Page 1


. ATATURK .

VE TÜR!{ Mi LLİYETCİLiCi •

Prof. Dr. Hikmet Tanyu

fÜIU DEVLET Yr\YINEVİ I' 1\. 2CH KIZILAY \r\ K.\R.\


1 ÜIU

.

-

l>EVLH Y.\ YINL\HI

NlJ. ��

J

l�����J,sı..ı .\ııLıra l 9S 1

Diıgi: Tarhan .\jaıı'

·

Ba,kı: l:ıııl'I \l;ıılı;ı:!,ılık


İ(İ:'il>LKİLER 11.ıiwı )l;ı<;ııııa iiıısöz ........................... .\ıaıurl\

il'

Türl\ .\lilliy'l"tc..·ili(:i

.

.

.

:ı 7

_

. \l;ıtLirl\ Jrk1,·1 ıııı� dı'?

Bıl'. Bil'.l' Bı·ııl'.l'riz .... · ı url\ lrı..:,·ılığı .......

.

Tiırl\i�·p"dl' ,\zııılıl; Jrl\c..·ılıgı ... .\lılll'l. .\lilliyl't\·ilil\ \'l' iri- . lliicuınlaran· Tl•nl\idlt>rl' CPvaplar ................

.

70

:\talLirk Turaııeı ııııydı? ... ......

Kır!\ ,\sırlık Türk Yurdu .\lilli Si� asl"l

H'

.\ıallirk \!' Yapıııal\ İstiyordu'? Talılilll'r \l' Cl·\·aplar Tiırl\c..·üllil\

71

.\lilliyl't\·ilik ..................... .

...

.

_

.

.

..

.

.

.

_

93

Türl\ Birlil?i .

Turancılık· lhiküııı \l" '\l•ticl' .\lilliyl't<;i ,\tatürk

............................

,\ıatürk n• .\lilliyPl\'İlik

......................

İııkilap Ül'rsleri n· ,\tatiirl\

.

.

_

.

.

.

,\nayasa. Türk :-.Jilliyl'll."lligi \l' ,\latiirk .\lilli Tt>rbiyl'

.

.

.

.

,\tatürk "iiıı Sii:dPri .\lilliyl'l Davası

.

Olaylar·-· Fıkralar Uir C:ürl'Ş

H'

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

..

.

.

.

.

...

.

...

.

.

.

101

.

101

.

103

.

1 12

.

118

1 03

............ .

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.......................... .

71

81

.

.

.

.

..

.

.

..

.

1 28

.

1 29

.

;\tatiırl\ .......................

1 :rn

.

1 37

Türk Askl'riııiıı Kuınaııdaıııııa Baglılığı '"Atatürk .. Adın· Onunla (i\iiııii�ü

1 :18

Türk Kadını

1 a9

.......

Ya üliim. Ya İstiklal . .\Jilli Kin ..\!illi iit:

.

.

.

.

.

.

.

.

.

...

.

.

.

Ana n• Vatan

............

,\tatürk 'ün Kt•ııctısini İll\hla�tıraıılara Cl•vabı

,\TATl""ltK VE Tl''HK .\JİLLİYE"JTİLİCİ

..

1 39

.

..........................

.

1 ıo 110 1 12

;\


................... .

Türk Milll•tini Kim Kurtardı? Kutsi Vazire

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

Türk Olarak Dünyaya Gt•lmek

1-12 1-l2 ................... 1-13 .

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

Atatürk'üıı Soyu, Asil �lilll't ..................... 144 Milletimizin Tarihi ZPn:�iııliği ............... ,

.

.

.

.

145

Bir Tiirk Dünyaya Bl'deldir

1 t5 1 l6 147 1 54

üzll'yiş

1 56

Atatürk 'üıı Türk Ocagındaki K<•nu�ması .. Atatürk 'üıı St•vdiği Cihanşümul !;ialısiyetler .. Atatürk 'üıı Türk�·ülüj:":ii w

.............. .

Sonu<;

Atatürk \'I' Milli Kültüriimüz

.......... .

Milli Siyast•t.Atatürk \'l' Kıbrıs ....... . Diin Atatürk, Bu�üıı dt• ,\tatiirk Komünizm Dü�ıııaııı ,\tatürk Sonu�·

· .

.

.

.

.

.

.

.....

.

.............. .

.. . . . .. . .. .

.

..

_

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

Pror. Dr.HİK�IET

.

.

168 172 178 183 1 88

Tı\.\YU


İLAVELİ İ KİNC İ

BASIMA

ÖNSÖZ

",\tatürk \l' Tiırk ,\Iilliyetçiligi" kitabını, Atatürk'üıı 80. rlo�(ıııı yıldönüıııü 'jl'rl'iiıw 1961 yılında yayınlamıştık. O zamanlar da .\t;ı türk 'tı•ıı bahsl'den, yıldönümünü anan kitaplar pek nadırcti .. \Latürk 't· karşı iftiralar, haksız ithamlar. aleyhe sinsi bir propaganda, . \ l a ti i r k '­ ün hayatından vr İstiklal Harbinin tarihindPn habersiz, cidrli ! ır i ııcı·­ IPnH• ve araştırma olıııada n fısıltılar halinde sözler sürdiın;lu:. ordu. M. Esat Bozkurt ve Peker'den sonra inkılap (devrim) ta ri l ı l ı•ri n· iiğrl'tinıi çok yetersizdir. Resmi daireler hari(: resiııılı·ri duvarları süslemiyordu. i�te bu sırada "Atatürk ve Türk �lilliyı•Lı:iliği"' adlı kitabımız yayınlandı. Kitap adeta kapışıldı, o yıl içinde tiikı·ndi. Birçok ünlü kişiler tebrik mektupları, kartları gönderclilı·r. Bu Utap için övücü yazılar yayınlandı. Bundan sonra birçok milli� etı:i lıil;.:in yazarlar "Atatürk ve Türk Milliyetçiliği" ile ilgili makalelerini �a1.ı•­ telerde yayınladılar. konu üzerinde tekrar tekrar duruklu. ll"psiııı• yürekten teşekkür ederiz. Aynı kitabı yeniden yayınlamak iı1.crP muhtelif kitabevleri başvurdu. Yeniden pek çok söz ve hatıra ıll'rlP­ meğe çah�tık. Cok önemli kaynaklarla yeni basımını yapmaga ve hatta bu kitabı "Atatürk ve İnkılap Tarihi" haline getirmeğl' ı,·alı'ilık. Bir yandan ilmt, gerçek temel yanında, coşkulu bir samimiyet\'(' hl'· yecan duyurucu yönünü ihmal l'tıııeden uğraştık. Zaman vc iııık;"ıııı­ mız çok yetersizdi. Zaruri olarak ıııesleki araştırmalar v.b. bizi �t·cik­ tiriyordu. Bu arada bu kitabı aynen yayınlamak üzere muhtelif c:ii n­ lük gazeteler izin rica l'ttiler. Bir kar'iılık beklemeksizin bunları tl'fri· ka edebileceklerini bildirdik. Bunun üzerine Erzuruııı'da l!ürsöı (196 2 ), Aııkara'da Son Baskı Gazetesi (Mayıs 1968), keza Ankara 1 Postası gazetesi değişik zamanlarda aynen tefrika ettiler. Bunları da sayarsak bu 5 . defa sayın okuyucularımıza sunulmaktadır. ,

"Atatürk ve İnkılap Tarihi" adını alacak yeni kitabııııızı lıir tarih doğrultusunda önümüzdeki yıllarda tamamlayabileceğimizi anla� mca

ATATüRK VE TüRK MİLLİYETÇİLİGİ

5


1 96 1 yılındaki kitabımızı aynen yayınlamağı, onun hakkında birkaç yazıyı almağı ve 1974 yılında İliihiyat Fakültc>sinde Atatürk hakkın­ da verdiğimiz "Dün Atatürk 'tü, Bugün Atatürk, Yarın da Atatürk" adlı konferanslarımızı buna ilave ettik. ''Sonuç" başlığı altında yeni bir makale ile kitabı tamamlamak istedik. Günümüzde Atatürk'ün milliyetçiliği, komünizm düşmanlığı, Türk Kültürü ve Türklükle ilgili Pn az bu kitap kadar yeni malzemeye sahip olduğumuzu belirtmek isteriz. Atatürk'ün İslam Dinine dair onu övücü sözlerini dP c>tranı araştırmalarla topladık, bu da bu kitap kadar olacak genişliktedir. i ıı�aallah bunları ilerde yayınlamak mümkün olur. ,\taliirk 'iiıı 100. Doğum .yıldönüımi için Atatürk'h• ilgili olarak \.ıı.dıgıı::ıd9 şiir ,Atatürk için �iirll'r"adıylc> İstanbul'da yayııılan­ ı?l«K üzı·rl' olduğ um uzu değerli okııyııl'ııianııııza arzl'tınek islPriz.

1 :'Gl yılında yayınlanıııı� olan "Atatürk ve Türk i\lilliyc>tt:iligi" <ıri'

hitabın esasıııı. özünü değiştirmeyecek bir durumda olmakla

bı rabı>r. bu hususta pek çok bilgi ve pek çok kaynağa, siizlpn•, halı· ral.ıra sahip olduğumuzu hatırlatırken, yapılacak Pksik!Pn· dair l'IPş · Lirileri haklı gördüğümüzü belirtmek isteriz. Yazık ki bu l<adar ı,·ok bilgi yeni inkılap (devrim) tarihlerine henwn hi�· alınmamakta. lwll' onun komünizm, sosyalizm hakkındaki, onları 1--iitüh•ypn sii z l ı•rinı Türk milliyetçiliğini öven özdPyişleriıw hi�· �w vPrilmenwktPdir. isti' bu yüzden inkılap tarihleri S·l·tersiz kalını1. dı•rsll•r dl' l,'ok za ıııa ıı ba�arılı olamamış, ne Atalürk gerçek anlanııyla anlat ılıııış. 111• dı· gc>n"·lerimize Türk milliyetçiliği VP Türklük ülküsü bPniınsPtilPbil­ ıııi'llir. Bu sebeple tam bir milll eğitim ve öğretim yapılamadığıııdan. �ayınlar, TRT yc>tersiz kaldığından: yanlış, zararlı yollara sapanlar ;ırlmış, milletini, tarihini, Türklüğünü. İstiklal marşını, Türk bayra0 ıııı, Türk istiklalini-Milli kültürü inkar edc>nler c;of(alnııştır. YP11i bir :.:irişimlt•, yeni bir atılımla artık Türk ınilliyı•tçiliği, Alatiirk S<'\·gi n• �uurıı ile millete brııims<'lilnwli. Tarih şuuru ile nıillf rıılı vı· milli -:ıııır h•krar Atatlirk devrindeki güc; VP kuvvrtiıır erişl'bilnıelidir'. "\e 7\1utlu Türküm Diyeıw" süzü herkPse, Iwr yen• ışık olmalıdır. "Komünizm Her Görüldüğü Yerde> Ezilmelidir" sözü şuurlara, ruh­ hıra yPrlPşınC'lidir. Milli birlik, bölünmez bütünlük halinde, kültür \'l' ııwdeniyet yolunda yücelmelidir. >,

Hikmet Tanyu Ankara, 6 Şubat 1981

ıi

PROF. DiL Hİl-i..\IET

TA>l'ıT


1

I

ATA TÜRK VE TÜRK Mİ LLİYETÇİLİ(;j .\l atlirl. ·un b r i k i de rn iincmli larafı, onun rikirlerinc, davraııı:,­

.. ı rıı ıa kaynak . köh. trşkil cdc·ıı rnillivı>tcilij:'!idir. Oııun plan salıasi ı .ıı k \·alanı sathı, vr onun rr fah ve nıedPniyet hakıınırıdaıı cağ da� , .. •·ııi\ di.: iistüııc (·ıkarmak istrcliği Türk nıillrti, Tıirkliik'tiir. istiklali

.sasf"n 'i.'lırk

nilll ruh

\'e

V<'

cııınlıııriyetini, ahilik, bilı,:i. fazilet, ııııa••.

şuur. milli ülkü sahibi olması !!Preken, hatta Pil bLi\'tıi,

.. :'evi olan TültK

EVl...ADl'na.

ya ni TüHK'e emaneti huıırlanrlır.

\,;si lıaıc:P kozmonolit. ko mü n iz me vönelnıiş, vaoancı havraıılıi!ı.

:ısafı·ııık du yı!u la rı. imansızlık. tembellik, ülkiisüzlük. madd'i nıeııLı

:ıt h esa pla n . şahsi b e n cil ihtiraslarla dolu bir gen ı: l iğ i n gerekirsı· ,,aıııııı, canını vererek. Ti i r k mılletini ve vatanını koruması, yü k seli nwsi

ne

derece isabetli olurdu? İstiklalin korunması biraz dal ı a

al·ık olarai, , bir milletin her yönden dil, tarih, iman, ülkü, iktisat. ıııilli kiıltlır . . .

ve böylece

can te me lleri ancak

bunla rı n

şuuruna

sa hi p, bunlar için zamanını. hayatını fedadan ç ekinm e v e n kimsclrr tara fından mümkün olabilirdi. Bu bakımdan Gazi Mustafa Keıııal'i

bP n i m sedik lerini iddia eri"'nlerin ilk samimiyet şartı TüRK MİLLİ­

y ETCİSİ olmalan, mim kültürü koruması, Türk dili vr Tarihini sevip sayması. Ti iri; istik la liııe, bağımsızlıgına zararlı \'abancı tesir­

leri , komünizm.

ı ,,._, ııı·lıııılı·l.·ilik, misyonerlik ve dij!er ı·ı•n•yanlarla,

manevi kıy met , ıııilli s�ılısı�:ı•l dlişrnanlan ile ilim. fik ir ve inan ı -la

nılicehhez

olardk korııvı:cıı

ve kurtarıc ı

bir

mücadelı· se nyesi ıı l'

yükselıııeleri zaruridir.

Atatürk 'ün :Vlilli

Türk

Ei!itinıdir.

maarifirıdrki

davası.

Atatürk'ün bunlara,

,\'L\TüRK VETüllK

öi.'üdü,

vatan,

MiLLİYET<:,:iLİGİ

Milli

TrriJİ\

mi lle t , Tiirkllık,

l'.

ıııil


liyete dair dikkate değer sözlerini ve Türk maarifine öğütlerini un utmamak gerekir.· Tarih sahnesine, Türk adı. Türk dili. Türk Tarihi ve Türk Kül­ türü (harsı), milll siya�ti, milli hedefi ile, milli bir devlet olarak �·ıkıs ve milli bir hüviveti benimseyiş, en iJaşta gelen milli inkilabın ta kendisidir. Atatürk 'ün millivetciliği konusu üzerinde şahsi açıklamalarda bulunmadan önce, bu hususta yazılmış birkac makalenin ana tikir­ lrrin i buraya almak ve kaynaklara kısaca göz atmak düşündüri.kü olabilir. llocao1!lu Selahattiıı ErL.ırk, Tiirkcü!Uk ve Kemalhnı ;;.dlı makalesinc1e şöyle Jiyor: "T·.irıdvı�·ıı,. !.ıir inkılap va pıluığı kabul edildiğinr ı.ıöre. bu inkiliıbın hir likrl dayanai!ı olacaktır. Türk iıı kı lai.>111111 fil<.ri zemini nererlc>n gelr.ıı·ktedir" sorusundan sonra ş u cevabı vNiyor: "ihtilallerin d;,vanrlığı fikriyat, daha önce Türk cc·ıııı:. c tiıı dr mevcut bulunan üç cereyandan İslamcılık, Osmancılık, Tlırkvühih" birinin, yani Türkçülü!!ün tatbikatı olabilir. Nite)l.İın öylı· olmuştur.

\l ustafa Kemal, İttihat ve Terak kicilerin tatbik Pdernediklı>ri Tiiri. nillik id eali ni (lrkcı - Turancı tarafları dahil, ou Irkçı· Turancı !\1ııs1;,; ,ı Kemal adlı makalemizde görülecektir.) tatbik etniek istemiş; fa(,,, ·ııııu siiyleıneden yapmayı tercih etmiştir ..

ATATÜRK IRKÇI MiYDi? 1

dava.

14 yılında Komünist Sabahaddin Ali ileTürk çü Atsız arasıııdaki

komünizmle Türk

milliyetciliği çatışması ve Türkcülüğün

mferi olarak tecelli etmis, sol cephedekiler fikir. ilim ve gerçeklik sa)uıı;ında kazanamayacaklarını anlayınca, iftira, yalan. zulüm yoluna

apmışlar ve s ahst kin ve düşmanlıkların da ise karışnıasiylf' Türk milliyetçiliğine karşı hücuma eeçmişlerdi. Bu dava Türk1;ülük1tPn bir hesap sorma ve onu materyalizm, komünizm, kozmopolitlik naı:ıına ezme haline cevrilmişti. Bir takını damgalarla konu ve zilı ıı ı IE>r karıştırılmak istenilmişti. Böylece lrl\çıTuranC'I darneasiyle Tiın. milliyetçileri zulme uğratılmıştı. Bu dava sırasında asıl ırkçı vı · 1 "ran cıların kimler old uğu, Atatürk te dahil dPlillerivle mahkenıe­ rh· .ııılatılınıştı. O d avanın dışıııda kalmış olan Hocaoğlu Selahattiıı

PROF. DR. HİK M ETT A N YU


Ertürk daha sonra yazdığı bir makalede bir kısım delilleri ortay;ı koyarak Atatürk 'ün "Irkçı-Turancı" olduğunu isbat.a çalı!?lı�1111 görüyoruz. "Irkçı-Turancı Atatürk" makalesi de şöyle başlı)or "Son yıllarda -bilhassa 194 4 ' tım bu tarafa- Mustafa Kemal'i tutar veya onun izinden gider görünerek; gerçek Türk milliyetçiliği olan Türkçülüğe "Irkçılık Turancılık" isnadıyla saldırmak moda haline gelmiştir. Halbuki aynı zihniyetle hareket edilince, "Jrkçı­ Turancı" töhmeti altında kalacak şahıslardan biri de Mustafa Ke­ mal'dir. Bu iddianın müddeileri, aşağıdaki sualleri:nizi vicdarılarınııı sesini dinleyerek ve tarihi zemine dayanarak, cevaplandıran okuyucu· lanmızın bizzat kendileri olacaktır. Irkçılık, içtimai hadiselerin sebeplerini antropolojik temele dayandırmak bakımından ele alındığı takdirde; "Muhtaç oldu;::uıı kudret damarlarındaki asil kanda mE>\'cuttur" diyen Jllııstı.ıfa :.:.e. mal'in -çapraşık içtimai meseleleri halledecek ilkeyi kanda aramak suretiyle-- ırkçılığını ilan ettiği sarih değil midir? Mustafa Keınal'iıı bu sözü miinasını anlamadan sarfettiğini hiç kimse iddia edenwyı'­ ceğine göre sualimize menfi cevap vermeye i::��;�rı v�r mırlır? Irkçılık, yabancı ırktan gelenlerin önemli mevkilere geçirilmemesi bakımından ele alındığı takdirde; "Aranıza alacağınız arkadaşiarııı mümkünse kanını tahlil edin" fetvasını veren ve "Türk ırkından ol­ mayan askeri mekteplere giremez·· hükmünü yıllarca tatbik ederıleriıı iplerini elinde tutan Mustafa Kemal'in ırkçılığını görmemek için kör, anlamamak için aptal olmak gerekmez mi? Irkçılık, kendi ırkının Ustürılüğünü iddia etmek bakımından ele alındığı takdirde, "Bir Türk cihana bedel" diyen Mustafa Kemal. ırkımızı üstün tutmak "suç"unu işlemiş olmuyor mu? Türk ırkıııııı medeniyet ku�a kabiliyetinin üstünlüğünü yıllarca okul sıralarında Türk yavrularına telkin ettiren ve hatta bütün dünyadaki ııwn!?ei meçhul veya münazaalı insanları Türk ırkından çıkmış gösterecek kadar ırkçılık yapan Mustafa Kemal değil midir? Irkçılık, milletin tarifinde ırka da yerini verenlerin vı· so\ ııııu inkar soysuzluğuna düşmeyenlerin alnına yapıştırılacak veya vurula cak bir damga olarak alındığı takdirde; milleti tarif ederkl'n ıııiılııııı bir unsur olarak kan birliğini de alan ve bu fikrini parti zihniyetiııı•

ATATÜRK VE TüRK MiLLİYETÇİLİGİ

�1


1!J11 ll'ıı soııra df'ği!?lirilnıi�tir) geı;irdiğı gibi ııwktl'p sıralarııırla ııkuııııeak kitapların yazarlarına da t>nıpoze edl·ıı :\luslafa Kl•ınal'iıı ırkl:ılıği inkôır l'dilPbilir mi? Tiirl·«;ülı>n• "Jrkı;ı" diyP bağırılnıasııı­ dan kısa bir ı.anıan l'\'\'PI, "Sı>f"in (İııiiııii) dirl'ktifiyll• l lata\''da .\. Dila"·ar taral':ndaıı wriJpıı \'l' C.il.1'. konl'eraıı!.lar Sl'risiniıı 1 !J. ki­ tabıııda basılan koııfPransta (Kitap 1910 la basılnıı:?lır. İlk korıfr­ ransa bakıla.) -nwah•n- "Tiirk�·üliik ırk�·ı olmadığı il'in noksandır. Kl•nıaliznı ona ırkl:ılığı ilan• l'tllli!?lir." dl•ııilnwsi ııl'\'i tasdik \'l' ııe� i in kit r c>dt'T°! '.\ilıayt>l,

bol

talısisatlar

a\'ırtarak ...

kaı'a

taslarını

iil�·tiin•rl'k

ilmi dl'gl•rini ka\'bl•lnıi"i �Pkliyll' dahi ırk"·ılığı lwııiınsp�·pıı :\hı:;taı'a Kl•ıııal d•.'ğil midir?"

Sl'lalıaıtiıı Erl[irk liıı \'l•rdi(!i ka\'ııaklara ay·ııı sa\·ıda Orkuıı adı\·­ lc> '?u eklı>nıl' yapılı\'or ısr. :ıı: "'.\lustara ikisi daha:

•ııııhrı·n·ııı ıııill••tiııw �uııu lal'Si\l' l'lllll'i-. gl•ı;irPn·ı�i insanların J..aıııııdaJ..i l'ı•ı·Jwr-i asli\'i tayin etmekten bir aıı fariğ olıııasııı." 1--

isterim

'Bu

KPıııal'ııı a�·ıkl:a ıri-.r·ı nıalıi\ l'l ta�ı\a!ı s.iı.INiııd..ıı

n>silPyle

ki, ba!?ına

2- "Kanını ta ş ıyan d an l>a�J..asına in;ınıııa� · ı Eski .\dlı�ı· Bakanı \'l'

Profesör Mahmut Esat Bozkurı'tın ".\ıaılirk lhıiliıli" kitabıııdaıı

llll'nkul.)

Biz burada bu göriişl' sadPcl' i�arl'l l'I ııwk isi iyonız. Bunlara daır kaynaklar pek bol giiri.iıüi\'or. Hatta Tiirk tarihi. Türk dili. TlırJ.. folkloru, kültürü üzeriııch•kı ı:;ılı"inıalar yaııında. --bir rnkitll'r Ankara Dil - Tarih re Coğral\a FakiiltPsiylt> il:!ili olarak bazı� ayınlar l'ldl• ıne\TUtlur. Tiirk Kaıı (;rupları. Türk Kara Tasları. Tlirk Sa�·ları. 'rlirk lkyiıılNi r.s. ııiıı ineı•ll•ıııııl'->İ. doktora konusu olarak sp�·ilnwsi acaba ııt• maksatla olınu& \'t• bu kitaplar ııı· maksatla y·ayııılannııstır'! ('zerinde elbette durulıııa(!a \'l' dii,,lııılilnwğr <IC'ğl'r.

Ru kitaplar, makalt>ler ciddi lıir<'r Pllll'k ıııalısulti olarak :,:iiri.ih·­ bilir. Pek tabiidir ki Türk ırkıııın iıll:ı.ilPri. ı·asılları, kiiklPri. ıııııııı maddi cephesi iiı.t-riııdl' önenıll' iııl'clPııınl'cı• d<'�Pr komılardır.

10

l'IWF. DiL liİK\lET

L\'.'\'ıT


Bu hususta bir vakitler çok fazla ç alışmalar oluyord u . 1944 yılında birden vücuda gelen baskı havası içinde bu türlü çalışmalar ya d ur· muş veya anlam ve yönünü değiştirme mecburiyetinde kalmıştır. Türk ırkı ile il�ili ve Atatürk'ün de Tarih kongrelerinde huzurunda ifade edildiği gibi, bu çalışmalara dair dikkate değer yayınlara işa. ret etmek istiyoruz. "Kız ve Erkek Türk Çocuktan Üzerinde Antro­ pometrik Araştırmalar, Prof. Dr. Şevket Aziz Kansu, 1939, Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Türk Antropoloji ve E tnoloji Enstitüsü N eşriyatı). Keza, A nadolu'nun Irk Tarihi üzerinde Antropolojik B ir Tetkik. Prof. Dr. Ş. Aziz Kansu, 1939. gene A ntropoloji ve Etnoloji Yayınlarından N u: 22. (Doç) Dr. Nermin Aygen, Türk Be­ yinleri üzerinde İlk Antropolojik Araştırma, Profesör Ş .A. Kan­ su'nun önsözü ile (İngili zce'de özetlenerek), A nkara, 194 1 , İd(•al Basımevi.) ... Bu Dil ve Tarih - Coğrafya fakültesi Yayınlarının ba­ zıları 1 94-1 yılına kadar devlet büyük lerinin konuşmaları yanı sıra. devrin muhtelif tanınmı-l �ıılusları tarafından C.H.P. namına yapılan Irk ve Verasetle, verasetin önemi ile ilgili konferans ve yayınlarını. ülkü dergisindeki makaleleri şimdilik bir tarafa bırakalım. Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti Maarif Vekaleti Neşriyatından Adet : 37 . Islahı Irk, Piyerson. Mustafa Rahmi, İstanbul. 1 3 39, Matbaai Amire kaydıyle künyesini çıkardığımız kitabın ilk cümle siyle son cümlelerini alacağız. Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükü­ mrti yayını üzerine dik kati çekeriz: Islahı Irk: "Bugün en mühim işlerimizden biri (Irkı ıslah) olmalıdır. B u mülahazaya mebnidir k i ben, b u risalecik ile, zamanımızda garpta başlı başına koca bir ilim olan (Islahı Irk) ilmi üzerine nazan dik kati celp etmeğe çalışacağım" (Sf. 3 ) . "Her ırk. istikbalini iyi veya k ötü kendi hazırlar. Taali (yükselme) veya tereddi (soysuzlaşma, dejenere olma) sinin ipi ucu kendi elindedir. Bu bapta doğru yolu gösteren (Nasyonal öjenik - Milli Isla hı Irk) ilmidir." (Sf. 1 1.) Belki bazdan köprünün altından çok su geçtiğini. bu fikirlerin o zaman parlayıp söndüğünü sanacaklardır. Hayır. Buyurunuz, bir vesika daha: Yedinci Milli Türk Tıp K urultayı. öjenik Tatbikatı. Raportör: Prof. Dr. Ali Esat Birol, Ankara 1 938. İstanbı.ıl "Kader Basııpevi". Bunun da ilk cümlesi : "Nüfus siyasetimizde sür'atle çoğal· maya ne kadar şiddetle arzumuz varsa kalitr cihetinden yüksek. yiırda faydalı vatandaşlara da o derece ihtiyacımız vardır." (Sf. 3)

,\I'ATüRK VE TORK MiLLiYETÇİLİGİ

11


ı;ıı

.

. !oıpta irsi olarak hangi hastalık. lıan:,:i suçların i !? iı' ı Hli i! i . bunla

rııı .. ı,ırla�tırılnıası gerekti ğine dair YPdinci l\lilli Tıp Kung:rı•siııiıı

ı!ıu�ıı·n·I, !.. ara rlar ı vardır. VeraSPt [aktiirii hakkında bilı:i sunulmakta· "l:ir

-lır:

o;ıaiıısta

verasetle

inti kal eden i rsi evsafın d<'ği�tirilııwsi

alıil ıılıııadı�ı haldi' bir milletin \'(' ır kın evsarını d eği'ilirııwk k abil­ rıır." tSL jJ diyorlar. .\.ııormallc•rin kısırla:?tırılıııası. bir takını dı'­ liller öne sürti lrrt>k tı•klif edil nwk l ı> d ir . Bütün bunlar Türkiye'ıleki tıb kongrt>sindP oluyor. Kitabın sonsiizü: ·'Kuv\·etli ve k ül lürlü iJlarak dü nyada la y ık olduğumuz me l'ki i tu tmak için yeni l' Saslara uygun bir nürus siyasl'li takip ve tatbik l'tnwmiı li L r nıı dır . · d l' nili !OT

l::iL ili).

İnkilii p lJ erslı•ri : Bir rll' 193·1, 1935 okutma yılında ,\nkara ve İstanb u l üııiversi tı·lı·rinrl" ( C um huriyet Halk Partisi l'nıuıııi Katibi) Hecep l'<'ker tararıııclaıı vrrill'n ( İn kiliirı DerslPri) ııotlanııa sPri bir bakı �t a buluna­ lıııı. ı :ıı notlar .\ııkara'da 193j yılında t:ıus :\l at baası naıııı ııa b<ısıl 1111< ıı. Tekrar 1936 yılında Pius BasınıC'viııdC' basılmış. ülkü'ııün Kııapları serisinden

ya yın lan m ış .

Halk evleri Dergisi ve altı ok isareti

35 ını·ı sayısına tıl :ııhtı r. Bu derslnrll' (KA'.'i) ıııı•selesiıw bilhassa "Kaııın anlığı ili' ilzü sağlam olan batı Tiirk 'ünün iı; rluğu h(İl>i dı� görünlişünde dP fenalıklar birikmi�ti" kap<1kta ba�lık alan ülkü dt>rgisiniıı

Pk olarak d a ğ ı tPmas ediliyor: yaşayı1ında ol

(Sf. 12.) Hatta

lıu İııkiliip Tarihinin ikinci dersi nde Fransız ve İngili;-. İ ııkiliıplan arasındaki a�·rılık lara SC'bt>p

olarak başta KA N FARKI bile katıl

"Arkadaşlar, hürri yet iııki labı birçok uluslarda tatbik he­ vesini uyandırmı�tır. İ n k iliibın doğduğu İngiltere ile ondan yarım sa­ nii'"ilır:

atli k nıesafPde olan Fransa'da inkilabın d oğuşu arasında, iki ulusun

i\.,\N

FARKI, anlama farkı. kültür farkı ve i k lim farkı olduğu göz

iinuıırle tutulmuş ve iki inkilfıp birbiri ardından olmakla beraber

birl>irine benzenlf'yen, fakat herbiri kendi genel şartlanı ı a uygun ııetict>ler ver m i şt i r . " R. Pek er , i nkilap Dersini ;-..;otları. (İ kinci Ders Sf. 12). İnkilap Derslerin in d ördüncüsü daha çok ılilikate değer

bir keyfiyet tedir. Atatürk'ün buyruklanyle üniversitı·lı·. le

�iistPrilen

İ nkiliı p Dersleri,

aynı Kan ve Irk 'a <.:ok lıııı ıik yer �ı·r·

nıi�Li. Tlırk lnkiliıbmda bunun yeri vardı. "Bu inkila bı

ı

Jpaıı ulusun

tarihin bütün derinliklerinden akıp ge!Pn yüC'e k ı� meli :-iizd<'n gPı;i rilir.;e, bu da i n kilabınııza ayrı ve hususi b ir rleğer verir. 13u in kilap coğrafya bakımından söylediğim va z i ye ti

12

haiz

PRO F.

hu noktada bu lun-

DR. llil\.:\IET TA�YU


bizdf'n b11şkıı bir millet olsaydı, hu inki­ lahın o kadar yüksek bir ehemmiyeti olmazdı.

sııy dı da, bunu yapan ulus

Türk inkilabını evrensel yapan ve ona bu hakkı verdiren sebepler. den üçüncüsü de; bunun doğuş, kuruluş ve yaşayış zamanının dünya­ nın müstesna vaziyetine rastlayışıdır. Türk inkilabı daha çok önce olsaydı, onun tesirleri bu kadar hissedilme:ı:di. Coğrafya vaziyeti, KAN VAZİYETİ, nihayet harp sonrası hali bütün bunlar birbirine eklenerek, böyle bir tarih devresinde, böyle bir dünya parçasında, böyle bir ulusun, bu kadar düşkün bir yokluk­ tan böyle üstün bir mevkie çıkması; yalnız gözden geçirilemez. duyulacaktır." Biraz.

Bunun tesirleri

edebiyat bakımından

maddi hayatın her yerinde

(Sf. 1 5 )

da 1 9 3 6 tarihinde basılmış, sonralan başbakan d a olan

Recep Peker'in Ankara ve İstanbul üniversitclninde vcrilıni!? (in. kilap Dersleri Notlan) ndan nakiller yapalım: ""Her ulusun müşterek bir inanç istikameti olmalıdır . . İşte üniversite ve yüksek tahsil gençleri için inkilap dersleriyle amaç edinOen şey, TüRK ANA iNANIŞ 1STİKAMETİ'ni, sizlere aşılamak, sizlerin kafalannıza yerleştirmektedir. Her büyük fikir hareketi. tesiri evrensel olan her inkilap. ileri gidiş esnasında,_nesiller, zamanlar geçtikçe, şefler değiştikçe hız ve heyecanını kaybeder. Bu satııalarda yava� yavaş ana fikirlerde geri. lemeler göıi.ilür." (Sf. 2.) Bu inkilap derslerinde kan esasına, ırka inanmak inkilabın ilk başta gPlen şartı sayılıyor. üniversitelere Recep Peker'i gönderiıl ders verdirPn Atatürk'tür. Şu halde Türk inkilabının istikametinin ne olacağı çok açık bir şekilde ortaya çıkıyor: Bahsi aynen başlığı ile birlikte alıyoruz: Yirminci Yiizyıl Açılırken: "Nihayet insanlık tarihi yirminci yüzyıla açılırken, yeryuzunu kaplayan geniş Türk yığınlannın batı parçası, her yönden gülünç,

ATATÜRK VE TÜRK

MİLLİYETÇİLİGİ

13


zayıf ve karmakarnıık hale ı.ıelnıi!? olan ve kendisini terkib ı>dı>n ciiz . lc>r arasında bir bağlılık kalmayan Osmanlı İmparatorluğunun dur gunluğu ic;indP uyuyordu BPreket versin ki, en büyük imha \'ası ta ları ve en rzici hadisrln bi!P bozulması mümkün olmayan TEK BİR $EY. 'ff·HK K .\i\JI, bütün bu gürültüh•r i�·indı> tl'miı. kalnııştı Batı Türkleri bu ı;öküntü iı;indP KANININ AGIRLIGlN! korudu vr sak­ ladı. Dünyaya batırlık örneği göstı•ren Osmanlı ordusunun �·iiksrk. liği, dl'vlr>t idarPsiııin kiitülüi:ünı> rıığnıen, bu ordulan yaratan iL\ Y Tt'HK ULUSUNUN KANINDAKİ YüCELİKTEN İLERİ (;ELİ­ YORDU. (Birinci dPrs. Sf 5, 6.) "'Yeni nesil inkilaba biiyle bağlan malıdır. inkiliip dl•rslerinin ana amacı bu tarifin için dedi r " (Si'. 8.) ''Türk inkiliibı uzun �.;rınJ.;LLir. Baştan beri onbeş yıldan fazla bir 7.aman gı>çmiş olmasına rağmen. en drğrrli ulusal işimiz olan dil çalışmamızı bile inkilabın yüce tesirlerine heniız uydurmakla meşgulüz. Kanının arılığı ile özü sağlam olan batı Türkünün iç ya­ şayışında olduğu gibi. dış görüniişünde de fenalıklar birikmişti. .. İnkiliip ve istiklal: Türk inkilabının diğPr bir farikası da bu bü­ yük inkilabın Türk istiklalini de berabPr almış olmasıdır ... İstiklal ve ink ilap birbirinden ayrılmaz. Bunlar Türk ulusu için iki beka şartı ve iki büyük hayat mefhumudur. (11, 13.)

Bu derslerde en koyu bir milliyetçilik b e liri yor ve Türk inkila­ . bının ulusculuk, milliyetçilik vasfı ilk başta görülüyor. "Ulus sev­ gisi iti ba riyle ölçüye sığ mayacak olan kalbleriniz" diye öğrencilere hitabediyor. (Sf. 13.) Hep millılefinıekten bahsediliyor. (Sf. 19.) "İnkilaplar milli olur:

Tam anlamıyle Türkc·. ülük.

" ...Bir ulusun in kitabını hazır elbise gibi giyme teşebbüsü, onu tatbik eden milletler için fena neticeler doğurmuştur." (Sf. 24.)

BİZ BİZE BENZERİZ : "Bizim in k i la bım ız hiçbir bakımdan kopye dej:!ildir. orijinaldir. Bu rejimin baş kurucusu ve Cumhuriyet Halk Partisinin önderi

14

PllOF. DR. HİKMETTA>JYU


lıuııu t:ok kısa

Ül'vlet kurumuna ait bir ana zat kendisin!' �u suali sordu: ..... Bu lııi� le aıııa. bi;, kimi' bı•nziyoruz?" :\tatürk :iU cevabı verdi: olarak

söylemi�tir.

?lll'SCI!' konu::ı'ulurkPn bir

- lliz, bize benzeriz! ... " (Sf. 27 İkinci dns) ":\lenılekct. ulusal ısıtıcı ve sevdirip sarıcı buhar ıçinde Pmniyet ettiı�i bu rejimin ('.\1illi İnkilap. nıilliyı>t. cumhuriyet) emrinde is. tik balı> doğru ı!i d iyo r. " (Sf. 27) . birlik dcdigimiz büyük

Bu inkilıi p derslerinde komünizm. sosyalizm =?iddetle lt>nkit edil nwktl'. sıııır �uurunun, sınıf zihniyetinin Türk inkilaplarına tamamen aykırı. tamamen dü �man olduğu belirtilml'ktt> ve (HALK) millet olarak, i m ti yaz VP sınırı rt>ddPden bir millet ve milliyetçilik anlayı �ınııı inkiliibın temı>li. k ö kii oldu(�ıı anlatılmakta. Tü rk köylüsünün t•ok k o yu bir uluscu olu!?una ayrıca i�aret olunmaktadır. ( Üı;üncü Drrs, Si'. 39.) ,\ ta tü rk inkiliıplarınııı sınır kavgasını reddettiğini. sosyalizmin dı> Atatürk inkilüplarına tamamen düşman sınır inki. liibı pı•!jindP, bir sınırın listünlügü i(,'in çabalama olduf,:u uzeriııdl' durulıııakta. "I'iirk geıı çler ini ı ı koıııüni1,m kadar sosyalizmi de ı.lı.i'? ınan laııınıaları gerek!'cl'f,:iııe i:;;arl'l edilnwklPdir. (Sf ·10, il.) Hı·y­ ıwlınil('lcılik ( !'nterrıasyonali1.111) i Türk iııkiliibına taban tabaııa zıt. ulus, ulu scul uk tanımayan te>rs bır görü!j olarak vasıflandır­ ınakdır. (Si'. 40. 11). "L'lusııl Birlik en büyük ya!jaıııa �artıdır." ( sr. -16) de>nilnwktl'dir. Faı?izrıı dl' reddedilml'k tı>, lıürriyetı;ilik ePplwsi , PnıpPryali;,m ytinü tPnkit Pdilnıel\tedir (SL -Hl) Tlirk ka­ nın a tı•ıııas l'ciill'fl'h (Sf. 5j) Türk inkilahının. iyiye, dogruya, güzl'lc w haklıya r1oğnı yol :ıla1.:aı::ı b,•lırtilnwktl'ıiir.

Tlirk iııkilülıı ( cı .. ı ri:ııi). kcııııuııi1.ıııi. sosy:ılizmi, l'a!jizmi şid<lell� llC'psi ııdı ;ı üstün olarak giirü lür:

rP d dı• dl'f ı ı·

"Tlirk iııkilabıııııı polilik nwrlıunılan. t>dl'biyat olarak da, realitP olarak da. bizdt•ıı iint:l' gPll'ıı inkilaplann EN CSTüN olanıdır. Onda l\opyP ) oktur. Türki�·e kendi hüııyesiııe t•ıı umun olan esasları al ıııı1lır. KPnıli inandığı ı�ıklara gidl'n adaııılarııı 'gitliı!i yoldan Pil ih•ri. aydınlık istikaııwtl' ;.:itnwkll'� ·iı" (:-if ::>7.) " . .bizdı> kurulan dı>vlNin ı l ıx:-;,\L BİH oı·:\"l.l·:r Tİl'I) o ldu ğ unu sıiylenwk la­ /llllrll'. . . l"I'. liO.) ll"lıısl"a Cstliıı Ulıııak). Bu söz IH:J . J.1�3::> yılla ··n

.\·ı \T L H K n: TUıll\ \lİLLİYl·:n..'İLİ(; i .

"


rında İ nkilap Derslerinin ana hükmü, hedefi, gayesi olmuştur. Be. şinci dersin sonu şöyle bitiyor: "Bugünkü yaşayışta. ULUSCA üSTüN OLMAK GEREKTİR. ULUSCA üSTüN OLMAK iÇİN, kaiası ve yüreği işleyen insanların. bir büyük ve A N A İ NANI� 'ta birleşmiş ve beraber olmaları ve yüce bir şefin ışığı etrafında birleş meleri ve sanlmaları şarttır. Bizim bugünkü anlayışımız, şef tanıyı şımız ve gidişimiz bu sözlerde şekilleşir."' (Sf. 65) . Türk milletine ve Türk gençliğine inkilabın hedefi apaçık göstP· riliyor: Ulusca (milletçi) olmak. Türk ulusunu en üstün ulus haline gE·tirmPk ülküsünü benimsemek ve o yoldan çalışmak. İ �te inkilabın diğer unsurlan hep bu ana gayeye, b u hedefe ulaştırmak için ancak b irer zaruri vasıtadan ibarettir. Dava uluscu olmak ve Türk ulusunu en üstün ulus haline getirmek ülküsünü benimseyerek yılmadan çalışmak, damarlanndaki asil kana, cevhere, Türk ırkına ve Ttirk tarihine güvenmek , şanlı mazi ile öğünmek ve <.�alışmak. (Uluslaşmanın hürriyet ve masuniyet mefhumlarına tesiri) ince­ lenirken sonuç şöyle oluyor: "Bugün bir yurt ve ulus to ptan ağlar· ken, onun içindeki hiçbir yurttaşın güler yüzlü olmasına imka n yoktur." (Sf. 6\:J). "Bu devrin hayat ve muvaffakiyet şartlanna en uygun devlet şekli, bizim devletimizdir, ulusal devlettir. Ulusun bağrından do ğ an ve u lusun malı otar şekildir ki, ayakta duracaktır, muzaffer olmuş­ tur ve muzafeer olacaktır." (Sf. 70).

77 inci sayfada (Sınır içi Milliyetçilik) ten bahsedilerek Fransa. İsviçre örnek olarak veriliyor ve bunlann kan esası aramadık ları söyleniyor. (Sf. 77, 78) (Irk ve kan milliyetçiliği) üzerinde duru. luyor ve bu fikir tenkit edilmiyor. (Sf. 78.) Hatta Yahudi düşman­ lığı ve siyonizm üzerinde de duruluyor (Antisemitizm) (Sf. 78.) 79 uncu sayfa (milliyetçi başka tipler) den bahsetmektedir. (Kül­ türde İstik lal) bahsi İnkiliip derslerinin dokuzuncusuna dahildir. Türk inkilabını benimsemiş, devrimci gençlere Yabancı O kulların tehlikesine ait öğütlerde bulunmaktadır. Kültürde İstik la l: "istik lalin bir şartı da kültürün yabancı k ültürlerin b askısı altında . olmaması ve ulusal esaslar üzerine kurulmuş b ulunmasıdır . . .

16

PROF. DR. HİK MET T A N YU


Dikkat isteyen zatarlı nokta. lüzumu yokken hele başkalarının nüfuzu ve tazyiki altında şu veya bu müesseseyi veya mektebi açmaya miisaade etmektir. Herhangi bir tı>dris müı>ssesesini kendince lüzum görmediği dakikada kaldırmak hakkını elinde tutarak. ona izin veren yurtlarda, elbette istiklal mefhumu çiğnenmiş sayılmaz." (Sf. 108, 109) Ulusal hazine, ulusal vergi. milli iktisat. işte inh 13bın amaçları. Düşmanlara en küçük taviz verilmemesini. herşeyi savaş için feda etmek gerektiğini belirten (İstiklali Korumak için) bahsinin sonu şöyle bağlanmaktadır: "Başta küçük görünen bir mü­ samahanın arkasından yüce bir tarihe malolmuş, milyonlar ve mil­ yonlarca devlet

Türk

olan

kanı taşıyan insanların arasında yegane müstakil

Türkiye

Cumhuriyetinin

istiklali

tehlikeye düşer."

(Sf. 115) Yabancı teşkilatların yardımlarından gelecek tehlikelere bilhassa işaret edilmekte (Sf. 116), yabancı kültür tesirine de dikkati çekilmektedir."

"Yayılmak isteyen ulus, yalnı� kültürünü sokacak.

böylelikle bir dostluk ve kendi lehine bir sevgi yaratmadanbaşka bir gaye kovalamayacaktır." (Sf. 117.)

Yabancı kültürlere, onların

yurt içindeki müesseselerine çok dikkat etmek gerekeceı\i gösteril­ mektedir. İnkilap Derslerinin 9 uncusu. yani kitabın son böllimü (Ulusal Birlik) tir. Devrimci olanın mutlaka tam bir uluscu. milli yetçi, Türkçü olması gerekeceği en açık şekilde belirtilmektP ve netice ırk ve kan esası ile bağlanmaktadır: Ulusal Birlik : "Arkadaşlar, İnkilap ve istiklali. sayılı ders saatlerine sığabilecek �·erçeve içinde gördük. Şimdi çok önemli saydığım mefhumlardan birini daha söyleyeceğim: Bu, içinde yaşadığımız yüz yılda. bütün bu aziz varlıkları kurtarıp koruyabilmek için ı>n gerekli şarttır: Bu, ULUSAL BiRLİKTİH. Ulusal birlik demek, aklı ve şuuru yerinde olan, biri ötekini tamamlayan ve seven, biri ötekinin hakkını ve şerefini kollayan yurttaşların birliği ve beraberliğidir. Bu olmazsa inkiliibın ve istiklalin koruyucusu olan büyük kütle yok demektir. Bizi dağıtmak isteyecekler, inan ve bilgilerimizin olgunluğundan. iimitlerini kesince, içimize ve aramna ayrılığın zehrini sokmaf(a tt>şcbbüs ederler: Onun için ulusal birliği, bugünkü Türk varlığına dayanak olan

inkilap ve istiklalin yanında üçüncii bir mefhum

olarak tanıyacak ve Tiirk varlığının bu üç kutsal sütun üzerinde istikbalin yüce göklerinde yükseleceğini nesilden nesle anlatacağız. (S f. 117) Atatürk'ün Emaneti başlığı altındaki son paragraf ııöy

.\TJ\TüRK VE TüRK MİLLİYETÇİLIGİ

17


:O-dıı·: ··()111111 si i 1. lrriııi. kPlimr kt>liııw. cünı lP cüııılt•. si1. bl'ıırlPıı dalı.:

1\.·i lıılirsiııiı

O. siıt>, ll!'f!?!'Y bittı saııılctığı

Pli

rlu�küıı 1.aıııanl;ırda

hill' •ıııları koru y aca k BüYüK Kl"VVETİ\. SİZİ� ,\SİL K.\.\l\L�1>.\ :\ll·:\'Cl1T okluf'.unu si i�·lp nı ı �l ir ."(Si. 1 ll'U dl'v rinw ili ğ i

DPrrinıiPri.

hoııııak

'iuıır rı· �oııiillı·n

'i"�ırtıııak

isı .. �·l'ıılPr bilnwy i z . ,\ıaturk 'iin bıı�-ru�uylt> sorumlu lJir '?alı ıs tara fııırlan liııİ\·prsitı>INdl'

V Prıle n

�U dnslt•rı', su fikirlerP. !?U <.:ok k11�·u

ı ı ı il li� Pt�·iliğl'. ırk, ka n, Psasını hl'ııinısl'yPn anlayı�a ııP dı•rler? :\taliirk Lin ı..amanıııda nwbus olaıı (ürrl ) SP\'İg

Tiirkiyl' Cunıhu riy Pti Esas

l·:nst ıt lisiıııdı•

� ılıııcla

v c>ril ı!n dPrSIPr

basılan

kitabının

Profı>siir Vasfi Ha�it

li!Jkuku. Yiıks(•k Polis

.\n kara C lus Basıııw\'incll' l 9:i8

adlı

:!1'7.

T l '� k ı l a t

s a y f;ı sı ııda

,... milll't aıılayı�ı lizl'rind<.• di k k at

\'P

Kl'ınıtlizıııiıı

l lalk.

Irk

lıassaSİ\'Pllı· rl ıır11 l 11 p dii!-iiimı­

ll'ı·Pk l'ikirlniyl" ır k ' a lPmas Ptını>klPdir. :\tatürk 'un ta �· in

vP

tPsbil

Vasfi Ha�il SPri�: "Kı•nıaiı'ıliktP

Pltil:i l'sasları an latan Ord. Prof.

isi' halk rlil. kültür \'ı' ııwfkurı• bir li (! i ilt> bai!;lanıııı� olan si �· a s i l'alı

rlt>ti arze�·ler ve bütiın vatanda!?lar ırk ve nw1.lıep rarkı olmaksızın Tiirk adını ta ş ır . KPınaleiliktı• hal k lıukukı bir ııwflıuıııdur� l lalkııı si�·asi bir v a hd l ' I IP!?kil eylPllıl'k hususundaki iradı•si. Kı\>l iLi·: ol duğu karlar ıııii�terPk mPdı•ni�·pt H•.ıııü�l,.n•ı.. tarih ili' bi rlı· �ııı i 'i ııl

ıııanııı ifadPsi olan dil \'e kiiltlir ili' ııwfkuw birlif!iıırlP �ilziıkt•crk olan iradPsi milleti 1.t• :? k ı l dl' KA'.'\ K ..\l>/\H KIY:\IETLİ bir esastır

Kemaleiliktt· halk Kı\'.\J BiHLi<;i OLDL;<:U K:\D,\H İIL\DL VE

.\ NA N E BİHLiGl'dir." dt>ml' ktPdi r . Bu anla tış t a KAN BİHLi<;i:"-IE. K DLTUH BİR LİG i kadar kı y nwt ve yı>r Vl'rilmeklt. >dir. Bir ta ra r . tan yurtta�lan ırk farkı g iizr t meksi z i n hukuk yönünden eşit tanı makla bı>rabt>r, �Pne kaıı. ırk esasına bü�·ük yer verdiği ve millPI rn rlı�ınd a ırkın. kan birliğinin dil. tarih. mi ll i k iiltür. gelP ne k kadar iiıwml i rolü olduğu bl'lirtiliyor. 326. 327 inci s a yf alar Kem al i zmi n <'il başta gel mesi gerl'ken esaslarından birisini Türk milliyet(;iliği olarak görüyor VP nıilliyı>tı;iliğe dair Atatürk 'ün sözlt>ri alınıyor. B u cümleleri (Turancılık) bahsine bırakırken 326 ıncı sayfada tı>k­ rar ırk 'ın önemini belirt e n !?U c üm lı>yi alaca�ız. �unu unutmamak lazımdır ki, Kemalizm de, Atatürk 'ün düşüncesindı• IRK koııusu ilk plana ı;ıknıakta. Turancılık siyasi sebeph•r v.s. ile a ç ı k bir � ekilde ortaya konulmaktan kaçınılmaktadır. Türk i n k i la bı ııı n Türk ırkına vrrdiği dı>ğeri bı>lirten cümle: "TüRK İNKİLARI. TüRK IHKI V E TüRK TAIÜHİ İLE İFTİHAH EDEN BİR İNKİLAPTIH." ·

Hl

PRUF. Dil. IIİK'.\1ET TA'.'-IYU


Atatürk İhtilali : Belki yukardaki İnkilap Dersleri bazılarını tatmin etmeyecektir. Hem de bu dersler 19:·i4, 1935, 1937 yıllarına aittir denilecektir. Belki daha sonra değişmiştir fikrini ileri sürenler olabilir. Fakat hakikat şudur ki (Türk İnkilabı Tarihi Enstitüsü Dersleri) yumuşa ıııak şöyle dursun daha etraflı bir şekilde kan. ırk ve Türk Birliği fikirleri ile dopdoludur. Türkiyedeki devrim harP.ketlerinin ilk saf . larında bulunan, bilhassa hukuk inkiliibının mümessili olan, Ata­ tiirk'ün en yakınlarından olan, İzmir mebusu. Adalet vekili ve inki la r Enstitüsü Profesörü Dr. Mahmut E5at Bozkurt. Türk İnkilabı Talihi Enstitüsünde biraz sonra nakiller yapacağımız. sözleri, inki lıi pçı �ençliğin zihinlerıne yerle-ştirmek istemiştir. Bu dersler ayrıca. lstanbul üniversitesi Yayınlan, İnkilap EnstitüSli yayınları arasında dır. İstanbul'da Burhaneddin Matbaasında basılnııştır. 1937 yılının 15 Eylülünde Atatürk 'e ithaf edilmiştir . Atatürk 'ün sağlığında yazı . lan bu eser 1940 yılında yayım sahasına çıkmıştır. Kaytaklıklar (İrtica, Gericilik) : İhtilalcilerin müteyakkız ve dikkatli olmaları icap eden noktalar. birisi de, eserlerinin karşılaşması mukadder olan kaytaklıklardır. Bizim son zamanlar tarihimizde kaytaklık sonu ekseri yabancılarla. Ttirk olmayan müslümanlardır... Kaytaklık açık olursa mücadele ııisb<•ten kolay olur. Fakat bunun en tehlikelisi hak suretinde görü­ ııı•nidir." (Sf. 1 4 1 , 142 . ) dan

m.

"'Bir ihtilal. hangi millet hesabına yapılırsa. mutlaka o milletin Pvladının eliyle yapılmalı ve onun elinde kalmalıdır. !\lesela:

vı•

Türk ihtilali. öz Türklerin elinde kalmalıdır. Hem de kayıtsız �artsız.

Yabancıların yardımıyle başarılan ihtilaller. yabancılara borçlu !,alırlar. Bu borç ödenmez.

c

Türk'ün en kötüsü, Türk olmayanın en iyisinden iyidir. Geçmişte bıııanlı İmparatorluğunun bahtsızlığı, ekseriya, mukadderatını

ATATÜRK VE TüRK

MiLLiYETÇİLİGİ

19


Türk te rd e n

sonu. Sf.

başkası n ın

idare

etını�

olmasıd ı r . "

( Birinci

bölümün

228)

l\.a na. ırka ö nem veri l nwsi taraftan olan Prof. Dr. M a h m u t Esat

Bozk u rt ,

Türk rej i m i n i n ' Daha zi ya de ;,ana değil, k ülti.ıre ve dile ' ô ııeın ver ' ( S f 24) d i ğ in i söylrmP k !R ve " B u n u n la beraber, A ta . tli r k büyük ıı uı ı.. u ııda ' Ka n ın ı ı.a�ıyandan başkasına inan m a · de m i ş .

Fa k a l bu tavsiye, La t b i k a t ta kültü r , d il bi rl i ğ i hali n d e l.t• ct> l li ( S i' . 3 7 :1 ) denw k tP d i r . Fakat müteakip dı>rslnde Tii rk ırkı

t i r.

rt ti. "

üzerinde !'lra!'lıca d u ru lmaktadır : tarihçesi

bile,

tarihinin

birçok

" '.'J aima gibi dP vlP t i ı ı resını bir

yerlerinde Tü rk ' ten bahsederken

(Et.raki bi idrak) tabirini k u llanır ve bunu k u l l an mak ta beis gör. mrz.

U lusal d u ygu . b u ndan ba!,;ka daha nasıl y o k edilebilir'? . . . dejenerelif�in bu derecesi ne red e g ö rü l m ü ş ? Zaman o ld u ki ru mu, erınenisi, hatta yabud isi b i le Osmanlı l ı � ı b r n i n ı SP nıe rl i . '.\' c> o ldu k tan soru ld u ğ u zaman. ru n ı u m . e r m en i y iın , ya h u d i y i m .

Türk .

hat t a

(' i n ge n e yinı .

d e m e k te n

çe k in medile r. .

Fakat

milletll• r i n en asi li olan bu varlı k . Türküm, diyemiyor . . . O

sadece: " Os m a n lı y ım . Tü rkün, d i n d aş la n

Elhamdülillah müslü manı m ! " d i y e bil i y o rdu .

olan.

amavuda, araba. ç e rk e ze gcl i n ce b u n la r

da müslümanlığı ben i mse m i y o rlard ı , b u n lar da kendi leri n e sorulunca: r ; ı iğüslerini gererP k : ı\rnavud um, arabım. çPrkezim d i y e cevap ve.

ri yorlard ı . l l i ı,:

unutmam,

me�rutiyette

sa d ra z a m

İbrahim

Hakkı

Pa!,;a,

bl•nüz Türk sünı?üsü y le bastırılan amavut isyanından Osman lı mec­

lisinde bahsedcrken şöyle demişti : "Arnavutlar, Osmanlı İ m para­ torl u ğ u tacının en kıymetli bir pırlantasıdır . " Acaba Türk ler b u tacın nesi idi? On u düşünen, akla getiren bile y o k tu . Araplar ise Kavmi necip Arap u nvanını ta şıy orlardı . Meşrutiyet

i la n

o l u nur

olunmaz,

istanbul'un

Divan

yolunda

bir alay ku lü pler be lirnı i � ti. Kürt Teavün cem iy eti . Çerkes Teavün cemiyeti, Arnavu t Başkım k u lubü, Arap B irl i ği . . . . . . . . vesa i re .

20

PROF. D il. H İ K MET T ,\:"< Y U


Taşnaksıı l�'on kulüplni. lkyoğlunda : EtnikiPtnya \ d • ' nım ve ermeni!Ni te msil Pdiyorh.ırrlı. Yahuı:lill'fiıı bile A l yans İ t.ra­ c li tl e ri vardı. .

.

·

'!\irk kulübü, Türk birli ğ i d iye bir şeye tesadüf olunmuyord u . Sadece İ tti had v e Terak ki Cemi yeti vardı. Fakat n e ittihadı, ne te ra k k isi bunu bilen bile yok tu . Mevhum Osmanlı lığın İ ttihadı VP

Terak kisi ! . .

A n cak Balkan savaşından sonra Hamd u llah Su phi T aı ı r ı i ive r in f.(ayretiyledir ki Türk Ocak ları açılmağa başladı. '

Ve hemen, Türk

olmayan unsurların

ınü t h i :;.

i t i ritzl a ıi y lc kar­

ş ı la n d ı : İ şin asıl yanık tarafı. bu itirazlara bazı öz Tü rk scs h•riııin ka­

rışmasıd ır. Yara, yar e l i nden olu nca acısı fa zla olur. B u nunla beraber Türk Ocak ları memleketin d ört bir ucunu kaplamakta ge c ik med i . " (Sf.

41 3, 414, 4 1 5 . ) . " i şlerin

başına da Türk ten başkalarını getird i k , uzak gitmeğe

n e hacet? 1908 d e meşrutiyet ilan edild i ğ i vakit, iş başında Sad . nizam olarak Avlonyalı Arnavut Ferit Paşa bulu nuyord u . Sarayın en n a fiz adamları, İzzet Halalar , Selim l\lelhame ler idi. Balkan mu harebesinde Osmanlı devletinin hariciye nazırı N u ra Dunkyan i d i ! Avusturya hariciye nazırı Baron Erentfal b u sıralard a Y u nanistan hak k ında Osmanlı hükümetine bazı malu mat vermek istemiş, fakat Vi yana büyük elçimiz Mavrekordate olduğu ndan işi ona açamamış. " N asıl açayım? Rumdur. Y u nanistana haber veri r " demiş. Hali mi zi düşünün bir kere! . . . Hiç

unutmam, i sti k lıi l savaşları sırasında

Londra

konferansına

Ankara Hükümeti tarafından gönderilen murahhas heyeti arasında l zmir mebusu sıfat.ı y le ben de bulunuyord um. R P.isimiz olan Çerkes

ATAT Ü R K VE

TüRK MlLLİY ETÇiLtC.:t

21


Bekir Sam i ' nin i ş i gücü Kafkasya 'da bir Çerkes clı!vleti kurdu rmak olmuştu. I lalb u k i biz Türk İ stiklalini kurnıağa memur idik. Türk dPvleti i ş lerinde Türk ten ba�kasına inanmayalım. Türk devleti i ş lerinin ba::.;ına öz Türkten baş kası geçmemelid ir. Ali Seyrli rahmPtlı merak etmi ş , DevlPti Osmaniye ta ri hinde bir istatistik ç ı k armı ş . buna göre ( 200) kadar sadrazamdan '.i 10 u Türk olup üst tarafı yabancı nıilletlerdendir. Bu hallere göre, kötü idareden şika yet biz Türklerin hakkı ikeıı, talihin ne hazin b ir cilvesidir k i fenalık ların belli başlı sebebi olan gayrı Türkler, TürktPn şikayetçi olm uşlardır. Dı·vlet işlerinin ba<Jına devletin k u rucusu olan kavimden başka ları geçince o devlet inkıraz bulu r. Yani millet. istiklalini kaybe­

der. M isa l mi istersi niz? İşte Ab hasilN, işte Endülüs ve işte Osnıan· lı lar.

Yeni Türk C u nıhuriyetinin devlet işleri başında m u tlaka Tiırkler bulunacaktır. Türk ten başkasına i nan mayacağız. Atatürk ihti la linin farikası T ü H K MİLLİYET ÇİLİCİDİR. T Ü R K O LMAKTIR . Maziyi bu prensip tasfiye etti. Yenili ğ i bu prensip getirdi. Bütün Türk ihtila li bütün eserleriyk• bu prensibe dayanıyor. B u ndan en küçük bir i n h iraf geriliğe avdı>ttir. VE öLOMD üR . (Sf. 4.1:, 4 47 ) . Bu kitabı Atatürkçü gen ı; l i [! e , devrimci gen ç liğe hil lıassa öğütleriz. Mu tlaka okumalıdırlar. O zaman. Tiırk i n kila p· lanııııı bir ('oğ unuıı Atatürk 'Un b uyruğ u altında öncüsü ola n Mahmut Esat 13ozkurt 'un, Türk İ nkilabı Tarihi dersleriyle gerçek in kitabın kökleri ni, dayandığı esaslan göreceklerdir. "

-

Türk Tarih K u ru mu 'nun B irinci ( 1 9 32) Kongresi : Eğer Türkiye Cumhuriyeti zamanında milliyetçilik, hatta Türk ırk çılığının tari hi ( d iğer azınlık ırk çılıktan esasen tarih boyunca her cephesiy!P devam etmiş ve bir kısmı halen etmekte) üzerinde çalışmak isteyenler olu rsa u fak bir hizmette bulu nmak üzere birkaç

22

PROF . D R . HiKMET T A N Y U


kaynak daha saymamız ge rP k e cl• k ti r . Zatc>n bö y le bir i ıı cele ı ıw i1,· i n

194 4 y ı lına kadar olan Türkç r , Tari h . Y u rttaşlık v . b . resm i m ak a m ­ lar tararmdan beni mse n m i ş Talim ve Tc>rbi yl' 'drn ı.:t•ı.: m i ş k i ta p la r , genelı.:ele r

i n celenmelidir.

B u na

ilk o l rn l

k i ta pla rı ndan

lıa�laıı ı a k

1933 yı lı nd a i l k o k u lların 4 . sı n ı fla rı n ın Tarih k i t a p l a ­ rında mi lletin tari liıı r ırk la ı.: i r i ş i lm i ş ve Tü rk ırk ın ı n ii slünlii ğ i ı kl'y fi yeti yıllarca o k u l larda a nlat ı lm ı ş t ı r Tarih K u n ı m u 'ııuıı ya�· ı ı ı la­ c h g ı k i taplar -ilmt ciheti ayrı bir bahis - da Tiirk ı r k ı üzeriııdt• t ' L r:ı l"· lıea d unı l m a k ta ve a �· ı k la mala r y a pı l m a k ta d ır . B il hassa . ..\ ta t i ı r " i i ıı huzu ru nda. hükümPt c>rka nıııın ö ııündr y a pı l a n Birinci T a r i h Kon;.:rı•­ siıı deki trbl i (! lcr . kon rl'ra nslar bu bak ı mdan �· o k d i k kat �-!' k i cid ir. 2 Tt• m m u z 1932 den 11 Tt•mıııuz 1932 ye k ad a r ıll' vaııı e d t• n bu k o n ı.:re A nkara l l a lk C' v i n d c> ( Tü rk ocağ ı b i n as ı ) � a pı l ıııış \'l' bil hassa Türk ırkı, iizr llik l<'ri. \'<'raset nwsl'lclt•ri üzt•ri ııdP u 1.11 11 u z a d ı �· a d u rulınuşt.ur. B u rana m u htl' l i r taıı ı n m ı � zPvat ırk " o ı ı u su nu ı ı h a ra n• t l i müd a fi li ğ i ni yapmı'i lardır. B i z b u rad a b u n ların adların ı a�·rı ayrı sa ya ra k ası l k o n u muzdan taşacak de ğ i l i z . Bazıları ı ı ı ıı yal n ı z ba:-;lı k. larına işaret rdl'ceğiz ( Tari h w n PVvt• l ve Tarih fecrindrl ( I rk '.\k•se­ les i ) ( S L 18.) ve sad ece birk a�· eüınl<' n a k ll'de c e ğ i z . l'rofesiır A re t i nan 'a ait olan vt• birı.: o k ciimll'IPri ( .\ l kı � la r ) hatta ( Sü rl'k li a l k ı ş ­ la r ı l a l a k d i r ve tasvi p ı.:iirı•n bu k on u ş m a ö nemli n o k talara i şarP t l' l nw k l.t> d i r : " Tü rk ı r k ı . ana y u rt la rı n d a . yüksek kül t ü r mertelll'si ııc varırkPn, Avrupa halkı vahşi \"(' tamıınwıı c a h i l b i r hayat ya ş ı yorn u .. " ( :!) " �t u htPre m profesörler. m u h terem mesle k taş larım : yerindP olu r.

A rtık bizi, te t k i k i' sevkeden sorg u n u n Cl'\'abııı ı vereli m : Ortaasya 'nın O to k ton halkı Tü rk tür .

( A lkışlar)

orada. biıyük Türk aill'sinden başka ve ondan a yrı naıııı a ltı ııd a bir ırk y ara t m aya kalkışmak tabiata isyan olur. ;\laku l w i n sa n i olan, tabia t ın . O rt aasya yaylalarında yarattıi!ı ırkı tanımak \ l' onu n adına hürml' t r t mek t i r . ( A l k ı ş lar) B i naenall'yh,

" i ndo-üropeen "

Kafasıııı vr v i c dan ın ı , en son tera k k i ş u le le r iy le ı.: üne� ll' n d i r m e � e karar vermiş olan, b uı.:ünün Türk c;ocukları, bili yor ve b i ldirecektir ki, onlar, 400 ı;adırlı bir aşiretten değil. on b i n lerce yıllı k , ,\ri, nıedrııi, yüksek bir ırk tan ı.wlen, yüksl'k kabil i ye tli bir millettir. ( SiirPkli A l k ı ş la r ) " ( :\ y ıı ı k i ta p Sf. 4 1 ) l' ro rl'sii r ,\fpt İ nan siizlcri ni � i i y h• n i hayetl' erd i ri y o r : "Bu m u ka d des y u m u n öz varisi, Tii r k i y e

.\T .\T ü H K VE XJ' .\T ü H I\. \Iİ L L İ Y l·:T<_" İ L İ C ; i

23


Cumhuriyetinin yılmaz va risi, o büyük, yüksek, asil Türk kavminin bugünkü genç ve dinç çocuklarıdır; biziz " (Süre k li alkışlar) . Bu konferansı müteakip Prof. Fuat Kö prülü, söz alarak " A fet Hanıme­ fendinin kıymetli konferansı " diyerek söze başlıyor ve aynı minval üzere ilavelerde b ulunuyor. ( S f. 42, 4 3, 44, 4 5 , 46.) 47 inci sayfada ise Profesör Fuat Köprülü ( 1 9 5 3 yılında Türk Milliyetçiler Derneği· ni kötülerken anlaşılan bunlan u nutmuş) sözü ırk üzerine daha ge­ niş bir şekilde dile getiriyor: "Sonra Türk ırkı ve Türk ırkının güzelliği meselesi : Hanımefendinin noktainazarına bendeniz de iştirak ediyorurr. Hakikaten benim şimdiye kadar görebildiğim bir çok tarihi ve edebi vesikalar, Türk ırkının, bazı antropoloji kitaplarında yazıldığı veçhile bir çirkinlik nümunesi değil, bilakis güzellik timsali olduğunu sarahaten anlatmaktadır . . . Tarihi yabancıların göziyle gö ren b i r millet, manevi esaretten k u rtulmamış demektir. Memleketimizde son bir kaç sene zarfında büyük Gazi 'nin irşadı ve teşvikiyle başlayan "M illi tarihimizi yeni­ den yaratmak" faaliyeti, bizde de maddi kurtuluştan sonra bir manevi k u rtuluş mücadelesine başlandığını gösteriyor. Herkesin, her muallimin, her münevverin , her mütefekkirin, k udreti nisbetinde bu mücadeleye iştirak etmesi, elinden geldiği kadar bu büyük işe küçük bir yardımda bulunması millt bir vazifedir. ( Alkışlar) .. ( S f. 4 7 ) Hemen bu konuşmayı müteakip Kongre Reisi (Maarif Vekili Esat) söze başlıyor: "Söz İstanbul Darülfünunu tıp Fakültesi Antro poloji Müderris Muavini Doktor Şevket . Aziz Beyindir. ( O rd. Prof. Dr. Şevket Aziz Kansu ) . Doktor Şevket Aziz Bey - Büyük şefim, muhterem arkadaşlanm ; çok kıymetli ve geniş bir sentez dinlemek şerefini kazandım. Bu sentezi, antropolojik ve tarihi sentezi, A fet Hanımefendi okudular. Bendeniz elle tutulur, gözle görülür bu hakikatleri memleket ilmi­ nin bir aşıkı olmak sıfatiyle teyit etmek mecburiyetindeyim. Mem­ leketimin antropolojik tetkikinden hasıl ettiğim en samimi kanaat­ lerimi şimdi bu kürsüden söyleyemiyeceğim. Çünkü mufassal bir silsile takip edecektir.

24

PROF . DR . HİKMET T A N Y U


. . . Hakikaten Avrupa'ya medeniyet getiren bu beyaz derili brak isefal insanlardır, dediler ve Türkleri bUtün antropoloji k haki­ katlere rağmen yapmış olduklan tasniflerin çoğu nda bu beyaz d erili ve. Alp adamı dedikleri brakisefaller zümresin e bir türlü sok­ madılar. Halb u k i efendiler; diğer ta rdft an son zamanlardaki tt-tkikat l!ÖS­ tı>r m i şt ir ki, Ortodoks antropologlann bizi içine soktukları sa r bir sarı ırk, vani Mongol ırkı mevcut değild ir. , , " B u rada Profesör muh teli f ırk ların kaynağına dair görüşlerini anla t l \' o r n• ' " ,\ sy a braki­ sefallerirı ocaeıdır . B u nlar Alp adamı tipidirlPr \. e Türk tı> bu tiptir. •· (Sf. 48, 49.) " Esasen bugünkü Tü rk, rıH· r i ı · ı ı ı ı ı i tari h ten evvelki devirde garba getirmiş A l p , Broca 'ıı ııı ıii b i ri y ll• L' Plte ırkına bağlıdır. Ve maddi, manevi inkişaflara müsa i t , biyolojik ınan sö y lü­ yoru m, mütekamil bir iskelete, ete ve kafaya, hamura malik bir beşer tipid ir. " ı s r. 50) ·

Gene Kongre Reisinin (Maarif Vekili Esat Bey) "Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti Umumi Katibi Dr. Rı>şit Gali p Be y tarafından " "Tiırk ırk ve mı>deniyet tarihine umumi b ir bakış • konferansından söz aç tığını görüy oruz. (Sf. 5 1) K ez a Samih R ı fat ta ( O ktay Rıfat 'ın babası) Türk ırkı, ırkların tasn ifi, kafa taslan v.s. üzerinde etrat1ıca duruyor. (Sf. 65, 66.) " Bugünkü ırk tasniflerinde esas tutulan mikyas renk ve simadan ·zi yadt- kafatası ii lç üs.i d ür. Yine aynı mikyastır ki, Türk ırkını bütün dünya ü zer i nd e medeniyeti nakleden brakisefal zümreler arasında kaydı>di yor. " (Sf. 66) Türk Tarihi Tetkik C emi­ yı>ti azası Hasan Cemil. ( S f. 8 0 , 81. . 82.) Afet İ nan 'ın konferansın ı çok takd irle andıktan son ra "Biz Türk med P niyeti n i n v e Türk men­ şeinin asıl mahiyeti hakkında en son keşi nere is tina t ed i yoru z " (Sf. 82) diyor ve " B eşeriy et i ç in h • ı �·en i bir ufuktur ki, mütemadi­ yı>n geni ş ley ece kti r . " l\I uhtNem arkadaşlarım, biz ye n i ve ı�iirünined ik yollardan yürü­ vonız. ilmi bir bina kuruyoruz. Bu da kolay yıkılmaz. Çünkü temel­ leri ilmin metotları, dt-lilleridir. " (Sf. 82) sözleriyle (Prof. ) Afet İ nan'ı destekliyor. (Türk Irk ve Mede n i ye t Tarihine Umumi Bir Bakış) adlı bir za. nıanlar Miiü E ğ itim B a kanlığı da yapmış olan Türk Tarihi Tetkik

,\TAT ü R K

VE TüR K M İ L L İ Y ET ( İL İ G İ

25


CPmi yrti U m u mi K a ti b i Dr. l l e1? i t ( ; ali p 'i n k o ı ı fe ra ıb•

b i r y er a lı y o r

h. o ıı J.! n• ' rle i i ne m li

.

\"pkiı l Pti H i ri n ci Türk Tari h K on gresi ) ad l ı k i ı , , : , ı

sı ı ı d a b a şl ı yor ,

161

Bazı

. ; .;.ı r. 1

99 uncu sa y fa.

i n ci sa yfaya k adar dPvanı l'<l i \ 1 1 1. .

tamanwrı Türk ı rk c ıl ı ğ ı ü zeri n e ku ru ld u ğ u ı; o k nıe k te d i r .

" -'

ı .

Vp ( 1\irk i \ I · ı ' u m h u ı . ,

;w

ık

. . . r,·r:ı ıısı ı ı u ı .ıı . . . .

._ . .

: . . ı·

I rk tasn i fleri. ırk ıııesl.'lPleri l!P n i � !?d; i l t l ı · \"N a l ı ıı i '- L ı r

kay n akla rda n

n a k i l lerl ı · gc n b ; IP t i l mi�

olan

bu

k o ı ı l ı'raııstaıı

b ir k ac ciımlı• n a k ll• t nı c k le yeti ıı ect> � ı m :

"

L ı ıı n b o y l u , u zu n , b<'yaz si malı. c l i i z ,.ı>ya k e mr r l i iner bunı ıılıı . '

.

m u n ta zam d udaklı, (' O k k t>rr nıa r i gıi ılü \'P g i i z k apa k lan ç e k i k ola· rak d t• ğ i l , ufki a ı; ı la n "Tiirk · · bl'�·az ı r k ı n Pli gii zel ii rn e k l e ri n d r ıı

b i ridir. ' · ( Sü re l\ l i alkı�lar) ( S f. l i°) 9 )

"l' i t t arcl 'da kısaca �öyle d i yor :

Türk ler şüp hesiz ı\sya ve A v r u pa 'ııııı ı•n �· üz l'I ırk !arından biri. d irlrr. " ( S f. 1 60 ) B u k o n feransııı son u nu <l ü�üııii rlı• r i ın i zi n d ik katlı" riııe su nuyoru z :

" Darülfü n u nu mu zun,

nw k ti' plPri nı i 1. i ıı .

m u al l i m

liseleri m i zi n ,

o rta nwk lP p leri m i ziıı ın u lı t pn• m , güzi d e o k u t u c u ları : H a k i k a t siı.ce l l l'r asil ın a ı ıa d a c Pv lı eri tii kı• n nw z Türk l ü k ka n ı

ve b i z cl' sa b i t t i r. taşıy a n la r , bütün elen

b u nd an �ii p h r l'd Pııw1.IP r . D av a m 11. b i z i m

bP!ieri v e l i n

yeti�ecek

it i k a l l a n

s ı rasına

hakik ati m i zi

ko y m a k tı r . S i !. lrrin ve e li n i z .

beynelnıi lP I Tü rk tari h otoritele ri n i n b i lg i ve irşat

� i m � e k lPri Türk tari h i n e asırlardır katran yağ<lıran y er l i \·e y a b anc ı taassu p b u l u tların ı parala y a pa rala ya d ağ ı t ac ak . Türk ta ri h i Erge­

nekoıı 'd an �· ı k aca k t ı r . Bu y a ln ı z tari h i m i zin dc j.! i l . e1.eli ve e b edi " lı ak i k a t " i n zaferi o l acak tı r . ( :;i i rl d et li

H' sürekli a l k ı � la r ) ." ( S f. 1 6 1 ) .

B u k o n fe ra ns üzPri n e ( İ st a n b u l D a rü l fün u n u T ı p Fakültesi A ntro po­

lo.i i mü d Pr ris m u avi n i D o k to r :;i e\· ket. ,\ z i z ) ( O rd . Pro f. Ur. Şevket A z i z Kansu ) siiz alı yor: "M u hterem i l a nını ve E fendiln. k ı ymetli ve mu h tne m meslekta!:iınl H Pş i t Cali p Beyefendinin çok kıymettar konfrraııslarını d i n led i m. K e n d i leri n i n geniş b ir g ö riı şlr i fade etmiş

old u k ları ç o k e hemmiyetli ve b izl' y e n i u fu k lar a�·acak. kafamızdaki birçok ö ıi.in ı ce k li fi k i rleri d a ğ ı l a c a k m ah i y et te asil l!ö rüşleri n e bir· ka�- , basit no t i lave ya p a b i l P ce ğ i m .

"

( S i'. l li : � . ı

zabıtlarından ( 1 , i l , l l l .) , bu pek m u fassa l eserleri n 1.

c i ld i n i

gö rdük

13ıı tari h k o n gre si

hit a p l ıa li ı ı de

( 3) . Bu d r fa i k i n ci k " ngreyi

y ayın lan mış

g i i re l i m .

P l lO F . D i L l l İ K :\ l ET

TA�YU


Türk Tarih K u ru mu 'nu n İ kinci ( 1 937) Ko ngresi : Atatürk 'ün büyük maksatlar ve ümitlerle kurduğu. Türkllığün tari­ hini araştırmak ve Türk milliyet,ilii!ini tarih şuuru ve geçmişin şan­ lı o la y lariyle güçlendirmek istediği Türk Tarih Kurumu 'nun öncülü­ i!liyle, İstanbul'da '.20- '.!:i E� liil 1 9 37 yılındaki ( İ k i n c i Türk Tarih Kongresi) Türk ırl-- ı , so � ac ı · k ı ı , ve Türk m i l li yetç i li ğ i üzerindP çok dik kate dei!er teb liğ lPrlı> rill l u d u r. K on g re n in baskanı Milli Eğitim

Bakanı Saffet Arıkan 'dır. YüzlPrce yerli. yabancı orofcsii r. öğretme. nin ( Pek tabii T;irk Tarih Kurumu ve Türk Dil K u nı rnu c veleri) ka­ tılrlıi/:ı bu kongre ile Atatürk çok yak ın rl a ıı iltıilP n nı i s lir. Hemen hemen Türk ive'nin tanınmış bilgi n leri, ayd ııı ları bıı k 1 1 n ıın•ve katıl­ mışlardır. Kongreye Y u rt il; inden kut l am a tclı.:r01fları ya ğ m ı ş tır. XX V - X X V I . sayfalarda görüldüğü gibi V a li , belediye ba�k a n la r ın ­ dan başka, C Jl .P. i leri gelen leri, Halkevlerinin ba!? k a n ları k on g reyi candan tebrik etmişlerd ir. (Türk Tarih Kurumu Yav ı ıı lann d an IX. Seri : Nu : 2 ) olan ve ancak İstanbul'da KPnan :\latbaasıııda 1943 yılında basılan bu tebliğ ve nutuklar kitabının xxxvıı. say­ fasında şu b ilgiler vardır : "Kongre hazırlıklarına 1936 sonbaharında başlanmıştı. Fakat esaslı ve dPvarnlı çalışmalara 1937 yazında baş. landı. 24 Mayıs 1 9 37 tari hind e kongre ve serg i n i n ne suret le tP rt i ıl cri ilecPğine da i r hazırlanan iiıı pro i<'vi kuru m u n h ıi ı ııi reisi A tatürk bri!Pnrliler ve hemen işe b aş la ıı ı mı ., ı n ı emrettiler. " "Bu tebliğk•rle ,\tat.ürk yakından alakadar u l n ı al, ıa \"l' k o rn i tP ni n tesdikinden geç ­ miş olan tebliğleri basılmad<ııı . . ı ı . ; 1 J ku makta id ilPr. :\tatürk b u kon­ g rey i yakın lı k la takip etm i � ı " i ı ıı tp b li i! leri ilgiy le d i n lemiş, bP ğ en­ ıni ştir. X X X V I I I . sayfa " Vl' b u nu tak i beden say falarda A lalürk U n nasıl orada bulu nduğunu, n asıl b u yr u klar verd i ğ ini n• sPrgih•ri al· tı ğ ın ı, mesela X L I . sayfada da giiri.ilPceği üzere ' ü ğ led Pn s ı ı nr a sa a t 1 4 . 30 rla Atatürk ün yüksek huzurlari y le dördüncü u ııı u ıııi toplantı yapıldı. " V. B . bir başka gün : X L I I . say facla : ' "i i ğll'ı : ı • n so n ra saat 1 4 t e kongrenin altıncı umumi hey 'et toplantısı ı\tat.ıirl-­ lin vüksek huzurlarivle Maari f Vekili Saffet Arık an 'ın ba�kaıı lı:lı ; ı ltı n d a yapıld ı. " Kongre bittiktPn sonra pek memnun k a la n ı\ la­ Liirk ziyafrtlere de iştirak ediyor: " A tatürk tin yüksek huzu rlari v lC' �erc> r v erd i ğ i bu ziyafet te pek neşeli geı; ti ve )!c>ç vakte kadar sür­ clii . . . ( S f. L I I I .J

Şi mcli b u kongrenin tebliğlerine k ısaca bakalı m . l \· . < ;ıi ı ı . :! : ı ı-: , lii l 1 9 37 Pc>rş e mbe. A . Seksiyonu. Saat 9.30 1 2. l .J lla�ı,;ıı l ' rı ı i . ·

ı\ T Yf ü H K V E T ü H K

Mİ L Lİ Y ETÇİLi(; İ

• .

·ı 1

.•


Hik mrt Bayur. Sekrctrrler: Dr. Sad i Irmak , Dr. Ari r Müfit Mansel. Pro r. Hasan Reşit Tan k u t 'u n ( Dil ve Irk !\lünasebı>tlrri Hak kında) ki iıı celesinden birkac nokta : �öyle b a ş lı y or: " Dili, yaln ız sosyolojik bir tesis olarak trla k k i ve kabul edı>nlı>r onun ırk ilP bir ilgisi o ld u ­ ğ u na ve h el e ırk araştırmala nnda başlıca bir ro l y apa bildi ğ in e inanmazlar. Bu kanaatti' olanlara göre d il. tarih hudutları i ç in de V<' içti mai şartlann yaptı ğ ı bir trslsten başkası dej.(ildir. Irk fi zik, dil sosyolojik bir hüv i yet, i fade ı>der. Yine o n lara göre bunlar yani, ırk ve din, öyle ayrı ayn had iselerdir k i, birinin karak teristikleriyle diğı>rine intikal etmek varit olamaz. <;ünkii, ırk nasıl ı>sas bakım· dan sabit ve dl'ğişmez bir vasıf ise, dil daima değişebilen bir hüvi­ y et t i r . ·

Birini diğerinin va�fı i le i fad e etmek kabil dı>ğildir. Tarihi d e v i r · lrr için bu endişe ve mü la ha za varit olabilir . . . ' ( S f 221) Türk Dil Ku ru mu liyesi Prof!'sör Hasa n l leş it Tan k u t bu tebliğ inde dil 'i ırka bağlamak istiyor. Bu tezi hararetle müdafaa ediyor, 222. sayfa. nın son satırı ve 223 üncü sa y fada gö rüşü beliriyor: " Fi l hakika. bugün ırk il,. dil birbirine şahitlik e de mez hale gelmiş ise d e , prehis­ tuvara doğru i l1> r!P n d i k ç e , ırk la dilin birb iri n e sarılmış ve nihayet o ıi i inrie tamamiyle intibak Plııı i ş o lm ası tab iidir. P a h• o nto i o i i lengüis­ tik l>azlarııııızd an biri b u d u r. O n u n i c:;indir ki, bra k i,Pral o lc:l u klan haldı• a y rı ayrı d il konu :-ıan insanların hakik attP bir tt• k dil k onu ştu k ları n ı isbat eden rsaslar b u labili yoruz. Bu esasların ıçinde hakim foııeııı ti pi ve fonetik

sistrm, dil lo jiği ve psi k o lo j is i . vani morfoloji ve semantik, ilk insan grupmanlanndan avnı tipte olanlarda ne idiyse, bugün dahi aynen odu r. Cı.irıkü bi y oloji k V<' mantal !;!artlar aşağı yukarı d aima aynı k alm ı ş tı r. "Prol'. Hasan H cşit Tankut si i z lrrin i s u son u c; ile tamam lı yor : " Sosvoloj i nin de dil üzerinde tesiri 1.:ok r,e ni1?tir. Bö yle olnıa k la beraber, ırk i şart la rıı ı c:.;ok defa bu trsiri şirldPtle karşıla­ dığı V<' çok defa y ol u ndan c:: ıkard ıi!ı m üşa hed e edili \ or. Bu muka­ veıı ıel lenı!üistleri şa�ırtıp dü s t u rla rını alt üst eden ırki bir aksüla mel· c:l ir. 11ıı reaksiyon rasval ( ırki tepki), çokları tara fından sezilmiş bulu nuyor. HalledilemeyPn ve muamma halini m u hafaza ed e n !.J i r çok fonemlPr, ma z i n i n derinlNinde bulunduğu kabul edi len l ı ; r , ı ı l ı stratum ' a , !' il derin ve ilk kültür v arl ı k tabakasına atf ve irca Pdilir. Bu substratum 'd a ise esas, IRKİ UNS URLA RDIR. Eğer ı.iı i ı i rd e a wı ayn v e vekdi j:!l'rine yabancı !(ibi görünen birçok di llerin

PlW F . D R . HİKMET T A � Y U


hah ihaUP VI.' esasta b i r te h rl i l yani P R OTOTC H K o lrl u k larıni siiylr­ yebiliyorsa h lıu l ı u lrl u i! u m u z veni len g iii s t i k h u rıılların bu i l mi l'SiıS lara istinat l' tııwsiıırll•ıı d i r . T ü r k D i l TPı.i . T ü ll K T A R İ H İ T E Z i ' y le yan vana ve a y n ı e sa slara

ta b i olar.ık mazı ııin rlerinlik lPr i ne nüfu z ett i k ç e . Ti i rk ası l lı ı r kl;ırı n old u ğ u � i b i , T Ü R K ası llı d i llerin dl' bu substratu ında b irle ş t i k leri ııwydana cı kacaktır. Clirı k ü hl•r iki kardeş k urum P lanını ve fry zi n i

m illi jr n in i n

;ıl nıakt.ad ır."

yüksek (Sf.

te(·Plli

223) Pro r

ın ı• r k e z i n d e n . l l a sa ı ı

A tatürk 'iin

dPhasından

Reşi t Ta n k u t . D i l ve Tarih

Co ğra fya F a k ült( • si ' tı d P aynı esaslar fakat daha ge niş olara k , Türk ır k ı n ı n öz cevherine dayanan bir d i l yapısı an la yış ın ı ders olarak o k u t m u ştur. �unu ayrıca 1 1 1 ; u 1 ınamak lazımdır k i b u zat Atatürk 'ün sık sı k yanına ç ağırdığı ve s o frası nd an . konuşmasından u z ak tutnıa­ rl ı ğ ı bir kimsed ir. İ lerde Tiı rk ırkı ve soyaçekim k o n u larını büyük bir yak ı n l ı k la beni mseyerPk tahliller yapanlara o kon grelerde kims<'

karşı ç ık m am ış , itirazda b u lu n mak şöyle dursun. tasvi p edici bir tanr takın m ı ştır. B u n un iki sebebi o la b i l i r , ya i lmen bunlara i nan . ıııı ş lani ı r , aynı d üş ü nce d e d i rl er, veya k o n u su n d ak i

hassasiyetin

ı\ tatürk 'Un

bild i k lerinden

I R K . SOY A Ç E K İ M

ben i mse m i ş ı.ı < i rü n nıüşler­

d i ı . B u n ların hangisinin d oğru o ld uğ u n u tahlil

P de

ce k değiliz.

1 1 11. hangi şık olursa olsun bir zamanlar Tü r k i y e ' d e ü niversitı

Yal!ıilim

Prbabı, öğretmen lN v . b . hep aynı d ava n ı n , i n a n cı n , göriışün taraftarı olmuşla rdır. ö y le k o n u ş m u şlar. öyle yazın ı shı rrl ır. Bu gayrPt 1 94 3 tP birden d u rak la nı ı ş , hatta eski ı.ıürüşler bir tarafa ı ı ırak ı larak . bu gii­ riiş ll' ri

i leri

sürenlerle

hi�· b i r i lgisi, bağı olmayanlar

1944 y ı lı nd a

ırk çı olarak ortaya ç ı k an lıvernı iştir. ü ste l i k en şi d d P tli hücumlarla, ki bu ithamlar -·u n u tulmuş olaral-. veya k aste n ­ düşünce ve görüşlerine karşı yap ılım ş bile sayılab ilir. B u n u n isbatını ise şu satırlar o �·ağların ilmi !(i)rüşüyle apaçık ya­ pacaktır. Hatta bu ırk havası o kadar yayılmış ve ben i mse n m iş ­ ı ır k i . yabancı Pro l'Psiirl..r haııı.:i m i llPtten o l u rsa olsun yeter k i araştırmalar ırk la bağlı bulunsun-· k o n �rP lı-' rd P te b l i ğ l e r ortaya sıııı nıuşlar ve yabancı d illerde olanlar da c.;evri l ırn � tir. Birçoğu ı\ tatürk ' e bile su nu l m uştu r. D r . M arg u er i tP Dellenbach ( Jii nev) ın " Tü rk ' leri n Antropolojik Tari hlerine Dair Vesikalar" incPlc nıesi �ı iyle başlıyor: " � u sırad a Türk ler ' i n an tropoloj i k tari hini b i lmek win belli başlı iki mah iye t gösteren bir harita ta nzim Ptlik . B u hari tada Tür k i y e etrafında oturan m sa nların ba� v e vücut karinell'ri i i y le sanıyoruz

i\ t atü rk 'ün

l!• • rül ını· k tl'dir.

\ IJ\'f ü R K VE T ü RK MİLLİY ET<;i Li(; i

29


Diğer taraftan b u kıtada oturan en müh i m i k i brah isefal g rı.ı ­ bun yani Alp ırkı i l e d inarik ırkı lPşkil eden lrriıı ııwıı �eiııi bi. J . mek dahi Avru pa' ııın i l k tari hi bakımından son dPrece müh i m değil midir? " " B u Pser, mesela b urun kariıwsi. �·e h re karinesi , göz n• sa1; n•n:!i ilh . . . gibi b<'deni d i ğer vası rtara ait d a h a ııPni� ve rlaha v az ıh ara�tır­ malara hareket nok tası ta�kil Pdebilir. B u ara�lırnıalar bugün m ua \·­ yen b ir yerd ıı -nt a n H·ya falan ı r k ı n n �ya ırk zümrP�i ı ı i n l lll'\ctıd i\ı' tin i i zah noktasından Plze ın g i b i gi iriilf'n. dl' vanılı b i r l'Ser o la l"ah ı ır ' · (İ k inci Türk Tari h KoııgrPsi. Sf :176) ,

"Prof. EugaeıH' Pi ltard \' I' Bay ;'\; urf'ttin ill' Ba� · ;::i t·ı· k t•L . \ z i ı. ve d iğerleri tarafından LPt k i k Pd ilen Tiirkll'r ( 1 1 7 - 1 8 - 1 9 : W : n 22 . 2 3 . 24 . 29 30) heyeti u m u nııyı+ri i t i bariyle ı ı z u n bo�· lu brakisefallerdir. B u sebeple birçok mlielli l'ler Türk ld i n d i n ari k ırka mensup o lmaları i h l i ın ali ndl'n bahsl'tnıi�lcrd i r . " ". . bu nw­ deniyctin b ugün K ü <; U K A S Y ı\ ı r k larında , T ü r k ll r arasında ı ı ıe o zul ( S f. 3 7 7 ) mik tarda giirdü�ümliz orta boylu kl'za l'Snıı•r bra k ise faller tarafından getiri l m i ş o lması ııı u h tPıncl d P ğ i l midir'? ' ( S f. 3 8 1 ) -

-

-

-

'

B u i n celeme a'iağ ıdaki cünıll' ile tamamlanıyor: " B u iti barla, bu n­ dan so nra yapılacak tetkik lerde bugünkii halk tabakala rının antropo­ lojik vasıflarını protohistorik Vl' p rr h istorik halk tabakalarının aynı vasıfları karşılaştırmak ı·p bu sure tll' bunlar arasınd a . hali hazırda bize mümkün giirünen lf'tH 'ti k bir rabıta tPsisinl' �·alı 'imak i<'ap eder." ( S f. a81) Prof. D r. Ş evket Aziz Kansu 0 S l'l1;uk Türkleri hak kında A n tro­ polojik ilk bir trtkik ve netirell'ri ' ' ara�tırınasında . \ nadolu'da l!l'ı.:ın i � kavimlerin iskeletlNi n i te th ik le ( ka fatası vesaire, ku lak de­ liği, alnın ııenişli ğ i v.b.) ırk bak ı m ın dan SPlç u k lu TürklPTden rark­ sız o ld u ğ u n u ve önce b u ralan:ia yaşanıı� olan ları n Türk ırkına ınl'll· sup olacaklarını. öl1;ülrrin bunu göstPrcl i ğ i n i , böylece T[irk ırkıı ı ın bu yl'rlrrdt• karışmaksızın hü v i y P t i n i korucl u g u n u anlatı�·or ve konu i le i lg i l i b in;ok iil(·üh•rin tablolarını Vl'riyor. 4 4 0 ' ın c ı sayfadan 456 ıııcı sa y faya kadar dl'vaın l'd!'n b u araştırmanın 455 V<' ·1 5 6 ıııcı say rasındaki ( ; ı' nel N etin' biillinıüniı k a fa iilc;ülPrine dair tablo hari (· ayn<'n alıyoruz:

:rn

P H O F . JJ H . l l i l\. .\ I ET T ,\ '.'\ Y C


" Selçuk Türk leri ' ni n IH''ieri hü\· i yrtleri n i tayiıı C' l n w k • <·ııı d ayan­ ı l ı g ı ıııız esasların neler old u (! u n u l!iinlli k . Bu a ra � l ır ı ııala r ı ı ı so n u nda O j:: u z Selı.: u k ' ları ııı fi z i k o la rak karak lı>ri 1.<' edeıı lıususi yPtlNi siiy lı• lıiilasa PdPbi liri z :

<.ı ) Sı> h ; u k lar yu varlak kafa l ı . i ı ı cr u zuıı h u ru n ll ı . kara <lanıı \ ı ı l; !-K' k . yüzleri orta brı� da v<• orta boylu ı ıısa n ları l ı B u i nsanlar b u fi zik kara k tnleri y l,. beyaz ırkın .\ ipli ıkd i ı! i · ı ı ı i z ziinrn·si ıll' l!i rııwk tPdirlPr O rta A sya 'd a n kaynak olan A l p ' lilı•r ise b izP giin• Proto Tiirk ler'd i r. b ) Tari h i zamanlarda A nad olu ' ya gı>lnıi ş olan O ğ u z - SPlt,: u k Tii rl-. IPri k ı• ııd ilPrindPn evvrl ve prehist o ri k ç a ğ larda O rta ı\sya 'dan :,:arlıa do0. ru ı,:iit,: etmi ş ola n Proto-Tlırkler 'in l!Ö<.' yollarını tak i p l'Lınişlrrd i r. c) O ğ u 1. . Sel<,· u k Tür k leri Anadolu 'yu istila etmek lr, i d dia ı·d i kl i ğ i ��i b i . Anadolu ' n u n ırk i sinıasmı tamamen dı>jHşti rnıi'i dl· � i l ı l ı rl<'r. Cünkü Selı; u k Türk lt>ri Anadolu 'ya geld i k leri vakit 'bu top­ rakları n şark i A nadolu 'dan ta El!e k ı y ı la rm a kadar büvük b i r e kse­ ri yeti!' Alplı yani Proto-Türk o la n beşer unsu rları tarafından Proto­ lıistu var'dan beri mesk u n okl u ğ u , b i r taraftan antropolo j i k , diğer laraftan arkeolo j i k vPsi kalarııı tetk i k i ile anlaı:;ılmak tadı r . · ·

Sayfaların pPk fazla çoğalmaması sebr b i y lı> kısaca şunu �a ;ı laeağ ı z . Pro l'esiir D r. Henri V . V all o i s (Tou lou sc j ' u n ( Garbi As­ ı a ' ıı ııı I r k lar Tari h i ) ( S f. 456-483) te b l i ğ i n dP ırk üzrrinde şu açık­ la ıııa�· ı vapı�·or: · ' Lüzumsuz münakaşalara girmı>den sadece şunu lı:ı lırla laeağım k i . millet. mı>vcudiyeti tari h i had iselere istinat ı>den ı k i n ci dc:>rı>ePcle bir zümre old u ğ u haldP, IH K , sima itibariyle aynı ı ı ı ı ı I P nısil Pdı· n , yan i, d i lleri. medeniyetleri, vc:> hatta m illetleri ııı• olursa o ls u n . bünyev'İ, fizyolojik ve belki rlı· r u hi karakter benzer­ l ı ldl'riıw sa h i p olan fprt leri cami z ooloj i k bir zümred ir. " ( S f. 457) ı l ı · ı ı ı l i \ or •;p ay rı c a �u not P k lPniyor: " B u hususta E. Pit tard ' ın l ' a rı s ' l p l \l'.24 iP basılan "Lps races rt lll istoire ' · isi mli güzel csrri n i • ddı ıııak gpn• k i r. c..:o k k u vvptli b i r se n trz PSNi olan b u kitap, bcı?e­ " Y l'l i ı ı , ıııillt>l bakımından drğil. ırk ba. k ı nı ından tPtkik ı>dilnıi'i hır l a ri h i n i yaı.nıak hususu nrla atı lını!i i l k hatve<lir. ' · (Sf. 4 5 7 1. �ot)

\ 1 . \ l " L l : K n: T L. i t i\.

.\ I İ L L İ \' LT<,: i Li < : i

31


456 ıncı sayfadan 4 8 3 lıncü sa y faya kadar yalnız ırklar ü;1,erinde olan ve bir1,:ok kafatası vesair öl1,:üleri de ihtiva eden bu bildiri Türki ye'de nasıl millet olgusundan ziyade Irk ve ırk tari hinin ilgi ile ta . kibedild i�ini ve ara�tırmaların ırki ıstikametini belirtiyor. Kitabın 569 u ncu say fasından 5 7 7 inci sayfasına kadar süren ve Macar kavminin Türk ırk ı ile bağını göstermeğe ayrılmış inceleme. o vakitler ieın aynca düşünülmeğe değer. Kontazıcı ( B udapeste) nin " M acar Kavminin MPnşeine Dair" adlı incelemesi n den dikkate �ayan bazı noktaları alıyonız: "M acar dili münakaşa mabul etmez bir şekilde Fin . U [! u r bır lisandır. " (Si' 569) Netice şudur: " !:;i u halde l\lacar'lara ismini veren v e trşkilıi tlandırıcısı olan kavim işte bu ONO C ; U H T ü ll K Ll-:Rİd ir. Anadolu Türkleriyle daha sık ı kan rabıtalarından ba�ka, Türk kavimleri ilr dr Macarlar asırlarca sık ı bir münasebet hayatı başla­ mışlarsa da, bu ehemmiyetli münasebetlerin muh!Rlif sa tllalarını tetkik etmek mevzu u muzdan hariçtir." ( S f. 577) Konunun n erelere kadar gö! Lirüldügüne işaret için Prof. Dr. W . Kopers ( V iyana) in ( H alk Bilgisi ve Cilıan�ümul Tarih Tetk iki Kar�ısında - üz Türklük ve üz İngo.Germen li k ) bildirisini ( S f 645 - 655) anıyoruz. ( Pro r. ) Dr. Sadi I rmak "Türk Irkının biyolojisine dair ara!!tımıa­ lar. Kan gru pları ve parmak izleri ' ' ediyle çok ilgi uyandıran bir bildiri sunuyor: " I rk, biyoloJık vr psikolojik bir vahdrttir. Bu vahdet birçok cüzlrrdrn trrf'kkiip eder. Antropoloji. tarih, sosyolo j i , psiko­ loji ve biyoloji Plele verf!rek bu cüzlrri tedvin ederler. Türk ırkınııı i l qı i n i yapmak emeliyle bütün bu cephelerden baş­ layan veri m l i çalı şmalara bir kücük yardım olmak üzere. ırkımızın biyolojisine dair yaptı i:(ım ara�tırmaların sonuçlarıııı hülasaten bildirmek istiyorum. Biyoloji alanıııda ırkların tavsifi i«;in son Lamaıılarda en fazla ü zerinde d u ru lan mesele, kan gru plarıd ır. Cenubi Anadolu Yörük aşiretlerinden Boahmatlı ve Eseli obala­ rında 400 şahıs üzerinde yaptığını kan grupları araştırmalarının sonuçlarını söylenıedprı önce . kan grubu mefhumu hakkında gayet k ısa malumat vermeği lüzumlu addediyorum · · ( S f. 841 8 4 2 )

•)•)

.,_

P H O F . D R . H i K ;\lET TANYU


B u rada bilgin ( Daha so nra bakanlık ta yapmıştır) kan gruplannın ne o ld u ğ u hak kında b i lg i verdikten sonra ş u nu bı>lirtiyor: " H er i n san . kanının vaziyetine ı,ıöre ( O , A, B, A B ) , bu d iirt g ru p­ ta n birine mensu ptur. V asıf bütiin hayat devamınca sabit kalır. G ru p me n su b i ye t i müteakip nesillı>rP Mendel kanunlarına göre irsen intikal edı>r.

Bu . itibarla kan gru plan ırkın tayininde mühim bir esas haline ııelıniştir." (Sf. 843) 844. 845 inci sa v falannda Dr. Irmak, Tü rklerin

Parmak İzleri üzerinde yaptı ğ ı araştırmalard a n bahsetmekted i r. İ k inci Tü.rk Tarih Kongresi kitabının 845 i n ci savfasında bu in cele­ m e y i mlitea k i p heınr n Dr N u rettin O nu r ' u n " Kan t : ru pları Bakı· nıı nd an Türk Irkı nın :\lt>nşPi Hak kında Bir Etüd " (Sl' 84 5 - 8 5 1 ) ı:c inil' ı.. tccl ir. " i nsa n ırklannı birb irinden avırmak İ(:in bir zaman derileri n i n re n ;: i esas t u tu lmuştu . B u old u k ça basit farka dayanarak, böyle

mühim bir meselenin hal line imkan bulu nmad ığı anlaıjılınca, bu si s · tem terked i ldi ve a n t ro po loji k öl<;ülrrin d ah a ince formül leri, onun yerine konuld u . Lakin tekamülün her adımında kendi ş u belerine yeni b i r yardım

a ra yan an tropolo.i istler. pek yakın larda biyoloiinin yen i bu l u iilann ­

i s ll• ri n r yarayan, bir y en i elPman kazandılar. o güne kadar yalıııı. an tro po me tr i y e istinat edl'n h esa pla n n a "kanın şahsi karak­ te r i " ı.: i b i b i r a m i l i de i la v(• e ttiln. clan.

Labonı.tıı var ara�tırmaları. i n sa n k a n ları n ı n ( kırmızı y u varl acık­ ları i h· seru m la rı n ın k a rş ı l ı k lı münasebetleri bak ımından) b irb irinden far k lı old u k l<ırını. d aha bundan kırk yıl önce ortaya koymu!)tu. i lk ı.a ıııan lard a b i r luısta l ı � ı n ala meti y a h ut k an ı n gı>çici b i r gayrı ta b i i li ğ i sa ııılaıı bu ha d isl' ni n b ir ' fi z yoloj i k k:ır<ık td ' o ld u tı u son. nıd an aıı la � ı l d ı ı·ı� k a ıı �· uvarlak ları ili' spruınlarının bu münasebetleri itilrnri � lı> i ıısaıı la n n ı\ . B, O , AB gibi d iirt gruba ayrıldık ları görüld ü . " ( S f. 8 4 5 ) D r. \ ı ı n• d d i n O n u r bu g i ri�i mütea k i p d ö r grub u n arasın­ d a k i rarh la rııı ıı e d l ' n i ll'ri geld i ğ i n i . bir k ısı m kan ııru b u n u n, kırmızı t

kaıı y u rnrl<ıl'ık la rınııı kt>ncli serumu ilr karı !) tı r ı ld ı ğ ı halde bir deği­ ş ı h l i k ı,: i i sl e rııll'ı l i (\ i ı ı i . di ı:: ı> ri n i n değ iş i k li k ı:i>ste rd i ğ i n i v . b. anlatı­

yor. 8 ,1 9 uı ı c u sa y fada ı·e 1 9 37 yı l ı n d a vard ı ğ ı hükiını ş ud u r:

.\ 1 \ T l ! { !\. n: ·ı un.;.

:\I İ L Li Y E'f C i L i t ; j


" Bugün tesbit edilebilmiş olan şu hakik atlere ( k an �ru plan i le bağlı m u htelif milletlere ait i n celemeler) gore. insan nPv iıı i ıı yer yüzünde ilk kaynağının ta yini henüz halledilememi� ise dı., sero­ antropolojik etüdlerin verimlerine bakarak, yakında mutl a k a ha­ şanlacak olan meseleyi bir tarafa bırakır d a, sadece A ve B d iyP ikı­ ve ayrıldığı en i ptidai devirde i nsan nevinin Asya'da bulundu klarını kabul edersek : A gru b u na mensu p olanların daha şi malde bulunduk­ lannı ve b u n u n Avru pa ' y ı kaplayan ti p old uğ u. B g ru b u ndakilerin daha cenupta b u lu nan Negroit t i oı> mensup olacakları neticesine va­ rırız. Bu görüşümüzü ırk tasnifin in eski şekliyll' ifade etmek istl'r­ sek, beyaz ırkın menşei A grubu, renkli ırkın B grubu o l m ak icap eder. " (Sf. 850) İ nceleyici, gö ç le r ve karışmalara rağmP.n bı>yaz. ırkta halen de A grub u nu n baskın old u ğ u n u . ren k li ırkta da günü ­ müzde B grubunun ha k i m olduğunu kaydediyor. " Y e k u n 5 . 7 29 a varan b u iki tetkik (Pro f. H irschfeld 'in 1 9 1 8 d e Makedonya ' lı Tür k ler ve ikinci inceleme Prof. Braun ve Dr. N u re ttin O nu r !'rol". Dr. S. Irmak; Türkiye'de kan gru pları vç__ b u n u nla i lgili inceleml'lPrin bibliyografyasını ayrıca sunacağız.) de Tü rk le r 'd e A grub u n u n bariz faaliyetini isbat eder. B gru b u na gel i n ce Prof. l l i rsc h fe ld 'e göre '1o 1 8.6 ; benim tetkiklerimdP 'lr. 1 7 . 2 ; Prof. B raun'a göre '.;. 1 3.6 dır. Aramız.daki farkların pe k geniş olmadı ğ ı n a bakarak Tü rkiye Türkleri 'nde B gru b u n u n azlı ğ ı n ı iddia edı>bilirz B i raz y u k arıda A grubunun Asya 'dan Avrupa 'ya geçerken artt ı ğ ı n ı . B gru b u n u n ise b u n u n aksine azaldığını kaydetmişti m . Memlekrtinı izde d e Anadolu 'dan Ru meli ' y e geçerken b u nu görüyoruz. Benim tetkik­ ,

lerimde: Anadolu 'da A n isbeti '.f. 40, B n isbeti 'lr. 1 8. 6 ; Ru me li 'de A nisbeti % 4 1 , B nisbeti 'lo 1 2,8 dir.

B u neticeler, tarih bulu ş ları ile de karşılaştırılacak olursa, pek haksız olmayarak . bizi şu kanaate sevkeder: T ü R K I R KI , A T İ P İ ­ N İ A V R U P A 'Y A m�Tİ R E N A N A � ö KT O il .

Kan gruplan fak törünün ırk meselesindeki büyük ehemmiyeti, başlı başına sero-antroplozik bir mevzudu r. Bu usul diğerleriyle beraber bizi en doğru v� en emin olarak hedefimize götürecek ve hatta insanlığın menşeini de bulmağa sevkedebilrcektir. Benim çok mütevazı etüdüm. bu davanın Türk ırkına ait olan kısmını halletmek yolunda atılmı� ancak bir adımdır. O n u n bu mevzuu halli yolu nda bir k ıymet kazanmak kabili yeti varsa. d aha

34

PllO F . D il . l l İ K M ET T A '\ Y l


derin \'e dPvamlı çalı şmalarla idealine varacağına asla şüphe Ptmi­ " yoru : . ı . ( ::i f. 85 1 ) B u v e b u gibi i n<--elemelpre A tatürk zama n ı n da k imsenin bir iti­ razı olmadığından baska, daima tasv i p ve takdir görüvor ve ır k la ­ rın özellikleri ve ırk ayırımında büvük hir rolü olacal11 sanılıyor. 1 9 4 3 yılına. hatta 1 944 yılına kadar ilim müesseselerirırle aksi bir tez ve düşünceve rastlanmıyor. üstelik, ders kitapları ı rk, sovaçekim v.h. bahislerle dest.e kleniyor. O zamanın tek sivasi tesekkülü de bu görüş leri akset tirPn k o n feranslarla. ı r k , Tii k ı r k ı tı1.ı·r i ı ı d P bağ lı lı k la ..

,

hassasiyetle d uru yor. h roslirln_ kit a plar ' ay ı ıı l a n ı_. ı ı r . tercümeler yapılıyor vPsaill'. Ad la n ırkçı-1. u rancıya ı;ıkarılaıılar ve diğer bazı bilgin ler kan eruplarıııın ırk tasnifindP yetersiz old ul! ıınu . tek faktörle ırk ı n belirtilmesinin b u gi i n kü i l m i çalı smalarla kesin b i r yeri ortava koy­ madığını, ırkın iızell i k lNine ait b i r cok cephelerin bulund u ğ u n u , kafa tası, buru n karinelPri. sa ı; , boy, ren k , hazı kemikler . . . vesaire i le ancak b ir v liıi i ş i lni sünilPbilecPğini belirtivorlardı. Ziya Göh a l p ve d i ğer T�i rk cli bilı.:in lerl' dayanarak v e Tü rkiye 'nin gerçPl! ı n e ı realil esirıe) u varak d i l , tari h , l!elenek, milli kültür. müşterek k eıdl'r ve coğrafi bağlar, d ilek ve ülkü birli ğ i ile nıiliet tarifini vapıyorlar ve milli yetçilil!i, Tlirkçülüğü hif'hir i?ekilde Türkcülük Irkçılık olarak e le almad ı k larını, yavınladıklan milliyet<: i dergilı>rdP gösteri­ yorlardı. Zat pn Atat ürk dP ırka. Türh ırkının özelli k lerine çok bü­ yük önem ve yer verınPJde beraber, m illi terbiye, milli kliltıir, dil ve tarih üz•�riııde büviJk bir israr ve har:ıretle. hassa.5iVPllP d uru vor v e o yolda telkin lPrde bulu nuyord u . Bu nları ( Milliyetçi A tatürk) h ölii­ münde giirPce ğiz. Fakat hic bir zaman ve asla, A tatürk, Türk ırkını. Tiirk soy u n u kü1,·ünm�mivor, üstelik onu biraz da tnl'fkurevi a n lam­ da bir ırkseverli k . kendi so v u ııa. soyacekimine giivPıımek ve öP,ün­ mek konusu olarak korumak ist iyor ve M i l l'i' E ğ i t i ı ıı Bak a nlıl! ııı ı n Talim ve Terb iye K u rulları. sıra i le !!elen \Iill'i l�ğitim Bakanları d a b u yolu destPkliyorlardı. =

Tiirk ırk ı ııa, Tiirk irsivetine veya u m u mi mefkurevi (ülküsel) anlamda Türk kanına düşmanlık i944 yılına kadar görülmemiş­ tir. A tatürk ısrarla Tiirk ırkı üzNiııde i n celı>rnelı>r y ao tı rı yor, onun tarihi, yapısı hakkındaki arastırmalan yavııı ve konferans halinde Türkiye'ye d u nı nı yord u . Hatta , İ zmirli İ smail Hakkı İ slam pev-

ATATÜRK VE Tü R K �I İ L L İ Y ETÇ İ L İÜİ

35


gaınberi Hazreti '.\lu harnmed ' iıı Tiirk ırkıııdan ge ld i ğ ine d air iıu:eh·­ meler vayınlıyord u . ( Prof. İsmail l iakkı İzmirli . Peygamber ve Türkler, il . Türk Tarih Koıı!!resi, s r. 1 0 1 3- 1 04 4 ) . Atatürk v r avrıca Türk .\ l i ll i y c t (;ili i!iııin k ö k leri, l ari lıcesi. doc u ­ ş u , gelişmesi, isl i kaınl"ti, ı:aq•si iızl•riııdr dl• nı lı') ıııalar istiyord u .

Dr. Resit Gali p, D r. Sa flH ( ,\rı k ) E nı.:in \. . h . Tı i rk ınillivetc·ıliği ü1.t•­ rinde seri makall'IPr yarnı lıyorlarci ı ( Ü lkü derı•ısi \"l" k it a plar.) ( Ond . ) Prof. A li Fuat Bası:il. i l . T.irk Tarih Konı.:rrsi ndc Türk '.\lil liyet(;iliği ni bildiri konusu yapıııı:?tı. ( 1 1 . Türk Tarih K onı•rcsi . Sf. 9 8 3-995, Ti i rk Milliyet�· ilifrj - D o � u şu . '.\!anası - C : ayPsi \" C Vası l'lan. ) Bu bildirivi, l\IİLLİY ET<;i AT:\ f U llK biilüıııündı• . Maliirk lı• baj.\ları­ tısı bakımından !!iizdı•ıı t•cc: ir!'t:l'C!iz.

ili . Türk Tarih Konc!1'si ( 1 94 3) :

Ankara 'da 1 5 -:!0 h. asıııı 1 9 4 3 yılında ve :\ l a l.iirk 'ün n•ra t ı ı ı clan 5 vıl sonra I l l . J"urk Tttrilı l\.onl!resi yapı l ı �·o r. H l 4 3 vılı ııcla " . ı ı ı g n·yı· sunulan bild i riler Tiirk Tari h K u nı mıı Basııııp\· i ta ra rı ı ı ıt aıı l �l - 1 8 yılında büyük b ir k ita p halinde yıı rn ı laıııyor. I k Nermin .\' · :ı · n (Tiirk ler 'iıı Antro po lo i ik Tarih leri bakınııııdaıı k a n gru pları lıal-. .-1 1 1 d a ) b i r inc<'ll•ıııe su nu yor. ( S L 2 8 1 - 2 8 7 ) : "Ger�·ekLen Türklnin kan strüktürü n• kan ti ı>lrri lıakını ından millPtlrr rr rtnilrr ar&smda taşıdığı c:Plı re v i ta yin Plııırııin jenrtik bir maııa ve kıynwti yok rlr(!ilsı• de, bu h'Ünkü son iıı crlPmrll'rr göre bu ba k ıııırlaıı yarılacak araşt ırmaların Ti.irk a ı ı l ro polojisi vöııündl'n t':ı� riah olanıayaeal!ı ınu lıak ka k l ır. l, ii n kü saclı•( 'l' bu ba­ kınıdaıı va pılaı·ak Lı ı ı son iııerlı•ıııcler ırk lar tari h inden \" l" daha d o ğ ru su .\ ııad ı ıl u Ti.i r k ll'ri n i n ırk \ C' ,\ ııtro po loji k tari hlrrindPn bir şeylt•r s ı ı dı·�·ı·<·ı•k k ud wltP d ı•ğild i rlrr. D ı�l'r tarafı.an ııı il ll't lrrrlP ka�-ı!Pd ilı·ıı ; o !J �rtı !ıla rı rn•kanS bcnzerli i! in i n yani kan tı pJprill ill vti1.dı• ııı- . . ,. l w n ı.ı•rlı :.: ı ı ı i n ırkı. yani biyolojik bir a k ralıahga işarı·t • ı l;ı r. ı o . . ıl1 11aıııa �·aı-.1 :.: ı ela kı•siıı olarak aıılasılııı ı � t ır l " ü ı ı k ü kan J.! nJ i l lil rl \ I ' frı• J\aıısları Irk karak lt•rJl'findcn Vl' billat•nalı• V İ I ı r k ıı ıci"l ı u ı ı ı u · 'ı ı ı ı fl;ı ıı ıasınclaıı ıaıııaıııen ıııüstakildirlPr. ( Bu ııu Türk ll'rdı• j liü 1-. i'?ili k bir seri üzrriııd" yapll:.!ııııız sero-antro poloji k bir ineeh·ıııc I Tü r k lPrin Kan (;ru plan \"l' k a n 1-(ru p lannın antropolo­ jik karak tı.•rlerlc i lı.ıisi üzerim• bir ara'?l ırıııa) L!iistt-rmektedir . . .

36

l'lW F . l l lL l l İ l\. \I L T l'.\ .'\ 'ıT


. . . s e roloji k e n d ik asy o n la n n k ı y m et leri n i büsbütün i n k a r ctnıek ish• m i yoruz. Çünkü son zamanlarda kan gru plan incelemC'leri n in ( b i lhassa :\ınerikalı b ilgin ler tarafından y a p ıl a n i n celt>melere ııiirP J ba�ka ıııü n aseb e t lC' r b a k ı m ı n dan aldıi\ı yol va i t li gıi ri.i n nıektC' ve kan gru plan i n celemeleri n i n feda ed ilmeyecek m ah i y et ve k ı vnwttı•

yol da kan ı,.:ruplan frekansların incelenııwsi yoludur. Ve i ş te b i rka<.; kan gru pları incelemeleri (Avu stu ra l � ; �

o ld u k lannı göstermekte d i r . Bu yeni

coğrafik dağılış ve v a riy asv o n la n n ın

bu yolda ya pı l m ış Po l i n ez ya. � i mali A merika Y erlilcri hakkında) insanın evrim tarihin i k u nı ı a k la cidden i lııiyc de(!Pr meseleler o rta � ;ı atar ve faydalı sonu �· · lar ve rir giiri.inrııekted ir ( lı u sov i n ce lc> me le r ;ıiizdPn geçirilirse) . B u haldi' ant ro polojis t lc> r i n �· uğunun jl• ıı eti k , b i lgi l eri n i n azlı ğından v e n i s b ete n gPç ta ıı ı ıı d ı k la n n dan v e ırk te la k kilerini destP k lı · \·cn so n u ı; · ta r v e rm e d i k ll' fi n den iitürü i h mal olu nmasınıı taraftar • ı l ı ı nan ka n ı,.:r u p lan

ölı.:litü

ve

b u ı ı la n n

co ğ ra fi k

dağılı ş l;ırı

h ak k ı ı ı d a

yetl'f

de recede veri ' ler ( d on e ) t.o planmış oldu(!u zamandır ki lHl' l ı istorik d<• v i rlC'rdt• k i

i nsan han•ketleri hakkındaki bilgileri ııı iz<ll' büyük bir

art ım bc>k li yebiliriz. Vr işti' biz dt• b u yold an yapı lacak kan gru p la rı i n crlenwleri n i n Türklerin ( A nadolu Tli rk lPr i ı ı i n ) antropolo j i k tııri h i n i ku rnı a k bakı­ mından o l d u ğ u kadar i n sa nın ge n ci antropolojik ta ri h i b a k ı m ından da üze r i nd e önemle d u ru lacak bir mevzu m ahiyeti n i güstl'rd iginc

i nanıyoruz. Bu itibarla kan grupları çalışmalannın ııı e n ılekctiııı i z ! n mu hteli f parı;alannda orıı a n ize e d i l mesi \'e bu ı; alı ş ıı ı a la rd an d a fa yd alan mala rı n ı şid dPtll' isti yoruz. " t S f . 284, 285 ) D r.

28fi

A ygrn Türk Kan G ru pları İ n ce k• ı\ı e l e ri l l a k k ı ııda say racla bir b i b li vograrva vPrıı ı ek ted i r . T ü rk i y e> "dp kan

nermin

1 111·1

�ru p la rına

ıw

dnrcr ii nem verild i (! i n e i ş aret etmek i ('in b u b i b l i y o ­

alan ş ah ıs ların sıra ile y aln ı z adlarını kaydctnwklP yeti ıwcP k Vl' araştırma yapan lara bu m ak alr le ri giird u k leri ta kd i rd i' l'li r k i y p ' de soya ı; e k i m , ırk tasni fi mPsel·�sindc ııe derece ı.:alı � ılch­ ğ ı ıı a d i k kati cekecc>i( iz. B u ad ları n başında, ( O rıl . ı ı ' ro r. ) c v kl't .\ziz E. a ı ısu �ı· li,·ıır n• ıııakalr sını larına giiw !)ıiy ll' tal-. tlıl• d i �· ı ı r D r. U ı ı u r :'\ u rc> d rl i ı ı , Pror. I J r. B ra u n . H . r e Dr. 11abaı:aıı i·: ı lwııı : ( O r<I ı P rıı f'. D r . I rmak Sad i : l>r Baba!'an Etlwıı ı : Dr. Oıııı r :'\ u redıl iıı : I O rı l . J Prof. ı ır . l rı ııak Sad i : Pro f. D r . Braun l l u go : ü k te ııı Z i y a : l'rı ı f'. Dr Bat•clll'ı . I J r. l > Prnı an llalı l : Dr. Ozt>k ÜnıN : D r . ,\ yıı<'n :'\ rrıı ı i ı ı . grafyada

yPr

( S !' 2 86. 2ö7 ı

:\T.\T G ilK \"I. T ü l lK '.\Iİ L L İ Y ET\' İ L IC İ

.. ·) '


Biyoloji ve İnsan Hayatı : Görülüyor ki ırk üzerinde, Türk ırkı hakkında seri halinde araş­ tırmalar yapılmıştır. Acaba bu nlar yalnız bu kitaplarda mı kalmıştır. ders kitaplanna geçmemiş midir? Irk. veraset. oku lların resmi kitap­ larında yer almamış mıdır? Acaba bu keyfiyet yalnız tarih kitaplarına mı mahsustu'! Hayır İşte o . çağlarda okullarda okutulan bir 'k itaptan dik katP ve i b rı•te deger bir sayfa ( Maarif Vekaleti Milli Talim ve Terbiye Dairesinin 4 / 1 7 / 1 933 tarih ve 1 279 numaralı emri y le 1 2.000 nüsha) basılan ( Biyoloji ve İ nsan Hayatı i l . İstanbul 1 9 33, Devlı>t Matbaası) d c> rs kitabı:

3 1 5 inci sayfanın 1 8 2 inci bahsi 'nin başlığı : " I rkın ıslahı " , " [ r. kın ıslahı fik ri pek eski bır fikirdir " hükmüyle başlıyor ve " :\1iistak­ b<'I nı>sillerin, ırki evsallannı, bedence ve ruhça ıslah edl'cck ve�·a tl'reddi ettireeek mahiyette olup. iç timai kontrol altında bulu nan amilleri tetkik etmek ilmid i r " şeklindeki Galto n ' u n tarifi n i \' Priyor. ( Sf. 3 16) Müt.eakip bahis. " 1 83. Amiller ned<'n c>hemnı iyc>llid i r? ' ' başlığını taşıyor ve "- Yani sonradan kazanılan sedy eln - i le l'Ndin anadan doğma olarak haiz old uğu- verasetle kazanılmı� evsarı b i r . birinden ayırmamız lazımdır. Lakin şu l'ihet mühimdir k i lwr nıemlP­ kettP irsi bazı k usur ve noksanlan olan birçok insanlar vardır. " eüııı leleriylP niiıayetlendikten sonra 317 inci sayfada ' ' 1 84. i nsa nda veraset. " bahsine geç iliyor : "Veraset insanlarda da, diğer hayvanlar· da, daha doğrusu diğer uzviyetlerde olduğu gibi, tesir icra Pdcr. ' · ( S f. 3 1 7 ) denildik t.en sonra verasetle u ğraşan bilgin lerden v e \'l'faSl' l kanunlanndan bahsediliyor. Bir de " i nsanda Veraset " başlı ğıylc bir tablo veriliyor. Bir tarafında "Baskın hususiyetler " , d iğer tara r. da "çekingen hususiyetler" gösteriliyor. 3 1 8 inci sayfa " İ ns;ı ııı ı ı safında veraset"i 4 şeçere tablosu na ayırmıştır. 3 19 u ncu 'a:. I ; , " 1 85. İyi so y bahsi. Ve bunun ' son paragrafı: " K ı �·ııw l l i P ı �a r ı ı· hususiyetler a i lPlı•rci ı - ııc>silden nesilı• devam eder. Yüksek ııwzı \ pi lı·!" i!e cemiyett e ıııli ı ı ı ı ıı . . mevki tu tmuş insanların birçoğunu n aı lı· la­ rihleri tetkik ı· d i l in cı• bu meziyetlerin o ailelerin bin· ok 1N tl r ri ı ı de tebarüz ettiği görülür. Bazı aileler cemiyete nesilden neslc> b ı r. takım a limler, bazılan siyasiler, bazılan san'atkarlar vcrıııi� lerrl ir " Evet bu sözler ı Maarif Vekaleti MillJ Talim ve TcrbiyP l >ai resi ı ı ı ı ı 1 / 1 7/ 1933 tarih v e 1 279 nu maralı emriyle 1 2000 nüsha tabedi!P ıı ·

.

·

38

PRO F. DR. HİKMET T .\ :\ 'ıT


ve Devlet Matbaası' nda Maarif V ekalelinin

adiyle

yayınlanan ve

ortaok u l larda okutu lan ( B u kitabı aynı yıld a A n kara Erkek Orta­ o k u lu nda b izim de ders kitabımız olmuştu ) ( B iyoloji

ve

İ nsan Ha­

yatı) adlı kita ptad ır. " 1 86. " B ahis ( Kötü Soy)a aittir. Son eümlesi : "Çün kij cani ti pleri n in ç o ğ u irsi en

fı>na

trolu . "

m u h itlerde

bir akıl hastalı ğı ile m a l u l veya

kimselerd i r. "

" ' 1 87.

Doj:\um

Kon­

" �:ğer akılca zayıf, irsi hastalıkla malu l k i mseler ayrı mü·

esseselere ra

yeti şmiş

iyi

toplatılarak

b ir

hayat

orada münasip

temin

olunsa,

i ş lerle

yalnız

meşgul ed ilse, on la­

zürriyet yeth tirmelerin i n

önüne geçilse cemiyet b i rı; o l\ malu l nesillerdPn k u rt u lm u ş olurd u . " ( S f. 3 2 1 ) 3 2 1 ind sayfanın son bendi. B u nu a y nen :ılı v ı r vı> aziz o k u yu ­ culanmızın b u n u n ijzerindl' b i lhassa d u mıala rı ıı ı d i l i y o rı ı z :

" 1 88. istikbalin kontro l ıı . Veraset lıa i . , ı ı ır l a h ı ıı ı alu matımızın b i zi m i ı; in P n ziyadı· r> l"lr' ıı ı ı ıv işlerinde ı.;ok

insani meseleleri' tatb i k i

faydalı o labilir. N e gibi bedent ve ruhi hasl a lı k ve illı>tleriıı ı.ürriyete geç tik lerini

bilirsek

aile

tı>ş kilinde

i k i tara l'rn b u gibi i llet.lerden

masu n olması ciheti n e pPk ziyacle dik kat ederi ı . Mensu p olmakla iftihar etti ğ i m i z Türk ırkı dünyanın sa ğ lam, e n zeki ve e n kabilı yetli ırkları arasıncla

l'li

ıyı, e n

ı ı c ı ı ıı t a ı h i r mevk i

sa hib idir. Hepimi zin vazi r•!si Türk ırk ının asli l'vs;ı r \'l' 1111•ziyetlerin i mu hafaza etmek ve bu ırka la y ı k fert.ler old u �ıııııuıu her halimi;de ispat eylemektir. B u n u n i �·inrlir ki k endimizi iyi korumak, saj:\lııiı­ mıza

zarar verecek Şl'ylerden tamam i le ı;ekinmek, iiğrend iğiıniz malumatını kendi hayatımıza tatbik ederek bedPnce Vl'

b i yoloji ru h �'a,

liyakatli yaşamayı kendimize hayat düst u ru yapmak mi lli

vazifeleri mizin

birincilı>rindendir.

Çü n k ü

Türkiyemi ziıı

isti l-; bali

bugün böy le yaşayacak gençlerin ileride tı>şkil edeC'f'klı•ri aiJPINh• yetiştirece kleri yüksek kıymetli Türk zürriyetleri ne dayanacak tır. " K i tap

biiyle

tamamlanıyor.

323 üncü

sayfada bu bahsi iş l<' ı

üzl'ri ndr çalışmak üzere bazı so m lar sıralanıyor. Son i k i soruyu

·

.ı ı

nen alıyoruz:

"�ı. Türk

ırk ı nın

yüksek

meziy etleri nelerdir? Ti.irk ırkı hangi

meziyetll'ri iti bariyle başka ırklardan üstündür?

Hl. B uı;ünkü Türk gencinin Pil büyiık vazi fesi nedir? " (4)

ATAT Ü R K n : T ü R K

MİLLİ Y �:TÇiLiCi

39


Artık bilmeli y iz. o zamanki maari fimize, terbiye ve telkinimize bir şey ilave etmPk mümkün müd ür? Türk ırkı ve onun başka ırk· lardan üstünliiğü resmi k ita plarda ( 1933) de yer almaktadır.

isnıet İ ıı öııii ve Şiık ri.i Sar:ıcoj:: l u 'ııun I rk. Kan Hak kındaki Sözleri : :.

Cumhur Başkanı ,\Latürk 'ti n h u :wru nda, maarif vekillerinin. n ıehusların, prufesiir, iiğretmenleriıı katılmasiy lP yapılan Tarih K on gresin i daha yu karıda anlatmıştık. Ac·aba o zamanki başbakan, sonra Cumhurbaşkanı olan zat. İsmet İ nönü bu fi kirlere aykırı bir düşüncede mi ydi? Hayır. O d a ay nı kanaatte idi. h te, onun da bazı sözleri: "" Genim kanaatimce kahraman lı k . millt>ller arasında birinci sı rada yl'r tu tmak icin i lk şart.tır.

Kahramanlık, kanın f itralı'll haiz old u ğ u k udrettc•n ı.:e l i r. I rkın ı n kahranıanlığına Gaziantep güzel b i r n u m u ne o lm uştur. " ( : W . 9 . 1 9:32 Gaziantep Halkevindeki nutku ) ' ' A rkadaşlar. Türk :\! il leti ha k i m o l m a k k udretinde, tabii ve fıt rt olan sala hiyetinde tari h in \'e bugün­ kü dünyanın tan ıdığı Pil büyük millC'tlerdPn birı d i r. ( Bravo sesleri, alkıslar) . . . . Bu kabili yet Türk .\t illetinin lıu susi yellrrindendir. B i z i m '.\l i l lt'ti miz ha k i m olarak dünyanın herhangi bir nıilletınc karşı zerre kadar nıad u ı ıiyl't kab u l etnıl'Z. (il ram sesleri . a l k ı ş lar) . . Bu memlekPl Türk i y l' 'd ir. B u rada yaşayanlar Türktürler. Vl· Türk \'atan pPr\'l•rli f:i ve Türk :\l ilii yel(- i li (( i bu nwmleketi n idare­

si ııdl', mu kadderatıııa müessir ve hakimdir. ( Bravo seslrri, şid dl'tli a l k ı ) la r l " ( 20. 1 1 . 1 93 2 ,\ n kara I l u k u J.: Fakültl'si ).

"'.\'l i l !PtlPriıı {"O k miicadPlel"i Vl' 1.· ok �·ırt l l ' I o ld u k ları b i r zamanda � eııi Tü rk iyı•ı ı in, yii k se k, parlak Türk i y ı· ' ııin istikbaline hükmetnwk üzNe yl'tişı•cek arkadaşlardan büvük hi1 111etler ve ı:ok yiiksek vası l"­ lar bek lediğimizi te k rar cdPrinı. Bu vasıflar sizde vard ır. kanınızda vardır. Zira b i z i m milleti nıi ı.. mi lletlerin l'n büyüğü ve l'n !:ien•l'li . sid ir. "


İsmet İnönü'nün Cumhurbaşkanı old uğu zamanda \ P l\hilki �· ı· · d l ' (Siyasal _ B i lgiler l'akifü ..sindP) söylediği sözler görüldüi(Li g i b i �aııa. ırka, soyaçekinw çok büyük dı>ğer ve yer vernıekte d ı r . "l\J illl' l i nı i 1. m illetlerin e n büyiiğü. e n şerı>Oisi · • dPrken üstün nıilll' l . i.ısl u ı ı ı r k görüşünü d e bnabı>r helirtm iş oluyor İniinü 'nün C u m lı u rlıa>:o k a ı ı ı olduğu zaman yaptığı bu konu�ma ( \lülkiye Mektı>b iıı i ı ı � . iL Fakültesi- 56 ınrı yıl dönümü münasebPliyle 4 . 1 2 1 9 3 2 dl' ,\nkara Palas 'ta yapılan merasimde). Başbakan olarak yaptığı şu koıı u�ıııayı hatırlatıyor: · ·cumhuriyet idaresinin �Pn�· Türk unsuru na wrd i i! ı inandırıcı kanaat budur ki dünyan ı n i ıı aı ı ıı ıadı ğ ı eserleri vücuda getiren azim ve fı>dakarlık ırkımızda vard ı r . " 19. 2 1933 ti' A n kara Halkevindeki nutku ve 29. 1 0 . 1 \1J3 \'akıt gazetPsiııdeki nıakalesı koyu bir milliyetçiliğe dayanmaktadır . Bunla r 19 Mayıs 1 94 4 nutk undan çok far k lıdır. Acaha eski Başbakan Şükrü Sara1;of(lu ne düşiıııiiyord u : 5 ,\ğ u � tos 1 9 4 2 yılında Türkiye Büyük Millet .\1rclisi Kürsüsü' nden ::;iıyho d iyord u : "Biz Türküz, Türkçüyüz ve daima Türk çü kalacağız. Bizim i�· i n Türkçülük. b i r K A N MESEL ESİ old uğu kadar v e en az o kadar da bir vicdan ve kültür meselesidir " 1 94 2 de 4. Türk Dil K u rultayı :

İsmet l nönü'nün Cumhurbaşkanı olduğu yıllard a , 1 0 Ağustos 1 94 2 den 1 2 Ağustos 1 94 2 ye kadar dPVam eden .Dördüncü Türk

Dil K urultayında. Türk ırkı, soya�ekim, Turan . Türkçülük 'ten sık sık bahsedilmiştir. üstı>lik bu konu şmalar ismet İnönü' nün karşı· sında olmuştur. Bir örne k : O yılların Millf E ğitim Bakanı Hasan Ali Yüce l : "Türk Dilinin Büyük Koruyucusu Milli �ı>fimiz" diyerek şöyle konuşuyor: "Her inkila p atılışını, Türklüğün m i lll bütünlüğü i çinde ve tesirli tedbirlerinin k udrı>tiyle yer ettire n : H l 29 da Türk dil hazinesini toplamak üzere k urdu ğ u Dil E ııciımenini a�·arkPn . öz Türkçe söyleviyle onlara örnek vererrk yol ı,!iistPn•n n • lıii� ll'ce tam ink ila pçı Dil Türkçülüğünün ışığını ilk tuta n . İııiiııu ' d ü r. 1 9 4 0 yılı İlkteşrininin 1 8 inci günü Dil K urum u ' nda ":\l illt l l il ve .\ lilll' Tari h , bir Mim varlık , hatta bir müdafaa meselesid ir." si iziyle Dil ve Tarih inkila planmıza en kısa va en manalı ifadeyi veren. iııönü'dür. "

. \TAT ü R K VE T Ü R K :vI İ L L i Y ETÇİLİG İ

11


l ıı ı i ıüi'ııün karşısında söylenen bu sözler. bu (TüRKL üC ü \ \ l l LLf BüTü N L üG ü ), ( D İL Tü R K Ç Li L üÜ ü ) . ( MİLLt D İ L .\I i LlJ Tarih ve Türk Devrimlerinin mi lli old uf: u . millileşnwk . Türk­ .

lf'�nwk maksa d i :y le yapıldı�ı açıkça belirtildiğı halde (SL 1 5 ) düşünct'ler, 1 9 Mayıs 1944 yılındaki İnönü' nün n utk unda olci u(!u gibi bir tepkiyle karşılanmamış ve b u konuşmanın sonu ( Sürl'kli Alkışlar)la benimsenmişti. Dördüncü Türk Dil K u rultayı 1 94 2 başlıklı v e 1943 Alaeddin Kral Basımevindl' basılan kitap bunları ' 4 üncü sayfasında tesbit ı>tmiş bulunmak t adır. Yalnız bu kadala dt'(!il, Prof. Dr. Şevket Aziz Kansu ( 0 zamanlar Dil ve Tarih · Coğrafya Fakültesi Dekanı) "Büyük :;il'fim ve aziz arkadaşlarım" diyerek SÖZP başladıktan sonra , " sözü kan birliği. dil ve tarih birli ğine getiriyor. "Bir ulus yapısında fertler bir yapı· nın malzemesini k uran unsurlar gibidir. Bir yapının unsurlarını birbirine bağlayan, kenetleyen madde nasıl, harç , çimento. demir, tel ise bir ulusu yapan fertleri de birbirine bağlayan harç kan bir· !iği kadar dil ve tarih birliğidir. Hatta dil birliği bu harç i ç inde en dinamik unsurlardan birini teşkil eder. Dil, tarih kadar sosyal bir soya çekim ( veraset) mayasıd ır. İşlendi(!i, kavrandığı . anlaşıl­ dığı, sevildiği n isbette ulusal yapıdaki k u vvet ve k udretini çoğaltır. etkilerini derin leştirir . . . . Mi!U Edebiyatı n , millt sanatın. millt bilginin bütün amacı atalardan gelen bu k u tsal dinamik a bideyi korumak ve bezemeklir. Türk dilini arıklamak; Türk ulusunun sosyal soya çekim maya· lanndan olan bu hazneye kendis ine .layık olan gelişme ve derin­ leşme imka nlarını vermek ve onu Türk ulusunun büyük ruh tarlası olan körpe ve genç dimağlara k utsal bir toh u m gibi ekmek ; bu yol­ dan bugünün ve yarının arık ve müstakil Türk d i lini atalarımızdan emanet aldığimızdan çok daha ulusal dinamik bir hayata kavuş turmak : İşte anladığımıza ve bildiğimiz<' göre Ebedi Ş efimiz Ulu önder A tatürk ' üıı ve aziz Millt Şefimiz İsmet İnönü'nün Türk dili davasında bize gösterdikleri iş ve çalışma yolu b ud ur. Ulusal tarih ulusun tarihinin ta kendisidir . ' · (Sf 88, 89 . ) . .

Aynı günde Tıp fakültesi O rd . Prof. Dr. Kemal Cenap sözlerini şöyle sona erdiriyor: "Sözümü sayın ve kıymetli başvekilimizin

42

P R O F. D R. H İ KMET T A N Y U


( Şükrü Saraçoğlu) bir vecizesiyie b i tiriyoru m : Türküz, Türkçüyüz . . . " ( Bravo sesleri, şiddetli alkı ş lar.) ( Sf. 88) Profesör lsmayil Hakkı Baltacıoğlu söylüyor: " B en Türk Mille­ tinden daha büyük millet tanımadığım i ç in sord u m : -Büyük M illet­ ler hangileridir? " (Sf. 97) "Görülüyor ki Türk D i l K urumunu n başından sonuna kadar tuttugu yol, dayandığı mHliyet ve inkilap prensipleri ve � aptığı i ş " tabiatı eşya ·ya u ygun olan hak ve hakikat yoludur . . . Ş imdi tarihin sesini daha iyi işitiyoruz: Türk ! Kendine güven! Tiirk ! Durma, yarat! ( Bravo sesleri, şiddetli alkışlar). ( Sf. 99) 1 09 uncu sayfadaki (Türk Dil K urumu Ana Tüzüğü Birinci A yrım K uruluş ve Aınaç)ın ikinci maddesi : "Türk Dil K urum un u n Koruyucu Genel Başkanı Millr Şef İsmet İnö­ nü'dür. " Madde 5- Kam utay Başkanı, Başbakan. G enel Kurmay Başkanı ve Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreteri Türk Dil K u ru mu 'nuıı onur başkan landır." Madde 6- Tiırk Dil K u nı m u ' n u n Başkanı Kültür Bakanıdır. " B u bravo diye alkışlayanlar içinde Cumhur Başkanı. Başbakan, M illi Eğitim Bakanı v.s. dahil olup 1 9.ı2 yılında Dördüncü Türk D il K u ru ltayı ' na katılanlar, ilim adamları. s i � asi f t . r , gazeteciler v.s. nin listesi k itabın baş tarafında sayfalarca rlcvaııı etmekte ve 1 000 kadar zatı ad olarak b u lmaktadır. A yrıca adı buraya geçmeden takibe ge­ lenler mevcuttur. Uzun sayfalar iı; inde bu b ahsi yürütmek istemedi­ ğimizden b irkaç noktaya kısaca dok unacağız : Kitabın 264 üncü sayfasında: Prof. Ot. Saim Ali Dilemre 'ye ait önsözde: "Antropoloji ve milli ırkiyat. ' " 2 7 8 i nci sayfa: " l l i ıı t - Avr: ., , d illerini T U RANCA ile m u kayese edelı m . " 279 , . : : \ '.\:C'a ve Hint . A vrupaca Sayı Adlan Karşılaş· uncu sayfada : tırmaları" \' . b . Sürekli , coşkun alkışlar: Tiırküz, Türkçüyüz vecizeleri, ismet İnö nü ' ııün huzuruııda koyu Türkçülük, milliyetçilik ... Son u ç : 1944 yılı 3 Mayıs' ından sonra çoğu onların izinde yüıii y en ve kendilerinin

ATAT Ü R K VE T ü RK M İ L L İ Y ETÇİLİG İ

43


iııı

ı ı • : urcla yPtblird i l dl•ri mi l li y e t ç i gen<.;le rin . h end i P l lı• r i y le IPv k i !"

. d ı l ı ı ıı·lı·ri . ı � tc·ıı V(' fa k ul tı · d e n ( H u ku k . S i y a�ı l 13 i l g i lN Fak .. O i l Vl' · ı · ari h Coğral\ '' 1-'a J.. v . lı J kovmalar. Tiırk iye'dc> mil l i y et ı; i li k le i l;: i l i yaz ı la rı ve kun u � ı ı ı a la r i y le tanı na n bi r ç o k k i ş i n i n tabut.l u k la ra so k u lmaları.

h a tl a

baı.ılarına

l.f>knıe

ve so pa la rla dayak

atmalar.

türlü tahl\ irler. �·o k a :;> a ı:: ı ve <;ok ba y af! ı harekl>tlı•r. ay larca tı>k ba� ı ·

hücrelerdt> hapis. en vai türlü i ş ken,ce ll' r . . ve Tür k i y edc İ ş kcncPle r ) ad lı k i t apta 1 9 5 0 y ılı n da l'trarıı b i r şekildi' an latmaya çalı ş n w; t ı k . Bu Türk­ ı·ülüğl' k arşı harekrUN. t; o k aşırı bir tl'na k u 1.u gösteriyordu 1 !H 2 de k ı ı �· u T ü r k ç iil ü k n en•dp ve> 1 \J 1 ı te ı ftı rala r . danıııalarla k oy u b i r ft> la k l' t . . ürtada değişen tı• k si � a�ı ı.ı.'bep 1 9 · 1 3 te n sonra Sovyet. lı · r i ı ı ,\ vrupa'da kazan d ı k ları ülkl'le r . Türk i y e ' y e Lt• hditler ve Tiır­ k i ' p'cfp d e bazı o portü ni st l er i n kendi ıncnraatlerini sağlamak . can ve m a lla rı n ı l'lllni yetc> al m ak üzere si n si ı: a y rrtlni . solculuğa sapmaları ko ı ı ı un i zm i hi mayeye y e lte nme l e ri ; i!izli kumün istlerın ortav<ı : · ı k ı ş ı ve do la v ı sı y le gl' r�· ek Tün. ülkücüle r ı n i l'ZlllPİ!P �· � l ı 1 nı a la rı :-iıra sıra k o m ü n i st gaı.et.- ve de rgi le r i n in birden bire fışkı rı� ı . \' ı· Türk ıııilli � P l < " i li j( in in ;!Ör'Jlmemiş bir bask ı ve i fti ra i lP, Tlı r k i y l' ' d ı• komiınistll're la�·ık görülmeyen bir işlPme u ğ rayı � ı . T u raılC' ılık

na

d arac ı k . sa ı!, l ı k d ı ş ı

B u n ları

( Türk�·ülük

da vası

ırk çılık bahane edilere k . TLirk ı; ülüj!ü l'Znwğc �·alışmalar

\"(•

'.\latl'f

\ a li zı ıı in . konıünizın i n . kozm o po l i t l i ğ i n ı•n az;.! ı n şl' k i ldc zi h i n lnı isti la y a b a ş la m ası . ismet İ n önü 'nüıı C u mh u rbaş k a ı ı lı ğ ı

zama n ı ııcla �·ok u z u n sürl' A li Yücl' l ' i b ilı· ( 1 U l :l 1 94 :1 P k ada r ) k o y u h i r ırk tarartan olarak görüyoru z : İ ş l i' m u l ıtı•l i r ş i i r l er i n de n pa n: al a r ; ("I u r k şiirinden : "Onun öz ad ı Türktür: Türkiız. Tanrıya şük ü r . " "Yarmda dünden üstün : Olacaktır Türklüğün : Varl:ğı yer vüzünde : Bozulmayan özünde: Tü rk demek ( Yü kse k ) demek ; D a ha · ; i kseltecek dem e k . · · ( B a y rağ ım ) şiirinden : "Tü rk oğlunun öz ka­ ı ı ı r l :" . Ona bu al ren�i veren : Vazifemdir bayra ğ ı m ı üST ü !'I T UT­ MAK her bayraktan . · · ( A ltıok) tan : "Ben b i r Türküm ; so y u m ırkım uludur, Göğsüııı mi llet se vgisi y le dolud ur. " . . . Devrin birçok yazar. !arından, mebuslarıııın y a zılan n dan b u rn y a iirnekln alacak değiliz. :\li lli E ğ itim Bakanı olan Hasan

· r ı lcır

irin

kita [llar· yay ınlanabilir. Yalnız yıllardanberi

nıillı>tçe

. ı ı ıwn ve siiyl en e n nı ısralan kısaca anabi liri z :

istiklal :\-larşından : " Ka hrama n ırkıma bir gül! n e b u şiddet, b u cela l " " E bediyen sana yok , ırk ıma y o k i zmihla l . " 'Onuncu yıl

14

PRO F .

O H . HtK!\lET TA\" \T


\iarşındaıı : "Tü rküz. lıüt,ııı lı:ı -ılarrlaıı

üstün

olan başları z " ; Harb i y ı•

\ l a r'? ı ııdan : " Y ı ld ı r ı m la r yaralan b i r ı r k ın a h fad ı y 11. " : .\larşı ıı c lan :

' ' T ü r k l ü � ü ıı

\lar� ından :

" H ayat

iiı.cl'\' lll'ri

umar

Vatan

ta1ar

Yedek S u bay

kanından " ; K u leli

asil hilali . . . "

tatlı sesi nden : !\li ras kalan

k a n la l"<'rlrlinden. " ; Pi �·adl' Marşından :

PPk

lrm i z

" ı\ l n ımda ırkımın

az kaynak ortaya koyrl u k . B u n la rı pek fazla artırmak zor

rll' [! i l rl i r . Fakat h i z

bu meseleyi sadt>CP so ru y u tekrarlamakla son u 1; ­ ırk1;ı nı,ı vdı? Atatürk Türk ı rkının meziyetlerine

laıı d ı racaJ!ız. A tatürk

vP üstün lu[!üııe i nanmış mı ydı?

1 9 4 · 1 y ılın a kaıiar yay ııı lıınını!i Tari h k itaplarının bu husustaki bilgisini b u raya alal'ak ctl' [! i l i 1. d ı • ın i ş t i k . Lütfen o n la r g özd e n ge1;iril­ ıncli. kan. :rk k on usuna ne dı•rpu· l i ııem \'erild i r! i görelnıelidir. Biıtün

bu

ve

yayın lannrn;tır.

bunlar L(il:.ıi K i m ler

b i r�· ok - - i l ı ı ı i old u ı�u k a y rl i yle-

tarafıııdaıı?

kitaplar

Soru mlu şahıslar. üniversiteye

baf(lı bilginler l.arafından . Bu hal ( 1 9·13 1 94 4 ) yı l ı na kadar devam etmiş Vf' i �· si � · asi bir taktikle, " ,\ lavere dalavf're Mehnırt Nöbete " kabilinden. ı:.. u· siizlı•rll' Vf' i � l r rl e uzak y a k ı n bağı olmayan, yalnız ııwfk ı ı n• \ İ ıııiı ııarl a Türk ırkı \'l' Türk cevheri hakk ında rdebi, t:ıriht yaı.ıhm ola n lar, Tii r k lii[!ü sevrn. Türkçülüğü ülkü ed inenler bir , · ıi!ııı . �·a!aıı . ya n lı � . i :'t i ra ı:ünıbürtüll'riyle s i ndiril m e k isLPnilmiş · L i r . htl' hak i l\ al i � LI' gPrı·ı.•I\ b i r ka�· delil. Hüküm. insaf, izan, anlayı� sa h i p l ı•r i ıll' a i ll i r . � i ı ı ı d i b i r dl' ırk�·ı d e n i lenlerin düşüncelerine göz a l a l ı n ı . .\ ta ı ür k dı>vri n i ıı ve hatta 1944 y ı l ın a kadarki çağın düşün­ <'l• leriylr k ı sa bir karşılaştırma ya palım . ·

yaygaralar koparılan bir ayd mı mı ­ ve i nkilap dersleriyle bir karşı­ l<ı ştırına yapmak isl.P yı•ceRiz. I r k ç ı adı takılan. Hüseyin Nihal At­ sız' ın kardPşi Türkçü NPjdl't Sancar' ın yıllarca önce yazd ığı ölçülıi, ı n u h•rl i l düş ü n ce leri yle> haddizatında en aşırı derecedP itham edilen­ h·riıı b i le nasıl b i r düşüncedt> old uğu açıkça görülecektir. B u nd a ırk­ ' , l ı k la. Türk ı rk �· ı lı ğ ın ın çok ayrı � r y le r olduğu d i k kati çekiyor. B i z ş i m rl i . hak k ı n rla ı rk ç ı diye

zın giirüşlı•ri ııi

buraya

n a k lt>decrk

TÜRK IRK(ILIGI : "Sevmeyenin. beğenmeyenler cephe ala n lar ve düşmanlık gös­ çok olmakla beraber . bugün Tü rk i ye 'd e bir çok Tiırk ırkçı-

terPnlrr

ATATüHK VE TÜRK MI LLiY ETÇiL iC i

45


lığının, hem de etrafına pek çok temiz milliyetçileri toplamış k u vvetli bir Türk ırkçılığının bulunduğu bir gerçektir. Fakat itiraf etmek yerinde olur ki b u gerçek kendisini bugüne kadar memlekete asıl çehresiyle tanıtabilmiş değildir. Bunun birinci sebebi Türk ırkçılannın bu hususta yavaş davranmaları ise, ikinci ve daha bü. yük sebebi de Türk milliyetçiliği düşmanlarının bu fikri yıkmak icin eiriştikleri şiddetli propagandadır. Bu propagandanın hedefine var­ mış olduğu her günkü eserleriyle görüh.iyor; Türk ırkçılığına ve Türk ırkçılarına ötedenberi yöneltilege­ len hücumların belli başlılan ençok yerli kızıllann ve onlara ya­ kın bir nisbette de devşirme torunlarıyla Türkive'de bizden av­ rı milli davaları olan nüfus �ağıdı Türklerinin marifetidir. Buı?ün b u zümrelerin dışında olup ta Türk ırkçılıeına karşı vüri.iyenler görülüyorsa, bu da, düşmanların sistemli ve kuvvetli propaganda­ larını hiçbir fikri siızgeçten geçirmeden aynen kabui etmekten ileri geliyor. Kızılların, devşirme torunlannın ve ayrı milli davalan olan nüfus kağıdı Türklerinin, Türk ırkçılığına karşı düşmanlık göstermeleri pek tabii ve pek makuld ür. Çünkü Türk ırkçılığı, Türk milliyetçi­ liğini -tarihi vakıalardan alınan derslerle-- bir anlayış şeklidir. Başka davalan olan insanlardan Türklük davası olan böyle bir fikre kar:şı taraftarlık beklemek nasıl mümkün olur? B u itibarla Türk düşmanlannın Türk ırkçılığını çürütmek için çalışmalarında şaşılacak bir taraf yoktur. Bu hususta şaşılacak tek nokta, Türk milliyetçisi olduğunu söyleyen bazı zümrelerin tıpkı kızıllar, devşir­ me torunlan ve ayrı milli davalar peşinde koşanlar gibi, Türk ırkçı­ lığına karşı düşmanca bir tavır takınmalarıdır. Türk milliyetçiliği bakımından işin acı tarafı da budur. Çünkü düşmanlann yıllar­ dan beri devam ettiregeldikleri hücumlar, bir zamanlar resmi_ ağız­ larla da sık sık takviye edildikten başka üstelik bir de Türklük da­ vası güttüklerini söyleyenler tarafından desteklenince, milli me­ selelere kar.şı ilgisi büyiik olan umumt efkar şüphesiz Türk ırkçı­ lığı aleyhinde bir inanca götürülmiiş olmaktadır. Hiç tereddütsüz söyleı:ıebilir ki bundan en çok faydalananlar da yine Türk düşman­ landır. Türk ırkçılığına yöneltilegelen hücumlann hemen hepsi birtakım yalanlar ve iftiralardır. B öyle olduğu halde bu yalan ve iftiraların

46

PRO F . DR. HİKMET TAN YU


kendi lerini bazı milliyetçi Türklere kadar bir gerçek olarak kabul

ettirebilmiş

ol mal a rı ,

hücumların

kurnazca

tertip

edilmesinden

ileri geliyor. Umumi e fkarı kolayca aldatmış bulunan bu k urnazlı k ;

Türk ır k ç ılı ğ ı nı, Nazilerin dünya hakimiyeti fi kirlerine bir destek olarak

kullandıkları A lman ırkçılığının kopyası o larak göstermek

valanıdır. En kof bir propagandanın bile tesirsiz kalmadığı bir ger .

çek oldu ğuna göre, böyle güzel tert.iplenmişinin bugünkü sonucu d o ğu rm ası

pek tabiidir. Fakat acaba bu kadar insafsızca yapılan hücumların hakikatla ilgileri ne dereceded ir? Bunların belli başlılarını milliyetçi umumi efkar önünde toplu olarak bir kere daha gözden geçirmek hakikatı ortaya çıkarması bakımından fay­ d ası z ol ma yaca k t ı r : bu

Türk ırkçılığına A lman ırkçılığının taklidi diyorlar. Yalandır. Türk ı rk ç ılı ğ ı n ın Milattan önceki çağlara kadar götürebileceğimiz bi r r,e c;mişi vardır ve bunµn vesikaları elim izdedir. Gök Türk kita . beleri, Kaşgarlı Mahmud ' u n D ivanü Lügat it-Türk'ü , Fahreddin Mübarek�ah'ın eseri, Neva i ' nin M uhakemet ül·Lugateyn'i, Vani Meh med i n tefsiri, üveysi ' nin meşhur şiiri ve nihayet Tanzimattan sonrak i tarihimizin Dr. Rıza N u r' a kadar olan şah�iyetleri meydanda iken, Türk ırkçılığını daha dünün fikri ola n Alman ırkçılığının ta k lid i diye göstermenin ciddi bir tarafı olabilir mi? B il m eye n ler bilmelidirler k i , bugünkü Türk ırk çılığı bu, dünkü Türk ırkçılı ğının '

zamanla daha gelişmiş bir devamı, b ugünkü Türk ırkçıları da yurt· lannı Tanrı gücünden başka hiç bir kuvvetin yıkamayacağına inan. mı ş dünkü ulu Tü rkleri n -yabancı bir iymanı taklit etmeyi leke sayacak derecede milli gurur sahibi- torunlarıdır.

B u n lar bir tarafa bırakılsa b ile, yalnız Yahudilere karşı yapılmış olan A lman ı rk çılığı ile 'fürk iye'de ayrı milli davalar güden bütim azınlık lara benzerlik d i leri

karşı yapılmak istenen Türk ırkçılığı arasında hiçbir yoktur.

Almanlar, milletlerini ik tisaden sömüren Yahu·

türlü şekillerde hakaretlere boğduktan başka bitirmeye d e

c;alışıyorlardı. Türk ırkçılığında ise başkalarına hakaret değil, yalnız kendi büyüklüklerimizi anmak, ayn milll da valar güden azınlıkları bitirmek değil, sadece onları -hıyanet etmelerini önlemek için­ büyük mevk ilere getirmemek prensibi vardır. Meydandadır k i Türk ırkçılığının ne tarih bakımından, ne de mahiyet itibariyle Alman ırkçılığı ile hiçbir münasebeti yoktur. Aradaki tek benzerlik ırkçı­ lık kelimesindedir.

ATAT Ü RK VE T O R K MiLLİYETÇtLtöi

47


Türk ırk çılarına emperyalistlik isnat ediyorlar. Bu da "takli t " masalı cinsinden bir yalandır. Naziler. Alman ırk�·ılığını dünya ha kimiyeti fikirleri için bir silah olarak kullandıııtrsa bundan Tiırk ırk �·ılannın da aynı gayeyi güdecekleri manası niçin çıksın? Bugün kızıl faşistler "demokrasi " yi kendi em peryalist hırslanna a let etmek istiyorlar diye "demokrasi emperyalizmdir! " hükmü çıkarılıyor mu? Alman ırkçılığı bugünkü Moskof demokrasisi kadar vahşi ve emperyalist bir fikirdi. Türk ırkçılığı ise hiç kimsenin aleyhinde olmayıp, sadece bir milletin saadetini istemek bakımından tamamen insani ve aynı zamanda da bir korunma fikridir. Bilmeyenler bilmelidirler ki, Türk ırkçılığında başka milletler üzerinde hakimiyet kurma diye bir prPnsi p yoktur. Fakat şüphesiz tutsak Türkler ve Türk elleri davası vardır. Eğer çalınmış ülke ile köle edilmiş kardeşi geri istemek em pnvalizm sayılıyorsa, bunun, kelimeyi bilnıemrk veya Türk 'e düşmanlık gütmektrn başka manası olamaz. Esasen bizde bu çalınmışı geri isteyenler sade Türk ırkçı­ lan da değildir. Türkiye 'de ırkçı olmadıgı halde biiyük Türklük davası güden Türkler de çoktur. Bu da Türk �illetinin L u tsak milyon­ lanyla çalını:uş ülkelerinin davasını gütmenin umumi bir millet davası olduğunu gösterir. Türkiye i �· i ı t · : düşlındüğümüz zaman ise Türk ırk çılıfıı, bir cephesiyle, lamanıeıı bir korunma silahıdır. Çünkü, saklanılmasında hiçbir favda dü�ünült>n ıeyecek bir hakikattir ki, Türkiye'de nıillf varlıklarını ha la �ak lamakta bulunan azınlıklar ve bunlanrı Türk · lüğe karsı sinsi sinsi güdegeldik leri milli ırki davaları vardır. Me­ zarlan ayrı olan, kendilerinden olmayanlarla evlenmeven, rvlerinde Türk çe'den gayrı dille kon uşan ve etraflarına hep kendi soydaşla . nnı toplayan. sözün kısası, Türkiye'de azınlık ırkçılığı güden bu zümrelerin Türk Milletine karşı bu kasıtlarıdır ki, Türk ırkçılığının bir korunma silahı olarak k ullanılmasını zaruri kılmaktadır. . .

Evet, Türk ırkçılığı bir cephesiyle içerdeki ayrı davalar gütmek­ ten vaz geçmemiş bulunan bu türkleşmenıişlere karşı tamamen bir korunma silahıdır. Türk ırk çılarının, başka milli dava ları olan bu nüfus ka ğıdı Türklerini devlete ve millete kötülük yapabilecek yerlerde görmek istememeleri de tabii bir milli hak. bir Türklük hakkıdır.

48

PRO F . DR. HİKMET T A N Y U


Türk ırk çılarına laboratuvar ırkçısı, yani b ir insanın milliyetini, kanını tahlil etmekle tayine çalışır kımseler d iyorlar. B u da vaıan­ dır ve bu yalanı çıkaran iar da k ızıllar ve d iğer düşmanlardır. Fakat ne kadar yazık ki bu çamur - i ftirayı gerçek sanan milliyetçilik dostu bazı kimseler de Tiirk ırkçılannı b u u ydurma düşi.ınce ile çürütmeye· çalışıyorlar! Bu b iiim konusu olarak kan gruplan ve bu kan gruplarından birisine mensubiyeti varsa da. bilmeyenler bilme­ lidirler ki, Türk ırk çılığında laboratuvar ırkçılığı, yani tıir adamın kimyahanelerde kanını tahlil etmek suretiyle ona bir milliyet isnat etmek gibi bir prensi p ve düşünce yoktur. Türk ırk <;ılarınıı milliyette bilmem ne kadar göbek arıyor d iyor­ lar. Bu da beğli k bir yalandır. Türk ırkç ılan Türk olmanın ilk şartı olarak şüphesiz Ti.ırk soyundan gelmeyi düşiınmektedirler. Fakat bunda hi<.;bir zaman softaca bir zihniyetin tut.sağı bulunmuyorlar. Türkün i<)ne kanşıp tamamen Türk olan ; yani ru hu , külturü, diii ve ülküsü bizimkinden farksız bulu nan ; �önlii samimi ve vatansız Türklük için ı.�arpan insanlan millet kadrosı ından çıkanp atan kim? On beş veya yirmi ata sayabilmek şüphesiz öviinülecek bir husus ise de, bilmeyenler bilmelidirler k i, Türk ırk t· ılığ ında milliyet anla­ yısı asla böyle değildir. Türk ırk cılan, anaları Türk olmayan gazi ve şehit \ılurad Han ile Sultan Y ıldırım Beyazıd 'ı Turk ırkından muhteşem oğullan sayan ve onlann şahsiyetleriyle övünç d uyan Tlirk lerd ir. i lmin düsturu olan üç nesil meselesini büvUltüp şişire­ rek, Tiirk ırkcılannı yedi, dokuz veya yirmi göbek arayan insan. lar diye göstermeye kalkısanlann iddialarının gülünçlüğünı.i belirt­ mek için yalnız bu yetişmez mi? Aramızda kanına başka soylardan kan karışmış insanlar buıumıbilir. Mesele o dPğ'ildir. Mesele, böyle­ lerinin B irinci M ı ı rad veva Y ı ldmm kadar Türk olup olmadıl darıdır. Türk ırk cılığında milliyet anlavışı i şte böyledir. Fakat bu hiçbir zaman Türkli.ı k leri yalnız dillerinde VP nüfus kağıtlarında bu lunan bir takım iblisleri Türk savmava kalkmak demek değildir. Böylele­ rini istevenler istedikleri kadar Türk saysınlar ve savdırsınlar. Tii rk ırk cılan on lara karsı uvaruk bulunmak ve bulundurmak fi krinden vaz geçecek. değillerdir. Türk ırkçılannı milli birliği bozmakla itham ediyorlar. B ı ı da boş lii ftır. Havatta en büvük dava olarak Türkün davasını bilen ve

ı:üden insanları olmaz mı?

millt birli ğ i bozmakla itham etmek pek ı!Ulünç

ı\TATü RK VE T i i RK MİLLİYETÇ İLi(;i

49


M illi B irli k nedir'! E ğer, milli birlik kanları avrı, d illeri avrı, küf· tiirleri ayrı. ülküferi ayn, tarihleri ayrı birtakım i n s:ı n bı r ve zümreleri zoraki bir beraberlik i ı,:inde gönnek ve göstermek düşüncesi ise, bu nu reddetmek i ç i n bir Türk ırkçısı değil, sadece ak lı başında ve do ğru

konuşur

bir

insan olmak

yeter.

Gercek

ma nasıvla milli

birlik şüphesiz bu hayali iddia olamaz. Mi ll1 birlik . soylan. dillPri, kültürleri,

tari hleri

ve ülküleri aynı ola n insanlann beraberligid ir.

Türk ırkçılannın istek leri de işte bu b irli ğin sağlanmasıdır. O nu n i ç i n b ilmeyenler bilmelidirler ki Ti.ırk ırkc ıları. Türkün m i m birli ğ i ­ n i bozanlar d e ğ i l , b u birliğin bozulmaması i ç i n çalışan mılliyetçi lerd ir. Hakikatta ise milli birli ğ imizi bozan veya bozmaya çalışan­ lar i ç i mizde eriyip b ize karışmamış bulunan ve Türk ırkının ayak­ taki son ülkesi Türk iye'de sinsi sinsi başka ırki dıi.vıi.lar güdPn züm ­ relerd ir. Türk ırkçılığına öteden beri yö neltilegelen itiraz ve hücumla n n belli

başlılan ve en ı; o k tekrarlananlan

işte bunlardır. Hakikatı

öğrenmek iste� enler bir kere daha gömıüş olsunlar ki, bu iddiala­ n n hepsi asılsızdır, yalandır, ifti radır ve sistemli b ir diişman propa­ gandasından başka bir şey değildir. Bu sistl' nıli yayın ve i ftiralara eklenen ' 'ırk çılığın milliyetçiliği i frat yoluyla sovsuzlaştırd ıeı " i d ­ diası ise h i ç b i r şekilde ciddiye alınabilecek b i r fikir değildir. " i rrat milliyetçiliği so ysuzlaştırır! · • demekle. mesela "i frat ahlaıu soysuz . laştırır! " diye bir iddiada bulu nmak arasında ne fark vardır? M illi­ yetçili k te

i frat

d iyelim

ki

bazı d i k katsiz adımlar atılmasına ve

bu yüzden milletin başına felaket bile gelmesine sebep o ls u n ! 1-'akat böyle bir ihtimal kabul edilse bile h u n u n , fi k rin soysuzlaşması ile ne ilgisi olabilir? Hayır, milliyetçiliği soysu zlaştıracak ifrat dPğildir; olsa olsa günlük basit siyasetler ve a d i iskemle hırslan yüzünden bu mübarek fi k ri bir gün yere çalıp, bir başka gün yalan yan lış ayağa kaldırmaya çalışmaktır k i onu soysuzlaştırır. Ve m u hakkak­ tır ki, Türk milliyetçili ğ in i soysuzlaştırmaktan da beter bir hale getirmek i ç i n b u ndan daha tesirli bir yol yokt.ur. Bu

satırları,

milletimizin

düşmanlanna

bir

şeyler

söylemek

için degil, Türkliiğü sevd ik leri veya sevdiklerini söyledikleri halde Türk ırkçılığına düşmanlar tarafından yapıştırılmak istı•nen çamur­ lara inananlar ve hi<; değilse o propagandalann tesiri altıııda kalmış olanlar i çi n yazdım. Gönüllerinde millet sevgisi o lan Tü rkler inansın­ lar k i Türk ırkçılığının korkulacak hiç bir tarafı yo ı

;)Q

ı

ur. Türk ırk-

P RO F . D iL H i K \ l ET T A N Y U


�· ı l ı ı; ı, bu büyük. fakat talihsiz milleti hiç bir karşılık beklemeden SC'ven Türklerden bir kısmının masum ve samimi milliyet iman ları­

dır. Bu fikrin bu millet için zararlı oldu ğunu söyleyenler, eğer kan­ clırılnıış Türkler değillerse. muhakkak Türklüğe karşı kötü niyetleri olan k imselerd ir. Türk ırk çılı ğının bu millet i ı; i n zararlı olmadığının en meydanda delili, kızıllann bu fikre karşı besledik leri düş manlık drğil mid ir? M illiyet, din, aile, ahla k , anane gibi cemiyetleri ayakta tutan

fi k irlere

saldıran

kızıllann, bunlara saldırdıklanndan daha

şiddetli bir şekilde Türk ırkçılığına karşı yürümelerinin de sebebi ned ir'? Türk ırk çılı�ı, iddia edild iği gibi, Türk cemiyeti için ayırıcı, dağıtıcı ve k ötü bir düşünce olsa yd ı ; bütün ayırıcı, dağ ıtıcı ve menfi likir!Pre karşı dostluk gösteren kızılların Türk cemiyetini yıkmak için bu fikri de tutrrı alan ve hiç değilse ellPrindeki Moskof silahla­ rın ı n topuyla birden bu imana karşı yürümemeleri gere k mez mi idi?

Muanzlar. yalnız bu suale vicdanlannda verecekleri samimi bir ce­

vapla

dahi yan ılmış olduklarına inanacaklardır sanırım.

Tekrar edPlim

k i,

Türk

ırkçılığının

korku lacak

hiçbir tarafı

yoktu r. Çünkü Türk ırkçılı ğ ı , Türk milli yetç iliğini bir anlayış şek ­ lidir. Türk Milletinin tari hi dolduran ululuklannın karışma ve d iğer yollarla kaybolmamasına çalışmak, Türk Milletini bir bütün ve dün­ yanın en mesut ve en ileri cemiyeti olarak gönnek istemek ve nihayet Türklük

potası nda erimeyip yabancılık lannı saklayan ve yabancı

rlii valan

olan

u zak

insanlann

Türklüğe

bulunmalannı dilemek . . .

zarar verebilecek

mevkilerden

İşte Türk ırkçılığı budur. B u ndan

ı:ayrısı ise masaldır. İ n an çlan ne türlü

olursa olsu n , bütün milliyetçiler b i lsin ler ki,

' J iirk ırkçılannın gönüllerındeki tek sevgi millet sevl!isi ve kafalanıı­ ılaki

tek dava

Türklük davasıdır. Türk ırkçılanna a kıbetlerinin

ııı· olacağını bilemedik leri ( yahut pek iyi bild i k leri) günlerde bile,

ıısk crT mahkeme karşısıııda "Türk ırkçısıyız ve b u nu nla övünüyo­ nı �. "

dedirten işte bu sevgi ve düşünce idi.

Yine bütün Türk ı ı ı i l li y et

milli yetçileri inansınlar ki, Türk ırkç ılarının

inan çları kend ilerin inkine benzemeyen

ı· .. tçilerine

diğer Türk milli·

karşı olan düşünceleri sadece sevgi ve saygıdır. Fikri

ı ı ı lı isar altına almak ve başkalanna "niçin benim gibi düşünmüyor­ ·.ıı ıı'! ' ' d i ye kızmak, fikir taşıd ı ğ ını iddia eden insanlara yakışır mı? l'ıı rk

ırkçılan bunun içindir ki öt.eki milliyetçilere karşı sevgi ve

\T.\T ü llK V E TüRK M İ L LİYETÇİLİGİ

51


sa\·gı

Fakat

lwsh,mehtrd irler.

onhır,

iitr hi

milliyrtç ilerden ken­

d i l erı ıil' kar�ı da a y nı �Pyi islrrlPrS(> �üplll'siz bu da �· ok giiri.ilme­ mr lid i r. Bu m i lletin saarl C'l ı ı ı i d ü şii nen insanlar. yollan az veya c o k ayrı olsa

da.

b i rlıirlPrinin

asıl olan

ellerinden

tutı ııava

nıeelıu rd urlar.

Ci.ınkü

yol d e i!il , hedPftir.

Ve marlem ki hede riıniz aynıdır, ha ld e saOıırı nıı z n i l ' İ n h ir h Liti i n o l ı nas ı n I

o

'

Ru vazı sa mimi Lı ir seslrn i ş t i r . Tiirh Mi lletinin saarletini istPd i k ­ Ieri i�·in dostlanmız olarah taııırlıi1 1mız lı i i tiin nıillivetcilcrdı>n bu k u lak ,·ermrleri ıı i d ili yoruz.

sese

Bu k adar samimi \'e dostça b ir seslenış­

ten sonra. bu ndan bövle, Tiirk ırk<: rlıi' lna kar!i ı ' ' iiriiyeceklerin dP sadPce kızıllarla ni i fu s k a f!ıdı TürJ.. lrri \'e d iğer nüsnıan lar olacai!ına inanmak istemrkte y i z . ' '

TÜRKİ Y E 'DE A ZIN LIK I R K('I LIGI " !3 u ı:üıı kii meydana !!ayrı

Tiirkive,

l!l'lıııiş

u nsurlar

vatandas ı

bir

da

son

vard ır.

b u lu nanlar

mali k t.irler.

Tiırk

im paratorluf! u nun

dl'vlet o ld u [( u ndan. Bu

n u fu su

u nsurlardan

memleketin

asıl

tasfiy l'si

ile

iri ıırl<> Ti irktl'll

Ti i rk i y e

C u ı n h uri�·eti

sa h i n leriyle

a,·nı

hahlara

B u , güııüı ııüzün devlrt tela k kisine l!öre tahii hir neti­

redir. Yalııız bu ne kadar tabii ise, J.. e ndi sovuıırlan olmayan vat.an. daslarıııa bövle eşit hak lar veren bir millı>tiıı, onlardan bir takım karşılıklar bek lC'rııesi de o kadar tabiidir. B u nlar arasında bu vatan­ daşların bai!lı

devlete,

olmaları

millete

ve

ve vat.ana cemiyetin asıl sahipleri kadar

cemiyetin

menfaatlarını

vatanın

asıl

sahipleri

derecesi nde rlüşün meleri şii phesi7. basta ı•elir. B ugün hak lara

Tii rk iye 'de

mali k

vaşamakta

bulu nan

olan

yabancı soylu

ve

Tü rklerle

vatandaslar,

aynı

k a n u ni

acaba.

vatan­

daşlık vazifelerinin bu en mühi m i n i vapmakta mıdırlar'? Bu sualin cevabını arastırmak ve hatta vermek lazımdır. Çi i nkü bu. Türklü k icirı müh im b i r meseledir. Türk iye 'd e k i bu cins vatandaşlar avrı bir cemaat teş k il edenler vr

etmeyenler dive

mavaıılar

52

ayn

ikiye ayrılabilirler. Müslüman d i n inde bulun.

cemaatlan

olanlardır.

D illeri, d in leri,

milliyetleri,

PROF . D R ' HİKMET TANYU


kLiltlirlcri ve her şeylNi b i zdl'n ayrı o la n lar

hali n de yaı;.ayan bu

v e>

rcs111cn de ayrı crııı mıt­

insarı la n ı ı Tij rk lc:-ınwlcriııi bekll' nıek

lıcın

ınaniı sı l'. bir iste k . hem d e bos bir hava i o l u r. B u n lardan isLP\'ı•ı·r c i ­

ı ı ı i z \'e

beklı•yel'e i! i nı i l'. . n i hayl•t b u va ta na ihanet etnlC'yen sadık

vatanda;;lar olnıalandır.

Fakat n ı üs lü m a n olu p Türkçr k on u ş a n , Tii rk l ı arsı ı ı ı lı . . ı ı ı ı ı "ı · ı ı ı i ;; ı!iiıiiıırıı, i s i nı lı•ri b i z i m isiınll'ri rn i ze , adcth• ri hiziııı ü d .

ı l.

1'! 1 1 1 1 / l : ı •. 'IJ·

zı' ) t• ıı , \'alnız soyca Ti i rk olmayan u nsu rların ı i u rı ı ı ıı l . . rı ' ' " ·· i< r ' o · �· i l d ir. Bu nlann b i r k ısmı asırlardan b e ri Ti i rk lN!ıı l ( ' ı n d • lar. Oıs arda müst a k i l b i r vatanlan b u lu nıııayaıılar

,.

l (' I : .

ı .ı rh ı \ •

vatan olmustur. Hu vat and a d o ymakta. b u vatanda ı.ı · ı : ;.: ı ı : bıı v a ta n d a vatanın asıl sa h i p lt•ri kadar ralıeıt b i r

Jıa ı

al

·

: ı.

·

:ıır

. . ı ı ı ı <r LLa ,

. ı -.; a ı ı w kta·

d ı rlar. B u mi llet d c o n lan k e n d isi n de n a v ırmak tara ı ı rnı jl!'k � i t ı ı w

me k ted i r . Dış ı:ö rünü ş lt> ri i tibariyle de Tür k tc rı rw k fark l a rı o l ı ıı; n a n b u i n s;ı n la n ı ı b u ;;artlar i c i n cle v e b u d u nı nı k a r� ıs ın rl a ' l u r k lı'., ı ; ıelı·­ ri n i istP ı n e k ve be k lenw k , vata n ı n asıl sa hi pleri o la ra k , ı•lbe ttl' lıaJ,.

k ı mızdır.

fiil m ijs lünıan \'ata nda�lar, acab a . b u yol ÜZCrindP ınid irlPf'? h tr bu su'ale mü s br t ı·rvap vernwye i m k a n y o k t u r. Z i ra . i m para­ l o rl u k zamanında Türklük h : i n dr eriyip ı:idl'n ler tıir tarafa b ı r a k ı lı rsa , bugün mik tarları

her haldr küı;ümsenmeyecek bir sayı tı> ş k il Prlen

bir kütle, i ç i m i zde ayrı milli va rl ı k lar ha li n de y a �ama k t a ve bu d u ­ rumlarını ısrarla m u hafazaya çalı s m ak tadı r la r.

Bu

kütlı•nin Türklükleri sadrce nüfus cüzd anlarındaki kayıt ile

rl i l leri n i n

ucundaki

yalancı

"Türküm ! "

sözündrdir.

İzaha lüzum

yoktu r k i Türk olmak ıçin rlbettr sadece kuru bir söz, "Türküm"

siizü yt•tmez. Türk o lmanın trk �artı , bir Türk kadar Türk olmaktır. Bu d a Türk'r karşı sevı:i d uy makla başlar. Bu insanlar eğer Türklük kad rosu na hakikatl'n girmek istiyorlarsa , ö nce üzerinde ya�adıkları va tan la , arası nda hayat sürdükleri millete karşı içten bir sevgi besle­

mek mecb u ıi yetindedirler. Bu se vg i onlan kendi ırki

-

milli hüviyet­

ll'Tinden ay ırı r ve Türklük d u yııusıı . Türk kiıltürü, Türk ruhu ruhla­ rı n ı sarıp i l i k lrrinr k ad a r işirrse, i�te o zaman bu insanlar Türklük kad ro s u n da yrr almak hak

Vl'

şere fi n i kazanabilirln. hık at Türklük

sarircr d illerindr olu p, rvlf'rinde Türk•:eden ı:ayrı bir d i l konuşan,

ciinüllerindf' Türklük sevgisindrn başka bir m i lli yet st•\·;:ı-;ı taş ıyan,

.\TAT ü l l K VE TüHK M İ L Li Y ETÇİLi< ; i

�ı 3


mefk u re leri, davalan başka bir milletin mefkuresi ve davası olan insan lar, günde kırk bin kere Türküm dc>seler de yine Türk olamaz, Ti.irk sayılamazlar. Türk cemiyetinin kendisinden saymakta asırlar­ dan beri adeta ısrar ettiği bu dindas vatandaşlar, içimizde müslüman azınlıklar olarak yaşamaya devam ettikçe, bu durum da elbette ki Türklük için mühim bir mesele o lmaktan çıkamaz. Bu müslüman Türk vatandaşlannın 1\irkleşmemek hususundaki inatlan yetmiyormuş gibi, bir de --ç ok kötü bir vakıa olarak­ Türklükten gayn milli davalara bağlanmaları açıkçası Türkiye 'de bir azınlık ırk çılığı davası eütmelerinden baska bir şey değildir. Her dikkatli göz, muhitine bakmak suretiyle, bu azınlık ırkçılığı­ nın küçük veya büyük misallerini bulabilir. Türkiye'deki bu azınlık ırkcılıklan ; netice olarak, elbette ki Türklük aleyhine bir fikir, bir harekettir. Ayn ırki bir dava gütmek suretiyle Türklüğe karşı cephe almak cesaretini gösteren bu insanlanrı , ekmeğini yedikleri vatana karşı düpedüz bir i hanet olan bu hareketlerini, bu azınlık ırkçılannı, Türk olarak müsamaha ile karşılamağa imkan var mıdır? Tek parti devrinde azınlık ırkçılığının bir çok misalleri devlet memuriyetlerinde görülmüştür. Uzun yıllardan beri Türkiye 'de yaşa· dığı ve artık Türkiye 'nin kendisine bir vatan olması gerektiği halefe, bunu gönlüne bir türlii kabul ettirememiş . bir türlü Türkleşmek istememiş, aksine ırki varlı ğına büsbütün sarılmış bu cins vatandaş­ lardan bazdan, büyük mevkilere cıktıklan zaman, başına geç tikleri devlet kapısını kendi soydaşlanyla doldurmuşlardır. Bu ne d�­ mektir'? Türkiye 'deki azınlık ırkçılığının en tipik örneği ise, dönme ırkçılığıdır. Dönmeler, Türk cemiyeti içinde en kuvvetli azınlık ırk­ çılığı güden bir cemaattır. Bilindiği gibi an 'arıelerine sıkı sık. ya bağ . lıd ırlar. Türklerle kız alıp vermek istemezler. Ti.irk milliyetçiliği hareketlerine karşı sinsi sinsi, fakat sistemli bir şekilde cephe alan­ lar arasında dönmeler esaslı bir yer isgal ederler. Bunlan vatandaş . tık vazifelerine davet ederek dönmelik yamamalannı ihtar edecek olsanız, hemen miithiş bir Yahudi şanıatası ve yaygarası ile kar­ şılaşırsınız. Dillerinden ve kalemlerinden hiç eksik olmayan inki­ la p, cum hunyet filan gibi beylik bir takım sözlerle milli sesi boğ­ maya çalışırlar.

54

PRO F . DR. HİKMET TANY U


Ti.irk ırk çılıgı iştP bu azınlık ırk çı ların ı n Türk gövdesinde açmah istedikleri yaralara karşı bir müdafaa sila hından başka bir şey değıl­ dir. Tiirk ırkçılığı, vatandaşımız olduğu halde bir türlü TürklPşme­ yen , Türk lükten ayrı ırki bir hüviyet taşımakta ısrar Pden ve ırki mef· kuresiyle Türke düşmanlık eden insanların bu vatana ve bu dnlPtP fe nalık edPmeınelerini sağlamak için milleti uyanık bulu nmaya çağıran bir fikird ir. Dünyada bir millet için b undan daha tabii bir hak elbette olamaz. Türk ırkçılığına düşmanlık Pdenlerin büyük kısmı n ın bu azınlık ırk çıları arasında bulunması boş bir tı>sadüf eseri dl'ğildir. Onlar bu işi şu urlu olarak yapmakta, Türk vatanında kendi ırki davalannı yürütebilmek için bu na engel olacak silaha, yani Türkü u yanık bulunmaya davet eden Türk ırk çılığına, kendi­ lerine taraftar edebildik leri bir takını akılsızlarla, bile bile saldırmak­ tadırlar. Bu vatan Türk vatanıdır. Bu vatanın sa hibi Türklerdir. E l bette ki bu vatanda sadece Türk fikri, Türk ülküsü, Türk davası hakim olacak­ tır. Bun lardan başka hic bir fikir, iılkü ve davanın bu topraklar üzerinde yeri yoktur. O n u n i ç in Türkü M oskova'ya köle etmek i ç i n çalışan kızıl iymanb bizim için nasıl b i r hain varlıksa, Türkün ve Türk vatanının nimetleriyle dolup taştıgı halde Türke karşı bir baş­ ka milli dava güden azınlık ırk çısı da o derece haindir. Çünkü netice olarak ikisi n in p,ayesi de Türkü yıkmaktır. Türk plarak, bu vatanın asıl sahipleri olarak , ne zamandanberi içimi zde yaşadıktan halde, b ir türlü Türk leşmemi ş, iistelik de başka ırk ların ılavii.lannı güden insanları elbette ki hoş karşılayamayız. Başka milletlerin mılliyetçilikleri kendi vatanlarında, kendi millet· lerinirı yükselmesi için ele alıııdığı zaman en tabii bir hak ve hare­ kettir. Bu hakka karşı saygı beslemek zaruridir. Fakat başka millet­ lerin ırk i - milli dava ları bizim memleketimizde, kendilerine vatan­ daşlık şerefin i verd iğ imi?. insanlar tarafından bize karşı çevrilen zehirli hançerler haline gellrse, artık bunun adı sadece hıyanettir. Bu i haneti yapmaktan b ir türlü vaz geçmeyenleri bu melanetlerinde serbest bırakmak ise sonsuz bir gaflettir. Türk iye 'de azınlık ırkçılan, Moskof kölesi kızıllar gibi Türk 'ün sinsi düşmanlandır. Komünist nasıl fikrini ve gayesini açıkça belirt­ mez, melanetini bir takım tüller altında gizlemeye ç alışırsa, azınlık ırkçısı da aynı şekild e hareket eder. Fakat k ızıl canavan yılan gibi

ı\TAT U R K VE TERK

Mi LLİYETÇİLİGİ

55


J.! İ zlt>nd ii!i yC'rlerden bulup çıkarmak ve hüviyetini bütün ı;ı pla k lı � ı

ile ortaya koymak nasıl briİÇ bir iş değilse. aznı lı k ırkı;ısıııın su ra­ tındaki maskevi <;ekip onu asıl çehresiy le milletin önüne ı; ı k arma k ta pek güı,· değ ildir. Biz, Türk düşmanı komünistlnle c amıştığımız gibi Ti i r k düşmanı azınlık ırkı;ılarıyla çarpısmayı da milli bir vazife savmaktan geri kal­ mıyoruz. B i zim i ç i n Tiirkün düşmanları bir bütündür. B u düşmanlara karsı Türklük v a zi fem i z i sonuna kadar yapmaktan b izi hi<'bit' kuvvet alı k o vamayacaktır . "

( rı )

TahlillPT :

Ne_idrt San<"ar'ın, Türkiye 'de azınlık ırkçılığını zararlı ııoruşu, bütün '!\irk Y u rt t a ş la n n m kendilrri n i , Türk

lrkınııı ve Milli Kültü­ rün may ası . hamuru i ı; i ıı d t> eritnwleri, kaynaşmaları ve kendilerin i tamamen Türk hissc>tınelNi. " N e \1 ı ı t l u Türküm " diyebilmeleri acaba a y ı rı cılı k , par�· ala y ıcı lı k , ilim düşmanlığı mıdır? Mi!U B irli ğ i y ı k ıc ı lık nmhr'! YokS<ı :\ l i lli Birl i ğ i kurucu luk. yapıcılık mıdır? �u y u k ardak i J.!Öriış ü , i l'tira<"ıların dedikleri !!ibi faşistlik veva nazilik midir'! ( ; arcl ist l i l-. . şövrııli ı.. midir? Yoksa m i l li varlıf(ı tehlikelerden, i h aıwll rrde ı ı , ayrılı k ta n koruma trdbiri, Türk 'ün nefis müdafaası, varlı!-. �art ı ı ı ı ııl ı r'! i � tP y u k ard a b ir ülk ü sahibinin görüşleri. Bu me­ seh·�·i l ı ira z daha ı .a l ı li l e l ııwk, biraz daha aı;ıklamak gerek i yo r . B u bahsi n s o n u ı ı d ;ı .\ t a türk 'ün ırk v e ırkçılık anlayışını belirtirken aşağıd aki açık lamalara i h tiyaç o la ca k tı r . Nejd<•l San çar 'm makalesinde Türk ırkçılığı tamamen insani bi r anlamda J.!iirülüyor. Bir tecavüz şöyle dursun, incitici bir tararı belirmi yor. l sliı ı ı ı k ardeşli ğ ine de engel bir mahivet göstermiyor. Bir ıwvi 'llirı.. l ı < i ı ııa ni zm i ifadesi o lu yor. insan haklarını inkar etmek şiiylı· rl ursuıı. l\irk iye t o p ra k la rı üzerinde Türk insanının meşru hak­ la n ı ı ı tarih bo ' ı ı ıı ca , C'bediyen temin ve koruma ğibi bir maksat guıhi\ or. Mi l li ı ı ı,.vcudiyeti koruma siı:ortası gibi bir hüviyet g ö ste­ riyor. \ ı a türk 'ii ı ı " M u h taı; olduğun kudret damarlarındaki asil kanda ı ı ı l'vcutt u r " vecizesi, teminatı ile bağlı bulunuyor. Türkiye'de hukuk baırnıııııdan yurttaşları eşit tanıyan, birlik ve sa mi mi kar­ deşlik ru hu n u bütün vatan sathında görmek isteyen bu fi k i rlerde, Türk iye'de Türk ' tl' ı ı , ş u nu b u nu ayırmak değil. Türk ırkının potası. tA.·1-. ı ıesi, şerefi i ç i n de yu ı.( u rm aı.. ve mi lli ş u u rla , kendisini Türk

PRO F . D R .

l lİKMET TA:-J Y U


hissc>tmek gibi b ir maksadı tesbit c>tnwk mü ıııkuıı o l u � Türk iye

içi nd e gizli,

ta h ri k lerle Türk

sinsi

veya a1,· ı k ,

Liirlli

SC' b c> p

"r.

Ellıc>t tl'

ve maksatlarla,

a zın lı k ır k ç ılı !{ ı y a parali. , Türk 'ten kopmak. ke n d isin i

ırk ından, Türk 'fü k tC'n hisse tmemc>k. onu nla k a yna şrna ma k is­

tevenlrr bu d üşü n C'e lı! rden mem n u n k a lm a y a C' ak lar. ona tiirlü y alan , i ftira i l � saldırmak isteyc>cl'k lt•rd ir Hadd izat ı nda parç a lay ıcı , a v ırıcı ve giz l i maksatlar güdüp Türk iye'den ı.. o pıııa k , ayrı bir ırki ş u u rla hare k et etmek istevenlrr, kPnd i!c>ri n i bı>lirtebilecek s ı ra t la r. iftira­ larla Türk ırk ç ı lı ğ ın a söğüp sa vmak tan geri k almayacaklardır. Şu h a lde , müce rret ırk çılık ( rasizinı ) i le, veya başka ınem leket11.'rde geç ınişLP ve halen -iirt.ülii

ş e k i l de - tat b i k edilc>n ı rk 1..: ı lı ı.. i l P .

Türk ırk ç ı lı ğ ı ap ayrı b i r m a hiyet giistPri yor. H a t ta sadı•ce isi nı l P rci e

bir yakın lı k dolayısiyle a ğ ır hiit:u mlara vo l a1,· ı vor. :::> u n u i rarll' P t nw k isteriz ki, bizde, Türk iye'ıni zd<' ı rk ç ılı k kl'linwsi l'Ok k a rı ,. ı ı... 1..: o k belirsiz b ir şek i ld e k u llanılıyor. A sl ı nda . Tii rk lN i n Tü rk ı r k ı ı ıdan �<'l· d i ğ i tari h i hakik atı , i l mi hakikatı siivlc>nwk -·ka ,rll'd ilt>n an l am da ­ ırk l.'l lı k ( rasizinı ) rlc>ğ iidir. Z ira 1,·enc > . ik l ı nı . nıi lli k u lt ı i r l iıars) inan1,· ş a rt ları ıı ııı v a rl ı ğ ı , i k t i sarli, i 1,· t.iıııai. si � asi . ı .. rlıiyP\'İ. . . tPsirler i n k a r l'd i l menıc>klPdir k i : B i ricik fak tiir o la rak her �eyi ı ü yin P<iPn, sevkrdl'n , yi iıw l te n tPk \'C' ha k i m u nsu r ol•ıra l\ k a n , ırk. irsh·et esası eh• \'e d i k k ati."' a l ın m ıyo r ki. nwnl1 ıı ı ı lıı ı ıı d a ı. a�ı l ı · d i l ı· ı ı ı r k c ı lı k olsu n ! üstrli k , Türk ırk ıııdan baş ka ı r k ta n o l a n l a r Tii rk lli k lC' n l'lkarıl­ mak dC'f� i l , Tii rk lüğü brni ınsl•tmek. ta ı ıı a ıııe ıı Tiirk o l nıala n n ı trıııin rtmek

" N e :\ l u t lu

Tü r küm " drdirtebilmrk il: in 1,·alı:;; ıyor. Y o ksa,

azın lı k ırkçılığı, k end isi n i Türkten a�· ırm ak , b i rtakım mi lli ııwnraat­

le r . gaye l e r takip et ıııelrr. ten ki t Pd ilnw y e C"ck nıiyr!i? Y a p L ığ ıı ıı ız incelrnıedr şu h usu su da trsbit P d eb i li yo r u z . l l c>nwn h i �· bir su rc>tlP :\!İ L L İ Y ET Ç İ L İ K l rli. 1,· ı lı k olarak P IC' a lın mamak t a . hi i y l <' denil ınl'­ mr ktPdir. i r k, S•Jy, ancak mi l let tarifinde> d i (! P r bir�·uk u nsu rlar. tc>mı>llN a rası ıı d a dil. d i n , tari h , ii l k ü , k ü l t li r , k ad P r . . . bi r li ğ i \ s. ya­ nında yer almaktad ır. İ nsa n Ha k ları , Cihan l l u k u k a ı ı la�·ı!iı. se\'gi. şe fk a t . merhamet . vard ı m l! i b i bi l!'ünı lc> brııNI rl ııyeu ları ve davra­ =

n ış ı

bün vesi n d e

to plamı!i

bir diişünce, i n a n 1,· . hüc u m l'dİll'n rasi­

z i md c> n cok ayrı bir kev li wt arzed ivor. ;\ t atiirk 'ü ıı, i n ki la p ders­ lrrinde v.s. ırka, ırkda!-i h ğa. kana önc>mll' yrr

\'efr:;i

�· u karcl a ki tah­

li li m i ze taınanwn u yg u n l u k !.!iisterııu• k l.Pd ir. Türk lNin Tii r k ırk ın d a n

( rası zi ııı ) - k ascll•d i ll· n ası l a n la m ın da - ırk l: ı l ı k dt>ği ldi r. Türk lrriıı maddi, u zvi. i rsi y a pı la n ı ı ı ıı iinem i ııi. tarilı boyun­ ca y u g rulan b u ı:e\' herin d •! ğrrin i b(•lırtnwk ırk1,· ılık dei!;ildir. Zi ra . gP ld i ğ i ni sö y le m ek

\ L\TC' H K V E T ü B K

:\ I İ L L İ Y ET(' I LİC : İ

57


ç"vre,

coğrafya, i k li m ,

kültür,

inanç

şartlarının v arlı ğı, iktisadi,

i<,'. timai, siyasi, terbiyevi. . . tesirll'r inkar ediimernektedir k i ! Bıricik faktör olarak, her st'\'İ ta �' i n eden , sev kedeıı , yönelten tek ve ha­ kim u nsur olarak k an . ı r i- . irsiyet esası eie ve dik kate alı n m ı,· o r k i . m e n li anla m d a kasdPdilcn ırkç ılık o lsu n ! B u ndan başka ınilli�· l'l·

ç i lik

ı r k 1; ı lık denılmeınPktedir k i ! . . . Şu haldP labornı.u ı·ar ta h l i l i

=

ta nıanırn

valan,

ta ı ı ı a m en

iftira

olduktan

başka,

e ı ı ı per�·alizıne

l . ar� ı. ı ı ı sa ı ı lara hürriyet. milletlere isti k la l esasına i m an

cdt>ıı, '"ıııL r ·

� ; · r · i l ı " " m u halif olan, başka m illetlere eşitlik ve iyiniy l't iil< 'iisii� lc

saygı ı·e yakınlı k , d ayanısma göstermeği ben imsemi ıı . d if!er ır k tan

tahkır, tezyif eden, onlara sataşan bir anlayışa sahip bulunmava n , Türk nıilliyetc iliğ ine b i rtakım yalan v e iftiralar, damgala rla hücum

etmek neden ve niçin olu vor? Acaba k imin işine, kimin heslbına yııpılıvor \·eya nereye, kime fayda sa ğlıyor? Türk ırkının, soyu n u n s erem m a z isinden bahsed iliyo rsa . bu neden m e n li anlamda k ullanı ·

lan ırk çılık o lu y o r? üzerinrlt' rl i k katle ve ciddiyetle düşünmek gere­

k i vor. Türk M i ll e t i , Türk

ı r k ı ı ı r l :• ı ı riei!ilse, k ö kii Türk ırkı değilse,

iiylevse hanııi ırı; tandır?

Tiirk

Milletiııin

cevheri

Türk

ırkı. Tiirk irsi yeti, sııva<,'.ekinı i .

maddi uzvi va pısı değerli del!i l mid i r? Irk , soy keli mesini görür görmez. bu nu menfi Lıir ırk ç ı lı k olarak karı ş t ıran, kaHamın yer ve gen işliğini bilmeden, ölçmeden, i n cele­

meden , menli düşünceler ileri sürerek hemen kötüleme, daml!a ya­ pış tırma tavrını ilmin

takınanlar var. B u nların çoğu maalesef, modern ırk

embriyoloji,

sa ğ lığın ı koruma,

hijeni. . . vesair bahisleri

nin varlığından habersi zdirler. Verasetin tıpta, psikolojideki mev k i i , türlü

ti pler,

mad d i

yapının, irsi

hayat üzerine tesirinin

bazı

hususların,

bazı

konulard a

ilmi araştırı lması, veraset ve sıhhat, sin ir

sistemi yapısı ve uzvi yetle ilgili bazı d avranış tarzları. kısmen mi­ zaç , tip husu si yetleri, veraset kanunlan. zeka ve veraset meseleleri, irsi hastalı k lar v.s. v.s. b u n la r ilmin üzerinde d u rd u ğ u ö nemli bahis­ lerdir. B u n lar la u ğraşmak, müfteri lerın kullandık ları anlamda ı r k ç ı ·

lık m ıd ı r? E l bette veraset. soya çekim avrı, ırk. ırk ç ı lı k , ırk sa �lığı, so yun koru nma!.! ve böylece bir sıra inceleme konulan avrı bahis­ lerdir. B u nlar birbirlerine kanştırılnr n malıdır. ü st e li k türlü ırk 1;ılık anla' ,ıarı vardır. A nı "ı

İslav ( R us) , Cermen ( A lman ) , İ ngiliz. Yahud i .

a n v.s. ırkçılık anlayışları v e davranış ları l.( i b i . . .

P H O F . D H . l l İ K MET T A .'ff l!


MİLLET. Mİ LLİ Y ET Ç İ LİK VE IRK M illet tarifinde, o mi lleti viicuda getiren fark lı ş artlar. sebepler ve tesirlerle, değişik taritlere zaruret olu p, bir bakıma da bu gerı,:e­ ğin i fadesi olmu ştu r. ütedenberi M illiyetı,:i Türk Bilgin lerinin büyük ç o ğu n lu i! u başla Ziya Gö kalp olmak ü zere , millet vakıasını dil ve tarih birlij:'(i, milli kül tur ( hars), müş terek d u yeu ve d ilek , ülkü birli ğ i ; ırk, d i n birli ği, aralarıııda ik tisa d ı faaliyetlerle birlik te yaşama bağ ve menfaat. kader birli ği oları, bir devlete sahip insarılann toplu m u olarak a�·ık lamak istc.> m i slerd ir. Farklı milli oluşun, gerı,:ekli ğ i n türlü iııre noktalariyle belirti lmt>k istenilmesindt>n, kon u n u n milli bir mahiyet arzetmesinden ve millet vakıalanna göre oldu k ı,:a deği­ şik noktalann b u lu nmasından, çeşitli şarı tara göre bir hüviyet arı.l' L­ mesindendin. Mille t 'in tari fi ni Gökalp, iiz olarak s öy le ya pm!,,;tır : "Millet, lisanca, din<.-e , ahlii k ı,:a, bediiyatca müşterek olan, yani aynı terbiyevi almıs olan ferd lerd en müre k kep olaıı harsi ( mitil kültürel) bir zümredir. "Millet. ırk ve kavmiyet demek değildir " . liökalp harsı ( milli kültı.irü) millPtin ru h u olarak görür, mille tlerin yükselmesi içın önce millt canlı lı k, milli yaşanışı şart tanır. bunu da milli ru h u n , harsı, kültürel birliğin varlı(�iyle müm klin � r i nir. ( ; , , , , _ a l p ' e göre hars: "Halk ı n ananaeleri ( gelenek) i n d e n . tPamülerinden ( milli a det, l!elenek ) , örflerinden, sözlü ve yazılı edebiyatıııdan. d ili nden, musi k isinden , d i n inden, atıla k ı ııdan, bedii ve iktisadi ınahsullninden ibarettir " . Gökalp. fertler arasında birliği harsın yarattığını ve Tii rk to plu m u n u n harsının, toplu msal ru hunun ı>ğ itim ve öğrı>tim vasıt.asi yle, araciyle şahıslara geı:,:eceğ ini ve yuntaşların böylece fark ında bile olmadan müştere k ru ha, harsa malik olaca· ğını ve müşterek, b irlik , bağlı harsı millt kültürü, millr şuuru o lan insan toplu lı ı k lannm kopanlması güç bağlarla birbiriylt> kaynaşaca­ (!ıııı. birbirine sevgi, yard ı m . sayl!ı yakınlıi! ııun doğacağını ve ınillt birli ğ in kudretli bir yükselise erişeceğ ini, söyler. :Vklli yetı,: ili i! i Enürk şöyle anlatmaktadır: ' ' Milli yet(;ilik, ıııil­ IPti her bakımdan korumak, kuvvetlendirmek ve yükseltmek gavre­ tid ı r . :Vl illet yPrine tarifi konulacak olursa Milliyetcilik daha sariıı olarak anla.· ılacaktır. Şu halde M illiyelçili k , dil, din, ahla k, saııat. Lilkü, tarih, ırk, vatan ve ik tisadiyatı , istiklal, hürriyet ve adaleti k o ru mak , kuwc.>tll'ndirmek ve en üstün seviyeye u lastırmak gayesi ııi !!iiden ideoloji , ( mefk u re . ülkü) dir. Ki Türk Milleti i ç in düşüniildi i ğ ü VP yapıld ıi!ı zaman T ü ll K Ç üLüK arlını alır " . ( 6 )

. \ Tı\T ü H K V E Ti.i H I\ �li L L İ Y ETÇiLiCi

-


U i j!c>r

hir

b i lj! i ıı

( İ sıı ı a i l

ıa rifi i i zPri ııde hunı •

ı

D a n i ş m e rı d )

l l aıııi

Ti i rk

:\ l i l l iyt•ti ı ı i ı ı

d a h a fazla bcrrakla�lırnıak gaycsiy l<' i i :ıenı li

ııuh talara ıi o k u nııı u � ı ı ı r. l l ı ı ı ı da n da hi r k a l' eüınlc alal ' ağıı.. llahsin ta ı ıı a ıı w ı ı

i�· i ıı ılc•

d ı ı rı ı hir hah· .!l' l nwsi i �· i ı ı pe k kısa d a olsa k o n u m uz

�· ı •ri

"\l i l ll't

\'a rıi ı r

dPmt• h .

>;;1 11 1 u ı rıı 1..

lwrluın!!i

En

son ve <'n o bjekti f ta ri fe göre:

bir Psas etrafında topla n m ı �

m i.ıte sa n i t

( h irb i riıw clavaıı ı h . bağlı bir i n sa n kitlesi ( b irli ğ i ) demektir. E t ra ­ fında to p la n ı la n bu esas bazaıı Fransa ill' Cin 'dl' o ld u ğ u gihi " Kül­ tlir" bazan

A l m a n � a 'd a o ld u ğ u

gibi

" ı rk " . bazan

İslav

ve ı\ rao

a ll'mlc•ri \ iP l l o ına n y a ' d a o ld u j! u g i b i " d i l " . bazan ..\ mPri k a B i r l<'s i h

l k\'ll' ll!'riııde old u ğ u gibi " t a b ii wt " . bazan ..\\' u st u rva'cla old u i! u g i b i " mp1.lwp"

b aza n d a i sv ı c_· rp ' d p old u !!: u l( İ h i " v atan · · nw fh u ­

\'C

ııı u ııdaıı i bawt olabili r. Ta b i i büy lt• h i r tari fe• giil'(' lıNlıangi b i r ranıi­

anın

bir

" m i llet "

sa y ılabi lmesi

i c_- i n

ırk birl ı l! i . dıl birli ğ i . k i i l l ür

birli ğ i vl'yalı u t vatan birli ğ i gibi baglardan lwpsiıw birclc•ıı liıwnı y o k tu r. Bır ca m ia n ın " mi llet" sayılabil mPsi i "· i n bu nlard a n lwrhan­ l!i biri n i n ı•tra rııı d a t o p l a n ıl ı ı ıı � olması ka fi d i r . " llu l<'h l'iı h ı ı i rl ı · rc· ııwsela d i l " c " . ratan " a " . el i n . k i i l t li r . mii s t <' r<' k nı a d c l i H' ıııa ıw\'i ınP n l'aalh•r ı' .s. dl' kat ı l ı ıı a k ta d ı r . " B irhiriııP ı r k , et i : . l' atan. hli l t lir. mnht>p

gibi

ı·ı·sa i re

lıağlann yalııı1. biri i li' bag la n ıııı'i fl'rt lı•rc l P n

nıiird; k ı • p bir rfı nıiaya

bil. h u

ı ı ı ıı h t.Pli f

:\ l i l ll'I " isıııi ı· Ni l nı e sin <-' ı ı ı u k a·

" '-l a l i o ıı

baj!larııı

hirdl'll

fazlası v e yah u t lıepsi\' l<' birdcıı

bağ lı

ı· p ı ı ı i \ l'llı·rp rl P " :\ atiuııaii l P :d i l l i � Pi " adı ı·c•r i l i r . . . l'aris :\ l e h tP bi Profcsiirle rin d<'ıı I J r. l ı c•orgl' '.\ l o n laııcı o ı ı , b u k l ' l i ıı w l ı •r i ı ı i l mi n ı a n iı la n n ı ş ü y lr a n la tır : A n tro polo j i

" l rk ıı ı

sırf

bünyevt

si � asi b i r J.!rup \'e

bir

mefh u m

o l ıı ıası ı ı a

m u ka b i l .

" ıı ı i l ll' t "

' ıııi l li vet " te bünyl'. d i l ve kül ti.ır lıu su sivrtleri:-·lr

taayyün ed P n tabii bir kütledir. ":\l illivel " i tayin Prl e n a ın i lindrn b iri

hazan

ıi i[!rı h•ri ıı den rlalıa bariz " '.J ation

t e la k k isine giin• vl'ya ım t " E t lı n i P ı l i \' or

dl'nw k t i r.

ınu lı l.c• li f

=

:\ l i l let "

dl'

o la bi l i r .

ve

" :\ at i o na li t P

"Ypni ilmin bu =

:\l i l l i �· rt "

Ka\' ıni ye t " t a b irl!'ri i k i nı u h tdi f cerıı i y <' l ı l'adl' B u n ların

b i r in ds i

y a ln ı z b i r baj! la.

baf!larla b i rb iri ne b aj! lan n ıı �

ferth•rrlPıı

i k in cisi ci C'

nıli re k ke p

birer

ı.:iı mia rnziv<'ti n d(•d ir V <' ta h i ı i k i n cisi hirincisindl'ıı d a h a sa ğ la m d ı r. t_:ün kü nıi l h•l

\·alııız " S i yasi

\'('

s ıı ı ı ' i b i r lP�t· k k ü l " o l d u ı:: u haldi',

ııı i ll i y PI y a h u t k a\'ın i yP t "Tabii hir lı";C'k kül" dur. ,\vru pa ePın iyC'tlt•ri bu bak ı mcl an ı k i ı!rtıba a y rılabili r : " F ransa . İ w i (- re , lk l d h a wsairP g ı l ı i " '. l i l ıN " l ı' rl' ı ı ı u kabil :\ l ucar F i ı ı , . \ l ı ı ıa ı ı .

l ' l h > F . i l i \ . i l İ l, .\ l l ·:T T .\ \: Y l .


Laper, S a ı noyeci vesaire ı:ibi l'fn.dı arasmcia ımılıh• l i f ba ğ la r b u l u n a n eı• rn iyetlNin h e r b i ri " :\ ! i l l i y e t " y a h u t " Ka\· m i y et ' · \·a z i y P l ı n<iı·dir. B i zde•

mefh u m u n u n büti.ın m i l let (: e hahul Pci ill'lı i l l'cl'k

m i l l i yet

u m u mi VP ı ı ı üstt> rrk tari ri aııcah i � tl' bu i l m i Psaslarıl:.ııı c ı ka h i l i r . ltu n u n i ı· i n h e r ş e y d e n e \" Vl'l b i r hı•n• �u n H'Sl' l c• y i hallı'lnwl. la z ı ı ı ı ­ rlı r " Türh i y ı> , Tiirklüi;ü ilmi mii n a si y le siy asT \'l' s u n 'i b i r " '.\,; ation :\1 i llı>t ' ' m i , yoksa tabii bi r Ll'şl' k kül sa y ılabill'cek b i r · :\ a l io ı ı a l i t ı• :\1 illi�·et " yahut " ' Etl ıin e = Ka\'ıni yet" m i d i r'!

T a ri lı1

te şt>k kül

ba kımın da n

Türk i y e

Tü rklüğünün

hin

y ı ld a

ıııu hte>li f ırk larla d i llerin birbiri ne karı!?ma�ıı ıdaıı hasıl olan l."ransız yah u t mu htt• l i r d i lll'r kuııu�an bır ta k ı m ı rk k ı r ı n tılarını n

M i lh•ti

ıı ı ü � t erl' k

va tarı da

bir

ya n yana

J!Plınesinden

d o ğan

\'e

' · :..;a t i o n

ı: i b i si yasi \'l' su ı ı ' i tl' �Pk k ü l lPrlP m u k ayesesine h i ç b i r sıırl' t l C' i m k a n :-.: okt ur . O ıı la rın kendi tari h i

S u issr."

de>ni len

i svi ç rı•

.\l i l l e> t i

vı• si yasi bi.ın yele ri ı w u y a n m i l l i yr l tari flı•r i ıı i n b i 1.1• u y maması i 'i lı• b ı ı n d a n d o layıd ı r .

E t noloj i , antropo lo j i . ı·tnoı:rafya, tarih v e lisa n i ya t ı.: i b i k ici.sık i l i m leri n ittifakı ile sa b i ttir k i :\1 i l a d ı n o ı ı b irin ci asrında ı\ ııado lu yu

frt hed i p

bu ı,:ü rı kü Türk iye devletini

k uran

aııa - Tü rh ırk ı n ı n devamın dan ba:?ha b i r Şl'Y la k i l

ana-Türk

dilinin

deva m ı d ı r

ve

Oğuz

d e ğ ild ir.

Tiırh hıi,:ü

Dil d_r ıııus­

ı;a rba !!eld i k tl'n son r< ı

" i sla­

: ıı oid e " ve " O ccid en ta lo i d e · ' clairelPrinden aldığı tesirlerle ha rı � ı p ııı i l l i b i "r h u susi y e> t pe>y d a et m i ş o lan kül türü dl' en eski · · pastoral "

kültürüne da�·anır.

A na vatanı n ın b i r coj!rafi birl i ğ i va rd ı r ve b u

vazıh çe> vrP n i n d o k u z ası r lı k m u h tt>şPm mazisi e t r a fın d a d a taş ı p v a �· ı l a ra k

ı,:Pn i �

bir

t ar i h

b i rli ği

vücuda getirm i ş t i r.

İ !i te b u n d a n

dolayı b i r ı rk b i rli [: i , d i l birli j:! i . kültür birli j! i , d i ıı birliğ i ve m uaz­ ı.am

bir tari h b i rli ğ i ile b i rb ı r i ne ba�ları m ı !? fertlı•rdcn m ürl' kke p

o l a n Türk i y e

Türk lLiğü,

si yas i ve sun"1 bir

' N a t i on = :\1 i l let" d P � i l ,

t a b i i b ir tr şl' k kü l vasıfları n ı h a i z k uvvetli b i r

\"Pl · y a h u t iilrki ad ı ile

" EtlıniP = Kavmiyet"

Bu m uhtelif ba�ları i n ka r e>d i p Türh liij!ü

· · N a tioıı ali te

o.-

i\ l i l l i ­

t ir. yal n ı z bir tek m il liyet

P sasın a müsten it sa ym ak l a on u s u ı ı 1 \"!' si yasi bir teş e k k ül J!ibi ı!oStPrmiş ve zayıfla t m ı ş olac a � ı ınız ı ı :•· ı· e n

ı·ıılııj!ü

u n u t m a m a lıyı z . Bu bakımdan

yazıda ele a l d ığ ı m ı z ı r k P ılı�! ı , Tu raıı e ı l ı � ı . d i lc i l i ğ i ve kti ltlir · bir kül lı ali n d t' ek• a l ı r sak nasıl ten k il

\ l' \ 1 1 ; 1 11..; V i·: T c l l K

:\ l l LLi Y ETC.' l L İ l · İ

Vl'

ın ualıezl' Pd ill'lı i l ı r?

' '


Zatt'n cemiyetin milli ş u u ru ile tarihf bünyesindt' bütün bu esasla rııı mevcut olduğu yalnız o rt>smi tela L k i lt>rde dt>[!il 30 40 yıllık matbuat tarihimizde birc:;ok akisler bırakmış l"i k i r ct>rt>yanları i le d r sabittir. Tabii bütün b u n lar, h e p a y nı bir hakikatm mu h tPli r cı• phe­ lerinden görünüş leri demektir. Türklüğün ilmi ma nasıyla bir ' ' N ation tıdnalite . Ethnie

=

i\lilliyet

=

M i llet ' ' d r ğ i l . bir ' ' N a ­

Kavmiyet" o l d u ğ u e sa s it ibarı y le bir

kPre tesbit edildikten sonra u m umf ve müştnt>k bir ııı i llıyt>t tari rı eldı• etnırk için artık bütün mesPlr bu ııı i lliyetın tarı lıi hüııyt>s ı ı ı d P ii ın i l o la n sek i z prPnsi bııı şiiyle bir tnk i p halindi' i fadesindrıı ib arl'L kalır. "Hi.itüıı Türk a leminin merkezi ve bugünkü ana y u rd u n da Türk tari h i n i n

varis

ve mümessili olan Türk ı\l ı lliyetı

vatan . d i n . ırk ,

Kültür, idPal Ve müşterek tarih b irlikleriyle biribırirıe ba;:\lı [ertlerden nıürr k k e p bir kütled ir. " ( 7 )

Pror. Dr. Remzi O ğ u z A rı k : (Türk İ n k i labı v e �lilliyetı; i li ğ i m i z . A n ka ra

1 958)

J{adyosunda

tarihli k itapta topla n m ış olan. yaptığı

konuşmalarda

bu

1 9 5 1 y ı lı n da An kara

konu

üzPriııde

d u ru y o r .

Tlirk :\}i lletini k u ran unsu rların kiiltür v r s o y b i rl i [! i old u [! u n u Ptrar . lıca

anlatıyor ve Türklügü benimse m i ş ,

kendisini Türk

sayan ve

bu vatana hizmet edPn insanları Türk olarak övdüktPn sonra düşün· cı>leriı ı i şöyle belirti yor: ' ' M illet; soy aslına dayanan . k ültü r b i rl i ğiııi benimse m i ş insan k i tlPsidir. Tür1' :\lilletL Türk soy u n dan ı.;t>len­ lerle birlikte, bu soyun yaratLı[!ı

1'ültürü

bt>nimse m i ş , b u

kültür

hayatını beni mse m i ş , bu kaden· 1-. ;ı L ı lıııayı beni msemiş olanla rdan meydana gelir .. . Milli y e t ı; i l i f! i biz k ı saca şöyle anlıyoru z : M i l letin i sevmek ve o n u n örnek m i liet hal ı ııe yükselmesini istemek, bu yolda elinden gelen bütün hizmetleri l'Si rge meınek ! · · ( S i'. 29 )

'i\li lletiııi

sevme işinin nesiller i ı;inde sistem le yapılması ve yay ılması gere k i yor. B u i ş i b ir havariler, b ir terbiyeciler i � i gibi bil mek ; bu yolda hususi olarak k urulmuş dernek lerle

ı;alışmak

şart ııiizüküyor". ( Sf. 3 1 )

Diğer Türk M i lliyetı; ileri gibi Pror. llrmzi O ğ u z Arık ta mütt•a k i p konuşnıaiarı rıda, m i lletini sevdirmP, külti.ırünü önce kı>ndisine tanı t . ma se sevd irme i şinden bahsetti kten sonra. d e m o k rasi i l i m ve trkno lojiyle vatanın yükseltilebileceğine i �aret ediyor ve m u tlaka 1,·ağdaş medeniyetin örnek bir milleti haline ge lınemizı n . hem şı>rt>fle mazi­ mize uygun , hem de yaşamamız i ç i n şart old u ğ u n u söylüyor.

62

PH O F. ü ll. l l i l ü! ET T,\ \ Y U


ll ÜCUMLı\ RA VE TEN KİTLE R E CEVAPLA );{ ! tPkrar söyleyebiliriz. B i z şimdiye kadar :\li lll'l Irk I rk ı;ılık şeklini bı>nimseyen, milli tt>rbiye, d i l . tari h . mi l li kültürü . . . reddeden veya ehernmiyett> alıııavaıı bir ki msl'ye, halen rastlamış değiliz. Millet vakıasını yalnız ırk fak törüy. lr a�· ıklamak , her�eyi verasetle öl<.;mek isteyen kimdir? Böylesi yoktur. Farzımu hal böyle birisi o lsa bile bütün Türkçülüğü, Türk :\l illiyet �·iliğini batırmak için bu sebep midir? H e le kan tahliliyle ·csasl'n kan tahliliyle b ir k imsenin hangi ırktan, soydan old uğu lıii len an laşılmamaktadır- ırk ta yinine girişmPk hangi delile, haııı.!i ıııüspet bı>lgPy<' dayandırılıyor? Hatta kan grupları ( sıhhi tıbbi iine mi konumuz dışında) bir insanın arıa, babasını mutlak surPttP ta yin edenın. Bugün hukukta da kullanılan şekli, babalığı şüpheli olanlar, ayııı, yakın kan grubundan değilse, aksi sabit olur. Yoksa h i r kadı nın, kan grupları aynı erkek lerdPn olan çocuğun nesebi n i tayinde kan grupları tesbiti b i r i şP yaramaz. Ş u ha! b i r vakıa oldu . !;una göre kan tahli liyle bir insanın kaı: göbek Türk old uğunu trsbit. günümüzde ilmen imka nsızdır . Bunu bilmek en basit bir lıi lgi d i r. Bu itibarla ırkçı, kan tahlilcisi gibi iddialar ( bir Türk l\lil . li :-. l'l�· isiııe, Türk çüye) tamamen iftiradır. M illetin fertlerini yanılt­ mak ve birbirine düşürmek için kullanılan bayağı bir taktiktir. B i l;n('yenlcr de buna aldanarak, yanlış kanaatlere sahip olarak , i y i n iyetli olmayanlara, ahla k , zihni yet. haysiyet, milliyet. soy v.s. bakımından tamamen Türkten başka hüviyette o la n . hatta Türk · liiğün ve İ slamlı ğın düşmanı , gizli teşkilat ve sirısi maksatlarla 'l'ürkiye ' y i felakete sürüklemek , yabancılara peşkeş çekmek isteyen fakat hak suretinde görünmeyi usta kalemlerle becermeye uğraşan gPçmişleri tamamen karanlık , türlü ihanetleri eski yazılar ve işler i �·i nde unutturulmuş kimselerin , işin, fikrin, iddianın -daha doğ­ rusu i ftiranın- aslını esasını incelemede n . araştırma zahmetine kallanmadan gerı;ek bir aydına. düşünüre yakışmayacak tarzda IPsir ve te lkin altında kalmaktadırlar. Hakikatı yılmadan. usanmadan, ıi�Pnmeden mütemadiyen yaymağa , anlatmağa, her yerde gösterme­ ı.!P <;alışmak bir Tiirk Milliyetçisinin, vatan ve Milletini seven her insanın en önemli ödevid ir, i şidir. Tl•krar

d i yen ve· M illi yetı;ilik

=

=

Bir adım daha ill'ri gideli m. Faraza. kan tahliliyle bir Türk Milli ­ n•t<;isin i n , kanından başka bir ırka mensup olduğu anlaşılsa. bundan Pil çok üzü!Pcekler. hiç şüphe olmasın -samimi. vefakar Türk

.\L\Tü ll K V E Tü H K MiLLİY ETt; iL i(; j

63


.\ l illi yl'tc: i lC'ri--

o l u rd u .

Bir

yandan

ona

b u na

7 �öbek arayıcısı

ırk çı , kan tahlilcisi l! i b i ınu(!aliı.ta ve i ftiralarla hüc u ı ıı eden \e m i l l i · vet�· i l e ri i ft i ra . yalan

�askısı

altı n d a l' z i p s i n d i rmt>k , kork u lu p �·ıl­

dırmak istryenlC'r. a y n ı zamanda :-.; a m ı k Kemal . !\lrhmet A k i f v.s. bir <:<>k nı illl !'d i plerin --hı:-ın d e asın ı r k c; ı l ı k vapıp onlan Türk ll• n başka

sayarak

-

dr

düşma n larıdır. B u n lara t-;ar�ı biris i n i n anıwsi.

d i ğrrinin balıası. ırk bak ı m ı nd an anı o ld u ğ u halde b u rı la n Türk�·ü­ ler bağırlarına m i � IC'r, Türk

l',

basn1 1 !,ihırdır.

O n la n n

şahsi � l'lleri n i

koru mak

isti'·

Ti.ırk lüj;"(e hizmet l't m i !? . kl• nc l i s i n i tamamen Türk b i l ­

ıni � . veya Tii rk ruh

w

i naneııı d a , Türk ülküsii n ıi . T ü r k 'ün yükselme­

sin i , is t i k l a l i n i , bağ ı msızlı ğ ı n ı ben i m se m i ş . bu l! i b i her şah s ı · · :-.ıe '.\hı t l u Ti.ırkünı · · d i y e n lC>Ti kardl'şll'rindl•n d a h a y a k ı n tan ı m ı ş v e b u u ğ u rda

l!Prt• kt i j:!indr

o n la rı

k o ru y ueu

ya1.ılar yaz m ı ş lardır.

U iraz

l'rlf'bi i n crll'ml' yapanlar, b iraz k i t a pları karı ş tıran la r bunu kolavca anlayab i l i rler.

B u n u n la bNabrr. bu denwk d r ğ i l d i r k i , Türk ırk ı .

Türk soyu i n k a r e d i l m i ş t i r . B i lhassa kozmopoli t . komün ist , maddrc i . solcu . . . b i r avuı; i n sa ­ nın. her m i l li y e tç i y i . b i r zamanlar van lı ş ve zararlı b i r şekilde i ftira rtamgası nın

yaptığı

tPsirden ( !!azetP, dPrı� i .

k i tap. rad y o .

n u tu k .

dl•rs v.s.) ravdalanarak heııırn b u si l ü h ı . lwnı d e Tiirk · e karşı k u l lanarak zi h i n leri b u landırmak , i n s<1 n ları şaşırt mak . - i ş i n e n iizLih• erk tard fı-- Türk ' ü Tiir k ' p k ırdırt ı ııak islı• ı ııi �lerd i r . Tiir k i y e ' dl' i l ıııf a n layışa sa h i p b i r Türk :\ l i l l i y etdsi. b i r Tiirk<,·ii. ırk

ra k ti i riinii

al ı p

millet

tari fi

yapmaz; ı ıı i l l iyet i ı; i n k a n taiılili

!!i l > i b i r iddiavı, i lıııe eiddi yetlr bai"(lı o l d u ğ u ndan. b ı ı i ş i n i ç yüzünü b i l d i Q i ndPn . vatan ve m i llı>t rnrl ı jl ını k oru rnak ve vükselt m e k isti'

d i l:! i ııde n . m i llPtr iyin iyetlP. candan hizmet l'den ve Tiirk lü i!: ıi tanı nıiı. n a si y l l'

bP ııinı SP miş olanları

incitmek istı'ınl' d i (! i n deıı yapmaz.

Kan tah l i l i . l<1boratuvar ta h l i li l!ihi lı ir ctüşüncı• n i n tanı trrsi kanaa t . tedir.

11 u ııa nı g ı ıwıı ona h a l a . k a n ta h l i lcisi , 'l f!Öhrk laborat u rn r

tahlilcisi ırk e ı rfon i lmch isten i l i rse h u ıu;ık b i r i ft i ranın ta kt• nciisi o l u r. Türk i y e ' d e böyle bir aıı lamcla Tıirk ırk �·ılıl{ınclaıı bahsı'd i leııwz. zira yoktur. A neak . bazı azınlı k ların veya o n ları siiıııürı ııek istC'd i k lf'ri

ı.ararh

ist i k aııwttr sürii k leııwk

n'

oııla n

isteyen bazı k i ınsderi ı ı ,

k r n d i lPriııi azın l ı k � u ı ı ru . nıf' n faa t i i li' b i r t u ta ra k . i natla Türkl:edı·n ayrı olan d i li n i k u l lan arak. iden. kendi so�·undan olan ('\· lı>nnw. yakınlarına olarak

i� ve ınPvh i tPnıi ıı etnw, Türk iyP 'vi iptidai b i r pazar

k u llannıa

·gayrl' L IPri.

o n la n n

u y u ş t u rucu

ıııaddPll' r

t u rhi

P ilO F D i L i i İ K :\I ET T . \ :\ 'ıT


kacakçılıklar, gayri ahlaki yayın, fuhuşa, komünizme sevk, Türki­ ye'nin sanayileşmesine, ilerlemesjne engel olmak gibi bazı faaliyet­ ler, sinsi gayeleri üzerinde durulabilir. Türk 'e, iftiralarla -kasdettik­ leri ırkçılıkla- saldırırken, bazı azınlıklann maksatlı ırkçılıklanna hiç dokunmaz, onlardan hiç bahis açmaz. Hatta onlan korumak, yabancı dillerinin devamını sağlamak için, insan haklan vesaireden dem vurarak himayeye ve tarih, soy, kültür ayrılığı yanında dil aynlığını

da

devam

ettirmek isteyerek, memleketi parçalayıcı,

aymcı bir rolde, yapıda bırakmak isterler. Atatürk'ün bu husustaki görüş ve öğüdünü unuturlar. Bundan başka, esasen eğer kan meselesi, verasetle, milli şuur, milli ülkü hemen doğsaydı, mevcut olsaydı, milliyetç ilik, bilhassa millt kültür (hars), gelenek, ülkü birliği, tarih şuuru, müşterek dil ve duygu işi olmasaydı, Türk Milliyetçileri Türkçüler, mütemadiyen milli terbiyenin, millt eğitimin üzerinde bu kadar dururlar nuydı? Milll kültürü, bağımsızlığı korumak ve geliştirmek yabancı ve zararlı ideolojilerle

mücadele etmek için bütün bir ömürlerini vermeğe

lüzum kalır mıydı? Türk ırkına sövenler, Türklüğün

düşmam

olanlar, Türkiye'de

bannabilirler, Tiirk ırkının temiz evlatlannı kandırabilirler miydi? Şu halde Türk Milliyetçileri ilk başta dil, tarih, milli kültür (hars), ahlak ve maneviyat, milll gelenek, ictimai adalet, hürriyet, dilek, duygu ve ülkü birliğini, ilmt metod ve anlayışı esas tanırken, bir milletin ahlak ve manevi hayatındaki birlik ve beraberliği teşkil eden, din birliğinin de millt birlikteki çok büyük ve gerçek yerini, hakikatini inkar edemez. Aynı menşe'e, kaynağa mensup olduğu­ na

inanma, tarih içinde maddi, irsi cephesiyle de bir varlık olan

Türk ırkına bağlılığına, ondan geldiğine, bir tarih şuuru, müşterek bir köke dayanmanın güç, kudret verici bilgisi, hazan mefkureyi manada da olsa, aynı soydan gelme inancı ve temsil edip bünyesine, iç yapu;ına alacağı ve evlenmeler, millt kültür, dil v.s. ile kaynaşa­ cağı kitlede, Türk ırkına mensup olmanın şerefli şuurunu vermesi­ nin zararı ne olabilir? Mim birlik, ne kadar yapıcı, birleştirici fak­ tör varsa, o kadar kuvvetli bir millet, dolayısiyle bir devlet kurul­ muş olmaz nu? Her milletin şartları farklı olabilir, fakat tehlike, fela ket halinde Milli B irliğin bütün unsurları ne derece mevcutsa, o

milletin dayanma, yaşama gücü ve hakkı o nisbette olgun olmaz

mı? Türlüğün acı günlerinde mütareke devrinde, bazı azınlıklara

ı\TATüRK V E TÜRK MİLLİYETÇİLlGi

65


hağlı kimseler hemen yabancı. işgal kuvvetleriyle işbirliği yapma­ dılar mı'? İzci, kültür teşkila t l a rı kurmadılar, kendilerine has bay­ raklar ve üni formalarla İsta ı ı l .-ıl sokaklarıııda dolaşmadılar mı? Bilhassa, güzel İstaııbul'da rl'l ah ve saadete sahip olduklan halde, bazı azııılık mensuplan ( hazı Rumlar) ı,:ok sistemli ve teşkilatlı şekilde milli, parçalayıcı �ayeleri i �· i ıı sistemli ve teşkilatlı şekilde sinsi sinsi çalışmıyorlar mı? İk inci Cihan Savaşı biter bitmez, is. tanbul'da binlerce ı?enı,: Musevi vatandaşımız. yüzyıllardanberi yaşadıklan yurdu, milli devletleri ku rulur kurulmaz, müşterek milli bir ülküyle bir anda terkedip gidiverrnediler mi? Bu bir yandan aynı kültür, aynı din ve ırkın tabii bir sonucu olarak aksi fikirde olanlann yüzüne acık bir gerçek li k , bir hakikat olarak çarpmadı ve çarpmayacak mı? Geri kalan aynı din ve ırk meıısuplannın bir kısmı İsrail'i desteklemeği -şartlara, imkanlara göre- ödev edin­ memışler mi? Bazılarının evlerinde d uvarlarına İsrail haritalan asıl­ m"amış mı? Bu nlar sadece birkaç örnektir. •

A çıkça göstermektedir ki, bugün dünyada en kuvvetli irade, b ir iı,:timai veya dini bır inanca, müşterek ülküye sahip olmak ve o yolda, ilim ve tekniği, i<;timai adalet ve hürrıyeti de ihmal etmeden çalışmak . yılmadan çalışmak ve üstün bir güç doğurmaktadır. İdealsiz, üiküsüz milletlN. bencil, şahsi zevk ve ihtiraslar, ferdi menfaatler içinde gömü!Lip sönüvermiyorlar mı? Tarih ve dünya gerçekliği bize bir milletın inancı, ülküsü varsa hayatiyet, güç ve kudret sahibi olabileceğini gösteriyor. imanı, gayesi , ülküsü neka­ _dar ilmi, nekadar i ç ti ma!, nckadar ma rıevt, davası gerçeğe nekadar u ygunsa, müşterek davranışları, lıirh i r i ııl' güvenleri, sevgileri, say­ gılan, kısaca birlik ve biitünlüğü • arsa o m illet --nüfus azlığına rağ­ men-- hayat hakl<ı kazanmıyor mu? Ve buna Yahudiler, İslam Milletleri ( hemen çoğu bağınısızlığını bir dereceye kadar kazanmış ve kazanmakta) tam birer örnek teşkil etmediler mi? Ş u halde --hatta mefkurevi manada bahsedilen- T ü RK IRKI ' na mensup olmak , Türk ırkına Güvenmek. Türk ırkını değerli tanımak. aslında iftira ve damgalarclaki gibi bir ırkçılık değildir. oimamıştır ve ola­ maz. Zira Türk Milliyetçisi. Türk çü olan, Türk 'e faydası dokunanı. ona içten hizmet edeni candan benimser ve tamamen kendinden bilir. Fakat ona, Türk 'e, gizli açık. sinsi ç alışmalarla. materyalizm . komünizm, kozmopolitlik , nihilizm. . . aşılamağa çalışanlara. Türk M illetine daha açık düşmanlık yapamadığından. Türklüğe düşman­ lığını, kavramları, tarifleri, tanımlan alt üst ederek. yalan ve yanlış ·

66

PROF. DR. HİK MET T A N Y U


iddialar savurup, karşıdakinin düşünce ve görüşlerini bilerek keyfine göre değiştirip onu ezmeğe çalışırsa, o zaman bir Türk Milliyetçisi, bir Türkçü veya Atatürk 'ü bilerek, tanıyar.ık seven ve onun iilküsünü gerçekleştirmeğe çalışan gerçek devrimci, millf inkila pçı fikir müca­ delesine atılmağa mecburdur; iç düşmanlarının fikir ve inançlarının bozukluğunu, zararlı hareketini gösterirken. onun milliyetini de ifade etmek suretiyle, ayrıca bağlı olduğu ve hesabına çalıştığı ırkı, mesela sahte, Yahudi d önmesi olarak ila n ederse ırkçı mı olu nur? Asla! O , sinsi düşmanın kemiklerine, iskeletine kadar hüviye­ tini ortaya çıkarmış, maskesini açmış olur. Bu ise Türk'ü aldanmak­ tan korumak için bir uyarma davranı�ıdır. Bilhassa, kültürü, tarihi, dili, dini, ülküsü , menfaati. velhasıl herşeyi ile "Bl'n Türk değilim! üstelik Türk 'ün, onun dininin düşmanıyım ! " diye bağırır ve milleti millet yapan bütün unsurları, ayaklar altıııda çiğnerken. onu ha la Türk saymak , onu hala faydalı sanmak derin bir gaflettı>n, korkunç bir hatadan başka nasıl vasıflandırılabilir'? Elbette Türk olan, "Ne Mutlu Türküm" diyebilen, Atatürk 'ün buyruğuna uyan, Türk 'ün d ili, tarihi, mim kültürü, ülküsü ile kaynaşmış , hele aynı din, aynı ahlak inançlarına sahip, tarih boyunca kader, menfaat, işbirliği olan bir Müslüman azınlığın, T Ü RK Y APISI ' nda, Türk hamur ve mayasında eriyip kaynaşması şartiyle, bir Türk Milliyetçisinin, bir Türk çü'nün onu kendisinden ayırması, küçümsemesi hiç müm­ kün müdür? Mesela , Türkiye'de Gürcü'lerin, Kürt'lerin, Çerkez'le­ rin ... Türk ırkına mensup old uğunu, Türk kültürüyle birleşik taraf­ ları bulunduğunu isbata uğraşan, birtakım ilmi deliller bulmağa çalışanlar Türkçülerden başkası mı olmuştur? H a len sürekli olıırak buna dair kitaplar yazan , konferanslar veren ve Türk bünyesin­ de birlik, kaynaşma temini ve Türklük şuuru ve ülküsüyle bütün­ lük peşinde olan Türkçüler değil midir? İki örnek : öğretmen ve yazar Fahreddin Kırzıoglu; öğretmen ve tanınmış yazar Kadircan Kanı. Haydarpaşa Lisesinde Edebiyat öğretmenliği sırasında, Türk i­ ye'de çok hatalı, yanlış olarak Karadenizliye !az denilenlerin. öz­ beöz Türk evladı olduğunu ilmt delillerle arılatan ve b u yolda öğren­ cilere konferans veren N ihal Atsız değil midir? Bilerek veya bilme­ yerek yıllarca, İran 'dan gelen A zerbeycaıı lı Türk 'ü Acem olarak adlandıranlara karşı, Türk Milliyetçileri, hakikatı anlatmağa uğraş madılar mı? B unun gibi Türkiye'ye göç ed en , :,:elrn Tiirk lere yanlış ad ve milliyetler takmağa özenenlere 1-. ar�ı hak i l-. a ti Türk Birliğini

ATATÜRK VE T ü RK MİLLİY ETÇİLİÔİ

67


savu nanlar

Milliyet çiler

olmadılar

mı?

Bu

maksatla . makaleler.

kitaplar yazmadılar mı? Atatürk. damarlardaki asil kana en büyük önemi verirken, t arihi Türk ırkından oluşa, Türk soyunun yüceliğine işaret etmiş, buna, yüksek, mefkurevl (ülküsel) bir anlam vermiştir. Bununla da kal­ mayarak Türk evladına, Türk Gençliğine daima bu cevheri n, muhtaç olunan kudret olduğunu çok açık ve parlak bir ifadeyle anlatmış ve -asla unutulması şöyle dursun-, bunu en büyük bir hazine tanımak

gerektiğini

söylemiştir. Keza Türklüğe ihanet edenlere

karşı, kanlarını tahlil edin demesi, milliyetlerine, milli kültürlerine, soylarına müşterek bir iı�aret ve dikkate davetten. çağrıdan iba­ ret tir. Bu, söze kuvvet vermek için en kesin anlam ve hatlariyle ifadedir. Yoksa pek tabii o da, bugün ırkı kan tahlili ile tayin et meğe elverişli bir keşfin olmadığını bilirdi. He nüz ilmin uzanamadığı bu sahadaki bilgiye E>rişileceğini At atürk. kendisine mahsus bir öngörü, bir sezgiyle mi sezmişti? Bunun hakikatini henüz bilmiyo­ ruz. Nitekim Namık Kemal de: "Fıtrat değişir sanma bu kan yine o kandır" demişti. Şimdi kalkıp ta, Türk devletinin, Türk adı, Türk dili ve mim tarihiyle...

tarih sahnesine çıkmasında baş hizmette bulunanlann

Başkumandanı

Gazi Mustafa Kemal Paşa. Türk Milletini ırklara

göre parçalayıcı mı görülür? Türk bağımsızlığını temin için mücade­ lede ön safta çalışan Genel Kurmay Başkanı, Cephe Kumandanlan, Ordu, Kolordu v.s. ve Milli Mücadelenin kazanılmasında çok değerli hizmetleri olan İst anbul'daki Mim Gizli Teşkilatın. şahsiyetlerin ileri gelenleri ... yukarıda naklet tiğimiz sözler gibi birçok öğütler, vecizeler sunmuşlardır. İstikliil Savaşının, Kuvayi Milliye ruhu ile şahlanan mücahitler, meşhur ve haksız damga ile, milleti ayırıcı, parçalayıcı, felakete götürücü -ırkçı- insanlar mı sayılacak? El­ bet te asla ! .. . İşte böylece iftira silahının dehşetli sonucu. Dikkat.

li, uyanık olmalı, inceleyici, araştıncı, esas kaynağa yö nelici olmalı

ve hakikati anlama ve ona göre hüküm vermeğe alışmalı veya ç alış­ malıyız. Türkiye'de A merika Birleşik Devletlerinde olduğu gibi bir beyaz. zenci çatışma ve döğüşlerinin bir teki olmamıştır. Ne İngiliz ve ne de mutaassıp İslav (Rus) ırkçılığı olmuştur. Almanya, İ talya, Ro-

68

PROF. DR. HİKMET TANYU


manya v.s. memleketlerindeki Yahudilerle olan fiili bir çatışma, sal­

dırma olayı gibi Türkiye'de bir tek Yahudiye ırki' bir maksat göze­ terek sataşılmamıştır ve sataşılmaz; Bir Türk M illiyetçisi, bir Türk­

çü böyle fiili hareketlere .asla tenezzül etmez. Zira o, tarih boyunca

insan Hak ve Hukukunun, insanlık meziyet ve faziletlerinin parlak bir

örneği

olmağı benimsemiştir. Yurttaşlık hukukunu, insanlık

anlayışını, mim şuuru, millf ülküsüyle yuğurmuş, olgun bir görüş

ve düşünceye sahiptir. Yüksek bir insant anlayışa sahiptir. Onda insan sevgisi, şefkat, merhamet duygularının yüksek mevkii var­ dır.

Bütün bunlardan başka, Allah'a iman etmiş, ruhun varlığına ve

ölmezliğine. . .

inanmış

bir Türk Milliyetçisi, Müslüman bir Türk

aydını, irs?, uzvf, maddl bir temel yapı olan ırkı , bütün insan varlı· ğını aÇıklayan ve yönelten bir inanç derecesinde de almaz, alamaz.

Çünkü bunun, daha açıkçası insanı tamamen irsl, uzvr, maddt bir

varlık olarak tanımanın, materyalizme veya naturizme sürüklüyece­

ğini bilir; bu itibarla hayatın ve varlığının manevi yapısına büyük

önem verir ve bu varlığın maddi cephesi olan irsiyet, ırk, soy mese­

lesine ilme aykın düşmeyen bir kavrayışla bakar, ona milli" hayatın­

da gereken yeri verir. İ nsan varlığına tesir eden, insan toplumuna tesir eden ve onları yönelten, kültür, eğitim, bilgi, inan ç , ülkü, çevre, iklim şartlan, iç timat, iktisadi, siyasi, manevi sebepler ve bu

gibi birçok karışık faktörlerle, insan ve toplumun tahlilini yapmağa çalışır ve ölçülü bir dünya, kainat görüşüne sahip o lur.

ı\T ATORK VE TORK MİLLİY ETÇiLiOİ

69


ATA TÜRK TURANCI MiYDi? il Olaylar :

İLK HEDEF "Neşeli bir toplantının hayli ilerlemiş bir saatinde bir vatan . daş: - Abe Paşam, diye söı.e başladı; ne vakittir hep merak ederiz. Milli Mücadelenin sonuna doğru : "Ordular ilk hedefiniz Akdeniz· dir, ileri ! . . . ' " emrini vermiştiniz. Aradan bunca zaman geçti. Ordu· !ara son, yahut ikinci hedefi göstermediniz. Akdeniz ilk hedef . ol· duğuna göre, ikinci hedef neresidir'? Atatürk, kendisine teklifsizce "Abe Paşam" deyişinden bile Rumelili olduğu anlaşılan bu vatandaşa dikkatle ve yumuşak bir tebessümle baktıktan sonra, masadaki kadehini alarak kaldırdı : - Abe hemşerim, diye cevap verdi; hele şimdilik ilk hedefin şerefine içelim! .. ' "Not: H atırlatalım ki, bu konuşma yapıldığı zaman Hatay henüz Anavatana kavuşmamıştı. ' ' (8)

70

PROF. DR. HiKMET T ı\ :'-J Y U


KIRK ASIRLIK TÜRK YURDU ... " 1 9 23 senesi Martının on beşinci Pazar günüydü. Atatürk Adana istasyonunda treııdl'n inmiş; sağı solu dolduran halkın coşkun al· kışlan ; "yaşa. Y a rn l ! sesleri arasında yaya olarak şehre giriyordu. "

Yan yolda karalar giyinmiş olan bir kadın kalabalığı göze çarp­ tı ; sqnra onların arasından ikişer levha taşıyan dört genç kız çıktı; Atatürk 'ün önünde durdular. Arkalarından bir kız daha göründü ve önüne geçti. Hıçkırıklar, iniltiler ve yal\'arış larla dolu bir nutuk söylemeğe başladı. Bu genç kızın şahsında henüz Psir bulunan İskenderun ' la Antakya 'nın Türk olan bütün halkı; "Bizi de kurtar! " diye yalvanyordu. Herkesin gözleri yaşarmıştı ; hıçkırıklarını tutamıyanlar vardı. Atatürk 'ün de gözleri nemliydi ve başı eğilmiş gibiydi. Genç kızın nutku bitince alnı yükseldi ; mavi gözlerinde ve pembe yüzünde bir çelik panltısı görüldü. Her kelimesi üzerinde kuvvetle durarak : Kırk asırlık Türk yurdu yabancı elinde kalamaz! Dedi. On altı yıl sonra Hatay davasının en heyecanlı günlerinde hasta ve bitkin olmasına, mutlak istirahat tavsiyesine rağmen, Hatay'a yakın olmak için tekrar Adana'ya gitti. Dört saat ayakta durmak ve çalışmak gibi olağanüstü metanet gösterdi. Hatay kurtuldu, fakat Atatürk 'ü kaybettik. İsmail Habip bu bahsi şöyle bitirir: "Hatay, Hatay! Seni kurtaran, aynı zamanda senin şehidin old u . " ( 9)

MiLLl SİYASET VE MİLLiYETÇİLİK : (Ord. Prof. Vasfi Raşit Sevig, Türkiye Cumhuriyeti Esas Teşkilat H ukuku adlı, Ankara Ulus Basımevi 1938 de yayınlanan kitabının :1 26 ve 327 inci sayfalan Kemalizm ve Milliyetçilik bahsine ayrıl·

ı\TATORK VE TORK MİLLİYETÇiL101

71


mıştır.) "Her istiklal iddiası milliyet iddiasına dayanır. Bunun içindir ki "Bilelim ki millt benliğini bilmeyen milletler, başka milletlerin şikandır. " diyen Kemalciliğin esaslı bir· vazife olarak telakki eylediği milliyetçilik millf fikri kuvvetleştirmek, millf is­ tiklali tamamlamak , millt faaliyeti genişletmek gibi şekiller ve gayeler alır. Kemalciliğin mahiyeti ateşin bir milliyetçiliktir. Ata . Türk der ki : "Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve Türk mil­ liyetçisiy:iz. Cumhuriyetimizin mesnedi Türk camiasıdır. Bu camia­ nın efradı nekadar TüRK HARSİYLE meşbu olursa o camiaya istinat eden cumhuriyet te o kadar kuvvetli olur. " Türk milliyetçi­ liğinin tezahüratı çoktur; fakat sahası mahduttur: "Bizim milliyet­ çiliğimiz kendine siyast iştigal hududu olarak Türkiye Cumhuri­ yeti hudutlannı kabul etmiştir." Sahayı tahdit etmek temerküz ve tekasüf eylemektir; bir noktada toplanmaktır. Yayılmaktan, genışlikten kaybeden, kavi, mesut ve müstekar yaşayabilmesi için devletin tamamen miııt bir siyaset takip etmesi ve bu siyasetin, teşkilatı dahili yem ize tamamen mutabık ve müstenit olması lazım­ dır. (Millf siyaset) dediğim zaman kast ettiğim mana ve medul şudur: Hududu milliyemiz dahilinde herşeyden evvel kendi kuvve­ timize müsteniden muhafazai mevcudiyet ederek millet ve memle­ ketin hakiki saadet ve umranına çalışmak . . . Alelitlak türlü emeller peşinde milleti işgal ve ızrar etmemek . . . Medenf, cihandan medent ve insant muameleye ve mütekabil dostluğa intizar etmektir. " (Sf. 326) Bu ifade asıl emperyalizm -Siyasetine karşı sayılabilir. Turancı­ lık ta kasdedilmiş olsa,- Turancılık ve Türk birliği siyasetinin açık bir şekilde ifadesinin ancak devlet siyaseti olarak ve devlet başkanı sıfatİ ile -politik sebepler ve şartlar sebebiyle- ele alınma­ sını istemiyor. Fakat bunu devlet siyaseti, milli siyaset olarak vaz­ ediyor. Yoksa milli ülkü şeklinde vazetmiyor. Siyasetten bahsedi­ yor. Siyasetin ise, günün, zamanın mevcut şartlarına , imkanlanna göre hareket ve tatbiki keyfiyeti hatırlanacak olursa, devletin r_e smi siyaseti olarak vazediyor. Bu zamanlar, Türkiye'nin bir çok sıkıntı­ lar, iç buhranllar, iç kalkınma davalan içinde çabaladığı bir devre­ ye rastlamaktadır. Atatürk bilhassa o zamanlarda dünya memleket. lerinin Sovyetlere karşı hiç cephe almadığı bir zamanda bir devlet reisi sıfatiyle -sorumsuz bir idealist olarak değil- böyle konuşması günün politik şartlan ile ölçülmelidir. Zira o Türk birliği davası, ülküsünü Türklere yasak etmiyor, kanuni müeyyidelerle önlemiyor.

72

PROF. DR. HİKMET TANYU


Yalnız siyaset bakımından, devletin resmi, sorumlu davası olarak vazedemiyor. Aslında milll siyaset milll olur. Türklükle bağlı olur. Bu bakımdan Atatürk miııt esaslar ve temeller kunnak isterken, asıl gayeyi, bütün Türklük a lemini kuşatan (Milli siyaset) i kademeli ve taktikli olarak belirtmeğe çalışıyor. Hatta d'aha aşağıda görüle­ ceği gibi, dünyadaki bütün Türkleri mümkün olsa birleştirmek iyi olurdu, fakat bugünkü şartlar içinde bir devlet olarak birleştirmek imkansızdır, diyor. Şunu burada açıklamak gerekir ki, Türk birlik­ cileri Turancılann, bütün Türkleri bir devlet olarak birleştirmesi davası, iddiası hemen hiç bahis konusu değildir. Dava Tüİ"klerin İcültür birliği, dil, gelenek birliğini insani bir hak olarak temindir. Mahkum ve esir Türk halklarının bağımsızlıklannı, müstakil devlet kurmalannı ve gerekince birleşmelerini temenni ve bu mahkum Türklerin halini hem Türklere, hem dünya efkarı umumiyesine duyurmaktır. Bir bakıma ağlamaktır. "A ğlamayan çocuğa meme verilmediği gibi, tanıtmaya, bilgilendirmeğe, duyurmaya önem veril· meyen davalar da beliremez, gelişemez. Dünya efkarı umumiyesine Türk 'ün insanlık davaS!nı duyurmaktan ibaret bir -siyaset değil­ idealizmdir, ferdi bir ülküdür. Atatürk bütün Türkleri bir devlet ola­ rak toplamak gibi çok ileri bir fikri, tahakkuku en çetin bir mese­ leyi ortaya koyarken bile belki "İmkan olsa ben bu davayı halle çalışmaktan geri kalmazdım. önce toparlanalım, son hür kaleyi, kendimizi kurtaralım. Türk milliyetçisi olalım, ırkımıza, dilimize, tarihimize, geleneklerimize, milli kültürümüze büyük önem verelim. İlk temel ve birliğin bağlan zaten bunlardır. " demek istiyor. Bunu bu anlayışla okumak ve düşünmek bilmem ki yanlış mı olur? =

Beynelmilelciliğin alqatıcılığı, boşluğu belirtildikten sonra bu kitapta şöyle denilmektedir: "Hatta hiçbir hudut tanımayarak, dünyada mevcut bütün Türkleri dahi bir devlet halinde birleştirmek, gayrı kabili istihsal bir hedeftir. Bu asırların ve asırlarca yaşamakta olan insanların çok acı, çok kanlı hadisat ile meydana koyduğu bir hakikattir." (Atatürk) . Milliyetçilik vasfımız bizi "Tevhidi anasır" gayesinde ( Farklı unsurları, haklan, başka ırkları birleştirme) boş yere koşan Os­ manlılıktan ayıran esaslı bir vasıftır. Ahali mübadelesi ile ekaliyet­ lerin (Azınlıklar) , ekalliyetler haklarında nza.Wriyle feragat eyle­ meleri ile vatanda muhtelif unsurların birleştirihnesi yerine ırk vah­ deti (Birliği) temin edilmiş bulunuyor. Dil vahcl<!ti temin edilmiş

ATATÜRK VE TüRK MİLLİYETÇh.İGİ

73


oluyor. Dilin temizlenmesi ameliyesi ile bu vahdet son haddine vardırılıyor. Türk inkila bı, Türk ırkı ve Türk tarihi ile iftihar eden ( övünen) bir inkila ptır. Türklük Osmanlı devletinin inhitatı (çökü­ şü) zamanlarında dahi büyük şeyler başannağa muvaffak olmuş­ tur. Büyük şeyleri ise, A tatürk'ün dediği gibi, yalnız büyük millet· !er yapar. Türklük zamanda ve mekanda Osmanlı tarihini, Osman­ . lılığı çok aşmış bir kudrettir. A tatürk "BİR TüRK D ü N Y A Y A BEDELDİ R " der. Türk Tarih Cemiyeti, Türk'ün medeniyet tari­ hine olan ihsanlarını tayin ve tesbit ile u ğraşmağı kendine şerefli bir vazife edinmiştir. Türk 'ün parlak mazisi ve hali ve mazisinden ve halinden daha parlak olacağına emin olduğumuz istikbali ' "Ne Mutlu Türküm Diyene ' " sözünü bir hakikat kılıyor. " (Sf. 3 26, 327) O tarihlerde Bütün Türkleri B irleştirip t e k devlet kunnak, yani siya· si bakımdan da birlik mahzurlu görülürken "Bir Türk Dünyaya B e­ del" olarak ilan ediliyor ve Türk olmak en büyük saadet tanınıyor Bu cidden dikkati çekicidir. A ynı zamanda bütün yeryüzündeki Türklerin en büyük değer olduğunu d a bir ifadedir. Irk ve din farkı gözetilmeksizin hukuk eşitliği k unnaJda beraber fiilen Türk ırkına, kan birliğine en büyük beşeri değer tanınmış görünüyor. Bu o vakitteki 1938 hatta 1 944 · e kadar olan tarih kitapları, coğrafya eserleri, inkilap ve biyoloji ders k itapları ve o yıllardaki Kemalizm hakkındaki kitaplar incelenirse açık ve kesin bir durulukla ortaya çıkar. Türkiye 'de, kullanılan damgayla belirtecek olursak, Türk ırk çılığına düşmanlık hareketleri 1944 yılında başlar. O vakte kadar, maarif, devlet yayınlarında ırk esaslarına çok önem verilmiştir. Hatta, askeri okullara alınacak öğrencilerin öz Türk ırkından olma­ ları şartı 1 944 yılına kadar devam etmiş t i. A tatürk 'ün Türk milliyet­ çiliğini, dil, tarih, antropoloji, milli kültürle işleyip benimsetmesi gayesiyle vücuda getirdiği D il ve Tarih - Coğrafya Fakültesindeki ilk çeşitli araştırmalar, bilhassa antropolojik incelemeler, kafa tas­ lan ve sair ölçüleri, birçok mat.bu eserler, raporlar hep bu maksatla olmuştu. B unlardan ( Atatürk ırkçı mıydı?) böliimünde söz aç­ mıştık. A tatürk ün başarılı bir politikacı olarak veya Türkiye'yi ziyarete gelen devlet veya hükümet başkanlariyle yaptığı nezaket. siyaset konuşmalarını, doğrudan doğruya halkla, milletle yaptığı konuş . malardan ayırmak yerinde olur sanırız. Sorumlu bir mevkide olan bir şahsın zaman, mekan, şartlar ve imkanlar, iç ve dış türlü tesir· ler dolayısiyle b unları düşünmeden, dikkate almadan kalkıp yurt

74

PRO F. DR. HİKMET TANYU


dışında kalmış Türk lerin k u rtuluşu veya kültür v . b . gibi bağımsızlık­ larını resmi bir sıfatla istemek veya bu yolda ap açık çalışmak. bilmeyiz ne derece isabetli bir siyasi davranış olur? Atatürk 'ün Panislamizim ve Panturanizim hakkındaki Siyasi Düşünceleri : Atatürk C.H .P. nin 15 20 Ekim 1927 yıllan arasındaki i kinci büyük kongresinde bir münasebetle şöyle diyor: "Pansilamizm, panturanizm siyasetinin muvaffak olduğuna ve dünyayı sahai tatbik yapabild iğine tarihte tesadüf edilememektedir. Irk farkı gözetmeksizin, bütün beşeriyete şamil, cihangirane devlet teşkil hırslarının netayici de tarihte mazbuttur. MüstPvli olmak hevesleri, mevzuumuzun haricindedir. İ nsanlara her türlü hissiyat ve ravabıtı mahsusalannı unutturup, onlan uhuvvet ve müsavatı tamme dairesinde b irleştirerek, insani bir devlet kunnak nazariyesi de kendine mahsus şeraite maliktir. Bizim vuzu h ve kabiliyeti tatbikiye gördüğümüz mesleki siyasi. milli siyasettir. Milletimizin kavi, masut ve müstakar yaşayabilmesi için, devle· tin tjlmamen mitn bir siyaset takip etmesi ve bu siyasetin teşkilatı dahiliyemize tamamen mutabık ve müstenit olması lazımdır. Milli siyaset dediğim zaman kasdettiğim mana ve medlul ş udur: Hududu ınilllyemiz dahilinde, herşeyden evvel kendi k uvvetimize müsteniden mu hafazai mevcudiyet ederek millet ve memleketin hakiki saadet ve umraıuna çalışmak .. "

önce 1 9 27 yılının şartlan düşünülmelidir. Türkiye henüz kalkın­ maktan çok uzak, çağdaş refah ve teknikten çok gerilerdedir. Ana­ dolu , Trakya arka arkaya yıllarca süren savaşlardan bir yaneın felaketine uğramış bir memleket halinde çıkmıştır. Yurt dışında tarihi, jeopolitik ve ideolojik ... bir sinsi düşman olan Ruslar'dan başka, Avrupa'da Faşist İtalya Anadolu üzerine gözlerini çevirmek ve b u na iştah duymak üzeredir. Bulgar'lar her iki tarafa da müzahir bir düşmanlık içindedir. İngiliz siyaseti ise malum! Türkiye içerisin­ de ise iç anlaşmazlıklar, çatışmalar, isyanlar mevcuttur. Veya bun­ ların bazılarından pek yakınlarda kurtulunmuştur. Bu halde ve

,\TATüRK VE TURK MİLLİYETÇİLİGİ

75


her bakımdan kendisi muhtacı himmet bir halde iken, bakışlannı daha ötelere, millt olduğu kadar da insani olan bir hak, bir adalet davası için gözlerini çevirecek şartlar mevcut muydu? Hayır! önce bunun bütün mekan ve zaman şartlan, muhtelif iç ve dış tesirler, olaylar, tepkiler düşünülmelidir. Bundan başka burada pantura­ nizm 'den ne anlaşıldığı da sorulabilir. Zira en geniş anlamıyla panturanizm,' Turan birliğinden Macar ve Finlerin de müşterek bir devlet kurulması gibi -kelimenin daha önceden Asya'da belirli bir coğrafi saha ve halka verilmesinden başka- en geniş ve dün ve bugün hiçbir şahsın, Turancı denilen hiçbir kimsenin benimse­ mediği tarzda kullanılmış olması da muhtemeldir. Çünkü hemen biraz sonra "IRK FARKI GÖZETMEKSİZİN, BUTUN B E Ş ERİ­ YETE ŞAMİ L , CİHANGİRANE devlet teşkili " , daha başka bir deyimle emperyalist bir devlet veya imparatorluk kurulması hırs­ larının sonucunun da tarihte kayıtlı olduğu söylenmekle beraber ortaya çok önemli bir nokta daha çıkmaktadır. O da ırk farkı gö­ zetilmeksizin bir devlet kurmanın aleyhinde bulunurken, AYNI IRKTAN OLANLARIN BİR D EVLET kurma ülküsü, bahse konu edilmemekle tasvip edilmiş bir tavır takınılıyor, düşüncesi incelen­ meye değer. Geçmişte ve günümüzde Turancılık, yalnız Türk Birliği anlamında kullanılmaktadır. Macarlarla, Finlerle.. birlik teşkili düşünülmemektedir. Halbuki batı deyimlerinde çok zaman Turan­ cılık en eski ve çok farklı bir manada bütün Turani kavimlerin birliği şeklinde mütalaa edilmektedir. Nitekim bir zamanlar, Ma­ caristan 'da da Turan cemiyetleri mevcuttu. Bu bakımdan burada bu nokta örtülü olarak geçilmektedir. Ziya Gökalp'ın büyük bir vukufla belirttiği gibi esasen Türk Birlikçileri, Türk birli�ini ülkü olarak benimsemiş kim�ler bu birliği bir hars, kültür birlij:!i, dil, tarih, , mim şuur ve ruh, " milll gelenek ... birliği olarak düşünmekte, zaten kendileri siyas1 bir mevkide bulunmadıkları için bir idealist, bir düşünür, serbest bir aydın olarak bu görüşlerini açıklamaktadır­ lar. .Ve milletlerin günümüzde insan haklanna saygı duyduklan takdirde, insanlığa, adalete ve hakka yer ve değer verdikleri tak­ dirde -çeşitli milletlerin boyunduruğundaki mahkum, esir Türklerin medeni, milli birer şahsiyet haline geleceklerine inanmaktadırlar. Bu itibarla zaman ve mekan, iç d,ış türlü şartlar muvacehesinde, siyasi bakımdan bir maceraya, bir savaş denemesine girişmek, zaten idealistlerin siyasi birer şahıs olmamaları 1/e siyasi iktidara da sahip bulunmamaları dolayısiyle, bu noktalar elbette bahse konu sayıl· maz. O günkü çok ağır şartlar altında Atatürk ·un sorumlu, siyast,

76

PROF. D R . HİKMET TANYU


devlet başkanlığı mevkiinden başka türlü bir söz sarfetmesini elbette hiç bir Türk milliyetçisi istemezdi. Bununla beraber Atatürk Un gene milli siyaset dediği, milliyetçi, istikl8lci tarih şuuru ve Ti.irk varlığı­ nın yaşama ve yükselme politikasından başka birşey olmamak gere­

kirdi. Nitekim Atatürk bu uzun nutkunda bir daha Turancılığa

temas etmemekle, onu geçiştirmekle beraber Halifelik ve Panisla­ mizim üzerinde u zun uzadıya durmakta, düşüncelerini söylemekte­

dir. "Millete anlattım ki, islamşumül bir devlet tesis etmek vazife.

siyle mükellef tahayyül edilen bir halifenin vazifesini ifa edebilmesi

için, Türkiye devleti ve onun bir avuç nüfusu , halifenin emrine tabi

tutulamaz. Millet buna razı olamaz. Türkiye halkı bu kadar azim bir mes'uliyeti, bu kadar gayrimantıki bir vazifeyi deruhte edemez.

Milletimiz asırlarca, bu vahi noktai nazardan hareket ettirildi.

Fakat ne oldu? Her gittiği yerde milyonlarca insan bıraktı. Yemen

çöllerinde kavru lup mahvolan Anadolu evladlannın miktannı bili·

yor musunuz? dedim. Suriye'yi, Irak 'ı muhafaza etmek için, Mısır'da

barınabilmek için, Afrika'da tutunabilmek için ne kadar insan. telef oldu, bunu biliyor musunuz? Ve netice ne oldu görüyor musunuz?

dedim. Halifeye, dünyaya meydan okutmak ve onuumumİslam umuruna tasarruf sahibi kılmak fikrinde olanlar, bu vazifeyi yalnız Anadolu

halkından değil, onu sekiz on misli nüfustan mürekkep olan büyük

İslam kütlelerinden talep etmelidir. Yeni Ti.irkiye 'nin ve yeni Tür­

kiye halkının, artık, kendi hayat ve saadetinden başka düşünecek bir şeyi yoktur. Başkalanna verebilecek bir zerresi kalmamıştır,

.dedim. " Bunu

n"lüteakip

idaremiz altında bulunan İslam dı!vletleri·

nin hizmetlerimize teşekkür edip, ban artık bağımsızlık istiyorum,

kendi kendimi idare edeceğim derse ne diyeceğiz diye· sorduktan sonra, hem bizim sözümüzü, İran ve Efgan tanır, dinler mi diye

soruyor. Sonra dünya birliğinin de tatlı bir hayal olduğuna işaretle,

bağımsız İslam milletleri arasında ilerde bir toplantı olabilir diyor: "Bu

mutasavver müstakil İslam hükümetlerinin sahibi sal8 hiyet

murahhaslan bir araya gelip bir kongre yaparlar ve filan ve filan isıam devletJeri arası nda şu veya bu münasebetler teessüs etmiştir, bu münasebatı müşterekeyi muhafaza ve bu münasebatın tazammun eylediği

şerait

dahilinde müttehiden hareketi

temin için bütün

İslam devletlerinin murahhaslanndan mürekkep bir meclis teşekkül

edecektir, ittihat eden İslam devletler bu meclisin reisi tarafından

ATATtlRK VE TtlRK MİLLİYETÇİLİGt

77


temsil olunacaktır; derlerse, işte o zaman, isterlerse, o "islfımşumfıl ittihadı hükümete "Hilö.fet ve müşterek meclisin makamı riyasetine intihap olunacak zata da halife unvanı verirler. Yoksa, herhangi bir İslam devletinin, bir zata. bütün İslam dünyası umurunun tı>dvir ve tE>mşiyeti salahiyetini vermesi akıl ve mantığın hiçbir vakit kabul t-demeyeceği bir keyfiyettir. " Gli ri.ilüyor ki Atatürk, İslam devletleri arasında. halen dahil bu­ lunduğumuz Birleşmiş Milletler Teşkilatından daha birleşik ve :ınlaşmış. müessir bir İslam Milletler Bifliğini mümkün görmektedir. l ı .ıtıra �iiyle bir soru gelecektir : 50 milyon kadar dağınık bir halde yaşayan ve çoğu, Rus ve Çin boyunduruğunda bulunan mahkum ıııüslüman Türk halkının durumu ne olacaktır? Ayrıca birçok hıris­ t i yan milletlerin sömürgesi olarak baskı altında tutulan İslamlar ne olacaktır? Atatürk 'ün bahsettiği ve taraftar göründüğü teşkilat bunlar için ne gibi karar ve düşüncelere varacaktır? Bütün bu soru. lar nazari olarak mevcuttur. Ve pek tabii böyle anlaşmış, birbirini destekleyen bagımsız İslam Devletler Birliğinin, 400 milyonun sözü ve tesiri elbette baskın olacaktır. Acaba Atatürk Türk birliği­ nin de tahakkukuna islam kardeşliği dolayısiyle böyle bir teşkilatın yakınhk göstereceğini mi düşünüyordu? Bunu açık ve seçik olarak bilemiyoruz. Yalnız Atatürk Un Türkiye'yi koruma endişesi, onu çağdaş medeniyet seviyesine ulaştırma gayreti ve nüfus artışı. tekrar toplanıp kendine gelişi zaruri addettiğine ve diğer Türk ülke­ lerini de silah kuvvetinden ziyade, müzakere, tartışma ve anlaşma yollariyle hür anavatana katma düşüncesi, Hatay davasında kendisi­ ni fiilen göstermiştir. İnkilap Derslerlnde Bir Türk Birliği ülküsü : Irkçıbk bölümünde Atatürk Un Cumhurbaşkanı ve ismet İnö­ nü 'nün başbakanhğı zamanında, Adalet Bakanı olan tanınmış bilgin ve hatiplerden merhum Profesör Dr. Mahmut Esat Bozkurt'un Ti.irk İnkiliibı Tarihi Enstitüsü Derslerini görmüştük. Türkiye'deki inkilabın (devrimin), inkilapçıbğın (bilhassa Hukuk devrimi) en ön safhalannda bulunan Prof. Dr. Mahmut Esat Bozkurt 'un aynı derslerde gerek Atatürk zamanında. ve gerek ismet İnönü 'nün Cum. hurbaşkanı olduğu zamanlarda üniversite kürsülerinde Turancı­ bk Türk birliği hakkında neler söylediğini de hatırlamamız, 1 944 yıbna kadarki çağda, Ti.irk gençliğine nasıl düşüncelerin =

78

PROF. D R . HİKMET TAN Y l l


öğretilmek , t.elk in edilmek istenildiğini apaçık bir şekilde orta . ya koyacaktır. 1937 de yazılan ve 1940 yılında resmen Enstitü adına yayınlanan bu kitabın 191 inci sayfasına dikkatle, ibretle, bakalı m : " Ş u ciheti d e tebarüz ettirmeliyim ki; ben komünist değili m . Türk Milliyetçisiyim. Böyle doğdum, böyle ölecPğinı . Türk Birliği­ nin bir gün hakikat olacağına inanının vardır. B " ı ı l(örmesem bile, gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapayacağını . . Tıpkı U hud şehidi Said ankede-tu (Cevdet Paşa, Kısası Enbiya) gibi, (Peygam . berimizin arkadaşlarında Said, Uhud 'da şehid olarak ölürken baş ucunda bulunanlara demiş ki : "Gidiniz Peygambere deyiniz ki, onun şehidlere müjdelediği cennetleri görüyorum ve şimdi oraya gitmek üzere bulunuyoru m! . " Said müslümanhğa bu kadar inan­ mıştı. Ben de Türk Birliğine bundan fazla inanıyorum. Onu görüyo­ rum. Yarının tari hi, yeni fasıllarını Türk Birliğiyle açacaktır. Dünya, sük ü nunu bu fasıllar içinde bulacaktır. " Kaşgarlı Mahmud 'un "Di­ vanü'lügatit Türk " ünde dediği l!ibi : "Tanrı. T ii"k Ü, insanlık şerirle­ rinden, şak ilerden kurtulsun diye yarattı. " (Sf. 192) D iğer bir ders: 3 1 1 ve 3 1 2. sayfalar. Atatürk 'ün en yakını olan, milli inkilapta ön safta ödev alan Prof. Dr. Mahmut Esat Bozkurt İnkila p D ersle­ ri'nde şöyle haykırıyor, A tatürk ün Türk gençliğine, ikinci elden şöyle seslendiğini ve onun gideceği yolu böyle gösterdiğini anla­ tıyor: . "İsviçre devletinin büyük ekseriyetini Alman ırkı teşkil eder. l<'akat bir Bern 'li A lmanla, Bern 'e trenle yanın saat mesafede bulu­ nan Friburglu dağlı Alman birbirlerini anlayamazlar. Yahut zor­ lukla, binbir müşkülat içinde anlarlar... Fakat yine birliklerini muhafaza etmektedirler. Türk Milletine gelince, Sibirya '!ardan, Baykal gölü kıyılarından tutunuz da; İran, Rusya. Azerbaycanlanndan, bütün Doğu Türk­ lüğünden: ta A kdeniz kıyılarına kadar yayılan batı Türkleri birbirini anlamakta zorluk çekmezler. . Temiz v e sade Türk çemiz, edebiyat Türkçemiz, Edebiyat Türk­ çesi o lduğu gün, birbirini anlayan Tü-RK D ÜNYASIN D A nasıl bir TÜRK KOLTüR BİRL101NtN doğacağını tahmin etmek zor birşey olmaz.

ATATÜRK VE TORK MİLLİYETÇİLİGİ

79


Atatürk yalnız geçmişi tasfiye etmedi. O yalnız hali tahkim et­ medi. Yannı ve yannlara hakim olacak en radikal temelleri de attı. " İşte Atatürk 'çü. inkilaplann, bilh� hukuk inkilaplannın mücahidi, Atatürkçülük davasının candan ülkücüsü ne diyor? Hem Türk üniversite kürsülerinde, Türk gençliğine Atatürk ün. bütün hazırlığının TORK BİRLİGİ yolunda olduğunu duyuruyor ve 1 940 yılında resmen, ders kitabı olarak yayınlanıyor. Ne dersleri? İnki18.p Dersleri! öyleyse Atatürk ün fikirlerinden, yolundan, onun duygu, bilgi ve ülküsünden sapanlar bunlan inkar edenler olmak gerekmez mi? Sorumlu devlet adanılan, politikacılar bir yana, Türk gençlij:!inin öğretim ve eğitim konusunda bunlara yer ve değer verilmesi şöyle dursun, bunların, gafletle, sapkınlıkla mütemadiyen kötillenmesi, küçümsenmesi, maceracılık, cahillik, v.s. olarak, hak­ sız yere damgalanması Atatürk 'e, Türk inkilabına sadakat midir? Atatürk, Türk 'ün milli bir davası, Türk gençliğinin büyük bir ülküsü olmasını istiyordu ve mim maksatlar dışındaki siyasetini, mücade­ lelerini bir tarafa bıraktırmak ve ancak milli siyaset, ve milU dava­ larla uğraşmak yolunu öğütlüyord u : "İcabında Türk'ün en küçük şerefi, namusu, Türk ilinin bir çakıl taşı için milyonla Türk feda olalım. Fakat Yemen Çölleri için, amansız idealsiz hilafet müessesesi için değil, bütiln bir· dünya için dahi tek bir Türk gencinin burnu­ nun kanamasına milli nza yoktur, ve olmayacaktır. Bütün bir dünya tek bir Türk delikanlısının burnunun kanama­ sına değmez. Bütiln bir insanlıktan bir şey duymuyor musun? İnsanlığı sev­ miyor musun? Çok ve pek çok şeyler duyuyorum. . . ve seviyorum. Fakat ıssız dağlar başında koyunlannı güden yanın çarıklı Türk çobanı, bana d'1ıa ço� şeyler duyuruyor, daha çok sevgiler sindiriyor! � ·

80

PROF . D R . HİKMET TANYU


O kadar ki, insanlık eski Mısırlariyle, Yunanistanlariyle, Romala­ riyle ve bunlar bütün bedii eserleriyle ayağa kalksalar ve başlarında bugünün kendi verimleri olan bütün medeniyeti, m usikisiyle, şiir­ leriyle, sanatlariyle, ve bütün eserleriyle gözümün _önüne dikseler, dikilseler ... benim gözüm, benim duygum, benim sevgim, yine ıs­ sız dağlar başında yanık kavalını üfleyen, yanm çanklı Türk çoba­ nındadır. O, B UNLARIN HEPSİNİN OSTNDEDİR. (Sf. 4 20, 4 2 1 .) "Eğer bu islahat (Osmanlı Devletindeki islii.hat) vaktinde ve zamanında yapılabilseydi, Osmanlı D evletinin mukadderatı değişebilirdi. Hiç değilse Tiir klerle meskun olan Kırım gibi yerler elden gitmez, yeni yeni Türk ülkeleri elde edilerek Türk birliğine doğru büyük hamle­ ler yapılmış olurdu. " (Sf. 4 2 3) Acaba kendisini Atatürk 'çü olarak ileri süren, Atatürk Ü sevdiğini söyleyen kaç kişi, Recep Peker'il} ve bilhassa Prof. Dr. Mahmut Esat Bozkurt gibi hayatını tamamen Atatürk 'e baştan beri bağlamış bir insanın Türk İnkilii.bı derslerinin kitabı ( ATATORK İHTİL ALİ) '· ni okumuştur? İnkilii.plann esasını ve hedefini asıl kaynaklardan öğrenmiştir? Buna parlak bir karşılık alacağımızı sanmıyorum. Bununla beraber genç kardeşlerimiz biraz da mazur sayılabilirler. Zira bu kitabın mevcudu kalmamıştır. Türk üniversitesi Yayınla­ rından, İnkilap Enstitüsünün 160 sayılı yayını tekrar basılmalı. Ata­ türk'ün yakını olan, onun tesir ve ilhamiyle konuşan lnkilap Ensti­ tüsü profesöriin ün değerli kitabının yeni basımları yayılmalı ve ders­ ler önce okutulan Atatürk ün direktiflerine, isteğine ve öğütlerine uygun tarzda işlenmeli, konular bu ışık içinde geliştirilmelidir... Maalesef 1944 yılında Atatürk 'ün düşünce, görüş ve ülküsünden tamamen sapılmış olması aşikardır. Bu hatayı gidermek ve tekrar doğru yola gelmek çok faydalı olacakbr.

ATATORK NE YAPMAK İSTİYORDU? Atatürk ün ölümünden bir ay sonra ( Aralık 1 938) Yücel der­ gisinde yayınlanan Osman Nebi 'nin bir yazısı dikkate değer gö­ riiş ve bilgiler taşımaktadır. Oradan bazı bölümleri nakledece­ ğiz ( 10) :

ATATÜRK VE TORK MİLLİYETÇİLİGİ

81


"Yazık, o daha büyük işler yapmak istiyordu, yapamadan gitti. O, büyÜk milletinin Anadolu 'ya sıkışmıŞ küçük bir parçasının ba . şına geçmişti; fakat daima büyük Türklüğün hüsranının acısını kalbinde taşıdı. O , Asya'nın u zak ve feyizli ufuklanna doğru uzanan büyük mil­ letini ayağa kaldırmak için vakit bekliyordu. O büyük milletinin kollanna vurulmuş zinciri, O, büyük milletinin sırtında şaklıyan kamçıyı kırmak istiyordu. Ve ondan sonra beşeriyete yeni ve muaz. zam eserler kazandıracak, beşeriyete sulhlar ve sükunetlerle dolu baharlar hazırlayacaktı.. Yazık ; O bize Türk milletinin kendi vicda­ nında sakladığı Hüyük gayelerini açıkça söyleyemiyordu bile . . . ve söyleyemeden gitti. l<'akat onun tohumlannı sa�' tı : Tarih kita. bına; Türklüğün Anadolu 'ya sıkışmış küçük bir kitleden ibaret ot . madığını; ve fakat Asya 'nın uzaklanna ve gerilerine doğnı uzanan büyük ve feyizli k it lelerden mürekkep olduğunu yazdırdı. O, bütün bu ntann bir kandan geldiğini söyledi ve bir gün hepsinin bir k alb olarak ç arpacağım söylemek istedi ; O , d il meseleleriyle uğ.raşırken bütün Türklüğün birbirleri ni anlamasını ve birbirleriyle anlaşmata . nnı istiyord u. Kendi l\İaarif Vekiline (İstanbul'da ç ıkan bir gazete yi Kaşgar 'daki Türk de anlayacaktır.) dedirtti. Bu cümle büyük bir bilmecedir, ve bu bilmeceyi çözmeye çalışan bazı milletler endişe etmeğe başladılar. O, bu bilmecedeki sırrın açılmasını bizlere ve ileri nesillere bıraktı. Ve daha birçok misaller sayabilirim : O Türk milleti büyük devle­ rin karşısında, kendine yakışan şereflerle ayakta durabilmesi için, 1 5-20 milyonlan azımsıyordu. Türk milleti yalnız Türklerden ibaret olarak 7 0 milyon olmalıydı. B u nu n için evvela A nadolu 'yu kurtar· mak, Anadolu 'daki kısmı kuvvetlendirmek, sonra da büyük gayelere doğru adımlar atmak istiyordu. Ta istiklal mücadeleleri sırasında şunu söylemişti : " A nadolu 'yu kurtarmak için şimdilik . . . . . . . . feda etmeğe mecburuz. " Bu cümlenin içinde de O büyük Adam 'ın vicda­ nında saklayarak beraber götürdüğü; milletin büyük gayeleri giz. lidir. Artık garptan gözleri çevirmek (Türk ordulanna Viyana 'lan göstermek ve oralarda mev 'ut topraklar aratmamak) lazımdı. Türk milletinin feyizli beşiklerine doğru gitmek ; ideal bu olmalıydı. Balkanlarda kalan Türkln için "Onlar evlerine dönsünler artık .. . "

82

PRO F . DR. H İKMET TANY U


dedi. Ve onlan Anadolu'ya getirtmeğP başladı. Nüfus ne kadar azdı. Vekilleri ona: ' ' Şarktan, iran'dan, Türkistan'dan A nadolu'ya Türk kabileleri getireli m " dediler. "Hayır, dedi, onlan yerlerinde bırakın. " Ve bir gün Japon büyük elcisine, O , veda ederken şöyle söylemişti : Sizinle bir gün Çin 'de karşılaşacağız . . ' · .

O, bununla ne söylemek istiyordu? O, ilerde yapacağı hiç bir şeyi evvelden söylemiyordu . Her şeyin zamanını bekliyor ve Türk milletine yeni hedefleri zamanında gösteriyord u. O nu bir zamanlar ittiham etmişlerdi. Programsız hareket ediyor. programını çizsin, neler yapacaksa söylesin biz de bilelim. " O yirmi seneden otuz seneden, hatta ilk gençliği zaman!anndan beri neler yapacağını biliyordu. Ve işte istediklerini yaptı. daha yapılacak şeyleri yapa­ madan gitti. Yapılacak şeyleri bizlere ve ileriki nesillere bıraktı. O, Türk milletinin isteklerini ve gayelerini vicdanında taşıyordu. O , bu vicdanı Türk gençliğine aşılayarak gitti. O, Hatay'daki Türkleri Anadolu'ya çekemez miydi, hayır, hayır . . . Hatay bölgesi şarkın denizden kapısıydı, bu kapıyı elinde tutmak istiyord u . " "Bizim için yeni vazifeler devri başladı. Ayağa k alkarak onun meşalesini daha yükseklere doğru kaldıralım.. Nasıl onu ebedi bir gurur tacı olarak başımızda taşıyorsak. onun gayelerini, onun büyük planlannı vicdanlanmıza yazalım. Birliğin tatlı zevkini ve sevgisini duyarak onun yolundan gidenlerin arkasında yürüyelim. Onun söylemek istediklerini söyleyelim, onun yapmak istediklerini yapalım, onun atmak istediği adımlan atalım. O nu n büyük u fuk­ lannın ve büyük sabahlannın fecirlerini hazırlayalım . .. Bundan sonra O susuyor, biz konuşacağız, yahut O, bizim dilimizle konuşacaktır, bundan sonra O düşünmüyor, biz düşüneceğiz yahut O , bizim kafa­ mızda düşünecektir, bundan sonra O yapmayacaktır, biz yapacağız. yahut O, b izim irademizle yapacaktır. Artık O adım atamıyor, biz yürüyeceğiz veya O bizim adımlanmızla yürüyecektir . . . O , kendi söylemişti : ''Ben öldükten sonra Türk milleti yüzbin lerce Mustafa Kemal çıkaracaktır. " . "Bir Atatürk 'ün cihan karşLc;ında yarattığı m ucizeler çok yaman olmuştu. Fakat yüz binlercesinin yapacağı şeyler daha azametli olacaktır. . . "

ATATURK VE TURK MlLLİY ETÇiLtCl

83


Atatürk Turancı mıydı? Bunun üzerinde biraz daha araştırma yapalım. Sela hattin Ertürk 'ün yukarda bahsettiğimiz makalesi üzerinde biraz daha duralım.

ATATORK'ON TURANCILICI : Seıa hattin Ertürk 'ün yukarda bahsettiğimiz makalesine devam ediyoruz : "Turancılık meselesine gelince : Yeni Türk devletinin kuruluş yıllarında, Türklük alemi üzerinde hakimiyet iddia eden Rusya ile dost geçinmek zarureti ve son damlasını harcamakta olduğundan taşmak imkanlanndan mahrum bulunan Türkiye Türklerinin içine düştüğü korkunç şartlann doğurduğu zaruretle "ayıya dayı" diyer politikacı Mustafa Kemal 'in, askeri, siyasi manasiyle ele alarak Turancılığı reddeder (Nutuk, Sf. 3 1 2) göründüğü doğrudur. 1''akat bir siyaset adamının düşmanın gözünü boyamak kastiyle serdettiğ i bir mütalaayı alıp da ilmi hakikat gibi kullanmaya kalkışmak da doğru olabilir mi? . . . Sonralan, Yeni Türkiye'yi daha çok emniyette görünce "Komünizm her görüldüğü yerde ezilmelidir " diyen Mustafa Kemal, bir taraftan komünizme karşı gerçek durumunu alırken; diğer taraftan kelime olarak reddeder göründüğü Turancılık idealini gücünün yettiği kadar tatbika çalışmak suretiyle hakiki hüviyetini ortaya koymamış mıdır? Turancılığı " Esir Türkleri kurtarmak için bugün Sovyet Rusya'ya harp açmak " gibi göstermenin bir komünist taktiği olduğuna. . . dikkati çektikten v e Turancılığın mesela Gök Alp 'te : "Türkçülerin uzak mefkuresi, Turan namı altında birleşen Oğuz, Tatar, Kırgız, Özbek, Yakut 'lan lisanda, edebiyatta, harsta birleştirmektir. " şek­ linde ifadesini bulan son derece makul ve insani bir dava olduğu hakikatine işaret etti�ten sonra Mustafa Kemal 'deki Turancı icraatı araştırmaya girişebiliriz. ·

. . . . . hakiki manasiyle Turancılığı adını söylemeden benimseyen ve bilfiil tatbik edebilme yolunda Tarih Kurumunu, Dil Kurumunu meydana getiren Mustafa Kemal değil midir? Başarı derecesi ve

84

PROF. D R . HİKMET TANYU


ilmi' kıymeti bir tarafa bırakılırsa, tarih birliği şuurunu, dolayısiyle Türk birliği şuurunu bütün yeni nesillere benimseten; son zaman­ lara kadar Tatar Hanları diye anılan Timur 'u, Çin giz 'i ve Mete 'yi, Attila 'yı millf kahramanlar olarak gençliğe telkin eden kimdir? Muhtelif Türk lehçelerini işleyerek dilde Turancılık yapmak isteyen kimdir? "Cihangirane bir devlet çıkardık bir aşiretten" mısraının mana­ sını reddederek Osmanlılardan önce tarihimizin büyüklüğüne ve kökümüzün ta Orta Asya 'ya bağlı olduğuna gençliği iman ettirmek için öğretmen camiasını seferber eden kimdir? Hatta anayurt olarak bizlere Orta Asya 'yı gösteren, bütün Türklerin oralardan çıkarak nasıl yayıldıklarını, nasıl kardeş olduklarını anlatan ; "Oğuz, Kırgız, Tatar, Özbek, Yakut yok, Türk vardır " diyen resmi propaganda faaliyetinin başında kim vardı? Dış Türklerin yaşadıkları topraklan bize ikinci bir vatan olarak sevdirmek isteyenler arasında hem de icraatçı olarak Mustafa Kemal yok mudur? Bizzat direktifler vererek umumi Türk tarihinden alınmış konulan işleten, göçler üzerine piyesler ve destanlar yazdıran, bu suretle de Turancılık edebiyatımızı zenginleştiren Mustafa Kemal değil midir? İlk fırsatta Turan 'ın bir parçası olan Hatay 'ı bilfiil işgal edivermek için harekete geçen Mustafa Kemal değil midir? Ve nihayet bütün bunlar, Ziya Gökalp in uzak ideal olarak tanıdığı bütün Türkler arasında "Lisanda, edebi­ yatta, harsta birlik " için olmuyor mu? Turancılık olmuyor mu?

Komünizmin Türkiye'ye girmesini önleyecek yegane ideal olan Türkçülüğü baltalayabilmek için başvurulan bu sinsi komünist taktiğinin (Türkçülüğü, ırkçılık - Turancılık d amgasiyle damgalayıp, kemalizmi milliyetçilikten saptırmak materyalizme, komünizme des­ tek yapmak kurnazlığı) bugün artık aklı eren herkesçe anlaşılmasına rağmen, hala bu Moskof silahını Türklük idealinin bağrına çevir­ mek isteyen cahillere veya hainlere rastlanmaktadır. . . . . . . Şu halde Mustafa Kemal 'i bayrak yapıp, Kemalizm bay­ rağı altına sığınıp "Irkçı - Turancı" isnadiyle Türk Milliyetçiliğine saldıranlar ellerindeki bayrakları bırakmalıdırlar. Zira aynı ölçüye göre Mustafa Kemal de Irkçı . Turancıdır ve C R P . nin de vaktiyle benimsediği iddialara göre "Ziya Gökalp 'in noksan Türkçülüğünü

ATATORK VE TORK MILLİYETÇİLİGİ

85


ırkçılıkla tamamlayan Kemalizm "de ırkçılık vardır. Bu hale göre bu bayraklar yakışsa yakışsa "Irkçılık - Turancılık " cephesinin bir kenanna yakışır. Mu hasımlar, ellerine orak çekiçli bir kızıl bayrak alabilirler . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . ' '

TAHLiLLER VE CEVAPLAR : Makalenin bizi ilgilendiren bölümünü aldık. Şimdi tekrar dik­ katle, iyiniyetle düşünüp, ilmi bir bakış ve ölçüyle tahlile devam edelim. Gerçekten Turancılık üzerindeki düşünceler, görüşler, bazı şahıs· lar, bazı yazarlar tarafından karanlığa, kanşıklığa getirilmek isteni­ liyor. D ış Türk lerden, mahkum, muzlum, baskı altındaki Türklerden bahsedilirken sanki onlann kurtuluşu, insan haklanna kavuşması, medeni bir seviyeye erişmesi sadece savaşla olu rmuş sanılıyor ve bu te lkine uğraşılıyor. Sanki Turancı denilenler en az onlar kadar bilgili, en az onlar kadar Türkiye'nin gerçekliğini. şartlannı, imkanla· nnı bilmiyorlar, sanki en az onlar kadar dünyayı ve meseleleri tanımıyorlam1 ı� g i h i . Birisi Türklükten mi bahsediyor, Türkiye 'yi tehlikeye atıp ınacl'raya ı,ıidiyor, savaşa sürüklüyor. Sanki bunun, yayın, politik, pro paganda, tanıtma, müzakere, anlaşma. . . şekilleri yokmuş �ibi yanlı� bir k anaat aşılanmak isteniyor. .

Yahudilerin, İsrail devletinden çok önce Dü nya Yahudi Birliği teşkilatı, Siyonist Teşkila tı vardı. B u nlar her memlekette yüzlerce teşkilat kurmuşlardı. Yahudi Gençler, Yahudi Kadınlar... teşkilatı v.s. v.s. Bu maksatla hem davayı, ülküyü tanıtma, hem kültür, hars birliği işine elverişli bin lerce gazete, dergi, kitap yayınlanıyordu . Dünya, yeryüzündeki en çok 1 3 milyonluk Yahudi haklannı öğren­ mişti. Birçok memleketlerde old uğu gibi, Türk sahnesine kadar, baskı altında kalan bir Yahudi ailesinin ıstırabı, felaketi d uyuru!· muş, Türkiye gazeteleri, dergileri ... seri halinde yazılar yayınlamış­ tı. Yahud iler, ta Sovyetlndeki birkaç milyonluk Yahudi haklannı dünya efkan umumiyeszine duyu rmuşlardı. Halbuki İkinci Dünya Savaşında milyonlarca Türk ırkının temiz evlattan öldürüldüler. Milyonlarcası sürüldü, ezildi. Türkiye'de tıs. ses yok. Bir göz yaş·ı d amlası bile yok ! . . . Daha Türk efkarı umumiyesine Türklükten bahsederken bir yığın cahilane olmaktan çok hainane düşünceler,

86

PROF . DR . H İKMET TAN Y U


fikirler tayfu nu döndürülüyor: Vay Turancı maceraperestler. vay şovenler, vay faşistler v.b. Böyle bir sapıklığa, böyle bir dalalete ve hatta daha açık ve aydın bir deyişle, böyle küfür dolu saldırmaya dün yanın hiçbir milli devletinde rastlanmamıştır. Daha Türk, Türk. ten l :abPrsiz Esasen düşmanın gayesi de bu. Türk efkarı umumiye­ sinin dikkatin i sinema artistlerinin bacaklarına çevirmek, soyunma çılgın lıklanna sevketmek üzere şehvet körükçülüğü yapmak, medeni batı gazetelerde benzeri pek nadir olan, çıplak, açık saçık fotoğraf. lan seyretme alışkanlığı yaratmak, falan Dior'un modası, Falan Şahın aşkı, zenginlere güzel kadın temin etmek üzere dünyada be­ yaz kadın ticaretinin başka bir şekli halinde mütemadiyen güzel kadın müsabakaları düzenleyip, falan güzelin kalçası. falan yıldızın göğüsleri v.s. v.s. üzerine dikkatleri, zihinleri döndürmek. Ciddi, ilmi, milU, medeni meselelere yan çizmek! . . . Bir anlık bir meşgale, bir eğlence olsa neyse, bir insan hayatı boyunca -·dünyanın en kri­ tik, en nazik- mevkiinde bulunan ve çok mil11, çok koyu bir milli­ yetçiliği, işi ve gayreti benimsemesi gereken bir milleti sabahlan akşama, ve gecesini de çalarak bunun gibisiyle zihin leri doldurmak. emekleri söndürmek. İç ki, sefahat. ku mar, yalan, iftira, rczall'I ve türlü sapıklıkları birer tabiilikmiş gibi telkine, yaymağa çalışma.k. Milli gayeden, içti mat, zaruri bir ülküden mahrum, Türklük şu u r ve vicdanı tam bir tesirden uzak, fert fert kopmuş, menfaat par<,' il· lan halinde birbirine inanmayan, güvenmeyen, ne edeceği, ne yap< · cağı belirsiz bir kitle yaratmak. Biraz kımıldanan, ma nevt, milli bir düşünceyi korumaya özenen olunca, mim, manevi mu kaddesal tan bahsed ilirse, binbir mugalata, yalan , iftira, tahrifleri<' ı; iireklen­ miş hücumlar. Irkçı - Turancı, Atatürk düşmanı, gerici (mürteci), in kilap ( rl<'V· rim) düşmanı, aleyhdan v .s. kim, ne, nasıl, hangi müspet delil, hangi hak lı vesika? Bunlar ortada yok! Maalesef, tahkike, tetkike, asıl kaynaktan inceleme, araştırma yeteneğinden çok zaman uzak bırakılan, kalan kimseleri kışkırtma, zavallı oyuncak, zavallı bir alet olarak kullanma. Düşman, yani kozmopolit, soysuzlaşmış, dejenere olmuş, materyalist, komünist, hatta sosyalist, Türk milleti­ ne , Türk ırkına düşman, azınlık ırkçıları, azınlık milliyetçileri, beynelmilel farmason, sahte dönmeler, Moskof ajanları, vesaire, hülasa yer yer, Allah, İsla mlık , millet, milliyet veya Türkçülük düşmanları. Sayılan nihayet 5 . 10 bin, fakat teşkilatlı, paralı, zehirleyici maksatla yetiştirilmiş elemanlı. Bir yanda da bu hale

ATAT ÜRK VE T ORK MİLLİYETÇİLİGİ

87


alışmış, kuzu kuzu bakınan, tesirlere kapılan saf, temiz kimseler . . . Bas damgayı: Irkçı - Turancı, gerici, A tatürk düşmanı, devrim düş­ manı v.s. Kimlere karşı bu damgalar ku llanılı yor? Ord. Profesör de olsa, birkaç üniversitede tahsilin de olsa, batı fakültelerinde en iyi derecede mezun olsan, birkaç dil de bilsen, Avrupa ve Amerika hayatını tanımış ta olsan, Cumhuriyet çağında doğmuş ve o eği­ timle yetişmiş te olsan, Yüksek Mühendis, Mimar, doktor, kimya­ ger v.s. en ileri ilim ve teknik mevkilerinde de bulunsan, Türk milli­ yetçiliğinin, Türk mukaddesatının, namusun müdafaasını

ahlak

ve faziletin, şeref ve

yapıyorsun, yandın, maharetle kullanılan

damgalar hazır bekliyor. Türk genci, aziz kardeşler, her zamandan fazla iyi düşünmeğe, tek taraflı hüküm vermemeğe, her iddiayı ana kaynağından ölçüp öğrenmeye, incelemeğe ve araştırma olma­ dan, aslını, zihniyetini, gayesini bilmeden şu, bu adamın iftirasına aldanmamalıyız. İşte Atatürk 'ün düşünceleri, sözleri, işleri . . . Diğer sayfalarda Atatürk 'ün Türkçülüğüne dair daha çok şeyler görecek­ sin. Aslında Atatürkçü görünenler, onun fikirlerinin , duygulannın düşmanlandır, zira onlara ihanet edenler, komünistleri vatansever­ ler o larak yutturmak ist\rken, Türk milliyetçilerini karalamak,

\

le elemek isteyen, herşeyi ile Türk olmayan onlardır. Atatürk 'ıi kasten bir k�an gibi delilsiz, mesnetsiz olarak kendi fikirlerine örtmek ve onu el altından sömürmek istiyorlar. Atatürk 'ün, milliyet­ çiliğe ait sözlerini Herdeki sayfalarda sıra ile gördükten sonra dü­ şüncemize katılacağını umuyoruz. İftira savuranlann geçmiş yılla­ nnı, Türkiye'nin başına ne felaketler getirmek için çalıştıklannı bir araştır. O maskelerin altında ne iğrenç suratlar, ne iğrenç maksat­ lar göreceksin. İşte Atatürk 'ün fikirleri, öğütleri, buyrukları. Bıra­ kılan eseri geliştirmek

ve ileriye götürmek vazife . Milll terbiye

yanında, mutlaka, mutlaka manevi, islami terbiyeye ihtiyacı her taraf, her iş gürül gürül haykırıyor. İlim, teknik ve çağdaş bilgiye sahip oluş, ancak milliyetçilik, Türkçülük ve İslam inanciyle, birkaç

partili tam bir demokrasi . . ... anlayışiyle olgunlaş abilir. Acı da olsa hakikat sevgisini benimsemeğe, gerçeğe, hakikate saygı duymaya mecburuz, b una alışmalıyız. Zira insanlığın ilk vasfı, hakikat ve hak sevgisiyle birlikte hürriyettir.

Burada Turancı denilenlerin asıl düşünceleri nedir? Atatürk 'ün tam izinde olan bu milliyetçi düşünürler, bu husu sta neler söyle­ mektedir? İşte hakikat, işte Turancılıktan ne anladıkları. Bu nlan

88

PRO F . D R . HİKMET TANYU


Atatürk'ün yukardaki ve müteakip görüşleriyle karşılaştırmak ye­ rinde olur: B uraya en aşın Turancı sayılan Edebiyat öğretmeni Nejdet Sançar'ın (Türklük Sevgisi) adlı eserinden konumuzla ilgili bölümü alarak, Atatürk 'ün bu konudaki fikirlerine aykırılık veya tam uygun­ luk olup olmadığını değerli okuyucularımıza bırakacağız : Atatürkçülük Düşmanları ve Turancılık

"Bu milletin dış düşmanları çoktur. Bunları umumiyetle biliyor, tanıyoruz. Fakat milletimizin düşmanları sadece sınırlarımızın dı­ şında değildir. Bir de iç düşmanlarımız vardır. Türk milleti bu iç düşmanlarını liyıkiyle tanıyabiliyor denemez. Onun içindir ki iç düşman çok kere, kuvvetinin üstünlüğü muhakkak bulunan dış düşmandan bile tehlikeli olmaktadır. İç düşmanlarımızın büyük kısmı son imparatorluğumuzdan bu­ günkü devletimize kalmış olan kötü yadigarlar, bir kısmı da sonra­ dan içimize girmiş tufeylilerdir. Kızıllar, masonlar, siyonistler, azınlık ırkçıları, insaniyetçiler gibi Türk düşmanlarının onda dokuzu işte bu tufeyliler arasından çıkmaktadır. İç düşmanların şuur altlarında hiç eksik olmayan bir duygu var­ dır: Türke kin! . . Bu kinin sebepleri muhtelif, fakat neticesi birdir: Bu netice Türklüğü yaşatacak rıkir, müessese, hareket ve inançları vurmak şeklinde tecelli eder. İç düşmanın vurmaya çalıştığı Türk'ü yaşatıcı unsurlann ba­ şında milliyetçilik vardır. Tanzimattan bu yana olan tarihimiz dikkatli bir gözle incelenecek olursa, iç düşmanların Türk mil­ liyetçiliğini baltalamak için neler yaptıklarını gösteren ibret ve­ rici bir çok vakalarla karşılaşılır. Bu hareketler bugün de devam etmektedir. İç düşman var olarak kaldıkça daha da devam ede­ cektir. İç düşman, Türk milliyetçiliğine karşı olan düşmanlığını açıkça gösteren bir budala değildir. O, bu düşmanlığı, Türk'ün dostu gö­ zükmek suretiyle gayet ustalıkla yapmasını bilen bir tilkidir. Bu işi o kadar ustalıkla yapar ki, yüzündeki maskenin farkında olmayan-

ATATÜRK VE TURK MİLLİYETÇ1Ltôt

89


!ara bu sinsi ve kurna1. saldınşlannı Türklük yolunda yapılan bir ha­ reket şeklinde bile gösterebilir. İç düşman , Türkçülük düşmanlığını son yıllar içinde bir kelimeyi kendisine siper ederek yapmaktadır. Bu kelime "Turancılık" sözü­ dür. Bu kelimenin arkasına gizlenen iç düşman, yıllar var ki Turan­ cılık tülüne büründüğü hançerini Türk milliyetçiliğinin kalbine sap­ layıp durmaktadır. Ş uur altlannda Türk ' e kin yaşatanlar için bu, tabii bir harekettir. Fakat işin bir de acı tarafı var ki, o da b u han· çeri düşman olmayan bazı ellerin de kullanmalandır. Turancılık kelimesini siper yapan Türkçülük düşmanlığı. kendi hesabına en verimli neticeyi 1944 te almıştı . Türk milliyetçiliğine, iymansızlann da iştirakiyle, en büyük darbeyi o zaman indirmeye muvaffak olan iç düşmanlar, daha sonra da boş dunnadılar. Ne zaman Türkçülüğe bir çamur atılmak istendiyse, ortaya hemen Turancılık sürüldü. Bu oyunun yarın da devam edeceği muhak . kaktır. Turancılık nedir? Türkiye'deki fikir hareketleri tarihi hakkında bilgisi olanlarca malumdur ki, Turancılık . yer yüzündeki Türkleri bir bütün saymak ve bütün Türklerin hürriyetlerine kavuşmalannı istemek fikridir. Yer yüzündeki Türklerin hepsini bir bütün, yani bir milletin çocuklan olarak düşünmek , güneşi güneş saymak kadar tabii değil midir? Başka milletlerin esaretinde yaşayan Türklerin, Türkiye Türk­ leriyle birlikte veya ayrı olarak hür olmalannı istemeye gelince, b u , bir kabahat veya bir günah mıdır? Turancılık kelimesiyle i fade olunan bu düşüncelerin neresi ve nesi k ötüdür? Esir Türklerin hür. riyetini istemek, olsa olsa , onları pençesinde bulunduran zalimler için k ötü bir harekettir. Böyle bir fikre, Türklük gözüyle de, nasıl aynı damga vu rulabilir? Türk olan Türk 'ü düşünmeye mecburdur. Bugün için bu düşünme, Türkiye Türkünden dış Türklere doğru uzanmak macburiyetindedir. Türk iye Türkü burnunun dibindeki eski adası Kıbnsta yaşayan doksan bine yakın soydaşıyla ilgilenirse bunda ne mahzur vardır? Türkiye Türkü Kırımdaki baba ocağından sürülüp Sibiryada ölü­ mün kucağına bırakılan milyonlarca ırkdaşına karşı içinde bir

90

PROF. DR. HİKMET T A N Y L'


sızı duyar ve bu kahbeliği yapanları kalbine yazarsa, b u , kötü b i r hareket mi olur? Türkiye Türkü, Başkurt elinde zulmedilen kardeşi veya Yugoslavyada boğazlanan soydaşı hakkında sesini yükseltmek isterse, bu bir suç mudur? Türkiye Türklerinden bazılan, tarihi bir takım hadiseler sonunda kendisinden uzaklarda kalan kardeşlerini düşünür ve onların sade bir soydaş değil, aynı zamanda birer insan olarak hürriyetlerine kavuşmalarını ister, bu yolda konuşur ve yazarsa bu bir hak ve hatta vazife değil midir? Hangi alçak düşünce. onu bu vazife ve b u haktan mahrum etmeye kalkabilir? Bir gün Endonezya'da yeni bir devlet kurulur, bu yeni doğan devleti alkışlar, memnunluğumuzu bildiririz. Bir başka gün Hindis­ tan'dan ayrılan bir Pakistan meydana gelir, aynı duygu ve harekPti ondan da esirgemeyiz. İki bin yıl vatansız yaşayan Yahudiler Filis­ tinde bir devlet kurmak saadetine ererler, milletlerin bağımsız birer devlet haline gelmelerinin en tabii bir hak olduğunda birle­ şerek buna da sevindik dPriz. Fakat iş, Türkün asırlardanberi esir ( hem de nasıl!) yaşayan evla Uannın hürriyetlerini istemeye, bu hür­ riyet için konuşmaya gelince, bu, bir suç olur ve bu kadar tabii bir insanlık hakkı için açılan ağızlar ve harekete geçen kalemlerin faaliyetleri, menfur bir ideolojiye hizmet diye gösterilmek istenir. Acaba menfur olan Türkiye Türklerinden bazılannın bu insani fikirleri mi, yoksa iki bin yıl vatansız yaşamış Yahudinin istiklalini alkışladığı halde aynı hürriyeti Türkiye dışı Türküne çok gören hain fikir midir? Dünya Türklerini bir bütün saymak fikri, yani Turancılı k , bu milletin kafasından doğmuştur. B u milletin, tarihe birer değer olarak geçmiş birçok milliyetçi evladı, bu uğurda emek harcamış, eserlerinde bu fikri terennüm etmiştir. İşte Şipka kahramanı Müşir Süleyman Paşa, işte şair Mehmet Emin Y urdakul, işte hikayeci Ömer Seyfeddin, işte mütefekkir Ziya Gökalp iştP nasir Müftü. oğlu A hmet Hikmet ve nihayet işte Dr. Rıza N u r.. Türk milliyetçi­ lik tarihinin bu büyük simaları, i ç düşmanın herzesine göre, menfur bir ideol?jinin hizmetkarları mıdır? Dünyada bundan daha gülünç bir iddia olamaz.

ATATU RK VE TURK M İLLİY ETÇİLİG İ

91


İç düşmanın elindeki sil.ah, işte :·m maskara silahtır. O; ister kızıl moskofçu, ister şaşkın insaniyetçi, ister sivri keçe sakallı siyonist, ister sinsi azınlık ırkçısı, ister İslam düşmanı mason ol­ sun, Türk milliyetçiliğinin ses verdiği her yere bu maskara silahla saldırmaktadır. Türkçülük fikrine hizmet eden bir dergi mi çıktı; bir milliyetçi Türçülük düşmanlannın foyalannı ortaya mı koydu ; bir hükümet adamı kızıl ifritin kafasını ezmek üzere bir adım mı attı; Turancılık tülüne bürünen hain hançer derhal faaliyete geçecektir. Gaye, yaygara yaparak, Türklüğe edilmek istenen hizmetin dur­ durulmasıdır. Turancılığı, Asyadaki Türkleri kurtarmak için derhal Rusyaya savaş açmak fikri diye göstererek, kızıl yalanların bu en hayasızını tekrarlamakta, Türkçülüğü çürütmeye çalışanlar, Türklük için çarpan kalplerde bir akis yaratamazlar. Onlar şirretlik ederek belki bazı korkakları sindirebilir ve bazı beyinsiz kafalan bulandırabilir­ ler. Fakat bunu ancak şuurlu ve bilgili Türklerin nefretlerini kam­ çılamak bahasına yapabilirler. Türkleri bir bütün sayma düşüncesi, yani Turancılık, Türkçülük fikrinin şumiilüne dahil bir fikirdir. Bu fikir bir asrı aşan bir zaman­ danberi işlenmiş, eserlere girmiş, gönülleri tutuşturmuştur. Birkaç Türklük düşmanının bu kelimeye verecekleri uydurma manalarla çürütülüp ayaklar altına alınamaz. Bir takım cahiller, bir takım iymansızlar, bir takım sinsi düşmanlar bu fikri beğenmiyor, sevmi­ yorlar diye, bu insani Türklük davası tepilemez. Turancılık fikrinin imkan ve şartlan, dünyanın siyasi durumu göz önünde bulundurul­ mak suretiyle her zaman münakaşa edilebilir. Fakat münakaşaya tahammülü olmayan bir husus varsa, o da Türklük sevgisidir. Bu sevginin tutuşturduğu gönüllere hükmetmeye kalkmak, yani Tür­ kün Türkü düşünmesine, sevmesine, Türkün Türkle ilgilenmesine karşı koymaya kalkışmak en hafif tabirle bir cinnettir. '

Düşmanına karşı bile şefkatli ve merhametli olan, düştüğü zaman ona bile el uzatacak kadar insan yaratılışlı bulunan Türkün, devle­ tinin siyasi sınırlan dışında yaşayan şefkat, sevgi ve yardıma muhtaç soydaşlanna karşı ilgi duymasından daha tabii bir şey elbette ola­ maz. İç düşmanın " menfur Turancılık ideolojisi! " diye vasıflandır­ makta olduğu bu ilgi, bu duygu, bu gibi iftiralarla yok edilebilir mi? Kıbnsta yaşayan doksan bine yakın Türk lehine daha dün Türki-

92

PROF. DR. HİKMET TANY U


yeden yükselen sesler hangi duygunun, hangi düşüncenin neticesi idi? Bugün Bulgaristandan Türkiyeye gelmekte olan Türklere karşı gösterilen sevginin sebebi nedir? İ şte Turancıhk budur, bu sevgidir. Tanrının bir millet olarak yarattığı Türk adh insanların birbirlerini sevmeleri, düşünmeleri demektir. B u sevgi ve ilginin sınırlan siyasi şartlara göre belki büyüyüp küçülebilir. Fakat mahiyeti, ne dış düşmanın diş gıcırdatması ve ne de iç düşmanın homurtusuyla asla değişmez. Türklük için çarpan gönüllerin Türkü düşünmekte ve sevmekte devam edecekleri muhakkaktır. Bu sevgi hiç bir siyasi sınıra tabi olamaz. Düşmanlar iftirada, şirretlikte, hatta kahbelikte ne kadar ileri giderse, Türk için çarpan kalpler de bu sevgide o derece coşa· caklardır. Bunu dost ta, düşman da böyle bilmelidir. ' ' ( 1 1)

TÜRKÇÜLÜK VE TÜRK BiRLiCI : A. Kazganoğlu (Türkçülük ve Türk Birliği) adh makalesinde (Türk Birliği Fikrini güdenlerin ülküsü) nü şöyle özetliyor: "1- önce her türlü insanhk haklarından mahrum edilmiş bulunan ve işkence ile imhasına çalışılan esir Türklerin neşriyat ve· propa­ ganda yolu ile haklarını korumak. 2- Diplomasi yollan ile bunlara her çeşit yardımı sağlamağa çahşmak.

3- Arada, imkan nisbetinde kültür birliği kurmağa çalışmak ve bunu kuvvetlendirmek. 4- Esir bulunan Türk yurtlarının ayn ayrı istiklal kazanarak, hür milletler topluluğu içinde layık oldukları yerleri almalarını sağlamağa çalışmak.

5- Esir bulundukları ülkelerden, mülteci ve muhacir olarak gelen­ leri sıcak bir ilgi ile karşılayıp her çeşit yardımda bulunmak gibi günün realitesi ile telifi kabil olan yakın hedeflere ulaşmağa çahş­ maktan ibarettir. Bundan başka uzak bir hedef olarak da bağımsız­ hklarını alacak Türk ülkelerinin ilerde aralarında sağlam bir kültür

ATATORK V E TORK M1LL1YETÇtt.. tG1

93


i>irliği kurd uk tan sonra beraberce verecekleri bir kararla . büyük bir Türk birliği meydana getirmelNi dileği gelmekte idi. Ş imdi bu düşüncelerde, Türk milleti için acaba ne gibi zararlar bulunabilir? Kanaatimizce hiç bir zarar bulunamaz. Aksine olarak çok büyük faydalar vardır. Böyle bir ülkü, halka ve bilhas.53 genç ­ liğe heyecan v e hız kaynağı olur v e Türkiye'nin kalkındırılması için daha çok çalışmayı sağlar. Sonra, Ruslar "Panislavizm " islav birliği, Almanlar "Pancermenizm" cermen birliği, Araplar Arap birliği, Y unanlılar: Enosis, Enosis diye Kıbrısı isteyerek Yunan bir· liği peşinde koşarlarken, B ulgarlar, B u lgar birliği diye Makedonya ve Trakya üzerinde boş iddialarda bulunurken, Türklerin 60 milyon­ luk kendi öz kardeşleri arasında birlik kurmak istemeleri neden günah sayılıyor? Her millet için, milli birlik kurmak mukaddes bir hak kabul edildiği halde, bu hak neden Türkler için tanınmasın? Hele bu mukaddes hak ve dilek neden Türkiye'de, suç ve cürüm olarak karşılanıyor? .. Ve neden bu fikrin sahipleri 1944 yılında en ağır hakaretlere ve işkencelere uğradı? .. insaniyetçilik ve insan haklarına hürmette kendilerini ön safta göstermeğe yeltenmiş olan o meşhur ... Türkçülük düşmanları için her çeşit insan hakla­ rından mahrum yaşayan milyonlarca Türk 'e insan gibi yaşamak hakkı sağlamağı dilemek , neden cürüm sayılıyor? Türklerin yaşadığı ve Türk bayrağının şerefle dalgalandığı bu top­ raklarda kalpleri Türklük i çin çarpan kimseleri, birtakım bedbahtlar, türlü iftira ve hareketler tertipleyerek, Moskovaya jurnal eder mahi yette ve kendilerini buna muhalif göstererek Moskofların hayrını dileyen kimseler olarak belirten ithamlarla nasıl oluyor da fesat tertip edebiliyorlar? . . . " ( 1 2) Bir de Hocaoğlu S . Ertürk'ün (Turancılık) adlı makalesini gözden geçirelim: "Türklüğün bugünkü özel durumu, Türk milliyetçiliğini diğer milletlerinkine nisbetle daha farklı bir hale getirmekte ; ona çok önemli bir davayı, Turancılık davasını ilave etmektedir. Hakkında tamamiyle düşmanca bir davranışla bir sii rü dedikodu uydurulan, Türkiyede bile bir takım komünistler· ve komünist hamilerince "şuursuz bir sergüzeşt" gibi gösterilmeye yeltenilen ; aslında yer yüzündeki bütün Türklere ve Türk ırkına akraba olanlara karşı

94

PROF. DR. HİKMET TANY U


bir sevgi ve bilgi d uymak, o�lan kültür bakımından derece derece birbirine yaklaştırmak, onlann insant haklannı mevcut şartlann müsaadesi nisbetinde müdafaa etmek, istikbalde bütün Türklerin istiklallerini kazanmasını arzulamak davası olan Turancılığın mak u l temellerini ve insaniyetçilik, birleşmiş milletler davası ile uygu n ; emperyalizmle aykırı düşen karakterlerini ortaya koymağa çalışa­ cağız. insaniyetçiliğin bazı siyasi menfaatlere alet edildiğini, bu yüzden millet gerçeğini baltalayan bir dava olarak kullanılmaya kalkışmak suretiyle suiistimal edildiğini görüyoruz: İ ngiltere gibi imparatorluk kurmuş bazı milletler, mill1 hareketlerden zarar göreceklerini düşü­ nerek, insaniyetçilik mefhumunu menfaatlerine alet etmişler, in­ sanlık ideali içinde diğer milletlerin silinmelerini hedef tuttuklann­ dan milli davranışlan gölgelemeye çalışmışlardır. Yahudiler ise mim birliklerini kaybetmiş olmanın acısını diğer millt birlikleri parçala­ maktan çıkarmak gayretiyle ötedenberi yıkıcı faaliyetlerine devam etmektedirler. Komünist propagandacılannın da aynı şekilde bir insaniyetçilik kavrayışını körükleyerek mim bünyeleri zaafa uğrat­ maya çalıştıklannı görmekteyiz. Biz muhtelif ideolojilerin menfaat lannı kollayan bu kabil telak kilere uymak gafletinden ve her kozmo­ polit zihniyete rağmen sarsılmaz bir gerçek olarak devam etmekte olan millet şeniyetini görememek körlüğünden uzak olarak insani­ yetçiliğin ilmt ve milliyetçilikle uzlaşabilir telakkisini temel kabul ediyoruz. Bu tarife göre insaniyetçilik, bütün insanların hak, hürri­ yet ve istiklallerine sahip olarak, bir nizam çerçevesi içinde dile­ dikleri �ibi kabiliyetlerini geliştirme, tabit ve içtimaı ihtiyaçlannı giderme davalannı benimsemektedir. Bugün Birleşmiş Milletler de . aşağı yukarı aynı esaslan müdafaa gayretini -hiç olmazsa nazari olarak- göstermektedir. Bunalnıı:? milletlere refah, esir milletlere istiklal vadeden Birleşmiş Milletlerin bu meseledeki samimiyeti ve ne dereceye kadar kuvvete karşı hakkı tutabileceği meselesini ayrı bir münakaşa konusu olarak bir tarafa bıraktıktan, yaşama için hakkı olmanın k a fi gelmediği yolundaki hakikate okuyucuları­ mızın dikkatini çektikten sonra; bizim aldığımız manada insaniyet davasının yürümesi i'çin gerekli husu sları bu hususlara çok yakından ilgisi olan Turancılık davasının mahiyetini belirtmeye geçiyoruz. Ş imdiye kadar birbirine zıt gibi gösterilmeye çalışılan insaniyet davası ile Turancılığın münasebeti küçük bir zihin faaliyeti ile

ATATÜRK VE TüRK MİLLİY ETÇİLİG İ

95


anlaşılacaktır : insaniyetçiliğe göre bütün insanlann (insanlar dünya yüzünde milletler bilinde bulunduğundan dolayısiyle milletlerin) hak , hürriyet ve istiklillerine sahip olarak yaşamalan davasını kabul ediyorsak ve Türklerin de insan olduklanna herhangi bir itira­ zımız yoksa; şöyle bir taşımla hakikate varabiliriz: bütün insanlar hür müstakil olmalıdır. Türkler de insandır. Şu halde, TüKJ'er'de hür ve müstakil olmalıdır. Vardığımız bu hakikat Turancılık dava­ sının ta kendisidir. Böylece Turancılık davası insaniyetçilik dava­ sının -Türkler için- birinci merhalesi oluyor demektir; zira her milletin her şeyden önce kendi meseleleriyle, daha sonra milletlerin meseleleriyle uğraşması kadar tabii' bir hareketi hiçbir hareketi hiçbir sağduyu sahibi kabul etmemek gafletine düşemez. Turancılık davasının dayandığı makul zemini iyice gördükten şimdi de gerek insaniyet, gerek Turan davalannın gerçek­ leşmesi meselesi ile emperyalizmin münasebetlerini araştıralım. Emperyalizmi kuvvetine güvenerek hiç bir hak ve hukuk gözetme­ den başka milletlerin hak, hürriyet ve istiklillerini gasbetmek zorba­ lığı olarak tesbit edersek, gerek dünya milletlerine hak ve istikllll isteyen insaniyetçiliğin, gerek diğer dünya milletlerine olduğu gibi Türklere de hak, istiklal isteyen Turancılığın emperyalizme taban tabana zıt ülküler olduğunu görürüz. Şu halde Turancılık bir çok gafillerin sandığı ve kötü niyetlilerin iddia ettiği gibi emperyalizm değil, emperyalizme karşı şahlannuş bir isti.kla1 davasıdır. Haksız­ lığa karşı hakkı; zorba kuvvl!tlere karşı istiklal ve hürriyeti tutmak cesaretini gösterebilen kahramanlar, gerçek aşıklari bu büyük hak ve hakikat yolundan dönmezler. " ( 1 3) sonra,

TURANCILIK : HÜKÜM VE NETİCE : Son olarak Avukat Orhan özgedik 'in (Gökalp Tann Türkü Koru­ sun) adlı eserinin 81 inci sayfasından 1 0 1 inci sayfaya kadar devam eden ZlYA GÖKALP VE TURANCILIK bahsini, burada bir defa . daha anmak ' istiyoruz. Turancılığın ne olduğunu, Turancılığa Hü­ cumlan, hücumlara zaruri ve Toptan Cevap bölümlerini yalnız baş­ lık olarak sunmakla yetinmeyecek, ç ok dikkate değer ilirr , mantık, ve iyi bir yazışla ortaya konulan fikirlerden yalnız bazı noktalan buraya alacağız. Pek tabüdir ki metin bütün halinde oku!llllaya değer. Orhan özgedik, Turancılığa Türk Birliği ülküıii nıllinde =

96

PROF. DR. HİKMET TANYU


kullanılan ve artık l!tinümüzde ifadesi böylece beliren konuda şun­ ları demektedir.

" 1 944 te Türklüğe inananlara hasta deniyordu. Türklüğün istik­ baline inanmak ve bütün Türklerin dimdik, kuvvetle, hür olarak canlanmasını istemek ideali niçin hastalık olsun? Turancılar kimseyi diğerine düşman etmek istemez. Türklüğün haklarını müdafaa etmek ise kimsenin düşman olmasına hak ver­ mez. Türklüğün hak ve hürriyetlerini gasbedenler buna kızarlar denmek isteniyorsa, esasen düşman olanın düşrr:·an olacaı:tını söyle­ mek kadar mantıksız daha ne olabilir? Araplar, Arap Birliğini kur. maya fiilen çalıştıktan halde; onlarla ilgisi bulunanlardan gayn düşman olan kimdir? Vardır denirse o var olanlar eskiden de vardı. Milletler arasında düşrr·anlığın hakiki sebebi, bir kısım milletlerin diğerlerinin hürriyetlerine ve milli haklarına taarru z eylemeleridir. Sulhu her zaman tehdid eden meselelerin, münakaşa ve mantık yolu ile halline çalışmak, milletdaşlanmızın da beynelmilel hukuk çevresinde hak ve hürriyetlerine sahip olmasını, yine hukuk çev­ resinde istemek, düşmanlığın kaldınlması ve halledilmesi için teklif ve çalışmadır. B una cephe alanlar bilakis düşmanlığın sinsi tohum­ larını ekmektedirler. Fesatcı diyen bilm elidir ki, milli birliği bozanlara fesatcı denir.· MilH' birliği en mütekamil şekli ile kurmaya çalışanlara fesatcı denemez. Tertipçilik, rejimi yıkmak isnatları ise; neticede iftira olduğu anlaŞılmış, bu isnatlara maruz bırakılan Anadolunun tenıiz Türk evlattan mahkemede beraat etmişlerdir. Adaletten evvel, mahkum ettirmek için sözle saldıranlar, dalkavu klar ve şefciler ve . . . . .le� milli vicdan karşısında mahkum olmuşlardır. Milletini hayatlanrun �ayesi bilmek millete hıyanet mi olur? Turancılık cinayetmiş. . . Türk milletine karşı- işlenen cinayetleri protesto etmek, demir perde gerisinde -Türklüğe yapılan işkence­ lerin durdurulmasını ve bütün Türklerin de insanlık hak ve hürriyet­ lerinden istifadesini istemek cinayetmiş... Kızıl canilere cani diye bağıran bu milletin temiz evlatlarına cani demek ne kadar gülünç ve acıklıdır. Kars hududunda kızıl canavarlara Türkistanlı (Aze-

ATATORK VE TORK MİLLİYETÇiLiGi

97


ri) Türk leri terk edip onla11n katledilmesin i temin edenler acaba nedir? ütopya mevcut olmayanı hayal etmektir. Mevcut Türklüğü düşünmek ve mevcut olan dünya hukuk nizamına göre, onların da bu haklardan istifadesini dilemek hakikatten başka bir şey değildir. Zarurettir. ütopyadan fersah fersah uzaktır. Turancılık Türkler arasında harsi birliğin herşeyden evvel k u ru l· masını ister. B u nu n için ise, bütün Türklerin hür olmala n nı diler. Türklük arasında milli bağlan sağlamaya uğraşan Turancılığın milli birliği parçaladığını söylemek abestir. Turancılık söylenild iği gibi sergüzeşt değildir. Başlangıç taki izahlanmız sırasında bildirdiğimiz gibi, her şeyden evvel müstakil sınırlar içinde bulu nan Türk leri yükseltmek, bütün Türklük arasında harsi birliği temin etmek ön plandadır. Bütün Türklerin hür olmasını evvela temenni, sonra hukuki müdafaa ile Birleşmiş Milletlerce temin, karşılıklı arzu ve coğrafi imkanlarla şayet mukadderse bir sancak altında birleşmek . Ancak bu safhaların tahakkuku için derhal kılıçları sıyıralım, maceralara atılalım diyen yoktur. Bir milletin milliyet haklan olan ve tabu huku kundan bulunan ve azın­ lık hukukunca da tanınmış olan haklan ; dini, dili ve harsı hürriye­ tidir. Bütün dünya milletlerine tanınan bu haklan Türkler için is­ temek niçin sergüzeşt olsun? Turancılık , temeli Türklük ve gayesi Türklük olan bir idealdir. Bütün Türklerin hür ve mesut olmasını isteyen bir ideald ir. Tu ran­ cılar bütün dünyada mevcut olan Türk leri bilen ve dolayısı ile coğ­ rafyadan haberi olan kimselerdir. Hüc um edildiği gibi dünyadan haberi olmayan k imseler değillerdir. Bu sözü söyleyenler milyonlar­ ca Türk 'ü inkar ederken, dünyadan habersiz olduklarını da isbat etmektedirler. Aynı zamanda Türklükten nasiplerinin ne kadar az old uğunu göstermekted irler. " " B irleşmiş Milletler teşkilatı gecl' gündüz meşgul edilirken, bizim milletimizin hak ve h.ürriyetleri neden mevzuubahis e d ile­ mesin? Milletimizin hak ve hürriyetlerini istemek suç mudur? Fe-

98

PRO F . D R . HİK M E T Tı\ N Y t;


satçılık mıdır? Fesat yaratan, d iğer milletlere tecavüz eden ve onların hak ve hürriyetini gasp eden, evvelce gasp ettik lerini iade etmeyen milletlerdir. Gasbın son bulması ile fesat da son b u lur. Birleşmiş Milletler herşeyden evvel bu hali düzeltmelidir. Türk milletinin de tabii hakları vardır. Siyasi hürriyetleri, harsi hürriyetleri, mukaddesatlarını muhafaza ve mukadderatlarını ta­ yin edebilme hürriyetleri, Türk milleti için de mevzuu bahistir. Bu hürriyetlerin temin edilmesini sağlamak, dünya sulhunu temin bakımından Birleşmiş Mi lletlerin görevidir. " Bu bahis aynı ehemmiyette devam ediyor. Türkiye'de milli teşekküller, dernekler, yeryüzündeki Türklerden, haklarından, hür­ riyetlerinden ne cll· rece bilgi sahibidirler? 1 94 4 te tevk i f, yaygara, tethiş ve benzeri hareketler, tevkif edilen kimselerden ziyade baş­ kaları üzerine, şuur altına işleyen bir korku mu yaratmıştır, bir evham mı vücuda getirmiştir, bilemiyoruz. Türk kendi hakkını önce kendi vicdan ve şuurunda vuzuhla görmeli, benimsemelidir. üstelik bu ülkü fi k ir hürriyetinin, özgUrlüğün varlığını göster­ mez mi? B irleşmiş Milletler teş kilatı, gerçekten, milletlerin hürriyet ve haklarının samimi bir ocağı olacaksa, e lbette Türklüğün de hak ve hürriyetleri ile ilgilenmeğe mecburdur. Y o k , ı•s k i Cemiyeti Akvam gibi şu veya bu m illetin bir oyuncağı ve kalkanı l(ibi k u lla­ nılacak olursa, bu geç m işten faydalanılmayan bir netice o lur. Bü­ tün milletlerin hak ve hürriyetini, bütün milletlerin isti k la li n i can­ dan benimseyen Türk milliyetçiliğinin, kendi hak ve hürriyetleri­ nin de tanınacağı, anlaşılacağı günlerin uzak olmamasını temenni rderiz. 3,5 milyon Iraklının bir m ilyona yaklaşan Türk 'ü mahkum bir halde bırakm ası, Türkiyede sıra sıra hususi - sinsi maksatlı yaban­ ı:ı k olejler gelişirken, orada -Thrk lise ve fakültelerinin olmaması lıaziıı bir vakıadır .. . Kendimizi tanımalı, Türk 'e dönmeliyiz. Türkü yaşatmak ve yükseltmek, Türk inkilabını benimsemek ve geliştirmek, Türklü­ ğe bağlanmak ve Türk ülküsüne hizmet etmekle olur. Türkün ya-

:\TAT ü ltK V E T ü R K :\IİLLİY ET(İLİGİ

on


şaması ve yükseltilmesi, milli inkilabın, devrimin hedefi olmak gerekir. Bütün inkilaplar, devrimler Türk içindir. Türklük içindir, Türk milliyetçiligi Türkçülük içindir. Böyle olması şarttır, 7.aruridir. Zira hak ve hakikat davası budur. iyiye, doğruya ve güzele götüren yol veya ulaşılacak hedef bundan başka bir şey değildir. =

önce Atatürk 'ün Turancılıkla ilgili düşünce ve hareketleri üze. rinde durmak istedik. Turancılık hakkında umumi olarak bilgi veren yazılardan nakil· ler yaptık. Şimdi hükmü değerli düşünürlerimize, aziz okurlanmıza bırakıyoruz: ATATÜRK TURANCI MIYDI?

100

PRO F . DR . HIKMET TANYU


Mİ LLİYETÇİ ATATÜRK III Bütün bu taraflar, onun ırkçılık ve Turancılığa ait fikirleri, işleri görmemezliğe gelinse bie, Atatürk 'ün koyu milliyetçiliğini örtmek mümkün müdür? Bunun açıklamasını ve isbatını yapmak çok kolay­ dır, bu hususta rahatça tartışmak kabildir. Gene önce Atatürk Un milliyetçiliği üzerinde kaleme alınnuş bir başmakaleyi, inceleme de bize önelmesi bakımından aynen buraya geçirmeyi bir vazife tanı· mak istiyoruz. Bu başmakale 1954 yılının Kasım ayında İstanbul (Sanat ve Edebiyat) dergisinde yayınlannuştır:

ATATÜRK VE Mİ LLİYETÇİLİK Ey Türk Gençliği: Birinci vazifen Türk istik­ lalini, Türk Cumhuriyetini ilelebed muhafaza ve müdafaa etmektir. Muhtaç olduğun kud­ ret damarlarındaki asil kanda mevcuttur. ATATÜRK "Atatürk 'ün bütün hareketleri bir tek anafikir etrafında toplana­ bilir: Milliyetç!lik. O, Türk topraklarının düşman istilasından kurta­ rılması için savaştı. Türk milletini hür ve müstakil yaşatmak için Cumhuriyeti kurdu, onu muasır medeniyet seviyesine yükseltmek maksadiyle inkilapları yaptı. Milliyetçiliğin temeli ve kaynağı olan dil ve tarih tetkik edilsin diye Dil ve Tarih Kurumlarını tesis etti ve servetinin büyük bir kısmını bu iki kuruma bıraktı.

ATATÜRK VE TüRK MİLLİYETÇİLİGİ

101


A tatürk 'ün yapmış olduğu hareketler. kullanmış olduğu usullc>r, düşündüğü fikirler belki tenkid ve münakaşa olunabilir; onlardan da­ ha başkası1 daha iyisi tasavvur olunabilir; fakat bütün hayatının esas manası olan milliyetçiliğinde asla tereddüt edilemez. Avnıpa'da Atatürk hakkında yazılmış olan eserlerde belirtilen en mühim nokta da onun aşırı bir " nasyonalist ' ' old u ğ u , bu duyguyu bir ihtiras haline getirdiğidir. B u hakikat pek açık olduğu haldi' onun yine milliyetçilik gaye­ siyle ortaya attığı bazı fikirleri yanlış tefsir ederek, bozarak, milliyet 0 düşmanı komünizme a let etmek isteyenler vardır. Bu noktaya çok dikkat etmek lazımdır. A tatürk bir sınıf mücadelesi değil, bir millet mücadelesi yaptı. Komünizm ile ala kası yoktu. bilakis ona düşmandı. Müstevlilerin bütün maddi silahlarına, imanla. iradi' ve zeka ile galebe çaldığı için materyalist de değild i . "öğün, çalı ş , güven. " formülü, onun tarih ve millet ş uurunu ön plana aldığ ını gösterir. Bu sözü ile şunu demPk istiyordu : Geçmişine bak. atalarının yaptığı büyük işleri gör, öğün. Bu imanla sen de bu milleti daha ileriye götürmeğe çalış. Bunları başaran bir milletin çocuğu old uğun i ç in "damarla­ nndaki asil kana" güven. Atatürk, insanın kendinden ve milletinden kuvvet almasını isti­ yord u. Bunun ne kadar yaratıcı bir kaynak olduğunu bizzat gör­ müş ve tecrübe etmişti. Bu inancın da matnyalizm ve komünizmle hiçbir i lgisi yoktur. Milliyetçilik planında Atatürk ün bazı hareket ve siizlrrini müna­ kaşa mevzuu yapmak isteyen ler, onun ana li k ri olan milliyet<,· iliğe asla ihanet etmiş sayılmazlar. Asıl Atatürk 'çü görünerek Türk mille­ tini hürriyet ve istik la tden mahrum etmeğe çalışanlar ona ve onun davasına ihanet ediyorlar. Milliyetçiliğe düşman olanlann A tatürk­ çü görünmeleri sadece gülünç tür. Zira Atatürk 'ün bütün hayatından çıkan yegane mana milliyetçilik tir. Muayyen tarzda bir milliyetçi, fakat su götürmez şekilde bir milliyetç i : hatta aşırı bir milliyetçi. Milliyetçiliğe düşman olanlar Atatürk 'ün hakiki düşmanlarıdırlar. Bugün bu mesele a<,� ık bir şekilde gözüküyor. Nazım H ik met hapis­ ten çıkar çıkmaz soluğu '.\loskova 'da aldı. Stalin 'in ayaklanna ka­ pandı. Onun b u hareketi komünistlerin ne için çalıştıklannı vazıh bir surPtte gösteriyor. Ataturh. de bu milletin sefaletten kurtarıl· masını istiyord u. Fakat H u slara peşkeş çekmek için ve onlar saye-

PRO F . D R . H İ K :Vl ET T,\ '.\/ Y L'


sinde de değil. Kendi iradesiyle kendisini yükseltmek, hür ve müsta­ kil yaşamak. Atatürk 'ün bütün hayatına hakim olan prensip buydu. Beşeri ideallerin en kuvvetlisi olan bu mana u nutulmamalıdır. " ( 1 5)

İNKILAP DERSLERİ VE MİLLİYETÇİLİK : Atatürk 'ün buyru ğuyla verilen i nkilap DeJslerinden yayınlanmış olan Recep Peker'in İ nk ilii. p Dersleri ile Prof. Dr. Mahmut Esat Bozkurt 'un Atatürk İ h tilali kitapları tam bir milliyetçiliğin ifade· siy le doludur. Komünizme, sosyalizme, kozmopolitliğe, enternasyo­ nalizme, emperyalizme, faşizme . . . aleyhtar, dil, vatan, millet. tarih şu u ru na ve Türk ırkına, soyuna büyük yer veren, millt kültürü baş tacı edilen, dilek ve ülkü birliğini kunnağa. yükseltmeğe çalışan bir milliyetçilik anlayışı. Türk Tarih K u ru mu üyesi, Dr. M . Saffet Engin de 3 ciltlik ( K emalizm İnkilabının Prensipleri - 1 , i l , İstanbul 19 38, Cumhuriyet Matbaası, il i . C . 1939-) eserlerinde tam bir milliyetçiliğin, Atatürk 'ün ülküsü olduğunu 8 1 0 sayfa içinde tesbit etmekteyiz. Lise 'dc Felsefe öğretmenimiz olan M . Saffet - Arık Engin 'in, Türk milliyetçiliğiyle bağlı, Atatürk 'ün irşadiyle yayınla­ dığı -ülkü- makaleleri aynı önemdedir. Atatürk'ün bütün davası Türk 'ü n yükselmesidir. B unun ülküsü ise, mill1 inkila plarla birlikte, tek nik ve ilmi çalışmalardır. Atatürk, laik olmağı da Türklüğü yük­ seltrcek bir prensip olarak kabul etmek istemiştir. Davası laiklik v.s. değil, Türklüğü ilerletmek, yükseltmek meselesidir. Türklük a lemindeki mezhep, inanç ayrılığını gidermek istiyordu. !\1ill1, meden1 i n kila plann hepsi Türklüğün ilerlemesi, yükselmesi için bir vasıtadan ibaretti. (Gazi 'nin Hayatı) kitabının da müellifi ?eya­ mi Safa (Türk i nkilabına Bakışlar, Cu mhuriyetin 1 5 inci yılı müna­ sebetiyle, A nk ara Kütüphanesi, Tarih Serisi : 1, Kanaat Kitabevi - ) künyeli kitabı, Atatürk 'ün nasıl koyu bir milliyetçi olduğunu ve bütün yapılan işleri n , hareket ve prensiplerin hedefinin Türklük, Türklüğü yaşatmak ve yükseltmek , milll bir devlet olarak, çağdaş medeniyetin üstüne ç ı karmak gayesiyle yapıldığını 24 7 sayfa içeri­ sinde anlatmaktadır. B unlardan buraya nakiller yapamayacaf(ız.

ANAYASA , TÜRK Mİ LLİYETÇİLİGİ VE ATATÜRK : Daha resmi olan ve Atatürk 'ün huzuru nda yapılan- İkinci Türk Tarih Kongresi "20-25 Eylül 1937 " ndeki 983. sayfadan 995. say-

ATAT Ü RK VE TüRK MİLLİY ETÇiLiCi

103


faya kadar devam eden (Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil'in (TORK MİLLİYETÇİLİGİ. - DOGU ŞU - M AN ASI - G AYESİ VE VA­ SIFLARI.) adlı tebliğine temas edeceğiz ve bu dikkate şayan bildi­ riden bir kaç noktayı alabileceğiz: Ali Fuat Başgil, Anayasanın en şerefli bir prensibinin TORK MİLLİYETÇ1L1G1N1N, Anayasa'da yer alışını önemle belir:ttikten sonra şöyle diyor: "Milliyetçilik ana prensiptir, çünkü yeni Türkiye devleti, bütün müessese ve teşkiliitiyle bu fikir üzerine kurulmuş ve şimdiye kadar bütün işlerinde ilhamını bu fikirden almıştır. Milliyetçilik ana prensiptir, çünkü milliyetçi Türk devletinin diğer vasıf ve prensipleri tarihen millet fikrinden doğmuş ve millet benliğinin peyderpey inkişafının birer zaruri ve lojik neticesi olarak zuhur etmiştir. O suretle ki, Cumhuriyet rejimi ve devletin cumhu­ riyetçilik umdesi, milli istikliil ve hakimiyet şeklinde idealleşen millet fikrinin rejim halinde bir tahakkuku olmuş; inkiliip umdesi milletçe yetişme ve yenileşme zaruretinin ; laiklik ise yirminci as­ nn icaplan önünde devlet hayatımızın reel ve rasyonel esaslara da· yanması lüzumunun birer neticesi olmuştur. Halkçılık umdemiz hükümeti halka, yani zaman içinde taayyün etmiş millete indirme, millet namına ve millet için hükümet etme ihtiyacının ; nihayet devletçilik te millt hayatı ve millt kuvvetleri devletin şuurlu merke­ zine bağlamak suretiyle memlekette otoriteye ve salahiyete daya­ nan bir disiplin kurma ve milletçe teşkilatlanma zaruretinin birer ifadesi olmuştur." (984, 985)

" � . . tarih bize gösteriyor ki, insanın içtimailik tıyneti, devir­ ler içindeki tekamülünde muhtelif şekiller almış ve ferdi daima gittikçe genişleyen bir gruba bağlamış; insan huzur ve saadetin imkiinlannı daima bir gruba bağlamakta aramıştır... Kabilelerin birleşmesi, sitelerin genişlemesi ile daha geniş ve daha teşkilii t­ lı ırki ve tarih"i birlikler kurulmuştur ki, işte millet diye bu birlik­ lere diyoruz. En küçüğünden en büyüğüne kadar bütün bu birlikleri muayyen­ leştiren; geniş beşer ailesi içinde husuSi bir nevi, muayyen bir içtimat kategori haline koyan amillere gelince ; bunlar objektif

104

PROF. DR. HİKMET TANYU


ve subjektif olmak üzere iki şekil almaktadır. Objektif amiller soy, dil gibi tabü ve müşterek elemanlardır. Sübjektif amiller ise objektif amillerden sızan ve nevide aynffik yahut nev'e bağlılık duygusu halinde ferdin vicdanının derinliklerinde yatan psişik bir intibadır. İşte milliyet diye, ilk ve objektif bir manada, muayyen bir millet grubu vücuda getiren şu müşterek vasıf ve elemanlann heyeti umumiyesine diyoruz. Yine milliyet diye, ikinci ve sübjektif bir manada da, ferdin yaratılışında gizlenen ve mensup olduğu millet grubunun müşterek elemanlarını taşımasından hasıl olan bağlılığa ve mensubiyet duygusuna diyoruz. Bir milleti muayyenleştiren, muayyen bir milliyet vücuda getiren vasıflar ve elemanlar nelerdit? Mesele uzun ve halli çetindir. Bu meseleye her millet tarihinin gidişine, haldeki oluşuna ve geleceğe •t beslediği ümitlerine göre bir cevap vermekte ve meseleyi milli noktadan mütalaa etmektedir. Bazı memleketler milliyetin en esaslı farikasını birlikte yaşama arzusu ve yaşamakta devam etme dileği gibi subjektif elemanlarda aramaktadır ki, buna göre ferdin millet camiasına bağlanması, iradt ve hisst kalıyor. (Fransız milliyet fikri). Bazı memleketler ise daha ziyade kan ve dil birliği gibi objek­ tif ve tabii faktörlerden hareket etmektedir. Buna göre de ferdin camiasına mensubiyeti, tabii, hatta mecburidir. Fert bu mensubi­ yetten istese dahi kurtulamaz. (Alman milliyet nazariyesi). Biz burada bu uzun münakaşaya girmeden, kısaca diyeceğiz ki; milliyeti vücuda getiren ne sadece maddl, ne de sadece miinevt elemanlar değil, bunların birleşmesinden ve kaynaşmasından hasıl olan sentezdir. MOŞTEREK SOY, DİL, TARİH, KOLTOR ve İDEAL birbirini tamamlayan faktörlerdir. Buna göre Türk milleti Türkçe konuşan, damarlarında Türk kanı taşıyan, yahut Türk asıllarından geldiğine inanan, mazide ataların şahsında Türklüğün acı, tatlı günlerini yaşamış · yahut bu günlerin hatıralarını benimsemiş olan, gönlü ve kültürü ile TORKLüGE BAGLI ve TüRKüM diyen vatandaşlardan mürekkeptir. " (Sf. 986) .. ·

". . . Demokiasi, esasını teşkil eden umumi irade ve hftkimiyet prensibinin nazariyattan fiiliyata geçebilmesi ve bilfiil tahakkuk edebilmesi için müşterek vasıflarla birleşmiş ve bir şahsiyet haline gelmiş bir camia farzeder. Böyle bir camia ise ancak millet camiası­ dır. Demokrasinin fiiliyatı millet camiasını istilzam ettiği içindir

ATATÜRK VE TÜRK MİLLİYETÇİLIGİ

105


ki, 1 8 . asır filozoflannın dilindeki umumr irade ve halk hakimiyeti tabirleri kullanılmıştır. Yine bundan dolayıdır ki. halk hakimiyeti fikrinin gird iği memleketlerde millet fikri ve milliyet meselesi İS· ter istemez uyanmış ve hanedan devleti yerini yavaş yavaş millet devletine bırakmağa mecbur olmuştur. · · (Sf. 987). Etraflı olarak milliyetçiliğin tarihçesi üzerinde duran bilgin sözü nihayet yakın tarihe getiriyor: "Bir taraftan istila felaketi, bir taraftan da Osmanlı camiasındaki eski vatandaşlannın ihaneti karşısında asil Türk milleti benliğinin sesini duymuş, uzun bir uy­ kudan korkunç rüyalarla u yanan hır kahraman gibi uyanmış, kendi­ ne gelmiş, varlığına ve birlij"!ine şuur edinmiştir. Bu suretle varlığın muhafazası ve birliğin idamesi zaruretinden doğan ve bir şiddetli müdafaa ve hamle mahiyeti alan Türk millf şuuru zafer ve m uvaffa . kiyet yolunda ilerlendikçe derin bir millt inan: Türklüğün ebedili­ ğine, Türk kudretlerinin namütenahiliğine, Türk namus ve şerefinin yüksekliğine bir i man halini almıştır. İşte Türk milliyetç iliğinin bir şuur ve bir millt inan halinde doğuşu. Bütün milli mücadeleler bu inanın kuvvetiyle başarılmış, cumhuriyet devrinin hareketler ve inkila plarla dolu tarihi direkti­ fini ve en derin ilhamını bu inandan almıştır. Esasında mim benliğin kendine inanı ve güveninden ibaret olan TÜRK MİLLİYETÇİLİÔİ, mazinin karanlık hatıraları, halin zaru­ retleri ve geleceğe dair olan tahteşşuur temenniler önünde gittikçe vuzuh peyda etmek ve muayyenleşmek üzere bir mana almış, bir gaye ve bir ülküye yönelmiştir. Milliyetçiliğimizin aldığı mana şudur: M illetin bütünlüğünü ve büyüklüğünü temine çalışmak, milü ihtiyaç ve menfaatleri bütün ihtiyaç ve menfaatlerin üstünde tutmak, Türk fertleri ve nesilleri arasında şuurlu bir �sanüt ve yardımlaşma esasına müstenit sami­ mi bir kardeşlik bağlılığı ve birliği yaratmak. Milliyetçiliğimizin gayesi manasında mündemiçtir ki, bir cümle ile, milletçe hüniyet ve istiklıildir. Hatta bu hürriyet ve istikla l de, Türk milliyetçiliği için bizzat ve nihai bir gaye değil, daha üstün ve insani bir gayeye daha doğrusu bir ülküye varmak için aşılması zaruri bir nok tadır." (Sf. 991).

1 06

PROF. D R . HİKMET TANYU


" . . . Türk milliyetçiliği demek, milliyetçi Türk devleti demek olmuştur. Kuruluşunun hikmetini ve sebebini bu gayede ve bu ülküde bulan milliyetçi devlet; tabiatiyle bütün icraat ve faaliyetinin, bütün müessese ve teşkilatının ana prensibini de aynı gayeden ve aynı ülküden alacak ve hiç d urmadan, milletçe hürriyet ve istiklal yolunda yürüyecektir. Buradan itibaren Türk milliyetçiliği tarihi, bütün tafsila tiyle inkilap tarihimizdir. ' ' (Sf. 991). ". . . Türk ekonomisine kendine kifayet ederlik teminine gidil­ miştir. B unun için de devrin fertçi, liberal ve kozmopolit ekono­ misi yerine camiacı, devletçi ve milli ekonomi sistemi konulmuştur. ' ' (Sf. 992, 993) "O halde ve netice itibariyle Tiirk milliyetçiliği, ferdi milli grubu­ na bağlamakla, onu haddi zatında im!"niyete bağlamıştır. · · (Sf. 994) Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil sözlerini şöyle tamamlıyor. Türk milliyetçiliği hedefine gerilmiş bir irade ve bir fikir ku vveti halinde, maniaları yıkarak, inkilaplar yaratarak , şaşmadan, gayesine yürüyen bir hareket olmuştur. O bir tehevvür değil; karanlıkları bölerek, muayyen bir noktaya ilerleyen bir ışık gibi yaratıcı bir zekanın maksadına gidişi olmuştur. O halde Türk milliyetçiliği herhangi bir kütle hareketi değildir. O b ir millt harekettir. Yani ırkın vicda­ nının derinlik lerinde yatan asıl melekelerin tehlike karşısında kollek­ tif bir tahteşşuur ( şuuraltı) kuvveti halinde zuhurudur. Milli hareket­ ler bütün bir millet e fradının derece derece iştirak ettiği bir hareket olmak itibariyle kütle hareketi, fakat mahiyeti, planı, gayesi ve neticeleri itibariyle bir şef, bir yüksek şahsiyet eseridir. . . " •.

İşte Türk millt hareketinin v e Türk milliyetçiliğinin bu dehası, Atatürk' tür. Milii benliğe inan ve güven veren, gayesini ve ü lkiisünü gösteren, hülasa milli şuurdan tarih� yeni bir devlet çıkaran Ata­ türk 'tür. Asil ve temiz Türk kanının yarattığı bu büyük dahiye kurtardığı ve yükselttiği TÜRKLÜK ile beraber, insaniyet de minnettardır. " (sf. 995)

ATATÜRK VE TüRK MiLLİYETÇİLİGİ

107


(Atatürk ve Milliyetçilik) konusunda bir kaç makale yayınlan­ mıştır. 1960 yılında ( 10/11 / 1960) Kudret gazetesinde ve Ankara (T. Postası) nda biz de bazı makaleler yayınlamıştık. Atatürk'ün milliyetçi, şahsiyet, cephe ve ülküsünü gösteren Peyami Safa ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu 'nun 1961 yılında yayınlanan makalelerini bumya alacağız.

ATATÜRK VE MiLLiYETÇİLiK : (Son Havadis) gazetesinin 1 5.6.1961 günlü sayısında, yukar­ daki başlık altında, Peyami Safa, solculann Atatürk'ün düşünceleri­ ni, gayesini kasten değiştirip, onu sömürmeğe kalkışmalanna dikkati çekiyor: "Solcular Atatürk ün Milliyetçi olmadığı iddiasındadır. En yanlış ve tehlikeli Atatürk düşmanlığı budur. Cumhuriyetin onuncu yıldö­ nümü nutkunu meşhur "Ne mullu Türküm diyene " cümlesiyle bitiren Atatürk'ün milliyetçiliği, bir çok deme�erinden fışkıran en söz götürmez gerçektir ve bunu isbata çalışmak bile bizi üzer. Konya Türk Ocağındaki Mart 1923 nutkunun şu cümlelerini bir daha okuyalım: "Tarih, vukuat, hadiseler ve müşahedeler, insanlar ve milletler arasında hep milliyetin hakim olduğunu göstermiştir. Milliyet pren­ sibi aleyhindeki büyük mikyasta fiili tecrübelere rağmen, gene milli­ yet hissinin öldürülemediği ve onun yaşadığı görülmüştür." (Haki­ miyeti Milllye Gazetesi, 26 Mart 923. Nu. 7 7 3) Atatürk, Büyük Millet Meclisinin kuruluş günü de siyasi mesleğini şöyle izah etmiştir: "Efen diler! Harici siyasetin en çok alakadar olduğu ve istinat ettiği husus, devletin teşkilatıdır. Harici siyaset dahili teşkilatla müten�p olmak lazımdır. Garp ve Şarkta başka başka hars (kül­ tür) ve emele malik muhtelif unsurları cemeden bir Devletin (Osman­ lı Devletinin) teşkilatı, elbette asılsız ve çürük olur. Böyle bir dev­ letin teşkilatı bilhassa milli olmaktan uzak olduğu gibi siyasi mesleki de miut olamaz. ' '

108

PROF . DR . HİKMET T ANYU


"Bizim vuzuh ve tatbik kabiliyeti gördüğümüz siyasi meslek (Milli siyaset) tir. Dünyanın bugünkü umumf şartlan ve asırların dimağlarda ve karak t.erlerde temerküz ettirdiği hakikatler karşısında hayale kapılmak kadar büyük hata olmaz. Tarihin ifadesi budur. İlmin, aklın, mantığın ifadesi de budur. Bizlerden başka hangi devrimbaz gazete, dergi ve yazar Ata­ türk'ün bu açık belli ve parlak milliyetçi hüviyetini göstermiş ve izah etmiştir? Hepsi Ata'nın bu milliyetçi hüviyetini gizlemeğe ve küllemeğe çalışırlar. Bunu göstermek onlara göre gericiliktir. Ata­ türkçülüğü kendi milliyet ve gelenek düşmanlıklarına uydurmağa ç alışan bu devrim hokkabazlanna Atatürk'ün kendi sözlerinden daha kesin cevap olur mu? Gençliği solak fikirlerinin tuzağına düşüremezler. Solculuğun amansız düşmanı Atatürk, bütün milliyetçi fikir ve direktifleriyle ortada ve canlıdır. Bu anıtın üstüne çuval örtmek kimsenin haddi değildir. Atatürk 'ü biz böyle, olduğu gibi anlıyoruz. Atatürk 'ü olduğundan başka göstermeğe yeltenenlerin gayretle­ rini boşa çıkaracak vesikalar ciltler doldurur. Gerçek inkilapçı bun­ ları inceleyendir. Devrim sözünün büyüsünü istismar eden piyasa sihirbazları değildir. "

ATATÜltK, DEVRiM VE MİLLİYETÇİLİK ANLAYIŞI Atatiirk 'ün sık sık yanında bulunan Yakup Kadri Karaosmanoğlu ( Ulus) gazetesinin 19 Mayıs 1961 günlü sayısındaki "Hatıralar" ında Atatürk'ün devrim ve milliyetçilik anlayışını, aşağıdaki ·başlıklar altında önemle anlatılıyor: ATATÜRK, D E VRİM VE MİLLİYET­ ÇİLİK ANLAYI Ş I . ATATüRK'üN HER ŞEYİNE, HATTA, BA­ ZEN AKLINA, MANTIGINA BİLE HAKİM OLAN MİLLİ D UY . GUSU BU İDİ. O B OTUN KALBİYLE TüRK MİLLETİNİN Bü­ YüKLüGUNE İNANIYORDU. "ATATURK'ün her şeyine, hatta, h azan aklına, mantığına bile hakim olan milli duygusu idi. Bu duygu O 'na, bütün hür düşüncele-

ATATÜRK V E TURK MİLLİYETÇİLİGİ

109


rine rağmen, yabancı kızlarla evlenenlere karşı hiddete yakın bir hoşnutsuzluk göstermeye, hele, kızlanmızdan birinin yabancıya vanşını affedilmez bir kabahat saymaya kadar götürürdü. Falih Rıfkı, " Çankaya " hatıralannda, kansı Avrupalı bir zatla O " nun arasında geçen bir hadiseyi anlatır. O hadisenin vuku bul. duğu akşam ben de sofrada idim. Falih 'in anlattığına bir şey ilave edecek değilim. Yalnız bahis konusu Avrupalı bayanın sonradan bana söylediği küçük bir müşahedeyi, Atatürk 'ün milli' hassasiyeti· ni, daha doğrusu milliyetçiliğindeki titizliği, biraz daha belirtir düşüncesiyle buraya nakletmeden geçemeyeceğim. Bu bayan bana demiştir ki: "- Biliyorsunuz, ben Paşanın yanı oaşında oturuyordum. Kocam. beni giistererek "Keşke bizde ·de böyle bir kaç kadın olsaydı " der demez, P l l o - ri ııin sanki bir elektrik cereyanına tutulmuş gibi titre­ diğini gördüm . " ATAT ü R K "ü , harf reformasına, ö z Türkçeye, v e onun arkasın­ dan tarih tezine bu samimi milliyetçiliği götürmüştür. "Ne mutlu Türküm diyene! " derken, O bütiin kalbiyle Türk milletinin üstünlü­ ğüne ve büyüklüğüne inanıyordu. O " nca Türk milleti çağdaş mede­ niyet aleminde kendine layık olan mevkiye geçmemişse bunun sebebini kültürel hi.lviyetinin yabancı tesirler altında ezilip kalmasın­ da ve dört bin yıllık Türk tarihinin yedi yüz yıllık bir Osmanlı tarihi haline sokuluşunda aramalıdır. AT ATüRK 'ün, son zamanlarda kendisini dil ve tarih meselele­ rimize verişini garip ve hatta anormal bir hareket olarak teJakki eden ler vard ır. Oysa , giriştiği fikri ç abaları, bir bakıma, Mi111 Müca­ delenin devamı telakki etmek Jazım gelir. Çünkü, bu çabalar, siyasi istik laline kavuşmuş olan Türk Milletini kültürel bağımsızlığına ulaştırmak hedefini güdüyordu. Atatürk bir an önce bu hedefe varmak için bütün bilginlerimizi, düşünür ve yazarlarımızı seferber etmiş, geceyi gündüze katarak çalıştırmış ve çalışmıştır. Son yıllarında O ' nu bir zamanlar tıpkı ordulannın başında o ldu­ ğu gibi, birbirini takip eden Dil ve Tarih kongrelerini sevk ve idare ederken görürüz. Bu kongrelerin çalışmalannda en gençlerimiz de dahil olduğu halde, hepimiz tabı tu vandan kesilir, gücümüz artık

1 10

PROF . DR . H İKMET TANYU


hiç bir işe yetmez olur; fakat, O 'nun şevki bir an için bitip tüken­ mek bilmezdi. " Atatürk 'ün Türk Milliyetçiliğine Bağlı Sözleri: Türk Ocağı 'ndaki Bir Konuşması : Atatürk'ün Türk Ocaklarındaki konuşmalarının bir kitap halinde yayınlanmasında çok fayda varclır. Buraya onlardan ancak bir kaç damla nak ledebileceğiz. Bu konuşmanın milliyetçilik konusundaki görüşü için ne derece önemli o ld uğu belirecektir sanıyoruz. İsmail Habib (Sevüg) ün, (0 zamanlar, 1920-1923) te yayınladığı yazılarını bir araya toplayan İstanbul Cumhuıiyet Matbaasında 1937 dP bası­ lan kitabıııda, o günlere ait konuşmalar da yer almıştır ( S f. 306 ) . Hakimiyeti Milliye gazetesinin 2 6 Mart 1 9 2 3 gün ve 7 7 3 üncü sayı­ sında yayınlandığını belirttiği, Konya Türk Ocağındaki konuşması aynen şöyledir: " . . . Arkadaşlar; bir milletin namuskar bir mevcudiyet, şayanı hürmet bir mevki sahibi olması için o milletin yalnız a lim ve müte­ fennin olması kafi değildir. Her ilmin. her şeyin fevkinde bir hassaya sahip olması 13.zımdır ki o da milletin muayyen ve müsbet bir sevi­ ypye mali k bulunmasıdır. Böyle bir seciyyeye malik olmayan ferdlerden mürekkep milletler hiçbir vakit hakiki bir devlet teşkil edemezler. Böyle milletler birer fesat ocağı olurlar. Ş unun bunun esiri olurlar. " Milliyetçilik : " . . . Bir milliyet prensibi vardır, bir de bunu inhilale sevkeden nazariyat vardır. Lakin milliyet nazariye­ sini, miJ.liyet fikrini. milletlerdeki milliyet mefkuresini inhilale siıi olan nazariyatın dünya üzerinde kabiliyeti tatbikiyesi bulunamamış­ tır. Çünkü tari h, vukuat. hadisat ve müşahedat insanlar ve milletler arasında hep milliyetjn hakim olduğunu göstermiş tir. Ve milliyet prensibi aleyhindeki büyük mik yasda fiili tecrübelere rağmen, yine milliyet hissinin öldürülemediği ve yine kuvvetle yaşadığı görül­ mektedir. " Atatürk 'ün koyu bir milliyetçi old uğunu ve Türk milletini çağdaş milletlerin üstüne çıkarmak için birtakım inkila plara girişildiğine, fakat bu vasıtaların d a mutlaka Türk dili, Türk tarihi, milli' kültür, milli terbiye ile muvazi, bağlantılı bir gelişmenin benimsendiğine dair dik kate değer görüş ve öğütler kuvvetli birer delil halinde ortada d urmak tadır.

ı\TATüRK VE T ü RK MİLLİYETÇİLİGİ

111


Atatürk, bir yandan "Milletimizin çok üstün kabiliyetleri vartlır " der ve Türkün tarihiyle, geçmişiyle, kısaca Türklüğüyle öğünmesini bildirir ve üstelik bunu Ankara'da Hürriyet Meydanı yakınındaki Güvenanıtı'nın kaidesi üzerinde göze çarpacak şekilde ortaya ko­ yar, "Türk, öğün, Güven, Çahş " der, Cumhuriyetin onuncu yıl nutkunda Türk Milletine ve bütün insanlığa, Türk olmanın, ken­ disini Türk bilmenin saadetin, mutluluğun zirvesi ilan eder "Ne mutlu Türküm diyene " bayrağını yükseltirken, her şeyin üstün­ de olarak, düşünaesi, ülküsü Türk Milliyetçiliğinden (ulusculuğun­ dan) başka bir şey midii? "Milletim nev'i beşer, vatanım ruy-i zemin " sözünün düşmanı olarak, en büyük gerçe k olarak , (Mil­ letim Türk, vatanını Türkiye, ülküm Türklüktür,) diyor. Hatta Ata­ türk, komünizmi tartışılması gereken bir fikir olarak dahi kabul etmiyor: " Şurası unutulmamalıdır ki Türk aleminin en büyük düşmanı komünistliktir. Her göründüğü yenle ezilmeli. "

MUALLiMLER BIRLIGiNDE ATATÜRK'ON KONUŞMASI : MiLU TERBiYE : ·

Atatürk 'ün zihniyetini, tarih şuurunu millete güvenilmesi ve mefkureye sanlmayı belirtmesi bakımından çok önemli bir ko­ nuşmasından bazı parçalan buraya naklediyoruz. Atatürk bu ko­ nuşmayı 22 E ylül l:t40 ( 1924) de Samsunda (Muallimler Birli­ ği)nde yapmış ve öğretmenlere şu bilgi ve öğütleri vermiştir: Ata­ türk bu konuşmasında kendisini ilahlaştırırcasına konuşan ve bi­ zi sen kurtartlın ve bu gibi sözlerle övenlere karşı şualan söyle­ miştir: " . . . Bu vesile ile şahsıma ait çok teveccühte bulunmak nezake­ tini ibraz buwmular. Bu teveccühatın samimi kalblerden sünuhu itibariyle şüphesiz çok memnunum, mütehassisim ve müteşekkirim. Yalnız sizden olan bir şahsa sizden fazla eheqııriyet atfetmek, her şeyi bir ferdi milletin şahsiyetinde temerkijz �tirmek, maziye, hale, istikbale bütün bu edvara ait bir heyeti içtimaiye mesailinin tavzih ve tebarüzünü yüksek bir heyeti içtimaiyenin münferid bir şahsiyetinden beklemek elbette Iayık değildir. Elbette lazım değil­ dir.

112

PROF DR. HİKMET TANYU ..


Muhterem kardeşler! Memleket ve milletin hayat ve atisine olan muhabbet ve hürmetten dolayı huzurunuzda bir noktai hakikati izaha mecburum. Vatandaşlar, vatanınızda her hangi bir şahsı, istediğinizi sevebi­ lirsiniz! Kardeşiniz gibi, arkadaşınız gibi, babanız gibi sevebilirsi­ niz, Fakat bu sevgi sizi, mevcudiyeti milliyenizi bütün muhabbet­ lerinize rağmen herhangi bir şahsa, herhangi bir sevdiğinize vermeğe saik olmamalıdır. Bunun aksine hareket kadar büyük hata olamaz. Ben mensup olduğum büyük milletimin böyle bir hatayı artık irtikap etmeyeceğine dair kemali itimad sahibi olmakla müsterih ve müfte­ hirim. Arkadaşlar, ben ve benim gibi birçok va.tandaşlar, kardeşler, bundan beş , beş buçuk sene evvel vatanı aslii millet ümitsiz felikete düştüğü zaman muvazzaf oldukları, namusu vic�an, namusu haysi­ yetle mükellef bulundukları vazifeyi yapmak mevkiinde kaldılar. Bunu bittabi yapacaklardı. Yapmaları mecburi idi. Vicdani idi, insani idi, namusu milli icabı idi. Ben bu mukaddes esaslarm hari­ cinde hareket edebilir mi idim? Efendiler, elbette edemezdim. Türk milletinin hakiki hiçbir ferdi bu icabatın haricinde hareket edemezdi. Ben elbette bu elim manzara karşısında vicdanımın emirlerine muhalif, namusu milll­ mizin hilafından hareket edemezdim. Mensubiyetiyle müftehir bu­ lunduğum yüksek heyeti içtimaiyenin yüksek haysiyetine elbette münafl hareket edemezdim. Bence, mensup -Olmakla müftehir bulunduğum milletin hiçbir ferdi bu icabı namustan asla inhiraf etmemiştir. Eğer bundan müstes­ na gösterilenler varsa, emin olunuz aziz ve numaskar vatandaşlar; onların kalb ve vicdanı milletimizin müşterek vicdanı nezihinden hiç ilham alamamış kap kara sefil vicdanlaldır. ·

Efendiler, bizim milletimiz, derin, amik bir mazıye maliktir. Milletimizin hayatı asarını düşünelim. Bu düşünce bizi elbette altı yedi asırlık Osmanlı Türklüğünden çok, asırlık Selçuk Türklerine ve ondan evvel bu devirlerin herbirine muadil olan büyük Türk dev­ rine kavuşturur. Bütün bu edvara dikkat buyurunuz. Türk kendi ruhunu, benliğini, hayatını unutmuş, nereden geldiği belirsiz bir takım rüesanın şuursuz vasıtası olmak mevkiine düşmü Ş tür. Türk milleti kendi mevcudiyetiyle herhangi bir maksat, neticesi zillet

ATATÜRK VE TüRK MİLLIYETÇİLİGİ

113


olan, esaret olan, fisebilillah köle olmaya müncer olan hakir bir hedefe sürüklenmiştir. Millet maalesef b u hali gafleti çok idame etti. B u yüzden her türlü sefaletlere ve mahku mi yetlere uğramaktan kendini kurtaramadı. Bütün bu tebaiyetleri ; aldığı gayri milli ter­ biyenin icabatı old uğunu fark etmeksizin muhkem bir terbiyenin eseri old uğu kanaatiyle tatbik ediyordu. Esas terbiyet, hedef ve mahiyeti terbiyet n e büyüktür. Bu hususta istikamet yanlış ise ve koskoca bir millet emniyet ve itimat ettiği kitaplardan istişhad ederek rehber o lduklannı iddia edenlerin sözlerine inanarak yürür· se ve bu yüriiyüş istikameti kendilerini mahv ve izmihla le düşürürse, kabahat; istikameti takibeden nezih, haluk, fedakar rehberlerine itimad eden zavallı halk tan ziyadP rehberlere ait değ il midir? E fendiler! Söz söyleyen arkadaşlarımızdan biri bana nereden ilham ve kuvvet ald ığımı sordu. Bu suale kısaca bir cevap vermek isterim. Bilirim ki bugünkü intiba hı düne, maziye medyunuz. Her­ halde babalarımızın, analarım ızın ve mürebbiyelerimizin, ruh ve dimağlanmızın inkişafınd:ı fey izli tesirleri vardır. Gerçi biz, belki burada bulunanların k affı·si clLiııyaya geld iğ imiz zaman bu to p­ raklar üzerinde ya!jilyan larla bPraber kahhar bir istibdadın pençesi içinde idi. Mualli mler. mürebbiler yalnız bir noktayı dimağ lara yerleştirmeğe mecbur tutulmakta idi. Benliğini, herşeyi u nutarak bir heyu laya boyun eğ mek, onun kulu kölesi olmak. Bununla bera­ ber tahattur etmek lıi.zımdır ki o tazyik altında dahi bizi bugün iı;in yetiştirmeğe ı;alışan hakiki fedakarlar ve fedakar muallimler ve mürebbiyeler eksik değildi. Onların bize verd i k leri feyiz elbette esersiz kalmamıştır. Şimdi burada bir zatı aliye tesadüf ettim. O, benim rüşdiye birinci sınıfında mualli m i m idi. Bana henüz iptidai şeyleri öğretirken istikbal için i lk fik irleri de vermişti. E fendiler, izah etmek istiyorum ki ilk ilham ana baba k ucağından sonra mektepteki mürebbinin lisanından, vicdanından, terbiyesiıı· den alınır. Bu ilhamatın mazhan inkişaf olması, millet ve memlekete hizmet edebilecek kudret ve kabiliyeti bahş edebilmesi için millet ve memlekete büyük ve derin alaka yaratan fikir ve duygu larla her an takviye olunmak lazımdır. Bu fikir ve d uygulann menbaı bizatihi memleket ve millettir. Milletin müşterek arzu ve temayülüne temas etmek ve onun icabatına hasrı mevcudiyeti hareket düsturu bilmek ; hakiki yolda yürüyebilmek için yega ne esastır. Bu m illetin efradında hakim olmak, liizımülriaye bulunmak icabeden milletin müşterek

1 14

PROF. D R . HİKMET TAN Y U


ar1.usu , maşeri fi k ridir. B i r insanın memleket ve millete n a fi bir iş yaparken nazardan bir a n uzak b u lu ndurmamağa mecbur o ld uğu düstur mi lletin hakiki temayülüdür. B inaenaleyh efendiler, arkadaşı­ mızın sord u ğu ilham ve kuvvet menbaı milletin kendisidir. M illetin müşterek temayülünü u m u mi fikri o ld uğunu münkir o lan lar da var­ dır. Bu gibileri cümleniz ç o k işitmi şsinizdir. Bu gibiler memleket v e milletle ala kasız vr ı,:a til insanlardır. Memleketimizin ve milleti­ mizin ba�ına gelmi� olan bunca fe laketler hiç şüphe etmemelidir k i bu gafil insanların, memleketin talih ve iradesi n i ellerinde tutmuş o lmaların dan ileri gelmiştir. E fendiler! B ir heyeti i ç timaiyenin mutlaka maşeri bir fi k ri var­ dır. E ğer b u her zaman i fii.de ve izhar edilmiyorsa, o n u n ademi mev­ cudiyetine hükmolunmamalıdır. Varlı ğ ı mızı, isti k lalimizi müşterek

fi k rinin,

O fiili yatta behemehal mevcuttur.

ku rtaran bütün efal ve harekat, milletin

arzusu n u n , azminin yüksek tecellisi asarından

baş ka bir�ry değ ild i r . A rkadaşlar. bugün vasıl o ldu ğumuz netice şüphe yo k ç ok şayanı memnu niyettir. ümit bahştır. Fakat me mnuniyeti mahfuz tutabil­ mek i ç i n , ümitleri sahai fiili yata k o yabilmek i ç i n b u ndan sonra d ik­ kat edilecek noktalar da ç o k tur. Son söz söyleyen Hoca efendinin beyanatından mülhem olarak arz edeyim ki en müh i m . en esaslı no k ta terbiye meselesidir. Terbiyedir ki

bir milleti hür. müstakil,

şanlı, iı li bir heyeti i ç timaiye halinde yaşatır veya bir mi lleti esaret ve sefU lete terk Pder. E fend ilc>r,

terbiye

keli mesi

yalnız olarak

ku llanıldığı

zaman

hPrkes kendince maksud bir medlule in ti kal eder. Tafsilata girişil­ se

terbiyenin hedefleri, mak sa d lan tenevvü eder. Mesela dini ter­

biye, milli terbiye, beynelmilel terbiye. Bütün terbiyelerin hedef ve gayeleri başka baş kadır. Ben burada yalnız Yeni Türk Cumhuriyeti­ mizin yeni nesle vereceği terbiyenin milli terb iye o ld u ğ u nu kat'iyetle i fade

etti k ten

sonra,

d iğerleri

üzerindP

tevak ku f etmeyeceğim.

E fendiler, yeryüzünde üçyüz milyonu mütecaviz İsla m vardır. B u n lar ana. baba, hoca terbiyesiyle terbiye ve ahlak almak tadırlar. Fakat maatteessü f hakikat şudur ki bu yüz mi lyonlarca i n sa n k itleleri şu­ n u n veya b u n u n esaret veya zillPt zincir!Pri altındadırlar. Aldıkla n manevi terb iye v e ahlak on lara bu esaret zincirlerin i kırabilecek meziyeti i n sa niyeyi verememi ş tir, veremiyor.

ATAT Ü R K VE T ü R K M İ L Lİ Y ET Ç İ L İ Ü İ

Çünkü hedefi terbi-

1 15


yetleri milli değildir. Efendiler, mim terbiyenin ne demek olduğunu bilmekte artık bir güna teşevvüş kalmamalıdır. Bir de milfi terbiye esas olduktan sonra onun lisanını, usülünü, vasıtalannı da milli yapmak zarureti gayn kabili münakaşadır. "

( 16)

Atatürk 'ün bu çok önemli konuşmasının esaslannı ş öylece tesbit etmek mümkündür.

1- önemli olan şahıs kadar, hatta ondan pek, tabii ebedt bir kök ve kaynak olan Türk Milletinin ta kendisidir " ç ok değerli de olsa bir şahsa değil, millt varlık bütün sevgilere rağmen herhangi bir şahsa " , verilmemelidir. Millt esaslar, ebedt olan mim mevcudiyete güven, bağlılık ilk başta gelir. Nitekim Atatürk büyük bir isabetfe "Bunun aksine hareket kadar büyük hata olamaz " diyor ve devam ediyor: "Ben mensup olduğum büyük milletimin böyle bir hatayı artık irtikap etmeyeceğine dair kemali itimad sahibi olmakla müste­ rih ve müfte birim. "

2- Milli namusa, Türk milletinin yüksek haysiyetine, şerefine uygun, bağlı olarak hareket etmek gerekir.

3- ''Bizim milletimiz, derin, engin bir tarihe ve geçmişe sa­ hiptir. " Türk, kendi ruhunu, milli hayatını, millt benliğini asla unutma­ malıdır. Bunu unutmak bir milleti köle yapar, uşak yapar, sefalete mahküm eder.

4- Bağımsızlığı buyuran, hürriyetçiliği öven en olgun terbiyemiz milli terbiye, millt eğitim tarzıdır, usulüdür. Milli terbiye yerine koz. mopolitlik, beynelmilel, milletlerin gerçekliğini ve varlığını görme­ den onlan bir tarafa savurarak beynelmil, hayali bir alem tasav­ vur ederek, öyle bir istikamete yöneliş gene Türk milletini felakete sürükler. Bundan başka istik lali, bağımsızlığı, özgürlüğü milli gaye verebilir. Dini' terbiye, milll gaye, bağımsızlık, milli" mücadele, milll hedef bakımından yet.erli olamıyor, mutlaka milli terbiyeye ihtiyaç var­ dır, d iyor.

1 16

PRO F . D R . HİKMET T ANYU


Atatürk ün bu sözlerini söylediği zaman da Türkiye hariç hemen bütün İslam halkları yabancı kuvvetlerin, hatta hıristiyanlann bo­ yunduruğu altında sefalet, cehalet ve perişanlık içinde bunalmıştı. Atatürk, bu toplumların ancak milll maksat, milli gaye ile bağımsız. lık mücadelesinde haşan sağlayabileceklerini söylüyor. Bir milletin ahliik, manevi hayat, dünya görüşü yanında içtimat bir miltt gaye ile istiklal mücadelesine girişmesi gerektiğine -dolayısiyle- işaret ediyor. Günümüzde, İslam milletleri ( 400 milyon katlan) bağımsız. lıklarını milli terbiye ve gayelerin de güçlendirilmesiyle başarmışlar­ dır. Halen mücadelede bulunan bazıları -Cezayir milliyetçilerinin Atatürk'ün fotoğraflarını kalbleri üzerinde taşımaları ve onu milli istiklal için, öncü başbuğ tanımaları, bu mücahitlerin ruh ve inancını göstermesi bakımından ayrıca dikkate şayandır. Gönül 500 milyon­ luk İslam aleminin tamamen bağımsız, hür, mesut ve huzurlu bir hayata kavuşmasını, insanlık aleminde layık olunan şerefli, mesut, teknik ve medeniyette ileri mevkii almasını diler.

5- İlham . ve kuvvet alacağımız kaynak Tarihimiz, geçmişimiz­ dir. Bilirim ki bugünkü uyanışı, şahlanışı düne, geçmişe, Türkün asil tarihine borçluyuz. (rv.ledyunuz) . Bize bu şuuru, bu ruhu veren de türlü baskılara, ezmelere rağmen Türk öğretmeni, eğiticisidir. Onların milliyetçiliği, onların korkusuz öğütleri, telkinleri, bilgi­ leri ile aydınlandık ve başarıya ermek için çalıştık ; deniliyor. 6- Bir milletin, bütün bir toplumun müşterek, inançla, sevgiy­ le, aşkla sarılacağı, nurlanacağı bir ülküsü olmalıdır. Bu ülkü mille­ tin umumi, milll şuuru, millt ruhunun sonucudur. Milletin yüksek fikri, arzusu, azmi . . . Kısaca Milli varlıktan şahlanan, ışık saçan Milll Mefkure, Türk milliyetçiliğidir. Türk ülküsünü aşılamak ancak milli terbiye, milll eğitimle olur. "Efendiler, millf terbiyenin ne demek olduğunu bilmekte artık bir güna teşevvüş _(hiçbir karışık­ lık) kalmamalıdır. Bir de mim terbiye esas olduktan sonra onun lisanını, usOlünü, vasıtalarını da milll yapmak zarureti gayri kabili münakaşadır. " Milli'" terbiye ile birlikte dini terbiye de kaydedilmektedir. Bun­ dan dine karşı bir düşmanlık bir fırsat veya basamak yapmak iste­ yenler için, 24 Eylül 1 340 (1924) yılında yukardaki konuşmadan sonra Amasya'yı ziyaret eden Atatürk 'ün şu konuşması hatırlanma­ lıdır:

ATATÜRK VE TÜRK MİLLİYETÇ1L1G1

1 17


" . . . Yalnız Amasya'da geçirdiğim gün lere ait iki hatırayı ihya etmeden geçmeyeceğim. Biri elyevm müftünüz bulunan Kamil E fendi H azretlerine aittir. Efendiler, bu ndan beş sene evvel bu raya geldiğim zaman bu şe­ hir halkı da bütün millet gibi vaziyeti hakikiyeyi anlamamışlardı, fikirlerde teşevvüş vardı, dimağlar adeta d urgun bir halde idi. Ben burada birçok zevatla beraber K a mil E fendi hazretleriyle de görüş­ tüm. Bir camii şeri fte hakikati halka izah ettiler. E fendi Hazretleri halka dediler ki "Milletin şerefi , haysiyeti, hürriyeti. istiklali haki­ katen tehlikeye düşmüştür. Bu felaketten kurtulmak. icap ederse vatanın son ferd ine kadar ö lmeğ i göze almak lazımdır. Padişah olsun, halife olsun, isim ve ünvanı her ne olursa olsun hiç bir şahıs ve makamın hikmeti mı>vcudiyeti kalmamıştır. Yegane çarei halas halkın doğrudan doğruya hakimiyeti eline alması ve iradesini kul­ lanmasıdır. "işte efendi hazretlerinin bu mürşidane vukubulan vaaz ve nasihatından sonra herkes çalışmaya başladı. B u münasebet­ le müftü Kamil E fendi Hazretlerin i takdirle yadediyorum. Ve genç Cumhuri yetimiz bu gibi ulema ile iftihar eder . " ( A ynı kitap S f.

1 1 2) .

ATATÜRK'ÜN SÖZLERİ : Atatürk 'ün ilkelere, temellere en yüksek seviyedeki şahıslardan daha fazla ö nem verdiğinin diğer bir örneği :

30 E ylül 1 34 0 ( 1 92 4 ) . "Bugün E rw ru m 'da yeni açılan bir cad­ denin küşat resmi C azi Pa�a Hazretleri tarafından icra kılındı. B e­ lediye reisi caddenin Gazi Kemal caddesi diye tevsimi hakkındaki halkın a rwsu nu Cazi Paşa 'ya arzetti. Bu ricaya rağmen müşa­ rün ileyh caddeye Cu mhuriyet namı verilmesini tavsiye buyurdular ve bu suretle> tc>vsim edildi. " ( A ynı k itap S f. 1 23). 1 3 Ekim 1 34 0 ( 1 924) Kayseri 'de Vatan ve vatan korumanın önemi hakkında şu konuşmayı yapıyor: "Bütün dünya bilmelidir ki Türk milleti hakkını. haysiyetini, şerefi n i tanıtmağa kadirdir. Türk vatanın ın, bir avuç toprağına vuku bulacak tecavüzün bütün mevcu diyetine v u ru lmuş darbe olacağın ı artık Türk milletin i n fark

118

PRO F . D R . H İKMET TAN Y U


fark etmediğine zahip olmak küçüğü, büyüğü yoktur. "

hatadır.

Saygısızlığın. tecavüzün

Bir açıklama yapmaksızın, Atatürk 'ün Türk İstiklal savaşı için­ deki fikirlerinden başlayarak, 1938 yılına kadar, Türk milletine karşı yaptığı konuşmalanndan konumuzla ilgili yerleri alıyoruz: Türk milletinin manevi gücünün üstünlüğü : " E fendiler, ben de bazı arkadaşlanm gibi, garp milletlerin i. bütün dünyanın milletlerini tanırım. Fransızları tanırım. Almanlan. Rusla n ve bütün dünyanın milletlerini şahsen tanırım ve bu muarefem de harp sahalannda olmuştur. ö lüm kar�ısında olmu ştur. Yemin ederek size temin ederim ki, b i z i ııı milletimizin K ı ı n ı·-i \laııl'\ i � ' 'i bütün milletlPriıı 1-. ı ı ı H' · İ \lüm·ı ı \ l'Sİ fev kinded i r. · Milli benliğe, milli geleneklere aykırı olan. düşman olanla mücadele : " E fendiler! Y etişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri tahsilin hududu ne olursa olsun, en evvel ve her şeyden evvel Tür­ kiye'nin istikbaline, kendi benliğine ve an'anat milliyesine düşman olan bütün anasırla mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir. "Beynel­ milel vaziyet-i cihana göre, böyle bir cidalin istilzem eylediği anii.sır-ı ruhiye ile mücehhez olmayan fertlere ve bu mahiyette fertlerden mürekkep cemiyetlere hayat ve istiklal yoktur. " Yabancı kültürü asla benimsememek, milli terbiye ve milli kültür; ıni lU seciye : " Ş i mdiye kadar takib olunan tahsil ve terbiye usO llerinin milleti­ mizin tarih-i tedenniyatında en mühim bir amil olduğu kanaatinde­ yim. O nun için bir miıtt terbiye programından bahsederken, eski devrin hurafatından ve evsaf-ı fıtriyemizle hiç de münasebeti olma­ yan yabancı fikirlerden, şarktan ve garptan gelen bilcümle tesirlerden tamamen uzak seciye-i milliye ve tarihiyemizle mütenasip bir kültür kastediyorum. Çünkü davay-ı millimizin inkişaf.ı tamamı ancak böyle bir kültür ile temin olunabilir. Laalettayin bir ecnebi kültürü şimdiye kadar takib olunan yabancı kültürlerin muhrip neticelerini

ATATURK VE TüRK MİLLİY ETÇİLİGİ

1 19


tekrar ettirebQir. Kültür (haraset-i fikriye) zeminle mütenasiptir. O zemin, milletin seciyesidir. " Milli' Hars (Milli' Kültür) : "Milletimizin inkişaf-ı dehası ve bu sayede layık olduğu merte­ be-i medeniyete irtikası bittabi ali meslekler erbabını yetiştirmekle ve milH harsımızı ila ile kabildir. " Milliyetçiliğe, Türkiye devletine ve millf meclise Düşman olanlarla mücadele : "Çocuklarımıza vi! ı:;t:uo,;icei••Ü:.;ç ·;erecegımız tahsilin hududu ne olursa olsun, onlara esaslı olarak şunlan öğreteceğiz: 1- Milliyetine, 2- Türkiye Devletine, 3- Türkiye Büyük Millet Meclisine düşman olanlarla mücadele lüzumu! Efradı, bu mücadele esbap ve vesaitiyle mücehhez olmayan milletler için hakkı beka yoktur. " Türk milletinin karakterinin yüksek olduğu : "Geçen zamana nispetle daha çok çalışacağız. Daha az zamanda daha büyük işler başaracağız. Bunda da muvaffak olacağımıza şüphe yoktur. Çünkü, Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir. Çünkü Türk milleti mi lli birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. " Türk 'ün milli ülküsü : "Bunun içindir ki, milletimizin yüksek kar akterini, yorulmaz çalışkanlığını, fıtri zekasını, ilme bağlılığını, güzel sanatlara sevgi­ sini, milli birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek inkişaf ettirmek milli ülkümüzdür." Milır Dava : "Bizi davayı millimizi takipten yddıracak hiçbir vasıta, hiçbir kudret mutasavver değildir. " "Miiü davamız bizim hayatımızdır."

1 20

PROF. DR. HİKMET TANYU


Milll Siyaset : ' 'Bizim vuzuh ve kabiliyeti tatbikiye gördüğümüz mesleki siyasi, milli siyasettir. " "Milletimizin kavi, mesut ve müstakar yaşayabil­ mesi için , devletin tamamen millt bir siyaset takip etmesi ve bu siya­ setin teşkilatı dahiliyemize tamamen mutabık ve müstenit olması lazımdır. " Milli ideal : "Bizim yolumuzu çizen; içinde yaşadığımız yurt, bağnndan çıktığımız Ti.irk milleti ve bir de milletler tarihinin binbir facia ve ıstırap kaydeden yapraklanndan çıkardığımız neticelerdir. " Türk : "Türk: öğün, çalış, güven. " Türk'ün Vatan sevgisi : "Düşünmediler ki Türklerin vatan sevgisi ile dolu olan göğüsleri kendilerinin mel 'un ihtiraslanna karşı daima demirden bir duvar gibi yükselecektir. ' ' Mehmetçiğe Seslenişi ; Türk Ordusuna olan sevgisi, bağı : "Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz, daha sağlam bir askere rast gelinmemiştir. Her zaferin mayası sende­ dir. Her zaierin en büyük payı senindir. Kanaatinle, imanınla, itaa­ tinle, hiçbir korkunun yıldıramadığı demir gibi pak kalbinle düş­ manı nihayet alt eden büyük gayretin için, minnet ve şükranımı söylemeyi nefsime en aziz borç bilirim. Sizin gibi kumandanlan, zabitleri, neferleri olan bir millete yad elleri altında köle olmak mümkün değildir. Bu defa Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin hakkımda yeni bir rütbe ve Gazi unvaniyle tecelli eden i l t i fat ve tevcihi doğrudan doğruya size racidir. Milletin verdiği bu rü tbe ile yükselen ordu, en şerefli ve en ulu b ir gaza ile mümtaz olan yine ordudur. Sizin kahramanlığı· nızla, sizin gösterdiğiniz nihayetsiz fedakarlıklar bahasına kazanılan büyük muzafeeriyetin millet tarafından takdirine delalet eden bu

ATATüRK VE TüRK MİLLİYETÇİLİGİ

121


ü nvanı ve rütbeyi ancak size izii.re ederek bütün askerlik hayatımın en büyük sı>rmaye-i ifti harı olarak taş ıyacağım. Cenab-ı Hak. giri ş· ti ğimiz k u rtuluş mücadelı>sinde şerefli sila h arkadaşlarıma kendile­ rini temyiz eden asaletin, civanmertli ğ in ' k ahramanlığın hak kı olan kat'i halası da nasibetsin. " "Ord umuz, Türk birliğinin, Türk k udret ve kabiliyetinin , Türk vatanseverliğ inin, çeli k leşmiş bir i f8.desid ir. " Sahibimiz olan büyük Türk haklıdır."

milleti istikbalden emin olmağa

M illi Benlik : " B ilelim ki millt bı>n lii:!ini bilmf'vPn milletler başka milletlerin şikarıd ır. "

Milli ruh, milli iradı> : "Ben milletin nı hu zapto lmadıkça, bir milletin azim ve fradesi kırıl{l'ladık ça. o mi llPte hakim olmanın i m k a nı yoktur. H albuki asır­ lanı1 mevludu olan milli bir ruha, kavi ve daimi b ir milli' iradeye hiçbir k uvvet mu kavemet edemez."

Feda karlık, kahraman lı k ve ölçü : Bu millet evlatlarının fedakarlıkları. k ahramanlıkları i çin vahid-i kıyasi b u lu namaz. " "Bu milletin evlatlarının ölçü bulunamaz. "

fedakarlıkları,

kahramanlıkları için

Millet ve tarihi : "Bu millet u tanmak için yaratılmış bir millet değildir. İ fti . har ı>tmı>k için yaratılmış, tarihini iftiharla dold urmuş bir mil­ lettir. "

122

PRO F. D R. H İ KMET TANY U


Milliyetçilik düşmanlariyle mücadele: "Y etişecek

çocuklarımıza ve gençlPrimize görecekleri tahsilin

hududla n ne olursa olsun en evvel ve herşeyden evvel, Türk iye 'nin istiklaline, kendi mülküne ve mi llt ananelerine düşman olan bütün anasırla mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir. B eynelmilel vaziyeti cihana göre, böyle bir cidalin istilzam eylediğ i anasır-ı ru hiye ile mücehhez olmayan fertlere ve bu mahiyette fertlerden mürekkep cemiyetlere hayat ve isti k la l yoktur. " Milli terbiye ve mim kültüre zararlı şeylerle mücadele terbiyesi: " Ç ocu klarımız

ve

gençlerimiz

yetiştirilirken,

onlara,

bilhassa

mevcudiyetiyle, hakkiyle, birliğiyle taarruz eden bilumum yabancı anasırla mücadele

li i z •ı !"" • ı

ve

e fk a n

milliyeyi

kemal'i

istiğrakla

her mu kabil fikre şiddetle ve fedakarane müdafaa zarureti telkin edilmelidir. Yeni neslin bütün k u vayi ru hiyesine bu ev sa f ve kabili­ yetirı

zerk i rr ; : h imdir. Daimi ve müthiş bir . cidal şeklinde tecelli

eden hayat-ı akvamın

fe lsefesi . müsta kil ve mesut kalmak isteyen

her millet i ç in bu evsafı kemali şiddetle talep etmektedir " " B u günün

evlatlarını

yetiştiriniz.

Onları

memlekete,

mi llete

nafi u zuvlar yapınız . .. B u nu sizden talep ve rica ediyorum. " " H atta

d iyebiliriz

ki,

bugünü görmek , millet ricali nin iffet ve

namusu, gayreti millfyei vatanperveranesi ve bilhassa menafii istih­ kar hisleri sayesinde müessir olm u ştu r. " "Bir

heyeti i ç timaiyenin marazı ne olabilir? M illeti millet ya­

pan, terakki ve tefeyyüz ettiren kuvvetler vardır. Fikir ku vvetleri ve iç timai k uvvetler . . . " M illi" A hlak : " M emleketi,

milleti

ku rtannak isteyenler için hamiyet, hüsnü­

niyet, fedakarlık elzem o lan evsa ftandır. " Millt mefk u re , milU onur : " M i lli" mücadelata

şahsi hırs değil, mi llf me fk u re , millf izzet-i

nefis saik o lmu ştur. "

ATAT O R K V E TüRK :\Iİ LLİYET (: i L i C i

123


Enternasyonalizm (beynelmilellik) ve aldanmak : "Muhtelif milletleri, müşterek ve umumt bir Unvan altında topla­ mak ve bu muhtelif unsur kütlelerini aynı hukuk ve şartlar altında bulundurmak, kuvvetli bir devlet kurmak, parlak ve cazip bir siyasi göıüştür. Fakat, aldatıcıdır." Çalışmalann en yükseği : .

" Ş ahsımız için değil, fakat mensup olduğumuz millet için el. birliğiyle çalışalım, çalışmalann en yükseği budur. " Türk : "Türk, çetin işler başarmak için yaratılmıştır. " "Türk 'e müspet ve iyi bir şey veriniz, bunu reddetmesi ihtimali yoktur. " Ecdadı tanımak ve kuvvet kazanmak : "Türk çocuğu, ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır. " İstiklii.l, bağımsızlık : "Türkiye halkı asırlardan beri hür ve müstakil yaşamış ve istik­ lali, yaşamak için şart saymış bir kavmin kahraman evlatlanndan bu millet istiklii.lsiz' yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır. " Türkiyenin terbiye ve maarif siyaseti : "Türkiyenin terbiye ve maarif siyasetini her derecesinde tam bir vuzuh ve hiçbir tereddüde mahal vermeyen sarahat ile ifade ve tat­ bik etmek lii.zımdır. Bu siyaset her manasiyle milli bir mahiyette irae eder. ' ' Zafer ve milli iktisat : "Türk milleti, bütün tarihinde harp meydanlannda birçok zafer t.aclan giyinmiştir. Bununla müftehirdir. Daima müftehir olacaktır. 1 24

PRO F. D R. HİKMET T A N Y U


Ancak bu mefharet tacını daha çok tezyin ederek milletin başında tutabilmek için diğer bir sahada behemehal m uvaffak olması lazım­ dır. O da iktisadiyat sahasıdır." Türk dili ve Türkçe konuşmak : "Türk demek, dil demektir." "Türk milletindenim diyen insanlar, herşeyden evvel ve mutlaka Türkçe konuşmalıdırlar. ' ' Kendilerini Atatürkçü gösteren bazı yazarlar, üniversite gençli­ ğinin (Vatandaş Türkçe konuş) levhaları ile nezaketle uyarmasını bile fazla görerek Türkçe konuşmağı mühimsemediler. Halbuki Atatürk'ü gerçekten benimseyen insan böyle mi davranmalıydı? İşte yukarda Atatürk'ün bu hususta sarih, açık ve kesin sözü. Vatan sevgisi ve vatan müdafaası : "Vatan, evlat ve ahfadımız için cennet yapılmağa layık bir vatandır. İşte bu memleketi . böyle mamure haline, cennet haline getirecek olan sebepler ve amiller, iktisadi sebepler ve faaliyetler­ dir. " "Vatanın müdafaasına ait fiili vazifelerden daha mühim ve mübec­ cel vazife olamaz." Türk dili ve Türk benliği : ' 'Kati olarak bilinmelidir ki Türk milletinin millt dili ve millf benliği bütün hayatında hakim ve esas olacaktır." Kime düşman olmak gerekir : ' 'Mevcudiyet-i milli yem ize düşman olanlarla dost olmayalım. ' ' Milletin kaynağı, kadın ve fazilet : ' 'Milletin menbaı, hayat-ı içtimaiyenin esası olan kadın, ancak faziletkar olursa vazifesini ifade edebilir."

ATATÜRK VE TüRK MİLLİYETÇİLİGİ

1 25


Ateşin milliyetseverlik ve i k tisat : "Milletimizin. muttasıf old uğu kuvvetli seciye. sarsılmaz irade­ nin , ateşin milliyetperverliğin iktisadi muvaffakiyetten nebean edecek feyizlerle de la yık old uğu derecede takviye edilmesi zaru­ rid ir. " Millf Ahlak : " Millf ahlakımız, medenr esaslarla ve hür fikirlerle beslenmeli ve takviye olunmalıdır. Bilhassa dikkatinizi çekeri m. tehdit esasına dayanan ahla k , bir fazilet olmad ı k tan başka. iti mada da layık değildir." Türk 'ün Parolası : "Yüksel Türk parola budur. · ·

: Senin için yükse k liğin hududu yoktur. İşte

İlham Kaynağı Türk milletinin Vicdanı : " Bizim ilham menbaımız doğrudan doğruya büyiik Türk m i l le­ tinin vicdanı olmuştur. " istanbul'un Türklük a lemindeki yeri : "İstanbul bizim tarihimizin ve nH'den iyetiınizin bir hülasasıdır . ' ' Milletin göğsüne sığınma : "Benim için en büyük noktai siyanet ve şefaat menbaı mille­ timin sinesidir . " Büyüklük ve memleket için mefk ure yolunda yürürken : "Biiyüklük odur ki hiç k i mseye i ltifat etmeyeceksin , hiç ki mseyi aldatmayacaksın . memleket için hakikf mefkure ne ise onu g örece k . o hedefe yürüyeceksi n . Herkes sen i n aleyhinde bulu nacak tır. herkes seni yolundan çevirmeğe çalışacaktır; i ş te sen bun da m u kavemetli olacaksın , önüne namütenahi man ialar yığacaklardır. Kendini büyük

1 26

PROF. D il. H İ K M ET TA '.'J Y U


değil, küçük, zaif, vasıtasız. hiç telakki ederek. kimseden yardım gelıneyecE>ğine kani olarak bu maniaları aşacaksın, ondan sonra sana büyüksün derlerse bunu diyen lere de güleceksin . " Atatürk'ün b u sözünün büyük bir kısmı tahakkuk etmiş ve bun . da da Mustafa Kemal ' i n ileri görüşü açığa çıkmıştır. 1944 yılı ma­ yısında vatanlarını. inilletlerini sevmek ten. Türklüğün yükselmesi için çalışmaktan başka maksatları olmayan Türk milliyetçilerini türlü yanlış anlama, türlü düşmanlık ve i ftiralarla damgalanmağa. yollarından çevirmeğe. çalışmak, hatta işkence odalarına sokturma ve birçok kanunsuz_ hareketler hatırlanacak olursa yukardaki sözün anlamı ve değeri daha çok ortaya çıkar. Bilhassa 1953 yılında Türk Milliyetçiler derneğinin kapatılması, mensuplarına türlü bas­ kılar yapılması, bazılarının sürülmesi ve bu gibi bir milliyet düşmanı hareket ve milliyetçilere -mahkumiyet olmadan, mahkeme hükmü olmaksızın- iftiralar, isnatlar savrulması " hakikt mefk u re " yolunda yürüyenleri yıldırmamıştır. Neticede Mahkeme k aran : "Türk milli­ yetçiler derneği yönetim kurulu "Milletlere istiklal, insanlara hür· riyet" dediği ve insan haklarını müdafaa etmeği siyasi saydığı için 1 0 lira para cezası ve derneği kapatma. mallannı alma olmuştu. Başarı ve milletin işbirliği : "Bütlin bu mu vaffakiyetler, yalnız benim eserim değildir ve ola­ maz. Bütün bu m uvaffakiyetler bütün milletin tevhidi mesaisi netice­ sid ir. " Tevazu : övünmemek : "Ben, bu vatana ve bu millete, ne medyun o lduğum vazifeden, ne de di ğer mil let taşlarımdan fazla bir şey yapmış değili m . " Feyiz milletindir ve Türk anaları : " İ k i Mustafa Kemal vardır. Biri ben, fani Mustafa K ı · ı ı ı ;ıl . öte Ben ki milletin daima i çinde yaşattığı Mustafa Kemaller i d • · ! onu temsil ediyorum. Herhangi bir tehlike anında ben :ıı lıur Pt timse, beni bir Türk anası doğurmadı mı? '?tik analar d<ılıa :ı l us ta ra Kemaller doğurmayacaklar mı? Feyı;t; İni lletiııdir bt>nim deği ldir. " .

,\TATü R K V E T ü RK MİLLİY ETÇİLİGİ

1 27


Kadınlar, bilgi ve fazilet; milletin anası olmak : "Kadınlarımız, eğer milletin hakiki anası olmak istiyorlarsa erkeklerimizden ziyade münevver ve faziletkar olmağa çalışmalı­ dırlar. "

MİLLİYET DAVASI "Milliyet davası siyasi bir mücadele konusu olmadan önce şuurlu bir ülkü meselesidir. Ş uurlu ülkü demek müsbet ilme, ilmt usullere dayandırılmış bir hedef ve gaye demektir. ' ' Cumhuriyet ve millt hakimiyet : "Bana ötedenberi kaydı hayat şartiyle reisicumhurluk ve buna mümasil tekliflerde bulunanlar olmuştur. Efkarı umumiye bilme­ lidir ki bu yoldaki teklifler hoşuma gitmemiştir ve gitmez. Benim gayem Türkiye'de, yeni Türkiye Cumhuriyetinde millet hakimiye­ tini takviye etmek ve ebedTieştirmektir. Kaydı hayat şartıyle reisi. cumhurluk gibi bir teklifi , benim idealimi cidden rencide eden bir manada telakki ederim. Bu noktada şu veya bu tefsirlere giden sözlerin manasını, beni iyi tanımış olan Türk milleti benden daha iyi takdir eder." Vazife ve milletten istek : "Milletten çok şey talep etmemeliyiz. Ona hizmet edenler, vazifelerini ifadan başka birşey yapmamışlardır. " Millt kudret : "Bugün vatanımızda bir kudreti milliye vaısa o cereyan felaketler­ den mütenebbih olan milletin kalb ve dimağından doi!'muştur. " Milletine güven ve zaferi sezi ş ; bahtiyarlık : ' 'Milletimde bugünkü muzafeeriyeti tevlit edebilecek hassayı görmüş olmak. Bütün bahtiyarlığım işte bundan ibarettir. "

1 28

PROF. DR. HİKMET TANYU


.irade ve hakimiyet ve millet : " irade ve hakimiyetten tecerrüde rıza gösteren bir milletin akıbeti elbette fela kettir, elbette musibettir. " Hürriyet, eşitlik ve adaletin dayanağı mim hakimiyet : "Hürriyetin de, müsavatın da, adaletin de noktat istinadı haki­ miyeti milliyedir. " Terbiyenin bir milletin hayatındaki önemi : "Terbiyedir ki bir milleti hür, müstakil, şanlı, a li bir heyeti iç�; ... d.iye halinde yaşatır veya bir milleti esaret ve sefalete terkeder. " Türk'ün ödevi ve bunu yapacağına güven ; millete son hitap : ' 'Türk vatanının ve Türklük camiasının şan ve şerefini dahili ve harici her türlü tehlikelere karşı korumak tan ibaret olan vazifeni heran if8.ya hazır ve amade olduğuna benim ve büyük ulusumuzun tam bir iman ve itimadımız vardır . " (Cumhuriyetin 15 inci yıldö­ nümü nutku, 19 Ekim 19 38.)

OLAYLAR, FIKRALAR Son olarak istiklal marşını d inleyişi : "On beşinci yıl şenli k leri yapılırken çok takatsızdı. Dışarda patlatılan mehtap ( maytap) seslerini işitti : "Bu ne Mehmet? " dedi. Ben sustum. Rıdvan cevap verdi. "Gök gürlüyor galiba Atam . . . " diyecek oldu. Güldü: "Çocuk mu kandırıyorsun? .. " dedi. "Mehtap yapılıyor. Şenlik var." Yüzünde nurani bir hal vardı. Bu sırada sarayın önüne vapur gel· miş, İstikla l marşı çalmıştı. Dinledi, sonra gülümseyerek gözlerini açtı :

ATATÜRK V E TORK MİLLİYETÇiLiôi

1 29


"Beni çağırıyorlar" ded i ve ilave etti : "Seviniyorlar. . . '' "Sevinecekler tabi i . . . Sevin mekte haklıdırlar Onbeş yıl cumhuriyet . . . Bu sevinilecek neticed ir. " ( 1 7 ) •

Atatürk 'ün milliyetçiliğini gösteren sözlerinin hepsi elbette bundan ibaret değildir. O birçok yerde ' 'Biz mi lliyetçiyiz ' ', yahut "Bi ze Milliyetçi derler' ' tarzında inancını ve yolunu ortaya koy­ maktan zevk duymuştur. Daha geniş bir kitapta bunları da almak gerekir. Burada Atatürk 'ün milliyetçiliği ve onun milli şahsiyet ve milli zihniyetini çok açık olarak ortaya koyan birkaç olayı, hatırayı an latacağız: "Atatürk , kendini medhü sena eden lere fena halde sinirlenirdi. Hatta kendisine bazan ( Büyük Atatürk ) d iye hitap ettik leri vakit adeta hiddetlenir: ' 'ismime böyle riyakar keli meleri kanştırmayınız_ · · derd i . Bir seyahatte b i r çok hatipler nutuklarında mütemadiyen ken­ disini övüyorlardı. Dayanamadı, derhal ayağa kalktı ve şu konuş­ mayı yaptı : "M uhterem ve hassas arkadaşlarımız uzak maziyi beliğ işaret terle tavzih etti ler. Yakın mazinin acılarını hak ikatC'll d iıı lPyenlcri di lhun edecek tarzda beyan buyurdular. Bu vesile i lr �ahsıın a k arşı teveccühlerde bulunmak nezaketini de ibraz buyurdul;ı r. \ l ı ı LPhassis ve müteşek kiri m. Yalnız sizden o lan b ir şahsa sizden fazla l'heııııni· yet atfetmek, herşeyi bir ferdi milletin şahsiyetiıı dt• teııwrküz ettir­ mek elbette layık değildir. elbette lazım değildir. Memleket ve milletin hayati a tisine olan muhabbet ve hürmettl'ıı dolayı huzuru nuzda bir noktai hakikati izaha mecburum. Vatanıııııı da herhangi bir şahsı. istediğinizi sevebilirsiniz. Kardeşiniz gib i . arkadaşınız gibi, babanız gibi sevebilirsiniz. Fakat bu sevgi sizi, mevcudiyeti milliyenizi, bütün muhabbetlerine rağmen herhangi bir şahsa herhangi bir sevdiğinize vermeğe saik olmamalıdır. Bunun aksine hareket kadar büyük hata olamaz. Ben, mensup old u ğ u m büyük m i lletin böyle b i r hatayı irti kap etmeyeceğine itimat sahibi olmakla müsterih ve müftehirim. • ·

1 30

PRO F. D R . H İ K M ET T A N Y U


Bu cevapla aynı zamanda hiç sevmedikleri lüzumsuz riyakarlık­ lara karşı ortaya milli bir prensip de atmış oluyorlardı. Atatürk sırası düştükçe: " - H ayatta en fena şey riyakarlıktır. Hakikat ne olursa olsun riyakarlar onu hulus ve saffet kisvesine bürüneı:ek saklamaya çalı­ şırlar ki, bu büyük bir tehlikedir." derlerdi. H atıra lanmın bir bahsinde yazdığım gibi bir akşam sofrada arkadaşlann biri gayet samimi olarak kendilerine: "- Allah sana çok ömürler versin. Yoksa vah bu milletin hali­ ne· · deyince, arkadaşımızın bu sözlerine Atatürk cidden müteessir olmuş ve aynen şöyle bir mukavan askere hitap etti : "- Bu sözünüz beni çok müteessir etti. Düşmanlarımız da böyle söylüyor, onlar da "ölsün de kurduğu eser mahvolsun demi­ ycırbr mı? Ve bunu beklemiyorlar mı? Niçin böyle düşünüyor­ sunuz? Herşeyi niçin bana maletmek istiyorsunuz? Ben bir eser vücuda getirdimse milletimin k udret ve k u vvetine ve ondan aldığım ilhama istinad ederek yaptım. Sizleri konuşturdum, sizleri koştur­ dum yaptım." ( 1 8) Atatürk 'ün zihniyetini şu fıkra da belirtiyor: "Tari h, Nazlı Peri : Ankara ve İstanbul 'dan birisinin adının (Atatürk) olarak değiş­ tirilmesi için cereyan vardı. Bazı mebuslar jest yapmak istediler. Bu hususta kaleme aldıklan kanun tasansını, merhum Muhittin üstündağ 'a malederek, Yalova'yı k urmaya çalıştığı zamanlarda ve bir akşam yemeğinde sundular. Tasanyı dikkatle okudu ve dedi k i : "- Bir ismin kalması ve söylenmesi için şehirlerin ı ı·ıııl'llt• r i ı w M ğ ın mak şart değildir. Tarih zorlanmayı sevmeyen m11lı pc>ridir; fikirleri ve vicdanlan tercih eder.

ATATÜRK VE TüRK MİLLİY ETÇİLİGİ

131


Ve, istanbul'un adı İstanbul, Ankara 'nın adı Ankara kaldı .. " ( 19) .

Atatürk�ün en büyük şere r ve mevki olarak Türk milletinin b ir ferdi olmayı en büyük şeref ve meziyet tanıdığını gösteren şu olay bilhassa ilgi ve dikkat çekicidir : Milletin Bir Ferdi : "Cumhuriyet'in onikinci yıldönümü için bir sıra dövizler hazır­ lanmıştı. B unlar içinde şöyleleri vardı: Atatürk bizim en büyüğümüzdür." A tatürk bu milletin en yücesidir. " Türk milleti asırlardır bağrından bir Mustafa Kemal çıkardı. " Listeyi dikkatle gözden geçirdi, bunlar ve bunlara benzeyen. leri çizdi: "- Atatürk biznen biridir. " i tercih etti. ( 20) ( Atatürk 'ün Hiddetini U nutturan Tek Kelime) "O zamanki Mersin ... Biz olandan çok olmayanı görmekteyiz. Karışık diller içinde en az işitilen Türkçedir. Herşey Ş efin siniri· ne dokunuyor. Konuşmaları heryerde bora gibi. Belediyede, Müda. faai H ukukta, Türk Ocağında, mekte pte .. H ep ya kızacak bir aksak· lığa, ya çatacak bir sakarlığa rastlıyor: Abani sanklı Belediye reisi, ziyafet belediyede olduğu halde, guya ev sahibi sıfatiyle, ayakta hizmet etmeğe çalışırken Şeften gelen şimşekli bir ihtar: "Belediye reisleri hizmetkarlık yapmaz, lütfen yerinize buyurunuz. " · 'Türk Ocağında: "Bu eşya buraya emanet gelmiş" diyor ve yanındaki adamına emir veriyor: "Yazınız da benim hesabımdan buraya bin lira göndersinler." En son millet bahçesindeyiz. Duvarların ve ağaçlann üstüne kadar her yer insanla dolu. Fakat Mersin 'de herşey aksi gidiyor: Orta yere, birkaç basamakla çıkılan. tıpkı tahtalari andıran bir yer yapmışlar. K ral ve kraliçeye mahsus gibi yaldı.ı:b iki iwlLuK. Gazi sanki refikasiyle beraber, tüner gibi oraya çıkacak . Bahçeye

1 32

PRO F. DR. H iKMET TANYU


girip de o manzarayı görür görmez adamakıllı kızdı ve ''Bu ne mas­ karalık " diyerek tahta sandalyelerden birini alıp rastgele oturu­ verd i. O zaman Mersin 'de doktorluk yapan rahmetli Reşit Galip orada nutuk söyleyecek. Fakat k imse izin istemPğe bile cesaret edemiyor. Doktor benim tavassutumu istedi, ben Gazi 'nin refikasına söyledim. O Gazi'ye şefaat etti ve Gazi bana sordu: "N utka fllan ne lüzum var? " "- Doktor Türk Ocağı reisidir. diyorum, eğer nutuk söyle­ mesine müsaade buyurulursa. buradaki Türk gençliği kuvvetlendiril­ miş olur. " Türk gençliği; zayıf damarı, şef insafa gelecek gibi . . Fakat öfkesi d e hala üzerinde. Belli, "insaf"la "öfke ' ' çarpışıyor. Nihayet, bir iki dakika sonra, öfkenin tonuna bürünen insafın sesini işittik : Peki, söylesin. Genç doktor kürsüye çıktı : Gazinin muhtelif cepheden büyük· lüklerini saydıktan sonra "Senin asıl büyüklüğün, diyor, bütün o büyüklüklere rağmen milletin ferdiyim diye öğünmendir. "MİLLE­ TİN FERDİ... Baktım, Şefin boralı çehresinde, a ni bir rüzgarla bulutlarını dağıtan bir sema beşaeti var. Ferd , milletin ferd i ; o tek kelime, bir tılsım gibi, dört beş saatlik öfkeyi bir anda u çuruver­ mişti. " ( 2 1 )

BİR GÜREŞ VE ATATÜRK "Muhafız A layı erlerinden ikisi Çankaya köşkünün bahçesinde güreşe tutuşmuş, diğer erler de onları seyrediyordu. Otomobillerin sesi, erlerin hemen kaçışmasına sebep olmuştu. Atatürk köşke geliyordu. Büyük Ata otomobilini durdurdu ve bir el işaretiyle kaçışan erleri yanına çağırdı. Bilhassa gömleğini, fanilasını giymeğe vakit bulamayan pehlivan erlerden biri fazla heyecanlıydı. Ata'nın yanına korka korka yanaştı. Ne yapıyorsunuz burada?

ATATÜRK VE T ü RK MİLLİYETÇİLİGİ

133


A ta'nın sualine bir onbaşı cevap vermişti : Güreşiyord uk Paşam! . . Ata memnun olmuştu, çünkü güreşi pek severd i. Peki, dedi, devam edin öyleyse ! . . Erler çekingenlik gösterince, Atatürk ısrar etti : Güreşin güreşin , dedi. ben de seyredeceğim. Yalnız önce kimin başpehlivan olduğunu öğreneyim. Ata"nın yanına gelenlerd<'n yarı soyunuk, çok heyecanlı olanı bir adım öne çıktı : Benim Efendim . . . Adın n e senin? Kürt Memet. . . " Kürt " ' sözünü d uyan Atatürk kaşlarını çatmıştı, fakat bir an sonra tekrar mütebessim bir çehre ile pehlivana mu kabelede bu­ lun muşlardı : K urt gibi kuvvetli olduğun için mi sana Kurt Meınet di yorlar? "Kürt Memet ' " köylüydü, okumamıştı ama Ata'nın kasdetmek isted iğini hemen kavrad ı : Evet Paşam, dedi, benim adım Kurt Memettir. Yanlış söy­ ledim demin . . . · · ( 22)

DANS, EG LENCE , YA BANCI OKULU VE M İ LLİ Bi U ; i " A n kara'da büyük bir balo veriliyordu. Atalurl-. bir <ır ; ı < o h güzı•I dans eden iki gençle ilgilendi. Dans biti ııcl' on ları :- a n ı na

1 34

PROF. D iL HİK:\llff T A N Y U


çağırttı. İsimlerini sordu, akraba olduklarını öğrendi. Giizcl dans ettik leri için iltifatta bulundu. Ardından da küçük bir i ın lihana başladı : Söyleyin bakalı m : Sakarya harbi ne zaman oldu? Milli Mücadele kaç safha sürdü? Delikanlı da, kız da kızarmışlardı. cevap veremiyorlardı. Niha­ yet kız: Efendim, dedi, ben yabancı dil öğreten bir liseye gidiyorum. Bize mektepte yalnız Fransız inkilabını okuttular. Atatürk hi1; ses çıkarmadı, yaverine dönere k : Lütfen, dedi, bayanla bayı evlerine götürsünler. Derslerine çalışacaklar. . · ' .

MİLLi ON UR, MİLLi ŞEREF V E ÜSTÜNLÜK Faşistler Habeşistan 'ı yı.ttuktan sonra; aleyhine kurulan bu antantın ( Balkan Antantı) bozulması i ç in müracaat ve hatta ricalarda bulunup, sefirlerini kapı kapı gezdiJ."mişti. İngiltere 'nin verdiği cevap şuyd u : "Diğer ü ç devlet -yani Türkiye, Y ugoslavya v e Y unanistan­ herhangi bir tecavüzde bulunmayacağını İtalya taahhüt ettiği tak­ dirde, İngiltere bu antantın feshine razı olur. " 1''akat bu ittifakın Reisi Türkiye ve Türkiye'nin başı da A tatürk olduğu i1;in, onun cevabı esas tutuluyordu. "H ariciye Veka leti ; bütün diinyada o ld uğu gibi, politik tabirler. uzun mütalaalarla bir cevap hazırladı ! . . Fakaaat . . . Atatürk bunu beğenmedi! .. Her meselede yaptığı gibi, arkadaşları arasında müna­ kaşa ile halletmek isted i. . . Birçok zevat Çankaya 'da toplandı, meş­ hur li kir sofrasıııda; sabaha kadar her kafadan bir ses .. Her dilden bir tera ne . . Netice: Sı fır. . . Alatürk . hiç kimsenin mütelaasını tas. vip etmemişti. Bize:

YL\TüllK V E TüllK '.\I İ L L İ 'ıTTCİLİGİ

1 35


<,;ıkar yolu bulamadık. arkadaşlar! .. Ded i ; bilmem ben mi ışık veremedim? Sizin gözleriniz mi seçmiyor? .. Mecliste bir an derin bir sUkut oldu. Büyük, siyast, dahi asker; sigarasından birkaç nefes çekerek, tekrar izah eÜi : İngiltere bermutat satvetine mağruren, Akdeniz kıyıların. daki üç devleti küçümsemiş... Düşünmüş: Haşmetim karşısında. İtalya kim oluyor ki. bana tecavüze yeltenebilsin? .. Olsa olsa kü­ çüklere hücum eder! . . Onun için cevabı: (Onlara saldırmadığın takdirde; ben razıyım ! ) olmuş .. Değil mi? Artık hepimizin gözlerimiz açılmıştı. Hep birden : Evet.. Diye cevap verdik. Atatürk, sözüne devam etti: Haşmetli İngiltere düşünmemiş ki, bu iiç devletin içinde ; Faşistlerle, ne az kendisi kadar, başa çıkabilecek Türkiye vardır ... Şimdi, düşünün bakalım, nasıl bir cevap verelim? . . Mecliste bulunan zevatın, biri birinin yüzüne bakarak bocalama­ sı üzerine, bana döndü: Yaz, Necmi ( İ .N . Dilmen) .. Kalem, kağıda yapışıp: Emret, Paşam .. Deyince, O, vakur beyanı, billOr sesiyle dikte etti : İtalya'nın dileğine cevabımız: (İtalya, eğer İngiltere 'ye asla tecavüz etmemeyi taahhüt eylerse, antantı feshe razıyız . . . "

Salonda müthiş bir alkış koptu. " ( 24) Türk Milletine Layık Kumandan Olabilmek : "Sakarya'dan muzaffer d önüşünde ona intibamı sordular. Ver. diği cevap şudur:

136

PRO F . D R . HİKMET TANYU


Bu millet çok büyük bir millet. Ona layık kumandan olabil­ mek lazım. Son cümleyi söylerken bizzat kendisinin büyük Türk milletine layık kumandan sayılabilmesinde tereddüt gösteriyor gibiydi. Mil­ letin büyüklüğüne inancı bu kadar, ona hürmet ve muhabbeti de ona göre hakikaten sonsuzdu. " ( 25)

TÜRK ASKERİNİN K UMANDANİNA BAGLI LIGI (TÜRK ÇOCUGU BENİ BEKLİ YOR) " . . . Bir gece Çankayada huzurlarında bulunuyorduk. O gecenin sabahı saat beş, beş buçukta, hepimiz içkili idik. Terasa çıktık. Terasın biraz ötesinde, süngülü bir nöbetçi bekliyor. Onu göstere­ rek, bana dedi ki: Görüyor musun şu askeri? . . . Evet. . dedim. Bu Türk çocuğunun, orada kimi beklediğini biliyor musun? Gayet tabii; dilimin ucuna gelen şu o ldu: Köşkü ... Hayır! .. dedi, orada benim yatak odam var. O nun penceresi­ nin altında dolaşır. Uykusuz, sabaha kadar beni bekliyor. Ve gözlerini o Mehmetçik"ten ayırmadan, ilave etti : Türkün bir büyüğüne, kumandanına bağlılığı dünya yüzün­ de emsalsizdir. Bana döndü. Gözü yaşlı idi, sesi yumuşamış, halinde bir hü­ zün vardı.

-

"Türk çocuğu beni bekliyor.. dedi. ·· ( 26)

ATATÜRK V E TÜRK MİLLİYETÇİLİG İ

1 37


ATATÜRK ADI VE ONUNLA ÖVÜN ÜŞÜ "Soyadı kanununun 27 Kasıl 1934 yılında çıkarılan bir kanunla milleti' maledildiği malumdu . Bu sırada " A tatürk " soyadının yalnız Mustafa Kemal'e ait olduğu 24 Aralık 1934 tarihli bir kanunla Büyük :\1ilh•t Meclisinde kabul edilmiştir. Atatürk. bu soyadım. ilk defa Sümerbankın açtığı bir serginin hatıra defterine yazdığı yazıda kullanmıştı. 8 Kasım 1934 tarihini taşıyan bu yazı ve soyadı. kendileri hakkında çıkarılan kanundan 19 gün önce ku llanılmıştır . " ( 27) "Soyadı kanununun çıkması üzerine Büyük Millet Meclisi ona ünvanını veriyor. övünülecek ad . O adla övündüğünü bir kaç defa işittim. Gerçekten yerinde bir soyadı. Bütün nesillerin iftihar Pdeceği bir Ata . " ( 28) Milliyetçilik ve Solculuk : Atatürk'ün seyahatlerinde irticalPn söylediği nutuklarını tesbit eden yazarla ve eşiyle konuşması da çok dik kate şayandır: Hiç insan kendi söylediği söze bravo der mi? Ben kendi sözlerime değil, onların tutuluşuna bravo diyorum. İ yi söylemişsiniz ki iyi tutulmuş! Bunda yalnız tutuluş değil, işin ruhunu kavrayış var. Me­ sela bak. . . V e bana döndü. -Oku çocuğum, bir daha bakayım o milliyet fıkrasını. . . O kuyorum: "Arzın çok geniş bir kıt'asında milliyetçiliğe muarız olarak ortaya atılan en son bir dava b ile fiili tecrübelerden sonra milliyetçiliğin dipdiri ayakta kaldığını gösterdi." Refikasına dönere k : "Gördün mü, diyot. ben onu Konya Türk Ocağı salonunda söylerken daha açık ifade etmiştim. O söz orada

138

PROF . D R. HİKMET TANYU


öyle söylenird i. Fakat şimdi elaleme neşredilirken de o söz böyll· yazılır. Ben işte buna bravo diyorum. " Refikası da hak vermişti, Gazi davayı kazanmıştı. "

•.

( 29)

TÜRK KADINI Cumhuriyetin ilanından sonra Atatürk, Tarsusa geldi. O ' nu karşı­ layanlar arasında İstiklal Savaşı kahramanlarından Adile çavuş da vardı. Bu iri yapılı esmer kadın Atatürk 'ün önünde yere kapandı, ağlayarak toprağı öptü : Bastığın yerlere kurban olayım, d iyordu. Başkumandan Adile çavuşu kaldırdı ve : Kahraman Türk kadını, dedi. Sen yerde sürünmeye değil. omuzlar üstünde göklere yükselmeye layıksın . " ( 30)

YA ÖLÜM, YA İSTİKLAL ' " 2 3 Nisan 1920 ... Ankara'da Büyük Millet Meclisi açılmıştır. Memleketin her tarafından birçok mebuslar gelmişti. Bu yeni mec­ lise gelenlerin bir kısmı, A nkara 'da hiçbir şeyin olmadığını görünce ye'se düşmüşlerdi. Bahsedilen ne Yeşilordu , ne hazine, ne yatacak otel, hiç bir şey yoktu. Sadece Mustafa Kemal. . . . . . Bazılarına bu dava çürük gelmiş olacak ki memleketlerine dönmeye karar verdiler. B unlar geri dönerlerse Mecliste huzursuz­ luk olacağını anlayan Mustafa Kemal, Kürsüye çıktı. O gün pe k heyecanlı idi. Atatürk 'ün hayatında belki böyle canlı bir tablo doğmamıştı. Mebuslara hitaben: İşittim ki bazı arkadaşlar, yoksullu ğumuzu bahane ederek memleketlerine dönmek istiyorlarmış. B en k imseyi zorla Milli Mec­ lise davet etmedim. Herkes kararında hürdür, bunlara başkaları da katılabilirler. Ben bu mukaddes davaya inanmış bir insan sıfatiyle buradan bir yere gitmemeğe karar verdim. Hatta hepiniz gidebilir-

ATATüRK VE TÜRK MiLLİYETÇİLİGİ

1 39


siniz. Asker Mustafa Kemal mavzerini eline alır, fişeklerini göğsüne dizer, bir eline de bayrağı alır, bu şekilde Elmadağına çıkar, orada tek kurşunum kalana kadar vatanı müdafaa ederim. Kurşunlanm bitince bu aciz vücudumu bayrağıma sarar, düşman kurşunlanyla yaralanır, temiz kanımı mukaddes bayrağıma içire içire tek ba­ şıma can veririm. Ben buna and içtim . . •.

Diye feryat edince herkesi bir heyecan dalgası sardı. Hiç biri göz) ışlannı zaptedemiyordu. " ( 3 1 )

MiLLi KIN , MİLLİ ÖÇ "O

tarihte Edime Müzeler Müdürü olan Necmi Ağabey anla­

tıyor: "Atatürk, Edirneyi ziyaretinde Selimiye camiini de gezdi. Çıkar­ ken sordu: Bana, Balkan harbinde düşman topçusunun ateşi ile zarar görmüş bir bina gösterebilir misiniz? Emredersiniz Paşam. Ve derhal henüz bahçesinde bulunduğumuz Selimiye dış duvar­ lanndan birini gösterdim. O zaman, büyük adamın gözlerinde şim­ şek çaktı ve şu emri verdi: Bu yara asla tamir edilmeyecek ve alınacak bir öcün nişane­ si olarak saklanacaktır. " ( 32)

ANA VE VATAN "Hiç unutmam, o muzaffer Başkumandan, kendisine her zaman . ki gibi: Mustafacığım... diye gazasını tebrik ile, hoş geldin d iyen annesinin elini öperken, bir çocuk safiyetiyle, mahcup ve müte­ vaziydi.

140

PROF. DR. HİKMET TANYU


Anneciğim ! . .

Sütünü bana helal ettin mi? diye gülümsü-

yordu. Heıaı olsun yavru m ! . Senin gibi bir evladı olan hangi ana şad olmaz. A llah seni bu millete bağı�lasın. Babacığın da sağ olup, bu günleri görmeliydi. Amma, şimdi onun da ruhu şaddır. Varol Mustafacığım, deyip oğlunu yanına oturtt u . dereden tepeden konu . şurlarken, annesi birdenbire : Oğlu m, artık sen de muradına erdin, biz de, millet de. Am­ ma, benim bir muradım daha var. . Bilirsin ya, kaç defa istedim , bir türlü olmadı. Şimdi artık sırası geldi. . Bak hastayım . . ölmeden, seni kendi elimle .. A nladın ya .. Başgöz etmek isterim, yoksa gözüm arkada k alır .. " deyince, Gazi güldü : Sen ne istersin de ben yapmam, anneciğim! _ dedi, şimdiye kadar işlerden baş alıp evlenmeyi düşünmeğe vakit mi vardı? A mma. şimdi, senin de istediğin gibi, evimdeyim. Merak etme, bu muradı­ na da pek yakında ereceksin . . " ( 33)

Amerika ve Türk Genci : A tatürk, Amerika 'dan uçarak ( 1 931 de) Türkiye 'ye gelen iki Amerikalı pilotu övüyor ve konu şmasının sonunu Türk gençliğine getiriyor: Yalova 1 .6 . 1 9 3 1 . �

"Bu sevinçlerin en yükseğini, en derin hassasiyetle Türk mille­ tinin duyacağına şüphe yoktur. Çünkü Türk Milleti güzel bir şeyi, her medeni şeyi, her yüksek şeyi sever, takdir eder. . Fakat muhakkaktır ki, her şeyin fevkinde tapındığı bir şey varsa, o da yüksek kahmmanlıktır. Bu sözlerim şüphesiz bugünkü müteyakkız Türk gençliğinin kulaklannda yüksek ve müessir akis­ ler yapacaktır. Yüksek hasletlerine emniyetle baktığım Türk çocuk­ lanndan daha az şey istemem. " ( 34)

ATATÜRK VE TORK M İLLİYETÇİLİGİ

141


ATATÜRK'ON, KENDiSİN İ İ LAHLAŞTIRANLARA CEVABI Ankara'da yüksek öğretim talebelerinin tertiplediği bir çayda Atatürk gençlere hitabeler söyletiyordu. J-I eyecanla konuşan bir genç s.özü Atatürk 'e getirerek : Atam, dedi, sen bir Allahsın. Atatürk hiddetlendi, ayağa kalktı: Arkadaşlar, Allah mefhumu insan beyninin çok güç kavra­ yabileceği metafizik bir meseledir. ·· ( 35)

"TÜRK MİLLETİNİ KİM KURTARDI " Tarih dersinde Ataturk, dersini anlatıp bitiren öğrenciye sord u : Bir şeyi söylemeyi unuttun. Türk milletini kim ku rtardı? öğrenci hemen cevap verd i : Atamız kurtardı. Atatürk bu cevabı kabul etmed i : Hayır çocuğum, Türk milletini kendi kanı kurtardı. ·· ( 36)

KUTSf VAZiFE 1

N İSAN 1 922 MİLLi M ÜCADELE ESNASINDA ANKARA HARBİYE (HARPOKULU) MEKTEBİNİN KURULUŞ MERASİMİNDE . o zaman kordelii. kesmek adeti yoktu, sadece kurban

kesildi. Mustafa Kemal Paşa da çok mütehassis olmuştu. Talebelere hitaben irade ettiği veciz nutkunda, bilhassa "Bütün millet ümidini

142

PRO F . D R . HİKMET TANY U


size bağlamıştır.

önümüzde sizi

bekleyen büyük vatan ve millet

vazife leri var. Şanlı şerefli tarihimize ve onu yaratmış olan kahraman ecdadımıza layık olacak şekilde çalışacağınızdan eminim. Bu vatan, bu millet sizin dirayetli, bilgili, metin ve azimkar ellerinizle kurtula­ cak ve yükselecektir . Vazifenizin bu kudsiyetini hiç bir zaman hatı­ nnızdan çıkarmayınız. H epinize başarılar d i leyere k, Allahın birliğine emanet ediyorum. " deyişi, herkese gözyaşlan dök türmüştü. "

( 37 )

TÜRK O LARAK DÜNYAYA GELMEK ' " B ilmem

dikkat

ettiniz

mi?

Büyük

Ata'nın

nüfus kağıdında

yalnız doğum yılı yazılıdır, ne gün, ne de ay yoktur. Halbuki rah­ metli annesi nin daima o k uduğu bir mushafın kenannda doğum gün ve saati yazılı imiş. B u nu , A nkara Belediyesinden bir gün ş ahsan gid i p

nüfus

kağıdı

almaya

hazırlanırken

kendisine

hatırlattılar:

Sene yeti�ir, dedi, yoksa bir gün gelir, doğum günümü kut­ la mağa kalk arlar, sonra padişahlara benzerim. Doğuşundaki fev kaladelik : Atatürk, kendisinin insan üstü bir varlık olduğunu söylemelerini hiç hoş karş ılamazdı. Çocukluk arkadaşı Nuri Conker 'in sert şaka­ lannı büyük bir neş 'e ile d i n ler ve hepimizin önünde tekrarlattırırdı. . Birgün so frada ismini zikretmek istemediğim bir zat: Paşam, demişti, kimbilir çocukluğunuzda ne müstesna bir insandınız. Kimbilir, ne harikulade hatıralannız vardır. Atatürk güldü ve Nuri Conker 'e döndü: Nuri anlatsın, dedi. Nuri BeS' her vakitki latifeci diliyle : Bakla

tarlasında

karga

ç obanlığı

ederdi,

cevabını

verdi.

Demink i suali soran zat• lftfın bu mecrayı almasından fena halde ürktü. Suali ortaya attığına bin kere pişman oldu.

ATATORK V E TORK M 1 LL 1 YETÇ 1 L1Gl

14 '


Bana insanlar üstünde bir doğuş atfetmeğe kalkışmayınız. Doğuşumdaki tek fevkaladelik Türk olarak dünyaya gelmemdedir. " ( 38)

ATATÜRK'ÜN SOYU. ASİL MİLLET "O "na Makedonya tarihinde bir "sülalename " aramağa kalkış· mışlardır. Mustafa Kemal ise , kendine bir " kişizadeli k " atfetme isteyenlere karşı, Atila 'nın bir sözünü tekrar etmekten hoşlanırdı. Atila , Roma kapılarına dayandığı vakit sırmalı elbiseler ve altın yaldızlı kasketlerle kendisini karşılamağa gelen Romalı prenslere "Gerçi .ben sizler gibi yüksek asalet unvanları taşımıyorum ama, asil bir milletten olduğumu biliyorum " demişti. " ( 39) "1 937 yılında bir E ylül akşamı, on arkadaş iki sandala binerek F lorya 'da geziyorlardı. Bir aralık deniz köşkünde bir sandalın ken­ dilerine doğru geldiğini farkettiler. Herkes gürültüyü kesmişti. Atamızın gür, aynı zamanda müşfik sesi d u yu ld u : Çocuklar, eğlentiniz çok hoşuma gitti. Aranızda bulun­ mayı arzu ettim. · Gençler bu ani ziyaretten son derece memnun ve heyecanlı derhal Ata'nın bizzat k u llandığı sandalı aralarına alıyorlar. üç sandal mehtaba karşı yol alıyor. A ta : Aferin çocuklar, Türk gençleri hem çalışmasını, h e m eğlen­ mesini bilmelidir. Memleket sizindir. Çalışın ve eğlenin, diyor. Gençler hep bir ağızdan, bütün millet gibi kendilerinin de min net­ tar oldukları bu güzel vatanın güzelliklerinden sayesinde istifade et­ tiklerini tekrar tekrar söyleyince, Atatürk, yine: Çocuklar, diyor. Ben bu inkilabı sizin babanızla, dayınızla, ananızla, velhasıl bUtün vatandaşlannızla yaptım. Bu sizin hak­ kınız. Maruafih görüyorum ki bana karşı itimadınız çok k uvvet­ li. Size bir sual soracağım. Kabiliyetsiz bir milletin başında bu­ lunsaydım, bu inkilabı yapabilir miydim?

1 44

PROF. D R . H İKMET TAN Y U


İç lerinden Sadi adında biri atılıyor: Atam, diyor. Sen kabiliyetsiz bir mil\etin başına gelemezdin . Çünkü kabiliyetsiz milletten böyle şef çikmaz. Ata, heyecanla ayağa kalkarak bu gencin elini sıktı ve : Bunu söylemenizi bekliyord um, dedi. " ( 40)

Mİ LLETİMİZİN T ARİHi ZENGiNDİR Bir gün Konyadayız. A kşam yemek yeniliyordu. Sofrada bulu nan Konya meb 'uslanndan bir arkadaş bir münasebetle Ata­ türk 'e: Atatürk ! Allah seni başımızdan eksik etmesin! Yoksa bir­ birimize gireriz. Dedi. Bu sözleri duyunca A tatürk o zata : Rica ederim, böyle söylemeyiniz. Bu sözler beni müteessir ediyor. Çok şükür milletimizin tarihi zengindir. Milletimiz kaç defa uçurumun kenanna gelmiş, fakat kendi içinden uzanan k uvvetli bir el onu daima u çurumun kenanndan alarak geriye çekmiş, sela­ met yerine, vasi mahsusuna getirmiştir. Demişlerdi. " ( 4 1 )

ATATÜRK'ÜN MiLLi VE DiNi TERBiYEYE DAiR TÜRK OCAGINDA Y AYTIG I BİR KONUŞMA "Mekteplerimizde ve bütün kültür müesseselerimizde milli terbiye esas k abul edilmiştir. Tuttuğumuz yol budur: Çocuk dini terbiyesini ailesinden alacak­ Bu arada, İlahiyat Fakültesi gibi, din1 terbiyeyi takviye edecek müesseseler de kurmak üzereyiz. Fakat bu. zaman meselesid ir. " (42) tır.

ATATORK VE TORK MiLLiYETÇİLİGİ

145


ATATÜRK'ÜN SEVDiCi CİHAN ŞÜMUL ŞAHSİYETLER "Atatürk tarihin büyük simalan içinde en çok kimleri beğenirdi? 1924 Martının 3 üncü günü Meclis kürsüsünde hilafet nutkunu söyleyerek Mecliste Yavuz Selimden hep "Hazreti Yavuz" diye bah­ setti. En çok takdir ettiği kumandan Timurdu. "O sizin yerinizde olsa yaptıklannızı yapabilir miydi?" diyene "Bunu bilmem, fakat ben onun yerinde olaydım yaptıklannı yapamazdım. " dedi. Fakat yeryüzünde kendisinin en hayran oldu �u kimse şüphesiz ki Mu ham­ meddir. Onun devlet kurmaktaki şefliğine hayrandı. Hiç yoktan devlet kurmak . . " ( 4 3) .

SELANİK HATIRALARI, VATAN

vE

VAZİFE

İlk Türk kadın uçmanı, Atatürk Un Manevt evladı Sabiha Gök­ çen anlatıyor: "Büyük Atatürk. hastalığının mahiyetini bilmediğimi, kendisinin her gün ölüme yaklaştığını biliyord u .

fakat

' 'GidPceksin yavrum . . . " dedi. "Söz verd ik, sözümüzün yeri n e getirilmesi lizım. " Gününü kendisi kararlaştırdı. 16 Haziranda başlayan seyahatim beş gün devam etti. Selanik 'te doğduğu evi görmemi istemişti. Döndüğümde, ilerlemiş olan hasta yatağında daima Selanik şehrini ve doğduğu evi anlatmamı istiyordu. Ben anlatırken ı,: ok müte hassis oluyor, adPta gözleri doluyord u . Müteessir olduğunu gördükçe mevzuu değiştirmeye çalışıyord um, fakat o ısrarla ayni şeyleri söylememi istiyord u . O sene ben, Türkkuşuna başöğretmenliğe tayin olunmu�­ tu m. Atatürk Ü yatakta bırakıp Ankara 'ya gelemiyordum. Tür­ lü bahanelerle hareketimi geciktirdiğimin farkına vardı ve: Hiç kimsenin, hiç bir suretle vazifesinden ve vatana hizmetten geri kalmasını anu etmediğini bild irerek, aynen şu cümleyi söyled i : "Git vazifenin başına, işini gör, icabederse tekrar dönersin ! " ( 44)

1 46

PRO F. DR. H İKMET TANYU


MİLLİ MEN FAAT , TÜRK DEVLETİNİN V ARLIGI V E H ÜR RİYET FİKRİ "Mevzubahs olan hürriyet, iı.;timal ve medeni insan hürriyetid ir. Bu sebeple, ferdt hürriyeti düşünürken, her ferdin ve nihayet bütün milletin müşterek menfaati ve devlet mevcudiyeti göz önünde bulun­ duru lmak lazımdır. Diğerin hak ve hürriyeti ve milletin müşterek menfaati ferdi hürriyeti tahdit eder. Ferdi hürriyeti tahdit, devletin de adeta esası ve vazifesidir. Çünkü devlet ferdt hürriyeti temin eden bir teşekkül olmakla bera­ ber, aynı zamanda bütün hususi faaliyet.leri umumi ve millf menfaat­ ler için birleştirmekle mükelleftir. ' 'Hürriyet başkasına muzur ol­ mayacak her türlü tasarrufta bulunmak tır. " denildiği zaman vatan­ daş hürriyetinin, yalnız bunun gaye olduğu, devletin bu gayeyi temin için bir vasıta telakki edildiği ifade edilmiş olur. Fakat bu vasıtadır ki milleti, umum't menfaat ve gayesini muhafaza edecektir. " İşte bu yu karıya naklettiğim cümlelerde A tatürk ün esas fikirleri vardır. O 'nun bu onbeşinci ölüm yıldönümünde, bu fikirlerini tekrar­ lamış olmakla hatırasını tazelemek fırsatını buluyorum . " ( 45)

ATATÜRK 'üN TÜRKÇ ÜLÜGÜ Atatürk 1930 yılında Türkiye'nin birçok illerini bir grup şahısla beraber dolaşmakta ve Türk milliyetçiliği ülküsünü halka, gençliğe telkin etmektedir. B u gözlem, o günlerin bir tanığının iradesidir. "Seyahatin İzmir'den itibaren başlayan safhasında ve bilhassa Mersin ve Adana 'da milliyetçilik ve Türkçülük bahisleri hayli konu ­ şuld u . Esasen, Gazi, Türklerin O rtaasya 'da büyük ve eski bir medeni­ yet kurmuş oldukları, sonra kurak lı k dolayısiyle buralardan dünya­ nın muhtelif istikametlerine göç ler yaptıkları ve bu suretle her medeniyete Türk 'ün damgasını vurduğu hakkındaki tarih tezlerini, bir küçük broşürde toplamışlar ve neşrettirmişlerdi. Seyahatte okumamız ve fikirlerimizi bildirmemiz için broşürlerden birer tane de bize verilmişti. Bu broşür üzerinde seyahatte birşey konu­ şulmadı. A ncak görünen ve anlaşılan birşey varsa o da Gazi 'nin in­ kilabımız umdelerinden biri olan milliyetçilik vasfını Türkçülük

AT ATORK VE TüRK MİLLİYETÇILtc t

147


temeliyle kuvvetlendirme i stc>d i g i idi. Türkler Osmanlı devletini kurduktan sonra kendi tari hlerini bu devletin tarihinden başlata­ rak eski hatıralarını ve tari hlerini unuttu lar. Osmanlı devleti milli bir devlet olmaktan çıkarak yayıldığı yerler itibariyle muhtelif dinleri, dilleri ve ırkları bir araya toplayan imparatorluk devle­ ti olmağa doğru inkişaf etti. Bütün bu hadiseler Türk milliyet­ çiliğini öldürdü. Şimdi yalnız Türk lerle meskun bir vatan üzerin­ de yeni bir devlet kurd u k : Osmanlılıktan, İslamcılık tan sıyrıldık. Onun için unuttuğumuz Türkçülüğümüzü hatırlamalıyız. Gazi en eski medeniyetlerden çok eski bir kök medeniyetin , Ortaasya Türk medeniyetinin, bugün Anadoluda yaşayan insanlara ait bir tarih olduğu fikrini ortaya attı. Milleti bu yolda bir imana bağ­ lamak, dinin boş bıraktığı sahayı milliyet duygusuyla doldurmak istiyor. Mersinde ve Adanada Arap, N asturi, süryant ekalliyetler var. Bu nlar Türkçe bile konuşmazlar. Mu hitte bunlara karşı düşman­ lık gösteriliyor. İşin ve servetin, nisbet edilirse . çoğu bunlarda imiş . Halbuki Suriyede, İskenderun civarında, Halepte bir çok Tijrk var ki, ekseriyet halinde, Anavatanın dışında kalmış, Rumlarla yapılan mübadele ş!!klinde bu civarda yaşayan gayrı Türk azlık lara Suri­ yedekf Türkleri mübadele fikri bile ortaya atılıyor. Gazi, içimizde bugün azlık gibi gözüken ve kendilerini A rap, Süryani vesaire tanı­ yanların, bir takım hadiseler neticesi olarak Türklüklerini unutmuş insanlar olabileceğini söylüyor. Görüyorum ki, Gazi 'nin Türkçü­ lüğü, daraltıcı ve parçalayıcı değil, genişletici ve toplayıcı bir Türk­ lük ... Halkı bir müşterek fikir etrafında toplamak, memleketin sadece maddesini değil, milletin manasını da kurtarmak lazım geldiği muhakkak. Gazi her şeyden fazla bu noktaya e hemmiyet veriyor ve bunun için de Türklüğün ve Tiirk tarihinin eskiliğini ve k udretini ileri sürüyor. . . . milleti kendi benliğinden, tarihinden doğacak ku vvetle bir araya bağlamak temayülü var ki mühim olan bu noktayı kavramak için tarih bilgisine lüzum var. Tarihte yüksek bir millet olmak. medeniyetler yaratmış bulunmak bize fahrü gurur verecek şeyler­ dir. Ancak bunda ifrata gitmekten çekinmeliyiz. Kendi kendimizi ·dev aynasında görmek, başka milletleri küçültmek bize ancak zarar

148

PROF . D R . H İ KMET TANYU


verir. Bu tereddüdümü. seyahatte bir münasebetle, Gazi 'ye arzet­ tiğim vakit: Türk leri bütün dünyaya geri bir millet olarak tanıtan telakki bizim de içimize girmiştir. Dörtyüz çadırlık bedevi bir kabileden bir imparatorluk ve millet tarihini başlatmak suretiyle imparator­ luk zamanında Türklerin telakkisi de bu merkezdeydi. Evvela mil­ lete, tarihini, asil bir millete mensup bulunduğunu, bütün medeni­ yetlerin anası olan ileri bir milletin çocuklan olduğunu öğretme­ liyiz; mealinde ikazda bulundular. Gazi 'nin Türklük ve tarih tezi­ ne gün geçtikçe daha fazla sanldıklan görülüyor. Boş vakitlerinde hep tarihi kitaplar okumakla vakit geçiriyorlar. " ( 46)

GENERAL SHERİLL'iN TANIN MI Ş KİTABI VE ATATÜRK'ÜN Mİ LLi TARİH AN LAYIŞI "Büyük bir adam demiştir k i : "Bir milletin türkülerini ben yaza­ bilsem de, kanunlannı kim yazarsa yazsın." Bir milletin türküleri bu kadar ehemmiyetli olursa, ya tarihi hakkında ne d iyelim? O milletin yetişmekte olan nesillerine, ataları­ nın şanlı menkibelerini kim anlatacaktır? Bir ırkın yalnız istikbali için değil, o istikbale biçim ve yürüyüş verecek olan milli heyecan ve hamleler için de o şanlı menkıbeleri anlatış kadar derin ehemmi­ yetli hiçbir şey yoktur. Avusturyalıların Reichstadt-Dükü dedik leri halde Rostanın büyük tiyatrosundan sonra bütün dünyanın L 'Aglion diye tanıdığı Napolyonun oğlu genç Roma kralının acıklı hikaye­ sini unutmayın. Katternich bu gencin, büyüklük hırs ve ümidine düşmemesi için babasının şanlı fütuhat tarihini öğrenmemesine karar vermişti. Bu kurnaz devlet adanu biliyordu ki insanın karak­ ter ve vatan sevgisi duygulannı inkişaf ettirmekte atalan tarafıııd a ı ı yapılmış kahramanca işlerin ilhamkar anlatılışından kuvvE>tli bir şey yoktur. İşte bunun için delikanlıya babasının şanlı hayatı hakkında , hiçbir şey söylenmemiş ve bu işlere ait hiç bir kitabın eline geçmesine müsaade olunmamıştı. Türk gençliğine, Türk milletinin geçmiş çağlannın doğru hika­ yesini öğretmek için, genç cumhuriyetin elinde ne biçim kitaplar vardı? Bütün büyük garp milletlerinin Türkler için yazdığı tarihler

ATAT Ü RK VE TüRK MİLLİYETÇİLİGİ

149


Turklligün bu şanlı işlerini nasıl göstc>riyorlardı? Türkler daima dejenere Osmanlı imparatorluğunun alçalması ve yıkılması hakkın­ da yabancılann yazdığı hikayelerle kanştırılmış bir ırk değil miy­ di? Ve bu iddia her vakit Arabistanın, Suriyenin, Filistinin, Mı­ sırın ve Trablusun padişahlar buyruğundan çıkmasına dair olan delillerle takviye olunmuyor muydu? İki defa Viyana duvarlarında coşkunluk nişanesini bırakmış olan Türk istila dalgasının sonuneu olmak üzere geriye çekilişine karşı garp tarihçileri hep birden başlannı, bir ölüyü teşyi eder gibi ; sallamamışlar mıydı? Onlann sözüne göre bu çekiliş idi ki, bütün Balkanlan arkada bıraktıktan sonra Türk milletinin hakimiyet gemisini ta içerlerde Ankara'da baştan kara etmiş bir halde bırakacaktı. Evet, hiç şüphesiz ki garp tarihinin kestirme hükmüne göre, Türkler artık bitmişlerd i ; artık günlerini yaşayıp geçirmişlerdi. Osmanlı İmparatorluğu son haddine kadar açılıp kuvvetlendikten sonra, gerek k endisini, gerek başkalannı idare kudretinden mahrum old uğunu göstermişti ; artık Türk milleti Levanten mayası ile karı­ şan kendisini temizlemek ve yeniden gençleşmek kuvvetlerini büsbütün kaybetmişti. Evet, böyle diyorlardı. Ancak bu doğru mu idi ve bugün doğ­ ru mud ur? Bütün milletlerin tarihi gösterir ki muvaffakiyet tehlikelidir; çünkü bu arzuya şayan olmayan her türlü unsu rları kendine doğru çeker; öyle u nsurlar ki ırki erlikten ziyade kendi hasis menfaat­ lerini temin kaygusile hareket ederler, bunlar yalnız zaferlerin ganimetinden kapışmak isteyen ve fakat daha birçok zaferlerin kazanılmasına yardım eli u zatmağa yanaşmayan kuzgunlar gibi üşüşürler. Gazi H azretleri, cesareti kırılmış bir millete liderlik yapmak için bütün bu döküntülerin arasından bir kartal gibi yükseldiği zaman, ihtişamlı görüşlerinin şahikasından gördüler ki önce yapıla­ cak iş Türk lerin yeni baştan Türkleştirilmesi, Türk milletinin yeni baştan, yüzlerce yıllık tarihlerinin en büyük anlanndaki zaferleri kazanmış olan Türk kardeşliği haline gelebilmesi için, Osmanlı hali tasını vücuda getirmiş olan madenlerden kalp ve _mağşuşlannı atıp asıl cevheri ortaya çıkannak lazımdır. Ve bundan sonra, Türkiye

150

PROF. DR. H İKMET T ANY U


kendi hakiki özünü buld uktan sonra, tarihinde öyle bir inkila p yapmalı ki Türk ırkını asırlarca müddet sürmüş. Osmanlı idaresiz. lik ve kabiliyetsizliği ile ittiham eden şimdiki yazılı tarihlerin yeri­ ne, gelecek Türk nesillerine ilham verecek bir surette tertip edilmiş eski zaferelerin hakiki menkıbelerini anlatan bir eser o rtaya çık­ sın. İ ngiliz ordusu , hatıralan tazelemek için yıldönümleri merasımı, ünifo rmalann teferruatı ve muazzam ciltler tutan menkıbe ve mefa. hir j umallan vasıtasile alaylarından her birisinin asıl an 'anelerini dikkatli bir surette korumakla çok akıllı davranmaktadır. Fransız­ lar da size, mefahir ve maneviyat kadar orduya ilham verecek bir şey yoktur diyeceklerd ir. Gazi bütün bunlan ve bunlardan daha faz . )asını da anlamış olduklanndan, noksan ve yanlış olan Türk tarihin­ de bir inkila p yapmak i1;in bütün ku vvet ve enerjilerini kullandılar. Tarihin başlangıçlarından başlamak ve O rta Asyadan doğum ye­ rinden kalk arak büyük ve orta deniz yalılarından mu kadder anayur. da kadar Türk ırkının yürüyüş tarihini yeni baştan yazmak üzere, memleketin en iyi fikirlerini davet etti. Gazi bu alimlere milli tari · hin safhalarını açmalarını ve böylece uzak Asya yaylalanndan Akdenizin geniş caddelerine giden yollarını o kadar kahramanca açmış o lan Türk milletinin hakiki mefahirini bütün dünyaya göster­ melerini emretmiştir. Bu a limlerin o milli yürüyüşü bütün derin izleriyle o kadar vazıh göstermeleri lazımdı ki bugün Türk çe bilen bir insan bu yürüyüşü Akdeniz 'den başlayarak yalnız Orta Asya­ daki Altay dağlarına değil, hatta Mogolistan hududuna kadar görüp anlasın. Bu yeni tari h yazılmıştır ve genç Türkiye bugünden itiba­ ren garp tarihinin, şarkın bu asil ırkı hakkında vermiş olduğu hükmü yalan çıkarabilir. Hepsinden iyisi ş udur k i : 1932 Temmuz'da Anka­ ra 'da toplanmış olan büyük tarih kongresi, tarihi araştırmalar için bir merkez, bir standard yapmış ve Türk tarihini yan lış te­ lak kilerden temelli olarak kurtarmıştır. Nitekim Fransa i htitii ı; rle, Fransa 'nın 18 inci asırdan kalma irtica temayüllerini süpürüp götür­ müştür. Gazi'nin yaptığı inkila plar içinde Türkiye'nin müstakbel mane­ vjyatı için , kendi milleti aleyhine verilmiş yalan tarih hükmüne karşı yaptığı bu dokuzuncu inkilap kadar df'ğerli ve büyük olanı yoktur.

ATATORK VE TORK MİLLİ Y ETÇİLIOi

151


t:azi' nin en büyük bilgill•ri ,:osl.l'rd iği mevzulardan biri de, Türk­ lerin O rta Asyadaki öz yu rtlarından batıya doğru ilerleyişlerini etnografik hari talar ve vesikalar üzerinde takip ve izah etmesidir. Gazi, Türk llik heyecan ve davasını ispat için beni bütün bir öğle­ den sonra kütii phanesindc haritadan haritaya veyahut hadisatın devamını gösteren sayısız k itaplara ve vesikalara götürürken kani old u m ki mevzuuna onun kadar vecd ve heyecan ile dalmış bulu­ nan hiç bir insanı hayatımda görmedim. B u (öğleden sonra) hatı­ ramda mümtaz olarak d urur, bu d u ru ş yalnız benim gibi öğrenmeğe iste k li bir adama Gazi 'ninki gibi bir dimağın · mutlaka vereceği in­ cizaptan değil, aynı zamanda bu zatın e n derin bir bilgi ile muhte­ şem surette süslenmiş vatanperverliğindendir. Bu ilhamkar mu havereyi hatırlamağa çalışırım. Evet onun tezi ilhamkardır. Diyordu k i : . " - Bizim Türk ırkımız eski v e şerefli bir millettir. Zaten Orta Asya 'nın Altay yaylasında yetiş tiği için kartalın meziyetlerini daha gençliğinde kazanmıştır. Ta u zak lan görür, hızlı bir uç uşu vardır ve bu ruhu barındıracak kadar kuvvetli bir beden sahib idir. Zaten maddi olsun, dimağf olsun, hiçbir sıkıcı hudut içinde d u r­ maz yaradılışta old uğundan yüksek anayurdunun, dünyadan uzak vaziyetine karşı isya n etmiştir. İşte o zaman bu ilk Türkler başla­ rını alarak dünyanın hem doğusuna hem batısına yayıldılar. Y ıl· maz atalarınuzın bütün bu saldırışlarıyla bugünün Türk m illeti olan bizler pek ziyade alakadarız. A ncak en büyük alakamız onların Çin büyük duvarını paralayarak o vakte kadar korunabilmiş Çin medeniyetinin ta yüreğine sokulmalarına, yahut şimali garbiye doğru dönerek geniş İskandinavya sahasına girmelerine ait olmadığı gibi, tarihin Attila dediği büyük bir Türk k umandasında Orta Avru­ pa'ya akın etmesine veya kardeş milletlerin bu gibi istila hareket­ lerine de taallu k etmez; biz tabii olarak ve b aş lıca o grupla alaka­ darız ki tam batı istikametinde yakın şarka doğru gelerek bugün Sümer medeniyeti, Hitit medeniyeti denilen medeniyetlerle A na­ dolu 'nun başka tarihten önce medeniyetleri kurmuşlardır. Garp medeniyeti Asya kıtasındaki insan denizinin bu birbirini kovan dalgalan önüne bir yüksek set kurdu ve bu setten sonra Bizans İ mparatorluğu şeklinde meydana çıktı. Bu i mparatorlukla atalan­ nuz d övüşmeğe başladılar. Zafer tam pençemize girerken bu sefer

152

PRO F . DR. H İKMET T ANYU


garptan gelen başka bir dalga -Haçlılar- Anadolu 'ya saldırarak kat 'i zaferimizi yani, büyük harp mükafatı ve geniş imparatorluk sembolü olan İstanbul 'u almamızı tam iki yüz sene ( 1453 senesine kadar) geri bıraktı. " Gazi Hazretleri, "Biz Türkler her çağda şarkın kılıcının keskin ağzı idik. Lakin git gide birçok levanter unsurlar biz galiplere kanş­ tıklanndan, Osmanlı İmparatorluğu denilen o milletler halitası or­ taya çıktı. Bu Osmanlı İ mparatorlu ğu memleketteki Türk unsurunu Avru pa içlerine karayel (şimali garbi) istikametinde iki büyük med dalgası halinde kullanmakla istifade etti, Kanuni Süleyman zama­ nında, aradaki bütün Balk anlarla ötelerini zaptederek V iyana kapı­ larına kadar dayandı. Türklerin bu istikamette ikinci dalgalanışı Dördüncü Mehmet zamanındadır ki, o da aynı derece cengaverane ve zaferlidir. Osmanlı İ mparatorluğu biz kahraman Türkler yüzün­ den bir büyük devlet oldu ve dinimiz olan İslamiyet üzerine büyük bir ru hani teşkilat yapıldı. İşte bu devlet ile ru hani teşkilat çok kuv­ vetli bir müessese halinde İstanbul'da birleştiler. Orada kahraman Türk, saray entrikalarına ve ruhani teşkilatın nüfuzuna mağlup ol­ du k i, bu iki müessese tahakküm merkezlerinden ta uzaklan ve Avru pa, Anadolu ve şimali Afrikadaki mıntakalan idare ediyorlar­ dı. İşte birinci büyük tablomuz burada bitiyor. Bu tablo Türkler tarafından boyanmış ve süslenmiş iken, bu cengaverler şimdi saray entrikalarından bu nalarak arka zemine atılmışlardı. Tarih yürüdü. B u ndan sonra Türk İmparatorluğu garp medeniye­ tine karşı kendisini Türk silahlariyle değil, daha ziyade garp devlet. !erini birbirine düşürmek suretiyle müdafaa etti ki bu devletlerin siyaseti de İstanbul'a ve Boğazlara talip olmak isteğiyle değişi­ yordu. Avru palılar bize "Avrupanın hasta adamı" adını verdiler ve her tarafta birçok miras davacıları türedi. En sonra garp devletleri­ nin arasında büyük harp çıktı. Biz de Orta Anadolu 'da ticari menfa­ atler arayan merkezi Avrupa deyletlerinin yakın şark ihtiraslariyle bu harbe sürüklendik. " İşte bu sözler Gazi 'nin tarihini öndeki sahifelerde tarif ettiğimiz Gelibolu seferine kadar getirmiş oldu. Ne muhteşem bir akşam muhaveresi ! Asırlardan aşağı doğru n e kartalca b ir süzülüş v e nasıl b i r kartal?" ( 4 7 )

ATATÜRK V E T O R K MİLLİYETÇİLİGİ

153


ATATÜRK'ÜN BÜTÜN VATAN SATHINA YAYILM I Ş TANIN MI Ş . VECİZESİ VE HİKAYESİ ( Bir Türk Dünyaya Bedeldir) "Atatürk. Türk askerine candan aşıktı ve Mehmetç iği dünyanın en kahraman, en yüksek ve en ideal askeri olarak kabul ederdi. Mehme�di':;i' k u manda etmeyi şereflerin en büyüğü sayardı. Zira Türk askeri Türk milletinin sembolüdür. Onun asker üzerindeki otoritesi de millet üzerindeki otoritesi gibi karşılıklı sevgiye dayanırdı.

1 9 25 te Kastamonu seyahat.inde bir kışlayı teftiş ediyord u . Oradan çıkarken d u varda b i r levha gördü v e okudu : "Bir Türk on düşmana bedeldir . " Su baya d önerek ve levhayı göstererek sord u : öyle midir? Subay hiç tereddüt etmeden, vekarla cevap verd i : Evet Paşam! Atatürk zaten yüksek ve dik olan başın ı büsbütün yükseltti ; bakışlannda Türk milletinin parlak tarihi, ölmez ruhu, sonsuz ve­ karı ışıldıyordu. Her zamanki gibi iman dolu bir sesle cevap verd i : Hayır çocuğum, öyle değildir : B İ R TüRK D ü N Y A Y A B ED E LDİR . " ( 4 8)

ATA TÜRK VE SEVDİKLERİ Eski Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt ile yapılan sorulu, karşılıklı konu şmalarda önemli bilgi vardır: Türk dili, mazisi, sevgisi, . sevdik leri ve kahramanlık :

1 54

PRO F . D R . HİKMET T A N Y U


Sizce Atatürk 'ün lider, inkilap ç ı olarak ve ilmin inkişafı hususundaki ralli nedir? Çok lıüyi ı k ti i r. B ir defa öz Türkçeyi ortaya atması büyük bir eser; çul-. uü\·iik bir harekettir. Çü nki, bizi bu suretle benli ğ imi­ ze getirdi. Yan arap, yan farsca, yan frenkçP bir dille bir millrt, millet olamaz. Tarihe bakınız; d ilini kaybetmiş hangi millet "Ben , varım ! " diyebiliyor. . . . Ş u n u da ilave edeyim ki, Atatürk maziden hoşlanmaz bir adam değildi. Mesela : Cengiz'i, A ksak Timu r 'u , Y ıldırım 'ı. Fatih'i çok methederdi. Y ıldırım i çin bir defa şunu söylediğini hatırlıyo. ru m : B i r gün ressa m lar kahramanlık simasını kaybederlt>rse, Y ıl dırım 'ı alsın lar, yapıversinler. Aksak Timu r'u da çok akıllı bulu rd u . Ve bir gün ş unu da dedi­ ğini hatırlarım : Ben, dedi, Timur zamanında olsaydım, onun yaptığını yapabilir mi idim : onu söyleyemem, fakat o benim zamanımda olsaydı, belki daha fazlasını yapabilird i. " ( 49)

ATATÜRK'ÜN TÜRKÇÜLÜGÜ. TÜRKLÜK SEVGİSİNE DAİR SON FIKRA " A tatürk, ı;ok Türkçü id i ; o mu hakkak : Birgün beraber oturu . yord u k ( Mahmut Esat Bozk u rt) . Merhu m N u ri Conker bize şakıı ettiğini işaret edere k : Canım, dedi, Türklük mürk liik ne imiş? Zaten bütün insan. lar birbirlerine karışmıştır. Bunun artık Türk 'ü , Acem'i, Fransız 'ı, Rus'u olur mu? Atatürk, hepimizden çok sevd iği arkadaşı N u ri Conker 'e : Bana b a k N u ri ! Her şakana eyvallah ama, Türklüğüme ilişmP! Benim hayatta yega ne fahrim, servetim Türklükten başka bir şey değildir, dedi. ' · ( 50)

.\TATüRK VE TüRK M i L L İ Y ETÇİLiCi

1 55


ÖZLEYiŞ VE SONUÇ Bu kitapta Atatürk 'ün 1- Türk ırkına,

2- Türklüğün bütünlJ­

ğüne ve birliğine verd iği önemi gördük. M illiyetçiliğin, nasıl Cum­ huriyet Türk iyesi nin, yeni Türk devletinin kurulu şuna a mil. esas kaynak ve onu k sl�yici temel olduğunu ve Atatürk inkilaplarının ( D evrimlerinin) ancak bu maksat ve gaye ile yapıldığını ve bütün hedefin, Türklüğü müspet ilme, refaha, saadete, tekniğe, ileri bir ik tisadi hayata, kısaca çağdaş medeniyet seviyesinin üstüne, millt şuura ve miltt benliğe sahip olarak yüceltmek istediğini belirtmeğe çalıştık.

Onu,

düşman

bir

solculuk,

istikamette

kozmopolitlik göstermek

ve bu

isteyen lere

gibi milliyetçiliğe karşı

A tatürk 'ün

ne derece koyu bit Türk milliyetçisi olduğuna dair apaçık deliller zikrettik.

Böylece

A tatürk 'ün Türk

ve birliğine verd iği

yüksek

ırkına,

Türklük

bü tii n lüğüne

mevki ile birli k te, ve üçüncü olarak

3- Türk milliyetçilik ülküsünün, mefkuresin i n , manevt imanın, ah­ laki esasların Türk milleti için biricik temel olduğunu. harsi ve ma­ nevi değerlere. millt kültüre çok kıymet verilmesi gerektiğini, millt terbiye ( M illiyetçi

ülkü), Türk Tarihi ( M illt tarih), Türk dilinin

bütün Türk yurdunu

fethetmesi, ve böylece Türk 'ü Türk yapan

bütiin u nsurlara dair her zaman uyu lması gereken sözlerini belirt­ meğe uğraştık. Bu konular içinde günümüzdeki milliyetçi düşünür­ lerimizin ancak birkaçından nakillerde bulu nmak isted ik. Bu suretle mim ve İ slami terbiye, eğitimle, ileri ik tisadt temciler ve demokra­ siyi

benimsemiş

Türk

milliyetçilerinin

ileri

seviyesini

arzetmek

istedik. Bu münasebetle burada ş unu ifade etmek isteriz ki, rej im­ ler için de,

milliyetçiliğe

en

elveri ş li olan demokrasidir; halkın,

kendi kendisini idaresi miıtt iradeye saygıyı benimseyi ş, Türk milli . yetçiliğinin hukuki cephesini teşkil etmektedir. Türk

milliyetçileri n i,

Türkçüleri

yıkmak

ve Türk'ü

birbirine

kırdırtmak için çırpınan aşırı solcu, komünist, kozmopolit . . . .lerin ırkç ı - Turancı damgasiyle hücumlarının ne derece yanlış, haksız olduğunu yukardaki bölümlerde aksettirmeğe çalı ştık. Türklüğü yok etmeğe, onu sömürgeci devletlere peşkeş çekmeğe çırpınan, -kızıl, k omünist v.s.- Türk

Vatanının parçalanmasına zemin hazırlamak isteyen Türk milliyetçiliğini ve İ slam inancını sistemli, p!anlı, çok teşkilatlı bir şekilde ezmek, yoketmek arzu­ sunda

1 56 "

olan

kimseler Türkiye 'de hergün biraz daha artmaktadır.

P R O F :DR. H İKMET T A N Y U


Bunlar, milyonlarca lira sermaye ile yayın ve türlü müesseselerde yer almış, beslenmiş. şöhretlendirilmi ş, sıra sıra kitaplarını yayınlama gayretleri içinde, milli cepheyi içinden dağıtmak. milli şuur ve ruhu yıkmak, parçalamak. lurK evlatlarını. sinsi usuller ve devamlı tel· kinlerle birbirine kırdırtmak, saldırtmak hevesindedirler. Bunlar. Türk milliyetçilerini. çeşitli iftiralarla boğmak, ezmek istemekte. onları A tatürk düşmanı. gerici v.s. ile gözden düşürtmeğe, inceleme, araştırma olmadan bu sözleri benimsetmeğe özenmektedirler. Ko­ miinizmi sinsice yaymağa çalışan, ve kendilerini gizlemek için türlü maskeler kullananlar gerçekten A tatürk 'çü olsalardı, ( Komünizm) "Her görüldüğü yerde ezilmeli" diyen A tatürk'ün öğütüne, buyru­ ğuna uyarlardı. Türk diline, Türk tarihine, Türk kültürüne, Türk sanatına, Türk milliyetçiliğine, Türk mukaddesatına. Türk ahlakına, Mill1 Marşa. Türk Bayrağına. . . . düşmanlık göstermezlerdi. Fakat onlar için miltr olan, milliyetçi olan, maneviyatçı olan herşey ezil· melidir; işte gözledikleri nokta budur. B inaenaleyh. basının, türlü yayın müesseselerinin içine sinmiş, kızıl zeh\rini, kurnaz, planlı, programlı şekilde akıtanlar ve iftira savuranlara karşı Türk genci her zamankinden çok dikkatli bulunmalı, kendisini alet olarak kullanmak isteyenlere sormalıdır: "Sen niçin milliyetçilik lehinde hiç yazmıyorsun, Türkiye'ıJe faali yette bulunan birkaç bini çoktan aşmış komünistleri Türk gencine tanıtmıyorsun, Sovyetleri tenkit etmiyorsun da boyuna A tatürk düşmanı, gerici diye, Türklük sevgi­ sini ve milli şuuru, milliyetçiliği açıklayan, komünizmin, Türklük için ölüm olduğunu belgeleriyle. müsbet delilleriyle isbat eden, kitaplaıiyle, yazılariyle, sözleriyle belli insanları. hiçbir vesika, delil zikredemeksizin damgalamağa, gücün yeterse yıkmağa çalışı. yorsun? Neden millt kültürle ilgili kitapları, A vrupa ve A merika'nın komünist o lmayan yazarlarının yazı ve kitaplarını, piyeslerini değil de, komünizme hizmet etmiş bir sıra şahısların kitaplarını akın akın Türk çeye çevirtiyorsun, yayınlıyorsun? Bunlara tekrar tekrar sor­ malı, "Atatürk 'e sadakat ve Atatürkçülük bu mudur? İlericilik bu mud u r? " Onlara sormalı : "Bir yandan İsla m dini adamlarını bilgisiz olmakla kötülemeğe çırpınırken. neden tsıa m d ini dersleri ( azınlık okullarında. rum, ermeni, yahudi din dersleri ve dini okul· lan, dini terbiye mevcuttur, onun i ç in bunları katmıyoruz) İslam dini okulları, İmam Hatip okulları, İlahiyat Fakültelerinin açılma­ sını önlemek için saldırır, tenakuzunun farkına varmaz görünüp, Lürlü yalan, tlirlü i ftira ile ·-bütün batı medeniyetine mensup, çağdaş medeniyetteki laik memleketlerde din müesseseleri olduğu halde·

ATAT Ü R K VE TÜRK MİLLİY ETÇİLİGİ

157


. ıii ylc temel müesseselerin k u rulmasına engel o lu rsu:ı? N edl'n maddl·­ ciliği. ( materyalizmi) yaymak, Allah ve din diişmanlığıııı sürP kli olarak telkine -kara taassu p, gerici ve böylPce- ı; alışırsııı? N eden bunlan kaldırıp. ahlakt. manev1 hiı;I i k , boşlu k . yoklu kla . ülküsüz. gayesiz. birbirine güvenmeyPn bir kütle k u rmaya ı;alışırsın? ı�tak­ sadııı, hedefin nedir? Laik A ınPrika B . Devletleri ve A vru pa' nın bütün laik devletlerinin -laik olmayan H ıristiyan devletleri saymı­ yoruz- manevr temrllPri varken ve batı medeniyeti , millt şuur ve milliyetçilik yanında, hıristiyanlığı kelimenin tam anlamıyla ·-dev­ letiıı en ileri mevkiinde olanlar muntazam ibadrt ederler. k iliselere giderlerken- benimsemişken. sen bir yandan batıya yönelme laf­ ları yan mda nasıl, milliyet, din düşmanlığı yaparsın? Amerika, Avru pa ün iversitelerinde sıra sıra k i liseler. pa pazlar faaliyette. her ijn i ıw�i ll' n in, her fakültenin katolik . protestan talrbe cemaatleri v;ı r l ü'll l':ı k iiltclerde sık sık talebe a yin lere çağrılır. ( Ü n i versitenin a ç ı l ı sı. si ı ınestir tatili. mc>zuniyet) ve böyle bir sıra günler papazlarııı karşısı ı ı r l a ayinlerle olurken -hem de bilhassa laik Amerika ve Avrupa memleketlerinde - sen Türk iye'de milliyet ve islıi. miyet düşmanlığı yapar. batı medeniyetinde. memleketlerindP ili m . tek n i k . iktisat yanında çok önemli mevk ii olan bu esasları yıkmak, parı;a­ lamak , batı hakkında Türklüğü aldatmak. Türk lere batı dünyasını yan lı ş göstermek istersin? B u n u nla . sosyali zmi maske olarak k u llan­ sa n da, komünizme, daha açık , kesin ve belli i fadesiyle Komünist Rusya'ya hizmet etmiş olmuyor musun? Demokrasiye. milli varlık ve milli iradeye ihanet etmi ş . Türk tarihine, Türk yaşama hakkına ihanet etmiş olmuyor musun? Türklüğü yoketmek istemiş olmuyor musun? Sovyet Sömürgeler İ mparatorl u ğ u na , Türkiye'yi katmak istemiyor musu n? Bazı bilgi ve kavrayıştan mahru m zavallılar veya hainler, vakit vakit Atatürk'ün anıtlarını yık mağa özenme k tedirler. B u nlar elbette zararlı veya tehli keli kimselerdir . Fakat b unlardan daha zararlı olanı Atatürk 'ün fikirlerini, öğütlerin i . b u yru k larını sinsi sinsi yıkma­ ğa kalkanlardır. Bunlar çok daha tPhlikelidirler. Y ık ı lan i>ir heykelin yerine yenisini yapmak çok kolaydır. Fakat A tatürk 'ün yıkılmak istenen fikirlerini. kurmak istediği temelleri tekrar onarmak bir nesil boyu ömür ister. Daha çetin emek ve zaman ister. Çok siste;-:-ıli ve pla nlı çalışan düşman, Türkiye'ye mi lyon lar atmakta. gnPken ortamı, zemini yaratmaya elverişli fırsatı temine ı;alışmaktadır Türkiye'de ilk maskesi açılacak lar. delilsiz. belgesiz. mesnetsiz ona

158

PRO F. D R . H İ K M ET T .\ N Y U


b u na, gerici, A tatürk düşmanı �.s. damgalarla hücum edenlerdir. Bu maske kaldırılırsa altından. kızıl. kozmopolit... Türklük düşmanı suratlar çıkacak ve gerçek Atatürk düşmanlan, batı medeniyeti ve demokrasi düşmanlan anlaşılacaktır. Milletini sevmek \'C yaşatmak. milletin bağımsızlığını (İstikla­ lini) ve bütünlüğünü korumak. ancak milliyetçilik ülküsü ve milli şu urla , iman la olur. Binaenaleyh edilen yemin lerin, andların sağlam­ lığı ve k ök lülüğü milliyetçi, maneviyatçı bir şuur ve inançla beslen­ mekle temin edilebilir. Bu da aile, okul ve fakültede. Türkiye'nin bü­ tün yayın sahası nda, gazete. dergi, kitap. radyo, tiyatro, sinema. konfP•��� v.s. ile beslenmekle olur. Y i yecekt.en mahrum olan aç kalır ve yaşayan u zviyetin besin lere ihti yaeı aşikardır. Bir mi llette milliyct c i l i k � a nnla, eğitim ve öğretimle beslenmezse, üstelik türlü i ftiralar. ı ı ı ı · I . ' : ı l a ıı lar ve yanlış anlamalar. salgın, yaygın bir hal alırsa . " o : ı i l l ı · ı ı ı ı ı l lf ş u ur. millt ülkü. milli kültürden mahrum. aç Jıra k ı lırsa. o ı l ; : : a felaketi. talihin, kadnin en ecısı, milli bağımsız­ lık , m i l lt lıı ı : u ı ı lli k . hürri yet ve insanın en tabii haklan ölüme terke­ dilmiş dPııw i-. ti r :'-l e ekilirse o biçilir. diyen , Türklük ve İslamlık, a hl a k , fazilet. m i l lı·t ve insan haklarıııın. dPmokrasinin, hürriyetin düşman la n faali yetlerini artırmakta. rotatifleri çalıştırmak ta. ele­ manlannı can alacak noktalara yerleştirmeğe uğraşmaktadırlar. Türk milleti, tari hin in en önemli, en çetin, hatta en tehlikeli anlan· nı yaşamaktadır. Biz bundan, başta millf şu ur. millt kültür, gerçek­ ten milli eğitim ve öğretimle. mi llt ülküyle, Türk milliyetçiliği nwl'ku resiyle selamete, huzura, çağdaş medeniyetin refah seviye­ sine 1;ıkabi l eceği m i z i sanıyoruz. Türk

milliyetçili ğin i. emperyalist, milletlere, ırk lara düşman yanlı ştır , yalandır Türk milliyetç iliğini parçalayıcı, dağıtıcı olarak göstermek yanlıştır, yalandır. Türk milliyelçi)iğini , laboratu vard a k a n Lah lildsi olarak göstermek, iftiradır. yalandır. Türl; milli yetçili ğ i n i nazi zi m. faşizimle kanş::r.:::ı.k. öyleymiş gibi telkin etme k . komün istlerin harcıalem olmuş yalanları. takti k leridir. Türk mi l li yetçiliğini ilnw d üşmanmış, maceracıymış gibi göstermek yalandır, i ftirarlır. yanlıştır. Bu i ftiraları, yalanları. hat.alan bir anda dcğiştirmck. ift irayı tahkik zahmetine katla nmakla da olur. Asıl kayna k tan yapılacak kısa bir araştırma b ı le Türk milliyetçiliğinin ııc o ld u ğ u n u göstermej;'(<' yeter. Düşmanın taktiği açık : ift ira et_ yalan siiylr, 1;amur at. Do{!rusu anlaşılsa bile zaman geçPr. iz bırakır. gösterınPk

ATAT ü R K V E T ü R K �li LL i Y ET ÇİLİGI

159


leke yapar. Kolayca hüküm veren, bir fıkra veya makaleye kolayca aldanıveren, safdil. gaflet içinde, işlerin içyüzünden habersiz bir insanı kazanmak. onu yanıltmak, ve öne sürmek. Türklük düşmanları için küçümsenmeyecek bir kazançtır. İ ftira. yalan selleri arasında kalan Turk c,:ülük. insan haklannı parçalayıcı, sömürücü, baskıcı olmak şöyle d u rsun, gücü, imkanları nisbetinde yeryüzünden baskı ve sömürmeyi k aldırmak. insan hakla­ nnı ve pek tabii olarak Türk hukukunu tahakkuk ettirmek ister. :auna ·;.·urk çülüğün tarihi tanıktır. Türkiye tarihinde demokrasinin öncüleri Türk çülerd ir. İsbatı çok kolaydır. Ziya Gökalp 'in bir seri makaleleri. demokrasi. hürriyet. cumhuriyet_ fıkracılık ( Particilik) hakkındaki yazılan. ' 'Yeni Türkiye'nin hedefleri" adlı seri makale­ leri, A hmet A�..ıuğlu'nun eseri (Devlet ve Fert), v.s. bu nların oir kaç örneğini teşkil eder. i l . Cihan Savaşında komünistler bir müddet naziler ve faşistlerle işbirliği yaparlar ve onları överlerken, Türk milliyetçileri taa ötedenberi (Türk Yurdu dergisindeki C . 3 Sa . 2 . deki, Türk Milliyetçiliğine Başlarken, adlı makalemize bakılması) faşizim ve nazizimle mücadele f>tmekteydiler. Bilhassa ilime olan bağlılık ve Türkiye'de ilmi en verimli s<>viy<>ye çıkartma gayretleri asla inkar edilemez. Zira müspet ilmin de öncüleri, Türkçülük cere­ yaniyle. Türkçülerle başlamıştır. "ilme clogru ", " İ li m " hakkındaki bir sıra makaleler. üniversiteyi yeniden ihya etme teşebbüsleri , Sosyoloji ve Psikoloji. iktisat bilimine ilk olarak geniş ölçüde yer ve k ıymet verenler Türk milliyetçileri olmuştur. Türkçülerin ahlaki değerleri sağlamlaştırma. doğruluk. sorumluluk, hak ve vazife şuurunu aşılama, irade ve fazilete, manevt temellere önenı kazandırma faaliyetleri asla inkar edilemez. Bu alanda da tertemiz örnekler veren. ilmi bir metotla ve islam dini inancıyla çalışara k . Türk ahlakı üzerinde yazılariyle, konferans­ lariyle ... gayret go • renlerin büyük kısmı Türk milliyetçileri olmuş­ tur. B u apaçık hakikati inkar eden ahlaki inançtan nasipsiz. ikiyüz­ lü, yalancı, i ftiracı, nifakcı ve fesatcı insanlan bile yıllarca usanma· dan, yılmadan doğru yola, hakikat ve hak sevgisine getirmeğe, yarınki Türk iye i çin k azanmağa uğraşanlar gene milliyetçiler, Türk· çille r olmuştur ... Türk milliyetçiliğinin önemli davaları arasında, en yeni teknikle ileri bir hayatı , büyük sanayii kurmak, en medeni usulleri, konforu, sağlık teşkilatlannı. mesken işini halletmek en geniş yeri almaktadır. Hiç şüphe yoktur k i , Türk milliyetçileri, _

1 60

PROF. D R . H İKMET TANYU


eşitlik ve iyi niyet anlayışı ile, mi lli istiklal ve hürriyeti millt kültür ve millt şuuru zedelemeksizin, mi lletler arası işbirliğine, dayanışma ve yardımlaşmaya taraftardır. İyi, mesut ve huzurlu bir dünya k urul­ masını ve milletlerin istik l8 1 ve hürriyetlerine kavuşmasını candan dilemektedir. Sömürgeciliği. baskıyı ve ezmeyi reddeden böyle bir zihniyet. elbette şefkat ve dostluğu tercih eder ; karşılıklı iyi niyet ve eşitlik içinde milletlerin mutluluğunu diler. Pek tabiidir k i , insan­ lığın asil b ir bölümü olan Türklük a lemini, her Türk düşünmek hak­ kına haizdir. Kimse onu, bu haktan, bu ödevden mahrum edemez. Her Türk, 1- T�iih olduğu, aynı kültür, aynı tarih, aynı ırk, aynı hatıralara, ve yurtlara sahip old uğundan, kardeşlerinin de insan haklarına kavuşmasını isteyeceğinden, 2- Müslüman olduğu, aynı dinden bulunduğu, 3- İnsan olduğu, hak, hürriyet, haysiyet ve şerefin her insanın hakkı olduğundan, bütün Türklük alemiyle ya­ kından ilgilenmeğe mecburdur; bu, mi llt, dint, insanl bir vazifedir ve en tabii bir haktır, en medent. olgun ve ileri bir davranıştır. Bunu reddetmek, insanlığı, hakkı, hürriyetL 4�;;;;.;li, kısaca insanl ve ilaht olan herşeyi inkardır. Bir . Türk milliyetçisi: Hakikatçi, medeniyetçi, ahlak ve fazilet aşığı, cesaret ve irade sahibi, manevi bir varlığı olan, A llah'a, ruha ve ruhun ölmezliğine... inanan, ilim ve teknik ça­ lışmalara son derece önem ve yer veren, uzmanlığı, aklı ve denemeyi benimseyen, ik tisadf hayata gereken mevkii veren, emeğin içtimai adalet ölçüsüyle değerlendirilmesini büyük bir görev sayan, sömür­ meyi önlemeyi, herkese en medeni, ileri bir hayatı, işi, geçimi sağ­ lamayı, sermayeyi meşru bir yola sevketmeği ödev tanıyan, köy kal· kınmasını. işçinin refahını baş tacı edinen, maarif. sağlık işlerini gereken önemde gören, mi llt ve manevt terbiyeyi zaruri bilen, geniş ve derin bilgili, milliyetçi, medeniyetçi, ilmi ve teknik çalışmaları değerlendirmesini bilen, olgun din aG.mları, hocalar yetiştirmeği ve buna dair teşkilatı, okulları ve fakülteleri kurmağı doğru yol tanı­ yan, millt savunmayı bütün yurttaşların bileceği bir hale getirmeği, gereken askeri bilgiye sahip olmağı, bir dış düşman karşısında milletçe gerek silah, gerek askerlik ve savaş bilgisine, teşkil8 Llanna sahip, çoluk çocuk, kadın, erkek bir ordu halinde millet olarak, vatan müdafaası yolunda, savaş, mücadele, ruh ve azmine yönelti­ len bir eğitim ve öğretim tarzını benimseyen, demokrasiye bağlı. hürriyetçiliğe saygı ve · sevgi duyan, milli kültürü birinci mevkie çık armağı ödev bilen, ilmi çalışma metoduyle, yılmadan çalışmayı, ve yaşanılan vatanı bir cennet haline getirmeği ülkü bilen insan­ dır.

ATATÜRK VE TüRK MİLLİYETÇ İLİGİ

161


Türk milliyetçiliğinin ne olduğunu pek kısa ve sınırlı da olsa yukarda göstermek istedik. Niçin Türk milliyetçisi olmak ı:rrr k t iğini birkaç cümle ile anlatmağa çalışacağız. Böylece. Türk :nilliyetçili · ğine karşı savrulan i ftiralann ne kadar dayanıksız, temrlsiz olduğu bir defa daha ortaya çıkacaktır. Bir Türk milliyetçisi, iyiniy.-tlili k , eşitlik içinde, gerçekte mi lletler halindP ifadesini bulmuş i n sa niyP· tin haksever dostudur . Milletlere istiklal. insanlara hürriyet onun ;,enimsediği esaslardandır. İ yiniyetle, fakat yanlış bilgiler ve te lkin­ lerle hatalı , zararlı yollara ve düşüncelere sürük lenen kardrşlerimize bir defa daha hitap edeceğiz. Milliyetçilik , Türk ırk ı n ı . Türk k ültü· rünü, Türklük ruhu ve milli vicdanla. millt şuurla. zaman ı n ve meka­ nın al>ı:jı i çerisinde. d ilde, kültürde, menfaat ve kaderde, ülküde ve işte birlik halind.- gelPceğe b i r akıştır. Milli yetçilik. ahlak vı> fazi· leti, milleti. millrt vr vatan sevgisini, Türkün geleneklerini ııeli �tir­ mPği, ilm1 veri lere u y mağı. en yeni tekniği benimseyerek Tü r k i y e ' y i refah. huzu r ve saadl'tf• k avuştu rmağı · · : : � 1t bir mefkOn> tan ımıştır Realite budur; dün yan a d inamik kudret ve k !»'vt>ti olan budur H ayalll'r ve maceral;ı r dolu. tatbikatı hiç görülmemiş ve bir fe laket, aldanma halinde başka mi lletlerin ayakları altında ezdirel 'ek ideolo­ _jileri reddedrr. bunların kandırn·ı tuzak lar, hilelerle örtülmüş o ldu­ ğunu bilir. Türl' mi lliyetçisi. insa nlığa, daha doğrusu diğer millet· lPre, gücünün yettiği, gereken yardımı yapmağı ister Bunun için millt varlığın ı i n k a r etmek �erekmediğin i bilir. Şu n;ı inanıyoruz V·� �erçeklikte ŞUnU !!Öıi iyoruz k i . ınill'i" (j[ <; ü , mefkure olmadan, tabii bir ilerleme ve insani bir yükselme olamaz. B u gün kalkınan, i lerleyen milletlerin, toplumların hepsi, i ç timai bir gayP, bir inançla hareket etmekted irler. Arapların. Müs­ lüman m i l lPtleri n , istik la l mücadeleleri böyle olmuştur. israil'in k u ru lu ş ve kalk mışı önce Yahudi milliyetçiliği. miln mahiyette olan dinlerinin tahrik ve teşviki, geniş teşkila tlan, mali imkanları. yayınları, eğitim ve öğretim tarzları ile olmaktadır. Onların, ölü İbraniceyi diriltişleri ve dinlerine, milü gelenek lerine sım sıkı san­ lışlan ve binlerce yıldır çok çetin bir mücadPleye girişmeleri ve çalışmalan, milli ülkü ve dinlerinin temelleri üzerinde olmu ştur. Avrupa'nın, Asya'nın, hatta A frika'nm uyanan milletleri milli şuurla, insan hakları ve hürriyet davasında değil midirler? Bütün ileri, hür dünya mi lletleri için kuvvet kaynağı olan bu temel neden Türkiye için zaaf teşkil etsin, gerilik olsun? Türkiye'de m illi yetçilik düşmanlığı, tarihin akışına, Türk'ün hayat hakkına, bağımsızlığına md:ı

162

PROF. D R . HİK MET T A N Y U


ve hürriyetine tamamen aykırıdır. Dünyada cepheler belli olmuş. tehlike alarmı çoktan verilmiştir. Milll eğitimimizin en önemli işi, en büyük davası. gerçek millt şuur ve mim kültürü veren, yayan, ya­ parak, yaşayarak bunu canlı bir halde benimseten milli eğitimdir, böyle olmalıdır ve gereken de ,budur. Çocuklara, gençlere, bütün halka zaru ıi bilgiler yanında, millt terbiye, milli öğretim ve milli ülkü ile, milli şuura ulaştıracak bilgiler verilmelidir. Halk eğitimi tamamen miln eğit.im yolunda gitmeli, vatandaşı, okuma-yazma. meslek, teknik bilgi . . . yanında millt bir anlayışa. milliyetçi. manevi· yatçı, ahlak ve fazilet sahibi birer fert haline getirecek imanı, çalış­ ma hevesini ve gayretini halka verebilmeli, b öylece toplumun. ik ti­ sadi, içtimai. kültürel seviyesi yükseltilirken, Türk, ben liğini. mille· tini, yurd unu kelimenin tam anlamiyle tanımalı ve milli ülkü yolunda yürümesine, ilerlemesine hizmet edilmelidir. Milli tarih, Türkçe, Türk edebiyatı. Türk'e ait her iyi şey vatan sathında. her yuvaya, her ferde u laştırılmalı, halk, millet eğitimi. fertleri bilgiyle donatır. ferdin kabiliyetlerini geliştirirken, onu, millt ve d ini benliğe, inanca sahip, cağdaş ilim ve teknik yolunda ilerletip, bir Türk milliyetçisi olacak şekilde geliştirmek lazımdır, vazifedir ve şarttır. İ yi bir insan, iyi bir aile üyesi, iyi bir vatandaş, saygı lı, nazik birer insan yapamayan, vatandaşlar arasında dil ve ru h birliğ in i , güven ve kardeş­ liğ i sağlayamayan eğitim ve öğretim, yan lı ş , hatalı , kusurlu bir yolda demektir. Milletler, yalnız maddf değil, manevi' sila hlarla da kendilerini ko· nımakta veya çarpışmaktadır. Türk 'ün İslam ahlak ve fazileti, inanç ve görüşüyle birlikte Türklük ş u u ru , Türk milli yet(; iliğ in dcıı başka manevi kalkanı, temeli ve hatta hayatın koruyucu si l a l ı ı ne olabilir? Kimlerin, niçin komünist· o lduklarını bilmeliyiz. K i n ı lrri ı ı Türk milli yetç iliğinin düşmanı olduğunu asla unutmamalıyız. Ko· münistler, kozmopolitler, Türklük davası dışında özel davranışları olanlar, en aşırı ve zararlı şekilde yalnız kendi menfaatini düşünen sömürücüler, o portünistler, hiçbir ahlak, maneviyat tarafı olmayan, yalnız mide ve cinsiyet uzvundan ibaret milli şuurdan nasipsiz k i m · seler, Türkiye'yi ele geçirmek isteyen muhtelif sömürücü devletlerin ajanları. . . Bunların Türk milliyetçilerine hücumları elbette hiçbir ciddi, ilmf temele dayanmamak ta, yalnız i ftira, yalanla zihin leri bulandırmağa ve safdil insanları kandırmağa, onların bilgisizlik lerin­ den fayd alanıp, Türk kardeşlerine karşı alet gibi kullanmağa çalış. maktadırlar. Türk milliyetçiliğinin düşmanları iyi bilmektedirler ki,

.\TAT ü H K VE TüH.K !\IİLLİY ETÇ İLİÜİ

163


milletini seven, yurd unu maddeten ve manen yükseltmek için çabşan milliyetçi idealistler varken, Türkiye'yi felakete sürüklemek. yok etmek kolay değildir. İ ftiracılar kendilerine göre anlamlar vererek, ırkçı. faşist, emperyalist, gerici, Atatürk düşmanı. sağcı. aşırı milliyetçi, koyu milliyetçi gibi basmakalıp sözlerle hücuma geçtiklerinde maskeleri kaldırılırsa kızıl suratlar ortaya çıkacaktır. Biran onlara sorulsun: Niçin milliyetçi olmamabyız? Zira dünyada ileri giden her millet mutlaka millt bir şuura, millt bir ülküye sahip­ tir. üstelik bağımsızbk, hürriyet, kısaca yaşamak ve ilerlemek an­ cak bu teminatla olabilir. İk tisadi refah, maddt ve manevt huzur ve saadet ancak bununla miimkün olur. imansız, ülküsüz milletler, ayaklar altında çiğnenmeye, geriliğe, sömürülmeye ve hatta ölüme mahkOmdur. Milli kalkınma ve ilerleyişin, istiklalin, cumhuriyetin, refahın, huzurun ve saadetin yolu bu köprüden -milliyetçilikten­ geçer, geçmelidir. Avukat İsmPt Tanılürk 'ün yıllarca önce yazdıj'.ıı bir makaleden (Kopuz, 8-9, 1 94 3- 1 9 4 4 . Ne Uğruna ö ldüler?) birkaç cümleyi burada tekrarlamak istiyoruz: · 'Türk lüğün mahvolması iki şekilde mümkündür. Birinci �e k i l : Bir avuç kalan son Türklerin ölümü. İkinci şekil: Türklerin fL'rk lugl' bağblık lannı gittikçe kaybederek ve Türklükten gittikçe uzaı\ laşarak yavaş yavaş Türk olmaktan çıkmaları. Birinl'i şekil görünür te hlikedir. Bu tehlikeye karşı n öbet­ çi olanımız çoktur. İkinci tehlike coğumuzun bir türlü göremediği tehlikedir. İkinci te hlike daha mühim o lan ve bilhassa daha yakın olan tehlikedir. Bu tehlikeye karşı müessir nöbetçimiz yoktur. " "Bir Türkçü için münakaşa edilmez tek nokta Türklüğün korun­ masının her fedakarlığa değen bir gaye olduğudur. " Z. Aydın­ oğlu bir fıkrasında: "Düşman ister ki: Türk fakir olsu n, basiret­ siz o lsu n, Türk Türk'e düşman olsun. . . Türk perişan olsun, Türk bunalsın . . . Türk isabetsiz hareket etsin ki. her an fevkalade şart­ lar altında yaşasın ; buhrandan buhrana sürüklensin. Düşman is­ ter ki. Türk, bir zamanların Türk 'ü "Mu hteşem Türk" olmasın; Türk bocalasın, Türk huzur ve sükuna kavuşmasın, Türk kalkın­ maya fırsat bulmasın, Türk güçlenip kuvvetlenmeye zaman bul­ masın. Evet, evet... Düşman ister ki. Türk milli şu uruna ermesin, idraktan mahrum kalsın. Türk 'ün davası, m.e llrnresi bulu nmasın. Türk cahil olsu ıı.�alil oL<;un, asalet ve cevherini dahi bilmesin. Türk maneviyatsız ıı ı u k a d d PSatsız olsun. Türk kendisine güvenmesin. l'ürk kPndiııi öıırmsiı gö rsün, bir hiç kabul etsin. Türk aşağılık -

164

P RO F. UR. HİKMET TANY L'


duygusu içinde bocalayıp d ursun. ürkek o lsun, korkak o lsun, pısı­ rık olsun. Ey Türk oğlu , bunu bil; bunu, A llah aşkına artık anla ... (Görüş· ter; Düşman ister ki. . , Ankara, 2 1 . 1 1. 1 961). Tekrar tekrar belirtmekten usanmamalıyız. Hiç şüphe yoktur ki bir milleti, bir toplumu ayakta tutan onun bir gayeye, bir hedefe sahip olmasıdır. Bu hedef, bu gaye, kısaca ülkü, mefkure, ne kadar gerçeğe, insanlara, tarihe ve ilme u ygunsa, hak, hakikat ve adalete aykırı değilse, o ülkü güç ve kuvvet verici, ilerletici, yükselticidir. Bir ferdin veya onun mensu p olduğu milletin ruhunu , şuurunu sağlamlaştıran, aydınlığa çıkaran, ümit veren, olgunlaştıran işte böyle bir manevi, insani tarafı ve temeli olan ·ülküdür. Tükenmez bir heyecan, sevinç kaynağı, Ç1l!ışma gücü olan bu ülküdür. Sömür­ geciliğe sapmayan, insani temel, şefkat, iyilikle dolmuş olan milliyet­ çilik ülküsü gelecek yüzyıllann da ülküsüdür. İç timai yardımlaşma, sevgi ve dayanışma, kardeşlik, birlik ve beraberlik ancak bu idealle temin edilir. Eğer Türk 'sek ve Türk kalmak, hür kalmak ve hür yaşamak ts. tiyorsak milliyetçi olmağa mecburuz. Bunun dışında bir ülkü, Türk olanın intihanndan başka bir şey değildir. Batı, çağdaş milletler, A merika'Iılar, i ı ,gi lL�ler, Almanlar, İsrail Oğulları, hatta İtalyanlar, Fransızlar, Yu nanlılar, hepsi mutaassıp bir milli' şuur ve en koyu bir milli kültür, m i llt siyaset içindeyken, Türklerin bundan aynlması için makul bir sebep gösterilebilir mi? Peyami Safa'nın bir fıkrasında dediğ i gibi: ''Bir prototip A lman'ın da İtalyan 'ın da, Fransız 'ın da Millilik etine kemiğine işlemiştir. İstanbul gibi kozmopolit şehirlerde Türklük, vatandaşın tenine değil, d iline bile iyice geçmemiştir. " ·

Hatta Sovyet Sömürgeler İ mparatorluğuna hakim kılınmak is­ tenilen Rus milliyetçiliği, Rus şovenliği, j sla v ırkçılığıdır. B u , sömürgelerin, peyklerin dilini Ruscaya çevirmek, Ruscayı, Rus al­ fabesini mecburi tutmak, baş yöneticileri ve denetleyicileri Ruslar­ dan tayin etmek, bu bölgelerin iktisadi hayatını tek tip sömürülen bir usulle kullanmak, ve İslav, Rus sölgelerini çeşitli büyük sanayi v.s. ile hakim halde bulu ndurmak, her bölgeye Rus göçmeni gönATAT ÜRK V E TüRK MİLLİYETÇİLİGİ

165


derip Ru slaştırmaya çalışmak, çarlık idaresinden daha zalim dav­ ranmak ne demektir? Rusçulu k için komünizmi bir yem. u yu ştu­ rucu ve yıkıcı afyon olarak k ullanmak, Rus emperyalizminden başka neye d Plalet edpr? "Mu hacırların meydana getirdiği memlekette başkanlık yapan K ennedy, "Milliyetçi olmak bir mecburiyettir. N ihai zaferi m illi-· yetçiliğin k azanması muhakkaktır" derken, bizdPkiler, "Milliyet­ çiliğe lüzum yok tur" derlerse, bu tiplerin ö nüne dikilip, öyleyse "A rtık tarihe, vatana. k uvayi milliye ruhuna da lüzum yoktur" dememiz gerekir. " (Celal Başer, Milliyetçilik, Ağrı. (Gazetesi), 10 Nisan 1 9 6 1 ) . Hatta, hürriyete, istik la le, insan haklarına, yaşa­ maya da lüzum yoktur, zira bunların biricik güven ve dayanağı Türk milli yetçiliğid ir. Türk milli şuı··ı ı rl ı ı r. diye ila ve edebilirz. A ydın olan Türk, bilgili, kendin i, milletini. ülküsünü tanımış, milli şuura, milli onura, şeref ve haysiyete sahip insandır. Yalnız d i ploma, yalnız dermr çatma bilgiçlikle aydı n lı k olmaz. Türki­ �e'de bir insanın gerçekten aydın olabilmesi için, vatan ve millet sevgisine sahip olması, Türklüğün yaşaması ve yükseltilmesi için çalışması ve nPtice itibariyle Türk milliyetçiliğine Türkçülüğe inanması ve o yold a gayret göstermPsi şarttır =

Sözümüzü Atatürk 'e getireceğiz. A tatürk, hiç milliyetç i, mukad­ dPsatçı o lmasaydı ş u özdryişi söyler miyd i : " Ş u rası u nutulmamalı­ d ır ki, Türk aleminin en büyük düşmanı k o münistli k tir . . . Her göıi.in­ düğü yerde ezilmeli ! " Hem yalnız Türkiye ' nin değil bütün Türklü­ ğün, Türk a leminin, insanlığın en büyü k düş man ı. Atatürk, milli­ yetçi olmasayd ı : "Biz doğrudan doğruya milliyetspveriz ve Türk milli yrtçisiyiz. Cu mhuriyetimizin d ayanağı Türk topl u luğudur. " der miydi? Atatürk milli yetçi olmasaydı : "TürklPriıı vatan sevgi­ siyle dolu olan göğüsleri nwl 'tı n ihtiraslara karş ı d aima demirden bir d uvar gibi yükselecektir . " dn miydi? A tatürk milliyetçi olmasayd ı : "Biz miltr varlı ğımızın temelini, milli şuurda ve milıt birli k te görnw k teyiz . " der miydi? A tatürk Türk ırkına çok değer verird i snrd u k : Atatürk ırkçı mıydı? Atatürk, Türklüğe, Türk a lemiıw. l<ı li l ı i ı ; . kaderin acı bir cilvesiyle bugü nkü sınırlar dışında kalmış l ' ı ; r i 1 çok değer ve__ .

1 Hö

PIW F . D il. I l iKMET TA:\ Y l .


ti rd i . Sord u k : Atatürk Tu rancı mı ydı? Hükmü bir defa da siz \ l'­ ri n iz Fakat asla soramayız ve nitrkim soramad ı k : A tatürk mi lliyet­ c:i miydi? Böy ll' bir soru y u ciddiyetlr sormak değil. düşünmek bilr utan<; verici sayı la bilir. Atatürk 'ü hi<; an lamamak o lur. Zaten O çokt.an bunu rn açık. en kesin şekilde, milli devlet. milli tari h. mi lli dil. milli ülkü ... ile anlatmış ve: " ' N e M utlu Türküm Diyene " dl'mi&ti r. Saadı>tin, m u tl u l u ğ u n rn büyüğünü bunda görrrri.i ş tür. "Biz doğrudan doğruya milli yet<;iyiz ve Türk nıi l liyrt(:isiyiz. " ı\ tatürk 'ün izindP gil nwk iste ycn lcr onun d üşliıweleriııi u nu t­ mamalıdırlar. üdc\" imiz. tam oir Tiirk olmak i<;in gPreken leri yapmak, d i l tari h. m i l li kültür, bağ ve SPvgisiy lP, Türk'ü yaşatmak ve yüksl' l t · mek ülküsü olan Türk ıııi llh ·n�c,·iliğ iııe, Türk<;ülüğe, İ slam imanına sarılmak, grr<;ek dl'makrasinin ı�ığı altında, ilim ve teknikle, Tü r!-. vat.anıııı. l'ürk liiğü ı·:ığdaş medeniyetin i i ıı safına u laştırmak, rP fa l ı . saadPt v e h u w ra kavu:,;turmaktır.

' " Yüksel Türk : Senin i�·in yüksck liciıı h ududu yokt u r .

. ."

Hik met Ta.ıyıı

\ l'ı\T C' H K V E T ü llK '.\I İ L LİYET<;iLiGi


ÖZLEYiŞ ATATÜRK VE MiLLİ KÜLTÜRÜMÜZ Bir milleti, millet yapan hem de onu koruyan ve bağımsız kılan, yaşama ve ilerlemesini, şahsiyet kazanmasını temi n eden maya, öz, millt kültürdür. !İ/Ii tn kültür başta dil , din ve ahlak , tarih, milli edebiyat, millt güzel sanatlar, millt musiki, milli oyunlar, mitır örf ve adet ve gelenekler... olmak üzere, millt hukuk , milli iktisat, millf si­ yaset vb . millt olan her konuyu yapısında toplar ve Türk milliyetçili· ğini ülkü edinerek, topluma bir şahsiyet, bir birlik ve bareberlik duygu \re düşüncesi sağlar. Mitn kültür olmadan, gerçek bir millet olmak ve millet halinde ya­ şamak, ilerlemek mümkün değildir. Atatürk, bir vakitler, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesini soyut bir maksat için değil, TürK milletinin dili, edebiyatı, tarihi, coğrafyası ve milli kültürün diğer dalları üzerinde inceleme ve araştırmalar yapmak üzere kurmak istemişti. Dil ve Tarih kurumları da hep bu gayenin ürünleriydi. Gerçekten de sınırlı da olsa, bazı önemli, ilmi' eserler ortaya çıkarılmıştır. Hatta bu fakül­ tede bir vakitler, antropoloji alanı, Türk ırkı, Türk kafatası, Türk kanı vb. üzerinde etraflı araştırmalara girişilmiş, yayınlar yapılmıştır. Hedef, zamanla. Türk milli kültürünü bütün genişliği ve derinliğiyle el alarak, Türk milletine sunmak, eğitim ve öğretim yoluyle, milli ül­ küyü yüce bir yüksekli ğe ulaştırmaktı. Bu hedefe maalesef ulaşılama­ mış, çalışıoatar ferdi olarak kalmıştır. Hatta hazan ana gayeden sapma ve yanıltma eğilimi, bir ara da, mill'i kültürü ve milli varlığı inkar eylemi bile görülmüştür. Atatürk 'ün Onuncu Y ıl Nutku 'ndaki açık ve kesin anlatım, aradan 41 yıl geçmesine ra f(men bir dilek olarak ortada kalmıştır: 168

PROF. DR. HİKMET TANYU


"Yurdumuzu dünyanın en mamur ve en medeni memleketleri se­ viyesine çıkaracağız. Mi lletimizi en geniş refah vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız ." Aynı azim ve irade, aynı milU ·şuur ve çalışma aşkıyle mesafeler almak mümkün olamamıştır. Bilhassa çok değerli bir anlamı olan Atatürk 'ün Onuncu Cumhuriyet Yılı Nutku 'ndaki "Millt kültürümüzü muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız " sözüne Türkiye'de ihanet edenler çıkmış, milli kültürü inkar edenler görülmüştür. Onu gericilik , şovenlik ve modası geçmiş sayan ve Dün­ ya gerçeklerine ve milletlerine karşı gözlerini kapamış , sapık bir zih­ niyet, milli•kültüre d üşman kesilmeğe yeltenmiştir. Mi llt kültür, milli olan her konu, yıkılmak, atılmak istenilmiştir. Kozmopolit veya marksist-sosyalist bir zihniyet içinde, millt kültüre, millt ülküye düş· man kesil.enler seslerini yükseltme imkan ve cesaretini bulmuşlardır. Türkiye'de milll kültüre, milli ülküye düşmanlık bir gaflet değilse, çok ağır bir ihanettir. Atatürk , Onuncu Cumhuriyet Yılı Nutku 'nda da hep Türk'ün ken­ dine dönmesini, Türk'ün kendine güvencini ve övüncünü sağlamağa çalışmış ve sözlerini "Ne Mutlu Türküm Diyene ! " özdeyişiyle sonuç­ landırmıştır. Milli Kültür ve Milli Eğitim ve öğretim, bütün okullar­ da, ilk , orta, lise, yüksek okullarda, enstitülerde, akademilerde ve üniversitelerde gereken önemle yer yer ele alınıp, Türk gençliği bu b iinç: ruh ve d uygu ile yetiştirilemediği i çin, Türklüğünü, milliyetini ve milletini inkar etmek , sınıf savaşı ve kızıl ihtilal (devrim) yangını çıkarmak gibi, kanlı ve sitahlı ağır ihanet ve idraksizlik bir yaygınlık göstermiş, Türkiye uçurumun kenarına kadar getirilmiştir. Atatürk 'e de tamamen i hanet edilmiştir. Sağduyulu ve milli şuur ve ülküye sahip öğretmenlerin, yazarların, mücahidlerin gayretleriyle bu ihanet akımı karşısında Türk gençliğinin büyük çlğunluğu tarih şuuru ve sezgisiyle göğsünü siper etmekte gecikmemiş , hayatı bahasına da olsa milll kültürü, milli ülküyü ve milliyet inancını korumada, önüne durulmaz gücünü göstermiştir. Atatürk yolunda olmak da bundan başka şey değildir. Türklüğüyle övünen Atatürk, Türk 'ü şu sözlerle belirtmiştir: "Daha az zamanda, daha büyük işler başaracağız. Çünkü Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir. Çünkü Türk milleti milli birlik ve beraberlikle güçlük­ leri yenmesini bilmiştir. "

1 960-62 yıllarında Ankara'da "Türk'ün Temel Kitabı" üzerinde iki konferans vererek, Miııt Kültür ve MiUt Olküyü vücuda getiren, ATATüRK VE TURK MİLLİYETÇİLİÔİ

169


ilgili kon uların ayrıntılarına kadar durmaga ı;al ışmış ve Dünya Tiirk­ lüğiinü daima birbirine yaklaştıran, kaynaştıran ve ülkü sahibi yapan hususları arzetmi ştik. Bu geni ş eSt' tin ha1.ırlanması i(,·in en az yirmi­ beş k i şilik bir kadroya, örgüte ve işbirliğine i h tiyaç vard ır. Bunun üzerinde de b i r hayli çalış malar, konu bölünmeleri yapılmışsa da m u h teli f sebl'plerlr maalesef gerçekleşmesi mümkün olmadı veya çok geci k ti . Y ıllarc:ı ;Pç d e olsa, tamamen kendi düşünce ve gayretleri�· («· Er­ zurum ,\til Llİrk ü n iversi tesi bu çok değerli ve çok önemli i şe el k o y ­ m u ştur. Plan ve p rogram ını yaparak çalışmağa başlamışt ır. H u n u düşünen ve gerçekleştirmeğe u ğraşanlar, bu büyük, Şl'retli işi gerçl'k­ ieştirmek isteyenler, tari h i , (;ok büyük bir işe girişm işlerdir. ö nce birçok i l i m adamlarına tekrar tekrar başvurarak b i r mu hteviyat liste­ si hazırlanm ıştır. Büyük bir çabayla, konu ge niş tutulm u ş , "Türk Kültür ve Medeniyeti " ki taba ad olarak beni msenmi ştir. Her uzman dilediği alanda makalefe ri hazırlayacak ve J<:rwrum Atatürk ü n iversi ­ tesi Rektörlüğüne gönd erecek ve bunla r sırayla yayınlanacaktır. Ata­ türk ü n iversitesi Rektörlüğü Milli' Kültür Komisyonu i şleri n i , komis­ yon adına yöneten Pror. Dr. Münip Y e ğ i n bu gayeyi k ısaca şu cümll' ile anlatmaktad ı r : " Asil Türk Milleti n i n kendi evladına, kendi asl ı n ı ve asaletini hakkıy le tanıtmak gayesine m a t u f çalışmalar . " Bu mi lli kültür d a vasın ı, ilmi bir anlayış ve yöntemle ve gerçekçi bir zih niyet­ le benimseyen Erzurum Atatürk üniversitesi n i n ilgili d i ğer bilginleri­ ne , aziz dostlarım ıza b u çok hayırlı i ş te, tam bir başarıya u laşmaları­ nı yürek ten dileriz. Kültür ve medeniyeti ayrın tılarına kadar işleyen, milli kültürümü­ zün karşı kültürlerle mücadele sistem lerini d e gözden geçiren bu faali­ yet i çerisi n e ; 1- Türk Milliyetç i l i ğ i ve İ d eolojisi. 2- Türk Tarih i ve

3- Türk Coğrafyası, 4- Türk CemiyPtinde Dil ve Edebiyat, 5- Türkler­ d e Din ve Ahlak konuları,

7-

Türklerde Güzel Sanatlar,

Gelenekleri ,

10-

6- Türk Düşüncesi ve Medeniyet Tari h i , 8- Türk Cemiyet Yapısı, 9- Türk Adet ve

Milli Kültür ve Medeniyetimiz Hakkında önemli

Esı- rlerin Listesi, en i nce ayrıntılarına kadar planlanm ıştır. Bunun i lerde bir ders olarak önce Atatürk, sonra di ğer bütün üni­ versitelerde, akademilerde, enstitülerde, yüksek okullard a , öğretmen okullann<la,

özleştirilmiş

ve

sad eleştiri l m i ş i n i n

liselerde,

meslek

okullarında öğretim ve eğitim alanına çık ması ve Türk genc;li ğiyle

170

PROF. DR. H İ K � I ET TA N Y U


kaynaşması, düşünce, d uygu ve ruh birli ğini ve milli ülküyü sağlama­ sı, çalışma aşkını güçlendirmesi içten dileğimizdir_ İlkokul çocuk­ larının düşünce ve duygu larına ulaşması ve milletçe benimsenmesi çok faydalı ve verimli bir eğitim, öğretim davasıdır. Bu ders, mille­ tin y ıllardır mu htaç old uğu, hasret kald ığı, özlediği bilgilerdir. Atatürk 'e sadakat, bağlılık işte böyle olur. Ve ancak bu yolla Milli ülkü benimsenir, mim şuur yücelir ve "Ne Mutlu Türküm" diyenler bütün Türk milleti olur. Bu milletin düşmanları, Türklüğün düşmanları, hakkın ve bilginin düşmanları engeller, ihanetler, i ftiralarla bu büyük çalış manın karşı­ sına dikilmek isteyecek, yıkıcı azgınlıklarını, bu çok hayırlı iş üzeri­ ne çevireceklerdir. Buna karşı dikkatli ve tedbirli olmak zaruridir. Bu değerli işin sonuca ulaşması, Türklüğün yaşama ve ilerleme yo­ lunda tam bir başarıya kavuşulması için, ilgili Türk bilginlerine büyük görev düştüğü elbette unutu lmayacaktır. Türk milletinin milti kültüre olan özleyişi , ancak böyle bir eserle karşılanabilir.(*)

(*)

Devlet Dergisi, 4 Kasım 1974, sayı 261 .

ATATORK V E TüRK MİLLİY ETÇ�Lrct

171


MILLİ SIYASET -- ATATÜRK VE KIBRIS Prof. Dr. Hikmet Tanyu Atatürk, millt kültürümüzü çağdaş medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağını söylerken, milli bir bilinç ve ülküyü belirtiyordu. Dış politikasında sabır, olayları önceden sezinleyen bir ileri görüş, tedbir ve millt hedeflere adım adım ulaşmak gayreti vardı. Büyük Türkiye'yi gerçekleştirmek arzusundaydı. Tam bir tarih şuuruna sahip olarak , şartlan ve imkanları ve karşı güçleri ölçmesini biliyor, zaman ve fır­ satları en yararlı şekilde değerlendiriyordu . Zorla, silahtan, askerden, savunmadan mahrum bırakılan Türk Boğazlarını , Montrö Andlaşma­ sıyla, yeniden Türk askerine kavuşturuyordu. Türkiye o günlerde bu heyecanı yaşamıştı. O sıralarda liselerde öğrenciler her ya:ı:, askeri kıyafetle en az 1 5 gün kamp yaparlardı. Çanakkale'ye tekrar askeri birliklerin girişi, Türkiye'de bir bayram sevinci yaratmış ve geçit törenleri düzenlenmişti. Lise öğrencisi olarak bu törenlere katılmış, şehir içinde gösteri yürüyüşleri yapmıştık . Milıt ruh ve millt şuuru daima canlı ve sağlam tutmak ve önce Tür­ kiye'nin güvenliğini sağlamak O' nun ilk hedefi olmuştu. Türk gençli­ ğini, kendine güvenen, milletine inanan, vatan sevgisiyle dolu bir güç olarak yüceltiyordu. Yıllarca· önce bile bu ülkü ve ümidi taşıyordu : "Herşeye rağmen muhakkak bir nura doğru yürümekteyiz. Ben de bu imanı yaşatan kuvvet, yalnız aziz memleket ve milletim hak­ kındaki payansız muhabbetim değil, bu günün karanlıklan, ahlaksız­ lıklan, şarlatanlıkları içinde sırf vat.an ve hakikat aşkıyle ziya serp­ meğe ve aramağa çalışan bir gençlik gördüğümdendir'' diyordu. Daha sonralan şöyle demişti : "Ey yükselen yeni nesilLİstikbal

172

PRO F. D R . HİKMET TANYU


sizsiniz. Cumh uriyeti biz tesis ettik. Onu ila ve id ame edecek sizsi­ niz." Savaş hakkında da konuşmuştu : "Harp zanı ri Vl' hayati olmalı. Hakiki kanaatim şudur: Milleti harbe götürünce vicdanımızda azab duymamalıyız. öldüreceğiz di­ yenlere karşı, "öLMİY ECEOİZ" diye harbe girebiliriz" dediği ne göre, Kıbrıs'ta TÜrk ordusunun hareketi gene bu anlayış i çindeyd i : "Türk vatanperverli ğinin birinci farikası vatan müdafaası karşısında ' her i�i bırakarak silah altına koşmaktır ' ' . İ şte bu duyuş ve görüş içinde d ış siyasette haklarımıza saygı istiyor ve barışçı bir dünya nizamını özlerken sözlerini şöyle tamamlıyordu: "Ancak hakk ımı­ zı, hayatım ızı , memleketimizi, namusumuzu müdafaa ediyoruz ve edeceğiz. " diyord u . 1935 yılında, Rus İhtilalinin yıldönümünden birkaç gün önce uzun bir konuşma yapan Stalin, gizli niyetini açığa vuracak bir taş­ kınlık göstermiş, Türkiye, İran ve yakın ve uzak doğu memleketlerini "Rus bölgesi " diye adlandırmıştı. Moskova'daki Türk Büyükelçisinin durumu derhal Atatürk 'e bildirmesi üzerine, Ankara'da Sovyet Rusya Büyükelçisi Karahan 'a : "Moskova'daki o herife, Katinin midir, Stalin midir, ne Allahın belası ise, o herife söyleyin, biz Türkler asırlarca Rusya'nın göbeğinde rakı içmiş milletiz. Gerekirse gene de içmesini b iliriz" ( 1 ) demiş, bir milll fırtına halinde kükremiş, bütün diplo­ matik sıray ı bir yana iterek, "Rusya için, Katinin ve Stalin için en ağır kelimelerle konuşmağa devam" etmişti. Sonra kadehini kaldırarak şöyle demişti : "- Bu kadehimi, Türk milletinin hayrına ve hi çbir zaman "Rus bölgesi " derecesine düşmeyecek olan istikla­ linin şerefine içiyorum." Esasen yakın arkadaşlarıyla yaptığı özel toplantılarda, Stalin 'i "haydut" kelimesiyle belirten Atatürk 1935 yılında, nüfusu ve silah gücüyle önemsenen bir devletin, Türkiye hakkındaki sözüne katlanmayan ve milli şuurla fırtınalaşan Ata­ türk , yendiği ve kovalad ığı Yunan'ın-Rum'un, Türkleri katletme­ sine, baskı altında ezmesine, ona türlü hakaretler yağdırmasına hiç göz yumar mıydı? Yaşasaydı daha 1963 ve 1964 yıllarında Kıbrıs faciası sırasında düşmanı perişan etme ve oraya hak ve hüni-

(1)

İsmet Kür, Anılarıyla Atatürk, K ür Yay., ( Gerekirse Gene D e Rakımızı Rusya 'nın Göbeğinde İçeriz), sf. 4 5 47 .

ATATURK V E TURK MİLL1YETÇ1L1G1

173


yeti götürme kararını alamaz mıydı? "Bir harstan ( millt kültürden) olan insanlardan mürekkep cemiyete millet dersek, milletin en k ısa tarifini yapmış oluruz" dediğine göre, aynı miltt kültürdeki bütün dışta kalmış, tutsak Türkleri de aynı mi llet i çine almış olmuyor mu? Dış Türkler konusunda ölçülü hareket etmek , onu "önce şuurlu bir ülkü meselesi " olarak görmek ve bu şuurlu ülküyü "müsbet ilme, i lmi usullere dayandırılmış bir hedef ve gaye " şeklinde tanıtmak isti­ yor ve olumlu yöntemlerle bilhassa propaga ndaya önem vermek gere­ keceğini öne sürüyor ve bu "Hareketlerin imkan sınırları ve sıraları mutlaka hesaba katılmalıd ır. " diyordu. Milli siyasetin u laşması gereken hedefleri nelerdi, nereleriydi? Atatürk sır tutmasını, sabretmesini bilen bir devlet başkanıydı. "Ata­ türk 'e göre siyaset kavramları arasında ön pla nda gelen değer, hak 'tır. Hak, kişiler için olduğu gibi milletler için de temelli bir varlık garan­ tisidir. Kişiler arasındaki münasebetler hakka � ayanmad ığı vakit, bar­ barlık ortalığı kasıp kavurur, devletler arasında ortak bir hak kavramı kabul edilmediği vakitte de siyasette anarşi sürer. " ( 1 ) Kıbrıs d avasında, Londra v e Zürib anlaşmalarını çiğneyen Y unan­ Rum, anlaşmayı ve hakları bir tarafa atmışlardı. Türklerin haklarını bir dereceye kadar güven altına almak isteyen anlaşmayı, en haksız ve vahşi, öld ürücü darbelerle inkar etmi şlerdi. O zamanlar Atatürk olsayd ı hiç onlara bu fırsat ve cesareti verir miydi? Hak ve kuvvet arasındaki i lişkiyi şu sözlerle belirten Atatürk, hiç bu duruma katla­ nabilir miydi? "Herhalde alemde b ir hak vardır ve hak kuvvetin fevkindedir (üs­ tündedir). Ş u kadar ki milletin haklarını müdrik olup müdafaa ve muhafazası emrinde her türlü fed akarlığa müheyya olduğuna dair bir ka naat vermek lazımd ır". "Siyaseti hariciyemizde herhangi bir devletin hukukuna tecavüz yoktur. Ancak hakkımızı, namusumuzu müdafaa ediyoruz ve edeceğiz". "Ancak benim milletimi esir etmek isteyen bir milletin bu arzusundan sarfınazar edinceye kadar biaman düşmanıyım . " (1)

174

Afet İnan-h .t,. ı<.aral, Atatürk Hakkındaki Konferanslar, D i l ve Tari h Coğrafya Fak. Yay., Ankara, 1946 (Atatürk 'ün Siyaset ü zerinde Düşünceleri ), sf. 37. PROF. DR. H İKMET TANYU


B i r vaki tler, Sovyet Rusya 'nı n kanlı, zalim i �ga!inden öner, A t.n·

bayca ı ı 'ııı i stiklali dolay ısıyle, An kara 'd a Cl'beci 'de hazırlanan bü� u l; b i r b i naya. Atatürk başta o larak Büyük M i llet Meclisindeki bütün m i l · l!'tH• k i lleri katılmış v e böylece ell i b i n k i ş i l i k b i r h a l k toplanınıştı. Dualar. tekbirler, sevinç sedaları ve sevi n ç gözyaşları arasında, Ata­ türk kt>ndi l'liyle, sefaret b inasına Tiirk Azerbaycan'ın bayrağını (,'('k­ rn i�ti ( 1 ) " A tatürk , Büyük Mi llet Mecli sindr 2 4 N i san 1 9 2 0 'd e yaptığı ko­ nuşmad a , :\1 usu l, Süleymaniye ve Kerkük bölgelerini mi l l i sınırlar i ç i ne ald ı ğ ı gibi, Lozan ko nfera nsı sırasıııda 30 Ocak 1 9 23 'tp İzmi r ' · d e gazeteci lerle yaptığ ı konuşmada, " M usul v i layeti . Tiirkiye d Pvle­ tinin hududu millisi dahili nded ir. Buralarını a navatandan koparıp şuna buna h ediye etmek hak kı ki mseye ait olamaz ' ' dPmi ş l i r . Tiir· kiy e'nin bütün çabalarına rağmen, Lozan And la�masında :\1 usul me­ selesi , T ürk-İngiliz müzakerelerinC" b ıra kılmış ve bu da b i r sonuç ver­ meyip M i lletler Cemiyetine havale ed ilmiş ve sonu nda :\1usul bölgesi İ ngiltere 'nin elinde kalmıştır. " ( 2 ) 1 9 6 1 y ılında yay ınlad ığım , Atatürk v e Türk M i lliyetçi l i ği k i tabın­ dan "Atatürk Turancı mıydı? " başlıklı bölümden i k i olay ı, i k i fıkrayı . i lgisi dolayısıyle buraya na kledeceği z : "İlk Hedef: Neşeli bir toplan­ tının hayli ilerlemiş bir saatinde bir vata ndaş : -Abe Paşam , diye söze başlad ı, ne vakittir h ep merak ederiz. Millt Mücadelenin sonuna dogru ; "Ordular, İ l k H edefi n iz Akdeniz'dir, İ leri ! . . " c n ı r i ı ı i ver m i şti­ niz . Aradan bunca zaman geçti . Ordulara son. yahut i k i rı l'i hPrl e fi göstermediniz. Akdeniz ilk hedef olduğu na göre i k i ncı l ı ı·d ı·f ıH" rrsi­ d i r? Atatürk , kendisine tek li fsizce "Abe Paşam " deyişinden b i l C' Ru­ m elil i olduğu a nlaşılan bu vatandaşa dikkatle ve yu muşak bir tebes­ sümle baktıkta'n sonra, masadan alarak kadehi ni kaldırd ı : - Abe hemşerim, d iye cevap verd i ; hele şimd ilik i l k hedefi n şere­ fine i ç el i m ! ..

( 1)

(2)

Fahrettin tıralarım. Prof. Dr. 1 2 Kasım

Eri:lo�an ( 1 . Dönem Kars M . V . ) Türk Ellerinde Ha­ 1954, sf. 282. Fahir H. Armaoğlu, Atatürk 'ün Dış Politikası, Cum .. 1 964, sf. 4 .

ATATU RK V E T ü R K MİLLİYETÇİLİGİ

175


Not: Hatıriiitaİ iiii ki, bu konuşma yapild ığı zaman Hatay, henüz anavatana kavuşmamıştı! ( 1 ) Kırk Asırlık Türk Y urdu . . . 1923 senesi Mart'ının onbeşinci Pazar günüydü. Atatürk Ad�na istasyonunda trenden inmi ş ; sağı sqlu dolduran halkın coşkulu alkışları; "Yaşa, va­ rol ! sesleri arasında yaya olarak şehre giriyordu. "

Yarı yolda karalar giyinmiş olan bir kadın kalabal ığı göze çarptı ; sonra onların arasından ikişer levha taşıyan dört genç kız çıktı ; Ata­ türk 'ün önünde durdular. Arkalarından bir kız daha göründü ve önüne geçti. Hıçk ırıklar, iniltiler ve yalvarışlarla dolu bir nutuk söylemeğe başladı. Bu genç kızın şahsında henüz esir bulunan İskenderun 'la Antakya'nın Türk halkı olan bütün halkı : "Bizi de kurtar! " d iye yal­ varıyordu. Herkesin gözleri yaşarmıştı ; hıçk ırıklarını tutamı yanlar vard ı. Atatürk'ün de gözleri nemliydi ve başı eğilmiş gib iydi. Genç kızın nutku bitince alnı y ükseld i ; mavi gözlerinde ve pembe yüzünde bir çelik parıltısı görüldü. Her kelimesi üzerinde kuvvetle durara k : - Kırk asırlık Türk yurdu yabancı elinde kalamaz! dedi. Onaltı yıl sonra Hatay davasının en heyecanlı günlerinde hasta ve bitkin olmasına, mutlak istirahat tavsiyesine rağmen, Hatay'a yakın olmak için tekrar Adana 'ya gitti. Dört saat ayakta durmak ve çalış­ mak gibi olağanüstü meta net gösterd i. Hatay kurtuldu, fakat Ata­ türk 'ü kaybettik. İsmail Habib b u bahsi �öyle bitirir: "Hatay, Hatay ! Sl'ni ku rtaran, aynı zamanda senin şehidin oldu." (2) Kanlı ve yıpratıcı savaşlardan çıkmış Türkiye'ye önce nefes aldır­ mak, nüfusunu çoğaltmak, ilim ve teknik gücünü arttırmak, iktisadi hayatını güçlendirmek ve tarih şuuru başta olarak mi lli kültürünü

(1) (2)

176

Dr. Hikmet Tanyu, Atatürk v e Türk Milliyetçi liği, Orkun Yay., Ankara 196 1, :>f. 83. Niyazi Ahmet Banoğlu'nun 1954 'te ya­ y ınlanan k itabından. Dr. Hikmet Tanyu, Atatürk ve Türk Milliyetçiliği, A nkara 1961. İsmail H . Sevük 'ten, sf. 84.

PROF. DR. HİKMET TANYU


yükseltmek isteyen /\ tatürk, elbette mi lli ülküye ve milli hedeflere ulaşma şuuru ve isteği içindeydi. Zamanında, Türkiye'nin sabırlı, temk inli, di kkatli ve güçlü. itibarlı bir milli siyaseti vard ı. Yakın günü· müzde de yeniden bir mi llt siyaset ve millf hedefin haklı d avası, kahraman Türk ordusunun komutan, subay, assubay ye erlerinin sün­ güsüyle, kanat şim şeğiyle ve deniz kuvvetleri nin gürleyişiyle işaret­ lenmiştir: Türk Kıbrıs! Atatürkçülük ve Atatürk 'e sadakat böytece haklarını çi ğnetme­ mek, Türkleri ezd irmemek, i nsa n hak ve hürriyetini güvene almak ve Türk bayrağını zafer ve mutlulu kla yüceltmekle olur, bunun yolu gerekince Allah Allah sedalarından geçer, Allahu Ekber yankısıyla gök lere yükselir. Türk 'ün Kıbns darnsı bunu belgeleyen bir olay olarak, Türk Tari­ hin i n emsalsiz sayfaları içerisinde değerli ve şerefli yerini alacak­ tır. ( * )

(*)

Devlet Dergisi, 1974 262. sayı. -

ATATORK VE TüRK MİLLİYETÇ1LiCi

1 77


ÖZLE Y İ Ş D Ü N ATATÜR K . BUGÜN DE A LHÜ R K

Prof D r . H ikmet Taııyıı

Dün Atatürk'tü. B ıı;.:iiıı dl' A tatürk! Atatürk, hiçbir zaman bır nı;ı zi. bi'I' :�er·ıniş günün adamı değil, �ünümüze, hatta yarına ışık t u t a n

milli bir önderdir Y ; ı l ı �ı : ı ı - ı bir yaıa rııı d t•y i nı i y le Bozkurt Mustafa Kemal'dir. TürJ; i ,· ı· ı _,._�· · ı ı · , , 1 1 1 1 ı ı : ı d a iineü < ı l a n , yol açan \·e zaft•r derleyen Gazi .\ l u ,t a ra ı . ı : : a l dir. ı : ı ı· \ t a l l ; r k olmak iı; i n, A tatürk 'üıı savaşlarını, ko ıı ıu t a ı ı lı�ıı ı ı dl'vlet ada ıııl ı f! ı n ı yaşamak, onun askeri ve siyasi zaferll'rini n• başarılarını kazanmak ;;erl'kir . Bütün ın i ll P t i n gönlünü, sl'vgisini kazanmak gerekir. .

.

,

Atatürk, Türk adıııı 1 300 yıl kadar sonra tekrar tarih :.::. !�nesine. Türk ve Türkiye adıyle çıkarmıştır. En büyük inkiliib, en büyük dev­ ri.m, dı.,vletin ve milletin ad n• mahiyeti üzerinde olmuştur. Tarihe tekrar Türk ad ıy le, millet h a l i nde ı.:irmesiyle olmuştur: Türk milll•ti ve Türk devleti. Birkaç yüzy ı l l ı k ı. a ri l ı il:inde imparatorluğun bütün özü, çekirdeği ve mu zaffer gücu. l' t : l l •·· veren ve cera c:ı'kl'ni· olduğu halde. türlü sebep ve şekilde ı oı l ı k i r Pdilen, küçültülen Türk adı, övünç ve şeref kaynağı halinl' gd i ri lııı i ştir. Büyük Türk Lügati'nin, Türk maddesine bakanlar ıw kadar ağır sözlerin, Türklere atı ldı ğın ı esefle ve hayretle görürler. " Ne mutlu Türküm diyı>ne" özdeyişi, en büyük değişim, en büyük devrimdir. Böylece Türklük şuuru, Türk milliyetçiliği ülküsü birinci temel, asıl köken olmuştur. Böylece, Türk milleti ve onun ulküsü yücelmiştir. Atatürk 'ün her sözü. her işi, her hedefi bunun yararına. bunun uğrunadır. Dayanağı millet, hedefi milletin, refah, huzur ve mutluluğudu r ; milletin milli kültürü benim-

178

PROfo'. DR. HİKMET TANY U


semesi, çağdaş medeniyetin üstüne yönelmesi ve Büyük Türkiye ülkü­ süne ulaşmasıd ır. İlim ve teknikte, çağdaş işbölümü ve örgütlenmek­ te, medeni kurumlarda, iktisatta, sanayide medeniyetin ön sıraları­ na erişmesidir. Bu ülkü henüz gerçekleşmemiştir. Sayıca az da olsa, Atatürk'ün yoluna ters düşenler, Türklüğü ink ar edenler, dünyamızın yaşayan gerçeği olan millet olgusu, vakıası yerine sınıf savaşını benimseyenler, milli siyaseti reddedenler, ve Türkiye'yi parçalara, bölgelere bölmek isteyenler olmuştur. Atatürk 'ün duygu , bilgi ve ülkü kaynağı nasıl gelişmiştir: Elbette gördüğü okullarda ki, Akademi 'deki eğitim ve öğretim , okuduğu kitaplardan, hayattan ed indiği d enemeler ve olayların gözlemi ve din­ lediği milli konferanslardan onun ülküsü oluşmuştur. Atatürk : Benim ruh bedenimin babası, Ali Rıza Bey, heyecanımın babası Namık Ke­ mal Bey. fikirlerimin babası L:iya Gökalp Bey ' "dir, demiştir. ö nce ülkü nedir, ülküsü neydi? ü lküsüne ulaşmak için temeller nelerdi, bu­ nun üzerinde duralım. Sözlükler ülküyü şöyle tanımlar: İ nsanı umut içinde yaşatan, ruhunu güçlü tuta n, her vakit erişilemeyen yüce di­ lek, yüce h edef, veya ona yakın bir diğer tanım "Gerçekte var olma­ yıp da bir düşünce halinde zihinde tasarlanan ve yataşılan ve kendine varılması istenen amaç"tır. Gerçek, faydalı ülkü, akılla, ilimle, haki­ katle, tarihle, milletin varlığıyle uyumlu , ahenkli olmal ı ve onu insan hak ve hürriyetlerine sahip kılmalı, onu huzurlu, yüce bir yük­ seli şe, refah ve muiluluğa ulaştırabilmelidir. Bazıları Atatürk gerçekçiydi, "ancak düşüncede var olanı" üstün tutar mı diye sorab ilirler. Bu y a ıı:.� b ir görüştür. Gerçekleşen şeyler, hep önce düşüncede yer alan şeylerdir. Planlar, projeler, ak ıl aydınlı­ ğıyle düşüncede olu şur ve hed efe güre, zaman, mekan, imkan ve şartlar, ilim ve gerçekler dikkate alınarak uygulanmaya çal ışılır. Kaldı ki Türk tarihi bir gerçektir. Türk milleti derin yetenekleriyle bir gerçektir. Atatürk 'ün ülküsü. bugün her millt ülkücünün ülküsüdür: Türk mil­ letinin bağ ımsız, milli kültürünü baş tacı etmi�. iktisadi yönden yük­ sek seviyeye ulaş mış, ilim ve teknikte ileri gitmi ş , çağdaş medeniye­ tin ön sıralarına geçmi ş, mürdfeh, mutlu ve huzurlu bir toplum. Bu millt ülkü de iki baş temeli Atatürk hemen bütün sözlerinde inanç ve heyecanla anmaktad ır : 1 · Türk , 2- Mi llet. İ şte Atatürk, bu birbiriyle kaynaşıp bütünleşen varlığı kurtarmak, korumak ve yaşatmak. daha

ATATüRK VE TüRK MİLLİYETÇİLİGİ

1 79


ileri götürmek , yükseltmek ülküsünü gerçekleştirmek için olumlu b ir mi lli ihtirasla Başkomutan olarak çalışmıştır. A tatürk 'ün Mefkure (ülkü) hakkındaki sözleri milli davayı gösteri­ yor: "Mefkuremizi µilkümüzü) vuzuhla i fade etmeliyiz. Onu imanla duymal ı ve onu çok sebatkarane takip etmeliyiz. Şahsi menfaatimiz. den, hasis emellerimizden tecerrüde ancak böyle canlı ve alevli mef­ kure ( ülkü) sayesinde muvaffak olacağız . Gençlerin kardeşleri ile, ba­ balarıyle, tecrübedide i htiyarlarıyle, ruh-u İslamiyete vakıf hakiki ulem�-ı kiramıyle beraber mesaisinde muvaffakiyete mazhar olacağı mu hakkaktır." (Mart 19.23) Eski Türk yazıtlarında önemle yerini bulan ses 1 300 yıl kadar ön­ ceki Türk Hakanlarının yankısıdır : "Ey Türk Kendine Dön ! " sözünü Atatürk tekrarlıyor: "Bizim milletimiz, milliyetinden tegafül edişinin çok acı cezaları­ nı gördü. Osmanlı imparatorluğu dahilindek i akvam-ı muhtelife hep milli akidelere sarılarak, milliyet mefkuresinin kuvvetiyle kendilerini kurtardılar. Biz ne old uğumuz onlardan ayrı ve onlara yabancı bir millet olduğumuzu sopa i le içlerinden koğulunca anladık. Kuvveti­ mizin zaafa uğrad ığı anda bizi tahkir, tezli! ettiler. Anladık ki kaba­ hatimiz, kendimizi unutmaklığımızmış . " (Mart 1923) İ şte A tatürk'ün yaşad ığı ızdırap ve bazı aydınlanınız hakkındaki haklı eleştirisi : "Alelekser ( ekseriyetle) kendi m illetimizi, kendi tarihimizi, kendi ananelerimizi, kendi hususiyetlerııııizi ve ihtiyaçlarımızı almayız. M ünevverlerimiz belki bütün cihanı tanır, lakin kendirrıizi b ilme­ yiz. Münevverlerimiz, m:lletimi en mesut millet yapayım der. Başka milletler nasıl olmuşsa aynen öyle yapalım der. Lak in düşünm�l iyiz ki, böyle bir nazariye h içbir devirdP muvaffak olmuş değildir. Bir millet için saadet olan birşey, diğer bir millet için felaket olabilir. Aynı sebep ve şerait biri n i mesut ettiği halde, d iğerini bedbaht ede­ bilir. Onun için bu millete gid eceği yolu gösterirken, dünyanın her türlü ilminden, keşfiyatından, terakkiyatından istifade edelim . Lakin unutmayalım ki asıl temeli kendi i çimizden çıkarmak mecbu­ riyetindeyiz .." ( 1923, S.D. iL Sf. 140) 1 80

PRO F. DR. HİKMET .TANYU


29 Ekim 1930 'da Ankara Türk Ocağı'nda Cumhuriyetin ilanı yıldönümü balosunda Amerikal ı gazeteci Miss Ring'e, ilerici, ak ılcı atılımlar ve çağdaş medeniyeti benimsetici davranışlar, ilim ve tek­ niği geliştirme çabaları yanında, (kendine, öz varlığına, milli kültü­ rüne dönüş ve mi lli' benli ğini tanıyış) hakkında söylediği sözler çok d ikkati çekicidir: ' 'Türkiye bir maymun değildir. Hiçb ir milleti tak­ lid etmeyecektir. Türkiye ne Amerikanlaşacak, ne batılaşacaktır. O sa.dece özleşecektir." Böylece, milli' benlik , mi llt şuur, milli tarih ve kısaca millt kültürü benimseyişi ne kadar içtenlikle hatırlatmış olu­ yor. Bu sözler onun 1921 yılındaki sözleriyle aynı yakınlıktadır. "Biz Türküz, tam manasıyle Türküz. İşte o kadar. Bize iyi müslüman olmak kafidir. Asya için ve Avrupa için bizim kanunumuz aynıdır. Dostlara sah ip bulunmak; istiklal-i tamımızı muhafaza etmek , herşe­ yi Türk cephesinde mütalaa etmek . " ( 1921) 1923 'te gene aynı anlamdaki sözleriyle karşılaşıyoruz: "Bu memleket, t ıı r i h t e Tiirk 'tli. halde Türk 'tür ve ebediyen Türk kalacaktır. " ( 1923. Atatürk 'ün Ada na Seyahati, sf. 23, Taha Toros) 1 924 yılında bir cümle ile ülküyü özetliyor: "Türkiye'de, Türkiye'­ den başka birşey düşü nmemek." ( 1 924, S.D. i l . Sf. 180) 1 930 yılı onun vatansever duygularının kükreyişine tanıktır: "Yurt toprağ ı! Sana herşey feda olsun. Kutlu olan sensin. Hepi­ miz senin için fed aiyiz. Fakat sC'n Türk milletini ebedi' hayatta yaşat­ mak için feyizli kalacaksın! Türk toprağı! Sen, seni seven Türk mille­ tinin mezarı değilsin. Türk milleti için yaratıcılığını göster. " ( 1930) . 1936 'da mi11l şuuru şu sözlc-rlc şahlandırıyor: "Biz, esasen millt mevcud iycLİıı temelini, mi llt şuurda ve millt bir­ likte görmekteyiz ... " ( 1 936. S.D .1 . sf. 387). 1937 yılı hasta halinde bile· neyin hizmetinde olduğunu belirtiyor: "Biz büyük Türk Mi lletinin hizmetindeyiz . " ( 1937 , S .D.I. sf. 405) Atatürk 'ten bizzat ortaokul öğrencisi bulunduğum sırada pek ya­ kından d inlediğim sözleri, heyecan ve coşku dolu sesi, aynı dinçlik aynı olgun luk içi nde dipdiri yankılanmaktadır. O zaman 15 milyon­ luk Türkiye 'de büyük bir sevinç ve güven kaynağı olan bu sözler milli ülküyü göstermektedir. B u Cumhuriyetin 10. Yıl Nutku, Atatürk'ün

ATATU RK V E TORK M1LLİYETÇIL101

181


m i llT beyan namesi, mi llt ve ölmez bi ldirisid ir; sınıf savaş ı , iç çat ışma­ y ı \ ı· parçalanışı değil, millet bütünlüğünü gözetmi ş . ve daima o nu

k o n i \ up kollamıştır. M i lletini öven

Vl'

ona güvenen A t atürk , nı i l l t ül­

k iiıı iı ı : b a 1.ı görevleri ni saymışt ı r : " " M i lletimizin yü ksek karakteri n i , � ı ır. ı l ı ı ı <: 1. ı ·a l ış k a n l ı ğ ı n ı , fıtrt zekasını, i lme bağlılığını. . . mütemadiyen ı l"

lıl' r

ı

ı:r l u vasıta ve tedbirlerle besley erek inkişaf ettirmek milli

ülk üımv.ct ür. " Daha önce "Muhtaç oldu ğun kudret. damarlarındaki asil kanda mevcuttu r " d iyen Atatür k , mutluluğu kendini Türk bil­ m e k te buluyord u : " N e mutlu Türküm d iy rn e " özdeyişine uyan Ata­ türk, daha sonra soyad ı olarak Ata-Türk ' ü b enimsemişti. Bunun anla­ m ı üzeri nde, b u n u n değeri \'e önemi üzerinde bir d e fa daha düşün­ ııwk � · pri n d P o l u r .

(*)

ÖZLEYİŞ

İŞTE M İL LİYETÇİ VE KOM ÜN iZM DÜŞMANI ATATÜRK ( * ) Prof. Dr. Hikmet T a nyıı A tatürk, Türk m i ll i y etçi liğini beslemek ve geliştirmek i ç i n mi llt kültürü ve mi llt terbiyeyi temel olarak almıştır. M i l letçe orta k . bütün, tek bir kültürün bütün m i lleti hem oluşturan, hem geliştiren bir güç ve kudrete sahip olduğunu görmüştür. M i l l1 terbiye yoluyle Türk kül­ türünü aşılama işinde Türk d i l i m• ve Türk tarihine ve tarih şuuruna öncelik tanım ıştı : "Türk iye C u mhuriyetinin temeli kültürdür. " d iyor­ du. En önemli nutu k ların ın başında gelen Cumhuriyetin

10.

Yı ldö­

nümü N u tku 'nda : " Mi lli kültürümüzü muasır medeniyet seviyesinin üstüne çı karacağ ız . " di yord u . "Türk milletinin kuruluşunda etk i l i olduğu görülen tabii ve tarihi gerçekler şunlard ır : Si yast varlıkta bir­ lik , dil b i rli ğ i , y u rt birli ğ i , ırk ve menşe birliği, tarihi karabet, ahliikt karabet. Türk mi lleti n i n teşekkülünde mevcut olan b u şartlar, d i ğer m i lletlerde hepsi b i rden yok gibid ir. " düşüncesi ona aitti. (Medenl Bilgiler ve M .K . Atatürk. El Yazıları, A fet İnan, sf.

28)

ve "Millet,

d i l , kültür ve mefkure (ülkü) ile birbirine bağlı vatandaşların teş kil ettiği bir heyettir. " sf.

( 1 930,

M .K . Atatürk , Yazd ı k larım , A fet İ na n ,

III) d iyordu.

1932

Kasım ında gene mi lli' kültürün yükselmesini kon u alıyor :

"Millt kültürün h er çığ ırda açılarak yükselmesini Türkiye C u m hu ­ riyeti n i n temel d ireği o l a ra k t e m i n edeceğiz . " ( Kasım

(*)

Devlet dergisi n i n

264.

sindeki Konferans)

1932)

sayısında yayınland ı.(İliihiyat Fakülte­

1 82


1 9 3 3 y ılı o nun bu konu�·a nasıl önem verd i ğ i n i bir defa daha gös1.l'riyor: "Türk mi lll'tinin mi lli di li Vl' millt benliği bütün hayatında hakim ve esas kalacaktır. " ( 19 3 3 . A tatürk 'ün Fikirleri ve Düşünceleri , Dr. U t k u n Kocatürk. sf. 1 9 3 , 1 5 . yıl kitabından).

Atatürk 'ün doğrudan doğru ya Türk milliyetçisi olduğunu söyle­ yen yüzlerce fıkra ve sözleri vard ır. Bunlardan a ncak b ir kaçını bura· ya nakledebi leceğ i z : " !:! : :.: . doğrudan do ğruya ınilliyet.perveriz v e Türk mi lliyetı,· i siyiz. Cumhuriyetimizin mesıwdi Türk camiasıdır. Bu camianın efradı ne kadar Türk harsıylc meşbu olu rsa ( ınillt kültürle doygun olursa ) , o camiaya istinat eden ( o topluma dayanan) C u mh u riyet d e o kadar k uvvetli olu r. " Görülüyor ki mi tri kültürün milletçe yaşatılıp benim­ senmesi n i , cumh uriyetin dayanağı ve gücü olarak görüyor. "Memle­ ketin ve i nk ilabın içeriden ve d ışarıdan gel<'bilecek tehlikelere karşı koru n ması için bütün m i lliyetçi ve cu mhuriyetçi k uvvetlerin b i r yer· de toplanması lazımd ır. " ( 1 9 3 1 . S . D . 1 1 1 , sr. 90) Millet sevgisi ve milliyet ilkesi, mi lletine güven O ' nda en büyük da· yanağ ını buluyor: "Millet sevgisi kadar büyük sevgi yokt u r " . " Şahsı · mız i çin değil, fakat nwnsu p oldu ğumuz mi llet i ç i n elbirliği ill' ı,·a l ı · şalım " d !'m ekted ir. Ocak l 935'dc. Mülki ye Mektebi ( Siyasal B . Fak . ) öğn•nci ll'rim• hi­ tabı gene aynı kültür ocağ ı n ı n şeref kapısında daima Y l'r almalıdır : " H er Türk fl•rdinin son nl'fesi , Türk ulusu nun nefesin i n sönmeyl'CPğ i . onun ebedi olduğunu göstcrnwlidir. Yüksı•l Tür k ! Senin i ç i n yü ksl'k · lik hududu yoktur. i ştc> parola budur. " ( 1 1 Ocak 1 9 3 5 , Mülkiye> i\kktl'bi i i ğ Tl'lıci ll•ri nl' ) .

"İ lhanı ,. , . l ı.� '. ı • · t llll'llbaı milletin kl'nd isidir. Mi ll<'t.in müşt rrPk tl'ıııayiiliı ı ı i. �ı ııı ıı ı ı ı i l'ikri old u ğunu münkir olanlar da vard ır . "

( E y liil

1 924 ). l 9 3 7 Kasım ındaki sözü gc>nc> aynı anlamdad ır: " K uvvet bird i r ve o mi lletindir." ( Kasım 1 93 7 ) . A tatürk 'ün, 1 7 !;) ubat 1 9 23 ' te i z m i r 'd e i l k iktisat kongrc>sini aı;ar· kl>n yaptığı konu şma milli i ktisada dairdir; sınıf savaşını n• mi lll•t

1 8:!

PROF . DR. H İ K�IET T A N Y U


parçalanışını şiddetle reddetmektedir: "Bizim halkımız menfaatleri yekdiğerinden ayrılır sınır halinde değil ; bi lakis mevcud iyetleri ve muhassalai mesaisi yekdiğerine lazım olan sınıflardan ibarettir. Bu dakikada sami lerim (dinleyicilerim) çiftçi lerd ir, sanatkarlardır, tüc­ carlardır ve ameledir. B unların hangisi yekdiğerinin muarızı olabilir? Çi ftçinin sanatk ara, sanatkarın çiftçiye ve çiftçinin tüccara ve bunların hepsine, yekdiğerine ve ameleye muhtaç olduğunu kim inkar edebilir? " (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri. C . i l . sf. 99-1 12, Ankara, 1959). Atatürk 'ün komünizm ve komünistler hakkında çok sert sözleri vard ır: "Biz, ne Bolşevik, ne de komünistiz. Ne biri, ne diğeri olamayız. Biz mi lliyetperver ve dinimize hürmetk arız . " Bolşevizmi, komünizmi birçok defa şiddetle kötülemek lüzumunu duyan Atatürk'ün onu ezen sözleri ve hareketleri bir kitabı doldura­ cak kadar boldur. Onun zarar ve tehlikesini birçok defa belirtmiştir: "Bolşevizme gelince ; o nun bize nüfuz etmesini önleyen dinimiz, ana­ nelerimiz (geleneklerimiz) ve içtimai bünyemiz (toplumsal yapım ız) gözönüne alınırsa, bu doktrinin memleketimizde hiçbir şansı olmadı­ ğı anlaşılır. Lüzumu halinde hatta Türk milleti ona karşı savaşmaya hazırdır. " 6 Ağustos 1929'da Eskişehir garında söylenen ve Eskişeh ir Sakar­ ya Gazetesinin 7 A ğustos 1929 tarihli sayısında ve daha sonra muhtelif gazetelerd e yorumlarıyla ç ıkan komünistler aleyhindeki etraflı öğüt ve buyruğunun son cümlesi, artık Türk mi lletinin belleği­ ne nakşolmuştur: " Ş urası unutulmamalıdır ki, Türk aleminin en bü­ yük düşmanı h.vıiiünistliktir. Her göriindüğü yerde ezilmeli ! " Nitekim 1 2 Mart muh tırasıyle, Türk ordusu ve bütün Türk Mi lleti Atatürk 'ün bu sözlerine bağlılık ve sadakatini göstermi şıir. Gerekt_ k · çe göstereceğinden d e h i ç şüphe yoktur. Atatürk mezhepçiliğe de karşıdır. Bu türlü davranışları kanunla önlemek istemiştir. Ayrıca bölgecilik konusunda da Atatürk çok hassastır: ." "Memleketi Ş ark ve Garp diye ikiye ayırmak doğru değildir. Va­ tanı bir kül olarak mütalaa etmeli " der.

ATATÜ RK VE TüRK MİLLİYETÇİLİGİ

1 84


''Diyarbakırlı, . Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, Trakyalı ve Make­ donyal ı hep bir ırkın evlatları, lwp aynı cevherin damarlarıdır" sözleri her görünen yere yazılmalıd ır. ( 1 923. Atatürk Di yarbakır'da, sf. 4, K. Kemal Kop). Atatürk zaferi . başarıyı Türk mi lletinin bir ferd i olarak bölüşmüş­ tür : "Yalnız şunu bir hakikat olarak biliniz ki, şeref hiçbir vakit bir adamın değil, bütün milletindir. Eğer yapılan işler mühimse, gös­ terilen muvaffakiyetler barizse, inkilab calib-i d ikkatse her fert ken­ dini tebrik etmelidir. Çünkü böyle büyük şeyleri ancak çok kabiliyet­ li olan büyük milletler yapabilir ve bu mi lletin her ferd i böyle en kabiliyetli ve büyük bir millete mensu p olduğunu düşünerek kendini tebrik etsin. " ( Mart 1 923) Zaferden sonra böyle konuşmuş ve zaferin şerefinin millete ait olduğunu, mi lletine olan sarsılmaz büyük sevgisiyle söylemişti. Konuyu şöyle özetlemek mümkündür : Atatürk niçin cumhuriyet­ çidir? Türk milletine inand ığı, güvendiği ve onun "kayıtsız şartsız hakimi yetinin" değerini bildiğindendir. Atatürk niçin milliyetçidir? Çünkü bütün d avası, bütün hedefi Türk milletini imtiyazsız, sınıfsız bir birlik ve bütünlük halinde, d emokrasi düzeni i ç i nde, adalet ve hak esaslarına uyarak yaşatmak ve yükseltmektir. Atatürk milliyetçi olduğu için fakirin, yoksulun, güçsüzün hepsini mi llet içinde varlığa kavuşturmak, yüceltmek ister. Sömürü düzeni yerine i çtimai adalete dayanan, milli geliri adaletle bölüşmeği ister. İnk ilapçılık anlamı, devrimcili ği Türk mi lletini birli k halinde yükseltmek içind ir. Hedefi daima Türklüktür. O her ilkesi, her hizmetiyle Türk'e fayda, Türk'e yarar sağlamak istemiştir. Soyut ve yıkıcı, bölücü, devirici bir dev­ rimcil_ik değil, milleti bütünlüğüyle kuşatarak çağdaş medeniyetin düzeyine hatta üstüne çıkarmak atılımını temin içind ir. Mi llet olgu­ sunu parça parça bölmek , cumhuriyeti halklar d iye parçalamak iste­ yenler Atatürk 'ii rli.işman olanlardır. Sınıf savaşıyle mi lleti devirme çabaları Atatürk 'e karşı gelmektir. Açık ve kesind ir ki Atatürk, azın­ lığın ırkçılığına, bölgeciliğe, sınıf çatışmasına, mezhep kavgalarına karşıdır. Bütün sözleri bütün işleri Türk 'ten yana, birlikten ve bera­ berlikten yanadır. ü lküsü daima milletin tümüne, Türk'e faydadır. Atatürk'ü solda göstermek tamamen yanlıştır. O, kendi mi lli' ve tariht okulunu kurmuş, Türk için devrime girişmiş, milli' ülküye sa-

1 85

PRO F . DR. HİKMET TANY U


l ı i p . gl•n..:Pk b i r i l l•ri c i d i r. Ok u l u Türk M i l l i y l· t c i l i ğ i d ir . Ti!rklii!� i : si' ­ ııı ürı,:Plikll'n k u rtamıağa, i st i k l a l mücad elesi ndl' m i l l l• t i y ll· bii t uıık�­

nll'ğl' l; a l ı ş nıış . e l b i r l i ğ i y ll• za reri n kaza n ı l masında \"l' g üc; ll·r i ıı b i r l • · ş · m esi lldl'

Vl'

so n u <,: a l ıııası ı ı c!;.ı am i l o l m u ş t u r . :\ l i l leti lll' gÜn· ııııı i ş

\T

nı i l l t• L i n i hl'f zaman k l' n d i s i n d l•n üstün Vl' ebedi giirmüş \'l• o :ıa l ı i znll't etmeği büyük bir şı• rl'f ta n ı m ıştır. Atatürk, Türk ıııi l l l't.i ı ı i n bir i'Prd i o l m a k ta n Ö\'Ün ı:,· Vl' gurur d u y d u ğ u n u sık sık t l' k ra rl a nı ış l ı r . :\ l i l l7 � :u ­ ru r

w

güven i k ay bPtnıe tPlı l i k Psi ne sürüklenm i ş k i ııı sl'll' ri ı : , kür.: ü k l iik .

aşa ğ ı l ı k kompll' ksiıw kapılmasını k ı n a m ı ş , m i m kül tür. mi l li ş u u r \"l' ııı i ı rt gururu, ııı i l rt \' !'karı e n y ük se k sev i y esiı ıı• d ı •,t ı rmağa <:al ışnı ı ş ­ t ır.

1 0 . C u m h u ri y l'l y ı lı n d a Tiir k i y c 15 m i l y o nd u . O y ı l ı n m a r ş ı "Türküz bütün başlardan üstiin o l a n Türk leriz" i d i . 'fi!rh i y ı• 1 :-> . C u n ı ­ l ı u r i y ı•t y ı l ın d a n i hayı•t 2 0 m i l y o n d u . O n u n fan i viieu d u ı ı u ı ı i i l iiıııli ı ı ­ d e n sonra Tür k i yı· b ugün 1 0 m ı l y o nd u r. Türlü ı:,· i l e ler. tizi.iııt ü lı·r. i lıa­ ne tll'r

i ı:,: i n d e

y a k ı 'ıacak

ra k i t

vakit

ı: a l k a l a n masına

rağmen

şaıılı

t a rilı i ıw

Şl' k i lclı' d i m d i k t i r. :\ ! i l li iil k ü y o l u n d a güc· d ı• o l sa. m i l li

iil k üeüliik ı•ııgP l l e n ııwk i st.ı• nsı· d ı• . Türk m i l l et i y ılmada ı! i l l'rlı·ııwsiııi sürdürıı ı d. tl'd i r. Onu usa n m ad a n . � ı l mad a ıı t a k i lwrl<•ıı ll'r M i l l iyetc: i , ülkiiüi Tiirk genı; li ği d i r. İ !ı l l' Atatiirk 'iııı \ l a rt 1 9 : r ; � ı l ı n d a k i y o l u n u i z h·� l·n l m• canlı h i tab ı :

"Siz gl'll ı; arkad a ş l a r, yon: lıııarl a E hı·ııi t ak i b e ahdetmişsi n i z . İ ş t e bı•n b u sözden çok d u � gula ııd ı : ı ı . Yorıı l nıadaıı b e ni ta k i p l'rlı·ı·P � i ı ı i .c i sı i� lii� ıırsu nuz. Fak a t arkadaş­ lar y oru l mamak ıw de ııw k'!

l< l lw l t ı· .\C ı ru laeaksın ı z . Benim sizdı•n isted i ğ i m şey y o ru l m a ı ııak ct ı-:� ı l . � o nı ld a:.: ı ı ı ı u 1. zama n dahi d u rma­ dan

yürümek .

yorul<l u g u ıı u ı

etnwktir. Yorgu n l u k h er i ı ısa ı!

d a k i kada

j , : ıı

d ı ı ı l ı· ı ı medcn

beni

takip

t a b i i b i r l ı ü l<'ttir. Fa kat i nsa nda

yorgu ıılu ğu yenebi lecl•k manı·ı·ı bir k u n ı•t \·arrl ı r k i i ş te b u k u vvet yorulanları d i n le n d i rm ed e n y ürütür. Sizll'r, y a n i y e n i Türk i y l' ' ı ı i ı ı geııı:,· c•vl a t ları. :• o ru l sa nı z d a h i b ı · ı ı i tak i p Pckccksi n i z . Ben b u a k �a ııı b u ra�·a y a l 111z b u n u size a n latmak i c; i n

gelııı i !j

b u l u nu yorum .

Di n lı' llllH'lll l'k

Lit.t'r«'.

� üriiıııcğe k a ra r

vı•n• n lcr asla ve asla y o ru l mazlar. "!\irk gt·ıH: l i (ı i :,.: a � Pyt'. b i z i m yüksek iclea l i m i zı• d u rmadan. yorulmad a n yürüy l'cl' k t i r . " ( .\ hırt

1937, S.D .

i l ) T ürk m i l leti, Türk a d ı yaşarl ı k c a l'l' m i l li" k ii l tür ay a k t a d urd u k ça , Atatürk ' ü n mi l l i ü l k üsü d ı· ya�ayaca k t ı r. Diin A ta t iirk 'tii. U ugün Ata­ türk , yarın d a Atatürk !

ATATü H K VE T ü R K MİLL İ Y LT U L i G i

1 86


SON UÇ V a k i l vakit

L l' t\'l :

,

Atatürkçülü k ) ned i r gibi sorular soru l makta­

d ır. G er1,:ek Atatürkçülüğü eğer gösterd i ğimiz belgeler belirtmeğe yetmemi şse bu nlara birkaç tane daha i lave etmek isteriz. Ş u nu u nut­ mayalım ki bugün Atatürkçülükten bahsed enleri n bazıları b u konuyu aslında sömürmeye çalışanlar, asl ında komünizme, enternasyonaliz­ me, kozmopolitl i ğe, d i nsizliğe, A l lahsızlığa hizmet etmi ş , ömrünü bu yolda tüketmi ş k i mselerd ir. üstelik bu nlar Türk a d ın ı d u y maktan rahatsız olmu ş , Türk bayra ğ ı , Türk m i i n marşı olan İsti k l a l marşın­ dan sıkıntı d u y m u ş , Türk m i lli kültürünü i n kar etmiş ki mselerd i r. Hatta o n lar b u n u n la da kalmamış, ırk çı, turancı, d i y e Türk alem i n e v e o n u n i n sa n haklarına ve Türk tari h i n i n yüceli ğ i n e sövmüş insan­ lardır. Onlar, Türk milliyetçi l i ğ i n i faşistli k , gerici l i k , tutuculuk say­ m ışlar, Türk lükten, d ış Türklerden bahsedenlere şoven , ırkçı d i y e sald ırmışlardır. Türk i y e ' n i n gerçek b i r millT, manevi eği time kavuş­ masını engellemek i stemi ş lerd i r . Türk mi l l eti ni orta k i çtimai d e ğer­ lerden, ortak k ıy met yargılarından, ortak b i r m i l lt ülküden mahrum etmek i stemi ş!:· � :! : ;. _ <;ağdaş medeniyet i n üstüne çıkmak için ı_:ere­ ken gayretler yap ılacak ken b u n u engellemeğe çabalamışlard ır. ( Ben Türk değili m ) diye Türklüğünü i n k a r ed i ş , ben müslüman değilim d i y e d i n ini i nk ar ed ip. ben Türkün k u tsal marşın ı , isti k lal marşını söylemem, enternasyonali söyleri m. söy leyeceğim d i y enler k i mler­ dir ve b u n ları k imler nerelerde yetiştirmi şlerd i r? Ha ngi d ergiler, hangi gazeteler kısaca hangi yayın araçları, hangi d ernek ve hangi sendi kalar b u y o ld a faali yet göstermi şlerd i r? Sezai Akdağ adlı yaza­ rın ( G erçek Atatürkçülük) adlı makalesi nden birkaç cLinıleyi burada tekrarlamakta fayda vard ır : " Ba k ı n bakalım etrafınıza, ' A tatürkc;ü d e � i l i ın ' d i y e ortaya çıkan bir k i mseyi veya bir teşekkülü görebilPcek

nıisı ı ı i z'! K o ıııliııisti nden, a narşisti m> , Maocusundan Lt•ıı i ıı i stine kadar

1 87

PRO F . D R . H İ K .\1 1-T T,\ :\ 'ıT


herkes Atatürk çü! ... Bizi çamurdan çıkanp bu günlere getiren, bu günleri hediye eden Atatürk 'ün üzeri �n çok titred iği ' 'Mim İradeyi · · paramparça etmek isteyenler bile Atatürk çü! Atatürkçülük öyle büyük bir kavramd ır ki, bu kavram teraziye konulup tartılamaz, ancak davranışlar ile görülür ve ortaya konur. Atatürk 'ün hiç şüphesiz ki en büyük eseri tam bir mi ili iradeye dayalı C umhuriyettir. Büyük kurtarıcı Atatürk bu mefhum üzerine bütün hayatı boyunca titremiştir. Bu sebepled ir ki, "Hakimi yet bila kayd ü şart mi lletindir" ölmez vecizesini bizlere en büyük vasiyet bı· rakmıştır. Atatürk, Millt iradeyi kayıtsız şartsız gören ve bunun an­ cak Türk iye'yi en güçlü noktaya götüreceğini bilen büyük bir lider­ di ... Atatürk milli iradeye ortak tanımazdı. Mi llet tarafından seçilme­ yenlerin millt i radey 2 ortak olmalarını, onu parçalamalarını istemez­ di. Bunun içindir ki, hakimiyet kay ıtsız şartsız mi lletindir esasını koymuş ve bu iradeyi de milletin seçtiği Büyük Millet Meclisinde görmüştü. Ama ne acıdır ki bu millet, Atatürkçüyüm diyenlerin, • Atatürk 'ün aziz naşını 12 y ıl Etnografya müzesinde tabutta tutup toprağa vermeyenleri , bir türlü vermek istemeyenleri görmüştür. Bu mi llet, Atatürk 'ün yeni yetişen nesil tarafından unutulması için resimlerin paralardan, pullardan kald ırılmasına, resmi dairelerden indirilip mahzenlere atılmasına şahit olmu ştur. Ne acıdır ki Türk mil­ leti yine hakiki Atatürkçüleri n, yukarıda say ılanlara karşı gelenlerin, "Atatürk düşmanı" olarak ilan ed ili şlerini görmüşlerdir. . . Ş u halde "Biz Atatürkçüyüz, Atatürk ideallerine bağlıyız, A t 1türk ilkclrrinin yolundayız " gibi sözleri, Enternasyonali söyleyerı bazı millet'Oekilleri , kızıl bayraklarla 1 Mayıs Komünist Bayramı i le ilan edilerek, Lenin ve Mao benzerleri nin resimlerini taşıyarak , bir tek Türk bayrağı, bir tek Atatürk resmi olmadan, kızıl gömleklerle geçit törenlerini düzenleyenleri ve bunları gazete, dergi ve kitaplarında övenleri görmedi mi? Atatürk, ad ı üstündü Türklüğün hayranı ve aşıkı iken, ve Atatürk . tarihe Türk adıyle b u devleti çıkaran bir önder iken, onun bin lerce Türk milliyetçiliğini öven, onun binlerce mill i kültürü, millt ülküyü yücelten sözlerine rağmen o n u b i r kenara atanlar ve komünizme, enternasyonalizme, kozmopolitliğe, sömürücülüğe ve bölücülüğe, yıkıcılığa, öldürücülüğe sapanlar kimlerdi? Ve bunlar kimlerin esC'ri , kimlerin yetiştirmeleriydi? Atatürk 'ün komünizme karşı onu eleştiren, onu Türklük alemi nin en büyük düşmanı olarak

ATATüRK VE TüRK MİLLİYETÇİLİGİ

1 88


gören ve gösteren sözlC'rine rağmen ona karşı çıkanlar kimlerdi? Mil­ let olgusu yerine onu parçalayıp sınıflara bölen ve sınıf çatışmasını, iç savaşı , mezhepçi liği , bölücülüğü körükleyenler kimlerdi? Atatürk daima mi llet sözünü benimsemiş ve onun biricik temel olduğunu be­ lirtmiş iken (MİLLET) düşmanlığını sanki parlak bir marifetmiş, bi­ limsel bir gerçekmiş gibi yutturmağa ve insan kandırmağa çalışanlar kimlerdi? Şimdi burada tekrar tekrar düşünmeliyiz. İ lk olarak hiç olmazsa manevi olarak mahkum olması gerekenler kimlerdir? Bu Türkiye 'de evlatlarını yetiştiremeyen, mi llt ruh, millt şuur, millt tarih ve Türklük sevgisi ve Türk milliyetçiliği ülküsünü aşılayamayan Maariftir, bütün eğitim ve öğretim kurumlarıdır. Bunlara bütün okullar, bütün üniver­ siteler dahildir. Temel yasa olarak, temel yönetmelik olarak ortak milli değerler, ortak mi llt ülküler, bayrak , istiklal ve Türklük sevgisi herşeyin üstünde tutularak benimsetilse, komünizmi n , marksizmi n , leninizmin bütün eieşLıııieri yapılıp genlik milli idealizmle yetiştiril­ seydi böyle mi olurdu? Yıllarca bazı kişiler TRT ve türlü yayın araç­ ları, dergiler, kitaplar, türlü örgütler i çinde Türk milletini parçala­ mak, bölmek için çal ışmadılar mı? Komünist örgütler övülmedi mi, adları sokaklara konmadı mı? Materyalist, kozmo polit, enternasyo­ nalist, köksüz, millt duygu lara karşı yönelmiş bir eğitim ve öğretim sistemi nden daha başka ne bek lenebilirdi? Ne ekilirse o biçilmiştir. Kendisini bilmeyen, tarihine sevgi duymayan, milli coğrafyasını anla­ mayan, milli kültürüne sahip çıkmayan, Türk büyükleri yerine, yabancılara hayranlık duyan ve onların resimleri ni her yana asmaya özenen, İstiklal Marşı yerine Enternasyonal marşını söylemeği bir marifet sayan, vatan ve millet haini olduğunu ve milletini mahvetme­ ğe, sömürgeci lerin pençesine atmaya özendiğini bilmeden, sanki bir kurtuluş, sa nki sömürüye karşıymış diye kendisini aldatan bir kısım zavallı genç ortaya ı;-ıkarılmadı mı? Onlara bu mi llet nasıl doğdu, nasıl gelişti, nasıl yükselir, nasıl sosyal adaleti de kuşatarak yücelir gibi mili esaslar tekrar tekrak anlatıldı mı? Okullarda öğretmenler, öğretim üyeleri, yard ımcıları milli yold a ilerlemeye ne derece örnek olabildiler? Atatiirk 'ün "Herşeyin üstünd e vata n ve millet, işte parola budur" sözüne sad ık kalındı mı? Atatürk en samimt duygular içinde millet yolunda çalışılması ge­ rekti ğini söylemedi mi? İşte Atatürk 'ün gönüllere, bilinçlere ( şuurla­ ra) yazılması gereken şu değerli sözleri Türk milliyetçiliğinden başka 1 89

PRO F . DR. HİKMET TANY U


İ lk sözü bu olmu ştu Adana 'da. ( Atatürk 'ün Y urt Gezileri , Hazırla· yan : Mehmet önder, İş B. Yay . , Ankara 197 5 , Sf. 15. Kaynakları : Damar Arıkoğlu, Hatıralarım , sf. 307-309, İst. 1 960 ; Ayrıca bak . İsmail Habib Sevük , Atatürk İ çi n , sf. 2 8 , İ sta nbul 1939 ; Taha Toros Atatürk 'ün Adana Seyahatleri , sf. 1 5 , Adana, 1939 ) . Aradan y ıllar geçiyor. Atatürk'ün o sözleri büyük b i r samimiyrti n , büyük b i r milliyetçi bilincin ( şuurun) k esin bir i fadesid ir. Nitrkim üç.üncü Adana seyahati ndeki konu şması ayn ı konu üzerinde ve çok dikkate şayan bir anlamda ve açık lıktad ır. Türk gençli ğ i ne ışık tuta­ cak ve ileri hedeflerini göstc>rrcek bir değerded i r : " 16 Ş ubat 1931 günü Adana 'ya gelen Atatürk , o akşam, Türk Ocağı Başkanı Fahri Beyin evine misafir old u . Ak şam yemekte, Adana Maari f Emini İs­ mail Habib ( Sevük) d e vard ı . İ l mi' ve edebt konuşmalar yapıld ı . Atatürk , 15 Mart 1 9 2 3 ' d e Adana'ya geldiği zaman , İskenderun ve Anta k ya i ç i n söylediği ( Kırk Asırlık Türk Y urdu düşman elinde esir kalamaz) sözünü h atırlad ı. Vasıf ( <; ınar'a) : - O sözde mübalağa değil, noksa n vard ı, değil mi? dedi. Vasıf Ç ınar : - Son araştırmalara göre, Hatay bölt;esi çok daha eski devirlerde Asya 'dan gelen Türkler tarafından iskan ed ilmiştir, diye cevap ver­ mi şti . 17 Ş ubat 1931 ... Beled iyeden Türk Ocağına geç t i . Salonu Adana­ l ı ayd ınlar ve gençler doldurmu şlardı. Ocak başkanı ç a l ı � ıııalar konu­ sunda bilgi verd i . B i r köyde okul ve dispansPr açmı� l;, rd ı . Atatürk : - Okul ve hastahaneyi devlet yapsı n . Sizin asıl ı.: ı • rı ı i n iz \'a t a n · d a ş ı kültürle beslemektir. Çoğu vata ndaşlar Tiirk<·ı · �. 1 1 ı ı u � ı ıı ı : ı o r Bunlara Türkçeyi öğretmek gere k , ded i . Sonra uzu ı.ı h ı r konuşnıa yaptı. Sözlerini şu cümlelerle tamamlad ı :

( M E M L E K ETİ N G EN Ç L İ (;İ İ L E -O G R E n.JE N L E R İ İ L E KAR Ş I K A R Ş IY A B ULUN U Y O R U Z . ü G I!. ETM E N L E R -Bİ R G ö R ü Ş L E M E M U R SAYILDIKLARI İ Ç İ :\ Sİ Y ASI'.: iL t. UCRA Ş AMAZLi\l!. DİY E P RENSİP İ FA D E O L U N U H - B U İT İBA RL A BüTüN DEV ­ LET MEMURLAR I SİYAS ETLE U G R A Ş AMAZ. Y A N İ M Eı\l U R V E ö C R ET M E N L E Rİ N G Ö R EVL ERİ O KADAR ÇOK V E ü '.\l EM ­ L İ D İ R K İ BüTüN HAYAT V E ZA\l ANL\ R l N I B U NA A Y I R ­ S,\LAR A NCAK RESMt G O R E V L E Rİ :\' İ Y U! .İ N E c ; ETİ lL\l İ Ş O L U H L ,\ H J .

1 90

P H O F . D R . l l İ K \I ET T.\N Y U


ıll'dir? " � ah s ı n ı za a i t b i r b ul u ş u n başkala rı tara fınd a n k u llaııılnıasın­ dan n• nll's ' u t m·t.iePlt>ri n i n ismi n i zl' d l'ğı l , nll'nsu p o l d u ğ u n uz ccmi ­ �·l't.l' n· m i l ll't l' mal l'd i l m esindı•n l'J l d i şı• ııiz o l m a sı n . m i l l et bunun kad ri n i b i l i r :\I İ L L E T S E V G İ S İ K ı\ ll A H B ü Y ü K .\ l l : K ;\ h\T YO K ­

T lJ IL İ st i k l a l h arbi ndl' b e n i m d l· m i l l d inl l' Plt i ğ i ııı b i rt a k ı m h i znwt· h·r o l m u ş tlı r, 1.a n m•der i m . Fa k a t b u n la rd a n lı i l: b i r i n i k l'n d i ınc ma ll't­ nll'd i m .

Ya p ı l a n ı n hepsi mi llPl i n l'Sl'rid ır. dPdi ııı : aranacak olursa do ğrusu da budur. M a z i d l' sııy ısız nwd e n i y l't kurmu=? bir ırkın vı· ııı i l ll' t i n l:oeu k ları old u ğ u m u zu ispat Ptmek İ \·i n y a p m a m ı z lazım gı•ll'n �Py iı'rin lıl'psi n i �·a p t ı ğ ım ız ı ill•ri siirenıc·y i z : b ugüıw \'l' yarına b ı ra k ı l ıı ı ı ş daha b i n:ok büyük i ş lNiıniz rnrd ır. İ imi' <;al ışmalar da h u n la r arasındad ıı . :: . : :::l'Vl'n a rkadaşlarıma l a \·siyı•m budur: " � ı\ H ­ � l .\ l l Z İ (' İ N

DEGIL. F A K AT

i\ I E N S U P OL D L' C : U M U Z i\l İ L L ET

İ C İ :'\ EL B İ R L İ G İ Y L E Ç A L l � A L nl . L\ Ll � .\ ! ,\ L A HJ N EN Y C· K ­ S l·: c ; i B li D U !l . " ,\ l a t ü rk Adana Tür k o e a ğ ı r! l'l'I Pri nl' d l' d a l ı a 1 9 2 3 y ı l ında nwa­ iı' n

ş u n ları

Asırlarca

yazm ı ş t ı : "Türk O ea ğ ı . Tiirk llik güm•ş i n i n ocağırlır. bunu söndlirııll'k i l: i n r · a l ı ş l l lar. B u ocak IH'pi m i zi ayd ı n ­

ı� ttı . " 15 l ı ğ ın

:\ l ar t 1 9 2 :3

tari h i n cl P A ta l tirk ,\d a ı ıa \ a . r:o k büyük b i r k a laba­

k u şatt ı ğ ı sl' q!i a l k ış l ar \·ı· i \' l l'n :;iizya �larıylr

göstcri ll•n sı·\· � i hay k ı rış ları i ı: i nrll' : � i rrl i . Trı·nrll'n ıi ıH·ı• ,\ t a t ii rk i nd i , ard ı ndan L iı t i rl' I l a ıı ı m . . . To p Sl'slı·ri arasında ( Y a ş a . rnrol lıti � lik c : a zi m i z ! ) h a y k ı r ı ş ·

ları g ö ğ l' ağ ıyor, l; u rl ı a n l a r k ı•si l i �· o rd ı ı . A tatür k . iiğrl' l ll'İ lı·riı� � · a ı ı ı n a d o � .Jd , ! . . ,- 1 • : -;ırada. k a r � ı d <.ı n siyahlara b ü rü n m ü ş ot u z kad ar k ız ı n a ;.: l a .� ı ' '' l a rı ı ; ı :: < > rd ü . Oraya yi'­ ıwld i . D l'rken b u n l a rı n arası ndan i k i ;.: l' n " k ız . ı• l ll•ri n d ı · iki b u k d ı\ tatürk ' e i lc-rlcd i . B i ri n i n gögsünck ( İ skl'ndl'rtı n ) . Ötl'ki ndı• ( ,\ ıı l a k ­ y a ) yazıyor. gı•rc;ı·k tl'n Iıiiııgür lıliııgür a g l ıyorlard ı . Ç i \" P k l n i .\ta­ türk ' l' \'I' L a t i rl· J l u ıı ı m ' a su ııd ulur: - Büyük ( ; a z i . �izi de k u rta r! Bc�ik tl• k i çocuk larımız iilrliirülü­ yor, y u rd u m u z . �· u rn ın ı z d a ğ ı l d ı . B i zi dl' h ürri y e te, Aııaval a ıı'a kavu � l u r . •

Atatürk . l l a t :ı \ · ! ı ' · ııısi l ed e n b u topl u l u f(a seslend i :

- K LH h K,\ Lı\ :\ L \ /.

\ " i l l i. IK T ü R K Y U H D L' Dü � M A N E L İ N D E E� İ H l . l \ (.

c ; ı·: L ECEK

SİZ

DE

. \T:\ 1\" H K \ I·: T C H K :\Iİ L L İ Y ET(' İ L İ C : İ

K U R T U L .\Cı\K :-; J :'\ I Z .

l�l


Daha sonra dil konusunda (Atatürk) şunları söyledi : (MiLLiYETİN ÇOK AÇIK VASIFLARINDAN BİRİ DİLDİ R . T ü R K MİLLETİNDENİM DİYEN İNSAN H ER Ş EYDEN ö NCE V E BEHEMEHAL TüRKÇE KONU Ş MAL IDIR. Tü RKÇE KO­ N U Ş MAYAN BİR İNSAN TüRK TOPLUMUNA MENSUP OLDU ­ GUNU İDDİA EDERSE BUNA İNANMAK DOGRU OLMAZ . HALB U Kİ ADANA'DA TüRKÇE KON U Ş MAYAN 20 Bİ NDEN FAZLA VATANDAŞ VARDIR. ECER Tü RKOCAG I BUNA M Ü ­ SAMAHA GöSTERİRSE GENÇ LER VE SİYASİ-İÇTİMAİ BOTUN TüRK K URULUŞLARI BU DURUM KAR Ş ISINDA DUYGUSUZ KALIRLARSA EN A ŞAC I YüZY ILDANBERİ DEVAM EDEGE­ LEN BU DURUM DAHA Yü ZLERCE YIL DEVAM EDEBİLİR! BUNUN NETİCESİ N E OLUR? H ERHANGİ BİR FELAKET Gü­ NüMüZDE BU İNSANLAR BAŞKA DİLLE KON U Ş AN İNSAN­ LARLA ELELE VER EREK ALEYHİMİZDE HAREKET EDEB İ ­ LİRLER). (Atatürk 'ün Yurt Gezileri M . önder, Ankara 197 5 , İ ş Bankası Yay., sf. r n . Di ğer kay nak: 1 9 Ş uh::t 193 1 . Cumhuriyet Gazetesi) . Atatürk , Adana Türkocağında yaptığı b u son konu şmadan sonra, A nkara 'ya dönüşünde : "İçerden ve dışardan gelecek tehlikelere karşı mi lli yetçi ve cumhu riyetçi kuvvetleri bir noktada toplamak lazım " demi ştir. (Ay nı kaynak , sf. 1 9 . 1 1 , Nisan 193 1 , C umhuriyet). Atatürk 'ün yukardaki sözleriy le tamamen Marksist, Leninist bir yönde çalışan bir k ısım k ızıl devrimci öğretmenleri kandırıp peşi n­ den TÖS ve daha sonra TöB adlarıyle peşinden sürükleyerek, tama­ m en kötü ve zararlı bir siyaset batak lığına, yıkıcı ve bölücü bir yöne sapışını ve komünizmi , bölücülüğü yasaklayan Türk Ceza Kanununun 1 4 1 . ve 1 4 2 . maddeleri ki Atatürk zamanında Türk milletini koruyu . cu sebeplerle onlara verilmiş ken, bu nları kaldırmak içi n yapılan gösterileri hatırlayal ım, Türki.y e'de komünizmi VC' bölücülüğü, Türk milliyetçiliğini ve onun kutsal varlıklarını i nk arı önleyen Devlet Güvenlik Mahkemeleri nin kuru lmasın ı bıı italamak üz.�-, , . A : ::, ;;rii ve Türkiye'nin birçok şehirlerinde yapılan b irço ğu TÖS, sonra TöB 'cü öğretmenlerin nasıl Sovyetçilik veya Çin komünistliği için toplan­ tılarında birbiriyle boğuştuklarını, ve Türkiye'y i nasıl bir uç uruma nasıl bir felakete sürük led ik lerine aldırış etmed en, onların, DİSK ' le, kızıl bayrak lı 1 May ıs'ı komünist gün ilan ederek yaptıkları iğrenç nümayişleri , sindirmeleri, zorbalıkları, yüzlerce demeç ve bildirileri

ATATÜRK

ve

TL iiK MİLLİYETÇİLİGİ

1 92


hatırlayalım . Vl' sonra Ata türk 'ün ö� rC'tnwnler i <,· i n y u k ardaki d t•ğerli Vl'

u n utu lmaması gen•kl'n öğüt lt•riıw d i k kat C'C!eliın . Türkiye nPreler­

dPn nerden· gl'lmiş veya G E T İ R İ L M İ � . i brel lt• vt• üzüntüyle düşüne­ lim. Bölücülük

Vl'

mezhep ç i l i k h a ng i düşmana yarad ı?

Atatürk 'ün Kastamonu ziyaret i n d e k i sözleri her tarafa yazılma l ı · d ı r . B tmdan daha büyük m i l l i y e t ç i b i r söz söylemek mümkün rr:üdür? Türk sevgisi ve Türk m i l letine i n a nış ın büyük i fadesin i tekrar sunuyo­ ru z :

"24 A ğ ustos 1925 saba h ı Atatürk , Mareşal üni forn!ası nı ı,:iy m i ş , göğ süm• İst i k lal mad alyası n ı ta kmıştı. önce, Ask eri K ışlaya gide rek bu radaki birliği denetled i . Bu sırada koğu şlarc' -ın b iri nde ( B i r Türk O n Düşmana Bedt•ld ı r ) yazılı bir levha :,:örmüştü. Subaylardan b i ri ne yazıyı göstert•rek : - ö y le m i ? d i y e sord u. - EvPt Paşam . . Atatürk : - Hayır, bence öyle d l·ğ ildir. B İ R T ü R K D ü N Y A Y A B E D EL D İ R . d : y e karşılık verd i . " ( Atatürk 'ün Y u rt Gezileri , Kastamonu , sf.

217 : 25

A ğ ustos

1925 ,

A ç ı k Söz ( Kastamonu) Gaze t esi . vb . ) .

Atatürk 'ün Türkçülüğü v e b u sözü bütün o k ullara, bütün d airelere n•sr.ı i n i n altına tablolar halinde yazılmalıdır. B u sözler bütün oku llara bastırılıp d a ğ ıtılmalı, her sın ı fta yer almalıd ır. Türk milli yetç i l i ğ i an­ cak bu k ad a r d eri nli k ve genişli k le yücelebilir.

i şte

gerçek devrimci­

li k b u d u r. Atatürk ,

20

Aralık

1 930

y ıl ı nda öğleden sonra Kırk lareli 'ye geli­

yor. Halk, gPn <,· l i k büyük bir sevgi ve coş ku i ç i nded i r . K ı · ı;u:,: �:;.;:a ı , sevgi göstt>ri lPri y ıe Atatürk 'ü adeta k u ca k l ıyorlar. Atatürk gene i ç ten b i r h a t i p l i k te söze baş l ı y o r : "Kırk lareli halkı ve b i l ha ssa genç l i k na­ m ı na söylenen sözlerden çok mütehassis old u m . B u nd a n dolayı te­ şe k kür edl'rim. Gösteri len heyecanın b i r aynı da benim vicdanımda hasıl olmu ştur. B u n u l ıi y ı k ı ile i fade edebilmek benim i ç i n müşkül­ dür. " d i yerek bir konuşma yaptı. K ırklareli Türk Ocağ ı ' nda gençler ay rı b i r toplantı düzenlemi ş lerd i . Atatürk , akşamın geç saatleri nde bu toplantıya gl'll're k , Türk Ocaklarının görevleri ve Türk kültürü üzerindl' açık l:-,::: .. :.. ::ia bulu ndu. B u k o n u s ıııasında şöyle d iyord u : " . . . B i raz önel'. ocakların si yasi ve m i l li L> ı rer k u ru l u ş o ld u k larını siiyll•nı i ş tl m . B u d o ğrud u r. Tü RK OCAh.L.l l U U İ R K ü LT O R ET-

ı cı:ı

PRO F . DR. H İ KMET TANYU


I L\ V I N DA T E Ş E K K Ü L ETM İ Ş T İ H . B U İ T İ B A R L A T ü R K OC,\K ­

L A R I B U ü LK ü Sü N ü G E H ( ' E K L E Ş T İ RM EK İ l; İ N I L İ M -K O L ­ T ü R \'E SOSYOLOJİ AL\ N I ' il,\ SA V A Ş M A K L A ZOR U N L l DUR. BENİM

" K ü LT ü H " U E '.\l

/\ ::-.l L /\D I O iı\ l ,

BİR

D E V L ETİ

M EY D A N A G ET İ R E N TOPL W.l l! . Y A N İ M İ L L ET İ D ü Ş ü ;\ ü '.\I . B İ R M İ L L ETI'E K AC,: T t: R L ü H ,\ Y A T TASA V V U R E D İ L E B İ ­ L İ R? D EV L ET HAY ATI - F İ K İ R H A Y ATI - EKONOM İ K H A ­ Y AT, Y A N İ TİC A R İ -Z İ R A İ H A Y AT D E G İ L M i ? H ER M İ L L ET, D l� V L ET H A Y A T I N D A . F İ K İ R I I A Y ı\TlNDA B İ H Ş EY L ER Y A ­ P A R . İ Ş TE B li ü (,.� H A Y AT I N TOPL A M I N A K ü LT ü ll D EN İ R . B İ Z İM D E V L ET H A Y ATIMIZD A . B İ Lİ N D İ G İ < � İ B İ OSM A N L I S İ ­ Y A S ETİ , G A Y R I iltüTEC A :-J I S L1 N S U R L A ll D /\ N V E ill AD D E ­ L E R D EN

M EY D A N A G E LMİ Ş T İ . B U N L A R D A N B İ R H A LİTA

Y APM A K ,\1 ü ı\1K ü N O L M A D I G I l c_: İ N OSM A N L I S İY AS ETİ Y E ­

R İ N E Y EN İ B İ R S İ Y A S ET c,: I KTL O S i Y A S FT , M İ L L i S İ Y A S ET . T ü R K <.' ü L r· K

S İ Y A S ET İ İ D İ . B U S l Y A S ET İ İ L A N E D İ P

y A Y G IN H A L E (a�Tİ R:\! E K L E B E R A B E R , F İ K Rt, İ C,:T İ :\ l ı\ f n:

EKONm . t İ K H A Y AT I D A İ L �R L EH.I EK G EIU-:K L İ D İ H.. B U t:ı <.._' Ş EK İ L H A Y ATTA K İ G E L İ Ş M E D E R E C E L E R İ B İ P.. L I-; Ş T İ ( ; İ Z A ­ M A N , O RTAYA O M İ L L ET İ N K P LT ü H ü Ç I K ı\ H . BAZIL A H I K ü LT ü R L E M E DE N İ Y ETİ A Y I HML\ ZL\IL B İ L İ ;-.; D İ G İ ü Z E ll E , H E R M İ LL ET İ N K E ND İ N E ü Z ( : ü B İ P.. J-.:,\IL \ KT E llİ V A IW I H . K ü LT ü R B U ü Z E L L L İ K

V I·: K A H A K T E R L E

İ FA D E E D İ L İ R .

B E NCE D E EN İ L iltr O L J\ i\ I K ü LTlı ll İ L E :\I E D E '.\J İ Y ETi B İ H A TL\DA Y ü IWTMEKT İ ll . . . )

"Y ukarıda k imi b ölümleri az-l:ok sad PIPştiri lPrl'k n•ri lPn bu akadem i k konuşmay ı Atatürk . daha sonra, Pro r. ı\l"ı•t İ na n 'a Y l' n i ­ dcn , d a h a bPl i rg i n olarak yazd ırmış, biiylı·cı• Atatürk , kültür kon u ­ su ndaki görüşleri n i o rtaya koymuştur. ' " ( Kayna k l a r : ,\tatiirk ' ü n Y urt Gezilt>ri , 1 9 7 5 . sL 232, 2 :33. 21 Aralık 1 9 :3 0 . C u ııılı uri yı•t. K ı r k larPli İl Y ı l l ı ğ ı , 1 967 . sr 1 9 3- 1 9 4 . İ st . 1968. Pror. D r . Afl't İ n ;ı ıı ':! ı.: ,� , , ,'. ; Atatürk 't<'n Y a1.d ık larım, si". 4 :1 , İsta nb u l 1 :) -, ; .\ ta türk 'ii ı? E l Yazı­ sıy ll'. C uınh uriyPtin 5 0 . Y ı l ında K ırklarl'l i . İ st. 1 9 7:3 ) . .

Atatürk . Türk ıııi l l i y <'ll; i l i ğ i v e milli kii ltür üzl'ri ndl' bu kadar w onun bl'nimsı·nı1wsi hususu nda �·Jn dt>n•cı• d i kkatli i k ı•n 1caba İ slam el i n i hak k ında ne düşünüyordu? B u n u n hakk ındaki

hassas

\TATU H K VE

1 n ın:

:\I İ LL İ Y ET(_' İ L İ G İ

194


kaynaklarımız müsta kil bir kitabı d o ldu racak kadar rwk (,'Oktur Ata­ türk h u ri lralın. ilmc> düşman z i lı n iy l' t i n . bi rtakım medl'niyl't hamlPh•­ rinP �ırl d önmüş, ve artık bozıı l ımı ş . tPk kl'. zaviye şey hll'ri vı· onların mürş i d l' gı·ı; i n en•k el ven•n \'l' ı·ll'k tuttura n basit zi h n i yetin karşısın­ d a y d ı . ü stl'lik bu gibi kişilt•r İ slami yeti kendi ç ı k a rları, şöhretleri ve siy asl' tlt•ri \'t' hatta yanlış yorumlarıyle isted i k leri gibi kullanınağa ı,·a l ışmak ta. m i llet. m i l l i y l't ve Türklüğü, m i l lt kültürü, m i m dc>vleti i n k ar etmekle. o n a karşı olmayı sanki b i r zaruretmiş gibi görmektey­ d i lı•r. Y a k ın zaman larda aynı zi h niyetin Türkiüğü. Türk m i llet i n i , Türk kültürünü, Türk ç r y i , Türk tari h i ni v e Türk mi l l i yetçi l i ğ i n i b e ­ nimsl')'l'nl<'ri. maall•sef ırk ç ı , l slama karşı i m i ş � i b i göstrrmelerine dair örıwk ll·r ıwk ı;o k t u r . B u nlar �!Uya siyast, sın ırsız bir ümmet ç i l i k H'

sınırsız siyasl ümml•tçi bir devll·t ç i l i ğ i savunuyorlard ı . Halbu k i

bütün müslüman ıni lletlN h e p bi rer m i l lt devlet, mi llt siyaset, milIT ı,:dl'nekler Vl' mitn ç ı k arlar ve davranışlar i çi n d l'ykl'n Türki yl• ' n i n t l'nwllt·ri ni dayand ı ğ ı kök leri b i l l'fl'k b i l mt•yerl'k veya garll•t içi nde l; o parmağa. y ıkmağa çalışıyorlar, m i llt olan hl'rşeyi faşistli k le , şama­ n i stli k k sut: lu y orlar. ( H a l b u k i Türkler asla şama � ' d e ğ i llerd i , o l ma­ ıııış lard ı , İslamd an ö nel' d e l l'k tanrıya inanmış adeta Hani rlerdend i . � a ıiıan

kl'li ml'si n i b i l m i yorlard ı bilı'. Rus bılı,:inlerinden gelen bu

ı,:üriişün l'tk isinden k u rtulamay ışı göremi y orlard ı . Bu h u susta " H i k ­ ml'l Tan y u , lslamdan ü ncl' Türklerde Tek Tanrı İ nancı, İ lah iyat Fa k . Y a y . , A n kara 1980" adlı mu fos.o;al k i tabımızd a gerekl•n bi lgi su n u l ­ m u ştur. ) Atatürk ·un yaşad ı ğ ı zamanlarda bu güya siyast üıııml'lçi görünl'n­ lerin Türk düşma nl ı ğ ı , Tür k lü k . nwd eniyel, m i ı ıt kültür vb. düşma n l ı ­ ğ ı d a h a [azlayd ı . Bu sl'bl•ple Atatür k : "Di n . m i l l i y l' t i n b i r parçasıdır . . A n ca k , taassu b u n mi lletleri ü m m e t h a l i n e d üşürl'ct•ğ i n i u nutmamal ı ­ d ı r . . . " sözle riyll' 1980 y ı llarııı ııı Türkiyesi n i gördüğü a n laşılmaktad ır. Atatürk : "Müslüma nlık Ti. : •i-; ·; :ı .\fült Di n i d i r " d i y l'cek kadar, lslam i ­ yeli b t•n iııısemiş b i r k i m:., \ <l i . :\1 i lll'l derıı i sin i n 1 0 Tem m u z 1947 ta rihli 7 5 . say ısında, " A la t u r k l a y i k t i , asla d i nsiz d t•ğ i ld i " başlığıyle öm•ı n l i belgeler, hem d e A tatürk 'ün elyazısıyle su n u lmaktad ır. A y n ı dl·rı�i ııin 83. \'(' 84 . say ıları ( Atatürk

d

Vl'

D i ı ı ) k o nusuna ayrı l ı : ı : :: i ; r _

Bura an b i r kaı,· cümlt•yi nakll•d en•k yPtinecl•ğ i z : "Türk tari h i n i n en l'Ski devirl eri n e b a k ı l ırsa görülür k i Türk mi lleti din vt• i ti k al i l l', dl'Vll't Vl' siyasl'l i ş lPrini b i rb irll'rinden ay ırmak lüzu m Vl' l'h emmiye­ li n i ( (.' o k l'tkl' n ) a nlamıştır. B u . büyük b i r fi k ri tek amül ı•sl•ri yd i . Esk i zama nlarda :\ v nı pa \ a g p ç m i ş Türk ll•rdm istila l't l İ k kri ınl'm ll'kl'tll'r

l !J;,

P RO F . D R . H i K M ET TANY U


hal k ı n ı d i n leri n i d eğ i � t i rnwğl' zorladık ları wya d i n i le d l•vlı'ti birbiri­ ne karıt ırd ı k ları görülm e m i ş t i r . " B u gl•rı,·l'kl Pn d l· b ö y l l' olmuştur. M üslüman o l a n Sl' lı,· u k lu la r Vt' Osm a n l ı ia r bu kadar ;:; · n i ş ülkPll•r i l,' i n ­ d e k i H ı ristiya nlara. Y a h ud ilPn' d i n ll•ri do layısıy lP h i ı,· d o k u n d u l a r m ı'? Hem Osma n l ı la r H a l i fe o ld u k ları h a l d e , A v r u pa ' y ı İ s lamlaş l ı r · m a ğ ı düşündüll'r mi'? Hay ır. H u i i o n u l'lbl' lll' ay rıca tart ı ş ı l ab i l i r . Oraları Türk ll'şti rııwsi \'c İ slamlaşt ırması sa v u n u laeak b i r görüş ola· rak

giirüll'b i l i r . Sl·lı,· u k

dt•vll'ti

\ l' Osma n l ı l k v l l•ti . başl;a d i n ll•rt•

k a rş ı , sa n k i b i r laik d l• v l l' t m i ş g i b i h a n · k l·t Ptııı i ş lPrd ir. A tatürk müslLlma n l ı � ı bl•ninı sı•m i ş n• !:i U si d e r lı• iirnıüşt iir : " .\ l iis· lünı a n l ık gerl'k müsamahakarl ı k . gpn•k v i cdan hürri y l• t i ba l; ınıı ıı d a n

dünyad a k i i na nı l a n a k idPkri n prl'nsip i t i b ar i � il' l'D iistiiııüdiir' .

·

.\ l üs­

lüma n l ı k , son bl'ş o n asır i l,' i n d l• hükümd a rların o ı ; ., k l' n d i l l'r i ı w i k l i ­ d a r vası t a sı u l a r;ı ı, i ma n la r ı n ı yüzündt•n

1 . ı ı l l a n ı ı ıa k istı·ıı w h · :·i n· si izıl (• d i ı ı a d a m l a r ı n m

ııı t·ıı l"aaı i t rı ıw ft•d a Pdı•rl'k ı � ı t• ı : i l r n · · ret rn "l;:rı \ erııwll'ri ı

sas k ıı ru h ı �ıı nd a ıı o kadar ayr ılııı ı 'ı t ır ki lll' � g a rn tw r d ;•\· i r ­

! P ri m• ı•rıı ı ı , . . ı a ıı l : ı r

vııid l' n d iiıı yaya :..; l'lseln, b ı ı h ıı ra fl'!Prll' d o lu i t i ­

k a t la rı gürüııcı•. nıütt•k i l ll' ri n i müşri k sa ııa ca k l a rd ı r " . " .\ l iisliiıııa n i ı k . Türk lı•ri n kolay l ı k la n • gPniş o l l:üdl' kabul ı• t ı ı k ll'r i l l'k el i n o l m u ş t u r. Gii k Tanrı 'ya tapış d l' \r i nd l•n sonra. iinlı•ri ıw

ı : ı k ;ı n

B u d i s ı . .\ l u sı• \· i

n• l l ırist i y a n m i s y o ıwrk rin l ı i t;birisi büyiik kiil ll'll'r h a l i nct(• Turk lPr i n akide d ı• ğ i ş t i rnıcll' ri n i

tem i n Pdt•lllt'lll i Ş t ir. i l al bu k i

ıııusliııııa n l ı l;la

tPmas l'dı•n Tür k ler bir asırdan a z bir za manda büy ü k k ü t lı·lt-r h a l i ııdı· İ sl a ıı ı ı y Pl i k ab u l etmişler ve pek az sonra da İ s l a m l ı ğ ı ıı liderl i ğ i n i l'I·

"ıeriıw

a l ıııı� lardır.

Daha

Bağdat

H a l i fl'lni

za ı ıı a ı ı ı nd a.

Sa m i riyl'

Ş P h ri ıı d r k i Tiırk askeri J.. u.-.·-.·etler i n i n ku nıa ndaıı ı ııa " E ıııirül m ü ' m i ­ ni n " d i y l' h itap edilmekte i d i . H a ç l ı sl• fcrlt>ri b a ş lad ı ğ ı za man da müs­

lüma n l ı ğ ı müda faa sadece ve mün hasıran Türk lerin u h d ı•si111• d ii ş ıı ıi i ş ­ tü " . " İ slam nwd P n iyl'ti . sadccl' Türk nll'd l• n iyl' l i n d ı·n i ba rı· t ı i r . İ s l a m

nll'dl'n iyl'ti namı a l t ında m uasır ( ı; a ğd aş) ,\ \ ru pa llll' d (• ı ı ı :, l' l i n<· ;·,.; , . bl•rl i k Pdı•n gP ıı i � k ü l tü r lı a n' k l•tleri n i n bütün a nıi l l ı•ri l'n büyiik ı·ksı·­ riyı·tll'

Tli r k l l'rd i

\"I'

mutlaka Türklerin

yl'li ş t i rd i i: i

k ıynwtll'rdi " .

"l\?üslüma ıı l ı k , Tiirk t dP k k ü r tarzına son d l•n•eı• u y g u n gdm i ş t i r. " ( A tatürk n• Ui n . :\ l i l l l't Dı•rı,:isi. i l , Ey lii l 1 9 4 7 , Sa y ı s 8 4 ) . A t a türk ' ün tarih vı• İ s l a m d i n i giirü:,/iindı•n h u n la r sa dl'l' l' b i r k a ı; noktad ır. O Siin n i - S i i

ka\"gası ııı, ııw z hı• p ı: i l i ğ i i i n ll•nwk i s t l' m i ş t i r .

ı\ talürk, cami lı•rd e k i h u l hdPrindı>, İ s l am i y et i n ı·n üstü n . a k l a . 1"1•11111. _ ı l nll' Pil u y g u n , l' n i leri n• son d i n old u ğ u n u tPkrar tl'krar sii � lı•ıııi :;; t i :·.

\T.\T i.i H K n: TC' H K .\ I İ L L İ Y ET(_' İ L İ G İ

1 91)


İ st i k l a l sarnşııı ı ıı i l k y ı l la r ı n ı H l 1 9 y ı l ı ml a büt ü n � abancı dü�ıırnn d o n a n ma s ı n ı n

İ st a n b u l

önündl' k i

giisLPri l Pri n i .

İ !igal

k u n P t kri n i ıı

gt•ı; i l tiirPnlt•ri n i Vl' A nadolu ' n u n lıl'nll'n lwr � d ı ri ııclı- � abanc ı askt•r lt•ri n . d üşma n askl'rl P ri n i n b u l u nd u ğ u n u asla u n u t ııı a ırn.ı l ıd ı r . 1'Pr i � a ı 1 . ht·r y ö n d l'n fı• l a k t•tp g ö m ü l m ü ş Tii r k i y ı' n i n h a l i n i . o �:ii n k ii büt iin z a ­ rar l ı . �· ık l l' I

\'l' biilül'Ü faa l i y t'l h•ri . kar�ı � l k ll' I prı>pagand a ları u n u t ı ı ı a m a l ıd ı r. Sad t'l'l' o günlPrin İ s t a n b u l ' u nd a n h i r s.alı ıll'�· i giizkri i i nu ı u•

gPt i rl'liııı

" S u r i y t• \'l' K i l i k ya 'da ki İ n ı:i l i z l-. U \'\'l'Lh·ri n i n b a !i k u r:ıam!a · ıı ı ( i ı• n pral A l l l'nby ( Ku d üs d t' 1 9 1 7 'd t' , o n u n k u ma n da n l ı ğ ın d a i �gal

t•d i l d i ) 7 � u bat 1 9 1 9 günü İ sta n b u l 'a gdi � o r. B u n u V l'si lt• sa y a n İ ng i ­ l i z lt•r d l ' İ st a n b u l soka k larında b i r ı�iistPri v ı • /.a fı•r yürüyÜ!iÜ d üzt• n l i ­ yorlard ı . Poza ntı ' n ın k u z P y i n d l'k i Ak k ö prü vı• (,' i ft P h a n ' ı i � gal Pclı•n Fransız l a r d a . İ ıı g i l i z lt•rdl'n gt•ri k a l m a m a k iı: : ı ı Prt Psi günü S i r l-.ı'l'i ' ­ d e n lky o ğ lu ' n a kadar. Fransız i şga l o rd u ları ha� k u ıııandaııı ( : ı·ıwra l Frandwt d ' Esperey ' i b i n d i rd i k lt•ri b i r k ı r al uzniııcll'. H u ıııların l l 't.a lıiiratı arasında işgal altında k i İ s t a n b u l so k a k la rınd a n gı•ı;i rt•ı·Pk lı·rd ı . İ n g i l i z generali Allenby, Osma n l ı H a rbiyl' Vl' l l aricı yt• N a z ı r larına is tl' k ll'ri n i belirten on iki mad d eli k bir yazıyı i l k i ş o l a ra k b i l d i rııı i � ı i . '

1 5 M ay ıs 1 91 9 'tla Yun::•;& o rd usu İ ng i l i z d o na nmasın ı n l ı i m a yı•si ııck İ z :ııi r'i i şgale başlamıştı. B i r k a ı.; ay gp1_· i nct• Y u n a n işgali Egl' �' l'\Tl'si ili' y ay ı l d ı . Z u lüm, öldürml'll'r. d ay a k la r \'l' yl'rl i H u ıı ı l a r ı n i ha ıw t i y h · y a p ı l a n b i n lt•rcı• i ş kı•nce Vl' ı; ı l g ın l ı k lar. y a k ı p y ı k ma la r A nad o l u \ u d P r i n b i r acı

H'

ş a ş k ı n l ığa giinrnll'kll•yd i . Erııw n i h•r. Ti.i r k i ye ' n i n b i r

�·o ı.. i l l P r i n d P ı,· l'tl'lt•r k u rm u ş l a r vt• sa l d ırılar, y a k ı p y ı k ıııalarla ort a l ı ­ ğ a dl'lı !il'L H'rnll'k istl' m i !i l l'rd i . İ ta l y a n lar d a gı•ri kalma k_ istl'n11•y ı·rı·k A n ta l y a n• K o n y a 'cl a ask ı·rl P ri ı ı i y a y m a ğa <,«ı l ı�ı y o rla rd ı . Tü r k i y ı• k a r ­ makarışık

n•

sarn�ları l a n y o rgu n n• pt•ri ş a ıı \ ı k m ı!i t ı . Biitiin Osıııa ı ı l ı

İ ıı ı p a ra ı o rl u ğ u nu ı ı

İ st a nb u l 'd a

ll'k

Darii l fii n u n u n u

( ü n iH·rsi t Psi )

rn rd ı . J\ n kara'da b i r l ist• mt'\'l' U l l u . O ı.a m a n k i li sl' sa y ı la r ı n ı n iis l i ı ı ıdı· l i sı'. b ugün yal n ız ,\ n k a ı a · u a \ ard ı r . :'liiifus k ı r ı l m ı ş . 1 3,5 m i l y o na i ı ı ııı i �t i r . Y o k su l l u k n· fda k l'Llt>r Anad olu ' y u k u şatm ı ş t ı r . İ şt i' ,\ ı a ­ t iirk biil ü n b i rl P ş t i r i c i . lll'r d üş m a na kar�ı ayrı t a k t i k lı•ri i h• ı:a l ı 'i ı ı ı . ı L ­ t a y· d ı . ı..: ı · ııcl isi n i a � d ııı say a nlar. Anwri kaıı ıııandasııı;ı ' iı ı ı i bo\' ı ı ı ıd ı ı · nı � u ıı a ğı• c nw k mi kürl ı d ı r . y o k sa İ n g i l iz mandası ı ı ı h <ı i H ı l ıını d a l ı ; ı i y i d i r d i y t•rl'k b i i l iiıııııii � lı·rd i . O 1.aıııa ıılar. �' liri iı:i ndl' \'I' � u r ı d ı � ı ı ıda ,\ ı ı ad o l u ' n u n ist i k lü l nniı·anl'lı;si . bir is_\ a ı ı . lıa� cl u t la rı ı ı bir so� gu ıı İ'ii olarak giıst l'ri l i �: o rclıı B i rt:o k lııı lli y a t.a r . İ sl a ı ıb u l 'd a . ı\naclo l u ' d a ­ ki �\'il 'i l ı w t i ı · ı•siı. 1-.a lal'a l-. . so nu r.. Jükı·ı olal'ak b i r ı: ı l g ı ı ı l ı l; o lara l·. giirii� or \T l'n lıai ı ı a ıw y·a1.ılarla .\ l u s ı a fa 1-\ l'llıal l'a 'i a · � a l ı a l\ a n•ı l ı· ı sanını_ı o rl a rd ı . O giiniin i ıı ı k ü n \'l' �art ) a r ı n ı t:o k i �· j dı•g ı•rll'nd i rı ·r"I

1 97

l' H O F . D iL l ! İ K '.\ I ET T :\ ::\ 'ıT


. ııı

.

.

ı ı ı ı ı ı · I,

:_;ı · rı·l. i r

,\ t a t ü r k \i n

iinrll'r l i ğ i n i n• b a � k u ma ııd a n l ı ğ ı

\ k. - l ı ' H l · ı slı ğ ı n i l ı l'rl;l's ı·an n·yürı• k t P ıı bPnimsemi � t i

n•

K ı l i sı• ı:a nları

l urld� ı · 'c! l· ılu� ı ı l ıııal; t a \"l' h a ı: l ı ord u l a r ı n ı n i � :,!a l i a rt ı k gün nwsl'!Psi sa y ı l ıııa k l a \ · d ı " Bli ı [! ıı m[isllim a n olmay a n azın l ı k la r aya klaıımı!j lar n• rlü� ıııaıı k u \·n· ı l ı•riy lı- i � b i rl i ;! i hal i m• ;.:l•c,· m i !j lı•rd i . Y ı ı ıı a ı: bayrakları la o zaıııaıılard a bütün l { u m l'l'll' ri n i ıı pPnc('rl'!l'riııdl'n sark nı a l-" l a> d ı . .

\ > rıl ' a . TLırJ.. 'u Ti.ırk ' ı' . ııılislli m a m müslüma na k ı rd ırma ı a kt i k kri i •.: i ıı ­

r l ı · K u ı a � ı .\ l i l l i y l' K m l'l' t l l'ri y h• . l'ad i !j a h ı sanı n u yorııı u !? propaı,:an· d :ı l; i i ı: i ııdl' k i K ma >· i İ nzi b at i y ı' . ,\ nzarnr ı:l'tı•lı•ri yl'r �-ı·r c,·arpı!jına i•· I :! .

k l' n d i l ı• ri n ı·

u �·ıııa> a n ları

a sı ıı a k t a yd ılar.

A nadolu

b i r yangııı

\ ı• r i n d ı· n d ah a bl'tı·r hir halı• gl' l m i 'i t i. ı\taüi r k . Türk mi l l i y l' l ı:i l i ı,: i lll l'!i:tll'si VI' ıııaıw\'İ b i r ba> ra kla bu nıü l'adı•ll'dl' iiıı l'Lilük Ptııw k t Py d i . B u n lar; naııl;ürlük ı•t ıııı·dPıı d i.i�üımll'k ::ı·rı· k ı r . ( I l i k ııwt Ta nyu . Tarih lfoyu nca Y a h u d i ll'r n• Türk ll' I'. :!. l' i l ı . 1 . Basım

rnrn. t a ri h li k i t a b ın ,\ t a t u rk ' ll" il � :il i

b a sı m

1 97 'i . 2. gcni� lrtilmiş 1 88 1 tari h i i k ıs m ı n d a

gP n ı 1 h i lı,:i s u n u l m a ktad ır ) ,\t. a t i.ı r k . ı.: a l i b i y ı•tt p n ii ıwı• d l' :,!a l i b i�·ı•tlpn sonra da Türk n ı i U ı• t i n i aya kta t u tacak k u d rı·t \'l' k u ı·n·t i n , teıııl'I fi k i r

n•

ülkünün Tli rk m i ll i ­

> Ptc,· i l i f( i old u ğ u n u rn k i y i b i l i y ord u . B u sl'bl'ph• bl'lirtt i ğ i m i z ı,: i b ı , d ı·ı· ll 'lı•

...

i : i .;.- � ..ıri- ad ın ı ta kmışt ır. l wr harekl't i nd l' . lwr ko n u � ­

ıııasıııda Türk ad ı n ı a n m ı !j t ı r . lkk ll'm•n n• iizlrıwn faydal ı ı:a l ı � maları yapma k t a n ı:ok u za k kalıııı'i Türk Tarih K u ru ıııu ' n u n ba!i ına Türk aıl ı ı ı ı

k o >· m u 'i . k ı•za ;\ ta tlirk 'tı•n soıır;; y o l u n d a n bir hay l i sapmı!j

g i i rüıll'ıı T ü r k Dil K u ru m u ı! u n b a ş ı na b i k Tü rk ad ın ı uyı,:u n b u l m u � ­ t u . l k p Tü r k . d a i m a Tür k . lwr zaman Türklük i ı; i ı ı , d a i m a . herşı•y Türk nıi lll'ti i ı: i n , i d i . H u k u ru lu�lara Türk ad ını nl'dPn vernıi�t ir? Türk m i l l l' t i ı w Türk lük �mı r vı• ru h u n u aşılama k , m i lli kültürü yük­ sl' ! t nwk . ı·ı· Türk d il i n i bütün Türk m i l l P t i n r bl'nimsl'tnwk ı·•• büyük Türklük alPnı i n d ı•n dil \'(' tarih ba�larıyla kı>pmama k iı: i n d ı•ğ i l mi? l_' o k � ;ı,: ı k

k i .\! i l li ı-: � : : : ::: m i l l i liktı•n ı:ık ıp maddl'ci , k o z m o po l i t .

ı•ntNııas�•nnı.:l ist, ru h \"l' ııı i l li ş u u rdan mahru m bir ıwsi l y ı·t i ş t i rnll' y o l u n a sapmıştır. Mi111' ta ri h . mi ili coğrafya, nıi lif :;osyoloj i , mi lif l'l' I · sl'fl'. wl lıasıl mi iri Vl' manevt ef(itim b i r yana b ı ra k ı lım� n• l ı u •:ün kii faciaya. b u ı.:ü n k ü i n k arc ı , <; ı k arc ı , l'zlwre i . k ız ı l dı•ninıci h i r y o l a sürük lenilmiştir. Y a b a n c ı ideoloji ll'ri ıı. vata n n• nıi lktl' i haıwtin örıwk lı•ri ıwn•d l•n, nası l , n i ı: i n türı•t i l ıııi � t i r'? Daha bayra k , istiklal mar� ı . mi lktl' sı•ı·ı,:i n • say g ı y ı , A tatürk 'ün y o l u n d a n ayrılmamayı aşı­ lay amamı� bir maaril'tı•n. b i r ef( i t i ıııdı•n. bir üf(rı' l i m d l'ıı ne bt•kll' n i r'? Orta n· y ü k sl'k o k u llarda k i " i n k i l a p Tarih i " dı·rs k it a plarıııııı n·

ı\Tı\Tü RK V E T ü ltK MİLLİYET<;İLİGİ

1 !lH


onun

programlarının d e ğ i ş t i rilPrek

yl'n iden- yazıkl ığını 3 1 1 . 1.98 1

tari h l i Tercüma n 'da görd ü k . B u na gL·r�· p k te n büyük i h t i y a ı. ı ; ı · d ı r.

13 u ki taplar yazılırken A tatürk 'ün hPni msı•d i ğ i Mahmut Esat

. , ,, i

un ' " A t a türk İ h t i l a l i " Vl' RPcPp Peker"in " i n k i l ii p D Prsh•ri ' ı · -;a� a l ııı· malıd ır. B u n larda Türk m i l l i yt•tc: i l i ğ i a na t e m e l i t Pş k i l C'diyord u . ı ı ı i l l i külti.ir v e m i l l i ş u u r aşıla nmak istl'l1 i l i y ord u . A y rıca, y a b an c ı . zararl ı

ideoloji ler birer b irer ele a l ı narak Pleşı i r i l i yor. o n l a r ı n boz u k . �füül; tarafları apaçık ortaya konuyord u . İ n k i l a p tari h i dersleri d id a k t i k birli a�· o l a y l a . h<'yecan Vl' ru h ta n u z a k b i r d u ru mdan k u rtarı lmalıdır.

O za m a n ların olayları günü gününe yNli v e y a b a n c ı k a y n a kl a r vı· al L• y htL• k i yazılar ta nıtılara k . Tür k i yL• ' n i ıı mad d i VP ma nevi i �· i nd l• b u · lunduğu

bütün d u ru m ortaya konma l ıd ır. Atatürk 'ün Samsun ' d a n

ı\ ı ı k a ra 'ya g e l i ş i ve Erzurum v e Si v as k o n ı.: re l e r i . gPı:Pn b i n: o k lll'y ı · ·

ca n l ı v e I L• h l i k P li olay l a r l a . �Tk i lPn sık ı n t ı larla b i rl i k tP y a � a t ı lara J, .ı.· ı• ri ln ı l' li d i r . Sam i m i yet, h ey P can Vl' olayların d l' r i n l i ğ i ıl l' . o l a � l a r ı ı ı r u h u n a nüfuz P tn ıe k Psas a l ın m a l ı d ır. Türk ıııi l l i y P L �· i l i ğ i ıı i a :ı ı l a ı ı ı a

yan, A ta tür k ' p Sl'VJ.:i Vl' saygıyı tPnı i n l'd l' nl l' y <' ıı

l ıı k i l iı p

ı a ri l ı ı . 1 ı ı l- ı

lap tari h i d e ğ i l d i r . Bütün ı· nw k l L' r. biit ü n z a l ı ııll'tlı·r gnı:ıw· u � ı ı l ıı rn J.. . ay ı ı ı b i lgi , a y n ı r :.ı h V<' lwyl'ea ıı d u �· u ıa ra k �· a ;. ı l nıa l u l ır .

� i m rl i komün istll'r. Atatürk yet�·i lere

sald ı rı ıı a kta,

Atatürk

k a l k a ı ı ı arka sına si ıwrl' k . g<'ll<' ııı i 1 1 ı ·

d ü � n rn ıı ı

l a fıııı

k u l l a n ııı a ktad ırlar

O n lar bir zamanlar k . • :·. ;, ıı i st o lm a y a n lwrkPsi fa ::; i s t . gPri c i . L u t ueıı d i y <' i l a n l't m r L: : , � cı i l l'r. � i ııı d i y P n i bir takı i J.. I <'· '. 1 1 ı ı?ü11 i sl 1 Pri t l' � l ı ı r

l'dl'cP k lni rı P . ıııarksi z m i . IL• n i n i z m i l'le�t i n•el'k lı•rinı._ T ii r k Cı·za K a · ııu ıuı n:ııı

1 ·1 1 .

n•

1 .t 2 .

madd Pll'ri n i d L•Stl' l d•" l'ı: l'k h-ri ıw. sıra s ı ra

Ll' k ra r n ! i l� oıılarea l i r a l ı k i l a n la r n· para y l a ya�· ııı ıa ııaıı Pd l' b i ya t . �a ııa t , t i � a ı ro . sı ıll'ı ı ı a d!'rgi lı•ri y lP � · ··ıı i d l'n ı ı ı o ra l ka1.a ııara k . yı•ıı ı d ı · ı ı sa n a t lıay at ı ıı a . fi k i r ha�· a t ıııa ha ldnı olara k . � ı · ıüc!Pıı t·�· l ı • n ı t· ::ı·ı · i � i ı; ı n l'lenıaıı tı•mi ıı ı•t ıııt· ı;ahasıııdak i lı-rlı• u g ra � a ca k larına . lwckı · �; ı p­ t ı rııı a ktad ırlar. O ıı larııı dü�ıı ı a ııı g<'nı· A t a t ü r k ' tur. o n la r ı n d i.i '? ı ı ı a ı ı ı

zira g P n ı· m i i l i � <'tc:i !Prd i r. i si a n ı el in i n <' ka rş ı elleri ı w b i r f ı rsa t gı·ı; ı ı ı i � g i b i d ü� ıııa n l ı k Pdı•rpk g l' n l' m a t Pry a l i z ı n l'. maddPc i l i ğ ı' , k ız ı l dl'ni ı ı ı ­

ci li ğl' h i linl l' t

l'lllll'k tı'Cl i rh•r. 13 i r k ız ı l al; rı·p gi b i gaZl'Lt• ııı a k a l l'll'ri .

fıı,ra y a 1. ı l a r ı i t: i n d ı· si nsi o y u n la rına d ı•\· aın Ptnwktt•di rll'r. Fakat hu ııı i l l l' t i ıı art ı k güzll•ri t a ı n a ıııl'ıı a ı: ı l ııı ı � . u y k u n a ıı u y a nın ı� \"l' k a h ra ııı a ı ı o rd u n u n gay rl' l i y l ı• t P h l i k l'

w

zarar b i r h a y l i uza k l;ı !1t ır ı l ı ı ı ı � t ır

Asla u n u l u l ıııaıııa l ıd ır ki. gPrı:,·pk ııı i l l i yl' t �· i bir TUrk ev ladı Ata· I Li r k 'l'

1 99

h a y ra n d ır.

O'na

bağlıdır.

O ' ııa

sa d ı k t ır.

A t atürk -;evgis i ı ı i

P llO F . DiL H İ K M ET TANY I


giinlünde. ş u u ru nda d a i m a ta şır. Tür k i y l'0dl' h i ç b i r mi-, il l ı i :- " loj i k l ı ı r ırk<; ı l ı k

�· apıl nıaııı ı ş t ı r .

A n ca k tari h i yönd<·n Tiı r k i � ı · \ i

Türk m i l l l't i n i b i r büt ü ı ı o larak görnw k , o n u k ı.i l tlirü ndl' b i rb i ri n i' ba ğ lama k . d i l

H'

kayna�t ı r m a k

ı,aplay a ı ı . Türkliik

ta rih b i l i nl " i � · l p b irlı·�ti rnH'k

lll'r Türk m i ll i y l•t<.; i s i n i n başl ıca giirl'vi o l m a k �;pn• k i r. Bu iş a y r ı l ı k , gay rılık giizl'tm cden . mi lli kültür Vl' ııı i l lt e ğ i t i ııı l l'. isl ami '"' a.,': : ;tkf · iiğn•timle o l u r . .\! i lli ş u u r n• m i l lt ruha sa h i p k i ş i l er o la ra k , aynı tarih � u u ru . aynı orta k d l'ğl'rlPr. aynı k ü l türll'. aynı inanç \' l' ülküyll' Tür k ­ lü ğ ü bl' n i msl't nw k . b ü y ü k gay rl't

w

rsl'rlt>r istrııH' Hl'd i r . Tii r k liiğü bl'·

ı ı i ı ı ı sl't.ıııl'k ve kend i s i n i Tiirk h issl'tti rnll'k

\'l'

(NE

M U T L U Tü H K ' ­

i_': .\I J cl i y l' övü n <.,� l l' söy ll't.l'bil nıl•k i ç i n büyii k b i r maari f sl' fl'rberl i ğ i ııl' i h t i y a <.,· vard ır. B u n u n i <.,· i n m i l li e ğ i t i m ve m i llt ö� rl'tim i l k gön•v ola· rak bu i ş P g i r i ş melid i r . Bu i ş kend i l i ğ i ndl'n asla olmaz. Atatü r k ' ü sPVml'k . T ü r k ı r k ı ı ı d a n o l m a k la övü n mek . N e M u t lu Türk 'üm d i y e b i l ­ ııw k . İ st i k lal m a rş ın ı sPvnıek ve sa y m a k . Türk bayra ğ ın ı b a ş tacı Pd i n nw k . Türk rn l a n ı n ı Vl' Tiirk m i l l P t i n i bölünml'Z bir bütün olarak giirııw k . to p l u ca. kard eş<.,'l', sevg i y le , saygıy le kaynaşma k ve bütün­ ll•şııwk T l1 T ' n i n

bütün dl'

l·ği t i m b a ş l ıca

n· ö ğ n•tim kadar, bütün y a y ın ara ç la r ı n ın , yürektl'n

ka,tıldığı

vr mecbu r old u ğ u görevi

<: imal ıd ır. Orta k m i l ll V l' a h l a ki d eğerler. o rt a k ve b e n i m senm i ş m i ll'i' ülk üyl' sa h i p o l u ş , b u n la rla b i rl i k t e zararlı, yabancı, y ı kıcı ve bölücü i d l•oloj i l e rl', k ızıl zehirli devri mci l i ğe karşı geni ş bir mücadl'le k a m ­ panyası a l: ı l ıııa l ı V l ' Atatürk 'üıı r u h u şaded i l m e l i d i r . Orı ;ıcla Atatürk ç ülüğü bl' n i msPm i ş b i r Türk i y e ' n i n , ortada h a k i k l Atatlirkçülüğü y ü k s P l l • : : . • ı i ıı mücadPIPsi vardır. Bu mücadl•h• n i ıı . b u çPti n çatışm1111: ,·, , o n u n d a zafer, A tatürkçüleri� y o lu , y a n i Ti.irk m i l­ l i yPtç i l i ğ i n i n . Türk m i l l i kültürünün ve Tür k l ü k ül küsünün, m i l lt ül kü­ nüıı y o lu o lcaktır. Türk m i l le t i n i yaşatmak ve y ü k seltme k . çağdaş medeni yl• t i n önü­ ıw <.,· ıkarma k i ç i n başka b i r yol y o k t u r . Atatürk'ün

100. D o ğ u m

Y ı lında. 1 9 7 4 y ıl ı n d a . Kasını ayında. İ lah iyat Fa kül tPsiııdl' vt'rd i ğ i ­ m i z i k i k o n fl'ra nsta da söyled i ğ i m i z sö:deri tekrarlıyoruz, usa nma­ d a n . y ılmadan tPkrarlayaca ğ ız :

D U N ATAT ü R K 'Tü . B UG ü N ATAT Ü R K . Y ,\ R I '.'; DA ATA· T ü H K ... H i k m et Tanyu

ATAT ü H K V E TüRK .\1 İ L L İ Y ET C İ L İ G İ

7 � u bat 1981

:rn o


Profile for Toluhan

Hikmet Tanyu - Atatürk ve Türk Milliyetçiliği  

Hikmet Tanyu - Atatürk ve Türk Milliyetçiliği  

Profile for toluhan
Advertisement