Issuu on Google+

Reklam rüşvetiyle gizlenen ölüm Bilal’e 10 milyonluk kıyak TÜRGEV’e bağlı Hayriye-Cemal Gülbaran Yurdu’na İstanbul Belediyesi’nce bedelsiz arsa ayarlandığı ortaya çıktı Kartal Belediyesi’nden takasla alınan arazi, bedelsiz olarak Bilal Erdoğan’ın başında olduğu TÜRGEV’e tahsis edildi. Kartal Belediyesi’nin iş bitirme belgesinde 9 milyon 102 bin TL olan arazi bedelinin, TÜRGEV’in belgesinde 10 milyon 827 bin 600 TL Emine Erdoğan’ın anne ve babasının adını taşıyan yurdu Başbakan açmıştı. olarak geçmesi dikkat çekti. 7’de

Erdoğan Polat

Dershane parası biriktirmek için Van’dan geldiği İstanbul’da Torunlar İnşaat’ın binasından düşerek ölen Erdoğan Polat’ın haberinin basında yer almaması için şirketin, gazetelere “reklam verme” teklifinde bulunduğu ortaya çıktı. Reklamı alan gazeteler Polat’ın acı öyküsüne sayfalarını kapattı.

Mustafa MUTLU’nun yazısı 3’te

SBS KURULUŞ 1921

SONUÇLARI İPTAL EDİLDİ

19 NİSAN 2014 CUMARTESİ - 75 KURUŞ

3

SATIŞA İŞGALLİ YANIT

AKP hükümeti, Yeniköy ve Kemerköy Santrallarını yandaş şirketlere sattı. Ankara’da direnen işçiler barikatları yıktı. Yatağan’da ise işçiler santralı işgal edip giriş-çıkışı kapattı



10 Nisan’dan bu yana özelleştirmeleri engellemek için Ankara’da kamp kuran Yatağan, Kemerköy ve Yeniköy Termik Santralı işçileri polisin kurduğu barikatları yıkıp satış ihalesinin görüşüldüğü Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na dayandı. TOMA ve biber gazıyla saldıran Çevik Kuvvet, işçiye geri adım attıramadı.



Özelleştirme binasını TOMA’larla koruyan polis, Kurtuluş Parkı’ndaki işçileri ablukaya aldı. Atlı polislerle işçileri dağıtmaya çalıştı.

İşçiler santralları işgal etti

Özelleştirme haberini alan işçiler Yatağan’da iş makineleriyle santralı kapattı.

Dokuz soruda MİT Yasası

Seyitömer’de işçiler kazandı Termik santral işçileri şirketin binasını bastı. Patron pes etti ve işten atılmaları durdurduğunu söyledi.

BAŞYAZI

Uyuz tazılar aslanları nasıl yeniyor? “Tayyip Erdoğan’ı yıkacağız” diye F tipi örgüte asker olanların, kendi kurumlarında nasıl bir tahribat yarattığı kamuoyunun malumu. Bu çizginin yanında, “PKK açılımı”na “ben daha iyi açılırım” denilince vatanseverlik, TC’yi bile kaldıran Tayyip Erdoğan’a bırakılmış oldu. Stratejik hata! F tipi eksen ülkemizin Cumhuriyetçi birikiminin zihnini, Cumhurbaşkanlığı koltuğunu kendi aralarında ihaleye verenlerin işgaline açtı. Yani; ses çıkarmayalım da beyefendilerin itiş kakışını izleyelim! F tipi ve Tayyip Erdoğan kapışmasında taraf tutmaya odaklananlar Türkiye’yi birleştirecek bir Cumhurbaşkanı adayı belirleme çalışması yürütmek yerine Cemaat’in beğeneceği adayların etrafında dolanır oldu. Meral Akşener planı gibi... Başka bir örnek... Anayasa Mahkemesi’nin hukukçu olmayan başkanı Haşim Kılıç’ın, İBDA-C lideriyle birlikte “İslam Devrimi için silahlı mücadele” çağrısı yaptığının fotoğraflı kanıtını yayınlayınca bazı “Atatürkçüler”imiz bize kızdı! Nasıl olur da Kılıç’a laf söylermişiz! Doğu Perinçek’in, Cemaat uyarılarının önemi şimdi daha iyi anlaşılmıyor mu? Kavganın Tayyip Erdoğan’la Cemaat arasında değil, her iki gerici odakla halk arasında olduğunu belirleyenler, kendi siyasetleri ve tercihleriyle hareket eder. Zulm-ü cehalet’in sonu böyle gelir... ilkeryucel@aydinlikgazete.com

M. İlker Yücel

Atatürk gençliği 23 Nisan 2013’te Anıtkabir’ de bir araya gelecek. ADD’nin ardından Türkiye Gençlik Birliği (TGB) Genel Başkanı Çağdaş Cengiz de yurttaşları o gün Arslanlı Yol’da buluşmaya çağırdı. Cengiz, bayramı tüm Türkiye’de coşkuyla kutlayacaklarını, merkezi kutlamanın ise Ankara’da olacağını söyledi. 7’de

Fikret OTYAM 2’de

Gemicie doymuyormu!

Mehmet Ali GÜLLER 9’da

Yıldırım KOÇ 6’da

Kapitalizmin cehenneminde...

Kan kusturan devlet

Gül’den Köşk’e adaylık mesajı 

MİT, teşkilatı Tayyip Erdoğan’ın özel örgütü haline getiren yasaya yönelik eleştirilere karşı savunmaya geçti. MİT kaynaklarının yasanın gerekliliğini savunan açıklamalarını Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. Sait Yılmaz’a sorduk. “Kanunsuz işler örtülmeye çalışılıyor” diyen Yılmaz, 9 soruda MİT Yasası’nı yorumladı. 8’de

Abdullah Gül’ün ‘Gelecekle ilgili siyaset planım yok’ sözleri Ankara kulislerinde ‘Gül Başbakanlığı değil, Çankaya’da devam etmek istediğini ilan etti’ şeklinde yorumlandı Gül şöyle konuştu: “Gelecekle ilgili siyaset planım yok. Bugün Cumhurbaşkanı olduğum için bazı konuları açık konuşmak beni sınırlıyor. Ben bağımsız bir şekilde siyasete girmiş bir insan değilim, hep birlikte karara varacağız. Gördüğünüz gibi çeşitli istişareler, çeşitli temayül çalışmaları Abdullah yapılıyor.” 10’da Gül

Bir ömrün tutkulu anlatıcısı: GABO Hayata gözlerini yuman Gabriel Garcia Marquez’in yüzü bir yanıyla Batı’ya dönüktü. Farklı kültürlerin izlerini sürdü. Yazdıkça kendi önünü açan, gittikçe keşfeden bir anlatıcıydı. 17’de

11

Gültan Kışanak

Kışanak’tan AB sopalı özerklik dayatması “Diyarbakır’da çıkan petrolden pay alacağız” sözleriyle tartışma yaratan Diyarbakır Belediye Başkanı Gülten Kışanak, dün de “Türkiye altına imza attığı AB Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’yla özerklik hukukunu kabul etmiş oluyor” dedi. PKK yayın organları, açıklamayı “mali özerklik” hazırlığı olarak değerlendirdi. 9’da ISSN 2146-2356

Türkiye Maden-İş Yatağan Şube Başkanı Süleyman Girgin, “Özelleştirme Suç Örgütü diyebileceğimiz binada vatanın birkaç parçası birden satılıyor. Santrallarımız yandaşlara peşkeş çekiliyor. Bizler halkımızla birlikte bu savaşı kabul ediyoruz ve hodri meydan diyoruz. Bu savaşı biz kazanacağız” diye konuştu. 6’da

Gençlik Anıtkabir’e akın edecek


Hazırlayan: Özlem KONUR USTA

19 NİSAN 2014 CUMARTESİ

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Fikret

OTYAM

A

nkara- Burak Erdoğan var ya Recep Tayyip’imizin oğulcuğu, filosuna 15 milyon dolarcık değerinde ve ‘PENYEZ’ adında bi gemicik daha eklemiş! Eski adı ‘Pasific Chikusa’ olan Kore yapımı iş bu gemicik 141 metre uzunluğunda imiş. Bizim Derya Derviş bi güzel bulmuş ve yazmış bu haberi bakın şu ayrıntıya, 9994 groston ağırlığında kuru yük gemisi imiş, yetmedi 4 ambarı ve de 3 vinci var imiş. Gemi filomuzun bu yeni yetmesi en son olarak Hindistan’ın Sanghi Limanı’ndan mal almış, Birleşik Arap Emirliği’ne bağlı Mina Saqr Limanı’na doğru Hint Okyanus’nda yol alıyormuş.

Burak Erdoğan filosuna 141 metre uzunluğunda bir gemicik daha eklemiş! Başbakanımızın bu çalışkan ve oyuncak gemiciklere meraklı oğulcuğu Burak Erdoğan’a tıpkı birisi gibi ulusca el kaldırıp ‘141 kere maaşallah’ dememiz içindir bu 141

GEMİCİĞE DOYMUYORMUŞ! du Özgen can bi an durdu ve yanıtladı: “52” 52 yıl bu, yarım asırdan fazla yalansız dolansız bi dostluk, arkadaşlık... Mayıs 1960’da ikinci kızım İrem olmuştu, camdan izliyoruz her yanı hortumlu, serumlar veriliyor, bebek kıvrıntılar içinde, gözyaşlarımı tutamadım ve baktım Özgen de bana eşlik ediyor! Bizler Cumhuriyet Gazetesi’nin Ankara Bürosu çalışanlarındanız... Özgen gene aynı konuyu açıverdi, soruya da bakın, “ Deniz Gezmiş’le anılarımı neden yazmı-

Başbakanımızın bu çalışkan ve oyuncak gemiciklere meraklı oğulcuğu Burak Erdoğan’a tıpkı birisi gibi ulusca el kaldırıp “141 KERE MAAŞALLAH” dememiz içindir bu 141... Bi 141 daha vardı evli, eşi 142 diye anılır idi, uzun zaman önce, ikisi de yasayla öldürüldü... Türk aydınına çok ama çok acılar çektirdilerdi... Allah taksiratlarını af eyleye!

Adam “meil” çekmiş serginin açıldığı 10 Nisan’ın ertesi akşam uzunca bi ev adresi eğer gitmezsek ölünceye kadar affetmeyecekmiş! Haklı ama, bu can tekerlekli koltuğuyla ikinci kata nasıl çıkacaktı? Beyefendi açmış bilgisayarın bilmem neresini orada ne kadar demlenme yeri varsa kaç basamağa sahip olduklarını bi güzel sormuş iyi mi? Sergimizin kapanacağı saatte gelip bizi aldı, bir konuk daha vardı, PEKER SANAT sorumlusu ressam Sami Gedik. Sonuçta, kaldığımız otelde karar kılındı bitişiğindeki “Urfa Kebapçısı”ndan kebaplar geldi, bilmem ne eşliğinde anıların gözüne gözüne vuruldu!.. Birbirimize can gözüyle bakıyoruz, nasıl bakılmasın, bu can sor-

den kurduğu “10’lar Grubu”ndan iki kişi kaldık, Turan Erol ile bu satırların yazarı 88’lik Otyam!

LÜTFÜ’NÜN ‘PİS’ HUYU! Peker Sanat kurucusu, resim sevdalısı belirli yerlerde itina ile saklanan neredeyse müzelik yapıtların sahibi Erhan Peker de bizimle beraber. Galerinin kapanma anı gelince Erhan Peker bizleri Ankara’nın en ünlü balıkçısına davet etti... Orada neredeyse on beş basamak var, hava yoluyla masaya getirildim!.. Masa sanki denizde kurulmuş!.. Tuval üzerine akrilik ve yağlıboya, 125x200 cm, 2013.jpg

Sami Gedik’in fırçasından, 2013... Fikret Otyam ve Güzel Sanatlar Akademisi’nden 70 yıllık arkadaşı Prof. Turan Erol.

EYVAAAH... SOYGUNUN ÖNÜ AÇILMIŞ!

NEDİR ŞU ‘CUMHURİYET’Çİ ÖZGEN ACAR’DAN ÇEKTİĞİM?

bagajdan arabam çıkarıldı ressam Sami can, hiç üşenmeden yine itip durdu arabamı, her zaman ki gibi kapıyı gören makamıma park edildim... Ve uzağımdaki kapı açıldı bi bayan ve yanında kısa boylu birileri, ışık arkadan geliyor. Birden ayıldım gelen onlar, evet yüzde yüz onlar ve arabamı ayaklarımla iterek onlara doğru gitmeye çalışıyorum bi yandan haykırıyorum: “Lütfüüüü... Lütfüüüüü” Hayret bi şey en ufak tepki yok! Arabayı durdurdum artık bi

Tuval üzerine akrilik ve yağlıboya 127x197 cm, 2013

HAYIRLARA VESİLE OLACAK YOL ALMALAR VE BOYU NEDEN 141 METRE?

Ya Hu, soygunun önü kapalıyken bile ne şeyler yememiş miydi ey millet? Bi de önü açılınca olacakları düşünün! Peşinen özür dilerim biraz şifreli olacak BDDK’nın yeni derlemesini eleştiren TÜKODER hükümetin tüketicinin sesine kulak tıkadığını, BDDK’nın da aldığı kararlarla bankaları kayırdığını savundu! BDDK’ya selam eder TÜKODER’in gözlerinden öperim...

MİT arıyor, Emniyet arıyor, jandarma arıyor yetmedi CİA arıyor, FBİ arıyor bulunamıyor! Aranıp da bi türlü bulunamayan kaçırılan dört ABD’li subaydan haber, ailelerine mektuplar... TRT’ye okunması için bildiri... Hiç aklımdan çıkmaz saat tam 17.55. Aynı bulvar üzerinde Amerikan Haberler Merkezi ve orada Türk müdür bi can adam “Doğan Poyraz ağabeye telefon: “Doğan abi aman çıkma... Sakın çıkma hemen geliyorum...” Doğan ağabey benden çok çeker, bazen fotoğraflarımı oranın

yor muşum, tarihe tanıklık etmemem doğru mu falan... Özgen de biliyor bazı olayları... Anlattı, bi şey olmuş “Türk Hava Yollarına kadar gideceğim” deyip bürodan fırlamışım.

NEDENDİ BU FIRLAYIŞ? BÜRODA İKİ DE SİVİL POLİS VAR! Onlara ilişkin haberler aşağı yukarı hep bizden! Nereden mi geliyor, kapının altından atıyorlar ve dışarda da polisler var! İşte bu ortamda on üç on dört yaşlarında bi çocuk “Fikret ağabeye bişey verecem “der demez suratına tokadı patlatım “Ulan anan seni arıyor sen babandan söz ediyon” ve kulağından tutup kahve ocağına sokuverdim. Getirileni okudum, paramparça ettim çöpe attım. İşte o satırlar. “THY çöplüğünde” Bürodan fırladım yazılan yere varıp elimdeki gazeteleri atarken o zarfı alıverdim çöp kutusundan...

O ZARFI KAHVE OCAĞINDA AÇANDA DELLENDİM!

efendi fotoğrafçısı Hasan, pırıl pırıl basardı...

DOĞAN AĞABEY BEKLİYOR... Göz göze geldik, “Fotokopi makinasına gidelim Doğan abi...” Gittik, koynumdan çıkardıklarıma bakınca rengi sapsarı oldu! Fotokopinin başına geçtik... “Doğan abi beş baskı bana, asılları sana...” Böyle anılar, eskimiş deyimle “Üst üste çekilmiş fotoğraflar gibi” Eskiden bazı fotoğraf makinaları üst üste çekerdi de! Şimdi sevgili halkıma bakıyorum bi elleri hep kulaklarında, çoğunluğu da telefonlarını karşılarındakine tutuyor vesselam! A sevgili Özgen, bu canın 52 yıllık dostu arkadaşı seni, seni nasıl kırarım? Ama bu anılarımı öte dünyada yayınlanan bi gazetede “tefrika” edeceğim, n’olur bağışla beni...

REKOR ARKADAŞLIK 70 YIL! 16 Nisan Çarşamba saat onaltı suları kızım Elvan, dializ merkezinden gelip aldı Peker Sanat önünde uygun bi yerde park etti,

adım kaldı, gülümseyen bakışlar ve eğilip, sarmaş/ dolaş... Evet evet bu... Bu... 70 yıllık arkadaşım iyi ressam Lütfü Günay, yanındaki de sanatçı eşi Ülkü... Bacağımı sıkıştırdım, rüya değil! Eşi Ülkü, soluna oturdu, Lütfü’yle bakışıyoruz, 70 yıl öncesi gibi gülümseme içinde... Eşi Ülkü, söylenenleri onun sol kulağına aktarıyor, anlaşılıyor ki bu 90 yaşındaki arkadaşımın kulakları artık görevini yapmıyor! Canı sağ olsun... 1944 yılında tanışmamızı anlatıyor usul usul... Eski adıyla İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi sınavlarında... 1943’den beri “Misafir Talebe” olduğumdan sınav umurumda değil! Dolaşıyorum, Turan Erol’muş adı... Harika bi desen... Kendimi tanıttım hiç unutmam ilerde bir delikanlı var, sınav kağıdında adını okudum. Orhan Peker’miş, yanına gidip tanıştık... Yıllar içinde bizler “Sacayağı”idik ve bu büyük ressam Orhan Peker’i kendi elimle toprağa vereceğimi nereden nasıl bilebilirdim? Hocamız o değerli güzel insan Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun atölye-

“Mayi”ler de var, ama gel Lütfü’ye anlat! Nuh diyor peygamber demiyor!.. “Lan bi yudum bira” gülerek hayırlıyor, ağzına 16 yaşında bi kez koymuşmuş, sanki eski yıllarda olduğu gibi bi yudum bile hâlâ yok!!

İÇİMDEN GELİVERDİ, İÇİMDEN HAYKIRDIM: ‘ANKARA ANKARA GÜZEL ANKARA...’ 

TÜRK YAZININ ACI KAYBI Bi de acı kayıp okudum gazetelerde, bu canın sessiz sedasız dost yazarı, ama iyi yazarı/araştırıcısı Yaşar’ın Yaşar Kemal’in has dostu Alpay Kabacalı’yı yitirmişiz... Yanmak neye yarar? Alpay’a rahmet ailesine ve sevgili kadim dost Yaşar’a başın sağolsun derim.

SİZLER... Sizler bu satırları okurken mi ne biz havada olacağız, aşağılara baktım: “İstanbul’a dediğim gibi sana da hoşça kal Ankara diyorum, hoşça kal...” Ankara, 17 Nisan Perşembe, 2014

ACİLDİR BAKIRKÖY RUH VE SİNİR HASTALIKLARI HASTANESİ/ BÖLÜM BAŞKANI SAYIN

CANBAKAN AYSUN SOYSAL VE MEHMET ALİ AYDIN EMİNİM ‘BÖBREKLERİME’ İYİ BAKILACAK...

Yıllarca omuzlarımda fotoğraf makinaları kocaman bi teyp dağ bayır dolaşıp fotoğraflı yazılar yazdım fukara halkımın halleri n’icola?

YA BU SATIRLARIN YAZARININ? Dağ bayır içmedik su

neredeyse kalmadı, gün geldi böbrek arkadaşlarım için bir hap... Bunlar birbirini izledi... Pazartesi/ Çarşamba/ Cuma yani haftada 3 kez dörder saat sırt üstü yatarak dializ aygıtına bağlanmak!

BİR OKURUM İSTANBUL’DAN

HAYKIRIYOR: ‘YAZINIZDAN YENİ ÖĞRENDİM SİZE BÖBREĞİMİN BİRİNİ VERMEK İSTİYORUM EFENDİM’ Telefonumu gazeteden öğrenmiş okurum Baki Dinçer’den, ağlamaklı oldum ısrarı karşısında... 1980’de de

kanların uyuştuğu bi böbrek haberi geldiydi hastaneden, bu can seksen yıl yaşadı onu beş altı yaşında bi bebeye uygulayınız lütfen.

UZATMAYA GEREK YOK VEFALI OKURUM BAKİ, BEYİN KANAMASIYLA HASTANEDE İMİŞ

Sonra kanama azalmış “hayati risk durumu tam anlamıyla durmasa da servise alındı, pskilojik olarak iyi olması sağlandı, yakınlarının ziyaretinden çok mutlu”. Evet sevgili canbakanlarım yani doktorlarım Soysal ve de Aydan, böbreklerim size emanet, saygılarımı sunarım. Otyam”


19 NİSAN 2014 CUMARTESİ

Hazırlayan: Osman ERBİL

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

MİLLİ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI’NIN İSTİFASI İSTENİYOR

SBS iptal, aileler isyanda

Mustafa MUTLU mustafamutlu@aydinlikgazete.com

Reklam rüşvetiyle gizlenen ölüm!

AKP döneminde şaibe, kopya ve hırsızlıkla anılan merkezi sınavlardan 2013 SBS iptal edildi. CHP’nin başvurusunu karara bağlayan mahkeme, yanlış puan hesaplanmasını gerekçe gösterdi

B

YEŞİM ÇATALTAŞ

2

013 yılında yapılan Seviye Belirleme Sınavı (SBS) sonuçları Ankara İdare Mahkemesi’nce iptal edildi. Eğitim-İş Genel Başkanı Veli Demir, “Milli Eğitim Bakanı derhal istifa etmeli” dedi. CHP İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Aydın Ayaydın ve öğNabi Avcı renci Defne Sena Uzuner, Ankara İdare Mahkemesi’ne 2013 SBS sınavının iptali için dava açmıştı. Mahkeme, 8 Haziran 2013’te yapılan ve 12 Temmuz 2013’te açıklanan SBS sonuçlarını yanlış puan hesaplanmasını Veli Demir gerekçe göstererek sınavın iptaline karar verdi.

10 yıldır yanlış sınav! Aydınlık’a konuşan Eğitim-İş Genel Başkanı Veli Demir, Milli Eğitim Bakanlığı’nın liyakatsiz, beceriksiz, bilgisiz kişilerin elinde olduğunun yargı kararıyla kesinleştiğini belirtti. “Yargı, Bakanlığa ‘Siz bu işi yapamıyorsunuz, 10 yıldır siz şaibeli sınav yapıyorsunuz, yanlış sınav yapıyorsunuz’ dedi. Bu sınavdaki tartışma netleşti. Bu netleşen sonucun bir bedeli olmalı. Bu bedel ise Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı başta olmak üzere bu

yanlış sınavdan sorumlu olan herkesin istifa etmesidir” dedi. Demir, 1 milyon 2 yüz bin öğrencinin ve velilerinin bu yanlıştan çok etkilendiğini, öğrencilerin geleceklerinin karartıldığını ifade etti. Yargının bir yıl gecikmeli verdiği kararı da eleştiren Demir, konuşmasına şöyle devam etti: “Mahkeme sonucu yeni mağduriyetler yaratılmamalı. Çocuklar, puanları yeniden hesaplanıp hak ettikleri yerlere yerleştirilmelidir. Eğitim-İş bu işin peşini bırakmayacaktır.”

MEB: Bölge İdare Mahkemesi’ne gideceğiz SBS’nin iptal karar sonrasnda MEB açklama yapt: “Olas maduriyetleri önlemeye yönelik çalmalar Bakanlmz tarafndan balatlm olup, ‘yürütmenin durdurulmas kararna bir üst mahkemede itiraz hakkmz’ da dahil olmak üzere gerekli tüm hukuki süreçleri takip edeceimizi kamuoyunun bilgisine saygyla sunarz.” MEB Müstear Yusuf Tekin de mahkeme kararn deerlendirdi: “Biz zaten 18. dare Mahkeme-

si’nin Ocak aynda ald yürütmeyi durdurma kararndan sonra, kararn gereini yerine getirdik. Dolaysyla bugünkü mahkeme karar sonras yaplacak bir ilem bulunmamaktadr. Çocuklarmz rahat olsun.” Kanal 24’e konuan Tekin’in “Yarg, kaos oluturacak bir zamanda karar verdi. Paralel yap vesaire tartmalar var. Türkiye’de kaos yaratmaya yönelik bir durum gibi görüyoruz karar” demesi dikkat çekti.

İzmir’de ortak 1 Mayıs Gündoğdu’da TUĞÇE YERDELEN / İZMİR 1 Mayıs yaklaşırken illerdeki programlar da netleşmeye başladı. Ankara’dan sonra İzmir’deki emek ve meslek örgütleri de 1 Mayıs’ı ortak kutlama kararı aldı. Türkİş, DİSK, KESK, TMMOB, Türk Tabipleri Birliği, Birleşik Kamuİş ve Türkiye Kamu-Sen’in İzmir şubeleri bu yıl 1 Mayıs’ı Gündoğdu Meydanı’nda kutlayacak. 1 Mayıs programının ayrıntılarını Aydınlık’a anlatan Türk-İş 3. Bölge Temsilcisi Hüseyin Karakoç, sadece işçi sorunlarının değil, Türkiye’nin

sorunlarının da masaya yatırılacağını söyledi ve şunları aktardı: “24 Nisan saat 11.00’de Kemeraltı girişinde kitle örgütleri ile toplanıp, el ilanı dağıtacağız. Bu ilanda 1 Mayıs kutlamasının Gündoğdu Meydanı’nda yapılacağı ve halkımızı Gündoğdu’ya çağırdığımız yazacak. 1 Mayıs günü ise saat 11.30’da Basmane girişinde toplanıp görkemli bir şekilde yürüyeceğiz. Gündoğdu Meydanı’nda program ise saat 13.30’da başlayacak. 1 Mayıs için 13 slogan hazırladık. Şirketler 1 Mayıs’a çağrı panolarını sokaklara

asacaklar.”

İstiklal Marşı’yla açılış İzmir’de programın İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayacağını ifade eden Karakoç, “İzmir’imiz ve İzmir’in il ve ilçelerinden gelen yurttaşlarımızla beraber Türk bayraklarımızla, İstiklal Marşı’nı okuyacağız. Meydanda olacak 7 kuruluş adına ortak bir konuşma yapılacak. Ortak metni DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı okuyacak. Ardından şarkılar ve sloganlar eşliğinde 1 Mayıs’ımızı kutlayacağız.

Tetiği kim çekti?

ugün size hüzünlü bir öykü anlatacağım; dershane parası biriktirmek için beş ay önce Van’dan İstanbul’a gelen 18 yaşındaki Erdoğan Polat’ın öyküsünü... Erdoğan, İstanbul’da önce bir tekstil atölyesinde çalıştı. Para kazanamayınca bir tanıdığı aracılığıyla Torunlar İnşaat’a hizmet veren bir taşeron şirkete amele olarak girdi. Mecidiyeköy’deki eski Ali Sami Yen Stadı’nın yerine yapılan dev kulelerden birinin inşaatında çalışmaya başladı. Bu arada bir arkadaşıyla Esenyurt’ta ev tuttu. Yemiyor, içmiyor, gezmiyor; Van’da dershaneye gitmesi için gereken 7 bin lirayı denkleştirmeye çalışıyordu.  Van’daki abisiyle her konuştuğunda, çalıştığı inşaatın çok yüksek olduğunu, doğru dürüst güvenlik önlemi almadan çalışmak zorunda olduklarını anlatıyor ve korktuğunu söylüyordu. Korkusu o kadar büyümüştü ki, ailesi Van’a dönmesini istedi. O da dönmeye karar verdi, eşyalarını topladı. Planlarına göre o gün, işteki son günü olacaktı. İnşaattan doğru otobüs terminaline gidecek ve İstanbul’a veda edecekti.  Evet; İstanbul’a veda etti. Hatta Van’a, Van’daki ailesine ve sevenlerine, Türkiye’ye, dünyaya veda etti Erdoğan! İşyerindeki o son gününde üst katlara çıkmak için bindiği “sepet”in halatı koptu... On beşinci kattan yere çakıldı ve olay yerinde öldü!  Erdoğan’ın ailesi haberi alır almaz İstanbul’a koştu. Ailenin acısı büyüktü ama Torunlar İnşaat da dertliydi! Bu haber duyulmamalıydı. Çünkü duyulursa proje büyük yara alabilir, milyon dolarlık daireler ellerinde kalabilirdi. Devreye hemen şirketin halkla ilişkiler ve reklam bölümü girdi. Bütün yüksek tirajlı gazeteler tek tek arandı. Gazeteleri arayan görevliler, “Üç Büyükler Ali

Sami Yen’de Buluşuyor” başlıklı kampanya ilanını o gazeteye de vermeyi düşündüklerini, ancak küçük (!) bir ricaları olduğunu söylüyordu: Erdoğan Polat isimli gencin talihsiz ölüm haberi gazeteye girmemeliydi! Aksi takdirde bu yüksek bedelli ilanı o gazeteye vermeleri mümkün olmayacaktı!  Söylemesi zor ama rahmetli Abdi İpekçi’nin gazetesi Milliyet başta olmak üzere birçok gazete ve televizyon kabul etti bu koşulu... Haberi ya hiç girmediler ya da küçük gördüler. Yayınlamakta sakınca görmeyenler ise şirketten reklam koparamayanlar oldu!  Şimdi... Arkanıza yaslanın dostlar ve düşünün: Bir yanda 18 yaşında solup giden bir hayat... Diğer yanda; onu insanlık dışı koşullarda çalıştırıp öldürenlerin, haberi engellemek için havaya savurdukları milyonlar... Ve ayrı bir yerde de para karşılığı “haber yapmaktan vazgeçen” gazeteler, televizyonlar! Siz ne düşünüyorsunuz bilmiyorum ama... Ben parayı icat edenlere küfretmekle meşgulüm!

VE İZMİR! TÜYAP tarafından düzenlenen 19. İzmir Kitap Fuarı bugün açılıyor. 27 Nisan Pazar gününe kadar açık kalacak olan bu yılki fuara yaklaşık 350 yayınevi ve sivil toplum kuruluşu katılıyor. Ben de yarın (20 Nisan Pazar) günü Fuar’da olacağım ve saat 15.00’te Kırmızı Kedi Yayınevi’nin standında Dön Kardeşim’i imzalayacağım. İzmir’deki bütün dostlarımı bekliyorum: Not: Geçen yılki Fuar’da bu yıl için vaat ettiğiniz börekleri, çörekleri unutmadım. Aç geliyorum, ona göre... :)

GÜNÜN SORUSU



Burak Can Karamanoğlu cinayetinde silahı kullandıkları belirlenen 2 kişinin tutuklanmasının ardından savcılık şimdi bir başka sorunun yanıtını arıyor: Karamanoğlu’na ateş edilen silahın tetiğine bu 2 kişiden hangisi dokundu? İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Burak Can Karamanoğlu cinayetiyle ilgili soruşturmasını sürdürüyor. Olayda kullanılan silah bulundu, Oğuz K. ve Volkan G. o silahı kullanan kişiler oldukları iddiasıyla tutuklandı. Edinilen bilgiye göre iki şüpheli de ifadelerinde silahı kullandıklarını kabul etti. Ancak savcılık şimdi Burak Can Karamanoğlu cinayetinin asli failini arıyor. Karamanoğlu’nun ölümüne yol açan atışta silahın tetiğini bu iki şüpheliden hangisinin çektiğini belirlemeye çalışıyor. Soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mesut Erdinç Bayhan’ın cinayetin asli failini bulmak için İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne yazı yazdığı ve görüntüler üzerinden olay yeri inceleme talimatı verdiği öğrenildi.

Çevik Kuvvet polisi intihar etti Beşiktaş’ta üç yıllık polis memuru 28 yaşındaki Eyüp Genç, dün öğlen saatlerinde evinde tabancayla intihar etti. Yapılan incelemede, polis memuru Eyüp Genç’in tabancasıyla başına tek el ateş ederek intihar ettiği ortaya çıktı. Olayın duyulmasının ardından Genç’in evine çok sayıda meslektaşı geldi. Evde yapılan olay yeri incelemesinin ardından ceset, Cumhuriyet Savcısı’nın talimatıyla Yenibosna’daki İstanbul Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

Uydu üzerinden tüm dünyayı sokak sokak bilgisayara taşıyan arama motoru Google Earth’te Şanlıurfa, “Kürdistan” olarak gösteriliyormuş... Sorum, ülkemizin AKP ve PKK tarafından bölündüğü gerçeğini hâlâ görmek ve kabullenmek istemeyenlere: Google da ilan etti; gerçeği kabul etmek için ille de Urfa’ya, Diyarbakır’a pasaportla gideceğimiz günlerin gelmesini mi bekliyorsunuz?

Başbakan’dan ‘hile’ye övgü! Başbakan dün partisinin İl Başkanları Toplantısı’nda konuştu ve son seçim sonuçlarını değerlendirdi: “Anadolu’da bir söz vardır: Allah düşmanın bile şereflisini versin. Öyle düşmanlarla mücadele ettik ki maalesef hepsi şeref yoksunuydu. Savaşta bile yapılamayacak şeyler vardır. Harp hiledir ama; hile,

namertlik değildir. Strateji, çeviklik, akıl ve zekâdır.” İşte; budur... “Hile yapmayı” öven bir Başbakan yönetiyor bu ülkeyi... Sahi; siz hâlâ her seçim gecesi kesilen elektriklere, trafolara giren kedilere mi şaşırıyorsunuz? Ne diyeyim; daha çok şaşırırsınız!

GÜNÜN İSYANI! Yatağan’da bulunan Kemerköy ve Yeniköy Termik Santralları dün 2 milyar 671 milyon dolara Çelikler-Kalyon Mola ortaklığına satıldı. Sıra Yatağan Termik Santralı’nın ihalesine geldi. Bu arada özelleştirmeyi protesto için 10 Nisan’dan bu yana Ankara’da bulunan işçiler, polis tarafından acımasızca dövüldü. İsyanım, bulduğu her şeyi satan ve devletin birikimini sudan ucuz paralar karşılığında yandaşlarına aktararak “sıfırlayan” iktidara: Bu peşkeşin hesabının sorulmayacağını mı sanıyorsunuz? Not: Facebook’taki TÜKETMİYORUZ’a katılımlarınızı bekliyoruz.


Hazırlayan: Gökçen BEYAZ

19 NİSAN 2014 CUMARTESİ

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

ANKARA İmsak 04:26 Güneş 05:59 Öğle 12:54 İkindi 16:36 Akşam 19:38 Yatsı 21:02 HAVA DURUMU

Ankara: 8/20

h

İstanbul: 10/16

h

İzmir: 10/17

i

Antalya: 10/18

İSTANBUL İmsak 04:38 Güneş 06:12 Öğle 13:10 İkindi 16:53 Akşam 19:55 Yatsı 21:21

i

Adana: 15/25

Diyarbakır: 9/24

d

Erzurum: 4/16

d

Sivas: 6/21

i

Tunceli: 9/21

h

Trabzon: 11/18

d

Zonguldak: 9/18

h

Bursa: 6/16

h

Konya: 8/20

g

ORMANLIK ALANLAR resmen talana açıldı

Türker

ÇIRNIK

i

İZMİR İmsak 04:54 Güneş 06:24 Öğle 13:17 İkindi 16:58 Akşam 19:59 Yatsı 21:21

ERTÜRK erturkturker@gmail.com

Barutu bitmişti

N

apolyon, savaşı kaybeden generalini yanına çağırır ve savaşı niçin kaybettiğinin hesabını sorar. Generali Napolyon’a “Size savaşı kaybetmemizin mazereti olabilecek en az 10 haklı gerekçe sayabilirim. Birincisi; barutumuz bitmişti” diye başlangıç yapar. Bunun üzerine Napolyon, generaline “Yeter, daha başka bir şey söylemene gerek yok” der. 30 Mart yerel seçimlerinden sonra günlerdir “CHP bu seçimde niçin başarılı olamadı, hatta niçin bu kadar kötü sonuç aldı?” diye yazılıyor, değerlendiriliyor ve yorumlanıyor. Gerçekte CHP’nin son seçimlerde kötü sonuç almasının gerekçesi olabilecek çok şey sayılabilir: Halkta umut yaratamadılar, alternatif olamadılar, yanlış seçim stratejileri uyguladılar, kampanyayı “karşı tarafın hırsızlığı” üzerine inşa ettiler ama hırsızlığı tescilli bazı insanları aday yaptılar, projeleri varmış gibi bir algıyı halkta oluşturamadılar ve sandıkları kontrol altına alamadılar.

Petrol boru hatları, enerji santralları, petrol ve doğalgaz aramaları için orman katliamının yolunu açan yönetmelik Resmî Gazete’de yayımlandı

İnancını kaybetmişti! CHP’nin başarısızlığının gerekçesi olabilecek daha çok şey sayılabilir. Ama bu başarısızlığın gerçek nedeni CHP’nin daha seçimler öncesinde biten barutuydu! CHP üst yönetimi kurucu ideolojiye olan inancını, birbiriyle olan dayanışmasını ve 6 Ok ile somutlaşan ilkelerine olan sadakatini kaybetmişti. İnanç olmayınca enerji olmuyor, örgüt motive edilemiyor ve ortak hedefe yöneltebilmek asla mümkün olmuyor. Seçimin rakamsal verilerine sağdan da baksanız, soldan da baksanız, ne yaparsanız yapın sonuçlar CHP için tam anlamıyla bir hezimettir. Bunun hesabını Genel Merkez yapılacak Kurultay’da örgüte ve halka vermeli, yanlış stratejinin sorumluları gitmeli ve kan değişikliği yapılmalıdır.

Başarı, kazanılmamış hediye edilmiştir Biliyorsunuz bazen futbol maçlarında da olur. Maçı kazanan iyi oynadığından ve başarılı olduğundan değil, rakibinin iyi olmamasından, maçı kazanabileceğine olan inançsızlığından ve yanlış oyun kurgusundan dolayı kazanır. Yani kazanan, maçı almamış; kaybeden, yaptığı fahiş hatalarla maçı zorla ona vermiştir. Evet, geçen seçimlerde görece başarı AKP’ye CHP tarafından hediye edilmiştir. Geçen hafta yine bugün (12 Nisan 2014) İstanbul Caddebostan’da Kemalist Halk Partililer, Onuncu Köy Derneği ve Cumhuriyet Kadınları Derneği’nin ortaklaşa düzenlediği Ulusal Uyanış Paneli’ne CHP Milletvekilleri Nur Serter, Birgül Ayman Güler ile Nasuh Mahruki ve Can Ataklı’yla beraber katıldım. Konu ister istemez CHP ve seçim sonuçlarıydı. Panel sonunda katılımcılar tarafından sorulan sorular da bu konuda yoğunlaşıyordu. Zaten salonu dolduran insanların yüzde 95’inin CHP’li olduğunu ve kerhen de olsa son seçimlerde CHP’ye oy verdiği kolayca anlaşılabiliyordu.

Ahlaksızlığın ve ihanetin hesabı verilmeli! Panelden ittifakla çıkan en önemli sonuç; CHP’nin yanlış seçim stratejisi uyguladığı, halka çokbaşlı bir görünüm verildiği, partinin ideolojisinden uzaklaşıldığı, Cemaat’le ittifak yapıldığı, AKP’leşerek oy artımının planlandığı, ilkesiz ve gayet Makyevelist (Başarıya giden her yol mubahtır) aday tespit sürecinin olduğuydu. Türkiye Cumhuriyeti’ni dönüştürmek, ele geçirmek ve rejim değişikliği yapabilmek maksadıyla siyasetçimize, askerimize, aydınımıza, gazetecimize kumpas kuruluyor, yurtseverlerimiz ve masum insanlarımız zindanlara atılıyor. Bu kumpasın bir numaralı tetikçisi olan Cemaat’in daha doğru bir ifadeyle F Tipi Örgüt’ün olduğunu sağır sultan bile biliyor. Ama siz bu örgütle başarıya giden her yol mubah yaklaşımı içinde işbirliği yapıyorsunuz! Bu ahlaksızlığın ve ihanetin hesabı mutlaka verilmelidir!

Raspa yapılmalı! Panel sırasında Güler CHP’yi balinaya, Cemaati de onun vücuduna yapışan kabuklu deniz canlısına benzetti. Bu konuyu bilen bir denizci olarak kendisine katılıyorum. Balina, vücuduna yapışan bu kabuklulardan kendini temizleyemez ise vücudu ağırlaşır ve ölüm kaçınılmaz olur. Bu nedenle CHP üzerine yapışan ve bünyeye uyumsuzluk gösteren bu kirlenmeden raspa yaparak (kazıyarak temizleme) arınmak ve Atatürkçü çizgiye oturmak zorundadır. Niçin Nur Serter, Birgül Ayman Güler, Dilek Akagün Yılmaz ve Emine Ülker Tarhan gibi partinin yüz akı sayılabilecek isimler yönetimde yoktur da, Atatürk düşmanları, 6 Ok’un modasının geçtiğine inananlar, CIA ajanları, Cemaatçiler, Türk Ulusal kimliği ile barışık olmayanlar ve geçmişinin ekonomik olarak hesabını veremeyecek insanlar yönetimde etkindir; bunun bir yanıtı olmalı? Bugün Sessiz Çığlık eylemi için saat 13.00’te Trabzon Meydan Parkı’nda olacağım. Saygılar sunarım.

R

esmî Gazete’nin dünkü sayısında yayımlanan Orman Kanunu’nun 16, 17 ve 18. maddelerinin uygulanmasına ilişkin yönetmelikler ile, ormanlık alanlarda enerji üretim santralları, petrol ve doğalgaz boru hattı ve arama tesislerinin kurulmasına izin verilmesinin önü açıldı.

Tünel, teleferik hattı, liman... Yönetmelik hükümleri uyarınca ormanlık alanlarda ayrıcahaberleşme tesislerine; işletme

ve yeraltı doğalgaz depolanmasına ilişkin tesisler ile eğitim ve spor tesislerine; yol, liman geri hizmet alanı, havaalanı, demiryolu, teleferik hattı, tünel gibi ulaşım tesislerine izin verilebilecek.

Yurt yapılabilecek Ayrıca, özel yükseköğretim kurumları dışındaki üniversite ve yüksekokulların, ormanlık alanda eğitim ve araştırma amaçlı tesisleri yapmasına izin verilecek. Öte yandan izin sahibi yükseköğretim kurumu veya

YURTKUR Genel Müdürlüğü aynı alanlarda yurt yapabilecek.

Balık tesisi, define araması Bunların yanında, ormanlık alanlar içinde, balık üretim tesislerine, odun kömürü gibi işletilmesinde ağaç kullanılan ocaklara, define aramasına, arkeolojik kazı ve restorasyon yapılmasına da izin verilebilecek. Buna karşılık, arkeolojik kazı ve restorasyon yapılması için yalnızca Kültür ve Turizm Ba-

kanlığı izin verebilecek. Ormanlık alanlarda kurulmasına izin verilen tesislerin kontrol ve denetimleri de “serbest yeminli ormancılık büroları”na yaptırılacağı hüküm altına alınan yönetmelikte şöyle deniliyor: “Ancak su isale hattı, baraj, gölet, doğalgaz boru hattı, petrol boru hattı, elektronik haberleşme sistemlerine ait baz istasyonu, enerji nakil hattı, yol, telefon iletim hattı izinlerinde saha kontrolleri yatırım tamamlanıncaya kadar her yıl, yatırımın tamam-

Şanlıurfa’da olaylı yıkım: 9 yaralı

lanmasını takiben sonu sıfır ve beş ile biten yıllarda yapılır.” Ormanlık alanlarda kurulmasına izin verilen tesislerde patlayıcı madde depolanması halinde çevre güvenlik alanları için yer üstünde de emniyet sahasına izin verilebileceği de belirtilen yönetmelikte, “Ormanlık alanda olmayan yer üstündeki patlayıcı madde depolarına çevre güvenlik alanı için izin verilebilir. Ormanlık alanda yer üstünde patlayıcı madde deposuna izin verilmez” deniliyor.

Savcı şiddeti evlilikle çözmek istemiş MUSTAFA K. EROL



Şanlıurfa’nın Eyyübiye ilçesine bağlı Osmanlı Mahallesi’nde, Hazine arazisi üzerindeki 20 kaçak yapının yıkımı sırasında çıkan olaylarda 9 kişi yaralandı. 30 Mart yerel seçimlerini fırsat bilerek Osmanlı Mahallesi’ndeki Hazine arazisi üzerine ev ve işyeri yapan, inşaatlarına kat fazlası çıkanların belirlenmesi üzerine belediye ekipleri harekete geçti. Belediye yıkım ekip-

leri ev ve işyeri sahiplerine tebligatla uyarıda bulundu. Tebligat süresinin dolmasının ardından yıkım ekipleri, dün sabah saatlerinde iş makineleriyle Osmanlı Mahallesi’ne gitti. Çevik Kuvvet polisi ve zabıtaların da geniş önlem aldığı mahallede, kaçak olarak yapıldığı belirlenen 1 inşaat temeli iş makineleriyle söküldü. Yıkım işleminin başladığı gören mahalle sakinlerinin bir-

BUSE’den bir aydır haber yok Adana’da bir ay önce okula gitmek için evden çkan 16 yandaki lise örencisi Buse Eli’den haber alnamyor. Yüreir’in Kla Mahallesi’nde yaayan itfaiye görevlisi 4 çocuk babas Durmu Eli ile ev kadn Yldz Eli, hsan Sabanc Kz Teknik Lisesi 2’nci snfta okuyan kzlarn geçen 17 Mart’ta okula gönderdi. Çukurova Üniversitesi’ndeki iine giden baba Durmu Eli, saat 15.30 sralarnda einin telefonla aramasyla kznn eve gelmediini örendi. Polis merkezine giden Durmu Eli, kznn bulunmas için Adana Cumhuriyet Savcl’na da diBaba Durmuş Eşli

birlerine haber vermesi üzerine olay yerinde yaklaşık 300 kişi toplandı. Diğer 19 ev ve işyerinin yıkılmaması için ateş yakıp, yola barikat kuran kaçak yapı sahipleri ile belediye yıkım görevlileri arasında tartışma çıktı. İnşaatlarını yıktırmak istemeyen vatandaşlar, polis ve belediye görevlilerine taş ve sopalarla saldırdı. Bunun üzerine polis kalabalığa biber gazı ve TOMA

ile tazyikli suyla müdahalede bulundu. Çıkan olaylar sırasında bazı kadınlar sinir krizleri geçirirken, bazı kadınlar ise biber gazından etkilenerek baygınlık geçirdi. Arbedede yaralanan 1’i belediye basın görevlisi, 2’si zabıta ve 3’ü kadın toplam 9 kişi, olay yerine çağrılan ambulanslarla hastaneye kaldırıldı. Çıkan olaylar üzerine 19 kaçak yapının yıkımı ertelendi.

ESMA ZEYNEP artık akülü aracıyla okula gidiyor

Buse Eşli

lekçe verdi. Geçen 17 Mart sabah kahvalt yaptktan sonra kzn okula gönderdiini söyleyen Durmu Eli, “Kzm, okulu çknda kim olduunu bilmediim kiiler tarafndan kaçrlmtr. lgili yerlere bavurdum. Kzm daha 16 yanda. Tam bir ay oldu, ne bir haber var, ne de bir bilgi. Husumetimiz olan kimse de yok. Ailecek perian olduk. Yetkililerden kzmn bir an önce bulunmas için yardm istiyorum” dedi.

Sivas’ta doğuştan bacakları gelişmediği için amcasının kızı 9 yaşındaki Esma Yüce tarafından her gün tekerlekli sandalyeyle 1,5 kilometre uzaklıktaki okula götürülüp getirilen 7 yaşındaki Esma Zeynep Yüce’ye hayırseverlerin desteğiyle akülü engelli aracı alındı. Gazete ve televizyonlara yanEsma Zeynep Yüce Amca kızı Esma Yüce

sıyan haberden sonra yüzlerce kişi, Esma Zeynep’e yardım etmek için seferber oldu. Sivas Organize Sanayi İşadamları Derneği tarafından Esma Zeynep’in isteği olan akülü engelli aracı alındı ve Yıldız beldesindeki aileye teslim edildi. Sivas’taki bazı işadamları da her iki çocuğa giyecek ve gıda yardımında bulundu. Küçük Esma Zeynep akülü aracı görünce büyük mutluluk yaşadı. Akülü araç Esma Zeynep kadar onu okula getirip götüren Esma Yüce’ye de büyük sevinç yaşattı. Esma Yüce her gün yaptığı gibi amcasının kızını kucağına aldı ve onu bu kez yeni alınan akülü aracına oturttu. Küçük kız, bu kez akülü aracın hareket kolunu kullanarak Esma Zeynep’in okula gitmesine yardımcı oldu. Öte yandan haberin ardından Yıldız İlkokulu’nun girişine de Esma Zeynep için engelli rampası yapıldı.  DHA

Kocaeli Üniversitesi Umuttepe Yerleşkesi’nde, eski sevgilisi tarafından satırla boynundan yaralanan öğrenci S.P.’nin aylar önce savcılığa başvurduğu, ancak “Çocuk seni seviyor, evlenin” yanıtı aldığı ortaya çıktı. Üniversite öğrencisi S.P. erkek arkadaşı Serdar Y.’den bir süre önce ayrıldı. Barışmak için genç kızı ikna edemeyen Serdar Y., tehditlere başladı. Yaklaşık dört aydır genç kıza ve ailesine gözdağı veren Serdar Y., bir süre önce S.P.’nin İzmit’te yaşadığı öğrenci evini taşlayarak camlarını kırdı. Serdar Y., son olarak önceki gün satırla geldiği Kocaeli Üniversitesi Umuttepe Yerleşkesi’nde, dehşet saçtı. Genç adam kendisiyle barışmaya yanaşmayan eski sevgilisini satırla boySerdar Y. nundan yaraladı. Serdar Y.’den korunmak isteyen mağdur S.P. ve ailesinin aylar önce savcılığa başvurduğu öğrenildi. Yaklaşık 4 aydır Serdar Y. tarafından tehdit edilen S.P.’nin polis ve savcılığa giderek durumu anlattığını söyleyen genç kızın ailesi, yaralama olayından kısa süre önce kızlarının şikâyetini geri çektiği bilgisini verdi. Aile şubat ayı içerisinde, Kocaeli’de Serdar Y.’den şikâyetçi olan kızlarının savcıdan “Çocuk seni seviyor, evlenin” yanıtını aldığını söyledi.


19 NİSAN 2014 CUMARTESİ

DOLAR

Cuma 2.1314 Perşembe 2.1237

Hazırlayan: Recep ERÇİN

EURO

Cuma 2.9470 Perşembe 2.9435

BORSA

Cuma 73.600 Perşembe 73.543

ALTIN

Cuma 597TL Perşembe 599TL

FAİZ

Cuma % 9.70 Perşembe % 9.67

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

PETROL (Brent)

Cuma $ 109.66 Perşembe $ 109.58

Mazot alamadı kendi sürdü Tarımdaki üretim maliyetleri çiftçiyi iflas noktasına getirdi. Lüleburgazlı pancar üreticisi Mustafa Kenar, traktörüne mazot alamayınca kendisini pulluğa bağlayarak tarlasını sürdü  İMDAT ŞAHİN

şallah kazanırız” dedi.

2

Mazot 5 TL olmuş

014 Türkiyesi’nde Kemal Sunal filmlerini aratmayan sahneler yaşanmakta. Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesine bağlı Eski Taşlı köyünde çiftçilik yapan Mustafa Kenar ve oğlu Erkan Kenar, tarlasını çapalamak için traktörüne mazot koyacak parayı bulamayınca pancar ekeceği tarlasını kendisi sürdü. Tarlasına ektiği pancarları çapalamak için kullanılan pulluğun önüne geçerek tarlasını süren Mustafa Kenar, bu şartlarda çiftçik yapmaya çalışıyor. Traktörüne mazot koyamayan ve pancar çapalamak için gerekli olan alet edavatı da alamayan Lüleburgazlı çiftçi Mustafa Kenar, çiftçiliğin kötüye gittiğini söyledi.

Ürün fiyatları düştü Çiftçiler olarak her geçen sene daha da içeri girdiklerini anlatan Kenar, “Ayçiçeği, buğday fiyatları geçen seneye göre fiyatları düştü bu sene ne olur bilinmez. Para kazanma umuduyla bu sene pancar ektik. İn-

Girdi fiyatların yüksek olduğundan yakınan Mustafa Kenar, “Bugün girdi fiyatları almış başını gidiyor. Mazot 5 TL olmuş. Gübre aynı, çiftçi traktörüne koyacak mazot alamıyor. Pancar çapalamak için traktöre ince tekerlek gerekiyor. Motor almak gerekir ama bizde para yok onları alacak durumumuz yok. Beygirde bulamadık. Mecburen kendimizi beygir gibi pulluğun önüne bağladık” diye konuştu.

Mustafa Kenar

Erkan Kenar

Sattığımız para etmiyor Mustafa Kenar ayrıca hükümetin çiftçinin sorunlarına çare bulmasını istedi. Mustafa Kenar’ın oğlu Erkan Kenar da fabrikada çalışırken bel fıtığı ameliyatı olduktan sonra tekrar çiftçiliğe başlamış. Babasıyla tarlayı çapalayan Erkan Kenar da, “Bugün her şey ateş pahası, girdiler çok yüksek, sattığımızın karşılığını alamıyoruz. Bu sebeple sistem değişmeli çiftçiler para kazanmalı daha çok üretmeli” dedi.

‘Kaçak elektrik faturası 5 milyar lira’  AYDINLIK / ANKARA

C

HP Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde ülkemizdeki kayıp kaçak oranının bölgelere ve illere oranını, kaçak elektrik kullanan kaç kişi hakkında idari ve adli işlem yapıldığını, hangi cezalara çarptırıldığını sordu.

en fazla kullanıldığı bölgelerde tüketimin normalin iki katına çıktığını belirtti.

Yurttaş ödeyecekse nasıl mücadele edilecek?

Bakanlığın hizmet anlayışı!

Karaahmetoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın yanıtlaması istemi ile verdiği önergede, kaçak elektrik tüketiminin her geçen gün artması sonrası dağıtım şirketleri faturalarda kayıp kaçak bedelinin yükseltilmesini talep ettiklerini anımsattı. Elektrik dağıtımının özelleştirilmesindeki en büyük dayanağın kayıp kaçağın düşürülmesi olduğunu ifade eden Karaahmetoğlu, “Kaçak elektrik bedelini faturasını ödeyen yurttaş karşılayamaya devam edecekse kaçak elektrikle mücadele nasıl yürütülecektir?” dedi. “Kaçak elektrik özendiriliyor mu?” diyen Karaahmetoğlu kaçak elektriğin

Karaahmetoğlu ayrıca Bakan Yıldız’a, “Kaçak elektrik sonucu ülkemizin her yıl 5 milyar Türk lirası zarar ettiği doğru mudur?” sorusunu yöneltti. Karamehmetoğlu ayrıca Bakan Yıldız’dan şu sorulara yanıt istedi: “Elektrik dağıtım hizmetinin özelleştirilmesi ardından yıllar itibarıyla ülkemizde kaçak elektrik tüketim bedeli kaç Türk lirası olarak tespit edilmiştir? Başkasının kullandığı kaçak elektriğin bedelini başka bir ildeki faturasını ödeyen yurttaştan karşılamak kaçak elektriği özendirmek değil midir? Faturalardaki kayıp kaçak bedelini vatandaşlarımızın görememesi Bakanlığınız hizmet anlayışına hangi katkıyı sağlamıştır?”

Enflasyon % 8.12 olacak

T

ürkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (MB) Nisan 2014 Beklenti Anketi açıklandı. MB’nin finansal ve reel sektörde karar alıcı ve uzman kişiler ile profesyoneller ve yabancı finansal kuruluşların uzmanları arasından seçilen 80 katılımcıyla gerçekleştirilen ankete göre; cari yılsonu TÜFE beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 7.98 iken, bu anket döneminde yüzde 8.12 olarak belirlendi. Ankete göre, 2014

yılı Nisan ayı için tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 0.78 iken, bu anket döneminde yüzde 0.76’ya düştü. 12 ay ve 24 ay sonrası TÜFE beklentileri de sırasıyla yüzde 7.22 ve yüzde 6.58 oldu. 2014 yıl sonu dolar kuru beklentisi bir önceki anket döneminde 2.24 TL iken, bu anket döneminde 2.20 TL’ye geriledi. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise 2.25 TL oldu.

H. Ufuk

SÖYLEMEZ Fax: 0312 467 78 93 ufuksoylemez@aydinlikgazete.com

UFKA BAKIŞ

*Serbest piyasa satış fiyatları

Aziz Yıldırım hapsedilirse T. Erdoğan stadlara giremez!

F

enerbahçe Başkanı’na yapılan kumpas artık herkesin malumu. Vicdanı ve mantığını, fanatizmine kurban etmeyen tüm futbolseverlerin ve yurttaşların artık gün gibi aşikar olan bu “F - Tipi kumpasa” karşı tepkisi ise çok büyük. T. Erdoğan ve ona en yakın danışmanları ve yardımcıları da bu “kumpası” kamuoyuna, medya kanalıyla ve hatta miting meydanlarından (çok geç de kalmış olsalar) defalarca dile getirdiler. Hatta bu cemaat görünümlü F-Tipi Örgütün, emniyet ve yargı başta olmak üzere tüm “paralel yapılanmasının” kararlılıkla üzerine gideceklerini, “inlerine” gireceklerini ilan ettiler. Ancak şu an için “dağ fare doğurdu” diyebiliriz. Çünkü Türk adaletine ve emniyetine gölge düşüren, siyasallaştıran, demokrasi ve hukuk tarihine utanç verici karar, eylem ve usulsüzlükleriyle geçecek olan, bu F - Tipi kumpasın failleri, düzenleyicileri ve destekçileri hakkında aylardır somut ve hukuki bir adım atılabilmiş değil maalesef. Kumpasın mağduru TSK’nın kahraman mensupları ile Fenerbahçe ve Beşiktaş gibi mazisi şerefle dolu, köklü kulüplerimizin başkan ve yöneticileri, halen bu “kumpasın” bütün kötü ve kirli amaçlarının hedefi ve mağduru olmayı sürdürüyorlar. Öte yandan, Soner Yalçın’dan, Doğu Perinçek’e, İlker Başbuğ’dan, Tuncay Özkan’a kadar bu haksızlığın ve kumpasın doğrudan hedefi olan vatansever, milli ve Cumhuriyetçi aydınlar “F-tipi” çetenin üzerine gidilmesinin haklılığını ve gerekliliğini vurguluyorlar. Dolayısıyla, bu konuda çok geniş paydalı bir kamuoyu beklentisi de oluşmuş vaziyette. Fakat T. Erdoğan’da “ses ver ama görüntü yok”. Birkaç elebaşı ve deşifre olmuş savcı ve emniyetçinin “görev yerleri” ve /veya “oturdukları odaların” değiştirilmesi dışında, ne başlatılmış ciddi hukuki ve etkili bir süreç var, ne de bu kumpasçı çetenin tezgahıyla mağdur edilen, hedef alınan hayatları, karartılmak istenen masum insanların mağduriyetini gidecek bir düzenleme var. T. Erdoğan, şark kurnazlığı ile F- Tipi çetenin kumpas kurduğu ve kendi işine de gelmeyen insanların süregelen mağduriyetine karşı, kafasını kuma gömerse, “haşhaşiler, paralel devlet, kumpas ya da çete bunlar çete” gibi laflarının hiçbir inandırıcılığı ve anlamı kalmaz. İşte Fenerbahçe Başkanı Sn. Aziz Yıldırım’a yapılan kumpasın halen tüm hukuksuz sonuçlarıyla beraber fiilen uygulanması ve infazı sürüyor. Yargıtay’da da yuvalandığı iddia edilen bu F-tipi elemanların bir taşla iki kuş vurmak istedikleri ise çok açık. Hem TSK ve Fenerbahçe gibi Cumhuriyetin yüz akı kurumlarını itibarsızlaştırarak, ele geçirmek ve düşmanlık yapmak, hem de bu sürece “bağırıp çağırmanın” ötesinde hiçbir şey yapamayan T. Erdoğan’nın bu konudaki acziyeti ya da samimiyetsizliğini teşhir etmek. Açıkça söylüyor ve uyarıyorum; Eğer Sn. Aziz Yıldırım, baştan sona tezgah olduğu aşikar olan bu F- Tipi kumpasın halen ve aynen devamı neticesinde hapse girerse, T. Erdoğan ve hempaları, bir daha kolay kolay stadyumlara giremezler. Milyonlarca taraftar zaten birçok stadyumda, Fenerlisi, Beşiktaşlısı, Cimbomlusu, Karşıyakalısı, Fethiyelisi, hep birlikte “Mustafa Kemalin Askerleriyiz” sloganları atarak, Cumhuriyete sahip çıkıyor, kumpasçıları lanetliyorlar. Fenerbahçe taraftarları ve dernekleri “Adalete Fener Yak” isimli kampanya ve demokratik protesto yürüyüşleriyle bu mücadeleyi tüm kamuoyuna mal etmeyi başardılar. Fenerbahçenin, herşeye rağmen futbolda şampiyonluğuna bir adım kala, çok sevilen, defalarca ve ezici bir çoğunlukla demokratik usullerle seçilmiş olan Başkanı Sn. Aziz Yıldırım apar-topar, kumpasın devamı olarak hapsedilirse, kamu vicdanı yaralanacak ve taraftarlar büyük tepki ve üzüntü duyacaklardır. T. Erdoğan tezelden bu “kumpasa” karşı, hukuki ve yasal acil adımlar atmaz ise, kumpasçılarla birlikte hareket ettiği ve onların amaçlarıyla kendi çıkarlarının çakışması nedeniyle “tavşana kaç tazıya tut” dediği kanaati kesinlik kazanacaktır. Zaten Fenerbahçe Kongresine müdahale amacıyla oğluyla yaptığı iddia edilen telefon görüşmeleri milletin aklında ve zihnindedir. Ne F-Tipi kumpasçılar, ne de T. Erdoğan ve hempaları, Fenerbahçe’yi teslim alamazlar, yenemezler, yönetimini ele asla geçeremezler. Sn. Aziz Yıldırım hapse girerse, T. Erdoğan bir daha stadlara giremez, ağır biçimde protesto edilir, sporu siyasi hırslarına kurban etmiş olur. Bizden son kez uyarması, toplumsal barışı, sporun birleştiriciliğini, hukukun üstünlüğünü yerle bir edecek böyle bir adımın, vahim ve kalıcı olası, sonuçlarını ve tahribatını, herkesin sağduyuyla birkez daha düşünmesi gerekiyor!

T.C. STANBUL 1. FLAS MÜDÜRLÜÜNDEN BAST TASFYEDE ALACAKLILARI DAVET LANI Dosya No : 2013/30 MÜFLS : TOROS YAYIN LETM BASIN TURZM SAN. VE TC. LTD. T. FLAS TARH : 26.12.2013 SCL NO : stanbul-342750 Yukarıda adı yazılı müflisin, iflas dairesince defteri tutulan mallarının bedelleri tasfiye giderlerini koruyamayacağı anlaşıldığından

Basit Tasfiye Usulünün uygulanmasına karar verilmiştir. Bu sebeple, alacaklıların bu ilan tarihinden itibaren 30 gün içinde alacaklarını ve iddialarını bildirmeleri, bu müddet içinde alacaklılardan birinin giderleri peşin vermek sureti ile tasfiyenin adi şekilde yapılmasını isteyebileceği İİK’nun 218 maddesi gereğince ilan olunur. 17.04.2014 BASIN: 25385 (www.bik.gov.tr)

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de

T.C. STANBUL 1. FLAS DARES TAINIRIN AÇIK ARTIRMA LANI 2013/6 FLAS Aşağıda cins, miktar ve değerleri yazılı mallar satışa çıkarılmış olup: Birinci artırmanın aşağıda belirtilen gün, saat ve yerde yapılacağı ve o gün saat 14.00-14.10 arasında satışı yapılacak olan ve dosyada mevcut bilirkişi raporunda ayrıntılı olarak gösterilen 61 kalem çeşitli nitelikteki değerli maden vasfındaki menkuller İİK.nun 117.maddesi gereğince dosyada mevcut bilirkişi raporunda belirtilen ve satış şartnamesinde yazılı maden değerleri ile satış masraflarından talipli bulunmadığı taktirde, yine aşağıda belirtilen gün, saat ve aynı yerde 2. artırmanın yapılarak satılacağı; şu kadar ki, saat 14.00-14.10’da yapılacak satışta artırma bedelinin İİK.nun 117.maddesi gereğince malın tahmin edilen maden değerini bulmasının ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakların toplamından fazla olmasının, bundan başka paraya çevirme ve payların paylaştırma giderlerini geçmesinin şart olduğu; birinci artırmadan on gün önce başlamak üzere artırma tarihinden önceki gün sonuna kadar esatis.uyap.gov.tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebileceği, birinci artırmada istekli bulunmadığı takdirde elektronik ortamda birinci artırmadan sonraki beşinci günden başlamak üzere ikinci artırma gününden önceki gün sonuna kadar elektronik ortamda teklif verilebileceği,

satışa çıkartılan ziynet eşyalarının maden değeri üzerinden satışa çıkartıldığı göz önüne alınarak işçilik değeri dahil edilmediği için maden değerinin KDV’den muaf olarak satışa sunulacağı ve satış şartnamesinin icra dosyasından görülebileceği; gideri verildiği takdirde şartnamenin bir örneğinin isteyene gönderilebileceği; fazla bilgi almak isteyenlerin yukarıda yazılı dosya numarasıyla dairemize başvurmaları ilan olunur. 16/04/2014 1. İhale Tarihi : 15/05/2014 günü, saat 14:00 - 14:10 arası. 2. İhale Tarihi : 30/05/2014 günü, saat 14:00 - 14:10 arası. İhale Yeri : İSTANBUL 1.İFLAS MÜDÜRLÜĞÜ ODASI ÇAĞLAYAN/İSTANBUL. Dosyada mevcut bilirkişi raporunda ve satış şartnamesinde ayrıntılı olarak yazılı bulunan toplam 61 kalem ziynet eşyasından oluşmaktadır. Toplam maden değeri 165.665,00 TL’dir. BASIN: 25386 (www.bik.gov.tr)

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de


Hazırlayan: Tarık TEKGÖZLİ

19 NİSAN 2014 CUMARTESİ

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

İhale Erdoğan’ın ‘Havuzcu’larında kaldı İhaleyi alan IC İçtaş firmasının sahibi Tayyip Erdoğan’a yakınlığıyla bilinen IC İçtaş’ın sahibi İbrahim Çeçen. Çeçen’in ismi 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonunda da geçmişti. O dönemde gündeme düşen ses kayıtlarında Çeçen ile birlikte bir grup işadamının ATV-Sabah grubunun satışı için Erdoğan’ın talimatı doğrultusunda havuz usulü para topladıkları ortaya çıkmıştı. Sözkonusu ses kayıtlarında İbrahim Çeçen, ‘100 milyon dolar veririm. Ama eğer üçüncü havaalanı ihalesine dâhil ederseniz 100 milyon doları 150 milyon dolara çıkarırım” ifadelerini kullanmıştı.

YENİKÖY, KEMERKÖY SANTRALLARI VE EGE LİNYİT İŞLETMESİ SATILDI

AKP’nin TOMA’sı işçiyi korkutamadı

İşçi Partisi’nden Yatağan işçilerine polis terörüne tepki  AYDINLIK / ANKARA İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Koç, özelleştirmeyi ve işçilere yapılan saldırıyı kınadı. Yıldırım Koç yaptığı açıklamada, AKP iktidarının, polisinin, Ankara’da Özelleştirme İdaresi önünde Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy santralları ve maden işçilerine saldırdığını belirterek şunları söyledi: “Saltanatınızın sonunu getiriyorsunuz ey Tayyip Erdoğanlar! Santralları satamayacaksınız! Madenleri peşkeş çekemeyeceksiniz! Yatağan işçileri, Kemerköy ve Yeniköy işçileri ve madenciler santrallarına ve işyerlerine eylemli olarak sahip çıkmaktadırlar. Oralara bu kurumları sözde satın almaya teşebbüs eden firmalar giremeyecektir. Zorbalığınızla girmeye yeltenseniz bile kesinlikle kamulaştırmayla elinizden geri alınacaklardır. İşçi Partisi olarak bu haklı mücadelede işçilerimizle sonuna kadar beraberiz. Başta Türk-İş olmak üzere bütün sendikalarımızı, bütün emekçi örgütlerini, bütün vatansever ve cumhuriyetçi kuruluşları, milletvekillerini, siyasal partileri kahraman işçilerimizle ve sendikalarıyla dayanışmaya çağırıyoruz. Gelin Tayyip’lerin karşısına hep birlikte dikilelim ve peşkeşi birlikte önleyelim. İktidar gidecek, millet kazanacaktır.”

İşçi polis barikatlarını yıktı

Hükümet, Yeniköy ve Kemerköy santrallarını apar topar IC İçtaş şirketine sattı. İhale sırasında işçiler TOMA’lı gazlı müdahaleye rağmen barikatları yıktı, geri çekilmedi. Yatağan’da ise işçiler santralların giriş çıkışını kapattı  AYDINLIK \ ANKARA

Y

eniköy ve Kemerköy termik santrallarının özelleştirme ihalesini işçilerden kaçırmaya çalışan hükümet, özelleştirmeye tepki gösteren işçilere biber gazı, tazyikli su ve plastik mermi ile saldırdı. Polis barikatlarını yıkan işçiler, “İhaleyi

Jandarma ve polisin saldırdığı işçiler ‘Kahrolsun PKK’ sloganı attı.

yapsanız bile işyerlerimiz teslim etmeyeceğiz. Bu savaşı biz kazanacağız” mesajı verdi. AKP hükümeti, Yatağan İşçilerinin özelleştirmeye karşı Ankara’da başlattıkları nöbetin 10. gününde ihale gününü daha önceden açıklamadan apar topar ihale yapma kararı aldı. İhaleyi 2 milyar 671 milyon dolara IC İçtaş firması aldı. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı AKP’nin yangından mal kaçırırcasına ihale yapmasına karşı Ankaralılar ve Yatağan işçileri Kurtuluş Parkı’nda toplandı. İşçilere, İşçi Partisi, Türkiye Gençlik Birliği, Atatürkçü Düşünce Derneği, Fikir Kulüpleri Federasyonu, Elektrik Mühendisleri Odası’nın yanı sıra çok sayıda Ankaralı da destek verdi.

Alanda atlı polisler

Seyitömer direnişi patrona havlu attırdı  EMEK SERVİSİ

Y

atağan işçileri Ankara ve Yatağan’da özelleştirmeye karşı mücadele ederken geçen yıl özelleştirilen Seyitömer Termik Santrali’nde de işçiler işten çıkartılmalarına sert tepki gösterdi. İşverenin taşeronla üretimi devam ettirmek için 110 işçinin iş aktini sonlandırdığını söyleyen işçiler, Çelikler Seyitömer Elektrik Üretim A.Ş.’nin şirket binasını bastı. Saatlerce işten çıkartılmalara tepki gösteren işçilerin eylemi işverenin iş akitlerinin sonlandırılmadığını açıklamasıyla son buldu.

İşçiler polis ve jandarma saldırısı karşısında geri adım atmadı Önceki gün işten çıkarıldıkları tebliğ edilen işçiler fabrikadaki nizamiye ve misafirhane binasını ateşe verdi, bir kamyonet ile bir cipi ters çevirdi. Gelen jandarma ve çevik kuvvet polisleri işçilere biber gazı sıkarak müdahalede bulundu. Bu arada tesislerin yakınındaki Seyitömer Köyü’nde oturan ve işçilerin yakınları olduğu belirtilen bir grup kadın da, eyleme destek vermek için tesislerin önüne geldi. Kadınlar içeriye girmek istedi. Görevlilerin karşı çıkması üzerine içerideki işçiler nizamiye binası ile yanındaki yemekhaneyi ateşe verdi. Park halinde duran bir kamyonet ile bir cip de işçiler tarafından ters çevrildi. Jandarma ekipleri ile çevik kuvvet polisleri biber gazıyla işçilere müdahalede bulundu. Te-

sislerdeki gerginlik sürerken olay yerine itfaiye ve ambulanslar sevk edildi. Olaylar sırasında tesis içinde 200, dışarıda da yaklaşık 100 kişilik bir kalabalığın toplandığı belirtildi. Olaylarda yaralanan 1’i asker, 1’i polis, 3’ü tesislerde çalışan mühendis, 3’ü tesislerin özel güvenik görevlisi ile 3’ü de işçi olmak üzere 11 kişi hastaneye kaldırıldı. Tedavi altına alınan 11 kişinin sıkılan biber gazından etkilendikleri, bazılarının atılan taşlarla yaralandığı belirtildi.

Yargıtay Türkiye Maden-İş’in yetkisini onadı İşçilerin gece yarısına kadar süren eyleminin ardından Çelikler A.Ş.’den kimsenin iş aktinin sonlandırılmadığı açıklaması geldi. İşçiler sabah mesainin başlamasıyla birlikte işbaşı yaptı. İş akitleri sonlandırılmak istenen işçiler santrale kömür üreten madenlerde çalışıyor. Bu madenlerde özelleştirme öncesinde Türkiye Maden-İş Sendikası örgütlü ve toplu iş sözleşmesi imzalamaya yetkiliyidi. Ancak özelleştirme sonrasında santrali alan Çelikler firması ilk olarak Türkiye Maden-İş’in yetkisine itiraz etti. Mahkeme sendikanın yetkili olduğuna hükmetti ancak işveren bu karara da itiraz etti. Karar Yargıtay’a gitti ve Yargıtay da mahkemenin kararını onadı ve Türkiye Maden-İş Sendikası yeniden yetkili sendika oldu. Yargıtay’ın kararının ardından sendikanın işverenle toplu iş sözleşmesi masasına oturması bekleniyor.

Özelleştirme binasını TOMA ve çevik kuvvet ile koruyan polis, Kurtuluş Parkı’ndaki kalabalığın artması üzerine işçileri, bariyer ve yüzlerce çevik kuvvet ile ablukaya aldı. Ankara Emniyeti bu eylemde bir ilke de imza attı. Kurtuluş Parkı’na TOMA sokamayan emniyet işçilere daha rahat müdahale edebilmek için atlı polis getirdi.

mızı dikkate almadan bildiğini yapmaya devam ediyor ve adeta emekçilere, işçilere ve milletin malı olan bu santrallar ve kömür ocaklarına sahip çıkan bütün insanlara adeta savaş açmıştır. Buradan siyasi iktidara sesleniyorum. Bizler maden ve enerji işleri olarak halkımızla birlikte bu savaşı kabul ediyoruz ve hodri meydan diyoruz. Siyasi iktidar işçiden korkuyor. Siyasi iktidar işçinin sokağa çıkmasından korkuyor. Siyasi iktidar halktan korkuyor. Mücadeleye başladığımız günden bu yana sırtımızı

Girgin’in konuşmasının ard ından işçiler Özelleştirme İdaresi Binasına gitmek istedi. Bariyer ve Çevik kuvvet ile ablukaya alınan işçi ler barikatları yıkarak ablukayı dağıttı. Polis işçilere biber gazı, tazyikli su ve plastik mermi ile saldırdı. Sal dır boğazına plastik mermi isabet ı sonucu bir işçinin ederken çok sayıda işçi yarandı. TES-İŞ ve Maden-İş Yat ağan şube başkanlarına ve Aydınlık muhabiri İlka y Akkaya’ya da plastik mermi isabet etti. 8 işçi de göz altına alındı.

döndük cop yedik, yüzümüzü döndük gaz yedik. TOMA’lar üzerimize saldırdı. Ama şunu bilin ki, bu savaşı bizler kazanacağız. Siyasi iktidarın neden işçiden korktuğunu biliyoruz. Ama korkunun ecele faydası yok. Bu ihalenin sonucu ne olursa olsun bu ihaleyi yapanlar ve alıcı olanlar işyerlerimize giremeyecekler. İşyerlerimizi teslim etmeyeceğiz.” Girgin, bu sözlerinin ardından işçiler hep bir ağızdan “Şalter inecek hükümet gidecek”, “Asla teslim olamayacağız” sloganları attı.

Polis müdahlesinin ardından bir grup işçi Türk-İş binasını bastı. İşçiler, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nın yakının cenazesine gitmeyi tercih ederek işçilerin yanına gelmeyen Türkİş yöneticilerine tepki gösterdi. Türk-İş binasına giden bir grup işçi Türk-İş binasına girdi. Bu sırada sivil polisler işçileri gözaltına almaya çalıştı. Çıkan arbede de kapıların camları kırıldı. Gerginlik sonrası, Tes-İş ve Maden-İş yöneticileri işçilerle birlikte Türk-İş Genel Merkezi’nde görüşmeler yaptı.

‘Kendine güvenen varsa gelsin’ Ankara’da işçilere polis müdahalesi sürerken Muğla’daki işçiler santrallara girişi iş makinalarıyla kapattı.

Polise ‘şehit’ mesajı İşçiler, polislere, “Şehit kardeşiyim. Kardeşim bu vatan için canını feda etti. Biz de işyerlerimiz için canımız feda etmeye hazırız” yazılı dövizler gösterek, “Benim kardeşim şehit düştü. Utanmadan bu vatanın evlatlarına mı saldıracaksınız?” diye tepki gösterdi. İşçiler, ihalenin yapılacağı saate kadar sloganlarla, ıslıklarla, hükümete seslerini duyurmaya çalıştı. İşçiler, “Sat bakalım, sat bakalım, Yatağan’ı sat bakalım. Yatağan’a gel, direnişi gör, delikanlı kim bakalım” şarkısını söyledi.

‘İşyerlerimizi teslim etmeyiz’ İhalenin başlayacağı saatlere doğru Türkiye Maden-İş Yatağan Şube Başkanı Süleyman Girgin, bir açıklama yaparak hükümete ve ihaleye giren firmalara uyarıda bulundu. Girgin, ihale sonuçlansa bile işyerlerini teslim etmeyeceklerini belirtti. Girgin şunları söyledi:

‘Şalter inecek hükümet gidecek’ “Bugün şu karşıda görmüş olduğunuz ve adına Özelleştirme Suç Örgütü diyebileceğimiz binada vatanın birkaç parçası birden satılıyor. İşyerlerimiz, maden ocaklarımız, termik santrallarımız yandaşlara peşkeş çekiliyor. Siyasi iktidar uyarıları-

BEHİYE YARAŞCI / YATAĞAN

Y

eniköy ve Kemerköy santralları ile Güney Ege Linyit İşletmeleri’nin özelleştirilmesine karşı Yatağan işçileri santralları işgal ederek giriş çıkışı kapattı. Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy santrallarının girişine iş makinalarını çekerek eylemlerine başlayan işçilere ailelerinin yanısıra Muğla halkı da destek veriyor. İşçilere destekte kadınların çoğunlukta olması dikkat çekti. Santralların önünden geçen araç sahipleri de kornalarla işçilere destek verdi.

İşçi Partisi omuz verdi Santralların kapısında nöbet tutan işçiler, Muğla’ya da santrallara da hiçbir alıcıyı sokmayacaklarını söylüyor. İşyerlerinin kapısına kilit vuran ve iş makineleri ile giriş ve çıkışı kapatan işçiler bu işyerlerinde çalışan memur ve idarecilerin de içeri girmesine izin vermedi. İşçiler, Ankara’da bulunan TES-İŞ ve Maden-İş sendi-

kalarının Yatağan şubesi başkanlarından gelen habere kadar işyerlerinin nizamiye girişlerinde başlattıkları eylemi sürdüreceklerini söyledi. Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy Termik santralları önünde aynı anda açıklama yapıldı. Yatağan Kömür işletmelerinden Termik santrala yürüyen işçiler yolu kapatarak işçi yemini etti ve “Buralar Ankara’da satılabilir ama teslim alamayacaklar. Tıpkı Çanakkale gibi” dedi. Özelleştirmeye karşı mücadeleye aileler, Yatağan halkı, İşçi Partisi ve Türkiye Gençlik Birliği de desteğe geldi. İşçileri İzmirli dostları da yalnız bırakmadı. İşçi Partisi (İP) Genel Başkan Yardımcısı Tugay Şen ile İP İzmir İl yönetimi de Yatağan’a desteğe gelenler arasındaydı. İşçilerin işgal eylemi sendika genel merkezlerinden gelen “Şimdilik evlerinize gidin, biz sizi arayacağız” mesajıyla son buldu. İşçiler, satışın yapılmış olmasının kendilerine geri adım attırmayacağını söyleyerek, “Gerekirse şalteri indirir

tüm Türkiye’yi elektriksiz bırakırız” dedi. Aydınlık’a konuşan işçilerden Berkhan Yılmaz, “Bu iş daha burada bitmedi. Ankara’da ihalelerin bitmesi kimseyi sevindirmesin. Önemli olan Muğla sınırları içerisinde bu işletmeyi yönetmek. Kendine güvenen varsa buyursun gelsin” dedi.

İşçiler kararlı İşçilerden Çetin Kuş, “Buralar satılsa dahi gelen firma sahiplerini işyerlerimize katmayacağız. Asla ve asla yorgunluk, yılgınlık yok mücadeleye devam” dedi. Kazım Sak da, “Biz ekmeğimiz olan işyerlerimizi canımız pahasına da olsa korumak boynumuzun borcudur. Ekmeğimizi vermeyeceğiz” diye konuştu. İşçilerden Mustafa Kemal Akbay da şunları söyledi: “Verimliliği tartışılamayacak değerde olan bu kurumlar vergide ilk 50-100 içerisindedir. Bu kurumları kendi yandaşlarına peşkeş çektirtmeyiz. İhaleler bitmiş olabilir ama teslim alamayacaklar. Tıpkı Çanakkale’de olduğu gibi.”


GÜNDEM

19 NİSAN 2014 CUMARTESİ

Hazırlayan: Fusün İKİKARDEŞ

EMİNE ERDOĞAN’IN ANNE VE BABASININ ADINA BEDAVA ARAZİ

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Sarısülük Davası’nda yeni skandal

 OLCAY KABAKTEPE/ ANKARA



İstanbul Büyükşehir’den TÜRGEV’e 10 milyonluk kıyak TL iken, TÜRGEV’in belgesinde bedelin 10 milyon 827 bin 600 TL olması dikkat çekti. Aradaki farkın nereye gittiği ise belirsizliğini koruyor.

DERYA DERVİŞ

E

mine Erdoğan’ın anne ve babasının isminin verildiği TÜRGEV’e bağlı (Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı) Hayriya-Cemal Gülbaran Yurdu için İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından bedelsiz arsa ayarlandığı ortaya çıktı. Kartal Belediyesi’nden takas yöntemiyle alınan arazi, 2011 yılında bedelsiz olarak Tayyip Erdoğan sülalesinin yönetiminde olduğu TÜRGEV’e tahsis edildi. Kartal Belediyesi’nin aynı arsa için verdiği iş bitirme belgesinde yurdun bedeli 9 milyon 102 bin

Al gülüm ver gülüm İBB, Kartal Belediyesi’nden Esentepe Mahallesi Pamuk Sokak’ta 1106 ada, 92 parseldeki 9 bin 260 metrekarelik araziyi istedi. Kartal Belediyesi ise Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi Kompleksi’nin hemen yanında bulunan arazi konusunda İBB’ye olumsuz yanıt verdi. İBB’nin tüm zorlamaları karşısında arazi takas yoluyla devredildi. İBB

Erdoğan sülalesi Vakıf yönetiminde Ahmet Ergün’ün Yönetim Kurulu Başkanı olduğu TÜRGEV’in Genel Kurul üyeleri arasında sülaleden şu isimler yer alıyor: “Esra Albayrak (Başbakan Erdoğan’ın kızı), Bilal Erdoğan (Başbakan Erdoğan’ın oğlu), Serhat Albayrak (Başbakan Erdoğan’ın damadının ağabeyi), Reyhan Uzuner (Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın kayınvalidesi), Ziya İlgen (Başbakan Erdoğan’ın eniştesi), Şule Albayrak (Başbakan Erdoğan’ın kızı Esra Albayrak’ın eltisi), Bülent Turan (AKP İstanbul Milletvekili), Hasan Can (AKP’li Ümraniye Belediye Başkanı), Mevlüt Uysal (AKP’li Başakşehir Belediye Başkanı), Mustafa Demir (AKP’li Fatih Belediye Başkanı), Mehmet Doğan Kubat (AKP İstanbul

Bilal Erdoğan

Milletvekili), Mustafa Ataş (AKP İstanbul Milletvekili), Yasemin Solmaz (Erdoğan’a yakınlığıyla bilinen İşadamı Remzi Gür’ün kızı), Zeynep Feyza Eker Ayhan (Tarım Bakanı Mehdi Eker’in kızı).

bunun karşılığında Kartal Belediyesi’ne Uğur Mumcu Mahallesi’nde bir arazi verdi. Kartal Belediyesi de bu arazi için, gazeteci Uğur Mumcu’nun heykelinin bulunduğu bir park yapmak üzere proje hazırladı. İBB üzerine geçirdiği Esentepe mahallesindeki araziyi ücretsiz olarak TÜRGEV’e tahsis etti. Araziye 432 yataklı kız yurdu inşa edildi. 15 bin 468 metrekarelik inşaat alanına yaptırılan yurda, Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın anne ve babasının ismi olan Hayriya-Cemal Gülbaran adı verildi. Yurdun açılışını geçen sene Recep Tayyip

Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan yaptı. Yurdun inşaat ihalesini alan ASL İnşaat’ın en büyük ortağının ise eski AKP Milletvekili Abdülkadir Kart olması dikkat çekti. Tayyip Erdoğan ile Ankara Keçiören’de aynı apartmanda oturan Abdülkadir Kart 13 Ağustos 2009 tarihinde ASL inşaat firmasının çoğunluk hisselerini satın almıştı.

belgesinde yurdun bedeli 9 milyon 102 bin TL olarak gösterildi. Ancak TÜRGEV’in aynı tarihte verdiği 14 No’lu iş bitirme belgesinde bedelin 10 milyon 827 bin 600 TL olarak gösterildiği ortaya çıktı. TÜRGEV yurdu olması gerekenden 1 milyon 700 bin lira fazla bedelle ASL İnşaat’a yaptırdı. TÜRGEV’in Artvin’de sahip olduğu Nedime Lütfiye Günal yurdunun da, MNG Holding’in sahibi Mehmet Nazif Günal tarafından müteahhit Celal Öztürk’e yaptırıldığı, yurda annesinin adını vererek TÜRGEV’e bağışladığı öğrenildi.

Belgede 1 milyon 700 bin liralık fark Kartal Belediyesi’nin 05 Ekim 2012 tarihli ve 12886/8522 sayılı verdiği iş bitirme (deneyim)

Rüşvet karşılığı arsa bağışı 17 Aralı gündeme gelen TÜRGEV’le ilgili iddialar kamuoyunda geniş yankı buldu. Yolsuzluk operasyonu kapsamında Başbakan Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan ve akrabalarının yöneticisi olduğu vakfa rüşvet karşılığı arsa bağışları yapıldığı iddia edildi. Hatta AKP’den belediye başkan aday adayı olabilmek için bazı isimlerin TÜRGEV’e arsa bağışı yapmak zorunda kaldığı iddiaları basına yansıdı. Yolsuzluk operasyonu kapsamda TÜRGEV’in parasal ilişkileri ve rüşvet iddiaları üzerine Bilal Erdoğan ifade verdi. İddialara göre; bu dönemde TÜRGEV’e, Taşyapı firması 1.5

milyon, Kalyon İnşaat 500 bin, Cengiz İnşaat bir milyon, Mapa İnşaat 6 milyon, Sinpaş GYO 5.5 milyon, Ali Ağaoğlu 100 bin, Mehmet Ali Aydınlar 500 bin, İspa İnşaat 750 bin, Altınok Kadıoğlu AŞ 600 bin, Turgut İhşaat 150 bin, OBP İletişim ve Medya Hizmetleri 200 bin, İlbak Yapı ve Medya Hizmetleri 375 bin, BBM Büyük Baskı Merkezi Matbaa 600 bin, PC İletişim ve Medya Hizmetleri 600 bin, 3. Mecra Reklam ve Turizm AŞ 1 milyon 600 bin, ASL İnşaat bir milyon, Öz Koçaklar İnşaat 200 bin, Haluk Ahmet Aksüs 200 bin ve Özel öy Hastanesi 300 bin lira bağışladı.

Başbakan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın yönetiminde bulunduğu TÜRGEV yurtdışından 99 milyon 999 bin 990 Amerikan Doları para geldiği iddiası resmen doğrulandı. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç vakfa yurtiçinden 29 milyon lira, yurtdışından ise 99 milyon 999 bin 990 ABD doları bağış ve yardım yapıldığını bildirdi. TÜRGEV’in 2013 yılı gelir gider beyannamesi henüz Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne sunulmadı. Vakfın 2012 bütçesine göre ise gelirleri 156 milyon lirayken giderler sadece 16 milyon lira. Gelir ile gider arasındaki farkın büyüklüğü ise dikkat çekti.

Ethem Sarısülük Davası’nda, sanık polis Ahmet Şahbaz’a verilen doktor raporlarının sahte olması nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na kamu davası açılması yönünde yapılan şikayette kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi. Ankara’daki Gezi Parkı olayları sırasında Ethem Sarısülük, çevik kuvvet polisi Ahmet Şahbaz tarafından başından vurulmuş daha sonra da hayatını kaybetmişti. Sanık polisin daha önce sahte doktor raporları almasıyla ilgili Sarısülük ailesi kamu davası açılması için şikayette bulunmuştu. Şikayet sonucunda kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi. Sarısülük ailesi avukatlarından Kazım Bayraktar, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının bu kararının hukuka karşı, hem katil sanığını kollamaya dönük bir kurnazlık, hem de bir hukuk öğrencisinin dahi yapmayacağı düzeysizlikte bir cehalet örneği olduğunu söyledi. Bayraktar, Ethem Sarısülük’ün katili Ahmet Şahbaz’ı kollama ve imtiyazlı yargılama ısrarının, ilgili savcı ve yargıçları aleni hukuksuzluklar yanında, akıl ve mantık dışı davranışlara sürüklemeye devam ettiğini vurguladı.

Mimarlardan TOKİ’ye AOÇ uyarısı

 AYDINLIK/ ANKARA



Mimarlar Odası Ankara Şubesi, TOKİ’ye Başbakanlık Hizmet Binası için “yeni açılan ihaleyi iptal et” uyarısında bulundu. Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından TOKİ’ye gönderilen resmi yazıda ihalenin hukuksuz olduğu ifadelerine yer verildi. AOÇ’de inşaatı devam eden Başbakanlık Hizmet Binası için Toplu Konut İdaresi, “Başbakanlık Hizmet Binası yerleşkesi yapım işleri ile altyapı ve çevre düzenlemesi inşaatı işinin inşaat aşaması ve inşaat sonrası danışmanlık hizmetleri işi” adı altında ihale açtı. Konuya ilişkin Mimarlar Odası Ankara Şubesi TOKİ’ye resmi yazı ile “ihaleyi iptal et, ihale hukuka aykırıdır” uyarısında bulundu. Mahkeme kararlarını hatırlatan Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, “TOKİ’nin açtığı ihale hukuksuzdur, bu ihaleyle beraber bundan sonra açılacak ihalelerin yapılması açıkça hukuka aykırıdır. İhalenin yapımından bir an önce vazgeçilmesi, iptal edilmesi gerekir. Toplu Konut İdaresi’ne AOÇ’deki mahkeme kararlarını resmi yazı ile hatırlattık. Cumhuriyet savcılarını göreve davet ediyoruz” ifadelerini kullandı. Candan, bu süreçte ihaleye katılma konusunda dosya alan firmalara ve meslektaşlarına, “AOÇ’deki hukuksuzluğa ortak olmayın” çağrısında bulundu.

Vay sen misin kupon araziyi Erdoğan’dan habersiz satan! İ A. Haluk Karabel

nternete düşen ses kayıtlarında, İstanbul’daki “kupon” diye tabir edilen, kelepir fiyatlı arazileri kendisinden habersiz sattığı için Tayyip Erdoğan’dan fırça yiyen TOKİ Başkanı Ahmet Haluk Karabel görevden alındı. Resmi Gazete’de dün yayımlanan karara göre, Toplu Konut İdaresi Başkanı Ahmet Haluk Karabel başka bir göreve atanmak üzere bu görevinden alınırken, yerine Mehmet Ergün Turan getirildi. Mart ayı ortalarında, Başbakan

Tayyip Erdoğan ile dün görevden alınan TOKİ Başkanı Haluk Karabel arasında geçtiği öne sürülen bir ses kaydı internette yayımlanmıştı.

Taksiti sorunca olanlar oldu Kayıttaki iddiaya göre Erdoğan, Haluk Karabel’e Kadıköy Ataşehir’de BİAT inşaata yapılan bir arsa satışını soruduktan sonra, arsa satışı konusunda kendisine bilgi verilmemesine öfkelenip ve “Özellikle kupon yerlerin satışında

benden okey alacaksın. Benden onay almadan bunların satışını yapmayacaksın” demişti. Ses kaydına göre Karabel, arsanın 72 milyon dolara satıldığı ödemenin bir kısmının taksitle yapıldığı bilgisini verdikten sonra Erdoğan “Peşinat neydi, taksiti ne?” diye sormuş, Karabel, “Efendim, şu anda 72 milyonun belli bir peşinatı vardı. Onu ödediler. Geç de olsa ondan sonra taksitlerini ödemeye devam ediyorlar, ama şu anda tam olarak miktarını ha-

tırlamıyorum Sayın Başbakanım” yanıtını vermişti. Kayıttaki iddiaya göre, arsanın satışından haberi olmadığı için öfkelenen Erdoğan, “Bu arsayı satıyoruz, satmıyoruz diye bir konuşun ya. Eski dediğin senin kaç aylık?” diye sorunca Karabel olduğu öne sürülen kişi de, “Senelik diyebiliriz efendim” cevabını vermiş, Erdoğan da bunun üstüne “Yok canım, eğer senelikse hepten yandık” dedi.  AYDINLIK/ANKARA

T.C. KOCAEL 7. CRA DARES TAINMAZIN AÇIK ARTIRMA LANI 2013/63 TLMT. Satılmasına karar verilen taşınmazın cinsi, niteliği, kıymeti, adedi, önemli özellikleri : Özellikleri : Kocaeli İl, Başiskele İlçe, 231 Ada No, 14 Parsel No, DÖNGEL Köyü, 1 Nolu Bağımsız Bölüm Başiskele (Karşıyaka) Belediyesi yerleşim olarak Barbaros mahallesi sınırları içinde kalan taşınmaz, Atatürk Caddesinin batısında, Yavuz Sultan Selim Caddesinin doğusunda, Yunus Emre Sokağın kuzeyinde Kirazçiçeği Sokak No: 10 Zemin Kat D. no: 1 adresinde kalmaktadır. Parsel üzerinde 09-09-2005 tarih 29 sayılı ruhsatlı, kat mülkiyeti kurulu, betonarme-karkas yapı sistemi ile yapılmış 3 katlı (Zemin+2 normal+çatı) güney cepheden girişli bina bulunmaktadır. Binanın tamamı mesken olarak kullanılmakta, her katta birer adet mesken bulunmaktadır. Söz konusu zemin kat 1 nolu meskenin dört yöne cephesi bulunmakta, daire yaşam odası+mutfak +g.holu +banyo+g.odası+y.odası +(ç.odası+lav+hol) +kuzey cephede 2 teras şeklinde ruhsatlı projesine göre kullanım alanı 170 M2’dir. Meskenin yaşam mahallerinin yer döşemeleri projesinde traverten, ıslak hacimlerde ve teraslarda seramik, pencere doğramaları PVC, ısıtma sistemi doğalgaz kombilidir. Binanın etrafı bahçe duvarı ile çevrili, Körfezi gören hakim manzaralı, çevre düzenlemesi yapılı içinde yüzme havuzu kaba inşaatı ve kapalı iç otoparkı bulunan bininin giriş ve çıkışı kontrollü sağlanmaktadır. Adresi : Döngel Köyü Baiskele / KOCAEL Yüzölçümü : 819 m2 Arsa Pay : 1/3 imar Durumu : Yola Mesafesi 5 m, Komşuya mesafesi 3 m, Kat sayısı 3 Kymeti : 150.000,00 TL KDV Oran : KDV Kanununun 17. Mad. 4 Numaral fkrasna eklinin L bendine göre ihalesi yaplan ve bu maddede belirtilen borçlarn teminat olan tanmazn alcsnn KDV’den STSNA tutulaca. Kaydndaki erhler : Tapu Kaydndaki gibidir. 1. Sat Günü : 28/05/2014 günü 14:00 - 14:10 arası 2. Sat Günü : 26/06/2014 günü 14:00 - 14:10 arası Sat Yeri : Büyükşehir Belediyesi Mezat Salonu M. Ali Paşa Mah. Doğu Kışlax Parkı İçi No:28 - İzmit/Kocaeli Sat artlar :

1- İhale açık artırma suretiyle yapılacaktır. Birinci artırmanın yirmi gün öncesinden, artırma tarihinden önceki gün sonuna kadar esatis.uyap.gov.tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada tahmin edilen değerin %50 sini ve rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmek şartı ile ihale olunur. Birinci artırmada istekli bulunmadığı takdirde elektronik ortamda birinci artırmadan sonraki beşinci günden, ikinci artırma gününden önceki gün sonuna kadar elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada da malın tahmin edilen değerin %50 sini, rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmesi şartıyla en çok artırana ihale olunur. Böyle fazla bedelle alıcı çıkmazsa satış talebi düşecektir. 2- Artırmaya iştirak edeceklerin, tahmin edilen değerin % 20’si oranında pey akçesi veya bu miktar kadar banka teminat mektubu vermeleri lazımdır. Satış peşin para iledir, alıcı isteğinde (10) günü geçmemek üzere süre verilebilir. Damga vergisi, KDV, 1/2 tapu harcı ile teslim masrafları alıcıya aittir. Tellâliye resmi, taşınmazın aynından doğan vergiler satış bedelinden ödenir. 3- İpotek sahibi alacaklılarla diğer ilgilerin (*) bu gayrimenkul üzerindeki haklarını özellikle faiz ve giderlere dair olan iddialarını dayanağı belgeler ile (15) gün içinde dairemize bildirmeleri lazımdır; aksi takdirde hakları tapu sicil ile sabit olmadıkça paylaşmadan hariç bırakılacaktır. 4- Satış bedeli hemen veya verilen mühlet içinde ödenmezse İcra ve İflas Kanununun 133 üncü maddesi gereğince ihale feshedilir. İhaleye katılıp daha sonra ihale bedelini yatırmamak sureti ile ihalenin feshine sebep olan tüm alıcılar ve kefilleri teklif ettikleri bedel ile son ihale bedeli arasındaki farktan ve diğer zararlardan ve ayrıca temerrüt faizinden müteselsilen mesul olacaklardır. İhale farkı ve temerrüt faizi ayrıca hükme hacet kalmaksızın dairemizce tahsil olunacak, bu fark, varsa öncelikle teminat bedelinden alınacaktır. 5- Şartname, ilan tarihinden itibaren herkesin görebilmesi için dairede açık olup gideri verildiği takdirde isteyen alıcıya bir örneği gönderilebilir. 6- Satışa iştirak edenlerin şartnameyi görmüş ve münderecatını kabul etmiş sayılacakları, başkaca bilgi almak isteyenlerin 2013/63 Tlmt. sayılı dosya numarasıyla müdürlüğümüze başvurmaları ilan olunur. 15/04/2014 (İİK m.126)_ (*) ilgililer tabirine irtifak hakkı sahipleri de dahildir. * : Bu örnek, bu Yönetmelikten önceki uygulamada kullanılan Örnek 64’e karşılık gelmektedir. BASIN: 25531 (www.bik.gov.tr)

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de


AY IŞILTISI

Ahmet

YAVUZ

Yerel seçimlere ilişkin gözlemler

S

eçimlerin üzerinden 20 gün geçti. Hakkında analizler devam ediyor. Sürece ilişkin üç gözlemimi sizlerle paylaşmak istiyorum. İlki sandığın önemi üzerine. Çünkü kimilerine göre sandık her şey değil. Acaba böyle mi bakmalıyız? İkincisi özeleştiri ihtiyacı. Sütüm ekşi diyen yok. Üçüncüsü karamsarlık-iyimserlik meselesi. Çünkü ikisini de öne çıkaran etmenler var.

Birincisinden başlayalım Bir yaklaşıma göre, sandıktan çıkan sonuçların fazla önemi yok. Yolsuzluğa batmış, bölünmeye yönelik adımlar atan, hukuku devre dışı bırakma eğiliminde olan, dış politikası sorunlar yumağını andıran bir partinin seçimlerde yeterli oyu alması iktidarının meşruiyetini sarsıyor. Üstelik seçimlere devlet eliyle hile karıştırıldığı ortadayken. Bütün bunlar doğru. Sandık her şey değil. Ama bu “iktidar karşıtlığı merkezli yaklaşım” meselenin bütününü açıklamaya yetmiyor. Olması gereken “iktidar olma merkezli yaklaşım” da geri plana itilmiş oluyor. Muhalefetin mevcut sistemden kaynaklanan tahditleri var ve bu durum halka ulaşmanın önünde engeller oluşturuyor. Ayrıca ulaşılanların bir kısmını ikna etmek de mümkün değil. Ama her zaman her şeyi değiştirmenin olanaksızlığı biliniyor. O halde yapılabilir olana odaklı olmak hayati önem taşıyor. Çünkü seçilebilen, yöneten insanlar, partiler kendilerini kanıtlayabilirler. Seçilemeyenin böyle bir şansı yok. Kendini kanıtlayabilenler daha büyük görevlere aday olabilirler.

Halk işini yapana güvenir Kurtuluş Savaşı’nda Mustafa Kemal’e itaat eden devrim kadrosunun bu tavrında en temel etken, O’nun Çanakkale Muharebeleri’nde sergilediği komutanlık performansıdır. Halkı ikna edemeyen ve ondan oy alamayan önündeki sorunu çözemiyor demektir. Önündeki sorunu çözemeyen ardındakini de çözemez. Bu iş bu kadar ciddi. Sandık ve seçilmek çok önemli. Dolayısıyla birilerinin seçilse dahi meşruiyetinin olamayacağını iddia etmek ayrı bir konudur. Seçilmek için yapılması gerekene odaklanmak ayrı bir husus. Bu bizi ikinci gözleme getiriyor. Özeleştiri ihtiyacı. Seçimlerden istediği sonucu alamayanların bu manada bir gayret içine girdikleri gözlenmiyor. Seçimlerdeki usulsüzlüklere vurgu yapılarak daha ziyade eleştiriye yönelme eğilimi güçlü. Bu tutum, bir operasyon sonrası yaptığımız faaliyet sonu incelemesinde, kimsenin kendi hatasını söylemek istememesi üzerine, komutanın önce kendi hatalarını sıralamasını ve kendisinden sonra söz alanları susturamamasını hatırlattı. Bu konuda sorumluluk liderlere düşüyor. Başarı da başarısızlık da liderlerin uhdesindedir. Ve bunu yapamadan ilerlemek mümkün değil.

İki izlenim Buradan hareketle üçüncü gözleme değinebiliriz. Önümüzdeki dönemde yapılacaklara ışık tutan iki yaşanmışlık var. Bunlar iyimser olmamıza da, kötümser olmamıza da davetiye çıkarıyor. Kötüden başlayalım. Oy ve Ötesi’nin faaliyetleri kapsamında görev alan iki genç avukatın izlenimleri ilginç. İkisi de Fatih’te iki ayrı okulda görev alıyorlar. Okullarında toplam 21 sandık var. Oysa CHP’nin seçim saatinde görev yerinde hazır olan sandık görevli sayısı beş. Akşama doğru bu sayı 10 oluyor. Ancak gece yarısında dörde düşüyor. Organizasyon yetersiz. Disiplin yok. Tabii sonuç da... Umut verici tek yan Oy ve Ötesi temsilcilerinin takdire şayan gayretleri. Çünkü sandıklara müşahit buluyorlar. İkincisi gerçek bir başarı öyküsü. Avukat Doğan Subaşı, yaklaşık bir yıl önce ziyaretime gelmişti. Kararlı olarak Beylikdüzü’nde seçimi kazanacaklarını ifade etmişti. Nasıl bu kadar emin olduğunu sorduğumda; iyi bir ekiplerinin olduğunu, çok ciddi çalıştıklarını, insanlara önyargısız ve samimi yaklaştıklarını, projelerinin olduğunu ve başarıya inandıklarını, söylemişti. Doğrusu, sonuçlar onu doğruladı. CHP seçimi kazandı, oy oranını yüzde 30,6’dan yüzde 50,8’e yükseltti. Demek ki oluyormuş. İnanmak ve inandırmak önemli. İnanılır ve çalışılırsa iyimser olma hakkı da olmaz mı?

‘Türkiye’nin Twitter ile savaşı’



19 NİSAN 2014 CUMARTESİ

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

New York Times gazetesinin 18 editörü ‘Türkiye’nin Twitter ile savaşı’ başlıklı ortak yazı kaleme aldı. Yazıda, Türk hükümetinin kullanıcıların bilgilerini Twitter’dan talep etmesi halinde, buna kesinlikle izin verilmemesi gerektiği belirtildi. Gazete, Türk hükümetinin bu talebini ‘açıkça siyasi olarak motive edilmiş bir hareket’ diye niteledi. Yazıda “Türkiye’nin kavgacı Başbakanı Erdoğan ‘topluma yönelik en büyük tehdit’ olarak tanımladığı Twitter’ın kullanıcılarının da gözünü korkutmakta kararlı görünüyor” denildi.

9 soruda MİT Yasası MİT kaynakları yasayla ilgili kamuoyundaki eleştirilere ilişkin yanıtlarını sıraladı. Doç. Dr. Yılmaz ise yasayla MİT’in, iktidarın ideolojik tercihlerinin iç ve dış manivelası haline getirildiğini söyledi

Ö

nceki gün TBMM’den geçen MİT Yasası’ndaki bazı maddeleri hem MİT kaynaklarına, hem de istihbarat konularında çalışmalarıyla bilinen Uluslararası İlişkiler uzmanı Doç. Dr. Sait Yılmaz’a sorduk. İşte 9 soruda MİT Yasası...

Ceyhun BOZKURT

Hazırlayan: Gizem ERTUĞRUL KOÇ

Türkiye daha otoriter hale gelecek

1

Bakanlar Kurulu’nun MİT’e görev vermesiyle kurum siyasallaşacak mı? MİT:MİT’e Bakanlar Kurulu tarafından verilecek görevler yasayla çerçevelenmiştir. Benzer uygulamalar AB ülkelerinde de mevcuttur. Ayrıca Anayasa’nın 118. maddesi de MGK kararlarını Bakanlar Kurulu’nun onayına bağlayarak, Bakanlar Kurulu’nu güvenlik politikalarında karar verici olarak tanımıştır. Doç Dr. Sait Yılmaz: Buradaki temel sorun, siyasal aktör olarak MİT’e kimin görev verdiği değil, Türkiye’deki demokrasinin niteliği ve iktidarı tek başına temsil eden partinin ideolojik niteliğidir. Türkiye’de AKP’nin ve onun emrinde bir parti istihbaratı gibi çalışma amacındaki MİT’in faaliyetlerini denetleyecek mekanizma yoktur. Türkiye, yeni MİT ile daha da otoriter bir hale gelirken, MİT’ten beklenen öncelikle iktidarın hukuksuz işlerinin bekçisi ve uygulayıcısı olmaktır.

bu düzenleme de istismara açıktır. MİT personeli gerekli görüldüğü takdirde parlamentoda hesap verebilmelidir. Bu en çok MİT’e fayda sağlayacak, daha meşru ve kamu desteği arkasında olan bir kuruluş olacaktır. TİB haricinde MİT bünyesinde yeni bir dinleme merkezi mi oluşturulacak? MİT: Hayır. MİT özellikle karşı casusluk ve dış istihbarat kapsamında var olan elektronik istihbarat toplama kabiliyetini, zamanın ve tehdidin boyutuna bağlı olarak geliştirmekle görevlidir. Yılmaz: MİT’in yeni bir yapılanma için gerekli hazırlığı yok. Genelkurmay Elektronik Sistemler Komutanlığı’nın sırf askerlerin elinden bir önemli vasıtayı almak için MİT’e bağlanması büyük bir hata olmuştur. Türkiye’nin siber güvenlik ve istihbarat alanında yeni ve acil bir yapılanmaya ihtiyacı var, ama bunu MİT taşıyamayacağı için ayrı bir istihbarat ya-

ve iz takibini yapmak, bir uçağın veya geminin edindiği yeni teknolojilerin tanınması uzmanlık isteyen bir çalışmadır. Bu tür hizmetlerin 6 aylık bir eğitimi müteakip MİT’e kazandırılan bir elemandan beklemek doğru değildir.

3

‘Denetim inandırıcı değil’

5 Doç. Dr. Sait Yılmaz

Suriye’ye mühimmat sevkiyatı yaparken Adana’da yakalanan MİT TIR’ları.

6

‘Düzenleme istismara açık’

2

MİT’e mahkeme kararı olmadan sınırsız dinleme imkânı mı tanınmaktadır? MİT: Hayır. MİT istihbari dinlemeleri Mahkeme kararı ile yapmaktadır. İzin, Ankara’daki herhangi bir Ağır Ceza Mahkemesi’nden talep edilecektir. Sadece ulusal güvenlikle ilgili yürütülen çalışmalarda Türk vatandaşı olmayanların dinlenmesine ve çok acil durumlarda, sonrasında 24 saat içinde mahkemeye başvurmak kaydıyla dinleme kararını MİT Müsteşarı verebilecektir. Yılmaz: Bu tür konuların denetlenmesi ile ilgili uygun bir mekanizma geliştirilmediği sürece, bugüne kadar olduğu gibi

‘Her ülkenin en önemli güvenlik önceliği, ülkenin toprak bütünlüğü ve birliği iken MİT bunların tam aksine faaliyetlerin vasıtası haline getirilmiştir.’ pısının üstlenmesi gereklidir. MİT artık internet yazışmasına müdahale edebilecek, herkesi izleyebilecek mi? MİT: İlgili yasa değişikliği dinleme ile değil, ‘sinyal’ istihbaratı ile ilgilidir. MİT yasa gereği askeri istihbarattan da sorumlu olduğundan TSK’nın istihbarat ihtiyacını sağlamakla görevlidir. Bu çerçevede yabancı askeri haberleşme ve telsiz trafiğini izlemekle görevlidir. Yılmaz: Bugüne kadar elde edilen

4

‘Dış istihbarata bakacak altyapısı yok’

8

MİT artık dış istihbarat teşkilatı mı oluyor?

MİT: MİT şu ana kadar ağırlığını güvenlik istihbaratına vermişti. Yasa ile dış politika istihbarat ihtiyacını karşılama görevi MİT’e verilmiştir. MİT bu çerçevede dış istihbarat ve teknik istihbarat teşkilatı olarak bir dönüşüm geçirmektedir. Yılmaz: Bütün dünyada birkaç geri kalmış ülke dışında iç ve dış istihbarat ayrılmıştır. Yeni düzenleme ile MİT ne iç istihbaratı bırakıyor ne de dış istihbarat yapacak bir alt yapısı vardır. MİT’in dış istihbarat eleman sayısı yüzde 3 civarında olup, bu da daha çok yurt dışı temsilciliklerdeki pasif görev kadrolarıdır. MİT, iç ve dış istihbarat yanında teknik ve siber istihbaratı da kontrolüne alarak,

MİT’e verilen yetkilerle Türkiye bir Muhaberat Devleti mi oluyor? MİT: Tam tersine bu kanunla birlikte MİT, gizli yönetmeliklerle kullandığı yetkileri açık kanun haline getirerek, çağdaş demokrasilerdeki gibi hukuk devletine uygun ve şeffaf bir istihbarat teşkilatı olmayı hedeflemektedir. Sadece 8 bin civarında personeli bulunan ve hâlihazırda 2 bin 473 hedefi dinleyen, faaliyetlerini dış istihbarat ve teknik istihbarata yönelten parlamenter denetime tabi MİT ile Türkiye Muhaberat Devleti değil, ancak Demokratik Devlet olabilir. Yılmaz: Teşkilatı yöneten belirli bir kadronun tasarrufları nedeni ile devletin değil iktidar partisinin istihbarat teşkilatı haline dönüşen bugünkü MİT, gittikçe denetimden uzaklaşmakta ve merkezileşmektedir. Teşkilatın başbakana bağlı ve siyasetin emrinde olduğu tezi, bugünkü örneğinde olduğu gibi siyasetle iç içe geçmiş bir istihbarat teşkilatının düşürülebileceği vahim durumu mazur gösterme gayretidir. MİT, parti değil, devlet istihbaratı teşkilatıdır. İktidarlar gelir geçer ama devlet kalıcıdır. Meclis denetimi getirilecek mi? MİT: Yeni yasa ile MİT’e parlamento denetimi uygulanacaktır. Yılmaz: Bu tür denetimler için yapılan düzenlemelerin göstermelik olmaması, uygulamada denetlemenin ne kadar etkin yapılabileceği, MİT’in faaliyetlerinin gizliliği korunurken hukuksuz işlemlerin ortaya çıkarılabilmesi yetisi önemlidir. Türkiye’de ülkeyi yöneten kişilerin ve MİT’in pek çok hukuksuz işlemlerine karşın hiçbir işlem yapılamamış olması, bundan sonra denetim olacağı tezini inandırıcı kılmamaktadır.

gittikçe bir korku imparatorluğunun aygıtı haline gelmektedir. Halbuki diğer ülkelerde bunların her biri ayrı bir istihbarat teşkilatının alanıdır ve böylece hem rekabet ve otokontrol hem de uzmanlaşma sağlanır. Türkiye’de her istihbari faaliyeti MİT mi yapacak? Bu MİT’e orantısız güç mü veriyor? MİT: Hayır. Türkiye’de güvenlik ve iç istihbaratı ağırlıklı olarak polis ve jandarma yapmakta, bunun yanısıra istihbari faaliyette bulunan başka kurumlar da bulunmaktadır. MİT belirlenen alanlar dışında, terörle mücadele gibi dış boyutu olan konular dışında iç istihbari faaliyetlerden zamanla çekilecektir. Yılmaz: Polis ve jandarma istihbaratı kolluk istihbaratıdır. MİT’in iç istihbarat

9

tecrübeler MİT’in Genelkurmay Başkanlığı’nca verilen haber toplama planında öngörülen istihbarat isteklerini ortalama yüzde 21 oranında karşıladığı ve daha çok internetten rahatlıkla edinilebilecek, genel bilgiler olduğu görülmektedir. Askeri görevlerin yerine getirilmesinde stratejik ve cari istihbarat ihtiyaçlarının zamanında ve doğru bir şekilde sağlanması hayati bir hizmettir. Örneğin bir tankın zırh özelliklerini ve üstündeki silahları ya da füzenin ateşleme sistemi

‘Kanunsuz işler örtülmeye çalışılıyor’

7

Yasa ile MİT sınırsız yetkiye mi kavuşuyor? ‘Mahkeme MİT: Aslında şu anki MİT yasası kararı MİT’e sınırsız görev ve sınırsız yetki olmadan vermektedir. Yeni yasa ile bu dinleme sınırsız yetkiye sınır çizilerek, MİT’in yetkisi görev alanı belirleniyor, MİT’e yol verilmesi çiziliyor. istismara Yılmaz: Tam aksine MİT’in açıktır.’ kanunsuz işleri başka bir kanunla örtülmeye çalışılıyor. CMK’nın 302’nci maddesi ülkenin bütünlüğünün görüşülmeye açılmasını, 306’ncı maddesi ise başka bir ülkeye silahlı terör örgütü ve bu alanından kapsamda lojistik destek gönderilmesini suç çekileceğini beklemek saflık olur. Çünkü asıl saymaktadır. Bunların üstü başka bir kanunla görevi her zaman iktidarın rejim bekçiliği örtülse bile uluslararası hukuka aykırıdır. Her olmak ve bu kapsamdaki her suçu terörle ülkenin en önemli güvenlik önceliği ülkenin mücadele içine dahil edip, peşine toprak bütünlüğü ve birliği iken MİT, bunların düşmektir. Türkiye’de çeşitli istihbarat tam aksine faaliyetlerin vasıtası haline alanlarından sadece biri olan “dış istihbarat” getirilmiştir. Hükümetin uyguladığı iç ve dış MİT’in sorumluluğunda olabilir. Diğer politikayla MİT ülke çıkarlarının değil, iktidarın alanlarda farklı istihbarat teşkilleri ideolojik tercihlerinin iç ve dış manivelası kurulmalıdır. haline getirilmektedir.

Harbiye’de tasfiye hareketi  HABER MERKEZİ

H

arp Okulları’nda askeri lise kökenli öğrencilere yönelik baskılar sürüyor. Baskı nedeniyle çok sayıda öğrencinin Harp Okulu’ndan ayrılmak zorunda bırakıldığı, okula kayıt yaptıran askeri lise kökenli öğrenci sayısının da önemli ölçüde azaldığı öğrenildi. Nitekim, öğrencilere yönelik benzer baskıların askeri liselerde de yaşandığı belirtiliyor. Öğrenci velileri ve baskılar nedeniyle okuldan ayrılmak zorunda kalan öğrenciler, Aydınlık’a konuştu. Bir öğrenci, Aydınlık’a yaptığı açıklamada, askeri liselerde tam bir Atatürkçü olarak yetiştirildikleri için hedef alındıklarını söyledi. Aydınlık, 12 Mart 2013 günü, Harbiye’deki tasfiye hareketini manşetten duyurmuştu.

‘Subaylar fiziksel ve psikolojik baskı yaptı’ Okuldan ayrılmak zorunda kalan bir öğrenci, maruz kaldığı baskıları Aydınlık’a şu sözlerle anlattı: “2008-2012 yılları arasında Kuleli Askeri Lisesi’nde lise öğrenimimi tamamladım. Sonrasında Kara Harp Okulu’na

geçiş yaptım. Lakin benimle birlikte askeri lisede eğitim almış yaklaşık üç yüz arkadaşıma Kara Harp Okulu’nda bulunan subaylar tarafından okuldan ayrılmamız için çeşitli fiziksel ve psikolojik baskılar uygulandı. Yani mobbinge maruz kaldık ve okuldan ayrılmak

zorunda bırakıldık. Bizleri tasfiye etmelerine karşın, dört yıl boyunca askeri eğitim almış olmamıza rağmen; yerimize sivil lise kaynaklı diğer öğrencilere Kara Harp Okulu’nda eğitim alıp subay olma fırsatı tanındı. Eğitim hakkımızın elimizden alınmasının, geleceğe dair hayallerimizin çalınmasının yanında,

ödememizi istedikleri yüklü miktar borçlarla ailelerimiz de zor durumda bırakıldı.”

‘Farkımız Atatürkçülük’ Okuldan ayrılmak zorunda kalan bir başka öğrenci de Askeri Lise kökenli öğrencilerin hedef alınmasını şöyle değerlendirdi: “Askeri lisede bizler tam bir Atatürkçü olarak yetiştiriliriz. Normal liselerden gelen öğrencilerle esas farkımız bu. Belli ki bu durum birilerini rahatsız ediyor. Harp Okulu’nda bu konuda öyle şeyler yaşadım ki başka türlü açıklama getiremiyorum. Askeri lise kökenli olmamız suçmuş gibi muamele gördük. Bunu hangi öğrenciye sorsanız anlatır. Öğrencilere ‘Ya kendiniz ayrılın, ya da biz atacağız. Biz atarsak haklarınızı kaybedersiniz. Üniversitelere yatay geçiş yapamazsınız’ diye baskı yapılıyor.”

Askeri liselerde de baskı var Bu arada benzer baskıların Askeri Liseler’de de olduğu öne sürüldü. Oğlu askeri lisede okuyan bir veli, “Askeri Liseler bir garip olmuş durumda. Ben şimdi anlatamayacağım nedenlerle bu okulları çok iyi

12 Mart 2013 bilirim. Harp Okulları’nda yaşananların aynısı askeri liselerde de yaşanıyor. Belli ki planlı bir durum. TSK dönüştürülmek, Atatürkçü özünden koparılmak isteniyor. Bu işler son yıllarda ortaya çıktı” diye konuştu.

‘F tipi örgütün önü açıldı’ Yaşananları “planlı bir hareke t” değerlendiren öğrenciler, oku olarak llarda F tipi örgütün önünün açıldığını söylediler. Harp Okulu’ndan ayrılmak zorun kılan askeri lise çıkışlı öğrenc da bırailer, son yıllarda F tipi örgüt evlerinde öğrencilerin askeri okullara yönlendirild iğine ilişkin haberlere dikkat çekerek şu bilgileri verdiler: “Harp Okulu’na gelen sivil lise çıkışlı öğrenciler, dünya görüşl eri birbirine çok yakın kişilerden oluşuy or. Sivil liselerden gelen öğrenciler ask eri disipline uymamalarına rağmen, onl ara pozitif ayrımcılık yapılıyor. Okul yön etim kım komutanlıklarına atanan i ile tasubayların davranışları çok dikkat çek ici. Okulda inceleme yapacak bir heyet, üç gün içinde her şeyi görebilir.”


Hazırlayan: Masum GÖK

PKK / BDP YÖNETİCİLERİNDEN ARDI ARDINA ÖZERKLİK AÇIKLAMALARI

‘Ankara özerkliği kabul etti’ Kışanak ‘Petrolden pay alacağız’ açıklamasını AB Yerel Yönetimler Şartnamesi’ne dayanarak yaptığını söyledi. Bayık da ‘Bölge enerjiden adeta mahrum bırakılmaktadır’ diyerek destek verdi  HABER MERKEZİ

Y

erel seçimlerden sonra PKK ve BDP yöneticileri üst üste özerklik açıklamaları yapmaya devam ediyor. Seçimlerden önce söz ettiği “Demokratik özerklik” programının kendisine bir getirisi olmayan PKK/BDP, şimdi de halkı özerkliğe ikna etmek için “mali özerklik” propagandası yapıyor. “Diyarbakır’da çıkan petrolden pay alacağız” açıklamasıyla büyük tepki çeken Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak, bu kez “Türkiye, Avrupa Birliği’nin Yerel Yönetimler Cemil Bayık Özerklik Şartı’na imza atmıştır. Devlet, bu şartlara imza atarak özerklik hukukunu kabul etmiş oluyor” dedi. Diyarbakır’daki yeraltı kaynaklarından pay alacaklarını bir kez daha vurgulayan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Kışanak, Büyükşehir Yasası’yla yeraltı kaynaklarının kontrolünün belediyelere geçtiğini söyleyerek, “Eğer yerel yönetimler halkın iradesini temsil ediyorsa belediyenin sorumluluk alanı içerisinde olan ye-raltı ve yerüstü kaynaklarının tümünün, halkın iradesini temsil eden belediyelere devredilmesi gerekiyor” diye konuştu. PKK yayın organları, Kışanak’ın açıklamasını “Mali özerkliği geliştireceğiz” diye verdi.

Gültan Kışanak, Büyükşehir Yasası’yla yeraltı kaynaklarının kontrolünün belediyelere geçtiğini söyledi.

Mehmet Ali

GÜLLER

maliguller@aydinlikgazete.com

Kan kusturan devlet

A

KP Merkez Karar Yönetim Kurulu üyesi Prof. Mazhar Bağlı’nın şu sözleri, AKP’nin “paralel yapıyla mücadele kararlılığını” değil fakat hukuk devletinin iflas ettiğini gösteriyor: “Bu saatten sonra milletin öfkesini asla kavga kesmez. İntikam istiyor millet, kan kusturanlara kan kusturulsun istiyor.” Bağlı, bu sözleriyle hem Erdoğan hükümetinin “kan kusturan devlet” dönemine geçtiğine, hem de yeni MİT Yasası’yla bu kurumun bir özel örgüte dönüştüğüne işaret etmiş oldu! Yani daha da somutlaştırırsak, devralınan Çiller’in “özel örgütü” geliştirilmiş oluyor ve Çiller’in “devlet için kurşun atan da, yiyen de şereflidir” sözü yeniden hayata dönüyor!

Dinlenmeyen hâkim paralelci midir?

AB Yerel Yönetimler Şartnamesi nedir?

Bayık’tan Kışanak’a destek PKK’nın üst organı KCK Yürütme Konseyi Başkanı Cemil Bayık’tan Diyarbakır Büyük Şehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak’a destek geldi. Bayık, “Eğer Kürtlerin zengin kaynakları Kürdistan’a kalırsa bütün ekonomik sorunları çözülecektir” diye yazdı. Türkiye’de Kürtçe yayınlanan Azadiya Welat gazetesine yazdığı makalede, “Kışanak’ın söylediği şeyler Kürdistan’ın bilinen gerçekliğidir. Türkiye’nin, enerji ihtiyacının büyük kısmı Kürdistan’dan üretiliyor. Kürdistan

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

UFUK ÖTESİ

19 NİSAN 2014 CUMARTESİ

Ahmet Türk’ten de özerklik açıklaması geldi. Türk, İl Özel İdaresi’ne ait taşınmazların belediyeye devrini isteyerek “Demokratik özerklik, Kürt halkının talebidir. Bu, aslında partimizin Ahmet Türk de programındadır. Bunun inTürk’ten özerklik açıklaması şası, altyapısını oluşturma konusunda Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı ortak çalışmalar yapacağız” dedi. da ise enerji sorunu var, bölge enerjiden adeta mahrum bırakılmaktadır. Kürdistan’da üretilen enerji Kürdistanın ihtiyacı olan enerjinin 100 katı kadardır” diye ifade etti.

Oy kaybını araştırıyor



HDP kördüğümünde vekillerden birleşme kararı çıktı

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) yerel seçimlerde oylarının düştüğü il ve ilçelerde araştırmalar yapacak. Bölgede Batman’ın da aralarında bulunduğu bazı illerdeki oy düşüşü üzerine harekete geçen BDP’li yöneticiler, seçim kampanyasındaki eksikliklerin de yer alacağı raporu Genel Merkez’e iletecek. Batman İl Örgütü’nde partililerle bir araya geldiklerini belirten Parti Meclis üyesi Nezir Gülcan, “Seçim değerlendirme toplantılarına Batman’dan başladık. Balpınar beldesinde de seçimdeki eksiklikleri masaya yatırdık. Diğer ilçe ve beldelerde toplantılarımız sürecek” diye konuştu. BDP’nin Batman kent merkezinde oyu bir önceki seçimlere oranla yüzde üç oranında düşmüştü.

B

HDP’nin İzmir adayı MLKP’den gözaltında

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlık



İzmir’de, MLKP’ye yönelik operasyon düzenlendi. Operasyon kapsamında, HDP İzmir Büyükşehir Belediye Eşbaşkan adayı Pınar Türk ile birlikte 9 kişi gözaltına alındı. İzmir kent merkezi ile ilçelerinde yapılan eşzamanlı baskınlarda, son yerel seçimlerde HDP İzmir Büyükşehir Belediye Eşbaşkan adayı Pınar Türk, ESP İl Başkanı Kerim Altınmakas, Tekstil- Sen İzmir Başkanı Seyithan Korkmaz’ın yanı sıra Dinçer Ergün, Seda Baykan, Dilek Keskin, Sercan Üstündağ, Süleyman Göksel Yerdut ve Merter Özaydın gözaltına alındı.

OCCUPY!.. - Fatmanım teyze, bir maniniz yoksa, annemler bu akşam sizin evi işgal etmek istiyorlar. Occupy yani… - Ooo… Occupy Hay hay. Buyursunlar, gelsinler. İsterlerse yatıya kalsınlar Bekleriz. (Occupy CHP girişiminin, necip halkımdaki yansımasıdır…) Müjdat Kılıçkıran

AB Yerel Yönetimler Şartname si, yönetimlerde özerkliğin önü yerel nü açan ve yeraltı yerüstü kaynaklarında n yerel belediyelerin pay almasını ve halktan vergi toplamasının önünü aça n bir metindir. Bu metni Türkiye 1988 yılında kabul ederek, 1993 yılında da TBMM’de onayladı. 1993’ten bu yana bütün iktidarlar AB Yerel Yönetimler Şartnamesi’ni savundu ve destekledi. BDP’li Kışanak da yeraltı zenginliklerinden pay alma talebini de AB Yerel Yönetim ler Şartnamesi’ne dayanarak yapıyor.

DP milletvekilleri, HDP’ye katılma kararı aldı. BDP grubunun katılma kararınıdün genel merkezlerinde yaptığı toplantı alındığı öğrenildi. Basına kapalı yapılan toplantıya BDP’li Pervin Buldan ve İdris Baluken ile HDP’li Sebahat Tuncel ve Ertuğrul Kürkçü de katıldı. Yerel seçimlerde seçilen belediye başkanlarının BDP’de devam edeceği belirtildi. Toplantının ardından basına açıklama yapan HDP Eşbaşkanı Ertuğrul Kürkçü, toplantıdan parlamentoda HDP grubu oluşturma kararı aldıklarını belirtti.

Kürkçü, toplantının çıkışında yaptığı açıklamada “Kürt sorununda çözümün gelişmesi bölgeye ve Ortadoğu ‘ya da yansıyacaktır. Önünü açacaktır” diye konuştu. Kürkçü ayrıca HDP grubunun oluşması için Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin öncesinde süreci tamamlayacaklarını kaydetti.

BDP’de HDP tartışması büyüyor Pervin Buldan da haftasonu Abdullah Öcalan’la yapacakları görüşmede toplantının ayrıntılarını konuşacaklarını belirterek

BDP Kulislerinden gelen bilgilere göre BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş birleşmeye karşı çıkıyor. “Kendisi HDP’ye büyük önem atfediyor. Nasıl bir değerlendirme yapacak, onu bilemiyoruz” dedi. Bu arada BDP’de HDP ile birleşme tartışması devam ediyor. Özgür Gündem gazetesi köşe yazarı Hüseyin Ali dünkü yazısında BDP içinde birleşmeye karşı çı-

kanlara sert eleştiriler getirerek “Siyasetin HDP içinde yapılmasına karşı çıkanlar, Kürt sorununun çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi konusunda ufku olmayanlardır. Kürt sorununun çözümsüz kalmasını bilerek ya da bilmeyerek isteyenlerdir.” dedi.

Barzani ile Goran anlaştı HABER MERKEZİ

I

rak’ın kuzeyinde Eylül ayından beri devam hükümet krizinde son aşamaya gelindi. Kurdpress’in haberine göre, seçimlerde birinci parti olan Irak Kürdistan Partisi (KDP) ile ikinci parti olan Goran (Değişim) Hareketi anlaştılar. KDP Siyasi Bürosu Genel Sekreteri Fazıl Mirani ve Goran Hareketi Başmüzakerecisi Ömer Seyid Ali, düzenledikleri ortak basın top-

lantısıyla, yeni hükümet konusunda anlaşmaya varıldığını açıkladı.

Peşmerge’yi Talabani’ye vermemişti Kurdpress’e konuşan Goran Hareketi yöneticisi Ömer Seyid Ali, yapılan anlaşmaya göre; meclis başkanlığı ile peşmerge, maliye, ekonomi ve ticaret ve evkaf bakanlıklarının Goran Hareketi’ne verildiğini söyledi. Yeni hükümeti kurmak için Barzani’nin partisi KDP, Talabani’nin partisi Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği (IKYB) ile gerçekleştirdiği görüşmede IKYB’nin Peşmerge Bakanlığı’nı istemesine olumsuz yanıt vermişti. Ancak IKYB’den kopan Goran Hareketi’ne 5 bakanlık vermesi dikkat çekti. Irak Cumhurbaşkanı ve Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB) Genel Sekreteri olan Celal Talabani’nin felç geçirmesiyle başlayan süreçte başkanlık krizi yaşanıyor. Partinin Genel Sekreter Yardımcısı Berham

Salih’in Talabani’nin eşi Hero İbrahim Ahmed ile anlaşamaması sonucu partiden istifa etmesiyle başlayan yaprak dökümü devam ediyor. En son Kurdpress’in haberine göre, aralarında partinin Başkanlık Konseyi üyesi Arif Raşdi’nin de bulunduğu üst düzey 7 yönetici IKYB’den istifa ederek KDP’ye geçti. Haberde, KDP’ye geçen yöneticilerin 30 Nisan’da Irak’ta yapılacak genel ve yerel seçimlerden sonra KDP’de görev alacakları belirtiliyor.

Bakın bu “kan kusturan devlet” sürecine girildiği başka nereden belli? Biliyorsunuz, Suriye’ye silah taşıdığı iddiasıyla durdurulan bir TIR, MİT’in çıktı ve hükümet o operasyonda görev alan savcı, asker, polise “karşı operasyon” yaptı. Ardından bazı tutuklamalar meydana geldi ama yapılan itiraz neticesinde bazı polis ve askerler serbest bırakıldı. Anayasa Mahkemesi’nin bile kararına “saygı duymayan” Erdoğan, elbette bu karara hiç saygı duymazdı ve o kararı veren hâkimi günlerdir hedefe oturtuyor, paralelci ilan ediyor. Peki, o hâkim, yani Hüseyin Bolat gerçekten de paralel yapının bir elemanı mı? Geleceğiz ama önce Erdoğan’ın ve medyasının “kanıtlarına” bakalım: Dünkü Yeni Şafak, manşetinden “o hâkimin” paralelci olduğuna “kanıt” bulmuş! Gazete şöyle diyor: “Kritik görevlerdeki hâkim ve savcıların dinlenmesine rağmen Bolat’ın isminin telekulak listesinde olmaması ise dikkat çekti.” Yani Yeni Şafak’a göre bir hâkim dinlenmemişse, kesin paralelcidir! Hiç lafı eğip bükmeden belirtelim: Bu kafa “kan kusturan devlet” kafasıdır!

Böyle devlete böyle MİT Jandarma ve polisleri serbest bırakan Hâkim Hüseyin Bolat’ın iddia edildiği gibi paralelci olup olmadığını biz bilmiyoruz. Erdoğan ve Yeni Şafak eğer bundan eminse, hukuk devletinde yapılacak şey bellidir: Suç duyurusunda bulunursunuz! Ancak Hâkim Hüseyin Bolat Cemaatçi olmadığını önemle belirtiyor: “Paralel, üçgen, yamuk bilmem. Yedi sülalemi araştırsınlar, o yapılanmayla (Cemaat’i kastediyor) bir şey bulsunlar mesleği bırakırım. Ben Türkiye Cumhuriyeti’nin, Türk milletinin hâkimiyim.” (Sözcü, 17 Nisan 2014) Peki, bu sözlere ne diyeceğiz? “Paralelci hâkim yalan söylüyor” denilebilir mi? Bakın konuyu uzatmanın bir anlamı yok. Ortada büyük bir tehlike var ve dikkatinizi oraya çekmek istiyoruz. AKP hükümeti, paralel yapıyla mücadele adı altında büyük bir cadı avına hazırlanıyor. Erdoğan’ın ve Mazhar Bağlı’nın sözleri ile Yeni Şafak’ın manşetleri şu gerçeğe işaret etmektedir: Kan kusturan devlet, Paralel iddiasıyla, biat etmeyen her kesimi hedef alacaktır! MİT Yasası bu büyük operasyon için Erdoğan’a lazımdır!

Çetenin gövdesi arşivlerde var Hep söyledik: Görevden alınan, yeri değiştirilen 10 bin polisin tamamı Cemaatçi değil, paralel çete değil. Erdoğan’ın beğenmediği kararları alan mahkemelerin tamamı Cemaatçi değil. AK Medya’nın hedef aldığı kapıcıların ya da öğretim üyelerinin tamamı Cemaatçi değil. Jandarma istihbarattan alınan ve başka görevlere sürülenlerin tamamı Cemaatçi değil. Cemaatin halk içinde ciddi bir karşılığı yoktur ve bu yapı esas olarak bürokrasi içinde vardır. Nitekim bu gerçek, belli ölçülerde seçim sonuçlarına da yansımıştır. Cemaati olduğunda büyük göstermek, herkesi Cemaatçi görmek, cadı avı hazırlığına iklim yaratmak içindir. Kaldı ki Paralel yapıyla gerçekten mücadele etmek isteyenlerin çok uğraşmasına, öyle büyük hazırlıklar yapmasına gerek de yoktur. Valilerin, müfettişlerin, polis şeflerinin, jandarmanın, TSK’nin değişik tarihlerde hazırladığı raporlar arşivlerdedir ve orada listelenen F tipi çete üyelerini tasfiye edebilmek, gerçekte devlet açısından oldukça kolay bir iştir.


ROTA

Hazırlayan: Mustafa GÜRBÜZ

19 NİSAN 2014 CUMARTESİ

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Gül ‘Cumhurbaşkanlığı’ dedi

Doğu PERİNÇEK dperincek@ip.org.tr

Yazarımız, yoğun görüşmeleri nedeniyle siz değerli okurlarımızdan bir süre daha izin istiyor.

Basın toplantısında bir soru üzerine ‘Gelecekle ilgili siyaset planım yok’ diyen Abdullah Gül’ün bu açıklaması siyasi kulislerde, ‘Gül, Cumhurbaşkanlığı adaylığını ilan etti’ şeklinde değerlendirildi  HABER MERKEZİ

YENİÇERİ: DARALTIMIŞ BÖLGE AKP TUZAĞI

Özcan Yeniçeri

‘Yüzde 57’nin ortak adayı Köşk’e çıkar’ MHP Milletvekili Özcan Yeniçeri, gündeme getirilen daraltılmış bölge seçim sistemini eleştirdi. Yeniçeri, Başbakan Erdoğan’ın Köşk’e Cumhurbaşkanı olarak çıktıktan sonra Anayasa değişikliği ile görevine ‘başkan’ olarak devam etmek amacında olduğunu söyledi. Yeniçeri, “Tayip Erdoğan ve Gül’ün karşısında yüzde 57 var. Bu yüzde 57’nin ortak bir aday çıkartması durumunda Tayyip Erdoğan dönemi bitecektir” dedi.

‘Hedefleri az oyla çok temsil’ Yeniçeri, TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Gündeme gelen daraltılmış bölge seçimleriyle ilgili de değerlendirmelerde bulunan Yeniçeri, “Böylece Adalet ve Kalkınma Partisi daha az oyla daha çok temsil elde edeceği bir sisteme geçmiş olacaktır. Daraltılmış bölgeye geçilmesi durumunda 12 Haziran seçim sonuçlarını baz alarak yaptığı hesaplara göre, Adalet ve Kalkınma Patisi’nin milletvekili sayısı 25-30 civarında artarak 350-360 aralığına ulaşacağı hesaplanıyor. Böylece AKP’nin arzu ettiği Anayasa değişikliğini gerçekleştirebilecektir. 2015 Haziran milletvekili seçimlerinden hemen sonra ‘başkanlık sistemi’ veya ‘partili cumhurbaşkanlığı’ sistemini Adalet ve Kalkınma Partisi’nin gündeme getirilmesi hesaplanıyor. Köşke çıkması durumunda Cumhurbaşkanı olarak göreve başlayacak Erdoğan, Anayasa değişikliği ile birlikte yola ‘başkan’ olarak devam etme hesapları yapıyor” dedi.

‘Çarşı’nın sivil itaatsizliğini destekliyorum’ E-Bilet sisteminde sporseverlerin kişisel bilgilerinin ticari bir mal olarak kullanılmasının kabul edilemeyeceğini belirten Yeniçeri, “Fenerbahçe ile oynanacak olan derbiye ebilet uygulaması yüzünden gitmeyeceklerini açıklayan Beşiktaş’ın taraftar grubu Çarşı olmak üzere tüm taraftar oluşum ve grupların kimlik bilgilerine sahip çıkmalarını doğru bulduğumu belirtmek istiyorum. Bu bir sivil itaatsizlik eylemidir” şeklinde konuştu.

C

umhurbaşkanı Abdullah Gül, Kütahya’yı ziyareti sırasında gazetecilerin Cumhurbaşkanlığı ile ilgili sorularını yanıtladı. Cumhurbaşkanlığı ile ilgili tartışmaların doğal olduğunu kaydeden Gül, “Sayın Başbakan ve benimle ilgili konular söz konusu olduğunda, bir araya gelip bunları konuşacağımızı, görüşeceğimizi zaten söyledik. Gördüğünüz gibi çeşitli istişareler, çeşitli temayül çalışmaları yapılıyor. Bunlar bütün seçimlerden önce kararlar verilmeden önce yapılan şeylerdir. Biz de bir araya geldiğimizde konuşup bunları neticelendireceğiz. Tabii ki cumhurbaşkanlığı seçimleri ile ilgili adaylar netleştikten sonra başka bir süreç başlayacaktır” dedi.

Cumhurbaşkanı Gül, Kütahya’da halkı selamlayıp, konuşma yaptı.

‘Konumum gereği net konuşamıyorum’ Cumhurbaşkanı olması nedeniyle çok net konuşamadığını kaydeden Gül şunları söyledi: “Gelecekle ilgili siyaset planım yok. Bugünkü şartlar içerinde böyle bir planım yok. Bugün Cumhurbaşkanı olduğum için bazı konuları açık konuşmak beni sınırlıyor. Ben bağımsız bir şekilde

Abdullah Gül siyasete girmiş bir insan değilim, hep birlikte karara varacağız.” Bir gazetecinin “siyaset planım yok dediniz” ifadesi üzerine Gül’ün, “Bugünkü şartlarda böyle bir planımın olmadığını söyledim, evet” karşılığını vermesi

de dikkat çekti.

Adaylık işareti Gül bir gazetecinin, “Medvedev-Putin formülü tartışmaları gündemde. Sizi başbakanlık koltuğunda düşünebilecek miyiz?”

sorusuna da “Bu şekilde demokrasiye yakışan bir uygulama olduğu kanaatinde değilim. Halihazırda, bugünkü şartlar içerisinde düşündüğümü söylemiş oldum size” karşılığını verdi. Gül, “Bu açıklamanız Köşk’e

2008’de kaydedilmiş Yasa dışı yapılan dinlemelerin tespit edilmesiyle ilgili yapılan çalışmalarda İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne gönderilen müfettişler Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ndeki bilgisayarın incelenmesinde 2008 yılında yapılmış bir telefon ses kaydına rastladı. Normal prosedürlere göre soruşturma tamamlandıktan sonra silinmesi gereken telefon ses kaydının arşivlendiğinin tespit edilmesi üzerine soruşturma açıldı.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün açıklamaları Başbakan Erdoğan’a soruldu. Erdoğan, “Cumhurbaşkanıyla konuşmadan bir şey söylemem” karşılığını verdi.

‘Çankaya için karara varmış değiliz’ lirsizlik ve gerilim oluşturan bu seçimleri Meclis’teki veumhurbaşkanlı- killerden alarak asillere devğı adaylığı ko- rettiklerini ve bu sancıları, nusunda parti- bu tartışmaları da ortadan mizle karara varmış değiliz” kaldırdıklarını ileri sürdü. diyen Erdoğan, bu konuyu Abdullah Gül ile de görü- ‘Her kesimin şeceğini söyledi. AKP Genel görüşünü alacağız’ Erdoğan, cumhurbaşMerkezi’nde, partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Top- kanlığı adaylığı konusunda lantısı’nda konuşan Erdoğan parti olarak henüz bir karara hem seçim sonuçları üze- varmadıklarını şu sözlerle rinden değerlendirmelerde açıkladı: “Cumhurbaşkanlığı bulundu, hem de cumhur- adaylığı konusunda partibaşkanlığı adaylığı konu- mizle karara varmış değiliz. sunda, parti tabanına ve ka- İstişareleri başlattık. İlk istişareyi 30 Mart’ta milletimuoyuna mesajlar verdi. 2007’deki seçim de dahil mizle yaptık. Önceki gün olmak üzere, Türkiye’de vekillerle bu salonda bir cumhurbaşkanlığı seçimle- araya geldik. İlgili her kesirinin hemen hepsinin sancılı min görüşlerini alacağız, seçimler olduğunu savunan önerileri, tavsiyeleri dinleErdoğan, Türkiye’ye enerji yeceğiz. Tabii ki Cumhurkaybettiren, Türkiye’de be- başkanımızla da bu konuyu  AYDINLIK / ANKARA

“C

ayrıca konuşacağız. İstişareler neticesinde inşallah en doğru kararı verecek, Türkiye için en hayırlı adım neyse onu atacak ve yolumuza devam edeceğiz. İstişare toplantımızda milletvekillerimize de ifade ettim, bizler çok uzun soluklu bir davanın sadece hizmetkarıyız.”

‘Hizmetin çok çeşitli yolları var’ Millete hizmet etmenin çok çeşitli yolları olduğunu kaydeden ve “millet, size, bize hangi vazifeyi tevdi ederse biz o vazifeyle hizmetkarlık yapmaya devam ederiz” diyen Erdoğan, Cumhurbaşkanı seçimlerinde de parti olarak tavırlarının bu anlayış çerçevesinde olacağını belirtti.

KILIÇDAROĞLU: YENİ ‘YEŞİLLER’ ÇIKACAK

HP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yeni çıkan MİT düzenlemesi için “Yurtdışında operasyon yapma yetkisi veriliyor, bu ne demek, yeni ‘Yeşiller’ çıkacak demek” uyarısında bulundu. Partisine yönelik “sağa kayma” eleştirilerine de yanıt veren Kılıçdaroğlu “Sağ-sol olayının ötesine geldik. Cumhuriyet, demokr a s i tartışılır hale geldi. Herkesi kucaklamak zorundayız” dedi. Kılıçdaroğ-

lu, 30 Mart yerel seçimlerini değerlendirmek için toplanan Parti Meclisi’nin açılış konuşmasında şu mesajları verdi:

İstihbarat devleti oluşturuyorlar: Parlamentoda bir yasa kabul edildi. MİT yasasında önemli değişiklikler yapıldı. MİT Yasası, 12 Eylül sonrası hazırlanan bir yasaydı. Üstelik bir hükümet tasarısı değil, iki vekilin teklifi şeklinde Meclis’ten geçti. Yurtdışında operasyon yetkisi veriyor. Ne olacak; yeni Yeşiller çıkacak ortaya.

Fişlemeye yasal zemin: Yetkiler olağanüstü artırıldı. Tam bir istihbarat devleti, tam bir hukuksuzluk. Fişleme yetkisi veriliyor, eskiden de yapıyorlardı, şimdi yasal zemine kavuşturuldu. MİT’e kendisi ile ilgili olmayan soruşturma dosyalarına müdahale

yetkisi verildi. Adam öldürme yetkisi verildi. Soruşturmalar gizli, ama bu düzenlemeyle MİT için artık gizli değil. Neden? 17 Aralık operasyonlarını örtme girişimi mi bunlar, biz buna izin vermeyeceğiz.

Üniversiteler ve sendikalar ne zaman konuşacak?: Üniversiteler sessizliğini koruyorlar, bu üniversiteler şimdi konuşmayacak da ne zaman konuşacaklar. Emin olun Osmanlının medreseleri daha cesurdu. Nasıl bir üniversite bunlar, tabelalarını kaldırsınlar. Aynı şekilde bu sendikalar ne zaman seslerini çıkaracaklar merak ediyorum. İşçinin hakkını korumaktan acizler.

Sağ-sol’un ötesine geldik: Herkesi kucaklamak zorundayız. Zaman zaman eleştiriler yapılıyor, ‘CHP sağa mı kayıyor’ diye. Sağ-sol olayının ötesine geldik.

Tayyip Erdoğan

Zekeriya Öz raporu tamamlandı  AYDINLIK / ANKARA Savcı Zekeriya Öz hakkında müfettiş raporu tamamlandı. Öz hakkında soruşturma açılıp açılmamasına önümüzdeki günlerde karar verilecek. Dubai tatilinin masraflarını işadamı Ali Ağaoğlu’nun şirketine ödettiği iddiasıyla savcı Zekeriya Öz hakkında HSYK’nin başlattığı inceleme tamamlandı.

Savunması istenecek Daha önce Deniz Feneri Savcıları hakkındaki raporu da hazırlayan Vedat Alp Tektaş tarafından hazırlanan raporda Öz’ün menfaat temin ettiğine ilişkin delile rastlanmadığı, ancak iddia konusu ilişkilerin araştırılması gerektiği vurgulandı. Rapor HSYK 3. Dairesi tarafından değerlendirilecek ve soruş-

turma açılıp açılmayacağına karar verilecek. Soruşturma açılmasına karar verilirse rapor savunması istenecek. 17 Aralık operasyonunu başsavcı vekili olarak yöneten Zekeriya Öz, bakan çocuklarının yanı sıra işadamı Ali Ağaoğlu ile Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir’i gözaltına aldırmasından sonra hükümete yakın gazetelerde Öz’ün Dubai tatilinin masraflarını Aliağaoğlu’nun şirketine ödettiğine ilişkin haberler yayımlandı.

Bolu’ya düz savcı olarak atanmıştı Bunun üzerine HSYK olayı incelemek üzere bir müfettiş görevlendirmişti. Öz, 17 Aralık operasyonunun ardından önce Bakırköy’e ardından ise Bolu’ya düz savcı olarak atandı.

CHP seçimi değerlendirecek

Personeller sorgulanıyor 2008 yılında Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde çalışan çok sayıda rütbeli ve rütbesiz personel bilgisayarda bulunan ses kaydı ile sorgulandığı ve ifadelerinin alındığı öğrenildi. Bir çoğu İstanbul dışında illerde başka görevlerde çalışan rütbeli ve rütbesiz personelden olayı ihmali görünenlerin açığa alınarak haklarında soruşturma açıldığı belirtildi. (DHA)

Erdoğan: Gül’le görüşmeden bu konuda bir şey söylemem

İKTİDARIN KÖŞK ADAYLIĞINDA BELİRSİZLİK SÜRÜYOR

MİT’e adam öldürme yetkisi TEM’deki gizli ses kayıtları açığa aldırdı C Yolsuzluk ve Rüşvet operasyonun ardından yaşanan süreçte ülke genelinde yasa dışı dinlemelerle ilgili başlatılan inceleme sırasında İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü bilgisayarlarında bulunan bir telefon ses kaydı çok sayıda rütbeli ve rütbesiz personelin açığa alınmasına neden oldu. Soruşturmanın tamamlanmasının ardından silinmesi gereken ses kaydının bilgisayarda arşivlendiği fark edildi. 2008’de İstanbul’da görev yapan şu anda başka illerde çalışan rütbeli personelin dahi ifadelerinin alındığı belirtildi.

yeniden adaylığınızın işareti mi?” sorusunu da şöyle yanıtladı: “Bugün Cumhurbaşkanı olduğum için bazı konuları açık konuşmak beni sınırlıyor. Ama şu bir gerçek ki ben bağımsız bir şekilde siyasete girmiş veya da cumhurbaşkanı olmuş bir insan değilim. Dolayısıyla bunları arkadaşlarımız ile konuşacağımızı, tartışacağımızı ve neticede bir karara varacağımızı, bunu da kendi aramızda konuşarak halledeceğimizi söyledim. Dediğim gibi bunlar gayet açık, şeffaf bir şekilde olan konular. Türkiye yeterince olgun bir ülke. Hepimiz de yeteri kadar olgunuz. Onun için Türkiye’nin geleceği daima parlak olacaktır. Daima da iyi olacaktır.” Abdullah Gül’ün bu açıklamaları siyasi kulislerde, “Gül Cumhurbaşkanlığında ısrarlı” şeklinde değerlendirildi. Gül’ün açıklamaları ayrıca Erdoğan’ın “eş başkanlık” gibi planlara “hayır” dediği şeklinde de algılandı.

Kemal Kılıçdaroğlu

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bugün CHP milletvekilleriyle 30 Mart yerel seçim sonuçlarını değerlendirecek. CHP Genel merkezinde milletvekilleri ile bir araya gelecek olan Kılıçdaroğlu milletvekillerinin seçim sonuçlarına ilişkin görüşlerini dinleyecek. Toplantıda milletvekillerinin partinin seçimlerde izlediği politikaları masa-

ya yatırması bekleniyor. Parti kulislerinde konuşulanlara göre toplantıda F tipi örgütle ilişkiler, örgütlerin seçim kampanyasındaki tavırları ve aday belirlemede izlenen yol konusunda parti yönetimine eleştiriler yapılacak. Baykal’a yakın milletvekillerinin ise yönetimin sorumlu davranarak partiyi kurultaya götürmesini isteyecekleri bildiriliyor.

Zekeriya Öz


19 NİSAN 2014 CUMARTESİ

Hazırlayan: Mustafa GÜRBÜZ

TGB: 23 Nisan’da Anıtkabir’deyiz OLCAY KABAKTEPE / ANKARA

T

GB Genel Başkanı Çağdaş Cengiz, 23 Nisan’da yeniden milli egemenlik için Anıtkabir’de olacaklarını açıkladı. Atatürkçü Düşünce Derneği’nin (ADD) yurttaşlara “23 Nisan’da Anıtkabir’e” çağrısına Türkiye Gençlik Birliği’nden (TGB) destek geldi. ADD Genel Başkanı Tansel Çölaşan, yaptığı açıklamada, yurttaşları 23 Ni-

san’da saat 13.00’te Anıtkabir Tandoğan girişinde buluşmaya davet etmişti. Çağdaş Cengiz de 23 Nisan’da saat 13.00’te Anıtkabir’in Tandoğan girişinde olacaklarını açıkladı.

‘Kutlamaların merkezi Ankara olacak’ Aydınlık’a konuşan Cengiz, 23 Nisan Çağdaş Ulusal Egemenlik Cengiz

ve Çocuk Bayramı’nı bütün Türkiye’de coşkuyla kutlayacaklarını ancak merkezi kutlamanın Ankara’da olacağını söyledi. Bugüne kadar 23 Nisan’ın “Çocuk bayramı” özelliğinin daha fazla ön plana çıktığını belirten Cengiz, “Elbette bu yön hâlâ bizim açımızdan anlamlı ve kuvvetlidir. Söz konusu olan, geleceğimize yönelik büyük endişelerimizdir.

Ama aynı zamanda ulusal egemenlik kavramının bugün için çok çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Tayyip Erdoğanlar, Abdullah Güller, Fethullah Gülenler ve bu sistemin bileşenleri ulusal egemenliği ulusun üzerinde bir egemenliğe dönüştürmeye çalışıyorlar. Biz bunun karşısında yeniden milli egemenlik, yeniden ulusal egemenliği savunmak için 23 Nisan’da Anıtkabir’de olacağız” dedi.

CHP PARTİ MECLİSİ’NDE CEMAAT HESAPLAŞMASI BAŞLADI

F tipiyle ortaklık tartışılıyor CHP’nin seçim muhasebesi yapılan Parti Meclisi toplantısı yoğun tartışmalarla geçti. Bazı üyeler ‘Cemaat’le işbirliği yapıyor görüntüsü verdik; bu, seçmeni ürküttü’ tespitinde bulundu  ZİHNİ ERDEM / ANKARA

Haluk Koç’un istifası CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun MYK’da değişiklik yapabileceği iddiaları gündeme getirilirken, Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Haluk Koç’un 30 Mart seçimlerinin hemen ardından görevlerinden istifa ettiği ancak kabul edilmediği ortaya çıktı. Konuyla ilgili açıklama yapan Koç, on gün önce istifa ettiğini doğruladı.

Cihaner’den Ayaydın eleştirisi İlhan Cihaner, tapelerde ortaya çıkan Aydın Ayaydın ile Fethullah Gülen’e yakın bir kişiyle arasındaki Sarıgül’ün adaylığının garanti edildiği konuşmayı hatırlattı ve bu konuşmanın yalanlanmadığına dikkat çekti. Kılıçdaroğlu ise Cihaner’e “Yapsak yaptım derim neden gizleyeyim böyle ittifaka girmedik, Biz Cemaat’e bize oy verin demedik” dedi.

Dink davası yeni mahkemesinde  SEDA AKYÜZ

G

azeteci Hrant Dink cinayeti davası, Yargıtay’ın bozma kararından sonraki 5. duruşması özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasının ardından dün ilk kez yeni mahkemesinde görüldü. İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya sanıklar katılmazken, avukatlar hazır bulundu.

Ali Öz dosyası mahkemede Mahkeme Başkanı Tevfik Güngören, Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Albay Ali Öz dava dosyasının 20 Mart’taki oturumda kendierine gönderildiğini söyledi. Güngören, Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin bu dosya ile Dink davasının birleştirilmesine muvafakat edilip edilmediği konusunda görüş sorduğunu belirtti. Dink ailesinin avukatlarından Hakan Bakırcıoğlu, dönemin Trabzon Jandarma Komutanı Albay Ali Öz’ün de cinayetle ilişkisi olduğunu öne sürerek, Öz’ün Trabzon’daki dosyasının bu dava ile

Öğretmenlere Aziz Nesinlik soruşturma



İstanbul Bahçelievler Kumport Ortaokulu’nda, Aziz Nesin’in 47 yıl önce yazdığı “Şimdiki Çocuklar Harika” kitabını öğrencilerine tavsiye eden 13 Türkçe öğretmeni hakkında soruşturma başlatıldı. Cumhuriyet’in haberine göre Türkçe öğretmenleri 2013-2014 eğitim öğretim yılında 5. ve 6. sınıf öğrencilerine kitap tavsiye listesi hazırladı. Listede, Aziz Nesin’in bugüne kadar yüz binlerce baskısı yapılan “Şimdiki Çocuklar Harika” adlı kitabı da yer aldı.

Türk aile yapısına uygun değilmiş! Ancak okul yönetimi bu liste üzerine 13 Türkçe öğretmeni hakkında inceleme başlattı. Velilerin şikâyetleri üzerine başlatılan soruşturmaya “kitapta Türk aile yapısına uygun olmayan ve küfürlü içerik bulunması” gerekçe gösterildi. Soruşturma kapsamında okulun Türkçe Öğretmenler Kurulu Başkanı’nın ifadesinin alınacağı öğrenildi.

birleştirilmesini istedi. Avukat Bahri Belen ise sanıklardan Ahmet İskender’in hakkında yakalama emri olmasına rağmen ele geçirilememiş olduğuna dikkat çekerek, sanığın dosyasının ayrılmasını talep etti.

Dava 17 Temmuz’a ertelendi Mahkeme heyeti ara kararında, sanıkların tümünün Yargıtay’ın bozma ilamına karşı diyeceklerini saptamadan, bozma ilamı hususunda karar verilmesinin usulen uygun olmadığını bildirdi. Sanıklardan Ahmet İskender’in henüz yakalanamaması ve ifadesinin alınmamış olması nedeniyle, bu aşamada Trabzon 1. Ağır Ceza

Mahkemesi’ne dosyaların birleştirilmesi konusunda görüş bildirilemeyeceği belirtildi. Sanıklardan Ahmet İskender’in yakalamalı halinin sürdürülmesine va hakkındaki yakalama emrinin infazının çabuklaştırılmasına karar veren heyet, duruşmayı 17 Temmuz’a erteledi.

‘Devlet içi hesaplaşma’ Duruşma öncesi adliye önünde toplanan “Hrant’ın Arkadaşları” adlı grup, basın açıklaması yaptı. Grup adına basın açıklaması yapan Cüneyt Cebenoyan, “Devlet içi hesaplaşmada ilk raund bitti. Devletin içindeki herkes bu cinayetin işleneceğini biliyordu” dedi.

C

HP Parti Meclisi’nde, parti yönetimi seçimlerden önce oluşan “CHP’nin Cemaat’le birlikte olduğu algısına sessiz kalınmakla” eleştirildi. 30 Mart yerel seçimlerinde aldığı sonuçlarla hayal kırıklığı yaratan CHP’de, sonuçların yetkili kurullarda değerlendirilmesine ve parti yönetiminin sorgulanmasına yönelik süreç dün PM toplantısı ile başladı. Bazı PM üyeleri yönetimin Cemaat’le birlikte hareket edildiği görüntüsü verildiği yönünde eleştirdi.

‘Cemaat algısına sessiz kaldık’ Toplantıda söz alan Çetin Soysal, seçim süreci boyunca CHP’nin Fetullah Gülen Cemaat’iyle birlikte olduğu algısı oluştuğunu ve bu algıya da sessiz kalındığını söyledi. Soysal, bu durumun da sol seçmeni ürküttüğünü kaydetti. Soysal, Tayyip Erdoğan’ın dinlemelerden kendisine dönük bir mağduriyet yarattığını, bunların hukuk dışı olduğu vurgusu yaptığını ve bunu kampanyasında iyi kullandığını da vurguladı.

‘Onlar bizi büyüttü’ Birgül Ayman Güler’in, de Cemaat ile ilişkileri eleştirmesi üzerine CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “Defalarca açıkladım. Cemaatle bir ilişkimiz olmadı. Sadece bizi yazıp çizdiler. Biz de kendilerine neden yazıp çiziyorsunuz demedik. Hiçbir şekilde Cemaat’le işbirliğimiz olmadı. 17 Aralık yolsuzluk olayları üzerine onlar bizi büyüttüler” dedi. Kurultay ile ilgili taleplerin dile getirilmesi üzerine Kılıçdaroğlu, “Örgütlerin cumhurbaşkanlığına ve şimdiden genel seçim kilitlenmesini istiyorum” diyerek kurultay toplamayacağının işaretini verdi.

TRAKYA ÜNİVERSİTESİ’NİN ÖZRÜ KABAHATİNDEN BÜYÜK

Atatürk ve bayrağı estetik kaygıyla kaldırmış!

T

rakya Üniversitesi Rektörlüğü’nün internet sitesini yenileyerek Türk bayrağı ve Atatürk fotoğraflarını kaldırmasının ardından, 3 aylık “Köprü” isimli derginin kapağında yer alan Türk bayrağını da 5. sayısında kaldırdı. Derginin Genel Yayın Yönetmeni Yrd. Doç. Dr. İsa Kayaalp, “Türk bayrağını seviyoruz. Biz burada estetiği de düşündük” ifadeleri şaşırttı.

Demirin hançere döndüğü andayım Kim bilir kan kusan hangi candayım?..

B

eni; bana zoraki bırakan yaşam, zümrüdi bir ormanın karşısında, yalnızlığıma ortak etmişti ya suskunluğumu?.. Ben dünya yıkılmışçasına, yaşam bitmişçesine, zaman tükenmişçesine ve karanlık çökmüşçesine kendi kendime kalmıştım ya?.. Umut ne gökteki yıldızda görünüyordu ne beklediğim sabahların doğan güneşlerinde!.. Ne de eskimiş iplerin pejmürdeliğinde, bana ısrarla “sabır” diyen tespihlerde!.. İşte o an, insan akşam güneşlerinin elvedasında, kızıllığın yürek yakan bir acı gibi koyulaştığı anlarda, nefes verecek bir cana hasret kalır ya?.. İşte tam o anda; sevdanın, yaşamın tek ilacına döndüğü o anda... Geldin ya bir dilek gibi sessiz sedasız, işte o sabah... Bana, benden daha vahim yaşamların olduğunu kanıtlayarak geldin ya apansız?.. Cenderesinden fırlamışçasına ve isyan etmişçesine... Ya da girdabını dağıtmışçasına koşarak geldin!..

Seni de tıpkı benim gibi, zalime mahkûm eden çaresizliklerini geride bırakarak geldin... Istırap kuyusunda bir garip bulmuşçasına, kırık yüreğini masumiyetine emanet etmişken geldin!.. İnsan bir yalnızlığına bakıyor, bir de adeta omzunu uzatan, toprağın heybetli yoldaşı ormana... Seviniyor işte o an yüreği kıpır kıpır çocukçasına... Neye mi seviniyor?.. Ne yok ki içimde, çılgınca parende atan coşkularda yâr?.. İnsan, neyleyim dediği yalnız kadere bile seviniyor işte... Ve sensizlikten bıkmış, eskimiş çula dönmüş o çileye... Ve de yokluğunla isyankâr olmuş yüreğin ilk masum gülüşüne seviniyor... İnsan bulunca karşısında ceylani bir yüreği ve kirliliğin ortasında bir papatya gibi duran beyazı, sormadan edemiyor kendi kendine: “Ey gönül; kapılarını niçin kapattın ki bu kadar yıl?.. Niçin görmedin ki, bulutlar kadar uzak sandığın ancak her yağmur damlasında seni haber vereni?..”

Merhamete ihanet etme!.. Anla işte yâr; insan, kendisini kaderinin kimsesizliğine iten kıymet bilmezliğe isyan ederek çekildiğinde bir köşeye; “neden uzatmadım ellerimi mutluluğa” diye çok ama çok düşünüyor... Anla işte, tam da böyle düşündüğüm bir anda geldin yâr... Geldin ama; yokluk ve hasret, çaresizlik ve umut, tükeniş ve başlangıç ikileminde, isyana halen devam ediyorum... Seni görünce karşımda, ardı ardına dedim ki kendi kendime; “Yaşamın kötülüklerinin içinde iyiler de varken, tahta kapılarına niçin demirden setler çektin ki o kadar zaman?..” “Kafese çevirdiğin yaşamında, niçin köle oldun ki seni zorladıkları kimsesizliğe?..” “Neden gözyaşı döktün, neden loş ampulün altında donmuş bir ekrana bakarcasına, yaşamı hep dünden çaresiz sandın?..”

“Ve yaşamı hep yanlıştan, hep gafletten ve tabii ki hep zavallılıktan ibaret saydın?..” Anlamazsın yâr; bağırıyor insan, kendini hapsettiği masumiyete... Sığınıyor işte çaresizce bazen; geçmişin verdiği o zalim eziyete... Ve tam da o yüzden; seni beklerken, umut peşinde bir oraya bir buraya sürünüyor işte!.. Neyse; geldin ya ey yâr, o yeter artık bana?.. Geldin ama... Unutma; beni bana bırakana isyanımı ve seni bana gönderene hasretimi birbirine kırdırarak geldin!.. O yüzden hep anımsatacağım sana... Kırılmamak, ezilmemek ve çaresizliğe bir daha gömülmemek için şimdiden anımsatıyorum sana: “Unutma ki; merhamete bile ihanet eden yürekte, sevgi de olmaz aşk da...”

Bahar yağmurları gibi ansızın geldin yâr...

Bizi bize yâr eden satırlar!.. O yüzden yâr; bana geldiğinde, geçmişini göm ki bir yalnızlar mezarına, kimse bulamazsın anılarını, taşsız toprak yığınlarında... Kimse aramasın, “eskide ne vardı ki” diyen defineci ısrarında!.. İşte o yüzden; sevdanla, yüreğinle, canınla geldinse eğer sakın ha; ne vicdanı ne de seni bana getirten merhameti vurma!.. Vurma ki, ben klasik söylemlerin tekerrürcülerinden olmayayım... Demeyim herkes gibi yalnızca, “seni seviyorum...” Diyebileyim ki ben sana yâr; “Seni seviyorum demiyorum ki... Ben seni, sevdikçe yaşıyorum...” Evet; gönlümü, hasretine küpe yaptığım yâr...

Sevda şaşkınlığının hayali zincirinde, papatyadan kolye gibi duran yâr... Özgürlük coşkusunun mavi denizinde, küçük bir yelkenli gibi salınan yâr... Ne severmiş koca yürekler diye; boğulmak istercesine tenimde upuzun kulaçlar atan yâr!.. Rengârenk uçurtmalar gibi; ufkunun derinliğinde, yüreğimde uçan taptaze yâr!.. Hoş geldin yâr... Bizi bize yâr eden satırları yazan ellere selam çakarcasına geldin yâr... Ben işte bu yüzden dedim ya; “Hasretimi çivi gibi çakacaksan gel... Adam gibi, sevdanın uzun yollarında duracaksan gel...”

Omzuma yaslanan ilham!..

‘Zaten logonun altında var’ Prof. Dr. Yener Yörük, Haziran 2012’de, rektörlük İsa Derginin yayın kurugörevine başlamasından 10 Kayaalp lunda Rektör Prof. Dr. ay sonra yenilettiği siteden Yener Yörük’ün yanı sıra Türk bayrağı ve Atatürk fotoğraflarını kaldırtmıştı. Öğrencilerin yardımcısı Prof. Dr. Hüseyin Saeylem yaparak tepki göstermesine rıoğlu, Prof. Dr. Recep Duymaz rağmen geri adım atmamış “Amaç ile aynı zamanda derginin genel sitedeki bilgiye rahat erişim” açık- yayın yönetmeni olan Yrd. Doç. lamasında bulunmuştu. Rektörlük Dr. İsa Kayaalp yer alıyor. Türk bayrağının özellikle kalbu kez de 3 ayda bir yayımlanan 80 sayfalık “‘Köprü” isimli dırılmadığını iddia eden Kayaalp, dergi kapağından Türk bayrağını “Bunda bir art niyet yok. Biz buçıkarttı. Logonun altındaki şeridin rada estetiği de düşündük. Zaten iki tarafında da çok küçük boyutta logonun altında da ay yıldız var” dedi. ay ve yıldız kullanıldı.

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

İşte bayrağın kaldırıldığı derginin kapağı.

Sonunda sevda hasretinle, yıpranmış özlemlerinle, kalplere akan tül perde gibi teninle, narin insanlığınla geldin yâr!.. Bırak ezeli öfkeni, bırak kalbini kıranları, bırak seni anlamayanları ve bırak yaşamı ihanetten ibaret sayan ahmakları... Benim seni beklediğim gibi; yolların seni kucakladığı gibi geldin yâr... Sen hiç düşünme artık... Yaşamın her mazlum akışında, hüsrana yenilmiş sözlerin tüm zafer anlarında, mermer duvarlara sığınmışçasına yaslan yâr... Sevdama yasla başını; tenimi yorgan yaparım, sen rüyalar gör,

ben gölgende de yatarım... Omzunda tut umutlarını, canımı can yaparım; kuşkun olmasın, ihanete karşı siper de kazarım... Unutma yâr; yüreğimi, baharın ilk kırmızı çiçeğine saklamışken, acaba ilham için birikim mi yapıyordum?.. Bak işte geldin ya; ceylani bakışlarını hayal ederek düşünmüşken, apansız düştü sana armağan o satırlar: Demirin hançere döndüğü andayım; kim bilir kan kusan hangi candayım?.. İki ucu keskin bıçak sırtında; Sen o yanda, ben bu yandayım!..


19 NİSAN 2014 CUMARTESİ

ARALIK

İsmet

ÖZÇELİK

Gül-Erdoğan arasında kılıçlar çekildi

C

umhurbaşkanlığı seçimi yaklaştı. Taraflar giderek netleşiyor. Bir “AKP cephesi” var, bir de “Türkiye cephesi”. “Türkiye cephesi” henüz adayını belirlemiş değil. İsimler ortaya atılsa da daha netleşmiş bir şey yok. CHP, MHP, İP ve diğer partilere mensup vatandaşlar, “Tek aday” diye bastırıyor. Hedef ikinci tur değil, birinci tur. Hesapların buna göre yapılmasını istiyor. “AKP cephesi”nde ise kılıçlar çekildi. Abdullah Gül halkla ilişkilere başladı. “Bisiklete binmeler, gülücüklü fotoğraflar, atlılar, ...” hepsi Cumhurbaşkanlığı seçimi için. Gül dün Kütahya’daydı. Sırada Bartın, Zonguldak, Kırklareli, Tekirdağ, Kilis olduğu konuşuluyor. Seçim öncesi hareketli.

AKP’nin jölelileri Başbakan Erdoğan da boş durmuyor. Geçtiğimiz günlerde milletvekillerini genel merkezde ağırladı. Dün il başkanları ile bir araya geldi. Oyuna onları da dahil etti. “Hepsi arkamda” mesajını öne çıkarmak istedi. “Cumhurbaşkanlığı’ nda kimi istiyorsunuz?” diye anket de yaptı. Anket kâğıtları konuşuluyor. Bazı AKP’liler anket kâğıtlarına kendi isimlerini de yazmış. “Oyum açık” mesajı vermiş. AKP kulislerinde bunlar için, “Bizim jöleliler” deniyor Bu arada, “3 Dönem Kuralı”nı da unutmadı. Havuç olarak milletvekillerine sundu. “Sakın Gül’ün yanına gitmeyin” mesajı olarak algılandı. Karar daha sonra verilecek. “3 Dönem Kuralı” tartışması için “elma şekeri” diyenler de var!

Gül-Erdoğan’ın karşılıklı salvoları! Gül ile Erdoğan arasında gerilim her geçen gün artıyor. Ama iki taraf da temkinli. Erdoğan parti içinde, “Gülcü”, “Erdoğancı” kemikleşmesinden korkuyor. Bu tür bir kemikleşmeden zararlı çıkacağını düşünüyor. Ancak kesin olan bir şey var. Erdoğan’ın hesaplarında artık Gül yok. Gül’ün Başbakanlığını falan da hiç düşünmüyor. Yani çizmiş. Anayasa Mahkemesi kararlarından Gül’ü sorumlu tutuyor. “Eşbaşkan” gibi “tenzili rütbe” haberleri de mesaj! Nereden mi biliyorum? Sahibinin seslerinden. Erdoğan’ın yakın çevresi bunları her yerde konuşuyor. Onlardan!

Kolay lokma olmam! Bu arada Gül de kararlı. “Kolay lokma olmam” havasında. Fazla rahat görünüyor. Bazı bildikleri mi var, yoksa başka çaresi olmadığından mı bilmem. Kim bilir belki 25 Mart’a ayarlanan, ama sonra ertelenen “bomba”dan haberdardır. “Anlaştılar” haberini anında yalanladı. Hem de Erdoğan’ın çok tepki gösterdiği Basın Danışmanı Ahmet Sever’in ağzından. Mesajı sadece Erdoğan vermiyor. O da mesaj konusunda eğitimli. Arkasından da “Cumhurbaşkanlığı kimsenin cebinde değil” dedi. Kütahya’da yaptığı açıklamada da “Gelecekle ilgili siyasi planım yok” ifadesini kullandı. Bu da “Cumhurbaşkanlığı için adaylığını açıkladı” şeklinde algılandı. Karşılıklı atışmalar sürüyor. “AKP cephesi”nde asıl maç daha yeni başladı.

AKP’liler zorda! AKP milletvekillerinin bir kısmı, özellikle de “3 Dönem Kuralı”na takılanlar zorda. İki arada bir derede kalmış durumdalar. Cumhurbaşkanlığı için kimin yanında duracaklarını bilemiyorlar. 30 Mart seçimlerinde Erdoğan’ın beklenenin üzerinde oy alması bazı saf değiştirmelere yol açmış. Yani Gül’ü satanlardan söz ediliyor. Erdoğan, fazla sorun yapmadan hepsini kendi safına çekme peşinde. Daha şimdiden, “Gül adaylık için 20 milletvekili bulamazsa sürpriz olmaz” sesleri duyulmaya başladı. Ama bunların hepsi hesap. Bir bakarsınız bütün hesaplar altüst oluverir. Burası Türkiye. Daha “Türkiye cephesi” meydana çıkmadı. AKP, 29 Ekim 2012’de Ulus’ta yüz binlerin bir araya geleceğini bilebildi mi? Haziran’da milyonların ayağa kalkacağını düşünebildi mi? Bir milyon 89 bin kişinin “Arslanlı Yol”da yürüyeceğini hesaplayabildi mi? Daha durun bakalım!

CHP’de denizler durulmaz dalgalanmadan Hayır; Deniz Baykal’ın sözleri soyut bir ses bombası değil. Açık bir muhtıra ve hatta meydan okumadır. Baykal birikiminde biri “Çılgınca hatalar yapıldı. Tazelenmeye ihtiyaç var” diyorsa bu, taammüden edilen sözdür ve kontak anahtarı çevrilmiştir. Öyle; çünkü Deniz Bey, sorulan soru üzerine kurultaya gerek yok demiyor. Dahası, tazelenmenin Cumhurbaşkanı seçimi sonrasına ertelenmesine karşı çıkıyor.

Deniz Baykal sahnede İlaveten Deniz Baykal gibi kurultaylar ordinaryüsü olan ve CHP örgütünün gen haritasına yüzde yüz hâkim biri, sadece nabız tutmak kabilinden kendini ortaya atıp barutunu harcamaz. Belli ki strateji ve taktikler belirlenmiş ve yıllar süren suskunluğa son verilerek harekete geçilme kararı alınmıştır. Geçtiğimiz hafta sonu Birgül Ayman Güler ile Nur Serter’ın eleştirileri aslında Baykal’ın bu çıkışının ön işaretiydi. Keza önceki gün

El Cezire’de parti yönetimini yerden yere vuran Grup Başkanvekili Muharrem İnce’nin ettiği sözler ferdi bir itiraz olarak görülmemelidir. Muhtemeldir ki eleştiriler bugünden itibaren yoğunlaşacaktır.

PKK’yı eleştirememek Peki; neler mi olabilir? CHP’de biat kültürü egemen olmadığı için Kılıçdaroğlu’na karşı bir dalga oluşacaktır. Bu dalganın ne kadar büyüyeceği ve Kılıçdaroğlu’nun yıkıp yıkamayacağı önümüzdeki günlerde belli olacak. Kemal Kılıçdaroğlu sadeliği ve çalışkanlığı ile tasvip görüyor; lakin sıklet problemi var. Onun Tayyip Erdoğan’a yetemediği artık yaygın kanaattır. İlaveten PKK ve Kürt meselesindeki takıntıları, yani bölücülüğe açık tavır almaması zihinlerde kuşkular yaratıyor. Dramatik olan Kılıçdaroğlu’nun bu tutumuna rağmen CHP’nin son seçimlerde Kürtlerden zerre oy alamamasıdır... Kuşkusuz bu durum

Kılıçdaroğlu’nun suçu değil; konjonktürel, yani dönemsel bir hadisedir. Kılıçdaroğlu işte bu olguyu göremeyerek bölücülük noktasında Karadeniz ve Orta Anadolu seçmenine güven telkin edememiş ve oralardan da adeta silinmiştir... TC’lerin devlet dairelerinden indirilmesine suskun kalan Tayyip Erdoğan’ın bayrak reklam ve klipleri hazırlattığı, yani milliyetçiliğe soyunduğu bir seçim ikliminde Kılıçdaroğlu Kürtçülere göz kırpmaya çabalamıştır.

Dersim ve Fethullah Aynı şekilde Dersim saplantısı yine büyük bir handikap olarak Kılıçdaroğlu’nun başında Demokles’in kılıcı misali sallanıyor ki CHP’nin gövdesi bu konuda fevkalade hassastır. Amerikancı, AB’ci tutumlar ve Fethullah Gülen ile adeta ortak olunması bardağı taşıran diğer olumsuzluklardır. Kuşkusuz CHP gibi bir kitle partisinin genel tabana yayılmak istemesi saygıdeğer, ancak bulunulan

POLİTİKA GÜNLÜĞÜ

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Sabahattin ÖNKİBAR sonkibar@gmail.com

süreçte F tipi örgütle özdeşleşme getirdiğinden fazlasını götürür; zira iki yapı arasında çok temel doku uyuşmazlıkları var. Nitekim F tipi Cemaat ile nikâh kıyılmasına rağmen CHP Anadolu’nun muhafazakâr hiçbir merkezinden oy alamamıştır. Kılıçdaroğlu’nun hatası, hedef seçmen kitlesini belirleyememesi ve herkese göz kırpmasıdır ki bu durum kamuoyunda kişiliksizlik olarak algılanmıştır... Devleti ya da Cumhuriyeti kuran bir partinin kamuda türbana karşı çıkmak gibi vazgeçemeyeceği ilkeleri olmalı ama Kılıçdaroğlu ile bu ilkeler çöpe atılmıştır. Öyla olunca da toplama ya da avantür imajlı bir partiye sadece tepki oyları gelir ki son seçimde öyle olmuştur.

Kaset ve Sarıgül Gelelim Kılıçdaroğlu giderse kimin geleceğine? İşte Kemal Bey’in koltuğunda kalabilmesi için bugün yegâne şansı budur;

zira kaset olayı Deniz Bey için hâlâ handikaptır. Baykal, eğer Tayyip Erdoğan’ın 17 Aralık operasyonu suçüstüsüne karşı takındığı meydan okumayı takınabilse ve istifa etmese sorun yoktu ki... Onun durumu, 17 Aralık rezilliğiyle kıyaslandığında çok daha basit bir hadisedir ve emin olun Adnan Menderes örneğinde görüldüğü gibi toplum hiç umursamazdı... Deniz Bey maalesef o gün direnemeyip istifa etti. Şimdi tekrar dönmek isterse, “Niye gittin, niye dönüyorsun” sorusunu sorarlar. Bir başka boyut; İstanbul sermayesi ile Beykoz Konakları’nın CHP lideri olarak görmek istediği Mustafa Sarıgül konusudur. Peki; ne mi olur? CHP’de denizler bayağı bir dalgalanacağa benziyor ki yakın gelecekte beklenmese bile orta vadede partiden kopmalar olabilir.

TÜRKİYE; AB, ABD VE RUSYA’NIN KATILDIĞI UKRAYNA KRİZİNE ÇÖZÜM TOPLANTISINA DAVET EDİLMEDİ

AKP’ye Cenevre vetosu Karadeniz üzerinden Ukrayna’ya komşu olan ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne taraf kritik ülkelerden biri olan Türkiye, giderek ısınan Ukrayna diplomasisinde devre dışı bırakıldı  DENİZ KAHRAMAN

krizine çözüm Ukrayna krizine çözüm için için ABD ABD ve ve Rusya Rusya Cenevre’de araya geldi. Cenevre’de Cenevre’debir biraraya geldi.

A

KP hükümeti, Ukrayna’da çözüm için yürütülen üst düzey diplomaside de devre dışı kaldı. Türkiye, gerek Karadeniz üzerinden Ukrayna’ya komşu olması, gerekse Montrö Sözleşmesi’ne taraf olan en kritik ülke konumunda bulunmasına karşın AB, ABD, Rusya ve Ukrayna’nın katıldığı Cenevre toplantısına davet edilmedi. Türkiye, bölgesel diplomaside kan kaybetmeye devam ediyor. Geçen yıla kadar başta Ortadoğu olmak üzere bölgesel politikalarda AKP hükümeti ile işbirliğini “kritik önemi haiz” gören ABD yönetimi, şimdi Türkiye’yi oyun alanına sokmuyor. Daha önce Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Suriye’ye müdahale konusundaki ısrarlı çağ-

Ankara açmazda

rılarına karşın, Washington ile Moskova’nın diplomatik seçenek üzerinde anlaşması, Türkiye’nin devre dışı kalmasına neden olmuştu. Türkiye, ABD ve Rusya’nın uzlaşması sonucu “figüran” durumuna düşmüştü.

Ortadoğu’da da dışlandı Aynı şekilde, AKP’nin Mısır’da da Suriye’de de Müslüman

Kardeşler ya da onlarla bağlantılı gruplara destek vermesi, ABD’nin revize ettiği Ortadoğu politikalarıyla çelişince, Türkiye sorunun çözümü için yürütülen diplomasiye dahil edilmemişti. Son olarak Türkiye, Ukrayna krizinde devre dışı kaldı. AB, ABD, Rusya ve Ukrayna’nın katıldığı Cenevre toplantısına Türkiye davet edilmedi. Ankara,

SURİYE KARŞITI YENİ TEZGÂH HAZIRLIĞI

Kimyasal yalanına MİT paravanı  DENİZ KAHRAMAN

U

krayna’daki kriz nedeniyle, Suriye uluslararası gündemin alt sıralarına düşerken, muhalif gruplar, “Kimyasal silah kullanıldı” iddiasını yeniden gündeme taşıdı. Suriye Ulusal Koalisyonu (SUKO) 13 Ocak-14 Nisan tarihleri arasında rejim güçleri tarafından Hama, İdlib ve Şam kır-

salında yapılan saldırılarda en az 9 kez kimyasal silah kullanıldığını ileri sürüp Türkiye’ye başvuruda bulundu.

Örnekler MİT incelemesinde SUKO’nun bu iddiasını, Pulitzer Ödüllü ABD’li gazeteci Seymour Hersh’in, Guta’daki kimyasal silah saldırısında AKP’nin parmağı olduğunu dile getiren yazısının he-

BM BM uzmanlarının BM BMuzmanlarının uzmanlarının uzmanlarının BM uzmanlarının Suriye’de Suriye’de kimyasal Suriye’de Suriye’dekimyasal kimyasal kimyasal Suriye’de kimyasal silahların silahların yok silahların silahlarınyok yok yok silahların yok edilmesine edilmesine edilmesine edilmesine edilmesine yönelik yönelik başlattığı yönelik yönelikbaşlattığı başlattığı başlattığı yönelik başlattığı çalışma çalışma yaklaşık çalışmayaklaşık yaklaşık çalışma çalışma yaklaşık yaklaşık 55555aydan aydan bu bu yana aydanbu buyana yana aydan aydan bu yana yana sürüyor. sürüyor. sürüyor. sürüyor. sürüyor.

men sonrasında gündeme taşıması dikkat çekti. SUKO’nun iddialarına göre; 13 Ocak, 11 ve 27 Mart ile 3 ve 9 Nisan tarihlerinde Şam kırsalında; 11, 12 ve 14 Nisan tarihlerinde Hama’da ve yine 12 Nisan tarihinde İdbib’de yapılan toplam 9 saldırıda kimyasal gaz kullanıldığı kuşkusu ortaya çıktı. Bunun üzerine SUKO tarafından bölgeye ekipler gönderildi. Bu ekipler, ölenler üzerinden doku, giysi ve kullanılan silahın parçaları toplandı. Aydınlık’ın ulaştığı bilgilere göre, muhalifler, saldırıların olduğunu iddia ettikleri bölgelerden topladıkları elbise, kan, doku ve parçacık örneklerini sınırdan Türkiye’ye getirdiler. Muhalifler sözde kanıtları 15 Nisan tarihinde MİT yetkililerine teslim etti. Örnekler, Suriye sınır bölgesinde bulunan mobil laboratuvarlarda inceleme altına alındı.

Suriye sınırında bir haftada 1202 kişi yakalandı

G

enelkurmay Başkanlığı, son bir hafta içerisinde Suriye sınırında 1202 kişinin yakalandığını açıkladı. 1117 Nisan 2014 tarihlerinde sınırlardan kaçak olarak geçmeye çalışırken yakalanan kişiler ile ele geçirilen malzemelerle ilgili Genelkurmay Başkanlığı’nın internet sitesinden yapılan açıkla-

ye’nin, derinleşme sinyallerinin geldiği bu krizin çözümünde söz sahibi olmasını gerektiriyordu.

mada şöyle denildi: “Dönem içerisinde Suriye sınırında 1202 kişi ile 67 adet tabanca mermisi, 101 adet piyade tüfeği mermisi, 16 bin 504 karton sigara, 45 kilo uyuşturucu, 4 bin 443 litre akaryakıt, 17 adet cep telefonu ele geçirilmiştir.

Sınırda kaçak hatta imha

Genelkurmay Başkanlığı’ndan yapılan bir diğer açıklamada ise Suriye sınırında devriye görevi yapan mobil yol kontrolü unsurlarınca akaryakıt kaçakçılığında kullanılacağı değerlendirilen bir boru hattının tespit edildiği, Altınözü Cumhuriyet Savcılığı’nın talimatı üzerine de boru hattının imha edildiği belirtildi.

“Ukrayna kriziyle ilgili birinci halka ülkeler çağrıldı. Başka komşu ülkeler çağrılmadı” gerekçesini gösterse de özellikle ABD yönetiminin, Montrö Sözleşmesi’ndeki kısıtlamalardan istisna istemesiyle Ankara üzerinde kurduğu baskı, Karadeniz havzasındaki çıkarları ve Ukrayna’nın AB dışındaki en önemli deniz komşusu olması nedeniyle Türki-

Ukrayna’daki krizin derinleşmesi ve olası bir sıcak çatışma ihtimali çerçevesinde ABD’nin Karadeniz’e çıkma çabası, Türkiye’yi zor durumda bırakacak gibi görünüyor. Doğalgaz boru hatlarının Batı güzergâhı, Karadeniz’in altından Türkiye’ye uzanan Mavi Akım Hattı, krizin enerji boyutuyla Ankara’yı zor duruma sokacak bir potansiyel taşırken, Karadeniz’de yaşanacak bir gerginlik, Türkiye’yi kaçınılmaz olarak ABD-Rusya ikileminde bırakacak. Bir tarafta NATO üyeliği, diğer tarafta da Rusya ile hem ekonomik hem de siyasi açıdan yakın ilişki içinde olması, Ankara’yı ciddi bir açmaza düşürecek.

Boğazlar’da Suriye trafiği Suriye’ye yönelik saldırılara karşı Akdeniz’deki varlığını hissettirmek için uzun süredir Karadeniz filosundaki gemilerini bölgede görevlendiren Rus donanması Minsk, Novocherkassk, Georgypobedonoets adlarını taşıyan 3 savaş gemisini daha Çanakkale Boğazı’ndan geçirdi.


19 NİSAN 2014 CUMARTESİ

Hazırlayan: Şafak TERZİ

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

TÜRK HÜKÜMETİ CİHATÇILARIN PETROL ZENGİNİ OLMASINA GÖZ YUMUYOR

Suriye’deki teröristler Türkiye’ye petrol satıyor

Suriyeli Kürtlerden Barzani’ye karşı protesto

 Türk makamları terör örgütlerini petrol zengini yapan bu kaçakçılığa göz yumuyor

Suriyeli Kürtler, Irak Kürdistan Bölgesel yönetiminin Suriye sınırına kazdığı hendeği protesto eden bir gösteri düzenledi. Hawarnews’in haberine göre PYD yanlısı Kürtler, taşıdıkları kürekler ve pankartlarla Irak sınırına gittiler ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi tarafından kazılan hendeğin kabul edilemez olduğuna dair sloganlar attılar. PYD Eş Başkanı Salih Muslim, hendeğin Mesud Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi’nin kararıyla Suriyeli Kürtleri cezalandırmaya yönelik olarak kazıldığını öne sürerken, Kürdistan Bölgesi Pemerge Bakanlığı yetkilileri, hendeğin güvenlik gerekçesiyle kendi bakanlıkları tarafından kazıldığını açıklamıştı. Irak sınırına giden Suriyeli Kürt göstericilerin sınırda büyük bir çadır kurarak eylemlerini sürdürdükleri bildirildi.

İslami Cephe, Nusra ve IŞİD benzeri terör örgütleri, ele geçirdikleri petrol kuyularından ilkel ve amatör yöntemlerle günde 60 bin varil petrol çıkarıyor, 50 bin varil Türkiye’de kaçak yollarla satılıyor  DIŞ HABER SERVİSİ

S

uriye’ye karşı kanlı savaş yürüten silahlı terör örgütlerinin ürettikleri günlük 60 bin varil petrolün büyük bir kısmını Türkiye’de sattıkları açıklandı. Lübnan’da yayımlanan esSefir gazetesine demeç veren Suriye Petrol Bakanı Yardımcısı Hasan Zeyneb, aşırı grupların ülkenin doğusundaki petrol kuyularından ilkel yöntemlerle çıkardıkları petrolü ucuz fiyatlarla Türkiye’de sattıklarını açıkladı. Silahlı grupların günde yaklaşık 60 bin varil petrol çıkardıklarını belirten Suriye Petrol Bakanı Yardımcısı Hasan Zeyneb, yaklaşık 10 bin varili iç piyasada satan silahlı grupların geri kalan petrolün büyük kıs-

mını Türkiye’ye sattıklarını söyledi.

Günde 500 bin dolar Hasan Zeyneb, çalınan petrolün varil fiyatının 10 dolar olduğunu belirterek silahlı grupların kaçak petrol satışından günde yaklaşık yarım milyon dolar gelir elde ettiklerini söyledi. Silahlı grupların Türkiye’deki kaçakçılarla birlikte çalıştığını belirten Suriyeli yetkili, kaçakçıların da MİT’le ve TSK ile ilişkili olduğunu iddia ederek petrol kaçakçılığı yapılan güzergahın güvenliğinin de bu şekilde sağlandığını öne sürdü.

Türk iş adamları kuyruk oldu Hasan Zeyneb, Türk iş adamlarının Suriye petrolünü 30 do-

lardan satın aldıklarını belirterek petrolün dünya piyasalarındaki fiyatı düşünüldüğünde bu fiyatın bedava sayılabileceğini söyledi. Suriye Petrol Bakanı Yardımcısı Hasan Zeyneb, petrol kaçakçılığının önlenmesi için hava operasyonlarının sürdüğünü belirtti; ancak ülkenin kuzey ve doğusundaki güvenlik şartlarından dolayı kaçakçılığı önlemenin çok zor olduğunu söyledi. Suriye yönetiminin kontrolünden çıkarılan petrol kuyularının bulunduğu bölgeler çoğunlukla İslami Cephe, Nusra ve IŞİD gibi terör örgütlerinin elinde bulunuyor. Türk hükümeti ise kaçak petrol satışından haberdar olmasına rağmen, terör örgütlerine gelir kaynağı olması

Güney Korede batan geminin kaptanı tutuklandı



için satışlara göz yumuyor. Suriye’deki silahlı terör örgütleri arası savaşlar genellikle

petrol kuyularının bulunduğu bölgelerde ve sınır kapılarında yoğunlaşıyor.

‘Kiev’deki yönetim ulusal diyalog başlatmalı’ P

erşembe günü Cenevre’de yapılan Ukrayna konulu dörtlü görüşmede Rusya, ABD, AB ve Kiev yetkililerinin Ukrayna’daki gerginliğin önlenmesi için bir an önce kapsamlı ulusal diyalogu başlatması, Neo Naziler gibi yasadışı radikal grupların ise silahsızlaştırılması gerektiği konusunda anlaşmaya ulaştı. Dörtlü, Ukrayna’daki gerginliği önlemeye yönelik atılması gereken somut adımlar konusunda bir bildiri kabul etti. Şimdiki Kiev yönetimini meşru olarak görmediğini kesin bir dille ifade eden Moskova’nın görüşmelerin böyle formatta yapılmasına razı olması Rusya’nın Ukrayna krizinin barışçıl çözümüne yardım edebilecek tüm adımları atmaya hazır olduğunun en iyi göstergesi olduğu belirtiliyor. 8 saat süren görüşmenin sonucunda taraflar krizin sadece diplomatik yöntemle çözülebileceği konusunda anlaşmaya ulaştılar. Ayrıca Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un sözlerine göre, görüşmelerin en önemli sonucu, Ukrayna’daki krizin Ukraynalıların kendileri tarafından çözülmesi gerektiği kanısının taraflarca itiraf edilmesi oldu.

Öncelik vatandaşları korumak ‘Belgeyi onayladık. Söz konusu 17 Nisan tarihli Cenevre Bildirisi’nde Ukrayna’daki gerginliğin önlenmesi ve vatandaş güvenliğinin sağlanmasına yönelik ilk somut adımların atılması gerektiğini kabul ettik. Belge gelinen durumda gerginliğinin önlemesi ve güç kullanımına izin verilmemesini de kapsıyor. Ukrayna’nın güneydoğusu tarafından yeni anayasaya dâhil edilmesi gereken hususların fark edilmesi de belirtildi. Hususlar arasında her şeyden önce, merkezi yöne-

‘Asker göndermek istemiyoruz’

timden vazgeçilmesi; bölgesel yasama ve icra organlarının seçimi dâhil, bölge yönetimlerinin yetkilerinin arttırılması ve Ukrayna toplumunda Rus diline hak ettiği rolün tanınması hususları bulunuyor’. Ancak Cenevre Bildirisi kabul edilir edilmez Kiev yeni provokasyon hareketinde bulundu. 16 ile 60 yaş arası Rusya vatandaşı erkeklere Ukrayna devlet sınırını

geçmesi yasaklandı. Ukrayna tarafı, bu tedbirlerin öncelikle ülkenin doğusundaki olayları etkileyebilecek fiziksel olarak sağlıklı erkekleri kapsadığını belirtti.

Kiev saldırıya devam ediyor Kiev’deki faşist yöndetimin Dışişleri Bakan Vekili Andrey Deşitsa, ülkenin doğusunda yürüttükleri özel operasyona şimdilik son vermek niyetinde ol-

madıklarını açıkladı. Deşitsa, operasyon şiddetinin Cenevre anlaşmasının uygulanmasına, özellikle de işgal edilen kamu binalarının boşaltılması ve silahların teslim edilmesine bağlı olduğunu belirtti. Bakan Vekili, yasadışı silahlı oluşumların mevcut anlaşmalara uyması ve Ukrayna yönetiminin verdiği şansı kullanması umudunu dile getirdi.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Ukrayna krizi ile ilgili olarak, Avrupa Birli- Sergey Lavrov ği, ABD ve Ukraynalı muhataplarıyla yaptığı görüşmelerin ardından önceki akşam basın toplantısı düzenledi. Görüşmelerde üzerinde anlaşılan konular hakkında bilgi veren Lavrov, Ukrayna’daki yasa dışı silahlı gruplar ve işgal edilen binalar konusunun ülkedeki bütün bölgeleri ilgilendirdiğini belirtti Lavrov, “Kiev’de darbeyle yönetimi ele geçirenler inisiyatif alarak, bölgelere ellerini uzatmalı, onların kaygılarını dinlemeli ve onlarla müzakere masasına oturmalı” diye konuştu. Lavrov bir soru üzerine de, Rusça konuşan Ukraynalıların kaygılarının anayasal reform sürecinde de dikkate alınması gerektiğini belirterek, “Rusya, Ukrayna’ya asker göndermek istemiyor” dedi.

‘Cenevre uygulanırsa müdahaleye gerek kalmaz’

Valentina Matviyenko

Rusya Parlamentosu’nun Üst Kanadı olan Federasyon Konseyi’nin Başkanı Valentina Matviyenko, “Ukrayna’daki mevcut siyasal krizin çözüme kavuşturulması için gerekli yol haritasını içerir somut bir eylem planı, dün Cenevre’de gerçekleştirilen görüşmede ortaya çıkmış bulunmaktadır. Umarım Ukrayna’daki iktidar uluslararası kamuoyunun ve Rusya’nın bu çağrısına kulak verir” şeklinde konuştu.

Müdahale hakkımız saklı Ukrayna’daki krizin ancak ulusal bir diyalog zemininde ve hükümet ile vatandaşlar arasındaki karşılıklı taviz ve özveri çerçevesi içinde çözüme kavuşturulabileceğini belirten Matviyenko, açıklamasının devamında ise şunları söyledi: “Parlamento olarak Rusya Federasyonu Devlet Başkanı’na Rusya Silahlı Kuvvetleri’ni devreye sokma yetkisini verirken Ukrayna’daki mevcut durumun öngörüle-

mezliğini ve ülkedeki kaos ortamını göz önünde bulundurduk. Buna bağlı olarak, Ukrayna toprakları üzerinde yaşayan ve Rusça konuşan halkın yaşamına yönelik bir tehdidin ortaya çıkması halinde, Devlet Başkanı’na Ordu’yu kullanma yetkisinin verilmesini uygun gördük. Umarım söz konusu karara ve bu kararla tanınan yetkiye hiçbir zaman ihtiyaç duyulmaz ve Ukrayna’daki kriz barışçıl yollardan en kısa zamanda çözüme kavuşur”.

Güney Kore’de Çarşamba günü batan yolcu gemisinin kaptanı için tutuklama emri çıkarıldı. Daha önce geminin batışı sırasında dümende 3. kaptanın olduğu açıklanmıştı. Gemide bulunan ve çoğunluğunu öğrencilerin oluşturduğu 270 kişiyi arama çalışmaları sürüyor. Kötü hava koşulları, bulanık deniz suyu ve güçlü akıntılar, son yılların en büyük gemi faciasında kaybolanlar için umutları azaltıyor. Resmi açıklamlara göre, gemide bulunan 475 kişiden 179’u kurtarılırken, 28 kişi hayatını kaybetti. Sahil güvenlik yetkilileri iki dalgıcın geminin kargo bölümüne girmeyi başardığını ancak engeller yüzünden kimseyi teşhis edemediğini ya da çıkaramadığını söyledi. Sewol adlı gemi kuzey-batıdaki İnçon’dan Jeju adasına giderken alabora olmuş ve iki saat içinde sulara gömülmüştü. Yolculardan 350’si, okul gezisindeki öğrencilerdi. Facianın nedenini belirlemek için başlatılan soruşturmada, gemininin neden ani manevra yaptığına ve tahliye emri için geç kalınıp kalınmadığına odaklanılıyor. Bazı uzmanlar, ani manevra nedeniyle yerinden oynayan kargonun geminin dengesini bozmuş olabileceğini söylüyor. Bazı uzmanlar ise geminin bir kayaya çarpmış olabileceğini belirtiyor. Kaptanın yanı sıra, mürettabattan diğer iki kişi için de tutuklama emri çıkarıldı.

Midesinden 12 külçe altın çıktı



Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de bir işadamını midesinden ameliyatla 12 adet minik altın külçesi çıkarıldı. 63 yaşındaki hastanın kusma ve kabızlık şikayetleriyle hastaneye başvurduğu öğrenildi. Yaşlı adam doktoruna, karısıyla yaşadığı bir kavga sonrası bir anlık öfkeyle bir şişe kapağı yuttuğunu söyledi. Doktorlar ameliyatta, her biri 33 gram olan minik altın külçeleriyle karşılaştı.

KAYIP İETT indirimli seyahat kartımı kaybettim. Hükümsüzdür.

Mehmet Can Akyıldız

KAYIP İstanbul Üniversitesi'nden almış olduğum öğrenci kimliği kaybettim. Hükümsüzdür. Uğurcan Yardımoğlu


Hazırlayan: Aysen BEYAZ

19 NİSAN 2014 CUMARTESİ

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

DÜNÜN ÇÖZÜMLERİ Sudoku 2

Sudoku 1

Kakuro 1

Aydınlık

KURULUŞ. 1921

ŞEFİK HÜSNÜ DEĞMER

Yıl. 94 Sayı. 2351

VATAN - EMEK - NAMUS

Sahibi Anadolum Gazetecilik Bas. Yay. San. ve Tic. A.Ş. Genel Müdür Celal Demirel Genel Yayın Yönetmeni Mustafa İlker Yücel Yazıişleri Müdürü Ergün Gedek Sorumlu Müdür Murat Şimşek Haber Koord. Haber Müdürü Haber Md. Yrd İstihbarat Şefi Haber Araştırma Ekonomi

Kakuro 2

Kare

Önder Öztürk Dünya Şafak Terzi Erdem Atay Emek Esin Turhan Toplum Özlem Konur Usta Cansu Yiğit Spor Anıl Budak Sezim Özadalı Ceyhun Bozkurt Bilgi İşlem Güven Karakurt Recep Erçin Kültür Sanat Hayati Asilyazıcı Gece Haber Müdürü Osman Erbil

Ankara İsmet Özçelik İzmir Hayati Özcan Avrupa Beyhan Yıldırım Reklam Gurup Başkanı: Saynur Okuroğlu Reklam Müdürü: Kamile Karakadılar Genel Müdür Yardımcısı (Tüzel Kişi Temsilcisi) Metin Aktaş Genel Müdür Yardımcısı (Personel ve İdari) İsmet Öğütücü Genel Müdür Yardımcısı (Baskı ve Teknik) Melih Yıldırım Dağıtım Md. Cumali Karagöllü

Yönetim Yeri. İstiklal Cad. Deva Çıkmazı No.3/3 Beyoğlu - İstanbul

Tel. 0212 251 21 14 - 15 - 16 Faks. 251 55 06 Ankara Büro Tel. 0312 229 88 45 Faks. 0312 229 88 47 İzmir Büro Tel ve Faks. 0232 489 16 15 Avrupa Tel: 0049 69 25 62 88 73 E-Posta: haber@aydinlikavrupa.eu Adana Baskı. Arslan Güneydoğu Gazetecilik Mat. ve Kağıtçılık A.Ş. Tel. 0322 435 92 77 İzmir Baskı. Arslan Güneydoğu Gazetecilik Mat. ve Kağıtçılık A.Ş. Tel. 0232 257 69 01

Ankara Baskı. Anadolum Gazetecilik Bas. Yay. San. ve Tic. A.Ş. 35. Cadde Matbaacılar Sitesi No. 11 İvedik-Ankara İstanbul Baskı. Anadolum Gazetecilik Bas. Yay. San. ve Tic. A.Ş. Oruçreis Cad. Remzi Özkaya Sok. No.16 Bahçelievler / İstanbul Tel. 0212 655 44 34

Dağıtım. Turkuvaz Dağıtım Pazarlama A.Ş.

Önerileriniz için. halklailiskiler@aydinlikgazete.com www.aydinlikgazete.com Yayın Türü. Yaygın Süreli

Sayısal

Soldan sağa 1. Alışılandan daha kısa bir zamanda, hızlı - Kısırlık, verimsizlik 2. İhtiyaçları devletçe karşılanan onbaşı ve çavuş rütbesindeki asker - Fakat, lakin 3. Damarlarda dolaşan yaşamsal sıvı Alt alta yazılmış isimler ya da nesneler dizisi - Aktinyum'un simgesi 4. Dinlence - Aileyle ilgili 5. İridyum'un simgesi - Güzel huylu, zeki - Suriye'nin başkenti 6. Bir burç adı - Birini aldatmak için yapılan düzen, sahtekarlık 7. Hz.İsa, Meryem veya azizlerin tahta üzerine yapılan boyalı resimlerine verilen ad - Fas'ın başkenti 8. Bir elektrik akımını alıp, başka bir kuvvete çeviren cihaz, alıcı, ahize, reseptör - Şikar - İlgi eki 9. Notada duraklama işareti Anayasayla ilgili 10. Madeni para - Elazığ'ın eski adı 11. Bayağı, sıradan - Satrançta taraflardan birinin yenilgisi - Bir yük hayvanı 12. Öğrenim belgesi - En kısa zaman parçası, lahza Yukarıdan aşağıya 1. Yelkenli ve kürekli eski bir gemi türü Bir şeyin özünü oluşturan ana öğe, temel

2. İsviçre'de bir nehir - Bir divan edebiyatı şiiri türü 3. Su biriktirmek için akan önüne yapılan set - Geniş - Pasak 4. Tümör - Doğru diye benimsemek 5. Sözünde durmayıp bir işin yüzüstü kalmasına yol açan Kansızlık 6. Boru sesi - Ortaçağ'da kullanılan bir nakliye gemisi türü - Bağışlama, mazur görme 7. Yıldırım - İnsanda doğal olarak bulunan bir şeyi yapabilme gücü, meleke 8. İnsan öldüren, cani - Bir Ortadoğu tanrısı 9. Bilerek yapılan iş ve fiil - Zihnin bir şeyi anlama ve kavrama gücü 10. Fas'ın plakası - Aralarında fark olmayan şeyler, müsavi Üye 11. Saf, sersem - İklimleme cihazı 12. Ticarethane - Sanma, sanı

Soldan sağa 1 Serbest bırakılmış cariyeler ya da köleler, azatlılar 5 Mağdur 10 Tahıl ölçme kabı 11 Büyük tren istasyonu 12 Satürn gezegeninin beşinci uydusu 13 Tümör 14 Gözenek, küçük delik 16 Lesoto (kısa) 18 Yün yumağı 21 Azarlama, paylama 23 Çıplak 24 Kumarda kazanmak 26 Fecir 28 "Hay hay", "olur" anlamında bir sözcük 30 Çalışma, emek 32 Bulunak 34 Uykusu hafif 36 Üçlü 37 Kahveci tepsisi 39 Çin (kısa) 40 Estonya (kısa) 41 Gönüldaş 43 Japonya'da buda rahibesi 45 Tanrı 46 Baba 48 "... Güler" (fotoğrafçı) 50 Tabut 52 Duygudaşlık 55 Bir kimsenin mensup olduğu mezhebi ya da kalbindeki dinsel inancını inkar etmesi veya gizlemesi 56 Can sıkıntısı, usanç Yukarıdan aşağıya 1 Çekilen cezalar, işkenceler 2 Dikişte kullanılan pamuk ipliği

3 Yabancı 4 Çorak toprak 5 Kiloamper (kısa) 6 İrlanda (kısa) 7 Alışılmadık çağrışımlar yaratılarak, nesne ve olayların beklenmedik, fantastik ya da şaşırtıcı bölümleri kullanılıp gerçek dünyadaki ölçek, biçim ve ilişkilerden bilinçli olarak kaçılarak gerçekleştirilen sanatsal bir yöntem 8 İrlanda (kısa) 9 Kral vekili 11 Kül rengi, boz renk 15 Japon çay töreninin düzenleyicisi 17 İşlemelerde kullanılan, gümüş görünümünde parlak sırma ya da metal tel iplik 19 Giyiminde, tavır ve davranışlardında, beğenilerinde aşırı bir özenti içinde olan erkek 20 Bütün, tüm 22 "... Gündüz Kutbay" (ney üstadı) 25 Türk İşveren Sendikası Konfederasyonu (kısa) 27 İsviçre'de bir nehir 29 Ana, temel 31 Giysi kolu 33 Üst üste halkalar oluşturacak biçimde istiflenmiş halat 35 Anguilla (kısa) 36 Metin 38 Bozkır 39 İlan 42 Plastik ya da tahta taşlarla ve ıstakalarla oynanan bir oyun 44 Eğik 45 Halk ağzı (kısa) 47 Sazın en kalın teli ya da kirişi 49 Ailesini geçindiren 51 Bir haber ajansı 53 Kuzu sesi 54 Bir cetvel türü


19 NİSAN 2014 CUMARTESİ

Hazırlayan: Ercan DOLAPÇI

Başkan AKP’li oldu, ‘Antalya TV Ödülleri’ iptal edildi B

u yıl 9- 10 Mayıs tarihlerinde 5. kez düzenlenmesi planlanan ‘Antalya TV Ödülleri’ iptal edildi. Antalya’nın AKP’li yeni Belediye Başkanı Menderes Türel, törenlerin iptal edildiğini Milliyet gazetesi TV Köşesi yazarı Ali Eyüboğlu’na açıkladı. Eyüboğlu, dünkü yazısında Menderes Türel’in açıklamalarına yer verdi.

Ali Eyüboğlu’na açıkladı Türkiye’nin Emmy’si iptalle karşı karşıya”... 8 Nisan 2014 tarihli yazımın başlığıydı bu...

O yazıda Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın CHP’den AK Parti’ye geçmesiyle bu yıl 9-10 Mayıs’ta 5’incisi yapılması planlanan “Antalya Televizyon Ödülleri”nin neden iptalle karşı karşıya olduğunu anlatmıştım... 17 Nisan 2014 Perşembe günü Antalya’dan yazıyorum şimdi... 31 Mart’tan bu yana AKSAV yönetimi ve çalışanlarının yanı sıra televizyon dünyasında birçok insan, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin yeni Başkanı Menderes Türel’in

eski başkan Mustafa Akaydın’ın başlattığı ödülleri devam ettirip ettirmeyeceğini merak ediyordu. Türel’in bu konuda kamuoyuna yaptığı bir açıklama da yoktu... Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, bu konudaki ilk açıklamasını Perşembe günü 15.30’da bana yaptı. İşte Türel’in “Antalya Televizyon Ödülleri”yle ilgili aldığı karar ve gerekçesi: “Antalya Televizyon Ödülleri’ni iptal ediyoruz. Belediyemizin bu ödül törenini yapması için

ciddi bir bütçe ayırması lazım. Antalya’nın tanıtımına hiçbir katkısı olmayan böyle bir tören yerine bu parayı belediyenin başka hizmetlerine ayırmaya karar verdik.” “Antalya Televizyon Ödülleri” tıpkı “Antalya Altın Portakal” gibi Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin finans, AKSAV’ın organizasyonuyla yapılıyordu. Belediye aradan çıkınca AKSAV’ın ekonomik olarak Antalya’da böyle bir organizasyonu yapması olanaksız.”

Menderes Menderes Türel Türel

Utku Çakırözer’in adayı Haşim Kılıç mı? C

umhuriyet gazetesi Ankara Temsilcisi ve yazarı Utku Çakırözer, dünkü “Haşim Kılıç Köşk adaylığı için ne düşünüyor” başlıklı köşe yazısında, Cumhurbaşkanlığı tartışmasına değinerek, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’a güzellemeler yaptı. AKP tarafından hedef haline getirilmesine değindi. Çakırözer yazısında şunlara değindi: Başbakan Tayyip Erdoğan ve AKP kurmayları, 30 Mart seçimleri sonrasında planlı bir biçimde, bir zamanlar yere göğe sığdıramadıkları Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’a yükleniyorlar. Nedeni belli: AKP’nin otoriterleşme eğilimi karşısında son dönem verilen öz-

gürlükçü kararlarla ön plana çıkan Anayasa Mahkemesi’nin başkanının önünü baştan kesmek.

En zorlu rakip görüyor Erdoğan ve kurmayları, Köşk yarışında karşılarında “en zorlu potansiyel aday” olarak Kılıç’ı görüyor. Çünkü Kılıç, seçimlerde son derece etkili olabilecek iki temel özelliği üzerinde taşıyor: 1. Muhafazakârlık. 2. Özgürlükçü ve demokrat söylem. Geçmişten bu yana bazı önemli karar ve görüşlerine katılmasak ve eleştirilerimiz olsa da Kılıç’ın son dönemde mahkemenin aldığı birçok kararda özgürlükçü, demokrat, çoğulcu ve liberal bakışın

bir temsilcisi olduğu yönünde kamuoyunda yaygın bir algı var. Tam da bu algı nedeniyle AKP, Kılıç’ın olası Cumhurbaşkanlığı adaylığından çok çekiniyor.

Gül’e yakınlığı da gündemde Yakından tanıyanlar Kılıç’ın, Köşk yarışında, tanışıklıkları oldukça eskiye dayanan ve dünya görüşleri örtüşen CumHaşim hurbaşkanı Kılıç Abdullah Gül’e daha yakın durduğu dü-

şüncesinde. Kendisi ne kadar bu söylentilerden uzak kalmak istese de, Kılıç ismi Erdoğan-Gül pazarlıklarında da masada yer alabilir. Erdoğan’ın adaylığını kesinleştirmesi halinde, Gül cephesinin, “Haşim Kılıç aday olursa zorda kalırsınız” söylemi ile Başbakanlık talebinde bulunabileceği ileri sürülüyor.

Bu hafta konuşacak Kılıç, adaylık kon u -

B

mantı yiyip, doooğru Katar’a, oradan Gaziantep’e, Kahramanmaraş’a geçti, ver elini Romanya, Senegal, gene Fransa... Çanakkale’den Makedonya’ya uçtu, Kazakistan’a kanat çırptı, Antalya, Bursa, İstanbul, Kars turu yaptı, karayoluyla Nevşehir, Sivas, Bilecik, havayoluyla Ermenistan, Azerbaycan, ABD üçlüsünü

tamamladı. Eskişehir’i gördü, Finlandiya’ya, Estonya’ya ayak bastı, Almanya’dan Kırşehir’e geçti, İstanbul, Samsun, İzmir yaptı, Azerbaycan’dan Türkmenistan’a gitmeden önce, arada Malatya’ya uğradı. Hazır Ankara’da soluklanmışken, şu birikmişleri imzalasanız diye rica ettiler... Kırmadı, oturdu

NYT’den Twitter’a Türkiye çağrısı New York Times gazetesi Twitter’a, kullanıcı bilgilerini Türk yetkililerle paylaşmaması için çağrıda bulundu. New York Times’ın 18 uzman gazeteciden oluşan Editoryal Kurulu’nun imzasıyla yayımlanan “Türkiye’nin Twitter’la Savaşı” başlıklı başyazıda şöyle denildi: “Türkiye’nin kavgacı başbakanı Erdoğan ‘topluma yönelik en büyük tehdit’ olarak tanımladığı Twitter’ın kullanıcılarının da gözünü korkutmakta kararlı görünüyor. Türk hükümetinin son dönemde Twitter’a girişi iki haftalığına engellenmesinin ardından şirketin yöneticileri geçen günlerde Erdoğan yönetiminden yetkililerle buluşarak, hükümetin çeşitli taleplerini ele aldılar. Türk hükümeti Twitter’ı kullanıcı kimliklerini açıklamaya zorlarsa, şirket açıkça siyasi bir eylem olan bu girişime karşı kesinlikle güçlü şekilde direnmelidir. Bu tip taleplere boyun eğmek; Sayın Erdoğan’ın yönetiminin, muhaliflere ve siyasi karşıtlarına zulmünde yardımcı olacaktır. Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), ‘dünyanın en fazla gazeteci hapseden ülkesi’ Türkiye’nin 1 Aralık’tan itibaren 40 gazeteciyi hapsettiğini bildirdi. Bu gazetecilerin çoğu, muhalifleri susturmak için sık sık kullanılan terör ya da diğer devlet karşıtı suçlamalardan içeride tutuluyor.”

Mal da yalan mülk de yalan

sundaki net düşüncelerini önümüzdeki günlerde duyurabilir. Kamuoyuna ilk konuşmasını 25 Nisan’da Anayasa Mahkemesi kuruluş yıldönümü törenlerinde yapması öngörülüyor. O güne kadar konuşmazsa, o konuşmasında adaylık söylentisine son noktayı koymasına kesin gözüyle bakılıyor. Adaylık söylentilerine kesin bir dille son verecek o konuşmasında Kılıç, hükümetin giderek artan otoriterleşme eğilimlerini de ağır biçimde eleştirecektir. Ancak ne kadar ağır olursa olsun, eleştirileri, Erdoğan cephesinde, en zorlu rakipten kurtulmanın sevincinden başka bir iz bırakmayacak gibi gözüküyor...

Çankaya yokuşu ve Abdullah Gül ismillah, köşke çıktı. Bavulları hazırlayın dedi. Sırasıyla, Fransa’ya, Azerbaycan’a, Gürcistan’a, gene Fransa’ya, Pakistan’a, Türkmenistan’a Kazakistan’a, Konya’ya, ABD’ye gitti. Bi ara Ankara’da yakaladılar... Oturdu, akp’nin gönderdiği yasaları onayladı. Bi Mısır yaptı geldi, bi Suriye’ye uğradı, Kayseri’de

twitter.com/medyaninhalleri

masaya, akp’nin yasaları onayladı. gönderdiği yasaları Bitti mi diye sordu. Yılmaz ÖZDİL onayladı. Bitti dediler. E devleti (...) bekletmek olmaz dedi, Tabanları şişmiş halde İtalya’ya uçtu, Macarisgeldi Ankara’ya, var mı tan’a, Danimarka’ya, diye sordu. Oo-hoo dolu dediler. Hollanda’ya geçti, Kuveyt’e gitti. Bu akp’nin de işi bitmiyor yani Çoook yoruldu Abdullah Gül, dedi, terliklerini bile giymeden çook. Değiştirin, başkası yorulsun oturdu, akp’nin gönderdiği biraz.

Yunus Emre Hazretleri’nin bu mısraları bugünlerde çok aklıma geliyor. Cumhurbaşkanlığı tartışmaları yüzünden. Türkiye’yi kim kurtaracak. Bu mu, bu mu! Kaderimizi bir iki şahsa bağlamak ne kadar şaşırtıcı! Yıllarca devlet görevi yapan insanlar şaşkınlık içinde bu çekişmeyi gözlüyorlar. Putin ve Medvedev’i örnek göstermeyin bana. Keşke hepsi Putin kadar milli ve vatansever olabilse. Şimdi benim aklıma da bazı sorular geliyor. Mesela Afet ILGAZ ikisi birden herşey olsalar, ikisi birden cumhurbaşkanı, başbakan olsalar... Seyretmesi çok güzel olurdu! Yahut ikisi de hiçbir şey olmasalar. Bu nasıl bir mecburiyettir! Yasalarla dört bir yana bağlanmış Türk halkına şimdi seç bakalım diyorlar. Kolunu kıpırdatabilse! Herkes saatlerce bu ayrıntıları konuşurken, benim izlenimlerim buydu. Bunları Yunus Emre Hazretleri’nin başlıkta yazdığım mısraları üzerinden düşünüyordum. Yoksa kimse vatan sevme bağlamında yarışmıyor. Daha çok ‘kariyer’ iştahı ve planları! Bu cumhurbaşkanı çekişmelerinde aklıma hep şu gelir. Vaktiyle Semra Özal bu konudaki eleştirilere şöyle cevap vermişti; “Ben geleceğim en yüksek yere geldim... Bunun bir vatan hizmeti, görev aşkı olmadığını yüksek derecede bir kariyer çabası olduğunu söylemiştim ya.”

YAYIN AKIŞI... YAYIN AKIŞI... YAYIN AKIŞI... YAYIN AKIŞI... YAYIN AKIŞI... 07.00 Çizgi Film “Marsupilami” 08.00 Belgesel; 09.00 Muhabbet 11.00 Sorunlar ve Çözümler 13.00 Haber Bülteni 13.30 Müzikle Muhabbet 14.00 Püf Noktası (T)

09.00 Basının Gündemi 11.00 Saklı Tarih 12.00 Haber 18.00 Ombudsman 19.00 Halk Ana Haber 20.00 Saygı Öztürk ile Sisler Bulvarı 21.00 En Ana Haber 22.00 Müjdat Gezen ile Tele Sohbet 00.00 İsmail Dükel ile Günsonu Haberleri

07.30 Klip Saati 09.00 Çizgi Film 10.30 Şehir Işıkları 12.00 Belgesel 13.30 Klip Saati 14.00 Sağlık Güzellik 15.00 Film 17.00 İstekleriniz 18.30 Ana Haber 20.00 Yaşamdan İzler 21.30 Türkü Pınarı 23.30 Belgesel

10.30 Tarihe İmza Atanlar 11.00 Başkent’te Sağlık 13.00 Bizim Türküler 15.00 Genç Düşünce 16.00 Belgesel 17.00 Bizim Topraklar 18.00 Sağlıklı ve Formda Sohbetler 19.30 İki Kürek Tek Yürek 20.00 Ana Haber 21.00 Giderayak 22.00 Sanatın Adımları

09.30 Sağlık Kontrolü 10.00 Hafta Sonu Keyfi 12.10 Serra ile İtalyan İşi 13.10 Lezzet Durakları 14.00 Haber 15.00 Dünya Alem 15.30 Işıltılar 16.05 Frekans 17.00 Haber 19.05 Hayatın Tanığı 22.15 Ne Oluyor? 23.00 Aykırı Sorular Cumartesi

10.15 Haftasonu 12.15 Canım Doktor 13.00 Öğle Bülteni 14.15 Saffet Garajda 15.15 Güncel Dosya 16.15 Pasaport 17.00 Haber 18.15 Makam Farkı 19.00 Haberler 19.45 % 100 Futbol Devre Arası 20.00 Haber

07.45 Çok Güzel Hareketler Bunlar 09.30 Magazin D 12.15 Galip Derviş 13.45 Ankara’nın Dikmeni 16.00 Ben Bilmem Eşim Bilir 19.00 Ana Haber Bülteni 20.00 Arka Sokaklar 23.15 Boynu Bükükler 01.45 Film

07.00 Yalancı Yarim 08.00 Kayıp Prenses 09.30 Dizi 11.00 İnan Bana 12.00 Ne Güzel Evim 13.00 Mucize Lezzetler 14.00 Akasya Durağı 16.15 Dizi 19.00 Ana Haber 20.00 Survivor 23.30 Kim O! 01.30 Film

08.30 Winx Club 09.30 Pepee 10.00 Cumartesi Sürprizi 13.00 Lezzet Haritası 14.00 Ev Kuşu 15.15 Film: Yavru ile Katip 17.00 Sevdaluk 19.00 Show Ana Haber 19.45 Fatih Harbiye 23.15 Gölgedekiler

08.00 Şeffaf Oda 09.00 Aramızda Kalsın 10.45 Dünya Listeleri 12.00 Sine 8 13.30 Oynat Bakalım 15.15 Kaplumbağa ile Tavşan 17.00 Survivor Panorama 20.00 Film: Mii-Şii Sevimli Su Devi 22.00 Film: Los Angeles İstilası 23.30 Kick Boks

07.00 Çocuklar Duymasın

10.45 Yeni Zamanlar 11.55 Aklı Selim 13.00 Haber 13.25 Savaşta Barışta Türk Ordusu 14.00 Film: Çılgın Çocuklar-2 16.15 Bir Yusuf Masalı 18.15 Gezelim Görelim 16.40 Beni Böyle Seven 19.00 Ana Haber Bülten 21.45 Stadyum cumartesi 00.05 Dizi

11.10 Parola 12.20 Resim Sevinci 13.20 Sadece Sinema 14.00 Haber 14.10 Yol Arkadaşım 15.10 Uçuyorum 16.20 Fazla Mesai 17.20 Doğadaki İnsan 18.30 Objektiflerden Uzak 19.30 Hamburger SVWolfsburg ‘Bundesliga Karş.’ 22.00 Bu Toprağın Canları

08.00 Haftasonu Sabahı 10.10 Burası Haftasonu 12.05 HT Sağlık 13.00 Haber 14.15 Aktüalite 15.15 Skala 16.30 Eğitim ve Yaşam 17.00 Haber 18.10 Uzak Yakınlar 19.00 Haber 21.10 Makina Kafa 23.15 Tarihin Arka Odası

10.00 Güldeste 12.30 Nazım Usta ile Mutfak Keyfi 14.00 Akıl Küpü 14.45 Film 16.15 Doktorunuz Sizinle 17.00 Film 19.00 Spor 19.30 Ana Haber 20.00 Seyyah 21.00 Doktorunuz Sizinle 21.30 Diyalog

12.05 Suburgatory 13.00 The Big Bag Theory 14.00 How I Met Your Mother 15.00 The Simpsons 16.00 Believe 17.00 Major Crimes 18.00 CSI: NY 19.00 Leverage 20.00 Mom 21.00 Person of Interest 22.00 Two and a Half Men 23.00 Vikings

09.00 Ellen Show 11.00 The Weddin Band 13.00 The Newsroom 15.00 Doctor Who 17.00 Parade’s End 18.00 Rizzoli and Isles 19.00 The Tonight Show 21.00 The Big Bang Theory 22.00 Hannibal 23.00 Dexter

07.30 Çalar Saat 09.45 Fox İzliyoruz 10.00 Çocuklar Duymasın 11.15 BKM Güldür Güldür 13.30 Not Defteri 15.45 O Hayat Benim 18.30 Haftasonu Haber 19.30 Düşler ve Umutlar 21.30 Umutsuz Ev Kadınları 22.15 Film: 127 Saat

08.40 Film: Kardan Adam 10.10 Film: Bizim Ev 12.00 Marie Antoinette 14.20 Pretty Little Liars 16.00 Donanınm Haber 17.20 Gezenti 18.10 Trend Topic 18.50 Genç Şefler 19.40 Film: Bonville 21.30 Film: Dalgalara Karşı 23.20 Film: Kara Büyü

15.00 Sahne Sanatları 16.00 Haber Bülteni 16.15 Ne Dersiniz 17.00 Kent Ve Yaşam

08.45 Adanalı 10.45 Selena

18.00 Köyden Köye

12.20 Bugünün Saraylısı

19.00 Ana Haber

14.15 Yasak

20.00 Ulusal Gönüllüleri

16.30 Kara Para Aşk

21.00 Veryansın 23.00 Kral Çıplak (t)

19.00 Ana Haber Bülteni 20.00 Bugünün Saraylısı 23.15 Yasak

T.C. ADANA 2. CRA DARES TAINMAZIN AÇIK ARTIRMA LANI 2013/2175 ESAS Satılmasına karar verilen taşınmazın cinsi, niteliği, kıymeti, adedi, önemli özellikleri: 1 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : Adana İl, Sarıçam İlçe, 1231 Parsel No, BURUK Mahalle/Mevkii, Parselin üzerinde 2 adet yapı, ve bahçe duvarı ile bitişiği 1232 Parsel olup, iki parsel arasında duvar yoktur, kuzey tarafta bulunan yapının zemin katı taş duvarlı üst katı tuğla duvarlı olup, betonarme kolon ve tablalıdır, yapının parsel içinde kalan kısmı ve bitişiği tek katlı kısım zeminde toplam 50m2 olup, batı tarafı imar yoluna taşmaktadır, yapı toplam 90 m2 alanlı olup, parselin orta kısmında bulunan depo ve tuvalet yapısı tek katlı briket duvarlı üzeri beton bitişiğinde wc olup, 30 m2 alanlıdır. Adresi : BURUK KÖYÜ, STKLAL MAH. 399 SK. NO: 17 SARIÇAM / ADANA Yüzölçümü : 245 m2 Arsa Pay : TAM imar Durumu : Sarçam belediyesi imar ve ehircilik müdürlüünün 29/08/2013 tarih, 1391-2693 sayl imar çapnda parselin ehir imar plannda.’ B-2 Bitiik nizam iki kat konut alan gözükmekte olup, 1/1000 ölçekli imar planl olduu fakat uygulama görmedii için imar durumu verilemedii anlalmtr.’ Kymeti : 76.750,00 TL KDV Oran : %18 Kaydndaki erhler : TAPU KAYDINDAK GBDR. 1. Sat Günü : 28/05/2014 günü 11:00- 11:10 arası 2. Sat Günü : 24/06/2014 günü 11:00- 11:10 arası Sat Yeri : ADANA EK 2 ADLİYE HİZMET BİNASI 1. KAT 107/A NOLU SATIŞ ODASI SEYHAN / ADANA Sat artlar :

1- İhale açık artırma suretiyle yapılacaktır. Birinci artırmanın yirmi gün öncesinden, artırma tarihinden önceki gün sonuna kadar esatis.uyap.gov.tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada tahmin edilen değerin %50 sini ve riiçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmek şartı ile ihale olunur. Birinci artırmada istekli bulunmadığı takdirde elektronik ortamda birinci artırmadan sonraki beşinci günden, ikinci artırma gününden önceki gün sonuna kadar elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada da malın tahmin edilen değerin %50 sini, rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmesi şartıyla en çok artırana ihale olunur. Böyle fazla bedelle alıcı çıkmazsa satış talebi düşecektir. 2- Artırmaya iştirak edeceklerin, tahmin edilen değerin % 20’si oranında pey akçesi veya bu miktar kadar banka teminat mektubu vermeleri lazımdır. Satış peşin para, iledir, alıcı isteğinde (10) günü geçmemek üzere süre verilebilir. Damga vergisi, KDV, 1/2 tapu harcı ile teslim masrafları alıcıya aittir. Tellâliye resmi, taşınmazın aynından doğan vergiler satış bedelinden ödenir. 3- İpotek sahibi alacaklılarla diğer ilgilerin (*) bu gayrimenkul üzerindeki haklarını özellikle faiz ve giderlere dair olan iddialarını dayanağı belgeler ile (15) gün içinde dairemize bildirmeleri lazımdır; aksi takdirde hakları tapu sicil ile sabit olmadıkça paylaşmadan hariç bırakılacaktır. 4- Satış bedeli hemen veya verilen mühlet içinde ödenmezse İcra ve İflas Kanununun 133 üncü maddesi gereğince ihale feshedilir. İhaleye katılıp daha sonra ihale bedelini yatırmamak sureti ile ihalenin feshine sebep olan tüm alıcılar ve kefilleri teklif ettikleri bedel ile son ihale bedeli arasındaki farktan ve diğer zararlardan ve ayrıca temerrüt faizinden müteselsilen mesul olacaklardır. İhale farkı ve temerrüt faizi ayrıca hükme hacet kalmaksızın dairemizce tahsil olunacak, bu fark, varsa öncelikle teminat bedelinden alınacaktır. 5- Şartname, ilan tarihinden itibaren herkesin görebilmesi için dairede açık olup gideri verildiği takdirde isteyen alıcıya bir örneği gönderilebilir. 6- Satışa iştirak edenlerin şartnameyi görmüş ve münderecatını kabul etmiş sayılacakları, başkaca bilgi almak isteyenlerin 2013/2175 Esas sayılı dosya numarasıyla müdürlüğümüze başvurmaları ilan olunur. 11/04/2014 BASIN: 25124 (www.bik.gov.tr)

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de


Hazırlayan: Ece Kırbaş

19 NİSAN 2014 CUMARTESİ

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

KENAR YAZISI

Bizde umursanmayan, dünyaca ünlü ROCK grubumuz

Aracatacalı Gabriel amca

N

obel ödüllü yazarlara pek meyil etmemişimdir. Bu ödülü alan sadece iki yazarı okumuş ve sevmişimdir. Bunlardan biri John Steinback’tir ki, okuduktan sonra Nobel ödüllü olduğunu öğrenecektim. İlk gençlik yıllarımda, “ona niye bu ödülü verdiler? “ diye düşünmekten kendimi alamayacaktım. Steinback ödüle gerek olmayacak denli iyi bir romancıydı ve okunması için de böylesi bir şeye gerek yoktu bence. Komik ama o zaman öyle düşünürdüm (hala düşünüyorum ya o da ayrı mesele). Bu ödülü alanlardan kitaplığımda her zaman yeri olan ikinci isim Gabriel Garcia Marquez’di. Onu bulabilmem için Nobel ödülü gerekliydi. 80’lere doğru onun “Yüzyıllık Yalnızlık” kitabını alıp, okuduğumda Kolombiya gibi bilmediğim bir yerin bize ne kadar yakın olduğunu anlayacaktım. Sonra “Kırmızı Pazartesi” romanı bu ilgimi kamçılayacaktı. Kitaplarını okudukça Marquez’in de “Nobel” denilen ödülü alması beni şaşırtırdı. Ama iyi ki

almıştı. Almıştı ve ben bu diyarda Kolombiya denilen o diyarlardaki adamı tanımıştım. Gece vakti haberlerde “Gabriel Garcia Marquez, tedavi gördüğü hastanede 87 yaşında hayata veda etti.” diyor ve “Nobel ödüllü Kolombiyalı yazar bir süredir zatürre tedavisi görüyordu.” kelamı da eklenmeden edemiyordu. O ne Kolombiyalı idi benim için ne de Nobel’li. Marquez benim için Arjantin’li, Bolivyalı, Şilili, Meksikalı, Fatihli, Kuruçeşmeli, Arnavutköylü bizim mahalleli idi. Onun nobel aldığı günlerde kitabını Fransızcaya çevirmek istemişler. Marquez bir şart koymuş. Şartı şöyleymiş: “Yayıneviniz en az 10 Latin Amerikalı yazarın eserini yayınlarsa benim kitabımı çevirebilirsiniz.” Ne bileyim ben Marquez amcayı çok severdim. Benim için nobel ödülü almayacak kadar iyi bir yazardı. Güle güle Aracatacalı güzel insan. Gittiğin yerde Steinback’e de bizden selamlar götür.

Ü

lkemizde rock eskisine oranla büyük bir ilgi ve yükseliş içinde. Hatta popüler piyasanın en önünde bir yerde duruyor. Birbiri ardına çıkan albümler ve akabinde yapılan konserler rağbet görüyor ve takipcisi bol oluyor. Eskiden ayda yılda bir çıkan rock albümleri, şimdi nedeyse her hafta ikişer üçer boy gösteriyor. Bütün bunlara bakıp, gerine gerine “Türkiye’de rock patlaması var” diyebiliriz. Eh bir de buna bize has bir rock anlayışı da oluştu dememiz de mümkündür. Ülkemizde yükselişte olan ve kabul gören rock için, ne yazık ki nitelikte ve müzikalitede aynı övücü vurguyu yapmamız olası değil. Birbirinin benzeri soundlar, arabesk yamalarla piyasa hedeflenerek, statükonun dışına çıkmaktan korkarak üretilmiş yapıtların hakimiyetinde kılıf rock ama içindeki başka bir şey olarak iç piyasanın nabız atışında gün kurtarılıyor. Çıkan örnekler bizi mutlu ediyor ama rock tarzının ne geçmişi ne de bugünü ile sağlıklı bir buluşma içine giremiyor. Peki ülkemizde rock açısından dişe dokunur, olumlu örnekler çıkmıyor mu? Çıkıyor çıkmasına ama “piyasa şartları” gerekçesiyle bir güzel kenara itiliveriyor.

B

nildi.Ancak Young’ın hastalığına dair bir bilgi verilmedi. 1973 yılında Avusturalya’da kurulan grup, bugüne kadar en çok kazanan rock gruplarından biri.Grubun albümleri 200 milyondan fazla sattı. Grubun 2008-2010 yılları arasında gerçekleştirdiği “Black Ice” turnesi, 29 ülkede 5 milyon kişi tarafından izlenmişti. Hafta başında çıkan bu dağılma söylentisi Avusturalyalı gazeteci Peter Ford tarafından çıkmıştı. Geçen hafta 3AW radyosundaki programda, grubun bir daha asla turneye çıkamayacağını iddia eden Ford, “Gruptakilerin arasında sıkı bir anlaşma var. Biri gidecek, yerine başkasını almayacaklar ve grup dağılacak” şeklinde konuşmuştu.

Fransız plak şirketinden ilk albüm Kalitesizlik, kolaycılık hayatımıza ne kadar egemen olsa da bir yerlerden çorak toprakta filizlenen tohumlar gibi iyi ve kalite adına çıkışlar da oluyor. 5 yıl önce sessiz sedasız kurulan Nemrud isimli grup, bu örneklerden biri. Ülkemizde bugün kimsenin haberdar olmadığı bu grup, yurt dışında ses getiren ve tanınan iki albüme imza attı. Progresif rock tarzındaki müziğiyle kalite çıtasını bir hayli yükselten Nemrud’u 22 Nisan, Salı gecesi İstanbul’daki Alt Sahnesi’nde vereceği konserde dinleyeceğiz. Nemrud grubu 2008 sonlarında Mert Göçay (gitar/vokal) ve Aycan Sarı (bas) tarafından İstanbul’da kurulmuş. 2 yıl süren stüdyo çalışmaları

M

ichael Jackson’ın daha önce yayınlanmamış şarkılarından oluşan XSCAPE adlı yeni albümü “Estate of Michael Jackson” 13 Mayıs’ta yayınlanıyor. Daha önce duyulmamış ve yayınlanmamış olan 8 parçanın bulunduğu albümün isminin “Xscape”olmasının nedeni ise Michael Jackson’ın diğer albümlerine isim verirken her

an ğ o D 24 Nisan 1942 BARBARA STREISAND

Mozart’tan Piazzola’ya, klasikten Flamenko’ya müzik şöleni

G

eçtiğimiz yıl unutulmaz Beethoven Keman Konçertosu yorumuyla seyircileri büyüleyen Patricia Kopatchinskaja bu kez İş Sanat sahnesine Bavyera Radyo Oda Orkestrası ile konuk oldu. Piyanist ve besteci Fazıl Say ile birlikte çalıştığı, 2007 tarihli Say-Kopatchinskaja albümü ile Echo Ödülünü ‘’En İyi Oda Müziği’’ dalında alan sanatçıya, Münih’in en değerli orkestrasının yanı sıra Flamenko’nun genç yıldızı Fuensanta La Moneta ve perküsyon sanatçısı Agustin Diaserra da eşlik etti. Gecede klasik müzik ve Flamenko tınıları harmanlandı. Yenilikçi çizgisiyle klasik müziğin sınırlarını genişleten Patricia Kopatchinskaja, Flamenko’ya olan tutkusuyla ritme meydan okuyan Fuensanta La Moneta ve pro-

jenin ritim ustası Agustin Diasserra performanslarıyla dinleyicilere benzersiz bir deneyim yaşattı. Konserin ikinci yarısını Mozart’ın 4 numaralı Re Majör Keman Konçertosu’na ve Astor Piazzolla’nın Buenos Aires’in Dört Mevsimi eserine ayıran Bavyera Radyo Oda Orkestrası ve Patricia Kopatchinskaja dinleyiciler tarafından uzun süre ayakta alkışlandı.

sonucu grubun tavrını oturtan Nemrud elemanları, 2010 ortalarında kavramsal bir yapıda ve progresif rock tarzında ilk albümleri olan “Journey of the Shaman”ı çıkardılar. Ancak bu grubun ülkesindeki bir müzik şirketinden değil, bir Fransız firması olan Musea Records’dan çıkacaktı. 30 ülkede yayınlanan ve plak formatında çıkan bu albüm, dünya çapında bir ilgiye mazhar olmakla birlikte müzik yazarlarından da olumlu tepkiler alacaktı.

‘Türk Progresif Rock grubu’ Bu başarıların ardından Nemrud grubu, 2012’de stüdyoya girip, yeni albüm hazırlıklarına başlayacaktı. 2013’de de “Ritual” adıyla Avrupa’da çıkan bu ikinci albümde de grup, yakaladığı başarılı çıkışı sürdürecekti. İlk albümde Nemrud dağı üzerine

oluşan efsanelerden yola çıkan grup, ikinci albüm “Ritual”de ise, insanoğlunun kendi içsel yolculuğunu ve karanlıktan aydınlanmaya giden yoldaki çabasına odaklanışını anlatıyordu. Her iki albümde de konsept bir yapıyı sunan grup, “Türk Progresif Rock grubu” ibaresiyle dünya müzik literatürüne girmiş bulunuyor. Gitar ve vokalde Mert Göçay, bas gitarda Aycan Sarı, tuşlu çalgılar ve synthesizer da Mert Topel, davulda Mert Alkaya dan oluşan Nemrud, 70 li yıllardan alışık olduğumuz Progresif Rock, Space Rock tavrını bugünlere taşıyor. Tamamen dünyaya hitap eden bir müzikal bakışı hedefleyen grup, müziğine Türk ezgilerini de katıyor. Grubun müziğini dinlediğimizde Eloy, Pink Floyd, Yes, King Crimson gibi 70’lerin progresif rock gruplarını hissediyoruz. Bu yapıya ülkemizden de Barış Manço ve Kurtalan Ekspres’in bakışının katıldığını da görüyoruz. Ancak ne Barış Manço ne de Türk ezgileri bir yama gibi sentez gibi kullanılmamış. Bunlar bir özümseme ile müzikal bir birikimin katkısı olarak müziğe yansımış. Müzikaliteyi hedefleyen doğru işler çıktıkça insanın umudu artıyor. Nemrud bu umudu arttıran gruplardan biri.

O hep zamanın ruhunu yakaladı

AC/DC, ‘dağılıyorlar’ iddialarını yanıtladı u haftanın başında müzik dünyasına AC/DC grubunun “dağılacağı” yönünde söylentiler düşmüştü. Bunun üzerine AC/DC’nin resmi internet sayfasından yapılan açıklamada, bu dedikodular yalanlandı. Avusturalyalı rock grubu AC/DC, “dağılıyorlar” söylentilerine cevap verdi. “Daha emekli olmaya niyetimiz yok.” diyen grubun vokalisti Brain Johnson. gitaristleri Malcolm Young’ın hastalığı sebebiyle bir süreliğine müziğe ara verdiklerini açıkladı.Grubun resmi internet sitesinde ise “AC/DC, bu süreçte Malcolm ve ailesinin özel hayatına saygı gösterilmesini rica ediyor. Grubumuz müzik yapmaya devam edecek” de-

5 yıl içinde yaptıkları iki albümle dünya çapında bir ün kazanan ve ‘Türk Progresif Rock grubu’ ibaresiyle ses getiren Nemrud grubu, 22 Nisan gecesi İstanbuldaki Alt Sahnesi’nde konser verecek

zaman albümde yer alan bir şarkının ismini seçmesi ve aynı “Thriller”da olduğu gibi tek bir kelime olması. Estate of Michael Jackson kuruluşunun yöneticileri John Branca ve John McClain albüm için: “Michael her zaman yeni prodüktörler ile çalışmaya hevesli ve yeni sound’lar bulmaya meraklıydı. O her zaman güncel ve za-

19 Nisan 1988 Müzik dünyasında 68’ler protest tavrın üst düzeye çıktığı yıllardı. ABD’deki bir çok müzisyen bu yıllarda Vietnam savaşına karşı çıkmak başta olmak üzere sol protest tavırlı müzikler yapmıştı. Bu tavrın dışında her zaman Amerikan sağı ve muhafazakar konumunu sürdüren müzisyenler de vardı. Sonny Bono bunlardan biriydi. 60’larda Cher ile birlikte ikili olarak yaptıkları plaklarla bir döneme damgasını vuran müzisyen 70’lere doğru ününü yitirecekti. Bunun sebebi de zamanın protest tavrına uyan müzikler yapmamasıydı. 80’li yıllara geldiğimizde 19 Nisan 1988 günü Sonny Bono, Cumhuriyetçi Parti’den muhafazakar bir aday olarak Kaliforniya’ya belediye başkanı olarak seçilecekti. 20 Nisan 1970 Beatles dağılışından sonra grubun basgitaristi Paul Mc Cartney ilk solo albüm yapan eleman olacaktı.

Sinem a Streisa oyuncusu, n giren d, Brookly yönetmen, ş sanatç ı, yakı n’de doğmu arkıcı Barba n ra ş le mü d zik ha önemde çı tu. 72 yaşın yatına a k devam ardığı albü mediyor .

24 Nisan 1979 Bir kente adanmış şarkılardan en muhteşemi “Georgia On My Mind”dir. Doğduğu kent olan Georgia için bu parçayı yapan Ray Charles’ın, yaşamının son yıllarına kadar bu

manın ruhunu yakalayan şarkılara imza attı, bu albüm de bunun bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor.” yorumunu yapıyor. Prodüktör L.A. Reid de “Böyle bir albümü müzik dünyasına sunduğumuz için büyük bir gurur duyuyoruz” diyerek “Rolling Stones 100 büyük sanatçı” listesinde yer alan Jackson’ın geçmiş albüm başarılarına da değindi.

kente girmesi yasaklanmıştı. 50’lerde ırk ayrımının had safhada olduğu yılllarda beyazlar ile siyahların lokantaları bile ayrıydı. Ray Charles, bir restorana girip, beyazların oturduğu, siyahlara yasak olan bölüme girince hakkında dava açılır. Bu inadını sürdüren Ray Charles, konserinde beyazlar ile siyahların ayrı bölümlerde oturmasına karşı çıkacaktı. Bu olay sonucu eyelet valisi Ray Charles’ın kente girişini yasaklayacaktı. 1979 yılında yıllar süren bu yasak kalkacaktı. Ve “Georgia On My Mind” şarkısı da Georgia kentinin şarkısı olarak ilan edilecekti.

Blues müziğinin güçlü gitaristi ve vokalisti Earl Hooker bundan 44 yıl önce yaka m re landığı ve hastalığından hayata veda edecekti.

25 Nisan 1979 Arabesk tarzı çalışmalarıyla bilinen Hakkı Bulut, “Gecekondu” isimli bir albüm çıkardı. Sol, protest tavırlı bu LP’nin iç kapağında şöyle yazıyordu, “Hakkı Bulut Diyor ki: ‘Bak kardeşim bu düzene hep beraber dur demezsek’ diyor ve şimdiye kadar okuduğu eserlerin en güzellerini bu al21 Nisan 1970 bümde söylüyor.” Plak kapağındaki bu yazı da bazı imla ha- EARL HOOKER taları olsa da dönemin sol arabesk ilginçliklerinden biri olarak tarihe yazılacaktı.

Ölen


Hazırlayan: Zeynep BİLGİN

Bir ömrün tutkulu ’ O B A anlatıcısı: ‘G Garcia Marquez farklı kültürlerin izlerini sürmektedir; yazdıkça kendi önünü açan, gittikçe keşfeden, yaşadıkça yaratıcılığının kaynaklarını derin biçimde özümseyip taşıyan bir anlatıcıdır

B Feridun ANDAÇ

ize bir dostluğun öyküsünü taşıyan bu tarihsel gerçekliği, kıtanın “fetih/kuGabo ile Mario’yu okuduğumuzda; şatma”yla başlayan öyküsünü, hem yerli/AfLatin Amerika Edebiyatı’nın bil- rikalı/Avrupalı melez kimliğini, hem de mediğimiz kapılarının ara- aydınlanma çağının bu kıtadaki kültürel landığını gördüğümüz söy- katkılarını/etkilerini kavramak gerekir. leyebilirim. Kolombiyalı Gabriel Büyülü Gerçeklik: Garcia Marquez ile Perulu Melez edebiyatın yolu Marquez, beyazların bu kıtayı fethi Mario Vargas Llosa dostluğunun üzerinden hispa- öncesinde var olan uygarlığın izlerine dönik dünyaya bakış, o kültür nerek kendi edebiyatını kurma yolunu buçevresinin oluşumunun seyrini kavrayış lan bir anlatıcı. Sanırım, onun bu yanı, önemli ipuçları veriyordu bize. Latin kültür hem kuşakdaşlarını hem de ardılı kuşakları dünyasını var eden tarihsel/toplumsal ger- etkilemiştir. Bir yerde şunu söyleyecektir; çeklik, kurulan “yeni edebî” oluşumlarla sizin düş, büyülü gerçeklik dediğiniz şey (Boom hareketi) ve “yeni Küba projesi”ne yakın/uzak duruşun edebî aktörlerinin birikimleriyle 1960’larda Batı’da Latin Amerikan Edebiyatı furyası başlatıldı. Marquez, “Yüzyıllık Yalnızlık” (1965/66) romanıyla bu furyanın öncüsü oldu denebilir. 1950’lerin Latin Amerika gerçeğinde var olan bu kuşak yazarlarının kendi ülke gerçeklerine dönerken, beslendikleri ana kaynak elbette ki hispanik dünyanın, yani Rönesans’ın taşıdığı bir ütopyadan doğan Amerika dünyasının fetih sonrası gerçekliğinde, 1492’den Simon BoliMarquez, var’ın ateşlediği özeyazların b gürlük mücadelesithi bu kıtayı fe lan ne kadarki (5 Temo r a v e d öncesin muz 1811 Venerine le iz ın ığ uygarl zuela’nın bağımdi n e dönerek k sızlığı, 1819’da rma u k ı n edebiyatı n bir Kolombiya Cumla u b yolunu huriyeti’nin kuım, onun latıcı. Sanır m n a rulması) süreç ve bu yanı, he m de sonraki Latin rını he kuşakdaşla kları Amerika tarihi k ardılı uşa erde 1950’lerde filiz veBir y etkilemiştir. ktir; sizin ren bu kuşağın ece şunu söyley gerçeklik edebî/politik arkelü ü y ü b ş, dü tipidir adeta. y bizim dediğiniz şe k Bugün yaptıkları gündeli Gabriel neredeyse bütün dünaşamımızın y Garcia ya dillerinde olan Marir b z a ayrılm Marquez quez’i anlamak için hem parçasıdır.

Fazıl Say İzmir’de



Sanat Hayatı’nda bu hafta



Sanat Hayatı’nın konukları Devabil Kara ile İFSAK Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Turaç ve yöneticilerinden Tanju Akleman. TEM Sanat Galerisi’ndeki “Düğün” adlı sergide eseri bulunan Devabil Kara ile söyleşi 1. bölümde yayınlanıyor. 2. bölümde ise ülkemizdeki fotoğrafçılık, İFSAK’ın etkinlik ve sergileri Serkan Turaç ve Tanju Akleman ile konuşuluyor. Zafer Bilgin’in sunduğu Sanat Hayatı yeni yayın gününde ve saatinde Cumartesi 14:00’te Ulusal Kanal’da ekrana geliyor.

Anlatmak için yaşamak Marquez, bize, bir ulusun ruhu/psikolojisi/tarihsel siyasal gerçeklikleri, kültürel antropolojisi anlatı sanatı aracılığıyla nasıl kurulup yeni bir edebî belek oluşturulabileceğini gösterdi. İster “düşsel gerçekçi” deyin, ister “büyülü gerçekçiliğin virtüözü” tanımlaması yapın...Bütün bakışlar/değerlendirmeler onu bir yerin gerçeğinde kendi düşünü kuran insanlığın neleri/nasıl yaşadığının anlatıcısı olarak tanımlar gene de. Marquez, yerelden evrensele gidebilecek bir edebiyatın nasıl kurulabileceğinin usta anlatıcısıdır. Aynı zamanda yol/yön göstericisidir de. Latin Amerika edebiyatının edebî soyağacını görme/anlama/tanıma bilincine kapı aralamıştır Marquez. Kuşakdaşlarıyla bir “edebî magma” oluşturduklarını söyleyebiliriz. Onunu edebî anakarasına bakınca şunları görürüz hemen: kıtanın tarihsel/kültürel gerçekliği, ulusalcılık düşü/bağımsızlık düşüncesinin kaynakları, özgürlük mücadelesi, melezliği var eden doku, ABD/Latin Amerika arasındaki çatışman��n neden-niçinleri, sömürgeleştirme politikaları, doğanın/mekânın yansıtılması, yeni bir anlatı adası kurarak kültürel sürekliliğin ne olduğunu gösterme bilinci, siyasal süreksizlik, bölünmüşlükler, kültürel deneyim: bağlılık/bağımlılık, hem Batılı hem değil olma hali/yerli>siyah>Akdenizlilik, Batı’nın av sahasında olma hali, tamamlanmamışlık duygusu. Sanırım, bütün bunları ve daha fazlasını görebilmek için; Marquez okumalarına şu üç yapıtla, paralel okuma yaparak, başlamak en doğrusu: “Anlatmak İçin Yaşamak”, “Yüzyıllık Yalnızlık”, “Labirentindeki General”. Ve tabii ki “Gabo ile Mario”yu, bir de “Bir Söz Büyücüsü: Garcia Marquez”i, “Gabo ile Fidel”i, Gerald Martin’ın benzersiz biyografisi “Gabriel Garcia Marquez: Bir Ömür”ü de okuma yolculuğunuza katmanız gerekecektir sevgili okurum.

Hüseyin HAYDAR huseyinhaydar@aydinlikgazete.com

AĞIR DEVİR

Hz. Muhammed’i Rahat Bırakın Ey hırsızlar, talancılar, ruhu caniler, Millet bölücüleri, yurt talancıları, ticaniler... Hazreti Muhammed’i rahat bırakın. Çekin kanlı ellerinizi kurtarıcının yakasından, Rahat bırakın Asya’nın büyük oğlunu. İnin aşağı ulunun mertebesinden, Köle ettiniz, köle düzenini yıkan dini. Çevirin kör gözlerinizi Basîr’in düşüncesine. Parçaladınız, tersyüz ettiniz öğretisini; Çullandınız Mâûn emrinin üstüne, Siyah sarığını gözbağı yaptınız Resulün. Ey karaparacılar, sıcak paracılar, satılıklar, Nasıl da yere serdiniz devrim sancağını. Ne de çabuk büründünüz hak suretine, Kardeşlik nasipsizi, ey kumpasçı sürüsü, Hisse senedi yaptınız Fatiha’yı, İhale belgeniz oldu Ayetel Kürsi suresi. Muhammed bin Abdullah’ı rahat bırakın, Çekin kirli ellerinizi Gani’nin hazinesinden. Yeni bir ayet daha sürerken namluya, “Allah ile Kuran bize yeter” dediniz de, Doyuramadınız servet şehvetinizi, Kişisel malınıza makara yaptınız Bakara’yı. Ey hırsızlar, uğursuzlar, ruhu caniler, Millet bölücüleri, yurt talancıları, ticaniler... Ey peygamberin sahte sevicileri, Kutlu Doğum ile perdelediniz toplu ölümü, Kutlu Doğum diyerek ciğerini söktünüz İslamın. Acılarını ipe dizip tespih gibi çeken, Ayağa kalk, ayağa kaldır emeğin kutsal hakkını; Bugün namaz bağımsızlık, niyaz isyandır, Zalime isyan, müslümana Kuran hakkıdır!

TYS’nin Edebiyat Müzesi kapatılıyor

Geri dönüşümün yeni adı: Sanat Sergi, 3 Mayıs’a dek sürecek.

Dünyaca ünlü piyanist ve besteci Fazıl Say, İzmirlilerle bir kez daha buluşuyor. Say’ın 22 Nisan 2014 Salı akşamı vereceği konser, Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi (AASSM) Büyük Salon’da gerçekleşecek. Sanatçının 18 Ocak 2014 tarihinde yine AASSM’de verdiği konsere gösterilen aşırı ilgi nedeniyle, bu konser için satılacak biletlere sınırlama getirildi. Buna göre 22 Nisan’daki konser için bir kişi “en fazla 4 adet bilet” satın alabilecek.

bizim gündelik yaşamımızın ayrılmaz bir parçasıdır. Marquez, bize, “melez edebiyat”ın nasıl oluşabileceğini/biçimlenme kaynaklarını ve o kültürel dokudan yararlanma yöntemlerini gösterdi diyebiliriz. Hatta, altı çizilesi şu gerçeklik bakışı önemlidir: “Yüzyıllık Yalnızlık’ı yazdıktan sonra, bir çocuk domuz kuyruğu olduğunu iddia ederek Barranquilla’ya geldi. Yüzyıllık Yalnızlık’ı büyük bir dikkatle ve zevkle, fakat hiçbir şaşkınlığa kapılmadan okuyan son derece sıradan insanlar tanıyorum. Şaşırmadılar, çünkü ben onlara yaşamlarında yeni olan hiçbir şey anlatmıyordum.”Marquez’de ve kuşağı yazarlarda Simon Bolivar’ın o özgürlük ateşini yakan öyküsü hep etkileyici olduğu gibi; “Küba deneyimi” de yeni ruh ve yeni bir düş kurmak için ateşleyici olmuştur. M a r quez’in kurup getirdiği “edebî miras”a bakınca; Octavio Paz, Carlos Fuentes, Mario Vargas Llosa, Julio Cortazar, Jorge Luis Borges, Juan Rulfo, Alvaro Mutis, Pablo Neruda, Jorge Amado, Ernasto Sabato, Miguel Angel Asturias, Alejo Carpentier, Guillermo Cabrera Infante...gibi yazarların var ettiği bir edebî iklimde dünya edebiyatında ufuk açıcı/etkileyici/öncü kaynak olmuştur.

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

ŞAİRİN EMEĞİ

19 NİSAN 2014 CUMARTESİ

Dalkılıç’ın “Geri Dönüşüm” başlıklı resim ve heykel sergisi, 19 Nisan’da Bakırköy Demirtaş Ceyhun Kültür Merkezi’nde açılıyor  SELAHATTİN YILDIRIM

K

endini ifade etmenin bir yolu olan sanat dili, her zaman kendine ait malzeme-aracını üretir. Sanatçı kendini ifade edebilmenin en uygun yollarını arar. Bazen bir başkası için sıradanlık içeren nesne ya da malzeme sanatçının dokunuşu-müdahalesiyle, bir sanat nesnesi olarak öznelleşir-özelleşir. Bu bazen yüzeyde, bazen üç boyutlu bir işte bazen de performatif bir düzlemde tezahür edebilir. Burada önemli olan, ifadenin en anlaşılabilir ve en doğru yolla aktarımıdır. Sesin yansımasıdır. Nejla Dalkılıç, hem heykel eğitimi, hem de Almanya’da aldığı konseptüel sanat eğitimin getirdiği malzemeye hakimiyet rahatlığıyla, atık plastik malzemenin yeniden üretimine dayanan, gerek rölyef etkisi yaratan düzlemdeki işleri gerekse üç boyutlu heykel çalışmalarıyla kendine özel bir dil geliştirmektedir. Yarattığı formlar bize bir yandan da kullandığı malze-

meyle özdeşleşen, bir kenara atılmış, ötelenmiş, dışlanmış, önemsizleştirilmiş insanın yeniden hatırlatılmasıdır adeta. Her biri ben varım, buradayım der gibidir. Modigliani’ye gönderme yapan uzun boyunları, belki yalandan burnu uzayan Pinokyo’ya uzanan deformasyonlarıyla insan olma durumunun bir hicvi gibidir. Belki de güzellik soyut anlamıyla sadece bir plastik atık malzemeye indirgenmiş önemsizliktedir. Dalkılıç, güncel sanat atmosferi içerisinde kendini ifade etmenin araçlarının ve olanaklarının sınırsızlığını sonuna kadar kullanma eğiliminde bir sanatçı olarak karşımıza çıkmaktadır. Kadın olma durumunu ciddi bir şekilde içselleştirerek, zaman zaman da kendi bedeni üzerinden bir delilik sınırında cesurca sorgulamaktadır. Nejla Dalkılıç, sessizce, yüksek sesle konuşmadan, kendi gibi ve kendine ait bir dille bize sesleniyor. Ve atık malzemelerden kendini yeniden üretiyor. Atık plastikten kendi plastiğini var ediyor.

T

ürkiye Yazarlar Sendikası’nın (TYS), 2002 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı ile yaptığı bir protokolle açtığı Edebiyat Müze Belgeliği, Bakanlıkça boşaltılmak isteniyor. Belgeliğin protokolü 5 yılda bir yenileniyordu. İkinci yenileme, 21 Nisan 2011 tarihinde “yenileme dilekçesi”yle yapıldı. Bu işlemden sonra TYS Müze-Belgelik, çalışmalarını sürdürdü. Ancak 30 Ocak 2012 tarihli bir yazıyla protokolün iptali ve Müze Belgelik’in boşaltılması istendi. Bu karar, TYS’nin açtığı iptal davasına karşın onandı. Dava, temyiz aşamasında. Sendika, on yılda birçok yazarımızın yazı gereçlerini, ilk baskı kitaplarını, özgün el yazısı şiir ve düzyazı taslaklarını, fotoğraflarını, yazı gereçlerini belgeliğe kazandırdı.

TYS’den dayanışma çağrısı TYS yetkililerince Eski Kültür Bakanı Ertuğrul Günay’la ve bu dönemki Bakan Ömer Çelik’le Müze Belgeliğin korunması ya da yeni bir yer verilmesi için görüşüldü ancak herhangi bir yanıt alınamadı. Şimdi ise boşaltma için bir aylık bir süre verildi. Süre 8 Mayıs 2014’te dolacak. TYS tarafından yapılan açıklamada; belgeliğin AKM, Emek Sineması, Akün ve Şinasi Sahneleri gibi bir “kültür suikastı”na uğramasının istenmediğini; bu nedenle TYS’nin kamuoyunu bu kültür değerimizin korunması için dayanışmaya çağırdığı belirtildi.

T.C. TEKRDA 1.CRA DARES TAINMAZIN AÇIK ARTIRMA LANI 2013/6737 ESAS Satılmasına karar verilen taşınmazın cinsi, niteliği, kıymeti, adedi, önemli özellikleri: 1 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : Tekirdağ İl, Merkez İlçe, 568 Ada No, 28 Parsel No, Yavuz Mahallesi, (12) Bağımsız Bolum 347,67 m2 arsa zerinde 2.normal kat, 4/63 arsa paylı, mesken niteliğinde, borçlu hissesi tam (12) nolu bağımsız bolum mesken niteliğinde, 4 katlı betonarme binada, asansör yok, doğalgaz borusu dairenin dış kapısına kadar gelmiş, eski bir binadır, %30 yıpranma mevcut, dış kapı çelik kapı, 117,00 m2 bürüt, 100,00 m2 net alana sahiptir. 3 oda+salon+mutfak+banyo+hol+balkondan ibarettir, Tekirdağ ilinin tam merkezinde, Belediyenin her türlü hizmetlerinden faydalanmakta olup, etrafında yoğun yapılaşma vardır. Genellikle orta gelir grupları tarafından kullanılan bir yerleşim bölgesindedir. Adresi : Tekirdağ Merkez Yavuz mahallesi Hasan Hayri paşa sk.5/12 Yüzölçümü : 100,00 m2 net Arsa Pay : 4/63 imar Durumu : imar planı içerisinde A-5 (ayrık nizam 5 katlı) konut alanındadır. Kymeti : 65.000,00 TL KDV Oran : %1 Kaydndaki erhler : --1. Sat Günü : 02/07/2014 günü 11:00 - 11:10 arası 2. Sat Günü : 31/07/2014 günü 11:00 - 11:10 arası Sat Yeri : TEKİRDAĞ 1.İCRA MÜDÜRLÜĞÜ Sat artlar : 1- İhale açık artırma suretiyle yapılacaktır. Birinci artırmanın yirmi gün öncesinden, artırma tarihinden önceki gün

sonuna kadar esatis.uyap.gov.tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada tahmin edilen değerin %50 sini ve rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmek şartı ile ihale olunur. Birinci artırmada istekli bulunmadığı takdirde elektronik ortamda birinci artırmadan sonraki beşinci günden, ikinci artırma gününden önceki gün sonuna kadar elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada da malın tahmin edilen değerin %50 sini, rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmesi şartıyla en çok artırana ihale olunur. Böyle fazla bedelle alıcı çıkmazsa satış talebi düşecektir. 2- Artırmaya iştirak edeceklerin, tahmin edilen değerin % 20’si oranında pey akçesi veya bu miktar kadar banka teminat mektubu vermeleri lazımdır. Satış peşin para iledir, alıcı isteğinde (10) günü geçmemek üzere süre verilebilir. Damga vergisi, KDV, 1/2 tapu harcı ile teslim masrafları alıcıya aittir. Tellâliye resmi, taşınmazın aynından doğan vergiler satış bedelinden ödenir. 3- İpotek sahibi alacaklılarla diğer ilgilerin (*) bu gayrimenkul üzerindeki haklarını özellikle faiz ve giderlere dair olan iddialarını dayanağı belgeler ile (15) gün içinde dairemize bildirmeleri lazımdır; aksi takdirde hakları tapu sicil ile sabit olmadıkça paylaşmadan hariç bırakılacaktır. 4- Satış bedeli hemen veya verilen mühlet içinde ödenmezse İcra ve İflas Kanununun 133 üncü maddesi gereğince ihale feshedilir. İhaleye katılıp daha sonra ihale bedelini yatırmamak sureti ile ihalenin feshine sebep olan tüm alıcılar ve kefilleri teklif ettikleri bedel ile son ihale bedeli arasındaki farktan ve diğer zararlardan ve ayrıca temerrüt faizinden müteselsilen mesul olacaklardır. İhale farkı ve temerrüt faizi ayrıca hükme hacet kalmaksızın dairemizce tahsil olunacak, bu fark, varsa öncelikle teminat bedelinden alınacaktır. 5- Şartname, ilan tarihinden itibaren herkesin görebilmesi için dairede açık olup gideri verildiği takdirde isteyen alıcıya bir örneği gönderilebilir. 6- Satışa iştirak edenlerin şartnameyi görmüş ve münderecatını kabul etmiş sayılacaklan, başkaca bilgi almak isteyenlerin 2013/6737 Esas sayılı dosya numarasıyla müdürlüğümüze başvurmalan ilan olunur. 08/04/2014 BASIN: 25547 (www.bik.gov.tr)

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de


Hazırlayan: Fırat KORSAN

19 NİSAN 2014 CUMARTESİ

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

FIRTINA PATLADI! Son haftaların forma ekibi Trabzonspor, Kayseri Erciyesspor deplasmanında patladı. Rakibini 5-0’lık skorla geçen Bordo-Mavililer, Avrupa Ligi’ne gitme yolunda büyük avantaj sağladı

K.ERCİYESSPOR

S

TRABZONSPOR

üper Lig’in 30. hafta açılış maçında Trabzonspor, K.Erciyesspor’a konuk oldu. Müsabakaya oldukça hızlı başlayan Bordo-Mavili takım, henüz 5. dakikada Henrique ile golü buldu. Maça adeta 1-0 önde başlayan Trabzonspor akınlarını sürdürürkeni ev sahibi ekip ise golün şokunu üzerinden atamadı. Trabzonspor kalesine ender gelişen ataklardan sonuç alamayan Kayseri Erciyesspor’a karşın, 28’de Yusuf’la farkı 2’ye çıkaran Trabzonspor oyundan sonra skor anlamında da rahatladı. Harika oyununu bir golle

daha süsleyen Yusuf Erdoğan, 39’da takımını 3-0 öne geçirirken, ilk 45 dakika da bu sonuçla noktalandı. İlk yarıda işi bitiren Karadeniz temsilcisi, ikinci 45’te oldukça rahat bir oyun sergiledi. Kayseri Erciyesspor farkı azaltma çabasına girse de, Trabzonspor’un katı savunması gole izin vermedi. Bu durumla birlikte 62’te Olcan’ın golüyle 4-0 öne geçen konuk ekipte teknik direktör Hami Mandıralı, Soner, Şahin ve Gökhan’a şans verdi. 90’da Soner’in golüyle skoru 5-0 yapan Trabzonspor, maçı farklı kazanmayı başardı.

PUAN DURUMU 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18

FENERBAHÇE BEŞİKTAŞ GALATASARAY TRABZONSPOR SİVASSPOR KARABÜKSPOR KASIMPAŞA AKHİSAR BLD. ESKİŞEHİRSPOR G.BİRLİĞİ BURSASPOR G.ANTEPSPOR KONYASPOR RİZESPOR ELAZIĞSPOR K. ERCİYESSPOR ANTALYASPOR KAYSERİSPOR

O 29 29 29 30 29 29 29 29 29 29 29 29 29 29 29 30 29 29

G 21 15 14 12 13 11 10 11 10 11 10 10 9 8 9 8 5 6

B 3 9 11 10 4 9 11 7 9 5 8 6 7 9 4 6 13 7

M 5 5 4 8 12 9 8 11 10 13 11 13 13 12 16 16 11 16

A 66 48 49 46 51 27 45 37 30 33 33 35 37 35 35 30 30 23

Y 29 27 24 34 51 27 35 42 28 37 41 50 39 39 55 47 38 47

Av. P 37 66 21 54 25 53 12 46 0 43 0 42 10 41 -5 40 2 39 -4 38 -8 38 -15 36 -2 34 -4 33 -20 31 -17 30 -8 28 -24 25

0 K.ERCİYESSPOR

Gökhan *, Mang Azofeifa * (Dk. ane *, Traore *, Ibricic *, 46 46 Yiğit *), Diakh Hüseyin *), Murat * (Dk. ate **, Edinho **, Ce * (Dk. 70 Cinar *), Ekrem m T. D.: Hikmet Ka Can *, Cenk Ahmet * raman

TRABZONSPOR

5

Onur **, Bosin gw Soner ***), Henri a **, Adrian ** (Dk. 60 qu (Dk. 77 Şahin e ***, Olcan ***, Yusuf **** **) Gökhan ?), Zeki , Bourceanu ** (Dk. 82 **, Caner **, Kadir T. D.: Hami Mand *** ıralı Goller: (K.Erciye sspo Dk 28 ve 39 Yu r), Dk. 5 Henrique, suf, Dk Dk. 90 Soner (Tr . 62 Olcan, Sarı kartlar: Ibricic abzonspor) (K.Erci Caner(Trabzons yesspor), Hakem: Hüseyin por) Göçe Stat: Kadir Has k

E-Bilet darbesi! TFF’nin Passolig uygulaması, karşılaşmayı izlemek isteyen MaviSiyahlı taraftarlara zor anlar yaşattı. Maçı Passolig kartı bulunan 285 kişi izledi. Ancak, Erciyesspor’un kombine biletli 2 bine yakın taraftarı ile 32 bin kişilik stadın büyük bölümü boş kaldı.

KAMUOYUNDA YARATILAN, ‘FENERBAHÇE, BEŞİKTAŞ’A MAÇI VERİR’ SÖYLEMİNE SON NOKTAYI BAŞKAN AZİZ YILDIRIM KOYDU: SOL AÇIK

Halit

DERİNGÖR hderingor@hotmail.com

Hakkı kaptan

H

akkı kaptan bizim kuşağın Beşiktaş takımının kaptanı. Bugünkü kuşak için bu bir anlam ifade eder mi? Bilemiyorum. O Beşiktaş’ın santraforu idi ben de bildiğiniz gibi Fenerbahçe’nin o yıllarda sol açığı idim. Sanıyorum üç beş yıl karşılıklı futbol oynadık. İstanbul karmasında da beraber oynadık. Önceleri Vodina da doğduğu için Vodinalı Hakkı idi daha sonra Baba Hakkı lakabını aldı. Bana göre Hakkı kaptan Türkiye’nin en önemli santrforlarından biriydi. Sahadaki oyun tarzı tıpkı bir kartala benzerdi. Sanırım Beşiktaş, “Kara Kartal” lakabını Hakkı kaptandan aldı. Tatlı sert futbolu, sahadaki otoritesi, şut atar gibi kafa vurması bizim kuşağın unutmayacağı güzellikteydi. Şöhretinin büyük bir kısmını kaptanlık zamanında kazandı. Otoriter bir adamdı ama babacan bir otoriterlikti bu. Küfür etse bile kimse alınmazdı. Yumuşak kalpliydi. Hakkı Kaptan’a yalnız kendi takımı değil Türkiye’deki bütün takım oyuncularının derin bir saygısı vardı. Kendisi ile birçok anım var. Bunlar arasında ��nemli olan birkaç tanesini anlatmadan geçemeyeceğim. Benim Fenerbahçe’de yeni oynamaya başladığım yıllarda, O Beşiktaş’ta yıllanmış bir futbolcuydu. Bir Fenerbahçe-Beşiktaş maçında bizim kalemiz eskiden tramvay caddesi diye anılan tarafta, Beşiktaş kalesi ise eskiden Papaz Bağı diye anılan tarafta idi. Bir ara ben o kaleye hücum ederken Baba Hakkı ile ters bir kontraya girdik. Hakkı kaptan kızdı ve bana “Doğru oyna lan” diye bağırdı. Ama kendisinin üslubu diğerlerini olduğu gibi beni de yaralamadı. Daha sonra bir başka pozisyonda benzer şekilde kendisi ile karambola girdik ama bu pozisyonda hakem bana faul çalmasına rağmen Hakkı kaptan topun üzerine basarak ve hindi gibi kabararak sert bir tepki gösterdi. Ben de kendisinin bu tepkisine karşı “Hakkı abi, ben sana nasıl tekme atarım; atarsam benim ayaklarım taş olur” dedim. Böyle deyince, Hakkı Baba yelkenleri suya indirdi. Sonra da bana “Ulan kerata nasıl da biliyorsun insanın gönlünü almayı” dedi. İzmir’de yapılan, o zamanlar Maarif Mükafatı maçları sırasında biz İzmir Palas’ta kalıyoruz Beşiktaş Takımı da Ankara Palas’ta kalıyorlar. Onlar da biz de her sabah kordonda dolaşıyoruz. Bu sırada da birbirimize takılıyoruz. Bir ara Beşiktaşlı Ömer ve Kemal, “kayabalığı” lakaplı Çengel Hüseyin’e şaka olsun diye bir tekme atarak kendisini denize yuvarladılar. Sonra hep beraber otele döndüklerinde Ömer ile Kemal, Hakkı Kaptan’a “Bir lira verdik; Hüseyin kendini denize attı” diye şakayla karışık laf ettiler. Daha sonra Hakkı Kaptan Hüseyin’i yanına çağırıp verdi verişti. Hakkı’nın takılmalarına kimse bir şey demediği için herhangi bir tepki göstermediler. Futbolculuğun, kaptanlığın, başkanlığın ve insanlığın tümünün aynı insanda görülmesi nadir rastlanan bir durumdur..Hele bu gün çok daha zor. Ama bu özelliklerin hepsi Hakkı Kaptan’da vardı...

FENERBAHÇE ŞİKE YAPMAZ Cezaevine girmek için gün sayan Aziz Yıldırım, futbolcular ile bir araya geldi. Başkanlığı düşecek olan Yıldırım, “Fenerbahçe’de bir boşluk olmaz. Herkes gerekeni, görevini yapar. Siz de görevinizi yapın. Fenerbahçe şike yapmaz, bunu bilin. Tamam mı?” dedi ‘Anayasa Mahkemesi’ni bekleyeceğiz’ Fenerbahçe yönetimi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ‘şike davası’ ile ilgili itirazları reddetmesinin ardından dün olağanüstü toplantı yaptı. Basın Sözcüsü Mahmut Uslu, Anayasa Mahkemesi’ne yaptıkları başvurunun sonuçlanmasını beklediklerini ifade ederek, Aziz Yıldırım ve İlhan Ekşioğlu’na kararla ilgili henüz tebliğde bulunulmadığını, yöneticiliklerinin devam ettiğini kaydetti.

Burak cinayetine 18 yıl hapis Fenerbahçe ile Galatasaray arasında 12 Mayıs 2013’te oynanan derbi maçının ardından İstanbul Edirnekapı metrobüs durağında çıkan kavgada, Fenerbahçe taraftarı Burak Yıldırım’ı bıçaklayarak öldüren Yusuf Ortak, İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada “kasten adam öldürme” suşundan 18 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

‘Siz bizim babamızsınız’ Takım adına da bir konuşma yapan kaptan Emre ise, “3 Temmuz sürecinden beri hepimizin yaşadıkları zaten ortada. Çektiğimiz acılar, sıkıntılar... Dağ büyüklüğüne göre kar alıyor, rüzgar alıyor, yağmur alıyor. Ona göre de sıkıntısı büyük oluyor. Sizler bu ailenin babasısınız, abisisiniz. Her zaman öyle gördük. Bizler size çok inandık. Sizler dışarıda, bizler da sahanın içinde bu camianın başarısı için elimizden geleni yaptık. Bu camiaya en ufak bir leke sürdürmedik. Sizi çok seviyoruz” dedi.

Ş

ike Davası’ndan aldığı 6 yıl 3 aylık cezası için Yargıtay’a yaptığı itirazı reddedilen Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım cezaevine girmek için gün sayarken, futbolcuları ile bir araya geldi. Oyuncularına veda niteliğinde bir konuşma yapan Yıldırım, “Fermanı verdiler, kalemimizi kırmışlar zaten, Önemli değil. AYM’ye başvurumuz var; İlhan Bey’le ikimizin. Biz öyle olmadığını, sizin o alın terlerinize ihanet olduğu için bugüne kadar hayır dedik, hiçbir pazarlık yapmadık, hiçbir şeyin içinde olmadık ve bugüne kadar geldik. Önemli değil, yatarız o da önemli değil. Bunu başından beri söylüyorum. Benim sizden ricam bizden sonra gelen yönetim kim olursa olsun onlarla beraber diyalog içinde Fenerbahçe’yi layık

Önce durdur, sonra vur Beşiktaş, kazanmak zorunda olduğu Fenerbahçe maçındaki taktiğini belirledi, rakibin forvet hattına özel önlemler getirildi SPORDA BUGÜN CENGİZ UYGUR

PFDK’dan çifte standart Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK)’nun 17 Nisan tarihli kararları tartışma yarattı. Fenerbahçe, Eskişehirspor, Trabzonspor ve Karşıyaka’ya, taraftarlarının neden olduğu kötü ve çirkin tezahürat nedeniyle 1 ma seyircisiz oynama cezası veren PFDK, onlarca kişinin yaralandığı Kayserispor-Rizespor maçında yaşanan saha olaylarını, para cezasıyla geçiştirdi. Ligin 29. haftasında Kadir Has Stadı’nda oynanan maçı Rizespor 2-0 kazanmış, Sarı-Kırmızılı taraftarların neden olduğu saha olaylarında 18 polis ve 5 de taraftar yaralanmıştı.

Ş

Olimpiyat boş kalacak!

ampiyonlar Ligi’ne direkt katılmak isteyen Beşiktaş, zorlu Fenerbahçe maçına hazırlanıyor. Zorlu maçı Süper Lig kazanmak izteyen Siyah-Beyazlı taliği G.Bir ntepGazia 13.30 kımda teknik direktör Slaven Bilic, 16.00 Akhisar-Kayseri taktiğini belirlerken, rakibin forvetlerine 19.00 Bursa-Elazığ de önlem aldı. Ligde toplamda 34 gol şa ımpa y-Kas 19.00 Galatasara atan Sow, Emenike, Kuyt üçlüsünü durdurmaya çalışacak olan Beşiktaş BASKETBOL savunmasında Bilic’in sağ ve sol bekErkekler lerinden maçın başlarında daha kontrollü olma16.00 Fenerbahçe-Trabzon larını istediği belirtildi. Stoperde ise Pedro Franco 16.00 Gaziantep BB-Karşıyaka ve Dany’yi görevlendirecek Bilic’in oyuncula16.00 Selçuk Ü.-TED Kolejliler rından, topu fazla ayaklarında tutmamaları ge16.00 T.Telekom-Mersin BŞB rektiğini ve basit hatalardan kaçınmalarını istediği belirtildi. Dany’nin hızı, Franco’nun ise teknik Kadınlar / Play-Off kapasitesine güvenen Bilic’in 60-70 dakika bo13.30 Fenerbahçe-KASKİ yunca gol yemeden bir futbol sergileteceği, kalan aş 15.00 Galatasaray-Bot dakikalarda da atağı düşüneceği ifade edildi.

FUTBOL

Beşiktaş yönetimi, TFF’nin yeni e-bilet sistemi Passolig’in alınması için kampanya başlattı. Yönetim, kart alımında taraftarlara kolaylık yapacağını internet sitesinden duyurdu. Ancak tüm bunlara rağmen henüz 15 bin Passolig sipariş edildiği, kombineleri de düşününce derbide yaklaşık 30 bin civarında bir seyirci olması bekleniyor. Beşiktaş, Galatasaray maçını 75 bin seyirciye oynamıştı.

olduğu yerlere götürün. Bu da sadece Türkiye’de şampiyonluk değil, Avrupa’da muhakkak bir kupa kaldırın, Fenerbahçe’nin buna ihtiyacı var. Bunu yapın gerisi önemli değil” dedi. Beşiktaş maçı için kamuoyunda yaratılan algıya da değinen Yıldırım, “Fenerbahçe’de bir boşluk olmaz. Herkes gerekeni, görevini yapar. Siz de görevinizi yapın. Fenerbahçe şike yapmaz, bunu bilin. Tamam mı? Fenerbahçe hayatında şike yapmamıştır, bize kimse para teklif edememiştir. Biz de bunların içinde olmamışızdır. Ama sizden ricam, pazar günü yenmek için elinizden geleni yapın. Ama maçtan sonra da sahanın ortasında tribünleri alkışlayın, jest yapın. Benim diyeceğim bu kadar. Allah yolunuzu açık etsin, hepinize başarılar diliyorum...” ifadelerini kullandı.

Mancini’nin derdi Devler Ligi Kupada Bursaspor engelini 5 golle geçen Galatasaray, adını finale yazdırırken bozuk olan morallerde oynanan mükemmel futbolla yerine geldi. Deplasmanda uzun bir aradan sonra galip gelen Sarı-Kırmızılılarda tek düşünce oynanan bu futbolun ligin son 5 haftasına da yansıması. Kupa şampiyonluğunu önemseyen fakat esas başarının Şampiyonlar Ligi’ne direk katılma hakkının elde edilmesi olarak gören Mancini, futbolcularına Bursaspor karşısındaki oyunu sürekli hale yaydıkları takdirde ikinci sırayı kesinlikle alacaklarını belirtti. Taraftarların bu sezon hayal kırıklığına uğradığının bilincinde olan İtalyan teknik adam Devler Ligi vizesini alarak en azından taraftarların gönlünü almayı planlıyor.

Sabri’ye 4 maç daha lazım! Bu sezonki 26 resmi maça çıkan Sabri Sarıoğlu’nun 4 maçta daha forma giymesi durumunda sözleşmesi otomatik olarak 1 yıl uzayacak. 5’i lig ve 1’i kupa finali olmak üzere toplam 6 resmi maçı kalan Sarı-Kırmızılılarda Sabri bu maçlardan 4’ünde süre alabilirse kesin takımda kalacak, aksi durumda sezon sonunda serbest kalacak.


19 NİSAN 2014 CUMARTESİ

Hazırlayan: Cenk ÇINAR

Yine yeniden e-bilet konusunda haklı Fenerbahçe. 310 bini aşkın taraftar kartın gelirinden vazgeçerken, en azından bu rakamı garanti altına alacak anlaşmanın peşinde koşuyor. Ama daha ne kadar koşabilir acaba? Sezon başlarken seyircisiz oynama lüksünü göze alamayacağından anlaşmaya varmak zorunda olduğunu o da biliyor. Bu nedenle Aktifbank anlaşmaya yanaşmıyor zaten. Nasılsa yasayla eli kolu bağlı Fenerbahçe’nin. Bu arada tepkiler karşısında passoligi nasıl savunacaklarını

bilemeyenlerin durumu içler acısı hale gelmeye başladı. Son olarak TFF Genel Sekreteri Emre Alkin’den geldi inciler. Diyor ki Alkin, “Kuru kuruya sevgi olmaz, taraftar para harcamalı” İyi de sevgili Emre, taraftar para harcamayalım demiyor ki. Parayı kulübü için harcamak istiyor. Yandaşı zengin etmek için değil. Fişlenmek için hiç değil. Bu çağda, stadın heryerinde kameralar varken, “Güvenlik” saçmalığının ardına sığınılmasının aczinden bahsetmiyorum bile. Bu arada K.ErciyesTrabzon maçının bilet fiyatı 3, en pahallısı 10 TL. 3 TL’ye bilet alanın 2 TL yani % 66,66 oranında passolig işlem

Euroleauge’de işimiz çok zor

parası ödemesi ne kadar doğru acaba? Diğer yandan, seyircisiz oynama cezası alınan maçlara sadece kadın ve çocukların alınması saçmalığı yeni sezonda da devam edecek gibi görünüyor. Bu da yeni sezonda cezalı maçlar için de passolig kartı alınmasını zorunlu kılıyor. Sizin anlayacağınız, yandaşa kıyak üstüne kıyak. Son olarak; Yurt dışından misafir olarak gelmiş ve maça gitmek isteyen yabancılara getirilen zorunluluk konusunda hala açıklama yok. Mesela Galatasaray maçını tribünden seyreden Biliç, hadi burada yaşıyor ve kart çıkarttı diyelim. O gün ülkesinden gelen arkadaşını maça nasıl götürecek? Arkadaşı için neden ve nasıl kart çıkaracak? Hadi kolayca çıkardı yetiştirdi diyelim; Elin yabancısına bu saçma fişlemeyi nasıl anlatacak? O yabancı, bir maça gitmek uğruna bütün kişisel bilgilerini kime ve neye üstelik de neden güvenecek ve verecek? Daha neler neler sorarız da, yer yok. Dilbilgisi meraklıları için: Sözü edilen passolig kart özel isimdir, P büyük olmalı, eklerden önce apostrof kullanılmalı diyecekler; Bu saçmalığı isim değil herhangi birşey olarak kabul etmediğimden kuraldışı yazıyorum, sırf P’yi büyük yazmamak için tümcenin ilk sözcüğü olarak bile kullanmamaya özen gösteriyorum. Türkçe kurallarına uyulması konusunda hassasiyet gösterecek arkadaşların da, önce uydurulmuş passolig adına tepki vermesini bekliyorum.

Plastik mermi vahşeti!

Orhan

SALKINAZ

SON SÖZ

E

-Bilet uygulamaya geçti sorunlar bitmedi daha da büyüdü. Öncelikle BursasporGalatasaray maçına kadar yeterince satılmayınca, TFF alelacele bir açıklama ile ebilet’in sadece lig maçlarını kapsadığını, kartı olmayanların da maça girebileceğini duyurdu. İlginçtir, “Bu daha ilk maçta yasanın delinmesi anlamına gelir” demedi kimse. Hafta boyu Çarşı başta olmak üzere takımların taraftar grupları passolig karta karşı olduğunu açıklayıp gerekirse maça gitmeyeceklerini duyurdular. Bu nedenle belki de yarın oynanacak BeşiktaşFenerbahçe derbisinde bile tribünler boş kalabilir. Galatasaray, bu sezon tribünün neredeyse tamamını kombine olarak sattığı ve -şimdilik kaydıyla- passolig kartı olmayan kombine sahipleri uygulamadan muaf tutulduğuna göre sorun yok. Sorun yeni sezonda başlayacak Sarı-Kırmızılılar için. Bu arada kombine sahiplerinin passolig kartından muaf olması da yasanın delinmesi anlamına geliyor, o da ayrı... Fenerbahçe cephesinde durum daha da karışık. Sarı-Lacivertliler’in kartlarında yer alacak FB logosu kullanımı konusunda anlaşmaya varılamadığı için, taraftarları kart alamıyor. Onlara TFF logolu kart alın deniyor. Bunun anlamı; “FB ile anlaşma yapıldığında bir kez daha kart alır, bize fazladan para kazandırırsınız” Logo kullandırma

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Kupası’ndandeğerli değerli Dünya DünyaKupası’ndan Merak edip baktım, Dünya Kupası’nda kale arkası maç bileti 144 Ä. Yani yaklaşık 450 TL. Bursaspor-Galatasaray maçının misafir takım bilet fiyatı 800 TL. Demek ki Erkan körüstan’a göre Galatasaray ile oynadıkları maç Dünya Kupası finallerinden daha değerliymiş. Bu arada K.ErciyesTrabzon maçının bilet fiyatı 3 TL. Bu takımlarımız çok mu değersiz? 800 TL’lik bilet alan

kişi sayısı ise 3. Rakamla da sayıyla da sadece üç. Sonuç: 2-5 Peki değdi mi Galatasaray taraftarının maç keyfini bozmaya? Olması gereken nedir? Avrupa ülkelerinin çoğunun uyguladığı sezon başı fiyat belirleme politikası şart. Misafir tribününün yanındaki koltuğu sezonluk 115 TL’ye satıp, bir maç için 800 TL. İstemek gibi şark kurnazlıklarından kurtulmanın yolu budur.

Bursaspor’un çarşamba günü Galatasaray’a yenilip Türkiye kupasından elenmesinin ardından çıkan olaylar sırasında polisin attığı plastik mermi gözüne isabet eden 26 yaşındaki Osman Yılmaz’ın kalıcı görme kaybı yaşayabileceği belirtildi. Yılmaz, attığı plastik mermi ile kendisini yaralayan polisin bulunup cezalandırılmasını istedi. Doktorların, yüzde 80 görme kaybına uğrayabileceğini söylediğini anlatan Osman Yılmaz, “Plastik mermi geldiği için gözüm tamamen zarar gördü. Bekliyoruz. Şu an göremiyorum. Maç sonrası tribünden çıktık. Protesto gösterisi yapan kalabalığın yanına gittik. Bu sırada polisin plastik mermisi yağmaya başladı. Bunlardan biri gözüme isabet etti. “ dedi.

Messi vedaya hazırlanıyor

Emre ve düşmanları Beklendiği gibi oldu ve Aziz Yıldırım’ın cezası seçimler sonrasına bırakılıp hafta ortasında infaz için düğmeye basıldı. Suçlu suçsuz tartışmasına girmeden, seçim uğruna hukukun ayaklar altına alındığının yeni bir göstergesi diyelim. Ama konumuz o değil. Konumuz sahaların olaylı çocuğu Emre Belözoğlu... Ne diyor Emre, Aziz Yıldırım’a veda konuşmasında; Bu camia için düşman edinmek de müthiş bir gurur... Bu nasıl bir sözdür hiç anlamadım. Spor, barış, dostluk ve kardeşliktir düsturunu ayaklar altına alan, bir camiaya yaranmak için düşman edinmekten gurur

duyan bir zihniyeti anlamam mümkün değil. Aziz Yıldırım mantığının Türk futbolunu ve futbolcusunu getirdiği nokta tam da budur aslında. Tıpkı Bay Başbakan gibi. “Ya bendensin ya düşman. Üstelik düşmanlığın benim için gururdur” Neyseki 16 yaşından beri tanıdığım Emre, artık futbol yaşamını sonlandırmaya hazırlanıyor, Aziz Yıldırım’ın ise başkanlığı bitti. Umarım yerlerine futbola/spora düşmanlık tohumları değil, dostluk tohumları ekenler gelir de, özlediğimiz tablolara yeniden kavuşuruz. Sporun ayrıştıran değil birleştiren unsur olduğu günleri yeniden yaşamak dileğiyle...

Eskişehir’de bayram var!

Galatasaray, Euroleague’de tarihinde ilk kez çeyrek finale kaldı ve Barcelona ile eşleşti. Ancak, eşleşme G.Saray adına pek iyi gitmiyor. Eğer Barcelona, bugün Abdi İpekçi’de oynanacak maçı kazanırsa Final-Four bileti alacak. Seride, özellikle savunmada büyük sıkıntı yaşıyor G.Saray. Navarro, Oleson ve Papanikolau gibi önemli isimlere sahip olan Barcelona, Galatasaray savunmasını çok rahat bir şekilde geçti ve ilk maçta 27 sayılık, ikinci maçta ise 21 sayılık fark yakaladı ve iki maçta da 80 sayı barajını geçmeyi başardı.

Eskişehirspor, Türkiye Kupası Yarı Finali’nde ilk maçta 1-0 yenildiği Antalyaspor’u rövanşta Emre (k.k.), Kamara ve Necati Ateş’in golleriyle yenerek adını finale yazdırdı. Kırmızı-Siyahlılar, finalde eşleştiği Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’ne katılması durumunda, rakibine kaybetse bile Avrupa kupalarına katılabilecek. Galatasaray ile Eskişehirspor arasındaki final karşılaşması, 7 Mayıs’ta tarafsız sahada oynanacak. Antalyaspor’u 3-1 yenerek adını finale yazdıran Eskişehirspor, son olarak 1986-1987 sezonunda final oynamış, kupayı Gençlerbirliği kazanmıştı. Öte yandan, taraftar bu başarıyı coşkuyla kutladı. Son düdükle birlikte Eskişehir

Barcelona’da üst üste alınan yenilgilerin faturası Messi’ye çıkartıldı. Messi hem taraftarın hem de yönetimin gözünden düşmüş durumda. Katalan basını Barcelona’nın masasında Messi için 200 milyon avroluk iki teklif bulunduğunu iddia ederek başkanın bunlardan birine onay vereceği ileri sürüldü. Arjantinli yıldıza gelen teklifler ise Fransa’dan PSG ve İngiltere’den Manchester City olarak açıklandı. Messi’nin özellikle M.City’nin teklifini ciddi şekilde değerlendirdiği belirtiliyor. City başkanı Sheikh Mansour’un, yıldız futbolcunun bonservisini Barcelona’ya ödemeye hazır olduğu ve bu transferin gerçekleşmesi halinde ise Messi’ ye de yıllık 25 milyon avro vereceği ifade edildi.

‘Sistemin iptali söz konusu değil’ TFF Basın Sözcüsü Mete Düren, birçok tartışmayı ve eleştiriyi beraberinde getiren Passolig / E-Bilet ile ilgili olarak bir basın toplantısı düzenledi. Mete Düren, sisteme geçişin gecikmesinin kendileriyle değil, daha çok kulüplerin sisteme entegrasyonlarının uzun sürmesiyle ilgili olduğunu belirterek; “Kulüp başkanlarının bu konuda popülist yaklaşımlardan uzak durarak verdikleri muvaffakatnameleri ve kulüp logolarının kullanımıyla ilgili kısa süre önce muvafakatnameler gelmiştir.Bizim hiçbir kulüpten muvafakatname gelmeden keyfekeder bir iş yapmamız mümkün değil. 37 kulübün 35’i muvakatname vermiştir. Sadece iki kulüpten muvafakatname gelmedi.” şeklinde konuştu.

T.C. ADANA SULH HUKUK MAHKEMELER SATI MEMURLUU TAINMAZIN AÇIK ARTIRMA LANI 2013/7 SATI Satılmasına karar verilen taşınmazların cinsi, niteliği, kıymeti, adedi, önemli özellikleri : 1.No’lu Tanmaz Adana ili, Çukurova ilçesi, Salbaş Köyü 18 parsel’de kayıtlı olup, doğusu dere ve 17 parsel, batısı 15 no’lu parsel, kuzeyi asfalt köy yolu ile çevrilidir. %3-5 meyillidir. 18/03/2013 tarihinde yapılan Kıymet Takdiri anında üzerinde Buğday ekili olduğu tespit edilmiştir. Toprak yapısı killi-kumlu-tınlıdır. Motopomp ile çakıt çayından sulama imkanı vardır. Buğday, mısır, pamuk, yer fıstığı, ayçiçeği gibi tek yıllık bitkilerin ve zeytin, bag, incir, şeftali, erik, kayısı gibi çok yıllık bitkilerin ekimine ve dikimine uygundur. Salbaş köyüne tahminen 2000 metre mesafededir. Ulaşımı köy yolundan sağlanmaktadır. Taşınmazın tamamı 6.125 M2 olup, M2’sinin 10,00 TL.den tamamının 61.250,00.-TL. Değerinde olduğu belirlenmiş olup, bu muammen bedel üzerinden satışa sunulmuştur. 2 No’lu Tanmaz Adana ili, Çukurova ilçesi, Pirili Köyü eskisi 852 parsel, yenisi 296 ada, 11 parsel’de kayıtlı olup, doğusu 622 parsel, batısı çakıt çayı, güneyi 851 parsel, kuzeyi 853 parsel ile çevrilidir. Keşif anında sürülü boş tarladır. Toprak yapısı kumlu-tınlıdır. Motopomp ile çakıt çayından sulama imkanı vardır. Buğday, mısır, pamuk, yer fıstığı.ayçiçeği gibi tek yıllık bitkilerin ekimine ve zeytin, erik, bağ, incir, şeftali, kayısı gibi çok yıllık bitkilerin dikimine uygundur. Ayrıca bu bölgede yoğun şekilde salçalık biber ve sebze ziraatı da yapıldığı bildirilmiştir. Salbaş köyüne tahminen 2000 metre, kuzeyinden geçen asfalt köy yoluna 150 metre mesafededir. Ulaşımı köy yolundan sonra tarla içi yoldan sağlanmaktadır. 6.968,49 M2 olan taşınmazın M2’sinin 12,00 TL.den tamamının 83.622,00.-TL değerinde olduğu belirlenmiş olup, bu muammen bedel üzerinden satışa sunulmuştur. 3 No’lu Tanmaz Adana ili, Çukurova ilçesi, Pirili Köyü eski 851 parsel, yenisi 296 ada 12 parsel olup, doğusu 621 ve622 parseller, batısı çakıt çayı, kuzeyi 852 parsel, güneyi 850 parselle çevrilidir. Keşif anında sürülü boş tarladır. Toprak yapısı kumlu-tınlıdır. Motopomp ile çakıt çayından sulama imkanı vardır. Buğday, mısır, pamuk, yer fıstığı.ayçiçeği gibi tek yıllık bitkilerin ekimine ve zeytin, erik, bağ, incir, şeftali, kayısı gibi çok yıllık bitkilerin dikimine uygundur. Ayrıca bu bölgede yoğun şekilde salçalık biber ve sebze ziraatı da yapıldığı bildirilmiştir. Salbaş köyüne tahminen 2000 metre, kuzeyinden geçen asfalt köy yoluna 180 metre mesafededir. Ulaşımı köy yolundan sonra tarla içi yoldan sağlanmaktadır. 7.028,71 M2 olan taşınmazın M2’sinin 12,00 TL.den tamamının 84.345,00.-TL değerinde olduğu belirlenmiş olup, bu muammen bedel üzerinden satışa sunulmuştur. 4 No’lu Tanmaz Adana ili, Çukurova ilçesi, Pirili Köyü eskisi 849 parsel, yenisi 296 ada, 14 parsel olup, doğusu 617 parsel, batısı çakıt çayı, güneyi 616 parsel, kuzeyi 850 parsel ile çevrilidir. Keşif anında sürülü boş tarla olduğu tespit edilmiştir. Toprak yapısı kumlu-tınlıdır. Motopomp ile çakıt çayından sulama imkanı vardır. Buğday, mısır, pamuk, yer fıstığı.ayçiçeği gibi tek yıllık bitkilerin ekimine ve zeytin, erik, bağ, incir, şeftali, kayısı gibi çok yıllık bitkilerin dikimine uygundur. Ayrıca bu bölgede yoğun şekilde salçalık biber ve sebze ziraatı da yapıldığı bildirilmiştir. Salbaş köyüne tahminen 2000 metre, kuzeyinden geçen asfalt köy yoluna 300 metre mesafededir. Ulaşımı köy yolundan sonra tarla içi yoldan sağlanmaktadır. 12.507,78 M2 olan taşınmazın M2’sinin 12,00 TL.den tamamının 150.093,00.-TL değerinde olduğu belirlenmiş olup, bu muammen bedel üzerinden satışa sunulmuştur. 1 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : Adana İl, Çukurova İlçe, 18 Parsel No, SALBAŞ KÖYÜ TARLA Adresi : Salbaş Köyü Çukurova/Adana Yüzölçümü : 6.125,00 m2 mar Durumu : Çukurova ilçe Belediye Başkanlığının 13/02/2013 tarih 624 sayılı yazıları ile Plansız Saha olduğu, Adana 2.İdare Mahkemesinin 2010/1644 Esas, 2011/393 Karar sayılı ilamı ile 1/5000 Nazım Plan İptali olduğu bildirilmiştir. Kymeti : 61.250,00 TL KDV Oran : %18 Kaydndaki erhler : Tapu Kaydında olduğu gibidir. 1. Sat Günü : 29/05/2014 Perşembe günü 10:00 - 10:15 arası 2. Sat Günü : 27/06/2014 Cuma günü 10:00 - 10:15 arası Sat Yeri : Adana Adliyesi Ek-1 Hizmet Binası 8.Kat Satış Memurluğu Salonunda 2 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : Adana İl, Çukurova İlçe, 296 Ada No, 11 Parsel No, PİRİLİ KÖYÜ Köyü, ESKİ 852 ADA, YENİ 2% ADA 11 PARSEL TARLA Adresi : Pirili Köyü Çukurova/Adana Yüzölçümü : 6.968,49 m2 mar Durumu : Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığının 02/04/2014 gün, 4966 sayılı yazıları ile Palansız Saha, Belediye Meclisinin 12/03/2012 gün 38 sayılı kararı ile kesinleşen 1/25000 ölçekli Nazım İmar Revizyon Planında Mutlak Tarım Alanı olarak yer aldığı bildirilmiştir. Kymeti : 83.622.00 TL KDV Oran : %18 Kaydndaki erhler : Tapu Kaydında olduğu gibidir.

1. Sat Günü : 29/05/2014 Perşembe günü 10:30 - 10:45 arası 2. Sat Günü : 27/06/2014 Cuma günü 10:30 - 10:45 arası Sat Yeri : Adana Adliyesi Ek-1 Hizmet Binası 8.Kat Satış Memurluğu Salonunda 3 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : Adana İl, Çukurova İlçe, 296 Ada No, 12 Parsel No, PİRİLİ KÖYÜ Köyü, ESKİ 851 PARSEL, YENİ 296 ADA 12 PARSEL TARLA Adresi : Pirili Köyü Çukurova/ADANA Yüzölçümü : 7.028,71 m2 imar Durumu : Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığının 02/04/2014 gün, 4966 sayılı yazıları ile Palansız Saha, Belediye Meclisinin 12/03/2012 gün 38 sayılı kararı ile kesinleşen 1/25000 ölçekli Nazım İmar Revizyon Planında Mutlak Tarım Alanı olarak yer aldığı bildirilmiştir. Kymeti : 84.345,00 TL KDV Oran : %18 Kaydndaki erhler : Tapu Kaydında olduğu gibidir. 1. Sat Günü : 29/05/2014 Perşembe günü 11:00 - 11:15 arası 2. Sat Günü : 27/06/2014 Cuma günü 11:00 - 11:15 arası Sat Yeri : Adana Adliyesi Ek-1 Hizmet Binası 8.Kat Satış Memurluğu Salonunda 4 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : Adana İl, Çukurova İlçe, 296 Ada No, 14 Parsel No, PİRİLİ KÖYÜ Köyü, ESKİ 849 PARSEL, YENİ 296 ADA, 14 PARSEL TARLA Adresi : Pirili Köyü Çukurova/ADANA Yüzölçümü : 12.507,78 m2 imar Durumu : Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığının 02/04/2014 gün, 4966 sayılı yazıları ile Palansız Saha, Belediye Meclisinin 12/03/2012 gün 38 sayılı kararı ile kesinleşen 1/25000 ölçekli Nazım İmar Revizyon Planında Mutlak Tarım Alanı olarak yer aldığı bildirilmiştir. Kymeti : 150.093,00 TL KDV Oran : %18 Kaydndaki erhler : Tapu Kaydında olduğu gibidir. 1. Sat Günü : 29/05/2014 Perşembe günü 11:30 - 11:45 arası 2. Sat Günü : 27/06/2014 Cuma günü 11:30 - 11:45 arası Sat Yeri : Adana Adliyesi Ek-1 Hizmet Binası 8.Kat Satış Memurluğu Salonunda - null null null Sat artlar : 1- İhale açık artırma suretiyle yapılacaktır. Birinci artırmanın yirmi gün öncesinden, artırma tarihinden Önceki gün sonuna kadar esatis.uyap.gov.tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada tahmin edilen değerin %50 sini ve rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmek şartı ile ihale olunur. Birinci artırmada istekli bulunmadığı takdirde elektronik ortamda birinci artırmadan sonraki beşinci günden, ikinci artırma gününden önceki gün sonuna kadar elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada da malın tahmin edilen değerin %50 sini, rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmesi şartıyla en çok artırana ihale olunur. Böyle fazla bedelle alıcı çıkmazsa satış talebi düşecektir. 2- Artırmaya iştirak edeceklerin, tahmin edilen değerin % 20’si oranında pey akçesi veya bu miktar kadar banka teminat mektubu vermeleri lazımdır. Satış peşin para iledir, alıcı isteğinde (10) günü geçmemek üzere süre verilebilir. Damga vergisi, KDV, 1/2 tapu harcı ile teslim masrafları alıcıya aittir. Tellâliye resmi, taşınmazın aynından doğan vergiler satış bedelinden ödenir. 3- İpotek sahibi alacaklılarla diğer ilgilerin (*) bu gayrimenkul üzerindeki haklarını özellikle faiz ve giderlere dair olan iddialarını dayanağı belgeler ile (15) gün içinde dairemize bildirmeleri lazımdır; aksi takdirde hakları tapu sicil ile sabit olmadıkça paylaşmadan hariç bırakılacaktır. 4- Satış bedeli hemen veya verilen mühlet içinde ödenmezse İcra ve İflas Kanununun 133 üncü maddesi gereğince ihale feshedilir. İhaleye katılıp daha sonra ihale bedelini yatırmamak sureti ile ihalenin feshine sebep olan tüm alıcılar ve kefilleri teklif ettikleri bedel ile son ihale bedeli arasındaki farktan ve diğer zararlardan ve ayrıca temerrüt faizinden müteselsilen mesul olacaklardır. İhale farkı ve temerrüt faizi ayrıca hükme hacet kalmaksızın dairemizce tahsil olunacak, bu fark, varsa öncelikle teminat bedelinden alınacaktır. 5- Şartname, ilan tarihinden itibaren herkesin görebilmesi için dairede açık olup gideri verildiği takdirde isteyen alıcıya bir örneği gönderilebilir. 6- Satışa iştirak edenlerin şartnameyi görmüş ve münderecatını kabul etmiş sayılacakları, başkaca bilgi almak isteyenlerin 2013/7 Satış sayılı dosya numarasıyla müdürlüğümüze başvurmaları ilan olunur. 11/04/2014 BASIN: 25138 (www.bik.gov.tr)

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de


Hazırlayan: Füsun İKİKARDEŞ

fusunikikardes@aydinlikgazete.com

Yazın hayatı İvriz’de başladı...

19 NİSAN 2014 CUMARTESİ

Mahmut Makal’la dünden bugüne 3

‘Okumak ‘Okumak tüm tüm dünyada dünyada tehlikelidir. tehlikelidir. Çünkü Çünkü okumak okumak ve ve eğitim eğitim çok çok ciddi ciddi bir bir şeydir. şeydir. Eğer Eğer bu bu uygulama uygulama hakkıyla hakkıyla yapılabilse, yapılabilse, herkese herkese okuma okuma alışkanlığı alışkanlığı kazandırılabilseydi kazandırılabilseydi kapitalizm kapitalizm hava hava alırdı. alırdı. Okumak Okumak insanı insanı düşünmeye düşünmeye sevk sevk eder.’ eder.’ kiye’si eğitimsiz, işsiz, yönsüzyöntemsiz, idealsiz insanların, ahmut Makal, 1930’da din tüccarlarının ülkesi oldu. Aksaray’ın Demirci kö- Gerçek öğretmen yetiştirmekten yünde doğdu. İlkokulu korkuyorlar. Hep geriye doğru 1942’de köyünde bitirdi. Toros giderek, karanlık çıkmazlara gödağlarının eteğine kurulu İvriz müldük. Köy Enstitüleri ilkeleKöy Enstitüsü’nde okudu. rinin günümüz koşullarına göre 1950’de büyük yankı yaratan yeniden uygulamaya sokulması “Bizim Köy” adlı bir seçenek ilk kitabını yayımolabilir.  Yazarlık ladı. Köy Enstitüyaşamınız sülerinde eğitimin resince ne gibi gerçek ereğini zorluklarla “halk kaynağını karşılaştınız? harekete geçir1949 Eylümek, üstündeki lünde ilk sürkaranlık perdeyi, günü yaşadım. o karanlıktan çıkan çocukların Öğretmenliğe, eliyle yırtıp atmadoğduğum sını sağlamaktı” kent Aksaşeklinde özetliyor. ray’ın Nurgöz  Köy Enstiköyünde baştüsü çıkışlı, inlamıştım. İlk sancıl ve toplumsürgünümde o cu bir aydın ola- Mahmut Makal 17 adet eser verdi. köyden aynı Eserleri çeşitli dillere çevrildi. rak günümüz ilin Çardak eğitim sistemini Köyüne gerdeğerlendirebilir misiniz? çekleşti. İlk kitabım çıkalı üç ay Köy Enstitüleri uygulaması, olmuştu henüz. Kitabı elime alır eğitim yoluyla köyü canlandır- almaz da Aksaray hapishanesini mak, toplumu etkilemek, bu yeni boyladım. Tutuklanmamın neinsan tipiyle, uygarlık kervanının deni görünüşte kitabım değildi. ardından yetişmek ve önüne geç- “, kömürcü bir olacak bizim kume ereğine dönüktür. Enstitü- racağımız düzende”diyerek kolerde insanoğlu; erdeminin ve münizm propagandası yapmıştım yaratıcılığının, eliyle beyni ara- sözde. Bu iftiralarla kaç kişi, kaç sında kurabileceği uyumla doğru kuşak harcandı... Bir aydan fazla orantılı olduğu gerçeğine uygun tutuklu kaldım. Köy Enstitülerini yetiştiriliyordu. Eğitimin ereği, kapatanlar, beni cezalandıranlar, halk kaynağını harekete geçir- iktidarı yitirse de kıyım hız kesmek, üstündeki karanlık perdeyi, meden ardılı iktidarlarla, Deo karanlıktan çıkan çocukların mokrat Parti’yle sürüyordu. eliyle yırtıp atmasını sağlamaktı. Şimdilerde, böyle eğitim kurumu, Yazar her zaman haklının böyle yetişmiş insan istenmiyor. yanında olmalı  Günümüz edebiyatı topBu yüzden de Atatürk’ün Tür ARZU KÖK - CELAL İLHAN / ANKARA

M

lumsal sorunları yansıtmada üstüne düşen sorumluluğu yerine getirebiliyor, özgün çözümler üretebiliyor mu? “Sanat sanat için mi? Sanat toplum için mi?” konusunun gereksiz bir tartışma olduğunu düşünüyorum. Bence her şey toplum içindir. Aydın olarak nitelendirdiğimiz okur-yazarların büyük bir kısmı fildişi kulelerine çekilmiş, topluma yabancı, üretimden kopuk bir hayat sürüyorlar. Edebiyat eserleri olsun, bilim yapıtları olsun, gericiliğesafsataya savaş açmalı, onlarla mücadele etmeli, kısaca uygarlığa yelken açmalıdır. Kalıcı olanlar da bunlardır. J. P. Sartre’ın çok sevdiğim, benimsediğim bir sözü var. “Yazar, aç milyarlar için yazmadıkça, hep bir tedirginlik duygusu altında ezilecektir” der. Yazar, bence de emeğin, ezilenlerin, yoksulların kısaca alacaklı, haklı insanların yanında olmalıdır.

Marx, Balzac’tan yararlandı  Eleştirmenler, son dönem edebiyatın bir kaçış edebiyatı olduğunu söylüyorlar. Siz nasıl bir toplum nasıl, bir edebiyat özlüyorsunuz? Bugün, Türk edebiyatı toplumsallığını yitirmiş, toplumcu özünden ayrılarak bir çıkmaza sürüklenmiştir. Yalnızca bireyin eğlendirilmesine, heyecan duymasına yönelmiştir. Toplumsal konuları işlemeyen edebiyata ‘küm edebiyatı’ diyorum. Toplumcu sanat eseri yaşadığı çağın sosyal gerçeğini işlemeli. Yaşama ilişkin her şeyin temelinde, tarih bilinci olmalıdır. Edebiyat adamının üretimi, gerçek sanat, toplumun aynası olduğu noktada

tarihsel gerçekle buluşur. Bir örnek vermek gerekirse, filozof Marx, Balzac’ın eserlerinden her dem yararlanmıştır. Balzac’ın Goriot Baba’sı, Marx’ın çok hoşuna giden bir tiplemedir. Demek istediğim şey, bilim ve sanat iç içe düşünülmelidir.  Toplumumuzun inceltilmesinde, duyarlılaştırılmasında sanatın-edebiyatın yeri ne olmalıdır sizce? Zaman içinde, eğitim yoluyla oluşturulması gereken bir durumdur bu. Bilimsel, kültürel ve sosyal kaynaklar, yurt kaynakları, uygarlık birikiminden yöntemli bir biçimde yararlanarak edebiyat tarihi bilincini oluşturur. Bu birikimlerden yararlanmasını bilen her ulus, kuşaklararası bağıntıyı da geliştirecektir. Toplumsal katmanlar arasındaki hoşgörüde böyle gelişir.  Enstitülerinde okumaya ne denli önem verildiğini biliyoruz. Bugün gençlerimiz kitap okumaktan neden soğudu? Ben müfettişlik yaparken Ankara’ da birkaç okula gittim. Çocuklara soruyordum, ‘Şiir bilen var mı?’, ‘Ezberinde şiir olan var mı?’, ‘Bana bir şairin adını

Arzu Arzu Kök Kök

söyleyebilecek olan var mı?’ yok, yoktu. Köy Enstitülü dostum Aydın İpek dershanecilik yaptı bir dönem. Bir gün yanına gitmiştim. Öğleye yakın saatlerde kayıt için lise mezunu iki kız öğrenci geldi. O sırada radyo haberlerinde Cahit Külebi’nin ölüm haberi veriliyordu. Dönüp kızlara sordum, ‘Cahit Külebi’yi tanır mısınız?’ cevap ‘Yok’. Şimdi bir de bizim öğrencilik dönemimize bakalım. Yıl 1946. CHP, bir şiir yarışması düzenlemişti. Bu yarışmada Cahit Sıtkı Tarancı birinci, Attila İlhan ikinci, Fazıl Hüsnü Dağlarca üçüncü olmuştu. Ben sonuçların açıklandığı gün birinci olan 35 Yaş şiirini sınıfta ezbere okudum. Köy Enstitülerinin farkıydı bu. Çünkü Köy Enstitülerinde kitap okumak yaşam biçimine dönüştürülmüştü. Tüm öğrenciler ceplerinde kitapla dolaşırlardı. Her öğrencinin kitap okuma mecburiyeti vardı. Özet defterlerimiz vardı, okunan kitap o defterlere geçirilirdi. Yazarı, basım tarihi, niteliği, çevireni ve özeti yazılırdı. Çoğu arkadaşın olduğu gibi benim defterim de ciltliydi o zamanlar.

Mahmut Mahmut Makal Makal

Okuma yazma düşmanı müfettişler Yazmak için bağımsızlık şarttır “Yıl 1946. CHP, bir şiir yarışması düzenlemişti. Cahit Sıtkı Tarancı birinci, Attila İlhan ikinci, Fazıl Hüsnü Dağlarca üçüncü olmuştu. Sonuçların açıklandığı gün birinci olan 35 Yaş şiirini sınıfta ezbere okudum. Köy Enstitülerinin farkıydı bu. Çünkü kitap okumak yaşam biçimine dönüştürülmüştü. Tüm öğrenciler ceplerinde kitapla dolaşırlardı. Her öğrencinin kitap okuma mecburiyeti vardı. Özet defterlerimiz vardı, okunan kitap o defterlere geçirilirdi. Defterler ciltliydi. Şemsettin Sirer bakan olduktan sonra, özet çıkarma alışkanlıklarımızı ve izlediğimiz yazarları incelemek üzere mü-

Celal İlhan

fettiş gönderdi. Yataklarımızın altında sakladığımız defterleri toplayıp götürdüler, görmedik bir daha da.

“Eserlerin ve sanatçıların toplumsal koşulların ürünü olarak ortaya çıktığı tezine katılıyorum. Ülkemizde 1940’lardan itibaren her yönden gelişen bir toplumla karşılaşıyoruz. Doğal olarak, toplumcu hareketlerin ve düşüncelerin geliştiği bu yıllarda; ülke bağımsız, özgür koşullarda yetişen, yurdunu seven, sol görüşlü bilim adamları-yazarlara sahip oldu. 50’li, 60’lı yıllardan itibaren bağımsızlığına gölge düşen, bağımsızlığını yitiren ülke koşullarında yetişen yazarlar, kimi eksiklerle yola çıkmışlardır. Çünkü yazmak için özgürlük, bağımsızlık şarttır. Artık Anadolu’dan habersiz yazan kent yazarlarıyla karşılaşıyoruz.

“Öğretmenlik yılları boyunca soruşturma ve maaş kesme cezalarından usandım, 1968’de görevden istifa ettim. Yıllarca işsiz kaldım. “ Anadolu gerçeğini bilmeden cilt cilt kitap yazıyorlar. Toplumdan habersiz bir yazar kitlesi mevcut. Üstelik kötü bir Türkçe ile yazıyorlar, edebiyat bu değildir.”

şında, yazılarını, Bizim Köy kitabında topladı. İkinci kitabı Hayal ve Gerçek 1952 Şubat’ında, Memleketin Sahipleri 1954’te yayımlandı. Bizim Köy, 1966 yılında Uluslararası Eğitim Bilim ve Kültür Kuruluşu UNESCO’nun ‘Dünya Kültürüne Hizmet Ödülü’ nü aldı.

Barbaros

ŞANSAL barbarossansal@aydinlikgazete.com

TOPLU İĞNE

KURULUŞ 1921

Mahmut Makal’ın şiir ve yazıları İvriz Köy Enstitüsü’nün okul dergisi İvriz’de, Ankara’da çıkan ‘Ülkü’de, Eskişehir’de çıkan ‘Yayla’da, Konya’da çıkan ‘Ekekon’da yayınlandı. İlk yazısı, Bir Köy Öğretmeninin Notları başlığıyla 1948’in Mayıs ayında Varlık’ta çıktı. 1950 ba-

Aynaya karşı yazı

S

ıcak mı sıcak Gezi günlerindeydik. Yeni kurulmuş Artı1 televizyonunda, Tuncay Mollaveyisoğlu, Uğur Dündar, Özlem Gürses, Ayşe Önal, Mustafa Hos, Uğur Tutcuoğlu, Haluk Şahin, Mektem Arıkan, Pınar Ongun ve Banu Güven gibi nice değerli isimle hep beraberdik. Her gün yaptığımız iki saatlik canlı yayında, arabamıza mazot parası bile baklememiştik. Barbaros Şansal ile Kadın & Erkek stüdyosunda, günde 13 liraya, cenderesinin ta dibine, figüran parasına gelen onlarca insanla ise fedakarca 30 program nefes tüketmiştik. Örgücü teyzenin örgüsü 30 günde televizyon dekoru olmuş, benim plastik banyo ördeklerim ile gri stüdyoyu ancak renklendirmiştik. Ve, o 13 lira bedeli bile alamamış figuranların dahi veda ettirildiği programdan, haber bile verilmeden aniden el çektirilmiştik. Patronun lüks araçları kapı önünde aylığını taksitle alan kameramanlara nazire ederken, cebimizdeki üç beş kuruşla mağdur olmuş, emekçiye de el vermeyi de asla ihmal etmemiştik. “Halep ordaysa arşın burada” demiş, sineye çekmemiş, icraya bile vermiştik. Ne stopaj sormuştuk ne de sigorta. Kıssadan hisse ödenmedi bizim paralar o ara. Mini etekli ama kulisimden çıkmayan Trabzonlu patroniçe bile o ara kayıptılar.Nasılsa Şişli’den yollanan haciz tebligatına da son gün Anadolu Adliyesinden itiraz etti malum zekalar. Bir de celp geldi çok geçmeden üzerinden. Sosyal medyadaki sahte hesaplardan şikayetçi olmuş, çok bilmişler bilmem neden? Başkaları da hakaret etti diye korkmuşlar, meğerse spor kulübündeki saygın işadamıymışlar. Müteahhit oldu patronajlar en sefilinden. Belgeleri istenir mi Boğaziçi İmar Müdürlüğünden? Geçelim beyler geçelim, karga kovalatanlara kargalar bile gülmezmiş efendim.

Neyse sadede gelelim... Az mı gittik uz mu gittik bilemedik, dere tepe dümdüz edemedik. Atatürk belgeselinin kahramanının sosyal medya hesabının çalınmasıyla başlayan polemiğin sonunu Cumhuriyet gazetesinde de göremedik. Nasıl olduysa oldu, Artı 1’in yeni yıldızı olarak ekranlarda yeniden doğdu. Sonra, patronu dedi “bıraktım ona”, birkaç yakışıklı ve biraz sosyalist çakması daha lazımdı burrjuva proletaryasının ücretli sayısal uydu kanalı platformlarına. İşte ogün, nedense Mehmet Ali Birand’ı hatırladım bir an. 32. Gün programında eşcinselliği anlatacaktı o zaman. Beni aradığınıda, “Bugüne dek düşüncemi, fikrimi davet etmeyen sizler, şimdi konu bu olunca kalçalarımı mı davet diyorsunuz?’’ demiştim hiç düşünmeden.. Aylar sonra, kör sabahın saatinde geçiverdi cenazesi, evimin tam da önünden. Oysa çok değil, birkaç hafta önce, Lütfü Kırdar Sahnesinde beraberdik Gani Müjde Tiyatrosundaki çakma sosyete komedisinden. Sadedi bırakıp Sadabade gelince; Gezi mirasından Karşı gazetesi çıkıverdi reklam seferberliğinden. İhsan Eliaçıklar, Şebnem Sönmezler, Barış Terkoğlu ve nice aydın dostu gördük kadrosunda, ama birşeyler doğru gitmiyordu aslında. Öylesini böylesini bilemem ama kapanan gazetenin sahibini Artı1’de izleyince fikrimi söylemeden de geçemezdim bu ara. Turan Ababey, aslında bir örme tekstilcisi. Gezi’de bizlerle gaz ve kimyasallı su yemiş, henüz 40 yaşlarında kimliği. Mirgün Cabas’n Doğuş Holding ütüsüne ise oldukça naif kalır ütüsüz naif kimliği. Erkek Dergisi kahramanı Mirgün Cabas’ın “Müteaahit bir reklamla işi bitirdi bakın muhalefetinizi yendi’’ benzeri sözleriyle bir kez daha düşündüm Karşı gazetesi meselesini. Eren Erdem (Genel Yayın Yönetmeni) ortada yok, Kutlu Esendemir ile konuşulanlara karnımız tok. Mehmet Bozkurt almış reklamı ama patronun haberi bile yok. Ekranda var olan gerçek “GKJJPLJT’’ rejinin yayın kayıt harfleri. Kazova’nın patronları kaçtı, Feniş, BMC, TEKEL, Hey Triko da vardı. Yatağan’dan ne haber iyi bak, Grief’de gözaltı aldı oldu duymadın mı ey ahlak! Adam çıkmış “75 güne hepsi ödenecek” diyor, sen çok mu temizsin ki, Kanal’ı Çılgın Proje sandın? Yoksa devrim sana mı paketleniyor? Kartal Kule ve Beykonakları da bak denize karşı. Timsah gözyaşını bırak, bir muhalif yayın daha tarihe karıştı.


Aydinlik 20140419