Issuu on Google+

F-AMİRAL Balyoz tutsakl nedeniyle emekliye sevk edilen Tümamiral Semih Çetin 2012 YA’nda terfi eden Albay’ anlatt

KURULUŞ 1921

Rafet Ball sordu Dou Perinçek yantlad

5 NİSAN 2014 CUMA RTESİ - 75 KURUŞ

Aydınlık, 17 Mart tarihli sürmanşetinde, Deniz Kuvvetleri’ndeki F tipi örgüt şemasını ya yımlamıştı. Listede, 18 muvazzaf amiral yer al ıyor.

Semih Çetin, Donanma Komutanl Kurmay Bakan’yken katld toplantyla ilgili u bilgileri verdi: “Amirallik sras gelmi bir albay sunum yapt. Ben beendim, ancak Kuvvet Komutan, eliyle havada ‘F’ harfi çizdi ve ‘Kesin kaynak’ dedi. te o albay, bugün amirallie terfi etti.” ÖNDER ÖZTÜRK’ün haberi 8’de

Amerikancı DARBE UYARISI

Nefesler tutuldu Yarın saat 19.00’da gözler İstanbul’daki dünya derbisine kilitlenecek. Ligin zirvesine yerleşen ve puan farkını iyice açan Fenerbahçe, son 2 sezonun şampiyonu olmasına karşın kötü günler geçiren Galatasaray’a ASY Arena’da konuk olacak. SPOR’da

İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek’le görüşmemizin ikinci bölümünde, gerileyen ABD ve Kürt meselesini konuştuk: “ABD, Türkiye’yi artık Erdoğan ve Gül’le yönetemez. Parlamenter yoldan bir başka seçeneği de gözükmüyor. Daha önemlisi, ekonomik kriz sopalı yönetimi çağırır.” 7’de

KURULUŞ 1921

PKKʼdan YARIN ABD vazgeçti mi?

5 NİSAN 2014 CUMARTESİ - 75 KURUŞ

ÖZERKLİK ŞARTIYLA KÖŞK DESTEĞİ BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, ‘açılım’da atılacak adımlara göre Cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan’a destek verebileceklerini söyledi



Erdoğan düğmeye bastı

H

ükümete yakın Sabah gazetesi, Tayyip Erdoğan’ın özerklik için harekete geçtiğini duyurdu. Buna göre, AKP’nin önümüzdeki dönemde atacağı dört adım şöyle:

 Yerel Yönetimler Özerklik art uygulanacak.  Daraltlm bölge seçim sistemine geçilecek.  Seçim baraj yüzde 5 ya da 7’ye indirilecek.  Alevi açlm tekrar gündeme tanacak.

10

Fikret OTYAM 2’de

Sabahattin ÖNKİBAR 12’de

Hüseyin HAYDAR 17’de

Açn u zindan kaplarn artk

Özerklik-Çankaya takas böyle olacak

Ar Devir Ruanda Ruanda

GATA arazisi Yağma sırası satışa sunuldu GATA’ya geldi

Latif BOLAT 20’de

1946 Mahabat’tan 2013 Rojava’ya

AKP -PKK açılım ortaklığı, Cumhurbaşkanlığı seçiminde de “özerklik” pazarlığıyla sürüyor. BDP’li Buldan, Reuters’ ın “Erdoğan’ı destekleyecek misiniz?” sorusuna “Talepleri karşılayacak adımlar olursa önemli kararlar alabiliriz” yanıtını verdi.



“Hükümetin yapması gereken, yasal düzenlemeyle süreci ilerletmek” diyen Buldan’ın açıklamaları, Aydınlık’ın manşete taşıdığı, “Tayyip Erdoğan, Köşk’e BDP oylarıyla çıkmayı hesaplıyor” haberini de doğruladı. 10’da

TSK’DAN SURİYE’YE TOP ATIŞI Üsküdar Acıbadem’deki arazinin tepeden görünüşünde SAF GYO’ya ait 3 kulenin de araziye yakınlığı göze çarpıyor.

Tayyip Erdoğan ve Pervin Buldan’ın açıklamalarının ardından İmralı’da Öcalan’la görüşecek gazeteciler de belirlendi.

Teröristler ve Suriye Ordusu arasındaki çatışmalar sırasında roket mermileri Yayladağı’na düştü. TSK “Misliyle karşılık verdik” dedi. 12’de

Kasko fiyatlarına rekor zam %

30

Kaskolarını yenilemeye giden tüketiciler, hasarsızlık indirimi almayı beklerken daha yüksek bir faturayla karşılaşınca büyük bir şaşkınlık yaşadı. 5’te

skeri tesislerin özelleştirilmesine devam eden AKP, Küçük Çamlıca eteklerindeki 90 dönümlük araziye talip oldu. GATA’ya ait ormanlık arazinin, SAF GYO A.Ş.’ye satılacağı öğrenildi. DERYA DERVİŞ’in haberi 3’te

Mührü söküp attı Tayyip Erdoğan’ın mitingi esnasında penceresine Atatürk posteri astığı için dün muayenehanesinin kapısına kilit vurulan Dr. Abdurrahman Akbaş, mührü kırdı. 4’te

A. Akbaş

Gözler TİB’de

Ortağı AKP açıkladı: ‘Derin devlet’ vardır

Evet; bir “derin devlet” vardır ama bu, salt Atatürkçü oldukları için, yurtsever oldukları için, gericilik ve bölücülüğe karşı oldukları için suçsuz yere içeriye atılan yazar, siyasetçi, gazeteci ve askerlerden oluşmuyor.

Mehmet FARAÇ yazdı

11

16

ISSN 2146-2356

A

Muddy Waters 101 yaşında

11


Hazırlayan: Özlem KONUR USTA

5 NİSAN 2014 CUMARTESİ

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Fikret

OTYAM Hükümet de o, yani Recep Tayyip... Acıların acısı TBMM de o! Kimi zaman Çankaya da o! O, haşa yarım Allah’tı şimdi yüzde kırk dörtle bi haşa daha, Allah’ın kendisi oldu! Ey Amerika ey Amerika siz kınayı iyi bilirsiniz, çalın bakalım... Ne ki umutsuzluk yasak...Yasak!

AÇIN ŞU ZİNDAN KAPILARINI ARTIK, AÇIN AÇIN!

E. Org. Çetin Doğan

SARIGÜL’ÜN KAZANMAMASINA ÇOK, AMA ÇOK SEVİNDİM EY MİLLET!SAYIN BAY RECEP, SAYIN BAYAN EMİNE TOPLUCA SELAMLAMA POZUNDA VEFAKÂR HİZMETKÂRINIZ NEDEN YOKTU? SİZE YAKIŞTIRAMADIM Yerel seçimler az can kazalı geçti ki 9, Ak Parti en çok kazançlı parti olarak çıktı halkımız hırsızlığa, soyguna, rüşvete ayakkabı kutularında gâvur paralarına, Başbakan’ın oğlunun da rüşvete karışmasına, keyfi kaçmasın diye ifade vermeye bir hafta sonra gitmesine, yığınla kaset rezilliğinin rağmına, saygın oylarını iktidardaki partiye verdi, Cenabı Allah kabul buyursun! Kabul buyursun da geleceğin felaketiyle yüz yüze gelende oy atan elleriyle diz dövmenin hiç bi işe yaramadığını da görecek, yazın bi tarafa!

YORUMLAR GIRLA GİDİYOR VELHASILI KELAM YURT BUNLARLA ÇALKALANIYOR! PEKİ AMA PEKİ AMA, ŞU ZİNDANLARI DOLDURAN AYDINLARI/GENELKURMAYI N GÖZLERİ ÖNÜNDE ZİNDANLARI DOLDURAN ORDU, SEÇMELERİ N’OLACAK BİLEN VAR MI EY MİLLET? AMAÇ AKP’NİN AYAKTA KALMASIYDI, KALDIRILDI! PEKİ YA ONLAR, YA ONLAR? Şimdi tüm okurlar şaşıyor, İstanbul’un CHP Büyükşehir Belediye Başkan adayı Sarıgül’ün seçimi kaybetmesine neden çok sevindiğimi merak ediyorlardır, elbette haklılar, neden sevinmeyeyim, zira bendeniz Ak Parti adayı Kadir Topbaş’ın çalışmalarını takdir edenlerdenim... Eğer Sarıgül kazansaydı bu çalışmalar devam etmeyecekti. Bakın, İstanbul’un Kadir Abi’si, İstanbul’un aynı zamanda ağasıymış, memleketi Artvin ve İstanbul’un değişik ilçelerinde toplam 21 adet gayrımenkulü bulunuyormuş ve de bunun yaklaşık değeri 60 milyon imiş. Bu servete Topbaş’ın nakit birikimi dahil değilmiş...

GELELİM BAYAN ÖZLEYİŞ TOPBAŞ’A. O TOPBAŞ’DAN ZENGİN, 20 TRİLYONLUK GAYRİMENKULÜ VAR İMİŞ.

E. Org. Şükrü Sarıışık

NEREDEN Mİ YAPMIŞ BUNLARI, KANAVİÇE İŞLEMİŞ VESSELAM! Yani, eğer Sarıgül kazansaydı onların İstanbul için cansiperane çalışmaları yarım kalacaktı!

KONUMUZ SEÇİM OLDUĞUNDAN YAZI DA SEÇİMLİ OLACAK ŞİMDİDEN HABER VERİYORUM! Antalya’da diyaliz artığı sevgili Salı günümde bilgisayar başındayım sabahtan beri. Dün tekerli araçtan indirildim, aracım bagaja konuldu, yakındaki okulda oy vereceğimiz yerde ise ters işlem; otomobilden indirildim, kendi arabama bindirildim, ver elini o düz ayak sınıf, selamlaşmalar “gırla” bu can da selamını İşçi Partisi’ne gönderdi, beş dakikada bitti vatani görev, ver elini ev ve evde koca ekranda Ulusal Kanal... Yazılı basında can dostum 34 yıldır yazdığım Aydınlık, bakın ilk ağızda aldığım bi haber:

E. Org. Bilgin Balanlı

PARTİLERİNİN ÇÖZÜMÜ YOK’ “İP lideri Perinçek, ‘AKP isterse yüzde 90 oy alsın. Bu oylarla önümüzdeki dönem sıcak para krizini çözebilecek mi? Sistemin bütün partileri toptan çöküşe gidiyor. Çoban yıldızı parlayacak. Erdoğan-GülGülen bunlar Türkiye’nin önünde yok’ dedi.”

A DIŞİŞLERİ BAKANI DAVUTOĞLU BİR BUÇUK YIL MAKAMIN DİNLENMİŞ, HİÇ Mİ KUŞKULU BİŞEY OLMADI, UTANIP İSTİFA VAR İKEN O KİRALIK DIŞİŞLERİ KONUTUNDAN HEMEN ÇIKSANA. FAHRÜNNİSA GÜL’ÜN BU ÜLKEYE ZARARI ESKİ PARAYLA 2 TRİLYON LİRA O KONUT YÜZÜNDEN, İNSAFLAR KURUSUN! Bi dostumuz Antalya’da çıkan Bizim Anadolu gazetesini bıraktı yaş On , sayı 2813, ana başlık:

‘USULSÜZLÜK, SAHTE OY...TUTANAKLAR BİNİ GEÇTİ! SEÇİM HİLELERİNDE AKP DAMGASI’

‘CHP’Lİ VEKİL GÜRKUT ACAR SERT KONUŞTU: YAĞMALAMAK İÇİN GELİYORLAR’

Aaaaaa! Başbakan cami kapısında değil seçim sandığı kapısında demeç vermiş, demokrasi mi ne geliyor dersiniz?

‘AKARYAKITTAKİ KAÇAKÇILIK 10 MİLYAR LİRAYA DAYANDI’

‘PERİNÇEK: SİSTEM

Bi kaçakçılık haberi:

Siz bıçağa bakın bıçağa, bıçak kemiğe dayandığı zaman

E. Tümg. Engin Alan

görülecek nereye oy verildiği!

E. Albay Dursun Çiçek

Daha yüzde kırk beşi bilmez iken bile her şey onun iki dudağı arasındaydı, Ergenekon mu Balyoz mu ne onların savcısıydı onca işi arasında! Bi emirle onlarca Vali, onlarca Cim. Savcısı, en ağırı bi o kadar adalet adamı yallah istenmeyen illere! Ya Emniyet ya Emniyet, onlarsa tam Hallaç pamuğu! Hangisi idareden hangisi Fethullah’tan önemi yok, önemli olanı etin kemikten ayrılması, çil yavrusu dağıtımı! Onlar onlarca değil binlerce!

Gerçeğe Hü diyelim şimdi “Yüzde kırk dörtle bi silahtır o”. Kimi Kürt kekolar, yani kardeşler, açılım mı maçılım mı ne, ülkeyi bölmede muhtaç eder duruma geldiler, AKP ile aşık oynamaya varlar, hele şu seçim mi meçim mi velvelesi bitsin, açılım için önergeler yağsın bi yerlere, bunun nerelere nasıl yağdığını göreceğiz milletçe, işte bu işte dayağı başta O yiyecek! Evet Kürt kardeşler önerileri ve açılım defterleri açıldığı zaman. Para krizi mi ne, buna aklım ermez, erenler işte o zaman yüzde kırk dördün ne işe yaradığını değil yaramadığını görecek diyorlar, yaşayan görecek!

HÜKÜMET DE O, YANİ RECEP TAYYİP... ACILARIN ACISI TBMM DE O! KİMİ ZAMAN ÇANKAYA DA O! BU FAKİR ÜLKEYE DÜNYANIN EN ÇAĞDAŞ EN MODERN EN PAHALI UÇAĞINI DA GETİRTEN O, HANGARDA NİCELERİ VAR İKEN! SAVCI DA,YARGIÇ DA HATTA MÜBAŞİR DE O! CENABI HAK, DİYARBAKIR’DA KONUŞMASIN DİYE SESİNİ PERİŞAN ETMİŞ! İLLA DA KONUŞACAĞIM DİYEN DE O! ÖRNEKLER ŞEYTANIN KUYRUĞUNDAN METRELERCE UZAR GİDER BU UZAMANIN TA KENDİSİ DE...

O, HAŞA YARIM ALLAHTI ŞİMDİ YÜZDE KIRK DÖRTLE Bİ HAŞA DAHA, ALLAHIN KENDİSİ OLDU! YAŞADIKÇA GÖRECEĞİZ HER İŞTE... GENEL SEÇİMDE DE AYNI SONUÇLAR MI, LAİK, ATÜRKÇÜ DEMOKRAT, KONU KOMŞUYLA TAM BARIŞIK DOĞUDA HARİTASI DEĞİŞMİŞ TÜRKİYE CUMHURİYETİ ELVEDA SANA! EY AMERİKA EY AMERİKA SİZ KINAYI İYİ BİLİRSİNİZ ÇALIN BAKALIM... NE Kİ UMUTSUZLUK YASAK... YASAK.

HİÇBİ ŞEYE BAKMIYORUM İMAM HATİPLİ FUTBOLCU KASIMPAŞALI RECEP TAYYİP’E BAKTIĞIM KADAR!

BUNU RÜYADA GÖRSENİZ İNANIR MIYDINIZ?

Sanırım seksen ikide falan Gazipaşa’daki evin önünde uzun boylu bir delikanlıyla sapsarı saçlı, mavi gözlü erkek kadar uzun boylu bir hatun, bizi arıyorlarmış, çayın ötekisindeki kerpiç plaj evinde kalıyorlarmış, çayda su azdı cipe atlayıp eşyalarını alıp döndük. En yakın komşumuz Allah olan bu koca dağ eteğinde denize yüz otuz metre mesafede ünlü mimar can dost rahmetli Behruz Çinici ve eşi Altuğ’un çizimini yaptıkları ve dört köylü ustayla yaşama geçirdiğimiz evde 27 Mayıs 1980’de ışıklar yanmış musluklardan sular akmıştı. Beş cins köpek, davet üzerine gelen yirmiye yakın kedi, ev erkânı... Konuklarımız Adanalı Yüksel, Köln Televizyonu röportaj ve program yapımcısı, sarı saçlı mavi gözlü Alman kız

Köln Tıp Fakültesi birinci sınıfında... Yemekte allar ve aklar boğazdan inende birden kaynaştık, hiç unutmuyorum “Size cezaevinden bir mektup göndermiştim” dedi yarım yapı atölyeme çıkıp dosyadan yeşil mürekkeple yazılmış mektubu alıp geldim. “Bu mu Yüksel” dedim. Şaşkınlığını da unutamıyorum... Evet bu anlattıklarım 44 yıl öncesine ait. Zamanla Yükselleri Gazipaşalı yaptık, bir kooperatiften alınan kat salt kendilerinin değil Köln’deki dostlarının da oldu... Sergi için Köln’e her gidişimizde onların evi artık bizimdi, yetmedi Yüksel’in yaşlı Volvo’suyla Paris’e gidiyorduk Abidin ağabeye yani Abidin Dino’ya şalgam suyu armağanlı! Biz tümden Antalyalı olduk

göçüp geldik Antalya’ya, ama çare tükenmez bize on dakika ötede denize bakan harika bir daireleri vardı kiralık... O sarı saçları aklaşmış Doktor Suzanne en soğuk havada bile denize girer tatilin tadını çıkarır, dağlara çıkar, yürüyüşlere katılır.

VE 2014 YILININ 15 MART’INDA ANTALYA’DA BİR MUHABBET SOFRASI KURULANDA... Geberiyorduk gülmekten, hem nasıl gülme her kula nasip olsun deyip anlatıyorum bu kahkahalar Nahl Suresi 67. Ayet’ten değildi... Almanya’ya da Avrupa’nın başka ülkelerine de sergi açmaya gittiğimizde, hatta dönüşlerde neler çektirildiğini anlatmayacağım, beş sayfa daha yazmam az gelir!

GAZİPAŞA’YA HAVAALANI!

Cümle alem sıvadık kolları, şu Gazipaşa Havaalanı için savaşlar verdiğimi de anlatmayacağım, Antalya durmadan engelliyordu, kısmetleri kesilmesin diye! Eski Belediye Başkanı Cem Burak müjdeleyip duruyordu uçak inecek diye... Kocaman bi uçak inmezse inanmam Cem diyordum. Kocaman bi uçak indi, kocaman ne ki Gazipaşalı şehidimizi getiren askeri uçaktı!

KATILIYORDUK GÜLMEKTEN! Artık yazayım nedenini. Yerli ve yabancı uçaklar inip kalkıyordu artık. Hey gidi günler hey, hey gelişme hey selam sana! Nasıl gülmeyelim, sevinmeyelim? Gazipaşa-Köln / KölnGazipaşa uçuşları başladı!


5 NİSAN 2014 CUMARTESİ

Hazırlayan: Osman ERBİL

GATA’ya göz diktiler

GÜNÜN SORUSU Mustafa MUTLU mustafamutlu@aydinlikgazete.com

S AKP, şimdi de arsa değeri paha biçilmez olan Küçük Çamlıca’daki GATA’ya ait 90 dönümlük araziye talip oldu  DERYA DERVİŞ

A

KP’nin kanunlaştırdığı Askerlik Kanunu ve bazı kanun hükmündeki kararnamelerde değişiklikler sonucunda, Genelkurmay Başkanlığı’na ait yurt çapındaki askeri tesislerin özelleştirilmesine devam ediliyor. Özelleştirilecek yerlerden birisinin de Küçük Çamlıca eteklerindeki 90 dönümlük askeri arazi olduğu iddia edildi. Milli Savunma Bakanlığı’nın, şehir merkezlerindeki askeri bölgelerin kent dışına taşınmasıyla ilgili çalışma yürüttüğünü duyurmasının ardından, askeri alanların akıbeti de merak konusu oldu. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın askeri arazilere talip olması, “Yeşil alanlar betonlaşacak mı?” sorusunu gündeme getirdi. İstanbul’daki Gülhane Askeri Tıp Akademisi’ne (GATA) bağlı TSK Çamlıca Özel Bakım Merkezi ve TSK Muhafız Hizmet Bölüğü’nün faaliyet gösterdiği 90 dönümlük arazi, bölgenin en geniş yeşil alanlarından olma özelliğini taşıyor. Bölgede faaliyet gösteren emlak danışmanları, arsanın de-

ğerinin paha biçilemez olduğunu ve birçok gayrimenkul firmasının arazi üzerinde şimdiden projeleri ürettiğini belirtiyorlar.

Bakanlıklar görüşme halinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’yla yakın ilişkide bulunan bir gayrimenkul uzmanı gazetemize yaptığı açıklamada, “SİNPAŞ A.Ş. ve AKKÖK Grup’un ortaklığıyla kurulan SAF GYO A.Ş., askeri arazinin hemen yanında her birinde 40 katlı gökdelen olan Akasya Kent, Akasya Göl ve Akasya Koru adında üç site inşa ettiler. Gökdelen ve sitelerdeki bütün daireler satıldı. Şimdi sitelerin yanındaki bu araziye göz diktiler. Savunma Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Özelleştirme İdaresi bu arazi için görüşme halindeler. Amaç, bu araziyi özelleştirerek SAF GYO A.Ş.’ye satmak” dedi. Askeri arazinin yanındaki siteleri yapan SAF GYO A.Ş. Yönetim Kurulu’nda AKP’ye yakınlığıyla bilinen Avni Çelik, Abdullah Tivnikli, Ekrem Pakdemirli, Murat Ülker, Raif Ali Dinçkök, Zeki Ziya Sözen ve Mehmet Ali Berkman bulunuyor.

‘ın ceza haberine de ceza! Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Başbakan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasında şüpheli olarak ifadeye çağrılmasını haberleştirdiği için para cezası verdiği Ulusal Kanal’a bir ceza da, bu cezayı haberleştirdiği için verdi. RTÜK şimdi de bu haberden ötürü 12 bin 353 TL para cezası verdi. RTÜK’ün raporunda, “İhlal konusu yayında; şüpheli sıfatı ile ifade vermeye çağırılmaya

dair müzekkere çok kereler ekrana yansıtılmış ve izleyici kitlesi üzerinde kişinin suçlu olduğu izlenimi uyandırılmıştır. Bununla birlikte söz konusu yayında, hazırlık soruşturması evresinde gizli olması gereken usul işlemi haberleştirilmiş ve kamuoyu ile paylaşılmıştır” denildi. RTÜK, Bilal Erdoğan’la ilgili ilk habere, “soruşturmanın gizliliğini ihlal” gerekçesiyle 11 bin 886 TL para cezası vermişti.

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Bu dava bitmiştir!

ilivri’de “bir yargılama asla nasıl yapılmamalı” konusunda yıllarca uygulamalı ders veren özel görevli mahkeme, yasalara göre 15 günde açıklaması gereken gerekçeli kararı, aylar sonra bitirebildi. “Peki; sanıklar hakkında verilen ağır kararların gerekçesi ne?” diye soruyorsanız... Şu kadarını söylemem yeter her halde: Eğer başka hiçbir iş yapmayıp günde 100 sayfa okursam; 160 gün sonra bu sorunuzun yanıtını verebilirim! Çünkü ekleriyle birlikte iddianamesi milyonlarca sayfayı bulan bu yargılamanın gerekçeli kararı da 16 bin sayfa oldu!  Peki; ne var bu 16 bin sayfada? Okumadan söyleyeyim: Hiçbir şey! Çünkü yıllardır hayatını yazıdan kazanan bir kalem emekçisi olarak bilirim ki; bir metin ne kadar uzunsa, anlatmak istediği şey o kadar inandırıcılıktan uzaktır. Bu yüzden; o metni kaleme alanlar, sözü uzattıkça uzatmak zorunda kalmıştır!  İşin ilginci; bu kararı veren ve gerekçeli kararı kaleme alan hâkimler, “tenzil-i rütbe” kokan atamalarla görevlerinden alındılar. Şimdi ne olacak biliyor musunuz? Bu 16 bin sayfalık gerekçeli kararı Yargıtay’daki ilgili dairenin üyeleri okuyacaklar... Başka hiçbir dosyaya bakmazlarsa, yukarıdaki hesapla bunun için en az 5 ay 10 günlerini harcayacaklar. Sonra; diyelim ki kararı bozarak mahkemeye gönderecekler... Gelin görün ki; artık o mahkeme ve o hâkimler ile savcılar artık olmadığından, milyonlarca sayfalık dosya; başka bir

T

Yunanistan’da da bir “tape skandalı” patlak verdi. Koalisyon hükümetinin Genel Sekreteri Panayotis Baltakos, aşırı sağcı Altın Şafak Partisi üyeleriyle arasında geçen ve Başbakan Andonis Samaras’ı hedef alan konuşmalar içeren bir ses kaydının ortaya çıkması üzerine görevinden istifa etti. Halktan da özür diledi. Sorum kendisine: Salak mısın kardeşim? Neden “Montaj ya da dublaj” diye inkâr etmedin de hemen kabulleniverdin?

mahkemede, başka savcılar ve hâkimler tarafından görüşülecek...  Peki; bu ne anlama geliyor! Basit: Bu davanın bittiğine! Göreceksiniz; Ergenekon davası, 12 Eylül döneminde açılan örgüt davalarında olduğu gibi tozlu raflarda bekletildikten sonra... Düşecek! Olan da bu davada akıl almaz iftiralarla, yalanlarla ve sahte delillerle suçlanan yurtseverlere olacak! Yıllarca boşuna cezaevinde yattıkları yetmezmiş gibi; belki de çoğu haklarındaki suçlamalardan aklandıklarını görmeden göçüp gidecekler!  Göçüp gitmekten söz etmişken... Bir konuya daha değinmek istiyorum: Mahkeme heyeti, aralarında eski Genelkurmay Başkanı’nın, kuvvet komutanlarının, siyasi parti lider ve yöneticilerinin, yargı ve emniyet mensuplarının, yazarların ve gazetecilerin bulunduğu yüzlerce sanığı yıllardır neden tahliye etmedi ve tutuklu olarak yargıladı? Kaçmalarından (!) korktuğu için! Şimdi bir kişi hariç sanıkların tamamı cezaevi dışında... Peki; kaçan var mı? Yok! Çünkü o günlerde de söyledik; bu insanların biri bile, kaçmak bir yana, kovsanız gitmezler bu ülkeden... Bu örneği neden mi verdim? Hâkimlerin bu konudaki kararları ne kadar doğruysa... 16 bin sayfada gerekçelendirdikleri kararın da o kadar doğru olduğunu söylemek için!  Ne diyeyim; belki biz de bir gün gerçek bir “hukuk devleti”nde yaşamanın tadını çıkartırız!

TÜKETMİYORUM, ÇÜNKÜ... (4)

üketimden gelen gücümüzü kullanmak ve “demokratik diktatörlüğe” isyanımızı haykırmak için başlattığımız “Tüketmiyoruz” kampanyasına büyük ilgi oldu. Facebook’ta aynı isimle açtığımız sayfaya üç günde 8 bin civarında destek geldi. Binlerce insan, “Bu iktidardan kurtulacağım güne kadar ben de TÜKETMİYORUM” dedi.

Bu sayının birkaç ay içinde milyonlara ulaşacağına ve ülkemizin en geniş katılımlı “pasif direnişi”nin başlayacağından eminim. Eğer siz de “Tüketmiyoruz” kampanyası hakkında daha fazla bilgi almak ya da katılmak istiyorsanız, Facebook’taki https://www.facebook.com/pages/T%C3%BC ketmiyoruz/228026437387698?ref=hl adresine bekliyoruz.

TWİTTER! Seçimlere iki hafta kala yasaklanan Twitter, Anayasa Mahkemesi’nin kararının ardından yeniden açıldı. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB), Twitter’a erişimin engellendiğini içeren mahkeme kararını sitesinden kaldırdı. İyi de konu kapandı mı? Hayır... Eğer bu ayıbın tekrarlanması istenmiyorsa, mahkemelerin “bir yazı” yüzünden milyonlarca üyesi ve milyarlarca sayfası bulunan bir “sosyal paylaşım sitesi”ni kapatmasının önüne geçilmeli... Bu saçma kararları vererek ülkemizi zor durumda bırakan hâkimlerin de yaptıklarının bedelini ödemeleri sağlanmalı. Kısacası; bu ayıp sabıka kaydımıza geçti bir kez... Temizlenmesi olanaksız!

GÜNÜN İSYANI! Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasasına göre, devletimizin niteliklerinden biri de “sosyal” olması... Gelin görün ki bu kavram da kanun kitaplarında kaldı. Sağlıkta reform safsatasıyla halkın büyük bölümünü kandıran iktidar, şimdi de SGK’nın resmi tatil günlerinde klinik muayene hizmeti vermesini yasakladı. Bundan sonra hafta sonunda hastalanan SGK’lılar sadece anlaşmalı özel hastanelere gitmek ve hizmet bedelinin yüzde 40’ını ödemek zorunda kalacaklar... İsyanım hayatlarında bir kez bile devlet hastanelerine gitmedikleri halde bu iktidarın sağlıkta yaptığı göz boyamalara övgü düzen yandaş yazarlara: Allah hepinizi bu sosyal güvenlik sistemine muhtaç etsin de vatandaşın çektiklerini görün!


Hazırlayan: Gökçen BEYAZ

5 NİSAN 2014 CUMARTESİ

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

ANKARA İmsak 04:53 Güneş 06:22 Öğle 12:59 İkindi 16:32 Akşam 19:24 Yatsı 20:44 HAVA DURUMU

Ankara: 3/17

b

İstanbul: 7/16

b

ÇIRNIK

Türker

ERTÜRK erturkturker@gmail.com

Nereye kadar sus

G

eçtiğimiz 30 Mart yerel seçimlerine aylar vardı. Bağdat Caddesi Forumu’nun davetlisi olarak Göztepe Parkı’nda bir konuşma yaptım. Konuşmamda Türkiye üzerinde oynan oyunları, ülkemize yönelik tehditleri, Mavi Vatan kavramını ve işgal altında bulunan adalarımızı anlatmaya çalıştım. Konuşmamdan sonra soru cevap periyoduna geçildi. Sorulardan bir tanesi CHP ile ilgiliydi. Ben de CHP’liydim. Hem de üç kuşaktan beri. İstiklal madalyalı bir dedenin ve subay bir babanın torunu ve evladı olarak Atatürk, İsmet Paşa, Türk Devrimleri ve 6 Ok ideali ile büyümüştüm ve büyütülmüştüm. Asker ve denizci olma geçmişine sahiptim. Ayrıca istifa ettikten sonra CHP’de siyasete başlamış, 2011 genel seçimlerinde milletvekili aday adayı olmuş, 2012’de Trabzon CHP İl Başkanlığı için yarışmıştım. Böyle bir geçmişe sahiptim ama bu gerçek yeri geldiğinde yaptığım analizler doğrultusunda CHP’yi eleştirmeme engel değildi. Forumu başarı ile tamamladıktan sonra eve geldim. Çok geçmeden 30 Mart 2014 yerel seçimlerinde CHP’den Kadıköy Belediye Meclisi’ne seçilme başarısını da gösteren arkadaşım telefonla aradı. Sanırım beni dinleyen ama itiraz etme cesaretini gösteremeyen birisi durumu ona anlatmıştı.

Kızılcık şerbeti içtik Arkadaşım telefonda özetle benden yaptığım konuşmalarda CHP’yi eleştirmememi istedi! Bende kendisine eğer yanlış, yalan ve abartılı bir şey söyledim ise derhal özür dileyebileceğimi hatta köşemde kendime karşı özeleştiri yapabileceğimi söyledim. O da bana söylediklerimin hepsinin doğru olduğunu belki de az bile söylediğimi ama seçimlerin yaklaştığını bu nedenle CHP konusunda eleştirel olarak yazmamamı ve konuşmamı istedi. Seçimlere çok kalmamıştı. Esasında benden istediği, “seçimlere kadar sus konuşma ve yazma” demekle, “halkın gözünden gerçekleri kaçır” demekle eş anlamlıydı. Epeyce düşündükten sonra karar verdim; seçimlere kadar kan kusup kızılcık şerbeti içtim ve sustum. Seçimler geldi ve geçti, sonuçlar CHP için tam bir hezimet oldu. Öncesinde yüzde 40’lar en yetkili ağızlardan telaffuz edildi “yüzde 35’in altı asla” dendi! Ama sonuç ortada!

İzmir: 11/24

b

Antalya: 11/21

İSTANBUL İmsak 05:06 Güneş 06:36 Öğle 13:14 İkindi 16:48 Akşam 19:40 Yatsı 21:02

b

Adana: 7/23

b

Diyarbakır: 0/18

b

Erzurum: -9/3

b

Sivas: 0/11

b

Tunceli: 2/13

Trabzon: 7/15

b

Zonguldak: 8/14

b

Bursa: 5/18

h

Konya: 3/17

b

Erdoğan’ın mitingi sırasında astığı Atatürk posteri provokasyon nedeni sayılan Dr. Abdurrahman Akbaş’ın muayenehanesinin kapısına kilit vuruldu. Mührü kıran yurtsever hekime destek yağdı  BÜLENT KARSLIOĞLU

Yurttaşlar muayenehanenin kapısında pankart açtı.

Dr. Abdurrahman Akbaş, kapatma kararının Anayasa’ya aykırı olduğunu belirterek mührü kırdı.

B

aşbakan Tayyip Erdoğan’ın Samsun mitingi sırasında muayenehanesinin penceresine Atatürk posteri asan Dr. Abdurrahman Akbaş’ın, ruhsatı dün iptal edildi. Samsun İl Sağlık Müdürlüğü görevlileri, muayenehanenin kapısını mühürledi. Dr. Akbaş ise, görevlilerin ayrılmasının ardından, yapılan işlemin siyasi ve Anayasa’ya aykırı olduğunu söyleyerek mühürü kırdı. CHP, İP, TGB, ADD ve CKD üyeleri de muayenehanenin önüne gelerek Dr. Akbaş’a destek verdi.

‘Karar siyasi’ Dr. Abdurrahman Akbaş Aydınlık’a yaptığı açıklamada, İl Sağlık Müdürlüğü’nün “Tam Gün Yasası”nı bahane ederek muayenehanesini kapatmak istediğini dile getirdi. AKP mitingi sırasında yaşanan Atatürk posteri tartışmasını hatırlatan Dr. Akbaş, kararın siyasi olduğunu söyledi. Dr. Akbaş şöyle konuştu: “Tam Gün Yasaları Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi. Açtığım davalarda da Samsun İdare Mah-

kemesi 2 kez lehime yürütmeyi durdurma kararı verdi. Ocak ayında çıkan üçüncü Tam Gün Yasası’nın da akıbeti aynı olacak. Samsun İl Sağlık Müdürlüğü geçmişte de muayenehane ruhsatımı iptal etti, sonra mahkeme kararıyla ruhsatımı bana iade etmek zorunda kaldı.” Tayyip Erdoğan’ın mitinginin yapılacağı 25 Mart’ta polis, Dr. Abdurrahman Akbaş’a mua-

yenehanesinin penceresinde asılı olan Atatürk posterini “provokasyona neden olabilir” diyerek indirmek istemişti. Tartışmadan 2 gün sonra Dr. Akbaş’a muayenehanesini kapatma kararı tebliğ edildi.

TTB ruhsatın iadesini istedi Türk Tabipleri Birliği de (TTB) meslektaşına sahip çıktı. TTB Merkez Konseyi Genel

Yolu trafiğe kapatan belde halkı, “Belediye hakkımız söke söke alırız” sloganları attı.

Sekreteri Dr. Bayazıt İlhan, Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü ve Samsun İl Sağlık Müdürlüğü’ne birer yazı göndererek Dr. Abdurrahman Akbaş’a iletilen çalışma ruhsatının iptali işleminin kaldırılmasını istedi. TTB ayrıca internet sitesinde bir bildiri yayınlayarak, uygulamanın doğru olmadığına dikkat çekti. 2011 yılında aynı sü-

recin yaşandığı ve Dr. Akbaş’ın ruhsatının mahkeme kararıyla iade edildiği belirtilen açıklamada, “Belli ki Sağlık Bakanlığı ve Samsun İl Sağlık Müdürlüğü’nün en önemli işlerinden biri Dr. Abdurrahman Akbaş’ın muayenehanesi olmuştur. Sağlık Bakanlığı ve İl Sağlık Müdürlüğü’nü yargı kararları ve Anayasa’ya uygun davranmaya çağırıyoruz” denildi.

‘Hayatı paylaşmaya engel yok’

Z

onguldak’ta otizmli çocuklar, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında aileleriyle birlikte Valiliğe yürüdü. Karaelmas Otizmli Bireyler Derneği’nce düzenlenen yürüyüşte bazı sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü ekipleri de yer aldı. Gazipaşa Caddesi’nde ellerinde, “Hayatı paylaşmak için engel yok”, “Benim bir me-

leğim var”, “Destek verin paylaşalım” yazılı dövizler taşıyan grubun yürüyüşüne, vosvos sahipleri de araçlarıyla katıldı. Valilik önünde açıklama yapan Karaelmas Otizmli Bireyler Derneği Başkanı Arzu Gökçe, otizmli bireylerin sosyal yaşam hakları, eğitim, tedavi ve bakım gereksinimlerinin karşılanması için gerekli çalışmaların yapılması konusunda destek istediklerini söyledi.

Hacıhamzalılardan ‘beldeyiz’ eylemi Çorum’un Kargı ilçesindeki 42 yıllık Hacıhamza Belde Belediyesi’nin kapatılmasına tepki gösteren belde sakinleri D-100 karayolunu trafiğe kapatıp eylem yaptı. Yapılan son yasal düzenleme ile 30 Mart Yerel Seçimleriyle birlikte Hacıhamza Belde Belediyesi’nin kapatılarak köy statüsüne alınması belde sakinlerinin tepkisine

yol açtı. Kapatılan beldenin sakinleri dün gelen İl Özel İdaresi’ne ait araç ve ekipmanları görevlilere vermek istemedi. Bunun üzerine Jandarma devreye girdi. Yaklaşık 100 kişilik grup daha sonra D-100 karayolunda yolun üzerine oturarak yolu trafiğe kapattı. Yol yaklaşık 20 dakika kapalı kaldı. Vatandaşlar, “Belediye

Dün dündür bugün bugün mü? Bu seçimi genel seçim gibi düşünürsek zaten o havada da yapıldı. Belediye meclisi oylarını esas almamız gerekir ki buda CHP için yüzde 25,2’dir. Bu oranı 2011’de yapılan genel seçimlerde alınan yüzde 25,98 ile karşılaştırırsak başarısızlık çok aşikar olarak gözükmektedir. Hem de şartlar bu kadar muhalefetin lehineyken! 2002 Genel Seçimlerinde AKP 34,28, CHP yüzde 19,41 oy oranına ulaşır. Tam iki yıl sonra 2004 Yerel Seçimlerinde AKP 40,1 CHP ise 20,6 sonuçlarını elde ederler. CHP Milletvekili olan Kemal Kılıçdaroğlu 2004 yerel seçimlerinden sonra 30 arkadaşı ile birlikte zamanın CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ı istifaya davet eder. Ama dengeler nedeniyle bir hafta sonra imzasını çeker. Bakın 2004’de CHP azda olsa oyunu yükseltmesine rağmen Genel Başkanı istifaya davet eden zihniyet bugün oy oranı düşmesine rağmen kılını kıpırdatmamaktadır. Durum “Dün dündür bugün bugündür” olarak mı açıklanacaktır! Şimdi önümüzde yine seçimler var. Yakında Cumhurbaşkanlığı, seneye genel seçimler. Yine susmamızı mı istiyorsunuz? Ülkemiz çözülüyor ve parçalanıyor söyleyecek bir sözünüz yok mu? Kişisel çıkarlarınız ve gelecek seçimde sizi aday yapsınlar diye sessiz kalacak, bu duruma dur diyecek girişimi ve isyanı göstermeyecek misiniz? Saygılar sunarım.

b

Mustafa Kemal’in hekimi haksız mührü söküp attı

Steinbrück istifa etti, ya siz! Öncesinde de söylemiştik ama anlamak istemediler. Sorun inançsız, kişiliksiz, ilkesiz, niteliksiz, fırsatçı ve köklerine ihanet eden politikalardı. Peki, bu feci başarısızlığın bir sorumlusu yok mu? Kim çıkacak öne ve hata yaptık diyecek? Dünya bunun sayısız örnekleri ile dolu. Almanya’da Merkel’i üçüncü dönem başbakanlığa götüren seçimlerde yüzde 25,9 oy alan Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) başbakan adayı olan Steinbrück hemen partideki görevlerinden istifa etti. Bugün İngiltere’nin Başbakanı olan Muhafazakar Parti lideri David Cameron (9 Ekim 1966) partisinin liderliğine 2005’de Michael Howard’ın yerine geldi. Şu anda İngiltere Dışişleri Bakanı olan William Hague (26 Mart 1961) daha 36 yaşındayken 1997’de Muhafazakar Parti’nin lideri seçilmişti. Fakat 4 yıl sonra 2001’de genel seçimlerde İşçi Partisi’ne yenilince istifa etti. Görüyorsunuz başarılı olamayan hemen gidiyor ve bir yenisi geliyor. Ya bizde! Hala parmak hesabı yaparak ve bizi aldatarak nasıl başarılı olduklarını ama bizim bunu anlayamadığımızı göstermeye çalışıyorlar.

İZMİR İmsak 05:20 Güneş 06:46 Öğle 13:22 İkindi 16:55 Akşam 19:46 Yatsı 21:04

Alkollü sürücüye pankartlı ceza

E

skişehir’de mahkeme, alkollü araç sürücüsü 36 yaşındaki E.G.G.’ye pankartla okul önünde durma cezası verdi. Çiftçilikle uğraşan E.G.G. gittiği bir restoranda içki içtikten sonra otomobile bindi. Polisleri görünce otomobiliyle kaçan E.G.G. daha sonra aracını durdurdu. Alkollü olduğu belirlenen sürücü hakkında 4’üncü Sulh Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Davanın duruşması geçen 13 Şubat tarihinde yapıldı. Hakimi Kemal Karanfil ilk duruşmada sanık E.G.G.’ye alkollü araç kullanmak suçundan 1 ay 20 gün hapis cezası verip hükmün açıklamasını geri bıraktı. Hakim Karanfil ayrıca E.G.G.’nin 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına ve denetim süresi içerisinde sürücünün, “Alkollü araç kullanmak felakettir. Her yıl birçok insanımız ölmekte sakat kalmaktadır” yazılı büyük puntolarla hazırlanmış pankart veya tabelayla hergün 2 okulun ana çıkış kapısının önünde saat 12.30-13.30 arasında 2 defa durmasına karar verdi.

hakkımız söke söke alırız” sloganları attı. Olay üzerine Kargı İlçe Kaymakamı Ali Erdoğan, vatandaşların yanına gelerek yolu açmaları için ikna etmeye çalıştı. Erdoğan, vatandaşlara mağdur olmamaları için yardımcı olacağını söyledi. Yaklaşık yarım saat süren eylem vatandaşların yolu trafiğe açmasıyla sona erdi.

Otizmli çocuklar, yetkilileri ve vatandaşları kendilerine destek olmaya çağırdı.


5 NİSAN 2014 CUMARTESİ

DOLAR

Cuma 2.1117 Perşembe 2.1345

EURO

Hazırlayan: Recep ERÇİN

Cuma 2.8948 Perşembe 2.9360

BORSA

Cuma 72.367 Perşembe 71.867

ALTIN

(Cumh.)

Cuma 597 TL Perşembe 595 TL

FAİZ

Cuma % 10.58 Perşembe % 10.73

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

PETROL (Brent)

Cuma $ 106.65 Perşembe $ 105.21

Kayısı üreticisi perişan  EKONOMİ SERVİSİ

M

art’ın son günlerinde hava sıcaklığının kentte eksi 5- 6’lara düşmesi kayısı ile birlikte üreticileri de yaktı. Yaklaşık 50- 60 bin ailenin geçimini sağladığı kayısılar yaşanan don afeti sonrası büyük hasar gördü. Bazı bölgelerde hasarın yüzde yüzlere vardığı belirtilirken, kentin de ekonomisine yıllık 300 milyon dolar katkı sağlayan kayısının bu yıl rekoltesinin düşük olması bekleniyor. Her yıl 250 bin tona yakın kayısının yetiştiği Malatya’da bu sezon

5-10 bin ton kayısı rekoltesi olması beklenirken, üreticiler de tek geçim kaynakları olan kayısının yanması karşısında perişan olduklarını söylüyor. DHA muhabiri Mikail Pelit’e konuşan Battalgazi İlçesi Ziraat Odası Başkanı Mehmet Başar, zararın yüzde yüze yakın olduğunu belirterek, tek tük kurtulan ağaç olduğunu, ama onların da çekirdeğinin yandığını ve ondan da verim alınamayacağını söyledi. Malatya’da üreticinin yanı sıra, her kesimden insanın mutlaka kayısı ile bir irtibatının olduğunu belirten Başar, şu an herkesin çok zor durumda olduğunu dile getirdi.

Kayısı üreticilerinin birikmiş banka borçlarının yanı sıra elektrik, su gibi bir çok borçlarının da bulunduğunu belirten Başar, Hükümetten borçların faizsiz olarak bu yıl ertelenmesini istedi. Aynı afetin 2010 yılında da yaşandığını belirten Başar, o yılki gibi yine devletin üreticiye dekar başına destek vermesini talep etti.

Fiyatlar artışta Malatya’da kayısı ekonomisinin can damarı olan şire pazarında da ana gündem maddesi don afeti. 30 Mart’tan önce 2.5 ile 4.5 lira arasında değişen kayısı fiyatları

şuan 10 ile 15 lira arasında değişiyor. Don afeti sonrası kayısı fiyatları 2- 3 kat artarken, bu yıl rekoltenin düşük olması beklentisi ise pazarı oldukça etkileyecek gibi.

İP: Çiftçinin mağduriyeti giderilsin Zarar gören kayısı bağçelerini gezerek üreticinin durumuna ilişkin bir açıklama yapan İşçi Partisi (İP) Malatya İl Başkanı Arif Doğan da, “Don maalesef Malatya, da çiftçimizin alın teri tek geçim kaynağı olan kaysıları yaktı Malatya, nın birçok bölgesinde kaysı hiç yok. Her sene bu gibi tehlikeleri

az da olsa atlatan çiftçimiz bu sefer tamamen kaysıların yanması başta çiftçilerimiz olmak üzere tüm Malatya ekonomimizi temelde sarsmıştır’’ dedi. Doğan açıklamasında, ‘’Hükümetin boş laflarını gereksiz uğraşlarını bırakıp derhal çiftimizin mağduriyetler karşılanmalı devlet kaysı üreticilerimizin tüm bölgelerini afet bölgesi ilan etmeli sigortası olsun olmasın zararları karşılanmalı. Devlet bankalarına ve tarım kredileri kooparatiflerine başta olmak üzeri tüm kamu borçları faizsiz ertelenmelidir’’ ifadelerini kullandı.

H. Ufuk

SÖYLEMEZ Fax: 0312 467 78 93 ufuksoylemez@aydinlikgazete.com

UFKA BAKIŞ

*Serbest piyasa satış fiyatları

Cumhurbaşkanı adayımız olamazsınız!

T

ürkiye Cumhuriyetinin tüm kurucu değerlerine alçakça saldırılırken susanlar, laiklik olmadan demokrasi olamaz diyemeyenler, yargı siyasallaşırken medya tek sesli hale getirilirken itiraz etmeyenler, TSK’ya yönelik itibarsızlaştırma ve asimetrik psikolojik harekat karşısında adeta dillerini yutup susanlar, Silivri’de, Hasdal’da yapılan zulme ve kumpasa karşı hukukun üstünlüğünü dahi savunmaktan kaçınanlar, Açıkça mezhep ayrımcılığı ve Suriye’de savaş kışkırtıcılığı yapılırken hiç bir şey söylemeyenler, Kürtçü-bölücü, Perwerli Diyarbakır kalkışmasından sonra gıkını bile çıkaramayanlar, utanç verici, yüz kızartıcı baba- oğul-bacanak asrın yolsuzluk-rüşvet ve usulsüzlüklerine karşı tek bir laf etmeyenler, Atatürk’te Birleştik diyerek, demokratik bir kuvayı milliye hareketi oluşturan vatansever, demokrat ve millicilere uzak duranlar, dudak bükenler, Seçimden seçime boşalan koltuklara sanki “müktesep haklarıymış” gibi yurtiçinden-yurtdışından adaylığı her daim kendilerine layık görenler, Arslanlı yolda, 10 Kasımlarda, 19 Mayıslarda, milletin yanında, önünde, arkasında hiçbir şekilde görünmeyenler, Sütre gerisine yatıp, kafasını kuma gömüp, herhangi bir “adaylık” mevzubahis olduğunda büyük bir arsızlıkla ortaya çıkanlar, İsimlerini medyada pompalatanlar, şahsi ikbal ve çıkarlarını, demokratik milli mücadelede yer almaktan daha önde tutanlar, Sizler-hele bu kara dönemdeCumhurbaşkanı adayımız olamazsınız, olmamalısınız, olamayacaksınız. Gencecik evlatlarımız iktidarın şiddetine ve devlet terörüne maruz kalıp yaşamlarını yitirirken sustunuz, yoktunuz. 2009-2013 yılları arasında Ulusal Kanal’a konuşun diye davet edildiğinizde bile bindereden su getirip kaçtınız, Milli Anayasa Forumlarına davet edildiğinizde kaçacak delik aradınız. Sağ-sol demeden Atatürk’te Birleştik şiarıyla oluşturulan bu fedakar, milli ve vatansever demokratik kuvayı milliye hareketine “aranızda İşçi Partisi ve bileşenleri var” diyerek, mazeret üretip katılmayan ve destek vermeyenler, Buna rağmen, bugünlerde Ulusal Kanal’da - Aydınlık’ta ve bilimum medyada sık sık boy gösterip demeçler vermekten sıkılmayanlar, Sadece Mebus, Belediye Başkanlığı, şimdilerde de Cumhurbaşkanı adayı olmaktan başka hiçbir hedefinizdeğeriniz ve kaygınız yok sizin. Bu ülke biraz da sizin gibi iki yüzlü, fırsatçı, omurgasız, ilkesiz, siyasetçiler, sivil toplum ve meslek kuruluşu yöneticileri ve sözde aydınlar yüzünden bu hale gelmedi mi? O nedenle, siz ve sizin gibi çıkarcı birikimsiz, ilkesiz ve fırsatçı karakter yapısında olanlardan hiçbirisi Atatürk Cumhuriyetinin, Cumhurbaşkanlığına talip olamazlar. Milliciler, demokratlar ve Atatürkçülerin desteğini ve oyunu isteyemezler. Bu tipler, böyle bir yüzsüzlüğe, böyle bir aklı aşan hırsa ve şişirilmiş özgüvene sahip olsalar bile, bizlerden bırakın oy almayı, selam dahi alamazlar. Herkes aklını başına alsın, kumpasa direnmeyenler, bölücülüğe sessiz kalanlar, gayrı milli sıcak para politikalarına teşne olanlar, hem Soros’la hem Atatürk’le milleti idare ederiz zannedenler, hiç şansınız yok. Bizden uyarması!

Kasko fiyatlarına rekor zam



Türk lirasının dolar ve avro karşısındaki değer kaybı son günlerde dursa da kurların belli bir seviyenin üzerinde tutunması maliyet artışlarının fiyatlara yansımana yol açıyor. Primlerini avroya göre belirleyen sigorta sektörü de kurlardaki artışı fiyatlarına yansıtınca hizmetlerde yüzde 30 gibi yüksek bir zam gündeme geldi. Hürriyet’ten Eren Güler’in haberine göre, kasko fiyatları da kurdaki artıştan nasibini aldı. Bu yıl kaskolarını yeniletmeye gittiklerinde indirim bekleyen tüketiciler fiyatları görünce şaşkına uğruyor. Avrodaki artışın yedek parça maliyetlerini yukarı çektiğini belirten sigortacılar primlerin de yükseldiğini kaydediyorlar. Haberde Allianz Sigorta Teknik İşler Genel Müdür Yardımcısı Ersin Pak’ın da şu görüşü yer alıyor: “Döviz fiyatlarındaki artış nedeniyle yedek parçada özellikle son 6 ay içinde ciddi artışlar gördük. Yıllık artış ise yüzde 20 seviyelerine yaklaşmış durumda. Hasar maliyetini etkileyen diğer kalemlerde örneğin işçilik tarafında görece daha düşük artışlar görsek bile 2014 yılı içinde hasar maliyetlerinin yüzde 15 civarında artacağını düşünüyoruz. ”


SINIF GÖZLÜĞÜ

Hazırlayan: Tarık TEKGÖZLİ

5 NİSAN 2014 CUMARTESİ

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Yıldırım

KOÇ

yildirimkoc@aydinlikgazete.com

Temel bir başvuru kitabı: EMEK YILLIĞI 2013

İ

şçi sınıfı ve sendikalarla ilgilenenlerin en önemli gereksinimlerinden biri, geçmiş yıllarda yaşanan olaylar, mevzuat değişiklikleri, önemli gelişmeler konularında güvenilir başvuru kaynaklarıdır. Geçtiğimiz hafta Yazılama Yay. tarafından yayımlanan EMEK YILLIĞI-2013 bu açıdan son derece önemli, temel bir başvuru kitabıdır. Bu konuda ilk önemli girişim, Sevgi Özkan ve Abdullah Özkan tarafından hazırlanan ve 1977 yılında Gözlem Yayınları tarafından yayımlanan Türkiye İşçi Sınıfı 1976 Yıllığı idi. 384 sayfalık kitap, 1976 yılındaki gelişmelere ilişkin önemli bir kaynaktır.

İlyas Köstekli’nin Petrol-İş Yıllıkları 1984 yılından itibaren Petrol-İş’in Yıllıkları yayımlandı. 1984, 1985, 1986, 1987, 1988, 1989, 1990, 1991, 1992, 1993-94, 1995-96, 1997-99 Petrol-İş Yıllıkları, bu döneme ilişkin en temel bilgilerin derlendiği çalışmalardı. Petrol-İş Yıllıklarını rahmetli İlyas Köstekli hazırlardı. İlyas Köstekli 19 Ağustos 2004 günü aramızdan ayrıldı. İlyas, Petrol-İş Sendikası’nda 27-28 yıl çalıştı; hem de nasıl çalıştı. Sosyalistti. En karanlık dönemlerde bile Petrol-İş’in geçmişten gelen geleneğini korudu ve geliştirmeye çalıştı. Hem Yıllıkları hazırladı, hem Petrol-İş’in diğer yayınlarını ve çalışma raporlarını. Ayrıca çok iyi bir eğitimciydi. 2001 veya 2002 yılında Petrol-İş Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın, İlyas Köstekli’yi Petrol-İş’ten attı. ‘Attı’ sözcüğünü işin ciddiyetini vurgulamak için özellikle kullanıyorum. Türkiye işçi sınıfı ve sendikacılık hareketi tarihine kalıcı ürünler bırakan ve Petrol-İş’in yüzünü ağartan çalışmalar üreten İlyas Köstekli, 27-28 yıllık çalışmanın ardından bir gün kendisini kapının önünde buldu. Ardından Türk-İş’te çalışmaya başladı. Bu süreçte kansere yakalandı ve aramızdan ayrıldı. EMEK YILLIĞI-2013 vesilesiyle İlyas Köstekli’yi anmadan geçemedim. Petrol-İş daha sonra 2003 yılında İlyas’sız bir yıllık çıkardı: 2000-2003 Petrol-İş, Küreselleşme Koşullarında Kapitalizm ve Sendikal Hareket. Bu çalışma İlyas’ın Yıllıkları’nı tutmadı.

Boşluğu dolduracak nitelikte Alpaslan Savaş, Aşkın Süzük, Hande Heper, Ülkü Sözbir ve Yıldız Koç tarafından hazırlanan EMEK YILLIĞI-2013 böylesine büyük bir boşluğu dolduracak nitelikte. 535 sayfalık kitabın 130 sayfalık birinci bölümü, 2013 yılında işçi sınıfı ve sendikacılık hareketine ilişkin gelişmeleri gün gün veriyor. Kamu çalışanları ve sendikaları da inceleme kapsamında. Kitabın ikinci bölümü, sınıfın gündeminden satır başları adı altında önemli bazı olayları ayrıntılı olarak inceliyor. Örneğin, 27 Ocak 2013 günü Zonguldak’ta gerçekleştirilen Emeğe Saygı Mitingi’ni veya BMC işçilerinin eylemlerini veya 10. Çalışma Meclisi’ni ya da Hak-İş’in yandaşlık performansını öğrenmek isterseniz, bu bölümde derli toplu bilgilere ulaşabilirsiniz. Kitabın üçüncü bölümü, 2013 yılında çalışma yaşamına ilişkin mevzuattaki gelişmeleri özetliyor. Dördüncü bölüm, Haziran Direnişi Günlüğü. Beşinci bölümde ise Prof.Dr.Korkut Boratav, Prof.Dr.Ahmet Haşim Köse, Beran Paçacı, Alpaslan Savaş, Zehra Güner, Dr.Serkan Öngel, Yrd.Doç.Dr.Evren Hoşgör, Dr.Ülkü Sözbir, Doç.Dr.Gürkan Emre Gürcanlı, Yıldız Koç ve Aşkın Süzük’ün makaleleri yer alıyor. Kitabın sonunda da kapsamlı bir dizin var. EMEK YILLIĞI-2013 çok önemli bir boşluğu dolduruyor. Editörler, bu çalışmanın daha sonraki yıllarda da süreceğini belirtiyorlar. EMEK YILLIĞI-2013’ün hazırlanmasına emeği geçenleri kutluyorum.

İŞTEN ATILAN TAŞERON İŞÇİSİNDEN BAŞBAKAN TAYYİP ERDOĞAN’A SİTEM DOLU SÖZLER:

Türkiye taşeronlaştı, bu mu eşitlik! İzmir’de İl Özel İdaresi’nin kapatılması sonucu işsiz kalan işçiler Aydınlık’a konuştu. İşçilerden İbrahim Saraçoğlu, AKP’nin Türkiye’yi taşeron cehennemine çevirdiğini belirtti, Başbakan Erdoğan’ı eleştirdi  TUĞÇE YERDELEN / İZMİR 2012 yılının Aralık ayında Bakanlar Kurulu’nun aldığı karar doğrultusunda yürürlüğe giren Bütünşehir Yasası ile birlikte tüzel kişiliği sona eren ve kepenk kapatan İzmir İl Özel İdaresi’nde çalışan 350 taşeron işçisi işsiz kalınca isyan etti. Önceki gün İzmir’de Vali Mustafa Toprak ile görüşüp, olumlu sonuç alamayan işçiler mücadelelerinde kararlı olup, İzmir Valiliği’nin önünde durmaya devam etti. Aydınlık’a konuşan işçilerden İbrahim Saraçoğlu, İ.Saraçoğlu Başbakan’a sitem etti: “Başbakan ‘Ülkeye eşitlik getirdim’ diyor. Nerede eşitlik? Türkiye taşeronlaştı, bu mu eşitlik?”

Fatma Kaya

‘İlacımı, Vali mi verecek?’

İşten çıkarılan işçilerden Fatma Kaya, kendilerine kimsenin sahip çıkmadığını belirterek şunları söyledi: “Ben tansiyon hastasıyım. Tedavi görüyorum. RapoHuma Şakan rum var. Çalışmazsam benim ilacımı Vali mi verecek? İhtiyacım var ki ben çalışıyorum. 6 yıldır çalıştım, karşılığı bu mu olmalıydı? Bizim suçumuz ne? Suçumuzu söylesinler. Namusumuzla, şerefimizle çalmadan, çırpmadan çalıştık. Karkış demedik işimizi bırakmadık. Bu mu suçumuz?” İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’na da sitem

eden Kaya, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çocuklarım aç, kim bize yemek verecek? Sayın Valim dedik ama sonuç alamadık. Ekmek paramızın peşindeyiz. 58 yaşındayım. Bu saatten sonra bana kim iş verir. Ben işimi geri istiyorum. Başbakan duy sesimizi. Biz Türk vatandaşıyız. Bizi işe almıyorlar. Ama Suriyeliler ülkemizde rahat rahat çalışıyor.”

‘Aileme bakmak için çorap sattım’ İbrahim Saraçoğlu da, AKP’nin Türkiye’yi taşeron cehennemine çevirdiğini söyledi. Saraçoğlu, “Aldığımız maaş 840 lira. Hem en ağır işleri yapıyoruz hem de çok az para alıyoruz. Sonra Başbakan çıkıp diyor ki ‘Ülkeye eşitlik getirdim.’ Nerede eşitlik Başbakan? 840 liraya çalışıyoruz, bu mu eşitlik? Türkiye taşeronlaştı, bu mu eşitlik? İlk önce sosyal devlet olmayı öğrensinler. Biz bütün olumsuzluklara rağmen çalıştık. Maaşım az olunca eşime, çocuğuma bakmak için ek iş yaptım. Sokaklarda çorap sattım. Sosyal hayatım bitmiş durumda. Aileme bakabilmek için sürekli çalışıyorum. Bizi yönetenler insanlıktan çıkmış” ifadelerini kullandı.

İşçiler, önceki gün İzmir Valisi Mustafa Toprak ile görüşmüş ancak bir sonuç alamamıştı.

‘Çocuğum 1 lirasını bana verdi’ 10 yıllık evli olan ve bir çocuğu bulunan Huma Şakan da konuşmasında Başbakan Tayyip Erdoğan’ın “3 çocuk doğurun” sözlerine gönderme yaptı. Şakan, “Başbakan 3 çocuk doğurun diyor ama biz bir çocuğumuza bakamıyoruz” dedi. “İşsiz kalmama çocuğum çok üzüldü” diyen Şakan şunları söyledi: “Çocuğum bana ‘Anne şimdi senin paran yok mu?’ dedi. Cebindeki 1 lirasını bana verdi. ‘Anneciğim üzülme’ diyerek benle konuştu. Bizleri, evlatlarımızı kimsenin üzmeye hakkı yok.”

AKP yasaları binlerce işçiyi ekmeğinden etti İl Özel İdaresi’nin kapatılması sonucu işsiz kalan işçilerle ilgili konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı Yakup Akkaya, “30 Mart 2014 Yerel seçimlerinden sonra AKP, çalışanlara yönelik gerçek yüzünü yine göstermiştir. İl Özel idarelerinde çalıştırılan binlerce taşeron işçi, AKP tarafından kapı önüne konmuştur. Siyasi iktidar, çalışma yaşamının giderek ağırlaşan sorunlarına çözüm üretmek yerine yaşanan bu hukuksuz durumu yeni mağduriyetler yaratarak genişletmektedir” sözlerini kaydetti.

Kömür madenlerindeki meslek hastalıklarının haritası çıkarılacak

Bartın’da başına demir düşen işçi öldü

Zonguldak’ta, kömür işletmelerindeki meslek hastalıklarının haritasının çıkarılması amacıyla Valilik ve ilgili kurumlar arasında iş sağlığı ve güvenliği protokolü imzalandı. Valilik binasındaki imza töreninde konuşan Vali Vekili Ahmet Mailoğlu, “Çalışanlara, işverenlere, iş sağlığı uzmanlarına iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin verilmesi, meslek hastalıklarıyla ilgili kurum ve kuruluşlar arasında çalışma kültürünün geliştirilmesi ve yaygınlaştırılmasını amaçlıyoruz. Meslek hastalıklarıyla ilgili bir haritasının çıkarılması ve iş sağlığı güvenliği alanında da yapılabilecekleri ortaya koymak adına bu projeyi başlatıyoruz” dedi. Konuşmaların ardından ilgili kurumlar arasında iş sağlığı ve güvenliği’ protokolü imzalandı.

Bartın’ın Amasra ilçesinde, özel şirkete ait maden ocağında başına demir düşen 33 yaşındaki Naim Caner, hastanede hayatını kaybetti. Kaza, önceki gece saat 03.00 sıralarında meydana geldi. Sondaj çalışması sırasında vinçteki demir boru maden işçisi Naim Caner’in başına düştü. Ağır yaralanan ve ambulansla Bartın Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Caner, dün sabaha karşı hayatını kaybetti. Kazayla ilgili soruşturma sürdürülüyor.

T.C. LADK CRA DARES TAINMAZIN AÇIK ARTIRMA LANI 2012/3 TLMT. Satılmasına karar verilen taşınmazın cinsi, niteliği, kıymeti, adedi, önemli özellikleri: 1 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : Samsun İli, Ladik İlçesi Koğa mah. 74 ada 187 parsel iki adet benzinlik binası ve iki adet temel nitelikli taşınmazın tapuda kayıtlı eklentileri ile birlikte, 1/12 hissesi. Taşınmaz düz bir arazi yapısına sahip olup belediye imar planı içinde her türlü hizmetlerinden faydalanmaktadır. İlçe girişinde Ladik-Samsun Karayolu kenarındadır. Etrafı Ladik Sanayi Sitesi ve konutla çevrili olup Şehir merkezine 1000-1500m mesafededir. Taşınmaz üzerinde birbirine bitişik 225 m2 yağlama binası, (90m2 + 90m2) 180m2 depolar ve ofis binaları, (250m2x2) 500,00m2 2 katlı otel -lokanta binası ve yıkama yağlama binası olmak üzere toplam 905m2 benzinlik binaları mevcuttur. Yakıt pompalarının üzerinde 4 kolon üzeri 225m2 çelik sundurma ve 3200m2 saha betonu yapılmıştır. Binalar ve arsa değeri 1/12 hissesi 81.258,00-TL dir. Adresi : Ladik SAMSUN Yüzölçümü : 3.838 m2 mar Durumu : “Benzinlik Binaları 3.Sınıf A grubu ve çelik pompa sundurması 2. sınıf C grubu yapılar içindedir” Kymeti : 81.258,00 TL KDV Oran : %18 Kaydndaki erhler : Tapu kaydındaki gibidir. 1. Sat Günü : 09/05/2014 günü 11:00 - 11:10 arası 2. Sat Günü : 04/06/2014 günü 11:00 - 11:10 arası Sat Yeri : Ladik İcra Müd. Önü Ladik 2 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : Samsun İli, Ladik İlçe, Koğa Mah. 79 Ada No, 17 Parsel 2. Kat 4 nolu bağımsız bölüm 160/888 hissesi, Taşınmaz ilçe merkezinde ticari dükkanların bulunduğu yerde, Kamu kuruluşlarına 100 m civarındadır. Etrafı konut ve işyerleri ile çevrilidir. Taşınmaz 9,00m x8,34 ebadında 75,00m2 olup, taşınmazın bulunduğu bina bodrum kat + zeminkat+ 2 normal katlı binadan oluşmaktadır. Binanın zemin katı dükkan, Üst katları konut ve büro olarak kullanılmaktadır. Bina sıvalı boyalı üzeri çatılı kalorifersizdir. Taşınmazın 160/888 hissesi 12.635,00-TL dir. Adresi : Ladik Samsun Yüzölçümü : 75,00m2 Arsa Pay : 888/2400 mar Durumu : “3. Sınıf A grubu yapılar sınıfında” Kymeti : 12.635,00 TL

KDV Oran : %1 Kaydndaki erhler : Tapu kaydındaki gibidir. 1. Sat Günü : 09/05/2014 günü 11:15 - 11:25 arası 2. Sat Günü : 04/06/2014 günü 11:15 - 11:25 arası Sat Yeri : Ladik İcra Müd. Önü - Ladik SAMSUN Sat artlar : 1- İhale açık artırma suretiyle yapılacaktır. Birinci artırmanın yirmi gün öncesinden, artırma tarihinden önceki gün sonuna kadar esatis.uyap.gov.tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada tahmin edilen değerin %50 sini ve rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmek şartı ile ihale olunur. Birinci artırmada istekli bulunmadığı takdirde elektronik ortamda birinci artırmadan sonraki beşinci günden, ikinci artırma gününden önceki gün sonuna kadar elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada da malın tahmin edilen değerin %50 sini, rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmesi şartıyla en çok artırana ihale olunur. Böyle fazla bedelle alıcı çıkmazsa satış talebi düşecektir. 2- Artırmaya iştirak edeceklerin, tahmin edilen değerin % 20’si oranında pey akçesi veya bu miktar kadar banka teminat mektubu vermeleri lazımdır. Satış peşin para iledir, alıcı isteğinde (10) günü geçmemek üzere süre verilebilir. Damga vergisi, KDV, 1/2 tapu harcı ile teslim masrafları alıcıya aittir. Tellaliye resmi, taşınmazın aynından doğan vergiler satış bedelinden ödenir. 3- İpotek sahibi alacaklılarla diğer ilgilerin (*) bu gayrimenkul üzerindeki haklarını özellikle faiz ve giderlere dair olan iddialarını dayanağı belgeler ile (15) gün içinde dairemize bildirmeleri lazımdır; aksi takdirde hakları tapu sicil ile sabit olmadıkça paylaşmadan hariç bırakılacaktır. 4- Satış bedeli hemen veya verilen mühlet içinde ödenmezse icra ve iflas Kanununun 133 üncü maddesi gereğince ihale feshedilir, ihaleye katılıp daha sonra ihale bedelini yatırmamak sureti ile ihalenin feshine sebep olan tüm alıcılar ve kefilleri teklif ettikleri bedel ile son ihale bedeli arasındaki farktan ve diğer zararlardan ve ayrıca temerrüt faizinden müteselsilen mesul olacaklardır. İhale farkı ve temerrüt faizi ayrıca hükme hacet kalmaksızın dairemizce tahsil olunacak, bu fark, varsa öncelikle teminat bedelinden alınacaktır. 5- Şartname, ilan tarihinden itibaren herkesin görebilmesi için dairede açık olup gideri verildiği takdirde isteyen alıcıya bir örneği gönderilebilir. 6- Satışa iştirak edenlerin şartnameyi görmüş ve münderecatını kabul etmiş sayılacakları, başkaca bilgi almak isteyenlerin 2012/3 Tlmt. sayılı dosya numarasıyla müdürlüğümüze başvurmaları ilan olunur. 26/03/2014 (İİKm 126) * İlgililer tabirine irtifak hakkı sahipleri de dahildir. * Bu örnek bu yönetmelikten önceki uygulamada kullanılan örnek 64’e karşılık gelmektedir. BASIN: 21502 (www.bik.gov.tr)

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de


SEÇİM

5 NİSAN 2014 CUMARTESİ

Hazırlayan: Füsun İKİKARDEŞ

Perinçek’e göre ufukta bölünme görünmüyor ‘Bölünme süreci sona erdi. Tek tek bölge ülkelerinin bütünleşme süreci başladı ve ilerliyor. Bu durumda BOP bozguna uğradı. Şimdi bölge ülkelerinin ‘Büyük Ortadoğu Projesi’ geliyor. Buna biz ‘Batı Asya Birliği’ diyoruz. Obama yönetimi geri çekilmek zorunda’

İ

şçi Partisi lideri Doğu Perinçek’le görüşmenin ikinci bölümünde, daha çok gerileyen ABD ve Kürt meselesini konuştuk.

‘Kürdistan’ planı çöktü  PKK’nın özerklik söylemi belli. Ciddiye alıyor musunuz? Bazı ABD makamları da özerkliği destekleyen demeçler verince, ciddiye almak durumundayız.  ABD, bir Kürt özerkliğine niye yatırım yapsın? Bunun üzerinde düşünmeliyiz. Çünkü ABD’nin “Kürdistan” planı bozguna uğradı. Suriye’yi bölemedi; Irak’ı iki kez işgal etti, bölemedi. ‘ABD İran’a ne zaSuriye’yi bölememan saldıradi; Irak’ı iki kez işgal etti, cak diye yılbölemedi. İran’a hiçbir şey larca konuşuldu. Hiçyapamadı. Akdeniz’e bir bir şey yakoridor açılamayınca pamadı. Bu ‘Kürdistan’ planı durumda çöktü’ Kürt koridoru artık bir hayal. Akdeniz’e bir Kürt koridoru açılamayınca “Kürdistan” planı çöktü.

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

2

Rafet Ballı sordu Perinçek yanıtladı

‘ABD’yle ilişkilerde roller değişti’

 Yeni dönemde ABD-Türkiye ilişkileri hangi denkleme oturacak? Bugüne kadar ABD Türkiye’ye kendi projelerini dayatıyordu, şimdi Türkiye’nin ABD’ye kendi projesini dayatacağı bir döneme giriyoruz. İnisiyatif bize geçiyor. Bu, bir devrim olarak da adlandırılabilir.  Söz aramızda. Şeker gibi ABD tarif ediyorsunuz neredeyse. ABD’nin Türkiye ile bir derdi kalmadı mı? Yenilen güçler inisiyatifi kaybeder. Ama, şimdi ABD’yle çelişkilerimiz ekonomi cephesinde yoğunlaşacak. Vatan bütünlüğü cephesindeki savaşı Türkiye kazanmak üzere. Arkasından Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığı gelecek. Atlantik sistemi içinde açlığa, işsizliğe sürükleneceğimiz bir döneme giriyoruz. Türkiye buna isyan edecek. Yeniden Cumhuriyet’in üretim ekonomisine geçeceğiz. Vatanın birliği ile üretim ekonomisi sorunları bütünleşiyor. Birbiri ardı sıra bu sorunları çözeceğiz. Ve ABD’ye rağmen çözeceğiz. O zaman ABD ile ilişkilerimiz olağanlaşacak.  “ABD ile ittifaklar dönemi açıldı” demek üzeresiniz sanki. ABD ile ittifak yok. Türkiye’nin bağımsızlığı var. Türkiye, ancak Avrasya’da bağımsız olabilir. ABD ile ilişkilerimizi karşılıklı saygı ve çıkar temeline oturtmamızın şartı budur. Biz Asyalıyız ve yükselen Asya uygarlığı içindeki öncü konumumuzu alacağız. O nedenle İstiklal Savaşı’nın başında Mustafa Kemal Paşa önce siyasal merkezi inşa etti.

ABD’nin parlamenter seçeneği kalmadı  Madem çöktü. Mesele yok. “Özerklik inşa edeceğiz” açıklamalarından niye rahatsız oluyorsunuz? Büyük olasılıkla, burada önümüzdeki ekonomik deprem var. Her kuvvet, kendi hükükoşullarında ortaya çıkacak ik- metini oluşturmaya bakacak. tidar sorununa bir cevap hazır- ABD, Türkiye’yi artık Erdoğan lığı var. ve Gül’lerle yönetemez.  Nasıl? ABD’nin parlamenter yoldan Çok açık belirteyim. PKK bir başka seçeneği de gözükateşe sürülüyor. müyor. Daha önemlisi, ekono Ne demek? mik kriz sopalı yönetimi çağıOrtaya çıkacak vatan kri- rır. zinde yeni hükümet projeleri  12 Eylül-24 Ocak ilişkisi gündeme gelecek. gibi mi?  “Özerklik” Aynı ilişki. Fakat söyleminin bu şimdi 1980’de deği‘Savunmaya projelerde liz. rolü ne olaçekilen bir ABD’den söz  PKK’nın cak? bir “Amerikancı ediyoruz. ABD’nin baş Türkidarbe”de rolü meselesi, Türkiye’ye belli ye’nin yakın ödünler vererek Türkiye’deki ne olabilir? geleceğinde Artık bunkonumunu korumak. ABD dan sonra bir tek derin bir hükümet krizi darbe gerekçesi artık Türkiye’yi

bölemez’

İşçi İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, yazarımız Rafet Ballı’nın sorularını sorularınıyanıtladı. yanıtladı. yanıtladı. GenelBaşkanı BaşkanıDoğu yazarımızRafet RafetBallı’nın Ballı’nınsorularını DoğuPerinçek, Perinçek,yazarımız İşçiPartisi PartisiGenel olabilir. O da bölücülük. PKK’nın kentlerdeki kalkışmaları.

ABD, ‘bölmeyi’ askıya aldı  Tahliliniz çelişkili gibi. Diyorsunuz ki “ABD artık güçten düştü. ‘Kürdistan’ kuramıyor. Türkiye’de kendisine bağlı hükümet bulamıyor”. O zaman işler iyi demektir. Niye endişe ediyorsunuz? Niye hâlâ krizden ürküyorsunuz? Hatta şunu söyleyeyim: Yıllardır “Türkiye bölünüyor” diye milleti niye alarma geçirdiniz? Krizden korkmuyoruz. Yeni bir durum var. Bölgede bölge ülkeleri yararına yeni bir durum oluştu. Bölünme süreci sona erdi. Tek tek bölge ülkelerinin bütünleşme süreci başladı ve ilerliyor. Bu durumda BOP bozguna uğradı. Şimdi bölge ülkelerinin “Büyük Ortadoğu Projesi” geliyor. Buna biz “Batı Asya Birliği” diyoruz. Bu koşullarda, Obama yönetimi daha geri mevzilere çekilmek zorunda.  Yeni bir ABD tanımı yapıyorsunuz. Bunun Türkiye’ye yansıması neler olacak? Savunmaya çekilen bir ABD’den söz ediyoruz. Saldırı sırası Batı Asya ülkelerinde. ABD’nin baş meselesi, Türkiye’ye belli ödünler vererek Türkiye’deki konumunu korumak.  Çok iddialı. ABD, Türkiye’yi bölme projesinden artık vaz mı geçti? Gelin, ihtiyatlı olmak için,

askıya aldı diyelim. Ama ABD ABD, iki üç yıl önce savunartık Türkiye’yi bölemez. İran’ın maya geçti. Suriye’deki harekâtı, konumunu dahi kabullenmek savunma içinde bir saldırıydı. zorunda kaldı. Irak’tan Her geri çekiliş savaçekildi. Irak’ın büşarak olur. Daha ‘ABD tünleşmesini sinegeri bir mevzide Türkiye’yi artık ye çekiyor. Suritutunmaya çaye’de Esad’ı kalışıyor. Şimdi Erdoğan ve Gül’le bullenmeye giTürkiye’ye r nte ame Parl yönetemez. diyor. ABD odaklanıyor. de i yoldan bir başka seçeneğ  Daha daha iki yıl gözükmüyor. Daha tehlikeli ya. önce stratejik Bu, Türkiye olarak Pasifik önemlisi, ekonomik kriz için riskleri bölgesinde odaksopalı yönetimi artırmaz mı? lanacağını ilan etti. çağırır’ Biz de o nedenÇin ile rekabeti yole bu yeni konumunu ğunlaşıyor. Bölgemizde tartışıyoruz. Tayyip Erdoğan’lar yenilgiye uğradı. marifetiyle yönetemeyeceğine Gerileyen ABD Suriye’ye göre, yeni bir iktidar seçeneği saldırttı üretmek zorunda. Hem de ekonomik kriz ko İtirazım şullarında. var. ABD’nin ‘Şimdi ABD ile  İşte bir risk gerilediği çelişkilerimiz ekonomi daha... doğru. Sucephesinde yoğunlaşacak. Asıl riske riye kriziVatan bütünlüğü cephesinde- giren, ABD. nin başınT ü r k i ye ’ n i n ki savaşı Türkiye kazanmak da da önünde sadece “ABD geriüzere. Arkasından TürkiABD’nin hüledi, Pasiye’nin ekonomik kümet seçeneği fik’e gidibağımsızlığı yok. Ondan önce yor” tahlilleri Milli Hükümet segelecek’ yapıyordunuz. çeneği var. ABD’nin Ama bu durum, telaş nedeni de bu. ABD’nin bölgedeki gerici kuvvetleri kullanarak Suriye’yi yakıp yıkmasına engel olamadı. Dolayısıyla Türkiye YARIN: üzerindeki emelleri konusunda bu kadar kestirmeci ve sıçramalı tahliller riskli değil mi?

‘Seçimlere ABD müdahale etmedi’

 ABD tahlilleriniz kapsamında tekrar sorayım. Seçime bir ABD müdahalesi oldu mu? ABD seçimlere müdahale etmedi. Sonuçlara göre tavır almaya yöneldi. Daha önce, 17 Aralık’ta Erdoğan’a karşı F örgütünü kullanarak bir uygulamada bulunduğu açık. Ancak, Gül-Gülen-Kılıçdaroğlu projesi gerçekçi değildi ve tutmadı.  “17 Aralık bir uygulamaydı” dediniz. “ABD uygulaması.” Demek ki Washington seçime müdahale etti? Evet, ama o senaryo tutmayınca geri durdu. Belki de amaçları Erdoğan’ı tehdit ederek daha sıkı bir denetim altına almaktı. Her proje, uygulama sürecinde değişikliklere uğrayabilir.  İkinci itiraz, konuşmanızın başında içerideki “işbirlikçi”lerden söz ettiniz. Kim bunlar? Mesela TÜSİAD mı? O da var elbette. TÜSİAD bu kez Erdoğan’ın karşısındaydı.  El Kaide bahanesiyle Suriye’ye savaş niyetleri bu tabloda nereye oturuyor? Suriye’ye savaşı konuşmak bile Türkiye dışı etkeni kanıtlıyor. Ama orada bağnaz bir milliyetçiliğin okşanması da var. Bir kısım MHP oyları böyle avlandı.

Perinçek’e göre ABD, PKK’yı feda edecek

ABD 12 Mart tezgâhlarsa 9 Mart’ın yolunu açar Perinçek’in ABD tahlilinin özeti: ABD dünyada geriliyor, bölgemizde yenildi. 2-3 yıldır konuşuluyor. Bu zeminde çıkardığı sonuçlar anlamlı. Bir: Bölgemiz bütünleşmeye gidiyor. İki: “Kürdistan” projesi çöktü. Üç: ABD zaten Türkiye’yi bölme projesini askıya aldı.  Çekincelerim var. Kendisine de söyledim: Aşırı

sıçramalı bir tahlil. ABD’nin gerilediği doğru. Çekilme niyeti de. Fakat: Bu, uzun zaman alacağa benziyor. ABD, kendisinin mağlubiyeti üzerine bir Ortadoğu statükosuna razı değil. Sanki bir orta yol arıyor. Bir: Kendi çıkarları belli oranda gözetilmeli. İki: İsrail’in güvenliği garanti edilmeli.  ABD cephesinin hasar yaratma kapasitesi de küçümsenmemeli.

Suriye, Irak, hatta Türkiye’deki tahribat ortada. Daha ciddi inişler, çıkışlar yaşayacağız. İran, Suriye, Irak ve Lübnan kaynakları hayli temkinli. Perinçek de zaten ihtiyat payı bırakıyor: “Süreç elbette zikzaklı olacak.”  İşçi Partisi lideri, uyarı gibi bir tespit daha yapıyor: ABD’nin Türkiye’de “parlamenter seçeneği gözükmüyor”. Sözü hiç dolaştırmadan yorumluyorum:

Bu, “ABD’nin darbeden başka seçeneği kalmadı” demektir.  Öyle midir? Kestirme bir cevap zor. Fakat: Köşede bucakta hafiften dillendirildiğini duyuyorum. Sorunu daha çok konuşacağız. Şimdiden bir uyarı da ben yapayım: ABD böyle bir maceraya girerse... Bir 12 Mart tezgâhlamaya kalkarsa... Kendi eliyle 9 Mart’ın yolunu açmış olur.


Ahmet

YAVUZ

Çözüme ilişkin

K

5 NİSAN 2014 CUMARTESİ

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

ıymetli Aydınlık yazarı Türker Ertürk’ün “Çözüm halktır” başlıklı yazısı (26 Mart 2014) ilginçti ve tartışılması gerekiyor. Yazar özetle, 1920’lerde emperyalistlerin silahla yaptıklarını günümüzde daha sofistike yöntemlerle sürdürdüklerini; geçmişte üstün liderlik ve aydın öncülüğünde halkın onayı alınmadan gerçekleştirilenlerin artık halkın büyük çoğunluğunun onayı ile hayata geçirilebileceğini belirtmişti. Bir anlamda jakoben tutumun artık geçerli olamayacağına vurgu yapmıştı. Halkın desteğini alan bir lider ve parti ihtiyacını dile getirmişti. Yazıdaki tespitlere esas olarak katılıyorum. “Halen Türkiye’nin içinde bulunduğu durum... Mustafa Kemal’in Samsun’a çıktığında bulduğu duruma göre daha elim ve daha vahimdir” ifadesine katılamadım. Belki konunun önemine vurgu yapabilmek için abartıya başvurmuş olabilir. Bu bir yana, 1919 koşulları çok ağırdır. 1921 yılı dahil ülkede 15 büyük isyan ve olay meydana gelmiştir. İşgal vardır. Asayiş yoktur. Ordu yok gibidir. Firarlarla baş edilememektedir. Para yok. Üretim yok. 1922 dahil savaş var. Halk bezgin. Bu koşullarda kuruluyor ülke. Ve bize muhteşem bir miras kalıyor: Türkiye Cumhuriyeti. Sonuç olarak o günlerden daha vahim bir durum yok ortada. Ama zor koşullar altındayız. Günümüz sorunlarını hafife alma hakkına da sahip değiliz. Haziran Ayaklanması’yla milyonlar ayağa kalkmış ama hiçbir muhalefet partisi bu enerjiyi kanalize etmeyi, örgütlemeyi becerememiştir. Son yerel seçimlerde güçbirliği yapılamamıştır. Emperyalistlerin oyunları bir yana; içeride dincilik, mezhepçilik, tarikatçılık, etnik bölücülük teşvik görmektedir. Medya merkezi kontrol altındadır. Cehalet körüklenmektedir. Sahtekârlıklar diz boyudur. Hukuk ayaklar altındadır. Bütün bunlar halka ulaşmanın önünde engel oluşturmaktadır. Ama kimse halkın içindeki cevheri söndürememiştir. Oylamaya katılım oranı yükselmiş ve sandıklara sahip çıkma iradesi sergilenmiştir. Cumhuriyet’e ve demokrasiye sahip çıkma arzusu mevcuttur. Bayramlara sahip çıkma bunun göstergesidir. Baroların, hukukun üstünlüğünü fedakârca savunan tavırları ortadadır. Gezi ruhu yaşıyor. Tek başına bu bile ilerdeki güzel günlerin işaretidir. İyimserliğin değirmenine su taşıyan dereler giderek büyüyor. Önce bu durumu görüp not edelim. Diğer yandan yürütülmekte olan sistemin bir ayağı çukurdadır. Oyları azalmıştır. Dış itibarı zayıflamıştır. Suriye sorunu giderek kendilerini açmaza sürüklemektedir. İçeride satılabilecek satılmış, sıcak para muslukları kapanmak üzeredir. Açılım çerçevesinde yapılan pazarlıklar sonucu zaman kazanma ve oyalama siyasetinin sonuna gelinmiştir. Yolsuzluklar tenlerine yapışmıştır. Bütün bu sorunlar arayışları hızlandırabilecek niteliktedir. Şüphesiz çözüm de bulunacaktır. Görev, halka ulaşmanın önündeki engelleri temizlemektir. Kimse kimseyi küçük görmemelidir. Tepeden bakma gibi zararlı alışkanlıklara son verilmelidir. Halkı koşulsuz olarak sevmek başarının tek anahtarıdır. Kuru kuruya sevmek değil kastım. İnsanların düşüncelerini, hayallerini, tercihlerini, beklentilerini tanıyıp dikkate almak. Erich Fromm “Sevme Sanatı”nda “Sevilene özen göster, ona karşı sorumluluk hisset ve saygı duy ve bütün bunları bilgiye dayalı olarak yap” diyerek yol gösteriyor. Böyle davranmayana ekmek yok. Oy da... Ertürk haklı. Çare halktır. Ve tabii hangi problemi nasıl çözeceğini vizyonuyla ortaya koyan, halkın önemli bir bölümünü de buna ikna eden bir hareketi ortaya çıkarmaktan başka bir çözüm gözükmüyor.

TUTUKLU KOMUTAN, 2012 YAŞ’INDA YAŞANANLARI ANLATTI

Komutanın ‘F’ dediği albay şimdi amiral! Silivri’deki tutsak komutan Tümamiral Semih Çetin, Balyoz vb. davalarla, Deniz Kuvvetleri’nde yapılan tasfiyelerin ardından boşalan görevleri F tipi örgütün nasıl doldurduğunu anlattı

S

on YAŞ kararlarıyla emekliye sevk edilen Tümamiral Semih Çetin, F tipi örgütlenmeyle ilgili şu bilgiyi verdi: “Amirallik sırası gelmiş bir albay sunum yaptı. Ben beğendiğimi söyleyince Kuvvet Komutanı, eliyle havada büyük bir ‘F’ harfi çizdi. Sonra da ‘Kesin kaynak’ dedi.. Ve o albay, 2012 YAŞ’ında amiralliğe terfi etti.” Tümamiral Çetin, Kaynak Yayınları’ndan çıkan yeni kitabı “Nerede Kalmıştık? Kumpas Açığa Çıktı” adlı kitabında, Deniz Kuvvetleri’nde yaşanan gelişmeleri şöyle anlatıyor:

götürdü. Yaklaşan bir Yüksek Askeri Şûra (YAŞ) Toplantısı öncesi arkadaşlarla Hasdal’da sohbet ederken, “Bildiğimiz bütün albaylar tutuklu, kimi amiral yapacaklar?” sorusu sıkça gündeme geliyordu. O günlerde Deniz Kuvvetleri Komutanının, bahse konu YAŞ’ta kimseyi amiralliğe terfi ettirmeme düşüncesinde olduğu yönünde duyum almıştık. Alkışlanacak bir tavır, beklenmedik bir duruş olurdu böyle bir şey. Çok ses getirirdi.

Alkışlanacak tavır

Asıl şaşkınlık

Rasim Ozan Kütahyalı, Ulusal Kanal’da katıldığı “Nasıl Yani” programında, “Bu model, milletin askeri vesayetle mücadele taleplerini istismar ederek kendi Cemaatçi subaylarının önünü açacak bir rejim kurdu” diyordu. Bu sözler beni geçmişe

Bu nedenle Şûra kararları açıklanırken adeta televizyona yapışmıştık. Ancak beklenen olmamış, her zamanki gibi 8 albay, amiralliğe terfi ettirilmişti. Hasdal’da, Maltepe’de, Şirinyer’de yatanların yerine... Asıl şaşkınlığı ise amiralliğe terfi edenlerin listesini ince-

Önder ÖZTÜRK

AY IŞILTISI

Hazırlayan: Osman ERBİL

lerken yaşamıştım. Donanma Kurmay Başkanı olduğum dönemde Deniz Kuvvetleri Komutanı, güzel bir uygulama başlatmıştı. Tatbikat veya deniz eğitimlerine çıkmadan önce, amirallik sırası gelmiş komodor albayların denizde uygulayacakları harekât tasarılarını dinliyordu.

Kesin kaynak Bu toplantılardan birinde, daha önce adını duyduğum ama kendisini tanımadığım bir albay güzel bir sunum yaptı. Komutanı her zamanki gibi “Nasıl buldun bugünkü takdimleri?” diyerek fikrimi sordu. Ben de kendisini tanımadığımı özellikle vurgulayarak bahse konu albayın sunumunu beğendiğimi söyledim. Komutan, bir şey söylemeden eliyle havada büyük bir “F” harfi çizdi. Ben şaşkınlıkla, “Yapmayın efendim!” dediğimde iki kelimelik bir

ekleme yaptı: “Kesin kaynak.” Hasdal’dayken, iki amirale daha aynı bilgiyi verdiğini öğrendim. İşte o komutanın “F tipi” olarak tanımladığı albay da YAŞ’ta terfi edenler arasındaydı. Aslında Kütahyalı’nın sözleri, açık bir suç duyurusuydu. Genelkurmay Başkanlığı tarafından mutlaka araştırılması gereken ciddi bir iddiaydı. Sahte peygamber müritlerinin, yıllar süren bir mücadele sonunda, paralel yapıyı TSK bünyesinde de oluşturdukları anlaşılıyordu.

Aydınlık Donanma’daki ‘F tipi şema’yı açıklamıştı Aydınlık, 17 Mart tarihli sürmanşet haberinde, Deniz Kuvvetleri’ndeki F tipi örgütü açıklamış; yönetim kademesinin ve elemanlarının şemasını yayımlamıştı. F tipi yapılanma listesin-

14 17 Mart 20 de, 18 muvazzaf amiral ve 4 “baş imam” yer alıyordu. İşte o amiraller: A.D., A.L., A.D., Ö.H., H.Ü., M.U., İ.A., C.Y., G.P., Y.Ç., T.K., Ö.Ç., H.K., H.D., A.G., H.İ., N.E., M.E.

BAŞBAKAN TAYYİP ERDOĞAN: AYM’NİN TWİTTER KARARINA SAYGI DUYMUYORUM

MHP, Türkeş’i andı

‘AKP iki seçimi birleştirmeyecek’  T

ayyip Erdoğan, Twitter’ın yeniden açılması yönünde Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) verdiği karar için “Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu karara uymak durumundayız. Ama saygı duymak zorunda değilim. Bu karara saygı duymuyorum” dedi. Erdoğan, seçim gecesi yaptığı balkon konuşmasının ardından ilk kez dün, Bakü’ye hareketinden önce Atatürk Havalimanı’nda konuştu. Seçim sonuçlarını “Milletimiz hükümetimize büyük bir güven vermiştir. Sandıkta çok sayıda mesaj çıktı. En önemlilerden birisi de dış politikamıza olan destektir” sözleriyle yorumlayan Erdoğan, Gül’ün Cumhurbaşkanlığı seçimi konusundaki açıklamaları hakkında herhangi bir yorum yapmaktan kaçındı. Erdoğan, genel seçimlerin öne çekilerek Cumhurbaşkanlığı seçimiyle birleştirilebileceği yönündeki yorumlar için de “Seçimlerin birleştirilmesi söz konusu değil. Erken seçim noktasında bizim partimizin ilke kararı vardır” ifadelerini kullandı. Gazetecilerin Twitter yasağının kalkmasıyla ilgili sorularını da cevaplayan Erdoğan, Anayasa Mahkemesi’nin kararına saygı duymadığını söyledi. Er-

doğan “Bu karara saygı duymuyorum. Şu anda alınmış olan bu karar, birincil mahkemelere müracaat edilmeden, hukuk yolları tüketilmeden AYM’ye götürmüştür. AYM’nin bunu reddetmesi gerekirdi bu bir. İkincisi; özgürlükler yaklaşımını doğru bulmuyorum. Zira bu, ticari şirkettir. Bu şirkette sadece Twitter değil, YouTube da, Facebook da ticari şirkettir. Bunun ürününü alıp almamak herkesin tasarrufundadır. Bunun özgürlükle alakası yok” dedi. Erdoğan, Abdullah Öcalan’ın “çözüm süreci”nin ilerlemesi konusunda yaptığı “yasal çerçeve oluşturulması” çağrısına ilişkin soruya ise “Atacağımız herhangi bir adım yoktur” yanıtını verdi.

‘Gerekçeli karar’ yorumu: Ansiklopedi çıkar Erdoğan, Ergenekon hâkimlerinin 8 ay geciktirdiği ve hukukçuların “korsan bildiri” olarak nitelediği sözde “gerekçeli karar”la ilgili bir soruyu da şöyle cevapladı: “16 bin sayfa. Bunu nerede inceleyeyim ben? Adeta bir ansiklopedi. Bunu görme fırsatını bulacağız. Şu anda tabii böyle bir şeye henüz fırsatı bulabilmiş değilim.”

AYM ÜYESİ OSMAN PAKSÜT, ERDOĞAN’IN SÖZLERİNİ DEĞERLENDİRDİ:

Kararın yorumunu halk yapsın  IRMAK METE Twitter yasağı hakkında verilen “Hak ihlali” kararında imzası bulunan Anayasa Mahkemesi üyesi Osman Osman Paksüt, Başbakan Paksüt Erdoğan’ın “Karara uyarım ama saygı duymam” sözlerini, “Yorumu halk yapsın” ifadeleriyle değerlendirdi. Anayasa Mahkemesi’nin, Twitter yasağının hak ihlaline neden olduğu gerekçesiyle kaldırılmasının ardından iktidara yakınlığıyla bilinen Akit gazetesi dünkü birinci sayfasında kararda imzası bulunan Anayasa Mahkemesi üyeleri Osman Paksüt ve Serdar Özgüldür’ü hedef gösterdi. Haber, Paksüt

ve Özgüldür’ün fotoğraflarıyla ve “Biri intihalci diğeri istiklalci” başlığıyla yayımlandı. Aydınlık’ın ulaştığı Osman Paksüt, Twitter kararının Anayasa Mahkemesi tarafından verildiğini vurgulayarak “Karar bütün heyetin desteğiyle alınmış bir karar. Akit kendisine yakışanı yapmış. Görevini yapan yargıçlara böyle saldırılar bunlara yakışır sadece. İlk defa yaptıkları bir şey değil. Yıllardır buna alışkınız” diye konuştu. Paksüt, Başbakan Erdoğan’ın “Karara uyarım ama saygı duymam” sözlerine ilişkin sorumuza da “Yorumu halk yapsın” yanıtı verdi.

TGB, çetelere yardım toplayanları kovdu  İSTİHBARAT SERVİSİ Yıldız Teknik Üniversitesi’nde (YTÜ) Genç Araştırmacılar Kulübü adı altında faaliyet gösteren bir grup AKP’li öğrenci “Suriye’de savaşta zarar gören çocuklar için kermes düzenliyoruz” diyerek para topladı.

Türkiye Gençlik Birliği (TGB) üyelerinin tepkisi üzerine AKP’liler okulu terk etmek zorunda kaldı. Grup içinde AKP Gençlik Kolları’nın ve başka gerici grupların da bulunduğunu belirten TGB’li gençler yardım adı altında Suriye’deki çetelere para

toplandığını ifade etti. Özel güvenlik görevlileri ise AKP’lileri korurken ve TGB’li öğrencilerin önlerinde barikat oluşturdu. Bu

sırada AKP’li grup, öğrencilere sandalye fırlattı. AKP’li grup daha sonra okula giren polisin kontrolünde okulu terk etti.

Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) kurucu Genel Başkanı Alparslan Türkeş, ölümünün 17. yıldönümünde kabri başında düzenlenen törenle anıldı. Ankara’daki anıtmezarda düzenlenen törene, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin yanı sıra TBMM Başkanvekili Meral Akşener, MHP Grup Başkanvekilleri Yusuf Halaçoğlu ile Oktay Vural, Türkeş’in MHP ve AKP’li milletvekili oğulları Tuğrul Türkeş ile Ahmet Kutalmış Türkeş, MHP yöneticileri ve vatandaşlar katıldı. Bahçeli, Türkeş’in doğum yeri olan Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesi Köşkerli köyünden getirilen toprağı serpti, kırmızı-beyaz karanfiller bıraktı. Törende partililere seslenen Bahçeli, 17 yıldır her 4 Nisan’da manevi bir görevi yerine getirmek için anıt mezarda toplandıklarını belirterek “Şunu da unutmayınız ki, MHP yalnızca oy oranlarına, yüzde hesaplara bakılarak anlaşılamaz. Türkiye haritasının değişik renklere boyanmasıyla tanımlanamaz, tasvir edilemez. Herkes bilmelidir ki, MHP yerinde saymamıştır. Olanla yetinmemiş, anıları konuşarak, geçmişe takılarak, mirastan yiyerek zamanın bir noktasında durmamıştır.” diye konuştu.  AYDINLIK/ANKARA


5 NİSAN 2014 CUMARTESİ

Hazırlayan: Masum GÖK

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

AKP Ergenekon tertibindeki yöntemle hareket etti Aydınlık’a konuşan Mustafa Akaydın, AKP adayı Menderes Türel’in çok çirkin bir seçim kampanyası yürüttüğünü belirterek, Türkiye’nin bir ‘kedi çetesi’ ile karşı karşıya olduğunu söyledi İSMET ÖZÇELİK/DEVRİM A. KARASOY/ANTALYA

Belediye önünde halkla buluşan Mustafa Akaydın Antalyalılar’dan helallik istedi.

H

alen Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı olan Mustafa Akaydın, 30 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde Türkiye’nin bir “kedi çetesi”yle karşı karşıya kaldığını belirtti. Ergenekon tertibindeki yöntemlerle kendisine saldırıldığını kaydeden Akaydın, AKP Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Menderes Türel ve AKP’lilerin makam odasını ve belediye birimlerini basarak suç işlediklerini bildirdi. Mustafa Akaydın, Türkiye genelinde yapılan yerel seçimleri ve Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı mücadelesinde yaşananları Aydınlık’a şöyle değerlendirdi:

Antalya’da da durum aynı Gece sonuçlar açıklanmaya başlayınca CHP öndeydi. Sonra sonuçların açıklanması birdenbire durdu. Arkasından ne olduysa AKP öne geçti. İtirazlarımızı yaptık. AKPCHP arasında az bir oy farkı var. Farktan çok fazla iptal edilen oy var. 54 bin oy iptal. İlginç bir durum. Birleştirme tutanaklarında ciddi hatalar var. Bütünşehir yasası da AKP lehine çalıştı.

Seçmen kütükleri kontrol edilemiyor Seçmen kütüklerinde sahte seçmen var. Antalya sürekli göç alan bir şehir olduğu için takibi zor. Bu işlerle ilgili sorumluluk,

Ankara’da yeniden sayım talebine ret



Ankara İl Seçim Kurulu, 30 Mart yerel seçimleriyle ilgili olarak CHP’nin oyların yeniden sayım talebini reddetti. CHP’nin ise itirazını Yüksek Seçim Kurulu’na taşıyacağı belirtildi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, önceki gün yaptığı açıklamada İl Seçim Kurulu’nun CHP’nin taleplerini reddetmesi halinde YSK’ya gideceklerini söylemişti. CHP Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Mansur Yavaş da Twitter’dan “Hakkımızı YSK nezdinde arayacağız” açıklaması yapmıştı.

Antalya’da da kabul edilmedi CHP Antalya İl Başkanlığı ve Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mustafa Akaydın’ın, il genelinde tüm oyların yeniden sayımı ve seçimin yenilenmesi istemiyle İl Seçim Kurulu’na yaptığı başvuru da reddedildi. 2 gündür itirazları görüşen İl Seçim Kurulu, dün 17.20 sırasında açıkladığı kararında CHP’den gelen toplam 29 itirazı kabul etmediğini belirtti.

Ağrı’da oylar 15. kez sayılacak



Ağrı İl Seçim Kurulu 15. kez oyların sayılmasına karar verdi. BDP Milletvekili Halil Aksoy, oy sayma işlemlerinin tekrarlanması sırasında oy pusulalarının değiştirilmiş olabileceğini iddia etti. Ağrı’da BDP’nin seçimi kazanmasının ardından AKP’nin itirazı üzerine YSK’ya gönderilen “oyların yeniden sayılması” talebi, dün İl Seçim Kurulu’na iade edilmiş, Kurul itirazı oy çokluğuyla reddetmişti. Güvenlik güçleri İl Seçim Kurulu önünde barikatla geniş güvenlik önlemleri aldı. Bitlis’in Güroymak ilçesinde de AKP’nin itirazı sonucu oylar yeniden sayılacak. BDP’nin Şanlıurfa’nın Birecik ve Ceylanpınar ilçelerinde oyların yeniden sayılması talebini ise İl Seçim Kurulu reddetti.

İsmet Özçelik Devrim Aşkın Arısoy Mustafa Akaydın  FOTOĞRAF: MERVE DEMİRAĞ muhtarlıklardan alınıp nüfus müdürlüklerine verildiği için denetim de yapılamıyor. Türkiye’nin her yeri yüzer gezer seçmen dolu.

Menderes Türel ve AKP milletvekili suç işledi AKP milletvekili Gökçen Özdoğan Enç ve Menderes Türel yanlarına aldıkları AKP militanlarıyla belediye tesislerini bastılar. AKP’liler bizzat benim makam odamı bastılar. Suç işlediler. Yapılan tam anlamıyla rezalet ve suçtur. Polis de suçludur. Mahkeme kararı olmadan AKP’lilerle birlikte birimlerimizde arama yapmaya kalkmışlardır. Benim yolsuzluk yaptığım algısı yaratmak

istediler. Ergenekon tertibi benzeri bir uygulama gerçekleştirdiler. Alevlerin içinde yanmış kağıtları gösterdiler. Menderes Türel döneminden kalma eski bilgisayarları bile “bilgisayarları da imha edeceklermiş” diye sundular. Bir milletvekili AKP militanları ile odama girip sanki suçüstü yapmış havası verdi. Atatürk resimlerinin çerçevelerini kırdılar. Çalışanlara saldırdılar, ağır hakaretler ettiler. Evrak yakmışım. Nitekim AKP’li bazı belediye meclisi üyeleri beni aradılar ve özür dilediler. Zor durumda kalmamaları için isimlerini vermiyorum. Ben Türkiye’de en çok denetlenen belediye başkanlarından biriyim. Savcılar sürekli tepemizde. Sayıştay denetçileri var, İçişleri Bakanlığı müfettişleri sürekli görevde.

AKP’de korku var telaş ondan Benim evimde ayakkabı kutusunda dolarlar yok. Para sayma makinesi yok. Sabahtan gece yarılarına kadar taşınamayan para yok. O nedenle korkacağım bir şey de yok. Ama

AKP’li arkadaşlarda bir korku ve telaş var. Psikiyatri biliminde bunun karşılığı vardır. Başbakan Erdoğan’ın ruh hali bütün AKP’lilere yansımış. Hepsi gerginlikten, zorbalıktan medet umuyor. Yaşadıklarımız da bunun göstergesi

Delikanlı gibi yarışmadı AKP ve Menderes Türel delikanlı gibi yarışmadı. İftira ve kumpaslarla seçim çalışmasını yürüttüler. Seçim Kurulu, Türel’in seçildiğini ilan edip mazbatasını verseydi çiçek yaptırıp belediyeyi devredecektim. Uygar bir ortamda devir teslim gerçekleştirecektim. Artık elini bile sıkmam.

Partimizin zafiyeti de oldu Seçimi kaybettiğim için iki üzüntüm var. Biri Atatürk’ün ruhuna mahcubiyet. Tabi bu sadece benim ayıbım değil. Diğeri de bir aile gibi çalıştığımız arkadaşlarımızın durumu. Partimizin sandık kontrollerinde bir zafiyeti olduğu da bir gerçek. Sandıklar erken terk edildi. Bu yapılmasaydı, böyle olmazdı.

TEMİZ SEÇİM PLATFORMU SÖZCÜSÜ ESKİ VEKİL TACİDAR SEYHAN:

İktidar hileden medet umuyor  ZİHNİ ERDEM / ANKARA

T

emiz Seçim Platformu Sözcüsü Tacidar Seyhan, 30 Mart seçimlerinin iktidarın yarattığı hukuk dışı, güvensiz, belirsiz, baskı ve korku ortamında yapıldığını belirterek, “Seçimlerde iktidar hileden medet ummuştur” dedi. 30 Mart seçimleri öncesinde seçimlerin güvenliği için çeşitli uyarılar yapan Tacidar Seyhan, Aydınlık’a seçimlerin ardından tartışılan sonuçlarla ilgili açıklamalarda bulundu. Seyhan şöyle konuştu: “Birleştirme tuta-

nakları düzgün yapılmadı. Orada oy artırımında bulunuldu. Partilerin oyları birbirine yazıldı. Yani, elektronik ortama girilmeden önce ciddi sahtecilikler yapıldı. İptal edilmemesi gereken oylar iptal edildi. Bu oylar çoğunlukla CHP’ye ve diğer muhalif partilere ait. Bu büyük bir handikaptı. Memur olan sandık başkanları iktidar baskısı altındaydı. Büyük bir çoğunluğu iktidar baskısı altında kaldı. İktidar partisinin aldığı sonuçlarda bunun büyük bir etkisi var. Çuvalların bir çok yerde açık olduğu biliniyor. Yani, bir yerden bir başka yere taşınması sıra-

sında oylar korunamadı. Yeniden saymalarda da bu ortaya çıktı. Bu gerekçeleri sadece ben söylemiyorum değişik illerin seçim kurulu başkanları da söylüyor. Sonuçlarda bunun da etkisi var.”

Tacidar Seyhan

Derviş’in ‘Şovenizm’ sözleri CHP’de tartışma yarattı  ZİHNİ ERDEM / ANKARA

C

HP’nin “Merkez solda liberal toplumu savunan bir parti” olmasını isteyen ve buradan hareketle “CHP’de etnik şovenizme (ırkçılık) yer olamaz” diyen Kemal Derviş’e, eski CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’den sert yanıt geldi. Öymen, “CHP içinde şovenist düşünceli kimseye rastlamadım. Ama Avrupalı parlamenterin ‘CHP Kemalizm’den vazgeçmedikçe Avrupalı bir parti olamaz’ dediğini duydum” diye yanıt verdi.

Kemal Derviş

ABD’deki düşünce kuruluşu Brookings Enstitüsü’nün Başkan Yardımcısı Kemal Derviş’in 30 Mart seçimleri ile ilgili Financial Times’a yaptığı değerlendirmede kullandığı CHP’ye yönelik sözleri parti içinde tartışma yarattı. 30 Mart seçim sonuçlarını İngiliz gazetesi Financial Times’a değerlendiren Kemal Derviş, “CHP de, merkez solda liberal bir toplumu ve hukukun üstünlüğünü savunan, Avrupa tarzı bir sosyal demokrat parti olmalı. Avrupa merkez solunda, CHP’nin kardeş partilerinden hiçbirinde etnik şovenizme yer olamaz” demişti.

destek vermesi gerektiğini de söyledi. Derviş, şu ifadeleri kullandı: “BDP de, Türkiye’nin Kürtlerinin müreffeh olacağı ve demokratik bir ülkede barış içinde yaşayacağı bir geleceği hedeflemeli. Türkiye’deki çeşitli etnik gruplar son derece iç içe yaşıyor ve ayrılmaları herkes için büyük kayıplara yol açar. Tabii ki, Kürtler kültürel haklarının tam anlamıyla tadını çıkarmalı ve bütün vatandaşlar, belediye işlerinde daha fazla kontrole sahip olmalı. Bu meselelerde CHP, BDP’ye destek vermeli.”

İktidar ve muhalefetin akıl hocası

Kemal Derviş, Bülent Ecevit’in başbakanlığını yaptığı DSP-MHPANAP hükümeti döneminde yaşanan 2001 krizi sonrası Ekonomiden Sorumlu Devlet BaDerviş’in bu sözlerine eski kanlığına getirilmiş ve IMF ile CHP Genel Başkan Yardımcısı Dünya Bankası’nın talepleri Onur Öymen tepki gösterdi. doğrultusunda “acı reçete” adı Öymen, “Bazıları ‘CHP’de etnik verilen bir “istikrar” programı şovenizme yer olamaz’ diyorlar. uygulamıştı. 3 Kasım 2002 seBu sözlere açıklık getirmek geçimlerinde CHP’den milletverekiyor. Acaba kimleri kasteOnur Öymen kili seçilen Derviş, 9 Mayıs diyorlar? Biz CHP’liler olarak faşist ve şovenist gibi yaftalamaları hiçbir 2005’te milletvekilliğinden istifa ederek zaman kabul etmedik. Başbakan’ın İsmet Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı İnönü’den ‘faşist diktatör’ diye söz (UNDP) Başkanlığı görevine atanmıştı. etmesine de güçlü tepki gösteren- Derviş aynı zamanda ABD’deki düşünce lerden olduk” dedi. Derviş, FT’ye kuruluşu Brookings Enstitüsü’nün Başkan verdiği demeçte CHP’nin BDP’ye Yardımcılığı görevini yürütüyor.

‘Hiçbir zaman faşist ve şovenist yaftalarını kabul etmedik’

GÜLLER

maliguller@aydinlikgazete.com

Gerekçeli Karar’daki skandallar

O

lmayan mahkeme, olmadığı için korsan bildiri anlamına gelen 16 bin 798 sayfalık bir “gerekçeli karar” yayımladı. Henüz tamamını okumadım, ama bakabildiğim bölümleri ve gazetelere yansıyan özetleri, bunun bir gerekçeli karar olmaktan çok, iddianamenin devamı olduğunu gösteriyor. Haliyle iddianamedeki çürükler de bu nedenle devam ediyor...

Kontrgerilla’yla savaşanlara kontrgerilla demişler!

Kedi çetesi devrede Türkiye’nin birçok yerinde seçimler tartışmalı. Elektrikler kesiliyor. Devletin haber ajansı iktidarla ortak hareket ediyor ve kamuoyunu yanlış yönlendiriyor. Arkasından da her yerde sonuçlar tartışmalı hale geliyor. Manzara bu. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı toplumla dalga geçer gibi elektrik kesilmesinin suçunu kedilere atıyor. Türkiye bir “kedi çetesi”yle karşı karşıya.

Mehmet Ali

UFUK ÖTESİ

YANDAŞ BASININ LİNÇ KAMPANYASI YÜRÜTTÜĞÜ ANTALYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI MUSTAFA AKAYDIN:

Bakın olmayan mahkeme Ergenekon için ne diyor: “Bu örgüt, ‘Derin Devlet’ olarak bilinen Gladyo, Kontrgerilla yapılanmasına karşılık gelir. (...) Derin Devlet, Kontrgerilla, Gladyo, Süper NATO isimleriyle anılan yapı ilk kez yargı önüne çıkarılmıştır.” Cilt cilt Kontrgerilla kitapları olan Ergenekon sanığı Ferit İlsever acaba ne düşünüyor? Gladyo’ya karşı 45 yıldır mücadele eden ve bu nedenle 5 kuşakla hapis yatan Doğu Perinçek acaba bu nitelemelere ne diyor? Türkiye kamuoyunun önüne bu kavramları getiren beş isim varsa Perinçek ve İlsever o listenin içinde ve en başındadır. Olmayan mahkemenin korsan bildirisinde ayrıca “Susurluk, Ergenekon’un ancak bir hücresidir” denmektedir! Susurluk’a karşı mücadele eden isimlerden Ergenekon sanığı Tuncay Özkan acaba ne diyor? Susurluk hücrelerini daha kamyon mercedese çarpmadan ortaya çıkaran, Susurluk konferansları düzenleyen İşçi Partisi yöneticileri acaba ne düşünüyor?

Kanıt: Perinçek iyi propagandacı! Bakın Aydınlık dün boşuna “Korsan bildiri” manşeti atmadı. Zira 16 bin 798 sayfalık bu dosyanın bir hukukçunun kaleminden çıkması mümkün değil. Şu ifadeye bakın siz: “Genelde tüm sanıkların hitap ve psikolojik propaganda yetenekleri bir hayli yüksek olduğu ve yargılama sırasında bu özelliklerini etkin olarak kullandıkları gözlemlenmiştir.” Böyle “gerekçeli karar” ifadesi mi olur? Böyle kafa mı olur? Bunu yazanlar, sanıklar kendini savunamasın istemiş, savunabildikleri için de kahrolmuş! Var mı başka bir açıklaması? Durun daha bitmedi... Sözde “gerekçeli kararda” daha neler var: “Televizyonlardaki tartışma programlarında dosyayı iyi bilen, neresini gündeme getirip neresinden bahsetmemesi gerektiğinin farkında olan sanık müdafileri karşısında, dosya hakkında derinlemesine bilgi sahibi olmaları mümkün olmayan konuşmacılar çıkmıştır.” Skandal ötesi bir yorum değil mi bu! “Sanıkların avukatları konuyu iyi biliyor ama karşısına oturan bizimkiler yetersiz kalıyor” diye yakınan bir gerekçeli karar olur mu? Dahası da var: “Örgüt propaganda tekniklerini çok iyi kullanmaktadır. Özellikle sanık Doğu Perinçek ve yakın çevresi bu tekniği en etkin kullanan Ergenekon terör örgütü üyeleri arasındadır.” Bu sözler bir hukukçuya ait olabilir mi! Doğu Perinçek’in propaganda tekniğini iyi kullanmasından daha normal ne olabilir? 50 yıldır siyaset yapan, parti yöneten birinin iyi propagandacı olmasından daha normal ne olabilir? Bu “Perinçek dava boyunca çok iyi savunma yaptı” itirafıdır aynı zamanda... Nitekim Perinçek’e savunması nedeniyle de dava açtılar, Perinçek savunmasının savunmasını da yapmak zorunda kaldı!

Danıştay’la Ergenekon’un bağı yok! Gelelim Nedim Şener’in fark ettiği ve dün köşesinde yazdığı çok önemli bir ayrıntıya... Biliyorsunuz sırf Ergenekon davasını silahlı terör örgütü kapsamına sokabilmek için Danıştay cinayetini de davaya monte ettiler. Dava boyunca savcılar bir bağ kuramadı, sanıklar da bir güzel iddianın asılsızlığını saptadı. Bakın işte o durum sözde “gerekçeli karara” nasıl yansımış? “Bilindiği gibi bu davadaki en önemli eylemlerden biri Danıştay saldırısını gerçekleştiren sanık Alparslan Arslan’ın eylemidir. Sanıklarda yapılan aramalarda ele geçen dijital ve yazılı hiçbir belgede sanık Alparslan Arslan’ın işlediği bu eylemle, sanıkların arasında bağı gösterecek belge ele geçmemiştir.” Kim bilir 16 bin 798 sayfanın tamamında daha ne skandallar var? İnceledikçe paylaşacağız...


Hazırlayan: Mustafa GÜRBÜZ

5 NİSAN 2014 CUMARTESİ

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

KÜRDSİAD kuruldu Yerel seçim propagandasını “Özerklik kurulacağı” üzerinde yoğunlaştıran BDP, inşa sürecine yönelik ilk ciddi adımını Diyarbakır’da attı. Diyarbakır’da bir araya gelen BDP’ye yakın işadamları, dün Kürdistan Sanayici ve İşadamları Derneği’ni (KÜRDSİAD) kurduklarını açıkladı. Heyet, Diyarbakır Valiliği Dernekler Masası’na verdikleri dilekçeyle kuruluşlarını ilan etti. ANF’nin haberine göre, Valilik önünde açıklama yapan KÜRDSİAD Kurucu üyesi Abdulbaki Karadeniz, “Şu an tüzel kişiliğimiz başlamış oldu. Kürdistan’da yaşayan, iş hayatında olan Kürdistanlı işverenlerimiz ile birlikte bu çalışmaları yürüteceğiz. Kuruluş amacımız kimlik, kültür ve dil esaslı markaların oluşturulması ve Kürdistani duyguları olan Kürdistan ekonomisine katkıda bulunmak isteyen kişilikler ile bu çalışmaları yürüteceğiz” diye konuştu.

BELEDİYE’DEN SEYİT RIZA KAMPANYASI

BDP’den Erdoğan’a ‘şartlı’ vize BDP’li Pervin Buldan, ‘çözüm’ diye adlandırılan süreçte atılacak adımlara göre Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan’a destek verebileceklerini açıkladı

Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı seçiminde PKK’nın desteğini istediğini Aydınlık manşetten duyurmuştu.

Pervin Buldan

 HABER MERKEZİ

B İsmet İnönü Parkı’nı ‘Zarife Xanım’ yaptılar Tunceli Belediye Başkanlığı’nı kazanan BDP’nin ilk icraatı, cadde ve sokaklara, “Dersim İsyanı” sırasında idam edilen Seyit Rıza’nın 7 arkadaşının ismini vermek oldu. Bu duruma, Tunceli Valiliği’nin de “olur” vermesi dikkat çekti. Tunceli Belediyesi, Valilikten alınan görüş doğrultusunda 15 sokak, cadde ve parkın adını değiştirdi. Tunceli Belediyesi Meclis toplantısında, cadde ve sokak isimleriyle ilgili olarak yapılan talepler Valiliğe bildirildi. Valilikten alınan görüş doğrultusunda, aralarında İsmet İnönü Parkı, Ata Sokak, Fevzi Çakmak Caddesi, Cengiz Topel Caddesi’nin bulunduğu cadde ve sokak isimleri değiştirildi.

Valilik onay verdi Daha sonra yapılan açıklamada ise “Belediye Meclisimiz, 1937’de Dersim İsyanı sırasında Seyit Rıza ile birlikte idam edilen 7 arkadaşının isimlerini kent merkezimizde bulunan cadde ve sokaklara verme kararına valilik tarafından onay verildi” denildi. İsmi değiştirilen 15 cadde ve sokak şunlar söyle sıralandı: Cemal Gürsel Caddesi’nin adı Fındıq Ağa; Fevzi Çakmak Caddesi’nin adı Wuşene Seydi; Cengiz Topel Caddesi’nin adı Aliyê Mırze, 237. Cadde’nin adı Hesene İvrayimi; Atatürk Mahallesi’nde bulunan 23. Cadde’nin adı Hesene Cıvrayil; Elazığ Caddesi’nin adı Dersim Caddesi, Okullar Caddesi’nin adı Dr. Nuri Dersimi Caddesi, İsmet İnönü Parkı’nın adı Zarife Xanım Parkı.

DP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, Ağustos ayında yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçiminde alacakları tutumu Reuters’a açıkladı. 3 Nisan’da yayımlanan “Çözüm süreci Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı umudunun anahtarı” başlıklı makalede, Buldan’ın konuya ilişkin demeçlerine de yer verildi. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığına aday olması durumunda destek verip vermeyecekleri konusunda henüz karar vermediklerini, ancak kararlarında “çözüm süreci”ndeki adımların etkili olacağını söyleyen Buldan, şöyle konuştu: “Hükümet, bakalım sürece ilişkin nasıl adımlar atacak? Basit, gözle görülür, Kürtleri tatmin edecek ve taleplerini karşılayacak adımlar olursa BDP ve HDP de buna ilişkin önemli kararlar alabilir. Ama şu aşamada destekleriz ya da desteklemeyiz diye bir şey söylemek pek doğru değil.”

‘Somut adım şart’ Böylece Aydınlık’ın gündeme getirdiği Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı seçiminde

muhalefet ve Abdullah Gül-Fethullah Gülen engelini Öcalan’ın desteğiyle aşmaya yönelik planı, BDP’li Buldan’ın Erdoğan’a şartlı destek verebileceklerini açıklamasıyla doğrulandı. Başbakan Erdoğan’ın, “İmralı’yla ilgili yasal zemine oturtulması çok ciddi bir yanlıştır. Başka atacağımız herhangi bir adım yoktur” açıklamasını DHA’ya değerlendiren Pervin Buldan, “Kabul edilir bir açıklama değil. Erdoğan’ın açıklaması bizi kaygılandırıyor. Sürecin ilerlemesi için somut adımların atılmasına ihtiyaç var” dedi.

tanımıştı. AKP’ye bölgede verilen oylar bunun içindi. Başbakan Erdoğan’ın yaptığı açıklama kabul edilir bir açıklama değil. Bu süreci ilerleten, Öcalan’dır. Biz Öcalan ile görüşme talebimizi Adalet Bakanlığı’na ilettik. Muhtemelen Öcalan da seçim sonuçları ve sürece ilişkin bu görüşmede değerlendirmelerde bulunacak ve bir görüş ortaya koyacak. Son görüşmede süreç ilerlemezse, ‘ben farklı bir pozisyon alırım’ demişti. Biz bunu hükümet yetkililerine ilettik.”

İmralı yolcusu gazeteciler belli oldu İmralı’ya gidip PKK lideri Abdullah Öcalan’la görüşecek gazeteciler belli oldu. AKP’nin yürüttüğü Öcalan ile özerklik pazarlığı devam ediyor. Son olarak İmralı’ya gidip Öcalan’ı dinleyecek gazeteciler belirlendi. Görüşmenin iki hafta içinde yapılacağı öğrenildi. haberartibir.com.tr’nin iddiasına göre, İmralı’ya gidecek

Başından beri Öcalan’ın, Kandil’in ve kendilerinin sürecin yasal çerçeveye oturtulması için hükümeti uyardıklarını söyleyen Buldan, şu açıklamalarda bulundu: “Öcalan seçim sürecine kadar bir opsiyon

Ayhan Ogan

Oral Çalışlar

Yıldıray Ogur

N. Bengisu Karaca

AKP’den özerklik için ilk yasal adım  HABER MERKEZİ KP, PKK ile müzakere çerçevesinde yeni adımlar atmaya hazırlanıyor. AKP’nin önümüzdeki dönemde dört önemli adım atacağı belirtildi. Bu adımlardan en önemlisi ise, PKK’nın Güneydoğu Bölgesi’nde özerkliğin koşullarını hazırlayacak olan “Yerel Yönetim Özerklik Şartı”yla ilgili Türkiye’nin çekincelerinin kaldırılacak olması. Cumhurbaşkanlığı seçimine kadar “açılım” için adım atması beklenen AKP, BDP’den de Cumhurbaşkanlığı

gazeteciler şöyle: 1- Vatan gazetesi yazarı Hüseyin Yayman 2- Türkiye gazetesi yazarı Yıldıray Oğur 3- Habertürk gazetesi yazarı Nihal Bengisu Karaca 4- Radikal yazarı Oral Çalışlar 5- Milliyet yazarı Nagehan Alçı 6- Sivil Dayanışma Platformu’ndan Ayhan Ogan

‘AKP’ye bölgede verilen oylar bunun içindi’

YEREL YÖNETİMLER ÖZERKLİK ŞARTI’NDAKİ ÇEKİNCELER KALKACAK, DARALTILMIŞ BÖLGE GELECEK

A

‘AKP, hukuka ve avukata güveni sarsıyor’

3 Nisan 2014

seçimi için destek arayacak. Sabah gazetesinde Zübeyde Yalçın’ın haberine göre, AKP önümüzdeki dönemde dört adım atacak. Bunlar; Daraltılmış bölge seçim sistemi, Yerel Yönetimler Özerklik Şartı, Alevi açılımı ve “şeffaf siyaset”. Atılacak adımlar, PKK’nın bölgede güçlenmesini sağlayacak ve özerklik için önündeki engelleri kaldıracak. Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’ndaki çekincelerin kalkması durumunda yerel yönetimlerin yetkileri artacak ve yapılacak hamlelerle ilgili olarak merkeze

danışmak zorunda kalınmayacak. Şart; yerel yönetim sınırları, belediyelerin görevleri için yeterli idari yapılar ve kaynaklar bulunması, yerel düzeyde sorumlulukların yerine getirilmesi, özetle idari ve mali özerkliklerini sağlamaya yönelik hükümler içeriyor.

Daraltılmış bölge sistemi AKP ve PKK’ya yarayacak Geçen aylarda Meclis’te kabul edilen “Demokratikleşme Paketi” kapsamında Türkiye’nin “Dar ya da Daraltılmış bölge sistemi”ne geçmesi gündeme

gelmişti. Konu bir kez daha gündeme gelecek. Bu iki sistemden biri tercih edilerek yasal düzenlemeler yapılacak. AKP’nin bu konuda Daraltılmış bölge seçim sistemini istediği, gelen bilgiler arasında. 2015 yılının Haziran ayında yapılacak milletvekili seçimlerine bu düzenleme yetiştirilmeye çalışılacak. Dar bölge seçim sistemine geçilmesi halinde, Türkiye 550 seçim çevresine bölünecek. Her bölgede en çok oyu alan milletvekili seçilmiş olacak. Daraltılmış bölgede ise her bölge 2-5 milletvekilinden oluşacak.

Hüseyin Yayman

Nagehan Alçı

Anayasa’yı değiştirebilecek sayıya ulaşacaklar Bu adım atıldığı takdirde bölgede en çok oyu alan partilerin milletvekili çıkarma sayısı artacak. Bu da partilerin güçlü olduğu yerlerde daha fazla vekil çıkarmasını sağlayacak. Bu durum, AKP’nin birçok bölgede, BDP’nin de Güneydoğu Bölgesi’nde daha fazla vekile sahip olmasına neden olacak. AKP ve BDP’nin milletvekilleri sayılarında yaşanan artışla, iki parti Anayasa’yı değiştirebilecek güce erişecek.

AYDINLIK / ANKARA

ROTA

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu, Avukatlar Haftası nedeniyle düzenlenen törende yaptığı konuşmada, avukatların mesleki faaliyet alanlarının her geçen gün daraltıldığını, ekonomik olarak da çaresizliğe sürüklendiğini söyledi. Anıtkabir ziyaretinin ardından Ankara’daki etkinliklerin açış konuşmasını yapan Feyzioğlu, savunma hakkının peşindeki birçok avukatın soruşturma ve kovuşturmaya uğradığını belirtti. TTB Başkanı, konuşmasının devamında şunları vurguladı: “Öte yandan, Hukuk Fakültelerinin yaygınlaşması, kalite sorununu da beraberinde getirmektedir. Mesleki kalitede yaşanan düşüş avukatlık mesleğine güveni de yok etmektedir. Artık Hukuk Fakültesi açmaya, kontenjan genişletmeye değil, doktora ve üstü hukuk öğretimine, kaliteli öğretim üyesi sayısını artırmaya öncelik verilmelidir” dedi. Bugün Türkiye’nin, hukuk devleti ilkesinden uzaklaşmanın trajik sonuçlarını yaşadığını bildiren Feyzioğlu, “Dün askeri darbelerle, bugün polis devleti inşa etme gayretiyle gölgelenen demokrasimiz, Cumhuriyetin yetiştirdiği aydınlık kuşakların ellerinde yükselecektir” ifadelerini kullandı.

Doğu PERİNÇEK dperincek@ip.org.tr

Yazarımız yoğunluğu nedeniyle bugünkü yazısını yazamamıştır.

‘Erdoğan Köşk’e, Abdullah Gül başbakanlığa’  HABER MERKEZİ

B

ülent Arınç, seçim sonuçlarından hareketle Tayyip Erdoğan’a Çankaya yolunun açıldığını iddia etti, Abdullah Gül’ün de buna saygı göstereceğini savundu. Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, NTV yayınında, seçim sonrasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 30 Mart akşamına kadar kamuoyunda Çankaya yolunun Tayyip Erdoğan’a kapalı olduğu yönünde bir algı yaratılmak istendiğini, ancak seçim sonuçlarının ardından durumun değiştiğini belirten Arınç, “30 Mart gösterdi ki Çankaya yolu açık” dedi. Arınç, bu durumda Abdullah Gül’ün sergileyeceği tutum konusunda ise “Sayın Başbakanımız aday olmak isterse bence Sayın Gül buna saygı gösterecektir ve destekleyecektir. Birbirlerine soracaklardır, birisi de ifade edecektir” yorumunu yaptı.

‘Gül, başbakan olsun’ Erdoğan’ın Köşk’e çıkması durumunda Abdullah Gül’ün Başbakanlık koltuğuna oturup oturamayacağına ilişkin soruya

ise Arınç şöyle cevap verdi: “Sayın Cumhurbaşkanımız bizim ilk başbakanımız, bence son referansı çok daha önemli. Türkiye’de örnek bir cumhurbaşkanlığı yapıyor. Halkın sevdiği, takdir ettiği bir insan olarak tarihe geçti. Dolayısıyla tekrar siyasete bu en tecrübeli çağında dönmesi ve kendi kurduğu partisini tekrar başarılara götürmesi ve tekrar başbakanlık noktasında görev yapmasını kalben arzu ederim.”

Bülent Arınç

Ergenekon mahkemesini savundu B

aşbakan Yardımcısı Bülent Arınç, eski Ergenekon hâkimlerinin “gerekçeli kararı”na eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un “Ciddiye almıyorum” yönündeki tepkisini, “İlker Başbuğ’un ‘Ciddiye almıyorum’ demesinin bir gram değeri yok”

diyerek yorumladı. Ortada bir terör suçu olduğunu söyleyen Arınç, “İlker Başbuğ ve arkadaşları, uzun tutukluluk ve hak ihlalleri sebebiyle tahliye edildi, beraat ettikleri için değil” dedi.

da JİTEM’i de bu derin yapılanmanın bir unsuru görüyor ve eskiden beri itiraz konusu olan Başbakanın, bizim söylediğimiz bir konu var.

‘Emsal olacak’

‘Başbuğ, verilen rolü oynadı’

Türkiye’de derin bir yapılanma varsa bunun ilk kez yargılandığını iddia eden Arınç, “Mahkeme önüne çıkarılıyor, bununla ilgili bir dava 5-6 sene sürüyor ve 16 bin sayfalık gerekçeli karar yazılıyor, bunun içerisinde silahlı terör örgütü olarak Ergenekon adlandırılıyor. Herkesin bu örgüt içerisindeki rolleri, fonksiyonları, yaptıkları, yani hükümeti devirmeye yönelik teşebbüsleri sayılıyor. Ama doğrudur, ama yanlıştır 3 tane hâkimin birlikte verdikleri kararı ‘Ben kabul etmiyorum’ demek Laz İdris’in ‘Ben de seni tanımıyorum’ demesine benziyor. Bu karar emsal alınacaktır. Hiç kimse burada küçük düşürücü bir ifadede bulunmasın. Bu karar

“Bir Genelkurmay Başkanı uzun tutukluluğa itiraz ediyor ama ikinci olarak da bir terör örgütü lideri olabilir mi? Bu Genelkurmay Başkanı, eğer TSK’ya terör örgütü diyecekseniz, böyle bir vasıflandırma yapacaksanız böyle bir şey kesinlikle mümkün değil. Ancak o sıfatı o zaman kullanabilirsin. Kararda diyorlar ki biz böyle bir şey demedik, ‘Basın yakıştırdı, basının adıyla dinlendirmedi’ ama ortada bir terör suçu vardır. Hükümeti devirmeye yönelik cebren bir teşebbüs ve silahlı bir yapılanma, bunun yanında da İlker Başbuğ’a bir rol verilmiştir. O da rolünü oynamıştır diyor” diye konuştu.


Hazırlayan: Mustafa GÜRBÜZ

Ortağı AKP açıkladı: ‘Derin devlet’ vardır!..

DANIŞTAY CİNAYETİNİN ERGENEKON’LA BAĞLANTISI YOK

Korsan bildiride Danıştay itirafı

Ö

Ergenekon davasına bakan 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin yayınladığı korsan bildiride tutarsız ifadeler dikkat çekiyor  MELİH YILDIRIM

Daha muhalif gazeteciler de vardı

E

rgenekon davasına bakan eski 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin gerekçeli karar olduğu iddiasıyla önceki gün açıkladığı korsan bildiride tutarsız ifadeler yer aldı. Silivri’de basına CD ile 16 bin 798 sayfalık imzasız bir metin dağıtan eski mahkeme heyeti Emniyet içinde çete olmadığını ispatlanmaya çalışırken tertibi itiraf etti.

Öz’ün talebiyle dosyaya eklendi

Alparslan Alparslan Alparslan Alparslan Arslan Arslan Arslan Arslan Arslan Zekeriya Öz tinde, Ergenekon sanıkları ile Danıştay saldırısı arasında irtibat olmadığını itiraf etti.

Danıştay İkinci Daire üyesi Mustafa Yücel Özbilgin’in 17 Mayıs 2006’da katledilmesiyle so- Polis evlere delil nuçlanan Danıştay saldırısı Er- yerleştirmemiş! Metinde, polisin arama yagenekon dosyasına bağlandı. Hukukçular dosyalar arasında bağ- pılan evlere delil yerleştirmediğini öne süren heyet buna gelantı olmaması ve delil rekçe olarak da şunları yetersizliği nedeniyle kaydetti: “Bilindiği gibi bağlanma kararına itibu davadaki en önemli raz etti. Dönemin Ereylemlerden biri Danıştay genekon savcısı Zekesaldırısını gerçekleştiren riya Öz’ün talebiyle dossanık Alparslan Arslan’ın yaya eklenen bu terör eylemidir. Sanıklarda yaeylemi, iddialara dayanak oluşturdu. M. Yücel Özbilgin pılan aramalarda ele geçen dijital ve yazılı hiçbir Ancak heyet gerekçeli karar iddiasıyla yazdığı me- belgede sanık Alparslan Arslan’ın

işlediği bu eylemle, sanıkların arasında bağı gösterecek bir belge ele geçmemiştir. Sanıkların kolluk birimlerine yönelttikleri ‘polis yerleştirdi’ şeklindeki isnadın geçerli olduğu bir an için düşünüldüğünde, söz konusu polislerin böyle bir olayın yazılı delili olabilecek uydurma bir belgeyi de sanıkların eşyaları arasına koymaları beklenirdi. Ancak böyle bir şey söz konusu olmamıştır. Yine sanıklar kendileriyle ilgili yapılan aramalarda belge yerleştirme iddiasının en azından daha makul karşılanabileceği yerlerde niçin aleyhte hiçbir şey bulunamadığını da kendi mantıklarına göre izah edememektedirler.”

Metinde davaya yönelik “Muhalifler tutuklandı” eleştirisine karşı “Yargılanan sanıklarından çok daha keskin muhalefet yapan gazeteciler ve siyasiler dosyamız sanığı değillerdir” şeklinde bir yanıt verildi. Metinde dikkat çeken bazı bölümler şöyle:  Televizyonlardaki tartışma programlarında dosyayı iyi bilen, neresini gündeme getirip neresinden bahsetmemesi gerektiğinin farkında olan sanık müdafileri karşısında, dosya hakkında derinlemesine bilgi sahibi olmaları mümkün olmayan konuşmacılar çıkmıştır.  Her ne kadar belli meslek ve siyasi gruplara mensup bir kısım sanıklar icra ettikleri mesleki faaliyetleri ve AKP Hükümeti’ne muhalif kimlikleri dolayısıyla yargılandıklarını savunsalar da doğru olmadığı ortadadır. Çünkü sanıklarından çok daha keskin muhalefet yapan gazeteciler ve siyasiler dosyamız sanığı değillerdir.

‘Eski Ergenekon Mahkemesi psikolojik savaşa devam ediyor’ İ

şçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Nusret Senem, Ergenekon davası ile ilgili basına dağıtılan ve gerekçeli karar olduğu iddia edilen metinle ilgili kapatılan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin psikolojik savaş yapmaya devam ettiğini söyledi. Senem, metinde kendisiyle ilgili “Nusret Senem psikolojik savaşı iyi bilir” ifadelerine sert sözlerle tepki gösterdi. Senem, esas hakkındaki mütalaada savcıların hakkında yazdıklarına karşılık söylediği sözlerin çarpıtıldığını kaydetti.

‘Yalan yanlış bilgiler’ “Mütalaada benimle ilgili yalan yanlış şeyler yazmış, aslında psikolojik savaş yapıyorlar” diyen Senem, “O bölümde diyorum ki, ‘Doğu Perinçek ve diğer arkadaşlarımız ‘Çok iyi bilirler, yazarlar, çok iyi psikolojik savaş yaparlar’ falan gibi iddialarda bulunuyorsunuz. Biz propaganda yapmasını, yazı yazmasını çok iyi biliriz. Ben de yazı yazmasını iyi bilirim. Ama iyi yazmanın, iyi propaganda yapmanın suç ile ne ilgilisi var?’ diyorum” açıklamasını yaptı. Senem, savunmasında “Psikolojik savaş merkezlerinde öğrendiğiniz psikolojik savaş taktikleri beş para etmez. Bunlarla hiçbir sonuca varamazsınız. Bir tane gerçek,

Bunlar mahkeme değil, psikolojik savaş görevlisi

M

İşçi İşçiPartisi Partisi Genel Genel Başkan İşçi İşçi İşçi Partisi Partisi Genel Genel GenelBaşkan Başkan Başkan Başkan Yardımcısı Yardımcısı Nusret Senem, Senem, Yardımcısı Yardımcısı YardımcısıNusret Nusret NusretSenem, Senem, Ergenekondavası ileilgili ilgili davasıile Ergenekon Ergenekon Ergenekon ile ilgili ilgili basınadağıtılan dağıtılan dağıtılanve ve ve basına basına dağıtılan ve gerekçeli gerekçeli karar karar karar olduğu olduğu olduğu iddia iddia gerekçeli gerekçeli karar olduğu olduğuiddia iddia iddia edilen edilen metni eleştirdi. edilen edilen edilenmetni metni metnieleştirdi. eleştirdi. eleştirdi.

‘İhbar etmeyi alçaklık sayarım’

‘Tek gerçek bin yalandan güçlüdür’ Senem, Ergenekon davasında “psikolojik savaşla” ilgili şunları söylemişti: “Hiçbir psikolojik savaş yöntemi ve yalan ilelebet başarılı olmaz. Bir tek gerçek, on binlerce yalandan ve psikolojik savaş kampanyasından daha güçlüdür.

Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, “Başbakanlık Hizmet Binası’nın olduğu alanda tarihi sit derecesinin kaldırılması kararı iptal edilmişti. Bu kararla inşaatın durdurulması gerekiyordu ancak 217 sayılı ilke kararının Koruma Kurulu tarafından değiştirildiğini görüyoruz” dedi. Candan, “Bu karar yasadışı. Suç duyurusunda bulunacağız” diye konuştu.

’ın ardından

T

ürkiye Barolar Birliği’nin itirazı üzerine Youtube’un tüm yayınına erişimin engellenmesi kararı kaldırıldı. Türkiye Barolar Birliği’nin Youtube.com adresine erişimin tamamen engellenmesi nedeniyle

yaptığı itiraz üzerine Gölbaşı Sulh Ceza Mahkemesi tüm yayına erişimin engellenmesine dair kararın kaldırılmasına karar verdi. Gölbaşı Sulh Ceza Mahkemesi, Youtube ile ilgili 27 Mart 2014’te aldığı tüm yayına erişim

“derin devlet”e karşı duruşumuz da bellidir... Tavrımız, öyle hiçbir zaman, hikmeti kendinden menkul soytarılarla, kaz tüccarı dönek liboşlar ve “2. Cumhuriyetçi” zirzoplar gibi olmadı ki... 25 yıldır demokrasi ve insan hakları konusunda adam gibi koyduk tavrımızı... Eğilmedik, bükülmedik, satılmadık... Laiklik açısından da “Altıok” konusunda da dik, onurlu ve hep kararlı durduk... Çeteleşmeye, hırsızlığa, yolsuzluğa, rüşvete, satılmışlığa, vurgunculuğa, rantiyeciliğe, işkencecilere, bölücü ve gericilere nasıl karşıysak, “Derin devlet”e de öyle karşı durduk... Sağın da “sol” geçinenin de yüzüne vurduk hatalarını; mazluma karşı merhametli olduk, gerçeğin yanında ısrarla durduk!..

Evet; yıllardır duyarız, varmış ama inan ki görmedik gözümüzle!!! Somut çıkmadı karşımıza yani!.. O yüzden “Ergenekon”un gerekçeli kararının da yalancısıyız biz; “derin devlet var”mış... Devlete inanmamız gerekirse, sahiden de “var”mış!.. Üstelik yalnızca “gerekçeli karar”ı değil; yargıyı eline geçiren iktidar da söylüyor bunu... Onlar da söyleyince tamamen inandık!!! Yani AKP’liler bağıra bağıra söylediler ya işte, söylemeye de devam ediyorlar ya?.. Örneğin; Başbakan Erdoğan’ın danışmanı Yalçın Akdoğan, “Milli orduya, istihbarata kumpas kurmuşlar demedi mi?..” Başbakan bile, “Sahte

belgelerle yargılama yapmışlar” diyerek herkesi şaşırtmadı mı?.. Yıllardır “Ergenekon” teranesinin sözcülüğünü yapan AKP kalemşorları, televizyonlara çıkarak, “Bu davalarda haksızlık yapmışlar, hepsi hikâyeymiş” diye itirafta bulunmadı mı?.. AKP’ci ROK’un Ulusal Kanal’daki günah çıkartmalarını unuttuk mu?.. Tartışma programlarında, karşımızda görevlendirilen ve “Ergenekon savcısı olsam seni içeri atardım” diyecek kadar faşistleşen, iktidar hırsıyla zıvanadan çıkan Fikri Akyüz adlı AKP’li neden ortadan kayboldu sanırsınız?.. Tersyüz olan tavır hep bu pişmanlıklar ve itiraf ezikliğindendir işte!..

“Haşhaşi” diyor, “paralel” diyor... Anlaşılıyor ki, AKP ile cemaat arasındaki kavga bitmemiş, bitmeyecek ve büyüyecek olmalı ki; diyorlar da diyorlar!.. Hatta AKP’liler ve medyaları, “derin devlet” senaryosunu yazarak aslında kendilerini gizleyenleri, “Devletin içine sızmışlar” diye ısrarla işaret ediyorlar, “Devlet içinde devlet kurmuşlar” diye bir an önce operasyon yapılsın diye hedef de gösteriyorlar!..

Zoraki yanlış hedef!..

“Mahkeme gerekçeli kararında psikolojik savaş yapar mı?” diye soran Senem, “Ama bu mahkeme değil ki psikolojik savaş görevlisi bunlar. Gerekçeli kararda psikolojik savaş yapmaya devam ediyorlar” diye konuştu.

lu’nun, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 217 sayılı “Tarihi SİT’ler Koruma ve Kullanma Koşulları” konulu ilke kararını dayanak göstererek, AOÇ arazisinde yapılan Başbakanlık Hizmet Binası inşaatının devam etmesi yönünde karar almasına tepki gösterdi. Meslek odaları, kararı onaylayan koruma kurulu üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını duyurdu. Mimarlar

farac65@gmail.com twitter.com/FARACYAZIYOR

Faşizmin utangaç itirafı!..

Bakınız; AKP ile cemaat arasında bir iktidar kavgasına dönüşen seçimler -şaibeler sürse de- bitti ama AKP yönetimi bağırmaya, medyası ise “paralel” manşetleri atmaya devam ediyor... Dümen suyu medyasının manşetlerinden, “dinleme”, “çete”, “örgüt”, “operasyon” beklentileri nedense hiç eksilmiyor... İşte onlar da, yani yandaş basınları da kendilerini kiralayanlar gibi hiç durmadan

İşçi Partisi’nin gücünün sırrı buradadır. İşçi Partisi, fikir namusu olan, gerçeği esas alan mücadele çizgisiyle başarılar kazanıyor. Bu olgu psikolojik savaş uzmanlarının kulağına küpe olsun! Türk milleti üretilen bütün yalanları çöpe attı.”

‘Koruma değil adeta talan kurulu’ ahkeme kararına rağmen yapımına devam edilen Atatürk Orman Çiftliği’ndeki Başkanlık binası inşaatı için Koruma Kurulu’ndan “Yapımına devam” kararı çıktı. Tayyip Erdoğan’ın “Yıkın da görelim” tehditleri savurduğu bina için kuruldan çıkan karara meslek odalarından tepki geldi. Meslek odaları, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kuru-

Mehmet FARAÇ

‘Terörist’in bertarafı!..

sizin bin tane psikolojik savaş yalanınızı alt eder. Biz bunun tarihsel örneklerini biliriz” dediğini ancak bu sözlerinin gerekçeli karar olduğu iddia edilen metne “Nusret Senem psikolojik savaşı iyi bilir” şeklinde aktarılmasını eleştirdi.

Savcının tanık olarak dinlendiği Doğan Öz davasında, kendisine bilgi veren kadının ismini açıklamamakla ve İbrahim Çiftçi’yi mahkemede tanımamakla suçladığını da anımsatan Senem, “Türkiye İşçi Köylü Partisi İl Başkanı olduğum sırada, olayın faillerinden birinin yakını olan bir kadın, sanırım 1978 yılı sonlarına doğru bize geldi ve Hüseyin Kocabaş’ın, bu olayın faillerinden olduğunu anlattı. O kadının ismini hiç bir yerde vermedim. Çünkü, bana güvenen kişiyi ihbar etmeyi alçaklık sayarım” dedi.

nceki gün 16 bin sayfa halinde açıklandı ya?.. “Ergenekon” davasıyla ilgili gerekçeli karara toptan katılıyorum!!! Maşallah ne varsa kesmişler, biçmişler toplamışlar, yapıştırmışlar!.. Velhasıl, aylarca düşünmüşlertaşınmışlar, çok da doğru yazmışlar!.. Vallahi de billahi de şu ana kadar bu kadar gerçekçi, bu kadar “külliyatlı” ve cesur bir gerekçe okumamıştım... Karara göre, özetle şu çıktı karşımıza: “Derin devlet var!..” Eeee?.. Ne var bunda ki?.. Aleniyeti bu kadar manşet olduğuna göre, hele de bugünlerde başını “in”inden iyice çıkardığına göre zaten bilmeyen yoktu ki!.. Bir kez daha yazalım: Nereden gelirse, kim örgütlerse örgütlesin,

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

MED CEZİR

5 NİSAN 2014 CUMARTESİ

engeli kararını kaldırırken 15 video üzerindeki erişim engelini kaldırmadı. Mahkeme, “youtube.com” isimli internet sitesinin tüm kullanıcılarının Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğü ihlal edildiğinden,

Tezcan Tezcan Tezcan Karakuş Karakuş Karakuş Karakuş Candan Candan Candan Candan

tokadı mahkemenin 27 Mart 2014 tarih 2014/358 değişik iş numaralı kararında belirtilen ilgili internet sitesindeki (youtube.com) tüm yayına erişimin engellenmesine dair kararın kaldırılmasına karar verdi.  AYDINLIK / ANKARA

Evet; bir “derin devlet” vardır ama bu; salt Atatürkçü oldukları için, yurtsever oldukları için, gericilik ve bölücülüğe karşı oldukları için, ülkenin “federasyon”a sürüklenmesine direnecekleri için suçsuz yere içeriye atılan yazar, siyasetçi, gazeteci ve askerlerden oluşmuyor ki... Herkes onların neden içeri atıldığını biliyor... Cumhuriyet; hilafet rövanşına sürüklenirken, ülke bölünmeye çalışılırken, direnecek tek kitleye sinsice kumpas yapıldı...

Yani “ulusalcı dalgayı aşacağız” itirafıyla, yurtseverlere müdahale etmek, sindirmek, enterne etmek, engellemek ve saf dışı bırakmak gerekiyordu, işte “sehven” de olsa itinayla bunu uyguladılar... Yani, “Atatürk’te birleştik” diyen, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diye isyan eden, “cumhuriyet” ve “laiklik” diye kaygılanan, “Bölünmeyelim, geriye gitmeyelim” diye endişelenenlere “derin devletçi” ve “terörist” damgası vurarak bertaraf edeceklerini sandılar...

Adı korku imparatorluğu... Oysa bu plan aslında yıllardır tüm siyasi unsurları kullanarak, “sinsice örgütlenmiş” bir gerçek “derin devlet”in stratejisiydi... İşin şaşırtıcı tarafı ne biliyor musunuz; suçun ezeli ortağı olan AKP, bu konuda uyanmış gibi görünüyor!!! Yani Başbakan’ın “Bizi de kandırdılar, biz onların hayır işleri yaptığını sanıyorduk” şeklindeki itirafı ve özeleştirisi de gösteriyor ki; devlet olmasa da -ardında takiye, pazarlık yoksa- hükümet bir nebze uyanmış gibi görünüyor... AKP ve lideri “sıra MİT’e gelmiş”ken ve belki kendisine de “kelepçe” beklerken uyanmasaydı; ne cemaati, “kumpasçı”, “paralel”, “derin devlet” ve “cunta” diye suçlayabilirdi, ne onlara taarruz edebilirdi ne de tam da seçim öncesi riske girerek cephe alabilirdi... Söyleyeceğimiz şudur: Türkiye’de, her zamanki gibi ve neredeyse her konuda olduğu gibi, at izi it izine karışmıştır... Anayasa Mahkemesi’nce, “laiklik karşıtlarının odağı” ilan edilmiş bir dinci partinin, cemaate savaş açtığı bir ülkedir burası!.. Laikliği savunması gerekenlerin

ise gaflete düşerek; AKP karşısında kullanılarak, dincilerden medet umarak ve ne yazık ki rotasını şaşırarak, cemaatle kol kola yürüdüğü ve hezimete uğradığı bir cumhuriyettir burası!.. Her şey nasıl şaşırtıcısıysa, her şey nasıl rotadan çıkmışsa, her şey nasıl kirli çarkın paslı dişlilerinde helak olmuşsa işte asıl konumuz, yani “derin devlet” tanımlaması da sinsi bir takiyeciliğin girdabında, sahte kimlikle, rol yüklemiş bir tavırla karşımızdadır... Ülkenin son 12 yılında, siyasetle kol kola girerek büyüyenlerin, kendini güçlendirenleri de “tam yutacağı sırada” deşifre olması, kaderin cilvesi midir, yoksa, iktidar-hâkimiyet kavgasının yol açtığı bir zoraki deşifre midir?.. Ne olursa olsun, Başbakan ve AKP’lilerin “kumpas” ve “örgüt” tanımlamasından sonra “Ergenekon”un gerekçeli kararında da denildiği gibi ne yazık ki bu ülkede “korku imparatorluğu” kılığında, “iki uçlu” bir derin devlet vardır... Ve de eski ortağı suçsuzmuş gibi bugünlerde esip gürlese de “iki koldan” işbaşındadır!..


5 NİSAN 2014 CUMARTESİ

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

ARALIK

İsmet

ÖZÇELİK

Balkondaki AKP!

30

Mart akşamı Başbakan Erdoğan “Balkon”a çıktı. Bu çıkış diğerlerinden farklıydı. Başbakan Erdoğan, eşi Emine Erdoğan, oğlu Bilal, kızları Sümeyye ve Esra, damat Berat Albayrak birlikte el ele tutuşmuşlardı. Kenarda Egemen Bağış göze çarpıyordu. Gözler Zafer Çağlayan, Muammer Güler ve Erdoğan Bayraktar’ı aradı. Fotoğrafın tamamlanması için onlar eksik kaldı.

AKP’nin yeni döneminin işareti Balkon fotoğrafı AKP’nin yeni döneminin de işareti. Artık Erdoğan kimseye güvenmiyor. En yakınlarından bile kuşkulanıyor. Aslında haklı da! İnsan Baykal’ın kasetini izlerken kasete alınınca ne yapsın! Kim bilir daha neler neler var? “Dar ekip” giderek “aile ekibi” haline geleceğe benziyor. Ferdinand Marcos diye bir diktatör vardı. 1965-1986 yılları arasında Filipinler’i yönetti. Seçimle iktidarını sürdürse de dünya onu hep “diktatör” olarak andı. Kurduğu otoriter rejim, uyguladığı baskılar halkta büyük tepki uyandırmıştı. Aile boyu yolsuzluklara batmışlardı. İktidarı bir türlü bırakmak istemedi. Onun da arkasında ABD vardı. Halktaki tepki çok büyüyünce ABD Marcos’tan desteğini çekti. Marcos da bir süre sonra ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Fotoğrafı görünce nedense birden Marcos ailesini anımsadım. Neden hemen aklıma Marcos ailesi geldi anlamadım. İnsan beyni bir tuhaf çalışıyor. Garip bağlantılar kuruveriyor işte!

Artık rüşvet ve yolsuzluk serbest! Ayakkabı kutularındaki milyon dolarlar, para sayma makineleri, bürolardaki kasalar, Kısıklı’dan taşı taşı bitmeyen 1 milyar dolar. Seçimlere bu tablolarla gidildi. Buna rağmen AKP yüzde 43 civarında oy aldı. Bu durum kamuoyunda, “hırsızlığı aklama” olarak değerlendirildi. Seçim gecesi geç saatlerde emekli bir Müsteşar dostum aradı. Şaşkındı. Önümüzdeki günlerde neler olacağını anlattı: “Bizler yöneticilik yaptığımız dönemlerde devletin kuruşunun hesabını yapardık. Devletin kör kuruşunun hesabının sorulacağı bilinciyle hareket ederdik. Altımızdaki bürokratları da bu bilinçle eğitirdik. Şimdi en tepedekiler yolsuzluğa batmış. Her şey ortada. Pespaye bir durum söz konusu. Buna rağmen seçim sonuçları ortada. Bundan sonra hırsız siyasetçileri, hırsız belediyecileri, hırsız bürokratları, ... kim tutar! Artık rüşvet, hırsızlık, yolsuzluk serbest. İş sadece yasal düzenlemeye kalmış. Yakında AKP rüşveti, hırsızlığı, yolsuzluğu suç olmaktan çıkaran bir yasayı TBMM’den geçirirse şaşırmayacağım. Tuz koktu.” Yoruma gerek var mı?

Bütünşehir Yasası ve sonrası AKP bütün itirazlara rağmen “Bütünşehir Yasası”nı çıkardı. AKP ve PKK bu sayede birkaç büyükşehri aldı. Şimdi PKK’nın eyaletleri var. “Kantonlar��� kurmaya hazırlanıyor. İşin vahameti önümüzdeki günlerde daha net anlaşılacak. AKP, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na konulan çekinceleri kaldırmaya hazırlanıyor. CHP itiraz edemez. 2011 seçimleri öncesinde “Kaldıracağız” dedi. Çeki imzaladı. Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete! Bir an önce “Türkiye Cephesi”ni kurup harekete geçmek şart. Yarın çok geç olabilir. Uyarması bizden!

‘Davutoğlu Türkiye’yi savaşa götürebilir’



AKP’nin kurucularından eski Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, Suriye konusunda Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun tutumunu sert sözlerle eleştirdi. CNN Türk’te konuşan Fırat, Başbakan’ın tek adamlığa doğru gittiğini belirterek 17 Aralık soruşturmasının üzerinin kapatılmaması gerektiğini söyledi. “Davutoğlu, Başbakan’ı yanlış yönlendiriyor” diyen Fırat, “Davutoğlu bizi savaşa sokar mı?” sorusuna ise “Evet, böyle bir tehlike var” yanıtını verdi. Fırat, “Şu anda savaş tehlikesi var. Suriye de özellikle ordumuz bölgesinde yerleşmiş olan cihatçıların birçok açıklamaları var. ‘Bizim hedefimiz Suriye değil, Suriye çok küçük bir ülke. Hedefimiz Ortadoğu ama özelikle Türkiye’ diye beyanatı var. Her an bu savaş bize sıçrayabilir. Yapılacak ufak bir hata farkında olmadan bizi savaşın içine sokabilir ama bu, galip çıkılacak bir savaş değil.”

A

slında ilk işaretini seçim gecesi yaptığı balkon konuşmasında vermişti. Dün Azerbaycan’a giderken bu işareti biraz daha aleniyete döktü. Evet, Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığına aday olacak gibi görünüyor. Dün Sabah gazetesinde çıkan haber bunun bir diğer göstergesi ki bu gazetede böyle bir haber, Erdoğan’ın

onayı olmaksızın birinci sayfadan 5 sütuna verilmez. Habere göre, AB’nin Yerel Yönetimlere Özerklik Şartı’na yönelik çekinceler kaldırılacakmış. Bunun anlamı, Avrupa Birliği ambalajıyla, özerkliğe fiili geçiştir ki peşi sıra başka adımlar atılacak. Sabah gazetesindeki haber ve Başbakan’ın ifadeleri derken aynı zaman diliminde BDP’nin son dönem öne

Beykoz Konakları lobisi Soner Yalçın, dün Beykoz Konakları iradesinin CHP’ye ipoteğini yazınca benim de o güzel yazıya bir katkım olsun istedim. Mesut Yılmaz’la evinde sohbet vesilesiyle gidip gördüğüm Beykoz Konakları, Hüsamettin Özkan’ın dayısı olan Necati Kurmel’in bir projesidir. Beykoz Konakları Lobisi ile kastedilen isimler ise şunlardır: Mesut Yılmaz, Aydın Doğan, Hüsamettin Özkan, Mustafa Sarıgül, Turgay Ciner, Turgut Yılmaz, Aydın Ayaydın, Necati Kurmel ve Celal Doğan!.. Ve bugüne kadar hiç yazılmayan bir Beykoz Konakları anektotu: Ecevit iktidarda ama çok

hastadır. O dönem DSP Milletvekili olan Gaffar Yakın’ın (Genelkurmayla beraber) girişimleriyle Cumhurbaşkanlığından emekli olan Süleyman Demirel’e şöyle bir teklif sunulur: “Ecevit sizi dışarıdan Başbakan Yardımcısı olarak atasın ve fiili Başbakanlık yapın. Bu şekilde erken seçime gidilmesin ve AKP’nin gelişi engellensin.” Demirel kabul etmez... Ancak “ülke ve devlet bekası” diye günlerce ısrar edilince “Peki” der; lâkin bu modele Hüsamettin Özkan set olur, zira projesi Başbakanlığıdır ve Yılmaz ile Çiller buna ikna edilmiştir... Peki sonuç mu? Erken seçim oldu ve AKP iktidara taşındı...

çıkarılan ismi Pervin Buldan, Reuters’a şu açıklamayı yapıyor: “Çözüm sürecinde atılacak adımlara göre Erdoğan’a destek verebiliriz.” Diyeceksiniz ki PKK ile ittifak Tayyip Erdoğan’a yurt genelinde kaybettirir. Öyle; ancak o desteği şeklen kamufle ederler, mesela göstermelik olarak birini aday yapabilirler. Keza ikinci turda milliyetçi Orta Anadolu ile

POLİTİKA GÜNLÜĞÜ

Özerklik-Çankaya takası böyle yapılacak Sabahattin ÖNKİBAR sonkibar@gmail.com

Karadeniz seçmenini ürkütmemek için “seçimi boykot” gibi lafları edebilirler ki algı oluşturmakta mahir oldukları ortada. Tablo net, Tayyip Erdoğan artık BDP ile yürüyecek!

Cumhurbaşkanlığına yakıştırılanlar Tayyip Erdoğan’a rakip olarak Çankaya Köşkü’ne yakıştırılanların sayısı artıyor. İlhan Kesici, Meral Akşener ve Metin Feyzioğlu’na ilaveten dün Hüsamettin Cindoruk, Kemal Derviş, Uğur Dündar, Ümit Boyner, Prof. Dr. Emre Kongar, Deniz Baykal, Sami Selçuk, Ufuk Söylemez ve Emine Ülker Tarhan gibi yeni yeni isimler telaffuz edilmeye başlandı. Kuşkusuz bu isimlerin tamamı bana göre Tayyip Erdoğan’dan çok daha iyi

Cumhurbaşkanı olurlar. Ancak bu makama seçim, liyakatla değil, oy ile oluyor. Yine zerre kuşkum yok; sadece eğitimli insanlar oy kullansa yukarıdaki isimlerin tamamı yine Erdoğan’dan çok oy alır. Realite ortada olduğuna göre, hadiseye kimin daha çok oy alabileceği zaviyesinden bakmalıyız. İlaveten, muhalefetin iki önemli unsuru olan CHP ile MHP tabanlarının hangi aday etrafında kenetlenebileceği hesap edilmelidir.

İşte erken genel seçimden vazgeçme nedeni! Başbakan, dün istikrar adına “erken genel seçim yok” dedi ama hakikat öyle değil. Amaç istikrar olsaydı Türkiye 15 ay belirsizliğe mahkûm edilmezdi. Hadisenin aslı şu: AKP zirvelerinin 17 Aralık soruşturmalarından ödü kopuyor. Dile kolay; hukuk ve kanunun asla affetmeyeceği rezillikler var. Dolayısıyla bu dava dosyaları kendi iktidar dönemlerinde kapansın istiyorlar. Cumhurbaşkanlığı seçimi ile beraber erken genel seçime gidilir ve AKP tek başına iktidar olamazsa bu soruşturma onlarca önemli ismi hapse gönderir. İşte onun için dosya kapanmadan erken seçim riskine girilemiyor...

WASHINGTON’UN KARADENİZ’DE GEMİ ISRARI, ANKARA-MOSKOVA İLİŞKİLERİNİ GERDİ

ABD, Karadeniz’i karıştırıyor USS Truxtun torpido ve denizaltı muhribi, Mart başında Karadeniz’e doğru giderken Çanakkale Boğazı’ndan geçiyor.

DENİZ KAHRAMAN

mişti. Moskova yönetimi de bu duruma ses çıkarmamıştı.

U

Asıl neden ‘askeri hareketlilik’

krayna krizi ve Kırım’ın Rusya Federasyonu’na bağlanması kararının ardından Moskova karşısında geri adım atmak zorunda kalan ABD, şimdi de Karadeniz’i karıştırmaya başladı. ABD yönetimi, Karadeniz’de tatbikata katılan USS Truxtun’ın geri dönmesinden sonra, Rusya’ya sözde gözdağı vermek için bölgeye füze taşıyan bir destroyer gemisi yollama kararı alınca, Moskova yönetimi tedirgin oldu. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un, “ABD tarafına olduğu gibi, Boğazlar’ın sahibi Türkiye’ye de altına imza attığı Montrö Boğazlar Sözleşmesi şartlarına sadık kalmasını tavsiye ediyoruz” sözlerinin dile getirdiği tepkinin ardında da bu sıkıntının yattığı belirtiliyor.

Karadeniz’de sular ısınıyor Lavrov, önümüzdeki dönem Karadeniz’de suların ısınacağının işaretlerini verdi. Washington yönetiminin, USS Truxtun gemisinin katıldığı tatbikatın ardından

Suriye uçağına karşı F-16’lar sınırda Genelkurmay Başkanlığı, bir Suriye uçağının sınıra yaklaşması üzerine bölgede devriye uçuşu yapan 2 F-16’nın sınıra yönlendirildiğini bildirdi. Genelkurmay’ın internet sitesinden yapılan açıklamada, Suriye uçağının sınıra yaklaşması dışında, Suriye’de konuşlu SA-5 ve SA17 füze sistemlerinin de devriye uçuşu yapan F16’ları 4 dakika 55 saniye radar kilitlemesi ile taciz ettiği belirtildi.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov (sağda) ve ABD Dışişleri Bakanı John Kerry. bölgeyi terk etmesinin hemen sonrasında Karadeniz’e, füze taşıyan Donald Cook, destroyerini göndereceğini açıklaması, Rusya’nın bir süreden bu yana sessiz kalmayı tercih ettiği Montrö konusunda, Türkiye’nin ve ABD’nin dikkatini çekmesine neden oldu. Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, ABD savaş gemilerinin Karadeniz’de bulunma süresini geçtiği gerekçesiyle Türkiye’ye uyarıda bulunulduğunu açıkladı. Diplomasi kulislerinde bu uyarının nedeni olarak, Soçi Olimpiyatları

için bölgeye gelen USS Taylor gemisinin SamsunLimanı’nda pervanesinin kırılması sonucu, Karadeniz’de Montrö Sözleşmesi’nde belirlenen 21 günden fazla kalması gösterildi. Ancak, Rusya’nın bu uyarısının asıl nedeninin daha geniş bir sıkıntıya işaret ettiği öğrenildi. Çünkü, USS Taylor gemisinin bozulmasından sonra, Türkiye söz konusu geminin zorunlu nedenlerden ötürü Karadeniz’de 21 günden fazla kalacağı yönünde Moskova yönetimini bilgilendir-

Moskova’yı asıl rahatsız eden unsurun, ABD’nin Karadeniz’de son dönemde hız verdiği “askeri hareketlilik” oldu. ABD yönetimi, Ukrayna krizinin derinleşmesi ve Kırım’ın Rusya’ya bağlanması kararı sonrasında, bölgedeki askeri güçlerini takviye etme kararı aldı. Kırım’ın Rusya’ya bağlanmasının hemen ardından ilhakının hemen ardından, ABD’nin Avrupa Ordusu EUCOM, Polonya’daki Lask Hava Üssü’ne ABD Hava Kuvvetleri bünyesinde yer alan 12 adet F-16 savaş uçağını göndermişti. Geçici görevlendirmenin ise ucu açık bırakılmıştı. EUCOM, Baltık bölgesine de 6 ilave F-16 savaş uçağı daha gönderdiğini duyurmuştu. ABD, Karadeniz kıyısındaki Köstence limanında bulunan “Mihail Kogalniceanu” hava üssünde Amerikan askerlerinin sayısını artırmak için bu ülkenin yönetiminden izin istemişti. Ardından da

Suriye sınırında karşılıklı top atışları Suriye’deki çatışmalar devam ederken Türkiye’ye 6 roket mermisi isabet etti. Genelkurmay Başkanlığı ise gelen roket mermilerine misliyle karşılık verdiğini açıkladı. Suriye’de teröristler ve ordu arasında yaşanan çatışmalar hız kazandı. Kesep’te bir süredir devam eden yoğun

çatışmalar sırasında dün Hatay Yayladağı’ndaki çeşitli bölgelere 7 roket mermisi düştü. Genelkurmay Başkanlığı’ndan dün yapılan açıklamada tespit edilen yerlere fırtına obüsleriyle top atışı yapıldığını belirtti. Genelkurmay Başkanlığı’nın resmi internet sitesinden yapılan açıklamaya göre, ilk gerginlik dün Türkiye’ye sınırdan kaçak mazot sokmaya çalışan gruplara müdahale edilmesiyle başladı. Daha sonra Suriye’nin Kesep bölgesinde teröristler ile Suriye Ordusu arasında devam eden çatışmadan, Ha-

tay Yayladağı’ndaki Kapı Hudut Karakolu’nun olduğu alana 5 roket mermisi düştü. Olay sırasında şans eseri ölen ya da yaralanan olmadı. Fırtına Obüsleri, 14.30’da, roket mermilerinin atıldığı bölgeye misliyle müdahalede bulundu.

Son hedef Teknecik Genelkurmay Başkanlığı son olarak Kesep’teki çatışmalar sırasında Yayladağı’ndaki Teknecik Hudut Karakolu’nun olduğu bölgeye 17.15 sıralarında 1 roket mermisi daha düştüğünü, Fırtına Obüsleri’ninse 17.30’da tekrar karşılık verdiğini açıkladı.

Karadeniz’e yeni bir destroyer yolladığı, savaş gemisi Donald Cook’un Ukrayna ve NATO’ya sembolik destek amacıyla İspanya’dan yola çıktığı, gelecek hafta Karadeniz’e giriş yapacağı açıklandı. Bu gelişmeler üzerine de krizin başından bu yana ilk kez Ankara’ya doğrudan uyarıda bulundu.

Dışişleri: İhlal yok Lavrov’un bu sözleri üzerine açıklama yapan Dışişleri Bakanlığı ise “Türkiye, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni 78 yıldır titizlikle uygulamaktadır. Montrö Sözleşmesi’nin uygulanması bağlamında Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı’na atfen basına yansıyan iddialar hiçbir şekilde gerçeği yansıtmamaktadır. Ankara’daki Rusya Federasyonu Büyükelçiliği tarafından Bakanlığımıza da iletilmiş olan bu iddialara gerekli yanıt esasen verilmiştir” denildi. Montrö Sözleşmesi’ne göre Karadeniz’e kıyısı olmayan ülkeler 30 bin tonun üzerindeki savaş gemilerini boğazlardan geçiremiyorlar.

Uçak düşüren pilota Erdoğan’dan tebrik Bu arada 23 Mart’ta Türkiye, Suriye Hava Kuvvetleri’ne ait bir savaş uçağını sınır ihlali yaptığı gerekçesiyle düşürdü. MIG-23 tipi uçağın TSK tarafından düşürülmesine gerekçe olarak Türkiye hava sahasını ihlal etmesi gösterildi. Tayyip Erdoğan, uçağın düşürülmesinin ardından yaptığı açıklamada “Başta Genelkurmay Başkanım olmak üzere Silahlı Kuvvetlerimizi, o şerefli pilotlarımızı, hava kuvvetlerimizi tebrik ediyorum” diye konuşmuştu. Erdoğan, 30 Mart’taki yerel seçimlerden sonra yaptığı balkon konuşmasında ise “Suriye şu anda bizimle savaş halinde” demişti.


5 NİSAN 2014 CUMARTESİ

Hazırlayan: Şafak TERZİ

güne bakış

Rusya terör saldırısı planlayan 25 Neo-Nazi’yi yakaladı

R

usya’nın iç güvenlik servisi FSB, Kırım referandumu sırasında terör saldırısı planladıklarını tespit ettiği 25 Ukraynalıyı tutukladı. Ultra-milliyetçi Neo-Nazi hareketi üyesi olduğu belirtilen Ukraynalılar Rusya sınırlarında saldırı planladıkları ortaya çıkarıldı. Ukrayna iç güvenlik servisi ise Rus medyasında çıkan bu saldırının kendileri tarafından planlandığı yönündeki iddiaları saçmalık olarak nitelendirdi. Kırım’nın Rusya’ya katılma kararıyla başlayan süreçte bölgedeki gerilim giderek tırmanıyor. Batılı ülkeler, Ukrayna’nın doğu sınırında on binlerce Rus askerinin konuşladığı yönünde

Ahlaki sermayenin kediye yüklendiği yer

haberler yayarak gerilimi üst düzeyde tutmaya çalışıyor. FSB tarafından tutuklanan Ukraynalılar hareket halindeki Rus askeri birliklerinin resimlerini çekmekle ve Rusya’da bazı mu-

halif gruplarla iletişime geçmekle suçlanıyor. FSB’den yapılan açıklamaya göre tutuklanan Ukraynalılar 14-17 Mart tarihleri ara-

G

sında Rusya’nın Rostov, Volgograd, Tver, Belgorod, Kalmukya ve Tataristan bölgelerinde saldırı planlıyorlardı. Ukrayna krizi so-

eçen hafta Pazar günü yerel seçimler nedeniyle Avrupa kamuoyu Ankara ve Paris’e kilitlendi. Paris’te beklenen oldu. Fransız halkı, verdiği sözleri yerine getirmeyen Cumhurbaşkanı Hollande’ı ağır yenilgiye uğrattı. Yolsuzluklar şampiyonluğunda tüm dünyaya parmak ısırtan Ankara’da durum farklı idi. Halka nanik çeken aile boyu fotoğraflar balkonlardan sırıttı. Batı basını Türkiye’deki yolsuzlukları, uğursuzlukları yazıp çizmekten bıktı. Alman die Welt gazetesi manipulasyonu bir cümleyle özetlemiş: “Türkiye’deki seçimlere katılım oranı yüzde yüzün üstünde gerçekleşti!” Batı’da oyların kediye yüklen-

nucunda, AB ve ABD Rusya lideri Vladimir Putin’in yakın çevresindeki bazı isimlere ve diğer yetkililere ambargo uygulamaya başladı. Rusya da ABD’li politikacılara kendi ambargolarını koyarak yanıt verdi.

SURİYE’YE YÖNELİK KUZEY CEPHESİ NEDEN TEKRAR CANLANDI?

Ürdün’den Türkiye’ye uçaklar dolusu terörist taşınıyor Türk hükümeti durumları toparlayınca Suriye’nin kuzeyindeki cephe yeniden canlandı. Ürdün’den Suriye’ye güneyden saldıran silahlı terör grupları uçaklarla Hatay’a taşınıyor  DIŞ HABER SERVİSİ

L

azkiye’de İslamcıların yoğun saldırısı sürerken, Türkiye’nin bu saldırıdaki rolüne dair yeni bilgiler geliyor. Muhalefet kaynaklarının iddiasına göre, son bir hafta içinde Ürdün’den Türkiye’ye binin üzerinde cihatçı uçakla gönderildi. Lübnan’ın El Ahbar gazetesinin haberine göre, Ürdün’den Türkiye’ye binlerce cihatçı geliyor. Hava yoluyla Türkiye’ye nakledilen teröristler, Hatay’dan Suriye’nin Lazkiye bölgesine taşınıyor. Son bir hafta içinde durmadan devam ettiği belirtilen terörist nakliyesi sonucu binlerce cihatçının Yayladağı bölgesine getirildiği belirtiliyor.

Türk hükümeti ve kuzey cephesi Aydınlık’a konuşan Suriyeli kaynaklar söz konusu terörist nakliyatını doğruladı. Ve kendilerine Türkiye’den gelen bilgilere göre “Türk devlet kademeleri içinde bu konuda büyük bir rahatsızlık olduğunu” belirtti. 2.Cenevre toplantısından sonra, Türkiye’deki iktidarın da zor bir dönemden geçtiğini göz önüne alarak Suriye’yi güneyden “istikrarsızlaştırmayı” hedefleyen bir yönelime gidildiğini belirten kaynak. Geçtiğimiz ay-

larda Ürdün’e büyük oranda cihatçı yığınağı yapıldığını ve buradan Suriye’ye saldırılar düzenlendiğini hatırlattı. Ancak Şam ve güney bölgelerde Suriye ordusunun denetimi büyük oranda eline geçirmesiyle birlikte o bölgenin de teröristere kapandığını anlattı. Bu süreçte Türk hükümetinin durumu nispeten toparlamasıyla birlikte Batı “şer cephesinin” yeniden Türkiye üzerinden ve Suriye hükümetinin denetimindeki Lazkiye hattına yüklendiğini belirtti.

Eğitim kampları El Ahbar gazetesinin haberine göre, Ürdün’ün Marka Havaala-

Suriye’ye yönelik yürütülen kanlı savaşta kullanılan cihatçı teröristlerin nakliye yolları bu haritadaki gibi. Son gelişmelerle Ürdün-Hatay hattı da açılmış oldu! nı’ndan Antakya’ya uçakla binin üzerinde cihatçı militan taşındı. Bu militanlar, Türkiye geldikten hemen sonra Lazkiye ve Kesep’te yoğunlaşan operasyon bölgesine gönderildi. Değişik ülkelerden gelen cihatçı teröristlerden

bazılarının, Ürdün’ün başkenti Amman’da bulunan El Rasifa bölgesindeki kamplarda yoğun bir eğitimden geçtikleri söyleniyor. Kaynaklara göre, Ürdün’den Türkiye’ye transfer, Ürdün istihbaratının işbirliğinde ve ABD’nin doğrudan gözetiminde gerçekleştiriliyor. Ürdün’ün, kendi coğrafyasından açılacak ve sıkıntı yaratabilecek bir güney cephesi yerine, “alternatif plan” olarak Lazkiye saldırını desteklediği iddia ediliyor. Ürdün’den eğitim gören cihatçıların, Türkiye’de üslenen ve çoğunlukla savaş deneyimine sahip Çeçenlere katılarak, Lazkiye’ye desteğe gittiği de gelen bilgiler arasında. El Ahbar’a konuşan cihatçı bir kaynak, cihatçıların “Enfal” adını verdilkleri operasyona katılmak için çok sayıda ülkeden militanların geldiğini doğrularken, esas olarak Kastel Maaf ve el-Bedrusiye’deki çatışmlara yoğunlaştıklarını söyledi. Cihatçıya göre, Kastel Maaf, Kesab’a giden tek gerçek yol; el-Bedrusiye ise Semra ve Taşalma’ya ulaşmanın tek yolu.

Gönül KENTER

 DIŞ HABER SERVİSİ

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

mesi de ayrı bir espiri konusu oldu. Dünya tarihinde seçim literatürüne geçecek cinsten. Bir Alman Yönetim Okulu, Afganistan’daki Yüksek Seçim Kurulu kadrolarına “Yolsuzluklarla mücadele teknikleri” konusunda eğitim vermiş. Proje, 5 Nisan’da (bugün) yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yaşanabilecek “usulsüzlük ve dolandırıcılıkları” engellemeyi hedefliyormuş. Ak kedinin mi, kara kedinin mi oy yolsuzlukları farketmez, bir de bakmışsınız ki... Brüksel, Ankara’ ya öbür seçimlerde “dolandırıcılıkları” engellemek için, örneğin Berlin’de bulunan “Humboldt-Viadrina School of Governance” gibi bir okuldan “hizmet” alınmasını tavsiye (!) edivermiş. Mevcut zihniyet bu gidişle Türkiye’nin başına bir de böyle bir şey sarar mı, sarar. Neyse ki, Gezi direnişçilerinin sandık ahlakını koruma çalışmaları büyük bir kazanım olarak dikiliyor karşımıza. İçerde ve dışarda.

Berlin’in çirkin yakıştırmasına Moskova’dan nota!

K

ırım halkının kendi iradesiyle Rusya’ya katılmasından sonra, Batı’nın Kırım krizleri dinmek bilmiyor. “İlhak da ilhak” diyor, başka bir şey bilmek istemiyor. Washington-Berlin-Brüksel hattından bölge halklarına korku salma amaçlı yoğun propagandalar son hız. Moskova’nın pozisyonunu anlayan ve savunan Batılı siyasetçi ve işadamları da, kendi basınlarınca kıskaca alınıyor. Moskova’nın sakin kalması, diplomasi dilindeki özeni, Batılı siyasetçileri ayrıca çileden çıkarıyor. Öfkesine hakim olamayan isimlerden biri de, Alman Maliye Bakanı Schäuble. İki gün evvel yaptığı açıklama kantarın topuzunu iyice kaçırıyor. Rus Devlet Başkanı Vladimir Putin’i işaret ederek, Rusya’nın, Ukrayna ve Kırım’daki tutumunu, Hitler Almanyası ile kıyaslıyor. Almanya’da yaşayanlar bilir, Nazi Almanya’sının korkunç yüzünü, insanlığa yaşattığı cehennemi basite indirgememek adına

hiç bir zaman, kolay kolay Nazi karşılaştırılması yapılmaz. Schäuble’nin sözleri şok etkisi yaratıyor. Berlin ileri gittiğini farkediyor. Zor durumda kalan Angela Merkel derhal müdahale ediyor. “Rusya’nın Kırım’ı ilhakı ile, Almanya’da yaşanan olayları karşılaştıramayız. Kırım ayrı değerlendirilmeli” açıklamasını yapmak durumunda kalıyor. Moskova’nın yanıtı da jet hızla geliyor. Berlin’in Moskova büyükelçisi Rüdiger von Fristch derhal Dışişileri Bakanlığına çağırılyor. Kendisine, Schäuble’nin açıklamalarınin “büyük bir provokasyon” olduğu izah ediliyor. Berlin, Moskova’nın nota verdiğini resmen kabul etmemekte ısrarını sürdürüyor. Berlin hazımda zorlanıyor. Not: Hitler, 1938’de Çekoslavakya’da bulunan Südet bölgesini orada Almanların yaşaması nedeniyle kendisine bağlanmasında diretiyordu.

Putin katıksız bir Kerry: Barış sürecinden Rus milliyetçisi! çekilebiliriz C



ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, İsrail ve Filistin taraflarının müzakerelere yardımcı olacak adımlar atmadığını söyleyerek ülkesininn Ortadoğu barış görüşmelerinden tümüyle çekilmeyi değerlendirdiğini söyledi. Fas’a düzenlediği ziyaret sırasında konuşan Kerry, bir “kontrol zamanının” geldiğini söyledi ve taraflar yapıcı önlemler konusunda isteksiz davranırken ABD’nin barış sürecine ayıracağı zamanın da bir sınırı olduğunu dile getirdi. Kerry, şöyle devam etti: “Bu, ucu açık bir çaba değil, hiçbir zaman da öyle olmadı. Şimdi kontrol zamanı, biz de bundan sonraki adımların tam olarak ne olacağını değerlendireceğiz.”

umhuriyet tarihinin çok değerli akademisyenlerinden Sn. Doç. Dr.Orhan Çekiç hocamızla, Kırım krizi gölgesinde Türk-Rus ilişkilerini konuştuk. Batı’nın ağız birliği ile Putin’e açtığı propaganda savaşına da değindik. Sn. Çekiç’in tanımlamasıyla “Putin hiç şüphesiz, yüzde yüz, katıksız bir Rus milliyetçisi”. Kendisinin de bir Türk milliyetçisi olduğunu vurgulayan Çekiç, şöyle devam ediyor: “Kafatasçı falan değilim, yani kendi ülkemin çıkarlarını herşeyin üzerinde görürüm, sonsuza kadar savunurum. Putin de böyle bir anlamda bir Rus milliyetçisi ve Rus Devlet Başkanı sonuç itibariyle. Bu vaziyetteki bir Rusya ve başkanı olarak Putin, elbette burnunun dibindeki

Ukrayna ve Kırım ile ilgilenecektir.” Batı’nın, halkını, ülkesini ve bölgesini savunan milliyetçileri “diktatörlükle” suçladığını, Türkiye, Suriye ve Rusya’da, yakın çevrede ve tarihte yeniden yaşıyoruz. Daha ağzımızı açıp, “A” demeden Atatürk’ü, “E” demeden Esad’ı yasaklayan otoriter Batı, şimdi de ağzımızdan “Putin” çıkar diye “P” harfine takmış vaziyette. Batı’nın ılımlı islam projeleri gibi eninde sonunda kendi başını da yakan yanlış tercihlerine Moskova’dan bir “Dur!” gelmesi, tüm öfkeyi Putin’in üstüne çekmede yetiyor da, artıyor bile. Doç. Dr.Orhan Çekiç söyleşisini önümüzdeki günlerde okuyabilirsiniz.

T.C. GEBZE 3. CRA DARES TAINIRIN AÇIK ARTIRMA LANI 2014/141 TLMT. Aşağıda cins, miktar ve değerleri yazılı mallar satışa çıkarılmış olup: Birinci artırmanın aşağıda belirtilen gün, saat ve yerde yapılacağı ve o gün kıymetlerinin %50’sine istekli bulunmadığı taktirde, yine aşağıda belirtilen gün, saat ve aynı yerde 2. artırmanın yapılarak satılacağı; şu kadar ki, artırma bedelinin malın tahmin edilen değerinin %50’sini bulmasının ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakların toplamından fazla olmasının ve bundan başka paraya çevirme ve payların paylaştırma giderlerini geçmesinin şart olduğu; birinci artırmadan on gün önce başlamak üzere artırma tarihinden önceki gün sonuna kadar esatis.uyap.gov.tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebileceği, birinci artırmada istekli bulunmadığı takdirde elektronik ortamda birinci artırmadan sonraki beşinci günden başlamak üzere ikinci artırma gününden önceki gün sonuna kadar elektronik ortamda teklif verilebileceği, mahcuzun satış bedeli üzerinden aşağıda belirtilen oranda KDV.’nin alıcıya ait olacağı ve satış şartnamesinin icra dosyasından görülebileceği; gideri verildiği takdirde şartnamenin bir örneğinin isteyene gönderilebileceği; fazla bilgi almak isteyenlerin yukarıda yazılı dosya numarasıyla dairemize başvurmaları ilan olunur. 24/03/2014 (K m.114/1,114/3) * : Bu örnek, bu Yönetmelikten önceki uygulamada kullanılan Örnek 63’e karşılık gelmektedir.

1.hale Tarihi 2.hale Tarihi hale Yeri

: 17/04/2014 günü, saat 11:15 - 11:20 aras. : 02/05/2014 günü, saat 11:15 - 11:20 aras. : PR RES MAH.BARBAROS CAD ATABEY SOK NO:25 DARICA/KOCAEL (TUNÇ OTO PARK)-null null / null

No

Takdir Edilen Deeri TL.

Adedi

KDV

Cinsi (Mahiyeti ve Önemli Nitelikleri)

1

70.000,00

1

%1

34GH6136 Plakalı, 2011 Model, HYUNDAI Marka, BK20 GENESIS COUPE Tipli muhtelifli yerleri ezik ve çizik, anahtar ve ruhsatı olmayan lastikleri normal otomobil

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de

BASIN: 22165 (www.bik.gov.tr)


Hazırlayan: Aysen BEYAZ

5 NİSAN 2014 CUMARTESİ

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

DÜNÜN ÇÖZÜMLERİ Sudoku 2

Sudoku 1

Kakuro 1

Aydınlık

KURULUŞ. 1921

ŞEFİK HÜSNÜ DEĞMER

Kakuro 2

Yıl. 94 Sayı. 2337

VATAN - EMEK - NAMUS

Sahibi Anadolum Gazetecilik Bas. Yay. San. ve Tic. A.Ş. Genel Müdür Celal Demirel Genel Yayın Yönetmeni Mustafa İlker Yücel Yazıişleri Müdürü Ergün Gedek Sorumlu Müdür Murat Şimşek

Kare

Dünya Şafak Terzi Önder Öztürk Erdem Atay Emek Esin Turhan Cansu Yiğit Toplum Özlem Konur Usta Sezim Özadalı Anıl Budak Ceyhun Bozkurt Spor Bilgi İşlem Güven Karakurt Recep Erçin Hayati Asilyazıcı Dağıtım Md.Cumali Karagöllü Ankara İsmet Özçelik İzmir Hayati Özcan Avrupa Beyhan Yıldırım Reklam Müdürü: Kamile Karakadılar Genel Müdür Yardımcısı (Tüzel Kişi Temsilcisi) Metin Aktaş Genel Müdür Yardımcısı (Personel ve İdari) İsmet Öğütücü Genel Müdür Yardımcısı (Baskı ve Teknik) Melih Yıldırım

Haber Koord. Haber Müdürü Haber Md. Yrd İstihbarat Şefi Haber Araştırma Ekonomi Kültür Sanat

Yönetim Yeri. İstiklal Cad. Deva Çıkmazı No.3/3 Beyoğlu - İstanbul

Tel. 0212 251 21 14 - 15 - 16 Faks. 251 55 06 Ankara Büro Tel. 0312 229 88 45 Faks. 0312 229 88 47 İzmir Büro Tel ve Faks. 0232 489 16 15 Avrupa Tel: 0049 69 25 62 88 73 E-Posta: haber@aydinlikavrupa.eu Adana Baskı. Arslan Güneydoğu Gazetecilik Mat. ve Kağıtçılık A.Ş. Tel. 0322 435 92 77 İzmir Baskı. Arslan Güneydoğu Gazetecilik Mat. ve Kağıtçılık A.Ş. Tel. 0232 257 69 01

Ankara Baskı. Anadolum Gazetecilik Bas. Yay. San. ve Tic. A.Ş. 35. Cadde Matbaacılar Sitesi No. 11 İvedik-Ankara İstanbul Baskı. Anadolum Gazetecilik Bas. Yay. San. ve Tic. A.Ş. Oruçreis Cad. Remzi Özkaya Sok. No.16 Bahçelievler / İstanbul Tel. 0212 655 44 34

Dağıtım. Turkuvaz Dağıtım Pazarlama A.Ş.

Önerileriniz için. halklailiskiler@aydinlikgazete.com www.aydinlikgazete.com Yayın Türü. Yaygın Süreli

Sayısal

Soldan sağa 1. Malavi’nin para birimi Taştan yapılmış kuleli ve yüksek duvarlı kale 2. Uzak - Kral karısı veya krallığı yöneten kadın, ece 3. Bir hayret ünlemi - Atardamar - Mürekkep kurutma kumu 4. Yok etme, ortadan kaldırma - Bir Afrika ağacı 5. Yayvan sepet - Oruç ayı 6. Dar ve kalınca kesilmiş tahta - Doku teli - Helyum’un simgesi 7. Eskiden yol üzerinde ya da kasabalarda yolcuların konaklamaları için yapılmış büyük yapı - Divit, yazı hokkası - Bir İngiliz birası 8. Ehemmiyet - Cet - Madun 9. Peygamber - Büyük haritaları, planları veya modelleri oluşturan aynı parçalardan her biri 10. Lityum’un simgesi - Lavrensiyum’un simgesi İsviçre’de bir nehir - “Fena değil” anlamında bir söz 11. Okuma-yazması olmayan - İleri gelenler, büyükler 12. İyice katı, çok sert - Eği-

limi olan Yukarıdan aşağıya 1. Karşılaştırma - Bazı yerlerde kundak çocuklarının altına konulan killi toprak 2. Seciye, karakter - Şimdi, şu anda - Dolaylı anlatım 3. Voltamper (kısa) - İlan yoluyla - Milattan Sonra (kısa) 4. Kısırlık, verimsizlik - Kral, hükümdar 5. Rodyum’un simgesi - Bir haber ajansı - Brom’un simgesi 6. Güzel kokular ve baharat gibi şeyler satan kimse Mavi - Mısır’ın plakası 7. Bir nota - Bir işte kullanılan el aracı - Bal yapan böcek 8. Yol kesen, haydut Çok ak 9. Vilayet - Baş, ser - Çölde bulunan işaret taşı 10. Bir karaciğer hastalığı Söz - Sodyum’un simgesi 11. Zaviye - Yavaş, ağır 12. Rehin alınan kimse, tutak - Buğday, arpa, mısır, yulaf, çavdar, pirinç gibi ürünlerin genel adı, hububat

Soldan sağa 1 Geceyle ilgili beste 7 Tütün rengi 11 Siirt’in bir ilçesi 12 Küçük çocuk 14 Tahta kaşık 16 Sierra Leone (kısa) 17 Baba 18 Bir aydınlatma aracı 20 Bir besin maddesi 22 Bolu’nun bir ilçesi 24 Bazı böceklerin katı ve sert olan üst kanatları 26 Sanatı temel değer sayan kimse 28 Çamur, cıvık 29 Uykusu hafif 31 Tavan lambası 33 Ermenistan (kısa) 35 Torbalı balık ağı 37 Özen, ihtimam 39 Arapça’da bir harf 40 Mardin’in bir ilçesi 42 Rusça’da evet 43 Kuruntuya düşürme 45 Bir dağ konutu

türü 47 Norveç’te bir nehir 49 Genel 51 Brom’un simgesi 52 Başabaş 53 Doğrama işlerini kahverengiye boyamakta kullanılan toprak boya Yukarıdan aşağıya 1 Yunan mitolojisinde intikam tanrıçası 2 Japon çay töreninin düzenleyicisi 3 Abd 4 Üçgenlerle ilgili bazı teoremleriyle tanınan Yunanlı gökbilimci, filozof ve matematikçi 5 Sakağı 6 Norfolk Adası (kısa) 7 Tokelau (kısa) 8 Harekete hazır 9 Burundi (kısa) 10 Japon bekçi köpeği 13 Esasi 15 Bestelenmek için yapılan, konusunu

kahramanlık ve dini hikayelerden alan manzume 19 Figür 21 Çıplak 23 IV. Murat zamanında yaşadığı ileri sürülen, kabadayılığı ve hazırcevaplığıyla ünlü içki ve içki yasağıyla ilgili fıkraların kahramanı 25 Komünikasyon 27 Evine bağlı erkek 30 Sütun görevi yapan erkek heykeli 32 Alt 34 Serüven 36 Caka 38 Yapma, etme 39 Kamerun’da bir nehir 41 Koşucu deve kuşu 44 Bir ağaç cinsi 46 Liberya (kısa) 48 Bir kan grubu 50 Molibden’in simgesi


5 NİSAN 2014 CUMARTESİ

Hazırlayan: Ercan DOLAPÇI

AKP medyası yine Cemaat’in bayatlamış yalanlarına sarıldı 11 Mart günü manşetten ‘Paralel yapı meydan okuyor’ , ‘mahkeme kazan kaldırdı’ diyen yandaş basın, dün aynı Mahkemenin korsan bildiri gibi açıkladığı ‘gerekçeli kararı’na sarıldı ve ‘Ergenekon darbe yapacak’ manşetlerini attı

E

rgenekon Davası’na bakan eski 13. Ağır Ceza Mahkemesi hakimlerinin önceki gün açıkladıkları sözde 16 bin sayfalık ‘gerekçeli karar’ yandaş medyada manşet oldu. Yine ‘darbe’ söylemlerine sarılan gazeteler, liderinin tespit edilemediği’ Ergenekon örgütünün Eski Başbakanlardan Bülent Ecevit, Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan’a darbe tezgâhladığını iddia ettiler. Konuya Star gazetesi geniş yerverdi. Star manşetten “Ergenekon üç Başbakana darbe planladı” başlığını kullandı ve şunları iddia etti: “Derin devletin ilk kez yargı önüne çıktığı davada Ecevit, Gül ve Erdoğan hükümetlerine darbe girişimi delilleriyle ortaya konuldu.” Diğer gazeteler ise şu başlıkları attı: Türkiye: Gerekçeli karar tam 15 bin 600 sayfa: Ergenekon Destanı, Yeni Şafak: Gerekçeli karar 16 bin 798 sayfa: Ergenekon var hedefi hükümet, Sabah: Mahkeme, Ergenekon’un adını koydu: Derin devletin terör örgütü, Haber Türk: Ergenekon Türk Gladyosu, Akşam: Ergenekon derin devlet, Zaman: Derin devletle ilgili ilk kez bir yargı kararı verilmiştir, Bugün: Gül ve Ecevit de hedefteymiş. Hürriyet ve Milliyet ise dava sanıklarından 26. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un karara ilişkin ‘ciddiye almıyorum’ şeklindeki görüşlerini manşete taşıdı. Hürriyet: Bilmeden terörist, Milliyet: Kendine has bir karar. Milliyet, gerekçeli kararın ‘korsanlık’la suçlandığını da belirtti.

atmıştı: Sabah: Paralel yargı meydan okuyor, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi yasayı tanıma-

dığını açıkladı ‘Meclis beni kapatamaz’ deyip tahliye taleplerini kabul etmedi, Star: Mahkeme

Meclis’e kazan kaldırdı: Paralel İsyan. 7 ayda gerekçe yazamadılar, Türkiye: Mahkeme Meclis’e

BİR AY ÖNCE

kafa tuttu, Yeni Şafak: Mahkemeden yetki gaspı, Haber Türk: 13 kazan kaldırdı.

BİR AY SONRA

11 MART 2014 4 NİSAN 2014 11 MART 4 NİSAN

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Abdullah Gül Tayyip Erdoğan

Gül BM’ye, AKP eş başkanlığa Şimdi Recep Erdoğan’ın çok yakın çevresinden aldığım 31 Mart özel görüşme bilgilerine geçelim. Denilen o ki; “Başbakan Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül’e Cumhurbaşkanlığına aday olacağını kesin bir dille açıkladı. Gül’e Başbakanlık ve parti Genel Başkanlığı isteyip istemediği konusundaki düşüncesini sordu. Abdullah Gül, Başbakanlık veya parti genel başkanlığı gibi bir isteğinin olmadığını ve BM’de üst düzey bir görev alabilmesi için kendisine Erdoğan’ın uluslararası yüksek itibarını da hatırlatarak ricada bulundu. Başbakan da bu konuda çok çaba harcayacağının sözünü verdi.” 31 Mart akşamı gerçekleşen görüşmenin ardından Abdullah Gül’ün büyük moral bozukluğu, yüzünden okunuyordu. Gelelim Gül’ün Çankaya adaylığı söyleşisinin ana hatlarına; “Adaylığın konuşulacağı günlere geldik. Başbakan’la ve arkadaşlarımla konuşup karar veririz. En geç Mayıs’ta belli olur. Bana haber vermeden sürpriz yapmaz. Gazete manşetlerinden öğrenmem. Ben ona yapmam o da bana yapmaz. (Başbakanlık için); Bir şey söylemem. Oturup bunları konuşalım bakalım. Hele bir seçim neticeleri ortaya çıksın resmiyet kazansın. Ondan sonra muhakkak kendi aramızda bir değerlendirme yaparız.”

Davutoğlu Başbakan Gördüğünüz gibi Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 30 Mart öncesi hesaplarından geri vitesine takmış gözüküyor. Söyledikleri ile Recep Erdoğan kanadından duyduklarım birbirlerini doğrular nitelikte. Başbakan Erdoğan seçim öncesi demokratikleşme paketinde yasalaştırdığı eş başkanlık sistemini AKP’de uygulamakta kararlı. Kendisi Cumhurbaşkanı olduğunda partinin başına Numan Kurtulmuş’u, Başbakanlığa ise Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nu getirmeyi planlıyor. Başbakan’a yakın kaynaklar, önümüzdeki günlerde beklenen parti vitrini değişikliğinde teşkilat başkanlığına getirilerek, Numan Kurtulmuş’un ısındırma çalışmalarının başlatılacağını Ahmet Takan ileri sürüyor.

11 MART 4 NİSAN

Dün saldırmışlardı Dün Cemaat’in yalanlarına birkez daha sarılan yandaş medya, Başbakan Erdoğan’ın Ergenekon sanıkları için ‘yeniden yargılansın’ dediği gün; buna direnen 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne hep birlikte saldırmış ve şu manşetleri

YAYIN AKIŞI... YAYIN AKIŞI... YAYIN AKIŞI... YAYIN AKIŞI... YAYIN AKIŞI... 07.00 Çizgi Film “Marsupilami” 08.00 Sinema ; Roma Açık Şehir 10.00 Ekopolitik (t) 11.00 Sorunlar ve Çözümler 13.00 Haber Bülteni 13.30 Müzikle Muhabbet 14.00 Özel Röportaj 15.00 Sahne Sanatları 16.15 Ne Dersiniz 17.00 Kent Ve Yaşam 18.00 Köyden Köye 19.00 Ana Haber 20.00 Ulusal Gönüllüleri 21.00 Veryansın 23.00 Kral Çıplak (t)

09.00 Basının Gündemi 11.00 Saklı Tarih 12.00 Haber 18.00 Ombudsman 19.00 Halk Ana Haber 20.00 Saygı Öztürk ile Sisler Bulvarı 21.00 En Ana Haber 22.00 Müjdat Gezen ile Tele Sohbet 00.00 İsmail Dükel ile Günsonu Haberleri

07.30 Klip Saati 09.00 Yaşamın İçinden 11.20 Yereli Yönetenler 13.00 Şehir Işıkları 13.45 Sağlık Güzellik 15.00 Rota 16.30 Farklı Bakış 18.30 Ana Haber 20.00 Yereli Yönetenler 20.45 İkrar Yolu 22.30 Türkü Pınarı 00.00 Belgesel

09.30 Belgesel 10.00 Bu Toprağın Adımları 10.30 Tarihe İmza Atanlar 11.00 Başkent’te Sağlık 13.00 Bizim Türküler 15.00 Genç Düşünce 16.00 Belgesel 17.00 Bizim Topraklar 19.30 İki Kürek Tek Yürek 20.00 Ana Haber 22.00 Sanatın Adımları 23.00 Kitap Dünyası

09.30 Sağlık Kontrolü 10.00 Hafta Sonu Keyfi 12.10 Serra ile İtalyan İşi 13.10 Lezzet Durakları 14.00 Haber 15.00 Dünya Alem 15.30 Işıltılar 16.05 Frekans 17.00 Haber 19.05 Hayatın Tanığı 22.15 Ne Oluyor? 23.00 Aykırı Sorular Cumartesi

09.15 Tadı Damağımda 10.15 Haftasonu 12.10 Canım Doktor 13.00 Öğle Bülteni 14.15 Zor İşler 15.15 Asırlık Yüzler 18.15 Makam Farkı 19.00 Haberler 20.00 Haber 20.55 % 100 Futbol 22.15 0’dan 100’e 23.10 Acaba

07.00 Boynu Bükükler 09.30 Magazin D 12.30 Galip Derviş 13.00 Ankara’nın Dikmeni 16.00 Ben Bilmem Eşim Bilir 19.00 Ana Haber Bülteni 20.00 Arka Sokaklar 23.15 Boynu Bükükler 01.20 Kanıt

07.00 Yalancı Yarim 08.00 Kayıp Prenses 09.30 Dizi 11.00 İnan Bana 12.00 Ne Güzel Evim 13.00 Mucize Lezzetler 14.00 Akasya Durağı 16.15 Dizi 19.00 Ana Haber 20.00 Survivor 23.30 Kim O! 01.30 Film: Büyük Patlama

08.30 Winx Club 09.30 Çizgi 10.00 Cumartesi Sürprizi 13.00 Lezzet Haritası 14.00 Ev Kuşu 15.15 Film: Şenlik Var 17.00 Sevdaluk 19.00 Show Ana Haber 19.45 Fatih Harbiye 23.15 Film: Kıyamet Günü

08.00 Şeffaf Oda 09.00 Aramızda Kalsın 11.00 Gülhan’ın Galaksi Rehberi 12.00 Sine 8 13.30 Dünya Listeleri 15.15 Garfield Geri Dönüyor 17.00 Survivor Panorama 19.45 Film: Şövalye 22.30 Film: Yıldız Gemisi Askerleri 2: Birliğin Askerleri

07.00 Çocuklar Duymasın 08.45 Adanalı 10.45 Selena 12.20 Doksanlar 14.50 Alemin Kralı 16.20 Bugunün Saraylısı 19.00 Ana Haber Bülteni 20.00 Bugünün Saraylısı 00.35 Taşıyıcı 01.25 Elveda Rumeli

09.00 Gönül Hırsızı 10.45 Yeni Zamanlar 13.00 Haber 13.25 Savaşta Barışta Türk Ordusu 13.55 Adana Demirsporİstanbul BBSK Futbol 16.00 Gezelim Görelim 19.00 Ana Haber Bülten 19.55 Osmanlı Tokadı 22.40 Stadyum cumartesi 00.05 Film: Bir Kutup Masalı

10.10 Haber Tadında 11.10 Ömür Dediğin 12.00 Haber 12.20 Resim Sevinci 13.20 Sadece Sinema 14.00 Haber 15.10 Uçuyorum 16.10 Ayrıntı 17.25 Tarih Sohbetleri 18.15 Doğadaki İnsan 22.00 Bu Toprağın Canları 23.00 Dev Yapılar

08.00 Haftasonu Sabahı 10.10 Burası Haftasonu 12.05 HT Sağlık 13.00 Haber 14.15 Aktüalite 16.15 Eğitim ve Yaşam 17.00 Haber 18.10 Uzak Yakınlar 19.00 Haber 21.10 Makina Kafa 22.05 Emre Her Yerde 23.15 Tarihin Arka Odası

09.30 Sağlık Kuşağı 10.00 Güldeste 12.30 Mutfak Keyfi 14.00 Akıl Küpü 14.45 Film 16.15 Doktorunuz Sizinle 17.00 Film 19.30 Ana Haber 20.00 Seyyah 21.00 Doktorunuz Sizinle 21.30 Diyalog 23.30 Film

07.00 Nickelodeon Kuşağı 13.30 2 Broke Girls 14.00 How I Met Your Mother 15.00 Major Crimes 16.00 The Carrie Diaries 17.00 The Simpsons 18.00 CSI: NY 19.00 Leverage 20.00 Mom 21.00 Person of Interest 22.00 Two and a Half Men 22.55 Vikings

09.00 Ellen Show 11.00 The Weddin Band 13.00 Game Of Thrones 15.00 Doctor Who 17.00 Parade’s End 19.00 The Tonight Show 21.00 Lilyhammer 22.00 Treme 23.00 The Wire

07.30 Çalar Saat 09.45 Fox İzliyoruz 10.00 Çocuklar Duymasın 11.30 Not Defteri 13.45 O Hayat Benim 16.30 Düşler ve Umutlar 18.30 Haftasonu Haber 19.45 Düşler ve Umutlar 21.30 Umutsuz Ev Kadınları 23.00 Film: Predators

09.00 Kiralık Çocuk 10.40 Film: Tatlı Çocuk Johnny 12.30 5 Yıldızlı Şefler 13.20 Film: Yakın Koruma 15.40 Pretty Little Liars 17.20 Gezenti 18.10 Trend Topic 18.50 Genç Şefler 19.40 Film: Sahibinden Satılık 21.30 Film: Marie Antoinette

T.C BAKIRKÖY 1. FLAS MÜDÜRLÜÜNDEN EK SIRA CETVEL LANI

T.C. GEBZE 3. CRA DARES LANEN TEBL 2014/141 TLMT. Yukarıdaki dosyamızda hacizli bulunan 34 GH 6136 Plaka sayılı aracın Darıca ilçesi Barbaros Cad.Atabey Sok No:25 de 17/04/2014 günü saat 11.15 dlen 11,20’ye kadar 1 nci artırma,bu mümkün olmadığı taktirde 02/05/2014 günü yine aynı yer ve aynı saatte 2 artırması yapılacaktır. Talimat gereği Borçluya tebliatın ilan yolu ile yapılmasına karar veriymiş olup satış günü yeri ve saati yukarıya yazılmıştır. Borçlu Ferhat GÖNÜLALÇ AK’a (osmangazi Mah. Ergüven Sok.No:31Sancaktepe/Darıca) tebliğen rica olunur. BASIN: 22121 (www.bik.gov.tr)

DOSYA NO :2009/52 MÜFLİSİN ADI, SOYADI VE ADRESİ :ALTIN HAVA YOLU TAŞIMACILIĞI TUR VE TİC AŞ Alemdağ cad.No:124 kat 7/A Ümraniye-İstanbul Müflis masasında, sıra cetvelinin ilanından sonra geç kayıt yaptıran 65 numarada kayıtlı alacakla ilgili olarak tahkik ve tetkik işlemleri bitirilmiş ve İcra ve İflâs Kanununun 206 ve 207 nci maddeleri gereğince düzenlenen alacaklılar sıra cetveli incelemeye hazırdır.

Alacağın esasına ve miktarına ilişkin itirazların (15) gün içinde iflâsa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesinde dava yoluyla ileri sürülebileceği; yalnız sıraya ilişkin itirazların ise (7) gün içinde şikâyet yoluyla icra mahkemesinde ileri sürülebileceği İ.İ.K.’nun 166, 232, 234, ve 235. Maddeleri gereğince tebliğ ve ilan olunur. 11/02/2014 BASIN: 21932 (www.bik.gov.tr)

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de

T.C. ADANA 9. CRA DARES TAINIRIN AÇIK ARTIRMA LANI 2013/118 TLMT. Aşağıda cins, miktar ve değerleri yazılı mallar satışa çıkarılmış olup: Birinci artırmanın aşağıda belirtilen gün, saat ve yerde yapılacağı ve o gün kıymetlerinin %50’sine istekli bulunmadığı taktirde, yine aşağıda belirtilen gün, saat ve aynı yerde 2. artırmanın yapılarak satılacağı; şu kadar ki, artırma bedelinin malın tahmin edilen değerinin %50’sini bulmasının ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakların toplamından fazla olmasının ve bundan başka paraya çevirme ve payların paylaştırma giderlerini geçmesinin şart olduğu; birinci artırmadan on gün önce başlamak üzere artırma tarihinden önceki gün sonuna kadar esatis.uyap.gov.tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebileceği, birinci artırmada istekli bulunmadığı takdirde elektronik ortamda birinci artırmadan sonraki beşinci günden başlamak üzere ikinci artırma gününden önceki gün sonuna kadar elektronik ortamda teklif verilebileceği, mahcuzun satış bedeli üzerinden aşağıda belirtilen oranda KDV.’nin alıcıya ait olacağı ve satış şartnamesinin icra dosyasından görülebileceği; gideri verildiği takdirde şartnamenin bir örneğinin isteyene gönderilebileceği; fazla bilgi almak isteyenlerin yukarıda yazılı dosya numarasıyla dairemize başvurmaları ilan olunur. 28/03/2014

1.hale Tarihi 2.hale Tarihi hale Yeri No 1

: 30/04/2014 günü, saat 10:30 - 10:40 aras. : 16/05/2014 günü, saat 10:30 - 10:40 aras. : AYHAN DENZ-A-D-MALAT N.ELKTRK.MLT.VE MONTJ.MERSN YOLU ÜZER YELOBA MAH. 157.SK.NO:11 SEYHAN/ADANA -null null / null Takdir Edilen Deeri TL. Adedi KDV Cinsi (Mahiyeti ve Önemli Nitelikleri) 500,000,00-TL 1 %18 DURMAZLAR MARKA HD-4020 TİPİNDE 2011 MODEL 813211043 SERİ NOLU 4000x2000 Cm ebatlarında LAZER KESME MAKİNASI

(K m.114/1,114/3) * : Bu örnek, bu Yönetmelikten önceki uygulamada kullanılan Örnek 63’e karşılık gelmektedir.

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de

BASIN: 21778 (www.bik.gov.tr)


Hazırlayan: Ece KIRBAŞ

5 NİSAN 2014 CUMARTESİ

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Muddy Waters 101 yaşında ‘Modern Chicago Blues’ın Babası’ Muddy Waters, 4 Nisan 1913’te Mississippi’de doğmuştu. Büyük ustanın dün doğumunun 101. yılıydı

B

azı tarzların simgeleşmiş şarkıları vardır. Bunların ilk notaları dökülmeye başladığında duyan insanlar teklifsiz melodiye katılır. Hard rock denildi mi ister istemez akla gelen Deep Purple’ın “Smoke On The Water”ıdır. Blues’da ise “Hoochie Coochie Man” böyle bir yapıttır. Willie Dixon’ın bu bestesi daha çok yorumcusuyla Muddy Waters’la anılır. Bu şarkıyı duyduğumuzda şarkının ismine bile “Muddy Waters” diyecek kadar onunla özdeşleştirmişizdir. Blues içinde en tanınmış isim olan Muddy Waters, modern Chicago blues’ın babası payesini de ziyadesiyle haketmiş bir isimdir. Bu usta müzisyen 4 Nisan 1913’te Mississippi’de doğmuştu. Büyük ustanın dün doğumunun 101. yılıydı. Gercek adı Mc Kinley Morganfield olan Chicago blues’ın babası, doğumundan kısa bir süre sonra annesini kaybedecekti. Bu yüzden ona anneannesi bakacaktı. Küçük Mc Kinley’in hep nehir kenarında çamurlu sularla oynaması nedeniyle anneannesi ona “Muddy” lakabını takacaktı. Mc Kinley de müzik hayatına adım attığında büyükannesinin taktığı ismi Muddy Waters’ı kullanacaktı. Müziğe ilk olarak armonika ile merak saran Muddy Waters, 17 yaşına geldiğinde blues’ın iki ustası Son House ve Robert Johnson’dan etkilenerek gitara geçecekti.

Chess biraderlerin plak şirketi 27 yaşında Chicago’ya giden Muddy Waters, sokak müzisyenliği dahil, ufak tefek yerlerde iş bulabilirse çaldı. Bu başarısızlığın ardından bir yıl sonra Mississippi’ye dönecekti. 1943 yılındaki ikinci Chicago seferinde ise şans yüzüne

gülmüş ve büyük bluescı Big Bill Bronzy’nin desteğiyle profesyonelliğe adım atmıştı. 1946 yılında ise Polonya’dan ABD’ye göç eden iki Yahudi kökenli kardeşin yatırımcı zihniyeti Muddy Waters gibi bir çok siyahi müzisyeninin yüzünü güldürecekti. Leonard ve Phill Chess biraderler, savaştan kaçarak geldikleri bu yeni diyarlarda yaptıkları işlerde paralarını batırmış bir vaziyettedirler. Bu durumu düze çıkarmak için Chicago’nun kenar mahallelerinde bir yer tutup, siyahi insanların müziğini kaydeden bir plak evi kurmaya karar verirler. Müzik tarihine altın harflerle yazılacak olan Chess Records böylece kurulur. İlk çıkan plakları da Muddy Waters’ın “Rollin Stone” isimli baş yapıtıydı. Chess Kardeşlerin blues tarihinde bir modern devrimi sağlayan plak şirketinde Muddy Waters, başarılı işler gerçekleştirecekti. Böylece 1950’lerin başında yıllar sonra hepsi birer blues standartı olacak plaklar birbiri ardına gelecekti. Bu plaklardan “Hoochie Coochie Man”, R&B listelerinde 8. sıraya yükselirken ardından gelen “I Just Want To Make To Love To You” ve “I’m Ready” ilk 4’deki yerini alacaktı.

Rolling Stones’ın isim babası Chess Records’un bu plakları ABD’de siyahlara hitap ederken, Atlantik’in öteki yakasında Avrupa’da yoğun ilgi görüyordu. Bu plaklara ve özellikle de Muddy Waters’ınkilere hayran olan İngiliz gençleri arasında iki kişi Chess Records’un kapısına kadar dayanacaklardı. Uçakla kıtayı aşan bu iki tıfıl yeni yetme, hayranı oldukları Muddy Waters’ın peşine düşmüşlerdi. Keith ve Mick adındaki bu

iki genç yıllar sonra müzik tarihinin en görkemli ve pahalı grubu Rolling Stones’ı kuracaklardı. 1960’larda İngiltere’de alışık olmadığı kadar kalabalık ve de beyaz tenli izleyiciye konser veren Muddy Waters, hem İngiliz blues’ına hem de 70’lerin hard rock gruplarına esin verici bir anahtar vazifesi görecekti. Bu büyük blues ustasını 30 Nisan 1983’te Westmond Illinois’te 70 yaşındayk e n evind e uyurken, geçirdiği bir kalp krizi sonucu yitirecektik. Dolgun, gür sesiyle müthis bir sıcaklık veren sanatçı, elektro gitar stilindeki sertlik ile ayırt edilen bir figürdür. Klasik Delta tarzını yeni çıkan rock tarzıyla kaynaştırarak blues’ın günümüzdeki modern yapısını kuran figürlerin başında gelecekti. 70’lerden bu yana rock müziğe yol açıcı moraller veren “Blues’ın Babası”nı 101. doğum yıldönümünde saygıyla anıyoruz.

Doğ

Elektriklenen Muddy



Muddy Waters, bugün hepsi birer baş yapıt olan plaklara imza atsa da geçim sıkıntılarıyla da mücadele etmişti. 1968’de hayat gailesinden gelen böylesi bir kızgınlıkla “Electric Mud” albümünü çıkartacaktı. O dönem yeni çıkan ve ticari başarı da sağlayan saykodelik tazlara meyleden bu albümü yapmakla kalmayarak, saç şekli başta olmak üzere imajını da değiştirecekti. Plağın iç kapağında bir sünnet çocuğu giysisine benzeyen kıyafetine, arka kapakta kabartılmış saçlarıyla ilginç imajının gerçekleştiği berber salonunun aynasının yanındaki tezgahın resmi eşlik edecekti. Chess Records’un kötü günleri başlamıştı. Yapılan plaklardaki blues devrimine ABD’de yüz verilmezken, bu tarzın çakma ve beyaz taklitleri parsayı topluyordu. Chess Records’dan çıkan Chuck Berry’nin beyazı Beach Boys olurken, Muddy Waters ve Howlin’

Wolf’un beyazı da Elvis Presley ile sunuluyordu. Bütün bunlara bir de yeni çıkan saykodelik rock rüzgarı da eklenince Muddy Waters, elektro gitarlara “Wah - Wah” pedalları ve “Fuzbox”lar eklemleyerek saykodelik’le blues’ı hem hal eden bir çalışma için kolları sıvadı. Grup formatına da saksofon ve elektro orgu da katarak dönemin rüzgarından yararlanacaktı. Bir kızgınlık sonucu yapılan bu albümün müziği de oldukça sert, neredeyse hard rock vari bir etkiye bürünmüştü. “Electric Mud” çıktığı dönemde blues çevrelerinden olumsuz tepki aldı. Ünlü film yönetmeni Martin Scorsese’ın 4 bölümlük “The Blues” belgeseli 2003 yılında gösterildiğinde tekrar bu albüm gündeme gelecek ve hakettiği ilgiye 35 yıl sonra kavuşacaktı. “Electric Mud”,ticari kaygılar ve Muddy Waters’ın kızgınlığından yapıldıysa da ileride rock gruplarının çıkısına ilham kaynağı olacak önemli bir müzikal görüşü barındırıyordu.

an

5 Nisan 1908 HERBERT VON KARAJAN

6 Nisan 1957 ABD’li şarkıcı ve televizyon yıldızı Perry Como çıkardığı “Round And Round” isimli plağıyla ABD müzik listelerinde 1 numaraya yükseldi. 6 Nisan 1974 200 bin kişinin izlediği “The California Jam” rock festivali yapıldı. Deep Purple’ın buradaki konseri tarihi bir albüm olurken, festival Emerson, Lake and Palmer,Black Sabbath, Black Oak Arkansas gibi gruplar katıldı. 6 Nisan 2005 ABBA grubu İngiltere’de yapılan 19. Eurovision şarkı yarışmasını kazandı. İsveç adına “Waterloo” isimli parçasıyla birinci gelen ABBA ilerki yıllarda da başarısını sürdürebilen ender gruplardan olacaktı

34 yıl boyunca Berlin Filarmoni orkestrasının yöneten en tanınmış orkestra şefi.

7 Nisan 1968 Nina Simone, Westbury’deki konserinde öl-

dürülen siyahi lider Martin Luther King için yaptığı “Why” isimli şarkısını ilk kez söyledi. 8 Nisan 1963 John Lennon ve Cynthia Powell’ın çocuğu Julian Lennon doğdu. Cynthia Powell, John Lennnon’un Yoko Ono’dan önceki ilk eşiydi. 10 Nisan1978 Moğollar grubunun basgitaristi Taner Öngür, Silvan’a askerliğe gitti. 11 Nisan1983 Metallica’nın ilk albümünün hazırlıkları aşamasında gitarist Dave Mustaine ile grubun fikir ayrılıkları başlayacaktı. Ve en sonunda Mustaine ayrılarak Megadeth grubunu kuracaktı. Onun yerine guitarist arayışları sonucu Exodus grubundan Kirk Hammett bulunacaktı.

Yunanistan’ın en önemli bestecisi ve müzisyeni. 1959’da Mikis Theodorakis ile çalışmış olan sanatçı rembetiko ve Yunan müziğini çağdaş temellerde işlemiş usta bir müzik adamıydı.

Ölen 7 Nisan 2005 GRIGORIS BITHIKOTSIS

T.C. DÜZCE 4. CRA DARES TAINMAZIN AÇIK ARTIRMA LANI 2013/1829 ESAS Satılmasına karar verilen taşınmazın cinsi, niteliği, kıymeti, adedi, önemli özellikleri: 1 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : Satışı yapılacak olan taşınmaz; Düzce ili, Merkez ilçesi, Yayla Köyü, Töngeloğlu Mevkii, 127 ada, 4 parsel de kayıtlı 3.852,72 m2 yüzölçümlü, betonarme ev ve yığma ahır ve fındık bahçesi niteliğindeki taşınmazdır. Taşınmaz kapama fındık bahçesi olarak kullanılmakta olup; üzerinde yığma kargir tarzında yapılmış ve mesken olarak kullanılmakta olan tek katlı bir bina ile yığma tarzında yapılmış ve ahır olarak kullanılmakta olan tek katlı bir yapı mevcuttur. Taşınmazın güney doğu hududu yola cepheli olup, diğer hudutları komşu parseller ile çevrilidir. Taşınmaz köy yerleşik alanı içinde yer almaktadır. Mesken olarak kullanılmakta olan bina; 11.50 m x 12.20 m ebadında yapılmış olup; bir antre, mutfak, banyo ve tuvaletten oluştuğu tespit edilmiştir. Kapı ve pencereleri ahşap olarak takılmış, çatısı kiremit ile örtülmüş vaziyettedir, içeride elektrik ve suyu mevcut olup; ısıtma katı yakıt ile sağlanmaktadır. Binanın kullanım alanı 140.30 m2’dir. Taşınmaz üzerinde ahır olarak kullanılmakta olan yapı tek katlı olup, 27.84 m2’dır. Adresi : Düzce ili, Merkez ilçesi, Yayla Köyü, Töngeloğlu Mevkii, Yüzölçümü : 3.852,72 m2 Kymeti : 84.389,79 TL KDV Oran : %18 1. Sat Günü : 06/05/2014 günü 15:00 - 15:10 arası 2. Sat Günü : 03/06/2014 günü 15:00 - 15:10 arası Sat Yeri : DÜZCE BELEDİYE BAŞKANLIĞI MEZAT SALONU; FEVZİ ÇAKMAK MAHALLESİ, ESKİ BELEDİYE BİNASI ALTI, DÜZCE 2 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : Satışı yapılacak olan taşınmaz; Düzce ili, Merkez ilçesi, Yayla Köyü, Koyunağılı Mevkii, 148 ada, 12 parsel de kayıtlı 3.795,80 m2 yüzölçümlü, fındık bahçesi niteliğindeki taşınmazdır. Taşınmazın güney hududu yola cepheli olup; diğer hudutları komşu parseller ile çevrilidir. Taşınmaz köy yerleşik alanı dışında kalmaktadır. Taşınmaz kapama fındık bahçesi olarak kullanılmaktadır. Taşınmazın ulaşım ve sulama problemi bulunmamaktadır. Adresi : Düzce ili, Merkez ilçesi, Yayla Köyü, Koyunağılı Mevkii, 148 ada, 12 parsel de kayıtlı taşınmaz Yüzölçümü : 3.795,80 m2 Kymeti : 18.979,00 TL KDV Oran : %18 1. Sat Günü : 06/05/2014 günü 15:20 - 15:30 arası 2. Sat Günü : 03/06/2014 günü 15:20 - 15:30 arası Sat Yeri : DÜZCE BELEDİYE BAŞKANLIĞI MEZAT SALONU, FEVZİ ÇAKMAK MAHALLESİ, ESKİ BELEDİYE BİNASI ALTI, DÜZCE 3 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : Satışı yapılacak olan taşınmaz; Düzce ili, Merkez ilçesi, Yayla Köyü, Koyunağılı Mevkii, 148 ada, 40 parsel de kayıtlı, 1.950,86 m2 yüzölçümlü, fındık bahçesi niteliğindeki taşınmazdır. Taşınmaz kapama fındık bahçesi olarak kullanılmaktadır. Taşın-

mazın batı hududu yolu, kuzey batı hududu çıkmaz yola cepheli olup, diğer hudutları komşu parseller ile çevridir. Taşınmaz köy yerleşik alanı dışında yer almaktadır. Taşınmazın ulaşım ve sulama problemi bulunmamaktadır. Adresi : Düzce ili, Merkez ilçesi, Yayla Köyü, Koyunağılı Mevkii, 148 ada, 40 parsel de kayıtlı taşınmaz Yüzölçümü : 1.950,86 m2 Kymeti : 9.754,30 TL KDV Oran : %18 1. Sat Günü : 06/05/2014 günü 15:40 - 15:50 arası 2. Sat Günü : 03/06/2014 günü 15:40 - 15:50 arası Sat Yeri : DÜZCE BELEDİYE BAŞKANLİĞİ MEZAT SALONU, FEVZİ ÇAKMAK MAHALLESİ, ESKİ BELEDİYE BİNASI ALTI, DÜZCE Sat artlar : 1- İhale açık artırma suretiyle yapılacaktır. Birinci artırmanın yirmi gün öncesinden, artırma tarihinden önceki gün sonuna kadar esatis.uyap.gov.tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada tahmin edilen değerin %50 sini ve rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmek şartı ile ihale olunur. Birinci artırmada istekli bulunmadığı takdirde elektronik ortamda birinci artırmadan sonraki beşinci günden, ikinci artırma gününden önceki gün sonuna kadar elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada da malın tahmin edilen değerin %50 sini, rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmesi şartıyla en çok artırana ihale olunur. Böyle fazla bedelle alıcı çıkmazsa satış talebi düşecektir. 2- Artırmaya iştirak edeceklerin, tahmin edilen değerin % 20’si oranında pey akçesi veya bu miktar kadar banka teminat mektubu vermeleri lazımdır. Satış peşin para iledir, alıcı isteğinde (10) günü geçmemek üzere süre verilebilir. Damga vergisi, KDV, 1/2 tapu harcı ile teslim masrafları alıcıya aittir. Tellaliye resmi, taşınmazın aynından doğan vergiler satış bedelinden ödenir. 3- İpotek sahibi alacaklılarla diğer ilgilerin (*) bu gayrimenkul üzerindeki haklarını özellikle faiz ve giderlere dair olan iddialarını dayanağı belgeler ile (15) gün içinde dairemize bildirmeleri lazımdır; aksi takdirde hakları tapu sicil ile sabit olmadıkça paylaşmadan hariç bırakılacaktır. 4- Satış bedeli hemen veya verilen mühlet içinde ödenmezse İcra ve İflas Kanununun 133 üncü maddesi gereğince ihale feshedilir. İhaleye katılıp daha sonra ihale bedelini yatırmamak sureti ile ihalenin feshine sebep olan tüm alıcılar ve kefilleri teklif ettikleri bedel ile son ihale bedeli arasındaki farktan ve diğer zararlardan ve ayrıca temerrüt faizinden müteselsilen mesul olacaklardır. İhale farkı ve temerrüt faizi ayrıca hükme hacet kalmaksızın dairemizce tahsil olunacak, bu fark, varsa öncelikle teminat bedelinden alınacaktır. 5- Şartname, ilan tarihinden itibaren herkesin görebilmesi için dairede açık olup gideri verildiği takdirde isteyen alıcıya bir örneği gönderilebilir. 6- Satışa iştirak edenlerin şartnameyi görmüş ve münderecatını kabul etmiş sayılacakları, başkaca bilgi almak isteyenlerin 2013/1829 Esas sayılı dosya numarasıyla müdürlüğümüze başvurmaları ilan olunur. 21/03/2014 (İİK m.126)_ (*) ilgililer tabirine irtifak hakkı sahipleri de dahildir. * : Bu örnek, bu Yönetmelikten önceki uygulamada kullanılan Örnek 64’e karşılık gelmektedir. BASIN: 21970 (www.bik.gov.tr)

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de


5 NİSAN 2014 CUMARTESİ

Yansıma dergisi ve evrensel yazın dili

Hüseyin HAYDAR huseyinhaydar@aydinlikgazete.com

AĞIR DEVİR

Ruanda Ruanda... Nyimbo tarladan yorgun döndüğünde, Şarkı söyleyen çiçekli kız Nyimbo, Erkeğini rüyasında görüp saçlarını çözmüş, Zülfüne el değmemiş bin tepenin gülü.

Edebiyat da siyaset gibi gelenek; söz/yazı zinciri üzerinde soluk alıp verir. Yansıma dergisi kendinden önce döşenen taşların üstünde yürüdü ve onu, ona gelen bir olgu gibi kucakladı ve saygı duydu  BEYAZIT KAHRAMAN

Ç

ok yönlü bir sanatçı olarak tanıdığımız Tekin Sönmez’in ilk şiirleri 1964’teYaşar Nabi Nayır yönetimindeki Varlık dergisinde yayımlandı. ‘Şafağın Demircisi’ adlı şiiriyle 1970 TRT Tek Şiir Başarı Ödülünü kazandı. 1971’de Gelecek dergisinin kuruluşuna katıldı. İlk düzyazısını da bu dergide yayımladı. 1972-1975 arasında (45 sayı) Yansıma dergisini yayımladı ve yönetti. Rıfat Ilgaz, Ceyhun Atuf Kansu, Hasan Hüseyin Korkmazgil, Bedrettin Cömert, Şükran Kurdakul gibi şair ve yazarların ürünlerinin de yayımlandığı Yansıma, o dönemde çok etkili oldu edebiyatımızda unutulmaz bir yer kazandı. Sönmez 1981’de Yansıma Haftalık Edebiyat Gazetesi’ni yayımladı ve yönetti. 1982’de Türkiye’den ayrılıp İsveç’e yerleşti. 7 Kasım 2013’te 32. TÜYAP İstanbul Kitap Fuarında Hayati Asılyazıcı, Eray Canberk, Rıza Zelyut ve Hasan Kantarcı’nın konuşmacı olarak katılımıyla düzenlenen Yansıma Dergisi Yazarlarına Vefa ve Saygı Paneli’nde dergi ve yazarlarının edebiyatımızdaki yeri önemle vurgulandı. Usta yazarımız tekin Sönmez’le, İstanbul’a yolu düştüğü bir gün, Yansıma dergisi ve evrensel yazı

Beyazıt Kahraman

Tekin Sönmez dili Türkçe üzerine söyleştik.  Bugün romancılığınızın, gazeteciliğinizin yanında iki yıldır yaptığınız ‘Yansıma dergisi yazarlarına vefa, saygı’ toplantılarını irdelemek isterim. Türk edebiyatında dergi çok fakat siz kırk yıl sonra farklı şeyler yaptınız. Yönettiğiniz dergide yazanların unutulduğunu mu düşündünüz? Yoksa başka bir neden mi var?  Edebiyat da siyaset gibi gelenek; söz/yazı zinciri üzerinde soluk alıp verir. Gelenek derken, döşenen taşların üzerinde yürüme konusuna indirgemek isterim. Yansıma dergisi kendinden önce döşenen taşların üstünde yürüdü ve onu, ona gelen bir olgu gibi kucakladı ve saygı duydu. Ölümünden

25 yıl sonra S. Ali özel sayısı gibi, Türk Şiiri, Türk Hikâyeciliği özel sayısı gibi soruşturma girişimleri de yaptı. Benzer özel sayılarda, bizden önce döşenmiş taşların üzerinde yürüdüğümüzü, bunun genetik gelenek zinciri olduğunu biliyorduk. Ömür bedeli döşenmiş taşlara saygı olacaksa; bir arka plan ve bağlanma bilinci de olmalı. Bağlanma da; iyi, evrensel değerlerde edebiyat ürünü ortaya koyarak bağlanmadır. İçki sofralarında aslan gibi babalanma değil! Değil, çünkü aslan sütü akşamcı sofralarının şişelerinde durduğu gibi durmaz! Bugün dergilere, gazete kitap eklerine bakın; kendinden önce döşenen taşların üstünde yürüyüş adına ne görüyorsunuz?

‘İsimsiz’ bir oyun

Ş

Turgay OĞUZ

ehir Tiyatroları’nın prömiyerini gerçekleştirdiği ‘İsimsiz’ adlı yeni oyunu, Özgür Kaymak Tanık yönetimde sahnelenmeye başladı. Oyunun aynı zamanda yazarıda olan Tanık’ın, reji koltuğundaki ilk oyunu. Dilek Tekintaş’ın dramaturgisini üstlendiği oyunun sahne ve kostüm tasarımı ise Nihal Kaplangı’ya ait. Işık tasarımda Mahmut Özdemir, efekt ta-

sarımında Çağrı Han Ordu, makyaj tasarımında Elif Girgin imzası var. Oyunda, Berrin Akdeniz Zoga, Caner Çandarlı, Mert Aykul, Ceren Hacımuratoğlu, Defne Gürmen Üstün, Pınar Aygün, Zeynep Göktay Dilbaz, Selin İşcan, Musa Arslan, Emre Karaoğlu gibi usta oyuncular rol alıyor. Oyun toplumsal anlaşmazlığı, ötekileştirilmeyi ve kutuplaştırılmayı, yılbaşı gecesi bir araya

İlanı gelmeyen kitap konusunda, gazete ekleri yazı yayımlıyor mu? İçki sofralarında da iyi şiir yazılır. İkinci yeni diye adlandırılan ve o dönem kimsenin ilgi duymadığı şiirler şimdi Türkiye’nin bugünkü ortamında, Aslanlı Yol imgelemi yoğunluğu ile ha bre sahne alıyor. İmgesiyle Aslanlı Yol nedir? Bir Ö. Faruk Toprak, bir Ceyhun Atıf Kansu, bir Şükran Kurdakul, bir Hasan Hüseyin şiir titreşimini, sesini işitiyor musunuz? Ben şimdi size bir Ceyhun Atıf Kansu şiirini, bugünü yansıtan bozlak titreşimle okusam ağlarsınız. İkinci yeni, Aslanlı Yol şiirleri değildir! Birilerinin buna değineceğini sanıyordum fakat... Sanırım sorunuzun yanıtı bu.  Yansıma Dergisi yazarlarını iki grupla aldığınızı bir söyleşide

toplanmış bir aile üzerinden gözler önüne serme çabasında. İnsanların kendi aralarında yarattığı her türlü ayrışmayı haklı gösterecek binbir neden yaratmakta ki ustalığının sorgulandığı, insani değerlerin kolaylıkla alaşağı edilebildiği, acımasız evrensel düzene dem vurmaya gayret ediyor. İnsan türünün yaşadığı her türlü anlamsızlığın hayvanlar tarafından eleştirildiği ahır sahnesi, aslında anlatılmak istenen ana fikri net olarak ortaya koyuyor. “Evet biz hayvanız ama biz bile birbirimize bu kadar hayvani dürtülerle yaklaşmıyoruz” Oyun metninin dünya edebiyatında da sıklıkla kullanılmış, hoşgörüsüzlük ve yozlaşmış insan ilişkilerini sorgulama noktasındaki duruş zayıflığı, oyunun reji aşamasına da sirayet etmiş durumda. Dekor olarak kullanılmış, 15 derece açı ile yükseltilmiş 4x4 metrelik tek düze bir platforma zaman zaman 2 adet saman balyası eşlik etmekte. Antik yunan tragedyalarında kullanılan kostümleri çağrıştıran kostüm tasarımı ise

ŞAİRİN EMEĞİ

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Nyimbo danstan baygın düştüğünde, Irmak yatağında şırıldayan Nyimbo, Nisan güneşi altıncı günü gösteriyordu tam. Tanrı dinlenmek için Ruanda’ya gelmişti, Nyimbo, ulu damadı karşılamaya gitti.

açıklamıştınız. Ürünleriyle, tanınmış yazarlarla yetinmeyip genç bir kuşaktan söz etmiştiniz. İlki, toplumcu gerçekçi şairler ve yazarlar, yukarıda adlarını andıklarınız, sizin sözünüzle üstünde yürüdüğünüz tüm taşları döşeyenler. İkinci grupta yeniler var, onlar da sizin döşediğiniz taşların üstünde yürüyecek olanlardı. Ne oldu?  Saygı toplantıları başlamadan önce ikinci gruptan yazarlara sordum. Necati Mert’in yanıtını aktarmak istiyorum. Dedi ki: “Tekin Ağbi, çok su aktı köprülerin altından, bıraktığın hiçbir şey bıraktığın yerde değil. Türk olsun, Kürt olsun, solcular; birbirine kızdı mı ya ‘faşist’ ya ‘dönek’ karası çalıyor. Nasıl bir araya getireceksin bunları? İkincisi de üç dört eğilim var: Ya Kürtçü ya Kemalist ya ümmetçi olacaksın ki sesin duyulsun.” Mertçe verdiğim yanıt şu oldu: “Ortak paydamız Türkçedir. Türkçe şemsiyesi altında, Türkçe yazılmış ürünler ortak paydasıyla konuşabiliriz.” Böyle oldu. Kırk yıl önceki bu kuşak söyleşilerde yan yana geldiler. Bakın Ahmet Özer, Necati Mert, Burhan Günel, Mehmet Güler, Rıza Zelyut, Mehmet Veysel Batmaz, M. Sadık Aslankara gibi bugün tanınmış olanlar ki, ilgi duydukları kulvarlarda ürün veren yazarlardır. “Ne oldu?” diye sordunuz: Bir araya geldiler, yönetimimde edebiyatın bayrağı Türkçe, onların algı ve paylaşım paydası oldu.

çağdaşı olduğumuz oyun metni açısından oldukça tozlu bir görünüme sahip. Makyaj tasarımı, çoğunlukla çoçuk tiyatrolarında masalsı anlatımı kuvvetlendirmek ve hayal kahramanlarını öne çıkartmak için kullanılan teknikle benzerlik göstermekte ve bu durum oyunun bir yetişkin oyunu olmasından uzaklaşmasına sebebiyet vermekte. Eşek rolündeki Caner Çandarlı ve koyun rolündeki Can Alibeyoğlu’na saman balyasındaki otlardan yedirtilmesi, oyuncuların bazıları tarafından kullanılan, uydurulmuş bir konuşma dilinin kullanılması, oyunun öne çıkan önemli ayrıntılarından. Tanık’ın oyun broşüründe yer alan yazısında samimi olarak anlattıklarından yola çıkarak yazdığı oyun, hafızasında biriktirdiği olaylardan zaman, mekan ve kişi isimlerini silerek sahneye koyduğu, herşeyi silerken yaşadıklarının samimiyetinide sildiği bir eser olduğu kanısındayım.

Kutsal ruh Nyimbo’ya çeyiz getirmişti, Nyimbo tarladan yorgun döndüğü günde, Zülfüne el değmemiş bin tepenin gülü; Uzun boynu öpülmek istiyordu, çikolata kokulu. Hediye sandığından çelik palalar çıktı, Rabbin armağanı baltalar, oraklar, satırlar, Düşünün, bu aletler mısır kırmak için mi? Nyimbo tütsü yaktı, Ave Maria’yı okudu son. Yüz gün yüz gece sürecekti düğün. Ruanda’nın göğsünde fildişi haç koptu, Koruyamadı Nyimbo’nun boynunu... Yer bahar güneşinin ateşiyle yarı sarhoştu. Sekiz yüz bin kurban kesildi, kızlı erkekli, Tam sekiz yüz bin kurban analı babalı... Kan yürüdü taş oluktan mesih borsalarına. Nyimbo’nun adıdır; Madelaine, Ayşa, Maria, St Germain’de oturan kızkardeşler say ki, İsa adına acı çekenler, ona nasıl kıydınız? Ey Paris, caniyi başüstünde tutuyorsun hâlâ. Palanın sapından Papa Paulus tutmuştu, Kanlı palanın sapından Kofi Annan tutmuştu, Palanın sapından Mitterrant tutmuştu... Pala bir Hutu erkeğinin eline tutuşturulmuştu. Gördük Griouette’un insan sakadatlarını, Organların nasıl sergilendiğini ulusal müzede. Sallanır durur Nyimbo’nun boncuklu kolları, Tepesinde Rüzgargülü’nün döndüğü Eyfel’in çengelinde sallanır durur bugün de. Paris’in esrik başı önüne düştüğünde, Duyulur kesik kesik, Nyimbo’nun incecik sesi, İncecik yağar Paris’in nisan yağmuru da: Ruanda Ruanda... Ruanda Ruanda...

Not: 6 Nisan 1994 günü Ruanda’da Batı’nın tezgahladığı büyük soykırım başladı. Fransa ve ABD’nin ülkedeki etnik kışkırtmasıyla 100 günde 800.000’i aşkın insan katledildi. Dünyanın bu en acımasız katliamına Birleşmiş Milletler (BM) sessiz kaldı. Griouette: Fransız Gladyosu, (Rüzgargülü).

‘Carmina Burana’ CRR’de



Bordeaux Ulusal Operası, tüm dünyada milyonların hayranlığını kazanmış”Carmina Burana” ile bu akşam saat 20.00’de Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda olacak. Topluluk ile Türkiye’ye gelen ve Fransa’da çok sevilen Arjantinli koreograf Maurice Wainrot,”Carmina Burana” ve “Chopin Numero Uno” koreografileriyle İstanbullu izleyiciyilerle ilk defa buluşacak.

T.C. SAMSUN 4. CRA DARES TAINMAZIN AÇIK ARTIRMA LANI 2013/5157 ESAS Satılmasına karar verilen taşınmazın cinsi, niteliği, kıymeti, adedi, önemli özellikleri: 1 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : Samsun İl, Tekkeköy İlçe, 112 Ada No, 9 Parsel No, Asarağaç Köyü, Tapu kaydında 448,25 m2’lik arsa olarak görünen taşınmaz Örnek San Sit 1009. Sok No:2 adresindedir.Taşınmazın üzerinde 2 katlı betonarme karkas bina mevcuttur. Taşınmazın çevresinde yapılaşma vardır, hemen önünden sanayi sitesi içi yol geçmektedir. Samsun/Ordu karayoluna 150 m mesafede, yakınında Trafik Bölge Müdürlüğü mevcuttur. Belediyenin bütün hizmetlerinden faydalanmaktadır. Etrafındaki iş yerlerinin bazıları boş bazıları harabe durumdadır. Tamamı işyeri olarak kullanılan bina zemin kat ve 1 normal kattan oluşmaktadır, her iki katı da 294 m2 alanlıdır. İşyerinin içi ve dışı sıvalı boyalıdır. Pencereler demir doğramalı, taban döşemeleri şap ve seramik kaplama, girişi demir kapılı, duvarlar plastik boyalıdır. Kalorifersizdir. Çatısız ve bakım onanmı yapılmış olan bina kullanılabilir durumdadır. Bina halen süt ürünleri işleme yeri olarak kullanılmaktadır. Eksik imalat oranı %10’dur. Dükkan köşe başındadır. Binanın yıpranma payı %20’dir. mar Durumu : Samsun Kutlukent Belediyesi imar planı içerisinde olan taşınmaz H: 10,50 m. sanayi parseline isabet etmektedir. Kymeti : 350.388,60 TL KDV Oran : %18 Kaydndaki erhler : tapu kaydındaki gibidir 1. Sat Günü : 07/05/2014 günü 09:30 - 09:40 arası 2. Sat Günü : 11/06/2014 günü 09:30 - 09:40 arası Sat Yeri : SAMSUN 4. İCRA MÜDÜRLÜĞÜ ÖN KORİDORU(KAPI ÖNÜ) Sat artlar : 1- İhale açık artırma suretiyle yapılacaktır. Birinci artırmanın yirmi gün öncesinden, artırma tarihinden önceki gün sonuna kadar esatis.uyap.gov.tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada tahmin edilen değerin %50 sini ve rüçhanlı ala-

caklılar varsa alacakları toplamım ve satış giderlerini geçmek şartı ile ihale olunur. Birinci artırmada istekli bulunmadığı takdirde elektronik ortamda birinci artırmadan sonraki beşinci günden, ikinci artırma gününden önceki gün sonuna kadar elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada da malm tahmin edilen değerin %50 sini, rüçhanlı alacaklılar varsa alacaktan toplamını ve satış giderlerini geçmesi şartıyla en çok artırana ihale olunur. Böyle fazla bedelle alıcı çıkmazsa satış talebi düşecektir. 2- Artırmaya iştirak edeceklerin, tahmin edilen değerin % 20’si oranında pey akçesi veya bu miktar kadar banka teminat mektubu vermeleri lazımdır. Satış peşin para iledir, alıcı isteğinde (10) günü geçmemek üzere süre verilebilir. Damga vergisi, KDV, 1/2 tapu harcı ile teslim masrafları alıcıya aittir. Tellaliye resmi, taşınmazın aynından doğan vergiler satış bedelinden ödenir. 3- İpotek sahibi alacaklılarla diğer ilgilerin (*) bu gayrimenkul üzerindeki haklarını özellikle faiz ve giderlere dair olan iddialannı dayanağı belgeler ile (15) gün içinde dairemize bildirmeleri lazımdır; aksi takdirde hakları tapu sicil ile sabit olmadıkça paylaşmadan hariç bırakılacaktır. 4- Satış bedeli hemen veya verilen mühlet içinde ödenmezse İcra ve İflas Kanununun 133 üncü maddesi gereğince ihale feshedilir. İhaleye katılıp daha sonra ihale bedelini yatırmamak sureti ile ihalenin feshine sebep olan tüm alıcılar ve kefilleri teklif ettikleri bedel ile son ihale bedeli arasındaki farktan ve diğer zararlardan ve ayrıca temerrüt faizinden müteselsilen mesul olacaklardır. İhale farkı ve temerrüt faizi ayrıca hükme hacet kalmaksızın dairemizce tahsil olunacak, bu fark, varsa öncelikle teminat bedelinden alınacaktır. 5- Şartname, ilan tarihinden itibaren herkesin görebilmesi için dairede açık olup gideri verildiği takdirde isteyen alıcıya bir örneği gönderilebilir. 6- Satışa iştirak edenlerin şartnameyi görmüş ve münderecatını kabul etmiş sayılacakları, başkaca bilgi almak isteyenlerin 2013/5157 Esas sayılı dosya numarasıyla müdürlüğümüze başvurmaları ilan olunur. 28/03/2014 (İİKm 126) * İlgililer tabirine irtifak hakkı sahipleri de dahildir. * Bu örnek bu yönetmelikten önceki uygulamada kullanılan örnek 64’e karşılık gelmektedir. BASIN: 21500 (www.bik.gov.tr)

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de

T.C. ANKARA 30. CRA DARES TAINMAZIN AÇIK ARTIRMA LANI 2013/14495 ESAS Satılmasına karar verilen taşınmazın cinsi, niteliği, kıymeti, adedi, önemli özellikleri: 1 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : Ankara İl, Pursaklar İlçe, 583 Ada No, 10 Parsel No, Ankara İli Pursaklar ilçesi Pursaklar (Merkez) Mah. Koca Yusuf sok. üzerinde kain 583 Ada 10 parseli teşkil eden 6.407,00m2 arsa üzerinde bulunan 7 bloktan oluşan Kargir apartmanda 1/84 arsa paylı Görkent Sitesi K blok zemin kat 1 nolu taşınmaz, 3 oda, salon, antre, mutfak, banyo, wc ve 3 balkondan müteşekkil net 102m2 kullanım alanlı mesken vasıflı taşınmaz. Gayrimenkulün geniş evsafı dosyada mevcut olup bilirkişi raporunda da açıklanmıştır. Adresi : Pursaklar Mahallesi Koca Yusuf Sokak Görkent Sitesi K Blok No:8/1 Yüzölçümü : 6.407 m2 Arsa Pay : 1/84 imar Durumu : imarlı Kymeti : 100.000,00 TL KDV Oran : %1 Kaydndaki erhler : Tapu kaydındaki gibidir 1. Sat Günü : 03/07/2014 günü 10:45 - 10:50 arası 2. Sat Günü : 07/08/2014 günü 10:45 - 10:50 arası Sat Yeri : ANKARA ADLİYESİ 3 NOLU MEZAT SALONU Sat artlar : 1- İhale açık artırma suretiyle yapılacaktır. Birinci artırmamn yirmi gün öncesinden, artırma tarihinden önceki gün sonuna kadar esatis.uyap.gov.tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada tahmin edilen değerin %50 sini ve

rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmek şartı ile ihale olunur. Birinci artırmada istekli bulunmadığı takdirde elektronik ortamda birinci artırmadan sonraki beşinci günden, ikinci artırma gününden önceki gün sonuna kadar elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada da malın tahmin edilen değerin %50 sini, rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmesi şartıyla en çok artırana ihale olunur. Böyle fazla bedelle alıcı çıkmazsa satış talebi düşecektir. 2- Artırmaya iştirak edeceklerin, tahmin edilen değerin % 20’si oranında pey akçesi veya bu miktar kadar banka teminat mektubu vermeleri lazımdır. Satış peşin para iledir, alıcı isteğinde (10) günü geçmemek üzere süre verilebilir. Damga vergisi, KDV, 1/2 tapu harcı ile teslim masrafları alıcıya aittir. Tellâliye resmi, taşınmazın aynından doğan vergiler satış bedelinden ödenir. 3- İpotek sahibi alacaklılarla diğer ilgilerin (*) bu gayrimenkul üzerindeki haklarını özellikle faiz ve giderlere dan olan iddialarını dayanağı belgeler ile (15) gün içinde dairemize bildirmeleri lazımdır; aksi takdirde hakları tapu sicil ile sabit olmadıkça paylaşmadan hariç bırakılacaktır. 4- Satış bedeli hemen veya verilen mühlet içinde ödenmezse İcra ve İflas Kanununun 133 üncü maddesi gereğince ihale feshedilir. İhaleye katılıp daha sonra ihale bedelini yatırmamak sureti ile ihalenin feshine sebep olan tüm alıcılar ve kefilleri teklif ettikleri bedel ile son ihale bedeli arasındaki farktan ve diğer zararlardan ve ayrıca temerrüt faizinden müteselsilen mesul olacaklardır. İhale farkı ve temerrüt faizi ayrıca hükme hacet kalmaksızın dairemizce tahsil olunacak, bu fark, varsa öncelikle teminat bedelinden alınacaktır. 5- Şartname, ilan tarihinden itibaren herkesin görebilmesi için dairede açık olup gideri verildiği takdirde isteyen alıcıya bir örneği gönderilebilir. 6- Satışa iştirak edenlerin şartnameyi görmüş ve münderecatını kabul etmiş sayılacakları, başkaca bilgi almak isteyenlerin 2013/14495 Esas sayılı dosya numarasıyla müdürlüğümüze başvurmaları ilan olunur. 01/04/2014 BASIN: 21930 (www.bik.gov.tr)

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de


Hazırlayan: Hüseyin KAYA

5 NİSAN 2014 CUMARTESİ

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

DEV ADIM!

SON ŞANS!

DEV DERBİ YARIN

G.Saray, kötü geçirdiği sezonda taraftarıyla barışabilmek için Fenerbahçe’yi evinde devirmek istiyor

Bu sezon gösterdiği performansla açık ara liderlik koltuğuna oturan F.Bahçe, G.Saray’ı yenerek şampiyonluk içir dev adımı atmak istiyor

 CENGİZ UYGUR En yakın rakibiyle puan farkını 10’a (büyük ihtimalle 13’e) kadar çıkaran Fenerbahçe, şampiyonluğa yürüyor. Bu anlamda son derece büyük bir avantaja sahip olan Sarı-Lacivertlilerin bu sezonu mükemmel olarak kabul edebilmesi için gereken tek şey Arena’da Galatasaray galibiyeti. Teknik direktör Ersun Yanal ve futbolcular da bunun bilincinde. Puan farkı 10 olmasına rağmen Ersun Yanal bu maça ciddi biçimde futbolcularını hazırlıyor. Rehavete kapılmamalarını ve sahada terlerinin son damlasına kadar mücadele etmek zorunda olduklarını belirtiyor. Futbolcular da bunun farkında. Volkan Demirel, Emre Belözoğlu ve Selçuk Şahin gibi isimler, Galatasaray maçlarının ne kadar önemli olduğunu takıma bir kez daha hatırlatıyor.

 ANIL BUDAK

Kırmızılılar adına en zor iş bu dörtlüyü durdurmak olacak zira, bu kadar etkin bir hücum hattını etkisiz hale getirmek için organize bir savunma dötlüsü gerekir. Bu savunma dörtlüsünün Galatasaray’da olup olmadığı ciddi şekilde tartışma konusu. Velhasıl, Fenerbahçe Pazar akşamı sahaya hem taraftarını sevindirmek, hem de şampiyonluk yarışını bitirmek için çıkacak. Sarı-Lacivertliler şampiyonluğa 3 sezondur hasret kaldı ve ayaklarına kadar gelen bu şansı yitirmek istemiyorlar.

Fantastik dörtlü Büyük avantajına rağmen Galatasaray’ı deplasmanda devirip taraftarını sevindirmek isteyen Fenerbahçe’nin en büyük kozu yine forvetler olacak. Bu sezon sarı-Lacivertlilerin ligde attığı 59 golün 40’ında imzası bulunan Sow-Emenike-KuytWebo dörtlüsü, Galatasaray savunmasını aşmaya çalışacak. Sarı-

Egemen de yok!

MANCİNİ’DEN Drogba taktiği!

Fenerbahçe’de Alper Potuk’tan sonra Egemen Korkmaz da Galatasaray derbide forma giyemeyecek. Önceki gün yapılan idmanda sakatlanan Egemen’in MR’ı çekilirken tecrübeli oyuncunun sol dizinde kıkırdak tahribatı bü Yüksek olduğu öğrenildi. Böylece Egemen Korkmaz da Fenerbahçe Kulü Yüksel Güı an şk Alper Potuk gibi derbide görev alamayacak. Divan Kurulu Ba ti. Sarı-Lacivertli

G.Saray’da Fenerbahçe derbisi öncesi Didier Drogba sevinci yaşanıyor. Bu hafta idmanlarda yer almayan Fildişili yıldız, Sarı-Kırmıybet zılı ekibin dün sabah lyı nay, hayatını ka n zu n açıklamada, “U em yaptığı antrenmanda tade kulüpten yapıla ka k ço k çemizin pe lardır Fenerbah rulu başkımla birlikte çalıştı. Filku n va di ek ks yü de in en sinde görev alan m et dişili golcünün Feneryb ka el Günay’ı kanı sayın Yüks leri kullade ifa bahçe maçında ilk 11’de ” uz or şıy ya rin üzüntüsünü olarak Yüksel si yer alması beklenirken, te ze Ga ık nl nıldı. Aydı arın rahmet, yakınl Mancini maç saatine kaGünay’a Allah’ta camiasına başçe ah dar bu kararını açıklamayarb ne na ve Fe sağlığı dileriz. rak Sarı-Lacivertli takımı şaşırtmak istiyor.

ü F.Bahçe’nin acı gün

Volkan’a markaj! F.Bahçe’nin tecrübeli eldiveni Volkan ’I derbide sürpriz bekliyor. Sosyal medyada örgütlenen Sarı-Kırmızılı taraftar, Volkan’In maçtaki her anını kameralarla kayıt edecek. Önceki yıllarda Volkan’ın taraftara yönelik tahrik edici hareketlerde bulunduğu iddia edilirken; ısınma sırasındaki hareketlerinin dahi kameralarla takip edileceği belirtildi.

Sezon başından bu yana bir türlü istenilen istikrarlı performansı sergileyemeyen Galatasaray, özellikle son 1 ayda hedeflerinden uzaklaştı ve taraftarıyla sorunlar yaşamaya başladı. Şampiyonlar Ligi’nde Chelsea’ye karşı oynadığı etkisiz futbolla elenen ve ligde lider Fenerbahçe’nin çok gerisinde kalan Sarı-Kırmızılılar, taraftarıyla işleri yoluna koymak istiyorsa Fenerbahçe maçını kazanmak zorunda. Artık şampiyonluk havasına giren rakibini taraftarı önünde geçmek isteyen Sarı-Kırmızılılar için galibiyet çok şey ifade ediyor. Galibiyet halinde, bu sene altın değerinde olan ikincilik için önemli bir engel aşılmış olacak, ayrıca derbi zaferiyle hem teknik direktör Mancini hem de Başkan Aysal rahat bir nefes alacak. Geldiği günden bu yana eleştirilerin odak noktası haline gelen Mancini, takımının 3 puan

kazanması durumunda yeni bir kredi kazanacak. Teknik direktör Fatih Terim ile yolları ayırdıktan sonra sürekli eleştirilen Başkan Aysal’ın ise 13 Nisan’da gerçekleşecek olan mali kongre öncesi eli güçlenecek. Fenerbahçe maçının öneminin farkında olan ve sezonu biraz da olsa kurtarmak için son bir fırsat olduğunu bilen oyuncular da galiyete kilitlendi.

Tek yol galibiyet Galatasaray’ın bu maçtaki en önemli kozu ise liderlik özellikleriyle ve tecrübesiyle Drogba olacak. Sezon sonunda büyük ihtimalle takımdan ayrılacak olan Fildişili yıldızın, bu maçı hem bir veda, hem de kendisine her zaman desteğini sürdüren taraftarlara karşı bir şükran maçı olarak gördüğü ve hırslandığı ifade ediliyor. Derbide sahada olmak için Mancini ile özel bir görüşme yapan Drogba’nın mutlaka sahada olmak istediği belirtildi. Sonuç olarak, şampiyon olarak tamamlanan son iki sezonun ardından hayal kırıklığına uğrayan taraftarın kalbini ve belkide gelecek sezonu kazanmanın tek yolu bu maçı kazanmak.

ANTEP’TE PUANLAR PAYLAŞILDI 2-2

Süper Lig’in 28. hafta açılış mücadelesinde Gaziantep sahasında Kasımpaşa’yı konuk etti. Karşılaşmanın 30. dakikasında Stankevicius’un pasında Mustafa Durak ev sahibini öne geçirirken bu gole cevap 3 dakika sonra Kasımpaşalı Donk’tan geldi. Bu golün ardından 33’te Scarione’nin penaltı atışı ile öne geçen konuk ekip ilk yarının son saniyelerinde Medunjanin’in golüne engel olamadı ve ilk yarı 2-2’lik eşitlikle sona erdi. İkinci yarı iki takım için istekli ve tempolu bir şekilde devam etsede Gaziantep ve Kasımpaşa aradığı pozisyonları gole çeviremeyince karşılaşma 2-2’lik sonuçla sona erdi ve takımlar bir puanı paylaştı.

d a ’ r p o n s o b z Tra düğün krizi! Trabzonspor teknik sorumlusu Hami Mandıralı, Zokora’nın İstanbul’daki düğününe izinsiz olarak giden Henrique ve Colman’ı dün sabah yapılan antrenmana almadı

SPORDA BUGÜN FUTBOL

Süper Lig

13.30 Akhisar-Eskişehir 16.00 Antalya-Konyaspor 19.00 Beşiktaş-Kayseri 19.00 Rizespor-Karabük

1.Lig

14.00 A.Demir-İstanbul 19.00 Ankara-Ş.Urfa

rabzonspor’un Fildişi Sahilli BASKETBOL futbolcusu Didier Zokora’nın önceki gün İstanbul Çırağan Erkekler Kolej. Sarayı’nda yaptığı düğüne takımı tem- 16.00 T.Telekom-Ankara bzon a-Tra silen Portekizli futbolcu Jose Bosing- 16.00 Kony ne wa’nın gitmesine izin verildi. Ancak 17.00 Tofaş-Edir Bordo-Mavili takımın önceki gün yap- Kadınlar tığı antrenman sonrası Henrique ve 16.00 Botaş-İstanbul Univ. Colman, izinsiz olarak uçakla İstanbul’a giderek düğüne katıldı. VOLEYBOL Dün sabah basına kapalı olarak yapılan antrenmana katılmak için sa- Erkekler haya çıkan iki futbolcuya teknik so- 13.00 Plevne-Konak rumlu Hami Mandıralı, izinsiz olarak 13.00 F.Bahçe-Gümüşhane İstanbul’a gittikleri için tepki gösterdi. 15.00 Çankaya-İnegöl ı Hami Mandıralı, Colman ve Henri- 18.00 Halkbank-Z.Bankas que’yi antrenmana almadı, takımdan Kadınlar ayrı olarak başka bir sahada çalıştırdı. 14.30 Halkbank-Ereğli Hami Mandıralı’nın iki futbolcu hak- 15.00 Eczacıbaşı-İlbank kındaki kesin kararını yardımcıları ve 16.30 Sarıyer-Çanakkale yönetim kurulu üyeleri ile yapacağı 18.00 G.Saray-Bursa toplantıdan sonra vereceği öğrenildi.

T

KANATLARDAN KANATLARDAN ÇALIŞIYOR ÇALIŞIYOR

Geçen yıllarda kanatlarından iyi verim alamayan Beşiktaş, bu sezon kanat oyuncularını çok etkili kullanıyor  EMİR RIZA LEKİ

B

u sezon gol yollarında çok etkili olan Beşiktaş, bunu kanat oyuncularının çok formda olmasına borçlu. Geçen sezonlarda kanat oyuncularından beklediği katkıyı alamayan Siyah-Beyazlı takım, bu sezon başında bu sorunu gidermek için kanatlarına önemli takviyeler yapmıştı. Gökhan Töre’yi Rubin Kazan’dan satın alma opsiyonuyla kiralayan Beşiktaş Kerim Koyunlu’yu da satın alarak kanatlarını güçlendirmişti. SiyahBeyazlı takım, özellikle Gökhan Töre’den büyük katkı sağladı. Genel olarak ilk 11’de Olcay Şahan ve Gökhan Töre ile

M. Ekici Beşiktaş’ı reddetti

başlayan Bilic zaman zaman Filip Holosko başardı. Ligdeki en golcü oyunculardan ve Kerim Koyunlu’yu da faydalanıyor. biri olan tecrübeli golcü bu formuyla parKanat oyuncularına beklerin verdiği des- mak ısırttı. Almeida’yla çok iyi anlaşan tekle çok iyi bir hücum gücüne kavuştu. Olcay ve Gökhan’ın her ikisi de yaptığı 7 Beşiktaş’ın bu sezon kanatlarını etkili asistle göz doldurdular. Olcay yaptığı asistkullanması Portekizli golcü Hugo Almei- lerin yanında attığı 7 golle parmak ısırttı. da’yı da olumlu yönde etkiledi. Geçen Kanat oyunuyla rakiplerini yıkmayı başaran sezonlarda kaçırdığı golBeşiktaş, Gökhan’ın bonlerle saç baş yolduran BEŞİKTAŞ servisini almak için haAlmeida, bu sezon attığı rekete geçti. Başarılı gollerle takımını sırtladı. KAYSERİSPOR oyuncudan çok memnun Ligde 12 gol atan Alolan Bilic, oyuncusunu Saat: 19.00 meida bu gollerin çotakımda tutmak isterken, Stat: Olimpiyat Stadı ğunu kanat oyunculayönetim oyuncunun kuHakem: Cüneyt Çakır rıyla arasındaki müthiş lübü Rubin Kazan ile göYayın: Lig TV uyum sayesinde atmayı rüşmelerini sürdürüyor.

Kartal Kayseri virajında!

Almanya Bundesliga takımlarından Werder Bremen’de forma giyen ve 2015 yılına kadar takımıyla sözleşmesi bulunan Mehmet Ekici, Beşiktaş’a transfer olacağı yönündeki haberleri yalanladı. Beşiktaş’a gitmeyeceğini söyleyen 24 yaşındaki orta saha oyuncusu, “Takımımda mutluyum” dedi.

Süper Lig’in 28. haftasında Kayserispor’u konuk edecek olan Beşiktaş, forma ekibi mağlup ederek derbi haftasını 3 puanla kapatmak istiyor. Galatasaray’ın olası bir puan kaybında 2.lik için avantaj yakalamak isteyen Siyah-Beyazlı takıma karşın, alt sıralardan kurtulma çabası içerisinde olan Kayserispor da maçı kazanmanın peşinde.

GALATASARAY UZATMALARDA YIKILDI 86-85 Euroleague F Grubu 13. hafta mücadelesinde CSKA Moskova, temsilcimiz Galatasaray L’ı konuk etti. Maçın başından sonuna kadar büyük heyecana sahne olan mücadelenin son 13 saniyesi 67-67’lik eşitlikle geçilirken, temsilcimiz maçı bitirme adına büyük bir fırsatı Macvan ile değerlendiremedi ve karşılaşma uzadı. Uzatma dakikalarında Sonny Weems’e engel olamayan Galatasaray Liv Hospital mücadeleyi 86-85 kaybederek, top 8 umutlarını son maça bıraktı.


5 NİSAN 2014 CUMARTESİ

Hazırlayan: Cenk ÇINAR

Dünya derbisi

Kısmen haklılar haklı olmasına da, o derbinin yayınlanması için ligin diğer takımlarının da aynı se-

viyede olması lazım demeyi unutuyorlar. Tabii 1 ve 2 numara, yani RiverBoca ve Glasgow-Celtic maçları niye yayınlanmıyor ülkemizde ve Avrupa’nın pek çok ülkesinde diye sormak da akıllarına gelmiyor. Kimileri küçümsese de, Türkiye’de futbol ve birkaç başka sporda sezon derbilerle heyecan kazanıyor. Derbiler bitince sezon da bitmiş sayılıyor. Yarın da o heyecanı fazlasıyla ama sportmence yaşayacağımız, skorun değil sahadaki futbolun, olayların değil güzelliklerin konuşulduğu bir derbi olması dileğiyle. Tersini söyleyenler inat: “Dünya derbisi” adına layık olsun lütfen.

Taraftara açık çağrı Geçtiğimiz haftalarda Anıtkabir’e giden Fenerbahçe taraftarlarını ağır bir dille eleştiren Ultraslan için, “Sizi ilgilendirmeyen konu ile ilgili açıklama, haddini aşmaktır” demiştim. Hala da aynı fikirdeyim. Şimdi başka bir tehlike var. Hafta boyu da sosyal medyada bir oyuncuyu eşi üzerinden vuracak pankartların görüntüleri yayınlandı.

O pankartların sahte olduğunu ve kullanılmayacağını umuyorum. Bir kişinin özel hayatı üzerinden vurulmaya çalışılması alçakça

bir yoldur ve o yola sapanlar da alçaktır. Eğer ki yüzlerce yıllık bir eğitim kurumunun üzerine inşa edilen ve önemli bir kültür birikimini temsil eden Galatasaray camiasının üyesi, taraftarıysanız, tavrınızı da buna göre belirlemelisiniz. Ya da, “İt’aat et” ve “2 ekmek bir süt” pankartı açanlarla aynı seviyede yer alırsınız ve onlara bir daha laf edemezsiniz. Seçim ve karar sizin...

Orhan

SALKINAZ

SON SÖZ

Y

arın Türkiye’de hayat birkaç saatliğine duracak. Ne seçim, ne seçim hileleri, ne kimin kazandığı konuşulmayacak. Yarın birkaç saat boyunca sadece “Dünya derbisi” ve ardından sonuçları konuşulacak. Galatasaray-Fenerbahçe mücadelesi uzun incelemeler sonucu dünyanın 3. büyük derbisi seçilmiştir. Seçenler de bizler değil, dünyanın her ülkesinden spor yazar ve yorumcularıdır. Bizim bazı aklı evvel (sonradan olma) spor yazar ve yorumcuları ise bu dünya derbisi tanımından hoşlanmayıp küçümsüyorlar. Diyorlar ki, “Kimsenin yayınlamadığı dünya derbisi mi olur?”

İki başkan Adettendir, derbi maçın misafir başkanından başlayalım. Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ı başarılı bulmadığımı sürekli okuyucular bilir. 15 yılda 5, şimdi 6. şampiyonluğunu yakalamak, Fenerbahçe kulübü açısından başarı değildir. Asırlık bir camiayı bu kadar şaibe altında bırakmaya da kimsenin hakkı yoktur sözünü her yerde tekrarladım, tekrarlamaya devam edeceğim. Yargıtay kararı ile de sadece siyaseten yüksektekilerin oy hesaplarıyla koltukta oturmasına izin verdikleri Bay Yıldırım’ın takdir ettiğim belki de tek yönü, takımını ve camiasını bütün olarak tutmayı başarmasıdır. Aldığı tüm yanlış kararlara, camiaya sürdüğü tüm lekelere rağmen, taraftarını bütün olarak takımın arkasında kenetlemeyi başarmaktadır ve bu sayede de sezonun şampiyonu olmayı (henüz matematiksel olarak değilse bile) garantilemiştir. Başkanlığı mecburen

bırakacağı günlerin arefesinde gelecek bir Galatasaray deplasmanı galibiyeti, Yıldırım’ı bu açıdan da fazlasıyla mutlu edecektir. Ünal Aysal ise, son iki sezonun şampiyon takımını önce hocası sonra futbolcuları en sonda da başarısız devre arası transferleri ile bozmuş ve iyi giden düzene çomak sokan kişi olmuştur. Belli ki, Mali Kongre, bu açıdan hayli sıkıntılı geçecektir. İki yıllık şampiyonluğun sarhoşluğu ile her şeyi bildiğini zanneden ama balonu çabuk patlayan Aysal için bu maç kongreye güçlü ya da zayıf çıkma maçı haline gelmiştir. Gönül ibresinin renginden ziyade sahadaki oyunun güzelliğinden zevk alan bizim gibi romantik sporseverler için ise tek beklenti, güzel futboldur. Pek ihtimal vermesem de kazananın başkanlar ve onların kendilerince büyük, gerçekte küçük hesapları değil futbol olmasını dilerim.

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Yel kayadan toz alır Dün Galatasaray yönetimi adına yapılan açıklamanın başlığı ve son sözü yukarıdaki. Bir tek bölümünü bile seyretmediğim ama medyada bir dönem bolca haberi yapılan, bu sayede kimi sözlerini nedeyse ezberlediğimiz Kurtlar Vadisi isimli bir diziden alıntı. Ve bu sözü Galatasaray’da ilk kullanan kişi de Fatih Terim. Galatasaray’daki ikinci döneminde kendisine yapılan eleştiriler üzerine Kurtlar Vadisi’nden alıntı yapıp, “Yel kayadan toz alır” deyimini kullanmıştı. Hatta o zaman muhalifleri Terim’i bu söz üzerinden vurmaya bile çalışmıştı. Ve Galatasaray, daha doğrusu Aysal yönetimi, “Galatasaray’a yakışmıyor” diyerek, Galatasaray’a hiç yakışmayacak şekilde gönderdiği hocasının jargonunu kullanıyor bugün. Hem de resmi ağızdan, resmi siteden. İnsan merak ediyor, acaba Aysal mı Terim çizgisine geliyor, yoksa iletişimin yeni Patronu Ali Kırca, eski yoldan mı gidiyor?

T.C. DÜZCE 4. CRA DARES TAINMAZIN AÇIK ARTIRMA LANI 2013/1589 ESAS Satılmasına karar verilen taşınmazın cinsi, niteliği, kıymeti, adedi, önemli özellikleri: 1 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : Satışı yapılacak olan taşınmaz; Düzce ili, Merkez ilçesi, Kavakbıçkı Köyü, Bostanyatağı Mevkii, 93 parsel de kayıtlı 10.600,00 m2 yüzölçümlü, tarla niteliğindeki taşınmazdır. Taşınmaz kapama fındık bahçesi olarak kullanılmaktadır. Taşınmazın kuzey batı hududu ile doğu hududunda orman arazisi bulunmakta olup, diğer hudutları ise komşu parseller ile çevrilidir. Taşınmazın her hangi bir yola cephesi bulunmamaktadır. Taşınmaz köy yerleşik alanı dışında bulunmaktadır. Adresi : Düzce ili, Merkez ilçesi, Kavakbıçkı Köyü, Bostanyatağı Mevkii, 93 parsel de kayıtlı taşınmaz Yüzölçümü : 10.600 m2 Kymeti : 63.600,00- TL KDV Oran : %18 1. Sat Günü : 06/05/2014 günü 14:40 - 14:50 arası 2. Sat Günü : 03/06/2014 günü 14:40 - 14:50 arası Sat Yeri : DÜZCE BELEDİYE BAŞKANLIĞI MEZAT SALONU, FEVZİ ÇAKMAK MAHALLESİ, ESKİ BELEDİYE BİNASI ALTI, DÜZCE Sat artlar : 1- İhale açık artırma suretiyle yapılacaktır. Birinci artırmanın yirmi gün öncesinden, artırma tarihinden önceki gün sonuna kadar esatis.uyap.gov.tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada tahmin edilen değerin %50 sini ve rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmek şartı ile ihale olunur. Birinci artırmada istekli bulunmadığı

takdirde elektronik ortamda birinci artırmadan sonraki beşinci günden, ikinci artırma gününden önceki gün sonuna kadar elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada da malın tahmin edilen değerin %50 sini, rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmesi şartıyla en çok artırana ihale olunur. Böyle fazla bedelle alıcı çıkmazsa satış talebi düşecektir. 2- Artırmaya iştirak edeceklerin, tahmin edilen değerin % 20’si oranında pey akçesi veya bu miktar kadar banka teminat mektubu vermeleri lazımdır. Satış peşin para iledir, alıcı isteğinde (10) günü geçmemek üzere süre verilebilir. Damga vergisi, KDV, 1/2 tapu harcı ile teslim masrafları alıcıya aittir. Tellaliye resmi, taşınmazın aynından doğan vergiler satış bedelinden ödenir. 3- İpotek sahibi alacaklılarla diğer ilgilerin (*) bu gayrimenkul üzerindeki haklarını özellikle faiz ve giderlere dair olan iddialarını dayanağı belgeler ile (15) gün içinde dairemize bildirmeleri lazımdır; aksi takdirde hakları tapu sicil ile sabit olmadıkça paylaşmadan hariç bırakılacaktır. 4- Satış bedeli hemen veya verilen mühlet içinde ödenmezse İcra ve İflas Kanununun 133 üncü maddesi gereğince ihale feshedilir. İhaleye katılıp daha sonra ihale bedelini yatırmamak sureti ile ihalenin feshine sebep olan tüm alıcılar ve kefilleri teklif ettikleri bedel ile son ihale bedeli arasındaki farktan ve diğer zararlardan ve ayrıca temerrüt faizinden müteselsilen mesul olacaklardır. İhale farkı ve temerrüt faizi ayrıca hükme hacet kalmaksızın dairemizce tahsil olunacak, bu fark, varsa öncelikle teminat bedelinden alınacaktır. 5- Şartname, ilan tarihinden itibaren herkesin görebilmesi için dairede açık olup gideri verildiği takdirde isteyen alıcıya bir örneği gönderilebilir. 6- Satışa iştirak edenlerin şartnameyi görmüş ve münderecatını kabul etmiş sayılacakları, başkaca bilgi almak isteyenlerin 2013/1589 Esas sayılı dosya numarasıyla müdürlüğümüze başvurmaları ilan olunur. 20/03/2014 BASIN: 21969 (www.bik.gov.tr)

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de

T.C. SNCAN 3. CRA DARES TAINMAZIN AÇIK ARTIRMA LANI 2014/2182 TLMT. Satılmasına karar verilen taşınmazın cinsi, niteliği, kıymeti, adedi, önemli özellikleri : 1 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : Ankara İl, Etimesgut İlçe, 46061 Ada No, 2 Parsel No, ELVAN MAH. Mahalle/Mevkii, dairenin bulunduğu bina kargir apartman olup bodrum kat, zemin kat, 7 normal kat ve çatı katlarından kuruludur, ahşap çatılı ve kiremit kaplıdır, 15 nolu daire 7. katta yer almakta olup çatı aralı dubleks dairedir, apartman binanın dış cephe 1815 caddeye bakan cephesi BTB cam mozaik kaplı, diğer 3 cephesi, akrilik esaslı boyalıdır, binanın giriş kapısı demir doğramadan camlı, giriş koridoru, merdiven holü, merdivenler mermer kaplıdır, duvarlar alçı sıva üzeri plastik badanalıdır, binanın ortak alanlarında eksik imalatlar bulunmaktadır, binanın iskan raporu alınmamıştır, blok girişindeki merdiven mermer kaplamaları kırık vaizyettedir, giriş kapısı denir kapı olup camları kırık vaziyettedir, asansör çalışmamaktadır, çatı terasların akması sonucu merdiven kovanındaki sıva ve boylarada kabarmalar boylarda bozulmalar bulunmaktadır, merdiven basamaklarına döşenen mermerlerde kırıklar bulunmaktadır, binada ikamete geçilmemiş olup bina uzun yıllardır terk edilmiş vaziyettedir, parselin çevre düzenlemesi yapılmamaıştır. 15 nolu dubleks daire apartmanın 7. katında salon, 3 oda, mutfak anter, wc ve balkondan kurulu olduğu, çatı aralı üst katta oda, banyo ve tera yer almaktadır, daire giriş kapısının kasası mevcut olup bazı kapılar sökülmüş vaziyettedir, teras kapısı kırık vaziyettedir, terasın döşeme kaplaması yer seramiği kalebodur ile kaplanmış olup terasta su izalosyanunun iyiy yapılmaması sonucu teras döşemesinde kabarmalar mevcutur, dairenin balkon kapısı kırık vaziyettedir, teras ve çatı akması nedeniyle dairenin iç duvalarındaki sıva, alçı, boyalarda kabarma ve bozulmalar bulunmaktadır, dairenin ıslak alanların döşeme kaplaması yer seramiği kalebodur kaplıdır, mutfakta alt ve üst dolap profil kapak olarak yapılı, tezgah ve evyesi mermer olarak yapılmıştır, banyo ve wc bölümündeki duvarlar tavana kadar fayans kaplıdır, banyoda lavabo, klozet bulunmakta olup klozet kırık vaziyettedir, dairenin pencere doğramaları ahaşap ısı camlı olarak yapılmıştır, meken bağımsız daire 4 oda, salon, antre, banyo, mutfak, wc, teras ve balkon birimlerinden kurulu olup kullanım alanı 175,50 ra2 büyüklüktedir, daire kombi kalorifer sistemi ile ısıtmalı olup radyatör ve kombi cihazı, takılmmamıştır, daire güney-kuzey cephelidir. Daire Etimesgut ilçe merkezine 2 km mesafede yeni gelişmekte olan bir bölgede bulunmaktadır, Ahi Mesut Bulvarına yakın konumadadır, binanın etrafında yapılaşma hızla devam etmektedir, belediye hizmetlerinden tamamen yararlanmaktadır, ulaşım imkanları Ahi Mesut Bulvarı üzerinde bulunmakatadır. Adresi : Elvan Mah. 1890 Sokak İle 1896 Sokağın Kesiştiği Köşe Parselde Yer Alan Binanın Numarası Bulunmamaktadır Zemin Üstü 7 Kat 15 Numaralı Mesken Daire Etimesgut / ANKARA Yüzölçümü : 1.235,00m2 Arsa Pay : 1/15

mar Durumu : Dosyadaki mevcuttur. Kymeti : 130.000,00 TL KDV Oran : %18 Kaydndaki erhler : Tapudaki gibidir 1. Sat Günü : 18/06/2014 günü 14:50 - 14:55 arası 2. Sat Günü : 14/07/2014 günü 14:50 - 14:55 arası Sat Yeri : ADLİYE MEZAT SALONU Sat artlar : 1- İhale açık artırma suretiyle yapılacaktır. Birinci artırmanın yirmi gün öncesinden, artırma tarihinden önceki gün sonuna kadar esatis.uyap.gov.tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada tahmin edilen değerin %50 sini ve rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmek şartı ile ihale olunur. Birinci artırmada istekli bulunmadığı takdirde elektronik ortamda birinci artırmadan sonraki besinci günden, ikinci artırma gününden önceki gün sonuna kadar elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada da malın tahmin edilen değerin %50 sini, rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmesi şartıyla en çok artırana ihale olunur. Böyle fazla bedelle alıcı çıkmazsa satış talebi düşecektir. 2- Artırmaya iştirak edeceklerin, tahmin edilen değerin % 20’si oranında pey akçesi veya bu miktar kadar banka teminat mektubu vermeleri lazımdır. Satış peşin para iledir, alıcı isteğinde (10) günü geçmemek üzere süre verilebilir. Damga vergisi, KDV, 1/2 tapu harcı ile teslim masrafları alıcıya aittir. Tellaliye resmi, taşınmazın aynından doğan vergiler satış bedelinden ödenir. 3- İpotek sahibi alacaklılarla diğer ilgilerin (*) bu gayrimenkul üzerindeki haklarını özellikle faiz ve giderlere dair olan iddialarını dayanağı belgeler ile (15) gün içinde dairemize bildirmeleri lazımdır; aksi takdirde hakları tapu sicil ile sabit olmadıkça paylaşmadan hariç bırakılacaktır. 4- Satış bedeli hemen veya verilen mühlet içinde ödenmezse icra ve İflas Kanununun 133 üncü maddesi gereğince ihale feshedilir. İhaleye katılıp daha sonra ihale bedelini yatırmamak sureti ile ihalenin feshine sebep olan tüm alıcılar ve kefilleri teklif ettikleri bedel ile son ihale bedeli arasındaki farktan ve diğer zararlardan ve ayrıca temerrüt faizinden müteselsilen mesul olacaklardır. İhale farkı ve temerrüt faizi ayrıca hükme hacet kalmaksızın dairemizce tahsil olunacak, bu fark, varsa öncelikle teminat bedelinden alınacaktır. 5- Şartname, ilan tarihinden itibaren herkesin görebilmesi için dairede açık olup gideri; verildiği takdirde isteyen alıcıya bir örneği gönderilebilir. 6- Satışa iştirak edenlerin şartnameyi görmüş ve münderecatını kabul etmiş sayılacakları, başkaca bilgi almak isteyenlerin 2014/2182 Tlmt. sayılı dosya numarasıyla müdürlüğümüze başvurmaları ilan olunur. 27/03/2014 BASIN: 21931 (www.bik.gov.tr)

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de

T.C. STANBUL ANADOLU 10. CRA DARES TAINMAZIN AÇIK ARTIRMA LANI 2013/4171 ESAS Satılmasına karar verilen taşınmazın cinsi, niteliği, kıymeti, adedi, önemli özellikleri: 1 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : İstanbul İl, Üsküdar İlçesi, Mimar Sinan Mahallesi, Dr. Fahri Atabey Caddesi üzerinde kain 32 pafta, 253 ada, 160 parsel sayılı 74.83 m2 miktarlı kat irtifaklı arsada kurulmuş olan 3 sokak kapı no’lu ÖZBEK İŞ HANI isimli betonarme karkas binada 3. katta 6/96’şar arsa paylı ortak kullanımlı (10) Nolu Büro nitelikli Bağımsız Bölümün tamamı. Dr. Fahri Atabey Caddesi üzerinde 3 sokak kapı no’lu ÖZBEK İŞ HANI isimli ana bina: Ana bina Zemin + Asma Kat + 3 Normal kattan ibaret 5 katlı, bitişik nizamda betonarme karkas İş Hanı olup dış cephesi seramik, üzeri çatı üstü kiremit kaplıdır. Binaya yol trotuarından zemin kattan demir doğramalı camekanlı kapıdan girilmekte olup katlar arası mermer basamaklı ve demir korkuluklu merdivenleri vardır. Binanın zemin ve asma katında işyeri, normal katlarda büro odaları olup elektrik ve su tesisatı mevcuttur. Üçüncü katın tamamı halen muhasebe bürosu olarak faaliyet gösteren ortak kullanımlı iş yeridir. Büro odalarının zeminleri laminant parke kaplıu, duvarları boyalı, tavanları kartonpiyerli olup her biri 12 m2 miktarlıdır. Büro odalarının kapıları ahşap, pencereleri PVC doğramalı olup (10) no’lu büro odası arka cephede, (12) no’lu büro odası ise yol cephesinde kalmaktadır. Büro odalarında elektrik tesisatı mevcut olup katta zemini seramik, duvarları fayans kaplı klozet ve lavabolu WC ile çay ocağı yeri vardır. Adresi : İstanbul İl,Üsküdar İlçesi, Mimar Sinan Mahallesi, Dr. Fahri Atabey Caddesi, No:3, (10) Nolu Büro nitelikli Bağımsız Bölüm Yüzölçümü : 12 m2 Arsa Pay : 6/96 imar Durumu : Üsküdar Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün Anadolu 10. İcra Müdürlüğüne yazdığı 10.01.2014 tarih ve 127 sayılı yazısından; Üsküdar İlçesi, Mimar Sinan Mahallesi, 32 pafta, 253 ada, 160 parsel sayılı yer 19.09.2006 TT.’li 1/1000 ölçekli Üsküdar meydanı ve Yakın Çevresi Uygulama İmar Planında, 09.06.2006 T.T.’li 1/1000 ölçekli Merkez Uygulama İmar Planının geçerli olduğu alanda kalmakta olup; H: 12.50 m. (4 kat) irtifada blok nizam yapılanma ile kentsel ve bölgesel iş merkezi (Hizmet + Ticaret) alanında kalmakta olduğu anlaşılmıştır. Kymeti : 80.000,00 TL KDV Oran : %18 Kaydndaki erhler : Tapu Kaydındaki Gibi 1. Sat Günü : 05/06/2014 günü 11:50 - 12:00 arası 2. Sat Günü : 01/07/2014 günü 11:50 - 12:00 arası Sat Yeri : ANADOLU ADALET SARAYI MEZAT SALONU 2 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : İstanbul İl, Üsküdar İlçesi, Mimar Sinan Mahallesi, Dr. Fahri Atabey Caddesi üzerinde kain 32 pafta, 253 ada, 160 parsel sayılı 74.83 m2 miktarlı kat irtifaklı arsada kurulmuş olan 3 sokak kapı no’lu ÖZBEK İŞ HANI isimli betonarme karkas binada 3. katta 6/96 arsa paylı ortak kullanımlı (12) Nolu Büro nitelikli Bağımsız Bölümün tamamı. Dr. Fahri Atabey Caddesi üzerinde 3 sokak kapı no’lu ÖZBEK İŞ HANI isimli ana bina: Ana bina Zemin + Asma Kat + 3 Normal kattan ibaret 5 katlı, bitişik nizamda betonarme karkas İş Hanı olup dış cephesi seramik, üzeri çatı üstü kiremit kaplıdır. Binaya yol trotuarından zemin kattan demir doğramalı camekanlı kapıdan girilmekte olup katlar arası mermer basamaklı ve demir korkuluklu merdivenleri vardır. Binanın zemin ve asma katında işyeri, normal katlarda büro odaları olup elektrik ve su tesisatı mevcuttur. Üçüncü katın tamamı halen muhasebe bürosu olarak faaliyet gösteren ortak kullanımlı iş yeridir. Büro odalarının zeminleri laminant parke kaplıu, duvarları boyalı, tavanları kartonpiyerli olup her biri 12 m2 miktarlıdır. Büro odalarının kapıları ahşap, pencereleri PVC doğramalı olup (10) no’lu büro odası arka cephede, (12) no’lu büro odası ise yol cephesinde kalmaktadır. Büro odalarında elektrik tesisatı mevcut olup katta zemini seramik, duvarları fayans kaplı klozet ve la-

vabolu WC ile çay ocağı yeri vardır. Adresi : İstanbul İl, Üsküdar İlçesi, Mimar Sinan Mahallesi, Dr. Fahri Atabey Caddesi, No:3, (12) Nolu Büro nitelikli Bağımsız Bölüm Yüzölçümü : 12m2 Arsa Pay : 6/96 imar Durumu : Üsküdar Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün Anadolu 10. İcra Müdürlüğüne yazdığı 10.01.2014 tarih ve 127 sayılı yazısından; Üsküdar İlçesi, Mimar Sinan Mahallesi, 32 pafta, 253 ada, 160 parsel sayılı yer 19.09.2006 TT.’li 1/1000 ölçekli Üsküdar meydanı ve Yakın Çevresi Uygulama İmar Planında, 09.06.2006 T.T.’li 1/1000 ölçekli Merkez Uygulama İmar Planının geçerli olduğu alanda kalmakta olup; H: 12.50 m. (4 kat) irtifada blok nizam yapılanma ile kentsel ve bölgesel iş merkezi (Hizmet + Ticaret) alanında kalmakta olduğu anlaşılmıştır. Kymeti : 120.000,00 TL KDV Oran : %18 Kaydndaki erhler : Tapu Kaydındaki Gibi 1. Sat Günü : 05/06/2014 günü 12:20 - 12:30 arası 2. Sat Günü : 01/07/2014 günü 12:20 - 12:30 arası Sat Yeri : ANADOLU ADALET SARAYI MEZAT SALONU Sat artlar : 1- İhale açık artırma suretiyle yapılacaktır. Birinci artırmanın yirmi gün öncesinden, artırma tarihinden önceki gün sonuna kadar esatis.uyap.gov.tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada tahmin edilen değerin %50 sini ve rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmek şartı ile ihale olunur. Birinci artırmada istekli bulunmadığı takdirde elektronik ortamda birinci artırmadan sonraki beşinci günden, ikinci artırma gününden önceki gün sonuna kadar elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada da malın tahmin edilen değerin %50 sini, rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmesi şartıyla en çok artırana ihale olunur. Böyle fazla bedelle alıcı çıkmazsa satış talebi düşecektir. 2- Artırmaya iştirak edeceklerin, tahmin edilen değerin % 20’si oranında pey akçesi veya bu miktar kadar banka teminat mektubu vermeleri lazımdır. Satış peşin para iledir, alıcı isteğinde (10) günü geçmemek üzere süre verilebilir. Damga vergisi, KDV, 1/2 tapu harcı ile teslim masrafları alıcıya aittir. Tellaliye resmi, taşınmazın aynından doğan vergiler satış bedelinden ödenir. 3- İpotek sahibi alacaklılarla diğer ilgilerin(*) bu gayrimenkul üzerindeki haklarını özellikle faiz ve giderlere dair olan iddialarını dayanağı belgeler ile (15) gün içinde dairemize bildirmeleri lazımdır; aksi takdirde hakları tapu sicil ile sabit olmadıkça paylaşmadan hariç bırakılacaktır. 4- Satış bedeli hemen veya verilen mühlet içinde ödenmezse İcra ve İflas Kanununun 133 üncü maddesi gereğince ihale feshedilir. İhaleye katılıp daha sonra ihale bedelini yatırmamak sureti ile ihalenin feshine sebep olan tüm alıcılar ve kefilleri teklif ettikleri bedel ile son ihale bedeli arasındaki farktan ve diğer zararlardan ve ayrıca temerrüt faizinden müteselsilen mesul olacaklardır. İhale farkı ve temerrüt faizi ayrıca hükme hacet kalmaksızın dairemizce tahsil olunacak, bu fark, varsa öncelikle teminat bedelinden alınacaktır. 5- Şartname, ilan tarihinden itibaren herkesin görebilmesi için dairede açık olup gideri verildiği takdirde isteyen alıcıya bir örneği gönderilebilir. 6- Satışa iştirak edenlerin şartnameyi görmüş ve münderecatını kabul etmiş sayılacakları, başkaca bilgi almak isteyenlerin 2013/4171 Esas sayılı dosya numarasıyla müdürlüğümüze başvurmaları ilan olunur. 02/04/2014 (İİKm.126)_ (*) İlgililer tabirine irtifak hakkı sahipleri de dahildir. * : Bu örnek, bu Yönetmelikten önceki uygulamada kullanılan Örnek 64’e karşılık gelmektedir. BASIN: 22179 (www.bik.gov.tr)

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de


Hazırlayan: Füsun İKİKARDEŞ

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Hrant Dink’ten gelen ABD uyarısı Faili meçhul bir cinayetle 19 Ocak 2007 günü katledilen Ermeni asıllı gazeteci Hrant Dink, herhangi bir dış güce, hele de emperyalist desteğe dayanarak, hiçbir milli atılım yapılamayacağını dile getirmişti. 15 Nisan 2006’da, öldürülmesinden KURULUŞ 1921

yaklaşık 8 ay önce, Malatya’da yaptığı son konuşmada şunları ifade etmişti: “Amerika bu. Gelir o kendi hesabını yapar, işine bakar, iş bittiğinde de çeker gider, ondan sonra da burada tekrar insanları kendi didişmesi içerisinde bırakır.”

5 NİSAN 2014 CUMARTESİ

Persepolis’te büyük sütun kaideler üzerinde, Perslerin inançlarını yansıtan heykeller bulunur. Kralın tahtının olduğu mekana, karşılama mekanına çıkan basamakların kenarında yer alan tasvirlerden biri

Barbaros

ŞANSAL barbarossansal@aydinlikgazete.com

TOPLU İĞNE

1946 MAHABAT’TAN 2013 ROJAVA’YA

Eğitimde terör, kim verecek erör?

E

El ipiyle kuyuya inilir mi? G Latif BOLAT

eçtiğimiz Ocak ayının 22’siydi. Suriye’nin kuzeyinde Amerikan planları sonucunda perişan edilen toprakların bir kısmı ile ilgili bir haber yayınlandı. Türkiye’deki Kürt milliyetçileri için büyük kutlamalara sebep olan haber şöyleydi: “Rojava’nın üç kantonundan biri olan Cizîrê Kantonu, bugün demokratik özerk yönetimi ilan ederken, ilanın 22 Ocak 1946’da İran’daki Mahabat Kürt Cumhuriyet’in kuruluş yıl dönümüne denk gelmesi dikkat çekti.” Son zamanlarda çıkan bu Rojava benzetmesi ile tarihin arka odalarına dalıp, bu Mahabat Cumhuriyeti’nin ne olup ne olmadığına bir bakalım dedik. İşte bulduklarımız ve zaten herkesin bildikleri:

Dünya savaşı bölgeyi perişan ederken... Tarihin bir garip cilvesi olmalı ki, Kürt etnik milliyetçiliği temelinde ayrılıkçılık hevesleri, ilk defa Kürtlerin daha güçlü olduğu Türkiye veya Irak’ta değil de, en zayıf olduğu İran’da meydana çıktı. İkinci Dünya Savaşı sırasında, Temmuz 1941’de, İngiltere ve Sovyetler Birliği İran’ın işgali konusunda anlaştı. Mezopotamya’daki varlığını korumak isteyen İngilizler güneyden, genç cumhuriyetlerini güvence altına almak isteyen Sovyetler ise kuzeyden saldırarak, İran’ı ikiye böldüler ve işgal ettiler. Bu işgalci ülkeler bilinçli olarak Mahabat’tan Saqqız’a kadar olan Kürt bölgesini “sahipsiz bölge” olarak bıraktılar.

İkili üçlü oynayan aşiret liderleri Bu otorite boşluğunda, bölgedeki Kürt, Ermeni ve Süryani aşiretleri kendi kasabalarında oldukça bağımsız yönetimler oluşturmaya ve çevredeki köylere bile saldırmaya başladılar. Mariwan aşiret reisi Mahmud Khan Kanisanan, Bana aşireti reisi Hama Rashid, Kalhur aşiretinden Abbas Qabudian, Dihbukri reisi Ali Agha, Mahabat’dan Sadr Qazi gibi Kürt liderler, mahalli özerklik ile Tahran’a bağlılık konusunda, sürekli saf değiştiren pozisyonlarda siyaset yapmaya çalıştılar. Başlangıçta, Kürt aşiret liderleri İngilizlere başvurup bağımsızlık konusunda destek istediler. Ama Sovyetler daha

önce davranıp, otuz kadar önemli Kürt aşiret liderini Bakü’ye topladı. Sovyetler, sadece özerklik konusunda destek olacaklarını belirtip Kürt özerklik hareketinin başına kendi kontrollerindeki Kardar Shikak aşireti reisi Amir Khan’ı getirdiler.

1945’te Komala, adını İran Kürdistan Demokrat Partisi (KDP-İ) olarak değiştirdi.

22 Ocak 1946:

Mahabat Kürt den Yıllar öncesin ürlük’ Cumhuriyeti kurulur g Kasım 1945’te, Sovyet‘Halklara Öz en, ler’in teşvik ve desteğiyle k İran’da önce Azerbaycan sloganı atılır bir Milli Hükûmeti kuruldu. p larda he Sovyetler hemen KDPıl k a Komala’da ağa ve İ’ye de silah yardımı yaptı. t r şeyhler egemen ahabat Kü M Ocak 1946’da ise Mali 22habat’da a e olur id i t Çarçıra Meye iy r u Cumh 6 Ağustos 1943’te, şedanı’nda Mahabat Cumn a hirli aydınlardan biri olan huriyeti’nin kuruluşu .. Son zam ı. d r a v Abdulrahman Zabihi’nin ilan edildi. Mahabat a v ja önderliğinde Kürt millirda çıkan Ro bu Cumhuriyeti’nin askeri la yetçiliğinin ilk örgütlentemelini, Hereki ve Şıile mesi sayılan Komala (Kokak aşiretleri oluştubenzetmesi lup o meleyê Jinêweyê Kurdisruyordu. Sovyetlerin e n olgunun tan/Kürdistan Diriliş Topüzerine, Irak’tan a bir isteği ın ığ luluğu) kuruldu ve Mart kaçıp Mahabat’a geld a lm o ne 1944’te Iraklı Kürtlerin örmiş olan Molla Musik d e d m gütü olan Hawî cemiyetiyle tafa ve Ahmed Barlı a k ba yardımlaşma anlaşması imzani ile 1000 kadar zalandı. Komala başlangıçta ağalar ve mollalara karşı olan sınıfsal tutumu ile bilinmekteydi. Mesela yayınladıkları ilk bildirilerde bu konularda şunları diyorlardı: “Sizler, Kürt aşiretlerinin ağaları... bizim düşmanlarımızın size neden bu kadar çok para verdiklerini iyi düşünün. Onlar bu paraları, gelecekte Kürtlerin bağımsızlığını engellemekte en iyi yatırım olduğunu bildikleri için size vermekteler...” İlerici önderlerden biri olan Köysancak’tan Mulla Muhammed ise, dini liderler konusunda su acımasız eleştirileri dile getirmekteydi: “Mollalar hep haindirler. Onlar şeyhleri överler ama onların Allah’ı ve dini hakkında gerçekleri halka anlatmazlar. Şeyhler ve mollalar Kürdistan’da kaldığı sürece, yeni bir hayata sahip olmamız mümkün olamaz...” Ancak Komala, mollalarrı ve ağaları gücendirmemek için, sonradan bu eleştirilerinden vazgeçti. Sovyetlerin de yardımı ile 1945 Ağustosunda Mahabat’lı aşiret reisi Qazi Muhammed Komala’nın başına getirildi ve örgütteki sınıf yapısı, ağalar ve şeyhler lehine değiştirildi. Sovyetlerin isteği üzerine, Ekim

Bakü’nün izniyle kurulan Bakü’de yıkılır

Başlangıçtaki adamı da, askeri kanada katıldı bazı direnmelerve esas kuvvet haline geldi kısa zamanda. den sonra, SovMahabat Cumhuriyeti sadece Mahabat, yetlerin baskısı ile, Bukan, Naqada ve Ushnaviya adlı kasabaları Mahabat Cumhuiçine alan küçük bir bölgeydi. Qazi Muhammed Cumhurbaşkanı, kuzeni Sayf Qazi Savaş Bakanı ve Zanbil’den Seyyid Hacı Baba Şeyh ise Başbakan oldu. Komala’nın önderlerinin hemen hepsi yönetimde yer aldılar ama, çok açık şekilde, ağırlık ağalar ve şeyhlerin eline geçmiş oluyordu bu Cumhuriyette. Mahabad Kuruluşu, 22 Ocak 1946 Kurulduğu gün çöküntü

başlar

Mahabad Cumhuriyeti daha başından sorunlu bir yapıya sahipti. Kürtlerin aşiret yapısının bir yansıması olarak, tüm aşiret liderleri birbirlerine karşı, gerek Sovyetleri, gerek İngilizleri ve hatta gerekince Tahran yönetimini oynamaktaydılar. Daha ilk günkü Cumhuriyet kutlamalarında, İngiliz taraflısı Ziro Bey Harqi, Cumhuriyetin iki numarası Şeyh Abdullah Gilani ile kavga edecekti. Daha ilk günlerde bile, bazı Kürt aşiret reisleri Tahran ile gizliden haberleşip

Başka bir güce dayanarak milli hareket olmaz

Bölücü ve ayrıştırıcı tüm girişimlere karşılık, bölge halkının kültürü ve tarihi yüzyıllardır içiçe gelişti.

taraf değiştirmeyi teklif edeceklerdi. Örneğin, Dihbukri aşiret reisleri, Qazi Muhammedin başkanlığını hazmedemeyip İranlı bölge komutanı General Humayuni ile haberleşmişlerdi. Mahabat Cumhuriyetinin ordu liderlerinden biri olarak ilan edilen Hama Rashid, Bana bölgesinin başına getirilmesi şartıyla Tahran tarafına geçeceğini bildirmişti. Mahabat’lıların iç çelişkilerinin tam da zirve yaptığı günlerde, Sovyet ve İngiliz ordularının Ocak 1942’deki anlaşmalarına göre, tüm yabancı askerlerin İran topraklarından çekilmesinin zamanı geldi! Sovyetlerin birkaç kere geciktirmelerine rağmen, en sonunda 26 Mart 1946’da, Andrei Gromyko tüm Sovyet askerlerinin İran topraklarını boşaltacağına dair garanti verdi. Haziran ayında, Sovyetlerin kurduğu Azeri devleti varlığına son verince, bu bölgenin içinde yer alan Mahabat Kürt Cumhuriyeti “isyancı bir bölge” olarak Tahran’ın insafına bırakılmış olacaktı.

Çöküş nedenleriyle ilgili olarak İran’li tarihçi Farideh Koohi-Kamali şunları söylemektedir: “Öncelikle Kürt toplumunun ana özelliği olan kabile bölünmüşlüğü, merkezi hükümete karşı direnişin sonucunda Kürt Cumhuriyetinin kurulmasında rol oynadığı gibi, bu cumhuriyetin yıkılmasına da sebebiyet vermiştir. Değişik kabileler, daha doğrusu bu kabilelerin liderleri arasındaki çatışma ve çekişmeler, ulusal hareketin önünde önemli bir engel olmuştur. Bir veya birden çok kabilenin kendi çıkarları uğruna dış güçlerle iş birliği yapması, Kürt tarihinde olağan bir haldir. İkinci iç sebep, cumhuriyetin iyi örgütlenmiş ve politik deneyimine sahip güçlü yönetimden yoksun olması olgusudur.”

riyetinin Tahran yönetimine direnişinden vazgeçilmesi emri geldi Bakü’den. Bu arada, Cumhuriyetin Cumhurbaşkanı Qazi Muhammed’in aşiretler arasındaki desteği de gün geçtikce eridi. Çünkü, aşiretlerin ana geçim kaynağı olan tütünün, İran’ın dışına satılma imkanı olmadığı anlaşılmıştı. Bunlara ek olarak, Cumhuriyetin zaten sınırlı olan mali kaynaklarını, Irak’tan gelen güçlü Barzanilerin 1000 kişilik aşireti ile paylaşmak zorunda kalmaları, bazı aşiretlerde rahatsızlık yaratmıştı. Bir de, Barzanilerin Qazi Muhammed’i indirip, Cumhuriyetin başına geçmek istedikleri konusunda da söylentiler giderek artmaktaydı. Aşiretlerarası anlaşmazlıklar sonucunda, Mamash, Mangur, Dihbukri, Kardar Shakak, Shikak, Harki aşiretleri Mahabad Cumhuriyetini terkedip, Tahran ile tek yanlı olarak anlaşmalara girdiler. Sadece Gawrik, Fayzallah Begi ve Zarza’nın bir bölümü, Qazi Muhammed ve Mahabad Cumhuriyeti’ne sadık kalmışlardı. Bu gelişmeler uzerine, Qazi Muhammed’in kardeşi olan Sadr Qazi İran güçlerinin komutanı General Humayuni’ye Mahabad’ın teslim olacağını şahsen bildirdi. Ve 17 Aralık 1946’da, İran ordusu Mahabad’ı işgal ederek Mahabad Cumhuriyeti’ni yıktı. 31 Mart 1947’de ise Cumhurbaşkanı Qazi Muhammed, Başbakan Hacı Baba Şeyh ve Savunma Bakanı Muhammed Hüseyin Han Seyfi Qazi, Cumhuriyetin kurulduğu yer olan Çarçıra Meydanı’nda asılarak idam edildi.

ğitime karşı şiddet olaylarının incelendiği ve 2009-20013 arasında yapılan çalışma, insan hakları örgütleri, yardım kuruluşları ve Birleşmiş Milletler Kurumları tarafından ortaklaşa yapıldı. Bu çalışmaya göre öğretmen olarak görev yapmanın en zor olduğu ülke ülkemize de kokainin geldiği Kolombiya. Öğrenci olmanın en zor olduğu yer ise öğrencilerin asker olmaya zorlandığı; Ajda, Sertap ve Nihat Doğan’ın sakız ve gofretle açlık gidermeye çalıştığı Somali. Suriye’deki, iktidarımızın körüklediği kargaşada da, Halep ve Şam’da Üniversitelere saldırılar tam gaz devam ediyor. Dünya çapında yapılan araştırmalara göre son yıllarda ünivesitelere ve okullara 10 bin üzerinde saldırı düzenlendi. Bunlara Pakistan, Kolombiya, Somali, Suriye gibi ülkelerde eğitim presonelinin ve öğrencilerinin öldürülmesi okul binalarının bombalanması ve kundaklanması gibi saldırılar da dahil. Ayfon sakızının, İran üzerinden Doğu Anadolu’ya geldiği Pakistan’da, kız öğrenci Malala Yusufzai’nin 2012’de Taliban güçleri tarafından vurulması meseleyi dünya gündemine taşımıştı... Ayrıca petrol derdine Nijer’den bölünmüş Nijerya’nın kuzeydoğusunda yatılı bir okula düzenlenen saldırıda 29 erkek çocuğu öldürülmüştü... Ve saldırının sahibi Batı tipi eğitime karşı çıkan Boko Haram örgütü olmuştu. Öğrencilerin gözleri önünde öldürülen 30 öğretmen ise nasılsa unutulmuştu. Sahi, THY Kargo o bölgeye de mi silah taşımıştı? Yoksa MNG Kargo’nun gece yarısı Çorlu’dan kalkan uçakları Almaata’ya insani yardım mı? Oysa Harp Okulumuzdan mezun Pervez Müşerref, mahkeme önündeyken, en çok saldırı düzenlenen yerin Pakistan olması ne kadar da manidar değil mi? Hele Amerikan Kabala mensubu pop şarkıcılarının Kolombiya’da, 140 öğretmenin cinayete kurban gittiği günlerde müzik kanallarındaki timsah gözyaşları? Demet, Gülben falan da destek veriyor mu? Aslında eğitime saldırılar, bir hükümet sembolünün altını oymak ya da siyasi, dini ve idolojik mesaj vermek veya başka bir toplumu terorize etmek gibi başka amaçların aracı olarak kullanılılabiliyor. Bologna yasaları dayatması ile öğrenciyi en keriz ve yağlı müşteri yapan 2 yıllık kursların adı Meslek Yüksek Okulu diye yutturuluyor. Kuyruk sıkışınca da, kısık sesli boş çığlıklar; öğrencileri dershanelere yollamayın, Milli Eğitim Cumartesi Pazar ücretsiz kurs verecek salvolarını havada uçuşturuyor. Türkçe olimpiyatlarında sarmaş dolaş olanlar, öküz ölüp ortaklık bitince boşanma davasını bile takmıyor. Ebru’nun avukatı devreye giriyor.  Geçen yıl Birmanya’da, bir Hindu milliyetçi grup, Müslüman okulunun öğrencilerine saldırmış ve onlarca çocuk öldürülmüştü. Beyin göçüne neden oluyor diye de Irak’ta 2010’da güvenlik eskortu eşliğinde Hıristiyan öğrencileri üniversitelerine taşıyan konvoy bomba yüklü araçla hedef alınmıştı. Aslında eğitime yönelik şiddetin etkileri bu şiddete maruz kalan bireylerin de ötesinde hissediliyor. Üniversite hocalarını ve öğrencileri terorize etmenin, bir ekonominin araştırma kapasitesini yok edeceği ve yetenekli gençlerin ülke dışına kaçmasını tetikleyebileceği uyarısı yaygınlaşıyor. Şiddet tehditi ile akademik hayatın gerekliliklerinden entellektüel merak ve ifade özgürlüğünün altının oyulduğu bu durumun da otosansürü ya da daha güvenli diğer ülkelre beyin göçünü beraberinde getirdiği gerçeği suratımıza bir tokat gibi patlıyor. Türkiye, bu raporların içinde nedense çok küçük sisli bir paragrafda yer almış. Oysa, bu yıl 1. Dünya Savaşı’nın yıldönümüymüş. Ve Cemil Çiçek bu konuyla kimsenin ilgilenmediğinden dert yanıyormuş. Bak sen! Oysa vatandaş o hale geldi ki, bırakın dünya savaşlarını, ekmek paralarının peşinde koşmaktan ve paydaş yandaş arası afyonlanmaktan geçmişle ilgilenecek kimse kalmıyor. Misak-ı Milli ve Misak-ı Maarif bir yana Ercüment Erbay’ın Çocuk Hakları kitabını bu hükümete bir kez daha okutturmak gerekiyor.


Aydinlik 20140405