Page 1


PART‹ZAN’DAN UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:14/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 531 48 53 FAKS: (0212) 621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Numan BOZER Bask›: Kayhan Matbaa ISSN. 1303-0078 email: umutyayimcilik@ttnet.net.tr BÜROLAR ➧ KARTAL: ‹STASYON CAD. DÖRTLER APT. NO: 4/2 KARTAL, TEL: (0216) 306 16 02 Cep: 0 535 484 07 24 ➧ ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI ‹fiHANI NO:11 KAT:3 DA‹RE: 32 ÇANKAYA/ANKARA TEL: (0312) 432 23 01 Cep: 0 535 562 33 72 ➧ ‹ZM‹R: 856. SOKAK, NO: 48/203 KEMERALTIKONAK TEL: (0232) 482 04 96 Cep: 0 537 461 79 64 ➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0 536 697 94 19 ➧ BURSA: SELÇUK HATUN MAHALLES‹, ÜNLÜ CAD, SÖNMEZ ‹fi SARAYI KAT:2 NO: 185 HEYKEL TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 613 81 98 ➧ SAMSUN: KALE MAH., YUSUF KEFEL‹ ‹fiHANI, KAT: 6 NO: 9 TEL: (0362) 435 64 57 Cep: 0 537 597 69 84 ➧ MERS‹N: ÇANKAYA MAH. S‹L‹FKE CAD. ÜZÜM ‹fiHANI KAT: 1 NO: 47 MERS‹N TEL: (0324) 238 06 89 Cep: 0 535 516 79 47

Yurtd›fl› Hesap Numaralar› Emriye Demirk›r Ziraat Bankas› ‹stanbul/Aksaray fiubesi Euro Hesab›: 0751 0067 5731 0000 009 TL Hesab›: 0751 0067 5743 0000 009 ‹fl Bankas› ‹stanbul/Aksaray fiub. Euro Hesab›: 1002 1130549-TL Hesab›: 1002 1180043 Vak›fbank Valide Sultan fiubesi Euro Hesab›: 00158 048 000 213746

Merhaba, Hat›rlanaca¤› üzere 9 Kas›m 2005 tarihinde Hakkari’nin fiemdinli ilçesinde yaflananlar›n ard›ndan Mersin Çilek Mahallesi’nde yap›lan protesto gösterilerine polis sald›rm›fl ve Murat Demir isimli bir genç katledilmiflti. Bu geliflmeler üzerine baflta Türkiye Kürdistan› olmak üzere, birçok ilde protesto gösterileri düzenlenmifl, molotoflar isyan›n dili olarak sokaklar›, panzerleri, barikatlar› tutuflturmufltu. Hakkari’de suçüstü yakalanan devlet, bu telaflla nerede ise tüm protesto gösterilerine sald›rm›flt›. Yaflanan bu olaylar›n ard›ndan her çevre kendi bak›fl› do¤rultusunda çeflitli yorumlar yapm›flt›r. Bizler de, tüm bu katiller sürüsü ile bafl etmenin yolunun devrim mücadelesinin ateflini körüklemekle olaca¤›n›n bilincinde olarak hareket etmeliyiz. Bu say›m›zda, ilk yaz›m›z› da bu konuya ay›rd›k. fiemdinli ile bafllayan ve devletin sald›r›lar›, kitlenin kararl› duruflu ile devam eden geliflmeleri özetlemeye çal›flt›k. ‹kinci yaz›m›z ise Yunan komünistlerinin önderli¤indeki 1944 ulusal direnifl tarihinden belgeler [Yunanistan Komünist Partisi (Marksist-Leninist)’in Yay›nlad›¤› ‹ki Belge] bafll›¤›n› tafl›yor. Bu belgeler Duvarlar›n Ard›nda Yay›nevi taraf›ndan, Kas›m 2004 tarihinde “K›z›l Aral›k, dönemin metinleri” bafll›¤› ile Yunanistan/Atina’da 1. Bask›s› yap›larak yay›nlanan kitaptan çevrilmifltir. Yunanistan iç savafl›na iliflkin daha fazla bilgi sahibi olabilmemiz aç›s›ndan, bu çevirinin büyük önem tafl›d›¤›n› düflünüyoruz. Komünist Harekette yaflanan s›n›f mücadelesinin tarihi tecrübelerinden ö¤renelim!” ve “MLM hareketlerin deneyimlerini mücadelemizde güncel bir silah haline getirelim” bafll›kl› yaz›larda komünist hareketin tarihi tecrübelerinin de¤erlendirilmesi aç›s›ndan oldukça önemli. Bunlar›n d›fl›nda ortak parti anlay›fl› üzerine ve fiahumyan’›n Lenin’e yazd›¤› mektuplardan oluflan iki yaz›m›z› daha be¤eninize sunuyoruz. Dostlukla

‹Ç‹NDEK‹LER fiemdinli halk›ndan devlete suçüstü . . . . . . . . . . . . . . 2 Ortak parti anlay›fl›n› gelifltirelim . . . . . . . . . . . . . . . 8 V. ‹. Lenin’e mektup . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 27 MLM hareketlerin deneyimlerini mücadelemizde güncel bir silah haline getirelim . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .36 Yunan komünistlerinin önderli¤indeki 1944 ulusal direnifl tarihinden belgeler . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 45 Komünist Harekette yaflanan s›n›f mücadelesinin tarihi tecrübelerinden ö¤renelim! . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .64


2

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

fiemdinli halk›ndan devlete suçüstü “Çete”ler de¤il devlet hesap verecek Ülkemizde siyasi iktidar›n uygulad›¤› sald›r›lar›n sonucu olarak yaflanan bir dizi geliflme ise fiemdinli’de a盤a ç›kan devlet iliflkileri ve devam›nda devletin halka yönelik uygulad›¤› fliddet ve katliam›n gölgesinde kald›. Tepkinin örgütlenip ortaya koyuldu¤u her yerde sald›ran devlet, katliam politikas›n› sadece Türkiye Kürdistan›’nda de¤il her yerde yaflama geçirmektedir. Yap›lan eylemlerde kitlenin üzerine atefl açan devlet, kimi yerlerde de gaz ve coplarla sald›rarak, halk›n hakl› tepkisini ve geliflen durumdaki aczini bast›rmak için fliddete daha fazla baflvurmaktad›r.

Dünyada ve ülkemizde önemli ve kritik bir dizi geliflmenin yafland›¤› bir süreçten geçiyoruz. Emperyalizmin ve yerli uflaklar›n›n dizginsiz sald›r›lar› ve a盤a ç›kan, her gün biraz daha teflhir olan sald›rgan yüzleri ile birlikte, ezilenler üzerindeki hâkimiyetlerinin ve iktidarlar›n›n devam›n› sa¤lama çabas› içindeler. Yaflanan bir dizi geliflmenin ard›ndan t›rmand›r›lan katliam ve bask›lar sistemin bugün zor yolu ile ayakta tutulmas›n›n ötesinde, ezilenlerin büyük baflkald›r›s› için tepkinin mayalanmas›n›n ötesinde hiçbir anlam ifade etmemektedir. “Büyük” emperyalist devletlerin yaflad›klar› derin buhran›n yaratt›¤› sonuçlar›n görülmesi aç›s›ndan çizilen foto¤raf, “dünden farkl› olarak” yoksulluk ve bask› kareleri ile doldurulurken, buna paralel geliflen tepki ve öfkenin yaratt›¤› patlamalar› ise banliyölerde gördük. Fransa’daki “ötekiler”in isyan› Avrupa’n›n ›fl›kl› flehri Paris’i kuflat›rken günlerce süren çat›flmalar›n a盤a ç›kard›-

¤› gerçek; parlak ›fl›klar›n arkas›ndaki gerçeklerin d›flavurumundan baflka bir fley de¤ildi. Yoksullu¤un, iflsizli¤in ve devlet terörünün yaratt›¤› patlama, Fransa banliyölerinde “ötekiler”in aya¤a kalk›fl›n› tüm dünyaya gösterirken, yak›lan atefl dünyan›n çeflitli ülkelerine de s›çrad›. Ülkemizde siyasi iktidar›n uygulad›¤› sald›r›lar›n sonucu olarak yaflanan bir dizi geliflme ise fiemdinli’de a盤a ç›kan devlet iliflkileri ve devam›nda devletin halka yönelik uygulad›¤› fliddet ve katliam›n gölgesinde kald›. Tepkinin örgütlenip ortaya koyuldu¤u her yerde sald›ran devlet, katliam politikas›n› sadece Türkiye Kürdistan›’nda de¤il her yerde yaflama geçirmektedir. Yap›lan eylemlerde kitlenin üzerine atefl açan devlet, kimi yerlerde de gaz ve coplarla sald›rarak, halk›n hakl› tepkisini ve geliflen durumdaki aczini bast›rmak için fliddete daha fazla baflvurmaktad›r. Ülkemizde yaflanan geliflmelerin önemli dalgas› hat›rla-


3

TAYAD üyelerinin tecrit ile ilgili Trabzon’da bildiri da¤›tma eylemine sald›ran devlet destekli sivil faflistler bu gösterilerini, asker cenazelerini bahane ederek DEHAP binalar›na yönelik sald›r›larla devam ettirdiler. lanmas›, Kürt halk›na yönelik gelifltirilen devlet terörünün t›rmand›r›lmas›, geliflen sürecin pratik ayaklar›n› ifade etmektedir.

bafllat›lan sürecin devam› olarak alg›lanmak durumundad›r. Rize’deki sald›r›n›n ard›ndan AKP Rize milletvekili Abdülkadir Kart aç›klama yaparak “Derslerini ald›lar. Bir daha buraya gelmeye cesaret edemezler” beyan›nda bulunmufl, sald›r›y› sahiplenmifltir ve AKP hükümeti de Kart’›n bu aç›klamalar›na karfl›l›k bir aç›klama yapmayarak sald›r›daki rolünü ve duruflunu aç›kça göstermifltir. Yine hat›rlanaca¤› gibi bu aç›klamalarda geliflecek sald›r› dalgas›n›n merkezine Kürt Ulusal Hareketi konulmufl ve tüm devrimci, demokrat ve ilerici güçler, bu sürecin hedef tahtas›na oturtulmufltu. Geliflen süreçte bu aç›klamalar›n pratik uygulamalar›n› gördük, görmeye devam ediyoruz. Sokaklarda Türk bayra¤›n›n dalgaland›r›lmas›n›n yan› s›ra linç gösterileri ve gerilla cenazelerinin yak›lmas› ve yine çeflitli iflkence yöntemlerinin uygu-

9 Kas›m günü fiemdinli’de Umut Kitapevi’nin bombalanmas›n›n ard›ndan yaflanan geliflmeler, ülke gündemini belirledi ve daha bir süre de belirleyecek gibi durmaktad›r. Hat›rlanaca¤› gibi Hakkâri baflta olmak üzere bölgede Temmuz ay›ndan itibaren 14 bombal› sald›r› gerçekleflmifl ve devlet taraf›ndan yap›lan aç›klamalarda olaylar›n “sorumlusu” PKK olarak gösterilmiflti. Ancak 9 Kas›m’da yap›lan sald›r›lar›n failleri, halk taraf›ndan suçüstü yakalanarak, devlete teslim edildi ve bir devlet gerçe¤i daha a盤a ç›kar›ld›. Olay›n hemen ertesinde devlet taraf›ndan yap›lan aç›klamalarda, failler sahiplenildi ve t›pk› Susurluk sürecinde oldu¤u gibi olay›n üstü örtülmeye ve devlet aklanmaya çal›fl›ld›. Kara Kuvvetleri Komutan› Orgeneral Yaflar Büyükan›t, henüz

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

naca¤› gibi Mersin’deki bayrak olay›yla bafllad› ve sokaklar› bir anda sivil faflistler doldurarak devrimci ve yurtsever güçlere yönelik sald›r›lar örgütlendi. TAYAD üyelerinin tecrit ile ilgili Trabzon’da bildiri da¤›tma eylemine sald›ran devlet destekli sivil faflistler bu gösterilerini, asker cenazelerini bahane ederek DEHAP binalar›na yönelik sald›r›larla devam ettirdiler. Ard›ndan yaflanan Bozöyük’teki sald›r› ve linç görüntüleri devletin “milli hassasiyetlere dokunulmas›” halinde neler yaflanabilece¤inin aç›kça gösterilmesiydi. Geliflmeler Baflbakan R. Tayyip Erdo¤an taraf›ndan çeflitli ifadelerle sahiplenilmeden önce de Genelkurmayl›k taraf›ndan bas›na yap›lan bilgilendirme toplant›s›nda, yurtsever kurumlar hedef gösterilmifl ve bu anlamda da olas› geliflmelerin yönü ve biçimi bir anlamda aç›klanm›flt›. Son olarak Rize’de yaflanan linç gösterileri de

fiemdinli’de Devlet Kamyona De¤il, Halka Çarpt›!


PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

4 savc›l›k soruflturmas›n›n sürdü¤ü günlerde büyük bir aymazl›kla “Gazetelerde resmi ç›kan o astsubay çok iyi Kürtçe bilir. Kuzey Irak’ta yan›mdayd›. Biz Diyarbak›r’da görev yaparken de hep yan›mdayd›. ‹yi bir askerdir” aç›klamas›yla, olaylardaki önemli isimlerden birini sahiplenmifl ve bu flahs› övünç kayna¤› olarak kullan›lm›flt›r. Ancak fiemdinli’deki geliflmelerden k›sa bir süre sonra bir itirafç› taraf›ndan verilen ve kamuoyuna yans›yan bilgilerde “flerefli” subay›n daha önce de benzer ifllerin organize edilmesinde aktif rol ald›¤› ve bizzat yönetti¤i “bilinmeyen bir gerçek” olarak a盤a ç›km›fl ve subay tüm bu bilgilerle rüfltünü ispatlam›flt›r. Olay›n “sorumlusu” astsubay Ali Kaya, “sorgulan›p” serbest b›rak›ld›ktan hemen sonra bas›na yapt›¤› aç›klamada “Oraya turist olarak de¤il, görev icab› gittik. Yapt›¤›m›z her fley legaldi” diyerek olay›n devlet taraf›ndan da bilindi¤i gerçe¤ini ifade etmifltir. Yaflanan geliflmelerin devlet nezdindeki anlam ve ifadesini kavramak için Akflam Gazetesi köfle yazarlar›ndan Ümit Özda¤ taraf›ndan ifade edilen flu sat›rlar›n okunmas› yeterlidir: “Dün Kerkük’te PKK’n›n açt›¤› büro tart›flmalar› yap›l›yor bas›n›m›zda. Ankara’n›n Washington’dan bu büronun kapat›lmas›n› isteyece¤i söyleniyor. Türkiye için hüzün verici bir durum. Oysa olmas› gereken ortada. Hiçbir resmi tepki göstermeye gerek yok. Kerkük’teki bina-

y› havaya uçurursunuz ve susars›n›z…” (4 A¤ustos 2005) Devlet aç›s›ndan bugüne kadar planlanan ve hayata geçirilen buna benzer bir dizi sald›r› oldu¤u, bunlar›n Susurluk ve fiemdinli’de oldu¤u gibi a盤a ç›kan iliflkilerin, listelerin ve silahlar›n hiç kimse için sürpriz olmad›¤› bir gerçektir. Devletin toplam›n› ifade eden bu iliflkiler a¤›, “ucu nereye kadar gidiyorsa oraya kadar gidece¤iz”, “arkas›nda kim varsa ortaya ç›karaca¤›z” aç›klamalar› halk› ve kamuoyunu aldatman›n ve kand›rman›n ötesinde bir anlam tafl›mamaktad›r. “Derin devlet”in “derin iliflkileri”ni a盤a ç›karan bu tarz olaylar, ülkemizdeki devlet örgütlenmesinin anlafl›lmas› bak›m›ndan da oldukça önemlidir. Kontrgerilla ve J‹TEM gibi örgütlen-

kadar çeflitli kereler deflifre olmufl ve gerçekler inkâr edilemeyecek kadar aç›k bir flekilde ortaya ç›km›flt›r. Olaylar›n ard›ndan konu ile ilgili sürekli aç›klamalarda bulunan baflbakan Erdo¤an’›n AKP Merkez Yürütme Kurulu toplant›s›n›n ard›ndan dile getirdi¤i “Hiç kimse hukuk d›fl› eylemlerin ört bas edilece¤i propagandas›na kanmas›n. Türkiye Cumhuriyeti’nin Baflbakan› olarak kamuoyunda hassasiyet oluflturan son olaylar›n bizzat takipçisi olaca¤›m” sözleri birer aldatmacadan ibarettir. Kald› ki Erdo¤an konuflmas›n›n devam›nda sözü yine bildik cümleleri ile “terör”e getirmeyi baflarm›flt›r; “Son olaylar› bahane ederek güvenlik güçlerimizi lekelemeye çal›flan baz› odaklar›n faaliyetlerinin de bu ülkedeki huzur ve istikrar ortam›na kast etme-

Kontrgerilla ve J‹TEM gibi örgütlenmelerin, özellikle Türkiye Kürdistan› gibi halk muhalefetinin ve örgütlenmesinin yo¤un oldu¤u yerlerde kullan›lmas›, ne devlet aç›s›ndan ne de devrimci ve komünistler aç›s›ndan bir s›r de¤ildir. melerin, özellikle Türkiye Kürdistan› gibi halk muhalefetinin ve örgütlenmesinin yo¤un oldu¤u yerlerde kullan›lmas›, ne devlet aç›s›ndan ne de devrimci ve komünistler aç›s›ndan bir s›r de¤ildir. Yaflanan olay›n “lokal” oldu¤u tart›flmalar› sürdürülmek istense de araban›n bagaj›ndan ç›kanlar›n devlet iliflkilerinin merkezi ve devletin en tepesine kadar uzand›¤› gerçe¤ini hiç kimse inkar edemez. Bu iliflkiler a¤› bugüne

ye çal›flan davran›fllar oldu¤unu kaydetmeliyiz” sözleri bunun en yal›n örne¤idir. Ard›ndan fiemdinli’ye “sürpriz” bir ziyarette bulunan Baflbakan Erdo¤an’›n burada da kendisini protesto eden halka yönelik sözleri devletin ve bir kez daha AKP hükümetinin tavr›n› ortaya koymaktad›r. Adalet Bakan› Cemil Çiçek, ‹çiflleri Bakan› Abdülkadir Aksu ile birlikte fiemdinli’ye giden Erdo-


¤an burada “Sa¤l›k oca¤› yak›ld› yalan›”, “Bayrak yak›ld› yalan, halk tarand› do¤ru”, “Roj TV kapat›lamaz”, “Devlet adam öldürürse can güvenli¤imiz kime emanet”, yaz›l› pankartlar› eflli¤inde protesto edilirken “Türkiye bu olanlardan çok çekti. Ama vatandafl›n can›na kastetmekle olmaz. Baz›lar› puslu havay› sever. Benim vatandafl›m bu puslu havaya aldanmamal›d›r” diyerek topu yine “terör”e att›. Ve ellerinde dövizlerle kendisini protesto edenleri “elinizdeki kartonlar› görüyorum. Onlar› size kim verdi” diyerek halka sald›rmay› sürdürdü. fiemdinli olaylar›n›n patlak vermesinin ertesinde halk›n sokaklarda gösterdi¤i tepkinin devlet taraf›ndan yan›t› ise katliamla oldu. fiemdinli’de halk›n üzerine aç›lan atefl sonucu üç kifli katledilmifl ve akabinde geliflen olaylarda da devlet ayn› pervas›zl›¤› sergilemeye devam etmifltir. Diyarbak›r, Cizre ve Hakkâri’de ortaya konulan tepkilerde kitlenin kat›l›m›ndaki kitlesellik ve militanl›k ilk etapta gö-

ze çarpan flu gerçe¤i göstermifltir ki; o da devletin uygulamalar›na karfl›l›k halkta büyüyen tepki ve öfkedir. Diyarbak›r’daki bar›fl mitinginde aç›lan “Da¤lara Ç›kaca¤›z, Hesab›n› Soraca¤›z” pankart›, halk›n çözüm adresini gösterirken, silahlar›n her ne hedef ve amaçla patlat›rsa patlas›n inkâr edilemeyecek gücüdür. Sürecin vurgulanmas› ve üzerinde durulmas› gereken di¤er bir nokta da kitle muhalefeti anlam›nda Susurluk süreci ile yap›lacak karfl›laflt›rma ve de¤erlendirmelerdir. Hat›rlanaca¤› gibi Susurluk olaylar›n›n patlak vermesinin ard›ndan kitlelerin çeflitli sivil toplum örgütleri ve demokratik kitle kurulufllar›n›n öncülü¤ünde soka¤a ç›kan kitleler söz konusu idi. Ancak yine unutulmamas› gereken di¤er bir nokta; o dönem aç›s›ndan öne ç›kan “1 dakikal›k ›fl›k söndürme eylemlerinin” askeri lojmanlarda da yap›l›yor oldu¤u gerçe¤iydi. Geliflen

hareketin devlet aç›s›ndan niteli¤i bu anlamda gözden kaç›r›lmayacak önemli noktalard›r. fiemdinli’deki geliflmelerin ard›ndan ilk refleks anlamda soka¤a yans›yan tepkilerin s›n›rl› oluflu ve geliflen tepkiler karfl›s›nda devletin gösterdi¤i tepkinin boyutu ve biçiminin bu süreci önemli oranda belirleyecek bir nitelikte olmas›d›r. Kürt hareketi aç›s›ndan gözden kaçmayan gerçek, ülkenin her taraf›nda konulan tepkinin benzer biçimde olmad›¤›d›r. Türkiye Kürdistan›’nda halk sokaklarda çat›flma ve katledilme pahas›na bir irade a盤a ç›kar›rken; bunun ülkenin di¤er bölgelerinde benzer bir seyir izlemedi¤i gerçe¤idir. Yine 21 Ekim’de Mersin Çilek Mahallesi’nde eylem yapan kitleye atefl aç›lm›fl ve Murat Demir isimli genç katledilmifltir. Devletin tutumunun anlafl›lmas› aç›s›ndan bunlar çok somut verileri gösterirken, Kürt

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

5


PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

6 hareketi aç›s›ndan da ortaya konulan tepkilerle de ortaya kondu¤u gibi belli boyutlarla bir beklenti içinde oldu¤u bir gerçektir. Bu geliflmelerin yafland›¤› günlerde Silopi Savc›s›’n›n arac›na konulan bomba patlam›fl ve olay›n failleri olarak yine “terör örgütleri” gösterilmiflti. Ancak 20 Kas›m günü Silopi Emniyet Müdürlü¤ü’ne bomba koyarken “yakalanan” korucunun verdi¤i ifadelerle olay›n aç›kland›¤› gibi “terör örgütleri” taraf›ndan de¤il, bizzat devletin kendisi taraf›ndan organize edildi¤i gerçe¤i ortaya ç›km›flt›r. Ardarda patlayan bu devlet gerçe¤inin, bir tesadüfler zinciri olarak patlad›¤›n› düflünmek mümkün de¤il. Bu tarz geliflmeler devletin tarihinde olmayan gerçekler de¤ildir. Ulusal hareketin tüm bar›fl talepli etkinliklerine, si-

yap›lan hiçbir “iddial›” aç›klaman›n de¤ifltirmeyece¤ini benzer “çete” olaylar›nda çokça gördük ve yaflad›k. Devletin tüm bu geliflmelerle y›pranan yüzünü “kurtaracak” olan ise Ekim ay› MGK toplant›s›nda ortak mutakabata var›lan Milli Güvenlik Siyaset Belgesi olacakt›r. Önce bas›na “s›zd›r›lan”, ard›ndan yap›lan tart›flmalarda ve de¤erlendirmelerde, haz›rlanan belgenin Türkiye’nin yönetiminde “kritik” konularda önemli belirlemelerin yer ald›¤› ifade edildi. “Gizli yönetmelik” MGSB’de ülkemizin çeflitli kritik konular›nda (Kürt sorunu, ABD ile olan iliflkiler ve “iç tehdit” sorununda) yer verilen; “ Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulufl esas›, tek devlet, tek ulus, tek bayrak, tek dildir”, “Türkiye’de Türkçe’den baflka hiçbir dil, e¤itim-ö¤retim kurumlar›nda

Fransa’da geliflen hareketin niteli¤i noktas›nda yürütülen tart›flmalarda burjuva medya yak›lan arabalar›n ve ya¤malanan marketlerin bilançosunu yans›t›rken, yaflanan geliflmelerin gerçek yüzü ve niteli¤i bu merkezden ele al›nmaya ve tart›fl›lmaya çal›fl›ld›. lah susturmas›na karfl›l›k kitlede devletin kendisine yönelen tepkinin dizginlerden ç›kmas› korkusu nedeniyle ve halk›n gelifltirdi¤i tepkinin önünün al›nmas›nda devletin bugüne kadar birçok kez devreye koydu¤u bu tarz yöntemler, bundan sonrada sürecektir. Devletin “çeteleri” halk›n geliflen tepkisine karfl› bugüne kadar nas›l kullan›ld›ysa bundan sonra da kullan›lacakt›r. Bu gerçe¤i

okutulamaz. Bu temel bir ilkedir.”, “ABD ile iliflkiler tarihseldir ve çok yönlüdür. ‹liflkilerin siyasi, ekonomik ve güvenlik boyutu vard›r” ifadeleri belgenin niteli¤inin anlafl›lmas› aç›s›ndan önemli ifadelerdir. Önümüzdeki dönem aç›s›ndan ABD’nin Türkiye’nin de dâhil edilerek yapt›¤› planlar›n›n hayata geçirilmesinde üstlenilecek rolün kavranmas› aç›s›ndan da “çarp›c›d›r.” “Tarihsel olan”

bu iliflkinin bundan sonraki yönünün de uflak olman›n ve ABD’nin Ortado¤u’daki önemli karakolu olma görevinin üstlenilmesinin d›fl›nda bir anlam tafl›mamaktad›r.

Fransa’da “kara kafal›lar›n” hareketi Ülkemizde yaflanan bu geliflmelerin yan› s›ra Avrupa’n›n göbe¤inde yaflanan isyan hareketi “demokrasi beflik”lerinin nas›l salland›¤›n› tüm dünyaya gösterdi. Adlar›na “ötekiler” ya da her ne denirse densin y›llar›n yaratt›¤› yoksulluk ve zulümle patlayan halk Paris’in sokaklar›n› “savafl alan›na” çevirirken, iki gencin trafolardaki ölümünün böylesi bir kalk›flmay› yarataca¤› hiç beklenmiyordu. Zira y›llard›r mayalanan öfkenin böylesi bir patlamay› yaratmas› kadar do¤al hiçbir fley olamazd›. Fransa’da geliflen hareketin niteli¤i noktas›nda yürütülen tart›flmalarda burjuva medya yak›lan arabalar›n ve ya¤malanan marketlerin bilançosunu yans›t›rken, yaflanan geliflmelerin gerçek yüzü ve niteli¤i bu merkezden ele al›nmaya ve tart›fl›lmaya çal›fl›ld›. Ancak komünistler aç›s›ndan hareketin bu zeminde tart›fl›lmas› ya da de¤erlendirilmesi mümkün de¤ildir. Yaflanan kitle hareketinin devleti hedeflemedi¤i çok aç›k, çünkü bu yönü gösterecek öncüsüyle bütünleflmifl bir nitelikte de¤ildir. Ancak bu gerçek bize yak›lan araçlar›n kitle hareketinde “bir afl›r›l›kt›r” düflünce ya da tespitini yaratmamal›d›r. Yak›lan araçlarla ilgili eylemci gençlerden birinin


yapt›¤› flu aç›klamada kulland›¤› “bu araçlar bizim de¤il, onlar›n” ifadesi bize kitlenin hedefi asl›nda “fluursuzca” belirlemedi¤i mesaj›n› çok aç›k vermektedir. Biriken tepkinin nedeninin anlafl›lmas› aç›s›ndan 16 yafl›ndaki göçmen bir k›z›n söyledi¤i flu sözleri dinlemek yeterlidir: “Ülkemizde ç›kan olaylardan dolay› bizleri koruyaca¤›n›z› söylemifltiniz. Oradan buralara kadar geldik ve siz bizi böyle karfl›lad›n›z: yakarak karfl›lad›n›z!” Frans›z hükümetinin bu geliflmeleri devlet terörünü t›rmand›rman›n f›rsat› olarak de¤erlendirece¤i gerçe¤i ise olaylar›n bafl›ndan itibaren kendini gösteren bir gerçekti. Ve öyle de oldu. Göçmenlik yasas›nda de¤ifliklik yapan hükümet, gösteriler esnas›nda gözalt›na al›nanlar› Frans›z vatandafllar› olmalar›na ra¤men s›n›r d›fl› ederek sorunu “çözüme” kavuflturdu. Bundan sonra olacaklar aç›s›ndan da Frans›z hükümeti göçmenlerin sosyal ve ekonomik taleplerini karfl›laman›n ötesinde bask›y› daha fazla t›rmand›rarak geliflen süreci karfl›layacakt›r. Ülkemizde ve dünyada yaflanan bu geliflmeler ezenler aç›s›ndan yönetimlerini biraz daha zorlayan bir niteli¤e kavuflmas›n› sa¤layacak-

t›r. ABD’nin Irak topraklar›ndaki ç›kmaz› her gün biraz daha artarken çözüm yine terörün daha fazla t›rmand›r›lmas› olarak karfl›m›za ç›kmaktad›r. Uygulanan bask› ve terörün yaratt›¤› patlamalar ise önü al›namaz bir flekilde geliflmektedir. Emperyalizm ve uflaklar› iktidarlar›n› korumak için her türlü yöntemi kullanmay› bir hak olarak görmekteler. 2004 y›l›nda Felluce’ye yap›lan büyük “terörist av›nda” kullan›lan kimyasal silahlar aradan bir y›l geçmeden a盤a ç›kt›. Üstelik bunu kendi savafl makineleri itiraf etti. Irak’ta görevli bulunan 2. piyade Destek Biriminde görevli subaylardan biri Felluce’ye operasyon düzenlediklerinde beyaz fosforu niçin kulland›klar›n› flöyle anlat›yor: “Beyaz fosfor etkili oldu. Bu maddeyi ayd›nlatma amaçl› ve savafl›n daha ileriki aflamalar›nda saklanan direniflçilere karfl› psikolojik bir silah olarak kulland›k. Çünkü hücrelerde, ma¤aralarda saklanan bu direniflçilere tahribat

Dünya ezilenlerinin yakt›klar› baflkald›r› atefli çeflitli ülkelerde ve çeflitli nedenlerle harlanarak büyüyor. Biçimi ne olursa olsun de¤iflmeyen tek fley hepsinin mevcut sistemin kendisine ya da onun araçlar›na yönelik oldu¤udur.

kapasitesi yüksek patlay›c› maddelerle zarar veremiyorduk. Bu nedenle beyaz fosforu onlar› d›flar› ç›karmaya zorlamak için kulland›k” (21 Kas›m Cumhuriyet) aç›klamalar›nda bulunuyor. Ancak bu çeflitli silahlara ra¤men gücünü koruyan direnifl hiçbir tart›flmaya yer b›rakmayacak kadar aç›k ve net. Dünya ezilenlerinin yakt›klar› baflkald›r› atefli çeflitli ülkelerde ve çeflitli nedenlerle harlanarak büyüyor. Biçimi ne olursa olsun de¤iflmeyen tek fley hepsinin mevcut sistemin kendisine ya da onun araçlar›na yönelik oldu¤udur. Bu direnifller umudu büyütürken omuzlara önemli görevler ve sorumluluklar da yüklemektedir. Dünya ezilenlerinin ateflini ülkemizden do¤ru harmanland›rman›n tek ç›kar yolu ise Halk Savafl›n›n gelifltirilmesidir. Bu görevi yerine getiremedi¤imiz her gün, her saat bizler aç›s›ndan bir ad›m geriye düflmekten baflka bir anlam tafl›mamaktad›r.

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

7


8

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

Ortak Parti anlay›fl›n› gelifltirelim ve tek bir adam gibi davranal›m! Önderli¤in yarat›lmas›, korunup kal›c› hale getirilmesi sorunu partinin infla edilme sorunuyla iç içe, onunla dolays›z iç ba¤lant›s› olan bir sorundur. Bunun alt› önemle çizilmelidir. Önderli¤in infla sorununa yaklaflmak demek partinin infla edilmesi sorununa yaklaflmak demektir. Partinin infla sorunu, kitleleri ve devrimci savafl› temel yönelime uygun bir flekilde örgütlemektir. Asgari olarak bu baflar›lam›yorsa önderli¤in infla sorunu da baflar›lamaz. Önderli¤i infla edilemeyen bir parti, kendisini de do¤ru tarzda infla edemez, örgütleyemez.

“Ben flunu savunuyorum; 1) Temelli ve savafl›m›n süreklili¤ini sa¤layan bir önder yöneticiler örgütü olmad›kça hiçbir devrim hareketi sa¤lam bir temele dayand›r›lamaz.” Lenin. Toplumsal de¤iflim için devrimci zorun örgütlenmesi amac›yla yükümlenen proleter devrimcilerin, uzun bir süredir üzerinde en çok düflündü¤ü, en çok sorgulay›p kal›c› çözümler bulmaya çal›flt›¤› ve en fazla sorun yaflad›¤› konunun bafl›nda “süreklili¤i sa¤lanm›fl önderli¤in yarat›lmas›, korunup yaflat›lmas›” gelmektedir. Yaz›m›zda a¤›rl›kl› olarak önderlik nedir, nas›l yarat›l›r, önderli¤in görev ve sorumlulu¤undan anlafl›lmas› gerekenler nelerdir, bugün önderli¤in (partinin) infla sorununda yaflanan s›k›nt›lar nelerdir vb. konulara de¤inece¤iz. Bunun yan›nda “günümüzde süreklili¤i sa¤lanm›fl önderli¤i yaratma gerçekli¤ine nas›l yaklaflaca¤›z?” sorusunun ce-

vab› konusunda bizlere düflen görev ve sorumluluklar nelerdir, yaflanan bu temel sorunun çözümü üzerinde hangi konulara yo¤unlaflmak gerekir sorular›na da yan›t arayaca¤›z. Gerek devrimci hareket gerekse Proletarya Partisi kurulufl ve geliflim aflamas›ndan günümüze dek “önderli¤in yarat›lmas›, süreklilefltirilmesi, korunmas›” sorununu bazen yak›c› bazen daha hafif, ancak niteli¤inden hiçbir fley kaybetmeden sürekli olarak yaflam›fl ve yaflamaktad›r. Otuz y›l› aflk›n parti tarihinde önderlik sorununa dönem dönem do¤ru yaklafl›mlar, do¤ru çözüm önerileri getirilmifl ve belli düzeyde çözüm için ad›mlar at›lm›fl, ancak at›lan bu ad›mlar, kal›c› hale getirilememifltir. Bir tak›m sorunlar ve üflman darbeleri sonucu önderlik kurumunu yaratma çabas› ve faaliyeti sürekli olarak kesintiye u¤ram›flt›r. “Parti önderli¤inin inflas› bugünden yar›na çözülebilecek bir sorun de¤ildir. Hiç er-


9

evrim bilimine yani s›n›f savafl›m› ö¤retisine göre toplumsal de¤iflimi gerçeklefltirmek için kitleleri ve devrimci zoru basitten karmafl›¤a en alttan en üste en basitten en ileri düzeye do¤ru örgütlemek gerekir. Bu kapsaml› ve çok yönlü görevi yerine getirecek, baflar›yla gerçeklefltirecek olan yegâne güç ise partidir. Yani öncü ve örgütlü güçtür.

D

denlerinden biri, Proletarya Partisi’nin daha kurulufl aflamas›nda, infla sürecini henüz tamamlayamadan ald›¤› düflman darbesi ve ard›ndan yaflad›¤› sorunlar›n çözülemeden günümüze dek devam edip gelmesidir. Proletarya Partisi’nin örgütsel kurulufl aflamas›nda ald›¤› düflman darbesi sonucu yaflanan ve bugüne dek tafl›nan sorun (yani Partiyi ideolojik-politik-örgütsel zeminde ortak bir parti anlay›fl›nda infla etmek) köklü bir flekilde yaflanmaya devam etmektedir. Bu temel ve tayin edici sorun, s›n›f savafl›m›n›n her aflamas›nda yaflanan her sorunda ve olguda görülmektedir. Devrim bilimine yani s›n›f savafl›m› ö¤retisine göre toplumsal de¤iflimi gerçeklefltirmek için kitleleri ve devrimci zoru basitten karmafl›¤a en alttan en üste en basitten en ileri düzeye do¤ru örgütlemek gerekir. Bu kapsaml› ve çok yönlü görevi yerine getirecek, baflar›yla gerçeklefltirecek

olan yegâne güç ise partidir. Yani öncü ve örgütlü güçtür. Partiyi yaratacak, kitleler içinde kök salacak, ülkenin dört bir yan›nda do¤ru, sa¤lam, kal›c› ve güçlü örgütlülükler oluflturacak olan lokomotif güç önderliktir. Bu kapsaml› ayg›t yarat›lamadan, yarat›lmas› için do¤ru bir rotaya girmeden, bu temel sorunun çözümünü sa¤layacak bilinçli ve bütünlüklü ad›mlar gelifltirilmeden di¤er temel sorunlar›n çözümü mümkün olamaz. “ÖNDERL‹K SORUNU PART‹ SORUNUDUR!” “Komünist partinin örgütlenmesi proletarya devriminde komünist önderli¤in örgütlenmesidir.” Lenin. Devrim için veya kitleleri örgütlemek için partiye, parti örgütlülüklerine, parti ve parti örgütlülükleri için de önderli¤e ihtiyaç vard›. Bu sa¤lanmadan veya bu sorunun çözümü için ad›mlar gelifltirilmeden, di¤er tüm meselelerde

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

telenmeden bugünden bafllayan ve ancak bilinçli ve iradi olarak gerekleri yerine getirildi¤inde baflar›lacak bir süreçle mümkündür...” (7. Konferans kararlar›) Bugün yaflanan ve önümüzdeki uzun bir süre farkl› boyutlarda yaflanaca¤a benzeyen sorunun çözümsüzlük ne-


PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

10 ad›mlar›n at›lmas›, çözümlerin gelifltirilmesi ileriye do¤ru mesafe kat edilmesi olas› de¤ildir. Önderli¤in inflas› partinin inflas›yla kopmaz ba¤larla birbirine ba¤l›d›r. Partinin ideolojik-politik-örgütsel zeminde örgütlenmesi, kitleler içinde kök sal›p devrimci savafl› örgütlemesi, ayn› zamanda parti önderli¤inin örgütlenmesidir. Önderli¤ini do¤ru tarzda örgütleyemeyen bir parti örgütlenemez. Do¤ru bir parti ve önderlik anlay›fl›, ortak bir devrim, ortak bir parti bilinci ve bütün üyeler taraf›ndan benimsenen, ortak bir parti anlay›fl› üzerinde yarat›l›r. Önderli¤in yarat›lmas›, korunup kal›c› hale getirilmesi sorunu partinin infla edilme sorunuyla iç içe, onunla dolays›z iç ba¤lant›s› olan bir sorundur. Bunun alt› önemle çizilmelidir. Önderli¤in infla sorununa yaklaflmak demek partinin infla edilmesi sorununa yaklaflmak demektir. Partinin infla sorunu, kitleleri ve devrimci savafl› temel yönelime uygun bir flekilde örgütlemektir. Asgari olarak bu baflar›lam›yorsa önderli¤in infla sorunu da baflar›lamaz. Önderli¤i infla edilemeyen bir parti, kendisini de do¤ru tarzda infla edemez, örgütleyemez. Önderlik düzeyinde yaflanan yetersizlik ve baflar›s›zl›k konular› partide yaflanan yetmezlik ve baflar›s›zl›ktan ba¤›ms›z de¤ildir. Önderli¤in temel sorunlara ve belirlenen somut çal›flmalara kilitlenmesi demek, partinin temel sorunlara kilitlenmesi ve belirlenen somut çal›flma tarz›na uy-

gun bir hat izlemesi demektir. Temel yönelime uygun olarak parti bütünü örgütlemezse tek bafl›na önderli¤in yapacaklar›ndan mucize beklenmemelidir. fiu aç›kt›r ki; hiçbir parti, s›n›f ve devrim gerekli, yeterli önderli¤i yaratamad›kça ve yaratt›¤› önderli¤ini koruyup sürekli k›lmad›kça, asla baflar›ya ulaflamaz. Parti, s›n›f›n ç›karlar› do¤rultusunda devrime göre flekillenir. Ve devrim ne kendi kendine olur ne de kolayca. Bin bir zorluk içinde örgütlenecek devrimi, s›n›f savafl›m›n›n her bir f›rt›nas›nda flaflmadan do¤ru tarzda hedefine varmas›n› sa¤layacak olan partidir. Öncü ve örgütlü gücü, ancak ideolojik olarak sa¤lam, teorik olarak donan›ml›, politik olarak yetkin, örgütsel olarak deneyimli, kendi içinde uyumu ve ahengi yakalam›fl, do¤ru bir devrim ve parti anlay›fl› konusunda asgari bir birli¤i yakalam›fl, do¤ru bir çal›flma tarz›n› içsellefltirerek kurumsallaflm›fl, partiye ve kitlelere kopmaz ba¤larla ba¤l›, elefltiri-özelefltiri silah›n› do¤ru tarzda kullanan bir önderlik yaratabilir. Bu tarz bir önderlik ise ancak bilinçli, iradi ve yo¤un bir çabayla, uzun bir mücadele süreci içinde, bazen olumluya do¤ru belli ad›mlar at›l›rken bazen gerilemeler ve baflar›s›zl›klar yaflayarak, kesintiye u¤rayarak bazen belli bir düzey tutturarak, bazen duraklayarak, bin bir zorluklarla yarat›l›r ve infla edilir. Bu infla kolay, zahmetsiz, çat›flmas›z ve kavgas›z yarat›lamaz. Eski ile yeni, ileri ile geri, Bolflevik parti anlay›fl›yla Menflevik parti

anlay›fl›, demokratik merkeziyetçilik üzerinde infla edilen önderlik anlay›fl›yla flef tipi bürokrat önderlik anlay›fl›, kitleleri ve devrimci savafl› örgütleme perspektifiyle hareket eden anlay›flla, kitlelerden kopuk devrimci savafl› örgütlemekten uzak anlay›fl, her türlü hata ve zaaf içinde yaflayan ve bunu bir tarz haline getirmifl anlay›flla her türlü hatal› ve zaafl› anlay›flla mücadeleyi ilke edinen anlay›fl aras›nda uzun bir zaman dilimini kapsayacak çok yönlü çat›flma ve mücadeleyi içerir. Geliflim ve ilerleme çat›flma içinde gerçekleflecektir. Önderlik, partiden kopuk infla edilemeyece¤i gibi önderli¤ini infla etmeye çal›flmayan, bu yönde yo¤un ve ciddi bir çaba harcamayan bir partinin infla olmas› da mümkün olamaz. Özellikle partinin infla sürecinin bafllang›ç aflamas›nda her türlü zorluklar›n, s›k›nt›lar›n daha fazla olmas› kaç›n›lmazd›r. Tecrübe ve deneyimlerin s›n›f savafl›m›n mevcut sorunlar›n› çözecek yeterlilikten uzak olmas›ndan kaynakl›, süreç a¤›r ve sanc›l› sürecektir. S›n›f savafl›m ö¤retisi, yani devrim bilgisi Marksizm-LeninizmMaoizm hakk›nda, ortak bir parti anlay›fl›, ülke ve kitleler hakk›nda bilgi zay›fl›¤›n›n yafland›¤›, gerçe¤e, somuta karfl› yüzeyselli¤in, tek yanl›l›¤›n, parçal› ve tamamlanmam›fl bilginin egemen düflünce biçimi olarak varl›¤›n› sürdürdü¤ü, deneyimli-çok yönlü yetkin kadrolar›n eksik ve az oldu¤u süreçlerde görev ve sorumluluklar kendini daha a¤›r hissettirir, zorluklar daha çok ve yak›c› tarzda yaflan›r.


ÖNDERL‹⁄‹N ANA BÖLÜMÜ POL‹T‹K ÖNDERL‹KT‹R! “Önderli¤in ana görevi, önemsiz ayr›nt›lardan çok Marksizmi sistemli olarak uygulamay› ve bunu bofl konuflmaya dalmaktan çok somut terimlerle yapmay› ö¤renmifl yüz ya da iki yüz yoldafl varsa, bu Japon emperyalistlerinin üstündeki zafere efl de¤erdedir. Yoldafllar, mutlaka Marksizmi incelemeliyiz.” Mao Önderli¤in ana bölümü politik önderliktir. S›n›f savafl›m› yürüyüflünü devrimle taçland›ran partilerin dolays›z elde etti¤i bu do¤ru ve bilimsel tespitin kavranmas›, uzun bir zaman dilimini ald›¤›n› belirtelim. Stratejik önderli¤in taktik önderlikle güçlendirilerek maddi güce dönüflmesi sorunu, do¤ru bir önderlik bak›fl aç›s›na ba¤l›d›r ve buna uygun kurumsallaflma ad›mlar›n›n at›lmas›yla gerçekleflir. Uzun bir dönem önderlik denince örgütsel-pratik-yetki önderli¤i anlafl›lm›fl ve buna uygun olarak pratik örgütlenmeye çal›fl›lm›flt›r. Belli bir dönem önderlik denince partinin yay›nlar›n›, karar ve raporlar›n› komitelere, kadrolara, üyelere tafl›yan “postac›” olarak alg›lanm›flt›r. Ya da komitelerin, kadrolar›n, militanlar›n yaflad›¤› maddi ve benzer ihtiyaçlar›n› karfl›lamakla yükümlenen ve bununla s›n›rlanan bir faaliyet olarak alg›lanm›fl ve yürütülmüfltür. Pratik (dar pratik anlafl›ls›n) olarak en fazla koflturan, en iyi “silah” kullanan, en fazla “askeri eylem” örgütleyen, militanl›k gösteren, en iyi kadro olarak alg›lanm›fl. Baflka bir

dönem ise en iyi yaz› yazan, kalemini iyi kullanan, düflünsel ifadesini ve yaz›nsal yetilerini mevcut parti bilefliminden iyi kullanan, en iyi laf yapan, en iyi kadro olarak alg›lanm›flt›r. Önderlik konusunda farkl› düzeydeki kavray›fls›zl›¤›n ve farkl› düzeydeki gerili¤in bütün görüngüleriyle karfl›lafl›lm›fl ve bunlar uzun bir dönem farkl› düzeylerde yaflanm›flt›r. Ya da iyi yoldafllar›n yak›n›, efli, eski bir tan›d›¤› ya da görece olarak onlarla uyumlu olanlar iflin bafl›na getirilmifl; görev ve sorumluklar verilmifltir. Engellenme ve kay›plar sonucu yaflanan boflluklardan kaynakl› yetersiz ve geri kadrolar›n önderlik kademesine getirilmesi sonucu gerilikler ve sorunlar daha yak›c› yaflanm›flt›r. Bu de¤erlendirme ve belirlemeyi her dönem için ayn› düzey ve boyutta yapmak ve her kadro ve önderlik anlay›fl› için benzer düzeyde ifade etmek do¤ru de¤ildir. Ancak belli dönemler belli kadrolar için yaflanan bu gerçeklik sürecin ve partinin önderlik gerçekli¤i ve özelli¤i olarak anlafl›lmal›d›r. Politik önderlik, önderli¤in ana bölümüdür. S›n›f savafl›m› ö¤retisini bütünlüklü ve sistematik olarak derinlemesine kavramak, bu ö¤retiyi s›n›f savafl›m› içinde partinin ideolojik-politik yöneliminde etkin k›lmakt›r. Her türden burjuva ve küçük burjuva düflünce ve anlay›fllara oportünist, Menflevik görüfllere karfl› mücadeleyi süreklilefltirmektir. Partinin genel çizgisini belirlemekle s›n›rlanmayan somutu çözümleyen, günceli tahlil ederek, geneli özelle birlefltirmek, parti bütününü

ortak amaç ve hedefe do¤ru bütünlüklü olarak harekete geçirmektir. Do¤ru bir parti çizgisi ve savafl çizgisi, do¤ru bir kitle ve çal›flma çizgisini oluflturmak, kadrolar› do¤ru seçmek, do¤ru konumland›rmak ve onlar›n çal›flmalar›n› denetlemektir. Politik önderli¤in kapsaml› ve çok yönlü görevlerini yerine getirmek için sürekli ve sistematik olarak düzenli çal›flmakt›r. Pratik ve örgütsel önderli¤i ideolojik-politik önderli¤in temeli üzerinde gelifltirmektir. Örgütsel ve pratik önderlik düzeyini yükselterek ileri politik bilinç yaratmakt›r. “Önderli¤i yaratacak olan farkl› çaptaki s›n›f savafl›m› dalgalar›d›r. S›n›f savafl›m›n›n dalgalar› içinde kavrama-kavratma, de¤iflme-de¤ifltirme, dönüflme-dönüfltürme, müdahale-denetleme prati¤i geliflir ve tek merkezden kumanda etme, yönlendirme sürecinde önderlik yarat›l›r. Önderli¤in geliflimini engelleyen en önemli faktör subjektivizm zinciridir. Subjektivizmin kayna¤›, gerçe¤i kavramayan ve gerçe¤e hükmedemeyen bilincimizdedir. Proletarya Partisi’nin tarihine bakt›¤›m›zda bu zincir, geliflimin en büyük engeli olarak, ortadan kalkmadan sürüp devam edip gelmifltir. Subjektivizm zinciri, s›n›f savafl›m› prati¤inde elde edilecek her geliflim ve her kazan›m›n engelleyici unsuru, ilerlemenin freni olmufltur. Önderlikteki yetersizliklerin temel unsuru subjektivizmdir. Gerçe¤e uzakl›k, gerçe¤i parçal› alg›lama, gerçe¤in yerine öznel niyet ve düflüncelerin geçirilmesi olarak

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

11


PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

12 ifade edilen subjektivizm kavrama ve de¤ifltirme prati¤ini zay›flat›r. Bu durum görev yapmay› engeller, görevini yapamayan önderlik ise süreç içinde s›radanlafl›r.” “Teorik, ideolojik, siyasal, örgütsel ve pratik olarak yetersizlikler, sürekli bir önderlik ve partinin süreklili¤ini sa¤layamad›¤› gibi s›k s›k a¤›r kay›plar almaktan kurtulamam›fl, dönem dönem toparlanmalar, geliflmeler yaflansa da gelinen noktada hayli daralm›flt›r. Bu aflamada bulunuyor oluflumuzda teorik, ideolojik, politik seviyemizin yetersizli¤i, siyasal deneyimsizli¤imiz belirleyici rol oynam›flt›r. Bu teorik-ideolojik seviyemizin yetersiz oldu¤unu ve elbette MarksizmLeninizm-Maoizm biliminden, bu temel ö¤retinin kavray›fl›ndaki yetersizli¤imizi de göstermektedir. Yetersizli¤imizin kayna¤›n› bilincimizde, gerçe¤i kavrayamayan ve gerçe¤e hükmedemeyen bilincimizde aramak gerekir.” (7. Konferans kararlar›) S›n›f savafl›m›n›n uzun süreli say›s›z deneyimi göstermifltir ki önderlik sorunuyla ilgili temel ve ayr›nt› gibi gözüken can al›c› konulara iliflkin do¤ru çözümler getirilmedikçe, bu çözüm parti bütününün çözümü olarak benimsenmedikçe, partinin belirleyici ve tayin edici sorunlar› çözülemez. Önderlik dendi¤inde en baflta anlafl›lmas› gereken Marksizm-Leninizm-Maoizm bilimini sistemli ve somut olarak uygulamakt›r. Bunu elde etmek için azimle ve sürekli olarak sistematik bir flekilde çal›flarak derin ve ileri bir kavray›fla sahip olmak, te-

ori-pratik uyumunu yakalamakt›r. Do¤ru bir önderlik anlay›fl›n› Marksizm-LeninizmMaoizm biliminin evrensel tezlerine, ülke ve savafl gerçekli¤ine uygun olarak gelifltirmek, do¤ru önderlik anlay›fl›n› parti bütününde, bütün komitelerde ve üyelerin düflünce ve çal›flma dünyas›nda hâkim k›lmakt›r. Bu anlay›fl› kurumsallaflt›rmakt›r. Bunu üstten alta do¤ru parti bütününe do¤ru benimseterek hâkim k›lmakt›r, süreklilefltirmektir. Önderli¤in önemli görevlerinden biri “en ileri teoriyle” donanmakt›r. S›n›f savafl›m ö¤retisi olan MarksizmLeninizm-Maoizm bilimini, parti ve ülke tarihini incelemektir. Keza somutluk ve gerçeklik üzerinde sürekli incelemeler yapmak, güncel geliflmeleri, politik meseleleri sistematik olarak gözlemlemek, araflt›r›p-incelemek, do¤ru ve bilimsel sonuçlar ç›kararak ders ve tecrübeleri art›rmak, bunu kazan›ma dönüfltürerek s›n›f savafl›m›n›n hizmetine sunmakt›r. Bölük pörçük, parçal› bilgiyle, s›n›f savafl›m› ö¤retisini yüzeysel tarzda kavramayla önderlik gücü oluflturulamaz. Devrim ve örgüt biliminde her türlü bilgilenmeyi sistematik hale getirip bunu yaflam tarz›na dönüfltüremeyen, araflt›rma-inceleme çal›flmalar›n› düzenli ve sistematik tarzda yürütmeyen, s›n›f savafl›m›n›n her prati¤inde derinleflme ve yetkinleflme sa¤lamayan, kendini tekrardan ve her türlü düflünsel gerilikten kurtaramayan anlay›fl, önderlik gücü olamaz. Do¤ru bir önderlik kitlelerden ve alt organlar›ndan, kadro ve savaflç›lar›ndan bil-

gilenerek beslemek, bu bilgilenmeyi sürekli hale getirerek s›n›f savafl›m› içinde s›çramalar yaratarak daha ileri düzeyde bilgi düzeyine varmay› hedeflemektir. Önderlik her türlü da¤›n›k, düzensiz, sistemsiz bilginin merkezileflmesi, ifllenmemifl, yar› ifllenmifl, yar›-mamul bilgilerin bütünlüklü hale getirilmesi, ifllenipmamul duruma getirilmesidir. Kitlelerden ve alt organlar›ndan bilgilenerek beslenemeyen, bu bilgilenmeyi sürekli hale getirerek s›n›f savafl›m› prati¤inde s›çramalar yaratarak daha ileri düzeyde bilgi ve tecrübe düzeyine varamayan, do¤ru önderlik yaratamaz. ‹LER‹ TECRÜBE VE B‹LG‹YLE DONANIM ‹Ç‹N PART‹ TAR‹H‹ ‹NCELENMEL‹D‹R! “Partinin tarihi bize ayr›ca iflçi s›n›f› partisinin, iflçi s›n›f› hareketinin ileri teorisine, Marksist-Leninist teoriye iyice hâkim olmad›kça iflçi s›n›f›n›n önder rolünü proletarya devriminin örgütleyicisi ve önder rolünü yerine getiremeyece¤ini ö¤retiyor. Marksist–Leninist teorinin gücü, bu teorinin partiye her durumda do¤ru yönü bulma, olaylar›n iç ba¤lant›lar›n› anlama, olaylar›n ak›fl yönünü önceden görme ve yaln›zca bugün nas›l ve hangi yönde gelifltiklerini de¤il, gelecekte de nas›l ve hangi yönde gelifleceklerini görme olana¤›n› sa¤lamas›ndad›r. Ancak Marksist-Leninist teoriye iyice hâkim olan bir parti, güvenli ad›mlarla yürüyebilir ve iflçi s›n›f›n› ileri götürebilir. Tersine Marksist-Leninist


13 seviyesini düflürmüfltür. Bu gerçekli¤i yaflayan parti, ileri do¤ru güçlü ve etkili ad›m atamam›flt›r. Yaflanan pratik sanki yaflanmam›fl gibi kendini tekrar etmifl, bu pratik kendini tekrar eden bilgiyle s›n›rl› kalm›flt›r. Bilginin ve prati¤in geliflmeyen k›s›r ve s›n›rl› darl›¤› örgütsel geliflimin önünü t›kam›flt›r. Partinin bütünlüklü geliflimi s›n›rlanm›flt›r. Parti tarihinin araflt›r›l›p incelenmesi ve sentezlenerek yaz›l› hale getirilmesi yaflamsal ihtiyaç olarak durmaktad›r. Zengin ve çok yönlü deneyim ve tecrübeye sahip parti tarihinin do¤ru ve bilimsel tarzda kavranmas› pratik sürecin içinde ortaya ç›kacak birçok sorunun da yan›t›n› içinde tafl›maktad›r. Bu biri-

dikkatli olmak oldukça önemlidir. Çünkü geçmiflin de¤erlendirilmesi ad› alt›nda parti tarihine inkârc› ve tasfiyeci bir tarzda yaklaflan oportünist yaklafl›mlarla karfl›laflmak mümkündür. Bunun en somut örne¤ini MKP oportünistlerinin yaklafl›mlar›nda görmek mümkündür. Bu yaklafl›m takipçisi olduklar›n› iddia ettikleri partinin temel teorik görüfllerini reddine varan bir savrulmaya kadar gitmektedir. Parti tarihinin kavranmas› ayn› zamanda her türden tasfiyeci anlay›fllara ve ortaya ç›kan hiziplere karfl› mücadele yöntemlerinin de ö¤renilmesidir. Tasfiyeci anlay›fllar›n ve hiziplerin parti içinde ortaya ç›k›fl süreci, koflullar›n özelli¤i ve niteli¤i, savunduklar› tezleri, ileri sürdükleri gerek-

olitik önderlik, önderli¤in ana bölümüdür. S›n›f savafl›m› ö¤retisini bütünlüklü ve sistematik olarak derinlemesine kavramak, bu ö¤retiyi s›n›f savafl›m› içinde partinin ideolojikpolitik yöneliminde etkin k›lmakt›r.

P

temel belgeler hakk›nda yeterli bir bilgiye, bu konu hakk›nda kapsaml› bir çal›flmaya sahip olmadan ya da böylesi bir bilgiye sahip olma ihtiyac›n›n ayr›m›nda olmadan asli görevini yerine getirmeye çal›flm›flt›r. Bu yönlü bir bilgi ve tecrübe eksikli¤i gerek önderlik seviyesini gerekse partinin

kimden mahrum olmak, geliflmeler içinde ortaya ç›kan ve ileride ç›kacak olan sorunlar›n çözüm perspektifinden yoksun kalmak demektir. Proletarya Partisi’nin tarihinin incelenmesi objektif ve bilimsel olmak zorundad›r. ‹çteki ve d›fltaki inkârc› ve tasfiyeci yaklafl›mlara karfl› uyan›k ve

çeleri, parti karfl›t› durufllar›, meflru olmayan mücadele yöntemleri ve y›k›c› faaliyetlerinin ö¤renilmesi, bunlara karfl› Marksizm-LeninizmMaoizm biliminin silah›yla donan›lmas›, proleter mücadele yöntemlerinin ö¤renilmesidir. Partinin ilk kurulufl y›llar›ndaki, gençlik dönemindeki temel teorik görüfllerini kavray›fl zay›fl›¤› ve yetersizli¤i, objektif olarak kazan›m-

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

teoriye iyice hâkim olmayan bir parti karanl›kta el yordam›yla yürümek zorunda kal›r. Hareketlerinde güvensiz hale düfler ve iflçi s›n›f›n› ileri götüremez.” (SBKP Tarihi) Otuz y›l› aflk›n zengin prati¤e, çok yönlü deneyim ve tecrübelere sahip olan parti tarihimizin yeterince incelendi¤i, do¤ru ve bilimsel sonuçlar ç›kar›larak sürecin geliflimine yan›t amaçl› etkili bir silah olarak kullan›ld›¤› söylenemez. Hemen her konuda yaz›nsal bilgi, dolays›z birikim, yeterince kullan›lmayan bir bilgi havuzu olarak at›l durumda durmaktad›r. Parti tarihi göstermifltir ki; b›rakal›m parti üyelerini, önderlik düzeyinde yer alan baz› kadrolar›n bile parti tarihinde yaz›l› olan


PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

14 lar› zay›flatm›flt›r. MarksizmLeninizm-Maoizm biliminin kavranmas›, savunulan teori ve stratejinin, s›n›f savafl›m› prati¤ine yan›t olmas› yaflanan sorunlara çözüm olmas›d›r. Bu perspektifle hareket eden bilimin kavran›fl süreci devrim ve örgüt bilimini, parti program›n›, ortak parti anlay›fl›n› zenginlefltirip, kavray›fl› derinlefltirir. Teorimize stratejimize uygun silahl› mücadelenin her bir süreçteki örgütlenmesini gelifltirir. Gerilla savafl›n›n ülkemiz özgülündeki örgütlenmesi zorunlulu¤unun, partinin inflas› ve geliflimi aç›s›ndan vazgeçilmez de¤erde oldu¤unun kavranmas›d›r. Parti tarihinin kavranmas› demek devrim ve örgüt bilimiyle silahlanmak, tasfiyeci ve hizipçi küçük burjuva anlay›fllara, yaklafl›mlara karfl› mücadele bilinciyle donanmak demektir. Partinin s›n›f savafl›m› içinde yaratt›¤› de¤erlerin, elde etti¤i kazan›mlar›n ö¤renilmesi bu ö¤retiyle yeni görev ve sorumluluklar›n yüklenilmesi için parti tarihi kavranmal›d›r. Sahip olunan Marksizm-Leninizm-Maoizm biliminin do¤rulu¤unun, savunulan devrim tezlerinin hakl›l›¤›n›n kavranmas›d›r. Özellikle önderli¤in sa¤lamlaflt›r›lmas›, gelifltirilmesi, ileriye tafl›nmas› aç›s›ndan parti tarihinin kavranmas› yaflamsal ve vazgeçilmez de¤erde ihtiyaçt›r. Düflman darbeleri karfl›s›nda yaflanan sadece kadro ve militan kayb› de¤ildir. Sadece nicel bir daralma yaflanmamaktad›r. Ayn› zamanda nitel bir gerileme ve partiye güven besleyen kitlede güven k›r›lmas›, devrime olan inanc›n

zay›flamas› da yaflanmaktad›r. Boflalan her bir kadronun görev ve sorumluluklar› mevcutlar›n omuzlar›na a¤›rl›kl› olarak binerek, mevcut sorunlar›n ve s›k›nt›lar›n daha da birikerek artmas›na neden olmaktad›r. Mevcut örgüt politikam›zdan, çal›flma tarz› ve kitle çizgimizden uzaklaflma, illegal örgütlenme ilkelerinden kopukluktan kaynakl› al›nan düflman darbeleri sonucu önderlik düzeyinde yaflanan boflluklar, parti ve devrimci kitle üzerinde moral bozuklu¤una yol açmaktad›r. Partiye karfl› güvensizlik ve devrime karfl› inançs›zl›k geliflmekte, her türden tasfiyeci ve oportünist anlay›fllar›n da geliflip güçlenme zemini oluflmaktad›r. Düflman darbeleri sonucunda boflalan önderli¤in “doldurulmas›nda” eldeki mevcut kadrolar›n seçimine subjektivizm egemen olunca örgütsel mekanizma çok defa ac› bir trajediyi yaflamakla yüz yüze kalm›flt›r. Düflman darbesi sonucu daha az tecrübeli ve görece olarak daha yetersiz yoldafllar›n seçimi ve önderlikte konumlanmas› ilk bafllang›çta anlafl›l›r bir durum olarak kabul edilebilir, ancak yetersizlik ve tecrübesizli¤in uzun süreyi almas›, ayn› düzeyde kalma, ileri do¤ru geliflim göstermeme, enerjiyi on kat›na ç›karmama asla kabul edilemezdir. Örgüt biliminde çok iyi bilinir ki, tecrübe ve deneyim örgütsel pratik süreç içinde kazan›lan özelliklerdir. Ancak bu özelliklere sahip olma isteminde ve düflüncesinde olamayanlar asla kendini gelifltiremez. Bafllang›çta yap›lan isabetsiz, yanl›fl seçim ve yan-

l›fl tercihle birlikte önderlikte konumlanan, konumland›¤› yerin, tafl›d›¤› sorumlulu¤un, yüklendi¤i misyonun bilincinde ve fark›nda olamamas› önderlik düzeyini düflürmüfl ve s›radanlaflmas›na ve önderli¤in parti ve kitleler üzerinde güven ve prestij kayb›na neden olmufltur. Bu durum ayn› zamanda s›n›f savafl›m›nda zay›f ve yetersiz bir konumlanmay› da beraberinde getirmifltir. Partinin, devrim ve kitleler karfl›s›nda görev ve sorumlulu¤unu lay›k›yla yerine getirememesini yaratm›flt›r. ‹deolojik duruflun tayin edici ve belirleyici oldu¤u gerçe¤ine uygun tercihin yap›lmas› yerine bu bilinci esas almayan farkl› özelliklerin (teorik olarak “ileri” olmas›, askeri özelliklerin geliflkin olmas›, örgütleyici yanlar›n›n olmas› gibi) a¤›r bast›¤› tercihin yap›lmas›, “kadrolar›n do¤ru yere konumlanmas›” ö¤retisini ve “örgütleme bir bilimdir” tezini bofla ç›karan pratik tutumlar olarak Proletarya Partisi tarihine geçmifltir. Parti tarihinin geçmifl prati¤i, olumsuz örneklerin gösterilmesiyle e¤itici ve düflündürücü bir rol oynayabilir. Önderli¤e muhtaç durumda olanlar›n önderlik yapmaya çal›flmas› sonucu s›n›f savafl›m›n›n asli görevlerin yerine getirilmesi engellenmifl, s›n›f savafl›m› prati¤inde duraklama ve gerilemeler yaflanm›flt›r. Yanl›fl ve isabetsiz “kadro” seçimi ideolojik olarak sa¤lam olmayan, önderli¤i hak etmeyenleri önderlik düzeyinde konumland›rmak (pratik ve örgütsel olarak kabul edilen geçici “çözüm”, ileride daha büyük bir y›k›m ve tahribat yaratarak da-


ha büyük örgütsel-pratik sorun yaratmaktad›r) yerine, önderli¤e kadro yetifltirmek, haz›rlamak daha do¤ru bir politik tutumdur. Önderlik, iflleyen bir kurum olarak yarat›lmadan, bu mekanizma kal›c› hale getirilmeden, buna uygun say›s›z kadro yarat›lmadan, sürekli olarak yetersiz ve geri olanlar içinde seçim ve tercih yapma gerçe¤i yaflanacakt›r. Bu durum, niyet ve istemlerden, tercih hakk›ndan ba¤›ms›z objektif bir olgudur. Önderli¤in kurum olmas› demek önce do¤ru ve bilimsel bir bak›fl aç›s›n›n ve anlay›fl›n kal›c› ve sürekli hale gelmesi demektir. Do¤ru bir çal›flma bilincinin, örgütlenme anlay›fl›n›n gelifltirilmesi, kadro politikas›n›n süreklilefltirilmesi, ortaya ç›kan ideolojik-pratikörgütsel sorunlar›n çözüm yöntemlerinin devrimcileflmesi demektir. Yaflanan sorunlar›n çözümsüz kalmas›n›n, yanl›fl çözümlenmesinin bir yan› da parti çizgisinin, kitle çizgisinin, örgütlenmeçal›flma ve savafl çizgisinin Marksist-Leninist-Maoist normlara uygun tarzda oturtulmamas› ve süreklilik arz etmemesidir. Kurumsallaflan ve asgari oranda kitleselleflen bir s›n›f hareketi önderlik kurumunu daha kolay yarat›p, kadro ihtiyac›n› daha az sorunla giderir ve alaca¤› düflman darbeleri karfl›s›nda daha az kay›p ve sorun yaflar. Düflman darbeleri daha az tahribat yarat›r, etkisi zay›f olur. ‹kinci üçüncü düzeydeki kadrolarla birinci derece nitelikteki faaliyetlerin örgütlenemeyece¤i aç›kt›r. ‹deolojik-politik önderlik yetersizli¤ini yaflayan bu objektif aç›k-

l›¤›, yetki ve pratik-örgütsel önderlik ile gidermeye çal›flan anlay›fl ve yaklafl›m, önderli¤in ve partinin infla sürecini geciktirir, kitleler içinde kök salmas›n› engeller. Teorik ve ideolojik olarak geri, politik olarak yetersiz ve örgütsel tecrübe olarak deneyimsiz önderlik, kitleleri partiden uzaklaflt›r›r, devrime yak›n sempatizanlar›n partiye olan güvenini sarsar, onlar› devrimden so¤utur. Bu tarz önderlik anlay›fl› e¤itici-gelifltirici-de¤ifltiripdönüfltürücü olma rolü yerine deyim yerindeyse bir ö¤ütücü ve da¤›t›c› rolü oynar. Önüne gelen komite ve sempatizanlar› sekter ve y›k›c› bir tarzda da¤›t›p parçalar. E¤itici olma sorumlulu¤unu, bilincini gelifltirmeyi baflaramayan, kolayl›kla ö¤ütücü rolünü oynar. Yaflanan bu gerili¤e ilave olarak yeterli araflt›rma, inceleme ve ö¤renme prati¤ine, devrimci tarzda yenilenmeye önem verilmemesi, bunu yaflamsal bir ihtiyaç olarak görmemesi sonucu tam bir trajedi yaflan›r. Ö¤renci olmay› akl›na hiç getirmeyen, böylesi bir görevi oldu¤unun bilinciyle hareket etmeyen, okuyuparaflt›rmayan, günlük yaflam›n dar prati¤i içinde bo¤ulup ileriyi göremeyen, sürekli kendini tekrar eden, düflünce–yaflam ve çal›flma tarz›nda sürekli olarak devrimcileflme görevi oldu¤unu kabul etmeyen, kibirli, bencil, bireyci küçük burjuva anlay›fl, sonuçta ne kitleleri örgütleyebilir, ne partiyi infla edebilir, ne de kendisini gelifltirebilir. Bu anlay›fl sadece arkas›nda kocaman bir y›k›m, büyük bir tahribat, kötü an›lar b›rak›r.

ÖNDERL‹K OLUfiUMUNDA D‹KKAT ED‹LMES‹ GEREKENLER… Önderli¤in nicel bileflimi mevcut parti gerçekli¤iyle örtüflmelidir. Örgütsel gerçeklikle örtüflmeyen önderlik oluflumu subjektivizmi bar›nd›r›r. Yanl›fl ad›mlar›n at›lmas›na yol açar. Önderlik oluflumunda, irade seçiminde sadece ideolojik sa¤laml›k, teorik birikim, politik yetkinlik ve örgütsel deneyim ölçüt olarak al›nmamal›d›r. Ayn› zamanda düflünce ve çal›flmada belli bir uyum ve ahengin de önemle göz önünde bulundurulmas› gerekmektedir. Genel olarak önemsenmeyen, dikkate al›nmayan bu faktör, süreç içinde bazen belirleyici derecede rol oynamakta, merkezi önderli¤in yönelimini önemli oranda etkilemektedir. Parti bilefliminde mevcut olan nitelik gerili¤i, düzey düflüklü¤ü önderli¤in seçimine yans›yarak yaflanan subjektivizmi daha da güçlendirebilir. Parti ve önderlik bilincinin zay›fl›¤› at›lan ilk ad›mdaki yanl›fll›klar ve düflman darbeleri sonucu yaflanan boflluk, partinin sorunlar›n› ço¤alt›p güvensizlikleri art›r›r. Parti içi demokrasinin yeterince iflletilmemesi, iki çizgi mücadelesindeki kavray›fls›zl›k, önderli¤in nitel olarak zay›fl›¤›, yönetme mekanizmas›nda merkeziyetçili¤e ve yetkilere a¤›rl›k verir. Alt organlardan ve üyelerden gelen elefltiri ve önerilere aç›k olmamak, yap›lan uyar›lar› dikkate almamak komünist partisi için yaflamsal bir ilke olan, parti içi demokrasi ve elefltiri-özelefltiri ilke-

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

15


PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

16 sinin iflletilmemesi önderli¤i sekterizme, benmerkezcili¤e ve çözümsüzlü¤e iter. Bu süreç yönetme mekanizmas›nda merkeziyetçili¤i hâkim hale getirerek, sekterizmin, ben merkezcili¤in ve subjektivizmin zeminini güçlendirir. Bu zeminde beslenen tasfiyecilik partide y›k›mlara neden olur. Bolflevik-Maoist örgüt biliminde önderlik bir sanatt›r. Bu sanata uygun davran›lmad›¤›nda, önderlik yasalar› ihlal edildi¤inde, ilkelerden uzaklafl›ld›¤›nda yenilgi ve kay›plar kaç›n›lmazd›r. Önderli¤in en iyi konumlan›p verimli olaca¤› ve en iyi korunaca¤› alanlar Proletarya Partisi’nin güçlü ve nitelikli örgütlülükler oluflturduklar› kitle iliflkilerinin güçlü oldu¤u alanlard›r. Partimizin stratejisine ve yönelimine uygun konumlanmas› do¤ru oland›r. Politik önderlik çok yönlü ve bütünlüklü bir kolektif çal›flmay› gerektirir. Her fleyden önce merkezi önderli¤in merkezi yay›n politikas›na do¤ru ve bilimsel tarzda sürekli bir flekilde yön vermesi gerekir. Görev aksat›ld›¤›nda, ihmal edildi¤inde yarat›lan politik boflluktan dolay› merkezi önderli¤in benimseyip yön vermedi¤i politikalar sürece yön vermeye çal›fl›r. Bu durum parti içinde çok bafll›l›¤›, anarflizmi ve tasfiyecili¤i do¤urur. 30 y›l› aflk›n parti tarihi tecrübemiz bir kez daha göstermifltir ki, savaflç› bir partinin komuta kademesinin süreklili¤inin sa¤lanmas› flartt›r. Merkezi önderli¤i süre¤en hale gelemeyen sürekli y›k›mlar, engellemeler, k›sa sürede irade yitimleri yaflayan önderli-

¤in, partiyi kurumsallaflt›r›p, savafl› süre¤en hale getirmesi mümkün de¤ildir. Yaflanan tecrübeler bize ›fl›k tutacak flekilde olmal›d›r. Süreklili¤i sa¤lanm›fl merkezi önderlik yaratmak ayn› zamanda süreklili¤i sa¤lanm›fl gerilla savafl› süreklili¤i sa¤lanm›fl legal ve illegal yay›n politikas›, süreklili¤i sa¤lanm›fl kitle çizgisi, süreklili¤i sa¤lanm›fl bilgi tecrübe ve deneyim birikimini ve sa¤lam bir prestiji ve sars›lmaz bir sayg›nl›¤› yarat›r. Merkezi önderlik toplant›lar›n› düzenli ve güvenlikli bir flekilde yapmal›d›r. Toplant› yapamamak önderlik yapamamakt›r. Teknik ve s›radan bir örgütsel sorun gibi görülen bu gerçeklik asl›nda ideolojik ve politik bir sorundur. Toplant›lar›n merkezi önderlik aç›s›ndan öneminin ihmal edilmesi, partiyi önderliksiz b›rakmakt›r. Kendili¤indencili¤in yön verdi¤i pratikte bölgecilik, otonomculuk ve çok bafll›l›¤›n oluflmas› demektir. Çözüm bekleyen sorunlar›n her çözümsüzlü¤ü, güvensizli¤i gerilemeyi, karamsarl›¤› ve umutsuzlu¤u beraberinde getirir. Bu durum partinin y›k›m› demektir. Parti tarihimizde normal periyotlarla düzenli toplant›lar›n yap›lamamas› tahribatlar›n ve y›k›mlar›n önemli bir etkeni olmufltur. Düzenli olarak toplant›lar›n yap›lmamas› demek partiyi yaflad›¤› sorunlarla beraber yaflatmak, kaos ve bunal›ma sürüklemek demektir. Yaflanan ve çözüm bekleyen sorunlara, yan›t bekleyen yaz›lara zaman›nda do¤ru tarzda müdahale edilmeli, zaman geçirmeden yan›tlar ve-

rilmelidir. Yerinde ve zaman›nda müdahale edilmeyen sorunlar, yan›tlanmayan sorular, çözülmeyen çeliflkiler süreç içinde birikerek çözümü daha a¤›r ve tahripkâr flekilde karfl›m›za ç›kar. Çözülmeyen her sorun, müdahale edilemeyen her geliflme bir y›k›m›n ve tasfiyecili¤in otonomculu¤un bölgecili¤in ve bireycili¤in habercisi olarak karfl›m›za ç›kar. Partide tasfiyecili¤in beslendi¤i zemin merkezi politikan›n uygulanmad›¤›, merkezi önderli¤in otorite ve prestijinin zay›flad›¤› yerdir. Merkezi önderlik partiyle s›k› ba¤lar kurarak iletiflim ve diyalo¤unu canl› tutmal›d›r. Bilgi al›flveriflinin sürekli ve düzenli olmas› için alt-üst diyalo¤u sistemli ve süre¤en olmal›d›r. Geçmifl parti sürecinde yaflanan pratikten ç›kar›lan en önemli derslerin ve tecrübelerin bafl›nda önderlik içinde asgari bir düflünce ve davran›fl bütünlü¤ü, çal›flma ve davran›fl uyumunun olmas›d›r. Oluflturulacak merkezi önderlikte özellikle de politik önderlikte düflünce ve davran›fl uyumu ve belli bir çal›flma ahenginin olmas› için özel bir önem verilmesi, ciddi bir itina gösterilmesi gerekir. Merkezi önderlikte görev yapacak yoldafllar›n seçiminde ideolojik sa¤laml›k politik yetkinlikle birlikte seçilecek yoldafllar aras›nda belli bir uyum ve ahenk faktörüne de dikkat edilmesi gerekir. Politik önderlik içinde uyum ve ahengin olmamas› faaliyette baflar›y› ortadan kald›r›r. Demokratik merkeziyetçilik ilkesi komünist partinin vazgeçilmez temel ilkesi-


dir. Bu ilkenin iflletilmemesi durumunda partinin ifllevsizleflmesi, sa¤l›kl› çal›flamamas›n›n koflullar›n› yarat›r. Bu ilkenin lay›k›yla uygulanmas› partinin politik düzeyinin yükseltilmesiyle ilintilidir. Partinin ideolojik politik seviyesi yükseldikçe bu ilke özüne uygun flekilde uygulan›r. Partinin nitelik zay›fl›¤› yönetimi merkeziyetçili¤e, tüzü¤ün dar yorumuyla uygulanmas›na yöneltir. Parti üyelerinin elefltiri ve önerilerine kapal› olmak, uyar›lar› dikkate almamak, partinin geliflim yönünü durdurur ve bünyesinde birçok hastal›¤›n oluflmas›na meydan sa¤lar. Bu tutum merkeziyetçili¤i güçlendirerek, sekterizmi, ben merkezcili¤i gelifltirir, demokrasiyi dumura u¤rat›r.

Kitlelerin ve alt organlar›n elefltiri ve uyar›lar›na kapal›l›k sekterizmin, ben merkezcili¤in zeminini güçlendirir. Alt organlar›n ve parti üyelerinin merkezi önderli¤e karfl› güvensizli¤ini güçlendirerek tasfiyecili¤in, çok bafll›l›¤›n güçlenme nedeni oluflur. Merkeziyetçili¤i kavramak demokrasiye katk› sunmak demektir. Disiplin ise kiflinin, gönüllü ve bilinçli olarak kolektife tabi olmas› sürece katmas›d›r. Disiplin ve özgürlük bilincin nitelikli hale getirilmesidir. Bugün en çok üzerinde durarak yo¤unlaflmam›z gereken mesele, partinin ideolojik-politik önderli¤i güçlü ve kal›c› bir tarzda infla etmesi meselesidir. Bu kavray›fl ayn› zamanda devrimin nas›l yap›laca¤›-

n›n da kavranmas›d›r. S›n›f savafl›m›nda do¤ru konumlanarak, kitle faaliyetinde yer alarak, pratik sürece kat›larak, Marksizm-Leninizm-Maoizm bilimini sistemli ve sürekli flekilde inceleyerek kendisini donatmak, partiyi iç süreci hakk›nda bilgilendirerek, geliflmeleri zaman geçirmeden parti komitelerine ve organlar›na iletmek, düzenli olarak kadro toplant›lar› yaparak partiyi merkezi politika do¤rultusunda yönlendirerek e¤itmek, her türden oportünizme karfl› mücadele etmek, parti ve önderlik bilincini yükseltmek, önderli¤in somut görevleri aras›ndad›r. Bugün parti bilincinin geliflmesine engel olan hastal›klar›n bafl›nda subjektivizm ve tasfiyecilik gelmektedir. Bu hastal›klar›n hangi süreçlerde nas›l ortaya ç›karak etkili olduklar›, kendilerini hangi sorunlarda ifadelendirdikleri güçlendikleri, beslendikleri zeminin ideolojik politik nedenleri iyi sorgulanmal›d›r. Çeflitli süreçlerde farkl› sorunlar›n zemininde ortaya ç›kan ve sürekli bir flekilde partinin bafl›na bela olan hastal›klar›n bafl›nda subjektivizm ve tasfiyecilik gelir. Parti iç iflleyifli yani tüzük ve parti hukuku meselesinde, partiye karfl› görev ve sorumluluklar›n yerine getirilmesi, yükümlülüklerin kavranmas› meselesinde, iki çizgi mücadelesinde, demokratik merkeziyetçilik, disiplin ve özgürlük, hak ve sorumluluk, görev ve yükümlülük, önderlik anlay›fl›nda, elefltiri-özelefltiri meselesinde, subjektivizmin ve tasfiyecili¤in çeflitli görüngülerini görebiliriz

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

17


PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

18 Tasfiyecilik ciddi bir tehlike olarak partinin önünde durmaktad›r. Tasfiyecilik oportünizmin ad›d›r. Kendisini hangi anlay›fl ve zeminde gösterir? - Kitleleri örgütleme yerine bireyleri örgütlemede, - Demokratik merkeziyetçilik ilkesinin uygulanmamas›nda, - Merkezi önderli¤in politikalar›n› kendi politikas› gibi güçlü flekilde benimseyip savunmayarak, sahiplenmeyerek bu politikalar› kendi do¤ru politikas› olarak görmeyerek. “Yetkili organlar bir kez karara vard›ktan sonra B‹Z BÜTÜN PART‹ ÜYELER‹ TEK B‹R ADAM G‹B‹ DAVRANIRIZ”, “Partinin yönetici organ› konferanslar ya da kongreler bir karar ald› m›, art›k flu ya da bu parti üyesi ya da bütünüyle bir parti örgütü ayn› görüflü paylaflmasalar da bu karar› titizlikle uygulamak durumundad›rlar. Az›nl›¤›n ço¤unlu¤a kesinkes tabi olmas› söz konusudur. LEN‹N’‹N PART‹ ‹Ç‹NDE UYGULADI⁄I D‹S‹PL‹N‹N TEMEL ‹LKES‹ BUDUR.” - Konferans kararlar›n›, merkezi önderli¤in politik kararlar›n› prati¤e yarat›c› ve zengin bir flekilde uygulamayarak, uygulanmas›n› sadece merkezi önderli¤e b›rakmak. - Ortak parti anlay›fl›yla hareket etmeyerek, bir örgüt gibi davranmayarak, tek bir adam gibi hareket etmeyerek, - Disipline uymamada (Çünkü birli¤in temeli s›n›f disiplini, ço¤unlu¤un iradesinin tan›nmas› bu ço¤unlu-

¤un saflar›nda ve onunla yan yana uyumlu çal›flmad›r.) Lenin. - Örgütsüzlü¤ü dayatan bundan ç›kar uman anlay›flta, - Güvensizlik yayarak, dedikoduculuk yaparak, - ‹llegal örgütlenmeyi küçümseyerek, - Düflman gücünü abartarak, kendi gücünü abartarak, küçümseyerek tasfiyecilik güçlenir. Esas tehlike parti anlay›fl›n›n tasfiye edilmesidir. Bu görülmelidir. Parti ve önderlik bilincinin güçlendirilmesiyle, partinin ve kitlelerin devrimdeki rolünün kavranmas›, parti içi iflleyiflin ve demokratik merkeziyetçilik, disiplin anlay›fl›n›n berraklaflmas›yla s›n›f savafl›m›nda motor rolü oynanabilir. Parti bilinci, Marksizm-Leninizm-Maoizm biliminin yüksek düzeyde kavranmas›, kitlelerin devrimdeki rolünün kavranmas›, s›n›f savafl›m›na do¤ru araçlarla, do¤ru tarzda müdahalesiyle güç ve anlam kazan›r. Teorimize, stratejimize ve ilkelerimize yüksek düzeyde ba¤l› kalarak, kitlelere güvenerek, s›n›f savafl›m›na yüzümüzü dönerek, tek bir adam gibi davranarak, bir örgüt gibi hareket ederek sorunlar afl›l›r, devrim yürüyüflü h›zlan›r, kitleler ve gerilla savafl› örgütlenir. Bu süreç belli bir zaman› kapsayacakt›r. “MLM temeller üzerinde kurulmufl sa¤lam bir merkezi önderlik, bu belirleyici ö¤edir, bu çekirde¤in yönetti¤i devrimci bir pratik ve yine bu çekirde¤in devrimci pratikle bir arada yürüttü¤ü amans›z bir ideolojik mücadele.” (Zeki Uygun)

PART‹N‹N GEL‹fi‹M‹ MESELES‹ Parti içinde uzun süre farkl› süreçlerde çok yönlü tart›fl›l›p sonuçlanan birçok konunun, parti tarihinin yeterince bilinmemesi yeterince kavranmamas› sonucu, s›n›f savafl›m›n›n mevcut sorunlar›na “çözüm bulmak” amaçl› yeniden tart›fl›lma “ihtiyac›yla”, “incelenmeye” çal›fl›lmas›, partiye hiçbir kazan›m sa¤lamam›flt›r. Tekrarlanan, b›kt›r›c› ve gelifltirici olmayan “yeni” (eski anlafl›ls›n) tart›flmalar, partiyi ilerletmemifl, militan ve savaflç›lar›n moral ve motivasyonunu y›km›fl, devrime ve devrimci savafl›n ülkemizde alm›fl oldu¤u biçim gerilla savafl›na olan inanc› sarsm›fl, ciddi bir gerileme, zay›flama ve devrimci saflar› terk etmeyi beraberinde getirmifltir. Bu gerçeklik, partiyi s›n›f savafl›m›n›n gerisine götürmüfltür. Partinin yaflad›¤› sorunlar› tart›flma-incelemearaflt›rma süreçleri yöntem ve zamanlar›, ihtiyaç duyuldu¤u zemin bellidir. Parti kararlar›n›n prati¤e uygulanmas›n›n, eylem birli¤inin prati¤in örgütlenmesinin, disiplinin ön plana geçti¤i süreçler de bellidir, bu temel bilginin ve anlay›fllar›n kar›flt›r›lmas›, partiyi bir tart›flma kulübüne çevirme ad›mlar›d›r, bu oportünizmdir. Oysa bilinir ki Proletarya Partisi bir tart›flma kulübü de¤ildir. Buna müsaade etmez. Oportünist ve tasfiyeci anlay›fllar ›srarla partinin tart›flmaya ihtiyac› oldu¤u düflüncesini savunarak, onu sonu gelmez bir tart›flma sürecine sokarak, devrimi ve kitleleri örgütleme prati¤inden, s›n›f savafl›m›n›n gerçek sorunlar›n-


19 hakl› oldu¤u anlam›na gelmez. Birkaç baz› do¤ru ve baz› tali söylemlerin alt›nda bütünlük ve esas içindeki yanl›fllar sakl›d›r, yanl›fl› k›skançl›kla gizler. Oportünizmin bu özelli¤i onun aldat›c› ve yan›lt›c› karakteridir. Proletarya Partisi tarihinde ortaya ç›kan bütün oportünist ve hizipçi anlay›fllar süreç ve geliflmelerle ilgili olarak esasa tekabül etmeyen k›smi ve baz› do¤rular› söylem düzeyinde ifade edip dile getirmifllerdir. Ancak sadece bu kadarla yetinmifllerdir. Gerçe¤in görünen ve tali k›sm›yla ve söylemle s›n›rl› kalm›fllar, parçabütün iliflkisinde parçada s›k›fl›p kalm›fllard›r. Çünkü oportünistlerin amac›n›n gerçe¤i de¤ifltirmek amaçl› tan›mlamak, belirlemek olmad›¤› aç›kt›r. Bu görev ancak proletaryan›n omuzlar›ndad›r. Gerçe¤i de¤ifltirmek amaçl› tan›mlamak oportünistlerin (her türden burjuva ve küçük burjuva anlay›fl›n) görevi ve amac› de¤ildir. Çünkü onlar sadece belirleme ve tan›mlamayla, söylemle s›n›rl› bir pratikle yetinir. Esas›, bütünü görüp, çözümü konusunda yo¤unlaflmak yerine tali sorunda ve parçan›n çözümü içinde parti enerjisini tüketmeye çal›fl›rlar. Otuz y›l› aflk›n tarihimizde en fazla tart›fl›lan konular›n bafl›nda sosyo-ekonomik yap›, silahl› mücadele, halk savafl›-gerilla savafl›, ulusal sorun, parti-önderlik sorunu vb. konular gelmektedir. Proletarya Partisi’nin temel teorik görüfllerinin “tart›fl›laca¤›” tek bir platform vard›r: parti kongresi. Ancak bu irade temel teorik görüfllerin de¤iflimi ya da farkl›laflmas›n› amaçla-

yan tart›flmay› örgütleyebilir. Bunun d›fl›ndaki hiçbir irade temel teorik görüfllerin de¤iflimi ve farkl›laflt›r›lmas› amaçl› tart›flma örgütleyemez. Bunlar, örgüt biliminin abc’sidir. S›n›f savafl›m› içinde ortaya ç›kan sorunlar›n tart›fl›l›p bunlara yo¤unlafl›lmas› ve bunun sonucunda ç›kar›lan devrimci sonuçlar›n prati¤e uygulanmas› amaçl› ad›mlar gelifltirici ve ilerletici olur. Yoksa s›n›f savafl›m›n›n her bir pratik ad›m›nda ç›kan engellerin afl›lmas›, sorunlar›n çözümü için kafa yormak yerine geriye dönüp, üzerinde yükselmek istenen, örgütün omurgas› olan temel teorik görüfllerin do¤rulu¤una gözünü dikmek, geçmiflten bu yana ortaya ç›kan her renkten oportünistlerin tutumu olmufltur. PART‹, KADROLARINI ‹Y‹ TANIMALIDIR! Önderlik partiyi ve elinde var olan mevcut kadrolar›n› iyi tan›mal› ve onlar› do¤ru ve verimli bir flekilde konumland›rmal›d›r. Elindeki kadrolar›n› tan›mada ve verimli bir flekilde konumland›rmada subjektivizme düflen her parti politik kararlar›n› kolektif tarzda prati¤e uygulamakta büyük s›k›nt› yaflar. Do¤ru ve verimli konumlanmayan kadrolar onlardan beklenen verimi veremez, dolay›s›yla teori-pratik uyumsuzlu¤u, politik kararlar›n prati¤e uygulanamama gerçekli¤i üzerinde oportünizm uç verir. Do¤ru politik kararlar›n yanl›fl konumlanm›fl kadrolarla ve yanl›fl çal›flma tarz›yla oportünistleflmesi bu gerçeklikte yatar. Örgütleme biliminde en fazla özen gösterilmesi ve dikkat edilmesi ge-

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

dan kopartarak, burjuva kulübüne çevirmeye çal›flmak istemifllerdir. Bunun en somut ve aç›k örne¤i yak›n tarihimizde, parti tarihinde ortaya ç›kan “Onbafl› darbesi” olarak geçen tasfiyeci-darbeci Konferans Kaçk›n› Suçlular Güruhu’dur, “Ba¤›ms›z-Opocular”d›r. Oysa bu iflah olmaz tasfiyeci oportünistlerin gerçekte partinin yaflad›¤› sorunlar›na çözüm bulmak amaçl› tart›flmak, bulduklar› “çözümleri” s›n›f savafl›m› prati¤ine uygulamak diye bir dertleri ve çabalar› yoktu. Onlar›n tek amac› vard›. Partiyi s›n›f savafl›m› prati¤inden ad›m ad›m kopartarak, sonu gelmez tart›flma sürecine çekerek ad›m ad›m eritmek, bitifl ve tükenifle do¤ru götürmekti. Onlar da partinin yaflad›¤› sorunlar›n bir k›sm›na parmak basarak baz› do¤ru fleyleri ifade ediyordu, görünüflte tart›flma taleplerinin “anlafl›l›r” yan› vard›. Nas›l ki gerçekle görüntü, esasla-tali, biçimle-öz aras›nda sadece nicel de¤il nitel bir fark varsa, nas›l ki parlayan her fley alt›n de¤ilse, görünüflte söylemde esasa tekabül etmeyen “hakl› ve do¤ru” olan her anlay›fl da MarksistLeninist-Maoist ve devrimci olamaz. Oportünizm de çok defa söylem düzeyinde esasa tekabül etmeyen baz› “do¤rular”› ifade edebilir ve esas›n de¤il tali olan›n de¤iflimi için biçim olarak çözüm önerileri sunabilir, mal›n› pazarlamak için görsel olarak alt›n gibi “parlayabilir”. Ancak unutulmas›n ki oportünizmin söylem düzeyinde baz› do¤rular› söylemesi onun bütünlüklü ve esasa tekabül eden do¤rular› kabul etti¤i, savundu¤u ve


PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

20 reken konular›n bafl›nda kadrolar›n çok yönlü ve do¤ru tan›nmas› ve do¤ru konumland›r›lmas› gelir. Kadrolar› ve militanlar› en iyi tan›man›n yeri s›n›f savafl›m›n›n prati¤idir, ayn› zamanda tan›man›n di¤er bir yolu da, “görev ve sorumluluk”, “hak ve sorumluluk”, “yetki ve yükümlülük”, “demokrasi ve merkeziyetçilik”, “özgürlük ve disiplin”, “elefltiri ve özelefltiri” sorunlar› karfl›s›ndaki durufllar›d›r. Bu olgular karfl›s›ndaki tutumlarda kadrolar›n kolektif devrimci bilinç yan›yla bireyci-küçük burjuva özelliklerinin ortaya ç›kmas› gerçekleflir ve daha iyi tan›n›r. Kadrolar› tan›mada aranmas› gereken en önemli özelliklerden biri sorumluluk bilincidir. Devrimci sorumluluk bilinci ideolojik-politik bir sorundur. Örgüt biliminde vazgeçilmez olarak aranan temel özelliktir. Sorumluluk bilinci olmayan örgütleme ve yönetme sanat›n› gerçeklefltiremez. Sorumluluk bilinci olmayan›n devrim ve örgüt bilinci de olamaz. Örgüt biliminde tayin edici ve belirleyici özelliktir. Bireyin kendi kimli¤ini parti kimli¤iyle bütünlefltirmesidir. Devrimin, partinin a¤›r ve zorlu sorumlulu¤unun yüklenilmesidir. “BEN”in ben olmaktan ç›kmas›d›r. “BEN”e ait düflünce ve yaflam al›flkanl›klar›n›n köklü de¤iflimi dönüflümüdür. ‹ç devrimin bafllang›ç noktas›d›r. “BEN”in “B‹Z” kimli¤iyle donanmas›, kendini ifade etmesi ve örgütlemesidir. Pratik devrimci yaflamda çok defa böyle olmamaktad›r. Ben kimli¤i bir yana b›rak›lmamakta, kolektif parti kimli¤i-

nin önüne geçebilmekte, bazen de birbirine kar›flt›r›lmaktad›r. ÖNDERL‹⁄‹N KURUM G‹B‹ ÇALIfiMASI… Özellikle yenilgi ve yar›yenilgili süreçlerde, emperyalizmin, hâkim s›n›flar›n ideolojik-politik sald›r›lar›n›n çok yönlü etkili olmaya çal›flt›¤› dönemlerde, kadro ve militanlarda bireyci ve bencil özellikler daha belirgin ve aç›k olarak ortaya ç›kar. Bu özelliklerin kendini ortaya koyuflu örgütlemeye çal›flt›¤› durufl, yukar›da s›ralanan partinin devrim ve halk karfl›s›ndaki olgular›nda ortaya ç›kar. Devrimi, partiyi, devrimci sorumlu¤u alg›lay›fl ve kavray›flta ortaya ç›kar. Bireyci ve bencil özellikler devrim-parti ve halk denizinde su yüzünde yaln›z bafl›na kalm›fl insans›z-yaflams›z kara parças›na benzer. Demokrasiyi hiç akl›ndan ç›karmayan ancak merkeziyetçili¤i hep “unutan”, özgürlü¤ü alg›lay›p disiplini akl›na getirmeyen, haklar›n› arayan ancak yerine getirmesi gerekti¤i görevleri oldu¤unu unutan, devrim, parti ve halk karfl›s›ndaki sorumluluklar›n› hat›rlamayan, her f›rsatta ve her olguda kendi hakk›n› aramaktan yorulmayan, sürekli yak›nan, m›zm›zlanan, kendi de¤erinin ve düflüncelerinin anlafl›lmad›¤›ndan yak›nan ve sürekli partiyi, geliflmeleri olumsuzlayarak “elefltiren”, yap›lanlar› be¤enmeyen, örgütlenmeye çal›fl›lanlarda hiçbir olumlu ve ileri yan görmeyen, karamsar, umutsuz dünyas›n› ve ruh halini kitlelere ve partiye mal etmeye çal›flan,

kendi hata ve zaaflar›n›, yapt›klar› onca aç›k ve bariz yanl›fll›klar› görmeyen, özelefltiri verme dürüstlü¤ünü bir gün bile gösteremeyenler, hangi s›n›fa ait izler tafl›d›¤›n›n aç›k ve net ideolojik sinyalini veriyor, hangi s›n›fa ait ahlak tafl›d›¤›n› ortaya koyuyor demektir. Kapitalist-emperyalist sistemin ideolojik–politik-ahlaki-moral sald›r›lar›n›n yo¤un yafland›¤› süreçte, Kemalist ideolojinin, Türk hâkim s›n›flar›n egemen faflist ideolojisi olarak, toplumda yaratt›¤› toplumsal tsunamiler sonucu yaflanan travmalar›n etkisinden Proletarya Partisi’nin militanlar› da önemli oranda etkilendi. Tasfiyecili¤in a¤›r ve zehirli rüzgâr› Proletarya Partisi içindeki proleterleflemeyen unsurlar› da önemli oranda nefessiz b›rakt›. Yaflanan bu travmalar›n en sars›c› etkisi, görüngüsünü en fazla yukar›da s›ralad›¤›m›z olgularda ortaya koydu. Devrim ve örgüt bilincinin en fazla sars›ld›¤›, etkilendi¤i, yaraland›¤› konular›n bafl›nda yukar›da s›ralamaya çal›flt›¤›m›z konular gelmektedir. “BEN” ve “ birey”e ait her fley daha çok ifade edildi, dillendirildi, hayk›r›ld›. “Kolektif”e ait her fley daha h›zl› unutuldu. Parti içinde en sanc›l› sorunlar yaflan›rken kendi hata ve zaaflar›n› sorgulama önceli¤i unutuldu, bunun yerine hayali olan, karfl›l›¤› somut olmayan “suçlular›n”, “partinin hata ve zaaf›na” sald›r›ld›. Yaflanan olumsuzluklarla yüzleflmede cesaretsizlik ve bencillik yaflarken bütün olumsuzluk partiye ve sürece mal edilmeye çal›fl›ld›. Devrimin ve partinin gerçek


sorunlar›yla yüzleflmekten korkan ve kendisiyle yüzleflme ihtiyac›n› hissetmeyen, kendisini devrimci sorgulaman›n d›fl›nda tutan küçük burjuvazi; partinin temel ilkelerini ve kurallar›n› bozmaya, varl›k temelini zay›flatmaya, proleter dokusunu ve ar›l›¤›n› de¤ifltirmeye çal›flt›. Bunlar› yaparken en keskin partici, en keskin Marksizm-Leninizm-Maoizm savunucusu olma pozundan hiç vazgeçmedi. Keskinlikte ön s›ralar› kimseye vermedi. Hatta öylesine ileri gitti ki MarksizmLeninizm-Maoizm bilimine yeni katk›lar yapt›¤›n› iddia edecek kadar gülünç ve zavall› duruma düfltü. Parti içi yaflam›n›n ve parti çal›flmas›n›n Marksist-Leninist-Maoist ilkeler ›fl›¤›nda ilerlemesinin bafl›nda parti içi demokrasiyi s›n›f savafl›m›n›n geliflimi ve ilerlemesi ihtiyac›na uygun tarzda iflletmeye ve sa¤lam bir merkeziyetçili¤e ihtiyaç vard›r. Merkeziyetçili¤i, eylem birli¤iyle hareket eden, disiplinli bir örgüt yaratma amac› için uygulayan bir önderlik geliflim gösterir. Partinin geliflim dinamizmini yaratacak olan do¤ru bir demokratik merkeziyetçilik anlay›fl›d›r, do¤ru bir disiplin anlay›fl›d›r. Merkeziyetçilik, özgür ve demokratik bir flekilde tart›flman›n bitip, parti kararlar›n›n disiplinli bir flekilde uygulanmas›, eylem birli¤inin sa¤lanmas› ve parti birli¤inin yarat›lmas›d›r. Demokratik merkeziyetçilik ilkesinin do¤ru tarzda iflletilmesi parti birli¤inin sa¤lamlaflmas›n› irade ve eylem birli¤inin güçlendirilmesini de sa¤lar. Demokratik hakk›n

kullan›lmas› ad›na merkeziyetçili¤in çi¤nenmesi, parti kararlar›n›n uygulanmamas› olarak bofla ç›kar›lmas› küçük burjuva anlay›fl›n d›fla vurumudur. Demokrasi iflletilip s›ra politik kararlar›n prati¤e geçirilmesi sürecine gelindi¤inde Demokrasi (farkl› düflüncelerini ifade etme-tart›flma-elefltirme-sorgulama-hesap sorma-verme) hakk› son bulur. Kullan›lmaya çal›fl›lan “demokrasi” hakk› parti içi anarflizmi, bafl›bozuklu¤u ve bireyci ayd›n kifliliklerini besler. Bu durum oportünizmdir. Savaflç› bir partide hangi k›l›f alt›nda ortaya ç›karsa ç›ks›n, geliflmeye çal›fl›rsa çal›fls›n, merkeziyetçili¤in parti disiplininin, eylem birli¤inin zay›flat›lmas›na asla müsaade edilmez. Küçük burjuva yar› ayd›n anarflist anlay›fllar›n yaflamas›na müsaade edilmez. Proletarya Partisi’nin yaflad›¤› mevcut sorunlardan biri de partinin merkezi önderli¤inin ald›¤› kararlar› yarat›c› ve zengin flekilde ustaca uygulama yerine bireyin ya da komitenin kendi do¤ru karar›n› uygulamaya çal›fl›lmas› olgusunda yaflanmaktad›r. Küçük burjuva ideolojik hastal›klar›n parti içinde ortaya ç›k›fl nedenleri ve ifade ediliflleri farkl› süreçlerde farkl› flekillerde olmaktad›r. Partiyi ideolojik-politik ve moral olarak besleyen ve partiden ayn› tarzda beslenen, partiye ö¤reten, partiden ve kitlelerden ö¤renmesini bilen önderlik geliflim gösterir. “Ben biliyorum, ben anl›yorum”, “ben tan›yorum” sekterli¤ine ve ukalal›¤›na düflmeden alçakgönüllü bir flekilde sürekli olarak ö¤renmesini

bilenler geliflim gösterir, ilerleme kaydeder. Aksi tutum ve tav›r geliflimi durdurur, ilerlemeyi önler. Gerçeklerden ve kitlelerden beslenmesini baflarabilen önderlik geliflir. Aksi her tutum subjektivizm hastal›¤›na davetiye ç›karmakt›r. Partiye hükmedemeyen bir önderlik, onun s›radan bir parças› olmaya da mahkûm olur. Önderlik bölgelerle ve üyeleriyle sa¤l›kl› ve gelifltirici iliflki gelifltirmek zorundad›r. Ayn› flekilde bölgeler ve üyeler de bir bütün halinde, parti olarak benimsenen ideolojik-politik temel üzerinde önderlikle güçlü ve sa¤l›kl› iliflkiler gelifltirmelidir. Parti önderli¤i, bir partinin bilgi, tecrübe, deney ve birikim düzeyinin vitrinidir. Kendi gerçekli¤inin ifadesidir, d›fla yans›mas›d›r. Bilinmelidir ki, önderlik konumundaki kadrolar›, seçili üyeleri be¤enmeyip önderli¤e lay›k görmezsek de seçili olan önderlik partinin iradesini temsil etmektedir. Önderli¤e karfl› gelifltirilen meflru olmayan her (küçük burjuva) tav›r ve düflünceyi alttakilerle -kendi organ› d›fl›ndakilerle- paylaflma tutumu aç›k bir parti y›k›c›l›¤›d›r. Söylem olarak, gelifltirilen “hak edilmeyen, lay›k olmayan kadrolar› elefltirme” olarak ifade edilen her türlü dedikodu, kendini hakl› ve meflru k›lacak her türlü bilimsel ve hakl› pelerin giydirmeye çal›flsa da sonuç itibariyle gelifltirilen bu küçük burjuva tutumun bütünü önderlik kurumunun alt›n› oymakt›r, objektif olarak partiyi y›kmakt›r. Birey olarak önderlik düzeyine seçili olanlar› be¤enmeyebilir, ön-

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

21


PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

22

derlik konumunu hak etmediklerini düflünülebiliriz, ancak bu düflüncenin d›fla yans›y›fl biçimi komite d›fl› olunca “hakl›l›k-meflruluk” objektif olarak parti y›k›c›l›¤›na dönüflür. Bu durumda görünüflte “yanl›fla, haks›za” tepki olarak ifade edilen her masum sözün özü y›k›c›l›kt›r. “Önderli¤e lay›k görmeme, yönetici olarak be¤enmeme” olarak gelifltirilen, meflru olmayan zemindeki her durufl ve tutum ayn› zamanda demokratik merkeziyetçilik ilkesine vurulan en a¤›r darbedir. Elefltirilerin, düflünce ve önerilerin ifade edilece¤i-belirtilece¤i tek meflru zemin ba¤l› olunan komitedir. Ba¤l› olunan komite d›fl› her pratik tutum ve düflünsel tav›r, objektif bir parti y›k›c›l›¤›d›r. Gerekçesi ne olursa olsun, bunun sonucu önderlik kurumunun sayg›nl›¤›n›n ve meflrulu¤unun haks›z ve yersiz tart›flmaya aç›lmas›d›r. Küçük burjuva anlay›fl ve yaklafl›m taraf›ndan y›prat›lmaya çal›fl›lan önderli¤in yönlendirme, harekete geçirme ve otorite olma gücü zedelenir. Bir partinin önderli¤ine karfl›, “elefltiri-uyarma-dikkat çekme” bahanesiyle meflru olmayan tarzda gelifltirilen her türlü tutum ve tav›r, yap›lan dedikodu, objektif olarak parti y›k›c›l›¤›d›r. Küçük burjuvazinin bu prati¤i (aç›k veya

gizli parti y›k›c›l›¤›) her zaman kendine masum gerekçeler bulmaya çal›fl›r. Buna asla müsaade etmemek gerekir. Unutmamak gerekir ki parti birli¤inin temel dokusu disiplindir. Ço¤unlu¤un iradesi taraf›ndan seçilmifl önderli¤e karfl› gelifltirilen haks›z ve meflru olmayan her tutum proleter disiplinin çi¤nenmesi ve parti birli¤inin y›k›m›d›r. Baz› dönemlerde baz› unsurlar, “haks›zl›¤a karfl› ç›kma tavr›”n›, s›n›rlar› zorlayarak demokratik merkeziyetçilik ilkesini, parti disiplinini k›rmaya kadar vard›r›r. Kolektif iradeye sayg› demokratik merkeziyetçilik ilkesine sayg›d›r. Bunun pratik ifadesi, merkezi kararlar›n prati¤e uygulanmas›d›r. Aksi durumda “haks›zl›¤a” karfl› olma “önderli¤e lay›k olmamay›-güvensizli¤i” ifade etme ad›yla tasfiyecili¤in bir baflka türden sald›r›s› yaflan›r. “‹ç tasfiyecilik” olarak ifade edece¤imiz olgu buna benzer birçok ayr›nt›da sakl›d›r. Bu olgular deflifre edilerek, politik bilinç, örgüt olma, parti birli¤ini koruma bilinci yarat›lmal› ve savunul-

emokratik merkeziyetçilik ilkesi komünist partinin vazgeçilmez temel ilkesidir. Bu ilkenin iflletilmemesi durumunda partinin ifllevsizleflmesi, sa¤l›kl› çal›flamamas›n›n koflullar›n› yarat›r.

D

mal›d›r. Proletarya Partisi tarihinde en fazla sanc›n›n ve zor sorunlar›n yafland›¤› yer demokratik merkeziyetçilik, disiplin ve özgürlük ilkesinin kavranmas› ve uygulanma zeminidir. Küçük burjuvazi, demokrasi ve merkeziyetçilik ilkesinden ve uygulanmas›ndan farkl› fleyler anlarken, proletaryan›n kavray›fl› farkl›d›r. ‹ki s›n›f ve iki ayr› ideoloji, iki ayr› tutum ve yaklafl›m›n en keskin ve sanc›l› çat›flmas› bu zeminde yaflan›r. Demokratik-merkeziyetçilik, disiplin-özgürlük zemininde her farkl› anlay›fl ve uygulama temeli üzerinde bir s›n›fa ait ideoloji yatar. Demokratik merkeziyetçilik ilkesinin kavranmas› ve uygulamas›nda çok zaman bilinç k›r›lmas› yaflanmakta “bir örgüt gibi davranmama”, “ortak hareket etmeme” tutum ve davran›fllar› yaflanmaktad›r.


B‹R ÖRGÜT G‹B‹ HAREKET ETME ve TEK B‹R ADAM G‹B‹ DAVRANMA Bir örgüt olma gücünün k›r›ld›¤› di¤er bir nokta, merkezi önderli¤in alm›fl oldu¤u politik kararlar›n, kampanya kararlar›n›n alanlarda savunulmas› ve uygulanmas›d›r. Konferans kararlar›, politik kararlar, kampanya ve tek tek olay ve kiflilere iliflkin al›nan tüm kararlar›n alanlarda uygulanmas›nda ciddi bilinç k›r›lmas› yaflanmaktad›r. Parti iradesinin alm›fl oldu¤u merkezi kararlar baflta olmak üzere merkezi önderli¤in tek tek alanlara iliflkin alm›fl oldu¤u tüm kararlar›n savunusu sanki tek bafl›na merkezi önderli¤in karar›ym›fl gibi alg›lanmakta ve öyle davran›lmaktad›r. Sanki bu kararlar›n savunulma görevi alt komitelerin görevi de¤ilmifl gibi davran›lmaktad›r. Muhalefet etme, sahiplenmeme, hatta karfl› ç›kmaya kadar varan durumlar yaflanmaktad›r. K›r›lman›n, gerilemenin farkl› görüngü ve biçimlerine rastlanmaktad›r. Bu durum küçük burjuva anlay›fl ve kavray›fllar›n parti içinde farkl› düzeylerdeki gerçekli¤idir. Bunlara karfl› b›kmadan usanmadan e¤iticikavrat›c›, de¤ifltirici-dönüfltürücü mücadele edilmelidir. Küçük burjuva anlay›fl ve kavray›fllara, durufl ve hareketlere asla hoflgörülü olmamak gerekir. Küçük burjuvazinin parti içinde geliflip güçlenmesine, egemen olmas›na müsaade edilememelidir. Yaflanan bu gerçeklik, toplumda var olan s›n›f mücadelesinin yani küçük burjuvazi ile proletarya aras›nda yaflanan s›n›f

mücadelesinin parti içinde ortaya ç›kan felsefi-düflünce, politika ve pratik alandaki mücadelesinin yans›malar›d›r. Merkezi önderli¤in bu kararlar›, alan önderli¤i taraf›ndan önce sorgulanmak için mercek alt›na al›n›r. Sorgulama sonucu, alan önderli¤i taraf›ndan “elefltirilen” kararlar, prati¤e asla uygulanmaz. Çünkü alan önderli¤i merkezi önderli¤in kararlar›n› “do¤ru” bulmamaktad›r. Gerekçe bu olunca politik kararlar sadece “al›nm›fl” bofl bir karar durumuna düflmektedir. Merkezi önderlik alt›nda faaliyet yürüten alt komitelerin baz›lar› merkezi önderli¤in kararlar›n› canla baflla baflar› elde etmek, sonuç almak için prati¤e uygularken, baz› “yetkin- tecrübeli” yoldafllar›n ba¤l› oldu¤u komiteler bu kararlar› prati¤e uygulamaz. Ne yapar? Elefltirir, sorgular, mahkûm eder. Uygulanmaz olarak bir kenara atar. Ya da uygulamamak için kendince hakl› gerekçeler bulmaya çal›fl›r. Ya da daha geri bir bilinçle karfl› durur. Bugün yaflanan temel sorunlar›n bafl›nda merkeziyetçili¤i, parti disiplinini zay›flatan yaklafl›mlar ve parti içi demokrasiyi ve özgürlü¤ü yanl›fl kavray›fl biçimleri gelmektedir. Farkl› biçimlerde ortaya ç›kan kavray›fls›zl›klar “Bir örgüt gibi hareket etme”, “çelik disiplinli bir parti” gibi davranma, merkezi kararlar›n alanlarda uygulanmas› gerekti¤i bilincine uygun (aç›ktan de¤il, gerekçeler uydurarak) hareket etmeme olarak kendini ortaya koymaktad›r. Ortak hareket eden bütünlüklü tek bir parti, tek bir yürek, tek bir ses olamama, yürüyememe

sorunu yaflanmaktad›r. Çok ac› ve düflündürücüdür ki yanl›fl yerde durup, yanl›fl düflünüp yanl›fl hareket eden anlay›fl ve kavray›fl sahipleri durufl ve hareketlerinin yanl›fl oldu¤unu kabul etme alçakgönüllü¤ünü göstermemektedir. Bu durum “ortak bir parti gibi” hareket etmeyi engeller, devrim yürüyüflünü zay›flat›r. Komünist önder Mehmet Demirda¤ yoldafl bir yaz›s›nda “biz üzerimize düflenleri yap›yoruz, üzerimize düflen görevleri yerine getiriyoruz. S›ra sizde! Sizler de görevlerinizi yerine getirmelisiniz. Bunu yapmad›¤›n›z takdirde, biz yine üzerimize düfleni yapaca¤›z ancak hedefe var›fl›m›z gecikecektir” diyordu. Proletarya Partisi “bir örgüt gibi davranma”, “ortak hareket etme”, “bir adam gibi davranma”y› baflarabildi¤i oranda devrim yürüyüflünü nitelikli hale getirecektir. Temel yönelimi ve al›nan kararlar› “bir örgüt gibi” davranarak yerine getirdi¤i oranda küçük burjuvazinin “do¤rular”› bofla ç›kacakt›r ve merkezi önderli¤in, komitelerin ald›¤› politik kararlar› yerine getirmemek için b›kt›r›c› tarzda s›ralanan bitmez tükenmez gerekçeler hükümsüz ve etkisiz hale gelecektir. Bugün en temel sorun parti ve devrim bilimine ait temel sorunlarda küçük burjuvaziye ait her türden düflünce ve davran›fl›n etki gücünün k›r›lmas›d›r. Bu baflar›ld›¤› oranda kitleler ve devrim örgütlenir. Devrim yürüyüflü h›z kazan›r. Bu baflar›ld›¤› oranda geliflim ve ilerleme sa¤lan›r. Parti ve devrim bilimine uygun ilkeler s›n›f savafl›m›n›n dalga-

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

23


24

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

Nas›l ki halk savafl› stratejisine, gerilla savafl›na hizmet etmek her parti komitesinin görev ve sorumluluklar›n› yerine getirilmesiyle somutluk ve anlam kazan›yorsa, ayn› zamanda her parti üyesi önderlik potansiyelini ve bilincini önce ba¤l› bulundu¤u komitede a盤a ç›kararak, ileri do¤ru ad›m atabilir. Parçada önderlik bilincini gelifltiremeyen, potansiyelini a盤a ç›kartamayan, bütünde önderlik bilincini a盤a ç›kartamaz. lar›nda yaflam buldu¤u oranda umut büyütülecektir. Devrim ve örgüt biliminde proleter dokuyu ve ahlak› bozan onu zay›flat›p, ifllevsiz k›lan temel ö¤e küçük burjuvaziye ait düflünce ve yaklafl›mlard›r. Emperyalizmin, faflizmin ve her türden gericili¤in çok yönlü imha amaçl› sald›r›lar› karfl›s›nda “süreklili¤i sa¤lanm›fl önderlik, süreklili¤i sa¤lanm›fl gerilla savafl›” nas›l yarat›lacakt›r? Sürecin can al›c› ve tayin edici sorununun çözümü, partinin her alan›nda infla edilmesinden geçmektedir. Bu çal›flma baflar›ld›¤› oranda süreklili¤i sa¤lanm›fl önderlik yarat›lacakt›r. Bunun aksi her düflünce ve tutum süreklili¤i sa¤lanm›fl önderli¤in yarat›lmas›n› geciktirecektir. Pratik ve seçili önderli¤i oluflturmak demek parti önderli¤ini yaratmak olarak anlafl›lmamal›d›r. Yukar›da çok yönlü ve çok kapsaml› geliflmifllik isteyen ve derinli¤i olan, yarat›lmas› uzun süreli bir zaman dilimini kapsayacak önderli¤in oluflturulmas› sorununun seçili ve pratik önderlikle s›n›rland›r›lamayaca¤›n› belirtirken alternatif çözümün ne olmas› gerekti¤i üzerinde duraca¤›z. Otuz y›l› geçkin zengin bir tarihi olan Proletarya Partisi’nin önderlik

ve yönetici kademesinde yer alan onlarca kadronun katledilmesi gerçekli¤in karfl›s›nda s›n›f bilinçli kadro ve militanlar›n önderlik potansiyellerinin öne ç›kar›lmas›yla sorunun çözüme kavuflturulaca¤› kavranmal›d›r. Proletarya Partisi’nin yapt›¤› de¤erlendirmelerde alt›n› çizerek önemle vurgulad›¤› konular›n bafl›nda bu sorunun çözüm önerileri gelmektedir. “Parti ile kurdu¤umuz tüm iliflkide (raporlar, toplant›lar, de¤erlendirmeler, vs.) üyelerimizin önderlik potansiyellerini öne ç›karmalar›, de¤erlendirmelerini bu yönde yapmalar› için yönlendirmeler yapt›k. Yeni yoldafllar›n, partiye katk› sa¤layacak, partiyle bütünleflecek yeni kadrolar›n ancak bu yönelimi içeren bir süreç ile yarat›labilece¤ine vurgular yapt›k.” (Komünist 56) Bugün merkezi önderlik partide bütünlüklü bir önderlik sorunu yafland›¤›n›, bir önceki sürecin temel özelliklerinin geçerlili¤ini korudu¤unu belirtmektedir. Bu sorunu çözmek için partinin bütününün sürece kat›l›m›n›n sa¤lanmas› gerekti¤ini belirtmektedir. Partide yaflanan sorunun merkezi önderlik düzeyinde yaflanmaya devam etti¤ini,

önderlik sorununun çözümünün tek bafl›na merkezi önderli¤in sorunu olmad›¤›n›n, parti bütününün sorunu oldu¤unun alt›n› önemle çizmekte ve parti bütününün önüne bu sorunu çözmek için somut görevler koymaktad›r. “En yetkin, en donan›ml›” parti önderli¤i yarat›lsa (bunun partiden ba¤›ms›z yarat›lamayaca¤› aç›kt›r) bile partinin bütününde ortak bir parti anlay›fl›, ortak hareket etme, tek bir adam gibi davranma bilinci geliflip bütüne mal olmad›¤› sürece “önderlik” temel bir sorun olarak var olmaya devam edecektir. Hiçbir parti üyesi geliflim ve ilerleme sürecini s›n›rlay›p “benden bu kadar” diyemez. O kendi geliflim ve ilerleme s›n›rlar›n› zorlay›p, önündeki ideolojik-politik-örgütsel boyutta ortaya ç›kan sorunlar›n çözümü konusunda kafa yormal› ve yo¤unlafl›p çal›flmal›d›r. Hangi zeminde k›r›lma ve gerileme yafland›¤› a盤a ç›kar›larak, deflifre edilip çözümlenmeli, düzelmesi konusunda yo¤un bir çaba gösterilmelidir. S›n›f bilinçli proleterler düzelme ve de¤iflmeye önce kendisinden bafllamal›d›r. Her parti üyesi, her parti komitesi düzelme ve de¤iflimi önce k›r›ld›¤› noktalardaki zemini güçlendirerek, do¤ru anlay›fl› benimseyerek ifle bafllamal›d›r. Konferans kararlar› baflta olmak üzere merkezi önderli¤in politik kararlar› savunulup, sahiplenilerek zaaflar›n üzerine gitmeye bafllanmal›, zaafl› anlay›fl ve kiflilerle net bir çizgide hesaplafl›lmal›d›r. Bu kavran›lmak zorundad›r. Bu kavran›lmadan, bu kavray›fla uygun düzelme


prati¤ine giriflilmeden de¤iflim ve dönüflüm, zaaflardan ar›nma baflar›lamaz. Ortak parti anlay›fl› gelifltirilip, ileri do¤ru ad›m at›lamaz. Önderli¤in yarat›lmas› için gerekenlerin ne oldu¤unun kavranmas› ve a盤a ç›kar›lmas› gerekir. Önderlik becerisini gelifltirmek için alan önderliklerini zorlamak, onlar› yanl›fl tart›flmalardan, yanl›fl bak›fl aç›s›ndan ve oluflmufl ön yarg›lardan kurtarmak da vard›r. Gerçekli¤e ve somutta ortaya ç›kan önderlik sorununa nas›l bir yaklafl›m ve çözüm getirdi¤inin ve bu çözümün sorunlar› ortadan kald›rma gücünün a盤a ç›kar›lmas› gerekir. Somutta ve gerçeklikte yaflanan sorunlara sunulan çözümün bilimselli¤i ve do¤rulu¤u ortaya ç›kar›lmal›d›r. Zay›flayan, kaybeden bir santim ileriye gitmeyen, en yak›n›ndakileri örgütleyemeyen, örgütlenmesi gereken bir eylemi bile örgütlemeyen her önderlik anlay›fl› önce kendisini Marksizm-Leninizm-Maoizm biliminin örgütleme ve yönetme biliminin duvar›na m›hlamal›d›r. Sorgulamal›d›r. Nerede kaybetti¤ini sorgulamal› ve kaybetti¤i zeminin ideolojik dokusunu, s›n›fsal zemini çözümlemelidir. Güvenin geliflimi, birli¤in sa¤lamlaflmas›, ilerlemenin ortaya ç›kar›lmas› için her alan için belirlenen görevlerin yerine getirilmesiyle ortaya konan politikalar›n uygulanmas›yla, bir bütün olarak hareket edilmesiyle ifle bafllanmal›d›r. Alanlar›n sürece kat›l›m›n› engelleyen, bu zeminde yaflanan geri tart›flmalara, dedikodulara son verilmelidir. Hatal› ve zaafl› anlay›fllar›n,

kiflilerin üzerine giderek, onlarla partinin do¤ru anlay›fllar› aras›ndaki fark› net olarak ortaya koyarak, net bir çizgide hesaplaflma yaflanarak, yanl›fla taviz vermeden görevler yerine getirilir. Kiflisel düzeyde sorunlar›n yafland›¤› yerde konferans›n ve merkezi önderli¤in alanlara, komitelere yükledi¤i görevler baflar›lamaz. Örgütsel toparlanmay› baflarmak için s›n›f savafl›m›n›n somut sorunlar›na yo¤unlaflmak gerekir. Bu yönlü yo¤unlaflma politik çal›flman›n merkezine konularak geliflim sa¤lan›r. Her alan görev ve sorumlulu¤unu lay›k›yla yerine getirdi¤i, önce kendi ifline bakmay› baflard›¤› oranda Halk Savafl› geliflim kazan›r. Önce atefl edip, sonra niflan almak ne kadar yanl›fl ise, önce kendi görevini yapmay›p, “elefltirmek”, “sorgulamak” da o kadar yanl›flt›r. Önce her komite her üye kendi iflini yapacakt›r. Temel yönelime uygun davranacak, bu süreç içinde ortaya ç›kan yetersizliklere müdahale edip, yanl›fllar› ve eksikleri giderecektir. Uygulamaya giriflmeden önce, temel yönelime uygun davran›lmad›¤› sürece yap›lan bütün “yetersizliklere müdahale-elefltirme” prati¤i güçsüz ve zay›f kalacakt›r. Varolan gerçeklikten, çal›flmalardan kopuk bir geliflim sa¤lanamaz. Do¤ru bir önderlik anlay›fl› gelifltirilemez. Somutluktan kopuk, gerçeklikten uzak, çal›flmadan yoksunluk içinde önderlik yarat›lamaz. Önderlik, somutluk içinde çal›flmalar örgütler, gerçeklik içinde güç ve çözüm olur. S›n›f bilinçli her militan, her proleter önce kendi bulun-

du¤u komitede, alanda kazanmal› ve geliflim sa¤layarak, önderli¤e katk› sa¤lamal›d›r. Kendi alan›nda önderli¤i yaratan, gelifltiren, kazanan anlay›fl, baflka alanlarda önderlik için haz›r duruma gelir. Katk› sunacak kapasiteyi ortaya koyabilir. Bugün partinin beklentisi budur. Bunu yaratmak, sa¤lamak, oluflturmak temel görevdir. “Bulundu¤u yer ve konumla s›n›rlanan bir devrimci anlay›flla görev ve sorumlulu¤unun tamamland›¤›n› düflünen her yaklafl›m, statükocu gerici bir anlay›fl tafl›d›¤›n› görmek zorundad›r.” HER YÖNLÜ GEL‹fi‹M POTANS‹YEL‹N‹N a盤a ç›kart›lmas›yla daha ileri düzeyde bir geliflimin önü aç›larak, sorumluluk yüklenilmelidir. Bu kavran›lmak zorundad›r. S›n›rl› say›da kadroyla, çok yönlü kapsaml› önderlik görevinin baflar›lamayaca¤› görülmelidir. Partiye önderlik perspektifiyle yola ç›kmayan kadro ve üyeler, düflman darbeleri sonucu yaflanan önderlik bofllu¤unda kendini birden önder konumunda görmüfllerdir. Bu objektif gerçeklik karfl›s›nda yap›lmas› gereken çok aç›kt›r. Her üye ve militan yar›n›n öznesi olma bilinciyle önderli¤e haz›r olma perspektifiyle yola ç›kmal› ve her türlü haz›rl›¤›n› bu yönlü yapmal›d›r. K›sa sürede ideolojik-politik-örgütsel donan›mla kuflanmal›d›r. Emperyalizmin faflizmin her türden gericili¤in karfl› devrim cephesindeki bütün düflmanlar›n haz›rs›zl›¤a, donan›ms›zl›¤a flans tan›mad›¤›n› kavramak, bu sald›r›lara

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

25


PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

26 gö¤üs germek, karfl› koymak için haz›r ve donan›ml› olmak gerekir. Bu gerçekli¤e gözünü kapayan böylesi bir göreve haz›rlanmayanlar yenilgi ve baflar›s›zl›ktan kurtulamaz. Bugün yaflanan mevcut sorunlar›n afl›lmas› için çok say›da kadroya ihtiyaç duyuldu¤u aç›kt›r. Bu bilince uygun, bu bilinci gelifltirecek prati¤in örgütlenmesine yaflamsal ihtiyaç vard›r. Nas›l ki halk savafl› stratejisine, gerilla savafl›na hizmet etmek her parti komitesinin görev ve sorumluluklar›n› yerine getirilmesiyle somutluk ve anlam kazan›yorsa, ayn› zamanda her parti üyesi önderlik potansiyelini ve bilincini önce ba¤l› bulundu¤u komitede a盤a ç›kararak, ileri do¤ru ad›m atabilir. Parçada önderlik bilincini gelifltiremeyen, potansiyelini a盤a ç›kartamayan, bütünde önderlik bilincini a盤a ç›kartamaz. Parçada kazanan, bütünde kazanmaya adayd›r. Parçada tek tek komitede önderlik bilincini gelifltirip ifle bafllayarak, partinin bütününe önderlik aday› olunur. Parti bütününe önderlik görevi, s›n›f bilinçli proleterleri beklemektedir. Süreç bu a¤›r ve zorlu görevi üstlenmekle yükümlenmektedir. Her geçen gün görev ve sorumlulu¤u daha fazla a¤›rlaflan bir devrimcilikle yükümlenmekteyiz. Bu onurlu ve zor görevi baflarmak için kolektif bir çabaya, çok yönlü ve kapsaml› bir çal›flmaya ihtiyaç oldu¤u bir gerçektir. Bunu baflarmak s›n›f bilinçli proleterlerin bütünlüklü kat›l›m› ve yo¤un eme¤iyle baflar›la-

cakt›r. “Gök kubbeyi egemenlerin ve zorbalar›n bafl›na y›kmak” için an›n görev ve sorumluluklar›n› yerine getirmek çok yönlü çaba ve eme¤in kolektif tarzda ortaya ç›kar›lmas›yla mümkündür. S›n›f bilinçli proleterler, devrimin ve partinin her kayb›nda flunu kendisine mutlaka sormal›d›r: “Gök kubbeyi egemenlerin bafl›na y›kmak için daha fazla nas›l görev ve sorumluluk al›r›m, daha fazla fedakârl›k, daha fazla emek ve bilinci devrimin de¤iflim yasalar›n›n hizmetine nas›l sunabilirim?” Unutulmamal›d›r ki “Gelecek, devrimci çözümlemelerin ve bunun üzerinde flekillenecek olan ›srar›n, sabr›n ve cesaretin sahiplerinin olacakt›r. Partimiz cesaretle ilerleyen militanlar›m›z›n omuzlar›nda büyüyecektir.” Bugün örgüt olman›n ve örgüt gibi davranman›n, kolektif tarzda hareket etmenin parti yaflam›na ve çal›flmas›na iliflkin küçük burjuvaziye ait her türden “ben” ve “birey”ci halkalar› parçalamaya yaflamsal ihtiyaç duyulan bir süreç yaflanmaktad›r. Bugün temel sorun; iflleyen, çal›flan ve tek bir yöne do¤ru birlikte yürüyen, ortak hareket eden, ortak ses ç›karan ayn› dili konuflan bir örgüt olma, bir örgüt gibi hareket etme, tek yumruk, tek yürek, ortak bir savunu ve ortak bir sahiplenme bilincinin kavranmas› ve bu ayg›t›n yarat›lmas›d›r. Ortak bir irade ve eylem birli¤inin yarat›lmas›d›r. Do¤ru ve bilimsel bir disiplin anlay›fl›na tabi olmakt›r. Bireyin iradesini kolektifin iradesine tabi k›lmas›, kolektifin irade ve eylem birli¤ini,

Partinin yönetici organ› konferanslar ya da kongreler bir karar ald› m›, art›k flu ya da bu parti üyesi ya da bütünüyle bir parti örgütü ayn› görüflü paylaflmasalar da bu karar› titizlikle uygulamak durumundad›rlar. Az›nl›¤›n ço¤unlu¤a kesinkes tabi olmas› söz konusudur. LEN‹N’‹N PART‹ ‹Ç‹NDE UYGULADI⁄I D‹S‹PL‹N‹N TEMEL ‹LKES‹ BUDUR.” bireyin kendi öz iradesi olarak kabul etmesi, bunu benimseyip, hareket etmesidir. Kendi bireysel “disiplin” anlay›fl›n› komitenin ve partinin disiplin anlay›fl› olarak revize eden her türden anlay›fl ve davran›fl mahkûm edilmelidir. Kolektifin ve komitenin disiplinini uygulayan “birey “ olunmal›d›r. Yetkili organ›n bir kez karara varmas›n›n ard›ndan bütün parti üyelerinin TEK B‹R ADAM G‹B‹ davranmas›d›r. Bunun somutluk kazanmas› için bütün parti üyelerinin temel sorunlarda ayn› görüflü paylaflmalar› demektir. Gelecek, ancak sab›rla inatla zorluklar karfl›s›nda y›lmayanlar›n yarataca¤› de¤erlerle eskiye ait her türden gerici düflüncelerin parçalanmas›yla kazan›lacakt›r. ‹lerleme, yanl›flla do¤runun çat›flmas›ysa, kendi içinde hata ve zaafl› anlay›fllarla, kiflilerle çat›fl›lmadan ilerleme ve geliflim sa¤lanamaz.


27

V.‹. Lenin’le o dönemde yaflam›fl (Ermeni, Gürcü, Azeri) komünist önderlerin mektuplar›n› yay›nlayaca¤›z. Rusça dan Türkçe’ye çevrilen bu mektuplar, Sovyet devrim tarihi hakk›nda ve komünist kadrolar› hakk›nda önemli bilgiler verecektir. Böylesi bir sayfa Sovyet devrimi ve kadrolar› hakk›nda bilgilenme için önemli bir f›rsat ve olanak yaratacakt›r. Bu çal›flma devrimin bilgisi sürecine hem de gazetemizin niteli¤inin yükseltilmesine de katk›da bulunaca¤›na inan›yoruz.

DE⁄ERL‹ VLAD‹M‹R ‹LY‹Ç Petersburg’dan bir arkadafl›n arac›l›¤›yla bana gelen bir grup Ermeni ö¤rencinin istemlerini yerine getirmek için çabal›yorum. Bu grup Marksizm’in eserlerini legal olarak Ermenice yay›nlama karar› alm›fl. Ermeni Marksistlerinin böylesine bilimsel eserlerden yoksun olduklar› için Rus yoldafllarla ba¤ kurmay› uygun bulan grup, kendilerine bu konuyla ilgili makaleler verilmesini rica eder. Bogdanov’un “Karl Marks’›n ekonomi-politik e¤itimi” konulu; Lunaçarski’nin diyalektik materyalist(izm) bak›fl aç›s›yla ulusal sorun üzerine. Finnin’in- kapitalizmin geliflmesiyle ilgili, Kafkasya’da sanayi krizi ve buna benzer araflt›rma yaz›lar›n›n verilmesini... Ve grup ayr›ca özellikle size ve Plehanov’a bu eserlerin yay›nlanmas›na e¤er zaman›n›z olursa bilimsel ve teorik yaz›lar›n›zla katk›da bulunman›z› özel-

likle belirtmemi istediler. Bu örgütlenmenin bafl›nda bulunan kifliyi flahsen çok iyi tan›yorum, kendisi geçen sene Tif(lis) Kom(itesi)’de görev alan “iradesi güçlü” kadrolardand›r. Sizlerden, e¤er zaman›n›z varsa bu konuyla ilgili makaleler veya haz›rda bulunan herhangi bir yaz›n›z› göndermenizi rica ediyorum. Yay›nlanacak bu eserlerden elde edilecek tüm gelirler tamamen parti yarar›na kullan›lacak, ama en önemlisi, bas›lacak olan bu eserler önceden planland›¤› gibi gerçeklefltirilirse, Ermeni okuyucular taraf›ndan oldukça büyük bir ilgiyle karfl›lanaca¤› özellikle de en genifl halk y›¤›nlar›n› kucaklayaca¤› gibi yar›n›n propagandac›lar› olacak orta ayd›nlar›m›za daha flimdiden muazzam katk›lar sunaca¤›na inan›yorum. Bu orta ve lise e¤itimlerini ruhban okullar›nda gören ve mezun olduklar› halde Rusça bilmeyen binlerce gencin yeniden kal›ba dökülmesine ve ayd›nlanmas›na

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

V. ‹. Lenin’e Mektup


28

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

yard›mc› olacakt›r. Sizlerden istedi¤im, yoldafl Bogdanov’u ve Lunaçarski’yi bu konuda yard›mc› olmalar› için bilgilendirirseniz memnun olurum, flu anda benim onlara ulaflmama imkan yok. Plehanov’a ben kendim yazar›m. 28/11/04 (1904) S.fiahumyan (Mektubun asl› SBKP MK’n›n yan›ndaki Schaumian, Charlottenburg Marks-Engels-Lenin-Stalin Enstitüsünün Pestalozzistr., 91 1 v.1 arflivinde sakl›d›r.) Not 1; Türkiye devrimci hareketinin bilgi sürecine ve geliflimine katk› sunacak, Türkçe’ye çevrilmemifl birçok eserin, yaz› ve mektuplar›n oldu¤u bir gerçektir. Deyim yerindeyse Türkçe’ye çevrisi yap›lan her bir devrimci eser, okundukça Türkiye devrimci hareketinin bilgi düzeyinin ne kadar eksik ve yetersiz oldu¤u a盤a ç›kmaktad›r. Özellikle Sovyet devrim tarihi, kadrolar› ve mücadele süreçleriyle ilgili bilginin yetersizli¤i ve eksikli¤i oldukça fazlad›r. Sovyet devrim tarihinde teorik-ör-

gütsel-pratik düzeyde çok önemli rol oynam›fl ve sürecin geliflimi ve de¤iflimi üzerinde büyük katk› sunmufl, büyük komünist önder Sverdlov yoldafl hakk›nda çeviri yap›lmam›fl olsayd›, o Türkiye Devrimci Hareketi taraf›ndan bilinmeyecekti. Bu “bilgisizlik” Sverdlov’un “yaflamad›¤›, var olmad›¤›” anlam›na gelir miydi? Elbette böyle bir soru sadece anlams›zl›k bofllu¤u içinde as›l› kal›rd›. Sverdlov vard› ve sürekli var olacakt›r da. Ayn› flekilde Sovyet devrim tarihinde, Kafkaslarda Bolflevik devriminin örgütlenmesinde büyük rol oynam›fl komünist önderler (Stepan fiahumyan, Azizbegov, S. Spandaryan) ne yaz›k ki Türkiye Devrimci Hareketi taraf›ndan bilinmemektedir. Oysa Sovyet devrim tarihinde özellikle Bakü, Tiflis ve Yerevan da (Kafkaslar) proletaryan›n yoksul köylülü¤ün ölümsüz önderleri büyük rol oynam›flt›r. “Kafkaslar›n Lenin’i” olarak bilinen S. fiahumyan V. ‹. Lenin’in çok güvendi¤i ve bilgilerine en fazla de¤er verdi¤i komünisttir. Lenin yoldafl onun için “Bütünüyle ona güveniyorum” derken fiahumyan gerçekten

bu güveni çoktan hak ediyordu. Bakü proletaryas›n›n ve Bolflevik devriminin Kafkas co¤rafyas›nda örgütlenmesinde Kafkaslarda yaflayan uluslar ve az›nl›klar hakk›nda en fazla kapsaml› bilgiye ve araflt›rmaya sahip olan illegal örgütlenmenin en usta mimarlar›ndan, öncülerinden ilki olan Stepan fiahumyan yoldaflt›r. Çarl›k gizli polisi taraf›ndan en fazla arananlar listesinde olan, Ekim Devrimi sonras› ‹ngiliz, Frans›z emperyalistleri taraf›ndan, sosyalist devrimciler ve Menflevikler taraf›ndan en fazla nefret edilen ve hemen imha edilmesi gereken isimlerin bafl›nda kuflkusuz fiahumyan gelirdi. S›n›f düflmanlar› taraf›ndan bu kadar nefretle an›lan fiahumyan, Bakü proletaryas› baflta olmak üzere Kafkas halklar› taraf›ndan sevgi ve sayg›yla an›l›rd›. Bundand›r ki Bakü proletaryas›n›n güvenini ve sempatisini kazanm›fl büyük bir komünistti ve proletaryan›n büyük bir ö¤retmeniydi. Bakü proletaryas› onun için “O’nun bir tek bak›fl›, bir tek sözü ve bir tek gülümseyifli içimizden her birimizin ölüme gitmesi için yeterliydi” diyordu.


STEPAN fiAHUMYAN K‹MD‹R? Komünist hareketin geliflimi, tarihin zorunlu bir yasas›d›r. O, insanl›k tarihinin gelifliminde ekonomik, sosyal, politik ve kültürel alanlarda toplumlar›n düflünce yap›s›nda büyük nitel s›çramalar yaratt›. Bilimsel Komünizmin yarat›c›lar› olan K. Marks ve F. Engels 19. yüzy›la damgalar›n› vuran en büyük bilim adamlar›d›r, bu bilimi gelifltiren ve bir üst aflamaya s›çratanlardan biri de Lenin olmufltur. Böylelikle Marksizm-Leninizm köhnemifl dünyam›z›n tarihini devrimlerle yeniden yazman›n bilimi olarak, baflta proletarya olmak üzere tüm ezilen halklar›n ve emekçilerin elinde savafl›n, zaferin ve özgürlü¤ün bilimi olarak tarih sahnesine ç›km›flt›r. V. ‹. Lenin’in yoldafl› ve kavga arkadafl›, bütün bir yaflam›n› devrime adam›fl Leninist düflünme tarz› ile yo¤rulmufl devrimin “mucize çocu¤u” Stepan fiahumyan. Lenin’in önderli¤inde Kafkaslarda kurulan Komünist Partisinin en güvenilir önder kadrosudur. O partisine, devrime kopmaz ba¤lar ile ba¤l›d›r.. “Ekonomik ve politik a¤›r sosyal yaflam koflullar› Komünist bir partinin örgütlenmesine fevkalade olanaklar sunmaktad›r”. (Lenin cilt 8, sf. 536.) ‹flte böylesi bir geliflmenin merkezindedir “Kafkaslar›n Lenin’i” fiahumyan. Komünist flair Vahan Deryan, 1919 y›l›nda k›sa ama öz olarak Stepan fiahumyan’›... “Kafkasya proletaryas›... Bu efli bulunmaz önder kiflili¤i daima yüre-

¤inde yaflatacakt›r... Hiçbir isim böylesine kinle yo¤rulmam›fl ve böylesine kas›rgalar, böylesine öfkeli yürek da¤lamam›fl, ve hiçbir isim bu kadar s›n›rs›z hassasiyet ve sevgi a¤› örmemifltir Kafkasya proletaryas›n›n gönüllerine” diye yorumlar. Proletaryan›n sonuna dek güvendi¤i öfkeyle çarpan kalbidir Stepan fiahumyan. Bu fedakar isim, lekesiz k›z›l bayrak, insanl›k tarihinin karanl›k siperlerinde geliflmekte olan proletaryan›n onurlu mücadelesini k›z›ll›¤›yla ayd›nlatmaya devam edecektir. fiahumyan’›n sürdürdü¤ü devrimci faaliyet Bakü proletaryas› içinde h›zla yay›l›rken, Kafkasya Bolfleviklerin en güçlü kalesi, Rusya çap›nda devrimci hareketin önemli merkezlerinden biri olur. Rusya’daki devrimci proletarya hareketi ile gelifltirdi¤i güçlü ba¤lar sayesinde muazzam güçlenen Kafkasya’daki parti örgütü, proletarya s›n›f›n›n düflmanlar›na karfl› yürüttü¤ü mücadelede dönemin en önemli kalelerindendi Stepan fiahumyan, uzun y›llar Kafkasya’daki parti örgütünün en üst düzeydeki sorumlusu ve örgütün Merkez Komitesi lideri olarak faaliyet yürütmüfltür. Bolflevik Partisinin güçlenmesinde büyük pay› olan fiahumyan, devrimci mücadeleye Tiflis’de bafllar, ve k›sa sürede RSD‹P’in Kafkaslardaki Parti Merkez Komitesine girer. Onun önderli¤inde Ermenistan’da ilk defa MarksistBolflevik gruplar örgütlenir. O, Ermenistan tarihinin en büyük Marksist-Leninist ve Bol-

fleviklerin yetifltirdi¤i gerçek devrimci komünist bir kifliliktir. fiahumyan’›n önderli¤inde Ermenistan proletaryas› Marksizm-Leninizm bilimiyle yeniden do¤ar. O’nun yol göstericili¤inde Ermenistan proletaryas› ve emekçilerinin tarih bilimi,felsefe anlay›fl›, ekonomi politi¤i, hukuku ve edebiyat› yeniden flekillenir. fiahumyan ola¤anüstü yetenekli propagandac›d›r. Kafkaslarda Marksist-Leninist yay›n organ› ç›kar›lmas›na öncülük etmifl, örgütün illegal yay›nlar›n›n düzenli ç›kart›lmas›na ve tüm Rusya çap›nda propaganda çal›flmalar›n› a¤›rl›k merkezine koyan çal›flmalara titizlikle önem vermifltir. Güçlü bir iradeye, dürüst mütevazi bir kiflili¤e sahipti. Canl› bir kütüphane gibiydi; sosyolog, toplumbilimcisi ve Marksist teorisyen ve bir bilim adam›yd›. Tüm yaflam›n›n zengin birikimini proletaryan›n ve ezilen halklar›n kurtuluflu için adam›fl, devrimci bir düflünürdü. “Marksist biliminin a¤›r topu” (G. K. ORKON‹K‹DZE cilt 1 Moskova 1956, sf 242). Her f›rsatta halk›n ç›karlar›n› savunan fiahumyan, özü ile sözü aras›nda diyalektik ba¤ kuran halklar›n dostuydu. Hayatta iken tan›yanlar onu flöyle yorumlad›lar; “Efline çok az rastlan›lan ola¤anüstü bir kiflilik”. “Fevkalade ayd›n ve kültürlü”. “Devrimci teorik bilgisi zengin ola¤anüstü yetenekleri olan bir deha” (Proletarya 20.9.1928) Marksizm’i derinlemesine özümsemifl, bu bilimi Kafkas halklar›na da benimsetmifltir. Bakülü proleterler böylesine bir öndere sahip olduklar›

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

29


PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

30 için.onunla gurur duyuyorlard›. Museyip Dadaflev.. “O kas›rga gibi esen propagandac›, engin bir tarihi-materyalist bilgiye sahip derya, yarat›c›, teoriysen ve büyük bir ö¤retmendi. fiahumyan’›n propaganda konuflmas›n› dinlerken onun sars›lmaz ve kararl› ideolojik duruflu karfl›s›nda hayretler içinde dona kal›yordum… “Böyle mütevazi bir kiflili¤i proletaryan›n saflar›nda görmek bizlere güç veriyordu.” fiahumyan hiçbir zaman bürokrat burjuva ayd›n› olmam›fl, teorisi zengin oldu¤u kadar usta bir pratikçi, emekçi y›¤›nlar›n örgütleyicisi, yol göstericisi gerçek devrimci komünistti. N. Kolesnikova fiahumyan için “Profesyonel devrimcilerden oluflan Baku parti örgütlülü¤ümüzün en tan›nm›fl önderiydi, en genifl proletarya y›¤›nlar› taraf›ndan onun önderli¤i kabullenilmek flöyle dursun, u¤runa ölünecek kadar seviliyordu. O hiçbir zaman çok bilmifllik ve küstahl›k tav›rlar›na girmedi¤i gibi, kendisini yeterince yetenekli ve üstün görerek baflkalar› üzerinde otorite oluflturma gibi tav›rlara hiçbir zaman girmedi”. Bolflevik R. M. Oginfleviç flöyle yazm›flt›; “O’nu Baküve tüm Kafkasya parti örgütlülü¤ümüzün beyni olarak kabul ediyorduk.” fiahumyan Ermeni halk›n›n yi¤it evlatlar›ndan birisi olmas›na ra¤men, büyük bir enternasyonalistti. O Rusya’daki ilk Marksist kufla¤›n temsilcilerindendi ve çok genç yaflta devrimci mücadeleye at›larak, sosyal demok-

ratlarla Bolflevik parti inflas›na giriflti. Böylece Parti örgütünün güçlendirilmesinde bir emekçi gibi çal›flanlar›ndand›. Merkez Komitesi üyesi seçilerek önder Lenin ile yan yana çal›flt›. Tüm bunlar›n yan›nda fiahumyan Avrupa ülkelerinde bulundu¤u dönem genifl halk kitleleri ile kucaklafl›r, uluslararas› proletarya hareketinin önemli sorunlar›n›, gitti¤i (Almanya, ‹sviçre vs.) her ülkede toplant› ve seminerde dile getirir ve kitleleri ayd›nlat›r. Böylelikle Uluslararas› Komünist Hareket taraf›ndan en de¤erli politik flahsiyet olarak de¤erlendirilir. fiahumyan büyük bir devrimci enternasyonalist olarak tüm halklar›n özgürlü¤ünü, gerçek anlamda

fiahumyan Ermeni halk›n›n yi¤it evlatlar›ndan birisi olmas›na ra¤men, büyük bir enternasyonalistti. O Rusya’daki ilk Marksist kufla¤›n temsilcilerindendi ve çok genç yaflta devrimci mücadeleye at›larak, sosyal demokratlarla Bolflevik parti inflas›na giriflti. Böylece Parti örgütünün güçlendirilmesinde bir emekçi gibi çal›flanlar›ndand›. Merkez Komitesi üyesi seçilerek önder Lenin ile yan yana çal›flt›. eflitli¤ini ve kardeflli¤ini sonuna kadar savunur. Halklar›n aras›na düflmanl›k tohumlar› eken, onlar›n sosyal ve ulusal kurtulufl mücadelesine zarar veren her türden ›rkç›-flovenist ve oportünist ak›m karfl›

sürekli mücadele verir. Özellikle Kafkasya’da yaflayan çeflitli milliyetlerden proletarya ve tüm emekçi y›¤›nlar›n› proletarya enternasyonalizmi ruhu ile örgütlemifl, düflmanlar› olan hakim s›n›flara karfl›, devrimci s›n›f savafl›m›n›n propagandas›n› yapm›fl, halka devrimin parti önderli¤inde olaca¤›n›n mesaj›n› vermifltir. “fiahumyan, flovenizmin en ac›mas›z düflman›yd›” diyen A. YEN‹G‹TZE 1929 y›l›nda merkezi yay›n organ›nda flöyle yazmaktad›r: “S. fiahumyan o y›llarda partimizin, Kafkasya bölgesindeki faaliyetlerinin sorumlu önderidir. Proletarya devrimine zarar veren ›rkç›-flovenist anlay›fllar› mahkum eder ve ortak strateji ile birlikte mücadele anlay›fl›n› savunurdu. Sosyalist Ekim Devrimi ülkemizde ve insanl›k tarihinde görülmemifl köklü de¤iflikliklere sahne oldu. Böylece fiahumyan Kafkaslar›n en yetkili siyasi komiseri olarak yine ön saflarda yerini ald›. O’nun önderli¤inde kahraman Bakü komünarlar›, Lenin yoldafl›n strateji ve taktik politikalar› do¤rultusunda enternasyonalizmin en görkemli dayan›flmas›n› oluflturdular.” fiahumyan diyor S. Efendiev Bakü komünarlar›n›n beyni, yarat›c›s›, düflüneni, yol göstericisi ve onlar›n önderiydi. fiahumyan sorunlar›n üstesinden gelen çelikten bir iradeye sahipti. O, komün düflmanlar›n› cesaretle bast›r›r ve saf d›fl› b›rak›rd›. Petrol rafinerisinde çal›flan proletarya ordusunun en sevdi¤i önderiydi.” fiahum-


yan sayesinde Bolflevikleflen ve ondan etkilenmenin derin izlerini tafl›yan Levon Mirzoyan, Bakü 26 Komiserlerini flöyle anlatmaktad›r “Kafkas halklar›n›n çelikten birli¤i için yürüttükleri devrimci mücadele esnas›nda… kurflunlanarak vahflice katledilen yoldafllar… davam›z›n, onurumuzun en yürekli temsilcileriydi. Onlar bir benzerleri daha bulunamayan kardelen çiçekleri ve en mükemmel heykellerden daha görkemli heybetliydiler. Tüm Kafkasya halklar›, proletaryas› ve köylüleri önderlerine ve onlar›n tüm de¤erlerine sahip ç›kt›lar. Ama Baku proletaryas› ölümsüzleflen önderlerini bir baflka sahiplendi. K. Musabekov… 26 Komiserler ‘Sosyalizmin Kafkaslardaki mimarlar›’. ‘Üç sosyalist devletin Federasyon temellerini kendi kanlar›yla yo¤uranlard›’ 26 lar.” fiahumyan, çelik iradeli, inisiyatifli, yarat›c› ve davas›na ba¤l› yeni tipte devrimci bir kiflilikti. Devrimci dürüstlü¤e, do¤rulu¤a, sadeli¤e, inceli¤e ve ayn› zamanda yoldafll›¤a çok önem veren bir özelli¤e sahipti. Bu özellikleri yoldafllar›na cesaret ve ilham kayna¤› olurken teorik bilgisiyle düflmanlar›n›n korkulu rüyas›yd›. S. Yakubov “fiahumyan’›n duru, sakin ve coflkulu anlat›m tarz› sadece y›¤›nlar› de¤il, farkl› görüflten politik ak›mlar› da etkiliyordu. O’nun bu ideolojik duruflu karfl›s›nda, onlar söz hakk› al›p kendi görüfllerini savunma cesareti dahi gösteremeyecek kadar cücelefliyorlard›.” diyor.

fiahumyan emekçi kitlelere Komünist Partisinin propagandas›n› yayarken do¤ru ve bilimsel olan› yal›n bir flekilde aç›klard›. O kitlenin ruh halini çok iyi bilirdi ve emekçi kitlelere güveni sonsuzdu. O.fiadunovskaya bir yaz›s›nda; “Bakü proletaryas›n›n en de¤er verdi¤i önder kiflilikti fiahumyan… Halk demokrasisi için çarpan bir yürekti. O’nun bir tek bak›fl›, bir tek sözü ve bir tek gülümseyifli içimizden her birimizin ölüme gitmesi için yeterliydi” diyordu. Bu, abart› de¤il gerçe¤in ta kendisiydi. O, efline ender rastlanan devrimci politikac›, proletaryan›n ve ezilen y›¤›nlar›n özgürlük için çarpan yüre¤iydi. Bakü proletaryas› fiahumyan’a sonsuz inan›yor ve güveniyor, kendilerini onda görüyorlard›. Onun düflüncesiyle adeta bütünlefliyorlard›. Bolflevik bir Rus iflçisi olan ‹. F. Zamliyanski Bakü’de bulundu¤u dönemi flöyle özetler; “fiahumyan yoldafl göreve geldi¤inden bu yana birçok sorunun üstesinden geldi, böylelikle baflta parti örgütlülü¤ümüz olmak üzere proletaryan›n ve emekçilerin güvenini kazand›. Bizler O’nu babam›z olarak kabul ediyorduk”. Bir baflkas› (Minas Sarkisyan) onu tamamlayarak proletaryaya yak›flan edas›yla “fiahumyan bizim için farkl› bir kiflilikti e¤er O, ‘yoldafllar denize dökülmemiz gerekiyor, dökülün’ derse hiç tereddütsüz giderdik. Zira bizler biliyoruz ve eminiz ki fiahumyan onurlu gelece¤imizin umudu uzlaflmaz savunucusudur”. Bu ifade tarz›ndan da

anlafl›laca¤› gibi fiahumyan’›n önderli¤inde komünist partisine ve devrime olan proletaryan›n sars›lmaz inanc› ve kararl›l›¤› bir gerçektir. ‹flte böylesine büyük bir Leninist olan fiahumyan, Bakü ve Kafkaslarda proletaryay› ,emekçi y›¤›nlar› Bolflevik Partisi etraf›nda örgütleyip, devrimci mücadeleye seferber etti. S. Birli¤i’nin kurulmas›, güçlendirilmesi aflamas›nda bu kadrolar›n önemli pay› olmufltu. O sadece y›¤›nlar› de¤il ayn› zamanda kendi ailesini de de¤ifltirip dönüfltürmüfl, aile fertleri birer devrimci komünist olmufllard›r. fiahumyan’›n efli Ye¤isabet Sergevyan (1875-1942) efli ile birlikte aktif mücadelede yerini alm›flt›r. O¤ullar› Suren (19021936) ve Levon (1904-1971) çok genç yafllarda devrimci mücadeleye at›l›rlar, Bakü komünarlar›nda s›nan›r çelikleflirler. Daha sonralar› da Sovyet toplumunun s›radan çal›flanlar› oldular. K›z› Manyan (1903-1925) k›sac›k yaflam› boyunca yüre¤i hep devrim sevdas› ile çarpt› ve komünizm ideali u¤runa yaflam›n›n en verimli ça¤›nda tohumlaflt›. En küçük o¤lu Sergey (19141977) Sovyet devriminden sonra bilim ve tarih profesörü oldu Komünist Partisi Tarihi’ni (Bolflevik) kaleme alanlardand›r. fiahumyan’›n hakl› ve onurlu davas›ndan etkilenen erkek kardefli Nikolay, k›z kardeflleri Natafla ve Hayganufl devrim ve sosyalizmin ayd›nl›k yolunda yürüdüler. fiahumyan’›n tüm ailesi O’nunla gurur duyard›. Babas› çok erken ölür. Annesine gelince o o¤lunun ve tüm dev-

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

31


PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

32 rimci komünistlerin hakl› mücadelelerini ta bafl›ndan beri desteklemifltir. Onlar›n, yüce komünizm idealleri u¤runa kanlar›yla yaratt›klar› ayd›nl›k günleri anaya görmek nasip olmufltur. Bu e¤itimsiz kad›na, “O’nun hakk›nda ölüm emri var” demifller. Ana o¤lunun bir tek kendisine ait olmad›¤›n› belirterek “O tüm yaflam› boyunca u¤runa mücadele verdi¤i proletaryaya emekçi y›¤›nlara ve yüce komünizm davas›na aittir” der. Annesi en tehlikeli riskli günlerde yoldafl Kamo’yu evinde gizlemifl ,gözünü k›rpmadan geceler boyu uyumay›p nöbet tutmufltur, örgütün gizli toplant›lar›n›n yap›ld›¤›, sorunlar›n›n tart›fl›ld›¤› y›llarda ola¤anüstü fedakarl›klar yapm›fl, evinde örgütün silahlar›n›, patlay›c›lar›n›, tüm örgütün arflivlerini saklam›flt›r. Ayn› kad›n, bu gerçek ana demirden ranzas›n›n hemen yan› bafl›na Lenin’in resmini asm›flt›. Ana anlam›flt› ki, komünistler bulunduklar› her alanda, ayd›nl›k gelece¤i inançlar› ve iradeleriyle nak›fl nak›fl iflleyenlerdir. O¤lu, Lenin’in en de¤erli ö¤rencisiydi; O, önder yolda-

fl›n›n hakl› olarak hayranl›¤›n› ve sonsuz güvenini kazanm›flt›. fiahumyan y›¤›nlar›n bu gönüllü görkemli birli¤inin önderiydi. Çok genifl kapsaml› derinlemesine araflt›ran, inceleme çal›flmalar›n› özellikle a¤›rl›k merkezine koyand›. Böylece dar bir alana hapsedilen Ermeni sorununun de¤il tüm Kafkaslar›n Bolflevik Partisi örgütlülü¤ünün önderiydi, dahas› Rusya genelinde parti örgütlülü¤ünün ve Uluslararas› Komünist Hareketin sayg›n önderlerindendi. fiahumyan’la ilgili birçok kitap, makale, broflür ve an›lar›yla birlikte kendi eserlerinden baz›lar› da bu arada yay›nland›. Yeni bulunan arflivlerden elde edilen onunla ilgili birçok bölüm gün ›fl›¤›na ç›kar›ld›, tüm bunlara ra¤men mevcut bilgilerin yetersiz olmas› sürekli yenilenmeyi, derin araflt›rmay› beraberinde getiriyor. Stepan fiahumyan’›n eserlerinin yeteri kadar yay›nland›¤›n› söyleyemeyiz, Gönül ister ki fiahumyan’›n 5 ciltlik eserleri yay›nlans›n. Çünkü her gün onunla ilgili yeni yeni arflivler bulunmak-

tad›r. Dolay›s›yla çok büyük çaba harcanmas›, üzerinde durulmas› gereken bir konu. fiahumyan’›n mevcut tüm eserlerinin bulunmas› ve okuyucuya sunulmas› bir ihtiyaçt›r, çok genifl kapsaml› ›srarl› bir çal›flma tarz› gerektirir. fiahumyan’›n çal›flmalar›n›, belgelerini, raporlar›n› gün ›fl›¤›na ç›kartmak, genifl yaflam öyküsünü do¤ru, objektif ve bilimsel olarak kaleme almak, gerçekten tarihi ve politik önemi olan bir problemdir. ‹flte böylesine ölümsüz ve yaflayan kifliliktir STEPAN fiAHUMYAN. Bütün yaflam›n› devrime, proletaryaya ve ezilen y›¤›nlar›n özgürlü¤üne ve komünizmin nihai zaferine adam›flt›. Kitab›n yazar› büyük bir gayretle O’nun çal›flmalar›n›n ancak bir bölümünü gün ›fl›¤›na ç›karabilme baflar›s› göstermifltir. Hiç flüphe yok ki bu eser bir sonraki araflt›rmac›lara böylesine büyük yetenek sahibi bu kiflili¤in hakk›nda daha kapsaml› ve zengin veriler elde etmesini devrimci tarihi derinlemesine inceledi¤inde ancak sa¤layacakt›r…


33 Onunla iliflki kurmak isterseniz, ona kolayca ulaflman›zda yard›mc› olurum. N. K. Mejkovski’nin nas›l oldu¤unu soruyordu. Sa¤l›kl› görünmesine ra¤men hastal›¤› halen devam ediyor. Onunla görüflmeye zaman›m olmad›, ama onu göremeye giden arkadafllarla yapt›¤›m görüflmelerden edindi¤im bilgiye göre, hastal›¤›n›n devam etti¤ini belirtebilirim. Örne¤in Krakov’a karfl› “önyarg›l›” olmaktan biraz olsun kurtulmufl görünmesi, onun hastal›¤›na karfl› mücadele etti¤i anlam›nda alg›lanmamal›, iliklerine kadar ifllemifl hastal›¤›n› büyük bir ustal›kla gizleyen ve di¤erlerine bu mikrobu bulaflt›rmak için “Pravda” içinde keskin tart›flmalar›n yafland›¤› bir anda (seçimlerde ortaya “Luç” (›fl›n) c›lar olarak ç›kan) sinsice giriflimlerde bulunanlar›n sa¤l›kl› olacaklar›na inanm›yorum. Sizlerden haber almakta zorlan›yorum, oradaki geliflmeler hakk›nda hiçbir bilgim yok. “Pravda”y› y›kmaya çal›flanlara karfl› al›nacak önlemler hakk›nda düflüncelerinizi ö¤renmek isterdim. Bölgenizdeki sorunlar ve geliflmeler üzerine de¤erlendirmelerinizin k›sa bir özetini bana ulaflt›r›rsan›z buna çok sevinirim. Umar›m her fley yolundad›r. Bana ulaflt›rmak istedi¤iniz her türlü yaz›lar›n›z›, “Prikaspiski Kray” gazetesi yaz› kurulu Astrahan adresine rahatl›kla gönderebilirsiniz. fiimdilik bu kadar. Çal›flmalar›n›zda baflar›lar dilerken, N. K ve tüm dostlara selamlar›m› iletmenizi sayg›yla arz ederim. 7/9/1913 Dostunuz SUREN * S.fiahumyan’›n kod ad›

(Mektubun asl› SBKP Merkez Komitesi yan›nda kurulan Marksizm-Leninizm Enstitüsü arflivindedir.) 3 V. ‹. LEN‹N’E Sayg›de¤er Vladimir ‹lyiç. K›sa bir süre önce san›r›m sizin ya da N. K’n›n (Krupskaya) gönderdi¤i mektubu ald›m. Hat›rlad›¤›n›z için çok teflekkür ederim. fiu anda Astrahan’a 20 verst (km) uzakl›kta bir yerde faaliyet yürütmekteyim. Mektuplar›n›z› bana ayn› bu adres üzerinden ulaflt›rabilirsiniz. Daha fazla üretken ve yararl› olabilmek için Peterburg’a yerleflmek istememe ra¤men baflar›s›z kalan deneyimimin hakk›nda umar›m bilginiz vard›r. Av’nin konuyla ilgili en son yazd›¤› mektubu zaten biliyorsunuz. Çok daha güçlü ve sars›lmaz bir kararl›l›kla çözümlenmesi gereken sorunlar›n üzerine yürümem gerekirken, flahs›mla ilgili bir tak›m koflullar›n oluflturdu¤u engeller nedeniyle, olumsuzluklara karfl› vermifl oldu¤um mücadelede ne yaz›k ki, fazla baflar›l› olamad›m. Dahas›, benim bölgeye geliflimle birlikte, istihbarat›n özellikle flahs›m üzerinde denetimlerini daha da yo¤unlaflt›rmas›yla, zorlukla kald›¤›m Peterburg’da art›k daha fazla kalamazd›m. fiu anda kald›¤›m flehirde flimdilik herhangi bir hareketlilik yok. Tüm bunlar, k›fl boyunca nas›l etkin olaca¤›m›z›n iki çözüm önerisi olarak “Pravda”da yay›nland›. Baz› güvenlik önlemleri kampanya taraf›ndan al›nm›flt›r. Buradaki ayd›nlar, yani söz konusu sürgünde bulunan ayd›nlar tamamen yozlaflm›fl uysal birer

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

DE⁄ERL‹ VLAD‹M‹R ‹LY‹Ç Size söz verdi¤im broflürle birlikte Ermeni meselesiyle ilgili iki raporun tercümesini gönderiyorum. Uluslar›n konumlar› hakk›nda istatistik bilgileri en k›sa zamanda size ulaflt›raca¤›m. fiimdilik ön bilgi olarak size baz› bilgileri aktarmakta yarar görüyorum, Kafkasya’daki müslümanlar›n 5 milyon, Ermenilerin 2 milyon, Gürcülerin 2 milyon nüfusu var, tabi ki bu, sizler için pek bir fley ifade etmeyebilir. Ulusal –kültür otonomisi sorunuyla ilgili olarak her flehrin ayr› istatistik bilgilerinin olmas› (Tiflis, Bakü, Batum, Elizavetpol ve di¤erleri) çok önemli oldu¤u kadar, uluslar›n ilçe ve bucaklardaki da¤›l›mlar›n›n da rapor edilmesi bir o kadar önemlidir. Zannedersem, bu ayr›nt›l› bilgileri çarl›¤›n temsilcilerinin her y›l yay›nlad›klar› “Kafkazki kalender” takviminde bulmak mümkündür. Elime geçti¤inde gerekli gördü¤üm bilgilerin özetini veya bütününü ayr›ca ulaflt›r›r›m. E¤er broflürlerle veya raporlarla ilgili sormak istedi¤iniz herhangi bir sorunuz veya elefltiriniz olursa, en ince ayr›nt›s›na kadar cevaplamaya haz›r oldu¤umu bilmenizi isterim. Kafkasya’da ulusal sorun ve benzeri konularda size araflt›rmalar›yla muazzam katk›lar sunaca¤›na inand›¤›m birisi de, Bakü’de Gürcü dilinde “Dzharo” gazetesini ç›kartan yaz› kurulunun sorumlu bafl yazarlar›ndan Filip Maharatze’dir. ‹flini bilen ciddi bir insan. Çevresiyle olan iliflkisi s›n›rl› oldu¤undan pek fazla tan›nmayan birisidir.


PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

34 uflak olmufllard›r. Bunlar›n aras›nda en iyisi ihtiyar Ramiflvilidir. E¤er halen Bazarov konusunda umutluysan›z, onu unutun. O art›k kendini tamamen yeni tanr› aray›fllar›na, umutsuzlu¤a adam›flt›r. Proletarya s›n›f›n›n bütünü (ço¤unlu¤unu eski menflevikler) flimdi “Pravdac›” oldu. Son Duma seçimlerindeki proletarya s›n›f›n›n tüm temsilcileri ve delegeleri vd. “pravdac›lardan” oluflmaktayd›. Berlin’de bulunan sizin sordu¤unuz kifli, bizim çok iyi dostumuzdur, ona tamamen güvenebilirsiniz. Size, N.K’ya ve di¤er dostlara en samimi dileklerimi gönderir çal›flmalar›n›zda baflar›lar dilerim. 10 Haziran 1913 SUREN (Mektubun asl› SBKP Merkez Komitesi bitifli¤indeki Marksizm-Leninizm Enstitüsü arflivindedir.) SAYGIDE⁄ER V. ‹...Ç Uzun bir süre size mektup yazamad›¤›m için özür dilerim. Ulusal soruna iliflkin de¤erlendirmelerime cevap olarak yazd›¤›n›z mektubunuzdan bu yana o kadar zaman geçti ki, bu mektubu dahi unuttu¤unuzu tahmin etmiyorum. Bir süre cevap yazmay› ertelememin sebebine gelince, makalelerinizin “Prasv”da (Prasviflenya- ayd›nl›k) ç›kmas›n› sab›rs›zl›kla bekliyordum. Daha sonras›nda ise bir dizi engellerden kaynakl› yazamad›m. Bu arada çar›n yard›mc›s›n›n imzalad›¤› bir emirle Kafkasya’ya geri dönebilmemin önündeki yasak tamamen kald›r›ld›, flimdi bir ay› geçkin bir süredir Kafkas-

O kadar çok sorunlar var ki, sizlere bütün bunlar hakk›nda çok daha genifl kapsaml› yazmak, düflüncelerinizi ö¤renmek ve ak›l dan›flmak isterdim, ama maalesef flu anda imkans›z. Nas›l yaflad›¤›m ve buradaki yeniliklerin ne oldu¤una dair, tüm ayr›nt›lar› bilmek, eminim sizlerin de çok ilgisini çekecektir. ya’da bulunuyorum- bir Tiflis bir Baku’ye giderek görüflmelerde bulunuyorum. Son olarak Bakü’ye yerleflmeye karar verdim. Görüflmem gereken bütün herkesle görüfltüm. Bulundu¤um alan› genel olarak de¤erlendirecek olursam, madenlerde çal›flan sanayi proleterlerinin büyük ço¤unlu¤u, korkunç derecede ekonomik dar ç›karlar›n peflinde kofluflturmaya mahkum edilmifl durumdalar. Petrol üreticilerinin kana susam›fll›¤› onlar›n nefretlerinin gittikçe kabarmas›na neden olmaktad›r. S›kça bir araya gelerek yeni bir ekonomik grevin örgütlenmesini ve böylelikle patronlardan maafllar›na biraz daha zam yap›lmas›n› hayk›r›yorlar, ard›ndan da ya¤l› bir dilim “bahflifl” kopart›ld›ktan sonra greve son veriliyor. Bu eylemler onlara maddi baz› kazançlar getirdi¤inden, ezici ço¤unlu¤unun politikaya karfl› ilgisinden, hatta kendi ç›karlar›n› sonuna kadar savunacak güçlü bir örgüt yaratma ve tüm güçlerini birlefltirip politik bir güç olma bilincinden yoksunlar. Proletarya s›n›f›n›n gerçekten güçlü bir örgütlülü¤e duydu¤u ihtiyaç, kendisini bu alanda a¤›rl›kl› olarak hissettirmektedir. Objektif do¤rular› oldu¤undan fazla abartt›¤›m› ve yan›lm›fl olmay› çok isterdim, ama bölgenin benim üzerimde b›rakt›¤› izlenimler

bunlard›r. Bundan sonra daha s›k yazma olana¤›m olacak. Ulusal soruna iliflkin bir broflür yazmaya bafllam›flt›m, ancak daha bitirmedim, nedenine gelince sizlerden farkl› düflündü¤üm belli baz› noktalar›n olmas›yd›, (San›r›m 1902 y›l›ndan beri ilk kez sizinle ayn› fikirde de¤ilim). En bafll›ca nedenlerin bafl›nda da, Ermenice olarak yay›nlanmas› gereken ulusal-kültür otonomisi üzerine broflür gelmektedir. An’in konuflmas›ndan sonra buna duyulan ihtiyaç Kafkasya’da, demokratik bir talep haline dönüfltü. Sorunla ilgili bir yaz› (elefltirici) çoktan kaleme al›nd› ve bas›lmas› için çok yak›nda yaz›lar› ulaflt›raca¤›m. Bundan baflka, Tiflis’te yay›nlanan Ermeni gazetelerine daha çok yaz›lar ve makaleler gönderilmesi gerekiyor. Ama maalesef, bu lanet olas› (kazanmak için) çal›flmak benim çok zaman›m› al›yor, bu nedenle kendim için daha az çal›flmak zorunday›m. N. K’n›n son mektubunu Astrahan’dan yola ç›kaca¤›m gün ald›m. Kendisine cevap yazma olana¤›m olmad›¤› için ondan özür diliyorum. Çal›flmalar›n›zda baflar›lar diler, tüm arkadafllar› dost s›cakl›¤›yla kucaklar›m. 17/4 1914 Dostunuz SUREN (Mektubun asl› SBKP


Merkez komitesi yan›ndaki Marksizm-Leninizm Enstitüsü arflivindedir.) V. ‹. LEN‹N VE N.K.KRUPSKAYA’YA (fiifreli olarak) SEVG‹L‹ YENGE VE AMCA Beni unutmay›p gönderdi¤iniz mektup için çok teflekkür ederim. Mektuplar›n›zda verdi¤iniz ö¤ütlerle bana yol göstermeye devam etmeniz, bulunmaz bir hazinedir. Önceleri, düzenli olarak (teorik yaz›flmalar) yaz›flmalar yapmam›z›n olanaklar› yoktu, oysa flimdi bu biraz daha kolaylaflt›. Daha mektubunuz elime geçmeden k›sa bir süre önce adresinizi bulmay› baflarm›fl, yazmaya haz›rlan›yordum. San›r›m ne düflündü¤ümü ve ne yapt›¤›m› bilmek istersiniz. Baflar›yla gerçekleflen (bundan bir y›l kadar önceki kongre) zorlu operasyonunuzdan sonra, bir kez daha hakl› oldu¤unuzu, sizlerle ayn› düflündü¤ümü ve yan›n›zda oldu¤umu belirtmek isterim. Az›nl›kta kalanlar›n sorunlar› ve mektubunuzdaki tezler sevinçle kabul edildi. Jorj amcan›n ( G.V. Plehanov) sergiledi¤i yaklafl›m anlafl›lmazken, onun Piter’li (Peterburglu) hemflehrilerinden olan ‹yor... (‹yordanski) ve di¤erlerinin tav›rlar› ise çok i¤renç ve kayg› vericidir. Bütün akrabalar›m benimle ayn› fikirde, hatta Jorj amcan›n yak›nlar› tamamen ona karfl› gelerek bizle ayn› düflünceleri paylaflt›klar›n› belirttiler. Jorj’un Kafkasya’da ifl yapmas›n›n flans› hiç yok, ona destek ç›kan bir tek An... (N. Jordania) dir. O da buraya geldi¤inden beri tek bir insa-

n› kendi yanlar›na almay› S...yi (Slava Kasparov) baflard›, o da bir talihsizlik sonucu yaflam›n› yitirdi. Onu iyi tan›yan arkadafllar› bile onun samimiyetsiz oldu¤unu gördüklerinden kendi çevrelerinden kovmufllard›. Beni düflündüren en önemli sorun sizlerin nas›l yaflad›¤› ve düflündü¤üdür, sizlerden gelecek olumlu herhangi bir haber beni çok sevindirecektir. Bana gelince bildi¤iniz gibi ticaretle (parti çal›flmalar›) u¤rafl›yorum, ifllerimin pek iyi gitti¤ini söyleyemem. Benim flu anda Balahan’da kiralad›¤›m 4 dönümlük petrol arazim var, (Balahan’da çal›flan 4 parti örgütü) topra¤›m hektar olarak küçük oldu¤u için bir dönümünde ancak 8-10 adam›m çal›fl›yor (partili). Bunun yan› s›ra flehir merkezinde de iki sat›fl ma¤azam (parti örgütü) var. Benim küçük kardeflimin (menflevikler) iflleri de bizimkinden farkl› de¤il, onlar sürekli olarak bizim ifl yerlerinin (örgütlerin) birlefltirilmesinde ›srar ediyor. Bir de Alyofla’n›n (Çaparitze) ne oldu¤unu soruyordunuz. O, bundan bir kaç ay evvel T... (iflis)’de ciddi bir hastal›¤a yakaland› (tutukland›), ve tedavi için çok yak›nda bulunan Avel (Yenukitze)’e (sürgün) gitti. Onunla birlikte, T...(iflis)’de çok iyi çal›flan ve ailemize gelir getiren bir ekmek f›r›n› (matbaa) açm›flt›k, flimdi bu f›r›nda Al...(yofla)’n›n kardeflleri çal›fl›yor, “güvenilir çocuklar”. O kadar çok sorunlar var ki, sizlere bütün bunlar hakk›nda çok daha genifl kapsaml› yazmak, düflüncelerinizi ö¤renmek ve ak›l dan›flmak is-

terdim, ama maalesef flu anda imkans›z. Nas›l yaflad›¤›m ve buradaki yeniliklerin ne oldu¤una dair, tüm ayr›nt›lar› bilmek, eminim sizlerin de çok ilgisini çekecektir. F›rsat›n› buldu¤umda bunlar›n ileride size genifl bir özetini aktaraca¤›m ancak, k›sa olarak flunlar› söylemek isterim, ben ve bütün akrabalar›m (Bolflevikler) ailemizin (Bolflevik Partisi) onurlu bayra¤›n› her zaman oldu¤u gibi yüksekte tutmaya devam ediyoruz, ailemizin onurunu sonuna kadar koruyaca¤›m›z› ve u¤urunda her türlü tehlikeye at›lmaya haz›r oldu¤umuzu bilmenizi isteriz. Yukar›da da belirtti¤im gibi ifllerim iyi de¤il, bir anda düzelmesi de flu an imkans›z. Ama bütün bu kar›fl›kl›klar afl›lmas› zor birer engel de de¤ildir, parlak baflar›lara damgam›z› vuraca¤›m›z günlerin daha flimdiden yak›n oldu¤unu söyleyebilirim. Yaz›m› flimdilik noktalamak zorunday›m. Dayan›lmaz bafl a¤r›lar›m›n verdi¤i ac›dan dolay› acele etti¤im için özür dilerim. En samimi selamlar›m› sunar, baflar›lar›n›z›n bundan sonra da devam etmesini dilerim... Dostunuz ST.... P.S. Yenge, sizin mektubunuz o kadar okunaks›z yaz›lm›fl ki, do¤rusunu söylemek gerekirse hiç bir fley anlamad›m. E¤er belirtmek istedi¤iniz çok acil bir durum varsa, lütfen çok geç olmadan bir daha yaz›n. Anlayamad›¤›m için üzgünüm. (Mektubun asl› SBKP Merkez Komitesi bitifli¤indeki Marksizm-Leninizm Enstitüsünün arflivindedir.)

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

35


36

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

MLM hareketlerin deneyimlerini mücadelemizde güncel bir silah haline getirelim! ÖN AÇIKLAMA Ekim 1976 y›l›nda Çin’de gerçeklefltirilen karfl› devrimin gerçek niteli¤ini bilimsel bir tarzda çözümleyen Li Cang’›n “Peking Rundschau”da 8 Haziran tarihinde ç›kan yaz›s›n›, yeni bir y›l dönümü vesilesiyle okuyucuya sunmak istiyoruz. Marksizm-Leninizm-Maoizm karfl›t› ideolojik cephede çok yönlü ve kapsaml› sald›r›lar›n sürdürüldü¤ü bir dönemde, komünistlerin anti Marksist-Leninist-Maoist anlay›fllara karfl› yürüttü¤ü mücadele tecrübelerinden ö¤renmek ve bu tecrübeler ›fl›¤›nda ideolojik cephede derinleflmek görevi önümüzde durmaktad›r. Bu görevimiz gere¤i bu ve benzeri tarihi belgelere ve güncel yaz›lara bundan sonra sayfalar›m›zda yer vermeye çal›flaca¤›z. Okurlar›m›z bu belgeleri iyi incelemeli ve bu tarihi tecrübeleri somut görevleri yerine getirmede güncel bir silah haline dönüfltürmelidir. ‹deolojik çizgide netlik baflar› elde etmenin en büyük teminat›d›r. DENG S‹AO-P‹NG’‹N MARKS‹ZME TOPYEKÜN ‹HANET‹ (Li Cang)

Kapitalist yoldaki bir numaral› iflah olmaz, partideki iktidar›n sahibi Deng Siao Ping, nihayet “üç direktifi esas halka alal›m” revizyonist program›n› yumurtlad› ve karfl›-devrimci revizyonist çizgi izlemeye bafllad›. Onun gerici program› ve gerici çizgisi, baflkan Mao’nun proleter devrimci çizgisine z›t düflüyor, siyasi aç›dan parti içi ve d›fl› burjuvazinin ç›kar ve isteklerini temsil ediyor ve proletarya diktatörlü¤ünü devirerek kapitalizmi restore etme yönünde beyhude bir çabay› dile getiriyor. ‹deolojik yani teorik yönden Marksizm’in üç unsuru felsefe, ekonomi-politik ve bilimsel sosyalizmin topyekün bir revizyonunu içeriyor. fiimdi, al›nan do¤ru kararlar› de¤ifltirmeyi hedefleyen sa¤ rüzgara karfl› ve Deng Siao-Ping’in revizyonist çizgisinin elefltirilmesi yönünde zafer dolu büyük bir mücadele gelifliyor. Deng Siao-Ping’in geçmifli ile hesaplaflmak için onun Marksizm’e ihanetinin gerici özünü ideolojik, yani teorik olarak derinlemesine a盤a ç›karmak ve elefltirmek son derece zorunludur. Proletarya diktatörlü¤ü ö¤retisi, Marksizm’in özü ve bilimsel sosyalizmin en önemli unsurudur. Proletarya diktatörlü¤ünü savunmak veya ona karfl› mücadele etmek daima Marksizm ile revizyonizm aras›ndaki mücadelenin odak noktas›n› oluflturur. Deng Siao-Ping, proletarya diktatörlü¤üne ihanet etti. O, sosyalist toplumda s›n›f mücadelesini reddederek proletaryan›n burjuvazi üzerin-


Baflkan Mao, Büyük Ekim Devrimi’nden bu yana proletarya diktatörlü¤ünün olumlu ve olumsuz tecrübelerini özetleyerek proletarya diktatörlü¤ü üzerine Marksist-Leninist teoriyi devrald›, savundu ve gelifltirdi. deki topyekün diktatörlü¤üne karfl› savaflt› ve proletarya diktatörlü¤ünü devirmek ve kapitalizmi restore etmek için bofluna çal›flt› ve böylece Marksizm’in proletarya diktatörlü¤ü hakk›ndaki ö¤retisine topyekün ihanet etti. Proletarya diktatörlü¤ünün zorunlulu¤u ile ilgili olarak Lenin flunlar› belirtmifltir: “Proletarya diktatörlü¤ü, yeni s›n›f›n, daha güçlü bir düflmana karfl› devrilmesiyle (tek bir ülkede bile olsa) direnme gücü on kat artan ve gücünü yaln›zca uluslararas› sermayenin gücünden,

uluslararas› ba¤lant›lar›n ve dayan›kl›l›¤›ndan de¤il, ayn› zamanda al›flkanl›k kuvvetinden, küçük üretimin gücünden alan burjuvaziye karfl› verdi¤i en kararl›, en ac›mas›z bir savafl anlam›na gelir. Ne yaz›k ki, küçük üretim hala dünyada yayg›n haldedir ve küçük üretim, sürekli olarak, her gün, her saat, kendili¤inden ve y›¤›n halinde kapitalizmi ve burjuvaziyi do¤urmaktad›r. Bütün bu nedenler, proletarya diktatörlü¤ünü gerekli k›lmaktad›r…”(Sol Komünizm Bir Çocukluk Hastal›¤›, sf; 12, Lenin) Baflkan Mao, Büyük Ekim Devrimi’nden bu yana proletarya diktatörlü¤ünün olumlu ve olumsuz tecrübelerini özetleyerek proletarya diktatörlü¤ü üzerine Marksist-Leninist teoriyi devrald›, savundu ve gelifltirdi. O sosyalist toplumda s›n›f mücadelesinin yasalara göre hareket etti¤ini derinlemesine aç›klad›. Proletarya diktatör-

lü¤ü alt›nda devrimin sürdürülüp sürdürülmemesi, devrimin kime karfl› yönelece¤i ve nas›l gerçeklefltirilece¤i, proletarya diktatörlü¤ünün nas›l sa¤lamlaflt›r›larak, kapitalizmin restorasyonunun engellenece¤i ve sosyalizmin infla edilece¤i sorular›n› teorik ve pratik aç›dan çözümledi. Baflkan Mao, daha 1949 y›l›nda bütün Çin’de iktidar›n ele geçirilmesinden sonra ülkede bafl çeliflmenin proletarya ile burjuvazi aras›ndaki çeliflme oldu¤una iflaret etti. Üretim araçlar› mülkiyetinin sosyalist dönüflümünün büyük ölçüde tamamlanmas›ndan sonra bir dizi yaz› ve direktifte Baflkan Mao, sosyalizmin tüm tarihi dönemi boyunca s›n›flar›n, s›n›f çeliflmelerinin var oldu¤unu, proletarya ile burjuvazi aras›ndaki çeliflmenin bafl çeliflme oldu¤unu tekrar tekrar aç›klad›. O, partimiz için hedefi proletarya diktatörlü¤ünde sebat ve kapitalizmin restorasyonunun engellenmesi

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

37


PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

38 olan bir temel çizgi haz›rlad›. Baflkan Mao özellikle parti içerisindeki burjuvaziye karfl› mücadele sorununu tahlil etti. O, Ocak 1965 tarihli ve Sosyalist E¤itim Hareketi üzerine bir belgede fluna dikkat çekiyordu: “Bugünkü hareketin esas sald›r› hedefi, kapitalist yolu tutan parti içindeki iktidar sahipleridir.” Geçenlerde de flu aç›klamay› yapt›: “Sosyalist devrim yap›l›yor ve burjuvazinin nerede oldu¤u bilinmiyor; O, komünist partinin göbe¤indedir, onlar, kapitalist yoldaki parti iktidar sahipleri hala bu yolda gidiyorlar.” Baflkan Mao, yaln›zca proletarya diktatörlü¤ünün nas›l sa¤lamlaflt›r›laca¤› sorununu teorik olarak çözümlemekle kalmam›fl, fakat ayn› zamanda bu teoriye uygun olarak Büyük Proleter Kültür Devrimi’ni, Lin Biao ve Konfüçyüs’ü elefltirme hareketi, proletarya diktatörlü¤ü teorisini inceleme hareketi, “Li Angflan-Moor’dan Hikayeler” roman›n› elefltirme ve flimdi sa¤ rüzgara karfl› yürütülen mücadele gibi bir dizi siyasi hareketi bizzat bafllatt› ve yönetti. Bütün bu hareketler proletaryan›n burjuvaziye karfl› s›n›f mücadelesi demektir ve proletarya diktatörlü¤ünün sa¤lamlaflt›r›lmas›na ve kapitalizmin restorasyonunun engellenmesine hizmet ediyor. Deng Siao-Ping, sosyalist toplumda s›n›f mücadelesini inkar etmekle, partimizin yirmi y›ll›k teori ve prati¤ine ihanet etmifl oluyor. Üretim araçlar› mülkiyetinin sosyalist dönüflümü esas itibar›yla

zafer kazand›¤›nda, O, Liu fiao-fli’nin izinden giderek “s›n›f mücadelesinin söndü¤ü” teorisini savundu. O, “s›n›f çeliflmeleri günümüzde hemen hemen çözümlenmifltir” , “s›n›flar hemen hemen yok olmufltur, onun için art›k s›n›f mücadelesini vurgulamamak gerekir” gibi iddialar öne sürdü. Büyük Proleter Kültür Devrimi ile onun revizyonist bak›fl aç›s›nda bir de¤ifliklik olmad›. Tekrar ifl bafl›na gelir gelmez, “üç direktifi esas halka alal›m” revizyonist program›n› piyasaya sürdü. Bununla s›n›f mücadelesinin esas halka al›nmas›n› reddetmifl ve partinin temel çizgisini de¤ifltirmifl oluyordu. O, “nas›l gün be gün s›n›f mücadelesinden bahsedilebilir ki?” gibi bir iddiada bile bulundu. Bu Marksizm’e aç›k ihanet demektir. Deng Siao-Ping’in “s›n›f mücadelesinin söndü¤ü teorisi”ni savunmas›, özünde proletarya diktatörlü¤üne ihanet etmektir. Lenin’in belirtti¤i gibi: “Proletarya diktatörlü¤ü s›n›f mücadelesinin sona erdirilmesi de¤il, aksine yeni biçimlerde sürdürülmesidir. Proletarya diktatörlü¤ü, zafer kazanan, siyasi iktidar› ele geçiren proletaryan›n, yenilen fakat yok edilmeyen, yok olmayan, direnmekten vazgeçmeyen, direniflini güçlendiren burjuvaziye karfl› s›n›f mücadelesidir.” (‘Halk›n Özgürlük Ve Eflitlik fiiarlar› ‹le Aldat›lmas›’ bafll›kl› konuflmas›n›n yay›nlanmas›na önsöz.) Proletaryan›n burjuvaziye karfl› s›n›f mücadelesini ret ve buna karfl› mücadele

kaç›n›lmaz olarak proletarya diktatörlü¤ünü ret ve buna karfl› mücadele anlam›na gelir. Proletarya diktatörlü¤üne ihanet eden revizyonistler, proletarya diktatörlü¤ünün aç›kça terk edilmesinin ve buna karfl› mücadelenin yan› s›ra, s›k s›k “proletarya diktatörlü¤ü”nü dillerine dolamak gibi araçlara baflvururlar, gerçekte ise, onun devrimci özünü boflalt›r, çarp›t›r ve de¤ifltirirler. Bu da onlar›n, “s›n›f mücadelesinin söndü¤ü teorisi”ni savunmalar›nda, proletaryan›n burjuvaziye karfl› s›n›f mücadelesini ve burjuvazi üzerindeki diktatörlü¤ünü inkar etmelerinde ve sadece devlet yönetiminde ekonomik infladan söz etmelerinde ifadesini bulur. Bu sahtekar oyun ile onlar, proletarya diktatörlü¤ünün burjuva diktatörlü¤ü do¤rultusunda bir evrimini amaçlarlar. Sovyet revizyonist kli¤i, “s›n›f mücadelesinin söndü¤ü teorisi” gibi bir sis perdesi ard›nda Sovyetler Birli¤i’nde Lenin’in bizzat kurmufl oldu¤u proletarya diktatörlü¤ünü devirerek, o günden bu yana tekelci bürokrat burjuvazinin diktatörlü¤ünü uygulayagelmifltir. Liu fiao-fii ve Lin Biao da proletarya diktatörlü¤ünü burjuvazinin diktatörlü¤üne çevirme entrikalar›nda bu takti¤e baflvurdular. Deng Siao-Ping, onlar›n geride b›rakt›¤› miras› devrald›. Baflkan Mao, sa¤dan esen rüzgar› elefltirirken fluna dikkat çekti: “1949 y›l›nda ülkede bafl çeliflmenin proletarya ile burjuvazi aras›ndaki çeliflme oldu¤u tespit edildi. 13 y›l sonra s›n›f müca-


delesi sorunu tekrar ortaya at›ld›, ayn› flekilde durumun iyileflmeye bafllad›¤› sorunu da. Büyük Proleter Kültür Devrimi nedir? S›n›f mücadelesidir. Liu fiao-fli s›n›f mücadelesinin söndü¤ü teorisinden söz etti, fakat kendisi bile onu söndüremedi. O, bir avuç haini ve yeminli taraftar›n› korumak istiyordu. Lin Biao ve Deng SiaoPing’in piyasaya sürdükleri ‘s›n›f mücadelesinin söndü¤ü teorisi’nin gerici özünü a盤a ç›karmaktad›r. Deng Siao-Ping burjuvazinin proletaryaya karfl› yürüttü¤ü s›n›f mücadelesini asla söndüremedi. O, sa¤dan esen rüzgar›n bafllat›lmas›nda bafl› çekti, revizyonist bir çizgi izledi ve Büyük Proleter Kültür Devrimi’nin do¤ru de¤erlendirilmesini ortadan kald›rmaya ve onunla hesaplaflmaya çal›flt›. Bütün bunlar, onun burjuvazinin temsilcisi olarak proletaryaya karfl› dizginsiz bir sald›r›ya giriflti¤ini ifade etmektedir. Sözleri ve yapt›klar›ndan da görülece¤i gibi, üst yap›dan ekonomik temele kadar, proletarya diktatörlü¤ünün sa¤lamlaflt›r›lmas›na ve kapitalizmin restorasyonunun engellenmesine yarayan ne varsa hepsine sald›rd› ve mücadele etti. Kapitalizmin restorasyonuna yarayan ne varsa hepsini alk›fllad› ve her bak›mdan destekledi.” Baflkan Mao “proletarya, kültürün çeflitli sektörleri de dahil olmak üzere, üst yap› alan›nda burjuvazi üzerinde topyekün bir diktatörlük uygulamal›d›r” diye belirtti. Burjuvazi, proletaryan›n ikti-

dar› ele geçirmesinden sonra da kültürün çeflitli sektörleri de dahil olmak üzere üst yap› alan›nda halen oldukça büyük bir güce sahiptir. Bu durum tamamen de¤iflmedi¤i sürece, proletarya diktatörlü¤ü sa¤lamlaflt›r›lamaz. Tüm üst yap› alanlar›nda, sosyalist devrimin yap›l›p yap›lamayaca¤›, proletaryan›n burjuvazi üzerinde topyekün diktatörlük uygulay›p uygulamayaca¤›, proletarya diktatörlü¤ünü savunman›n veya ona karfl› mücadele etmenin bir k›stas›d›r. Deng SiaoPing ve onun gibileri, aç›kça bilim ve teknik alan›nda proletarya diktatörlü¤ünden söz edilmemesi gerekti¤ini söylediler. O, var gücüyle okullar›n proletarya diktatörlü¤ünün bir arac›na dönüfltürülmesine karfl› ç›kt›, e¤itim, edebiyat, sanat ve sa¤l›k hizmetleri alan›nda devrime karfl› mücadele etti ve Büyük Proleter Kültür Devrimi’nden önceki 17 y›lda sahip oldu¤u revizyonist çizgisine itibar kazand›rmaya çal›flt›. Bütün bunlar, burjuvazinin diktatörlü¤ünün bu alanlarda yeniden kurulmas›na yönelikti. 1974 y›l› sonunda baflkan Mao, tüm ülke halk›na ça¤r›da bulunarak “neden Lenin burjuvazi üzerinde diktatörlük uygulanmas›ndan söz ediyordu?” sorusunun aç›kl›¤a kavuflturulmas›n› istedi ve burjuva hakk›n›n k›s›tlanmas› sorununu ortaya att›. Bu, revizyonizmle mücadele ve ondan sak›n›lmas› için ve proletarya diktatörlü¤ünün sa¤lamlaflt›r›lmas›na yönelik esasl› bir tedbirdir. Burjuva hakk› sosyalist toplumda varl›¤›n›

sürdürdü. Ve bu, burjuvazinin ve kapitalizmin sürekli ortaya ç›kmalar›n›n zemin ve flartlar›n› oluflturur. “Dolay›s›yla, Lin Biao gibi kimseler için, iktidara geldiklerinde kapitalist sistemi hakim k›lmak kolay olacakt›r.” Burjuva hakk›n›n k›s›tlan›p k›s›tlanmayaca¤› konusundaki tutumuyla son tahlilde, proletarya diktatörlü¤üne ihanet eden Deng Siao-Ping, bu noktada da gerici özünü a盤a vurdu. Onun, hararetli bir flekilde burjuva hakk›n› k›s›tlayan sosyalist yeni fleylere kin duymas›, proletarya diktatörlü¤ü konusundaki gerici görüflünden kaynaklan›yor. Baflkan Mao’nun tespit etti¤i gibi: “Burjuvazinin, partiye, hükümete, orduya ve kültürün çeflitli alanlar›na s›zm›fl olan temsilcileri, bir avuç karfl› devrimci revizyonistlerdir; flartlar kendileri için olgunlaflt›¤›nda, siyasi iktidar› ele geçirecek ve proletarya diktatörlü¤ünü burjuva diktatörlü¤üne dönüfltüreceklerdir.” Deng Siao-Ping’in, gerici suçlar› ve Nisan ay› bafl›nda tezgahlanan Tien An-Men Meydan›ndaki karfl›-devrimci siyasi olay bir kere daha Baflkan Mao’nun bu tezinin son derece bilimsel ve tamamen do¤ru oldu¤unu kan›tl›yor. Deng Siao-Ping’in, revizyonist bir program ve çizgiyle proletarya diktatörlü¤ünü burjuva diktatörlü¤üne dönüfltürme do¤rultusundaki entrikalar› teflhir edilip bofla ç›kar›ld›ktan sonra, onun sözcülü¤ünü yapt›¤› parti içi ve d›fl› burjuvazi, e¤itilmemifl toprak a¤alar›, büyük köylüler, karfl›-devrimciler,

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

39


PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

40 kötü ve sa¤c› unsurlar birdenbire proletaryaya karfl› azg›n bir sald›r› bafllatt›lar. Onlar, bofluna proletarya diktatörlü¤üne sald›rarak Deng Siao-Ping’i Çin’in Ngy’si yapmaya, karfl›-devrimci bir darbe tezgahlamaya ve burjuvazinin diktatörlü¤ünü kurmaya çal›flt›lar. Bu, Deng Siao-Ping’in, proletarya diktatörlü¤üne karfl› düflmanl›k besleyen bütün gerici güçlerin bafl temsilcisi oldu¤unun bir baflka örne¤iydi. Proletarya diktatörlü¤ü Çin’de baflkan Mao’nun önderli¤inde uzun y›llar süren devrimci mücadeleler sayesinde kurulmufl ve genifl halk kitleleri aras›nda derin kök salm›flt›r. Büyük Proleter Kültür Devrimi ile daha da sa¤lamlaflm›fl ve güçlenmifltir. Deng Siao-Ping ve bir avuç s›n›f düflman›, ç›rp›n›fl mücadelelerinde sadece kendi ayaklar›na düflen bir tafl› kald›rd›lar. Sonuç tam bir fiyasko oldu. II Proletarya partileri için Marksist ekonomi-politik, çizgi ve siyasetlerini oluflturmalar›nda önemli bir teorik temeldir. Proletarya diktatör-

lü¤ü teorisi, Marks’›n kapitalist üretim iliflkilerinin geliflme yasalar›n›n tahlilinden ç›kard›¤› zorunlu bir sonuçtur. Deng Siao-Ping, yaln›zca proletarya diktatörlü¤ü teorisine de¤il, fakat ayn› zamanda Marksist ekonomi politi¤in temel ilkelerine de ihanet etti. Marks ve Lenin, evrenin temel yasas› olan z›tlar›n birli¤i yasas›ndan hareketle sosyalist toplumu derin bir tahlile tabi tuttular. Onlar, sosyalist toplumun henüz eski toplumun izlerini tafl›d›¤›n› ve tüketim maddelerinin da¤›t›m›nda burjuva hakk›n›n henüz varl›¤›n› sürdürdü¤ünü üzerine basa basa aç›klad›lar. Ayr›ca Lenin flu noktaya dikkati çekti: “…sadece burjuva hakk› de¤il, ayn› zamanda burjuvazisiz burjuva devleti de varl›¤›n› sürdürmektedir!” (Devlet ve Devrim, Lenin) Baflkan Mao, Lenin’den sonra edinilen pratik tecrübeleri özetledi, sosyalist toplumda üretim iliflkilerini derin bir flekilde tahlil ederek Marksist ekonomi politi¤i gelifltirdi. O, flu aç›klamay› yapt›: “…sosyalist üretim

iliflkileri kurulmufl bulunuyor. Bunlar üretici güçlerin geliflmesine uygun düflmekle beraber mükemmel olmaktan uzakt›r.” (‘Halk içindeki çeliflkilerin do¤ru ele al›nmas› üzerine’) Teoriye iliflkin önemli direktiflerinde Baflkan Mao, flunlar› belirtti: “Tek kelime ile Çin sosyalist bir ülkedir. Kurtulufltan önce büyük oranda kapitalistti. fiimdi bile sekiz dereceli bir ücret sistemi, herkese yapt›¤› ifle göre da¤›t›m ve para karfl›l›¤›nda de¤iflim uygulanmaktad›r; bütün bunlar eski toplumdan pek farkl› de¤ildir. Farkl› olan mülkiyet iliflkilerindeki de¤iflikliktir.” “Bugün ülkemizde di¤er fleylerin yan› s›ra meta sistemi de sekiz dereceli ücret sistemi olarak eflit de¤ildir. Proletarya diktatörlü¤ü alt›nda bunlar sadece k›s›tlanabilir.” Bu bilimsel tezler, sosyalist toplumda üretim iliflkileri ile üretici güçler aras›ndaki çeliflkinin ifadesi, iki s›n›f, proletarya-burjuvazi aras›ndaki mücadeledir: “Herkese yapt›¤› ifle göre da¤›t›p, ayn› de¤erlerin mübadelesi ve insanlar aras›ndaki iliflkilerde varl›¤›n› sürdüren

Burjuvazi, proletaryan›n iktidar› ele geçirmesinden sonra da kültürün çeflitli sektörleri de dahil olmak üzere üst yap› alan›nda halen oldukça büyük bir güce sahiptir. Bu durum tamamen de¤iflmedi¤i sürece, proletarya diktatörlü¤ü sa¤lamlaflt›r›lamaz.


burjuva hakk› da özel mülkiyetin belli kal›nt›lar›n›n yan› s›ra yeni burjuva unsurlar›n oluflmas› için gerekli zemin ve flartlar›n bir parças›d›r; revizyonizmin toplumsal temelini parçalamak ve burjuvazinin var olamayaca¤› ve yeniden ortaya ç›kamayaca¤› flartlar› haz›rlamak için proletarya diktatörlü¤ünde burjuva hakk›n›n k›s›tlanmas› zorunludur.” Baflkan Mao’nun bu sözleri, uzun zamandan beri ekonomi politik alan›nda var olan metafizik görüflleri çürüterek her türden revizyonist anlay›fla a¤›r darbe indirdi. Revizyonistler daima, üretim araçlar› mülkiyetinin sosyalist dönüflümünün gerçeklefltirilmesinden sonra, üretim iliflkileri ve üst yap›ya iliflkin devrimin sona erdi¤ini iddia ederler. Ve dolay›s›yla derler ki, üretici güçlerin geliflmesi en önemli hatta biricik görevdir. Deng SiaoPing üretici güçler teorisinin inatç› bir propagandac›s›d›r. Daha 1956 y›l›nda O, Liu fiao-fii ile birlikte ülkede bafl çeliflmenin “ilerici sosyalist sistem ile toplumun geri üretici güçleri aras›ndaki çeliflme” oldu¤unun ve “devrim esas itibar›yla tamamland›¤›ndan, gelecekteki görevin infla görevi oldu¤u”nun reklam›n› yapt›. Geçen y›l yeniden üretici güçler teorisini piyasaya sürdü ve bu teoriyi kendi revizyonist çizgisinin teorik temeli olarak ele ald›. O, “üç direktifi esas halka alal›m” program›n› ortaya atarak, s›n›f mücadelesinin esas halka oldu¤unu reddetti. Deng Si-

ao-Ping, üretici güçler teorisine (tar›m, endüstri, savunma, bilim ve tekni¤in modernlefltirilmesi olan) dört modernlefltirme etiketini yap›flt›rarak bir “ekonomi kas›rgas›” ile bir “uzman faaliyet kas›rgas›” estirmek için ça¤r›da bulundu. Gerçekte ise o, proletarya diktatörlü¤ü teorisini inceleme hareketini bir kenara f›rlatmaya, böylece burjuva hakk›n› korumaya ve burjuvaziye, özellikle de parti içi burjuvaziye kan sa¤layan ekonomik temeli muhafaza etmeye çal›flt›. Üretici güçler teorisi, sosyalist toplumda üretim iliflkileri ile üretici güçler, üst yap› ile ekonomik temel aras›ndaki çeliflmenin varolmaya devam etti¤ini ve üretici güçlerin çeflitli unsurlar› aras›nda belirleyici olan›n fleyler de¤il, insan faktörünün oldu¤unu temelden reddeder. Dolay›s›yla, üretici güçlerin ancak ve ancak s›n›f mücadelesi esas halka al›narak ve proleter siyasete sar›larak, sosyalist devrimin esasl› uygulanmas› ve kitlelere güven temelinde ve kitlelerin harekete geçirilmesi sayesinde gelifltirilebilece¤ini reddeder. O, kapitalizmin izlerinin sosyalist üretim iliflkilerinde var olmaya devam etti¤i ve sosyalist üretim iliflkilerinin geliflmesi için iki imkan›n bulundu¤u gerçe¤ini inkar eder: Proletarya devriminin sürdürülmesinden yana olmaz, burjuva hakk›n› k›s›tlamaz ve parti içi burjuvaziye karfl› mücadele etmezse, sosyalizm sadece komünizme do¤ru ilerlememifl olmakla kalmaz, ayn› zamanda yeni-

den kapitalizme dönüflür. Aç›kt›r ki, Deng SiaoPing’in üretici güçler teorisinin peflinden gidecek olsak, kurulu sosyalist üretim iliflkilerinin paramparça olmas›n›n yan› s›ra üretim iliflkilerinde varl›¤›n› sürdüren ve eski toplumdakinden pek farkl› olmayan fleyler de ebediyen korunur ve gelifltirilirler. Böylece kapitalizm ve yeni burjuva unsurlar bu zemin üzerinde, -burjuva hakk› üzerinde- daha çabuk filiz verir ve kapitalizmin restorasyonu için gerekli toplumsal temel yarat›lm›fl olur. Deng Siao-Ping’in hofluna giden cümlelerden biri de flu cümle idi: “Kedi, beyaz olmufl kara olmufl fark etmez, fare yakalayan kedi iyi kedidir.” Bu cümle bir çok makaleden daha özlü bir biçimde üretici güçler teorisinin revizyonist özünü dile getirmektedir. Baflkan Mao, Deng Siao-Ping’i elefltirirken fluna dikkat çekti: “Bu adam s›n›f mücadelesini kavram›yor, bu esas halkadan hiç bahsetmiyor. Demek ki hala ‘beyaz kedi, kara kedi’, emperyalizm ile Marksizm aras›nda ayr›m yapm›yor.” Deng Siao-Ping, revizyonist ve emperyalist fikirleri gözbebe¤i gibi korudu. Maddi teflvik, kâra önem verilmesi, yabanc› olan fleylere tapma felsefesi, etek yalama vs. gibi fleyler, onun için vazgeçilmezdi. Deng Siao-Ping’in revizyonist çizgisinden hareketle, sosyalist üretimi gelifltirmek asla mümkün de¤ildir. Yaln›zca sosyalizm, yaln›zca Marksizm-Leninizm-Mao Zedung Düflüncesi Çin’i kurtarabilir. Tarih ve olgular bu-

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

41


PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

42 nun böyle oldu¤unu çoktan kan›tlad›. Bu bak›mdan Deng Siao-Ping’in, üretici güçlerin sözüm ona geliflmesi ve dört modernlefltirmenin gerçeklefltirilmesi üzerine kopard›¤› feryat bir aldatmacadan ibarettir ve onun gerçek niyeti kapitalizmin restorasyonudur. Aram›zdaki ayr›l›k noktalar›, dört modernlefltirmenin gerçeklefltirilip gerçeklefltirilmeyece¤i, üretici güçlerin gelifltirilip gelifltirilmeyece¤i noktas›nda de¤il, daha çok sosyalist yolda m› yoksa kapitalist yolda m› yürünece¤i noktas›nda toplanmaktad›r. Deng Siao-Ping, burjuva hakk›n› daha da güçlendirmek ve geniflletmek amac›yla maddi teflvikin reklam›n› yapt›. Maddi teflvik üzerine olan teori, revizyonist ekonomi politi¤in önemli bir yönüdür. Sovyet revizyonist dönek kli¤i, imtiyaz›n› korumak, hayas›zca Sovyet proletaryas›n›n eme¤inin ürününe el koymak ve sömürüyü hakl› ç›karmak için daima bu teoriden yararland›. Ayn› zamanda, emekçileri mücadele azimlerini kaybetmeleri ve

bask› ve sömürüye boyun e¤meleri için burjuvazinin ç›karc› yoz düflünceleri ile doldurdular. Lenin fluna iflaret etti: “Oportünizm ile sosyalflovenizmin ekonomik temelleri ayn›d›r; ayr›cal›kl› iflçilerin önemsiz bir tabakas› ile kendi ulusal burjuvazilerinin, egemen ulus durumundan yararlanarak öteki uluslar› soymas›ndan paylar›na düflecek k›r›nt›lar…” (‘Sosyalizm ve Savafl’) Sosyalist toplumda revizyonizmin oluflumunun bir s›n›f temeli ve ekonomik flartlar›n› korumak ve geniflletmek amac›yla maddi teflvikin reklam›n› yapt›lar. Bu, iflçiler, köylüler, devrimci kadrolar ve devrimci ayd›nlar›n ç›karlar›na tamamen z›tt›r. Baflkan Mao’nun belirtti¤i gibi “siyaset kumanda edendir, cand›r.” “Siyasi faaliyet her türlü ekonomik faaliyetin can damar›d›r.” Yirmi y›ll›k prati¤imizin de kan›tlad›¤› gibi, ancak ve ancak proleter siyasete sar›larak gerçekten genifl halk kitlelerinin sosyalist inisiyatifini gelifltirebilir ve sosyalizmin genifl yolunda onlara önderlik edebiliriz. Bunun karfl›s›nda maddi teflvikin savunulmas›, yaln›zca burjuva hakk›n›n geniflletilmesine ve özel mülkiyet düflünce e¤ilimine sürükler; sonuç olarak giderek sosyalizmden uzak-

lafl›r ve kapitalizme do¤ru yol al›r›z. Sovyetler Birli¤i’ndeki durum bunun aynas›d›r. Orada, maddi teflvikin girmedi¤i delik kalmam›fl ve sonuçta bir avuç tekelci bürokrat kapitalistin zenginleflmesi karfl›s›nda genifl emekçi kitleler daha fazla yoksullu¤a itilmifllerdir. Maddi teflvikten hangi s›n›f›n yarar sa¤lad›¤› ve hangi s›n›f›n s›k›nt› çekti¤i ve bu durumda söz konusu olan›n Marksizm mi yoksa revizyonizm mi oldu¤u aç›k de¤il mi? Deng Siao-Ping bütün gücüyle maddi teflvike sar›l›yor. Bu, onun Marksizm’e ihanet etti¤inin ve revizyonist oldu¤unun aç›k bir delilidir. III Siyasi çizgiler aras›ndaki mücadele genellikle felsefi alandaki iki çizgi mücadelesine ba¤l›d›r. Çen Du-Siyu ve Vang Ming’den Liu fiaofii ve Lin Biao’ya kadar partimiz içindeki tüm oportünist çizgilerin elebafllar›, felsefi alanda Marksist diyalektik ve tarihi materyalizme ihanet ettiler, idealizm ve metafizi¤i oportünist çizgilerinin temeli olarak ald›lar. Deng SiaoPing de ayn› fleyi yapt›. Felsefi alanda Marksizm’e ihanetinin aç›k belirtisi, idealizm ile materyalizme karfl› mücadele etmesi ve eklektisizmi diyalekti¤in yerine ge-

Revizyonistler daima, üretim araçlar› mülkiyetinin sosyalist dönüflümünün gerçeklefltirilmesinden sonra, üretim iliflkileri ve üst yap›ya iliflkin devrimin sona erdi¤ini iddia ederler. Ve dolay›s›yla derler ki, üretici güçlerin geliflmesi en önemli hatta biricik görevdir.


çirmesidir. Marksistler daima tarihi yaratan›n halk kitleleri oldu¤u fikrini savunmufllard›r. Baflkan Mao’nun söyledi¤i gibi “halk ve yaln›zca halk dünya tarihini yaratan itici güçtür.” (Koalisyon hükümeti üzerine.) Ayr›ca flunu da belirtti: “Gerçek kahramanlar kitlelerdir, bizlerse ekseriyetle gülünç duruma düflecek kadar saf›z.” (‘Köyde iliflkilerin araflt›r›lmas›’na önsöz. ) Çal›flma ve planlama gibi yapt›¤›m›z, asl›nda halk kitlelerinin taleplerinin yans›mas›ndan baflka bir fley de¤ildir. “Kitlelerden kitlelere”, bu bizim temel yönetme metodumuzdur. Ayn› zamanda, dünyay› materyalist diyalektik ile uyum içerisinde tan›mam›z ve de¤ifltirmemiz için biricik do¤ru ideolojik çizgidir. Bu Marksist-Leninist çizginin aksine bütün revizyonistler tarihi idealistlerdir. Onlara göre tarihi köle de¤il de, onlar›n yerine bir kaç kahraman yaratm›flt›r. “Gerçek kahraman kitlelerdir” gerçe¤ini asla kabul etmezler. Kitle hareketlerinden çok korkarlar ve bir hareket bafllad›¤›nda da tüm araçlarla onu bast›rmaya çal›fl›rlar. Bu anlamda Deng SiaoPing muazzam bir gövde gösterisinde bulundu. Tar›m›n sosyalist dönüflümü s›ras›nda kooperatifleflmeye karfl› savaflt›. Liu fiao-fii ile birlikte Büyük Proleter Kültür Devrimi’nin bafllang›c›nda burjuva gerici bir çizgi izleyerek devrimci kitleleri bask› alt›na ald›. fiimdi de al›nan do¤ru kararlar› ortadan kald›rmaya yönelik sa¤ rüzgar›

estirmeye bafllad›. Büyük Proleter Kültür Devrimi’ni inkar ederek sosyalist yeni fleyleri reddetti ve tüm yürekten iflçi s›n›f›na ve di¤er emekçilere dayan›lmas›na karfl› ç›kt›. Böylece kendisini bir tarihi idealistten çok daha fazla a盤a ç›kard›. Marksist felsefe z›tlar›n birli¤i yasas›n›n, evrenin temel yasas› oldu¤u görüflünü savunur. Birbirleri ile çeliflen z›tlar›n aras›nda hem birlik hem de mücadele vard›r, ve bu da fleylerin geliflmesine yol açar. Karmafl›k bir fleyin geliflme sürecinde bir dizi çeliflki vard›r ve bunlardan birisi bafl çeliflkiyi oluflturur; bafl çeliflkinin varl›¤› ve geliflmesi, di¤er çeliflkilerin varl›¤› ve geliflmesini belirler veya etkiler. Toplum temel yasan›n ›fl›¤›nda ele al›nd›¤›nda, sosyalist toplumda ülke içinde bafl çeliflkinin proletarya ile burjuvazi aras›ndaki çeliflki oldu¤u görülür. Bu bafl çeliflki s›k›ca kavrand›¤›nda ve proletaryan›n burjuvaziye karfl› s›n›f mücadelesi esas halka al›nd›¤›nda her fley ray›na oturur ve tüm di¤er çeliflkiler do¤ru bir tarzda çözümlenebilir. Deng Siao-Ping, utanmadan bu temel teoriyi de¤ifltirerek esas halkan›n yerine birlik ve istikrara ve ekonominin geliflmesine önem verdi. Böylece bafl çeliflkiyi ve z›tlar›n birli¤i yasas›n› –bu temel yasay›reddederek eklektisizmin ç›kmaz soka¤›na girdi. Eklektisizm revizyonizmdir. Deng Siao-Ping, üç direktifi de ayn› kefeye koymufl, siyaseti ekonomi ile ayn› seviyede ele alarak siyaseti uzman bilgi ve teknik ile

özdefllefltirmifl ve sofist bir tarzda bafl çeliflkiyi ve çeliflkinin bafll›ca yan›n› has›r alt› etmifltir. Buharin’i elefltirisinde Lenin fluna iflaret ediyordu: “Hem biri hem di¤eri,” ‘bir yandan-di¤er yandan’- bu, Buharin’in teorik pozisyonudur. ‹flte eklektisizm budur.” (Bir kere daha sendikalar, flimdiki durum ve Troçki ve Buharin’in hatalar› üzerine’) Bu sözler tam bir Deng Siao-Ping betimlemesidir. Bu olgu, revizyonistlerin zavall› tabiatlar›n› ortaya koymaktad›r. Esasen onlar, Marksizm-Leninizm ve Mao Zedung Düflüncesinin teorik olarak çoktan çözümledi¤i sorunlar› bir yana itmek ve onlar› revizyonist teori ile de¤ifltirmek istiyorlard›. Fakat revizyonizmi uygulamak iflçiler, köylüler, askerler, devrimci kadrolar ve devrimci ayd›nlar›n, yani halk kitlelerinin yüzde 95’inin ç›karlar›na zarar vermektedir. Bu, halk›n iradesine ayk›r›d›r. Revizyonistler aç›k tav›r almaya cesaret edemediklerinden eklektisizmi uygulad›lar, zira “Marksizm’in oportünist tahrifat› ile diyalekti¤in eklektik tahrifat› sayesinde kitleler en kolay bir flekilde aldat›labiliyor.” (Lenin, Devlet ve Devrim) Fakat s›n›f mücadelesinde giderek daha fazla bilinçlenen genifl halk kitlelerinin karfl›s›nda revizyonistlerin taktikleri tamamen yarars›zd›r. IV Lenin’in belirtti¤i gibi “Oportünistlerin biçimsel olarak iflçi partilerinden olufllar›,-objektif olarak- onlar›n, burjuvazinin siyasi bir

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

43


44

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

Çal›flma ve planlama gibi yapt›¤›m›z, asl›nda halk kitlelerinin taleplerinin yans›mas›ndan baflka bir fley de¤ildir. “Kitlelerden kitlelere”, bu bizim temel yönetme metodumuzdur. Ayn› zamanda, dünyay› materyalist diyalektik ile uyum içerisinde tan›mam›z ve de¤ifltirmemiz için biricik do¤ru ideolojik çizgidir.

müfrezesi, onun etkisinin yükselticisi, onun iflçi hareketi içindeki ajanlar› oldu¤u gerçe¤ini asla ortadan kald›rmaz” (II. Enternasyonalin çöküflü) Oportünistler ve revizyonistler, burjuvazinin ç›karlar›n›n savunan siyasi çizgiyi sürdürmek için sürekli Marksizm’in üç unsuruna sald›rmakta ve onlar› de¤ifltirmektedirler. Bernstein’dan bugünkü Sovyet revizyonist dönek kli¤e kadar hepsi, Marksizm’in eskidi¤i bahanesi alt›nda Marksizm’e topyekün ihanet ettiler. Liu fiaofii ve Lin Biao’nun baflar›s›zl›¤›ndan sonra bu sefer de Deng Siao-ping olumsuz ö¤retmen olarak sahneye ç›kt›. “Bofl laf yerine yeni fleyler söylemek gerekli” diyen O de¤il miydi? Yukar›daki de¤erlendirmeden de görülece¤i gibi, onun “bofl laf” ile kastetti¤i Marksizm’in temel ilkeleri ve “yeni fleyler” ile kastetti¤i de “s›n›f mücadelesinin söndü¤ü teorisi” ve üretici güçler teorisi, idealizm, eklektisizm, di¤er revizyonist pislikti. Bu “teoriler”, s›n›f düflmanlar›n›n elinde proletarya diktatörlü¤üne karfl› sald›r›lar›nda bir silah haline geldiklerinde,

karfl› devrimci siyasi Tien an-men Meydan› olay›nda da görüldü¤ü gibi, en gerici ve en adi siyasi sloganlara dönüfltüler. Olay› tazgahlayan bir avuç karfl›-devrimci “gerçek Marksizm-Leninizm’i istiyoruz” diye feryat etti. Komünizme ve halka karfl› amans›z bir kin besleyen bu gericilerin istedi¤i fley, saf revizyonizm ve faflizmdi. Onlar, sald›r›lar›n›n esas yönünü büyük önderimiz Baflkan Mao’ya ve bafl›nda Baflkan Mao’nun bulundu¤u Parti Merkez Komitesine yönelttiler ve Deng Siao-ping’i destekleme bayra¤›n› göndere çektiler. Bütün bunlar bu karfl›-devrimcilerin “izm”lerinin Deng Siao-ping’in revizyonizmi oldu¤unu gösteriyor. Bu, Deng Siao-ping’in Marksizm’e topyekün ihaneti ve revizyonizmi uygulamas› ile parti içi ve d›fl› burjuvazinin ve ülke içindeki ve d›fl›ndaki s›n›f düflmanlar›n›n ç›karlar›n› temsil etti¤i gerçe¤ini daha aç›k bir flekilde ortaya ç›karmaktad›r. fiimdiki durumda sa¤dan esen rüzgara karfl› verilen mücadele büyük zafer kazanm›flt›r. Parti Merkez Komitesi, büyük önderimiz Baflkan Mao’nun önerisi üzerine Deng Siao-ping’i parti içi ve d›fl› olmak üzere tüm görevle-

rinden azletme karar›n› alm›flt›r. Bu, devrimci kitlelerin mücadele ruhunu son derece yükseltmifl ve s›n›f düflmanlar›n›n gerici küstahl›klar›n› gözle görülür bir flekilde sindirmifltir. Fakat mücadele henüz sona ermemifltir. ‹deolojik, yani teorik aç›dan, Deng Siao-ping’in revizyonist çizgisini derinlemesine elefltirmek hala yerine getirmemiz gereken önemli bir görevdir. Lenin’in belirtti¤i gibi, Marks’›n ö¤retisi “yaflad›¤› sürece, her ad›m› mücadele yolu ile kazanmak zorunda kalm›flt›r.” (‘Marksizm ve revizyonizm’) Burjuvazi ve revizyonistler, Marksizm’in ilerlemesi ve zaferleri karfl›s›nda asla seyirci kalmayacaklard›r. Onlar, Marksizm’e karfl› sald›r›lar›n› mutlaka sürdürecekler ve onu de¤ifltirmenin yollar›n› arayacaklard›r. Ancak tarihin de kan›tlad›¤› gibi Marksizm, revizyonizme karfl› her mücadeleden daha da çelikleflerek ve güçlenerek ç›km›flt›r. Marksizm, tam da revizyonizme karfl› mücadele içinde durmadan ilerliyor. Revizyonizm ve onun temsil etti¤i burjuvazi yozdur ve yok olmaya mahkumdur. “Peking Rundschau” 8 Haziran 76, Say›: 23


45

Yunan komünistlerinin önderli¤indeki 1944 ulusal direnifl tarihinden belgeler Yay›nlamakta oldu¤umuz belgeler Duvarlar›n Ard›nda Yay›nevi taraf›ndan, Kas›m 2004 tarihinde “K›z›l Aral›k, dönemin metinleri” bafll›¤› ile Yunanistan/Atina’da 1. bask›s› yap›larak yay›nlanan kitaptan çevrilmifltir. Çevirilen belgelerin okurlar›m›z taraf›ndan daha iyi anlafl›lmas› aç›s›ndan, broflüre yay›nevi taraf›ndan yaz›lan girifl bölümünü de oldu¤u gibi yay›nl›yoruz. Çevirinin daha bütünlüklü olmas› için baz› devrik cümleleri asl›na ba¤l› kalarak düzeltme yoluna gittik. Yine baz› ifadeler Türkçe okurlar taraf›ndan daha iyi anlafl›lmas› için düzeltildi. Ancak büyük oranda birebir çeviriye ba¤l› kald›k. Türkiye devrimci demokrat kamuoyunun Yunanistan iç savafl›na iliflkin daha fazla ve kuflkusuz ki do¤ru bilgi sahibi olmas› aç›s›ndan, yay›nlamakta oldu¤umuz bu tarihsel belgelerin büyük önem tafl›d›¤› düflüncesindeyiz. Bu önemden hareketle okurlar›m›z›n bu belgeleri dikkatli ve irdeleyici bir gözle okumas›nda yarar vard›r. Öte yandan belgeleri uzunlu¤undan kaynakl›, üç bölüm halinde yay›nlamay› uygun bulduk. Okurlar›m›z›n bu yaklafl›m›m›z› anlay›flla karfl›layaca¤›n› umuyoruz. Belgeleri yay›nlayarak bizlerin ve Türkiye devrimci demokrat kamuoyunun bilinçlenmesine vesile olan Yunan komünistlerine ve yay›nevine teflekkürlerimizi belirtiyoruz.

Aral›k Direnifli’nin tüm halka ait oldu¤unu hiçbir onurlu insan reddedemez. Kafandaris bey özellikle: “E¤er halk beraberlerinde olmasayd›, yar›m saat bile tutamazlard›” diye belirtmiflti. EAM’›n ve ELAS’›n halkla olan ba¤lar›, kurtulufl savafl› mücadelesinde ve onu takibeden 50 kurtulufl günlerinde dövülmüfltü. Aral›k’ta halk ve ordu kopmaz bir birliktelik ba¤›yla ba¤land›lar. Skobi ve hafiyeler, kararl› ve haz›r tüm bir halk› her zaman ve her yerde gö¤üslemek zorunda kald›lar. Bundan ötürü ‹ngilizlerin savafl makinas›n›n büyük bir a¤›rl›¤›, ön hatlardaki savaflç›lara ama ayr›ca halk semtlerinin silahs›z halk›na döndü. ELAS’›n hiç bitmeyen besleyicileri, hastabak›c›lar›, moral verenleri, yedekleri oralarda bulunuyorlard›. Ve kara/deniz toplar›n›n namlular› oralara do¤ru döndüler, RAF’›n roketatarlar› oralarda ölüm tohumunu ektiler. Halk yokedilmeliydi! ÇÜNKÜ HALK B‹R BÜTÜN HAL‹NDE HALK KARfiITI PROJELER‹NE ENGEL OLUYORDU. Bu net soruya, yani “sol, komünist miraslarla desteklenmeye ihtiyaç duyuyor mu?” sorusuna cevab›m›z dolambaçs›z bir olumluluktur, ve bundan ötürü de mevcut yay›n›n ad›m›n› att›k. Bu cilt 1944 Aral›¤› Atina çat›flmas›ndan hemen sonra yaz›lan 2 metni de içeriyor ve bu metinler delillere dayal› bir yöntemle gerçe¤i, tecrübeyi ve yaflananlar›, ‹ngilizlerin ve Almanlar›n iflbirlikçilerinin yayd›klar› yalanlar ve mitlerle yüzlefltiriyor.

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

[Yunanistan Komünist Partisi (Marksist-Leninist)’in Yay›nlad›¤› ‹ki Belge]


46

I. BÖLÜM

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

KIZIL ARALIK (Dönemin metinleri) Girifl: Amerikal›lar›n Irak’taki emperyalist iflgaliyle birlikte iflgal güçlerinin, bir çok fleyden ba¤›ms›z olarak, yo¤unlaflan ve geniflleyen Irak halk›n›n direniflini, çok bileflenli Irak toplumunda var olan veya olmayan karfl›tl›klar› abartarak, çarp›tarak bir iç savafl gibi gösterme telafl›nda oldu¤unu gözlemliyoruz. Elbette bu taktik sadece Amerikal›lara özgü ve bugün kullan›lan, parlak bir fikir(!) de¤ildir, geçmiflte de bir çok defa gerek askeri iflgalin gerekçelendirilmesi amac›yla gerekse de gerçek iç savafl koflullar› yarat›larak ayn› taktik kullan›lm›flt›r: Böylelikle yabanc› askeri birliklerin, sözde kaç›n›lmaz iflgalleri mümkün olmaktad›r.

Son y›llar›n uluslararas› alandaki baflka örneklerini geçerek, ‹kinci Dünya Savafl› döneminde Alman Nazi iflgalci güçlerinin Yunan halk›n›n çeflitli biçimlerdeki direniflini ve EAM-ELASEPON’un1 örgütlü öncülü¤ünü terörist eylemler olarak sunmaya çal›flt›¤› (flimdiki ard›llar› ne kadar da s›k›c› tekrarlamaktad›r?) ama öbür yandan ulusal kurtulufl mücadelesini bir iç savafl çat›flmas›na dönüfltürebilmek maksad›yla halk hareketinin s›n›fsal ve ideolojik düflmanlar›n› seferber etmeye çabalad›¤›, 1940’lardaki bizim olaylar›m›za dönelim. Asl›nda her iki arzular›nda da baflar›s›z oldular, t›pk› e¤er KKE2 liderli¤inin oportünist ç›kmazlar›ndan ötürü siyasi beklentisizli¤i ve uzak görüflsüzlü¤ü olmasayd› Amerikal›lar›n ve ‹ngilizlerin baflar›s›z olabilecekleri gibi.

Öyleyse halk›n ezici bir ço¤unlu¤unun memleketin kurtuluflunu destekleyip, aktif kat›l›m sa¤lad›¤› ama do¤ufltan ba¤›ml› burjuva s›n›f›n›n, ac›nacak az›nl›¤›n daha ilk anda iflgal güçleriyle iflbirli¤ine girdi¤i ve siyasi liderli¤inin eski efendilerinin çat›s› alt›nda yurtd›fl›nda s›¤›nak buldu¤u bu durumda hangi iç çat›flmadan sözedebiliriz? Herhangi birisi karfl› ç›karak, bunlar›n bilinen gerçekler oldu¤unu ileri sürebilir. Gerçekten, s›n›fsal düflman› hiç olmazsa ideolojik boyuttan geri çekilmeye zorlayan Albaylar Cuntas›’n›n düflüflünden sonra; Hareket’in ›srarl› mücadelesinden ötürü o döneme iliflkin çarp›tlamalar ve yalanlar yeni kuflaklar›n bilinçlerinde y›k›ld›lar. Fakat, 1990’lar›n bafllar›nda komünist hareketin yenilgisi tamamland›¤›nda, elbette ki s›n›f düflman›n›n, bir k›s›m belirli ideolojik alanlarda za-


ferinin özünü de¤ifltirmeye çabalamamas› tuhaf olurdu. Karfl› sald›r›, (rövanfl deyin buna isterseniz), evvela ve özellikle tarihin tekrar yaz›m›ndan geçer, çünkü bu, kazananlar›n egemenliklerinin koflullar›n›n kabulünü kal›c›laflt›ran, kazananlar›n egemen sözlerini yeni anlat›mlarda yaz›ma döktükleri de¤iflmez bir taktiktir. 1940 dönemi, gelecek süreçler aç›s›ndan s›n›f çat›flmas›n›n özünün belirlendi¤i bir dönüm noktas›n› teflkil eder, bundan ötürüdür ki de¤iflik siyasi yap›lar›n beklenti ve tercihlerine ba¤l› olarak siyasi olaylar›n politik yorumu birçok defa de¤iflti(!) Afla¤›daki örnek oldukça belirleyicidir. F›rt›nal› yaflam› içerisinde, gerilla savafllar› dönemlerinde Yunanistan’dan geçen bir Türk emektar mücadelecisi ET3’ün3 yak›n dönem programlar›ndan birinde takdim edildi. Bu Türk mücadeleci4, gerek birinci gerekse de ikinci gerilla savafllar› dönemlerinde Türk, Yunan ve Pomak mücadelecilerden oluflan gerilla birliklerinde Trakya’da savaflt›. 1980 dönemleri içinde, o y›llara iliflkin an›lar›n› yay›nlad›, o zamanlar bunlar›n Yunanca’da da yay›nlanmas›n› arzuluyordu. Fakat, hareketin iki egemen kanad›n›n sempazitan› olan hiçbir yay›nevi, yay›nlamay› kabul et-

medi. Tuhaf m›? E¤er temel bir parametreyi hesaplarsak, yani e¤er Türk mücadeleci leri aç›s›ndan dönemin mücadeleleri birbirlerine ba¤›ml› ve parçalanamazlarsa ve Nazi iflgaline karfl› olan ulusal kurtulufl mücadelesini Amerikan-‹ngilizleri’ne ve kralc› faflistlere karfl› olan halk kurtulufl mücadelesinden ay›rmazsak, hay›r elbette. Ama baflar›s›z oldu, çünkü sosyal demokrasiyle s›k› s›k›ya ba¤l› revizyonizmin iki kanad› o dönem sadece 1940-1944 Direnifli’nden sözediyorlar, silahl› mücadelenin devam›n› “Zahariadis ve Stalinci kadrolar›n hatalar›” olarak sunuyorlard›. Bilindi¤i gibi daha sonraki on y›llarda Sovyetlerin yard›m›yla, partilerini la¤vedip, askeri cunta ile kovacak olan bunlard›. Ama flans döndü ve bugün yeni gerici itilaf›n önünde tüm bir halk mücadeleleri döneminin savunulma çabas›n›n sevimsiz rolünde buldular kendilerini. Bu çaba istemsiz ve c›l›z bir giriflimden ibarettir, daha farkl› olmas› da beklenilemezdi zaten. Çünkü en baflta fliddetli bir özelefltiri sürecinden geçmeleri gerekirdi, ama bu da onlar›n siyasi fizyonomilerinin ötesinde bir fleydir. Her neyse, öyle veya böyle flu an için önemli olan gerici karfl› sald›r›n›n gö¤üslenmesi ve ce-

vaplanmas›d›r. Ne sürpriz ki, son y›lllar›n modas›, revizyonist yöntemlerle teçhizatland›r›lm›fl bir flekilde Amerikan üniversitelerinin kürsülerinden sald›rarak tarihi yeniden yazmaya çabalamakt›r. ‹ç Savafl ne zaman bafllad› öyleyse? 1946’da m› yoksa 1943’te OPLA, Argolida’da iflbirlikçi sorumlular› cezaland›rmaya bafllad›¤›nda m›, yoksa 1944 Aral›¤›’nda m›? Yoksa Çolako¤lu imzalad›¤›nda m›, yoksa Akronafplia’daki komünist tutsaklar Almanlara teslim edildi¤inde mi? Tüm bu tarihler, önceden belirlenmifl ideolojik yaklafl›mlar›n ve biçimlendirmelerin bir dayatma arac› olarak görülüp gö¤üslendi¤inde anlam kazanmaktad›rlar. Ayr›ca, Yunanistan’da sa¤ düflünce her zaman ›l›ml›l›¤› ile biliniyordu, öyleyse bugünkü temsilcilerinin de bu kuraldan ba¤›ms›z olmad›¤› düflünüldü¤ünde bu yaklafl›mlar› daha da anlafl›l›rd›r. (Örne¤in Sthati Kaliva olay›.) fiu bir gerçek ki tüm bu sorunlar, tarih yaz›m›n›n ve yöntem biliminin alan›yla s›n›rlanamaz ve s›n›rlanmamal›, fakat sosyal antropoloji ve tarih alanlar›ndaki kötüye kullan›lm›fl yeni yaklafl›mlar› vurgulamay› gerektirmektedir. Jacqoues Le Goff’u an›msayal›m biraz “öylesine u¤rafl veren ruhlar, tarihi ve haf›zay›

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

47


PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

48 özdefllefltirmeye çabal›yorlar ve haf›zay› herfleye uyan maydanoza çeviriyorlar”, ama az önce belirtildi¤i gibi, böyle de¤iller miydi her zaman? Bir taraftan 1940’lar›n Direnifl ve ‹ç savafl olarak ayr›m›n› suni olarak kabul edip öbür taraftan “direniflsel mit”in afl›lmas› ihtiyac›n› k›yaslayanlarla yüzleflmemek de bir o kadar önemlidir. Çünkü, burada “mit” kavram›yla belirlenen tarihin “_____________”5 canland›r›lmas› ise, (öyleyse bu pek aç›k belirtilmiyor) ya da e¤er anlat›m çerçevesi tecrübe ve yaflananlarla belirlenen “gerçek anlat›m” yada “suni anlat›m” yani roman ise önemlidir. Ama bilinçli belirsizlikler net cümlelerle beraber gidiyor: “Komünizm gerçekleflebilir bir ihtimal olarak de¤il de tarih olarak tan›mlanarak, sol niçin bu türden (Komünistvari) miraslar›ndan mahrum b›rak›lmas›n?” (Andonis Liakos) Bu net soruya, yani sol, komünist miraslarla desteklenmeye ihtiyaç duyuyor mu sorusuna cevab›m›z dolambaçs›z bir olumluluktur ve bundan ötürü de mevcut yay›n›n ad›m›n› att›k. Bu cilt, 1944 Aral›¤› Atina çat›flmas›ndan hemen sonra yaz›lan iki metni de içeriyor ve bu metinler delillere dayal› bir yöntemle gerçe¤i, tecrübeyi ve yaflananlar›, ‹ngilizler’in ve Almanlar’›n iflbirlikçi-

lerinin yayd›klar› yalanlar ve mitlerle yüzlefltiriyor. ‹kinci metnin bafll›¤› oldukça karakteristik; Sovyetler Birli¤i döneminde Gembels’in kaba yalanlar›n›n bugün sa¤ ve sol çevrelerce komünistlerin suçlar›na iliflkin sözde yeni kan›tlar olarak üretilmesini bize an›msatan Yunan Katin’i. Bunun bir benzeri de OPLA’n›n sözde suçlar› için oluyor. Bu metinlerde bir defa daha dönemin olaylar›n›n politik analizindeki ›srar ve ayr›ca aktif öznelerin yani memleketlerinde ve yaflamlar›nda her türlü tirana karfl› mücadele veren halk mücadelecilerinin sunduklar› belge ve kan›tlar›n s›k› kullan›m› tespit edilebilir. Her ne kadar siyasal de¤ifliklik dönemlerinde, 1976’da Tarihsel Yay›nlar› taraf›ndan Do¤u Semtleri olarak ve 1977 Ocak ay›nda Proletarya Bayra¤›’n›n devam›nda Yunan Katin’i olarak tekrar ya-

y›mlanm›fllarsa bile, bu metinler nadir olmakla birlikte ne yaz›k ki yeni kuflaklarca bilinmemektedir. Bu yeni bas›m›; onurlu miras›m›z ve ideolojik mücadelemizin arac› olarak özverili bir flekilde yorumlad›¤›m›z dönemin halk mücadelecilerine fleref borcu olarak görelim, çünkü sosyalizm bizim için olabilir bir ihtimal olmaktan ç›kmad›. Bu mevcut bas›m için; 1944 Aral›¤›nda Do¤u Semtleri (KOA’n›n 6.Kol’unun yay›n›, 1945) bafll›¤›nda Tarihsel Yay›nlar›n›n 1976’daki yeni bask›s›n› ve Yunan Katin’i bafll›¤›nda da Rigas Yay›nc›l›¤›n›n 1945’teki birinci bask›s›n› kulland›k. Tek düze yaz›m kullan›m› ve belirgin matbaa hatalar›n›n düzeltilmesi d›fl›nda, ilk bas›mlar›n›n grameri ve sözdizimi korundu. Duvarlar›n Ard›nda Yay›nevi Kas›m 2004 1944 ARALIK– DO⁄U SEMTLER‹ Önsöz Aral›k dört y›ll›k ulusal kurtulufl mücadelemizin tamamlay›c›s› ve devam› gibi geldi. Bundan ötürü Do¤u Semtlerinin tüm iflgal süreci boyunca oynad›¤› rolü oynamamas› tuhaf kaçard›. Bu kitapta, tüm Yunanistan ve Atina Halk›’n›n mücadelesinin çerçevesi içerisinde bu rolü konuflland›rmaya çal›flaca¤›z.


49

‹ran Azerbeycan’›n kayal›klar›n›, Surabayas’›n dar sokaklar›n›, Mançurya ovalar›n› ayd›nlatan atefltir. Kahraman halk›m›z›n plütokratik oligarfliye ve kralc› faflizme karfl› verdi¤i sert mücadeleyi

ayd›nlatan atefltir. En iyi çocuklar›m›z›n bedenleriyle ve barakalar›m›z›n tahtalar›yla bu meflaleyi yakan bizler, omuzlar›m›zda a¤›r bir miras› bulundurmaktay›z: Ne zahmeti ne de verece¤imiz kurbanlar› hesaplamadan; yaratt›¤›m›z tarihe lay›k bir flekilde durmak, Halk Zaferine kadar Halk Demokrasisi ve Yunanistan’›m›z için mücadeleye devam etmek. Büyük Aral›k Mücadelemiz sürecinde Amerikan Demokrat Gençli¤i’nin selamlamas› elimize ulaflt›: “Sizler ... bugün tüm insanl›¤›n yurttafllar› olarak savafl›yorsunuz. Yunanl› yurtseverler! Bizim mücadelemizi kazan›yorsunuz. Sizin yan›n›zday›z. Tüm insanl›k, mücadelenizi hat›rlayacak. Yaflas›n Özgürlük!” “‹nsanl›¤›n yurttafl›” ünvan›n› kabul ediyoruz çünkü buna lay›k›z. Bu büyük ünvan tüm halk›m›za aittir. Ayr›ca tek tek kahraman ölülerimize, flu an aram›zda bulunmayan ELAS’›n unutul-

maz çocuklar›na, hastane yap›m› için çeyizlerini veren k›zlara, t›rnaklar›yla barikatlar kuran kad›n ve çocuklara, cezaevlerinde çürüyen mücadelecilere aittir. ‹nsanl›¤›n minnetkarl›¤› ve hayranl›¤› herfleyden evvel bunlara aittir. Koa 6. Kol Yay›n› Atina1945 Tarihsel Yay›nlar› Atina 1976 Aral›¤a Nas›l Ulaflt›k... 1944 Aral›¤›’nda Avam Kamaras›’n›n tarihi oturumlar›n›n birinde Churcil, ‹flçi Partisi’nin sald›r›lar›n› cevaplarken Atina ve Pire halk›n›n Direnifli’ni “Troçkistlerin ve h›rs›zlar›n gangstervari hareketi” olarak tan›mlad›. O dönem sunulan flekerlemeyi, “Yunan” gericili¤i, Aral›k Direnifli mucizesini “ulus karfl›t› hareket” olarak sunmaya çabalayarak emmeye devam ediyor. Bizi ilk defa bu konuda hemfikir bulacaklar, çünkü gerçekten Aral›k

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

Al›nt›s›n› yapaca¤›m›z bilgileri Aral›k mücadelecilerinin notlar›ndan, günlüklerinden ve bu destan› yak›ndan takip edenlerden ald›k. Bugüne kadar çok fley yaz›ld› ve daha da yaz›lacak. Aral›k Halk Direnifli’nin görkemi azalmad›, azalmayacak. Aksine geçen y›llarda gerek yurt içinde gerekse de yurtd›fl›nda yaflananlarla daha bir güçlendi. Aral›¤›n görkemi, halklar›n özgürlük ve demokrasi yolundaki mücadelesini faflizmin art›klar›na karfl› ayd›nlatt›. Onlar› daha bir dikkatli k›ld›, onlara kazan›mlar›n› k›skançl›kla korumalar›n› ö¤retti, onlar› nihai zafere kadar bekleyen zorlu mücadeleler için haz›rlad›. Aral›¤›n yak›c› atefli6;


PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

50 ulus karfl›t› bir hareket oldu. Kimler taraf›ndan ama? Onurunu ve kurtuluflunu müdafaa etmek için silaha sar›lan halk taraf›ndan m› yoksa sömürü ve sömürgeci ba¤›ml›l›k imtiyazlar›n› kal›c›laflt›rabilmek çabas›yla fleytani halk karfl›t› projelerini tasarlayanlar taraf›ndan m›? E¤er Aral›k öncesi saf beyinlerde bir k›s›m flüphe vard›ysa, bu geçen zaman içerisinde yerini tam bir netlik içinde halk›n düflmanlar›n›n “Yunan” plütokrat iflbirlikçileri ve ‹ngiliz Torides’leri olduklar›na b›rakt›. Bu konuda daha çok meflhur Tu¤general Endi’nin yay›nlanan makaleleri, Kuvisligs’in, Buranda’n›n ve Uzmanlar’›n davalar› yard›mc› oldu. Torides’lerin siyasetinin ve yerli gericili¤in ihanetvari iflbirlikçili¤inin incelenmesi bu kitab›n amac›n› afl›yor. Burada, Do¤u Semtleri’ndeki halk›n ac› ve kanl› tecrübesiyle sonuçlanan olaylar›, Aral›k Direnifli günlerinde görülen emsalsiz kahramanl›¤› ve bunun ilham kayna¤›

olan inançla silahlanm›fl tecrübeyi vermeye çal›flaca¤›z. Devrim, semtlerdeki halk›m›z› y›pranm›fl, halden düflmüfl ama her zamankinden daha fazla güçlü ve kararl› buldu. Atina’n›n kurtuluflundan aylar önce halk›m›z›n mücadelesi ve ELAS’›n kahramanl›¤›, esir bir baflkentin içinde özgür semtler yaratabilme mucizesini gerçeklefltirmiflti. Bu türden mucizeler için sert çarp›flmalar ve günlük mücadeleler gerekiyor. Zaten Do¤u Semtleri, her zaman mücadelede birinci s›rada, halk›n kendi memleketinde efendi olabilmesi, yurdu özgürlefltirmesi maksad›yla kanlar›n› dökerek,flehit düfltüler. Bundan ötürü Almanlar ve onlar›n iflbirlikçileri Atina’da egemenlerken, Do¤u Semtleri Halk Demokrasisi ve özgürlü¤ü tan›d›. Bunu baflarmak için gece gündüz savaflt›lar. Sadece bu de¤ildi. Do¤u Semtlerimiz Minos Bo¤az› Plütokrasisi’nin karaborsa vergilerini de ödediler. Ve iflte sonuçlar.. Yetiflkinlerde

veremliler ve verem öncesi aflamas›ndakiler % 34-40’a ulafl›yor ve bunlar›n % 1820’si tedavi ümidi olmayanlard›r. Çocuklarda ise istatistikler tüyler ürpertici boyutlarda. Çocuklar›n % 75’i veremli, verem öncesi ve adenit’tirler. Bunlar›n %15’i baflka hastal›klara da sahiptirler ve sadece %10’u sa¤lamd›r. Yar›nlarda Halk Adaleti, mali iflbirlikçileri san›k sandalyesine oturttu¤unda, bu türden istatistikler suçlar›n›n önemli bir bölümünü teflkil edecektir. Halk›m›z böyle karfl›lad› kurtulufl güneflini. Y›pranm›fl, halden düflmüfl, k›nanm›fl da olsa galip. Bizim için “Hainlere Ölüm”, “Halka Ekmek ve Özgürlük” sloganlar› sadece güzel sözler de¤ildi, organik bir ihtiyaç, kanl› tecrübemizin bir sonucu ama en önemlisi zafer ödülüydü. Halk›m›z›n sonu gelmez askeri kollar› Kurtulufl’u kutlamak, yaflamdan hak talep etmek ve halk› özgürlüklerini savunmak için semtlerden harekete geçtik-


lerinde; gösterilerin bafl›nda ‘41 k›tl›¤›nda ölenler, son nefeslerini Papayorgi, Merlin, El Pidos bodrumlar›nda b›rakan, özgürlü¤ümüzün savunulmas›nda ölenler bulunuyordu. Özgür, Ba¤›ms›z ve Halk ‹ktidarl› Yunanistan, yaflayanlar›n günlük mücadelelerinin ve ölülerin fedakarl›klar›n›n hakl› ç›kmas›yd›. Böylesi bir gösteri 15 Ekim’de Atina’n›n kurtuluflunu kutlamak için Kesariyaninin, Vironas’›n, Kaçipodi’nin topraklar›ndan harekete geçti. Önde zafer mutlulu¤u, önde birazdan gerçekleflecek olan Halk Demokrasisi’nin düflü. Belki de bir an için gerçekli¤i unutabilirdik. Uyanmakta gecikmedik ve uyan›fl oldukça sert oldu. Mermi ve elbombalar› ya¤muru 7 Kesariyanili’ye ve 2 Vironasl›’ya sonsuzluk uykusu ba¤›fllay›p onlarcas›n› da yaralarken, bizlere de ihanet vebas›n›n hala zarar getirebilece¤ini ve yurdumuzu

faflizm lanetinden temizlemek için daha sert mücadeleler gerekti¤ini hissettirdi. Almanlarla iflbirli¤i içindeki katiller Omonya’n›n otellerinden silahs›z halka atefl açm›fllard›. Alk›fllar ve sevincin kuvvetli hayk›r›fllar› katledilenlerin inleyiflleriyle kar›flt›. Çok renkli törensel kemerler ve bayraklar alt›nda halk mücadelecilerinin cesetleri al›nd›¤›nda, “Halk ‹ktidar›”n›n canl› mutluluk verici ritmi, “Yas Marfl›”n›n mest edici kereflendosuyla kar›fl›yordu. Ertesi gün Do¤u Semtleri’nin halk› hep birlikte birinci öldürücü k›flk›rtman›n kurbanlar›n› gömerken, Ekim’in 15’indeki kayg›lar›ndan kurtulamayan halka benzemiyordu. Çehreler ciddi ve difller s›kk›nd›. Henüz daha sonbahar›n ilk yapraklar› düflmemifl idiyse bile o anda biz ARALI⁄A girmifltik. Katiller otelleri tutmaya devam ediyorlard› ve kap›lar› koruyan ‹ngiliz askerlerinin bekçi de¤il de koruma

görevlileri olduklar› herkes için aflikard›. ‹spiyoncu Papandreu’ya ve “ünlü” general Skobi’ye Aral›¤a kadar otellerdeki katillerden ne kadar›n› yakalad›klar›n› soruyoruz? Ve, mücadelecileri Almanlara karfl› ifllenen cinayetlerden ötürü yarg›layan Aral›k sonras› devlete Yunanl›lar›n katillerini ne zaman yarg›layaca¤›n› soruyoruz? O zamandan itibaren ufuk her gün daha fazla karar›yordu. Hainlerin ve iflbirlikçilerin, ‹ngilizlerin aç›k deste¤iyle, halk› silahs›zland›rmaya çal›flt›klar› ve jandarmalar›, Efzon askerlerini, Edesliler’i, Xites’lileri ve her türden faflist alça¤› teçhizatland›rarak yeni bir 4 A¤ustos’u yerlefltirmeye çabalad›klar› kanaati oluflmufltu. Plan iyi tasarlanm›flt› ve bir dizi k›flk›rtmalarla halk› silahl› direnifle yöneltip Churcil’in f›rsat bulup vurmas›n› içeriyordu. Savaflç› K.D.’nin günlü-

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

51


52

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

¤ünden bir bölüm: 7 Kas›m 1944 “ ....‹ngiliz askerlerinin ilk defa II. Taburun 6. bölü¤ünü k›flk›rtt›klar› gündü. Saat ö¤lenden sonra 7 idi ve bölü¤ün bütün savaflç›lar› Nea Elvetia meydan›ndaki bayram kutlamas›nda idiler. ‹ngiliz askerleriyle dolu iki kamyonun meydan›n yak›nlar›nda durduklar› konusunda aniden bizi bilgilendiriyorlar. Hemen bölük komutanl›¤›n›n bulundu¤u Paleon Patron Germanu Caddesine kofltuk. Daha yaklaflmam›flt›k ki, üç ‹ngiliz askeri, bir zamanlar Alman efzonlar›n›n bizlere birçok defa yöneldikleri gibi, otomatik tüfeklerle bizlere yöneldiler. Y›llarca iflgalcilere karfl› savaflan ELAS’› vurman›n hiç de

onurlu birfley olmad›¤›n› onlara anlatmaya çal›flt›m. Ama bofluna. Bizi silahs›zland›r›p öteye ittiler. Semt ayaklanm›fl ve halk tehditvari bir flekilde yaklafl›yor. ‹ngilizler bocalad›lar, aptalca bir gerekçe bulup utangaçça gittiler... ...Art›k herfley gösteriyordu ki her türlü yöntemle bir gerekçe bulup bizi vurmak için çabal›yorlard›...” 20 Kas›m’da Kesariyani’deki giriflim tekrarlan›yor. ‹ngilizlerle dolu üç otomobil tabur komutanl›¤›n›n yak›nlar›nda durup gerilla Lubar’› silahs›zland›rmaya çal›fl›yorlar ama kendisi bu silah› Almanlara karfl› savafl›rken ald›¤›n› ve kimseye teslim etmeyece¤ini ba¤›r›yor. Tabur Komutan› Orestis Valalakis

koflarak gelip, halk ve ELAS karfl›s›ndaki durufllar›n›n düflmanca oldu¤unu onlara anlatmaya çal›fl›yor. Ama ‹ngilizler görüfllerinde ›srarl›. Her türlü bar›flç›l anlaflma/uzlaflma yolu tükenince, savaflç›lar ‹ngilizlerin anlayaca¤› dilden konuflmaya karar veriyorlar. A¤›r makinal›lar› kurup, oradan ayr›lmalar›n› emrediyorlar. ‹ngilizler bir mucizeymifl gibi inatç›l›klar›n› kesiyorlar ve Kesariyani’nin orada toplanan halk›n ›sl›k ve yuhlamalar› aras›nda toparlan›p gidiyorlar. Bu tür olaylar elbette ki ideal güçbirliklerini göstermiyor, ama bunun ‹ngilizleri düflündürmesi gerekirdi. Nas›l oluyor da 12 Ekim’de onlar› çiçeklere bo¤up, el üstünde tutan bu halk, daha sonra semtlerden onlar› tekmeliyor? Cevab›, halk›m›z›n tüm özgür halklar›n dostu oldu¤u gibi ‹ngiliz dostu da oldu¤udur. Ama ondan ‹ngiliz kölesi olmas› istendi ve bu, onun ulusal onur ve flerefine ayk›r›d›r. Ve tahriklerin sonu gelmiyor. I. fiube’nin Burandades’leri ve Papayorgidesçi

“Üstlerine çocuklar! ‹leri ELAS, Yunanistan için… Halk ne isterse!” Ve halk›n istedi¤i oldu. Cellatlar›n dizleri çözülüyordu. Halk›n yenilmez oldu¤unu hissediyorlar. Teslim olmaya haz›rlan›yorlar.”


53 karfl›t› k›flk›rtmalar aç›k ve namert cinayet özelli¤ini ald›. Çat›flma gün be gün kaç›n›lmaz bir hal ald›. ‹ngilizlerin ve hafiyelerinin ölümcül k›flk›rtmalar›na, halk› silahs›zland›r›p faflizan postlar› silahs›zland›raca¤›na iliflkin hafiye Skobi’nin utanmaz aç›klamas› da eklendi. Herkes flunu düflünüyor art›k: “fiimdi böyle silahl›yken bizi tahrik edip utanmazca katletmeye çabal›yorlarsa, silahlar› teslim etti¤imizde ne olacak peki?” ‹flgal ve faflizmin hortlamas›n› izleyen öfkeli ve çileden ç›km›fl halk, EAM Merkez Komitesi’nin davetiyesine tek bir insan gibi cevap vererek 3 Aral›k’ta bir defa daha Atina merkezine sel gibi akt›. Do¤u Semtlerinin gösteri yürüyüflü Attiki’nin ‹rodu Caddesini geçti¤i s›rada bir hafiyenin evinden ve bahçesinden batarya atefline tutuldu. Orada Vironas’tan S. Aleksiu, M. Yangçis, P. Papadakis Kesariyani’den K. Triandafillu ve Nea Elvetiya’dan K. Mavromatopulaos öldürüldüler. Ayn› anda katiller taraf›ndan Kallithea bölgesinde Meçhul Asker’in önünde atefl ediliyor ve yurdumuzun isimli ve isimsiz savaflç›lar›na, ihanetçiler ve iflbirlikçiler taraf›ndan o anda katledilen 54 halk mücadelecisinin isimleri de kat›l›yor. Halk kendinden geçmifl ve savunmas›zca kurflun ya¤muru alt›nda ilerliyor: “‹leri arkadafllar, biz daha çok olan›z, onlar›n mermilerinden de çok!” Halk›m›z hiçbir zaman bu kadar çok ve büyük de¤ildi. Ertesi gün kurbanlar›n ce-

nazesinde yine onlarca beden Atina yollar›na serildi. Aral›¤›n 3’ü, 4’ü ve bunlar› takip eden 33 gün Skobi’lerin ve ihanetçilerin suçlar›yla doludur. Hayvanl›¤›n ve faflizmin her türlüsünün cirit att›¤› Aral›k ay›nda, onlar›n faflizan “karfl›l›klar›na” halk›m›z anti-faflist, demokratik Aral›k’la cevap verdi, öyle ki halk kendisini aflarak ola¤anüstü kahramanl›k ve özveride bulundu. Buzlu Aral›k ay›, tüm halk›m›z›n gö¤üslerinde alevlenen ve sonu gelmez kad›n erkek kahramanlar yaratan ayd›r. Ve Demokratik Halk Ordusu’nu da... ‹leri ELAS, Yunanistan için! 5 Aral›k’ta silahl› çat›flma bafll›yor. Her türlü uzlaflma giriflimi baflar›s›z, tüm görüflme çabalar› sonuçsuz, Skobi’nin ve hafiyelerinin otomatik yayl›m ateflleri halk›n her türü talep ve gösterilerinin kal›plaflm›fl cevab› olunca; halk, yaflam›n› ve dört y›ll›k kurtulufl mücadelesinin kazan›mlar›n› korumak amac›yla ayn› dille konuflmaya karar verdi. O andan sonra ‹ngilizler ve iflbirlikçileri silahs›zlar›n üzerinde at›fl talimi yapamayacaklard›. Halk Ordusu’nun gücünü deneyeceklerdi. Ve bu kanl› tecrübeyi bütün yaflamlar› boyunca an›msayacaklard›. Halk›n öfkesi her türlü s›n›r› aflm›flt› art›k. Yeni halk selleri Atina merkezini basmak için haz›rlan›yorlard›. ELAS, Atina merkezinde toplanacak olan halk›n yaflam›n› korumak için Papandrea’n›n güvenlik güçlerini engelleme emri alm›flt›. Do-

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

Xites’leri, Kas›m ortalar›nda, Pangrati semtinin ve Singru Hastanesi’nin sonunda blok kurup araflt›rma yap›yorlar ve demokrat yurttafllara küfredip tehdit ediyorlar. fiu an cezaevinde çürüyen kahraman savaflç› Eftehia Moriki’ye ölümcül tuza¤› kuruyorlar. Arap tepesinden Tugay Komutanl›¤› binas›na atefl aç›yorlar. 25 Kas›m’da ‹ngilizler Kastikopodi’ye gitmekte olan Tugay’›n bir tak›m›n› silahs›zland›rmaya çal›fl›yorlar. Çat›flma ç›k›yor ve ‹ngilizler kitlenin yuhlamalar› alt›nda gayr› nizami bir flekilde kaçmak zorunda kal›yorlar. 27, 28, 29 Kas›m’da Da¤c› Tugay Birli¤i, Kesariyani ve Kuponya aras›nda tatbikat yapmak için mevzileniyor. “Tatbikat” s›ras›nda bir mermi küçük Durmufl’u karn›ndan ölümcül yaral›yor. Durmufl’un öldürülmesi Aral›k arifesinde ifllenen en i¤renç suçlardan biriydi, çünkü Durmufl ne savaflç›yd› ne de adamd›. On iki yafl›nda bir çocuktu ve katledildi¤i s›rada dört arkadafl›yla avluda oyun oynuyordu. Ama katil Kesariyani’de her kimi öldürürse “kazançl›” olaca¤›n› biliyordu, çünkü hepsi “kukueci”dirler. Ve bir çocu¤a kalleflçe atefl etmekten çekinmedi. Aral›¤›n 1’inde Pangrati Polis Karakolu’nun önünde, ‹ngilizler bir savaflç›y› silahs›zland›rmaya çal›fl›yorlar. Tabur’un tak›m komutanlar›ndan Vasilis Sarandopulos onlar› cayd›rmaya çal›fl›rken, Onu arkadan ölü bir flekilde yere y›¤acak olan otomatik yayl›m atefline bo¤uldu. Halk


PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

54 ¤u Semtleri II. Alay›’na ba¤l› birlikler sabah erken saatlerde polis karakollar›n›n etraf›nda yerlerini alm›fllard›. Bu operasyon hiçbir yerde direniflle karfl›laflmad›, çünkü bir taraftan Burondesler direnip, çarp›flacak yüreklili¤e sahip de¤illerdi, öte taraftan demokrat komiser ve bekçiler halk› vurmay› kesinlikle reddettiler. Pangrati polis karakolu istisna teflkil etti, orada bütün Burondaslar itaat etmeyi reddedip, ELAS’›n karakolda kalma davetini ateflle cevaplad›lar. Cellatlar daha ilk anda onlar› çepeçevre saran Pangrati piyade bölü¤ünün yi¤itli¤ini ve savafl tekni¤ini tespit edebilme flans›na sahip oldular. Savaflç›lar savunmas›z b›rak›lm›fl pencerelere atefl ediyor, yandaki evlere t›rman›yor ve onlara el bombas› ya¤muru gönderiyorlard›. Çevredeki sokaklardan insanlar çat›flmay› takip ediyorlar. Normal bir izleyici de¤il, silah arkadafllar›yd›lar. Savaflç›lara cesaret veriyorlar s›cak sözlerle, onlara sigara da¤›t›p, su veriyorlar. Efsanevi megafon kesintisi, bir flekilde Burandaslar› teslim olmaya ça¤›r›yor. Bina içinde deli¤e s›k›flm›fl cellatlar; yayl›m at›fllar› ve el bombalar› patlamalar›n›, halk›n ba¤r›flmalar› ve türkülerine kar›flt›klar›n› duyuyorlar. Küçük k›z seslerinin gerilla komutanlar›n›n (kapetanios) gür komutlar›na kar›flt›klar›n› duyuyorlar. Bu al›fl›lm›fl bir çat›flma de¤il, halk panay›r›d›r. Saat 9.30’da son darbeyi yiyorlar. Bir gösterici seli, Atina merkezinde gösteri yapmak için Pangrati’nin sokaklar›n› ge-

çiyor. Göstericilerin sloganlar› çat›flman›n gürültüsünü örtüyor. “Üstlerine çocuklar! ‹leri ELAS, Yunanistan için… Halk ne isterse!” Ve halk›n istedi¤i oldu. Cellatlar›n dizleri çözülüyordu. Halk›n yenilmez oldu¤unu hissediyorlar. Teslim olmaya haz›rlan›yorlar. Ama o anda ‹ngilizler yetifliyor ve onlar› al›yorlar. Halk›n öfkesinin s›n›r› yoktur. Burondeslerin nefretten ve korkudan sararm›fl bir halde ‹ngilizlerin arabalar›na bindiklerini görüyor halk. Biliyor ki bir defa daha onlar› yenmek gerekecek, yuhalamalar ve lanet ba¤r›fllar› öfkesini örtmesine izin veriyor. 3. polis karakolunu arabalardan indirmeye bafll›yorlar. “Müttefikler” orada cellatlar› silahland›r›p tekrar çat›flmaya sokmaya çal›fl›yorlar. Halk› vurmay› reddetti¤i için komiser yard›mc›s› Haralambo Koskina’y› katlediyorlar orada. Yunanl›lar›n, Yunanistan düflmanlar›n›n saflar›nda yerleri yoktur. Bu arada halk seli yürüyüflüne devam ediyor. Omonya’dan hemen evvel, “Mitropoli” otelinden ve Devlet Piyango binas›ndan sald›r›ya u¤ruyor. Ama bu defa silahs›zlara yap›lan at›fl talimi olmuyor. Halk, hemen ayn› araçlarla cevapl›yor. Göstericiler k›p›rdamadan ama türkülerle yerlerinde dururken, savaflç›lar birinci kat›n pencerelerine ç›kmak için

at›l›yorlar. Mermilerin ›sl›k çalmas›, bedenlerin yerlere serilmesi önemli de¤il. Bu defa hesap karfl›l›ks›z kalmamal›. ELAS’›n 1. Ordu Birli¤i’nin bir tak›m› yetifliyor ve hemen kuflatmac›larla birlefliyor. Edesliler ve her türden alçaklar sa¤lam yerlerini terkederek yandaki binalara atlayarak kurtulmaya çal›fl›yorlar. Halk kahramanl›¤›, korkakl›klar›n› daha fazla artt›r›yor. Halk son darbeyi vururken “müttefikler” yetifliyorlar. Bir defa daha Skobi’nin k›rm›z› berelileri alçaklar› kurtar›yor. “Mitropolis” çat›flmas›nda, Do¤u Semtleri bir defa daha kan vergisini ölü ve yaral›larla ödedi. Ölüler aras›nda bulunan Haravgi bölgesinden savaflç› P. Papadakis ve Dimitris Stoyannis çat›flmadan dönerlerken Xites’lerin eline düfltüler ve Thision’da infaz edildiler. Ayn› gece ‹ngilizler Guvas bölü¤ü taraf›ndan korunan Stadio’ya (Stadyum) konufllanmaya çal›fl›yorlar. Koruman›n bafl› tak›m komutan›


Kostas Russos durumu protesto etmek için ‹ngiliz birli¤inin liderini istetiyor. ‹ngilizlerin ona dediklerini rapor edebilmek için geri dönmek maksad›yla s›rt›n› döndü¤ünde, bir otomatik yayl›m atefli onu öldürüp yere y›¤›yor. Bu utanç verici cinayetin bildirisi semtlerimizi aya¤a kald›r›yor. Her neyse, Skobiler’in duraksamalar› için baflka bir namussuzluk daha var m›d›r? Hay›r, çünkü bir savafl›n hedefi, kullan›lacak araçlar›n tayinini de büyük oranda belirler. Her kim ki kölelefltirmek için savafl›rsa, namussuzluk ve rezillikten baflka birfley yapamaz. ‹nsanl›k ve yi¤itlik, özgürlük ve ilerleme için savaflanlar›n tan›d›klar› erdemlerdir. ELAS ve Skobi’lerin davran›fllar›n›n aras›ndaki farklar ancak böyle aç›klanabilir. 6 Aral›k Aziz Nikolaos gününde, semtlerimiz askeri kamp görüntüsü veriyorlar. F›rt›na daha patlamam›fl ama herfley yaklaflmakta oldu¤unu gösteriyor. Halk Semtleriyle iflbirlikçi merkez aras›nda aç›lan boflluk, 33 gün boyunca kanla doldu. Halk ve Ordu, so¤ukkanl› ve kararl› bir flekilde sald›r›y› bekliyorlar. Ve sald›r› gelmekte gecikmiyor. Da¤c› Tugay’›n 3 taburu, saat 12.30’da, “Serman” tipi 10 tank›n ve birçok z›rhl› arac›n korumas›nda Zografu-Kuponia-Arap Tepesi yönünde hareket ediyor. Bu cepheyi ELAS’›n 4. taburunun küçük kollar› tutuyordu. Düflman›n korkuç üstünlü¤üne ra¤men, öfkenin ve kahramanl›¤›n s›n›rlar›n› aflacak ölçüde savafl›yorlar. 6 saatlik çat›flmadan sonra, ak-

flama do¤ru saat 5 gibi düflman Zografu ve Kuponia semtlerini iflgali ve Kesariyani sel yata¤›na ulaflmay› baflar›yor. ‹lk defa orada uçaklar ELAS mevkilerini a¤›r makinal›larla vurarak çat›flmaya kat›l›rken, Riminitisler Kesariyani’ye s›zmaya çal›fl›yorlar. Yüzlerine gözlerine bulaflt›r›p akflam tüm çabalar›n› durduruyorlar. Kesariyani cephesi böyle olufltu. O günden itibaren Kesariyani atefl ve demir (tank-z›rhl› çn.) bask›nlar›yla yafl›yordu. O günden itibaren 25 gün boyunca ELAS ve halk, jandarma ve taburlarla destekli, difllerine kadar teçhizatl› tam bir tugay›n sald›r›lar›na gerçek anlamda t›rnaklar›yla karfl› koydular. 6 Aral›k akflam› Vironas’ta duran III. Taburun tüm bölüklerine savafl alarm› parolas› veriliyor. Gece yar›s› 3’te yüzbafl›lara ve gerilla birlikleri komutanlar›na operasyon planlar› bildiriliyor. Binbafl›n›n bürosunun etraf›nda toplanm›fl, plan›n analizini dikkatlice dinliyorlar. Hepsinin yüzlerinde kararl›l›k okunuyor. Plan; I. Kolordu’nun Nakil Bölümü’nün ve 2. polis karakolunun iflgalini öngörüyor. Düflman›n çok iyi korundu¤u ve personelinin tam oldu¤u kurum binalar›. fiafak söküyor... Plana ba¤l› olarak saat tam 5.30’da Zappiyo fiskiyesinde yüzbafl› Nikita’n›n komutas›nda Nea Elvetiya’n›n (Yeni ‹sviçre semti) 6. bölü¤ü ve Guvas’›n 3. bölü¤ü merhum yüzbafl› Nas› (Güçlü) komutas›nda toplan›yorlar. Sald›r› parolas›n› Arditto’da üstlenmifl

olan 6. bölü¤ün a¤›r makinal› tak›m› verecekti. Saat 5.30 da parola veriliyor ve her iki bölük ilerlemeye bafll›yorlar. Yar›m saat içinde çat›flma k›z›fl›yor. 1. Kolordu her taraftan kuflat›lm›fl ama çok iyi korundu¤u için yaklaflmak imkans›z. Bu arada 6. bölük öfkeyle savunulan 2. polis karakolunu kuflatm›fl durumda. 1. bölük, 3. ve 6. bölükleri desteklemeyi deniyor ama halk jimnastik salonu yak›nlar›nda ‹ngilizler taraf›ndan darbe al›p geçici olarak geri çekiliyor. Bu arada ‹ngilizler Amalias ve Singru bulvarlar› boyunca tanklarla çember oluflturuyor ve böylelikle düflman kurumlar›n› kuflatan birliklerin Meç’te bulunan Alay Komutanl›¤›yla ba¤lar› kesilmifl oluyor. Ama korkusuzca çat›flmaya devam ediyorlar. 6. bölü¤ün yüzbafl›s› karakolu telefonla aray›p teslim olmalar›n› istiyor ama olumsuz cevap al›yor. O zaman bölük bütün sokaklardan elbombalar›yla at›l›yor. Çat›flma alan› bir yanarda¤a dönmüfl durumda ve Burondesler teslim oluyorlar. Saniyeler içinde silahs›zland›r›l›yorlar ve bina ELAS’›n eline geçiyor. Bu operasyon do¤ru bir askeri baflar› içeriyordu. Çünkü ELAS, hainleri deliklerinden ç›karmak için hiçbir a¤›r silah bulundurmuyordu. Ama halk mücadelecisinin fliddeti en güçlü kaleleri de y›k›yor. ‹flte böyle 2. polis karakolu ve flu ganimetler ELAS’›n eline geçti: 15 tam otomatik, 10 karabina tipi tüfek ve 20 tabanca. Baflka bir deyiflle, savunulanlar›n at›fl güçleri sald›ranlar›nkinden üç kat

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

55


PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

56 fazlayd›, iyi korunuyorlard› ama yenildiler. ELAS’›n 1 ölüsü ve 4 yaral›s›, hainlerinse 10 yaral›s› vard›. Kahraman 6. bölük daha nefes bile almadan h›zl› bir flekilde bir sonraki temel hedefi olan Nakil Bölümü’ne do¤ru harekete geçiyor. Bu arada 1. ve 2. bölükler de yard›ma gelmeyi baflar›yorlar ve çat›flma büyüyor. Akflama do¤ru saat 3 gibi çat›flma alan› tam bir cehenneme benzemekte. Savaflç›lar tatbikattaym›fl gibi savafl›rken, jandarmalar panik içinde. Bir jandarma te¤meni ve 15 jandarma ellerini kald›r›p teslim oluyorlar. Seksen kifli daha kalm›fl durumda. Genel sald›r›ya haz›rlan›ld›¤› anda ‹ngilizler bizi bir defa daha s›rt›m›zdan vuruyorlar. 1. Kolordu’yu kuflatan güçleri esir al›yorlar ve bütün taburu yaln›zlaflt›rmaya çal›fl›yorlar. Böylesi bir tehlikenin ortadan kalkmas› için mecburen ‹lissos hatt›na geri çekiliniyor. Ama Nakil Bölümü’nde çat›flma devam ediyordu. Gerilla komutan› K. Komutas›ndaki Pangrati bölü¤ü, Zafer Caddesi boyunca ilerleyip teçhizat ikmalini kesmeye çal›fl›yordu. Postahane yak›nlar›nda bir Burondes arkadan atefl ederek bir savaflç›y› öldürüyor. O anda 70 yafl›nda bir ihtiyar, harabe bir evden f›rlayarak ölen savaflç›n›n silah›n› kap›yor ve daha kimse ne yapaca¤›n› anlamadan, ba¤›rarak Burondes’e atefl etmeye bafll›yor: “Ahlaks›zlar, onca zamand›r semtlere bask›nlar yap›yordunuz. fiimdi semtler size bask›n yap›yor!” Bu kahra-

man ihtiyar, kuflat›lma tehlikesine karfl› Arditto’ya çekilinceye kadar genç savaflç›lar›n yan›nda savaflt›. Ayn› günün akflam› Jandarman›n elinde bulunan Ordonat Maliyesi (Savafl Malzemeleri Dairesi)’nin iflgali için sald›r› yap›l›yor. ELAS’›n 4 tak›m› çat›flmada yeral›yor. Birkaç saat sonra Maliye düflüyor. ELAS’›n moral ve savafl sanat› baflar›s› daha bir belirginlefliyor. Daha resmen olmasa bile,

O tarihi gecede ve takip eden günlerde her erkek, çocuk, kad›n erkek ihtiyarlar birer savaflç›yd›lar. Tüfe¤i olanlar onunla savaflt›lar. Tüfe¤i olmayanlar t›rnaklar›yla, tafllarla, türkülerle savaflt›lar..


buydu iflte Skobi’leri müdahaleye zorlayan. ELAS buldu¤u bütün teçhizat ve iki yaral›yla geri çekiliyor. Ayn› gün sabah 5’te Aral›k’›n büyük çat›flmalar›ndan biri bafllam›flt›. Makriyanni Jandarma Taburu Çat›flmas›. Tabur, baflkald›r›n›n en güçlü kalesiydi. 1300 jandarmadan oluflan muhaf›z birli¤i d›fl›nda otomatik ve a¤›r makinal›lar, havan toplar› ve 8 komflu binalarla korunuyordu. Bütün bu koruma binalar›n›n felakete u¤ramad›¤› belliydi. Ama ELAS buna harekatta tereddüt etmedi. Sald›r›ya komflu semtlerdeki birliklerin d›fl›nda Do¤u Semtleri II. Alay›’n›n II. ve III. Taburlar› da kat›ld›lar. Saat tam 6’da f›rt›na koptu. ELAS, patlamalar›n curcunas› içinde, sistematik bir flekilde kale binalar›n› devre d›fl› b›rakmaya bafll›yor. Çat›flman›n fliddetini anlatabilmek oldukça zor. Korkunç bir atefl gücüne sahip olan hafiyeler kelimenin gerçek anlam›yla bütün sokaklarda biçiliyorlar. ‹nsan yeryüzünün kaynad›¤›n› san›yor. ELAS ilk bafltaki ciddi kay›plar›na ra¤men tarif edilemez yi¤itlikle savafl›yor. Halk›n en iyi çocuklar› faflizmin kin duyulan kalesine, Makriyanni Jandarma Taburu’na sald›r›yorlar. Saat sabah 10’a kadar 8 kale gibi bina temizlenmifl ve bütün güçler tabura karfl› yönelmiflti. Korku dolu hafiyeler Skobi’lerden yard›m istiyorlar ve hemen tanklar gönderiliyor. Bu defa can al›c› yerden vurmaya bafll›yorlar ama ELAS’›n geri çekilmesi mümkün de¤il. Korkusuzca kuflatmaya devam ediyor. II.

Tabur’un 2. ve 6. piyade bölük yüzbafl›lar› yandaki bir binan›n çat›s›na ç›k›p demet demet dinamitleri tabura f›rlat›p patlat›yorlar. Bu arada bizim kahraman semtlerimizden tüfeksiz, otomatiksiz ama sigara, konyak ve tatl› yüklü bir kol harekete geçiyor. Savaflan ordusuna yard›ma giden halkt›r. 12-15 yafllar›nda k›zlar, 70’lerinde kad›n ve erkek ihtiyarlar, sürünerek ön hatlara kadar ulafl›p a¤›r makinal›lara ve niflanc›lara hediyelerini kendi elleriyle veriyorlar. Kendini hemflire olarak atayan 13 yafl›ndakiler ölü hatta kadar ulafl›p yaral›lar› tafl›yorlar. Bazen de geri dönmüyorlar, kollar›nda kurtarmaya gittikleri yaral›yla ölü yatarak. ELAS elektriklenmifl gibi genel sald›r› hücumuna bafll›yor. Tabur atefl alm›fl ve II. Tabur’un sald›r› kollar› Kuzeybat› yönünün tafl duvar›n› y›km›fllar. Zaferin, halk›n silahlar›n› taçland›rd›¤› anda, ‹ngiliz tanklar› çat›flmaya girip onlar› Azrail’in difllerinden kurtar›yor. Ö¤leden sonra 4’te uçaklar da çat›flmaya kat›l›yorlar. 50 metreden bütün bina ve yollar› a¤›r makinal›larla tar›yorlar. Bu yöntemle baflka bir savunma arac› olmayan ELAS’›n moralini da¤›tmay› hedefliyorlard› ama sonuç baflka oldu. Düflman›n mevcut araç üstünlü¤ü savaflç›lar›n gururlar›n› tahrik ediyor. A¤›r makinal›lar›n namlular› patl›yor, el bombalar› ya¤mur gibi ya¤›yor... Uzaklardan baflka bir çat›flman›n bö¤ürtüleri geliyor. Riminitesler öfkeyle Kesariyani’ye karfl› sald›r› bafllatm›fllar.

Sabah›n erken saatlerinde mücadelenin Stalingrad›’na karfl› genel hücum bafll›yor. Görünen o ki, Riminitesler ne pahas›na olursa olsun iflgal etme emri alm›fllar. Tank ve toplar atefl ve çelik kusuyorlar barakalar›n üzerlerine, uçaklar ayr›m gözetmeden taray›p, bombal›yorlar. A¤›r makinal›lar ve havanlar bütün yollar› biçiyorlar. Hiç kimse herhangi bir insani varl›¤›n bu cehennemde dayanabilece¤ine inanam›yor. Bütün semt alevler ve dumanlarla örtünmüfl, Riminitesler çeli¤in ve ateflin siperinin arkas›ndan semte girebilmeyi, Vriulon Caddesine kadar ilerlemeyi ve Arap Tepesini iflgal etmeyi baflar›yorlar. Zincire vurulamayan semtin son saatleri görünen o ki geldi. Zografu ve Kuponia sakinleri heyecanla çat›flmay› takip ediyorlar. Hiç kimse Kesariyani’nin bu atefl tufan›na dayanabilece¤ine inanm›yor. Akflam sesler duruyor ve derin bir sessizlik hakim oluyor. Herkes “Kesariyani’miz düfltü...” diye düflünüyor. Aniden uzaklardan gelen bir u¤ultu gecenin cessizli¤ini y›rt›yor. Adamdan say›lmayan Riminites’ler avlulara ve d›fl kap›lara f›rl›yorlar. Kesariyani’den çan sesleri, hayk›r›fllar, gerilla türküleri ulafl›yor. Kesariyani’nin bütün halk› yollarda mücadeleye devam karar›n› hayk›r›yorlar. Köleler suskun, gözleri yafll›, özgürlük rüzgar›n› içlerine çekip kulaklar›n› gererek duymaya çal›fl›yorlar, ateflin ve demirin kuflatmas›ndan zaferle ç›kan, zincirlenemeyen Kesariyani halk›-

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

57


PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

58 n›n sesini… Gözyafllar› dökülüyor, yürekler s›k›l›yor. Köleler Kesariyani’ye suskun selamlar›n› yolluyorlar. Birisi yavaflça söylenmeye bafll›yor: “Merhaba, ne mutlu kahramana....” Bo¤az› dü¤ümlenip, susuyor.. Mucize olmufltu. Halk›n ve düflman›n›n bu dev çat›flmas›nda; mant›k ve askeri kurallar suya düfltüler ve tekrardan hesaplaflt›lar. O tarihi gecede ve takip eden günlerde her erkek, çocuk, kad›n erkek ihtiyarlar birer savaflç›yd›lar. Tüfe¤i olanlar onunla savaflt›lar. Tüfe¤i olmayanlar t›rnaklar›yla, tafllarla, türkülerle savaflt›lar.. Ve iflte, mucize flöyle oldu: Genel sald›r›n›n birinci gününün gecesi düflman son darbeyi vurmak için semtlerde mevzilenmifl bir halde flafa¤› beklerken, Kesariyani halk› Meryem Ana Kilise’sinde topland›. Tabur Komutan› Thassos, sade sözlerle durumu halka hiçbir fleyi gizlemeden bildirdi. Sözlerinden sadece bir mucizenin Kesariyani’yi kurtarabilece¤i sonucu ç›k›yordu. Bitirdi¤inde halk söz ald›. Çok fley söylemedi. Sadece bir cümle: “Onlar› kovaca¤›z ya da hepimiz ölece¤iz!” O anda mucize olmufltu. Ertesi gün flafakta sald›r› bafllad›. Ama Riminites’lerden de¤il. Kad›nlar, ihtiyarlar, çocuklar ve savaflç›lardan bir y›¤›n hücumu bafllatt›. Türküler çat›flman›n y›ld›r›m›n› örterken tak›mlar ve bölükler mücadelecilerin ailelerini çepeçevre sarm›fl bir halde ilerliyorlard›. Hücuma, halk ve orduya da, Tula isimli 17 yafl›nda, sar›fl›n, elde tüfe¤iyle bayan bir sa-

vaflç› önderlik ediyordu. ‹flte o anda mermiler, havanlar, toplar yere ölü ve yaral› y›¤may› durdurdular. A¤›r makinal› yayl›m ateflinde ölenler, bacaklar› kopmufl, ba¤›rsaklar› dökülmüfl yaral›lar savaflarak ve türkü söyleyerek ilerliyorlar. Riminitesler Kesariyani’deki son barakalar›, Arapi’yi, oradan yuvarlanm›flças›na boflalt›p, panik bir halde geriye do¤ru kaç›flt›lar. O zaman ölüler yerlere y›¤›l›p, yaral›lar inlemeye bafllad›lar. O gün iflte böyle kurtuldu Kesariyani, çünkü sadece böyle kurtulabilirdi.... Devam eden 23 gün; halk›n kahramanl›klar› ve Skobilerin ve ihanetçilerin inan›lmaz vahfletleriyle doludur. Kesariyani bütün bir tugay›n bask›s›n› gö¤üslemek zorundad›r, ama ayn› anda topçular ve uçaklar hergün Kesariyani’yi harabeye çevirmektedirler. 10/12’de ELAS, Singru hastahanesine hücum ediyor. 400 Riminites ve jandarman›n müdafaa etti¤i hastane mükemmel korunmaktad›r. Kesariyani’nin 4. Tabur’una ba¤l› 3. bölük, ‹mittu ve Vironas’tan gelen küçük destekler çevredeki evlerin duvarlar›n› delme yöntemiyle binaya yaklafl›yorlar. Ve sald›r›ya bafll›yorlar. 2,5 saatte 20 esir alarak binan›n bir bölümünü iflgal etmeyi baflar›yorlar. Öbür gün epeyce uçak ve tanklarla ‹ngiliz deste¤i geliyor. ELAS, harabeler alt›nda gömülme tehlikesinden ötürü hastaneyi boflaltmak zorunda kal›yor. Bölü¤ün geri çekiliflini, elde bombalar›yla tanklar› durduran iki ta-

k›m sa¤lad›. Kuflatma alt›nda nefessiz kalan Kesariyani’yi rahatlatan Singru öncü tak›m›, Aral›k sonuna kadar Kesariyani’yi korudu. Riminitesler 12/12’de ani bir sald›r›yla Arapi’yi geri al›yorlar. Aceleyle tepeye a¤›r makinal›, toplar ve havanlar yerlefltiriyorlar. Ayn› akflam bir EPON üyesi gerilla tak›m›, tepeyi geri almak için harekete geçiyor. Gece karanl›k ve sicim gibi ya¤mur ya¤›yor. EPON gerillalar› sürünerek tepeye t›rman›yorlar. Bu giriflim tam bir delilik, çünkü düflman iyi korunmakta ve teçhizatta ise tan bir üstünlü¤ü var. ‹yi de Aral›k içinde hangi durumda ayn›s› olmuyordu ki? Savaflç›lar sessizce a¤›r makinal›lara yaklafl›yorlar ve aniden Riminiteslerin üzerine hücum ediyorlar. Arapi muhaf›z birli¤i 5 dakika içinde yok ediliyor. Ve kurtulanlar da korkudan ödleri patlam›fl bir halde yuvarlan›yorlar. O zaman a¤›r makinal›lar gerçek bir atefl ya¤muruna bafll›yor. Ama gerillalar sanki zirveye yap›flm›fllar. Gerillalar t›rnaklar›yla ›slak topra¤a yap›fl›rken, havan toplar› her metrekareyi parçal›yor. Bu yerin tutulmas› mümkün de¤ildi ve ertesi gün terkedildi, ama Riminitesler bir daha ç›kmaya cesaret edemediler. Arapi “ölü hat” oldu. Ertesi gün, düflman Da¤c› Tugay›’n›n iki taburunun konufllanm›fl oldu¤u Kuponya bölgesine Kesariyani tabur gerilla komutan› Orestis, 3. bölük komutan› Vutira ve 15 savaflç› s›z›yorlar. Riminitesler flaflk›na dönüyorlar ve kendilerini kaybediyorlar.


59 hergün fliddetli çat›flmalar oluyordu. Düflman›n ezici üstünlü¤ünü kullan›p, de¤iflik bölgelerde sürekli tehdit içinde olmas›, tetikte olmay› da zorunlu k›l›yordu. Sadece ELAS ve halk›n kahramanl›¤›, fedakarl›¤› ve inisiyatifiyle bu dengelenme gerçekleflti. Resmi bildirimlerde bu tür durumlar için “hiçbir yenilik” olmaz denilir, ama halk›m›z hergün yeni kurbanlar veriyordu. Büyük Aral›k tarihinde yeni görkemli sayfalar yaz›yordu ka-

l›k’ta düflen, yaral› tafl›y›c›lar› sorumlusu, 16 yafl›ndaki destans› savaflç› Yannis Avgerinos gibi. T›pk›, düflman› a¤›r makinal›yla biçerken a¤›r yaralanan 50 yafl›ndaki M. Hacistelyo gibi. T›pk› savafl mühimmat› tafl›d›¤› s›rada öldürülen 12 yafl›ndaki kartal yavrusu unutulmaz Çimini gibi. T›pk› ön hatlardaki savaflç›lara yemek tafl›rken yaralan›p, savaflç›lar›n ayaklar› önünde öldürülen 18 yafl›ndaki Kokkinia’dan kad›n sa-

n›yla. Kahramanlar yaratt› t›pk›; tüfe¤ini kaparak halk›n›n düflman›yla savaflan 55 yafl›ndaki ihtiyar tak›m komutan› Kabaday› ve omuz omuza savaflt›¤›, düflman› kaale almazcas›na ölü hatta yaral›lar› toplarken 9 Ara-

vaflç› gibi. Ve kim, açl›ktan ölmemek için “ölü hatlardaki” evlere hayatlar› pahas›na yemek tafl›yan Kesariyani’nin kahraman kad›nlar›n› unutabilir ki? Da¤c› Tugay’›n bir birli¤inin hareket merkezinden

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

Ama kendilerini kuflatan savaflç›lar›n say›lar›n›n azl›¤›n› görünce, Aral›k’›n en kahraman çat›flmalar›ndan biri bafll›yor. Savaflç›lar teslim olmay› reddedip, öfkeyle savafl›yorlar, say›lar› yüzlerce olan ihanetçileri biçiyorlar. Ama cephaneleri bitince, hala yaflayanlar düflman eline düflüyorlar. O zaman Giksburgk “yalanc› gerillalar›n›n” (kontr-gerilla çn.) namertli¤i ve yabanili¤i ortaya ç›kt›. Kudurmufl hayvanlar gibi esirlerin üzerlerine sald›r›p, süngü ve çak›larla onlar› paramparça ettiler. Adli t›p raporu, sadece komutan Orestis’in cesedinin gö¤üs ve kafas›nda 50 b›çaklama oldu¤unu belirtiyor. Böylesi hayvanlar›n Yunanca isimleri oldu¤u için gerçekten utan›yoruz. O günden 28 Aral›k’a kadar Kesariyani cephesi dengelendi. Bu “dengelenmenin” eylemsizlik oldu¤unu sanmak yanl›fl olur. Kesariyani hergün binlerce top, havan, roket ve her türlü mermi sald›r›s›na u¤ruyordu. Sa¤lam hiçbir fley kalmam›flt›. Her gün hastaneler savaflç›lar ve sivil halkla doluyordu. Belki de dengelenme döneminin en sert günler oldu¤u söylenebilir, çünkü düflman baflar›s›zl›¤›n›n öfkesini sivil halktan ç›kar›yordu. Ama cephede de,


PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

60 ald›¤› belgeleri, cephe hatt›n› geçerek ELAS’a teslim eden 16 yafl›ndaki Dina Kuymali’yi mi? Tahkim için tafl tafl›rken yaralanan ihtiyar Vuya’y› m›? Gerilimli 7 Aral›k gecesi Aziz Yanni’den ald›klar› patlay›c›lar› düflman a¤›r makinal›s›n›n önünden geçerek tafl›yan dokuz kad›n› m›? Her gece ön hattan ölüleri toplayan Valasiya Fotiyadi’yi mi? O¤lunun cesedini: “Helal olsun. Mücadele u¤runa gitti...” diyerek karfl›layan Yorgo Mustaki’nin annesini mi? Halk›n kahramanl›¤› ciltler dolusu yaz›larak anlat›labilir. Burada sadece baz› örnekleri dile getiriyoruz. Ama, Kesariyani destan›n›n görkemli sayfalar›n› çevirirken kahramanca çarp›flmas›na ra¤men bugün faflizan kad›rgalarda çürüyen 50 yafl›ndaki 3. bölük gerilla komutan› Kuva’y› belirtmemek haks›zl›k olurdu. Ya da çok az yi¤it ile düflman hatlar›n› geçip Vila Vasiliyadi’yi iflgal eden, taburdan Logodeti Mavro’yu. Yine a¤›r makinal›n›n niflanc› ve tedarikçisi öldürüldü¤ünde ikisinin de yerini alan ve gerçekten Riminitesleri haklayan ve havan topu yaras›ndan ötürü zorla hastaneye kald›r›lan, ELAS’›n “annesi” kahraman Eftihiya Moriki’yi de. Ve yine komutlar› iletti¤i s›rada öldürülen kurye kad›n EPON üyesi Vangeliça’y›. Ön hatta mevzi infla ederken boynundan a¤›r yaralanan ama çat›flmay› terketmemek için yaras›n› gizlemeye çal›flan Bayan Caneti’yi. Ayn› zaman diliminde Do¤u Semtleri cephesinin di-

¤er bölümlerinde ne oluyordu peki? 8/12’de, Makriyanni’deki çat›flma büyük bir h›nçla devam etti. Bir önceki gece Skobiler Akropolis’te mevzilenmekte tereddüt etmediler. Ve böylece oradan ELAS’›n Makriyanni’deki üslerini biçtiler. Oradan Atina’n›n bütün semtlerini öfkeyle vuruyorlard›. Skobi bu hareketiyle sadece kendi askeri “flerefini” (ne kadar varsa!) lekelemedi ama ‹ngiltere’nin de flerefini lekeledi. Ölümsüz bir uygarl›¤›n en büyük an›t› olan Panteon, Atina’n›n halk semtlerinin kad›n ve çocuklar›n›n tüfekler taraf›ndan öldürüldü¤ü a¤›r makinal› mevzisi oldu. Birinin böylesi bir suç ifllemesi için inan›lmaz bir faflizan kat›l›k, duygusuzluk gerekiyordu. Ama Skobi de böylesi bir meziyete sahip olmasayd› Tori’ler Onu Atina’ya yollamazlard›. 7’yi 8 Aral›k’a ba¤layan gece Vuliagmenis caddesindeki cezaevleri kulübeleri düflmüfltü. 100 bekçi ve ihanetçi mahkum teçhizatland›r›lm›flt› ve çat›flmaysa oldukça sertti. Teçhizatl› karakollar düflünce, çat›flma kulübelerin içinde, hatta nezarethanelerde devam ediyordu. Ama sabah her türden direnifl durmufltu ve ELAS askeri karakola yerleflti. Skobiler, Akropolis’ten kulübeleri vurmaya ve Vuliagmenis Caddesine kurflun ya¤d›rmaya bafllad›lar. Savaflç›lar gelifli güzel korunmaya çal›flt›lar ve boran›n dinmesini beklediler. O zaman, cehennemin içinden bir kurye ulaflt›. Tarlalar›n içinden sürünerek gelmedi. Vuliagmenis Cadde-

sinden bisiklet sürerek geldi ve 13 yafl›ndayd›. “Mücadele arkadafllar›, kurye!” diye ba¤›r›yordu hiçbir fley olmam›flcas›na. Savaflç›lar gurur duyuyorlar, kartal yavrusuyla ve sorularla kafas›n› kar›flt›r›yorlar. “Bana baflka bir fley sormay›n çünkü birli¤im ön hatta çarp›fl›yor ve panay›r› kaç›rmak istemiyorum”. Ve geldi¤i gibi gitti. Etraf›nda dünya y›k›l›rken o bisiklet sürüyordu... 10 Aral›k’tan itibaren cephe her yerde istikrarl› hale geliyor. Hat; Aziz Sostis’ten bafll›yor-DurgutiMakriyanni-Arditto ve oradan devamla FormiyonosSingru-Kesariyani. Skobiler 16/12’de bütün araçlar›yla Durguti’ye sald›r›yorlar. ELAS’›n çok az tüfe¤i ve elbombas› vard›. Bunlara ra¤men kahramanca, onlara büyük kay›plar verdirerek ‹ngilizleri durduruyorlar. Apartmanlar›n önünde bir sokak barikat›nda G.T., K.T., S.M. ve bir EPON üyesi; 3 tüfek (çifte-k›rma) ve bir otomatik tüfekle 3 saat boyunca yaln›z bafllar›na savaflt›lar. Kad›nlar ve çocuklar ya¤mur ve kurflunlar›n alt›nda ilerleyerek onlara su ve sigara götürüyorlard›. Ve ayr›ca birçok defa bebeklerini yedirircesine onlar› doyurdular, çünkü yi¤itlerin o anda elleri tüfeklerle meflguldü. Yüz kat dinamite karfl›, 4 savaflç› ETEL fabrikas›n› saatlerce savundular. Bu bir avuç kahraman›n direniflini k›rmak ve ETEL binalar›n› iflgal etmek için Skobiler yar›m gün harcad›lar. Ama mahallelerin içine s›zma çabalar› feci bir flekilde baflar›s›zl›-


¤a u¤rad›. Durguti’nin tenekeden barakalar› zaptedilemeyen kalelere dönüfltü ve Skobiler her giriflimi oldukça pahal›ya ödüyorlard›. Bu çat›flmalar›n birinde II. Tabur gerilla 2. komutan› Kaçipodi’den Miços Strilakos kahramanca öldü. Ayn› gün ELAS’›n elinde bir ‹ngiliz askerinin cesedi kald› ve bütün flerefiyle gömüldü. Arditto bölgesinde çat›flmalar günlük k›z›fl›yordu. Pangrati bölü¤ü, hergün havan, top ve patlay›c› mermilerin ya¤muruna u¤rayan askeri karakola yerleflmifl. Pangratililer yerlerinden k›p›rdam›yorlar. Hedefi bulan at›fllar ‹ngilizlerin ve Hintlilerin düzenlerinde tam bir felakete sebep oluyor. Hastane araçlar› gidip gelmeye yetiflemiyorlar. ‹ngilizlerin yaral›lar›m›z› kurfluna dizdi¤i ve hastane araçlar›n› atefle verdi¤i anda, ELAS bir kurflun bile s›km›yor bu araçlara. Günler geçiyor ve Stadio karakollar› efsaneleflmifller art›k. 17/12’de Hintliler aniden Arditto’yu al›yorlar. Skobi baflar›s›n› kutlamak için aceleyle bildiri ç›karmaya çal›fl›yor. Ama evdeki hesap çarfl›ya uymad›. Öbür gün flafakta ELAS karfl› taarruza geçiyor. Ne ön haz›rl›k ne baflka bir fley, “Ardittos tekrardan ele geçirilmeli”, sadece bu yetiyor. ‹ngilizler Hintlilerle birlikte tam teçhizatla tepede üstlenmifller ve her türlü silaha sahipler. Ama kimse hesaplam›yor. Savaflç›lar, içlerine fleytan girmifl gibi ilerliyorlar. ‹lk siperi K. Gikas (Maheras) ve Argiris K. adl› iki savaflç› tek bafllar›na ele geçiriyorlar. Otoma-

tik tüfeklerle donanm›fl 11 esir. Onlar› silahs›zland›r›p öbür sipere do¤ru ilerliyorlar. Bu siperde bulunan ‹ngilizler beyaz bayrak kald›r›yorlar ve ard›ndan öldürürcesine atefl ediyorlar ve siperin içine yuvarlanan Gikas’› a¤›r yaral›yorlar. Birazdan Ardittos, ELAS’›n eline geçiyor ve Skobi’nin bildirisi bofla gidiyor. Skobiler say›ca ve teçhizat yönünden ezici üstünlü¤e sahiplerdi. Uçaklara, savafl gemilerine, a¤›r makinal›lara ve bolca otomatik teçhizata sahiplerdi. Güçleri mükemmel örgütlenmiflti ve destek kuvvetleri sürekli yetifliyordu. ELAS ne tür araçlarla onlar› gö¤üslüyordu? Do¤u Semtleri II. Alay› tüfeklere, 80 otomatik ve 12 a¤›r makinal› tüfe¤e sahipti. Atefl gücü olarak iki düflman bölü¤ü eflde¤erinde olan bu de¤ersiz araçlarla; Da¤c› Tugay’›n 3.000 kiflilik gücünü, Hintlilerin 2 taburunu, ‹ngilizlerin bir taburunu, yaklafl›k 100 tank›, birkaç düzine a¤›r makinal›y› ve bir o kadar da savafl uça¤›n› gö¤üslüyordu. Ve 26 gün dayand›. Bu mucize nereden ileri geliyor? Semtlerdeki tüm halk›n fedakarl›¤› ve deste¤i, Halk Ordusu’nun rakipsiz yi¤itlik ve savafl tekni¤inden ileri gelmektedir. Halk ve Ordu’nun mücadelenin hedefleri ve gereklili¤i konusunda net olarak fark›nda olduklar› bu iki etmen, çözümün gizemini oluflturuyorlar. Her türlü stratejik hesap ve her tür savafl kanunu Aral›k’ta altüst oldu. Aral›k, yenilmez bir halk›n ruhi gücünü ve anti-faflist

inanc›n› muzaffer k›ld›. Noel’den sonra durum çekilmez hale geliyor. Düflman›n teçhizattaki üstünlü¤ü daha bir ezici oldu. ELAS’›n cephanesi ise tükeniyordu. Do¤u Semtleri yanarda¤a dönüflmüfltü. Yeryüzü habire hopluyor ve hergün paramparça ediliyordu. 20/12’de Nea Smirni (Yeni ‹zmir semti ) cephesi k›r›l›yor ve do¤u Atina yaln›zlafl›yor. Yeni bir cephe yarat›l›yor ve her ne pahas›na olursa olsun personelin tamamlanmas› gerekiyor ama ayn› anda düflman her taraftan korkunç bir bask› uyguluyor. Nea Smirni taburundan arta kalanlarla, II.Tabur’un bölümleriyle ve Kronu’nun küçük birlikleriyle personel tamamlan›yor. 26/12’ye kadar Skobiler, Aziz Yanni-Kaçipodi-Faro semtlerini a¤›r makinal› ve roketlerle sürekli tar›yorlar, ama karfl›lar›ndaki güçler önemsiz olmas›na ra¤men ilerleme konusunda cesaret edemiyorlar. 26 Aral›k’ta ‹ngilizlerle dolu z›rhl› bir araç ELAS’›n hatlar›n› yarmay› deniyor. Kronu’nun gerillalar› tüm Skobileri yok ederek arac› imha ediyor. 26’y› 27’ye ba¤layan gece, ‹ngilizler Faro hatlar›m›z› delmeye çal›fl›yorlar. Bir askeri karakolu kuflatmay› da baflar›yorlar. Savaflç›lar› teslim olmaya ça¤›r›yorlar ama onlar gülmekten k›r›l›yorlar. Nerede duyulmufl ELAS’›n Skobilere teslim oldu¤u? Skobiler her taraftan kudurmufl bir halde onlar› vurmaya bafll›yorlar ama savaflç›lar ellerinden kurtulmay› baflar›yorlar. fiafakta Kalogiron köprüsünü geçmeye çal›flan ‹ngiliz tank›, a¤›r yaral› olma-

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

61


PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

62 s›na ra¤men gerilla St. Nikolau taraf›ndan atefle veriliyor. Sabah 10 sular›nda düflman Aziz Yanni tepesini ele geçiriyor. Tehlike büyük. N. Kosmos bölü¤ü tepeyi geri almak için harekete geçiyor. Skobilerin tepeye yerlefltirdikleri 4 tank› kim hesaplar ki! Bir savaflç› elindeki otomatikle tank› vururken dönüp subay›na: “Namussuz delinmiyor komutan›m!” Ama az zaman sonra “namussuzlar” ve Skobiler yamaçtan yuvarlan›yorlard› ve Aziz Yannis tepesi tekrar ELAS’›n eline geçiyordu. Ayn› gün Kuponiya’dan Kesariyani’ye karfl› en güçlü sald›r› yap›ld›. Riminitesler sald›r›da tank d›fl›nda, uçaklar› ve gaz bombalar›n› da kulland›lar. Kudurmufl halde bölgeye s›zmak için ELAS’›n hatlar›n› k›rmaya çal›flt›lar. Ama savunmada

olanlar, tanklar›n ve uçaklar›n yaratt›klar› y›k›nt›lar›n alt›na gömülmüfl halde mevzilerini tuttular ve düflman mevzilerini tarad›lar. Aral›k’›n 28’ine böyle ulafl›ld›. Do¤u Semtleri art›k gerçek bir yanarda¤a dönüflmüfl. Yeryüzü habire hopluyor ve her metresi paramparça ediliyor. Düzinelerce ev y›k›nt›ya dönüflmüfl durumda. Düflman›n üstünlü¤ünün hesaplanmas› art›k mümkün de¤il. fiafakta Aziz YanniKaçipoti-Durguti-Guva hatt›na karfl› genel sald›r› emri veriliyor. Sald›r›y› 80 a¤›r tank ve her çaptan a¤›r makinal› ve roketatarlar destekliyor. Aziz Yannis-Gula-Durguti semtleri ve Ardittos tepesi; havanlardan, gaz bombalar›ndan ve bombalardan ötürü geçitvermez duman bulutuyla kaplanm›fl bir halde yan›yor. ELAS mevzileri

atefl ya¤muru alt›nda kald›¤›ndan, ikinci birli¤in güçleri mecburen ‹liopoleus Caddesi boyunca yeni mevzilere yerlefliyorlar. Orada Kaçipodis taburundan tak›m komutan› A.P., önemli güçleri kuflatma tehdidi bar›nd›ran Aziz Yanni tepesini, düflman bask›s›n› azaltmak için, tekrar ele geçirme emrini al›yor. Aralar›nda kendi o¤lunun da oldu¤u 15 savaflç›y› seçiyor ve hemen hareket ediyor. Tepedeki 100 Skobi; 6 tanka, 3 havana ve bolca otomatik teçhizata sahip. Ve savafllar tarihinde eflsiz olan bir çat›flma bafll›yor. 15 savaflç› sald›r›yor ve 100 ‹ngiliz çaresizce savunuyorlar. Ayn› anda gruplar halinde teslim oluyorlar. ELAS’›n cephanesi tükeniyor ve tak›m mecburen geri çekiliyor. Churcil’in ifade biçimini kullanacak olur-


sak, “tarihte hiçbir zaman çok olanlar az olanlarca bu kadar rezil edilmediler.” Önünde yerleflim yerleri olmad›¤› için tarlalarda rahat ilerleyebilen tanklar tüm bir taburu kuflatma tehdidi bar›nd›rd›klar› için, ö¤len gibi, ELAS ‹liopoleos hatt›n› terketmek zorunda kal›yor. Çat›flman›n bu safhas›nda; II. Tabur’un 5. ve 6. bölükleri Durguti-N. Kosmos içerisinde ve Pangrati bölü¤ü de Stadio’da kuflat›lm›fl halde bulunuyorlar. Yerleri oldukça kritik. Kahramanca bir sald›r›yla düflman çemberini k›r›p, ‹mittos bölgesine yak›n olan taburun ana gövdesiyle birleflmeyi baflar›yorlar. Bu operasyon gerçek bir mucizeydi ve ELAS’›n yi¤itli¤i sayesinde baflar›ld›. Çemberin k›r›lmas› çabas›nda; II. Tabur komutan› a¤›r yaral› Yorgos Mustakas, tanklar›n önünden tüm bir tak›m› geçirerek kurtaran Kaçipodi’den H. Kaçilas ve düflman eline geçmesin diye bir kamyon dolusu patlay›c› malzemeyi a¤›r makinal› “baraj ateflinden geçiren” (tarayan çn.) gerilla komutan› Panayotis F. aslanlar gibi savaflt›lar. Böylece, akflam saat 9.30’da ‹mittos yönünde geri çekilme iflareti veriliyor. ELAS ve halk gözyafllar› içinde Do¤u Atina’n›n kutsal topraklar›n› b›rakt›lar. Onca kan ve gözyafl›yla sulanm›fl kutsal topraklar. Askeri birlikler, düflman eline bir mermi bile b›rakmadan tam bir düzen içinde geri çekiliyorlar. Ve Kesariyani’nin s›ras› geliyor. Mücadelemizin flanl› Stalingrad’› “müttefiklerin” ve ihanetçilerin ellerine dü-

flecek. Ölümsüz ELAS, onca flan flöhret tan›yan yollar›ndan, y›k›nt›ya dönüflmüfl barakalar›n›n aras›ndan ordusu geçiyor. Gözler kuru. Kesariyani’de gözyafllar› de¤ersiz. Önce yavafl yavafl ve sonra gür bir flekilde zaferin ve çat›flman›n türküsü yükseliyor a¤›zlardan: “‹leri ELAS, Yunanistan için”. Kesariyani, çocuklar›n seninle vedalafl›yorlar t›pk› sana yak›flt›¤› gibi. Halk mücadelesicilerinin flanl› ordusu, düflman toplar› ve a¤›r makinal›lar›n›n namlular› önünden geçip ‹mittu’ya ç›karlarken yo¤un bir kar f›rt›nas› yükselmeye bafll›yor. Savaflç›lar s›rtlar›nda a¤›r makinal›larla kayal›k ve engebeli yerlerde t›rmanmalar› için ihtiyarlara yard›m ediyorlar. A¤›zlar›ndan bir inilti bile ç›kmas›n diye difllerini s›kan yaral›lar› kar alt›nda tafl›yorlar, doktorlar ve hemflireler. Kar f›rt›nas› alt›nda 10-15 yafllar›ndaki kartal yavrular› can çekiflmelerine ra¤men patlay›c› kasalar›n› tafl›yorlar. At›lan her iflaret fifle¤inde, düflman taraf›ndan tespit edilmemek için bütün bu halk yüzü koyun kar ve çamurlara uzan›yorlar. Halk ve ordu böylesine kardeflçe, s›k› s›k›ya ba¤l› bir flekilde Atina’n›n zincirlenemeyen Do¤u Semtlerini, evlerini geride b›rakarak ilerliyorlar. Kesariyani’de geri çekilifli korumak için küçük gruplar kalm›fl durumda. Yerlerini al›yorlar, a¤›r makinal›lar›n› kurup ölümü bekliyorlar. Öbür gün sabah saat 6’da son sald›r› bafll›yor. ‹hanetin ve Skobi’nin bütün güçleri Gerilla Anas› ‘Kesariyani’n›n

üzerine öfkeyle sald›r›yorlar. Mahalleleri savunan küçük güçleri; 100 tank, onlarca uçak, havanlar ve toplar vuruyorlar. Binlerce Riminites, jandarma, Hintli ve ‹ngiliz geçit vermez gaz bombas› perdesi ard›ndan sald›r›yorlar. Tüm bir tümen korkunç bir sald›r›n›n a¤›rl›¤› alt›nda bir saat içinde yokediliyor. Çok büyük kay›plarla saat sabah 10’da sadece Mavromati tepesini ele geçirmeyi baflar›yorlar. Ö¤len 2’de Riminitesler sel yata¤›n› geçip, Kesariyani’nin ilk evlerini ele geçirmeyi baflar›yorlar. Akflam geç saatlerde onlara gö¤üs geren bir avuç kahraman›n direniflini yenebilmeyi beceriyorlar. Ve Kesariyani ona yak›flacak flekilde; alevlerin, dumanlar›n ve patlamalar›n içerisinde ilahlaflarak düflüyor. Gerilla Anas›’n›n son savunucular› son mermilerine kadar savafl›yorlar. Gerilla Lumbar öldürülüyor, savaflç› Vangelis Kilismanis Singru Hastanesi köprüsünü savunurken kahramanca düflüyor. Nikos Stambulos son mermisi de tükenince esir al›n›yor. Bir jandarma, oldu¤u yerde Onu öldürüyor. Kesariyani’nin son çat›flmas› mücadelenin iki biçimini bizlere ba¤›fllad›. Halk›m›z›n ezeli düflman›, bir halk mücadelecisini katleden hayvanlaflm›fl jandarmay› ve halk›, özgürlü¤ü ve Yunanistan için cömertçe yaflam›n› veren, yeni tip Yunanl› EPONsavaflç› Nikos Stambulos’u. Unutmayaca¤›m›za yemin ediyoruz. Ne birini ne de ötekini... Devam Edecek

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

63


64

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

Komünist Harekette yaflanan s›n›f mücadelesinin tarihi tecrübelerinden ö¤renelim! S›n›f savafl›m› yaln›z emperyalizme ve her türden gericili¤e karfl› yürütülmüyor. En büyük s›n›f savafl›m›, parti içinde yürütülür. Çünkü s›n›f düflmanlar›m›z›n parti içindeki ideolojik uzant›lar›-ajanlar› her f›rsatta, partinin düflünüfl tarz›n› bozmaya, yürüyüflünü sakatlamaya çal›fl›rlar. Düflünüfl tarz› bozulan bir partinin iç ve d›fl mücadelede büyük yaralar almas›, hatta yenilgilerle yüz yüze kalmas› kaç›n›lmaz hale gelir. Çünkü, devrimci at›l›mlar, zaferler MLM bir düflünüfl ve yürüyüfl tarz›yla ancak elde edilebilir. ‹deolojik, siyasal ve örgütsel cephede yaflanan k›r›lmalar-sapmalar partinin ideolojik örgütsel birli¤ini, iç ahengini bozar. ‹flte en büyük tehlike de burada bafllar.

Sosyalist maskeli bürokrat burjuva diktatörlüklerin y›k›lmas›yla birlikte, emperyalistkapitalist sistem ve onlar›n “sol” içindeki ideolojik uzant›lar›n›n Marksizm-LeninizmMaoizm’e yönelik sald›r›lar›n›n giderek artt›¤› tarihi bir dönemden geçiyoruz. Elbette ki sürecin özgünlü¤ü, sald›r›lar›n yaratt›¤› tahribat›n boyutunu daha da art›rd›. Ama bu Marksizm-Leninizm-Maoizm’e yönelik yap›lan ne ilk sald›r›d›r ve ne de son sald›r› olacakt›r. Bilakis bu sald›r› ve hesaplaflmalar süreklidir ve s›n›f savafl›m›n›n do¤al bir sonucudur. S›n›f savafl›m› yaln›z emperyalizme ve her türden gericili¤e karfl› yürütülmüyor. En büyük s›n›f savafl›m›, parti içinde yürütülür. Çünkü s›n›f düflmanlar›m›z›n parti içindeki ideolojik uzant›lar›-ajanlar› her f›rsatta, partinin düflünüfl tarz›n› bozmaya, yürüyüflünü sakatlamaya çal›fl›rlar. Düflünüfl tarz› bozulan bir partinin iç ve d›fl mücadelede büyük yaralar almas›, hatta yenilgilerle yüz yüze kalmas› kaç›n›lmaz hale ge-

lir. Çünkü, devrimci at›l›mlar, zaferler MLM bir düflünüfl ve yürüyüfl tarz›yla ancak elde edilebilir. ‹deolojik, siyasal ve örgütsel cephede yaflanan k›r›lmalar-sapmalar partinin ideolojik örgütsel birli¤ini, iç ahengini bozar. ‹flte en büyük tehlike de burada bafllar. Bu tehlikeleri bertaraf etmenin, ideolojik siyasal örgütsel birli¤i hem partide hem de enternasyonal cephede (koflullar çerçevesinde) yaratmak için ilkeli tutum, ilkeler üzerinde ideolojik siyasal hesaplaflma olmazsa olmazd›r. MarksizmLeninizm bu hesaplaflmalarla yol alarak geliflti. Hem de en büyük hesaplaflmay› kendilerini bilimsel sosyalizmin yarat›c›lar›, tek savunucular› oldu¤unu iddia eden flahsiyetlerle, grup ve partilerle yapt›. Bugünkü mevcut tablonun daha iyi anlafl›lmas›, komünistlerin ideolojik cephedeki görevlerini daha iyi kavray›p bilince ç›karmalar› için, dünün tarihi tecrübelerini aktarmakta yarar görüyoruz. Ve özellikle yaz›m›z›n ak›fl› içinde uluslararas› komü-


65

erek tarihin bu kesitinde ve gerekse daha önceki süreçte, MarksistLeninist cephede yaflanan bu mücadelenin nedenleri, gereklili¤i ve kaç›n›lmazl›¤› do¤ru bir tarzda kavranmazsa, devrimci cephede daha büyük y›k›mlar›n yaflanmas› önlenemez. nist hareketin saflar›nda 1957 Deklarasyonu ve 1960 Toplant›s›’nda yaflanan hesaplaflmalar›n ideolojik, siyasal ve örgütsel kökenleri üzerinde durmaya çal›flaca¤›z. Gerek tarihin bu kesitinde ve gerekse daha önceki süreçte, Marksist-Leninist cephede yaflanan bu mücadelenin nedenleri, gereklili¤i ve kaç›n›lmazl›¤› do¤ru bir tarzda kavranmazsa, devrimci cephede daha büyük y›k›mlar›n yaflanmas› önlenemez. Ve yine uluslararas› planda MarksistLeninist-Maoistlerin demokrasi, ba¤›ms›zl›k ve sosyalizm mücadelesinde hat›r› say›l›r bir güce ulaflmalar›n›n nedeni de bilimsel olarak kavran›p çözümlenemez. K›sacas›, bu bilimsel bak›fl aç›s›n›n daha iyi anlafl›lmas› amac›yla örgüt veya partilerde s›n›f savafl›m›n›n kaç›n›lmazl›¤›n› tarihi tecrübelerle öz olarak ortaya koymaya çal›flaca¤›z: “Komünist hareketin tüm tarihine damgas›n› vuran fley, MarksizmLeninizm ile oportünizm aras›ndaki mücadele ve birli¤i koruma çabalar› ile bölme giriflimleri aras›ndaki mücadeledir. Hem tek tek ül-

kelerdeki, hem de dünya ölçüsündeki mücadele aç›s›ndan durum budur. Marks, Engels ve Lenin uzun süren bir mücadele içinde, proleter birli¤in içeri¤ini teorik olarak ortaya koymufllar ve pratik faaliyetlerinde, oportünizm, revizyonizm ve bölücülü¤e karfl› mücadelenin parlak bir örne¤ini vermifllerdir. Marks ve Engels bütün ülkelerdeki iflçi hareketini birlefltirmek için 1864 y›l›nda I. Enternasyonal’i, uluslararas› iflçi birli¤ini kurmufllard›r. Tüm I. Enternasyonal boyunca, Marks ve Engels Bakunincilere, Prudonculara Blankicilere Lasalc›lara ve di¤er sekterlere karfl› ilkeli mücadeleler yürütmüfllerdir. Bunlar aras›nda Bakuninci bölücülere karfl› verilen mücadele, özellikle fliddetliydi.” (UKHGH. Polemik) Bu tarihi süreçte oportünistlere karfl› sürdürülen mücadeleyi, yani Alman partisinin önderlerine yönelttikleri “Genelge Mektup”ta, Marks ve Engels flöyle yaz›yorlard›: “K›rk y›la yak›n bir süredir, s›n›f mücadelesinin tarihi ileri iten dolays›z güç oldu¤unu,

özellikle de burjuvazi ile proletarya aras›ndaki s›n›f mücadelesinin, modern toplumsal devrimin büyük kald›rac› oldu¤unu vurgulad›k; iflte bu yüzden, bu s›n›f mücadelesini hareketten ç›kar›p atmak isteyenlerle iflbirli¤i yapmam›z olanaks›zd›r.” S›n›f mücadelesini yads›yan, kapitalizmden komünizme bar›flç›l yoldan geçilece¤i hayalini yayanlara karfl›, Engels amans›z bir mücadele içine girmifltir. Engels bu mücadeleyi flu çarp›c› söylemlerle dile getiriyordu: “Herhalde Marks bu baylar (sahteMarksist-oportünistler) hakk›nda, Heine’nin kendi taklitçileri için dediklerini söylerdi: ‘Ejderha ektim, pire biçtim!.’” Nitekim bu “pireler” proletarya ile burjuvazi aras›ndaki çat›flman›n fliddetlendi¤i bir dönemde II. Enternasyonal’in önderli¤ini ele geçirerek, proletarya davas›na ihanet ederek karfl› devrim saf›na geçtiler. Emperyalist burjuvalar›n savafl 盤›rtkanl›klar›na destek sundular. Tüm bu karfl› devrim icraatlar›n› “de¤iflen koflullar” teorisiyle perdelemeye çal›flt›lar. T›pk›

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

G


66

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

bugün devrim ve sosyalizme sald›ran; sistemi y›kmay› de¤il, onun afl›r›l›klar›n› törpüleyerek birlikte yaflamay› savunan dönekler gibi. Asl›nda bugünkü tüm döneklerin fikir babalar› II. Enternasyonal önderleri ve onlar›n önceli olan oportünist ve revizyonistlerdir. II. Enternasyonal revizyonistleri, Marksizmin art›k “yetersiz” ve “eskimifl” oldu¤unu söyleyerek yaygara kopard›klar›nda, Lenin vakur bir tav›rla flunu ilan etti: “Biz tamamiyle Marksç› teorinin zemini üzerinde duruyoruz, çünkü tüm sosyalistleri birlefltiren devrimci bir teori olmadan, hiçbir güçlü sosyalist parti var olamaz.” Ve Lenin yoldafl›n önderli¤indeki Bolflevikler hem II.

Enternasyonal önderli¤ini ele geçiren oportünistlere ve hem de parti içindeki Menfleviklere karfl› teorik ve politik mücadele yürüttü. Bolfleviklerin zaferi, parti içindeki anti-ML anlay›fllar›n tasfiyesiyle, alt edilmesiyle mümkün oldu. Ama mücadele durmad›; devrim sonras›nda da farkl› yöntem ve biçimlerle sürdü. Ve bu mücadelede emperyalistlerin Bolflevik Parti içindeki ideolojik uzant›lar›n›n öne ç›kan temsilcisi Troçki idi. Yine Engels yoldafl›n flu söylemi Marksist-Leninist-Maoist partiler içinde farkl› tarihi süreçlerde süren s›n›f savafl›m› ve iki çizgi mücadelesinin kaç›n›lmazl›¤› hakk›nda bize ipuçlar› sunmaktad›r: “Proletarya hareketi zorunlu olarak çeflitli

geliflme aflamalar›ndan geçer; her aflamada baz› kifliler tak›l›r kal›r ve birlikte daha ileriye gitmezler, iflte proletaryan›n dayan›flmas›n›n neden her yerde gerçekte birbiriyle ölüm-kal›m mücadelesi yürüten çeflitli parti gruplar› içinde gerçekleflti¤i ancak böyle aç›klanabilir.” Burada kifliler flahs›nda somutlaflan bir anlay›flt›r, bir çizgidir. Troçki tek bafl›na bir kifli de¤ildir. O parti içindeki burjuva çizgisinin temsilcisidir. Çünkü proletarya ile burjuvazi aras›nda süren mücadelenin parti içine yans›mas› kaç›n›lmazd›r. Troçkizm’in, öncelleri ve ard›llar›, dahas› tüm anti-Marksist Leninist Maoist anlay›fllar, bu kaç›n›lmazl›¤›n parti içindeki burjuva temsilcileridir, ideolojik


67

ajanlard›r. Burjuvazinin parti içindeki bu ideolojik uzant›lar›, her zaman partinin ideolojik safl›¤›n› bozmaya, birli¤ini parçalamaya çal›fl›rlar. Dolay›s›yla parti içinde yaflanan mücadelelerin her zaman bir ideolojik temeli vard›r. Mücadelenin do¤ru yöntemlerle yürütülmemesi dahi bu gerçe¤i de¤ifltirmez. Çünkü; mücadeleye kaynakl›k eden temel, do¤ru ile yanl›fl›n hesaplaflmas›d›r. Marksizm-Leninizm-Maoizm ile oportünizm ve revizyonizm aras›ndaki mücadeledir ve parti de bu mücadele içinde geliflir, çelikleflir. Uluslararas› Komünist Hareketin birli¤i de ancak bu mücadeleyle elde edilir. Ve bugünü daha do¤ru bir temelde çözümleyebilmek için, dün yap›lan flu tarihi de¤erlendirmeleri döne döne incelemeliyiz. Ortaya ç›kar›lan bu tarihi dersler ve tecrübeler ›fl›¤›nda mevcut sorunlara kafa yormal›y›z. Çözümleyici ve yol gösterici perspektifler gelifltirmeliyiz. “Uluslararas› Komünist

Hareketin tarihi göstermektedir ki; proleter birlik, oportünizme, revizyonizme ve bölücülü¤e karfl› mücadele sayesinde sa¤lamlaflm›fl ve geliflmifltir. Birlik u¤runa ›srarl› mücadele, ilkeler u¤runa ›srarl› mücadeleye kopmaz bir biçimde ba¤l›d›r. Proletaryan›n ihtiyaç duydu¤u birlik, s›n›f birli¤idir, devrimci birliktir, ortak düflmana karfl› ve büyük komünist hedef u¤runa mücadelede birliktir. Dünya proletaryas› teorik ve siyasi birli¤e sahip oldu¤unda örgütsel birlik ve eylem birli¤i mümkündür. Proletaryan›n gerçek, devrimci birli¤ine ulaflmak, ancak ve yaln›z ilkelere s›k› s›k› sar›lmakla ve Marksizm-Leninizm- Maoizm’e sad›k kalmakla mümkündür. ‹lkelerden taviz verilerek ve oportünistlerle ayn› batakl›kta debelenerek sat›n al›nan birlik, proleter bir birlik de¤ildir, tersine Lenin’in dedi¤i gibi bu: “Proletaryan›n ulusal burjuvazi ile birli¤i ve uluslararas› proletaryan›n bölünmesi uflaklar›n birli¤i ve

devrimcilerin bölünmesi” demektir. (UKHGÇH Polemik) Ve nitekim emperyalizm ve proleter devrimler ça¤›nda sosyalist sistem tam da içte sürdürülen iki çizgi mücadelesi sonucunda, yeni bürokrat burjuvalar parti yönetimlerini ele geçirdi. Bürokrat burjuvalar, Marksizm ad›na Marksizm-Leninizm’in temel ilkelerine sald›rarak onu tasfiye etmeye bafllad›lar. Ve en büyük sald›r› SBKP’nin XX. Parti kongresinde bafllayarak XXII. Parti kongresiyle birlikte devam etti. Stalin yoldafl›n ölümünü f›rsat bilen Kruflçev ve haydut tak›m›, proletarya diktatörlü¤üne karfl› revizyonist çizgilerini yeni teoriler ad› alt›nda hakim k›ld›lar. ‹deolojik g›das›n› burjuva çöplü¤ünden alan bu teorilerin temel tezleri flunlard›: “Bar›fl içinde yar›fl”, “bar›flç›l geçifl”, “bar›fl içinde bir arada yaflama”, “tüm halk›n devleti”. Ve “bütün halk›n partisi”. Proletarya ile burjuvazinin bar›fl içinde bir arada yaflamas› ya da burjuvazinin

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

‘Kapitalist ve komünist toplum aras›nda, birinin di¤erine devrimci dönüflümü dönemi yatar. Bu bir siyasi geçifl dönemine de tekabül eder ki, bu dönemin devleti, proletaryan›n devrimci diktatörlü¤ünden baflka bir fley olamaz.’


PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

68 kendi “cennetini” bar›flç›l bir temelde proletaryaya teslim etmesi s›n›f savafl›m› gerçekli¤iyle uyumlu de¤ildir. Yine sosyalizm, s›n›fl› bir toplumdur. Ne devlet “bütün halk›n devleti”dir, ne de parti “bütün halk›n partisi”dir. Devlet proletaryan›n devletidir. Ve parti de proletaryan›n öncü müfrezesidir. Devlet bir s›n›f›n di¤er bir s›n›f üzerinde bask› kurma arac›ysa, ve sosyalizmde proletarya diktatörlü¤üyle yönetiliyorsa, bu demektir ki hala bask› alt›nda olan burjuva art›klar› vard›r. Hala küçük üretimin varl›¤› sosyalizmin gelece¤i için bir tehdit oluflturmaktad›r. Dolay›s›yla “tüm halk›n devleti”, “tüm halk›n partisi” tezleri proletarya diktatörlü¤ü alt›nda s›n›f mücadelesinin sürdürülmesi gerçe¤ini yads›yan revizyonist tezlerdir. Bu konu üzerinde biraz daha durma ihtiyac› duyuyoruz. Her fleyden önce devlet bir s›n›fsal kavramd›r. Ve devleti elinde bulunduran s›n›flar ile yönetilenler aras›ndaki iliflki bar›flç›l bir uzlaflmay› yönetmeyi içermiyor. Çünkü; her devlet belirli bir s›n›f›n diktatörlü¤üdür. Ve devlet var oldu¤u müddetçe s›n›f mücadelesi de kaç›n›lmazd›r. Lenin yoldafl flöyle diyordu: “Gotha Program›n›n Elefltirisi’nde Marks flöyle yaz›yordu: ‘Kapitalist ve komünist toplum aras›nda, birinin di¤erine devrimci dönüflümü dönemi yatar. Bu bir siyasi geçifl dönemine de teka-

bül eder ki, bu dönemin devleti, proletaryan›n devrimci diktatörlü¤ünden baflka bir fley olamaz.’ Bugüne de¤in bu aksiyom sosyalistler aras›nda asla ihtilaf konusu olmayan bir gerçektir ve ama bu, muzaffer sosyalizm tam komünizme geliflene de¤in, devletin varl›¤›n›n kabul edilmesi anlam›na gelir.” Yine Lenin yoldafl bir baflka eserinde flöyle diyordu: “Marks’›n devlet üzerine ö¤retisinin özünü ancak, bir tek s›n›f›n diktatörlü¤ünün yaln›zca genelde her s›n›fl› toplum için, yaln›zca burjuvaziyi devirmifl olan proletarya için de¤il, ama ayn› zamanda kapitalizmi s›n›fs›z toplumdan” komünizmden ay›ran tüm tarihsel dönem için gerekli oldu¤unu anlayanlar kavram›fllard›r” Tüm bu veriler, bu bilimsel analizler kapitalizmden komünizme geçiflin bir tarihi süreci kapsad›¤›n›

ve bu tarihi süreç kendi içinde “çeflitli siyasal biçimler ortaya ç›karacakt›r, ama özü mutlaka ayn› olacakt›r; proletarya diktatörlü¤ü” olacakt›r. Demek ki yaflanan de¤iflimler biçimseldir ve öze tekabül etmiyor. Hal böyle olunca Kruflçev revizyonisti ve suç ortaklar›n›n ileri sürdükleri “Tüm halk›n devleti” tezi ML devlet anlay›fl›yla de¤il, revizyonist devlet anlay›fl›yla uyumludur. Ayn› durum parti için de geçerlidir. Parti, s›n›f mücadelesi için bir araçt›r ve yine parti s›n›fsal karakteri gere¤i bir s›n›f› temsil etmekte-


dir. Bir s›n›f›n ç›karlar›na uygun hareket eden parti “tüm halk›n partisi olamaz ve proletarya partisi” proletaryan›n ileri öncü örgütüdür. Ve her koflulda proletaryan›n ç›karlar›n› savunmakla yükümlüdür. Yine Lenin yoldafl›n “Sol Komünizm Bir Çocukluk Hastal›¤›” adl› eserinde ortaya koydu¤u flu de¤erlendirmeler parti içinde ortaya ç›kan bürokrat burjuvalar hakk›nda bize kavrat›c› ve ikna edici ip uçlar› vermektedir: “Proletarya diktatörlü¤ü yeni s›n›f›n, daha güçlü bir düflmana karfl› devrilmesiyle (tek bir ülkede bile olsa) direnme gücü on kat artan ve gücünü yaln›zca uluslararas› sermayenin gücünden, uluslararas› ba¤lant›lar›n gücü ve dayan›kl›l›¤›ndan de¤il, ayn› zamanda al›flkanl›k kuvvetinden, küçük üretimin gücünden alan burjuvaziye karfl› verdi¤i en kararl›, en ac›mas›z bir savafl anlam›na gelir. Ne yaz›k ki küçük üretim hala dünyada yayg›n haldedir ve küçük üretim, sürekli olarak, her gün her saat, kendili¤inden ve y›¤›n halinde kapitalizmi ve burjuvaziyi do¤urmaktad›r. Bütün bu nedenler, proletarya diktatörlü¤ünü gerekli k›lmaktad›r.” SBKP’ in XX. Parti Kongresinde hakim hale gelen modern revizyonist tezler, tam da bu ekonomik ve ideolojik zemin üzerinde yükselmifllerdir. “Proletarya diktatörlü¤ü s›n›f mücadelesinin sona erdirilmesi de¤il, aksine yeni biçimlerde sürdürülmesidir.

Proletarya diktatörlü¤ü, zafer kazanan, siyasi iktidar› ele geçiren proletaryan›n, yenilen fakat yok edilmeyen, yok olmayan, direnmekten vazgeçmeyen, direniflini güçlendiren burjuvaziye karfl› s›n›f mücadelesidir” diyen Lenin yoldafla karfl›, modern revizyonistler proletarya diktatörlü¤üne ihanet ettiler. Ve tabi bu ihanetlerine uluslararas› iflçi s›n›f› temsilcilerinin esas›na yak›n›n› da ortak ettiler. Baflkan Mao’nun önderli¤indeki Çin Komünist Partisi (ÇKP) bu revizyonist tezlere karfl› tav›r ald›. ÇKP’in d›fl›nda Arnavutluk Emek Partisi (AEP) ve baz› Komünist Partilerde sorunu ele al›fl ve de¤erlendirmeleri belli farkl›l›klar içerse de söz konusu tarihi kesitte bu güçler de modern revizyonizme karfl› ÇKP paralelinde bir tutum tak›nd›lar. Bu tarih ayn ›

zamanda dünya komünist hareketi içinde en büyük hesaplaflman›n ve ayr›flman›n yafland›¤› bir tarihtir. SBKP 20. Kongresinde Kruflçev önderlikli bu hain tak›m› Stalin yoldafl›n dönemini adeta yok sayd›. Proletarya diktatörlü¤ünü yads›yarak, yukar›da ifade etti¤imiz modern revizyonist tezlerle komünist saflar› zehirlediler. Proleter enternasyonalizme karfl› “bar›fl içinde bir arada yaflama” tezi genel bir çizgi haline getirilerek ulusal ve sosyal kurtulufl mücadelelerine sald›rmaya bafllad›lar. Baflkan Mao’nun önderli¤indeki ÇKP, Marksizm-Leninizm’in temel ilkeleri ekseninde 1957-1960 toplant›lar›nda bu revizyonist tezlere karfl› cephede tav›r ald›. Ama hemen Uluslararas› Komünist Hareket içinde fiili bir ayr›l›k yaratma yerine, içten mücadeleyle di¤er iflçi ve Komünist

roleter Kültür Devrimi parti ve devlet içinde baflta bürokratizm olmak üzere her türlü burjuva anlay›fl›na ve yaflam tarz›na karfl› kitlelerin harekete geçirilmesi, devrimci enerji ve inisiyatifin a盤a ç›kar›lmas› eylemidir. “Burjuva karargahlar›n› bombalay›n” slogan› sürecin özlü ifadesiydi.

P

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

69


70

ugün, emperyalizme, revizyonizme ve her türden gericili¤e karfl› proleteryay›, ezilen halklar› demokrasi, ba¤›ms›zl›k ve sosyalizm mücadelesi etraf›nda birlefltirip harekete geçirmek Marksist-Leninist-Maoist partilerin varl›k gerekçesidir, enternasyonal görevidir.

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

B

Partileri etkileme yolunu seçen ÇKP’ye karfl› modern revizyonist önderlik her türlü teflhir ve tecridi içeren sald›rgan bir tutum içine girdi. Emperyalist burjuvaziyle koyun koyuna yatmay› bir politika haline getirenlerin komünistlere karfl› savafl ilan etmeleri tesadüfi bir geliflme de¤ildi. Bilakis ihanetlerinin do¤al bir sonucuydu. S›n›fsal durufllar›n›n bir ürünüydü. Temsil ettikleri bürokrat burjuvazinin ç›karlar›n› koruma hassasiyetiydi. Uluslararas› Komünist Hareketin saflar›nda geliflen

bu tehlikeyi gören Mao yoldafl, bu tehlikenin ÇKP içinde yarataca¤› kargafla ve y›k›m› da önceden gördü. Dolay›s›yla mücadeleyi yaln›z uluslararas› boyutuyla de¤il, bunun önderlik etti¤i partinin içindeki etkilerine karfl› alaca¤› tutumla birlefltirdi. Edindi¤i tarihi tecrübelerden hareketle, proletarya diktatörlü¤ü alt›nda devrimin sürdürülmesi teorisine uygun olarak Büyük Proleter Kültür Devrimi’ni bafllatt›. Proleter Kültür Devrimi parti ve devlet içinde baflta bürokratizm olmak üzere her türlü burjuva anlay›fl›-

na ve yaflam tarz›na karfl› kitlelerin harekete geçirilmesi, devrimci enerji ve inisiyatifin a盤a ç›kar›lmas› eylemidir. “Burjuva karargahlar›n› bombalay›n” slogan› sürecin özlü ifadesiydi. Lin Biao ve Deng Siao-Ping’in “s›n›f mücadelesi söndü” teorisine pratik olarak verilen bir yan›tt›. Çünkü; Proleter Kültür Devrimi, süren s›n›f mücadelesinin somut bir resmiydi. Baflkan Mao’nun “Sosyalist devrim yap›l›yor ve burjuvazinin nerede oldu¤u bilinmiyor; o, komünist partisinin göbe¤indedir-onlar kapitalist yoldaki parti iktidar sahipleridirler. Kapitalist yoldaki iktidar sahipleri hala bu yolda yürümektedirler” saptamas›n›n somut bir olgu ve buna karfl› mücadelenin her yönüyle sürdürülmesi eylemiydi. Ama bu mücadele de kapitalist yolcular›n hain planlar›n› engelleyemedi. Baflkan Mao’nun ölümünden sonra ÇKP de içten fethedildi. Di¤er bir ifadeyle sosyalizmde süren s›n›f savafl›m›nda burjuvazi bir kaz daha iktidar› ele geçirdi ve Mao yoldafl›n “Döne döne devrim” tezinin hakl›l›¤›n› ve gereklili¤ini sosyal pratik bir kez daha do¤rulad›. “Kimin kazanaca¤›” sorusunun yan›t› da burjuvazi olmufltu. Ama Marksist-Leninist-Maoistlerin bu bürokrat burjuvalara karfl› mücadelesi durmad› ve durmayacakt›r da. Yeni devrimler için mücadele sürüyor. Hem de tarihi tecrübelerin yol göstericili¤inde. Yeni demokratik ve sosyalist mevziler kazanma savafl›n› yürüttü¤ümüz bu tarihi kesitten, baflkan Mao önderli-


71

¤indeki ÇKP’nin 1957-60 toplant›lar›nda modern revizyonizme karfl› ortaya koydu¤u Marksist-Leninist bak›fl aç›s›ndan, ilkeli durufltan ö¤renmeliyiz. Çünkü; Proleter Kültür Devrimi ve proletarya diktatörlü¤ü alt›nda s›n›f savafl›m›n›n süreklili¤i, daha önce yaflanan tarihi tecrübelerin, Marksizm-Leninizm’i kavramadaki derinleflmenin ürünüdür. Bugün MarksizmLeninizm-Maoizm’i daha derinlemesine kavramam›z için bu tarihi tecrübelere ihtiyac›m›z vard›r. Bu ihtiyac› hafife almak, görmezlikten gelmek ciddi hatalara davetiye ç›karmak anlam›na gelir. Baflkan Mao önderli¤indeki ÇKP bu tarihi hesaplaflmada modern revizyonist tezlere karfl› Uluslararas› Komünist Hareketin, proletarya ve emekçi halk›n ortak taleplerini flu ana bafll›klar alt›nda formüle etmiflti: “1) Marksist-Leninist çizgiye s›k› s›k›ya ba¤l› kalmak ve do¤ru Marksist-Leninist iç ve d›fl siyasetler izlemek; 2) Proletarya diktatörlü¤ünü ve proletarya önderli¤indeki iflçi-köylü ittifak›n› sa¤-

lamlaflt›rmak ve sosyalist devrimi, iktisadi, siyasi ve ideolojik cephelerde sonuna dek sürdürmek; 3) Genifl kitlelerin inisiyatifini ve yarat›c›l›¤›n› gelifltirmek, sosyalist inflay› planl› bir biçimde yürütmek, üretimi gelifltirmek, halk›n refah düzeyini yükseltmek ve milli savunmay› güçlendirmek; 4) Sosyalist kamp›n birli¤ini Marksizm-Leninizm temelinde güçlendirmek ve di¤er sosyalist ülkeleri, proleter enternasyonalizmi temelinde desteklemek; 5) Emperyalist sald›r› ve savafl siyasetlerine karfl› ç›kmak ve dünya bar›fl›n› savunmak; 6) Bütün ülkelerin gericilerinin anti-komünist, halk düflman› ve karfl› devrimci siyasetlerine karfl› koymak ve 7) Dünyan›n ezilen s›n›flar›na ve uluslar›na devrimci mücadelelerinde yard›m etmek.” Sosyalist kamp ve sosyalist ülkelerin olmad›¤›, ama Marksizm-Leninizm-Maoizm önderli¤inde demokrasi, ba¤›ms›zl›k ve sosyalizm mücadelesinin yürütüldü¤ü bir dö-

nemden geçiyoruz. Uluslararas› planda Marksist-LeninistMaoistlerin birli¤ini yaratma tarihsel göreviyle yüz yüzeyiz. Ve bu birlik de ancak Marksist-Leninist-Maoist bir hat üzerinde sa¤lanabilir. Emperyalist savafl siyasetine; her türlü Marksizm-Leninizm-Maoizm karfl›t› anlay›fllara karfl› baflar› elde etmek, genifl kitlelerin devrimci inisiyatifini ve yarat›c›l›¤›n› a盤a ç›karmak, sosyal ve ulusal kurtulufl savafllar›na karfl› enternasyonal görevimizi lay›k›yla yerine getirmek için böylesi güçlü bir çekim merkezine ihtiyaç vard›r. Bunun bilincinde olmak, buna uygun pratik ad›mlar atmak sorumlulu¤unu asla gözden kaç›rmamal›y›z. Bugün, emperyalizme, revizyonizme ve her türden gericili¤e karfl› proleteryay›, ezilen halklar› demokrasi, ba¤›ms›zl›k ve sosyalizm mücadelesi etraf›nda birlefltirip harekete geçirmek Marksist-Leninist-Maoist partilerin varl›k gerekçesidir, enternasyonal görevidir.

PART‹ZAN 56/Aral›k 2005-Ocak 2006

Parti, s›n›f mücadelesi için bir araçt›r ve yine parti s›n›fsal karakteri gere¤i bir s›n›f› temsil etmektedir. Bir s›n›f›n ç›karlar›na uygun hareket eden parti “tüm halk›n partisi olamaz ve proletarya partisi” proletaryan›n ileri öncü örgütüdür. Ve her koflulda proletaryan›n ç›karlar›n› savunmakla yükümlüdür.


Partizan Sayı 56  
Partizan Sayı 56  
Advertisement