Page 1


Bu Kitap, modıern manada prıe111sipli, sistemli ve memlehtimJ.Jn bünyesi'11e uygun p;Jrticilik çığırrnın açılmas ılll Mt•yınlıe.r.e ,#haf olunur.

R. O. T.


Müellifin Diğer Eserleri - Türkçülüğe Gi';,riş, 1940, B ozkurtçu Y ay ın ı ( tü ken di) ·- Mıilliyetçilik Yolunda, 1944, Müftüoğlu Yayını - Irk Muhite Tabi midıir? 1939,

Bozkurtç u Yayını

(tü­

kendi)

Racisme est-<ij justifie? 1943-44 (La Republique ıazetesinde tefrika edilmiş, kitap haline konmamış­

- Le

tır)

Kızıllar (Avrupada ıKomünizm), 1943, Bozkurtçu Yayın ı (tükend i) , - Kızıl Fa;ıJIJ,yet (Türkiyede Komü!lizm) , 1943, Boz­ kurtçu Yayını (tükendi). - Kuyruk Acısr, 1943, Bozkurtçu Yayını (satılmıyor). - Solcular ve

- Ergerıekon ve Bozkurt Kolekıiyonlarının mevcudu. kalmamııtır. , '·

- Ollk ·Bara XoleJıılyonu (uyı 1.13) : 250 kuruş (mü­ racaat: Oluz TU�kkan, BUyilk Ada, Made.n. , 97 İstan-= bul)

Çıkacak kitapları Antıol1ojiı,si (25 Cilt). Step: J. Kessel'den tercüme (roman)

- Umumi Kültür - Kızıl


..

On Söz Demokrasi _güne§iniln memleıJretimi.ızde Y,eni yeni ışrl.

dama,ğa yiiz tut.tuğu günl"e"ıTdeydi.. FikirlerJ."ımiz bazr kim­

seleriın hoşuna gitmediği, cüreıt ettiğimiz tenkitler, açık sozlülük ve açık yazış c ina yeıt sayıldığı halde ıbu yolda is­ ra,r ettiğimiz için feiakete

ıığra . mış,

111asalvari birtakım

suçlarla yüklü olarak bir buçuk yıldır cezaevinde ,ya.şryı>r­ duk. . işte burada, "Suçlu,, der gibi bir edayla "Türkçü,, diye anılan

bizler,

gazeteJe•rde ba.şhyan ıı1'emoktasi fısılda­

malarınr hürriyet ınırrltılannı

menıkla takip ediyotduk.

,

tık k aqı parti kıpırdanm•J.arı ba.şf.adığ r srr)a!larda da mıev. '

ku ft um ve i.şte or'aıla, bu gUn akuyucul:aırıma s unduğ um bu '

kitabın ana h aıtla rrnı Yfl.Zl11i;J!ğa başladım. ,ijun.u, adil Askeri Y argı ta yın üç d:efa

tekrarlana n kesf.n kt11VJJT1

sayesinde,

demir parmaklıksız ve· kaprsı nöbetçisfa eW1mde' taımflmla­

mak nasip oldu.

, Bizde paırtıiciliğin şahıslar etrafrnda toplanmak yoluna

gı ttiği daima görülmüştü. Bu sefer o,lsun, '

ler veya sınıf menfaatfan

Hkı1rlıer,

prensip­

çevtıesı1nde birleşilip partile-r

kwrulması bekI.enıiırken, ge·�e ·eski yola sapılma.sı üzülm,eğe değer bı'r haldi. Yeni pa'ıTifNe�iııı, deımolrrlasiyi kokle�irmek vazifesi.ni

yurd'umuzda

hakkiyle yapt ık l aırr inkar kabul

etmez. A ne.ak bu i�. daha ziyade bir ce,reyan maMyetill:J." ta­ şrma,ktaJdır. Kı-,rgınlık/'ıa·rın, hrrslarm yahut d'a, v,atanper. verliği Vıe hüsnıüniyeti' söz götilrmıez ferdi isimlerin birleş­

ti!ıidiği .şahıslar paırti olarak ortaya

alfr)makta, bir dyas1

partinin her�yd-e:n evvel fik.iır, pre. n sip v,e sistem if,ade et­ tiğh1i düşünmemektedirler. Gerçi bazı prensipler ,iJan edi

.

Jiyor, fakat, i/ıe'ri.cle göreceğimiz gibi, bunlıaır pek vuzuh­ suz, hatta birbirine zr-t şeylerin alta dıfziln:esinden ibar.e_t

-

sistemsiz bir sırayla, alt

kaJmaktadır. Her' p art i memle.

keti kalkındırmayı ve işlen' düzehmeği en büyük pr.eınsibi olar::ı.ık ileri süı·mektedir. Hangi parti bu fı�kinie de1�il'dir


-4-

ki? Ve bu kalkınma, bu "düzeltme,, i.şlleriıtıe, hangıi esaslar, ha1ngi ana - preıısıiplıer gereğiı11ce girişilecek ve ba�r.rJ.a­ caktır? B.u preı11sip vuz,uhsuzJuğuna· karşrlık, saJcu . sıos­ yaliıst partilerimiz pek mutantan ve pek taıstamam pr:en,. sipler ilan ıetnıi.şlerdiır. Dördü buJ.a.n bu ,Sosyalist par.tiler, ba.şka memleketlerdeki sosYf1.Jis·t si'Stemleri ve preı nsipleri aynen v<e kelimesi kelıı1mesiı11e tercüme ederek kenıdilıerine program ediı11mek yoıPıund'c1dırla>r. A.na hadarıyJıa Demok­ rasi, SosyıaJizm, Nasyorializm gibi sistemler h'erı memleket­ te aynı ise de, tıefe:.rrua;tları oı memlı.eketlerin iç ve hususi bünyelerine göre değiştı1ği de unrwtulmamalıdrr. Onun için, hazır .ilaç alır gibi, teferruatı.na kadar hazır d.oktrin ve ideıoloji alıp bunlaJ'.dan parti progr:aml:arı biçmek, mem­ leketimizı'.n bünyesine v.e ihtiyıaçla.rın� cevtı.p vermiyecek te:jebbüslere girişmek demektir. Bazı partilerimiz ise, bu­ günkü .mede·ni dünya ve denenmiş yoJ1aır kaırşrsrndıa. irtica teşkil ed.ebilec.ek gerti pr:ensipl'eri programlarına gelişi gü. zel srkı§tM'm�t·;l.'dırJ:;ı.r.. iJh.. Bütün bu geUı.şi güzelli:k maınzaıııası pa;na b.u kiıt,abı yaız­ mak fikrini ilham etti. Ve bh "lJıeri Türkçülük Par. tisi,, tasavvur ettim. Bu ufak es.er, kurma·ğ.@ hazırlandı­ ğım bir partiıııin progtam.r değildiır. Bu.n,u, miJJ��etçi, Türkçü münevver gençlerim kendJ•kendı'lerine yapmaları çok daha doğru olacaktrr: Bu gençlıer, po1ı1tikaJJ.ın kirli, çamurlru, iftiıralı .h,a.vra.srridan bezmemi'§ 'Dlinaının vereceği tazıe enerji ve imanlıa_, Ukirlıeri ı'\ş halıi.n� soıkmamn çetin ve bataklrklı yolıun.a atılacaklıB!tıdır. Lüzumsuz ka:vg;ıla'rla va.kit kaybet·meY,ecek, il·tiral;ua karşr yalnız enıerji değil, sabır da göstermesini bilecek :şekilde politik oJgunfuğu ol.an gençler b u İ-:ji u.saınmadıan yürütıe ' bil-ecekf.e'J'dİT. Cessur ve (ideı.aılist insanın pek nadıiır bulunur bir mahluk olduğu­ nu bilmekle beraber, eın güv<eniJir, e·n yiğit, en idealist di. ye bildı"ği seçkin kimsekiJ.n bir'e, bir;ız fazl.a bir korku veya menfa,a.t ka·rşrsmda, yüzde1 2-J kada)I pek az biır iıstis­ nayla nekadar adile!iivereoekJ:erifni gözleriyle· he·nüz gör­ memi§ olacakJ.a.�·ından, bu gençlerde haırekıe'rt:e geçmek v�


- 5toplu çaJJşmalarda bul�nabilııtıek içi.n ş�ırt oJia11 biraz daha

hayal ye ins'a!nla�ı bi�·az dahı 1 a .a'Sil biıfmek gibj, faıydalJ ku­

surklr bulunacaktır. Bu hamlelerlın en büyük eng�eli olan 'biıJrsinm, o'Jıkı.ırın ruhuna henüz sıızmam:ış o:/lacıaktr.r.

B<U gençletin kuracaklıar) p;ı'l'1#� mıiıJJeıt yofluındıal hür

kOllU§ma çığrı.nda şanlı bir maziyle ÖvÜnıebiJecektir. Çün.

kü herkesin ve bugün aırtık korkulacak bir !jey kaılma.yınc a,

cayır , cayır yazan muhalHkrln bile sindikled, iktldardaki

hükümeite k,a�l:er yazdıkları yılla!Ida, hoşa gi;:miy�n fi­

kir ileri sürme'nÜ1 ve tenkiıtte

bulunmaımn pek tehlilk.e/i

bulunduğu gü.nlerd 1 e, birbiriıni kovaılayan tehdiıtlere ve be­

lilu•

rafn»a. biidiiirri

yrlmaytBn1-,

söylıemekten şa.şmayanl;ır, yazmak­

mukk&ıaılc ki bazı ırkçı pamürkı1st. Tü.rk­ çülerıdJ. Mecmıuıahi-rJmlan Mfalarca. kaJJatt.Jlm:ası, kitapla. tan

r.ımızm topJl;ıJtıJması,

Em� MiJdiJrJUjiJn.

türülmeJe,rimiz, uğradığımrz

sık sık gö·

t6hd/tl.-r, tBVkiller, myısını Vllrlldiğı'miz mahke­

haıtırlıyamıyacağımız kadal' çok ker,e

mekr, idama kada,r götür.en suçların isnadı altında 1,5 yı l ağ_ır hapis hayatrmız, büitün bu eziıy,etli. gayret�r vıe yrpra­

tıcı emekler, kur,ulacıak Türkçülük pMtisüıin mazisi'ınde,

muhakkıaJc ki kendi ufak ça'PJ,,a..rind'a da olsa, biırer kurucu taş

'oJartıık

bulunacaktır.

* ileri Türkçülük P.a�·,tisılni

der�çatma kims,el,er

ku·racak olanJıaır, herhalde

oJmryacaktrr. Her

önüne gelenin

kendinde b.u kahiliyeti tevehhüm eıtme�si ı�çin, bir insan.

d.a toplu bul.zınması epey z,or olan şa:rtları ve vasıfları ha­ tırlamak faydasız olın<ız. Birkaç ı ıınr

sayabiJ"�kiz: Burada

yazılı .esaslara imı�nmI§ olma·k (§Üphe'Siz bu �1k �art); Türk

olmak (Türkçülük partisin.l Türk

olmayanJıaırın kut'ması

dü§üni i lemez bile); kültürlü ve bi-lgili <ilmak (bilhassa u.

mumi kültür ve az çok hukuki bilgü.er) da etı-aflı bilgi sahibi oılmak (gerek

part,ı1cilik haıkkın­

dünyadaki, ger.ekse

Türklyıed,eki paitioiJi:k); Makul ve muvazeneli insan ol­

mak (muvazeneshlıik kadar siyasi gidi§i bozacak bir şey


-6-

tasavvur edilemez. ôrne kl'erini gö rdük ve görüyoruz); SI­

wsi olgu nluğ-a ,eri§miş olma.Jc (bu, en

b elN başlr bir :ıart­ tır \Ve çeşiıtfu' ı'cabatı vard ır : i,cabında· yıımuşaımas ı nıı , .elas­ tiki (s ouple) olmı,a.smı bil'II1ıek; a:kıJla, diıraye'fle takti;Jc kul­ lana.bilmek; lazım gt:Jdiği zaıma:n susmak, icabeıttiıği za­ man fısılda:mıa.k vıeya bağırmak; sıoğ·ukkanlı, hazımlı ol­ mak; insan ta,rtmasınr vıe kul}rfl.nmasrm bilmek; nabzıa gö­ re şerb�t vermek; tar.aftarlarınr ahlaksızl�r'dan t�plam a.

makia b erabe:r, pazı n okSfJ-'IlkJ.1a da göz ynmmasını bilmek ; n,e hElyalpe,rest, n e dı'e bedbin

olm,amak; d;ost kazanmp.nın bilmek; ya söz· , ya da ya­ zıyla i.namdıırma, s ü r ükleme kabi!iyeıtfnıi taşımak; en fe na anlarda bi1e ümitsizlıeş111emek ve ümitsizle�nl erin mane­ viyatını yükseltebilmek; kendi'IJi seıvdiırıebilm ek; emre­ dei· g ö r ü nm eden emretmesini becermek; kibir v e azamet göstermemek... i!h. lş.t,e :;i"yıa.si olg u nluk deınen şey bu . ka­ dar karıli,,rktrr. Çok kimSıe'1'ıerde bu mühim kabiJiy,etin p e k çok kısımları yo k t ul'. Bunlar kendilerini aldatmamalıdır. lar); Ayrıc:a, partiyi kura aak ofıanJa.r:a med e'ni icesaret de lazımdır. (Çünkü zaman ıoJ.ur ki, hürriye;tıe hakikaten "§al örtmek,, j,steyenleır buJu·nabilfr. Ceısaıreti'ın iıse s at rn alınır ve düşma.n tepeknııenitn sıırrım

veya

bu

öğrenilir

�y/.erden olma dığı

lar. Enerjileri noksansa,

maJUmdur ). Nihayet

ve karakter salıi'bi

kurucular, biJhassa e ne-rji

ya p ar.ti

miicadıelesini

olmalıdır­

sonuna ka­

dar vardıoramazlaır, ya d.a, iktidar nıevkiıine Hl:aşacnk ol·ur. 1.arsa., programlarını taıtbik ed<emezlıer; seciyf!sfasele.r, o za­ man daha feci :

on · ları satın .alma·k. ülküyü p�ç e t mek , p11,r. bile de'R;i:ldir. Bu memlelk:etin ba§ına bela a çanların çoğu, bu vıc ' dansız po1i-tikac ılar i'.Jlm.uştur. VatanpeTverlik şartım s.aymry o r'u m bile. O. her parti iiyJ mahvetmek işten

ı

ku.rı.ucusunda bulunması en ki,

memlelr!eti,n,

blrinci şart olan §ıeydir. öyle

,milletin ve vartaını,n mıenfaatl'annı, daima

parti me n faaı tlarmm

üstünde tu.tabiıJsin.

Bu s eçkin Tür k aıt dınları acaba kıiımMrdfr? Nerede­

dirler? Oııf:'aya çık!ş!arı nı görmem ba na ıtasip ıolacaksa, bir

bu1;uk

yıldır

bu

TÜTk 'ülkesinde, Tü rk v e Türkçü olarak


-

�ktiğiım

müthiş

- bu

7

keJim,eyi

-

mübalağa etmed(Jn. yaz.

drm - ve maddi - manevi· acrlarrmin boşa gitmediğini gör­ menin sa.adıe:tine varacağrm.

Benim 0ınlarıa yapabiJe·"oeğim na çiz yardım, kendıi kö­

şemden, Büyük ülküyü işlemek ve

ideo./'ojiyi yoğurmak

olacaktır.

* Yeni h ürriyet hava:sı ese!ı"denberi yapıfan parti mü­

racaa.tlıatınr v.e kurulan par;fıi progtamfarını dikkatle takip

ettim. Bu seyrin verdiği

üzüntü, bu kJiıtapçığıı11 yazrlma­

sı ndakd sebeplerden biri old'uğuna daha başfan gı ç ta işa·ret

etmiışt.im.

Parti,

ya bir srnrfrın mlenfaa ı rt:lannı koru mak ; ya da

muay�en prensiplerin tatbikiyle meml,e1ketı' kalkrndırmak amaciyle .kurulur. Birinci' şıkka göre partiler, ya burjuva.

ıhn rfrn, ya

- sı'nıf

d'Jyemeseık de_ memu r

zümr.e-si)nin, ya

i§çiJe·rin , ya da köylülerin meİıfa;JJtlıarı için kurru lmuş olur.

ikinci şıkta, smıf menf.Claiti gözertilmemiş olabilir; muay­

yen bir duny a görüşü olan kimseler , memleketi kalkındır­

mak ve ilerletmek için bazı prensipl.eriın ta:tbiıkini zaruri görür, anca1k bu içtimai - sı�y:aısi - iktisadi sistıeım!e �m ba­ §'lrr beklenebiI.eceğinıe iınanır laır. Bunf:arrn

fo.s sa.J v·e· bir­

mu

birini tutar, b�rbiônıiı tamamlar iktisadi, hukuki, içtimai.

idari, siyasi prensipleri vardır. Sadece (Memle1keti kal­

kındı.ra.cağız, .ş,u ş.u dıertl:eri' düz.eltecek, şu daval-arıı hal­

lede ceğiz) cfeım:,ekle kalma,z, v.aidler!ıe, kiımbilfr h!l,ngi mu. cizevi çarı,e!Jerle

düzelt,e·cekleıri mNli yar ala rın

vermeklıe yetiınmezrer. Fiun�arı hangi bir kah'ıre

listesini

niha�et heırk�sten, her.

müdavimi.etinden bile dinJemek müm­

kündür. Anpirı'k çar.eler v.e beylik d·eval-ar da buracl'a. du­

yulabilir. PartJ.. pro·grp.mımın bu isme layrk ofiaıbilm�si için, herkesin az ç.ok bl!diği bu deırtleri ıv,e davalaırr. hangi sis­

tem ve görüş dahilinde, Hmi değ.eri o:Jan haıngi eseslarla ,

hangi prensiplerle d üz elt e ceğüri doğru düriist bı'Jdirmesi �rttır. idarede

d0emokuısi

tar,a.ftarıysa,

hangi çeşidini


- 8memJieketimizde

(Fransa, İngilterıe· ve

tatbik edece,Jrrtiır?

Am:e.rika demokrasiJerı� aıncak aına hatl":arında birdiır) .

lktisatta sosyalizm m�� efa.'tizm mi, liberalizm mi, hi­

mayecilik mi güdecektir? Sosyıa!ıistse, iki yüz çeşMi s ayı. lan bu sistemı:n hangi cinsini? Milliyetçiys.e, mi'/le ı t · i na.

srl an · lıyoI", nasıl tarif edı1yoır? Ge!enıekçi midi.r, gdenıe'k­

�zlik t.aı;aftarı mı? EmpıeryıaıJist mi, pasifist

sua1Jeır:in

sayısı birhayli

mi?· . . ilh. Bu

arttıırıJabi1ir. Halbuki bizde gö­

r'ülP.n nedh? Maıalesef, eski kötü

srn ıffar e.trafmd.a d.eğil, şahıslar

lidiet

üzerine, fikiırler ve

çevrıesind-e toplaııı ldığı

partidliğin ba�aırsızlı­ ğrmn •ası.J sıeb,ebini bunda aramaık ger·e>ktir. lttiha,t ve Te.. rakki olsun, İtilaf ve Hü rriyet olsun, gelip geçmiş parti. lerimi'zin hangisi Mır sis�em s a hibiydi,? Brınlar ın, sırf ik­

göze

çarpıyor. Belki de bfac:l'e

Y,

tıMaırı ele almak vıe güın ün icaple.ırrna göre· si aıSet yürüt­

mekten başka ne gibi

ramkırı, sistem lıe ri,

siijlas1, içtimai .ve i kti sadi birr prog­ ı'deoJdjı�ri, dünyıa• görüşleri vıa.ırdı? •

Hiç, d.aha do ğrusu, çoırıb19 gibi! K111tt;u'f.uş Sava:pnın z�ıru­

retı'nden dogan

Anadolu ve Rumeli Müdafai Hukuk Ce.

miyetJ ve onu:n çocuğu ok.'n

Cumhuriyet HaJk Partisi,

sulh çağı nda da devam ;e'dinde, ,kutıuJıuşuırun sebe bini kay-­

betmiş gibi oldu; de"ırh'aJ bir pr'ogr:aım ha.izırİıa.n'dı. Fakat ki

partı'.lıeıi}n

eıs­

programsızJ.rğına karşılrk, bu sefer de aşırı

zenginUkte 1bir program ·o�a�a atrlmıştııı, Onım bir veçhesi

- çümkü, Hfot mitoldjisinıı'ın

ianrr!ıa:r:ı

giıbi, C. H. P. nıin de

çeşı1t çeşit veçh elıeri v.ıe tecıeNıilıeri· vaırdır A na yasayı ha. zırlryıaın par . ti olmak sıfatJİJ'e, ha.Jis demoktıasi· ve Fra nsa tipi parlömantadzmdi,r. Fakat g,enıe bu pıa·rtinin hazırla­ _

dığı ce'z.a, se·çiı,m, m;ıhbua.t, ae1mı"yıet ve polis vazife ve sa­

lahiyıe·t kanu.nlıarile de, hıalis tofo;1Jıi.te"ır, oıtoriter ve doğrusu.

faşizmi pek andırır bir veçhe ta'.!jır. Taıtbi ka:t da bu mahi­ yeıttedi:r. FakaJt, gene şu son

z.amaınla::td·aki t adillı.eri'rı ve

kanu1n1.arın yapıcrsıı olmak hasebiyle de, Halk Paırtisi va..

sat bir demokrat veçhe·lMJ.r. NNıay.et, aısıJ paiTti programı.. na ve Altı Oku n a bakacak CJ.Jıutsak, bu

l'eceğimizi şaşırırı z . Sentez, telif

ve

ve·çhe'Sin.e

nıe ad

v'e'­

terk ip imkanl.a.rınr da


-9kapatan bu preıısip aburc.uburl'uğu; herbir pr.eınsibin Ja.klığı, müphemliği ve deır:ecesi11in belir ı sizl'l.lği

tün içinden çrkılmaı,z bir haıJ

il'e

muğ.

büsbü­

almıştır. Bul1l!un; içi,ndir

ki

Parti pnogramı her isteyen tar.af.ıınıcfan ist,enlflen ı yoldfJ tei­

alafrm: Paırıt:.,l tüzüğü-­

sı"r edilmiştu'u·. Milliyetçilik okun ı ru nün müphem cüml:ei/ıerine·

götıe, rrkı redded-en ve kültür

esa:sma daya·wan bir miJlıe,t tarifi kabul ediliyor gibi. Hal­ buki Atatürk .ofı.su:n, P.aırti B:a:şk.aın V,ekili dlan Ba1şbakan

Saracoğlu olsun, Türklüğü kana' da

Ir

da

h'aşJı,amışl'ardı. Sonra

k ç ılık, gene bu pa·ı·ti mens.uplıaırı

tarıafrndaın,

lfınıet­

Jendi. Cumhuriyretçiliği ala:J1m. İyi, fakat bunda ' deımokra•

sinin nisMti ne iJ.e tayin edilecektir? Meç hul. D�vlet , çilik

okunu alalım. M.ecJJs

kürsüsündeu (Şirketi

H.ayriyıenin

satın alınması s111asz..ntlaı) Partı'li miıl'f:etvı.ekııilJ.eri bile sını.

l.uşu yüzU,nt!•n 16rüleın aına.r.şiy'e i.şar,et ettiler ve yanılıp yakıldı:far. SOSJl'8.Jıfzm ,mJ, devlet kaphalı�zmi mi,, hatrtfı yer yer liberalizm mi.. Hiçbir lNıİIJ hüküm ver�mez. si.niz. . Her p r.ensıpt e m ü ph emiye t, �zat .. ôy:MkJ Ht1Jk Pa'I'­

rın b·e.Jiırsiz

o

tis i, hem .sağdır, hem sol. Muayy.en bir sınıfı dıa temsil et­

tiği söylıen1emez. "Sı:nıfsIZ millet,, prensibini

gütmıekte istt

de, tatbikatta memur srnıfrım korumağa ça.Jiştığı da· göze Çarpmaktadır (mesela, ayni yard.ıımlıarda). Bun' a "buhran­

dan. en çok sıkmtI çeke111 sfinıf mıemu'rlaır oPdu.ğu içiın,, de. nemei, çünkü daır gelıirf.i ol,an, falkaıt hükümet m-emuru ol. mayan vatandaş!ıa.r, memu rM1r için yap ı lıan o bfr iki ufa cık yard ımlard-a.·n

maıhrum v,e ayrı tut.ulmu.şl';ı'l:ıdrr.

Nihayet,

altı ok Ana Yasanın 2. nci maddesin e ,

1937 tadiJjyle, altı

umd·e :jekNnıde geçtlğiındre.nbe•ri, pa,rt'f

prensibi ıolmaktan

çıkmış, devlete malıedi'Jmişle.rdfr.

Şuhzld.e

C. H. P., diğer,

pattııVeroen ayrılık prensip/ıeriymiş gibi a:rtıık altı okunu

ileri sül'emez� Bu suretle C. H. P. si de, pek bol oklu pren�

siplerine r.ağmen, memlek.etimı'zdeki tıamsız pa·rti geJe'll,egi.ni

d,evam

prensılpsiz ve

prog­

etti.r;nekt.en başka. biır şey

y.apa mamıştrr. (Onun asıl vashnr tıeş kil eden, fak,at prog­

rammda yeT almryan h:usuısiyetlel"inıe oeğiz).

i'Jeride ıişar.et ede�


-10 Muhalefet de bizde Jıcp böyle olmuştur. Daima, iktı.. partiden - çeşitli sebepleri� hükümeıtten veya

dardaki

memnu·n olma.yan şa.hrs�a<T, iktidara geçmek isti�n poli­ �ikacılar, 1nenfiler, iıdealı"ıstler,

va'tanperverler.. ilh., hep

aynı muhalefet b,a,yra ğının a.ltrrtı a t'oplanmış�a:t ' dır. Halbu.

ki çoğunı:.n muayye,n bir fikiıı· ve kana'.8.ıti

·

olmadığı gibi,

ol,ankıJrın da biı'biriııe· uymaJT'.8.n prıensipler pe'Ş'ıllnd;eıD. koş­ tukları ·görülüyordu. Bu gelişigüzel muhalefet çok..za�arlı

blmuştur. Serbest Fırka İfte böyle hüvi:yetsizdi

bey günlük bir

ve Fethi

siirü vaitl'eırle pe.·rti kurıuJıaımıyacağmı an­

!Iyamamıştır. Şimdiki muhalı'f partiJıerd!e de az çok bu hü. viJl"eti görmek

kabı'Jd"J'ır,

Pre:ns1p ve sistemleri pek belli olan soku p artNe ri­

miz ise doktrinlerini A vr.upa sıosyaHs.t i·de..olojisi,nden ay. nen terc'üm.e eıtıtiklerinden, memleket bünyesinin Icabatına yabancı kaimışlaroır. Mamahh :Demokrat Paı11ti gibi, MiNi Kalkmma Par.,

tisi gibi te�ekküller, gökteki n'eh ' üJözlere benzetilebilirler. llk amaçlan, nıemleketimi.zde ke:yfi idareye son vermek,

bun Ün içi;ı mücadele etmektir. Bu. prens ipleı:'i sarihtir.. VI!

bununla da memlekete çoik büyük b�'ır tari'hi hizmet etmiş

Bu gaye el'cl� e'dı'JdikıttJn so..nra bu paırtil:eTin pııensipleri'nin de viz1hJİJ.1acaığı1 tahmin ediJ�biJir. Hull.sa, şimdilik A vrup;s m&nasile parti oh1uı.1ğa layık

ol.s.oaklardır. diğ.e.r

.bir parti lnıruJaniadığı aşN!aı:<dı-r. Muayyıen ve v.a,zıh bir

sistemi ve ideoJo.jisi olıan, yahut da sınıf menfaa i tlannı k hak ıyla temsil �den büyük ve hakiifd partileıı ·, yani mem­

leketin beklediği suni olmayan, ş,ahsi

olmayan partiJer

henüz Jdo/fmamışt.rı'. Doğmuş olanlar henüz nebülöz halin­

dedir. Nele�e r;eb.e oldu·klarr tıaım mizin bütün

sınıffar.ınr bJ'...,d,en

bir sistem

. lo jisi ola:n, .mıiJJi idea

siplerle ve

v.e

esaslarla ha1f!etmeğe

kestirilem�z. MN!eti­

kavra'.van,

tam ve

rih

sa

davalıarı hangi pren. kalkışacağını bilen ve

ilan eden bir parti mutl.a.lc.a ku<rulmalı ve bu parti, XX

r

;i

01ısrın en gerç.ek krymet hüküm'l� rüı i, millıittimizin en ha.

K:ikJ ihtiyaçlarını temsiJ etmeliydi. Bu parti, belki de şim-


-11 -

dj me vcız t olan partilerd'e n birinin gelişmesiyle veya bö­ lünmesiyle, belki de yepyeni bir şe1kilcJ'e kurularak dıoğa­ caktu. Bu !doğumun nasıl olması gerektiğini, şahsi düşün.

celeı·.im ol'a'rak, bu ufak k i tapta tte'Sbite çalrştıın. istifade edilmesi ü mi diyle ok_uyucufarara sunuyorum.

* Bu kitapçık şu srra üzeri11e tertip

edi:lmi'ŞtÜ: Gi riş

kısmmcJıa, evvıela asrım ızın sem merh alıeleİi. v.e ana kı ymet .

leri üzedne bjr göz aıtılmış, bu prensipleırin tesbitiyJ.e i.şe başlanrnı�tır. Sonra, diğe.r memlıeket/ıeırdıeki başlıca siya.si fırkaı'arrn

oJar.a.k,

doğu$]aırı,

tari:h çele-ri ve mah iye t lıeri, çok krsa

in.ce/;enml(tı°'l". (1)

·Daha sonra mesele, kei!ldi milli a çerç.eV<emizde müt lia edilerek, Türk fiıkir ve fiil tarihinde görülen başlıca lstikam-l'thtr ve bizdeki siyasi partilıe.r göz­ den geçiırlJmiş, neşriya t

.tJ'ğim pr ensipfeır

ve

yaptığım

ıtJnde.n beri ıpıüdaf,a!a et­

besled1iğim kaıısıtlar kısaca hatır/atı.

ıdtra·k, bugün verdiğim esaslarJ.a mukayese edilmiş ve fa.rk­

lı tarafları açı:kça

beJirtilmi.ştir. Bu son ı"/ci bahsin da ha

mufassal deJiJlerle takviyesi, akışı bozmamak için, eseı·in

sdn kısrm'1la brrakrlmı.ştrr. Nih;aıyet Giıu"ş kısmı, (Tenkidi Mülahazalar) bahs inde , güdülen prensiplerjn kabul edile. miY_ecek çeşit lerin in

t.enkidi yapı lmak

s u re tiyle bitioril­

miştfr .

Ki t ab ın esas 1. ncJ bölümünde, İJ.eri T ürk çülük Parti­ sinin Prensiplıeri az çok -mufassa.J bir şekilde izah ve mü

.dafaa ed ilmiş , 2 incj bölümünde ise bu pre n sip�e r program

halinde kısaca sayılmış, milli meseJe'lıer de gözden geçiril­ miştir. Nihayet eser, bahisleri fazlıa y ükJeımemelc fçi.n .so'

na brrakılnırş olan (de liHer) bölümüyle bı\tlı1r.f.fmiştir.

8.VII.946

Reha Oğuz TVRKKAN

Büyük Ad.a

(1) Kitap fazla büyüdüğü için bu bahis son dakikada çıkarılmış ve e serin ikinci baskıs ı na bırakılmıştır.


Giriş 1)

Asrımızın Son Merhaleleri

İnsanlık, uzun bocalamal a\- dan v e denemelerden sonra� gerçek kıymetini isbat 'etmiş ve kesin zaruretini hisset­ tirmiş olan dört prensibe sarılmıştır: Milliyetçi l i k, hür­ riyetçilik, cemi yetçilik ve barışçılık. Asrımız , bütün dün­ yayı saran savaş ateşleri içinıcle kıvrana kıvrana, bu dört prensibi doğurmuş, geliştirmiş, o lgunlaştırmış v e kıymet. leri hususunda uyanan şüpheler i s ilmiştir. Asrımızın şu son merhalesinde, dünyanın neresine bakacak olsak, milli.. yet meselelerin in, iç timai a dalet

davasının, hürriyet v e

nihayet barış istekle rinin galip bir c ereyan halind e göz e çarptığı görülür. B u dört isti kamet, i deolojik bir mahiyet alarak, Nasyonalizm, Demokrasi, Sosyalizm ve anti

-

em­

peryalizm olmuştur.

1.

Milliyetçitik

Mı.1Jiyet duygusu, her kavimde, en eski çağlardanberi mevcuttur. Bu prensip, mensup

o lunan milleti sevmek�

hususiyetlerine yakınlık ve bağlılık duymak, diğer mil­ l e tlere kend i mill etini tercih

etmek, öteki mil letle �den

daha i leri, daha kuvvetli, daha parlak

olmasını istemek,

bunun çarelerini a ramak, bunun iç1n çalışmak ve nihayet, kendi milletini hü r v e müstaki l yaşatmak, bağımsızlığına el konması na boyun eğmektense, ölmeğ i tercih etmiş bu. . lunmak ·demektir. Milliyetçilik, kısaca, işte budur. Mill i yetçilik, a sırlar boyunca gitgide daha vuzuh kaza­ narak kuvvetlenmiş,

XVIII

yandan M illiyetler prensibi

ve

XIX.

ncu yüzyıllarda, bir

(Principe des Nationalites),

diğe r yandan da mi lliyetç i l i k (Nasyonalizm) şekillerinde sistemleşmiş ve gerek siyasette, gerekse hukuk, içtimai­ yat, iktisa t v e felsefede esas temeJ olmuştur. Bugün mil­ l i y e tçilik, en büyük bir gerçektir. inkar edenler bile sO­ n und a ona dönmüşlerdir. Evvıe l a kozmopolitler ve ebedi


-13 barışçılar ondan şüphe ettiler, milliyetin bulunmıyacağı bir dünya kardeşliğ i arzuladılar. Bugünün realist barış. çılan, ( Dünya Devleti) tezin i i şlerken, milli hususiyet.. 1ere dokunulmadan bir Dünya Federasyıe>nunun ,kurulmasr şekline daha çok taraftar buluyorlar. Sonra sosyalistler milliyetçiliğe karşı cephe aldılar. lkinci Dünya Savaşın­ da, hepsi ikinci Enternasyonale dahil oldukları halde, her milletin kend i Sosyal - Demokrat (Sosyalist) partisi, kar­ §ı taraftaki millet aleyhinde ve harp lehinde rey verdi. Zannedersem Almanyan·ın 1914 de en kuvvetli partisi o lan Sosyal - Demokratlar, mecliste, ittifak la sava§a rey­ lerini ve rmişlerdi! Fransız sosyalistler i de milliyetçilik­ te - kendi tabirlerince vatanperverlikte - geri kalmadılar. Her i ki tarafın cephelerinde, beynelmilelci Sosyalistler kahramanca ölmesini bildiler! Vicki Baum'un (Marion)u , azılı milliyet düşman ı bir Alman Sosyal-_ Demokratının nasıl harp arifesind e tedricen ruh ve fikir değiştirdiğini ne güze l tahli l ed· e r! Birinci D ünya Savaşının sonunda, Rus ­ yada İkinci Enternasyonalin en müfrit u cu olan Bolşevik· ler, Almanyada da, aynı Enternasyonale dahil Sosyal - De­ mokratlar iktidarı ele almışlardı. Alman Sosyal - Demo.k­ ratl<ı.rı, Hitlerin ve Nazilerin i ftiralarına rağmen, tam Al. man milliyetçisi olarak hareket etmiş, Alman kalkınış·ını v e yeni bir harp için gizli silahlanışını sağlamışlardı (1). Nihayet, Nasyonal - Sosyalistlerin işbaşına geçiş sıraların . Sosyal - Demokrat onhra oy vermiş ve da, milyonlarca H itler bu sayede ezici bir çoğunlukla şansölye olmuştur. Rusyada durum da tipik bir inkişaf geçirmiştir: Bilindi ğ i üzere, 2. nci Enternasyonalin ;n müfrit ucu o lan Bolşevikler, Sosyal - Demokratlarla uyuşamamış, Le­ nin çevresinde toplanarak ayrılmışlardı. Bu at ı lgan gru p Rus yada bir hüküm et darbesiyle. 1 9 17 d e i ktidarı ele aldı.

(1) And'1'e

Denoel ed.

Prof. A.

Fribourg: La

Riwı,ud:

A rmand Collin ed·.

Victoir.e des Vaincus, 1938,

Le Relevemen t de l' Allemagne, 1939,


- 14 -

ihtilali yapanlann çoğunluğ u Yahudiyd i ve bu bakımdan,.. Komünüzmin beynelmilellik prensibine iyice bağlanmış.. 1ardr. Rus olan Lenin gibiler de ilk sırada koyu milliyet düşmanıydılar. Bütün bu Yahud i ve Rus bolşevikleri Marksın iddialarına inanıyor, bütün dünyadaki ameleleri farksız kardeşler olarak biliyorlarciı. Onlara göre Rusya, sırf ilk ayak basılan v e dünyanın komünistleşmesi için. işe yarayacak, sıçrama tahtası vazifesin i görecek bir yer­ di. Fakat milliyet realitesi gitgide tesirin i gösterd i ve ağır bastı. Leninin yavaş yavaş Rusçu olduğu görüldü. Esk i Rusyaya dahil ülkelerin komünistlerine Leninin da.. ha çok Rusyadan gönderdiğ i Rus komünistlerin i tercih ettiği göze çarpıyordu . Sovyet ülkesinde v e Rus koml!­ nist partisinde Rusçu. l uk yavaş yavaş dirilmeğe başlad·ı . Hem de b u milliyetçilik, müfrit yolu tuttu ve emperyaliz­ me kadar vcrrıverdi : istiklal i lan etmiş olan bütün gayri Rus ülkeler - Azerbaycan) Türkistan.. gibi Türk ülkele rı de dahil - Rus ordu s u tarafından basbayağı işgal ve Sov.. yetlere i l hak edildi. Rus bolşeviklerinin yayınında ırkçı­ lık ve panslavizm "Slav Birliği,, prıensipleri d e gari p bir şekil de komünist "Cihadı mukaddesi,, fikriyl e mezcedil­ diği görüldü (1). Bu arada, Rusyada teşk i l edilen kızılor. duyla, bir a n evvel Avrupayı komünistleştirmek için Le­ histana yapılan saldırı başarısızlıkla bitmiş, Kızılordu ko­ vulup atılmıştı. Bundan ders alan Rus soylu bolşevikler, Rusyada ağır harp sanayii ve kuvvetii bir ordu yaratma­ dan yeni maceralara girişilmemesin i i stiyorlar, Tro· ç ki gi. bi Yahudi so�lı,ı olan Bolşevikler ise (Revolution perma.. . nente) teziyle, saldırganlığa a.ra verilmemesinde israr e di­ y orlardı. Lenin öldükten sonra, iki tez taraftarları arasın­ daki ihtilaf şiddetlendi. Troçki � in Ç'evresinde toplanan Kamenev, Zinoviyev, Radek:. v. s. gibi Yahudiler, Ru s soy(1) Revue Univetselle, 1922, sah. 459 - Zikreden: T. Simar: Etude critiqu e sur la formation de la doctrim· des races et son expansion au xx siecle, 1922, Academie Raya.. le d e Belgique, sah. 359, Bruxelles.


15 -

lu Bolşeviklerin ve bu tarafı tutan Stalinin, Rus mill iye t.. çiliği yapmalarrnda:ıı memnun olmuyorlardı. Şiddetl i bir başaramayan Troçkiciler yenildi, Rusçu .Komü nistle r Sovyetlerin riıut lak hakimi oldular. T;:·)çki kaç tı, Yahudi ta ra fta rlar ı muh­ telif zamp.nlarda ve muhte l if vesilelerl e öldürüldüler. Ar­ tık Rus bolşe vizmi, Çarlnda'1. de vraldı ğı Rusyayı büyüt­ mekten ve cihanda Rus •eğemeıtl iğini kurmaktan başka bir şey düşünmüyordu. "Fransız çağı geçt iği gibi, A nglıo .. Sakson çağı da nıhayct lJUlmuştur. Bu asır, dünyaya y::ni bir din götürecek olan Slav ırkının çağıdır ve bu, bir ırk gerçegidir,, d iye yazmaktan çek inmiyorlardı. (1) Bolşevik şe fler hummalı bir faaliyetle memlekette ağır harp sanayii kuruyor, Kız r lorduy u kuvvetlendiriyorlardı. B ir yandan da, ileride ele geçirmek isteyecekler i memleketleri için ­ den çürütmek için propaganda ve faal iyetler ine devam ediyorlardı: kend ilerind e me vcut olan sosyal izm daha d a çatışma ol �u, Jarhe i hükümet de nemesinde

..

koyu renklere bo ya narak komü nist bayrağı hal ine konul­ muştu: bütün dünyayı �omü nist yap maktan, m illet farkı tanımadan bütün dünya amelelerini "kurtarıp,, bakim s ı­ nıf yapacaklarından, dünya (proleterlerin i) birleştirme k­ ten başka gaye gütmediklerinde n bahsed iyorlardı. Buna

kanan amele kütl e ler ini, o memleketlere gö nderdikl eri Rus ajanları vasıtasil e ayaklandırıyor, üst sınıfları tepe­ letmek ve vatan bciğlarını çürütmek, m illet i ve milletleri birbirlerine düşürmek istiyor.l ardı. Bu amaçla kurdukları 3. cü Enternasyonal (Komintern) mükemmel surette iş­ liyor ve bütün dünya m illetlerinde mevcu t -o la n gizl i - aşi..· kiir komünist partilerin i idare ediyordu. B il indiği ü zere, 2. ııcj Düny a Savaşı, Nazi Almanyasile Bolşevik Rusya­ nın o a nda birleşen ihtirasları sayesind e d o ı ğ · du. Dünya ede­ 1elbirliği nlar.la Alma hirlıirine girdi. tık başta Ruslar , rrk B al tık devle tlerin i, Pol o nya:ın yarısını - hem de, Molo tofun ağzile, ırk sebepleri ileri sürerek - ve Rumanyaıiın ..

(1) Zikr. eser.


- 16bir parçasını kaparak aldılar. Finlandiy.a:dan da harpl e ara­ zi aldılar. Sonra talih onlara taraf değiştirtti ve galipler arasında harbi bitirdiler. Sonunda Ruslar, şdle· r inin um­ duğu şekilde, kurtarıcı olarak Avrupaya girmeğe başla.. d ılar. Avrupanın yarısı "demir perdeyle,, ayrıldı vıe· Kızı­ lordunun girdiği bu memleketlerde Rus nüfuzµ mutlak olarak kuruldu. Rus emelleri bugün Trablustan Koraya kadar, Danimarkadan Basraya ve Hindistana kadar uzam. yor. Dünyadan itiraz s•esleri yükselip de, Sovyet Rusya­ nın apaçık emperyalist Rus milliyetçiliği yaptığı ortaya konunca, bütün dünya komünistleri milliyetçilik i ddiasını reddettiler ve - samimi münakaşalarda - şu tevilli tez i i leri sürmeğe başladılar (Cezaevinde, benim gibi mevkuf .elli kadar münevver komünisqe yaptığım ve geceyarılarına kadar sür·en münakaşalarımızda, onlar da bu tezi ileri sürmekten çekinmezlerdi): "Rusyanın yaptığı, emperyalizm ve milliyetçilik de. ğildir. Kıomünistlerin gayesi, bütün dünyayı Rusyadaki gib i komünist bir rej i m altında yaşar görmektir. B u rju­ \l'alar ise kuvvetlidir, mahalli ihtilaller veya seçimler fay­ da verm i y ec ekt i r. Bu rej im( dünyaya, ancak kızılordu gö­ .türebilir. Bu ordu Rusların değil, Dünya ihtilalinin em. rindedir. B unu mümkün kılmak i çin ise, Kızılordu ve onu idare eden, ilk komünist merkez Moskova, gereken tedbir­ ler i alacak, bu muazzam i ş için üsler ve stratoej ik noktalar, bölgeler temin edecek, genişleyecektir. Bunu, Rus ege­ menliğin i kurmak i çin atılan adımlar olarak görmek yan­ .lıştır.,, B u zavallılarm az bir kısmı samimi idiyseler de , çoğu samimi olmadan tevile sapıyorlardı. Bu teze karşı, Slav birliği i deallerinin ve gitgid e daha koyulaşan Rus kültürü baskısının manası s o rulabili r ve cevap alınamaz. Hele Sos. yalist idarel i memleketlere bile Rusyanrn düşmanlı ğı, bu zaviye den, izahsız kalır. Or· t ada. besbell i Rus • e g e menli ğini cihanda tesis i çin girişilmiş mu a z z a m bir teşebbüs vardır ve bunun, komünist ideali uğ r unda yapdıyor gibi göste-


- 17 -

rilmesi müthiş ve muvaffak olmuş bir kurnazlıktır: bu tevil sayesinde, birçok memleketlerdeki samimi kıomünist­ ler Sovyet ajanı olmakta devam edebiliyorlar. Bizim bu izahatla belirtme · k istediğimiz nokta, milli­ yetçili ğe en düşman görÜnen B olşevikJ.erde bile Milliyet­ çiliğin kesin z.aferidir. (') Değişmez bir seyir olara k gö. rünen şudur: iktidarı ele almadıkları zaman hayalperest \Te beynelmilelci o. l anlar, işbaşına gelip de gerçe ği görün­ ce, milliyetçi olmuşlardır. Briand'lar, Makdonald'J.ar, Mil.. lerand'lar, Vandervelde'ler (2. ncı. Enternasyonalin rei. s;: ;, - Pilsudski'ler e). Streseman'lar, Ebert'ler işbaşına t'."eçtikleri zaman, herbiri nasıl kendi memlekttluinin mil­ li menfaatlarını en hasis bir titizlikl e güden ve milliyetçi . olarak hareke t eden devle t adamlar ı olmuşlarsa, Rus ko­ münist şefleri p e böyle olmuşlar<lır. Hatta onlar, daha da koyu milliyetçi, ırkçı ve emperyalist olmuşlardır! Birinci Dünya SavaŞ'mdan sonra. ortaya çık.an Sağ Faşist c ereyanların milliyetçilik tarafları gizlenmediği ve herkesçe d e bilindiği için, bunun ayrıca belirtilmesin e lü. zum yoktur. B u mil l iyetçilik de - Sol - Faşis t Bolşevikle­ rinki gibi-, tatmin edilmemiş milletlerde görüldüğü şe. kilde, müsamahasız, mütecaviz ve emperyalist hususiyet­ liydı. Milliyetçiliği yalnız kendileri için kabul ediyor, başka milletlerin hür yaşamak isteklerin i hiçe sayıyorlar­ dı. İtalyan l_i'aşizmi, Alman Nazizmi bu cereyanın müfrit örnekleridir. İspanya Falanjizmi ve h ele Portekizin Sala. _ zar rejimi çok dah a mutedil olduğundan, bunları normal

(1) Son ç ıkan bir Amerikan e serind e birhayli entere-

11aıı tafsilat vardır (mesela Rusların, Enternasyonal marş ı verine yeni kacul ettikleri R1:Js milli marşının metni): linıy.">on Kfrk Nationalism, internalionalism and th e War: ( Tlıc Science of Man in t he World Crisis. sah. 496-520,

Nrw-York. 1945) e) Bunlar ı bir arada tasvir sdep ve karşılaşmalarile .ı l:ı y eden hoş hoş hikaye le rde nakledilir (bk. Histoires ı•nllı iques, sah. 50, Coll. Anas, 1926.


- 18mi.lliyetçilikler şeklind e görebiliriz. Kemalist milliyetçi.. lik de bu no ·rmal çerçeve içindedir. Harp yıllar ı içinde Romanyada ve daha bi r iki memlekette beliren Faşist ce­ reyanlar sırf Alman ajanlığı çerç, e vesind e kaldığından, bunları milli cereyanlar meyanında saymak çok büyük bir yan hştır i bilakis, kendi mi-ll e tlerini başka bir milletin em­ ri ne verdiklerine göre, milliyet�iliğin tam zıddı bir hiya­ net modası olarak telakki etmek daha doğrudur. Peten Fransası muhakkak ki bunlardan değildi ve bedbin, fa kat halis bir Fransız milliyetçiliğin e bağlanıyordu. Şu son harp, milliyetçiliğin büsbütün kabarmasına ve gerçek kıymetini isbat etmesine yaramıştır. Alman sal.. dırganlığı ka•şısında yenilen v e işgale uğrayan irili ufak­ lı milletle r, Nazizmin korkunç baskısına ve tethiş reji­ mıne rağmen, her yerde gizli mukavemetler ter­ tiplemiş, yeralt·ı orduları hazırlamış, su ikastlerle, ayak­ lanmalarla, çete harpleriyle, milli varlıklarını kurtarmak için müthiş bi. r çarpışmaya girişmişl- e rdir. Bizim ilk olarak geçen Kurtuluş Savaşında Avrupaya verdiğimiz bu milli heyecan örnegi, bu seferki savaşta, ilk olarak Yugoslavya. da, Mihayloviçin kahramanlığıyla tekrar edilmiştir. On­ dan sonra, bir yandan De Gaulle'ün mukavemetçi Fransız­ ları , diğer yandan da bütün işgal altındaki. milletler canla başla savaşmışlar ve Kurtuluş günü toptan ayaklanmışlar­ dır. Bu ayaklanmaların en müthişi, muhakkak ki General B o r - Komorowsk i idaresindeki, Varşova . halkının 1944 Eylül isyanıdır. Bu ikinci dünya harbinin sonunda mil­ liyetçilik her yerde dipdiridir. Almanlardan sonra bu se­ fer Rusların işgaline u ğrayan Doğu Avrupada da, tethişe rağmen, gen e bu ruh kaynıyor. Yer ye . r patlak verişle· r i ajanslarda işitiliyor ve muhakkak ki bu milli ruhun isya­ nını daha da geniş çapta duyacağız. Milli duygu, Yahudi­ lerden Araplara kadar, heryerde şiıddetle yaşamaktadır. Arap B i rliği fii!oen k � rulmuştur. Yahudiler Filistinde, ŞL şılacak cüretkarlıklar göstererek, milli bir vatan edinmek için çarpışıp duruyorlar. Hindistan, umulmadık b i r olgun-


- 19 l ukla, tam milli istiklal için harekete geçmiş bul un u yor.

Batı Avrupada, Ruslar Almanların dostuyken, gizli milli mücaddel er1e iştirak etmeyen komünistler, A lmanların Sovyetlere sal dırmasından sonra derhal mukaveırietçiiere 0 katıimışlar ve bu partizanların yardımları, mesela ı<'ran.. sada, onlar lehine bir sempat i yaratmıştı ; fakat harp bi.. tip de, komünistlerin milli menfaatla.ra aldırmadan s ırf Moskovaya bağlanıdı klar ı iyice anlaşılınca, gizli mücade­ l elerin i lk sırasındaki pasif duruşlarını halkın hatırlama­ masına imkan yoktu. Her yerde yapılan serbest seçimler kc.münistkr i müthiş bir mağ.lubiyete uğratmıştı (işgal al­ tındaki Macarist.anda bile ancak 3-4 komünist mebus se ç ilebild'i ! ) . Fransada da yenilenen seçimde halk güvenini, miliiyetçi olmayan komünistlerden alarak, De Gaulle'cü mukavemet hareketinin ruhu ve milliyetçi olan Cumhu.. riyetç i Halk Hareketi partisine verdi. Tanzim edilen Ana Yasayı da - Sosyalis t partisi genel sekreteri Danie.l Ma­ yerin de, gazeteci Roman Fajansa Haziran 946 tarihli mü.. lak.ıı.tta açığa vurdu ğu veçhHe . sırf bu sebeple reddetti, ç ünkü bu Ana Yasa .sayesinde, milliyetç i olmayan komü­ n istlerin hakim mevkie geçeceklerinden korktu. Harp son­ rası Avrupasmd a hıristiyan - demokratların pek çok yer. !erd e kazanmış olmalarının sebehi de budur : muhakkak ki sosyalistliğe susayan Avrup a halkı, bunu, milliyetç i olma.. yan komünist partisi, yahut da milli duyguları şj.ipheli olan sosyalist partis i v.asıtasil e yaptıracağına, solcu, fakat sa rih milliyetçi olan hıristiyan -demokrat partilerine gü­ ven göstermiş ve çoğ unlukla oy vermiştir (Fransada, Bel­ ç i kada, Holandada, İtalya da, Avusturyada olduğu gibi) . l n giliz seç;imleri de aşağ ı yukarı bu mahiyettedir. İngiliz Sosyalist partis i (yan i işç i Partisi) gayet koyu milliyetçi v � İngilizc idir. Ancak 2 milletvekili çıkarabilen komünist par tisiyl e birleşme' teklifin i her yılk i kongrelerinde mun­ t a zaman reddeden işçi Partisinin bu kongrelerde yayınla­ ' l ı it ı demeçlerini okumak kafidir : komünist partis i c'!aim2. ı:a yrımilli olmakla ve İngiliz menfaatların ı gütmemekle _

.

...


- 20 -

i tham edilmektedir. İngiliz işç i Sendikaları da koyu İngi­ liz zihniyetlerile meşhur olmuşlardır. (1) Başka çeşit bir enternasyonalin bay �-ağın : sal lar gö­ rünen Amerika B irlesik Devletkrinin en acele bi r tetkiki bile, buradaki koyu Amerikancılığı ve Amerikan milliyet. ç ili ğini ıneyıdana koyar. Bu milliyetçilik, birçok seçkin Amerikan şahsiyetlerind e pek insanileşmiş ve yükselmiş­ tir ama, Amerikan ruhu hepsinde i stisnasız bir şekilde ga­ liptir. Milliyetçiliğin türlü te lakkileri üzerinde· burada dur.. mak istemiyorum: kimi mill iyet i yalnız dild.e veya kültür­ de. arar, kimi yalnız kan beraberliğinde, kimi de bunların hepsinde b irden. Kim i milletini siyasi sınırlarla mahdut sanar, kimi de siyasi değil, etnik sınırlara önem verir. KL ·mi vardır, milli gelen; klere bağlanmadan da milliyetçilik güder, kimi od,e· gelen e ği şart kop.r. . ilh. Hıülasa, Mil l iyetçilik, istet müfritleşmiş, i ster makul şekliyle, asr'ı mızın en baş .kıymetleri arasındadir. Milliyet­ çilik hiçbir zaman yenilmemiştir ve hiçbir zaman yenil­ miyecektir. Bu prens i p gitgide daha berrak <? larak insan­ larc a anlaşılmakta, gönüllerinde ve kafalarında gitgid e da­ ha derin kökler salmaktadır. Normal milliyetçiliğin ha­ yırl ı bir duygu ve insanları mesut .e den, teşvik eden zen­ gin hislerden bir i olduğunda şüphe ed ilemez. .

2.

.

Demokrasi

Hürriyet fikir v� duygusu da yeni değildir. Eski Türk­ lcrd-e, sonra da Yunan çağında, siyasi mücadelesiz mevcut olan, insanın tabii bir hakkı olaraic görünüyordu. Fakat isti bdat, dünyanın her tarafında olduğu gibi, bu hür ülke-

(1) Türkiyeye gelen sosyalist bir İngiliz mühe-ndisi­ nin şu sözleri tipikti r : "Ben sol bir adamım. Yarın dah a d a sola kayabilirim. _Fakat İngilterenin menfaatleri bahis mevzuu oldu muydu, sağ sol tanımam. En muhafazakar, en emperyalist hükümetlerle birleşir, milletimin selameti uğ­ runa gerekirse, dünyanın bütün sosyal nazariyelerini rafa kaldırırım.,, (Cumhuriyet, 1 .8.945, başyazı)


- 21 -

!eri d e kap l amıştı. insanlık, bin küsur yıl, ·en koyu bi r mü. 1Jamahasızl ık ve hürriyetsizlik içinde boğulara� yaşadı. tık olarak İngiltere, i mrenilecek o lgunlu ğuyla, bu h ürri. yet mücadelesini başardı ve ( Magna - Charta) ile tesbit etti. Yen.iden i stibdat V•e keyfi idare çağları olmadı değil, ' fakat 1 nci Şarl bunların hepsini, baltayla kesilen kafasıy­ la ödedi. İsvi!:re de ideal bir demokrasi kurmuş, sessiz sa­ dasız köşesinde yaşıyordu. Sonra, Fransızların da yardı.. miyle, hürriyet Amerikada kuruldu ve Washington'Ja h ey­ kelleşti. Arkasından Fransızlar, kendi memleketlerinde de bu hürriyet mücadelesine giriştiler. Bu hürriyet, fransız ihtilalinin kanlı sarsıntıları arasında doğdu ; gerçi bir hay. l i kusurlu do·ğmuştu, fakat parlaklığı pek fazlaydı , hey e­ canı pek şiddetliydi, onun için bütün Avrupa milletlerini sardı, adeta sarhoş etti. Yankıları, Osmanlı imparatorl u­ ğuna kadar geldi. V.e. Mitha t Paşalar, Namık Kemaller, Ali Süaviler şahlandılar. 1 848 ihtilalleri Avrupanın pek çok yerlerinde, 89 fikirle.rinin daha ç ok yayılmasına ya.. radı.. Artık batı dünyasında, Hlürriyet şuurlu bir fikir ve siyasi bir prensi p olmuştu. Ona Demokrasi dendi. Söz söy­ lemek hürriyeti, düşünce ve vicdan hürriy·eti, parti ku r. ınak, hükümeti seçmek, .k ontrol etmek ve icabında devir­ mek hakkı, Demokrasinin kısaca sayılan ana hususiyet1eri olmuştu. Amerikanın en meşhur Cumhur Başkan ı olan Abraham Lincoln onu şöyle tarif ediyordu : "Halkın Halk tarafından v·e Halk için idaresi,, (The government of the people, by the people and fo r peıople). Bu formül asrımıza ka dar •eskimeden gelmiştir. XIX n cu yüzyılın batı Dünyasında, Del'llokrasiyle ida­ re edilmeyen memleket yok gibiydi. O smanlı imparator­ l u ğu da meşruti bir idareye kavuşmuştu. Yalnız Almanya­ ıl;ı ve bi lhassa Çarlık Rusy.asında, istibdat rej iminin bir lınyl i bol kalıntıları görülüyordu. Birinci Dünya Savaşının sonun•da, Demokrasiye a çı k. •. a düşman c1e reyanlar baş gösterdi. B u cereyanların bir ı ı rıı solda ve kızıl renkte, diğer ucu da sağda ve kara renk-


22 teyd i . Anti - Demokra t sol ucun kökü XIX. nc u y üzyıia varıyorclu : Karı Marks, Komünist ihtilalini istemiş ve bu ihtilal başarrldıkıtan sonrası için amele (proleterya) dikta. toryası esasını koymuştu. Artık bir ferdin veya bir haneda. nın değil, bir sın ıfın istibdad ı altı11da cemiyet e şekil verile­

cektir ! Marksist olan sosyalistler ( Sosyal - Demokratlar) pek buna yanaşmıyorlar , gene Marksist olan komünistler ise bu yolda müfrit bulunuyorlarpı. Rus kömünisüeri (Bol­ şevikler) 1 9 1 7 d e Rusyada, iktiıdarı ele al ınca, derhal dik­ tatörlük r e j imini kurmuş ve Demokrasiyi ortadan kaldır­ mışlard ı . Hem bu diktatörlük, .amele . sınıfınk i olmayıp , sadece komün ist partisinin, daha doğrusu parti merke z kom ites'inin diktatörlüğü idi ! Lenin öldükte n s onra, Sta­ l i n b u istibda t çemberin i büsbütün daralttı ve diktatörlü. gü � ahsileştirdi. Artık dünyanın bu tarafında Demokrasi ve Hürriy.et boğulmuş, yen(bi r rej im, POLİS-REJİMİ ku­ rulmuştu. Diktatörlük polis kuvvetiyle tutunuyor, şahsi hürriyetler polis kuvvetiyle boğultiyor ve bastırılıyordu. Pol i o: vicdanlar a kadar gözetliyordu. O rta çağ istibdadının modern şe·killerde hortlamasın­ dan ibaret olan bu Polis - Devlet rej iminin ana hususiyet­ l erini iyice bell iyelim, çünkü pek çok yerlerde onu bu hu. susivetleriyle teşhis edebilece ğiz : Polis - Devlet (Sol - Krzıl veya Sağ - Kar:a Fa.şist) re­ jı"mı'nin başJırca hususiyetleri :

1 ) Zihniyet : " Devle t ve Hükümct Halk içil) deji;il, Halk Devle t v e Hükümet için yaratılmıştır,, : 2) Halk i daresinin aşağıdan yukarıya doğru kurulu. şuna karşılık, yukarıdan aşağıya doğru kurul uş : 3) Bir diktatörün veya şeflerin: mutlak salahiyetle ve kanu n üstü. bi r kuvvetle iş görmeleri ; 4) Seçim usulünün fiilen ka.J dırılmas·ı, ist•er bir dere.. celi, jster iki dereceii olsun, bir komedya veya gösteriş kabilinden yap ılma&ı ; seçim yerine, fiilen, .tayin usulüne gidiş : i -

.

�· .


- 23 -

ve

5) Meclisin - dolayıs ile. h alkın - hükümeti tenkit e tme icabında devirme hakkının fiilen bulunmayışı ;

6) Hi.i.kümetin yukarısı (diktatör veya şefler) tarafın­ dan tayin edilip, onların direktifiyle· iş görme!ıi v e icabın. d.a a zledilmesi ; 7 M eclisin fiilen beşrii bir tasvip makines i haline girmesi ve otomatik olarak kalkan elferl e binlerce - çok kere de birbirine zıt - kanunların ve anti - demokratik kararların bir anda, hemen hemen de daima ittifakla ka­ bu l e di l ivermesi ; d alkavukluğnn son haddine varması ; -

8) Polis ve idare uzuvlarının, fiilen, kazai (mahke. meler) ve teşrii (meclis) kuvvetlerind,en üstün rol sahibi olmaları ; gizli siyasi Polisin tethişi. . 9) Can ve şahıs masuniyetinin yokluğu, (idare uzvu­ nun keyfine göre fertlerin tevkif ve haps,eıd ilebilmeleri, yahu t da sürülmeleri, öldürülmeleri ) . İcabında bunu meş­ ru goı:.teren kanunl�rın .kabul edilmesi ; Sibiryalar veya toplama kampla; J gibi vahşetler ; 1 0) Muhaber.a tın polisç e kontrol edilmesi ve· herçeşit sansür ; ;

1 1 ) iş hürriyetinin bulunmaması (fertlerin dilediklerı işt_e çalı şmakta, istifa e tmekte, başka bir tarafta. i ş ara­ makta hür olmamaları) ; 1 2 ) Me cburi iş mükellefiyetler i ve angaryeler ; 13) Grev hakkının tanınmaması ; 1 4) Söz hürriyetinin bulunmaması ;

1 5) Matbuat hürriyetinin, ister kanun yoluyla, i ster fiilen, yok ed1lmi'ş olınas·r (direktifle idare ı: dilen matbu­ at, gazetelerin bin bir S'ebeple kapatılması - çok kere d e sebep gösterilmeden ! ., tenkide yahut d a baştakilerce be­ ğenilmeyen fikirler i ler i sürme ğe kalkışan muharrirlerin , ya ma hkemeler yol uyla, ya da idareten v e polis marifetiyle \.ır liih ra uğratılması, matbuat hürriyetini fiilen yokeden k a n u n mad dekrinin, otomatik :olarak ittifakla kaldırılan e l l e r c e kabul ettirilmesi) ;


- 24 16) Her türlü tenkide karşı müsamahasızlık ;

1 7 ) Toplanma hürriyetinin tanınmaması ;

18) C emiyet kurma hakkının tanınmaması veya fev­ kalade. sıkı ·kayıtlara bağlanması ; mesleki sendikalara izin ver i l memesi ; 19) Azlıkta kalan fikir ve menfaatların koru nması hakkının tanınmarnası ; 20) Neşriya t yapacak veya Cemiyet kuracak kimse­ lere binbir engel çıkarılması ve bu şekilde kanunlar. ya­ pılması ; 2 1 ) Şu veya bu zümreye, ya kanunla, ya da idareten, çoğunluğun isteği hilafına imtiyazlar tamnması ; 22) iktidardaki Partiden . başka siyasi part i kurmak hakkının, ya kanunla, ya da fii len, tanınmaması. B enim, polis - devlıet rejimini vasıflandıran ana husu­ siyetler olarak gÖ rdüklerim bunlardır. Daha da düşünü­ lürse bulunabilir. İster kara, ister kızıl faşist olan devlet­ l e r d e bu hususiyetlerin pek büyük bir kısmı mevcuttur. Memle ketten memlekete ancak isımler ve pek hafif nil­ ans!ar ıd e ğişir. Sovye t Rusyada diktatör Stalin, şefler, ko­ münist partisinin Po i itbüro mensuplar ı v e siyasi komiser. lerd i r ; italyada Musolini , avenesi ve faşist partisi ileri: gelenleridir ; Almanyada Hitler vıe. Naz i şeflerdir .. ilh. Gizli siyasi polis (EnteHcens Servis şeklinde casuslukla mücadel e veya casusluk işlerini gören pol i s değil, doğru­ dan doğruya memleket için de fikir hürriyetin e .k arşı ha­ reket e geçen gizli siyasi polis servisi) Rusyada Gepeu (dah a e;.,velki ismi Çeka i di, şimd i N. K. V. D.) , Almanya­ da Gestapo, ttalyada Orna( ?), Tito Yugo slavyasında Ozna, adını alır ; işçi ihtilalinin ülkes i geçinıen S1ovyet Rusyada grevler, Almanyadaki gib i yasaktı r ; hiçbir i,şç i bir fabri­ kadan veya bir şehir.d en ayrılıp başka bir tarafta i ş aramak hakkını haiz değildi r : orta çağın toprak köleleri - serfler gibi, fabrikanın demirbaşıdır ! Bunun içindir ki İngiliz i şçi sendikalarının şefi Sir Walter Citrine, bundan 10 yıl k;:ıdar evvel Rusyayı gezdiğinqe, dehşetten boğulur hale


- 25 -

gıelmiş ve "Russia in Chains,, (Z incirler içinde Rusya) adlı eserini yazmıştır. Bu saydı ğım hususiyeüerin h epsi Sovyet Rusyada mevcuttur ve hepsine yakin bir ·kısmı da Naz i Almanyasm­ da, faşist italyasında Falanj ist ispanyasında ve mukal­ litlerinde vardır (ispanyadan gayrısı için "Vardı,, demek daha doğrudur) . Yıkılan ispanyada ve son değişmelerden evvelk i Türkiyede - Şef rütbelerile, tek partisiyle, 1 nci şubesiyle, 18 inc i ve 50 nc: i madde1eriy.le .. v. s. bu husu­ siyetlerin çoğu mevcuttu, fakat Alman veya Rus faşizm­ leri kadar gaddar bi r yol tutmadığı ve daima ( orta şiddet­ te) olduğu muhakkaktır. Faşist - tip rejimin en mutedil örnekleri, Salazar Portekiziyle, değişmiş olan Peten Fran:.. sası vıe. Vargas Brezilyasıdır (Arjantindek i Peron rej imi hakkında sarih ve tarafsız bir fikir edinmek şimdilik tnümkün olmuyor) . Polis - Devlet r ej imlerinin ·tarihçesin e dönecek olur· sak, bunların daha çok ik i ucunun çarpışmas·ından kuvvet kazandıklarını görebiliriz : :Kızıl Faşizm 1917 de Rusyada kurulduktan sonra, Avrupaİun her tarafın da dalbudak sar rnak istidadını gösterdi. Şuursuzlaşan kütlderin taşıgı karşısında kanuni rejimler çatır çatır çatlıy!o·r , bunlan te· pelemek ve bastırmak kuvvetin i kendinde. bulamıyordu. Demokrat rejimler, ihtilalci kütlelerin taşkınlığı karşısın­ da aciz .k aldılar. Bu sırada, ttalyada, memleketin siyasi i daresi hususunda kızxl faşisj:: l er gibi düşünen, fakat ikti­ satta ve milliyetçilikte ayrıian kara faşistler ortaya çık­ mıştı. Bu faşistler, eski · sosyalist M usolininin çevresinde toplanmışlardı. Koyu mil liyetçiliği ve İtalyanın tatmin edilmemiş emperyalist iştahlarını bayrak edindiği i çin, İtalyan gençl i ğ i peşindeydi. Demokratlar, bu iki tip fa. şizmi karşıkarşıya bırakarak kurnazlık yapmak istediler. "Dinsizin hakkı"n dan imansız gelir,, formülü doğru çıktı ama. mücadeleyi kazanan kara - faşistler son de r e ce kuv­ vetl i vıe prestij sahib i olmuşlardı. Roma üzerine yürüyen Muso1ini iktidarı ele aldı. Yalnız komünistle ri değil, de_

..

.


- 26 mokratları da temizledi ve italyada,

1 . n ci �arp sonunun

ikinc i Polis - Devlet r e j imini kurdu. Doğrusu ene ·r jik bir adamdı ve e traimdaki l e r i çalı ştırmasını biliyıo·rdu. Az za.. manda italyc.yı

kalkı ndırdı ve' i lerletti. ilk defa olarak

d ünyada, Demokras i n i n kıym e ti hakkında bir tereddüt ve

şüphe uyandı : Demokrasi, kızıl i htilali ö n l iyemiyecek ve yabancı bir devletin i dare ettiği faaliyetleri durduramıya. cak kadar zayıf çıkmışt ı ; Demokrasi, m emleketi Faşizm kadar çabuk kalkındı ramamıştı ; vatandaşlar part i .kavga­ larile parçalanmış, asıl vaz i f e l e rini v e memleket m e nfaa­ tını unutmuşlardı ... Demokrasinin,

köhne

bir

sistem

G l du ğu

yetçi Faşizmin bu asrın rej imi olacağı lıe ndi. Musoiin i de e s e rler yazıyor ,

ve milli­

.kanaati kuvvet­

nutuklar veriyor, bıi

tezi müdaiaa e diyordu. Fr:ı.kat bu tezin asıl kuvvetli müda­ fil e ri, sağ c ı bazı Fransı.z muharrirleriydi. B unların başın­ da, fransız akademisi azası, A ction - Frar;ı.çais e gaz·etesinin başmuharrirlerinden v e milliyetçi

kralcı p artisinin şefi

Charles IVfa u r r.as'la, a r kadaŞ'ı ve aynı gazdenin başmuhar­ rirlerinden Leon

Daudet'yi (meşhur

Daude t'nin oğlu)

saymak icabeder. Bunlar

romancı Alphonse M usolininin

taklitç i l e r i değildiler, çünkü Charles Maurras, daha Mu­ solini ufacık çocukken , prıensipleri

gaze t e l e r d e

sonradan ıonun bayrak edindiği ve ki taplarında

müdafaa etmiş,

parlak bir sistem yaratmıştı. Musolininin bu prensiplerle muvaffak o lması, ona sadece müthiş bir m i sal v e isbat delili oluyordu. Action - Françaiseciler mokrattılar. O n lara göre

sarih

surette anti - de­

D emokrasinin asıl manası, ac iz

demekti. v, e sonra, mantıksızlık ve haksızlıkt ı : h i çbir in­ san diğerin e e ş i t olmadı ğ ı na v e o iarnıyacağrna göre· eşitsizl iği

ister

doğuşta, ister

terbiyede, i ster

(bu

ikisinde

birden b u ! u n ) , reylerini müsavi ·tutmak yan l ı ş bir usuldü.

Ve reylerin yekununa dayam;m D emokrasi temelinden çü­ rüktü. Kemiyet keyfi yeti eziyordu. M'emleketi en d-') ğ ru yola, şu v e ya bu entrikayla, yahut da

pr 6 pıo·gand.ayla en

fazla r e y toplıyacak olanlar götüre·mezlerdi.. V e hel e par-


- 2i -

lömantariz.m, memleke ti felakete sürüklemekten baska bir şey değildi.. Hele istikrarsız ve meclisin her an d·.:. ğişen kapr islerine tabi .olan, sık sık da değişen hükümetlerin hiçbir müsbet ve devamlı iş görmelerine imkan yoktu .. i l h. . Eski den ancak Action - Française'c i le r i n ve çevrele­ rindeki bir grup okuyucunun şüphe ettikleri Demokrasi, Musolini misalinden sonra, artık pek çok kimselerce t e ­ reddütle karşılanıyordu. B u arada, Demokrasinin refor­ mu c: dı altında girişil e n çok mühim teşebbüsler, layık o!. dukları ilgiyi toplayamamışlardı . (1) 1 933 de Hitler Al­ manyada müthiş bi r rey çoğunluğuyla i şbaşma geldi. O da enerjik ve faal bir i nsandı, memleketi kalkındırdı, i şs iz­ l i ğ i düzeltti, büyük işler gördü. Hoyratlığ ı ve ·Gestapo. hun, t talyadaki meslekdaşlarınınkini pek çok aşan zulmü­ nün uyandırdığı isyan duygularına rağmen, kalkınma yo­ lundaki başar.ısı Demokrasi cephesinde yeni yeni gedik­ ler açtı. Hem şimdi, muazzam Alman tefekkürü, Polis Devlet rejimini i şliyor, dört başı mamur bir sistem haline getiriyordu . Maiırras'·ın fikirlerini devam e ttiriyor, man. tıki neticelerini çıkarı yorlardı : evet, d iyorlardı, mem ie­ ket hayrına �n d oğru kararları verecek olanlar, şu veya bu şekilde en fazla rey toplayabilmiş olan politika cam­ bazları değildir. Rakamdan başka bir şey olmayan reyl erin yığını da doğru yolu gösteremez. B u dio ğru yolu, ancak bir Führer, b1r şe { hissedebilir. Ona adeta bir i lham vaki olur, o, ha lkın hakiki ihtiyaçlarını, hatta hal kta n daha iyi h i sseder v e anlar, v e buna gör e k ararını verir. Kararı m u­ kaddesti r ve doğrudur. O yanı lmaz .. .�

Ve böylece tanrılaştırılan, pe ygamberleştirilen ida­ r r c i le re mutlak salahiyetler tanımasının doğruluğu meşru. l a �t ı r ıima ğa, felsefeleştirilmeğe çalışıldı. Polis - Dev( 1 ) "L a Reforme d'e rEtıat,, adlı seriler, eski Başba­ Ta rdiıeu'nün ve Bı@rd�ux'nun eserleri.. v. s. ( bk. Ta1·­ tl İP11 : La Revolutiona Refaire, L'epreuve du Pouvoir. 936. Bardaux: Le drame F{ançais, 1 934 ve L'Ordre Nouveau, ı rı ın ) . lrn n


- 28 le t rej iminde, mistik, bir · " Führıer - Şef sistemi" dalbudak saldı. B u sırada Fransa v e ispanya, D emokrasiyi mümkün olduğu kadar kötü tatbik ederek, gitgide tereddiy e ve tefrikaya yuvarlanıyorlardı. Her i'ki memlekette de Rus ajanları mikrop gibi ürüyor, komünist ihtilalleri hazırla­ nıyordu. İlk kıvılcım İspanyada çaktı ve millet 4 y ı l bir­ birini boğazladı. Fransa en adicesine bir particiliğe düş­ müş, artan Alman t ehdid i karşısında bir türlü toparlana. mıyordu. Bu örnekler, Demokrasiye karşı olan şüphele r i büsbütün a rttırdı. Dünyada, belirli bir şekilde sağ Faşiz.. me kayış görüldü. Muhakkak tam demokrat bir ruhla bes­ l enmiş olan Atatürk'ün Türkiyesi ve 1.nci, 2.nci devr e -Mil­ le t M,e clislerinin Türkiyesi bil e bu cert!91mdan kurtu lamadı. O da muhtelif kanunlarla ve daha çıok, kanunsuz i dari yol­ larla ve fiilen, sağ faşist bir mahiyet almağa başladı. Ger... çi Kurtuluş Harbini takip eden yıilarda girişilen büyük inkilap hareketleri için muvakkat bir müddetle hürriye .. tin kısılması tabii bir şey olurdu ; fakat bunun için ger e­ ken müddeti pek çok aşması ve gitgid e hafifliyeceğine� sebep çoktan sona ermişken daha da müstebitleşmesi, h ele inkilapl� alak�lı olmayan pek çok sahalara keyfi olarak dalbudak salrnasr mazeret bulamazdı. İkinci Dünya Sava­ _ şı, normal rejimin teessüsü ger·eken zamandan e pey sonra patlak verdi ; bu sefer de harp bir mazeret oldu ve totali­ t er idare tarzı, devletin emniyetiyl e ilgili olmayan pek çok şeylere karıştı ve hürriyete de, demokratik usullere de meydan ve rme di. . tkincı Dünya Savaşı, iki ucun birleşmesind e n s o n ra patlak verdi : uzun zaman düşman cephelerde birbirlerine hırlayan iki köpek gibi duran Sağ Faşizmle Sol Faşi zm, 1 939 Eylül ünde birdenbire anlaştılar. Nazi Alma.oyası Bol şevik Ru s yayla dos tluk paktı imzalad ıktan s onra Po.. lonvaya s.:!�dırdı ve muazzam çarpışma başladı. Fransanın birkaç hafta i çinde yıkılıvermes i dünyayı yeniden düşün­ dürdü : bu k o ca memleketin, i çinden çürQmüş k o f b i r a-


- 29 -

ğaç gib i devrilivermesiriin baş sebebinin, sulh sırasındaki i da r e tarzının berbatlığı olduğu aşikardr. Bii. idare t arzı i se Demokrasiydi. Acele hüküm verenler çok oldu ve De­ mokrasi toptan kötülenerek, Polis - Devlet ·rejim i " göklere çıkarrldı. Vişi Fransası da ilk iş olarak Demokrasiyi top­ tan boşadı. Öte yanda İngi lterede Çörçil, savaştan sonra, alınan derslerl e Demokraside bi rçok i slahat yapılması zar.ure.ti­ ni kabul etmekle beraber, Demokrasiyi övüy:o·r ve ona olan imanını dünyaya ilan ediyordu. Ve Demokrat İngiltere, z•<: r r c kadar zaaf göstermeden ve tefrikaya düşmed·en, hat­ ta hürriyetlerinin çoğunu muvakkaten bile kı smadan, düş­ man saldıı ı sına göğüs geriyordu. 1 4/VI I l/194 1 tarihinde, Çörçille Ruzv.e lt, i mzaladık­ ları meşhur Atlantik beyennamesini dünyaya bildirdiler. Bu beyanname Demokras i tarihinde pek mühim olacak ve ideolojinin e n öz tariflerinden birin i teşkil edecektir.

Atlan tik beyannamesinin 4 hürriyeti şunlardı : 1) Söz ve vicdan hürriyeti ; 2 ) Matbuat hürriyeti ; 3) Korkudan azad e olmak ; . . . 4) Ihtıyaçtan azade olmak. (1)

Harbin sonucu, Demokra;siye inananlara hak verdirdi. M usolini, keyfi kararil e _ ve herhalde ttalyanların çoğun­ luğunun arzusu dışında - milletini savaşa attı ve perişan. e tti. Yanılmazlı ğına A lmanların gerç·ekten iman ettikleri Führer, pek kötü i lhamlı olduğunu çeşi t çeşit zararlı ka­ rarlaril.e isbat etti. "En doğru yolu çoğunl uktan daha iyi o larak görecek,, deni.len bu yanılmaz şef, Stalingrat ha­ tasını işledi ve üstelik i nat etmek suretile A lman ordusunu pe rişan etti. Herşeye karıştı, harbi bizzat idareye kalkışt ı v e evvela orduyu, sonra da Alman milletin i eşi görülme. d i k felaketlere sürükledi. Şüphesiz bir tarafın mağllıbi-

(1)

26 Haziran 1 945 tar ihl i Birleşmiş Mil­ bu hürriyetleri teyit etmiştir . da l r t l c r A na Yasası 2 5 Nisan

-


- 30 yetinde, Polis - Devle t reJ ırnının zararlarından başka se­ bc pler, diğer tarafın galibiyetind e Demokrasinin fayda. larmdan daha başka amiller de vardır. Ana ve yegane se­ bep, rejim mesele si olsaydı, yenilenler iç inde Demokrat Fransa, yenenler içinde d e kızıl Faşist Rusya bulunmazdı. Fakat neticeye rejim mes e les i muhakkak ki çok tesir et­ miştir. üstelik di ktatörlük rej imlerinin Şahsiyetleri ezen ve ;ıncak dalkav.uklara hayat hakkı veren havası, buhranlı anlarda a yrıca meş'um olmuştur. Hülasa, hir yandan felaket li " Ş ef,, rej imleri, diğer­ yandan da di ğer çeşitli tesirlerin' sebebiyle, Mihver dev. Jetler i tek.er te k e r yenildiler. Savaşa olanca kudretiyle atılmı ş olan Demokrat Amerika bu neti cede büyük rol oy. nadı . 2. ci Dünya Savaşı, Polis - Devlet rej imli milletler�n çoğunun kesin yen ilgisiyle kapandı. Haki - Faşist Alman­ yanın yarıyolda dostluğu bırakıp , kışkırtıcısı Kızı l - Fa-­ şist Rusya ya sald ı rması bu memlekete hayırlı olmuş, bu suretle ma ğllıplar Jeğil, galiple r arasında yer almıştır. Savaş bitince, A lman - İtalyan - J ap ::ı n ve diğe r peyk M ih­ ver memle ketlerinin işgale u ğrad ıkiarı ve p olis - devle t r e. jiminin kökünün kazındığı görülqü. Savaşa katılmayan ispa nyayla Portekiz , Sağ - Faşizmd etii. arta kalan yegane meml e ketler olarak kaldılar. Türkiye, Ana Yasasmı n esa-­ serı tam demokrcı.tik oluşundan bilistifade, e nerj ik ve t ez bir kararia Polis Devle t hususiyetlerini silmeğ e girişti ; gerçi iktidardaki parti imtiyazlarınr kolay kolay bırak. mağa razı olamıyor ve attı ğı a dımları mümkün olduğu k�­ dar noksan ve i steksiz atıyorsa da, katedilen mesafenin birhayl i olduğ'u nu dürüstÇ e itiraf etmek gerekir: İspan-· yada d a d emokrasiy e doğru yönelme hareketler i hissedi l­ misse de, Franko bir t ürlü kesin karar verememiş ve esaslı bir adım a tamamıştır. Kızıl Faşis t S ovyet Rusyaya ve Doğu Avrupadaki peyklerine gelince :· bu me mleketlerde Po­ lis Devl e t rejimi ve t erör hiç değişmeden, hatta eskis in­ den daha şiddetle· hüküm sürmeğe devam etti. Yalnız i sim­ de bi r de ğişiklik yapmağa lüzum gördüler ve Demokrasi _

'

.

_


31 düşmanlığını bağırmaktan vazgeçip, bilakis kendilerini oldum olası Demokrat ilan e ttiler. Hem öyle Demokrat ki, e n birinci ! Hatta Angfo - Saksonlann de mokratlı � ın.. dan şüphe ettiklerini bar bar bağırdılar. B i r "Batı tipi, , bir de "Doğu tipi,, D emokras i varm;ş ve hakiki Demokra­ si. kendilerinkiymiş ! Fakat bu laflar batı dünyasında ol.. olsa menfi yankı uyandırdı. Daha harp biter bitmez Çörçil, Avrupanın Doğu yarısına işaret ederek "bizim sa

görmek istedi ğimiz ve uğrunda kan d öktüğümüz hür dün­ ya bu değildir !,, demiş, kızıl memleketlerin polis devlet hususiyderin e hücum etmişti. Aynı şeyi ·.işbaşına geçen lşç i hükümeti, hatta koyu Rus dostu Prof. Laski de tek.. rar e tmiş, Amerika da bu hürriyetsizli� . rej imlerine esef­ lerini enerj ik bir lisanla bildirmiştir. Sonu ç olarak diyeceğimiz şudur ki dünya milletle.ri, Faşizm, Diktatörlük ve Totaliterlik r ej imlerinden bıkmı ş , halk hürriyete, hür d üşünüşe ve hür yaşayışa susamıştır. Musolininin, G. Sore l'in " Şiddet,, üzerindeki e serin i çan­ tasından ayirmayışı, Bitle rin Niçenin merhame tsizlik fel.. sefesini son haddine vardırışı, Bolşeviklerin "sınıf müca­ delesi,, parolasi l e müsamaha bilmeyişleri, dünyay ı boğucu bir· karanlığa ve kabusa sokmuştur. Nazizmin vahşetleri, işkence alçaklıkları, korkunç tazyikleri insanlığı nefretle ürpertirken, gözünü açmış ve hürriyetin eşsiz kıymetini tam anlamasına sebep o.l muştur. Nazilerin bu y oldaki ha.. lefi ve selefi Bolşeviklerin, o ölmüş rejimi de a şan kork­ kunçluğu, hürriyet aşkını miştir.

halkta daha fazla

kökleştir­

Mamafih "Batı - tip i Demokrasi,, d e bazı inkişaflar gösteriy.or. Esk..id enbe ri Demokrasinin reform görmesi tezini müdafaa e denler haklı ç ıkıyor, Çörçili n harp sıra­

sında bahsettiğ i "derslerden istifad e etmek,, isteğ i yerine

geliyor. Kurtulan Fransa, 89 Ana Yasasını ve Cumhu.. riyeti kal dırma kla i tham et tiği Vişicileri mahkum etmesi-


- 32 ne rağmen, ilk iş o larak eskl Ana Yasayı değiştirmek işine koyuldu. Yapılan referandum, Fransız halkının kesin ola­ rak bir de ğişme istediğini gösteriyordu. Bu suretle, Fran­ sız· felaketinin baş sebep lerinde n

biri olarak, sakat doğ­

muş ve kötü tatbik e d i Lniş bir Demokrasi ıolduğu anlaşıl.. mrş oluyordu. Kurucu Meclis

teşekkü l e tti, fakat komü­

nistierin kendi taraflarrna fazla yonttukları birin ci Ana

Yasa tasarısınr Fransız milleti kabu l etmedi. Yeni bir ku­ rucu meclis seçildi ve yeni bir

Ana

Yasa tanzimine koyul.

du. Amerikada da birçok t e şebbüsler göz e çarpryor. Bu arada, grev hakkın r tahdit eden kanunun kongrece kabulü şayanı d ikkattir. Demokrasi dünyasında

islahatın devam

edeceğinde ve hele eski Fransız t ipi demokrasinin bırakı­ lacağmda şüphe yoktur. Harp sonu Avrupa seçimlerinin bir manası da, halkın,

ister

kızıl, ister kara,

yahut

da, i ster sağ, ister s o l faşizm.­

lerden nefretini göstermesidir. Polis - Devlet rej imi hür memleketlerin hiçbirind e istenmemiş ve hürriyeti kısacak olan komünist partileri - hatta kısacak diy!e' şüphe edilen Sosyalist partileri bile _ seçimler i kazanamamış, kesin hür­

riyet ve Demokrasi taraftarları güven toplamışlardır. Bu

tehlike karşısında Fransız sosyalist parti si, hürriyet e ;olan bağlılı ğını derhal ilan etmek v e komünist partis i t ipinde diktatörlüğü tasvip

etmediğini

bildirmek zorunda kal­

tnıştır. İngiliz sosyalist·er i ise her vesileyle, kendi demok­ rat sosyalizm anlayışlarını

Ruslarrn anti - demokrat sos­

yaiizm anlayışlarile esefl e muka.yes e Sosyal i stlerinin

halis Demokrat

e tmişlerdir. İngiliz

olduklarında kimsenin

tereddüdü olmadığı iç in. seçim mücade l e s i sı rasınd3. Çör­ çilin nutukl.a1'ının birind e izhar ettiği şüphe i yi karşılan­ mamıştı. Bu sııretle, yalnız dünya değil, sosyal ist alem de hür­ r i y e t bahsinde i k i y e ay ..-ılmıştrr : Radikal, milli veya dinci

ııoı.y:ırli..stleTle Sosya l

;.

Demokratlar (Sosyal istler) tam hür�


- 33 riyet ve Demokras i

prensipleri güderlerken,

komünist

sosyalistler (gerek Rusçu, gerekse Tm>çkis t komünistler), sınıf di ktatorası perdesi altında bir grup diktatörün 'em. rinde polis - devlet rej imi kurmak istiyorlar ve kuruyor­ lar. B itiri rken, p e k Ç<eşitli t e fsirlereı u ğrayan "Demokrasi,, nin değişmeyen v'e. bulunması şart o lan ana vas ı f larını kı­ saca saymak doğru olur :

1 ) Polis - Devlet rej imi kısmında edildi ğin i belirttiğimiz bütün

kısıldığını ve yok

hürriyetleri n (söz, vicdan,

matbuat, toplanma, sendika . cemiyet - parti kurma hürri­ yetlerinin), ancak asgari ve zaruri sınırlar içinde kanun­ larla tahdit e dilmiş olarak geniş bir sure tte kabulü, gerek Ana Yasayla, gerek diğer kanunlarla teminat altına alın­ mış olması ;

2) Devletin ve Hükümetin halk için olduğunun kabulü :

3) Teşrii kuvvetin tayine benzer ş·ekillerle yukarıdan aşağıya de ğil, fakat,

teferruatta başka çeşitler de olsa,

mutlaka seçimle ve gizli s•e ·çimle, aşağıdan yukarıy a doğ­ ru

teşekkül etmiş olması ;

4)

Teşrii kuvvetin i crai kuvveti

kontr ol etmesi ve

icabında ıonu de ğiştirebilmes i ;

5) idar e uzuvlarının ve polisin, ancak kanunla belli olan yetkileri bulunması ve bunu, şu ve bu kaçamak yol. !arla aşamaması ; kanunun memlekett e hakim olması ;

_6) Fertlerin ca n, mal, ırz masuniyetleri teminat altın­ da bul unması ;

7) Mı'Ilet içi nde hiçbir gruba imtiyaz

tanınmaması.

Ka nuni şartları haiz olan fertlerin eşit olması. Bu hürriyet v e hakları her rej im, kend i milletin 7 n ı r.

O

ta­

memlekette yaşayan azlıklara, devlet makanizma.

ıı ı n da v e orduda yer vermemek ve bu gibi bazı hakları kıs­ rıu k ,

hazan Demokrasiye zıt gib i telakk i edilmişse de, bu


- 34 kanaatin yanlış oldu ğunda şüph e yoktur. B ir millet, ken­ d i memleketind e muayyen bazı vazife ler i kendine hasret­ mek isteyebilir ve bunu emniye t i i cabı sayabilir. Azlık­ larm diğer haklarına saygı gösterıyor ve kötü muamele­ l e re yol vermiyorsa, Demokrasiden şaşmamış <;lemektir. İşte h ürriyet cereyanı n ı n oluşu ve bugünkü durumu da bu şekildedir. Asrımızın son merha l e lerinden ve tec­ rübelerin inbiğinden geçmiş kıymetleri nd e n bir i olan

De.

nıokrasi, bugünkü Dünyad a her zamankinden daha galip ve parlak bir durumdadır. O n u

büsbütün kusursuz yap­

mak için girişilen teşebbüsler semere verir, sağ - sol, kara k ı z ı l Faşizm artı klar ı ve Polis - Devle t kalıntıları dünya­ dan silini rse,

XX

nci yüzyıl tarihin en

seçkin asırların.

dan biri ıolacaktxr.

3.

Sosyalizm

Bu cer e yan, Cemiye t kaygısından doğduğu için, Ce­

miyetçilik manasını almıştır. Eskidenberi mevcut o lmakla beraber, bilhassa son yüzyıl larda, sanayiin inkişafiyle ge­ l i şmiş ve muazzam bir dava, hatta din halin i a l mıştır. M emleketin servet membalarını, m i l l etin bütün küt­ les i namın a işle tecek yerde, azlık olan birtakım k i msele­ veiev şahsi zeka ve faal iyetler i sonund a da olsa - bun­ l ara sahip çıkarak .k endi m e n faatlar ı i ç i n i şletmeler i ve ' alabi l di ğ i n e zengin olmaları , geniş bir i çtimai Adalet za­ rin

viyesinden bak ı l ınca, haksızlık telakki e d i lmiştir. Bundan başka, işl etenler,

mevcut milyonlarına

durmadan yeni

milyonlar katarJarken, o işletmelerde ücretle çalışan işçi. ler bir türlü sefaletten

kurtarılamamış , devloe.tin yaptığ�

yardımlar büyük kütl e l e r i n

ihtiyaçlarını tam olarak bir

türlü giderememiştir. Bun u n neticesind e işçiler arasında, ist i smar edildikleri fikri yayı lmış, "istismar edenler,, diye belledikleri z engin sını fa karş ı kin

duyguları .artmıştır.

B i r ara, h ü snüniye t sahibi "ütopist,, filozoflar çı kmış, bu­

n a çare olarak , bütün mallarda tam müsava t dahlinde müş­ tereken pay edilmesini te k l i f

etmiş, böyle komünist bir


- 35 -•

r ı ı ı i y c tin cenne t olacağını i ddi a etmişl erdi. B unlar ı n ek..

"' ı

i�i

m i l l iyet i yoketmekten

lı 1 1 1. u n c u

bahsetmemişlerdir. O n do­

asırda ise, Yahudi - yani yurtsuz soylu · _ olan

Marks ç ıkmış, haki ka t olan bu i çtimai a daletsizl i ği

l\ , 1 r i

' " i l t lıaşı mamur büyük bir felsefe sistem i hal inde işleye­ '

ı- 1< . b u nu y e ni bir din hali n e

sokacak şekilde esaslarını

v . 1 1. c lmiş, b u dinin kitabı da "Kapi tal,, olmuştur. Marksist lwrn iinis t dininin peygamberi Karl Marks, bugün yanlıŞ­ l 1 �: 1 isbat edilmiş birçok mant ı k

oyunlarından sonra bir

1 1 . 1 1. a r i ye k u rmuş, bir gün gelip tam müsavat üzerine ' � ıı c �

m:ü­

bir dünyanın nasıl o lsa vücut bulacağını, riyazi ka­

ı ı y c tte bir al ı n yazısı şeklind e ilan etmiş, öyle bir d ünya.

, l ;ı

kimsenin

şahsi malı

o lmıyacağını, aile,

Marksa gör e . zengin sınıfın l ı ı ı l unmıyacağını, herkesin

ah lak gibi

i cadettiğ i şeylerin artı k

herşey e i şti rak e d eceğini ve

l 1 ii tün dünya işçileri b i rleşeceği için, millet ve vatan di­ . Y« bir şeyin kalmıyacağını i ddia e.tmişti. B i r d e bir tarih

ı ı· l s c fesi ortaya atmış, tarih hadiselerinin hep, s-ebepleri ı y i c ş e l e n e c e k olursa, mide kavgası ve iktisadi menfaat ol­

d ı ı g u nu i l e ri sürmüştü. B u gün bütün bu nazariyeler, Avru­ ı • ; ı l ı ve Ame rikalı alimler

tarafından

. 1 d amları n dan bahsediyorum - en ince

tabii bitaraf ilim

t e fe rruatına kadar

ı d k i k ve tahlil edilmiş ve büyük bir kısmının yan l ı şlığı 1 1 ı l aş ı l m ı ş t ı r. Esasen bir ası r l ı k yakın tarih de · Marksist lı 1 ımün izmi hep t ekzip etmekle adeta zevk almıştır. ;M�ma1i

lı Marksizmin tarihi izah tarz ı - yani tarihi maddecilik

-

lı ı s men do ğrudur ve tarihi ami l l e r meyanı n da iktisadi se.

l ı r p l e r mühimce bir yer tutar. Fakat bütün tarihi bununla

ı nı h etmenin yanl ı ş o l d u ğu artık bugün kesin olarak an­ l ; ı ı:; ı lmrştır.

* Marksın vatan ve m i lliyeti inkar eden

nazariyele ri,

v a n l ı şl r ğı isba t edilmiş olmasına rağm e n , bilhassa Yahu­

,ı;ı .

r.

Mascnlar ve herçeşi t beynelmi lelciler tarafı n d a n b i r

, ı ; ı ı h a l i n d e propaganda e d i l d i ğ i içi n ,

XX i n c i a s ı rda kor.


- 36 -

kunç bir din taassubu halinde dünyanın her tarafına ya­ yılmıştır. Adaletsiz bir alemde gerçekten ezilen işç i ve fakir kiitlesi bu yeni dinden mede t ummuş, vatan, milli. yet gibi mefhumları, "burjuvaların,, (yani or ta v·e üst ta­ bakanın, "karnı t-0k, sırtr pek sınıfın,,) bir icad ı olarak be Uemiştir. xrx ncu yüzyılın 2.<:i yarısında büsbütün kuvvetlenen s osyalizm siyasi parti olarak hemen her taraf.ta teşekkül et­ ti. 1 . nci Enternasyona l dağıtıldıktan sonra, ikinci Enter­ nasyonal kuruldu. Be l kemiğini Sosyal-Demokratlar teşkil etmekle beraber, pek çok çeşit s osyalist partileri bu Enter­ nasyonalin çevresind e toplanmışlardır. 1 .ci Dünya Savaşı­ nın sonlarında Enternasyonalde ihtilaf çıktı : Sosyal-De. mokratlar (ki sonraları Sosyalist adını alacaklardır), sos­ yalist i nkılabı!l ihtilalle değil, meşru mücadele ve seçim yoluyla işbaşına geçmek suretile yapılmasını ve devrimle­ rin ani dreğil, tedrici olmasını istiyorlardı. Komünistler ise ihti lal taraftarıydı ; ve bu suretl e i şbaşına geçtikten sonra da, diktatörlük kurarak, cemiyeti toptan ve ani olarak de­ ğiştirmek i ddiasındaydılar. Sosyalist - Komünist ihtilafı o tarihten başlar. XX nci asrın başında sosyalizm, artık iyiden iyiye iş­ lenmiş muazz.am bir sistem olmuştu. Fakat s·osyalizm i an1.ayış çeşitler i pek çoktu. Sosyalist ve Komünist - Sosya­ list görüşlerinden ayrıca , iki yüze yakın Sosyalizm tarifi \re doktrini sayılabiliyordu. Bir kere., Marksist Sıosyalist­ lerin -yani hem Sosyal Dtemokratların, hem d e Komü­ nistlerin _ karşısında, Marksçı ve maddeci olmayan, bila­ kis dindar sosyalistler dikilmişti. Bunlar, materyalizmin tnoda .olduğu o i lk başlangı ç çağlarında Sosyalist alemde fazla öir rol sahibi olamamışlarsa da, ikinci Dünya Sava­ şının s-onund.a birdenbire önem kazanacaklardır. İngiltere. de, Webb'l erin kurduğu Fabian Society'nin Sosyalizmi de kaba maddeci sosyalizmden birhayli a yrılıyordu ; bu c e­ tniyet sonraları siyasi par t i haline girmiş, İşçi S e:ndika­ lariyle zenginleşerek kuvvet bulmuş ve İngilterenin meş- 1 •


- 37 Partisi (Labour Party) .o,lmuştur. Bilhassa Rus­ l' •ıda kuvvetli ve yaygın olan Sosyal - Revol'üsyonerler ise

l ı ı ı r işçi

mücadeleyi amaç e di nmiş, ı ı ı i lliyetçi · sosyalistlerdi. Fransada kuvvet bulan Radikal . S o s y a l ist l e ri n sosyalistliği ise bambaşkaydı ve çok kere ı . ı l hassa araz i d ereb eyliğiyl e

ıwldan çıok, orta partilerden sayıldıkları olmu ştu r . Bu par. ı i l e r i n - dışında, doktrin ve i d eo.l o j i olarak mevcut olan sosyalizm anlayışları pek daha kalabalıktır. Fakat bütün bu çeşitliliğe rağ.m en, sosyalizmin müşterek vasıflarını k ı saca şöyle sayabiliriz :

1

-

Fakir ve emekçi sınıfın sefaletten kurtarılması,

emeğine karşılık haklı bir menfaat bu l ması, iktisa di ba. k ı mdan kendisi ve ailesi, g en çl i ğ in d e ve sıhhatli hal i n­ d e ;ol duğu gibi, hastalığında v e ihti yarl ı ğı nda da emn iye t­ te bulunması

;

2 - Emekç i sınıfın, ister bir .grup zengin, iskr bir şirket, isterse devlet tarafından sömürülmemesi ; 3 - Büyük servet farklarının kaldırılması veya azal. trlması, mi lli servetin fazla fahiş olmayan farklarla fert­ ler elinde dağılmış bulunması ; 4 - Az çok büyük çapta olan servet ve istihsal kay.. ııaklarınıh fertl er ve şirketler e linden alınarak , devlete,

dolayısile millete maledilmes i ve bundan hasıl olacak ki­ . r ın b ir k aç kişiye değil, umuma ait olması ; ı

5 - Bu işletmelerin d e az bir karla yetinip halkın i y aç lar ı nı kar ş ı lama k üzere ça l ışma s ı . 6 - istihsalin istihlake göre ayarlanması .

ih­

Çok kere sosyalizmin ana vasıflarından gibi telakki sınıf mücadeles i prensibi, daha çok Marksist So s.

"l ı ı nan

,.ı J i zmin

1

asfıd ı r . B u p r e n sibi kabul

v

etmiyen s o sy a l izm

r ·; i tl e ri çoktur.

*

Ç ar lı k Ru syasın da, ·ehemmiyet

I "" ı i : S o syal

sırasına göre üç sol

Revolüsyonerler, Sosyla H . · ı ı ı i i ı ı i st l e r ( Bo l şev ikler ) bir ihtilalle _

-

Demokratlar ve

çar l ık rej ]mirti


- 38 -

yıkmışlardı. İhtilali asıl yapmış olp.n Sosyal - Revolüsyo­ nerlerle Sosyal - Demokratlar (Menşevikl,er) memlekette demokrat bir idare kurmuş, tedrici inkilap yoluna girmiş. lerdi . Faka t komünistler (Bolşevikl e r) ani bir hükümet darhesiyle bu rej imi yıkarak, i ktidarı de almıŞlardı·r. Dik­ tatörlük ve t erör üzerine dayanan bir idar e tarzı ku ran komünistler, müfrit bir komünist program takibe koyul­ dular. Miil kiyet hakkı kaldırıldı, istihsal istisnasız dev1,e tlıeştirildi, i stihlak dahi, komünist prensipler gere ğince, müşterekleşti. Bu program köylerde de tatbik edilmiş ve topraklar köylünün elinden alınarak , müşterek "Kolkoz,, yahu t da Devlet "Sovkoz,,u haline konulmuştu. Koca Sov­ yet ülkesinde 1 50 milyondan. fazla insan, herhangi bir şe­ y e malik v e sahip olmak hakkından mahrum bırakılmış , he rkes farksız tutulmuştu. Aileler müşterek odalara dev­ l e tin keyfince istif e diliyor, i §çiler , ancak devletin gös­ tereceği fabrikalarda, hem d e köleler gibi çalıştırılıyordu. Milii tarih ve milli gelenekler yıkılmış, ahlak lanet edil­ miş, kadınlarda da i ştirak prensibinin yerl eşmes i için fa_ aliyete geçilmiş, a i l e müessesesi kökünden baltalanmış, evli lik kaldırılmak istenmiş, din yasak edilmişti. Faka t bu gayri tabii rejimin müthiş bir tepk i yapma­ masına imkan yoktu. Köylüler mahsuller i yaktılar, çalış­ ma randımanı heryerde - bütün tazyiklere rağmen . düştü. Korkunç bir kıtlık Rusyayı kırd ı geçi rdi V·e milyonlarca halk açlık�an v e hastalıktan öldü. Hadiseler , Bolşevik ih­ tilalinin hayalperes t nazariyecilerini hakikate dönme ğe mecbur ettilıeT. Ve Lenin, 1 92 1 de, N. E. P. (Yen i iktisa­ di S iyaset) çağını ilan zorunda kaldı. Bu nazariyecilerin iddialarına göre N. E. P. geçici bir devirden i baret olacak ve te krar ilerde tam komünizme dönülecekti. Fakat ricat başlc.m ıştır . Ufak tefek mülkiyet hakkından başka, bazı pek ufak hususi işletmelere d e izin verilmişti. Bu kısmi dönüşün muvakkat olmad ığı, ricatın gitgide derecesini arttı rmasile a nlaşıldı. tstihsald e e sas itibar.il e devlet işle t. ınesi muhafaza edilmekle beraber, istihlakte iştirak pek


- 39 ı. o k a lanlarda kaldırıldı. Farklar başladı. Siyasi komis e r­ l r r ve parti ileri g e l enleri, eski aristokra tlar gibi ade t a l li k s i çinde ömür sürer, mühıendisler, devlet memuru ga_

ı c t c c i l e r, muharrirler, memurlar ıı

t·eknisyenler,

y üksek

doktorlar,

eski burj uvalar gibi refah i çinde yaşarlarken,

lc i a d e işçiler ve ufak memurlar onlardan ayrı apartman­

larda, ayrı katlarda, ayrı l o kantalarda ve p e k düşük bir ııcviyed e yaşadılar.

Sovyetlerin

h u "realist leşme" kanunlaştı.

1 936 yen i Ana Yasasile

Stalin, aileyi

korumak lü­

z umunu hissetti ve sık sık boşanmaları "ihtilale hiyanet,, e tmekle i tham eden bir nutuk söyledi. " Burj uva,, denilen .ahlak gelenekleri, milli inançlar ,

milli

e d ebiyat,

milll

tarih yavaş yavaş esk i yerlerine kondu. Bu harp içinde dini n bile gfiya hortlat ı l d ı ğına şahit olduk. B ununla be­ raber, Sovyetlerin "burj uva,, bir memleket haline g.el diği

aanılmama l ı dır. İstihsal

-hinde bir ufak çaptaki istisna­

ları hariç _ devlet e l indedir. Hemen her yerde köylü top­ ra ksızdır ve toprak müştereken işletilir. istisnai

i l e ri gelenleri,, hariç,

yoktur ve

servet yapmak imkanı

kazanılan, ancak zaruri i htiyaçla ra yetecek

"parti

derecededir.

Herkes çalışmak mecburiyetindedir, fakat çalışacağı ye­ ri ve şekl i devlet tayin eder. İstifa etmek, 'bir fabrikadan veya şehirden çıkıp

başkasında iş aramak hakkını

haiz

değildir. ihtilalin üst zümrele ri hariç, diğerleri müşterek bi nalarda Komünist usul üzerine ve ade ta üst üste yaşar­

la r. Okullar, hastahane l e r, umumi e ğlenc e y e rler i parasız­

dır. Giyiniş d e çoğunl u k i ç i n müşterek bi r şekil almış ve

e n zaruri ihtiyaçları karşılamaktan ibare t kalmıştı � . Fert­

lerin ve şirketl erin

emekçi sınıfı sömürmeleri kal dırıl.

mış, bunun ye rine emekçiler devletin çok daha acımak ve

dert

dinlemek bilmez köleleri olmuşlardır.

Sosyalist bir

n i zamda ilk .şart, istihsalin istih!ake göre ayarlanmansı y­ k e n , bu yapılmamış,

müthiş bir harp sanayii

i ç i n halkın e n zaruri ihtiyaçları bile ı ;ı k ı lmr�rır.

yaratmak

karşılanmadan bı­


- 40 halkının sefa l<e tin e asıl sebep, şef... projeleri olmuştuı . Dünyayı Komü­

Gerçekten de Sovyet !erinin

emperyalist

ni s tleşti rme k p e rdesi arkasında cıvar kıtaları fethetmek ve ahalisini e n g e r i bir emperyalist zihniyetiyle sömür­ mek hülyac;; ı na kapılan Rus li .:l e ı l eıi, yığın yığın Rus halk kütlele rini köle .ı;, � bi kulianarak ve · ı.ı t. ı e rbe r ,ederek kor­ kunç bir siiahlamra ı ş in e koyulmuş!.ü dır. Mazeret ola­ rak da, evvela - 1 920 -30 sıralarınıla . Ingiliz - Fransız tecavüzünden korunmak bahanesini, sonra Jap.on korku­ sunu, daha so n r a da Alman tehlikesin i iler i sürmüşler­ dir (1). Halbuki bağımsızlığını ilan etmiş olan Asya mil. !etlerinin istilasının da daha başlangıçta bell i ettiği veç­ hile, bu si lahlanmanın derece s i ve şekli, müdafaadan çok taaruza hazırlandı ğını bell i ediyorfardı. Netice şu oldu ki, müfr i t şekliyl e dahi Rus halkını rahata kavuşturabi­ lecek olan Sosyalizm, 'Komünistlerin elinde daha beteı­ bir sefalet e ve yoksulluğa sebep olmuş.tur. B ununla be­ raber, birçok barışçı faaliyet alanlarında iyi neticeler alı ndığını da söylemek doğru olur. Ne çare ki diğer faa­ l iyet alanı rejim için daimi bir ç·elme o lmuştur. Hulasa , Rus Sosyalizmi, savaşçı ve emperyalist amaç.. ' lara yönelmes i bir yana bırakılsa bile, ferde hiçbir hür. riyet ve hak tanımayan, tadill i şekliyl e dahi zararlı i frat,. lar gösteren bir Cemiyetçiliktir. Dünyanın her tarafında bulunan ve Moskovaya bağ.. lanan komünist partilerinin i de o lojisine gelince, bunlar üz.e rinde durmağa d e ğmez. Çünkü koyu sosyalist prog­ ramlarla ortaya çıkmalarına rağmen, a slında Rusyanın harici siyasetin i ve kudretini hakim kılmaktan başka bir

(1) Köylere kadar asılan prop.aganda afişlerind e Rus­ yayı bombalı yacak diye göst·erilen uçaklarda • e vvela in,­ giliz - Fransız armaları resme dilmişk.en, daha sonra sade. ce bu armaların boyaları deği ştirilip Japon vıe• Alman renkleri şekline koymakl a yetinilmiştir ! (M. Percheron : L'U.R.S.S .. Puissance d' Asie, Sah. 28, Le I?ocument, 1934)


- 41 amaçları yoktur ve bütün p rogramları, ideoloj i sahibi ve davacı olarak görünmek i çindir. Sovyet Rusya cİ an kaçan Troçki'nin dünya üzerindeki daha samimi mahiyettedir.

Milliyetçilik düşmanı

ve müfrit komünis t olan Tr.o çki,

tesiri

daimi ihtilal taraftarı­

dır.

O,

Sovyetlerdeki ricatları , hem sosya:l istlik hem de

beynelmilellik noktasından

ihtilale bir ihanet

sayıyor.

Troçkizm, en ufak derecıede dahi milli olmamak, tedrici gi.. dişle d e ğil, ihtilalle işç i sınıfını başa geçirmek , e n m üfrit �ekildek i Sosyalizmi diktatörlükl e ve zorla tatbik etmek prensipleriyle

Sosyalizmden ;

Rusyaya tabi olmamaz lık

bakımından da komünizmden ayrılmaktadır. Fakat para.. dan ve geniş teşkilattan mahrum olduğu için - hele Troç­

kin n ölümünden sonra Rusya kanlar içinde

fazla

genişlemeden

kalmıştır.

çırpınırken , Kuzeyde, isveçt e,

Sosyal - Demokratlar sakin sakin inkılaplarını yapıyor.. lardı. Isveç S:osyalizmi, cidden örnek alınacak olgunluk­ ta bir Cemiyetçiliktir. Daha

1926 da, esk i yıkıcı ve müf...

rit Sosyalist edebiyatm terkedildiğ i anlaşılıyordu. Sosyal - Demokrat

muharrirlerinden ve Isveç Sosyaliz­

minin ide ologlarından Nils Karleby, toptan

Genç

tenki t ·ederken, r·e aliteye

Marksist edebiyatı

uymazlığına da işaret

e d iyordu. "Bu esk i sosyalist sistemleri, işç i sınıfının ço­ cukluk çağlarına aittir.

O

zaman işçi sınıfı resmi cemiye­

tin dışındaydı ve o dışardan birtakım iddialar ileri sürü. yor, taraftar yazıcılar ı

da bunları prensipleştiriyorlardı.

Bugün Işçi sını fı resmi cemiyetin meşru bir uzvudur ve içtimai hayata doğru dan do ğruya ve faa l bir şekil·de ka.. t ı lmaktadır. M esele lere a rtık bambaşka zaviyeden ve i ç­ ten bakmak lazımd ır." diye yazıyordu Sosyalist olan Isveç,

(1) . 1 920 denberi 1 939 a k adar çıo ğu aynı olan hükft­

mct adamları tarafından idare e dilmiştfr . Paul Planus'ün. l ııveç So syalizmi hakkında

1 939 da yayınlad ı ğı eserde (2),

(1) 1. Oljelund: Un nouveau Socialisme 15.5.1926, sayı 10, sah. 94)

(Revu e B leue,

(2)

en

S uede

Paul Plaınus: Patrons et Ouvri ers en Suede, 1 939y

Plon ed.


- 42 makul ve olgün S cı;; yalizmin nas ı l kuru labi l d i ğini tafsila­ til e görüyoruz. P lanus, Isveçlilerin " S ı n ıflar mücadelesi,, çağın ı geçip, " S ı n ı f lar ı n işbirl iği,, merhalesine ulaştıkla.. rınr, patronlar send i kasiyl e i şçi sendikalarının

menfaat­

ları n ı karş ı l r kl r ol arak ve iş .a dam l ar ı z i hniyetiyl.e m üza­ kere edip hallettiklerini anlatıyor. İsveçte p e k çok i ş let­ meler m i llile ştirilmiş, kalanlar da işçilerin r e fah v e e mni­ yetlerini garanti etmişlerdir. Ayrı ca, işçiler hesabına dan

kar.

% 1 0 hisse tahsisine de \Jaşlanmrştır (mesela, S.K.F.

srnai m ü e sses e s i nde ) . Tür k i y e d e iktisadi alanda miş v e

Kemalizm,

Cemiyetçiliğ i te rcih e t.

"Devletçilik"

prensibini

benimsemiş­

tir. Sosyal izmin ik i yüz c; e şit anlayrşı i çindıe, Devletçilik d e şüphes i z bir anlayış tarzrdrr. Fakat bizim Devletçili­ ğimiz, g e r e k s i s t e m i n izahsrz kalması, yüzün d e n , :ı. l e !acayip bir şeydir.

gerekse tatbikatı

Büyük hususi i şletme­

lerin birç :: ğunu devletleşt i r d i ğ i ve bu istihsal kaynakları­ nı bi r grup ferdi n e l i nd e bırakmadrğı için, Sosyalizmeı yö­

nıeldi ği aşikardrr ; fakat devlet l eştirile n bu müessesel e rin. tıpkı fertler gibi _hatta, rakipsiz kaldrkları için, onlardan fazla- fahiş ka r peşinde koşuşu, beceriksizlik ve kırtasiye­ c i l i k yüzünden zaten pahalıya ma � etti ğ i mamullerin i bir de işitilmedik kar hadleri i lav·esi l e satışa ç ı karrşr, devletçi­

liği düpedüz bir "DevJe.t Kapitalizmi,, haline koyuyor. Ve

halkın en zaruri ihtiyaç larını karşılayan i şletm e l e r dev­ letleşti r i l d i ği için, bu pahal ı l ıktan zarar gören, dar gelir_ 1i halk o l uyor. gel i r l i l e r l e

Z engin bu pahal ı şeyleri alabi l i yor, dar

faki rlıer is·e ya h i ç alamıyor, ya da elin deki

avucundakini buraya verip s c: fi l

per işan oluyor. Böyle­

likle D e v l e t çilik v e H a l kç ı l ı k Ok'ları kendi z ıtla r ı ha1ine giriyor. B u· bakımdan Türkiyedeki deneme, başarılamamrş bir Sosyalizm örneğidir. İşçi l e r i n

sigortalanması

daha

yen i y e n i düşün ü lm e kte, s e ndika kurmaların a yeni y e:ıi i z i n ve ri lmektedir. Mamafih T'oprak Kanunu, pek r:rnte­

d i l çap ta, Sosyalis t bir adrm sayılabilir.


- 43 Pek uzakta olduğu ı ç ı n

dikkati p e k ç e kmemiş olan

Uruguay devl eti cemiyetç i l i kte p e k i l e r i gi tmiş ve olgun inkıl J.plar yaratmıştır. Daha 1 923 denberi toprak i ş ç i l e r i asgari' ücret ıKanunuyl a kor unmuş, büyük topraklar tahdide

u ğramış, muhtaçla rın

y e d i ri lmek,

giyindirilmek ve

�rındırılmak hakları kanunun teminatı altına alınmış ve - sosyalizmi i lgilendi rmeyen - daha bir sürü p e k i l e r i görüş.. lü prensi pl e r tatbi. k mevkiine

�onmuştu r

(1).

demokr a t . liberal izmi d e t e­

İtalyada Komünizm i de

peleyen Faşizm, ortaya yepyeni bir doktrin atarken, cemi­ yetçiliğ i de kavrıyordu. Faşizm muayyen bir sınıfın men . faatlannı gütmüyor ve gütmeği suç sayıyordu. Ve b e l k i de faşizmin en be ğ e n i l e c e k ta rafı buydu. B u i deoloj i m i l­ l e t rnenfaatını .esas tutuyor ve Devle ti bu menfaat ı n ye­ gane garantisi

sayıyordu.

Faka t "Devlet, , müessesesine

v e rd i ği bu fazla önem, sistemin bir başka yönden i fratla Hakatlanrnasma ve vücutta

beliren u r l ar gibi anormal b i r

h a l .a lmasına sebep olmuştu. B u a y r ı bahis. Faşizmin S o s­ yalizm Karşısındaki durumuna dönecek olursak ş u n u gö­ r ü rüz : D evlet, sınıf

menfa atlarrnın m i l l i men faat ölçü.

süy l e u z laştırıcısı v e hakemi vaziyetinde d i r.

Ve Korporas­

yonlar, bu ·maksatlarla kurulmuştur. Eski bir Sosyal ist o­ lan Musolini, Kapi talizmi muhakkak ki s e mpatiyle karşı­ lamıyor ve i c abında d evle t yoluyla sermayedarlara müda­ hal e l e r d e bulnnuyordu. Faka t asıl düşman olan komüniz­ me karşı y ap ı lan mücade l e d e Kapitalizmin faşizme - onda enerj ik bir kurtarıcı görerek - yar dım

etmesi ve rejime

faydalar temin etmesi , Faşizmin sola kaymas ına engel ol­ muştur. Ancak bu savaş içinde, Musolin i devri l i p de güç­ bela esaretten kurtulduktan sonra partisini yeniden teşki­ l a t landırınca, kapitalizmin rej ime olan i hane tin i doktrine tam �ol bir cephe vermekle mukab e le e tmek istedi. " Y e n i Fa ş i z m , , Cumhuriyetçi ve koyu sosyalis t olarak ilan ::: d i l. d i ysc d e , ömrü p e k kısa oldu.

(1) J. G. Fleury : Sud - Ameriq.ue, Amerika edition.

1943,

sah . 1 42 .

.

emf


- 44 Alman Faşizmi

M u s;olininkinden çok daha cemiyet­

çiydi. Partinin a dı "Alman Nasyonal S osyali.st işçi Parti. si,, (National Sozialistische Deutshe Arbeiter Partei) idi.

V e kuru cuları arasında bulunan Gregor S trasser, ol dukça kuvveN i bir sosyalistti. Partinin ilk programında da bu milli solculuk açı kça göze çarpar. Nasyonal - Sosyalizmin sistemi, Faşizminkinden farksızdı : o da sınıf zaviyesin­ den d e ği l , milli menfaat zaviyesinden sını f menfaatlarmın temin e dici

bakıyor,

Devleti,.

kuvve ti, sını f tezatları­

nın milli menfaat ölçülerile uzlaştırıcısı sayıyordu. Par­ tinin iktidar mücadelesi Faşizminkine pek benzer bir se­ yir takip e tti ve kapitalist alem bu partiyi, komünist teh­ l ikesine karşı en birinci si lah olarak

k u llanmak istedi.

A lman Kapitalizminin Nazizme yardımları , H i tlerin daha kesin sosyalist olarak hareke t etmesini kısmen önleyebil­ miş ve doktrine tesir 1etmiştir. Faka t gene d e Nazi l er, hiç olmazsa prıogramlarında ve gençl i ğ e yaptıkları telkinler­ d e , kapitalizmi antipatiyle karşılıyorlardı. D evlet (Reich), milli menfaat ölçüleri i ddasıyla, sık sık A lman sermaye­ darlarına karışmış, onları dire ktifle iş görür hale sokmuş, i ktisadi hürriyetlerin i fiilen ellerinden almıştı.

işçil e r in

r e fahı hususunda da sermaye sahipleri üzerinde daimi bir baskı da bulunduğu ve pek çok müsbet neticeler elde ettiği d e malllmdur. Ancak,

Nasyonal - S o syalizm i

Sosyalizm

saymakta hakl ı olarak tereddü t ·e debiliriz, çünkü Sosya-. l i zmin ana vasfından mahrumdu : istihsal kaynakları - is­ tihsal h1e d· e fleri istediği kadar devletin

di.r ektifine tabi

olsun - hususi şahıslar el.indeydi v.e istihsalin .karı devle­

te d e ğ i l bu hususi şahısların cebin e gid iyordu. Faşizme v e Nasyon a l - Sosyalizm e

güdümlü ekonom i

( economi e

dirigee) rejimi diyebiriliz, fakat sosyalizm demek z:ordur. Birinci D ünya Savaşından i kincisine kada r geçe n za. man içinde Fransada sosyalizmin gelişmesi pek inişli çı­ k ı ş l ı dır. Orada, i çtimai - i ktisadi bir dava g'ütmekt• e n çok, bu maske altında siyasi davalar peşinde koşan ve M o sko­ van ın harici poli tikasını desteklemeğe memur olan Komü-


,_

45 -

n i stler pek faal rol oynamışlardır. Kaynağı meçhul daha doğrusu besbelli - büyük paralarla i ş gören Komünist partisi, sosyalistleri ikinc i p.lana atmıştır. ikinci Enter­ nasyonalin Sosyal Demokratları oian Fransız Sosya­ l i s t partisi, Leon Blumun şefliğ i a l t ın da komünistleri des­ teklemek ve o nların ıelinde alet olmak gibi çok büyük bir hata · i şlemiştir. Gerçi bu tehlikeli oyun · sayesinde, bütün Sol - Sosyalist partiler(Radikal - Sosyalistler de dahil) bir ara i şbirliği yapmış ve "Front Populaire,, (Halk Cephesi) adı al t ında fransız mukadderatını ele alabilmişlerdir ; fa­ kat müsbet sahada pek az iş yapabilmiş, buna karşılık haf­ talık çalışmayı Alman tehlikesine rağmen - 40 saate in­ dirmek, si!ahlanmamak, grevler i önlememek gibi Fransa­ nın mahvını hazırlayan menfi işler görmüşlerdir. Fransa kof bir ağaç gibi yıkıldıktan sonra, mukavemet hareketi başladı. Her partiden vatanperver Fransızlar bu harekete katıldılar. Fakat De GaulJ.e 'cü Fransızların çoğunluğu, Hı­ r i stiyan - Sosyalistlerdi. Bu parti, maddeci - Marksist sos. valistlerin Halk Cephes i azgınlığına katılmamış, mutedil 11ıosyalist programlı, mUliyetperver, gelıenekçi, ve demok­ rattı : dinıe bağlılıklar ı ve sosyalizmi. anlayışların ı Mark­ Mizmde dıeğil, hıristiyanlık akidesinden çıkarışları bu ad x ;ı l ınalarına sebep olmuştu. Bidault'nun başkanlık ettiği l ı ı ı mukavemetçi Hıristiyan Sosyalist veya Hıristiyan Demokrat partisi, "Cumhuriyetç i _Halk Hareketi,, (M.R. I ' ) �eklinde y e n i bir isim almış ve son iki yıldır bu isimle ııırşhur olmuştur. Fransız Sosyalist (Sosyal . Demokrat ) 1 ı . ı ı t i si de hatalardan ders almış görünmüş v e daha mil­ i ı i ti r hu s u s i ye tle gör'ünmüştür. Artık e skisi gib i komü­ " ı � ı l n l e i şbirliği etmekten sakındığ ı da .göze çarpma�ta­ ,l ı ı /\ iman ya Rusyaya saldı rdıktan sonra Fransız Komü. i . ı ı r ı i de Almanlarla çarpışmağa başlayınca, Thorez'in � ı ı ı ı ı " ı ef e mukavemetçilre arasına kabul e dildi. Nihayet ı " " n , 1 k u r t u l du ve seçimler yapıldı. Genel netice, Fran­ " '" ı ı ı ı ı l .ı öteki memleketler gibi vıe belki de daha fazla . . . " ' . ı l ı n ı ı ı- kaymış olduğunu gösterdi. Komünistler biraz •

_

ı ı

·

ı

·


- 46 daha fazl a olarak, Komünist, Sosyalist ve Hıristiyan - Sos­ yal i s t parti l er i birbi r l e r i n e e ş diyebi l e c e ğimiz kadar y a­ k ı n n i�be tlerd e r ey t:)pladı lar v e bu üç sosya l i s t parti e z i­ ci bir çoğunluk kazandı . Fakat aradan geç·en birkaç ayl ı k zamanda komünistlerin. i fratı ve gayri ha:kı t � rafından an laşı lmağa

mill i l i ğ i Fransız

başlandığından, onların zo.

ruyla t erti p l en e n Ana Yasa tasarısını halk reddetti ve yen i

seçimde e n büyük güveni

r e f e randumla H ı r istiyan .

Sosya l i s t ( Cumhuriyetç i Haik Harek e t i ) partisin e verdi. Peşinden g e l en parti l e r gene Komünistlerle Sosyalistler olmakla, Fransa sosyal izme Fransa,

iyic e karar vıermi ş demektir.

an ti - demokra t, maddeci veya

gayrı m i l l i Sos­

y a l izm değil, demokrat, g e l e n ekç i ve milli sosyalizm anla. y ı ş ı n ı tercih ed iyor. B u asrın en entere san cereyanlarından olan M. R. P. sosya l i zminin ınahiy.et i n edir, sın ırı n e r·esidi r ? Bu husus .. ta maa l e s e f e traflı b i l gi kadar, bütün

veremiyece ğim , çünkü bugüne

a ramalarıma rağmen,

yenil eşmiş olarak or­

taya ç ı kan H ı r i stiyan - Sosya l i s t M. R. P. partisinin. prog­ ramın ı tam olarak izah eden bir ki tap veya derg i bul ama. dım. Fransız gazet e ve dergilerind e . şurada burada da ğı. nı.k b u l u nan mal Umattan umumi .o.Iarak

çıkarabilece ğimiz

n e t i ce şudur ki, M . R. P . sosya l i z m i birhayli mutedildir. Bunu n la b e raber Radikal - Sosyalistlıe rden daha i nkı lapçı olduğu da muhakkaktır. H ü lasa, Fransız milletinin çoğun­ l u ğuyla birlikte

Cumhuriyet çi milli gelıerIJ.·ekçi, dı'nci ve mute­

De Gaullıe'ün de tuttuğu

Halk lla1nek,eti, dem okr aıt

,

dil bir Sosyalizmdir. Aynı cereyanın, u fak tefek farklarla, italyada,

B e l çikada, H olandada,

Avusturyada ve Maca­

ristanda da son zamanlarda kesin zaferl e r kazand ığını aşa. ğıki bahislerd e görece ğiz.

(1)

(1) Viş i - Petain rejiminde de Sosya l i st temayüller vardı v e Prou dhon'u bayrak yapan "Milli ihtilal,, i deolo­ j i s i , hatta kralc ı la r bile, kapitalizme düşmandılar. M'uka. veme t grupları i çinde , M . R. P. den ayrıca, Amerikadak i Fransızların kurduklar ı " Peguy'cüler birliği,, de sosya-


- 47 ingilteredc Sosyalis t işç i sonu olayı bütün dünyanın

Partis i kaza n d ı . B u harp

d i kkati n i çekti. Liberalizmin

anası ve kalesi olan İngi lte re, Sosya lizm i görülmemiş bir çoğu nlukla benimsemiş ve iş ç i Partisini işbaşına geçirmiş­ ti. İngiliz İşçi - daha doğru bir tercümey)e, Çal ışma bo ur)

_

(La­

par tisi, ingiltereniq. en büyük Sosyalis t partisi dir.

II nci Enternasyonale dahil Sosyal - Demok rat iar dan sa­ y ı lma k la berabe r, i deolojis i Mar k i si zmden birhayl i ayrı­ d ı r. İşçi Partisinin

sosyal izmi, bu partinin i lk çekirdeği

say ı l an Fabian Society'y i kurmuş olan Webb'lerin ve daha birkaç gel enekçi nazariyecinin işledikieri ( Bernard Shaw, H.

G.

We!ls ..

de duran

bir

v.

s.) hususi ve belediyeci s o syalizm

üzerin­

i d eoloj i d ir. işçi sen dikalarının toptan bu par.

tiyi benimseme l eri, ona

büyük bir siyasi kudret

kazan.,.

dırmıştır. B i rd enbi re büyüyen bu part i , çok ç'e şitli sosya­ l i st görüşlerini b i r a raya get: i ı miştir. Onun için partinın muht e l i f kanatları vardır.

K<ıiabalık ,olmayan en sol uç,

maddeci vı� hatta Mıarksist, müfrit bir

sosyalizm tarafta­

rıüır ; bununla beraber ingi lt,e rede Demokras i gel e n e ği o derece kuvvet l i d i r k i , bu

müfrit sol kanat b i l e demokra..

siden şaşmaz: Aslen Yahud i olan Prof. Harold Laski, işçi Partisinin e n sol ucun a m e nsuptur. Partin i n çoğunluğunu teşk i l eden işç i s e n di ka la r ı mensupları ve eski Fabian Ce­ .

miyet i kalın t ı la r ı ,

partinin orta ve sağ

kanadını teşkil

ederler. B ewin orta, Hıerbert M or issıon sağdır. Bunlar, ted­

rici

gidişli ve hususi mülkiyet ve u fak

ları sını r ında duracak olan bir Sosyalizm

istihs a l .kaynak­ isterl'er. G ele­

n ekçi, demokrat ve koyu millidirler. M illiyetçilik ve ingi.

lizcilik,

işçi Partisinin bariz vasfıdır. işçi Partisinin

bir

Peguy'ün mil l i yıetç i vıeı sosya.l i s t akidelerini be­ nimsiyordu. Bu milli v e demokrat Sosyalizm c ere ya n ını n izlerini mazi de a rarsak, Almanyada F i ch te ve Lassalle'i, Fransada da Jaures'i görürüz. Jaures ayrıca, milletlere d a yan an bir "Dünya Cumhuriyeti,, tasarlamış olmak bakı­ mı ndan da anılmağa layıktır. J istti ve


- 48 de

"

Müsta kil İşç i Partisi,. nin eski mensupları vardır. Es­

ki Başbakan Makdonald ve şimdiki Başbakan A ttlee bun.

lardandır. Bunlar epey sağdırlar ve dinciliğe kadar varır­ " lar. Makdonald, işçi Partisinin çoğunluğu tarafından tas­ vip ıedilmemeğ e başlayınca, Müstakil işç i Partisini kur.. muştu. Attlee de bir ara bunlar a rasında bulunmuş, fakat sonra Ana - partiy,e .katılmıştır. Bugün Müstakil iş.çi Par­ tisi p e k önemsiz bir teşekküldür ve Ana - Partiy,e toptan katılmak için geçenlerde müracaatte bulunmuştu . işç i Par­ tisi Bi r inc i Dünya Savaşının sonunda da çoğunluk kazan.. mış, fakat çoğunluğu pe k az olduğundan, karma ( Koalis. yon) hükümet i kurmağa mecbur olmuş ve programını tat­ bik edememişti. B u seferki zaferi, kesin bir çoğunlukladır ve bütün ötek i partiler muha:lif kaisalar da, s;osyalist prog­ :ramını tatbik edecek kudrettedir. İcraata ·da başlamıştır. Dünya vaziyet i bukadar karışık olmasaydı, muhakkak ki İngiliz Sosyalistleri iç inkılaplarile daha çok u ğr aşabile­ cekler ve daha kati a dımlar atabileceklerdir. Dünya durul­ duğu zaman bu olacaktır. İngiliz komünist partis i ise, her zamank i gibi ancak 1.2 milletv.e kili çıkarabi lmekte ve Bü­ yük Britanyada hiçbir ilg i toplayamamaktadır . İngiliz misal i de bize, dünyanın gelenekçi, milliyetçi, demokrat ve mutedil bir sosyalizme doğru gittiğin i ve bu olgun şeklin asrın son merhalesini teşkil ettiğini gösteri­ yor. Harp sonu dünyas ı kesin olarak bu manzarayı göste­ riyor. İtalya, birhayli bocaladıktan sonra, bu yolu tutmuş bulunuyor. De Gasperi'nin son se çimlerde ç·c ğunluğu ka­ zanan Cu mhu r iyetçi hıristiyan - demokratları, B i dault'nun M. R. P. sinden farksızdır (B idault'nun buna telmih ederek De Gasperi'ye bir t ebrik telgr af ı çektiği hatırlardadır. (1) (1) -italyada Sosyalisder de oldukça mühim rey kazan­ mışlardı. Fakat İtalyan sosyali st partisi birlik gözükmü. yor ; bir kanad ı komünistlerle i şbirliğ i isterken (Nenni grubu}, di-ğıe·r kanadı da bu işbirliğini reddediyo r (Saragat grubu ) .


- 49 Bclç ikada ve Holandada da ayn ı sonuçlar e l d.e edilmiştir. Avusturyada Halk - S osyalist (Volk . Sozialistich e) ,par­ tisi, demokrat, milliyetçi, gelenekçi ve mutedil sosyaliz. min diğer kesin bir örne ğidir. Macaristanda kazanan "U­ fak araz i sahipleri,, parti si de biraz b u cereyanlarla akra­ badır. Amerikaya bakacak olursak, liberalizmin son kalesi halinde kalan bu memlekett e d e sosyalizmin gdişmesi gö. ze çarpar. Roosewelt'in eski muavını ve şimdiki Ti­ caret Bakanı Henry Walface, New.Deal'i en sosyal ist bir görüşle t elilkki eden ve onu bu yola götürmek isteyen kud­ re tli bir adamdır. S osyalist partisi pek önemsiz kalmakta devam e diyorsa da, Demokrat Partinin içind e gelişen sos­ yal ist temayüllü grup bu cereyanın temsilciliğini üzerin e alacağa benzemek te ve H enry Wallace'in bu grubun ön­ derliğin i aiacağı ihtimal dahilinde bulunmaktadır. Ro­ mancı Upton S inclair'l e John Steinbeck de bir taraftan bu tezi işkme ktedirler. ·

Maddeci - Marksist Sosyalizmin moda olmaktan çıka­ rak, yeni ve makul bir sosyalizmin i şlendiğ i ve başarı ka­ zandı ğı şu sıraua, Liberal izmin yeni bir dirilişine de şahit olmaktayız. İngil terede Von Hayek ve Von Mises gibi ta. h ınmış iktisatçıların işledikleri bu Neo - Liberalizm, i lgi çekici araştırmala r yapmaktaysa da, meselenin e sasında haklı çı kamamaktadır. İngiliz Liberal Partisi, içtimai ada­ lets i ziiği düzeltme ği amaç e dinerek ve içtimai sigortalar planıyla son seçime gir·diği sırada, oldukça mühim başarı kazanacağı tahmin edilmişti. Fakat neticede , bu planın mucidi William Beweridge bile güç halle seçilebilmiş, Li­ beral partisi esk i sinden de a z oy topl ıyabilmişti. Ha.Ikın, rski sistemin yamanması gibi telakki ettiği te. dbirleri. de­ �i I , köklü bir sosya� ;,d a l et iste diği bu s•eçiml erde iyice l ıc ili oldu. Soııuç ola rak, asrımızııı bu üç üncü merhalesini de şöy. F:

4


50 -

l e hülasa edebiliriz : ifrata kaçmayan, tedrici inkılaplar­ " yolı.ıyla giden, maddeci olmayan, gelenekçi, demokrat ve içtimai adaleti kurmağa azmetmiş bir sosyalizm. 4.

Emperyalizm Düşmanhğı ve Barışçı hk

Emperyalizm düşmanlığının i ki kökü vardır : biri mil­ liyetçilik, d i ğeri de barışçılık. IM illiyetçiliğin, bir yandan emperyalizme, diğer yandan da emperyalizm düşmanlı ğına sebep oluşu, insanı şaşırtabilir. Gerçekten de milliyetçi.. lik, kend i milletini. hakim kılmak veya başka milletleri kendi milleti hesabına sömürme k gibi emellerle , emperya­ list harplere, emperyalist fetihlere sebep olduğu olmug.. tur. Fakat milliyetçilik, ilk şart olarak milli istiklal i tanı­ . dığından, kendi milleti üzerin e emperyalizme gelenlere karş ı İstiklal bayra.ğına sarılmış ve .emperyalizm düşmanı olarak dikilmiştir. Ve emperyalist fetihlerin pençesını 3 Şmdıran, dişini kıran, azgınlığını boğan tek kuvvet, em­ peryalizme uğrayan milletlerin milliyetçilik gayretleri o·lmuştur. Ama emperyalisti kovduktan sonra, {ırsat bu.. lunca, kendis i d e daima emperyalist olmuş, ·eski emperya­ lizm düşmanlığım unutmuştur. öyle ıo•l muştur ki milletler, kendilerine karşı olunca .emperyalist düşmanı, başkaları için olunca da emperyalist kesilmişlerdir. Kendisi için mubah görmediğini. başkas ı i çin de mubah görmemek pren,. s ibi, şu keşmekeş içindeki dünyada kabul edilmemiş, bunu düşünenler bile, anarşik hal devam ettikçe bu yolda yürü­ meği doğru bulmamışlardır. Emperyalizm düşmanı olan diğer bir sistem de, barı�­ çılıktır. Milli istikia.Ilere hörme t göstermemenin ve . em­ peryalizme kalkışmanın ·daima savaşlara sehep olduğunu gören harışçılar, ·emperyalizme karşı kıe sin bir cephe al­ mışlardır. Dünyada tam baı:ışın kurulmas ı için· emperya.. lizmin kaldırılması lüzuıiıunda birl·e şen Barışçı l.ar, birta­ kım yollar düşünmüşlerdir. Bıeynelmilef fikirl�r besleyen­ l e r, milliyet farklarının .kaldırılmasını i stemişler � ir. Fa­ kat bu, milli i stiklallere d e dokunduğundan, harplere da. ·


.- 51 h a be ter s1ebep olacağı aşikardı ; tarihte bazı hükümdarlar, kendi devletleri vası ta s i l e ve icabında ordu kuvv.etleriyle

bir "Dünya Devleti,, kurarak sür�kli barışı temin e t meği: d üşünmüş, bu sakat

düşünüş, istiklallerine

mill etlerin ş ahlanmasiyle tarihin l e r i n e kap ı açmışt ı r . Sosyali stler re

v•e· Komünistler, harple,.

kap italizmin sebe p oldu ğunu,

dü n yada komünizm

ha kim

dokun.ulan

e n kanlı ve uzun harp­

o l u rsa,

kapitalizm kaldırıiır da emperyalizm ve

harp

olmıyacağ111r iler i s ürmüşlerdi. Bu d a sakat bir faraziye­ dir : Harbin, kapıtalis t iktisadi bünyelerin mutla ka ve z a­ ,

r uri bir neticesi olmadr ğı meydandadır. Türklerin ve i s. lamiyetten so n raki Arapların emperya li s t yay ılmaların.. da da kap i ta l izm m i müessir olmuştu ? Buna karşılık, Ha..

tay ı Hataylılara bırakmak istemi y e n ve bu güz1el Ü lkeyi n Fra s ı z sömürgesinden ayırmamak için kepazece didinen Fransız h ükümeti, · sosyali s t Halk C e phes i hükümeti de­ ğ i l miyd i ? Başbakanı da , Sosyalist P artis i Başkanı Leon Blum d e ğ i l miydi ? B ugün, koyu sosya l i st bünyeli oldu­

ğunda şüphe olmayan Sovyet Rusya, eski .liberal i s t İngil.

t e r e den ve ka ıı ita l i st Amerikadan çok daha müfrit bir em­

P'eryalizm gütmüyor mu ? Liberalist Brezilya i se, komşu,. lan kendinden çok daha ufak old u ğ u halde, emperyalizm peşinden koşmuyor.. B u örnekler

ç o ğa ltılabil i r. Liberal

Kap italizmin zaman zaman savaşlara ve ·emP'eryalizmlere

sebep olduğu bir gerçektir, fakat her zaman b � böyle

ol­

madığı gibi, Sosyalist devletler de Ç'Ok ker1e savaşla ra sı>

bep olmuş, müfrit bir emperyalizm gütmüşlerdir. B'ütün

dünya hep birden sosyal is t .olmadığ ı i çin sosyalis t devlet. !erin d e emperyalizm güttükle rini i l e ri sürmek, aksi hal­ _ de harbin ve emperyalizmin ortadan kalkacağını sanmak da boş bir faraziyedir. M i.I liyetçiliği, "başka milletı.er zara.. kend i milletin e fayda,, şeklind:e tela k k i eden zihniyet

r ına

de ğişmedikçe, harp de, emperyalizm de d evam e d ecektir. H ütün dünya devletler i sosyalistleşse de, b u tarzda mil­ l i y·etçi bir zihniyet taşıyan sosyal i st devl e t l e r d.en b i r i - ya


- 5 2 ..:_ hükümetinin tahriki, Ya da böyle .düşünen milletin taz­ yikiyle - komşu sosya li st devletin halkmi kendi halkının refahın ı �rttı rmak .emeliyle SÖIIJ.Ürmek isteye cek, sömü­ recek ve savaşlar kopacaktır. Müsbet kafa l ı kims,e ler �areyi başka yolda aradılar. Lazım olan, m i l le tl e rin üstünde v-: arasında bir kanuna, bir hakem - te şekküle bütün mi lletlerin saygı gösterme­ siydi. Hükümetlerin katiy.en yanaşmiyaca:kları böyle bir k�sin barış yoluna girmeğe onları r�zı 'etmek için kurnaz. ca ve akıllıca harek et e tmek gerekti. Milletleri, •emperya­ lizmle elde ettikleri kazançlardan ve emperyalist fetih­ le rden kendi rizalari l e vazgeçirmek imkansızdı. Statüko'­ yu, mevcut durumu aynen kabul edip, bundan sonrası içi n

emperyalizmi yasak e tmek .e n realist çareydi. Birinci Dün ­ ya Savaşının sonunda müsait fırsat doğdu : milletler harp ­ ten ürkmüş ve bezmişlerdi. Bu realist çar e teklif edildi. Neti cede Milletler Cemiyeti do·ğdu. Fakat konulan pren­ sip yasaklarına uymayanlara karşı uygulanacak müeyyi­ deler konmadığı, konamadığı için, bu ilk adım iflasa mah­ kumdu . Keyfi emperyalizm isteyen ve kendinde bu gücü gör e n mill et zorbalı k la dilediğin i yaptı ve M illetler Ce­ nıiyetinin yasakları çiğnendi. Bu zavall ı kurulda "pro. testo,,dan başka silah yoktu. Esasen evveld;e.n mevcut em­ peryalistliklere dokunulmamış olması, yeni emperyalistler karşısında barışçı tezi mantıksız hal1e düşürüyordu : " Siz, doyn�uş, tatmin edi lmiş devletlerin tezini müdafaa e di. yorsunuz. Onlar kapacakların ı kaptıklarından, başkaların bir şey almasını, mevcut hal e el uzatmasını istemiyor ve tabiatile barış istiyorlar. Biz de doyalım, barış isteriz,, diyorlardı. Fakat onlar doyunca, bu sefer ötekiler veya başkaları bu davaya kalkışacak, emperyalizmin sonu gel­ nıiyecekti. Ve böyle haksız, böyl1e kanunsuz - daha doğ. rusu, sırf kuvvetin kanun olduğu - bir dünyada kendi milletine tok gözlül ük, isteklerden vazgeçiş v e barışçılık ruhu tavsiye etmek, milli ihanetten başka bir şey o lamaz­ d ı . Y ırt ıc ı, kanunsuz bir dünyada silahsızlanmak hülya"'.' !


- 53 l.arına tek başına dalmak, halkı barışçılık telkinleriy]e u.. yuşt urmak, affe dilmez bir cinaye t olurdu. Milli i stiklalin t ek garantisi, o milletin kendi kuvvet i oldu ğuna göre, he r­ kesten daha kuvve tli, daha atılgan, daha yırtıcı ve daha iyi durumda bulunabilmek i çin, daha emperyalist olmağa çalışmak, milli bir vazifeydi. Daha zayıf, daha isteksiz, daha uysal olmak, barışı kurtarmaz, bilakis, saldırganlara ce sar.et vere ceğinden, savaşa sebe p olurdu. Nitekim oldu: İngiltereyl e Fransanın zaafı ve harb i göze almadıklarını belli e dişleri, Hitleri azdırd ı , Japonları, İtalyanları, Rus. lan çılgına ç1evirdi. Topar lanmağa çalıştı klarında, iş işten geçmiş, ok yaydan fırlamıştı. Ve ikinci Dünya Savaşı denilen altı yıllık korkunç felaket yeryüzünü allak bullak et. ti. Bu dehşetli tecrübeden çok dersler alındı. Müttefikle­ rin belki de politika icabı ve zayıfken ilan ettikleri "her millet in istiklal e hakkı,, prensibi ve Atlantik beyanname. si, mazlum milletlerin dayanmakta gösterdikleri cesaret, enerji ve bu prensibi bayrak edişler i sayesinde, tatbik yo­

luna girdi. Yen i bir harp korkusu psikozu bu i şi kolay­ laştırdı. V e Dumbarton Oaks'la San.Fransikoda hamile­ liğin son günlerin i yaşayan medeni dünya, B irleşmiş Mil­ · letler Derneğini doğurdu. Fakat realist olmak zarureti, bu ikinci adımı da sakatlamıştı . Aıncak bu seferki sakat­ lık, Milletler C emiyetinki gibi giderilmez cinsten değil­ dir. Eğ.er i şe aziml e sarılmakta kusur edilmez, hüsnüniyet sahibi milletler v e şahsiyetler cesaretlerin i kaybetmiyıe­ cekleri gibi, icabında enıe rjik olmasını da bilirler ve aklı.. selim vaziyetin vahametini bütün insanfara hissettirebi. lirse, Birleşmiş Milletler Ana Yasasındaki pürüzler ve ö­ ltım tohumları t emizlenıebilir. Barış bu sefe r garan ti al­ tına alınabilir. ,Kusurlardan biri, Büyük Devletler e - be§­ li, dörtlü1 üçlü ! . tanınan imtiyazlar ve hele o Veto hak­ kıdır. Emp·e ryalizm, saldırganlık ve başka bir milletin iç işlerine müdahale yasak edilmiş v e bu sderk i yasağın em­ · rine, Derneğin icra komitesi olan Güvenlik Kurulunun


- 54 Güvı;: n l i k Ordusu ve ri l miştir. Fakat bu yasaklardan bi r i n i

.

üç büyükl erden bir i çiğner de, o nun da iştirak ettiği Gü­ venlik Kurulunda

enerj i k bir karar verilmek

istenirse,

dıe rhal Veto hakkını kullanacak ve karar verilmiyecektir!

Mi scı l ini gördük. Bu suretle bu yasaklar, büyük olmayan milletl.er içindir. Fakat asıl emperyalizm i yapanlar ve sa­

vaşları açanlar büyük devl•e tler -olduğuna göre, meseleye

çare b u l u nmamıştı r demektir. Sonra, Güvenlik Ordusunun teşkilinde_ orta v e küçük milletlerin payı da kusurlu tu­ t u lmuştu r Nihayet B i rleşmiş M i l letler, eski realist yolu .

takiben, statükoyu olduğu gibi bırakmış, mevcu t durum. dak i haksızlıkları, emperyalistliklerj ve istiklaller i çalın­ " mış ufak milletler meselesini bir ta rafa b ı rakmış, b undan sonrası i ç i n te dbirler düş'ünmüştür. Fakat bütün milletle rin halkında istek büyüktür. A.

tom bo m ba s ı v.e diğe r yeni silahlar m ü thiştir. Çoık olgun şahs iyetl e r bu emperyalizm

hay<!.t r nı işlemektedirler.

d üşman ı ve b ar ışç ı kuruiun kusurların a

Güv e n l i k Kurulu,

rağmen, şa ş ı l acak neticeler ·elde etmiştir. Gitgide, millet­

lerarası ihtilaflarda si laha vıe z o ra değil, milli hükümetle­ rin de ü st ü nd e ve hiçbir mil!etten olmayan tarafsı z bir teşek'kiil e başvurmak gel eneği teşekkül

etmektedir. Bu

gelenek, yavaş yavaş, müeyyide l i bir Yasa (Kanun) şekli­

ni alacak ve m illetlerarası münasebetlerde Yasalı (ıKa­ nunlu) çağ başlıyacaktır. öy l e ki, haklı çıkmayan taraf, hakkı

zann·ettiği şeyi silahla

koparmağa kalkışmıyacak

\re tıpk ı f.ertler gibi , mahkeme hükmüne boyun e ğe cektir. M.e s c l en i n daha kökünden hall ed i lmesi i ç in, Einstei n gibi

alimlerden, Th.omas Mann gibi mütefekkirlerden, Pe pp er

gibi ayan azalarından mürekkep bir grup, Em e ry Reves ad l ı tanınmış Amerikan yazarı nın son eserinde (Anatomy

of Peace : Barışın Teşrihi) ileri sürülmüş olan Dünya Hü­ kümeti fikrin i el e alar ak bir beyanname yayınlamışlardır

(1 1 .10.1945). B u beyannameye gö re ,

B irlıe-şmiş Milletler

Dern e ğ i yerine, h e r memleketin hükümeperini i.dare et­

mek hakkını haiz olan .daha ü st yetkili bir Dünya hükü.;


55 -

meti kurulmalı, her millet, iri - ufak farkı gözetilmeden, hu Dünya Devletinin tabii Üy1=si bulunmalı vıe Ordu bes­ lemek hakkı' yalnız Dünya Hükümetine münhasır olma­ lıdır. Her ihtilaf bu Dünya Hükümeti tarafınd an halledi­ lecektir .. ilh. · Dünya· Devleti tezi, barışçılık ve emperya­ lizm düşmanlığı yolunda insanlığın üçüncü adımıdır. Bu adımların gitgi de daha olgunlaştıkları göze çarpmakta ve insanların, her alanda Kanunlu bir hayata olan hasretleri­ ni ifade etmektoedir. Dünya Devle'ti tezi, işbaşına geçtiği gündenberi İngiliz İşçi Partisinin de tez i olmuştur. Ge­ rek Attlee, ge;.· ck Bewin, gerekse Stadford Cripps · nutuk­ lar ında, atom bombas ı devrinde bu fikrin tahakkukunun zarudli ğini beli rtmişlerdir. Bu tez uğrunda ası l çalışan ve didinen ise R. Lee Hum­ ber adında bir Amerikan idealistidir. 1 940 danberi sarfet­ tiğ i gayretlıer semere vermeğe başiamış, kanunlar çıkarıl­ mıştır. Daha realist görüşlü kimseler, B irleşmiş MiUetler Demeğinin yava§ yavaş islah edilerek Dünya Devleti ha­ line k'onulmasını, Güvenlik Konseyinin ıDünya Hükümeti, Güvenlik Ordusunun da Dünya O rdusu olmasını _ istemiş­ ler ve bunun mümkün · olduğunu izah etmişlerdir. Fakat Dünya Devletine gi,d en yolun, milliyet fark.larını s ilmek isteyen Kozmopolitizmden değil, milliyetlere saygı göste. 11en ve böylec e var olmalarını, gelişmelerin i i steyen milli­ yetçi , barışçılık yolundan gitmesini isteyenler daha çok �araftar kazanmaktadırlar. (1) Gerek Birleşmiş Milletler Derneğinin 'emperyalizme meyda n vermiyrnek olan müeyyideli varlığı, gerekse Dün­ ya Devleti tasavvurları kuvvet buluncaya ve güven vere­ cek şekilde işleyinceye kadar, her milletin baş ödevinin, bu fikirler e s-enıpati besler v,e tahakkuku için -elinden ge. len yardımı yaparken, diğer yandan da kuvvetli olmak, gençliğini uyuşturmamak, orduca, silahça ve ruhça savaşa (1) Bk : Kadıoğl,u : B irleşmiş Milletlerden Devle tine do,ğru, . (Tasvir, 20 Şubat 1946)

Dünya


- 56 -

hazır bulunmak ol duğunda bugün herkes birleşiktir. He­ . nüz Yasasız Çağ devam e diyor. Henüz saldırganlık ve em­ peryalizm azgın haldedir. İlk çağların katliamlı, vahşetli emp·eryaliım usulleri, İngilterenin yavaş yavaş yeni bir yol tutr.ç4'asile yum�mağa yüz tutmuşken, Rus, Alınan, Japon ve İtalyan emperyalizmleri, bu ortaçağvar i barbar em_pe.ryalizmi ho·rtlatmışlardı. B u şekilde e mperyalist o­ lan Almanlar, Japonlar ve İtalyanlar, şahlanan milli vic­ danlar karşısında ve dünyanın e lelıe vermesiylıe· tepelendi­ ler. Fakat Bolşevik Rusya kaldı v e a srımızda, Orta ça ğvari bir emperyalizm güd e n memleket yalnız odur. Fakat in� gilterenin, usulleri pek yumuşam�ş da olsa, emperyalizmi­ nin v e sömürgeciliğinin devam ettiği de bir gerçektir. Fransa da, tırnaklar1 birhayl i ·dökülmüş olduğu halde, sö,.. mürgeciliğin i sürdürmeğe çabalıyor. Çi� Mançuryayı bir hak olarak alıyor. Asrın en miltedil ve "ekonomik emper­ yalizmini,, teşkil e den Amerikan mali sömürgeciliğ i de yaşamakta, hatta kuvvetlenmektedir. Onun için dünyada asrımızda çok kuvvetli v.e .olgun olan emperyalizm düş-­ manlığ ı ve barışçılık isteği, bugün hayalperest .hülyalar ve inançlar halinde değil, fakat milli istiklalin e ve kuv. vetine ti tizlik le ön·em veI"en, uyanık v e realist hamleler şeklinde gelişmekte, müsbet adımlar atılmaktadır. Asrımızın dördüncü merhalesinin durumu ve tarih­ çesi de i şte bu şekildedir.

il)

Dört Prensibin Karşıhkh Durumları

Milliyetçilikle Sosyalizmin münasebetlerine bir göz atalım : XIX ncu yüzyılın, milli.yeti ve vatanı inkar e derek ortaya atılan Marksizmi, m i lliyetçileri tabiatile derhal Sosyalizme dü�man kılmıştı. Bu Sosyalizmin, i çtimai A,.. dal � t çerçevesini d e aşarak, her şeyde Müsavat ve İştirak prensiplerini gütmesi, milli terakkiyi durdurucu .b ir va· ziyet doğuracağından ve esasen bu şekliyle kabil i tatbik olmadı ğından, Milliyetçiler büsbütün Sosyalizme düşman


- 57 -

ke sildiler ve Muhafazakar iktisat sistemini tuttular. An� cak sonraları, beynelmilelcilik l e Sosyalizmin "lazımı gay. rımufarik,, şeyler olmadığ ı anlaşılınca, vaziyet değişti. Milliyetçilerin bir kısmı, içtimai a·daletsiği yıokedecek bir rej imin mille tin büyük kütlesinin hakkını koruyaca­ ğını, milliyetçilik ınillıetin menfaatını düşünmek demek ol­ duğuna göre, Sosyalizmi kapitalizme tercih etmek gerek­ ti ğine inandılar. Komünizme kaçmayan Sosyalist bir Ni� zam ayn ı zama'nd a memleketin kalkınmasını daha k·uvvet.. le ba�racak bir vasıta olduğu için de kapitalizme tercihi icabediyordu. Bu mülahazalarla Milliyetç i hükümetlerin, partilerin veya mütıefekkirlerin, -gitgide Sosyalist p ren­ ıiplet e dindikleri görüldü. Az veya çok farklarla, İngiliz ve İsveç işç i Sosyalistleri, Hıristiyan - Sosyalistler, Halk Sosyalistleri ve M. R. P. bunun örnekleridir. Ziya Gökalp, Kemalizm, Atsız mecmuasının 1 7 maddelik programı ve Bozkurtçu Türkgülük, milliyetçi sosyalizmin Türkiye misalleridir. Ayrıca, beynelmilelci Sosyalistken, koyu . mi lliyetçi Sosyalis t ·ofan Alman v·e Rus sosyali stlıerini de hu listeye katmak icabeder. �

Bu suretle, ilk önceler i birbirine zıt ve uzlaşmaz düş­ ıııan iki prensipmiş gib i görünen Milliyetçilikl e Sosya­ l l ım, bugün a rtık ekseriya birbirinin mütemmimi halinde Kftrünmektedir. Bugün daha ziyade kapitalizm Milliyet-­ ı. l l lkten boşanır vaziyeUe v e düşman prensip haline gir ııırktedir. (1) Demokrasiyl e M illiyetçili ğin münasebetin e gelince : ır ıııokrasinin bir anlamı da "milli hakimiyet,, demek ol· ı l ı ı ı: 1 1 na göre, bunun, Milliyetçiliğin billurlaşmış bir di­ '" ' '" ı ı l du ğu a nlaşılır. İngiliz Parlamenter tnkılabile Fran. " ' ı l l ı t i !ati tamamen mil l e t için yapılmış milli prensiplerı

( 1 ) Bugün kapitalizmin ve Liberalizmin gitgide daha ım rette enternasyonal ve kozmopoli t olduğu bes­ ı .. l l i ı l l ı Zatrn evv eldenberidir, bir Sosyalist enternasyo1 1 ,ı l l n ı ı olıl u ğu gibi, bir Liberalist Enternasyonalizmin dt 1 . . , ı ı ı ı ı ı l ı ı ı'. 1 1 t e R b i t edilmişti.

ii r; l lı ll ı


- 58 dir� B ütün d ünyaya yayılan Demokrasi inkılapları da hep nıiili çapta ve milli idealli hareketler olmuştur. Faşistler .\re Naziler Demokrasiyi inkar e derlıerken, Milliyetçilik adına söz söyler vaziyet takmmışlarsa da, milli hakimiye­ tin inkarının ve diktatörlüğün milliyetçilikle bir mahiyet birliği taşımadığı aşikardır. Sosyalist Rusya da diktatör­ lük kurarken, sosyalizmin adın a yapıyordu. Halbuki Sos­ yalist oldukları halde Demokratik i dare tarzin ı benimse. tniş memleketler de bulunmaktadır. Mi lliyetçilikle Bıaıışçılık ve anti - emperyalizm prıen­ siplerini karşılaştırırsak, mesele bira� Çatallaşır gibi olur. Çünkü mil liyetçilik aleyhtarları, harplerin sebebini hep tnilliyetçiliğe bağlamakla, milliyetçiliğin muhakkak barı!J düşmanlığı manasına ge leceği kanaatini uyandırmışlar­ .dır. Halbuki milliyetçi olduklar ı halde halis barışçı olan ,İsveç, Danimarka, İsviçre, Brezilya, hatta Türkiye gibi ör­ hekl1er meydandadır. Emperyalizm i çin d e aynı yanlış ka.. .naatin varlığına işare t etmiştik. Emperyalist Mil�iyetçi­ Jikler olduğu gibi, .e mperyalist düşman ı · milliyetçilikler de .\>ardır ve bun lar daha çoktur. Hatta emperyalizmin pen­ çesini kıran tek kuvve t de, milliyetçilikle vatanperverlik­ tir. Şimdi, dünyada barışı tam olarak kurmak ve emperya­ lizmi büsbütün ka ldırmak için, "Dünya Devl1eti,, tezine önem v�riliyor, faaliyet sarfediliyor. Zanna göre, bu bü. yük proj eye karşı en ,şi ddetli muhalef et milliyetç il erden gelecektir. Çünkü bu fikir, milli . hiikümranlı kların ve iç işler,e kar'.şrlmazlık prensiplerinin takyidini gerektirmek­ tedir. Evet, buna itiraz edecek, isyan edecek dar görüşlü milliyetçiler bulunacaktır. Fakat atom bombalarının, fos­ forlu bombaların Ve uçan bombaların iş gördüğü bugünkü ve yarınki harpte, dünyanın kanunsuz yaşamakta devam etmesini i stemek kadar tehlikeli bir fikir olamaz. Çünkü bu hal, sonunda yeni harpler doğuracak ve bu felaket, o dar g'örüşlü milliyetçinin milletinin büyük bir 'kısmı'.n .nıahvedecek, vatanını harabe haline sokacaktır. Hele harbi ancak dev çapında devletlerin yürütebildiği pu asırda, çok


- 59 lıı ı v ü k 111 1 1 1.

olmayan milletlere mensup milliyetçilerin kanun-

c:ağrn devamına razı olmaları, milletleri hesabına çok

bir şeydir. B üyüklerin 'emperyai izmini durdura­ c:ıı k merkezi ve m i lletlerin üstünde tarafsız bir idare v e kc.ı ıı u n kurulmadıkça, hiçbir millet kendini güv,e nde his­ ıırdemiyecektir. Onun i çin, "kaz gelece k · yerden tavuk esirgenmez,, ata sözüne uyarak, icabında milll hükümran. 1 ik hakla rına sınır çizecek, büyük - küçük, hiçbir millete ordu beslemek hakkını tanımayacak, hiçbir fark gözetme­ d e n her millete, her ı rka ve milletlerin her grubuna istik­ lal ve bağımsızlık hakkı tanıyacak, birinin ötekini sömür­ mesine izin vermiyecek tarafsız bir Dünya Devletinin ve Dünya Ordusunun kurulması için candan dua etmel i ve canla başla bu işe yardım etmelidir. Dünya Devletinde her millet milli hüviyetin i muhafaza e derek yaşıyacağı, Dün­ ya Parlamentosuna mebus seçip gönderebi J.e c,e ğine gör e, makul milliyetçilerin Dünya Devlet i projesin e muarız ol­ maları için sebep kalmaz. Esasen aklı başında milliyetçi­ ]('rin bu tez i derhal benimsedikleri göze çarpmaktadır. Demokrasinin Sosyalizm karşısrndaki durumuna ge­ lince : müfrit Sosyalizm, sınıf diktatorası .kurmak esasını güttüğünden, Demokratlarla bağdaşamamaktadır. Komü.­ nistler en birinci Demokrasi düşmanıdırlar. Fakat makul Sosyalizm Demokrasiyle birleşmekte, hatta onu iktisadi alanda tamamlamaktadır. Gerçekten de yalnız siyasi mci.­ nada Demokrasi, burjuva sınıfının imtiyazlarına -d'e stek oldu ğundan, eksik bir Demokrasi sayılmaktadır. Sıooya­ lizm iktisadi D-eriıokrasiy i temin e tti ğine · göre, Sosyalizm ve Demokrasi sentezi mükemmel bir terkip olmaktadır. Sosyal - Demokratların çoğu , İngiliz ve İsve ç · sosyalist­ l r r i , Avrupanın Hıristiyan - Sosyalistleri, Hıristiyan - De­ . mokratları, Halk - Sosyalistleri ve Cumhuriyetç i Halk Hareketleri (M. R. P.) , hep bu şekilde, demokrat sosyaliz­ min örnekleridir. Demokrasinin Barışçıl* ve anti - emper. v a l i zm prensipleri karşısındaki durumu bitz raftır. Savaşçı v e emperyalist Demokratla r olduğu gibi, bunun aksi olanı r lı 1 i keli


- 60 lar da vardır . Herhalde bu p ren si p le r birbirinin zıttı de­ ği ldirler ; telif e dilebilirler ve e dilmişlerdir.

Sosyalizmin Milliyetçilik ve Demoıkrasi karşısındaki durumunu yukarda incelemiş bulunuyoruz. Barışçılığa karşı vaziyetin e gelince, enternasyonal sosyalizml e r i ha­ tırlatmak kafi gelecektir. Mütecaviz ve emperyalist sosya. l ist memleketler olmakla beraber, Sosyalizm daha. çok emperyalizm düşmanlığı ve barış temayülü gösteri r ·

.

* Hülasa, Milliyetçilik, Demokrasi, Sosyalizm, Barış­ ç ı l ı k v e anti - emperyalizm, yani m i l l e t ini sevmek, tercih etmek ; siyasi hürriyet ve halk hakımiyeti idaresi kurmak, i ç timai ve iktisadi adalet istemek, bütün milletler için is­

tiklal, ba rış ve sömü rülm e me k taraftarı o lmak cereyanları, bugünün dünyasının gal ip t emayülleridir.·

En gii.zel bi r siyasi, içt im ai ve iktisa,di terkip d e bu n­

la r dan doğacaktır :

Mı"ıJlıet:lıer aJ-asrnda Yasa, Ba.rı§ vıe isrti'Jrlal isteyen,

Sos-­

ya/ist ve Demokrat biT MilliyetçiıJ'i-k !

* işte, XX nci yüzyılın ikinc i yarısına ayak basmakta olan d ü n yamız da hakim olan cereyanlar, fikirle r ve iste� ler bunlardır. Milletler bunları arzuluyorlar ve bunlar mu­ hakkak ki asırla.rın süzge cinden ve ·en olgun kafaların imbi ğinden geçmiş prensiplerdir. Fa yda l ı d ı rla r birbirle­ ,

rini tamamlayıcı mahiyettedirler. M o de rn r:.ej im, bunların dördün ü de naraza almak, hiç olmazsa bunlar karşı51nda vaziyetini tayin etmek mecbu­ riy e t i n d edi r Türkçülük, ancak bu şekilde asrımızın ve memleketimizin ihtiyacına cevap verebilir. .

işte bu sebeple, böyle bir Türkçülüğ e yakışan bir tek

i sim vardır : lleri TfrrkçüJük!


- 61 l f I)

Bugünkü Türkiyede Parti ler ve Gazeteler

Cumhuriyet: Halk Partiısi (C. H. P.) : 1 Benim gibi, hükümetten vıe ıioılayısUe Halk Partisin­ ı l c n ş i kay et t e haklı olan bir vatandaştan, C. H. P. hakkın. da lehte söz beklenmiyebilir. Fakat ben tarafsız olmağa çalışarak, bu partinin aleyhinde olduğu kadar, lehinde o­ lan hususlar� da bel ir t e c eğim . Ve bunu, hiçbir partiye bağlı olmayan müstakil bir muharrir olarak yapacağım. Kemalizm adını taşıyan ve Atatürkün yarattığı inkı­ lap hareketi, muhakkak ki hiçbir part iye hasredilemiyecek genişlikte v.e derinlikt e bir Milli ihtilaldir. Onun içindir ki me rhum Prof. Mafımut Esat Bozkurt, inkılap dersleri. ne v e kitabına "Atatürk ihtilali,, adını koymakta çok isa­ bet etmiştir. (1) Kemalizmi ben, a sırlardanberi devam eden Türkçülüğün, yani Türk mi ll i yet çiliğ in i n yeni bir safhası olarak telakki etmekte musirim. (') Kemalist inkı,labın, milliyetçilik, devletçilik, halkçılık gibi başlıca umd el e r i ve harf kıyafet, türkçe ezan . v. s. gibi başar ıla rı milli dil , ,

.

,

milli tar ih gibi temayülleri, meşrutiyettenberi Türkçüler tarafından istenmiş, i ş l e nmi ş v e müdafaa 1edilmiş fikir. !erdi. Bunların çoğunu Ziya Gökalpın eserlerinde bulmak kabildir. Atatürk, bu "Gökalp Türkçülüğü,, nden sonra, Kemalizm adıyla yeni bir Türkçülük safhası açmıştır. Bu , yeni merhalede, Cumhuriyetçilik, inkılapçılık ve layiklik gibi y e n i prensipler görüldüğü gibi, eskidenberi fikir ola­ rak kalmış milli istekler ve meselıeler, o dah inin muazzam enerj i s i sayesinde, fiil haline girmiş ve tatbik görmüştür. (1) Başbakan Saraçoğlu, 9 Temmuz 946 tarihli seçim nutkunda, "yapılan inkılaplar, vücuda g.e tirilen eserler·· tamamen Türk milletinin malıdır,, demekle, parti hırsla.. ·rını a şan vatanperverliğini ve Türkçülüğünü bir kere da. ha isbat e tm iş tir (2) "Türkçülüğe ·Giriş,, te olsun ( 1 940), Gök-Görü'd e (5.Xl.942, sayı 1, sah. 3) olsun, Ke mal izmi Türkçülüğün bir m erhal e s i olarak saymış ve bazı itirazlara uğramıştık. Mahkemede de bu görüşte israr e t m işt im _

.

.


- 62 İ şte Kemalizm, böyle milli bir inkılabin adıdır ve gerek

İnkıi.a p, gerekse Atatürk, bütün Türk milletinin malıdır. Bununla beraber, Kemalizm i a ynen benimseyıen ve umde. lerini kendisine program edinen C. H. P., gerek bu . bakım­ dan, gerekse Kemalizmi tatbik eden parti olmak sıfatile, . miJl etimizin taı'ihinde şerefli ve büyük bi r yer sahibidir. C. H. P. p e k büyük çapta işler başarmış, .padişahlığın kaldırılması, dini ir'ticam t epelenmesi, es�arfl erin de­ ğiştirilmes i gibi ihtilai mahiyetinde bir rejim değişikliği yaratmıştır. Çok demo,krati.k olan Ana Yasanın tanzim ve kabulü d e bu partinin lehine kaydoıunacak hususlardan­ dır. inkılap zaruretiy le bir müdde t ıçın hürriyetlerin kı­ sılması, başka partilere . müsaade edilmemesi, hükümetin. kanun - üstü kudretJ,erle iş görmesi tabii ve mazur görü­ l e bilir. Ancak bu tedbirlerin, inkılabın korunmasile ilgil � olmayan sahalara da taşması, keyfi, şahsi mesC ielerde de tethiş yoluna gidilmesi ve bilhassa. bu totalit� rlik zaru­ re t i a.r tık kalmadı ğı halde d'evam ettirilmesi, çok çirkin bir dalkavukluk geleneğinin kurulması, C. H. P. sinin. a­ leyhine geç·ecek noktalardır. Ve i şte burada, C. H. P. sinin asıl yaraşma parmağı basmış bulunuyoruz : bu p arti, yavaş, yavaş, bir sürü seciyesiz, prensipsiz, dalkavuk, zorba ruhlu ve sakM zihniyetli insanlarıa dolmuş, gitgid e bunlar par­ tiyi temsil edu gib i tavırlar takınmışlar ve işleri idare etmişlerdir. N e Kurtuluş Savaşında, ne de Büyük Hamle ler sırasında ortalıkta gözükmeyen bu e ntrikacı poHtika­ cılar, iş mevk i kapmak sırasına gelince şuradan buradan türeyivermişler ve dalkavuklukta, hulilskarlıkta eşleri ol­ madığı için, yavaş yav,aş ön plana geçmişlerdir. Bugün. . d ürüst muhaliflerıp onda dokuzu; Halk Partisinin ken­ di sine değil, Halk Partisini temsil eden bu adamlara mu­ hali ftirler. C. H. P. Halktan a rtık güven ve sevgi göremi-. yorsa, bunun •en büyük sebebi, o antipatik mümessilleri­ dir. Nihayet, her şeye rağme� bu adamlara temsi l yetkileri vermekten kurtulamıyan ve vazgeçemiyen bir partiden de •.


63 -

i ster isteme z halk soğumuş, müsbe t hizm e tl e r i n i bile u n u ı acak hale gelmiştir. Halk Partisinin birç·o'k hayırlı inkı laplarının yarı yol­ ıla sapıtmış, manasız i fratlara va rm ı ş v'e tatbikatın niyet­ lr.re nazaran pek kötü çıkmış olmasının sebeb i de gene bu ııevimsiz kimselerdir. i n k ı l ap çılık muhakkak ki bi z e çok faydas ı dqkunacak bir prensipti ; fakat bunu milli gele­ neklerden kopup ayr ı lmadan da yapmak pekala mümkün­ dü. Halbuki inkrlapçıyız diye, bütün maziy i toptan red­ detmek, milli gelenekl,eri boşayıvermek, fayda.lı pek ç ok cı;ki görenekleri kırıp a tmak gibi sakat b i r yol tutturul­ muştur. Garp ç ı lık adı · altında da, Bat ın ın en pis, en zıp­ çıkt ı adetlerine varıncaya kadar kopya etmek modasına çı ğ ı r açılmıştır. Devletçilik, daha evvel de belirttiğimiz veçhile, çok kötü bir devlet kapitalizmi halinde dejenere olmuştur. Laiklik de i y i anla şılamam ı ş zaman zaman bu prensip din düşmanlığ ı şekline girmiştir. Milli Tarih ve M illi Dil inkılapları, çok mukaddes gayelerl e Atatürk ta.. ra fı n dan başlatılmı_ştır. Tarih tezinin e s a s r a.çıkça belir­ tildiğ i veçhile, Türk soyunun üstünlüğünü ve medeniyet­ tek i kabiliyetini .isbat etme.k, Türkierin yalnız Türkiyede yaşamadıklarım hatırlatmak gibi asil milli gayeler taşı­ yordu ; milli dil inkılabil e de, hem millileşm�k, hem de hUtün dünya Türklerincıe! anlaşılır bir orta - türkçe vücu. ela getirmek istenmişti. N e çare ki kimi kozmopolit, ki mi de şar latan olan a damlar ortaya atıldılar, meseleyi ka s ılcn denebilec!ek kadar korkunç d ereoede karma karışık rıttiler. Ders kitaplarında, tarihte adı g'eçen her kavme Türklüğü kalıptan "Türk,, adı yapıştırılmak suretiyle mahrum, insan manasına gelir bir şey yaptılar, üstelik hakiki Türk topluluklarına ve Türk eseri ıo•lan medeniyet.. l r re karşı gençl i kte şüphe uyandırdılar. Dil İnkılabını da ' "ııçma sapan Güneş - Di.l ·teorisiy.l e alay mevzuu yaptılar, arapça - farsça kelimeleri atarken f ra ns ı z c aları aldılar, an­ ı m, 1 1 l ı r dili bile anlaşılmaz hale soktular. �

.

,

,

..

­


- 64 Kemalist Türkçülükte soy hassasiyeti ve bilhassa p an­ türkist emeller başlangıç ta pek

kuvvetli v.e belirliyken. _gitgide sönüklcştirilmiş, hatta Kemalizmin zıddı gibi gös­ terilmek istenmişti. B ununla beraber, antipatik şahısların bütün gayretleri ne rağmen, C. H.

yası sınırlarla çerçeve lenmiyen

P. s i hükümetleri, si.­

milliyetçiliğ i daima tut­

muşlardı. 1 942 de Başbakan Saraçoğlunun, · Türkçülüğü ' alenen ilan edişi ve program e dinişi, Başkan Vekili bu­ lunduğu partinin lehine kaydolunacak noktalardandır.

C. H. P.

rejiminin en dokunulur tarafı, i.craatındaki

başarısızlık, ahlak meselesin i öneml e karşılamayış ve yol­

suzlukların önüne geçemeyiştir. Köy

davasını,

ikti_sadi

ve sınai büyük kalkınmamız ı başaramamış olmas ı mem­

leke t hesabına bir zarar olmuştur. ·�Köylü -efendimizdir., şiarı sadece lafta kalmış, bu yolda .. Köy Enstitüleri ha­ riç - h i ç bir müsbet iş görülmemiştir. Balkan memleketler i bile kuvvetli birer sanay i meml•eke ti haline girmişlerken, bizde ,ancak bir ik i fabrika kurulmuş, onların da verimsiz ve gayri iktisadi oldukları meydana çıkmıştır. iktisadi dii­ z.ensizlik bir türlü ha.lledilememiş, harpten felaketle çıkan ınemleketlerd e bile görülmeyen derecel·eri bulan ve halkı­ mızın belin i büken pahalılığa çare bulunamamıştır. Niha­

yet, rejimin ilk yılları müstesna, totaliter gidişten ve ten..

kit yasağından bilistifade, memleke t içinde bir "yüksek

memur aristokrasisi,, kurulmuş, bunların keyfi hareketl e­

ri, servetleri, apartmanları, lüksü . v. s. , milleti C. H. P. sinden soğutan başlıca sebepler olmuştur.

Muhakkak ki karşı parti ler bugün bu hatalardan aza..

mi i stifade etmekte ve kend i lehlerine p rıo-pag·anda mevzuu yapmaktadırlar. C. H. P. sinin 1937 Ana Yasa tadilatiyl�, altı oklu prensiplerini Ana Yasaya . ge çirtmiş o lması, bu

partiy i prerrsipsiz ha le

mal edil d i kt e n sonra, kalkmış gibi bir

sokmuştur. Bu umdeler devlete

C. H. P.

sin i n mevcudiyetinin sebebi

hal olmuştur !

Bununl a beraber,

Türkiyenin

Demokratlaşmasında,

gıe•ç de o ls:ı, m üsamaha göste ren, kendi eliyle ,eksik te ol-


-

65

-

kanunlar çıkaran ve kanunlar değiştiren C. H. P. si miUetin sevgisini toplayabilir. D ı ş siyasette başa­ r ı lı bir maziye sahip ·Olma.sı, Rus emelleri ·karşısında, zer.. re kadar tereddüt göstermeden - ve i cabında, İngiliz ve A­ merikan yardımlarına da güvenmeden - harbe hazıdan­ ması, Türk menfaatlarını Türk e yaraşır bir enerj i i le mü.. dafaa e tmesi ; bugün, hem sosyalizme, hem de m i l l iyetçiliğe t araftar t e k partimiz olması gibi hususiyetleri, C. H. P. ıini milleti daha çok temsi l e der bir hale sokmuştur. Hal­ k ı n nefretini kazanan entrikacı politikacılarını tasf iye eder, pahalılığa ·çare bul ur, Demokras i yol unda engel o­ l u r gibi tav ı r lar t akınmaktan vazgeçerse, kurulmuş . teşki­ latiyle, devlet i şl•erindek i tecrübesiyle bir hayli üstünlüğü o lan bir Parti haline girebilir ve bu civanmer t millet, mi. zideki yanlışlara bir süng.e r çekebilir. sa,

t e k ra r

MıVIi Kalkınma

P.arttisi )�M. K. P.) :

tık kurulan karşı .parti olmak bakımından, tarihi bir hüviyeti vard1r. Toplu olarak söylemek gerekirsıe', koyu milliyetçi, demokrat, liberal ve muhafazakar bir parti ola.. rak görülür. M i l l iyetçiliği, sarihtir ve tereddüt götürmez. M i ll i yetçiliği gdenekç i dir. Muhafazakar olup, . ahlak ı ön p lana geçirmeği, sınai olduğu kadar manevi bir kalkınma ıla yapma y ı amaç edinmiştir. Köy kalkınması hususunda· Narih plan sahibi olmakla, particilik hayatında hayırlı bir ç ığır açabileceklerdir. Memleketimizde keyfi gidiş'i önh­ mek, tam demokras i çığrını a çmak gibi tarihi vazife s ah i­ hi olan büyük karşı partilerden biridir. Bu yolda' şubele­ rinin merkezl-:! elek ver•er e k çok müsbet i şler gördüğü, yo lsuzl uklarla - çok ker e i şi siyasi alana bile dökmeğe lü1.ll m görmeden _ savaştığı göze çarpmaktadır. Ancak, ilk programında bazı tezatlı prensipler insan ı müphemlik için­ ılc bırakmaktadır. Kesin liberalist olduğunu itan e den ve ırnsyalizmin her çe ş i di'n· e , devletin i ktisadi müdahaleleri­ n i n her türlüsüne cephe alır 'görünen bu p.attinin 37 nci maddesi , servetler i prensip i tibarile millet malı saymakta,


- 66 icabında. m i llet yolunda kul lanı lmak üzer.e bunlara müda..

·epey k uv­ bazı önemliı

hale edilebileceğin i kabul etmekte, böylelikle \Tet l i bir sosyalist renk

taşımaktadır.

mevki sahibi şahısların sosyalist

Partide

temayüllü olduklarr da

bir hakikattir. Bu parti, sınıf e sas ına gör e değil, bütün millet i bir. den temsi l etmek üzer e kurulmuştur. gib i oluş halindedir. Yarın

Henüz

"nebülöz,,ler

vuzuhlıaştıkç a kesin olarak

hangi yıolu tu tacağ ı tam tahmin ·edilemez. Mamafih, poli­ tik tecrübeleri ve olgunlukları pek az olmakla beraber, iyi

niyet sa.b ibi olduklarına inanılmak icıabeden M. K. P. ida­ r ecileri, partilerin i da ha çok, iyi n i yet sahibi vatandaşl arın derneği yapmak

gibi

bir

başar ı

kazanmışlardır (1) . S i ya st

ihtiras i yi niyetlıe ri boğmaz, münasebetsiz elemanlar - şim­ d iye kadar ya pıldığı gibi - daima tasfiye e d i l i rse, _M. K. P.

sini yarın daha tezatsız, daha olgun, memlekete çok hayır­ lı yol lara kesin olar<ık girişmiş

görürsek,

buna şaşmayız. .

H erhalde bu "ikinci doğuş,,, demokras i

mücade le'lerinin

başarılmasından v e durulmasınd3.n

olabil e cektir. ('..! )

Demokrat P.aırti (D. P.) :

sonra

büyük karşı (mu h a.. demokratlaşm a müca..

Şimdiki halde mem l e ketimizi n . en lif) partisi olan D. P., Türkiyeni n

delesinde en büyük mesuliyet i omuzlarına almış vaziyet­ tedir. Bu partinin prensipleri, Halk Partisinin programı­ na pek benzediğ i gibi, vuzuhsuzlukta da ona eş olmakta­

dır. A ğırlık noktası, tatbikatta talara sapmamak şeklindçki

C. H.

vaitlerdir.

P. sinin düştüğü ha­ iktisadi prensipleri

(1) Partid e tanınmış v e o lgun şahsiyetlerin az olması, ·kalabalı ğ ı içinde ep�y dermeçatma · e lemanlarının bulunu­ şu, M.K.P. idarecil.erinin önemle üzerinde durmaları ge11eken bir meseledir. (2) M.K.P. nin köy meselesine verdiğ i önem, onun ya­ rın Milli bir Köylü 'Partisi yoluna gidebileceğini düşün­ dürebilir. Gazetel�re de bildirilen ve ayr ı broşür halinde basılan köy kalkınması projeleri, bu prensibin lafta kal­ mıyacağının ve müsbet hal yıoıllarına gi rişileceğinin temi­ natı gibi gözüküyor.


- 67 -

büsbütün müphemdir ve ancak tahmin ve i stidlallerle, C. H . P. sine nazaran daha liberalist olduğu anlaşılmaktadır. Devl•etin iktisadi alana müdahalesine aleyhtar ve hususi teşebbüse taraf ta r görünmektedir. D. P. niri en beHrli: prensibi, ismine uygun olarak, Demokrasi taraftarlığıdır. En koyu manada demokr.a.t ve hürriyet taraftan olan D. P . , memleket i keyfi ve totaliter gidişten büsl;!ütün sıyı r. mak için, çok olgun bir şekilde mücadeley.e girişmiştir. ik. tidar mücadelesindı;: eski zorbalık geleneklerine başvur­ mak temayülün ü gösteren C. H. P. s i karşısında D. P., millet nazarında büsbütün sempat i kazanmakta ve siyasi kavgası, partiler üstünde ve millet çapında bir dava halini almaktadır. Yalnız D. P. sin,e katılan şahsiyetle,r, bu partinin ide­ oloj ik vuzuhsuzluğunu gidermeğe yaramıyor, bilakis ar� tı rıyorlar. Her çeşit temayülde ve fikird e ki. vatandaşlar, "muhalif,, oldukları i çin, bu partiye girmiş bulunuyorlar. içlerinde kozmopolitler var, milliyetçHe r var, ırkçılar var, ı rkçılık ve Türkçülük düşmanlar ı var, sosyalistler var, li­ l ıc ral istler var, her çeşidinden Türkçüler var .. Bunları bir.. lcştiren bağ, suf muhalefet ve tam demo•krasi ta ra ft ar l ı ğ ı­ d ır. O halde bu partinin, tarihi v e milli ö d evi meydanda­ dır : Tü r ki yede mutlak demokrasinin kurul�sı ve kök.. ! eşmesi yolunda, mücadelıe ıetmek, çığır açmak, yarının particiliğine en müsait zemini hazırlamak .. D. P., diğer k a r�ı pa r t i ler de yanında ve peşinde olduğu halde, ilk ola.. ı ak bu m illi d�vanın başarılması yolundadır. D. P. nin en lılıriz vasfı ve meziyeti, idarecilerinin politik olgunluğu vc tecrübesidir. Bu siya.si mücadeleyi h içbi r partinin, Ce­ lal Bayarın partisi kadar kuvvetle başaramıyacağı bir ger­ ı; t· ktir. Gerek iiderih, gerekse arkadaşlarının siyasi olgun1 ıı k ları, demokrasi davamızın bir garantisi mah iy e tind e.. ı l ir. Partiy·e katılan Kenan Öner, Yusuf. Kemal T.e ngir. ıtcnk gib i , ve D. P. tarafından müstaki l a daylığının konul­ masını kabul eden Mareşal Fevzi Çakmak gibi çok kuvvet: 1 i şahsiye tler de bu mü c adeley·e ayrı bir güzellik vermek


- 68 -

tedirier. B u ilk adıni - yani Demokrasi mücadelesi _ başa­ rıldıktan sonra, D. P. nin daha vazıh i de olojik bir bünye sahibi olacağına ve herhalde. i çinden muhtelif gruplar çı­ kacağına inanmak lazımdır.

Libeı'.al

-

Demokmt P.arti:

Programı bakımından, daha kesin surette liberalist ve milli ideolojil i ,ofan bu parti, ne yazık ki pe� sönük kal­ makta V·:: kuruluşu eski olduğu halde, fazla bir faaliyet gösterememektedir. Çiftçi Partisi : B ursada kurulduğu haber verilen bu parti hakkında yen i haberler gelmemiştir. Daha çok büyük ve orta çiftçi­ lerin partisi olaca� gibi görünüyor. · l§çi - Çiftçl Pa•rtisi (l. Ç. P.) : Avukat Ruhi Balkan'ın .kurduğu bu parti, daha çok, siyasi mahiyett·e işçiler ve köylüler sendikası gibi görü- ı nüyor. Sosyalist prensipleri bellidir. Komünist olup ol-j mamanın miyarı bugün bilhassa Rusyaya karşı olan sem­ patiyle ölçülebildiğind•en, İ. Ç. P. nin dış siyasetteki temaı­ yü!ünü bilmek icabeder. Henüz bu yolda niyetl.eri belli olmamıştır. Rivayetler muhtelif : kimine göre, bu partinin kurucuları komünisttir ; avukat Rtıhi Balkan'ın, iki yıı' evvel tevkif edilip yargılanan mühim bi r gizl i komünist şebekesinin avukatlığını üzerine aldığını şahsen biliyo­ r.uı:n. Fak.a.t bundan, kurucunun mutlaka .komünist ıo·l'duğu manasını çıkarmak icab etmez. Bir i::ıa şka rivayet e göre ise, Ruh i Balkan, Meşrutiyet sırasında Selanikte, ş iddetli Rus düşmanlığıyla maruf gazei:der çıkarmış, vatanperver b ir zatmış. Kati hüküm, vaziyetin gelişmesinden sonra veri­ lebilir. (1) Türk Sosyal D.enıok.r.at P;utiısi (S. D. P..) : Eski Sosyal. - Demokrat partis i lideri Cemil Al payı -

(1) Kitap ba.skıdayken, muharrir Necmeddin Deliormanın t Ç. P. nin idar e heyetinde bulunduğunu öğrendim Şiddıe·tli Rus düşman ı olan bu zatın partisinin vatanper� verliğinden şüphe edilemez dıemektir.


- 69 haşkanlrğında kurulan bn

partinin p r e nsipleri bellidir.

Dünyanın bütün Sosyal - Demokratları gib i te dricilik ta ra ftan koyu sosyalist ve zayı f milliyetçi,

..

hatta beynelmi­

l c lcidir. Bu basmakalıp ve hazır aktarılma sosyalist ideo. l oj inin memleket e uy �unluk derecesi bir tarafa, müteşeb­ kimsder olmadıklar ı da meydandadır.

bisl erin p e k faal

Kökü dışarda olduğu iddiasiyle bir ara hükümetçe kapa­

t ı l ı p tasfiyeye tabi tutulan, fakat

2- 3

ay sonra faal iyetine

yeniden izin verilen bu sosyalist parti bugün için siyasi hayatımızda faal bir .rol sahibi değildir. " S osyal - D emokrat,, adiyle bir parti yapıldığını vakti.le

müracaatı daha

gazetel,erde ıoıkumuştuk ;

ı e s sed a çıkmadı.

işçi Erge'nekon

bundan bir

Partisi:

Milli bir ismi, sosyal ist bir sıfatla b i rleştiren bu par­

tinin faaliyet i de henüz başlangıç ve

halindedir. ide.olojisi

p rogramı hakkında tafsilat sahibi değilim.

Türk Sosyali'st lşçiı Par.ti-si :

(1)

Eski mülkiye müfettişlerinden Bay S. Şevki Ş ener'in ku rdu ğu bu parti, beyannamesinde, hükümet taraftarl ığı �makta, i ktidarı almak niyetini

o

ayıplayıp, sadece bit

k ntrol partisi olarak kalmak isteğini belirtmektedir. Sırf

kurucularından ibaret kalmağa mahkum gibi görünen bu Parti, programında fazla bir sosyalizm emaresi gösterme­

mekte, daha çok i çtimai adal•e t v·e teminat noktasında dur. maktadır.

Türkiye Sosyalist Partisi (T, S. P.) :

·

Siyasi particilik geleneğinde,"Sosyal-Demokrat,, Sos­ yalist · demek o'1 duğu halde, yeniden bir parti kurulmak istenmiştir.

"Sosyalist,, namile

Kurucusunun Esat Adil

Müstecaplıoğlu (Adiloğlu) olduğunu öğrenenler, bu "Sos­ yalist,, etiketinin paravan olduğunu ve "Komünist,,

""a

�eli.

mesini gizle diğin i -t hmin edebilmişlerdi. Henüz resmen

(1) Kurucusunun adr Arif Hikmet Adsız olduğundan, yanlış o larak Türkçü Nihal Atsızı n partisi zannedenler olmaktadır.


- 70 olan bu par t i n in program ı da n eşrolun madı ğ ı iç i.n , komünist prensipleri n.e d e rıe ce ye kadar açığa vura. cakları kestirilemez. Gerek hükümet, gerekse büyük kar şı partiler, kökü d ı şa r da komünist pa rt i s iyl e irticaa alet o la ca k klerikal partiy e Demokrasi h ürr iyeti nd en isti fade hakkını tanımayacaklarını ve kanunen t eşe kkü lle r ine i z i n ve ril e m i y e c eğin i i lan ettiklerin e gö r e , " Sosyalist,, a d ı y la maskdıenen bu teşebbüsün meşrui:Yet e kavuşacağ ı şüphe­ lidir. Bununla be r abe r, gaflet ·e dilebilir ve Tür ki y e d e bir k o müni s t part i resmen ortaya ç ı kabil i r Bu bak ım d an memleketimizdek i Komünis t p ar t i c i l iği geleneğine bir göz a tma k fayda:l ıd rr. Kurtuluş Sava§ı sırasında, Atatürkün emriyle, Anka. rada Yunus N ad i , T ev f i k Rü şt ü , M ah m u t Esat ve Şükrü Kaya gibi kimseler tara.fından kurulan Türk Komünist par ti s ini bahsımızın d ı ş ın da bırakacağız, çünkü bu sadec e lVLoskovaya karşı bir •oyundu ve e s as e n oy un un d a da mu­ vaffrı k olamam ı şt ı Türkiyenin a sıl komünist partileri U ç taneydi. Bir i gen e Ku rtu luş Savaşı sırasında - İstanbulda kurulan "İşçi . Çiftç i Sosyalis t Fırkası,, (kurucusu Sosya­ list Hüsnü Be y, me cmuas ı A y dı n l ı k) ; ikincisi , Anadoluda kurulan "Halk İ ş t i raki y un Fırkası,, (kurucusu Hil rpi ) ; üçüncüsü de Moskovada, bi r tak ı m " G ü ya T ür k , , mülte­ ciler tarafından kurulan ve sonra A n a d o lu y a a yak basan T ü r k iy e Komünist F ı r kas ı d ır (Kurucusu Mustafa S u ph i ) B;unlar, , kuruc.ularından gayri pek t araftar bulamadan An­ kara hükümeti tara fın dan gal iba 1925 sırasında - dağ ı t ı l d ılaı·. Moskovadan gelen M ustafa Suph i ve a rkadaşları ise daha evvel T r abz o n da , halk tarafından ii n ç e d i l m i ş le r d i Atatürk, bu komünist te ş e kkü l i e re yumruğu indirdik­ ten sonra, mahut gizli '9'e gayrı meşru komünist faaliyeti başlad ı. Moskova dan direktif alan k;omünistı.e r, gizli giz­ li h üc re l er ( cellule) kurdular, i htilal günü için çalışmağa koy u l d u lar . :Mie ş ru faaliy e t i ise, muhtelif maskeler.l e, mu­ harrirleri yürütüyordu. B inbir isimle mecmualar ç ı kar d ı lar, br o ş ü rl er, ki tap l a r yay ın lad ı lar Tan gazetesi, kurnaz k ur u l ma m ı ş

­

-

.

,

.

-

-

.

­

_

.

.

.

.


- 71 b i r şe ki l d e bu y ol da ç a l ı ş ı y or , v2.z i f e sini g ö r üy o r d u . Neş­

riyatı ş idde tlen dirdiler, üniversit e ve lise öğretim kadro­

larına doldular, g e nç l i ğ i sinsi sinsi zehirlemeğe koyuldu­ lar. Bunlarla ancak Türkçü me cm ua lar ve ya y ı n lar çarpı. şryor, p olis ise ga yr ı m e ş r u faa l i y e tl e ri ön l e m e ğe çalı ş ı yordu. Nazım H i kme tten sonra Fuat Reşatın lid er l i ğ i al­ t ında koskoca bir te ş e kk ü l , daha son ra da onun dal budak salmı ş kollan meydana çı kar ıl d ı . C . H. P . .kesin surette ko münist düşman ıydı ; fakat onun an t i pa t i k e l.emanları, şahsi mevki e n d i ş e s iy l e komünistlerden evvel Türkçüler­ le uğra ş tıla r v.e C. H. P., 9 Mayıs 1944 d e , Tü rkçüle re kar. Şl kati olarak c eph e aldı, kütle halinde tevkifler ya p t ır d ı . Bundan komünistler çok i st i fad e ·ettikr ve azdılar. Fakat Rus te h l ik e s i göze batar bir ş e k il almıştı ; ne ti c ede C. H. P., komünistle r e kar ş ı s e r t dav ranma ğa mecbur oldu, 'L'an ka pat r i d ı , birçok gi zl i komün \ st grupları tevk i f o lundu. Savaşın bi tm e s iy l e C. H. P. sinde baş la yan müsamahakar­ hktan v e demokrat çl avranmak i ç i n gösterilen iyi niyetten i l k i sti fa de edenler komünistler oldu. Çok k urnaz ve kor':' kunç bir man e vra yla , C. H. P. sine ve hükümetine karş ı olan hoşnutsuzl uğu, komünizm ( daha d oğrusu, Rus yaya bağlılık ve kölelik siyaseıti, l eh i n e i stismar e tmek iste dilier. Ve halk ı n nekadar haklı ş ikaye t l eri varsa, nekadar memle­ ket da va sı v e d emokras i meselesi" varsa, hepsini Tan cı 'la� daha sonra da " Gö r üşl e r ,, .. v. s. sayfalarında bay rak yap ı p ıalladtlar. K'omün ist olarak değil, sırf mu hal i f olarak ya. p ı lan bu p r opaga n da tes i r l e r u y an d ı r ı y or v e komünistleri, memleketin haklı şikayetlerinin i l k vıe ·en kuvvetli mü­ mes!'ıili hal i ne sokuyo r du. Bu sırada Rusl.arm vatanımızı J>a r ça la ma k istedikler i ve Ermeniler, Gürc'iil e r namına ile­ ri sü rdü kl e ri istekler belli olmuştu. Ve Allahtan ki Türk­ çü n·eşr iyat , y ıl l ar d ı r Tıan gaz e te s i n in v e d i ğ·e rl e r i n i n hü­ v i ye ti n i m e y d ana vurmuş, maskderin i s ı y ı rm ı ş , i ç y üzl e ­ r i n i G e n_s; l iğ e tereddüde yer bıraicmıyacak şe k i l de öğret­ mişti. 1 944 Ankara n ümayişin d en bir bu ç uk y ıl sonra, tstan­ l ı u l G e nç l iği aynı şekilde komünist ale yh ta r ı bir n ümayi � ­


- 72 yaptı ve bu sefer, Tan matbaasını ve d i ğ e r komünist pro., paganda merkezl erini tuzla buz .etti, yık tı gaçirdi. Millıet en dinamik parçasının bu haklı t epk is i bu sefer C. H. P.ı tarafından iy i karşılandı ve "milli reaksiyo n ,, olarak ka bul edildi. Gerek gençliğin, gereks-e C. H. P. sinin bu har e k et tarzları memleket için çok hayırlı olmu ş, milli dertle

rin Rusçu komünistler tarafından istismarı durdurulmu

partiler.e· vaktinde izin verme kle C. H P., derhal ileri atılmakla da muhalif partiler, memleket 1 hesabına ç o k faydalı ve qoğru · iş yapmı şlar, halktak i hoş-. nutsuzluğun kör bir i f rat la, sahte mümessiller peşind e git-j mes ine,' vatana zararlı olmasına m e y d an vermemişlerdir.' Bugün halkın dertler i ve milli dayalar, komünistlerin de-, ğil, Demokrat v e M i l li Kalkınma par t ile r i n i n ba yrağı nı dadrr ve hal k da, muhal efetini bu y o llar da yürütmektedir�: Ma reşal Fevz i Çakmak gibi su katılmamış bir vatanper­ verin ve kahramanlık abidesinin, mü stak i l aday olarak göste rilme teklifini kabul e tt_i ğ i Demokrat Parti'y i komü� nistlikle, Rusçulukla itham dme ğ·e cüret eden ağ ı z lar,j milletin ancak nefretin i kazanabilmişlıerdir. : tur. Diğer muhalif

Aylarca s e ssiz ve hareketsiz durduktan sonra, k omü·: nistler yenide n faali y e t e geçmişler ve "Sosyalist,, maskC..: s i yl e bir parti kurmağa kalkmışlardır. izin alabilecekler� şüpheli olduğu gibi, alabilseler de, halkın gözü açılmıştı� ve Komünistkrin istismar yolları yeni gidiş sayesindıeı tı1 kanmış gibi dir. Demokrat ve milliyetçi olduğu kadar da sosyalist o lacak bir par t i , komünistlerin h er t ürlü entrJ kasına büsbütün mani olabilir.

j

Müstakiller ve Gazeteler

1

Sayı n Mareşalin de d ediği gibi, parti ihtiraslarına bi� fren vazifesi görecek ve i stikrar amili olacak olan müst�� killer büyük önem sahibidirler. B unların başında Mareşal Fevzi Çakmağı , aralarında da Hikmet Bayuru görmekle halka bir ferahlık gelmiştir. Gazeteler de Demokraside Partilıer kadar büy ük rol


- 73 sah i bi dirler. Sıon günlerin manzarasına bulda, halk tarafından pek

.bakarsak, istan.

okunmayan bir iki gazeteyle

Tanin hariç, diğer gazetelerin h ep muhalefet safına geç.­ tiklerini ve geçmekte geciken1erin de, okuyucularını kay.. bettiklerini a nlar anlamaz bu yana saptıklarını görmekte­ yiz, içlerind e Tasvir, diğer gazetelere nazaran daha müs­ takil bir vaziyette bulunmakta ve her iki tarafın da haklı

taraflarını kabul e tmekle itidal göstermekt•edir. Fakat t.en. kitçil ikte bir hayl i kıdemli bulunan Tasvir, memleket me­ . selelerin i c e saretle müdaf.a.a etmek gelene ğine devam et.­ mekten başka bi r ş·ey yapmamaktadır. Karakter sahibi ga­ zetecilik için bu çı ğrın iyice açı lmas ı şart olmaktadır. B ü­

tün muha l i f gazetelerin vazifelerini hakkile yaptıklarını

da kabul etmek lazımdır. Muhalefotfe en ileri giden "Va­

tan,, v e "Yeni Sabah,,, hakl ı davalar ı temsi l -ettikl1eT i için,. halkın büyük sevgi ve ilgisin i kazanmışlardır.

Kurulması Gereken . Partiler ğı

1) Köylü Paır,tisi•: Birçok çiftçi partileri lafı dolaştı.. halde, milletin % 80 ini tutan köylü sınıfını yalnız ba­

şına temsil etme k üzer e . bir partinin

kurulmamış olması

şaşılacak v e üziintü duyulacak bir şeydir. Köyl üleri İşçi... lerle bir arada el e alan "işçi - Çiftçi,, partileri i deal köy­

lü partileri sayılamaz, çünkü meml ekette pek az tutan işçi sınıfının _ esasen başka mahiyette olan - menfa.atları kay... gusu, köylü menfaatlarının gere.ldi şekilde ele ahnmala· rına e nge l olacaktır. O rta Avrupada ve Balkan memleket­ l•erinde en Öneml i rolü oynayan köylü Partileri, Türkiye..

de çok daha büyük önemi haiz olacaktır. En kalabalık sı­

nıfın ve bu millet i n hakiki sahiplerinin partisi o l acak o...

lan

Milli Köylü Partisini, denenmiş veya denenmemiş kıt

vfodanlı politikacıların değil de, gerçe kten bu sınıfı tem­

sile layık, vatanperver ve münevver köylüler tarafından·

kurulmasın ı dileyelim. Eskidıen "Anadolucu,, s.ıfatile mrş olanlar belki de bu

"

i ş için

en hazırlıklı

2) Geınçlik Ha.rıe ke'ti Partisi : Böyle

anıl•

olanlardır.

bir

parti, sınıf


- 74 -

esasına değil de "topyekun m illet,, telakkisi ne dayanan \re sınıf kayguları bilmeyen bir temele kurulabilir. Çünkü gençlik, sınıf şuurundan çok milli şuuru kuvvetle duyar. Ve bu parti, gençliğe daha büy ü k mesuliyetler verilmesi prensibiyle birlikte, milliyetçi, demokrat, sosyali st esas. lar güdebi lir. Belki d e en son .olarakı bahsedeceğimiz "Türkçü ?" >;�iler,, bunları t emsil edecek lerdir, çünkü ta­ { raftarlarını• e sa s kütlesini Gençlik teŞkil etmektedir. 3) Türkçülük Partisi :

Türkçü oiarak tanınmış bir iki arkadaşın bir Türkçü part i kurmak yolundak i teşebbüslerin e hayır ve başarı dilemek c1üşer. Fakat bunların, fazla işlenmiş bir ideolo.. jiden z i yade, s ı r f mil liyetçilik (g�lenekçi, icabında Tu­ rancı, ırkçı milliyetçilik) prensiplerine dayanacaklarını tahmin e derim. Benim burada incelediğim "tleri T ürkçü­ lük Partisi,, ya mevcut partilerin gelişmesi ve gruplaş­ masik, ya da münevver genç lerin yepyen i bir teşebbüsüy­ le meydana gelebi lir. İnşallah bunu yapmağa muktedir ve baş tarafta saydığım vasıfları haiz gençlere bu kitap naciz bir teşvik yerine geçer de, bu partinin kurul duğunu gör­ mek, yo l u n da kal emiml e çalışmak bana nasib ol u r. Mu­ hakkak ki böyle bir parti, milletimizin asırlardır beklediği büyük kal k ı nmay ı ve yüzyıllardır halledilmeden duran meml•eket meselelerini başaracak şekilde teçhizatlı bulu­ nacaktır. Bu teçhiz,a t, asırların imbiğinden geçmiş pren­ siple rdir.

iV) 4 Prensibin benimsemed iğ i m iz çeşitleri Dünyanın son merhalelerini teşkil eden dört prensi­ bin bir tek tipte olmadığı malfımdur. Hangi çeşidini be­ nimsiy·e ceğimiz i bilmemiz g.erekir. Sonra bu prensipleri

aynen almayıp, bünyemize uygun değişikİ iklerle kabul edeceğimiz·e göre, u ygun gelmiyecek ç·e şitlerine de dikka­ ti çekmek icabeder . .MıilliyetçiJik : Milliyetçiliğin şu çeşitleri, bizim milli­ yetçilik anlayışımızın dışında olacaktır :


- 75 a) Başka milletleri köleleştirmek, d e k i Nazi ve B olş e vi k milliyetçilik ;

sömürmek şeklin­

b) Dahilde, kendi milletinin kanını taşımayan vatan­

daşlara zulüm yapan, i şk ence ve imha eden, hiçbir hak t.ınımayan Alman ve Rus tipi ı rkçı l ı k ; c) Soyunda a z bir şey yaban cı kan taşryan l ar ı Türk saymayan müfrit manada rrkçrlık ; ç) Ve bunların aksi o la ra k , soyu toptan inkar eden kültürcü Fransız milli y etçiliği ; d) O milliy,et e tam teme ssül etmemiş unsurlara karş ı gafil bulunan milliyetçilik ; c) Kan verasetiyle i ntikal e den milli hususiyetleri i n­ ka r e di p alabild i ğ ine karrşmalarla milli hüviyet i piçl,eş. me ğe götü r e n fazla gevşek milliyetçilik ; f) tık iş olarak Turan davasın a kal k r ş ı lma sı n ı isteyen Turancı milliyetçilik ( n e şr i yat rm da, drş Türklerin d e varl ı ğ rn1 yeni n'e sle V·e halka öğretmek, onlarm da müstakil ve ileride hep B ir} i k olmalarını isteyen pantürkist Türkçü­ lükle, bu işe\·h,emcn girişilmesini ve siyasi dava olarak mü­ cade lcsin e ba ş la n m 3. s ı n ı i steyen a c ele c i "Turancılrğı., dai ma ayırmış ve bu son ş e k l i tenkit etmiştim) ; g) X en ophob e yani kendi milli k ültüründen b aşka kültürlerin lafını işitmek istemey.en, başka milletlere ve dünya k ü l t ü r ün e düşman, "sekter,, milliyetçilik ; t''.) Hep geleneklere (ana:ı el e re ) sap lanrp, asra uygun de ği�me l � ı v e inkılaplar istemiyen, kötü manada muha fa zakar şark milliyetçiliği ; h) Bunların aksi bir ifrat gidış olarak da, doğru ve canlı gelenekleri tep,en, köıii k örüne garp taklitçiliğine sapan. milli şahsiyeti kaybetmeğe yönelen son çağ milli� yetçi liğimiz, Bu prensibin he.p taraf t ar olamıyacağımrz çe ş itle r i d ir Demokrasi : Fransayr ha rap eden bir demokrasi tipi vardır : anarşiye kaçan hürriyet, hükümeti müstakar iş görmekten alrkoyan, faaliyetini çelmeleyen parlamento· e n­ trikaları, yurt menfaatlarınrn üstünde. tutulan parti men,

­

__

­

,

­

.


- 76 faatları,

i crai kuvve t in istikrarsızlığı, bunun başlıca vasıf.

landır. Anglo-Sakson tip i demokrasi ise bu prensibin en ol­

gun örneğidir. Ancak bundaki

kabul e tmiyeceğimiz cihıe�

.kıcmiyete veri l en birinci derecedeki roldür : her vatan daşın

oyu eşittir ve t eker teker sayrİdıktan s onra, en fazla rakam (meşela

Halbuki

1 fazlasıyla) hang i taraftaysa, o yol tutulmaktadır. bu, en

doğru

d e ğ i l, ' çoğunluğun i ste­

yolu

d i ği yol� göstermektedir. · Çoğunluk ise her zaman haklı

olmıyabil i r. B una karşılık o larak çıkan Faşist sistemlerin Führer - Şef sistemleri ise aksi i frata kaçmakta, tek bir ferdi bütün m i l letin

mukadderatına hakim k ılmaktadır.

B u tek insan, nekadar kabiliyetl i olsa, mutlaka dpğru yo­

lu görecek değildir ; he l e

o

kabiliyet vehimden i baretse, o

milletin akibeti felakettir. Şu halde, kemiyete birinci de­ recede rol veren tipteki demokrasiy e karşı , keyfiyete bu

şekild e kıymet vermeğ.e kalkışmak meseley i hiç de hallet. memektedir. · Çarenin n e şekilde düşünüldüğünün anlatıl­ masını ileri bırakıyor· ve burada

sadece, oy veriliş sma.

sında - fertler arasındaki kültür, kavrayış ve anlayış fark­

l arına rağmen _ herkesin bir tutulmasındaki yanlışa önem

vermeyen d·emokrasi

de•tmekle yetiniyoruz.

çeşidini kabul etmiyeceğimizi kay­ Hülasa,

kemiyetl e keyfiyeti ·t e l if '

e d ebilen bir Demokrasi çeşidine taraftarı�.

Sonra, bozguncu ve besbelli vatana ihanet teşkil eden

fikirlere

d e hürriyetten istifade hakkını tanıyan Demo­

krasi çeşidini benimsemiyor ve bunu, bilfarz eroin satışını serbest ve vatandaşların izanına bı rakmaktan farksız bir

hürriyet telakkis i sayıyoruz. Tabiati l e bu mahdu t a lanlar­

da hürriyete kısıntı koyarken, bunun takdirini hükümete

bırakan total iter temayüllü demokrasilere de tarafta :- d e­ ğiliz.

Sosyalizm : Sosyalizmin iki yüze yakın çeşidi sayılır

B•e ynelmilelc i ve milJ.e ti.

..

vatanı inkar eden Sosyalizm,

hayalci olduğu kadar, zararlıdır da. Milli olsa dahi, ihti... lilci ve merha1eci sosyalistlikleri de kabul edemeyiz : bun

lar aslında k·omünizmden başka· bir şey değildir. Esasen


- 77 ihtilalc i sosyalistlerdir. Merhale ci Sosyaliıst­ komünizmi ihtilalle değil de, meşru yollarla ve tedri­ cen kurmak i sterler. öyle ki, hükümet başına geçtikten ıonra, evvel a büyük işletmele•ri devletleştirirler, sonra lıli y ük servetlere el koyarlar, ondan sonra orta ve küçük ı t letmeler fertlerin elinden alınır, nihayet herkesin e lin­ <l c ki evlere, arsalara, tarlalara, paralara ,ve her türlü mala r 1 konarak, rntisava t üzerine taksime kalkışı lır ki, . artık t am komünizme varılmış demektir. Böyle bir müsavat ta tbiki imkansız lıir hayal olduğu gibi, cemiyetler i gerile­ tici v·e insanlık bakımından haksız bir fikirdir. Komüniz. m ( varan Sosyalizm nevilerin i tleri Türkçülük asla kabul edemez. Küçük İşletmelere de müdahale e d·e n ve bütün mille ti memurlaştıran, her türlü şahsi teşebbüsü yokeden 1.. ıımünistler, kr,

müfr it · sosyalizm şekil leri de bizc.e doğr u d•e ğildir .Bizce So syalizm, ancak büyük işletmelerin ve nihayet bazı orta i şletmelerin devletleşmesi, çok büyük çiftliklerin t oprak­ ıı ı z köylülere dağıtılması , büyük s·e rvetlere v e b_ü yük mi. ı·aslara çok kuvvetli müterakki vıe:rgiler konması olmalıdır. Fakat bu çeşit sosyalizme, hatta en mutedil devletçiliğe !Jile Liberalistlerin yaptıkları en önemli tenkit, işletme­ ler de memuriyet zihniyeti hakim oldu ğundan ve şahsi ka­ lanç olmadığından.. istihsalin düşük ve mal iyeti yüksek olaca ğıdır. Buna karş ı tasarlanan çarelerin izahını i leriki bahislere bırakıyorum. Barışçılık ve a:nti - emper yalizm : B unun da çeşitleri

çoktur. Henüz millt tlerarası güven ve yasanın kurulama. dığı şu sıralarda, ·safçasına sulha inanıp si lahsızlanmak, ya­ h u t da, herşeyi başka devletlerin veya Birleşmiş Millet­ ler in· yardımından bekliy·erek ve umarak gevşemek, kabul ctmiyıe-ceğimiz bir barışç ı · zih'niyettir. Dünya barışını kur­ tarmak i çin, başka milletler f.e dakarlık yapmazken, kendi milli menfaatlerimizden ·zerre kadar f edakarlrk yapmağa da taraftar olamayız. Dünya Devlet i projesi tatbik yoluna gi recek _ olursa, milli hususiyeHe·r in kal dırılmasını isteyen kozmopolit barışçıl ı ğı hiçbir zaman bmimseyemeyiz.


- i8 •

İşte, bu dört pr ensibin saydığımız tipler i v e çeşi tleri�

İleri Türkçülü ğün dört prensibince kabul edilmiyecektir.

B u bakılJldan ileri Türkçülük, tamamile hususi bir mahi­ ye t taşımakta, kopye ideolojilerden epey uzakta bulun­ maktadır.

V)

·

Türk Fi.kir ve Fiil Tarihinde ileri TU -ı- kçülük Prensipleri

A dettir, bir millete h e rhangi bir fiki.r kabul ettiril­ mek ist·endi mi, onun "yerli,, olduğu, tarihte kökleri bu­ lunduğu isbata çalışılır. Bu ade t büsbütün yanlış da de­ ği l d ir, çünkü tatbik edilme si istenen fikirler v e hele si­ yasi program, yabancı diyarlardan kopy e ve meml ekete tamamen yabancı şeyler olursa, milli bünyeye uymaz, ha­ ya ti ihtiyaçlara cevap vermez , suni kalır. Onun için , mo.. dem temayülle rden al ınmış dahi olsalar, bunların milli ih tiyaçlarımıza uyup uymadıkları, milli temayüll erimize benzerlik ve· yakı nlık gösterip gösterme dikleri araştırıl­ mak, mfüfuet cevap alınırsa tatbikini i stemek, yoksa vaz­ . geçme � icabed e r. Şunu d erhal söyliycyim ki Mi lliyetçilik, Demokras i ve Sosyalizm, esas mahiyetleri i tibari le, tari­ himizin belki en bariz hususiyetlerini t eşkil etmekte, bin­ lerce yıllık fikriyatımızda ve yaptıklarım1zda kalın izleri görülmektedir. Bu üç prensip i çin tamamen yerlidir ve . millidir dersek, hiçbir safsata yapmadı ğımıza, peşin fi.. kirlere• kapılmadı ğımıza ve milli gururla muba!ağa etme� diğimize inanmakta haklıyız. Bunun birkaç önemli deli... lini daha ileriki bahislerde vereceğim için, burada sadece beyanla yetiniyorum. (Deliller ve tafsi13.t, son bölümde­ dir). Küçük ve Orta milletlerdeki Barışçılık prensibine gelin ­ · ce, muhakkak ki bu, Türkçülüğe tamamen yabancı bir şey­ dir. Tarihte bizim kadar s·avaşçı ve istilac� millet bulmak zordur. Fakat bu savaşçılığımız iyi araştırılırsa, sömürge­ cili k gibi sebeplere dayanmadı ğı , daha çok şeref ve şan gibi psikolojik amillerden hız aldığ ı görülür. Onun için bu-


- 79 gün Türk, şan v e, şe r e f i başka alanlardak i mücadelderde

arar ve bulab i i i rse, kolaylıkla Barışçı olabilir. Sonra, bi­ zim teklif edeceğimiz B ar ı şç ı l ık,

miskin ve hayalperest

bir sulhçuluk olmayıp, milli haklar

uğrunda savaşmağı

mukaddes sayan maku l bir prensip :ı l duğuna göre, T ü rk ruhuna aykırı bir taraf ı olmıyacaktır. Nihayet .e n tipik ka­

rakterimiz, sonsuz bir merhamet duygusu oldu ğuna gö,. re, başka milletleri. ezmemeği kabu l .eden bi r barışç ı l ı ğı

benimsemekte zorluk çekmeyiz.

VI)

Eski Kanaatlerim ve i leri Türkçülük

P rogramın ı çizeceğim İleri Türkçülüğün ekseri pren­

sipleri, e1ime kalem aldığım gündenberi imanla müdafaa e ttiğim, işlediğim V•e u ğ.runda felaket lere u ğradığım eS.

ki fikirlerimdir. Fakat bunlardan bir kısmı i çin, eski den.

beri müdafaa ettiğim fikirlerdir diyemem. Her insan hayatı boyunca, değişen

dünyaya uymak

ve evvelce farketme diği yeni haki ka t l e r i farkedip olgun­

laşmak için, -eski görüşlerini az ç_ok değiştirebilir vıeı te... lramül ·ettirebi lir. Bu tabiidir. Fakat olgunlaşıyorum di­

ye, Andre· Gid e gibi, her 3.5 yılda bir kanaat değiştiri­ verme·k şahsiyetsizlik, dünya değişiyor diye, bazı politi­ kacılar gibi, o günün gali p fikrin e uyuvermek ve _ gömlek de ğiştir ircesin e

fikir değiştirmek

karaktersizliktir. tn­

un, hayatında, b i r vıeya iki de fo, samimi olarak eski ka­

naatleri�i yeni gördüğü hakikatlıe-re gör e tadil e debilir ve

bu suretle, devrini anlıyamayan, yaşayan bir ces·et haline girmekten k u rtulur. Ancak, kanaaa lerini

miye

değiştirdiği halde,

e fkarıumu­

unutmuştur zihniyetiyle, sanki e ıakidenber i bu fi.

kirdeymiş gibi davranmak ve yazmak, en t ik s int i duydu­

ğum fikri ve vicdani sahtıekarlıklardandır. Vicdanına kıy­

met veren insan, "ben eskiden şu huıuıta şünüyordum.

Sonra hatamı

-

veya

başka

bu fikre vardım,, diye itiraftan çekinmemelidir. M i l l iyetçi l i ğ e

eskidenberi

türlü dü­

.ckli limi - farkettim

i nanırım.

ve

tık yazı mdan,


-

80

-

tevkifim gunune kadar, bütün yazı, mecmua, k itap ve sözl,erimde bu fikri müdafaa ettim. B u ülkü için mücade­ le ettim v e felakete u ğrad·ı m. Fikrim değişmemiştir ve bugün çizdiğim programın birinci maddesi gene' Milli.. yetçiliktir. Sosy;;Jizme de en genç yaşımdanberi iman ederin Cereyan ed.en mahkemedeki ifadelerden de sabi t olduğu veçhile, daha Lisedeyken kurduğum Güremin ideolıoj isi­ ni yaparken , �Turanizm,, adlı defterlerimd e koyu dev. !e t çi esasla r yazıyordum. Sonra çıkardığım koyu ı rkçı Ergenekon mecmuası n da da bu prensibi müdafaa: etmiş, daha sonı a da Bozkurt me'Cmuasında bu yolda yazdığım (Türk Köylüsü) başlıklı yazım yüzünden mahkemey e ve­ rilmiş ve mecmuamız da bu sebepten kapatılmıştı. "Türk­ çülüğe Giriş,, adlı ·eserimde d e bu prensibi e sas tuttuğu.. mu yazmış, 1942 d,e· çıkan Bozkurtun 1 . inci sayısında (cilt I I ) , (Mil liyetçilik) başlıkl ı bir etüd neşretmiş ve Milliyetçiliğin "Cemiyetçi - Devletçi,, olması icabedece. gini, kapitalist l ibe�alizme düşman olduğumu yazmıştım. ..Kızıl Faaliy e t,, ad l ı eserde - (Bizim H ükmüm üz) bah­ sinoe , sonra da Gö k - BörÜ d e ( sayı 7 : "Rus Mucize s. inden alınacak ders,,) - hep milli bir sosyalizmi müdafaa e t­ miş, Milliyetçili k Yolunda adlı kitabımda, "Milliyetçilik,, bahsinde, "aşırı zen ginlikle, lüksle ve i stismarcı vey.a: ve­ rimsiz sermayeyle mücadele,, e sasını koymuş (sah. 33) \7e "Türkçülük Nedir ?,, adlı yazıda ise, gene bu a şırı veya v-e rimsiz sermayeyle mücadel e esas'ını koymuş , fakir haL kın . hayat s eviyesin i yükseltmek davasını Türkçülüğün başl ıca mevzularından saymıştım (sah. 1 0 ) . Şun u da belirtmeliyim k i bu sosyal i s t p r e n s i p l e r i , en koyu milliyetç i v e ırkçı prensiplerle bi r arada müdafaa etmekte ve "Bozkurtçu Türkçülük,, diye ıortaya atmak.. taydım. Bu hususta yazdıklarımdan d aha çoğu bende he­ nüz hazırlık halindeydi ve "işçilerin de k ara iştirak e de­ s istemimi "Bozkurt c: C" k l e r i d e v l e t işletmel i sosyalizm, , T ii r l�r iili.i�·i.i etiketini taşıyan 50 zarfımdan 42 incisini -

..


-

81

-

t e ş kil eden za r f ta, dosyalar ve m alzem e halinde topluyor­

dum.

( B ugün bu malzemeler e

ia de etmemiş vaziyettedir) . Gene

eski denberi

polis el k ? ym u ş v,e, hala

diktatörlüğ e ve

tota l ite r

nizama

ııl eyh tardım. 1 940 da ç ı kan " Türk ç ülüğe Giriş,, a dlı ana -

prngram k itabımda, hü r riyeti boğan

diktatörlük rej im­

le ri ne , tek şef sistemin.e şiddetle hücum etmiştim (sah.

J l-35

ve sah. 229) . Ayn ı şekilde, totaliter

cemiye tç il i ğ i

Jc tenkit etmiş, Tiirkçülüğün bu metotları prensip edine­

ı n iyeceğini

yazmıştım. Türkçülüğün idare alanında pren­

ııi bi, benc e r eform görmüş bir Demokrasi olmalıydı.

" D isiplinli Demokrasi,, a dını ve

ı i ş,

disipl in li

sah. 229)

v,e r iyordum.

Buna

"Hürri yetç i

devlet,, tabirini de' kullan ı yo r dum

(T.

Gi.

Ancak, bu Demokrasinin tefe rruatında ayn�n bugün­

O zaman , tek ç ok f'a?:la yetkiler vermenin doğru olduğu kanaatini taş ı yor­ rl um. Fakat tıenkı1t vre söz s.eırbeSıtisiın e mutlak surettıe ina­ rııyordum. (Türkçülüğ e Giriş, sah. 3 1-35, M il liyetçilik Yo­ l unda, sah. 1 0) Bugün sunduğum program, o zamanki kü

gibi

düşün medi ğim i

i tira f e tmeliyim.

partili bir Demokra s iy i tercih ediyor, Devl·e t Reisine

Demokras i anl.amımdan - Hürriyet yönünden - biraz fark­

l ı dır. Mamafih

bugün de İngiliz ve. Amerikan ve hele Fransız demokrasisin i aynen kabul ediyor değilim.

Barışçılığa bir

e p ey k·esin

gelince :

işt e bu prensipte, fikirlerimde,

d e ğ i şme olmuştur. Evvelce Savaşın mut­

l a k fayda:s ma inanıyordum.

"Haz'Ir olmadan ve sık sı k

ha rbetmek zararlıdır,, ·kaydını

koymakla beraber,

Türk

B i rl iği tahakkuk ettikten sonra, kuvvet l i i seler, Türkle­

rin

Asya ve Avru pada, esk i atalarımiz gibi, cihangirliğe

l{ İ rişme l e rini haklı ve lüzumlu buluyor, emperyalist ,harp­ l e ri önlemenin boş ıolduğunu, kuvvetli olan devletin is ti­

l ılya kalkışacağını v e bu harek e t inde o milletin "hak;sı z ,, • a yı lamıya ca ğı n ı yazıyordum. Kuvvetliye · kuvvetle daya1 1 1 I ı r diyo,r, Alman

emperyalizmine maruz kalırsak, An-

F: 6


- 82 glo-Sakson devletlerle bir olup kendimizi kurtara­ bileceğimizi, 40-50 yıl sonra Türk B irliğin i yapı p koca bir imparatorluk olunca da, her yolun açık olduğuna ina.. nıyordum. Fakat hapse girip, orada .eziyetler i çinde benim gi­ b; - kıvrananları , iztirap çeken .i nsanları gördükten, baş.. kasının ac ı duyuşunu ta etimde ve sinirimde hissettik.. ten sonra, ve delik deşik o larak ebe!diyen ayrılan mi lyon­ larca insanın kayıplarile sevdiklerine verdikleri tüyler ürpertici iç acısını tasavvur ·e dip bu ayrılık acısını kendim­ d e hissettikten sonra, eski inançlarımdaki hata v e eksiği­ m ı anlamamama imkan yoktu. Hapse girmeyım veya ç ok büyük acılar çekmeyen i nsanla,rın tam olgunlaşamıyacak"' lannı boş yere söylememişler .. •

Ben, bu zamana kadar, hep kafamla düşünmüştüm : Tarih ve so syoloji, emperyalist harpkrin bile ne tice itibarile Me deniyete faydalı olduklarını söylüyorlardı ; mantık, kuvve·tlinin "haksız,. sayılamıyacağın ı besbelli gö�teriyordu. Çalışkan v•e faal bir milletin, daha az ça­ lışkan bir millete nazaran daha fazla hak sahibi olmak ve kend i miHetdaşlarını onunkilerden &aha iyi yaşatmak için yayı lmak istemesi haklı değil miydi ? Talih ve tarih neticesi, ufak, fakat çalışkan olan milletler için de, . "eh, ne yapalım, z.eki doğmayan talebey i. sınıfta bırakırken, ken­ di kabahat i de·ğ il ki diyerek cayabilir miyiz ? Bu da böy. le,, diye düşünüyordum .. B ütün bunlar, hep mantık ve ilim tetkikler i gibi soğukkanlıydı !. Sanki gökteki yı ld ız­ ların seyir kanunlarını takip ediyor gibiydim. Halbuki işin bir başk·a cephesi, bir başka hakikatı vardı : Tetkik e tti ğim mille tlerin canlı insanlardan mürekkep oldukları ve böyle olaylarda fışkıran muazzam insan İzti rabı. İşte hatam, .e ksiğim buradaydı ve ıztırab ı tam duy­ duğum ve tanı gördüğüm an, gözlerimdek � bağ . dü�tü ve hakikatın tamamını görebildim. Me deniyet ve mantıki · h a k kadar, milyonlarca insan ın ıztırabı da bir gerçekti.


- 83 H e m de ötekinden daha canlı ,

daha müthiş bir

gerçek.

İnsanlar bu felakett e n kurtulmak i:çin Çar e l er düşünme,. 1 l e ri manasız, zararlı bir şey değil, derin ve mukaddes bir ihtiyaçtı. t l e r i Türkçülük, bu yolda m erhame t ve insan­ lığı mutlaka presip e dinmeliydi. Savaşın ebediy e n kaldı. rı lamıyacağı belk i

bir

gerçekti . Fakat

gayret sarfedip,

I·riç ıo·lmazsa fevkalade seyrek bir afet - hem de o zaman faydalı, zaruri bir afet olurdu - haline getirmek lazımdı. Sonra onu cihan mikyasını

a lıveren b i r yangın şekline

girmek istidadından tedavi

gerekti ;

V•e

nihayet, azgın

tahripçiliğine, sömürm e l e r e set çekme liydi . Hem bu, milliyetçilik icabıydı ve korkunç tah rip

da : a tom bombasının

silahlarının icad edildiğ i şu günde,

bunlara malik olmayan, olsa da yarışamıyacak olan

Türk

milletini, mahvına s ebep olabilecek harp lerden korumak, bunun i çin d e mil le t l e rarası bir Nizamın, adil ve tarafsız bir kurulun teşekkülünü Ancak bu a rzulamak şarttı.

o iuncaya kadar da kuvvetli bulunmak, milli menfaatlarr ç i ğneyecek en ufak bir teşebbüsü harpl e karşılamak za.. ruretin e h e r zamanki kadar inanıyorum. Nihayet, milletlerarası münas ebetlerde İsti klal ve

ti - emp eryalizm

an­

prensipleri g ütmekle, esir Türk ülkele­

rin kurtulması davasını beynelmile.1 bir dava haline koya. ca ğız ki, bu da eski kanaatl erim e yeni bir yol da t ahakkuk imkanı açar.

* Hi.ıHisa, burada inceliyece ğim p r ensiplerin çoğu, be­ nim e skidenberi müdafaasını yaptı ğım prensiplerdir ( De.. l i l l er ve tafs i lat, kitabın

<>

son bölümündedı r ) . Demokrası

bahsinde sadece u fak çapta ve bir iki yerde, fikir l erimin e k s i k oldu ğunu anlamış ve · bunları daha geliştirmiş

bulu­

nuyorum. Nihayet Savaş ve Barış bahsinde, tamam e n ye. ni

b i r görüş sahibi oldum.


Giriş'i', Kaparken '·

B uraya kadar y.apmrş olduğumuz tahlil v e te n k itle r , v.e sistemimizi kendiliğinden ıo·rtaya çı­ karıy or . Pürüzle r ayıklandıktan, sınırlar çizildikten son· ra, "tkr i Tür.kç üıük,, diye isim ve r di ğimiz ve sınıf te. melin e değil, . bütün sınıfları kavrayan millet temeline pr e nsipl e rimizi

dayanan mutasavver partinin programı belirmiş ıoluyor.

B ununla beraber, bu prensipleri kısaca ele alıp

mek

ve

saymak da faydalı olacaktır.

izah ef­


B�R!NCİ BöLOM

PRENSiPLER 1

-

Milliyetçilik Prensibi

ve kesin olarak milliyetçidir. Bütün öteki prensipleri, ·en evvela Türk milldinin hayrı ve faydası için güder : Türke fayda. Mill iye tçi olan "İl e­ ri Türkçüler,,, şu mi lli y etçi prensiplere inanırlar : ileri

Türkç ülük peşin

1) Türkün tarifi : Millet, ne yalnız kan beraberliği, ne de: sırf iktisadi menfaatl�ri veya dilleri. bir olanların topluluğudur. Bu bakımdan, Marksist millet t�rifini red. dettiğimiz gib i , tek un s u r lu kültür tariflerin i de kabu·l e tmi yoruz . Her · memlekete uyacak tek bi.r millet tarifi yoktur ; her bi r i ayrıc a doğru olan 3.:.4 grup mille t tarifi vardır : Türk mille t inin bünyesine uygun olan millet til­ r if i şudur : dil, tarih, soy, gelenek, din, kültür, iktisat,, vatan ve dı'J.ek 'birliği ba.ğ)arik birbir�Yle kıe�tlenmi§ insaın topluJıuğuna. miı/Jıeıt d�mlr. Türk mi lle t ini n diğer

milletlerden ayrı bir diH, kendine has bir tarihi, başka benzemeyen bir ırki hüviyeti, tarihi i çin­ de yoğrulmu ş hususi bir ge lenek ve kültürij, coğrafi du­ rumundan doğma V•e, kendin e mahsus iktisadi menfaat. leri, tarihinin ya digarı bir vatanı, kültürüyle yı<>ğrulmU§ muayyen bir dini Ve· dileği vardır. İşte Tıilrk millet i bu­ dur ve bu bakımdan başka milletlerden ayrı bir varlık arzede.r. Türk olan insan da, bu bağl arın ekseriyetini hais ola.n insandır : türkçe konuşan, Türk tarihinde kendini bu lan, soyca: Türk ırkından gelen veya kanca bilahare Türkleşmiş olan, diğer Türklede· aynı ge lenek , k ültür, din, ikt i sat ve vatan birliği bağlarile bağlı olduğ u nu his­ seden -ve birlikte yaşamak isteyen, birlikte milli felaket­ lere üzülen ve miUi zaferler.e sevinen insandır. Tabii. bu:. tün bu .şartları birden haiz i nsan bulmak her zaman mum. kün değildir. Türk soyundan olduğu, Türklüğü içinde

milletlerinkine


- 86 hisse ttiği halde ana di li türkç e olmayan veya hıristiyan olan insan gene Türktür. Soyca Türk olmayan, fakat kan­ ca Türkleşmekte olup, Türklüğe bağlanan, türkçe konu­ şan, diğer . milli şartları haiz olan kimse de Türktür. Hat­ ta, Türk soy � mdan olduğu, türkçe konuştuğu, Türk ge­ l eneklerin i taşıdığı ve Türk vatanında oturduğu halde, Türk olmad ı ğını ayrı bir grup halinde yaşama k istedi.. ğini söyleyen veya bir yabancı devletin idaresinde ya�­ mağı tercih .eden mesela bir Nıogay, bi r Azeri, bir Trak­ yalı gene Tü r k tür Çünkü bunlar, bir m illette n daha doğru bir deyimle, bir milliyetten - olmanın e kser şart­ larını haiz bulunuyorlar. Mil liyetçi, böyl·e bir iki şartı noksan bul unan milletdaşlarının bu ş ar tlar ı da ka zana Tak, daha koyu Türk olmasını arzular. �esela, yukarı ki misa ! imizdek i tipin türkçe ogrenmesını, diğerinin, biı:­ Türk kızıyla evlenerek yabancı kanını öte k i nesilde büs­ bütün tasfiye etmesini, sonuncusunun da, Türklüğünü · ş idrak edip, İ:nilletda larile bir arada yaşamak ist eğin i ta­ .şımasını arzular ve bunun için ÇS.lışı.r. Bu m ü nasebetle bir iki noktayı daha belirtmek ge­ 'rekir : milleti, siyasi sınırlarla . t�rif e tmed i k. Millet, yu karıki unsurlarile bir likt� , tarihin yarattığı bir var lık ol­ duğu i çin, geçici v e ço k ker e surii siyase t icaplarının çi.. zeceği devlet sınırlarile' çerçevelenemez. Vaktiyle Hatay siyasi sınırlarımıza dahil değildi d i ye Hatayda yaşayan Türklerin Türklüklerini kims e inkar etmemişt ir. B ugün B ulgaristand a yaşayan yüzbinlerce Türk de , siyasi sı­ nfrlanmı zın ötesinde oldukları halde, bizim milletimiz­ dendir . Aze rbaycan Türkkri için de bu böyle dir , Tür­ ki stan Türkleri için · de . Türk milleti v.e Türk deyince, batıda Bal kan iardan ve Adafardan, Doğuda, Doğu Tür­ kistana kadar ; Kuzeyde Kazan dan, Güneyde I rak ve S u.. riyey e kadar uzanan engin sahada yaşayan 60 m ilyo nu mütecaviz insan anlaşılır. B u koca millet, bir ç ok lehçe­ ler e ayrılmış bir tek dil konuşur : türkçe. Ta Sakala rdan ve Hunlardan b aşlayan şanlı bir tari hin yoğur d u ğu, müşte ,

-

.

­

..

.

,

-


87 rekcn felaketlere uğramış, müştereken zafe rlere erişmiş, Türk tarihinin malı olan bir kütled i r ; ancak son 6 asırdır, batıya gidenleri, Doğuda kalanlarından ayrı bir tarih yaşa­ mışlardır, fakat g.e çen müddet, bu i ki grubu iki ayrı mil­ let hal i ne sokacak kadar değildir. Bu 60 milyonluk in­ san grubu, tarih i çin de muhtelif nisbette karışmalar so. nunda, müstakar bir ırki b.enl i ğe malik olmuştur. Türk mille tinin nasıl kendine has bir di l i varsa, aynı şe.kilde de kendine has bir ırkı vardı r . Yani, insanlığın bu par­ çasında, Verase t kanunları mucibince , dada ç o k şu tipte insanla r doğmaktadı r : buğday tenii, - orta V·e ortadan az uzun boylu, düz veya: pek hafif .çekik gözlü, kestane saç­ lı, e la - kestane gözlü, yuvarlak başlı (bracyce·p hale ve occip ital arrondi ) , dar burunlu, a zıcık belirl i e lmacık ke. mikli, kuvvetli yapılı, dayanıklı ; geç, fakat şiddetl i öf. k e l i . cessur, çok büyük askeri kabiliyetli, benci, geçimsiz fakat kuvvetli bir otorit e altında örnek disiplinl i ; te·şeb­ büs kabiliyeti az ; sanat zevki ve sanat kabi l iyeti vasatın üstünde, çok zeki, ka v rayış kudreti çok derin, sentetik, . pratik d e halı , hükmetmek meyli k uvvetli, i radeli, başka­ larının hüviyetini benimseyip onların sahasında da ken.. dini s.ivriltmek hevesi11e maii;lfip, bi r sahada ıayn·ı enerj i­ yi uzun zaman gösteremey.e n, i tiyat edindiği işlerde çok çalışkan, Y.oksa tembel : fakat birdenbire, müthiş haml e li faaliyet gösterebilen ve o zaman çok dinamik olan, top. tan iyi görüşlü, tefe rr'uatta ihmalci ; .zaruret halinde mer­ · hametsiz, fakat mümkün . c:ıldukça çok merhametli, müsa­ � ha.k ar, gösteriş i sevmeyen , vakur, fakat guru rlu, ve ol­ d u k Ça kıskanç, h aysiyet ve şe refine çok düşkün, asi l zih­ · niye�l i , ddsJi, fakat melankolik olmayan insanlar (1).

(1) A zami bitarafl ı ğa gayret e ttiğim ve real ist · o lma­ ğa Çalıştığım · meydandadı r : ne kendimizi aldatalım, ne de _a,şağrlık duygusuna kapılalım. Neysek oyuz ve öylece iyiyiz . .ı\iienfi. hususiyeüerin ço ğunu, m i lle�imizin mariız · kaldrğı k an kanşmalarımn besfrine a tfetmek yan l ış o lma. sa �erek.


- 88 Şüphesiz başka t i pt.e Türkler · de doğmakta, yahut da bir ayrılarak vücut bulmaktadır .

ıki noktası bu orta tipten

Bunlara Türk değildir diyemeyiz. Ancak Türk kütlesin­ de (tabi öz Türklerde) veraset, ekseriyetle yukariki hu­ susiye tleri te kerrür

ettirmektedir

ki, işt e buna "Türk­

lerin ırki hüviyeti,, diyoruz. Öztürk Soyundan olup ta, orta tipten ayrılarak doğ a n tipten

çocuklar hasıl

Türkier dahi ç·ok k:ere, orta

etmektedirler.

Bu suretle , bütün

Türkler i birbi r�erine bağlayan bir de müşterek ka'11 vera­

seti vardır. Bu 60 milyonluk Türk kütle·sinin, çoğu canlı v e g ii­ zel ge lenekleri, re forma muhtaç, fakat aslı kuvvetli bir İslam dini vardır V:e böylece de

birbirlerin e bağlıd'ırlar.

Bu koca milletin, her karış •toprağ ı şehit kanile sulanarak mukaddes!eşmiş, a sı rlarca Türk emeği. ve eseriyle işlene­ rek Türkün si l inme z damgasın ı larfü:,

Kızılırmakları,

taşıyan,

madenleriyle,

şeQirlerilıe., dağları ve orman­

denizleriyle, topraklarile,

Sakaryaları, lrtişleri v e

yalarile muazzam bir vatan ı

Amuder­

vardı r. Ve bu topraklarla

icaplanan iktisadi hususiyetleri

vardır. Tarihte olduğu

gibi, bugün de bir arada yaşamak, beraber sevinmek, be­ raber d ertlenmek i steyen bu koca insan küHesine, Türk milleti deniyor.

Görülüyor ki millet, siyasi

b bir

tahditlenemiyen, ta i i

sın·ırlarla

varlıktır.

Buna karşılık, siyasi sınır i çinde herkesin Türk mil. l iyetinden olmas ı şart değildir. Esasen bu·na maddi im­

kan da yoktur. Olsa olsa, Türk tabiiyeti.nde, Türk vatan.. daşları olurlar. Türk vatandaşı

i olurlar.

ı0olmak sıfat yle , kanun­

ların kendilerine bahşettiklıeri hakları

haiz

Fa­

kat tab iatın v e· tarihin bir eseri olan Türk milliyetini- on..

tara hiçbir yasa, hi bir nüfus kağıdı bahşed�mez.

Türkçe

konuşmayan, bizimle müşterek tarihi , müşterek ırkı mayan, bizim

kültürümüzü

geleneklerimizle yaşamayan

ol­

benimsememiş olan, bizim kimseleri,

Türkiyede yaşa•

d'ıklarını ve Türk vatandaş ı olduklarım ileri sürerek, kim

"Tiirk milli yetind endir., diyebili r ?


- 89 Hülasa ileri Türkçülük, Türkü bu

şekPde anlayan.

bir M i lliyetçilik güder.

2) MiJJeıti'ni sevmek :

ler gibi, ileri Türkçülük

Dünyadaki bütün Milliyetçilik..

Milliyetçiliğ i de, kendi mille.. .

tini sevmeği esas şart tanır. Fakat bu, gene l bi r kelime­ dir. Sevmek derken, şunları kasdetti ğ imizi anlamal ı yız :

a)

Türk milletini, bir bütün halinde hissedip sevmek.

.Türk milletini, sadecıe! brakisefal o lduğu, cessur ve zeki olduğu, çok iztirap çektiği, şanlı bi.r tarihi bulunduğu için. değil, ona mensup bir insan olduğum i çin severim. Onun. bir parçası, o gruba mensup bir insan olduğum için seve­

rim. B u milleti ayrı varlı k yapan

hususiyetlerini kendi

i çimde ve ç,evııemde hissettiğim için severim. Hulasa, Türk

M i lletini, büyük

mikyasta ".k endimiz,, olduğu

için sev­

mek. lnsanın babasını,· anasını sevdiği gibi. Bu baba ve ana çirkin, hasta, hırçın,

kötü, haksız olabili r ; dejenere

olmayan ·evlat, tam bir hissedişle bu ana ve babayı herşe. ye rağmen sever. S·evi len bir kadının

mesela saçları kı­

zıldır ; burnu hafif kemerlid ir .. O bj ektif bir tetkikle, ka..

ra saçlı, düz ç.ekme burunlu b i r başka kadın daha güzel­ dir dene'b ilir. Fakat 3.şık �e·n di sevgilisin i sever ve saç­

larmın rengini, burnunun şeklini bütün, öteki renk ve şe.

killere tercih eder. Sevgilisi ona vefasızlık ed ebili r. On­ dan uzak yaşar, ,ona yanaşmaz,

fakat onu daima sever

.•

Çünkü sevg i şar ta bağlanamaz� İşte insanın kendi milleti

ve vatanı da böyledir

(1) :

başka milletlerin hakkın ı çiğne­

yebilir, zayıf, geri olabilir, kendi içinde adal:etsiz, geçim­ siz, ekse r i ·· insanl�rı kara derili, basık burunlu zenciler,

ülkes i de çöller �e kayalar .olabilir.

Bütün bunlara rağ­

men, milliyetç i insan milletini ve vatanını sever. M il l e tim

benim çalışmalarımın kadrin i

l

bilmiyebilir , bana hakaret

(1) Çok güzel bir İn gi i z sözü vardır : "My coumry, :rjght ıor wtong .,, (Haklı veya haksız, gene de vatanım . . . ) Eric Knight'ın "Thi·s A bove A li,, adlı ro man ı nd a <b, 1� giltıe:rey i sevgilisine kötüliyen sosyalist genç, •onıı nd• ·�Gene de tngilizden başka bir şey olmak iıtemrm., ılrı .


- 90 -

edebilir, t:zi:y � t e d t:. Li l ir, m.:: m leke tten k ovab i l ir yahut da, doğru bu lmadı ğ ım bir yola, toptan sürüklenip gide­ _bilir.. Ben bu 1!1 emLkett e oturamam, vatanımdan ve mil­ letdaşlarırndan uzakta yaşarım.. Fakat gen e de milletimi severim, t'"hl ikeye düşse, koşar, sını rlar ında can verebi­ lirim .. İşt e milletin i sevmek budur. ,

b) üçüzlü s evgi : milli hususiyetleri sevmek, koru­ mak, geliştirmek : !M illetini sev.en milliyetçi, milletin i o mu�yyen miile t yapan bütün hususiyetlerini de sever. Bu "milli hususi ye tleri,. k o r u r v � ınkişafına çalışır. Mil. liyetçi Türk, türkçeyi sever ; belki de i fade kabiliye t i türkçeden daha k uvvetl i ,ofan başka d ille r vardır ; fakat milliyetçi Türk, türkçe konuşmaktan zevk duyar. Türk­ çenin yabancı kelimeler l e bozulmamasını, özl eşmesini, iyi yazı l arak kuvve tlenmesini, zenginleşmesini ister ; bütün Türklerin " edebi dil,, bilecekleri kuvvetli bir Türkiyıe ı:ürkçesinin .te e"S Süsünü arz-ular.(1) Türk milliyetçisi Türk 1arihin i sever, onun şanlı sa.

hifelerinden gurur, felaketlerinden teessür, i hanete uğ­ rayışlarmdan kin �uyar. Bundan sonraki tarihimizin de şerefli v e parlak olmasını istıer, bunun için kendi payına düşeni yapar. Türk milliyetçisi, Türk milletinin ırki hususiyetleri­

ni sever. Bir sevgilinin hususiyetlıe rine aşık nasıl aşıksa, Türkün beyaz ten lrıi, y uvar l a k başın'r, ela badem gözle. tini, endamını, t ipin i öyle severiz ; yiğitliği ni, ani dina­ mizmini, aşırı gururunu, müthiş zekasını, disiıı linli ruhu­ nu, mertli ğini öyl e b e'ğeniriz. B u maddi v·e ınanevi husu­ si yetl e r kan verasetiyle nesilden nesile intikal e ttiğinden Ve yabancı ı rklarla karışmalar, bunları bozacağından, ha­ fi fleteceğinden, Türk milliyetçisi, sevdiği bu hususiyet.. !eri korumak ödevini de benimser. Nihay.et, beden terbi­ yesiyle vii:ut husu siyetleri, kafa ve ruh te rbiy e s iy l e ma.. nevi hususiyetler daha iyiy e' doğru gelişecekle r in de n ve '

. ·

.

( 1 ) Tedrici bir öz türkçeciliğe tarafta:riz;

.

.


- 91 -

azami kudretlerini bu lacak ların d,an, Türk mil l iyetçisi b u i n k iş a f ödevini de benimser. Türk milliyetçisi, Türkün milli geleneklerini s�ver. Ya§ayış, .<;ğleniş , üzülüş hayatıİn rzda şekilleşmiş gelenek­ lerden - tabii geriletici ve zararlı p l anlar müstesna _ zevk ahr, milletç e bu gele n eklere uygun yaşanmasmı, bunla. rm, a şırı garp modasıyla ölmemesini, bilakis, modern çağa uygun olab i l e cek şekilde tekamül e tmelerini i ster. Mese la, bugünün i caplarına ·· d a uyacak şekild e tekamül e tti r ilm iş eski Türk geleneklerin e uygun bir ev döşeyiş, düğün yapış, giyiniş, matem tutuş, eğleniş, çocuk yetiştiriş.. v. s. gi bi . Türk milliyetçisi, Türk kültürünü (harsınr), Türk e stetiğin i sever. Milli geleneklere uygun Türk sanatrn ı (edebiyatınr, musikisini, .. ilh) sever, zevk ahr. (1) Ha l k türkülerini, halk oyunlarını aşkla sever,. Fakat Türk mil­ liyetçisi, sırf gelenekler e bağlı bir "mürteci muhafaza.. kar,, değildir. O ayn ı zamanda da, sevdiği şey l e r in teka­ mül etmesini ister. Bu ba k ı md a� da tekamülcü gelenek­ çidir. B u Türk kültürünün , milli ' hususiyetleri bozulup kaybolmadan, mazi'den bağı kopmadan, asrın ihtiyaç ­ larına uygun hale gelm esini, hatta daha da ileri merha.. l e lere varrp çrğır açmasmı i ster. Korur ve i nkişafına ça­ lrşır. Esas şudur : zararlr olan her g·e lenek de ğiştirilecek, fakat f ayda l r faydalı olmasa da zararsrz bü tün milli geJ.e.. neklere y a p rş ı la ca kt ı r. -

-

,

T ü r k m i ll i ye tç isi T ü r k ahlak geleneğin i sever, bun­ ların bozulmadan devam etmesinı, daha da incelmesini v e p ı: k l e şm es in i iste r, çalr§ır. Türk ınql iyetçisi, Türk o lan i n sanl a rr sever, korur ve o n ia r r n her bakrmdan yükselmesine ç a l ı şı r. .

(1) Ecnebi kültür ve sanatlardan zevk almamayı şar.t koşan Xen:ophobe (ecnebi düşmanı) pir milliyetçilik, ge­ ri ve iptidaidir. Bizim aradığımız, h ep s i n d e n zevk al ma k la beraber, :k,endi milletininkiı.e ri daha çok araması ve s e v mes'i dir. B.u da mim bir i tiyat mes e l e sidi r ­

.

.


- 92 Türk milliyetçisi, Türk vatanını, Türk toprağını se ­ ver. Yani

vatanperverdir.

Yurdunun taşına toprağına,

göğüne suyuna aşıktır. Onların bütünlüğünü korur, düş.. manlari le savaşır,

tehlikelerini savar, en iyi bir şekilde

işlenmesin i Vre imar edilmesini ister. Türk Milliyetçi, İslam

dinini de, bütün

Türklerin

dini olduğu için, sever, korur ve tekamül etmesini, dev­ rimize uygun, a ydın

insanları da tatmin edebil ecek bir­

din haline gelmesini i ster. (1)_ Hülasa, Türk Milliyetçisi, Türkün olan her şeyi se­ ver, korur ve geliŞmesine çalışır. Milletini sevmekle iş te bunları kastediyoruz

3) Mll1Jfotı1ni tercih etmek :

Milliyo.'tçi bir

aşık oldu­

ğundan, milletini lıütün öteki milletlere ·tercih ,eder. Türk milliyetçisi,

hüküme ti

beğenmese,

milletin i cahil,

şe­

hirlerini pis, i klimini kötü bulsa bile, gene de bu milleti ve hu memleket i sevecek ve ötekilerin e tercih edece!ktir. Kültürüne hayran olduğu bi r başka millete de, rejimine. devlete d e kendi milletini tercih e decek ve kend i milletinin menf�tlerini öte·kile­ taraftar bul unduğu bir başka

rinkinden ayrı tutup müdafaa edecektir. Bu, insanın en tabii, en köklü, en "insan,, duygusu­ dur : mensu p olduğu grubu tutmak, tercih etmek, iyi ve güzel bulmak, ötekilerin i

aşmasını istemek, bundan bir

gurur ve saad·t t duymak.. Fenerbahçe - Galatasaray klüp­ çülük duygusu ufak çapta neyse, mil liyetçiliğin b u ceı}.. hesi de büyük ça.pta aynı mahiyette bi.r duygudur : insa­ nın mensup olduğu millet i iyi vıe• güzel bulması, tutması, tercih etmesi, ötekile�in i aşmas-ını istemesi ve bundan gu­ rur, şeref, zevk ve saade t duyması .

.

Beyne•lmilelciler, "bu.

duyguyu kazıyalım, yokedelim,, diyı0rlar. Halbuki, mede­ niyet alanında te rakki sebeple-rinin en mühimi bu duyguı oldu ğu gibi, bu zengin heyecan, gurur, şeref, zevk ve sa-

kabul

(1) Tıerbiye sistemimizde onu bir .unsur olarak etmekle beraber, din ve devlet işlerinin bütün d i ğe r sa­ halarda ayrı tutulmasına, yani laikliğe taraftarız. .


-

93

-

adet kaynağını ruhiyat ımızdan söküp atacak olursak ki esasen imkansız ya ! - insanlığımız n e re de kalacak ? Sa­ adet kaynaklarını azaltmağa ve kısırlaştırmağa kalkarsak, bu hayat yaşanmağa pek az değer bir şey, kıt ve ba.eit z evkli, yeknasak bir yük olur. Esasen bu duyguyu, asırlar, dinler V·e mezhepler bile •

sökememiş, her türlü tethiş, işkence ve terbiye yolları bi­ lıe silememiştir. Çünkü insan ruhunun en bariz hususiye. tidir. İnsanlar daima kendi zümrelerini tercih e tmişler ve bundan gurur ve şeref duymuşlardır. Her insan, milleti.. nin büyüklüğünden ve şanından kendine manevi bir pa­ ye ayırmıştır ve ayıracaktır. Biz de Türk mill etini her millete tercih ·ederiz. Sev­ ·di ğimiz hu susiyetl eriyle, bu milletin öteki milletı.ere na.. zaran daha iyi v e güz.el olduğuna inanırız. Ama geriliği­ mizi de öteki _milletlerin ileriliğine tercih ·eden karanlık kafalı, mürtec i milliyetçilerden değiliz. Gttiliğimizi bi­ liriz ve bunun bir kötülük olduğunu itiraf e de riz. Ancak bi.z1ce. Türk mi lletinin gerili ği, Avrupalıların iddia et­

tikleri gibi, kabiliyetsizliğinin bir neticesi değil, sadece t e rs ve muvakkat bir talihsizli ğin, yakın tarihimizdeki feci felaket ve ihanetlerin bir eseridir. Yoksa Türk mil­ l eti, bu talihsizliğe uğramadan evve l, nekadar ileri ve kuvvetli ol duğunu isbat etmiştir. Demek k i .kabiliye.tli­ d ir. Ancak, ·kültür milliyetçiler i kolayca bedbin olabili.. yorlar : çünkü bu talihsizlik neticesi, asırlarca geri kal­ dığımız bir gerçektir ; onlarca artık bu farkı alamayız,

ileri milletler e yetişemeyiz. Halbuki biz, Türk milleti­ rtin ırki bi'\" kabiliyet i .olduğuna ve veraset yoluyla bu ka­ biliyetin bugün d e· milletimizin kanında mevcut olduğu. na �nanıyoruz. Sonra, fevkalad e süratli hamleler yapa. · bilmek hususiyetini haiz, çok zeki ve dinamik bir mille t

o_i duğumuza da inanıyoruz ; işt·e bunun için, milletimiz hesabına bedbin olmuyoruz. Bu milletin ·ergeç kendine en müsai t bir. rej im yaratacağına ve şaşırtıcı hamlelerle yetişece ğin.e, milletler seviyesine mesafeyi aşıp, ileri


- 94 . -

ha. tr.il bir gün tekrar en başa geçeceğine inanıyoruz. B u. işe başlamıştı r bile. Bu inancımız , Türk milletinin ırki. cevherine, içtimai şartlarla sinen, fakat siJinmeden, ne­ silden n esile kan veraseti yoluyla intikal eden büyük r uhi. hususiyetlerin e i nanmaktan ileri geliyor. İşte bu -fı tri - yani yaradılıştan var olan - hususiyetleri dolayısile de milletimizi ötek i milletler e tercih .e diyor ve üstün tutu­ yoruz. Atatürkle beraber, "Türk, her milletten ve her ı rktan üstündür,, derken, işte bu ırki cevher ve kabili. yetine olan inancımızı ifad e e diyoruz. Yoksa, Alman ırk­ çılarının yaptıkları gibi, "bütün öteki milletler i ve ırk­ ları ezmek, onlara tahakküm -etmek, sömürmek ha"kkımız­ dır !,, gibi manalar çıkarmıyoruz. Bizimki sadece kendine güvenin ve milletini tercihin bir i fadesidir ki, Patagonlar­ dan İngilizlere ve Fransızlara varıncaya kadar, isti sna­ sız her millette ve milletlerin hemen her ferdinde bulu­ nan tabi i bir duygudur. öteki milletler kendilerini ter-· cih etmekte - objektif bakımdan _ haklı mıdırlar ve ha-· kikaten üstün kabiliyetli midirler ? Bunu tayin biz e düş­ mez. Fakat Türk, obj e ktif olarak da, tercihimizi haklı çıkaracak kadar kabiliyetli, cevherli vıe güzel hususiyetli bir millettir. Bunlar kanında vardır. Milletimizi üstün tutarken, gene kanındaki fıtri hu­ su�iyetlerin bir kısmının güzel ve iyi olmad ığını da açı k­ ça itiraf etmeli ve körce kendini beğenmişliğe düşme. meliyiz. Mesela, ihmalcilik, başlanan bir işi aynı ener.. j iyle devam ett irmeyiş, teşebbüs kabiliyeti kıtlığı, çeke­ _ memezlik, başkasının hüviyetini takl it e tmeğe meyil gi­ b i hususiyetler, kötü şartların birer yadigarı olmaktan ziyade, yaradılıştan bizde, kanımızda var ofan hususiyet­ ler gibi görünüyor. Fert için iyi bir terbiye, onun vera. seti, ve fıtrat ı üzerinde nasıl rol oynarsa, iyi içtimai şartla r da milletlere öylece müessir olur ve bu kötü husu­ siyetleri törpüler, inkişaflarını durdurur, iy i olan taraf­ larımızı azami bir geliştirmey e tabi tutar: Kötü şartlar ise, bu menfi hususiyet lerimizin alabildiğine gel işmele-


- 95 rine ve gerili ğimiz e sebep olmaktadır. B u sebepten, mil­ l etimizin ırki hususiyetlerini beğenir ve tercih ederken, bunların azami gelişmelerini temin � decek bir f.e rt ter­ biyes i ve içtimai nizamı kuracak, kötü hususiyetlerimize ise inkişaf i mkanı vermey,e cek şartlar tc;:sis edeceğiz. Nihayet, milletini tercih etmenin diğer veçhes i de, ancak kendi milletinden olanlara itimat etmek ve tercih etmektir . 4) istiklal ve BirlıiJc : Türk .milliyetçisi, Türk mille­ tinin istikialin i kaybetmemesini ve parçalanmamasını is­ ter. Türk milletinin daima müstakil kalması, hiçbir par­ çasının esir yaşamaması ve Milli Birliği tam manasile te. min etmeleri, Türk milliyetçisinin başlıca ülkülerinden­ dir. Ancak bu işe vakitsiz girişmemek ve' mev.simsiz ha­ reketler yapmamak şart olabilir. ( 1 ) Fikir i se, mevsim ve zamanla mukayyet oılmadan daima prensip şeklinde ve kesin olarak ilan edilmeli ve İstiklalle Milli B irliğin, Türk milliy,etçiliğinin değişmez şartı olduğu bilinmeli ­ dir. ·

5) Millet işlerind'e dürüstlük, çalirşkanlık ve feda.kar­

. Türk M;illiyetçiliği, devlet ve millet . işlerinde mu­ taassıp, hassas, titiz bir dürüstlük prensibin e i nanır. He r türlü yolsuzluk, milliy,e tçiliğe aykmdır. Miskinlik ve uyuşukluk yıe rine tam verimli bir çalışkanlık, "nemela­ zımcılık,, yerine d e cemiyet işleril e ilgilenmek, uyanı k bulunmak, nefsi menfaatlerinden fedakarlık yapabilmeği prensip edinme.k, milliyetçilik icabındandır. Hülasa, es­ kilerın "vatanperverlik,, de dikleri şey, Milliyetçiliğ·e da­ hil bir prensiptir. 6) Doğru v,e iyi yol: Milliyetçilik, milleti yükse l t-

lık :

(1) Nitekim ben şahsen, bütün makalelerimde w · k İ ­ taplarımda, aceleci ve mevsimsiz Turancılığa şiddc t l r hii­ cum etmiş, vakitsiz maceraların tehlikesine i şaret t' I m i ş tim. Talihin garip bir cilvesi. olarak, "Turancı,, H l fsı t i l e tevkif edildim ve yargılandım !


- 96 ....- 7"" ,.,,

meği, kalkındırmayı ve

lerini temin etmeğ i amaç

'

Gll'

mil le tdaşlann rdah v e saadet­ bi ldi ği ne göre, ancak millete

·faydalı olabilecek fikir vıe; ak i d ele rin benimsenmesine, millet hayatında faydalı yollar tutulmasına taraftar ola. bilir. Türk Milliyetçisi, zararl ı prensipler ve sistemler gü de mez . Mesela, . ahlaksızlığı

teşvi k

naklarınm mahdut kimselerin el inde olamaz,

irticaa sapılmasını , medeni

fon ve te.k n i ğ e b iga ne kalıp,

te·k

başımıza

e de me z ,_ servet kay. kalmasına taraftar

dünyaya uymamayı,

softalıkla vaki t geçirmeğİ.y i s te y eme z, k omün i zmi ,

siiahsızlaİıniamızı

ge l e n e k l e r imi z i tepip başkaların ı taklit etmemizi, alabil­ diğine

te s lim

akibetini diktatörler e

melezleşmemizi, milletin

etmemizi siyasi

hürriyetten vazgeçmemizi, başta­

kilere dalkavukluk etmemizi teklif

leri be n i m s ey e mez, bu yola

e demez, bu kanaat­

gi.re m e z . Ç ü-nk ü bunlar, mil­

letin tekamül v.e• refahı için zararlı f ikir v e pr•ensiple.r dir. Türk m il l iyetç i s i , ancak ahlak, tekamülc'ü - ge lene;k ç i l i k,

tam m i l li ye tç i i i k, cemiyetçilik (Sıosyalizm) v e demok­ rasi gib i faydal ı fikir ve kanaatların müdafili ğini yapma­ lıdır.

7) Milli davalar :

Türk milliyetçisi, milletimizi n rın ı da b ilmeli ve benimsemelidir.

büyük milli davala­

B irçok

alanlarda ce­

mi y e t i mi z büyük buhranla r geçirmekte, d e r i n yara la r ve ge r il i k le r göstermektedir. Fıtri cevherimiz i

vasr ,

milli

şahsiyet davası, .ahlak

koruma dii­

dava sı , milli kültür da­

birlik davası, Te.k nik ve Eğitim davası, Sa nayi davas ı , Zihniy e t davası, köy davası, idare davası, .. gibi bü­ yük i n kı l ap l a r bekl ey.m davalarımızı Türk mill iyeti!li ği önemle el .� alır. vası , Milli

* i şt· ;· İleri

Türkçülük

i d e olo j i s i n i n

prensibi bu noktalan ihtiva ·e tm e k t e dir.

"Milliyetçilik,.


- 97 -

il - Demokrasi Preıı"isibi ileri Türkçülüğün

D emokrasi anlamı,

Fransanınki

gibi sad�ce Hürriye t üzerine dayanm ı ya ookt ı r . Nası l h ü r riyet hak la r ı m ı z ,

baş kasm ın

haklar i yle

­

smırlanıyorsa ve

nasıl mutlak hürr i y e ti ancak hayalperest ıa;narşistle.re ter.

m ünas ebe t l er i nd e. de', mi l le t i bal­ tal ı ya eıa k hareketlere hürriyetten istifade hakkı tanın­ mı yaca k ve bir sını r ç iz i lec ek1' r. Bu s ın ma: vaktile " D i­ sipl i n ,, adını ve rm iş ve " D i sip l i n l i . Denı-0krasi,, tab ir i ni orta ya atm ı ş t ı m . Fa ka t d i sip l i n , d e r hal Faşist - Bolşevist o t orit e r l i ğ in i hat ı ra ge t ir d i ğ i n den , o ku y u c u yu ir k i l tiy o r . Onun için "sınır,, tabiri daha uygun olacaktır. - B undan başka, " şahsiy et . k·e yf i ye t , , meselesi üzerin­ de d e öneml e d urulmuş ve bu demokrasi, " fe rt - kem iy e t,, k edi yo r sak, devle t . fert

·

demokrasiyle karşılaştırılmışt ır.

Demek .ki Ueri Türkçülüğün üç vıe çhe vardır : Hürriye t, sınır, rı göz de n geçirelim :

Demokras i görüşünde

keyfiyet: Kısaca bunl a­

1 ) Hürriyet veçhesi:

Halk hüküme t i çin değil, h ükümet halk i çi n yara­ t ı l mıştır ve varlığının sebebi budur. Bu bak ı m d an, halk menfıaat ları mukaddestir. İdare hiçbir sınıfın veya im­ tiya z l ı grubun d.e ği l, s e çim le r le beliren halkın elinde o. la caktı r . V.t· kanuni şartları haiz olan hı:r Türk, a yn i şart ları taşıyan diğer Türkün önünde eşittir. Memleket­ te anca k .kanun hakimdir ve bu kanunu, milletin vekilleri ya p a r la r . İdare uzvu (ic rai kuvvet) , ancak kanunla haiz o lduğu ye t k i l e r i k u llanabilir, bunlar ı hiçbir veçhile a ş a­ maz. Polis ve emniyet kuvvetleri de ancak kanunun em­ rin d e d i r J.e r v·e s i ya si sebeplerle halkı rahatsız etmek üze­ re de ğil, b i la k i s korumak v e siyanet .e tmek için vaziklen. d i rilm iş le rdir . S i yasi hür r i y etler al-anında en ileri gi tm i ş demokrat memleketlerde tatbik edi len hürriyetçilik ka­ bul edilecek ve i l e r de anlatılacak müesse selerle sağlanaF: 7


- 98 cak, kağ ı t üzerin

bırakılmıyacaktır

(matbuat,

tenkit,

v icdan, söz, din, · roplanma, cemiyet - parti - sendika k u r. ma hürriyetleri) .

B unlara sınırı ancak kanun çizer

(sı­

n ı r ı aşağıda gör-et:eğiz) . Halk iradesini, gizli ve tek de.. receli, fakat özel mahiyette k i seçimlerdıe. oyunu kullan. mak suretil e bell i e de r (tafsilat ilerde). idare, yukarıdan aşağıya doğru değil, aşağıdan yukarıya doğru kurulur ve

hükümet M eclisle r · önünde mesul olur. Suç zanlılar ı an­ cak çok kuvvetl i karinelerle v·e kanun

edilebilirler ; mevkuflar, ancak takyidata tabi mayan hiç

tutu labi l i r ve

kimseye

dahilinde tevki f

kaçmıyacaklar ı

kati surefte

şekilde

mahkum ol­

suçlu muameles i yap ı lamaz. işkenc e

tarzında c.ezalar ve i şkence l i · tahkikatlar şiddetJ.e yasak­ t ı r v e buna k<ılkışan

memurlar, idama kadar varan ceza­

mal, vicdan ve fiki r

(propaganda

larla cezalandırılabileceklerin i bilmelidirler. Hulasa, can,

tam

mahiyetini bile alsa)

hürdür ve emniyet altındadır.

2) Sınr.r veçhesi :

a) Adi suçların (Ceza Kanunundaki suçların) matbu­ at yoluyla işlenmesi a ncak şiddetJ.endirici sebep olabilir. b) Yabancı bir devletin menfaatların ı güdere k yapı­ lacak her t ürlü hareket, ne şriyat ve propaganda yasaktır. Bun u tayin hüküme te değH, Meclisin özel bir kuruluna aittir .. Heyeti

umumiye rı in

tasdik i şarttır.

Hükümet

müddei olabilir. c ) Türk milletini, kozmopolit prensip ger·e ğince, mil­ let o l arak insanlık içinde e ritmek ve yoketme k yolunda. k i hareket ve propagandalar da yasaktır.

ç)

Halk ı Kanunlara ve hükümetin

kanunlara uygun

kararlarına i taatsizliğ e teşvik veya silahl ı isyana kışkırt­

mak yasaktır. Fakat bu kanunlar dah i tenkit e dilebilir.

d) Halkı ahlaksızlığa, irticaa, hiçbir v.e çhile harbet­ memıeğ e teşvik, di ktatörlük lehinde hareket ve neşriyat, ask.e"rlikten soğ:utmağı hedef tutan , Türklük du yğusu ve �ile ba ğı aleyhinde olan propagandalar yasaktır. Faka t bütün bu sınırların aşıiıp aşılmadığını

tayin,


- 99 mahkemelere ve - eğer neşriyatla istifade,

yapılmışsa _ Meclisin

hükümet e kalsa, bundan bil.

özel kuruluna aittir. Yoksa

hoşlanmadığı kimsıderi ve gazeteleri

damgalayıp tethişe kalkışabilir.

3) Şahsıiyet

·

bununla

.

.

K·eyfiyet veçhesi :

Gerek yaratılış, gerekse tahsil ve bilgi, daha doğrusu

dünya ufku gibi farklar hiç·e sayılarak fertlerin oylarını

eşit s·ayış, sadec e _ bir ·kemiy·et demokrasisidir ve ferdiyet­

ç i l i ğ e dayanır. Biz, ferde ve kemiye te saygı göstermekle

beraber, keyfiyetin ve şahsiyetin bu derece ihmal edili. şini doğru bulmuyor ve şahsiy•ete de, keyfiyet e de kıy­

met veren bi r D eınokrasi

tipi

arzuluyoruz. ilhamımız,

bir ara d·emo.kratlaşmağa heveslenen

Çarl�k Rusyasının

ç i ftlik

yüzlerce

Sens (Z.c:mstvo) usulü değildir. Bu sın ı fi usulde, büyük s·ahipleri,

bankerler, zenginler

oy

sahi­

bi oluycr ve halkın o yu ekalliyette kalıyordu. Bu mürte.

ci usuUe r

düşüncemizden uzaktır. B iz,

refomu,, adı

altında Avrupa

"demokrasinin

m'utefekkideri nin

birkaç

y ı l d ı r işl e d i k l e r i mevzulardan az çok ilham almış bulu­ nuyoruz. V e Ş i ller'in

"Reykr sayılmama.J'ı, tartılmaolıdır,,

sözün e

Usulümüze

bağlanıyoruz.

göre, memleketin

esas

kütles i b irer oy sahibi ve ·eşit sayılacaktır. Ancak daha ufak n isbe tte istisnai vaziyıetl.er kabu l edilec·ek ve bun­ lara fazl a oy hakk ı tanınacaktır.

Bunlar, fazla oy larile

birlikte, hiçbir zaman tek oylu kütlenin yarısı nisbetin­ de bile

olamıyacaklarmdan, fazla oy kullanmak sureti.le,

arzusu hi lafına leri i d d i a ğildir.

çoğunluğu başka yollara

edilemez.

Çoğunluk •ekalliyette

Olsa olsa, reyler çok

dağıldığı

sürükleyecek­ kalacak de­

zaman, bu

fazla

oyların t·eraziyi . şu veya bu tarafa ağır bastırmak sureti­

le tesir i görülebilir. Ve kararsızlık, e n doğru i st ikamet­

te halledilmi.ş olacaktır. Bu suretle kemiyet ve fert u su­

lü .esas tutulur.ken, şahsiyet ve keyfiyet cihet i de ihmal e d ilmemiş .olacaktır.

Usulü pek kısa olarak anlatal ım :


- 100 a) Tamamen tahsilsiz bulunan ve okuma ,yazma bil. meyen vatandaşlar 1 oy sahibidir ; 2) Tahsilsiz, fakat okuyup yazma bilenler 2 oy, ilk tahsilliler ise 3 oy sahibidir (Gerek 1 .nci maddedekiler, gerekse buradakiler, köylerinin i lkokuluna günün muay. yen saatl erinde Q.ainıa uğrayabilir ve ilk okul öğretmeni tarafından . daima imtihan e dilmek . takbinde bulunabilir­ le.r ; bu imtihan, tamamen basit umumi bilgilerden ve yurt meselelerinde' gösterdiği alakanın sıhhat dereces ini ölçmekten ibarettir. Başarıan lar, bir daha üst mertebe li oy

sahiple ri arasına geç·erler. öğretmen, dikkatini çekecek köylüleri bizzat bu imtihana davet edebileceğ i gibi, mu­ vaffak olmıyanlar da kaza okuluna: i tirazda bulunabilif­ ler. Herkesin oy derecesi nüfus tezkeresine kaydolunıfr. öğr,etmenlerin particilik gayretiyle vazifeLexini suiistimal etmemekri için te dbir alınır ) . 3) Ortadan Liseye kadar her kademe tahsil sahipleri dört oya sahiptirler. 4) Yükse k tahsilliler 8 oy sahib i olurlar. profesörler, 5) öğretmenler, asistanlar, -doçentler, milletvek i lli ği, Umum Müdürlük, müsteşarlık, bakanlık, başbakıan'iık, general lik, elçilik, gazetecilik, muharrirlik, yargıçlık, danıştay üye li ği. vazifelerin i görenler vıeya gör. müş olanlar 10 ıo'Y sahibi olurlar. üniversitede kurulacak özel bir enstitü, bu oy merte­ belerine - tahsil veya mevk i şartın ı haiz olmadıkları hal­ de _ liyakat iddiıa ·e decek_lerin �üracaatlarını kabul e der ve buna göre bir imtihandan ge�ırir (icabında o vatandaşın bulunduğu yere bir heye t gönü.erir v.eya o vilayetteki öğ­

r<:tme.nkr grubunu tavzif eder) . Bu suretl e her vatandaş, dünya ve yurt görüşü yeter derec·ede genişse ve layıksa, tahsilinin verdiği haktan daha fazla oy sahibi olabilir. Şunu da ilave edelim ki yukardaki rakamlar kati d e ­ ğilöir ; daha çok bir fiki r vermek içindir. ıMülahazalar : a) Bu suretle, keyfiyetin

ve

şahsi kıymetlerin, rak-


- 1 01 kam yığınları altında boğulmasının onune geçilmiş o lur. Bu farklı oylann, eskiy e naza r an n eticeyi fazla değişti­ ı emiyeceğini i ddia etmiştik. Ufacı k bir misal (rakamlar tamamen farazidir, fakat nisbet d?ğruya p e k yakındır) : Türkiye d e seçmen ade d i 8 milyonsa, bunun 3 mi l yonu okuyup yazma bilmiyenlerden ibaretti r : etti, tek reyler­ den 3 milyon oy. Okuyup yazma bilen tahsilsizler de 2 milyon tutar : etti, i kişer oydan, 4 milyon ıoıy : ilk tahsilli 2 m i l yıon seçmeni d e buraya katalım, üçer oydan etti 6 milyon ; h ü Hlsa, memleketin çoğunluğunu teşkil e den ve okuyup yazma bilnıiy.enl�rl e pek ·az tahsilli ler, yani asıl halk kütles i , cem'an y ekun 1 3 milyon oya sahiptir. Buna karşılık yüksek tahsil li seçmenler yarım milyonsalar, sıe­

kizer oydan

ya.. 5 milyon oy eder ki, münev­

4 milyon oy, diğer fıkradakiler de azami

rım milyonsalar, onar oydan,

ver kütlesi bu suretle

9 milyon oy sahibi olur. Şu halde, 13 m i ly on, o l dukça tah­ silli zümre i se 9 m i l y on oy sahibi dir ki, bu rakamlar, faz­ la ıoy hakkı tanınanların. teker v·e ikişer oy sahibi olan­ sebebile ekalliyette larr hiçbi r zaman o y imtiyazları

memleketin kal!'-bal rk halk kütlesi

_

_

bırakamıyacaklarım

göste rir.

Olsa

olsa,

dedi ğimiz

gibi,

oylar faz la dağı l d ı ğı zaman bu keyfiyet unsuru bir

rol

oynıyacaktır ve bu da memleketiiı faydasına olacaktır. Bu

oy farkındaki imtiyaz, sınıflara, ailel!e r e v.eya şuna buna değil, sırf

tahsilleriyle, şahsi

kabiliyetleriyle

buna lL

yık olanlara tanın d ı ğına göre, anti - demokratik de ğildir.

Çünkü hakiki Demcıkrasınin tam münevverler i ç in ideal rejim oldu ğ u da·ima söylenmiştir. B u rada liyakate, kii l­ türe imtiyaz tanınmıştır v e bu l i yakate malik olan h e r.. kes

_

arab;ıc ı olsun, köylü olsun - o derecedeki hakkı

lanmağa mezundur.

Denilecektir

k i , ' "doğru ve

ku!­

sıhhatli

görme kabiliyetini tahsil e bağlamak yanlıştır. Nice tah­ siili olup dar görüşlü , tahsilsiz olup geniş düşünüşlü va.. tandaşlar vard ı r . .,, . B una iki kesin cevap vereceğim : bi.r kıer e. her kai d e de istisn-:ı. vardır. isti sna kafdey i b ozm az

v e h e rh al de kabul etmel . y!z ıd, umum i y e tre , tahsilli kim-


- 102 s e le r cahillerden daha gen i ş u ruklu ve gerek dış , gereks e

a n l amağa daha

iç · meseiele rirnizi diploması

ehildirler. Sonra, tahsil

t1ir şan o;.:; rak dikilmemiştir : köylere

aşılmaz

varıncaya kadar her yerde aç ık

bulunacak imtihan kapıları, -0lanlara fazla oy hakk ını tanıya­ tahsi i h e r !<eo:c a çıktı r v.e hak kapısı ki.

tahsi l i olmay · r i iya ka t ı caktır. Nihay."! t,

litli değildir. Ayrıca şunu da h � l i r tmek faydalı olacak­

tır ki bu çeşit bir seç i m . i k_i <l : ·,· ı: c :�den çok daha demoK.. ..

ratiktir. Tek dereceli ve kemiyetli seçim

daha haklı, da ha .d o ğrudur.

tarzından ise

Şahsiyete v e keyfiyete kıy­

met ve rdiği gil.ıi, nisbetleri dolayısil e - daima azlıkta kal­

mağa ve kanaatleri s ı f ı r olmağa mahkum bulunan mün·ev.

ver zümre sinin nisbetsizli ğine kısme n çare bulmak sure­ tile de, diğer usul e nazaran daha adil,

daha demokratiktir.

·

S·eçimle.r, modern

· daha haklı

demokrat meml eketlerde

şekilde, halkın doğrudan doğruya oyunu

ve çod:

olduğu

kullanacağı tek

dereceli ve gizli rey usulile yapı lacaktır.

Müesseseler:

(1)

.a ) K a m u t a y : M i ! l.et,

çim şekliyle,

(Millet Meclisini) tam bir hürriye t gibidir.

Ancak

yukarıda

milletvıc·kili

300

teşkil

bahsetti ğimiz

seçer ; bunlar

ederler.

Kamutayın iş

havas ı içinde , Ana

se­

Kamutayı görüşü ,

Ya samı z da yazıldığı

kararlarda ve kanunlarda r e y t.oplanırken,

bakaniara ikişer, Başbakana da 1 5 oy hakkı ta n ı n ı r. Bu us,ul haklıdır, ç ünkü kıyme ti takdir ·edilerek işbaşına ge­ çirilen bir kimsenin düşüncelerinde V·e reyiride

bir değer aramak mantıki, aksi mantıksızlıktı r ;

başka, hükümet başında

bulunanların,

gör'üp fikir e dinebi-leceklerin i

de

vaziyeti

de ayrı

bundan

daha iyi

mümkün görmek gere­

kir. Nihayet bu esas, doğru gören, leri muarızlarrnki kadar

rın

fakat hitabet kuvvet­ olamıyacak olan. bazı bakanla­

ve ya hükümet reislerini n bu yüzden mağlfip o lmama-

(1) Bu bagis , kitap fazla bilyüdüğü için, son dakika­ da hulasa edilmiştir. Tafsilatı eserin ikinci baskısına bı­ :-a!:!::k.


- 1 03 larrnı

sağlıyacak t ı r . B u usul, memleket i her an

değişen

hükümetlerin istikrarsrzlı ğından kurtarır ve kuvv·e tli hü. kümet fikrini mümkün kılar. Esasen çoğunluk g·ene m i l­ letveki llerindedir v.e icra kuvvetinin y ı f bir

b)

fazla oyu, sırf za..

çoğunl ukla proj e lerin baltalanmasını Yüce

kişi.iiktir.

Kuru 1:

?nl.er.

Ayan meclislerine benzer

Memle.ketin en seçkin ve tarafsız

ve 40

kimseleri

arasından, on y ı l için seçilirler. On üyıe ·sini hükümet, be­ şini C umhur Başkanı, yirmi beşini de Kamutay seçer. Ay­ rıca

kararlaştırı laca k bir miyar geregince, "mühim,, sa.

y ı lan Kanunlar ancak Yüce Kurul'dan da geçtikt·en sonra yürür lüğe gire.der. Yüce Kurul, Ana Yasaya aykırı gö­ receği he r kanunu, yürürlükteyken bile, müzakereye ala.­ bilir. Yüce Kurulun, sırf matbuat ve hürriyet davalarında mahkeırie vazifesini görecek özel bir

komisyonu vardır

ve bu kararların t emyizi, Yüce Kurulun Umumi Heyeti­ dir. Yi.ke Kurulun 4 seçkin üyıesi "Millet Müfettişi,,dir.

Sık sık ve ani olarak memleketin her tarafını, her çe§it

faaliyet i teftiş eder, halkın şikaye t l e rin i dinler, raporla­ bulunacak 1 0.15 kişilik

r ı n ı verirler. B unların emrinde

özel bir m emur kadrosu, bu şikayetlerin hakl ılı ğını a raş­ tı rmak ve haval e edil d ikleri yerle rde ne olduklarını tL kip e tmekle vazifelidir.

c) K u r u 1 t a y : Ge r:ek Yasalar İ: n tasdiki, ger·ekse Aria

Yasaya muhalefet i şlerinde Yüce Kurulla Kamutay birleşe­ rek

Kıongre

halinde içtima eder : buna Kurultay d iyoruz.

üç yüze karş ı kırk gibi bir n i sb e ts izliği kemiyet alanında giderme·k maksadile, Yüte Kuru'1

üyderine bu nisbettıe

oy fazlal ı ğı hakkı tanınır. Kararlar Cumhur Başkanını da

çoğunlukla verilir.

5 yı l için Kurultay seçer ( C umhur

Başkanı bir partiy·e mensup olabilir. Fakat tarafsızlığını sarsmamak için, bu partinin icrai herhangi bir vazifesini üzerine alamaz) .

ç) D e v 1 e

t

m e m u r i y !!

".

m

e kanizmas ı:

Her

işe, layık olan alınır. Az memur, dolgun maaş ve kırtasi­ yecilik düş �anlığı prensipleri güdül ür. B.areme rağmen,


- 1 04 -

sarih başarı göstıerenler süratle terfi ·e ttirilir. öğretmen­ lik ve kadınlara uygun diğe r meslekl.er hariç , memuriye. te evvela erkek memurlar, yer kalırsa da, zaruret sıraları göz önünde tutularak kadınlar alınır. S iyasi i şlerde taraf­ sızlığı bozucn hare ketler, d·evlet işinde tenbellik, neme. lazımcılık v e her türlü yolsuzluk şiddetle cezalandırılı r. Türk soyundan olmayanlar, ancak Türklerden sonra v e Türk şuurunu taşıdıklarım iyice isbat e ttikten sonra devlet memuru olabilirler.

111

-

Sosya lizm Prensibi

Çok k.e re büyük kapitalistler, ancak kendi menfaat­ larına uyduğu müddetçe milliyetç i olmuşlar, menfaatla­ rını başka yerd e görünce , tereddüt etmeden millet düş­ manlaril e işbi rliğ i yapmış, yabancı devletlere yanaşmış­ lardır. Sonra bu kapitalistler, yığınlarca i şçiy i (1) kendi menfa.atları için kullanmakta olduklarından ve bu asırda insanın insan tarafından �endi menfaati yolunda kullanıl.. ması a ğır geldiğinden, istismar ediliyor hissi uyanmakta ve sınıf kin i doğmaktadır. B u kapitalistle r ancak devle t zoruyla işçilerin vazi­ yetini islaha yana·şmakta, bunlarda bile kanunda kaça­ mak yerlıe'r bulup yan çizmekte:·dirler . . Nihayet para, mu. hakkak ki ahlakı bozmakta ve .e � ser zenginlerde, hele ser­ mayedar zenginlerde, paralaril e h erşey i yapmağa mukte. dir oldukları hiss i bulunmakta . bu hissin verdiği gurur ve ahlaki kayıtsızlık cemiyette yara açmaktadır. Filha­ kika rüşve t ve yolsuzluğun müsebbipleri muhakkak ki bu zenginlerdir. Paralarını cemiy.etin hayrına kullanan pek az zengin vardır ve bunlar istisna olduğundan, istis­ na üzerine kaide kurulamaz. Cemiyetin servet membala­ rmın mahdut ·eUerde bulunarak, paranın h ep bunların ce­ bine akması, hep mahdut kimsel.erin, milyone rken, daha çok milyon sahib i veya milyarder olmasr, paranın dar bir .

.

(1) İşçi kelimesi bütUh bu kitap boyunca, ücret mu. kah i l i iş gören her çıe şit emekçi karşılığı ıolarak kullanıl­ ııı ı ş t 1 1' .


- 1 05 sadaha birikip yığılması, muhakkak k i bir i ç t imai a ıl;ı l r t-­ sizliktir ve bu zenginliğin zeka ve dirayet mahsulü o l ıno­ sı, vaziyet i değiştirmemektedir . . Sonra, hususi mamu l le r. müstahsi1den halkın eline geçincey e kadar, birçok elden geçip her eld e

bir kar hissesi ahkonduğundan, mal lar ·

pahalılaşmaktadır.

Halbuki işletmeler devletleşince : B ir keı�e' bu servet membaları, birkaç kişinin menfaatın a de ğil, onu işleten işç i ve memurlardan başlayıp, bütün mille t menfaatına işleyecek ve para getirecektir. Sonra, "ferde,, memur ol maktan

kurtulup devle te memur

haysiyetinin

kırılmadığını

vaziyetin e

•.

giren i şçi:,

hissedecektir. Sınıf

kinleri

kalkacak, yekpare bir miUet olmak kolaylaşacaktır. Düş­ man istilası karşısında halk, şunun bunun menfaat i i çin istismar edildiği hal de, kimbilir ne için dövüş1üyor vazi­ yett e değil, kendisinin 'de

·

iktisaden

istifade .ettiği, be­

n imsediği, faa l rol 'o·ynadığı adil bir vatanı ve nizamı mü­ durumda olacağından,: dafaa ettiğini kuvvetle hisseder en büyük bir inatla savaşacaktır. Devl·et bütçes i ise, bilhassa bu servet

kaynaklarile

dolacağından, hem zenginleşe cek, hem d e amme hizmet­ lerini hep halkın sırtınd an alınma vıe·rgilerle temin etmek mecburiyetind.en kurtulmak kabil olacak, vergiler hafif­ letil·ebilec·ektir.

Nihayet, böyle bir sosyalist

inkılabın

yapıldığı ve yapılmak ta olduğu memleketlerd e komünizm gibi müfrit

fikirler yayılamamakta,

nrn kışkırtmaları ise Y3:nkı

B olşevik

Rusya­

halk arasında zerre kadar ilgi ve

uyandırmamaktadır.

iler i Türkçülüğü n Sosyalizmi : a)

Beynelmilel d eğil, millidir . S ırf Türk milletiiıin

fayd:a sı iç indir. b)

ihtilalc i

değil - tekamülcü v e tedricidir.

c) Nihai gayesi, büyiik işletmeler ve ıen çok orta lıoy işle·tmel erin bazılarının

devletleşt irilmesi

ol 11 p, m il f r i t

sosyalistler ve komünistl e r gibi, u fak mil l k l v r t i işletmeler i

devletleşt irme ğ i kabtı l

rtmn.

vr:

ıı fıık


- 106 ç) Devletleştirile n iktisadi müesseselerJ memuriyet zihniye tiyle işl.e tilmiyecek, istihsalden b'ü tün işçilıeor il­ gilendirilecektir . . d) Devle t .e liyle işletilen müesseselere hususi şahıs.. lar muayyen nisbetlerd e hisse senetleriyle iştirak edebi­ lirle r. e) Devlet bu i şletme mahsıll ve mamulatını, halkın refahını güçleştirmiyecck ve hayatı pahalılaştırmıyacak şekild e bir karla hal ka satacaktır ( tabii lüks maddeler ve içkiler bundan hariçtir) . 1 ) Devletleştfril.e cek, millile§ti.cilecek şeyler : B unun te ferruatı şimdiden tesbit ·e dilemez. Memle­ ketin iktisadi V e mali bünyesinin i nce V e derin tahlil ve tetkikinden sonra bu hususta cetveller yapılabilir ve bir ·tasarı düşünülıebilir. Şimdilik ancak ana çizgileri kona. bilir. a) B i r kere, büyük s·e rvetl.ere ve büyük ıniraslara kuvvetli mütera.kki vergiler konmalıdır ; buna karşılık ufak mirıaslardan, i kramiye ve t ekaüdiyelerden · pek cüzi v·e rgi a lınmalı, zaten ufak olan bu meblağlar, bugün yapıldığı gibi, işe yara� az hale getirilmemelidir . b) B üyük bina sahiplerinden de, fazla i rat tesbit ed il­ diği takdiı:-de, ayn ı şekilde vergi almalıdır . c) Büyük araziler devletleştirilmeli ve sonra bunlar, topraksız köylüyıe· dağıtılmalıdır. Bugün Toprak Kanu­ nu ile bu hayırlı i şe başlanmıştır. Buna hız vermeli, fa.. kat topraklandmlan köylül·e.re de ufak bir işletme se:r­ ma yes i ve vasıtaları avans .olarak mutlaka verilmelidir. ç) Miktarı çok fazla olmasa bil e , muayyen bir zaman boyunca verimsiz bırakıldığ ı anlaşılan hususi servetlere ve lükste, s :Jahatte kullanılmakta israr edilen servetlere - kendi hadleri fazla vergiler·e, tabi tutulmamış olsa bile devlet tarafından e l konulur v e bankalar vasıtasile o fort­ ler hesabına işletilir. d) B ilyUk servet kaynakları, madenler, taşıt vasıta­ lar ı, büyük sanay i işletme'ler i istisnasız olarak milletleş'


- 107 tirilir ve }şletilecek olanlar da ancak devlet eliyle işle. tilir. e) Fazla işç i kullanan bütün orta işl e tme l er de de v. letleştiri lir. f) Fe rt teşebbüsi e rine +erkedilenlıe r 1se, kullandık­ ları her türlü .i şçilerin emniyet ve refahlarını Beveriç .

planına benzer bir sistem dahilinde i çtimai s i gort al a rla garanti e tme ğ e mecbur tutulurlar. g)

Devlet dahi işlettiği

bütün memur

ve işçi lerini

ayni sistem dahilinde koru•nağa m;ecbur olur. h) Fakir halkın yaşama seviyesi yüks e l t i l ecek, sefa­ let önle necektir.

i ) Z engin fakir, bütün Türkler, yeter derecede kon �

forlu, fakat s e rt sıhhi v.e spor l u ,

ğa a l ı ş t ı r ı lacak, lüksle rehavete

bi r hayattan zevk _ alma­ ka ça n yaşa y ı ş l a mücade­

l·e edilecektir. 2) Devfot işlıetnıesinde iktisadi esaslar :

Muayyen bir istihsali olan her devlet iş l e tmes i en ufak i şçi s i n d e n , en büyük idareci memuruna kadar, her ,

ay maaş almakla beraber, ayrıca istihsalin neticıe!siyle de ilgilendirilirJ.er. öyle ki, mesda filan fabrikanın malları

piya sada satıldıkça, iıunların hasılatından onu hasıl eden­

lere pay çıkarılır. Bu hisse

(mesela

% 10) , işçisinden

i dar e müciürüne kadar pek a7. farklı o lar a k ya her ay, ya da h e r 3 ayda bir, tevz i · ed i l i r . D evlet satış bü rolarınd a l<i ,

işçi ve memurlar için de aynı usul caridir. konulur. Ayrı ca, bi r r.e kor müsabakas ı beti

Çap

n is

­

t a b ii nazara alınmak şarti le , ayni cins işletmeler ara­

. rekorları tesis arttın. nisbetleri hisse edilir v-e• bu rekorları kıranların kıramıyan veya ba�ka bir ]ır. Ke n d ik en d inin rekorunu işletm e tara f ı n da n rekoru aş ı lan işletmenin hisse nisbeti sında isti h sa l veya rağbet edilen kalit e .

eski haddine iner.

Nthayet, 4 y ı llık kalkınma planları y ap ı l ır ve h e r iş­

l etme için o dör t yıl i ç inde e rişilecek asgari seviye t e fe r

­

ruat ına kadar

teshi+ edil i r. Bu planiarın başarılıp başa-


- 1 08 r ı Jamayışina göre d·evle t mükafat veya mücazatta bulunur� Sosyalist bir meml ekette başarı

kazanan usul gereğince

"hamle ekipleri,, teşkil olunur ve aksaklığı görül en işl e t­ m eye bunlar muvakkaten sev kedi l i r ; bu ekip ora işçileri n e,. gecikme düzeltilincey e kadar yardımda bulunur. işletme

idarecileri, ihtiyaçları hakkında merkezden haksızl ı k ve­ ya l akaydi görürlerse, Yüc e Kuruiun Mille t müfettiş l e­ rine şikayet ederler ve tahkika1; a ç ı l ı r. Hükümet lakaydi­ den rnesul tutulur. . Bütün bu hararetl i çalışma, plan l ı ve teşkilatlı olaca­ ğ ı ndan, işçilerin fazla yorulmasına meydan verilmiyec e k ve mecburi çalışma saati dışında bırakılacak bir iki saat­ l i k ihtiyara kalmış bi r paydan başka daha fazla çalışmak yasa k .

olacak,

e ğ l·e nceleri,

işçilerin

devlet tarafından çok

gezm e

seyahatleri

ucuza temin edilecektir. işçinin

Rusyadaki gibi öldüresiye ça lıştırılması me nfur sayı lacak,. bilakis memur ve i şçilerin maddi r e fahla birlikte, eğlen­ celer i ve kültür edinmeleri' d e temin e d iJ.ecektir. Millil eştirilen büyük devle t tarafından

ç iftliklıer ancak

i şletilecek, k::ı.ide,

bunların dağıtı lması olacaktır.

muvakkaten

topraksız köylüye

Toprak i şlerinde, küçük

ve orta mülkiyeti n şahsi teşebbüsl e 1şletilmes i v e gelişti­ rilmesi. kabul e d i l ecektir.

Devl etin henüz el atmadığı alanların boş kalmamasr

Ç

v e teşebbüsün teşvik i i b d e kanuni garantil er ve hak­ lar tanınır : hususi müteşebbi s l e r, r i nin

işl e tmelı�rinde işçil e­

hakkı n ı yememek şartile, kardan tam istifade e der­

l e r . Devlet bu işletmeler i s atın alacağı zaman ise, müte­ ş e bbislere tazminat verdikten başka istihsal den daima ·a­ müteşebbislere ve ya varisleri için muayyen bir hisse hak­ kı tanır.

Devl etin

d i ğ.er memuriyetlerinde,

memur kullanılacak ve

dolgun maaşlı az

k ı r tasiyecilik asgari haddine in­ • dirilerek. bu hususta " Am e r ikan,, si stemi esas tut ulacak. tır.


- 109 -

iV

-

Barışçıhk ve Anti - Emperyalizm Prensibi

Atom çağının ileri Türkçülüğü, şu esaslar içinde Ba­ rışçı ve Emperyalizm düşmanıdır : 1 ) M iUetlerarasındaki kanunsuz çağ, kuvvet çağı ve B i rleŞmiş MilleUer gibi teşekküllerin henüz tam gü ven veremedikleri çağ devam ettikçe, Türkiye silahlandı. cılacak, bir silah sanayii yaratılacak, ordu kuvvetli, gen� l i k atılgan, halk uyanık bulundurulacaktır. 2 ) Herhangi bir tecavüz veya işlerimize müdahale, yahut insanlık adına ga olsa, milli varlığımızı kald ırmak, eritme k 'teşebbüsler i karşısmda, bir an bile te reddüt edil­ meden harbedilecektir. 3 ) Milli hak ve menfaatlarımız evvel§. miUetleraras ı teşe.kküllerde, sonra da kuvvetimizle müdafaa edilecek­ tir. 4) B irleşmiş Milletler Ku rul.unun başarısı için azami gayretle çalışılacak ve yardımlarda bulunulacaktır. 5 ) İster Birleşmiş Milletler Kurulunun gelişmesi, sur.etile, isters e yepyeni bir adım şeklinde tatbikinıe' kal­ kışılacak "Dünya Devleti,, projesin e azami bir iyiniyet Ve enerj iyle yardım 'edil ecektir. Bu Dünya Devletinin, milli varlıklara dokunmaması, milli hususiyetler e ilişme­ mesi esasına dayanması ve iri, ufak, yen i sömürge, eski sömürge gibi farklar gözetmeden, bütün miletlerin hür­ riyet ve istiklali prensibini ön plana alması istıenecektir . Tab i atile bütün dünya Türklüğünün bu prensipten isti­ fade etmesi tezi en evvela müdafaa edilecektir. Fazla nü­ fuslar için, çok az nüfuslu geniş yederde (Afrika, Avus­ tralya, Güney Amerika gibi) ve yerli halkın sömürülme. mes i şartile yurt e dinebilmeleri meselesi hakkaniyetl e kabul e dil ecektir. Yurtsuz milletlerin (mesıda Yahudi­ lerin ) , kimseye ait olmayan veya az nüfuslu kıtalarda yuut edinme hakları tanınacaktır. 6) H e r n e ad ve şekil altında olursa olsun, emp,e rya­ l izm yasak sayılacaktır. ·


iKiN C i · BÖJ.. Ü M

KISA

PROGRAM

1) Milliyetçiyiz : Türk milletini bir değil, birçok bağlarla birbi r i ne· bağ

..

lı 60

mi lyonluk bir millet o larak bilir, mill etimizi ve va­

tanımızı a şkla sever, milletimizin

bütün milli hususiyet..

l e r ini be ğenir, korur v·e gelişmelerine veya faydalı

gelene klerimize candan

çalışırız. Zararsız b�ğlıyız.

Bu nların

gelişip asrın ihtiyaçlarına uygun olmasına çal ı şırız, fakat en ufak zararı görülen gelene ğimizi de terk.e decek kadar inkılapçıyız. Kendi kültürümüzü ön p l ana alır, fakat dün­ ya kültürünü d e ihmal etmeyiz. Türk milletin i hıer miUe­ te tercih eder, yaradılıştan onda var olan cevher v.e kabil i..

yet e i nanır, bütün öteki mille t ve soylara üstün biliriz. tercih sebebiyle, kanımızın

Bu

karışmasın ı da, milletin esas

işlerinin bizden daha a z e h i l olan soylara

bırakılmasını

da istemeyiz. Türk milletinin daima müstakil ve milli bir­ l i k haiinde bulunmasın ı prensip ıo·larak kabu l eder ve bti prensibi gençli ğ e ve halka

a şılarız. M inet işlerinde va..

tanperver!ik, dürüstlük ve çalışkanlık şartlarına önem ve ­ ririz. Mille t için faydalı prensipler güdülmesini, zararl ı yollara sapı lmamasını ister ve bunun için çalışİrız. Büyük milli ve içtimai davalarımı zı i yi bilme ğe,

benimseme ğe,

tam il gilenmeğ e ve bunların halline çalışırız. Davalarımızdan birkaçı buhran ı geçirmektedir.

(1) :

C emiyetimiz bir A hlak

Ahlak İnkılabı şarttır.

Kuvvetli

b i r ferdi vicdan, olgun şahsiye t v e cemiyet duygusu vere­ cek olan Ahlak t erbiyesi, muhakkak ki mekteplerd e başla..

(1) Bu

kısımlar son dakikada zaruri olarak çok kısal­

t ı l ı p e traflı izahat ikinci baskıya bırakıldığından, şimdilik

1 944 de yayınlanan "'Miladl ı k i tabımın i l k bahsine müracaat r t nı r l t r i n i rica e derim.

hu hususta t afsilat isteyenl erin, 1 i y e t ç ili k Yolunda,,


- 111 -

nacak, yayınlar' v e hatta sinemalarla devam edilece kt i r . Lüks, kumar, içki; ahlaksızlık ve yolsuzluk gibi yaralara karşı çok şiddetli davranmak da bunu aynca sağlıyacak­ tır. Okullarda spora birinci derecede önem veri lmesi, ya l­ nız vücutları değil, ahlakları da koruyacak, gençliği milli davalarla ilgi l'e ndirmek, başıboş duran enerj isinden bu yolda (mesela köy kalkınması işlerinde) istifade etmek, nihayet genç evlenmeleri teşvik ve bunları mümkün kıı:la. cak şekilde devletçe yardımlarda bulunmak, bu davanın kökten hal li i·çin gidilecek başlıca yollardır. MilJi Eğitim davası : Gerek terbiye, gerekse tedrisat sistemimiz, kökten değişi.k likl.e, modern ihtiyaçlara daha uygun müsbet bir yola sevkıedilecek, hem de ahlak ve mil­ liyet noktalarından yeniden gözden geçirilecektir. Genç. lik d avası başlıbaş ına bir meS"e le olarak e le alınacaktır. Ni­ hayet devlet yayınlaı:ında , milli e serler meselesi , hümaniz­ madan daha ön plana geçirilecektir. Teknik ve Sanayi davası : Med.eniyet v e fen a lanınd� ki büyük geriliğimizi süratle düzeltmek için hiçbir fıeda­ karlıktan ç·ekinilmiyecek ve azami enerj i sarfolunacaktır. "On yılda on asırlık iş yaptık,, gibi bo� övünmelerle avun. mamıza bir son verilecek, Türkiyenin tabi i servetlerinin işletilmesi, bo l teknik eleman v e mühendis yetiştirilmesi, enstitüler kurulması, yüzlerce fabrika yapılması, Türki­ yenin bir sanay i memleketi haline getirilmesi için bilgiyl e, enerj iyle, devemla ve sebatla çalışılacaktır. Tahsil mese­ lesi, istikraz meselesi, Gençlikten istifade meselesi, pro­ gramlı ve planlı çalışma meselesi, Sosyalizm, Haml e e kip­ leri, rekor müsabakaları, müstahsillere istihsalden hiss e verme!k e sasları. dürüst , bilgili, çalışkan ve faal hükümet adamları, bu davanın · hall i için gereken şartlardır. Köy davası : Yepyeni 25.000 köy inşası, topraksız köylüye toprak verilmesi, ağır yüklerden ve vergilerden kurtarılması (Hazinıenin bu vergi açığı fazla zenginlerden alınacak müterakki v·e rgilerle kapatılacaktır), refaha ka. vu§masını sağlamak, sıhhat ve bilgiyi köyler e kadar gö·


- 1 12 -

türmek, kooperatif usulleriyle, köy �razilerin i modern ziraat makineleriyle (memlekıette ilk o larak ziraat sana­ y i i kurulacaktır) toptan sürmek ve biçmek, tohumları, .hayvan nesillerini, gübreciliği, ziraatçiliği islah etmek, sulama meselesini halletmek, köylüleri muayyen mev . simlerde devlet vasıtalarile pek ucuza yurt içinde gez­ dirmek, uyanı1J: olmalarını, e ğlenmelerini sağlamak .. ilh. Ne güzel, ne büyük işler, d e ğil mi ? Yapılaca� bunca -muazzam işi ol duğunu idrak edecek olan Gençlik, caza, eğl.enceğe , sefahata ve başıboşluğa dalabil ir mi? Asıl sa. .aıdetin, bu ülküler ve davalar yolunda ça lı şmak olduğunu Gençliğin toptan hissettiği gün, memleket davaları hal­ led i lme yoluna gireoe.k tir. Daha çok davalarımız var : zihniyet, dil, din, fıtri cev­ herimizin korıınması, milli birlik, idare, kırtasiyeci l i k ilh gibi, inkı lap ve çare bekleyen nice nic e muazzam .milli davalar... işte milliyetçilik, bu davaların bilinmesini v e halle­ .dilmesini de ami rdir. Milliyetçilik bunun için büyük ve ı:azizdir. Bunun için faydalıdır. 2) Şahsiyetçi DemokratJz : Modem Demokrasilerin bütün hürriyetlerine· taraf­ tarız ve bunların kağıt üzerinde kalmaması, tatbik ediL mesi ve zorlanıp sapıtılmaması için gerekli te dbirler sağ­ lanmış, müesseseler tasarlanmıştır. Ancak yabanc ı bir devletin menfaatların ı gütmek, milliyet v e aile düşman­ lığı, isyana, diktatörlüğe, irticaa, dini taassuba teşvik, hiçbir veçhile ha�betmeme_k için p r o pa ganda gibi, milletin emniyetine karşı işlenen a ğ ı r suçlar hürriyetten isti fade edemezler. Fakat bu ta hd i d i hükümet değil, Yi.ic e Kurul yapar v e ya r g ı lar S eçimler tek d er_e c e l i ve gizl i oyla ya­ pılır, tahsil ve liyakate görıc· her . vatan daşın oy adedi bir grup tasnifin e tabi tutulmuştur. Fazla oyluların ye­ kunu h i çbi r zaman t c'.( n vhları aşamaz, sadec e reyler da­ ğıldığı z a T. 'l n t esiri görülür. F az l a oy sahibi olmak tahsil­ slzlt r i ç ! n bi1 � mUmktindür. Seçilen 300 milletve'.dli Ka-

-

..

.


ı· · · --�·:

- 113 -

mutay ı tEşkil eder. Yüce Kurul 40 kişilik bir Ayan Mec­ l i sidir. İk i Meclis arasındaki ihtiHi.f, kongre halinde top­ lanan iki Meclisç e (Kurultayca) hallolunur.

3) Mu.f,ed1'ı] Sosyalistiz : Milli, tekamülc'ü, tedrici gidişl i V e makul sınırlı bir Sosyalizm güderiz. B üyük servetlerden müterakki vergi­ ler alınmasını, aşırı ve istismarcı sermayeler in önlenme­ sini isteriz. Büyük s·ervet .kaynakları ve büyük i şletme­ ler, fazla işç i kullanan orta boy i şl,etmeler fıep devletleş­ tiri�ir. Hususi teşebbüsün makul bir hissesi mahfuz tutu­ lur. işlıetmelerde çalışan her emekçiye, istihsal karından hiss e hakkı tanınır. Planl ı ve rekor müsabakal ı çalışma sistemi kabu l e dilir. Devlet işletmeleri - lüks v,e i çki mad­ deleri hariç _ fazla karla satış yapmaz ve hayatı ucuzlat­ mağa, halkın ihtiyaçlarını karşılamağa, sanayi i nşası sı­ rasm ı buna gör e düzenlemeğe bakarlar. Ger·ek devlet iş­ letmelerindeki, g·er.ekse hususi işletmelerdeki bütün iş görenlerin ve i şçilerin asgari maaşları, ııdah v·e emniyet­ leri, iş, hastahk ve ihtiyarlık tekaüdiye sigortaları, Be­ veriç planından mülhem bir pHin gereğince garanti altı­ na alınır. Halkın sefaletten kurtarılması esas tutulur. Lüks, se fahat ve rehavetl e mücadele edilir. Toprak sos. yalizmimiz, b'üyük arazilerin bir kısmının topraksız köy­ lüy·e dağıtılmasından i barettir. 4) Ba.nşçı vıe Anti - EmperyaJiıstiz : M illetlerarası güven sağlanıncaya kadar milletç e kuv­ veti i ve silahlı bulunmayı, ·en ufak bir tecavüz e silahla karşı koymayı esas b iliriz. Ancak Birleşmiş Milletler Kuruluna ve Dünya Devleti proj esine, ıMilletler aras ı münasebetlerde istiklal, Kanun ve Barış çağının doğması için,azami yardımı insani ve milli borç biliriz. Ber. çeşit emperyal izm e düşman v e bütün dünya milletleri i çin is­ tiklal taraftarıyız. Dünya .Devletinin, milli varlıklara say­ gı göste rer·ek kurulabilec·eğine inanırız. Ve esir Türk ülkeF: 8


- 1 14 ]erinin de bağımsızlığa kavuşması davasını, bu miJletlera... rası kuru 11arda enerjiyle ve sebatla müdafaa ·e deriz.

üÇüNCü BÖLÜM D E L i L L E R A) Bu Prensiplerin Türklerin Fikir ve Fiil Tari h i nde Yeri 1) Türklerde Milliyetçilik :

Türklerde milli duygu okadar malum bir şeydi r ki .. bu alanda fazla bir şey yazmak fuzuH olur. "Türkçülüğe Giriş,, adlı kitabımın 44 üncü sahifesinden 92 inci sahi­ fesine kadar olan kısmında bir hayli izahat verdiğim için, bu hususta etraflı malUmat isteyenlere bu eser i tavsiye etmekle mazur görülmemi dilerim. Kısaca, Yuye'nin, Bil­ ge Kağanın, Tonyukukun , Ziya Göka1pın gıelenekçi mil liyetçiliğini ; Orhun Yazıtlarının, destanlarımızın, Kaş.. gar!ı Mahmudun, O ğuz Türkleri masal larının, Vani Meh­ h1et e fendinin, üveysinin,, Namık Kemalin, Mehmet Emi­ nin, Atatürkün, azçok farklarla milletin i üstün bilen, ter­ cih, eden, ancak Türke güvenen milliyetçiliklerini ; Me­ t.:·n in, Gök Türk bahadırlarmın, Çingizin, Gökalpm, Ata­ türkün tam istiklal ve milli B irlik Türkçülüklerini ve Atatürkün İnkılapçı milliyetçiliğini işaret etmek ve ha­ tırlatmak kafidir. B ir iki örnek de verıelim : Yuye : ...

"Metenıiın oğlu Gıyüy Yabgu�nuın da.:nışmanı (müşavi

..

ri) Yu·yıe , Türklerin adet, kültür ve ahlakça Çıinli�şm11-

me:;i için bütü'n ./c,uvvetleriylıe ç,alışmış

ö!ii'nceye kadar gayri milli tesirlerdeın Tü·rklüğü kuııtarmak içı'n rh'1in. mlş bir Türkçüdür,, (Türkç.üJüğe Giriş, sah. 51) vıe

Orht!.n Yazıtlar ı : "Türk beyi.eri, Türk

adlarını

bı.r.akmrşkı:rdr

..

Fakat


- 1 15 -

Türk Tan.rrsı, Türk mi/1e ti yok olmasrn, tekraır millet ol­ sun diye ... Türk tür.esi (örfüadeti, geleneği) bozulm Uf oJa.n mirlleti, ecdadımın türesince yar.atmış. . . Ey Türk mıı.;. Jeti! Kıeındin:e dön ! .. ,, (Eski Türk YazıtJıarr, H. Namık Orkun ıte·r cümesl, C. I, sah . 34, 35, 40, 1936), O rhun Yaz ı t ları :

"Türkleri başka ül'keJerden daha iyi

T. Yazıtları, S'ah.

kıldım.,, ( Eskı'

43)

Kaşgarlı Mahmut :

Tü rk adınr verdi.. Orıl'arı herkes.e ü$. tün eyledi. .. Ulu/:uk ancak Türke yaraşır.,, (Divanü La­ ga•t.ılt- Tiirk, Besı�m A talıay tere. C. I) " Tanrı· onlara

Ded e 'Korku t :

"Eline girmişken, bfre kafir, öldür beni, işkence et ben·i! Sal krlı cmı, kes başımı,

Kılıcından kaçtığım yok ! (fakat) Kendi aslımı, kendi kökümü kötülemem ! Oğuz erlıerj. d ururken seni öğmem !,, (Orhan Şaik Gökyay, Dede Korkut nakUnden>) Türk

-

O ğ uz soyunun müthj.ş

apoloj isini yapıp gök..

lere çıkaran eski bir O ğuz vesikasında şunlar da yazılıdır :

"A slıın, kökin bilmediği yerde n kız a:lmasa, uruğun tur uğı n tanıma dığı soya kız vermese. .,, (Oğuznimeı el ­ me!ihur bi - A tal'ar . sö.zı', O . .Şa:i'k Gökyay basması, 1938) Gene Dede Kor.kutta :

"A slan e niği . yine aslandır,,

Anadolu ata• sözü :

"Çakal eniği kurt olmaz,,

Namık Kemal :

"Bu ka.n yiııe o kandır!,, · Mıe hmet Emin : "Ben Mır

TÜ'rküm, dinim, ciınsjım. uludur!,,

A tatürk :

"Bir Türk dü nyaya bedeldir !,,


- 116 Muhta ç olduğun kudret, damarla.rJndaki asil kanda

"

mevcu.ttur.,,

lnönü :

"Biızim milletimiz, MiJlıetleıriın en :ıerefUsİdı1r.,, 2)

Türklerde Hürriyetçı'lik (Demokrasi) :

En esk i Türklıe'rden, yeni zamanlar tarihinin mutla. kiye t sistemlerinin · başlarına kadar, Türkl.erde mükemmel bir Kurultay sistemi görülür. B u Kurultay, hükümdarın bas i t bir "İstişare Meclisi,, değildir. Hakları, yetkileri bulunan öyle bir kuruldur ki, aşağ ı yukarı onun benzeri olan en eski İngiliz Parlamentosu nasıl fert hürriyetle ri­

nin ve modern demokrasinin senbolü haline gelmişse, Türk Kurultayı da, yabancı tesirlerle son zamanlarda tas­ fiyeye uğramasaydı , aynı modern demokrasi şeklini ken­ di tekamülüylıe· ihraz edebilecek mahiyeti bünyesinde ta­ gıyordu. Mialfim olduğu üzere, eski Türk cemiy.etinde bir Hakan, prenslel', aşiret ve boy beyler i bulunur ve, asil olsun olmasın, milletin seçkin kimselerinden seçilen Tar. hanlar vazife görürler. Kurultay işte milletin bu ileri ge­ lenler inden, hakanın llltfu:Yla değil, bir hak olarak terek­ küp e der. Bütün d.evle t işleri burada görüşülür, hüküm­ dar en şiddıetl i bir dille tenkit edilir v e Çingiz gibi, Ti­

gibi kudretli hakanlar bile bunların hür konuşuşun. dan dolayı onları mesul tutamazlar. Bilakis, fikrini açık söylemeyenle r ve çekinenler hoş görülmemiştir. Bu mü­ nakaşalar sonunda hakan, ekseriyetin hangi taraf.aı mey­ lettiğini gö.r ür ve bunlar i çinden 6-7 kişil ik bir "Cankı,, ayırır, müzakereyi onlarla devam eder. Neticede, bu gru­ bn;ı ekseriyetinin benimsediği fikr e göre karar verir. A s. kai ha·r·ekat mesdeleri hariç, (1) hükümdar ekseriyetin fi krin e muhalif bir karar alamaz. Alacak olursa, hemen o anda iskat olunur. Çünkü fiili kuvvet d e ordu ümerası mur

(1) Hatta askeri harekatı bakan çok kere danışma su­ retile dahi kimseye açmadan kendi başına kararlaştırmış. tır.


- 117 olan ve ekseriyet ·olan bu beylerin ve tarhanların elinde­ dir. Nadiren, ekseriyete rağmen tek kaldığı fikrinde ka­ ğanın isra r -e dip bunu tatbike kalktığı halde iskat edilme.

mi ş olanlar da mevcuttur : Mete gibi. Bu halde Kurultay, Şefin fevkalade kıymetini hesaıba katmış ve fevkalade bir

kararla kendi fikrini icraya

başlamasından mesel e çıkar..

mak i stememiştir. B•e.yler ve tarhanlar, halkın

e kseriyetinin meylettiği

fikri bilir ve kurultayda onu müdafaa e derler. Yahut da, tuttuklar ı yol halk - yani aşiretlerinin çoğunluğu _ tarafın­ dan benimsendikçe be y kalabilirler. Yoksa halk, " S eni is­ temiyoruz !,, diye onu a tar v e "bizım beyimiz şudur !,, de­ yip kendilerine yeni bir bey, yan i mümessil seçeder. Hat.. ta bu hazan, herşeyin t am ittifakla kararlaştırılmasını za­ ruri kılan vet o şekline kadar vardı ğı olmuştur. işte bu su­ retle kurultayda beyler ve

tarhanlar - aristokrat olanlar

bile - ancak ve ancak milletin ekseriyetin i temsil etmekte ve milletin itimadını kaybe d·er kaybetmez bir daha Kurul­ taya girememektedirle r. B i r nevi "presidium,, olan 6-7 kir­

şilik " Cankı,, da kurul tayın ekseriyetin i temsil etmekte.. tedir. Hakan da bu ·ekseriyete uyarak hareket etti ğine gö­ re, o da milleti tam d:emokratça idare e diyor demektir. Türklerde

hakan, o

çağlarda _ hatta

XVII� inci a sıra kadar - başka hükümdarların

Avrupada tl iddia ettik­

leri gibi, kudretini Tanrıdan aldığını ve keyfi i stıediği gi. bi saltanat sürmek hakkı olduğunu hiçbir zaman iddia et­ memiştir. B ilakis, hükümranlık hakkını halktan ve halkın i yili ğine, milletin yüceliğine, fakirle rin kalkındırılmasına

çalışmak için Gök

-

aldı ğını ilan etmekt·en geri kalmamı şlaxdır.

Türklerde kağan

kati yen

kale

yapamazdı. Daima

halkın elinde olması, adaletsizlik yapar, veya muvaffaki­ yetsizliğ e saplanırsa derhal mesi v e

s ığınacak,

halk tarafından öldürürıe·bil'­

mukavemet t ertip ıı:'decek yer bulama..

ması şarttı. Milli orduya karşı moyabilecek derecede kuv­ vetli bir muhafız kıtaat ı da bulunduramazdı. Türk hüküm­ dar ı ekseriya basit ve herkes kadar bir

servetle yaşardı.


- 1 18 Beyle rin halkı �zen feodal a ristokratlar olmasına ne halk meydan vermiş, ne de hakanlar müsaade, e tmişlerdir. Çi�­ giz Kağan her girdiği yerde kaleleri yıkmış, feodalittyi ezmiş, "kale olan yerd e adale t olmaz !,, demiştir. (Bunlar hakkında prof. Zek i Velidi Toğanın "ibn Fadlan Reise­ bericht,, adile almanca basılmış dünyaca meşhur e s·erinde etraflı bilgi mevcuttur ) . Ancak, eski T ürk demokrasisi, halkın -0 anlık keyfine ve hissiyatına gör e devle tin şu tarafa bu tarafa sürüklen­ mesi şeklinde olmamıştır. B eylerin aristokratizmi, keyfi­ yıet yönüne bir' unsur olmuş, Kurultay müzakerelerinde de " ekseriyet,, çok defalar, rakam fazlalığı bakımından ekseriyet olarak anlaşılmamış, reyler toplanmamış, e n kıy. metli mümessiller heyeti umumiyenin yarısına yakın bir nisbette bir tarafa meyledince, Kurultaya riyaset ·e den hakanca "ekse riye t şu fikirde,, .kanaatına varılmıştır. Fi­ i liyatta da milletin ekseriyeti bu şekil e kseriyetin karar­ larım kabul etmiştir. Bundan ba·şka, hükümdarın şahsiy.e­ ti de büyük rol oynamış, Mete gibi, Çingiz ve Timur gibi fevkalade şahsiyetlere, Iiyakatları nisbetinde y.e tk i veril­ miş, nizam değişmemekle beraber, fiil.e n onun sözü esas tutulmuş ve güveni lmiştir. A tatürkün durumu da azço k ' b una benzer. Ancak bunlar istisn.a·i vaziyetler ıo•lmuş ve bu hallerde dahi Kurultay, güvenini kaybettiği an sözünü din letmek veya iskat etmek hakkını muhafaza e tmi�tir Kurultay sonunda çı karılan "Yasa,, ların (kanun) tat. bikatr, "kuvvetli v e otoriter hükümet,, şeklini tam olarak göst.e rir. Demokratik rejimli esk i Türk d.evle tinpe icrai kuvvet, hiçbir zaman zayıf otorit·el i olmamıştır. Yasaya itaatsizlik derhal ölüml e cezalandırılırdı. Bu bakımdan millette örnek bir disiplin vardı. Hülasa, Türkler "Kaın unlu,, v e "Ka:nunu sayar,, bir milletti. Kanun , disiplin, hürriyet v·e halkı temsil. Olgun bir Demokrasinin b ütün gerekl i şartları esk i Türklerde mevcuttur. Ne yazık k i Arap, İran v e B izans tesirleriyle


- 1 19 gitgi de mutlakiy<ete kayıldı ve kurultay müessese si kay­

boldu.

Namık Kemal, i stibdatla savaşan büyük bir siyaset ve fik ir kahramanımız olmuştur. Hürriyeti en güzel o ter. rennüm ·etmiş ve Türklere hatırlatmıştır. Dadaloğlu'nun "Ferman

padişahın, da ğ lar bizimdir !,, haykırışı da bunun

halk ağzı ndan en epik bir şekilde ifadıeı edilişidir. Köroğ.

lu, Sepetçic;>ğlu .. gibi halk kahramanlar ı da, istibdatl a hür­ riyet için dövüşen, hürriyet aşıkı e,zeli Türk ruhunu tem­ sil ·eden bahadı rlardır. M i that Paşa ile Ali Süavi'ye ge lince, onlar, Demokra. si yolunda büy ük şehitlerimizdirler (1) : Bizim burada teklif etti ğ imiz Demokrasi, bu Türk rejiminin modern icap lara uygun bir şekilde ihyasın dan başka bir şey değ·ildir.

3) Türklerd'e Cemiyetçilik (SosyaJ:izm) : Gök Türkler :

"Gök Türklerde hükümdıaxm asııl vazif.es1., mı111eıtini çalışmaktır. (Eski Türk yaz ı tları, H. Namuk Orkun, 1936, C. I, sah. 14) refah ve �aade·t içinde yaşatmıaığa

Orhun Yazıtları : "Türk -Milleti! Sen tıok ola caksın ! A çsan tokJ,uk �­ dir bilmezsfo ; bir dıe doyaı· isen a çlık nedı'T liıVm'ıezsin ... Amcam hakaın t,ahta ort.ura-ra k, Tüırk mi.Jletı'ni yüce etti,

doğrulıttu. Fakil'i zeııgin kı.Jdı, azı çok eyl�di... Türk mil­ leti için gece

1 Küçük kar­ uyumadım. G ü n'düz oııt uT111adım.

deşim v:e ı'kci şad ile ölesiye ça'fı:ştrm.. Ben Me·n,dim ha.kan oldu ğumda e uaftaki yerlere v.a:rmış olaın kavim ölü ve bi­ tik bir halde, yayıan ve ÇJ'pki.Jrtr... Ondan sonta Tanrı bu� yurduğu ve talihim oldu ğu için, ölecek olan milleıti diril­

fakir kavmıi zengin, kavm i çok kıldrııı.. . . Türkleırime, milJıetim,e i'ylliği için

tip doğrulttum, çıplak kavmi elbiıs.eıli, az

(1) Atsız'ın yakında Ali Süavi hakkında bir eseri ya­ yınlanacaktır. İstifadeyl e okunacağı muhakkaktır.


- 120 gayret ettim, tok ettim. . . ilh.,, (Eski Türk Yeız rtları, sah.

26, 37, 43, 70) Dede K,orkut : Aç

" Tepe ş'bi et yığdırdtm. Göl gibi kımız sağdırdım. olanları doyurdum, çıpkıık ı�llaınıla�ı giydıirdim . .,, (Dede

Korkut, Orhan Sait Gi>kray

tere.

si)

Salur Kazanın "yağma ziyaf.etleri,, çok daha müthişti : Bu ziyafetlerde · beylerl e halk tamamile yiyip içtikten sonra S:ılur K.ıazan eşiyle birlikte evinden çıkar varı yoğu her ne varsa yağma edilmesin i rica e d·e,rdi. Eski Türklerde, tıe·k servet kaynağı olan harpt e elde edilen ganimet fertlerin şahsi malı olamaz, hepsi kağana teslim edilirdi. Kağan da bunları içtimai b�r adalet esası üzerinden herkese dağıtırdı. Tabii yararlık göstermiş olanlara fazla verilirdi, fakat kimse "ben şukadar ganimet el de etmiştim,, diye bir hak iddia edemezdi. Eski Türkler ve Ziya Gökalp : Hem Eski Türklerdeki sosyalizm anlayışından, hem de Z iya Gökalpın bu husustaki kendi fikirlerindıen örnek verebilmek için, "Türkçülüğün Esasları,, adl ı eserinden bir parça naHedelim :

"Türkler, ma zide najJ oldukl;m. ikti'Sadi refaha istik­ ba1de de mıazha'l' olmaJıdırJar. Hem de 'kazan'I'.Jla.cak servet­ İer Sa/ıu,r Kazaıı1ıl1n zengiı111.ı'1ği gibi, umuma a1:t olmalıdır. Türkler, hürdyet vıe i'st.ılklali sevdı1kleri ı'çin, iştirakçi (komünist) olama zl;ı'l'. FaJtat müsavatpe·rver oldukl'arm. dan dolay:ı� ferdci de kala.in1ı8.�lar. Türk ha.rsrn'ıa: en' uygu.a ola n sistem so!idarıiızm, yani tesıanütçülüktür. Fer di mül­ kiyet, içtimai tesaınüde hadi.in bulunmak şaırtik mıe�rudur. Sosyalistlıeırin :V.e komünistlerin ferdi m ülki.yetıi ilgaya te­ şebbüs etmeleri doğru dıeğNdfr. Yalnız, İçthnai tesanüde hadiıın ol:maya n feırdi mülkiyetler vaırsa , buınila:r meşru sa­ yılamaz... "Demek ki Türkllerin içtı'mai mefkuresi, ferdi mülki-. .vı> ti kaldırmaksızın içtimai Servetleri fortJıe� gasbettir--


- 121 memek, umumıU'n menfaatine sa.'l'f'tertmek üzere, muhafaza ve tıenmiyesüıe

sah.

çaiı:ımaktJr.,, (Z. Gökalp, adr

geçeıı eser,

137, 138)

Ziya Gökalp bu Cemiyetçilikte çok daha ileri gitmiır "Ben, sen, o y ok, Biz var.ız !,, v'e "Göğde senin, can onun" gibi p rensipler vazetmiştir. Kıemalizm inkılabının iki okuna da, hiç olmazsa niye­ tin nişanesi olarak, işaret edelim: : IJ evl�tçifik, llalkçrlrk .

Atsız'ın ve Borkutçuların Sosyalltti.

Türkçülük

anlayışları da.

4) Baırrşçrlık : Bunun izlerini t arihimizde ve fikriyatımızda bulup gösteremeyiz, çünkü hakikaten bize yabancı, sırf bu asrın bir zarureti olan bir prensiptir. Barış felse fesini tarihimiz­ de bulamazsak da, onu doğuran Merhamet duygusuna. bol bol rastlarız. Bartold'un da "Orta Asya Tür,k Tarihi

üzerınde konferanstlar,, adlı es·erinde, adeta istemiye i�· temiye itiraf e ttiği gibi, Türkler katiyen kan dökmekten hoşlanmayan, bundan zevk v e neşe duymayan bir millettir. Türk, hakim olmak duygusunu tatmin için giriştiğ i sa­ vaşlarda, zaruret i cabı savaşırken öldürmüş, f2kat halka. dokunmamış, hel e harp bitince, bu müthiş savaşçılar şaşı· lacak dereced e yumuşak kalpl i ve merhametli olmuşlar­ dır. Çok kere düşmanları, Türkün gaflet derecesine varan bu acıma ve aHetID,e duygusundan istifade ederek onun kuyusunu kazmışlar, zaruri haller dışında, o gene acımıt ve affetmiştir. Türkün bu ezeli karakterini en güzel ifade edebilen· İtalyan şair i Tasso'dan bir parça nakletmekle yetinece­

ğim :

"Deviren, kırıp dökM, sNip süp üren yaman bi'l' kasır·

gayı seher y:eJi gibi yum ıışa.klaştrrmak mümkün müdüri*

Korkunç dalgafarınr k.a.'barfa kabarta yür'Üyen bir denizi birdeın �aıkinlıeştirm'ek kaıbil mıfd.'ir? Yıldırıım ı güle çevir�

mek im'k§nı var mrdır? tns.aınlar v.e haltta tıabiıat b u soru-


- 122 -

/ara : "Hayır, h ayu hayır,, demıek.te ter'eddü t etm f'!z, de. ,

ğil mi? .. Halbuki be.n nizin sevimli bir giile, düm !,,

ka'Sirgaınm

seıher yeli:n'e, coşmuş de­

yıldırım.rn güle

inkılab

et.tiğin:ı.'

gör­

"Türkten ba:hsed.ı"yorıum. Düşmanına sal'dırırken a­ mansız bir kasırgaya, kork u nç bir de nize ve· i\nsafsız bir yıldırııma benziyıen Türk, dost yan.rnda ve silahsız kalını§

düşman ka rşrsında bir sehıer yıeildh, berrak bir göldür. Gö. nül aça,n bu yeli kasırgaya, göz kamaştrrani bu gölü coŞ:­ kun bir denize, itrında asal/e t uç a n bu gülü yıldırıma çe­

virmek tabfati de inciten bılr

gaflet oJu>r!,,

(Tassa, ]erusalem deiivre, çev. Turha n Tan, Türkler içfo söylenen büyük sözler, 1936, sah . . 6)

. B) Bu Prensiplerin Kendi Neşriyatamda Yeri Bu bahsi, kitabın tesbit e dilen hacmi aşması üzerine kısaltmak ve tafsilatı ikinci baskıya bırakmak mecburi. yetind·e kaldığımdan, Milliyetçilik hususundaki neşriya.. tımdan parça nakletmiyeceğim. Esase.n buna yer dıeı ye t­ mezdi : Ergenekon, Bozkurt, Gök - Börü dergilerinde ve gazetelerd e yazdığım makalelerin ve kitaplarımın konu­ sunun beşte üçü bu mevzua aittir. B arışçılık prensibini esasen ıe.v v:dce müdafaa ettiğim iddiasında olmadığıma gö­ re, bu mevzu üzerinde durmağa imkan da yoktur. Sosya­ lizm pr.ensibin i ise, bu kitabın "Giriş,, bahsi.nde de bil dir­ . diğim veçhile, Ergenekon, Bozkurt ve Gök - Börü'deki birkaç makalemde müdafaa etmiş, "Türkçülüğe Giriş,, (1940 ) , "Kızıl FaaJiyet,, ( 1 943) , ve "Mill iyetçilik Yolunda,, (1 944) kitaplarımd3. kısaca işlem iştim. Polis tarafından el konulan evrakım i çindeki 50 zarflı dosyalarımın 42. incisi Sıosyalizme ait olduğu ve bu bahsin notlarını v e işlenme­ sini tafsiiatile burada biriktirmekte olduğum, 1 No. lu Sıkı Yönetim mahkemesinde de habis mevzuu olmuştu. Nihayet, "Mi ll i yetçilik Yolunda,, adlı kitabımın (1 94'1 ) ,

gerek 10. ;1 c u , gerekse 3 3 .neli sahif.e sinde, büyük servet kaynaklarının hususi dlerle işletilmesin e, ve i stismarcı,


- 12 3 verimsiz sermayeye karşı mücadeleyi şart k o şmu ş, libe­ ral iktisadı tenkit etmiştim. B u raya, Gök - Börünün 4. ncü sayısında ( 1 . 1 .943), "Milliyetçilerin C evab ı,, diyerek ya­ y ı nl a d ı ğ ım bir yazıdan parça almak i sterim : "Kapı�talist

milliyetçilı�k, sadece ferdi menfa;atlerin ve "milliy.etçiyim,, demek.ten ibaret­ tir. Böyle hiır davanın a1rdısıra koşmak, bugün sadece gü­ lünç 'bi:r ha reke t olur. Ça.lı:;an!ara paylıarını ve rmek, mo­ dern millıiyet �·i devle.tin en başta geıJen ödevi olmak .gerek· tir. . Geniş a',11/amile işin ve işçiını·'Il hakkı gözıetilmeyen bir ye.rı.de, mNJıiyeı.tçilik de yoktur. işi:n hakkı ve payı çalın ­ drğı yerde, "mil/i varI:ıık,, istismar ediliyor de�kti�. .. . iş­ çiyi de dü ş ünmek, omın yükselişüıi temin etmek, haıJcik1 milliy.etçiliktiır. Çünkü milJ.eı.tin uzuvlaırının yükselme'Siy­ l'e mil/.et ve- ırk yükselir. . .,, (sah. 12). tatmininı� d üşü nme k

1 939 da B o zkur tta ( C. I, sa yı 2) yazdığım "Türk Köy­ lüsü,, adlı yazı sebebiyl e (bu ra d a "k öyl ü e fıendimizdir,, p re ns i bi n i n lafta kalışına v·e köylünün dertlerine i şaret e diy o r dum) mahkemeye verildiğimizi v.e mecmuamızın kapatıldı ğını h at ı rlat tıktan sonra , bir buçuk yıl sonra ge· ne Bozkurtta, Tevetin bir yazı sını v e iktibas ettiği şi iri bas ı yo rd um ( T ür k çülü k t e B o rç ve Alacak, Biri0nci Kanun 1 940, sayı 9, sah. 205) .

Şi i r de n bir iki parça : Zavaıll'ınm y0erden bı1tm.e damı var.

Kaır.a haber dıuymak için camı var, A ğz ımızd.a Efendimiz namı var, Milktimin Efondisi işte bu.

* Kuru tarla , a.ğıaç, sapa.n . kör e�e k O.nu,n için bil'rtün' servert b u demek,

'FazJasrıta giicii neide·n

Milletimin

yetecek,

Ef.endı�si işte

bu.


- 124 -

Yağ çıkarır, bal çıkarır yiyremez, Bayramda da yenı1 bh şey giyemez, O derdini kimselerıe. diJ'!f!'meZ,

Milletimin

Efeıridi'ısi İ!jte bu.

*

Vergi veri�, asker verir, yoJ verir, Kazancını saklıamadan bol verir,

gider göğdıe, bacak, koJ veriT,

Harbe

Mil�timin , ._ _..

.

.. .

Eforidiıs.i i� bu.

* Sevinç g unu bırakılır en

geri,

Kara gü nde sürülür en ileri,

Şehit yataır, beıJ/ıi

değildlır yeru\

Mıı'.JJıe timin Efe'rl1di'Si . işte bu. Köylümüzün derdini istismara

ç al ı şan .k omünistler, en

koyu ırk ç ı ve i ddialarına göre "mürte ci , bu rj uva ,, diye ilan e tti kl e r i Bozkurt mecmuasında işte böyle yazılar çı­

kıyordu . Romantik Türkçülük değil, mak basan, halle çalışan Türkçülük.

milli

d.ertler e

par.­

yayımımdaki yerine d e çok kı­ sa olarak i şare t edece ğim. Bütün makale ve kit aplarımda bu mevzu ge l di kç e , demokrasiye inancımı a çıkça belirt­ miş, nihaye t , hür ko nu şma ktak i israrım sonunda ben de Burada yal nı z "Türkçüluğe 1944 d e tevkif ıe d ilmi şti m . Giriş,, ten parça alacağım. 1 940 de yayınlanan bu eserim,. prog ra m kit ab ı m mahi y e tin d e o l d u ğ un dan, deli l t eş k i l et­ mesi bakımından önem i takdir edilir. Tll rkçülüğü Faşizm şeklinde göstermeğe ç a ba laya n lara cevap verdiğim sahife ) erden : "Türkçülüğün Faşist ideıolıajilerden ayrıldığı nokta­ lar çok m ühim ve esaslıdır. Onlı,arın "dikt.atör . şef,, pre.11-· ı;İbi ile bizim "hiirriyetçi ve disiplhıJıi devlet,, pnnsilJı"'.. mİ7 arasında tam bir ayrılıış vardır. Faşist ı'deo1ojflerf Demokrasi prensibinin

·

•.


- 125 esas oJa�ak şefin yamlmazlığı,nI kabul ederleI. Bu

tek,,in

"

emiırlerı'ıııfı körükörüııe itaat ederler. En delice teıebbüs­ Jerde bile, hiç bir danışma, İıti-taz ve tenkit mercii yoktp.r. Diktatörün istibdadı önünde devleti idar-eyle mükeJJei o­

lanlar bNıe dalkavu'klaşu .. Fikir k.ıarşıl<ı§,tırmala:rına ve iti. ra zlıara hiç müsaade edilmediği içiın, her şey bu "tek,,iıı

çok kere yaınhş yer1e saplıa:n;ı.bileceği 6ir oJacaktrr. Meclis vıardıır. Faka.t d�lktatör, i§lt!ri

kafasına göre

-

fikre göre yaptık tan sonra gelir iza·hıat verir ve kendini a·lkışl;ıtır I Halbuki Türkçülükte vaziyet bambaşkadır .. ,, (sah. 31, 32). -

Ve Türkçiilüğün demokratik esasları tekrar e dildik­ ten sonra : "Yaptıktan sonra değil, yapmadan Meclise müracaat ! .. İşt,e, Faşist diktatörlüğü olduğu kadar, demokrasinin par. tici prensibine ve ekseriyetin ruhımz ra.kkamlarına da kıy­ met vermiyen bu öz Türk rej imin e "disiplinli demokrasi,, diy.oruz (1).,, Şu parçada da, Polis - Devler rej imlerinin başka bir cephe.si tıenki t edilmiştir : "Faşist, Nazist, Bolşevik diktatörlükler (2) , ('Milli B irlik) , (ülkü ve Fikir Birliği) mazeretleriyle, fikri sa­ hada da yeknasaklığı zorla teessüs ettirir, kabiliyıetleri ve

(1) O sıralarda fırkacılığa aleyhtardım. Parti hırsla­ yanılttığı ve parti menfaatin i millet menfaatından önce düşündürttüğü bir hakikattır. Ayrıca fırkacılı ğın millet­ leri tefrikaya düşürdüğü ve düşür,eceğ i d e bir g�rçıe•ktir. işte bu mahzurları d olayısile, ve Balk.an Harbinin rezaleti hatırasile, particiliğe muarız bulunuyor, hürriyete ve se­ çimlere dayanan, fakat partilere bölünmeyen bir Demok­ rasi tipini tercih ediy·ordum. Ancak bugün, particili ğin, zararından daha çok faydası olduğuna inanmış . ve yanlı. ı;ıım ı kabul etmiş bulunuyorum. Parti murakabesinin, hat­ ta Parti mücadelelerinin, zararl ı. tarafların a rağme.n, mil­ lete daha çok faydalı oldtıklan anlaşılıyor. (2) Bu kitapta, B olşevizmi de Faşizmin bir nevi - ya. ni Krzıl Faşizm - ol duğuna ilk olarak işaret ıe·tmiş bulunu­ yordum. rı


- 126

-

kıymetli fiki r l eri öldürürler.. Tefekkürü de "kaz adımı,� yürütmek istemişlerdir. Bu ise bir mil letin istikbali i çin çok zararl ıdır... Bundan başka, Faşizmin - ve Nasyonal Sosyalizmin - Türkiyede tatbikin i düşünmek adeta cina­ ye ttir. Faşist ve Nazi devletler, :v.urdumuzda gözü olan devlıetlerdendir. Bekliyorlar. Yabanc ı bir devl etin rej imi­ ni kıopye e tmek, ona q:ıüdahaleye teşebbüs v,e silesi v·e rmek. demektir ... ,, (sah. 34, 35). Sah. 36.37 de, seçimlerde keyfiye t ve liy.akate göre oy farkı tanınması lüzumunu müdafaa ediyordum. " Türk fikriyat v e fiiliyatı,,nı incele rken, sah. 97-100 d e Demokras i ve Hürriyet prensiplerinin mazimizdeki iz-' lerin i bel irtiyor ve Demokrasinin milli bir prensip oldu­ ğunu isbat •ediyordum. Sah. 206 da, (Milletleri çökerten amiller a rasında Diktatörlük rejimini ve her çeşit i stib­ dadı saymı ş ( 1 3. cü madde ) , Yükseliş amilleri meyanında da (7. nci madde) rnakı11 bir Demokras i rejimini kaydet- · m iştim. Nihayet Son Sqzde, Polis - Devlet rejimlerinin tehlikesine tekrar di kkati çekmiştim (sah. 228-229).


Son Söz Milliyetçi, Hürriyetçi Demokrat, C emiy e tç i - Sos­ yalist, Barışç ı - Anti - Emperyalist bir ileri Türkçülük _

Partisi Kozmopolitliğe,

Komünist İ iğe,

Kapitalizme, Dikta­

törlüğe, İrticaa düşman bir İleri Türkçülük Partisi, M illi davaları tam benimsemiş, muayyen prensiplerle bunları halletmeğe

azmetmiş, bayrağında

"Türkçülük,

Hürriyet, Adalet, Halkın refahı ve Adalet,, yazılı cilan, milletin bütün sınıfların ı birden kucaklıyan bir ileri Türk. çülük Partisi... Milletlerarası münasebetlerde istiklal ve barış arayan, sosyalist ve demokrat milliyıe'tÇ i parti. .. İşte mill.etimizin kaç asırdır ve halkımızın içten içe nekadar zamandır beklediği Parti budur. Tarihimizin bek­ lediği büyük, derin, köklü inkılapları ancak bu Parti ya­ pabH� cektir. Ve a srımıza da, memleketimiz e de uygun o­

lan Parti budur. ' Bu partiyi kuracak olan idealist kimseler , emin ol. sunlar ki vatana en büyük hizmeti yapmış olacaklardır. Bu yolda biz, az çok e skimiş bütün Türkçüler, kale­ mimizle ve olanca gücümüzle yardıma hazırız. Fakat te­ reddüt etmeden ve tereddüde düşülmesine meydan verme­ den açıkça söyliyelim k i bu yolda n e bir mevki, ne bir

rütbe, ne de adaylık, milletvekilliği gibi herhangi bir kar­ şılık ne bekliyoruz, ne edebilirim..

istiyoruz,

ne

<k

-

şahsen -, kabul

·Biz bu ülkünün ancak neferler i olmakla şeref duya­ cağız. Yol açacak olanlar, teşebbüs edecek, rütbeler alacak olanlar,

şöhretler i taptaz·e, ruhları

gençlerdir. Tanr ı başarı versin.

tiksintiyi tatmamış


Tü rkçü A rkadaş, Oyunu daima milli ölçüJe;e göre ve parti

hırsrnda<rJ uzak OJ;ırak ver. Mesela müstakil

bi,r Bayur, Cihat Baban ve A tsız, MiJıli KJalkınma'd'aın bir N ured di:ıı A r­ dıçoğlu, DıemoknartJıardan' Celfıl Bayar, Kenan ôneır, Yus,uf E.ema'/, Samet Ağa oğlu , A dnan 'Menderes, Rıefik Koİaltan, Dr. Mustafa Kentli, Halk Partisiıiden lnönü, Hamdullah S u phi, Sa­ MaııeşaJ Çakını.ak, Hiıkme't

'

raçoğlu., Şe:vket Raşiıt Ha:tiboğJ.u, Behçet Uz

.•

ilh, listendıe ya.ny.wııa

yer al,abilmelidiır. Mem­ lekete hizme t NyıakJaıtii ö lçü m ü z olmalıdır. Şah· si sevgiye düşmaınliklar;ın üzerine çııkabi1meli# Titrkçü parti henüz

kuırulmadığr·na gör,e, öteki

parriJeri ta;assup su z . kıaırşıf'amalıyız.

Fakat ilk

dav<a.ntın da, m;eımlekette hür rejfmi yerleştir. mt!'k oldıu.ğumı , şu seçim sıra:sında, göz önünde1n uzak tu·tmamah, rey

nı"sbet�rıimizi buına göre R.

ayarlamalıyız.

SİNAN MATBAASI VE NEŞRİYAT 1 S T AN B U L

1 9 4 6

O. T.

EVj


Reha Oğuz Türkkan - İleri Türkçülük ve Partiler  
Reha Oğuz Türkkan - İleri Türkçülük ve Partiler  
Advertisement