Page 1


Panasonic P

L

A

N

P

A

P

E

R

c

o

p

E

R

S

1

FP-4080 Environmentally friendly PPC boasts law level noise, ozone and dust emission .

THE ONLY THING FUZZY IS THE LOGIC. The FP-4080 determines optimum values for the variables that can elfeel image quality, fitting them together !ike pieces to a puzzle to produce the clearest possible copies. Digital System Control with Neuro-Fuzzy Logic allows it to make complex setiing decisions based on information received from sensors that measure the condition of the original document, the machine itself and the surraunding environment. The resul! is constant maximum performance for crisp copies, time after time. Panasonic FP-4080- The 11 5mart" Way to Copy.

IURKfY TEKOFAKS Electrontk Sanay覺 M umess覺lhk Ve T覺caret AS 1-274-75-15


ESTABliSHED 1820


B

ugün dünyanm dört bi< yanmda işadamı

milyonlarca Norstar'ın

tercih

bu kadar

edilmesi

ra stlantı

Norstar;

geniş

çapta

elbette

bir

degil, bilinçli bir seçim. h aberleşme dünyasının

Northern

Telecom'un

ile ri

ürünü ... Çok yete nekli bir c ı. . .

kullanıyor. ..

Norstar

dünyas ının

Norstar bir

Çünkü

devlerinden

teknolojisinin

yardım~

megastarı.

işada mının

düzenine he me n uyum saglar. ya pıs ı tuşlara

iste nilen

verilmesini

mümkün

Dilediginiz

tu şa

işievin

dilediginiz görevi verebilir,

kendi

a lışka nlıklarını zı

leş m e

s istem inden en üst düzeyde verim

sü rdürerek haber-

alabilirsiniz. Norstar teorik degil pratik bir yardımcıdır.

mesajlar

Sıvı

i ş l e ml e ri

yönlendirir.

ekranında

kristal

yaparken sizi

Kullanım

beliren

ad ım adım

kılavuzunu

ezberle-

kendini

geliştirir.

me nize gerek ka lmaz . süre kli

Norstar Gelecege

açı k

bir

ya pıya

sahip

oldugundan

ya lnı zca

ka rtuşunun

degiştirilmesiyle

özellikle r kaza na bilir.

yazı lım

çok

yeni


Norstar küçük büyük her ça lış ır .

Fa rklı

ay rı

kapasitelerde üç bulunmaktadır :

3

dı ş

Modü ler ise esne k

modeli

Norstar Mini

8 iç, Compact 6 ya pı s ı

kuruluş l a

dı ş

ile 8

dış

16 iç ,

120 iç hatta

kadar hizmet verir. Norstar; duvara monte edi lebile n ana ünitesi ve 4

ayrı

farklı kull a nım

tele fo n setiyle

ça lı ş ma dünyası

haberleşme

mükemmel bir se ri No rstar' la

öze llikle rine sahip

iste ndiğind e;

operatör

numarayı

isim ile arama ,

çağrı

kaydı .

aynı

ilet işi mi yapıl abi lme kte dir.

Norstar... Telekomünikasyon bugüne kadar

ulaşılan

lo jiye sa hip. e n leşme

harici

ya p ı s ı

sayesinde tek hat üzerinden anda ses ve ve ri

4400

d e tay lı

aç ık

!SDN'e

siste midir. •

sesli mesaj ve

iş l e ml e ri ,

o tomatik

için

en ile ri tekno-

ku ll anışlı Iş

siste mi .. .

megastarı

...

etaş

Tü rkiye'de. Ve sizinle

a l anında

seri haberdünyasının

$Üvencesiyle

ç; alışmak

Netas-

iletişimin

g

ü

istiyor.

c

ü

Is tanbu l (1) l74 H 74 Ank a ra (41 417 9S 00 l 1ml r 15 11 H9 H 33 Antal ya (31) 48 SO SO

srirrlr r ~ıs l rm O: rllt i lr rı nm lionunu ırr r r n ~rlıt m tt b ır babtr ltt m t sis / r mıdır


SAYI 1 Number 118

YIL 1 Year 11

40 BOZA A Drink fo r the Winter By ASLI KAYABAL

46 RIFATILGAZ Transfo rming Sorrow to Lau g hte r By FÜSUN OZB ILGEN

Yönetim Kurulu Başkan ı/ Cbalrman oftbe Boarcl

52

ERMAN YERDELEN

Türk Hava Yollan A.O. Achna Sahibi 1Pı•blisber Genel Müdür

TÜRKLERDE YEME-IÇME TABULARI

TEZCAN M . YARAMANCI

Food Taboos Amon g the Turks

YAYlN

By PIRAYE GÜLERMAN Gffiel Yayın Yönetmeni Edltor-ln-Cblef

56

MUSTAFA s0NMEZ Yazı Işleri

Müdürii/ Managing Edltor

ENGIN OKTEMER

Sanat

Kapak joıografı 1 Cover Pboto MURATTANER

Danışmanı/ Design

REMBETIKO By SELÇUK UZUN

Consullant

DENIZ ŞAHINBAŞ

64

Koorclinatör / Coordlnator SEMRA SOMERSAN Edlıörler/

Edltors

HAŞMET BABAOOLU AYTEKIN HATIPOOLU Yayın

Kurulu/ Pub/isblng Board

NERGIS ÇAKIROÖLU MUSTAFA s0KMENOÖLU FERDI PIŞKIN

English Edttqr~a/ MARY

IŞIN

Sanat Yönetmenleri 1 Arl Directors LALEHAN UYSAL YÜCEL ALP IŞMEN

Fotojjratlar 1 Pbolos MANUEL ÇITAK (l!ditor) ERDALALOK

Reklam 1 Adtlf?l11slng DUYGUTAMER YURDAGOL ALTINOZ Tel: 574 73 00 (Ei<t) 1184/ 1185 Dagınm

1 .DI5lrlbution

KEREM ILTER

Tel: 574 73 00

(Eıtı)

1189

Adres 1 Address Türk Hava YoUan Gffiel Yönetim

Binası

~~~~~ANs ı Osmanlı

Baskı

THY'DEN HABERLE R

11 AGENDA

12

haı)

_,__ Renk Aynmı 1 Colour Sepamtlon ATLAS GRAFIK Cn~ $ludlollnlı .Usıe-nl

18

80

MANGAL The Glowing Warmth of a Brazier

DUTY FREE SHOPS

A Culrural Mosaic

1 Paper

L..EYKAM MÜRZTALER MAGNOMAT ~yayınlanan .)'dn

ve

fotai"•JI•,rkm ~ h<lın#medL., lam

ı'l"

dm tJhntı ytJ/)1/amoz,

83 VIDEO Movies on THY Flig hts

84 THY UÇUŞ BILGILERI Flight Info rmation

SÜLEYMANIYE CAMII A Maste rpiece by Sinan

92

By CANA RENGIN

OYUNLAR Puzzles

34

/Wyap.tmopv Kagıt

78 By ALPAY K ABACALI

28

34625 Sefaköy 1~1. Tt'l: 541 58 58

By ÇELIK GÜLERSOY

By TAN ER MERDOL

By ALl ERASLAN

1 Prlntlng

72 KITAPLARlN PARIS'I Paris of Books

KITAP : OSMANLI DENIZ HARITALARI Book Review : Ottoman Sea Maps

ŞlRlNCE

Sok. 19 Taksim IST.

Paris of Ma rtals By MINE G .SAULNIER

BEYAZ MUTLULUGA YOLCULUK j ourney into White Wonderland

22

1 Produc.liotı

Tel: 251 74 84 (16

6

By GÜL DIRICAN

Atatürk Hava Limanı Yeşilköy 34330 Istanbul Yapım

YAŞAYAN PARIS

96

KIŞ BALIKLARI Fish Great and Smail

A Cartoon From

By MURAT BELGE

SELÇUK DEMIREL


ayın Yolcularımız,

ear Passengers, The primary targel of leading sectoral organisations in any country is to expand into the international arena. Turkish Airlines is no exception to this rule, and after completing its devetopment witbin its own country joined the ranks of European airlines. Turkish Airlines has now gone still furtber and is successfully operating intercontinental fligbts. Taday Turkish Airlines is ab/e to compele on an equalfooting witb the major air/ines operating in Europe. The success acbieved by Turkish Airlines in tbisfiercely competitive environment is dernonstrated by data provided by the Association of European Airlines. The Association of European Airlines, of wbicb Turkey isa member, regularly issues statistical information about its members and tbeir operations. Recently the Association publisbed its report for january-September 1992. The most striking feature of the informatian included in the report was that Turkish Airlines bad recorded the bigbest growtb in business volume among all the Association's members. Indeed over this nine-montb period 7HY acbieved growtb of 4.8 times the AEA average in terms ofpaying passengers per kilometre sıraya oturtmu ştur . on scbeduled international fligbts. This put 7HY at the top of the Gene aynı istatistiklere göre, arz edilen koltuk kilometre ba k ıAEA ranking ınından da THY'nin ulaştıg ı büyüme AEA ortal a malarında n 5.2 In terms of seat capacity per kilometre, 7HY alsa acbieved outskat fazlad ır. tanding growtb of 5.2 times the AEA average, according to the Türk Hava Yolları, bütün bunlara ilaveten Avrupa Bölgesi'nde Association's statisticsfor the same period. yüzde 3.4'lük bir pazar payı ile Avrupa Hava Yoll arı arasında In addition 7HY ranked nintb in terms of market sbare in the dokuzuncu s ı rayı yaka l amıştır. European region, at 3.4 percent. Doluluk oran ını gösteren rakkarnlara bak ıldı gında AEA'nın In terms of seat occupancy /eve/s the figure for 77-IY was 58.8 peryüzde 66.S'luk oranına karşılık aynı rakkam THY'de yüzde cent compared to the AEA average of 66.5 percent. However, 58.8 ise de, 1991 ile kıyaslandıgında bu konudaki gelişme, 7HY's growtb in this respect was 2 percent compared to the 1.4 AEA'da yüzde 1.4 iken THY'de yüzde 2.0 o lmu ştu r. percent average for AEA airlines. 1992 yılı Ocak-Eylül döneminde, rötarlar aç ı s ınd an da geçen Altbougb THY displayed an improvement where take-o.!J delays yı la nazaran bir iyil eşme görül mesine ra gmen, THY hedeflewere concerned for the period j anuary-September 1992 compared digi AEA orta laması seviyesine hala ulaşamamıştır. Bunun en to the previous year, it stili failed to acbieve its target of reacbing büyük nedeni Yugoslavya hava sa h as ının kapanması ve bu nthe AEA average. The principal reason for this was the closure of dan do l ayı Avrupa'da olu şa n slot problemleridir. Slot alamaYugoslavian airspace, resulting in slot problems in Europe. 1be maktan dogan zincirleme tehirlerin daha çok Avrupa hava cbain reaction delays to wbicb this has given rise can be atınbukontro l sistem inin getirdigi karışık lı k ve zorluklardan kayted largely to organisational problems and sbortcomings in the n akla ndı gı görülmektedi r. ite kim Avrupa hava kontro l Europeanair traffic control system. Consequently, 71-IY has afar siste minin dışındaki uzun menzilli hatlarda (öze llikl e belter record for long distance fligbts (in particu/ar those to the Uzakdogu) THY çok daha iyi bir konuma sahiptir. Far East) not regulated by the Europeanair traffic control system. Avrupa Hava Yo lları Birligi'nin, son olarak yayın l ad ı g ı Kasım We have here conveyed some points relating to statistics given in 92 "AEA-Inter Carrier Comparisons" istatistikleri ile ilgili baz ı the latest ''AEA Inter Carrier Comparisons" report dated November yoru mları size il ettik. Geçen say ıl a rımı zda ise, Türk Hava 1992 publisbed by the Association of European Airlines. In earlier Yo ll a rı ' nd a k i ge li ş m e l eri ve hedefleri sizle re aktarmaya issues we have reported on developments andobjectivesat Turkish ça lış mı ştık . Bunu yaparken de hep biz söyledik. Ş imdi a rtık Airlines on the basis of our own observations. This time, however, biz söylemiyoru z. Sizlere ulu sla raras ı bir kuru l uşun söyledikinstead of teliing you ourselves, we have been ab/e to report the lerini a ktarı yo ru z. Türk Hava Yolları'nda 1992 yı lın da findings of an international organisation. başlayan c iddi ge li ş m e 93'de de TEZCAN M. YARAMANCI Having achieved significant progress in 1992, hı z l a n a r ak devam edecek ve THY Genel Müdür ; Presidentand CEO Turkish Airlines will speed up this process of ge rçekten Avrupa'nın en etkili hava yolları development during 1993, to become one of a ras ın a girecektir. Europe's leading airlines taday. Bize güveniniz ve desteklemeye devam So place your canfidence in us, and continue ediniz. to fly 7HY.

S

.../

..)

- .../

Ülkelerinde sektörlerinin lideri konumundaki kuruluşların öncelikli amacı u l u s l a rarası alan da da etkili ol maktır. Türk Hava Yoll arı da bu kuralın dışınd a k a l amazdı ve ka lm a dı da. Ülkesindeki gelişmesini tamamlad ıktan sonra, bir Avrupa havayolu hüviyetini al dı. Şimdi ise kıtalararası uçuşlarını başarı ile sürdürüyor. Türk Hava Yoll arı a rtık , Avrupa kıtasında faaliyet gösteren büyük ş irketlerle başabaş rekabet içinde bulunuyor. Bu rekabene ne kadar başarı lı oldugunu görmek için AEA'nın (Avrupa Hava Yolla rı Birligi) verilerine bakmak yeterli. Türk Hava Yolla rı ' nın da üyesi bulundugu Avrupa Hava Yolları Birligi sürekli olarak üyeleri ve onl a rın faaliyetleri ile ilgili istatistiki bilgiler yayınlar. Geçtigirniz günlerde Ocak-Eylül 1992 dönemine ait bilgiler yayınla ndı. Bu bilgilerin en çarpıcı yanı , Avrupa Hava Yolları Birligi üyeleri aras ında iş hacmindeki en yüksek artı şı saglayan kuruluşun Türk Hava Yolları olması. Gerçekten de 1992'nin dokuz aylık döneminde THY, tarifeli dış h at taş ı malarında, ücretli yolcu ki lometrede, AEA orta l amasından 4.8 kat daha fazla bir büyürneyi gerçekl eştirmiş bu lunma ktadır. Bu sonuç THY'yi AEA üyeleri arasında birinci

D


A YEAR IN RETROSP E C T

1992'den 1993 'e THY "Demokratik rejimierin en büyük erdemi kamuoyu'The greatest virtue of democratic regimes is the na kıyas imkanı vermesidir. Bu nedenle şimdi opportunity for the general public to draw comhuzurunuza bir kıyas tablosu çıkarıyoruz." parisons. Therefore we here present some com13 Ocak Çarşamba günü Türk Hava Yolları parative figures." Yönetim Kurulu Başkanı Erman Yerdelen, yönetim In these words, Chairman of Turkish A irlines, kurulu üyeleri ile birErman Yerde/en, likte Swissotel'de introduced a retrodüzenledigi basın spective look at THY's toplantısında, yöneachievements in timdeki bir yılın 1992 at a press conbilançosunu sergiliference at the yordu. Bir yıllık Swissotel on Wednes"hesap", geçmiş yıllar­ day january 13th. la kıyaslamalı ifade The conference was ediliyordu. attended by THY THY Genel Müdürü General Manager, Tezcan Yaramancı'nın Tezcan Yaramancı yanısıra, THY Yöand the members of netim Kurulu üyeleri, the board: former eski büyükelçi Rahmi arnbassadar Rahmi ·ı THY Yönetim Kurulu B~kanı Erman Yerdelen ve Genel Müdür Tezcan Yaramancı G k ı Gümrükçüoğlu, Nail ümr!ul·h çü~yg ul ' aı yönetim kurulu üyeleri ile birlikte Swissotel'de yapılan basın toplantısında. arnı ı mazer, Kurt, Kurt, !!hami Yılmaz­ Semih Ergin, Prof. Ateş Vuran, Nevzat Özkan ve er, Semih Ergun, Prof Ateş Vuran, Nevzat Özkan Yusuf Bolayırlı'nın da katıldıgı toplantıda Yerdelen and Yusuf Bolayırlı . THY Chairman Erman şu noktaların altını çiziyordu: Yerde/en, u nderscored the following points: 1990-1992 yıllan karşılaştırmasında hizmete arzedi• White available seats/per kilometer rose by 13.8 len koltuk/ km yüzde 13 .8 artarken gerçekleşen percent over 1990-1992, occupied seats/kilometer koltuk/km ise yüzde 7.1 arttı. Yolcu sayısındaki rose by 7.1 percent . The increase in passenger artış ise yüzde 1.4 oldu. numbers was 1.4 percent. • Ticari açıdan ve işletme açısından ekonomik olan • With the addition of eight B- 73 7s, an aircraft 8 adet B-737 uçagının 1992'de THY filosuna katıl­ type which is economical in both commercial masıyla uçak sayısı 40'a; koltuk kapasitesi 6 bin and operational terms, the THY fleet rose to 40 566'ya yükseldi. and the seat capacity to 6566. • 1993 sonu uçak sayısı 44'ü bulacak, bunların • As of the end of 1993 the THY jleet will increase 14'ünü yeni B-737'ler oluşturacak. to 44 aircraft, 14 of which will be B-73 7s. • THY, 1992'de yurt içinde 14, yurt dışında 37 • In 1992 THY began to fly to a total of 14 ülkede 55 noktaya omak üzere 69 noktaya hizmet domestic and 55 international destinations in götürmeye başlamış durumda. 3 7 countries, making a total of 69. • THY'nin filo yaş ortalaması 1991 sonu itibariyle • The average age of the 7HY.fleet was 1O. 7 years 10.7, 1992 sonu itibariyle 9 .1 olmuştur, 1993 at year-end 1991, dropping to 9.1 years at yearsonunda Türk Hava Yollan'nın filo yaşı 6.6. olaend 1992, and targetted at 6.6 years by the end cak. of1993. • Amerika'daki satış etkinliginin arttınlması amacıy­ • To expand sales activities in North America, la ABD ve Kanada'da konuyla ilgili en yaygın hizTHY concluded a sales ageney agreement with meti veren AMR ile, 1992'de genel satış acenteliği AMR, the leading ticketing company in the USA 6

SKYLIFE

ŞUBAT

+

F E BRUARY

1993


anlaşması yapıldı. Böylece yaklaşık 35 bin acentede THY biletlerinin satışı saglanmış olacak. • THY, 1993 yaz tarifesi ile birlikte, mevcut uçuş şebekesine, Kiev, Manchester, ve Aşkaabat'ı dahil edecek. Açılması için çalış­ malan sürdürülen noktalar arasında Hong Kong, Prag, Selanik, Tiran ve Üsküp var. 1990 __.. 4.574 • Nisan'dan itibaren New York'a hergün Brüksel 1991 __.. 3.307 aktarmalı uçulacak, Temmuz'dan itibaren A-340 1992 __.. 4.638 uçaklannın filoya katılması ile, hergün duraksız New York seferleri yapılması

and Canada, in 1992. As a result THY tickets will be available at araund 35, 000 travel agenetes in these countries. • THY's 1993 summer timetab/e will include three new destinations: Kiev Manchester, and Ashkhabad. Other new destinations in the pipeline are Prague, Salonika, Hong Kong, Tirana and Skopje. • From April onwards, there will be daily New York flights via Brussels, and as of july when the new A-340 aircraft join the fleet, there will be direct daily flights to New York. • The airlines record for prompt take-off on international flights during 1992 was 70.7 percent, 3.5 percent higher than in 1990 and 17 percent higher than in 1991 . For domestic flights the on time take-off rate was 89 percent, 2. 6 percent higher than for 1990, but 1.2 percent tower than for 1991 due to closure of air corridors over Yugoslavia in 1992, which created slot congestion. • THY achieved increases in domestic market sh ares from 2 7. 4 percent of total international ticket sales in 1990, to 28. 7 percent in 1991, and to 35.2 percent in 1992. In the press conference it was emphasized that while the number of airplanes would increase to 44 in 1993, the race for quality would also continue. Mr. Yerdelen spoke thus: "In the A-340 planes which wi/l join the THY fleet in 1993, First Class, Business Class and Economy Class services will be given. In the Istanbul Atatürk Airport, CIP and Transit lounges will be redecorated. Specia/ services given here wil/ also be tmproved." •

planlandı.

, ./

• İç ve dış hatlarda yüzde 20 kapasite artışı hedefleniyor. • Zamanında kalkışlar açı­ sından elde edilen sonuçlar çok olumlu. 1992'de dış hatlardaki zamanında kalkış omnı 1990 yılını yüzde 3.5, 1991 yılını % 1.7 geçerek yüzde 70.7 olarak gerçekleşti.

İç

hatlarda ise 1990 sonuçyüzde 2.6 aşıldı. 1992'de Yugoslavya üzerindeki hava koridorlarının ları

kapatılmasının yarattıgı

tıkanıklık

/

(slot) nedeniyle, 1991 'in yüzde ı. 2 altında kalınarak tarifeli seferler yüzde 89 oranında zamanında icra edildi. • THY pazar payında artış­ lar yaşandı. Türkiye toplamı dış hat satışlarında THY payı 1990'da yüzde 27.4 iken 1991 'de yüzde 28.7'ye, 1992'de yüzde 35.2'ye çıktı. Toplantıda 1993'te yolculara sunulanhizmet kalitesindeki artışın sürecegi de belirtildi. Erman Yerdelen: "1993'te THY filosuna katılacak olan A-340 uçaklarında First Class, Business Class ve Economy Class hizmeti verilecegini ifade etti ve, İstanbul Atatürk Havalimanı'nda CIP ve Transit salonları yeniden düzenlenerek hizmete sunulmaktadır. Buradaki özel hizmetleri iyileştirme çalışmala­ rı sürdürülecektir." dedi. • 7

SKYLIFE

ŞUBAT

+

FEBRUARY 1993


Y! D E N HABERLER 1 NEWS

THE IZNIK TOUCH IN THY AIRPLANES

UçAKTA iZNiK SICAKLlGI THY uçaklarının iç düzeninde yapılan degişiklikler, yolculanmız tarafından büyük begeni topladı. TifY'nin "kurum kimligi"ni oluşturmaya katkıyı da amaçlayan uçak içierinin dekorasyonu, Mimar Eren Talu tarafın­ dan gerçekleştirildi. Talu, THY uçaklarının dekorasyon çalışması kararını

The new interior design of our aircraft has met with the enthusiastic approval of passengers. Architect Eren Talu e.xplained that he created the design taking into account its applicability to all the aircraft in the 7HYjleet. Tbe refurbishing is a significant part of a coralırken yapılacak porate identity seçimin, filodaki tüm programme for uçakların içlerine THY. Tbe exterior uygulana bilirligi and interior dikkate alınarak appearance of a yapıldıgını söylüyor. THY aircraft is Bu dekorasyon çalışfor many passenması THY' nin gers, their first "kurum kimligi" impression of çalışmasının önemli Turkey. For a pasbir parçası olacaktı. senger who is Yolculuk kararı alın­ hearing a coun dıktan sonra tercih try's language and tasting its edilen havayollarına ait uçak , dış ve iç food for the first görünümü ile, o time, the decor ülke hakkındaki ilk plays an equally Geometrik bir düzenin olması, yalınlığı, "çintemani"nin seçilmesinde etkili olmui./ The izlenimi oluşturuyor­ important part in çintemani motif was chosen for iıs geomeıric form and sıriking simpliciıy. du . Özellikle uçakta the formatian of geçen süre içinde, ziyaret edilecek ülkenin dili, lezzeti that initial image. ile ilk defa tanışılıyorsa, dekorasyanun önemi daha Eren deseribed one of the principal criteria which influenced him in the choice of his çok artacaktı. Talu, yapılan seçimde etkili olan unsurları şöyle ifade design concept: "For years promotion of Turkey ediyordu,; "Yıllarca deniz ve güneş cenneti olarak has focused on the warm sea and sunny tanıtılan ama yaklaşık beş ay boyunca 15 derece ortaweather, yet /stanbul 's average temperature for lama sıcaklıkta, yagmuru bol İstanhul'a iniş yapan five months of the year is 15 degrees plus plenty THY uçağı , o ilk izienimdeki gizemi sarsabiliyordu. Bu of rain. A passenger tanding in /stanbul in da bize tanıtırnda miserable winter weather would have his "güneş kremi" taslağından uzak durmamızı öğütleye­ e.xpectations shattered if we reinforced the suncekti. shine theme in the aircraft design. So we decidPeki ne olacaktı seçimdeki ana motif? ed against a first impression associated with Talu bu soruya şu yanıtı veriyordu; "Son yılları düşü­ sunny weather. nünce Türkiye'nin tanıtımında iki ana temanın kullaHaving rejected the "sun cream" approach, nıldığını saptadık . Bunlardan biri "Muhteşem what was to be the main motif ofthe decoraSüleyman" diğeri ise "İznik Çinileri" sergisiydi. Her iki tion? "We ascertained that in recent years two sergi de gerek Türkiye'de, gerekse dünyada ilgi ve events particulary had left their mark on beğeniyle izlenmiş, medyalarda uzun süre yer almıştı. Turkey's international promotion. One was the Bu saptamada yer alan temalardan, renk ve form zenSüleyman the Magnificent Exhibition and the ginliği büyüleyici olan "İznik Çinileri" seçilecekti. Bu other the lznik Porcelain Exhibition. Both had temadan da "Çintemani" adlı desen üzerinde durulabeen acclaimed in Turkey and abroad, and 8

SKYLIFE

ŞUBAT

+

FEBRUARY

1993


.,/.

caktı. Seçimde, desenin featı,.tred extensively geometrik bir düzeni in the media. " The cboice fell on olması, yalınlıgı ve kolay lznik porcelain, witb hatırda kal ması en önemli etkendi. its rich colors and exquisite form , and Çintemaniler, oıjinal kır­ mızı , turkuaz ve koyu more specifically on the çintemani motif, mavi renkleriyle koyu gri halıya tatbik edildi. known as the "cloud" or "tbree-crescent" Kırmızı , koyu mavi ve turkuaz kumaşlar koltukmotif, consisting of three spots and pairs larda kullanıldı. Bölücü of flickering stripes. pano üzerine aynı desen daha küçük olarak uyguThe design bad to be Hostes kıyafederi ile uçaklann dekorasyonu arasında uyum gözetildil The uniforms _geometric, straightl andı. Perdeler de ise of the cabin crews were redesigned to coordinaıe with the new decoration. forward and striking. koltuklarda kullanılan kumaşlarla aynı renkte, ama daha ince olan bir kumaş The co/or combinations selected were the original Iznik red, turquise and dark blue for the tercih edildi. THY uçaklannda yapılan iç düzenlemeler konusunda seat covers and curtaining, witb grey carpeting. A smaller version of the same çintemani Eren Talu şöyle sürdürüyor konuşmasını: design was applied to the dividing pane/s in "Uçagın içinde geçirilen farklı saatleri düşünerek bu the cabins. teknolojik makinenin tüm tavan ve yan panellerinde "in view of the long hours spent in the aircraft kullanılmak üzere sakin ve temizligi simgeleyen beyawe cbose white, which is a tranquil and c/ean zı seçtik. Kullanılan bu yapıştırılabilinir beyaz plastik malzeme colour, for the ceilings and side panels," explained Eren Talu. eski uçaklara da kaplanarak bize filo içindeki bütünlü''The white adhesive plastic covering enabled us gü saglama imkanı verecekti. Dado panelierin ve to apply it to the corresponding surfaces in all yerin, temizlik kaygusuyla, daha koyu gri olmasını tercih ettik. Seçilen desen ve renklerin ise sadece degişe­ the aircraft, so acbieving conformity between bilir mefruşatta kalmasına özen gösterdik.Ayrıca them . bölümleri ayıran kayar panolarm arka yüzlerine kaplaOnly for the tower dado pane/s and floor covnabilecek desenli plastifıe yapışabilif malzeme ile yer erings was a darkisb grey cbosen as being more practical. The design was not repeated yer desen kullandık. Böylece tüm THY uçaklannın zemin ve dado panelieon the upbolstery itself. The rear surfaces of rin üst noktasına kadar koyu; yan paneller bagaj the sliding pane/s dividing the cabin were covkapakları ve tavanın açık renk olmasını sagladık. " ered in places by adbesive plastic material THY uçaklannın iç dekorasyononda başlatılan bu bearing the same design ." yenilige , dolayısıyla kurum kimliginin yaratılmasına Anather factor in this corparate identity programme was the unidönük çabayı tamarnlaforms of the cabin yan bir unsur da hosteslerin kıyafetleri. Lacivert crews, wbicb were ve turkuaz renklerin redesigned in domihakim oldugu hostes nant sbades of navy kıyafetleri, uçakların and turquoise to create a fully coordinat"hava"sı ile tam bir uyum içinde. ed "atmospbere". Now Artık bir THY uçagına the moment you step adımınızı atar atmaz on a THY airplane you are welcomed by Türk misafirperverligini warm Turkish bospisolumaya başlıyor, "çintality, and the traditemani" desenlerden fış­ tional beauty of çinkıran dostluk ve sıcaklıkla tanışıyorsunuz temani. • • 9

SKYLIFE

ŞUBAT

+

FEBRUARY 1993


A

L

E

z -'

o

H ~-

'{

E

T

L

A

"'

N

T

A

.I:~

y

A

7 .......

"'

ı

!

,

..

1.

Falez Ho tel Lobby

....

ı'

Falez Hotel • 5 star in Antalya • 320 rooms and 22 suits with an executive floor for business men • Non-smokers' Ooor • 5 restaurants, 4 bars and cas ino • 3 levelled swimming po ol of 1200 m 1 w ith heated indoor pool • Beach facilities and water sports • 4 tennis courts, tennis practice room • Fully equipped fitness center • Golf ptactice court • Facilities for international business • Seminars, conferences and banquets , completely equipped 7 halis and rooms from 25 m1 to 500 m 1

··~

A

N

T

A

L

y

A

Konyaalu Falez Mevkii, Antalya Tel : (9-31) 48 50 00/25 Lines Telex : : 56081 faiz- tr Fax : (9-31) 48 50 25

mn


ŞUBAT

1993

FEBRUARY AGENDA

1 Scala Dört!Usü'nden konser. Cfmal R~iı Rey. 19.00. Scala Quartet concert, Cemal Re}it Rey, 19.00 Mehmet ~iyan'ın

"Kilim Koleks~onu"

3

Metin Talayman'ın

resim sergisÇ son gün, Tem Sanat Galerisi'. Metin Talayman exhibition (last TEM Arı

Nam ık kmail'in sergisi: Son gün. Yapı Kredi; Beyo~u 19.00

6

• Rusya Devlet Senfoni

Orkestrası

Cfmal

7

~it Rey, 19.00 ~Kadın Kütüphanesi'nde

Istanbul Barok Müzik Konseri, 16.00 Russian Sıaıe Symphony Orchestra, Cemal 1\e}iı 19.00.

Topluluğu

13

11

8

sergisi, Akbank Bebek Sanat Galerisi'nde Mehmet ~iyan's Kilim Collection exhibirion, Akbank Arı Gallery, Bebek.

5

Türk Müziği Konseri: Anatolia Topluluğu, Cemal Re}it Rey, 19.00 Anatolia Ensemble, concert of Turkish music, Cemal Re}it 19.00

Prof. i. Uzel "islam'da Hekimlif sohbeıi,

D~

Yıldız Saıayı.Vt

Miriam Fried Keman Resiıali, Cemal Re}it Rey, 19.00

Kasn

11:00 Prof. 1. Uzel lecture on "Dentistry in Islam", Yıldız Palace Ot Kasn, 11.00

Jan Garbarek (az Konseri, Cemal Re}it Rey, 18.30 ve ı 1.30 Jan Garbarek Jazz concert, Cemal Reşit Rey, 18.30 and ı 1.30

26 27 28 Fevzi Karakoç'un resim sergisi: TEM Sanat Galerisi'nde. Fevzi Karakoç painting exhibition, TE MArı Gallery 11

SKY LI FE

ŞUBAT

+

FEBRUARY

1993

"Çemobil" karikatür sergisi Karikatür Müzesi'nde "Chernobil" cartoons on display, Caricature Museum.


'1

~

'

1

• ..

ı.·

ULUDAG, KARTALKAYA, VE DİGERLERİ••. KIŞIN TADlNI ÇlKARMANIN BÜYÜLÜ MEKANLARI KONUKLARIYIA

DOLUP TAŞlYOR. ••

yolculuk.

f f

ByTANERMERDOL


ncumbered by skis you struggle th rough the snow to the ticket office, huy your tickeı, and then perched on the ski f(ft you are carried up to the top of the ski slopes. Now your skis are no tonger an obstacle to movement, quite the opposite. As y ou launch yourself down the glittering white slope, your heart jlutters with excitemenl at that smooth, ejf ortless speed. A fresh wind gusting in your f ace, you sweep along through a snow-clad wonderland . Turkey is a !and of spectacular mountains, perf ect f or winter sports. 7be main ski resorts oj Uludag (B ursa), Erciyes (Kayseri), Karta lkaya (Bo lu), Elmadag (Ankara) and Sarıkamış(Ka rs) already have good skiing ja cilities, and plans. a re going ahead to devetop the resorts at Ilgaz in Kastamonu, Falandöken at Erzurum, Zigana Dağı at Gümüşhane and Kop Dağı at Bayburt. Investment in new hotel accommodation at all Turkey's winter resorts will create a total of 24,270 beds, Uludağ in western Tu rkey leading with 7980 followed by Falandöken and Sarıkamış in the east with 6250 and 3500 respectively. Once th e shortfall in hotel acco mmodation is solved, these resorts will be able to meet demand,

kayak ta kım ı y l a ka rl a rın içinde güçlükle ile rliyor g i şe nin ö nüne geliyorsunuz. Biletierinizi a lı yorsunu z .. . Oradan teleski kuyruguna ... Teleski sizi tepeye ç ı ka rıyor. Oradan kendinizi beyaz mutlulugun üzerine bıra kıyor, kayıyor k ayıyo rsunu z. Yüreginizde keyifli bir çarpıntı , bir heyecan , yüzünüze çarpan dingin bir rüzgar ve gözlerinizin önünde kayıp giden kar beya zlıgı , sadece beyazlık .. Türkiye, kış turizmi açısınd a n da engin olanaklara, gü zellikle re sa hip bir ülke . Kış s p o rl a rı ve kayak me rkezi olarak be lirle ne n Bursa-Ulud ag, Kayseri Erciyes, Bolu, Kartalkaya , Ankara- Elmadag ve Kars, Sarıkam ış yörelerinde a ltya pıy ı ge li ştirm e k için ça lı ş­ m a lar il e rl emi ş durumd a . Kas ta mo nu Ilgaz il e Erzurum-Palandö ke n'in " n az ım p l a nl a rı " ya pılmış; G ümüşhane-Ziga na Dagı ve Bayburt Kop Dagı ' nda, k ış turizmine yönelik dü zenleme ler sürdürülü yor. Bakanlar Kurulu'nca "turizm merkezi" ilan edilen bu alanlarda ya pı l aca k dü zenlemele rle ul aş ıl acak yatak say ısı 24 bin 270 olacak. Bu merkezler içinde Uludag 7980 yatak ile ilk s ırayı a l ırken Palandöken'in 6250 yatak ile ikinci ö nemli kı ş turizmi merkez i o lm ası öngö rülü yor . K a rs-S arık a mı ş ise 3500 ya ta k ile Doğu 'nun ikinci, Türkiye'nin ise üçüncü büyük kayak merkezi olmaya aday. Kayseri -Erciyes' in yatak kap as it es i 3240 , B o lu - K a rt a lk aya' nın 2400 , Kastamo nu-Ilga z'ın 700, Ankara-El ma d ag'ın 400 yatak kapasiteli olmas ı öngörülüyor. Mevcutlar aras ında, kış turizmi ve kış sporu denince akla gelen ilk yöre Ulud ağ. Kayak severle rin özellikle hafta so n l arı n da yogun olarak te rcih ettikleri U lud ağ'da sezon n isan ay ına kadar sürüyor. Çam orma nla rı arasında geniş bir alana yayılan Uludag kayak merkezinde 6 telesiyej, 6 Tbar ve 25 pist bulunuyor. Otelle r ile kaya k pistleri birbirine oldukça yakın. Barlar ve diskotekler Uludag geceleri ni renkle ndiriyor. Ul udağ'a İstanbul ' da n otobüsle 5 saatte ul aş ılıyo r. Ka ba taş ya da Kartal'clan eleniz oto büsüyle 45 dakikada Yalova'ya gidip oradan Bursa'ya da geçmeyi deneyebilirsiniz. lstanb ullul arı n Ulu d ağ' d a n sonra en çok ragbet ettikle ri b ir el i ğe r kaya k me rkez i el e Bo lu -Karta lkaya. Bo lu 'ya 42 kil o me tre u za klık tak i Ka rta lk aya'ya , Bolu 'dan düzgün bir yolla ul aş ılıyo r. isan ay ına kadar sezo nu aç ı k tutan Kartalkaya'da 5 telesiyej var. Kaya k t a kımı kira l a nı p, kaya k ders i a lın ab il iyo r. Pistin eteklerindeki çam o rm anl a rı doyumsuz bir görüntü sergil iyor. Kartalkaya ve Dorukkaya isiml i otellerde ko nuklar ağ ırl a nıyor. Otelierin ikisinde de yüzme havuzu var. Kartalkaya'ya İstanb ul 'dan 5 saatte u l aş ılıyo r. Ayrıca, oto büsle Bolu'ya gidip oradan özel araba da kiralanabiliyor. Erzurum-Palandö ken , hızl a gelişme gösteren bir el iger kayak merkezi Ka s ı m'da n Haziran baş l a rına kadar karlar alt ınd a kalan Palanclöken Dagı , bu özelli-

A

yağını z d a ki

E

Kayak malzemeleri pahalı ama Türkiye'de kayak tak ı m ı kiral ay ıp, kayak dersi alın abiliyor./ Skiing equipment is expensive, but can be rented. 14

SKYLIFE

ŞU BAT

+

FEBRUARY

1993


ğiyle yıl ın

üçte ikisinde kış turizmine uygun bir yöre . Palandöken'de, ı. Dünya Savaşı ' nda n önce askeri amaçlarla ya pıl m aya başlana n kayakçılık , daha sonra spor olarak yaygınlaştı. 1969'da iş letmeye açıla n , saatte 285 kiş i taş ıma kapasiteli telesiyej hattının uzunl uğu 3300 metre. Palandöken Dağı ' nda ki çift katlı bu telesiyej tesisin in son durağı deniz yüzeyinden 3100 metre yükseklikte. Burada yeralan kayak tesislerinden yararlana nl a rın sayısı yıl da 50-60 bini buluyor. Kayseri'nin güneyinde, İ ç Anadolu Bölgesi'nin e n yüksek dağı Erciyes, kış turizmi denince akla gelen bir diğer önemli yö,remiz. Tekir Beli'nde ki otel, d ağ evi ve kamu kurulu ş l a rına ait tesislerde Erciyes, kayak tu tku n la rın ı konuk ediyor. Yeni hazırl ıkla d a 3 bin 240 yatağa sahip olacak tesislerin bu bölgede ki kış turizmine yeni sı ç ramal a r yaptırmas ı bekleniyor. Erciyes'in ete klerinin meyve bahçelerinde n o l u şa n yeşil bi r k u ş akla çevrili o l m ası , bu tesislerin yaz ın "yayla evi" a maç lı kull a nı l m as ın a da olanak sağlı yo r. Kışın yolunuz Antalya'ya d ü şerse, ya nını za kayak tak ıml a rı nı a l mayı u nutm ay ın! .. . "Kuzey ya rım kürenin kı ş a g i r di ğ i g ünl e rd e g ün eş ba nyos u ya pm a nın mümkün oldu ğu Antalya'da kayak ta kımının iş i ne?"

-......... -

which is high and rising rapidly. Planned bed capacities f or the other resorts are 3240 at Erciyes, 2400 at Karta/kaya, 700 at !!gaz and 400 at Elmadag. The most f amous of Turkey's winter resorts is Uludağ which is close enough to Istanbul and other cities in western Turkey f or skiiers to take weekend breaks. Uludağ is a large resort set amidst pine f orest, with six ski-lifts, six T-bars, and 25 ski slopes. The hotels are close to the slopes, and the numerous bars and discoteques swing with a lively ap res-ski nightlife. The resort is a five-hour coach trip from Istanbul, or you can take a sea bus from Karta/ to Yalova (45 minules) and continue to Bursa by coach . Kartalkaya on Bolu Dağı is the next most popu/ar ski reso rt in north western Tu rkey f or sk iiers f rom Istanbul. A good road fro m Bolu leads to Karta/kaya, 42 kilometres away. As at Uludağ, the skiing season here lasts until Ap ril. There are five ski-li}ts, ski bire f acilities, and instructors are available. The p ine-c/ad mountain scenery of Kartalkaya is superb. There are two good hate/s bere, the Kartalkaya and Dorukkaya, both with heated swimming pools. Kartalkaya is a five-hour drive from Istanbul, and same visitors prefer

lıı,;

":-

:· ·-_· ·

. 4~ . ri f

- -:. . -.-

istanbulluların Uludağ'dan

in northwestern Turkey for

.__

~ '~ _:~ -

-

-

_.

. -~ - lt_- '"- ~-~-=~;._

sonra en çok rağbet ettikleri bir diğer kayak merkezi de Bolu-Kartalkaya./ Kartalkaya on Bolu Dağı ıs the next most popular ski resort skıiers from Istanbul. 15

SKYLIFE

ŞUBAT

+

FEBRUARY

1993


to take the coach to Bolu, and bire a car locally. 7be up and coming resort of Falandöken at Erzurum in eastern Turkey has a much langer season, since the mountains here are undersnow for two thirds of the year, from PALANDÖKEN · 6250 November to early june. KAYSERI Skiing as a military exerif*A••J.-tCfl · '·' ~ eise began bere bejare the First World War, but taday recreational skiiers come from all over the country. 7be first ski-lift with a 285 p eople per hour capacity opened in 1969 and has a length of 3300 metres. 7be ' .... top of the ski-lift is 3 100 çıkarıyor. .... metres above sea level. 'i ı' ·. Yüreğinizde Fifty to sixty thousand skii e rs visit Falandöken çarpıntı, every year. Erciyes, which at 3196 metres is the highest peak in the central Anato/ian region, is south of Kayseri. The resort at Tekir Beli curren tly consists of a hotel, ski hut and accommodation belonging to same state corporations. kayıp With the new hotels now planned, the resort's bed capacity will be increased beyazlığı, to 3240. In summer these facilities will remain open beyazlık for mountain holidaymakers. If you happen to diye sormayın. Antalya'da g ün eş banyonuzu aldıkta n visit Antalya in winter, do not forget your skisl You may wonder what you are going to do with skis in a sonra kente 60 kilometre uza klıktaki küçük bir "sakclimate so mi/d that you can stili be sunbathing as lı" k e nt e ula ş ı yors unu z . A dı "Sa klık e nt " olan winter sets in. After basking in the warmth of Beydağları'nın koynundaki bu yörede kar k a lınlığı Antalya, drive 60 kilometres into the Bey Mountains iki metrenin a ltın a düş mü yor. Sa klık ent'te 500 dolay ında villa tipi konut, lokanta, kayak tesisleri ve 400 to Saklıkent, where the snow is two metres deep all winter. Here tbere are 500 self-catering bungalows, dolayınd a pansiyon ile 20 ya taklı ki.içük bir konakla400 pensions, a smail 20-bed hotel, a restaurant, and ma tesisi bulunuyor. skiing facilities. Whether you cboose Uludağ or Evet, iste r çam o rmanl a rının dingin se rinliğini c iğe r­ Kartalkaya with their fragrant cool breezes from the lerini ze ul aştıran U lud ağ' da ya da Kartalkaya'da, ister Haziran sıcağınd a size kışı yaşata n Falandöken zirvepine f orest, the peaks of Falandöken to experience lerinde, isterseniz Antalya plajından 4 saat uzaklıkta­ winter in june, or Saklıkent, a Jour-hour drive from ki Sa klık e nt'te... erede isterseniz ... Beyaz mutluluk the warm Mediterranean ... a mountain holiday with all the fun of skiing, sledging or snowballing is the için zaman ay ırın , karlarda yuva rl a nın , k ay ın , kartopu oyn ay ın , kardan adam yap ın , kışın keyfini ka çı r­ best way to enjoy a memorable winter in a white wonderland. • m ay ın! ... • SARIKAMIŞ · 3500

,/

Teleski sizi tepeye

1

keyifli bir bir heyecan, yüzünüze çarpan dingin bir rüzgar ve gözlerinizin önünde giden kar sadece ...

/

r\·

+

16

SKYLIFE

ŞU BAT

FEBRUARY

1993


' "'lr

·~ ' ·

.""'"'.*' '".....'""'•1' , · · ~

Turkey is a land of spectacular mountains, perfect for winter sports. Amountain holiday with all the fun of skiing, sledging or snowballing is the best way to enjoy a memorable winter in a white wonderland .


THE GLOWING WARMTH OF A BRAZIER

MANGAL ""' S IC AGI Mangal, odun kömürünün bulunuşundan sonra Ortaçağ'da yaygınlık kazanmış; Türklere de ilk kez Araplardan geçmiş bir gereç. Sonradan, Osmanlı toplumundaki ev hiyerarşisinde, kadınlar arasında iktidarın bir sembolü olmuş. The hrazicr ca1ne in to ll 't'de.'ıjJrcad use in the Jl!iddlc Ages c~jtcr the i1wcnlion of"cbarcoal. 77.1c 1/trl<.s borrou 'ed this usejzt! piece c~/equipmentfrom the Arahs, · and the hraz ier heco me o -\) 'mbol qjjJower among u·omcn in the Ottomcm domcstic hicrarchy. By GÜL DIR ICAN Osmanlılar'da ve daha sonraki Cumhuriyet döne minde , ev h aya tında önem li bir rolü o lan mang a ll ar, biçimleri , üzerlerindek i bezemeleriyle sosyal statünün göstergeleriydi. Mangalın maşası ailedeki iktidarın sembolü haline ge l miş ti ve ancak ailenin e n ço k sözü geçen kadını tarafından kul-

Th e ornate brass b raziers which were such aıı essenfiat part of every household's equipmeııt during Ottoman times rf!flected the family 's socia l status in their forms and decoration. And within the family , the power wielded by the mistress of the househo/d was symbolised by th e brazier tongs, which she might wellfet no one else use. From being a mundane means of heating, the "manga !", as this type of brazier is known, became instilled with a wealth of implicit meaning for the initiated. Once the wood or coal buming stove, and then central heating became widespread, the brazier rapidly disappeared from Turkish life in the 20th century. just /ike that of the traditional wooden houses, the demise of the "manga! "was sudden. Taday it lives on only in literature or in the homes of antique collectors. Iıı 19th century novels the braz ier is frequently the unwitting hub of complicated plots. just as the woman is about to pour out the truth to the

lanılabilirdi. S ıradan

bir

ısıtma

birçok anlam

gereci

değil,

g iz li

yüklenmiş ,

evlerdeki iktidarın, korkutmanı n sembolü olmu ş önemli nesnelerden biri manga!.. Önce soba, sonra kalariferlerin yaygınlık kazanmasıy l a

hız l a

yaşantımızdan ç ıkıp

gittiler ..

Tıpkı ahşap binaların

kent görünümünden silinmesi gibi ani 18

SKY LIFE

Ş UBAT

+

FEBRUARY

1993


J

oldu ölümleri. Ama edebiyatımıza, tarihimize man, or admit her love, she caltapses in a faint, poiönemli izler bıraktılar. soned by fumes from the brazier, and breathes her MangaUar edebiyatımıza zansız ölümlerin sebebi ·last. The man tries to crawl out oj the room to olarak geçtiler. Kadın, erkeğe gerçeği, yani onu breathe in same life-restaring oxygen, but fails. Alas/ ne kadar sevdiğini tam söyleyecekken gözleri just two minutes bejare the awaited happy ending, manga! zehirlenmesinden kararır ve acı bir şekil­ tragedy has struck the unhappy lovers, who die de can verir. Erkek odadan sürünerek çıkmaya, together in this compromising situation. Or alternaoksijene ulaşınaya çalışır. Heyhat! Mutlu sona tively, the brazier is knocked over by accident, or bir iki dakika kala, hayatlarının baharında, emits sparks which set the furnishings alight, and ~~~ manga! kömüründen zehirlenen çift ölür. Ya bejare the unfortunate couple can escape they and da ahşap bir ev, mangaldan çıkan kıvılcımla­ the house are burnt to ashes. rın sıçraması veya devrilmesi sonucu bir The brazier requires skillful handling, and it anda küle döner. was probably the reluctance to suffer inexperiMangalın evdeki iktidarın simgesi oluşu, enced inteiference which led to it becoming biraz da, kullanımındaki incelikten a symbol oj domestic dictatorship. In the anlamayanların hoş karşılanmapatriarchal extended family the matheryışındandır. Patriyarkal aile yapısın­ in-law followed by her daugbters-in da, en üstte kayınvalide ve yaş la w, from eldest down to sıralamasına göre gelinlerden youngest, formed a strict hieroluşan hiyerarşik sıralama­ archy in which the tongs da, mangalı karıştırmak used to poke the brazier için kullanılan maşa were equivalent to the önemli bir yer tutarlord mayor's chain dı. Mangaldan or the grand sorumlu kivizier 's şi genelseat of likle büoffice. yük gelin Usually the olurdu; taeldest daugbterbii kayınva ­ in-law ( with the gra lide izin verirse. cious permission of her mothMaşaya hükmeden kadın, er-in-law) would be placed genellikle iktidara en yakın in charge oj the tongs as kişiydi. her second-in-command. Eski evlerde, mutfakta bulunan Tn old houses the brazier geniş bacalı ve büyük davlumwas the only form of bazlı ocaklardan başka tek ısın­ heating apart from ma aracı olan mangalın hangi the great hooded .fireülkede ilk olarak ortaya çıktığı place in the kitchen. tam olarak bilinmiyor. "Manga!" Exactly which country Türkçe'ye Arapların "menkal" the brazier originated in is sözcüğünden girmiş: tık olarak unknown. Araplar tarafından kullanılmış The Turkish word olması muhtemel. Daha önce "manga/" derives Türkçe "mangal"ı karşılayan bir sözcük yok.. from the Arabic Mangalın, ancak odun kömürünün bulu"menkal ", so it is nuşundan sonra Ortaçağ'da yaygınlık kazandı­ assumed that we owe its original invention to the ğı tahmin ediliyor. Arabs. This is confirmed by the jact that the earliest Ancak bugün elde b ulunan en eski manga! known braziers are of Middle Eastern origin. The örneklerinin Ortadoğu kökenli olduğu bilinibrazier is thought to have come into widespread use yor. Bugün İstanbul'da Kapalıçarşı ve diğer in the Middle Ages, after the discovery oj charcoal. turistik merkezlerde satılan mangallar, daha çok According to researcher Gündag Kayaoğlu, braziers misafir odalarında kullanılan, üç parçalı, pirinç can be classified into seven main types: the "Konak alaşımlı türler. Pirinç ısıyı daha iyi tuttuğu için brazier", "Süleymaniye brazier", "Salonika or kullanılıyor. monastery brazier", "Trabzon brazier", "Nargile bra19

SKYLIFE

ŞUBAT

+

FEBRUARY

1993


Braziersfrom the co/lection ofGÜNDAC KA YAOCLU Pbotos SELAMET TAŞKIN Araş tırm ac ı

Gündag Kayaoglu 'nun s ınıfl amas ına göre, mangaUar "Ko nak Manga lı ", "Sül ey m a ni ye Ma n ga lı ", "Se la nik " ya d a "Ma n astır Mangalı" , "Trabzon Ma ngalı ", "Na rg il e M a n gal ı ", "Bursa M a ng alı " ve "S iirt Manga l ı" olarak yedi türe ayrılı yo rl ar. Daha çok yükseklikleri , parça la rının sayıs ıyl a farklılaşan

bu mangaHar a rtık sadece bir s ü s un s uru ; Güneydogu Anadolu hariç. Burad a halen p irinç döküm ve k a p a k s ız "Siirt Ma n ga lı " evlerde yaygın o larak k ullanı­ lı yo r . Bura d a, saba h ve a kşa m günde iki kere kömür ya kılı y ar ve m a n ga ll arı n çanagına bu ya nmış kömürler konuyor. Yaş lıl a r , m a n ga lın ü zerinde piş irilmi ş kahve, ve yemegin t a dının b a mb aş ka oldug unu söylerler. Agır ateşte pi şi ril e n Türk kahvesinin köp ügünün bol ve daha kıvarnl ı oldugu-

The brazier requires skillful handling, it was partly the reluctance to suffer inexperienced inteJference wbicb !ed to it beconzing a sy1nbol of donıestic dictatorshijJ. In tbe patriarchal extended ja11zi(v the nzotber-in-la ll' jöllou'ed by ber daugbters-in-la w, fonned a strict bierarcby in U'bicb the to11gs used to poke the brazier were equivalent to tbe lord nzayor's cbain. 20

SKYLIFE

ŞUBAT

+

FEBRUARY

1993

zier", "Bursa brazier", and "Siirt brazier". 7bese are distinguished chiefly by their height, and the number of pieces of which they are made up. The only part of Turkey in which these braziers have not been resigned to a merely decora tive function is the southeastern region of A natolia, where the lidless Siirt brazier is stili widely used. In winter charcoal is lit twice a day, morning and evening, and the live coals placed in the bowl oj the brazier to radiate their heat. Elderly people will teli you that the arama of co.ffee and the taste of food cooked on a hrazier surpasses anything cooked on a modern stove. 7be slow heat qf the charcoal lends to Turkish coffee a richer consistency and produces more oj the prized froth on the top. Few of the


Manga/ın

evdeki iktidann simgesi oluşu, biraz da kullanımındaki incelikten anlamayaniann hoş karşılanmayışındandır. Patriyarkal aile yapısında, en üstte kayınvalide ve yaş sıralamasına göre gelinlerden oluşan hiyerarşik sıralamada, manga/ı kanştırmak için kullanılan maşa önemli bir yer tutardı. Manga/dan sorumlu kişi genellikle büyük gelin olurdu; tabii kayınvalide izin verirse. Maşaya hükmeden kadın, genellikle iktidara en yakın kişiydi.

gal görmemiş genç kuşakların bu lezzetleri bilmesi bile imkansız artık. Manga! maşaları ise geçmişte çocukların korkulu rüyasıydı. Bu korları karıştıran ve çok az insanın eline alabildiği kızgın maşalar, uzaktan çocuğa gösterilerek bir disiplin aracı işlevini görürlerdi. Diğer zamanlarda, mangalın yanında bulunanların öyle maşayı ellerine alıp ateşi karıştırmaları, külle oynamaları da çok makbul sayılmazmış. Bu müdahale, mangalın sönmesini hızlandırıp ateşi çar-çur edeceğinden "ayıp"lar arasında yer almış . Mangalların olmadığı, maşalarının ise sadece tekerIemelerde ("Çingeneler maşa yapıp satarlar") kaldığı günlerde manga! bulmak ne mümkün? Şimdi sadece kıraathanelerde, nargilelere ateş götürmek için kullanı­ lan minik e l mangalları var. Bir de an-

younger generatian have had the chance to experience these nostalgically remembered jlavours for themselves. Dire warnings of the dangers of touching the hat brazier tongs turned this instrument into a fascinating but jeared object to children in the past. Succumbing to the temptation to poke the hat coals and ashes was a serious misdemeanour. Apart from the risk of getting burnt, inexpert paking would set the charcoal buming faster and was therefore wasteful. Only in same old jashioned coffee houses which stil! supply their customers with waterpipes can you stili find braziers providing the red hot coals used to light the wad oj tobacco in the bowl of the pipes. Tradition dies hard, they say, but braziers have not been so lucky. •

tikacılarda pahalı ve zarif tarihi mangaUan hala bulmak mümkün. •

21

SKYLIFE

ŞUBAT

+

FEBRUARY

1993


Cevat Şakir Kabaağaç ya da "bilinen" adıyla Halikamas Balıkçısı "Ege insanından" söz eder ya, Şi­ rince'yi görünce neredeyse ayrı bir ırk gibi Ege insanının varlığın a inanabilirsiniz·. Ne eski, ne modern ... Her çağı içiçe yaşayan ve her anı, her özelliğiyle Ege o lan bir yer Şirince. Köyü dolaşırken , yanından farketmeden geçip gittiğiniz bir duvar örneğin ... Aralarında birkaç yüzyıl olan uygarlıkların biçim verdiği taşlarla örülmüş o labilir. Duvarın hemen dibinde bir "Osmanlı çeş­ mesi" vard ır belki. Az ilerde de, köy halkının size "Rumlar'dan kalmış" diye an l atacağ ı bir kilise

Cevat Şakir Kabaağaç, alias the Fisherman of Halicamassas as he is better known, speaks of the people of the Aegean as if they were a separate race. And at Şirince, this seems quite plausible. Neither completely Turkish nar completely Greek... neither old nar modern ... this timeless village is Aegean to the core. As you stroll araund Şirince y ou pass a wall, for instance. It might have been built of stones hewn by any one of the many Aegean civilisations over the centuries. At the foot of the wall is an Ottoman fountain, and beyand it the villagers point out a deserted Greek church. Even the 20th century buildings interspersed among the traditional houses - the olive oil plants, yapılardan the school, and even the carpark - seem to e.fface themselves, blensoldurduğu sarı, ding in without disturbing Şirin ­ ce 's own colour scheme. The domed church on the hillside to the east both disassociates itself from

Köyün doğu yamacındaki kubbeli kilise Şirince ye asıl rengini veren biri. İç duvarlarında, zamanın

kiremit kırmızısı ve açık kahverengi tonlardaki aziz fresklerini seçebilirsiniz. 24

S KYLIFE

ŞUBAT

+

FEBRU A R Y

1993


görürsünüz. Cumhuriyet döne mine ait bazı yapılar, örneğ in zeytinyağı fabrikaları , okul , otopark ı 11 bile bu dokuya uyum sağ l amış conıjJosition Un ll unı discenıed gibidir. Ş irin ce'nin rengini bozmadan bir köşeye sinivermişler­ dej>icnn~ (~l dir sanki . Köyün doğu yamacındaki kubbe1l ILkilise ise, hem Şirince'nin dı ş ın da gibi, hem de Şirince'ye asıl re ngini veren yap ı ­ the town and lends its colour to the composition . Dalardan biri. ting from the Iate Byzantine period, the church is in Geç Bizans dönemin e tarihlenebilecek o lan kılis e , a state of decay. Yet on the walls can stili be disceryüzyı ll ar boyunca bir hayli y ıpranmış. Ama yine de ned the frescoes depicting saints in faded tones of iç duvarlarında, zamanın so l durdu ğ u sarı, kire mit yellow, rust-red and brown. The roof tiles which prokırmızısı ve aç ık kahve re ngi tonlardaki aziz freskletect these Byzantine saints from the weather are Otrini seçebilirsiniz. Bu Bizans azizlerini koruyan kitoman. remitler ise Osmanlı'dır. As in all Aegean villages, pots of carnations and geKöyün içinde ise, her Ege köyünde olduğu gibi karaniums splash their lush reds and Aegean greens ranfiller, sardunyalar kıpkırmızı renkleriyle yolunuagainst the whitewashed walls, and are arrayed zu keser . Ye ş illeri de yine tam Ege yeş ilindedir. along the windowsilis of the red-ocbre houses. Beyaz duvarların önüne , aşı boya lı pencerelerin Perhaps because Şirince is accustomed to the wande-

1he c/Jurc/.J on Ibe h!llside !Jotb disassociatrs ttse(ljJ on Ibe lu u and /en ds its co/o ur to the

tls

t!Jejh!scoe,,

25

SKYLIFE

ŞUBAT

+

FEBRUARY

199 3

tl/s stil/ be saints infaded to17es /lu u·. rusf-redand !Jrou·n


pervazlarına kuru l muşlarclır.

ring Aegean minsıre/s of past centuries, the viiiage has taken quickly to tourism. Teenage boys are guboyu gezginci Egeli azanlara alı­ şık o ldu ğundan belki , turizme çabuk ısınınış. Deliides born and bred. The women invite you inside kanlıları doğal rehberleriniz. Kadınlar da , soluklantheir houses to take breath and look through the ınanız ve o la ki birkaç parça da elişi satın a lmanız hand embroidery they have for sa fe. Today 's inhabitants of these historic houses are delighted to relate için eve buyur e tmeye hazır. the story of their village. if you did not know that Şi­ Yüzlerce yıll ık evler in "bugü nkü " konuk l arı, Ege'nin antik duvar s ü s l eıne l erin i rince was referred to by some writers as t:phesus of the Mountains, andıran yuvarlak ve gü leç yüzleŞirince, yüzyıllar riyle size köylerini anlatacaktır. then now you know. With faces Şirince'nin bazı kaynaklarda as raund and cheerjitl as those of "Dağdak i Efes" diye an ıldı ğın ı bilthe Aegean 's ancient wall painalışık miyorsanız , bunu onlardan duyatings, they will relate the history of the monasteries in the viiiage and bi lirsiniz. olduğundan Köyün içindeki ve çevresindeki its environs. Remote from the sea manastırların öykü lerini dinleyeand the main road, they we/come b ili rsiniz . Sizi, denizelen ve ana visitors gladly as harhingers from ısınmış. Delikanlıları yo ldan uzakta o l man ı n verdiği afar. "yalnızlık" duygusuyla ağırlaya­ When you happen by Ephesus, doğal stop at Selçuk and take the road caklarclır. eastwards into the bil/s. The meYolunuz Ege'ye düştüğünde , SeKadınlar lçuk'tan geçe rk en şöy l e bir duandering road along the beautisoluklanmanız run. G ün eşin doğduğu yöne doğ­ ful valley through green meadows ru uzanan yol, as lınd a çok değil seems fonger than i ts actual 1 O on kilometre kadar sonra , sizi Şi ­ kilometres, bul beJare long the rince 'ye götürecektir. cluster of halFtimbered houses elişi satın almanız "Henüz" bozulmamış , yaşam biç iappears on the hillside above. As mi, evler i, y iyecek ler i ve yet Şirince is unspoilt, and the ingü l üşüy l e Ege'n in ta kendisi olan habitants stili life, eat and smile hazır. Şirince'ye ... in traditional Aegean style. • • Ş irin ce, yüzyı ll ar

boyu gezginci Egeli azanlara belki, turizme çabuk

rehberleriniz. da, ve ola ki birkaç parça da için eve buyur etmeye 26

S KYLIFE

ŞUBAT

+

FEBRUARY

1993


""

• •

,;;s~

Bazı

anlar

herşeyi ardınızda bırakıp ,

sadece

duyguların

yönelişin peşinde

kaçıp

Varolduğunu

vardır ... Yaşamı sınırlayan

gitmek

sadece .ama

egemen

olduğu

yeni serüveniere

istediğiniz

Size bu

hissetmek. ..

olağanüstü duyguları yaşatacak

bir

otomobil Renault 21 Concorde'dur. ..

doğru

RENAULT-MAİS

anlar ...

size

başka

yetkili

hiçbir otomobilin

Özgür olmak .. .Hızırı,konforun,gücün ta dına

olağanüstü duyguları

varmak. ..Özlemleri, tutkuları aşmak ...

Renault 21 Concorde'la

Aydınlık,

ferah bir dünyada

satıcılarırıa

gelin,

veremeyeceği

yaşayın ...

yaşamak. ..

@ RENAULT YASANACAK OTOMOBILLER

EMNiYET KEMERINIZI BA G LAYIN

~

YA

ŞAM

A

BAGLAN I N . .


A MASTERPIECE BY SINAN

nıye

Camii Mimarisi'nin bu görkemli yapıtı , 1990'lı yılları namaz için gelen cemaat ve ziyaretçi turistleri konuk ederek geçiriyor, ama Sinan'ın bu önemli yapıtının 16. yüzyıldan süregelen bir öyküsü var.

Klasik

Osmanlı

This magnificent work qj'classicaf Ottoman architecture, wh ich plays host to both worshippers and to ıt rists today. is one q/the most commandingfeatures qf Jçtanbu f's enchanting sk_vline. By C ANA R ENG IN Pbotos MU R A T TANER

Mimar S ina n ' ın kalfalık yapıtı Süleym a niye Camii ... Kanuni Sultan S ül ey m a n'nın e mriyle Mimar S in a n ' ın yapma k iç in ko lları s ıva dığı bu 16. yü zyıl ca mii , i s mını t aş ı ya n Süleymaniye'de, dev bir külliyenin ta m m e rkezinde duruyor. Klasik O s ma nlı mimarisinin bu görke mli yapıt ı , 1 990' lı yıll an namaz için gele n cemaat ve ziya re tçi turistl e ri konuk ederek geçiriyor, ama S inan'ın bu ö nemli yap ıtının 16. yüzyıl­ dan süregele n bir öyküsü var. Boğaz ve Ha li ç 'e y uk a rıd a n bakan bir tepe üzerinde kurulu Sü leymaniye Camii 15501557 yılla rı a rasında inşa edilm i ş . Avlu ve cami bölümünü dikdörtgen bir p lan o lu ştu ru ­ yo r. Sü leymaniye 'y i ziyare te gelenler camiye girmeden ö n-

S üleymaniye Mosque is one of the outstanding masterpieces by the great 16th century Ottoman architect Sinan . Built f or Sultan Süleyman the Magnificent, the mosque towers over an extensive kül/iye, or co mplex of instit utions, including colleges and hospice, which surraund it. This magnificent work of classical Ottoman arch itecture, which p lays host to both worshippers and tourists taday, is one of the m ost co m manding fea tures of Istanbul's enchanting skyline. Built on a h ill overfooking both the B osphorus and the Golden Horn in 1550-1557, Süleymaniye Mosque is set in a huge walled plaza of lawns a n d trees. The monu m en ta l 29

SKYLIFE

ŞUBAT

+

FEBRUARY

1993


ce iç a vluya adım a tı yo r. lç avlunun biri ö n cephede, diğe rl e ri ya n cephe le rde üç kapı s ı var. Anıtsa l kara kte rd e ki o rta ka pı , kirabeleri ve ya rım s ütunl a rı y l a ba ş lı b aş ın a bir mimari ya p ıt. Kapının he r iki ya nında, üçer s ıra halinde 12 adet pe ncere ve oda göze ça rpı yo r .

Bu av lunun ze mini me rme r Aviuyu 28 kubbeli bir rev ak çev iri yo r. 15. ve 16 . y ü zy ıll a rda ç ini b eze me nin mima riyle bütünl eş ti ğ ini dü ş ü ­ nürsek, iç avlunun son cemaa t ye rind e, o n p e n ce re nin ü ze rind e ki ç ini s üsl e nı e l e r şaşırtı c ı gelme me li. 16. yü zy ıl i ş i bu çini pano larda d öne min moda re ngi do mates k ı rmı z ı s ı dikkat çekiyor. lç avlunun o rtas ınd a yer alan şadırva n yine dikd ö rtgen pl anda , oyma ve bronz şe beke le rl e s ü s l e nmiş . Dü zg ün kes m e t aş t a n in şa e dilmi ş ca miye a dım atan ziya retçiyi, ilk anda geni ş ve fera h me ka nl a y ükse k kubbe e tkiliyor. Ca minin kareye yakın bir pla nı var. Üç bölümde o lu şa n iç me ka n 63x68metre boyutl a rında. Büyüleyici kubbenin yükse kliğ i 53 metre, çapı 25 .5 metre . Bu dev kubbe, dö rt büyük k a lın payeye o turuyor. Yan nefl e rde gele n cemaatin ra hatça ibadet edeb ileceğ i iki ge ni ş meka n o lu ştu ­ rulmuş, he r iki mekan da birbirine eş it o lmaya n b eş kubbeyle ö rtülmü ş . Kubbe kasnağ ınd a yuva rl a k ke me rli ta m 32 pe nce re bulunuyor. Süleymaniye Camii'nin akustiğ i mük e mm e l. Bu mük e m me llik yine Sin a n ' ın u sta lı ğ ı yla e lde edi l mi ş. Me rkezi kubbeye, ağı zl a rı içe doğ ru a ç ık 64 küp yerl eştirilm i ş, ayrıca ca mi zemininde de sesi ya n s ıtm aya ya raya n tu ğl a lard a n b oş lukl a r me cut. Küpler, ki.içük kubbe le rin köşe l e rinde de var. Çin i sa n a tı Apado lu Se lçuklu döne mi 'nd e n sonra ikinci büyük a tılımını 15 ve 16. yü zy ıll a rda Osmanlı B ey li ğ i ' ncl e ya pı yo r. Mima riyle bütünl eşe n ve he r tür yapıd a ç eş itli te knik le rele ku ll a nılan Osman lı çini sa na tının e n ö ne mli grubu 16. yü zyılın o rtasınd öşeli .

porta/ leading into the colonnaded inner courtyard, with its inscriptions and demi-columns, is an imposing architectural work in its own right flanked by three courses oj lig h ts. Th e marble paved courtyard is surrounded by arcades roofed by 28 domes, and the tiled pane/s above the ten windows of the portico along the mosque jacade are characteristic of the integral role of tiling in 15th and 16th century Ottoman 30

SKYLI FE

ŞUBAT

+

FEBRUARY

19 9 3


architecture. Note the rich tomato red which was fash ianab/e in the tiling decorati on of this period. The şadırvan , or fountain for ablutions in the centre of the cou rtya rd is beautUully carved and decorated with bronze grilles. The im mediale impression on setting f oot in the prayer hall is of vast spaciousness, culminating in the gigantic dome, 53 metres high at the summit and with a diameter of 25.5 metres. The main dome rests on four smaller domes, and has 32 arebed windows in th e drum. To either side of th e central area beneath the dome are two areas roqfed by rows qf five domes each, the second and fourth in each row being smaller than the others . The acou.s ti cs of th e Süleymaniye a re impecca ble, as we mig ht expect from an arebiteel of Sinan's ca/ibre. Sixty-.fou.r cubes, !heir open ends facing inwards are ranged araund the cen tral dome, and imbedded in the jloor of the hall ar-e bollaw bricked spaces which serve to reflect the so u nd. There are additional openended cu.bes at the corners of the smaJl domes. The a rt of Turkish tiling reached one peak under the Seljuks anda second under the Ottomans, with the lznik tiles of the 16th to mid-1 7th centuries. Underg iaze tiles whose co lou r scheme includes the typica l lznik red were widely u.sed in Ottoman architecture during the classical p eriod . In addition to Süleymaniye Mosqu.e, same of the finest examples of tiling are to be seen in Rüstem Paşa Mosque, Takkeci ihra him Ağa Mosque , and Topkapı Palace. The undergiaze designs consist of seven colou.rs, including red, with ou.tlines in black, white or dark blue. Floral patterns such as tulips, carna-

Süleymaniye Camii'nin mihrap kısmındaki çini dekorlar motif, renk ve teknik olarak 16. yüzyıl tipik İznik. Mihrap ve duvar çinilerinde, daire içinde Elham suresi, köşelerde çok renkli, nar çiçeği, rumiler, öteki çiçeklerden dekorlar göze çarpıyor. Çini dekorun ortasında yükselen mermer mihrap, tek bir parça. Mihrabın içinde altın yaZdızia yazılmış yazılar yer alıyor. Mimber köşeleri kabartmayla bezenmiş.

dan 17. yü zyıl ın ikinci yarısına kadar süren, İzn ik s ıra l tı te kniginde ya pılmış k ı rmızılı çin ile r. Klasik Dönem O s ma nlı mimarisinde s ıkça kullanı l a n bu teknik, Rüstem Paşa Camii, Takkeci İbra him Aga ve Topkapı Sa ray ı'nın bazı bö lüml e riy le bir li kt e, Süleymaniye Camii'nde de uygu lanmış. Bu teknikt e s ı r a l t ın da yedi renk ku l lan ıl mı ş . Domates kırmızı s ı dön e min özg ün ren g i. Konturlarda , siya h . beyaz ve lacivert seç ilmi ş. 31

SKYLIFE

ŞUBAT

+

FEBRUARY

1993


Panolarda !ale, karanfil, gül , menekşe, sümbül, sarmaş ık , elma agacı, selvi, dogal örgeler, kandiller başlıca motifler ... Süleymaniye Camii'nin mihrap kısmında­ ki çini dekorlar motif, renk ve teknik olarak 16. yüzyıl tipik İznik. Mihrap ve duvar ç ini lerinde, daire içi nd e Elham suresi, köşelerde çok renkli , nar çiçegi, rumiler, öteki çiçeklerden dekorlar göze çarpıyor. Çini dekonın ortasında yükselen mermer mihrap , tek bir parça . Mihrabın içinde altın yaldız­ la yazı l mı ş yazılar yer a lı ­ yor. Mimber köşeleri ka bartmayla bezenmiş. Hünkar bölümünün mermer işçi ligi de dikkate deger. Süleymaniye Camii'nin süsleme ögeleri içinde oy-

tions, roses, vio lets, hyacinths, vines, apple trees, cypresses and tendrils, and lamps are the principal motifs. The lznik tiling surround of the sold marb/e mihrap niche at Süleymaniye bears the Elham Sure inscribed in a circu lar cartouche, and colourful floral compositions, including pomegranate blooms and rumi motifs, at the corners. There are gold-leaj inscriptions on the mihrab. The relief stonecarving on th e mihrab and in the imperial prayer gallery is particu/arIy beautiful. Woodcarving and inlay oj ivory and mather-of-peart are other techniques employed in the exquisite interior decora-

Undergiaze tiles including tbe ~vpical İznik red were usedin Ottonıan arcbitecture duri11g tbe classical period. In addition to SüleyllzaJZZJ!e Mosque, so nı e of tbe finest examples oj tiling are to be seen in Rüste1n Paşa Mosque, Takkeci İbrabinı Ağa Mosque, and Topkapı Palace. tion of this mosque. There are Jour minarets, one at each corner of the inner courtyard, those on the mosque jacade having three balconies, and those jlanking th e portat having two. It is claimed that Sinan built four minarets to symbolise that Süleyman was the fourth sultan to reign since the conquest oj istanbul, and that th e ten balconies represented the fact that he was the tenth sultan of the Ottoman dynasty. •

macılık , fildi şi ve sedef-kakma örnekleri de çagın üslubunu yansıtıyor. 360'ı

aşan yapıt gerçekleş­

tiren Mimar Sinan'ın bu önemli eserinde iç avluyu çevreleyen dört minare var. Ön cephe minareleri iki, cami yanındaki­ ler üç şerefeli dü ş ü ­ nülmü ş. Mimar Sinan'ın dört minareyle , Kanuni'in Fetih sonrası dördüncü padişa h oldugunu; on şe refey le de Osman lı p~dişah­ larının onuncusu oldugunu göstermek istedigi öne sürülüyor. • 32

SKYLIFE

ŞUBAT

+

FEBRUARY

1993


OSMANLI BANKASI.NDAN YENI UFUKLAR

J

11

'. . .. KIŞIYE OZEL • ll

HlZLI KREDI Osmanlı Bankası, Bireysel Bankacılık'ta yeni ufuklar açıyor. Yaşaırunıza yepyeni clej!erler katacak bir dönem başlatıyor.

Ve Osmanlı Bankası bu dönemde 129 yıldır yeni kalan bankaalık anlayışını Bireysel Bankacılık alanında da hizmetinize sunuyor.Saclece Osmanlı Bankası'na ait "Kişiye özel Hızlı Kredi" uygulamasıyla tüm ihtiyaçlannızı yaratıcı çözümlerle karşılıyor.

Osmanlı Bankası'nın "K.Işlye

özel Hızlı Kredi" uygulamasında konut ihtiyaçlanruz için KumJzı Krcdi'den, taşıt ihtiyaçlannız için Mavi Krcdl'clen, özel ihtiyaçlanruz için San Krcdl'den, meslej!inizi geliştirmek için Ycşll Kredi'den yararlanıyorsunuz.

" KIŞIYI ÖZIL

IJ:LI KREDI "

"K.Işlye Özel Hızlı Kredi", adı üstünde kişiye özel... Yani, kredi limiti yok ... Umid lmzaruz belirliyor. Ve çok hızlı. .. Başvurunuza en geç 24 saatte yanıt alıyorsunuz. .. Üstelik aldıj!ıruz krediyi Osmanlı Bankası'na geri öderken ödcınc plaıunı kendiniz bcllrllyorsunuz. .. "K.Işlye Özel Hızlı Kredi" bir Osmanlı Bankası hizmetidir ... Gelin, limitlerini kendi imzanızla belirleyecej!iniz Kumm, Mavi, Ycşll ya da San Kredi'den yararlarun ... Gelin, kredi ihdyaçlarınızı Osmanlı Bankası'nın h.ız1ı ve esnek çözümleriyle karşılayın.

KONUT iÇiN

TA$11 iÇiN

KIRMIZI

' - MAVi

SAR 1

KREDi

#' KREDi

KREDi

A

ÖZEL DESTEK iÇiN

MESLEK iÇiN

i

YEŞiL

~ KREDi

OSMANLI BANKASI ÖZEL BiLGi HATTI:

(1) 281 48 58 24 SAAT HiZMETiNiZDE


FISH GREAT AND SMALL

KIŞ

BALIKLARI By MURAT BELGE Ilustrations GÜRHAN YÜCEL

VEGETABLES ABOUND IN THE SUMMER, BUT THEWINTER MOUN7HS ARETHE BESTFOR F1SH LO VERS.

AGZININ TADINI BİLENLER KIŞ

AYLARlNDA SERA SEBZESİ YERİNE

BALIK YEMEYİ TERCİH EDİYOR. Kış

mevsimi sebze severler iç in parlak bir mevsim sayı lma z. Gerç i modern teknoloji birçok sebzenin kışın da yetişmesini sağlıyor; ama ağzının tadını bilenler serada yetişmiş domatesle sahici domatesin farkını çok iyi anlar. İyi kebap ç ılar, kı ş ın adamakıllı çekircteklendiği için pathcanlı kebap yapmazlar, kışın da, lahana, karnıbahar gibi, kendine özgü sebzeleri vardır , ama bunlar yazın bolluğuyla boy öl-

T be .winter season is not the best for vegetable enthusiasts. Although modern technology means that many summer vegetables are now grown in winter, the flavour of hat-house tomatoes or cucumbers can never beat the real thing. Good kebab cooks refrain from using aubergines in their kebabs in winter time because these vegetables go badly to seed. Winter fa vo urites such as ca bbage and cauliflower cannot be underrated, but in terms of variety they cannot compare to summer. Fish, on the other band, is at its finest and most plentiful during the winter. First of all, this is the season when many species of fish migrate from the Black Sea to the warmer seas further south. And secondly, other non-migratory species reach an edib/e size, especially si nce th e strict han on fising during th e summer spawning season has been implemented effectively. Most of the fishmongers seli salad vegetables and fruit during the slack summer season, and revert to fish in autumn. With fish of all sizes and hues arranged deco-

'--~\"&lmlıl ~

çüşemez .

Kış, balık severlerin mevsimidir. Bu mevsimde balığın çeş idi de, miktarı da artar. Bunun başlıca nedenlerinden biri, göçmen balıkların bu mevsimde boğazlardan geçerek sıcak denizlere inmeleridir. Ama onların dış ındaki cinsler de kışın daha bol yaka l anır . Son birkaç yıldır , yumurtlama mevsimi olan yaz aylarında büyük çapta balık av ının-iyi bir kararla-y asa kl a nm as ı da bolluk durumunu etkiliyor. Böylece, yazın bir kısmı, işlerini salata, meyva satmaya çeviren balıkçıların tabla l a rı, sonbahardan itibaren, yeniden boy boy, çeşit çeşit balıkları sergileme-

34

SK YLIFE

ŞUBAT

+

FEBRUARY

1993


ye başlar. Bolluk zamanlarında, keyifli ve dostça bir rekabetle coşar, buldukları yeni satış sloganlarını son avazl arıyla haykırarak mü şterileri kendilerine çekmeye çalışırlar. İş çıkışıyla akşam yemeği arasındaki kısa sü re humm a lı bir ça lı şma temposu yaratır. Böyle akşamlarda herkes zevkine ve kesesine göre bir balık bulur. Kimi balıklar ka laba lık sürülerle aç ık denizde dolaşır. Kimi iyice derinlerde , kimi görece sığda, bazıları kumluk, otluk, bazıları da kayalık yerlerdedir. İnsan­ lar da yüzyıllardır onların bu alışkanlıklarını izliyor, gözlüyor ve nerede olurlarsa olsunlar, balıkları yakal amanın yöntemlerini geliştiriyor. Kışın bütün bu yöntemler, çoğu zaman kötü havaya rağmen, yoğ un bir şek il de uygulanır : ağla r atılıp çe kilir, paraketalar döşenip kaldırılır. Oltalar durmadan

ratively on their large wooden trays, the fishmongers engage in friendly rivalry, shouting out their latest sales slogansat the tops of their voices to attract customers. During the rush hour when Istanbul/us are making their weary way home to supper is the time when the fishermen do a roaring trade. They are skilled at finding a fish to suit every customer's taste and pocket, so no one is sent away emptyhanded. Same fish swim in large shoals in the open sea, same keep to the depths, and others to the shallows; same /ike sandy beds, same weedy, and same rocky. for untold centuries people have observed these habits, and evolved virtually foolproof methodsfor catching the fish. In winter all these different methods come into play, however bad th e weather: nets are thrown, Nasıl olmasın? groundlines set, and rods and lines put to work. ça lışır . Most of the catches are sent hayatımızdan Tutulan balık, tüketim directly to the whotesale merkezlerine, aralardaki fish markets in the nearest balık hallerine gönderilir. cities, but not all. There Ama hepsi değil. are men known as Balıkçılık yapılan kıyılar­ "madrabaz" in the pay of da, büyük lokantalara çathe major fish restaurants lışan, "madrabaz" denilen who wait for the boats to adamlar vardı r. Bunlar o come in at the fishing vilg ün ç ık an en iyi balığı lages in the area, and seçip an l aşmalı oldukları choose the pick of the fish yerlere gönderirler. to go directly to their Pratik hayatta böyle aracı clients. Useful and indeed bireylerin gerekliliği oluessential as middlemen of yor, ama genellikle sevilthis sart might be, the genmedikleri , terim olan eral antipathy felt towards "mad rabaz" kelimesinin them is manifest in the fact gü nlük konuşmada kathat "madrabaz" alsa has zandığı anlamdan da ana derogatory meaning of l aş ılıyor. cheat or impostor. As the Nüfus sürekli artıyor, nüpopulation rises, more and fu sun içinde ba lık yemek more people want to eat isteyenlerin oranı da artı­ fish . Supply tries to keep yor. Talep böyle durmatrack of demand, so more dan büyüyünce, ba lık and more fishermen catch av ının boyutları da habire geriişliyor. Bir kısır döngümore and more fish, with the result that the fish populaye, çözümü çok zor olan bir ikileme giriyoruz böyletion is now seriously threatened. This vicious circle of ce: Artan avlanma, azalan balık. more fishing and less fish is difficult to break. Gelişen teknoloji de, balıkların aleyhinde iş l eyen bir Technology, too, works to the disadvantage of the fish , etke n. Esk iden hamsiye, palumuta ç ık an balıkçılar , and in the long run our own. At one time the fishermen aysız gecenin karanlığında yüzeydeki yakomoza bawho made a living catching anchovy and bonito used karak balığın yerini keşfe derlerdi. Şimdi üç-dört bin to locate the fish by studying the appearance of the metre çapı olan bir daire içinde balığın yerini, derinliphosphoresence in the water at night. Now they just use ği ni , boyunu ve sürü yoğunluğunu sona rın ekra nında the sonar, which tel/s them exactly where the fish are görüyorsunuz. within a two thousand metre radius, plus their size and Aşırı avlanmayı körükleyen bir etken de artan ihracat the density of the shoal. imkanl arı. Örneğin albakore (beyaz etli orkinos) yeAnather factor which encourages overfishing is

Günümüzde moda bir duygu oldu "nostalji". Vazgeçmemiz gerekmeyen bunca lezzet, hoyratça tasfiye edilirken...

1

Nostalgia for the past is the fashion these days and can lose its point. But surely where such a vital issue as food is concerned, we should speak out to save our cuisine before it is too late.

35

SKYLIFE

ŞU BAT

+

FEBRUARY

1993


demand on the export market. The albacore or long(in ıuna is a fish which used to be caught locally buı for which there was liıtle demand in Turkey's main cities. Now with japanese huyers ready and waiting large fishing vessels go ajıer the albacore and are hunting it to extinction. In the past when technology had not intruded on every area of our lives, and natural eye/es were subj ect to less human intervention, fish movements were fairly predictable. l<or instance, the smail bonito ( çingene palamudu) used to appear in Iate summer, followed by the larger and well-oiled mature fish and finally the grand old torik. Spates of bluefish would begin next, starting similarly with the small çinekop and ending with the largest bonito, known as· . kofana. The appearance of the fish would coincide with certain vegetables. For example, the best bonito would coincide with the rocket season, so bonito was traditionally accompanied by a rocket sa/ad and red onions. Bluefish teamed up with lettuce. Turbat was a Iate starter, appearing at the mouth of the Bosphorus in early spring, just when the cos lettuces were in season. In short, every fish had its tried and tested accompaniment, which we all associated with it, and long experience had proved that the jlavours harmonised to perfection. When mackerel was to be grilled, the belly would be stuffed with chopped onion, and grilling any fish without bay leaves was unthinkable. Then for best results the cooking method was chosen according to the stage in the fish 's development when it

re! olarak avlanan, büyük tüketim merkezlerinde fazla talebi bulunmayan bir balıktı. Ş imdi Japonya'ya satılabiliyor . Böylece büyük tekneler peşine düşüyor ve soyu nu kuruturcasına avlıyorl ar bu balığı. Geç mişte, te knoloji h ayatım ı zın her a lanında bu kadar belirleyici değilken ve doğal döngüler görece az insan müdahalesine uğrarken, balık akınlarının oldukça düzenli bir sıralanış ı vardı. Örneğin yaz sonuna doğru çingene palamudu başlar, zamanla palamut büyü r ve yağl a nırd ı. Lüfer ak ını genellikl e daha sonra baş l a rdı. O da çinekoptan baş l ayarak büyür, sonunda kofana s ınırına dayanırd ı. Bu balıkların ortaya ç ıkm a za manı , bazı bitkile rin mevsim ine denk düşerdi. Örneğin pa lamutun iyi zaman ı rakanın çık ı şına

ras tl ad ığ ı için palamut geleneksel olarak roka sa l atası-ve tabii kırmı zı soğa n - il e ye nirdi. Lüferle kıvırcık salata b irlik te gide rdi. Kalkan daha sonra hareke te geçer, b a har başında Boğaz' ın ağ­

z ına

ge lirdi ki, bu maru l da yeti ş mi ş o lurdu . Böylece, her balı ğ ı , s ırada

yanındak i a lı ş ılmı ş

refakatçisiyle birlikt e düşünür­ dük . Uz un zaman iç ind e insa nl a r s ın ay ıp yan ıl arak ney in neyle iyi gideceğ ini öğrenmiş l er­

di. Uskumru

ı z­

garas ı ya pıla ­

ca ksa,

karın

boşluğuna kı­ y ılmı ş

ğa n

vb.

kuru soko nurdu De fn es iz

ba lık ızgarası

dü ş ünülm ezdi. Ayrıca,

he r ba-

lığın yaka l a ndı ­ ğ ı zamanki niteliklerine göre e n iyi so nu ç verecek pi ş ir ­ m e biçim leri vardı. Palamut ancak be lirli bir yağl ıl ığa

Most of the fish1nongers seli salad vegetables and fruit during the slack su1n1ner season, and revert to fish in autumn. With fish of all sizes and hues arranged decoratively on their large wooden trays, the fishmongers engage in friendly riva b]', shouting out their latest sales slogans at the tops of their voices to attract custo1ners. 36

SKYLIFE

ŞUBAT

+

FEBRUARY

1993


Akgün Hotel

Hotel seyhan

Hotel Ofo

Hotel saray Regency

Onur Hotel

iSTANBUL

ADANA

ANTALYA

SiDE

KUŞADASI

(90· 1) 525 42 40 (3 Hat)

(90· 71) 54 66 55

(90·31) 23 38 80

'(90·321) 69 163 (2 Hat)

(90·636) 22 922

Aries Hotel FETHiVE (90·615) 311 067


ulaşınca ızga rası yapılırdı , örn eğin .

Daha bu kıvama was caught. Only when bonito was su.fficiently plump tavada kızartırdık, işi basit tarafından taand jatty was it suitable f or grilling, otherwise the jlesh mamlamak istiyorsak, ama biraz daha zahmet etmeye would be dry. So young bonito were either fried, or hazırsak, pilakisini, fırınını da yapardık Balık tüketimore time-consuming methods !ike pilaki (poaching mi son yirmi yıldır görülm emiş ölçü lerde artarken, with onions, tomatoes and green peppers) or baking bütün bu didinmeler de ortadan kalktı. Lokantalar, tawere chosen. Although fish consumption has risen to va, ızgara ve buğul ama dışında pişirme teknikleriyle such unprecedented levels over the past two decades, uğraşmaz oldular, çünkü zaten böyle talepler kalmathe niceties offish preparation have su nk into oblivion . dı. Üstelik, bu temel ve görece basit yöntemleri bile Restaurants no fonger bolher with anything but frying, ge reği gibi uygula mıyorl a r. grilling or poaching, for which customer apathy is realÖrneğin hamsi, izmarit, gibi balıkların tava yapılma­ ly to blame. What is more they do not even execute dan önce bir süre biraya yatırılması iyi sonuç verir, these Jundamental and relatively simple techniques properly . For example, anchovy, picarel and simi/ar ama kimse nin bu nunl a uğraştığını sanmıyorum. Karides, fazla h aş­ smail fish are delilanmaktan saman cious when marigibi geliyor masanated in beer ya . B u ğ ul a m alar bejare frying, but I da öyle; ateşte fazwould be surprised la duran b a lı ğ ın if anyone takes the bütün tad ı ye metrouble any more. ğ in suyuna geçiOverboiled shrimps yor, ge ri ye şaş ı without any bir ba lı k kalıyo r. Jlavour left are Son birkaç y ıldır , served even in bir "ız ga r a balık " "good" restaurants, fa cia sı baş lad ı. Çoand the same ğ u lo ka nta, daha problem applies to kolay ve pratik olpoached Jish. They are left to simmer duğu için, kömürü Balık yıldır for so long that all bıra kıp saç ı zgara­ görülmemiş the jlavour is lost lara geçti. Saça yapı ş ma sı n diye bain the water. kalktı. lı ğ ı tava yapacak Where grilling is gibi unl ayıp yatırı­ ızgara buğulama dışında piŞirme concerned the negyorlar. Un tabakaligence is of disasuğraşmaz s ı , normal ı zga ra­ trous proportions. da akan sıvıyı baFor th e pası Jew kalmadı. years most restaulı ğ ın içi nde tutu yor ve sonunda karş ını za ı zgara adı a l tında baş l ama rants have given up charcoal barbecues for the simpler gibi bir şey çıkıyo r. Oysa ı zga raya g ü ze lli ğini veren griddle, and toprevent the fish sticking to the hat metal, şey budur: Balığın yağı kömüre damlar, oradan rluthey jlour the fish as if they were going to fry it. Ibe manlanarak yeniden balığı sarar ve başka hiçbir şe­ layer ofjlour retains the juices in the fish which would kilde sağ l a n amayacak kokuyu ve lezzeti verir ona . normally seep out during the grilling, and the fish boils Bütün bunlar, bu ciddi yoksullaşma olurken, lokantain its own ski n. This parody of grilling does not deserve da yediğimi z balığın fiyatı da yükseliyor. Bak ıyorum, the name. The joy of properly grilled fish is that the çok az kimse farkında ne o l duğunun, neye l ayık göjuice from the fish drips onto the coals, where it evaporüldüğünün. Alan memnun, satan memnun. Bu arada rates and rises again to envelop the fish. This "smoking" koca bir yemek kültürü unlar ve saçlar arasında yok process produces a Jragrance and jlavour which are unattainable by any other method As the quality goes olup gidiyor. Bu a nl attıklarım bir hava yolları dergisinde yaz ılma­ down, so the prices go up. The restaurants have no yacak kadar olumsuz gelebilir bazılarına. Ama sanm ı ­ incentive to maintain our traditional culinary culture, yorum, birilerinin bir şey söylemesi, söylenebilecek which is steadily disappearing .... Nostalgia for the past h e r yerde bunu tekrarlaması gerekiyor artık. is the Jashion these days and perhaps can lose its point. Günümüzde moda bir duygu oldu "nostalji"- Ama naBut surely where such a vital issue as Jood is con s ıl o lmasın? Vazgeçmemiz gerekmeyen bunca lezzet, cerned, we should speak out to save our cuisine bejare hayatımı zdan hoyratça tasfiye edilirken.. • it is too Iate. • ge lmemişse

tüketimi son yirmi ölçülerde artarken, tezzet için didinmeler de ortadan Lokantalar, tava, ve teknikleriyle oldular, çünkü zaten böyle talepler

38

S KYLIFE

ŞUBAT

+

FEBRUARY

1993


Garanti 'den doğaya küçük bir teşekkür. ..

Garanti Bankası, yurtiçi ve yurtdışı VıSa kredi kartlanndan sağlanan kaynağin bir bölümi{yle; kredi kartı sahı'plenne hiçbir külfet yüklemeden, doğalyaşamın korunmasına destek oluyor. Doğal Hayatı Koruma Demeğz.'nin, ulusal ve uluslararası kuruluşlarla işbirliği* içinde gerçekleştirdiği ülkemize yönelik proje ve

etkınlik/ere katkıda

bulunuyor. Ve bu yaklaşımı yeni VıSa kredi kartının tasanmına da yansıtıyor. Kart sahip/enize yeni VıSa 'lannz kısa zamanda ulaştınyor. Çocuklanmzza, gençleninize, onlardan ödünç aldığımız dünyayı tertemiz bırakabı1mek içın: Garantı·'den doğaya küçük bir teşekkür. ..

fa GARANTi BANKASI * Garanti Bankası, yurtiçi ve yundışı kredi kartlanndan sağlanan kaynağın bir bölümüyle: kredi karu sahiplerine hiçbir külfet yüklerneden, d<$1 yaşamın korunmasına desttk olll)ll!. Hayah Konıma Derneği 'nin iilkmıizde yüriiıtütii başlıca projeler: "Menderes Deltası ve BaFa Gölü I'Drurna Projesi", "Göksu Deltısı Çtvreselllalkıruna Projesi", "Kızılırmak Deltasıi'Drurna Projesi", '"llirk 5ı$rılı Bitkilerinin Yerli Üre1im Projesi", "Kıyı Yönetimi Projesi" ve "Önemli 1\uş Alanlan Projesi". Dc$1 Hayau I'Drurna Derneği cüın bu projelerini 1\irkiye'de T.C. Çevre Bakanlıgı, ınert.ezi ve yerel idari birimler. üni\miteler ve çeşitli spansor kuruluşlar: yurtdışında " Dünya~ I'Drurna vakfı " (WWF), "Uiuslarar.clı ·l\uşlan I'Drurna Konseyi" ~CBP) , "lbur Du v.ılat Biyoloji Merktzi" (Station Bio~que 1bur Du v.ılat) , "Hayvan ve Bitki I'Drurna Derneği " (FFPS), "Kraliyet 1\uşlan I'Drurna Derneği " (RSPB) başta olmak üı.ere bir çok kurum ve kuıuluşla işbirti~ içinde yürütmekttdir. lle$~


ocukluk

yıllarımızın soğuk kış

geceleri. mahalle aralarında "Booza" diye seslenerek do taşıyorlar. . Bozacının derin, boğuk sesi artık pek duyuimasa da boza her kış aranan bir içecek. Gecenin ayazını kıran "Boozza" sesi artık yok, ama özellikle sarı leblebiyle tadına doyum olmayan boza var. Boza b ir kı ş içeceği. MÖ . IV yüzyılda Doğu Anadolu'da yapıldığı biliniyor. Orta Asya'da da sevilen bir içecekmi ş. Osmanlılar devrinde, uzun kış gecelerinde boza sohbetlerinin düzenl e ndi ği b iliniyor. İstanbul'd a e n çok Arnavut bozası beğeni l iyor. Türkiye dı ş ınd a, Balkanlar'da , Macaristan'da, İran'da ve Arap ülke lerinde de .tüketiliyor boza. Bozanın yapımında dan , mıs ır , buğday, arpa, yu laf, pirinç gibi tahıl l ar , ya da bulgur , ekmek gibi tahıl ürünleri kullanılıyor. Eğer dandan yapılacaksa , önce

Ç

d a rı

öğütü l üyor. Kepeği

alındıktan

sonra unu kavnı­ lup , suyla pi ş iriliyor ve elekteh geçirliyor. Ma ya için ya eski boza kull anılı­ yor, ya da ekmek mayası katı lıyor. Bozanın bir litresi ıooo kalori içe riyor. Ayrıca soğuk geceterin bu içkisi A, B, B6, Bı2 ve C vitaminleri deposu. Ünlü seyyah Evliya Çelebi ı 7. yüzyıl ortalannda İstan­ bul'da 300'den fazla bozacı dükkanının bu l und u ğ un u ,

bu dükkaniarda

n my childhood we used to look forward to hearing the distinctive call oj the boza seller on cold winter nights, as he wandered the streets calling, "booozaa!" Although itinerant boza selters are a rarity taday, boza is as popular as ever, especially with a dish oj roasted chickpeas ("leblebi'') to go with it. Boza was being made in Eastern Anatolia as long ago as the 4th century BC, and is an equally venerable javourite in Central Asia . In Ottoman times friends would gather for convivial boza parties on Jang winter nights. As well as Turkey, boza is known throughout the Balkans, Hungary, Iran and the Arab countries, and the javourite variety in Istanbul is Albanian boza made oj millet. However, boza can be made oj any cereal, including millet, maize, wheat, barley, oats and rice, or from bulgur (cracked wheat) or bread. If the boza is to be made oj millet, the grain is milled and the husks removed. The jlour is then roasted, boiled and strained. Bither a sma ll amQunt oj the previous batch oj boza or bread yeast is then added, and the boza left to jerment. Each litre oj boz a contains 1000 calories and is generously endowed with vita mins A, B, B6, B12 and C. The boza season lasts from 15 September to 15 May, but although boza is a winter drink it is served chilled, sprinkled liberally with cinnaman, and prejerably accompanied by a dish oj "leblebi". The jamous 1 7th century ıravetler Evliya Çelebi reported over 300 boza sbops in Istanbul and ll 00 boza makers. Although Turkish boza taday is only mildly jermented, witb an a leohal content oj 1 to 2 percent, that made by the Turks oj Caucasia is slightly more alcoholic at 4 to 6 percent. In the past same oj Istanbul 's boza makers produced a notorious variety with an intoxicating aleohal content and a dasb oj opium as well! Istanbul's best known boz a maker is the Vefa Bozacısı, a firm establisbed in 1876 by Hacı Sadık

I

Bozacılar

ı ıoo

kadar aktarmış. Osmanlı'da fazla mayalandırılarak , içine afyon katılan bozahanelerin, XIX. yüzyıla doğnı ortadan kalktığı biliniyor. İstanbul'da boza denince cinnanıon ilk akla gelen isim hiç ş ü p­ hesiz "Vefa Bozacısı". Hacı Sadık Efendi'nin kurduğu Vefa Bozacısı ' nda ilk bozalar dut ağacından fıçı lar­ da üretilmiş. Sadık Efendi, ilk imalathaneyi ı876'da . adını Fatih Sultan Mehmet'in hocası Şeyh Vefa'dan alan devrin eğlence merkezi Vefa'da kurmuş. Sadık Bey'in üçüncü kuşak torunları Mustafa, Vehbi ve Orhan ,Vefa boza geleneğini bugün de sürdürüyorlar. Mayhoş boza günümüzde dut ağacından fıçılarbozacının ça lı ş tığını

When you drink tbe boza do not forget the and roast chickpeas.

42

S KYLIFE

ŞUBAT

+

FEBRUARY

1993


BIZ • • BU OLIMPIVATI YAPARlZ!

J

/

Bir Dünya

Markası

KOMATSU

TÜRKIVE için TÜRKIVE'de TEM ® e tarafından üretiliyor.

.ı-"''"'Ns,.,..

ci

\

ı~

!

~.ft.OFG\)t-'-""

KOMATSU OLiMPiYATLARI OA iNŞA EDER.

-

,

TE M

®e

KOMAUU " TOrk iye'ni n En BüyUk 1• Mek l n ee ı Oretlclel "

TEM 0G) KOMATSU L TO TUrkrye OıstrıbtJeOn..l "e lısensh üretıcıs ıdır

UAET.....,TESISLERI ~GE TESKıLAn

Ad•n•

let:enbul laW'IIr· Adene D ly erbekır

ı

Tel (?1)461580(8MIK} Fex ("71}461844 ı Tel (1)377 4850(12Het) Fex: (1)377043B ı Tel (4)3464040(9Hot) Fax· (4)3463334 ıTet· r,51)3531 73 Feıc · r,51)~:5694 ı Tel {7't)461!590{6HM:.} Feıo: . (71)461844 ı Tel (83} 21 70 8&23 83 28 Feıoı : [83] 22c::e ~


Efendi. Th e firm first opened in Vefa, a district named after Şeyh Vefa, tutar to Sultan Mehmet the Conqueror. Sadık Bey's great great grandchildren, Mustafa, Vehbi and Orhan stil/ run the family firm . However, Vefa Boza is no tonger made in the original mulberry wood casks, which have now been replaced by stain less steel vats. A research g roup /ed by Prof. Dr. Turgut Yazıcıoğlu of the Turkish I nstitute of Scientific Research (TUB ITAK) has conducted 180 mişti . experiments with Bozanın s ü s ü ve boza, and discoutadı , tarçın l a , sa rı ered that it is easily leblebi. Türkiye'de dried for use at any hazırlanan bozalartime just by mixing da a lk o l dereces i with water. yüzde 1 ila 2 arayüzyıl Whether this dissı nd a değişirken, ortalarında İstanbul'da covery will usher in Katkİsya Tü rklerinin boza l a rında a lth e ''Pa c ket boza" bozacı dükkanının bulunduğunu, era remains to be kol derecesi yüzde 4 ila 6 aras ında desee n. If on a snouy bozacının or frosty night, you ğ i şiyor . Karlı, ayaz, çalıştığını anlatıyor. want to try making soğuk ve yağ ı ş lı geboza .for yourself, celerin iç ı sıta n bohere is a practical zasını evde yapmarecipe: You need ya kalkışırsan ı z , i şte size pratik bir tarif: two cups q( bulgur, two cups of water, Malzememiz iki su and two cups of bardağı bulgurla , iki sugar. Soak the su bardağı su ve iki bulgur overnight. s u bardağı şeke r . The fallawing day Bulgur bir gece önadd the water and ce ı s l at ılı yor. Üzesimmer until the rine su ilave edilibıtlgur is well yor . Ertesi gün s u ve bulgur pişirili­ cooked. Strain and yor . Tel kevgirden ~( necessary add su.f.fic ient water to ez ilip geç irildikte n give it the texture of so nra koyu ise biraz daha su ekle nithick soup. Add the yor. Daha sonra iki su bardağı toz şe ke r de ilave sugar, and set the mixture aside for three days. edilip, üç gün dinlendiriliyor. Tben it should be ready to drink. Do not .forget the Sıra iç meye ge ldi ğ ind e, tar ç ını ve sa rı le blebiyi cinnarnon and roast chickpeas. unutmayın. Gecenin bir vakti gü ğ ümü yl e geçen, kı­ On cold winter evenings the resonant cal/ of the s ık ve s ı cak ses li b ozac ıl ar, ekş i -ta tlı , t a r ç ınlı­ boza seller with his large jug of tart-sweet boza used tarç ın sı z boza lar satardı. Bugün aynı lezzeti soğuk to be heard in the streets. Taday you can stil/ enjoy gecelerde tatmak yine mümkün, ama "booozaa!" sethis delicious beverage, although you are unlikely to sini duymadan . • hear the cal/ of "booozaal" •

da

değil ,

paslanmaz çelik tanklarda üretiliyor. mevsimi 15 Eylül-15 May ı s a rası. Kı ş mevsiminin gözde i çeceği bu mevsimler a rasında üretiliyor. Her yerde kolay bulunabilmesi için TÜBİTAK bünyesinde Prof. Dr. Turgut Yazıc ıoğlu başkanlığın­ da bir heyetin boza ü zeri nde 180 ay rı deney ya ptı ğ ı konusunda yay ınla ­ nan b ir h aberde , pudra haline getirilen bozanın iç ine bir miktar su katı­ larak, h az ır çorba gibi kolayca ha z ır­ lanaca k bir i çeceğe dönüşt ü ğ ü b e lirtilBozanın

Ünlü seyyah Evliya Çelebi 17. 300'den fazla bu dükkaniarda ll 00 kadar

44

S KYLIFE

ŞUBAT

+

FEBRUARY

1993

....

1


You want it all. And sametimes you 路 get it. Naturally, you want to take a video. Why let all the technical mumbojumbo get in the way? Just reach for the compact, light-weight VM-RZ1P Bmm . camcorderfrom Sanyo and start shooting. Because the VM-RZ1P lets technology take care of the technology... With triplefuzzy logic to automatically and professionally adjust focus, exposure and white balance. And five handy, one-touch preset modes for shooting sports, high-speed action, close-ups and dimly lit scenes. So when you meet the moment of a lifetime, don't just take a video. Tal莽e it easy with the SANYO VM-RZ1 P.

Fuzzy Logic Bmm Camcorder

VM-RZ1P


TRANSFO RMING S ORROW T O L AUGHTER :

RIFATILGAZ ACILARI GÜLMECEYE DÖNÜŞTÜREN YAZAR By FÜSUN ÖZBI L GEN

Rıfa t Ilgaz' ın nüfus kag ıdı Türkiye Cumhuriyeti'nden es ki. 19 11 y ılın da Karade niz' in küçük , ş irin bir ilçesi'nde Cide'de dünyaya gelmiş. 1908 yılında M eşrutiye t ilan edildiginde "hürriyet geldi" denil-

Türkiye 'nin belki en çok üreten yazarı . Binlerce öykü, şiir, roman, oyun, anı , makale, 60'tan fazla kitap .. Gülmece eserlerinin en ünlüsü ise öğrenci-öğretmen ilişkileri ve okul sıralarından bir kesit sunan Bababam Sınıfı.

ıfa t Ilgaz 's iden tity ca rd is older than the Turkish Republic. He was bom in 1911 in th e sm a ll, pictu resque town of Cide on the BlackSea. In 1908 Constitutional Government had been miş. Şöyle anlatıyor : "-Ben Hürriyet'in il a nın ­ declared, and the slogan "Liberty has come" was dan hemen sonra dünyaWith 60 puhlished hooks to his credit, on everyone 's lips. "I ya gelmiş im . tık hürriyet R?fat llp,az must he one q(Turkey's çocuklarındanım sizin anwas bom soan after this layacagını z. most prol(ftc writers. The azahor of p roclamation of liberty, " explains R ıfa t Ilgaz. "I Hürriyet çocu gu o lmam , thousands qf short stories, poems, was one of the first liberüç-beş yıl sonra Vahdettin ty children. But this did gibi bir adam tahta çıktı­ novels, plays, memoirs, and articles. not stop them encouragg ınd a "P a di şa hım çok The most famous of his humorous ing me to sbout 'Long yaşa" diye b ag ırtılm ama works is 'H ahaham Sın~fı ", live th e Su lta n !' when hiç de engel olmadı. H em Va hdettin came to the hürriye t çocu g u ydum ahout the teachers and pupils of th rone araund four hem de nerede olursa ola hoys ' hoarding school. yea rs later. I was not sun bagırtılı yo rdum : destined to be a patriotic - P a dişa hım çok yaşa .. Ottoman f or long, only u ntil I was seven or eight. Ama O sma nlılıgım çok sürmedi. Ancak 7-8 yaş ıma Ajter the Military College was closed down, a young kadar. Sonra Harbiye'nin ka patı lmas ı ile okulumuza teaeber f rom the college who came to my school pergelen genç bir Harbiyeli'nin i s teğ i ne uyarak kırmı zı suaded me to throw my fez away and put on a kalpak fesimi yere ça ldım , bir kalpak geçirdim baş ı ma ol[ju r cap} instead. So I became a supporter of the dum bir Ku vayı Milliye'ci .. " National Independence A rmy . " Rıfat Ilgaz, bir imparato rlugun y ı kı lış ını , K urtulu ş Tbose turbulent years during which the collapse of the S avaşı ve yeni cumhuriyetin dogu ş unun kendi çoempire was f ollowed by the War of Independence and cukluk yaşa mında ki ya nkıs ını böyle dile getiriyor. the birth of the new republic, left their mark on the Onu Kuvayı Milliye'ci yapan genç ögretmeni Hilmi youthfu l Rıfat Ilgaz. The young teaeber who had Bey ise 1980' li yıll a rda TBMM Ba ş kanı o lan Kaya infl uenced him was Hilm i Erd em , f a ther of Kaya Erdem'in babas ı Hilmi Erdem imiş .. Erdem the f ormer p arliamentary sp eaker in the 1980s. Genç cumhuriyetin ilk yıllarını da şöyle anlatıyor : Rıfa t Ilgaz rem inisces a bout the early years of the "Ortao kulu Kas tamo nu 'd a ok u rke n Mu s tafa young republic: "When I was in j unior school in Kemal'in emri ile Kuvayı Milliye ka l pagını çıka rı p

47

S KYLIFE

ŞUBAT

+

FEBRUARY

199 3

R


şapkayı

geçirelim başıma. Fes gitti, kalpak gitti. Derken birkaç tokat kar~ılığında öğrendiğ iın eski harfler de gitti. Latin harfleri ge lmi şti. Devrimler sürüp gidiyordu. Yereıne yakalanıp da Yakacık Sanatoryumu'na düştüğüm günlerde, Mustafa Kemal ö ldü . Devrimierin de hızı kırıldı.. tkinci Dünya Savaşı başlamıştı. Şair olmuştum. Gerçekçi , topluıncu, devriınci şair. Rıfat Ilgaz'ın yaşamının toplam 8 yıllık bir bölümü verem hastalığı nedeniyle çeşitli sanatoryum larda geçmiş. Kalan zamanlarında ise öğret m en lik , daha sonra da gazetecilik yapmış. 1930 yılında Kastamonu Öğretmen Okulu'nu bitirip

Kastamonu, l replaced the kalpak with a hat on the orders of Mustafa Kemal. So the fez and the kalpak had both gone. Tben a few slaps seni the old alphabel {the Ottoman, based on Arabic script} jlying out of my head. In came the Latin alphabel instead. Reform followed reform. White l was in the Yakacık Sanatorium suffering from tuberculosis, Mustafa Kemal Kemal died and the reforms tası their momentum. "Tbe Second World War had begun and i was a poeı. A pragmatic, socialist, revolutionary poet. Handcuf(s and chains were the authori-

''Mizah diye bir yazı türü yoktur. Yazı türü romandır, öyküdür, köşe yazılarıdır, anılardır. Mektup bile bir yazı türüdür de mizah bir yazı türü değildir. Tür olsaydı tekniği olurdu. Mizah bir biçemdir. Topluma bakış açısıdır. Mizacımızdan gelen bir özelliktir, bir çeşnidir. " ''Hu1nour is a s~yle, a way of fooking at society. Humour can co1ne in the fonn of poetry', stories or novels. Since humour derives jro1n a person's temperament it is not a skill which can be acquired. Only if hu1nour is in your nature can you be funny." Adapazarı ve Istanbul'da Türkçe öğretmen li ği yapı­ yor, 1938 yılında Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü'nü bitiriyor. Çileli bir yaşam içinde Rıfat Ilgaz acıları mizaha dönüştürmüş. Acıklı , hüzünlü, acı çeken insanları yans ıtan konular yerine, ya~amın gülınece yanlarını

ties ' reaction to that. The war finished, and the Missouri 's arrived" Rifat llgaz has spent altogether eight years of his life in sanatoriums trying to beat tuberculosis. in between two dif.ferent kinds of spells of confinement he was first a teacher, then a journalist. in 1930 he graduated from Kastamonu Teaching College and taught Turkish at schools in Adapazarı and istanbul. in 1938 he graduated from the Department of Literature of Gazi institute of Education . 1broughout all these trials and tribulations Rıfat ilgaz has transformed sorrow to laughter. Amidst suffering and adversity he has always sought the funny side of life. When he gave up teaching and came to Babıali, the Turkish Fleet Street, he started his journalistic career on the battom rung as a typesetter, before going on to writing for humorous magazines. As well as Markapaşa and Adembaba, the most famous of those years, he wrote hundreds of humorous articlesfor others, such as Taş, Dolmuş, Karikatür, and Saka. Taday he lives in a jlat in one of the huge apartment blocks in Ataköy with his son, daugbter-in-law and grandchildren . After a traffic accident in Cyprus a few years ago he has trouble with his leg, and complains about not being ab/e to get out and about

yansıtmaya çalışmış.

Öğretınenliği bırakmak

zorunda kalıp Babtali'ye da önce en zor işten , dizgiden baş­ lamış , entertip ustalığı derken mizah dergileri çıkar­ maya başlamış. Markapaşa ve Adeınbaba dönemin en ünlü mizah dergileri. Taş, Dolmuş, Karikatür, Şa­ ka gibi mizah dergilerine de yüzlerce yazı yazmış. İstanbul'da Ataköy'de kocaman blok apartmanların­ dan birinde oğlu, gelini ve torunları ile birlikte yaşı­ yor bugün. Birkaç yıl önce Kıbrıs'ta geçirdiği kaza nedeniyle bacağını rahat hareket ettiremediği için çıkıp dolaşamamaktan yakınıyor. Ama tüm duyu organları gepgenç, mizahı , gülmecesi de yerli yerinde. Mizah üzerine:; konuşuyoruz. Binlerce gülmece, roman, öykü yazan usta yazar bu konuda düşündük­ lerini şöyle anlatıyor: "Mizah diye bir yazı türü yoktur. Yazı türü romandır, öyküdür, köşe yazı larıdır, anılardır. Mektup bile geldiği yıllarda

48

SKYLIFE

ŞUBAT

+

FEBRUARY

1993


türüdür de mizalı bir yaz ı türü degildir. Tür teknigi olurdu . Mizalı bir biçemdir. Topluma bakış açısıdır. Mizalı ş iir , öykü, rom an o lab ilir: Tür degil, biç imdir. Mizac ımı zdan gelen bir özelliktir, bir çeş nidir. Yazı türleri beceri ister, teknik ister. Bunları sagladın mı başa rı tamdır. Mizalı ne ister? Mizalı insa nın mi zacından geldigi için bilgi degildir edinilemez. Teknik de degildir. İnsanın yaradı lışınd a bu özellik varsa mizalı başarılı o labilir." Hababam Sın ıfı, Rıfat Ilgaz'ın en ünlü mizalı eseri. Oglunun okul maceral arını anlatması ile yavaş yavaş o lu şm u ş. Hafta so nl a rında Ayd ın eve gelip okul maceralarını a nl attıkça Rıfat Ilgaz da öykü haline dönüştürmeye başlamış . Kuşkusuz bunları kaleme a lırken kendi ögretmenlik yı lla rının a nı ve gözlemleri de üstüne ek l enmiş. Rıfat Il gaz 'ın öykülerinde bazen en dikkatli vergi u z m a nın bile farkedemeyecegi bir vergi kaçırma tekniginin nasıl uygulandıgını ögreni rsin iz. Yahut bir uluslararası dış kredi öyküsü yaka l a rs ını z. Bu ince teknikleri nereden ve nasıl ögreniyor şaş ıp kalır­ s ınız. Uzmanla rın bu kadar iyi bilemeyecegi karışık ve karanlık konuları nereden ögreniyor? Soruyoruz, gülümsüyor: bir

yaz ı

much any more. Otherwise neither his faculties nar his humour have been blunted by the years. As a writer who has made generations of readers laugh, I cannot resisı asking Rıfat Ilgaz to define humour. "7bere is no literary form as humorous writing. Literary forms are novels, stories, articles and memoirs. Even letters are a literary form, but humour is not. If it was, it would have a technique of its own. "Hum our is a style, a way of looking at society. Humour can come in the form of poetry, stories or novels. It is an attitude deriving from our disposition. Literary forms need skill and technique. If you get those right, then you succeed. But what does humour require? Since humour is innate in a person 's temperament it is not a skill which can be acquired. Only if humour is in your nature can you be funny. " "Hababam Sınıfı" is Rıfat Ilgaz's most famous humorous novel. His son 's stories of their exploits at school were the inspiration for it. At weekends Aydın would come home and recount that week's happenings, and Rıfat Ilgaz began to put them into story form, adding his own experiences and memories from his teaching years. 7be careful reader can learn a lot from Rıfat İlgaz 's stories: how to conceal your tax evasion from the most hawk-eyed tax inspector, or discover the com-

olsaydı

49

SKY LIFE

ŞUBAT

+

FEBRUARY

1993


p lex workings of an international loan. Reading them you wonder how he discovered about subjects which even experts might be hard put to explain. When I asked him, he rep li ed with a sm ile: "I go and sit in the Çiçek Pasajı . As I drink a beer people come and go and conversations start up. I order them a beer, and we chat. With a bit of encouragement they will talk for an hour or two . I alsa learnt a lot from the more sophisticated sart of thieves and gangsters when I was in prison, and from my Jellaw patients in hospita l . I have known a ll kinds ofpeople. " His novel " Yıldız Karayel" won the Madara l ı Prize and the Şiir Kitapları: Orhan Kemal Prize for fiction ku rdu ğ u Çınar Yayınları yayın­ Kulağımız Kiri te; Güvercirıim Uyur in 1982. "Hababam Sınıfı " has lıyo r . Yine de yüzlerce öykü mu? Ocak Katın Alagöz; Yarenlik; been adapted for theatre, and ve yazısı Bab ı a li 'ni n çeşit l i derÜsküdar'da Sabah Oldu. ( without his permission) for a gilerinde yok olmuş. Çocuk Romanları : Küçükçekmece film. "Karartma Geceleri" Rıfa t Ilgaz ile Skylife için yapOkyanusu; Cankurtaran Yılmaz; (Nights of Blackout) became a t ı ğ ı m ı z bu söy l eşide b iraz da Öksüz Civciv. film which won several göky üz ün de n , u çmaktan ve dün yada n söz ed iyo ru z. tı k awards. Öykü Kitapları: Taday his books are published kez 1968 yı lında Özbekistan'a Çalı Osman Çiftlik Senin; erde Eski by Çınar Yayın /an, a publishg id ip Moskova'ya dönmüş Ustalar; So yal Kadınlar Partisi; u ça k la.T ürki ye'de n Moskoing house established by his Rü şvetin Almanca ' sı .. va'ya tren le, daha so nra da son. Many of his stories and uçakla Özbekistan'a . articles were never returned by "Uçmak güzel de, gid iyorsun publishers or the potice after g id iyorsun saa t hi ç değ i şm i raids. The conversation yor. Sonra dönerken de ac ısı çıkıyor gün devri liyor" diverged into a new global perspective. In 1968 Rıfat d iye a nl at ı yo r il k i z l en i ın l erin i . I/gaz visited Özbekistan, ıraveliing to Moscow by train, and f rom there by air to Özbekistan and back. G ün eş t e ay n ı yöne giderken değ i ş m eye n zama n , g ün eşi n aksine u çuş l ar d a günü geceyi clevi ri yor. "Flying is all right, but the time barely changes despite Pek i ya aşağ ı da gördüğümüz portaka l kadar küçü lthe distance . 7ben on your return you lose a day . mü ş dünya? Time gets its revenge. " Usta yaza rı m ı z bug ünkü dünyam ı z ı yine genç b ir So what about the world appearing !ike an orange bakış aç ı s ı ile ge l eceğe dönük olarak şöy l e değer­ below? "7be world taday is no tonger dominated by lendiriyor:"Dünyaya artık yerelli k değ il , evrense llik the regionality, but by universality. Mankind has a egeme n oluyor. comman destiny, although there are those who seek to Bugün kaderi ortak olan i nsan lığı elin, di l, ırk gibi separate people on the grounds offaith, language and konula rda ay ırı p birbirinden koparanla r var. Ama race. Let us take environmental pollution. No national insa nlı ğ ın kade ri o rtak. Çevre k irlili ğin i ele a l a lı m. boundaries apply there. Artı k bu konularda devletlerin sını rl arı yok. Dünya World states are bound to one anather as tightly as if devletle ri maha lle muhtar lı k l arı gibi birbirine bağ lı. they were district councils. In time a single world view Giderek tek bir dünya görüşü egemen olacak. will predominate. That will come about through Bu da dostlukla, kültürl e o lacak .. " friendship and culture. " • •

"Gide r, Çiçe k Pasa jı ' n a HABABA!ti sıNıFı Bir b ira içerim. iCRAA'IlN iÇiNDE Birile ri ge lir, sohbet baş­ Rıfat 1\ga:ı: lar. Bira söylerim . Ş u rda n ..-..«burada n ko nu şur u z. Biraz k on ul a rı dürtük lerim. Bir iki saat o tu ru r işte bu nl a rı a nl atır, gider. Sonra 5.5 yıl süreyle hapisha ne lerde bi rlikte ka l d ığım kibar h ı rsız l ar, ka badayılar. Hastanele rde koRIFAT ILGAZ'IN ğ u ş a rkadaş l a rı . Çeşit çeşit inESERLERI san ta nı d ım." "Y ıldı z Ka raye l" ro m an ı y l a Romanlar: 1982 Ma ci ara l ı Roman Ödülü Yıldız Karayel; arı Yazma; Karartma ve Orhan Kema l Roman ödü lü Geceleri; Karadeniz'in Kıyıcığında; alan Rı fa t Il gaz' ın kitap l arın­ B ab abam Sınıfı; Pijamalılar; Hoca dan "Hababam S ınıfı " ö nce tiNasrettin ve Çömezleri; Meş rutiye t yatroda oyun , sonra da kendiKıraathan esi; Apartman Çocukları .. . sinden izinsiz ola rak film yaAnılar: Yoku Yukarı; pı l mı ş tı. "Ka ra rtma Geceleri" Kırk Yıl Öne Kırk Yıl onra. ise geçtiği miz yıll arda ödüller Güncel Yazılar: Cart Curt; alan bir film oldu. Nerde Kalmıştık K it ap l arı nı b u g ü n oğ lu nun

otu nıru m.

50

SKYLIFE

ŞUBAT

+

F EBRUARY

1993


1

STANBUL-CENEVRE PAZ A RTESI

KALKIŞ

08.55

VARlŞ

11 .20

PERŞEMBE

KALKIŞ

08 . 55

VARlŞ

11.20

KALKIŞ

08.55

VARlŞ

11.20

•••••••••••••••• E N E V R E

STANBUL

PAZARTESI

KALKIŞ

12.15

VARlŞ

16.20

PER ŞEMBE

KALK I Ş

12.15

VA Rl Ş

16.20

CUMARTESI

KALKIŞ

12.15

VARlŞ

16 .20

TÜRK HAVA YOLLARI, ŞiMDi iSTANBUL-CENEVRE/CENEVRE-iSTANBUL ARASINI DiREKT UÇUYOR. SiZi

ZAMAN

KAYBETMEDEN

HEDEFiNiZE

ULAŞTIRIYOR.

TÜRK HAVA YOLLARI 1


TRADITIONAL TURKISH TABOOS ON F OOD AND DRINK

TÜRKLERDE YEME-iÇME TABULARI Türkler neden domuz eti yemez? lçkiyle araları nasıl? Kabuklu deniz ürünleri neden damak yapısına uymaz?

Why do most Turkes sh udder at the thought of eating p ark? What is the raison d'etre hehind hans on a leohal and hare? By

PIRAYE GÜLERMAN

Bir Fransız için kaplumbağa çorbası bir ziyafetin görkemli girişini oluştururken bir Türk bunu soğuk bir şaka olarak algılar. Domuz pirzolasını ağzını şapırtadarak mideye indiren bir Alman karşısında Türk'ün pek de ağzı sulanmaz, hatta yüzü ekşir. Kurbağa hacağını iş­ tahla ısıran İtalyan'ın karşısında bir Yörük şaşkınlıkl a karışık tiksinme tepkisi verir. Neden? '

Th e turtle soup which to a Frenchman (before the species was protected) would be regarded as a fine delicacy to a Turk is a poor joke . Watching a German enjoying a 'ŞUC­ culent park chop, a Turk is more likeIy to grimace than to find his mouth watering, and the Yörük reaction to an Italian eating frogs' legs is a mixture of amazement and disgust. Prohibitions and taboos on certain Dünyanın çeşitli topluluklarında foods and drinks and different ideas her devre ait ve günümüzde de süof taste have shaped the cuisines of regelen bazı yeme-içme yasakları, societies araund the world. Among farklı lezzet kalıpları o l agelmiştir. the Turks same of these taboos are Türklerdeki bu yeme-içme tabuları­ religious and others derive from cuZnın, kimisi dinsel kimisi de getural traditions. Islam stigmatises leneksel-kültürel nedenlere dayanı­ same foods and drinks as "haram", yor. Dinsel nedenlerle yenilip içilwhite other taboos have nothing to do meyenler tslamda "haram" kategoriwith religion at all. sine giriyor. Türklerde tslamiyetle FORBIDDEN FLESH Only rarely will ilgisi olmayan yeme-içme tabuları a Turk eat park, yet this antipathy is da vard ır ve günümüzde de sürnot merely the result of a religious levni: Sultanın Misafırleri/ Sulıan's Guests mektedir. ban as often assumed. Like the ]ews, DOMUZ ET1 YASAGI: Türkler domuz etine o ldukça Muslims consider park to be "haram", and thefact that uzaktırlar.Bunun dinsel açık l aması kadar gelenekthe pig is a carrier of the parasite trichina is consid52

S KYLIFE

ŞUBAT

+

FEBRUARY

1993


sel-kültürel kökenieri de vardır. Museviler gibi Müslümanlar da domuz etini "haram" saymışlardır. Damu zun önemli bir hastalık faktörü olan trişin taşıyor olması, bu "yasak"ta ana etken sayılıyor. Trişinin, insanda alerjik hastalıklara, mide rahatsız­ lıklarına neden oldugu öne sürülecek domuz eti ye m enin dogru o l amayacagı savun ulmu şt ur. İslamiyetten önce de Türklerin domuz etine pek sıcak bakmadıkları bilinmekteydi. 1982'de Milletlerarası Türkoloji Kongre'sine konuyla ilgili bir bildiri sunan Dr. Turgut Akpınar'ın araştır­ malarına göre, Türkler tarihin hiçbir döneminde domuz eti yemedikleri gibi yetiştirmemişlerdi de. Bunun iki nedeni vardı. Birincisi Türkler'in göçebe bir kavim olu şu , digeri de "lezzet yapı sı" olarak domuzdan tad almamalarıydı. Domuz , yerleşik kavirnlerin yetiş­ tirebilecegi bir hayvandır. Damuzun hareket etmesi halinde kilo vermesi ve ,: dayanıksız bir hayvan 5l.uşu, göçebe yaşa­ ma zaten uygun degildi. Dolayısıyla göçebe Türkler bu tür bir hayva-

ered to be the principal ratianale behind this prohibition . Trichina can cause allergic complaints and stomach diseases, so it was logical to forbid park, the argument goes. However, since many societies living in hat climates have not had to go to the lengths of banning park in order to avoid its risks, perhaps there are other deeper reasons behind it? Dr. Turgut Akpınar, who presented a paper on this subject to the International Turcology Congress in 1982, has discovered that the Turks were disinclined to eat park even bejare tbeir canversion to Islam . Nar did the Turks ever keep pigs, apparently. Tbere are two reasons for this. Firstly, the early Turks were a namadie people, and secondly park did not agree witb tbeir "taste patterns". Tbe pig is only suitable for busbandry by settled communities, since it is an animal for husbandry by settled communities, since it is an animal with little stamina and if forced to walk too far loses weigbt quickly. So the pig could not adapt to the namadie life of the Turks. But the positive disgust needs more explainnı yetiştirmemişlerdi. Ayrıca, domuza duyulan ing, and is attributed to tiksinti, bu hayvanı yetiş­ the scorn felt by the Turks tireniere duyulan küçümfor the farmers who kept semeden de ileri geliyorthe pigs . Namadie com levni'nin Surname-i Vehbisinden Ordu Mutfağı/ Army Kitchen munties were disdainful du. Göçebe toplumlar yerleşik toplumların çok of what they considered rahat ve tembelce yaşadıkl arına inanmışlar, bu yarthe lazy, self-indulgent lifestyles of settled communities, gı onları ve onl arın yeme-içme geleneklerini küand this disdain extended to what they ate and drank, including park. In addition, the character oj the pig, çümsemeye kadar varmıştır. Yerleşik toplumların whose babit of eating its own young exposes it to accuküçümsenen "zevk"leri arasında domuz da yerini almıştır . Bu arada damuzun kendi yavrusunu yiyesations of being a greedy and unfeeling creature, and cek kadar "obur" ve "hunhar" bir hayvan oluşu ; eşi­ whicb is reputed to taek any jealous instincts towards ni kıskanmadıgı inanışı da bu hayvandan ve etinits mate, may have exacerbated this distaste. den uzak durulmasına yol açmıştır . INIQUITOUS W/NE AT AL: lntoxicating substances, known collectively as "müskir'; are alsa on the Islamic 1ÇK1 YASAGI: lslamda "müskir", yani sarhoş edici prohibition list. Altbougb the Turks are Muslims and maddeler "haram" listesinde yer alır. Müslüman Türkler arasında içki içmek dince haram, dolayısıy­ bence drinking aleohal is "haram" and a sin, the la günahtır. Ancak İran ve Suudi Arabistan'da olduTurkish government is the country's major producer of gu gibi, devletçe konulan bir yasak yoktur; tersine alcobolic drinks. Moreover, tbere is no law against devlet en büyük içki üreticisidir. Ge çmişe bakıldı­ drinking as there is in Iran or Saudi Arabia. Even in gında ise Osmanlı'nın çeşitli dönemlerinde içki yapast centuries the ban on drinking in Turkey was only 53

SKYLIFE

ŞUBAT

+

FEBRUARY

1993


Levni: Bir Sarhoj/ A Drunk sa kl a rına rastlanılma ktayd ı. Örneğin , Kanuni Sultan

sporadic, depending on the attitude of the reigning sulSüleyma n döneminde (1520-66) meyhaneler katan . Sulta n Süleyman the Magnificent (1520- 1566) patıl mıştı. Kendisi içki dü şk ünü o lmas ına ka rş ın II. was a strict prohibitionist, f or instance, and his son Selim (1566-74) yasağı sürdürdü. Yasaklar, be lli isSelim II (1566-1574) carried on in hisfath er's footsteps tisnalarla III . Murat, I. Ahmet ve IV. Murat dönemdespite being f ond of aleohal himself. Among subsele rinde de sürdü . IV. Murat en "yasakçı " pad işa htı , quent prohibitionist sultans, such as Murad III and üzüm sa tı ş l a rını bile kontrole a ldırdı. Lale Devrinde Ahmed I, the most notorious was Murad IV, who took (1718-30) içki serbest bırak ıl dı, meyhane ler e n parthe ban to the point of placing controls on grape prolak devi rl e rini yaşadı l ar. Sonraki padi şa hlar yine duction. 7be Tulip Era of Ahmet III ( 1718-1730) saw b e lli yasa kla r ve kısıtlamal ara g itti le r. Kurtuluş aleohal consumption enlirely liberated, an the taverns Savaşı döneminde de (23 Nisan enjoyed their heyday. During the 1920-29 Ekim 1923) TBMM içki War of Liheration (23 April 1920yasağ ı uy g ul adı. Günümüzd e 29 October 1923) the Turkish govbelli m a h a ll e r ve m eka nl arı n ernment imposed a ban on alcodı ş ınd a, içki iç in bir s ınırl ama hol, but si nce then apart from the yoktur. mi/d restrictions of the licensing Türkiye'n in 1992 ra kı tüke timi laws, alcohol has enjoyed relative kapatılmıştı. 62 milyo n litreyi, şa rap tüketimi freedam in Turkey. de 32 mil yon litreyi bulmaktaTurkey's consumption of rakı, a düşkünü olmasına dır. Ancak yi n e de iç ki , spirit distilled from grapes and karşın Mü slüm a n Türkler iç in elince flavoured with aniseed, was 62 "yasak" o lan bir maddedir. Oysa million litres in 1992, white wine yasağı İslami ye tte n önce Türkler içkiyi , consumption was 32 million litres. özellikle gele nekse l içkile ri kı ­ Nevertheless, pious Muslims stil/ ını z ı b o lc a tük e ti yo r l arcl ı. observe Mohammed's injunction Yerleş tikl e ri bo l güneş li , bereto his fa llawers to abstain. Yet in ke tli to praklarda üzümün en güpre-Islamic Turkish society alcozelini ve d o l ay ı sıy l a şa rabın en holic heverages figured largely, lezzetlisini üretiyor ve içiyorl arparticularly the traditional ferdı. Oğuz büyük le ri ö ldü ğ ünd e mented mare's mi/k known as mezariarına içki konulduğu bili"kımız". They engaged in viticulniyor. Oğuz destanında , bu duture and cansumed the fine wines rum şöy l e a nl at ılır: "G ünl erden which they produced, and when

KanuniSultan Süleyman döneminde meyhaneler Kendisi içki Il Selim sürdürdü. Yasaklar, belli istisnatarla lll Murad, 1 Ahmet ve IV. Murad dönemlerinde de sürdü. 54

SKYL IFE

ŞUBAT

+

FEBRlJARY

1 qn

~


bir çocuğu oldu ... Çocuk anatheir teaders died, vessels containing alcohol were ilk sütü emdi ve bir daha emmeplaced in their graves for them to enjoy in the next di , çiğ et, çorba ve şarap istedi. Kırk gün sonra büworld. In the Oghuz Saga we hear that, "One day a yüdü , yürüdü ve oynadı." tık büyük Türk eseri ebi/d was bom to Ay Khan. Tbe boy drank only once Kutadgu Bilik'te (M.S. 1069-1070'de bitmiştir) from his mother's breast, bejare demanding raw meat, İslamın Türkler üzerinde etkisinin arttığı hissedilir soup and wine. Forty days later he was grown enough ve kitabın bazı yerlerinde içki tavsiye edilirke n bazı to walk and play." yerlerinde, bundan uzak durulur, uyarılır. içki lehiBy the 11 tb century, however, when the Turkish sehatne bir pasaj şöyl edir: "Misafir çağırırsan yiyecek ve ar Yusuf Has Hacib wrote his great ethical treatise içecekleri temiz yap ... Yemek ve içki beraber gere''Kutadgu Bi/ik" (completed in 1070), the injluence of kir .. içki olmazsa yemek zehir olur. Islam on Turkish society is already evident. Tbe writet· Türklerde domuz eti ve içki en önemli "ya vacillates between recommending alcohol in moderasak" lar ya da "haram" lar arasıtion in accordance with social na girerken bazı kesimlerce mores, and warning the reader tabu sayılan yiyecekler de varto obey the dietates of Islam and dır. Örneğin tavşan , Aleviler refraining. In the former vein, arasında "eti yen ilm ez" bir he remarks; "If you invite guests, hayvan türüdür. Tavşanın ensure that thefood and drink "adet göre n" bir hayvan oluşu are cleanly .. . Food and d ri nk Alevilerin bu hayvanı mutfakmust go together, without drink larınd a n uzak tutmalarında thefoodwillbeaspoison." ana etken olarak gösterilir . MORE TABOOS: Hare is not a Yine Dr. Akpınar'ın aktarımla popu/ar food item in the Turkish rına göre, Güneydoğu'nun bacuisine in general, but it is pasizı köylerinde yaşayan tively forbidden by the Alevis Yezidiler marul, ebegümeci gi(an Islamic sect which reveres bi sebzeleri ağ ı z l arına koyAli), who attribute the ban to mazlar; hatta bu sebzelerin dithe fact that the hare menstrukili olduğu bahçelerden uzak ates. Dr. Akpınar alsa cites the dururlar. Bazı balıkçılar ise ban on lettuce, mallaw and kırlangıç balığının hep eşi ile other vgetables by the Yezidis, a dolaştığına in an ır ve onu tek community of devi/ worshippers yakalad ı klarında ses çıka rdığıin southeastern Turkey, who na , ağladığına inanır, bu even take pains not to go near "çift"e zulmetınemek için kırfields sown with these plants. l angıç balığı avlamazlar. Somefishermen believe that the İslamiyetçe yasaklanmamış olred gurnard always swims with masına karşın, sırf lezzet yap ıits mate, and that if they hapsına aykırılıktan do l ay ı , kalevni'den: "Uiemalar ve Yöneticiler"/ Scholars and Other pen to catch only one of the buklu deniz ürünleri de Administraıors. pair, the other weeps with grief Türklerin uzak durdukları yiSo as not to cause the Jaithful yecekler arasındadır. Özellikle Avrupa lıların büyük couple such anguish, they avoid catching them. rağbe t gösterdikle ri , istiridye, istakoz, karides, böAlthough sbellfish and crustaceans are not forbidden cek, midye gibi kabuklu deniz ürünleri; kurbağa , by Islam, they run contrary to norms of Turkish taste, kerevit gibi diğer su ürünleri Türk mutfağında pek so that oysters, lobster, shrimps, spiny lobster, craw.fish yer almaz. Özellikle Yörük Türkleri deniz ürünleri and mussels form a peripheral category of the Turkish içinde, balıktan başka hiçbir şeyi yemez ve onları cuisine. Tbe Yorüks (A Turkish tribal group), on the "haşarat-ı Bahriye" yan i "deniz haşereler i " o larak other hand, regard any seafood but fish as definitely adl andırı rl ar. Bir bebek, nasıl doğduğu toplumun inedible, referring to them disparagingly as "hasarat-i dilinde kullanılan sesleri duyarak o dili konuşmayı bahriye'; or incests of the sea. öğreniyorsa, yeme-içme a lı şkanlıkları , ciamak yapıTbe culinary habits to which we are all brought up l arı için ele kendinelen önce belirlenmiş yap ıl ada from childhood are engraved more by belief and cuskarşı l aş ıyo r ve sosyal olarak belirlenen bu yapıy ı tom than by logic. Tbe foods we are notused to seem "doğal" sayıyor. Bu "doğal "lık zaman zaman aşınsa unpalatable, and the others "natural", although the da yediğimizi yemed i ğ imi zelen ayıran dinsel criteria of this "naturalness" are not always as obvious kültürel nedenler varl ığını clirençle koruyor. • as we assume. • bir gün Ay

Kağan'ın

sının göğsünden

.)

55

S KY LIFE

Ş UB AT

+

F E B RU AR Y

199 3


hen you first listen to this music it is reminiscent oj Classical Turkish Music. Yet if you have ever heard Greek music, you w ill recognise traces oj that too. Let us explore further ... The m ore you listen, the more you like it, until you are filled with desire to jump up and dance to it. And finally your curiosity to know more about it becames overwhelming. Afterwards the poignant, exuberant voices oj the singers echo in your ears. One jeature in particu/ar is intriguing. How can a voice be at the same time so sad and yet so joyful? In this type oj music it is not the quality of the voice which counts so much as the expressian and the lyrics. Many of the songs in rembetiko sound familiar. "I wonder what that song was?" you muse. Yet when you finally identify w hat it reminded you of you may suddenly find that the song is completely new to you . One song carries you to Istanbul, in anather you h ear Turkish words. What is j amiliar is the "çiftetelli ko ş ull a va rıl a bilir : rhythm ." Re mb eti ko filmi , I believe that there re mbetiko tarihi ve are three condibu müziğin ya ra t ıcı­ tions for full apprel a rının yaşam hikaciation oj remyeleri. In the film "Rembetiko" Geordakis tries to persuade Harika to sing on stage. To betiko: The film of Re m betikocu l a rın her objection that her voice is not good enough, he replies, "You do not need a "Rembetiko ", th e yaşam hikayesini bilgood voice, just express your yearning. your anguish, and you history of remmezseniz "Persiya'dan will be a good singer." betiko and the lives Vapur" şa rkı s ını ya of th e rembetiko da "Yedikule" şarkımusıcıans. ff you do not know the life stories of s ını a nlayamazsınız. Ya da şark ıl a rın nı çın bu kadar the musicians, you cannot understand the song hüzünlü ya da niçin bu kadar insa nı oynama istegine "Persiya 'dan Vapur" or "Yedikule ". You cannot ittiğ ini , neden bu kadar coşk ulu o ldu ğunu kavramak comprehend why the songs are so melancholy, or ol anaks ı zd ır. why they inspire such an urge to dance, or where Aslında birçok rembetiko a raştırmac ı s ı henüz bu mütheir exhilaration derives from. Many students of zi ği n tarihinin yaz ılm a dı ğ ını söylü yorlar. Çünkü bu rembetiko say that the history of this music has mü zik Türk-Yunan kültüıi.inün , Türk ve Yunan müzinot yet been written, because this music is a synğinin bir sentezidir. Rembetikonun nasıl bir sentez olthesis of Turkish and Greek culture, and Turkish du ğ unu anlatmak zor ama denemeye değer. Çünkü and Greek music. Perhaps it is difficult to define bu sentez Türk-Yunan kü l tüıi.inün karışımının ortaya this synth esis but it is certainly worth trying, çık ardığı harika bir ürün , efsanevi bir ınü z iktir. because this is a legendary music, an amazing Rembetikonun izlerini 1900'lerin Fire'sinde buluyoruz. result of the interaction between two cultures. Anlatıldığına göre lim anı terkedip tren istasyonuna We can trace rembetiko to Piraeus in the 1900s. doğru giderseni z karşınıza kü çük kahvehaneler ve Apparently if you leave the port behind you and meyhaneler çıkar. Bu meyhanelerde ve kahvehanelermakefor the train station, you come to a row of de Türk kahvesi içilip, bağlamalarıyla rembotikocular tiny coffee houses and taverns. Here the mangasen güzel şa rkıla rını söyler ve çalarken, Mangas'lar da

u müzik ilk dinlenildiginde klasik Türk müzigini ha tırl atıyo r. Ama aynı zamanda eger biraz Yunan mü ziğ ini ta nı yo rsan ı z , Yunan müziğini n birçok özelliği ni duymak da olası. Ancak bu da rembetikoyu anlamak için yeterli degil. İn sa n dinledikçe bu mü ziğe ısınıyor ve a rkas ında n dans etme isteği geliyor. Son aşamad a da bu mü zik üzerine bilgilenme isteği . İnsanın kulakl arında şarkı söyleyenie rin hü zünlü ama aynı zamanda coş kulu sesleri kalıyor. İn sa n şarkı söyleyenierin ve mü z iğin bu iki öze lliğine hayret ediyor. Bir ses nasıl bu kadar hüzünlü ve coşkulu olabilir? Oysa bu müzik tüıi.inde önemli olan şarkıc ının sesinin iyi olması değil , nasıl ve ne söylediğ idir. Rembetiko din lediğinizde birçok şarkı kulağınıza yabancı gelmez. "Acaba hangi şa rkıyd ı?" diye sordurur insana. Tam hangi şarkı o ldu ğ unu ç ıkardığını z an belki de şa rk ı size tü müyle yabancı gelebilir. Bir şa rkı siz i İ stanb ul 'a götürü r, bir ba ş kasında Türk çe kelimeler du ya rs ını z, size aş i ­ na o lan müzik ritmi çifteteili dir. Bana kalırsa rembetiko nun tadına ü ç

W

B

58

S KYLIFE

ŞUBAT

+

FEBRUAR Y

ı 'l "

·


nargilelerinde haşhaşl a rını çe kerlermi ş. Rembetiko ve etkisiyle kendinden geçen Mangas 'ın biri yavaşça ayaga kalkıp , agır agır oynamaya başlarmış. Mangaslar dedik de, bunlar üzerine birkaç şey anlatmak istiyorum. Sivri burun - yumurta topuk ayakkab ı , beyaz pamuklu iç çamaşırının üzerine genellikle beyaz gömlek, veya balıkçı kazagı ve yelek giyilir, ceket ise sol omuzda, baş ta fes veya bir çeşit şapka ve elde tespih. Hani kafa yerinde olunca "Heeeeeeyyyt ulan var mı bana yan bakan" diye gür bir nara ata n Mangaslar. Yaşamları zorlu, nargileleri ta tlı Mangaslar. Mangaslar özünde kavgacı degildirler. "Teke" denilen küçük meyhanelerine geldiklerinde dış dünyay ı unutmak, sevgililerini anmak, dışardaki zor yaşamı bir an için olsun unutmak amacıyla haşhaşlı nargile içerler ve rembetiko dinlerlerdi. Mangaslar sürekli bir şe kild e yerel polis ve devlet tarafında n bask ı altında tutul -

es used to sip th eir Turkish coffee and smoke opium in their waterpipes white the rembetiko players sang their finest songs. Falling into a ırance u nder the combined influence oj the rembetiko and the opium, one oj the mangases would ponderously rise to his j eet and begin the slow steps oj the da nce. In case you have never heard oj a mangas I must do a little explaining. A mangas was a person who wore pointed-toed ovoid-heeled shoes, usually a white shirt or high necked jersey and waistcoat over a white cotton undershirt, carried his jacket over his left shoulder, a jez or anather type oj hat on his head, and held a string oj worry beads. In other words that type oj p erson who with a little drink inside him will challenge those araund to df!fY him. Ibe mangas was not vicious mu ş l a r , bir ço kları at heart, however. ömürlerini hapishaHe had a hard nelerde geçirmiş l er­ life, and th e waterpipe ojjered dir . Re mb e tiko nun sweet release from entsrümanl a rı , şa rkı the trials oj th e m a kaml a rı ve oynanan oyun la rın ad l arı­ world outside the ta vern, where h e nın tümü Türk çe. ca m e t o dream Buzuki (bozuk saz), about his sweetbaglama, kanun , ut. heart and listen to Şa rkı makamları rast, hüzzam , hi cazk a r, remb etiko . Th e mangas was usunihave nt , u şşa k vs. ally under potice ve ta ks iml er. surveillance, and Zeyb e k , çifte telli , many spent more ka rşılama , kasap hayears in than out vası gib i oyunların Rembetikoda önemli olan }arkıcının mi değil, nasıl ve ne söylediğidir. ofprison. adları d a Türkçe. Filmde Harika'yı sahneye çıkıp prkı söylemesi için ikna ~tmeye çah}an Geordakis, Ibe names oj the Ancak kazas ka gibi "sesim iyi değil" }eklindeki iti raıına }öyle yanıt verir: "Iyi sese ihtiyacın yok ki, instruments, modes slav oyun l arının fiiçindeki özlemi, derdi dı}arı vur, iyi bir }arkıcı olursun." and dances are gürlerini de görmek entirely Turkish . o l anaklı. Yunanlı The instruments are the buzu k i (a kind oj ların zebekiko veya zembekiko dedikleri oyunlar, çifbağ lama), bağ lama , kanun (zither), and ud teteili ve kasap h avas ı , hem Yunanistan'da hem de Ege bö lges ind e (Do g u Yunanistan'da) yaşayan (ancestor oj the lute) . Ibe "modes" include rast, Yuna n lıl a r tara fından bilinmektedir. 1900' lerin başın­ hüzzam, hicaz kar, nihavent, and uşşak, and the music is divided into taksim, as in classical dan beri Pire'de söylenen rembetiko müziginin ya nı s ı ­ Turkish music. Ibe names oj the dances - zeybek, ra özellikle 1922 yılınd a n baş l ayarak, ya ni Türk Ulusal çiftetelli, karşı/ama, kasap ha vası and so on - are Kurtulu ş Savaşı' nın bitmesine yak ın Yunanlıların Turkish, although the figures include those oj Ege'den İsta nbul , İ zmir , Bursa ve çevresinden göçü Slavic dances such as the kazaska. Ibe dances sonucu, rembetikoya daha sonra bir başka stil, ekol known as zebekiko or zembekiko and the çifteteili damgasını vu ruyor denebilir: İzmir stili. Birinci Dünya and kasap airs are known to Greeks throughout Savaşı öncesi rembetikoda İzmir stilinden ayrı olarak the Aegean. As well as the rembetiko sung in bazı özgün yanlar bulmak ol anaklı. Piraeus araund the turn oj the century, there is Örnegin Pire stili rembetikocular, genellikle tekelerde the version which arose ajter the Turkish War oj çalıp söylerler. Pire rembetikosu erkek müzigidir, erJndependence when the population exchange kek söyler, erkek çalar, erkek oynar ve genellikle erobliged Greeks from Istanbul, !z mir, Bursa and kekler tara fında n dinlenir. other regions oj Turkey to move to Greece. This Rembetikonun Pire stiline, daha dogrusu Birinci h aş haşın

59

S KYLIFE

ŞUBAT

+

FEBRUARY

1993


mig ht be styled the "Izmir-type rembetiko ". The Dünya Savaşı öncesi dönemine "klasik rembetiko" döpre-World War I rembetiko of Piraeus was almost nemi de denir. a lways sung in the taverns. lt was an exclusively 1925 yılında Markos ilk defa ihtiyar Nikos'tan degişik ma/e music, sung and p layed by men, for a male stilde çalınan bir buzuki dinler. Nikos 10 yıl hapiste audience and male dancers. kalmıştır ve Türk stili taksim çalmaktadır. 6 ay sonra The Piraeus rembetiko is therefore known as ciasMarkos buzuki çalmas ını ögrenmiştir. Evet artık remsical rembetiko. betikonun İzmir stili çıkmaktadır karşımıza. It was in 1925 that, for the first time, Markos Çifteteili ritminde söylenen İzmir stili, rembetikoya heard the elderly Nikos play a dif.ferent style of birçok degişiklik de getirir. Klasik rembetiko'ya nazaran Avrupai müzik enstrümanları , gitar, keman, piyarembetiko on his buzuki. Nikos had been . in prison for ten years, and played the Turkish -style no, trampet gibilerinin ya nısıra tef gibi daha çok dogulu enstrümanlar da bu müzige girer. 1936-41 taksim . Six months later Markos had learnt to Metaxas diktatörlügü yıllarıdır. Fire'nin o ünlü rembeplay thç buzuki in what was to be Izmir-style rembetiko. tiko semtleri yıkılır. Haşhaş içmek artık hapisle eşit hale gelir. Bu arada Atina'da ve Fire'nin daha iyi This style with its "çiftetelli "rhythm brought many semtlerinde Küçük Asya göçmenlerinin rembetiko innovations to rembetiko. As well as European cafe' leri açılır. Marko s Stratos ve instruments, such as guitar, violin, Fapayannu bütün Yunanistan'da piano and snare drum, the ün kazanırlar . Ve bu arada tambourine and other more İzmir stilinin bir özelligi oriental instruments olarak da rembetikonun were introduced to ka dın şarkıcıları ortathis new rembetiko. ya ç ıkar. Marika The half decade Folitissa, Rita from 1936 to Ab a t s i , Ro sa 1941 was the Eskenazi'nin yanı­ dietatarship of sıra, erkek rembeMetaxas . The famous rem tikocular Samos'tan betiko districts of Castas Roukounas, Dalgas ve digerleri . Piraeus were 1 İzmir stili rembetiko demolisbed and 1940 so nralarına kadar even a whiff of yaşar. İzmir rembetikosu opium meant a prison Fire'ye oranla daha feminensentence. Rembetiko cafes dir. Kadın rembetikocular şarkı opened by migrants from Asia söylerler, tef çalar ve dans ederler, ayMinor sprang up in Athens and rıca meyhanelere Piraeus. Markos Rembetiko, Doğu Akdeniz'de y14ayan, yüzyıllar öncesi bir geçmi_ıe uzanan Bizans ve Yunan kadın ve erkek Strat'os and kültürünün daha sonraları Batı Anadolu kültürüyle karı_ıımının ortaya çıkardığı bir üründür. dinleyiciler gelir. Papayannu Bu efsanevi müzikte, ya_ıayan hüzünlü ve co_ıkulu bir tarih, bir dostluk var. İzmir stilind e became nationAvrupa'ya özgü al celebrities . enstrümanlar, şa rkı ritmleri, oryantal müzigin ögeleri Meanwhile, as anather feature of the !zmir style, de vardır. fema le rembetiko singers emerged. Marika Rembetikonun tarihinde önemli bir yeri de, tkinci Politissa, Rita Abatsi, and Rosa Eskenazi joined Dünya Savaşı yılları tutar. Bu dönemin önemli rembeCastas Roukounas of Samos, Dalgas and the othtikocuları a r asında Tsitsanis, Sa ldatoros'u yazan ers in this once jealously guarded male preserve. Michalis Jenitsaris birinci sıralarda yer alırlar. Şarkıcı , The women sang, p layed the tambourine and Sotiria Bellou işgal döneminin efsanevi rembetikocudanced to an audience which included men as ları arasındadır. Savaş sonrasında eski rembetikonun well as women. European instruments and yerini daha popüler, zengin takımını meyhanelere çerhythms mingled with the oriental elements. This ken bir rembetiko türü a lmıştır . Izmir-style rembetiko survived until the 1940s. 1950'lerin sonunda bu müzigin artık tarihi bir fenoWorld War II was a tandmark in rembetiko histomen durumuna geldigi söylenir. Ancak 1967-74 yıll arı ry, ushering in Tsitsanis, the author of Saldatoros, arasındaki Albaylar Cuntası diktatörlügü döneminde and Michalis ]enitsaris. Sotiria Bellou was a legrembetiko tekrar canlanmaya başlar. Ancak biraz geçendary rembetiko singer of the Nazi occupation tir, çünkü rembetikonun en büyük ustaları ölmüştür. years. When the war drew to a close, the old rem60

SKYLIFE

ŞU BAT

+

FEBRUARY

1993


ise rembetiko artık bir turizm ögesi, araoyunlar daha çok erotik hale getirilmiş, müzik ritmleri ve enstrümanları Avrupa kökeniilere yeri-

Daha

sonrası

betiko was ousted by a new rembetiko style which attracted a more elite audience. By the end of the 1950s, rembetiko had faded ni bırakmıştır. into a histarical phenomenon . The revival Rembetiko efsanesi, bana göre, yüzyı ll arda n beri betveen 1967 and 1974 during the junta years oluşmuş birkaç kültürün sentezidir. Binlerce yıllık bir came a bit too iate, after most of the great remBizans (Dogu Yunanistan) ve Yunan kültürü var bir betiko virtuosos were already dead. Rembetiko kere bunun özünde. tkinci yanı Türkiye. Türk Halk returned as a tourisı attraction, with erotic dance Müzigi ve Klasik Türk Müzigi'nin etkisi var. Ayrıca yer routines, and purely European rhytbms and yer kimi rembetikolarda Arap ve Slav müziginin bazı instruments. özelliklerinin de bulundugu söylenir. Ancak müzik The rembetiko 's origins lie on the one h and deep ritmleri ve müzik enstrüma nlarının agırlıklı bir bölüin Byzantine and Greek culture, and on the other mü dogrudan dogruya Türkçedir. Ama bir de hem in Turkish folk and classical music. Türk müziginde ya az, ya hiç bulunmayan kimi özelSame assert, too, that they find traces of rap and liklerin de bulundugu söylenir ki, sanırım bunun remSlavic music in rembetiko. Although the names of betikocuların kendine has yaşamlarından , ha şhaş, kamost of the rhythms, modes and instruments are dın, ölüm, Mangas, aşk , hüzün, yoksulluk, Turkish, tbere are elements completely hapis gibi işledikleri temaları bizzat strange to Turkish music, which kendilerinin dopdolu yaşama­ I would attribute to the lives larında n ve kimi ünlü remof the rembetiko players betikocuların müzik bilthemselves: the opium, gisinden, yaşam koşul­ women, deatb, the larından ortaya çıktı­ mangas, love, sorgı söyle nebilir. row, poverty, Çünkü rembe tiko prison and the a raşt ırm ası yapan musical knowlbir çok müzikçi, edge of the masYunanlılar'a remters. Researchers betikoda Türk müinto rembetiko zik kültürünün etkihave found that si olup o lmadıgı yothe Greeks deny the lunda kimi sorular sorinfluence of Turkish duklarında, Yunanlılar bu music, and say that müzikte Türk müziginin etthe attributes tbougbt to kisinin bulundugunu reddedibe Turkish are actually those yorlar, Türklerin de bu müzige kaywhich the Turks borrowed from nak olan özelliklethe Byzantines. Rembetiko has its roots in Byzantine Greek culture and arose from the synthesis with that of ri , Bizans lıl a rda n O t b e r western Anatolia. In this legendary music is a living poignant and exuberant history, aldıklarını söylüresearchers say a friendship ... Real history and real friendship. yorlar. Rembetiko that rembetiko konusunda a raştırm a yapanlardan bazı l arı ise, remoriginated in the poor Greek quarters of towns in betikonun herşeyden önce Küçük Asya'nın bazı kentAsia Minor, principally !zmir, Istanbul, Bursa, lerinin yoksul semtlerinde yaşayan Yunanlılar tarafın­ Manisa and Ayvalık . In the film "Rembetiko " dan ortaya çıkarıldıgını söylüyor. Marika tells her daughter a fairy tale beginning, Bu kentlerin ba ş lı ca l a rı , İ z mir , İ s t a nbul , Bursa, "Once upon a time in Smyrna, the most beautiful Manisa, Ayvalık. Rembetiko filminde Marika kızına city in the world, there was a gir! named "Bir varm ı ş bir yokm u ş, dünyanın en güzel kenti Adriana. " The most lively, dance-provoking song in the film is "Bornova/ı m ", and Souli Manisa/ı lzrnir'de, Adriana adlı bir kız varmış" diye masal anlatır. Rembetiko filminin en kıvrak, insanı yerinde oturtsings the famous zeybek folk song "Izmir 'in maya n bir şa rkı s ı da "Born ovalım" şa rkı sı dır. Kavak/arı " to the ud under the name "Ödemiş 'in Rembetiko filminde Souli Manisalı ünlü "lzmir'in Kavakları ". Kavakları" adlı zeybek türküsünü , ut'la " Ödemiş 'in Rembetiko is not a protest music in my opinion. Tbere are very few songs with political themes, Kavakları" şeklinde söyler. Rembetiko bence bir protest - müzik degildir. Rembetikoda politik içerikli şar­ and tbese coincide with the enforced migratian of kı çok azdır. Varsa da bu 1922'lerde Yunanlılar'ın gö1922, ortheNazi occupation. Only very few rembetiko players, such as Sotiria çü dönemine rastlar ya da azi işga li dönemine . cı olmuş,

61

SKY LIFE

ŞU BAT

+

FEBRUARY

1993


Rembetikocular içinde Sotiria Bellou gibi çok azı , politik anlamda tercih yapmışlardır. O da Nazi i şgali sıra­ sında Parrizanlara katılmıştır. Gerçekten de politik anlamda sag ve sol tarafından mahkum edilen, toplu mun dışına itilen, yaşaml arı boyunca devletle , yerel polisle ça tışan ve baskıya ugrayan, yıllarını hapiste geçiren, yoksul , okuma yazma bilmeye n re m betikocu ile yaşam ı haşhaş­ la, k aba dayılıkl a, yera ltı dünyası ile haş ır neş ir olan ma ngasl a rın bu özelliklerini, rembetikonun bu özelligini sanırım rembetikoc u Rovertakis en iyi şe kild e anlatır : "Rembetiko şa rkıl a ­ rı , rembe tlerce re mbetle r için yazılmıştır. Rembet acı çe kmi ş ve bunu dışarıya vurmu ş bir in sa ndır. "Rembetiko filminde Marika'y ı sahneye ç ıkıp şar­ kı söylemeye ikna etmeye ça lı şa n Geordakis, Marika'nın "sesim iyi degil"

Bellou, have chosen to sing political lyrics, and she was a m ember oj the partisans during the Nazi occupation. Tb e early rembetiko players were imprisoned by right and left wing govern ments, ostracised by society, oppressed by the state and the p o/ice. Tbey were poor and illitera te. Their partn e rs were the mangases, those minor gangs ters who sought solace in opium. The rem be tik o player Rovertakis deseribes this aspect of rembetiko best: "Re mbetiko songs were written by rembets for rembets. Tbe rembet was a p erson who had suff ered and was expressing it ." In the film "Rembetiko " Geordakis tries to p ersuade Marika to sing on the stage. To Marika 's obj ection that h er voice is not good şe klind e ki itirazına şöy l e enough he replies, "You yanıt verir: "İyi sese ihtiyado not need a good cın yok ki, içindeki özlemi, voice, just express your derdi dışa rı vur, iyi bir şa r­ yearning, your anguish, kıcı olursun. and you w ill be a good The ear(ı' renıbetiko "Bazı müzik uzm a nl a rın a singer. " players ll'ere hnprisoned göre blues, flamenco n as ıl ]ust as blues or jlamenco bir müzik ekolü , kültürü ise are considered by same by rı~~bt and left ll'ilzg rembetiko da bunlardan bimusicologists t o be a gouenunents, ostracised ridir. Rembetikonun özellikmusical ecole or culture, hı• sociel}'. oppressed by the le ew Orleans, Ş ikago ve so is rembetiko. Harlem Kent Blues müzigiRembetiko is said to have s/ ale a 11d Ibe po/ice. They ne çok benzedigi söylenir. much in comman with u•ere poor and illiterate. Zencilerin kendine özgü the blues music of New dilleriyle mangas l a rın argoOrleans, Chicago and N.emiJeliko songs Ll'ere l arı arasında bir benzerlik Harlem . Ll'ritten by rembetsfor bulundugu , işle n en konulaThe slang of th e Black rem!Jets. lZJe rembet rın ha ş h aş, hapis, polis ve Americans and that of kadın konularının şaşılacak the mangas, and the lwd '"}Tered and u•as bir benzerlik gösterdigi söythemes of drugs, prison, expressing that sı~j{ering. le nir. Re mb e tik o, Dog u p otice and women cerAkdeniz'de yaşaya n , yüzyıl­ tainly display extraordiTheir partners u•ere the lar öncesi bir geçmişe uzanary parallels. JJUI ngases, those minor nan Bizans ve Yunan kültüRembetiko has its roots ga ngsters u •bo sought rünün daha so nra l arı Batı in Byzantine Greek culAnadolu kültürüyle k a rı ş ı ­ ture and arose from the sola ce in opiu 111. mının ortaya ç;ıkard ıgı harisyn th esis with that oj ka bir üründür. Be n re mwestern Anatolia. In this betikoda, bu efsanevi müzikte, ya ş aya n hü zünlü ve legendary music is a living poign ant and exucoşkulu bir tarihi , bir dostlugu buluyorum. Ama gerberant history, a friendship .. . Real history and çek tarihi, gerçek dostlugu . • real friendship. • 62

S KYLIFE

ŞUBAT

+

FEBRUAR Y

19 93


Tennal kağıııan kurtulun! Yeni telmolojiyi yakalayın. kıvrılan ve hazırlanması zaman termal kağıtla uğraşmayın.

Solan,

sararan,

kullanıma

alan Düz kağıt, antetli kağıt ve asetat üzerine faks mesajı alan Xerox 7024 Telecopier'ı tanıyın. Alındığı anda dağıtıma, dosyalamaya hazır

Xerox 7024 Telecopier

ve yıllar boyu solmayan, fotokopi kadar mükemmel çıkış kalitesini göıün. Belgelerinizi hızlı ve yetenekli Xerox 7024'e teslim edecek, geleceğin faksına yatırım yapacaksınız.

,./

1

EUROPEAN OUALI TY

A·W ·A· R· D

Xerox Büro Araçlan TIC. ve Servis A.Ş. • İSTANBUL Kasap Sokak No: 12/5 Konak Ali!r İşhanı Esentepe 80280 Tel: 274 93 54 Faks: 267 09 04 • ANKARA Atatürk Bulvan No:l38/ABC Kavakltdere 06640Tel: 427 31 55 (4 hat) Faks: 427 31 59 Xerox Yetkili Bayileri ·İZMİR ENRİKO ALİBERTİ Büro Araçlan Tic.ve San. A.Ş. 1378 Sokak No:4/A Alsancak Tel: 21 97 05-21 97 06 Faks: 22 27 91 • TRABZON KAMER Neşriyat ve Tic.Ltd.Şti. Uzun Sokak Tabakhane Yokuşu No: 116/C Tel: 21 80 88 - 26 33 92 Faks: 21 18 92


There is a Paris for each one of us. Wander as far as you can, love with all your heart and stili it remains inexhaustible. Pbotos MANUEL Ă&#x2021;ITAK


YAŞAYAN

RİS PA RI S Of

MO RTALS

Font Neuf Köprüsü'nde aşık olur, Saint Germain kahvelerinde ayrılırız . Bir Noel gecesini sevdiğimizle birlikte, yağmur, kar ya da soğuğa karşın Paris sokaklarında geçirmeyi hayal ederiz.

fa1ling in love 01z the Pont Neı~/Bridge. parting in the cafes cif Saint Germain, and dreaming qj'spending Christrnas Eve with the one you love in the streets qj'Pari,...,·, despite the rain, snow and cold. By MINE SAULN IER

__ __, 1

Hepimizin bir Paris'i vardır. Hem çoguldur, hem tekildir Paris. Dolaş dolaşabildigin kadar, sev sevebildigince. Bitmez. S in emac ıl arı n Paris'i vardır: Renoir'in, Truffaut'nun , Godard'ın , Carne 'nin , Chabro l'un, Bertolucci'nin. Yazarların Paris'i deyince, romantizmin devi Victor Hugo, acımasız gerçekçi Emile Zola'nın. Ressamların, Cezanne'in, Monet'nin, Manet'nin ve herkesten öteye Toulouse Lautrec'in. Sonra biz ölümlülerin Paris'i vardır. Pont Neuf Köprüsü'nde aşık olur. Saint Germain kahvelerinde ayrılırız. Bir Noel gecesini sevdigimizle birlikte, yagmur, kar ya da soguga karşın Paris sokaklarında geçirmeyi hayal ederiz. Gelecek yılbaş ı mutlaka Paris'e gitmeyi kurarız . Agustos ayı da olabilir, razıyızdır. Bazen gerçekleşir bu düşl er , çogu kez suya düşer , kın­ Jırlar. Ya sevdigimizle birlikte Paris sokaklarında yürüyemeyiz, ya sokaklarında birlikte yürüdügümüz insan o sevgili degildir. Ya da sevgili ile birlikte ak düşer saçlarımıza , ama bir türlü gidilemez o Paris'e. Ama Paris hep orada, gönlümüzdedir. İ çimizi ısıtır onun düşünü kurmak. Belki düşler daha sıcaktır Paris'ten, kimbilir? Yaşayan bilir. !çini doldurup çevresini ku şatan sekiz milyon insanın ac ı l arına , sevinçlerine; açlıgına tokluguna ilgisiz, yaşa­ mını sürdürmektedir Paris. Kimi kez bu kenti, elimde olmadan, tannlara adanan ve yüzy ıll ara , binyıllara meydan okumak üzere kurulan

T here is a Paris for each one oj us. Paris is both ptural and singular. Wander as far as you can, love with all your heart, and stili Paris remains inexhaustible. This is a city of film makers, Renoir, Trujjaut, Godard, Carne, Chabrol, and Bertolucci. When it comes to the Paris of literature, there is that great figure of romantism, Victor Hugo, and in canırast that merciless realist Emi/e Zola. It is a city oj artists, Cezanne, Monet, Manet, and above all Toulouse Lautrec. Then there is the Paris of we ordinary marta/s. Falling in love on the Pont Neuf Bridge, parting in the cajes of Saint Germain, and dreaming oj spending Christmas Eve with the one you love in the streets of Paris, despite the rain, snow and cold. Spending New Year in Paris would be wonderjul, but August would do fine, too. Sametimes these dreams come true, but mostly not. The dream may be shattered in numerous dif.ferent ways. Perhaps we get to Paris but do not get the chance to walk the streets with our loved one. Perhaps the person we are with is sameone quite dif.ferent, or we grow old together but stili never get to Paris at all. Nonetheless, the dream of Paris is stili there in our hearts, a warming, enticing thought. Perhaps the dream is better than Paris in the jlesh, who knows? Paris goes its own way without thought for the sorrows and joys of the eight million people who live there, u neoncemed whether they are hungry or in need. 65

S KYLIFE

ŞUBAT

+

FEBRUARY

199 3


Paris kenti M.Ö 3. yüzyılda Seine nehrinin ortasındaki küçük adacığa ıığıyordu ./ The entire town fitted onto the tıny ısiand ın the centre of the Rıver Seıne.

Bir meydanlar kentidir Paris. En güzeli, ku}k uıuz Concorde al anı. Marie Antoinette, Danton ve Robeıpie rre 'i n giyotine ba} verd iği meydan./ Parıı the finesı of w hıch ıs undoubıedly the Place de la Concorde. Here Marıe Anıoınette, Danton and Robespıerre lost ıheır heads ıo the guılloııne. koca b ir t a~ tap ın ak gibi algılıyoruın. Küçücük ölümlü insa nlar, karınca l ar gibi ko~u~turuyorlar basaınakların­ da; merme rle rini , heyke llerini onarıyorlar, kubbelerini a l tın va ra kla kap lı yo rl a r, m eydan l arını temizliyorlar, sokak l a rı n ı sü pürüyorlar, metrolar yapıyorlar, yollar açı­ yorlar, saatlerini kuruyorlar, kateclrallerini aydınlatıyor­ lar, havai fi şekle r at ı yo rl ar, köp rüleri ni paket g ib i sarma lay ı p sergiliyorlar, eski nıüzelerine lifting yapıyorlar, m akyaj ını tazel iyor, kaşını gözünü, dudaklarını boyuyo rlar. Kra llı ğ ını ku tlu yo rlar. Devrimini kutsuyorlar. lmp a rato rlu ğ u y l a övü nü yorlar. Cum h uriyet in i selam lı ­ yorlar. Sokak savaş l arını, barikatların ı an ı yorlar . Kuşat­ mas ın ı düşü n ünce ağ l ayıp. kurtuluı? gününün yı l dö­ nümlerinde çiçek ta rh l a rı donatıyorlar , a t e~l i a:;ık nutukl a rı a tı yorlar. O na tap ı yo rl ar. Insan e liyle yarat ılan, geçmi~ten geleceğe aktarılan bir kutsal a nıt Pa ris. Sokak l a rın daki köpek pisliklerine a ld a nm ay ın . Içinde ya~a n a n , ya~a ml a içiçe geçen tap ı ­ na klarda görü lür bu. Ve dokunulmayan, e rişilnıez yüksekliklerdeki tap ın ak l ardan daha kut ludur böylesi. Am a he r zama n böyle deği l d i.

66

ŞUBAT

a cıty of squares.

Sameti mes this city seems to he a ~rea/ stone temple dedica/ed to the ~ods , and huifl to cha llen,~e the destruct iue power of the centuries cmd mil!enia. 'f'iny mortat b ı nnan hein~s msb araund /ike an/s on the steps, repairing the marhles, the statues. couering the domes witb go/d lec!f. deaning the sqttares. stl'eeping the streets, digg i n~ suhıl'ay tunnels, hu ilding streets, winding c/ocks, il!umi1ıatin~ catbedrals. lighting .fireworks. wrapping up hricf,~es /ike parce/s to di~play them , ~iuing facel!fis to !heir old museums, making tbem up witb mascam and lipstick . '! bey celehrate the monarchy, smtct[/v the Neuolution . lake pride ill !heir empire, ~reel the Repuhlic. 7bey co mmemorate the street balifes a nd harricades, oy when tbey remember the siege. lay out.flowerheds on the Clllltiuer:mries of the liberation , and deliver passianale dec/arations qj"loue. They worship !heir city. Paris isa ho ~ v monument created l~v human band, and emho~ving the pas/ for the .fitlttre. Do not lake any notice q/the dog-dirt on the streets. That is usual in temples which are liued in, which are a part of l(/e. And temples such as these are bolier than tbose at inaccessible beights, out ql reach. Bul Paris was not a/ways /ike tb is. 7be city was fuunded in the third century HC asa se/llemen/ qj"the Caltic Pcırisii !ribe. 7be en tire town filled onto the tiny isiand i11 the cen!J·e q/ the Riuer Seine. Taday the magn(flcent cathedral of No t re Da m e soars up from this is /and,

Paris isa bo(v moJızunent created by hu1nan hand, and ellıbo((J'ing the past for the future. T!J! not to take any notice of the dirton the street.'l and il ı the riuer. S KYLIFE

ıs

+

FEBRUARY

199"


..J

içini doldurup çevresini ku}atan sekiz milyon insanın acılarına, sevinçlerine; açlığına, tokluğuna; mutluluğuna,. mutsuzluğuna ilgisiz, ya}amını sürdürmektedir Paris./ Paris

exısts wıthout

thought for the sorrows and

ıoys.

pleasures and

paıns.

hunger and food of the

Paris kenti. lsa'dan önce üçüncü yüzy ıld a kuruldu. "Parisii" diyorlardı oturaniarına ve tüm kent, Seine nehrinin ortasındaki küçük adacığa sığıyor­ du . Şimdilerde ise "de la Cite" adını ta;iıyan bu adanın üstünde , görkemli Notre Dame Kateclrali yükselir. "Parisli" lerin kentlerini Paris olarak adlandırmaları epeyce zaman aldı. Lutece deniyorclu bu minik kente. Uzun yüzyıllar boyu bir kıyı kenti olarak tüm ula~ımını Seine nehri yoluyla yapan Paris kentinin simgesi , bugün de bir Latin yelkenlisiclir. tık kez 1210 y ılınd a Paris'in arımıs ı olarak dövülen ve Latin yelkenlisini , 18'52 yılında kentin gelm i ş geçmiş e n ünlü valisi 1:3aron Haussmann düzenlemesi 1842 yı lınd a yap ıl an armanın aslı , bugün Paris'in en güzel yap ıların ­ dan biri olan Hotel de Ville, yanı belediye sa ra yınd a

eıght mıllıon

there .

eliyle yaratılan, geçmişten geleceğe aktarılan bir kutsal anıt Paris. Sokaklardaki ve nehirdeki pisliği görmemeye çalışın. known as La Cite. It was a long time bejare Parisians came to know their ci~y as Paris. For many centuries this tiny town was known as Lutetia and all communications were via the river Seine, which is why the symhol of Paris taday is a sailing hoat . 7bis armorial symbol wasfirst institutedin 1210, redesigned by the Jamous governor, Baran Haussmann in 1842, and can now he see n in Hôtel de Ville, the council house of Paris. Below the ship is the motto, "Fluctuat noc mongitur" (It rocks but does not sink). Paris has survived many storms - revolutions, sieges, and occupations - and no doubt will survive many more. No one has had the heart to raze Paris, or indeed the strength. in the 5th century, the army !ed by Atilla the Hun was about to take the city when a ıvaman named Genevieve emerged and he/d a tete a tete with the great conqueror. What was said remains a seeret to this day, but the Huns lifled the siege and meek~y departed from Paris. just as, centuries later, after the Turkish general Baltacı met Catherine the Great, the Ottoman army

Paris'in soyl uluk armas ı Latin yelkenlisinin a ltınd a, dünyaca ünlenen bir söz yazılıdır. "Fluctuat noc mongitur" , "Sa llanır , ama batmaz." Nice fırtınalar atlatm ı~tır Paris ve ku~kusuz daha nicelerini atla tacak tır. Devrimler, ku~atmalar , i~galler yaşam ı ş­ tır. Ama Paris'i yerle bir etmeye kimsenin gönlü el vermez, ya da gücü yetmez. Beşinci yüzyılda kentin Atilla'nın komuta ettiği Hun ordularının eline düşmesi­ ne ramak kala Genevieve adlı bir kadın ç ıkar örneğin, Atilla ile gider konuşur ya lnı z başına , ne söylerler, ne an latırlar birbirlerine bilinmez, Hun ord ul a rı kuşatmayı k aldırır ve gelelikleri gibi giderler Paris yakın larıncl an. Tıpkı Baltacı ile Katerina'nın buluşması ardından , 67

ŞUBAT

lıve

İnsan

saklı.

S KYLIFE

people who

+

FEBRUARY

1993


Osmanlı ordularının Rus topraklarını terkedişi gibi. Paris'i Ati ll a'nın ya kıcı ve y ıkıcı askerlerinden k o rı.ı ya n Genevieve, daha sonra azize ilan e dilmiş ve Paris kentinin "patronu" , yani koruyucusu sıfa tı verilm işt ir kendisine. O tari hten bu yana Paris ne zaman tehlikeye dü şse, Azize Ge nevieve çag rılır imdada . Epeyce, ça lı ş ı p ter dökmü ştür Genevieve' in rı.ıhu sevgili kenti için . "Paris Yan ıyar mu?" kitabını okudu ysan ız ya da filmini gördüyseniz, Hitle r ordu l arı i şga l ko muta nının da o güzelim Seine nehri kö prüle rini a tamad ıg ını , kenti yakmaya k ıyamacl ı g ını bilirsiniz. Sonuçta Paris'i en çok yak ıp y ıkanla r yine de Parislile r olmu ştur. Özellikle Fransız devrimi , pek çok güzel yapının yok luguna yol açmışt ı r. Eastille kalesi bir sembol olarak dümdüz ed il mi ş, ta ş taş üstünele bırakılmamas ı bir ya na , ta ş l arı bi le ka lmamı ştır tarihe. Hemen aynı o rand a y ıkım a u g ra ya n Sa int Ge rmain Kilisesi, dev rimden sonra a poiyon 'un çaba l arıyla o narıl a bilmi ş tir. Ama Fra ns ı z Devrimi de Paris gibi teki ldir ve aynı ora nda dikkat gerekir kalıntılarına. Bir meydanlar ke ntidir Paris. En güze li , ku şk u s u z Concorcle a l anı. Charl otte Corday , Marie Antoinette, Danton ve Robespierre' in giyotine baş verd igi bu meyda nı , Ikinc i Mahmut döneminin "isyanc ı " Mısır Va lisi Mehmet Ali Pa şa' nın 1831 y ılı nda Kral Louis Philippe'e armaga n ettigi ve Ikinci Ramses' in ta pın agından gelen dikilita ş s üsle me kted ir. Paris' in en lüks ote ll erinden Crillo n ve A.B.D. Büyükelçiligi'nin i şga l ettigi görkemli binalar, bu m eydandadırlar. Concorde m eyda nının bir ucu , dünyanın en gü zel ca ddesi diye a nılan Champs Elysees'ye açılır. O Champs Elysees ki , Paris'in tüm geni ş bu Iva rl arı çag da ş çehresi ve görkem li park l a rıy l a Baran Haussman elehasının im zas ını taş ır. Bugünün gezginlerini, yirminci yü z y ıla i liş kin ge ni ş l ik ve büyüklük öngö rüsüyle şaşırtan Haussmann , aslında söz konusu kent mimarisini kendisinde n sonraki çagın kalabalıgını ya da sık ı ş ık tra fi ğ ini sezerek uygulamamıştır. Üçüncü Napolyon ve Hau ssmann' ın böylesin e geniş cadeleleri yaparke n amaç l a rı , o dönemde çok yaygın sokak barik at l arına karş ı top arabaları­ nın g ire b il eceğ i ve is ya n c ıl a r tarafınd a n kolay savunulmayacak yaygın m e k a nların o lu şt u ­ rulm as ıyclı. Ba ş k e ntin meyda nları arasında

e n güzellerinden biri ele Vosges a la nıdır. Paris'in en eski semti Marais'cle, O rtaçağ mimarisinin tüm özelliklerini ko ru yan bu eşs i z ya pılard a , Victor Hugo 'nun kend i e lce ğ i z i y l e yaptıgı mobi lya l a rın , desenierin

depar/ed from Russian soil. Genevieve, who saved Parisfrom destruction at the hands ofAtilla's soldiers, was /ater cananised and became the patran saint of Paris. Since then whenever Paris has been in danger th e people ha ve cal/ed f or succour from Saint Genevieve, whose spirit has gone to considerable Iraub/e for her beloved city. If you have read the book "ls Paris Burning?" or see n the film, you wi/1 know that the com mander qf Hitler's occupying forces could not bear to destroy those love~y bridges across the Seine, or suffer the city to be burned. As a result the Parisians themselves have perpetrated most of the destruction in Paris. 7be French Revolution divested the cily qf many lovery buildings. 7be Bastille, as a ~ymbol of a hated reg im e, was razed to th e ground, leaving not a stoııe standingfor posteri~y. 7be Chu. rch of Sainl Germain su.Jfered badly, bul was restored after the Revolution by Napo leon. Yel th e French Revolution, /ike Pa ris, is unique, and its remains deserve equal al/ention. Paris is a city of squares, th e fiııest of which is undoubtedly the Place de la Concorde. Here Charlotte Corday, Marie Antoinette, Danton and Robespierre lost their heads to the guillotine, and a few decades later, in 1831, the obeliskfrom the temple of Ramses II was erected. This obelisk was presented to King Louis Philippe by Governor qf Egypt Mehmet Ali Pasha. 7be Crillon. one q/ the ci~y 's most exclusive hotels, and the gra nd building housing the US Emhassy stand on this square. 7he Champs E~ysees, wide~y regarded as one of the love/iest boulevards in the world. leads qfl one end of the Place de la Conco rde. 7bis and the other broad boulevards and fine parks all owe their existence to the geniu.s of Baroıı Haussmanıı. His futuristic concept q/ proportion and space astonish Iraveliers taday, althou.gh it was not foresigbt qf 20/h century crowds and tra:ffic which motivated him. In fact he and Napoleon lll bu.ilt such wide streets so that mohs cou ld not set up barricades across tbem. and so that gun carriages cou ld be easily be deployed against revolutioııar­ ies. 7be Place de Vosges is anather love ~ )l square in Marais , th e oldesi quarter qfParis noted for its per:fectly preserved mediaeva l buildings. Here you can uisit the house where the furniture designed by Victor Hugo is exhibiled. Paris is a cily of museums. Who has not heard Georges Pompidou Merkezi/ Centre Georges Pompidou of the Louvre, wh icb after the 68

S KYLIFE

ŞUBAT

+

FEBRUARY

1993


MÜKEMMELLiK RASTLANTI DEGiLDiR.

./

Bir "yüksek prestij" otomobilinde, "lüks"ten öte özellikler arayanların tercihi, şimdi, kuşkusuz SAAB 9000. Çünkü SAAB 9000, otomobilde dünya standartlarını değiştiriyor .

SAAB 9000, mükemmelliğin rastlantı olamayacağını bilenlerin otomobili ... Bir "deneme sürüşü" ile onu yakından tanımak için lütfen bizi arayın.

SAAB. MÜKEMMELLiK ... HIÇ TAViZSiZ.

Beklenmedik durumları daha doğmadan önleyebilen "aktif güvenliği" ve bir kaza anında tam korunma sağlayan "pasif güvenliği" sayesinde, SAAB 9000 "dünyanın en güvenli otomobili"

..

unvanını taşıyor. /

Kuzeyin zorlu doğa koşulları gözetilerek geliştirilmiş bu güvenlik anlayışı. eksiksiz bir konforla

SAAB 9000'de bütünleşiyor . SAAB 9000, lsveç'te, üreticisinin uçak mühendisliği birikimine kadar uzanan teknolojik farklılıklarıy la

Türkiye Genel Distribütörü

yaratılıyor .

General Otomotiv Pazarlama ve Ticaret A.Ş. Suadiye (Showroom) Tel: 355 31 44/45 Kartal (Parça, Servis) Tel: 377 43 90 ( 8 Hat)

SAAB 9000, her biri, lskandinavya' nın kişilikli olan seçkin biçimsel özellikleriyle yaratılıyor . tasarım anlayışının yansıması

Genoto

Genoto bir

Doguş

Holding A.Ş.

kuruluşudur.


fatesi restaration work to commemorate the museum 's two hundredth anniuersary, w ili be the world 's lu ş y ıld önümüne hazır­ larges i museum? The lanan ve yen i onarı­ former railway station, m ı ndan sonra dü n yaO/say, is an example of nın en büyük müzesi modern museology h a lin e ge lecek olan wh ich shou ld not be Louvre' u kim bilme z? missed, wheth er you Müzeci lik anlayışının are a !over of the fine e n u ç örneklerinden, ar/s or not . There are eski ga r b in as ı Olsay'ı same wondeiful restaugörmed ini zse , mutlaka r·ants in there for a öneririz. Güzel sanatlaDünyanın en büyük müzelerinden biri olan Louvre'u kim bilmez? 1 Who has not heard The Grand start. rı sevmek şa rt degil. Bu of the Louvre, one of the greaıest museums of the world/ Palais, whe re nıenıo­ mü ze, ögle ye mek leri için bile nefis tokantalar barındırmak ta dır bünyesinde. rable exhibitions are he/d, the ınuseu.ms of Rodin and Görke mli sergiterin birbirini iz ledigi, Grand Pa la is; Picasso, the National Museu. m of Technology where Rodin , Picasso mü zeleri, devrimin ta nı g ı Carnava let, you can see Foucault 's pendulum, and the Georges Fouca u lt'nun sa rk acı nın sergil encligi Ulu sa l Teknik Pompidou Cultural Gentre visited by two million peoMüze, dünyanın dört bir yanından insanların y ıld a iki ple from all over the world every year ... and many mo re. milyo n geldikleri Georges Pompidou Kültür Merkezi ... ve daha niceleri. Paris has infinite possibilities. Paris bitmez. But Paris is not just a city of monuments and culture. It has all the conveniences of a modern metropolis. Ama Paris, ya lnı z a nıtl a rın ve kültürün merkezi degildir. Modern bir metropolün h e r türlü nime tin e sahiptir. The world's best underground system is in Paris. With Dün ya nın e n iyi yeraltı ulaşım s is te mi Paris'tedir. a single week~y ticket, you can enjoy unlimited ıravet Hafta l ık bir tek biletle kentin tüm metro l a rınd an ve otoon the city's metro and city bıtSes. büslerinden yararlanabilirsiniz. Paris'te oturanlar için bu Everything is electronic and/or computerised. For those bilet ay lık ya da y ı llı k olabilir ve yolculuk say ı s ı sonsuzwho know how to use them the high technology f acilila s ınırlıdır. Te lefon kabinleri, art ı k kartlıdır. H e rşey ties available to the public are more prolific than anye lektro nik ve bilg i sayarlıdı r Paris'te. Kul l anmayı bilenwhere else in the world. La Defense, the city 's newesi ler için , teknolojinin en ileri o l anak l arı nı , henüz hiç bir district to the west is !ike the space age visian in the ülkede o lm ad ı g ı kadar kamunun hi zmet in e s un a r. film ''Metropolis ", the skyscrapers demansirating that Ke ntin batısındaki e n ye ni semti La Defense ise , Paris is at the farefront of modern architecture. "Metro po l" filmini anımsatan uzay görünümü , gökdeThose who have never been to this district, and want lenleri ile Paris' in modern mimariden de hiç geri kalto be astonished by Paris once again should definitely madıgını kanıtlar. Henüz bu semti bilmeyen ve Paris'e make the e.ffort to see it. bir kez da ha ş a şnıa k isteyenlerin mutlaka görmeleri geIl we remember that Parisalone welcomes 20 million rekir. Y a l n ı z Pa ris' in y ıld a 20 milyon turi st agı rl ad ı g ı touris/s per year, it is easier to appreciate the achievedüşünü l ece k o lursa , esk iyi koruyup yeninin en uç nokments of a city which has preserved the old white .flirttas ınd a gezinen bu ke ntin görkemi daha iyi anlaşılır. ing with the outpas/s of innovation. Paris is the place Paris'te geze geze bitmeyen büyük a lı şver i ş merkezleri for shopping galore. from the heights of baule couture vardır. Ama her semtin haftanın iki günü aç ıl an mahalle down to the /oca/ street markets, be/d two days a week, p aza rl a rı da va rdır. Kent halkı, bu pazarlara bay ılır. where the local people love to shop . Paris is inexParis tükenmez. haustible. Paris'in ka lı c ılı g ın a en güzel örnek ise , dünyada Latin The best exanıple of pernıanence in Paris is the Ei.ffel ye lk e n li si nd e n ço k ke ndi s in i si mge leye n Eyfe l Tower, which has become a better known symbol of Ku lesi'nin tarihçesidir. 1889 yı lınd a, y alnı zca yirmi y ıl the cily than the tradilional saiting sh ip. Whe n this sergile nip sökü lmek üze re yap ıl an hu "d emir iskeletl i "lac~y witb the iron skeleton " was erec/ed i1ı 1889 'it hanım e fe ndi " , yüzüncü y ıl ını geride b ırakt ı ve daha niwas planned to dismantle her ajier twenty years. Yet ce y ü zy ıll a ra dogru sağ lıkl a yol alıyor. Bir başka örnek, taday thisfamous tower is info its second century and Pont euf. Yeni Köprü ad ını taşıyan Paris'in bu en ünlü seenıs set for many more. Anather ce/ebrated example köprüsü, as lınd a Seine nehri üzerinde kurulan benzeris Pont Neı!f; or New Bridge. under whose arehes the le rinin en eskisi o lup, 1578 y ılınd an beri a ltınd a n akan waters of the Se ine have been .flowing since 1578. sulara kafa tutnı ak t a. Paris'in tekilliği , belki de bu kalı­ Perhaps Paris 's uniqueness lies in this combination of c ılık ve devinim sisteminde ya tı yor, kim b ilir. • permanence and change. Who knows? •

sergilendigi evi gezebilirsiniz. Bir müzeler k e ntidir Paris. Ikiyüzüncü kuru-

70

KY I IF E

$ UB A T

+

FFRR II ARY

1q<;n


Mitsubishi Klima ortam sıcaklığını istenilen derecede tutan "Heat Pump" sistemiyle size istediğiniz iklimi yaşatır ... Kışın ısıtırl 1

../

yazın dilediğinizce

serinletir. .. Önceden programlayın veya dokunun uzaktan

• 7100 BTU 'dan ı 08.500 BTU 'ya kadar 38 çeş it split klima • Tavan . asma tavan, duvar, yer, salon, multi ve kana l bağlantılı tipleriyle her mekan için farkl ı seçenekler • Mikro kompüter kontrollü fonksiyonlar • Kısa süreli elektrik kesintileri ve hatalı

l l l l ı l l l l l lll

ku llanımdan doğacak aksaklıklar

için '3 dakika zaman röleli" koruma mekani zmas ı

• Nem alma fonksiyonu • Stoktan hemen teslim • Yurtçap ında yaygın servis güvencesi

kumandas ına

Hawaii'nin ideal ortamını odanıza

işyeri n ize

1

1

evinize

getirin ... ./

TEM ~ ELEKTRONIK

iSTANBUL ANKARA iZMiR ADANA

:Tel: 325 57 60 Fax: 325 57 79 :Tel: 230 38 94 - 230 03 40 Fax: 230 03 39 :Tel: 22 49 60- 63 68 23 Fax: 21 82 02 :Tel: 5931 09-593126 Fax: 593121

6 MITSUBISHI

. . . . ~LSD~~


PARIS OfBOOKS

KiTAPLARlN PARİS'İ Avrupa 1 nın

kültür başkentinin hikayesi tam ortasından geçen nehirle başlıyor. Ama siz hikayenin gerisini bilmeden de buraya gelebilirsiniz. Paris zaten kendini bütün güzellikleri ile size sunmaktadır.

The re are fll'U zl'ays to e.\plore h'urope ~'cu/tura/ capital Paris, this ci(}' ~/ligh!. One is to turn up unprepared and leaue the husine.-,·s to c ha nce, the u/her is to du your homeu'orl<.jlJ:,·t. Thal mea n s reading By ÇELIK GÜLERSOY

Avrupa'nın

kültür başkenti "ış ık şehr i"ni gezmenin, iki yardamı var. Birincisi, bilerek. Bunun yolu, okumaktan geçiyor. Paris'i önce kitaplarından tanıdı kta n sonra görürseniz, "haliniz" bir başka olur: Kısa ve kestirmeden bir deyimle, biraz "dramatik" olur, geziniz. Çünkü nereye baksanız, orası hemen o ra c ıkta, size ya şanlı bir tarihi, ya kanlı bir kavgayı , ya ansızın patlayan bir olayı, ya da uzun ve köklü bir gelişimi anlatmaya koyulur. Vendôme Meydanı'ndaki bronz sütun , Fransa tarihinde ilk -ve son- kez yaşa n an bir patlamayla, Avrupa'nın dogusunda Rus Steplerine kadar açıl ı vermenin ve topraklara verile n binlerce Frans ız gencinin, beklenmedik maceras ının bir anı­ sıdır. Sorbonne Üniversitesi ise, uzun mu uzun, köklü mü köklü bir olu şumun meyvesi. Tam ortadan geçe n n e hirl e başlıyor, bu şe hrin hikayesi. Bu ırm ak , ba ş langı ç l arda, buradaki ilk insan yerleşmelerinin h e rşey i o lmu ş. Bu diyarın ke şfe­ dilmesi, gelinip bir adaya tutunulması, geçim kaynag ı ve zaman-zaman da , y ıkım ve felaket sebebi: Çevrenin ve uzakların tüm aç kavimleri de, yine bu

f

If you see Paris after reading about the city, your approach will be quite di.fferent, and your visit more dramatic . Wherever you look, the buildings squares and streets will begin to relate their illustrious history, bloody battles, or deep-rooted traditions. The bronze column in Place de Vendomc commemorates the thousands of young Frenchmen who lost their lives as a result of France 's first - and last - venture info the Russian steppes of eastern Europe. The Sorbonne is the fruit of a long academic tradition stretching back f ar in time. The story of this city begins with the river which flows through its centre, a river which meant everything to the people who first settled here. It was what attracted them in the first place to the isiand in the river where they built their primitive houses. They depended on the river for their !iving, yet it was often a cause of destruction and disaster, as hungry tribes from far and wide ca me by boat toplunder the little isiand settlement. The Seine gave Paris life, which is why a saiting boat is stili the emblem of the city taday. 72

SKY LI FE

ŞUBAT

+

FEBRUARY

199 1

J 1 "I


Photos Archives qf ÇELIK GÜLERSOY

suyu kullanarak ge lmişl er ve bütün ilk birikimleri Seine Nehri, Paris'i hayata getiren kanal. Onun için şe hrin ambleminde hala bir yelkenli tekne, pupa aç mış gidiyor, gözükür. Ortadaki Ada'nın ilk sakinleri, bir Roma karakolu ile beraber, Galler kökenli , bir tutarn insan. İsa 'dan az sonraki yıll a rın bu nüfusu , burada tarım yapmış, hayvan bes l emiş ve tüccarlıga geçm iş. 1000 y ılı eriş­ tiginde ise, artık iki yan kıyıya da taşm ış olan ve a dına "şehir" denilen, bir sahne var. Sol yakada , Kral Philippe Auguste'ün korumas ı altında bir din okulu ve mana s tır biçimieniyor ve o ocaktan, ileride Universum'a ı şık tutacak bir kurum doguyor: Sorbonne. Skolastik'ten d oğsa da , tarih boyunca burada fikir üretilmesi ve bunların yazılıp yayınlanması, toprağın bu kesiminin ana fonksiyonu olmuş. Onun için bugünkü ögrenci kenti Quartier Latin ve yüzlerce "kitap mağazas ı" , bir rastlantı sonucu burada degiller. Bu şe hir , okudukça a nl ars ını z ki , tarihte tuta rlı ve kesintis iz b ir ç izgi üzerind e, h er dönem devlet a damla rının ve onların artistlerinin, yeni bir resmi, elleriyle getirip birbirine ekleyerek o lu şturduk l arı ti-

The ea rliest inhabitants of the isiand were members of a Caltic tribe, later joined by a Roman garrison. They engaged in agriculture, animal husbandry and trade. By the year 1000, the town had spread to either side of the river. On the left bank a th eological college and monastery took shape under th e patranage of King Philippe Auguste, and these were to grow into that famous academic institution, the Sorbonne. Despite its Scholastic origins, the creation of ideas and their dissemination became the primary func tion of this area of the city. That is why the Latin Quarter with its largely student population, and hundreds of bookshops are to be found on the Left Bank. As you read you realise that this city has developed a long a consistent and unbroken course, as a totality of pictures and theatre scenery assembled by the statesmen and artists of every period. The latest stage set was that devised by Napoleon III and his mayor Baran Haussman in the second half of the 1800s. These two men set their stamp to th e Paris we know taday. Nonetheless this city bears many signatures ona multitude qf canvases

yagmalam ışl ar.

./

73

SKYLIFE

ŞUBAT

+

FEBRUARY

1993


in many dif.ferent yet harmonious styles. Because this is a theatre set of a single culture. And the centre of the stage is the place known as Concorde. If you have made your journey here from books, you will never feel alone in the broad empty spaces of this monumental square ... even if you come to Paris by yourseif, as 1 usually do. lmmediately you will be enwrapped in the picturesqueness of the

yatro sahnelerinin, bir toplamı demektir. En son egemen dekoru, apol eonl arın .. çü ncusu ve o nun belediyecisi Baran Haussman , 1800'ların ikinci ya rı­ sında meydana get irmi şler ve şehre belirgin mühürleri ni basmışlar. Ama, herşey, hiç bir zaman, onlardan ibaret değil. Bu şeh ir , çok imzalı , çok tuvalli, ama üslGpları tam a rmo ni içinde, çünkü ay nı bir kültürün ocağ ı , bir tiyatro sahnesi . Sahnenin orta lık yeri, "Concorcle" a dını taşı­ yor. Ah, buraya kitaplardan ç ıkarak ge lmi ş­ seniz, hiçbir zaman, bugünkü anıtsal, ama taş ve epeyce ele boş meydanda , ortada yapayalnız kalmış hissetmezsiniz , kendinizi. Paris'i benim gibi çoğu kez kendi başınıza da gezseniz, böyle o lur. Çevrenizi bir anda, ilk zama nl arı n bütün pittoreski sarıp sa rm alı­ yıverir. Zemini toprak alanda dolu küfeleriyle zerzevatçılar, kaz ve tavuk satıcı ları , kılıç­ l a rını şak ırd atarak geçen at lı askerler, hakkabazlar, madrabazlar içinde kalırsınız. Az sonra bunlar birer-birer çekilir ve silinir. Çünkü 1700'lü yıllar ge lmi ştir ve tahtta oturan adam , Louis XV, mimarlık ve eşya stillerinin ustası hükümdar, meydanın doğu kenarını iki anıt binanın süslemesini istemiş ve projeler içinden bir tanesini seçmiştir. Bütün Avrupa'nın Barok'a k ap ıldı ğı bir çağda, klasisizm in iki görkemli yap ı s ı , burada böylece yükselir. Ama hala boş duran Meydan , sonra öyle bir kalabalıklaşır ki, adeta mahşere döner. Neden mi' Çünkü bilirsiniz ki , y ıll arın 1789'uncusu gelip çatmıştır: Tam oı1aya kurulan setierin tahta merdivenlerinden , ipek g iysili , nazik soylular, birer-birer ve elleri arkadan bağlı o larak ç ıkarılmakta , ama bunların hiç biri aynı merciivenden geri clönememektedir: Puclralı , perukatı başlarını , durmadan inip kalkan g iyotine bıraktıkları için . Ve her bıçağın ini şinde, meydanı dolduran halkın ç ılgın "tezahüratı" kulak l arınızcia uğul­

dar. ı8 Ama zaman bu , durmaz ki , huyuclur, hep akar, akar. Siz de silkinin şöy le bir, yine, çağ ımızın Concorde Meydanı'na dönebilirs ini z: Vak it he le geceyse, masallaşır. bu anıt meydanın g ü ze lli ği: Her yerdeki karanlık sema , ayaklı ve döküm bronz l a mba l arın ı şığı ile , burada aydınlık ve tatlı mavilikler içincleclir. Nehri solunu za alın cia seyreclin. Solcia Burbonların antik Grek kopyası sarayının, sütunlu cephesinde, lazer gösterisi var. Parlamento'nun bütün portreleri ve ihti!alin vecizeleri, renkli şerit l er halinde akıp duruyor. Sağcia Louis XV'in iki kültür sarayı ile , onun arkasında yine Grek eko llü Macieleine Kilisesi, aslında bir şehirde değil , uçsuz

The vegetable selters with their loaded baskets, the goose and poultry vendors, mounted soldiers clashing their swords, conjurers and swindlers will surge araund you in the unpaved square. Soan these will recede and fade away. Because now it is the 1700s, and Louis XV is on the throne, a moııarch who patronises architects and furnitu re designers. This king ordered two monumeııtal buildings to be constructed oıı the eastern edge of

pası.

74

._, KYU FE

ŞUBA T

+

FEBRUARY

199

~


bucaksız

bir sahnenin, bir

yağlıboya

tasında olduğunuzu anlatır

size.

tuva lin tam or-

the square and selected the design project himself. At a time when the rest of Europe was stil! in the throes of Baroque, two buildings in neo-Classical style were being erected in Paris. The stil! empty square was later to be thronged with crowds, in a scene comparab /e to Armageddon . Why? Because we have now reached the year 1 789, when refined aristocrats in their si/k c!othing, their hands bound behind their backs, elimbed the steps onto platforms erected in the centre of the square. None returned. The heads in their powdered wigs were severed in a second by the efficient guillotines, to the frenzied ovation of the crowd. Yet time moves on relentless!y, as it will, and you may now return to the Place de la Concorde of the present day. Especially at night, the beauty of the monumental square takes on an enchanted aspect. In the lig ht from the bronze street lamps, the dark of the night sky is transformed into rich blues. Stand with the river to your left and watch the colonnaded f acade of the neo-Greek Bourbon palace lit up by a laser show. The portraits of parliament's fam ous figures and aphorisms of the revoluti onaries flow pası in streams of colour. The two culture palaces of Louis XV and the neo-Greek Church of Saint Madeleine tel! you that you are not in a city at all, but in the centre of a vast stage, or an oil painting. Now walk towards what was once the widest boulevard ever built. The wheel of fate inevitab!y begins to turn once more. It is not your doing, but the fault of those books. Whether illustrated or not, they are not to be resisted, but carry you away into their own worlds. Gen ılemen in top hats and tailcoats with camelias in their buttonholes, accompanied by fine ladies in hats surmounted by gardenfuls of jl.owers trot elegantly by in their polisbed carriages witb ruhher tyres, pulled by single horses. Only they have the right to use this grand boulevard, the Champs-Elysee. So I a lways let them take precedence, not those who came before, nor those who came a.fter. Because this boulevard which has enough trees at th e entrance to form a smail wood, lined by imposing stone mansions, was a gift of these people of the 1860s, not only to Paris, but to all the large European cities which imitated the French capital. Yet unfortımately, since fate never allows exceptions, all qf them are dead. They have gone with-

Karş ını zda açı l an ,

"geçmiş zamanların en geni ş bulvarına doğru yürümeye-görün. Bu kez d ev ra nın yine dönmesi , ka ç ınılmaz dır. Size baglı da degil, b u. Kitaplar, kitaplar, ah o kitaplar yok mu , resimli ele olsalar, resimsiz ele olsa lar, sizi yavaşça a lır, kendi dünyaianna çeker ve sokarlar. Tek atlı , enfes c ilalı, lastik teker-

·t ı!•o! i laiu.

- LL.

silindir şapka lı ve ya kası kamelile mösyöler ve tepeleri b ir bahçe yükü çiçek t aş ı ya n şa pk a l an ile güzel mada ın l ar , yanın ı z­ dan tik-tak, akar giderler. Bu Champs-Elysee'yi kullanmak, ancak onların hakkıdır da , onun için. Ben, hep öyle yapar ve önce liği o nlara veririm. Ne daha öncekilere, ne daha sonra kile re. Çünkü giriş i bir koru kadar ağa ç lıklı , devam ı ise ta ş konaklada süslü bu bul va rı , sade Paris'e degil , onu taklite başlayan he r büyük Avrupa kentine, bu 1860 ' ların insanları

!ekli

arabaları nd a,

ye lı frak l arı

75

S KYLIFE

ŞUBAT

+

FEBRUARY

1993


armağan etmiştir.

Ama ne yazık , şaşmaz bir kaderle, hepsi, yine de öl müşler. Aşklarını, özlemlerini, ihtiraslarını , hiçbir zaman tam yaşayamayarak ve ömür romanlarının son cümlelerini yazamayarak, gitmişler. Erkekler beyaz eldivenlerini, uzun ve siyah pırıl pırıl ipek şapkalarının üzerine bırakarak. Kadın l ar, bir bahçe kadar çiçekli ge n iş şapka l arı n ı çıka rıp, upuzun saç l arını dagıtarak. O yüzden sizin de onlardan ayrılmanız , kaçınılmaz­ dır. Hasır koltuklu ve yuvarlak masalı cafelerin birine oturdugunuzda , yanında bir Perrier'si ile kahvenizi içerken, d u varları aynalı ve desenli, maroken sedirli restoranların birinde yemeginiz eş ligincle şa­ rabınızı yuclumlarken, ister bir bulvar üzerinde , ister sakin bir ara sokakta, kitapların , sizi tekrar, kendinizle ve günümüz Paris'i ile başbaşa bırakmasını önleyecek hiç b ir çare bulunamamıştır. Vefasızdır aslında kitap lar. Bir yerde , yalnız b ı rak ı rlar i nsan ı. Vefasızlıkları , belki güçsüzlüklerinelen ileri geliyordur: Çünkü kendiler i n e kada r ölümsüz iseler, insanoğlu o kadar "fragille e mortelle"d ir. Bir yerele

out living to the fu ll their loves, yearnings, and ambitions, without time to write the concluding sentence to the story of their lives. The men leave their white gloves on the gleaming black si/k of their hats. The women remove their luxuriantly flowed hats and !et their long tresses cascade down. So your departure from them is inevitable. When you sit down in one of the cafes with wicker chairs and raund tab/es, sipping your cofee and Perrier water, or ensconce yourself in a restaurant with moroccan leather seats against the rich Iy decorated walls hung with mirrors, whether on a boulevard or a quiet backstreet, the books perverseIy abandan you to your own devices. You cannot stop them. Books are ungrateful creatures. They desert you without warning. Perhaps their disloyalty derives from their weakness. However immortal they themselves might be, they can do nothing to alleviale the fragility and mortality of mankind. Fate demands that your ways part sooner or la ter. yollarının ayrı lm a ­ Seeing Paris af ter sı , kader gereği­ reading and dir. Paris'i, okuyalearning about rak ve bilerek the city is a satisgezmek, gerçi çok fying experience, tatmin eder, ya n i but to be honest, P.~IUS. - 1...-ı 1'oiltrits. - 1. '/lo'"'"' ••x Oi""""· -LL . doyurur , insanı. an exhausting Ama itiraf etmeli one. Perhaps in Ama hala bo~ duran Meydan, sonra öyle bir kal a balıkla~ı r ki, adeta mah~ere diiner./The stili ki , çok da yorar, the fina! analysis empty square was laıer to be thronged w i ıh crowds, in a scene comparable to Armageddon. doğrusu. En iyisi , it is better to go siz de bütün kalaba lı k l ar gibi yapın ve onlara uyun: along with the crowd, and come without knowing Yani pek fazla bir şey "bilmeden" gelin, bu şehre. too much. The city readily displays its beauty to all O herkese , kendini, bütün güzellikleri ile, zaten who come anyway. sunmaktadır. General Lafayette'in kimliğinden size Is it any concern of yours who General Lajayette ne canım? Adını ta ş ıyan magaza , öyle şık , girer girwas? The shop which bears his name is so bewitchmez çı l gın parfüm reyonlarıyla sizi öylesine mesteing, with the intoxicating fragrance emanating cler ve tepedeki violet ton lu camlarıyl a o enfes kubfrom the perfume counters, and the spectacular be, o kadar baş ı nızı döndürür ki. lnanın bana, okudome with its violet-hued glass which sets your madan gelirseniz, Paris'te çok "mutlu" olursunuz. mind awhirl. Believe me when I say that you wi/1 Burasının, "bütün soıuların ve onların bütün cevapbe happy in Paris if you come without reading larının şe hri" olma i ddiası , o kadar önemli bir konu anything. Is the city's claim to have the answer to mu? Paris'te keyiflerle, zamanın su gibi akı p gitmesi, every question so important? Does it matter that önemli değ i l mi? Bilgi mi gerek, insanoğ l una , mutlutime races past with the pleasures oj Paris? Is it luk mu? knowledge that people seek, or happiness? Ben bile, kesin kararımı veremedim. Bunca kafamı I have stil/ not made up my mind entirely. After all yorduktan sonra , bir kez de, Paris' i "hiç birşeyi hatı­ that mental e,[fort, I stili wish that I cou ld visit ra getirmeden" gezmeyi o kadar istiyorum ki. Paris without a stream of events clamouring for Halbuki bu ş ehri sadece, bilginin ve özenin oluştur­ my attention. I would !ike to forget that this city duğunu unutmayı istiyoıum. • • was sculpted with knowledge and artistry. on l arın

76

SKYLIFF

S I!R<\T

+

FFAR11ARY

ı on

'


Sizi •••

Yalnız

yolculuk yapan bir çocuk ya da bir

işadamı. ..

Yeni evli bir çift ya da bebekli bir anne ... Türk Hava Yolları 'n ın geleneksel konukseverli~inde herkes aynı oranda önemli ve degerl idir. Her uçuşta yenilenen dostluklar, uçuş sonrasında yerini güzel anılara , sıcak duygulara b ı rak ı r. Bu nedenle, 60 yıldır Türk Hava Yolları'nda her uçuş aynı dilekle biter: "Tekrar g örü ş mek üzere .. ."

TÜRK HAVA YOLLARI

@


BOOK REVIEW

EARLY OTTOMAN MAPS

Haritacılığımızın 16.

yüzyılda

ilk örnekleri

yapılmış

This fascinating book is

the first comprehenstve deniz haritaları OSMANLI DENİZ HARİTAlARI-ALİ üzerine ilk kapsamlı araştır­ MACAR REİS ATlASI study of 16th century Ottoman nautical charts ma niteliği taşıyan kitap, o 01TOMAN NAllTlCAL CHARTS and navigation manuals, çağdan günümüze gelebilAND THE ATLAS OF miş bütün Osmanlı portoincluding outlines of the ALl MACAR RE/S history of Turkish cartoglan (haritacılığın ilk ürünleraphy, naval history and ri) ve haritalarını da kapsaKemal Özdemir ması yönünden, kendi alabiographies of the seamen Yayımiayan (Published by) who drew the early charts. nında tek eser niteliğin­ Mam1ara Bankası - Creative Yayıncılık , dedir. Haritaların yanı sıra The study is richly illustratİstanbul 1992, 159 sayfa (pages). resim, minyatür, çizim vb. ed not only with maps, but görsel malzemeyle destekminiatures, paintings and lenmiş olan araştırma, Türk diagrams. Starting with denizciliğinin 16. yy sonuan introductory account na uzanan tarihçesiyle baş­ of Turkish marttime history up to the 16th century, lıyor . İkinci bölümde Nı\UTIC:\L "Osmanhlann Coğrafi Eserthe author goes on to Illi . \tl ~! H _\ 1_ 1 _~_! \( \lt!_U ~ leri" inceleniyor. Yazara examine early Turkish göre, 16. yy'da büyük atı­ geographers, whose work lım yapan Osmanlı haritacı­ contributed to the outlığının ana kaynakları destanding achievements of nizcilik ve kartografya ile 16th century Ottoman carayrılmaz bir bütün oluştu­ tographe1·s. Th e third ran coğrafya bilimidir . chapter on "The Origins "Haritacılığın Başlangıcı ve and Development of Gelişimi"ni yansıtan bölüMapmaking", which goes back to the earliest known mü, Türklerde coğrafya ile ilgili bilimsel çalışmaları map found in başlatan Beyruni'nin (elMesopotamia, is followed Biruni , 973-1052) ve by a chapter on Beyruni Divanü Lfıgat-it Türk adlı (el-Biruni, 9 73-1052) with ünlü sözlüğünde bir Türk whom Turkish scholarly study of geography begins, dünyası haritasına da yer vermiş olan Ka ş garlı and Kasgarlı Mahmud Mahmud'un (ll. yy) kısaca tanıtıldığı bölümler (llth century ) whose famous dictionary, izliyor. Fatih'in (Il. Mehmed) haritacılığa ilgisi "Divanu Lugat-it Turk ", contains a map of the yansıtıldıktan sonra iki dünya haritasıyla önemli lands inhabited by the Turktc peoples. A chapter bir coğrafya eseri olan Kitab-ı Bahriye'si günüon Sultan Mehmed I/'s interest in cartography is müze de $elen Piri Reis (y. 1465-1554) üzerinde followed by an account of Piri Reis (1 465-1554) , duruluyor. his two world maps and his "Kitab-i Bahriye" Yazar bundan sonra sırasıyla Beyan-ı Menazil-i (Book of Navigation), a major geographical Osmanlı

OTHHIAN CIIAHTS h•m .ı l fı,.rırnir

78

SKYLIFE

Ş UBAT

+

FEB R UAR Y

1993


By ALPA Y KABACA Ll

Sefer-i irakeyn-i Su1tan Süleyman Han adlı ilginç kara atlasının ve benzer iki eserin yaratıcısı Matrakçı Nasuh'un (16. yy), coğrafya eserleri sahibi ünlü Osmanlı denizeisi Seydi Ali Reis'in (16. yy) , Venedik'te San Marco Kütüphanesi'ndeki Tunuslu Hacı Ahmed'in dünya haritasını (16. yy), İstanbu1 Arkeoloji Müzesi Kütüphanesi'ndeki Atlas-ı Hümayun'u (16. yy), harita yapımı ve kullanımı üzerine iki eser veren, aynı zamanda saray müneccimbaşılığında bulunmuş ve astronomi gözlemleri yapmış bulunan Takiyüddin'i (1521-1587), Venedik'te Correr Müzesi'ndeki Menemenli Mehmed Reis Haritası'nı (1590) inceliyor. Ayrı bir ana bölümde, "16. yy Osmanlı deniz haritacılığının doruk noktalanndan olan Ali Macar Reis Atlası" (1567) üzerine bilgiler ve ilk kez atlasın tıpkıbasımı veriliyor. Ali Macar'ın "Akdeniz'i kasıp kavuran Osmanlı korsan rei lerinden biri" olduğu­ nu , daha sonra Osmanlı donanmasının hassa reisleri arasına katıl­

work. The tand atlas and plans of the miniaturist Matrakci Nasuh (16th century), and the works of the famous Ottoman seaman Seydi Ali Reis (16th century) are the subjects of the next two chapters. Studies of the world map of Haci Ahmed of Tunisia (16th century) in the San Marco Library in Venice, the Watters Maritime Atlas, the Atlas-i Humayun in Istanbul Archaeological Museum Library, the works on cartography by the astronomer Takiyuddin (1521 -158 7) , and the sea chart (1590) of Menemenli Mehmed Reis complete the first seetion of the book. The second seetion is devoted to the Ali Macar Reis Atlas (1567), which represents the culmination of J6th century Ottoman nautical cartography, and whose maps are reproduced here for the first time in facsimile. We discover that Ali Macar Reis was one of the "Turkish privateers cum pirate chiefs who were the scourge of the Med iterranean ". Among the sources of the atlas were the sea charts produced by cartographers in Istanbul. According to the 17th century writer Evliya Ce/ebi there were 15 cartographers working in eight sbops in Istanbul, who spoke several languages, above all Latin, and studied the geography books and world maps of the ancients. "In addition there w ere 1O shops where 45 craftsmen were engaged in the manufacture of compasses, and 15 shops where 20 craftsmen made hourglasses for use on board ship. " Jll~strated by a diversi~y of maps and other visual material from libraries and museums not only in Istanbul, but the U.S.A. and Italy, and with a satisfying wealth of information gathered from a wide range of sources, this book is highly readable and a deligbt to browse through. The cost of publishing large format books of this type is prohibitive, and few would get into print if it were not for the spansorship of banks (in this case Marmara Bankasi) and large companies. •

dığını öğreniyo­

ruz. Atlasın kaynaklan sayılırken, ünlü gezgin Evliya Çelebi'den ilginç bilgiler aktanlıyor: 15. yy'ın sonlanna doğru İstanbul'da

gemiler için deniz haritaları 17. yy'da İstanbul'da 8 dükkanda 15 kişi baritacılık yapmakta, bunlar birkaç dili, özellikle Latinceyi çok iyi bildikleri için eski yazarların kitaplannı okuyarak yeryüzü şekillerini çizmekteydiler. Ayrıca pusula yapılan 10 dükkanda 45 kişi , kum saati yapılan 15 dükkanda 45 kişi çalışmaktadır. İstanbul kütüphanelerinden, ABD ve İtalya'dan derlenen haritalar, çeşitli görsel malzeme ve birçok kaynaktan elde edilen bilgilerin biraraya getirilmesiyle oluşturulan kitap, kültür hayatımızın el değme­ miş bir alanına katkılar getirmesi yönünden önem taşımaktadır. Özel yayınevlerinin maliyet yüksekliği dolayısıy­ la yayımlam:iktan kaçındıklan bu gibi eserlerin basımına bankaların ve benzeri kuruluşların destek vermeleri de, kültürümüz adına teşekkürle anılması gereken hizmetlerdir. •

yapılıp satılmaktadır.

79

SKYLI F E

ŞUBAT

+

FEBRUARY

199 3


DUTY FREE

On

BOARD

TÜRK HAVA YOLLARI TURKISH AIRLINES

DUTY

FREE PERFUMES PARFÜMLER

CHANEL NO 5 &111 de Toflette Spray 50 ml.

63 DM BEAUTIFUL 'iau de Paifum Spray 30 ml.

64 DM

KNOWING 'iau de Paifum Spray 30 ml.

68 DM

PARIS l!:au de Toilette Spray

50ml.

55 DM OPlUM Eau de Toilette Spray 30ml. 58 DM

JAZZ Eau de Toi/ette Spray 50ml. 43 DM Eaıt

KOUROS de Toilette Spray 50ml. 45 DM


DUTY FREE

On

BOAR[

CIGAREITES SIGARALAR

DUNE Eau de Toi/ette Nat. Spray 50 ml. 58 DM POISON hau de Toi/ette Spray 50ml. 68 DM FAHRENHEIT Eau de Toilette Spray 50 ml. 1 AS 100 ml. 46 DM - 49 DM

TÜRK HAVA YOLLARI TURKISH AIRLINES

DUTY

FREE SPIRITS IÇKILER

BALLANTlN ES Wbis.(ry

20 DM J.B. Wbis.(ry

20 DM YENI RAKI 6 DM


DUTY FREE

On

BOARD

CIGARETTES SIGARALAR

TÜRK HAVA YOLLARI TURKISH AIRLINES

DUTY SAMSUN EXPORT 14 DM

CAM EL Ligh ts 1 00' s 18 DM

CAM EL FiZter Box 18 DM

MARLBORO JOO's

18 DM

FREE


THY ViDEO PROGRAMI/

THE MEDICINE MAN

THE PRINCE OF TIDES OYUNCULARI CAST

OYUNCULARI CAST

Sean

Co nn e ıy ,

ick Nolte, Barbara Streisand , Blythe Danner

Lorraine Bracco

YÖNETMEN/ DIRECTOR

YÖNETMEN/ DIRECTOR

j o hn McTiernan Sean Co nn e ıy ve Lo rraine Bracco' nun Brezilya' daki Y ağ mur Ormanları'nda romantik bir dram için birlikte o ldukları bir film. Amazon O rm a nl arı' nd a kanser araştırmaları yapan bir daktorun ça lı şmala rını görm ek için gelen bayan araşt ırın ac ı ya aşık o lu yor.

Barbara Streisand

Th e Player is a funny and and view of contemporary Hollywood from sameone who knows il all too well, director Robert Altman. This witty look into the Hollywood psyche becomes the occasion for a high- spirited film that encompasses !h ri/ler, satire, behind the scene exp os, and intricate film within film displays. ım co n ventiona!

MY COUSIN VINNY OYUNCULAR 1 CAST

Joe Pesci , Ralph Macchio, Fred Gwyn ne , Marisa Tomei YÖNETMEN 1 DIRECTOR

j o nathan Lynn

Sean Connery and Lorraine Bracco team up for a romantic drama set in the Brazilian Rain Forest. Ostensibly, it is the story of a doctor white conducting cancer research, fal/s in love with a researcher seni to th e Amazan Jung /e to oversee his activities.

ABD'de küçük bir Doğu kasabasında , ci nayetten göza ltın a a lınan iki üniversite öğ rencisi nin savu nm as ını kuze nleri üstle nir. Bu Yinny'in ilk duruşma ­ s ıdı r. Değ i ş ik bir savunma uygulayan Yinny mahke meyle te rs dü şe r . Buna rağmen kurnazlığı ve yükselme a m ac ı ile herkese karşı bir başarı elele eder ve genç ve heyecanlı mü vek kille rinin serbest kalına l arı nı sağl a r.

Robert Altman "The Playe r" ya kından ta nın a n yönetme n Robert Altman'ın çağdaş ve orjinal bir gerilim yapı tı. Ho ll ywood ruhunu espirili bir bakış ile e le a lan, so n derece hareketli h eyeca nlı ve a layc ı lığının yanında, içinde man zara ve film görüntüle ri de o lan çapraşık bir ya pım .

Kanal

MüzikTürü

OYUNCULARI CAST

YÖNETMEN/ DIRECTOR

Leaving a crumbling marriage behind him in Sou th Carolina, Tom Wing o ırave/s to New York to aid his sister's psycbiatrist, Dr.Susan Lowenstein, as she tries to reconstruct the Wingo family 's troubled history. Tom gives Dr. Lowenstein the courage to reso/ve her relationship with an arrogant husband. Tom Wingo, a Sout hern Football coach/ English teaeber and Dr. Lowenstein, make start/ing discoveries about themselves and each other. . and .fal/ in love in the process. AlRBUS MÜZIK YAYlNLARI

THE PLAYER

Tim Robbins, Greta Scacchi , Whoopi Goldberg, Dina Merrili

South Carolina'da yapt ı ğı kötü bir ev lilikte n sonra, ailesinin problemli durumunu düzeltmeye ça lışa n Tom Wingo kızkardeş i ­ nin psikiyatristi olan Dr. Susan Lowenstein'i görmek üzere New York'a gider. Bu arada Dr. Lowenstein da kibirli kocas ının kendisine ve genç oğl u­ na ya ptığ ı küçük dü şürücü davranışl ara k a rş ı koyabilme cesaretini kendinde bulur. Futbol antre nörü Tom Wingo ile Doktor Lowenste in kendi ke ndilerini yen iden keş fetmeye başlarlar ve birbirlerine aş ı k olurlar.

When two has/ Coas/ college students are .framed for mıtrder in a sma il southern town, they're .forced to have one of their cuusins represent them. !/ 's Vinny's jlrst trial (he flunked the bar more than once be.fore .finally passing) , and his New Jersey ways and .fou! mouth conflict wilh court room decontm . By u tiliz ing street smarts and an aptitude .for debate, Vinny succeeds against all odds in freeing his nervous clients. 83

SKYLIFE

ŞUBAT

+

FEBRUARY

1993

Film

2

Klasik Müzik Türk Sanat Müzigi Pop Müzik Türk Müzigi (Enstrümantal) Türk Hafif Müzigi

3

Rock

4 5

6 7 8

MUSIC ON BOARD AIRBUSES Entertainnıent

Selection

Movie Classica/ Music Classica/ Turkish Music PopMusic Turkish Music (lnstrumental) Turkish Pop Music Rock

Cbannel

2

3 4

5 6 7 8


DAN lŞMA VE REZERVASYON 1 Information and Reseroation

DIŞ BOROLAR INTERNATIONAL OFFICES ABU DHABI {GSA)

Sultan Bin Yousuf and Sons Harib Tower 1 Ground Floor Intersection Eleara Road 1 Aiıport P.O. Box 698 Tel: Rez: 338845 BS: 211194 ADIS- ABABA {GSA ) Eıhlopian

Airlines Bole Alıport P.O Box: 1755 Tel: (25) (!) 182222

ALMAATA

Tel: SM: (7) (3272) 50 62 19 Rez: (7) (3272) 50 62 20 AM MAN

)aba! Arnman Third Circle A Riyadb Cenrre &h floor Tel: SM 1 Rez (962-6) 659102659112 AMSTE RDAM

Stadbouderskade 2, 1054 ES Amsterdam Tel: SM 1 Rez (020) 6853801 (4 lines - bat) ATHEN S - ATINA

19, Filellinon Str. 105 57 Athens Tel: SM : (Ol) 3245975 Rez: (Ol) 3222569 - 3221035 3220561 - 3246024 BANGKOK

Gulf Express Transport Ageney CP. Tower 3ıd Floor 313 Silom Road 10500 Banglmk Thailand Tel: SM : (2) 2310300 ~: (2) 2310300-07 (8 lines-bat)

BAKU

Lenin Avenue ll BAKU, Azerbaijan Tel: SM: (22) 651219 BS: (22) 941943 1 942505 BARCELONA·BAR S ELONA

Paseo de Grasia No: 49-1 Tel: (343) 4875349 BEIJING-PEKIN {GSA)

CAAC Beljing Sales Office ll 7 Dongsi Wesı Street Tel: (665) 558861 - 551031 BEIRUT-BEYRUT

C/0 Pan Aslatic Gefinor Centre Rue Clernenceau P.O. Box 113- 5486 Tel: 867425-361230-31

BELGRADE·BELGRAD

TRG Marksa 1 Engelsa 8/4 11000 Belgrade Tel: SM: (ll) 333277 Rez: (ll) 332561 (GSA) JAT Yugoslavian Airlines

Ho Si Minova !6 11070 Novi Beograd Tel: Rez: (11) 2222123 SENGHAZI-BINGAZ I

Tripali Office Tel: (061) 922011/ 12/13

BERLIN

Budapester Strasse 8 1000 Berlin 30 Tel: (030) 2624033 SM: (030) 2624035 Rez: (030) 2624033134

BOMBAY

FRANKFURT

Maker Cbambers 305 rd. Floor No. 3055. Neriman Point Bombay 400021 Tel: SM: (22) 2040744 Rez: (22) 2043605

Baseler Str. 35 - 37 6000 Frankfurt Main 1 Tel: SM: (069) 27300716/17 Rez: (069) 273 00720/21/22/23 l.(GSA) Necmi Oc S 1-5, 6800 Mannheirn Tel: (0621) 10980

BRUSSELS-BR0KSEL

51 Cantersteen, 1000 Bnıxell es Tel: SM: (32) (2) 5126781 - 82 Rez:: C32l c2ı sı 17676

G E NEVA-CENEVR E

Rue de Cbantepoulet No. 1-3 1201 Geneva Tel: (022) 7316120-73161~7312194

BUCHAREST-B0KREŞ

TAR'OM, Ul, Republic 16 Tel: (09) 147433

HAMBURG

AdenaueraUee 10 2000 Hamburg 1 Tel: (49) (040) 241472 (4 lineslbat)

CAl RO - KAHIRE

Moustafa Kamel Sq. No. 3 Tel: Rez: 3908960/61 (GSA) lmperial Travel Center 26 Mabmoud Basiouny Str. Tel: (20) (2) 761769 - 758939

HANNOVER

Langa-Laube No. 19 Tel: SM /Rez: (49)(511) 13185 9M318599

COLOGN E-K0LN

Balınlıofsvorplatz l-5000 Cologne 1 Tel: SM: (0221) 134443 Rez: (0221) I34071m BS: (0221) 134073

HELSIN KI

Aleksanterinkatu 48 B 306 00100 Helsinki Tel: SM: (358) (O) 628173 Rez: (358) (O) 628199

COPENHAGEN·KOPE NHAG Ved Vesıerpoıt 6 !612 Copenbagen

HONG KONG {GSA)

Tel: SM: (33) 144055 Rez:: (33) 144499

Best Holidays lld. RMS 16o34 Fleet House

DHAHRAN-DAHRAN {GSA)

38 Gloucester Rd. Tel: (852) 8611311

ABC Travel Ageney

King

Abdulaıiı

So. AJniıruan Complex Centre P.O. Box: 739 AJkbobar 31952 Tel: (66) (3) 8950044-8954904-8947917

JEDDAH-ciDDE

City Center Bldg. 12/13

Medine Road P.O. Box. 11563 Tel: (966) (2) 66oo127 (4 lineslbat) (GSA) ABC Travel Ageney Medine Road Alquitlıml Bldg. P.O. Box. 11679 Tel: (966) (2) 6518300-6519440

DHAKA· DAKKA {GSA)

Bengal Airlifı lld.

54 Mo<ijheel C.A. Dbaka 1000 Bangladesh Tel: 243059 DAMA SCU5-ŞAM

Aifarelos St!. lbn. Zeydoun Bldg. 3ıd floor Tel: SM: (ll) 227266 Rez: (ll) 228284-23m0-232190 (10 lines-bat) (GSA) Al Faradees Travel and Tourism Ageney Dar el Moubandeseen Bldg. Maysoloun St!. P.O. Box: 8339 Tel: (ll) 227266-239770-232190 (lO llnes-bat)

JOHANNESBURG {GSA)

South African Airways P.O. Box. 7778 Tel: (713) 2206 KARACHI·KARAÇI Avenue Centre

Strachen Road Tel: SM: (9221) 525922-525766 Rez: (9221) 513837-525487 (GSA) Pakritrk Travel Agencies 12 Avenue Centre Strachen Road Tel: SM: (9221) 513837

DOHA· KAT AR {GSA)

AJ-Rayan Travel Ageney P.O. Box: 363 Tel: SM: (974) 32 9963 Rez: (974) 412911-12

LEFKO Ş A

Ostnanpaşı Cad. No: 32 Tel: (520) 71382-71061-n124 (GSA) Geçitkale Tel: 520 (77113)

DU BA l

Almaktauro Street 63 B Shaikb Rashld Bldg. P.O. Box: 1200 Tel: (971) (4) 226038-215970 (GSA) Sweedan Trading Co. (Same address/aynı adres)

LISBON-LIZBON {GSA)

TAP- Edifıco 25, Aeroport Lisboa 5 Portugal Tel: (3511) 899121

DUBLIN {GSA)

Aer Ungus Dublin Alıport Tel: (3531) 370011

LONDON-LONDRA

Hannaver Str. 11-12 London W. 1 R 9HF Tel: SM: Rez: (071) 4994499 (5 Unes-bat)

DUSSELDORF

Graf Adolf Str. No. 21 4000 Dusseldoıf 1 Tel: (49) (0211) 373062 (6 lines-bat)

TURKISH

AIRLINES 84

ŞUBAT

91 Rue Bugeaud

69006 Lyon Tel: (33) 78241324 MADRID

Plaza de Espana 18 Torre de Madrid 7n 28008 Madrid Tel: {34) (1) 5416426-5416849 MANILLA-MANILA {GSA) Deks Air Ine.

7701 Golden Rock Bldg. 168 Saloedo Str. Legaspi Vdlage Makati Metro -.Manilla Tel: (2) 8121455-8121452.ıl123865 MILAN·MILANO Vla P. da CaMobio

3720122 Milana Tel: SM: (02) 866350 Rez: (02) 8056233.a053976 MOS COW ·MOSKOVA

Kuznetsky Most 1/B Tel: (7) (095) 2924345 2925121-2921667 Fax: 2002245 (GSA) Aeroflot Dobrynınskaya

UL. 7

Tel: (7) (095) 2388113 MUNICH -MONIH

Bayerstrasse 43 8000 MOncben2 Tel: SM: (49) (89) 51410920/21 Rez: (49) (89) 51410922 (GSA) KontReisen Markplatz 2 8870 Günzbung Tel: (08221) 6o36- 6o37 MUSCAT- MASKAT ( GSA)

AZD Travel and Tourism Agencies U.C, P.O. Box. 5490 Ruwi, Muscat Tel: (968) 707303-707310

NEWYORK

821 U.N. Plaza 4th Floor N.Y. 10017 U.S.A Tel: SM: (!) (212) 8678925 Rez: (1) (212) 9865050 NICE {GSA)

Sultan Tourisme 28 Rue Masena 06000

Tel: (93) 877207 NURNBERG

Am Plarer 8-8500 NumbergSO Tel: (49) (911) 265301/02

PARIS

2 Rue de L'EcheUe 75001 Paris Tel: (!) 42602808-42605675 PRAGUE·PRAG

Ceskoslavenske Aerloline Revoyochil, 16o 15 Praque Tel: (422) 2146

ı

RIYADH-RIYAD

Khalidiya Bldg. Olaya Main St!. P.O. Box. 25194 Riyadb 11466 Tel: SM/Rez: (966) (!) 46316004632807 (GSA) ABC Travel Ageney (Same address-aynı adres) Tel: (966) (!) 22022624125 ROME-ROMA

BUSINESS CLASS

SKYLIFE

LYON

+

FABRUAR Y 1993

Plaza DeUa Republica 55 00 185 Rame Tel: SM: (039) (06) 4873368 Rez: (039) (06) 4819535-4827149 (GSA) Arrigo Group lld. 248 Tower Road Sliena Malta Tel: (4) 80426


ROTTERDAM Weeııa-

Zuid ı40 30ı2 NC Tel: SM 1 Rez: (lO) 4332177 -4332465 SEOUL-SEUL (GSA) KAL Building 4ı-3

Seasomun Dong Jung-gu Republic of Korea Tel: (822) 75ı7-115 SINGAPORE-SINGAPUR

545 Oıchaıd Road 02-ıat2ı Par l!asl Shopping Center Singapere 0923 Tel: (65) 7324556 SOF'IA·SOF'YA

Al StamboliskiııA Tel: SM/Rez: 883596-874220 (GSA) Sofıa Aiıpoıt Tel: (2) 66ı690 STOCKHOLM·STOKHOLM

Vasagatan 7 P.O. Box. 73 ı012ı Stockholm Tel: (08) 2ı8534/35 STRASBUOR~STRASBURG

2 Allee de La Robertsau 67000 Strasburg Tel: (33) (88) 2500ı7/5214 13 (3 hat) STUTTGART

Lautenschlager Sır . 20 7000 Stuttgan ı Tel: SM: (0711) 221444 Rez: (0711) 22ı445- 2268085 SYDNEY·SIDNEY

American Express Tower ı6o2 388 George Street

NSW 2000 Sydney Tel: SM: (02) 2332ı05 Rez: (02) 2211711 TAIPEI (GSA)

Golden Foundation Tour.ı Corp. SF, ı34 See. 4, Oıung Hslao Rd. Lung Men Bldg. Tel: (02) n3-3266 TEHRAN·TAHRAN Osıad Motıhari

,;

Ave.

No: 239 Tel: SM: (2 1) 627464 Rez: (21) 646926

ERZURUM

Hayarkon Str. 78 Telaviv Tel: (03) 5172333-34-35 TOKYO

Toronom Rapport Blgd 4. fl . ı-ı6-ı Toronom Minau-ku Tokyo ı05 fel: (81) (3) 52511511 - 5251155ı TRIPOLI • TRABLUS Mohammed Megarif Str.

4879S-38236

TUNISIA· TUNUS

Complex El Mechtel Boulevaıd Oulet Halfouz Etage 3 Tunis Tel: SM: (1) 786473-787033 VI EN NA· VIYANA

A 101owıen Opemgasse 3 Tel: (222) 5862024 (5lin~hat)

ZURICH· ZORIH Tal Slrasse 58 8001 Zurich Tel: SM: (1) 2111008-2111047 Rez: (1) 2111070/71-2118567

KARAMAN (CiSA)

Qci Turizm Seyahat ne San ve

Yd Cad. SSK Ranı Tesisleri No. 24 Tel: (011) 11904-ı3409-ı8530 ıoo.

DOMESTIC OFFICES

!ıd. Şti .

Konya Cad. No. 55 Orman ~!etmesi karşısı, Karaman Tel: <343) 14859120680

F'ETHIYE (GSA), MUÖLA Peıur Turizm ve Seyahat Aceııtası AtatilrkCad. Tel: Rez: (6151) 2034-2443

ADANA

Stadyum Cad. No. ı Tel: SM: (71) 541545 Rez: (71) 537247-543ı43-543538-542393 BS: (71) 530867

CiAZIANTEP

Atatürk Bulvan No. 38/C Tel: SM: (9185) 10ı563-64 Rez: (9ı85) ıoı565-66

AFYONKARAHISAR (GSA)

Gold Turizm ve Seyahat Acenıası Merkez: Otogar girişi No. ı

HATAY(GSA)

Eıniıdag-Afyon

An-Tur, Antakya Turizm ve Seyahat Aceııtası lnono Cad. No. 37 Tel: (891) 15893- 17282

Tel: (4981) 1194-ıo« Şube: Emek Oıel girişi Tel: (491) 18836 AKSARAY (GSA)

!-Aksaray Turizm ve Seyahat Aceıııası Lise karşısı KOtüphane Sok. No: d/2 Tel: (481) 123 32 2-Aksaray Seyahat Aceıııası Zafer Mah. Devlet Hastanesi Karşısı No: 1 OrtakOy Tel: (1462) 3471

ISTANBUL

Istanbul Rez: (1) 574 82 00 (25lin~hat)

Cumhuriyet Cad. No. 199-20ı Kat 3 Haıbiye Tel: (1) 2464017- 2471338-2402316 SM: (1) 2301817 Pıomooyoıı!Promoıion: 248 90 26 Saıış BOrolan - Sales Offices

ANKARA

Hipodrom Cad. Gar yanı Tel: (4) 3124900 SM: (4) 3104745 Rez:: (4) 3090400 (10 ~hat) BS: (4) 3124900/43 lnfJ Danışma: (4) 312491G-3ı24900.f33 Bakanlıklar Saıış f!ürtı5U (Sales Office): AtatOrk Bulvan !67/A Tel: (4) 4ı76499 (GSA) Çav'uşoglu Turizm ve Seyahat Acentası. AtatOrk Cad. AdaWar Sok. No: ı6 Şereflikoçhisar/Ankara Tel: (4541) 2383

ı. KadıkOy

Bahariye Cad. Opera ~haru Kat2 Tel: (ı) 337ı876-3371891 2. Haıbiye Cumhuriyet Cad. 199/201 Tel: (1) 2250556 (6 Unes/hat) Taksim Gezi DQkkanlan No: 10Taksim Tel: (!) 25211o6 (6 ünes/hat) Aksaray Saıış MOdOriOgü Mustafa Kemal P~ Cad. Tel: SM: (!) 5882538-588ı22ı BS: (1) 5867793-58675ı45881222

ANTALYA

Cumhuriyet Cad. Özel tdare ~ham alu Tel: SM: (31) 128522-110558 Rez: (31) 11283(}. 115238- 1Z3432-

1. Sirkeci

ı26272

Gar Ka~ısı, Dogubank ~ Haru alu, Kat: ı Tel: (1) S:zs4808.5228888-528426ı

BS: (31) 127862 (GSA) An Turizm ve Seyahat Aceııtası Bostancı Pınar Cad. no: ı6 Alanya Tel: (323) 11194- 1182ı

IZMIR

BOyOk Efes OıeU alU Tel: (51) 14ı220 (61in~haı).

BODRUM (GSA) , MU~LA

Touralpin Travel Ageney Yeniçarşı 6. Sok. No: 6 Tel: (6ı4) 63 325 - 68 733

13512ı

InfJDanışma: (51) 14122017>-76 SM: (5ı) 140802 Rez: (51) 258280 (5 lines/hat) Charter Rez: (51) J4ı220/35

BURSA

TELAVI V

Algeria Sq. Tel: (21821)

Iç BÜROLAR

Çakır!ıaınam

Temiz Cad. No: 16/B Bursa Tel: (24) 22ı866 Rez: (24) 2ı11 67-2ı2838

IINI$ lô.AR JI / 80 41l0/NG

KAYSERI

·

Sahabiye Mah. Wdırun Cad. No. Tel: (35) 311001-313947

KIRŞEHIR (GSA)

Ça~u Turizm ve Seyahat Acenıası Atatürk Bulvan Ankara Cad. TOccarlar ~hanı Kaı 3, No: 3ı6 Tel: (487) 21172

KONYA

Alaaddin Cad. No. 22 Kat 1/ıo6 Tel: (33) 51200G-5ı2032-524676 l.(GSA) Vatan Seyahat Acenıası Ankara Cad. Ayvaz Pasajı No.41 CihanbeyU-Konya Tel: <3421) 1367 2.(GSA) Orlıangazl Yddız Sey. Acentası Atatürk Cad. No. 10/A Kulu-Konya Te~ (3424) 171G-13SO

KUfADASI (GSA), AYDIN Osman Turizm Ticaret A.Ş.

AtatOrk Bulvan Yaı Tel: (636) 14205

Kanalboyu Cad. No. 10 Orduevi Karşısı (821) 11920-16489 Rez: (821) 11922-14053

Te~

MARMARIS

Atatürk Cad. No. 30/B Tel: SM/Rez: (612) 23751152153

MERSIN

lstiklal Cad. 27 Sok. Çelebi ~hanı No.6, 3306o Mersin Tel: (74) 115232-12ı273ı30274-ı30ı 00

RIZE

Belediye Ka~ısı Tel: (054) 3059ı-92-93

SAKARYA (GSA)

Sakarya Turizm ve Seyahat Aceııtası KudOs Cad. Birlik ~ham Kat: 3 Tel: (91) 5223

SAMSUN

Kazımpaşı Cad. No. ll/ A Tel: SM: (36) 11826G-11S065 Rez: (36) 11506>-122323

TI!KIRDA6 (GSA)

Trakya Turizm ve Seyahat Aceııtası Atatürk Bulvan No. 68 Tel: (1861) 8438/39

PA.~S

TRABZON

Kemerkaya Malı, Meydan Parkı karşısı Tel: SM: (031) 22219 · BS: (031) 13446-11680

Çavuşogiu

TK

UfAK (GSA)

DALAMAN , MU~LA

Tel: Rez: (6119)

Vatan Seyahat Acenıası lsmeıpaşı Cad. No.85 Kat 2 Tel, (6411) 2033

ı291

DENIZLI

lstiklal Cad. No: 27/B 20100 Denizli Tel: (62) 648651 648661-648671

1'UIIIKI5H AIRLINES

('i'\

1'0RK HAVA YOLLARI ~ IliM'>

""-WII / 80<\ IUJII'Iı (. P4~5

,... ,...

DIYARBAKlR

.

, ~,.,

KOltür Sarayı Sok. No. IS Tel: BS: (832) 40428-43366 Rez: (832) 22314-26143

ELAZI6 Şehit lllıanlar Cad. No:

Limanı karşısı

MALATYA

ÇORUM ( GSA)

Turizm ve Seyahat Acenıası Yeniyol Mah. Kulaksız Sok. No: 4/A Tel: (469) 43928

Enver Peıiha.noAiu ~ Merkezi

Cumhuriyet Cad. No. 196 Tel: SM: (o61) 11768 BS: (o6J) 11241 Çavıışoglu

Turizm ve Seyahat Aceııtası IJse Cad. Sayarlar ~ham No.13 Tel: BS: (473) ı9193 SM: (473) 13946

26/D

REZ: Rezervasyon/Reservation

ERZINCAN (GSA)

SM : Saıış MOdOıii!Sales Marıager

Polat Turizm ve Seyahat Aceıııası Cumhuriyet Meydanı Belediye Sitesi No. 2 Tel: (023) 22ı4

GSA: Genel Saıış Aceıııası

General Sales Ageney TUIIIK15H AlliiLI NU ~ fÜııtK HAVA YOLLAilli ~

85

SKY LI FE

VAN

YOZGAT (GSA)

Tel: BS (811) 83730 Rez: (811) 81576-82300

ŞUBAT

+

FEBRUARY

1993

ı

BS : Bilet Saıış/11ckeı Sales


UÇUŞ BILGILERI

MESAFELER ıstanbul'dan

1!)

"""

FLIGHT D ISTANCES

(l;rm)!From Istanbul (km)

ALMAATA ALA

3927

LEFKOŞA

AMMAN AMM

1680

LONDRA/LONDON LHR

ABU DABI/ABU DHABI AUH

3429

LYON LYS

1994

AMSTERDAM AMS

2209

MADRID MAD

2713

566

ATINA/ATHENS ATH BAHRAIN BAH

(1')aı­

f'-1!) ı­

<>o< << <~ Z<

u iii

2587

767

ECN

1701

MOSKOVA/MOSCOW MOW

1779

BAKÜ BAK

2147

MÜNIH/MUNICH MUC

1567

BANGKOK BKK

7478

NEW YOR K NYC

8051

BARGELONA BCN

2230

NICE NCE

2037

BASEL BSL

1839

NURNBERG NUE

1674

812

PARIS/ORLY ORY

2240 2456

BELG RAD/BELGRADE BEG

z

BERLIN SXF

1716

RIYAD/R IYADH RUH

BEYRUT/BEIRUT BEY

1054

ROMA( ROM E/

o

<<

üi

2512

MILANO/MILAN MXP

c...

<t-

oz

Fligbt Information

B INGAZI/SENGHA ZI BEN

1247

F IU M IC INO FCO

BOMBAY BOM

4820

SINGAPUR/SINGAPORE SIN 8662

1384

BRÜKSEUBRUSSELS BRU

2166

SOFYA/SOFIA SOF

CENEVRE/GENEVA GVA

1911

STOKHOLM/

CIDDEIJEDDAH .J E D

2377

STOCKHOLM ARN

2050

DUBA I DXB

3007

STRASBOURG SXB

1863

DÜSSELDORF DU S

2038

STUTTGART STR

1760

FRANKFURT F RA

1862

ŞAM/DAMASCUS

1082

488

DAM

Ul

HAMBURG HAM

1986

TAHRAN/TEHRAN THR

2043

I 0

HANNOVER HA.J

1927

TAŞKENT

3360

HELSINKI HEL

2166

TELAVIV TLV

lı.

KAHIREICAIRO CAl

1229

TRABLUS/TRIPOLI TIP

1669

ı­

KARAÇI/KARACHI KHI

3957

TOKYO NRT

8999

ı­

:J I

... :ı: ı-

1136

TUNUS/TUNUSIA TUN

1667

COPENHAGEN CPH

2009

VIYANAIVIENNA VIE

1252

KÖLN/COLOGNE CGN

1992

ZÜRIH/ZURıCH ZRH

1762

KUVEYT KWI

2171

KOPENHAG/

ı-

TAS

....

IX

T HY-THT UÇAK T I PLERI VE ÖZELLIKLERI

lıl ..ı lıl

TYPE A ND C O NFIG U R A T ION OF THY-THT A IRCRAFT

1&.

THT

< U)

DC9·32 B727·2F2 8737·400 A 31(}-304 A 31(}-203 BAE·ATP

lıl

1 :E

AZAMI KALK I Ş AGIRLIGI Max Talıe OjfWt1(1,bt (Kg)

48 989

86 408

68 038

153 000

142 000

22 930

107

164

150

210

225

11 200

24 500

16140

48872

44000

5080

2X14500 3X15500 LB LB

2X23500 LB

2X52000 LB

2X48000 LB

2X2300 HP

KOLTUK ADEDI

Ul

Seııti"'!

z

YAKIT KAPASITESI

w u

Ul ı­

I 0

Capaclty (Kg)

<ı:

Fuel Capaclty (KJı)

(f)

MOTORGÜCÜ

1-

:J

o

>-

I 0

ı-

:J lı.

AZAM I UÇ U Ş TAVAN I

a:

> :ı:

Maxim11m AltUıule (f7)

lı.

I

:3(/)o :::ı

o::::ı

>-

I

ı-

f)!Ritw

1brust

ı­

64

AZAMI MENZIL Maxim11m Ra"'J'! (Km)

2 500

3 450

3 350

8 100

6480

3500

35 000

42 000

37 000

41 000

4 1 100

25000

AZAMISÜRAT Maximum SptwJ (Km/br)

870

900

856

900

900

475

IX

NORMAL SEYIR SÜRATI Normal Cruise SptwJ (lrmlbr)

796

862

698

860

860

450

1&.

KARGO KAPASITESI 6088

7710

7500

18650

25000

10

7

7

ı-

.... lıl ..ı lıl

<

Caıxo CapacUy (Kg)

U)

1 :E lıl

UÇAKADEDI Number o{ J>tanes

9

87

SKYLIFE

ŞUBAT

+

FEBRUARY

1 993

7

4


2

3

4

5

6

7

8

9

1 o 1 1 1 2 1 3 14 1 5 1 6 1 7 1 8 1 9 20

2 3

4

5 6

7

8 9 10 11

12 SOIDANSAGA 1- Forografta gördügünüz, geçenlerde

54

yaşındayken

ölen dünyaca ünlü bale Ilk e l bir sila lı - Maksim Go rki 'nin tanınmı ş bir romanı. 2Genellikle sevecen ve hüzünlü bir konu i ş l eye n küçük lirik ş iir - Yapma, etme".... .. hoş idi ki var idi yar/ Çün yar yok olmasın ne kim var" (Fuzuli) - Eskiden gezgin dervişlere verilen ad. 3- Atietin yarış s ı rasında attıg ı adımlardan her biri - Kadın hapishanesi - Verdi'nin ta nınmış bir o pera s ı - Tantal elementinin simgesi. 4- Balıkesir ilindeki Kaz Dagı'nın mitolojik dönemlerdeki adı - Başlangıcı o lm a yan , öncesiz - 1942 y ılınd a dogmuş , resim ög ren imini Istanbu l Güzel Sanatlar Akademisi il e Paris'te yapmış, gerçek görünrünün a rka s ındaki gizem li dünyayı düşsel ve ş iirse l bir sanatçıs ı .-

an l atım l a i ş l eyen yap ı tlarıyla tanınmış

Türk ressamı. 5- Iri taneli bir zeytin cinsi - Ender, seyrek - Inanmak ey lem i Yankı. 6- ".... . benim ilen g it mek dil e rs e n/ Eglen güzel yaz olsun da gidelim" (Karacaoglan) - Bir notaTekelci kapitalizme özgü ş irketler birligi - Güzel ve iri çiçekli bir süs b itkisi. 7Çalgılı meylıane - "Allah'a s ı gın şa hs-ı halimin gazab ından/ ..... yumuşak huylu

tül. 6- Yok etme, giderme - Uzak lık anlatmakta kullanılan söz. 7"Menderes'i !pe Götürenler", "Osmanlı Sarayı'nda Yaba nı Kadın Sultanlar", "Uç Beyleri" , "Tek At Te k Mızrak" g ib i yapıt l arıy l a tanınm ı ş Türk gazetecisi ve yazarı . 8 - Bilgiçlik tas iayan kimse Çıplak vücut resmi - Üstü kapa lı olarak anlatma. 9- Istanbul'un bir semti - Kutsal sayıldı g ı iç in dokunulm a ması gereken şey - Küçük magara. 10- Yüz metre kare tutarında yüzey ölçüsü birimi - Emirler, beyler. ll- "Maden" , "Demiryol" , "Ateş Üstünde Yürümek", "Yagmur Kaçakları" gibi filmleriyle tanınmış Türk sinema yönetmeni. 12- Seçk in - Bir n o tajaponya'nın para birimi. 13- Bir baglaç YUKARIDAN AŞAGIYA: 1- Çeş itli gazetelerdek i günlük Gevenden çıkar ıl an bir cins zamk Argoda "çok sarhoş" an l am ında yazılarının yan ı sıra "Bir Kilo Namus", "Cengizhan'ın Bisikleti", "Karta! kullanı lan sözcük. 14- Akaju da denilen Tekmesi" , "Tamirci" gibi oyun l arıyl a da büyük bir orman agacı - Islam dinine dönmüş o lan. 15- Bir hukuksal işle mde , tanınmış Türk gazetecisi ve yaza rı . ı­ Yurdumuzun en önemli kayak me rkezi taraflardan birinin edimine karş ılık olan olan dag - Okullarda kiigıt , mukavva , para, mal ya da hizmet. 16- Bir cins iri tahta gibi şeylerle yaptı rıl an çalışmalar. at. 17- Ayaküstü içki içilen meyhane . 3- Kılavuzluk , arac ılık - Faktör. 4- Tırnak 18- Peygamberleri Hud'u dinlemedikleri için Tanrı ta rafından yok edilen kavim boyas ı - Dogu Anadolu'da bir ırm ak Rütbesiz asker. 5- Adları s ıfat yapmakta Eski dild e d udak. 19- D ü zgün ve iyi konuşma yet isi. 20- Kaynar s ud a kullanı l an bir yap ım eki - tlaç - Kadın kabugu ile az pişi rilmiş yumurta. şa pkalarına konulan ve yüzü örten ince atın

çiftesi pektir" (Ziya Paşa) . 8- Türk resim sa natında önemli bir grubun ad o larak benimsedigi harfin okunuşu Kenar süsü - Aziz Nes in 'in ün lü bi r romanı - Konut. 9- Mugl a'n ın bir ilçesi -. Kimi hastalıklara karşı bagışıklık saglamak içi n vücuda veri len eriyik Eski Türklerde çoc ukları koruyan tanrıça. 10- Kirpik boyası - Türkçeele ilgi aci ılı - C ılı z, zayıf. 11- Ayn ı bölgede yaşayan ya da birlikte göç eden, ayn ı soydan gelen aileler toplulugu - Bey Bir şeyi anımsamak iç in yazılan kısa yazı. 12- Afrika'da bir ırmak - Borç ya da alacak - Bir soru eki.

Çözümler e~

95 92

SKYLIFE

Ş UBAT

+

FEBRUARY

1993


Alexei Alexeyevich Troitzky, herhalde bütün za manlar ın e n iyi oyun sonu problemierin yaratıc ı s ı. Bu ay onun ince dehasının bir ürününü begeninize sunuyoruz: Beyaz oynar ve kazanır.

Ale:xei Alexeyevich Troitz ky, probably the all-time 'great' of end-game study composers, aifers you this end game study from the abundant table of his genius: White to play Çözümler Solulions (. . . andwin. 95

ACROSS 1. Crusader's foe 6. Marsh , bog 9. Watchful 10. Hostile ll . Easy pace 12. Fooı- l eve r 14. Name of a book or film 17 . Spirit, sprightliness 20. Appease, expiate 22. Pile 23. Very greal 25. Forme rly 26. Twelfth part of foot 27. Venomous snake 29. Le ft desolate 31. Clever 34. Fewesı 37. Sphere of action 38. Ancient rwo-wheeled vehicle 39. Utter foo! 40. Clear, upper air 41. !nha bita nı

DOWN 1. Begin 2. Metal bolt 3. Floor-covering mate rial 4. Otherwise 5. Req uire 6. Not fresh

Crosswords

7. Judge 8. Maxiın , rule of

action 13. Correct error in 15. E ınpty , stupid 16. Machine-tool 18. Unit of hea ı 19. Searing ray device 21. Egg-shaped 23. Quiver

24. Scream with

fright 28. Landed

property 30. Narural talent 32. Species of gazelle 33. Private teacher 35. Sour, tart 36. Display Solulio9~ C. . .

Bu kaılanm a mış beş parçadan hang isini sol üst köşedeki taba nın üzerine koya rsa nı z bir piramit e lde edersiniz'

\' AD

+ A62 + AV9732 +R 862

+ 109743

\P V986

\P R73

+ D lOS

• 87

+ 84

+ Dıos

Wbich numbered, unfolded piece of paper will combine with the four-sided base (top left) to form a pyramid? Çözümler Solutions (. . .

9S

ZIRVE SU M MIT

+ AD

" 10542 + RV943 + R6

Kontrat 3 SA'dur ve Ba tı kör a ltılısını ç ıkar. asıl devam edersiniz?

Piramidin 1 say ısının bu lun du~u en te pe noktas ında n tabana dogru ile rleyere k ve he r ugradıgını z karenin sayı s ını bir önceki toplaınımza ekleyerek 60 sayıs ını nas ıl e lde edersiniz? Ile rle me sırds ında her seferinde bir blok aşagı ya inme niz ve bir a lı blokra bulundugunuz kareye komşu olan iki kareden birini seçmek zorundasını z.

Çözümlere. . .

95

Go from the top of the pyramid (1) to ils base adding in one block's value at each level to get the total of 60 (Move only from one black Çözümler to one of its two neighbours). Solutions (. . . 95 93

SKYLIFE

ŞUBAT

+

FEBRUAR Y

1993


UÇAGINIZA HOŞGELDINIZ 1 WELCOME ABOARD

madde le r u çağa kes inli kle a lınm az . Bu, bir ICOA ( l us l araras ı Sicil Havac ı lık Kurumu) kural ı d ı r.

INiŞTE VE KALKIŞTA NIÇIN

KEMER BAGLANIR? Ka lkı ş

ve in is

s ıras ın da

meydana ge leb il ecek an i neden iyle kemer bağlamak gerekli görü l müştür. Yere indikten sonra, p ilotunuz uçağı aprondaki pa rk yerine geti ri nceye veya körü klü tüne l tak ılın caya kada r geçen sürede uçağ ını z d urup ka lkarak ilerler. Bu sırada ani sarsıntı l ar da olabilir. Bütün bu nedenlerle, kendi güven l iğiniz açı s ın da n uçak tama men durmadan ve u yarı ış ı ğ ı sönmeden kemerinizi çözmemeniz ve oturarak beklemeniz gereklidir.

sürat

fark l ı l ı k l arı

WHAT ARE THE OBJECTS THAT ARE NO.... ALLOWED O THE PLANE'

All kinds of guns, ammunition, explosives, pressed liquid and toxic gases, inf/ammab/e substances as gases and Juel oil, substances reacting to water, radioactive and corrosive substances are not allawed on the plane. Ybis is an ICOA rule.

ı

\ \

1

\ ı , , "'

1

\

1 ,

~~

WHY MUST WE FASTEN SEAT BELTS DURING LANDING AND TAKE OFFS'

KIBRIT

1be plane usual~y makes a few maneuuers bejare reaching its full stop in the apron or befcıre the attachment qf the couered tu n ne/. Turing this period, u nexpected )o /ts m ay be expected. Under these circumstances, for your own saje~y, it is better to keep your seat be/ts on until the p lane hasjitlly stopped and the warning lighis is o.D:

ÇAKUAK ÇAKUU GAZI \

1 1

BOYA VERNIK \

1 1

,

TINER. ÇÖZÜCÜLER \

\ 1 ,

··.U. ·

ÇAMAŞlR

SUYU

CIVA

TÜPGAZ

YAKIT

HAYA l FI$EK

KAÇ METRE YÜKSEKLiKTEN NE HIZLA UÇUYORSUNUZ?

u ç

u

ş

yüksek li ğ i ,

yere l hava trafik kontro l ünün verd i ği uçuş başvuru

UÇAGA ALINMAMASI GEREKEN MADDELER NELERDlR? Her torlo si lah, patlayıcı madde , sıvı, sıkıştırılmış veya toksik gazlar, gaz ve benzin gibi yanıcı maddeler, suya reaktif maddeler, radyoaktif ve a,_;ıncl ı nc ı

bi lg il erine göre be lirlenir. 8.000 ile 11.000 metre (24.000-33.000 feet) arasında değişir. Kı ta l araras ı uzun mesafeli uçuş l arcla , 14.000 merreye (42.000 feet) kadar yükse lebili r. Yükseld ikçe havanın yoğun l uğu ve direnci azaldığı için pilotlar mümkün o l d u ğu kadar yükselmeye ça l ışır. Böylece uçağın daha h ı z lı u çmas ı sağ l a nı r. 94

S KYLIFE

ŞUBAT

+

FEBRUARY

1993


jet uçak l arı nın normal uçuş hızı, saatte 700 ile 950 km. arasındad i r. Hava şart l arına göre bu hız değiş i r. Bu nedenle, ayn ı rota üzerinde uçuş sürelerinde fark lar o l maktad ır.

ÇÖZÜMLER 1 SOLUTIONS CROSSWORDS A CROSS: I . Saracen li Swamp 9. Alen 10. Adverse II. Arnb/e 12. Pedal 14. Til/e 17. Mettle 20. Atone 22. Heap 23. Vast 25. Erst 26: /nch 2 7. Adder 29. Berefl31. Sman 34. Least 3 7. Arena 3 8. Chariot 39. Jdiot 40. Ether 41. Dweller. DOWN: I . Starl 2. Rivel 3. Caıpet 4. Else 5. Need (i Stale 7. Arbiter 8. Precept 13. Amend 15. lnane Ili La/he 18. 1be1m 19. U/ser 21. Ovate 23. Vibrate 2 4. Screech 28. Esiale 3 0. Flair 32. Arie/ 33. Tutor 35. Acid 36: Show.

WHAT IS THE SPEED OF THE PLANE IN DIFFERENT ALT TUDES?

The altitude of the p lane is regulated by the jlight references determined by the local air traf(ic control. It varies between 8.000 and 11.000 meters (24.00033.000 feet). The altitude may reach 14 . 000 me ters (42.000 feet) in over continental jlights. As the density and the resistance of air decreases with increasing altitude, pilots prefer to jly at higher levels in order to reach a greater speed. The normal speed of jets is between 700 to 950 km per hour. Weather conditions effect the speed of the p lane.

Satranç 1 CHESS hanıle olarak göri.inmesine karşın kazanca giden tek hamle) 1.. .. . Kh2+ 2. Şg5 KxV 3. Ad7+ Şg7 4. f6+ Şh7 (ilk hamlenin anlamı şimdi ortaya çıkıyor, siyah kale oyun dışında kaldı ve hiçbir işe yaramadıgı gibi siyah şahın hareket alanını kısıtlıyor) 5. P(d)xA KaS 6. Af8+ KxA 7. PxK=A mat!

1. hS=V! (çok kötü bir

I . P-RB=Q! looks /ike a blımder, bu il is the only way to wiıı: 1 ..... R-1?7 ch 2. K-N5 RxQ 3. N-Q7ch K-N2 4. P-B6ch K-R2 (now you can see the point of move 1: the black rook at KRJ has become actually worse than useless)5 . QPxN R-QRJ (i N-BBch RxN 7. PxR(=N) mat e!

ıHAVA BOŞLUGU 11 TEHLIKELI MIDIR?

briç

"Hava Boş l uğu", daha doğru deyişle hava ça l ka ntıla­ rı hiçbir tehlike o lu ştu nnaz. Uçaklar b u n l arın en şi d ­ detli olan l arı n a dayanacak yap ıdadır . Örneğin , kanat uçl arİ, kırıl ma tehlike~\'·olmadan, normal durumlarından 4 metre aşağıya· ve 8 metre yukarıya eğilebi­ lir: Ayrıca, en şidditli fırtınalar bile böyle bir deformasyonal yol açmaz. Ancak, sarsıntılara e ngel olmak mümkü n değ il dir. Bu nedenle, özellikle uyumak isted i ğinizde , kemerinizi bağ l amanız önerili r.

Eger dekiaran yerden damı koyarsa Dogu alıp pik döner ve dekiara n dört pik, bir kör ve bir trefl vererek iki batar. Dekiaran bu kör kombinezonu ile has ı mların hiçbir zaman üçten çok kör lqyesi yapamayacaklarını görnı ' ıicJir. Çünkü eger Batıda beş kör varsa, Dogunun eleklaranın onlusunu düşürmek için oynayabilecegi üçüncü bir körü yok demektir. Onun için en emniyetli oyun ilk körü asla almak ve hemen trefle girmektir. Böylece dekiaran bir trefl ve üç kör vererek kontratını yapar.

PIRAMiT 1 WHAT IS THE ATMOSPHERIC VACUU ?

3

numaralı

ZiRVE 1 SU

In reality atmospheric vacuums do not exist. Air is very much !ike the sea 'erratic' by nature. What we cal! "atmospheric vacuum" is the powerful vertical winds and severe air agitations. For example, wing-ends can bend 4 nıeters downward and 8 meters upward from their normal position without any danger of breaking. Even the most violent storms cannot cause such deformations. However it is not possible toprevent jolts. As a consequence we suggest you to fasten your seatbe/ts especially white you are sleeping. ŞUBAT

D

IT

1+5+4+7+9+8+6+7+5+8

95

SKYLIFE

YRA

parça 1 Piece no. 3.

+

FEBRUARY

ı 993

60


r----------

SELÇUK DEMIREL'den - - - - - - - - -


ORTA-ASYA TÜRK CUMHURİYETLERİ FİRMA VE İŞ ADAMLARINI BEKLiYOR THE TURKIC REPUBLICS OF CENTRAL ASlA EXPECTS FOREIGN COMPANfES AND BUSINESSMEN

--1

Azerbaycan - Kazakistan - Kırgızi~tan - Özbekistan - Ti.irkmenistan Cumhuriyetlerine münferit ve özel uçaklarla grup gezileri düz~nlenir. We e"ange group trips by charter tlights to the Republics of Azerbaijan, Kazakhstan, Kyrghyzstan, Uzbekistan and Turkmenistan.

iMBAT FUARCillK

*

HORATANITIM

*

ULUSAL TURiZM

MERKEZ 1H.EAD OFFICE : Selanik Cad. 41 /3 06650 1\ızı lay-Ankara/TÜ RKIYE T~l: 418 00 Ş9-417 06 03-418 56 75 Fax: 417 52 53 Telex: 46 515 Org. tr Ş UBE 1BRANCH OFFICE : Prof.Dr. Nurettin Mazhar Oktel Sok. 18/6 80260 Şişli-Istanbul/TUR KI V E Tel: 232 72 46-232 61 25-?47 50 70 Fax: 231 57 83


OPEL VECTRA GT

16

V

ZIRVE DE OLMANIN GURURU. • • Daha hızlı, daha güçlü, ulaşınayı hayal ettiğiniz zirveye daha Bütün bu teknik özelliklere, Türkiye'de yalnızca çabuk giden bir otomobil. .. Elbette ki Opel'den ... Opel'in sunduğu bir üstünlük daha eklendi . Opel Yine bir Vectra ... Yine Alınan teknolojisinin son yenilikleriyle Vectra GT 16 V, Türkiye'de üretilen ilk katalitik konvertörlü otomobil. Çevreyle dost. .. Mükemmel Türkiye'de üretiliyor. tasarımıyla süs l ediği çevreyi , egzozundan zehirli gazlar Alışılan Vcctra üstünlüklerine yenilcrini ek i ed iği için çıkararak kirletmiyor... Opel Vectra kapılarının "zirveye" aday ... Türkiye'de üretilen ilk 16 valflı motoru dı şındaki havaya da içindeki kadar özen gösteriyor .. taşıyor... Bu güçlü motor Opel Vectra GT 16 V'yi 220 km/ saat hız a ulaştırıyor. ABS fren sistemi GT'de standart. Hızlı olduğu Opel Vectra GT 16 V bir otomobille yaşanabilecek kadar güvenli bir sürüş de sağlıyor. Araç bilgisayarı, spor hazların tümünü yaşatmak için tasarlandı. Ileri atılmak , şanzımanı , aracın her köşesinden haberdar olm anızı sizi zirveye u l aştırmak için kontağını ç cvirınenizi sağ l ayan arıza kontrol sistemi onu zirveye götüren adıml ar. bekliyor.. Bu çabuk, verdiğiniz kararları hızla uygulayan otomobil, kapı içlerine yerle ştiril en çelik barlarla, -•P::.?~~ Opel. Daha iyi bir otomobil .. . size daha güvenli bir sürüş sağlıyor. Daha iyi bir seçim .. .

OPEL-8-

1993 02  
Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you