Issuu on Google+

BİR İLK ! ‘Alıklar Birliği’nin kahramanı Ignatius ilk kez Aydınlık Kitap’a konuştu

Aydınlık

DAMLA YAZICI s.14

21 Mart 2014 Cuma

Yıl: 2

Sayı: 108

Orhan Bursalı’dan : ‘Hey Türkiye Nasılsın’

Ülkeye yeni bir ruh gerekli

Orhan Bursalı:

Ülkeye yeni bir ruh gerekli ORHAN KARAVELİ:

ERDEM GEZGİNCİ:

BUGÜN KİTAP GÜNÜ

Perinçek yarın Kadıköy’de  İP Genel Sekreteri Serhan Bolluk, yurttaşları, yarın saat 15.00’te Kadıköy Atatürk Anıtı Alanı’nda yapılacak mitinge çağırdı: “Ergenekon’dan zaferle çıktık. Partimize verilen her bir oy, bölünme planlarına karşı birliğimizin garantisi olacaktır.” 7’de

KURULUŞ 1921

Saat 15.00’te

TOPBAŞ’ın malvarlığını açıklıyoruz Aydnlk, AKP’li stanbul Büyükehir Belediye Bakan Kadir Topba’n malvarln aratrd. Bugüne kadar hiçbir yerde yaymlanmam bilgilere ulat. lk kez, belgelerle ve resmi tapu kaytlaryla N a RI lk’t Topba’n gayriA Y n menkulleri... yd

21 MART 2014 CUMA - 75 KURUŞ

A

HATAY’DAN GİRDİLER ASKERİ VURDULAR AKP, Türkiye’yi terörist cenneti yaptı. Hatay’dan çıkarak Niğde’ye kadar gelen saldırganlar; 1 astsubay ve 1 polisle birlikte 1 yurttaşımızı şehit etti



Suriye’ye müdahale için kışkırtma yapılacağı iddialarının gündemde olduğu günlerde Niğde Ulukışla’da bir terör saldırısı meydana geldi. Hatay’dan tuttukları taksiyle yolculuk yapan ve Arapça konuşan 3 kişi, jandarma timlerinin üzerine uzun namlulu silahlarla ateş açtı.

Arabalı vapur kazasının görüntüleri çıktı



Yaralı yakalanan teröristlerden biri.

Kaçarken el bombası kullanan teröristlerin aracında 3 otomatik silah, 7 el bombası ve uzun namlulu silahlar bulundu. Saldırganların bu silahlarla son derece rahat hareket etmeleri dikkat çekti. “Birileri ‘yakalanmayacaksınız’ güvencesi mi verdi?” sorusunu akla getirdi. 9’da

Bitmeyen 10 CİNAYET ÖLÜ



Sirkeci’de 15 Mart Cumartesi günü arabalı vapurdan denize düşen otomobilin görüntülerinde, kalkan vapura araba girmeye çalışıyor. 5 yaşındaki Ece Su’nun can verdiği araç, kapağın iskeleden tamamen kurtulmasının ardından iskele ile gemi arasından denize düşüyor. 3’te

Zaman’da Sarıgül propagandası Zaman gazetesinin dün sürmanşetinde Mustafa Sarıgül’ün Sirkeci Garı’nda yaptığı konuşma yer aldı. “Metro sabaha kadar çalışacak” başlıklı haberde, Sarıgül’ün seçim vaadleri öne çıkarıldı. 12’de

Davet

Fenerbahçeliler, Pazar günü Anıtkabir’e gidecek. Aziz Yıldırım, İlker Başbuğ’u davet etmiş. Bana göre Yaşar Büyükanıt’ı davet etmeli. Belki aşka gelip Dolmabahçe’de Başbakan’la ne konuştuğunu anlatır.

Mustafa MUTLU

3

Kumpasçılar yargılanacak 



Mersin’in Akdeniz ilçesinde işçileri taşıyan servis aracına trenin çarpması sonucu 10 kişi öldü, 4 kişi de yaralandı. Kazadan sonra olay yerinde hayatını kaybedenlerin görüntüleri yürek burktu. Yakınları, tren geçtiği sırada hemzemin geçitteki bariyerin kapanmadığını söyledi. İhmale yurttaşlar isyan etti. 4’te

G. Doğu’ya ‘Rojava modeli’  ‘Kendi kitaplarımızı basacağız’ BDP Eşbaşkanı Demirtaş, “Belediyelerimiz ana dilde kitap basacak, eğitim için altyapıyı hazırlayacak” dedi.110’da

Bursa 6. Ağır Ceza Mahkemesi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İskender Pala, Mehmet Baransu, İhsan Arslan ve Ramazan Akyürek hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı kaldırdı. 11’de

Orhan Aykut

Ramazan Akyürek

Mehmet Baransu

‘Çeteler tasfiye edilecek’

AKP-PKK açılımında en kritik bir yıl bugün itibarıyla tamamlanıyor. Bu süreçte kamuoyu önce adım adım alıştırıldı, sonra Öcalan’ın mektubu 21 Mart 2013 günü Diyarbakır’da kürsüden okundu. Ardından Erdoğan-Öcalan görüşmeleri derinleştirildi.



Hedefleri, yerel seçimlerden sonra yeni aşamaya geçmek. PKK’yı siyasal düzlemde tarihinin en güçlü düzeyine çıkaran görüşmelerde, Suriye’nin kuzeyinden sonra, aynı modelle Güneydoğu’da “özerklik” için yığınak yapılıyor. FİKRET AKFIRAT’ın haberi 10’da

İhsan Aslan

Tuncay Özkan

Ergenekon’dan 1994 gün sonra tahliye olan gazeteci Tuncay Özkan, Türkiye’nin çeteleri tasfiye edeceğini söyledi: “Mustafa Kemal’in aydınlığı için mücadeleye devam.” 8’de ISSN 2146-2356

Erdoğan

9

Orhan Aykut’un itirafları sonucunda, Ergenekon ve Balyoz kumpasında rol alanlar soruşturulacak

Twitter’ın kökünü kazıyacakmış! Tayyip Erdoğan, Facebook ve Youtube’dan sonra Twitter’ı hedef aldı ve “Twitter miwitter hepsinin kökünü kazıyacağız” diyerek tehdit etti. 7’de

Suriye karşıtı kışkırtmaya TSK’dan itiraz


Hazırlayan: Osman ERBİL

21 MART 2014 CUMA

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Var mısın kardeşim?

İç savaşın eşiğindeyiz 1 Dünyanın tek süper gücü ABD, 17,5 trilyon dolar borç ile çok derin bir ekonomik kriz içerisinde. Günümüzde Çin, dünyanın en büyük üreticisi olarak 19’uncu yüzyıldaki Almanya’nın rolünü üslendi

Ü

Kumpasın hedefi: TSK ve İP Ergenekon mağduru olan o askerler ve sevgili aileleri, Türkiye’de ne oluyor ne bitiyor, hiçbir şeyin farkında değilken ‘’siyasi parti dokunulmazlığı yasalarına rağmen’’ tutuklanan ve hapse atılan İşçi Partisi yöneticileri ve dışarıda olan partili yoldaşları, bu hain, halk düşmanı odaklarla savaşmaya hayatlarını adamışlardır. Bu nedenle babana ve Türkiye Cumhuriyeti’ne kumpas kuran ihanet odaklarını çok iyi tanıyorlardı. O odaklar da İşçi Partisi’ni çok iyi tanıyordu. Bu nedenle, kendilerini engelleyebilecek tek siyasi güç olarak İşçi Partisi’ni görmüşler ve Türk Ordusu ile aynı anda hedefe koymuşlardır, İşçi Partisi’ni.

Neden orda olduğunu bilmek Bir tek İşçi Partili ‘’Ben niye buradayım’’ demedi; çünkü biliyordu neden orada olduğunu, bu davaların amacı nedir biliyordu. Dediler ki ‘’Bu davaların amacı Cumhuriyetimizi yıkmaktır’’. Dediler ki ‘’Bu davaların amacı, Mafya-Gladyo-Tarikat devletini kurmaktır’’. Dediler ki ‘’Bu davaların amacı, küçük Amerika devletini kurmaktır’’. Ve dediler ki “Bizim yaşama amacımız, dünden bugüne ve yarına bu emperyalist, feodal, mafya odakları ile savaşmaktır. Biz burada olmasaydık kendimizden şüphe ederdik ve kendimize sorardık ‘nerede yanlış yaptık?’ diye.” Kaynak yayınlarından çıkan ‘’Er Mektubu Görülmüştür’’ kitabındaki mektupları yazanlar senin dostların. Eski dostların korkudan kafalarını yerin dibine sokarken, cezaevine gönderdikleri mektubun üzerine adını-soyadını yazanlardır senin gerçek dostların. Silivri Direniş Çadırlarında nöbet tutanların nöbet çizelgesinde adı-soyadı yazılanlardır senin dostların. Her cumartesi, büyük illerde ‘’Adalet istiyoruz’’ diye sessiz çığlık atan Vardiya Bizde Platformu üyeleri ve bu eyleme destek verenler senin dostların. Ve kardeşim, Haziran eylemlerinde faşist devletin polisinin karşısına dikilen yüz binler, milyonlar senin dostların. Gezi şehitleri gençlerimiz senin kardeşin. Diyeceksin ki büyük ailem nerede? Büyük ailen partidir kardeşim. Partidir yaşamın acı-tatlı gerçeklerini kavramanı sağlayan, sana yaşamak için bir amaç veren, tutunacak sağlam dallar uzatan, sana ortak aklın deneyimini aktaran, seni adına ‘’hayat’’ denilen savaşa hazırlayan. Senin babana ve Türkiye Cumhuriyeti’ne bu kumpası hazırlayanlar tam altmış yıl çalıştılar. Bir avuçtular, ancak örgütlüydüler ve bir amaçları vardı! Başardılar ve 13 yıldır iktidardalar, Cumhuriyetimizi yıktılar. Sen ve ben ise, uykuda ve örgütsüzdük kardeşim. Ben uyandım ya sen?

Savaş içerde ve dışarda devam ediyor Dz. Plt. Yb. Özcan Erdemir komutanımı, yani babanı tanımıyorum. Aslında cezaevinde yatan hiç kimseyi tanımıyorum ben. Ergenekon süreci denilen süreç ‘’Cumhuriyetçiler ile karşıdevrimcilerin’’ savaşında sadece bir safhadır kardeşim. Savaş hem içerde hem dışarıda kıran kırana devam ediyor. Bu nedenle, bu savaşın farkında olan, hapis yatan sivil ve asker aydınların ağzından ‘’ben, ah, vah, tüh, çok acı çektim, mahvoldum’’ gibi sözleri duyamazsın kardeşim.

İşçi Partiliyim Kendimi tanıtmayı unuttum sana kardeşim. Bütün partiler arasında ‘’Cumhuriyetimizi yıkan devletleşmiş karşıdevrimcileri yıkacağız; Cumhuriyeti yeniden kuracağız ve süresiz devrimler ile Türkiye Cumhuriyeti’ni ileri, çağdaş ve özgür bir ülke yapacağız’’ diyen tek parti olan İşçi Partisi’nin bir neferiyim kardeşim. Biz “Mustafa Kemal’in askeriyiz” diyenleriz. Türkiye Cumhuriyeti’ni yeniden kurmaya var mısın kardeşim? Bülent Dalkılıç

İngiltere’nin rolünü bugün ABD oynuyor

Mehmet BORİ

Ergenekon kumpası davalarından birinde casus olarak tutuklu yargılanan Deniz Pilot Yb. Özcan Erdemir komutanımızın oğlu Barbaros Tuğberk, vatanseverlere iletilmek üzere bir mektup göndermiş. Mektubu okudum. Bu nedenle yazımı, kardeşim Barbaros Tuğberk’e hitaben yazdım. Sevgili kardeşim, mektubunda babana yapılan haksızlıklardan çok, bu haksızlıkların aileni ve seni nasıl etkilediğinden, nasıl aile dostlarınızı kaybettiğinizden, sizi nasıl yaşama küstürdüklerinden ve yaşamak için nasıl mücadele ettiğinizden bahsediyorsun. Davalardan önce ise tam tersine güzel bir yaşamın olduğundan bahsediyorsun. Ancak, yaşanan bu sürecin neden yaşandığını anladığına dair bir tek cümlen yok mektubunda.

lkemizdeki siyasi kutuplaşma o kadar şiddetlendi ki perde arkasında dönen küresel oyunları göremez olduk. İki bölümden oluşacak bu yazımızda, hangi tehlikeyle karşı karşıya olduğuStrateji Uzmanı muzu anlatmaya çalışacağız.

Birinci Paylaşım Savaşı’nın senaryosu tekrarlanıyor IMF Başkanı Christine Lagarde, BBC’de yayınlanan bir konuşmasında; “2014 yılının ilk iki ayında politik ve ekonomik belirsizliğin giderek arttığını ve Dünya’nın 1945’ten ziyade 1914’e doğru yönelme eğilimde olduğunu söyledi. Lagard, 1914 benzetmesiyle, dünyanın 1. Paylaşım Savaşı öncesindeki benzer bir durumla karşı karşıya olduğunu kastediyor. Bulunduğumuz durumu anlamak için gelin Büyük Savaşı hazırlayan nedenlere kısaca göz atalım. 1815 Waterloo zaferinden sonra İngiltere, dünya denizlerinin karşı konulamaz tek hâkimi haline gelmişti. İngiliz gemileri, demir, kömür ve tekstil gibi stratejik ürünlerin ticaretini dünyanın her yerinde özgürce yapabiliyordu. Aynı zamanda Sanayi Devrimi’yle yakaladığı üretim, İngiltere’yi dünyanın güneş batmayan imparatorluğu haline getirmişti. Bu dönemde İngiliz İmparatorluğu’nun uyguladığı serbest ticaret dogması zamanla tam bir başarısızlıkla sonuçlandı. Serbest ticaret adına tahıl ithalatına yüksek vergi uygulamasıyla kendi çiftçisini koruma altına alan ya-

sanın (Corn Laws) kaldırılmasından (1846) sadece 25 yıl sonra İmparatorluk uzun süreli bir ekonomik krize girdi. Amerika kıtasında ithal edilen ucuz tahıl çiftçiyi öldürmüş, iç üretimi durma noktasına getirmişti. Tarımdaki çöküş zamanla bütün sektörlere yansıdı. Serbest ticaret sayesinde zenginleşen tüccar ve bankerlere karşılık halk giderek sefalete sürüklendi, devlet bütçesi koca imparatorluğu finanse edemez hale geldi. İngiltere, 1890’larda her açıdan dünyadaki mutlak hâkimiyetinin sonuna gelmişti.

İngiltere ve Almanya çatışması Aynı dönemde Almanya gümrük duvarlarıyla, kendi iç

piyasasını korumuş ve bu sayede son 200 yılın en yüksek büyümesini yakalamıştı. Yükselen Alman ekonomisi dünya ticaretinde söz sahibi olmaya başlamıştı. Bu gelişmelere paralel olarak Almanya, İngilizlerin deniz üstünlüğünü by-pass ederek asıl hedefi, Musul petrollerine ve oradan Basra Körfezi’ne, yani bugünkü Körfez ülkeleri ve İran petrollerine ulaşmayı amaçlayan Berlin-Bağdat Demiryolu Projesi’ni başlattığında İngiltere ve Almanya’nın çatışması kaçınılmaz olmuştu.

İngiltere’nin stratejisi: 1) Dönemin sanayi devi ve en büyük üreticisi Almanya’yı kuşatmak,

2) Enerji ve hammadde kaynaklarını kontrol altında tutmak üzerine kurulmuştu. 1908 yılından itibaren Balkanlar’da başlayan karışıklığın asıl sebebi buydu. Takip eden yıllarda, Berlin-Bağdat demiryolunu kesmek için 1 ve 2. Balkan Savaşları İngiltere tarafından tetiklendi. Bu çatışmalar kaçınılmaz olan Büyük Savaşın hazırlık hamleleriydi. Ve 1. Paylaşım Savaşı, Berlin-Bağdat hattını birbirine bağlayacak olan eksik nokta Sırbistan’da başladı. Savaş başlamadan önce İngiliz İmparatorluğu ekonomik ve finansal kriz içindeydi. Dünya hâkimiyetini korumak için savaştan başka çaresi kalmamıştı.

1. Paylaşım Savaşı öncesinde İngiltere’nin yaşadığı durumun bire bir aynısını bugün ABD yaşıyor. Dünyanın tek süper gücü ABD, 17.5 trilyon dolar borç ile çok derin bir ekonomik kriz içerisinde. Küreselleşme ile birlikte uyguladığı neoliberal politikalar, Amerikan sermayesinin Doğu’ya kaymasına, bunun yanında ülkenin ucuz mallarla dolmasına neden oldu. Yatırımların ucuz işgücüne yönelmesi sonucu başta Çin olmak üzere gelişmekte olan ülkelerde imalat sanayii patlama yaşadı. Bu süreçte küresel sermaye zenginleşirken Amerikan halkı işsiz kaldı ve devletin finansal yapısı çöktü. Günümüzde Çin dünyanın en büyük üreticisi olarak 19. yüzyıldaki Almanya’nın rolünü üslendi. Washington, küresel hâkimiyetini sürdürebilmek için İngiltere’nin 1. Paylaşım Savaşı öncesinde uyguladığı stratejinin bir benzerini uyguluyor. Stratejinin üç ana unsuru var: 1) Çin’i kuşatmak, 2) Enerji ve hammadde kaynaklarını kontrol altına almak, 3) Dışarı kaçan sermayeyi tekrar ülkeye döndürmek. Bu son madde, yüz yıl önceki stratejiden tek farklı ve en önemli olanı. Bu stratejide yine savaş kaçınılmaz ve tüm şiddetiyle devam ediyor. Umarım sıcak çatışmaya dönüşmez. İkinci bölümde, savaşın nasıl yaşandığını inceleyeceğiz.

Türkiye’nin havzaları ve yönetimi nasıl olmalı?

Havza önerisi haritası

S

u kaynaklarımızın sürdürülebilir, katılımcı ve demokratik bir yaklaşımla ana havzalar ölçeğinde örgütlenmiş yeni bir yönetim yapısıyla yönetimi, çevresel olduğu kadar, ekonomik ve sosyal çıkarlarımız açısından da en öncelikli ulusal konulardan biridir DSİ, yıllar önce ve tamamen akarsular ve göllerimize göre Türkiyede 26 havza tanımlamıştır. Ancak havza yönetim pratiği açısından benim önerim şekilde gösterildiği gibi: Istıranca dereleri, Melen, Sakarya, Filyos, Kızılırmak, Yeşilırmak, Harşit, Çoruh nehirlerini kapsayan Karadeniz; Kuş, Uluabat, İznik göllerini ve Simav (Nilüfer) Çayı’nı kapsayan Marmara Denizi; Ergene-Meriç, Büyük ve Küçükmenderes nehirlerini kapsayan Ege Denizi; Dalyan Lagünü, Dalaman Çayı, Göksu, Seyhan, Ceyhan ve Asi nehirlerini kapsayan Akdeniz; Tuz Gölü ve Göller yöresini kapsayan İç Anadolu; Fırat, Dicle, Aras nehirlerini ve Van Gölü’nü kapsayan Doğu ve Güneydoğu Ana-

havzası bu konuda istisna olup, sınır aşan sular kapsamında ele alınmalıdır. Bu kapsamda da Basra Körfezi’ne boşalımları düşünülerek yine bir ana deniz havzası olarak incelenmelidir.

Havza esaslı yönetim zorunluluğu

dolu olmak üzere altı yeni “ana havza” oluşturmak ve her birinin içerisindeki akarsu ve göl havzalarını “alt havzalar” olarak ele almaktır. Bu havza oluşumuna göre asıl hedef denizlerimizi ve göllerimizi korumak olup, bu ancak buralara boşalan akarsuların birlikte, entegre yönetimiyle başarılabilinir. Örneğin, Kızırmak alt havzasında iyi bir yönetimle Karadeniz’e iyi kaliteli bir su boşalımı sağlansa bile, Sakarya veya Yeşilırmak alt havzasında aynı iyi yönetim gerçekleştirilemezse, Karadeniz kıta sahanlığımızın ekosistemini iyileştirmemiz ve korumamız mümkün değildir. Sadece Fırat ve Dicle ana

Türkiye’nin su kaynaklan yönetiminde havzaları esas almayan mevcut merkezi kurumsal yapı, yaşamakta olduğumuz ağır çevre sorunlarının üstesinden gelememektedir. Bu yapının oluşturduğu yetki ve sorumluluk karmaşası sonucu çevre sorunları çözülememekte, entegre olamayan tekil uygulamalar kaynak israfına yol açmakta ve yaratılan finans kaynakları gerektiği gibi kullanılamamakta, sorunlar ağırlaşıp su kaynaklarımızı, hatta yaşamımızı tehdit eder boyutlara ulaşmış bulunmaktadır. Büyükşehirler ve buralara bağlı su ve kanalizasyon idareleri de bekleneni sağlayamamakta, yapısal bozuklukları nedeniyle, sorunların çözümünde sosyal boyutları teknik boyutların önüne çıkartarak, mevcut sorunları çözmek yerine yeni sorunlar

yaratmaktadırlar. Bu sorunları yeni kanunlardan ziyade ancak yeni bir anlayış ve yapılanmayla çözmek mümkündür. Bu nedenle, su kaynaklarımızın sürdürülebilir, katılımcı ve demokratik bir yaklaşımla yönetimi çevresel olduğu kadar, ekonomik ve sosyal çıkarlarımız açısından da en öncelikli ulusal konulardan biridir.

Su kaynakları yönetiminde uluslararası uygulamalar Yıllardır çeşitli ülkelerin su kurumlarıyla yaptığım temaslar, ortak araştırmalar ve birlikte düzenlediğimiz konferans ve çalıştaylar, o ülkelere ait havza yönetimi yaklaşımlarını ve yaşanılan sorunlara getirdikleri çözümleri değerlendirebilmemi sağlamıştır. Bugün, hemen bütün Avrupa ülkelerinde, ABD, Kanada ve Japonya’da su kaynaklarının yönetiminde havzalar ölçeğinde bir idari ve yasal yapı oluşturulmuş bulunmaktadır. Ülkelere göre uygulama farkları olmakla birlikte, bu yapının aşağıda verilen temel özellikleri tüm ülkelerde aynıdır. Su kaynakları havzalara ayrılarak yönetilmelidir. Havza yönetiminde havzayı

kullanan bütün tarafların (paydaşların) temsili ve kararlara katılımı esastır. Havzadaki su kaynaklarının korunması ve kullanımında, belirlenen hedefler doğrultusunda kısa, orta, uzun vadeli planlamalar yapılmalıdır. Hedefler, planlar ve bütçe, bütün paydaşların temsil edildiği havza yönetimi tarafından onaylanmalı ve denetlenmelidir. Onaylanan planların gercekleştirilmesi ve yürütülmesi, kontrol ve denetim özerk bir kuruma bırakılmalıdır. “Kullanan ve kirleten öder, koruyan desteklenir” prensibine göre bir finansman yapısı oluşturulmalıdır. Elde edilen gelir, koruma ve kullanma amaçlı yatırım, işletme, yönetim ve denetimler şeklinde havza kullanıcılarına geri döndürülmelidir. Havzalar arasında eşgüdüm, merkezi bir otorite tarafından sağlanmalıdır. Bu esaslarla, Türkiye için ana havzalar ölçeğinde örgütlenmiş yeni bir yönetim yapısını ilerleyen haftalarda görüşlerinize sunacağım.


21 MART 2014 CUMA

Hazırlayan: Osman ERBİL

Milletten gizlenen fezlekelerde neler var? M eclis Genel Kurulu’nda önceki gün gündemine gelen, 17 Aralık yolsuzluk soruşturmasındaki Bakan fezlekelerinin görüşülmesi AKP tarafından engellendi. Muhahalefet partilerinin Meclis’te okunmasını ve hakkında soruşturma komisyonu oluşturulmasını istediği fezlekeler AKP milletvekillerinin oylarıyla üstü örtüldü. Genel Kurul’da sert tartışmalara neden olan ve kamuoyundan gizlenmek istenen fezlekelerin içeriğini ilk olarak Aydınlık haber yaptı. O fezlekelerde AKP’li eski bakanlar hakkında şu suçlamalar yer alıyor:  Ekonomi Bakanı olarak gö-

rev yapan Mersin Milletvekili Mehmet Zafer Çağlayan hakkında, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet, resmi belgede sahtecilik, birden çok kez rüşvet aldığına ilişkin suçlamalar,  İçişleri Bakanı olarak görev yapan Mardin Milletvekili Muammer Güler hakkında Sahte Belge Düzenlemek, Soruşturmanın Gizliliğini İhlal, Nüfuz Suistimali ve birden çok kez Rüşvet aldığına ilişkin suçlamalar,  Avrupa Birliği Bakanı olarak görev yapan İstanbul Milletvekili Egemen Bağış hakkında, birden çok kez rüşvet aldığına ilişkin suçlamalar...”

Y

erel seçimler yaklaşırken AKP’nin televizyonlardan yayınlanan Türk bayraklı klibi Yüksek Seçim Kurulu’nun tarafından yasaklanmasıyla yayından kaldırıldı. İstikal marşının okunduğu bayrak temalı klib tartışmaları da beraberinde getirdi. Başbakan Erdoğan, Haziran Ayaklanması’nda ve 29 Ekim’de polislerin Türk bayraklı yurttaşlara gözü dönmüş bir şekilde saldırmasının talimatını verirken, seçim kilibinde milli bayrağımızı ve istiklal marşının kullanılması AKP’nin samimiyetsizliği gözler önüne serdi. İşte Haziran Ayaklanması’ndan 29 Ekim’den ve AKP’nin kendi mitinglerinden bayrak hassasiyetini gösteren fotoğraf kareleri:

AKP’ AKP’nin nin Türk AKP’ Türk bayr nin ve bayr bayrağı Türk ağı ağıve ve bayr ağı ve İstik İstiklal lal Marş Marş İstik ı’nı ı’nı kulla lal Marş kulla İstik nara lal kullanara ı’nı narakkkk kulla nara hazır hazır ladığ hazırladığ klipYSK ladığııııklip YSK hazır klip ladığ YSK taraf taraf tarafında ında ındannnnyasa yasa yasaklan klan klandı. taraf dı. dı. ında yasa klan dı. Bayr Bayr Bayrağı ağı ağısiyas siyas siyasiiimalz malz malz malzeme Bayr eme eme yapa yapa yapannnAKP tepk tepk tepkiiiiçekm AKPtepk AKP yapa çekm çekm işti. işti. çekmişti.

Haziran Ayaklanması’na Ayaklanması’naTürk Türk Türkbayraklarıyla bayraklarıyla bayraklarıylakatılan vatandaşlara vatandaşlarapolis polis katılan katılanvatandaşlara polis Haziran HaziranAyaklanması’na Ayaklanması’na Ayaklanması’na Türk bayraklarıyla vatandaşlara vatandaşlara polis TOMA’larla saldırdı, vatandaşlar yere yere düşmesin düşmesindiye diyeçaba etti. bayrak bayrakyere çabaçarf çarfetti. etti. TOMA’larla diye çaba çarf TOMA’larla TOMA’larlasaldırdı, saldırdı, saldırdı,vatandaşlar vatandaşlarbayrak yeredüşmesin düşmesin düşmesin

AKP mitinglerinde kimi zaman Türk bayraklarıyla ayakkabı silindi kimi zaman da seccade yapılıp yere serildi.

Sirkeci faciasının görüntülerinde vahim hata Minik Ece Su’nun hayatını kaybettiği Sirkeci kazasının görüntüleri ortaya çıktı. Kalkmaya başlayan vapura girmeye çalışan otomobilin geriye doğru kaydığı, sonra da vapur kapağından denize düştüğü görülüyor

Ethem’in kardeşlerine 12 yıl hapis cezası istediler Ethem Sarısülük’ün 2 kardeşinin de aralarında bulunduğu 23 kişi hakkında Ethem Sarısülük Davası’nda yaşanan olaylarla ilgili olarak iddianame hazırlandı. 23 kişi hakkında 12 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Ankara’daki Gezi Parkı eylemleri sırasında polis kurşunuyla yaralandıktan sonra hayatını kaybeden Ethem Sarısülük’ün ölümüyle ilgili polis memuru Ahmet Şahbaz hakkında dava açılmıştı. Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk 2 duruşması olaylı geçmiş, 2. duruşma sonrasında polis Adliye önündeki yurttaşlara biber gazıyla müdahale etmişti. Olaylarla ilgili olarak Cumhuriyet Savcısı Kürşat Kayral’ın hazırladığı ve mahkemeye gönderilen iddianamede 23 kişi hakkında, “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasasına muhalefet” ve “kamu malına zarar vermek” suçlarından 6 aydan 12 yıla kadar hapis istendi. Ethem Sarısülük’ün kardeşleri İkrar Sarısülük ve Cem Sarısülük’ün de 23 kişi arasında olması dikkat çekti. Daha önce de Ethem Sarısülük’ün cenaze töreninin olduğu sıralarda Kızılay’daki olaylarla ilgili olarak 35 kişi hakkında dava açılmıştı.

stanbul Sirkeci’de 15 Mart Cumartesi günü arabalı vapura binerken denize düşen otomobilin görüntüleri ortaya çıktı. 5 yaşındaki Ece Su Yılmaz, hayatını kaybettiği kazada arabanın vapurla iskele arasında kaldığı görülüyor. 5 yaşındaki Ecesu’nun hayatını kaybettiği İstanbul Sirkeci’deki arabalı vapur faciasının görüntüleri Dipnot. Tv tarafından yayınlandı. Görüntüre göre Ecesu ve ailesinin bulunuduğu araç vapur kalkmaya başladığı sırada vapurun kapağına doğru ilerliyor. Ancak kapağın iskeleden tamamen kurtulmasının ardından araç yavaş yavaş geriye kayıyor ve kara ile gemi arasına düşüyor. Araç suya gömülürken vatandaşlar durumu fark ederek aracın battığı yere doğru can simitleri atmaya başlıyor. Kısa süre sonra üç vatandaşın araçtakileri kurtarmak için suya atladığı görülüyor.

İ

Savcının itirazı reddedildi Olayla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan kaptan Erkan Atalay İm ile gemi personelleri Özay Yaşar ve Levent Dönmez ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakılmıştı. Cumhuriyet Savcısı İbrahim Çiçek, vapur kaptanı Erkan Atalay İm’in de aralarında bulunduğu üç şüphelinin serbest bırakılmasına itiraz etti.İtirazı değerlendiren İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesi, İstanbul 30. Sulh Ceza Mahkemesi’nin kararının usul ve yasaya uygun olduğu, kararda değişiklik yapılmasını gerektirir bir neden görülmediği gerekçeleriyle reddetti.

Mustafa MUTLU mustafamutlu@aydinlikgazete.com

Tayyip Emlak!

İşte AKP’nin bayrak sevgisi!

Tayyip Tayyip Erdoğan’ın Erdoğan’ın “Talimatını “Talimatını ben verdim”dediği dediği TayyipErdoğan’ın Erdoğan’ın“Talimatını “Talimatınıben ben benverdim” verdim” dediği Tayyip polis saldırısında gözaltına gözaltına alınanların alınanların gözaltına alınanların polis polissaldırısında saldırısında saldırısında gözaltına gözaltına alınanların alınanların alınanların çoğunun yanında Türk bayrağı vardı. vardı. bayrağı Türk Türkbayrağı çoğunun yanında yanındaTürk çoğunun bayrağı bayrağıvardı. vardı. vardı.

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Tayyip Bey, pazarlamacıdır. Ülkeyi pazarlar! Gazete yöneticisidir; manşet de atar, yazar da... Jinekologdur; kürtaja ve sezeryana karşı çıkar. Aile planlamacısıdır; “En az üç çocuk doğurun” diye tutturur. Savcıdır; iddianame hazırlar. Hakimdir; kalem kırar. Avukattır; savcılığa soyunarak içeri tıktırdığı eski Genelkurmay Başkanı’nı kendisi savunur! Doktordur; teşhis koyar. Hemşiredir; iğne yapmayı öğretir! Ormancıdır; ağaç diker. Sosyalisttir; Enternasyonal’a katlır! Heykeltraştır; beğenmediği esere “ucube” der. Mimardır; Çamlıca Camii’nin projesini çizer. Futbol teknik direktörüdür; milli takıma taktik verir. Büyükelçileri “monşer” diye aşağılar, diplomattır. Din polisidir; kızlı erkekli aynı evlerde kalınmasını yasaklar. Acemi jokeydir; attan düşer. Şehir planlamacısıdır; binaların kaç kat yapılacağına karar verir. Dil bilimcisidir; alışveriş merkezlerinin isimlerine karışır. Tarihçidir; Haşhaşiler konusunda uzmandır. Şofördür, makinisttir, pilottur, kaptandır. Fahri de olsa profesör, çakmasından ekonomist, hızlısından borsacıdır! İnanmayacaksınız ama Mehter takımında tuğcubaşıdır! Bilişimcidir; öğrencilere bilgisayar ders verir. Mütercim tercümandır; “one minutes” şovuyla dünyayı kendisine hayran bırakır. Matematikçidir; “sıfırlama teorisi”ni bulmuştur. Belediye zabıtasıdır; kimin, neyi, nerede satacağına karar verir. Kaymakamdır, validir... Her şeyde alim, her konuda bilgilidir! Dünkü gazetelerde okuduk ki; yeni bir ses kaydı ortaya çıkmış ve Başbakan’ın emlakçı olduğu da gözler önüne serilmiş... “Tayyip Emlak” diye manşet atmış bir gazete... Keşke bütün tabelalar böyle olsa; ne kadar huzurlu bir ülke oluruz değil mi? Tayyip Bakkal, Tayyip

Manav, Tayyip Kasap, Tayyip Mensucat, Tayyip AVM, Tayyip Seyahat... Aslında Türkiye Cumhuriyeti’ni tabelalardan indirtiyordu da kızıyorduk ya... Haklıymış meğer: Onu indirip yerine “Tayyip Cumhuriyeti” koyacaktı ülkenin adını ama sabırsızlık edip tepki gösterdik, korkuttuk adamcağızı! Doğan çocuklara ad aramayın bundan sonra, Tayyip koyun... Birden fazla çocuğunuz olacak ya; numara verin o zaman: Tayyip 1, Tayyip 2, Tayyip 3...  Kafayı yediğimi mi düşünüyorsunuz? Evet! Kontrolden çıkmış megolamaniye, bu kadar narsizme, yalanın ve talanın böylesine... Çok bile dayandım! Hemen gidip deli daporu alacağım: Hiç olmazsa Başbakan Tayyip’in yönettiği bu ülkede, başvekil Tayyip’in çıkardığı abuk yasalara dayanarak; polis Tayyip yakalayamaz, savcı Tayyip suçlayamaz, hakim Tayyip içeri atamaz, gardiyan Tayyip başımda bekleyemez... Oh be... Yaşasın delilik!

DAVET! Fenerbahçeliler, Pazar günü hep birlikte Anıtkabir’e giderek, ülkedeki hukuksuzlukları Atatürk’e şikayet edecekmiş... Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, 1 milyon Fenerbahçeli’nin katılması beklenen bu buluşmaya eski Genelkurmay Başkanı Emekli Orgeneral İlker Başbuğ’u da davet etmiş... Ancak Başbuğ, daha önceden söz verdiği bir imza etkinliği nedeniyle bu törene katılamayacakmış... Bana göre Aziz Yıldırım onun yerine bir zamanlar Şükrü Saraçoğlu Stadı’nın Şeref Tribünü’nden eksik olmayan eski Genelkurmay Başkanı Emekli Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ı davet etmeli... Kim bilir belki o kadar kalabalığı görünce aşka gelip meşhur Dolmabahçe görüşmesinde Başbakan’la ne konuştuğunu, sonra da neden “dut yemiş bülbül”e döndüğünü anlatır!

GÜNÜN SORUSU AKP’li Meclis Başkanı Cemil Çiçek, son anda bir manevra yaparak oturumu MHP’li Başkanvekili Meral Akşener’in yerine AKP’li Sadık Yakut’a yönettirmiş; Yakut da dört eski bakanla ilgili fezlekenin Genel Kurul’da okunmamasını sağlamış... Sorum Çiçek’e: Meclis’te okutmadığınız fezlekeler, dün sabah itibarıyla isteyen herkesin bilgisayarındaydı. Onların okunmaması için de her eve ya da ofise birer adet Sadık Yakut göndermeyi düşünüyor musunuz?

Yasağı da yasaklarmış!

Tanık doktordan çok önemli belge

‘Berkin’in vuran polislerin fotoğrafını çektik’ Haziran Ayaklanması sırasında Okmeydanı’nda gaz bombası fişeğiyle ağır yaralanan 269 gün sonra yaşam mücadelesini kaybeden Berkin Elvan’ın öldürülmesiyle ilgili soruşturmanın seyrini değiştirecek 2 tanık dinlendi. Olay günü Berkin Elvan’ın vurulduğu yere çok yakın bir yerde duran polislerin fotoğrafını çeken diş doktoru tanık M.B., olayı şu şekilde anlattı: “Gece bizim kliniğimizin

önünde olayları protesto eden yurttaşlar bulunuyordu. Sonra bunlara polis gazla müdahale etti. (...) Atılan gazlar kliniğimin içine geldi. Asistanım astım hastası olduğundan bu esnada ben camdan aşağıda sokakta bulunan polislere “İçeride hasta var” dedim. Asistanım P.K çok kızdığından sokakta kliniğimizin önünde bekleyen polislerin bir adet fotoğrafını çekti . Biz de delil olabilir diye verdik.”

Yüksek Seçim Kurulu, AKP’nin son reklam filminin televizyonlarda gösterilmesini “bayrak sömürüsü” yapıldığı için yasakladı. Başbakan’ın bu karara tepkisi, “Olmaz öyle şey... Gerekirse yasağı yasaklarız” oldu! Yani; bu ülkenin Başbakan’ı,

Yüksek Seçim Kurulu’nu takmadığını haykırdı. Eğer YSK, iktidrarın bu saldırısına karşı susmayı tercih ediyorsa... Biz neden ve kimi kandırmak için seçime gidiyoruz ki? Versinler tüm mazbataları Erdoğan’a; olsun bitsin!

GÜNÜN İSYANI! İnternete düşen tapelerden birinde, THY Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Topçu’nun Dubai’de okuyan kızının torpille İTÜ’ye yatay geçişinin sağlandığı iddia edilmiş... Hamdi Bey dün bir açıklama yaparak, “Benim İTÜ’de okuyan ya da İTÜ mezunu olan kızım veya oğlum yok” demiş... Gelin görün ki 7 ay önce Türkiye gazetesine verdiği bir röportajda İTÜ’de okuyan kızından söz ettiği ortaya çıkmış... İsyanım Top��u’ya: Hangi sözünüz doğru?

Bursa’dayım!

TÜYAP’ın 12. Bursa Kitap Fuarı kapsamında düzenlenen “imza etkinliği” için yarın Bursa’da olacağım.

Kırmızı Kedi Yayınevi’nin standında saat 13:00’ten itibaren “Dön Kardeşim” isimli son kitabımı imzalayacağım. Bursa’daki dostları bekliyorum.


Hazırlayan: Gökçen BEYAZ

21 MART 2014 CUMA

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

ANKARA İmsak 04.19 Güneş 05.44 Öğle 12.03 İkindi 15.26 Akşam 18.10 Yatsı 19.28 HAVA DURUMU

Ankara: 1/15

b

İstanbul: 9/18

b

Rafet

İzmir: 8/21

b

Antalya: 11/23

İSTANBUL İmsak 04.33 Güneş 06.00 Öğle 12.18 İkindi 15.41 Akşam 18.25 Yatsı 19.45

b

Adana: 10/23

b

Diyarbakır: 4/17

b

Erzurum: -1/7

b

Sivas: -1/11

b

İZMİR İmsak 04.44 Güneş 06.07 Öğle 12.26 İkindi 15.49 Akşam 18.32 Yatsı 19.49

Tunceli: 3/16

b

Trabzon: 9/14

g

Zonguldak: 5/14

b

Bursa: 5/20

b

Konya: 4/14

b

MERSİN’DE TREN, SERVİS ARACINA ÇARPTI: 10 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ

BALLI rafballi@gmail.com

Erdoğan’ın TRT’deki ‘itiraf’ günü 19 Mart akşamı Tayyip Erdoğan’ı izledik. TRT kanallarının ortak yayınında. 4 kendi gazetecisini oturtmuştu karşısına. Yorgun görünüyordu. Ağır seçim kampanyasındandı herhalde. Fakat aynı zamanda durgundu. Biraz da canı sıkkın gibiydi. Ruh hali, gazetecilere de yansımıştı sanki. Soru: Elinde, açıklayamadığı anketler mi var?  Mesajları bildikti. Berkin Elvan konusunda da. Biber gazı kapsülüyle başından yaralanmış. 269 gün direnmişti ölüme. Erdoğan, polisini savundu. Berkin’in yüzünde maske varmış. Yani: Berkin’in yaşı anlaşılamıyormuş. Diyelim ki, öyleydi. Fakat gaz kullanım talimatı kesin. Fişekleri göstericilerin üstüne atmak yasak. Yaşı ne olursa olsun. Polis o yasağı çiğnedi. Bu bir Erdoğan itirafıdır:  Bir itiraf daha. MİT’in Adana’da durdurulan TIR’ları hakkında. Suriye’ye “silah götürdüğü” söylenen TIR’lar. “Türkmenlere giden yardım” diye savunmuşlardı. Erdoğan, aramanın CD kayıtlarını izlemiş. “Vurulmuşa döndüm” diyor. Niye? Anlatıyor: “Savcı çık, kapağı açtır.” “Hepsini kameraya aldır, resimle.” “Bunu nereye servis edeceksin?” İncelikli bir “yardımseverlik”! Resimlenmesinden bile korkuyor. Ama: Anlaşılan şu. Birileri Erdoğan’ın dosyasını hazır ediyor.  Kasetsiz Erdoğan konuşması olur mu? “Beni dinlemişler. Eşimi dinlemiş” “Çocuklarımı dinlemişler.” Biliniyordu. Devamı daha önemli. “Yapmaya da devam ediyorlar.” İktidarın bittiği yerdir.  Bir başbakan düşünün. Dinlendiğini biliyor. Fakat önleyemiyor. Çaresizlik bu. İtiraftan da öte. İfşaattır: “Devlet acze düştü.” “Hükümet acze düştü.” “Ben acz içindeyim” demektir. Zaten vurguluyor da: “Bu bir casusluk suçudur.” “Gereği tabii ki yapılacaktır.”  Erdoğan “itiraf” gününde ya. Devam etti: “Bütün bu konularda şantajı da kullanıyorlar.” Kendi ifadesine göre: Birileri Tayyip Erdoğan’a şantaj yapıyor. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’na. Altını çizmekte bile zorlanıyor insan. Soru: “Şantaj” eylemi hangi “açık”(lar)la buluştu acaba?  Cemaat devlete ne zaman sızmaya başladı? 35 yıllık bir süreçten söz etti. 12 Eylül 1980 darbesine denk geliyor. Nasıl bu kadar kesin konuşabiliyor? Devletin istihbarat arşivi Erdoğan’ın elinin altında. Belli ki: Bilgiye dayanıyor.  Bir de “günah hiyerarşisi” yaptı. Erdoğan’ın anlatımını özetliyorum. Hz. Muhammed’e bazı günahları sormuşlar. “Zina yaparsa bir kişinin durumu ne olur?” Cevap: “Günahkâr olur.” “Çalarsa ne olur?” Cevap: İşte “şöyle olur.” Sıra en önemli günahta: “Yalan söylerse ne olur?” Hz. Muhammed ayağa kalkmış: “Asla” demiş. Erdoğan’ın yorumu: “Yalanın toplumsal bir bedeli var.” “Bundan dolayı önemli.”  Erdoğan günahları iki bölüme ayırdı. “Bireysel” ve “toplumsal”. Zina ve çalmak: Bireysel günah. Yalan: Toplumsal günah. Hemen itiraz etmiyorum. Yaptığı ayırım dinen doğru mu? Yalan, zina ve hırsızlıktan ağır mı? Doğrusu bilmiyorum.  Çalmaktan niçin söz etti? Cevabı az çok belli. Fakat anlayamadım: Zinayı niye gündeme getirdi?!

Kaza değil CİNAYET Aynı yol daha önce de onlarca kişiye mezar oldu. Ancak önlem alınmadı. Birleşik Taşımacılık Sendikası, Devlet Demiryolları’nı suçlarken, Organize Sanayi Bölgesi yetkilileri, 21 yıldır otobana bağlantı istediklerini dile getirdi önüne çıkmış, dolayısıyla geçit kazası olmuştur” denildi. MTOSB’ye her gün 10 bin kişiyi taşıyan yolun yıllardır sorunlu olduğu ortaya çıktı. İlk açıklama MTOSB Başkanı Sabri Tekli’den geldi. Tekli, “Her sabah kaza olacak diye yüreğimiz ağzımıza geliyor. Bu geçidin modernize edilmesi yönünde girişimlerimizden sonuç alamadık” dedi.

 ARZU YAZAR/ EDA DEMİR

M

ersin’in Akdeniz ilçesinde Adana-Mersin seferini yapan yolcu treni, işçileri taşıyan servise çarptı. Kazada 10 kişi öldü, 4 kişi yaralandı. Birleşik Taşımacılık Sendikası Adana Şube Başkanı Tonguç Özkan, “Kazanın olduğu noktada, yol güvenliği yok denecek kadar az” dedi. Mersin Tarsus Organize Sanayi Bölgesi’nde (MTOSB) bulunan bir fabrikada çalışan işçileri taşıyan servis aracı, dün sabah 07.35 sularında hemzemin geçitte trenle çarpıştı. Trenin makinistleri Hüseyin Erdem ve Mehmet Erkan tedbir amaçlı gözaltına alındı.

‘Vagonlar görüşü kapatıyor’ Aydınlık’ın ulaştığı BTS Adana Şube Başkanı Tonguç Özkan, yol üzerinde sıralı olan boş vagonların görüş mesafesini kapattığını söyledi. Özkan, “Vagonlar hem şoförün hem makinistin görüşünü kapatıyor. Bekçinin bulunduğu yer yüksek. Tüm sorumluluk bekçiye düşüyor. Alt ve üst geçit yok. Güvenlik yok denecek kadar az. Makinist arkadaşlar buradan hep korkarak geçiyorlar” dedi. MTOSB Basın Danışmanı Burak Karataş, ise 1993 yılında kurulduğundan beri MTOSB ile otoban bağlantı yolunun yapılması için çalıştıklarını belirtti. Karataş, “Burada, araçların soldan gelen treni görmeleri mümkün değil, görüş alanı sıfır. Tren yolunun üst

10 bin kişi kullanıyor Devlet Demiryolları’nın internet sitesinden yapılan açıklamada, kazayla ilgili adli ve idari soruşturmanın başlatıldı belirtildi. Minibüs sürücüsünün bekçinin ikazına rağmen hemzemin geçide girerek trenin önüne çıktığı kaydedilen açıklamada, bariyerlerin neden kapatılmadığına ilişkin bilgi verilmedi. Açıklamada “Servis minibüsü, görevli geçit bekçisine rağmen dikkatsiz ve kontrolsüz olarak yolcu treninin Facianın ardından bölgeye onlarca sağlık görevlisi sevkedildi.

kısmına D400 yolunun yapılması öngörülüyordu. Açılsaydı araçlar tren yolunun üstünden geçecekti. Otobanla bağlantı yolu olmadığı için burada sürekli kaza ve can kaybı oluyor” diye konuştu.

BTS: Uyardık Birleşik Taşımacılık Sendikası (BTS) olaydan Devlet Demiryolları’nı sorumlu tuttu. “Kaza değil cinayet” başlığıyla yapılan açıklamada, “Burada bu tür vahim kazalar sürekli yaşanmaktadır. Uyarılarımıza rağmen geçen süre içerisinde TCDD yönetiminin bu tür kazaların önlenmesi yönünde hiçbir ciddi adım atmadığı görülmüştür. Kamu sorumluluğumuz gereği hemzemin geçitlerde sorumluluğu bulunan Belediyeleri, İl Özel İdarelerini, Karayolu ve TCDD yetkililerinin bir an evvel kurulacak diyalog üzerinden gerekli adımların atılması gerekirken bugüne kadar bu tür kazaların yaşanmasını engelleyecek bir adım atılmamıştır” denildi.

Kazada Harun Kaya, Sinan Özpolat, Oğuzhan Beyazıt, Ayhan Akkoç, Kenan Erdinç, Mehmet Akşam, Cavit Yılmaz, Mine Serten ve Onur Atlı, Mustafa Doygun hayatını kaybetti. Servis şoförü Fahri Kaya ağır yaralanırken, Uğur Ateş hafif yaralandı.

Onlarca vatandaşa mezar oldu Güneş, 13 Nisan 2013

Mersin Tarsus arasındaki tren yolunda bulunan hemzemin geçitler onlarca vatandaşa mezar oldu. 14 Eylül 2001’de 5 kişi hayatını kaybetti, 11 kişi yaralandı. 23 Kasım 2005 9 kişi hayatını kaybetti, 20’den fazla kişi yaralandı. 10 Ekim 2010’da 1 kişi hayatını kaybetti. 17 Mayıs 2011’de 1 kişi hayatını kaybetti. 12 Nisan 2013’te 1 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi yaralandı. 7 Kasım 2013 2 kişi hayatını kaybetti.

Güneş, 7 Kasım 2013

Bekçi 12 saattir çalışıyordu Servis geçerken bariyerleri kapatması gereken geçit bekçisinin olaydaki sorumluluğu da gündeme geldi. Bekçi verdiği ilk ifadede bariyeri tam zamanında indirdiğini söyledi. Cumhuriyet savcısına ifade veren bir tanık ise kaza olduktan sonra bariyer görevlisinin “Eyvah ağabey, ben ne yaptım, daldım” dediğini iddia etti. Bekçinin 12 saattir çalıştığı, görevini yaklaşık 20 dakika sonra arkadaşına devredeceği ortaya çıktı. Bir-

leşik Taşımacılık Sendikası Şube Başkanı Tonguç Özkan, taşeron olarak çalışan geçit bekçilerinin çalışma koşullarının ağır olduğunu söyledi. Özkan, “1 gece, 1 gündüz işi alıyorlar. Haftada 45 saat çalışmaları gerekirken 55-56 saat fazla çalıştırılıyorlar. Günlük dinlenmeleri 8 saate tekabül ediyor. Hafta sonları tatilleri yok. 7-8 yıl önce geçit memurları vardı. Kadroluydu. Özelleştirildi, çalışma koşulları da ağırlaştı” dedi.


21 MART 2014 CUMA

DOLAR

Perşembe 2.2331 Çarşamba 2.2250

Hazırlayan: Recep ERÇİN

EURO

Perşembe 3.0789 Çarşamba 3.0946

BORSA

Perşembe 65.555 Çarşamba 65.705

ALTIN

(Cumh.)

Perşembe 642 TL Çarşamba 643 TL

FAİZ

Perşembe % 11.41 Çarşamba % 11.28

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

PETROL (Brent)

Perşembe $ 105.92 Çarşamba $ 105.98

*Serbest piyasa satış fiyatları

MAYIS VE ARALIK’TAN SONRA ÜÇÜNCÜ FED DARBESİ MART’TA GELDİ

Ekonomi yüksek enflasyon ve durgunluğa sürüklenecek ABD Merkez Bankası FED Mart ayı toplantısında 2015 Nisan’ında faiz artırım sinyali verdi. FED kararlarını yorumlayan ekonomist Dr. Atilla Yeşilada Türkiye ekonomisinin fırtınaya sürüklendiğini savundu EKONOMİ SERVİSİ nceki gece, iki günlük Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısı son bulan FED cephesinden yeni haberler geldi. Yeni Başkan Janet Yellen’in ilk kez başkanlık ettiği FED toplantıları sonrası yapılan açıklamada, varlık alımlarının 10 milyar dolar daha azaldığı ve 55 milyar dolara düşürüldüğü bildirildi. FED yetkililerinin ilk faiz artışı için 2015 yılını öngördükleri belirtilirken, toplantı sonrası konuşan Yellen da, faiz artışlarının tahvil alım programının bitirilmesinden 6 ay sonra başlayabileceğini söyledi. Buna göre eğer tahvil alım programı aynı hızla devam ederse Eylül

Ö

gibi sonlanacak. FED’de gelecek yıl Nisan ayında faizi artıracak.

sürükleniyor’’ öngörüsünde bulundu.

Stagflasyona sürükleniyoruz

Borsa Nisan’da 60 binin altına düşecek

Açıklanan FED kararlarını ve olası bir faiz artırımının Türkiye’ye etkilerini değerlendiren para ve borsa piyasaları uzmanı ekonomist Dr. Atilla Yeşilada, ‘’FED’in 2015 yılı başı ya da ortalarında parasal sıkılaştırmaya geçmesi nedeniyle Türkiye gibi riskli ülkelere sıcak para akışları daha da azalacak. Mart yerel seçimleri siyasetteki kara bulutları dağıtmayacak, aksine fırtınayı başlatacak. Aralık-Ocak ayında çok ağır bir güven şoku ile yıllık yüzde 4 büyüme patikasından çıkan ekonomi hızla stagflasyona (durgunluk ve yüksek enflasyon)

Dr. Atilla Yeşilada

Paraanaliz.com adlı internet sitesinde yayımladığı değerlendirmelerinde Borsa İstanbul’un seçimlerden sonra abartılı fiyatlamanın bedeli çok ağır ödeyeceğini kaydeden Yeşilada, ‘’Nisan ortalarında BİST-100 endeksi 60 bin puanın altını deneyecek ve çok uzun süre Mart zirvelerine geri dönmeyecek’’ dedi.

Faiz indirimi kuru 2.40’a çıkarır T.C. Merkez Bankası’nın (MB) yıl sonu enflasyon hedefini yukarı yönlü güncelleyebileceğine işaret eden Yeşilada, AKP’nin zorla MB’yi faiz indirimine zorlaması halinde dolar kurunun 2.40’a fırlayacağını belirtti. MB’nin 2015 veya 2016 yılında da faiz indiremeyeceğini savunan Yeşilada, şöyle devam etti: ‘’Çünkü FED guvernörlerinin (yönetici) kendi öngörülerine göre FED 2015 ortalarında parasal sıkılaştırmaya geçiyor. Eğer MB faizi indirirse dolar ve TL arasındaki faiz farkı çok hızla azalacak ve para evine dönecek.

Gelişen piyasalardan para kaçıyor Yılbaşından bu yana gelişen

piyasalardan tonla para kaçıyor, bu süreç FED faiz artırıncaya kadar bitmez. TL’nin bir yıl boyunca stres altında kalması da enflasyonist baskıları körükleyecek. Türkiye kısa bir süre sonra stagflasyona girecek. MB’nin iddiasının aksine, ihracat artışı iç talepteki daralmayı telafi etmez. Hatta ihracat ve kamu harcamaları çok artsa da, gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 75’ini teşkil eden tüketim ve sabit sermaye yatırımlarındaki ivme kaybını dengelemez. TL yüksek faize rağmen değer kazanmadı, çünkü siyasi belirsizlik ve bankaların azalan dış boçlanması doğru fiyatlanıyor. Türkiye ilerleyen yıllarda daha yavaş büyüyecek, daha yüksek faizle yaşayacak ve sıcak para da Türkiye gibi GOP’a gelmeye daha fazla nazlanacak. Borsa yatırımcısı, Mart yerel seçimlerinin siyasi kavgayı bitirmediğini görecek, ekonomiden gelen korkutucu rakamlar 2014 kar tahminlerini şüpheye düşürecek. Bunlar olmasa da, büyümenin olmadığı bir ortamda, çok uzun süre fiyatlar artmayacak, hisse senedi tutanları sıkılacak ve satacak.’’

Çinli otomotivciler yatırım için Türkiye’de



Çin’in en büyük ticari araç üreticilerinden biri olan Sinotruk, yatırım ve ticaret olanaklarını araştırmak için Türkiye’ye geldi. Türkiye’ye Ekonomi Bakanlığı’nın daveti ile gelerek yatırım ve ticaret olanaklarını araştıran Sinotruk yetkilileri, Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği (TAYSAD) ve Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) yöneticileri ile biraraya geldi.

Sinotruk’la durumumuzu sağlamlaştıracağız’ Sinotruk’un Uluslararası Ticaretten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Liu Qing, TAYSAD ve OİB yöneticileriyle yaptıkları görüşmelerden sonra yaptığı açıklamada, Türkiye’de üretim ve ticaret olanaklarını görebilmek için temaslara başladıklarını bildirdi. Çinli heyet Türk otomotiv endüstrisini yakından tanımak adına birçok firmayı da ziyaret ederek üretim ortamını yerinde inceledi. TAYSAD Genel Koordinatörü Süheyl Baybalı da, “Ülkemizin hedefleri çerçevesinde bu fırsatı iyi değerlendirmeliyiz. Türkiye, hafif ticari araç üretiminde Avrupa’nın bir numarası. Eğer Sinotruk’u kaçırmazsak bu alandaki durumumuzu daha da sağlamlaştıracağız. Sinotruk alanında önemli bir firma ve Türkiye’yi işbirliği için seçmek istemelerini fırsata çevirmeliyiz” diye konuştu.

FED’in Türkiye’ye etkisi Türkiye ekonomisi dışarıda yaşanan ekonomik gelişmelerden içerideki ekonomik yapının da kırılgan olması yüzünden sert biçimde etkileniyor. Türkiye gibi dış kaynak bağımlısı piyasa ekonomilerini son dönemde en çok sarsan ise ABD Merkez Bankası FED’in aldığı kararlar oldu. Geçen yılın Mayıs ayında artık piyasaya verdiği parayı keseceğini duyuran FED, Aralık’ta bunu uygulamaya koydu. Mayıs ayında başlayan gerilime Aralık’ta varlık alımlarının azaltımı ve ülkedeki siyasi çekişmeler eklenince Türk lirası dolar karşısında yüzde 24’e yakın değer kaybetti. T.C. Merkez Bankası’nın döviz satımı yoluyla yaptığı müdahaleler sonuç vermeyinde faizler yüzde 4.5’ten yüzde 10’a çıkarıldı.

 EKONOMİ SERVİSİ

Testil fuarına 20 bin ziyaretçi



Dış kaynak girişi durunca cepten yedik

“Uluslararası Tekstil ve Aksesuarları Fuarı-TEXBRİDGE” bu yıl 26-28 Mart 2014 tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) ve Konfeksiyon Yan Sanayicileri Derneği (KYSD) desteğinde, CNR Holding kuruluşlarından İstanbul Fuarcılık organizasyonuyla düzenlenecek fuar, CNR EXPO Yeşilköy’de yapılacak. Türk tekstil ve hazır giyim endüstrisinin iç ve dış ticaret gereksinimlerine en üst düzeyde yanıt verecek. Fuara ilişkin bilgi veren CNR Holding Fuarcılık Grubu CEO’su Cem Şenel, 20 bin metrekare alanda düzenlenecek fuarda 20 bin ziyaretçi beklediklerini kaydetti.

Türkiye’nin 2013 sonunda 225 milyar dolar olan döviz cinsi varlıkları 218.9 milyar dolara, 615.4 milyar dolar olan döviz cinsi yükümlülükleri de 587.1 milyar dolara geriledi RECEP ERÇİN ABD Merkez Bankası FED’in varlık alımlarını kademeli biçimde azaltmaya başlamasıyla dünyada bol ve ucuz para dönemi sona ermeye başladı. Bu yeni durumun Türkiye’ye yansımaları da açıklanan makro ekonomik verilerde net bir şekilde görüldü. T.C. Merkez Bankası’nın (TCMB) 2014 Ocak ayına ilişkin Uluslararası Net Yatırım Pozisyonu raporuna göre; 2013 Aralık ayında 225 milyar dolar olan Türkiye’nin döviz cinsi varlıkları Ocak’ta 218.9 milyar dolara, 615.4 milyar dolar olan döviz cinsi yükümlülükleri de 587.1 milyar dolara geriledi. Böylece Türkiye’nin uluslararası net yatırım pozisyonu açığı da 390.4 milyar dolardan 368.2 milyar dolara düşmüş oldu. Elbette Türkiye’nin yükümlülüklerindeki azalma net yatırım pozisyonunda bir iyileşmenin göstergesi fakat, aynı anda varlıkların da azalıyor olması döviz yaratamayan ekonominin kesesinden yediğinin bir göstergesi.

Ekzen: Açık dengesi çok yüksek Ocak ayında oluşan rakamları değerlendiren ekonomist Nazif

Ekzen, daha önce açıklanan ödemeler dengesi raporunda da görüldüğü üzere Türkiye’ye dış kaynak girişinin kesildiğini söyledi. Kaynak girişinin durmasıyla birlikte varlıklarda azalma meydana geldiğine dikkat çeken Ekzen, ‘’Ancak hala açık dengesi çok yüksek. Bu açığında finanse edilebilmesi için rezervler eritiliyor. Benzer durumun Şubat ve Mart aylarında da yaşanması olası’’ dedi.

Varlıklar yüzde 56, yükümlülükler yüzde 75 arttı Diğer yandan, 2006’dan bu yana gelişen uluslararası yatırım pozisyonu rakamlarını yıl sonu itibarıyla incelediğimizde 2009 ve 2011 yılları dışında varlıklarda hep artış olmuş. Yükümlülüklerde de 2008, 2011 ve 2013 yılı sonunda bir önceki yıllara göre azalma görülmüş. 2006 yılı sonunda 144 milyar dolar olan varlıklar 2013 yılı sonunda 225 milyar dolara, 350 milyar dolar olan yükümlülükler de 615.4 milyar dolara yükselmiş. Uluslarası net yatırım pozisyonu açığı da 205.9 milyar dolardan 390.4 milyar dolara çıkmış. Bu rakamlar Türkiye’nin dış dünyaya döviz cinsinden olan yükümlülüklerinin varlıklarından çok daha hızlı arttığını gösteriyor.

Gülçin Akar

Tüketiciye bal uyarısı



Tüketici Başvuru Merkezi Şikayet Masası Sorumlusu Gülçin Akar, vatandaşların bal reklamlarıyla kandırıldığını savundu. Reklamlarda yansıtılanın aksine satılan balların orijinal olmadığını ve kilolarının eksik çıktığını ifade eden Akar, tüketicilere ‘karakovan balı’ denilerek çiçek balı gönderildiğini kaydetti. Televizyonda izlediği reklam sonucu bal siparişi veren Ali Özcan adlı yurttaşın mağduriyetini örnek gösteren Akar, gıda firmalarının balın pahalı ve talep edilen bir ürün olmasından istifade ederek daha fazla kazanç elde etmek için bu yola başvurduklarını bunun da tüketicinin güvenini sarstığını söyledi. Akar, her geçen gün güvenli bala ulaşmanın zorlaştığını belirterek televizyondan verilen siparişlerde tüketicileri dikkatli olmaları konusunda uyardı.


21 MART 2014 CUMA halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Esin

TURHAN esinergenc@gmail.com

Allah kimseyi Tayyip Erdoğan yapmasın!

H

ani derler ya, “Zulmün artsın” işte bu söz gerçek oldu. Battıkça zulmü arttı, zulmü arttıkça battı. Ama onun da işi zor. Düşünsenize hayaldi gerçek oldu derken bir ülkenin tarihine zorba ve diktatör olarak geçmek, üstüne bir de moda tabiriyle, “bonus” olarak “katil” ve “hırsız” sıfatlarının eklenmesi nasıl da zor. Yola birlikte çıktıkları çelmeyi takmış, at sırtından atmış, halk ayağa kalkmış, allah kimseyi Tayyip Erdoğan yapmasın! Ben zaten az uyurum, bir de Erdoğan olsaydım, herhalde uykuyu tamamen unuturdum. Ama bir söz vardır “ayıyla yatağa giren tırmalanmış kalkar.” Erdoğan, ABD’yle işbirliğine başladığından beri tırmalanmak ne kelime, parçalandı. Bu da son parçası. Zor gerçekten zor! Bu topraklarda anneler bir tek değer için çocuklarını ölüme yollarlar hem de kınalayarak, o da vatan savunması. Siz vatan için kınalanan çocukları, İsrail ve ABD planları uğruna gaz kapsüllerinizle, plastik ya da gerçek mermilerinizle öldürdüğünüzde, bu sefer o kınayı analar kendi ellerine yakar. İşte siz bundan korkun! Uykularınızı kaçıracak olan ellerine o kınayı bütün bir halkın yakması. TOMA’nız ne güçlü, ne güçlü ama sürecek kimseyi bulamayacaksınız yakında. Gaz kapsülleriniz ne öldürücü, ne öldürücü atacak polis de bulamayacaksınız yakında. Ayağa kalkan halkın karşısında duracak TOMA da, sıkılacak gaz da, sizin o her tarafınızdan fışkıran kin dolu öfkeniz de işe yaramaz. Artık hükmünü kaybetti. Silivri duvarları yıkıldı. Eğer kapıları AKP hükümetinin açtığını sanan varsa çok yanılır. Hâlâ anlamadınız mı? O kapılar açılmadı fedailer duvarları yıktı. Şimdi iktidarınız yıkılıyor. İşiniz gerçekten zor!

Sendikalardaki AKP memurlarının da işi zor Bu son, aslında başından belliydi. Yıkılacaksınız diyenleri susturmak işe yaramadı. Çünkü bütün bir halkı zindana atamaz hiçbir güç. Şimdi zindanlara gerçek sahipleri geçip kurulacak. Ama emek sayfasında yazıp da, emek örgütlerinin tepesinde yıkılanların memurluğunu yapanları yazmadan olmaz. Bilmeliler ki, onların da sonu yakın. İstedikleri kadar taşeron işçilerin sorununu çözüyor gibi yapsalar da, özelleştirmeye sözde karşılarmış gibi görünmeye çalışsalar da, onları kurtaramayacak bunlar. Çünkü gerçekler ortada. Hangi sendika başkanı AKP hükümetine muhalif ise hepsine saldırdılar. Genel kurullarına, şube kongrelerine hatta delege seçimlerine kadar müdahale ettiler. Hem de fütursuzca, utanmadan, sıkılmadan. Genel Kurullarda cep telefonlarından verdikleri mesajlarla divan başkanlarını atadılar. İşverenle birlikte hareket ettiler. Sırf sendikanın yönetimini ele geçirmek için grevleri ve direnişleri bitirtmediler. Utanmadılar, sıkılmadılar, koca koca konfederasyonların koridorlarında paçaları sıvayıp takunyayla gezdiler. Siz de yıkılacaksınız. O binalar da kırklanacak. Ne olacak biz biliyoruz. Emekten yana, bağımsız, başı dik, çağdaş, halkçı bir Cumhuriyet yeniden kurulacak! Emekçilerin nasırlı, onurlu elleri önce sizi yıkacak, sonra yeniden aydınlık bir ülkeyi inşa edecek. Anlayacağınız sizin de işiniz zor...

MEMUR KONFEDERASYONLARI ÇALIŞMA BAKANI’NA SERZENİŞTE BULUNDU:

Memur artık fasulye bile yiyemiyor  AYDINLIK / ANKARA

H

ükümet ile memur konfederasyonları dün bir araya geldi. Toplantıda sendikalar, “Memurlar için eskiden et yiyemiyorlar şeklindeki serzenişlerimiz bugün artık fasulye, patates bile yiyemiyorlar haline gelmiştir” diyerek enflasyon farklarının verilmesini talep etti. Memurlar masaya toplusözleşme döneminde alamadıkları haklarını getirdi. Kamu Personeli Danışma Kurulu, daha önceki toplantılarda gündeme getirilen ve çözümü daha sonraya bırakılan konuları görüşmek için toplandı. Çalışma Bakanlığı Reşat Moralı Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıya, memur kesimini temsilen Memur-Sen, Türkiye Kamu-Sen ve KESK temsilcileri hükümet tarafını temsilen de Çalışma Bakanı Faruk Çelik ve ilgili Bakanlık bürokratları katıldı.

Yasa taslağında 9 konu Toplantıda Bakan Faruk Çelik tarafından dokuz konuda hazırlanan bir kanun taslağının Bakanlar Ku-

7

Hükümet ile memur rı, konfederasyonla Kamu Personeli Danışma Kurulu’nda bir araya geldi. Önceki toplantılarda len gündeme getiri ve çözümü n sonraya bırakıla ldü konular görüşü rulu’na gönderildiğinin ifade edildiği öğrenildi. Kanun taslağında, cezalarının affı, adaylıkta uyarma ve kınama cezası alanların memuriyetten çıkarılmasının engellenmesi, özelleştirme nedeni ile araştırmacı olarak atanan Müdür, Gn. Müdür Yrd, Gn. Müdürün istekleri halinde kariyerlerine uygun mühendis, mimar,

avukat gibi kadrolara atanması, Sümer Holding’te çalışan sözleşmeli personelden işsizlik sigortası kesilmemesi, iş ve meslek danışmanlarının ek ödemelerinin arttırılması, nöbetçi memurluğu uygulamasının kaldırılması, Tapu Kadastro çalışanlarının sorumluluğunun yeniden düzenlenmesi, iş yoğunluğu fazla olan mahkeme çalışanlarına fazla çalışma ücreti verilmesi, emekli ikramiyesinin hesaplanmasında 30 yıllık hizmet süresi sınırının kademeli olarak 35 yıla çıkarılması konularının

yer aldığı bildirildi.

‘Maaşlar eridi’ Toplantıda, sendika temsilcilerinin, 2012 yılının Kasım ayından bu güne kadar altı kez toplantı yapıldığını ancak, herhangi bir mesafe kat edilemediğini ifade ettikleri kaydedildi. Özellikle 4/C’lilerin kadroya geçirilmesi, akademisyenlerin özlük haklarının iyileştirilmesi başta olmak üzere yardımcı hizmetler sınıfına ek gösterge verilmesi, üniversite mezunu işçilere kadro verilmesi,

yasal değişiklik taleplerini ilgili Bakanlığa ulaştırırlar bundan sonrası artık yürütme yani hükümetin işimekli Astsubaylar Güçbirliği dir. Astsubaylarda sıklıkla işittiğim Platformu Sözcüsü Emekli Perhükümet yasal değişiklik yapasonel Kıdemli Başcakmış ama Genelkurmay Başçavuş Ersen Gürpınar ile kanlığı izin vermiyormuş söylemi yaptığımız söyleşi büyük var. Baktığımızda yasaların yapılış ilgi gördü. Emekli astsumantığına uymayan bir eleştiri. baylar gönderdikleri meBir miktar haklılık payı da olsa sajla Aydınlık’a teşekkür tamamen bu gerekçeye bağlamak etti, sorunların bir an önce çözülmesini istedi. İşte o tarikaydinlik@gmail.com sonuç almak için bizi doğru yola götürmez düşüncesindeyim. mesajların bir kısmını özet olarak yayınlıyoruz:

 Atilla Abaylı: TSK’da hukukun temel prensiplere göre yasada suç olarak belirtilmeyen hiçbir suça ceza verilemeyeceği ilkesi gözardı edilerek sudan sebeplerle amirin keyfiyetine göre suç sayılan fiiller için alınan savunmalar, personelin disiplin notunun düşmesine ve muhakemesiz ordudan ihracını gerektirmektedir. Disiplin cezalarında suç nitelikleri açık olarak belirtilmeli ve antidemokratik olan aynı suçu işleyen üst ve astın farklı cezalar alması önlenmelidir.

‘Kanun yapıcı tek makam Meclis’tir’

 Ali Yönel: Astsubaylar, Türk ordusunun bel kemiğidir, özlük hakları derhal iyileştirilmelidir. Orduda ikinci sınıf muamelesine derhal son verilmelidir.  M.Fetullah Akalp: Bugün TSK, ciddi bir anket yapsa subayları dışında mutlu olan başka

E

‘Aynı suçu işleyenlerin farklı cezalar alması önlenmeli’

 Nasuh Bektaş: Türkiye’de kanun yapıcı tek makam TBMM’dir. Yasama faaliyetleri iki türlü olur, milletvekillerinin teklif getirmesi veya hükümetin tasarı sunması şeklinde olur. Kurumlar, değişen durumlara göre ihtiyaç duydukları

 Abdullah İnaler: Ordunun tüm yükünü çeken bizler AKP hükümetinin uyguladığı politika nedeniyle iyice yok sayıldık. Subaylarla düşman konumuna getirildik, bu özellikle planlı şekilde uygulandı. Orduyu bölme ve yok etme politikasının ürünüydü.

Belediyelerde ‘taşerona son’ yasa teklifi Meclis’te

‘Adaletsizlik, saygıyı bitiriyor’

personel olmadığı anlaşılacaktır. Ordudaki adaletsizliği kanıtlamaktadır. Adaletsizlik orduda personel arasındaki sevgiyi, saygıyı bitiriyor artık bu gerçeği görün adaleti gerçekleştirin.  Osman Ada: Bulunduğumuz coğrafyada ülkemizi, birliğimizi korumanın tek çaresi güçlü ordudur. Emperyalistlerin orduyu yıpratmak emellerine adaletsizliklerle katkı sağlayanlara söylenecek söz bile bulamıyorum. Bu adaletsizlikleri dile getirmemize yardımcı olan Aydınlık Gazetesi’ne sonsuz teşekkürler.  M.Emin Atılgan: Kurumları adaletsizlikleri eleştirenler değil bu adaletsizlikleri haksızlıkları yapanlar yıpratır! Milletin ordusundaki adaletsizlik, bizler kadar ordumuza da zarar veriyor. BİTTİ

ADD KAĞITHANE

 AYDINLIK / ANKARA



memurların emekli maaşları ve ikramiyeleri ile ilgili sorunların giderilmesi gibi konularda beklenti yaratıldıktan sonra herhangi bir işlem yapılmamasına dikkat çekildi. Son yaşanan ekonomik gelişmelerle birlikte memur maaşlarının 2014 yılında eridiğini ifade eden sendika temsilcileri, “123 lira zam alan memurlar için eskiden et yiyemiyorlar şeklindeki serzenişlerimiz bugün artık fasulye, patates bile yiyemiyorlar haline gelmiştir” dedikleri öğrenildi.

Astsubaylardan mesaj yağdı

TARIK TEKGÖZLİ

EMEK DÜNYASI

Hazırlayan: Tarık TEKGÖZLİ

CHP Ankara Milletvekili İzzet Çetin, belediyelerde taşeron sisteminin kaldırılması için kanun teklifi verdi. Belediye Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun teklifini TBMM Başkanlığı’na sunan Çetin önergesinde, kanun teklifi ile belediyelerin yerine getirmesi gereken işlerin ihale yoluyla üçüncü şahıslara gördürülmesinin önlenmesinin, belediye hizmetlerinin belediye personeli eliyle yerine getirilmesinin sağlanmasının amaçlandığını kaydetti.

Yönetim Kurulumuz 14.03.2014 günü toplanarak 04 Nolu kararla aşağıdaki gündemle şubemizin Olağanüstü Genel Kurulumuzun yapılması kararı almıştır.Aşağıda gösterilen adreste 30.Mart.2014 Pazar gün ve 14.00 saatte gerçekleştirilecektir. Çoğunluk sağlanamadığı taktirde, aydnı gündemle aynı adreste 13.Nisan .2014 Pazar günü ve saat 14.00'te gerçekleştirlecektir. Gündem: 1- Açılış 2- Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı 3- Divan Başkanı ve heyetin seçimi 4- Başkanın konuşması 5- Yönetim-Denetim-Disiplin kuralları ile raporlarının okunup ibrası. 6- Gerekli organların asil ve yedeklerinin tesbitiseçimi-sayımı-ilanı. 7- Dilek ve Temenniler 8- Kapanış. Yukarıdaki karar oybirliği ile kararlaştırıldı. İsim: Atatürkçü Düşünce Derneği Kağıthane Şubesi Adres: Hasbahçe Cad. No:7 K:2 D:3 Kağıthane/İstanbul İletişim: 05333545499

T.C ADANA 9.CRA MÜDÜRLÜÜ’NDEN TAINMAZ AÇIK ARTIRMA TAVZH LANI Dosya No : 2013/7977 E. AYDINLIK gazetesinin 12 ubat 2014 Çaramba günlü baskısının 17.sayfasnda yayınlanan, Müdürlüğümüze ait Taşınmaz Açık Artırma İlanında “KDV’nin ve Damga Vergisinin alcya ait olduu ve KDV Orann %1 olduu” yazılımış ise de satışa arz edilen taşın-

mazın konut finansmanı amacı ile teminat gösterilmiş olması nedeniyle “Sata arz edilen tanmazn KDV’den ve Damga Vergisinden istisna olduu” tüm ilgililere TAVZHEN ilan olunur. 19.03.2014 BASIN: 18525 (www.bik.gov.tr)

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de

T.C. SNOP CRA DARES TAINMAZIN AÇIK ARTIRMA LANI 2013/3107 ESAS Satılmasına karar verilen taşınmazın cinsi, niteliği, kıymeti, adedi, önemli özellikleri : 1 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : Sinop İli Merkez İlçesi Ada Mahallesi 313 Ada 11 Parsel 388,00 m2 yüzölçümünde, arsa nitelikli ana taşınmazda, birinci kat 5.nolu Bağımsız bölüm 3/42 arsa paylı mesken nikclikli taşınmaz daire tam hisse ile borçlu Yalçın ÜNAL adına kayıtlıdır. Taşınmaz toplam 6 katlı betenorme binanın 1. katında olup 95,00 m2 dir, yatak odası, oda, salon, mutfak, giriş, hol, banyo, wc, balkon ve mcrdiven-sahanlık, asansörlü olarak projelendirilmiştir. Yapının dış cephesi sıvalı ve boyalı, iç kısımlarda odalar sıvalı ve boyalı ıslak zeminler seramiktir. Odalar lambiri kaplı, kapılar ahşap, pencereler pvc doğramadır, çatısı ahşap üzeri kiremit kaplıdır, konut olarak kullanılmaktadır. Taşınmaz belediye imar planı sınırları içerisinde yer almakta olup, blok nizam 5 kat inşaata tahsislidir, belediyenin tüm hizmetlerinden yararlanmaktadır. Adresi : Sinop İli Merkez İlçesi Ada Mahallesi 313 Ada 11 Parsel Yüzölçümü : 388,00 m2 (dairenin yüzölçümü 95,00 m2 dir) Arsa Pay : 3/42 arsa paylı imar Durumu : Blok nizam 5 kat inşaata tahsisli. Kymeti : 60.385,57 TL KDV Oran : %1 Kaydndaki erhler : Sinop İcra Müd. 2013/3106 Esas, 2013/3108 Esas, 2013/3122 Esas 1. Sat Günü : 25/04/2014 günü 14:10 - 14:20 arası 2. Sat Günü : 21/05/2014 günü 14:10 - 14:20 arası Sat Yeri : Sinop Adliyesi kafeteryası Zemin kat Merkez Sinop Sat artlar :

1- İhale açık artırma suretiyle yapılacaktır. Birinci artırmanın yirmi gün öncesinden, artırma tarihinden önceki gün sonuna kadar esatis.uyap.gov.tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada tahmin edilen değerin %50 sini ve rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmek şartı ile ihale olunur. Birinci artırmada istekli bulunmadığı takdirde elektronik ortamda birinci artırmadan sonraki beşinci günden, ikinci artırma gününden önceki gün sonuna kadar elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada da malın tahmin edilen değerin %50 sini, rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmesi şartıyla en çok artırana ihale olunur. Böyle fazla bedelle alıcı çıkmazsa satış talebi düşecektir. 2- Artırmaya iştirak edeceklerin, tahmin edilen değerin % 20’si oranında pey akçesi veya bu miktar kadar banka teminat mektubu vermeleri lazımdır. Satış peşin para iledir, alıcı isteğinde (10) günü geçmemek üzere süre verilebilir. Damga vergisi, KDV, 1/2 tapu harcı ile teslim masrafları alıcıya aittir. Tellaliye resmi, taşınmazın aynından doğan vergiler satış bedelinden ödenir. 3- İpotek sahibi alacaklılarla diğer ilgilerin (*) bu gayrimenkul üzerindeki haklarını özellikle faiz ve giderlere dair olan iddialarını dayanağı belgeler ile (15) gün içinde dairemize bildirmeleri lazımdır; aksi takdirde hakları tapu sicil ile sabit olmadıkça paylaşmadan hariç bırakılacaktır. 4- Satış bedeli hemen veya verilen mühlet içinde ödenmezse İcra ve İflas Kanununun 133 üncü maddesi gereğince ihale feshedilir. İhaleye katılıp daha sonra ihale bedelini yatırmamak sureti ile ihalenin feshine sebep olan tüm alıcılar ve kefilleri teklif ettikleri bedel ile son ihale bedeli arasındaki farktan ve diğer zararlardan ve ayrıca temerrüt faizinden müteselsilen mesul olacaklardır. İhale farkı ve temerrüt faizi ayrıca hükme hacet kalmaksızın dairemizce tahsil olunacak, bu fark, varsa öncelikle teminat bedelinden alınacaktır. 5- Şartname, ilan tarihinden itibaren herkesin görebilmesi için dairede açık olup gideri verildiği takdirde isteyen alıcıya bir örneği gönderilebilir. 6- Satışa iştirak edenlerin şartnameyi görmüş ve münderecatını kabul etmiş sayılacakları, başkaca bilgi almak isteyenlerin 2013/3107 Esas sayılı dosya numarasıyla müdürlüğümüze başvurmaları ilan olunur. 10/03/2014 BASIN: 18506 (www.bik.gov.tr)

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de


21 MART 2014 CUMA

Hazırlayan: Masum GÖK

Erdoğan: Twitter’ın kökünü kazıyacağız

Kadıköy Perinçek’i ağırlamaya hazırlanıyor İ

şçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek alanlara çıkıyor. Ergenekon tertibi kapsamında tutuklanan Perinçek, altı yıl aradan sonra ilk mitingini 22 Mart Cumartesi günü İstanbul Kadıköy’de yapacak. Doğu Perinçek’in katılacağı “Birlik ve Dirlik Mitingleri”yle için İP Genel Sekreteri Serhan Bolluk, “Partimiz 30 Mart yerel seçiminde büyük başarılara koşuyor. 31 Mart sabahı Türkiye, İşçi Partisi’yle uyanacak. Partimize verilen her bir oy Türkiye’mizi bölme planlarına karşı birlik ve bütünlüğümüzün garantisi olacaktır. Bütün yurttaşlarımızı yarın saat 15.00’te Kadıköy’de Doğu Perinçek’le buluşmaya çağırıyoruz” dedi. İşçi Partisi Genel Başkanı Perinçek’in katılacağı Kadıköy mitingi için İstanbul’un bütün ilçelerinden otobüs kaldıracakları kaydeden İP İstanbul İl Başkanı Osman Bilge Kuruca, “Yurttaşlarımızı Kadıköy’e bekliyoruz. Ergenekon tertibini yıktık. Atatürk’te birleşenler iktidara yürüyor.

Yurttaşlarımızın Kadıköy’e rahat gelebilmeleri için İstanbul’un her ilçesinden otobüs kaldıracağız. Ayrıca mitinge Büyükşehir adayımız Levent Kırca, Şişli adayımız Ümit Zileli ve Kadıköy adayımız Suzan Aksoy da katılacak” diye konuştu.

 AYDINLIK / SAKARYA



‘Birlik için herkes Kadıköy’e’ İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in katılımıyla İstanbul Kadıköy’de düzenlenecek “Birlik ve Dirlik Mitingi”, yarın saat 15.00’te başlayacak. İşçi Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Levent Kırca ve Kadıköy Belediye Başkan Adayı Suzan Aksoy, tüm yurttaşları İskele Meydanı’nda yapılacak büyük buluşmaya davet etti.

6 yıl sonra ilk kez Levent Kırca şöyle konuştu: “Genel Başkanımız Doğu Perinçek, Ergenekon tertibi nedeniyle 6 yıldır Silivri Cezaevi’ndeydi. 6 yıl sonra ilk kez Kadıköy’de

halkla buluşacak. Ne şanslıyım ki bu miting benim aday olduğum seçime denk geldi. Türkiye’nin içinde bulunduğu karanlık günleri aydınlığa kavuşturacağımız günlerin eşiğindeyiz. Birliğimiz, dirliğimiz ve Türkiye’nin aydınlık geleceği için bütün yurtseverleri Cumartesi günü büyük buluşmaya çağırıyorum.”

Suzan Aksoy da mitingin önemine vurgu yaparak, “Birlik ve Dirlik Mitingi, farkındalık yaratacak bir miting olacak. Bence kararsız kalanlar da mitinge gelmeli. Ve kararlarını vermeli. Tüm Kadıköylüleri Genel Başkanımız Doğu Perinçek’in mitingine davet ediyorum” diye konuştu.

FOTOĞRAF: AKADUR TÖLEĞEN

‘Rantçılara karşı direneceğiz’ Güngören’de kentsel dönüşüm mağdurlarını ziyaret eden İP Adayı Levent Kırca, yurttaşlara beraber mücadele etme sözü verdi. Sevgi seliyle karşılanan Kırca’ya yurttaşlar, ‘Oyum size’ dedi YEŞİM ÇATALTAŞ

İ

şçi Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Levent Kırca, yarın Kadıköy’de düzenlenecek Birlik ve Dirlik Mitingi öncesinde, seçim çalışmalarına hız kesmeden devam etti. Levent Kırca dün Güngören’de kentsel dönüşüm mağdurlarının sorunlarını dinledi. Bağcılar, Bahçelievler ve Küçükçekmece’de halkla buluşan Kırca’ya İşçi Partisi Güngören Belediye Başkan Adayı Ömer Korkmaz ve İşçi Partisi Bağcılar Belediye Başkan Adayı Hamiyet Gürsoy da eşlik etti.

‘Kimsesiz kaldık, oyum size’ Güngören’de Kırca’ya yoğun ilgi gösteren yurttaşlar, Kırca’yı “Başkanım hoş geldiniz” diyerek karşıladı. Kırca’nın geldiğini eşinden öğrendiğini söyleyen bir yurt-

taş, “Türkiye’yi yobazlar sarmış, bizi kimse dinlemiyor. Biz kimsesiz kaldık. Bize sahip çıkın. Oyum size” diye konuştu. Gözyaşlarını tutamayan yurttaş, “Sizi çok seviyorum” diyerek Kırca’ya sarıldı. Kırca, Güngören’deki kentsel dönüşümle mücadele eden Tozkoparan ve Nesih Özmen Mahallesi Kültür ve Dayanışma Derneği’nde de yurttaşlarla sohbet etti. Dernek Saymanı Ömer Kiriş, “Kentsel dönüşümde verdiğimiz

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

mücadelede bizi desteklediğinizi biliyoruz. Başbakanlık, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Güngören Belediyesi’ne karşı mücadele veriyoruz. Derneğimiz İşçi Partisi’ne başarılar diliyor” şeklinde konuştu. Bunun üzerine Kırca, şunları söyledi: “İçinde bulunduğunuz durumu çok iyi biliyoruz. Bu adamlar rantçı. Buralardan nemalanmaya çalışıyorlar. Bütün direniş faaliyetlerinizde yanınızda olacağım. Beraber direneceğiz.”

‘Mitinge gideceğiz’ Güngören de Aydınlık’a konuşan yurttaşlar, İşçi Partisi’nin yarın Kadıköy’de yapacağı mitinge katılacaklarını söyledi. Seyfullah Yıldız “İnsanların olayları anlamaları için bu mitinge katılmaları

çok önemli. Ben gideceğim. Bence herkes orada olmalı” derken, Canan Taşçı da “Tüm İstanbulluları Kadıköy İskele Meydanı’na bekliyoruz” ifadelerini kullandı. Güngören’in ardından Bağcılar esnafını ve halkı ziyaret eden Kırca burada da yoğun ilgiyle karşılandı. Halkı selamlayan Kırca’ya yurttaşlar, “Levent baba”, “Adamın kralı” gibi sevgi sözcükleriyle karşılık verdi. Kırca Bahçelievler ve Küçükçekmece’de de vatandaşlarla fotoğraf çektirdi Halkın sorunlarını dinleyen Kırca, vatandaşlardan destek istedi.

Kılıçdaroğlu: Erdoğan kafa karıştırıyor  AYDINLIK / TOKAT



Kadıköy’de İşçi Partisi ve CHP başa baş Milliyet gazetesinin, internet sitesinde okuyucularıyla yaptığı yerel seçim anketinde, İşçi Partisi ve CHP’nin oyları başa baş gidiyor. CHP Kadıköy Belediye Başkan Adayı Akyurt Nuhoğlu, 1502 okuyucudan aldığı oyla bi-

rinci olurken, İşçi Partisi Adayı Suzan Aksoy 1432 oyla ikinci sırada yer aldı. Aynı ankette MHP’nin Adayı Levent Akçay 951, AKP’nin Adayı Hurşit Yıldırım ise 895 kişi tarafından desteklendi.

Başbakan Tayyip Erdoğan sosyal medyaya açtığı savaşın çıtasını yükseltiyor. Bursa’da dün düzenlenen mitingte konuşan Erdoğan, Twitter’ın kökünü kazıyacaklarını söyledi. Geçen haftalarda Facebook ve Youtube’a savaş açan Erdoğan, bu kez de Haziran Ayaklanması’nda büyük öneme sahip olan Twitter sosyal paylaşım sitesine saldırdı. Erdoğan şöyle konuştu: “Memleketin her meselesine burnunu sokandan âlim olmaz. Şimdi mahkeme kararı çıktı. Twitter mwitter hepsinin kökünü kazıyacağız. Uluslararası camia şöyle der, böyle der hiç umurumda değil. Herkes Türkiye Cumhuriyeti’nin gücünü görecek. Fitneye izin vermeyeceğiz.” Erdoğan dün Sakarya ve Bursa olmak üzere iki kentte miting yaptı. Erdoğan, Fethullahçıların en örgütlü olduğu illerden biri olan Sakarya’da Gülen’e seslendi: “‘İnzivadayım’ diyor, spordan darbelere, MİT raporlarından Susurluk’a, hukuktan siyasete, atamalardan görev almalara kadar her meseleye müdahale ediT. Erdoğan yor” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan’ın Kuran’la dalga geçen bakanına hiçbir şey yapmadığını söyledi. Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın “Paralel devlet” söylemini eleştirerek, “Habire tutturmuş paralel devlet. Milletin kafasını karıştırmak istiyor” dedi. Kılıçdaroğlu dün partisinin Tokat ve Sivas mitinglerinde halka seslendi. Tokat mitingi öncesinde yapılan “Kuran-ı Kerim’le dalga geçenlere dur diyecek misiniz” anonsu dik- K.Kılıçdaroğlu kat çekti. Kılıçdaroğlu, AKP’li eski AB Bakanı Egemen Bağış’a ait olduğu ve Kuran’daki bazı ayetlerle dalga geçildiği öne sürülen bir ses kaydına değinerek şunları söyledi: “Kuran-ı Kerim bütün İslam dünyasının ortak kitabıdır. Hepimizin saygı duyduğu bir kitaptır. Asla ve asla oradaki hiçbir ayetle ilgili farklı bir şey söylemeyiz, huşu içinde okuruz, saygı duyarız. Bu adam kalktı internette bir gazeteciyle konuşuyor. Özür diliyorum ama ağza alınmaması gereken laflar ediyor.”

Kılıçdaroğlu’na ‘bozkurt’ tepkisi!  AYDINLIK / ANKARA

2B köylüsüne kelepçe  Menderes Türel’e kıyak Haberi yapan yerel gazeteyi gösteren 2B mağduru köylüler tepkilerini dile getirdi.

 DEVRİM AŞKIN KARASOY / ANTALYA

A

“Bunun hesabını biz soruyoruz, siz de sorun” diye

ntalya’da dededen kalma arazilerine yüksek rayiç bedeller seslendi. biçilen 2B köylüleri, mahkeme Bizim Antalya gazetesinin haberine kapılarında toprak mücadelesi verir- göre, AKP Genel Başkan Yardımcıken, AKP Antalya Büyükşehir Bele- sı-AKP Milletvekili Menderes Türel, diye Başkan Adayı MenKepez Başköy’de yer alan deres Türel’in 2B zengini 42 dönüm 2B arazisini, 760 olduğu ortaya çıktı. Hak bin TL rayiç bedel ödeyerek sahibi köylülerden 2B aratapulandırdı. Buna göre zilerinin bir dönümü için Türel, tapu işlemlerini 5 250 bin liraya varan paralar Eylül 2013’te tamamladığı istenirken Türel, Kepez’dearazinin bir dönümü için ki arazinin dönümünü 18 18 bin lira ödemiş oldu. bin liradan aldı. Öte yandan Oysa 2B arazileri, köylülere Türel’in 760 bin liraya aldığı dönümü 50 bin ila 250 bin arazinin gerçek değerinin TL arasında değişen fiyat20 milyon lira olduğu iddia larla satılıyor. Öte yandan Menderes Türel ediliyor. Türel’in köylülere kıyasla Hafızalara katıldığı eykatbekat ucuza aldığı 2B aralemde elleri kelepçeli fotoğrafıyla ka- zisinin tam ortasından cadde geçirildi. zınan 2B köylüsü Şerife Yıldırım, “Biz Böylece arazi, yolun her iki tarafına arazilerimiz için tutuklandık. Bize birer benzin istasyonu kurmaya elverişli mahkeme kapılarını reva gördüler, hale geldi. Bu durum da arazinin devekile kıyak geçtiler” diyerek tepkisini ğerini kat kat artırdı. Antalya’da bölgeyi dile getirdi. Antalya Büyükşehir Be- iyi bilen emlakçılar, Türel’in 760 bin lediye Başkanı Mustafa Akaydın da TL’ye aldığı arazinin gerçek değerinin, Menderes Türel’den iddialara yanıt 20 milyon lira civarında olduğunu bebeklediklerini belirterek, vatandaşlara, lirtiyor.

Devlet Bahçeli, kendisini selamlayanlara “bozkurt” işaretiyle karşılık veren Kemal Kılıçdaroğlu için, “Bu gafillere dersini verin” dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, seçim çalışmalarını dün Ankara’nın ilçelerinde düzenlediği mitinglerle sürdürdü. Polatlı ilçesinde düzenlenen mitingde konuşan Bahçeli, CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun otobüsten “gayri samimi şekilde” Bozkurt işareti yaptığını belirterek “Otobüslerden bir başkasını gördüğünde şöyle yapanlar (zafer işareti) ülkücülerin harman olduğu yerden geçerken böyle yaparak (bozkurt işareti) sizi aldatacaklarını mı zannediyorlar. Bu gafillere dersini vereceksiniz. Bu gafillere 9 gün sonra haddini bildireceksiniz. MHP üzerinden kimse kurban kesmeye çalışmasın. Çünkü MHP hakkını kimseye yedirtmez” diye konuştu.

Binaları basılan partililer serbest  AYDINLIK / ANKARA



Recep Tayyip Erdoğan’ın Edirne mitingi sırasında parti binalarına afiş asarak protesto eylemi yaptıkları için gözaltına alınan ÖDP ve TKP üyesi 17 kişi ile seçim otobüsünün geçtiği sırada el hareketi yaptıkları ileri sürülen 2 üniversite öğrencisi alınan ifadelerinin ardından dün gece serbest bırakıldı. Başbakan Erdoğan’ın dün miting için geldiği Edirne’de Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) İl Başkanlığı binasına partililer tarafından “Hırsız, katil AKP” yazılı pankart asıldı. Başbakan Erdoğan’ın geçiş güzergâhında olan parti binasındaki afişi gören polisler, mahkemenin verdiği arama kararıyla parti binasına girmek istedi. Parti üyelerinin açmaması üzerine kapı polisler tarafından kırılarak içeri biber gazı atıldı. Yapılan aramada herhangi bir suç unsuru bulunamazken, 14 partili içeri giren polis ile yaşanan arbedenin ardından “görevini yaptırmamak için direnme, görevli memura mukavemet” suçlamasıyla gözaltına alındı. İfade veren 14 kişi gece yarısı serbest bırakıldı.


Hazırlayan: Sezim ÖZADALI

21 MART 2014 CUMA

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

E Perinçek, Ersöz’ü hastanede ziyaret etti



İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Çapa Tıp Fakültesi’nde tedavi gören emekli Tuğgeneral Levent Ersöz’ü ziyaret etti. Perinçek’i, hastane bahçesinde Tıp Fakültesi’nde okuyan İP Öncü Gençlik üyeleri karşıladı. Seçimler üzerine bir süre gençlerle sohbet eden Perinçek, ardından hastanede İP üyesi Ersöz’le görüştü. Ersöz eşi Muzaffer Ersöz’le beraber Perinçek ve beraberindekileri çok sıcak karşıladı. Perinçek, Ersöz’ün Ergenekon davasında yaptığı savunmanın çok esaslı olduğunu belirterek “Büyük heyecanla izledik, hepimize kuvvet verdi” dedi. Ersöz ise “Aslında sizin savunmanız öyleydi. Hem silahlı kuvvetleri hem vatanı sizden başka savunan olmadı. O yüzden hedeftesiniz” karşılığını verdi. Ersöz, “Bu sürecin oluşmasında biz askerlerin sorumluluğu büyük” deyince Perinçek, “Bu biraz bilinçle ilgili. Mustafa Kemal’in subayını ideolojik olarak tahrif ettiniz mi subaylık kalmıyor” diye konuştu.

Rauf Denktaş’ı unutmadılar Ersöz, Perinçek’in Ermeni soykırımı iddialarına karşı yürüttüğü mücadeleyi takdirle karşıladığını vurguladı. Perinçek de AİHM’nin İsviçre’yi mahkum ettiği kararı Rauf Denktaş’ın da görmesini çok istediğini kaydetti ve “Çok kıymetli bir insan, yüreği çok sağlam fedai ruhlu bir insandı. Tayyip Erdoğanlara meydan okudu, hükümetlerle savaştı” dedi.

ski yazılarımı okudukça öfkeye kapılıyorum. Türkiye’yi, her şeyi bırakıp gitmek; okumayı ve yazmayı bırakmak; okuduğum bütün kitapları, yazdığım ve tercüme ettiğim 130’a yakın kitabı bok çukuruna atmak istiyorum. Televizyon ekranlarında her gün kemküm ederek millete akıl veren, tarih ve siyaseti tersinden yorumlayan cahil sürüsünün yaşadığı bir ülkede yaşamak istemiyorum; yazıişleri toplantısından çıkarak günün gündemini özetleyen başyapıtlar kaleme alan ulufecilerin ahkam kestiği coğrafyada bulunmak istemiyorum. Buyurun, 5 yıl önce yayımlanmış bir yazıyı okuyalım:  [Hasan Cemal ve İsmet Berkan gibi mümtaz şahsiyetler Ergenekon Davası’nın memlekete demokrasi getireceğine sofuca inanıyorlar (Hasan Cemal, Milliyet, 18.4.09). Dava sonuçlanacak, suçlular cezalarını bulacaklar ve Demokrasi adlı haspa bir sınır kapısından Türkiye’ye giriş yapacak. Hasan Cemal’e göre “Ama ülkeye demokrasiyi getirecek bir davanın demokrasinin, insan hakları ilkelerinin çiğnenmediği bir dava olması gerekir” imiş... Miş gidi miş!...  Bir başka mümtaz sima olan DTP Genel Başkanı Ahmet Türk de demokrasinin kocakarı ilacını tavsiye ediyor: “Sorunun çözümünde kısmî anayasa değişiklikleriyle değil, toplumsal sözleşme niteliğinde yeni bir anayasayla mesafe almak

mümkündür. Fırsatlar heba edilirse sancılı süreç devam eder. Gelin, Türkiye’de demokrasinin önündeki en büyük engel olan Kürt sorununu diyalogla çözerek ortadan kaldıralım” (Hürriyet, 13.5.09). Ben de Ahmet Türk gibi demokrasinin önündeki en büyük engelin Kürt sorunu olduğunu düşünüyorum. Ahmet Türk Anayasa’nın ikili kurucu unsur üzerinden yeniden kaleme alınmasını istiyor. Kürtçe ikinci resmi dil olacak, Kürt dili eğitim ve öğretim dili olacak ve Demokrasi adlı haspa Habur sınır kapısından salına salına ülkeye gelecek. Oh ne âlâ! Ahmet Türk tevazu göstermemeli Kürtlere bu kadar demokrasi yetmez; federasyon ve bağımsızlık daha fazla demokrasi getirir. Acaba öyle mi olur? Ahmet Türk ve öteki aşiret reisleri ve feodaller kendi yakın akrabalarını milletvekili seçtirirler; cumhurbaşkanlığını, başbakanlığı, bakanlıkları amca, dayı, yeğen kendi aralarında paylaşırlar. Ahmet Türk ömür boyu cumhurbaşkanı seçilir. Demokrasi karpuzunu yeme de yanında yat! Irak’ın kuzeyindeki yönetim biraz önce tasvir ettiğim gibi değil mi?  Muhterem Ahmet Türk, muhterem Hasan Cemal, muhterem İsmet Berkan beylerimiz kafa yapılarınız ne yazık ki “İkisini sallandıracaksın bak her şey nasıl da düzelir!” kafasından hiç de farklı değil. Bu memlekette 27 Mayıs oldu, memleketin başbakanı ve bakanları sallandırıldı, ne

oldu? 12 Mart, 12 Eylül darbeleri oldu, ne oldu? Demokrasi mi geldi? Anayasa, babayasa değişiklikleriyle, ne olduğu belli olmayan bir dava sonuçlanınca memlekete demokrasi gelmez. Bakın nasıl gelir: Toprak reformu gibi köktenci yöntemler kullanarak; feodalitenin, tarikat ve cemaatlerin kökü kurutularak; ağalar, beyler, şeyhler ve şıhlar iktidarsız bırakılarak biraz demokrasi gelir. Seçim ve partiler yasaları değiştirilerek, milletvekili dokunulmazlığı kaldırılarak biraz demokrasi gelir. Eğitim ve yönetim tamamen laiklik ekseninden hiza ve istikamete bakarsa biraz demokrasi gelir. Demokrasi uygarlık, kültür ve bilinç kuyusundan çıkar, değerli bey biraderler. Bunun için özgürlükçü cumhuriyet devrimlerinin tamamlanması gerekir. İmam-hatip okullarının gerçek misyonuna yönlendirilmesi gerekir. Kusura bakmayın, sizleri şu anda ciddiye almam ve demokrasi yandaşı saymam mümkün değil!] (Hürriyet, 26.5.2009)  Hasan Cemal, Mehmet Altan, Murat Belge, Cengiz Çandar, Baskın Oran ve benzerleri aynı tezgâhın ürünü olmasalar da aynı “eküri”nin atları ya da yarış arabalarıdır. Bunlar, gizli medreselerde, Kuran kurslarında, dergahlarda ve İmam-Hatip okullarında cumhuriyet ve devrim karşıtı olarak üretilmiş; II. Abdülhamid’i, Şeyh Said’i, İskilipli Atıf Hoca’yı, Şeyh Esad Efendi’yi (Menemen), Said Nursi’yi ve Necip Fazıl’ı kendine rol modeli yapmış,

TERSİ-DÜZÜ

Bir kez daha ölme eşeğim ölme Özdemir

İNCE

oince@aydinlikgazete.com

bağımsız entelektüel donanımdan yoksun insanlardan oluşan bir kadronun (AKP) ve birinin (R.T. Erdoğan) bu ülkeye demokrasi getirebileceğine inanmış entello tüccarlar, taşeronlar ve ücretli askerlerdir.  Metin Sever ile Cem Dizdar’ı kesinlikle anlamıyorum: 1993 yılında yayınladıkları “2. Cumhuriyet Kavgaları”nı (Başak Yayınları) neden tekrar yayınlamıyorlar. Turgut Özal kaptanlığında Mehmet Altan, Aydın Menderes, Hikmet Özdemir, Cengiz Çandar, A.S. Akat, Mete Tuncay, Toktamış Ateş, Cem Eroğul, Yalçın Küçük, Melih Pekdemir, Sungur Savran, Doğu Perinçek, Ertuğrul Kürkçü, Aydın Çubukçu, Fikret Başkaya, Ali Bulaç, Abdurrahman Dilipak ve Tayyip Erdoğan... Önde dönemin Cumhurbaşkanı, son sırada günümüzün başbakanı hep birlikte, Devrimci I. Cumhuriyeti teşrih masasına yatırıyorlar. Birkaçı nesnel değerlendirme yapıyor. Revizyonist ve karşıdevrimciler kıyma makinesinde kıyma yapıyor. Bu kitap, artık, içinde söz alanların “dar kapı”sıdır, “iğne deliği”dir!  Bayanlar ve baylar! Önümüzdeki gün ve aylarda üç çok önemli seçim var! Artık demokrasi denilen şu efsunkâr haspa bu zavallı, çilekeş ülkeye

‘Türkiye bu çeteyi tasfiye edecek’ kim olamaz. Cumhuriyet’i sonuna kadar savunacağız.

Tuncay Özkan tahliyesinin ardından Aydınlık’a önemli açıklamalarda bulundu. Özkan, Cumhuriyet mitinglerinden uğradığı haksızlıklara kadar sorularımıza samimiyetle yanıt verdi SEZİM ÖZADALI / EZGİ HOTALAK

T

am Bin 994 gün Silivri Cezaevi’nde esir tutulduktan sonra özgürlüğüne kavuşan Gazeteci Tuncay Özkan, Türkiye’nin çeteleri tasfiye edeceğini belirtiyor. Mustafa Kemal aydınlığı için mücadelesine aynen devam edeceğini söylerken kendisini 6 yıldır bekleyen eşinin elini de bırakmıyor. Ergenekon davasından tahliye olan Gazeteci Tuncay Özkan yaşadıklarını ve yapacaklarını Aydınlık’a anlattı. Özkan, bu kumpası kuranlar içinse şunları söylüyor: “Adı ister Fethullah Gülen olsun, ister Tayyip Erdoğan olsun, kaç yazarsın kardeşim. Değneğin iki tarafı da pis. Ne ondan hayır gelir, ne diğerinden. Üçüncü bir yol vardır. O da Mustafa Kemal’in aydınlığıdır.”

‘Memleketi savunmaya devam’  Tutuklanmadan önce siyasi faaliyetler yürüten, mitinglerde büyük kitlelere seslenen bir Tuncay Özkan vardı karşımızda. Bundan sonra nasıl bir Tuncay Özkan göreceğiz? 6 yıl önce hangi noktadaysam oradayım. Değişik bir Tuncay Özkan görmeyeceksiniz. Daha tecrübeli, daha kararlı, daha inançlı, yaptıklarının tamamı kendince doğrulanmış bir Tuncay Özkan... Mücadeleye devam. Duygu (Dikmenoğlu) “Son sözü direnenler söyleyecek” diyor. Bizim bu ülke adına söyleyecek son sözümüz var. Onu direnerek mutlaka söyleyeceğiz. Başka çaresi yok.  Mitingler yeniden olacak mı? Neden olmasın? Ben mahkemede de söyledim. Beni bırakırsanız bu mitingleri yaparım diye. Mitingler Cumhuriyet, demokrasi, çok seslilik ve Türk halkının adaletinin ve hukukunun savunulması amacıyla yeniden başlar. Mitinglerin yapılması için her şeyi yaparım ben. Türkiye’de bu düzenin yıkılması, yeniden laik demokratik hukuk devleti haline dönüşmesi için ben her şeyi yaparım. Bu uğurda varlığım bu ülkeye armağan olsun. Yüzüne idam cezası okunmuş bir

adam olarak söylüyorum. Beni yıldıramazlar. Ben bu memleketi, insanlarını, ağacını, toprağını, kuşunu, havasını, toprağını savunmaya devam ederim.  “Suçum ne” diyordunuz. Tahliye oldunuz, suçunuzu öğrendiniz mi? Neydi size “idam cezası” verilmesinin esas sebebi? Sussun, konuşmasın, bir daha bizim karşımıza çıkmasın, 6 yıl sokakta, televizyonda olmasın, halkı etkilemesin, korkutalım, sindirelim... Tüm bunlar için bunu yaptılar. Cumhuriyet mitingi yaptı diye bir adama idam cezası, ömür boyu ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir mi? Böyle saçmalık olur mu? Vicdan bütün yasalardan daha büyüktür. Hangi vicdan böyle bir şey kabul eder? Devlet çetenin eline geçmiş. Düşman diye gördüklerine her şey yapar bunlar. Allah’tan korkusu, kuldan utanması, hak, hukuk, adalet arayışları yok. Bunlar sadece güçlü oldukları yerde karşılarında kim varsa ezmek isterler.  Bir gazeteci olarak Ergenekon davasını nasıl değerlendirirsiniz? Başından sonuna kadar baktığınızda ne görüyorsunuz? 12 Eylül yargılamalarını da takip ettiğinizi biliyoruz. Cumhuriyet Gazetesi’nin Mamak muhabiriydim ben. Ama böyle bir kepazelik böyle alçaklık görülmemiştir. Türkiye’nin bütün birikimleri, aydınları, bu rezilliği yaşatmak zorunda bıraktılar. Yalan, kumpas, entrika, alçaklık... Bu çete bunlara izin vermese, bugünkü iktidar bu çeteye bunları yapın demese, bunlar yapılabilir mi? Bugün de birbirlerini yiyorlar işte. Çünkü hukuksuzluğu yarattın mı o bataklık seni yok eder. Beni tutuklayan yargıç Ömer Diken’e “Bak beni tu-

‘İlk direnen gazetecilerdir’

gelmeli artık. Çok geçmişi bırakın, adı geçen kitapta yer alanların büyük bir çoğunluğu, devrimci cumhuriyetten nefret ettikleri için, Başyüce Erdoğan önderliğindeki AKP tarikatı iktidarının bu ülkeye gerçek demokrasiyi getireceğine inanıyorlardı. Aynı kadro, TSK’nın bertaraf edileceği bir operasyonun, ülkeye gelmeyen demokrasiyi getireceğine inanıyordu. Tarih Baba, “2. Cumhuriyet Kavgaları”nı okumadan katılımcılar hakkında karar vermeyecektir.  Kimi aklıevvel, “Devrimci Cumhuriyet’in devrimciliği mi kalmıştı” diye bana şapşalca bir soru sorabilir. Devrimciliği kalmayan, karşıdevrimci olan siyasal kadrolardı (Demokrat Parti, Adalet Partisi, DYP, Erbakan’ın partileri, Anavatan ve benzerleri), CHP’nin devrimcilikten ürken geçici kadrolarıydı. Cumhuriyet ve onun Devrim Yasaları yerli yerinde duruyordu. Kâğıt üzerinde de olsa hâlâ yerlerinde duruyorlar. Demokrasi ancak Devrimci Cumhuriyet’in geleneğine bağlı kalarak, ona eklemlenerek gelebilir. İkinci ve öteki cumhuriyetler fos çıktı, çünkü akıldaneleri fostu. Devrimci Cumhuriyet çınarı yerinde duruyor. Yeter ki çevresini saran çalıçırpı, makilikler ve ayrıkotları temizlensin!

Hücrede ‘Her yer Taksim her yer direniş’ sloganı  Haziran Ayaklanması’nı nasıl karşıladınız cezaevinde? Camı açtık “Her yer Taksim her yer direniş” diye bağırdık. Yan koğuşta Mehmet Perinçek katıldı. Sabaha kadar bağırdık. Ben Haziran’ı Türkiye’nin 2. Kurtuluş Savaşı olarak sayıyorum. 100 yıllık birikimin inanılmaz bir mücadele aşkıdır bu, eylemin birleştiriciliğinin Türkiye’de alçaklığa, yolsuzluğa karşı direnişin simgesidir o. İstiklal Marşı’nda “Yurduma alçakları uğratma” diyor ya. Demek ki yurda alçak uğruyormuş, yaşıyoruz. Artık AKP’nin tasfiye süreci başlamıştır. Bu ülkeden sökülüp atılacaklar. Bu ülkeye güzel günler gelecek.

 Türkiye’de gazeteciler ve gazetecilikle ilgili ne söylersiniz? Türkiye’de faşizme karşı ilk direnenler gazetecilerdir. Bugün yaşadığımız bu despotizme karşı ilk bayrağı açan gaz e t e c i l e r d i r. Kimse bunu unutmasın. Bugün özgürlüğümüz gazeteci meslek örgütleri ve gazeteciler tarafın Çıktığınızda nasıl bir dan sağlanTürkiye gördünüz? mıştır. DuruşTürkiye’de çok acı birikma salonunda miş. Tüm bu acıları ortadan gazeteciler dıkaldıracağız. Türkiye’de seşında kim varvinci, umudu, barışı getirecek dı? Gazeteci bu bir adım atmak gerekiyor. işte yüzünün Bunun neferi olacağım ben, akıyla çıktı. Patne gerekiyorsa yapacağım. ronlar başka türlü Temel sorun halkın acılarını davrandı, ama gazedindirmek, kardeşliği yarattecilik aslan gibi dimak, barış içinde büyümektir. rendi. İlker Başbuğ duBiz bunu yaratacağız. Türkiruşma salonunda döndü ye’de adalet yok edilmiş, hukuk bana “Gazeteci örgütlerinin Duygu Dikmenoğlu, Tuncay Özkan’la duruşmalar boyunca hiç yalnız bırakmadı. Neredeyse diye bir şey kalmamış, yoksul sizleri ziyaret etmeleri beni her duruşmaya katıldı, dikkatle dinledi. Dikmenoğlu, Tuncay Özkan’la 18 Mart’ta evdaha yoksul, zengin daha zengin o kadar çok etkiliyor ki, rica lendiğini ilk kez Aydınlık okurlarına açıkladı. Düğün ne zaman diye sorduğuolmuş; hırsızlık almış başına ediyorum söyleyin beni de ziyaret muzda “Biz asıl düğünümüzü Türkiye’ye adalet, sevinç geldiği zagitmiş; devletin tamamı bataklık etsinler, çünkü biz sahipsiziz” dedi. man yapacağız” yanıtını aldık. Özkan çiftine Aydınlık tukolarak yolsuzluk içinde can çeT e - Bu ülkenin Genelkurmay Başkanailesi olarak mutluluklar dileriz. luyorsun, kişiyor. mel soru- lığı yapmış biri... Sonra gazeteci Türkiye’de mu Anlattığınız devrimi numuz, insan- örgütleri gitti ziyaret etti... Türkiye halefeti susturyorsun. işaret ediyor. ları böle böle, parçalaya Gazeteciler Sendikası, Cemiyet, Ama unutma, bir çöl oluşur. Bu parçalaya, düşman ede ede baktılar Biz devrimin bir adım Basın Konseyi, Federasyon, Ulusal çok kötü bir şeydir” dedim. Çöl bir şey kalmadı kendilerini yemeye önündeyiz. Mustafa Kemal Kanal, Aydınlık, Cumhuriyet, Sözoluştu, Ömer Diken’i yuttu. Onu başladılar. Bu bölünme ve parçaaydınlığının ne olduğunu göcü, Sokak TV, Halk TV bunlar büda görevden aldılar. Adı ister Fet- lanma bu ülkenin geleceğini yok recekler. Türkiye’nin bu ayyük yapıların yapamadığını yaptılar. hullah Gülen olsun, ister Recep eder. Bz tam tersine Kürdüyle, dınlığı her eve sinecek şekilde Gazeteci devrim yaptı Türkiye’de, Tayyip Erdoğan olsun, kaç yazarsın Türküyle, Lazıyla, Çerkeziyle, kim yayma zamanı gelmiştir. Bugün Türkiye’nin karanlığını gazeteciler kardeşim. Değneğin iki tarafı da nasıl yaşamak istiyorsa, hangi düzo gündür. yıktı... pis. Ne ondan hayır gelir, ne diğe- lemden bakmak istiyorsa, nereden rinden. Üçüncü bir yol vardır. O görmek istiyorsa, Gezi’de yeryüzü da Mustafa Kemal’in aydınlığıdır. sofrası sofrası kurdular ya, öyle bir sofrada siyaset yapmak zorun‘6 yıldır boynumuzu eğmedik’ dayız. Kimin ne olduğu bizim um Cemaat ve AKP çatışmasını rumuzda değil, bizim ne olduğumuz nasıl görüyorsunuz? önemli; bizim neye yürüdüğümüz Koalisyon bitince, -bitmiş evli- önemli. Biz yüzümüzü dönmüşüz likler gibi- çok büyük kavga çıkar. güneşe, aydınlığa, sevince, umuda, Bunlar dünün kavgasını yapmıyor- oraya doğru yürüyeceğiz. Bizi hangi lar, geleceğin kavgasını yapıyorlar. güç durdurabilir? 6 yıl boyunca Gelecekte kim daha güçlü olacak? tutuklu kaldık, hangimizin boynu Türkiye’de parsayı kim daha büyük eğildi? Bir gün eşlerimizi, çocuktoplayacak? Ama bunların her ikisi larımızı “Ah, vah, tüh” derken görde çok kötü, her ikisinin de Türki- dünüz mü? Benim yüzüme ağırye’den tasfiye edilmesi lazım. Bun- laştırılmış müebbet cezası okunurlar tasfiye olmazsa Türkiye de- ken kızım “Dik dur baba” diye bamokrasisiyle, insanıyla, ağacıyla, ğırdı. Dünyayı kötülük yönetemez, Özkan, arkadaşlarımız Ezgi Hotalak ve Sezim Özadalı’nın sorularını yanıtladı. toprağıyla çok büyük sıkıntı yaşar. alçaklık, kumpas, entrika, çete ha-

‘Devrime bir adım kaldı’

Mutluluklar diliyoruz!


Hazırlayan: Yiğit ERYILMAZ

ARAPÇA KONUŞAN 3 KİŞİ NİĞDE’DE SALDIRDI: 2 ŞEHİT

Hatay’dan girdiler askere SALDIRDILAR Saldırıda yaralanan askerler hastaneye kaldırıldı.

Suriye’den Türkiye’ye giren teröristlerin saldırısı sonucu Niğde’de 2 asker şehit oldu, 1 vatandaş da hayatını kaybetti. 3 teröristten 2’sinin yakalandığı belirtildi. Teröristlerin aracında çok sayıda silah bulunması dikkat çekti HABER MERKEZİ

S

uriye’de Esad yönetimine karşı yapılan operasyonlardan sonra Türkiye terörist cenneti oldu. Niğde Ulukışla-Adana otoyolunda Gedelli mevkiinde yapılan saldırıda 1 asker ve 1 polis şehit oldu. Saldırıda 1 vatandaş da yaşamını yitirdi. Saldırıyı gerçekleştiren kişilerin rahatlığı dikkat çekti. Suriye’ye müdahale için provokasyon yapılacağı iddialarının gündemde olduğu günlerde Niğde Ulukışla’da bir terör saldırısı meydana geldi. Hatay’dan tuttukları taksi ile Hatay-Adana-Ulukışla güzergâhında yolculuk yapan ve hiç Türkçe bilmeyen, Arapça konuştukları bildirilen 3 kişi yol kontrolü yapan jandarma timlerinin üzerine uzun namlulu silahlarla ateş açtı.

El bombası da kullandıkları bildirilen teröristlerin saldırısında 1 polis memuru ile 1 astsubay şehit oldu. Bu arada kaçmak için aracını gasp ettikleri bir sürücüyü de öldüren teröristlerin aracında çok sayıda silah bulunması dikkat çekti.

Güvence mi verildi? 3 Kaleşnikof, 7 el bombası, 2 susturucu, 3 tabanca ve telsiz bulunduğu bildirilen teröristlerin bu kadar silahla rahatça yola çıkmaları dikkat çekti. Teröristlerin Türkçe bilmemelerine rağmen bilmedikleri bir ülkede bu kadar rahat hareket edebilmeleri, “Birileri bunlara ‘yakalanmayacaksınız’ güvencesi mi verdi?” sorusunu akla getirdi.

Neden paniklediler? Görgü tanıklarının ifadesine

göre, teröristlerin karşılarında jandarmayı bulması sürpriz olmuş. İhbar edildikleri duygusuyla hareket etmiş olma ihtimali üzerinde duruluyor. Bazı güvenlik uzmanları, “Belli ki bu ekip bir eyleme gidiyordu. Kendilerine güvence verilmiş ki rahat hareket etmişler. Yolda jandarmayı görünce paniklemişler” yorumunu yaptılar.

Hedef kim? Teröristlerin bir eylem için yola çıktıklarına kesin gözüyle bakılıyor. Ama hedeflerinin kim olduğu belli değil. Araçta bulunan silahlar da hedefin büyük ölçekli kargaşa çıkarmak olduğunun göstergesi olarak değerlendiriliyor. Güzergâhın Ankara olduğu ihtimali ağırlık kazanıyor. Uzmanlar, seçim öncesi kaos ortamı yaratacak, seçim so-

nuçlarını da etkileyecek bir eylem ihtimali üzerinde duruyorlar. Teröristlerle son dönemlerde sıkça gündeme gelen, “kargaşa çıkarılacak, seçimler ertelenecek, çakma suikast” iddiaları arasında bağ kuranlar da var.

2’si yakalandı, 1’i aranıyor Olaydan sonra kaçan teröristlerden ikisinin yakalandığı birinin ise aranmaya devam ettiği bildirildi. Teröristin kaçtığı bölgenin kuşatma altına alındığı ve aramaların sürdüğü ifade edildi.Hastaneye götürülen saldırganların Arapça konuştuğu belirlenirken, halk teröristleri linç etmeye kalktı. Polis kalabalığı dağıtmak için gaz kullandı. Çatışma sırasında yaralanan askerlerden biri olayı, “Biz otobanda trafik ve asayiş uygulaması

Silahlı teröristler yurttaşlar tarafından linç edilmek istendi.

Teröristlerden biri hastenede böyle görüntülendi.

yapıyorduk. Bir araçtan 3 kişi indi ve silahlarla üzerimize ateş açarak, el bombası attılar” şeklinde anlattı.

Vali: Üçü de yabancı uyruklu Niğde Valisi Necmeddin Kılıç, olayla ilgili olarak “Yabancı uyruklu üç terörist, rutin yol kontrolü yapan jandarma görevlisine ateş açtı. Daha sonra takviyeye gelen emniyet güçlerine ateş açan teröristler oradaki bir kamyon şoförünü öldürüp kamyonetle kaçtı. Kaçanlar bir süre sonra yaralı olarak bir sağlık ocağında ele geçirildi. Şu anda bir asker bir polis memuru ve bir de sivil vatandaşımız olmak üzere 3 kaybımız var” dedi. Öte yandan 4’ü er, 2’si uzman çavuş, 2’si de astsubay 8 yaralı olduğu bir er ve bir astsubayın durumunun ağır olduğu bildirildi.

Gaziantep’in İslahiye ilçesinde polis ekipleri, Suriye plakalı araçlar üzerinde denetimlerini sıklaştırdı. İslahiye Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Suriye plakalı araçlara yönelik denetimini artırdı. Polisler, ilçenin giriş ve çıkış noktalarında oluşturulan uygulama noktasına gelen Suriye plakalı ve şüpheli görülen Türkiye plakalı araçları arayıp içinde bulunanları kimlik kontrolünden geçiriyor. Niğde Ulukışla-Adana otoyolunda yaşanan saldırı olayının ardında polisin, Suriye plakalı araçlara yönelik denetimi artırması dikkat çekti.

‘Sınır ötesi’ne Ordu’dan itiraz AYDINLIK / ANKARA Türkiye’nin yurtdışındaki tek toprak parçası olan Suriye’nin Halep kenti sınırlarında bulunan Süleyman Şah Türbesi, yaşanan yoğun çatışmalardan sonra bölgenin kontrolü önceki günlerde Irak-Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) kontrolüne geçti. Gelişmelerin ardından kamuoyunda “Türkiye ne yapacak?” tartışması başladı. Aydınlık’ın edindiği bilgilere göre, hükümet seçim öncesi Suriye’ye müdahale için istekli. Bu konuda Genelkurmay’la konuşulmuş ve her türlü hazırlık yapılması için talimat verilmiş durumda. Geçen haftalarda Genelkurmay’da yapılan ve bizzat Başbakan Erdoğan’ın da katıldığı toplantının gündemindeki konulardan birinin de bu olduğu öğrenildi. Ancak Genelkurmay’da farklı görüşler olduğu konuşuluyor. Kritik görevlerde bulunan ve bir müdahale yapılması durumunda böyle bir müdahaleyi planlayıp icra edecek komutanların müdahaleye şiddetle karşı çıktıkları ifade ediliyor. Genelkurmay’da “Suriye’ye girersek çıkamayız” görüşünün ağır bastığı vurgulanıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, A Haber’de bir saldırı olması halinde

kayıtsız olamayacaklarını kaydederek “Şu anda Türk Silahlı Kuvvetleri’miz orada güvenliği sağlıyor ve koruma yapıyor. Oraya bir taarruz olması halinde, gerekirse o noktayla alakalı bir operasyon söz konusu olur” dedi.

‘Bataklığa saplanırız’ AKP’nin seçim öncesi Suriye’ye müdahale edebileceğine ilişkin tartışmalarla ilgili olarak Aydınlık’ın sorularını yanıtlayan eski Genelkurmay İstihbarat Başkanı emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin şu değerlendirmelerde bulundu: “Türkiye bir provokasyonla

GÜLLER

maliguller@aydinlikgazete.com

Cemaat PKK’ye el mi uzatıyor?

E

mperyalizm ile milli devlet çelişmesinin en derin yaşandığı yerden, Hatay’dan yazıyorum bu satırları. Türkiye Gençlik Birliği (TGB) Hatay’da “gericiliğe ve teröre karşı” dünya gençliğini buluşturuyor. Hatay Samandağ’da üç gün sürecek sempozyumda biz de Kürt Koridoru konusunda bir konuşma yapacağız. Zira Kürt Koridoru, emperyalizmin üç yıldır Suriye’ye saldırmasının en önemli gerekçesidir. ABD Irak’ın kuzeyinde inşa ettiği yapıyı Suriye’nin kuzeyinden Akdeniz’e açmak istemektedir. Washington bilmektedir ki ancak denize bir koridor açabilirse “Kürdistan”ı gerçekten ilan edebilecektir. Mesele bu nedenle Ankara için çok önemlidir ve ABD bu nedenle Türkiye’deki tüm araçlarını bu işe seferber etmiştir.

Hem bölgedeki Kürt Koridoru düzleminde hem de Türkiye’deki Kürt Açılımı düzleminde ABD’nin araçları arasında Suriye saldırısıyla birlikte bazı çelişmeler ortaya çıktı: PKK ve Barzani Suriye’nin kuzeyi konusunda ayrı düştüler. Türkiye’de de AKP ile Cemaat birkaç nedenle karşı karşıya geldiler. Bu durum şöyle bir saflaşma yarattı: Bir tarafta AKP ile PKK, diğer tarafta Barzani ile Cemaat. Öyle ki AKP ve PKK sözcüleri, Cemaat’in bu süreçte sürekli Kürt Açılımı’nı baltaladığını dile getirdiler. Oslo mutabakatının sızdırılmasını da İmralı tutanaklarının yayınlanmasısını da hep Cemaat’e dayandırdılar. Diğer yandan Barzani’nin Cemaat’e Kuzey Irak’ta faaliyet izni vermesi fakat Güneydoğu Anadolu’nun PKK ve Cemaat için rekabet alanı olması da, yukarıda belirttiğimiz saflaşmayı yaratan etkenlerdendi.

Suriye direndi, saflar bozuldu Ancak 2013 yazından itibaren Suriye’de Şam yönetiminin taarruza geçmesi ve PKK’nin kuzeyde fırsattan ve boşluktan yararlanıp özerklik ilan etmesi saflaşmada değişikliklere yol açtı. Buna bir de AKP’nin Ankara-Erbil ekseni ihtiyacı eklenince ortaya bir Erdoğan-Barzani cephesi çıktı. Mesut Barzani Diyarbakır’a, Neçirvan Barzani Van’a davet edildi. Kürtçe mesajlar verildi, Başbakan ilk kez “Kürdistan” dedi. Bu gelişme önceleri AKP-PKK ortaklığını çok olumsuz etkilemedi. Zira PKK, açılımı bir tek AKP ile yürütebilirdi. Halk hareketi baskısı altında olan AKP de PKK’ye mecburdu.

Gülen’den yeni Kürt açılımı Bu durum 17 Aralık sonrasında da sürdü. Ta ki PKK, AKP’siz bir döneme girildiğini saptayana ya da yeni bir işaret alana kadar. Önce kimi BDP’liler “AKP’ye mecbur değiliz” demeye başladı ardından da KCK bir deklarasyon yayınlayıp “AKP muhatap olmaktan çıktı” dedi. İşte tam bu süreçte yeni bir gelişme yaşandı. Zaman gazetesine konuşan Fethullah Gülen, Kürt Açılımı konusunda olumlu mesajlar verdi, “süreci bozmamak lazım” dedi. (El Cezire Türk, 20 Mart 2014) Hatta Gülen o kadar ileri gitti ki, Erdoğan hükümetini örneğin anadilde eğitim konusunda gerekli adımları atmamakla suçladı.

ABD’nin tek ölçütü: Açılım Kuşkusuz bu köklü söylem değişikliğinin iç politikayla ve AKP ile Cemaat’in çatışmasıyla doğrudan ilgisi var. Ama tam PKK’ye göre AKP’nin muhatap olmaktan çıktığı bir süreçte Açılım’a Cemaat’ten, hem de bizzat Fethullah Gülen tarafından yeşil ışık yakılması oldukça anlamlıdır. Ve de ABD için Açılım’ın bütün işlerden daha önemli olduğunu gösterir.

Kılıçdaroğlu, Org. Özel’i uyardı Seçim öncesinde Suriye provokasyonu için bir uyarı da CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan geldi. Kılıçdaroğlu bazı duyumlar aldığını kaydederek, “Buradan Genelkurmay Başkanına seslenmek isterim; Türkiye’yi maceraya sokmayın. Hele hele bu ülkenin Genelkurmay Başkanını ‘terörist’ diye içeri atmış bir Başbakan varken. Böyle bir provokasyon olabilir. Erdoğan, orduyu oraya sokmak isteyebilir. Ortadoğu bataklığına girmeye Türkiye’nin hakkı da yoktur, yetkisi de yoktur” dedi.

Mehmet Ali

AKP-PKK ile Barzani- Cemaat saflaşması

Suriye plakalı araçlara sıkı denetim

Teröristler bu kamyonla kaçtılar.

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

UFUK ÖTESİ

21 MART 2014 CUMA

Müdahale ancak kolordu düzeyinde yapılabilir

Suriye’ye girerse bir daha çıkamaz. Birincisi Suriye’deki terör grupları Türkiye’ye iyice yerleşir. Türkiye’nin her yerinde yeni bir terör dalgası başlar. İkincisi, komşularımızla Rusya, İran ve Irak’la ciddi sıkıntı içine gireriz. Üçüncüsü ekonomik sıkıntımız daha da artar. Dördüncüsü böyle bir operasyon PKK terör örgütüne yarar. Küçük seçim hesaplarıyla bir provokasyona alet olunursa bedeli ağır olur. Bataklığa saplanırız, her geçen gün daha da dibe gideriz.”

Askeri kaynaklar Süleyman Şah Türbesi’ne yönelik bir operasyonun yapılabilmesi için en az 40 bin kişilik bir kolorduya ihtiyaç duyulduğunu belirttiler. Kaynaklar şunları söyledi: “Türbe sınırımızdan 35 kilometre ilerde. Obüs bataryasının menzilinde. Ama obüslerle vurulmasının hiçbir mantığı yoktur. Oranın korunmasının ve kontrol altında tutulması için belli bir kuvvetin orada konuşlanması gerekir. Gönderilen birliğin güvenliği ancak bu şekilde sağlanır. Giren kuvvetler geri dönerlerse hiçbir anlamı olmaz. Bu nedenle kalıcı kuvvete

ihtiyaç olur. Bu da uzun süre bölgede kalma demektir.” Aydınlık’ın edindiği bilgilere göre, Suriye’de olayların başladığı ilk aylarda AKP hükümeti TSK’dan Türkiye-Suriye sınırında bir koridor açılması, bu koridorun gerektiğinde Halep’i de içine alması istedi. Aydınlık’ın ulaştığı kaynaklar, Hükümetin talimatı üzerine Genelkurmay’da planların yapıldığı, ancak planlamayı yapan ve planı icra edecek olan komutanların müdahaleye karşı çıktığını, hatta bazı üst düzey komutanların müdahale halinde istifa edeceklerini açıkladıklarını anlattı.

Teneffüse çıktı, Suriye’den gelen mermiyle yaralandı



Suriye sınırındaki Şanlıurfa’nın Akçakale İlçesi’nde, teneffüste okul bahçesinde bulunan ortaokul öğrencisi 13 yaşındaki Merve Tok, nereden geldiği belli olmayan merminin sırtına isabet etmesiyle yaralandı. El Kaide bağlantılı Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütü kontrolündeki Suriye’nin Telabyad ilçesine 500 metre uzaklıktaki okulun 7’nci sınıf öğrencisi Merve Tok, teneffüs nedeniyle okul bahçesinde dolaşırken aniden yere yığıldı. Yardımına koşan öğretmenleri tarafından sırtında kan görülen ve yaralandığı belirlenen öğrenci, çağrılan ambulansla Akçakale Devlet Hastanesi’ne götürdü. Acil serviste sırtındaki merminin çıkarılmasının ardından Merve Tok, ambulansla Şanlıurfa’ya sevk edildi. Suriye’nin Türkiye sınırı yakınlarında PKK’nın Suriye kolu PYD ile El Kaide’ye bağlı IŞİD arasında çatışmalar ara ara devam ediyor.


Hazırlayan: Mustafa GÜRBÜZ

21 MART 2014 CUMA

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

ROTA

ÖCALAN SORGU GÖRÜNTÜLERİ YAYINLANINCA HAKAN FİDAN’A KIZMIŞ:

Doğu PERİNÇEK dperincek@ip.org.tr

Oyları bölmeyelim putlara tapalım!

B

u başlığı bana Sadık Can Perinçek verdi. Tarihçilerin bulacağı bir başlık. Var olan duruma tam oturuyor. Sistemler çöktükçe, putları kutsallaşır. Şu mafya-tarikat rejiminin de putları var: - BOP Eşbaşkanı Tayyip Erdoğan putu. - F Cemaati lideri Fethullah Gülen putu. - Ricciardone’nin sofrasından ilham alan Kılıçdaroğlu putu. - Milliyetçiliği Atlantik sisteminin kuyruğuna bağlayan Devlet Bahçeli putu. Hepsi yan yana Atlantik tapınağının sunağında ömürlerinin son gününü bekliyorlar.

‘Sorgu görüntülerini neden engellemediniz’ İşçi Partisi’nin açıkladığı Abdullah Öcalan’ın 1999 yılına ait sorgu görüntülerinin, Abdullah Öcalan’ı kızdırdığı öğrenildi. Öcalan’ın yaklaşık bir ay MİT Müsteşarı Hakan Fidan’la görüşmediği öğrenildi  CEYHUN BOZKURT

İ

şçi Partisi (İP)’nin kamuoyuna açıkladığı 1999 yılındaki sorgu görüntülerinin, İmralı Cezaevi’nde hükümlü olan PKK lideri Abdullah Öcalan’ı kızdırdığı öğrenildi. Ö c a lan’ın, MİT Hakan M ü s t e ş a r ı Fidan Hakan Fi-

Putperestler bağırıyor Putperestler bağırıyor: Oyları bölmeyelim, putlara tapalım! Ama o putlar tarihin karanlıklarındaki köşelerine atıldı, atılacaklar. Mafya-tarikat rejiminin sonuna gelmiş bulunuyoruz. Türkiye Özal ekonomisiyle devam edemez. Kaçınılmaz olarak üretim ekonomisine geçecek. Yerli üretici desteklenecek. Gümrükler üreticiyi koruyacak. Paranın giriş çıkışı denetim altına alınacak. Çiftçi desteklenecek. Devletin küçültülmesi devri geçti. Halkın devleti olacak ve kamu güçlendirilecek. Türkiye bölünmeyecek. Özeti: Türkiye birkaç yıl içinde Atlantik sisteminden kurtulacak ve Atatürk rotasına girecek. Atlantik’teki efendilerin zihinlerimizdeki mabede yerleştirdiği putların kırılacağı vakit gelmiştir. Bu durumda, oyları bölmemek adına bu milleti Atlantik putlarına tapmaya davet edenlerin çağrıları, göreceksiniz çok yakında boşlukta kaybolacaktır.

Atlantik mabedi yıkılıyor Bugün Atlantik partilerine giden oyları bölmeyelim iddiası, puta tapma çağrıları kadar anlam taşıyor. Putlar kırılırken puta tapanların bağırtıları kulakları tırmalar. Hanımlar, beyler; dikkat buyurunuz, vatan Atlantik sistemi tarafından bölünüyor. Cumhuriyet Atlantik sisteminde yıkılıyor. Atlantik memurları olarak vatanı bölenler oyları bölmeyelim diye bağırıyor. Cumhuriyetin yıkımını umursamayanlar “oyları bölmeyelim” çağrıları yapıyor. PKK/BDP, özerklik inşa ettiğini açıkladı. Atlantik partileri bölünmeye teslim konumundalar. Çünkü Atlantik putuna tapıyorlar. Türkiye ekonomik krizin derin uçurumuna yuvarlanıyor. Atlantik partileri faizcilik yarışında. Çünkü Atlantik mabedinin başköşesinde faiz var. Ahali Ortaçağ ağlarında çırpınıyor. Atlantik partileri Ortaçağ’ın etnik ve mezhepsel bölünmelerinde cephe tutuyorlar. Milleti cephelere bölüyorlar. Çünkü Atlantik’ten gelen ferman böyle.

Neyi bölmeyelim, neyi bölelim? Bölücü oy, bugün Atlantik partilerine verilen oydur. Bölücü oy, putlara verilen oydur. Birleştiren oy, vatanın bütünlüğüne verilen oydur. Birleştiren oy, Arslanlı Yolda ilerleyen Milli Hükümet seçeneğine verilen oydur. Oyları bölmeyelim, Atatürk’te birleştirelim! Oyları bölmeyelim, vatan bütünlüğünde birleştirelim! Oyları bölmeyelim, özgürlükte birleştirelim! Oyları bölmeyelim, birlikte ve dirlikte birleştirelim! Oyları bölmeyelim, putları bölelim!

‘Berkin ölümsüzdür’ diyen Emniyet Müdürü istifa etti



Berkin Elvan’ın ölümünün ardından Twitter’dan “Canlar yerine camlar kırılsın” diye yazan Tunceli Emniyet Müdürü Hayati Yılmaz, görevinden istifa etti. Kendi iradesiyle istifa ettiğini söyleyen Hayati Yılmaz, Gezi olayları sırasında başına isabet eden gaz fişeğiye yaralanan ve aylarca komada kaldıktan sonra hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın ölümünün ardından Tunceli Emniyet Müdürlüğü’nün twitter hesabından attığı tweette, “Bizler de anne babayız, bizim de yandı ciğerimiz, Berkin Elvan ölümsüzdür, hoşçakal Berkinim. Canlar yerine camlar kırılsın, şehit vatan uğruna can verendir” diye yazmıştı. Tunceli’de Berkin Elvan’ın ölümünü protesto sırasında polis memuru Ahmet Küçüktağ’ın şehit olmasının ardından Emniyet Müdürü Yılmaz şunları yazmıştı: “Evet, bir kavga vereceğiz, ancak öfkelilere karşı değil. Öfkenin sebeplerine karşı olacak bu kavga.”

dan’a “Bunu neden engelleyemediniz” diyerek tepki gösterdiği ifade edildi.

Abdullah Öcalan: İtibarsızlaştırıldım Aydınlık, Öcalan’ın Hakan Fidan’la yaklaşık 1 ay görüşmemesinin nedeninin perde arkasında, İP’nin kamuoyuna açıkladığı sorgu görüntüleri olduğu bilgisine ulaştı. Öcalan’ın, görüntüler kamuoyuna açıklanmaya başlayınca çok sinirlendiği ve bunu engelleyemeyen MİT’e tepki gösterdiği öğrenildi. Öcalan’ın,

Müsteşar Hakan Fidan’la uzun bir süre görüşmediği ve Fidan’a “Bu tamamen benim itibarsızlaştırılmamdır. Bu görüntülerin yayınlanmasını neden engelleyemediniz” diye sitem ettiği bildirildi. Öcalan’ın, bu nedenle de uzunca bir süre Fidan’la görüşmek istemediği bildirildi.

Abdullah Öcalan

Pervin Buldan gerginliği itiraf etmişti Görüntülerin Türk halkına duyurulduğu dönemde, 8 Şubat 2014 tarihinde İmralı’ya giden BDP-HDP heye-

tinde yer alan BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan da, İmralı’dan döndükten

sonra yaptığı açıklamalarda, Öcalan’ın gergin olduğunu açıklamıştı.

AKP-PKK ORTAKLIĞININ İLK SOMUT SONUCU SEÇİM SONRASINDA

Güneydoğu’ya ‘Rojava’ modeli Erdoğan-Öcalan görüşmelerinde yerel seçimlerden sonra yeni aşama hedefleniyor. PKK’yı tarihinin en güçlü düzeyine çıkaran görüşmelerde, Suriye’nin kuzeyinden sonra, güneydoğuda özerklik için yığınak yapılıyor

T

ayyip Erdoğan ile Abdullah Öcalan görüşmelerine dayanan açılım sürecinde en kritik bir yıl bugün itibarıyla tamamlanıyor. Önce el altından sürdürülen, 2009’dan itibaren ise adım adım kamuoyunda ısıtılarak yoğunlaştırılan görüşmelerin sonunda Öcalan’ın mektubu 21 Mart 2013’te Diyarbakır’da kürsüden okundu. Bir yıl içinde Öcalan ile görüşmeler derinleştirildi. Bu görüşmelerde kararlaştırılan yol haritasında belirlenenler, kimi zaman yalpalamalar olsa da hayata geçirildi.

MİT destekli özerklik Bunlardan en önemlisi, PKK’nın Suriye kolu PYD’nin Suriye’nin kuzeyinde üç bölgede kantonlara dayanan özerklik ilan etmesi oldu. Özerklik ilanı öncesi birden fazla Türkiye’ye davet edilen PYD temsilcileri, MİT ve Dışişleri temsilcileriyle görüştüler. PYD’liler, Türkiye’deki resmi yetkililerin, özerklik ilanına karşı çıkmadıklarını açıkladı. Bu yalanlanmadı. PYD’nin özerklik ilan etmesine karşı resmi olarak herhangi bir tepki gelmedi. Üstelik, PYD’nin özerk kantonları resmi muhatap olarak Türkiye’ye davet edildi.

PKK silah da bırakmadı sınırdışına da çıkmadı Öcalan ile görüşmeler konusunda kamuoyunu ikna etmek için kullanılan en önemli konu, “PKK’nın silah bıraktığı” iddiasıydı. PKK’nın silah bırakacağı ve sınır dışına çekileceği, günlerce AKP ve PKK medyasından propaganda edildi. PKK üçerli beşerli grupları sınır dışına gönderdi ve görüntülerini yayınladı. Ancak PKK ne silah bıraktı ne de sınır dışına çekildi. Tam tersine, Mart seçimlerinden sonra uygulanması hedeflenen özerklik kalkışması için şehirlere yığıldı.

‘Sınırları tanımıyoruz’ kampanyası Suriye’nin kuzeyindeki özerklik ilanının ardından PKK, güneydoğuda Suriye sınırındaki kentlerde “sınırları tanımıyoruz” eylemleri yaptı. Bu arada, sınırlardaki gevşeklik nedeniyle

Suriye’den güneydoğuya ve tersi yönde geçişler yoğunlaştı. BDP’nin elindeki belediyeler, “Rojava’ya yardım” kampanyaları düzenledi. Suriye’nin kuzeyinden Türkiye’ye doğru PKK denetiminde kaçakçılık arttı.

Görüşmelere yasal kılıf Bu dönem boyunca Öcalan ile BDP heyetleri arasındaki görüşmeler sıkılaştırıldı. Öcalan ile başka heyetlerin görüşmesi için izin verildi. Öcalan, 17 Aralık’tan sonra Tayyip Erdoğan’a tam destek verdiğini ilan etti. AKP’nin seçimlerde elini rahatlatmak için 4 aylık bir ara anlaşma yapıldı. Öcalan’ın görüşmelerin başından beri ısrarla istediği görüşmelere yasal altyapı sağlanması talebini de karşılayacak olan MİT yasası değişikliği TBMM’ye sunuldu.

Seçim kampanyasının temeli özerklik PKK/BDP seçim kampanyasını özerklik kampanyası üze-

rine kurdu. KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanlığı, 2014 Nevrozunu “demokratik özerklik referandumu” olarak ilan etti. PKK, köylerde “artık hiçbir işiniz için kaymakamlığa, mahkemeye gitmeyeceksiniz, seçimden sonra her işinizi belediyelerde biz çözeceğiz” diye propaganda yürütüyor. BDP de aynı söylemi seçim kampanyaları sırasında en üzt düzey yetkilileri aracılığıyla ilan ediyor.

Model, Suriye’nin kuzeyi PKK’nın hedefi, seçimlerde oylarını katlayarak belli illerde özerk yönetimleri ilan etmek. Güneydoğunun bütününde tek parçalı bir özerklik değil. 2007’de kurulan Demokratik Toplum Kongresi çalışmalarında üzerinde yoğunlaşılan model için dayanılacak yasal altyapı olarak Kalkınma Ajansları yasasıyla bölgelerin merkezi idareden mali özerkliğinin sağlanması ve Bütünşehir Belediye Yasası olarak görülüyor.

Gülen: Çözüm süreci bozulmasın A

BD’nin Pensilvanya eyaletinde yaşayan Fethullah Gülen, PKK ile yürütülen açılım sürecinin bozulmaması gerektiğini söyledi. Zaman gazetesine konuşan Gülen “Orada teraküm etmiş, birikmiş problemler var. Bunlar her defasında silahla çözülmeye kalkıldı. Böyle olunca da katlanarak büyüdü. Şimdi bir sulh ve sükûn süreci var. Bozmamak lazım. Bu, her iki taraf için de düşmanlıkları unutma ve hataları gözden geçirme için iyi bir fırsat” dedi. Açılım sürecinde adımların

Fethullah Gülen

atılması gerektiğini ve Kürtçe eğitimin verilebilmesi gerektiğini söyleyen Gülen şöyle konuştu: “Çözüm süreci daha başlamadan, fakir, anadilde eğitim hakkında kanaatimi ifade etmiştim. Bir türlü adım atılmadı. Hâlâ

sürüncemede. Bir an evvel Kürtçe eğitim verebilecek kabiliyette öğretmenler yetiştirilmeli. Bu, halkın istemesiyle olacak, bir iş değil. Devletin adım atması lazım. Bu adımları atarken de söz, tavır ve davranışlarımızda lütfedici imajı uyarmaktan uzak durmalı. Türkiye, Kürt vatandaşlarına hak ve hürriyetleri tanımanın yanında diğer coğrafyalarda yaşayan Kürtlere de yardım elini uzatmaktan geri durmamalı. O insanlarla da kültürel ve tarihî bağlar yeniden kuvvetlendirilmeli, kopmaz hale getirilmeli.”

Mehmet Cengiz: AİHM kararı bölücü planlara malzeme yapılmasın  AYDINLIK / ANKARA Avukat Mehmet Cengiz, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Abdullah Öcalan’la ilgili verdiği kararın abartılacak bir yanı olmadığını söyledi.

‘Sözleşmeye aykırı olan geçici madde’ Cengiz, “Karar şudur: Bilindiği gibi, 2002 yılında ölüm cezaları kaldırılmış, verilmiş ölüm cezaları müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmüştü. Bu çerçevede İnfaz Kanunu’nda da değişiklik yapılmış ve eklenen Geçici 2. Maddede; ölüm cezaları, müebbet ağır hapse dönüştürülen terör suçlularının koşullu salıverilme hükümlerinden yararlanamayacağı belirtilmişti. Yani, belirtilen İnfaz Kanunu’na göre bu suçlardan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına

çarptırılmış olanlar, 36 yıl hapis yattıktan sonra, koşullu salıverilme hükümlerinden yararlanabilecekleri halde bu durumda olanlar -yani Abdullah Öcalan- kapsam dışında tutulmuştur. İşte, Sözleşmeye aykırı bulunan, İnfaz Kanunu’na eklenmiş bu geçici maddedir” dedi. Bu madde kaldırılsa dahi, Öcalan’ın serbest bırakılmasının söz konusu olamayacağını kaydeden Cengiz, “Kararı doğru anlamak, spekülatif sonuçlar çıkarmamak, bölücü projelere malzeme yapmamak gerekir” dedi.

Mehmet Cengiz

‘Kendi kitaplarımızı basacağız’ Şırnak’ta düzenlenen nevruz de kitap basacak, eğitim için altkutlamasına katılan BDP Genel yapıyı hazırlayacak. Kürt çocukBaşkanı Selahattin Demirtaş, ları matematik kitabını Kürtçe en büyük sorunlardan birinin okuyacak ve öğrenecek. İşte biz eğitim olduğunu, gençlerinin onun için anadilde eğitim disınavlarda sonuncu sırada yoruz” dedi. “Bütün şehitleriyer aldıklarını belirterek, mizi saygıyla anıyoruz” diyen “Ucuz işçi yapmak için Kürt Demirtaş, Kürt halkının, gencine ana dilde eğitime Kürdistan ve Ortadoizin vermiyorlar. Bu ğu’nun en büyük gücü sorunu kendi ellerive en büyük siyasi hamizle çözeceğiz. Bereketlerinden biri haline Selahattin geldiğini iddia etti. lediyelerimiz ana dilDemirtaş


Hazırlayan: Mustafa GÜRBÜZ

Çok yakında ‘temiz eller taarruzu’ başlayacak!..

F TİPİ TERTİBE HEDEF OLANLAR ALİ FUAT YILMAZER’E SERT ÇIKTI

‘Tutuklayın’ emrini hangi hâkime verdin!

D

Ali Fuat Ergenekon operasyonlarının başındaki Emniyetçi Ali Fuat Yılmazer Yılmazer’in suç itiraflarına kumpas davalarının sanıkları Gazeteci Nedim Şener ve Serdar Öztürk’ten karşılık geldi Emniyet raporu:  OSMAN ERBİL Yılmazer Fethullahçı

T

ürkiye önceki akşam Ergenekon, Balyoz, Poyrazköy, İnternet Andıcı vb. operasyonlarını yöneten eski İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer’den kumpasın boyutlarını dinledi. Ergenekon operasyonlarını sorunsuzca yürütmesi için bu koltuğa oturtulan Yılmazer, tutuklamalarından Başbakanı bilgilendirdiğini söyledi. “2008 yılı başından itibaren operasyon hakkında bizzat Başbakan’a bizzat ben bilgi veriyordum” diyen Yılmazer, Cemaat’in ise bu konuda masum olduğunu ileri sürdü.

Kumpas hukukunun itirafı Oysa Yılmazer’in Bugün TV ekranındaki sözleri, tertibi yapanların Emniyet ve Yargı içinde kumpas hukukunu nasıl işlettiklerini de itirafıydı. Yılmazer, “Erdoğan bize tutuklayın dedi tutukladık” açıklamasıyla Ergenekon, Balyoz, Odatv davalarında “tutuklama” yetkisinin mahkemelerde değil, “Emniyet içindeki F tipi ekip”te toplandığını kabul etmiş oldu. Yılmazer’in ifadeleri, sanıkların defalarca dile getirdiği “operasyonlarda ‘tutuklanacaklar listesi’ Emniyet’te hazırlandı” iddiasını doğruladı. Odatv soruşturmasının da Erdoğan’ın talimatıyla yapıldığını ileri süren Yılmazer “Odatv bizim gündemimiz-

Nedim Şener de değildi. İlk olarak Başbakan’ın bana talimat vermesi üzerine başlattığım bir çalışmadır. Tutuklaması safhasında talimatı yok ama sonra gözaltına alınacaklar bilgisi arz edildi. Nedim Şener ve Ahmet Şık’ın olduğu liste operasyon sonrası kendisine arz edildi” iddiasında bulundu.

‘Cemaatten kurtuluş bekliyor’ Öte yandan Aydınlık’a konuşan Nedim Şener, Yılmazer’in sözlerinin gerçeği yansıtmadığını belirtti. “Yılmazer elindeki kiri etrafa bulaştırmak istiyor” diyen Şener şöyle konuştu: “Yılmazer, Cemaat’in kendisini içinde bulunduğu bataklıktan kurtaracağını düşünüyor ve gerçeklerin içine yalanları sıkıştırıyor. Başbakan’a bilgi verilmiştir. Esas ‘Tutukladık’ diyen Yılmazer, ‘tutukla talimatı’nı kime verdiğini açıklasın. Nöbetçi hakime mi? Yoksa ÖGM’deki hakim heyetine mi?” Odatv sanıkları virüslü belgelerin

Serdar Öztürk bilgasayarlara yüklendiğini ispatladı. O zaman Yılmazer bu virüsleri de yüklediğini kabul mu ediyor? Söylediklerinde çelişkiler var. Odatv operasyonundan iki gün sonra Yılmazer görevden alındı. Kendisi ‘sahte delillerle tutuklama yaptığımız iddiasıyla görevden alındık’ diyor. Öyleyse Başbakan’a ‘Yap dedin yaptım, neden görevden alıyorsun’ demez mi?”

‘İtiraflar yargıyı harekete geçirmeli’ Silivri’deki 5 yıl süren tutsaklıktan sonra tahliye olan Avukat Serdar Öztürk, Aydınlık’a şunları söyledi: “Biz 5 yıl yattık ve çıktık. Bu davalarda tertipleri kuranlar Türk milletine hesap vermekten kurtulamayacaktır. Ali Fuat Yılmazer hakkında soruşturmaya izin vermeyen savcılar hakkında yaptığımız suç duyuru HSYK Genel Kurulu’nda. Başbakan da emir verse dahi yasadışı dinlemeleri neden yapmış, bunun yanıtı vermelidir”

Erdoğan’dan Yılmazer’e: Onlar iftirayı leblebi gibi yer



Başbakan Tayyip Erdoğan, Ergenekon ve Balyoz davalarında tutuklamaların tamamından bilgisi olduğu, hatta kendisinin talimatıyla birçok kişinin hapse atıldığı yönündeki iddialara yanıt verdi. TRT Haber’de emekli istih-

barat müdürü Ali Fuat Yılmazer’in iddiasıyla ilgili soruyu yanıtlayan Erdoğan, “A’dan Z’ye bunların hepsi yalan. Demin söyledim ya, bunlar o kadar ahlaksız, o kadar adi ki, o kadar seviyesiz ki, bunlar takiyeyi, yalanı, iftirayı leblebi çekirdek gibi yerler. Yap-

tıkları iş bu. Hayatları bu. Sen bir defa benimle hayatında kaç kere görüştün. Ya iki kere, ya üç kere görüştün. Ben senin yargı ile münasebetlerini bilen birisiyim. Bu işle de ne kadar tezgahtar olduğunu bilen birisiyim. Tabi bunun bedelini ödeyecek” dedi.

Yılmazer, programda Cemaatçi olmadığını belirterek “Bunun kaynağı Aydınlık gazetesidir” dedi. Oysa Aydınlık, Emniyet Genel Müdürü Vekili Necati Altıntaş’ın talimatıyla 2008 yılında hazırlanan raporu yayımlayarak “Yılmazer’in “Fethullahçılar listesi”nde yer aldığını kanıtladı. “Emniyet ‘teki F tipi Örgütlenmenin Etkin Elemanları” başlıklı, 57 kişinin yer aldığı raporda Ramazan Akyürek 1. sırada yer alırken, Ali Fuat Yılmazer de listenin 10. sırasında bulunuyordu. Necati Altıntaş, Cemaat’in hedefindeydi ve daha sonra da “Ergenekon” soruşturmasında teknik takibe alındı.

Dink istihbaratını Uzun’dan sakladı Ali Fuat Yılmazer, Hrant Dink cinayeti sırasında Emniyet İstihbarat C Şube Müdürü’ydü ve bu şube azınlıklardan sorumluydu. Yılmazer, kendisine Trabzon’dan gelen “Yasin Hayal Dink’i ne pahasına olursa olsun ölderecek” istihbaratını İstanbul Emniyeti’ne gönderirken değiştirdi. Bilgi, İstanbul’a “Hrant Dink’e karşı eylem yapılacak” şeklinde gitti. Suikast bilgisi dönemin İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun’dan saklandı. Ancak İçişleri Bakanlığı müfettişleri Yılmazer için “soruşturmaya” gerek duymadı ve Yılmazer yargı karşısına çıkarılmadı. Dink cinayetinin büyük ağabeyi Erhan Tuncel, aradan yıllar geçip dava sonlanmaya yaklaştığı sırada “Karşınızda polis yok cinayet şebekesi var. Odatv, Cübbeli, Hanefi Avcı suçsuz. Bunları yapana Ali Fuat ve Ramazan Akyürek’tir” açıklaması yaptı.

Kumpasçılara dava kapıda Balyoz’un yeni mahkemesi belli



Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) 10. maddesiyle görevli özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasının ardından Balyoz davasında aldığı mahkumiyet kararları bozulan 88 sanık ile ilgili davanın hangi mahkemede görüleceği belirlendi. Davaya Anadolu Adalet Sarayı’ndaki 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bakılacak.

Ergenekon hâkimleri ek süre istedi



Yaklaşık 7 aydır bir türlü gerekçeli kararı açıklamayan Ergenekon Davası’na bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi hakimleri, davayla ilgili gerekçeli kararı yazabilmek için ek süre istedi. Ergenekon Davası’nda kararını 5 Ağustos 2013’te açıklayan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi hakimleri, 7 aydır gerekçeli kararını yazmadı. Hakimler son 24 saatte bir ay ek süre istedi. Özel yetkili mahkemeleri iptal eden Kanun, kaldırılan ağır ceza mahkemelerince verilip henüz gerekçesi yazılmamış hükümlerin gerekçelerinin, bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç 15 gün içinde yazılmasını hükme bağladı. Yeni yasanın 6 Mart’ta yürürlüğe girmesiyle 13. Ağır Ceza Mahkemesine gerekçeli kararı yazması için 15 gün süre verildi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi başkan ve üyeleri yarına kadar gerekçeyi yazmazsa hakimler hakkında yürütülen incelemenin yanı sıra disiplin yönünden de yaptırım uygulanacak.

İhsan Arslan

B

ursa 6. Ağır Ceza Mahkemesi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İskender Pala, Mehmet Baransu, İhsan Arslan ve Ramazan Akyürek hakkında “suç uydurma, sahte delil üretme, iftira, suç işlemek amacıyla örgütü kurma” suçlamalarına ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı kaldırdı.

Takipsizlik kararı kaldırıldı Matkap davasında yargılanan Orhan Aykut Ergenekon ve Balyoz gibi davalarda belgelerin nasıl ve kimler tarafından hazırlandığına ilişkin Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı’na ve daha sonra Aydınlık’a açıklamalarda bulunmuştu. Aykut, tertip davalarda eski AKP

Ramazan Akyürek Diyarbakır Milletvekili İhsan Arslan, eski İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek, yazar İskender Pala ve Taraf gazetesi yazarı Mehmet Baransu’nun rolüne dikkat çekmişti. Aydınlık’ta yayımlanan haberler üzerine 108 Balyoz sanığı ve yakını, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na şüpheliler İhsan Arslan, Ramazan Akyürek, Mehmet Baransu ve İskender Pala hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.

Mahkeme: Karar usülsüzdür Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 22 Kasım 2013 tarihinde Akyürek, Baransu, Arslan ve Pala hakkında “kovuşturma yapılmasına yer yok” kararı vermişti. Bursa 6. Ağır Ceza Mahkemesi ise, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın verdiği

Mehmet Baransu

İskender Pala

takipsizlik kararını kaldırdı. Mahkemenin kararında, “Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca (TMK’nın 10. maddesi ile görevli bölümü) verilen kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar usülsüzdür” ifadelerine yer verildi. Dosya ve soruşturma evrakının Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine karar veril- Orhan di. Aykut

Orhan Aykut ne demişti? Aydınlık’ın “Tertibin merkezindeki adam anlatıyor” yazı dizisi kapsamında 16 Ocak 2013 tarihli “Bavulu Pala’dan aldık CD’leri Ankara’da ürettik” başlıklı haberinde, Orhan Aykut’un açıklamalarına yer verilmişti. İhsan Arslan’ın elinde bulunan belgelerin Mehmet Baransu’ya nasıl geldiğini anlatan Aykut, Balyoz CD’lerinin Zaman gazetesi yazarı İskender Pala’dan alındığı ve dönemin AKP Milletvekili İhsan Arslan’a teslim edildiği iddia etmişti. Aykut’a göre, İhsan Arslan, seminer dokümanlarını Ankara’ya götürmüş ve belgeler üzerinde değişiklik yapmıştı. Hazır hale getirilen belgeler de 2010 yılında Taraf

muhabiri Mehmet Baransu’ya verilmişti. Ramazan Akyürek’le ilgili de çarpıcı iddialarda bulunan Aykut, “Nasıl böyle bir operasyon yapıyorsunuz? Adamın suçu yok” diye sorduğunu, Akyürek’in ise şu şekilde yanıt verdiğini anlatmıştı: “Eskiden kız türbanıyla üniversiteye giderse okuldan atılıyordu. Biz bunlardan intikam almak zorundayız. Türkiye’yi değiştireceğiz. Biz Amerika’nın gücünü arkamıza aldık. Bunu yapacağız. Bir taşla 3 kuş vuracağız. Bir, ulusalcıları ve Atatürkçü’leri diskalifiye edeceğiz. İki, Kürt’ü ‘Kürdüm’ diye korkmaktan çı-

ehşet içindeyim günlerdir... Ayakkabı kutuları, yolsuzluk rezaletleri, rüşvet görüntüleri, para sayma makineleri ve tüm bunlara karşı yalnızca medyanın değil, iktidarın miting alanlarını dolduran kitlelerdeki derin duyarsızlık da ürkütüyor insanı... Bir başka ülkede olsaydı; harakiriye, toplu intiharlara ve Yüce Divanlara gidecek olan rezaletler yalnızca siyaseti değil, toplumun büyük bir kesimini de duyarsızlıkla teslim aldığına göre, politik ahlaksızlığının yalnızca parti rozetlerine bulaştığı söylenemez... O halde, bu ülkede oy kullanmak yalnızca bir yurttaşlık görevi olmaktan çoktan çıkmış, bir “temiz eller taarruzu”na da gerekçe olmuştur!.. Bu taarruzu başlatmak için üç kaygıyla kullanın oylarınızı: - Kardeş kavgasına dur demek için bölücülüğe karşı durun... “Tek vatan ve tek bayrak” ilkesinin, Doğu’da ve Batıda; ülkenin dört bir yanındaki tüm birinci sınıf

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Mehmet FARAÇ farac65@gmail.com twitter.com/FARACYAZIYOR

MED CEZİR

21 MART 2014 CUMA

yurttaşların tek kurtuluşu olduğunu sakın unutmayın... - Gericiliğe karşı durunuz; İran ve Afganistan örneklerinin son 40 yıldaki bağnaz dönüşümünden ders alınız... Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, mensuplar memleketi olamaz” sözünü aklınızda tutarak laik cumhuriyet ve Atatürk ilkelerinin yaşamsal olduğunu hiç göz ardı etmeyin... - Ve de siyasal ahlaksızlığın toplumsal duyarsızlıkla büyüdüğü bir ortamda, sağcı, solcu, muhafazakâr; Türk; Kürt, Arap, Alevi Sünni, kim olursanız olun; sağcısolcu geçinen gözetmeksizin yetim hakkı yiyenlerden, hırsızlardan, vurgunculardan, şaibelilerden, cemaatçi-tarikatçılardan, ikiyüzlülerden ve rantiyecilerden hesap sormak için oyunuzu vicdanınıza göre kullanın... Aksine; ülkenin bölücülük-gericilik-hırsızlık üçgeninde derinleşecek çıkmazının asıl sebebi siz olursunuz...

Oyları aslında kim bölüyor?.. Parti gözetmeden yazıyorum... Aslında bir beceriksizlik ve bir yetersizliğin getirdiği kamuflaj amaçlı siyasi bir dayatmadır bu!.. Başkasına şans vermeme, başkasının yolunu kesme, rakiplerinin ideolojisinden nemalanma ve alternatifleri yok sayarken kendini var etme çaresizliği!.. Gerekçesi çok bellidir: “Sen ideolojini bir kenara bırak, benim peşime düş...” Hatta “kendi kitleni emrime amade et...” Ve de “Bırak kendini de her şeyinle beni var et!..” İşte bu var ya; çok ezeli bir hastalıktır ve eski deneyimler de göstermiştir ki, etkili bir çaresi de hiçbir zaman bulunamamıştır!.. Çünkü siyasetin, kendine ısrarla

bulaştırdığı bir hastalıktan kurtulması oldukça zordur!.. Çünkü beceriksiz siyasetin yüzsüzlüğü, ambalajından sızmaya başlayınca, ne koli bandı tutar kırığı ne de “404” yapıştırabilir çatlağı... O yüzden; eksiklik ve yetersizlik baş gösterdi mi aynı hastalık nükseder siyasette; “Aman ha, oyları bölmeyelim...” Buradan açıkça yazıyorum: Evet kesinlikle oyları bölmeyelim... Hele AKP’den kurtulmak istiyorsak asla bölmeyelim... Ancak; “bölmeyelim” derken, hatalı strateji ve itici ilişkilerle “asıl bölen” de olmayalım!.. Nasıl mı?.. İşte asıl soru ve asıl sorun da burada zaten... Geliniz; asıl bölen zihniyetlerin yarattığı derin paradoksa odaklanalım da gafiller uyansın artık.

Şaşma, eğilme, taviz verme; bölünme!.. Unutmayınız ki; siyasetteki “bölme” paradoksunun diğer yüzünde çok derin bir çelişki de vardır... Yani aslında; bölen asıl kişi, kendi oy tabanında, hem kadro hem de ideolojik kıyımlar yapan ve erozyon yaratandır!.. Örneğin, kendi tabanın dururken, bölücülük-gericilik ilişkilerini partine sokarak kitleleri itersen; varlık gerekçen olan Atatürkçüleri tasfiye edersen, ulusalcılara hakaret yağdırırsan, belediye başkanı ve meclis üyelerine kıyım yaparsan!... Bu da yetmezse; değişim ve “yeni”leşme adı altında kadrolarını

tarumar edersen... Yani sağa, cemaate, BDP’ye açılma iddiasıyla kendi asli oylarını ve asli gücünü bertaraf ederek asıl bölen olacaksan... Ve sonra da kitleler; ideolojik sapmalar, infial yaratan cemaatçi, bölücü, şaşkın söylemler nedeniyle senden uzaklaşmaya başlayınca ve telaş sandığa dayanınca da “Oyları bölme” diye isyan edemezsin... Be kardeşim anla artık; ideolojinden uzaklaşman, örgütünü biçmen, kadrolarını göz ardı etmen, oy uğruna ideolojik düşmanlarına bile “gül” uzatman oylarını bölüyor... Anla artık anlaaaaaa!..

Zileli, Ataklı, İzmir, Hatay... Şişli, belediyecilik açısından şaibenin en çok medyaya yansıdığı ilçeydi... Gazeteci Ümit Zileli siyasetin yenilerinden ve dik duruşu ilçede heyecan yaratıyor... İşçi Partisi adayı olan Zileli, bölgede yalnızca ranta ve AKP’ye karşı değil, “Oyları bölmeyelim” şeklindeki tabansız gaflete karşı da savaşıyor... Oysa Zileli’nin yöneteceği bir belediyecilik anlayışı, zaten cumhuriyetçi ve talansız bir bilgeliğe oturacaktır... Gazeteci Can Ataklı da aynı kaygılarla Beşiktaş’ta sürpriz peşinde... CHP’den İstanbul aday adayı olan Ataklı, ilçelere talip olmayarak aslında İstanbul’u kesinlikle kazanabileceğini söylemiş, ancak derdini kimseye anlatamamıştı... DSP Adayı Ataklı da kimi

çevrelerdeki yersiz kaygıyı aşarsa, Beşiktaş ciddi bir sürprizle karşılaşılabilir... Ataklı’nın cumhuriyetçi duruşu, “temiz siyaset” sloganı bilinçli seçmen üzerindeki kuşkuları yok edebiliyor... Otoriteler hemfikir; İşçi Partisi’nin İzmir Foça’daki adayı Yavuz Efe, Hatay’ın Defne ilçesi adayı Dr. Cafer Özenir ve Samandağ adayı Selim Kamacı da birçok il ve ilçedeki yurtseverler gibi ipi göğüslemekte kararlı... Daha önce de yazmıştık ya; bu seçim sürprizlere gebe... Yeter ki toplum, AKP’nin esamesinin okunmadığı bölgelerde bile, çoğu kez yersizce büyüyen “Oyları bölmeyin” kaygısına saplanmasın ve nerede “gerçek yurtsever”ler, Atatürkçüler varsa oylarını ona versin...

CHP’nin nitelikli başkanları... 16 Ocak 2013

17 Ocak 2013

karacağız ve Abdullah Öcalan’ı serbest bırakacağız. Terör olayını bitiririz. Bunu yapmak için birkaç kişiyi içeri atacağız.”

Eskişehir’de Yılmaz Büyükerşen, Antalya’da Mustafa Akaydın, Ordu’da Seyit Torun, Giresun’da Kerim Aksu, Aydın’da Özlem Çerçioğlu gibi CHP’nin sevilen, başarılı belediye başkanları... Mersin’de Macit Özcan, AKP ve MHP’ye karşı direniyor... Kırklareli’nde Milletvekili Mehmet Kesimoğlu CHP’nin belediye başkanlığı için yeni bir nefes... Trabzon’da Volkan Canalioğlu

kenti daha önce de yönetmiş ve çok sevilmişti... Artvin’deki CHP’li belediye başkanları kalelerini AKP’ye kaptırmayacak... Muğla’daki CHP adayının da fark atması bekleniyor... CHP keşke tüm bölgelerde halkla kucaklaşabilen, şaibesiz, tartışmasız ve başarılı isimlerle yola çıkabilseydi... Görün bakalım AKP diye bir parti kalabilir miydi?..


Hazırlayan: Cansu YİĞİT

21 MART 2014 CUMA

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

ARALIK

İsmet

ÖZÇELİK

Erdoğan yine çok gerildi

A

nkara’da herkesin dilinde o seks kasedi. “Yayınlanırsa o gün hükümet düşer” bile diyenler var. Peşinen söyleyeyim; eğer böyle bir kaset var ve yayınlanır ise hükümet düşmeyecek. Neye dayanarak mı söylüyorum?

B

aşbakan Erdoğan yine çok gerginleşti. Gerçi hep gergindi ama şimdi daha da gergin olduğu konuşuluyor. Yine yakın çevresinde çalışanları perişan ediyormuş. Bağırıp çağırıyormuş. Yetiştiklerini hemen, yetişemediklerine de telefonla fırçalıyormuş. İşler eskisi gibi değil. Hiçbir hesabının tutmaması onu deli ediyormuş. Geminin ciddi miktarda su aldığında herkes hemfikir. Elbette “Bugün hangi kaset piyasaya sürülecek” diye beklemek insanı geriyordur. Ama asıl sıkıntının başka olduğu konuşuluyor. İllerden gelen haberler moralini bozuyormuş. Gelen raporlarda, “Rüşvet ve yolsuzluğun etkisi seçmene yansımaya başladı” deniyormuş.

Özerklik sıkıntısı Erdoğan’ın moralini bozan ana konulardan biri de PKK’dan gelen “özerklik” açıklamaları. Bu açıklamalar İç Anadolu, Karadeniz, Ege ve Toroslar’da tepkileri arttırmış. Bölge milletvekilleri parti yönetiminden ve hükümetten, “PKK yöneticilerinin susturulması için bir şeyler yapılmasını” istiyorlarmış. PKK’lılar susturulmazsa “açılım”ın faturasının ağır olacağını söylüyorlarmış. Erdoğan da kurmaylarıyla son durumu değerlendirmiş. “Aracılar”a talimatlar verilmiş. “30 Mart’a kadar sabretsinler” denmiş. Hafif de tehdit edilmiş.

Geri dönüş durdu AKP’de gidenler geri gelmez olmuş. İzlenen politikalara tepki gösterenler bir süre sonra geri dönermiş. Ama bu kez durum farklıymış. Gidenler gelmediği gibi, kararsız olanlarda uzaklaşma eğilimi öne çıkmış. Bu da Erdoğan’ı delirtmiş.

Erdoğan TRT’de Erdoğan önceki akşam TRT’nin konuğuydu. “Uygun” gazetecilerin karşısına geçti, soruları yanıtladı. Çok kötüydü. Sorular da kötüydü Erdoğan da. Moralinin bozuk olduğu her halinden belliydi. İyice çökmüş bir hali vardı. Bu durum AKP yöneticilerinin bile dikkatini çekmiş. Kendi aralarında Erdoğan’ın televizyon programları tartışılmış. “Danışıklı program çok belli oluyor, ters tepiyor” denmiş. Karşısına gazeteci olarak oturtulanlar için “çapsızlar” ifadesi bile kullanılmış. “Meydanlar etkili, ama televizyonlar kötü” tespiti yapılmış. Ama bu tespiti Erdoğan’a anlatacak bir babayiğit henüz bulunamamış.

Fezlekeleri gizleme ters tepti TBMM’de önceki gün yapılan görüşmedeki AKP direnişi, fezlekelerin içeriğini okutmamak için gösterdiği çaba da ters etki yapmış. Sosyal medya “Neyi gizliyorlar?” diye çalkalanmış. Görüşmeler devam ederken Meclis koridorunda tanıdığım Ankaralı bir AKP milletvekili ile karşılaştım. Onun da morali bozuktu. “Krizi yönetemez olduk. Meclisteki görüşmeyi birçok kanal canlı veriyor. Sonuç aleyhimize işliyor. Telefonum susmadı. Partililer arıyor. ‘Bari canlı yayınları durdurun’ diyor” dedi. Arkasından da “Birileri kasasını dolduruyor, ceremesini biz çekiyoruz. Kimisi kürsüden konuşup çekip gidiyor, kimisi hiç milletin karşısına çıkmıyor. Vatandaş da hıncını bizden alıyor” ifadesini kullandı. Sonra da “Aman ha, aramızda kalsın” demeyi de ihmal etmedi.

AKP’nin yarı resmi yayın organı Star gazetesine! Bu gazetede ilginç bir haber çıktı. Başlığı şöyle: “Silikon maske yöntemli itibar suikastı.” Kaset çıkarsa sevişen çiftler için “onlar gerçek değil, silikon yüzlü” diyecekler. Pardon ama durduk yerde böyle bir haber neyin nesi?

Baykal ve MHP’lilerin seks kasetleri ortaya çıkınca bu silikon yutturması gündeme gelmedi de niye şimdi? Belli ki abdestlerinden emin değiller ve korktukları için gerekçe imal ediyorlar. Bu arada beklenen kaset sadece seks kaseti değil; yabancı ülke bankalarındaki hesap belgeleri, paraların

POLİTİKA GÜNLÜĞÜ

Seks kaseti çıkınca bunu diyecekler! Sabahattin ÖNKİBAR sonkibar@gmail.com

Bu saldırıya dikkat!

taşınma görüntüleri, Muhsin Yazıcıoğlu ile, Fenerbahçe ile alakalı belgeler de varmış.

İ

ddiaya göre, NiğdeKonya yolunda bir asker ve bir polisimizi şehit edenler Türk değil. Suriyeli diyorlar ama bunların El Nusra üyesi olma ihtimali yüksek. Hükümet öyle olsa bile bunu açıklamayacak ama burnuma pis kokular geliyor. Bu rezil saldırının ardında Türkiye’deki seçime dönük hesaplar olabilir. Seçim öncesi Suriye’ye saldırı gibi kahramanlık gösterisi yapılabilir ve bu saldırı buna gerekçe olsun diye tezgâhlanmış olabilir. Dahası savaş iklimi oluşturup seçimi erteletme hesabı bile olabilir. Genelkurmay eğer “Tezkere var”a sığınıp AKP’yi sırtlama adına böyle bir tertibe alet olursa bu Balkan Savaşı’ndan daha vahim sonuçlar getirir; uyarıyorum...

Başbakan’a Fidan ve Fethullah soruları?

T

ayyip Erdoğan diyor ki “Biz çok safmışız, F tipi örgüt bizi uyutup kandırdı”. Öyle ise soralım: MİT Müsteşarı Fidan’ı Pensilvanya’ya, yani

Fethullah’ın ayağına, üstelik iki kere neden gönderdin? Yandaş Yenişafak gazetesi manşet yaptı, Hakan Fidan Fethullah’ı örgüt olma diye uyarmış ki öyle ise örgüt olduklarını çok önceden

biliyordun! Bildiğin halde niçin 17 Aralık operasyonu olana, yani bizzat sana dokunulana kadar bekledin? Doğru mu bilmem ama diyorlar ki MİT Müsteşarı

Allah, Fethullah’ı görmüyor mu?

Tayyip, Kur’ana hakareti onaylıyor mu?

E

gemen Bağış, Kur’an ve ayetleri ile eğleniyor.

“Her cuma bir ayet sallıyorum” diyor. Bakara suresini kastederek “Bu Bakara iyi makara” diyor. Kamuoyunda kutsal kitabımız için edilen bu sözlere müthiş bir infial var. Bir tek Tayyip Erdoğan ile avanesi susuyor. İyi de bu Tayyip Erdoğan değil midir İkinci Dünya Savaşı yıllarında iki camiye

buğday stoklandı diye CHP’yi hedefe oturtan? Ne yani Kur’an’a, yani Allahın kelamına hakaret, savaş zamanı camiye buğday stoklamaktan daha mı önemsiz? Söyleyin;w aynı şeyi muhalefetten biri yapsa Erdoğan bunu meydan meydan istismar etmez miydi? Egemen’e bir şey diyemez; zira tercümanı, yani ABD ile, Musevi lobileri ile yapılan gizli görüşmelerin tanığı!

Fethullah ile kaset arşivi pazarlığı yapmaya gitmişmiş! Değilse açıkla, koskoca Türkiye’nin İstihbarat Başkanını iki kere ilkokul mezunu bir Cemaat şeyhinin ayağına göndermek neden?

F

ediyoruz... Ancak Şükür’e şöyle bir sorumuz olacak? Her şeyi bilen ve gören Allah, Fethullah Gülen’in uluslararası misyonunu bilmez mi? F tipi örgütün rezil kumpaslarını anlayamaz mı? Hakan Şükür AKP’yi haklı olarak Allah ile korkuturken Fethullah Gülen’i neden pas geçiyor?

tipi Cemaat sevdalısı İstanbul Milletvekili Hakan Şükür, önceki gün TBMM’de yapılan fezlekelerin içeriği görüşmelerinden sonra AKP’lileri kastederek şöyle bir tweet attı: “O değil de haşa Allah’ı nasıl kandıracaksınız? O görüyor, o biliyor ve rüşveti haram kılıyor.” Hakan Şükür’ün bu tweet’ine aynen iştirak

Cemaat gazetesinde Mustafa Sarıgül reklamı C

emaat’in yayın organlarında CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Sarıgül reklamı yapılmaya devam ediyor. Zaman gazetesinin dün birinci sayfasında, Mustafa Sarıgül’ün Sirkeci Garı’nda yaptığı açıklamalar yer aldı. “Metro sabaha kadar çalışacak” başlıklı haberde, Mustafa Sarıgül’ün kamu hizmetlerinin 24 saat devam etmesi yönünde söylediği sözler öne çıkarıldı.

mı” sorusuna “Bütün cemaatlerle de diyaloglarım var” şeklinde yanıtlamıştı. “Ben Gülen cemaatine yapılanların çok haksız olduğu kanısındayım” diyen Sarıgül, dershanelerin kapatılmasına da karşı çıkmıştı.

Cemaat’i övmesinin ardından

Sarıgül’ün adaylığı Fethullah onaylı

Gülen cemaati ile ilişkisi uzun süredir gündeme gelen Mustafa Sarıgül’e seçimlerde Cemaat’in destek vereceği iddia ediliyordu. Önceki gün katıldığı televizyon programında “Cemaate haksızlık yapılıyor, zulüm yapılıyor” diyen Sarıgül, “Cemaat’le ilişkiniz var

Daha önce internette yayınlanan ses kayıtlarında Kılıçdaroğlu’nun danışmanı ve Milletvekili Aydın Ayaydın’ın Cemaat’ten bir isimle yaptığı görüşmede, Sarıgül’ün adaylığının kesin olduğunu söylediği ortaya çıkmıştı. Konuyla ilgili olarak Aydınlık’ın so-

rusunu yanıtlayan Sarıgül, CHP’li Ayaydın’ın Gülen cemaatiyle adaylığını görüştüğü iddialarını yalanlamayarak “Ben bu konuşmaları normal karşılıyorum” demişti. Zaman gazetesi yazarı Şahin Alpay da 8 Mart tarihli “Oyum CHP’ye” başlıklı yazısında, CHP’ye oy çağrısı yapmıştı.

Mustafa Sarıgül

Gül ile Erdoğan arasında ‘dış mihrak’ atışması Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Erdoğan’ın 17 Aralık soruşturmasına ‘dış mihrak komplosu’ demesini ‘Üçüncü Dünya söylemi’ olarak niteledi. İkili, Cemaat’in okulları konusunda da ayrıştı

AKP’li vekillerin ruh hali Meclis’te iktidar kulisinde de muhalefet kulisinde de dolaştım. İlk gözlemim şu oldu: İktidar kulisi gergin ve tedirgin. Muhalefet kulisi ise eskiye oranla daha moralli. AKP’lilerle ayaküstü sohbet ediyorum. Gergin olsalar da Ankara’ya dönmekten mutlular. Birisi kulağıma eğildi ve şunları söyledi: “Allah muhalefetten razı olsun. Bizim için tatil gibi oldu. Seçim çalışması eskisi gibi değil. Şu aralar vatandaşın karşısına çıkmak işkence. İki gün beylik beyliktir.” Çoğu AKP milletvekili aynı durumda. Yüzlerinden okunuyor!

Öğrencilerden Başbakan’a suç duyurusu



İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencileri, Başbakan Erdoğan’ın “Polise talimatı ben verdim” sözleri nedeniyle Berkin Elvan’ın ölümünden sorumlu olduğunu iddia ederek suç duyurusunda bulundu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunulan suç duyurusu dilekçesinde Erdoğan hakkında “Kasten öldürme” suçundan hakkında soruşturma açılması talep edildi.

Tayyip Erdoğan yakışacak türden söylemlerdir. Türkiye buradan kurtuldu... Yarayı açık bıraAralık soruşturmasıyla ilgili kırsanız elbette sinekler üşüşür. Önemolarak Başbakan Tayyip Er- li olan yarayı açmamaktır” dedi. doğan’ın “dış mihrak” vurBaşbakan Erdoğan, Gül’ün bu gusu yapmasına ve kendisine karşı açıklamasına TRT’de katıldığı progdışarıdan komplo kurulduğu yönün- ramda yanıt verdi. Erdoğan şunları deki açıklamalara Cumhurbaşkanı söyledi: “İçeriden ve dışarıdan büyük Abdullah Gül’den itiraz geldi. Gül, bir sarmal var. Yurtdışında verilen Danimarka ziyareti sırasında gaze- reklamları biliyorum. Bir çocuk ölüyor, tecilerle yaptığı sohbette Erdoğan’ın bunun için ‘Ekmek almaya gidiyordu’ “dış mihrak” iddiasını “3. Dünya söy- deniyor. Katili olarak da beni göstelemi” olarak niteledi. Gül, “Dış riyorlar. Ekmek almaya giden çocuğun güçler iddialarını kabul etmiyorum elinde bilyeler var. Annesi ölümünden ve doğru da bulmuyorum... Bu tür beni sorumlu tutuyor. Çocuğun üzesöylemler Üçüncü Dünya ülkelerine rinden patlayıcılar çıkıyor. Çıkıp der-

 AYDINLIK / ANKARA

17

Abdullah Gül seniz ‘Bu uluslararası komplo değildir’ diye bu olmaz.”

Cemaat okulları Gül ile Erdoğan’ı karşı karşıya getiren konulardan biri de Fethullah Gülen cemaatinin yurtdışındaki okulları. Başbakan Erdoğan bu okullarla ilgili ağır eleştiriler getirirken Gül bu okullara sahip çıktı. Gül, “Yurtdışındaki okulları karıştırmamalı. Yurtdışında bazılarının açılışına gittim. Güzel faaliyetleri var, bu işe karıştırmamak lazım. O ülkeler de mutlaka daha dikkatli bakacak bu okullara. Sonuçta o ülkelerin kanunlarına uymaları la-

zım” ifadelerini kullandı.

Arınç: Zaman abonesiyim Erdoğan, partililerden Zaman’ı boykot etmelerini istedi. Ancak Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Bursa’da katıldığı bir televizyon programında Zaman gazetesi aboneliğini kesmediğini bildirdi. Arınç, “Bizzat cemaatin çıkardığı bir gazete ve bunlar belli bir şekilde de satılıyor. Takdir ediyoruz, okuyoruz. Benim de halen evime geliyor, abonesiyim, aboneliğimi de kesmedim” diye konuştu. Arınç, Gülen’e hâlâ saygısının olduğunu söyledi.

İRAN’DAN ERDOĞAN’A BÜYÜK TEPKİ:

Utanç verici!



İran’ın önde gelen din adamlarından Ayetullah Nasır Mekarim Şirazi, Başbakan Erdoğan’ın Gülen cemaati için kullandığı “Bunlar Şia’dan beter” sözlerine sert tepki gösterdi. Rasa ajansının haberine göre, Başbakan Erdoğan’ın Şiilere yönelik suçlamalarını “temelsiz” olarak nitelendiren İranlı din adamı, “Bir ülkenin birinci adamı bilgisi olmadığı bir konu hakkında konuşuyor ve bir inanç mensuplarını suçluyorsa bu utanç vericidir” diye konuştu. Şirazi, “Türkiye başbakanı, Şiileri yalan söylemek, iftira atmakla suçlamış. Kendisine soruyorum Şiiler kime yalan söylemiş? Kime iftira atmış?” diye sordu. Başbakan Erdoğan’ı takiyenin anlamını bilmemekle suçlayan Ayetullah Şirazi, Şiilere yönelik sözlerinden dolayı Erdoğan’ı kınadığını ifade etti. Başbakan Erdoğan, katıldığı televizyon programında Gülen cemaatini değerlendiren konuşmasında, “Bunların üç tane önemli hasleti var, takiye var, yalan var, iftira var. Bunlar Şia’yı geçmiş vaziyette. Şia bunların eline su dökemez” ifadelerini kullanmıştı.


Hazırlayan: Şafak TERZİ

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

ULUSLARARASI LÜBNAN ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ VE ESKİ SAVUNMA BAKANI ABDÜLRAHİM MURAD, AYDINLIK’A KONUŞTU

‘Suriye’nin direnişi Mısır’ın zaferi Mısır’ın devrimi Suriye’nin zaferi’ ‘ABD, BOP’un uygulanması görevini Müslüman Kardeşler’e (İhvan) verdi. Ancak İhvan her yerde kaybetti ve BOP çöktü. Erdoğan’ın arkasında İhvan olduğunu göremedik ve kandırıldık’  MEHMET YAŞAR YILDIZ / BEYRUT

A

ydınlık gazetesi olarak yaptığımız Lübnan ziyareti sırasında, Uluslararası Lübnan Üniversitesi Rektörü Abdülrahim Murad ile sohbet ettik. Üniversitenin Beyrut’taki yerleşkesinde yaptığımız söyleşide Prof.Dr. Murad, Aydınlık gazetesinin sorularını yanıtladı. 2001 yılında Uluslararası Lübnan Üniversitesi’ni kuran ve halen rektörlük görevini sürdüren Murad, 1990, 1992 ve 1996 genel seçimlerinde milletvekili seçildi. Murad, Lübnan Savunma Bakanı ve Eğitim ve Yüksek Öğrenim Bakanı olarak görev yaptı.

Mehmet Yaşar Yıldız

BOP ve İhvan  Suriye olayları hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Süreç neden ve nasıl bu noktaya gelmiştir? 1985’te Amerika’daydım. Orada Rasadun’un İslam devletleri araştırması için 500 milyon dolar bütçe ayırdığını öğrendim. Bu araştırma görevini Mısır’da Saadettin İbrahim diye birine verdiler. Bu araştırmanın sonucunda şu ortaya çıktı; Arap ülkelerinde İslam dini ve İslam dinine uygun yaşayış, laiklikten, Nasır’dan daha yaygın kabul görür. Ve bu araştırmaların sonucunda şu kararı verdiler; o zaman biz bu devletleri, bu hükümetleri kendi istediğimiz, yani Amerika’yla işbirliği içinde olan İslami yönetimler yerleştirmek için çalışma yapmalıyız. Örnek olarak da Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan’ın temsil ettiği İslam tipini Arap ülkelerine yerleştirmek istediler. Şimon Perez bu durumu, “bizim devletlerle anlaşma yapmamız yeterli değil, bizim yaptığımız anlaşmaları o devletlerin halklarına uygulatmaları gerekiyor” diyerek çok güzel ifade etti. Önce Cezayir, sonra Tunus, Irak, Libya, Mısır, Yemen, Lübnan, Suriye, Somali, Filistin ve Sudan gibi ülkelerde bütün isteklerini uygulayacak, Sünni anlayışa mensup hükümetleri iktidara taşımak istediler. Bu projenin adı, kendilerinin de dediği gibi Büyük Ortadoğu Projesi’ydi. Projeyi gerçek-

Abdülrahim Murad Filiz Çimen Paşa

İşçi Partisi Uluslararası Bürosu Sekreteri Harun Çakans da görüşmeye katıldı. ‘Artık Batı da Beşar Esad’ın kalacağını kabul etti.’

ABD’nin BOP haritası

‘Erdoğan’ın gerçek yüzünü göremedik, kandırıldık.’ Arabistan ve Katar’dan gelecekti. Bu planın ilk etapta başarıya ulaşmasında, Arap ülkelerindeki halkı bıktıran eski yönetimlerin varlığı yardımcı oldu. Bu kurgulanan İslami ağırlıklı ülkeler İsrail’le açıktan açığa ya da gizlice ilişki kurdular. leştirme görevini Müslüman Kardeşler’e verdiler. Amerikan Büyükelçisi İsrail’e giderken Muhammed Mursi ona şöyle bir mesaj göndermiş “Ben ve aziz dostum Şimon Perez aynı çanaktayız.” Değişikliği, para, basın ve çok sıkışırlarsa güç kullanarak yapmak istediler. Güç kullanımı olarak Türkiye’nin kullanılacağı konusunda anlaşılmış. Para Suudi

Nusra’nın sırları Hizbullah’ın elinde



Nusra Cephesi’nin Yabrud’daki operasyon odasında bulunan belgelerinin Hizbullah’ın eline geçtiği bildirildi. Lübnan’da yayımlanan el-Cumhuriye gazetesinin haberine göre Hizbullah’ın Nusra’nın Yabrud’daki karargahında ele geçirdiği belgeler arasında Beyrut’un Dahiye semtine dair haritalar da bulundu. Suriye ordusu ve Hizbullah, 15 Mart’ta yaptıkları koordineli bir operasyonla Kalamun bölgesinin stratejik noktalarından biri olan Yabrud’u silahlı gruplardan temizlemişti. Cumhuriye gazetesi, Hizbullah’ın ele geçirdiği belgelerden ve istihbarattan hareketle Yabrud kentinin Suriye ordusu ve Hizbullah tarafından kontrol altına alınmadan birkaç saat önce bomba yerleştirilmiş 15 aracın gizli geçiş noktalarından Lübnan’a sokulduğunun anlaşıldığını yazdı.

KAYIP Banka Asya Paramatik Kartı, Finans Bankası Paramatik Kartı ve Nüfus Kimliğimi Kaybettim. Hükümsüzdür.

Recep Kandaşoğlu

Batı Esad’ın kalacağını kabul etti  Peki Suriye’yi bölme konusunda başarılı oldular mı? Hem Hafız Esad, hem de Beşar Esad döneminde defalarca denediler. Suriye, Filistin sorunu istenildiği şekilde çözülmeden İsrail’le herhangi bir ilişkiyi kesinlikle reddetti. Ve baskı yapmaya başladılar.

“Filistinlileri sınırdışı et” dediler. Suriye reddetti. “Irak’ta Amerika’ya olan saldırıyı engelle” dediler. Fakat Suriye bunu da reddetti, Irak halkına olan desteğini sürdürmeye devam etti. “Hizbullah’a olan desteğini çek” dediler, Suriye onu da reddetti. “İran’la ilişkini kes” dediler, onu da reddetti. Bu yüzden, Arap Baharı ile Suriye’deki çatışmaları ayrı tutmak gerekir. Çünkü Suriye’nin hemen yıkılmasını ve Beşar Esad’ın kellesini istiyorlardı. Bütün Arap ülkelerinde başarıya ulaştılar, Suriye’deyse başarısız oldular. Çünkü hem halk, hem de ordu halen yönetimine bağlı ve yönetimine inanıyor. Şimdi Batı, Beşar Esad’ın yönetimde kalacağını kabul etti.

NATO düşüşte BRICS yükselişte  İran, Mısır gibi bölge ülkelerinin ve Avrasya ülkelerinin rolü ne oldu? Mısır’da gerçekleşen halk hareketiyle artık Mısır Amerikan rü-

yasından kopmuş, Arap gerçekliğine döndü. Bu da bize, 1958 yılında Cemal Abdul Nasır’la Suriye’nin birleşmesi ve o birlik sonucunda Türkiye’de Adnan Menderes iktidarının devrilmesini sağlayan, İran’da Şah’ın devrilmesini sağlayan halk hareketlerini hatırlatıyor. Mısır halkının bilinçaltında da General Sisi yeni bir Cemal Abdul Nasır gibi. Ve Tunus, Mısır, Ürdün gibi ülkelerin yakında terörizmi topraklarından bütünüyle temizlemeleri şaşırtıcı olmayacak. Mısır’da gerçekleşen halk hareketleriyle ve Suriye’nin bu kararlı ve dik duruşuyla bütün bu kurgulanan plan tersine dönecek. Şimdi Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye gibi ülkelerde de yönetimler kesinlikle değişecek. Çünkü NATO ülkeleri düşüşte, BRICS ülkeleri yükselişte.  Cenevre görüşmelerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Başkan Esad’a bundan birkaç ay önce “Cenevre ne zaman ve nasıl sonuçlanır” diye sorduğumda, “bizim ülkemizdeki savaşımız ve zaferimiz Cenevre görüşmelerini şekillendirecektir” demişti. Sonuç olarak Suriye devleti ve halkı büyük bir başarı elde etti ve Halep’e kadar ilerledi. Bence Halep’in tamamımın alınmaması siyasi bir karar. Suriye hükümeti, karşı tarafın elinde küçük bir koz bırakıp onunla masaya oturmalarını ve toplantıların sürmesini sağladı.

‘Tayyip konusunda kandırıldık’  Son dönemlerde Türkiye’de AKP ve Gülen Cemaati arasında bir çatışma var. Bu konuda fikirlerinizi alabilir miyiz? Bizim maalesef Fethullah Gülen ve Tayyip Erdoğan’la ilgili bilgimiz tam olarak yoktu ve hepimiz kandırıldık. Tayyip Erdoğan’ın arkasında Müslüman Kardeşlerin olduğunu göremedik. O yüzden bu gelişmeler bizi büyük bir şoka uğrattı. Eğer bölgede neler olduğunu anlamak istiyorsak Mısır’ın devrimini ve Suriye’nin direnişini çok yakından takip etmeli. Aralarındaki adı konulmamış bağı görmek gerekiyor, çünkü Mısır Suriye’deki direnişi kendi zaferi olarak görüyor, Suriye de Mısır devrimini kendi zaferi olarak görüyor.  Sorularımızı yanıtladığınız için çok teşekkür ederiz.

Duma, Kırım ve Sivastopol’u onayladı K ırım’ın Rusya’ya bağlanması süreci tamamlandı. Rusya Parlamentosu alt kanadı Duma, Kırım’ın Rusya’ya bağlanmasını öngören anlaşmayı imzaladı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 16 Mart tarihinde Kırım’da gerçekleşen ve halkın yüzde 96’sından fazlasının Rusya’ya katılmayı tercih ettiği referandum sonrasında Kırım’ın Rusya’ya bağlanmasını sağlayacak anlaşmaya imza atmıştı. Rusya parlamentosunun alt kanadı Duma 18 Mart’ta Moskova’da imzalanan Kırım ve Sivasto- gün onaylaması için Duma’ya pol’un Rusya’ya bağlandığına sunmuştu. dair belgeyi onayladı. Onaylanan belgede 1 Yasa tasarısını 443 mil- Ocak 2015 tarihine kadar geletvekili onaylarken, 1 çiş dönemi yaşanacağı milletvekili hayır oyu ifade ediliyor. kullandı. Öte yandan Kırım Rusya Devlet BaşBaşbakanı Sergey Akkanı Putin, Kırım Cumsenov, yaptığı açıklahuriyeti ve Rusya Femada bugün Rus paderasyonu arasında imsaportu alabileceğini zalanan belgeyi önceki söyledi. Samantha Power

BM’deki saygısız ABD’li Kırım’la ilgili BM’de de tartışmalar yaşandı. ABD’nin BM Daimi temsilcisi Samantha Power Rusya’nın yaptığına ‘hırsızlık’ benzetmesi yaptı ve şunları söyledi: “Rusya temsilcisi, sözde referandumun demokratik prosedürler çerçevesinde ve bir dış müdahale olmadan yapıldığını söylüyor.

Rusya büyük edebiyatçılarıyla tanınır. Ancak şu anda duyduklarımız, Rus elçinin, Tolstoy ve Çehov’dan daha büyük bir hayal gücü olduğunu gösteriyor.” BM Rusya Daimi Temsilcisi Churkin ise, “Bu tavır ve sözler bana ve ülkeme saygısızlıktır” dedi. Kırım’daki gelişmelere de tepki gösteren Beyaz Saray, yine de çözüm için diplomasiyi tercih ediyor.

Prof. Dr. Semih

KORAY

ksemih@bilkent.edu.tr

AVRASYA SEÇENEĞİ

21 MART 2014 CUMA

Hangi oylar Türkiye hanesine yazılır?

30

Mart’ta yapılacak seçimlerin, yerel yönetimleri belirlemenin çok ötesinde, ülkenin geleceğine yön vermede önemli bir etkiye sahip olacağına kuşku yoktur. Bu, belki de bugün ülkemizdeki bütün siyasal güçlerin üstünde mutabık oldukları tek husustur. Ama eğer esas mesele seçim sonuçlarının ülkenin geleceği üstündeki etkisiyse, o zaman en büyük yanlış, soruna miyop bir bakış açısıyla yaklaşmak olur. Anahtar soru, seçim sonuçlarının, 31 Mart’tan itibaren hangi siyasetlere güç katıp, hangilerininin güçten düşmesine yol açacağıdır. Ölçüt de, iktidar yürüyüşünde milli güçlerin birliğinin önünün açılmasıdır.

Erdoğan’ın ABD için son işlevi Bugün ufkunu bir ölüm kalım günü olarak gördüğü 30 Mart’la sınırlayan güç, Erdoğan iktidarıdır. Erdoğan’ı iktidara taşıyan sıfat, BOP Eşbaşkanlığı; ardındaki güç de, onu eşbaşkan olarak atayan ABD idi. ABD’nin Erdoğan’a alternatif arayışına girmesi, hem ülkemizde, hem de bölgemizde ayağa kalkan milletlerin Erdoğan’ın elini kolunu bağlamış olması nedeniyledir. Erdoğan kendisine yüklenen görevleri yerine getiremez hale geldiği gibi, ona karşı duyulan şiddetli tepki aynı zamanda ve hızla ABD’ye karşı yönelmeye başlamıştır. Halkın mücadelesinin yükselmesiyle inişe geçen Erdoğan iktidarı, bugün ayyuka çıkan yolsuzluk ve rüşvet belgeleriyle artık sürdürülemez hale gelmiştir. Bu durum kuşkusuz seçim sonuçlarına da yansıyacaktır. Erdoğan iktidarının ABD açısından tek ve son bir işlevi kalmıştır. Bu iktidara duyulan tepki ve öfke öylesine yoğundur ki, yıkımı, kim olursa olsun onu yıkana büyük itibar kazandıracaktır. ABD’nin gözünde Erdoğan’ın son görevi, yıkımıyla, ABD’nin ülkemizde oluşturmaya çalıştığı yeni iktidar seçeneği için bir hayat aşısı işlevi görmesidir. ABD, bu nedenle elini Türk milletinden çabuk tutup, Erdoğan’ın iktidardan düşürülmesinde ön almaya çalışmaktadır.

Erdoğan’a olan tepki nereye yönlendirilmeye çalışılıyor? Bugün Kılıçdaroğlu da, Bahçeli de, ABD’nin dümen suyunda Gülen Cemaati’yle kol kola ilerlemektedir. Bir yandan Erdoğan iktidarına karşı duyulan şiddetli tepkiden ABD’nin kendilerine sunduğu bir güç kaynağı olarak yararlanmaya, öte yandan da bu tepkinin milli bir iktidara yönelen birleşik bir güce dönüşmesinin önüne geçmeye çalışmaktadırlar. Kılıçdaroğlu’nun milli güçbirliği istemlerine verdiği “Güçbirliği yapacağız”, “Birleşe birleşe kazanacağız” yanıtları, Amerika ve Gülen’le güç ve işbirliği olarak gerçekleşmiştir.

‘Atatürk’te birleşmek’ten yana olanların etkisini azaltmak Çok az sayıda yerde milli güçlerin desteklediği adayların CHP tarafından gösterilmiş olması, bu çizgiye aykırı değildir. Çünkü bu siyasetin önemli bir bileşeni, “Atatürk’te birleşmek” isteyenlerin gözünde CHP’yi hâlâ bir umut kaynağı olarak tutmaya çalışmaktır. Bu “umut”, onların ABD ve Gülen’le işbirliğinin zoraki de olsa kabullenilmesini sağlamanın bir aracı olarak kullanılmaktadır. Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’nin izledikleri bu siyaset seçimlerde görece bir başarı kazansa da, bu başarı maalesef Türkiye hanesine yazılmayacaktır. Olsa olsa bu partilerin içinde “Atatürk’te birleşmek”ten yana olanların etkisini azaltmaya hizmet edecektir. Üstelik Kılıçdaroğlu yönetimine verilen rol, iktidara giden değil, iktidarın ABD tarafından yeniden şekillendirilmesinin yolunu döşemeye yarayan bir roldür.

Hangi başarı Türkiye’nin olur? Yerel seçimlerde Türkiye hanesine yazılacak olan yegâne başarı, “Atatürk’te birleşerek milli bir iktidara yönelme” siyasetini güçlendirecek olan başarıdır. Bu başarının gerçekleşeceği iki kanal mevcuttur. Biri, milli güçlerin birlikte desteklediği adayların seçimleri kazanmasını sağlamaktır. Bu başarılar, Atatürk’te birleşmenin milletimize ne kazandıracağının canlı örneklerini verecektir. İkincisi de, “Atatürk’te birleşme” siyasetinin yerel seçimlerden gözle görülür, elle tutulur biçimde güçlenerek çıkmasıdır. Bu da ancak ülkemizde bütün milli güçleri birleştirme irade ve yeteneğine sahip tek partinin, İşçi Partisi’nin güçlendirilmesiyle sağlanır. Yerel seçimler sonrası “Atatürk’te birleşerek milli bir iktidara yönelme” siyasetini bir çekim merkezi haline getirmenin biricik yolu budur. Bu, yerel seçimlerin Türkiye’nin kaderini belirlemede göreceği en yaşamsal işlev olacaktır. 30 Mart seçimlerinde “oyların bölünmemesi”, “Türkiye hanesine yazılacak oyların bölünmemesi” demektir.


Hazırlayan: Aysen BEYAZ

21 MART 2014 CUMA

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

DÜNÜN ÇÖZÜMLERİ Sudoku 2

Sudoku 1

Kakuro 1

Aydınlık

KURULUŞ. 1921

ŞEFİK HÜSNÜ DEĞMER

Kakuro 2

Yıl. 94 Sayı. 2322

VATAN - EMEK - NAMUS

Sahibi Anadolum Gazetecilik Bas. Yay. San. ve Tic. A.Ş. Genel Müdür Celal Demirel Genel Yayın Yönetmeni Mustafa İlker Yücel Yazıişleri Müdürü Ergün Gedek Sorumlu Müdür Murat Şimşek

Kare

Dünya Şafak Terzi Önder Öztürk Erdem Atay Emek Esin Turhan Cansu Yiğit Toplum Özlem Konur Usta Sezim Özadalı Anıl Budak Ceyhun Bozkurt Spor Bilgi İşlem Güven Karakurt Recep Erçin Hayati Asilyazıcı Dağıtım Md.Cumali Karagöllü Ankara İsmet Özçelik İzmir Hayati Özcan Avrupa Beyhan Yıldırım Reklam Müdürü: Kamile Karakadılar Genel Müdür Yardımcısı (Tüzel Kişi Temsilcisi) Metin Aktaş Genel Müdür Yardımcısı (Personel ve İdari) İsmet Öğütücü Genel Müdür Yardımcısı (Baskı ve Teknik) Melih Yıldırım

Haber Koord. Haber Müdürü Haber Md. Yrd İstihbarat Şefi Haber Araştırma Ekonomi Kültür Sanat

Yönetim Yeri. İstiklal Cad. Deva Çıkmazı No.3/3 Beyoğlu - İstanbul

Tel. 0212 251 21 14 - 15 - 16 Faks. 251 55 06 Ankara Büro Tel. 0312 229 88 45 Faks. 0312 229 88 47 İzmir Büro Tel ve Faks. 0232 489 16 15 Avrupa Tel: 0049 69 25 62 88 73 E-Posta: haber@aydinlikavrupa.eu Adana Baskı. Arslan Güneydoğu Gazetecilik Mat. ve Kağıtçılık A.Ş. Tel. 0322 435 92 77 İzmir Baskı. Arslan Güneydoğu Gazetecilik Mat. ve Kağıtçılık A.Ş. Tel. 0232 257 69 01

Ankara Baskı. Anadolum Gazetecilik Bas. Yay. San. ve Tic. A.Ş. 35. Cadde Matbaacılar Sitesi No. 11 İvedik-Ankara İstanbul Baskı. Anadolum Gazetecilik Bas. Yay. San. ve Tic. A.Ş. Oruçreis Cad. Remzi Özkaya Sok. No.16 Bahçelievler / İstanbul Tel. 0212 655 44 34

Dağıtım. Turkuvaz Dağıtım Pazarlama A.Ş.

Önerileriniz için. halklailiskiler@aydinlikgazete.com www.aydinlikgazete.com Yayın Türü. Yaygın Süreli

Sayısal

Soldan sağa 1. Yunan mitolojisinde, içenleri ölümsüzlüğe kavuşturduğuna inanılan ve esas maddesi bal olan tanrı içkisi - Taneleri ayrılmış ekin sapları 2. Yanak - Geleneksel Japon kağıt katlama sanatı 3. Bir nota - Bir meyve Anadolu’da kullanılan bir dövme türü 4. Yok etme, tüketme - Divit, yazı hokkası 5. İçinde çeşitli eşya bulunan posta paketi - Bir alanı üçgenlere bölme işi 6. Azerbaycan’ın başkenti Polonyalı - En kısa zaman parçası, lahza 7. Gündüz - Uykusu hafif kimse bir kişiliği canlandıran oyuncunun söylemesi ve yapması gereken hareketlerin genel adı 8. Acınma, yerinme, elden çıkan bir şey için duyulan üzüntü Rutubet - El 9. Uzun süreden beri - Sarp geçit 10. Bir bulunma hali eki - Türk lirası (kısa) - Tatlı bir besin maddesi Bir seslenme sözü 11. Sevap - Doğru yolu gösterme 12. Tutukluların kaçmalarını önlemek için bileklerine takılan demir halka - Ölünün vücudu, ceset

Yukarıdan aşağıya 1. Geçimsizlik, anlaşmazlık, ara bozma, ayırma - Gelin ve damat odası 2. Üzme, sıkıntı verme - Yüksekten ve alçaktan mermi atabilen kısa namlulu bir top türü - Kraliçe 3. Kiloamper (kısa) - İlan yoluyla Vilayet 4. Yayaların ve taşıtların ulaşım yolları üzerindeki hareketi, seyrüsefer - Müslümanlar’ın Ramazan ayında vermeleri gereken belli miktardaki sadaka 5. Radon’un simgesi - Herhangi bir sefer için merkez olarak seçilip ona göre donatılmış olan yer Klor’un simgesi 6. Bir edebiyat eseri türü - Kasık İçeri taraf, dahil 7. Rutenyum’un simgesi - Temel düşünce, prensip - Bir seslenme sözü 8. Yıldız - Görev karşılığı her ay ödenen para, aylık 9. Gümüş’ün simgesi - Kadının nikahlanınca kocasından hak ettiği para veya mal - Sosyolojide “boy” 10. Metal - İnce dantel - Tantal’ın simgesi 11. Fakat, lakin - Yenme, galibiyet 12. İyimser, optimist - Söyleme biçim, anlatım biçimi, üslup

Soldan sağa 1 Altın ve gümüş üzerine işlenmiş bezeme 6 Osmanlı devletinde taht yeri, saltanat makamı anlamında kullanılan bir sözcük 10 Yaşı küçük olduğu halde sözleri ve davranışları büyükmüş gibi olan çocuk 11 Gece yapılan sinema, tiyatro gösterisi 13 Mısır’ın plakası 14 “Ülkü …” (yazar) 16 Yunan mitolojisinde “adalet tanrıçası” 18 İridyum’un simgesi 19 Dul kalan kadının sadakatini göstermek üzere kendini kurban etmesi şeklinde bir Hindu geleneği 21 Devrinin sanat anlayışı içerisinde güzel bir eser meydana getirmek 23 Lezzet 25 Uyuşuk, tembel, miskin 27 Eş büyüklükte kubbelerle örtülü Osmanlı çarşı yapısı 29 Tanzanya’nın plakası 31 Hücum 32 Öç, intikam 34 Parlak, saydam kırmızı renkte değerli bir taş

36 Anlama, bilme, bilgi 38 Stronsiyum’un simgesi 39 Bir damla gözyaşı 41 “Louis …” (Fransız şair ve yazar) 43 Bir cetvel türü 44 Mübalağa yaparak övme 46 İstanbul’da bir semt 47 Eserler 49 Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen veya geciktiren sebep, mani 51 Kaliforniya’da yetişen, yüksek boylu ve çok uzun ömürlü kozalaklı ağaç 52 Elçilik uzmanı

20 İrade ve yargıları aşan güçlü coşku, ihtiras 22 Allah’tan hayır dileme 24 Kas 26 Eleman 27 Geniş 28 Esas maddesi gümüş sülfür olan siyah bir minenin, gümüş bir levhanın önceden hazırlanmış bölümlerine kakılmasıyla gerçekleştirilen süsleme tekniği 30 Teker teker geçmeyi sağlamak amacıyla bazı yerlere konulan çarpı biçiminde araç 33 Şeytani, ifritçe niyet, kötü düşünce Yukarıdan aşağıya 35 Mercek 1 Figür 37 Eski Çin ve Moğol 2 “… etmek” (dışlamak, hükümdarlarına verilen ad uzaklaştırmak) 38 Katışıksız 3 Rutubet 40 “Joan …” 4 Seri, çok çabuk olarak (gerçeküstücülük akımının 5 Kurçatovyum’un simgesi başlıca temsilcilerinden “düş 6 Çıplak resimlerine” ve “düşsel 7 Eski Türkler’de babanın peyzajlara” önem vermiş mirasçısı en küçük oğlu olan Katalan ressam) 8 Berilyum’un simgesi 42 Bir filmin veya tiyatro9 İtalya’da bir yanardağ nun ilk gösterimi 12 Alışılmış, bir üstünlüğü 43 Madenden derince kap olmayan 45 Satürn gezegeninin 15 Sanatı temel değer beşinci uydusu sayan kimse 48 Beyaz 17 Zürriyetsiz, kısır 50 Galyum’un simgesi


21 MART 2014 CUMA

Hazırlayan: Murat ŞİMŞEK

twitter.com/medyaninhalleri

Nereye gidiyorsunuz ? 

Musibet! Durmuş Ali Özoğlu “uzun tutukluğu 5 yılla sınırlayan düzenleme”den yararlanıp salıverildiğinde şu açıklamayı yaptı: “Bundan sonra iktidar istediği gibi at koşAli Bulaç turamayacak. Vatan hainlerine bu ülkede yer olmayacak.” Özoğlu’nun tehditleri tabii ki AK Parti’yle sınırlı değil. İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, hapishane çıkışında daha net bir açıklama yaptı: “Şu anda Ergenekon’dan çıktığımız yerdeyiz. Kınından çıkmış bir kılıç gibiyiz. Görevlere hazırız. Bir, Türkiye’yi böldürmeyeceğiz. Ülkeyi birleştireceğiz. İki, Cumhuriyet’i yıktırmayacağız. Ergenekon, bizlerin şahıslarını hedef alan bir tertip değil; hedef Atatürk devrimiydi. Toplumumuzun çağdaş yaşama özlemleriydi. Ve bu hedefe ulaşmak için iki kurumu hedef aldılar. Türk Silahlı Kuvvetleri ve İşçi Partisi. Gazi olduk, bize bir şey olmadı. Ergenekon’dan gazi olarak çıkıyoruz...Ama bizi hedef alanları görüyorsunuz. Çürüdüler, dağılıyorlar. Onların, Türkiye’yi bölenlerin hükümetini yıkacağız. Buradan ilan ediyorum, Türkiye’yi bölenlerin iktidarını yıkacağız... Tayyip Erdoğan’ların, Abdullah Gül’lerin, Fethullah Gülen’lerin iktidarını, hepsini birden yıkacağız. Kınından çıkmış bir kılıç gibiyiz. Hazırız. Görevlere hazırız. Göreceksiniz... Koşullar çok güzel... Dervişler, müritler, cemaatler Türkiye’si manzarası. Bunların hepsinin kökünü kazıyacağız.” Ben Sayın Doğu Perinçek’in her zaman ciddiye alınması gerektiğini düşünürüm. “Koşulların çok güzel” olduğunu söylemesini not etmek lazım.

Halk TV’de, ulusalcı yayın organlarının Cemaat’e karşı AKP’yi desteklediğini iddia eden Barış Yarkadaş, CHP’nin Cemaat’le anlaşmadığını söyledi. Oysa birçok ilde cemaatçiler CHP’nin adayı

 MURAT ŞİMŞEK

Ö

nceki gün Halk TV ekranlarında yayınlanan Gürkan Hacır’ın sunduğu “Nereye Gidiyoruz” programında, yaklaşan seçimler ve CHP’ye yönelik eleştiriler konuşuldu. Gerçek Gündem internet sitesi Genel Yayın Yönetmeni Barış Yarkadaş ve Ülkü Ocakları’nın eski Başkanı Azmi Karamahmutoğlu programın konuklarıydı. Programda, CHP’yi eleştirdiği gerekçesiyle Aydınlık gazetesi ve Ulusal Kanal’a yönelik sert ifadeler kullanıldı. Seçim tartışmasının yapıldığı sırada, “Özellikle burayı izleyicilerimiz iyi dinlesinler” diyen Yarkadaş, daha sonra Ulusal Kanal ve Aydınlık’ı hedef aldı. CHP’ye yönelik “Cemaat” eleştirilerinin, ulusalcı yayın organlarını etkilediğini iddia eden Yarkadaş, “Bunların başında Ulusal Kanal, Aydınlık gazetesi ve Oda TV geliyor” dedi. Aydınlık gazetesinin önceki gün sürmanşetten yayımladığı “CHP-Cemaat’ten Köşk’e ortak aday” başlıklı haberine “yalan” diyen Yarkadaş, haberde yer almayan ifadelerle, haberi çürütmeye çalıştı.

Aydınlık’ın haberinde, Meral Akşener’in adaylığının desteklenmesi kararını Kılıçdaroğlu ve birkaç kişilik dar ekibin aldığı belirtilirken, Yarkadaş uzun uzun CHP MYK’sının seçim çalışmaları dolayısıyla toplanmadığını açıklamaya çalıştı. CHP’den gelmeyen yalanlamayı yapmayı vazife bilen Yarkadaş, “Aydınlık’a tweet’le sordum” diyerek, “yalan haber” iddiasının ciddiyetini gözler önüne serdi. Gülen cemaati ile CHP’nin seçimlerde işbirliği yaptığı iddialarını da yalanlayan Yarkadaş, “Fethullah Gülen hareketi ile Cumhuriyet Halk Partisi’nin işbirliği yaptığı, adayları birlikte belirlediği yalandır, yalan oğlu yalandır” dedi. Cemaat’in CHP Belediye Başkan adaylarını belirlemesi bir yana, belediye meclis üyesini bile belirlemediğini iddia eden Yarkadaş, bunların AKP tarafından uydurulan yalanlar olduğunu söyledi. Yarkadaş, Ulusal Kanal, Aydınlık ve Oda TV’nin bu yalanların etkisinde kaldığını iddia etti. Azmi Karamahmutoğlu ise, söz konusu yayın organlarının yargılamalardan dolayı Cemaat’e, CHP’ye,

MHP’ye saldırdığını ama AKP’ye dokunmadığını iddia etti. Gürkan Hacır da Oda TV ve Ergenekon davalarından tutuklananların duygusal davranarak “Bize bu tertibi Fethullahçılar kurdu. O yüzden 17 Aralık operasyonunda Tayyip Erdoğan’ın yanında yer almalıyız” duygusunda olduğunu iddia etti.

Al sana Cemaat Barış Yarkadaş, “Hangi Belediye Meclis Üyesini Cemaat belirlemiş?”

şeklinde iddialı sorular soruyor ama gözünün önündeki Cemaat adaylarını görmezden geliyor. Mesela, o yayından bir gün önce CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Sarıgül, canlı yayında Gülen cemaatine haksızlık yapıldığını söylemiş, hatta hızını alamayıp Cemaat’e zulüm yapıldığını iddia etmişti. Olmaz ya, Yarkadaş’ın o programdan haberi olmadı diyelim, Aydın Ayaydın’ın Cemaatçilere Sarıgül’ün adaylığının kesin olduğunu söylemesinden de mi haberi

Yarkadaş’a önerilerimiz



Barış Yarkadaş

Barış Yarkadaş gazeteci ise Aydınlık’ı “yalancılıkla” suçlamak yerine şu iddiaları araştırıp mesleğini icra edebilir:  CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, ABD Büyükelçisi Ricciardone’yle neden gizlice buluştu? Parti yöneticilerinin bilgisinin olmadan, 2 buçuk saat otel odasında baş başa yapılan görüşmede neler konuşulduğunu araştıracak mısın?  On binlerce kişiyi dinlediği ortaya çıkan ve Türk ordusuna, milli kuvvetlere kumpas kuran yapıyı nasıl deşifre edeceksin? Hadi “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” diyorsun, CHP’nin vekillerinin hapsedilmesinin de takipçisi olmayacak mısın?

 Deniz Baykal’a kaset komplosu kuranları açığa çıkaracak mısın?  Zekeriya Öz gibi tertiplerde görev almış F tipi savcı ve hâkimlerin ilişkilerini araştıracak mısın? Yoksa Kılıçdaroğlu gibi, “uzun yıllar devlet hizmeti görmüş, devlete hizmet vermiş birisi” diyerek tertipçileri savunacak mısın?  Son genel seçimde dershanelerin kapatılmasını taahhüt eden CHP’nin şimdi dershane savunmasına geçmesinin sebebi hikmetini araştıracak mısın?  Emperyalist saldırılar ve kiralık teröristlere karşı mücadele eden Suriye lideri Esad’a “katil” diyen Kılıçdaroğlu’na katılıyor musun? Köşe yazılarında Esad’ı

“katil”, teröristleri “muhalefet” olarak tanımlayacak mısın?  AKP’nin “açılımı”nı sahiplenen ve “AKP giderse bu ülkede barış süreci durmaz” diyen Kılıçdaroğlu’na katılıyor musun? Muhalif bir gazeteci olarak AKPPKK arasında yürüyen “çözüm sürecini” Kılıçdaroğlu gibi kabul ediyor musun?  Kılıçdaroğlu’nun “Soros destekli TESEV’in 183 No.lu kurucu üyesi” olduğu haberini ilk Gerçek Gündem yayınladı. Kılıçdaroğlu da “Gerçek Gündem’in CHP’deki gelişmeler konusundaki haberleri maksatlıdır, ciddiye alınmamalı” demişti. Şimdi CHP’ye oy istiyorsun. Kılıçdaroğlu TESEV’den istifa mı etti, yoksa TESEV mi değişti?

yok? Barış Yarkadaş’ın haberi yokken Fethullah Gülen’in haberi vardı yani Sarıgül’ün adaylığından. “Fethullah Hoca Türkiye’de bir fenomendir, kimsenin görmezden gelemeyeceği bilge bir adam.. Fethullah Hoca, Türk toplumunun temel değer sistemine ve milletin, devletin daha da güçlenmesine katkı yapan bir kişidir” sözleri kime ait dersiniz: Zaman gazetesi yazarlarına değil, CHP Bağcılar Belediye Başkan Adayı Muhammet Çakmak’a ait. Hadi ondan da haberi yok. “Türk okulları, Türkçe Olimpiyatları bir tanıtım aracı” diyen, Cemaat’e sponsor olmakla övünen Aziz Kocaoğlu’nun yeninden İzmir adayı olduğunu bilmez mi! Yarkadaş, CHP’yi Cemaat’ten ayrı tutmaya çalışadursun daha geçen hafta CHP heyeti ABD’de Cemaat derneklerini dolaşıyordu.

Tayyip’i mi tuttuk? “Nereye Gidiyoruz” programında üç ismin de hemfikir olduğu konu, Aydınlık ve Ulusal Kanal’ın Cemaat’i hedef alıp AKP’yi eleştirmemesi. Oysa Aydınlık ve Ulusal Kanal, AKP’nin yolsuzluklarını görmek için 17 Aralık operasyonunu beklememiş, yıllarca belgeleriyle yolsuzlukları ifşa etmişti. Şimdi herkes yayınlıyor ama AKPCemaat kavgası başlamamışken Tayyip Erdoğan’ın akçeli ilişkilerini Aydınlık yayımlıyordu. Tayyip Erdoğan’ın ses kayıtlarını yayınladığı için Aydınlık ve Ulusal Kanal şafak vakti polis baskınlarına uğradı. Yöneticileri art arda tutuklandı, yılları hapislerde geçti. Aynı şekilde Oda TV de benzeri görülmemiş tertiplere uğradı ve o genç gazeteciler AKPCemaat zorbalığına karşı bir kez bile eğilip bükülmedi. 17 Aralık’tan sonraki çürümeyi yine bu yayın organları gözler önüne serdi. Bu tabloda “Tayyip Erdoğan’ın yanında yer aldılar” demek, en yumuşak tabirle ayıptır. Yarkadaş, Hacır ve Karamahmutoğlu’na programlarının adından yola çıkarak “nereye gidiyoruz?” diye kendi kendilerine soru sormalarını öneriyoruz.

Seyit Rıza Parkı’nda ‘açılım’ ortaklığı



CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, memleketi Tunceli’deydi. Burada bir dizi görüşme yaptı. Ardından da Seyit Rıza Erdal Keskin Parkı’nda Tuncelilere seslendi. Yanlış okumadınız haberhabere.com Seyit Rıza Parkı’nda. Seyit Rıza kim? Bir feodal bey. Cumhuriyet yönetimininin tüm uyarıları, tüm iletişim kurma ve uyarılarına rağmen Cumhuriyet yönetimini, rejimini, devrimlerini tanımayan, kendi aşireti dışında tüm aşiretlere kan kusturan, feodal bir aşiret reisi. Cumhuriyet’e isyan etmiş bir Ortaçağ kalıntısı. CHP’nin Genel Başkanı gidiyor, bu adamın BDP’liler tarafından dikilen heykelinin bulunduğu parkta konuşuyor. Yazıktır. “CHP varsa herkes için var” sloganını biz gericilik, ortaçağ için anlamamıştık. CHP gericilik, feodalizm, ağalık, şeyhlik, seyitlik gibi devrim kanunlarının karşıtı kavramlar için olmamalıydı. Ancak Kemal Kılıçdaroğlu, maalesef konuşma yapmak için Seyit Rıza Parkı’nı seçti. Hakikaten yazık oldu...

YAYIN AKIŞI... YAYIN AKIŞI... YAYIN AKIŞI... YAYIN AKIŞI... YAYIN AKIŞI... 06.30 Muhabbet 08.00 Televizyon Gazetesi 10.00 Ekopolitik 11.00 Haftaya Bakış 12.00 Haber Masası 14.00 Edebiyat Cephesi (t)

08.00 Semra Topçu ile Güne Başlarken 10.00 Ezgi Değirmencioğlu ile Haber Saati 17.00 Akşam Haberleri 19.00 Halk Haber 19.35 Hakan Aygün Analiz 20.00 İdris Akyüz ile Ombudsman 21.00 En Ana Haber 22.00 Müjdat Gezen ile Telesohbet 00.00 İsmail Dukel ile Günsonu Haber

07.30 Uyan Türkiye 10.00 Keyifli Sabahar 13.00 Haber 13 13.30 Türk Filmi 14.10 Yereli Yönetenler 15.00 Bahar’la Güzel Şeyler 17.00 İstekleriniz 18.30 Ana Haber 20.00 Yereli Gündem 21.00 Açık Tribün 22.00 Gündem Ehl-i Beyt 00.00 Belgesel 01.00 Gonca Elmas 7 Renk

09.00 Haber 09.20 Sormak Gerek 10.00 Biz Bize 11.30 Gündemin İçinden 13.30 Söz İstanbul’da 14.20 Habercinin Saati 15.30 Dünyadan Haberler 16.00 Güncel 17.30 Ekonomi 18.00 Spor Haberleri 18.30 Günce 20.00 Ana Haber 21.30 Bekleme Odası 23.30 Ata’nın Mirası

09.00 Parametre 10.25 Uludağ Ekonomi Zirvesi 11.00 Karşı Gündem 14.00 Günlük 14.28 Uludağ Ekonomi Zirvesi 15.00 Günlük 16.00 Dünya Hali 16.30 Uludağ Ekonomi Zirvesi 16.45 Afiş 17.40 Uludağ Ekonomi Zirvesi 18.00 Ana Haber 19.30 Habere Dair 20.45 Eğrisi Doğrusu 22.15 Baştan Sonra

12.00 Haber 12.20 Ekonomi 12.30 Spor Aktüel 14.00 Günün İçinden 15.25 Dünya Bülteni 16.00 Günün İçinden 16.20 Dünya Bülteni 18.00 Akşam Haberleri 18.15 Gece Gündüz 19.00 Haber 20.00 Ana Haber 21.00 Adaylar Konuşuyor 22.15 Yakın Plan Seçim 23.00 Gece Bülteni

06.45 Günaydın 09.00 Doktorum 11.00 Mutfağım 12.15 Gün Arası 12.30 Kaynana Gelin Seda’ya Gelin 15.00 Evim Şahane 17.00 Arka Sokaklar 18.50 Koca Kafalar 19.00 Ana Haber 20.00 Yalan Dünya 23.15 Beyaz Show

06.45 Bugün 09.00 Beni Affet 10.00 Melek 12.00 En Güzel Bölüm 12.30 Aşkın Bedeli 14.30 Soframız 15.30 Küçük Kadınlar 16.30 En Güzel Bölüm 17.00 Beni Affet 19.00 Star Ana Haber 20.00 Medcezir 23.30 Dizi

07.00 Kahvaltı Haberleri 08.30 Nihat Hatipoğlu Sorularınızı Cevaplıyor 10.00 Müge Anlı ile Tatlı Sert 13.00 Kızlar ve Anneleri 15.00 Alemin Kralı 16.00 Zahide ile Yetiş Hayata 19.00 Ana Haber Bülteni 20.00 Huzur Sokağı 23.00 Kara Para Aşk

10.00 Eline Sağlık 11.30 İyi Fikir 12.40 İyi Şeyler 13.00 Haber 13.25 Elde Var Hayat 14.40 Aileler Yarışıyor 16.25 İyi Şeyler 16.40 Zengin Kız Fakir Oğlan 19.00 Haber 19.55 Tanıklar 23.30 Gönül Hırsızı 01.30 Film: Bizim Büyük Çaresizliğimiz

12.35 Haber Kameramanı 13.35 Gündem 14.00 Haber 14.35 Gündem 15.30 Haber Özet 15.35 Sadece Sinema 16.10 Türkiye Ajansı 16.35 Bin Kişiye Sorduk 18.00 Haber 18.20 Sadece Sinema 19.50 Kuklagiller 20.00 Ana Haber 21.00 Yol Arkadaşım 22.45 İnsan

09.00 Haber 10.45 Ekonomide Görünüm 11.00 Haber Masası 12.00 Haber Masası 13.00 Gün Ortası 14.40 Ekonomide Görünüm 15.00 Güne Bakış 16.00 Güne Bakış 16.40 Ekonomide Görünüm 17.00 Haber 18.00 Akşam Raporu 20.00 Televizyon Gazetesi 21.05 Emre Her Yerde 22.00 Özel Dosya 23.00 Öteki Gündem

09.30 Gündem Özel 11.00 Nazım Usta ile Mutfak Keyfi 12.30 Parantez 13.30 Film 15.00 Hong Gil Dong 16.00 Hayat ve Sağlık 16.30 Ayhan Aşan ile Safa Geldiniz 18.00 Kum Saati 19.00 Sporaktif 19.30 Ana Haber 20.15 Hong Gil Dong 21.30 Analiz 23.00 Film

07.00 Geri Sayım 10.00 Piyasa Ekranı 12.00 Finans Cafe 14.00 Piyasaya Bakış 14.30 İş Dünyasından 15.00 Piyasaya Bakış 16.00 Kapanışa Doğru 17.30 Piyasaya Bakış 18.00 Avatar 18.30 Kung Fu Panda 19.00 The Simpsons 20.00 2 Broke Girls 21.00 Revolution 22.00 Film: Cafe Lumiere

09.00 Hayallerinin Peşinde 10.00 Cleveland Ateşi 11.00 Dallas 12.00 Ellen Show 13.00 Hayallerinin Peşinde 14.00 Kanun ve Düzen 16.00 Ellen Show 17.00 Hayallerinin Peşinde 18.00 Cleveland Ateşi 20.00 Ellen Show 21.00 Doctor Who 22.00 The Tonight Show 23.00 Treme

15.00 Haber Merkezi 18.00 Spor Ana Haber 19.00 Ana Haber 20.00 Çift Vuruş 22.00 Kral Çıplak 00.00 Gece Raporu

08.30 Yeni 1 Gün 10.00 Her Şey Dahil 12.00 Gülben 14.00 Film: Diyet 16.00 Adını Feriha Koydum 17.45 Pepee 18.15 Show Ana Haber 19.00 Büyük Risk 20.00 Dila Hanım 23.15 Makina Kafa

06.45 İsmail Küçükkaya ile Çalar Saat 10.00 Doktorlar 12.30 Yemekteyiz Anadolu 14.30 Unutma Beni 16.30 Esra Erol’da Evlen Benimle 19.00 Ana Haber 19.30 Deniz Yıldızı 20.45 Karagül 23.45 Dizi

07.00 Gülhan’ın Galaksi Rehberi 08.40 Aramızda Kalsın 12.00 Özge ile Yeni Hayat 14.30 Anlatacaklarım Var 17.00 Komedi Dükkanı 18.40 Survivor Panorama 20.15 Film: Zor Baba 22.30 Saba Tümer’le Bu Gece

09.00 Bir Bulut Olsam 11.10 Kavak Yelleri 13.00 Menekşe ile Halil 15.00 Hanımın Çiftliği 16.40 Music Box 17.10 5 Yıldızlı Şefler 18.10 Donanım Haber 19.30 Film: Hınzır Dadı 21.30 Film: Arı Kovanına Çomak Sokan Kız 23.15 Sesli Güldüm

T.C. MERSN 8. CRA DARES TAINMAZIN AÇIK ARTIRMA LANI 2012/3009 ESAS Satılmasına karar verilen taşınmazın cinsi, niteliği, kıymeti, adedi, önemli özellikleri: 1 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : Mersin İl, Mezitli İlçe, 192 Ada No, 6 Parsel No, YENİ MAHALLE Mahalle/Mevkii, MEZİTLİ KÖYÜ Köyü, Blok/Kat/Giriş-B.B.No:-/6/- (Bağ.Böl.No:6) Bağımsız Bölüm Taşınmaz doğuda Yüksek Harman caddesi ile güneyde 179 sokağın kesiştiği köşe başındadır. Belediyenin tüm alt yapı hizmetlerinden faydalanmaktadır. Ulaşım sorunu yoktur. Mevcut dairenin tüm cepheleri açık olup, 195,00 m2 dir. 3 oda, 1 salon, 4 balkon ve diğer kısımlardan oluşmaktadır. Dairenin zemini mermer kaplı, duvarları alçı sıvalı ve saten boyalı, tavan alçı tavandır. Giriş kapısı çelik, iç kapılar hazır panel kapı, pencereleri sert pvc esaslıdır. Mutfak dolabı ve tezgahı mevcuttur. ıslak alanların zemin ve duvarları tavana kadar seramik kaplıdır, elektrik vc suyu mevcut olan daire kullanılır durumdadır. Adresi : Yeni Mahalle, Yüksek Harman Caddesi Üzerinde Gamze Apartmanı, No:9 6. Kat 6 Nolu Mesken Mezitli / MERSİN Yüzölçümü : 797,53 m2 Arsa Pay : 100/700 imar Durumu : Var, inşaat tarzı Mezitli Belediyesi imar paftasına göre 1/1000 ölçekli imar planı dahilinde konut alanında olup, E=1.50 inşaat yoğunluğuna sahiptir. Kymeti : 200.000,00 TL KDV Oran : %18 Kaydndaki erhler : 1. Sat Günü : 28/04/2014 günü 14:20 - 14:30 arası 2. Sat Günü : 23/05/2014 günü 14:20 - 14:30 arası Sat Yeri : MERSİN ADALET SARAYI 8. İCRA MÜDÜRLÜĞÜ ODASI - null null /null Sat artlar : 1- İhale açık artırma suretiyle yapılacaktır. Birinci artırmanın yirmi gün öncesinden, artırma tarihinden önceki gün sonuna kadar esatis.uyap.gov.tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada tahmin edilen değerin %50 sini ve

rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmek şartı ile ihale olunur. Birinci artırmada istekli bulunmadığı takdirde elektronik ortamda birinci artırmadan sonraki beşinci günden, ikinci artırma gününden önceki gün sonuna kadar elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada da malın tahmin edilen değerin %50 sini, rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmesi şartıyla en çok artırana ihale olunur. Böyle fazla bedelle alıcı çıkmazsa satış talebi düşecektir. 2- Artırmaya iştirak edeceklerin, tahmin edilen değerin % 20’si oranında pey akçesi veya bu miktar kadar banka teminat mektubu vermeleri lazımdır. Satış peşin para iledir, alıcı isteğinde (10) günü geçmemek üzere süre verilebilir. Damga vergisi, KDV, 1/2 tapu harcı ile teslim masrafları alıcıya aittir. Tellaliye resmi, taşınmazın aynından doğan vergiler satış bedelinden ödenir. 3- İpotek sahibi alacaklılarla diğer ilgilerin (*) bu gayrimenkul üzerindeki haklarını özellikle faiz vc giderlere dair olan iddialarını dayanağı belgeler ile (15) gün içinde dairemize bildirmeleri lazımdır; aksi takdirde hakları tapu sicil ile sabit olmadıkça paylaşmadan hariç bırakılacaktır. 4- Satış bedeli hemen veya verilen mühlet içinde ödenmezse İcra ve İflas Kanununun 133 üncü maddesi gereğince ihale feshedilir. İhaleye katılıp daha sonra ihale bedelini yatırmamak sureti ile ihalenin feshine sebep olan tüm alıcılar ve kefilleri teklif ettikleri bedel ile son ihale bedeli arasındaki farktan ve diğer zararlardan ve ayrıca temerrüt faizinden müteselsilen mesul olacaklardır. İhale farkı ve temerrüt faizi ayrıca hükme hacet kalmaksızın dairemizce tahsil olunacak, bu fark, varsa öncelikle teminat bedelinden alınacaktır. 5- Şartname, ilan tarihinden itibaren herkesin görebilmesi için dairede açık olup gideri verildiği takdirde isteyen alıcıya bir örneği gönderilebilir. 6- Satışa iştirak edenlerin şartnameyi görmüş ve münderecatını kabul etmiş sayılacakları, başkaca bilgi almak isteyenlerin 2012/3009 Esas sayılı dosya numarasıyla müdürlüğümüze başvurmaları ilan olunur. 05/03/2014 (İİKm.126)_ (*) ilgililer tabirine irtifak hakkı sahipleri de dahildir. * : Bu örnek, bu Yönetmelikten önceki uygulamada kullanılan Örnek 64’e karşılık gelmektedir. BASIN: 18019 (www.bik.gov.tr)

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de


21 MART 2014 CUMA

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

KAÇIRMAYIN... KAÇIRMAYIN... KAÇIRMAYIN... KAÇIRMAYIN... KAÇIRMAYIN...

İncesaz konseri Geleneksel ve yeni besteleri bir arada harmanlayan, Türk müziği repertuvarından seçtikleri eserleri özgün yorumlarıyla takdirleri toplayan grup bu akşam sevenleriyle buluşuyor. Gitar: Cengiz Onural, tambur: Murat Aydemir, kanun: Taner Sayacıoğlu, solist: Ezgi Köker ve Bora Ebeoğlu, perküsyon: Türker Çolak, bas: Volkan Hürsever, kemençe: Emre Erdal

1960’ların başında, Soyut Dışavurumcu sanatın sona ermesi, onu temsil eden değerlerin 1945’de çökmüş olmasındandır Salon İKSV, İstanbul 21 Mart 2014 21:30

Hannah Perovn’dan muhteşem konser

Antalya Kültür Merkezi, Antalya 21 Mart 2014 20:30

Keman sanatçısı Hannah Perovn, Gürer Aykal şefli-

Gülen inek ve keçi

ğindeki orkestra eşliğinde Antalya Kültür Merkezi’nde...

‘Önce Bir Boşluk Oldu Kalp Gidince Ama Şimdi İyi’ İnsan kaçakçılığını konu alan “Önce Bir Boşluk Oldu Kalp Gidince, Ama Şimdi İyi”, Talimhane Tiyatrosu tarafından ülkemize uyarlanarak sahneleniyor. “Aslında çok komik bir şey su / Şişli var, ben kaç para ettiğimi biliyo- Talimhane Tiyatro tanbul i,İs nes Sah t Ou ck Bla rum. 20: 24 Mart 2014 30 Kaç kişi söyleyebilir bunu? Üç bin dolar ediyorum. gelecek umudu vardı. Ama onun Çünkü Mustafa benim için o için planlananlar, hayallerinden kadar ödedi. çok başkaydı. İnsan tacirlerinin Yani tam iki buçuk iphone.” eline düşüp pasaportları ellerinden alınıp, evlerde kilitli tutularak fuDijana, o sabah Karaköy İs- huşa zorlanan yüzlerce kadından kelesi’ne yanaşan Odessa ferib- yalnızca biri Dijana. Bize kendini otundan indiğinde, hayallerinde zaman zaman dayanılması güç bir daha iyi bir yaşam ve mutlu bir gerçeklik ve ironi ile anlatıyor.

Ünlü piyanist İstanbullularla buluşuyor Caz müziğin ödüllü isimlerinden Eliane Elias, müzikseverlerle biraraya geliyor. Brezilyalı piyanist, şarkıcı ve şarkı yazarı Eliane Elias bugüne kadar yirmiden fazla albümü çıkardı ve “En iyi müzisyen”, “en iyi besteci, caz piyanisti, kadın vokalist” ve “yılın mü, onu Sal ser Kon CRR zisyeni” gibi dallarda arası çok İstanbul sayıda ödüle değer görüldü. 00 24 Mart 2014 20:

‘PYGMALION - Bir Kadın Yarattım’ - BURSA DT “Sahteyle habir yaşam hayal etkikati birbirinden mesi mümkün ayırmak her zamüdür? man siyah ile beBuna cesaret yazın farkını bir eden birini ne gibi bakışta kavramak sürprizler bekliyor kadar kolay ololabilir? mayabilir. ÖnyarBir insana yagılarımız, bize şamını değiştirmebenzemeyenlere si, güzelleştirmesi, karşı sevgisizliğiyeni ve değerli AVP Sahnesi, Bursa anlamlar katmamiz, hoşgörüsüz25-26-27 Mart 2014, sı için el uzatalüğümüz, hatta 20.00 nefretimiz, bazen bilmek gerçekhiç farkında olten mümkün mümadan çok büyük felaketlere dür? sebep olabilir. Örneğin; bir inMümkünse de bunun bedeli sanın mutsuzluğuna, yıkımına, nedir? hatta ölümüne! AŞK olabilir mi?...” Her insanın; hangi sınıftan, hangi meslekten, hangi cinsten, AW Yazan : GEORGE BERNARD SH hangi ırktan olursa olsun, bir Çeviren : SEVGİ SANLI IAT insanın kendine arzu ettiği gibi Yöneten : SİBEL ÖZER CHULL

A

merika’nın “Soyut Dışavurumcu Sanat”ı, hararetle desteklemesinin asıl amacı Avrupa resim geleneği içinde yer alabilmek, gerçek hedefi ise, kendini temsil edecek bir sanat hareketine sahip olmaktır. Avrupa’yı eskimiş bir zihniyet olarak görmekte, sanatın felsefesi, bir görevi kalmadığını ve çok şey yapılacağını düşünmektedir. 1960 yılında, New York’da Yeni Gerçekçilik ile Pop Sanat’ın birlikte açtıkları sergi bu açıdan çok önemli. Yeni Gerçekçiliğin, Pop Sanat’ın içinde erimesiyle Amerika beklediği sanat hareketine de kavuşmuş olur. Savaş sonrası Avrupa, Pop Sanat da dahil pek çok deneysel hareketler arayış içindedir. Fransa’da, 1960 yılında, Yeni Gerçekçilik ismiyle daha çok betimlemeyi alaya alan “anlatmalı figürasyon” (Rancillac’ın ünlü “Gülen İnek”, aç Hintli çocuklara gönderme yapması) hareketi, İngiltere’de Pop Sanat, Almanya’da Kinetizm ve Geometrik Soyut Sanat”, Gösteri Sanatı, Işık-nesne Oyunları”, Sipernetik, Op Sanat” vb. hareketler... Avrupa, Pop Sanat’ı yeni adresinde, “ne atalarıyla ne de evlatlarıyla övünmesini bilen katır misali..!” köksüz bulmakta, sanayi toplumunun lümDerviş ERGÜN

Hazırlayan: Ece KIRBAŞ

pen proleterya sanatı olarak asıl amacının izleyiciyi oyalamak olduğunu düşünmektedir. Ancak, 1964 Venedik Bienalinde Unesco Ödülü, Roger Hilton’a, yine Venedik Bienali büyük ödül R.Rauschenberg’e verilerek Pop Sanat’ın, tescil edilmesi Amerika adına çok önemli olur.

Avangard: Öncü Sanat Bir takım sanat eleştirmeni, avangard hareketlerin Modernizmle birlikte sona erdiğini ancak Pop Sanat’ın ilk postmodern neo-avangard hareket olduğunu, Minimal Sanat’la devam ettiğini söylemektedir. Asıl konu Pop Sanat’ın onun üzerinden üretilen kavram içeriğini doğru değerlendirmek olmalıdır. Avangard; aslında sınırları geniş olmakla birlikte daha çok Modernizm’le birlikte kullanılmaya b a ş l a n a n “öncü”, “devrimci” sanat anlamınd a d ı r. Hayat pratiğinden uzaklaşan sanatın, sınıfsal bir içerik taşımasından ziyade burjuva estetiğine ve onu tems i l

eden sanat kurumuna bir tepki olarak yada sanatın bir önceki varlığına karşı “yeni” bir duruş sergilemesi şeklindedir. Burada “yeni” kavramı, bitmiş sanat anlamındadır. Teknik ve malzeme kullanımı ise, bağımsız parçaların bir bütünde tamamlandığında bir anlam bulan soyutlamalar olarak tarif edilebilir. Pop Sanat Avrupa’da grafik sanatları içinde yada resim dili yada piyasaya iş üreten durumdadır ve avangard harekete dönüşmesi sorunludur. Sanatın, estetiğin ve sanatçının ortadan kalkması, işlevsiz hale gelmesi sorunu Andy Warhol’un öznesinde Pop Art’ın üzerinden anlamlandırılmıştır.

‘Son aşamada her şey siyasaldır’ Kapitalizmin III. aşamasında, siyasal kavramlar, sınıf çatışmasına dayalı gerilimler ve ekonominin

Robert Rauschenberg, “Monogram”, 1959

yenilik hareketleri, neo-liberal anlayışa, NeoAvangart Pop Art’ın, estetikleştirme hastalığı olarak gördüğü sanat ku‘Gülen İnek’, Bern rumunu, piyasa ard Rancillac 1966 kurumuna devretmesi birbibirçok aydın, sanatçı yada riyle örtüşür. Sanayi grafik kimi sol ideolojinin (ülkefragmanları, “sanat hüküm- mizdeki kendisini merkez süzdür”, “imgenin pratik sol sanan partiler) “Posthakimiyeti sona ermiştir” modernizm’e sahip çıkılülküsünü büyük anlatı ola- malı! muhafazakar sağ kerak, tarih önüne koymuştur. sime kaptırmayalım!” enJameson’a göre, “Toplum- dişesi taşıması bir ironidir. sal ve tarihsel olmayan hiç- Sınıf politikaların ortadan bir şey yoktur, son aşamada kalktığı bir dönemde, “imher şey siyasaldır.” geyi imgeyle zayıflatma” Gelişmiş ekonomilerle kıvraklığı da başka bir çegeri kalmış toplumların eşit- lişkidir. lendiği sanal ortam, moda Açık toplum, mücadele deyimiyle melez yapı, üçün- gurupları oluşturmak, farkcü dünya ülkelerinde tüke- lıların kutsanması ve onların time dayalı yeni bir ticari marjinalleşmesini sağlamak, kitle kültürü oluşturmak etnik milliyetçiliği destekiçindir. Neo-Liberalizmin lemek, ulus devleti zayıflaten ateşli savunucusu Gary mak, mezhep ayrılıklarını Becker “azami fayda elde derinleştirmek, bastırılmış etmeye yönelik evrensel in- seslere kulak vermek, pasan davranışı modeli ranın özgür dolaşımını gaile sosyalizm ara- ranti altına almak, pazar sında doğal bir ekonomisini istikrarlı bir şeyakınlık vardır” kilde yönetecek siyaseti bedüşüncesiyle bir lirlemek, kamuoyu oluşturhaklılık iddiasını mak için aydın, yazar, çizer yaymaya çalışır. takımını devşirmek gibi koBu propaganda- nular 1970’lerde devreye soların işe yaradığı kulan tekno-kapitalizmin izda söylenebilir, leyeceği yol haritasıdır. Peki günümüzde küresel sermayenin ihraç ettiği mallar içinde hangi kavramlar ilk sırada gelmektedir derseniz: “Özgürlük”, “Barış”, “İnsan Hakları ve Demokrasi”!..

ODTÜSANAT 15 Orta Doğu teması ile başlıyor O

rta Doğu Teknik Üniversitesi’nce her yıl düzenlenen ve bir üniversite tarafından on yılı aşkın bir süredir düzenli olarak gerçekleştirilen geniş içerikli tek sanat etkinliği olan ODTÜSanat 15; 21 Mart - 20 Nisan 2014 tarihleri arasında ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi (KKM)’nde gerçekleştirilecek. “ODTÜSanat 15 Sergisi”; Orta Doğu teması ile, resim-video-fotoğraf alanlarında 49 sanatçıyı 100’ün üzerinde eseriyle ağırlayacak. Ankara’nın gelenekselleşmiş birkaç sanat etkinliğinden biri olan ve 2013 yılına kadar “ODTÜ Sanat Festivali” adıyla düzenlenen etkinlik; 2013 yılından itibaren ODTÜSanat adı altında düzenlenerek kendini geliştir-

Ankara DT’den ‘ Vanya Dayı’ meye devam ediyor ve bir başka yenilik izlenerek, sergi; tematik bir çerçeve içinde sunuluyor. Seçici kurulun belirlediği ve günümüz sanat gündemini yakalayan temalara göre geçen yıl “kent” teması ile oluşturulan sergi; bu yıl, “orta doğu” üzerine çalışan sanatçıları bir araya

 Hocam, canınız mı sıkılıyor, bugün biraz süzgün görünüyorsunuz...  Benim canım sıkılmaz. Kötü ya da çirkin bir olayla karşılaştığımda, her insan gibi ben de üzülürüm. Ama, bu ruhsal halimden bir an önce çıkmak için uyguladığım bir çare vardır...  Nedir o çare? Biz de uyahmetsay@aydinlikgazete.com gulayalım...  Yurdum için, insanlık için aydınlık geleceği düşünürüm, güzel düşler kurmaya başlarım hemen. Böylelikle karamsarlık havasından kurtulurum. Bak Ece, bize karamsarlık yasaktır. Çünkü karamsarlık insanı çaresizliğe götürür. Çaresiz kalınca da işi Allah’a bırakmış oluruz... Hayır, bu duruma düşemeyiz!  Güzel bir yöntem...  Ama senin deyişinle insanoğlunun “Süzgün günleri” olabiliyor. Ben, işte böyle bir günümdeyim...

getirme hedefiyle resim, video ve fotoğraf ağırlıklı olarak kurgulandı. Bu yıl sergide; Mehmet Fahracı, Lütfi Özden, Mehmet Ali Uysal, Hale Tenger, Ferhat Özgür’ün de yer aldığı 49 sanatçının 100’den fazla eseri yer alacak. Bir ay süreyle açık kalan sergi ücretsiz olarak gezilebilecek.

 Nedir sizi üzen konu?  Önce Berkin’in annesi ve babasının AKP mitinginde yuhalattırılması olayını çok çirkin buldum. Ardından, beş yaşındaki Ece Su Yılmaz’ın boğularak can vermesi olayı, acıların üzerine tuz biber ekti: Gazete ve televizyonlarda Ece Su’nun değişik fotoğraflarını her gördüğümde, fotoğraflar gözümün önünden gitmedi. Gece düşümde Ece Su’yu gördüm yine... O, böyle bir ölümü hiç hak etmiyor...  Peki, bu tür bir kazanın asıl sorumlusu kim, biliyor musunuz?  Biliyorum: Aydınlık’ta önceki gün şöyle bir haber başlığı vardı: “Asıl suçlu kaptan değil, Denizcilik Müsteşarlığı”.  Ankara’daki Denizcilik Müsteşarlığı neden suçlu oluyormuş?  Türkiye Denizcilik Sendikası Başkanı Hasan Pekde-

ODTÜ Sanat 15 kapsamında ayrıca; Jülide Özçelik konseri, İdil Biret resitali, Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelenecek “Hayvan Çiftliği”, “Vanya Dayı” oyunları ile “Hava Kuvvetleri Bandosu ve Cazın Kartalları Orkestrası”, “TSK Armoni Mı-

mir şöyle bir açıklama yapmış: “Armatörler kâr etsin diye, gemilerde çalışan personel sayısı yarı yarıya düşürüldü. İDO üç haftadır mesai saatlerini arttırdı. Sendika uyardı, Müsteşarlık dinlemedi.” Devamı şöyle: “Olayda ihmaller zinciri söz konusu. Asıl suçlu Denizcilik Müsteşarlığı.” Nedenine gelince, 12 Şubat 2014 gününden başlayarak İDO, Şehir Hatları ve diğer tur şirketleri eksik personelle çalışıyormuş. Sendika Başkanı Hasan Pekdemir, Ece Su’nun ölümüne neden olan gemi ve benzerlerinin günde 25-30 sefer yaptığını belirterek şöyle demiş: “Eski personel sayısına kesinlikle dönülmeli. Eksik personelle çalışmak, en büyük ihmal. Suç, doğrudan Deniz Müsteşarlığı’nın. Uzun süreli mesai, çalışanlarda dikkat dağılmasına ve yorgunluğa sebep oluyor. Tedbir alınmazsa çok daha büyük kazalar olur.”  Demek ki ticarî kaygı, insan canından da değerli... Ece Su’yu bu yüzden kaybettik...  Evet. Günlerdir bu hayat dolu beş yaşındaki çocuğun fotoğraflarını gördükçe yüreğim sızlıyor. Ne demeli? AKP’nin insanı hiçe sayan politikasının kurbanı oldu çocuğumuz. Gel de yanma!

zıkası Orkestrası” konserleri de yer alacak. Sanatçılardan oluşan Danışma Kurulu’nun önerisiyle hazırlanan programda Ankara ve ODTÜ’de daha önce sergilenmemiş oyunların ve sahne almamış sanatçı ve müzisyenlerin yoğunlukta olmasının hedeflendiği ODTÜSanat 15’in Açılış Töreni; ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi Küçük Fuaye’de, bugün, saat 18:30’da yapılacak. Ankara’da düzenli olarak gerçekleştirilen az sayıdaki sanat etkinliğinden biri olarak, 1999 yılında, “ODTÜ Sanat Festivali” adıyla başlayan etkinlik; şimdiye dek 1000’e yakın sanatçının eserinin sergilendiği sanat sergisi ile her yaş grubundan çocuk ve gencin sanatla buluşmasına olanak tanıdı.

Bursa’da Dünya Şiir Günü Kutlaması



Cemal Süreya KSD, Dünya Şiir Günü dinletisini 12. Bursa TÜYAP Kitap Fuarı kapsamında gerçekleştiriyor. İstanbul, Bursa, Kocaeli ve Eskişehir’den çok sayıda şairin katılacağı etkinlikte Gezi İsyanı ve Haziran Direnişi temasını işleyen şiirler yoğunlukta olacak... Sunuculuk görevini Aydan Ay’ın üstlendiği dinletide şu şairler adları yer alıyor: Hüseyin Alemdar, Aslı Durak, Ahmet Saraçoğlu, Elif Sorgun, Niyazi Yaşar, Nezihe Altuğ, İhsan Topçu, Nuran Medoğlu, Seyyit Nezir, Nurcan Çelik, Metin Kaya, Esin Üçüncüoğlu, Ali Ekber Ataş, Gülser Han Akkaş, İbrahim Hacıbektaşoğlu, Nurdan Akın Gürkan, Dursun Özden, Ümran Ersin, Beytullah Özilhan, Nursen Ural, Mehmet Gözen, Arzu Karadağ, Hasan Uğur Taşçı, Abuzer Aldoğan, Dilruba Nuray Erenler, Raif Zor, Nedime Köşgeroğlu, Engin Turgut, Nisa Günel, Mecit Ünal, Turgut Toygar, Rezzan Erton, İhsan Topçu... Bugün saat 18.15’de Uludağ Salonu’nda düzenlenecek olan etkinliğin sunuculuğunu ise Aydan Ay üstleniyor.


21 MART 2014 CUMA

Hazırlayan: Sema SEZEN

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Burçak EVREN

Ankara’nın 5 kapısı...

B

İran’da Nevruz

Âşık olan canlar bugün gelürler,/ Sultan Nevrûz günü birlik olurlar Hallâk-ı cihandan ziya olurlar, / Himmeti erince Nevrûz Sultan’ın



Nevruz ateşinin türküsü Farsça kökenli bir kelime olan ‘nevruz’, ‘yeni gün’ anlamına gelir. Genellikle Mart’ın 21’inde, kışın bitip tüm canlıların baharla kucaklaştığı gün olarak kabul edilir

N

Latif BOLAT

evruz, Doğu’dan Batı’ya çok geniş bir coğrafyada, çeşitli eğlence etkinlikleriyle kutlanır. Şüphesiz nevruzun en çok bilinen eğlencesi, dilek tutularak yanan bir ateşin üstünden atlamaktır. Bunun sembolik anlamı, ateşin günahları yakıp yok edeceği ve yeni yıla taze bir başlangıç yapılacağıdır.

Caharshanbe Suri: Ateş Çarşambası

türde, hemen nevruz öncesi, yılın en büyük bahar temizliği de gelenektendir. Farsça “Khouneh Tekouni” aslında, tam olarak “evi sallamak” anlamına gelir ve en derinden bir temizliği ifade eder. Fiziki olduğu kadar ruhani anlamda da bir temizliktir bu elbette. Tüm kutlayanların en yeni elbiselerini giyip sokaklara çıkması da bu yenilenme arzusunun bir göstergesidir.

O gece atalar ziyarete gelir

Birçok kültürde, senenin en son çarsambasının bir gece öncesi, köy meydanlarında büyük ateşler yakılır ve bu ateşlerin üzerinden atlanır. Farsçada “Caharshanbe Suri”, Azerbeycan’da “Od Çarşambası”, Kürtçede “Çarşeme Sor” adı verilen bir “Ateş Festivali”dir bu aslında. Antik çağlardan gelen ve ateşin kutsal sayıldığı Zerdüştlükün ana teması olan, aydınlığın karanlık üzerine, iyiliğin kötülük üzerine olan zafer dileğidir bu. Geleneğe göre, nevruzu kutlayanlar ateş üzerinden atlarken “Benim sarılığım senin, senin kızıllığın benim” diyerek şarkılar söylerler. Bunun asıl anlamı, “Benim zayıflıklarım ve korkularım sana, senin cesaretin ve sağlığın bana” olur. Böylece yeni bir yılda sağlık, kuvvet ve iyimserlik arzuları ifade edilir. Nevruz’u kutlayan birçok kül-

Baharın başlangıcı olan nevruz, aynı zamanda bizlerden önce gelip geçmiş olan atalarımızın, bizi ziyarete gelip, yeni başlayan yılda bizlere uğur getirmesinin de zamanıdır bu gelenekte. O nedenle de, bazı kültürlerde, çocuklar kendilerini beyaz çarşaflara sararak, ataların bu ziyaretini oyun halinde oynarlar. Yine çocuklar, ellerinde tencere ve tabaklarla sokaklarda koşarak, kaşıkla bunlara vurup yılın bu son gününde kötü ruhları ve şanssızlığı kovalamış olmaktadırlar. Nevruz bayramının çok eski bir geçmişinin olduğu bilinmektedir. Zira nevruza dair ilk yazılı kanıtlara II. yüzyılda Pers kaynaklarında rastlanmıştır. Her ulusun kendi kültür değerleriyle özleştirerek kutladığı nevruz bayramı, geçmişten günümüze kadar gelmiş ve her kültürde kendine özgü biçimlerle zengin bir kültürel gelenek haline

gelmiştir.

Uygurlardan Balkanlar’a renkli bir gelenek Nevruz, Zerdüştlük ve Bahailer için de kutsal bir gündür ve tatil olarak kutlanır. Kürtlerde, nevruz bayramının Kürt mitolojisindeki “Demirci Kawa Efsanesi”ne dayandığına inanılır. Anadolu ve Orta Asya Türk halklarında da, Göktürklerin Ergenekon’dan çıkışı ve baharın gelişi olarak kutlanır. Nevruz diğer Türk devlet ve topluluklarında da önemlidir. Azerbaycan’da “Novruz”, Ka‘Pîr Sultan’ım eydür, erenler cemde,/ zakisAkar çeşmim yaşı her dem bu demde, tan’da Muhabbet ateşi yanar sinemde, / “Navrız Himmeti erince Nevrûz Sultan’ın’ Meyrami”, Kırgızistan’da “Nooruz”, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde “Mart Dokuzu”, Kırım Türklerinde “Navrez”, Batı Trakya Türklerinde “Mevris” adları ile anılır.

Kazakistan’da nevruz.

Doğu’nun mirası tüm insanlığa mal edilir Birleşmiş Milletler, 2010 yılında nevruzu resmen kabul ederek, 21 Mart’ı “Uluslararası Nevruz Günü” olarak saptamıştır. Nevruzun dünya çapında barış ve iyi niyetin yayılması için çok önemli bir gün olduğu ifade edilmiş ve UNESCO’nun “Somut Olmayan Kültürel Miras” listesine alınmıştır.

Azerbaycan’da nevruz.

İDSO’nun haftalık konseri Klarnet-piyano resitali İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası (İDSO) 21 Mart 2014 Cuma (bugün), saat 20.00’de, Beşiktaş Fulya Sanat Merkezi’nde haftalık konserini verecek. Şef Jose Miguel Rodilla. Konserin solisti İlter Vurucu, P.I. Çaykovski’nin 1 No.lu Piyano Konçertosu’nu seslendirecek. Programda ayrıca I. Stravinsky’nin Petruşka Bale Süiti de yer almaktadır.

Çamdibi’nden tutunamayan portreleri ERCAN DALKILIÇ

lü’nü (Melis Ebeler) kazanarak festivale damga vurmuştu. “Köksüz”de, İzDaha önce bazı TV dizilerinde se- mir’in kıyısı Çamdibi’nden tutunmaya narist olarak karşımıza çıkan Deniz Ak- çalışan bir aile portresi çiziyor Deniz çay Katıksız’ın ilk yönetmenlik dene- Akçay Katıksız. Yönetmen, düzenli bir mesi olan “Köksüz”, geçen festival dö- biçimde, kurduğu senaryoyla bir an neminin en iyi filmlerinden biriydi. nefes almanıza dahi izin vermiyor. Hal Nitekim film İstanbul Film Festiva- böyle olunca metin de büyüdükçe büli’nde beğenilmiş, “Geleceğin Aslanı” yüyor tabii. Metin içindeki karakterler, için yarıştığı Venedik’te ayakta alkış- usta bir satrançının hamleleriyle mata lanmış ve son olarak 20. Uluslararası doğru ilerlerken, karaktere can veren Adana Altın Koza Film Festivali’nde oyuncular da yönetmenin hamlelerini Yılmaz Güney Ödülü başta olmak üze- eşsiz performanslarıyla yerine getirire Umut Veren Genç Erkek Oyuncu yorlar. Evet, sanatçıların oyunculuklaÖdülü (Savaş Alp Başar), En İyi Kadın rı üst düzeyde. Bu perforOyuncu Ödülü (Ahu mansların asıl nedeni, Türkpençe ve Deniz Akçay Katıksız’ın, : e y n ü K Lale Başar bir/10) ülkemizde pek göremeKöksüz (8 : Deniz Akçay likte) ve En İyi st ri a diğimiz türden iyi bir n , e S çe e v en Yönetmen ncular: Ahu Türkp Yardımcı Kadın oyuncu yönetimi beceu y r; O şa a z; lp B Katıksı Oyuncu Ödür, Savaş A / 81 dk. risine sahip olmasıdır. Lale Başa iye 14 / Türk Yapım: 20

Süha Uygur’dan ‘Güneşe Yolculuk’ Nejat Uygur’un oğullarından Süha Uygur’un oluşturduğu Uygur Çocuk Tiyatrosu, 29 Mart 2014 saat 13.00’te “Güneşe Yolculuk” adlı müzikal çocuk oyununu Cambridge Koleji tiyatro sahnesinde gösterecek. Eğitimde her zaman farklı sistemlerin uygulayıcısı olan okulda Çift Dilli Eğitim, Renzulli Learning ve Doğada 4 Atölye 1 Kamp Modeli uygulanmasının yanı sıra bilim, spor ve sanat alanında da birçok ulusal ve uluslararası etkinlik gerçekleşiyor. Dünya Tiyatrolar Günü’nde de bu oyunla Türk tiyatrosunun duayenlerinden Nejat Uygur anılarak çocuklara unutturulmayacak.

‘Benim sarılığım senin, senin kızıllığın benim’

Utku Çetin (klarnet), Utku Asan (piyano) ikilisi 21 Mart 2014 Cuma (bugün), saat 19.00’da, Zorlu Center PSM Şehir Sahnesi’nde bir resital verecek. Programda C. M. von Weber, Ludwig van Beethoven, C. Baermaan, Claude Debussy ve H. Rabaud’un eserleri klarnet ve piyanoyla seslendirilecek.

Emekçi yayıncı ve yazar: Habora Yazın ve yayın dünyasının yakından tanıdığı Habora Yayınları’nın sahibi olan Bülent Habora, “Emekçi bir yayıncı ve yazar” ana başlığıyla Berfin Bahar dergisinin Mart 2014 / 193. sayısının ağırlıklı bölümünü oluşturuyor. Afşar Timuçin, Tarık Dursun K., H. Hüseyin Yalvaç, Osman Bozkurt, Metin Erten, Yağmur Habora, Tuygun Habora, Kadir İncesu ve Bülent Habora’nın kendisinden bir yaşamı ve bu yaşamın topluma kazandırdıklarını ve bireye kaybettirdiklerini okuyacağız. Yerine göre kaybetmenin de kazanç olduğunu öğreneceğiz. Deneme, anlatı, öyküde dokuz; şiirde on dokuz ve kitap tanıtımında üç imza dergide yer alıyor.

ir o eksikti... Şimdi tamamlandı... Ankara Belediyesi, Başkent’e girişi oluşturan Eskişehir, Esenboğa, Samsun, Konya ve İstanbul yollarına, antik Roma uygarlığındaki zafer taklarını anımsatan, her biri 5 milyondan, 5 kapı birden yaptı. Ama ortaya çıkan, ne antik Roma’daki zafer takları, ne de -her ne kadar Selçuk ve Osmanlı mimarisinden esintiler taşıdığı söylense de- bize miras kalan uygarlıkların klasik kent kapıları formuna uyuyor. Elbette ki bu kapıları yapan zihniyetin, Antalya’daki Hadrian, İstanbul’daki sur ya da İznik’teki o antik kapılarından niçin esinlenmediğini hiç düşünmüyor, hatta aklımıza bile getirmiyoruz. Çünkü o kapıların ardındaki medeniyetlerin, bugünkü zihniyetin tümüyle yadsıdığı Roma ve Bizans medeniyetleri olduğunu biliyoruz. Ayrıca kapılara gelince yadsınan bu medeniyetlerin, iş Ayasofya’nın müze mi, cami mi olacağı tartışmasına gelindiğinde nasıl sahiplenildiğini de biliyoruz. Ama sorun; Küçük Asya’da kurulan onca medeniyetin (Hitit, Frig, Urartu, Gordion, Grek, Hellenistik, Roma vs.) tümüyle yadsınarak, bu toprakların tarihini yalnızca Selçuk ve Osmanlı’dan başlatılması değil, onun da ötesinde, Osmanlı’nın ve Selçuk’un da onca sahiplenilmesine rağmen gereğince bilinmeyişinden kaynaklanıyor. Eğer, Selçuk ve Osmanlı mimarisi biraz ama biraz bilinmiş olsaydı, hiç, Ankara’nın beş köşesine konan kapılar bu denli estetikten, beğeniden, üsluptan yoksun olur, olabilir miydi? Sıradan bir mimariyi, birkaç bezeme-süsleme ya da şematize edilmiş kubbe ve kemerle Selçuk ve Osmanlı’ya bağlamak ya da bu medeniyetlerden esintiler taşıdığını iddia etmek, ne kadar doğru olabilir? Bu en azından Osmanlı’ya da Selçuk medeniyetlerine de saygısızlık olur. Ankara’nın beş girişine, beş milyondan tamı tamına beş kapı. Ne Osmanlı ne Selçuk. Ne Hitit ne de Frig... Üstelik ne zafer takı ne de kent kapısı... Ne bizden ne de bir başkasından... Ayrıca ne çağdaş ne de geleneksel... Biraz arabesk, daha çok da kitsch bir sanatın örneği... Hangi açıdan bakarsanız bakın, hem estetik hem de içerik olarak bu kapıları bir yerlere koymak mümkün değil. Parayla yapılabilecek -ya da satın alınabilecek- bir beğeninin, bağışlanmaz, kabul edilmez bir zevksizliğin en tipik birer örneği. Selçuk ve Osmanlı’dan başka her bir Anadolu medeniyetini yadsıyan, yıllardır “bize bunlar lazım, gerisi çanak-çömlek” diyen bir zihniyetin, Osmanlı’yı da çok iyi bildiğini hiç sanmıyorum. Eğer bilmiş olsalardı, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u aldıktan ve Atatürk’ün yine aynı kenti düşman istilasından kurtardıktan sonra niçin Çanakkale’ye gittiklerini çok iyi bilebilirlerdi. Onlar Greklerden aldıkları rövanşı tüm dünyaya ilan ederlerken, Ankara Belediyesi acaba bu zafer takı müsveddesi kapılarla neyin zaferini kutlamak istiyor dersiniz? Hadi bu kapıları yaptınız diyelim, ya kentin dört bir tarafına koyduğunuz o saat kulelerini yaparken, neden Abdülhamit’in yıllarca önce yaptırdığı ve hâlâ güzelliklerinden hiçbir şey yitirmeyen, İstanbul ve Anadolu’nun dört bir köşesinde duran o muhteşem saat kulelerinden bir nebze olsun esinlenmediniz? Yoksa onlar da Osmanlı’dan sayılmıyor mu? Hani yaygın bir söz vardır, “Doktorlar hatalarını gömer, mimarlar ise ömür boyu yaşatır” diye. Sanırım her biri kitsch sanatın özgün örneği olan bu kapılar, bu sözün ikisine de pek uymuyor. Çünkü bizler; parayla yapılabilecek, her bir estetik anlayışından yoksun bu zevksizlik örneklerine ömür boyu değil, nesiller boyu katlanmak zorunda kalacağız. İşin en acı yanı ise ne yazık ki bu.


Hazırlayan: Fırat KORSAN

21 MART 2014 CUMA

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

BEŞİKTAŞ YÖNETİCİSİ AHMEK KAVALCI AYDINLIK’A KONUŞTU, LİG İÇİN YARIŞIN HENÜZ BİTMEDİĞİNİ SÖYLEDİ:

ŞAMPİYON OLACAĞIZ! Lig sonunda şampiyonluk ipini kendilerinin göğüsleyeceklerini iddia eden Kavalcı, ‘Ligde herşey değişebilir’ derken, tüm zorluklara rağmen yeni stadlarını bitireceklerini ve buraya yıldız oyuncu transferi yaparak geçeceklerini de ifade etti

B

Yeni stadı inceleyen Spor Müdürüz Anıl Budak, Beşiktaş yönetici Ahmet Kavalcı ile samimi bir sohbet gerçekleştirdi.

‘Yapamaz dediler’ Vodafone Arena hakkında da konuşan Ahmet Kavalcı, “Her şeyi söylediler. Yıkamaz dediler, yapamaz dediler, bunun altından kalkamaz dediler, futbol takımını sahaya süremez de dediler, transfer yapamaz da dediler, küme düşer dediler. İşte eser ortada. Eser burada. Başka söyleyecek hiçbir sözüm yok” ifadesini kullandı.

eşiktaş’ın 111. yıl kutlamalarna katılan Ahmet Kavalcı Aydınlık’a açıklamalarda bulundu. Lig sonunda şampiyonluk ipini göğüsleyeceklerini ifade eden Kavalcı, hakem hatalarından dert yanarken, bir de müjde verdi: “Yeni stada yıldız alacağız.” Bu sezon sadece tek kulvarda yoluna devam eden ve Slaven Bilic ile inişli çıkışlı bir grafik sergilense de iyi bir hava yakalayan Beşiktaş’ta yönetici Ahmet Kavalcı, “Şu anda 9 haftada alınabilecek 27 puan var. Her şey değişebilir. Beşiktaş her zaman şampiyonluğa oynuyor. Şu an, şampiyon olmamız için 27 puana ihtiyaç var. Eğer bu seriyi yakalayabilirsek inşallah şampiyon olacağız” dedi. Özellikle Siyah-Beyazlı taraftarların çok merak ettiği bir konuya da açıklık getiren Kavalcı, yıldız oyuncu transferiyle ilgili de müjde verirken şöyle konuştu: “Yeni stadı-

AKP şampiyonu belirledi!

Beşiktaş Teknik Di rektörü Slaven Bil ic, sa antrenman sonras ı basın mensuplarıy bah yapılan la sohbet toplantısında bir araya ge satırbaşları şu şekil ldi. Bilic’in açıklamalarından bazı de;  “Futbol bu, her zaman sakatlıklar ola katlık olduğu görü şüne katılmıyorum cak. Çok sa. Üst düzey takımlarla karşılaştır dığımız zaman saka tlık fazla değil, hatta da ha da az diyebilirim sayımız çok .” “Mustafa Rize’de çok iyi bir maç çık ar oynadığında farklı bir performans orta dı. İlk 11’de ya koyuyor.”  “Buraya geleli 6-7 ay oldu ve hayatım dığım kadar dedik da duymaodu bayor’u yazdılar. De duydum. Sezon başında Adevre arasında da bir yazdılar. Ronaldinh çok futbolcu o’y feri yazılırsa şaşırm u getirdiler. Bu gidişle Pele transayacağım artık.”  “Başladığımız no kta ile şimdi geldi arasındaki fark be ğimiz nokta lli oluyor. Beşiktaş olarak yenilmesi zor bir takım halin e geldi. Düşünce ola seviyedeyiz.” rak çok iyi bir  “Fernandes he r zaman önemliy di önemli bizim için. Dizi ile ilgili çok ön ve şimdi de emli bir sıkıntısı var. Umarım sakatlı ğın geri kalanında bizim ı en kısa sürede atlatır ve ligin le birlikte olur.”

mıza yıldız tabii ki gelecek. İnşallah önümüzdeki yıl burada maçlarımızı oynayacağız. Avrupa kupası, Şampiyonlar Ligi maçlarını burda oynayacağız.” Beşiktaş’ın gündemini uzun süredir meşgul eden Fernandes ile ise Kavalcı, “Başkan, para yönünden ‘çok sıcak değiliz’ dedi. Fernandes fazla para istiyor. Biz de bir fiyat sunduk. Biz Beşiktaş’ın adımını attığını söyledik, şimdi kendisinden adım bekliyoruz” ifadesini kullandı. Hakem hatalarından da çok dertli olan Kavalcı son olarak, “Bu hatalar bi- Rizespor maçı sonras ında sağ dizinde m ezim canımızı çok nüsküs yırtığı tespit edilen Gökhan Töre , sıktı, sıkmaya da dün Almanya’da özel bi devam ediyor. lık Futbol A Takım Do r hastanede Sağkt Bunlar inşallah ranlık’ın gözetiminde oru Ertuğrul KaDr. Eichhorn tarason olur diyo- fından ameliyat edild i. Gökhan ameliyata ruz. Çok rahat- girmeden önce kend i foto sızız” şeklinde sosyal medyadan payl ğrafını çekerek aştı. konuştu.

GGöökkhhaann meeliliya aam yatt oold lduu

Halit

DERİNGÖR hderingor@hotmail.com

TARAFTAR AYAKTA

Tartışmaları süren ancak son kararı verilen 20102011 sezonu şampiyonluğu hakkında AKP cephesinden yeni bir açıklama geldi. Türkiye Futbol Federasyonu’nun Fenerbahçe’yi şampiyon olarak tescil etmesini ve UEFA’nın söz konusu sezon sonunda, ‘0 tölerans’ kuralıyla Fenerbahçe’yi Devler Ligi’ne almamasını umursamayan, AKP Trabzon Milletvekili Faruk Özak, “2010-2011 şampiyonu Trabzonspor. Bunu UEFA da tescil etti. Bize kupayı Avrupa verecek”dedi.

Sarı-Kırmızılılar, Chelsea maçındaki futbol ve takımdaki vurdumduymazlığa veryansın ederek yönetime ince bir mesaj verdiler: “Hemen gerekeni yapın”

C

helsea karşısındaki etkisiz futbol tüm Galatasaray taraftarları tarafından sorgulanırken, Galatasaray taraftar grubu UltrAslan da Chelsea yenilgisi sonrası teknik direktör Mancini ve futbolcuları hedef alan zehir zemberek bir bildiri yayınladı. Bildiride şu ifadeler kullanıldı: “Chelsea maçında, gün yüzüne çıkan ise sadece o güne özel bir mağlubiyet veya elenmek değil se-

zonun geneline hâkim olan sahadaki ruhtan, mücadeleden, inançtan yoksun oyun oldu. Galatasaray’ı sadece kendilerine değer katan bir marka olarak kullanan, adlarına ve kariyerlerine güvenip armaya hizmeti geri plana atan ve teknik direktöründen oyuncusuna bu hastalığa sebep olan her kimse gerekirse sezon sonu bile beklenmeden gönderilmeli ve sahada Galatasaray armasının hakkı sonuna

kadar verilmelidir. Bu kişileri tespit etmek ve gerekeni yapmak Galatasaray Yönetimi’nin asli görevidir. Bu görevi layıkıyla yerine getirdikleri takdirde Galatasaray taraftarları kendilerinin arkasında olacaktır. Ancak bilinmelidir ki bu ruhsuzluğun devamına müsaade edilmesi halinde de en sert tepkiyi baş sorumlular olarak yine kendilerinin alacağını hatırlatırız.”

Twitter’dan tepkiler: gemici07: partili eski bakan faruk özak uefa kupayı trabdona verdi diyor kupa çalışması bitmemiş ak partiye OY verecek F.BAHÇE’LİLERE DUYRULUR... Trabzone: Faruk Özak bunca zaman ortada yokken neden bir anda çıkıp “2010-2011 şampiyonu Trabzonspor’dur” diyor ? muratkerimd: Hem AKPli hem Fbli olan arkadaşlar bakın Faruk Özak ne demiş. Tekrar ediyorum hem FBli hem AKPli olunmaz.

PFDK ceza yağdırdı! PFDK dün gerçekleştirdiği toplantıda adeta ceza yağdırdı. 26. haftada oynanacak Trabzon-Kasımpaşa, Bursa-Konya, G.AntepF.Bahçe ve 27. haftadaki Kayserispor-Antalya mücadeleleri kadın ve çocuk seyircilerin önünde oynanacak. Daha önce seyircisiz cezası alan Beşiktaş’ın Akhisar ile evinde oynayacağı karşılaşmayla 26. haftada tam 4 maç kadın ve çocuk seyircilerin önünde oynanmış olacak.

Drogba’nın yerine Villa mı? Cadde’yi ikiye katlayacak Pazar günü “Adalete Fener Yak” sloganı ile Anıtkabir’e yürüyecek olan Sarı-Lacivertli taraftarlar 1 milyon kişinin üzerine çıkmak istiyor. Daha önce Fenerbahçeli Avukatlar Derneği’nin organize ettiği, “Türkiye için adalet, Fenerbahçe için adalet” yürüyüşü Bağdat Caddesi’nde yapılmıştı ve açıklanan rakamlara göre, 450 bin kişi katılmıştı. Şimdi hedef, pazar Anıtkabir yürüyüşündeki katılımcı rakamını ikiye katlamak olarak belirlendi.

Haziran ayında sözleşmesi tamamlanacak David Villa’nın Atletico Madrid’de oynamaya devam etmeye sıcak bakmadığı ifade edildi. Galatasaray’ın yakından ilgilendiği oyuncu ile yeniden temasa geçtiğini ileri süren İspanyol spor yazarları, Villa’nın bu teklife “evet” cevabı verdiğini ve sezon sonunda İstanbul’a gideceğini iddia ettiler.

İmzayı attı, ABD’ye gidiyor’ İtalyan gazeteci Gianluca Di Marzio, Didier Drogba’nın gelecek sezon için bir takım ile anlaştığını, yıldız oyuncunun Amerika’ya gideceğini ifade etti.

Yorulmaz savaşçı Fenerbahçe’nin 33’lük yıldızı Dirk Kuyt en istikrarlı oyuncusu olarak göze çarpıyor. Hollandalı oyuncunun istatistiklerine kimse yaklaşamıyor

Fenerbahçe’ye geldiği günden bu yana 2 sezondur neredeyse her resmi maçta forma giyen Dirk Kuyt’ın istikrarı dikkatlerden kaçmıyor. Tecrübeli oyuncu Fenerbahçe’nin bu sezon oynadığı 31 resmi maçın 30’unda ilk 11’de başladı. Ligin 2. yarısında oynanan tüm maçlarda 90 dakika forma giyen Kuyt; Webo, Sow ve Emenike’nin sakatlıklarında gösterdiği performansla alkış aldı. Mücadeleci futboluyla her zaman ön planda olan Hollandalı futbolcu bu sezon F.Bahçe formasıyla ligde 25

maçta 9 gol attı 2 asist yaptı toplamda 2.168 dakika forma giydi. Takımda tecrübesi itibariyle bir abi havası gören Dirk Kuyt takımdaki herkesle çok iyi geçiniyor. Gece hayatıyla da ön planda olmayan yıldız ngre Üyesi futbolcu bu davranışlaFenerbahçe ko Yıldırım ile iz Az , an zc rıyla Ersun Yanal’ın güRecep Ö or. Her fırsatiy ed m venini de boşa çıkartuğraşmaya deva şvurarak Sarı-Laciba mıyor. Deneyimli tekeden ta mahkemeye şkanını rahatsız ba n nı ia m şırttı. şa nik adamın sezon bavertli ca k ço ile rki hareketi fe se bu , an ec zc Ö en ek şından beri oynattığı ıtkabir’e düzenl Pazar günü An n Aziz ya la an Hollandalı futbolcu katılmayı pl Mosolan yürüyüşe p ki Şe ve u da hocasının güvenini ğl şio ldırım, İlhan Ek aYı am m ın al yaptığı asistler ve attığı ıtkabir’e turoğlu’nun An a bulunan Özgollerle boşa çıkartmısı için başvurud n büyük yor.  TURGAY OĞUZ can, taraftarda

Yok artık Özcan!

tepki topladı.

SOL AÇIK

 ANIL BUDAK

‘Pele transferi yazılırsa şaşırmam’

Farkımız ne?

C

helsea-Galatasaray Şampiyonlar Ligi maçını izledim. Ne olursa olsun ülkem adına bir futbolcu olarak da üzüldüm. Chelsea, Lampard, Terry, Eto’o, İvanovic gibi yaşlı ve deneyimli oyuncuların yanına gençleri monte etmiş. Birbirleri ile harika bir uyum yaratmışlar. Biz ise takımlarımıza bir tane genci bile zor sokuyoruz. Chelsea’nin, Galatasaray’dan farkı var mı? Bence evet çok fark var. Öncelikle onlar gerçekçi biz ise hayalciyiz. Kimleri şimdiye dek kral, imparator, dahi yaptık. Var mı dünyada böyle bir şey? Onlarla aramızdaki fark; sadece futbolda mı? Hayır, her şeyde öyle. Neden biz bir türlü kalkınmış değil de kalkınmakta olan ülkeyiz? Sebeplerini anlatmak bir hayli zaman ister. İnsan ister ki hiç olmazsa sporda, futbolcu olmam nedeni ile de özellikle futbolda kalkınmış bir ülke olalım. Çünkü bizden her açıdan küçük devletler, futbolda bizden ileri durumda. Olanaklarımıza bakarsanız dünyada sporda kalkınmış ülkelerden daha aşağı değiliz. Hatta onlardan bazı durumlarda üstünlüğümüz bile var. Ama neden olmuyor bir türlü?Neden Avrupa’nın dümen neferi olmaktan kurtulamıyoruz? Tarım ve hayvancılık açısından her şeyi çok iyi yetiştiriyoruz. Bu alanda dünyada şanslı devletlerden biriyiz de bir türlü istenen kalitede insan yetiştiremiyoruz. Üstat Aziz Nesin, ‘Türk halkının yüzde 60’ı aptaldır’ demiş. Ben buna inanmıyorum. Belki de espri diye söylemiştir. Bizim insanımız akıla gelmeyecek olayları sergiler. Tekeden süt bile sağar. Basında izlediğimiz kadarı ile her gün akıla hayale gelmeyecek şeyler oluyor Türkiye’de. Londra’daki maçın tekniğinden söz edecek değilim Bunu başkaları yapıyor zaten ben yapsam ne olur? Yapmasam ne olur? Ancak bir konuya değinmek zorunda hissediyorum kendimi. Yerli olsun yabancı olsun ‘bu veya şu antrenör kötü’ gibi kesin olarak karar vermiyorum. Bunu hiç yapmadım. Takımın başarısında antrenör ya da teknik direktörün rolünün ne kadar az olduğunu hep söylerim. Allayıp pullayıp milyon Euro’ları ödediğimiz yabancı antrenörlerin bizimkilerden ne farkı var? İsimlerini saymak istemem. Nedense bizimkileri küçük görüp yabancılara şartlanmışız. Teknik direktörlük deneyimim olması nedeni ile midir? Nedir? Bilmem ama onlarla ilgili empatiyi çok rahat yapıyorum. Gerek ülke dışındakiler gerekse Ülkemdeki teknik direktörleri veya antrenörleri pek eleştirmem. Her bakımdan karar vermek onların hakkıdır ve bunda da özgürdürler. Ancak, ben olsaydım G.Saray antrenörünün yerinde takımdan ilk çıkaracağım kişi Burak Değil, Drogba olurdu. Onun yoğurt yiyişi böyle. Saygı göstermek durumundayım. Buna da afiyet olsun derim. Benim yoğurt yiyişim başka. Ama tabii ki geçerli olan Mancini’nin kararıdır.


21 MART 2014 CUMA

Hazırlayan: Hüseyin ŞUEKİNCİ

TÜKENMEZ KALEM

İyi ki doğdun Metin Kurt

N

e zaman geç kalsam Konfüçyüs’ün “Hiçbir zaman geç değildir” sözü aklıma gelir. Bu sözden güç alarak geride bıraktığım eksikliği gidermeye çalışırım. Bilindiği gibi 15 Mart Metin Kurt’un doğum günüydü. Her ölüm gibi erken sayılabilecek bir yaşta, 26 Ağustos 2012’de sonsuzluğa yolcu ettiğimiz Metin Kurt’a şu günlerde ne çok gereksinmemiz var hiç düşündünüz mü? Kurgulanmış, bilinçli yapılan bir ideolojiyle ötekileştirilmeye çalışılan insanlarımız, İspanya benzeri direnişlerini stadyumlara taşıdığı günlerde Metin Ağabey yaşasaydı telefondaki sesi kulaklarımda şöyle yankılanacaktı “Metin, Beşiktaş’ta buluşuyoruz, Taksim’e yürüyeceğiz, haberin olsun”. En son buluştuğumuzda yine Taksim’deydik. Yaşamı boyunca sönmek bilmeyen yüreğindeki ateşin verdiği enerjiyle konuşuyor, Emekçi Sporcular Sendikası’nın kuruluş aşamasına geldiğini büyük bir heyecanla bana ve Reşit Günel’e anlatıyordu. O konuşurken bir ara daldım ve şöyle düşündüm: Sporcuların, futbolcuların özlük

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Avrupa’da kuralar çekiliyor

Metin TÜKENMEZ metintukenmez@aydinlikgazete.com

Onlar ve biz hakları için kendini adayan, Galatasaray gibi büyük bir kulübün en önemli futbolcularından biri iken düşünceleri yüzünden kulübü tarafından aforoz edilen adaşımın çektiği onca eziyet ve sıkıntıya karşın dim dik ayakta kalmasının bir sırrı olmalıydı. Metin Ağabey’in direncinin, direnirken bile gözlerinin içinin gülmesinin sınıf bilince, sosyalizme ve buna bağlı olarak evrimin daha iyiye, daha güzele doğru işlemesine olan inancıyla ilişkisi olmalıydı. Başka türlü, her insanın gıpta ile baktığı o Galatasaraylı günlerini bir

kenara itip, hiçbir sporcunun göze alamadığı her günü mücadele ve türlü güçlüklere göğüs germek gerektiren koşullarda ayakta kalmak mümkün olmazdı. Metin Ağabey’in yaşam biçeminde ortaya koyduğu sınıf bilinci, belki içinde bulunduğu futbol dünyasını fazla etkilemedi ama Metin Kurt adının ne anımsattığını, ne anlattığını çok geniş kitleler bilmektedir. Metin Ağabey sol açıktaki boşluğumuzu doldurdu, belli ki bundan sonra da sol açık boş kalmayacak. İyi ki doğdun Metin Ağabey...

Bayern Münih’te oynarken üç Almanya Ligi şampiyonluğu, üç Şampiyon Kulüpler Kupası ve bir de dünya futbol şampiyonluğu(1974) kazanan Uli Hoeness bizim kuşağın hayran olduğu futbolculardan biriydi. Bu satırların yazarı Hoeness’e ve takım arkadaşı Paul Breitner’e duyduğu hayranlık yüzünden Bayern Münih yandaşı olabilecek denli tutkuluydu Uli’nin takımına. Dizinden geçirdiği bir sakatlık yüzünden 27 yaşında futboldan koptuktan sonra O’nun orta alandan rakip kaleye doğru attığı deparların hızına başka kimse ulaşamadı. Bu hızla Bayern Münih başkanlığına kadar vardı. Geçen hafta Hoeness’in vergi kaçırmak suçundan 3 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldığı gazetelerde küçük bir haber olarak yer aldı. Oysa Alman futbolunun en büyüklerinden biri olarak toplumun vicdanında yer etmiş bir insanın hapis cezası alması önemliydi. Bizim

medyamız Hoeness’in aldığı cezanın önemini ya kavrayamadı ya da bizde olanların yanında incir çekirdeğini bile dolduramaz düşüncesiyle büyütmedi. Bizde uluslararası bahis şikesine adı karışan ünlü birine başbakan devreye girerek “kamu vicdanı yara alır” gerekçesiyle kalkan olabilir, onlarda ceza alan bir üst mahkemeye gitmeye bile gerek görmeden tutukevinin yolunu tutar. Cezaevine giderken de “Vergi kaçakçılığı hayatımın en büyük hatası ve bunun yaptırımıyla yüzleşmek istiyorum” der. Onlarda suçun sahibi var. Suçu üstlenip hesabını vererek, suçu ortada bırakmıyorlar. Bizde ise suç işleyenler, suçu üstlenmeyip ortada bırakıyorlar. Sonuçta ortada kalan suçu, suçsuzların üzerine yıkıp utanmadan, arlanmadan ortalıkta dolaşıyorlar. Hoeness mi adam yoksa bizimkiler mi? Bizde öyle olaylar yaşanıyor ki, başkalarının suçlularına bile adam diyebiliyoruz...

UEFA Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi kuraları bugün çekiliyor. Kura çekimi, İsviçre’nin Nyon kentindeki UEFA genel merkezinde TSİ ile 13.00’da başlayacak. 4 farklı ülkeden 8 takımın katılacağı Şampiyonlar Ligi’nde, aynı ülkelerin takımları birbiriyle eşleşebilecekler. Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final ilk maçları 1-2 Nisan’da, rövanşlar ise 8-9 Nisan’da oynanacak. 16 takımın mücadele edeceği Avrupa Ligi’nde ise ilk maçlar 3 Nisan’da, rövanş karşılaşmaları ise 10 Nisan’da yapılacak.

Guardiola’dan ilginç itiraf Bayern Münih teknik direktörü Pep Guardiola eşi Cristina’nın taktiklerine karıştığını itiraf etti.Guardiola, bazen Arjen Robben gibi yıldızları dahi ikna etmenin daha kolay olduğunu ifade ettiği röportajda şunları söyledi:’’Cristina kazandığımız kadroyu bozmamam gerektiğini söylüyor. Ona neden kadroda rotasyona gittiğimi açıklamam gerektiğinde ise oldukça zorlanıyorum. Bu durumda sebeplerimi Robben’e anlatmak dahi daha kolay.’’

Abdi İpekçi’de kritik gece

Tenis dünyasının renkli kişiliği yardım bekliyor

‘Berkin Elvan Elvan ölümsüzdür’ ölümsüzdür’ ‘Berkin Başlığı Aydınlık’ta gördünüz. Berkin’i sonsuzluğa uğurladığımız günün ertesinde oynanan İTÜ-Kırıkkale Üniversitesi basketbol maçına İTÜ’lüler Berkinli tişörtleri ile çıkmışlardı. İTÜ öğrencilerinin verdiği fotoğraf üniversiteli duyarlılığının bir yansımasıydı. “Gezi öğretisi” spor salonunda

anlam bulmuştu bir bakıma. Toplumsal yaşamla sporun bu denli iç içe geçtiği bir dönemi hiç anımsamıyorum. Ömer Onan’ın Berkin’e ilişkin düşünceleri, Türkiye Basketbol 2. Ligi’nde mücadele eden İTÜ Spor Kulübü Basketbol Takımı’nın ısınmaya siyah tişörtlerle çıkmaları, yine İTÜ’nün Tekstil Teknolojileri ve

Tasarımı Fakültesi’nde ücretli eğitim alan Moda Tasarım Bölümü öğrencilerinin bana telefon ederek “Hocam zahmet edip derse gelmeyin, biz Berkin’in cenazesine gideceğiz” demeleri, Gezi’den çıkan birlikteliğin, dayanışmanın, birleşmenin toplumsal yaşamımıza anlam katmasıdır.

Ziya Kızılörenli İzmir Namık Kemal Lisesi’nin her sınıfını iki yıl okuyarak bitiren renkli ve espirili kişiliği ile arkadaşlarınca çok sevilen Ulusal tenisçimiz. Eltopu da(hentbol) oynamış, futbol da... Sınıflarda çift dikiş yaptığı için arkadaşları ona “Eşek Ziya” derlermiş. Onu tanıyanlar tenise gönül vermese Türkiye’nin en büyük futbolcularından biri olacağını söylüyorlar.

vurgulandı. Bu sezon Olimpiyat Stadı’nda oynanan ve olaylar nedeniyle tatil edilen Beşiktaş-G.Saray derbisinde TFF, Siyah-Beyazlı kulübe 4 maç seyircisiz oynama cezası vermişti. Binlerce Beşiktaşlı, tribünlerden inerek sahaya girmiş, polis

TRABZONSPOR KASIMPAŞA

Trabzonspor Tahkim’e başvurdu Fenerbahçe maçında çıkan olaylar nedeniyle 6 maç seyircisiz oynama cezası alan Trabzonspor, Tahkim Kurulu’na itiraz etti. Yazılı savunmada, benzeri durumlarda diğer takımlara uygulanan yaptırımlara oranla, Trabzonspor’a verilen cezanın ağır olduğu

Tenis sporuna Nazmi Bari ile büyük katkıları olup, Kültürpark Tenis Kulübü’nde birçok tenisçi yetiştiren Ziya Kızılörenli yıllardır tekerlekli sandalyede yaşamını sürdürüyor. Dizlerindeki rahatsızlığın sağaltılması için öğrencilerinden ve Tenis Federasyonu’ndan yardım bekliyor. Bizden duyurulması...

SAAT: 20:00 STAT: Avni Aker HAKEM: M.İlker Coşkun YAYIN: Lig TV

Fırtına seri peşinde taraftarlara biber gazı ile müdahale Süper Lig’in 26. haftası bu akş etmişti. Bu müsabakaya atıfta oynanacak Trabzonspor-Kasım am bulunan Trabzonspor yönetimi paşa maçı ile start alacak. Geçen haf sözlü duruşma da talep etti. ta Sivasspor’u deplasmanda 4-0 Kurulun sözlü duruşmayı kabul ’la etmesi durumunda önümüzdeki geçen Bordo-Mavililer, Kasımpaşa’yı günler için Trabzonspor’a randevu da mağlup ederek galibiyet serisi başlatmak istiyor. vermesi bekleniyor.

Basketbol Avrupa Ligi’nde bu akşam Galatasaray ve Efes sahne alacak. Galatasaray, Top 16 F Grubu 11. maçında bu akşam Bayern Münih’i ağırlayacak. Abdi İpekçi Spor Salonu’nda oynanacak karşılaşma saat 20.00’da başlayacak. Sarı-Kırmızılılar maçı kazanması durumunda gruptan çıkma adına önemli bir avantaj elde edecek. Günün bir diğer maçında ise E Grubu’nda mücadele eden Anadolu Efes, saat 22.00’da İtalya deplasmanında Milano ile karşılaşacak. Gruptan çıkma şansını mucizelere bırakan Anadolu Efes’in kazanmaktan başka çaresi bulunmuyor.

‘Evimize mutlu dönmek istiyoruz’ PTT 1’inci Lig ekiplerinden Samsunspor, deplasmanda oynayacağı zorlu Ankaraspor maçının hazırlıklarını sürdürüyor. Oynadığı son 13 maçta yenilmeyen Kırmızı-Beyazlılar, bu başarısını Ankaraspor önünde de devam ettirmet istiyor. Samsunspor Futbol Şube Sorumlusu Nihat Soğuk, Ankaraspor karşısında zorlu bir deplasmana çıkacaklarını söyleyerek, “Evimize mutlu dönmek istiyoruz. Bunu başaracak güce de sahibiz” dedi.

T.C. MERSN 8. CRA DARES TAINMAZIN AÇIK ARTIRMA LANI 2012/304 ESAS Satılmasına karar verilen taşınmazın cinsi, niteliği, kıymeti, adedi, önemli özellikleri: 1 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : Mersin İl, Akdeniz İlçe, 575 Ada No, 209 Parsel No, İHSANİYE MAH Mahalle/Mevkii, Blok/Kat/Giriş-B.B.No:-/ZEMİN/- (Bağ.Böl.No: 1) Bağımsız Bölüm Taşınmaz Asma katlı dükkan olup, eski yerleşim bölgesinde olup, ulaşım sorunu yoktur. Çakmak caddesine ve Çiftçiler Caddesine yakın konumdadır. Belediyenin tüm alt yapı hizmetlerinden yararlanmaktadır, dükkan binanın zemin katında ve kuzey cephelidir, dükkanın arka kısmında asma katı ve asma katın altında bodrum katı mevcuttur. Dükkanın cephe genişliği 5,3 m olup, toplam alanı 166,00 m2 dir. Dükkanın sokağa bakan cephesi alüminyum doğramadan camekanlıdır. dükkanın duvarları sıvalı ve boyalı, zemini mozaik karo kaplıdır. Dükkanın elektrik ve suyu mevcuttur, daha geniş bilgi için müdürlüğümüz dosyasına başvurulması Adresi : Nusratiye Mahallesi, 5003 Sokak, Baltaoğlu Apt. No:9 Akdeniz / MERSİN Yüzölçümü : 290,00 m2 Arsa Pay : 80/520 imar Durumu : Var, İnşaat tarzı 1/1000 ölçekli imar planı dahilinde, meskin alan içerisinde 7 kata imarlıdır. Kymeti : 249.000,00 TL KDV Oran : %18 Kaydndaki erhler : 1. Sat Günü : 28/04/2014 günü 14:00 - 14:10 arası 2. Sat Günü : 23/05/2014 günü 14:00 - 14:10 arası Sat Yeri : MERSİN ADALET SARAYI 8. İCRA MÜDÜRLÜĞÜ ODASI - null null /null Sat artlar : 1- İhale açık artırma suretiyle yapılacaktır. Birinci artırmanın yirmi gün öncesinden, artırma tarihinden önceki gün sonuna kadar esatis.uyap.gov.tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada tahmin edilen değerin %50 sini ve

rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmek şartı ile ihale olunur. Birinci artırmada istekli bulunmadığı takdirde elektronik ortamda birinci artırmadan sonraki beşinci günden, ikinci artırma gününden önceki gün sonuna kadar elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada da malın tahmin edilen değerin %50 sini, rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmesi şartıyla en çok artırana ihale olunur. Böyle fazla bedelle alıcı çıkmazsa satış talebi düşecektir. 2- Artırmaya iştirak edeceklerin, tahmin edilen değerin % 20’si oranında pey akçesi veya bu miktar kadar banka teminat mektubu vermeleri lazımdır. Satış peşin para iledir, alıcı isteğinde (10) günü geçmemek üzere süre verilebilir. Damga vergisi, KDV, 1/2 tapu harcı ile teslim masrafları alıcıya aittir. Tellâliye resmi, taşınmazın aynından doğan vergiler satış bedelinden ödenir. 3- İpotek sahibi alacaklılarla diğer ilgilerin (*) bu gayrimenkul üzerindeki haklarını özellikle faiz ve giderlere dair olan iddialarını dayanağı belgeler ile (15) gün içinde dairemize bildirmeleri lazımdır; aksi takdirde hakları tapu sicil ile sabit olmadıkça paylaşmadan hariç bırakılacaktır. 4- Satış bedeli hemen veya verilen mühlet içinde ödenmezse İcra ve İflas Kanununun 133 üncü maddesi gereğince ihale feshedilir. İhaleye katılıp daha sonra ihale bedelini yatırmamak sureti ile ihalenin feshine sebep olan tüm alıcılar ve kefilleri teklif ettikleri bedel ile son ihale bedeli arasındaki farktan ve diğer zararlardan ve ayrıca temerrüt faizinden müteselsilen mesul olacaklardır, ihale farkı ve temerrüt faizi ayrıca hükme hacet kalmaksızın dairemizce tahsil olunacak, bu fark, varsa öncelikle teminat bedelinden alınacaktır. 5- Şartname, ilan tarihinden itibaren herkesin görebilmesi için dairede açık olup gideri verildiği takdirde isteyen alıcıya bir örneği gönderilebilir. 6- Satışa iştirak edenlerin şartnameyi görmüş ve münderecatını kabul etmiş sayılacakları, başkaca bilgi almak isteyenlerin 2012/304 Esas sayılı dosya numarasıyla müdürlüğümüze başvurmaları ilan olunur. 05/03/2014 (İİK m. 126)_ (*) ilgililer tabirine irtifak hakkı sahipleri de dahildir. * : Bu örnek, bu Yönetmelikten önceki uygulamada kullanılan Örnek 64’e karşılık gelmektedir. BASIN: 18020 (www.bik.gov.tr)

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de

T.C. ÇARAMBA (SULH HUKUK MAH.) SATI MEMURLUU TAINMAZIN AÇIK ARTIRMA LANI 2013/4 SATI Satılmasına karar verilen taşınmazın cinsi, niteliği, kıymeti, adedi, önemli özellikleri: 1 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : Samsun İli Çarşamba İlçesi Y. Donurlu Köyü Kanlı Pınar Mevkii 0 ada 258 parsel nolu Taşınmaz Mal. Taşınmaz verime haiz fındık bahçesidir. Yüzölçümü : 3.000 m2 imar Durumu : İmar Durumu yoktur. Kymeti : 23.790,00 TL KDV Oran : %18 Kaydndaki erhler : Tapu kaydında olduğu gibidir. 1. Sat Günü : 25/04/2014 günü 13:30 - 13:40 arası 2. Sat Günü : 21/05/2014 günü 13:30 - 13:40 arası Sat Yeri : Çarşamba İcra Müdürlüğü 2 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : Samsun İli Çarşamba İlçesi Y. Donurlu Köyü Bölecek Mevkii 0 Ada 758 Parsel nolu taşınmaz Mal. Taşınmazın 500,00 m2’lik kısmı tarla olarak kullanılmakta kalan kısmı ise verime haiz fındık bahçesidir. Yüzölçümü : 21.375 m2 imar Durumu : İmar Durumu yoktur. Kymeti : 168.603,75 TL KDV Oran : %18 Kaydndaki erhler : Tapu kaydında olduğu gibidir. 1. Sat Günü : 25/04/2014 günü 13:50 - 14:00 arası 2. Sat Günü : 21/05/2014 günü 13:50 - 14:00 arası Sat Yeri : Çarşamba İcra Müdürlüğü 3 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : Samsun İli Çarşamba İlçesi Y. Donurlu Köyü Köyiçi Mevkii 0 Ada 456 Parsel nolu taşınmaz mal. Taşınmaz ev ve bahçe olarak kullanılmaktadır. Yapı 2 katlı betonarme karkas tarzda inşa edilmiş konut olarak kullanılmaktadır. Çatısı yapılmıştır. (Ayrıntılı bilgi dosya içindeki bilirkişi raprındadır.) Yüzölçümü : 1.690 m2

imar Durumu : İmar Durumu yoktur. Kymeti : 109.332,79 TL KDV Oran : %18 Kaydndaki erhler : Tapu kaydında olduğu gibidir. 1. Sat Günü : 25/04/2014 günü 14:10 - 14:20 arası 2. Sat Günü : 21/05/2014 günü 14:10 - 14:20 arası Sat Yeri : Çarşamba icra Müdürlüğü Sat artlar : 1- İhale açık artırma suretiyle yapılacaktır. Birinci artırmanın yirmi gün öncesinden, artırma tarihinden önceki gün sonuna kadar esatis.uyap.gov.tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada tahmin edilen değerin %50 sini ve rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmek şartı ile ihale olunur. Birinci artırmada istekli bulunmadığı takdirde elektronik ortamda birinci artırmadan sonraki beşinci günden, ikinci artırma gününden önceki gün sonuna kadar elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada da malın tahmin edilen değerin %50 sini, rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmesi şartıyla en çok artırana ihale olunur. Böyle fazla bedelle alıcı çıkmazsa satış talebi düşecektir. 2- Artırmaya iştirak edeceklerin, tahmin edilen değerin % 20’si oranında pey akçesi veya bu miktar kadar banka teminat mektubu vermeleri lazımdır. Satış peşin para iledir, alıcı isteğinde (10) günü geçmemek üzere süre verilebilir. Damga vergisi, KDV, 1/2 tapu harcı ile teslim masrafları alıcıya aittir. Tellaliye resmi, taşınmazın aynından doğan vergiler satış bedelinden ödenir. 3- İpotek sahibi alacaklılarla diğer ilgilerin (*) bu gayrimenkul üzerindeki haklarını özellikle faiz ve giderlere dair olan iddialarını dayanağı belgeler ile (15) gün içinde dairemize bildirmeleri lazımdır; aksi takdirde hakları tapu sicil ile sabit olmadıkça paylaşmadan hariç bırakılacaktır. 4- Satış bedeli hemen veya verilen mühlet içinde ödenmezse İcra ve iflas Kanununun 133 üncü maddesi gereğince ihale feshedilir, ihaleye katılıp daha sonra ihale bedelini yatırmamak sureti ile ihalenin feshine sebep olan tüm alıcılar ve kefilleri teklif ettikleri bedel ile son ihale bedeli arasındaki farktan ve diğer zararlardan ve ayrıca temerrüt faizinden müteselsilen mesul olacaklardır. İhale farkı ve temerrüt faizi ayrıca hükme hacet kalmaksızın dairemizce tahsil olunacak, bu fark, varsa öncelikle teminat bedelinden alınacaktır. 5- Şartname, ilan tarihinden itibaren herkesin görebilmesi için dairede açık olup gideri verildiği takdirde isteyen alıcıya bir örneği gönderilebilir. 6- Satışa iştirak edenlerin şartnameyi görmüş ve münderecatını kabul etmiş sayılacakları, başkaca bilgi almak isteyenlerin 2013/4 Satış sayılı dosya numarasıyla müdürlüğümüze başvurmaları ilan olunur. 05/03/2014 BASIN: 18200 (www.bik.gov.tr)

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de


halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Temel sorun dağıtım aygıtında

KURULUŞ 1921

Golgi aygıtı tüm ökaryotik hücrelerde bulunan hücre içi membranlar sisteminin bir bölümüdür. Hücreler büyük miktarlarda değişik makromolekül sentezler. Golgi aygıtı bu makromoleküllerin hücre sekresyonu (Ekzositoz) veya hücre içi kullanım için paketlenmesinde, türlerine göre ayrılmasında ve modifiye edilmesinde (değiştirilmesi) bü-

21 MART 2014 CUMA

ALZHEIMER kaçınılmaz son değil A

lzheimer Hastalığı (AH); beynin, öncelikle hafıza olmak üzere, tüm bilişsel fonksiyonlarında ilerleyici kayba neden olan ve mikroskopik olarak beyinde anormal protein birikmesiyle karakterize bir hastalıkdır. Halk arasında “bunama” olarak bilinen “demans”; “hafıza, lisan, aritmetik, karar verme yetisi, dikkat ve diğer bilişsel fonksiyonlarda ilerleyici kayıp” demektir. AH’dan dünya genelinde 35 milyon kişinin etkilendiği bildirilmiş, bu rakamın 2050 yıllarında ise 115 milyon kişiye ulaşmasının beklendiği önemle vurgulanmıştır. Ülkemizde tahmini Alzheimer hastası sayısının 250 bin dolayında olduğu öngörülmektedir. İlerleyen yaşla birlikte, AH’nın görülme sıklığı artar. Ancak bu demek değildir ki; AH, normal yaşlanmanın kaçınılmaz bir sonucudur. Normal yaşlanma sürecinde beyinde yapısal bir takım değişiklikler olmasına rağmen, bilişsel/zihinsel yetilerde belirgin bir kayıp söz konusu değildir. AH, ruh sağlığı ile ilgili bir hastalık olmadığı halde; hastalığın seyri süresince psikiyatrik bulgular eklenebilir. Örneğin hastalar olmayan şeylerden bahsedebilir, onları gördüğünü, işittiğini söyleyebilir. AH’nın kesin nedeni henüz bilinmemekle birlikte riski artıran bazı durumlar vardır; risk faktörlerinin içinde birinci sırada yaşlanma (65 yaş üzeri) gelmektedir. Ayrıca bazı genetik özellikler,

AH’nın ortaya çıkışını kolaylaştırır. Ailede Alzheimer hastası bulunması önemli bir risk faktörüdür. Stres ve depresyon bağımsız risk faktörleridir. Ayrıca düşük eğitim düzeyi, kronik alkolizm, kafa travması, damar hastalıkları, kalp hastalığı, hipertansiyon risk faktörleri olarak bildirilmiştir.

Her Alzheimer hastasında bunama vardır ama, her bunamalı hasta Alzheimer hastası değildir. Çünkü, bunamaya neden olan birçok başka hastalık olduğu biliniyor. Alzheimer ise, en sık görülen bunama tipidir

Amaç golgi aygıtının parçalanmasını önlemek Michigan Üniversitesi’ndeki bilim insanları, Alzheimer hastalarının hepsinde parçalanmış hale gelen ve hastalığın büyük nedeni olan golgi aygıtını nasıl onarabileceklerini öğrendiklerini ifade etmişlerdir. Bu mekanizmanın anlaşılmasının Alzheimer hastalarının beyinlerinde hücreleri öldüren ve hafıza kaybına ve diğer Alzheimer belirtilerine sebep olan amiloid plak oluşumunun engellenebileceğine yardım edebileceğini de vurgulamışlardır. Araştırmacılar golgi aygıtı parçalanmasının arkasında yatan moleküler işlev ile ilgili buluşlarını ve golgi aygıtını kurtarmak için iki teknik geliştirdiklerini rapor etmişlerdir. Michigan Üniversitesi’nde Moleküler Hücresel ve Gelişimsel Biyoloji Doçenti Dr. Yanzhuang Wang, bu stratejiyi hastalığın gelişim sürecini yavaşlatmak için kullanacaklarını planladıklarını vurgulamıştır. Ayrıca Alzheimer hastalığında plakların neden çok hızlı oluştuklarını daha iyi anladıklarını ve plak oluşumunu yavaşlatacak

bir yol bulduklarını da ifade etmiştir.

Suçlu peptit bulundu Dr. Wang bilim insanlarının Alzheimer hastalarının nöronlarında golgi aygıtının parçalanmış olduklarını uzun süredir bildiklerini, ancak bugüne kadar bu parçalanmanın neden ve nasıl olduğu ile ilgili bilgilerinin olmadığını ifade etmiştir. Golgi parçalandığında, moleküller yanlış adreslere giderler veya hiç gidemezler. Michigan Üniversitesi araştırmacıları Alzheimerlıların beyinlerindeki hücreleri öldüren plakların oluşmasında birincil suçlu olan Abeta peptitlerinin birikmesinin; Golgi aygıtı parçalanmasını Golgi’nin yapısal proteini olan GRASP65 i değiştiren cdk5 (siklin bağlı kinaz-5) adlı bir enzimi aktive

ederek tetiklediklerini göstermişlerdir. Araştırmacılar çalışmalarında “A-beta birikiminin Golgi parçalanmasını GRAP65 gibi Golgi yapısal proteinini fosforile eden ‘cdk5’i aktive ederek tetiklediğini” yazmışlardır. Araştırmacılar ayrıca “cdk5’in engellenmesi veya fosforile olmayan GRASP65 mutantlarının ifade edilmesinin (ekspresyon) Golgi yapısını kurtardığını ve Abeta sekresyonunu azalttığını” belirtmiştir. Çalışmalarının Golgi parçalanmasına moleküler bir mekanizma ile açıklık sağladığını ve “Amiloid Prekürsör (öncü) Peptit (APP) trafiği ve işlemindeki etkisinin; Golginin Alzheimer hastalığı için olası bir ilaç hedefi olduğunu” gösterdiğini de önemle vurgulamışlardır.

tünleyici bir göreve sahiptir. Golgi aygıtı öncelikli olarak granüllü endoplazmik retikulumdan gelen proteinleri modifiye eder ve aynı zamanda lipitlerin hücre içinde taşınmasını ve lizozomun oluşumunda görev alır. Bu bakımdan Golgi aygıtı postaneye benzetilebilir; hücrenin çeşitli yerlerine yollayacağı materyalleri paketler ve etiketler.

Prof.Dr.Coşkun ÖZDEMİR coskunoz@superonline.com

caba nasıl bir toplum içinde yaşıyoruz? Bir tarafında tiyatroları konserleri operaları, modern balesi, plajları şık zarif insanları ile modern bir toplum. Öteki tarafta inanılmaz sağlıksız, ilkel çağdışı gösterilerin yer aldığı bir toplum. Bir üniversite profesörü “örtünmeyen kadınlar fuhuşu davet ederler” buyuruyor. Başka bir üniversite profesörü müziğin haram olduğunu, kadın sesi varsa onu dinlemenin günah olduğunu söylüyor. İstiklal Harbi diye bir şeyin olmadığını, Yunan ordularının tek kurşun atılmadan çekildiğini, illerimizin kurtuluş bayramlarının uydurma şeyler olduğunu ileri süren, yazan gazeteciler var. Meclis kapatan, Taif’de Mithat Paşa’yı boğdurtan Sultan Abdülhamit’e bir üniversitemizde doktora ünvanı veriliyor. Bir müftü, kız erkek öğrencilerin beraberliğini görünce “İlimize üniversite geldi ahlaksızlığı da beraberinde getirdi” diyor. “Üniversitelerin adını değiştirelim buraya imam Hatip müfredatı getirelim” diyen profesör ve rektörlerimiz var. Spor ve futbol dünyamıza bakarsak küfürcü, tahripkar, kavgacı, yakıp yıkan bir gençlik görüyoruz. Koca koca heybetli klüp başkanları bir araya gelip “biz taraftarlarımızı seviyoruz, onların desteği bizim için çok önemli ama biz küfürbaz, tahripkar kavgacı, sahaya şişe, bozuk para, çakmak taş sopa atan fanatikler istemiyoruz” diyemiyorlar. Ama Erdoğan söylemleri futbol dünyamızda sevindirici bir devrime yol açtı. Hiç olmazsa özgürlüklerden yana iktidar despotizmine karşı, 34’üncü dakikalarda birlikte oluyor, birlikte yürüyüşler yapıyorlar. Alkol savaşı açan iktidar milyonlarca çocuk gelinle, töre cinayetleri, kadın cinayetleri ile ilgilenmiyor. Çalınan milyonları da

A

Toplum sağlığımız üzerine

umursamayan, “Onlar inanmayanlardan alınmıştır, haram sayılmaz” diyenler var.  Bu akıl ve vicdan dışı zırvaları nasıl üretiyor bu toplum? Nasıl bir toprak bu? Türkiye’nin büyük düşünürü Doğan Kuban, “İpe sapa gelmez konuları sabah akşam tartışan beyin yıkamalara maruz bir toplum” dan söz ediyor. “Milyonlarca hilekar, iki yüzlü, riyakar, yolsuzluklarla iç içe insanla birlikte yaşıyoruz” diye ekliyor. Haklı değil mi? Bu yargılara itiraz edecek sağduyu sahibi bir insan olabilir mi? Abuk sabuk şeyler yerine bu tehlikeli gidişi tartışmalı ve çareler aramalı değil miyiz? Memleketin Başbakanı ısrarla ve inatla ayni yalanları tekrarlıyor. Bir mitingde Berkin çocuğumuzun annesini yuhalatıyor. Başbakanla birlikte bu topluluğun ruh sağlığı yoksunluğundan kaygı duymaz mısınız? Nasıl bir vicdandır bu? Ya yıllardır süregelen Cumhuriyet yıkıcılığını izleyen, bu vurgun soygun, rüşvet, çalma çırpma olaylarından sonra hala bu iktidara destek olanlara, onu savunanlara ne dersiniz? Burada çok ciddi bir mantık, muhakeme, akıl sağlığı ve ahlak sorunu yok mu? Bunlar, yadsınamaz gerçeklerimiz. İrrasyonel, çağdışı görüşler, düşünceler, eylemler üreten hastalıklı bir zeminde yaşamaktayız. Atatürk “Asıl düşman memleketimin üstünü örten ortaçağ karanlığıdır, aklımızın süngüleri ile ondan kurtulmayı başaracağız” diyordu. Bugün büyük bir silkinişe, cehalete ve ilkeliklere karşı güçlü bir aydınlanma savaşına ihtiyacımız var. Not: Özgürlüğe kavuşan Silivri direnişçilerine selam, sevgi, saygı...


Aydinlik 20140321