Page 1


~

.

. Thanks to Çın ar... -.

• 213 Rooms.

• 6 Su~es.

• 2 Presidential suites.

A so rt of h ote l whic h

• 2 Restaurants.

gives a p leasure to you

• 24 hourroom service.

wiLh iLs faciliti es. lt takes

• Patisserie.

a spccia l p lace in your

' 4 Bars.

life.

• Tennis court. • Sea water swimming pool. • Heated sea · water indoor swimming pool, jacuui. • Sauna and heanh clu b. • Jogging along the coast. • Meeting and Conference room s (Capacily 850).

• 5 minules from the airport ... • Located on the quiet shores

~

of the Marmara Sea.

• Casino. '

Shopping Arcade.

'

Barber and Beauty Parlour...

F<: n <: r

ın <: vkii 3 4 800 Yeş ilköy - l s tanbul

ÇINARHOTEL

1

• ••••

"Thanks to Çznar" Te l , 02

ı2

663 29 00 (i 8 har )

Fa x , 02 12 - 663 29 2 1 - 663 29

J ı 7 Te l e x , 2886! Ct 1


~\l""t'\ 1\..~\)\.\3 t\.~\~\ 1\.~\ S10\\ı. --ıW.ıı.ı\ı. 1.~~ı."t\ • \~\.~ı.\\\')')~\ l.~~\Aı.\~. \~\ ~ıy\~ \ '1'1~

\~ .\\\.~\\,n~~-fu~t\\""i\\ö.t\\ ~ ~\\\-&:.\~~~\)\\\\~\\\~\\~~~ı.\\ ""t\\.\~""t. •~\)\.\) t\.~\~\ t\.~ \~\\)'\l~\'1 •-ıW.ıı.\\'0.

1.. ')~ı.'\\~\')')~\ L\\~\Aı.~. 'i~\Aı.~ \'1'1~ \)\\\~G."tG."tG.~\""t~~t\\\.\)~G."t""t\\G."t\\ \\\\t\\\.'0.\.\l;'ı\\c\.~\\\'1~\'1

~~'{\j~ ~~\J\l~'\ k\ S\.10~\~-\Aı.~~~\\1.\\ı. '\\ ~G.'\\~. '\ \\ı.ı\.tı.\\ \\)\)~ \ ~\~\\Aı.~. ~\~\\\\\~ \'1'1~ \)\\\~G.tô."tG.~\ ~~\\.~""i\\G."t\ ~\\\t).:\\.ô.\'\\J\\'0.\ ""t\\.\~""t. •~\)\.\) t\.~\~\ t\.~ \~\\)'\l~\'1 •-ıw.ıı.\\'0. 1.\-ı""t.'\\~ ·1.""t.\.\.\\\ \')')~ \ l.~~s~\1'-~\\\\~\- l.~\J~'-~~\ \'1'1~ \)\\\~G.'tG.tô.~\ ""t~~t ~\)\\"~G."t""t\\G."t\ \ \\\\~\\\.'0.\.\\\\\c\.~\\)'1~~ ~\\\_\\\\\\\~i\\

~\l""t'\ t\. .~\)\.\3 t\.~\~\ t\.~\ S\\\\ı.. -ıW.ıı.\\ı. \~ -1.1.~\.\.\\\ \')')~\\~~-LL~\J~\~t\ \'1'1~ ~ .\\\.~\\\t,ı.~~:t\\.~~'t:\.""i\\G."t\\~ ~\\\~\~'\:.1:1 R'ı\\~\\)~\\~~~i\\

'~~~"'*~~Mı11 ~---~-~~~~-

._.·, .. ·~ ..,~1~

••

ll'ı_•• ~

'

\\~ ~\\'1~\\\,\\\\\\'L""t\\G.~G."t\:~\.\\\h\\\.\\.t\\ '6.'\"t\\\\~\\~~\.~\t'\\.\\\.ı.. ~\tı.~t ~\ ~&\i~~~\~\\\\\\'0.\.\\\\\\10\ ofut \i\\~~\\\\ '0.\~\\\\~R~\~~\\\.

=OREM

FOREIGN TRADE &ORGANIZATION LTD.

i Yen Sak. 13/12 Gayrettepe - Istanbul - Turkiye Phone-Fax: {90-212) 288 41 99-288 60 55-274 88 54-272 76 06 1one-Fax : {359-2) 76 73 33 - 76 14 72 - 77 76 55


YIL 1 Year 12

SAYI/

Nımı!Jer

129

YÖNETIM Yönetim Kurulu Başkantl Cbalmıaıı

54

of the Hoarri

ER MAN YERDELEN

IZMIR 'DE BIR KIMIZ ÇIFTLIGI

Türk liav-• Yollan A.O. Adına Sahibi 1Publts!Jer Yönetim Kurulu Başkan Vekili TEZCAN M . YARAMANCI

A Kımı z Famı in lzmir By MUZAFFER ÖKE

60

YAYlN Genel

Yayın

Yönetmeni

Etlitor-iıı-Cbief

LAMARTINE

MUSTAFA SONMEZ Yazı Işleri

Lamaıtine's Second Home: Turkey

Müdürü/Mmıaglııg Edllor

ENGIN OKTEMER

Kapakfoıograji

1 Coı >er Pboto

By TAHA TOROS

MANUEL Ç ITAK

66

Sanat Danışmanı/ Desig" Cansultani DENIZ ŞAHINBAŞ Koordinatör 1 Coorrilııator AHMET DEMIREL

MOSCOW

HAŞMET BABAO~LU Yayın

Kurulu/ Publfsbiııg Hoarri RUHAT KALAVCI MUSTAFA SOKMENO~LU FERDI PIŞKIN

E11glisb Edlloria/ MARY IŞIN

1 Pboıas

MANUEL ÇITAK (Edi/or) ERDALALOK

Reklam 1 Advcrtfsing DUYGU TAMER YURDAGÜL ALTINOZ Tel: 663 63 00 (Ext) ı 184/1 185 Reklam Koordinatörü/ Adtıertlslng

Coordinator

Book Review:

8

THE KHEDIVES By MURAT C EBIR

12 ŞIMDI KAYAK ZAMANI Snowflak cs Are Falling

1 DfstribıtNon

22

AFIŞLERDE

TIYATRO

Turkish Thcatre Posters

Limanı

By GÖKHAN AKÇURA

34830 Istanbul 1 Produclion

36

~~~~~ANsı

TÜRK LOKUMU

Osmanlı

Sok. 19 Taksim !ST. Tel: 25 ı 74 84 (16 hat) Baskı-cilı 1 Prinling-Bi,df"8

The Foocl of Co nıe ntnı enı By TARQUIN HALL

Renk

Aynmı

1

A.Ş .

ATlASGRAfiK

LEYKAM MÜRZTALER MAGNOMAT DergimiZLle )'Oymla1wn .)U%1 tJI fotoilrujl«rdwı kil)'lıalt belirtllm~?detı ııe&ct alıntı yapılanuu.

SKYUFE,

BAŞARAN

ULUSOY

74 DUTY FREE ON BOARD

80 DANIŞMA

VE REZERVASYON

Information and Reserva ıion

83 THY UÇUŞ BILGILERI Flighı

Informatio n

88 OYUNLAR

TELEFONLAR CEBIMIZDE

94

The Telephone in O ur Pockeı

VIDEO

By EMINE ÇAŞK UR LU

Movies o n THY Fligh ıs

46

96

MUALLA-ROBERT ANHEGGER

SULTAN OSMAN - i EVVEL

By FA HRI ARAL

By NECDET SAKAOC':;LU

ColourScparatiorı

Crosfleld Sludloli"k Sisiemille yapılmıştır. Ka&ıt 1 Paper

lam

ll)

Pu zzles

40 Hürriyet Ofaet

MatbaacL!Jk ve Gazetecilik 34625 Sefaköy IST. Tel: (0-212)698 58 58

THY VE TURIZM

By FÜSUN ÇAKIR

28

Türk 1-fav:ı Yollan Genel Yönetim Binası

Yapıın

72

By TONY REDMAYER

KEREMILTER Tel: 663 63 00 (Ext) ı 189 Adres 1 Address

Atatürk Hava

71

THY'DEN HABERLER

SELIMIYE MOSQUE

NURHAYAT KASABALI Tel: 663 63 00 (Ext) 1174 Da&ıtım

BA ŞLAMI Ş

AGENDA

Sanat Yönetmenleri 1 Art Directors LALEHAN UYSAL YÜCEL ALP lŞM EN Foıograflar

By CENK

4

Editör 1 Edi/or

nlY kırujmdnn ayda biryayrmlonır.

Sityi/fe is publlsbed mombly by mY.

Kanposta 1:

......


ayın Yolcularınıız,

ear Passengers. Bu yazımı kaleme al ırk en, TürAt the time of u•riting this. 1 have kiye'nin ekonomik aja nclasın ın been appointed Director of the ön sıralarında yer alan "özelP11b/ic Participation Administraleştirme " konusunu gerçekleş­ lion, the organisation responsible tirecek olan THY'nin de baglı bulunfor carrying thro11gb the privatisation progdugu '·Kamu Ortaklığı Idaresi " Ba~­ ramme wbicb beads Turkey's economic kanlığı ' na atanmış bulunuyorum. agenda . As one of the public corpomtions Bu itibarla, Türk Hava Yolları Genel on tbe govemment :5 privatisation program, Müdürlüğü görevini üsılendigim günTHY is alsa 11nder the auspices of this orgaden bu yana geçen iki y ıld aki aşama­ nisation. l arın takdirini kamuoyuna bırakmakta White /eavilıg the assessmenl of the progress beraber yine de kısa bir muhasabesini made over the pasi two years since 1 took ya pmaktan kendimi alanııyorum. over as Cbief Executive Ojficer of Turkish Bu dönemde herşeyden önce THY, Airlines to the general public, 1 wou/d /ike to kabugunu kırarak , milli bir şirket olmanın yanında, uluslararası briefly review the acbieı,ements of this period. ticari bir kuruluş haline geldi. Yürürlüğe koyduğumuz ve yolcu Firsl of all Turkish Airlines has come 0111 of ils sbell, and been isteklerine öncelik veren modern "yönetim prensipleri" sonucu transformed info an international commercia/ organisa tiolı. as yolcuların tercih ett i ği ve ismi , anık dünya çapındak i dev ş ir­ well as T11rkey :ç national a11Tier. Asa resul! of the modem operaketieric birlikte an ıl a n bir havayolu oldu . ! ing princıples u•bicb ll'e have iniliated, il has become an air/ine Avrupa H avayolları Birliği (AEA) tarafından yayınlanan istatisll'hose rep11tation ranks wilb the giants of the lllOr/d avialion seetiklere bakıldığında, geçtiğimiz for. IVben we look al the staiki y ıl içinele THY, ücretli yoltistics publisbed by the THY'NIN IKI YILDAKI GELI ŞMESi cu/ km'de gerçek l eştirdiği geAssociation of European n!YDEVELOPMENI'TRENDSOVER 71/E PASTnVO !'EARS lişme ile Avrupa hatlarında biAirlines, we see that in tenns 1991 1992 1993 rinci, dünya hatlarında ise of the increase in paying pasUÇAK SAYI~V Number of Aircmfl 40 34 SB üçüncü s ıraya yer l eşmiş busengers per kilometre over the KOLTUK KAPASI'!OSl! Smt C<ıpacily ) .760 6.';66 9.27) lunmaktadır. past tıuo years, THY ranks first ~1LO YA '!/ AJJe of Fi<<:l 10,7 6,2 9.2 Yazınıın içinde yayınladığ ım on E11ropean ro11tes and third tabloda da görüleceği gibi arı U!()r/d ro11tes. UÇULAN NOKTA SAYlSI/ f1igbt Dt•slinatiOIIS 6! <n 78 THY iki y ılda , filosunclaki As can be seen from the tab/e YOLCU ŞA YISV PciSSenger TOial 6.22).906(') 4.6R7.S>I 3307.363 uçak sayıs ını 34'den 58'e, kolbelow, THY bas expanded its KARGO(TON)/ Caf6'0 (7brıs) 47.99-1 62 300(' ) 35.293 tuk kapasitesini 5.760 'clan fleet from 34 to 58 aircraft, ils PERSONEL ~AYlSI / Persomıel Total 8.671(") 8.233 8181 9.275'e, uçulan hat say ı sını ise seating capacity from 5760 to 61 'elen 78'e yükseltmiştir . Bü- rt ••J 'lllakamlartabmlllıdir "'"""""' 9275, and the number of Part limt• ,.,.X<"' K' çalı.,vmlardalnl tlep,ıldır ExdudtnJ.!. pan lmlt' and temfJorarı· emplc~)''("(~ tün bunlar yapıl ırk en THY routes from 6 1 to 78. In the uçak fi losu, 6,2'1ik bir onalama yaş ile Av rupa ' nın en genç uçak process, THY:s aircraft fleet has beconıe the )!()Imgesi in Europe, filosu haline gelmiştir. lkram ve kabin servisi konusunda ise ıl'itb an average age of 6. 5 yew:5. In temzs of caten'ng and ca bin THY anık tanışnıasız Avrupa'nın en iyileri arasındadır. 1993 yı­ services. THY is now incontrovettib(y among the best airlines in lında kazanılan Mercuıy ödülü de bunun en iyi clelilidir. Yeşil­ E11rope. as the Merc111y award granted to THY in 1993 goes to köy'deki özel bekleme sa l onlarınıız ise büyük beğeni toplamı ş­ sboll'. 011r specia/waiting lounges at Atatı'irk Aitport have been tır. Sözün kısası , anık yo l cu l arımız THY ile seyahat etmekten received witb acclaim. In sbott, our passengers are bappy to Irauel u•itb THY, and specifica/()1 cboose to do so. 7be most concrete indimutludur ve THY'yi özellikle tercih etmektedirler. Bunun en somut göstergesi ise 199l 'de 3,3 mil yon olan yolcu catar of this is the fact that our passenger total has riserı from 33 sayım ı zın 1993'te 6,2 milyona ulaşmasıdır. Bütün bu gelişme l er million in 1991 to 6.2 million in 1993. All tbese deuelopnıents are natura/(y the outcome q( teamwork. As the .former teader of this tabiyatıyla bir ekip çalışınasının sonucudur. Bu ekibe liderlik yapm ı ş ve yeni bir felsefe aştiayarak ba anya ulaştırabitmiş olteam, my greatest so11rce ofpride is to have introduced a new appmak muhakkak ki benim için en büyük kıvanç vesilesidir. Bu macb and overseen its successjiil imp/ementation. 1 wisb to take mücadelede bana elestek veren tüm THY camiasma huzurları­ this oppottwıiZ)' to extend my tbanks to all THY personnel, who nızda teşekkürlerimi sunuyor, onlarla iftihar ettiğimi bilhassa have supported my efforts, and express the pride 1fee/ in !heir dedication. 1am confident tbat my valued colleagues willmaintavurgulamak istiyorum. Eminim ki, değerli arkadaşlarını ba ş iattı­ ğ ımız bu hamleyi sürdürecek ve daha da güçlenclireceklerdir. in and .f/lrtber consolidate the co urse wbicb 1 initiated. Ben ele günlük icraatın dışında da olsa, THY'nin sorum luluğuMeCIIIll'hile, altbougb lu 1ill be outside the dai(y 1111111ing of the cı irnu daha değişik bir platfom1cla taşıyan bir kişi olarak, o l ayın taline, in a dijferent capacizy 1 u•i/1 stil/ be respons i b/e for THY, and kipçisi ve destekçisi olacağ ını. cnntinue to.follou• and support its progress. Bu bakınıdan sizlere veda etmiyor TEZCAN M. YARAMANCI In this respect 1 am not bidding )!()ll a ve zaman zaman SKYLIFE sütunlaYönetim Kurulu Başkan Vekili complete farewell and hope to join )!()U rında bu lu ·acağınıızı ümit ediyorum. Vice President of the Board occasional(y in the pages of SKYUFE. 1 wisb you all health, happiness and Hepinize yeni yılda esenlik, mutluenjoyab/e fligbts witb THl' in the New luk ve Tl lY ile iyi yolculu klar diliyoYear. rum. Yours Sincere()•. Saygılarımla.

S

D


YUSUF BOLAYIRLI APPOINTED ACTIN G PRESIDENTAND CEO OF THY

YUSUF BOLAYIRLI THY GENEL MUDUR VEKiLi Tezcan M.

-

Upon the appointment of Tezcan M. Yaramancı as Director of the Public Participation Administration, Deputy CEO and meınher of the Board of Directors Yusuf Bolayırtı has been appointed Acting Preside nt and CEO of THY. Yusuf Bolayırtı was born in Bolayır in 1945. After graduating in Aviation Engineering from !stanbul Technical University in 1969, he became research assistant at the Department of Aircraft Components and Materials at !stanbul Technical University. In 1973-1974 he worked as mainfenance engineer for a private company, and in 1974 he joined Turkish Airlines asa workshop engineer. After working as an engineer for va rious di}ferent departments, he served as Mainfenance Methods Manager, Technical Control Manager. Flight Aircraji Maintenance Director and since 1988 Deputy CEO. He has been a meın­ ber of the Board of Directors since 1991 . Bolayırtı is married and has two ebi/dren. •

Kamu görevine atanması ile boşalan THY Gene l Müdü rl üğü ' ne şirket Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdür Teknik Yardımcısı Yusuf Bo l ayırlı veka leten atandı. Yusuf Bolayırlı, 1945 yılında Bol ayı r'da doğdu. İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi Uçak Bölümü'nden 1969 yılında mezun olduktan sonra İTÜ Uçak E l emanları ve Malzemesi Kürsüsü 'nde asistan olarak görev a l dı. 1973-1974 yı ll arı arasında özel bir kuruluşta bakım mühendisliği yaptı. 1974 yı­ l ında Türk Hava Yo ll arı bünyesine atölye mühend isi o larak katıldı. Bir süre değişik birimlerde mühendis olarak çalıştıktan sonra Bakım Usulleri Müdürü , Teknik Kontrol Müdürü , Uçak Bakım Başkanı ve 1988 yılından itibaren de Genel Müd ür Yard ı mc ısı olarak görev yaptı. 1991 yılından bugüne kadar Yönetim Kurulu Üyeliği görevini de sürdü rdü. Bolayırlı evli ve iki çocuk babası. • Yaramancı ' nın

Ortaklığı İdaresi Başkanlığı

THY PROVIDES FASTER SERVICE WITH THE ROBOT T ELEPHONE EXCHANGE

Robot Santralla Hızlı Hizmet S unduğu hizmetleri sürekli olarak geliştiren THY, (0212) 663 63 00 nol u telefon santra l ına ilave eniğ i robot operatör ve sesli yanıt sistemi ile, k u ru l uşu arayan kişilere , ilk çıkışta cevap verebilecek ve belli seçenekler sunacak bir hizmet ge li ştirme projesini gerçekleştirdi . Yeni sistem, yolcu l arın telefon başvunılarını bilgisayarl ı robot operatör ile karşılıyor ve çeşitli hizmet menüleriyle kuruluşun değişik ünitelerinden bilgi a l malarını sağ l ıyor. THY'yi arayanlar, aradıkları abonenin dahili telefon numarasını biliyorlarsa , art ık oraya direkt olarak ulaşabilecek­ ler, bilmiyorlarsa kendilerine canlı operatörler yard ı mc ı olacak. •

THY is constantly modernising and expanding its services, and has now introduced a robot operatar and recorded response system for its main telephone (0212) 663 63 00. Asa result it is now possible to reply immediately to callers, who are then asked to specify which service they want from a list of alternatiues. Under the new system, passenger ca/ls to THY are answered by a computerised robot operatar which deseribes the service menus and explains how to choose items using the telephone touch buttons. If callers to THY know the internal number of the person they wish to speak to, they may phone through direct . If notthey wi/1 be put through to the operator, • who will assist them .

4 - ..... ·-- __ , ,

...ı..._

--


EVERY COUNTRY HAS TRADEMARKS THEY ARE PROUD OF. Visit Va kko a nd Vakkom ma to d iseover the exeelle nce Mode rn Turkey has a dıi eved in the A rt de Vivre.

lslınbul : Yıkto,ıeyotlu lsııklal Cd 123-125 Tel (212)251 40 92 Yıkko/Kadıköy SoQU:Iuçeşme Cd 78. Alilyol el·l216)345 03 23 • Yıkko/Ankıra AlalürkBu lv 113. Yenişehır Tel (312)425 22 85 lnıam 101 Tel: 1224)233 33 57

YakkoAzmir Atatur ı Bulv 225.Alsanc.ık Tel 1232)42165 90 Yakko/Anlılyı Cumi'Lrryeı Cd.80/C. ell242)2411190 -242 60 97 · 248 63 32 Yıkko/BUrsa Çekirge Cd

lııınbul: Yıktoramı/Tıksim Osmanl ı Sk. 13. (212)25115 71 Yıkkorımı/SUadiye BaQdat Cd. 407. (216)360 90 90 (2 hat) Yakkorama/Gılleria Alakoy Sanil Y. Gal~rıa Shopping Mali B1B 0331 1212)559 54 44 YakkoramıJRumeli Rumeli Cad No 80 (212)248 84 85 •YıkkoramaJAnkıra A!a!Urk Bulv 113, Ye'lişehir (312)425 22 85 YakkoramaAzmir Alallirk Bu~. 226. Alsancak (232)42165 90 Vaktoramı/K~adası Alaıurk Bulv 561256)614 71 78 Vıkkorama,ıursı Çekrrge Cd Mullu Sk 29.1224)235 60 93 Yıkkorımı/Adını M Saıaçoglu Cd. 19/A.(322)453 30 52 Vıkkorama/Anlalya 4

• •

·~

••

1

U\t\4 \

....... " ' "

HI


r.::::::= = = = = = = =THY'NIN KONUKLARI/GUESTS OF THY

AZZARO AND OISTRAKH FLY TO ISTANBUL BY THY

Azzaro ve Oistrakh İstanbul 'a THY ile Geldiler... Ülke mize gelen ünlü ya ba n c ı konuklar da art ık Türk Hava Yolları ' nı te rcih ediyorlar. 1 Aralık 1993 günü lstanbu l'a gelen ünlü maciacı Loris Azzaro yolculugunu THY ile ge rçekleş tirdi. 35 y ıllık mocla c ı o lan Loris Azzaro , Paris'tek i kendi merkezi dı ş ında , ilk kez Ista nbul 'da clüze nledigi defilede büyük ilgi gördi.i. Öte ya ndan, dünyaca ünlü arkesıra şefi ve keman vi ıtü özü lgor Oistrakh da THY'yi tercih eden ünlüle r aras ına ka tıldı. Göz Bankası ya ra rın a bir konser vermek amacıyla 13 Aralık 1993 Pazartesi günü THY il e lstanbul 'a gele n ünlü sanatçı, 14 Aralık 1993 Sa lı günü Istanbul Ce ma l R eş it Rey Konser Salonu'nda lstanbullu sa natseverlere unutulmaz bir müzik ziyafeti verdi. Ünlü k e m a n c ı David Oistrakh' ın oglu o lan lgor Oistrakh , 1931 yı­ lınd a Odessa 'da d oğ­ du. Müzik eğ itimini babasından alan Oistrakh, 1949 yıl ında U lu s l a rarası Buda peşte Yarışması ' nd a y ılında

ve 1952 da Paznan 'da

Oistrakh THY

uçağından

inerken 1 O iıtrakh

Celebrities visi/ing Turkey now prefer to jly Turkish Airlines. The famous fashion designer Loris Az zaro who arrived in Istanbul on Jst Decenıber 1993 made the joımıey by THY. This ıvas the first time that Loris Azzaro, a designer of 35 years standing, ıvas showing his collection at a venue other than his own fashioll house in Paris. Azzaro's Istanbul show was a brilliant success. Meanwhile the world famous conductor aııd uiolin virtuoso lgor Oistrakh joined th e celeb rilies ıcho choose to jly THY. This renoıvned musician arriued in Istanbul on 13 December 1993 to give a chari(v concert in aid of th e Eye Bank. Playing to a packeel auditoriu m a t ls ta 11 bul 's Cemal Reşit Rey Col/cert Hall on Tu esday 14 December 1993, Oistrakh treated Istanbul mu sic tavers to an unforgettable evening. lgor Oistrakh , the son of the fam ous uiolinist David Oistrakh. u•as bom in Odessa i11 193 1 and trained by hisfather. He ca m e .first in the diıe mba rki ng from a THY aırcraft.

ya pıl a n U lu s l a r arası

Wieniswski Yarışma­ sı ' nd a birincilik kazana ra k, ilk şö hre tini elde etti. Dünyanın e n ünlü ork es tı· a l a rında ve pek çok ünlü virtüözle birlikte sanatın ı icra eden Oistrakh, 1968'den beri Senfonik Oda Orkestrası'nı yönetip aynı zamanda birinci kemancı o larak görev ya pı yo r.

istanbul'a gelişinde THY'Ji tercih eden loris Azzaro, THY uçağından çıkarken hosteslerimizle birlikte. loriı Azzaro, who chose to fly THY to Istanbul, ıs seen here disembarkıng from the THY aırcraft with our hostesses. 6 <::" V V I

IC'"C"

,.....,....,....,.

......a.....

Int ernationa l B11dapest

Competition in 1949 ctlld in the Int erna ti ona l Wieniswki Competi/ian in Paznan in 1952. A.fter climbing these first rungs on the Iadeler to fa me, Oistrakh went on to play ıvith th e world 's most .famous orchestras and many outstanding virtu osos. Since 1968 he has been both conductor and .fi rst u i ol i 11 i st w it h th e Symphony Cha111ber Orchestra. •


B

ugün

dünyanın dört bir yanında.

milyonlarca işadamı Norstar kullanıyor... Bu elbette

rastlantı değil ,

seçim. Çünkü

bilinçli bir

haberleşme dünyasının

için sizi adını adım yönlendirir. açık

bir yapıya sahiptir ve

kartuşunun

--.../

kolaylaştıran

pek çok

Norstar esnek dilediğiniz

tuş yapısına

tu~a

dilediğiniz

sahiptir,

verebilirsiniz. :\Torstar teorik değil pratik bir

yardımcıdır. Sl\·ı

heliren mesajlar

kristal

ekranında

yapacağınız i~lemler

mükemmel bir seri

kuruluşa

uygundur.

Opsiyonel

uygulamalara

açık

arama.

4400 harici

mımarayı

detaylı ,·ağrı kaydı.

sistemidir •.

isim ile tek hat

n~ ri ilcti~imi

Iş dünyasının

megastart

Norstar, Netaş gih·encesinde Türkiye'de ... Ve sizinle

çalışmak

istiyor.

Nefal

iletişimingücü lst..-ınbul Td

üzerindl'n Sl'S , .e

haberle~me

olan

Norstar, sesli mesaj ve otomatik operatör işlemleri,

ayrı

telefon setiyle kullanılabilen Norstar

Farklı

her büyüklükte

var ...

gürevi

kazanır.

kolaylıklar sunabilmeJ..."tedir. istendiğinde

duvara monte edilebilen, 4

kapasitelerde üç modeliyle

haberleşmeyi

özelliği

yazılım

değiştirilmesiyle

yeni özellikler

devlerinden Northern Telecom'un ileri teknolojisinin ürünü ... Ve

Geleceğe

gibi

t l ll ı

2.- ı ·"' ı - ı Ankara l"ı.·l ~ ~ 1~ı ıl-

1):;

ı~)


OCAK

1 994

JANUARY AGENDA

5 Yelda Kodallı ~an Resitali, CRR, 19.00. lıngıng recital by Yelda Kodallı, Cemal Reıit Rey Concerı Hall (CRR). 19.00.

~~Şiıiaıtiiı~iiilfaıı-

Tülin Kiper Resim Sergisi, landoz lanat'ta. Exhıbition of paıntings by Tülin Kiper at landoz Sanat.

10 "Ressam Bubi"nin Sergisi, Galeri Badem'de. Tel: 1324081. Paintings by Bubi on exhibiı at Galeri Badem, Tel: 1324081.

Moskova Oda Moscow Chamber 19.00.

Orchesıra,

CRR.

11 Yapı

Kredi Galatasaray' da "Reklamlar" üzerine söyleıi. Panel discussion on "Advertising", at Yapı Kredi Galatasaray.

Hagai lhaham Keman Resitali, CRR, 19.00. Violin reciıal by Hagai lhaham, CRR, 19.00.

17 David Russell Gitar Resiıali, CRR, 19.00. . . .. . .. Guitar recital by Davıd Russell, CRR, 19.00.

24/31 lrena Grafenauer-Haria Graf: FlütArp ikilisi, CRR, 19.00. lrena Grafenauer and Marıa Graf on ftute and harp. CRR, 19.00. 8 .J..

25 Moskova Festival Balesi, CRR, 19.00. Moscow Festival Ballet, at CRR, 19.00.

"Çağdaılaıma Yolunda Kadın" Sergisi, Topkapı larayı Alay Köjkü, 28 ~ubat'a kadar açık.

"Emancipation of the Turkish Woman" exhibition, at Alay Köjkü (at entrance to Gülhane Park), until 28 February.


2 "Çağlarboyu Anadolu'da Kadın" Sergisi, Topkapı Sarayı Müzesi, Has Ahırlar Bölümü'nde, 28 ~ubat'a kadar açık.

e On Sanatçıdan Özgün

6

Baskı Sergisi, Eylül Sanat Galerisi'nde. Tel: 2316846. e istanbul jeans ve Spor Giyim Fuarı, FM Fuar Merkezi'nde. e Original Painııngs by Ten Artists at Eylül Art Gallery, Tel: 2316846. e Jeans and Sportswear Fair, FM Fair Centre.

13 Cahit Günaydın Resim sergisi, Galeri Ümit Çam;q'ta. Exhibition of paintings by Cahit Günaydın, at Galeri Umit Çama}. T

The ..Woman in Anatolia" exhibıtion at the lmperial Stableı of Topkapı Palace, wıll be open until 28 February.

Zeki Fındıkoğlu'nun renklendirilmi} gravür sergisi Vakko Beyoğlu Sanat Galerisi'nde sürüyor. Coloured engravings by Zeki Fındıkoğlu are on exhıbit at Vakko Beyoğlu Art Gallery.

8

9

7 Gökhan Anlağan Resim Sergisi, Kare Sanat'ta. Gökhan Anlağan arı exhıbıtion at Kare Sanat.

istanbul Devlet Senfoni Orkestrası Kanseri, 11.00. ~et Frank Foster. istanbul State Symhony Orchestra, conducted by Frank Foster, 11.00.

Murat Belge ile Beyoğlu ll, Fest Seyahat Organizasyonu, Tel: 2582589. Tour Beyoğlu wıth Murat Belge (ıequel to the firıt tour). Fest Travel Agency. Tel: 1581589.

Gülsün Karamustafa'nın 5 Ocak'ta açılan "Kronogra~a" adlı sergisinin son günü. Tarık Zafer lunaya Kültür Merkezi'nde. last day of Gülsün Karamustafa's exhibıtion ... Kronografya ... which opened on S January, at Tarık Zafer Tuna ya Cultural (en tre. ..,..

21 istanbul Devlet Senfoni Orkestrası, AKM'de, 19.00. istanbul Staıe Symphony Orchema. at Atatürk Culıural Cenıre, 19.00.

Murat Belge ile Vefa-Unkapanı­ gezisi, Fest Seyahat Organizasyonu, Tel: 258 25 89. Tour Vefa-Unkapanı -Zın dankapı wıth Murat Belge. Fe st Travel Agency, Tel: 258 25 89 T Zindankapı

Berlin Senfoni Orkestrası. CRR, 20.00. Berlin Symphony Orchesıra , at CRR, 20.00.

29 Güher-Süher Pekinel Konıeri, AKM, 19.00. Concert by Güher and Süher Pekınel at AKM. 19.00. 9 ..l.


Mutlu[lın r.!Eı

• 2000 y111n1n teknolojisi • Tuzla-istanbul'da 2 50 dönüm üzerinde kurulu dev tesis • 3.000.000 adetly11 üretim kapasitesi


--_....

MUILU A K Ü Mutluyum ... Mutlusun ··· M dubıe utlu. _

_ _j


ar, tuhaf bir doğa olayı. Oluşum süreci tam olarak bilinmiyor. Isı belli bir derecenin altına düşünce , bulutlardaki su buharı kristalleşip kara dönüşüyor. Buraya kadarı oldukça anla ş ılır , ama cama yapıştıktan sonra bir anda eriyiveren kar taneciklerinin bazılarının yıldız , ötekilerin prizma , berikilerin ise yumak biçiminde olmasındaki sır hala çözü l müş değil. Ancak sırrı ne olursa olsun , kar çok güzel, keyifli bir şey; Cenap Şahabet­ tin'in dedigi gibi , kar değil "herf-i zerrin" yani " altın kar'' . "Altın kar'' ı görebilmek için Istanbul'un dışına çık­ mak gerekiyor (son yıllarda lstanbullulara çektirdiği tüm cefaya rağmen , şehre ilk ka r düştüğü anda içimi aynak bir sevincin kapladığını inkar edemem). Fazla uzağa gidemem diyorsanız ludağ ve Kartalkaya , daha fazla bilinmezlik ve serüven istiyorsanız Erciyes ve Palandöken sizi bekliyor. Türkiye doğal yapısında ve ikiimindeki çeşitlilik nedeniyle, aslında kar sevenler ve kış sporlarına düş­ kün olanlar için gerçek bir cennet. Uludağ , Kaıtalka­ ya , Erciyes, Palanclöken gibi ünlenmiş yerlerin dışın­ da , kış sporları yapmaya uygun o kadar çok yer var ki. Ordu'nun Kargın ve Çambaşı yayiaları ile Aydoğan Tepesi, Batı Karadeniz Bölgesi'nde Ilgaz Dağı, Hakkari-Golon, Berçelan-Cilo-Yüksekova-Saf yaylaları , Bitlis'te Nemrut ve Süphan , Sivas'ta Yıldızeli ,

now is a strange natural phenomenon. E:xact~y hou• it ./'orms has stil/ not beeııjiil~y explained. Under a certain temperature, the water vapour in the clouds crystallises. 'Jbat much is known, but the seeret of why the Jlakes which melt away as they fal/ 011 our windows are sametimes starshaped, sametimes prisms, and sametimes halis remains one of the mysteries of scie11ce. Setting that as ide, however, snow is beautijiil and jim. De~pite the way snow turns life upside down ill Istanbul, I cannot help feeling a tb rili of deligbt at the first snowfaJl. Bul to see real snow, g!iffering /ike jewels, you have to go out info the count1yside. ((you insist 011 a ski resort within easy reach of Istanbul then Uludağ and Ka11alkaya are pe~fect, but !( challenge and adventure are more in your line, how about going ./itrther afield to Mount Erc~yes or Palandöken? Amidst Turkey's kaleidoscope of terrain and climate, ideal winter spor/s country abounds. Apart .from the well k11own resorts of Uludağ, Karta/kaya , Erc(yes. Palandöken and others, there are less ce/ehrated hut just as spectacular spots .for snowy break,·. 'Ibe yayla (alpine pastures) of Berçelan, Ci/o, Yiiksekova and So.f, mounts Nemrut and Süphan in the eastem province of Bitlis, Yıldızeli in Sivas, Tınaztepe in Burdıu; Davraz Dağı in Isparta, Bozdağ i11 Manisa , and Moımt I/gaz in the western Black Sea region are

S

K

.

14


.-

'

.

...... .

'

.. ·

. "'..

.

· .. :

"

.

-• beğ0n(jik .

ll

• .

·'

'

ll

;

.

'


thejlrst uıhich come to mind. The highlands of Trakya in Turkef\· northwest corner, and central Anatolia are snou•-coııered.for a third oj the year, and those oj the eastern Black Sea and eastern Anatolia regionsfor half the year. White the average snow depth is over 120 cm in Kars and Karaköse, it is 725 cm in Giresun, and 187 cm in Rize. 7bis means that in ma ny parts of Turkey, it is possible to ski for .five or six months of the year. Bul there is one drawhack: the .facilitiesfor it .fal/far short of demand. The Minist1y of Tourism has taken major strides toıoards encouraging the hate/s and other facilities needed to harness this huge potential. The Winter Sports and Ski Centres Project isa master plan drcıwn up hy the minisfly in cooperation with the State Planning Organisation , in conjunction with a 11ation-wide data hase. First oj all the plan envisages neu• deoelopment at flve principal existing ski cent res: !. Cihiltepe in Sankamış: 2,665 tourisi heds and 7,435 me/res of ski lifts in the.first phase; two hate/s with 340 heds. one day centre and additiorıal ski lifts in the secondphase. 2. Pala11döke11 ili t:rzurum: Current(y there are two ski l[fis with a capacizy of/, 100 people per hour and mrious accommodation jacilities belonging to govermeni corporations. Under the plan an additional 6.000 toım'st heds will be added to these. and 42 ski

Burdur'da Tınaztepe , lspaı1a'da Davraz Dağı , Manisa 'da Bozdağ bunlardan ilk akla geliverenler. Kar yağışıyla geçen günler Trakya ve Iç Anadolu'da yılın üçte birini, Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu 'da ise yarısını buluyor. Sürekli kar öı1üsünün kalınlığı Kars ve Karakiise'de 120 cm'yi geçerken, Giresun 'da 125 cnı · yc, Rize'de ise !H7 cnı·ye ulaşıyor. Bir başka deyişle , ülkenin pek çok yöresinde yılın 5-6 ayında kayak yapmak mümkün. Ama , yaygın deyişle "tesis yok" 1 Neyse ki Turizm Bakanlığı, bu potansiyeli gerçekleş­ tirebilmek için iincmli adımlar atmış durumda. Amaç. ülkenin zengin potansiyelini yalnızca sportif amaçlara uygun olarak değil, genel olarak yerli ve yabancı turiste hizmet verchilecek biçimde gerçekleştirmek. Bunun için, Hakanlık ve DPT işbirliğiyle oluşturulan Kış Sporları ve Kayak Merkezleri Projesi kapsamında bir master plan hazırlanmış ve ulusal çapta bir veri tahanı oluşturulmuş bulunuyor. Plan 5 büyük kayak merkezi saptıyor: 1. Sarıkanıış-Cihiltepe: Ilk etapta 2.66'5 yataklı turistik tesis ve l.lı3'i metrelik 1. kısım telesiyej, ikinci etapta toplanı 3 · ı0 yatak kapasiteli 2 turistik tesis ile 1 günübirlik tesis ve 2. kısım telcsiyej yapımı iingörülüyor. 2. Erzuruın-Palandöken: Burada halen saate 1.100 kişiye hizmet veren 2 mekanik tesis ile kamu kurumı6


o TÜRKIYE 'DEKI KAYAK MERKEZLERI 1 SKIING CENTERS

o

e PıDLU ~Qrtaıko~~

ERZ!ı~uM

• ANKRRR

o

sankam\Ş

_Elmada§

•Pellandöken

eKRYSER\Ert.iyes

!arına ait çeşitli eğitim ve dinlenme tesisleri bu lunuyor. Planda mevcut tesisiere ek olarak 6.000 yataklı ve saatte 87.000 kişiye hizmet verecek 42 mekanik tesisin yapım ı öngörülüyor. 3. Kayseri-Erciyes: Mevcut durumda 140 yatak ve saatte 1.905 kişiye hizmet verebilecek 3 mekanik tesis bulunuyor. Plan uyarınca, toplam 150 yatak lı 3 turistik tesis ile 1.400 yataklı 14 turistik tesis ilave edilecek. 4. Bolu-Kartalkaya: Plan, mevcut toplam 998 yatak kapasiteli 2 turistik tesis ve saate 7.000 kişiye hizmet veren 9 mekanik tesise ek olarak , toplam 2.250 yataklı turistik tesisin yapımını öngörüyor. 5. Bursa-Uludağ: Bursa-Uludağ'da 1. Geliş im Bölgesi, 2.300 yataklı turistik tesis, kamu eğitim ve dinlenme tesisleri ve saatte 3.470 kişiye hizmet veren ll mekanik tesis ile kapasitesini dolelurmuş durumda. Planda , Bursa-Uludağ 2. Gelişim Bölgesi'nde 4.150 yatağın yap ılm ası öngörülüyor. Bu büyük kayak merkezlerine ilaveten , Anta lyaSak l ıkent, Gümüşhane-Z i gana, Bayburt-Kop , Aksaray-Hasandağı ve Kocaeli-Kartaitepe kayak merkezleri programa alınıp planlama ve altyapı çalışma­ larına başlanmış, Bitlis-Sapgör'ün de Turizm Merkezi o larak ilanı için ça lışmalar son aşamaya ge lmiş durumda. isan ayında Erzurum-Palandöken ve KarsSa rıkamış ' ta gerçek l eştirilen, 10 ülkeden yerli ve yabancı 100 kayakçının katıldığı şenlik l erle de, Türkiye'nin bu alanda tanıtımı için ilk adımlar atılmış bulunuyor. Tüm bu projeler gerçekleştiğinde, Türkiye, kuşkusuz ö nem li bir kar turizmi merkezi o lacak. Ama siz yine de projelerin bitmesini beklemeyin . Atın kendinizi bir dağa. Dilinizde bir türkü, karda yürüyün. Kimbilir belki ele karın s ırrını çözen siz o lursunu z. •

lifts serving 87,000 people per hour will be constructed. 3 . Erciyes in Kayseri: Currently there are 140 beds and three ski lifts serving 1,905 people per hour. 'fl1e plan wil/ add three hotels with 150 beds, and 14 hotels with 1,500 beds. 4. Kartalkaya in Bolu: In addition to the 998 beds at two hotels and n ine ski lifts with a capacizy of 7, 000 people per hour at present, the plan foresees 2,250 new touristic beds. 5. Uludağ in Bursa: Development Area 1 at Uludağ has already filled its capacity with 2,300 tourisi beds, numerous accommodation facilities owned by public organisations, and ll ski lifts serving 3,470 people per hour. In Development Area II, an additional 4,150 beds will be made available under the plan. In addition to the development of these five major resorts, planning and infrastructure construction for Saklıkent in Antalya, Zigana in Gümüşhane, Kop in Bayburt, Hasandagı in Aksaray, and Karta/tepe in Kocaeli have been launched, white Sapgör in Bitlis is in the pipeline. The ski festivals held last April at Falandöken and Sarıkamış, attended by a hundred skiers from ten countries, were the first step towards acquainting foreign winter sports enthusiasts with Turkey 's little known but outstanding ski slopes. Skiers who have seen the slopes and ski conditions for themselves are in no doubt that Turkey will become a major snow tourism centre when all the winter holiday development projeers are complete. But that does not mean that you have to ıvait . just choose your mountain. And skiing is not the only way to enjoy it. What could be more exhilarating than a ıva/k through snowcovered foresis and hi/ls? Perhaps you might discover the seeret of snow. • 18

SKYLIFE OCAK

o

+

JANUARY

1994


Evet, Osmanlı Bankası'nın kapısı size açık . Burada işinizi geliştirmek için ihtiyaç duyduğunuz sağlam destekiere kavuşacaksınız . Osmanlı Bankası , her şeyden önce en yakın dostunuzdur. Sizin , hedeflerinize güvenle ulaşmanız ı sağ l ar. Çünkü Osmanlı Bankası , çözümleri görüp, hızla karar verir, hızla harekete geçer. Çünkü Osmanlı Bankası , müşterisine verdiği önemi ayrıntılarda da gösterir. Hemen bugün , size açılan bu kapıdan girerek Osmanlı Bankası ' na ilk adımı atın . Sonraki adımları birlikte atalım .

OSMANLI BANKASI


Bir çok otomobilin performansı sadece yaptıgı hıza göre ölç:ülüyor. Oysa Tofaş, yeni Tipo'nun performansını sadece ne kadar hız yapabildigi ile degil, aynı zamanda ne kadar hızlı durabilecegi ile de

ölç:üyor. Yeni Tip o saatte 100 km hızla giderken sadece 3.25 saniyede duruyor. Çünkü Tofaş sizin-güvenliginize önem veriyor. Tofaş, Türkiye'de ürettigi yeni Tipo'yu bilgisayar teknolojisiyle dizayn etti. iç: · kabinini sürücünün

direksiyon

başındaki

hareketleriyle uyum saglayacak

şekilde gerçekleştirdi.

Güçlü fren sistemi, yan

darbelere karşı koruyucu lateral barlar.. yükseklikleri ayarlanabi len ön koltuk emniyet kemerlerinin yanı sıra, arka koltuk emniyet kemerleriyle de yeni Tipo'nun güvenligini tamamladı.

Yeni Tipo hem

hızlı

ve atak, hem de üstün yol tutma yetenegine sahip.


Böylece, yeni Tipo daha az yakıt tüketiyor, yollarda güvenle gidiyor.

1 yıl mekanik; çürüme ve paslanmaya karşı ise 3 yıl özel garantisi altında.

her zaman hizmetinizde. Yeni Tipo göz

al ıc ı ,

rahat ve güvenli.


dirne'ye Doğu yönünden gelen yolcuları önce Selimiye Camii karşılar. Şehir merkezine gelmeden kilometrelerce uzaktan göze çarpan iki muazzam minaresi şehrin giriş kapı­ sını koruyan muhafızlar gibidir. Osmanlı İm­ paratorluğu ' nun en büyük mimarı Mimar Sinan ' ın inşa ettiği Selimiye Cami'nin dört minaresinden iki tanesidir görülen. Osmanlı mimarisinin ulaştığı en yetkin nokta olarak kabul edilen Selimiye Camii, 1566-1574 yılları arasında Sinan tarafından Sultan Selim için yapıldı. Sinan, Kayseri yakınlarında Kapadokya'da 1491 yı­ lında doğdu ve yaklaşık 100 yaşına kadar da yaşadı. Bir devşirme olan Sinan, Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı'nda eğitildi , ardından orducia baş teknisyen olarak çalıştı, köprüler, kışlalar, su kemerleri inşa etti. Yaklaşık 50 yaşında iken Saray Baş Mimarı olmayı başaran Sinan, bundan sonra da mimarlık yaşamını bir elli yıl daha sürdürdü. Bu uzun mimarlık yaşamı boyunca 318 esere imza attı. Bütün eserleri üstün yeteneğinin izlerini taşımakla birlikte, inşa ettiği camilerin, eserleri arasında özel bir yeri

ırave/ler arriving in Edirne from the east, white stil/ many kilometres distant from the city, · notices two lofty spires piercing the sky /ike senlinefs standing guard. 7bese are two of the four minarets of Selimiye Mosque built by the master arebiteel of the O ıtoman Empire, Mimar Sinan. Considered by many to be the highest attainment of Ottoman architecture, the Selimiye was built for Sultan Selim Il between 1566 and 1574, when Sinan was 84 years old. Sinan was born near Kayseri in Cappadocia in 1491 and lived to be alması 100. Having completed his education, he made his career in the army as an engineer constructing bridges and barracks, aqueducts and siege works . He was about 50 years of age when he was appointed court architect and continued working and designing for anather half century. Over the span of Sinan 's lengthy career, he designed and constructed 318 buildings. 7bough his seeu/ar buildings also attest to his talent as an architect, his true genius manifests itself in his mosques. It is noteworthy that Edirne was chosen as the site for the mosque of Sultan Selim. Not for over a hundred years, prior to the conquest of Istanbul by Sultan Mehmet II in 1453, had a mosque been built for a sultan in Edirne. 7be reason for choosing Edirne as the location is not known, but the actual choice of site on a slight rise of

A

E

vardır.

Sultan Selim için inşa edilecek caminin yeri olarak Edirne'nin seçilmesi dikkat çekicidir. Edirne'nin seçilmesinin esas nedeni kesin olarak bilinmiyor. Ancak, yörenin çok düz bir arazi yapısına sahip olması

24 S KYLIFE OCAK - .... JANUAR V

1994


ve biraz yüksekçe bir yere yapılan caminin belli bir uzaklıktan bile kolayca görülebilmesi bu seçimde etkili olmuş olabilir. Sinan her zaman özel bir ilgi duyduğu "kubbe" konusunda , Ayasofya Camii'nde olduğu gibi hep inşa edilmesi çok zor olduğu iddia edilen biçimleri denemiştir. Yapıtları içinde, yapı itibarıyla, Selimiye Camii'nin kubbesi , onun tüm tutku ve özlemlerinin dışavurumudur. Selimiye Camii, Ayasofya'nınkinden biraz daha büyük olan, 31 metre ç apında muhteşem bir kubbeye sahiptir. Ölçüleri, bu camiyi Osmanlı mimarisinin en önemli eserlerinden biri yapan özelliklerden sadece biridir. Selimiye Camii, bir tepenin üzerine inşa edilmiş olmasının yanısıra , kendisine bağlı binalada da heybetli bir yapıdır. Bu binalardan günümüze ulaşan­ lar, şimdi Türk ve İslam Eserleri Müzesi olarak kullanılan medrese, hastane ve çarşıdır. Bu yapılar , hala, 400 yıl önce inşa edildikleri günün amaçlarına hizmet etmekte. Suralardan elde edilen kira gelirleri Selimiye Camii'nin yaşatılması için kullanılmakta­

ground in wbat is generally a very low-lying region, could not have been better made, as it permits the mosque to be seen from all directions and from a considerable distance. Sinan bad always entertained the ambition of one day surpassing the dimensions of Hagbia Sopbia, particularly in respect to the dome, a task considered impossible by earlier mosque bui/ders. Of the 318 buildings designed by Sinan, the Selimiye Mosque, his crowning acbievement, was to fulfill his desire. 7be dome of the Selimiye rises 148 feet from the jloor and has a diameter of 31.28 metres making it sligbtly wider than that of Hagbia Sopbia. Sbeer dimension, bowever, is but one of the many aspects of this mosque wbicb make it a supreme example of Ottoman arcbitecture. As well as its location on an elevation, the mosque makes even furtber impact in terms of immensity by having its dependent institutions built on a tower level and more modest scale. 7be surviving structures of the complex include a medrese (college), now bousing a museum of Turkish and Islamic arts, a bospital, and an arasta (row of adjoining sbops) set under the raised forecourt of the mosque. 7be purpose of the arasta for the past 400 years was, and stili is, to provide rent to meet the mainfenance expenses of the mosque. 7be shell of the building is made of a warm pale-rose coloured stone, witb decorative detail picked out in red Edirne

dır.

Selimiye Camii esas olarak uçuk pembe renkli taş­ lardan inşa edilmiştir. Detaylarda, süsleme amacıy­ la, Edirne'ye özgü kırmızı kumtaşları kullanılmıştır. Caminin üçer balkonlu dört minaresi Türkiye camilerindeki minarderin en uzunlarıdır. Bu minareler

25

SKYLIFE OCAK

+

JANUAR V

1 ı,,_


caminin ana bölümünün et rafın ı çevreleyerek yap ının ululu ğunu destekler niteliktedir. Minarelerin bir öze lliği de her min arede, ü ç balkana ç ıkan , üç ay rı merdive n in o lm as ıd ı r. Onsekiz kubbesi ve yine kırmı z ı kumtaşı ile dekare edilmi ş olan kemerli damı ile Selimiye Camii İspanya'daki Elhamra Sarayı'nı çağrıştı­ rır. Caminin avlusunda gri mermerden yapılmı ş se ki zge n bir çeşme, gökyüzünün altında sonsuz boşluk duygusunu zedelemeyen bir görünüme sahiptir. Caminin yine mermerden yapılmış olan ve sütunlarla süslü ana kapısı da

sandstone. The four fluted minarets with three balconies are the tallest in Turkey at a height of 70.89 metres, and serve to frame the central core of the mosque and reinforce the strong upward mavement of the building. The three balconies are reached by three separate spiral staircases intertwining within the shaft . The breadth of the mosque is accentuated by the forecourt, with its 18 cupo/as and arcaded roof decorated wi th red sandstone, reminiscent of the Alhambra palace in Spain. In the centre of the courtyard is a fountain for ablutions (şadırvan) made of grey marble, octagonal in shape and open to the sky so that the full flow of space is uninterrupted. The fountain faces the majestic main porta/, alsa made of marb/e and decorated with stalactites. The interior of the mosque leaves one awestruck by an overwhelming sense of absolute space, conveyed by the immense floating dome supported on eight columns, white eight buttresses take the weight of the entire buiiding from the outside, so permitting the extensive use of of windows in the walls. A sense of luminosity and space is created by double courses of windows glazed with circular panes ofplain glass, which have the effect of dissolving the walls and permitting strong light to enter and illuminate the softly coloured stone. The interior has a pleasing simplicity in its vastness, yet in selected areas there are flourishes of colour and detail. One object that reflects this is the delicafe marb/e mimber or pulpit with its completely pierced fretwork sides and tapering conical cap. Anather is the area surrounding the mihrab and the sultan 's gallery, where exquisite Jznik tiles with a pattern of blue and green on a white ground ereale an intensely cool effect against the background of the warm tones of the walls. Lady Mary Wortley Montagu, in a letter dated 1 7 May 1 717 wrote that this mosque was "the noblest building she ever saw, " not to be compared even with "mosques built much after the same manner. " •

çeşmey l e karşı karşıya­

dır.

Caminin içi, sekiz sütun üzerine binen muazzam bir yarım kubbenin yansıttığı t a rtı ş ma s ı z bir boşluk hissi ile insanı şaş ırtırk e n ,

binanın

dışında

bulunan ve tüm ağ ırlığ ını taşıyan sekiz adet payanda da boşluğun korunmasına ve pencerelerin kesintisiz kullanımına izin verir. Renksiz caının kullanıldığı çift sıra pencereler duvarların içerisinde adeta kaybolarak, gün ışığının güçlü bir biçimde içeri daimas ına ve pastel renkli duvarlara yansımasma olanak vererek insanlarda aydınlık ve boşluk duygusu ya ratır. Bazı pencerelerde kullanı­ lan şişe camına benzer camlar, İslamın ilk yıllarına özgü bir geleneği yansıtır. İç dekorasyonda, genellikle sadelik egemense de, bazı yerler renk ve detaylarla zenginl eştirilmiştir. Bunlardan biri mermerden yapılmış olan görkemli "minber"dir. Mavi, yeşi­ lin tonlarıyla bezeli en güzel İznik çinileriyle süslenmi ş o lan mihrab ve sultan ga lerisi sadelikten uzakla ş ıl an diğer köşeleri o lu şturur .

Camiyi gezen Lady Mary Wortley Montagu, ı 7 Mayıs ı 7ı 7'de kaleme aldığı bir mektubunda Selimiye Camii'nden söz .ederken, bunun şimdiye kadar gördüğü "en muhteşem yapı " olduğunu vurgulamıştır. Keza Lady Montagu'ya göre bu cami daha sonraki dönemlerde inşa edilen camilerden de üstün niteliklere sahiptir. • 26

SKYLIFE OCAK

+

JANUARY

1994


Dur Golden Rule ls

A TOTAL COMMITMENT TO QUALITY As a responsible member of the world business community, TEMSA 's golden rule has been

a total commitment to "qua/ity". lt is this "Golden rule " that has helped TEMSA towards success

and to become the sign of "Guarantee" for products manufactured or provided under its name. lt is this "Golden Rule " that has helped TEMSA to find global partners /ike MITSUBISHI, KOMATSU and SHARP to co-operate in quality production and products.

TE M TEMOO AUTOMOTIVE GROUP

.•... MITSUBISHI MOTORS lntercıty

buses . tru cks

Lıght commcrcıaı vehıcıes

Phone (}322·428 21 70/1 O lınes Fax (}322·428 10 24 Telex 63856 orem ı r

TEMOO CONSTRUCTION EQUIPMENT GROUP

KOMAÜU Earthmovıng machınes .

forkhfts

Phone (}21 6-377 49 50 Fax (}216-377 04 38 Teletex 18938647

®e

TEMOO ELECTRONICS DIVISION

MITSUBISHI

MIAVV tNDUST•I•S. LTD.

Aır condıtıoners

S HARP Etectronıc

cash

regısters

Phone (}21 6-325 57 64/5 lınes Fax (}21 6-325 57 79 Teleıex 18963037

TEM ®O ısa member of the ®O BANCI Group


TURKISH THEATRE POSTERS

APİŞLERDE

TiYATRO Türkiye'de afişin tarihi en az 150 yıl öncesine kadar uzanır. Tiyatro afişlerinin gerçek sanatsal kimlik kazanması ise 1950'lerin sonlarında oldu. The story ofposter.•;; in Turkey goes hack over 150 years.· It was in the late 1950s that theatre posters at last entered the mainstream qfgraphic art. By GÖKHAN AKÇURA

Devlet Tiyatroları Genel Müdürl üAn exhibition of theatre posters pregü , Grafikerler Meslek Kuruluşu pared jointly by the General Directorale ve Tiyatro, Tiyatro Dergisi'nin i ş­ of State Theatres, the Association of birligi ile hazırlanan "Tiyatro Afiş­ Graphic Designers, and "Tiyatro, leri Sergisi", sezon boyunca Devlet Tiyatro " magazine will be on view in Ti yatroları fuayelerinde sergilenethe foyers of state theatres throughout cek. tık olarak ll Kasım tarihinde the season. Tbe exhibition first opened Diyarbakır Devlet Tiyatrosu Fuaat Diyarbakır State Theatre on ll yesi'nde açı l a n sergi, 7-28 Aralık November, maving on to Antalya State tarihleri aras ında da Antalya DevTbeatre between 7 and 28 December. let Tiyatrosu Sergi Salonu 'nda izTbe story of posters in Turkey goes back lendi. over 150 years, to two posters printed in ...__._,,... Türkiye'de afi ş in tarihi en az 150 four languages by the !ta/ian illusionist yı l öncesine kadar u za nır. 1840'da Bosco who arrived in !stanbul in 1840. l s tanbı.ıl ' a ge len Bosco ad l ı bir Bosco :S posters announce that he is to İta l yan illüzyoni stinin dört dilde give performances in the theatre oppobastırdıgı iki afiş l e, gösterilerin Gasite Galatasaray Lycee, near the present latasaray Lisesi'nin karşısında (buFlower Arcade. Tbese posters, of which 1930'1arda, oyuncu portrelerinin ku llan rld r ğr bir afi} gün Çiçek Pasaj ı ' nın da yer ald ıgı copies are in ProfMetin And's archive, örneği. 1 Pester with portraits of acıors, daıing ada üzerinde) kuru lan tiyatroda are no more than notices. Not for many from the 1930s. yap ıldı g ı cluyurulur. Metin Anel years were posters to display the artistic arşivincieki bu afiş l er, sonraki dönemin eliger örnekquality with which we associate them taday. le ri gibi sadece "duyuru " amacıyla hazırl a nmı ş tır. Tbeatre was anather principal subject of Turkish posters durAfiş in sanatsal tacilar da kazanması için daha uzun ing the 19th century, and posters advertising productions at süre beklememiz gerekmektedir. the Osmanlı Tbeatre in the 1880s are again among the co!-

~

FAHIŞE

28

SKYLIFE OCAK

+

JANUARY

1994

c


DEVLEr TIYATROLARI

e

" • • • •

• •

• ••

')


Yüzyılın

ötesinde günümüze u laşmış olan diğer bir dizi a fiş in konusu da tiyatrodur. Yine Metin And a rş ivin­ de bulunan ve 1880'li yıllarda basılmış bu afişler, Osman lı Tiyatrosu'na aittir. Bugün afiş denildiğ inde karşı­ mıza çıkan ebatlara pek de uymayan ve ince uzun bir görünüm taşıyan bu afişlerde, yazı ön plandadır. Zaman zaman da , tiyatronun logosu, veya oyuola ilgili bir desenin afişte yeraldığ ı görülürdü . Ama afiş in sanatsal bir olay olabilmesi için Cumhuriyet'i ve ilk ustayı, yani !hap Hulusi'yi beklememiz gerekmektedir. Türkiye 'de afi ş sa natının !hap Hulusi ile baş ladığı , konusunda ülkemizde yay ınlanmı ş tek çalışma olan Faruk Morel'in Afiş

leetion in Prof Metin And's archive. These long narrow posters have little in comman with either the shape or design of most modem posters. Tbe written message dominates, and is only occasionally accompanied by the log o of the theatre or a design inspired by the play. Not until after the establishment of the Republic did the first true Turkish paster artist, !hap Hulusi, give art a role to play in paster design. Faruk Morel, author of the only book on posters in Turkey, deseribes !hap Hulusi as the pioneer of paster art in this country: "Until !hap Hulusi came along, notices and announcements were pasted up in the street, but these bore no relation at all to the technique of paster design. Some were just notices a dlı kitabında şöy l e anlatı lır : announcing the dates of football "!hap Hulusi 'den önce de birtamatches, and bearing a sketch of a kım yazılı ilanlar ve yaftalar şu ­ footballer." raya buraya as ılır o lmu ş tu ama , Numerous successful paster artists bunların afiş tekniğiyle ufak bir followed in the footsteps of !hap ala k as ı bile yo ktu. Bazıl a rı, Hulusi . Those who spring first to m aç ların ya pıl acağı günü bildimind are Kenan Temizan, Mithat ren ve üzer inde temsilen bir Özar, Tarık Uzmen, Orhan Omay, futbolcu resmi bulunan alelade Atıf Tuna , Namık Bayık, Selçuk yaz ılı il a nl ard ı. " !hap BuluÖnal, Mesut Manioglu and Sait si'den sonra birçok başarılı afi ş Maden. Throughout the first three or sa na tçı sın ın ortaya çıktığ ı görülfour decades of the Republic rapid dü . Bunlar arasında , 60'lı yı llara strides forward were taken in the art .:~.~~. · r ~~:: .:n~~~~~-~~~~J~; kadar uzanan süreç içinde, adı of paster design. Yet theatre posters · ·':"....::.·· . 1... _, . _,_ . . ...:.; ,. .. . ilk akla gelenler Kenan Temifailed to follow suit, retaining their .. . . ....... ... - ... 1b\ •• zan, Mithat Özar, Tarık Uzmen, former character as amateurish and .. . ............ fv -"}.i · .. Orhan Omay, Atıf Tuna, Nam ık roughly produced announcements. Bayık, Se·lçuk Önal , Mesut For theatre posters to take on an aesManioğlu ve Sait Maden'dir. thetic quality, the theatre needed to Cumhuriyetin ilk otuz, kırk y ılı eam the money to pay for them, /ike boyunca , af i ş sanatımızda any commercial enterprise. The _-~ U U \! ~~ tU' r ·.nU~\ i . . önemli ge li ş m e l e r o ldu. Ama opening of the Ses Opereti company \ \f.l'\r}of "A\l\rl\1'~1;: aynı süre içinde tiyatro afişleri __ .... srıı.ıt ~ lıl.t"r .. ~ 1 ~"' ""' ~ ·in 1943 marked a new stage in theeski ilkel görüntülerinden kuratre posters. Tbe ephemeral character tu l amad ıl ar. Tiyatrolarımııda of operette was reflected in their Osman l ı döneminden kalma posters by a style of illustration simiduyuru-afiş ge l eneği sürmeklar to cinema posters. These posters teydi. Estetik bir değer taşıyan bore the signature of A. Torun tiyatro afişl erin in ortaya ç ıkm ası (Armenak Torunyan). They were falOsmanlı Tiyatrosu 1884, "Kızıl Köprü" oyununun afı~i. içi n, ti ya tro nun , diğer ticari lowed over the next few years by the Notice dated 1884 for "Red Bridge", being sıaged by the alanlarda o ldu ğu gibi, para kaposters for the Muammer Karaca theOttoman Theaıre Company. zandırması gerekiyordu . 1943 atre combining commercial funcy ılınd a aç ıl a n Ses Opereti böyle bir aşamayı i şaret tionalism with an aesthetic to uch. eder. Bu topluluğun afi ş lerinde , operetin uçucu görüIt was in the Iate 1950s that theatre posters at last entered the nümüne paralel olarak, sinema afişlerini andırır bir ilmainstream of graphic art, with posters for the State Theatre lüstrasyon a nl ayış ının egemen olduğu görülüyor. Söz designed by artists such as Turgut Zaim, Hüseyin Mumcu konusu a fiş l er A.Torun (Amıenak Torunyan) imzasını and Tarık Levendoglu. Tbese artists were primarily engaged taş ıyordu . Hemen ardından gelen yı ll a rda , Muammer in stage designsfor theatre, and turned their hand to posters Karaca tiyatrosunun da, ticari de olsa belli bir estetik for taek of anyone else to take on the job. Muhsin Ertugrul, değer taşıyan afişler yaptırdığ ı gözlenir. who resigned from the State Tbeatre in 1959 and came to Tiyatro afişlerinin gerçek sanatsal bir kimlik kazanması !stanbul, embarked on a production of "Two People in a için ise, 1950'li yıll arın sonuna doğru gelmemiz gerekiSwing " with the Kenters at Karaca Theatre, and asked ~ (1"'~ · ....

~

.;

; ~..;/~ ·!>

~_;. ..

• • .ı·:...

'

·~ ~..,

~

30

SKYLIFE OCAK

+

JANUARY

ı994


r ı ı

Mengü Ertel to design a poster. 7bis poster, of which unforyor. Bu yıllarda Devlet Tiyatrosu 'nun bazı afişl erinde twıately no copy has survived (even Mengü Ertel himself Turgut Zaim, Hüseyin Mumcu ve Tarık Levendoglu does noi have one), marks the advent of theatre posters as gibi imzalara rastlıyoruz. Bu afişler, aslında, oyunların graphic art. In the 1960s, in paral/el with the burgeoning sahne tasarımlarını yapan sanatçıların , başka çare olprivate theatre, the number of graphic artists designing themadıgından afiş l ere de el atmas ı sonucu ortaya çık­ at re posters increased. Yel this was stili insufficient, as mıştır. Öte ya ndan , 1959 y ılın da Devlet Tiyatrosu 'ndan ayrı l arak lstanbul'a gelen Muhsin Ertuğrul complained in a Zetter to Mengü Ertelin 1969: Muhsin Ertugrul , Karaca Tiyatro'da Kenter Kardeşlerle " Salıncak 'ta İki "At a time when private theaires are BELEDivtSI Kişi " yi sahnelerken, afişi Mengü struggling to survive, and cannot afford Ertel'in yapmas ını ister. Bugün areven a fraction of their meagre earnn IZMIR PAIIAYIRJ"DA tık Mengü Ertel'in bile elinde buings for the design, printing and distriKı:a~o ı "' llfHZAO, L<iALlP. ~AZlM. VRSFI RlZA. SAID, TALAT, MUAMMER. SAMI. RVHI. lunmayan bu afiş, sanatsal tiyatro bution of posters, who and how is anyNECDET, MUFID, IIAMııt. SADI. ADHA", !!. . BlO IR, SAZIYE SEMIMA, MEl EK. SEVKIYE .. -....... afi şlerim i zin başlangıç tarihini gösone to commission notices from you? Let Bale hrı;yıdı terir. 1960 ' lı yıllarda ise , gelişen us say that a courageous man took KDHSERVRTUAR MUAUIMLERINDEH MUAEKKEP such a step. Where are posters to be özel tiyatro hareketine paralel olaSEHiR TIYAfROSU ORKESTRASI rak, tiyatro afişi yapan grafik sanatpasted in a street which has no bill~E, , CEMAL RESI D ç ıl a rı da arttı. Ama, bu yine de yeboards for this purpose? On th e R.Jısıır .i. GALiP B$ şııf ' C.ELA L Repe,.t uar . makeshift scaffolding of construction terli degildi. 1969 y ılında Muhsin Uçl i<Rt:MSAAT Yu . Rl$ID Ertugrul 'un Mengü Ertel'e yazd ı gı sites? Not to mention that they are cerClMAL Al., ID mektup, durumu şöyle özetler: tain to be covered over by the advertisYARA JOHRHH EKRE M " Varlıklarını koruyacak, savaşlarını ments of some upstart bank overnight. DEL i DOLU . sürdürecek cılız gelirlerinden arta You have seen the wave of advertisements for detergents, each more poikalanla aynad ıkl arı piyesin afiş ini sonous than the last, which are supyaptırmak, onu bastırmak , teker teker pullamak, onu astırmak olana1930'1u yıllarda }ehir Tiyatrosu'na ait bir turne posed to wash away the stains of the afiji. 1 Poster for a City Theatre tour in the 1930s. entire country. How can your posters, gmdan yoksun o lan bu özel tiyatrolar ortamınd a kim, nasıl sana duwith their subtle and profound meaning, associate with them? var il a nı yaptırır? Diyelim ki bir babayigit ç ıktı da yaptı rdı. Sokaklarında Litfass kulePassers-by would mislake your leri o lmayan bir şehirde bunlar ne relere "Foot and Leg Factory" paster f or yapıştırılır? Egribügrü yapı tahta perdelerian advertisement for corn cures, and your "Witches ' Cauldron " ne mi? Ertesi gün yeni fışkıran bir mantar bankasının ikramiye afişiyle kapatılmak paster for an advertisement for için mi? Görüyorsun ki duvarlarımızda, pressure cookers! bütün ülkenin kirlerini yıkayacak , yüzka"No, no! Do not think I am ralarını agartacak, birbirinden zehirli "deaddressing these words to you! If terjan" afişleri akını var. On l arın arasında my father had lived to see me senin o ince, o derin anlamlı afişlerin nabecome an actor, he would have s ıl yer bulur? Yaptıgın "Ayak Bacak Fabsaid the very same to me. I was .-.ı •

M<ıı.,.. ,

H.ı • olo.ıo T;..kc...eı

ı ~

rikası " afişini nasır ilacı , " Cadı Kazanı "

caught in the grip of such a passian

düdüklü tencere reklamı sa nırlar for the theatre, and in eighty years I da bakmadan geçerler! have found no cure. Hayır , hayır! Sakın bu sözleri sana söy"When the first sparks had seared lüyorum sanma! Yaşayıp benim tiyatromy heart, lstanbul 's so/e theatre cu oldugumu görseydi bunları babam company was fighting to survive bana söylerdi. Çünkü ben de böyle bir Armenak Torunyan tarafından 1943 y ı lında despite hunger and poverty. 7be testiaçılan Ses Opereti için yapılan bir afij. 1 Paster tiyatro hastalıgına tutulmuştum. Seksen mony of actors was not even acceptby Arme nak Torunyan for the Ses Opereti y ılda bu ilietin Hacını bulamad ım. ed by the courts. 7bese starving devoCompany, establiıhed in 1943. tık kıvılcımın yüregimi dagladıgı güntees of their art who looked forward to an uncertain future were not more than twenty in numlerde, İstanbul ' un tek tiyatro toplulugu açlık ve yokber. Yet a generatian of madmen was so impassioned by the sulluk arasında çırpınıyordu. Tiyatrocunun mahkemelerde tanıklık etmesi bile yasaktı. Karınları aç, gelest age, so dedicated to acting, that from this barren field sprang the theatres of taday. My generatian laid the foundacekleri karanlık bu sanat hastalarının sa y ısı yirmiyi a ş ­ il a nını

1

~

tionsfor all of them. 7bose who sacrificed themselves fertilised the ground from which theatre sprang, many delicate

mazdı.

Ama bir deli

kuşak

bu tutkuya öylesine

yakalandı ,

bu 31

SKYLIFE OCAK +

JANUARY 1994


-OYNAYAN KAD

--

NLAREdıpCan

IIUIUY.tltldlftll

Dm.nlltk.Jy• ınıııııııı

llyb.nDoı-n

+i YA+ RO


Kumaş, Kumaşın

yeni ufuklara yelken aç1yor.

ve giyimin kuralları bize göre , aşılmak ve yeniden biçimlendirilmek

için var . 1994 ilkbahar/Yaz Koleksiyonumuzda , bu anlayışın eşsiz örneklerini göreceksiniz: Gold Trophy, Adventure ve Özel kumaşlar. Farklı bir duygu .. .

diğerleri

...

Kadın

ve erkek için .

ALTINYILDIZ


THE FOOD

OjCONTENTMENT

TürkLokumu Fıstıklı,

Hindistan cevizli, güllü, limonlu ve sakızlı lokumlar, gerçekten de, daha insanın ağzına girer girmez eriyiveriyor.

Hazelnut, coconut, rose, leman and mastic are just some of the mouthwatering flauours qfTurkish delight. By TARQUIN HALL

PhoıosMANUEL

When I walked into Hadji Bekir's shop on Hamidiye Street near lstanbul's Golden Horn, it was !ike entering a cbild's dream. Wherever I looked, tbere were containers brimming witb enticing confectionary. A dozen jars witb polisbed brass lids stood on one counter packed witb a kaleidoscope of bon bons: red, yellow, cinnaman and stripy ones. Nowbere was tbere any sign of mass production, only silver trays arranged witb rows and rows of pastelcoloured marzipan, individual cbocolate sbapes and enormous macaroons. My moutb watered. On anather counter, a man was busy cutting long

Hacı

Bekir'in kapısından içeri girmek, adeta bir masal dünyasına adım atmak gibi. Rengarenk şekerlemeler, ezmeler ve lokumların karşı konulmaz bir cazibesi var. Hele hele tezgahın üzerine sıralanmış parlak pirinç kapaklı dev kavanozlardaki herbiri ayrı renkteki akide şe­ kerleri en iştahsız insanın bile

Hammaddesi ıeker ve niıastadan oluıan lokumun sırrı piıirilmesinde. Fazla piıtiğinde

sert oluyor, az piıerse ıekil almıyor. 36

S K Y LIFE OCAK

ÇITAK

+

JANUARY

1994


T --路~路._~ S

路=l

E

DEQJR/KQI11}M: JUZ ERAYDI

ISIIt;

NUI'T tURCAU0CLU

ruCWL:~KAL

..........

FATMATA&ICENT

.............. ~ ~nw-


sanata öylesine sarı l dı ki bu kurak a landan bugünkü wings were hurnt to ashes in the theatre's bol jlame. Nothing tiyatrolar fışkırdı. Bütün bunları benim ku şağ ım h az ır­ could extinguish the light ofth eatre. "Those who look on you as a man either mad or passessed l a dı. Verdiğimiz kurbanl a r ti ya tronun yeşerm es ind e loday will one day rememher you as a teader and pioneer, gübre oldu lar, tiyatronun ış ığ ı nice n az lı pervanele ri and open museunıs in your name. The fruits of !he theatre cayır cay ır yaktı. Ama o ışık sönme di. posters in which you loday invest your money, /ike gifts for a Bugün sa na de li , tutkuna delilik diye bakanlar bir gün seni ö nde r ve öncü o lara k anacaklar, senin adına mü/over, rather lhan resigning yourself to making a living out of co mnı ercial adverlisements for Irades men, will he galhered by zeler açacakla r. Bugün esnaf il a nları yap ıp para kazathe nexl generalion. na cağın a, kendi paranı , sevgiline ha rcar gibi, ti yatro "Thal is why I approve of /h e path you have taken, and afi ş l e rin e ya rırm a nın meyve le rini , se nd e n so nra ki although J think lurning your hack on the chance to earn kuşak toplayacak. Onun için tuttu ğ un yolu b eğe ni yo rum ve parayı tepmon~y is madness, 1cannal cal/ you mad. "Everyone hears loves for somelhiııg, and diesfor !hal unreme kle de lilik e tti ğ in e inandı ğ ım halde, yi ne sa na "deli" qıtited love. Happy he the man who jinds a worlhy tb ing to diyemiyoru m. love in lhese elegenera/e times! So Mengü, my son, siride on in Herkes bir şey sever, o kara sevcia u ğrun a ö lür. Ne the direelian you have chosen!" ımıtlu bu aşağılı k o rtamda sevecek g üzel bir şey bulaOver !he pasi twenly or thirly years, asa result ahove all of/he na! Onun için oğlum Mengü , sen bu yolda yü rü! " Özellikle grafi k sanatçılarının yoğun ça bal a rı sonucu dedica/ed ej(or/s ofgraphic aı1ists such as Mengü Ertel, suhs/anlial progress has heen made. White son yi rmi , otuz yıl iç inde , Türkiye'd e graphic arlists have been drawn to this tiyatro a lanınd a ö ne mli ad ıml a rın at ıl ­ field of expression, so theatre companies dığını ra h a tlıkla söyleyebiliriz. Bu a lana gön ül veren grafikerie rin yan ı s ıra , have come to appreciale the inıportance of adverlising !heir plays wilh a pasler of sahne le elikl e ri oy unl a rın sa natsa l bir arlislic value. The Kenl Players, Darmen afiş l e ta nttılmasını bilinçli o larak tercih eden ti yatro toplulukları da hızl a a ıttı. Theatre, Gülriz Sururi and Engin Cezzar Kent Oyuncu l arı, Oo rm e n Tiyatrosu, Theatre, Dos/lar Theatre and simi/ar comGülriz Sururi-Eng in Cezza r Tiyatrosu panies have hecome known for !heir posters ve Dostlar Tiyatrosu g ibi topluluklar, as well as !heir productions. Artis/s such as oyu nla rının ya nıs ıra afi şl e riyl e de ta nı ­ Merıgii Er/el, Yurdaer Allınlaş, Turgay nır oldu la r. Mengü Ertel , Yurclaer AlBeli!, Ahmet Güleryüz, Leyla Uçansu and tıntaş , Turgay Beril , Ahmet G ül e ıy ü z , Erkal Yavi have designeel memora!Jle lheLeyla Uça nsu ve Erka l Yavi gibi sanata/re pasiers since the 1960s. Over !he next çıl a r, 1960 ' lı yıllardan baş l aya ra k , yapdecade !hey ıuere joiııed by Bülenl Erkmen, tıkları ti ya tro afişleriyle ö ne ç ıktıl a r . Sadık Karanıustafa, Savaş Çekiç, Yeşim Daha sonrak i yıllarda bun lara Bülent Demir and others. The Thealre Posters exhihition organised Erkmen , Sad ık Karamustafa , Savaş ÇeYe~im Demir 1993, 70xl00. kiç ve Yeşim De mir gibi isimle r ekle nby the Stale Thealres, !he Associalion of Graph ic Arlists and the Ibect/re journal "Tiyalro, Tiyalro " di. Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü , Grafikerler Meslek Kuru lu ş u ve Tiyatro, Tiyatro Dergisi'nin hazır­ illuslrales the fascinating slory of thealre posters in Turkey, l a dıkl a rı "Tiya tro Afişleri Serg isi ", bu sana tın ülke mizand the high standard which this branch of graphic art has d e ula ş tı ğ ı dü zeyi göstermesi aç ı s ınd an ö ne mli bir giallained. ri şim. Serg iele sekiz grafik sa natç ının son yıl l a rd a yapThe exhihilion consists of 32 pasiers by eight graphic artis/s tıkları 32 afiş yer a lı yo r. Aslında tiyatronun ülke mizde daling from recenl years. hı vieıu of !he number of thealre ula ştı ğ ı yayg ınlı ğa bakarsak , ne afişlerin , ne ele graficonıpanies ili Turkey taday, !he number of pos/ers and pasler kerierin say ı s ının yeterli o lm a dı ğ ı açıkça görülüyor. designers is less than ıue wou.ld have wished. Bul u.nfortuAma ne çare ki , tiyatro afiş i yapmak. Muhsin Ertuğ­ nate~y. /he circu.mstances deseribed by Muhsin Ertuğrul in his rul 'un dedi ğ i gibi , hala delice bir i ş. Gönüllü o lmada n , fetter lo Mengii Ertel are no/ yel entire~y a thing of the pas/. bu sanatta duygusal ili ş kil er kurmadan tiyatro afi şi çizOnly lhose wilh a passian for !he theatre ıuou.ld give up lu.cramek çok zor bir za naat! Çünkü tiyatrol a rımı z ın bütçetive business elsewhere to design thealt-e posters. Our theatres sinde hala bunun için ayrılmı ş bir ödenek yok ve hata slill do no/ make allowances for posters in !heir budgels, nar çoğ u tiyatrocu a fi ş in ya rarın a inanmı yo r . Ama serg iyi do !he majorily of those in Ibe acıing world appreciate their gezince umutlarımı z artıyor. Yavaş ge li şse ele, ö ne mi benefils. Nevertheless, looking araund this exh ibition our geç ania ş ıls a da, tiya tro ile afişin o güzel beraberliği­ hopes are raised !hat sloıuly but su.rely !h e partnership nin giderek arttığını görüyoruz. Biliyoruz ki , tiyatro hetuıeen the theatı-e and the paster is ıuinning acceplance. The afişe ç ıktık ça daha bir güç ka za nı yo r. Afişler oyunları thealre gains a new dimension in the posler, and posters owe a niartıkça güzelleşiyor. • their power of expressian to the plays they illustrate. • 34

SKYLIFE OCAK

+

JANUARY 1994


agzını sulandırmaya

yetiyor. Bu dükkanda ineden en ufak bir şeye rastlamak olası degil, tepsilere sıralanmış badem ezmeleri, lokumlar çikolatalar, herşey, büyük bir öze-

sausage-like lengtbs of Turkish deligbt into cubes and sprinkling them witb finely powdered sugar. It was Turkish deligbt that I particularly wanted to write about. The owner, Mr Dagan Şahin, bappened to be inside. After welcoming me he said, "We do not cal! it Turkish deligbt. That name was invented by a now unknown British ıravetler who took same back to London in the 18tb century... We Turks stil! cal! it by its proper name, rahat !oku m. " He explained that the etymology of the word !oku m has puzzled linguists for many years; it seems to be a corruption of an Arabic word, meaning, "we have eaten ". "Rahat" is a Turkish word, meaning "peace" or "contentment", tberefore the correct translation is, "we have eaten contentment". So, the English traveller who dubbed it "delight" was not far of! Mr Şahin tben began to relate the jascinating story oj Hadji Bekir and the food of contentment. In 1776 , during the reign of Sultan Abdulbamid I, Bekir Ejfendi, a fully apprenticed confectioner, arrived in Constantinople from a small town in Anatolia. "The capital be (Bekir) brougbt bere witb him was not great, " continued Mr Şahin. "It consisted of a few copper cauldrons witb wbicb be set up in a little shop in the centre oj the city. Wbat be did have was his seeret recipe for a delicious new sweetmeat. " Was this tben the birtb oj Turkish deligbt? The trutb, it seems, is sometbing oj a mystery. Wbat is clear is that Hadji Bekir was the Willy Wonker of his day and among a people witb such a sweet tootb as the Turks, be quickly won jame and jortune . Fasbionable ladies began giving Turkish deligbt to tbeir friends in special tace bandkercbiefs. "Tbus gifted witb energy, enterprise and originality, be was appointed Cbief Conjectioner to the Ottoman Court, " said Mr Şahin, who went on to deseribe bow same of eacb batcb was sarnp/ed by tasters bejare it reacbed the lips of the Sultan. Mr Şahin sbowed me a reproduction of the celebrated Hadji Bekir painting by the !ta/ian artist Preziosi, wbicb now bangs in the Louvre. lt depicts the venerable bearded and turbaned conjectioner weighing sweetsfor a wealtby veiled lady, witb two children anda cat looking on.

sanı rahatsız

ni

yansıtıyor.

Bir tezgahta yaşlı bir adam uzun bir sosis biçimindeki lokumları küçük kü ç ük kesiyor ve pudra şekerine buluyor. Bu yılların eskitemedigi dükkanın en büyük ve benim de en çok ilgimi çeken özelligi işte bu lokumlar. Dükkanın şimdiki sahibi Dogan Şahin tüm dünyanın "Turkish Delight" (Türk keyfi) adıyla tanıdıgı !okuma bu ismin 18. yy'da bir İngiliz seyyah tarafından verildigini anlatıyor. Bu arada halk arasında !okuma "rahat lokum" dendigini de ögreniyorum. Lokum zaten yıllarca dilbilimcileri şaşırtan ve tahmine n Arapça "yedik" kelimesinin yaziaşmasından türemiş bir kelime. Bu anlamda da 18. yy'da ona "Turkish Delight" adını veren seyyah pek de yanlış bir iş yapmış sayılmaz. Hacı

Bekir ' in lo-

kum

macerasının

geçmişi oldukça eskiye dayanıyor. 1776 'da Sultan I. Abdülhamid ' in tahtta oldugu dönemde , küçük bir Anadolu kasabasın­ dan yola çıkan şekerci Hacı Bekir Efendi'nin yolu başkente düşer. Yanında bir iki bakır kazandan başka birşeyi olmayan Hacı Bekir Efendi, küçük bir dükkan açarak kent halkını yepyeni bir lezzetle tanıştırır. Bu lokumun dogu şu­ dur. Aslında lokumla ilgili yanıtsız kalan birçok soru olmasına ragmen gerçek ş u ki , Hacı Bekir, döneminin Willy Wonker ' ıdır. O da aynen Çarli'nin Çikolata Fabrikası ' nın (Doald Dahi, Can Yay. , 1989) Willy Wonke r' ı gibi, o laganüstü lezzetler yaratarak ünlenir. Devrin ileri gelenlerinin eşleri ve kızları, arkadaşl arına dantel mendiller içinde lokum armagan etmeye baş ­ larlar. Enerjisi ve gir i şimciligi sayesinde Hacı Bekir sonunda sarayın Baş Şekereisi olur. Onun yaptıgı lokumlar, ezmeler, Sultan ' ın midesini şen­ lendirmeye başlar. Bu dönemde İtalyan Ressam Preziosi, bıyık ve sarıgıyla tipik bir Osmanlı erkegi olan Hacı Bekir'i, yanında iki çocugu olan bir kadına şe ker tartarken gösterdigi

37

SKYLIFE OCAK

+

JANUARY

1994


bir tablosunu yapar. Tabloda bir kedi de onları izle mektedir. Halen bu resmin orijinali Louvre Müzesi 'nde bulunuyor. Preziosi'nin tabioyu tamamlamasınclan kısa bir süre sonra Hacı Bekir Efeneli yaşama veda eder. Ancak oğulları ve torun l a rı mesleği devam ettirerek , eledelerinin ününe ün kararlar. Kahire'de clükkan açarlar ve lokumu Avrupa'ya ihraç ederler. Hacı Bekir'in son erkek varisi 1974 yılında ölmüş , onun kızı ise Doğan Şahin ' le evlenmiş. Bundan sonra Şahin ailesinin çocukları ve torunla rı Hac ı Bekir l okum l arının adının devamı ­

Hadji Bekir passed away sbortly afier the painting was completed. But the business continued to jlourisb and expand, Hadji Bekir's son and grandson opened sbops in Cairo and started exporting Turkish deligbt to Europe. The last ma/e heir died in 1974 and his daugbter married Mr Şahin. Tbeir sons, altbougb not Bekirs, will inberit the tbriving company. "Try the lernon jlavour; it's my javourite, " said my bost, presenting me witb a silver tray piled bigb witb nearly 20 moutbwatering varieties of Turkish deligbt. I popped one into my moutb and it melted nı sağl ayacak l ar. on my tongue. I reacbed for anotber piece. Bugün artık birçok firma lokum üretiyor, ancak I tben sampled the pistacbio, coconut, mastic damak zevki o lanlar için Hacı Bekir lokumu( wbicb is purported to have medicinal value), and nun ayrı bir yeri var. Fıstıklı, Hindistan cevizli, rose petal jlavours and asked Mr Şahin if tbere was g üllü , lim o nlu ve anytbing be could teli sak ızlı lokum lar, me about bow rahat gerçekten de , dalokum is made - witbha in sanın ağzına out, of course, giving girer girmez eriyiaway the company 's ver iyor. Şahin seeret tecbniques. He Bey'e göre loku explained that firstly mun sırrı pişiril­ only the very finest mesinde , " kıva­ ingredients are selectmıncla pişmeyen ed, the principle ones bir lokum hi çb ir being sugar, cornşeye benzemez " starcb and erearn of eliyor. Ana hamtartar. "But the real maelelesini şeker key, " be continued, "is ve nişastanın olu ş­ in the cooking. The turdu ğ u lok um mixture should be faz la piştiğinde beated to precisely 300 Bugün artık birçok firma lokum üretiyor, ama damak zevki olanlar için Hacı çok sert o luyor, az degrees Fabrenbeit. If Bekir lokumunun ayrı bir yeri var. 1 Today many firms produce Turkish delight, pişerse şeki l almıit overcooks it becomes but for connoisseurs that of Hadjı Bekir is stili unsurpassed. yor. too bard, and if Lokumun Türk insanının yaşamında özel bir undercooked, it won 't keep its sbape when cooled. " yeri var. Her ne kadar birçok geleneğimiz çokTurkish jamilies continue to eat rahat lokum in tan terk edilmiş olsa da , hala bayramlarda , dolarge quantities on holidays and birthdays, and ğum gün lerinde yakınlarına bir kutu lokum albecause it remains fresb for six montbs if stored at mayı sürdürenler var. Oda sıcaklığında 6 ay giroom temperature, most housebo/ds keep same on bi uzun bir süre sak l anması mümkün olduğun­ band for guests . Furtbermore, anyone from the dan , birçok evde ani olarak gelen misafirlere provinces who visits the city is expected to bring ikram edilmek üzere hazır tutuluyor. lstanbul 'a back a box or two for his jellaw villagers. And woe dışarelan ge len ler ele meml e ketlerine belide those who forgeti dönüşlerinele bir-iki kutu l okLım almayı ihmal Witb a band-wrapped package of goodies tucked etmezler. Bu neden le yoğun bir lokum tüketiunder my arm, I tbanked Mr Şahin and his assismi söz konusu İstanbul 'da. tantsfor tbeir belp. Hacı Bekir'in kapısından çıkarken iki küçük As I left Hadji Bekir's, I almost stumbled over two çocukla adeta çarpışıyoruz. Hararetle paralarını young scboolboys who were peering dreamily sayıyorlar, sonra da yeterli parayı denkleştirmiş through the shop windows. They eagerly counted ol malılar ki , muzaffer bir eelayla kapıya yöneliout their smail change and tben pusbed open the yorlar. Biraz sonra onlar da bu masal dünyadoor. 7beir dream, too, was about to become a realsından payiarına düşeni alacaklar... • ity. • 38

S KYLIFE OCAK

+

JANUARY

1994


TEŞVİKiYE'YE

BÖYLE BİR ALlŞVERiŞ MERKEZi Y AKIŞIRDI

İstanbul 'un en popüler semtle rinden Nişantaşı-Teşvikiye yöresi, sonunda kendisine yakışan bir alışveriş merkezine kavuştu : "Reasürans Çarş ısı". Her yere yakın konumu , dünyanın en ünlü markalarının yer aldığı mağazaları , farklı damak tariarına hitap eden cafe ve pastaneleriyle modem bir ortam, size yakışan bir çevre .

Reasürans Çarşısı'nda alışveriş bambaşka bir keyif. Giysiden çanta ve deri mamullerine, porselenden parfümeriye, ayakkabıdan gümüş işlerine, müzikten takıya kadar ... art ık "en iyisi"ni almak istediğinizde yolunuz Teşvikiye ' den , Reasürans Çarşısı'ndan geçecek. Gelin, Reasürans Çarşısı ' nı gezin, görün, tanıyın. Yine geleceksiniz.

REASÜRANS ÇARŞISI

-.....,/

Bemardaud-Limoges, Cafe Wien, Cafe Zanzihar, Dressage, Ela-Na7..an Mücevher, Equipment, Giallo, Gorgeous, Gülay Butik, Hohhy Mode, to. Kappa , La Scarpa, Manşet, Preny Woman, Proshop, Quadro, Rockville, Seaport, TNT, Touchdown, Var.ıschin , Widy, Yard~ Co., Yeni lıimat


THE TELEPHONE IN OUR POCKET

Telefonlar Cebimizde Cep

telefonları,

Türkiye'nin de iletişim kolaylıkları listesine giriyor. Uygulamaya bu ay başlanıyor.

Pockct telephoncs are nowjoining Turkey 's cornmwzicationsfacilities, and z.uill he availah/e to the puhlic this month. By EMIN E ÇAŞK URLU

Genç adam asansorun dügmesine bastığı a n çok önemli birşe yi unuttuğunu da farketmenin telaşı ile elini hemen ceketinin iç cebine attı ve cebinden çıkardığı ciluz ı n antenin i yukarıya doğru yükselttikten sonra hız­ la tuşlara bastı. Telefondaki muhatabına ard arda notlarını sıra l adığıncla asansör zemin kattaydı. Zaman, yeni yüzyılın en değerli "nak it"iydi ve genç adamın iç cebindeki cihaz, cep telefonu, "nakde nakit

As the young man pressed the button of the lift he realised that he had forgolten something vital. In agitation, he plunged his hands into the inside pocket of his jacket, took out a smail gadget, and after extending the antenna pressed the keys rapidly. As he gave a series of instructions to the person on the other end of the line, the lift reached the ground floor. Time was the most valuable currency of the new century, and the appliance in the young man s pocket, his pocket telephone, was payingfor its keep. The pocket telephone is a major innovation which is going to make its mark on life in the next century. Eagerly anticipated for same time in Turkey as elsewhere in the world, the pocket telephone is already making waves in the telecommunications sector. The competition which characterises this seetar has lenf momentum to the race between companies determined to get a foothold in a large market /ike Turkey. The first step in introducing the pocket telephone is the establishment of a system known as th e GSM. The Turkish Post Office (PTI') launched work on the global system for mobile commununications (GSM) standard in 1987, when 18 European countries, Turkey among them, set their signatures to the GSM standard. Currently there are 36 countries araund the world with the GSM system, these being; Andorra, Australia, Austria, Belgium, Brunei, Cameroon, Denmark, Estonia, Finland, France, Germany, Greece, Hong

katmıştı " .

Cep telefonu,

yaşadığımız

yüzyıla i mzasını

atan önemli bir yenilik. Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de "geldi gelecek" sözleri, aylar önceelen telekomü n ikasyon sektörüne hissedilir bir hareketlilik getirdi. Sektörele zaten varolan rekabet Türkiye gibi büyük bir pazara girmek isteyenlerin yarışma ivme katt ı. Cep telefonu için GSM denilen bir sistemin kurulmas ı ön koşul.

PTT, GSM (Global System For Mobile Communications) standard ı ile ilgili çalışma l arını 1987'de başlattı. Bu dönemde içlerinde Türkiye'nin de bulunduğu 18 Avrupa ülkesi GSM standardı anlaşmasına imza attı. Şu anda dünyada GSM'nin kurulu olduğu ülke sayısı 36. Bu ülkeler şöyle sıralanıyor: Almanya, Andorra, Avustra lya, Avusturya, Birleşik Arap Emirlikleri, Belçika , Bru nei, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Güney Afrika , Hollanda , Hong Kong, Ingiltere, İrlan­ da , Ispanya , lsveç, İsv i çre, İtalya , İzlanda , Jersey, Ka40

SKYLIFE OCAK

+

JANUARY

1994


AYA DAHA Ö N C E AYAK BASAB I LIRDIK.

N A SA 196 1 ' de

Başkan

Kennedy ' den Apoila projesi için onay

Ancak Kennedy'den sonraki temkinli

po l itikac ı

tarafından

Oysa, ileri

görüşlü

yıllarda

aldı .

proje

ve yöneticiler

yavaşlatı l d ı .

girişimlerin ,

yatırımcılara

cesur destekçilere, geleceOe inafl'an

gereksinimi

vardır .

A rmstrong A y'a ço k d aha ö n ce ayak basab i lir d i. GeleceOe

yatır ı m

yapmayı

düşünüyorsanız ,

beklemey i n .

Halk Leasing size destek olmaya

hazır .

HALK LEASING UZAKGÖRÜŞLÜ Halk Finansal Kiralama

VE

KARLI

KONTHAT

A.Ş.

Merkez: 19 Mayıs Cad . No : 1 Golden Plaza Kal:2 80220 Şişli, Istanbul

Tel : 230 92 48 - 234 48 79 Faks : 230 46 69 Anka ra: Cinnah Caddesi No :102/4 Çankaya

Tel : 440 71 96 - 440 55 82 - 440 50 06 Faks : 440 65 37


Never before has a ıelevision delivereel such visual beauıy in such incredibly beautiful ' s ı y l e as the new GAOO. Compareel to conventiona l 29'' TV seıs. it's reınarkab l y s liın-wiıh adep ı h of only 45cın. The seere t? GAOO's new Super Sl iın Picture Tube. The vorld's thinnesı *. it eınploys technology de\'eloped for ıi gh d efiniti on ıelevision ( HDTV ) to deliver the clearesı . n os ı beautiful co lor you've ever seen. With Au ı o Picture :qualizer . you're sure to have the ulıimate TV viewing ·xperience . And . ıhere ' s more to GAOO than meeıs the ·ye. Hexacone Dome Sound System and Auıo Sound :qualizer ınake coınmercials less inırusive . drama ınore lraınaıic. and ınusic simply nıarvclous .

t's a whole new angle on TV viewing pleasure.

Panasonic


Kong, Ice/and, Jı·eland, Italy, j ersey, Kuwait, Latvia, Luxemhourg , Malaysia , the Nether/aııds, Norway. Pakistan , Qa tar, Singapore, Spain , Swede11. Suıilzerland, Syria, Turkey, the United Arab Enıira tes, and tbe United Kingdom . The CSAI. global communications system. operates in the 900 mhz wave band with digital technology. 7be faremost characteristic is the station ideııtity module (SIMJ.for each user. The SIM card is equivalentlo a li11e and number .for subscribers. It is the size of a eredil card and is .filled info Ibe pocket telepbone. Eveıyone wilb a CSM pocket telephone is obliged to bo/d an SIM card. The CSM system pocket telephone on~y begins to work afler the SIM card has been put into place and tbe indiLJidual code of Ibe subscriber has been keyed in. ll is possib/e to use this card in all CSM system telephones, and in all countries included in this system. All cal/s are recorded against the telephone number of the ho/der. Cal/s are cbarged al intercily telepbone rates. CSM mobile pbones ca11 put cal/s through to any mobile or fixed pbone anywhere iıı th e world so long as the caller is witbin the CSM area. Altbougb it is afr·eady known wbicb firms wi/1 sel/ wbich brands of mobile phone, il is not yet clear wbetber the SIM care/s, i.e. the telepbone line, wi/1 be supplied by Turkish PTT, Turkcell or Teknotel. As speculation contiııues, the companies have launched inteıısive advertisement campaigns to promote th e brands they ıvill sel/. Profi/o has already begun to market Motorola pocket telepbones through Mi/pa marketing company. The other brands whicb ıvi/1 go on safe as of.fanuary 1994 are Ericsson, Siemens, Philips, Alcatel, Bosch , Tek n otel, Matra, AT+ T, Nokta and Netaş . Officials report that the system will go into operation in /stanbul, Ankara, /zmir and Antalya fi1'St of all, as qfjanuc11y. By 1995 the .~ystem wi/1 be in operation in 19 Turkish towns and cities and alo11g three bigbways: Ada11a, Bursa, /zmit, Konya. Mersin , Tekirdag , Adapazarı. Samsun, Sinop, Isparta, Bodrum , Çeşme, Kuşadası. Marmaris, reth(ye, Da~yan, Alanya, Side, Serik and tbe lstcmbui-Ankara, Istanbu l-/zm ir, and Allkara-/zmir highways. Mobi/e pbones vmy in weigbt between 250 to 400 grams. Tbe price varies from 2000 dollm'S to 2500 dol/ars and the price of the SIM card is expected to he araund TL 6 mi/lion. just one note. You can lake your pockettelepbone on an aircrafl but you Cct/1110/ use it in jligbt, since it is forbid• den by aviafion rep,ulations.

merun, Katar, Kuveyt, Latvia , Lüksemburg, Malezya , Norveç, Pakistan, Pottekiz, Singapur, Suriye, Türkiye , Yeni Zelanda, Yunanistan. GSM küresel haberleşme sistemi 900 nılız ' de ve dijital teknoloji ile ça lı ş ı yor. En büyük özelligi kullanıcıya verilen özel bir kimlik kartı (SIM) ile servis sunmas ı SIM kattı abo ne ler için hat ve numara anlamına geliyor. SIM , cep telefonuna takılan kredi kattı büyüklüğünde bir katt. GSM cep telefonu olan herkesin SIM kattı da o lmak zorunda. GSM sistemli cep telefonu SIM kaıt yerleştiri ldikten ve sahibine özel şifre kodlandıktan sonra çalışmaya başlıyor. Bu kattı GSM sistemli tüm telefonlarda ve sisteme dahil o lan bütün ülke lerde kullanmak mümkün . Yapılan tüm görüşme l er katt sahibinin telefon numarasına kayıt ediliyor. Görüşmelerde , şehirlerarası telefon tarifeleri geçerli. GSM mobil telefon aboneleri dünyanın neresinde olurlarsa olsun lar GSM kapsam alanı içind e bulunduklan sürece dünyanın herhangi bir yerindeki mobil veya sabit olan diger bir telefonu arayabilir. Cep telefonlarının hangi firmalar tarafından hangi marka ile sarıla­ cağı aşağı y uk a rı belli o ldu ğu h a ld e SIM kartın yani te lefon hattının PTT tarafından mı yoksa Turkcell veya Teknorel tarafın­ elan mı ver il eceği henüz açık lık kazanmaclı. Sü pekülasyon lar devam ederken firmalar yoğun rekla m kampanyalarıyla satacakl arı markalann tanıtımına başla­ dılar. Profilo, Milpa aracı lı ğıyla, "Motorola., marka cep telefonlarını satmaya başladı. Ocak 1994'ten itibaren sat ı şa sunulacak diğer markalar ise şunlar; Ericsson, Siemens, Philips, Alcatel, Bosch, Teknotel, Matra , AT+T. okia ve etaş. Yetkililer sistemin Ocak ayında çal ı şmaya başiayacağını ve öncelikle Istanbul , Ankara, !zmir ve Antalya'da kullanabileceğini ifade ediyor. 1995 yılında ise sistem Türkiye'nin 19 merkezinde ve 3 karayolunda çalışmaya başlayacak. Sözkonusu merkezle r şöyl e sıra l an ı yor: Adana , Bursa, !zmit, Konya, Mersin, Tekirdağ , Adapazarı , Samsun, Sinop, Isparta, Bodrum, Çeşme, Kuşaclası , Marmaris , Fethiye, Dalyan, Alanya , Side, Serik , Istanbul-Ankara , lstanbullzm ir, Ankara-lzmir karayolları. Cep telefonlannın ağırlıkları 250-400 gram arasında değişiyor. Fiyatları 2.000-2.500 dolar arasında. SIM kattın fiyatının da 6 milyon TL dolayında o l acağı belirtiliyor. Unutmadan ; cep telefonunuzia uçağa binebilirsiniz, ama onu uçakta kullanamazsınız. Bu, uçu ş kurallanna aykırı. • 43

SKYLIFE OCAK

+

JANUARY

1994


Zapping yok, CIN ES var!

kanal1n1z.


Amerika ve Avrupa'dan sonra, Türkiye'nin ilk ve tek aboneli televizyon kanalı : CINE5. Sadece aboneler seyreder. CINE5'te çok özel programlar var. Her şeyden önce sinema. Dünya sinemasının süper prodüksiyonları. ilk defa CINE5'te, sadece CINE5'te. ister Türkçe, ister ingilizce. Reklamlarla kesilmeden, bölünmeden. CINE5'te filmler, bir kez değil , ayın değişik günlerinde, değişik saatlerde gösterilir. Böylece, bütün CINE5 aboneleri, ilgilendikleri filmi kendilerine en uygun zamanda izleme olanağı bulurlar.

CINE5'i, herkes seyredemez, sadece aboneler seyreder. Çünkü CINE5 yayınları 1O Aralık'tan itibaren şifrelidir. Şifreli yayınlar, televizyonlara bağlanan Decoder'le izlenir.* Evet, şimdi CINE5 var. Türkiye'nin tek size özel televizyon kanalı. Aramıza hoş geldiniz. En yeni filmler, süper maçlar, olay konserler sizi bekliyor.

-

*Decoder'i

nasıl alacaksınız?

~~·.:· . ,.:_~~--.:~~~ - .- ~ .____,. ....,----

------

-

--

• Decoder'i, AEG-Telefunken yetkili satıcılarından

depozito

edebilirsiniz. • Bir

karşılığında

yıllık

veya

süre için abone olabilirsiniz. • Decoder, televizyonunuza çok kolay

CINE5'te sadece filmler mi var?

Hayır.

Spor

karşılaşmaları ,

üç büyük takımın reklamlana kesilmeyen maçları , olay konserler, çocuk programları. .. Sadece CINE5'te. Türkiye'de ilk defa!

altı aylık bağlanır.

• Özel anahtarı sayesinde, istediğiniz saatlerde CINE5'in izleomesini engelleyebilirsiniz. CIN ES yayınlan.

J

temin

* Once lslarbJ. Ankara

velıınr'de başlıyacaktır Yayınlar &na. Adana ve Kocaelrndetı

sorn. diğer~ de ızlenec:elct!r

Abone ücreti ne kadar? Çok ucuz. Bir aylığı, dört kişilik bir ailenin bir seferlik sinema bileti parasından bile az.

AEG

TELEFUIIKEII

Bilgi ve başvuru için (0·21 2) 231 83 83 veya ÜCRETSiZ 0800 211 60 42 nı.rnaralı 1elefonları arayabilirsiniz.


,,.

'

..:

'

" 1

' •.,t~'"

t.

..

·'

ı

••

DISPARATE CULTURES AND A SHARED LIFE: MUALLA &

.

'.

ROBERT ANHEGGE'R .:

Farklı

Kültür,,

_, rtak ~Yaştı1n


ı

talked to Mualla and Robert Anhegger in their apartment on the upper.floor oj thejamous century-old Doğan Building in Galata . The view from the window was magnificent, with Topkapı Palace jacing us across the Golden Hom, Kadıköy to the left, and far in the distance the islands of Hayırsız and Yassıada . The Anheggers are people of two disparate cultures living in !stanbul. Mualla Anhegger-Eyüboğlu comes of a well known Turkish family, the Eyüboğlus, both her brothers being noted names in Turkish cultural life: the essayist and eritic Sabahattin Eyüboğlu and the painter Bedri Rahmi Eyüboğlu. She herseif is an arebiteel and restaration expert. Robert Anhegger is, as he expresses it, a "Turkified German " who has lived in !stanbul si nce the 1940s. Mualla Hanım is the last generatian of a family which migrated from their native town of Silvan to Trabzon , where she was born in 1919. Some years afterwards the entire family settled in !stanbul. Mualla Hanım took up the story. "In 1942 I graduated in architecture from the Academy oj Fine Arts. My dream was to work in Anatolia, but there were no openings for architects in the provinces. My brother Sabahattin Eyüboğlu introduced me to Tonguç, who o.ffered me a job as director oj construction at the Rural Institute. I accepted immediately, and went around every one oj the instititutes. It was a marvellous experience for me. After the institutes were closed down I entered the Academy oj Fine Arts as a research assistant, and worked on the Board of Historic Buildings and Monuments with Celal Anhegger'ler, emeklilik günlerinin tadını çıkardıkları }imdiki evlerine 1964'te ta}ınmıj./ Esat Arseven and Prof. Albert The Anheggers moved to this apartment in 1964 to savour ıheir retirement Gabriel. " rı'nın son kuşağı. Trabzon'a yerleşmişler , Mualla It was at this period in her life that Prof Ha/et Eyüboğlu-Anhegger, 1919'da doğmuş. Bir süre sonÇembel introduced her to Robert A nhegger. "I was ra bütün aile İstanbul ' a yerleşmiş. Mualla Hanım, o doing architectural drawings of Turkish historic günleri şöy l e anlatıyor: "1942'de Güzel Sanatlar buildings in Yugoslavia. We did a study of namazAkademisi Mimarlık Bölümü 'nden mezun oldum. gahs ( openair prayer terraces) together. It was our Bütün amacım Anadolu 'da çalışmaktı. An1a Anadoshared love offo/k culture and songs which cemented lu 'da mimarlık yapmak sözkonusu değildi. Ağabe­ our relationship. " yim Sabahattin Eyüboğlu vasıtasıyla tanıdığım TonRobert Anhegger was born in Vienna in 1911, the gu ç bana 'gel seni Köy Enstitüsü 'nde Yapı Kolu son of a Swiss mother and German Jather. His childBaşkanı yapayım ' deyince, hemen kabul ettim. Enshood was spent in Rotterdam, then Lindau and titülerin tümünü gezdim. Benim için çok iyi bir deZurich. In both Halland and Switzerland his ney oldu. Daha sonra Akademi'ye asistan olarak German nationality caused dif.!iculties for him as a girdim. Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu 'nda child. When I asked why, he explained, "In Halland I Celal Esat Arseven ve Prof. Albert Gabriel ile çalış­ cou ld not make friends with the children of tım. " Ratterdam because I was German, and in Robert Anhegger'le bu yıllarda tanışmı ş lar; tanıştıran Switzerland I was shunned by the other children ualla ve Robert Anhegger ile Galata'da yüz yıllık bir geçmişi olan ünlü Doğan Apartmanı ' nın en üst katındaki dairelerinde konuşu­ yoruz. Karşıcia Sarayburnu, sol tarafta Kadı­ köy, çok uzaklarda Hayırsız Ada, Yassıada ve doyumsuz bir İstanbul ikindisi ... Anhegger'ler İstanbu l 'da yaşayan farklı iki kültürün insanları . Mualla Anhegger- Eyüboğlu tanınmış bir aileden, Eyüboğulları ' ndan geliyor. Kardeşleri Türk kültür hayatının önde gel e n isimleri; denemeci , el eştirmen Sabahattin Eyüboğlu ile ressam ve şair Bedri Rahmi Eyüboğlu. Kendisi mimar ve restorasyon uzmanı. Robert Anhegger ise 40'lı yıllardan bu yana İstanbul'da yaşayan , kendi tanımıyla Türkleş­ miş bir Alman. Mualla Hanım 'ın ailesi Silvan'dan gelen Eyüboğulla-

M

48

SKYLIFE OCAK

+

JANUARY

1994

'-


da Prof. Halet Çembel. "Ben Makedonya'daki Türk eserlerinin planları üzerinde çalışı­ yordum. Sonra birlikte namazgahları inceledik . Bizi birbirimize baglayan şeyler halk kültürü ve türküler oldu. " Robert Anhegger 19ll'de İs­ viçre'li bir anne ile Alman bir babanın çocugu olarak Viyana'da dünyaya gelmiş . Sonra çocukluk yılları. Önce Hollanda'da Rotterdam, sonra Almanya 'da Lindau ve İsvi ç­ re 'de Zürich. "Hollanda 'da Alman oldugum için Rotterdamlı çocuklarla anlaşamıyordum . İsviçre'de ise burada konuşulan Almanca ' nın şives ine uzak oldugumdan dolayı dışlan dım. " Zürich Üniversitesi'nde sosyal tarih okuduktan sonra Türkoloji 'ye ve Slav dillerine ilgi duyuyor. "Üniversiteyi bitirdikten sonra Balkan tarihi ile ilgilendim. Ama Balkan tarihini Türkçe bilmeden araştırmak mümkün degildi. 1935'te ilk kez Türki ye 'ye geldim. Gedikpaşa ' da bir ev tutmu ş­ tum. Türkçe ögrenmenin tek yolu halkın arasına karışmaktı. Bu arada bir sözlük alıp, ezberledim. Vaktimi İstanbul'da halkın, esnafın gittigi kahvelerde geçiriyordum. Bir yıl sonra Türkolog Andreas Tietze ile birlikte Ege'den başlayarak Anadolu'yu gezdik. İlginç bir yolculuktu. İkimiz de Türkçe'yi iyi konuşamıyorduk. Fazla paramız da yoktu . Her ilde, ilçede, her jandarma karakolunda adlarımızı kaydedip, gidecegimiz yerlere 'ecnebiler geliyor' diye telgraf çekiyorlardı. Bir yıl sonra ikinci bir gezi yaptık. Malatya'ya kadar gittik, zaten ötesine izin yoktu. Halk bizi defineci veya aktör sanıyordu ." Savaşın ilk yılla­ rında tekrar Zürich'e dönmüş olan Robert Anhegger, burada fazla duramaz. Çünkü Naziler tarafından mimlenmiştir.

because my accent was so different from that of Swiss German speakers ". Anhegger went on to study social history at Zurich University, and then became interested in turcology and Slavic languages. "After obtaining my university degree I turned my attention to Balkan history, but it was impossible to study this field without a knowledge of Turkish, so I came to Turkey in 1935. I rented a house in Gedikpaşa. The only way to learn Turkish thoroughly was to mix with the local people, so that is what I did. I spent my time in coffee houses frequented by the local inhabitants and tradespeople. I found a dictionary and memorised it. In 1936 I travelled araund A natolia w ith the famous turcologist Andreas Tietze. We began at the Aegean and travelled extensively. lt was a challenging journey in those days. Neither of us spoke Turkish well, and we had little money. In every province and town they recorded our names and telegraphed ahead warning the authorities that foreigners were coming. A year later we made a second journey, this time form Divriği to Ma latya. We could not proceed further anyway because we had no permits. Tbe people we met thought we were treasure hunters or actors." Robert Anhegger returned to Zurich in the early years of World War II, but was soan obliged to move on, having been branded by the Nazis as a dissident. Anhegger decided to return to Turkey. "! arrived in istanbul and began to work at the German Institute of Archaelogy, which published my first book. But the Nazis hounded me here and soan I was forced to resign. I was witbout a job, but


"Yeniden !stanbul'a geldim. Önce Alman Arkeoloji Enstitüsü 'nde ça lı ş­ maya başladım. tık yayı­ nım burada ç ıktı. Ancak Naziler burada da peşi­ mi bırakmadı, bir süre sonra ayrı l mak zorunda

later began to teach German. Araund that time I met Ihrahim Güzelce, who was of great assistance. My circle of acquaintances widened. I made close friends with Tahir Alangu and Behçet Necatigil. Cavit Baysun encouraged my research work. " "And what about you Mualla Hanım? " I asked. She returned to the days of their meeting. "Robert was supposed to teach me German civil engineering terminology That is how we met, " she reminisced. "We supported each other in our work . Marriage enhanced our creativity. " Mualla Eyüboglu-Anhegger worked on the restaration of Topkapı Palace Harem between 1961 and 19 71. The discovery of the pool, whose existence had previously been unsuspected, in the Havuz/u Köşkü (Pool Pavilion) of Murat III, and the restaration of the mysterious rooms and halis of the Harem, the hospital for cariyes and the Terrace of Favourites ... All were brought to light through the efforts of Mualla Eyüboglu-A nhegger. Robert Anhegger became director of German courses launched by the German Cansulale in 1956, anda year later founded the Turkish -German Cu/tura/ Association with Behçet Necatigit and Adalet Cimcoz. In 1959, he organisedan exhibition of works by Turkish women artists in Munich. By now he was wrapped up in his mission as a cu/tura/ envoy. In 1962 he became director of the Turkish German Cu/tura/ Centre, at whose gallery the works of many famous artists were to be exhibited, including Ömer Uluç, Yüksel Arslan and Aliye Berger. The gallery became a meeting place for the inte/leetuals of that era . "I wish to mention particularly the contributions of my friend the iate Prof Macit Gökberk," said Anhegger. In 1968 Anhegger was approached to re-found the Goethe Institute in Amsterdam. At first he hesitated due to Dutch antipathy towards German culture. "Despite the passage of twenty years, memories of the war years stili remained," said Anhegger. "But I man-

k a ldım . Artık i şsizd im .

Matbaalarda çalışt ım . Bu arada tanıştığım İbrahim Güzelce bana çok yardımcı oldu. Sonra Almanca h oca lı ğı yaptım. Çevrem geniş l emişti. Tahir Alangu ve Behçet Necatigil ile dostluk kurdum. Prof. Cavit Baysun beni bilimsel araştırmalar için teşv ik etti. " "Peki , siz Mualla Hanım? " diye soruyorum. Yine tanıştıkları günlere dönüyor. "Robert bana inşaat terimlerinin Alma n casın ı öğretecekti, böylece tanıştık . Sonra çalışma larımızda hep birbirimizi destekledik. Evlilik ikimizin de yaratıcılığını geliştirdi. " 1961 'den 1971 'e kadar süren Topkapı Sarayı Harem Dairesi'nin restorasyonu . O güne kadar bilinmeyen III. Murat ' ın Havuzlu Köşkü ' ndeki havuzun ortaya çıka­ rılm ası, Harem Dairesi'ndeki esrarlı odalar, sofalar, du varla rın ard ında yüzyılların gizi ... Cariyeler Hastanesi, Gözdeler Taşlığı ' ndaki düzenlemeler ... Bunların tümü Mualla Anhegge r-Eyüboğlu ' nun çaba l arıy­ la günışığına kavuşuyor. Robert Anhegger ise 1956'da konsolosluğun giri şi­ miyle a ç ılan Almanca kurslarını yönetiyor. Daha sonra Adalet Cimcoz ve diğer arkadaşlarıyla TürkAlman Türk Derneği ' ni kuruyor. Alyon Sokağı ' nda tuttukları daire İstanbu l 'un sanat çevrelerinde "Galeri " diye tanınıyor. Bu arada 1959'da Münih'te Türk Kadın Ressamları Sergisi'ni düzenliyor. Aıt ık bir kültür elçisi gibi görev yapmaktadır. 1962'de Tünel 'deki Müeyyet 1şhanı'ndaki Türk-Alman Kültür Merkezi'nin direktörlüğü . Buradaki sanat galerisinde Bedri Rahmi 'den Ömer Uluç'a, Yüksel Arslan'dan Aliye Berger'e kadar birçok tanınmış sanatçının eseri sergi lenecek, "Ga leri "ise ayd ınl a rın buluştu­ ğ u bir yer haline gelecektir. "Bunda rahmetli dostum Prof. Macit Gökberk'in katkılarını özellikle vurgulamak istiyorum " diyor Robert Anhegger. "1968'de Amsterdam'daki Goethe Enstitüsü 'nü 50

SKYLIFE OCAK

+

JANUARY

1994


Alfa Romeo Türkiye Genel Distribütörü: Zeytinoğlu Ticaret ve Sanayi A.Ş. (212) 233 BB 25 Yetkili Satıcılar: iSTANBUL (Göztepe) Zeytinoğlu (2 16) 302 63 9B ANKARA Karsel (312) 447 02 55 ;., .. ;., AIM l'l'l'l\ 'lRR 11: R? RIIR~A 7im<u:: 1??4\ ?1;1 n? ı;n F~Ki~FHiR 7P.vtinniılıı 1???\ ::ı::ıs 7? 90

• ı ZEYTiNOGLU TICARET

VE

S AN AVI

A


Anhegger'ler, istanbul'da ycqayan, farklı iki kültürün insanları. 1 The Anheggers are people of ıwo disparate culiures living in istanbul.

yeniden kunna önerisi aldım. Önce tereddüt ettim. Sonra işe giriştim . Aradan yirmi yıl geçmesine ragmen savaş yı ll arının etkisi sürüyordu. Ama kısa sürede başardım. Enstitü canlı bir kurum oldu . Bu sonucun alınmasında International Poetry'nin müdürü, dostum Martin Mooij'in büyük çabalarını unutmuyorum. " Bu süre içinde Fazı! Hüsnü Daglarca, Gülten Akın , Ülker Tamer, Cahit Külebi gibi Türk şairlerini Hollanda'ya davet eden Robert Anhegger, 1973'te İstanbul ' a geri dönüyor. Anhegger'ler, emeklilik günlerinin tadını ç ıkardıkla­ rı şimdiki evlerine 1964'te taşınmış. O günden beri evin dört bir yanı tablolarla, hatlarla, hilyelerle halk sanatının en güzel örnekleriyle dolmuş . Salonun bir köşesinde asılı Bedri Rahmi'nin Akademi'deki ögrencilik yı ll arından kalma Gauguin çalışmasına bakarken, Robert Anhegger "koleksiyoncu olmadıgı­ mızı mutlaka belirt" diyor. Uzun süren evlilikleri üzerine fazla konuşmuyoruz. Mualla Hanım gülümseye re k, "Çok kavga ederiz. Bazen de küseriz. Ama bu, bizi birbirimize daha çok yaklaştırır. Aramızda hiç kültür anlaşmazlıgı olmadı. " Nasıl olsun ki? Yaşamını paylaştıgı kişi Türkleşen bir Alman. İki kültürlü, ancak ikisini de çok iyi özürusemiş bir bilge gibi. Veda edip, ayrılırken kapının üstünde yeni açılmış kocaman delige takılı­ yar gözü m. "Dogalgaz" diyorlar .. . Düşünüyorum da , önce Helbig, sonra Nahit Bey, ardından Botton ve Victoria adlarını almış , bugün de Dogan Apartınanı olarak bilinen bu yaşlı binanın mimari duvarlarda açılan bu delikiere ne derdi • acaba?

aged, and bejare long the institute bacame a livelv venue for cultural events. Much of the credit goes to my friend Martin Mooij, the director of International Poetry, for its success. " During this period Anhegger invited a number of Turkish poets to istanbul, among them Fazı/ Hüsnü Daglarca, Gülten Akın, Ülkü Tamer, and Cahit Ku/ebi. In 1973 he returned to istanbul. " The Anheggers moved to this apartment in 1964 to savour their retirement. Since then the house has filled with paintings, calligraphy, hilyes (illuminated descriptions of the Prophet), and the finest examples offolk art. Glancing at a painting after Gauguin dating from Bedri Rahmi Eyüboglu 's student years which hung in a corner of the sitting room, Robert Anhegger asked me particularly to teli my readers that he is not a collector. We spoke little about the long married life of the Anheggers. Smiling, Mualla Hanım said, "We fight a lot, and sametimes we are not on speaking terms, but that brings us ciaser together. We have never experienced a cu/tura/ misunderstanding." That hardly seemed surprising considering that she shares her life with a German who is barely distinguishable from a native born Turk. He is steeped in two cultures, both of which he understands profoundly. As I departed I noticed a large hale newly bored over the front door. "Natural gas," explained Robert Anhegger. What would the architect say if he could see the cavities in the walls of this venerable building, known arigina/Iy as Helbig, then as Nahit Bey, Batton Han, Victoria Han, and now as Do/!,an Apartmanı? • 52

S KYLIFE O C AK

+

JANUARY 1994

(_


~IU ~u

1

.1. IU ~ llV1Ln1lllJ1L1.:J\.;L\J ll~ 1l..J 1\l1. V1VUV1Ln1\. U LU 1\'LU1L11\.,.

AMA YAKALAYABİLECEGİNİZ

ADRES AsLA!

Y?aJÜio swissöteiD


A KIMIZ F ARM

in

İZMİR

İZMİR'DE BİR

KIMIZ ÇİFTLİGİ Yolunuz

İzmir'e düşerse Değişik

Kazak Vadisi'ne mutlaka tadlar bulacaksınız ...

uğrayın.

{/you bappen to be near !zmir, try calling in at Kazak Valleyfor so me startling but superh jlavo.urs. By MUZAFFER ÖKE Photos FARUK AKBAŞ

54

SKYLIFE OCAK

+

JANUARY

1994


y

ol tenha, gölgelik, yeşil. .. Arabanın düzgün asfaltta kayarken çıkardıgı tekdüze ınınltıdan baş­ ka ses duyulmuyor. Agaçlar iki yandan hızla geçip kayboluyor. Yeşil iyice yogunlaştı. Bu, "Kazak Vadisi"ne yaklaştıgımızın habercisi olsa gerek. Sagdaki toprak yola sapıp biraz gittikten sonra vadinin girişine geliyoruz. Karşırnızda bir kapı, üstünde bir tabela: Alaş Kırnız Üretme Çiftligi. Türkiye'deki Kazak Vadisi'ne işte bu kapıdan giriliyor. Ev sahibimiz Şirzat Dogru, Alaş Kımız Üretme Çiftligi'nin, nam-ı diger Kazak Vadisi'nin kurucusu. Tipik Orta Asya çizgileri taşıyor: Orta boy, genişçe yüz, hafıf çıkık elmacık kemikleri ve yine hafif çekik gözler. Aynı çizgilere Dogru ailesinin tüm fertlerinde rastlanıyor. Giysileri gibi rengarenk işlemeli bereleri de göz alıcı. Bereler birer toplumsal hiyerarşi simgesi. Daha sonra girecegimiz otagdaki işlemeli minderler gibi. Dogru, 1949 Büyük Kazak Göçü'ne katılanlardan. Çin'deki içsavaşın Mao'nun galibiyeriyle sonuçlanması üzerine, Çan Kay Şek' i tutan Uygur ve Kazak Türkleri çareyi göç etmekte buluyor. Taklamakan Çölü ve Himalaya Daglan

he deserted country road winds through peaceful green scenery. As the car cruises along the asphalt no sound can be heard apart from the monotonous hum of the engine. The road is now passing through woodland, a sign that we are now close to Kazak Valley. We turn of! onto the dirt road on the right and soan enter the valley. Across the road is a gate bearing a sign which reads Alaş Kımız Farm. Our host Şirzat Doğru is the proprietor of the farm, alias Kazak Valley. His broad countenance, prominent cheekbones and slightly slanting eyes give away his Central Asian origins, as do the features of the entire Doğru family. They wear gaily coloured national costume with embroidered caps which, it turns out, symbolise the wearer's position in the social hierarchy, as do the embroidered cushions in the large tent into which we are ushered. Doğru is one of the Kazakh Turks who travelled the length of Asia in the Great Migratian of 1949. When the civil war in China ended in the victory of Chairman Mao, the Uighur and Kazakh Turks who held Chan Kay Shek fled in a massive exodus. Thousands died in the trek across the inhospitable Taklamakan Desert and the Himalayas. After halts in Tibet and India, the convoy reached Turkey, its fina/ destination, in 1954. Turkey became their adopted hometand, opening a new page in the life of this community. Şirzat Doğru was one of those who employed his people's traditional skills to make a /iving for himself and his children. He settled in lzmir and worked in the leather industry. But the passage of 40 years only sharpened his longing for two things he had left behind in his native tand: kımız and the otağ . Kımız (kumiss) is fermented mare's milk, the nourishing and health-giving drink of Turkish communities since antiquity. 7be otag is the large pavilion tent in which the serninamadie Kazakhs make their homes. When he retired, Şirzat Doğru resolved to spend the rest of his life drinking the one and living in the other, so he bought up 50 acres of forest tand in the foothills of Mount Nif in the district of Kemalpaşa in ]zmir province, and set up his horse farm with a herd of 30 Raflinger mares. Unab/e to obtain the true Central Asian milking stock, Doğru

T

55 SKYLIFE OCAK+ JANUARY 1994


aşılırken

finally picked on the Raflinger as providing mi/k closest in quality. He paid · araund five million dollars for the herd, which includes three stallions, in 1987. Ibe mares are milked by machine, and each animal gives between 8 and 1O litres oj mi/k per day. Total daily production of kımız is araund 100 litres. Ibe farm is equipped with refrigerated stores for the shock-jrozen product. His ai m is to increase the herd to 100 so that output is suf!icient to provide a regular supply f or both the domestic and export markets. In other words, Şirzat Dogru hopes to create new kımız janciers. Once the subject comes raund to kımız Dogru waxes en thusiastic . "Turkish cultu re is bound up with kımız," he declares. "In Central Asia everyone, young and old, drinks it. Kımız refreshes the mind, gives energy to the body, and lengthens life. It is a cure for depression and anxiety, and imparts cheerjulness and optimism in their place. No one who drinks kımız ever suf!ers from insomnia. " As I listen to this outpouring, my curiosity is aroused to an unbearable point. I just. have to taste some oj this divine elixir immediately. Tbat bit about being curing insomnia, for instance, is just what I need. Mares' m ilk redu ces levels oj ch otestoral and regulates

binl erce insan telef oluyo r. yolculuk Tibet ve Hindistan'daki duraklamalardan sonra, nihayet 1954'te Türkiye'de son buluyor. Türkiye yeni vatan. Yaşam macerasında yeni bir sayfa. Şirzat Dogru bu sayfayı hünerle dolduranlardan. İzmir'e yerleşi­ yor. Yeni bir düzen kuruyor. Yeni iş, çocuklar, torunlar, emeklilik ve ata meslegi dericilik. Sürekli çalışmayl a üretmeyle geçen 40 yıl . Ama bu 40 yıl boyunca iki şeyin hasretini çekiyor: Kımız ve otag. Tüm çabasını bu hasreti dindirmeye harcıyor. Alaş Kımız Üretme Çiftligi'nin temelinde işte böyle tutkulu bir çaba yatı­ yor. İzmir'in Kemalpa şa ilçesi çıkı şında , Nif Dagı eteklerinde kurulu çiftlik, parça a lınarak birleştiril­ miş 210 dönümlük bir orman. Sütlerinden ünlü kımızın elde edildigi 30 kadar Raflinger kısrak serbestçe otluyor. Dogru, Orta Asya'dakilere en yakın sütü veren bu kısrak­ ları bulana kadar çok ugraşmış ve 1987'de 1 milyar TI.'nin üstünde para ödemiş . 3 aygır ile taylar da var. Kısraklar makinelerle sagılıyor. Bir kısrak günde 8-10 kg süt veriyor. Günlük kımız üretimi 100 kilo kadar. Kırruzın şok sistemiyle dondurulup saklanmasını saglayan soguk hava depol a rı tamamlanmış. Hedef kısrak sayısını lOO'e çıkarmak ; üretimi de sürekli hale getirip hem düzenli olarak iç piyasaya sunmak, hem de ihraç etmek. Yani, yeni kımız tiryakileri yaratmak .. . Meşakkatli

56

SKYLIFE OCAK

+

JANUARY

1994


Söz kımıza gelince, Şirzat Dogru coşuyor: "Türkler kımız­ la yogrulmuştur" diyor. " Kımız, Orta Asya'da yediden yetmişe herkesin içkisidir. Zihne ferahlık, vücuda zindelik verir, ömrü uzatır. İnsanın içindeki karamsarlıgı, elemi, kederi atar, yerine neşe, aydınlık , iyiniyet kor. Kımız içip de güzel bir uyku çekmeyen yoktur. " Bu sözleri dinlerken, merakımız son haddini buluyor. Ne yapıp etmeli, tanrıların içkisi kımızı bir an önce tatmalı . Üstelik uykusuzluga da devaymış. Kısrak sütünün kolesterolü düşürme ve tansiyonu düzenleme gibi önemli iki özelligi var. Vitamin ve mineral yönünden zengin, yag oranı düşük. Anne sütüne en yakın süt oldugu söyleniyor. Rusya ve Almanya'da yıllardır sürdürülen çalışmalar sonunda, başta ülser, bagırsak ve pankreas iltihaplanmalan, tüberküloz, astım, şeker ve çeşitli böbrek bozuklukları olmak üzere birçok hastalık­ ta tedavi edici oldugu tespit edilmiş ve kımız tedavi merkezleri kurulmu ş. Kısrak sütü, hücre yenileyici özelligi nedeniyle, kazınetik sanayiinde de önemli bir hammedde. Ünlü Fransız araştırmacı Vincent Monteil, 1979'da Kırgı zistan'a yaptıgı ziyarette, yörenin ünlü haşlanmış at eti ve kımızının tadına bakarken, şu notu düşüyor: "Taıe kımız, Salıra'daki deve sütü gibi, akciger tüberkülozuna iyi gelir." Şimdi sıra kırnızın tadına bakmaya geldi. Önümüzdeki içki sulandırılmış rakı kıva-

blood pressure. Besides these two vital properties, it is rich in vitamins and minerals, and has a law fat content. It is the mi/k whose composition most closely resembles human mi/k. Studies carried out in Russia and Germany over many years have found kımız to be effective in curing ulcers, infections of the intestine and pancreas, tuberculosis, asthma, diabetes, kidney diseases, and numerous other complaints. Kımız therapy centres are available in both countries. Tbanks to its cell regeneration property, mares ' m ilk is alsa a stock-in-trade of the cosmetics industry. Tbe famous French researcher Vincent Monteil, who visited Kirghizistan in 1979, wrote later of kımız, ''Fresh kımız, /ike camels' milk in the Sahara, is good for pulmonary tuberculosis." At last it is time to actually taste the stuff. Tbe opaque white fluid which is placed bejare me /ooks simi/ar to di/uted rakı (known, by the way, as lions ' milk to its devotees). But the sharp, slightly sour taste is completely different. After just a jew sips my patate becomes reconciled to the taste, and I begin to enjoy it. A distinct sense of we//being comes over me, just as Şirzat Dogru predicted. I ask him whether it is due to the aleohal content of kım ız, but Dogru explains that this is impossible with an aleohal can57

SKYLIFE OCAK

+

JANUARY 1994


ınında

tent of only 1.3 percent Oess than beer), and that it is ve renginde. En azından ilk bakışta, aslan sütüne the nutritive vaiues which are responsible. olanlara hayli aşina. Ama tadı çok farklı. Keskin, Having completed our tour of the farm, we enter the biraz kekremsi, ilk yabancılıgı atlattıktan sonra ise güzel otağ. It is remarkably simi/ar to those we leamt about bir tad. Üstelik gerçekten de insana keyif veriyor. Bu in school history books and see in Turkish histarical duyguda içerdigi alkolün payı olup olmadıgını soruyofilms. However, this otağ has kept up with the times rum. Dogru, kımızdaki alkol oranının yüzde 1,3 kadar oldugunu Cbiradan düşük), o yüzden bu duygunun kesinand has a concrete structure, although the form and fumishings are the same. The interior decoration is likle alkolden ileri gelemeyecegini, ancak içindeki beslethe work of the famous· painter Aman Abzalbek. The yici maddelerin sonucu oldugunu söylüyor. walls and jloor are covered with kilims from Turkistan Çiftligi dolaşmaya ara verip otaga geçiyoruz. Otag, tıpkı tarih kitaplannda okudugumuz, Türk tarihi filmlerinde and Ajghanistan. Right at the summit, over the central family kitchen, is an aperture known as the gördügümüz gibi, koca bir çadır. Ama betonarme bir çaçangırak, whicb serves both to admit light and as a dır . O da çaga ayak uydurmuş. Biçimi ve dekorasyonu aslına uygun. !ç dekorasyonu ünlü ressam Aman Abzalchimney. 'The wings of the otağ are the living quarters bek yapmış. Duvarlar ve yerler Türkistan ve Afgan kilimof the bead of the family, unmarried ebi/dren, and the leriyle kaplı . Tam tepede, hem içeri ışık girmesini saglafamilies of married sons, rejlecting the patriarcbal yan, hem de baca görevini gören "çangırak ", ortada ise hierarcby of Kazakh society. Cloths are spread in front of us, and we are served ortak mutfak var. Yanlarda aile reisinin, evlenmemiş çocukların ve evli erkek evlatların ve ailelerinin kaldıgı , atawith bread known as bağursak, and milky tea with erkil bir hiyerarşik düzeni yansıtan kabutter, salt, and sugar. Drinking tea with salt and butter is an ancient natlar. Sıra kımızın tadına Bu sırada önümüze örtüler seriliyor. and widespread tradition among the Turks of Central Asia. Pushkin came Ha şlanmı ş at eti beklerken, önümüze .~akmaya bagursak denen ekmeklerle tereyagı, to Eastern Anatolia during the tuz, şeker eş liginde sütlü çay geliyor. Ottoman-Russian War of 1828, when Çayı böyle tuz ve tereyagıyla içmek, OrKars Jel! to the Russians, and recordsulandırılmı~ rakı ta Asya Türklerinde eski ve yaygın bir ed his experiences in ]ourney to bir gelenek. Puşkin ' in "Erzurum YolcuErzurum. I remember his account of kıvamında lugu "nu h atırlıyorum. Kars'ın düştügü being served with sa lted tea in a tadı 1828 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Dogu Kalmuk tent on his way to Tb/isi: "The Anadolu içlerine gelen Puşkin , Tiflis yoother day I visited Kalmuk tent made f~rklı. lu üzerinde konuk oldugu Kalmuk çadı­ of wickerwork and spread with white yabancılığı fe/ts . The family was preparing breakrında tuzlu çayla tanışıyor: "Geçen gün beyaz keçe ile kaplanmış kareli çubuk Jast. A large pot was boiling in the atlattıktan centre; the smoke rose through a hole örgüden bir Kalmuk çadırına ugradım. Aile kahvaltıya hazırlanıyordu. Orta yerin the top of the tent. A pretty Kalmuk gir! sat sewing white sbe smoked de bir kazan kaynıyor; duman, çadırın tepesinde açılmış bir delikten çıkıp gidiyordu. Güzelce tobacco ... She held out the pipe to me, and sat down to bir Kalmuk kızı oturmuş dikiş dikiyor, bir yandan da tübreakfast. Salty tea with sbeep's butter was boiling in tün içiyordu .. . Tütün çubugunu bana uzattı, kendisi kahthe pot. The gir! handed me her own ladle ... I asked va ltıya oturdu. Kazanda koyun yag ıyla tuzlu çay kaynı­ for something to eat, and they gave me a piece of yordu. Kız kendi kepçesini bana uzattı... Kemirmek için dried horsejlesh. " birşeyler istedim. Bir parça kuru kısrak eti verdiler. " Having disposed of the appetisers, it is time for the !ştah açıcıların ardından sıra ünlü Türkistan pilavına geliJamous Turkistan pilaf, cooked in the Jarm kitchen. yor. Çiftligin Askanası'nda (aşhane) pirinç, sogan, ayva, The pilaf is cooked with onions, quinces, grapes, onions, chickpeas, meat and spices, and is so delicious üzüm, havuç, nohut, baharat ve et ile pişirilmiş, son derethat the jlavour lingers long on the patate. ce lezzetli ve bir o kadar da besleyici bu pilavın tadı insaalışmış

geldi. Onümüzdeki içki

ve renginde. Ama çok Biraz keskin... lik sonra ise güzel bir tad.

Şirzat Doğru opened Kazak Valley to tourismin 1992. As well as Central Asian Turks from Turkey, the Turkic republics, and other countries, foreign tourists have discovered his farm. They stay in the otağs, eat Central Asian cuisine accompanied by kımız, and go horse riding . The Jarm is open every weekend, but reservations are essenfiat for groups of more than 20 people. So if you happen to be near !zmir, try cal/ing in at Kazak Valley for some start/ing but superb .flavours. •

nın damagında kalıyor.

Şirzat

Dogru, Kazak Vadisi'ni 1992 yazında turizme de açmış. Türkiye'de, Türk Cumhuriyetleri'nde ya da başka ülkelerde yaşayan Orta Asya Türklerinin yanısıra yabancı turistler de çiftlige ragbet ediyor. Gelenler otaglarda kalıp , kımız eşliginde Orta Asya yemekleri yiyip, at biniyorlar. Çiftlik hafta sonlan ziyarete açık . Ancak grubunuz 20 kişi­ den büyükse rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. Yolunuz !zmir'e düşerse Kazak Vadisi'ne mutlaka ugrayın . Degişik tadlar bulacaksınız . • 58 SKYLIFE OCAK +

JANUARY 1994


CEP TELEFONUNUZDA TÜRKiYE.DE GSM SiSTEMiNi KURANIN iMZASI

BULUNSUN Haberleşmede

yeni dönem: GSM dijital

cep telefon sistemi. Bu sistemi Türkiye'de Ericsson kuruyor.

İngiltere'den Uzakdo~u'ya birçok ülkede, GSM

sis tem inde dünya lideri. Bugün Avrupa'daki cep telefonu kullanıcılarının %65'i E~icsson'un bu sistemden

milyonlarca Ericsson

insanın

yararlanıyor.

Dünyada

telefonları

hem yeterince

küçük, hem de çok güçlü. Yüksek teknoloji ürünü

E ri csson; İska n dinavya'dan Portekiz'e,

kurd u~u

Ericsson dijital cep

olmalarına karşın kullanımları

deste~ine

sahip.

Sizin de cebinizde sistemi kuran Eriessen'un telefonu bulunsun, hayatınız daha kolay olsun. Eriessen'da her şey daha kolay bir

yaşam

cebindeki telefonlar yine

markasını taşıyor.

çok

kolay ve pratik . Üstelik zengin bir aksesuar

CEP TELEFONUNDA

TÜRKIYE GENEL DAGITICISI: KVK Mobil Telefon Sistemleri Tel: (0·21 6) 4 16 33 16 ISTANB UL

ERICSSON

için.

ta


LAMARTINE'S SECOND HOME: TURKEY

LAMARTINE By TAHA TO ROS

The celebrated French -poet Lamartine, one qf the faremost figures of the Romantic movement, was an outspoken defender of Turkey during his eventjul political career.

Fransız edebiyatının

doruğa çıkan

ünlü

şairi

Lamartine, Batı' da Türk

dostluğunun

öncülerindendi. Adı, İstanbul'da bir caddede hala yaşatılıyor.

Doguya Seyahat, Türkiye Tarihi ve Dogu Mektupları adlı eserleriyle ünlü Fransız şairi Lamartine , Türklere hayrandı ve Türkiye'yi ikinci vatan olarak seç-

T be autbor oj "Voyage en Orient", "Histoire de la Turquie ", and "Lettres de Orient " was a turcopbil who cbose Turkey as his adopted bomeland in the middle oj the last century. His passionate attacbment to the Orient dated from his first vayage through th e lands of the eastern Mediterranean in 1832. '111y spirit has always turned towards those lands and climes, " be declared. '111y visions lie in those skies and blue waters. My tbougbts farever wander amidst that

mişti.

Bir Dogu

hayranı

olan Lamartine, duygularını şöyle anlatır: "Ruhum hep o ülkelere ve iklimine yönelmiştir. Hayallerim o semalarda ve mavi denizin sularındadır . Düşüncele­ rim, hep o panltılar içerisinde dolaşmaktadır. Allah, oralarda, buradakinden daha fazla kendini gösteriki, orada ihtiyarlayarak ö l-

radiance. Gad makes his presence felt more there than

Fransız edeb iyatında klasik devri kapatıp, romantizm devrinin öncülügünü yapması yanında, ülkesinin en karmaşık döneminde Dışişleri Bakanlıgını üstlenmesiyle de tanınan Lamartine, Türkler hakkın­ da, bazı Batılıların yanlış düşüncelerini düzeltenlerin başında yera ldı. Şu sözler onundur: "Irk ve millet olarak Türkler, büyük imparatorlukların kavimleri arasında önde gelen, en şerefli insanlardır. Saglam ve üstün karaktere sahiptirler. Cesaretleri su götürmez. Dini, vatani faziletleri, ruha, saygı ve hayranlıklar verir. Asaletleri alınlarında yazılı ve davranışlarından bellidir. Eger mükemmel kanunları· ve yöneticileri olabilseydi, dünyanın en birinci milletleri arasında yer alırlardı. Onların bütün hareketlerinde bir soyluluk vardır. Duygulu ve

bere. 1bat is wby I wisb to grow old and die tbere." Lamartine was not only a poet who usbered in the Romantic mavement at the close oj the classical period in Frencb literature, but served as foreign minister during a time of upbeaval in his country's history. As botb writer and politician, Lamartine endeavoured to correct his fellow-countrymen 's misconceptions regarding Turkey, as we see in the fallawing passage: "As a race and nation, the Turks rank faremost among the founders of great empires, and are a people oj the utmost bonour. 1beir integrity and strengtb oj cbaracter is beyand reproacb, tbeir courage incontestable. 1beir piety and patriotism arause respect and admiration. Nobility is engraved on tbeir brows and speaks in all tbeir actions. Witb p eifect laws and administrators they would number among the faremost nations oj the

yor. Bundan

dolayıdır

mek isterim ... "

60

SKYLIFE OCAK

+

JANU ARY

1994


olgun bir topluluktur. Yurtları efendiler diyarı , kahramanlar ve şehitler ülkesidir. Bence insanlıga şeref veren böyle bir millete düşman olmak, insanlıga düşman olmaktan farksızdır .. ." "Türk dostluğu Fransa'da bir gelenektir", "ne vakit Türk d evleti bir musibete uğrasa, Fransa bunun olumsuz etkisinden ıstırap duyar." Bu sözler de Lamartine'indir. Denilebilir ki, o, Türk dostluğunda Pic~rre Loti'nin agabeyidir. Türk düşmanlığı yapan ve milletimizi barbarlıkla suçlayanlara, Lamartine, göğsünü gere gere, şu cevabı vermiştir: "Türkiye, Avrupa hürriyetinin ileri karakoludur". Lamartine, 8 ciltlik Türkiye Tarihi'nin ilk bölümünü Peygambere ayırmıştır. Burada da, "Türkler kurdukları imparatorluklarını Peygambere, Peygamber de Müslümanlığın güçlenınesini Türklere borçludur" görüşünü belirtir. Yine Lamartine, İstanbul'un fethine deginen yazısında, Fatih Sultan Mehmed'in hümanist tutumunu şu veciz sözlerle sergiler: "Hiçbir hükümdar , mağlup olmuş milletlere, Fatih kadar, merhametle, şefkatle ve insanc ıl duygulada davra nmamıştır. "

world. Tbeirs is a sensitive and mature society, a tand ofgentlemen, beroes and martyrs. I believe that to barbour animosity for such a nation, whicb confers honour upon humanity, is to be the enemy of mankind. " "Friendsbip with the Turks is a tradition in France, " declared this stout-bearted turcopbile, adding, "Wbenever the Turkish state is stricken with misfortu ne, France suffers from the ill-consequences. " Lamartine's sentiments recall those of anotber turcophil, Pierre Loti, writing several decades later. Ata time when Turkey was the "Sick Man of Europe " and a vulnerable target for ineriminations from all quarters, Lamartine was swimming against the stream when be proclaimed Turkey to be "the outpost of European liberalism. " Lamariine 's eight-volume "History of Turkey" contains many insights, which set a new and stili valid complexion on his subject. In the first section, for example, Lamartine expresses the view that "The Turks owe the empires they founded to the Propbet, and the Propbet owes the invigoration of Islam to the Turks. " He was possibly the first European histarian to be able to write dispassionately of the Turkish conquest of !stanbul, saying of Sultan Mebmed, "No ruler has treated vanquisbed peoples with such c/emenlamartine 'in tek kızı Julia, 9 yil§ındayken , o dönemde Osmanlı toprağı olan ey, compassion, and Beyrut'ta ölmü}tü. /lamartine's only daughter julia died in Beirut, then part of bumanity as Mebmed

Tabiata ve Doğu 'ya aşık olan Lamartine, 1 Temmuz 1832 günü, kiraladığı 250 tonluk Alceste adlı yelkenli gemi ile Marsilya'dan Akdeniz'e açıldı. Beraberinde İngi­ liz kökenli ressam eşi, 9 the Ottoman Empire, at the age of 9. yaşına yeni basrnış olan tek kızı Julia, bazı yakın aile dostları ve kalabalık gemi personeli vardı. O dönemde, Akdeniz'in büyük adaları , Güney ve Doğu Akdeniz sahilleriyle Kuzey Doğu sahilleri Osmanlı İmparatorluğu 'na aitti. Seyahat çok neşeli geçti. Gemi Suriye sahillerine yaklaş ırken Lamartine ailesi umulmadık bir felaketle karşılaştı. Tek kızları Julia hastatandı ve 6 Aralık 1832 günü, Osmanlıların bir vilayeti olan Beyrut'ta öldü . "Ka nında bal var" dediği güzel Julia ' nın ölümü Lamartine'i perişan etti. Yüregi ince duygulada dolu olan şair, Akdeniz sahillerinde, kızına gözyaşlarıyla şiirler yazdı. Bu şiirlerden bir dörtlüğü şöyledir: Doğduğum günden beri ıstırap insanıyırn, Kalbirnde kan yerine gözyaşı dolaşıyor. Bütün güzellikleri Tanrı elirnden aldı, Kalbirnin gözyaşları donarak taşlaşıyor. Kışı Suriye'de, matemler içerisinde geçiren Lamartine, bu arada, bölgedeki tarihi yerleri gezerek avundu .

II. "

Lamartine's fasGination for the Orient, a term wbicb at that time was virtually synonymous with the Ottoman Empire, motivated his first journey eastwards. Having cbartered a 250-ton saiting vessel, the Alceste, be set out from Marseille on 1 july 1832, accompanied by his English wife Marianne, a painter, his only daughter ]u/ia, tben 9 years old, some close family friends, and a large crew. At that time mucb of the eastern Mediterranean seaboard and many of the islands were stili part of the Ottoman Empire. Tbe voyage passed bappily until tragedy struck as the ship approacbed Syria, tben an Ottoman province. julia fell ili, and died in Beirut on 6 December 1832. Lamartine was devastated by the deatb of his beloved daugbter, of wbom be bad once said, "Honey runs in her veins. " He mourned her tragic loss in the poetry be poured out over the next few montbs: Since birtb I have been a man of suffering Tears course in place of blood through my beart 61

SKYLIFE OCAK

+

JANUARY

1994


Gad has deprived me of alt that was beautiful 7be tears of my hearl turn to stone. During that winter spent in Syria, Larnarline sought distraction from his grief by visiting the historic sites of the region. At the end of April 1833, Lamarline's ship set sait again, anehoring of! Seraglio Point (the headland on which Topkapı Palace stands) on 20 May. In "Voyage en Orient", we find his first impressions of istanbul.· "Gad and man, nature and arl united here to create the most wondrous scene in the world. " Larnarline remained in istanbul for two months, during which time he was received by Mahmud II at Beylerbeyi Palace. The Sublime Porte appointed Namık Pasha, Halil Pasha and Rüstem Bey (later to become arnbassadar as Kato/ik Rüstem Paşa) as guides throughout his stay. 7be Ottoman archives contain two letters written by Larnarline to Sultan Abdülmecid and Grand Vezir Resit Paşa on 24 Apri/1849, 16 years after his first journey to Turkey. In the former, he begins by saying, "Perhaps you may have heard my name, " goes on to deseribe how he met his father Sultan Mahmud at Beylerbeyi Palace during his first visit to Turkey, and then gets down to his purpose in writing: "Upon the revolution which took place in my country, I entered into my country's service (he was appointed foreign minister of the provisional government fallawing the revolution of 1848). In consequence, I have suffered serious financial losses, and now plan to emigrate with my family. I have always harboured a!Jection for the Ottomans, a love which I

1833 Nisanı'nın sonunda, Lamartine'in gemisi Akdeniz'e açıldı. Mayıs'ın 20. günü, bütün haşmetiyle, Sarayburnu önlerine demir attı. İstanbul'a ait ilk izlenimlerini " Doğu 'ya Seyahat" adındaki kitabında, Lamartine şöyle anlatıyor: "Allah ve insan, tabiat ve sanat birleşerek, yeryüzünde seyredilebilecek harika bir manzarayı burada yaratmıştır ... " Lamartine, İstanbul'da 2 ay kadar kaldı. Beylerbeyi Sarayı'nda Sultan Il. Mahmud ile görüştü. Bab-i' All kendisine, Namık Paşa, Halil Paşa ve Rüstem Bey'i (sonradan Büyükelçi olan Katalik Rüstem Paşa) milı­ mandar olarak tayin etti. Arşivimizde Lamartine'in, Sultan Abdülmecid ile Sadrazam Reşit Paşa 'ya. gönderdiği 24 Nisan 1849 tarihli iki mektubu var. Konuları aynı olan mektuplarına Lamartine, kendisini tanıtmakla başlıyor ve özetle şu dilekte bulunuyor: "Ben, memleketimde baş­ gösteren ihtilal üzerine , vatanıma hizmet için görev üstlendim (1848'den sonra Dışişleri Bakanlığı yaptı). Sonunda mal mülk açısından büyük zarara uğradım. Ailemle, bir başka ülkeye giderek çalışmayı planlıyorum. Osmanlılara öteden beri muhabbetim vardır. Bu sevgimi kitaplarımda da açıkça belirttim. Her türlü tarım işlerine vukufum dolayısıyla, Türkiye'ye göçrnek ve geri kalan ömrümü Padişahın bana tahsis edeceği topraklarda çiftçilik yaparak sürdürmek istiyorum. Bana verilecek çiftliğin yüz kişilik işçi çalışabilecek genişlikte olmasını ve mümkünse İzmit civarında, Marmara'ya yakın bir yerde, veya İzmir yöresinde bulunmasını arzu etmekteyim." Lamartine, Mustafa Reşit Paşa'yla Avrupa'daki göreNamık Paıa

lamartine'e istanbul'da üç rehber tayin edildi. Namık PCI}a, Rüstem PCI}a ve Halil Rıfat PCI}a... Şairin notlarına göre, bu ü~ pil}a da birer Fransız kadar iyi konujuyordu. 1 Namık Pa}a, Rüstem Pa}a and Halil Rıfat PCI}a acted as guides to lamartine during his stay in Istanbul. According to lamartine's notes, all three spoke French like a native. Fransızca

62

SKYLIFE OCAK

+

JANUARY

1994


vi sırasında tanışıklıgı bulunhave expressed plainly in my dugundan, ona yazdıgı mekwriting. Since I am closely tupta, kendisi hakkında bilgi acquainted witb agricultural vermeye gerek görmüyor. matters, I wisb to migrate to Ancak, Tanzimat döneminin Turkey and spend tbe remainilk padişahı olan Abdülmeder of my life farming /and cid'e yazdıgı mektupta, kısa­ wbicb his bigbness may see fit ca, kendisinden söz ediyor: to provide for me. I wisb tbe "Belki adımı duymuşsunuz­ jarm to be of a size to employ dur" diyerek başlıyor ve Türthe labour of one bundred kiye'ye ilk gelişinde Beylerfarm bands, and if possible to beyi Sarayı ' nda, babası Sulbe situated in the vicinity oj tan Mahmud ile tanıştıgını !zmit, close to the Marmara belirtiyor. Sea, or alternatively araund Sonunda hükümet ve pa!zmir. " dişah, şairin ricasını kabul The letter to Mustafa Resit ederek, Aydın'da "Burgas Paşa, whose acquaintance be Ovası" adıyla tanınan, 4 çiftbad already made in Europe, likten oluşan 38.500 dönümmisses out the autobiograpbilük araziyi, 25 yıl müddetle, cal details whicb occur in the Lamartine'e tahsis ediyor. 30letter to the sultan, but is other40 bin koyunu besieyecek wise simi/ar in content. merası, degirmen döndüreThe sultan and the Ottoman cek iki çayı, bir uçtan bir uca government agreed to tahıl üretecek ovası , ormanı Lamartine's request, giving lamartine'i Beylerbeyi Sarayı'nda kabul eden Sultan ll. Mahmud. ve birçok binası olan bu çifthim a 25-year tenancy oj an Sultan Mahmud ll, who received lamartine at Beylerbeyi Palace. ligi Lamartine, Fransa'daki estate known as Burgas Ovasi dostlarına gönderdigi bir mektupta şöyle anlatıyor: comprising jour jarms on ten tbousand acres of /and in the Aegean province oj Aydin. The estate consisted "Hemen hemen küçük bir lmparatorluk arazisi kadar. Bu malikanenin genişligini gördügüm zaman of grazing /and sufficient to support tbirty to forty hayretten donup kaldım. Bu hayretim, bu kadar getbousand bead oj sbeep, two streams capab/e oj driving a mill, extensive arab/e /and, forest/and, and nişlikteki araziyi ekip biçrnekteki aczirni düşünmüş olmamdandır. Mahvoldum diye yeise düştüm. Daha diverse farm buildings. In a letter, Lamartine deseribed the estate to his friends in France: ilk bakışta, bu büyüklükteki arazi üzerinde, sürüleri, insanları , binaları, yaşamı ve mutlulugu gerçek"Tbere is nearly as mucb /and asa smail empire. When I saw the extent of this estate I was struck dumb leştirebilmek için, en azından 500.000 franga ihtiyaç vardır. " witb dismay, as I realised my Lamartine'e tahsis edilen Ayinability to cultivate so mucb dın 'daki çiftlikle ilgili olarak, /and. I was in despair at my vekiliyle 7 maddelik bir anpligbt. A single glance sufficed laşma imzalandı. Şair çiftlige to tel/ me that it would require gitmeden önce teşekkür için at least 500, 000 francs to proPadişahı ziyaret etti. Bu, Lavide the flocks , people, and martine'in 17 yıl sonra lstanbuildings needed to bring life bul'a ikinci gelişiydi. 21 Haand happiness to /and of this ziran 1850 günü Marsilsize. " ya'dan hareket eden gemisi A seven-ciause contract bad 1 Temmuz 1850'de İstan­ been signed witb Lamartine's bul 'a geldi. 5 Temmuz'da agent for the estate in Aydın Sultan Abdülmecid tarafın­ bejare Lamartine embarked on dan Ihlamur Köşkü ' nde kahis second vayage to Turkey. He bul edildi. Bu arada Bagazisailed from Marsei/le on 21 ]u ne çi'ni doyasıya gezdi. Anıla­ 1850, arriving in !stanbul on 1 lamartine'i, Türkiye'ye ikinci geli}inde lhlamur Kö}kü'nde misafir july. Bejare repairing to the rında, Bogaziçi'ni şöyle anlaeden Sultan Abdülmecit 1 Sultan Abdülmecit, who received estate the poet asked for an tır: lamartine at lhlamur Kö}k during his second visit to Turkey. audience witb the sultan to con"Yalnız bir semtini hakkıyla 63

SKYLIFE OCAK

+

JANUARY

1994


vey his thanks, and was received by Sultan Abdülmecid at Iblamur Kosk on 5 july. He took this opportunity to make excursions on the Bospborus, of wbicb he wrote in his memoirs, ']ust to depict a single district would take a painter many years. Afew words can never suffice to tasvir edebilmek için, deseribe the Bospborus, to capture a scene whicb bir ressamın yıllarca ugraşması gerekir.·· Her bakışchanges at every glance, revealing a new aspect of its ta manzarası degişen ve degişimde bir başka güzelbeauty eacb time. " He marvet/ed at the beauty of the ligi beliren Bogaziçi'ni birkaç kelimeyle anlatmak waterfront houses, particularly those belonging to Fethi mümkün degil ..." Paşa, Mustafa Reşit Paşa, Ali Paşa, Fuat Paşa, and Lamartine Bogaz'daki gezintilerinde Fethi Paşa , Kalimaki Bey (later arnbassadar to Paris). Mustafa Reşit Paşa, Ali Paşa, Fuat Paşa ile sonradan In midsummer, Lamartine sailed for !zmir to see the Paris Sefiri olan Kalimaki Bey'in yalılarına hayran estate which bad been assigned to him. From !zmir a olur. train of borses and came/s /aden with the farnLamartin e , kendisine hediye edilen Çiftliily's possessions set out for Aydın, with an gini görmek üzere, İstanbul 'dan İzmir' e escort of twelve mounted guards providgitti. İzmir'den , eşya yüklü atlar ve ed by the governor of !zmir. develerden oluşan bir kafileyle AyLamartine was welcomed witb dın'a hareket etti. İzmir valiliginentbusiasm at eacb town and viice, 12 atlı, muhafız verildi. Ege /age, where the young men peryöresi mevsimin en sıcak günleformed the local zeybek dance, rini yaşıyordu. Ahali yol boyunbut the Aegean sun was at its ca Lamartine'e sevgi gösterilehottest, and the journey tiring. rinde bulunuyordu. Aydın EfeAltbough the estate was far leri zeybek oyunları sergiledilarger than Lamartine bad ler. imagined, the buildings were Zahmetli bir yolculuktan sonra derelict, swarms oj mosquitoes Lamartine kafilesi, çiftlige ulaşmade their lives a misery, and tı. Şair, çiftligi hayal ettiginden they jound the beat intolerable, daha geniş buldu . Ama evleri not to mention the evident need haraptı. Sivrisineklerle mücadele for large investments if the estate mümkün alamıyordu. Ayrıca mevwas to pay its way. The romantic sirnin sıcagına tahammül etmek Lamartine was accustomed to a luxumümkün degildi. Diger bazı önemli rious lifestyle whicb bad already dried sebepler, yapılması gereken yatırımlar up his wife's extensive jortune. Witbout the nedeniyle Lamartine acz içerisindeydi. Lameans to run the farm , Lamartine was martine hem hayal adamı, hem lüks yaşalamartine 65 y~ındayken. obliged to appeal to the Ottoman govemmı seven bir kişiydi . Bu yüzden eşinin lamartine at the age of 65. ment again. Tbe leasehold oj the jarm was servetini çoktan eritmişti. Bu çiftli~i işi etecancelled, instead Lamartine being awarded a pension cek maddi imkana sahip degildi. Bu nedenle h üküof 80,000 ku rus per annum. Yet even this generous metle yapılan anlaşma sonucu, çiftlik geri alındı. Lasum was not sufficient to repay the debts the poet had martine'e, ülkesindeki borç yükü düşünülerek, yılincurred in France. His dreams of an idyllic retireda 80.000 kuruş verilmesi kararlaştırıldı. Ne var ki, ment in Turkey sbattered, Lamartine returned home to şairin borçları bu parayla kapatılamazdı. jace his creditors . He continued to cbampion the Hayal kırıklıgına ugrayan, fakat Türkleri ölünceye Turkish people until hisdeathin 1869. kadar savunan Lamartine, alacaklıianna yenik düşeIn Turkey, Lamartine was loved and admired by his rek öldü . contemporaries, the first translations oj his works being Lamartine'e karşı, Türklerin büyük muhabbeti varmade by the Turkish diplomat Yusuf Neyyir Bey. In dır. Eserleri ilk önce Hariciyeci Yusuf Neyyir Bey 1940, the 150th anniversary of his birth was commemtarafından dilimize çevrildi. orated witb a series of seminars on his life and works, Dogumunun 150. yılı dolayısıyla anma toplantıları and his name lives on ina street in Taksim, a central düzenlendi . Türklerin Fransızlara karşı, yıllardan district of !stanbul. Lamartine sowed the seeds oj an beri taşıdıgı dostluk duygularında Lamartine'in payı amity between Turkey and France, which white never büyüktür. İstanbul 'un ünlü bir semti olan Takmatching his own ideals perhaps, has nonetheless sursim'deki bir caddeye adı verilmiştir. • vived to the present day. • 64

SKYLIFE OCAK

+

JANUARY

1994

~

1

..,_


your time the right way! ~pend

There are several kitchenware manufaclllrers in Turkey. Most of them produce in high quality and according Lo European standans. You will notice our name aher spending your valuable time locking after them. Thal is why you should spend your time properly and choose TENPA producls You may then spend rest of your time for your hobbies and to have some fun. Let your day be the fruitful one.

ırrc~l?ll\ DAYANlKLI TÜKETfM MALLARI SANAYI VE TIC. A.Ş. Darülaceze Cad. Famas Iş Merkezi No : 43 /2 80270 Okmeydanı ·Istanbul TÜRKIYE TEL: O ( 212) 222 28 55 (3 LINES) Fax: O ( 212) 222 28 51


Öyle kentler vardır ki, güzelligiyle, duraganlıgıyla hemen dostluk kurar; ilk kez gelenleri kucaklamak için mücadele etmelerini beklemez: Viyana gibi ... Öyle kentler vardır ki, güzelligini kullanır, baş döndüren hareketliligi ile meydan okur, yabancıları şaşırtmaktan mutlu olur: Moskova gibi... tki Moskova var: tlki, düşlerde yaratılan ve gerçege hiç benzemeyen, ikincisi, gerçek olan ve düşlerdekine hiç benzemeyen. Düşlerdeki Moskova, bu kentte yaşayanlar dışındaki tüm insanların kafalarında zorlamayla oluşturulan gerçekdışı bir görüntü: Batılı gazete ve televizyonların, kitap ve filmierin Moskova'sı. Moskovalıya benzemeyen Moskovalılar, Rus'a benzemeyen Ruslar! Bunlar hep, soguk savaş yıllarından, Sovyetler Birligi dönemlerinden kalma görüntüler. "Soguk savaş"ın ilk kurbanlarından birisi de Moskova o lmuş. Ama yalnızca yabancı ların gözünde. Gerçekte, hep kişiligini korumuş, ödün vermemiş . Kimbilir, belki de, katılmak istemedigi bir savaşa zorlandıgı için biraz hırçınlaşmış. Moskova'nın

ilk kez gelenleri şaşırtmak için kullandıgı en güçlü silah, soguk yüzlü, dev binalar. Ünlü Kremlin Sarayı, Rusya Oteli ve Oktyabir (Ekim) Meydanı'nı çevreleyen tüm yapılar gibi. Kimileri, bu sil ahı, "görsel saldırganlık " (Visual Aggression) diye tanımlıyor. "Videoecology" adındaki bu yeni kuram, sürekli yinelenen çizgilerin gözleri aşırı derecede yordugunu, hatta insanları bilinç altından etkileyerek, saldırgan kıldıgını ileri sürüyor. Göz doktoru ve ruhbilimci Vasili Filin, söz konusu binalara durmadan bakmakla, küçük noktalardan oluşan bir kagıda bakmak arasında fark bulunmadıgını düşünüyor . Yıllar önce Moskova'ya gelen bir Türk gazeteci, bu kentin insanı ezmek için hazır bekledigi sonucuna varmış ve Türkiye'ye dönene kadar oteldeki odasından hiç ayrılmamıştı. "Videoecology" mı? Belki de .. . tlginç bir kurarn ama eksik yanları var: Kızıl Meydan'daki Basil Kilisesi, herhalde , "görsel sa ldırganlık " ın degil, "görsel doyum"un örnegi, soguk, puslu bir havada bile. Zaten, "görsel saldırganlık", Moskova' nın, ilk kez gelenlere hazırladıgı küçük bir tuzak, daha dogrusu, oyundan başka bir şey degil. Moskova, bu ve benzeri küçük şakalardan alınmayanlar­ la hemen dostluk kurmaya hazır. Üstelik , "güzel insanlar"dan oluşan bir kent, nasıl sa l dırgan dü~lerde olabilir ki? Bu kent için Halikarnas Balıkçısı, yaratılan gerçeğe herhalde, "Moskova'nın şaka ları­ na alıştıgında, renkli bir dünya göreceksin, sakın şaş ırma" derdi. Ama, gerçek Moskova ' yı renkli dü~lerdekine kılan, artık her yanı sarmaya baş­ layan yabancı reklamların gözalan ışıklı panoları degil. Ya da, birkaç yıl önce insanların adını ki~iliğini korumu~, bile duymadıgı lüks yabancı arabaların, bugün renk yarışına girki~iliğinden mesi. McDonald, Pizza Hut, Baskin Robbins, Benetton, Rifle, Esvermemı~.

iki Moskova var: ilki, ve hiç benzemeyen, ikincisi, gerçek olan ve hiç benzemeyen. Gerçekte, Moskova hep hiç ödün


T here are cities whose beauty and immutability strike up a friendship at once, not waiting for visitors to make the first move: /ike Vienna. Others enjoy wielding their beauty to astonish strangers, challenging them with dizzying motion: such as Moscow. In fact there are two Moscows, one the product of dreams quite un/ike the reality, and the second which is real and nothing /ike the dreams. 1be first Moscow is a figment of imagination fondly savoured by all but the city's inhabitants; the Moscow represented in western newspapers, television documentaries, books and films . Muscovites who are not Muscovites and Russians who are not Russian are other familiar stereotypes of the mass medial This entire web of dreams is the residue of the co/d war years. Moscow was one of the first victims ... in the eyes offoreigners that is. In reality the city has always retained its character, giving no concessions. Indeed, perhaps it was irritated to be forced into a war against its will. 1be strongest weapon which Moscow employs to dumbfound newcomers is its gigantic impassive-jaced buildings, good examples being the famous Kremlin Palace, Russian Hotel, and others lining October Square. Same define this weapon as visual aggression, or videoecology. 1bis newly defined concept refers to repetitive lines which exhaust the eyes, and even it is c/aimed unconsciously arause feelings of aggression. The opthalmist and psychologist Vasili Filin believes that /ooking constantly at such buildings is no different from looking at a paper covered in tiny dots. A Turkish journalisı who came to Moscow many years ago commented that the city lay in wait to crush one, and refused to leave his hotel room until it was time to return home. Was that videoecology? Possibly. It is an interesting concept, but has its e:x:ceptions. 7be Church of St.Basil in Red Square, far from displaying visual aggression, e:x:emplifies visual satisfaction, even in cold misty weather. Visual aggresion is a smail trap /aid by Moscow for first-comers, a practical joke and no more. In fact Moscow is ready to make friends immediately with those not liable to take affront at such teasing . What is more, There are two how can a city of warm-hearted people be aggressive? Moscows, one the 1be Turkish novelisı Cevat Şakir product of Kabaagaçlı (alias "The Fisherman of Halicarnassus ") would dreams quite unlike no doubt have declared, "When the reality, and the you become accustomed to Moscow 's jokes, do not be sursecond which is real prised to see a colourful world. " and nothing like the But what lends colour to the real Moscow is not the bright neon dreams. In fact, the light of foreign advertisements city has always musrooming all over the city. Nor is it the colourful array of fuxury retained its character, .. . cars whose foreign makes no one in Moscow had even heard of gıvıng no concessıons .


tee Lauder ve Nina Ricci de, dünyanın herhangi bir köşesinde bulunabilir. Moskova ' nın rengi, müzelercle, ·metro istasyonların­ da, havaalanlarıncla , nehirlercle, parklarcla , en önemlisi, insanlarda. Moskova 'ya yeni gelen bir yabancının ilk yapması gereken, ne hemen Kızıl Meyclan'a koşmak, ne Puskin Müzesi'ni ziyaret etmek, ne Lenin Tepelerini gezmek, ne Arbat Sokağ ı ' nda yürümek, ne de Matruşka sat ın almak. Yapılması gereken, bir Babuşka ile tanışmak. Bu yaşlı kadınların yüzünde , Sovyetler Birliği ' nin -tabii Moskova ' nın da- tarihi yazılı. Sıcak bakı~ları , vurgulu konuşmaları , yumuşak hareketleri, tatlı kızgınlık­ ları ile Babuşkaların hiç yabancı dil bilmemesi ö n em li değil; onlarla her zaman iletişim kurulabilir. Onların kendilerine ait bir dünyaları var. Bu insanları tanımak, Moskova ' nın eleriniereleki rengine de ul a~­ mak demek. Onlara her yerde rastlayabilirsiniz: Metroda , otobüste, mağa­ zacla, ya da yanından hiç ayırhıaclığı torbası y l a, yorgunluk gidermek için oturduğu hankta . Büyük bir olasılıkla yalnız olmaya cak, Tolstoy, Puşkin , Çehov , Mayakovski ya da Yevtusenko il e h araretli bir sohbete girişecektir. Göz lükl erinin ardındaki mavi gözler, Moskova ' nın en güzel rengiclir. Bugün Moskova önem li bir yol ayrımında: Ya içine girdiği değişim sürecinin sonunda, herhangi bir Avrupa başkentine dönüşe­ cek, ya da kişiliğini korumadaki büyük deneyimiy• le özgün kalacak.

until a few years ago . MacDonald 's, Pizza Hut , Haskin Robbins, Benetton, Rif/e, Estee Lauder and Nina Ricci are no dif./erent in Moscow to anywhere else in the world. Moscow 's colou r com es from its museums, ils subway stations, its airporls, its riuers, its parks, and aboue all its people. When you first arriue in Moscow, do not rush off to see Red Square or the Pıtshkin Museum, to walk in the Lenin Hills or along Arbat Street, or to huy matrushka, those sets of wooden dolts one inside the other. First go out and meet a babushka. The history of the Soviet Un i on, and of Moscow too, is written in the lines on these elder~v women 's faces. With their kindly expressions, accented speech, gen lle movements, and fond remonstrances, babushkas do not need a foreign language to communicate. They live in a world of their own. Meeting these people is to touch Moscow 's inner being. You can meet them euerywhere: on the subway, on huses, in shops, or resting on a hench, their euer present shopping bag by their side. They are hardly ever alone, but engaged in passianale conversation with Tolstoy, Pushkin , Chekhov, Mayakovski or Yevtushenko. The blue of !heir eyes hehind their spectacles is the loueliest colour inMoscow. Taday Moscow is at an important crossroads. Bither il wi/1 be transformed into just anather European capital, or remain true to character as it has succeeded in doing in the pası. • 70

S KYLIF E O C AK

+

JANUARY

1994


BOOK REVIEW

l~ı·

MURATCEBIR

THE KHEDIVES AND THE ÇUBUKLU SUMMER PALACE Geçtigirniz günlerde, Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu, Çelik Gül ersoy'un son ça l ışmasını yayın l adı. Kuşe kagıda basılmış ve güzel fotograflarla görsel açıdan zenginleştirilmiş olan kitap "The Khedives and the Çubuklu Summer Palace" başlıgını taşıyor. Ingilizce olarak yayımlanan kitap , son Mısır Hıdivi Abbas Hilmi Paşa ' ya ait Çubuklu 'daki saraydan yola ç ı­ kıyor ve konuyu tarihsel bir perspektifle e le alarak Abbas Hilmi Paşa ile aile kökenini ayrıntılı biçimde inceliyor. Kitabın giriş bölümünde bazı sorular ortaya atılmış ve bunların hangi bakış açısıy l a yanıtlanması gerektigi şöyle dile getirilmiş: "Hi lmi Paşa kimdi? Hıdiv nedir? Bu yazlık Saray'ın Bogaziçi'nin tepelerinde ne işi vardı? Neden buraya inşa edilmişti? Yapımı sırasında neden dünyanın parası harcanınıştı? Son Hıdiv neden burada yaşamaya karar vermişti? Sonra, neden b u rayı terketmişti? Bu ve benzeri sanılan yanıtlamak için çok gerilere gidip, olayı tarihsel baglamı içinde degerienelirmek gerekiyor". Abbas Hilmi Paşa , ünlü Mısır Valisi Kavalalı Mehıned Ali Paşa'nın soyundan geliyor. Bu nedenle de kitapta, "Hanedan·· başlıklı bölümde, öncelikle, Kavalalı Mehmed Ali Paşa hakkında bi lgi veriliyor. Daha sonra birbiri ardına Mısır Valiligi görevini üstlenen ve her ikisi de Mehmed Ali Paşa ' nın tarunu olan Abbas ve Said Paşalar tanıt ı lıyor. Bundan sonra uzunca bir kesim Mehmed Ali Paşa ' nın bir başka tarunu ve ilk Mısır Hıdivi Isınail Paşa için ayrılmış. (Bi lindigi gibi Hıdiv , Padişah Abdülaziz döneminde Mısır valilerine verilen ünvandı). Daha sonra, !smail Paşa'nın oglu Tevfik Paşa ve ardından onun oglu Abbas Hil mi Paşa ' nın yaşam öyküleri geniş biçimde ele a l ınıyor. Kitabın izleyen bölümünün başlıgı "Çubuklu Yılları " . Bu böl üınün ardından , "Ayrılma " başlıklı bölüm, arkasından da "I3ina" başlıklı bölüm geliyor. Kitabın son bölümünde ise Saray ' ın bugünkü durumuna ait fotoğrafiara yer verilmiş. Bogaziçi tutkunları ve tarih meraklı l arının mutlaka • incelemesi gereken bir çalışma.

The Turkish Touring and Automobile Association recently published Çelik Gülersoy 's fatesi book, "The Khedives and the Çubuk/u Summer Palace". Printed on art paper and lavishly illustrated with photographs, the book looks at the summer palace built at Çubuk/u by Abbas Hilmi Paşa, the last khedive of Egypt, from an hislo ri c perspective. The khedive's family history is alsa exaınined in de ta il. In the introduction, Gülersoy poses a number of questions, to which answers are sought in the text: "Who is Iliimi Paşa? What is a Khedive? What is this suınıner palace doing in the upper reaches of the Bosphorus? Why was il built !here? Why was so ınuch money lavished upon its construction? Why did the Khedive decide to live there? And why did he later leave and abandan it? To answer questions /ike these it is absolutely essenfiat that we should go back far beyand the last Khedive and place the picture in its true histarical setting ". Abbas Hilmi Paşa was a descendent of the Jaınous Turkish governor of Egypt, Kavalalı Mehmed Ali Paşa, which is why the chapter on the khedive dynasty starts with the biography of that statesınan. Mehıned Ali Paşa 's two grandsons, Abbas Paşa and Said Paşa, each served as governor of Egypt in turn, bejare a third grandson, Isınail Paşa becaıne the .first khedive, a til/e which began to be given to the governors of hgypt during the reign of the Ottoman Sultan Abdülaziz (1861-1876) . Gülersoy goes on to give the biographies of Isınail Paşa :S son Tevfik Paşa and grandson Abbas Hilmi. The next chapters take up the story with the faınily 's associations with the district of Çubuk/u on the Asian side of the Bosphorus, and the construction and architecture of the suınıner palace. The book concludes with photographs of the building as it is taday. This study is su re to fascinale all those interested in history and the Bosphorus. • 71

SKYLIFE OCAK

+

JANUARY

1994


~ --­

THY

~11 ve TURİZM BAŞARAN

ULUSOY (*)

gönderen ülkelerin en yakınının bile Türk iye'ye karayoluyla 14-15 saat mesafede o ldu ğu düşünülürse, havayolu taş ım ac ılı ğının o lm azsa o lmaz önemini an lamak kolaylaşıyor. Bir haftalık , 15 günlük turlarla ülkemize ge len turiste havayolu dışında bir alternatif sunamıyorsunuz. Bu nedenle, Türkiye'de turizmin gel i şmesi, birinci derecede havayolu taşımacılığı­ mızın gelişmes in e bağlı oluyor. Işte THY'nin turizm sektörümüz için önemi bu noktada ortaya ç ıkıyor. THY'nin filosunu büy ütın esini , yeni hatlar açmasını, servis kalitesini yükseltınes ini bu yüzden heyecanla ve ilgiyle karşılıyoruz. Çünkü her yeni hat, seyahat ace ntala rıını z için yeni bir pazarlama kolaylığı demektir. Havayolu bağlantımızın bulunmadığı veya pahalı olduğu bir ülkeye yönelik turizm pazarlamasının ne büyük zorluklar yaratt ı ğını, rakip ülkeler karşısında daha baştan zayıf konuma düşül­ düğünü seyahat acentalarımız çok iyi biliyor. Turist gönderen ülkelerin tur operatörleri, seyahat acentalarım ı zın olu şturduğu bir Türkiye paketi içinde, Türkiye'nin turizm değerlerinin yanısıra, ulaşım olanaklarına da bakıyor. U l aş ı m maliyetlerine de bakıyor. Alternatif pazar arayışlarımızın giderek daha fazla önem kazandığı , tek veya az sayıd a pazara bağlı olmanın turizmimiz için ne büyük sakıncalar yarattığının somut örneklerle ortaya çıktığ ı günümüzde, milli hava taşımac ılık şirketimi z THY'nin sektörümüzle yakın ve sıcak bir işbirliği ve diyaloğuna büyük eleğer veriyoruz. Çünkü bu işbirliği ve diyalogla , sektörümüzün hangi ülkeye öncelikle havayolu bağlantısına ihtiyaç bulunduğunu aniatma imkanı bulabiliyoruz. Ve ne mutlu ki, THY yeni hatlar açarken bizim görüş l erimi zi, seyahat acenta l arıınızın ihtiyaçlarını büyük ölçüde dikkate alı­ yor. Öte yandan, turizınin en öneml i öğesi olan tanıtımı , THY dünyanın pek çok bölgesinde yapmakta ve Türk turizmine çok büyük bir katkıda bulunmaktadır. Turizm Türkiye'nin ge l eceğ idir ve THY bu geleceğin güzel olması için üzerine düşen görevi yerine getirmektedir. Bu işbirliği ve diyaloğumuzun bundan böyle ele artarak süreceğine inancnnız tamdır. •

Türkiye'n in ge l eceğinden uınutluyuz. Turizm sektörünün, Türkiye'nin bugünü ve ge l eceğ ind eki rolünün bilincincleyiz. Turizınin ge l eceğinden uınutlu­ yuz. Bu uınuduınuzu canlı ve güçlü tutınaınızı sağlayan o kadar çok etken var ki. Ben bu sayfada turistik zenginlikl e riıni z, doğaınız, tesisleriıniz , tarihi ve sosya l değerlerimizden söz etmek is tem iyorum. Rakip turizm ülk e leri karşısında bu alanlardaki üstünlüklerimiz ortada. Bunu herkes kabul ediyor. Ben burada , pek de farkında olınadığı­ mız eliğer üstünlüklerimizclen, zenginliklerimizde n söz etmek istiyorum. Sektörüınüzü o lu ştu ran tek tek bireylerclen, kurumlardan ve bu kurumların içinele bizim için yaşamsal önem taşıyan birinden, Türk Hava Yolları'ndan söz etmek istiyorum. Turizmin geleceğine güvenimiz de asıl bu zenginliklerimizden, üstünlüklerimizelen kaynaklanıyor . Turizmele yeni bir ülkeyiz. Gelişmiş turizm ülkelerinde o ldu ğu gibi , bu alanda yüzyılı aşkın bir birikimimiz yok. Say ıları iki elin parmak sayısını aşınayan örnek dışında sektör "ilk neslin" e linde. Ama buna rağmen turizmin her alanında o kadar yaratıcı, dinamik ve genç kadrolar ortaya çıktı ki , ge li şmiş turizm ülkeleriyle rekabette asıl şa n snnızı bu kadrolar oluştunıyor. Şu anda Türkiye'de TÜRSAB'a üye 1500'ün üzerinde seyahat acentası var. Bunların çoğ u son 10 yılın içinde kuruldu. Geçen Ağustos ayında Cumhurbaşkan ımı zın da katıldığı bir törenle bir milyon doların üzerinde döviz girdisi sağlayan 125 seyahat acentaınızı öclüllenclirdik. Bu sayı 1992'de 73, 1991 'cle ise sadece 58 idi. Her türlü güç lü ğe, Körfez krizi gibi dünyayı sarsan ve Türkiye'yi doğrudan etkileyen olumsuzluk lara ve hemen her sektöre sağ l anan teşviklerden ne yazık ki hala pay a l anıamasına rağmen, turizmimizin pazarlamasını başarıyla sürdüren seyahat acenta l arıınızın gurur tablosuydu, ödül törenimiz. Ödül törenimizde, seyahat acentalarımızın ve turizmimizin başarısında birinci derecede pay sahibi olan kişi ve kurum l arı da unutmadık Bunların başında Türk Hava Yolları ve bu kurumla son derece yakın ve sıcak iş­ birliğimize olanak sağlayan Genel Müdür Tezcan Yaramancı vardı. Hava taşımacılığı Türkiye için, Akden iz bölgesindeki diğer turizm ülkelerinelen çok daha büyük önem taşıyor. Çünkü Türkiye'ye gelen turistlerin neredeyse yüzde SO'i havayolunu kullanıyor. Turist

(')Turizm ve Seyahat Acentalan

72

SKYLIFE OCAK

+

JANUARY

1994

Valifı

Yönetim Kurulu

Başkanı


UÇUŞ IKRAM PLANI 1 Inflight Service Plan Bazı uçuşlanmızda

verdigirniz ikram hizmetlerimiz 1 W e are pleased to Ol

Tl 581

Tl 582

Tl

m

Tl

Ol

irıfomı you

04

OJ

Ol

of our Inflig ht Service Plan on some jlights 01

06

08

09

10

ll

ll

ISTANBUL BRUSSELS BRUSSELS NEW YORK NEW YORK ISTANBUL

ma

mo

ISTANBUL BANGKOK

0 0

BANGKOK SINGAPUR SINGAPUR BANGKOK

573 BANGKOK ISTANBUL

i4 •

~=:=:::!!

Tl 9791981

ISTANBUL LONDON

Tl 980/982

LONDON ISTANBUL

Tl 925/927

ISTANBUL PARIS

mo

mo m c m o

PARIS ISTANBUL

mo mo

ISTANBUL TOKYO TOKYO ISTANBUL ISTANBUL TASHKENT

ma

TASHKENT ALMA ATA ALMA ATA ISTANBUL

i4 : mo

ISTANBUL ALMA ATA ALMA ATA TASHKENT TASHKENT ISTANBUL

i4 =mo

ISTANBUL KARACHI KARACHI ISTANBUL

fj

o

APERmF

m

:

HOVIE 1 film

lşleune

nedenlerinden

dolayı

servis ve

uçuş

LUNCH 1 Öğlen Yeme~

·-

~ IMACK

DUTY FREE

(J

COFFEE & TEA 1 Çıy & Wıve

DIMMER 1 Alcjam

BREAKFAST 1 Kahvala

Yemeği

UGHT HEAL/ HafifYemek

süresi degi ebilir. 1 Dııe to unexpected operaliona/ occurences, service time andjlylng hours may change.

73

SKYLIFE OCAK

+

JANUARY

1994

ll


DUTY FREE On

BOARD

TÜRK HAVA YOLLARI TURKISH AIRLINES

DUTY

FREE PERFUMES PARFÜMLER

.._ FAHRE NHEIT Eau de Toflette Spray 50 ml/ AS JOOml.

56 DM - 55 DM DUNE Eau de Tot/ette Nat. Spray 50 ml. 62 DM POISON Eau de Toilette Spray 50m/. 80DM

HRISTIAN DIOR Make-Up 60DM CHANEL NO 5 ?au de Toilette Spray 50 ml.

65 DM

\


DUTY FREE

On

BOARC

KNOWING Eau de Parfum Spray 30 m

71 DM BEAUTIFUL Eau de Paifum Spray 30 m

70DM

TÜRK HAVA YOLLARI TURKISH AIRLINES

DUTY

FREE OPlUM Eau de Toilette Spray 30ml. 60DM PARIS Eau de Toilette Spray 50ml. 62 DM KOUROS Eau de Toilette Spray 50ml.

50DM JAZZ Eau de Toilette Spray 50ml. 45DM ACCESORY AKSESUAR

TÜRK HAVA YOLLARI TURKISH AIRLINES

DUTY

FREE

VAKKO Eşarp

120 DM


DUTY FREE

On

BOARD

SPIRITS IÇKILER

GRANT' S Wbisky 20DM BALLANTlN ES Wbisky 20DM J.B. Wbisky 20DM YENI RAKI 7 DM

TÜRK HAVA YOLLARI TURKISH AIRLINES

DUTY

FREE CIGARElTES SIGARALAR

CARTIER 22 DM LORD EXTRA 22 DM

EXTRA


· DUTY FREE

On

BOARD

ROTHMANS 22 DM

TÜRK HAVA YOLLARI TURKISH AIRLINES

DUTY

FREE CAM EL Fi/ters 100' s

22 DM

CAM EL Fi/terBox 22 DM

TÜRK HAVA YOLLARI TURKISH AIRLINES

DUTY

FREE

SAMSUN EXPORT 15 DM


DUTY FREE

On

BOARD


MARLBORO 100's 22 DM


• DANIŞMA VE REZERVASYON 1 Information and Reseroation

DIŞ BOROLAR

BOMBAY

INTERNATIONAL OFFICES ABU DHABI (GSA)

BRUSSELS·BR0KSEL

Sultan Bin Yousuf and Sons Harib Tower 1 Ground Floor Interst.'Ction Electr.ı. Road 1 Airport

P.O. Box 698 Tel, Rez, 33884S

ss, 211194

Ethiopian Airlin<-s llole Airpon P.O Box' 17SS Tel, (2S) (1) ı 82222 ALMAATA

Tel, SM' (7) (3272) SO 62 19 Rez, (7) (3272) SO 62 20 AMMA N

jabal Arnman Thin! Girele A Riyadh Gentre 8th floor Tek SM 1 Rez (962-6) 6S9ı02· 6S9112

AMSTIERDAM

Sudhoudeı.kade 2, 1054 ES Aınsterdam Tek SM 1 Rez (020) 68S380ı (4 lines • hat) ı 9, FUeWnon Sır. ıo5 S7 Athens Tek SM : (Ol) 324S97S Rez: (Ol) 3222569 - 3221035 322056ı . 3246024

BAHRAIN ·BAHREYN

Manama Travel Company W.L.L. P.O. Box 828 Manama - Bahrain Tel: (973) 211896 Fax: (973) 211638 BANGKOK

Gulf Express Transpon Ageney CP. Tower 3rd Floor 3ı3 Silom Road ıosoo Bangkok Thailand Tel: SM : (2) 23ı0308 Rez/BS: (2) 23ı03Q(H)7 (8 lines-hat) Husı Hacıyev

Cad. ll Baku, Tel: SM: (22) 65ll19 BS: (22) 94ı943 1 942505

A7.eıbaijan

BARCIELONA·BARSELONA

Paseo de Grasia No: 49-1 Tel: (343) 487S349 CAAC Bei)ing Sales Office 117 Dongsi Wesı Street Tel: (66S) 55886ı · S5ı03ı BIEIRUT·BIEYRUT

Mazda Building Sıh. floor. Autowade Jal-EI Dıb Tel: (96 ı Xı) 408096-407236 (GSA) Pan Asiatic Gefınor Gentre Rue Clemenceau P.O. Box 113 · 5486 Tel: 867425-361230-31

BIELGRADE·BELGRAD

TRG Marksa ı Engelsa 8/4 11000 Belgrade Tel: SM: (ll) 333277 Rez: (ll) 33256ı (GSA) JAT Yugoslavian Airlines Ho SI Minova ı6 11070 Novi Beograd Tel: Rez: (ll) 2222ı23 Tripoli Office Tel, (061) 9220111ı21ı 3

BERLIN

CAl RO· KAHIRE

HAMBURG

Mousıafa Karnci Sq. No. 3 Tel: Rez: 3908960/61 (GSA) l nıperial Tr.vel Center 26 Mahınoud llasiouny Sır. Tel: (20) (2) 76 ı 769- 758939

Adenauerallee 10 2000 Hamburıı Tel: (49) (040) 24ı472 (4 lineslhat)

ı

H ANNOVER

Bahnhof Sır. 8, 30 ı59 Hannover Tel: SM: (41) (511) ~ ı6

COLOGNE·KÖLN

Bahnhofsvorplaız ı-5000 Cologıı e ı

BS Rez:(41)(5ll)~ı0 / 4 1ıaı

Tel' SM' (0221) 134443 Rez: (0221) ı34071 n2 BS: (0221) 134073

HELSIN KI

Aleksanterinkatu 48 B 306 00100 Hclsinki Tel: SM' (358) (0) 628 173 Rez, (358) (O) 628 199

Ved Yc'Sierpon 6 1612 Copenhagen Tel: SM, (33) 144055 Rez: (33) 144499

HONG KONG (GSA)

DHAHRAN·DAHRAN (GSA)

ABC Tmvd Ageney King Abdulaziz Sır. Alnimran Complex Gentre P.O. Boxo 739 Alkhobar 3 ı 95 2 Tel, (66) (3) 8950044-8954904-a9479l7 DHAKA·DAKKA (GSA )

ıooo

DAMASCUS·ŞAM

Alfardos Sır. ıbn. Zeydoun Bldg. 3rd floor Td, SM: (lll 227266 Rez: (ll) 228284-23977().232ı90

&-st llolidays Ltd. RMS 1603-4 l~eeı ~ouse .l8 Gloue<.'Sicr Rd. Tel: (852) 86113 11 JEDDAH·CIDDE City Center Bldg. 12113

Medine Road. P.O. Box. ı 1563 Tel: (966) (2) 66oo ı 27 (4 lines!ha!) (GSA) ABC Travel Ageney Medine Road Alquiılımi Bldg. P.O. Box. 11679 Tel: (966) (2) 6Sı8~Sı9440 JOHANNESBURG(GSA)

South African Airways P.O. Box. ma Tel: (713) 2206

(lO lines-haı)

KARACHI·KARAÇI

Avenue Gentre S'ırachcn Road Tel: SM: (9221) 5684139 Rez: (922ı) 568S766-5685487 (GSA) PaktOrk Travel Agencies ı2 Avenue Gentre Sırachen Road Tel, SM: (9221) 568S922

DOHA·KATAR (GSA)

KUWAIT·KUVEYT

Al-Rayan Travel Ageney P.O. Box: 363 Tel, SM: (974) 32 9963 Rez: (974) 4ı2911-ı2

Fahad Al-Salem sır. Dowliah Complex P.O. Box 23959 13ıOO Safaı- Kuwait Tel: (965) 24S382().2ı 2422889 LEI'KOŞA

DU BAl

52 Mehmet Akif Cad. No 54 Tel, (520) 7ı06ı -7ı382-77l24

Almaktoum Street 63 B Shaikh Rashid Bldg. 1'.0. lloxo ııoo Tel, (971) (4) 226038-21S970 (GSA) Sweedan Trading Co. (Same address/aynı adres)

LISBON·LIZBON (GSA)

TAP- F.difıco 25, Aeropon Usboa 5 Ponugal Tel: (3S11) 899 t 2 ı LONDON·LONDRA

Hannover sır. ıı-ı2 London W. ı R 9HF Tel: SM: Rez, (071) 4994499 (5 lines-hat)

DUBLIN (GSA)

LYON

DUSSELDORF

Budapester Str:ısse 8 ıooo Berlin 30 Tel: (030) 2624033 SM: (030) 2624035 Rez: (030) 2624033/34

8ı214S2-8ı23865

MILAN·MILANO

Chantcpouleı No. ı-3 Gencva Tel: (022) 73ı6t20-73ı6ı29-73ı2ı94

Aer Li n ~us Duhlin Airpon l 'clo (3531) 3700 11

BIENGHAZI·BINGAZI

Golden Rock Bldg. 168 Salcedo Str. Legaspi Village Makali Metro - Manilla Tel: (2) B ı 2ı4S5-

ı20ı

(GSA) Al Faradees Travel and Tourism Ageney Dar el Mouhandeseen Bldg. Maysoloun Sır. P.O. Box: 8339 Tel: (ll) 227266-23977().232ı90 (10 lines-haı)

BIEIJING-PIEKIN (GSA)

770ı

Rue de

TAROM, Ul, Hepublic 16 Tek (09) 147433

Bengal Airiift Lıd. 54 Motijhcel C.A. Dhaka Bangladesh Tel: 2430S9

Baseler sır. 3S · 37 6000 Frankfun Main ı Tel: SM: (069) 273007ı6/ı7 Rez: (069) 273 00720f2ı/22/23 1-(GSA) Neani ÖC. S ı -5, 6800 Mannheim Tel: (0621) 10980 Gl! N EVA.C:IENIEVRE

COPENHAGEN·KOPENHAG

ATHIENS ·ATINA

BAKU

SI Cantersteen. 1000 Bnıx e lles Tel, SM, (32) (2) 5126781 - 82 Rez: (32) (2) Sll7676

BUCHAREST·B0KREŞ

ADIS·ABABA (GSA)

MAN~LAMrllı!_NILA (GSA)

I'RANKFURT

Maker Chambers 305 rd. Floor No. 3055 Neriman Poinı Bombay 400021 Tel: SM: (22) 2040744-587 56 S7 Rez, (22) 204360S

Gr•f Adolf Sır. No. 21 402 ı 2 Dusseldorf Tel: (49). (02 ıl) 373062 (6 lincs-haı)

Rue Bugeaud

69006 Lyon Tel: (33) 78241324 MADRID Plaı.a de Espana 18 Tone de Madrid 7 28008 Madrid Tel, (34) (1) 54 ı 6426-5416849

n

TURKISH

MANCHESTER

Michael Howell lıavia Travel Lıd. Salford Manchester MB 6FY (061) 740 so 95 GSA: Sam Travel Premier House Suite 229 22 Dea nsga ıe Manchester M3 !PH Tel, (06 ı ) 832 ı 228

BUSINESS CLASS AIRLINES 80

SKYLIFE O CAK

+

J ANUARY 1994

Via P. da Cannobio 3720ı22 Milaoo Tel: SM: (02) 866350 Rez: (02) 8056233-8053976

MOSCOW •MOSKOVA

Kuzneısky Mosı 1/8 Tel, C7) (095) 2924345 2925ı 2 t -292 l 667

Fax: 2002245 (GSA) Acnıflot Dobıynı ns k:ıy:ı UL.7 Tel' (7) (0')5) 2388 113

MUNICH ·MONIH Bayersır:.lsSt.'

43 8000

Milnchcn 2

Tel: SM' (49) (89) 5 l 4 l 0920/2 ı Rez: (49) (89) Sl4l0922 MUSCAT·MASKAT (GSA)

AZD TrJvel and Tourism Agencies LLC, P.O. Box. 5490 Ruwi, Muscat

Tel, (968) 707303-707310 NEWYORK 82ı

U.N. Plaza 4 ıh Floor N.Y. 10017 U.S.A Tel: SM: (1) (2ı2) 867892S Rez, (1) (2ı2) 9865050

NICE (GSA)

Sultan Tourisme 28 Rue Masena 06000 Tel: (93) 877207 NURNBERG Am Plarcr 8-8500

Numberg80 Tel: (49) (911) 26S301/02 PARIS

ı Ruc Seribe 75009 Paris Tel: (331) 426647SO 42664739

PRAGUE·PRAG

Ceskoslavenske Aerioline Revoyochil, ı60 ıs Praque ı Tel: (422) 2146 RIYADH·RIYAD

Khalidiya Bldg. Olaya Main Sır. P.O. Box. 25ı94 Riyadh 11466 Tel: SM/Rez: (966) (!) 463ı6004632807 (GSA) ABC Travel Ageney (Same add ress-aynı adres) Tel, (966) (1) 22022624125 ROME·ROMA

Plaza Della Republica S5 00 ı8S Rome Tel: SM: (039) (06) 4873368 . Rez: (039) (06) 48ı9535 4827149 (GSA) Arrigo .Group Ltd. 248 Tower Road Sliena Malta Tel: (4) 80426 ROTTERDAM Weena- 608 D 30ı2 CN

Rouerdam Tel: (10) 4332177 433246


DANIŞMA VE REZERVASYON

SI:OUL-SI:UL (GSA) KAL Building 41-3 Seasoınun Dong Jung-gu Hepublic of Korea Tel: (822) 7517-115 BINGAI'ORIIE-BINGAPUR The Proıııenade o6-11 300 Orclıaıd Road Sinppore 0923 Tel: Rez: (65) 7324556 SOP'IA·BOP'YA Al Stambolisldt! A Tel: SM/Rez: 883596-874220 (GSA) Sofia Aitport Tel: (2) 66!690 STOCKHOLM·STOKHOLM Vasagaıan 7 P.O. Box. 73 10121 Stockholm Te~ (08) 218534/35 STRASBUORG-STRASBURG 2 Allee de ı.a Robertsau 67000 Strasbwg Tel: (33) (88) 250017/ 52 14 13 C3 haO STUTTGART Lautenschlager sır. 20 70173 Stuttgaıt Tel: SM: (0711) 221444 Rez: (0711) 221445 - 2268085 SYDNEY-SIDNEY American Express Tower 1602 388 George Street NSW 2000 Sydney Tel: SM: (02) 2332105 Rez: (02) 2211711 TAIPIU (GSA) Golden Foundation Tours Corp. SP, 134 See. 4, Oıung Hsiao Rd. Lung Men Bldg. Tel: (02) 773-3266 TI:HRAN·TAHRAN Ostad Motlhari Ave. No: 239 Tel: SM: (21) 627464 Rez: (21) 646926 TII:LAVIV Hayatkon sır. 78 Telaviv Tel: (03) 517233'}-34-35 TOKYO

Toronoın Rappoıt

Blgd 4. 8. 1-16-1 Toronam Minatl-ku Tokyo 105 Tel: (81) (3) 52511511 - 52511551 TRIPOLI • TRABLUS Mohammed Megarif sır. Algeıia

Sq.

Tel: (21821) 4879S-38236 TUNISIA· TUNUS Complex El Medıtel Boulevard Oulet Halfouz Etage 3 Tunis Tel: SM: (!) 78647'}-787033 VIENNA· VIYANA A 1010 Wien Opeıngasse

3

Tel: (1) 5862024 (5 1ines-ha0 ZURICH·ZORIH Ta! Strasse 58 8001 Zuridı Tel: SM: (1) 2111008-2111047 Re:z: (1) 2111070/71-2118567

1 Information and Reseroation

IILA:ZIÖ

IÇ BOROLAR DOMESTIC OFFICES ADANA Stadyum Cad. No. ı Tel: SM: (0322) 4541545 Rez: (0322) 4537247-454314'}-45435384542393. BS: (0322) 4530867 AFYONKARAHISAR (GSA) Gold Turizm ve Sey:ıhat Acenwı Merkez: Otogar girişi No.! Emirdag-Afyon Tel: (4981) 1194-1044 Şube : Emek Otel girişi Tel: (491) 18836 AKS ARAY (GSA) 1-Aksar.ıy Turizm ve Sey:ılıat Acentas ı Lise karşısı Kütüphane Sok. No: d/2 Tel: (481) 123 32 2-Aksar.ıy Sey:ılıat Arentası

Zafer Mah. Devlet Hastanesi No: 1 OrtakOy

Ka~ı

Tel: (1462) 3471 ANKARA

Hlpodroın Cad. Gar yaru Tel: (4) 3124900 SM: (4) 3104745 Rez:: C 4) 3090400 (!O lines-haO . BS: (4) 3124900/43 Inf} Danışma: (4) 312491 ~1 24900-/33 Bakanlıklar Satış Bürosu (Sales Office): Atatürk Bulvan 167/ A Tel: (4) 4ı76499 (GSA) Çavışıglu Turizm ve Seyahat Acentası. Alatürk Cad. AdaWar Sok. No: !6 Şereflikoçlıisar/Ankara Tel: (4541) 2383

ANTALYA Cumhuriyet Cad. Özelidare ~haıu alu Tel: SM: (0242) 2410558 - 2428522 Rez: (0242) 2426272 - 2423432 2412830 BS: (0242) 2427862 (GSA) An Turizm ve Sey:ıhat Arentası Bostana Pınar Cad. No: t 6 Alanya Tel: (323) 11194- 11821

lE RZINCAN (GSA) Polat Turizm ve Sey:ılıat Arentısı Hükümet Cad. No: 13 Tel: (0446) 2146784 ERZURUM 100. Yd Cad. SSK Rant Tes. No. 24 Tel: SM: (0442) 2188530 BS: Rez: (0442) 2181904 - 2ı 834Q9 FırTHIYII (GSA), MU6LA Ferur Turizm ve Sey:ılıat Arentası Atıtürk Cad. Tel: Rez: (6151) 2034-2443 GAZIANTEP Atıtürk Bulvan No. 38/C Tel: BS: {0342) 230156'}-64 BS: Rez: (0342) 230156>-66 HATAY(GSA) An-Tur, Antakya Turizm ve Sey:ıhat Acentası. lnönü Cad. No. 37 Tel: (891) 1589'}- ınsı ISTANBUL Istanbul Re:z: (ı) 6636363 Cumhuriyet Cad. No. ı 99-20ı Kat 3. Harbiye Tel: (ı) 24640ı7- 2471338-2:W23ı6 SM: (!) 2301817 Promosyon/Promotlon: 248 90 26 Satış Bürolan - Sales Offiees

2330ı00.23ı 5232-2330275 MUŞ

Turizm ve Sey:ılıat Arentası Istasyon Cad. V'ılayet ~151 Tel: (0436) 2123070 RIZI! Belediye Karşısı Tel: (054) 30591-92-93 SAKARYA (GSA ) Sakarya Turizm ve Sey:ıhat Acentası KudOs Cad. Birlik lşlıaıu Kat: 3 Tel: (26) 74 96 88 SAMSUN Kazım~ Cad. No.t l/A Tel: (362) 432232'}-43134554315065 SIVAS (GSA) Sivas Turizm ve Sey:ılıat Acentası Istasyon Cad. 50. Yd Sitesi, No: 7-8 Tel: (9) (47) 211147-213687-244624 ŞANLIURFA (GSA) Kalıru Turizm ve Sey:ılıat Acentısı Alatürk Bulvan, Ak Ap. No: 51A Tel: (871) 22057 - 22058 TE K I RDA~ (GSA) Trakya Turizm ve Sey:ılıat Acentası Alatürk Bulvan No. 68 Tel: (ı861) 8438/39 TRABZON Kemerkaya Mah. Meydan Parkı ~ı Tel: SM: (0462) 32222ı9 BS: Rez: (0462) 32ı t6ro-32t3446 UŞAK (GSA)

!.Kadıköy

Bahariye Cad Opera ~ Kat2 Tel: (ı) 3371876-337ı89ı 2. Harbiye Cumhuriyet Cad. ı99/20ı

Taksim

Gezi Dükkanlan No: 10 Taksim Tel: (!) 25211o6 (6 Lineslhat) Aksaray Satış Müdürlügo Mustafa Kemal P~ Cad. Tel: SM: (!) 5882538-5881221 BS: (!) 5867793-5867514-5881222 ı. Sirkeci Gar Karşıs ı , Dogubank Iş Haıu alu, Kat:ı Tel: (!) 5284806-5228888-5284261 IZM IR Büyük Efes Oteli alu Tel: (0232) 414ı220 (6 lines-hat)4135121 lnfJDanışma: (0232) 4t4ı22017$-76 SM: (0232) 4!40802 Rez: (0232) 4258280 C5 lines/lıaO Oıaıter Rez: (0232) 4t4ı220135 KARAMAN (GSA) Cici Turizm Sey:ılıat Tic San ve Ltd. Ştl . Konya Cad. No. 55 Onnan ~!etmesi ~ısı, Karaman Tel: (343) 14859/ 20680

BODRUM (GS A) , M U ~ LA Touralpin Travel Ageney YertlMı 6. Sok. No: 6 Tel: (614) 63 325 - 68 733 BURSA

Çakırhamam

Temiz Cad. No: 16/B Bursa Tel: (24) 221866 Rez: (24) 211167-212838

ÇORU M (GSA)

Turizm ve

SeyahatArentısı

Yertlyol Mah. Kulaksız Sok. No: 4/A Tel: (469) 43928

Vaıan Sey:ılıat Acentısı !smeıpap Cad. No.85 Kat 2 Tel: (6411) 2033

VAN

KA RS (GSA)

Sınır Turizm ve Sey:ılıat Acentası Atatürk Cad. No: 80 Tel: (0474) 2233839

DA LAMAN , MU ~ LA

Tel: Rez: (6119) 5291

DENIZLI lstiklal Cad. No: 27/B 20100 Denizli Tel: (62) 648651

KAYS ERI Sahabiye Mah. Yıklının Cad No. Tel: (35) 311001-313947 KIRŞ E HIR (GSA) Ça~u Turizm

64866ı-648671

ı

.

ve Sey:ıhat Acentası Atıtürk Bulvan Ankara Cad. TOocarlar ~ Kat 3, No: 316 Tel: (487) 21172

DIYARBAKlR KOltür Sarayı Sok. No. 15 Tel: BS: (0412) 240428-243366 Rez: (0412) 2223 ı 4-226ı43

8 1 S KYLIFE OC AK +

JANUARY 1994

( GSA)

Muşovası

Tel: (1) 2250556 (6 Lines/lıaO

BATMAN (GSA) Bat-Air Turizm ve Seyahat Acentısı Diyarbakır Cad, P1T ~ısı , Bayramog!u Ap. No: 12 Tel: (839) 39ı 49-39222-34085

Çavışıglu

KONYA Alaaddln Cad. No. 22 Kat 1/to6 Tel: SM: (0332) 3524676 BS-Rez: (0332) 3512000-3512032 I.(GSA) Vatan Seyahat Acen12sı Ankara Cad. Ayvaz Pasajı No.4ı Cihanbeyli-Konya Tel: (3421) 1367 2.(GSA) Orhangazi Yddız Sey. Acenıası, Alatürk Cad. No. 10/A Kulu-Konya Tel: (3424) 1 7t ().ı350 KUfADASI (GSA), AYDIN Osman Turizm Ticaret A.Ş . Alatürk Bulvan Yat Linıaru ~ısı Tel: (636) ı4205 MALATYA Kanalboyu Cad. No. 10 Orduevi Karşısı Tel: (82ı) 1192().ı6489 Re:z: (821) 11922-ı4053 MARMARIS Alatürk Cad. No. 30/B Tel: SM/Rez: (6ı2) 23751/52/53 MI:RSIN lstiklal Cad. 27 Sok. Çelebi ~lıanı No.6, 33060 Meısin Tel: SM: (0324) 232tm BS: Re:z: (0324) 2321278-2330274-

Şehit lliıanlar Cad. No: 26/D Tel: BS (811) 83730 Rez: (811) 81576-82300

Env.er Perilıanog!u Iş Merkezi Cumhuriyet Cad No. 196 Tel: SM: (o61) 11768 BS: (o61) 11241 YOZGAT (GSA) Çavışıglu Turizm ve Sey. Acentası Lise Cad Sayarlar~ No.13 Tel: BS: (473) ı 9ı 93 SM: (473) ı 3946

REZ: Rezervasyon/Reservation S M : Satış MüdOrO/Sales Manager GSA: Genel Satış Acentısı General Sales Ageney BS : Bilet Satış/ Th:ket Sales


<:>

Ç>

© Ca"a Lüthi + Ramseier

1:6500000

_ ll Karpathas

-vı l)

2~Km

B

L

A ı<

C

Sevastopol

A

R

K

A D

s E" N

~ .ı

/ <

4

ot:

vo.~u•J- ••

1:

C E' R N

I .. UVUI

- A

ll?

-s> 1:


UÇUŞ BILGILERI

Flight Information

ME SAFELER F LI G H T D I STANCES

lstanbul'dan /From Istanbul ALMAATA ALA

Km

Mil

3927

2534

Km LEFKOŞA

1680

754

LONDRA/LONDON LHR

2512

1552

ABU DAB I/ABU D H A B ı AUH

3429

18 6 9

LYON L YS

1994

1233

AMSTERDAM AMS

2209

1373

MADRID MAD

2713

1687

566

345

MILANO/MILAN MXP

1701

1038

BAHRAIN BAH

2587

1607

MOSKOVA/MOSCOW MOW

1779

1091

BAKÜ BAK

2147

1108

MÜN IH/M U N ICH MUC

1567

975

BANGKOK BKK

7478

4647

NEWYORK NYC

8051

5009

BARGELONA BCN

2230

1387

NICE N CE

2037

1117

BASEL BSL

1 839

1144

NURNBERG NUE

1674

1042

812

507

PARIS/ORLY ORY

2240

1392

BERLIN SXF

1716

1076

RIYAD/RIYADH RUH

2456

1527

BEYRUT/BEIRUT BEY

1054

614

BELGRAD/BELGRADE BEG

ROMA( ROM E/

BINGAZI/SENGHAZI BEN

1247

FIUMICINO FCO

1384

852

BOMBAY BO M

4820

2995

SINGAPUR/SINGAPORE SIN

8662

5381

BRÜKSEUBRUSSELS BRU

2166

1347

SOFYA/SOFIA SOF

488

304

CENEVRE/GENEVA GVA

1911

1189

STOKHOLM/

CIDDE/JEDDAH .IED

2377

1477

STOCKHOLM ARN

2050

1364

DUBAI DXB

3007

1868

STRASBOURG SXB

1863

1 159 1095

DÜSSELDORF DUS

2038

1267

STUTTGART STR

1760

FRANKFURT FRA

1862

1158

ŞAM/DAMASCUS

1082

672

HAMBURG HAM

1986

1236

TAHRANffEHRAN THR

2043

1270

HANNOVER HA.I

1927

1205

TAŞKENT

3360

2118

HELSINKI HEL

2166

KAHIREICAIRO CAl

1229

764

KARAÇI/KARACH I KHI

3957

2459

KOPENHAG/

I

<:ı

:::J

Mil

767

AMMAN AMM

ATINA/ATHENS ATH

1-

ECN

DAM

T AS

TELAVIV TLV

1 136

701

TRABLUSfTRIPOLI Tl P

1669

1037

TOKYO NRT

8999

5755

TUNUSfTUNUSIA TUN

1667

1038

COPENHAGEN CPH

2009

1249

VIYANA!VıENNA VIE

1252

779

KOLN/COLOGNE CGN

1992

1240

ZÜRIH/ZURICH ZRH

1762

1096

KUVEYT KWI

2171

1349

A 310-203

A 340-311

RJ-100

142 000

257 000

44225

225

288

99

9362

Lı..

.... D: lıl

.J

THYUÇ AK TIPLER I VE ÖZELLIKLER I TYPE AN D C O N F IGURATJON O F T HY AIRCRA FT OC9-32

lıl

8727-2F2 8737-400 8737-500

A 310-304

IL cı:

lll lıl

:E

AZAMI KALKIŞ AGIRLIGI Ma:tTolıeqfl'ewbi(X&)

48 989

86 408

68 038

60702

153 000

107

164

ISO

11 200

24 500

16 140

16140

48 872

44000

100365

2XI4500

3XI5500

2X23500

2X20000

2X52000

2)(48000

4X31200

KOLTUK ADEDI Stııttıı§Ciıf>ıciiY

117

210

YAKIT KAPASITESI FuiJCiıf>ıciiY(~

MOTORGÜCÜ

1I <:ı

&rsfllt!lınat uı

:::i

UJ

>-

z ~

.....

o

Lı..

I 1-

u uı

1I

<:ı

LB

LB

LB

LB

2 500

3 450

3 350

3865

35 000

42 000

37 000

37 000

870

900

856

856

796

862

698

6088

7710

7500

9

7

19

4X7000

LB

LB

LB

LB

8 100

6480

ll 952

1600

41000

31000

AZAMI MENziL MaxtmumRaıf80(Km)

AZAMI UÇUŞ TAVANI Maaırrıii•Aiıttudt(FI)

41 000

41 100

AZAMISÜRAT MaUIIUmlp!ı!d(KIIIIbr)

900

900

945

820

860

860

890

780

4460

18650

25000

41 409

3741

2

7

7

:::J Lı..

.... D: lıl

.J

lıl

IL cı:

1

lll lıl

NORMAL SEYIR SORATI -Ouiıtlp!ı!d (KIIIIbr)

698

KARGO KAPASITESI ~Ciıf>ıciiY(X&)

UÇAKADEDI Numlıer tf Ffanes

:E 83

SKYLIFE OCAK

+

JANUARY 1994

,

2

5


-o_. _..v.ıııoııı

~ 0litomiı ~~ OO IJııtl.ın o U Hmornıclıı

~-

~"

O

K.

rll*""

0Vınnıca · \ı

o Goı*l

r

,

--

R6dos

1\1

-

s

E

o

flu/IIJ!Sm• --olhm~,.,.

~

<'

,_

"ı-

' <>

(~, \1 ,f

......, o

A

(O"'to

A

, \

.N,Jagfıblb '.

lbıNI'I 0 U ' N~ 0

(

,.,

E

G

y

~~ ,_,;~

o.p

VOjV

'"'-'-ra--~...


•.

~

o AL KIJF!M o~Jıwl

&..,. o:ı

S

E

A

MALDIVES ISLANDS

N

., Atmrtmr.ls

SEYCHELLES !' 0

t::ı

..,

D

o

c

Cerf lts.~

f

E


SEA

OF

OK HO TS(

_ı Slmuü

U'"~ \~

ı.n-~ - : 1 •' · · l rlfurup

~~·

.!) ShikoiM• tO

Shibotw·t6

l1ushichittJ

t

,~

p

[

---

C

A

.

o

--:--1

c

SEA !1

E

NORTHERN

PH/LIPPINE

(

F

CH-f

A

,.,

...... .

...

"

o P-

MARlANA

~

ISLANDS

~ o~n ~ , S1111Mn

G.,.,

.;.,.

~ Gllom

E

... ,

,

NicoblJr /ş. (l

BELAU P11~ut•.

,...

. k~~-

,

Pu/.,:11#

"

r

o

1

i

n

e

1 s

(U.S.A /

FEDERATED STATES OF MIC ONE!

J------; A

A

N

N \00

"'

"'

·'i

G:> Caıt!l.inii• R""""'Beme

IOOOiııl ılts

Christm11sl. IAu1trt

SEA


(_

Çözüm~~(. . . 88 SKYLIFE OCAK +

JAN U ARY

1994


Yeni bir yılda yeni umutlar dileğiyle ...

gaıetlini Moda Artık Markadır Iran Caddesi No : 21/1, 06700 Kovokl ı dere ANKARA Tel : (0-312) 467 42 36 Fax : (0-312) 467 63 21


Crosswords •••••••••••••••••••••••

ACROSS hazırladıgı sevimli bir minyatür. lpucu vermiyoruz, yalnızca , Beyaz'ın üç piyonunun nasıl devreye girdigini buldugunuzda bundan hoşlanacagınızı söylemekle yetinecegiz. Beyaz oynar ve 4 hamlede mat eder. A lovely little miniature by Y. Selavkin. No

Y. Selavkin'in

clues, except to say that you will no doubt enjoy the way in which all the three white pawns are brought into play. It is White to play and mate in 4. Çözümler Soluttons (~

2. Wel/-read 9. Unit of 33 down 1O. Bejare time 11 . Get ready 13. Anger 15. Louse egg 16. Fuss 18. Fortified wine 20. Paradise 21. Admission 22. Cut, pee/ 24. Give out

27. Individua/ 28. Noah 's vesse/ 30. Beer 31. Alien 34. Railway town 35. Fritter away 36. Eecome aware

3. Go astray 4. Prayer ending 5 . Tidy 6. Organ of hearing 7. Great jear 8 . Man-made fibre 12. Visualise 14. Ancient Ita !ian 17. Satan 19. Golfpeg 20. Look over 22. Doorway 23. Allude (to) 25. Minister's residence 26. Doctrine 28. Region 29. Flightless bird 32. Be in debt 33. Heating fuel

DOWN

1. Soccer outfit 2 . Leprosy su.fferer

92

~

•• KUZEY + D 10 6 ., 10 6 4 3 + A 10 7 + V92

b

.

92 (1-

AT LAR

rıç

horszsculpt:ure

trejl ruasını Dogu + ARV9874 altılısını verir. Bire/ koz " AD çekersiniz. Batı bir + R V2 trejl yer. Nasıl +A devam edersiniz?

GÜNEY

Solutiotıs -

Batı

çıkar.

GÜNEY

BATI

KUZEY

DOCU

2 Pik 3 Pik 4 SA 5 SA 6Pik

Pas Pas Pas Pas Pas

3 Karo 4 Pik 5Karo 6 Trefl Pas

Pas Pas Pas Pas Pas

Üç heykelden hangi-

sinin köşedeki kaidenin üzerine tam olarak oturtulabilecegini bulabilecek misiniz?

Çözüınl;; (~

90

SKYLIFE OCAK

+

JANUARY

\994

Wbich ofthe three equine statues belongs on the base?


SEÇİMİ/ HIGH PROFILE

RESSAMI

Sol üst

köşedeki sanatçı,

Bu

kişilerin

parktaki kişilerden altısının resmini yapmış. hangileri oldugunu bulabilecek misiniz'

7be artisi in the top left-hand comer has made six accurate profi/es of six of the people in the park. Can you spot who they are?

Çözümler

Solutions (. .

92

91

SKYLIFE OCAK

+

JANUARY

1 994


YAPMAYlN! DON'T! \

Sayın Yolcularımız Uçuş

emniyeti için;

inişte, kalkıştaveya

"Kemer! erinizi ikaz ı ş ıkları yanarken; walkman, elektronik oyunlar, laptop kompüter ve benzeri elektronik Bağlayınız"

cihazi arın ku ll anı lması

yasaktır.

Ladies and Cent/emen For St{{ety reasons. it is forbidden to use any electronically operated device such as walkmans, electronic entertainment devices and taptop computers, during take-off, tanding or when the Jasten seat beit" sign is on.

Sayın Yolcularımız

Tüm uçuş boyunca,

compact disc player, radyo ve televizyon a lı cıları

ile

ta ş ınabilir

telefonlar ve telsiz cihazları ,

ÇÖZÜMLER 1 SOLUTIONS CROSSWORDS ACROSS: 2. Learned, 9 . 7berm, 10. Early, 11 . Prepare, 13. !re, 15. Nit, 16. Ado, 18. Port, 20 . Eden, 21 . Entry, 22. Pare, 24. Emi/, 27. One, 28. Ark, 3 0. Ale, 3 1. Foreig n, 34. Crewe, 35. Waste, 36. Realise. DOWN: 1. Strip, 2. Leper, 3. Err, 4. Amen, 5. Neat, 6. Ear, 7. Dread, 8. Nyloıı, 12. Picture, 14. Roman, 17. Devi/, 19. Tee, 20. Eye, 22. Porcb, 23. Refer, 25. Manse, 26. Tenet, 28. Area, 29. Kiwi, 32. Owe, 33. Cas.

Satranç 1 CHESS 1. Kc3 Şd5 2. Şe7 (güzel bir hamle! Öndeki iki piyon Siyah şahı kontrol a ltında tutuyor) 2. ŞxP 3. Şf6 (Şimdi de d2 karesindeki piyon devreye girdi) 3.. .. . Şd5 4. Kd8 mat. Gerçekten güzel bir problem.

1. Rc3 Kd5 2. Ke7 (neat/ the front two pa wns are now controlling the black king) 2. KxP 3. Kf6 (now the pawn on d2 has come into play) 3 ..... Kd5 4. Rd8 mate. A real beaıtty.

briç Tabii ki ikinci eli yerden a ldınız . Trefl dokuzlusuna çakın. Kozla tekrar yere geçin ve trefl valesini oynayara k elden karo ikil isini verin. Trefl da mı Ba tı 'da oldugundan (trefl ruasını çıkııg ında n dolayı) kör veya karo çaıa lına dogru gelecek, ya da el çaka yere çaka trefl oynayaca ktır. Dogu'daki koz küçük oldugundan sorun yoktur. ~

--

• R987 + 965 +RD105 43 Ressamın

~532

K

B

D G

1 numara lı heykel. Sculpture no 1.

Seçimi/ HIGH PROFILE

1. Kolunda şemsiye olan adam , 2. Sag kenann orta l a rında pa nnagı havada olan adam, 3. En altta o rtadaki adam, 4. Sol ke nardaki ka dın, 5. Üstte top oynayan çocugun altında ki adam, 6. Sag üst köşede ko lunda çanta o lan kadın .

1. The man holding the umbrella, 2. The man on the far right holding his finger up, 3 . The man in the middle at the bottom, 4. The woman on the far /efi, 5 . The man below the ebi/d with the f ootba/1, 6. The woman on the far right with a handbag.

yolcular

tarafından

• v52 + D8 43 +8 76

ATLAR

IJorsiscttljJture

kesinlikle

kullanılamaz.

Ladies and Cent/emen Du ring 1be enli re

fligbt. the operation of compact d ise players, radio and 7V recivers, portab/e phones and walkie talkies is strictly prohibited.

92

S KYLIFE O C AK

+

JANU A RY

199 4


The Copies. XEROX has been the king of copying for a generation. And no wonder. We invented it! But that doesn't mean we're resting on o ur Iaurels. At XEROX, quality is our basic business principle. That means whichever XEROX copier is best for your needs, you ·-...._./ will always get quality copies guaranteed to look like the real thing - never Iike copies of copies.

Büro Araçlan Tic. ve Servis A.Ş. Kasap Sokak No: 12/5 Konak Azer İşhanı Esentepe 80280 İSTA NBUL Te l:(2 12) 274 93 54 Fax:(212) 267 09 04 Atatürl< Bulvan No: 138/ABC Kavaklıderc 06640ANKARA Tcl:(3 12) 427 31 55(4 1incs) Fax:(3 12) 427 3 1 59 İZMİR: En ri ko Alibcıti Büro Araçlan Tic. ve San. A .Ş . Tel: (232) 463 87 91/92 ANKARA: Tempo Büro Sistemleri Tel: (3 12) 235 50 09 TRABZON: Kamer Ncşriyat Ltd.Şti . Tel: (462) 32 1 80 88 ANTALYA: Anadolu Bilro Araçlan Tic. ve Scıvis Ltd. Şti. Tel: (242) 248 55 38 BURSA: Boss Bilgi İşlem Ofis S isıem leri San. ve Tic. Ltd. Şti . Tel : (224) 223 23 54 KONYA- fnn:ır:ı..; R eklamcılık veTanıtım A.S . Tel : f'H2l236 62 94 SAMSUN: Oıic.an hhalat İhracat Ltd . Sti . Tel: (3621431 2691 f'ORI.tJ : Tekknm Riloi .,.;ıv:u '\::ın vr1ir ı,,. ı;;:, ; T.. l -I'Hl'l\ ,;.c; ı.,., 'lı


THY ViDEO PROGRAMI 1

BATMAN RE"i'URNS OYUNCULAR 1 CAST

Michael Keaton , Michelle Preiffer, Danny De Vito YÖNETMEN 1 DIRECTOR

Tim Burton Japonca -1ngilizce, Türkçe Altyazı/Japanese , English, Turkish subtitles. Batman, Gotham şehrinin karanlık şova lyesi, şehri, komedi ustası Danny De Vito tarafından canlandırılan şeytani Penguen ve Michelle Pfeiffer tarafından canlandırılan gizemli Kedikadın ' dan korumak için harekete geçer. Batman, bu macerasın­ da , şimdiye kadar karşısına çıkan en güçlü düşmanlarıy l a şehrinin gelecegi için savaşır.

Bessie'ye kocasının Meksika'da ö ldürüldügü bildirilir. Veracruz'a kocasın ın eşya larını toplamaya giden Bessie, üzerine kriptik kodla notlar a lınmı ş beyzbol kartları bulur. Ulusl a rarası bir entrikaya bu yolla bula şınca, kocanın soru i şa re ti içindeki yaşamını çözmeye başlar. Bu sı­ rada tanıştıgı Fergus Lamb ona yardım ederek kalbini kazanmayı başarır. Ama Lamb ' ın organizasyonu "Feed The World " kocasının ö lümüyle ilgili midir? Acaba Bessie sırrı zamanında çözebilecek midir?

Batman returns to the screen in the gripping epic adventure that pits the Dark Knight of Gotham City against an array offascinating villains, from the evi/ Penguin to the sinuous, nıysterious Catwoman. "Batman Returns " brings a dazzling and completely fresh realization of Gotham City and its inhabitants to cinematic life, as Batman battles for the saul of his city against his most fiendish opponents yet.

Bessie 's bushand is reported kil/ed in Mexico. Bessie travels to Veracruz to collect his personal belongings and white going through thenı, finds a pack of haseball cards marked with a cryptic code. Bessie begins to unravel the cyphers and stumbles into an international intrigue. As she untangles her husbands checkered life, Bessie encounters Fergus Lamb who aids her on her adventure and in the process wins her heart . But is Lamb 's organization, "Feed The World ", involved in her husband's dark past? Can Bessie so/ve the nıys­ tery in time to save her life?

RUBY CAIRO

POSSE

OYUNCULAR 1 CAST

OYUNCULAR / CAST

Andie McDowell , Liam Neeson. YÖNETMEN/ DIRECTOR

Mario Van Peebles, Stephen Baklwin , Charles Lane , Tiny Lister, Big Daddy Kane.

Graham CHfford Ingilizce, Türkçe altyazı/ English , Turkish subtitles.

YÖNETMEN/ DIRECTOR

Preston Holmes, Jim Steeleh 94

SKYLIFE OCAK

+

JANUAR Y

1994

Ing ilizce, Türkçe Turkish subtitles.

altyaz ı/Eng l ish,

Vahşi Batı Amerika'nın destanı. ..

Posse, birlikte gezen birlikte dögüşen , olmadıgı yerde adaleti kendileri saglayan bir kanun ka çagı çetesiyle ilgilidir. Bu film, şimd i ye kadar be nzeri yap ılm amış bir Va hş i Bau hikayesidir.

A saga of the wild and untamed American West, Posse is about a tight knit bunch of outlaws who ride together and fight together, seizing justice where it is not given and carving out their niche on the American frontier. This is the Wild West as it has never been portrayed in the history offilm ... WEEKEND AT BERNIES ll OYUNCULAR 1 CAST

Andrew Mc Carthy, Jonathan Silverman , Terry Kiser. YÖNETMEN 1 DIRECTOR

Don Carmody, Victor Dral Ingilizce , Türkçe Turkish subtitles.

altyazı / Eng li s h ,

Hampton adasındaki inanılmaz hafta sonundan sonra , Larry Wilson ve Richard Parker ew York'a döner. Bernie'nin cesedini morga götürdükten sonra i şten atıldıklarını ögrenirler. Daha da kötüsü, Lomax ' ın 2 milyon doları h esab ına geçirmesine yardımc ı o l duk l arı san ılı r. Parayı bulup isimlerini temize ç ı kartmak için Bernie'nin vücudunu morgdan ça lıp tekrar saate ve katiilere karşı yarıştık ları adaya dönmeleri gerekmektedir.

-


This is anather spoolf from Mel Brooks comedy stable. In this film he aims his satirical arrow at the Robin Hood legend. In a slight twist on the original story, Robin and his extremely merry men try to free England, white our hero attempts to rescue Maid Marian in a joke-filted hilarious comedy. After having survived an outrageous weekend on Hampton !stand, Larry Wilson and Richard Parker return to New York City. After dropping Bernie's body o.ff at the morgue, they return to work only to discover they have been fired, and worse, that they are suspected of belping Lomax embezzle $2 million. To recover the money so they can clear tbeir names, they steal Bernie's body from the morgue and bead once again for the islands where they race against time, mysterious rituals and mob kil/ers ROBIN HOOD: MEN IN TIGHT5 OYUNCUlAR 1 CAST

Carey Elves, Tracey Ullman, Mel Brooks. YÖNETMEN 1 DIRECTOR

Mel Brooks. İ ngilizce,

Türkçe a ltyazı/ English, Tu rkish subtitles. Mel Brooks, bu filminde Robin Hood efsanesine taşlama l arda bulunuyor. Bu espiri dolu komedide, asıl efsanenin biraz z ıttı bir şek il de Robin ve fazla mutlu adamları İngilte­ re'yi kurtarmaya ça l ışırken bizim kahramanımız da Marian'ın peşine düşer.

mak olan mükemmel işi , sadık ve iyi bir b ilimad amı olan a rka daşı Harry ve gerçek aşkı buldugu sevgilisi Helen'la geçirmektedir. Hayat ona istedigi herşeyi hemen hemen vermiştir .

1939'da test pilotu Daniel McCormick, hayatını B-52 uça kl arını uçur-

In 1939 test p ilot Daniel McCormick has the world by the tail, and be is having the time of his life. He has the p erf ect job flying B -52s f or th e newly formed Air Corp s. He has a terrific best friend loyal buddy and truly brilliant scientist, Harry Finley. And be has his true /ove at his side - his cbi/dhood sweetheart and beautifu/ sou/-mate, He/en. Life has given him a/most everything be wanted.

AIRBU5 3 40 MÜZIK YAYlNLARI

MU51C ON BOARD AIRBU5 340'5

FOREV ER YOUNG OYUNCUlAR 1 CAST

Mel Gibson, George Wendt, Isabel Glasser, Elijah Wood , Jamie Lee Curtis. YÖNETMEN 1 DIRECTOR

Steve Miner. İngilizce, Japonca, Türkçe altyazı/English, Japanese, Turkish subtitles.

Kanal

M üzikTürü

Klasik Batı Müzigi 1 Opera Klasik Türk Müzigi Müzikal Filmler ve Film Müzikleri Türk Hafif Müzigi Pop Müzik Unutulmayanlar Jazz Modern Müzikaller Easy Listening Nostalji (Oldies) Hard Rock Çigan

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 ll 12

Kanal

Entertainment Selection

2

Easy Listening Unforgettables Classical Turkish Music Turkish Pop Music Pop Music Classical Music Modern Musicals

Soft Müzik Unutulmayanlar Klasik Türk Müzigi Türk Pop Müzigi Pop Müzik Klasik Müzik Modern Müzikaller

3 4

5

6 7 8

95

SKYLIFE OCAK

+

JANUARY 1994

Cbannel

Classical Music Classical Turkish Music Film Music and Musicals TurkishPop PopMusic Unforgettable j azz Stage Musicals Easy Listening 0/dies Rock Tzigane

1 2

3 4 5 6 7 8

9 10 11 12

MU51C O N B O ARD AI RB U5 31 0 '5

AIRBU5 31 0 MÜZ IK YAYlNLARI MüzikTürü

Entertai1ıment Selectimı

Cbannel

2

3 4

5 6 7 8


Geçmiş

Zaman Olur ki 1 ONCE UPON A TIME

20. yüzyı lın başında Osmanlı tarihin son şan lı öykülerini renklendiren "kahraman zırhlı ­ lar " da va rdır. Hamidiye ve Yavuz ilk akla gelenlerdir. Osmanlı yönetimi agır Balkan Savaşı yenilgisinin ardında n , donanınaya önem vermeye çaba gösterdi. Türk Donanma Cemiyeti de bu g irişimi destekledi. Kahvelerde gramofon dinletip yardım topladı. Halk, fesini, tesbihini, enfiye kutusunu , parmagındaki yüzügünü ... bagışladı. Toplanan paralada İngiltere ' nin Armstrong Wickers Tersanesinde yapı lmış olan, Rio de Janerio adlı drednot satın alındı. Yaklaş ık 1,5 milyon İngil iz li rasına mal olan bu modern savaş gemisinin parası üç taksitte ödendi. Reşadiye adı verilen benzeri de aynı miktarda bir ödeme gerektirdi. Fakat 28 Temmuz 1914'te Birinci Dünya Savaşı başlayınca Reşadiye ' nin ve Sultan Osman ' ın getirilmesi suya düştü. 1 Agustos 1914'te son 700 bin liralık taksidi ödenen, Londra Sefirimizin önerisi üzerine denize indirilirken gövdesinde şampanya şişesi yerine gülsuyu şişesi patlatı­ lan drednota , İngiltere Donanınası Birinci Lordu Churchill 'in emriyle elkondu. Sultan Osman-ı Evvel, "Agincourt" ad ıyl a İngiliz Donanmasına kat ıldı. Yeni mürettebatı ise ona "Cin Sarayı " diyordu. İngiltere gasbettigi bu geminin hayrını görmedi. 1922'de hurdaya çıkartıldı ve söküldü. •

Of the va liant warships which lent colour to the last illustrious pages of Ottoman history at th e turn of the 20th century, the Hamidiye and the Yavuz come first to mind. Fallawing th e Empire 's humiliating defeat in the Balkan War, the Ottoman government decided to make the navy one of its priorities. With the money collected a dreadnaught named Rio de janeiro, built at the Armstrong Wickers Shipyard in Britain was purchased at a cost oj approximately 1.5 million pounds payed in three installments. The same sum was paid for a simi/ar modern warship cal/ed the Reşadiye. The last installment of 700 pounds had been paid on 1st August 1914, and at the wish of the Ottoman arnbassadar to London a bottle of rose water was smashed on the ship 's hull instead of champagne at the launching. But with the outbreak oj the First World War on 28 july 1914 plans to bring the Reşadiye and Sultan Osman to Turkey jel/ through. First Lord oj the Admiralty, Winston Churchill, ordered that the ships be seized. The Sultan Osman-i Evvel joined the British navy under the name Agincourt. The batıleship 's British crew referred to it as the Gin Palace. In 1922, the Sultan Osman was saidfor scrap. •

96

SKYLIFE OCAK

+

By NECDET SA KA O ~L U

JANUARY

1994


Hızı ,

Yerine bir

başkası

konula·

kusur·

16 süpaplı,

donanımını ,

içi

ABS fren emniyetini,

karşı kapı

nu, yatabilir arka

ll

koltukları

ve yönetim

bilgisayar kontrollu hidroaktif süspansiyo-

çelik bar

ekonomisini, darbelere

yakıt

100 km'de 6.2 lt'lik

performansını ,

run

çok noktadan enjeksiyonlu 2000 cc moto·

coşturdugu

Doruktaki mükemmel

suz aerodinamigin

tasarımı ,

estetigi, konforu ve kaliteyi

bir arada yaşatan .

mayan.

co ş kulusudur .

rin bitiremedigi Citroen heyecanlarının en

lin görüntüsüdür. Tarihle·

Xa nti a, mükemme-

tiriyor.

sürüş

ra-

Alırken

ve satarken

kazanacagınız

Motor, yaşanacak yatırımı ge·

Xantia ile yaşayın .

İhl as

hatlıgını

cockpit'inin yenilikleriyle gelen

-

-

1.

-

)

;.r:~-~~ .-/ .;_._

pır--

araba

sadece Xa nti a bir

benzerliği

olduklarındandır!

digerlerinin Citroen'e

bitiriyor.

ft

1

D ,

ı

r , , b .,

ı

o ,

-ISTA~BUL ı;

)

306 80 00 Fax : 279 00 50

Tel: 281 20 00 · 66t 45

Oto Sanayi 4. Levent

iHLASMOTOR

G •

CITROEN

~

Görmeli ve denemelisiniz. Xa ntia'ya tutulacaksınız!

diyenlerindir.

"Ya hep, ya hiç"

Citroen'dir.

olmadı!

Unutmayın ,

tutsaklıgını

Citroen'de yok, yoktur.

Citroe n'ler ile tercih

Hicbir tasarım bu kadar mükemmel '


1994 01