş gömmüş. Aşk değil bu. Âşık olduklarını sanıyorlar. Aşk adamı çarpar, çalar, arif yapar ve aşkın rüsvalığına Elhamdülillah der âşık. Bugün kim başına gelen sıkıntıya elhamdülillah diyor? Herkes bulduğunu suçluyor. Bütün bunların hepsi kişinin öbür kişiye tahakkümü ve sahiplenmesinin travmalarıdır. Âşık beladan da, cefadan da şükür duyandır. Kim şükür duyuyor bugün? Boşandıkları zaman olmadık iftiralar atıyorlar birbirlerine. Hani âşıktınız? Aşk bu kadar, insanın dudağına düşecek kadar basit değildir. Aşk nardır. Aşk Hazreti İbrahim’dir. Aşk İsmail’dir. Aşk Yusuf’tur, Züleyha’dır. O zaman günümüzdeki insanlarınki aşksa onlarınki ne o zaman? Dolayısıyla aşk demeyelim, sevgi diyelim, beğeni diyelim. Aşk değildir. Ama sen hoşlanmaya aşk diyorsan daha suyun başında çok beklersin. Bugün ki insanların sancısı, sıkıntısı bu. Aşkın ne olduğundan önce, ne olmadıklarını atsınlar etraflarından, sırtlarından aşk onları zaten bulur. Aşkın derdi arayana düşer.

mamış. Sadece 5 cm. Ama siz 35 cm’siniz. O zaman bekleyeceksiniz. O kapıyı bedeniniz geçene kadar, o aralık kadar açmak zorundasınız. Yeni kitap projeleriniz var mı? Yeni kitap projelerim var fakat yeni kitap projelerimi artık kamuoyu ile paylaşamıyorum. Çünkü sosyal medyada ben 6 ay, 8 sonra şu kitabı yazacağım, yazıyorum dediğim zaman korsan kitap satanlar kadar, korsan kitap basan yayınevleri kitabımı ismen dahi aynen, birebir basıyorlar. Okurları kandırıyorlar, yani can pareyi kandırıyorlar. Yani kitap matbaaya girdiği zaman açıklayacağım. Zaten o tarihten sonra böyle kitabın korsanlığını yazmak isteyenlere gün doğmamasını istiyorum. Yani bazı insanların edebiyat ve kalemle uğraşan insanlar vasıtasıyla başkalarını kandırmasını istemiyorum. Bu nedenle yeni projelerimizi paylaşamıyoruz.

“KAYSERİ BENİM İÇİN ÖNEMLİ. KAYSERİ’Yİ BEN HALK OLARAK, İKLİM OLARAK, DAĞ TAŞ OLARAK SEVİYORUM.” Kayseri benim için çok önemli. Öncelikle Kayseri’nin damadıyım. Kayseri’nin eniştesi oluyoruz. Aynı zamanda Kayseri Aşkın Gözyaşları’nda çok teveccüh gösteren bir şehir. 3 şehirde en çok okurumuz, can paremiz var: İzmir, Kayseri ve Bursa. Kayseri’de Hazreti Mevlana’nın gelişmesinde, Mevlana’nın arif olmasında büyük emekleri olan, bizlerin büyük piri Seyyid Burhaneddin Anadolu’nun medeniyet, kültür, sanat ve ticaret şehri Kayseri’de. Burada dostlarım da var, akrabalarımız var. Aşkın Gözyaşları Tebrizli Şems 1 Mayıs 2010 tarihinde çıkmıştı. Basımı halen devam ediyor ve Türk edebiyatında ilk kez bir kitap bu kadar uzun soluklu hala okunuyor. Normalde Türk edebiyatında bir kitabın okunması en fazla 6 ay sürer,

En son Yusuf ile Züleyha kitabınızı kaleme aldınız. Kitaplarınızın konularını belirlerken neye dikkat ediyorsunuz? Birincisi toplumun en önemli değerleri ve dertleri neyse ona parmak basıyorum. Bugünün insanlarının yarası ne? Kadınlar kendilerini Züleyha, erkekler Yusuf zannediyorlar. Biz de diyoruz ki kusura bakmayın. Yusuf’a, Züleyha’ya benzer bir yanınız var mı? Bir de sevgi evlilik değildir. Yapboz değildir. Var mı Züleyha gibi mertlik? Var mı Yusuf gibi iffet? İşte görün Yusuf’u ve Züleyha’yı. Masallarla, hikâyelerle, mesajlarla uğraşmayın. Hangi kitaba yoğunlaşacağımı belirlemek için bazı izler, işaretler gibi şey arıyoruz. Mesela bazı kitabı yazıyorsunuz 6 ayda yazıyorsunuz, bir senede yazıyorsunuz. Çünkü önceden bir birikiminiz var, kuyu dolmuş önceden. Oradan kovayla su alıyorsunuz. Yağmurun yağmasını beklemiyorsunuz. Çünkü kuyuda öncesinden su var. Ben 20 yıllık kuyuyu doldurmuşum. Ama bazı kitaplar da var bitiremiyorsunuz. Mesela benim Hz. İsa ile ilgili bir roman çalışmama 2000 yılında başladım. 13 senedir 81.’inci sayfadan ilerleyemedim. Gitmiyor, olmuyor. Demek ki icazet yok, demek ki işaret yok, demek ki basiret yok. Böyle bir sıkıntı var. Yeterli değil. Şu kapı size yeterli bir şekilde açılırsa geçersiniz. Ama bedenininiz içinden geçecek kadar açıl58 | ForLife | Haziran 2013

Hz. Mevlana gibi sizin de ilham aldığınız bir şahsiyet var mı? Örnek alığım tabi ki birçok kişi var. Mesela sanatçı Murat Göğebakan benim kendisinden manevi hazlar aldığım, Şems olarak gördüğüm değerli bir dostumdur, yarenimdir. Ve Kayseri’den Nart Noyan var. Cemalnur Sargut Hanımefendi’yi de ben bir mürşit, bir dost, bir yaren olarak görüyorum. Ender Saraç Bey var. İskender Pala var. Canan Tan gibi edebiyat dünyasından, sanat dünyasından, spor dünyasından değerli isimler var. Onlar aynı Şems, Hz. Mevlana arasındaki derin ilişkiye benzetmek gibi olmasında bir dostluk, bir gönüldaşlık, yarenlik içerisinde hasbel ettiğimiz kişiler var. Yani yaramızda olanlar var, yarasında olduklarımız var.

6 ay sonra gündemden düşer, raflardan iner, unutulur gider. Ama Aşkın Gözyaşları Tebrizli Şems herhalde klasik eserlerden biri oldu. Halkın gönlünde yer almış; halkın eseri, aşka gönül verenlerin eseri olmuş. Tabi bu eserde de Kayseri benim için önemlidir. Önemli olduğu için Aşkın Gözyaşları Şems’in üçüncü yıl dönümünü, bugün yani 1 Mayıs itibariyle üçüncü yaşını burada kutlamak istedik. Kayseri’de can parelerimizle buluşalım, bu Kayseri’ye nasip olsun dedik. O nedenle geldim. Kayseri’de en çok sevdiğim ve rahat bulduğum mekânlardan bir tanesi Ehl-i dil. Kayseri benim için önemli, Kayseri’yi seviyoruz, Kayseri’ye gönül verenleri seviyoruz. Kayseri’yi ben halk olarak, iklim olarak, dağ taş olarak seviyorum. Bize yüreklerini, mekânlarını açan dostlara da teşekkür ediyorum.


2013 Haziran| ForLife | 59


Bu bilgilendirme yazısı Simetri Estetik tarafından hazırlanmıştır.

Kusursuz Bir Güzellik Artık Mümkün! Bayanların korkulu rüyası selülit ve fazla yağlar sorun olmaktan çıkıyor. Pürüzsüz bir güzellik elde etmek artık hayal değil. Diyet ve egzersiz yapmanıza rağmen bazı bölgelerinizde istenmeyen yağ alanlarından kurtulamıyorsanız ya da ideal kilonuzun üzerinde lokalize, inatçı yağ birikimini yok etmek istiyorsanız çözümsüz değilsiniz. Lazer teknolojisi tıbbın pek çok dalında olduğu gibi artık estetik konusunda da hizmetinizde. Lazer enerjisi yağ dokusuna çok ince bir fiberoptik kablo ile aktarılır ve böylece yağ hücrelerinin parçalanarak yok edilmesi sağlanır. Lazer enerjisinin bir bölümünün cilt altında ısıya çevrilmesi ile gevşek derinin sıkılaşmasına ve toparlanmasına neden olur. Sıkılaşma ve toparlanma klasik liposuction işleminde görülmez. Bu lazer lipoliz-liposuction sisteminin önemli üstünlüklerinden biridir ve yeni kollajen üretiminin uyarılmasına bağlanmaktadır. Lazerin Yağ Dokusu Üzerindeki Etkisi Nedir? Lazer ışığı yağ dokusuna çarpınca fototermik bir etki ile yağ hücrelerinin duvarının parçalanmasını sağlar. Derinin alt tabakaları tekrar organize olur. Bu etkinin sonucu doku kalitesinde artış ve sıkılaşmadır. Lazer Lipoliz Hangi Bölgelerde Kullanılır? Bu yöntem yağ dokusu ile problemin olduğu her bölgede kullanılabilir. Karın bölgesi, sırt bölgesi, bel bölgesi, çene ve gıdı, erkek memesi, kol sarkması ve yüz bölgesi gibi daha önce işlem yapılmış ince çalışma gerektiren alanlarda rahatlıkla kullanılabilir. Lazer Lipoliz ile Yağlarınıza Veda Edin İşlem bölgesel yağ fazlası olan yerlerin işaretlenmesi ile başlar. Sonrasında fototermal enerjiden korunmak için tedavi yapılacak bölgeye lokal anestezik madde verilir. 10 dakikalık bekleme süresinin ardından lazer fiberoptik kablosu yağ 60 | ForLife | Haziran 2013

dokusu içine gönderilir. Bu kablo ile yağ dokusunun bütün katmanları taranır. Belirli dozda enerji dokuya serbestlendikten sonra işlem sonlandırılır. Dikiş gerektirmez ve işlem sonrası baskılı bandaj uygulanır. Lazer yağ eritme lokal anestezi altında yapılabilmesi, işlem sonrası morluk ve şişliğin çok az olması oldukça avantajlıdır. Genellikle her bir bölge için bir seans yeterli olmakta, işlem süresi her bir bölge için 15 ile 60 dk arasında değişmektedir. Lazer Lipoliz ile Terlemeye Kalıcı Çözüm Aşırı koltukaltı terlemesi, tıbbi ismi ile hiperhidrozis rahatsız edici bir durumdur. Bu problem bireylerin giyinme tarzını etkilemekle kalmaz, günlük aktiviteleri de oldukça kısıtlar. Koltukaltı terleme tedavisinde kullanılan tedavilerden birisi botoks uygulamalarıdır. Botoks ter bezlerine

giden sinir liflerini bloke ederek etki eder fakat geçici bir çözümdür, etkisi geçtikçe yaptırmanız gerekir. Lazer lipoliz yöntemi bu problem için kalıcı çözümler sunmaktadır. Ter bezleri cildin hemen altındaki yağdokusuna yerleşir. Dolayısıyla bu bölgeye lazerle uygun doz ve enerjinin verilmesi ter bezlerini kalıcı olarak ortadan kaldırmaktadır. Lazer Lipoliz ile Selülitsiz bir Görünüm Yakalayın Lazer lipoliz bölgesel yağları eritmenin yanısıra, primer selülit tedavilerinde çok etkili yöntemlerin başında gelmektedir. Sekonder selülit tedavisinde doku sıkılaştırma etkisi nedeni ile oldukça faydalıdır. Diğer yöntemlerle kombine edildiğinde başarılı sonuçlar almak mümkündür.


Sim et

KARBOKSİTERAPİ İLE SELÜLİTLERİNİZE SON! Karboksiterapi nedir ? Karboksiterapi, Karbondioksit (CO2) gazının tedavi amaçlı derialtına enjekte edilerek dolaşımın ve dokudaki bölgesel metabolizmanın hızlandırılması işlemidir. CO2 gazı, ilk olarak 1930 yılından itibaren günümüze kadar tıbbın hizmetinde kullanılmaktadır. Tedavi hızlı, rahat, etkili ve cerrahi olmayan bir yöntem olarak kabul edilmektedir. Karboksiterapi özellikle selülit tedavisinde son derece etkili bir yöntem olarak kabul görmektedir. Karboksiterapi nasıl uygulanır? Uygulama son derede basit olmakla birlikte, karbondioksit gazının cilt altı doku içine 30G ‘lik (0.3 mm) bir enjektörle enjekte edilmesi prensibine dayanır. Enjekte edilen gaz, yakınlardaki doku tarafından emilir. Uygulama ile birlikte; • Cilt altı mikro dolaşımda damar genişlemesi artar • Kılcal damar kan akışı artar ve hızlanır • Yağ eritici (lipolitik) etki oluşur • Yüzeye yakın dokularda oksijen kullanma potansiyeli artar • Su toplanmasının düzenlenmesi sağlanır (Fazla suların atılması ile) • PH dengesi sağlanır • Doku yenilenmesini uyarılır • Adele, kas tonüsünün (sertliğinin) artışı sağlanır Tedavi için kaç seans gereklidir? Selülitlerin giderilmesi için değişmekle birlikte ortalama olarak 10-20 seansa gerek vardır. Seans sayısı selülitin derecesi ve yaygınlığı ile orantılıdır. Haftada bir veya iki uygulama yapılabileceği gibi günaşırı uygulamalarda yapılabilmektedir. Her seans ortalama 10-15 dakika sürer. İyileşme kaç seanstan sonra görülmektedir? Ortalama 4-5 seanstan sonra vücudunuzdaki sağlıklı gelişmeyi fark edebileceksiniz. 8-10 seanstan sonrası cilt altı dokunuzun inceldiğini

a

BÖLGESEL İNCELMEDE KAVİTASYON YÖNTEMİ Kavitasyon sistemi, bölgesel yağlanma ve selülit ile ultrason (ses dalgaları) yardımıyla savaşan, cerrahi olmayan bir yöntemdir. Cildin dış yüzeyine uygulanan ultrasonun yayılması, yağ dokusundaki hücre sıvısında ani ve yüksek basınç değişikliklerine neden olur. Bununla birlikte oluşan köpüklenme önce genişleme, sonra patlama yaratır. Kavitasyon denilen bu etki; yağı sıvılaştırıp hücrelerin duvarlarını tahrip ederek depo yağların yapısını bozar. Bu dokudaki yağ hücreleri ve açığa çıkan yağ asitleri parçalanarak, lenf yolları sayesinde buralardan uzaklaştırılmaya çalışılır. İlk seansta yağlı bölgenin kalınlığına göre değişen 2-10 cm arasında ciddi bir incelme görülebilir. Sonraki seanslar haftada 2 seans, daha sonra haftada 1 seans olarak devam eder. Kişinin durumuna göre seans sayısı belirlenir. Tedaviyi desteklemek için, yağsız diyet, bol su içilmesi önerilir. Kavitasyonun diğer yöntemlerden en büyük farkı; uygulamaların ağrısız ve acısız olması, seanstan sonra hemen günlük yaşama devam edilebilmesi, uygulama yerlerinde herhangi bir morluğun söz konusu olmamasıdır.

flam

Bölgesel e l i k i t Zay te s E ı ri

ve dokunuzun sıkılaştığını göreceksiniz. Daha sonrada selülitlerinizin nasıl azaldığını ve kaybolduğunu gözlemleyeceksiniz…

Tedavi etkisi ne kadar sürer? Bu tamamen size bağlı. Uygun diyet ve egzersiz yaparsanız bu etki yıllarca devam edebilir. Eğer selülit oluşumuna uygun bir hayat tarzını seçerseniz 6-7 ay içinde selülitlerinizin yeniden oluştuğunu fark edeceksiniz. Ancak bu dönemde 3-5 seanslık karboksiterapi almanız cildinizi yeniden sağlıklı bir görünüme sokacaktır. LENF DRENAJ YÖNTEMİ Gerek bölgesel kilolar gerekse selülitler, sivilceler ve cilt lekeleri gibi yaygın görülen rahatsızlıkların temelinde kan ve lenf dolaşımının yeteri hızda olmaması ve bu nedenle gerek hücrelerin beslenmesinde ve sağlığında zaafiyetler ortaya çıkarması gerekse dokulardaki toksin birikmelerinin zamanında önlenememesi gibi nedenler yer alıyor. İşte bu noktada imdadımıza lenf drenaj tedavisi ve lenf drenajı masajı yetişmektedir. Çeşitli hastalıklar sebebiyle vücutta oluşan ödemin atılmasında, selülit tedavisinde, bölgesel zayıflama ve vücut sıkılaştırma programlarının etkinliğini arttıran bir yöntemdir. SmoothShapes XV Konforlu, güvenli ve kalıcı sonuçlar sağlayabilen bir selülit tedavi seçeneği SmoothShapes XV selülitlerinizden kalıcı olarak kurtulmanızı sağlıyor. SmoothShapes, Amerikan Dermatoloji Derneği tarafından yapılan araştırmalar sonucunda da var olan tüm tedavi yöntemleri içinde selüliti tedavi edebilen tedavi olduğunu kanıtlamıştır. Tedavi öncesinde veya sonrasında herhangi bir ön şart veya rahatsızlık vermeyen SmoothShapes, kadınlar için bir kâbus halini alan selülitle mücadelede yeni bir tedavi olarak etkin sonuçlar yaratıyor. SmoothShapes XV sistemi ve Photomology teknolojisi 4 ana unsurdan oluşuyor: Işık enerjisi, dinamik lazer, vakum enerjisi ve mekanik masaj. Işık enerjisi ile formu bozulan, aşırı büyümüş yağ hücreleri geçirgen bir hale getirilir. Geçirgenleşen yağ hücrelerindeki fazla yağ dinamik lazer ile akışkan, sıvı hale getirilir ve yağ hücrelerinin sağlıklı formuna dönmesi sağlanır. Böylece, tedavi edilen bölgedeki sıvı dolaşımı sağlanır, kollajen üretimi hızlanır ve yağ hücreleri sağlıklı formlarına kavuşarak deri yüzeyindeki selülit görüntüsü iyileşir.

2013 Haziran| ForLife | 61


a t hat n kali

Tarihi Türkiye’nin en eski spor kulübü olarak bilinen Beşiktaş Jimnastik Kulübü, 1903 yılında İstanbul’da kurulur. Kulüp kurulduğu dönem futbolun dışında güreş, boks, halter, jimnastik gibi spor dallarıyla ilgilenmektedir. Tarihler 1910 yılını gösterdiğinde kulübün ilgisi de futbola kaymaya başlar ve bu yönde çalışmalar gerçekleştirilir. İlk zamanlar kırmızı-beyaz olan kulüp bayrağının rengi, kurucularının ve oyuncularının da katıldığı 1912/1913 Balkan Savaşları sonrasında kulübün verdiği şehitler nedeni ile siyah-beyaz olur. Beşiktaş’ın kulüp arması ise kuruluş tarihini simgelemektedir. Armadaki ilk beyaz çubuk biri (1), üç siyah çubuk üçü (3), ikinci beyaz çubuk da ikinci biri (1) ifade etmektedir. Armanın tümü dokuz parçadan oluşmaktadır ki bu dört rakam yan yana geldiği zaman Hicri takvimdeki 1319’u meydana getirir. Bu rakamın Rumi yıl karşılığı ise Beşiktaş Kulübünün kuruluş yılı olan 1903’tür. Beşiktaş, tescil edilen ilk Türk Spor Kulübü olduğundan armasında ay yıldız taşıma hakkına sahip kulüp olarak da dikkat çekmektedir. Futbol tarihinde 13 kez süper lig, 9 kez Türkiye Kupası kazanan takım toplamda 79 kez birincilik elde etmiştir. Takımın tarihi maçlarına ev sahipliği yapan İnönü Stadyumu ise günümüzde iki yıl sürecek yeniden yapılanma sonrasında tekrar fanatiklerini ağırlamaya devam edecek.

62 | ForLife | Haziran 2013


Güzelliginize RenkKatın

Yaşamınızı renklendirmeye önce saçınız ve makyajınızdan başlamaya ne dersiniz?

2013 Haziran| ForLife | 63


Son Trend

Saç Renkleri

2013 yılının saç renkleri daha doğala yakın mat renklerden oluşuyor.

Saçların modeli kadar renginin de güzellikte ayrı bir önem taşıdığı yadsınamaz. Saç renginizi değiştirmek istiyor ancak hangi renge boyatacağınıza karar veremiyorsanız telaş yapmayın. Son dönemlerin gözde saç renklerini sizin için paylaşıyoruz.

ALTIN KA Altın kah HVE ve olarak bilinen bu arasına in renk, açık ce ve sık kahve ton ara geliyor. A lu ltın kahve lıklarla katılan alt ın sarısı r saç renginin ile güzell engi ile m iğiniz ön eydana plana çık ıyor.

RI

PLATİN SA

tin sarısı ton olan pla ir b ın k a y sarısına Beyaza rısı ve bakır sa n a m sa i sarısını yerin nem platin ö d u B r. o ıy tonlarının bırak ve karamel ır k a b k ço daha kün. rmeniz müm üzerinde gö

KOYU BAKIR

den olan zde renklerin gö . n lı yı en eç G leri arasında da moda renk n lı yı ın n bu rı ır la k n ba kır to rine koyu ba Ancak açık ye ayın. tm u n ğunu u du ol it h l yı bu

KARAME

L KAHVE

Karamel ka arasında hve de bu sezonu . Kahve r enkli saç n hit renkleri uygulana ın n karam el tonu il aralarına canlılık y e fark ed akalama ilebilir b nız müm ir kün. 64 | ForLife | Haziran 2013

KOYU KIZIL

KÜLLÜ

S

ARI Küllü sa rı olarak bilinen bu tonu sar da Saçların moda renkler ının arasınd ızı küllü a. k sonra u ç kısımla umrala boyadık t rına ya uygulay da arala an ac rına görünüm ağınız küllü sa rı hoş b elde etm ir enizi sa ğlayaca k. Koyu kızıl ile bu sezon saçlar alımlı bir güze lliğe kavuşuyo r. Kızılın açık re nkleri yerini koyu kızıla bıra karak kırmızı tonlarını düşü şe geçiriyor.


2013 Haziran| ForLife | 65


En Yeni Makyaj Seçenekleri Max Factor Lipfinity

Kusursuz bir görünüm elde etmek istiyorsanız bunun biraz da makyajınızda uygulayacağınız küçük dokunuşlarda gizli olduğunu unutmayın.

Kalıcı Ruj, 49 TL

Dudaklar renkler dikkat lerinde mat ve soluk nk re k da du ’ün 13 20 rak bej ve dudaklarda renk ola çekiyor. Bu yüzden renkler ile biraz ı vurgulanıyor. Bu uçuk pembe tonlar or. Canlı bir ile görünüm serg niy bir rif za ve l ğa do daha çarpıcı kırmızılar, k isteyenler için de j görünüm sergileme r. Kullandığınız ru ları ön plana çıkıyo zda ını dığ ğla bordo ve fuşya ton sa u un aynı renk uyum ile oje renginizde de e değil. yakalamamanız eld llik ze ise çarpıcı bir gü Alımlı Bakışlar göz or. Ancak dumanlı e kendini hissettiriy Bu yin r. u yo us rg alı ı vu far ah z a dağıtılan gö Gözlerde bu yıl siy bu yıl göz kapağın siniz. i ilir rin ab ye lay en rk gu çe uy ge kla makyajı düşüşe leriniz için rahatlı t hem de alt kirpik zon gözler renkli bir uygulamayı hem üs lemleri ile de bu se ka z gö e mb an nokta, pe da Siyahın yanın rına kalem ile yapıl nında göz kenarla ya n arasında. nu ar Bu tıl r. rın yo ay şu n de dikkat çeke görünüme kavu ler kil şe ik etr om üçgen gibi ge TM

Artistry

Otomatik Göz Kalem

İçi, 21 TL

Eyeliner görünüme de gözleri alımlı bir Eyeliner bu dönem er m ediyor. Yalnız diğ kavuşturmaya deva r renkli mo rı, sa vi, ma k ra ola dönemlerden farklı ince de r Bi r. lar renkleniyo eyelinerlar ile bakış r. ıyo çık er ön plana yerine kalın çizgil

Yves Rocher Keçe

TL Uçlu Eyeliner, 36

İçin Fondoten Pürüzsüz Bir Cilt ız rünüm yakalaman ile kusursuz bir gö r şla li. nu ter ku ye do ız k an çü ağınız kü doğru yapm Cildinize uygulayac fondöten tercihinizi iz. n sin içi ilir ek eb tm ed ör e rı eld rla kusu görünüm mümkün. Ciltteki e ile pürüzsüz bir ffaf bir ine sağladığı deng ng re fondötenler cilde şe t cil ile ı nin pıs ya öte nd hip Fo sa e ler şit ırıyor. çe nd t za ak ve komp görünüm ka Sıvı, pudra, köpük Matte Maybelline Dream TL 34 n öte Mouse Köpük Fond

Allıklar zı tonları rtakal, yanık kırmı Kiremit, mercan, po artılı Ab . or liy ge ön plana bu sezon allıklarda yor. Allık alı ler nk re ft so daha renklerin yerini ise ayı da alm e nginizi göz önün seçiminizde ten re ihmal etmeyin. Revlon Photoready 66 | ForLife | Haziran 2013

l Reef, 49 TL

Cream Blush Cora


Gözaltı Morlukları

Kâbusunuz Olmasın!

ratan i görüntüsü ya nda bir darbe iz ış ltı za nm gö ya an bo m ile za Kimi yah bir boya si da an m za i morluklar, kim erde. Her yaş u bırakıyor görenl klarının oluşum gibi bir izlenim or n gözaltı m lu le k, bi le lu rü un gö rg yo da , grubun nsiz uyku dayanıyor. Düze zla birçok nedene neş ışınlarına fa gü e, m en sl be iz mir rs de te ı, ye sızdırmas aşırı stres, damarların kan al a lc nd kı nı a, ya lm in ka er maruz dış etkenl kullanma gibi kli re ra Ge ga si r. i, yo iğ nu kl si oy ek da rol r de oluşumun tadan genetik faktörle ise tamamen or de in iğ ild er st gö tkisel m Bi kı . ba da özen ve abiliyor bi etkisi azaltıl gi ği nuda ce ko le bi bu la r ırı rle kald l laze ler ve fraksiyone maskeler, krem sağlıyor. olumlu gelişme n içine alın. Elma Maskesi bir cam kaseni ip ey el nd re ı ay Yarım elm esi ekleyerek şığı Türk kahv ka tlı rak ta r bi e in İçeris n içerisine koya rışımı gazlı bezi ımı ka rış Bu ka . ın bu tır n gü rış ka Haftada üç n. yı la gu nuz uy nu a ru ız ıksal bir so gözaltların ladığınızda sağl gu uy a ız ın ar gözaltl mümkün. r etki almanız yoksa olumlu bi zerler Fraksiyonel La e kullanılan ının tedavisind ar kl kça lu or m ltı Göza ci etkisi de oldu rlerin iyileştiri siyonel ak fr n ye le ki fraksiyonel laze et dağılımını nk re i ek e rid in De er yüksek. anositler üz ngini veren mel Bir lazer, deriye re ı tedavi ediyor. ın ar ltı morlukl lokal ğı pa ka z gö t etki ederek göza gulamada al uy n re u sü nl az ru n n sonra so dakikada uyuşturuldukta ans ile se em İlk kr r. k nı zi la te anes lem tamam iş k ra la . ıtı ns bi ya s da gereke lir bölgeye lazer gibi birkaç sean ı ağ ac an ğl sa da başarı

tal Eye Care Dermalogica To l, 187 TL With Spf 15 m

e

Ageing Ey La Prairie Anti TL 0 Spf 15 ml, 43

2013 Haziran| ForLife | 67


E L İ L L E C O R B I

F

K A M N A L Ş A Y ! L İ Ğ E D T R E D İlerleyen yaşlarla beraber ciltte oluşan kırışıklık ve sarkmalar Fibrocell sayesinde kendi hücreleriniz ile sorun olmaktan çıkıyor. Zamanın yıpratıcı etkisini ortadan kaldıran bir yöntem olan Fibrocell ile daha genç bir görünüm yakalamanız mümkün. Kişinin kendisinden alınan hücre ile gerçekleştirilen bir tedavi yöntemi olduğu için alerji riski de oldukça düşük. Yaşın ilerlemesi ile beraber deride oluşan su kaybı, kolajen ve elastin miktarındaki azalmalar ciltte kırışıklığa ve sarkmalara neden oluyor. Bu da yaşlı bir görünüm sergileyerek kişiyi hem madden hem de manen yıpratıyor. Fibrocell ise cildinizde oluşan bu olumsuz görünümü kendi hücrelerinizle ortadan kaldırıyor. Fibrocell ile Değişime Uğrayan Alanlar *Yüzdeki kırışıklıklar, *Kapanmayan kronik yaralar, *Sivilce izleri, *Suçiçeği sonucu oluşan çukurlar, *Yanık izleri, *Dudak dolgunlaştırılması, *Saç dökülmesi, *Kellik tedavisi, *Mezoterapi ile yapılacak gençleştirme uyguları ve *Cilt çatlakları Uygulama Yöntemi Fibrocell tekniği sayesinde hastanın kendi fibroblast hücreleri çoğaltılarak özel enjeksiyon teknikleri ile hastanın

68 | ForLife | Haziran 2013

yüzüne enjekte ediliyor ve böylece dokunun eski canlılık, parlaklık ve sıkılığını kazanması sağlanıyor. Fibrocell, kulak arkasından ve kol içinden alınan doku biyopsisi ile uygulanan bir yöntem. Bu alanların tercih edilmesinin nedeni ise güneşi daha az gördüğü için buradaki hücrelerin her zaman daha genç ve sağlam olmasından kaynaklanıyor. Bu alanlardan alınan dokuların özel bir laboratuvarda çoğaltılması ile gençleştirme tedavisine başlanıyor. 4 hafta sonunda çoğaltılan hücreler 3 seans halinde cilde cerrahi bir müdahale olmaksızın mezoterapik enjeksiyon şeklinde verilerek daha genç ve pürüzsüz bir görünüm sağlanmış oluyor. Fibrocell’in Diğer Uygulamalardan Farkı Botoks ve yüze uygulanan dolgunun sağladığı şiş ve yapay görünüm yerine Fibrocell ile daha doğal bir güzellik sağlanmış oluyor. Dolgu malzemelerinde görülen kayma, yer değiştirme sorunları bu yöntemde görülmüyor. Diğer yöntemlere göre daha uzun süreli bir kalıcılık sağlıyor. Fibrocell’in etkisi yaklaşık olarak 4,5 yıl sürüyor. Kanserojen etkisi de olmadığı için sağlıklı ve güvenli bir yöntem olarak kabul ediliyor.


Binanıza Yalıtım Yaptırarak

Isınızı Koruyun, Paranızı Biriktirin... Binanıza yalıtım yaptırdığınızda yakıttan sağlayacağınız tasarrufla yalıtım masraflarını karşılayacak ve ortalama üç yılda bu uygulamayı bedavaya getirmiş olacaksınız.

Dış cephe ısı yalıtım sistemleriyle yaz ve kış faturalarınızda

% 50’ye

varan tasarruf...

EPİKA

Bilgi için

0 (352) 232 38 34

Yıldırım Beyazıt Mah. Olgunlar Cad. 11-A Melikgazi / Kayseri - Türkiye Tel: 0 (352) 232 38 34 - 35 Faks: 0 (352) 221 34 35 www.gulenay.com info@gulenay.com 2013 Haziran| ForLife | 69


Topuklu Ayakkabı Hakkındakİ Bİlİnmeyenler

70 | ForLife | Haziran 2013


Hoş ve alımlı görünümü ile topuklu ayakkabılar, bayanların vazgeçilmezi olarak raflardaki yerini almaya devam ediyor. Nereden Nereye… Bayanları daha uzun ve endamlı bir görünüme kavuşturan topuklu ayakkabıların ilk ortaya çıkışı bugünkü kullanım amacından oldukça uzak. Topuklu ayakkabının öyküsünün şemsiye, şapka ve oda parfümü ile aynı kaderi paylaşıyor olduğunu söylersek yanlış olmaz sanırım. 1790’lı yıllarda medeniyetten yoksun olan Avrupalılar, henüz Osmanlı’dan kanalizasyonu öğrenmemiştir. Tuvalet ihtiyaçlarını giderdikleri kapları pencerelerden aşağıya dökmektedirler. Yoldan geçenler de başlarına dökülen bu pisliklerden korunmak için önce şemsiyeyi, kalın kenarlı şapkaları, oda parfümlerini icat ederler. Bakarlar ki bu da çare etmez bu kez topuklu ayakkabılar ile pisliklere basmamaya çalışırlar. Sonradan Osmanlı’yı ziyaret eden elçileri sayesinde kanalizasyonu, hamamı yani kısaca temizliğin ne olduğunu geç de olsa öğrenirler. Topuklu ayakkabının hayatımıza girişi bu şekilde olsa da günümüzde daha çok görsel amaçlı kullanılmaktadır.

Bir Zamanlar Erkekler de Topuk Üzerindeydi Bayanlarla özdeşleşen topuklu ayakkabıları bir zamanlar erkeklerin de kullandığını bilmiyorsanız, şaşkınlığınızı gizlemenize gerek yok. Yanlış duymadınız şimdilerde bayanlar topuk üzerinde salına salına yürürken çok eski zamanlarda topuklu ayakkabı erkeklerin de favorileri arasındaymış. Ama yanlış anlaşılmasın! Onlarınki görsellikten çok bir amaca hizmet etmek içinmiş. Yakındoğu’da yüzyıllar boyunca atlı askerler topuklu ayakkabı giyerek üzengi üzerindeki duruşlarını daha düzgün sabitlediği için ok atarken daha başarılı oluyormuş. Bu yüzden bir dönem topuklu ayakkabılar atlı askerlere hizmet etmiş. Sonrasında Avrupa’da topuklu ayakkabı giyinen erkekler dönemi başlamış. Kadınlarda giyinmeye başlayınca erkekler geri plana çekilerek kadınlar ince, kıvrımlı model ayakkabılarla ön plana çıkarak topuklu ayakkabıları gardıroplarının bir parçası haline getirmiş.

Ayak Sağlığında Topuklu Ayakkabı Yüksek topuklu ayakkabılarla yürümek zor olsa da hoş ve cazibeli görünümünden dolayı topuklu ayakkabılar ön planda olmaya devam ediyor. Vücudumuzun tüm yükünü çeken ayaklarımıza gerekli hassasiyeti göstermeyip ince topuklar üzerinde uzun süre kalmasına neden olduğumuzda uygulanan yüksek basıncın etkisi ile bedenimizde sağlıksız bir ortam yaratmamak mümkün değil. İnce ve topuklu ayakkabı giyinen kadınların ayaklarında şekil bozukluğundan tırnak batması, mantar ve nasıra kadar birçok hastalığı görmek mümkün. Bunun yanında bacak kaslarında zorlanma, dizlerde kireçlenme ve bel ağrılarına da neden olunmaktadır.

2013 Topuklu Ayakkabı Trendi Her dönem farklı stillerle karşımıza çıkan topuklu ayakkabılar, şık ve sıra dışı tasarımları ile yine göz dolduruyor. Plexi adı verilen şeffaf topuklu ayakkabılar ön plana gelirken bilekten bağlanan ayakkabılarda vitrinlerdeki yerini alıyor. İnce topuklu, platform ve sivri uçlu ayakkabılar farklı renklere bürünerek karşımıza çıkıyor. Bunun yanında spor ayakkabılarda topuk modasına uyum sağlayarak hem şık hem de spor bir görüntü ortaya çıkarıyor.

2013 Haziran| ForLife | 71


Eski zamanlardan itibaren bedenleri farklı şekil ve sembollerle süsleyen dövmeler, kimi zaman duyguları ifade etme kimi zamanda görsel amaçlı bir yöntem olarak tercih ediliyor. Miladın 2000 yıl öncesine gittiğimizde ise dövmenin Eski mısır firavunlarının mumyalanmış bedenlerinde görülmesi ne kadar eski bir zamana dayandığının göstergesi. Önceleri kötü ruhlara ve hastalıklara karşı koruyucu bir tılsım olarak yapılan dövmeler zamanla anlamını değiştirerek farklı anlamlar kazandı. Toplumlar arasındaki sınıf farkları da dövme sayesinde belirginleştirildi. Şimdilerde ise dövmeyi genç yaşlı birçok

72 | ForLife | Haziran 2013


kişinin bedeninde görebiliyoruz. Popüler olmaya başladığı zamanlar dövmeye daha çok asi, rockçı gençler rağbet gösterirken günümüzde orta yaşlı insanlar da ilgi gösteriyor. Dövmenin Zararları Son yıllarda gençler arasında dövme yaptırmak büyük bir rağbet görüyor. Önceleri vücudun belirli yerlerinde görebileceğimiz dövmeler, şimdilerde bedenin her yerini kaplıyor. Kimisi vücudunu çarşaf gibi dövmelerle kaplatırken kimisi de bir tane ile yetiniyor. Ancak v��cudu renklendiren bu şekillerin gerekli özen gösterilmediğinde sağlık açısından birtakım zararları bulunuyor. Öncelikle bu işlem steril bir ortamda gerçekleştirilmediğinde lenf bezi iltihabı, tetanos, hepatit B, hepatit C, AIDS gibi hastalıkların oluşmasına neden olabiliyor. Kullanılan boya ve iğnelerin kalitesizliği de birçok enfeksiyona yol açıyor. Dövmede kullanılan mürekkebin içerdiği kurşun, nikel, titanyum gibi maddeler zamanla vücuda dağılarak cilt kanserinin oluşumuna sebep olabiliyor. Kalıcı dövmelerin dışında geçici dövmeler de alerjik reaksiyonlara yol açabiliyor. Bu yüzden dövmeleri alanında uzman kişilere ve güvenilir yerlere yaptırmak büyük önem taşıyor. Dövme Nasıl Sildirilir? Büyük bir heves ve tutku ile yaptırılan dövmeler belirli bir zamandan sonra önemini

yitirince sildirmek için türlü çabalar içine giriliyor. Kimi zaman sevgilinin ismi, kimi zamanda sevilen resimler vücuda kazınırken ilerleyen zamanlarda yaşanan ayrılık ya da iş ortamında yaşanan sıkıntı gibi nedenler özenle yapılan dövmeleri sildirmeye yöneltiyor. Önceleri kimyasal asitlerle, ten rengi boyalarla çıkartılmaya çalışılan dövmeler günümüzde medikal lazer yöntemi ile çıkartılıyor. Ancak dövmenin silinmesindeki başarı oranı dövmenin rengine ve içerdiği maddelere göre değişebiliyor. Siyah renkli dövmeler daha çabuk silinirken renklilerde silinme oranı daha çok uğraş gerektiriyor. Günümüzde teknolojinin gelişmesi ile birlikte Q Switch Nd Yag. Adı verilen lazer cihazı, dövmede kullanılan tüm 7 rengi de görebildiği için dövmelerinizden kurtulmanızda kalıcı bir sonuç sağlıyor. Dinen Bir Sakıncası Var mı? En çok merak edilen sorulardan biri de dövmenin dini açıdan nasıl karşılandığı. Birçok ilahiyatçı dövmenin dış derinin altında yer aldığını, abdest ve gusülde ise derinin üstünü yıkamak farz olduğu için abdest ve gusüle dövmenin engel teşkil etmediği yönündedir. Ancak peygamber efendimizin dövme ile ilgili hadislerinde bunu tasvip etmediği görülmektedir (bk. Buhârî, Libâs, 87; Müslim, Li¬bas, 119-120).

2013 Haziran| ForLife | 73


Röportaj: Ayşegül Korkut

KALBİNİ DURDURAN AD URDURAN ADAM KALBİNİ DURDURAN ADAM

ENİS TALAS İLE MENTALİZM ENİS TALAS İLE MENTALİZM

ENİS TALAS İLE MENTALİZM

ENİS TALAS İLE MENTALİZM 74 | ForLife | Haziran 2013


Mentalizmi kısaca nasıl özetlersiniz? Hangi alanları içine alıyor? Mentalizm; paranormal ve psişik konularla ilgili yapılan gösterilerdir. Altıncı his, akıl okuma, telepati, astral seyahat, telekinezi gibi konuları kapsar. Başka bir şekilde Mentalizm; sınırlar olmadan aklı kullanma sanatıdır da diyebiliriz.

Sıra dışı gösterilerin sahibi Enis Talas ile Talasemi ve Lösemiler Derneği yararına sergileyeceği sahne performansı öncesinde mentalizm ve hayranlık uyandıran gösterileri üzerine keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Mentalizm hakkındaki bilinmeyenleri konu alan röportajımızda Enis Talas merak edilen birçok konuya açıklık getiriyor.

DAM

M

Mentalizmle ilk ne zaman ilgilenmeye başladınız? Sizi bu alana yönlendiren ne oldu? Mentalizmle profesyonel anlamda 2006 yılı itibariyle ilgilenmeye başladım. Bu yıldaki Lazer ve Akıl Oyunları isimli sahne şovumun yarısı mentalizm gösterilerinden oluşuyordu. Mentalizm yapabilmek için özel bir yetenek gerekiyor mu? Mentalizm yapabilmek için özel bir yetenek şart değil. Dünyada bir şeyi bir kişi yapabiliyorsa herkes yapabilir. Ancak doğru yolda sabırla gitmek gerekiyor. Mentalizm günümüzde showun dışında hangi alanlarda kullanılabiliyor? Siz mentalizmi daha çok hangi alanlarda uyguluyorsunuz? Mentalizm, sadece bir sahne sanatıdır. Bunun dışında elbette insanları tanımak için insana bir avantaj sağlar. Ama doğaüstü bir güç değildir. Bu nedenle başka alanlarda örnek gösterilerek kullanılacağı söylentisine inanmamak lazım. Kamuoyu tarafından bilinmeniz ilk hangi gösteri ile oldu? Yapacağınız gösterileri belirlerken nelere dikkat ediyorsunuz? İlk olarak 2001 yılında David Copperfield’ın Lazer gösterisini yaparak tanındım. Bu gösteriyi yapan dünyadaki ikinci kişi oldum. Vücut ortadan ikiye ayrılarak sahnede gövde ve bacaklar bağımsız hareket ediyordu. Bana göre dünyada yapılmış en büyük illüzyon gösterisidir. Gösterilerimi planlarken interaktif olmalarına ve seyircilerin tümünü etkileyebilecek olmasına dikkat ediyorum.

Gösterilerinizde akıl okuyabildiğinize şahit olduk. Bunu nasıl gerçekleştiriyorsunuz? Akıl okuma çalışılmış bir takım tekniklerle yapılan bir gösteri türüdür. İnsan doğasını tanımayla başlayan ve de bazen yönlendirmelerle devam eden bir teknik bu. “Kalbini durduran adam” olarak izleyenlerde büyük bir şaşkınlık bırakıyorsunuz. Bunu gerçekleştirmek nereden aklınıza geldi. Vücut fonksiyonlarınıza bunun bir zararı olmuyor mu? 2008 yılında Star Tv’de yayınlanan Fenomen yarışmasında Türkiye’de canlı yayında ilk defa kalbimi durdurdum. Elbette doktor, hemşire, ekg makinesi ve noter tarafından da tespit edilen bir performans oldu bu. 30 saniye kadar kalbimi durdurabiliyorum bu anlamda. Uzun süreden beri çalışılmış bir gösteri olduğu için de teorik olarak vücuduma bir zararı yok. Bugüne kadar gerçekleştirdiğiniz gösterilerden en çok beğendiğiniz showunuz hangisi diye sorsak? İlk yapılan gösteri hep önemlidir bence ve Lazer gösterisi benim için öyle bir gösteri. Özellikle kendi buluşum olan gösterilerimi sahnede sunmak ayrı bir keyif veriyor bana. Birde kopyalamalar olmasa çok daha iyi olurdu. Ancak insanlar sizin emeğinize aldırış etmiyorlar. Bir şekilde görüp basit bir şekilde kopyalama yöntemine gidiyorlar. Buna da biz emek hırsızlığı diyoruz tabi. Mentalizmin insana kazandırdığı artılar var mı? Mentalizmin insana kazandırdığı en güzel şey olumlu düşünme sanırım. Ayrıca insanlara imkânsız gibi görünen bir şeyin gerçekleşebileceğini göstermek de çok mutluluk verici. Yakın zamanda gerçekleştirmeyi düşündüğünüz yeni projeleriniz var mı? Bir süredir yeni sahne şovum Katil Kim isimli gösterimi hazırlamaya çalışıyorum. Bu gösteri Kalbini Durduran Adam’dan daha fazla psişik konulardan oluşacak. Ayrıca bir Tv projesi üzerinde de çalışıyoruz.

2013 Haziran| ForLife | 75


Faik Sönmez

Moda sektörünün öncülerinden Faik Sönmez, 2013 Yaz Koleksiyonu’ndaki şık ve özgün tasarımları ile dikkat çekiyor. Pembe, mavi, yeşil, ahududu, haki tonları ile renklenen koleksiyon, bal rengi ve turunç tonları ile de göz kamaştırıyor. Botanik baskılar, çizgiler, büyük beden jarse üstlerin yanında gece davetleri ve düğünler için şifonun cazibesi ve şıklığı dikkat çekiyor. Kıyafetlerdeki pul işlemeler, uçuşan tüller ve bol kesimler çarpıcı bir güzellik yaratılmasını sağlıyor. Faik Sönmez, sunduğu birbirinden güzel tasarımları ile harika bir görünüm sergilemenize yardımcı oluyor.

Tesettürlü bayanların vazgeçilmez markası Armine, bu yaz sunduğu renk ve model seçeneği ile herkes kendine hayran bırakıyor. Desensiz, uzun ve dar kesimli trenç kotlar hem şık hem de modern bir görünüm sağlıyor. Beyaz, mavi, yavruağzı, pudra ve pembe renklerinin ağırlıklı kullanıldığı koleksiyon, tesettürlü bayanlara zarif ve hoş bir görünüm sunuyor. 76 | ForLife | Haziran 2013

Armine

Calvin Klein

2013 Yaz Sezonu’ nun dikkat çeken markalarından Marks & Spencer, canlı ve keskin renkleriyle ön plana geliyor. Beyaz ve siyahın mükemmel uyumu koleksiyonda kendini gösteriyor. Koleksiyonda özel tasarım kumaşlar, özel dikişler ve farklı desenler dikkat çekiyor. 60’lardan esinlenilerek hazırlanan kıyafetler çizgili desenleriyle karşımıza çıkıyor. Sade ve düz şeritler birbirini tekrarlarken, zarif bir görünüm ve muhteşem bir silüet ön plana çıkarıyor.

Marks & Spencer

trendler

İddialı ve sıra dışı çizgileri ile Calvin Klein, dünya modasına yön veren tasarımları ile bu yaza da damgasını vuruyor. Şıklığından vazgeçmeyenlerin tercihi Calvin Klein, yaz ayını yansıtan canlı ve rahat kıyafetlerle dikkat çekiyor. Kırmızı, turuncu, sarı, mavi ve beyaz tonlarının ön plana çıktığı koleksiyonda birbirinden şık ve güzel tasarımlar moda severleri bekliyor.


Cool ve tarz sahibi erkekler 2013 İlkbahar Yaz L!VE Koleksiyonunun Sabalı, Beach Burner ve Aloha From Japan temaları ile yaz aylarında tüm bakışları üzerlerine toplayacak. Koleksiyonda parlak sarı, turuncu, saks mavisi, petrol mavisi ve kırmızı renkteki parçalar dikkat çekiyor. Afrika esintili gömlekler, Hawaii şortlar, havacı ceketler, polo tişörtler koleksiyonun öne çıkan parçalarını oluşturuyor.

Fabrika

Lacoste

Bershka Rahatlığın ve şıklığın ön planda olduğu Bershka’nın erkek giyim 2013 Yaz Koleksiyonu dikkat çeken tasarımları ile ön plana geliyor. Bershka İndigo denim kumaşları, lacivert jeanleri, ağarmış t-shirtleri ve pamuklu pantolonları ile yaza merhaba diyor. Bunun yanında eşofman kumaşından tasarlanan kıyafetleri, Yıldız Savaşları ve Disney lisanslı ürünleri ile Bershka, genç ve dinamik bir yaz koleksiyonu sunuyor.

Tarz sahibi erkeklerin gündüzden geceye her zaman kullanabilecekleri koleksiyondan oluşan ürünler, 2013 Yaz Koleksiyonu’nda da yerini aldı. Toz, su ve leke tutmayan nano teknoloji kumaşları ile dikkat çeken Fabrika, yaza özel canlı ve şık tasarımları ile göz dolduruyor. Sarı, yeşil, lacivert, siyah ve beyazın tonlarının kullanıldığı koleksiyonda rahatlık ve şıklık ön planda.

2013 Haziran| ForLife | 77


A D O M

59 TL

83 TL

71 TL

49 TL

49 TL

79 TL

49 TL

39 TL

104

87 T

L

99 T

L

99 T

L

78 | ForLife | Haziran 2013

71 TL

TL


L

89 T

79 TL

99 TL

29 TL

29 TL

79 TL

79 TL

219 TL 69 TL 119 TL

2013 Haziran| ForLife | 79


A D O M Kayseri Park A.V.M.

Ayak k Çant abı 231 a 19 2 TL TL

L bı 103 T Ayakka TL 7 0 1 Çanta

L bı 279 T

Ayakka

Ayakk abı 14 9 TL Çanta 135 TL

Ay a Ça kkab nta ı 21 263 6T L TL

Ayakkabı 168 TL Çanta 176 TL

80 | ForLife | Haziran 2013

L

bı 230 T Ayakka TL 56 1 ta n a Ç


L bı 142 T

Ayakka

L bı 263 T Ayakka TL 4 4 r Keme

L bı 199 T Ayakka TL 4 4 r Keme

Ayak k Kem abı 249 er 44 TL TL

Ayak

kabı

135

TL

Ay a Ke kkab me r 4 ı 252 4T L TL

Ayak k Keme abı 199 T L r 44 T L 2013 Haziran| ForLife | 81


A D O M

Ugim Millet Caddesi

63 TL Kot Ceket L 2T Gömlek 3 L Etek 30 T TL Çanta 32

Elbi s Şapk e 49 TL a 22 TL

T-Shirt 39.90 TL Pantalon 49 Tl Çanta 45 TL

82 | ForLife | Haziran 2013


5 TL e 19 Abiy a 26 TL t Çan

Abiye 250 TL Çanta 60 TL

Abiye 250 TL Çanta 28 TL

2013 Haziran| ForLife | 83


s I L A is r e V

Evlerin vazgeçilmez mekânı mutfaklarda yaşamınızı kolaylaştıracak ve mutfağınıza renk katacak birbirinden güzel ürünler sizleri bekliyor. Takkunya The City Kahve Fincanı Seti, 39 TL

Arçelik K-3285 PI Gri Çay Makinesi, 249 TL

Arzum AR 723 Nihale Elektrikli Kablosuz Isıtıcı Altlık, 85 TL Bernardo Rosy Kahvaltı Takımı, 399 TL

Elta PO100 Lahmacun ve Pizza Taş Fırını, 100 TL

Pro Chef A705 Doğrama Tahtası, 99 TL

Schafer Shf 151 Çkb, 159 TL Severin Ez 7401 Dondurma Makinesi, 99 TL 84 | ForLife | Haziran 2013

AR322 Arzum Türk Kahvesi Robotu, 97 TL


King K-5016 Chef Elektrikli Izgara, 60 TL

Karaca Golf Ac253 Yağlık-TuzlukBiberlik Set, 19 TL Tefal Freemove, 399,90 TL

Karaca Crick Crack 10 Parça Silikon Muffin Seti, 29,90 TL

Blackline Buz Kovası Maşalı, 123 TL Aniva Tost ve Izgara Tavası, 99 TL

Esse Double S Profesyonel Narenciye Sıkacağı, 179 TL

Cats By Luyano Gece Seti /Su Seti, 25,90 TL

Bormioli Rocco Gelata Külah Desenli Dondurma Kâsesi, 15 TL

Sinbo SK-2394 Elektrikli Sebil, 72 TL 2013 Haziran| ForLife | 85


86 | ForLife | Haziran 2013


DÜĞÜN

GELENEKLERİNİN

Şaşırtıcı Hikâyeleri Yaşamın en özel ve güzel günü olan düğünlerde uygulanan birbirinden farklı gelenekler, ortaya çıkış tarihleri bilinmese de hemen hemen her gelin ile damadın ritüelleri arasında yer almaya devam ediyor.

Yüzükten ayakkabıya, çiçekten düğün merasimine kadar birçok geleneksel davranış yıllardır önemini kaybetmeden zengin fakir her kesimden ve ırktan insanın düğününde yerini alıyor. İşte evlenecek çiftlerin düğün öncesi olmazsa olmaz geleneksel uygulamaları: Yüzüğün sol el, 4. parmağa takılması Evlenmeye karar veren çiftlerin düğün öncesi ilk adımları yüzükle başlar. Sol elin 4. parmağına takılan yüzük, evliliğin nişanesi olarak kabul edilir. Yüzüğün bu parmakta sakladığı anlam ise oldukça anlamlı. Sol elimizden kalbimize direk giden tek damarın sevgimizi sembolize eden bu parmaktan geçiyor olması, yüzüğün asırlardır bu parmakla özdeşleşmesine neden olur. Sizlerde aşkınızı kalbinizde yaşatmak istiyor ve bunu da vurgulamak istiyorsanız en güzel sembolü budur diyebiliriz. Gelinliklerin beyaza bürünmesi Gelinlik deyince akla gelen ilk renk beyazdır. Tabiatta binbir çeşit renk bulunurken asırlardır beyazda karar kılınması, gelinliklerin özel ve masum bir anlamı olduğuna işaret ediyor. Romalılar döneminden itibaren saflığı sembolize ettiğine inanılan beyaz renk, düğünlerin gözdesi gelinleri alımlı ve masum bir görünüme kavuşturuyor. Düğün pastasının gizemi Kimi zaman tek, kimi zamanda birçok kata sahip düğün pastaları, beyaza bürünen yapısı ile sade ama çarpıcı bir görünümü içinde barındırıyor. Bütün düğünlerin vazgeçilmezi düğün pastası, her toplumda verimliliğin ve şansın sembolü olarak kabul ediliyor. Eski zamanlarda gelinin başında bereketin sembolü olarak ekmek kırılıp şans getirsin diye

çevresindekilere dağıtılırken, günümüzde ekmek daha estetik bir görünüme dönüştürülerek bir nevi gelinliği andıran bir pasta halini almış durumda. Gelin Buketinin Havaya Atılması Düğün bitiminin sonunda gelin ile damat ayrılırken gözler daha çok gelinin üzerindedir. Evlenmeye istekli genç kızları gelin çiçeğinin kime nasip olacağı heyecanı sarar. Gelinin arkasını dönüp yapacağı hamle tatlı bir merak uyandırır genç kızlarda. Çiçeğin havalanması ile birlikte ellerde havada dalgalanır. Çiçek buketini yakalayan kişi şanslı ilan edilerek yakın zamanda onun da evleneceği söylenir. Damadın Gelini Öpmesi Gelin ile damadın davetliler ve nikâh memuru önünde resmi olarak evlendiklerini ilan etmesi ile damadın gelinin alnına dokundurduğu buse de düğün gelenekleri arasında ayrı bir yere sahip. Eski zamanlarda yani nikâh memuru yok iken evlilik anlaşmasının mührü olarak kabul edilir iken bu buse, günümüzde anlamı pek bilinmese de gelinin ruhundan bir parçanın damada, damadın ruhundan bir parçanın da geline geçtiğini temsil ediyor. Nikâhta ayak basma merasimi Gelin ile damat nikâh memuruna evet der demez bir telaş içerisine girer. Evlilikte egemenliği temsil eden ayak basma merasimi Antik Roma dönemine kadar dayanır. Gelin damadın ayağını bulup ilk hamleyi yapmayı başarabilirse kendini büyük bir gücün sahibi olarak görür. Ayağa ilk basan taraf evde kendi hükmünün geçeceğine inanır ama genelde öyle olmaz nedense. 2013 Haziran| ForLife | 87


Çocuklarda

KRUP SENDROMU Genellikle 1-6 yaş grubundaki çocukları etkisi altına alan Krup Hastalığı’nın neden olduğu tehlikenin farkında mısınız?

Tedavi edilmediğinde alt solunum yollarında ciddi derecede rahatsızlığa yol açan Krup Hastalığı, üst solunum yolarının daralması ve tıkanması sonucu ortaya çıkıyor. Hastalığın ana etkenini ise bakteri ve virüsler oluşturuyor. Krup Sendromu sonucu gırtlak ve ses telleri kızarıp şişerken nefes almakta da zorluk yaşanıyor. Krup’un Ortaya Çıkışı Kış ve ilkbahar aylarında ortaya çıkan Krup, soğuk algınlığına neden olan virüsler tarafından üst solunum yollarında enfeksiyon oluşması ile ortaya çıkıyor. Ateş ve burun akıntısı gibi gribal enfeksiyonla etkisini göstermeye başlayan hastalığı genelde havlar tarzda öksürük, ses kısıklığı, nefes darlığı, boğaz ağrısı 88 | ForLife | Haziran 2013

takip ediyor. Halsizlik, iştah kaybı ve yutkunmada da güçlük yaratan Krup’un ortaya çıktığı ilk evrelerde gerekli tedavi uygulanmazsa hastalık alt solunum yollarını da etkisi altına alıyor. Krup’a neden olan virüs, taşıdığı bulaşıcı özellik ile dikkat çekiyor. Krup virüsü genellikle hasta olan kişinin öksürmesi, hapşırması veya temasla bulaşarak etkisini başka kişiler üzerinde de devam ettiriyor. Tedavisi 5-6 gün gibi iyileşme dönemi olan Krup, gerekli tedavi uygulanmaz, ihmal edilirse iyileşme süreci uzayabiliyor. İlerleyen safhalarda hastanede tedavi edilme aşamasına geçiliyor. Tedavi olarak da daha çok soğuk buhar uygulaması, bol sıvı tüketimi ve ilaçlar kullanılıyor. Soğuk

buhar uygulaması ve kortizonlu ilaç kullanılması hava yolarındaki ödemin azaltılmasına yardımcı oluyor. Hastanın öksürüğü arttığında açık havaya çıkartılması, yağmurlu havayı teneffüs etmesi nefes almasını kolaylaştırıyor. Krup’a Karşı Koruma Kalkanı Krup bulaşıcı bir hastalık olduğu için çocuğunuzu gribal enfeksiyona sahip kişilerden uzak tutmaya özen gösterin. Bulunduğunuz ortamları düzenli aralıklarla dezenfekte edin. Çocuğunuzun ellerini sık sık yıkamasını sağlayın. Krup’a yakalanan kişinin bu rahatsızlığı dikkat edilmezse tekrar edebiliyor. 5 yaşından sonraki çocuklarda ise bağışıklık sisteminin güçlenmesinden dolayı bu hastalık daha az seyrediyor.


1.900

359

299

EPİKA

329

79 )

online magaza

www.tipistipis.com.tr

269 (0352)

237 44 04

Kösk Mah. Mustafa Simsek Cad. 70 /D Melikgazi - KAYSERi 2013 Haziran| ForLife | 89


Dünyaya

Merhaba

“Gülümse”tin

Derken Röportaj: Ayşegül Korkut

Fotoğraf çekmeyi meslek olarak yapmaya nasıl karar verdiniz? Çok yakın bir arkadaşım olan uluslararası fotoğrafçı unvanına sahip Nuri Çorbacıoğlu’nun tavsiyesi üzerine bu mesleği yapmaya karar verdim. Üniversite hayatımda hobi olarak fotoğrafçılığa devam eden bir insandım. Çekim yapıyorduk ama bunu profesyonel anlamda yapmak, branş seçmek anlamında olmamıştı. Nuri Çorbacıoğlu ile çalıştığımız dönemlerde bana ‘Bu işi ancak sen yaparsın’ dedi. Onun desteği ile başladım. Yaşamın en önemli günü olan doğum anlarını karelemeye nasıl karar verdiniz? İlk duyduğumda çok garip karşılamıştım. Bundan bir on yıl öncesiydi. ‘Nasıl yani?’ gibi düşünüyordum. İşin içine girince gerçekten çok güzel olduğunu fark ettim. Özellikle ailelerin en güzel, en özel anlarında yanlarında olabilmek çok ayrı bir şey. Yani sadece mutlu anlarında 90 | ForLife | Haziran 2013

Sizlerde bebeğinizin dünyaya gözünü açtığı bu özel anı kareleyerek ona en güzel hediyeyi armağan etmek istiyor ve merak ettiğiniz sorulara cevap arıyorsunuz Doğum Fotoğrafçısı Zeynep Aksın ile Kayseripark Alışveriş Merkezi’ndeki bebek fotoğrafları sergisinde gerçekleştirdiğimiz röportajımızı inceleyebilirsiniz.

bulunduğunuz bir durum söz konusu ve öyle olduğu zaman “Neden olmasın böyle bir iş?” dedim. En duygusal, en özel anı paylaşmak, karelemek birçok anlamda daha özeldi benim için. Çekimleri yaparken neler hissediyorsunuz? Bu işi ilk yaptığım zamanlar bende ağlıyordum anneyle beraber. Anne doğumdan çıktığı zaman annenin o sancılı halini gören annesi, eşi ağlıyordu ve onları görünce ben de dayanamıyordum. Bunları yaşamak bile çok farklı bir şey gerçekten. İllaki devam ediyorsunuz, artık eskisi kadar etki olmuyor diye düşünüyorsunuz. Aslında o heyecan hiç bir zaman bitmiyor. Her doğum anında farklı bir heyecan oluyor. Yeri geliyor ben doğum anında fotoğraf çekmek yerine gerginlik olmasın diye makineyi bırakıp anı takip ediyorum. Normal doğum olsun, sezaryen olsun doğumda annelerimize her konuda destek olmaya çalışıyorum.


Yaşamın en özel ve güzel günlerinden biri olan doğum anlarını ölümsüzlüğe kavuşturmak, doğum fotoğrafçılarının usta kareleri sayesinde mümkün.


Sezaryenle genelde doğum saati bellidir ama normal doğumda öyle olmuyor. Aynen öyle saat hiç belli olmuyor ve ben artık özel hayatımdan zaman ayırıyorum. Daha bir hafta öncesine kadar normal doğum için gittim hastaneye. Sabah doğum var dendi ama akşam gerçekleşti doğum. Bu şekilde ama yetişme konusunda da çekim konusunda da sorun olmuyor. İkisi de birbirinden heyecanlı.

Doğuma annenin yakınlarını bile içeri almazlarken sizi alıyorlar. Bunu nasıl karşılıyorsunuz? Biraz kıskançlık verici bir durum oluyor aileler açısından(Gülüşmeler). Biz göremeyeceğiz, siz göreceksiniz diye. Ama ben hep onu telafi etmeye çalışıyorum. Özellikle yakınların odaya girmesi anneye destek olma açısından oldukça önemli. Annenin yanında olduğum süre içerisinde o desteği elimden geldiği kadar vermeye ve anneye yardımcı olmaya çalışıyorum. Genelde çok olumlu tepkiler alıyorum. Bu da benim için çok güzel bir şey. Aileler bunun için de bana ayrıca teşekkür ediyorlar. Çok ayrı bir yere sahip olduğumu söylüyorlar. Bu da ayrı bir mutluluk veriyor bana. Çekim yapacağınız hastane fotoğraf çekimini nasıl karşılıyor? Hastaneden izin alma durumu oluyor mu? Yani biraz arz talep meselesine göre oluyor. Hastanenin yönetimi ile alakalı bir süreç. Tıbbi anlamda bir sorun olmadığı sürece hastane de fotoğraf çekimine destek veriyor. Hemşiresinden doktoruna kadar karşılıklı bir iletişim söz konusu. O anda onlara destek personel gibi yardımcı olabiliyorum. Onlar da bana fotoğraf çekiminde poz verdirme konusunda olsun, mekânı açma konusunda olsun oldukça yardımcı oluyorlar. Çok da güzel oluyor. Ama hala çok yaygın değil tabi. Birçok hastanede bu tercih edilmiyor. Yavaş yavaş insanlar tanıdıkça olumlu karşılıyorlar. Çekim öncesi nasıl bir süreç izleniyor? Bu biraz ailenin tercihine bağlı. Doğum fotoğraflarını bir konsept yaptığımız zaman hastane içerisinde bir çalışma oluyor. Ama eğer konsept çekim isterlerse annenin hami92 | ForLife | Haziran 2013

lelik döneminden başlayıp doğum sürecine kadar gidebiliyor. Çok heyecanlı ve güzel bir süreç oluyor açıkçası. Çünkü anneyle ben bebeği görmeden hamilelik döneminde tanışıyorum. Bir anlamda bir arkadaşlık oluyor. Benim çok fazla arkadaşım var doğum fotoğraflarından tanıştığım ve bu arkadaşlığı devam ettirdiğim. Tercihe göre yine doğum sonrası, bebeğin 1 yaşına kadar fotoğraf çekimine devam edilebiliyor. Doğumun sezaryen veya normal doğum olması çekimi etkiliyor mu? Aslında hiç etkilemiyor. Etkiliyor gibi görünüyor ama normal doğumda daha güzel şeyler yakalayabiliyorum. Benim için daha gerçekçi olan bir şey normal doğum olması. Süreç olarak da doğuma bebeğin doğum gününe göre yetişiyorum. Gece de olsa zaten doğumlara gidiyorum.

Her fotoğrafın ayrı bir konsepti oluyor. Bunları nasıl belirliyorsunuz? Aile konsepti dediğimiz, her ailenin ayrı bir hikâyesinin olması gibi. Aile ile nasıl tanışırsak o şekilde devam ediyor konseptte. İsteğe göre doğum öncesi süreçte başlarsak, aileyle ona göre devam ediyoruz ya da bebeğin özel bir aksesuarı varsa onu kullanabiliyoruz. Her aileye, her bebeğe göre de konsept farklı oluyor. Her bebek aynı pozu vermiyor. Duruşlar farklı oluyor. Onlar nasıl yaparlarsa bende ona uyum sağlamaya çalışıyorum. Çekimler ne kadar sürüyor? Doğum süreci olarak düşünürsek; doğum öncesinde, hastanede ve sonrasında dediğimiz zaman 3 ayı buluyor. Çekim günü olarak da 3-4 gün süren bir şey. Ama konsepti bebek diye ayırt ettiğimiz zaman bir poz için 2-3 saat uğraşabiliyoruz. Çünkü bahsettiğimiz şeyler iki haftalık bebekler. Uyku düzeni biraz uzun oluyor diye daha çok o süreçte takip ediyoruz. Ama bebek durmayabiliyor, uyumayabiliyor, çişini yapıyor derken fotoğraf çekimi 2-3 saati alıyor. Doğum fotoğrafçılığının ne gibi bir zorluğu olduğunu düşünüyorsunuz? Çok zorluyor. Yani süreç anlamında zamanınız çok fazla olmuyor. Her an çekime gidebilirsiniz, böyle bir durum söz konusu.


Zorluk olarak bence çok ince bir çizgide çalışıyorsunuz. Çünkü her şeyden önce hastanede ve ameliyathanede çalışıyorsunuz. Olumlu ve olumsuz anlamda her şeyle karşılaşabilirsiniz. Küçük bir hata her şeye mal olabilir gerçekten. Şimdiye kadar böyle bir şeye denk gelmedim Bir de doğum dediğiniz şeyin zamanı belli değil. Aile acil doğuma gidecek olabiliyor, sancı olabiliyor ve sizde o yetişme durumunda o özel anı kaçırdığınız için tepki alabiliyorsunuz. Bu çok büyük bir risk. Doğum fotoğraflarını eğer yanlışlıkla silerseniz bu çok çok daha büyük bir risk. Geri dönüşü olmayan bir şey. Tekrarlanamayan bir şey. Düğün fotoğrafı gibi de değil. Giyinirsiniz, hazırlanırsınız fotoğraflar tekrar çekilir ama anne bebeği geri alır gibi bir durum söz konusu değil. (Gülüşmeler) Doğumda tek şansınız var ve o fotoğrafa yetişmek zorundasınız. Bu açıdan gerçekten zor yani bu duruma psikolojik olarak hazır olmak da zor. İlginç bir anınızı paylaşmak ister misiniz? İlginç değil de belki duygusal olabilir. Ben uzaktan bir yakınımın doğumuna girecektim. Ve anne çok panikti. İkinci bebeği olacaktı. Bebek doğdu ama hiçbir şekilde ağlamıyordu. Ve çok gergin bir andı. Ben hemen ameliyathaneden çıkıp personel çağırdım, personel desteği almak için. Ve oradan anında uzaklaştım, dışarda bekliyordum. Bebeğe hemen müdahale ettiler. Solunum desteği geldi. Baba da kapıda bekliyordu, çok heyecanlı bir şekilde ve annenin panik olduğunu da biliyordu. Daha sonra bebeği hemen çıkarıp geçirdik, annenin gelmesinde de ben çekim yapacaktım. Bebek yoğun bakıma alındığı için çekim yapamadık ama annenin gelişini çekelim dedik. Ve orada sürekli baba, anne gelene kadar ‘ben ne yapacağım, ben nasıl söyleyeceğim?’ diye üzülüyordu. Çok üzgün durumdaydı. Ve kapıdan anne çıkar çıkmaz sadece ’bebeğim nasıl’ diye babaya sordu. Gözüne bakamadan iyi, gayet iyi dedi. Anne karşıdan çok emin bir cevap almak istiyordu. Anne ve ben konuşamayacak derecedeydik ve çok kötüydüm. Benim için zor bir andı. En çok bu anlar zor oluyor.

Fotoğrafların ne kadar değerli olduğunu anlatmayı çok istedim insanlara. Her şeyi alıyorsunuz, her şeyi yapıyorsunuz ve fotoğraf çektirdiğiniz zaman gerçekten onun değerine paha biçemezsiniz. Çocukluğunuza, o güzel anılarınıza geri dönemezsiniz. O açıdan fotoğraf gerçekten benim için çok farklı bir yer etmiş durumda meslek hayatımda. Ve insanlara söyleyeceğim şeyler de bunlardan ibaret.

“BENİM İÇİN FOTOĞRAF PAHA BİÇİLEMEZ BİR DEĞER” Kendi üniversite hayatımda açtığım resim sergilerinin haricinde bebek sergisi fotoğrafı daha farklı oldu benim için. Çünkü burada yaptığınız çalışmalar bir aileye ait. Bir sürü bebeğin ailesinden oluşan bir şey. O açıdan çok özel. İnsanlara tanıtmak açısından da benim için çok özel bir sergi. Fotoğrafların ne kadar değerli olduğunu anlatmayı çok istedim insanlara. Her şeyi alıyorsunuz, her şeyi yapıyorsunuz ve fotoğraf çektirdiğiniz zaman gerçekten onun değerine paha biçemezsiniz. Çocukluğunuza, o güzel anılarınıza geri dönemezsiniz. O açıdan fotoğraf gerçekten benim için çok farklı bir yer etmiş durumda meslek hayatımda. Ve insanlara söyleyeceğim şeyler de bunlardan ibaret. Fotoğrafın ne kadar değerli olduğunu bilmeleri lazım. Günümüz çağında teknoloji çok ileride, herkesin elinde kamera var, evet ama layıkıyla bir anı çekmedikleri sürece o kadar değer söz konusu olmuyor. Ama bu olayları dışardan üçüncü kişiye çektirdiğiniz zaman onun değeri çok daha farklı. Benim için de fotoğraf paha biçilemez değerde. 2013 Haziran| ForLife | 93


BÜYÜK BEDENDE Basenleri ile başı dertte olanlar, yapacağınız doğru giyinme tercihi ile basenlerinizdeki fazlalıkları gizlemeniz mümkün. Bunun için basen bölgenizi ortaya çıkaracak dar kıyafetler yerine bol, dökümlü giysiler tercih etmeniz size bu konuda yardımcı olacaktır. Pantolon olarak da ütü izi olan koyu renkli kot giymeye özen gösterin. Giydiğiniz kıyafetlerin üst bölgesinde takı ya da hafif dekolte ile hareketlenme yaratarak dikkatleri diğer bölgelere dağıtın.

bpc Select ion Elbise, 69.99 TL

Genel anlamda kilolu olanlar, v yakalı, hafif dökümlü kumaşlardan yapılan giysiler bedeninizdeki fazlalıkları kapatmanıza yardımcı olacaktır. Cekette de bedeninizi sıkmayan, rahat bırakan modelleri seçmelisiniz. Kısa bir ceket giyecekseniz ütü izli düz kesim bir pantolon ile, uzun bir ceket giyiyorsanız diz altı ya da diz hizasında bir etekle kıyafetinizi tamamlamalısınız. Takımınızı oluşturan giysilerin de aynı renklerden oluşmasına dikkat etmelisiniz. Desenli kıyafetlerde de büyük desenlerden kaçınmalısınız. Bunun yanında vücudu-

6XL

nuzun üst kısmı daha geniş ise bir yelek yardımı ile daha orantılı ve ince görünmeniz mümkün. Göbeğinizde kilo problemi yaşıyorsanız göğüsten basene doğru, göbeği sarmayan kuplu elbise ve bluzler tercih etmelisiniz. Kalın bir bele sahipseniz de kesinlikle kemer kullanmayın. Takıda ise, büyük modeller tercih etmelisiniz. Geniş bir boyuna sahipseniz uzun zincirli kolyeler kullanmalısınız. Bileklikte ise ince yerine kalın ve taşlı olanları seçmelisiniz. Yüzük tercihiniz de gösterişli, taşlı modellerden yana olmalı. Yaz aylarında dengeli bir görünüm elde etmek için de geniş kenarlı yuvarlak bir şapka kullanabilirsiniz. Ayakkabı tercihiniz, hafif de olsa topukludan yana olmalı. Düz taban ayakkabılardan uzak durmanız gerektiğini de unutmayın. Giyeceğiniz yüksek topuklu, açık kesimli ayakkabılar inceltici bir görünüm yaratacaktır.

TüYO

Renk seçimi, kiloları ile başı dertte olanların dikkat etmesi gereken noktalardan biri. Kilolu kişilerin her ne kadar koyu renkleri tercih etmesi gerektiği söylense de doğru kombinlerle açık renkler giyebileceğinizi unutmayın. Siyah, lacivert, kahverengi gibi renklerin fazlalıkları kamufle ettiği bir gerçek. Ancak vücudu bölmeden aynı tonlarda kıyafetler giydiğiniz zamanda açık, canlı renkler kullanmanız mümkün. Çizgili bir kıyafet giyecekseniz de yatay yerine dikey çizgiler olmasına önem verin. Çünkü yatay çizgiler kilolu gösterirken dikey çizgiler daha ince bir görünüm sergilemenize yardımcı olur. Bikini/Mayo söz konusu olduğunda ise daha dikkatli olmalısınız. Mayo veya bikini alırken normal bedeninizden bir beden büyük olmasına dikkat etmelisiniz. Tercihinizin tek parça halinde, göbek kısmını mayolardan yana kullanmanız daha hoş bir görünüm elde etmenizi sağlayacaktır. Bikini giymekte kararlı iseniz de yüksek kesimli, likralı, toparlayıcı modelleri seçmeye özen gösterin.

Tomm y Hilfig e Ayakk abı, 29 r 9 TL

you Design Har fli Monogram Nar Çiçeği Deri Bile klik, 184 TL 94 | ForLife | Haziran 2013

ızı Kırm Brant 75 TL , Çanta

Renk


Kilolarınız yüzünden nasıl giyineceğinize bir türlü karar veremiyor ve aynanın karşısına geçtiğinizde içinizi bir hüzün kaplıyorsa yüzünüzü güldürecek giyinme önerilerimizi dikkate almanızda fayda var.

2013 Haziran| ForLife | 95


a t hat n kali

Tarihi Fenerbahçe Kulübü, kuruluşunu gayri resmi olarak 1899 yılında gerçekleştirmiş, ne var ki iki kez kapatılmaları nedeni ile faaliyetlerine ancak resmi kuruluş yılları olan 1907 yılında geçebilmiştir. Futbol tarihinde birçok başarıya imza atan kulübün beş renkten oluşan rozetinde Fenerbahçe Spor Kulübü 1907 yazısını taşıyan beyaz çerçeve temizlik ve açık yürekliliğin, kırmızı ton sevgi ve bağl��lığın ifadesi olup bayrağımızı sembolize ederken ortada bulunan sarı lacivert kalp şeklindeki sarı Fenerbahçe’ye duyulan gıpta ve kıskançlığı, lacivert ise soyluluğu tasvir eder. Bu iki renk arasından yükselen palamut dalı ise, Fenerbahçe’nin kudret ve kuvvetinin ifadesi olarak kabul edilir. Türkiye tarihinde 91 kez en çok resmi lig ve kupa şampiyonu olan takım; 13 kez Süper Lig, 9 kez Türkiye Kupası gibi birçok ödülü kulübüne kazandırmıştır. Sarı lacivertli takımın stadyumu eski milletvekili, başbakan ve 16 yıl kulübün başkanlığını yapan Şükrü Saraçoğlu’nun ismini taşımaktadır.

96 | ForLife | Haziran 2013


B

İ P ERA

T O T Fİ

n tkide i b t i eş rce ç hastalığa e l n i b inde rı birçok s e y a pi s şifa tozla a r e t o Fit çılan a s a f etra n oluyor. ç de a ak hi tan m m r ş u e v ak d a u kul ata k

N A L I Y A Y N E

D R E L İTKİ

ŞİFA

n ir hay trolü en bu lıklı b şifa arark esi ve kon itkiğ a s y ıb de n tavsi r lerde ü baz yesin er sa cak bitki r hekimin lın. Çünk ında yara l m ü ğ n i a ı b A d e çöz l l . t ı deği ikka değil yor. ullan uzak bilgilerle rektiğini d olarak k a verebili rapi, e t o a n t d e i ü F duym olması g n bir büt rsi zarar migavi ttiren te a ise iyon söz e lıkları ted dar nda rılmada m d ı t a a n l t l ı a k ş n ı l ba ans sık e ka asta irke rıştı ların alıkları, t tizer ay i beklenil ndan itkilerle h smi her n Taş Devk l ı ı l d a a t t as as es ma larda edilen b nılıyor. İ Yontma nıyor. an h alp h rı, ro verm aman şi ya ul lla a bul lukları, k astalıkla algınlığı f i ş Son z larak kab olarak ku da geçmi yıllara da ise e h k ı k il a i o i bozu yolu soğu lıklar rapi tıbbi ir yöntem ni kazıns .Ö. 5 binl api terim an tıp itote dolaşımı solunum usuzluk, ezi hasta F e d r b M k b e y n n e a v it uy eden ara yeni yor. Yani len Fitot erc tarafı iler ren, k mleri, cilt klukları, ek ve tiro l ı tk al ge r u e l b z b ö o hafız adar uzan nlamına Henri Lec tulmuş bi ümüzde o b b r , t p n a u r k n ormo iyabe ri’ne rle tedavi sız dokto veya kur luyor. Gü önelmiş ma, h ızlıkları, d n e e o y l a z i r a a s ozu i olan şif i ’ye r. T ıBitk ılında F rahat . iyagn vi yöntem dı verilen dırılı stalıklara Fitoterap ak gibi k y D n 9 a r z 3 z o ö a a G a ka 19 pr ha rgeliy ir ted nozu vide düny ndan ve ya likte asına mate Teda gulanan b öz Diyag ris yapısı oludüny api ile bir larak tüm ök, soğan yan ana rapi e l i i G i r o te k ğla ri uy hisi ahip zün erap k Fitote layıcı tıp in çiçek, ni sa e Fito Fitot lardan be alığın teş temde gö diliyor. S zanılr mesi nümüzd le alınara ir m e ş l a i t e e ğ n l s k t a m k ö t k i a e y ı a ta Bi çe Gü ib sp i İlk ç api’de h ltında celer ıyor. n ger mda. or. Bu nduğu te onradan m or. Tespit y r ı l e ı t p o duru ı tedavini ımıza çık lim dalı a uyor. Ön anılır u t s y a l i i l y o a F i s e b p l k i n i r ll rş b an nile mi sah ı yo sımla olarak ka kognozi r tedavi su mamı ku ılıyor. yönte hastalığa ğuştan m inde öğre ı tarafınd rada a i ta ır r b t m e s n u r ş n l o r i e a ı i l i a B d r l g ç y a i . i F m y a y n i a s uz han yor ığın ılığın güve lmes ısmı or. astal iyagnozu itoterapi e başlanı rışımların sı h n Eczac ağlıklı ve lığa iyi ge gelecek k a azaltıy a F D a a n iy e s a i nd isel k a Göz tedav a gör rlanm daha n bir hast sadece iy ciddi ora dığı d hastalığ rışım ile ta ise bitk dan hazı i i e n n i i d a n k ın a k bitk ünümüz an etkis yapıl bitkisel ereken no anı taraf rın y g m n din asal ilaçla ümg z e i E l u i s iken bitkilerin r a i e e p d v m a Ve nm imy t edil itoter lara zama lan k Bu da dikka kak bir F stalık n kullanı ek çoğu n doğal a H k ıla irm i ile e ararke muha iği. a ind n yay erap t Fitot ıklara çar rarı en az bitkilerde gerek a l e Hasta verdiği z oterapi il it da vücu mazken F l o n ü k 2013 Haziran| ForLife | 97


E L İ t balu

a r a K N a c z Ö Her biri ayrı bir umut olan çocuklarımızın aydınlık birer birey olmasına bir ışık da siz olmak istiyorsanız işçi olarak sömürülmelerine duyarsız kalmayın! Çocuklarımızın tozpembe hayallerinin, düşler sokağındaki umutlarının gerçeğe dönüşmesi adına toplumumuzun kanayan yarası çocuk işçiler ile ilgili önemli birçok çalışması bulunan yazar Özcan Karabulut bu konu hakkında merak ettiğimiz sorularımızı cevaplandırdı. 98 | ForLife | Haziran 2013

ut

l Kork

yşegü

taj: A Röpor

Öncelikle çocuk işçiliği ile ilgili çalışmalarınızdan çok kısa bahsedebilir misiniz? Sizi bu konuyla ilgilenmeye, duyarlı olmaya yönelten faktör nedir? Yirmi beş yılı aşkın bir süredir çalıştığım TÜRK-İŞ, çocuk işçiliğiyle mücadele programlarına katılınca bu alanla ilgili uzman olarak ben görevlendirildim. 1993 yılında kısa adıyla IPEC diye bilinen, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün Çocuk İşçiliğinin Sona Erdirilmesi Programı başladı ve ben bu program çerçevesinde,1993 yılından bu yana çocuk işçiliğinin sona erdirilmesi projelerinde çalışıyorum. Bugüne kadar sanayide, tarımda ve sokakta çalışan çocuklarla ilgili pek çok projeyi Türkiye’nin çeşitli illerinde hayata geçirdik. Bu projeler başlangıçta duyarlılık artırma diyebileceğimiz projelerdi. Sendikalarımızın çocuklara, çocuk işçilere sahip çıkması amaçlanıyordu ki, kısa sürede konfederasyonumuza bağlı sendikalar çocuk işçilere yönelik projeler ve çeşitli faaliyetler gerçekleştirdiler. Çocuk işçiliğinde yaptığımız bir başka projeyle, ülke düzeyinde ulusal çalışan çocuklar komitesini ve bölge eylem komitelerini oluşturduk. Amacımız, çocuk işçilerin sorunlarını komiteler kanalıyla bölgesel ve ulusal düzeyde gündeme taşımaktı. Çeşitli projelerle azımsanmayacak sayıda çocuk işçiyi eğitime kazandırdık, çalışan çocuklara destek merkezleri kurduk, çocuklara ve ailelerine sağlık hizmeti sunduk. Çocuk işçiliğiyle mücadeleyi çocuklara bir vefa borcu olarak gördüğümü söyleyebilirim. Benim çocuk işçiliğiyle ilgili yazdığım onlarca makale ve beş kitabım bulunuyor. Çocuk işçiliği kavramı hakkında kısa bir bilgi alabilir miyiz? Türkiye’nin de imzaladığı Birleşmiş Milletler’ in Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi’nin 1. Maddesine göre 18 yaşına kadar her insan çocuktur. Sözleşme; tüm çocukların eşit olduğunu, sağlıklı ve yeterli beslenme hakkına sahip olduklarını, eğitim ve oyun oynama hakları bulunduğunu, çocukların çalışmamaları, istismar edilmemelerini hükme bağlamaktadır. Asgari istihdam yaşını belirleyen 138 sayılı sözleşmeye göre, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından çocuk işgücü tanımında benimsenen yaş sınırı 15’tir. Bu yaşın altında olup, hayatını kazanmak veya aile bütçesine katkıda bulunmak amacıyla çalışan veya çalıştırılan çocuklara “çocuk işçi” ya da “ çalışan çocuk” adı verilmektedir.


r a l k u c o çi Ç

İş

Daha çok hangi yaş grubundaki çocuklar çalışma hayatında yer almak zorunda kalıyor? Geçmiş yılları ele aldığımızda çocuk işçi sayısındaki değişim ne yönde? Devlet İstatistik Enstitüsü’nün araştırmasına göre, Türkiye’de 6-14 yaş grubu çalışan çocukların yüzde 68’i aile bütçesine katkıda bulunmak, yüzde 6’sı iş öğrenmek ve meslek sahibi olmak, yüzde 4’ü kendi ihtiyaçlarını karşılamak, yüzde 1’i ise diğer nedenlerle çalışmaktadırlar. Eğitim kurumlarına olan güvensizlik de çocukların çalışmalarında önemli bir faktör olarak dikkat çekmektedir. 6-14 yaş grubundaki çocukların yüzde 27’si okula ilgi duymaması, öğretmenleriyle iyi geçinememesi, yüzde 15’i okul masraflarının çok yüksek olması, yüzde 11’i ailesinin izin vermemesi, yüzde 9’u ev işlerinde ailesine yardımcı olması, yüzde 4’ü uygun okulun olmaması nedenleriyle okula gitmemekte veya okulu yarıda bırakmaktadırlar. Uygulanmakta olan sosyo-ekonomik politikalar sonucunda her gün daha fazla çocuk çalışma yaşamına katılmakta, başta İstanbul olmak üzere büyük kentlerde sokakta yaşayan, sokakta çalışan çocuk sayısı artmaktadır. Ülkemizdeki yedi bölgeyi ele alacak olursak hangi şehirlerimizde çocuk işçi sayısı daha fazla yer kaplıyor? Çocuk işçiliğin türleri olarak; sanayide, sokakta ve tarımda çalışma olmak üzere üç tür şeklinde görülebilir. Büyük şehirlerin sanayi sitelerinde ya da bölgelerinde azalmakla birlikte çocuk işçilere rastlanılmakta. Bugün hala aileleriyle fındık toplamaya, tarımsal alanlara giden binlerce çocuk var. Sokakta çalışma ise en tehlikeli olanı. Sokakta çalışan çocuklara başta İstanbul, İzmir, Ankara, Adana, Bursa olmak üzere Diyarbakır gibi göç alan şehirlerde sıklıkla rastlanılmaktadır. Çocukları akranları ile oyun oynamak yerine sokaklarda, fabrikalarda çalışmaya iten ana faktörün ne olduğunu düşünüyorsunuz? Çocuk işçiliği nedenleri, sonuçları ve çözüm yollarıyla çok boyutlu bir sorun. Uygulanan sosyal politikalarla, ülkenin sosyo-ekonomik,

ulut

siyasal sorunlarıyla yakından ilgili Y bir sorun. Çocuk işçiliği söz konusu olduğunda pek çok sorun sıralanır sıralanmasına. Ücretlerden gelir dağılımına, zorunlu göçten sosyal güvenlik kapsamındaki nüfusa, eğitimden sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesine kadar pek çok sorun çocukların çalışmasına neden teşkil ediyor.

zcan azar Ö

Karab

Ülkemizde on beş milyon civarında insan yoksulluk ya da açlık sınırının altında yaşıyor. Böyle olumsuz bir tabloda çocuklar çok erken yaşlarda çalışmaya zorlanıyorlar ve kendilerinden ekmek getirmeleri bekleniyor. Çalıştırılmak suretiyle çocukların sağlıklı büyüme, oyun oynama ve eğitim hakları ellerinden alınıyor. Burada 2013 Haziran| ForLife | 99


Yasal düzenlemeler çocukların haklarını korumaya yeterli mi? Çocuk işçiliğin önüne geçmek mümkün mü? Birtakım sözleşmeler, yönetmelikler, genelgeler var ama bunlar çocukları korumaya yeterli değil. Türkiye’de yaygın bir yoksulluk var. Ailelerin çocukların getirdikleri paraya acilen ihtiyaçları var. Bu gelirin nereden, nasıl, hangi koşullarda geldiği artık gitgide önemini yitiriyor. Çocukların gelirine olan ihtiyaç, aileleri çocukların yaşadıkları istismar biçimlerine karşı duyarsızlaştırıyor. Para sokaktan da, tarımdan da, sanayiden de gelebilir. Son yıllarda büyük ölçüde sokaktan geldiğini biliyoruz. Çocuk işçiliği sorunu, nedenleri itibariyle büyük ölçüde ekonomik. Geniş halk kesimleri lehine uygulanacak sosyal politikalarla sosyo-ekonomik göstergeler düzeltilmeden, iyileştirilmeden, ailelerin çocukların gelirine olan ihtiyacı ortadan kalkmaz. Yoksulluğun, ciddi bir yoksullaşmanın olduğu bir ülkede yasal düzenlemelerin, uygulanan projelerin bir çözüm olamayacağını söylemem gerekiyor. Ne şimdi, ne yakın, ne de uzak vadede.

eğitim hakları elinden alınmış çocuklarla toplumun da aslında intihar ettiğini vurgulamam gerekiyor: Çocuklar yarının, çok yakın bir geleceğin niteliksiz işgücünü oluşturuyor şimdiden. Ülkenin sadece çocuklarına değil, kendine, geleceğine de yaptığı kötülüklerden biridir bu. Siyaset adamları çoğu zaman genç nüfusumuzla övünür. Nitelikli birey olmaları engellenmiş çocuk-genç nüfusumuzla övünmemiz boş bir avuntudan başka bir şey değil. Kiralık çocuk işçiler, emekleri sömürülen çocuklar, sokakları dolduran ve cinsel istismara uğrayan çocuklar… Küçük yaşta çalışma hayatına atılmak zorunda olmak, çocukların yaşamını hangi yönlerden etkiliyor? Çocukların çalışmaları tam gün ya da okul dışı zamanlarda gerçekleşmektedir. Çalıştıkları sektörler ve çalışma şekilleri ne olursa olsun, çocuklar çalışma hayatının ortak risk ve tehlikeleriyle karşı karşıya kalmaktadırlar. Çalışılan ortam, yapılan işler çocukların yaşlarına uygun olmayıp, ruhsal ve fiziksel sağlıklarını tehdit etmektedir. Çocukların istismarı kendini şu şekillerde göstermektedir: Çocuklar çocukluklarını yaşayacakları, eğitim görecekleri yaşlarda bu haklarından yoksun kalmakta, bunun yanında ekonomik sömürü, kötü koşullarda çalışma nedeniyle sağlık sorunları yaşamaktadırlar. Çocuklar fiziksel ve cinsel istismara açık ortam ve koşullarda çalışmaktadırlar. Sokakta çalışan çocuklar zabıta ve polislerle sık sık karşı karşıya gelmekte, farklı 100 | ForLife | Haziran 2013

kişilerden fena muamele görmekte, sokak çetelerine girmekte, zararlı maddelere alışabilmektedirler. “Amida, Eğer Sana Gelemezsem” adlı kitabınızda da roman kahramanının çocuk işçilerle ilgili bir proje için Diyarbakır’a gitmesi ve orada üç pantolonu üst üste giyen bir çocuk işçi ile karşılaşmasından bahsetmiştiniz. Ülkemizde üç beş kuruş kazanmak için sokaklara düşen çocukların maruz kaldığı davranışlar hakkında neler söylemek istersiniz? Çocuk işçilikle ilgili hemen hemen her araştırma çocukların Güneydoğu’dan göç etmiş ailelerin çocukları olduğunu ortaya koyar, ama şiddet ortamından söz edemezsiniz. Bir tür oto-sansür söz konusudur. Adı konulmamış sansür de bunun içindir zaten. Kiralık çocuk işçiler, köle çocuk işçiler, fuhuş yaptırılan çocuk işçiler… Çocuk işçiler Türkiye’nin ve dünyanın önemli bir sorunu. Romanımda çocuk işçi Uğur üç pantolon giymektedir ve romanın ana karakterlerinden Arat’a “Amcalar pislik yapıyorlar,” diyor. Bir çocuk niçin üç pantolon giyer? Belli ki amcalar hep pislik yapıyorlardır da, her pisliklerinde zaman kazanmak için üç pantolon giyer. İşin kötüsü, ana babalar çocuklarına amcaların pislik yaptıklarını bilmelerine rağmen ses çıkarmamaktadırlar. Bir çocuğa, bir erkek çocuğa pislik yapıldığı bir ülkede hiç kimse rahat uyumamalıdır. Romanımdan ille de bir mesaj beklenirse, evet, hiç kimse rahat uyumamalı!

“SORUNLARA BÜTÜNCÜL BİR BİÇİMDE BAKILMASI GEREKİYOR” Çocuk işçiliğiyle mücadele etmek için uygulanmakta olan neo-liberal politikalardan, serbest piyasa politikalarından uzaklaşılması gerekiyor. Çocuk emeğinin ortadan kaldırılması ya da en aza indirilmesi kamu yararına uygulanacak sosyal politikalarla mümkün. Gelir dağılımının düzeltilmesi (adil ve dengeli olması), asgari ücretin, satın alma gücünün artırılması uygulanması gereken sosyal politikalar için birer araçtır. Yoksulluğu önleyen daha birçok araçtan söz edilebilir: Türkiye’nin en temel sorunlarından biri olan işsizliğin önlenmesi örneğin. Bunun için yatırımlara gereksinim var, iş olanaklarının artırılmasına. Gelir dağılımının adaletli olması yetmiyor; özgürlük, güvenlik, adalet ve refaha ulaşmada geliri bireylere, bölgelere adaletli ve dengeli biçimde dağıtmalısınız. Herkesi sosyal güvenlik şemsiyesi altına almalısınız. Aynı şekilde, vergi reformuna, vergi adaletine de gereksinim var. Kayıt dışı ekonominin kontrol altına alınması çok önemli. Eğitim ve sağlık hizmetlerinin parasız ve kaliteli olarak verilmesi hayati bir önem taşıyor. Yoksul ailelere düzenli olarak yardım yapılabilir. Sosyal hizmetlere önem verilmeli, daha çok yatırım yapılmalı. Eğitim, mesleki eğitim, istihdam bütünleşmesi bir diğer önemli alan. Güneydoğu bölgesinin kalkınması da çok önemli. Burada siyasal olan, sosyal politikanın alanına giriyor ister istemez. Zorunlu göçün önlenmesi için şiddet ortamına son vermek gerekiyor. Burada saydığım, sayamadığım sorunlara bütüncül bir biçimde bakılması gerekiyor.


2013 Haziran| ForLife | 101


zakdoğu U n a l ana o y n e t k i unuyor. l s e a d d a s a r a tan ve foru bir k n ı o l l k a e ğ o v D uzuru h , i l i t s n o dekorasy

102 | ForLife | Haziran 2013


Uzakdoğu dekorasyonunda temel alınan nokta sadelikten yana olan dengeli ve huzurlu bir atmosfer yaratmak. Uzakdoğu, mistik havasını sade ve minimalist stili ile mekânlarda hissettiriyor. Abartıdan ve gösterişten uzak yapısı ferah ve huzurlu bir ortam sağlıyor. Doğada var olan evrensel yaşam enerjisini, yaşadığınız mekânlarda harekete geçirmeye yardımcı bir dekorasyon tekniği olan Feng Shui’ye uygun sade ve rahatlatıcı bir tarzın etkisini Uzakdoğu mekânlarında hissetmeniz mümkün. Evrende var olan enerji sirkülasyonunun mekânlardaki dönüşümünü kesintisiz sağlamak adına az eşya ve az aksesuar kullanımına Uzakdoğu stilinde dikkat ediliyor. Kullanılan eşyaların ise ahşap gibi doğal malzemelerden yapılmasına önem veriliyor. Plastik malzemelerle yapılmış eşyaların yerine cam, seramik, kâğıt ve metal objelerin kullanılmasına dikkat ediliyor. Kâğıdın Uzakdoğu dekorasyonundaki yeri ayrı bir önem taşıyor. Kâğıt hem odaları bölmek için kullanılan duvarlarda hem de lamba, paravan ve çeşitli aksesuarlarda kullanılıyor. Kullanılmayan eşyalara mekânlarda yer verilmediği için de minimalist bir yapı dikkat çekiyor. Sizlerde ev ve iş yerleri-

nizde ferah bir ortam yaratmak istiyorsanız işe fazla işinize yaramayan objeleri kaldırarak başlayabilirsiniz. Duvar renklerinde ise mavi, yeşil, kahverengi, beyaz ve pastel gibi doğal tonlar kullanabilirsiniz. Oturma odası dekorasyonunuzda hareketlilik yaratmak istiyorsanız bunu mum ve bitkilerle yapabilirsiniz. Uzakdoğu’da mumların yarattığı mistik hava vazgeçilmezler arasında yer alıyor. Aydınlatma olarak yer abajurları ve tavandan sarkan mistik lambalar dikkat çekiyor. Oturma odalarının önemli yapıtaşı koltuklar ise rahat ve yere yakın bir yapıda olmasına özen gösteriliyor. Orta sehpası da ahşap ve alçak yapıda olurken perdelerde ise sade ve hafif kumaşlar yer alıyor. Yatak odanızda da Uzakdoğu etkisini yaratmak için odanızdaki fazla objeleri kaldırarak işe başlayabilirsiniz. Bunun için öncelikle yere yakın ahşap bir yatak kasası kullanın. Bunun yanında platformlu yataklar ve işlemeli mobilyalar da tercih edebilirsiniz. Mum ve çiçeklerin hareketli görünümünden de yararlanıp odanızı renklendirebilirsiniz. Perde ve yatak örtülerinde ise açık renk kumaşlar kullanılıyor. Enerjiyi yansıtarak uyku kalitesini bozduğu düşünülen ayna ise yatak odasında kullanılmayanlar arasında yer alıyor. 2013 Haziran| ForLife | 103


Doğanın Renk Sihirbazı

BUKALEMUN

lan an biri o or. d r a l ı l n ekiy en ca kat çek ları ile dikkat ç k i d k a r e tarz nı ola t hayva m ve beslenm e p e d z a ü Günüm nlar, farklı yaş u m bukale Bedensel Özellikleri 90-60-90 bir vücuda sahip olmasalar da bukalemunların vücut yapısı oldukça ilgi çekici. 360 derecelik görüş alanına sahip bu sevimli canlıların gözlerinden biri sağa bakarken, diğeri sola ya da aşağıya bakabiliyor. Avının uzaklığını keskin gözleri sayesinde hesap edebilen bukalemunlar, bedenlerinden daha büyük bir uzunluğa sahip olan yapışkan dilleri sayesinde avını anında midesine indirebiliyor. Sarı, yeşil, kırmızı, kahve ve siyah tonlarında olan derileri ise sabit kalmayıp renk değiştirebiliyor. Yavaş hareket etmeyi tercih eden bu canlılar, oldukça ürkek bir yapıya sahip olduklarından korktukları an renk değiştirerek farklı bir görünüme sahip olabiliyorlar. Güçlü ayakları sayesinde istediği yere tırmanan bu varlıklar, uzun kuyrukları sayesinde de bulundukları yere rahatça tutunabiliyorlar.

liyor. Ülkemizdeki yaşam alanını daha çok Akdeniz ve Ege Bölgesi oluşturuyor. Yalnız yaşamayı kendine ilke edinen bu canlılar, yanlarına kendi cinslerinden bir arkadaş verildiğinde strese girebiliyorlar. Ona evinizde bir yaşama ortamı sunacaksanız kafesinin camdan olmamasına dikkat edin. Çünkü cam kafesler onu strese sokabiliyor. Teraryum adı verilen ve sürüngenler için özel yapılan kafeslerin üst ve yan tarafların içeri sinek girebilecek şekildeki tellerle kaplı olmasına da özen gösterin. Çünkü bukalemununuz uzun dilleri sayesinde içeri giren sinekleri yiyerek mutluluğa erişecektir. Kafesinde tırmanıp üzerinde durabileceği ağaç dalları ve yeşilliklerin olması da ona huzur verecektir. Ayrıca kafesin ısı değerinin de 27 derecenin altına düşmemesine dikkat edin. Bunun için kızılötesi lambalar ve çeşitli ısıtıcılar kullanabilirsiniz.

Yaşam Alanları Sağlıklı koşullarda yaşatılan bukalemunların ömür süreleri 5 ile 7 yıl arasında değişebi-

Beslenme Reçetesi Yemekten zevk aldıkları hatta bayılarak yedikleri tek besin canlı böcek dersek yanlış

104 | ForLife | Haziran 2013

Birçok ırkı bulunan bukalemunlardan peçeli olanı ev ortamında bakılmaya daha uygun olarak biliniyor. Kurak ortamlardan çok nemli bölgeler bu canlıların daha rahat yaşam sürmesini sağlıyor.

olmaz. Günde en az 20 böcek yiyerek açlıkları yatışan bukalemunlar, doğada iken uzun dilleri sayesinde yakaladıkları sinekleri, böcekleri anında midelerine indirebiliyorlar. Ev ortamında da ona bu zevki tattırmak zorunda olduğunuzu unutmayın. Bunun yanında kurutulmuş karidesi de ek besin olarak verebilirsiniz. Bebekler için anne sütü ne ise bukalemunlar için de canlı böcek o derece önemli diyebiliriz. Bunu sağlamak için toprak bir kabın içerisine su, patates parçaları, pirinç ve bez parçası koyarak bir hafta kadar bekletin. Bu karışımın üzerinde oluşan böcek ve lavraları bukalemununuza servis edebilirsiniz. Örümcek, hamam böceği, sinek, çekirge gibi her türlü böcek türünü beslenme çantasında bulundursanız iyi olur. Yeteri kadar beslenmeyen bukalemunların açlığa yenik düşerek öleceğini aklınızdan çıkarmayın.


2013 Haziran| ForLife | 105


106 | ForLife | Haziran 2013


Aşka karşı duyulan beklentiler kişiden kişiye değişiklik gösterir. Peki, sizin aşk deyince aklınıza ilk gelen şey nedir?

1. Uzun zamandır beklediğiniz tatil gününe kavuştunuz. Bu günü nasıl değerlendirmeyi tercih ederdiniz? a. Bütün gün evde televizyonun karşısında bir şeyler atıştırarak b. Sevdiğinize mum ışığında bir akşam yemeği hazırlayarak c. Yeni yerler, yeni hobiler keşfederek 2. a. b. c.

En sevdiğiniz mevsim hangisi? Kış Sonbahar Yaz

3. Sevdiğiniz insanla birlikte eğlenmek için dışarı çıktığınızda mekân tercihiniz neresi olur? a. Kır bahçesi b. Sinema c. Gece Kulübü

4. Aşkınızı dile nasıl getirirsiniz? a. Sevdiğinizi her an, her dakika söyleyerek b. Kırmızı güllerle donatılı bir buket ve buse ile c. Televizyona çıkıp haykırarak

8. Sevgilinizde önem verdiğiniz şey nedir? a. Ses tonu b. Sanatsal faaliyetlere yatkınlığı c. Sürprizler yapması

5. Damak tadınıza en uygun içecek hangisi? a. Kahve b. Şarap c. Enerji içeceği

9. En çok neyin başınıza gelmesinden korkarsınız? a. Balkabağının arabaya dönüşmemesine b. Yağmurlu havada yürürken şemsiyenizin su geçirmesine c. Bungee Jumping yaparken halatınızın kopmasına

6. Evinizde hayvan besleyecek olsanız hangisini seçerdiniz? a. Balık b. Tavşan c. Hamster 7. a. b. c.

Hangi şehirde yaşamayı isterdiniz? Safranbolu Venedik Newyork

10. Uzun bir yolculuğa çıkarken yanınızdaki olmazsa olmazınız hangisi? a. Müzik ve kitap b. Sevdiğiniz kişilerden oluşan fotoğraf albümü c. Çantanızda saklayacağınız evcil hayvanınız

DEĞERLENDİRME A ŞIKKI ÇOĞUNLUKTAYSA aşk deyince aklınıza ilk huzur geliyor. Aşkta kavgasız, gürültüsüz bir yaşam arzuluyorsunuz. Bu kimi zaman mümkün olmasa da genel yapınız itibari ile heyecanın, maceranın ön planda olmadığı; normal boyutlarda olan bir aşk tam sizi yansıyor. Denizdeki dalga gibi hareketli değil de daha çok durağan bir ilişki olmalı sizin için. B ŞIKKI ÇOĞUNLUKTAYSA aşkta aradığınız en önemli şeyin romantizm olduğunu söyleyebiliriz. Aşk sizin için duygu yüklü bir kavram. Aşkınız için yerlere gül serpmek, mum ışığında baş başa vakit geçirmek, seviyorum kelimesini aşkla söylemek sizin için

çok önemli. Yeri geldiğinde Romeo gibi Julietiniz ile dans ederken yeri geldiğinde Mecnun gibi çöllere düşüp Leylanızın peşinden avare avare gidebilirsiniz. C ŞIKKI ÇOĞUNLUKTAYSA sizin için aşk bir tür macera. Gezip tozmak, aşkınızı doyasıya yaşamak sizin için çok önemli. Sevdiğiniz insanla birlikteyken televizyon izleyip, ele ele yürümek yerine birlikte adrenalin tutkunuzu artıracak faaliyetlerde bulunmak sizi daha çok memnun eder. Yağmurda şemsiye altında yürümek yerine ıslanmak, dans etmek size daha çok keyif verir. Eros’dan gelecek aşk oku sizi vurmadan siz oku havada yakalayacak cesarete ve hareketliliğe sahipsiniz.

2013 Haziran| ForLife | 107


a t hat n kali

Tarihi

En başarılı futbol kulüplerinden biri olan Galatasaray, tarihler 1905 yılını gösterdiğinde Ali Sami Yen ve arkadaşları tarafından Galatasaray Lisesi’nde kurulur. 1905 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nda bir dernekler yasası bulunmadığından, Galatasaray Spor Kulübü yasal olarak tescil edilme olanağını bulamaz. 1912 yılında Cemiyetler Kanunu çıkarıldıktan sonra, kulüp yasal bir kimlik kazanır. Galatasaray Spor Kulübü’nün ilk renkleri kırmızı/beyaz’ dır. Ancak, bayrağımızın renklerinden esinlenerek seçilen bu renkler, dönemin baskıcı yönetimi tarafından kuşkuyla karşılanıp futbolcular sıkı bir takibe alındığından sarı/kırmızı olmasına karar verilir. Galatasaray’ın ilk amblemi ise ağzında futbol topu olan kanatları gerili bir kartaldır. Ancak, kartal adı benimsenmeyince, sonraları Galatasaray’ın şimdiki amblemi olan iç içe geçmiş “G” ve “S” harfleri benimsenir. Kulüp, zamanla futbol camiasının bir fenomeni haline gelir. Futbol tarihinde 19 kez Süper Lig Şampiyonluğu, 14 kez Türkiye Kupası, 2000 yılında Türkiye’nin ilk ve tek UEFA Kupası ve UEFA Süper Kupası’nı kulübüne kazandıran sarı kırmızılı takım toplamda 82 kez birincilik elde etmiştir. Takımın en ünlü stadyumu Ali Sami Yen bugüne kadar binlerce maça ev sahipliği yapmış, günümüzde yerini Türk Telekom Arena’ya bırakmıştır.

108 | ForLife | Haziran 2013


A noktasından yola çıkan gönderinizi en yüksek hız ve en kısa sürede B noktasına ulaştırmak bizim görevimiz.

Kayseri Şube:

Gevher Nesibe Mah. İstasyon

EPİKA

tr.aktif.com

Cad. No:35 K.3 N.6

0352 231 4332 - 0352 221 3921

0533 366 8446 - 0533 226 0111

38kayseri@aktif.com

2013 Haziran| ForLife | 109


CEHENNEM Yazar: Dan Brown Baskı Yılı: 2013 Yayınevi: Altın Kitaplar Kitabın Özeti Romanın kahramanı Harward Üniversitesi öğretim üyesi ünlü simge bilimci Robert Langdon. Birinci baskısı 4 milyon kopya olarak belirlenen romanda yazar, edebiyatın ölümsüz şaheserlerinden biri olan Dante’nin Cehennem adlı eserinden esinlendiğini belirterek, “Öğrenciyken Dante’nin Cehennem’ini okumuştum, ama kısa süre önce Floransa’da araştırmalar yaparken Dante’nin bu eserinin modern dünyada hâlâ etkisini sürdüre geldiğini fark ettim,” diyor. Yazar bu romanıyla da okuyucularını şifreler, semboller, gizli geçitlerden oluşan bambaşka bir dünyada yolculuğa çıkartıyor.

RÜŞTÜ ONUR: MEKTUBUN AVUCUMDA Yazar: Leyla Şahin, İbrahim Tığ Baskı Yılı: 2013 Yayınevi: Kaynak Yayınları Kitabın Özeti Rüştü Onur, 1920’de doğmuş 1942 yılında ölmüş. Kısacık bir ömür... Ama yürek yakan şiirler ve mektuplar yazmış. Günışığına çıkmamış mektupları ve şiirleri ilk kez bu kitapta bir arada. Yılmaz Erdoğan’ın önsözüyle... Rüştü Onurun kısacık hayatı ve Mediha’ya olan derin aşkı, Yılmaz Erdoğanın yönettiği ve oynadığı Kelebeğin Rüyası filmiyle de beyaz perdede.

ŞEBNEM FERAH - OD Şebnem Ferah’ın ‘Od’ adlı yeni albümü Pasaj Müzik etiketiyle müzikseverlerle buluştu. 10 parçanın yer aldığı albümde, 9 şarkının söz ve müziği Şebnem Ferah’a ait. Albümün sürprizi ise, sözleri Nazım Hikmet’e, müziği Cem Karaca’ya ait “Çok Yorgunum” adlı şarkı.

110 | ForLife | Haziran 2013

SOKAK FELSEFESİ Yazar: Doğu Ergil Baskı Yılı: 2013 Yayınevi: Granada Kitap Kitabın Özeti “Aya giden astronotlar yer kürenin, ona “mavi gezegen” adının verilmesine neden olan, olağanüstü fotoğraflarını göndermişlerdi. Dünyamız uzaydan karaları, denizleri, atmosferi ve bulutlarıyla muhteşem görünüyordu. Görünmeyen şeyler insanlar, uluslar ve sınırlardı. İşte bu da evrenin bize verdiği başka bir mesaj: “yerküre, ona can veren varlıklarıyla tüm insanlığa ait; onu bölüp, paylaşıp, eksilttiğiniz zaman doğal düzeni ve onun ahengini bozuyorsunuz.” Bir başka çarpıcı mesaj da mezarlıklarda yatıyor. Kısacık hayatlarını birbirini öldürmek için harcadıktan sonra en bilenmiş düşmanlar, yan yana mezarlarda sonsuza kadar barış içinde yatıyorlar. O halde hayatı kavga ve savaşla değil güzellikleri çoğaltıp paylaşmakla geçirmeyi neden düşünmüyorlar? İnsanların bu mesajları algılaması çok uzun sürmüştür. Bu nedenle yazının icadından sonraki kayıtlardan çıkarılan bir hesapla, bilinen (kayıtlı) 5600 yılın sadece 300 yılında barış olmuş, gerisi hep savaşla geçmiştir.”

RAFET EL ROMAN YADİGAR Türk Pop Müziği’nin sevilen seslerinden Rafet El Roman, son albümü “Yadigar” ile müzikseverleri ile yeniden bir araya geliyor. 10 şarkıdan oluşan albümde dikkatleri en çok albüme de ismini veren Yadigar isimli şarkı oluşturuyor.


AŞKIN GÖZYAŞLARI 4 - HAMUŞ Yazar: Sinan Yağmur Baskı Yılı: 2013 Yayınevi: Karatay Akademi Kitabın Özeti Sinan Yağmur’un son kitabı Aşkın Gözyaşları 4 – Hamuş’da Hallac’ı Mansur Şems’in diliyle anlatılıyor. Aşk; bir elif miktarı sevilmek için gelen her çileye kimi zaman darağacında kimi vakit kör bıçaklar arasında bir vav gibi hamuş olabilmektir. Hamuş yani susmak. Susmak halvetti Hira’da, susmak En’el Hak’tı Hallac-ı Mansur’da, Hamuş olmaktı yârin alfabesiz halinde Mevlana’ca. Ve susmak visal orucuydu maşukta, iftarını şehadet şerbeti ile açan Şems misali. Suskunuz. Kin ve garazdan uzaktayız. Biraz dargın biraz da boz bulanığız o kadar. Aldatıldık biz de aşk yolunda. Yâre kırıldık ama yolu terk etmedik Şems. Sen yüreği yaralı olana gelirsin. Bize neden gelmiyorsun Şems? Hem vuslat hem hicransın dost yüreklim! Yanımızda bizimleyken yaramızda olmayan... Bizler de Mevlâna misali alıp kalemi elimize “Hamuş” yazsak düşer miydin yollara? Gelir miydin acılarımıza? Dokunur muydun yüreklerimize?

IŞIN KARACA HER ŞEY AŞKTAN 5 yıl aradan sonra “Her Şey Aşktan” isimli yeni albümü ile müzikseverlerle yeniden bir araya gelen Işın Karaca, oldukça beğeni kazandı. Albümün çıkış şarkısı olan “Seve Seve” adlı parçanın sözü ve müziği Elif Nun, düzenlemesi ise Mert Ali İçelli’nin imzasını taşıyor.

SÜLEYMAN HAN Yazar: Okay Tiryakioğlu Baskı Yılı: 2013 Yayınevi: Timaş Yayınları Kitabın Özeti Vehimi, Koca Kurt! Her köşe başından çıkıp dünyanın her yerinde düşmana aman vermeyen gözü kara yiğit! İnsanın doğası nedir? Vehimi iktidar hırsına kapılıp riyakârların fitnesine kanan insana hırs neler yaptırır. Değil mi ki kılıcın iki tarafı da keskindir, değil mi ki Sultan Süleyman en çok sana güvenmiştir. Anlat Vehimi, sorgucuların keskin gözlerinin içine bakarak anlat. Sen mi vurdun Sultan Süleyman’ı sırtından. Sağ kolu olduğun Hünkârına sen mi kıydın. Süleyman Han’ın yanına, vefatından yalnızca yarım saat kadar önce girme fırsatı buldum. Derin, gürültülü soluklar alıp veriyordu, Süleyman Han. Sonra muhteşem bir devir kapanıyor! Görkemli bir rüya son buluyor! Kanuni ve Sultan kitaplarıyla okurları heyecanlı bir serüvene sürükleyen ödüllü romancı Okay Tiryakioğlu, üçlemenin son kitabı Süleyman Hanla geliyor. Nefesinizi tutun; gerçek ile kurgu arasında ki bu kararsız yürüyüşte ihtiyacınız olacak.

ONURLU YILLAR 25. YIL ONUR AKIN ŞARKILARI Geceyi Sana Yazdım Sızımı Sana derken Asi ve Mavi ydi gece,ve Yağmur Yürekli bir müzik adamı Nazımdan Ahmed Arife bir çok usta şairin dizelerini işliyordu sazının teline. Hayatımızın bir parçası olan bu unutulmaz şarkıların ilk notasının üzerinden tam 25 yıl geçti. Ve bugün dostları onun unutulmaz şarkılarını yeniden yorumlamak için toplandılar Onurlu Yıllar albümünde. 2013 Haziran| ForLife | 111


S İ N E M A PETER PAN’IN YENİ MACERALARI / 3D

Yapım: Türkiye Tür: Animasyon, Aile Seslendirenler: Müjde Çapraz, Özlem Akın, Sait Çataldaş Gösterim Tarihi: 31 Mayıs 2013 Filmin Özeti Meşhur masal kahramanı Peter Pan zamanını Neverland’de (Olmayan Ülke) geçirmektedir. Kayıp Çocuklar’a liderlik eder, denizkızları ve korsanlarla oyunlar oynar. Tinkerbell, Wendy ile erkek kardeşleri John ve Michael’ın da Peter Pan’ a bu serüvende eşlik eder. Ta ki ezeli rakibi Kaptan Kanca’ya karşı Olmayan Ülke’ yi savunmaya geçesiye kadar... Tv ekranlarında 2 boyutlu olarak seyredilen çizgi diziyi, sinema versiyonunda 3D olarak çocuk seyircisiyle buluşacak.

İNTİKAM KURŞUNU

Yapım: ABD Tür: Aksiyon, Gerilim, Suç Yönetmen: Water Hill Senaryo: Alexis Nolent , Alessandro Camon Oyuncular: Sylvester Stallone , Sung Kang , Jason Momoa , Christian Slater, Sarah Shahi Gösterim Tarihi: 7 Haziran 2013 Filmin Özeti Matz ve Colin Wilson’ın aynı isimli çizgi-romanından uyarlanan filmde Sly, Jimmy Bobo isimli bir kiralık katili canlandırıyor. New York Polis Departmanı’ndan genç bir dedektifle birlikte tehlikeli bir soruşturmanın içinde kalan ikili, ortak bir amaç uğruna bir ölüm kalım savaşına gireceklerdir. Bu alışılmadık birliktelikte önlerine ne çıkarsa yıkılacak ve intikam için her şey feda edilecektir.

112 | ForLife | Haziran 2013


MAX

Yapım: Almanya , İngiltere , Kanada , Macaristan Tür: Dram Senaryo: Menno Meyjes Oyuncular: John Cusack , Leelee Sobieski , Noah Taylor , Ulrich Thomsen , Molly Parker Gösterim Tarihi: 7 Haziran 2013 Filmin Özeti Max Rothman, genç ve yetenekli bir ressamdır. Gelecek vaadeden Max, 1. Dünya Savaşı’nın patlak vermesi sonucu orduya alınır. Savaşta yaralanan Max, bir kolunu kaybeder ve resim yapamaz hale gelir. Bunun üzerine, bir sanat galerisi açar.Galerisine gelen genç bir savaş gazisinde resim yeteneği olduğunu keşfeden MAX, onunla yakınlaşır ve cesaretlendirir. Bu genç adamın adı Adolf Hitler’dir. Adolf, yalnız ve parasız bir yaşam sürmektedir ve resim düşüncelerini dile getirmesi için bir araçtır. Ancak bu hırslı genç, kısa zamanda politika arenasına girecek ve 20. yüzyıla damgasını vuracaktır.

HAVADA AŞK VAR

Yapım: Fransa Tür: Komedi, Romantik Yönetmen: Remi Bezançon Senaryo: Remi Bezançon Oyuncular: Vincent Elbaz , Marion Cotillard , Gilles Lellouche , Cécile Cassel, Katia Lewkowicz Gösterim Tarihi: 14 Haziran 2013 Filmin Özeti Otuzlu yaşlarında bir pilot eğitmeni olan Yann Karbec (Vincent Elbaz), pilotları simülasyon programları ile teste tabi tutup onları uçmaya hazırlamaktadır. Fakat Yann için önemli bir sorun vardır; o da uçmaktan korkmak. Bu korkusu ona, zamanında sevdiği kadın ile dünyanın öbür ucuna gitmesine engel olmuştur. Şimdi ise işi ve aşk hayatı arasında vereceği kararlar onu olgunlaştıracaktır.

RÜZGÂRLAR Yapım: Türkiye Tür: Dram Yönetmen: Selim Evci Senaryo: Selim Evci Oyuncular: Zeynep Gülmez , Rüçhan Çalışkur , Suat Usta , Istelyano Okumuş, Yusuf Nejat Buluz Gösterim Tarihi: 21 Haziran 2013 Filmin Özeti Filmler için ses kayıtları yapan Murat, Gökçeada’da (Imroz) duyduğu çeşitli sesleri kaydeder ve fotoğraflar çeker. Ada ile ilgili bir fotoğraf sergisi açmak istemektedir. Bu çalışmaları sırasında adada tek başına yaşayan 80 yaşlarındaki Madam Styliani ile tanışır. Aralarında bir dostluk oluşur. Madam’ın kendi sesinden hayatını, anılarını kaydetmeye başlar. 2013 Haziran| ForLife | 113


KOVA BURCU BALIK BURCU Sevgili kova burcu sakinleri, olumlu gelişmelerin yaşanacağı bir Sevgili balık burcu sakinleri, mali açıdan zor bir döneme döneme giriyorsunuz. Keyfiniz yerinde olacak. Eşiniz ve argiriyorsunuz. Harcamalarınıza dikkat etmeli, aşırı borçkadaşlarınızla keyifli vakit geçirecek, enerjiniz yükselecek. lanmalardan uzak durmalısınız. İşinizle ilgili sorunlar Şans bu dönem sizden yana diyebiliriz. Kariyer alanında yaşayabilirsiniz. İş ortamınızda huzurunuzu bozan da güzel gelişmeler yaşayacaksınız. Yeni iş teklifleri, gelişmelere fazla takılmayın. Yeni ortaklıklar ve terfiler gündeminizi meşgul edebilir. Yaptığınız işlerde yeni bir iş gündeme gelebilir. Partnerinizle arabaşarı yakalamanız mümkün. Bekâr kovalar, yeni bir nızda kıskançlık ve yanlış anlaşılmalardan doilişki için uygun bir dönemdesiniz diyebiliriz. Evli layı çıkan küçük anlaşmazlıklar yaşanabilir. olanlar da mutlu bir beraberlik yaşamaya devam Uzun soluklu bir ilişki yaşayan balıklar, bu edecek. Sağlık açısından olumsuz bir durum birlikteliklerini evlilik ile taçlandırmak gözükmese de ağız ve diş sağlığınıza gereken isteyebilir. Bu durumu fazla uzatmahassasiyeti göstermelisiniz. dığınız sürece her şey yoluna girecektir. Alerjik reaksiyonlar yaşaKOÇ BURCU yabilir, mide ile ilgili problemler Sevgili koç burcu sakinleri, bu dönem gündeminizi meşgul edebilir. planlarınızı harekete geçirmek için uygun bir zaman. Gelecekle ilgili yeni planlar yaparken geçmiş yaşantınızı tekrar gözden geçirme isteği içerisinde olabilirsiniz. Geçmişte hoşunuza gitmeyen anılar aklınıza gelerek gerginlik yaşamanıza neden olabilir. Beklenmedik olumsuz gelişmelerin keyfinizi kaçırmasına izin vermeyin. Aşk hayatınızda da sürpriz gelişmelere açık olun. Maddi yönden yeni kaynak arayışına gireceğiniz bu dönem, harcamalarınıza dikkat etmenizde fayda var.

BOĞA BURCU Sevgili boğa burcu sakinleri, mayıs sonrası artan iş yoğunluğunuz sağlığınızı biraz olumsuz etkilese de elde edeceğiniz kazançlar moralinizi ve enerjinizi yüksek tutmaya yetecek. Yeni girişimlere adım atacak, yüksek kazançlar elde edebileceksiniz. Bu dönem duygularınızdan çok mantığınız ile hareket etmeniz sizin yararınıza olacak. Bekâr boğalar yeni girecekleri ortamlarda tanışacakları kişiden etkilenebilirken ilişkisi olan boğalarda sevdikleri kişiye olan duygularını biraz abartabilir. Mide ve tansiyon problemi yaşayanlar bu dönem bu rahatsızlıklarıyla uğraşmak zorunda kalabilir.

İKİZLER BURCU Sevgili ikizler burcu sakinleri, yeni başlangıçlar yapma ihtiyacı içerisine girebilir, iş ve ev ortamınızda yenilikler yapabilirsiniz. Uzun zamandır almayı düşündüğünüz gayrimenkulleri almak için iyi bir fırsat olabilir sizin için. Kendinizi ve yaşam YENGEÇ BURCU tarzınızı gözden geçireceğiniz bu dönem, konum ve mevki açısınSevgili yengeç burcu sakinleri, kadan size şanslı gelecek. İş yerinizde terfi alabileceğiniz gibi kendi zançlı çıkacağınız bir dönem sizleri iş yerinizi açmak için girişimlerde de bulunabilirsiniz. Aşk hayatında bekliyor olacak. İş hayatınızda beklediise ilişkisi olan ikizler burçları beraberliklerini resmileştirmek isterğiniz başarıyı elde edecek, patronlarınızın ken, evli olanlar ise aile içi küçük huzursuzluklar yaşayabilir. Kilosu ile takdirini kazanacaksınız. İş hayatının yoğun başı dertte olanlar zayıflamak için çaba harcarken, ağız ve diş sağlığı ile temposu bünyenizi zayıflatıp üzerinizde halilgili problemler de gündeminizde olabilir. sizlik oluşturabilir. Sorumluluklarınızın artış göstermesi dikkatinizi işinize odaklamanızı zorlaştırsa da olumlu düşünmeniz halinde güzel gelişmeler elde etmeniz mümkün. Haziran ayında sevdiğiniz insanla küçük tartışmalar içine girebilir, birbirinize kırıcı sözler sarf edebilirsiniz. Aşkı arayanlar ise yıllardır beklediği kişiye kavuşabilir. Sağlıksal açıdan yorgunluk ve halsizliğin dışında önemli bir probleminiz gözükmüyor. 114 | ForLife | Haziran 2013


OĞLAK BURCU Sevgili oğlak burcu sakinleri, geleceğe yönelik planlarınızın hayata geçeceği bu dönemde hayatınızda netlik kazanacak gelişmeler söz konusu olabilir. İş yaşamınızda da biraz stresli bir dönem sizi bekliyor olabilir. Yöneticileriniz ile bazı konularda uyuşmazlık YAY BURCU yaşayabilirsiniz. Ancak bu durumu fazla dert etmeyin. Sabırlı Sevgili yay burcu sakinleri, hem iş hem de kariyer anlamında yoğun bir döolmanız durumunda işleriniz yoluna girecek. Yeni birlikneme giriyorsunuz. Zihnen ve bedenen yorulduğunuzu hissedebilirsiniz. telikler gündeminizi meşgul ederken ikili ilişkilerinizde Kısa bir tatil kendinizi enerjik hissetmenize yardımcı olacaktır. Aile aradığınız mutluluğu yakalayabilirsiniz. İlişkisi olan içinde küçük anlaşmazlıklar yaşayabilirsiniz. Sizinle ya da ailenizoğlaklar sevdikleri kişiye daha fazla zaman ayırmale ilgili alacağınız bir haber sizi çok mutlu edebilir. İşinizle ilgili yı ihmal etmemeli. Uyku ve beslenme düzeninizi olumlu gelişmeler sizleri bekliyor olacak. Bir yakınınızın aracı bozacak durumlardan uzak durmaya çalışın. Kilo olarak tanıştıracağı biri ile yakınlaşma içerisine girebilir, problemi yaşayanlar zayıflama yöntemleri araevlilik yönünde adım atabilirsiniz. Evli yaylar ise aile içi yışı içine girebilir. anlaşmazlıklar yaşayabilir. Bu dönem ufak iş kazaları ve sakarlıklar yaşayabilirsiniz. Üzerinizdeki yorgunluğu atmak için de meditasyon, doğa yürüyüşü gibi aktiviteler yapmanız size iyi gelecektir. AKREP BURCU Sevgili akrep burcu sakinleri, aile ilişkilerinizin yoğunlaştığı bu dönem akrabalarınızla sıkça vakit geçireceksiniz. Maddi açıdan sıkıntılı günler yaşayabilirsiniz. Yeni borçlanmalar gündeminizde olabilir. İş hayatınızda da yoğun bir dönem sizleri bekliyor olacak. Bunun yanında işinizde terfi edebilir, maaşınızda zam söz konusu olabilir. İş değişikliği yapmak isteyenler içinde şanslı bir dönem diyebiliriz. Bekâr akrepler bulunacağınız bir davette içinizde küçük aşk kıvılcımları oluşabilir. Beni seven böyle sevsin tavrından vazgeçip biraz özveride de siz bulunursanız mutlu bir beraberlik yaşamanız mümkün gözüküyor. Beklenmedik olay ve kazalara karşı da dikkatli olmanızda fayda var. Bel ve sırt sağlığınıza da dikkat etmeyi ihmal etmeyin.

TERAZİ BURCU Sevgili terazi burcu sakinleri, beklenmeyen davet ve yolculuklar gündeminizi meşgul edebilir. İşinizle ilgili genişleme planları yapabilir, yeni çalışma alanları yaratabilirsiniz. Arkadaş ortamında birtakım arkadaşlarınızla huzursuzluk yaşayabilir, destek olmasını beklediğiniz kişilerin yüz çevirmesi ile karşılaşabilirsiniz. Evli teraziler eşleri ile ufak anlaşmazlıklar yaşayabilir. Aranızdaki sorunları büyütmemeye özen gösterirseniz her şey yoluna girecektir. İlişkisi olmayan teraziler ise aradığınız insan çok yakınınızda olabilir. Mutlu bir beraberlik sizleri bekliyor olacak. Beslenmenize dikkat etmelisiniz. Sağlıksız beslenme üzerinizde halsizlik ve yorgunluk yapabilir.

BAŞAK BURCU Sevgili başak burcu sakinleri, sosyal yaşantınızda hareketlenmelerin olacağı bu dönem, arkadaş ilişkilerinizin canlanmasına neden olabilir. Kendinize vakit ayırmanın zamanının geldiğini düşünerek yavaş yavaş tatil planlarını yapmaya başlayabilirsiniz. İş yoğunluğunun yarattığı stres bu dönem etkisini yitireceğe benziyor. Kariyer yaşantınızda önemli adımlar atacak, kendinize yeni hedefler belirleyeceksiniz. Bekâr başaklar yeni tanışacakları kişi ile duygusal bir ASLAN BURCU yakınlaşma içerisine girebilirler. Ancak bu yakınlaşmaya karşınızdaki Sevgili aslan burcu sakinleri, yaşamınızda kişiyi iyice tanımadan kendinizi fazla kaptırmayın. Yaz aylarına yaklaşmameydana gelen ani gelişmeler sizi mutlu etse de nız ile birlikte kalp ve tansiyon rahatsızlıkları yaşayabilirsiniz. birçok konuda sıkıntıya girmenize neden olabilir. Kariyer yaşantınızda değişimin gündemde olacağı bir dönem sizleri bekliyor olacak. Ev ile ilgili sorunlarla meşgul olabilir, ailenizden bir kişinin maddi problemleri ile uğraşabilirsiniz. Evlilik hazırlığında olan aslanlar için sıkıntılı bir dönem diyebiliriz. Gelecek ile ilgili planlamalar içerisine girebilirsiniz. Bekar aslanlar ise yeni birliktelikleri ile gündeme gelebilir. İş ve aşk hayatınızda gireceğiniz stres, boyun ve sırt bölgenizde ağrılara neden olabilir. 2013 Haziran| ForLife | 115


116 | ForLife | Haziran 2013


2013 Haziran| ForLife | 117


118 | ForLife | Haziran 2013


For life 003 int