__MAIN_TEXT__

Page 1

FAfi‹ZME, EMPERYAL‹ZME, FEODAL‹ZME, fiOVEN‹ZME VE HER TÜRDEN GER‹C‹L‹⁄E KARfiI

PART‹ZAN May›s-Haziran 2005

Say›: 55

‹ki Ayl›k Siyasi Dergi

F‹YATI: 2.000.000 TL (KDV dahil)

ISSN: 1303-0078

May›s ça¤r›s›; emperyalizme ve uflaklar›na karfl› savafl ça¤r›s›d›r!

“Bayrak provokasyonu”, hortlayan milliyetçilik ve geliflen ›rkç›-floven sald›r›lar üzerine Sayfa 2

Halk Savafl›n›n genel mant›¤› üzerine Sayfa 24

“Emperyalizm ka¤›ttan kapland›r” Irak iflgalinin ikinci y›l›nda Ortado¤u’da bata¤a saplanan ABD, bu batakl›ktan kurtulamayacak! Sayfa 11 Halk Savafl› ve Gençlik Sayfa 42

Türkiye Komünist Partisi/Marksist Leninist Tüzü¤ü (Kurulufl: 24 Nisan 1972) Sayfa 49

K›br›s halk›n›n ba¤›ms›zl›k mücadelesi devam ediyor Sayfa 19

Peru’da 77 y›ld›r dalgalanan bayrak; Peru Komünist Partisi ve Halk Savafl› Sayfa 54


PART‹ZAN’DAN UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:14/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 531 48 53 FAKS: (0212) 621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Numan BOZER Bask›: Kayhan Matbaa ISSN. 1303-0078 email: umutyayimcilik@superonline.com BÜROLAR ➧ KARTAL: ‹STASYON CAD. DÖRTLER APT. NO: 4/2 KARTAL, TEL: (0216) 306 16 02 ➧ ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI ‹fiHANI NO:11 KAT:3 DA‹RE: 32 ÇANKAYA/ANKARA TEL: (0312) 432 23 01 Cep: 0 535 562 33 72 ➧ ‹ZM‹R: 856. SOKAK, NO: 48/203 KEMERALTIKONAK TEL: (0232) 482 04 96 Cep: 0 537 252 16 70 ➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0 536 697 94 19 ➧ BURSA: SELÇUK HATUN MAHALLES‹, ÜNLÜ CAD, SÖNMEZ ‹fi SARAYI KAT:2 NO: 185 HEYKEL TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 613 81 98 ➧ SAMSUN: KALE MAH., YUSUF KEFEL‹ ‹fiHANI, KAT: 6 NO: 9 TEL: (0362) 435 64 57 Cep: 0 537 597 69 84 ➧ MERS‹N: ÇANKAYA MAH. S‹L‹FKE CAD. ÜZÜM ‹fiHANI KAT: 1 NO: 47 MERS‹N TEL: (0324) 238 06 89 Cep: 0 535 516 79 47

Yurtd›fl› Hesap Numaralar› Emriye Demirk›r Ziraat Bankas› ‹stanbul/Aksaray fiubesi Euro Hesab›: 0751 0067 5731 0000 009 TL Hesab›: 0751 0067 5743 0000 009 ‹fl Bankas› ‹stanbul/Aksaray fiub. Euro Hesab›: 1002 1130549-TL Hesab›: 1002 1180043 Vak›fbank Valide Sultan fiubesi Euro Hesab›: 00158 048 000 213746

Merhaba; Uzun bir aradan sonra yeniden okurlar›m›zla olman›n coflkunlu¤unu yafl›yoruz. Egemenler çeflitli sald›r›larla kitleler üzerindeki egemenliklerini pekifltirmeye çal›fl›rken bir taraftan da sivil faflistler arac›l›¤›yla toplum üzerinde korku ve sindirme politikalar›n› h›zla sürdürüyorlar. ‹flçiler, emekçiler faflist TC’nin, emperyalist patentli sald›r› politikalar› karfl›s›nda alanlar› doldururken, egemenler ise bu muhalefetin daha fazla büyümesini engellemek için önünü flimdiden kesmeye çal›fl›yorlar. Kitlelerin geliflen bu muhalefeti karfl›s›nda iyice ç›kmaza TC devleti onlar› sindirmenin yolu olarak çeflitli sald›r› ve provokasyonlar› hayata geçirmifl durumda. Mersin’de Newroz kutlamalar› s›ras›nda yaflanan olay› f›rsat bilen TC devleti “vatan, millet, Sakarya” edebiyat›yla sivil faflistleri harekete geçirdi. Bizzat Genelkurmay taraf›ndan yap›lan ça¤r›yla önce Trabzon’da bafllad› sald›r›lar. Ard›ndan yine sivil faflistler taraf›ndan çeflitli illerde bas›n aç›klamalar› yapmak isteyen kitleye yönelik sald›r›lar gerçekleflti. Faflizmin sald›r›lar› karfl›s›nda devrimcilerin birlikte hareket etmesi, eylem birliktelikleri gerçeklefltirmesi ve faflizme birlikte karfl› durufl göstermesi bu süreçte olduça önemli. Emperyalizmin ekonomik kriz içine girdi¤i günümüz koflullar›nda Ortado¤u, yeralt› ve yerüstü do¤al zenginlik kaynaklar›yla emperyalizmin hedef tahtas›nda olma özelli¤ini koruyor. ABD emperyalizminin Irak’taki petrole el koymak ve Ortado¤u’da zay›flayan gücünü yeniden kabul edilebilir seviyeye getirmek amac›yla sürdürdü¤ü iflgal, Irak halk›n›n can pahas› direnifliyle karfl›laflt›. “Irak iflgalinin ikinci y›l›nda Ortado¤u’da bata¤a saplanan ABD, Bu batakl›ktan kurtulamayacak!” bafll›kl› yaz›m›zda Irak’a sald›r›n›n amaçlar›, Ortado¤u’nun emperyalistler aç›s›ndan önemi, Ortado¤u’da de¤iflen dengeler ve TC’ye biçilen misyon vb. konulara de¤iniliyor. Yine bu yaz› ile birlikte Peru Komünist Partisi’nin do¤uflu ve geliflimini anlatan; geliflen flovenist dalgay› de¤erlendiren; Halk Savafl›n›’n›n genel mant›¤›n› ve gençli¤in önemine vurgu yapan yaz›larla birlikte K›br›s’ta geliflmeleri yorumlayan ve TKP/ML’nin resmileflen tüzü¤ünü yay›nl›yoruz Yeni bir say›m›z ile buluflmak dile¤i ile... Dostlukla...

‹Ç‹NDEK‹LER “Bayrak provokasyonu”, hortlayan milliyetçilik ve geliflen ›rkç›-floven sald›r›lar üzerine. . . . . . . . . . . . . . .2 “EMPERYAL‹ZM KA⁄ITTAN KAPLANDIR” Irak iflgalinin ikinci y›l›nda Ortado¤u’da bata¤a saplanan ABD, bu batakl›ktan kurtulamayacak! . . . . . . . . . . . . .11 K›br›s halk›n›n ba¤›ms›zl›k mücadelesi devam ediyor . .19 Halk Savafl›n›n genel mant›¤› üzerine. . . . . . . . . . . . . 24 Halk Savafl› ve Gençlik . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 42 Türkiye Komünist Partisi/Marksist Leninist Tüzü¤ü (Kurulufl: 24 Nisan 1972) . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 49 Peru’da 77 y›ld›r dalgalanan bayrak; Peru Komünist Partisi ve Halk Savafl› . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 54


2

“Bayrak provokasyonu”, hortlayan milliyetçilik ve geliflen ›rkç›-floven sald›r›lar üzerine

stanbul’da Mecidiköy’den Taksim’e uzanan devasa bir bayrakla yürüyen polislere; emekçilere, iflçilere, çal›flanlara, devrimcilere çeflitli bahaneler ile kapat›lan alanlar hiç tereddütsüz aç›larak (Taksim Meydan› gibi) eylemler devam ettirildi. Asl›nda bu dalgan›n Mersin’de yaflanan bayrak olay›n›n hemen ard›ndan de¤il, daha önceden geliflti¤ini söylemek yanl›fl olmaz. Oldukça uzun bir zamand›r kamuoyunun gündeminde olan, hatta R. Tayyip Erdo¤an’›n duygulan›p (!) a¤lad›¤› 18 Mart Çanakkale törenleri, Ermeni Soyk›r›m› meselesinin tekrar gündeme tafl›nmas› da bu dalgan›n o dönem ki ön ad›mlar› olarak yorumlanabilir.

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

Mersin’de Newroz kutlamalar› s›ras›nda iki Kürt çocu¤un Türk bayra¤›n› h›rpalamas› sonucu geliflen ve ard›ndan da bizzat Genelkurmay ve devlet eliyle t›rmand›r›lan ›rkç›-floven dalga, Mersin’in ard›ndan Trabzon’da TAYAD’a sald›r› olarak kendini gösterdi ve yine çeflitli illerdeki sald›r›larla devam etti. ‹lk olarak Mersin’de telefonlar ile birbirini harekete geçiren(!) gözü dönmüfl faflistler, yürüyüfl güzergahlar›ndaki simitçileri, pencereden bakan ö¤rencileri, uzun saçl› gençleri hedef seçti. Bu floven dalga çeflitli illerde yap›lan ayn› içerikli gösteriler ile artarak devam etti. Ancak sadece bunlarla s›n›rl› kalmad›. Özellikle ‹stanbul’da ard› ard›na “Bayra¤a Sayg›” mitingleri düzenlendi, en büyük bayra¤› asma yar›fl›na girildi, burjuva-feodal bas›n günlerce ek olarak Türk Bayra¤› da¤›tt› ve Polis Teflkilat›’n›n kurulufl etkinlikleri de bu ta-

rihlere denk getirilince gövde gösterme eylemleri zincirleme bir flekilde sürdü. ‹stanbul’da Mecidiköy’den Taksim’e uzanan devasa bir bayrakla yürüyen polislere; emekçilere, iflçilere, çal›flanlara, devrimcilere çeflitli bahaneler ile kapat›lan alanlar hiç tereddütsüz aç›larak (Taksim Meydan› gibi) eylemler devam ettirildi. Asl›nda bu dalgan›n Mersin’de yaflanan bayrak olay›n›n hemen ard›ndan de¤il, daha önceden geliflti¤ini söylemek yanl›fl olmaz. Oldukça uzun bir zamand›r kamuoyunun gündeminde olan, hatta R. Tayyip Erdo¤an’›n duygulan›p(!) a¤lad›¤› 18 Mart Çanakkale törenleri, Ermeni Soyk›r›m› meselesinin tekrar gündeme tafl›nmas› da bu dalgan›n o dönem ki ön ad›mlar› olarak yorumlanabilir. Ancak 21 Mart Newroz kutlamalar›n›n ard›ndan yaflanan geliflmeler, uzunca bir zamand›r milliyetçilik kazan›n› kar›flt›ranlara tuz


aflistlerin ezberinde haz›r bekletilen ›rkç›-floven sloganlarla süslenen sald›r›lar devlet yetkilileri taraf›ndan “alçakl›k, gaflet, dalalet, h›yanet ve sözde vatandafll›k” olarak nitelendirildi.

F

biber olmufl, yeni olanaklar sunmufltur. Bu geliflmelerden birisi yukar›da da de¤indi¤imiz gibi 18 Mart Çanakkale Savafl›’n›n y›ldönümü vesilesi ile yap›lan flaflal› kutlamalard›. Bütün devlet erkan›n›n kat›ld›¤› kutlamalarda, Türklerin ak›llara durgunluk veren gücü, vatan-millet sevgi-

si, “bir Türk dünyaya bedeldir” ›rkç›-floven felsefesi gözyafllar› içinde anlat›ld›. Buradan bafllayan dalga Ermeni Soyk›r›m› tart›flmalar› ile devam etti. 1914 ve 1918 y›llar›nda soyk›r›ma u¤rayan, yerlerinden yurtlar›ndan sürgün edilen Ermeniler, tarihsel bu olgunun kabulünü istiyor, Türk hakim s›n›flar›

ise bafl›ndan itibaren tak›nd›¤› inkarc› tav›r ile as›l Ermenilerin Türkleri katletti¤ini ispatlamak için sahte belgeler, yalanc› tan›klar ortaya atmaktan çekinmiyordu. Ermeni Soyk›r›m› yüzünden Avrupa Birli¤i koridorlar›nda s›k›flan faflist Türk devleti, bir yandan “as›l Ermeniler bizi katletti” 盤l›klar›n› atmaya devam ederek “ifli tarihçilere b›rakal›m” derken ve di¤er taraftan da bu tart›flmalardan yola ç›karak “üstün” Türk ulusuna “üzerimizde oyunlar oynan›yor, dikkat edin!” uyar›s›nda bulunuyordu. R. Tayyip Erdo¤an ve Deniz Baykal’›n bu s›k›flm›fll›ktan dolay› yapt›¤› devletin arflivlerinin herkese aç›k oldu¤u ve ifli tarafs›z bir tarihçi kurulunun çözebilece¤i aç›klamas› bu yönlerden bak›ld›¤›nda bir ikiyüzlülük belgesi olmaktan ileri gitmemektedir. Yaflanan bir di¤er geliflme de ABD’li yetkililerin yapt›klar› Türkiye ziyaretleri sonras› tart›fl›lmaya bafllanan Türkiye halk›n›n % 82’sinin ABD karfl›tl›¤› ve ABD’nin bu durumdan rahats›z oldu¤u konusudur. Bu tart›flmalara göre ABD, “AKP hükümetinin görevlerini iyi yapmad›¤›n›” 1 Mart tezkeresi örne¤i ile birlikte hat›rlatarak bu sorunu a¤›rl›¤›n› koyarak çözmesini istiyordu. Var olan % 82’lik tepki mutlaka törpülenmeli, Türk milliyetçili¤inin ABD’ye yönelen k›sm› bertaraf edilmeli idi. fiubat ve Mart aylar› içerisindeki gizli görüflmelerin ard›ndan yap›lan üstü kapal› aç›klamalarda da bu vurgu ön plana ç›k›yor-

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

3


4

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

“Kemalizm bütün demokrasilerden uzak bir diktatoryad›r”, “Kemalizm demek her türlü ilerici demokratik düflüncenin zincire vurulmas›d›r”, “Kemalizm demek, her alanda Türk flovenizminin k›flk›rt›lmas›d›r”, “Kemalizm azg›n Türk flovenizmidir, koyu hakim ulus milliyetçili¤idir”, “Kemalizm faflizmdir” tespitlerinin do¤rulu¤u bir kez yaflananlar ile ortadad›r.

du. Alt› özenle çizilen nokta, ABD ve Türkiye aras›nda bir sorunun olmad›¤›, dostluk iliflkisinin devam etti¤i oluyordu. Ard›ndan MGK Genel Sekreteri’nin yapt›¤› “belirtilmesi gereken husus Türk Amerikan iliflkilerinin durumu hakk›nda söylenenlerin gerçe¤i yans›tmad›¤›d›r. Bu iliflkiler bir günde kurulmad›¤› gibi bir günde de bozulmayacak kadar sa¤lamd›r. TürkAmerikan iliflkilerinde kriz oldu¤u, iliflkilerimizin kötü bir aflamadan geçmekte oldu¤u, hele hele iliflkilerimizin dibe vurdu¤u gibi söylemler temelsiz abartmalard›r” aç›klamas› soruna a¤›rl›¤›n› koymad›¤› için ku-

la¤› çekilen TSK’n›n müdahalesi olarak alg›lanmal›d›r. Tüm bu yaflananlar›n ard›ndan özellikle Kürt halk›na yönelik gelifltirilen sald›r›lar ile Türk hakim s›n›flar›, hem efendilerine hem de devrimci ve demokrat kesimlere ve Kürt ulusal hareketine mesaj vermeyi amaçl›yordu. ‹flte Mersin’de yere düflen bayra¤› bu flevkle yakalayanlar bir sald›r› dalgas›n›n bahanesini bulman›n heyecan› ile zincirleme eylemlerine bafllad›lar. ‹ki Kürt çocu¤un arkas›ndan dev “Bayrak namustur, namussuzlar defolun!” pankart› açarak gözü dönenler Genel Kurmay, Emniyet Genel Müdürlü¤ü, AKP, CHP, DYP, Ülkü Ocaklar› hatta Türk-‹fl, Hak-‹fl, KamuSen’in aç›klamalar›ndan da güç alarak milliyetçilik hayaletini hortlamaktan çekinmediler. Zaten faflistlerin ezberinde haz›r bekletilen ›rkç›floven sloganlarla süslenen bu olay, “alçakl›k, gaflet, dalalet, h›yanet ve sözde vatandafll›k” olarak nitelendirildi. Söz konusu aç›klamalarla birlikte sald›r›lar›n› daha da art›ran gözü dönmüfl faflist sürüsünün bu sald›r›lar›n› bafl› bozuk insanlar›n kendi bafl›na hareketi fleklinde yorumlamak oldukça iyi niyetli bir yaklafl›m olacakt›r. Bu iyi niyete(!) Devlet Bahçeli’nin “sokakta ülkücü görmek istemiyoruz, ülkücülerin ellerinde bilgisayar olmal›d›r” aç›klamas›na inanmakta dahildir. Tüm bu söylemler ucuz birer yalandan ibarettir. Yaflananlar ne tesadüfi geliflmelerdir, ne de Türk bayra¤›n›n yere


at›lmas›ndan sonra çok duygulanan(!) baz› kiflilerin iflidir. Faflistlerin örgütsüz hareket ettikleri nas›l bir yan›lsama ise di¤er bir yanl›fl ifade de faflizmi MHP’den, faflistleri MHP’lilerden ibaret görme anlay›fl›d›r. Yaflananlar bu aç›dan bak›ld›¤›nda asl›nda Türkiye’nin sosyo-ekonomik yap›s› ve faflizm tahlili ile ilgili de önemli veriler sunmaktad›r. Özellikle Kemalizm konusunda ‹brahim Kaypak-

emalist diktatörlük az›nl›k milliyetlerin özellikle Kürt ulusunun haklar›n› gasp etmifltir; onlar› zorla Türklefltirmeye çal›flm›flt›r; dillerini yasaklam›fl; yaflananlar› tersine çevirmeye çal›flm›fl; tarihi yeniden kaleme alm›fl; kitle katliamlar›na giriflmifl ve binlerce insan› katletmifltir.

K

Kartal

kaya’n›n yapt›¤› “Kemalizm demek, her alanda Türk flovenizminin k›flk›rt›lmas›, az›nl›k milliyetlere amans›z bir milli bask›n›n uygulanmas›, zorla Türklefltirme ve kitle katliam› demektir” (‹brahim Kaypakkaya Seçme Yaz›lar, Nisan 2004, Umut Yay›mc›l›k, Sf: 245) belirmesi tam da bugün yaflananlar›n ifadesidir. “Kemalizm bütün demokrasilerden uzak bir diktatoryad›r”, “Kemalizm demek her türlü ilerici demokratik düflüncenin zincire vurulmas›d›r”, “Kemalizm demek, her alanda Türk flovenizminin k›flk›rt›lmas›d›r”, “Kemalizm azg›n Türk flovenizmidir, koyu hakim ulus milliyetçili¤idir”, “Kemalizm faflizmdir” tespitlerinin do¤rulu¤u bir kez yaflananlar ile ortadad›r. Peki bunlar›n örneklerini hat›rlamak için ille de çok gerilere gitmeye gerek var m›d›r? Hay›r. Kemalist diktatörlük az›nl›k milliyetlerin özellikle Kürt ulusunun

haklar›n› gasp etmifltir; onlar› zorla Türklefltirmeye çal›flm›flt›r; dillerini yasaklam›fl; yaflananlar› tersine çevirmeye çal›flm›fl; tarihi yeniden kaleme alm›fl; kitle katliamlar›na giriflmifl ve binlerce insan› katletmifltir. Sadece Dersim ayaklanmas›ndan sonra katledilen Kürtlerin say›s› 60 binin üzerindedir. Bu aç›lardan bak›ld›¤›nda Kemalist Diktatörlü¤ün izledi¤i çizgi tek kelime ile Türk flovenizmidir. fiovenizm; Türk hakim s›n›flar›n›n, Türkiye halk›na uygulad›¤› sömürü ve bask›n›n sonucunda devlete öfkelenen, tepki duyan; açl›k, yoksulluk ve iflsizlikle bo¤uflan halk kitlelerini bir arada tutman›n, devlet etraf›nda kenetlemenin bir arac› olarak her dönem kullan›lm›flt›r. fiovenizmin her ülkede oldu¤u gibi Türkiye’de de dayand›¤› s›n›flar ve zümreler vard›r. Ve emperyalistler ifllerine geldi¤i zaman bu s›n›f ve zümreler üzerinden flovenist ve ›rkç› politikalar› k›flk›rtarak desteklerler. Bu ko-

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

5


PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

6

nu özgülünde baz› kimseler sapla saman› birbirine kar›flt›rmakta ve böylece baflkalar›n›n ekme¤ine ya¤ sürmektedir. Emperyalizmin ›rkç›l›k politikas› ile yerli hakim s›n›flar›n ›rkç›l›k politikas› asla birbirine kar›flt›r›lmamas› gereken iki farkl› konudur. Emperyalistlerin halklar› birbirine düflman etmek ve ezmek istedi¤i do¤rudur ancak, bu emelleri için bizzat kendilerinin ›rkç›l›k politikas› yürüttü¤ü do¤ru de¤ildir. Türkiye’deki ›rkç›l›k politikas› Türk hakim s›n›flar›n›n politikas›d›r. Burjuvazinin siyasi bak›mdan en geri kesimlerinin ve feodalizmin politikas›d›r. Ülkemizde özellikle Kürt ulusuna ve di¤er az›nl›k milliyetlere karfl› ›rkç› bir politika güdenler, bu feodal ve feodal burjuva s›n›flar ve onlar›n siyasi temsilcileri ve partileridir. Elbette ki emperyalizm ifline geldi¤i yerde bu s›n›flar›n ›rkç›l›k politikas›n› k›flk›rtmakta, ç›karlar› ile örtüflmedi¤i noktada ise bu politikan›n karfl›s›na ç›kabilmektedir. T›pk› özellikle AB emperyalizminin Ermeni Soyk›r›m› noktas›nda ç›karlar›na uygun olarak tav›r al-

d›¤› gibi. Emperyalizmin bizzat yürüttü¤ü ›rkç›l›k politikas› ise bambaflka bir fleydir. Buna örnek olarak faflist Hitler’in Alman ›rk›n›n dünyada en üstün ›rk oldu¤unu savunmas› gösterilebilir. ‹flte tüm bunlardan dolay› ›rkç›l›¤a karfl› yürütülecek mücadele, her fleyden önce ülkede bulunan hakim s›n›flara ve zümrelere karfl› yürütülecek mücadele olmak zorundad›r. Proletaryan›n en önemli görevlerinden biri bunlar› emekçi halka teflhir etmektir. Burada yine ‹brahim Kaypakkaya’dan bir al›nt› yapal›m; “Türk iflçi ve köylülerinin bilinçleri, Türk hakim s›n›flar› taraf›ndan milliyetçilik ideolojisi ile genifl ölçüde karart›lm›flt›r. Hakim ulus milliyetçili¤i, de¤il köylülerin, proleterlerin en ileri unsurlar›n›n bile gözlerini az çok karartm›flt›r. Yani özellikle Türk komünistlerinin önünde Türk milliyetçili¤ini y›kmak görevi, iflçi ve köylüleri burjuva milliyetçili¤inin her türlü kal›nt›lar›ndan temizlemek görevi vard›r. Bu görevi ihmale ya da önem-

sememeye yol açacak her tespit, s›n›f mücadelesi aç›s›ndan sadece zararl›d›r.” (‹brahim Kaypakkaya Seçme Yaz›lar, Nisan 2004, Umut Yay›mc›l›k, Sf: 300) Evet bugün aç›s›ndan bak›ld›¤›nda gözleri hakim s›n›flar taraf›ndan flovenizm zehri ile karart›lm›fl, bilinçleri bu zehir ile buland›r›lm›fl iflçi ve köylü y›¤›nlar› vard›r. Ancak bizler bu fikirler ile mücadele etmezsek, bu yanl›fl fikirleri iflçi ve köylü y›¤›nlar›n kafas›ndan atmazsak emekçi y›¤›nlar aras›nda tam bir birlik, dayan›flma ve güven sa¤layamay›z. Bu ayn› zamanda emperyalizme ve uflaklar›na karfl› yürüttü¤ümüz mücadelede yeterince baflar› sa¤layamad›¤›m›z anlam›na da gelir. E¤er bizler bu zehri kitlelerin kafas›ndan söküp atman›n mücadelesini kararl›l›kla yürütmezsek kitleleri Kemalizm karfl›s›nda silahs›z b›rakm›fl oluruz. As›l olarak emperyalistlerin ulusal de¤erlerin en büyük düflman› oldu¤unun alt›n› sürekli çizerek emekçi y›¤›nlara bu gerçe¤i göstermek önemlidir. Tek bafl›na Türk hakim s›n›flar›n›n emperyalizm karfl›s›ndaki duruflu dahi Türk milliyetçili¤inin özünde ne anlama geldi¤ini ortaya koymaktad›r. Emperyalizm ulusal de¤erlere düflmand›r. Buna örnek ABD emperyalizmi taraf›ndan iflgal edilen ülkelerdir. Son örnek ise tarihi, insan›, geçmifli, kültürü, topra¤› ile ya¤ma ve talan edilen Irak’t›r. K›saca denilebilir ki; ›rkç› ve floven politikan›n beslen-


di¤i kaynak Kemalizmin ta kendisidir. “Bir Türk dünyaya bedeldir”, “Ne mutlu Türküm diyene” felsefesinin temelinde Kemalizm yatmaktad›r. Türklü¤ü mutluluk, bu topraklarda yaflayan herkesi Türk ya da Türk kökenli olarak gören bir ideolojinin kendini Türk olarak tan›mlamayan di¤er uluslara ve az›nl›k milliyetlere karfl› düflmanl›k gütmesi, onlar› “hain” veya “sözde vatandafl” ilan etmesi anlafl›lmaz de¤il, gayet anlafl›l›r bir fleydir. Çünkü, Türk devleti bu ›rkç› ve floven ideolojinin üzerinde kurulmufltur. Ve süreç içinde, yürüttü¤ü katliamlarla baflta Kürt ulusu olmak üzere, di¤er tüm az›nl›klara vermeye çal›flt›¤› mesaj da “ya bu topraklarda Türk olarak yaflars›n›z ya da hiç yaflamazs›n›z” olmufltur. Bugün MHP’li sivil faflistler taraf›ndan at›lan “ya sev ya terk et” slogan›n›n tarihi kökeni bu ›rkç› felsefeye dayanmaktad›r. Sözü uzatmadan, Kaypakkaya’n›n Kemalizm de¤erlendirmelerine kulak verelim; “Tarihi yeni bafltan kaleme almaya, bütün milletlerin Türklerden oldu¤u gi-

bi ›rkç› ve saçma bir teori icat etmifllerdi. Bütün dillerin kayna¤› da Türkçeydi(!) Günefl Dil Teorisi bunu ispatlamak için uyduruldu. Türkler efendi milletti (gerçekte “efendi” olanlar, Türk hakim s›n›flar›yd›): Az›nl›klar ona itaate mecburdu. Türkçeden baflka bir dil konuflmak yasakt›. Az›nl›k milliyetlerin bütün demokratik haklar› gaspedilmiflti. Onlara her türlü eziyet ve hakaret mübaht›. Kürt olanlara afla¤›lay›c› s›fatlar tak›l›yordu. Türk iflçi ve köylüleri aras›nda bir Türk flovenizmi yarat›lmaya çal›fl›l›yordu ve bunda az çok da baflar›l› olunmufltu.” (‹brahim Kaypakkaya Seçme Yaz›lar, Nisan 2004, Umut Yay›mc›l›k, Sf: 281) “Sözde vatandafllar” tan›mlamas›nda bulunan, “tarihten ders als›nlar” diyen Genelkurmay Baflkan›’n›n sözlerini do¤ru okumak gerekir. Onlar›n ders al›nmas›n› sal›k verdikleri tarih, katliam ve zulüm tarihidir. Bu tarihte Koçgiri, Zilan, Dersim katliamlar› yazmaktad›r; sürgünler yazmaktad›r. Tüm ulusal demokratik ta-

leplere karfl› uygulanan gözalt›, iflkence ve zindan politikalar› tarihi ders al›nmas› için önümüze sürülmektedir. Yaflananlar›n bir baflka boyutu da bu politikay› yaflam tarz› haline getirenler, ders al›ns›n diye halk›n önüne sürenlerin hiç flüphesiz her türlü nefreti ve tepkiyi hak ettikleridir. Bu tepkilerin t›pk› Mersin olay›nda oldu¤u gibi bir yöntemle dile getirilmesi yukar›da alt›n› çizdi¤imiz gerçekleri ortadan kald›rmaz. Irkç›l›k ve flovenizm kardeflli¤in de¤il, düflmanl›¤›n, ezilenleri bölüp parçalaman›n ideolojisidir. Böl ve yönet politikas› emperyalistlerin ve suç ortaklar›n›n vazgeçemedikleri en büyük hain planlardan biridir. Ezilenlerin kendi s›n›flar› için dövüflme, kendi haklar› u¤runa mücadele etme bilincinde sa¤layacaklar› her geliflmenin karfl›-devrimcilerin bu türden provokasyonlar›n› bofla ç›karma baflar›s›yla direkt ba¤lant›l›d›r. Her bayrak bir s›n›f›n gücünü ve iktidar›n› temsil eder. S›n›f bilinçli proleterlerin yani komünistlerin s›n›f dokusunun temel rengi olan kan›n (k›z›l) üstüne eme¤e ve ba¤l›l›k ve sayg› anlam›nda ifade edilen orak çekiç kullan›lmas›n›n tek nedeni s›n›fsald›r. Bu konu ile ilgili sözlerimizi ‹brahim Kaypakkaya’n›n sözleri ile noktalayal›m; “Her fleyden önce flunu belirtelim ki, milliyeti ne olursa olsun bilinçli Türkiye proletaryas›, burjuva milliyetçili¤inin bayra¤› alt›nda yer almayacakt›r.”

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

7


8

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

“EMPERYAL‹ZM KA⁄ITTAN KAPLANDIR” Irak iflgalinin ikinci y›l›nda Ortado¤u’da bata¤a saplanan ABD, bu batakl›ktan kurtulamayacak! Emperyalistler savafl› daha bafl›ndan kaybettiklerinin fark›nda olmadan zafer 盤l›klar› att›klar› May›s 2002 tarihinden bu yana ummad›klar› bir direniflle karfl›laflt›lar. Irak halk› iflgalin bafl›ndan bu yana “‹flgale karfl› savaflaca¤›z” fliar›n› hep hayk›rd›. ‹flgalcilere karfl› Ba¤dat, Musul, Ramadi ve Felluce’de büyük direnifller sergilendi. 1500’ün üzerinde askeri ölen, 10 binin üzerinde yararl› veren, alt› bin civar›nda askeri firar eden, binlerce askeri psikolojik tedavi gören iflgalci güçlerin sözcüsü durumunda olan ABD’nin tüm gizli belgelerinde savafl›n kaybedilmek üzere oldu¤u aç›kça yaz›lmaktad›r. Eski D›fliflleri Bakan› Colin Powell’in giderayak “sonuç korkunç, bu savafl› kaybettik” aç›klamas› emperyalist iflgalcilerin durumunu kendi a¤›zlar›ndan aç›kl›yor.

20 Mart 2002 tarihinde ABD emperyalizmi yan›na ald›¤› müttefiki ‹ngiliz emperyalizmi ile birlikte Irak’› iflgal etti. “Kitle imha” silahlar›n›n varl›¤›n› gerekçe olarak gösteren ABD için, hiç kimsenin bunlar›n varl›¤›na inanmamas›n›n, hatta BM silah denetçilerinin yapt›klar› araflt›rmalarda bunlar›n izine dahi rastlanmamas›n›n önemi yoktu. Nitekim iflgalin birinci y›l›nda iflgale gerekçe gösterilen “silahlar›n olmad›¤›”n›, bu konuda “yan›ld›klar›n›” aç›klayan Bush, bu tarihten sonra sürekli olarak Irak’a getirilecek olan “özgürlükten” söz etmeye bafllad›. Onlar›n “özgürlük” dedi¤i, y›k›lan flehirler, haritadan silinen köyler, yüzbinlerce insan›n cesedi, kan, gözyafl›, açl›k ve ya¤mayd›. Ortado¤u’da sular hiçbir zaman durulmad›. Savafllar bu bölgede yaflayan halklar›n adeta kaderi oldu. Emperyalistlerin k›flk›rtmalar› sonucu sekiz y›l savaflt›-

r›lan ‹ran ve Irak halk› büyük ac›lar çekerken, Siyonist ‹srail devleti kuruldu¤undan bu yana Filistin halk›na kan kusturuyor. Kürtler tüm bölge devletlerinin sürekli hedefleri olmufl ve katledilmifllerdir. Ve öte yandan önemli zenginlik kaynaklar›n›n bulundu¤u Ortado¤u her zaman emperyalistlerin ifltah›n› kabartm›flt›r. Bu gerçek kavranmadan ABD emperyalizminin neden Irak’a sald›rd›¤› anlafl›lamaz. Birinci Emperyalist Paylafl›m Savafl› dünyada bütün dengeleri de¤ifltirdi. Savafltan geriye kalan milyonlarca ölü, yerle bir edilen flehirler, yoksulluk ve açl›k savafl›n sonuçlar› olurken, iflgal edilen topraklar ve bölüflülen pazarlar, yeni sömürgelerin ortaya ç›kmas› da savafl›n di¤er sonuçlar› olarak tarihe geçti. Birinci Emperyalist Paylafl›m Savafl›’ndan yenik ç›kan Almanya ve müttefiklerine karfl›n, ‹ngiliz ve Frans›z emperyalistleri sa-


vafl›n ‘galipleri’ olarak kendilerini ilan ettiler. Birinci Emperyalist Paylafl›m Savafl›’nda Almanya’n›n yan›nda savafla giren Osmanl› ‹mparatorlu¤u Almanya yenilince savafl› kaybeden taraflardan biri olarak kabul edildi. ‹ngiliz ve Frans›z emperyalistleri kendilerini savafl›n ‘galibi’ ilan ettikten sonra Osmanl› ‹mparatorlu¤u’nun hakim oldu¤u topraklar› kendi aralar›nda bölüfltüler. Bunun baflka sonuçlar› da oldu, flöyle ki ‹ngiliz ve Frans›z emperyalistleri kendi ç›karlar›na uygun yeni devletler kurmaktan geri kalmad›lar. Bunlardan bir tanesi de Irak devletinin kurulmas›yd›. Kürdistan topraklar›n›n Güney kesimini içine al›narak oluflturulan Irak devleti sürekli çeflitli emperyalist güçlerin at oynatt›klar› bir alan oldu.

lar›ndand›. ABD ve genel olarak emperyalistler için kifliler ve de¤erler hiç önemli de¤ildir. Önemli olan ABD’nin ç›karlar›d›r. Ç›karlar› muhafaza edildi¤i müddetçe, ABD için herkes ayn›d›r. Ç›karlar›yla çat›flan, çeliflen herkes, her ülke ABD’nin bir numaral› düflman›d›r (ki bu tüm emperyalistler için geçerlidir.) Saddam da böyle oldu. ABD ç›karlar›na ters düfltü¤ü için düflman oldu. Bir anda diktatör, cani vb. her fley olan Saddam, mutlaka devrilmeliydi. ABD, Irak petrollerine ulaflmak ve bu bölgeyi kendi denetimine almak için sald›rd› ve Irak’› iflgal etti. Sadece Irak de¤il, tüm Ortado¤u ülkeleri petrol bak›m›ndan oldukça zengin bir co¤rafyada bulunuyorlar. Petrole ihtiyaç duyan

dayal› sanayinin oldukça geliflkin oldu¤u günümüzde geliflmifl ülkeler bu do¤al kayna¤a büyük ihtiyaç duyuyorlar. ABD, dünyada en çok petrol tüketen ülkelerin bafl›nda geliyor. Ortado¤u’da petrol kontrolünü elinde tutan ABD’nin di¤er emperyalist güçlere karfl› önemli bir avantaj› eline geçirece¤i aç›kt›r. Son y›llarda önemli bir hamle yapan Çin’in giderek yükselen trendi petrol tüketimini de o oranda art›rmaktad›r. Bunu frenlemek için bile olsa ABD bu enerji kayna¤›n› kendi denetimine almak istiyor. Böylece rakip emperyalist güçlerin ihtiyaç duydu¤u enerji kaynaklar›n› kendi denetimde tutarak geliflmelerini önlemeyi hedefliyor. ABD’nin büyük petrol flirketlerinin daha flimdiden Irak petrol bölgelerini kendi ara-

ngiliz ve Frans›z emperyalistleri kendi ç›karlar›na uygun yeni devletler kurmaktan geri kalmad›lar. Bunlardan bir tanesi de Irak devletinin kurulmas›yd›. Kürdistan topraklar›n›n Güney kesimini içine al›narak oluflturulan Irak devleti sürekli çeflitli emperyalist güçlerin at oynatt›klar› bir alan oldu.

Ortado¤u’da Irak, entrikalar›n, darbelerin oldukça zengin oldu¤u ülkelerden biriydi. Gerici faflist iktidarlar›n sürekli ifl bafl›nda bulundu¤u Irak’ta, ABD emperyalizminin destek ve himayesinde darbeyle ifl bafl›na gelen Saddam Hüseyin, Ortado¤u’daki bafll›ca diktatörlerden biriydi. Irak Kürdistan›’ndaki Kürtleri bask› alt›nda tutan, Halepçe’de oldu¤u gibi binlerce Kürdü ac›mas›zca katleden Saddam diktatörü, ABD’nin bir zamanlar en büyük uflak-

tüm ülkelerin Ortado¤u ülkeleriyle bir biçimde ticari iliflkileri var. ABD, Japonya, Almanya, Fransa son y›llarda Çin de petrol ihtiyaçlar›n› Ortado¤u ülkelerinden sa¤l›yorlar. ABD’nin Irak sald›r›s›n›n nedenleri di¤erlerinin yan›s›ra iki bafll›k alt›nda toplamak mümkün. Birincisi; petrol, ikincisi; Ortado¤u’da zay›flayan gücünü yeniden kabul edilir seviyeye getirmek. Petrol; dünyada hala ihtiyaç duyulan en önemli enerji kaynaklar›ndan biri. Petrole

lar›nda bölüfltükleri düflünüldü¤ünde, ABD emperyalizminin buradan ne kadar kazanç sa¤layaca¤› kendili¤inden ortaya ç›k›yor. ABD, Irak petrollerini ele geçirdi¤inde flimdiye kadar Irak iflgalinde harcad›¤› paralar› k›sa zamanda petrol gelirlerinden elde edece¤i söylenmektedir. ‹kincisi; ABD 1979 y›l›nda fiah’›n devrilmesiyle önemli mevzilerinden biri olan ‹ran’› kaybetti¤inden bu yana, otoritesi giderek zay›flad›. ‹ran ve 1980’lerin sonu-

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

9


PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

10 na do¤ru Irak’›n da elinden kay›p gitmesi ABD’nin gücünü iyice zay›flatt›. Suriye zaten flimdiye kadar tam olarak ABD denetiminde bir ülke olmad›. Bu durum ABD’nin 1980’de benimsedi¤i yeni stratejisine uygun olarak Irak’›n iflgalini gündeme getirdi. Ortado¤u’da ele geçirilen avantaj›n Kafkaslarla birlefltirilmesi ABD’nin dünya imparatorlu¤unda at›lm›fl en büyük ad›m olarak kabul edilmektedir. ABD, 1. petrol krizi ve Vietnam yenilgisinden sonra yeni bir strateji gelifltirmeye bafllad›. Bu strateji flimdilerde çokça popüler olan “Küreselleflme” politikas›yd›. ABD’nin (ki ‹ngiltere de ayn› flekilde) benimsedi¤i, tüm içeri¤i, hedefleri, askeri, ekonomik ve kültürel yönleri ABD araflt›rma merkezince çizilen bu politika, 1989 y›l›ndan itibaren uygulanmaya kondu. Bu projenin tek bir hedefi vard›; ABD’nin gücünü yeniden tesis etmek ve dünyada tek güç olmak. Bunun için ABD tekellerinin önündeki tüm engellerin kald›r›lmas›, ham madde ve yat›r›m alanlar›n›n ABD tekellerine sunulmas›, ABD emperyalizminin liderli¤inde oluflturulmufl “uluslararas› topluluk” ve “etkin çok tarafl›” yönetimlerin ABD denetiminde tutulmas›, tüm ülke ekonomilerinin kendisine ba¤lanmas›, devlet yönetimlerinin zay›flat›lmas› ve tüm bu konularda ABD’nin öncülü¤ünün kabul edilmesi idi. Bu politika 1997 y›l›nda tamamen iflas etti. Bölgesel krizler, çöken ülkeler ve em-

peryalistler aras› yeni güç dengelerinin ortaya ç›kmas›yla, 2005 y›l›na gelindi¤inde krizin atlat›ld›¤› söylense de, kriz atlat›lm›fl de¤ildir. Emperyalist yay›lmac› politikas›ndan vazgeçmesi do¤as› gere¤i mümkün olmayan ABD, 1990 y›l›ndan itibaren yeni stratejiler benimsemeye bafllad›. Bunun temelinde Rus Sosyal Emperyalizminin çözülmesi ve o döneme kadar Rusya’n›n tamamen denetiminde olan ülkelerin tek tek Rusya’dan koparak “ba¤›ms›z devletler” olarak ortaya ç›kmalar› oldu. Gorbaçov’un Do¤u Almanya’y› Bat› Almanya’ya satmas›yla bafllayan bu sürecin getirdi¤i sonuçlar›n yank›lar› hala devam etmektedir. Ortaya ç›kan yeni pazarlar baflta ABD olmak üzere birçok emperyalist gücün ifltah›n› oldukça kabartt›. Tüm güçler Kafkaslar üzerinde hesaplar yapmaya ve bu pazardan kendilerine pay kapma yar›fl›na girdi. Kafkaslar›n petrol, do¤algaz ve di¤er zenginlik-

eni durumda ABD dünyadaki güç dengeleri içinde öne ç›kmak için ortaya ç›kan pazarlar›n yeniden paylafl›m›nda stratejiler gelifltirmeye bafllad›. Bu yeni politikas› içinde, Kafkaslar, Ortado¤u, Afrika ve Asya vard›. Fakat öncelik verdi¤i Kafkaslar ve Ortado¤u’ydu.

Y

leri emperyalistleri bu bölgeye yöneltti. Yeni durumda ABD dünyadaki güç dengeleri içinde öne ç›kmak için ortaya ç›kan pazarlar›n yeniden paylafl›m›nda stratejiler gelifltirmeye bafllad›. Bu yeni politikas› içinde, Kafkaslar, Ortado¤u, Afrika ve Asya vard›. Fakat öncelik verdi¤i Kafkaslar ve Ortado¤u’ydu. Bu bölgelerin öne ç›kmas›n›n esas nedeni elbetteki enerji kaynaklar›yd›. Bu


kaynaklara sahip olmak, buralar› denetlemek demek ayn› zamanda pazarlarda söz sahibi olmak anlam›na geliyordu, bunun için askeri güç kullan›m› dahil ABD emperyalizmi bu bölgede tek güç olmak hedefinden hiçbir zaman vazgeçmedi. ABD, her ne nedenle olursa olsun benimsedi¤i bu yeni stratejisini hayata geçirmek istiyordu. 11 Eylül 2001’de ABD’ye yap›lan sald›r› bu yeni stratejik de¤iflikli¤in tarihi bafllang›c› oldu. ABD 11 Eylül’le birlikte yeni stratejisini öne çekerek Afganistan’a sald›rd›. ElKaide’yi bahane ederek önce Afganistan’a sald›r›p iflgal etti. Taliban rejimini devirerek bugünkü uflak hükümeti ifl bafl›na getirdi. ABD, art›k dizginlerinden boflanm›flças›na her yere sald›raca¤›n› ve iflgal edece¤ini aç›kl›yordu. “Benden yanas›n›z, ya da de¤ilsiniz” sözü ABD’nin ne yapmak istedi¤ini çok özlü olarak aç›kl›yordu. Ve Bush ABD’nin 11 Eylül 2001 tarihinden k›sa bir süre sonra kabul ettikleri yeni stratejilerinin neleri içerdi¤ini tek tek aç›klad›. Bu politikas›; “Tüm di¤er güçlerin ABD’yi on y›l geriden takip etmeleri”, “önleyici vuruflun ABD’nin hakk›” oldu¤u, “askeri olarak yeni yat›r›mlar›n yap›lmas›”, “öncelikli iflgal edilecek ülkeler” ve di¤erleri. Afganistan’la bafllayan ve sald›r› listesinde olan ‹ran, Suriye, K. Kore ve Irak ABD emperyalizminin öncelikleri aras›nda yer al›yordu. Irak, ABD aç›s›ndan flartlar› olgunlaflt›r›lm›fl ülkelerin ba-

fl›nda geliyordu. Ve ABD 20 Mart 2002 tarihinde Irak’a sald›rarak iflgal etti. Emperyalistler savafl› daha bafl›ndan kaybettiklerinin fark›nda olmadan zafer 盤l›klar› att›klar› May›s 2002 tarihinden bu yana ummad›klar› bir direniflle karfl›laflt›lar. Irak halk› iflgalin bafl›ndan bu yana “‹flgale karfl› savaflaca¤›z” fliar›n› hep hayk›rd›. ‹flgalcilere karfl› Ba¤dat, Musul, Ramadi ve Felluce’de büyük direnifller sergilendi. 1500’ün üzerinde askeri ölen, 10 binin üzerinde yararl› veren, alt› bin civar›nda askeri firar eden, binlerce askeri psikolojik tedavi gören iflgalci güçlerin sözcüsü durumunda olan ABD’nin tüm gizli belgelerinde savafl›n kaybedilmek üzere oldu¤u aç›kça yaz›lmaktad›r. Eski D›fliflleri Bakan› Colin Powell’in giderayak “sonuç korkunç, bu savafl› kaybettik” aç›klamas› emperyalist iflgalcilerin durumunu kendi a¤›zlar›ndan aç›kl›yor. Bu gerçe¤e ra¤men sürekli sanal moral aç›klamalar› yapan emperyalist ABD, Irak’ta her fley yolundaym›fl, kendi kontrollerindeymifl, s›ra di¤er “fler güçlerinde”ymifl havas› yaratmaktad›rlar. ABD emperyalizmi iflgalle birlikte Irak petrol rezervlerine kolay ulaflmak için yeni iflbirlikçi, kukla bir hükümet aray›fl›na girdi. Ad›na “Irak’ta yeni demokrasi dönemi” dedikleri genel seçimler 30 Ocak 2005 tarihinde gerçekleflti. Seçim tam bir fiyaskoydu. Seçim öncesinde adaylar›n dahi bilinmedi¤i bir seçimin ne kadar “demokratik” oldu¤u ortad›r.

‹flgalciler için seçim, sadece bir formalitenin yerine getirilmesinden ibaretti. Bu seçim sonuçlar›n› Irak direnifl güçleri kabul etmediklerini aç›klad›lar. Irak sözde seçimlerinin sadece bir yasa¤› savmak oldu¤u aç›kt›r. Irak iflgalinin bafl›ndan bu yana iflbirlikçi birçok çevre, afliret ve parti bu göstermelik seçimlerden kendilerine pay kapma peflinde oldu. Ülkenin % 60’›n› oluflturan fiiiler seçimlerden galip ç›kan taraf oldu. Mukteda El-Sadr, oluflturdu¤u Mehdi Ordusu’yla iflgale karfl› gösterdi¤i direniflten dolay› seçime sokulmad›. fiiileri temsil eden di¤er gruplar içinde Irak ‹slam Devrimi Yüksek Konseyi bafl›ndan itibaren iflgali destekledi ve seçimlere de kat›larak önemli bir güç elde etti. Birleflik Irak ‹ttifak› içinde yer alan fiiilerin bundan sonraki politikada önemli söz sahibi olmalar› yine de ABD’yi rahats›z etmektedir. fiiilerin ‹ran’la s›k› iliflkiler içinde oldu¤unu söyleyen ABD, bu sonuçtan memnun de¤ildir. Irak seçim sonuçlar›ndan “memnun” görünen bir di¤er kesimde iflbirlikçi Kürt önderleridir. ‹flgalin bafl›ndan itibaren ABD emperyalizmin yan›nda saf tutan Kürt önderleri bir kez daha Kürt halk›n› emperyalizme peflkefl çekti. Yeni hükümette Cumhurbaflkanl›¤›n›n kendilerine verilmesinin ve “federatif bir yönetime” sahip olman›n kendileri için yeterli oldu¤unu aç›klayan Barzani ve Talabani sonuçtan hoflnut görünüyorlar.

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

11


PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

12

IRAK ‹fiGAL‹YLE ORTADO⁄U’DA DE⁄‹fiEN DENGELER Irak iflgalini destekleyen ülkelerin bafl›nda ‹srail gelmektedir. ABD’nin bu co¤rafyadaki en ileri karakolu olan ‹srail, ABD’nin kendisine yükledi¤i misyona uygun olarak her zaman görev alacak ülkelerin bafl›nda gelmektedir. ‹srail’in Irak’la olan çeliflkileri uzun y›llara dayanmaktad›r. ABD’nin Saddam’la ipleri koparmas›ndan bu yana ‹srail, zay›flam›fl bir Irak talebini sürekli gündemde tutmufltur. Birinci Körfez Savafl›’nda Saddam’›n ‹srail’i de savafl›n içine çekmek için, ‹srail’e sald›rd›¤› ve buna karfl›l›k verilmemesi için ABD’nin ‹srail’i ikna etti¤i biliniyor. Saddam’›n Filistin sorununu kullanarak ‹srail’i savafla çekmesi ve böylece di¤er Arap ülkelerinin deste¤ini almas›yla meflru bir yere oturaca¤›n› hesapl›yordu. Ancak ABD, bunlar› bildi¤inden ‹srail’i bafl›ndan itibaren savafla sokmad›. ‹srail sadece Irak’› de¤il, ‹ran ve Suriye’nin de zay›flamas›ndan yana ve hatta ABD’nin denetiminde kontrol edilmesini istiyor. ‹srail bu bak›mdan Irak’›n iflgal edilmesiyle biraz rahat nefes alm›fl görünüyor.

ABD’nin hedefleri aras›nda olan ‹ran, Irak iflgaline baflta sessiz kalm›flt›r. ‹ran’›n Irak’la uzun y›llara dayanan çeliflkileri düflünüldü¤ünde neden sessiz kald›¤› daha iyi anlafl›lmaktad›r. Her ne kadar Irak’›n ‹ran’a sald›rmas› yeniden gündemde de¤ildiyse de, aralar›nda geçmiflten kalan düflmanl›k, ‹ran’›n sessiz kalmas›n›n bafll›ca nedeniydi. Ancak sald›r›n›n sadece Irak’la s›n›rl› olmad›¤›, ABD’nin kendisine de yönelece¤ini aç›klamas›ndan sonra tavr›n› de¤ifltirerek sesini yükseltmeye bafllam›flt›r. ‹ran, ABD’nin baflar›s›z bir flekilde durumunu devam ettirmesinden yanad›r. Bunun kendisine karfl› yap›lacak sald›r›y› bir müddet daha geri plana ataca¤›n› hesaplamaktad›r. ‹ran, Irak iflgalinin gerçekleflmesinden sonra o güne kadar zay›f olan iliflkilerine yeniden yön vermeye bafllad›. Baflta Avrupa Birli¤i’yle olan iliflkilerini düzeltmek için önemli bir diplomatik atak bafllatt›. Fransa baflta olmak üzere, Almanya’yla gelifltirilen ticari iliflkiler, ‹ran’›n kendisini güvenceye almas›n›n ilk ad›mlar› olarak gündeme geldi. Nükleer enerji üretti¤ini ve bunu kendi ihtiyaçlar› için tüketti¤ini aç›klayarak bir anlamda

ABD’ye meydan okudu. Rusya’n›n nükleer enerji santrallerinin inflas›nda ‹ran’a verdi¤i destek ve buradan kazand›¤› paralar düflünüldü¤ünde, Almanya, Fransa ve Rusya’n›n ‹ran’›n yan›nda görülmesinin nedenleri daha iyi anlafl›lmaktad›r. Irak iflgali Suriye’nin gücünün zay›flamas›na yol açt›. ABD’nin Suriye’yi de hedefleri aras›nda göstermesi ve hatta ilk dönemlerde Suriye’ye ‹ran’dan önce sald›r›laca¤› havas›n›n do¤mas› Suriye’nin Ortado¤u’da önemli ve etkin bir güç olmas›na ba¤lan›yordu. Lübnan’da askeri bulundurdu¤u, bu bölgeyi önemli ölçüde denetledi¤i, ‹srail’e karfl› savaflt›¤› ve Filistinlilerin bar›nma ve di¤er ihtiyaçlar›n›n Suriye’nin karfl›lad›¤›, bunun da ABD’nin ifline gelmedi¤i biliniyordu. Baba Esad döneminde Rusya’yla olan iliflkileri Suriye’nin konumunu daha da güçlendiriyordu. ABD, kendi denetiminde olan, buradaki ç›karlar› önünde engel gördü¤ü Suriye’yi hedefleri aras›na alarak sald›raca¤›n› aç›klamas›ndan sonra Suriye, politikas›n› yeniden gözden geçirdi. Rusya’n›n eskisi gibi iliflkilerini sürdürmedi¤i bir Suriye’nin baflka kap›lar› çalmas› ve


böylece bir nebze de olsa kendisini güvenceye almas› gündeme geldi. Suriye Avrupa ile bozuk olan iliflkilerini düzeltmek için harekete geçti. Avrupa Suriye’nin bu yeni politik de¤iflimini kendi ç›karlar›na uygun gördü¤ünden büyük bir memnuniyetle karfl›lad›. Esad’›n yak›n zamanda “ABD’nin kendilerini yanl›fl anlad›¤›n›”, “Suriye’yi anlamak için kendilerinden sormas›n›” ve “ABD’nin dünyaya yön veren bir güç olarak kabul edilebilece¤ini” söyleyerek ABD ile birlikte çal›flaca¤›n› aç›kça söylemesine ra¤men, ABD hala ikna olmufl de¤il. Suriye, gelifltirdi¤i bu yeni politikas›na Türkiye’yi de ekledi. Son dönemde Türkiye’yle yap›lan bir dizi antlaflma ve en üst düzeyde karfl›l›kl› ziyaretler ve ABD’nin karfl› ç›kmas›na ra¤men Cumhurbaflkan› Sezer’in

Suriye’yi ziyaret etmesi, Bat›’n›n da bask›s›yla Suriye’nin Lübnan’dan askerlerini çekmesi, Suriye’nin olas› bir ABD sald›r›s›na karfl› oluflturmaya çal›flt›¤› barikatlard›r. TC’YE B‹Ç‹LEN M‹SYON Irak iflgali öncesi ve sonras›nda en çok tart›fl›lan ülkelerden biri de Türkiye oldu. Türk hakim s›n›flar› Müslümanl›k ö¤esinin d›fl›nda Irak iflgaline hiç de so¤uk bakmad›lar. Özal’dan kendilerine miras kalan “bir koyup, iki alma” politikas› Erdo¤an hükümetinin de benimsedi¤i politika oldu. Burjuva-feodal medya bafl›ndan itibaren Türkiye’nin ç›karlar›n› öne ç›kararak ‘bir yanl›fl yap›lmamas›’ konusunda hükümeti uyard›. Perde arkas›nda yap›lan pazarl›larda ABD, Türk devletinin taleplerine s›cak bakmad›¤› için çeliflkiler ç›kt› ve 1 Mart tezkeresi olarak bilinen ABD askerlerinin Türkiye üzerinden geçmesine sözde müsaade edilmedi. Fakat o güne kadar binlerce ABD askerinin Türkiye üzerinden Irak’a sevki çoktan tamamlanm›flt› bile. Neydi perde arkas›nda yap›lan pazarl›klar? Bunun

bafl›nda Kürt sorunu vard›. Türkiye Irak Kürtleriyle iliflki gelifltirilmemesi, yeniden oluflturulacak Irak’ta Kürtlere yer verilmemesi, federatif düzeyde de olsa Kürtlerin konumland›r›lmamas›, PKK’ye sald›r›lmas›, ya da Türkiye’nin operasyon yapmas›na olanak tan›nmas›, Kerkük ve Musul sorunun Türkiye lehine çözülmesi, Kerkük’te Türkmenlerin esas unsur olarak kabul edilmesi. Bunlar Türk hakim s›n›flar›n›n ABD’den talep etti¤i pazarl›k meseleleriydi. ABD, bafl›ndan itibaren Irak’taki tüm geliflmelerden sorumlu oldu¤unu ve her fleyin kendileri taraf›ndan belirlenece¤ini aç›kça söyledi ve Türk hakim s›n›flar›yla pazarl›¤a girmedi. ABD, sadece Türkiye’nin kendi ihtiyaçlar›n› karfl›layan düzenlemeler yapmakla yetinmesini istiyordu. Türkiye do¤an bu f›rsat› lehine çevirmek için 1 Mart tezkeresini Meclis’ten geçirmedi. Bu durum TC’nin Irak iflgaline karfl› olmas›n›n sonucu kesinlikle de¤ildi. Nitekim ABD’nin, bu durumdan hiç de hoflnut olmad›¤›n›, iliflkilerin bozulabilece¤ini söylemesinden sonra Türk hakim s›n›flar› geri ad›mlar atmaya bafllad›lar. 7 Temmuz 2003 tarihinde Irak’a asker gönderme yetkisi Meclis’e verilerek ABD’ye önemli bir mesaj

sas›nda bafl›ndan itibaren ABD’nin her türlü ihtiyaçlar›n›n Türkiye taraf›ndan karfl›land›¤› bir s›r de¤ildir. Lojistik ihtiyaçlar›n Türkiye taraf›ndan t›rlarla tafl›nd›¤› ve bu yüzden flimdiye kadar 100’e yak›n t›r floförünün öldürüldü¤ü kamuoyunun bilgisi dahilindedir.

E

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

13


PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

14 verildi. Türk hakim s›n›flar› ABD’den belli konularda taviz koparamayaca¤›n› anlad›¤› andan itibaren, Irak’tan kendilerine düflecek pay› hesaplamaya bafllad›. Esas›nda bafl›ndan itibaren ABD’nin her türlü ihtiyaçlar›n›n Türkiye taraf›ndan karfl›land›¤› bir s›r de¤ildir. Lojistik ihtiyaçlar›n Türkiye taraf›ndan t›rlarla tafl›nd›¤› ve bu yüzden flimdiye kadar 100’e yak›n t›r floförünün öldürüldü¤ü kamuoyunun bilgisi dahilindedir. Altyap› çal›flmalar›nda önemli görevler verilen Türkiye’nin, gelinen aflamada iflgale karfl› ABD politikalar›n› benimsedi¤i kesinleflmifltir. Art›k Tüm hakim s›n›flar›n›n temsilcileri ve özellikle komprador burjuvazi, hükümeti s›k›flt›rarak yat›r›mlardan pay kapmay› esas almalar› konusunda Erdo¤an’a bask› yapmaktad›r. Irak pazar›n›n bölüflülmesinde en büyük pay› ABD flirketlerinin ald›¤› biliniyor. Bu konuda tersi bir durum zaten düflünülemez. Askeri alanda en büyük pay ABD flirketlerinindir. ABD Kellogs-Root flirketi askeri ihalenin tek temsilci durumundad›r. Bu flirket ABD D›fliflleri Bakan› Dick Cheney’in orta¤› ve yöneticisi oldu¤u Halliburton flirketinin grubuna ba¤l›. Türk flirketlerinin tafleronluk ald›¤› alt yap› çal›flmalar› “Türk-Irak ‹fl Konseyi” çat›s› alt›nda yap›lmaktad›r. Koç Grubu, Çukurova Holding, Zorlu Grubu, OYAK, Alarko, Tepe Grubu, Do¤an Holding, ENKA, Polat ‹nflaat ve Yüksel ‹nflaat Irak’taki Türk flirketleri

olarak, elektrik santralleri, su ar›tma tesisleri, havaalan› gibi alt yap› çal›flmalar›nda bulunuyor ve ayn› zamanda ABD ordusunun su, yemek ihtiyaçlar›n› birinci dereceden karfl›l›yorlar. Avrupa Birli¤i’nin temsilcisi durumunda olan Almanya ve Fransa emperyalistleri gelinen aflamada Irak iflgaline karfl› ç›k›fllar›n› kendi gündemlerinden ç›kartm›fl bulunuyorlar. ‹flgalin gelinen aflamada bu ülkeler taraf›ndan “meflrulu¤u” art›k kabul edilmifl bulunuluyor. Irak polis gücünün Almanya taraf›ndan e¤itilmesinin kesinleflmesi ABD ve Avrupa emperyalistleri aras›nda yap›lan pazarl›klar›n bir sonucudur. ÇEL‹fiK‹LER VE GÜÇ DENGELER‹NDE DE⁄‹fi‹MLER ABD’nin Irak iflgalinin gelinen aflamada kabul edilmesi emperyalistler aras› çeliflkilerin çözüldü¤ü anlam›na gelmiyor. Emperyalistler aras› çeliflkiler kendisini korurken, yeni güç dengeleri de ortaya ç›k›yor. ABD ve ‹ngiliz emperyalizmi aras›ndaki ittifak baz› konularda anlaflmazl›klar (‹ran konusunda oldu¤u gibi) devam etse de bir güç oluflturduklar› biliniyor. Avrupa Birli¤i kendi içindeki çeliflkileri gidererek tek bir güç olarak hareket etmenin yol haritas›n› çizmeye devam ediyor. 25 ülkeyi içine alan 400 milyonun üzerindeki nüfusuyla önemli bir güç olan Avrupa Birli¤i baflta ABD olmak üzere tüm rakiplerine karfl› üstünlük ele geçirmede h›zla politikalar gelifltiriyor. Kabul edilen ve

tek tek ülkelerin halk oylamas›na sunulan Avrupa Anayasas›’yla önemli bir kavfla¤› aflmaya çal›flan Avrupa Birli¤i sadece bununla kalmak taraftar› de¤il. NATO’ya karfl› kendi ordusunu kurman›n çal›flmalar›n› h›zland›ran Avrupa Birli¤i Ekim ay›nda Brüksel’de yap›lan Avrupa Birli¤i Savunma Bakanlar› Toplant›s›nda Avrupa Ordusu’nun kurulmas› için at›lan ad›mlar›n h›zland›r›lmas› kararlaflt›rd›. Para birli¤i olan Euro’nun dolara karfl› yeni bir ekonomik güç olmas› için çal›flan Avrupa Birli¤i’nin Kafkaslar’da kendisine yeni güç odaklar› oluflturma çabalar› meyve vermeye bafllad›. Rusya’n›n 2001’den bu yana hem Avrupa Birli¤i karfl›s›nda hem de ABD karfl›s›nda güç kaybetti¤i herkesçe kabul edilmektedir. Orta Asya’da peflpefle ABD askeri üstlerinin aç›lmas›, BaküCeyhan Petrol Boru Hatt›’ndaki baflar›s›zl›¤›, Gürcistan, Ukrayna, K›rg›zistan gibi Rus etkisi alt›ndaki ülkelerde yap›lan sözde devrimlerle Rus yanl›s› partilerin iktidarlar›n› kaybetmesi, Çeçenistan’da sular›n hala durulmam›fl olmas› Rusya’n›n bu süreçteki gerilemesi ve güç kay›plar› olarak tespit edilmektedir. Rusya yine de tüm bu güç kay›plar›na ra¤men halen önemli bir emperyalist güç merkezidir. Elinde bulundurdu¤u askeri güç söz sahibi olmas›nda önemli bir unsurdur. Rusya, 2004’ten bu yana gerileyen durumunu tersine çevirmek için bir dizi politika gelifltirmeye bafllad›. Rus-


15

ya ABD’yle olan iliflkilerindeki zay›fl›k devam ederken Avrupa’yla olan iliflkilerini daha da gelifltirmeye bafllad›. Mart ay› içinde Almanya, Fransa ve ‹spanya’yla birçok konuda birlikte çal›flmaya yönelik anlaflmalar imzalamalar› bunun sonucudur. Keza Rusya’n›n Çin ve Hindistan’la gelifltirmeye çal›flt›¤› iliflkiler, Rusya’n›n uluslararas› alanda kabul edilir bir güç olmas›ndaki en önemli geliflmelerdir. Buna bölgesel düzeyde gelifltirdi¤i Türkiye ve ‹ran iliflkileri de eklendi¤inde Rusya’n›n bir toparlanma içinde oldu¤u söylene bilir. Bugün Çin en çok mercek alt›na al›nan güç odaklar›ndan biridir. Bunun nedeni sürekli geliflen ve kabul edilir bir güç olmas›ndan ileri geliyor. H›zla büyüyen ekonomisinin getirdi¤i sonuçlar itibar›yla ihtiyaç duydu¤u enerji kaynaklar›n›n Çin taraf›ndan tüketilmesi, di¤er emperyalist güç odaklar›yla Çin aras›ndaki çeliflkilerin artmas›n›n önemli nedenleri aras›ndad›r. Buna Çin’in ekonomik

olarak yapt›¤› ihracat eklendi¤inde çeliflkilerin hangi düzeyde oldu¤u daha rahat anlafl›lmaktad›r. Çin’in son dönemde çeliflkilerinin iyice belirginleflti¤i ülkelerin bafl›nda Japonya gelmektedir. Bu çeliflkiler kendisini esas olarak ekonomik ve askeri alanda göstermektedir. Bunlar›n bafl›nda do¤u Çin Denizi’nde Çin’in yapt›¤› do¤al gaz araflt›rmas› Japonya’y› ekonomik olarak kayg›land›rmaktad›r. Çin’in askeri alanda yapt›¤› araflt›rmalar ve güç kazanmas› di¤er emperyalist güçleri ve bu arada Japonya’yla Çin aras›ndaki çeliflkileri k›z›flt›ran bir di¤er geliflmedir. Geçen ay Çin nükleer deniz alt›n›n Japonya’n›n karasular›n› ihlal etmesini Japonya, Çin’in kendisine bir meydan okumas› olarak alg›lad›. Japonya, ABD’yle iliflkilerini gelifltirmeden ve daha da yak›nlaflmadan yanad›r. Japonya ve ABD aras›nda Patriot 3 füzesi antlaflmas› imzalanarak bu füzelerin 2008 y›l›ndan itibaren Japonya’ya konuflland›r›lmas› ka-

rarlaflt›r›lm›flt›r. Çin Japon çeliflkisinin bir di¤er aya¤›nda da, Çin’in Japonya’n›n BM daimi üyesi olmas›na karfl› ç›kmas›nda yat›yor. Japonya ABD kadar olmasa da silahlanmaya büyük paralar harcayan ülkelerden biriyken, buna karfl› Çin kendisine karfl› uygulanan silah ambargosunu kald›rtmak için uluslararas› alandaki diplomatik çabalar›n› devam ettiriyor. Çin ile Japonya aras›ndaki çeliflkinin bir di¤er yönü de enerji kaynaklar›n›n kullan›m›na iliflkindir. Japonya’n›n ‹ran’dan ithal etti¤i petrole karfl›n Çin’in de son zamanlarda ‹ran’la gelifltirdi¤i bu yönlü anlaflmalar Japonya’y› oldukça rahats›z etmektedir. ABD, mevcut tüm güç odaklar›yla önemli çeliflkiler yaflamaktad›r. Bush’un ikinci kez seçilmesi Avrupa, Çin ve Rusya’y› hareketlendirmifl gözüküyor. Bush’un Ocak ay›nda yapt›¤› Avrupa turu ve ard›ndan Putin’le görüflmesi çeliflkilerin yumuflat›lmas›na pek etki yapmad›.

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

Bush’un Ocak ay›nda yapt›¤› Avrupa turu ve ard›ndan Putin’le görüflmesi çeliflkilerin yumuflat›lmas›na pek etki yapmad›.


PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

16

Bush ikinci defa seçilmesinin getirdi¤i avantaj› da arkas›na alarak iyice pervas›zlaflm›flt›r. Yemin töreninde aç›kça ve bir kez daha meydan okudu. Seçim sonras›nda kabineye ald›¤› ‘flahinler’ tak›m›yla iyice gücünü art›ran Bush, ABD emperyalizminin yar›m b›rakt›¤› tüm projeleri tamamlayarak ayr›lmak istiyor. Bir kez daha seçilme flans› olmad›¤›ndan daha rahat hareket eden Bush, ABD tekellerinin istem ve arzular›n› daha fazla karfl›lamay› arzuluyor. ABD, kendi avantajlar›n› ve dezavantajlar›n› iyi biliyor. Avrupa Birli¤i’nin içinden geçti¤i zorluklar› ve yaflad›¤› çeliflkileri, Rusya’n›n çekti¤i s›k›nt›lar› ABD, avantajlar olarak kullanmak istiyor. ABD, bu dönemde kendisinden baflka bir gücün tan›nmamas›n› esas alm›fl bulunuyor. Nitekim Avrupa Birli¤i Bush’un aç›klad›¤› bu politikan›n ard›ndan h›zland›rd›¤› ve karar alt›na ald›¤› 18 bin kiflilik Avrupa Ordusu’nun ilk ad›m›n›n, Haziran 2004

tarihinde ‹stanbul’da yap›lan NATO toplant›s›nda ABD’nin istemi do¤rultusunda oluflturulan 20 bin kiflilik NATO ordusuna bir misilleme oldu¤u aç›kt›r. ABD’nin yeni stratejisi flahinler olarak bilenen kesimin politikalar›n›n ABD ç›karlar›na uyarlanmas›d›r. ABD, yeni Bush dönemiyle yar›m b›rakt›¤› hedefleri gerçeklefltirmeyi hedefliyor. ABD’nin ‘Terörle mücadele’ yaftas›yla sald›rganl›k politikas› katlanarak devam edecektir. ABD, ‹ran, Suriye, K. Kore hedeflerini defterinden silmifl de¤ildir. Bu hedeflerden vazgeçmedi¤ini yapt›¤› kabine de¤iflikli¤inde de görmek mümkün. ABD, tüm rakip emperyalist güçleri s›n›rlama ve bu arada önemli bir tehlike olarak gördü¤ü Çin’in etraf›n› sarmaya devam ediyor. ABD, bu dönemde daha hafif bir ordu oluflturmay› hedeflemektedir. Rumsfeld’in bafllatt›¤› ve yar›m b›rakt›¤› Füze Savunma Projesini hayata geçirmek için çal›flmaktad›r. Sonuç olarak,

ABD, Irak’ta bir batakl›¤a saplanm›flt›r. Buradan kurtulmak için yeni projeler gelifltirmeye çal›fl›yor. ‹ç kamuoyunda deste¤in altlara do¤ru çekilmeye bafllad›¤› bu süreçte, ABD, Irak’taki mevcudiyetini seçim sonras› oluflturdu¤u yeni ifl birlikçi hükümet üzerinden sürdürmek için olanaklar› zorluyor. Bu, tüm yönleriyle ABD’nin bu bölgeden çekilece¤i anlam›na gelmiyor. Aksine ABD, yeni hedeflere sald›rmak için sadece biraz soluklanmak istiyor. ABD, Büyük Ortado¤u ve Geniflletilmifl Kuzey Afrika politikas›ndan vazgeçmifl de¤ildir. Bu yeni stratejinin iflas eden yönleri olmakla birlikte ABD, bunu uygulamak için hala çabalamaktad›r. Keza Avrupa Birli¤i Kuzey Afrika’n›n kendi etki alan›nda olmas›ndan taviz vermek istemiyor. Emperyalistler aras› çeliflkiler ve bunun do¤urdu¤u sonuçlar, emperyalistleri askeri alanda bir kap›flmaya götürmese de çeliflkiler giderek k›z›flacakt›r. Bu durumda


ortaya ç›kan bu çeliflkilerden yararlanmas›n› bilirsek önemli f›rsatlar› yakalamamak için bir neden yoktur. Dünya ölçe¤indeki halk hareketlerinin istenilen seviyede olmad›¤› aç›kt›r. Dünyan›n birkaç bölgesinde Marksizm-Leninizm-Maoizm önderli¤inde verilen Halk Savafllar›n›n d›fl›nda ciddi geliflmeleri k›sa sürede beklemek için erkendir. Yar›-sömürge ülkelerdeki emperyalist bask›, hak gasplar›, IMF politikalar›n›n dayat›lmas›, özellefltirmeler halk› daha da yoksullaflt›r›rken, emperyalist-kapitalist ülkelerde de giderek artan iflsizlik ve kazan›lm›fl haklar›n gasp› iflsizli¤i ve buna paralel olarak artan bir yoksullu¤u birlikte getirmektedir. Yar›-sömürgelerdeki devrimci durum ve kapitalistemperyalist ülkelerdeki çeliflkiler kendi içinde de¤erlendirilmek ve do¤an f›rsatlar kullan›lmak durumundad›r. Dünyada anti-emperyalist mücadelede belli gerilemeler söz konusudur. Önceki y›lla-

ra oranla biraz daha geri planda seyreden bu durum asl›nda bu hareketlere önderlik eden kesimlerin durufllar›yla da ilintili bir geliflmedir. Irak iflgalinin 2. y›l›nda sokak eylemlerinin durumu bize baz› ip uçlar› vermektedir. Elbetteki sorunu sadece bununla s›n›rlamak do¤ru de¤ildir, ancak somut bir de¤erlendirme yapmak bak›m›ndan bir veridir. Anti-emperyalist mücadelede düflülen bir yanl›fl› burada vurgulamak gerekirse o da fludur; Irak iflgaliyle birlikte tüm hedeflerin ABD üzerinde yo¤unlaflmas›n›n anlafl›l›r bir yan› olmakla birlikte, bu durum giderek bir çizgi halini almaya bafllam›flt›r. Anti-emperyalist mücadelede düzeltilmesi gereken bir yön olarak, tüm emperyalist güçlerin hedef içinde ele al›nmas› ve teflhir edilmesi genel bir çizgi olarak benimsenmelidir. Ülkemizdeki geliflmeler bizlere çok daha büyük sorumluluklar yüklüyor. Ülkemizdeki kriz 2000 y›l›nda

hükümeti düflürmüfl ve emperyalistlerin de zorlamas›yla yap›lan erken genel seçim sununda AKP ifl bafl›na geldi. Bu halk›n çok da bilinçli bir tercihi de¤ildi. AKP hükümete geldi¤inden bu yana pembe bir tablo çizmeye çal›fl›yor. Yar›-sömürge ülkelerde iddia düzeyinde kalan bu tür süreçler (k›saca istikrar denmektedir) uzun sürmez. Bu ekonomilerin istikrar dönemleri borçlar›n döndürülmesiyle ilgilidir. Ekonomisi borç üzerine kurulu olan Türkiye ekonomisinin istikrar içinde olmas› zaten düflünülemez. 2002 y›l›ndaki iç istikrars›zl›¤› kullanarak hükümete gelen AKP’nin de sistemin sad›k bir ufla¤› oldu¤u aç›kt›r. Hükümete geldikten k›sa bir süre sonra halk›n tepkisini çekmeye bafllayan AKP hükümetine karfl› geliflen tepkiler her geçen daha da art›yor. Milliyetçi ve floven duygular› k›flk›rtarak Kürt halk›na karfl› hummal› bir kampanya bafllatan AKP hükümetinin 2005 y›l› Newroz

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

17


PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

18 kutlamalar›nda yaflanan bayrak olay›ndan sonra, görülmemifl bir floven tutumla halk› nas›l k›flk›rtt›¤›n› herkes gördü ve yaflad›. ‹nsan haklar› ihlallerinde, hapishaneler politikas›nda, Yeni Ceza ‹nfaz Yasas›’yla neler yapt›¤› ortadayken, “Türkiye’nin demokrasiye koflar ad›m gitti¤i” yalan›na art›k kimsenin inand›¤› yok. Özellikle son süreçte Trabzon’da, Sivas’ta, Adapazar›’nda yaflananlar bahsettikleri “demokrasi”nin alt›nda yatan gerçekleri göstermektedir. Yaflanan olaylarda polisin “hakemlik” rolünü dahi oynayamad›¤›n›, oynamaktan aciz oldu¤unu göstermifltir. Yani göstermelik de olsa dikilen “demokrasi” gömle¤i dahi egemenlere dar gelmektedir. Türkiye’de iflçi s›n›f›, köylülük ve küçük esnaf›n yaflad›klar›n› görmezden gelen AKP hükümeti, bu konuda da emperyalistlerin kendisine verdi¤i yol haritas›n› harfi harfine uyguluyor. ‹flçi s›n›f›n›n ekonomik ve sosyal hak gasplar›n› da içeren özellefltirmeyi son h›z›yla uygu-

layan AKP hükümeti birçok kuruluflu uluslararas› tekellere yok pahas›na satarken, binlerce iflçi bir anda kendisini sokakta buldu. En son SSK ve Köy Hizmetleri tasfiye edilirken, SEKA kapat›l›rken, önümüzdeki y›l TÜPRAfi, TEKEL ve Türk Telekom “halka arz” edilerek tekellere peflkefl çekilecek. Tar›m alanlar›n›n ekimine getirilen k›s›tlama, köylüye verilen sübvansiyonlar›n kald›r›lmas› ve bu alanda da emperyalist tekellerin hizmetine sunulmas› AKP hükümetinin bafll›ca politikalar› aras›ndad›r. Türkiye’de ezilen kesim içinde yer alan kamu emekçilerine karfl› hükümetin uygulad›¤› kat› politikalar bu kesime oldukça zor günler yaflatmaktad›r. Düflük maafl, vergilendirme, hak gasplar›, ana dilde e¤itimi savundu¤u için E¤itim-Sen’in kapat›lmak istenmesi, bunun için dava aç›lmas› devletin kamu emekçilerinin örgütlenme haklar›na karfl› duruflunu ifade ediyor. ‹ktidar hedefinden flaflma-

dan, da¤›n yol göstericili¤inde emperyalistleri ve onlar›n ülkemizdeki uflaklar›n› yerle bir eden Demokratik Halk Devrimi ve durmaks›z›n sosyalizme ulaflma stratejimizde taktik politikalar gelifltirmek de bir o kadar önemlidir. Ülke içinde geliflen hak gasplar›na karfl› geliflen kitlesel hareketler içinde yer almak, var olanlar› güçlendirmek, yeni eylem birlikleri oluflturarak hedefleri dar ve genifl kampanyalar yürütmek sürecin önünde yürüme hedeflerimizi gerçeklefltirmek için daha çok çal›flmal›y›z. Tarihsel olarak emperyalistler hep sald›rm›fllard›r. Halklar› kölelefltirmek ve kolay yönetmek için çabalam›fllard›r. Buna karfl›n direnen, baflkald›ran bir tarihimiz de var. Spartaküslerden bu yana, Paris Komünü, Ekim, Çin devrimiyle bize kalan bu miras›n bayra¤› flimdilerde, Nepal’de dalgalanmaktad›r. Büyük ö¤retmen Mao’nun o tarihsel söylemiyle emperyalizm ka¤›ttan kapland›r. Irak buna bir örnek de¤il mi?


19

K›br›s sorununun çözümü, emperyalistler ve di¤er iflgalci güçlerin K›br›s halk›n›n iradesiyle bölgeden sökülüp at›lmas›yla olur. Türk hakim s›n›flar›, K›br›s’ta bar›fl m› istiyor? E¤er istemlerinde samimi iseler tüm iflgalci güçlerini derhal geri çekip ve K›br›s’a yönelik her türlü müdahalen uzak durmalar› gerekiyor. Ayn› fley Yunan hakim s›n›flar› için de geçerlidir. Ama biz biliyoruz ki, ne emperyalistler ne de onlar›n Türkiye, Yunanistan ve K›br›s’taki iflbirlikçileri sorunun bu içerikte bir çözümü için çaba sarfetmezler. Di¤er bir anlat›mla, sorunun yarat›c›lar›, sorunun çözüm gücü olamazlar.

“K›br›s bundan dört y›l önce 20 Temmuz 1974’de faflist Türk Ordusu taraf›ndan iflgal edildi. Darbe teflebbüsü ile bafllayan bir dizi geliflme içerisinde emperyalistler ve onlar›n uflaklar› aday› bölmek, K›br›s halk›n›n ba¤›ms›zl›k ve halk demokrasisi u¤runa yürüttükleri mücadeleyi bast›rmak ve adada hakimiyetlerini kurabilmek için akla gelmedik oyunlar tezgahlad›lar ve hala bu oyunlara devam ediyorlar.” “Onlar›n bu çabalar› bofluna de¤il. K›br›s Akdeniz’in ortas›nda genifl bir ada olarak büyük bir jeopolitik öneme sahiptir. Ona bu konumu, emperyalistler için bir Pazar olmaktan ziyade askeri bak›mdan önem kazand›r›yor.” “Bugün dünyadaki mevcut petrol üretiminin %60’›na yak›n bir bölümünün ç›kar›ld›¤› Ortado¤u, emperyalistlerin önemli dalaflma noktalar›ndan birisi-

dir. Baflta iki en büyük emperyalist olmak üzere tüm emperyalist devletler Ortado¤u’da y›llardan beri devam eden bir rekabet içindeler; Ortado¤u ülkelerinde kendi uflaklar› vas›tas›yla darbe ve karfl›-darbeler düzenlemekte, hegemonya alanlar›n› geniflletmekte, mevcut etkinliklerini artt›rmak istemektedirler.” “Bu aç›dan K›br›s, sadece Ortado¤u ve çevresindeki her türlü haberleflmelerin izlenebilece¤i bir yer de¤il, ayn› zamanda Ortado¤u ve çevresindeki ülkelere yönelecek bir askeri sald›r›da sa¤lam bir atlama noktas›; emperyalistlerin kendi s›n›r›ndan binlerce kilometre ötedeki ülkelere bafllatacaklar› sald›r›da sa¤lam bir üs ve “batmayan uçak gemisi”dir. Bu özellikleriyle K›br›s geçmiflten bu yana emperyalistlerin ifltah›n› kabartm›fl olan bir aland›r.” Yukar›daki al›nt›y› Partizan dergisinin A¤ustos 1978

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

KIBRIS HALKININ BA⁄IMSIZLIK MÜCADELES‹ DEVAM ED‹YOR!


20

›br›s’›n Pentagon raporlar›nda “batmayan uçak gemisi” olarak tan›mlanmas›, adan›n askeri bak›mdan ABD emperyalistleri için ne anlam ifade etti¤ini göstermektedir.

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

K

y›l›nda K›br›s’a iliflkin yay›nlad›¤› özel say›s›ndan aktard›k. Aradan geçen on y›llara ra¤men K›br›s sorunu güncelli¤ini korumaya devam ediyor. ‹flgalci güçler aday› terk etmedi; iflgal kal›c› bir hal ald›; egemen devletlerin yürüttü¤ü ›rkç› ve floven politikalar nedeniyle, K›br›s “sorun” olmaya devam ediyor. Sundu¤umuz al›nt›da da vurguland›¤› gibi; K›br›s’›n bu denli gündemde olmas› onun stratejik konumuyla ilgilidir. K›br›s’›n Pentagon raporlar›nda “batmayan uçak gemisi” olarak tan›mlanmas›, adan›n askeri bak›mdan ABD emperyalistleri için ne anlam ifade etti¤ini göstermektedir. Özellikle sosyalist maskeli Rus emperyalizmi ile her alanda rekabet içinde olan ABD emperyalizminin, esas olarak Ortado¤u’ya ve Balkanlara dönük politikalar nedeniyle ‹kinci Emperyalist Paylafl›m Savafl›’ndan sonra artan bir flekilde K›br›s’a yönelik bir ilgisi sözkonusu olmufl ve bugüne de¤in süregelmifltir. Bu, baflta Rus emperyalistleri olmak üzere di¤er emperyalist güçlerin K›br›s’a kay›ts›z kald›¤› anlam›na gelmez. Petrol kaynaklar› bak›-

m›ndan oldukça zengin bir bölge olan Ortado¤u’da etki gücünü artt›rmay› hedef olarak önüne koyan tüm emperyalistlerin, Akdeniz’deki bu “batmayan uçak gemisi”nden yararlanmak istemeleri gayet anlafl›l›r bir fleydir. K›br›s, öncesinde de sonras›nda da emperyalistlerin dalaflma merkezlerinden biri olmufltur. K›br›s’taki iç sorunlar, hesaplaflmalar ve nihayetinde ortaya ç›kan sonuçlar belki de hiçbir yerde olmad›¤› kadar emperyalist devletlerin büyük oranda uzant›s› olagelmifltir. Yine 1974 y›l›nda K›br›s’taki, Yunanistan’daki faflist Albaylar Cuntas› taraf›ndan da desteklenen, Sampson önderli¤indeki askeri darbe girifliminin arkas›nda da emperyalistler vard›. Di¤er bir deyiflle, askeri darbe giriflimi Rus emperyalistleri ile ABD emperyalistleri aras›nda Ada’da süren bir rekabetin ürünü olarak gündeme gelmiflti. Sonuçta darbe giriflimi baflar›s›zl›kla sonuçland›. Rus sosyal emperyalistleriyle iliflkilerini daha bir gelifltiren Makarios ve AKEL bu süreçten güçlenerek ç›kt›lar. AKEL’in darbecilere karfl› direnmesi hem K›br›s’ta ve hem de uluslararas› planda kendisine verilen desteklerin artmas›na ve darbe girifliminde bulunan Sampson ve güçlerinin de tecrit olmas›na yol açt›. TC VE KIBRIS ‹fiGAL‹ Partizan dergisinin K›br›s’taki geliflmelere dair 1978 y›l›nda yapm›fl oldu¤u de¤erlendirmelerden aktarmalar yapmaya devam edelim:

“Darbe teflebbüsünün tüm dünyada böyle derin bir nefret uyand›rmas› sonucu ABD’nin bile dil ucuyla bu darbeye karfl› ç›kan sözler sarfetmesi art›k, darbecilerin baflar›ya ulaflma ihtimallerinin olmad›¤›n›n kesin göstergesi idi. Bu durumda ABD’nin derhal ifle koyulmas› ve durumu kurtarma politikas›n› yürürlü¤e sokmas› gerekiyordu. Bu duruma karfl› sesi yükselen K›br›s’taki uflaklar›n›n kontrolü ele alabilece¤i ihtimalinden dolay› ihtiyatl› kalma tutumunu benimseyen Rus Sosyal emperyalizmi, ABD’nin do¤rudan müdahalesini güçlefltiren bir engeldi. Bu durumda ABD Ada üzerindeki kontrolünü tümden kaybetmemek için baflka oyunlar yürürlü¤e sokmak, baflka güçleri harekete geçirmek durumundayd›.” “Geçmiflten bu yana “Yunan mezalimi” k›l›flar› alt›nda halk› k›flk›rtan, emperyalizmin ekti¤i flovenizmi körükleyen Türk hakim s›n›flar› darbe hakk›nda önce suskun kald›lar. Ama gizliden gizliye darbeyi desteklediklerini “Bu, Rumlar›n iç iflidir” diyen Ecevit a盤a vuruyordu. Darbecilerin baflar› kazanamayaca¤› kesinleflmeye bafllay›nca Türk hakim s›n›flar› “garantör” bir devlet olduklar›n› ve “Yunan mezalimi”ni(!) yeniden dillerine dolad›lar. Bu belli bir fleyin ön haz›rl›¤›ndan baflka anlama gelmeyen ve yap›lacak olanlara zemin haz›rlayan bir propaganda idi.” “Nitekim, bir süre önce ‘Bu, Rumlar›n iç iflidir’ diyerek olaya kar›flmayacaklar›n›


21

önemlisi hakim s›n›f ufla¤› tüm kliklerin aç›kça destekledikleri bu “bar›fl harekat›n›” ba¤›ms›z olarak Türk hakim s›n›flar›n›n bafllatt›¤›n› düflünmek, Ecevit’i “milli bencillik” politikas› güden “milli burjuva” temsilcisi olarak görüp göstermek; emperyalistlerin böylesine önem verdi¤i bir alanda uflaklar›n›n kendilerinden ba¤›ms›z hareket edebilecekleri ihtimalini ortal›¤a yaymak, emperyalistlerin politikalar›n› alk›fllamaktan, halka hofl göstermeye çal›flmaktan öte bir fley de¤ildir.” Türk hakim s›n›flar›n›n K›br›s’› iflgal etmesinin ard›ndan tam otuz bir y›l geçti. Ve geçen bu süre içinde kamuoyuna dönük iflgalin gerekçeleri çokça tart›fl›ld›. Al›nt›da alt› çizilen baz› gerçekleri iflgalciler y›llar sonra itiraf etmek zorunda kald›. Daha da önemlisi “bar›fl harekat›” kal›c› bir iflgal hareketine dönüfltü. “K›br›s’›n

cevit ve Türk Ordusu baflta ABD olmak üzere B. Avrupa’daki di¤er emperyalistlerin planlar›n› uygulamakla görevli birer uflak olarak K›br›s Bar›fl Harekat›n› yürürlü¤e soktular.

E

toprak bütünlü¤ünü ve devlet ba¤›ms›zl›¤›n› korumak” için adaya ç›kt›klar›n› söyleyen iflgalciler, Ada’n›n “KKTC” ve “K›br›s Rum Devleti” temelinde ikiye bölünmesini fiilen gerçeklefltirdiler ve bunu kendi hukuklar›nda resmilefltirdiler. K›sacas›, izlenen ›rkç› ve floven politikalarla, b›rakal›m çözümü, K›br›s, iç sorunlar› bast›rmak, kitleleri kendi gerçek sorunlar›ndan uzaklaflt›rmak için Türk hakim s›n›flar› taraf›ndan “vatan-millet-Sakarya” felsefesine malzeme edildi, ›rkç› ve floven politi-

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

belirten Ecevit, 20 Temmuz 1974 sabah› dünya kamuoyuna “K›br›s Bar›fl Harekat›”n› ve bunun “nedenleri”ni aç›klad›. Bu, ABD emperyalizminin yeni bir oyunundan ve Rus Sosyal Emperyalizmine karfl› B. Avrupa’daki emperyalistlerin de onay›n› alarak haz›rlanm›fl bir dan›fl›kl› dövüflten baflka bir fley de¤ildi. Ecevit ve Türk Ordusu baflta ABD olmak üzere B. Avrupa’daki di¤er emperyalistlerin planlar›n› uygulamakla görevli birer uflak olarak K›br›s Bar›fl Harekat›n› yürürlü¤e soktular. Ecevit’in sahte “kardefllik” palavralar›, “milli ç›karlar” paravanas› bu gerçekleri örtmez.” “Ecevit, emperyalistlerin teflvikiyle hareket eden bir kuklad›r. Baflta ABD olmak üzere di¤er emperyalistlerin çöplüklerinden “askeri yard›m” ad› alt›nda al›nanlarla; her yönde onlara ba¤›ml› di¤er silahlarla ve her fleyden


PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

22 kalar›n›n bir arac› haline dönüfltürüldü. Bugün TC’nin, K›br›s sorununda düne oranla biraz daha temkinli politika izlemesi, K›br›s’taki Türk hanedanl›¤›n›n bafl› Rauf Denktafl’›n siyaset arenas›n› terk etmesine yol açan süreci desteklemesi, dünden bugüne izledi¤i ›rkç› ve floven politikalar› terk etmesinden de¤ildir. Bunu böyle düflünmek faflist Kemalist diktatörlü¤ü hiç tan›mamakt›r. K›br›s’›n ba¤›ms›z ve demokratik bir yap›ya kavuflamamas›n›n nedeninin emperyalistler oldu¤unun alt›n› yukar›da çizdik. Bu gerçeklik iflgalden sonra da de¤iflmemifl, fiilen bölünmüfl bir K›br›s gerçe¤iyle birlikte devam ettirilmifltir. RSE’nin da¤›lmas›ndan sonra birçok bölgede oldu¤u gibi K›br›s’ta da devlet politikalar›n›n gözden geçirilmesi, de¤ifltirilmesi kaç›n›lmaz bir flekilde gündeme gelecekti ve nitekim son yaflananlar da bunu göstermektedir. Özellikle AB’nin yeni politik konumlan›fl›, ABD’nin dünyay› yeniden biçimlendirmeyi amaçlayan politikalar›, Rusya’n›n önceki etkin konumundan uzaklaflm›fl olmas›, elbette buna ra¤men etkinlik sahalar› oluflturma çabas› K›br›s’taki önceki politikalar› de¤ifltirmeye bafllam›flt›r. Türk devletinin ABD’nin K›br›s’a yönelik politikalar›n› esas almas›nda, bu eksende hareket etmesinde bir de¤ifliklik olmad›¤› oldukça aç›k. Buna karfl›n AB ile iliflkilerinde K›br›s politikas›n›n ciddi oranda esnetilmesi de

gündeme gelmifltir. AB üyeli¤i süresince K›br›s’a yönelik sözde Türk devlet politikas› de¤iflime u¤rayacakt›r. Rauf Denktafl’›n ciddiye al›nmak ve iflgalle, emperyalistlerin verdi¤i destekle bugüne kadar “kazan›lm›fl haklar›” korumak amac›yla çok anlam yükledi¤i bu esnetme tavr›n›n sonuçlar› ile ABD’nin bu yönelime uygun ad›m atma çabalar› TC’nin son tavr›n› da belirleyecektir. Kuflkusuz ki her taraf mevcut durumun sürdürülemez oldu¤u konusunda hemfikirdir; en az›ndan aksini kimse iddia edememektir. Mevcut durumda sorun, de¤iflimin hangi boyutta, hangi emperyalist devletin daha da etkin olaca¤› bir nitelikte olaca¤›d›r. Sözü fazla uzatmadan bugün TC’nin izledi¤i, izlemeye çal›flt›¤› politikan›n nedenlerini s›ralayal›m: Bir; K›br›s sorunu TC’nin Avrupa Birli¤i üyeli¤i hedefi önünde art›k bir engeldir; bunun afl›lmas› için bugüne kadar izledi¤i politikan›n esnetilmesi bir zorunluluk olmufltur. ‹ki; KKTC’nin uluslararas› planda tan›nmamas›, uygulanmaya devam eden ambargo, “Güneyin” AB’ye üye olmas›; vb. tüm faktörler Kuzeyde yaflayan halkta öteden beri sürdürülen devlet politikalar›na tepkilerin giderek artmas›na yol açt›. Özellikle ekonomik alanda yoksunlu¤un ve yoksullu¤un önlenememesi, demokratik hak ve özgürlüklerin geliflmemesi halkta hoflnutsuzluklara neden oluyor. Art›k milliyetçi ve ›rkç› söylemler bu hoflnutsuzluklar› gidermeye, yat›fl-

t›rmaya yetmiyor. Bundan dolay›d›r ki, Kuzeyde yaflayan birçok insan daha rahat dolafl›p hareket etmek için Güneyden pasaport al›yor. (Bu pasaportlardan alanlar aras›nda en ›rkç› ve floven söylemlerin temsilcisi, lideri Rauf Denktafl’›n torunu da var.) Üç; K›br›s sorunu hem uluslararas› politikada hem de ekonomik aç›dan TC için ciddi bir problem olmaya devam ediyor. ‹flte Türk hakim s›n›flar› d›fl politikada ve ekonomik aç›dan kendileri için problem olmaya devam eden K›br›s sorununu Annan Plan›’yla aflmaya çal›fl›yor. Di¤er bir anlat›mla, dün “bar›fl” için Ada’y› iflgal edenler, bugün yine “bar›fl” demagojisiyle iflgalcilik s›n›rlar›n› emperyalistlerin öngördükleri politikalara uygun olarak daraltmaya çal›fl›yorlar. fiüphesiz Türk hakim s›n›flar›n›n iflgal için ürettikleri gerekçeler ne kadar sahte ve ikiyüzlüyse bugün izledikleri politika da o kadar sahte ve ikiyüzlüdür. Gerçekleri, her zaman yalanlarla perdelemeye çal›fl›yorlar. E¤er yukar›da sayd›¤›m›z nedenler olmam›fl olsayd›, Türk hakim s›n›flar›n›n böylesi bir politika içine girmeleri oldukça zordu. SORUNUN YARATICILARI ÇÖZÜCÜSÜ OLAMAZLAR Emperyalistler sorunun çözücüsü de¤il, yarat›c›s›d›rlar. K›br›s’ta yaflanan sorunlar›n arkas›nda her zaman emperyalistler vard›. Dolay›s›yla onlar›n sunaca¤› her


“çözüm” paketi gerçekte çözümsüzlü¤ün adresidir. Annan Plan› da bu adreslerden sadece biri olmufltur. Çünkü plan›n sahipleri, muhattaplar› K›br›s’ta yaflayan Rum, Türk, Ermeni ve Maronit milliyetlerine mensup K›br›s halk› de¤ildir. Tam aksine plan›n sahipleri emperyalistlerdir ve hatta muhataplar› da emperyalistlerdir. Yine bu plan›n ya da yeni sunulacak planlar›n merkezinde her zaman emperyalist ç›karlar vard›r. K›br›s’›n Güney halk› bu plana hay›r diyerek emperyalistlerin oyununu bozmufltur. Kuflkusuz ki bu tav›rdan memnun olan egemenler de var; ellerindekini kaybetmekten korkanlar herhangi bir de¤iflimi de sahiplenmemektedir. Emperyalistler, ç›karlar›n› korumayan, ona uygun olmayan hiçbir plan sunmazlar. Son Irak iflgalinde görüldü¤ü gibi BM’nin emperyalistlerin ç›karlar›n› koruman›n adresi olmaktan baflka bir ifllevi olmam›flt›r, olamaz da. K›br›s halk› herhangi bir flekilde emperyalistlerin ürünü olan planlar üzerinden gelece¤ini kararlaflt›rmamal›d›r. K›br›s’›n Kuzey halk›n›n plana onay vermesi, kuflkusuz ki ›rkç› ve floven politikalara iyi bir darbe olmufltur; ancak plan›n gerçek karakteri hakk›nda bir fikre sahip olmamas›, “çözüm” için kendi iradesine güvenememesi olumsuz bir tabloya iflaret etmektedir. K›br›s’›n yoksul, mevcut durumdan hiçbir ç›kar› olmayan, egemenlerinin politikalar›ndan art›k g›na gelmifl ke-

simleri Annan Plan›’na onay vererek bir taraftan mevcuda karfl› ç›km›fllar, di¤er taraftan da gerçek bir halk iradesinin oluflmam›fl oldu¤unu da ortaya koymufl oldular. Devrimcilerin, komünistlerin görmesi gereken olgu esas olarak budur. K›br›s sorununun çözümü, emperyalistler ve di¤er iflgalci güçlerin K›br›s halk›n›n iradesiyle bölgeden sökülüp at›lmas›yla olur. Türk hakim s›n›flar›, K›br›s’ta bar›fl m› istiyor? E¤er istemlerinde samimi iseler tüm iflgalci güçlerini derhal geri çekip ve K›br›s’a yönelik her türlü müdahalen uzak durmalar› gerekiyor. Ayn› fley Yunan hakim s›n›flar› için de geçerlidir. Ama biz biliyoruz ki, ne emperyalistler ne de onlar›n Türkiye, Yunanistan ve K›br›s’taki uflaklar›, iflbirlikçileri sorunun bu içerikte bir çözümü için çaba sarfetmezler. Di¤er bir anlat›mla, sorunun yarat›c›lar›, sorunun çözüm gücü olamazlar. Sorunun çözüm gücü ve iradesi K›br›s halk›ndad›r. K›br›s halk› kendi gelece¤ini kendisi belirleyecektir. fiu aç›k ki tüm iflgalci ve iflbirlikçi güçlerden kurtulman›n yolu K›br›s halk›n›n birli¤inden geçiyor. Ba¤›ms›z ve demokratik bir K›br›s’› ancak K›br›s halk› infla edebilir. Belirtmeliyiz ki K›br›s’›n nas›l idare edilece¤ine, hangi modeli benimseyece¤ine vs. sadece birleflik K›br›s halk› karar verecektir; bu hak sadece K›br›s halk›na aittir. Ba¤›ms›z sosyalist bir K›br›s, hem K›br›s, hem de di-

¤er ülkelerdeki ezilenlerin kurtuluflu ve birli¤i için olmas› gereken tek ve nihai do¤ru çözüm projesidir. Bugün K›br›s sorununun çözümünde Yunanistan, Türkiye ve K›br›sl› komünistlerin üzerine önemli görev ve sorumluluklar düflmektedir. Her fleyden önce bu ülkelerin komünistleri, her türlü emperyalist müdahale ve iflgale karfl› ortaya ortak bir irade koyarak, K›br›s’taki demokrasi, ba¤›ms›zl›k ve sosyalizm mücadelesini destekleyip gelifltirmeleri gerekir. Çünkü, demokrasi ve özgürlük mücadelesi ezilenlerin gücünü a盤a ç›kar›r, birli¤ini pekifltirir. Sosyalizm, her türlü ›rkç›l›¤›n ve flovenizmin panzehiridir. Ve K›br›s halk›n›n gelece¤i de bu ba¤›ms›z düflünüfl, bu ideolojik hattan geçer. Bugün somut olarak baflta bu ülkelerin komünistleri olmak üzere, tüm ilerici, devrimci güçler K›br›s sorununun çözüm için emperyalistlerin sundu¤u ve uflak ve iflbirlikçilerin destekledi¤i, bunlar›n sunaca¤› her türlü çözüm projesine hay›r diyerek, gerçek çözümün K›br›s halk›n›n iradesiyle olaca¤› fliar›n› yükseltmelidirler. Bu temelde ortaya ortak bir irade ç›kar›p, propaganda ve ajitasyon faaliyetlerini yürütmeleri gerekir. Bu eksende ortaya konulacak her çaban›n, at›lacak her ad›m›n, egemen s›n›flar›n iki ülke halk› aras›nda körüklemeye çal›flt›klar› ›rkç› ve floven politikalara karfl› bir set, ezilenlerin birli¤i için bir çimento görevi görece¤i asla unutulmamal›d›r.

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

23


24

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

HALK SAVAfiININ GENEL MANTI⁄I ÜZER‹NE

Bugüne kadarki hiçbir güç Halk Savafl›’n› (“klasik” anlamda) yenebilecek güce eriflememifltir ve eriflemeyecektir. Bu komünistlerin bilinen aç›k net belirlemesidir. Bugün ülkemiz topraklar›nda Halk Savafl›na öncülük eden Proletarya Partisi’nin de gerilla savafl›n› benimsemesinin nedeni düflman›n daha güçlü oldu¤unu bilmesindendir. Bu savafl›n zafere ulaflt›raca¤›na inan›lmas›n›n nedeni halk›n ç›karlar›n› ve en devrimci s›n›f olan iflçi s›n›f›n›n davas›n› savunuyor olmas›d›r. Silahl› bir halk ordusunun do¤ru bir siyasetle, her zaman en yüksek donan›ml› bir orduyu dahi alt edebilece¤ini biliyoruz. Ve burjuvazinin hiçbir zaman bu güçten daha büyük bir güç yaratamayaca¤›n› da biliyoruz.

Ezilen milyonlar›n gerçek kurtulufl savafl›n›n ad› olan Halk Savafl› en genel tan›m›yla halk›n savaflt›r›lmas› stratejisidir. Dünya devrimleri tarihinin bilimsel analizi ve sentezi bu savafl›n hem evrenselli¤ini ortaya koyarken, ayn› zamanda her ülkenin kendi somut flartlar› ve koflullar›na ba¤l› özgünlükler tafl›d›¤› sonucunu da sunmaktad›r. Savafl›n bafllat›lmas› ve süreklili¤inin sa¤lanmas› gibi temel sorunlarda bilimsel bir yaklafl›m›n flekillendirilmesi, savafl›n bafllat›ld›¤› ve yürütüldü¤ü koflullar›n do¤ru ve bilimsel analizinden geçti¤i gerçe¤idir. fiablonlara ve dar, mekanik kurallara indirgenemeyecek olmas› ve Halk Savafl›n›n her ülkede hem benzerlikler hem de farkl›l›klar tafl›mas›n›n nedeni onun bilimsel olan proletaryan›n ideolojisi ile belirlenmifl ve uygulanm›fl/uygulan›r olmas›d›r. Her ülkenin devrim stra-

tejisini o ülkenin somut durumu ve niteli¤i belirleyecekse e¤er, bunu olmas› gereken temel bir yaklafl›m olarak kabul ediyorsak, kabul edilmesi gereken di¤er temel noktalardan biri de devrimin zora baflvurmaks›z›n olmayaca¤› gerçe¤idir. Yani devrime öncülük eden gücün ve öncünün kumandas›nda savaflan y›¤›nlar›n meflru ve devrimci zorunu yads›mak ve bunu kabul etmemek “devrimi gerçeklefltirme iddias›nda” bofla kürek çekmekten baflka bir fley de¤ildir. Proletarya baflta olmak üzere ezilen y›¤›nlar›n bilinçlendirilmesinin ayn› zamanda silahland›r›lmas› gibi bir öz tafl›d›¤› yads›namaz bir gerçektir. Kitlelerin bilinçlendirilmesi, savafl›n içine kat›lmas› ve örgütlenmesi ise yine savafl›n içinde olacak bir gerçektir. Devrim yürüyüflüne kat›lma bilinci ve iradesine sahip olmayan kitlelerin öncüsü ile buluflmas› ve onun


çat›s› alt›nda savafla girmesi do¤ru politikalar ve uygulanan savafl politikalar› ve taktikleri ile mümkündür. ‹brahim yoldafl, bu konu hakk›nda y›llar önce, otuz bir y›l önce fiafak Revizyonistleriyle polemiklerinin “Baz› ‹ftiralar Üzerine” bafll›kl› bölümünde flunlar› ifade etmiflti: “Revizyonist hainler, bir de bizim ‘art›k iflçiler, köylüler, bütün halk›m›z kurtuluflun silahl› mücadele ile olaca¤›n› kavram›flt›r’ dedi¤imizi iddia ediyorlar. Bizim dedi¤imiz fludur: Bu cümle DABK Karar›’nda da aynen mevcuttur. ‘Bugün ülkemizdeki devrimci mücadele çok önemli bir noktaya, silahl› mücadele yolunu tutmayan bir ak›m›n, bunun ad› isterse komünist hareket olsun, kitlelerden tecrit olaca¤› bir noktaya ulaflm›fl bulunuyor.’ Bu sizin bize mal etmeye çal›flt›¤›n›z fleyden farkl› bir fleydir. Bugün Türkiye’de henüz silahl› mücadelenin gere¤ini kavrayamam›fl birçok insan, silahl› mücadeleye önderlik eden bir harekete daha fazla güvenmekte, inanmak-

tad›r.” Silahl› mücadeleye bafllamak için iflçi ve köylü kitlelerinin savafla haz›r k›ta olmas› gerekti¤ini düflünüyorlar. Oysa mesele ne salt silahl› mücadeledir ne de halk kitlelerinin silah kuflanmaya haz›r olmas›d›r. Mesele düzenden beklentisi kalmayanlar›n, düzen taraf›ndan sürekli ezilenlerin, düzenin de¤iflmesi gerekti¤ine inananlar›n, bunun yolunun silahl› mücadeleden geçti¤ini kavramalar›d›r. Bu halk kitlelerinin silah kuflanmaya haz›r olmalar› ya da kendili¤inden silaha sar›lacaklar› anlam›na gelmez. Bu da mümkündür, ancak esas olan nokta bu de¤ildir. Esas olan nokta, devrim hedefi olanlar›n, halk taraf›ndan kabul görmelerinin, ancak ve ancak silahl› mücadele konusunda aç›k, net olmalar›na ba¤l› oldu¤udur. Gerçekten, bugün için de silahl› mücadele konusunda geri tutumlar içinde olanlar›n iflçi ve köylülerin gözünde devrim yapma güçleri yoktur. Olsa olsa baz› demokratik haklar›n al›nmas›, mevcut düzen içinde “devrimci” ol-

malar›n›n mümkün oldu¤u görüflü vard›r. Halk›m›z›n önemli bir k›sm›n›n di¤er devrimci güçlerle PKK’yi k›yaslamalar› da geçmiflte bu merkezde olmufltur. Halk için PKK, silahl› mücadeleyi yürütebildi¤i, gelifltirebildi¤i ve di¤erleri bu konuda geri kald›¤› için güçlü ve arkas›ndan gidilebilir olmufltur. Kürt halk› d›fl›nda kalan halk kesimlerinin PKK’yi Kürt milliyetçisi oldu¤u, kendi kurtulufllar›n› amaçlamad›¤› için desteklememeleri ayr› bir konudur. Ama, bu kesimlerin dahi PKK’yi bir güç kabul etmelerinin nedeni onun yürüttü¤ü silahl› mücadele olmufltur. Kim bu gerçe¤i inkar edebilir? Silahl› mücadele yürütmeyen, bu konuda esas olarak baflar›s›z kalanlar›n kitlelerden tecrit oldu¤unu göremiyor muyuz? Bunun aksini, yani silahl› mücadele yürütenlerin ya da az-çok bu konuda ileri ad›m atm›fl ve samimi olduklar›n› belli dönemlerde hissettirmifl olanlar›n kitleler taraf›ndan a¤›rl›kl› olarak kabul edilmifl oldu¤unu bilmiyor muyuz? Proletarya Partisi’nin

ugün Türkiye’de henüz silahl› mücadelenin gere¤ini kavrayamam›fl birçok insan, silahl› mücadeleye önderlik eden bir harekete daha fazla güvenmekte, inanmaktad›r.”

B

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

25


PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

26 “zorun devreye sokulup sokulmamas›” gibi bir tart›flmas› bu karar ile birlikte ortadan kalkm›flt›r. T›pk› di¤er Komünist Partilerinin Halk Savafl› karar› ya da ayaklanma karar› almas›yla birlikte bu konuyu tart›flma konusu olmaktan ç›karmalar› gibi. Partimizi, kuruldu¤u andan itibaren bütün oportünist ak›mlardan ay›ran temel ilkelerden biri de budur. Bu karardan sonra sorun devrimci durumdaki yükselmelere ve alçalmalara, farkl› bölgelerdeki ileri ya da geri durumlara, geliflen olaylara, uygulanan farkl› politikalara göre vs. bu zoru biçimlendirmek ve sürekli gelifltirmektir. Bu konuda dikkat edilmesi gereken di¤er bir önemli yaklafl›m Fokocuktur. Fokoculuk silahl› eylemlere hemen bafllamakla komünist hareketten ayr›lmaz. Fokoculuk, savafl› siyasetin yerine koyarak, siyasetin kumandas›n› inkar ederek, kitlelerin örgütlenmesini önemsiz bir görev görerek ve devrimin kitlelerin eseri olaca¤› ilkesini çi¤neyerek komünist hareketten ayr›l›r. Fokoculukta birincil güç parti de¤il silahl› kuvvetlerdir. Fokoculukta kitleler siyasetle de¤il salt savafl mant›¤›yla, salt savaflç› olarak e¤itilir. Fokoculukta partinin, ideolojik olarak iflçi s›n›f›n›n de¤il, bir grup devrimcinin önderli¤i vard›r. Fokoculu¤u karakterize eden klifleler esasta bunlard›r. Bakal›m ‹brahim yoldafl, Proletarya Partisi’ne karfl› getirilen bu tarz elefltirileri nas›l yan›tlam›fl: “Marksist-Leninistlerin köylüler aras›nda örgütlen-

me politikas› aç›kt›r. Her köyde, köy parti komiteleri örgütlemek. Yine her köyde, partili ve partisiz devrimci yoksul köylülerden, üretime ba¤l› silahl› mücadele müfrezeleri yani köylü milisleri örgütlemek. Köy parti komitesine ba¤l› partili ve partisiz unsurlardan, silahl› mücadeleye hizmet edecek, çeflitli görev grup ve hücreleri örgütlemek. Ayr›ca, köy esas›na ba¤l› olmayan, bölgedeki parti komitesine ba¤l› profesyonel gerilla birlikleri örgütlemek. Bütün bu örgütleme faaliyetinin amac› yoksul köylüler ve tar›m iflçiler aras›nda partiyi ve halk silahl› kuvvetlerini infla etmektir. Bu infla bar›fl içinde de¤il, silahl› mücadele içinde olacakt›r. Ve parti örgütünün köylüleri örgütlemede kavrayaca¤› halka, gerilla birliklerini ve köy milislerini örgütlemektir. Köylü iktidar organlar› apayr› bir fleydir ve bugünün meselesi de¤ildir.” “Burjuva baylar, bizi Guaverac›l›k’la, fokoculukla, THKP-THKC, THKO takipçili¤i ile itham ediyorlar. Bunu ispatlamak için bizim örgütleme plan› ile onlar›nki aras›nda bir benzerlik göstermeleri gereklidir. E¤er bunu yapamazlarsa, alçak itirafç›lar olarak kalacaklard›r ve suratlar›na tükürmeye hakk›m›z olacakt›r.” Gelelim silahl› mücadeleye hangi perspektiflerle bafllanmas› gerekti¤ine… “‹htilalci kitle çizgisi fludur: Bütün bölgeler içinde en ileri bölge halk›yla birleflmek, orta bölgelerin seviyesini yükseltmek, geri bölgeleri kazanmaya çal›flmak. En

ileri bölgede de, en ileri unsurlarla birleflmek, aradaki unsurlar›n seviyesini yükseltmek, geri unsurlar› kazanmaya çal›flmak. Yani, daima en ileri kitlelerin, en bafl›nda olmak, fakat gerideki y›¤›nlardan kopmamak, onlar› ileri çekmek.” “Ülkemizde de, halk ordusunun çekirde¤ini teflkil edecek gerilla gruplar›, sadece savaflmakla yetinmeyeceklerdir. Ayn› zamanda y›¤›nlar aras›nda propaganda ve ajitasyon yapmak, y›¤›nlar› örgütlendirmek ve silahland›rmak… gibi önemli görevleri de yerine getireceklerdir. Bu baylar, silahl› mücadeleyi siyasi mücadeleye karfl›t gördükleri için, siyasi mücadeleyi sadece yay›nevi faaliyeti gördükleri için, bizi siyasi faaliyeti reddetmekle, kitle çal›flmas›n› reddetmekle, propaganda ve ajitasyon çal›flmas›n› reddetmekle suçluyorlar. Gerçekten, kendileri genel olarak siyasi faaliyetin ve özel olarak da propaganda ve ajitasyonun sadece bar›flç›l biçimlerini kabul ediyorlar. Siyasi mücadelenin silahl› biçimlerini ve silahl› propaganda ve ajitasyon faaliyetini reddediyorlar…” “Biz silahl› mücadeleyi genel olarak politik mücadelenin ve özel olarak propagandan›n ve ajitasyonun bir biçimi olarak ele al›yoruz.” “Marksist-Leninistler ne ebedi olarak ne de geçici olarak hiçbir mücadele biçimini reddetmezler. Sadece, esas mücadele biçimleri ile tali olanlar› birbirinden ay›r›rlar; tali olan› esas olana ba¤›ml› k›larlar. Biz bugün,


27

erilla savafl›, zay›f bir gücün kendinden üstün bir düflmana karfl› mücadele biçimidir. Ayn› zamanda köylü gerilla savafl›, köylülerin s›n›f mücadelesinin tabii sonucu ve en yüksek fleklidir.

silahl› mücadele içinde esas mücadele biçimi olarak gerilla savafl›n› görüyoruz. Gerilla savafl›, zay›f bir gücün kendinden üstün bir düflmana karfl› mücadele biçimidir. Ayn› zamanda köylü gerilla savafl›, köylülerin s›n›f mücadelesinin tabii sonucu ve en yüksek fleklidir. Köylü gerilla savafl›, yürütüldü¤ü bölgede köylüleri ayaklanmaya haz›rlaman›n bir vas›tas›d›r. Ve en önemli vas›talar›ndan biridir. Gerilla savafl› ile nihai zafer kazan›lmaz. Gerilla savafl› düflman› y›prat›r, zay›flat›r, moralini bozar. Düflmana nihai darbeyi düzenli ordu indirecektir. Gerilla savafl› ayn› zamanda düzenli orduya geçifl vas›tas›d›r.” Yanl›fl olan, bizzat eylemin biçimi de¤ildir. O eylemi yürütenlerin yani THKPTHKC ve THKO’nun bir bütün olarak ideolojileri ve politik çizgileri yanl›flt›r, sakatt›r. ‹ktidar mücadelesinin yerini bizzat söz konusu eylemlerin alm›fl olmas›, bu eylemlerin mücadelenin bel kemi¤ini teflkil ediyor olmas› yanl›flt›r, sakatt›r.” “Ülkemizde, silahl› mücadele esas olarak, köylük bölgelerde, mahalli ve mer-

kez otoritenin y›k›lmas›, yerine proletarya önderli¤inde köylü hakimiyetinin kurulmas› hedefine yönelmelidir. Bugünkü aflamada bu mücadelenin biçimi köylülerin gerilla savafl›d›r. Gerilla faaliyeti, toprak a¤alar›n›n, halk düflman› bürokratlar›n, ihbarc›lar›n, faizcilerin imhas›n›, çeflitli flekillerde cezaland›r›lmalar›n›, paralar›na, silahlar›na el konulmas›n›, karakollar›n bas›lmas›n› ve silahlara el konulmas›n›, canl› ve cans›z bir y›¤›n hedefe sald›r›y› içerir. Fakat bütün sald›r›lar›n bir ortak hedefi vard›r. O da, gerici otoriteyi zay›flatmak, parçalamak ve giderek y›kmak, yerine devrimci otoriteyi geçirmek! Bugün ülkemizde silahl› mücadele esas olarak bu olmal›d›r.!” ‹brahim yoldafltan yapt›¤›m›z bu uzun al›nt›lar, Proletarya Partisi’nin silahl› mücadele anlay›fl›n› ortaya koydu¤u için önemlidir. Bu anlay›fl›n neresinde fokoculuk vard›r? Silahl› mücadele tarihi de¤erlendirme konusu yap›l›rken, esas alaca¤›m›z halka, silahl› eylemlerin yap›lmas› ya da yap›lmamas› olamaz.

De¤erlendirmemizi, silahl› eylemlerin hangi anlay›fllarla yap›ld›¤›, silahl› mücadelenin süreklili¤i ve gerici otoriteyi zay›flat›rken yerine köylülerin hakimiyetini yerlefltirmesi halkalar›ndan yakalayarak yapmal›y›z. Aksi yaklafl›m, bizi silahl› eylemler gerçeklefltirme do¤ru yönteminden sadece uzaklaflt›rmaya yarar. Halk savafl›na bafllanmas› konusunda kimi dönem tart›flma konusu yap›lan flu tarz yaklafl›m ve anlay›fllara ise özel önem vermek gerekir. Gerçekleflebilir projeler oluflturmaks›z›n hiçbir ifle bafllan›lmamas› gerekti¤i anlay›fl›, hiçbir ifl yapmaman›n bir k›l›f›ndan baflka bir fley de¤ildir. Komünistlerin böyle bir anlay›fl› yoktur ve olamaz. Gerçekleflemez hayaller peflinde koflmak baflka bir fleydir, bunu iddia ederek hiçbir fley yapmamay› sal›k vermek baflka bir fleydir. Tüm komünistler prati¤in belirleyicili¤ini öngörür ve pratik içinde geliflmeyi esas al›r. Hatalar yapmaktan korkmaz, hatalardan ders ç›karmamay› mahkum eder. Bu konuda tafl›nmas› gereken genel ilke bu olmak zorundad›r.

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

G


PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

28 Yine bu sorunla ba¤lant›l› olarak komünistler güçlü bir silahl› kuvvet yaratmadan mevcut devleti y›kabilece¤ini flimdiye kadar ne iddia etmifltir ne de çal›flmalar›n›, hedefini böyle bir niyetle belirlemifltir. Hatta, b›rakal›m biz komünistleri bu gerçekli¤i kitleler dahi bilmektedir. Ülkemizde halk savafl›n›n uzun, çetin ve zor bir süreci kapsayaca¤›n›, gerilla savafl› ile bafllayan sürecin geliflerek düzenli orduyu yarataca¤›n› ve düflman›n da gerilla savafl› ile, gerilla birlikleri ile de¤il, infla edilmifl bir düzenli orduyla, halk ordusu ile yenilebilece¤ini en bafltan belirlenmifltir. Bu konudaki genel ele al›fl; silahl› mücadeleye yaklafl›m, gerilla savafl›n› kavray›fl, gerilla savafl›n›n düzenli ordunun bir arac› oldu¤unu ve düflman› yenmenin ancak düzenli halk ordusu ile mümkün oldu¤unu yukar›da ‹brahim yoldafltan al›nt›larla ortaya koyduk. Ve konu ile ilgili görüfller, esas olarak bu merkezde yap›lmal›d›r.

Bugüne kadarki hiçbir güç Halk Savafl›’n› (“klasik” anlamda) yenebilecek güce eriflememifltir ve eriflemeyecektir. Bu komünistlerin bilinen aç›k net belirlemesidir. Bugün ülkemiz topraklar›nda Halk Savafl›na öncülük eden Proletarya Partisi’nin de gerilla savafl›n› benimsemesinin nedeni düflman›n daha güçlü oldu¤unu bilmesindendir. Bu savafl›n zafere ulaflt›raca¤›na inan›lmas›n›n nedeni halk›n ç›karlar›n› ve en devrimci s›n›f olan iflçi s›n›f›n›n davas›n› savunuyor olmas›d›r. Silahl› bir halk ordusunun do¤ru bir siyasetle, her zaman en yüksek donan›ml› bir orduyu dahi alt edebilece¤ini biliyoruz. Ve burjuvazinin hiçbir zaman bu güçten daha büyük bir güç yaratamayaca¤›n› da biliyoruz. Gerilla savafl›n›n “bilinen taktikleri”, “belirlenmifl reçeteleri” gibi de¤iflmez kurallar› yoktur. Her ülkede gerilla savafl› kendine özgü biçimler alabilirler. Bunlar önceden kesin çizgilerle tayin edilmez. Gerilla Savafl›n›n da

Halk Savafl›n›n da genel ilkeleri vard›r. Bütün sorun bu genel ilkeleri inkar etmeden, yok saymadan, gerçekleflemez görmeden hayata uygulamak ve halk›n sonsuz yarat›c› gücünü komünist parti önderli¤indeki gerilla savafl›n›n bu türden yarat›c›l›klara uygun olan içeri¤ine katmakt›r. Halk Savafl›n›n ve onun belli bir sürecindeki biçimi olan gerilla savafl›n›n yenilmezli¤inin geldi¤i kaynak da budur. Komünistler kabul eder ki, ideolojisi ve siyaseti burjuva olan bir gücün gerilla savafl› da verse savafl› kazanaca¤› ya da kesinlikle kazanaca¤› iddia edilemez. Herhangi bir gücün askeri olarak yenilmesi onun siyasetinden hiçbir flekilde kopuk olamaz. PKK’nin askeri yenilgisi onun siyaseti ile kesinlikle iliflkilidir. Kimileri siyasetin ve yanl›fl taktiklerin belirleyici oldu¤unu söylüyorlar, ama askeri olarak yenilmifl olmas›n› gerilla savafl›n›n “klasik” tarz›n›n yürümeyece¤ine bir delil olarak da


göstermekten çekinmiyorlar. Bu durumda neyin belirleyici oldu¤u sözde unutulmuyor, ama somut sorunda unutuluyor! Bizim PKK ile ilgili olarak gerilla savafl› deneyiminden genel olarak, bu konu kapsam›nda bu anlay›fl sahiplerine belirtece¤imiz fley öz olarak fludur: “PKK gerilla savafl›n› gerçek anlamda sürdürebildi¤i oranda gelifltirmifl ve TC ordusunu y›pratm›flt›r”. Gerilla savafl› komünistlerin elinde do¤ru bir siyasetle gerçeklefltirilir. Bu anlamda kitle deste¤inden yoksunluk, esas olarak siyasal yanl›fllarla ilgilidir. Bunun ötesinde, gerilla gücünün küçüklü¤ünü, zay›fl›¤›n› zaferin önündeki engel olarak görmek, düflman› y›pratman›n ve geliflerek büyümenin bir mazereti olarak kavramak, gerilla savafl›ndan hiçbir fley anlamamakt›r. Gerilla, bugüne kadarki hiçbir deneyimde ve bundan sonra da bafl›ndan itibaren büyük, donan›m bak›m›ndan güçlü olarak savafla bafllamam›flt›r/bafllamayacakt›r. Bu gerilla savafl›n›n ruhuna ayk›r›d›r. Gerilla savafl›ndan bahsetti¤imizde hangimiz kitle deste¤ini almayan bir savafltan bahsediyoruz ki? Bu belirleyici oland›r, olmazsa olmaz oland›r. PKK örne¤ini, ya da PKK bile baflaramad› gibi de¤erlendirmeler ve söylemler duymak mümkün. Oysa PKK gerilla savafl› konusunda, temel ilkeler bak›m›ndan örnek al›nacak bir deneyime sahip de¤ildir. Ancak bu PKK’den ö¤renmemek anlam›na gelmez. Sadece, temel yaklafl›m olarak,

ideolojik ve politik olarak tamamen farkl› kulvarlarda oldu¤umuzun bilinmesi ve PKK’nin buna göre ele al›nmas› anlam›na gelir. Bunlar›n yan› s›ra kahramanl›k ve cesaret abideleri yaratman›n devrimlerin kaç›n›lmaz ö¤elerini oluflturduklar›n› biliyoruz. Bu ö¤elerin hiç ama hiçbirini devrimin geliflimine somut bir kazan›m sunamayan sonuçlar diyerek mahkum etmeyiz. Aksine bunlar› överiz, bunlardan ö¤renmeyi benimseriz. Mesele bunlar› do¤ru bir öze kavuflturmak ve s›n›f mücadelesinin geliflimine katmak olmal›d›r. Buna karfl›n, kahramanl›k ve cesaret abideleri ülke devriminin geliflimine somut bir kazan›m sunamayan sonuçlar olarak takdim edilmemelidir. Bu, öz ile biçimi birbirine kar›flt›rmak ve yine, olumlu fleyleri yanl›fl zeminden hareketle mahkum etmek tavr›na girmek olur. Gerilla gücünün düflman›n öfkesini üzerine çekmesi de benzer bir yaklafl›mla ele al›nm›flt›r. Kuflkusuz, gerilla gücünün ilkesi, esas olarak düflman› y›pratmak, zay›flatmak, bununla birlikte kazanamayaca¤› çat›flmalara girmemektir. Bu, düflman›n öfkesini üzerine çekmemek/çekmemek çabas›nda olmak de¤ildir. Böyle anlafl›lmamal›d›r. Zaten, devrimci mücadelenin bundan kaç›nmas› da mümkün de¤ildir. Her devrimci mücadele, hangi biçimde olursa olsun düflman›n öfkesini üzerine çeker ve nihayetinde düflman bu devrimci mücadeleyi imha etmenin her yolunu dener. Bu kaç›n›l-

maz bir gerçektir. Komünistlerin ve devrimcilerin görevi bundan kaç›nmak ad›na devrimci mücadeleyi geriye çekmek ya da bir fleyleri beklemek olamaz. Düflmana karfl› koyabilecek biçimde savaflmak ve kendini her bak›mdan gelifltirmek üzere bir anlay›fl› benimser. Savafl›n zor ve çetin karakteri devrimcileri, sahip olduklar›/olmas› gereken bilimsel devrimci bilinçle e¤itir ve çeliklefltirir. Sorunun bu yaklafl›mla irdelenmesi zorunludur. Böyle ele al›nmad›¤›nda düflman›n gücü y›k›lmaz bir güç olarak alg›lanmaya bafllan›r. Bu konuda dünya devrimleri tarihi aç›s›ndan da bir dizi örnek mevcuttur. “Bir devlet gücüne sahip olmadan, paras›z ve silahs›z, yaln›zca ilk çekirde¤i oluflturan bir avuç kararl› ve inançl› adamla, nas›l modern bir ordu kurulabilir? Fidel Castro bunu Latin Amerika ormanlar›nda gizlice yetifltirdi¤i birkaç kendini adam›fl arkadafl›yla yapt›. Bak›ms›zl›ktan harap olmufl ‘Granma’ yat›ndan 2 Aral›k 1956’da Küba k›y›lar›na ç›kan 82 kifli, göründü¤ü kadar›yla umutsuz bir maceraya at›larak -tüm malzemeyi karaya ç›karken yitirip- birkaç günlük öldürücü bir çat›flma sonunda 12 kifli kald›. Fakat iki y›l bir ay içinde, Fidel’in grubu diktatör Batista’n›n ABD taraf›ndan donat›lm›fl 50.000 kiflilik ordusunu ezen ve Havana’da devlet gücünü ele geçiren kuvvetli bir ordu haline geldi.” (Vietnam Kazanacak, Bir Ordu Kurmak sf. 27)

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

29


PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

30 HALK SAVAfiI VE YEREL ÖRGÜTLENME “Salt askeri görüfl aç›s›, savaflmak için savaflmak tutumuna sahip olanlar›n görüfl aç›s›d›r. Biz devrimin siyasi görevlerini yerine getirmek için savaflmak istiyoruz. K›rl›k bölgelerde ve parti önderli¤inde halk ordusu yaratmak, mahalli ve merkezi otoriteyi ad›m ad›m parçalayarak, halk›n iktidar›n› gerçeklefltirmek için silahl› mücadeleyi savunuyoruz.” ‹.Kaypakkaya. Bizim gibi yar› sömürge yar› feodal ülkelerde komünist partisi öncülü¤ünde genifl halk y›¤›nlar›n›n emperyalizm ve ülke egemenlerine karfl› silahlar›n y›k›c› ve yap›c› gücü eflli¤inde verilen siyasi iktidar mücadelesi halk savafl›d›r. Halk savafl› güçler dengesi, örgütlenme

mesidir. Gerilla mücadelesi halk savafl›n›n ilk aflamas› olan stratejik savunma aflamas›nda temel askeri politik örgütlenmedir. Halk ordusu ve özelde gerilla küçük muharebeler ve çarp›flmalar, vur kaçlarla kendi gücünü korumaya yönelirken, ayn› zamanda askeri prati¤i ve yönelimi de kitlelere hitap eden, onlar› temelde toprak devrimi olmak üzere faaliyet yürütülen alanda hangi çeliflki ön plana ç›km›flsa, bu çeliflkiye yönelen, kitleyi çeflitli sorunlar› etraf›nda örgütlemeyi amaç edinen bir pratik hat tutmal›d›r. Çin devriminin esas araçlar›n›n bar›flç›l de¤il silahl› oldu¤unu aç›kl›¤a kavuflturan Mao yoldafl “Çin devriminde zafer ilk önce köylük bölgelerde kazan›labilir” derken, Leninizmin sahas›n›

Parti önderli¤inde yap›lmaktad›r. Fakat öte yandan bu flartlar devrimin iniflli ç›k›fll› olmas›na yol açar. Ve nihai zaferin uzun süreli, devrimci mücadelenin esas olarak, Komünist Partisi önderli¤indeki köylü gerilla savafl›na dayand›¤› aç›kt›r. Bu yüzden köylük bölgelerin üs bölgeler olarak kullan›lmas›n› göz ard› etmek, köylüler aras›nda çetin mücadeleler vermek ve gerilla savafl›n› ihmal etmek yanl›flt›r” diyen Mao devamla, “buna karfl›l›k silahl› mücadeleye a¤›rl›k vermek di¤er mücadele biçimlerini terk etmek de¤ildir. Tam tersine gerilla mücadelesi di¤er mücadele biçimleriyle birlikte yürütülmezse baflar›ya ulaflamaz.” Baflkan Mao’dan yapt›¤›m›z al›nt›dan da anlafl›ld›¤›

izim gibi yar› sömürge yar› feodal ülkelerde komünist partisi öncülü¤ünde genifl halk y›¤›nlar›n›n emperyalizm ve ülke egemenlerine karfl› silahlar›n y›k›c› ve yap›c› gücü eflli¤inde verilen siyasi iktidar mücadelesi halk savafl›d›r. Halk savafl› güçler dengesi, örgütlenme zemini ve geniflli¤inden ve emperyalizmle olan iliflkisinden kaynakl› olarak uzun süreli bir savafl›m olarak ifade edilir.

B

zemini ve geniflli¤inden ve emperyalizmle olan iliflkisinden kaynakl› olarak uzun süreli bir savafl›m olarak ifade edilir. Bu savafl›m›n bafl›ndan sonuna kadar esas olan mücadele biçimi silahl›d›r ve illegaldir. Bar›flç›l mücadele ve legal çal›flma ise talidir. Komünist parti önderli¤inde Halk Savafl› flehirlerin k›rdan kuflat›lmas› ilkesi ile örgütlenir. Silahl› mücadelenin vazgeçilmez örgütlenmesi halk ordusudur. Halk ordusunun omurgas› ise gerilla örgütlen-

terk eden, toplu ayaklanma piramidi üzerine siyaset üreten revizyonist, oportünist güruhu hedefleyen flu önemli aç›klamalarda bulunur. “Çin’in iktisadi geliflmesi birleflik bir kapitalist ekonomi de¤ildir. Topraklar› çok genifltir, (Bu da devrimci güçlere serbest hareket olana¤› sa¤lar) karfl› devrimci kamp birleflmemifltir. Ve çeliflmelerle doludur. Devrimin temel gücü olan köylülerin mücadelesi, Proletaryan›n Partisi olan Komünist

gibi silahl› mücadele siyasi mücadelenin tek biçimi de¤il temel biçimidir. Silahl› mücadele ancak politik mücadeleyle birlikte yürütüldü¤ünde siyasi mücadele baflar› kazanacakt›r, bunun özellikle kavranmas› önemlidir. Halk ordusunun çekirde¤ini oluflturan gerilla birimlerinin görevleri aras›nda kitleler içerisinde propaganda ve ajitasyon yapmak, onlar› örgütleyip silahland›rmak vard›r. Kitleler içinde partiyi infla etme görevi vard›r. Gerilla bi-


rimlerinin ajitasyon/propaganda faaliyeti silahl› propaganda biçimleriyle a¤›rl›k kazanm›flt›r/kazanmal›d›r. Silahl› mücadelenin kendisi ayn› zamanda bir propaganda ve ajitasyon çal›flmas›n› da içerir. Bu çal›flma ayn› zamanda politik bir çal›flmad›r. Politik çal›flma ve silahl› mücadele nas›l birbirini tamamlay›p bütünlüyorsa, silahl› propaganda ve ajitasyon ile bar›flç›l propaganda ve ajitasyon birbirini tamamlayan ve bütünleyen faaliyetlerdir. Birinin varl›¤› di¤erinin reddi de¤ildir. Özellikle gerilla faaliyetinin oldu¤u bölgelerde bu ikisinin birbirini tamamlamas› can al›c› önemdedir. Ve unutulmamas› gereken, bizim nas›l hareket etti¤imize, nas›l düflündü¤ümüze flekil veren esas›n illegal Parti örgütlenmesi oldu¤udur. Özellikle gerilla faaliyetinin yürütüldü¤ü bölgelerde parti komite ve hücrelerini harekete geçirmek, e¤er yoksa oluflturmak bir zorunluluktur. Çal›flmalar›n süreklili¤ini sa¤lamak, yerel kitle faaliyetini örgütlemek aç›s›ndan parti komitelerinin önemi tart›fl›lmazd›r. Böylece gerillan›n yönelimi ve çal›flmalar›, buralardaki kitle çal›flmalar›yla beslenecek partinin bölgeye dair siyasi ve de askeri yönelimi geniflleyecektir. K›saca açacak olursak yerellerde var olan komiteler üzerinden kitleye ulafl›rsak an›nda müdahale flans›m›z artacak, geliflen sürece kiflileri/kitleleri katmam›z mümkün olacakt›r. Özellikle geçmiflten bu yana proletarya

partisi veya devrimcilerle bir flekilde iliflkisi olan yak›nl›k duyan kiflileri a盤a ç›kar›p harekete geçirmek, sürece dahil ederek örgütlemek mümkün olacakt›r. Ayr›ca bölgede yaflanan çeliflkileri daha net ve direkt görmemiz aç›s›ndan da yerel parti komiteleri önemlidir. Yine yerel kitle iliflkileri var olan komitelerin denetimi ile pratik içerisinde gelifltirilecek ve halk savafl›n›n birer parças› haline geleceklerdir. Yerellerde partiye yak›nlaflan ve örgütlenen her birey partinin ve halk savafl›n›n geliflimi aç›s›ndan can al›c› önemdedir. Bu durum partinin bölgeye iliflkin gelifltirdi¤i/gelifltirece¤i politikalar›n önünü açacakken, yerel parti örgütlülü¤ü ile parti merkezi aras›ndaki bilgi ak›fl›n› da önemli oranda olumlu yönden etkileyecek ve rahatlatacakt›r. Parti komiteleri bizim aç›m›zdan her alan ve bölge aç›s›ndan büyük önem tafl›rken, özellikle gerilla savafl›n›n verildi¤i bölgelerde daha bir önemlidir. Yerel örgütlülü¤ün geliflimi halk ordusunun bölgede yürüttü¤ü faaliyetin geliflimini etkileyecek önemli ayaklardan biridir. Yerel örgütlülükleri gelifltirmek gerilla faaliyetinin bölgede gelifliminin ve etki alan›n›n geliflimini sa¤layacak bir öneme sahipken, di¤er taraftan da faaliyetin darlaflmamas›n› engelleyecek, gerillan›n bölgeye yönelik politika ve örgütlenmesinin geliflimini de beraberinde getirecektir. Yine yerellerde bulunan demokratik kitle örgütleri,

sendika ve kooperatifler içerisinde aktif olarak yer almak faaliyetimiz aç›s›ndan önemlidir. Kooperatiflerin yetersiz veya baz› yerlerde hiç olmamas›ndan kaynakl› özellikle yöre dernekleri kitlelerin önemsedikleri kurumlar olarak gözlemlenebilir. Bu ve benzeri kurumlarda örgütlemede öncelik verdi¤imiz ileri kitleler yer almaktad›r, bunun yan›nda özellikle buralarda gençlik (gençli¤inin verdi¤i özelliklerden kaynakl›) aray›fl içerisindedir. Bu tür kurumlarda daha çok bölge ve yöre halk›n›n kültürel etkinlikleri düzenlenmektedir. Özellikle son y›llarda gerilla faaliyetinin yürütüldü¤ü bölgelerde sistemin yozlaflt›rma ve asimile etme yönlü izledi¤i politikalar› bofla ç›karmak için bu kurumlarda kitleyi çeflitli etkinlik, ajitasyon-propaganda (yay›n, bildiri, panel vs.) araçlar›yla e¤itip bilinçlendirmek ve Proletarya Partisi saflar›nda örgütlemek görevlerimizin bafl›nda gelmelidir. Yine buralarda konumland›r›lacak militanlar da çal›flmalar›m›z aç›s›ndan önemlidir. Düflünme, hareket etme, örgütleme prati¤imiz, güçlü ve iyi örgütlenmifl savafl örgütünü yaratmay› hedeflemelidir. Düflman›n ve kitlenin de¤iflen koflullar›n› ve bunlar karfl›s›ndaki durumu iyi hesaplamal›, kitleleri ikna etme yetenek ve bilincinin temelinde sevgi ve alçak gönüllülü¤ün yatt›¤› unutulmamal›, ö¤retirken ö¤renen, ö¤renirken ö¤reten olabilmelidir. Partili durufl ve pratik çal›flma kitlelerin bilinçlenme-

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

31


PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

32 sinde etkili olacakt›r. Yine bu çerçevede kitlelerin çeliflkilerinden yola ç›karak çeflitli eylem ve etkinlikler düzenlenmelidir. Özellikle bu bölgelerde geleneksel olarak düzenlenen festivallerin örgütlenmesinde program oluflumunda yer almak, örgütleyicisi olabilmek önemli. Programda alternatif kültürel etkinlikler sunarken bu tür etkinlikleri yerelde halk›n yaflad›¤› sorunlar üzerine oluflturmak ve bu vesileyle kitleye ulaflma hedefi esas olmal›d›r. Bu çal›flmalar esnas›nda çeflitli ajitasyon propaganda araçlar› ile en genifl kitlelere gidilmeli ve öne ç›kan insanlar› pratik içerisine katarak örgütlemeliyiz. Sistemin özellikle gerilla faaliyetinin yürütüldü¤ü bölgelerde halk üzerinde uygulad›¤› zor ve bask› politikalar› halk› yoksullaflt›rm›fl ve göçe zorlam›flt›r. Özellikle gerilla yak›nlar›na ve ailelerine yönelik sald›r›lara karfl› bizim ailelerimizi sahiplenmemiz, yaln›z olmad›klar›n› hissettirmemiz ve flehit aile-

leriyle iliflki gelifltirip süreklilefltirmemiz halka güven verecekken, örgütlülü¤ümüzün genifllemesi aç›s›ndan da önemli bir faktör olacakt›r. Sistemin halka dönük sald›r›lar›n› çeflitli legal kampanyalarla teflhir ederken ayn› zamanda gerillan›n bu ve benzeri sorunlar çerçevesinde silahl› eylemler yapmas›, ajitasyon-propaganda çal›flmalar› Karadeniz pratiklerinde de göstermifltir ki; halka güven vermektedir. Örnekleyecek olursak: ülke egemenleri emperyalist efendilerinin direktifleri do¤rultusunda, köylülü¤ün bitirilmesine yönelik, özellefltirme ve kota uygulamalar›yla tar›m› tasfiye ederken, köylüye verilen tar›msal desteklerin kald›r›larak DGD (Do¤rudan Gelir Deste¤i) aldatmacalar› Giresun,Tokat, Ordu vs. illerindeki köylerde gerillan›n da¤›tt›¤› bildirilerde, “DGD aldatmacas›na hay›r, fleker pancar›na sahip ç›k” vs.. bildirileriyle halka yap›lan ajitasyonla teflhir edilirken, kooperatiflerin önemi üzerine propaganda yap›lm›flt›r. Tüm

bunlar halk›n kafas›nda çeflitli sorular›n (olumlu) dolaflmas›na neden olurken, gerillan›n kendi sorunlar› ve kurtulufllar› için savaflt›klar› izlenimi ile gerillaya yönelik sempati ço¤alm›flt›r. Gerilla ile halk› karfl› karfl›ya getirmek isteyen faflizm her türlü yolu denemekten geri kalmad› kalm›yor. Zorla göç ettirmekten, infaza ve tutuklamalardan tecavüze varan her türlü yolu deniyor. Gerillay› yaln›zlaflt›rmak ad›na namlunun ucunu halka çevirmekten çekinmiyor.

Sistemin halka dönük sald›r›lar›n› çeflitli legal kampanyalarla teflhir ederken ayn› zamanda gerillan›n bu ve benzeri sorunlar çerçevesinde silahl› eylemler yapmas›, ajitasyon-propaganda çal›flmalar› Karadeniz pratiklerinde de göstermifltir ki; halka güven vermektedir.


Tüm bunlar› da göz önünde bulunduran T‹KKO gerillalar› 1998 y›l›nda faflist devletin çeflitli kurumlar›n› hedef alarak meflrulu¤undan gelen gücünü halka bir kez daha gösterdi. Bu eylemlerden biri orman müdürlüklerinin bas›larak “ormanlar›n halka ait oldu¤u ve halk›n bir avuç sömürücüler taraf›ndan sömürülmesine izin verilmeyece¤i” vs.. yaz›lan bildirilerle ajitasyon yap›l›rken, orman müdürlü¤üne ait son model araç yak›lm›fl yirmi üzerindeki iflçiyi bir araya toplayarak parti propagandas› yap›lm›flt›r. Bu durum halk›n gerillayla ba¤lar›n› güçlendirmifl ve devletin tüm zorlamalar›na ra¤men halk›n büyük bir ço¤unlu¤u orman kesimlerinde yer almam›flt›r. Tüm bu örnekleri ço¤altmak mümkün ve bu örnekler bir kez daha göstermifltir ki, halk kendi sorunlar›na çözüm gücü oldu¤u ve bu gücü yaflama geçirdi¤i sürece umudu yine gerillada görmektedir. Bütün mesele onlar› savafl›n birer parças› haline getirmek ve kurtuluflun ancak kendi elleriyle ve silahla mümkün oldu¤unu kavratmak. Yine önemli olan di¤er bir nokta gerillan›n faaliyet bölgesini kapsayan ancak bizzat giremedi¤i flehirlerdeki örgütlenme çal›flmas›d›r. Buralarda parti örgütlülüklerinin infla edilmesinin ve kitle çal›flmas› yürütmenin önemi kavranmal›d›r. Parti faaliyetinin ya da gerilla çal›flmas›n›n bölgedeki flehirlerde etki gücünü oluflturmak en az k›rsal kesimler kadar önemlidir. Çünkü buralarda yaflayan

kitle yo¤un olarak göçe zorlanan kitledir. Yaflam koflullar› ve çeliflkileri köylük bölgelerden ba¤›ms›z de¤ildir. Buralarda kitle örgütlerinin varl›¤› ya da oluflma zemini köylük bölgelere göre daha fazlad›r. Yukar›da sayd›¤›m›z nedenlerden kaynakl› bu kurumlarda yer almak örgütlenmek aç›s›ndan önemlidir. Yine göç alan semtlerde kitle çal›flmas› yapmak örgütlenmemiz aç›s›ndan önemlidir. Böylece gerillan›n yönelimi ve çal›flmalar› buralardaki kitle çal›flmas›yla beslenecek, partinin bölgeye dair siyasal yönelimi geniflleyecektir. Örgütlenme ve siyasal bilinç kazand›rman›n silahl› mücadeleden ba¤›ms›z ele al›namayaca¤›, silahl› mücadele olmaks›z›n buralardaki çal›flmalar›n/örgütlenmelerin kendi içerisinde k›s›rlafl›p gerileyece¤i unutulmamal›d›r. PKK VE K‹TLE ÖRGÜTLENMES‹ Ülkemizde gerilla savafl› konusunda önemli bir güç olan PKK’nin incelenmesi ve tarihi tecrübe olarak faydalanarak ö¤renilmesi önemlidir. Bu konudaki genel yaklafl›m›m›z› yukar›daki bölümde ana hatlar›yla ortaya koyduk. Bu bölümde esas olarak inceleyece¤imiz nokta PKK’nin kitleselleflme ve gücünü yo¤unlaflt›rma noktas›nda kulland›¤› baz› yöntemler üzerine olacakt›r. Özellikle belirtmek ve alt›n› çizmek gereken temel bir nokta var, neydi PPK’yi bu önemli güce ulaflt›ran? Kendi iç tutarl›l›¤› aç›s›ndan söy-

lem ile eylemin, düflünce ile davran›fl›n, teori ile prati¤in azami olarak uyumu. Kitleler gördüklerine inan›r ve inand›klar› de¤erler ad›na destek verir, savafl›r, bedel öder, bedel ödettirir. Bu anlamda PKK örgüt olarak o dönem için bu tutarl›l›¤a sahipti. Bu tutarl›l›k PKK’yi kitlesellefltirdi, kitleleri PKK’lilefltirdi. Ancak tek önemli nokta bu tutarl›l›k de¤ildi. Özellikle kitleleri (ulusal anlamda da olsa) bilinçlendiren, dönüfltüren ve örgütleyen güç silahl› güçtü ve silahl› mücadeledeki tutarl›l›kt›. Süreci ve sürecin özelliklerini anlamak için PKK önderi A. Öcalan’›n 4. Kongreye (1990) sundu¤u raporda; “silahl› savafl›m halklar›n kurtuluflu do¤rultusundaki bütün geliflmelerin temelinde yatan bir savafl biçimidir. Partimizin temel ç›k›fl› olan ve temel mücadele olarak kavrat›p uygulamaya çal›flt›¤› en önemli araç bu anlamda silahl› mücadeledir” ifadesi bugünkü durum “bir kenara b›rak›l›p” de¤erlendirildi¤inde önemli bir noktad›r. Yine PKK önderli¤i yapt›¤› bir de¤erlendirmede flunlara dikkat çekiyordu; “halk›m›z›n art›k her türlü tehlikeye aç›k b›rak›ld›¤› zaman geçmifltir. Her gelip geçenin bir darbe vurdu¤u ve bir oyun oynad›¤› dönemler art›k dirilmemecesine tarihe gömülmüfltür. Halk›m›z art›k sahipsiz de¤ildir. Ve iflte bu, her düzeyde halka komutanl›k etmenin zorunlulu¤unu içerir; komutan olmak yaln›zca birkaç maddi silaha ve savaflç› birli¤e hükmetmek demek de¤ildir. Halk›n ruhu-

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

33


PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

34 nu, yenilemeyi, bilincini ayd›nlatmay› ve onu her türlü düflkün ruh belirtisinden ve bulan›kl›ktan kurtarmay› bilmek ve bu konularda geliflebilecek tüm olumsuzluklara karfl› büyük bir mücadele ruhunu ve gücünü sergilemek demektir. Bilinç, örgütleme ve denetleme ile büyük bir uyan›kl›k ve mücadele ruhu içinde halk›n etraf›nda örülecek koruyucu duvarlar ve üzerine gerilecek çad›r› her türlü f›rt›naya dayan›kl› yine her türlü darbeye karfl› ayakta durabilecek sa¤laml›l›kta örmek ve germek gerekir. Bunun örgütleme plan›ndaki ifadesi köyde milis, köy komiteleri, da¤da gerilla, kentte parti temsilcili¤i ve örgüt hücreleridir. Tüm bunlar›n üzerinde de partimizin merkez komitesidir. Bu birimlerin her biri rollerini derin bir kavray›fl ve yetkinlikle oynad›klar› oranda halk›m›z o büyük ordu gücüne ulaflabilecektir. Bunun gereklili¤inden ve zorunlulu¤undan flüphe duyulamaz. Bu nedenle de böyle bir geliflmenin önündeki engeller kimden kaynaklan›rsa ac›namaz, e¤er ihanete sap›lmayacaksa bu engellerle amans›z bir biçimde mücadele edilmeli ve ortadan kald›r›lmal›d›r.” (A. Öcalan Seçme Yaz›lar 2-Sayfa 127). T. Kürdistan’›nda PKK’nin mücadelesinin ev-

rimsel gelifliminde büyümesi, kitlelerde kök salmas› giderek otorite-güç-iktidar olmas›n›n temelinde yatan somut mücadele ve kazan›mlar üzerinden kitlelere verilen güvenin yan› s›ra halk›n örgütlenmesi ve gerilla mücadelesinin gelifltirilmesi için uygun örgütlülüklerin oluflturulmas› ve bunlar›n ifllevli bir flekilde de¤erlendirilmesidir. PKK önderli¤inin yukar›daki al›nt›da dikkat çekti¤i milis-köy komiteleri-parti hücreleri örgütlenme modelleri Hilvan, Suruç, Batman, Ceylanp›nar ve daha birçok alanda uyguland›. Belediye yönetimleri baflta olmak üzere, köy muhtarl›klar›n› alma, belediyelerde yönetimin sürdürülmesi konusunda kazan›mlar elde edilmifltir. Bu durum PKK’nin silahl› mücadele yoluyla yüzy›llard›r Kürt ulusunun feodal-afliret zulmünün k›r›lmas›yla kitlenin PKK’yle bütünleflmesini sa¤lam›flt›r. “Öncülük ve kitle aras›ndaki iliflkiyi Kürdistan gerçe¤inde tan›mlama, bunu formüle etme bu süreç prati¤inde ç›kar›ld›, önderlik bu süreci de¤erlendirdi ve flöyle bir teze ulaflt›. Kürdistan’da gerilla ve ayaklanma iç içedir. Ayaklanmayla gerillay› birbirinden koparmak dolay›s›yla savafl ile kitle mücadelesini birbirinden koparmak müm-

kün de¤ildir. Kitlelerin mücadelesiyle silahl› fliddet iç içe ve bir arada var olacakt›r. Silahl› fliddet kitleleri mücadeleye çekerek ayaklanmaya teflvik eder, ayaklanma daha ileri düzeyde bir silahl› fliddeti örgütlemeyi ortaya ç›kar›r.” (Demokratik Kurtulufl Mücadelesinde Serh›ldan Sayfa 133). Gerillayla kitlenin bütünleflmesi serh›ldanlar yaratm›flt›r. Birinci serh›ldan 1978-80 dönemini kaps›yordu. Bu süreçte PKK’nin kitle içine nüfuz ederek birçok yerde kitlesel aya¤a kalk›fllar› örgütlemesi ve ayn› zamanda iflbirlikçi-afliret-a¤a kesimine yönelik, onlar› belli alanlarda yenilgiye u¤ratmas› ayn› zamanda Kürt ulusunda mayalanm›fl kini, öfkeyi muazzam derecede gizli enerji kayna¤›n› a盤a ç›kartm›flt›. Tabi bunlar›n yan›nda en önemli nokta Kürt halk›n›n dil ve kimli¤ine, gelenek ve göreneklerine özgürlük getirilmesi, o gün için ba¤›ms›z devlet kurulmas› hedefi PKK’nin milyonlarca Kürt kitlesi ile buluflmas›n›n temel zeminini oluflturuyordu. Bu PKK’nin kitleyle bütünleflmesinin ana zeminini de sa¤lam›flt›. Bu süreci gören faflist TC kazan›lm›fl il, ilçelere yönelmeye bafllayarak operasyonlar düzenliyor, toplu tutuklamalar gerçeklefltiriyor, yarg›s›z infazlar baflta olmak üzere ak›l almaz ifl-


kence ve bask› yöntemleri ile halk› sindirmeye çal›fl›yordu. Bu süreçte PKK önder kadrolar› önemli oranda tutukland› ve ciddi oranda yap› örgütsel yönetim krizi yaflad›. Yine bu süreçte devletin yapt›¤› tüm bask›ya ra¤men kitleler PKK’ye yöneliyor, kat›lma iste¤inde bulunuyordu. 1979 sonlar›na do¤ru da s›n›rl› geri çekilme takti¤i 1980 AFC koflullar›nda ise genel geri çekilme plan›na döndü. 1980 AFC’nin yaratt›¤› yenilgi ortam› ayn› zamanda TDH’de umutsuzlu¤u, kaçk›nl›¤›, yozlaflma, dejenerasyon ve güvensizli¤i gelifltirdi. Bu süreci iyi de¤erlendiren PKK 4 y›ll›k haz›rl›k faaliyetinden sonra 15 A¤ustos 1984 at›l›m›n› gerçeklefltirdi. Cunta koflullar›nda PKK’nin zindan direnifli gelifliminde ay›rt edici bir özelli¤e sahiptir. Bu direnifl ihanete karfl› mücadelenin teslimiyete karfl› ölümüne direniflin sergilendi¤i ve Kürt ulusunun umudunu yeflerten davaya ba¤l›l›¤›n, adanm›fll›¤›n örnek prati¤i oldu. Kamptaki gerillayla hapishane direnifli k›rsaldaki köylüyle flehir parti güçleri ortak ruhi flekillenme yaratt›. Örgütsel düzlemde ba¤l›l›k gerçeklefltirildi. PKK’nin örgütsel prati¤inde bir di¤er özellik merkezi yan›n giderek de flef tipi örgütlenmenin yaratt›¤› yönetim rahatl›¤›d›r. Zindan direnifli 15 A¤ustos at›l›m›n›n koflullar›n› olgunlaflt›rd›. Zora karfl› zor siyasetinin yasas›na ba¤l› geliflimini h›zland›rd›. Bunun sonucudur ki düflmana s›k›lan ilk kurflun kitlelerde yo¤un coflkuya,

moral, motivasyona yol açm›flt›r. Sonraki y›llarda k›sa zaman diliminde yurt d›fl›ndan 2000 donan›ml› gerilla ülkeye ak›t›lm›fl, bunun yaratt›¤› güvenle ikinci serh›ldan koflullar› yarat›lm›flt›r. Bu süreçte PKK’nin gerilla mücadelesine nas›l bakt›¤›, gerillan›n savaflt›r›lmas› konusundaki düflünceleri de günümüzün aksine bir anlay›fl –do¤ru bir anlay›fl içermektedir. Bugün tart›flt›¤›m›z konu aç›s›ndan önemsenmesi gereken bir de¤erlendirmedir. Ayn› zamanda PKK’nin geldi¤i süreçte afla¤›da al›nt› yapt›¤›m›z A. Öcalan’›n 4. Kongreye sundu¤u Politik Rapor’unda bahsedilen gerçeklerin nas›l yaflam buldu¤unu görmek çarp›c› bir durumdur. “Gerilla, gerilla savafl› içinde geliflir. Silahl› birlikler savaflmadan gerillalaflt›r›lamaz. Gerilla birlikleri müthifl cesaretleriyle, fedakarl›klar›yla en cesur ve y›rt›c› savafl birlikleridir. Savafl onlar›n yaflam kayna¤›d›r. Savaflmay›nca ölür. Yani ancak savafl tarz› onu tutar, besler ve yaflat›r. Gerillaya yap›labilecek en büyük kötülük onu aylarca savaflt›rmadan, e¤itmeden dolay›s›yla bafl› bofl b›rakmakt›r. Bu ise imhaya götürür. Nedeni fludur, düflman birlikleri savaflmad›¤›n› bildi¤i için cesareti artar. Birçok bölgedeki birlik yönetimlerini biliyor. Bu birlik yöneticilerinin sürekli bir kaç›fl içerisinde olduklar›n›, birli¤i kesinlikle savaflt›rmad›klar›n› biliyor. O halde bu birliklerin üzerine (pratikte örnekleri var) ölümüne gelecektir. Büyük kay›plar bu temelde verilmifltir.

Birlik sürekli bir savafl içerisinde olursa bu savaflç›lar›n moralini yükseltir, besler, e¤itir ve h›zla komutanlaflt›r›r. 15 kiflilik bir birlik üç ayda böyle savafl›rsa üç ay›n sonunda o birlik 15 komutand›r. 15 komutan da 15 birliktir. Bu muazzam imkan›n gerekleri yerine getirilir ve bu yönde dürüst davran›l›rsa bu 15 kiflilik birlik kendini 150’ye dönüfltürebilir. Birli¤in köylere girifli, ba¤lant›lar› ve hareket tarz› savaflç› say›s›n› büyütür. Bu birlik silah›n› düflmandan al›r. ‹flte bu da gerillay› gelifltirir. Gerilla ordusunun kurulufl biçimi dedi¤imiz biçimi sistemlefltirir. Bu yap›l›rsa sonuç 盤› gibi bir gerillan›n geliflmesidir.” Al›nt›dan da anlafl›laca¤› üzere PKK önderinin dikkat çekti¤i konular Mao yoldafltan al›nan halk savafl›n›n genel yasalar›n› içermektedir. Bu tespit ve tahlilleri kapsaml› ve detayl› olarak Proletarya Partisi de 33 y›ll›k mücadele tarihinde söylemde yapmaktad›r. Ancak yap›lamayan bu iddialar›n pratikte uygulan›fl›d›r. Bunun elbette tarihsel, dönemsel, objektif, subjektif nedenleri vard›r. Baflka bir yaz›n›n konusu olmas›ndan kaynakl› geçiyoruz. Burada ö¤renmemiz/ders ç›karmam›z gereken PKK’nin bu baflar›y› nas›l sa¤lad›¤›n› bilince ç›karmak. Olumlu yanlar›n› prati¤imize uygulamakt›r. Burada görülmesi gereken PKK’nin iç tutarl›l›¤› ve silahl› mücadeledeki ›srar›yla, ideolojik, politik çizgisinin yanl›fll›¤›na ra¤men askeri olarak sa¤lad›¤› baflar›lard›r. Ancak ideolojik, politik çiz-

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

35


PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

36 ginin yanl›fll›¤›n› sadece bir anl›¤›na bir kenara b›rak›yoruz. Yoksa yine yukar›da bahsini etti¤imiz gibi PKK’yi bugünkü durumuna getiren, askeri alan da dahil yenilgiye u¤ratan bu ideolojik-politik çizginin yanl›fll›¤›d›r. Bu gerçekli¤i ak›ldan ç›karmaks›z›n döne döne vurgulamal›, tespit etmeli ve ö¤renmeliyiz ki PKK’nin (1978-90 aras›) yarat›c› pratik at›l›m cüreti göstermeleri, yine pratikten ç›kan tecrübeleri bir üst aflamaya s›çratma becerileri, en önemlisi de iç tutarl›l›k erdemi göstermeleridir. Yani iddialara uygun flekillenifl, dava etraf›nda kenetlenmek, düflünceyle davran›fl›n, söylem ile eylemin, teori ile prati¤in uyumu ve tüm bunlar› silahl› mücadele ile gerçeklefltirmesi Kürt ulusunun sevgisini, sempatisini, saflara kat›l›m›n› sa¤lam›flt›r. Ö¤renmemiz gereken bu noktad›r. Örgüt ve örgütlenme konular›nda kitlelerde güven duygusu yaratabilme temel bir meseledir. Bu da davaya mutlak ba¤l›l›k, ortak ruhsal flekillenifl ve iddialara uygun bir pratik-e¤itim süreciyle sa¤lanabilir. Bir di¤er mesele silahl› mücadele konusudur. Silahl› mücadelede ›srar eden PKK’nin ›srar›n› en üst boyutta sürdürdü¤ü 1984-90 aras› ayn› zamanda gücünü her bak›mdan doru¤a ulaflt›rd›¤› dönemdir. Ne zaman ki “temel” al›nd›¤› söylenen silahl› mücadeleye s›rt dönme bafllam›flt›r o zaman ölümcül geriye gidifl sürecine girilmifltir. Günümüzde bu destek her geçen gün azalmaktad›r. Sonuç olarak PKK

kendisine yön veren, sa¤lam olmayan ideolojik çizgisi ve ulusal s›n›rlarla çevrili yönelimiyle bile TC’yi en fazla sarsan, darbe vuran güç olmufltur. Ancak çizginin, net ifade ile ulusal burjuva önderli¤inin yap›s›ndan ba¤›ms›z olmayan, aksine birebir bununla ba¤lant›l› olan bir flekilde bu darbelerin hedefi sarsmas› mümkün ancak y›kmas› imkans›zd›. G›das›n› MLM’den alan Proletarya Partisi bu anlamda ihtiyaç olan temel fleye sahiptir. Yeter ki bu temel üzerinden meseleyi ele alarak kendimizi sarsal›m ve s›n›f mücadelesine önderlik misyonunu yerine getirebilelim. Bugün s›n›f mücadelesi seyrinde olmas› gerekenin gerisinde oldu¤umuz gerçe¤ini kimse inkar edemez. Ve fakat gerili¤imizi bilince ç›karmadan ileri ad›m atmam›z zordur yada at›lan ad›mlar› istikrarl› hale getirmek kolay de¤ildir. Örne¤in gerillay› de¤erlendirirken, DKÖ-Sendika-FabrikaSemt-LYO-Gençlik-YDB vb. alanlarla diyalektik ba¤›n› kuramaz, birbiriyle iliflkilerini do¤ru ele al›p tahlil edemez do¤ru bir sonuç üzerinden (aralar›ndaki farkl›l›klar›na ra¤men) ahenk ve uyumu sa¤layamazsak gerilladan at›l›m beklemek ham hayal olur. Yani bütünlüklü bir sars›lmaya, düzeltmeye ihtiyaç var. ‹htiyaç duydu¤umuz iddialara uygun flekillenifltir. Hedef kitleyi yak›nlaflt›ran ona güven veren de bu tutarl›l›k olacakt›r. Ve elbette bu karmafl›k iliflkileri derleyip toparlayacak, örgütleyip savaflt›racak, de¤ifltirip dönüfltürecek, y›k›p yapacak olan

Proletarya Partisi, onun kolektif önderli¤i, kadrolar›, militanlar› ve savaflç›lar›d›r. HALK SAVAfiININ ÖNEML‹ B‹R DENEY‹M‹ OLARAK NEPAL DEVR‹M‹ “Uzun süreli Halk Savafl›’n›n stratejik hatt› olan flehirlerin k›rlardan kuflat›lmas› stratejisi, proletarya ile köylülü¤ün temel demokratik ittifak›n›n devrimci tarzdaki ifadesidir. Bu strateji, köylü kitlelerinin ço¤unlukta, temel üreticiler aras›nda köylülü¤ün a¤›rl›kta oldu¤u ve toprak devrimi mücadelesinin demokratik devrimin temel bileflenini oluflturdu¤u pek çok ülkede geçerlidir.” “Baflkan Mao’nun ö¤retilerine uygun olarak, uzun süreli Halk Savafl›’n›n stratejik hatt›n› baflar›l› bir flekilde uygulayan birçok komünist parti bulunmaktad›r. Bu partiler halk›n bitmez tükenmez deste¤inden ve savafla kat›l›m›ndan yararlanmaktad›rlar. Onlar, siyasi iktidar›n demokratik organlar›n› kurmufl bulunmaktad›r. Ayn› zamanda onlar, fliddetli biçimde devam eden devrimci mücadelede kitlelerin örgütlü gücünü büyütüp gelifltirmifllerdir.” “Halk Savafl›n›n askeri ve teknolojik aç›dan çok üstün düflmanlara karfl› kazand›¤› zaferleri göz önünde tutan bu partiler, emperyalistlerin yüksek teknolojik silahlar› mevzi savafl›nda Körfez’de sergilemelerine stratejik kin ve nefret duymufllard›r. Onlar, Amerikan emperyalizminin Vietnam ve Çin Hindi’ne karfl› verdi¤i savafllarda yük-


sek teknolojik silahlar kullanmas›na ra¤men halk›n mücadelesi karfl›s›nda nas›l yenildi¤ini sürekli hat›rlarlar. Bu partiler, tayin edici gücün silahlar de¤il, halk oldu¤u konusunda çok sa¤lam bir durufl sergilemektedirler.” Bu tespitler Mao Zedung’un 105. do¤um gününde Aral›k 1998’de, Proletarya Partisi de dahil Halk Savafl› yürüten ve Halk Savafl›n› destekleyen parti ve örgütlerin kat›ld›¤› “Uluslararas› Mao ve Halk Savafl›” Konferans›n›n Genel Deklarasyonunda yap›lm›flt›. Deklarasyonda da belirtildi¤i gibi bugün de özellikle dünyan›n f›rt›na merkezleri olarak adland›r›lan Güney Asya’da, Latin Amerika’da ve Ortado¤u’da MarksistLeninist-Maoist partiler önderli¤inde Halk Savafllar› yürütülmektedir. Yürütülen bu halk savafllar›n› incelemek ülkemiz Maoistleri aç›s›ndan özellikle yaflad›¤› t›kan›kl›klar› aflmas› ve tart›flmalar›na ›fl›k tutmas› aç›s›ndan muazzam önem tafl›maktad›r. Halk Savafl›n›n bahsedilen ülkelerde nas›l bafllat›ld›¤›n›, nas›l ele al›nd›¤›n›, nas›l gelifltirildi¤ini görmek için hepsini birden incelemek flu an için söz konusu olmad›¤› için, bugün Halk Savafl›’n›n Stratejik Sald›r› aflamas›nda oldu¤u ifade edilen; ülkenin % 80’inin kurtar›ld›¤› ve halk iktidar organlar›n›n kuruldu¤u Nepal’de Nepal Komünist Partisi (Maoist)’in bu sürecine bakmak önemli bir örnek olacakt›r. Bu ülkedeki Halk Savafl›n› incelemek ayn› zamanda 10 y›l gibi s›n›f savafl› tarihi aç›s›n-

dan k›sa bir süre içinde önemli baflar›lar kazanan NKP(Moist)’in bu baflar›lar›n›n ard›nda yatan nedenleri görmek aç›s›ndan olumlu olacak. Bilindi¤i gibi Güney Asya’n›n bu küçük ülkesinde NKP (Maoist) taraf›ndan 13 fiubat 1996’da bafllat›lan Halk Savafl›’n›n ne karar› bir günde al›nabilmifl ne de bu düzeye bir anda gelebilmifltir. Aksine bir yandan arkas›nda Hint yay›lmac›l›¤› olan, emperyalizmin beslemesi Nepal ordusuna karfl› savafl›rken di¤er yandan içte de yo¤un ve fliddetli bir mücadele yaflam›flt›r. K›saca Nepal Halk Savafl›’n›n süreci, silahl› mücadele karar›n›n al›nmas›, silahl› mücadelenin strateji ve taktiklerinin tahlili üzerinde durarak Nepalli yoldafllar›n sorunlara ve sorunlar› çözme anlay›fllar› hakk›nda fikir edinmek en do¤ru olan›. S‹LAHLI MÜCADELEN‹N GEREKL‹L‹⁄‹N‹N VE ZORUNLULU⁄UNUN TESP‹T‹ NKP (Birlik Merkezi) taraf›ndan (Partinin ad› fiubat 1995’te Merkez Komite’nin 3. Geniflletilmifl toplant›s›ndan sonra NKP (Maoist) olarak de¤ifltirildi) 1991 y›l›nda yani Halk Savafl›n›n tarihi bafllang›c›ndan 5 y›l önce yaz›lan Politik Rapor’da silahl› mücadele meselesi flu flekilde çözümlenmifltir: “Silahl› mücadele olmaks›z›n Yeni Demokratik Devrimde baflar› kazanmak imkans›zd›r. Bunu prensipte kabul ederken dahi, bunun biçimi, örgütlenmesi, haz›rl›¤› ve geliflimi sorunu üzerine ih-

mal ve aç›kl›ktan yoksunluktan kaynakl› Nepal komünist hareketi kendisini kendili¤indencili¤in ve reformizmin atl› kar›ncas›ndan kurtaramazd›. Bizim Partimiz de bugün dahi silahl› mücadelenin biçimini ve genel çizgisini aç›kl›¤a kavuflturma görevi ve somut bir programla prati¤e girme aras›nda bir uyum sa¤lamazsa reformizmin hakk›ndan gelemeyecektir.” Yukar›daki al›nt›dan Nepalli komünistlerin sorunun yaln›zca ad›n›n konmas›n›n ve çözüm yolunun gösterilmesinin olmad›¤›n›n alt›n› çiziyorlar. Yani silahl› mücadele gereklidir demekle bunu prati¤e dökmek aras›nda, reformizm ile Marksizm-Leninizm-Maoizm aras›nda oldu¤u kadar büyük bir fark oldu¤unu gösteriyorlar. Ve nitekim silahl› mücadelenin gereklili¤ini tespit ettikten ve prati¤e giriflmenin reformizmi alt etmenin tek yolu olarak gösterdikten sonra bu silahl› mücadelenin biçimini ortaya koyuyorlard›. 1991’de yaz›lan ayn› raporda; “Bugüne kadar enternasyonal proletarya iki temel farkl› koflullarda baflar› kazanan ve bilimsel olarak do¤rulanan iki temel silahl› mücadele biçimi deneyimine sahiptir. Bunlar; (1) Kapitalist ve emperyalist ülkelerde önce flehirleri ve merkezi iktidar› ele geçiren genel ayaklanma stratejisi ve (2) Ezilen yar› feodal, yar› sömürge ülkelerde flehirleri k›rlardan kuflatan uzun süreli Halk Savafl› stratejisi. Bugünkü dünya koflullar›nda ülkemizin genel ekonomik, politik ve sosyal koflullar›na uygun stratejiye karar ver-

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

37


PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

38 mek ve örgütlenmeyi, mücadeleyi ve propaganda çal›flmalar›n› bu flekilde ileri tafl›mak zorunday›z. Bu sorun üzerinde yorumsuz veya sessiz kalmak kendili¤indencilik ve hareketsizli¤in kurban› olmaya düflmek ve sadece reformizmin batakl›¤›na do¤ru hareket etmektir.” Bu perspektifle Nepal toplumunu inceleyen Nepalli Maoistler uzun süreli Halk Savafl›n›n ülkeye uygun strateji oldu¤una karar k›lm›fllard›r. Ki bugün bu incelemelerinin, ald›klar› karar›n ve uygulad›klar› strateji ve taktiklerin do¤rulu¤u Nepal devriminde aç›kça görülmektedir. Strateji bu flekilde de¤erlendirildikten ve tan›mland›ktan sonra stratejinin kör ve flabloncu bir flekilde uygulanmamas› üzerinde durulmufl ve devrimci savafl›n yasalar›n›n “ancak devrimci savafla kat›larak ortaya ç›kar›laca¤›” vurgulanm›flt›r. Yani Nepalli Maoistler için durum gayet aç›k ve nettir: Reformizm bata¤›na düflmemek için silahl› mücadelenin gereklili¤ini ve zorunlulu¤unu tespit etmek dahi yeterli de¤ildir, derhal bu silahl› mücadelenin biçimi, örgütlenmesi; genel çizgiyi belirleyerek yine durmaks›z›n somut bir programla devrimci savafla kat›lmak esas halkay› oluflturur. Nepal’de silahl› mücadele sorunu çözüldükten sonra Maoistler birinci olarak “düflman›n stratejisini anlamaks›z›n do¤ru bir stratejiye ulaflamay›z” tespitiyle düflman›n stratejisini ve taktiklerini tahlil ettiler. ‹kinci olarak ise Nepal toplumunun

temel özellikleri tahlil edilerek bu iki tespit üzerinden Nepal silahl› mücadelesinin strateji ve taktiklerini ay›rt ettiler. “fiu aç›kt›r ki, bahsedilen yol ancak kendi ülkemizin özelliklerini dikkate ald›¤›m›zda izlenebilir. Bu yolun temel ilkeleri kararl› bir flekilde kavrand›¤›nda Halk Savafl› kitlelerin savafl›d›r; bu sadece kitlelere özel olarak da köylülere dayanmak durumundad›r ki; bu kitleler tarihin yarat›c›lar›d›r. Savafl›n yasalar›n›n sadece savafla kat›larak ö¤renilebilece¤i gerçe¤ini not etmek önemlidir… Bizim koflullar›m›zda silahl› mücadele bafllat›labilir, beslenebilir ve gelifltirilebilir.” Silahl› mücadelenin bafllat›lmas› ile ilgili baz› sorular: Nepal’de ülkenin ve düflman›n durumu, strateji ve taktikleri vb. incelenerek silahl› mücadele ve silahl› mücadelenin biçimi Halk Savafl› olarak belirlendikten sonra Halk Savafl›’n›n bafllat›lmas› ile ilgili bir dizi soru ortaya ç›km›flt›r: “Bizimki gibi uzun bir zamand›r, net bir politik çizgi, uygun maddi koflullar, uygun ve yükselen bir kitle temeli yerine reformist ve parlamenter faaliyetleri kullanan bir parti, silahl› mücadele partisine nas›l dönüfltürülür? Çal›flma, e¤itim, reformist mücadele ve küçük çapta direnifl mücadelesiyle tedrici dönüflüm mümkün müdür? Yoksa bunun için s›çrama, geçmiflten kopufl, kararl› bir ad›m; büyük bir at›l›m m› gereklidir? Partimiz temel s›n›f

ve örgütsel yap›da hiçbir zarara yol açmaks›z›n, silahl› mücadele içine engelsiz bir flekilde girebilecek mi? Gerilla savafl› bafllad›ktan sonra sonuçlar› ve geliflim süreci ne olacakt›r? Bununla ilgili olarak Marksist diyalektik, Uluslararas› Komünist Hareketin ve kendimizin deneyimleri ne göstermektedir? Bu sorular› aç›kl›¤a kavuflturmaks›z›n gerilla savafl›na bafllayamay›z.” Yukar›daki sorular›n temel noktas›na dikkat etti¤imizde temel meselenin silahl› mücadeleye (yada daha özel olarak gerilla savafl›na) göre partinin yap›land›r›lmas›n›n yolu oldu¤u görülmektedir. Yani art›k mesele Partinin –kadrolar›yla, savaflç›lar›yla ve militanlar›yla- silahl› mücadeleye göre yeniden flekillendirilmesi meselesidir. Nepalli komünistler bu sorular› Marksizm-LeninizmMaoizm’in bilgi teorisine göre yan›tlam›fllard›r: “Nepal devriminin karakterini, Nepal toplumunda s›n›f mücadelesinin gelifliminin maddi koflullar›n›n analizi temelinde bunu gerçeklefltirmenin yolunu ve uluslararas› durumu netlefltirdikten sonra biz hala tedrici evrim yada reform yollar›n› uygulamaya devam edersek bu vulgar evrimcilik ya da küçük burjuva reformizmi olacakt›r, devrimci Marksizm de¤il. Bu süreci dönüfltürmek tedrici yolla mümkün de¤ildir; bunun için nitel bir s›çrama gerekir.” “Bu s›çrama, bizimki gibi küçük burjuva temsilcilerinin üstünlü¤üne sahip ve reformist çal›flma al›flkanl›¤›na


sahip bir partinin yap›s›nda büyük bir de¤iflim getirecektir. Bu kolay ve engelsiz olmayacakt›r. Üyelerinin girifl ç›k›fl sürecinden kaynakl› partinin tüm s›n›f yap›s› üzerinde büyük de¤iflim olacakt›r. Bu süreç büyük kay›plar ve kazan›mlar içerecek; bu süreçte Partinin birçok hata, zaaf ve yetmezliklerinin bedeli kanl› ödenecektir.” 1995 Mart’›nda bu sorular sorulduktan ve yan›tland›ktan sadece yaklafl›k bir y›l sonra Nepal’de Halk Savafl›n›n tarihi bafllang›c› gerçeklefliyordu. 1991’den 1995’e ve nihayetinde 1996’ya kadar geçen süreç Nepal’de silahl› mücadelenin gereklili¤i, bunun biçimi (strateji ve taktikleri) ve Komünist Partinin bu amaca uygun hale getirilmesi süreçlerini kaps›yordu. Yani kendilerinin ifadesiyle “‹deolojik bir silaha, politik çizgiye ve onu kazanma amac›na sahip bir komünist partiye sahip olduktan sonra, art›k sorun Halk Savafl›n› bafllatma sorunudur. Bu sorun üzerinde netlik yoksa, reformizmden kurtulmak mümkün de¤ildir.” Bu tespit ister istemez ‹brahim Kaypakkaya ve yoldafllar›n›n 33 y›l önce yapt›klar›n› hat›rlatmaktad›r. ‹deolojik olarak netleflme, politik çizginin tespiti, komünist partisinin kuruluflu ve 50 y›ll›k reformizme vurulan darbe olarak Halk Savafl›n›n bafllat›lmas›. ‹brahim’lerin ç›k›fl›n›n gerçekleflti¤i 1960’lar›n sonlar›ndaki sürecin kendi özgünlükleri (ki bu sadece teknik bir sorundur, bir zamanlama sorunudur) ve ülkenin ko-

flullar›n›n getirdi¤i farklar› bir yana b›rak›rsak bu iki sürecin yolunun benzerliklerinin devrime giden yolun Halk Savafl›nda kesiflti¤i ve esas meselenin bu yola ad›m at›lmas› ve sürdürülmesi oldu¤unu görürüz. Bu noktada Halk Savafl›’n›n Peru ve Hindistan’da oldu¤u gibi Nepal halk savafl›nda da yaflanan “haz›rl›k süreci” tart›flmas›na bir not düflebiliriz. Zira Nepal’de Maoistler bu sorunu tamamen özellikle parti içinde silahl› mücadeleye nas›l geçilece¤i tart›flmalar› temelinde ele alm›fllard›r. Yani uzun bir süre parlamenter mücadele veren bir parti içinde halk savafl›n› bafllatma tart›flmalar› esas olarak bu sürece damgas›n› vurmufltur. Zira parti içinde birçok kadro, üye ve militan “bar›flç›l” mücadeleden, sa¤ ve sol küçük burjuva e¤ilimlerden ve reformist hareketin uzun süreli gelene¤inden (olumsuz anlamda) etkilenmiflti. Bu etkilenmeler çeflitli flekillerde ortaya ç›k›yordu. Örne¤in parti içinde halk savafl›n› ilan et-

meden önce baz› eylemler yap›lmas›n› savunan bir kesim vard›. Maoistler bunu inkarc› bir yaklafl›m olarak mahkum ettiler, bunu devrimin de¤il reformizmin yolu olarak de¤erlendirdiler. Yine bir kesim halk savafl›n›n baz› bölgelerde bafllat›lmas›n› ancak ad›n›n konulmamas› gerekti¤ini, savafl›n bafllat›ld›¤›n› söylememek gerekti¤ini düflünüyorlard›. Daha sonra duruma iliflkin geliflmelere bakarak halk savafl›n› aç›klamay› savunuyorlard› bunlar. Di¤er yandan halk savafl›n› bafllatmay› ancak baz› bölgelerde parlamenter mücadeleyi sürdürmenin gereklili¤ini savunanlar da vard›. Tüm bu küçük burjuva e¤ilimlere karfl› kararl› ve ›srarl› bir mücadele yürüten Maoistlerin görüflü ise “kendimizi gizlemeden ve çok aç›k bir biçimde halk savafl›n› bafllatt›¤›m›z› ilan etmek ve bunun halk›n vahfli emperyalizmden kurtulmas›n›n ve ba¤›ms›zl›¤›n›n tek alternatifi oldu¤unu söylemekti.” (Prachanda) Maoistlerin bu düflünceleri baz› kesimler tara-

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

39


PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

40 f›ndan “afl›r› sol” ve “macerac›” de¤erlendirmelerine yol açt›. Ancak 1995 y›l› boyunca yani halk savafl›n›n tarihi bafllang›c›ndan önceki bir y›l boyunca bu tart›flmalar bir sonuca vard›r›ld› ve halk savafl› bafllat›ld›. Nepal’de haz›rl›k süreci denilen süreç iflte tam da bu süreçtir, yani ideolojik olarak netleflme ve halk savafl›n›n nas›l bafllat›laca¤› üzerine özelikle parti içinde yürütülen tart›flma süreci. Yine Nepalli yoldafllar›n ifadeleriyle “Halk Savafl›n›n bu büyük bafllang›ç sürecinde Partinin devrimci düflüncesi, politikalar› ve planlar› fiziksel bir güç olarak prati¤e dönüflmüfltür ve bu canl› pratik deneyim temelinde ileriki geliflme, bu düflüncelerin, politika ve planlar›n ar›t›lmas› için kap› aç›lm›flt›r…” T›pk› 1972’de ‹brahimlerin ülkemiz topraklar›nda açt›¤› yol gibi… Nepal Komünist Partisi (Maoist) bu bafllang›c› gerçeklefltirdikten sonra belki de en zor soru ile karfl›laflm›flt›r. “Bundan sonra ne olacak?” “Halk Savafl›n›n Bafllang›c› tarihseldi; fakat flimdi bunu devam ettirebilecek, savunabilecek ve gelifltirebilecek miyiz sorunu Partinin kafas›n› kurcalamaktad›r.” Bu konuda NKP (Maoist) ilk olarak flu noktalara ciddi önem vermifltir: “1- Tüm özelliklerinin yan›nda flunu sürekli akl›m›zda tutmal›y›z ki, Nepal Halk Savafl›n›n karakteri uzun sürelidir. Bugünkü güçler dengesi koflulunda, düflman bizi kesin bir savafla sürüklemek istemektedir, ancak biz kendi ad›m›za, bunu

engellemek ve savafl› uzatmak istemekteyiz. Düflman sald›r›s› stratejisini kullanmakta, bizse savunma stratejisini. Düflman bizi k›flk›rtmak ve kendisi için elveriflli olan bir flekilde çat›flmaya sürmek istemektedir, fakat biz düflman› taciz etmek, onu yormak ve zay›f noktalar›na uygun zamanda ve kendi plan›m›za uygun olarak sald›rmak istemekteyiz. 2- Düflman bizi halk›n acil sorunlar› için mücadeleden ayr› tutmak ve kitlelerle ba¤lar›m›z› kesmek istemekte. Ancak biz ne pahas›na olursa olsun, kitlelerle canl› ba¤›m›z› kesmek istemiyoruz. Parti içinde yanl›fl politikalar ve programlar yapman›n Nepal küçük burjuva s›n›f›n›n do¤as›ndaki tereddütlü karakterinde oldu¤u tehlikesi konusunda aç›k bir anlay›fla sahip olmal›y›z. Bu s›n›f küçük bir zaferden sonra afl›r› heyecanlanma ve macerac›l›¤a atlama; küçük bir yenilgiden sonra ise cesaretinin-umudunun k›r›lmas› ve teslimiyetçili¤e do¤ru hareket etme e¤ilimine sahiptir. Bizler Partiyi hem macerac›l›k hem de teslimiyetçilik yönelimine sürmek e¤ilimine karfl› dinlenmeksizin ideolojik ve politik mücadele yürütmeliyiz. Düflman›n sald›r› içinde oldu¤u günümüz koflullar›nda teslimiyetçi e¤ilim Parti içinde daha tehlikelidir.” ‹flte Nepalli Maoistler, Halk Savafl›n›n bafllat›ld›¤› tüm ülkelerde karfl›lafl›lan ve kendi deneyimlerinden ortaya ç›kan sorunlar› tespitleri ve bunlara karfl› ald›klar› tav›rlar› bu flekilde özetliyorlar.

KISA SÜREDE BAfiARILAR KAZANMAK Nepal’de girifl k›sm›nda da belirtti¤imiz gibi 10 y›l gibi k›sa bir süre içinde gerçekleflmifltir tüm bu geliflmeler. Ancak Nepal’de Komünist Partisi’nin 1949 y›l›nda kuruldu¤u düflünülürse özellikle 1991 y›l›ndaki silahl› mücadele konusundaki netleflmeye kadar çok çetin ideolojik mücadelelerle ve buna ba¤l› olarak da ayr›lmalarla, ihanetlerle vs. geçen uzun bir süreçtir söz konusu olan. Ancak yine de silahl› mücadelenin bafllang›ç tarihi olan 13 fiubat 1996’y› bafllang›ç noktas› al›rsak bunun h›zl› ve umut verici bir geliflme oldu¤unu kabul etmek gerekir. Benzetmelerin subjektif yönünü görmezden gelerek bizim ülkemizle Nepal’i karfl›laflt›rarak farkl› yorumlarda bulunmak Marksist diyalektik bir yaklafl›m olmayacakt›r. Kald› ki Nepal’de k›sa zamanda baflar› kazanman›n s›rr› bizim ülkemizdekinden pek de farkl› de¤ildir. Bu baflar›n›n “s›rr›n›” Halk Savafl›n›n 5. y›l›nda NKP (M) Baflkan› Prachanda Yoldafl flu sözlerle aç›kl›yor: “Nepal’deki halk savafl›n›n, befl y›l gibi k›sa bir sürede elde etti¤i baflar›n›n bugünkü düzeyinin belli objektif ve subjektif faktörleri var. MLM ve objektif gerçeklik bize, bugünkü emperyalizm ve proleter devrimler ça¤›nda, ezilen ve az geliflmifl üçüncü dünya ülkelerinin tümünde halk savafl›n› bafllatman›n olumlu objektif zemininin oldu¤unu ö¤retti. Bu tür ülkelerde uzun süreli halk sa-


vafl› stratejisini uygulaman›n en temel sorunu bize göre subjektif haz›rl›kt›r. Subjektif haz›rl›klar›n temel sorunu ise, MLM temeline dayal›, yeni tipte militan komünist partinin oluflturulmas›d›r. Halk Savafl›n›n bugünkü h›zl› geliflmesinin, önderlik sorununun, proleter hareket içinde yabanc› e¤ilimlere, özellikle sa¤ revizyonizme karfl› verilen yo¤un mücadeleyle çözülmesinin ard›ndan gerçekleflti¤i kesin.” (abç) Nepal’de halk savafl›n›n bu düzeyinde önemli bir pay› olan Prachanda’n›n sözlerini iyi okumak gerekiyor. Aksi takdirde karfl›laflt›¤›m›z her baflar›s›zl›k çizgiyi sorgulamaya götürecektir bizi. Objektif koflullar kuflkusuz çok önemlidir, ancak yaflad›¤›m›z ça¤ ve üzerinde mücadele yürüttü¤ümüz co¤rafya için halk savafl›n›n ve hatta devrimin objektif koflullar›n›n olmad›¤›n› düflünmek en basit anlam›yla Reformizm ve revizyonizmin bata¤›na düflmek olaca¤›ndan bunu tart›flm›yoruz dahi. Ancak ikinci faktör olarak subjektif durumun tablosu önemlidir. Prachanda yoldafl da uzun süreli halk savafl› stratejisini uygulaman›n en temel sorunu olarak bu faktörü de¤erlendiriyor zaten. Bunun içindedeki temel sorunu ise birinci olarak MLM temeline dayal›, yeni tipte militan komünist partisinin alt›n› çiziyor. (Burada kullan›lan yeni terimi kendileri aç›s›ndan uzun y›llar reformist parlamenter mücadele yürüten bir partinin savafl koflullar›na, halk savafl›na uygun hale getirilmesi anlam›nda kullan›l›yor.) Bu-

nun yan›nda esas noktay› ise MLM temeli ve militan bir parti oluflturuyor. ‹kinci olarak önderlik sorunu, yani halk savafl› stratejisini baflar›yla uygulayacak kadrolar›n ve bunlardan oluflan önderlik mekanizmas›n›n örgütlenmesi geliyor. Ve anti-MLM ak›m ve e¤ilimlere karfl› fliddetli bir mücadele. Yol gayet aç›k, yani mesele objektif koflullar›n var olup olmad›¤›n› “incelemek” de¤il, yada halk savafl› stratejisini yeniden “tart›flmak” de¤il. Yol bu stratejiyi uygulayacak Parti, önderlik ve içerde ideolojik mücadele yoludur. Ve kuflkusuz bu yolun halk kitleleriyle buluflturulmas› sorunudur. Prachanda yoldafl ayn› konuda sözlerini flu flekilde bitiriyor: “Bizim düflüncemize göre halk savafl›n›n h›zl› geliflmesinin as›l püf noktas›, proleter devrim biliminin, Nepal halk kitlelerinin ihtiyaçlar› ve mücadele ruhuyla bütünleflmesidir. Bir baflka deyiflle, bu geliflmenin esas ve belirleyici faktörü, partinin do¤ru ideolojik ve siyasi çizgisidir.” Bu do¤ru çizginin yans›mas› olarak önemli bir konu da stratejik sa¤laml›k ve taktiksel esneklik aras›ndaki ve siyasi hamle ile askeri hamle aras›ndaki balans ayar›n›n do¤ru tutturulmas›d›r. Stratejik olarak MLM’de ve halk savafl›nda sa¤lam olmak ancak taktiksel olarak esnekli¤i yaflama geçirmek devrim mücadelesinde baflar›lar kazanm›fl, devrim yapm›fl tüm Maoist partilerin ortak özelli¤ini oluflturmaktad›r. Yani tart›fl›lmas› ve sorgulanmas› gereken nokta (bugün aç›s›ndan)

MLM ve Halk Savafl› de¤il, Halk Savafl›n›n uygulanmamas› ve bunun içinde de taktiksel esneklikler yerine stratejinin esnetilmeye çal›fl›lmas›d›r. Stratejinin halk kitleleriyle buluflturulmas› ise tam tersine taktiklerdeki esneklikte yatmaktad›r. Ancak bir kez daha alt›n› çizmek önemli ki, tüm meselelerin özü “ideolojik netlik”te yatmaktad›r. Nepal deneyimine bakt›¤›m›zda oldukça yal›n ve net görülen bir özelliktir flu: objektif ve subjektif koflullar› incelersin (somut durumun somut tahlilini yapars›n), sonuçlar› ortaya koyars›n ve tart›flma ve ideolojik mücadele ile bir karara var›rs›n ve UYGULARSIN. Tüm mesele burada yatmakta, yani bir kere politik yada askeri bir karara vard›n m›, mesele onu uygulamaya kalm›flt›r. Bu da MLM sa¤laml›kla direkt ilintili bir durumdur. Sonuç olarak Nepal Halk Savafl›n›n yukar›da k›saca açmaya çal›flt›¤›m›z sürecine dair son olarak “Bundan sonra ne olacak?” sorusuna son söz olarak yine kendilerinden ayn› temelde çeflitli belgelerinden yapaca¤›m›z al›nt›larla yan›tlayal›m: “Gerilla savafl›, bafllad›ktan sonra, savafl›n yasas›na uygun olarak yükselifl ve düflüfl, zafer ve yenilgi süreci ile ilerleyecektir. Fakat flu gerçe¤e dikkat etmek önemlidir ki, bir kez isyan bayra¤› yükseltildi mi, onu sonuna kadar afla¤› düflürmemekte kararl› olunmal›d›r. Böyle bir kararl›l›k olmaks›z›n bunu yapmak, Marksist-LeninistMaoist teoriye ve halka karfl› ifllenmifl bir suç olacakt›r.”

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

41


42

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

Halk Savafl› ve Gençlik Demokratik Halk Devrimi’nin ve bu devrimin gereklili¤i olan devrim stratejisinin bir gere¤i olarak ortaya konmufl siyasal bir gençlik hareketi oldukça önemlidir. Bu hareketin somut ifadesi ise Yeni Demokratik Gençlik Hareketi’dir. Bu hareket, örgütsüz genifl gençlik y›¤›nlar›n› iktidar perspektifiyle donatmay› ve seferber etmeyi amaçlamaktad›r. Bu hareketi yaratmak, uzun süreli Halk Savafl›na uygun bir flekilde ele almak demektir. Kitlesel, militan bir gençlik hareketi Yeni Demokratik Gençlik Hareketi olarak ifade edilir. Bu ayn› zamanda Halk Savafl› stratejimizin gençlik alan›nda ete kemi¤e büründü¤ü ve halk savafl›n›n gençlik kitlelerine gösterdi¤i yörüngenin de ad›d›r.

Halk savafl›; yar› sömürge, yar› feodal ülkelerde Komünist Partisi öncülü¤ünde genifl halk y›¤›nlar›n›n emperyalizme ve ülke egemenlerine karfl› silahlar›n y›k›c› ve yap›c› gücü eflli¤inde siyasal iktidar mücadelesi savafl›m›d›r. Halk Savafl› güçler dengesi, örgütlenme zemini ve geniflli¤inden ve ülkenin emperyalizmle olan iliflkisinden kaynakl› uzun süreli bir savafl›m olarak ifade edilir. Bu savafl›m›n bafl›ndan sonuna kadar esas olan mücadele biçimi silahl›d›r ve illegaldir, bar›flç›l mücadele ve legal çal›flma ise talidir. Komünist Partisi önderli¤inde Halk Savafl› stratejisi flehirlerin k›rdan kuflat›lmas› ilkesi do¤rultusunda örgütlenir. Bu noktada k›r flehir diyalekti¤inde, k›rlar›n emperyalizmin ve yerli uflaklar›n›n zay›f karn› olmas›, Halk Savafl›’n›n bafl›ndan sonuna kadar iktidar›n parça parça al›nmas›na ve Halk Savafl›n›n özünün toprak devrimine ve dolay›s›yla köylülü¤e dayan-

mas› nedeniyle esas olarak belirlenir. Silahl› mücadelenin vazgeçilmez örgütlenmesi Halk Ordusudur. Halk Ordusunun omurgas› ise gerilla örgütlenmesidir. Düflman güçlerinin nicel kuvvetlili¤i ve taktik üstünlü¤ü ve devrimci güçlerin zay›fl›¤› halk ordusunun silahl› savafl›m›nda gerilla mücadelesini esas k›lar. Halk Savafl›n›n esas ö¤esi d›fl›nda tali olan unsurlar da bu savafl›n baflar› yada baflar›s›zl›¤›n› etkileyen ve belirleyen niteliklerdedir. K›rlar›n esas olmas› flehirlerin tali olmas› esas mücadele arenas›n›n k›rl›k bölgeler olmas› flehirlerin ise tamamlayan olmas› anlam›na gelir. Halk Savafl› stratejisi gerilla mücadelesini merkezine alarak legal ve bar›flç› mücadeleden yararlanma takti¤i ile örgütlenir ve gelifltirilir. Ancak burada tali unsurlar›n esas›n önüne geçmemesini sa¤lamak belirleyicidir. Bu noktada pratikte yap›lacak hatalar, eksiklikler Halk Savafl› stratejisinin geliflim


seyrini olumsuz etkileyecektir. Gerilla mücadelesi Halk Savafl›n›n ilk aflamas› olan stratejik savunma aflamas›nda temel askeri-politik örgütlenmedir. Stratejik denge ve sald›r› aflamas›nda ise vazgeçilmez bir tamamlayand›r. Ancak gerilla mücadelesi salt askeri bir yönelim olarak ortaya konmamal›d›r. Gerilla mücadelesi Halk Savafl› ruhuna ve örgütlenmesine paralel olarak halk y›¤›nlar›n›n siyasal mücadelesinin en üst düzeydeki biçimidir. Gerilla mücadelesi; halk›n üç silah›ndan birisi olan halk ordusunun özgün ve çekirdek

le örgütü oldu¤unu unutmadan; bu anlay›fl ve perspektifle parti taraf›ndan örgütlendi¤ini görmek önemli bir noktad›r. Mao yoldafl›n halk ordusuna biçti¤i misyon budur ve oldukça berrakt›r. Bu temelde “halk ordusunun görevinin %80’i kitle örgütlenmesi yapmakken % 20’si askeri yönünü oluflturur” belirlemesi bak›fl aç›m›z› daha da netlefltirmelidir. Halk ordusu ve özelde gerilla küçük muharebeler ve çarp›flmalar, vur kaçlarla kendi gücünü korumaya yönelirken, ayn› zamanda askeri prati¤i ve yönelimi de kitlelere hitap eden, onlar› temel-

r›n sorunlar›na inemedi¤i sürece kitleler sistemin gerillaya yönelik ideolojik sald›r›lar›ndan etkilenecektir. Gerilla do¤ru bir siyasal çal›flma ve örgütlenme çal›flmas› yürütemedi¤i sürece kitlelerin üzerinde bir etki gücü yaratamayacakt›r. Meselemiz de tam da kitle gerçekli¤inin neresinde durdu¤umuz ve buna yönelik müdahalemiz olarak alg›lanmal›d›r. Aç›kt›r ki yürütülen faaliyet sonucu oluflan kitle taban›n› do¤ru tarzda örgütleyememek, do¤ru temelde siyasal iktidar mücadelesine kanalize edememek bir süre sonra, düflman›n da sald›r›lar›yla birlik-

de toprak devrimi olmak üzere faaliyet yürütülen alanda hangi çeliflki ön plana ç›km›flsa, bu çeliflkiye yönelen; kitleleri çeflitli sorunlar› etraf›nda örgütlemeye amaç edinen bir pratik hat tutturmal›d›r. Var olan gerçekli¤imizde kitlelerin geri bilinç düzeyi ve gerillaya olan olumsuz bak›fl aç›s› ise sadece görüntüden ibarettir. Gerilla kitlelerin yaflam alan›na ve onla-

te, bu kitle taban›n›n kaybolmas›na/karfl› durmasa bile destek vermemesine neden olmaktad›r. Gerillan›n bir bütün olarak kitle örgütlenmesine uygun bir anlay›flla hareket edip etmedi¤i belirleyicidir. Önemli olan gerillan›n çal›flmalar›nda bu örgütlenme çal›flmas›n›n ne düzeyde yapt›¤›d›r. Kitlenin sorunlar› etraf›nda kitleyi seferber edip etmedi¤idir. Ve silahlar›n› bu bak›fl aç›s›yla do¤ru

Gerilla kitlelerin yaflam alan›na ve onlar›n sorunlar›na inemedi¤i sürece kitleler sistemin gerillaya yönelik ideolojik sald›r›lar›ndan etkilenecektir. Gerilla do¤ru bir siyasal çal›flma ve örgütlenme çal›flmas› yürütemedi¤i sürece kitlelerin üzerinde bir etki gücü yaratamayacakt›r.

örgütlenme biçimidir. Görevi ise yine halk›n üç silah›ndan bir di¤eri olan partinin politik yöneliminde genifl halk kesimlerini seferber etmesidir. Gerilla mücadelesi merkezli çal›flman›n bir bütün olarak parti çal›flmalar›n›n örgütlenmesi ve yürütülmesini sa¤lamas› zorunludur. Halk ordusu ve onun omurgas› olan gerillay› kitleleri silahl› mücadeleye seferber etmek için örgütlenmifl bir kit-

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

43


PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

44 hedeflere yöneltip yöneltmedi¤idir. Yap›lmas› gereken silahlar›n elefltirel gücü eflli¤inde kitleleri örgütleme çal›flmas› olmal›d›r. Önemli bir nokta da gerillan›n faaliyet bölgesini kapsayan ancak bizzat giremedi¤i flehirlerdeki örgütlenme çal›flmas›d›r. Buralarda parti örgütlülüklerinin infla etmenin ve kitle çal›flmas› yürütmenin önemi kavranmal›d›r. Parti faaliyetinin ya da gerilla çal›flmas›n›n bölgedeki flehirlerde etki gücünü oluflturmak en az k›rsal kesimler kadar önemlidir. K›z›l siyasi iktidar perspektifinin kaç›n›lmaz bir görevidir. Burada yaflayan kitlenin de yaflam koflullar› ve çeliflkileri köylük bölgelerden ba¤›ms›z de¤ildir. Ancak görece farkl›l›klar içermektedir. Ve çal›flma tarz› olarak yerel parti faaliyetinin çal›flmalar› oldukça önemlidir. Gerillan›n yönelimi ve çal›flmalar›, buralardaki kitle çal›flmas›yla beslenecek ve partinin bölgeye dair siyasal yönelimini geniflletecektir. Ayn› flekilde gerillan›n manevra alan›n› ve politik etkinli¤ini art›racak, iktidar mücadelesine daha etkin seferber olmas›n› sa¤layacakt›r. Buralarda ayn› flekilde parti politikalar› sadece silahl› mücadeleye endekslenen ya da sadece gerillan›n çal›flmalar›n› ve ihtiyaçlar›na endekslenen bir tarzda ele al›nmamal›, bar›flç›l yöntemlerin uygulanma zemini göz ard› edilmemelidir. Kitle örgütlerinin varl›¤› ve oluflma zemini köylük bölgelere göre daha fazlad›r. Bu avantajl›

durumdan faydalanmak, kitleleri buralarda örgütlemeye çal›flmak ve merkezi yönelime uygun olarak seferber etmek gerekmektedir. Gerillan›n çal›flma alanlar› olmas› itibariyle do¤ru bir yönelim ve çal›flma, buralarda parti politikalar›n›n etkinli¤ini kaç›n›lmaz k›lacakt›r. Örgütlenme ve siyasal bilinç kazand›rman›n silahl› mücadeleden ba¤›ms›z ele al›namayaca¤›, hatta silahl› mücadele olmaks›z›n buralardaki çal›flmalar›n/örgütlenmelerin kendi içerisinde k›s›rlaflaca¤› ve gerileyece¤i unutulmamal›d›r.

Tali alanlarda yürütülecek mücadele ne kadar do¤ru bir politik temelde ele al›n›rsa al›ns›n, ne kadar sa¤lam örgütlenmeler yarat›rsa yarats›n, iktidar yürüyüflünde aksamalara, sendelemelere ve Halk Savafl›n›n emretti¤i flekillenifle sokulamayacakt›r. Bu anlamda halk savafl›na göre flekillenme, sadece alan›n kendi özgünlükleriyle yapaca¤› bir çal›flma olmaktan ç›kmaktad›r. “…öte yandan bizim elefltirilerimizden sat›r sat›r ald›klar› cümleleri, bize karfl› savunmaya kalkan bu yavuz h›rs›zlar, bizi de ‘silahlar patlad› m› bütün halk kendili¤inden teflkilatlanacak’ demifl olmakla suçluyorlar. Böyle bir fley hiçbir zaman, hiçbir yerde savunulmam›flt›r. Sadece, silahl› mücadelenin kitlelerin bilinçlenmesinde, bar›flç› propaganda ve

e¤itim çal›flmas›ndan çok daha etkili olaca¤› savunulmufltur” (‹brahim Kaypakkaya Seçme Yaz›lar syf: 402 Umut Yay›mc›l›k Nisan 2004 bas›m›) belirlemesi gerilla bölgelerinde daha fazla önemsenmesi gereken çal›flma tarz› olarak ele al›nmal›d›r. Savafl›n esas halkas› di¤er tali halkalar› belirleyen, yönlendiren ve flekillendiren bir niteli¤e sahiptir. Bu anlamda gerilla mücadelesi, flehirlerdeki örgütlenmelerin niteli¤ini, savafla göre flekillenmesini belirleyen ve etkileyen bir misyona sahiptir. Sa¤l›kl› ele al›nmayan ve yürütülmeyen bir gerilla savafl›m›nda, flehirlerde patlat›lacak silahlar›n; yürütülen savafl›ma lay›k bir etki gücü göstermesi aç›kt›r ki beklenemez, beklenmemelidir. Tali alanlarda yürütülecek mücadele ne kadar do¤ru bir politik temelde ele al›n›rsa al›ns›n, ne kadar sa¤lam örgütlenmeler yarat›rsa yarats›n, iktidar yürüyüflünde aksamalara, sendelemelere ve Halk Savafl›n›n emretti¤i flekillenifle sokulamayacakt›r. Bu anlamda halk savafl›na göre flekillenme, sadece alan›n kendi özgünlükleriyle yapaca¤› bir çal›flma olmaktan ç›kmaktad›r. Esas halkaya s›k›ca ba¤lanan bir hale bürünmektedir. Halk Savafl›n›n önemli bir gere¤i olarak tali alanlarda genifl kesimleri örgütlemek oldukça önemlidir. Partinin bu görevi yerine getirmek için örgütlenmelerini yaratmas›, çal›flmalar›n› örmesi kaç›n›lmaz bir görevdir. Bu temelde Komsomolun bugün


için çal›flma alanlar›n›n flehirlik bölgeler yani tali alanlar oldu¤unu düflündü¤ümüzde flehirlerde y›¤›lm›fl halk gençli¤ini Halk Savafl›na kanalize etmek de Komsomolun üzerine düflmektedir. Bu anlamda Komsomol, Halk Savafl›na göre flekillenmek için siyasal bir gençlik hareketi yaratma perspektifiyle hareket etmek zorundad›r. Kitleleri siyasal düzeylerine, örgütlü düzeylerine, mücadele pratiklerindeki deneyim ve birikimlerine göre, düflman›n konumlan›fl› ve gücüne göre çeflitli flekillerde ve biçimlerde basitten karmafl›¤a do¤ru silahl› mücadeleye seferber etme göreviyle hareket etmelidir. Özellikle de gençlik kitleleri aç›s›ndan bu daha çok önemlidir. Çünkü genç kitleler karakteristik özelliklerinden kaynakl› daha çabuk prati¤e geçerler ve daha militan bir durufl içerisindedirler. Refleksleri daha fazla geliflmifltir. Daha net ifadeyle eylem gençli¤in kimli¤idir. Bu hareketli yap›s› ve duruflu ne-

deniyle gençli¤in savafl›mda her zaman en ön saflarda çarp›flt›¤›n›, savafl olgusunda insan kayna¤›n›n omurgas›n› oluflturdu¤unu söyleyebiliriz. Bugün için halk gençli¤inin savafla göre flekillendirilmesi hak alma bilincindeki geliflimle olacakt›r. Gençli¤in mücadele prati¤ine damgas›n› vuran, esas olarak bugün siyasal taleplerden çok daha geri düzeydeki ekonomik, demokratik ve akademik taleplerdir. Bu anlamda gençlik örgütlenip harekete geçirilirken, bu gerçeklik do¤rultusunda ele al›nmal›d›r. Buna uygun bir flekillendirme içerisine sokulmal›d›r. Ve yine bu sorunlar etraf›nda silahlar ele al›nmal› ve kullan›lmal›d›r. Yani geri talep ve istekleri do¤rultusunda kitlelere aç›l›rken siyasal mücadeleye katacak, onlara do¤ru yol ve yöntemi propaganda edecek bir çal›flmaya girilmelidir. Önemli bir nokta da kitlelerin devrimci ç›k›fllar›n› sa¤lama perspektifine sahip

olup olmamakt›r. Özellikle devrimci ç›k›fllar›, militan duruflu kime atfetti¤imizdir. Hangi koflulda olursa olsun militan durufl ve devrimci ç›k›fl noktas›nda kitle ve öncü aras›ndaki diyalektik iliflkiyi kavray›fl›m›z Halk Savafl›n› ele al›fl›m›z› bize gösterecektir. Komsomolcular her türlü kitle hareketinde kendisini öncü bir misyonla donatmal›d›r. Ve bunun gerektirdi¤i görevlerini yerine getirmelidir. Kitlenin s›n›rl› ve dar tepkilerini en genifl seviyeye ç›karacak bir plan dahilinde ve militanl›kla ele almal›d›r. Kitleleri do¤ru hedeflere ve amaçlara yönlendirecek taktik ustal›¤a sahip olmal›d›r. Ne solcu ç›k›fllara müsaade etmelidir nede kitle hareketinin sa¤c› bir hatta durmas›na. Kitlenin gerçekli¤ini do¤ru ele alabilmeli ve buradan kitlenin kald›rabilece¤i bir düzeyde hareket ve yönelim belirlemelidir. Ancak bunun ötesinde militan durufl ve hareket dar ve s›n›rl› bir militan çevreye atfedilmemelidir. Herhangi bir sorun çerçe-

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

45


PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

46 vesinde sorunu bizzat yaflayan ve gören en genifl kitle bu görevle donat›lmal›d›r. Halk savafl› mücadelesi y›kan ve ayn› zamanda da yeniyi infla eden bir siyasal iktidar savafl›m›d›r. ‹ktidar mücadelesinin her aflamas›nda savafl›m›m›z bunu yerine getirmelidir. Yani yürütülen savafl›n bir aya¤› sömürücü iktidar›n siyasal, ideolojik sald›r›lar›n› ve çeflitli güç odaklar›n› parçalamay› hedeflerken ayn› zamanda yeni iktidar alanlar›n› da kendisine yaratmal› ve kurmal›d›r. Hak alma mücadelesi içerisinde devrim istek ve taleplerinin en üst düzeye ç›kar›ld›¤› ve bunun mücadelesinin verildi¤i araçlar yaratmak ve buna paralel halk gençli¤i içerisinde ideolojik, politik, kültürel anlamda demokratik halk iktidar›na uygun bir flekillenme ve prati¤i hayata geçirmek yeniyi kurman›n önemli bir arac› olmal›d›r. Bu anlamda Komünist Partisi ve komsomol önderli¤indeki devrimin dolayl› araçlar›, genifl kitlelerin demokratik halk devrimi perspektifiyle donanmas›n›, basitten karmafl›¤a do¤ru iktidar alanlar›n›n oluflturulmas›n› sa¤lamak olmal›d›r. Kitle çal›flmas›nda ya da kitleyi flekillendirmede önemli bir nokta da, kitleleri gerilla savafl›na göre bir flekillenifle sokmakt›r. Halk Savafl›n›n ana halkas› ve flah damar› gerilla mücadelesi ise; kitleyi iktidar savafl›m›nda bu göreve seferber etmek olmazsa olmazlardan birisidir. Gerilla savafl›na göre flekillendirmek ise sadece kuru bir ajitasyon ve propagan-

dayla gerçekleflmeyecektir. Kitlenin yüzünü buraya dönmesi, devrimin flah damar›n›n buras› oldu¤unu kavramas› ile gerçekleflebilir. Her örgütlülü¤ün bu savafl›m› tamamlayacak ve yan›t olacak bir flekillenifle girmesi ile gerçekleflecektir. Bu ise en özlü ifadelerle Partimizin 7. Konferans›nda belirledi¤i “Savafl›m›z gerilla savafl› ile s›n›rl› de¤ildir. K›rda olsun flehirde olsun bütün Parti komiteleri legal ya da illegal biçimler alt›nda, ordu ya da gençlik örgütlenmelerinde hangi biçimde ve nerede olursa olsun Halk Savafl›n›n bir parças›d›r; vazgeçilmez, geliflmek zorunda olan, olmazsa olmaz parças›d›r. Gerilla savafl›na uygun örgütlenmek salt ya da esas olarak gerillaya odaklanmak de¤ildir. Gerilla savafl›na uygun örgütlenmek Parti taraf›ndan belirlenmifl tüm alanlarda devrimimize hizmet eden Parti politikalar›na uygun örgütlenmektir. Bütün mesele Parti politikalar›n›n devrimimizin genel plan›na uygun olmas›d›r. Parti politikalar›n› alanlar›nda uygulamayan, bunu baflaramayan hiçbir örgütlenme gerilla savafl›na uygun örgütlenmiyordur. Bulundu¤u alanda kaybeden gerilla savafl›na katk› sunam›yor demektir. Her örgütlülük önce kendi alan›nda, bütünüyle savafl›n belirleyici parçalar›ndan biri oldu¤unu kavrayarak, olmazsa olmaz oldu¤unu bilerek, partinin politikalar›n› bir güç haline getirmek amac›yla örgütlenmelidir. Esas durufl bu olmal›d›r.” (7. Konferans Karar› 17) perspektifi do¤rultusun-

da ele almakla gerçekleflecektir. Bunun yan›nda iktidar mücadelesinde gerillan›n yaflayaca¤› t›kanmalar olabilir, olacakt›r da. Burada önemle kavranmas› gereken yönlerden birisi de bu t›kan›kl›k karfl›s›nda Komsomolun duruflu ve ele al›fl›d›r. Gerilla mücadelesinin sorunlar›na yönelik kafa yoruflumuz ve bu sorunlar karfl›s›ndaki çözüm üretme gücümüz önemlidir. Yaflanan t›kan›kl›klara hakim olmak, bu anlamda gerillan›n ihtiyaçlar›na göre özel yönelimler, kampanyalar belirlemek oldukça önemlidir. Örgütümüzün Halk Savafl›n› kavray›fl düzeyi, bu noktadaki bilinci bu ihtiyac›n karfl›lanmas›n› belirleyecektir. Bu anlamda halk savafl›, gerilla mücadelesi, tali mücadele biçimleri gibi noktalarda genifl bir kavray›fla ve teorik zemine sahip olmam›z zorunluluktur. Gerillaya çal›flma alanlar› yaratmak ya da var olan çal›flma alanlar›n› geniflletmek ve yerel çal›flmayla beslenmesini sa¤lamak görevlerimizden birisidir. Gerillan›n yaflayabilece¤i s›k›nt›lar›n en önemlisi, köylük bölgelerdeki parti ya da Komsomol çal›flmalar›n yetersizli¤i, eksikli¤i olabilir. Gerillan›n kendisini gelifltirmesi ve düflman karfl›s›ndaki varl›¤›n› güçlü bir durufla çevirmesi “suda bal›k” yani kitleler içindeki gücü/örgütlülü¤ü olmas›yla gerçekleflecektir. Bizim yüzümüzü savafl›n merkezine çevirme anlay›fl›m›z›n bir gere¤i de gerillan›n yaflam koflulu olan bu gereklili¤i üzerimize düflen kadar›yla ba-


47

erillaya göre flekillenme kaba bir flekilde kavranmamal›d›r. Gerillaya göre flekillenmek, savafla göre flekillenmektir. Özellikle gerilla bölgelerinden geçici dönemlerde gelmeyen eylem sesleri kitlemizde bir s›k›nt›ya, umutsuzlu¤a neden olabilmekte dolay›s›yla flekillenme noktas›nda merkezini kaybedebilmektedir.

flarmak olacakt›r. Çal›flmalar›m›zda, örgütlenme perspektifimizde, hedef kitlemizde bu ihtiyac› giderecek bir yönelime girmek olmal›d›r. Bu anlamda özel olarak flu an bulundu¤umuz koflullarda, özellikle gerillan›n bulundu¤u alanlarla ya da bulunma perspektifinin oldu¤u alanlarla ba¤lant›s› olan ve oralarda konumland›r›lacak iliflkiler, olanaklar yaratmak ve örgütlü bir hale getirmek

önemlidir. Gerillaya göre flekillenme kaba bir flekilde kavranmamal›d›r. Gerillaya göre flekillenmek, savafla göre flekillenmektir. Özellikle gerilla bölgelerinden geçici dönemlerde gelmeyen eylem sesleri kitlemizde bir s›k›nt›ya, umutsuzlu¤a neden olabilmekte dolay›s›yla flekillenme noktas›nda merkezini kaybedebilmektedir. Bugün önemli oranda farkl› bir mücadele alan› hedeflenirken, bu gerilla alan› d›fl›nda tali olan alanlar olarak ön plana ç›kmaktad›r. Bu alanlar görece daha hareketli ve etkinli¤ini daha fazla hissettirmesinden kaynakl› tercih sebebi olmaktad›r. Yani burada yoldafllar›m›z›n tercihi sadece “küçük burjuva rahatl›¤›ndan” ya da “kent yaflam›na düflkünlü¤ünden” vb. küçük burjuva yaflam tarz› ile aç›klanamayacak kadar derindir. Bu durumun oluflma-

s›nda aç›kt›r ki örgütsel flekillendirifl ve müdahale belirleyicidir. Kitlelerin gerilla bölgesinde yaflanacak hareketsizlik karfl›s›nda sa¤l›ks›z bir flekillenifle ve umutsuzlu¤a kap›lmas›, var olan ideolojik ve politik düzeyleri hesaba kat›ld›¤›nda, bir yan›yla do¤al bir durum olufltururken; geçici yaflanan sorunlar karfl›s›nda örgütümüzün flekillenme noktas›nda savafl çizgimizden bu denli çabuk kopmas› da ayn› flekilde anormal bir durum oluflturmaktad›r. Bu durum kendi öz çal›flmas› karfl›s›ndaki duruflunu, üretkenli¤ini gösteren bir durumun ifadesinden baflka bir fley de¤ildir. Var olan çal›flmalar›n› savafl›n ihtiyaçlar›na ve gereklerine göre yürütmeyen, kitleyi basitten karmafl›¤a do¤ru bu yönlü bir flekillenifle sokma mücadelesi vermeyen anlay›fl›n, elbette bu noktadaki flekillenifli de yetmezlikler, eksik-

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

G


PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

48 likler tafl›yacakt›r. Burada de¤inilmesi gereken baflka bir nokta da gerilla savafl›na göre flekillenmeyi sadece k›rsala adam aktarma ya da oran›n lojistik ihtiyaçlar›n› karfl›lamaya endekslenen bir flekilleniflle ele alma durumudur. Özellikle geçmiflte bu yönlü ele al›fl›n varl›¤› bizi oldukça k›s›rlaflt›rm›fl, Halk Savafl› mant›¤›n› ya da gençli¤in merkezi göreve göre nas›l flekillenmesi gerekti¤i yönlü kavray›fl› güdüklefltirmifl, s›¤laflt›rm›flt›r. Gerillaya insan kayna¤› sunmak her alan›n oldu¤u gibi ayn› zamanda gençli¤in de görevidir. Ancak bu görev merkezi yönelimi yerine getiren esas yön de¤ildir. Her örgütlülü¤ün oldu¤u gibi gençli¤in de merkezi görevi kendi çal›flma alanlar›nda militan bir kitlesel hareket yaratmakt›r. Savafla göre flekillenmek ancak bu görev yerine getirildi¤i oranda baflar›lacakt›r. Demokratik Halk Devrimi’nin ve bu devrimin gereklili¤i olan devrim stratejisinin bir gere¤i olarak ortaya konmufl siyasal bir gençlik hareketi oldukça önemlidir. Bu hareketin somut ifadesi ise Yeni Demokratik Gençlik Hareketi’dir. Bu hareket, örgütsüz genifl gençlik y›¤›nlar›n› iktidar perspektifiyle donatmay› ve seferber etmeyi amaçlamaktad›r. Bu hareketi yaratmak, uzun süreli Halk Savafl›na uygun bir flekilde ele almak demektir. Kitlesel, militan bir gençlik hareketi Yeni Demokratik Gençlik Hareketi olarak ifade edilir. Bu ayn› zamanda Halk Savafl› stratejimizin

gençlik alan›nda ete kemi¤e büründü¤ü ve halk savafl›n›n gençlik kitlelerine gösterdi¤i yörüngenin de ad›d›r. Ancak bu hareketin kitleselli¤i görecedir. Her dönemin objektif ve subjektif durumuna paralel olarak ortaya ç›kan bir kitlesellik söz konusudur. Ancak bu hareketin yarat›lmas›, Halk Savafl›n›n her aflamas›nda merkezi görev olarak ele al›nmas›na ba¤l›d›r. Kitlelerin sorunlar›na ve taleplerine göre, halk savafl› anlay›fl›m›za uygun bir ç›k›fl ve hedefi olmak zorundad›r.

Her örgütlülü¤ün oldu¤u gibi gençli¤in de merkezi görevi kendi çal›flma alanlar›nda militan bir kitlesel hareket yaratmakt›r. Savafla göre flekillenmek ancak bu görev yerine getirildi¤i oranda baflar›lacakt›r. Demokratik Halk Devrimi’nin ve bu devrimin gereklili¤i olan devrim stratejisinin bir gere¤i olarak ortaya konmufl siyasal bir gençlik hareketi oldukça önemlidir. Ve bu temelde basitten karmafl›¤a do¤ru geliflen, niteli¤ini art›ran bir süreç izleyecektir. Ancak Yeni Demokratik Gençlik Hareketi dönemin özgünlüklerine göre bir hareket tarz› ve eylemsel ç›k›fllar› ile varl›¤›n› ifade ederken, her dönem aç›s›ndan kitleleri basitten karmafl›¤a do¤ru siyasal iktidar savafl›m›na katman›n ad›d›r.

Yeni Demokratik Gençlik Hareketi kitlelerin dönemin ve alanlar›n özgün sorunlar› etraf›nda daha ileri bir noktaya tafl›ma amaç ve hedefiyle ele al›nmal›d›r. Bu temelde vurgulanmas› gereken önemli bir nokta da kendi alan›m›zdaki mücadeleyi bizim d›fl›m›zdaki di¤er siyasetlerle ayn›laflt›rma e¤ilimidir. Ele al›fl›m›z onlardan farkl› olmuyor ve çal›flma tarz›m›z, kitle çizgimiz, örgütlenme anlay›fl›m›z savafl çizgimizden ba¤›ms›zlafl›yorsa, orada mutlaka ideolojik bir sorun aramak gerekiyor. Bizim fark›m›z aç›kt›r ki kitleleri seferber etmeye çal›flt›¤›m›z mücadele hatt›d›r. Belki birçok devrimci yap›lanmayla ortak bir siyasal çerçevede hareket ediyoruz ancak siyasetin yaflam buldu¤u ve üst noktada edindirmeye çal›flt›¤›m›z siyasal bilinç bizi tümden ayr› ve farkl› k›lmaktad›r. Kitlelerin sorununu çözüme kavuflturma perspektifimiz ve buradan yaratmaya çal›flt›¤›m›z hareketin niteli¤i ideolojik ve politik çizgimizi berraklaflt›rmakta, halk kitlelerinin biricik kurutuluflu olma özelli¤ini tafl›maktad›r. Bir harekete karakterini veren ona önderlik edenin s›n›fsal özelli¤idir. Önderlik edenin tafl›d›¤› siyasal bilinç, ideolojik flekillendiriciliktir. ‹flte bizi de di¤er siyasal örgütlerden temelde ay›ran nokta proleter ideolojinin yönlendiricili¤inde yürüttü¤ümüz Halk Savafl› stratejisi ve buna uygun bir biçimde/bunu besleyecek tarzda ele ald›¤›m›z Yeni Demokratik Gençlik Hareketidir.


49

Aç›klama: Elimize posta kanal›yla geçen ve aç›klama k›sm›nda TKP/ML tüzü¤ünün son hali olarak ifade edilen afla¤›daki yaz›y› haber de¤eri tafl›d›¤› için okurlar›m›zla paylafl›yoruz. I. BÖLÜM Nitelik ve Amaçlar› a) TKP/ML; çeflitli milliyetlerden Türkiye proletaryas›n›n, Marksizm-LeninizmMaoizm teorisini rehber edinmifl öncü partisidir. b) TKP/ML; Mustafa SUPH‹ önderli¤indeki TKP’nin mirasç›s›d›r. Revizyonistleflen T“K”P ile hiçbir ilgisi yoktur. 24 Nisan 1972’de ‹brahim KAYPAKKAYA ön-

derli¤inde kurulmufltur. Kuruluflu Türkiye komünist hareketinde yeni bir 盤›r açm›flt›r. c) TKP/ML; proletaryan›n büyük önder ve ö¤retmenleri Marks, Engels, Lenin, Stalin ve Mao’nun ö¤retilerini revizyonist, reformist ve her türden oportünist sald›r›ya karfl› uzlaflmaz bir ideolojik mücadele anlay›fl›yla korur, savunur ve uygular. d) TKP/ML; dünya proletaryas›n›n ve halklar›n›n devrimci mücadelelerinin tecrübelerinden ders ç›karma ilkesiyle hareket eder. Paris Komünü, Büyük Ekim Devrimi, Çin Demokratik Halk Devrimi ve Büyük Proleter Kültür Devri-

mi’nin tecrübeleriyle donanm›fl olarak, onlar›n ayd›nl›k yolunda yürür. e) TKP/ML; emperyalizm ve proleter devrimler ça¤›nda, Enternasyonalizmin “proletaryan›n kendi ülkesinde devrim yapma” temel ilkesinden hareketle Türkiye devrimini, dünya proleter devriminin bir parças› kabul eder. Üyelerini ve tüm halk› her türden milliyetçili¤e karfl› proletaryan›n k›z›l bayra¤› alt›nda toplamak için mücadele eder. Uluslararas› Komünist Hareketin Marksist-Leninist-Maoist ilkeler temelinde birli¤i için mücadele yürütür. Bu birli¤in ideolojik mücadele ile sa¤lanabilece¤inin bilincindedir. Uluslararas› alanda emperyalizmi zay›flat›p gerileten ulusal ve sosyal kurtulufl mücadelelerini destekler. Uluslararas› proleter dayan›flmay› benimsemekle beraber, kendi gücüne dayanma ilkesini esas al›r. f) TKP/ML; sosyo-ekonomik yap›s› yar›-sömürge, yar›-

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

TÜRK‹YE KOMÜN‹ST PART‹S‹/MARKS‹ST LEN‹N‹ST TÜZÜ⁄Ü (Kuruluş: 24 Nisan 1972)


PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

50 feodal olan ülkemizde demokratik halk devrimini gerçeklefltirdikten sonra durmaks›z›n proletarya diktatörlü¤ü alt›nda sosyalizmi infla ederek komünist topluma ulaflmay› amaçlar. g) TKP/ML; emperyalizme göbekten ba¤l› komprador burjuvazi ve büyük toprak a¤alar›n›n Kemalist faflist diktatörlü¤ünün hüküm sürdü¤ü ülkemizde, demokratik halk devrimi yolunda silahl› mücadelenin esas al›nd›¤› k›rlardan flehirlere do¤ru geliflecek halk savafl› stratejisine göre hareket eder. h) TKP/ML; uluslar›n kendi kaderini tayin hakk› ilkesini kay›ts›z, koflulsuz savunur. Her türlü ulusal imtiyaza karfl› ç›kar, tüm uluslar›n tam hak eflitli¤ini kabul eder. Türk hakim s›n›flar›n›n Kürt ulusuna ve az›nl›k milliyetlere uygulad›¤› ulusal bask›n›n ve zulmün en amans›z ve en kararl› düflman›d›r. Kürt ulusunun ve az›nl›k milliyetlerin milli bask›lara, zulme ve ayr›cal›klara karfl› yönelen genel demokratik mücadelesini kararl›l›kla destekler i) TKP/ML; sosyalist toplumda, s›n›flar›n, s›n›f mücadelelerinin ve buna ba¤l› olarak uzlaflmaz çeliflkilerin varl›¤›n› kabul eder. Bu evrede iktidar›n burjuvazinin eline geçebilece¤i, sosyalist bir ülkede kapitalizmin yeniden infla edilebilece¤i bilinciyle proletarya diktatörlü¤ünü ve proleter kültür devrimlerini uygular. j) TKP/ML; gönüllü birli¤e dayan›r. ‹llegal örgütlenmeyi esas, di¤er örgütlenme biçimlerini ikincil kabul eder. Demokratik-merkeziyetçilik ilkelerine göre iflleyen proleter disipline sahiptir. Özelefltiriyi ilerlemenin koflulu olarak uygular. ‹ki çizgi mücadelesini,

Komünist Partisi’nin geliflim dinami¤i olarak kavrar. ‹rade ve eylem birli¤ini bozan, parçalayan hiziplerin varl›¤›na izin vermez. II. BÖLÜM Parti Üyeli¤i a) Üyelik fiartlar› S›n›f kökeni iflçi ve köylü olanlara öncelik tan›makla birlikte afla¤›daki flartlar› yerine getiren her kifli TKP/ML’ye üye olabilir. 1- Parti program›n› ve tüzü¤ünü kabul etmek. 2- Bir parti komitesinde çal›flmak. 3- Parti aidat›n› düzenli ödemek. 4- 18 yafl›nda olmak. b) Üyelik ‹fllemleri Partiye üyelik bireysel temelde olur. Üye olmak isteyen kifli, iliflkide bulundu¤u parti komitesine istemini, yaz›l› olarak bildirir. Üyelik baflvurusu; en az üç parti üyesinin bulundu¤u parti komitesinin verece¤i kabul etme karar›n›n bir üst komitede onaylanmas›yla kesinleflir. Parti üyeli¤i için al›nan kararlar bekletilmeden üst komiteler arac›l›¤›yla Merkez Komitesi (MK)’ne iletilir. MK ve Bölge Komiteleri (BK), üyelik kararlar›n› iptal edebilir. Üyelik istemi yetkili komitelerce kabul edilen kifli, baflvuru yapt›¤› tarihten itibaren Aday Üye olarak kabul edilir. Kifliye, üyelik baflvurusu yapmas› için iliflkideki parti komitesinin öneride bulundu¤u ve kiflinin de kabul etti¤i durumlarda, aday üyelik bu tarihten itibaren bafllar. S›k› bir denetimin uyguland›¤› alt› ayl›k aday üyelik süresinin bitiminde, karar› kiflinin ba¤l› oldu¤u parti komitesi ve-

recektir. Kabul ve ret karar› al›nabilece¤i gibi, bir üst komitenin de onay›yla aday üyelik süresi alt› ay uzat›labilir. Ret karar›n›n verildi¤i durumda, parti güvenli¤i aç›s›ndan bir sak›nca içermiyor ise gerekçesi yaz›l› olarak kifliye bildirilir. Kongre veya konferans karar› al›nd›ktan sonra üyeli¤e kabul etme ve üyelikten ç›karma ifllemleri durdurulur. Bu süreçteki aday üyelikler ve yeni baflvurular kongre ve konferansta veya sonras›nda de¤erlendirilir. c) Üyenin Görevleri 1- Kendisini gelifltirmek amac›yla ideolojik-siyasi seviyesini devaml› olarak yükseltmek; bunun için okuma, inceleme, araflt›rma faaliyetlerine ayr›ca önem vermek. Marksizm-Leninizm-Maoizmi bir eylem k›lavuzu olarak kavramak ve uygulamak. Teori ile prati¤i birlefltirmek 2- Partinin bütün yay›nlar›n› dikkatli, elefltirel bir gözle incelemek; partinin merkezi yönelimi do¤rultusunda, önderli¤in politika ve taktiklerine vak›f olmak. 3- Partinin birli¤ini ve komünist niteli¤ini bozmaya yönelik her türlü hizipçi çal›flmaya; Marksizm-Leninizm-Maoizm karfl›t› tüm düflünce ve ak›mlara karfl› mücadelede uyan›k, kararl› ve amans›z olmak. Az›nl›kta kald›¤› koflullarda dahi y›lmamak, ak›ma karfl› mücadele cesaretine sahip olmak. 4- Parti disiplinine kay›ts›z flarts›z uymak, parti kararlar›n›n uygulanmas›nda kavrat›c›, yarat›c› ve aktif rol oynamak. 5- Halk›n ö¤retmeni olmak için önce ö¤rencisi olmak. Halk›n kendili¤inden geliflen


mücadelelerine kat›larak örgütlemeye çal›flmak ve bilinçli bir yön vermek için en önde yer almak. Zorluklar› halkla birlikte çözmeye çal›flmak, onlara parti siyasetini ve s›n›f mücadelesinin yasalar›n› kavratmak için y›lmadan çaba sarfetmek. 6- Halk›n kurtuluflu davas›n›, proletaryan›n s›n›fs›z topluma varma mücadelesini ve bu ideallerin öncülü¤ünü yapan Komünist Partisi’ni her fleyin üstünde tutmak. Yaflam›nda, sosyal iliflki ve davran›fllar›nda tutarl›, alçakgönüllü, özverili ve örnek bir kiflili¤e sahip olmak. Komünist ilke ve ahlak kurallar›na uygun olarak yaflamak. 7- Burjuva-feodal de¤er yarg›lar›na karfl› mücadele etmek ve halk› bu yönde bilinçlendirmek. Cins ayr›mc›l›¤›na tüm toplumsal alanlarda aktif bir biçimde karfl› ç›kmak ve bu yöndeki genel demokratik hareketleri destekleyerek devrim mücadelesine kanalize etmek. 8- Partiye, yoldafllar›na, halka ve kendisine karfl› içtenlikli ve dürüst davranmak. Hatalar› tekrarlamamak, eksikleri gidermek ve zaaflar› yenmek konusunda, elefltiri ve özelefltiride aç›k, kararl› ve cesur olmak. Elefltiri silah›n› parti içi zeminde ve yap›c› nitelikte kullanmak. 9- Gelirinin yüzde onunu parti aidat› olarak ödemek, partinin maddi imkanlar›n› titizlikle korumak ve gelifltirmek için çal›flmak. 10- Bütün çal›flmalar› hakk›nda ba¤l› oldu¤u komiteye düzenli rapor vermek. 11- S›n›f mücadelesini tutsakl›k koflullar›nda da sürdürerek, iflkencehaneleri, hapishane ve mahkemeleri komünizmin direnifl mevzisi ve propa-

ganda alanlar› haline getirmek. 12- Örgütsel çal›flmalar›nda gizlilik/illegalite kurallar›na s›k› s›k›ya ba¤l› kalmak, parti s›rlar› ve de¤erlerini özenle korumak. 13- Proletarya enternasyonalizminin görevlerini yerine getirmek, ezilen ulus ve milliyetlere yönelik zulme, flovenizme ve her türden milliyetçili¤e karfl› mücadele etmek. d) Üyenin Haklar› 1- Üyesi oldu¤u parti komitelerinde ve kat›ld›¤› parti toplant›lar›nda; partinin siyaseti ve faaliyeti hakk›nda görüfl aç›klamak, öneri ve elefltirilerde bulunmak; parti siyasetinin tayinine aktif olarak kat›lmak. 2- Seçmek ve seçilmek. 3- Suçland›¤› ve yarg›land›¤› durumlarda kendini savunmak. 4- Üyesi oldu¤u parti komitesinde çözemedi¤i sorunlar hakk›nda MK’ne kadar tüm üst kademelere yaz›l› olarak dan›flmak. 5- Yaz›l› veya sözlü biçimde gerekçelerini bildirmek kofluluyla parti üyeli¤inden ayr›lmak. e) Aday Üyenin Haklar› ve Görevleri Parti üye adaylar›; seçme, seçilme, üye alma, yarg›lama ve parti iradesinin tayini için oy kullanma hakk› d›fl›nda, parti üyelerine tan›nan bütün haklara sahiptir. Parti üyelerinin görevleri ayn› zamanda üye adaylar› için de geçerlidir. f) Yarg›lama ve Disiplin Cezalar› 1- Birli¤i bozan, kararlara ve disipline uymayan, parti içi demokrasiyi zedeleyen, görevlerini amac› d›fl›nda kullanan,

davran›fllar›yla partiyi halk›n gözünden düflüren üye ve aday üyeler soruflturmaya tabi tutulur, yarg›lan›r ve cezaland›r›l›r. 2- Yarg›lanacak kifli, kendisi d›fl›nda en az iki parti üyesi varsa çal›flt›¤› en üst komitede, yoksa bir üst komitede yarg›lan›r. Yarg›lanan kifli veya komiteler hakk›nda idari tedbir (görevden alma veya yetkilerini dondurma vb.) karar› al›nabilir. Ayr›ca parti komiteleri veya üyeler, yarg›lama talebiyle Merkezi Denetleme Kurulu (MDK)’ya da baflvurabilir. Ret edilen istemler gerekçeleri ile birlikte yaz›l› olarak talep sahibine bildirilir. Soruflturmalar için komisyonlar kurabilir, ancak yarg›lama MDK taraf›ndan gerçeklefltirilir. MDK’n›n oluflturulmad›¤› dönemlerde bu görevi MK yerine getirir. Bütün kararlar salt ço¤unlukla verilir. 3- Bilgi ve belgelerin toparland›¤›, ifadelerin al›nd›¤› soruflturma safhas›ndan sonra; yarg›lamaya, kifliye iddialar›n yöneltilmesi ve savunmas›n›n istenmesi ile bafllan›r. Savunma sözlü olarak da yap›labilir. Kifli, suçlamalar iletildikten sonra en geç iki ay içinde savunmas›n› vermek zorundad›r. ‹ki ayl›k sürenin afl›lmas› halinde, savunma hakk› kullan›lm›fl kabul edilir. Kiflinin suçlu bulunmas› halinde; ifllenen suçun partiye verdi¤i k›sa ve uzun vadeli zararlar›n derecesi, yarg›lanan kiflinin iddia ve elefltiriler karfl›s›ndaki içtenli¤i, parti faaliyetindeki geçmifli, suçun ifllendi¤i koflullar ile di¤er faktörlerin hafifletici ve a¤›rlaflt›r›c› sonuçlar› göz önüne al›narak afla¤›daki cezalar›ndan biri verilir: I- ‹htar, II- A¤›r ‹htar, IIIGörevden Alma, IV- Aday

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

51


52

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

Üyeli¤e Düflürme, V- ‹hraç. Partiden ihraç, en a¤›r cezad›r. 4- Bütün disiplin cezalar› bir üst komite taraf›ndan onayland›ktan sonra kesinleflir. Bu kararlar derhal MK’ne bildirilir. Ceza alan komite veya üye, MDK’ya kadar itiraz edebilir. ‹tiraz›n sonuçland›r›lmas›na kadar ceza karar›n›n uygulan›p uygulanmayaca¤›na MDK karar verir. MDK’n›n yarg›lamayla ilgili verdi¤i kararlar derhal yürürlü¤e girer. MDK, kongre ve konferanslara karfl› sorumludur. III. BÖLÜM Örgütlenme ‹lkeleri TKP/ML’nin örgütlenme ilkesi demokratik merkeziyetçiliktir. Bu ilkeye göre; a) Tüm merkezi kararlar bütün parti için ba¤lay›c›d›r. Üyeler, parti kararlar›n›, yanl›fl bulsa dahi eksiksiz biçimde uygulamakla yükümlüdür. b) Üyeler, görev yapt›klar› komitelerde ve kat›ld›klar› toplant›larda, parti faaliyetine iliflkin tüm konularda görüfllerini dile getirir. Üyeler görüfl, öneri ve elefltirilerini bir üst komiteye iletebilir. Parti içinde elefltirileri bast›rmak, idari tedbirlerle elefltirinin yolunu kapatmak demokratik merkeziyetçilik ilkesiyle ba¤daflmaz. c) Partide tek disiplin geçerlidir. Bunun gere¤i olarak; bireyler partiye, alt kademeler üst kademelere, az›nl›k ço¤unlu¤a, tüm parti MK’ne, MK Kongreye tabidir. d) Partinin asgari program› olan demokratik halk devrimi gerçekleflinceye kadar, illegal örgütlenmenin esas olmas› nedeniyle, yaln›zca MK ve MDK afla¤›dan yukar›ya demokratik seçimler yoluyla ifl bafl›na gelir. Di¤er organlar atama usu-

lüyle oluflturulur. MK ve MDK’n›n seçimine, tüm üyeler aday teklif edebilir, gösterilen adaylara itirazda bulunarak tart›flma açabilir. e) Tüm komiteler, üstlerine faaliyetleri hakk›nda düzenli rapor vermek zorundad›r. ‹tiraz ve görüflleri de içeren raporlar komitenin tüm üyelerinin onay›ndan geçmelidir. f) Partinin bütün yönetici komiteleri, alt kademelerine hesap vermek durumundad›r. Parti komiteleri aras›nda demokratik dan›flma mekanizmas› iflletilir. g) Tüm parti komiteleri, üyelerinin elefltiri yapabilecekleri tart›flma ortam› yaratmakla yükümlüdür. IV. BÖLÜM Temel Organlar› Partinin temel organlar› parti hücreleridir. Parti hücreleri; görevlerini baflarmalar› ve devrim mücadelesini örgütlemeleri için üyelerin kolektif çal›flma organlar›d›r. Düzenli e¤itim yaparak MLM ideolojisiyle silahlanmak ve komünist teoriyi hayat›n her alan›na uygulayabilecek düzeyde kendini yetifltirmekle sorumludur. En az üç üye veya aday üyeden oluflur. Üye ve aday üyelerin önderli¤indeki sempatizan komiteleri de hücre sistemine uygun örgütlenir. Her parti hücresinde bir sekreter ve sekreter yard›mc›s› bulunur. Hücre sekreteri yürütülen bütün çal›flmalardan birinci derecede sorumludur ve üst komiteyle ba¤lant›y› sa¤lar. Yard›mc›s› hücre sekreterinin engellenmesi ya da olmad›¤› koflullarda onun görevlerini üslenir. Hücre sekreteri yard›mc›s›n› bu göreve haz›rlamakla yükümlüdür.

Partinin y›¤›nlar içinde kök salmas› ve kitlelere önderlik etmesini parti hücreleri sa¤lar. Parti hücreleri; köylerde, fabrikalarda, okullarda, faflist devlet kurumlar›nda; baflta iflçi ve köylü örgütleri olmak üzere tüm kitle örgütlerinin bünyesinde; k›sacas›, kitlelerin bulundu¤u her yerde oluflturulur. V. BÖLÜM Yönetici Organlar Partinin yönetici organlar›; Parti Kongresi, Parti Konferans›, Merkez Komitesi ve Bölge Komiteleridir. Parti Kongresi ve Parti Konferans› Parti Kongresi partinin en yüksek organ›d›r. Kongre, parti program› ve tüzü¤ünde de¤ifliklik yapma, partinin dönemsel politikalar› ve taktiklerini belirleme, partinin ideolojik, siyasal, askeri ve örgütsel sorunlar›na çözüm getirme, MK faaliyet raporunu de¤erlendirme, MK üye ve yedek üyelerini seçme yetkilerine sahiptir. Konferans; program› de¤ifltirme d›fl›ndaki konularda kongrenin yetkilerine sahiptir. Parti kongresi (kongrenin yap›lmad›¤› durumlarda parti konferans›) her üç y›lda bir toplan›r. Kongre, MK’n›n önderli¤inde, delege say›s› salt ço¤unluktan az olmamak kofluluyla toplan›r. MK, kongreyi ola¤anüstü durumlarda, parti iradesinin onay›n› alarak en fazla bir y›l erteleyebilir. MK’n›n ya da parti üyelerinin üçte birinin iradesiyle, alt› ay› geçmeyecek bir haz›rl›kla Ola¤anüstü Parti Kongresi veya Konferans› üç y›ll›k ola¤an süre dolmadan da toplanabilir. Kongre delege usulüyle gerçeklefltirilir. Bir delegenin kaç üyeyi temsil edece¤i MK


53

b) Merkez Komitesi MK partinin, iki kongre aras›ndaki en yüksek organ›d›r. Üye say›s› kongre taraf›ndan belirlenir. MK üyeli¤i için delege olma veya kongreye kat›lma flartlar› aranmaz. MK, kongre kararlar› ›fl›¤›nda partinin ideolojik-siyasi-örgütsel çal›flmalar›na önderlik eder ve partiyi yönetir. Partinin örgütlenmesinden ve bütün faaliyetlerden birinci derecede sorumludur. MK, parti faaliyetini yürütmek üzere bünyesinde Siyasi Büro (SB) ve Örgütlenme Bürosu (ÖB) temel olmak üzere gerekli örgütlenmeleri oluflturur. SB, toplant›lar aras›ndaki dönemde MK ad›na yetkilidir. Partiyi ideolojik-siyasi olarak yönetir. SB, MK kararlar›n› de¤ifltiremez. Merkezi Yay›n Organ› ve di¤er yay›n faaliye-

tine do¤rudan önderlik eder. ÖB ise, MK ad›na örgütsel önderlikten sorumludur. MK, partinin yan örgütlerini yönetmek üzere komisyon kuramad›¤›nda, bu görevleri, ad›na görevlendirece¤i yoldafllara verebilir. MK y›lda en az bir kez toplan›r. Ayr›ca SB’nin ça¤r›s› veya üyelerinin üçte birinin istemiyle ola¤anüstü toplant› yapabilir. Karar yeter say›s›, organ üyelerinin salt ço¤unlu¤una göre belirlenir. Oy hakk› bulunmayan yedek üyelerin kat›l›m›n›, di¤er MK üyelerinin görüfllerini de alarak SB belirler. MK tüm yedek üyelerin s›rayla kat›l›m›na ra¤men irade yitimini aflamazsa, asil üye say›s›n›n üçte birini alt organlardan bünyesine katabilir. Bundan sonra irade sorununun yeniden oluflmas› halinde, çözüm yöntemi için parti iradesine baflvurulur. c)Bölge Komiteleri Partinin merkezi örgütlenmesi bölge sistemi temelinde olur. Çal›flma alanlar›; ekonomik, politik ve co¤rafi flartlar gözönüne al›narak belli bölgelere ayr›l›r. Belirlenen bölgelerde MK’ne ba¤l› olarak Bölge Komitesi (BK) kurulur. MK atama yoluyla oluflturdu¤u BK’ne üye seçerken, alt parti komitelerinin görüfl ve önerilerini dikkate almak durumundad›r. Ayn› zamanda MK üyesi olan Bölge Komitesi sekreteri, BK ile MK aras›ndaki ba¤› sa¤lar. Sekreter, bölgedeki çal›flmadan birinci dereceden sorumludur. BK, merkezi siyaset do¤rultusunda bölgeye önderlik eder. MK’n›n bilgisi ve onay› dahilinde, BK Alt Bölge Komiteleri ve ‹l Komiteleri gibi

parti komiteleri kurar. Bölge Komiteleri gerekli gördükleri zaman MK’n›n de onay›n› alarak, partinin politikalar›n› alan sorunlar› özgülünde kavratmak ve demokratik dan›flma mekanizmas›n› iflletmenin bir arac› olarak, bölge konferanslar› düzenler. VI. BÖLÜM Türkiye ‹flçi Köylü Kurtulufl Ordusu T‹KKO, TKP/ML önderli¤inde, halk›n silahl› gücüdür. Parti, T‹KKO’yu MK’ne ba¤l› Askeri Komisyon (AK) arac›l›¤›yla yönetir. Siyasetin silahlara kumanda etmesi ilkesi gere¤i T‹KKO içinde parti örgütleri oluflturulur. VII. BÖLÜM Türkiye Marksist-Leninist Gençlik Birli¤i TMLGB, TKP/ML önderli¤indeki komünist gençlik örgütüdür. Parti, TMLGB’ye MK’ne ba¤l› Gençlik Komisyonu (GK) arac›l›¤›yla önderlik eder. VIII. BÖLÜM Mali Kaynaklar TKP/ML, gelir kaynaklar› yaratma konusunda halka dayanma ilkesini benimser. Oran ve miktarlar› MK taraf›ndan belirlenen üye aidatlar›, parti vergileri ve ba¤›fllar ile düflmandan zorla elde edilen gelirler partinin mali kaynaklar›n› oluflturur. Bütün harcamalar› MK düzenler ve örgütleri arac›l›¤›yla denetler. Parti komitelerinin tümü, gelir-giderleri hakk›nda düzenli rapor sunmak zorundad›rlar. Parti iflçisi olarak çal›flan üyeler üretime kat›ld›klar› sürece tüm gelirlerini partiye verirler. Parti iflçilerinin ihtiyaçlar› parti taraf›ndan karfl›lan›r.

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

taraf›ndan belirlenir. Delegeler MK’n›n belirledi¤i bölgelerde ve denetiminde alt bölge kongre veya konferanslar› yap›larak seçilir. Bütün parti üyeleri alt kongrelere kat›lmakla yükümlüdür. Delege seçilemeyen MK üyeleri kongreye do¤al delege olarak kat›l›r. Sadece seçilmifl delegeler oy hakk›na sahiptir. Program ve tüzük de¤iflikli¤i için kararlar delege tam say›s›n›n üçte ikisi, di¤er kararlar delege tam say›s›n›n salt ço¤unlu¤uyla al›n›r. Hapishanelerdeki üyelerin kongreye haz›rl›k döneminde delege seçme hakk› bulunmamakla beraber, gündem maddeleri üzerinde görüfl belirtme hakk› vard›r. Tutsak parti üyeleri MK’ne fahri üye olarak seçilebilir. Engellenen MK üyesinin, bu konumu tutsakl›k süresince ask›ya al›n›r.


54

Peru’da 77 y›ld›r dalgalanan bayrak;

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

PERU KOMÜN‹ST PART‹S‹ VE HALK SAVAfiI Halk Savafl› bafllad›ktan sonra Peru gericili¤i Halk Savafl›na karfl›, t›pk› di¤er ülkelerde Halk Savafl›, gerilla savafl› veren parti ve örgütlere karfl› kontr-gerilla savafl stratejisi olan Düflük Yo¤unluklu Savafl Stratejisi (DYSS)’ni uygulad›. Zira bu, proletaryan›n savafl stratejisine karfl› burjuvazinin savafl stratejisiydi. Katliam, jenosid yapmaya bafllad›lar. Hapishanelerde, flehirlerde, köylerde, üniversitelerde suçsuz günahs›z insanlar› katlettiler. Bu karfl› devrimci stratejinin uygulanmas› sorunu b›rakal›m devrimi engellemesini, bilakis onu ilerletmifltir. Çünkü ona karfl› alternatif politikalar üreterek bu karfl› devrimci savafl stratejisi uygulamalar›na karfl› ç›k›lm›flt›r.

1927 y›l›nda Peru Sosyalist Partisi olarak kuruldu. 1928 y›l›nda Komintern üyesi olunca Peru Komünist Partisi olarak ad› de¤ifltirildi. Kurucusu Jose Carlos Mariatequi’dir. Bu bölümde kurucusunun kimli¤i üzerinde duracak ve Peru Komünist Partisi (PKP)’nin hangi tarihsel süreçlerden geçti¤ini ortaya koymaya çal›flaca¤›z. Yaz›da esas olarak hem Jose Carlos Mariatequi hakk›nda hem de genel olarak PKP hakk›nda bilgiler aktaraca¤›z. Uluslararas› Komünist Hareket (UKH)’in bir parças› olan PKP, “dünya devrimine hizmet etmek” için 25 y›ld›r Halk Savafl›’n› sürdürüyor. 77 y›ll›k tarihinde pek çok sorunla yüz yüze gelindi. Parti içinde revizyonizme, oportünizme karfl› tutarl› ve dirayetli mücadele esas olarak Baflkan Gonzalo’nun PKP’ye girmesi ve iki çizgi mücadelesini temel alarak sebatl› ve ›srarl› bir flekilde sürdürmesiyle bafllad›. PKP’nin, kurucusu Jose Car-

los Mariatequi yoldafl›n PKP’nin ve yeniden inflas›nda ortaya koydu¤u MarksistLeninist düflüncelerden uzaklaflmas›, PKP’nin yeni tipte “yi¤it savaflç›” bir parti kimli¤ine kavuflturulmas› için uzun y›llar nas›l mücadele verildi¤ini yaz›m›z›n ak›fl› içersinde ortaya koyaca¤›z. PKP’N‹N DO⁄UfiU 7 Ekim 1928’de kurulan PKP, o dönemlerde sa¤lam infla edilmifl, genel siyasi hatt› ortaya konmufl bir komünist parti idi. PKP’nin kurucu önderi Jose Carlos Mariatequi, PKP’yi sa¤lam Marksist-Leninist temelde kurduktan sonra ve partinin genel siyasi hatt›n› berrak bir flekilde ortaya koyup partiyi infla etti¤inde, Komünist Parti kimli¤ine kavuflmufltu. Kurulduktan iki y›l sonra Mariatequi hayat›n› kaybediyor ve parti önderli¤ine çöreklenen revizyonistler; Mariatequi’nin çizgisini devam et-


tirmek, ilerletmek ve devrime kumanda etmek yerine revizyonist-oportünist temelde hareket ederek Mariatequi’nin çizgisini terk ederek bu çizgiyi, modas› geçmifl düflünceler y›¤›n› olarak adland›r›yorlard›. Asl›nda “modas› geçmifl düflünceler” dedikleri, bizzat Peru proletaryas› ve halk›na yol gösteren düflüncelerdir, devrimci düflüncelerdir. Devrim sorunu olmayanlar elbette Mariatequi düflüncesine “modas› geçmifl düflünceler” diyeceklerdi. Elbette Mariatequi yoldafl›n flu sözlerine bir y a k›nl›k duymayacaklard›: “‹ktidar fliddet yoluyla ele geçirilir ve diktatörlükle savunulur”, “evrim yeni fleylerin do¤du¤u kanl› bir süreçtir.” Bu sözler revizyonist önderli¤e yabanc›yd›. Bu nedenle Mariatequi’nin yolu takip edilmemifl, çizgisi terk edilmifl, savunulmam›flt›r. Bu çizgiden uzaklaflm›fl revizyonist PKP önderli¤i PKP içinde “yeni” düflüncelerin ç›kmas›na da zemin haz›rlam›fl oluyordu. Partiyi iktidar mücadelesinden, Peru proletaryas› ve halk›n›n devrim yapmas› için yol göstericili¤inden revizyonist-oportünist “önderlik” partiyi bafl afla¤› oportünizme mahkum ederek engellemifl oluyorlard›. Partinin gerçek kimli¤ine kavuflmas› ise uzun y›llar sürecek olan bir iç mücadele sonras› olacakt›. Baflkan Gonzalo yoldafl PKP’nin ilk kurucusu olan Mariatequi hakk›nda flunlar›

belirtmektedir: “Sentez olarak Mariatequi bir Marksist-Leninist idi. Bundan baflka, Partinin kurucusu Mariatequi’de, Baflkan Mao’nun evrensel hale getirdi¤i tezlere benzer tezler görürüz...” (Baflkan Gonzalo Konufluyor, Sf 5) “Parti süreci ve bundan ç›kar›lan dersler konusunda, Parti tarihini, günümüz Peru toplumunun üç dönemine tekabül eden üç bölümde ele alarak konuflabiliriz: ‹lk dönem, birinci bölüm, Partinin kurulmas›d›r. Bu dönemde, köklü bir Marksist-Leninist olan Jose Carlos Mariatequi’ye sahip olma talihimiz vard›. Ama kaç›n›lmaz olarak ard›ndan, Mariatequi’ye karfl› ç›k›ld›, reddedildi, çizgisi terk edildi, ve beklenen bir görev olarak geride b›rak-

t›¤› Kurulufl Kongresi hiçbir zaman gerçekleflmedi. Yap›lan Kurulufl Kongresi ise, bildi¤imiz gibi, Mariatequi’nin tezlerine tamamen z›t olan ‘ulusal birlik’ çizgisini onaylad›...” (age. Sf 12) “Mariatequi, bugüne kadar Amerika k›tas›n›n yaratt›¤› bu en büyük Marksist, bizlere en büyük eserini, Peru Komünist Partisi’ni oluflturmas›n› miras b›rakm›flt›r. Onu kaybetmemizin parti için ne anlam tafl›d›¤›n› çok iyi anl›yoruz, ancak fluras› aç›k olmal›d›r ki, o bütün hayat›n› bu büyük eserin gerçekleflmesine adam›flt›r. Partinin kuruluflu onun bütün yaflam›n› alm›flt›r, kastetti¤imiz budur. Ama partiyi sa¤lamlaflt›rmak ve gelifltirmek için zaman› olmam›flt›r. Bir düflünün, partinin kuruluflunun üzerinden henüz iki sene bile geçmeden hayat›n› kaybetti. Tarihi görevi yerine getirebilmesi için partinin sa¤lamlaflma, geliflme zaman›na ihtiyac› vard›r.” (age. Sf. 13) Burada PKP’nin ilk kurucusu olan Jose Carlos Mariatequi yoldafl hakk›nda bilgileri bizzat yine PKP’nin yeniden infla sürecinden sonra PKP Baflkan› olan Baflkan Gonzalo yoldafltan aktarma-

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

55


PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

56 m›z, bizzat onun do¤ru bir flekilde anlafl›lmas› ve kavranmas› içindir. Bu noktada Jose Carlos Mariatequi yoldafl PKP’yi kurarken sa¤lam MarksistLeninist temelde infla ediyordu. Ama Baflkan Gonzalo yoldafl›n da belirtti¤i gibi partinin sa¤lamlaflmas›, Peru proletaryas›n›n ve halk›n›n devrimine önderlik etmesi, kurucusunun hayat›n› kaybetmesi ile kesintiye u¤ram›flt›r. Partinin gerçek anlamda vücut bulmas›, gerçek “yi¤it savaflç›” bir kimli¤e sahip olmas› ise çok uzun y›llar sonra gerçekleflecekti. Esas olarak komünistlerin ilk kurucusu Jose Carlos Mariatequi’nin düflüncelerine ve ortaya koydu¤u genel siyasi hatta sahip ç›k›p, onu savunarak partiyi yeniden infla etmesiyle parti gerçek anlamda komünist niteli¤ine kavuflacakt›. Bu temelde PKP içinde Mariatequi’nin düflüncelerinin terk edilmesine, reddedilip savunulmamas›na karfl› ç›k›p partiyi yeniden infla süreci bafllat›lacakt›. Bu infla süreci 1978-79 y›llar›na dek sürecekti. Ve parti Halk Savafl›’n› bafllatmaya haz›r oldu¤unda süreç tamamlanm›fl olacakt›. Bugün dünyada Halk Savafl›n› uzun y›llar sonra bafllatan, gelifltiren, uygulayan, Baflkan Mao’nun ortaya koydu¤u ama, Peru özgüllüklerini de hesaba katarak hareket eden ve dünyada proletaryan›n savafl stratejisini uygulay›p gelifltiren partilerden biri olma onuruna sahiptir PKP. Bu sürece gelinmesi, 25 y›ld›r savafl› sürdürmesi gerçek

anlamda partinin iç birli¤inin sa¤lanmas› ile gerçekleflmifltir. Bu noktada hiç abart›s›z flunu belirtmeliyiz ki: bu k›sa sürede olup biten, geliflen bir mücadele sonucu olmuyordu. PKP içinde gerçek anlamda uzun y›llar iki çizgi mücadelesi veriliyor ve bu temelde parti kendi çizgisini ve önderli¤ini oluflturuyordu. Özellikle Marksizm-Leninizm-Maoizm’i savunan partilerde iki çizgi mücadelesi temeldir ve bu anlamda iki çizgi mücadelesi sebatl›, ›srarl› ve istikrarl›, dirayetli bir flekilde verilmek zorundad›r. Bundan kaçamay›z. Sonuçta partiye hangi çizginin yön verece¤i, hangi ideolojik s›n›f bak›fl aç›s›n›n egemen olaca¤›, yön verece¤i önemlidir. Bu tamamen iki çizgi mücadelesinin do¤ru temelde verilmesi sonucu ortaya ç›kacak bir durumdur. PKP nezdinde ilk koflul olarak Mariatequi’nin düflüncelerinin teyit edilmesi, savunulmas› ve yeni tipte komünist bir grubun ortaya ç›kmas› ile parti yeniden infla edilecekti. PKP’yi kurduktan iki y›l sonra Mariatequi yoldafl 1930 y›l›nda hayat›n› kaybetmiflti ve ondan sonra, gerçek anlamda parti baflafla¤› oportünizme bat›yor ve revizyonist önderli¤in eline geçiyordu ve kelimenin gerçek manas›nda parti bu süreçten ç›kar›lmak için özellikle 1960’lardan sonra y›llarca iki çizgi mücadelesi verecektir. Partinin yeniden inflas› süreci o zaman ortaya konacakt›.

Bu noktada bir özgüllü¤ü bulunan PKP için flunu da belirtelim ki, PKP ve dolay›s›yla Baflkan Gonzalo yoldafl›n Leninist Fraksiyon diye tabir etti¤i ve kendisinin de içinde bulundu¤u grubun ortaya ç›kmas› ile bu süreci tamamlamak için yo¤un mücadele verilecekti. Ülkemiz devrimci ve komünist hareketi aç›s›ndan da pek fazla bilinmeyen bir özelli¤i buraya aktaracak olursak; PKP ilk önce ABD Komünist Partisi saflar›nda ortaya ç›kan ve Browdarizm olarak mahkum edilen revizyonizmin pefline düflmüfl, sonra da modern revizyonizmin takipçisi olmufltur. Parti bafl afla¤› oportünizme, revizyonizme batm›fl bir haldeyken ›srarl› ve sebatl› bir flekilde iki çizgi mücadelesinin verilmesi sonucunda partinin yeniden inflas› tamamlanacakt›. Yeniden infla anlay›fl› san›ld›¤› gibi sadece partinin komünist niteli¤e kavuflmas›, eski çizginin ortaya konup Mariatequi’nin kavranmas› fleklinde de al›nmamal›d›r. Aksine bu sorunun iki niteli¤i bulunmaktad›r. ‹kili karakteri gere¤i hem eski çizgi ortaya konulup savunuluyor, hem de yeni bir anlay›fl, Halk Savafl›na önderlik eden bir partinin yeniden inflas› süreci tamamlan›yordu. Ve PKP yeniden infla anlay›fl› ekseninde vücut buluyordu. Ta ki Halk Savafl›n› bafllatana kadar da bu süreç devam edecekti. Burada yeri gelmiflken bir noktay› daha belirtelim. Parti inflas› ile yeniden infla süreci anlay›fl› ayr› ayr› fleylerdir. Birbirine kar›flt›r›lmamal›d›r.


Parti inflas› tarihin her bir döneminde ortaya ç›kacak bir olgudur. Yani partiler kedi tarihi süreçlerinde önüne koymufl görevlerde o an›n gereklerine göre süreç tespit eder ve bunu PART‹ ‹NfiASI olarak kabul eder. Ve hiç ak›ldan ç›karmamam›z gereken olgu da PART‹ ‹NfiASI’n›n sürekli olufludur. Vermifl oldu¤umuz mücadele baflar›ya ulaflm›fl m›, ulaflmam›fl m›? Ulaflm›flsa

arti inflas› tarihin her bir döneminde ortaya ç›kacak bir olgudur. Yani partiler kedi tarihi süreçlerinde önüne koymufl görevlerde o an›n gereklerine göre süreç tespit eder ve bunu PART‹ ‹NfiASI olarak kabul eder. Ve hiç ak›ldan ç›karmamam›z gereken olgu da PART‹ ‹NfiASI’n›n sürekli olufludur.

P

neyi, nas›l, hangi bak›fl aç›s›yla yapt›k? Ulaflmad›ysa niye yapamad›k? Ama bu, bir sürece has bir olgudur. Süreç içinde önümüze koydu¤umuz görev tamamlan›rsa, o saatten sonra bir de¤erlendirmeye ba¤l› olarak önümüze yeni koymufl oldu¤umuz görev bafllar ve parti inflas›n›n sürekli oluflu bundan kaynakl›d›r. Yeniden infla ise gerçek anlamda özünden uzaklaflm›fl, bir Komünist Parti niteli¤inden ç›km›fl, çizgisinden sap›lm›fl, varolan parti çizgisi uygulanmay›p da revizyonist çizgide ›srar eden, devrim mücadelesi vermeyen, Marksizmin üç bilefleni hakk›nda kafas› net olmayan, partiyi iktidar mücadelesinden uzaklaflt›ran, sa¤ teslimiyetçi, parlamenter mücadele hatt›nda partiyi konumland›rmaya çal›flan, ama o partinin çizgisi, savundu¤u görüfllerin MLM olmas›na ra¤men bunlar› uygulamayan, yasal mücadele zemininde duran, bu noktada ›srar eden reviz-

yonist-oportünist önderlikler taraf›ndan yönetilen vb. vb. bir partide, do¤al olarak önümüze yada o durumda olan partilerin önüne yeniden infla anlay›fl› tan›m› uygundur. Bunu do¤ru temelde ele almak gerekiyor. Zira yeniden infla anlay›fl›n› her Komünist Partisinin önüne koyup “ç›k›fl yolu bunu sa¤lamakt›r” gibi bir anlay›flla hareket edemeyiz. Esas olarak yukar›da örneklendirdi¤imiz temelde bir geliflim varsa, o Komünist Partisinin süreci YEN‹DEN ‹NfiA olarak adland›r›l›r. Zira Baflkan Gonzalo yoldafl PKP için bu tan›m› çok do¤ru bir temelde çözümlemifl ve “Partinin yeniden inflas›n› sa¤lamak” olarak sorunu ortaya koymufltur. fiunu unutmayal›m ki, yeniden infla anlay›fl› eski tipte kalm›fl mücadelenin gereklerini yerine getirmeyen, parti iktidar› revizyonist, oportünist önderlikler taraf›ndan gasp edilen partide, Partinin BolflevikMaoist parti iflleyifli ve çizgisi, anlay›fl›, MLM bak›fl aç›s›, revizyonist önderlikler taraf›ndan tamamen tecrit edilmeye çal›fl›lan veya tecrit edilmifl düflünceler y›¤›n› haline getirilen bir partide yeniden infla parti anlay›fl›n›n olmas› bir zorunluluktur. Sonuçta flu bir gerçektir ki, yeni tipte Bolflevik/Maoist Partinin yeniden infla edilmesi esas olarak PKP gibi uzun y›llar revizyonizmin, modern revizyonizmin etkisi alt›nda kalm›fl olan partiler için olmas› do¤ald›r. Onun d›fl›nda MLM çizgisi, anlay›fl› olan, stratejik önderli¤i genel siyasi hatt›

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

57


PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

58 iddias› ve askeri hatt› olan partiler için yeni olan infla anlay›fl›n› savunmak flabloncu bir yaklafl›m olur ve süreç özgüllükleri, yaflanm›fl olan gerçekler göz ard› edilerek soruna yaklafl›lm›fl olunur. Yani süreçlerde ortaya ç›km›fl olan durumu tam olarak tahlil edip sürece uygun olan politikay› belirleyip analizsentez iliflkisini do¤ru kavramal›y›z ve hayata geçirmeliyiz. Parti inflas› ise yeniden infla anlay›fl›ndan, özünden farkl›d›r. Bu ikisini birlefltirip bir yapmaya çal›flmak gerçek anlamda beyhude bir çaba olur. ‹kisi ayr› ayr› fleylerdir ve kesinlikle birbirine kar›flt›r›lmamal›d›r. Peru’da PKP uzun y›llar revizyonizmin etkisi alt›nda kalm›fl, çizgiden uzaklaflm›fl, Mariatequi’nin çizgisi terk edilmifl ve parlamenter kriterizma-ahmakl›k-çizgisi hakim olmufltur. Peru’da komünistler yeni tarz›, yeni tipte anlay›fl› ortaya koyarak hareket etmifltir. E¤er bu ay›r›m noktas› siliklefltirilirse PKP’nin yaflad›¤› süreç her partiye uyarlanabilir gibi sakat bir yaklafl›mla hareket edilmifl olunur. Zira flunu rahatl›kla ifade edebiliriz ki partinin yeniden inflas› demek Peru’da fludur: Yeniden infla anlay›fl› ekseninde, kurucu önder Mariatequi’nin çizgisi onaylan›rken, sadece onunla s›n›rl› kalmaz, ayn› zamanda devrimin çizgisini de oluflturmak ile yola ç›k›l›r ve bu da yeni çizginin Marksist-Leninist-Maoist tarzda yeni önderli¤in ortaya ç›kmas› ile pekala mümkün-

dür. Yeniden infla anlay›fl› PKP’de böyle yaflanm›flt›r. Baflkan Gonzalo yoldafllar sadece Mariatequi’nin çizgisine sahip ç›kmakla, sürecin yeniden infla olarak tan›mlad›¤›n› iddia etmezler. Dahas› da¤›n›k olan partinin toparlanmas›, iç mücadele, iki çizgi mücadelesi, revizyonizme karfl› mücadele, eylem ve irade birli¤inin sa¤lanmas›, Halk Savafl›n› bafllatmaya partiyi haz›r etme vb. ekseninde partinin yeniden inflas› temelinde hareket edilmesi gerekti¤ini çok net bir flekilde ortaya koymufltur. Soruna bu temelde yaklafl›p bakmad›¤›m›zda, herhangi bir parti sürecinde oportünist çizgi ve önderliklere karfl› da partinin yeniden inflas› anlay›fl› savunulmufl olur. Bu, oportünist önderliklere karfl› mücadeleyi, yeniden infla anlay›fl› sorunu olarak ele almak özünde sekter “sol” yaklafl›m›n bir ürünü olarak ortaya ç›kar. Çünkü süreç parti inflas›n›n tamamlanmas› iken, üst boyutta bir sürecinin “sol” sekter bir flekilde ele al›nmas› ile ortaya konulan anlay›fl, partide istedi¤i bir yaklafl›m› oturtamaz. PKP kendi özgül sürecini parti, devrim, önderlik sorunu olarak ele alm›fl ve “önümüzdeki görev partinin yeniden inflas›d›r” demifltir. PKP belgeleri ve bizzat Baflkan Gonzalo yoldaflla yap›lan röportaj, “Baflkan Gonzalo Konufluyor” adl› belge incelenirse bu çok aç›k bir flekilde görülecektir. Bu sorunun ikili niteli¤ini açmaya devam edersek, Mariatequi’nin çizgisinin onay-

lanmas›, yeni bir çizginin onaylanmas›, yeni bir ideolojinin Marksizm-LeninizmMaoizm çizgisi ve rehber düflüncenin onaylanmas› ile çizgi ortaya konmufl oluyordu. Baflkan Gonzalo yoldafl Mariatequi’nin düflünceleri ile rehber düflüncenin sentez halinde ortaya ç›kmas›n› baflarm›flt›r. Yeniden infla anlay›fl› bir bütün olarak partide tepeden t›rna¤a bir rektifikasyon (düzeltme) kampanyas› fleklinde; siyasal, ideolojik, örgütsel, askeri olarak yeniden infla edilmesi anlay›fl›n›n yaflama geçirilmesidir. Bu anlay›fl oturunca temelinde Halk Savafl› olmas› itibariyle parti içi iki çizgi mücadelesi, Halk Savafl›, partinin askerilefltirilmesi ve ona ba¤l› olarak Halk Gerilla Ordusunun askerilefltirilmesi süreci, yeniden infla süreci bittikten sonra, bunlar devam eder geliflir. Ama flunu bir kez daha belirtelim ki, yeniden infla anlay›fl› Halk Savafl› bafllamadan 1978-79 y›l›nda tamamlanm›fl oluyordu ve PKP yeni kimli¤ine geçip, gerisini pratikte, Halk Savafl› süreci içinde halledilecek meseleler olarak görüyordu. Ama bu konuda bir anlay›fl da elbette ortada vard›r. Yani “Halk Savafl›na bafllad›ktan sonra hallederiz” gibi bir yaklafl›mla, gelece¤e ertelenmifl bir görevler sistemati¤i b›rakmam›fllard›r. PART‹ ‹NfiASI ‹LE YEN‹DEN ‹NfiA ANLAYIfiI 1912 sonras› Lenin yoldafl Bolflevik tipte partilerin


Proletarya Partisi fleklinde PKP nezdinde daha iyi anlaortaya ç›kmas› anlay›fl›n› or- fl›l›r. 78-79 süreci Halk Savataya koyarken, o dönemlerde fl›n› bafllatmaya haz›r olduMenflevik yap›lardan kopa- ¤unda o süreç art›k tamamrak Bolflevik Parti anlay›fl›n› lanm›fl olur ve kati bir suretortaya koyuyordu. Devrimci- le bir kez daha kullan›lmaz. lerin görevinin proletaryan›n Tekrar kullan›lmas›n›n geideolojisi do¤rultusunda yeni rekleri, olgular› ortaya ç›ktipte Bolflevik Parti kurmak, madan her süreçte yeniden infla etmek oldu¤u ve Komü- infla demek iki olguyu birbinist Partilerin görevinin de, rine kar›flt›rmak olur. s›n›f savafl›m›n› gelifltirmek, E¤er Mariatequi ve Baflülkelerinde devrim yapmak kan Gonzalo yoldafllar›n çizoldu¤u Leninist anlay›fl›n› gisi terk edilir, parti tasfiye ortaya net bir flekilde koyu- edilir veya revizyonizmin yordu. girdab›nda bo¤ulursa, Halk PKP de 1928’in 7 Savafl› verilmezse, Peru geriEkim’inde kuruldu¤unda ci rejimi ile uzlafl›l›rsa, parti Marksist-Leninist anlay›fla fesh edilirse, göre kurulmufl, infla edilmiflteslimiti. Daha sonraki süreçte PKP y e t Yeniden içinde 1930’da Mariateinfla anlay›fl› qui’nin hayat›n› kaybetmeekseninde, kurucu si, çizginin terk edilmesi, savunulmamas› süreci önder Mariatequi’nin yaflan›yordu. çizgisi onaylan›rken, PKP’de Leninist sadece onunla s›n›rl› Fraksiyon olarak ortakalmaz, ayn› zamanda ya ç›kan Baflkan Gondevrimin çizgisini de oluflturzalo yoldafllar›n grubu mak ile yola ç›k›l›r ve bu da ise parti içinde iki çizgi yeni çizginin Marksistmücadelesi vererek Leninist-Maoist tarzda partiyi yeniden infla yeni önderli¤in ortaya edeceklerdi. ç›kmas› ile pekala Burada PKP’nin yaflamümkündür. d›¤› süreci ele al›p da, herhangi bir Komünist Partiye uygulaman›n, MLM bak›fl poliaç›s› olmad›¤›n› bir kez daha tikas› iztekrarlayal›m. Zira, ondan da lenirse; orada komünistlerin öte süreç de¤erlendirmesi, görevi partiyi yeniden infla neyin ne oldu¤u tam olarak etmek fleklinde tezahür bulakavranmadan siyasal ve ide- bilir. Bunun d›fl›nda bu koolojik yaklafl›mdan uzak bir flullar oluflmadan hiçbir paryaklafl›mla soruna bakmak tinin böyle bir yönelimi ololur ki; bu da özünde siyasi madan yeniden inflay› savungeriliktir, subjektif bir bak›fl mak, ki burada stratejik önaç›s›d›r. derlik oportünist olsun veya Yeniden infla bafll› bafl›na tasfiyeci yönelimleri varolsadece bir dönemi kapsaya- sun, bu durum parti inflas› cak bir olgudur. O süreç, iken kalk›p yeniden infla der-

sek subjektif abart›l› de¤erlendirmelerde bulunmufl oluruz. Bu anlamda sorunu do¤ru bir flekilde tespit edip onun üzerinden yükselmeliyiz. Olguyu do¤ru olarak tan›mlayamad›¤›m›zda do¤ru sonuçlara da ulaflamay›z. “Parti hakk›nda, önce bir parti için ihtiyac› görelim; daha sonra onun inflas›n› onun flimdiki rolü ile ele alaca¤›z. Devlet iktidar›n› ele almak için bir partinin zorunlulu¤u, Marksizm’in kesin esaslar›ndan biri olagelmifltir. Yeni tipte bir MarksistLeninist-Maoist parti olmaks›z›n, proletarya ve halk için devrim olmaz. Bu, hiçbir komünistin es geçemeyece¤i ve biz Perulu komünistlerin mücadelesini verdi¤i büyük bir gerçekliktir. Peru Komünist Partisi, 7 Ekim 1928’de Jose Carlos Mariatequi taraf›ndan sa¤lam bir Marksist-Leninist temelde kuruldu, O bu temeli Peru toplumu hakk›ndaki toprak sorunu, emperyalist tahakküm, Peru proletaryas›n›n rolü, programatik noktalar gibi temel araflt›rmalardan ç›karm›fl ve genel bir politik çizgi ile nihayet özgül çizgileri koymufltu. Fakat kurucu 1930’da öldü, iki y›ldan daha az bir zaman sonra, birinci kongre dahi tamamlanmam›flken, bu yüzden önceden zaten geliflerek s›çrama e¤ilimi tafl›yan partinin kendisini toparlayacak zaman› yokken, Mariatequi ve onun çizgisi aç›kça sorunu koymuflken, Rovines çizgiyi de¤ifltirdi. Böylece oportünizm, s›n›f ve devrim için vahim bir sonuçla parti içindeki iki çizgi mücadelesi içinde parti

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

59


PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

60 önderli¤ini gasp etti ve kendi otoritesini dayatt›. Prado’nun temsil etti¤i 1939 seçimlerinde, komprador burjuvaziye hizmet eden parlamenter kriterizme gitti¤i a盤a ç›kt›. Sonra 2. Dünya Savafl› esnas›nda faflizme karfl› mücadele ad› alt›nda yap›lan sahte bir ‘kurulufl kongresi’ ile Yanki emperyalizminin tahakkümü için kapitülasyon, yerli komprador burjuvazinin ve feodal toprak a¤alar›n›n yönetimi anlam›na gelen Browder revizyonizminin rehberli¤i alt›ndaki ‘ulusal birlik’ adl› genel politik hatta uyum sa¤lad›lar. Ard›ndan bu durum bir demokratik durumun sebep oldu¤u af ile, partiyi, 1945 seçimlerine APRA partisi ile beraber oluflturdu¤u ‘Ulusal Demokratik Cephe’ye soktu; bu yeni seçim maceras› parti balonunun Odria’n›n 1948 darbesiyle patlamas›yla sona erdi. 60’l› y›llar›n bafllar›nda, Baflkan Gonzalo’nun kurdu¤u fraksiyon Ayacucho Bölge Komitesi içinde geliflmeye bafllad›. Fraksiyondan kas›t, Lenin’in bize ö¤retmifl oldu¤u flekliyledir: ‘Bir parti içerisindeki bir kesit (section-çn) hemfikir insanlar›n öncelikle partiyi belirli bir yönde etkilemek amac› için parti içerisinde kendi ilkelerinin en saf biçimde kabulünü güvenceye almak amac›yla oluflturduklar› bir gruptur. Bunun için gerçek görüfl birli¤i zorunludur.’ Fraksiyon dünya çap›nda s›n›f mücadelesinin gelifliminin, özellikle Marksizm ve revizyonizm aras›nda Mao Zedung Düflüncesi’nin de kat›ld›¤› büyük mücadelenin ürünüydü

ki, MZD bilindi¤i gibi 1960’lar›n ortalar›nda Baflkan Mao’nun Marksizm-Leninizm’i gelifltirmesiyle ortaya ç›km›flt›. Bu, fraksiyon geliflimi aç›s›ndan ilkesel ve tayin edici bir faktördü. Ayn› zamanda, Peru toplumunun geliflmesiyle, bürokrat kapitalizmin ilerlemesi, kitlelerin keskinleflen s›n›f mücadelesi, politik faaliyetin koyulaflmas› ve silahl› mücadele propagandas›n›n geliflmesi ve fraksiyonun ç›kt›¤› bölgenin kendisindeki geliflmelerle (ki bölge gittikçe sertleflen yar›feodalizmin çöküntüsü alt›ndayd› ve köylüler özellikle militan bir tarzda uyanmaya bafllayarak tüm ülkeye benzer yolu aksettiriyordu) sa¤lanan esasl› bir temel vard›. Bu dönemde, parti içerisinde Marksizm ve revizyonizm aras›ndaki mücadele derinleflti. Ayacucho Bölge Komitesi’nin bafl›n› çekti¤i fraksiyon, Del Prado ve hempalar›yla savaflt› ve partiyi, Del Prado ve flürekas›n›n defedildi¤i 4. Ulusal Konferansa götürdü. Bundan sonra Fraksiyon, ülke çap›nda geliflti. Baflkan Mao’nun gelifltirdi¤i Marksizm-Leninizm ile Çin Komünist Partisi’nin büyük dersleri ve deneyimleri bu ilk geliflmede hayati ve tayin edici rol oynad›. O günden bu yana, hem Marksizm-Leninizm-Maoizm için ilk kararl›l›¤›m›z› hem de onu kendi flartlar›m›za uygulamam›z› daha da gelifltirdik. Kas›m 1965’teki 5. Ulusal Konferans’tan sonra parti içindeki iki çizgi mücadelesi içinde, fraksiyon, devrimin üç büyük silah›n› infla için savaflmaya bafllad›. Parti, si-

lahl› kuvvetler ve birleflik cephe. Silahl› mücadele için devrimci silahl› kuvvetlerin inflas›n› esas görev olarak saptayan konferans›n politik hatt› ›fl›¤›nda bu üç görevin yerine getirilmesi talep edildi. Fakat bin dereden su getiren revizyonizm, ilkesel görevinin icras›n› engelledi ve karfl› koydu; bu flartlar alt›ndaki fraksiyon “kahraman savaflç›” temeli üzerinde ‘Partiyi Yeniden ‹nfla’ için ça¤r› yapt›, bir ideolojik birlik ve partiyi merkezilefltirme örgütlenmesinin lüzumunu yeniden onaylad›. Bu ifllem her biri kendisine uygun politik stratejisi olan üç periyotta yürütüldü: 1)Yeniden ‹nfla Sorunu’nda tayin edici olan ‘k›rlardan flehirleri kuflatma’ politik stratejisinin rehberli¤idir. Bu noktada problem, bu yolla partiyi silahl› mücadele içerisinde infla etmektir ki, bu; köylü ve toprak sorunu muazzam önem tafl›maktad›r ve partinin a¤›rl›k merkezinin k›rlarda yerleflmesi için yaflamsald›r anlam›na gelir. Ayr›ca, ideolojik ve politik hatta tayin edici sorun ‘Mao Zedung Düflüncesini kendimize esas almak’ (o günlerde öyle söyleniyordu) ve ‘Mariatequi’ye tekrar sahip ç›kmak ve gelifltirmek’ üzerinde merkezileflmektedir ki, onun önemli bak›fl aç›lar›yla geliflim olsun. ‹ki önemli nedenden ötürü, Mariatequi’yi tekrar sahiplenmek yetersizdir: Baflkan Mao taraf›ndan MarksizmLeninizmin gelifltirilmesi ve Peru’daki bürokrat kapitalizmin geliflimi. Bu aflama Kruflçev revizyonizmine ve parti yaflam›nda onun çeflitli


görünümlerine karfl› mücadele esnas›nda yafland› ve Ocak 1969’daki 6. Konferans›n ‘Partinin Yeniden ‹nflas›’nda ‘Marksizm-LeninizmMao Düflüncesi (o zamanlar öyle söyleniyordu-flimdi Maoizm diyoruz) Mariatequi düflüncesi ve genel politik hat etraf›nda parti birli¤ini temel alma’ onaylamas›yla sona erdi. Bunu izleyen periyot 2) Yeniden ‹nfla’y› Yürütme idi, bu ‘Partiyi Yeniden ‹nfla Et’ politik stratejisi rehberli¤indeydi ve parti temelinde birli¤e uygundu. 1968 Ekim’inde bürokrat kapitalizmin geliflmesini derinlefltirme görevini alan, yükselen halk hareketlerini sindirme ve faflist bir politik bak›fl aç›s› rehberli¤inde Peru toplumunun korporativizesine çal›flan Valesco darbesi göründü. Bu periyot iki bölümde de ele al›nabilir. Birincisi, partiyi aç›k hale getirip kitle çal›flmas›na yo¤unlaflt›rmak ve legalizmin içine itmeyi arzulayan revizyonizmin bir biçimiyle, sa¤ tasfiyecilikle mü-

“Devlet iktidar›n› ele almak için bir partinin zorunlulu¤u, Marksizm’in kesin esaslar›ndan biri olagelmifltir. Yeni tipte bir MarksistLeninist-Maoist parti olmaks›z›n, proletarya ve halk için devrim olmaz. Bu, hiçbir komünistin es geçemeyece¤i ve biz Perulu komünistlerin mücadelesini verdi¤i büyük bir gerçekliktir.”

cadele dönemi. Tamamen bu politik düzlemdeki söz konusu hat, topra¤a el koyman›n yerine topra¤›n kamulaflt›r›lmas›n› ileri sürüyor, bahsedilen hükümetin faflist karakterini tamamen reddediyordu. Bu tasfiyeciler partiyi ele geçiremeyince, ahlaks›zca imha etmeye teflebbüs ettiler ve fraksiyon parti savunmas›n› harekete geçirdi. 1970’lerde bir ayr›l›k oldu ve fraksiyon parti önderli¤ini yüklendi, bundan sonra Yeniden ‹nfla ifllemini yürüttü. ‹kinci k›s›m revizyonizminin di¤er bir flekli olan ‘sol’ tasfiyecili¤e karfl› mücadeledir ki onlar, partiyi dört duvar aras›na s›k›flt›r›p imha etmeye çal›flt›lar, köylülükle çal›flman›n önemini reddettiler ve kitle çal›flmalar›n›n tümden imkans›zl›¤›n› savundular, çünkü onlara göre faflizm alt›nda kitle çal›flmalar› ve örgütlenmeleri mümkün de¤ildi. Faflizmi basitçe bir fliddet sorununa indirgediler ve daha da kötüsü kaç›n›lmaz fliddetle karfl›lafl›ld›¤›nda hiçbir fley yapmad›lar, fakat daha iyi

zaman› beklediler. Onlar ‘kapitalizmin nispi istikrar›’n› ve bunun sosyal sistemin sonucu oldu¤unu savunuyorlard›. ‘Hat yeterlidir’ diyerek Mariatequi’nin daha da gelifltirilmesini reddediyor, Maoizm adland›rmas›nda sorun görüyor ve ‘Saf Bolflevikler’ olmakla övünüyorlard›. Bu ‘sol’ tasfiyecilik 1975’teki Merkez Komitesi oturumunda ezildi. Bu dönemde Baflkan Mao Zedung’un tezleri temelinde, Peru toplumu hakk›ndaki politik anlay›fl›m›z, özellikle de bürokrat kapitalizm anlay›fl›m›z daha derinleflti. Bu sorun demokratik devrim anlay›fl› ve önderli¤i için temeldir. Gerçekten de bu kavram, birleflme taktikleri eflli¤inde büyük burjuvazinin bir grubunun kuyrukçulu¤unu milli burjuvazi ile birleflerek ve beraber mücadele ederek Valesco’nun ‘reform’ ve di¤er faflist ve korporativist planlar›n› destekleyen oportünist e¤ilimi kap› d›flar› etti ve bu kavram bugün de fevkalade yararl› olmaya devam ediyor.

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

61


PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

62 Partinin ideolojik-politik inflas›nda, özellikle Mariatequi düflüncesi ve genel politik hat -ki bu hat ilkin onun çal›flmalar›ndan al›nm›fl befl temel noktan›n senteziydi- anlay›fl›na bak›fl geliflti, ilaveten onu daha da gelifltirmeye lüzum var. Gizli ve aç›k çal›flma aras›ndaki iliflki tasvir edildi ve daha sonra partinin kitle çal›flmas› için destek alanlar› Leninist kriterine göre gelifltirildi; böylece, parti ile y›¤›nlar aras›ndaki ba¤lar› gelifltirmek için parti taraf›ndan kitle örgütlenmeleri yarat›ld›. Son dönem ‘Sonuçlar ve Esasa Yüklen’ politik stratejisinin rehberli¤indeki 3) ‘Yeniden ‹nflan›n Neticelendirilme’si dönemidir. Baflka bir deyiflle, yeniden infla sonuçland›r›lacakt›r. Ve silahl› mücadeleyi yükseltmek için esasa yüklenilecektir. Bu ifllemin geliflmesiyle parti kendi Yeniden ‹nfla’s›n› sonuçland›rmaya ve nelerin baflar›ld›¤›n›n muhasebesini bitirmeye çal›fl›yor, genel politik hatt› tan›ml›yor ve onayl›yor, partiyi a¤›rl›k merkezi k›rlar olmak üzere ülke çap›nda infla etmeyi sürdürüyor, silahl› mücadelenin özgünlüklerini tan›ml›yor ve köylüler aras›nda çal›flmay› gelifltirmek suretiyle silahl› mücadeleyi bafllatmak için esasa yükleniyordu. Gerisi, bu amaçlara ulaflmak için savafla sar›lmaya, hararetle sürdürmeye ve sa¤c›l›¤a karfl› amans›zca mücadele etmeye kal›yordu, bu sa¤c›l›k, ilkin sonuçland›rmaya karfl› ç›kan ve sonra genel politik hatt› ‘afl›r› solcu’ diye yaftalaya-

rak sald›ran ve sonuçta silahl› mücadelenin bafllat›lmas›na kudurmuflças›na sald›ran sa¤ oportünist hat içerisinde geliflmiflti. Bununla birlikte sebatla ve bilgece defalarca hüsrana u¤rat›lm›fl revizyonizmin bir di¤er flekli olan sa¤ oportünizm art›¤›, son örnekte devrimci fliddete, silahl› mücadeleye, halk savafl›na, partinin proletaryan›n iktidar› almas› için savaflma rolünü yerine getirmesine ve proletaryan›n tarihi misyonunu ilerletmesine karfl› koydu. 1977 Nisan’›nda yenilgi art›¤› sa¤ oportünistler; ‘silahl› mücadeleyi bafllatma amaçl› infla’ slogan› alt›nda ülke çap›nda partiyi infla için onay ile sonuçland›rmaya karfl› ç›kt›lar; Eylül 1978’de ‘Yeniden ‹nfla Muhasebesi’ ile ‘Mariatequi’nin genel politik hatt› ve geliflimi’nin onaylanmas› ve ‘Silahl› Mücadele Tasla¤›’n›n tasar›m›yla tekrar ses getirici bir hüsrana u¤rad›lar. Sonunda May›s 1979’daki 9. Geniflletilmifl Merkez Komitesi Oturumu’nda ‘Kesin ve Kararl› Silahl› Mücadeleyi Bafllat’ slogan› alt›nda al›nan kararla, sa¤ oportünist hat bafltan bafla ve tamamen yenilgiye u¤rad›. Parti tarihinin uzun bir dönemi kapan›yor ve di¤eri aç›l›yordu; Yeniden ‹nfla tamamlanm›flt› ve silahl› mücadeleli yeni bir aflama bafllayacakt›. fiuna net olarak ve kararl›ca dikkat çekmek gerekir ki, bu Sonuçland›rma döneminde, Baflkan Mao öldü¤ünde, parti uluslararas› proletaryaya, devrime, Marks, Lenin ve Mao’nun bayra¤›n› daima yükseklerde tutaca¤›na dair ant içti ve du-

yurdu: ‘Bugün Marksist olmak demek Marksizm-Leninizm-Mao Zedung Düflüncesini savunmak demektir.’ (fiimdi MarksistLeninist-Maoist diyoruz) Böylece Hua-Deng darbesi yap›ld›¤›nda, parti (kapitalizmin restorasyonu için yap›lan) Çin proletaryas›n›n diktatörlü¤üne, Büyük Proleter Kültür Devrimine ve dünya devrimine karfl› yap›lm›fl bu karfl›-devrimci darbeyi mahkum etti. Özetle, Peru Komünist Partisi infla edildi ve yeni tipte Marksist-Leninist-Maoist bir parti oldu¤u ve bir kez daha proletaryan›n iktidar› ele geçirmeye önderlik edecek ehliyette öncüsü örgütlendi: ‘Kesin ve Kararl›’ yol halk savafl›n› bugüne dek gelifltiren ilk kilometre tafl› olarak gözönünde bulundurmal›d›r. Sonra parti ikinci kilometre tafl›na ulaflt› ki bu Haz›rl›k’t›r; bu dönem parti program›n›n, Peru devriminin genel politik hatt›n›n ve bugün bize rehberlik eden parti normlar›n›n onayland›¤›, devrimci fliddete, halk savafl›na ve partiye, ordu ve Birleflik Cephe’ye bak›fl sorunlar›nda stratejik politik çözümlemelerin yap›ld›¤› bir dönemdi. Akabinde karar al›nm›flt›: ‘‹lk Bölük’ü Eylemler ‹çinde Piflir! Silahl› Mücadeleyi bafllatma ve gelifltirmede fliddeti savunarak somutlaflm›flt›r; yeni bir dönemi açmaya önderlik edelim ve onu yazmak için kan›m›z› verelim, yeni bir dönem partimizin ve halk›m›z›n tarihinin içindedir ve ‹lk Bölük’ü eylemler içinde piflirelim! 3 Aral›k 1979, Peru”


Konu özgülünde, fraksiyon ve Yeniden ‹nfla noktas›nda Baflkan Gonzalo yoldafl El Diaro taraf›ndan gerçeklefltirilen röportajda flunlar› belirtmekteydi: “Bu parti saflar› d›fl›nda pek az bilinen önemli bir konudur. fiununla bafllayal›m: Fraksiyon sorununa Lenin de¤inmifl, fraksiyonu, ilkelerin en saf biçimi etraf›nda eylemde sa¤lam bir flekilde birleflmifl ayn› düflünen insanlar grubu olarak kavram›fl ve fraksiyonun, mücadeleyi ilerletmek ve partiyi gelifltirmek için, siyasi tav›rlar›n› aç›k bir flekilde ifade etmesi gerekti¤ini belirtmiflti. Partimizde fraksiyonu infla ederken sahip ç›kt›¤›m›z, iflte bu Leninist anlay›fl olmufltur. Fraksiyonun oluflturulmas›na 1960’lar›n ilk y›llar›nda bafllanm›flt›r ve elbette ülkemize de yans›yan dünya çap›ndaki Marksizm ile revizyonizm aras›ndaki mücadele ile ba¤› vard›r. Fraksiyon, Peru’da devrimin nas›l gelifltirilece¤i sorununu ele almaya bafllad› ve bu meselelerin daha o zamanlar ülkemize yeni yeni ulaflmaya bafllam›fl olan Baflkan Mao Zedung’un eserlerinde ele al›nm›fl oldu¤unu gördü. Biz hangi meseleler üzerinde odaklaflt›k? Peru devriminin ideolojik ve politik olarak sa¤lam bir partiye ihtiyac› oldu¤unu, köylülü¤ün toplumumuzda esas gücü, proletaryan›n ise s›n›f› oluflturdu¤unu, ve izlememiz gereken yolun k›rdan flehire oldu¤unu belirttik. Faaliyeti bu flekilde gelifltirdik. Fraksiyon, Del Prado revizyonizmine karfl› mücadeleye katk›da bulundu, ve Del Prado

kli¤ini parti saflar›ndan sürüp atmak için birleflenlerin bir parças›yd›k. (...) Bu mücadele sonucu, partinin yeniden inflas›n›, fraksiyon tek bafl›na üstlenmek zorunda kald›. Lenin, gerçek devrimci bir fraksiyonun partiyi yeniden infla etmesi gerekece¤i bir an›n gelece¤ini söyler. Fraksiyon iflte bu görevi üstlendi. Burada flu soru gelebilir: Fraksiyon niçin partinin yeniden inflas›n› üstlendi? O zamanlar ve flimdi de moda oldu¤u gibi, neden baflka bir parti kurmad›? Birinci neden, çünkü parti 1928’de berrak Marksist-Leninist bir temelde kurulmufltu, dolay›s›yla büyük bir tecrübeye, hem olumlu hem de olumsuz derslerden oluflan bir tecrübeye sahipti. Ama dahas›, Lenin bize, sapan, yoldan ç›kan veya bafl afla¤› oportünizme batan bir partide oldu¤u zaman, görevin onu tekrardan do¤ru yola sokmay› amaçlamak oldu¤unu söyler. Bunu yapmamak siyasi bir suçtur. Bu nedenle fraksiyonun önemi, bu rolü baflarm›fl olmas›, ideolojiksiyasi temelden bafllayarak partinin yeniden inflas›na hizmet etmifl olmas›d›r. Kendimize, o zamanlar Mao Zedung Düflüncesi denilen Maoizm’i ve genel siyasi hatt›n tesis edilmesini temel ald›k. Fraksiyon, partiyi yeniden infla etmifl olman›n büyük flerefine sahiptir, ve bu tamamlanm›fl olunca da araç vücut bulmufl oldu: ‘yi¤it savaflç›’, Marksist-Leninist-Maoist, yeni tipte bir Komünist Partisi, örgütlü siyasi öncü mevcut hale geldi-s›k s›k hatal›

olarak ifade edildi¤i gibi, ‘siyasi-askeri örgüt’ de¤il de, halk savafl› yoluyla silah elde iktidar› ele geçirmek için gerekli bir parti varl›k kazand›” (Baflkan Gonzalo Konufluyor. Sayfa 16-17) Burada flunu belirtelim ki parti içinde, yani PKP içinde fraksiyon olarak tan›mlanan durum do¤ald›. Bu “oluflum” parti içinde parti gibi hareket etmiyor, parti birli¤ini parçalam›yordu. Tamamen parti ilkelerine ba¤l› kal›narak süreç içinde partinin gerçek anlamda bir Komünist Parti olmas› için mücadele veriliyordu. Böylesi dönemlerde çizgiden uzaklaflan, sapan partilerde çeflitli gruplar›n ç›kmas› normaldir. Bundan dolay› parti çizgisini oluflturmak için o dönemde fraksiyondan bahsediliyor. Yoksa tüm Marksist-Leninist-Maoistler bilir ki parti birli¤i hiziplerle ba¤daflmaz. Bu özgüllük anlafl›lmadan bir Komünist Parti’de bir fraksiyonu öngörmek normaldir demek siyasi miyopluktan baflka bir fley de¤ildir. Bu özgüllükler iyi hesaplanmal›d›r. Zira PKP aç›s›ndan sorun budur. Yeni tipte “yi¤it savaflç›” Halk Savafl› yoluyla silah elde iktidar›n ele geçirilmesidir bu durum. Bu özgüllük hesaplanmadan her sürece, her partinin durumuna yeniden infla anlay›fl›n ya da fraksiyon olmas› gerekir gibi bir yaklafl›mla yaklafl›rsak ayn› zamanda özgüllükleri iyi hesaplamad›¤›m›z›, somut flartlar›n somut tahlilini yapamad›¤›m›z için partiden hiçbir fley anlamad›¤›m›z› da teyit etmifl oluruz. Dolay›s›yla PKP kendi için-

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

63


PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

64 de bir özgüllük tafl›maktad›r. Burada partinin sa¤lamlaflt›r›lmas› temelinde soruna gelirsek parti içi iki çizgi mücadelesinin temel, esas oldu¤unu belirtmek yerinde olur. Zira bir parti içinde iki çizgi aras›nda ideolojik mücadele yoksa o parti kendini MLM temelde infla edemez ve süreklili¤ini sa¤layamaz. Sorun ayn› zamanda, parti çizgisinin ve dolay›s›yla stratejik önderli¤in süreklili¤ini sa¤lamakt›r, ve bu bizzat iki çizgi mücadelesi temel al›narak baflar›l›r. Bunu sa¤layamayan ve yapamayan bir partinin devrim yolunda emin ad›mlarla yürümesi mümkün de¤ildir. Sonuçta bu ayn› zamanda parti içinde bir iktidar mücadelesidir. Bunu böyle somutlamazsak ve bunun bir parti içi iktidar mücadelesi, s›n›f mücadelesinin kaç›n›lmaz bir yasas› oldu¤unu kavrayamazsak ve bunun özünün iki çizgi mücadelesi ve dolay›s›yla ideolojik mücadele oldu¤unu da kavramam›fl oluruz. Özü iki çizgi mücadelesidir. Bunu kati bir suretle kavramam›z gerekir. Çünkü ayn› zamanda bu sorun partiye hangi çizginin yön verece¤i sorunu ile direkt ilgilidir. Sorun esas anlamda parti merkezi çizgisi etraf›nda stratejik önderlik do¤rultusunda Parti Merkez Komitesinin, parti içinde iki çizgi mücadelesinin temel oldu¤u anlay›fl›yla hareket etmesi, önderlik etmesidir. Bu temelde parti birli¤i etraf›nda ideoloji, program ve merkezinde genel siyasi hat, askeri hat olmak üzere parti birli¤inin

inflas›n› sa¤lamakt›r. E¤er do¤ru bir temelde, parti önderli¤i alt›nda iki çizgi mücadelesi verilmezse, Baflkan Gonzalo yoldafl›n da belirtti¤i gibi parti infilak eder. Parti içinde iki çizgi mücadelesi her alanda verilir. Sonuçta parti s›n›fl› toplumun bir ürünüdür. Parti bir çeliflkidir. Dolay›s›yla içinde bulundu¤umuz toplumun al›flkanl›klar›n› da partiye tafl›r›z ve bundan dolay› parti içinde iki çizgi mücadelesinin sonucu olarak de¤iflim ve dönüflüme u¤rar›z. “Dolay›s›yla, proleter ideolojinin infla edilmesi için burjuva ideolojinin y›k›lmas› gerekir. Y›k›m olmadan yap›m olmaz. Gelene¤in, eski fikirlerin ve ideolojik sapmalar›n ölü yükü a¤›rd›r. Bu fleyler bar›flç›l bir flekilde ölüp gitmezler. Dolay›s›yla inflan›n kendi kendisini dönüfltürmesi muazzam çaba gerektirir. ‹nsanlar, özellikle de gerçe¤i proletarya ve halk›n hizmetinde de¤ifltirmeyi hedeflediklerinde dalg›n ve düflünceli de¤il, pratiktirler. ‹flte bu yüzden o eski tükenmifl ideolojinin üstesinden gelerek, dünyay› anlay›p, s›n›f›n ve ezilen halklar›n ç›kar› do¤rultusunda de¤ifltirmelerini mümkün k›lan tek ideoloji olan proletaryan›n ideolojisine sar›lmaktad›rlar.” (Seçimlere Hay›r. Halk Savafl›na Evet! Belgesinin ‹ncelenmesi Temelinde Rektifikasyon Kampanyas› Üzerine) Marksist-Leninist-Maoist ideolojinin yol göstericili¤inde; felsefe, ekonomi-politik, bilimsel sosyalizm konular›

temel al›narak –ki bunlar proletaryan›n biliminin üç bilefleni ve bu konularda bak›fl aç›s›n›n ortay› konulmas›n› içerir- ve bununla birlikte örgütlenme, kadro politikas›, savafl politikas› temelinde, parti içi mücadele kaç›n›lmaz olarak yaflan›r. Bu noktalarda eylem ve irade birli¤i yakalanm›flsa, parti ve örgütler sürece do¤ru bir flekilde müdahale edemezler. Bu noktada sorunu dogmatik tarzda, Marksizmin üç bilefleninin kabaca ele al›nmas› yada yüzeysel kavramas› ile sürece do¤ru bir flekilde önderlik yapamaz, müdahale biçimlerini gelifltiremeyiz. Sorun do¤ru bir önderlik etraf›nda parti ve önderli¤in inflas›n› sa¤lamak ve Halk Savafl› yoluyla silah elde iktidar›n ele geçirilmesini sa¤lamakt›r. “Bu kongre, partinin izledi¤i bütün süreçleri de¤erlendirmemizi, olumlu ve olumsuz dersleri ç›karmam›z› sa¤lam›flt›r. Bu kongre, parti birli¤inin temelini ve onun üç ö¤esini -1) ‹deoloji, Marksizm-Leninizm-Maoizm, Gonzalo Düflüncesi 2) Program ve 3) Merkezinde askeri hat olmak üzere Genel Siyasi Hat- onaylamam›z› sa¤lam›flt›r. Kongrenin bir di¤er baflar›s› da, iktidar›n gelecekte, tekrar ediyorum gelecekte, ele geçirilmesi için sa¤lam temeller atm›fl olmas›d›r. Kongreyi yapabilmemizi, halk savafl›n›n ortas›nda olmam›z› mümkün k›lm›flt›r. Bunu söylüyoruz, çünkü 1967’de beflinci kongrenin yap›lmas›n› önermifltik. Y›llarca çabalad›k ama yine de


65

ir parti içinde iki çizgi aras›nda ideolojik mücadele yoksa o parti kendini MLM temelde infla edemez ve süreklili¤ini sa¤layamaz. Sorun ayn› zamanda, parti çizgisinin ve dolay›s›yla stratejik önderli¤in süreklili¤ini sa¤lamakt›r, ve bu bizzat iki çizgi mücadelesi temel al›narak baflar›l›r. gerçeklefltiremedik. Neden? Bu, silahl› mücadeleye bafllamaya, silahlara sar›lmaya haz›rland›klar› zaman birçok partide vukuu bulanlar› dile getiriyor. Bu durumdaki partiler, bölünmelere, parçalanmalara yol açan büyük iç mücadeleler yaflarlar ve bu flekilde silah elde iktidar›n ele geçirilmesinin geliflmesi sekteye u¤rar. Bu, bizim 1978’de, kongreyi ilerde halk savafl›n›n seyri içinde yapmak üzere ertelememizi gündeme getirdi. fiöyle muhakeme yürüttük, bir kez savafl›n içinde oldu¤umuzda, halk savafl›na kim karfl› ç›kabilirdi ki? Bir kongre, ve silah elde, güçlü bir halk savafl› yürüten bir parti; bu durumda halk savafl›n›n geliflmesine kim karfl› ç›kabilir? Bu noktaya var›ld›ktan sonra, bize herhangi bir kayda de¤er zarar veremezlerdi.” (...) “Kongre bize büyük bir görüfl birli¤i kazand›rm›fl bulunuyor. Evet görüfl birli¤i. Biz Lenin’in talep etti¤ine

tamamen sa¤d›¤›z: Bizim her geçen gün, karfl›laflt›¤›m›z gibi karmafl›k ve zor durumlar›n üstesinden gelebilmesi için –ki geliflmekte ve geliflecek olan tayin edici anlarda bunlarla daha da fazla yüz yüze gelece¤iz- partinin görüfl birli¤ine sahip olmas› gerekir. Aç›k ve belirli bir çizgiye, ortak bir kavray›fla sahip olmak için, demirden bir birli¤e sahip olmak ve güçlü darbeler indirmek için mücadele etmeliyiz. Bu kongre bize görüfl birli¤ini kazand›rm›flt›r, fakat buna, alt›n› çizmek istiyorum, iki çizgi mücadelesi sayesinde var›lm›flt›r. Biz bu flekilde hareket ediyoruz. Neden bu böyledir? Bir kez daha tekrar ediyorum, parti bir çeliflkidir ve bir çeliflki mücadele halindeki iki yönden müteflekkildir. Bu böyledir ve bundan hiç kimse kaç›namaz. Dolay›s›yla partimiz bugün her zamankinden daha çok birlik içindedir, kararl›l›k ve azimle yerine getirmesi gereken yüce görevlerden

ötürü daha da birlik içindedir.(...) ancak alt›n› bir kez daha çizmeye de¤er bir fley daha var. Kongre partinin ve savafl›n evlad›d›r. Halk savafl› olmadan, 1928’de kuruluflundan bu yana 60 senedir bekleyen bu tarihi görev baflar›lamazd›. Ancak önemli olan fludur ki, kongre halk savafl›n›n geliflmesini güçlendirmektedir. Halk savafl›n›n kongrenin gerçekleflmesi için yapt›¤› katk›n›n yüz mislini, kongre halk savafl›na geri veriyor. Halk savafl› flimdi daha güçlüdür ve geçmiflten daha da fazla güç kazanacakt›r. Bütün bu nedenlerden ötürü, kongre, biz Peru Komünist Partisi üyeleri için ölümsüz bir zafer abidesidir ve partimizin tarihine damgas›n› vuraca¤›ndan eminiz. Kongrenin, Peru proletaryas›na ve Peru halk›n›n hizmetinde, uluslararas› proletarya, ezilen uluslar ve dünya halklar› hizmetinde büyük fleylere yol açaca¤›n› umut ediyoruz.” (Baflkan Gonzalo Ko-

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

B


PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

66 nufluyor, sf. 20-21-22) 7 Ekim 1928’de kurulan Peru Komünist Partisi 24 y›ld›r aral›ks›z olarak duraksamalar, yol üzerinde oluflan büküntüler olsa bile dünya devrimine hizmet etmek için halk savafl›n› sürdürüyor. PKP’nin yürüttü¤ü Halk Savafl›nda Marksizm-Leninizm-Maoizm’i rehber edinmifltir. Gonzalo Maoizm konusunda flunlar› dile getirmifltir: “Marksizm-tekrarlamam› maruz görün- büyük s›çramalarla geliflen diyalektik bir birliktir, ve aflamalar› yaratan bu büyük s›çramalard›r. Dolay›s›yla, bizim için, bugün dünyada var olan Marksizm-Leninizm-Maoizm’dir, esas olarak Maoizm’dir. Bugün Marksist olmak için, komünist olmak için, zorunlu olarak Marksist-Leninist-Maoist, esas olarak Maoist olmak gerekti¤i görüflündeyiz; aksi takdirde gerçek komünistler olamazd›k. Pek az hesaba kat›lan ve bugün yak›ndan incelenmesine kesinkes ihtiyaç olan bir meseleyi vurgulamak istiyorum. Kastetti¤im fley, Lenin’in emperyalizm hakk›ndaki muhteflem tezini Baflkan Mao Zedung’un gelifltirmifl olmas›d›r. Bu, bugün ve aç›l›p serpilmekte olan tarihsel aflama ortam›nda son derece önemlidir. Yine Mao’nun katk›lar› hakk›nda sade bir s›ralama fleklinde flunlar› belirtebiliriz: Mao, emperyalizmin kar›fl›kl›k ç›kar›p baflar›s›zl›¤a u¤rayaca¤›n›, tekrar kar›fl›kl›k ç›kar›p yine baflar›s›zl›¤a u¤rayaca¤›n› ve nihai sonlar›na kadar bunu sürdürece¤ini söylerken emperya-

lizmin kanununu tespit etmifl oluyordu. Ayn› zamanda, emperyalizmin geliflme sürecinde, ‘önümüzdeki 50 ila 100 y›l’ diye sözünü etti¤i, onun tabiriyle, yeryüzünde efli görülmemifl bir döneme iflaret etmifltir, ki, anlad›¤›m›z kadar›yla, bu y›llar zarf›nda emperyalizmi ve gericili¤i yeryüzünden silip süpürece¤iz. Ayr›ca bizim için, hele bugün kesinlikle bir kenara atamayaca¤›m›z bir döneme dikkat çekmifltir. ‘ABD emperyalizmi ile Sovyet sosyal emperyalizmi aras›nda bir mücadele döneminin bafllad›¤›n›’ söylemifltir. Bundan da öte, onun ‘emperyalizm ve tüm gericiler ka¤›ttan kapland›r’ fleklindeki muhteflem tezi hepimiz taraf›ndan biliniyor. Bu tez son derece büyük bir öneme sahiptir, ve Baflkan Mao’nun, bu ayn› tezi, karfl›lar›nda korkuya kap›lmam›z için hiçbir sebep olmayan ABD emperyalizmi ve Sovyet sosyal emperyalizmine karfl› uygulam›fl oldu¤unu iyice ak›lda tutmal›y›z. Ama ayn› zamanda, Baflkan Mao’nun Lenin’in dünyada bafllayan savafllar ça¤› hakk›nda söylediklerini yak›ndan takip ederek savafl›n geliflmesini nas›l kavrad›¤›n› ak›lda tutmam›z gerekir. Baflkan Mao bize, bir ülkenin, bir ulusun, bir halk›n, ne kadar küçük olurlarsa olsunlar, silahlara sar›lma cüretini gösterdikleri takdirde yeryüzündeki en güçlü sömürücüleri ve tahakkümcüleri yenebilece¤ini ö¤retmifltir. Dahas›, savafl sürecinin nas›l kavranmas› gerekti¤ini ve nükleer flantaja niçin boyun e¤mememiz gerekti-

¤ini ö¤retmifltir. Bunlar›n, Lenin’in emperyalizm hakk›ndaki muhteflem tezini Baflkan Mao Zedung’un nas›l gelifltirdi¤ini anlamak için ak›lda tutmam›z gereken baz› noktalar oldu¤u görüflündeyim. Neden bunda ›srar ediyorum? Çünkü, görüflümüzce, nas›l ki Lenin Marks’›n muhteflem eseri üzerinde yükseliyorsa, Baflkan Mao Zedung’un gerçeklefltirdi¤i geliflme de Marks ve Lenin’in muhteflem eseri yani Marksizm-Leninizm’i kavramadan Maoizm’i anlamam›z asla mümkün olamazd›.” (...) “Bugün, yar›n ve içinde yaflad›¤›m›z bu f›rt›nal› on y›llarda, proletaryan›n ideolojisinin tafl›d›¤› muazzam ve belirleyici ehemmiyeti görüyoruz. Birincisi, bilenen fleyleri tekrarl›yor olsak da, bu ideoloji, tarihteki nihai s›n›f›n teorisi ve prati¤idir. Proletaryan›n ideolojisi, enternasyonal proletaryan›n mücadelesinin ürünüdür. Ayn› zamanda, proletaryadan önceki mücadelelerin, özellikle köylülü¤ün mücadelesinin, köylülü¤ün yürüttü¤ü büyük yi¤it mücadelelerin, yani s›n›f mücadelesinin bütün tarihsel sürecinin incelenmesi ve kavranmas›n› içerir, bilimin ulaflt›¤› en yüksek inceleme ve kavrama seviyesini temsil eder. Özet olarak, proletaryan›n ideolojisi, Marks’›n bu muhteflem eseri, yeryüzünün görmüfl oldu¤u ve görece¤i en yüksek kavray›flt›r. Baflta saf›m›z ve halklar olmak üzere, insanlar› dünyay› dönüfltürmek için teorik ve pratik bir araç ile ilk


67 kez kufland›ran dünya görüflü, bilimsel ideolojidir. Ve Marks’›n öngördü¤ü her fleyin, bugün gerçekleflmifl oldu¤unu görebiliyoruz. Marksizm geliflmektedir. Marksizm-Leninizm ve bugün Marksizm-Leninizm-Maoizm olmufltur. Ve bu ideolojinin nas›l dünyay› dönüfltürmeye, devrimi gerçeklefltirmeye ve kaç›n›lmaz hedefimiz komünizme do¤ru bize önderlik etmeye muktedir tek ideoloji oldu¤unu görebiliyoruz. Önemi son derce büyüktür.” (Baflkan Gonzalo Konufluyor Sf-3,4,5,6) Elbette sorun sadece Marksizm-Leninizm-Maozm’i kavramakla bitmiyor. Ayn› zamanda ona uygun parti, önderlik, savafl çizgisi

ninizm-Maoizm’i de inceleyerek ortaya yeni bir fley ç›kartm›flt›r. Yaln›z burada önemli olan husus fludur; Birincisi, PKP aç›s›ndan genel siyasi hatt›n 1928 y›l›nda ortaya konmas› ve devam›nda bu çizginin inkar edilmesi, terk edilmesi süreci yaflan›yor. Bunu birinci bölümde ayr›nt›l› olarak aktarm›flt›k. Bu noktada önderlik kilit noktad›r. Bir komünist veya devrimci hareket kendi önderli¤ini infla edemezse, o hareket devrimi baflar›ya ulaflt›ramaz. Burada elbette sorun tek tek önderlerin ortaya ç›kmas› de¤ildir. Kolektif bir önderli¤in inflas› söz konusudur. Bu kolektif önderlik ise Parti Merkez Komitesi (PMK)’dir.

örne¤in Ekim Devrimi’ne bakt›¤›m›zda Lenin’i, Stalin’i, Sverdlov’u ve birkaç›n› daha, yani küçük bir grup görürüz; Çin Devriminde de ayn›s›, orada da küçük bir liderler grubu görülür: Baflkan Mao Zedung ve Kang fieng, Çiang Çing, Çang Çun Çiao yoldafllar ve di¤erleri. Bütün devrimler böyledir, ayn› flekilde bizim devrimimizde de. Biz bir istisna olamay›z. Her kural›n bir istisnas› oldu¤u burada geçerli de¤ildir, çünkü burada söz konusu olan baz› kanunlar›n ifllemesidir. Her sürecin önderleri vard›r, ancak flartlara göre bunlardan biri di¤erlerinden daha öne ç›kar veya di¤erlerinin bafl›n› çeker... Partimizde de, devrim ve

de gerekiyor. fiunu belirtelim ki, Baflkan Gonzalo Yoldafl Mariatequi’nin Peru devrimine iliflkin ortaya koymufl oldu¤u düflünceleri inceleyerek, bilince ç›kartm›fl ve onu sentezlemifllerdir. Sadece Mariatequi’nin düflüncesini de¤il, ayn› zamanda ona sevk eden proletaryan›n bak›fl aç›s›, dünya görüflü Marksizm-Le-

PKP özgülünde önderlik sorununa dair Baflkan Gonzalo yoldafl flunu belirtmektedir: “Bu konuda, kitleler, s›n›flar, parti ve önderler aras›ndaki iliflki meselesinde, Lenin’in tezlerini hat›rlamal›y›z. Biz, devrimin, partinin, s›n›f›m›z›n bir önderler grubu yaratt›¤› görüflündeyiz; bu her devrimde böyle olmufltur.

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

“Aç›k ve belirli bir çizgiye, ortak bir kavray›fla sahip olmak için, demirden bir birli¤e sahip olmak ve güçlü darbeler indirmek için mücadele etmeliyiz. Bu kongre bize görüfl birli¤ini kazand›rm›flt›r, fakat buna, alt›n› çizmek istiyorum, iki çizgi mücadelesi sayesinde var›lm›flt›r.” Halk Savafl›, proletarya, zorunluluk ve tarihsel tesadüflerin birleflimi sonucu bir grup önder yaratm›flt›r. Engels’in görüflüne göre, önderlerin ve bir en üst önderin yarat›lmas› zorunluluktur; ama bunlar›n somut olarak kimler olaca¤› tesadüf eseri olarak, baflka bir deyiflle belirli bir zaman ve mekanda somutla-


PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

68 flan bir dizi özgül flartlar taraf›ndan belirlenir. Bu flekilde, bizim durumumuzda da bir önderlik ortaya ç›kt›. Bu ilk kez partide 1979’daki Geniflletilmifl Ulusal Konferans’ta kabul edildi. Ama bu mesele, göz ard› edilmesi mümkün olmayan ve vurgulanmas› gereken temel bir meseleyi içeriyor. Geliflme derecesi ne olursa olsun, belirli bir düflünce sistemini kendine temel almayan bir önderlik mevcut olmaz. Bu konuda, kararlarda da ifade edildi¤i gibi, belli bir kiflinin, devrimin ve partinin lideri olarak söz sahibi olma durumuna gelmesi meselesi, bir tarihsel zorunluluk ve tesadüf meselesi ile, kuflkusuz Gonzalo Düflüncesi ile iliflkilidir. Hiçbirimiz, devrimin ve partinin her birimizden ne talep edece¤ini bilemeyiz, ama özgül bir vazife ortaya ç›kt›¤›nda yapmam›z gereken tek fley sorumlulu¤u üstlenmektir. Biz, Lenin’in tezlerine uygun olarak hareket ettik, ki bu hakl› ve do¤rudur. Kifliye tapma meselesi revizyonist bir formülasyondur. Lenin, önderlerin reddedilmesi sorununa karfl› bizleri uyarm›flt›, ayn› zamanda s›n›f›n, partinin ve devrimin kendi önderlerine, bundan da öte en üst seviyedeki önderlerine ve önderli¤ine sahip ç›kmas›n›n gere¤ini vurgulam›flt›. Burada vurgulanmaya de¤er bir fark söz konusudur. Önder, belirli bir mevkiyi iflgal eder, oysa en üst önder ve önderlik, bizim anlad›¤›m›za göre, partinin ve uzun bir çaba sonucu elde edilen ve kan›tlanan devrimci otoritenin ta-

n›nmas›d›r. Zafere ve s›n›f ideallerimizin gerçekleflmesine do¤ru önderlik ve rehberlik etmeye teoride ve pratikte muktedir olduklar›n› gösterenlerdir. Kruflçev kifliye tapma meselesini Stalin yoldafla sald›rmak için ortaya att›. Ama hepimizin de bildi¤i gibi, bu proletarya diktatörlü¤üne sald›rmak için bir bahaneydi. Bugün Gorbaçov, t›pk› Çinli revizyonistler Liu fiao-çi ve Deng Siao-ping’in yapt›¤› gibi, yeniden kifliye tapma meselesini bayrak yap›yor. Dolay›s›yla bu, özünde proletarya diktatörlü¤ünü, genel devrimci sürecin önderli¤ini ve önderlerini hedefleyen, onu bafls›z b›rakmaya amaçlayan, revizyonist bir tezdir. Bizim durumumuzda somut olarak hedefledi¤i, Halk Savafl›n› önderliksiz b›rakmakt›r. Bugün henüz bir proletarya diktatörlü¤ümüz yok, ama iflçilerin, köylülerin ve ilericilerin diktatörlü¤ü olan yeni demokrasinin normlar›na göre geliflen Yeni ‹ktidara sahibiz. Dolay›s›yla bizim durumumuzda bu süreci önderliksiz b›rakmay› hedefliyorlar; gericiler ve onlar›n uflaklar› bunu neden yapt›klar›n› çok iyi biliyorlar, çünkü devrimci önderlik ve önderler yaratmak kolay de¤ildir. Ve bir Halk Savafl›n›n, ülkemizdeki gibi geliflmekte olan bir Halk Savafl›n›n, liderlere ve bir önderli¤e, devrimi temsil eden, onun bafl›n› çeken bir bireye, ona tavizsiz kumanda etmeye muktedir bir gruba ihtiyac› vard›r. Özetle, kifliye tapma fesat bir revizyonist formülasyondur, bizim devrimci önderler hakk›ndaki,

Leninizm’e sad›k anlay›fl›m›zla hiçbir alakas› yoktur.” (age. Sf. 19-20) Burada önderlikten kastedilen olgu kuflkusuz tek bir kiflinin merkezi önderli¤i de¤ildir. Baflkan Gonzalo yoldafl Peru’da devrimin önderi olarak adland›r›l›yor. Her ne kadar bu düflünce ilk önce rehber düflünce olarak adland›r›lsa da daha sonra yap›lan kongrede Baflkan Gonzalo Düflüncesi olarak ele al›n›yor. Çünkü MLM’nin evrensel kanununu, istisnas› olmayan bir kanunu Peru özgülüne uyarlamas› ile bu hakl› zeminde yükselen merkezi birleflik önderlik savunulmazsa, stratejik önderlik olarak de¤erlendirdi¤imiz Merkez Komitesi üzerinde tek bir bireye indirgenen bir önderlik olsa, bu önderli¤in söyledi¤i her fley vahiy olarak de¤erlendirilse, o düflüncelerin üstüne yeni düflünceler eklemese, tafl tafl üstüne konmasa ölene kadar ona ba¤l› kal›nsa; sonra da “tek bir virgülüne bile dokundurtmay›z” sapk›n anlay›fl› geliflse vb. diye uzatabiliriz bunu elbette. Ama Peru özgülünde ve Nepal örne¤inde sorun bu de¤ildir. Burada stratejik önderlik olarak de¤erlendirdi¤imiz PMK önderler grubu içinde tek bir kiflinin bu önderler içinde daha da öne ç›kmas›, parti ve devrime önderlik etmesi söz konusu. Ayr›ca bu durum PKP içinde ele al›n›rken partide baflkanl›k sistemi vard›r. fiuras› aç›k ve nettir ki, Baflkan Gonzalo Düflüncesi denilen olgu gerçektir. Bu Peru özgülünde Nepal özgülünde nesnel bir olgudur. Yu-


kar›da yapm›fl oldu¤umuz al›nt›da kifliye tapma fesat revizyonist düflünce ile bunun hiçbir alakas› yoktur. Biz komünistler elbette tek bir kiflinin öne ç›kmas›n› sa¤lamay›z. Ama baz› tarihsel kesitlerde bu kaç›n›lmaz olacakt›r. Her ülkenin proletaryas›, ezilen halklar› ve onlar›n örgütü proletarya partileri bu önderler teslim oldu¤unda, geri döndü¤ünde, revizyonizme sapland›¤›nda vs. vs. onlar› bafl›ndan atmas›n› bilecektir. Bu nedenle kitleler bu flekilde e¤itilmelidir. Do¤al ve hakl› olarak Baflkan Gonzalo Yoldafl Sovyet ve Çin devrimlerinden örnekler vermifltir. Biz biraz daha bu çeperi geniflletelim. Bulgaristan, Küba, Arnavutluk, Vietnam devrimlerine bakal›m. Her devrimde bir önder grubu veya önder görürüz. Bulgaristan devriminde Dimitrov yoldafl›, komünist önderi görürüz. Vietnam’da Ho fii Minh ve V.N.

Giap gibi devrimci önderleri görürüz. Küba’da Fidel Castro ve Che Guevara’y› görürüz. Bu her devrimin karakterinde vard›r. Bugün TDH 71 silahl› radikal devrimci ç›k›fl›ndan sonra bir önderlik oluflturamam›fl, oluflturulan önderlikler afla¤› yukar› ayn› ak›bete u¤ram›flt›r. Elbette burada sorunun ikili karakteri var. Birinci sorun, komünistler aç›s›ndan süreklili¤i sa¤lanm›fl, istikrarl› bir önderler grubu oluflturamamak olmuflken, ki bunun bir çok nedeni mevcut. ‹kincisi de ülkemizde ulusal ve küçük burjuva karakterli hareketlerin oluflturdu¤u bir liderler olgusu var. En çarp›c› örnek PKK nezdinde Abdullah Öcalan liderli¤idir. Bu tamamen tarihsel bir süreçtir ve olumlu ve olumsuz yanlar bar›nd›r›r bu durum. Hareketi var eden ve yok eden böyle bir önderlik anlay›fl›na biz komünistler karfl›y›z. Ama flu da bir gerçektir

ki, ulusal bilincin geliflmesi, Kürt Ulusal Sorunun dünya çap›nda duyulmas› gerçekli¤inde PKK ve dolay›s›yla A. Öcalan’›n tart›flmas›z bir rolü vard›r. Burada ulusal ve küçük burjuva karakterli hareketlerin liderlik olgusunda proleter ideoloji ile ciddi farklar mevcuttur. Hiç kimse baki, kal›c› de¤il. Bu anlamda süreklili¤i sa¤lanm›fl önderlik yaratma hedefi bir anlamda çizginin, düflüncenin devam› ve süreklili¤ini sa¤lamakt›r. Önderlik olgusu PKP’de ise yine kolektif bir tarzda iflliyor. Baflkanl›k sistemi olmas›na ra¤men sadece baflkana tabi olmak gibi bir yaklafl›m yoktur. Toplumlar tarihine bak›ld›¤›nda flu kolayca görülür: Her hareketin ve dolay›s›yla her toplumun bir lideri vard›r. Hareket ve toplumlar o kifliyle an›l›r, özdeflleflir. PKP Mariatequi ve Baflkan Gonzalo yoldaflla, NKP(M) Prachanda yoldaflla, TKP/ML ‹. Kaypakkaya

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

69


PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

70 ile. Bu iflin do¤as›nda mevcut. Burada yine karfl›m›za ç›kan bir di¤er olgu da fludur: Maoizm formülasyonu savunulmadan önce Mao Zedung Düflüncesi deniliyordu. Bunun böyle adland›r›lmas› elbette komünist hareketin bir eksikli¤iydi. Baflkan Mao’nun katk›lar› yeterli derecede incelenmemifl olmas›ndan dolay› bu eksik tav›r içine girilmifltir. Ama PKP’nin bu noktada Uluslararas› Komünist Harekete katk›lar›ndan biri de hiç flüphesiz Maoizm formülasyonu olmufltur. Mao’nun katk›lar›n› düflünce olmaktan ç›kt›¤›n›, onu Maoizm ile adland›rarak Baflkan Mao’nun ML’ye yapm›fl oldu¤u katk›lardan dolay› üçüncü yüksek aflama, Maoizm aflamas›na ulaflm›flt›r diye PKP ve dolay›s›yla Baflkan Gonzalo yoldafl belirtmifltir. Burada Gonzalo Düflüncesi denilen olgu –tekrar üzerinde dural›m- fludur: Marksizm-Leninizm-Maoizm’in evrensel kanunlar›n›n somut olarak Gonzalo Düflüncesi ekseninde Peru özgülüne uyarlanmas›d›r. Burada Gonzalo Düflüncesi dendi¤inde anlamam›z gereken olgu budur. MLM’nin yarat›c› bir flekilde Peru’ya uyarlanmas›d›r. Bu düflüncenin uyarlanmas›na Gonzalo Düflüncesi deniyor. Hepimiz biliriz ki, MLM’ye bilimsel ve evrensel katk› olmadan yeni bir aflama olarak bir düflünce MLM’nin dördüncü bir aflamas› olarak ifade edilemez. Gerek Gonzalo Düflüncesi, gerekse Prachanda Yolu ola-

rak ifade edilen biçimler sadece kendi ülke özgüllükleri ile an›l›r. Bu anlamda Baflkan Gonzalo MLM’ye evrensel bir katk› yapmam›flt›r. Ama kendi ülkesi nezdinde o düflünce yarat›c› bir flekilde uyarlanm›flt›r. T›pk› Prachanda Yolu gibi. Burada hassasiyet konusunda flunlar› belirtelim ki, Asya toplumlar› için önderli¤in bir kiflide somutlanmas› bir gerçekliktir. Bunun tarihsel kökenleri var. Ama en genel anlamda dünya komünist-devrimci hareketine bakt›¤›m›zda tek bir kiflide somutlaflan önderler olgusunu görebiliriz. Örne¤in; Kaypakkaya Güzergah› denilen olgu nedir? Yine bir düflüncenin yol göstericili¤idir. Bunu böyle alg›larsak yanl›fl tart›flmalara varmam›fl, do¤ru sonuçlara ulaflm›fl oluruz. Devrimler tarihine bak›ld›¤›nda bir çok olumlu örne¤in yan›s›ra olumsuz örnekler de oldu¤unu görürüz. Ama biz olumlu örnekleri almal›, olumsuz örneklerin ne gibi olumsuzluklar içerdi¤ini ortaya koymal›y›z. Buraya Gonzalo Düflüncesi denilen olguyu bizzat Baflkan Gonzalo yoldafltan aktar›rsak daha iyi anlafl›laca¤›n›, kavran›laca¤›n› ummaktay›z. “Marksizm bize her zaman, meselenin evrensel gerçe¤in uygulanmas›nda yatt›¤›n› ö¤retir. Baflkan Mao Zedung bu nokta üzerinde son derece ›srarl›yd›. MarksizmLeninizm-Maoizm somut gerçe¤e uygulanmad›¤› takdirde, devrime önderlik edilemez, ne y›k›labilir ne de

yerine yeni bir düzen infla edilebilir. Gonzalo Düflüncesini do¤uran, Marksizm-Leninizm-Maoizm’in Peru devrimine uygulanmas›d›r. Gonzalo Düflüncesi baflta proletarya olmak üzere halk›m›z›n s›n›f mücadelesinde, köylülü¤ün durmak bilmeyen mücadelelerinde ve daha genifl dünya devrimi çerçevesinde, bütün bu alt üst olufl içinde evrensel gerçe¤in ülkemizin somut flartlar›na en sad›k bir flekilde uygulanmas›yla flekillenmifltir. Daha önce Rehber Düflünce olarak adland›r›yorduk. E¤er bugün parti, kendi kongresi arac›l›¤›yla Gonzalo Düflüncesi tabirini onaylam›flsa, bunun nedeni Halk Savafl›n›n geliflmesiyle bu Rehber Düflünce’de bir s›çrama gelifltirmifl olmas›d›r. Özet olarak, Gonzalo Düflüncesi, Marksizm-Leninizm-Maoizm’in somut gerçe¤imize uygulanmas›ndan baflka bir fley de¤ildir. Bu da Gonzalo Düflüncesi’nin, özgül olarak bizim partimiz için, ülkemizdeki Halk Savafl› ve devrim için esas oldu¤u anlam›na gelir, ve bunu vurgulamak istiyorum. Ama bizim için, ideolojimize evrensel çerçeveden bak›ld›¤›nda, bir kez daha vurguluyorum, esas olan Maoizm’dir.” (Baflkan Gonzalo Konufluyor, sf 6) ÖNDERL‹K B‹R MAESTRO OLAB‹LMEKT‹R Devrimler tarihine bakt›¤›m›zda flu sorunla karfl› karfl›ya kalmaktay›z; önder olunmakla, kitleler taraf›ndan önder olarak kabul edilmek ayr› ayr› fley-


lerdir. Birçok yaz›da önderlik normlar›na dair yaz›lar yaz›lmakta, Marksist-leninistMaoist ilkeler belirlenmekte. Ama, komünist önderler nas›l ortaya ç›km›flt›r, o konuya iliflkin yeterli bir doygunlukla yan›t verilmifl de¤ildir. Yan›t verilmedi¤i için de Dünya Komünist Hareketi ve en genel anlamda TDH bir önderlik sorunu yafl›yor. Kim ki yaflam›yor der, bu kendi sürecine abart›l› yaklaflt›¤› gibi gerçeklere gözlerini kapamaya devam ediyordur. Önderlik sorunu salt bugünün sorunu de¤il. 71 silahl› radikal devrimci ç›k›fl› sonras› TDH olarak bu sorun yaflan›yor. Baflka ülkelerde bu sorunlar komünistler öncülü¤ünde çözülmüfl veya çözülmeye, çözüme do¤ru gitmektedir. Peru, Nepal, Filipinler, Hindistan bu sorunu büyük oranda çözmüfltür. Ama Türkiyeli komünistler aç›s›ndan bu sorun halen afl›labilmifl de¤ildir. Dogmatik bak›fl aç›lar›m›z var. Kuflkusuz bir bütün olarak böyle bir tespit yapmak do¤ru olmaz. Var olan dogmatizmin kökeni ise bunun siyasal, ideolojik gerilik ve Türkiye, Türkiye Kürdistan› devrimine önderlik etmedeki yetersizliklerdir. Bunun nedeni de hiç kuflkusuz Türkiye toplumunu yeterince tan›mamakt›r. Önderlik bir Maestro gibi olabilmektir. Hangi enstrüman›n nerede nas›l çalaca¤›na do¤ru komutlar verebilmelidir. Bunun olmas› için de ülkeyi, toplumu iyi tahlil edebilmekle bafllan›r. Bir toplumun tan›mlanmas› ya-

p›lmadan onun devrimci mücadelesi verilmez. Rusya’da Lenin yoldafl, Çin’de Baflkan Mao yoldafl, Vietnam’da Ho fihi Minh, Küba’da Castro, Bulgaristan’da Dimitrov. Bunlar toplumun analiz ve sentezini yaparak devrimi baflar›ya ulaflt›rm›flt›r. Zira Peru, Nepal, Hindistan ve Filipinler de bu tarihsel süreçlerden geçerek ilerliyorlar. ‹flte Nepal stratejik sald›r› aflamas›nda. Bu konuda toplum tahlili yap›lmadan bir mücadele biçimi belirlemek ve ilerlemek söz konusu de¤ildir. Daha savafla bafllamadan önce bu tahlilin yap›ld›¤›n› belirtelim ki ayn› zamanda ‹. Kaypakkaya yoldafl da bu

Önder, belirli bir mevkiyi iflgal eder, oysa en üst önder ve önderlik, bizim anlad›¤›m›za göre, partinin ve uzun bir çaba sonucu elde edilen ve kan›tlanan devrimci otoritenin tan›nmas›d›r. Zafere ve s›n›f ideallerimizin gerçekleflmesine do¤ru önderlik ve rehberlik etmeye teoride ve pratikte muktedir olduklar›n› gösterenlerdir. araflt›rmay› yapm›flt›r. Ama derinlefltirme, pratikte maddi güce ulaflmas› katledilmesi ile kesintiye u¤ram›flt›r. Baflkan Gonzalo yoldafl bu konuda flunlar› belirtmektedir. “Ülkeyi inceledik, özellikle 2. Dünya Savafl›ndan itibaren, ve gördük ki Peru toplumu geliflme sürecinde karmafl›k bir duruma girmek-

tedir. Bizzat hükümetin kendi tahlili, 1980’lerin can al›c› sorunlar› içerdi¤ini gösteriyordu. Peru’da her on y›lda bir, on y›ll›k dönemin ikinci yar›s›nda bir krizin ortaya ç›kt›¤› görülebilir ve her kriz bir öncekinden daha kötüdür. Devrimin flartlar›n› oluflturan bürokrat kapitalizmi de tahlil ettik. 1980’lerde hükümetin seçimler sonucu el de¤ifltirmesi gerekiyordu ve yeni hükümetin devletin yönetimini tesis edebilmesi için bir buçuk y›l gerekecekti. Bundan dolay›, bürokrat kapitalizmin devrimin flartlar›n› olgunlaflt›rd›¤›, 1980’lerin –kriziyle yeni seçilmifl hükümetiylevs- zorlu y›llar›n yaklaflt›¤› sonucuna vard›k. Bütün bunlar Halk Savafl›n›n bafllat›lmas› için çok elveriflli bir konjonktür sunmaktayd›, ve yeni bir hükümet iflbafl›na geldi¤inde silahl› mücadeleyi veya bizim durumumuzda Halk Savafl›n› bafllatman›n mümkün olmad›¤› tezinin yanl›fll›¤›n› ispatl›yordu- gerçekler bu bak›fl aç›s›n›n yanl›fll›¤›n› a盤a ç›karm›flt›r. De¤erlendirmemiz buydu, yeni hükümet ifl bafl›na geçti¤inde durum böyleydi, ordu 12 y›l sonra hükümeti terk etmiflti ve ne bize karfl› hemen bir mücadeleye giriflebilirdi, ne de derhal devletin dizginlerini ele alabilirdi, çünkü politik olarak son derece y›pranm›fl ve prestijini yitirmifl durumdayd›. Bunlar somut olgular, gerçeklerdi. Biz kurucu meclise kat›lman›n yanl›fl oldu¤unu, tek fleyin onu boykot etmek oldu¤unu daha önceden söylemifltik, zira kurucu meclise kat›lmak ancak Peru devleti-

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

71


PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

72 nin yeniden yap›land›r›lmas›na ve flimdiki gibi bir anayasa elde etmeye hizmet edecekti. Bütün bunlar› önceden görmek mümkündü, bu durumda önceden görülmesi mümkün olmayan hiçbir fley yoktu. Bu nedenle Halk Savafl›n› hükümet ifl bafl›na gelmeden bafllatmak üzere temelleri atmay› bir süredir planl›yorduk, öyle de yapt›k. Silahl› mücadeleye 17 May›s’ta, seçimlerden bir gün önce bafllad›k. ” (age, sf. 3536) “Günümüz Peru toplumunun iflleyifli hakk›nda bir tahlile sahibiz, 1895’te ortaya ç›kan toplumu kastediyoruz. ‹çinde yaflad›¤›m›z toplumun o tarihte bafllam›fl oldu¤u ve üç döneme ayr›labilece¤i görüflündeyiz. Birinci dönem bürokrat kapitalizmin yay›lmas›n›n temelini döflemifltir; bürokrat kapitalizmin geliflmesinin derinleflti¤i ikinci dönem, ‹kinci Dünya Savafl›ndan sonra bafllam›flt›r, zira birinci dönem bu zamana dek devam etmifltir. Bürokrat kapitalizmin bu derinleflmesi devrimin flartlar›n› olgunlaflt›rm›flt›r. Halk Savafl›n›n 1980’de bafllamas›yla birlikte, üçüncü döneme, bürokrat kapitalizmin genel krizi dönemine girmifl bulunuyoruz. Günümüz Peru toplumunun çöküflü bafllam›fl bulunuyor, çünkü tarihsel olarak hurdaya ç›km›flt›r. Bugün flahit ol-

du¤umuz onun sonudur, ve koyulunmas› gereken tek do¤ru güzergah, onu topra¤a gömmek için muharebe vermek, savaflmak ve mücadele yürütmektir.” “Bürokrat kapitalizmin tezini neden temel tez olarak görüyorsunuz?” sorusuna ise; “Baflkan Mao Zedung’un bu tezini kilit nokta olarak görüfloruz, çünkü bu tezi kavramadan ve ele al›p kullanmadan, b›rakal›m demokratik devrimi sosyalist devrime do¤ru kesintisiz devam etmesi bir yana, demokratik devrimin kendisini gelifltirmek mümkün de¤ildir. Bafl-

kan Mao’nun bu tezini bir kenara b›rakmak gerçekten çok hatal› olur. Aç›kças›, geri ülkelerde kapitalizmin geliflmesi veya ba¤›ml› kapitalizmden söz ederek,

Mao’nun tahlillerini alt üst ediyorlar, ki bu devirimin niteli¤ini de¤ifltirmekten öte bir yere götürmez. Peru toplumunu ve geri diye tabir ettikleri toplumlar› ancak Baflkan Mao Zedung’u bafllang›ç noktam›z olarak ald›¤m››z takdirde anlayabilece¤imize inan›yoruz. Peru’da bürokrat kapitalizmin, 1895’te, demin anlatt›¤›m üç dönem içerisinde ortaya ç›kmaya bafllad›¤› görüflündeyiz. Anlay›fl›m›z flu flekildedir: kapitalizm, yar›feodal bir temel üstünde ve emperyalist tahakküm (bask›, zorbal›k-bn) alt›nda geliflmifltir. Bu geç do¤mufl bir kapitalizmdir-feodalizme ba¤l› ve emperyalist tahakküm alt›nda ortaya ç›kan bir kapitalizmdir. Baflkan Mao Zedung’un bürokrat kapitalizm ad›n› verdi¤i fleyi üreten flartlar bunlard›r. Bürokrat kapitalizm, ülke ekonomisini kontrol alt›nda tutan büyük tekelci sermayelere ba¤l› olarak geliflir. Bu sermaye, Baflkan Mao’nun dedi¤i gibi, büyük topraka¤alar›, komprador burjuvazi ve büyük bankerlerin sermayesinden oluflur. Dolay›s›yla bürokrat kapitalizm -yine tekrarl›yorum- feodalizme ba¤l›, emperyalizme ba¤›ml› ve tekelci bir tarzda ortaya ç›kar. fiunu da ak›lda tutmal›y›z, tekelcidir. Geliflmesinin belirli bir aflamas›nda bu kapitalizm devlet ikti-


dar› ile bütünleflir ve devletin iktisadi imkanlar›ndan yararlan›r, devleti iktisadi bir manivela olarak kullan›r, ve bu süreç büyük burjuvazinin bir di¤er kli¤ini, bürokrat burjuvaziyi yarat›r. Bu, zaten tekelci olan ve flimdi devlet mülkiyeti alt›na da giren bürokrat kapitalizmin daha da geliflmesine yol açar. Ama bütün bu süreç, devrimi olgunlaflt›ran flartlar› do¤urur. Baflkan Mao’nun bürokrat kapitalizm hakk›ndaki tezinde, siyasi aç›dan bir di¤er önemli kavram da budur. Bürokrat kapitalizmi kavrarsak, Peru’nun nas›l yar›feodal flartlara, bürokrat kapitalizme ve baflta Yanki emperyalizmi olmak üzere emperyalist tahakküme sahip oldu¤unu çok iyi anlar›z. Demokratik devrimin anlafl›lmas› ve yürütülmesi için kavranmas› gereken nokta budur. Evet, bürokrat kapitalizmin baflka ne gibi önemi vard›r? Baflkan Mao, demokratik devrimin baz› sosyalist ilerlemeleri gerçeklefltirdi¤ini ve bunlar›n zaten örne¤in (Çin’de-çn) k›rsal bölgelerdeki Üs Alanlar›nda ortaya ç›kan karfl›l›kl› yard›m ekiplerinde ifadesini buldu¤unu söyler. Demokratik devrimden sosyalist devrime geçebilmek için, ekonomik aç›dan bak›ld›¤›nda, bürokrat sermayenin bütününe el konulmas› flartt›r, bu yeni devletin ekonomiyi kontrol etmesini, yönlendirmesini ve böylece sosyalist devrimin geliflmesine hizmet etmesini sa¤lar. Görüflümüzce de bu stratejik anlay›fl büyük öneme sahiptir, ve –tekrar ediyo-

rum- maalesef bu gözard› edilmektedir ve gözard› edildi¤i müddetçe, içinde mücadele etti¤imiz bugünkü flartlarda demokratik devrimin ne oldu¤unu do¤ru olarak kavramak mümkün olmayacakt›r. Bürokrat kapitalizmi, do¤rudan kontrolü alt›nda tuttu¤u ekonomik üretim araçlar› ile devlet taraf›ndan gelifltirilen kapitalizm olarak görmek yanl›flt›r. Bu yanl›flt›r ve Baflkan Mao Zedung’un tezine uymaz. fiöyle düflünün bir: e¤er bürokrat kapitalizm sadece devletin mülkiyeti alt›nda olan kapitalizmden ibaret olsa ve devlet sermayesine el konulsa, bu durumda di¤eri yani devlet mülkiyeti alt›nda olmayan tekelci sermaye kimin elinde kalacakt›r? Gericilerin, büyük burjuvazinin. Bürokrat kapitalizmi tekelci devlet kapitalizmi ile bir tutan bu tan›mlama, revizyonist bir anlay›flt›r ve partimiz içinde sol tasfiyeciler taraf›ndan savunulmufltur. Bu nedenle, bu sorunun çok önemli oldu¤u görüflündeyiz. Bundan baflka, siyasi olarak, bu, büyük burjuvaziyi ulusal veya orta burjuvaziden berrak bir flekilde ay›rt etmemizi sa¤lar. Bu da, büyük burjuvazinin herhangi bir kli¤inin, ya komprador ya da bürokrat burjuvazinin, kuyru¤una düflmemek için meseleleri anlamam›za yard›mc› olur, zira revizyonizmin ve oportünizmin, Peru’da yapt›¤› ve bugün de yapmaya devam etti¤i budur. Büyük burjuvazinin bir kli¤ini ulusal ve dolay›s›yla ilerici burjuvazi olarak göstererek onlar› destekleme fleklin-

deki yanl›fl politika on y›llard›r savunulmaktad›r. Bürokrat kapitalizmin kavranmas›, tekrar ediyorum, ulusal burjuvazi ile büyük burjuvazi aras›ndaki fark› anlamam›z› ve Mariatequi’nin tesis etti¤ini tam anlam›yla ele alarak, benimsememiz gereken do¤ru taktikleri kavramam›z› sa¤lad›. Bu nedenle, bürokrat kapitalizmin son derece önemli oldu¤u görüflündeyiz. El Diaro: Bugünkü konjonktür ve sundu¤u ihtimaller hakk›ndaki siyasi ve iktisadi tahlillerimizi nas›l de¤erlendiriyorsunuz? Bu durum PKP aç›s›ndan elveriflli midir? Gericilik, revizyonizm ve oportünizm aç›s›ndan nas›l olur? Baflkan Gonzalo: Bürokrat kapitalizmin genel bir krize girmifl oldu¤u görüflündeyiz. Ayr›ca, görüflümüzce bu bürokrat kapitalizm do¤ufltan hastad›r, çünkü yar›-feodalizmden türemifltir (ya da ona ba¤l›d›r) ve emperyalizmden türemifltir. Aç›kt›r ki, yar›-feodalizmin zaman› geçmifltir, emperyalizm de ölüm yata¤›ndad›r. Tedavisi mümkün olmayan iki hastal›ktan muzdarip ölüm mahkumu bir ana-babadan ne tür bir çocuk do¤abilir ki? Çöküfl aflamas›na girmifl hastal›kl› bodur bir hilkat garibesi. Görüflümüzce kriz giderek keskinleflmektedir, baz› iktisatç›lar taraf›ndan bile belirtildi¤i gibi, bu içinden bir türlü ç›kamayan, sadece küçük iyileflme dalgalar›n›n görüldü¤ü, afla¤› yukar› 30 y›ld›r süren bir krizdir. Veya APRA’n›n kendi iç dokümanlar›nda söyledi¤i gibi, 1970’lerin ortalar›ndan bu yana süregelen bir krizdir.

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

73


PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

74 Her krizin bir öncekinden daha kötü oldu¤unu görebiliyoruz. ‹ki can al›c› on y›l›n, 1980 ve 1990’l› y›llar›n da birbirini takip etti¤i gerçe¤i buna eklenirse, durum meydandad›r. Kendileri ne diyorlar? Bugünkü hükümetin bir sonrakilere bu son derece ciddi durumu miras b›rakaca¤›n›, yerine gelecek olanlar›n da, bunlar›n kendi seçim yenilemesi yoluyla geleceklerini varsay›yoruz, kendilerine kalan sorunlar› bir flekilde düzeltmenin yollar›n› arayaca¤›n› söylüyorlar, dolay›s›yla 1995’e kadar herhangi bir geliflmeyi düflünecek bile durumda de¤iller -ve bu, zaten 20 y›l geride olan bir ülkede söyleniyor. Bu yüzden, bunlar›n gelece¤inin son derece karanl›k oldu¤u görüflündeyiz. Bu durum, devrim için, Halk Savafl› için, parti için elveriflli midir? Evet elverifllidir. Her fleyden önce ve esas olarak s›n›f ve halk için elverifllidir, çünkü bütün çal›flmalar›m›z onlar içindir, ki s›n›f›m›z kendisi yönetebilsin, önderlik edebilsin, halk özgürlü¤ünü kullanabilsin, as›rlard›r süren açl›¤›n› giderebilsin. Gericilik ve revizyonizm için hiçbir gelecek görmüyoruz. Onlar›n siyaml› ikizler gibi birbirine ba¤l› olduklar› ve böylece birlikte mezara gideceklerini düflünüyoruz. Görüflümüz budur.” (age. Sf. 47-48-49) Bu noktada tahliller, araflt›rma-incelemeler yap›lmadan bir devrim mücadelesi vermek zordur. Çünkü neye karfl› savafl›yoruz, neyi y›kmak istiyoruz; bu sorulara do¤ru yan›tlar verildikten

sonra, y›kt›¤›m›z›n yerine neyi infla edece¤iz sorusuna da do¤ru, bilimsel yan›tlar bulmal›y›z. Bu noktada ülke incelenip tahlil edildikten sonra, elbette buna karfl› savaflacak bir ayg›t› örgütlemek, yeniden infla etmek gerekiyor. Ki bu noktada köklü bir Marksist-Leninist olan Mariatequi’nin partisi yeniden infla edilmifl oluyordu. Halk Savafl› bütünlüklü bir stratejidir. Bir sefer bunu belirtelim. Gerilla Savafl› askeri aya¤›n› oluflturur. Yeni Demokratik Devrim devlet iktidar›n› ve sosyalizm inflas›n› öngörüyor. Birleflik ‹ktidar ama proletaryan›n önderli¤i alt›nda. Ekonomik olarak sosyalizme geçilen ve proletarya diktatörlü¤ünün tesisi ele al›nmaktad›r. Bu konuda Halk Savafl› noktas›nda flunu belirtelim ki, bu savafl ayn› zamanda yeni iktidar›n birimlerini, siyasi, ekonomik, kültürel altyap›s›n› oluflturmaya yöneliktir. Sonuçta emperyalizm bir karfl›-devrimci savafl stratejisi ile proletaryan›n savafl stratejisine karfl› koyaca¤› bir gerçektir. Bu noktada emperyalizm bafl›ndan itibaren Halk Savafl›na karfl› Çin’den Vietnam’dan bafllayarak karfl›devrimci savafl stratejisi uygulam›flt›r. Bu noktada iki savafl stratejisi karfl› karfl›ya gelmektedir. “Bafllang›ç noktam›z fludur: her s›n›f›n kendi özgül savafl biçimi, dolay›s›yla kendi stratejisi vard›r. Proletarya da kendi stratejisini, Halk Savafl›n› yaratm›flt›r ve bu üstün bir stratejidir. Burjuvazi bundan üstün bir stratejiye hiçbir zaman sahip

olamaz. Bundan da öte, proletaryan›nkinden daha geliflmifl bir strateji hiçbir zaman var olmayacakt›r. Bu, dünyadaki askeri süreçlerin incelenmesi meselesidir. Her s›n›f daima kendi savaflma biçimini ve kendi stratejisini yaratm›flt›r. Ve bu her zaman, üstün olan stratejiyi, kendisinden geri olan›n› ma¤lup etmifltir, ve yeni s›n›f her zaman üstün stratejiye sahiptir, Halk Savafl› budur. Bunun ispat› mevcuttur. Bunu flu flekilde ifade eden askeri tahlilciler vard›r: Komünistler, ilkelerini uygulad›klar›nda, hiçbir zaman tek bir savafl kaybetmemifllerdir, savafllar› sadece ilkelerini uygulamad›klar› zaman kaybetmifllerdir. Dolay›s›yla hareket noktam›z, üstün bir stratejiye, evrensel olarak kan›tlanm›fl bir teoriye sahip oldu¤umuzdur. Bizim sorunumuz, devrimimizi yapmak için bunu nas›l kullanaca¤›m›z meselesiydi. Sorun burada –ve hatta iflleme ihtimalinde yatar. Kararlaflt›rd›¤›m›z ilk fley, Halk Savafl›n› mekanik biçimde hayata geçirmemek oldu, çünkü Baflkan Mao Zedung mekanik uygulaman›n oportünizme ve yenilgiye götürdü¤ü yolunda bizi uyarm›flt›r. Halk Savafl›n› bafllatmay› kararlaflt›rd›¤›m›z 1980’de, Parti Merkez Komitesi’nde, dogmatik, mekanik de¤il, somut bir uygulama gelifltirmeye s›k› bir dikkat göstermeye karar verdik. Bu flekilde formüle ettik. Hareket noktam›z buydu. Evet, burada karfl›m›za ç›kan ilk soruna de¤inebiliriz. Karfl›m›za ç›kan ilk sorun, Halk Savafl›n›n baflla-


t›lmas›na karfl› ç›kan sa¤ oportünist çizgiye karfl› yürüttü¤ümüz antagonist mücadele oldu. Karfl›m›za ç›kan ilk sorun bu oldu. Bu sorunu temelde 9. oturumda çözdük, kal›nt›lar› ise 1980 fiubat Oturumunda tamamen ortadan kald›r›ld›. Karfl›m›za ç›kan ilk sorun bu oldu, ard›ndan daha önce bahsetti¤im partiyi ar›nd›rma mücadelesi gerçekleflti ve Merkez Komitesinin bizzat kendisinden baz› ö¤eleri güçlü bir flekilde ay›klamak zorunda kald›k. ‹flte böyle oldu, ancak güçlenmemiz ve savafl› bafllatmam›z da bu sayede oldu. K›rda ve flehirde yürütülecek savafla iliflkin bir plan›m›z

zaten mevcuttu. Önerdi¤imiz ilk plan, Bafllatma Plan›yd›. Siyasi Büroya silahl› eylemlerin nas›l gelifltirilece¤ini belirlemesi görevi verildi, ve askeri biçimle ilgili olarak tugaylar› esas alan plan› sunan bu organ oldu. Bu plan 1980’de tamamland›; ancak söylemek gerekir ki, silahl› mücadeleyi bafllatt›ktan iki hafta sonra ifllerin nas›l gitti¤ini tahlil etmek için geniflletilmifl bir Siyasi Büro toplant›s› yap›ld›, ve yeni bir fleyin do¤makta oldu¤unu, bunun Halk Savafl› oldu¤unu, silahl› eylemler oldu¤unu, taburlar oldu¤unu tespit ettik. Daha sonra, Savafl› Yayg›nlaflt›rma plan›n›

gelifltirdik. Bu daha uzun bir pland›, iki y›l› kaps›yordu, ama birkaç kampanyayla gerçeklefltirildi. Yeni iktidar biçimlerinin kristalleflmesi ve Halk Komitelerinin ortaya ç›kmas› bu plan›n sonunda oldu.” (age. Sf. 36-37) Halk Savafl› bafllad›ktan sonra Peru gericili¤i Halk Savafl›na karfl›, t›pk› di¤er ülkelerde Halk Savafl›, gerilla savafl› veren parti ve örgütlere karfl› kontr-gerilla savafl stratejisi olan Düflük Yo¤unluklu Savafl Stratejisi (DYSS)’ni uygulad›. Zira bu, proletaryan›n savafl stratejisine karfl› burjuvazinin savafl stratejisiydi. Katliam, jenosid yapmaya bafllad›lar. Hapishanelerde, flehirlerde, köylerde, üniversitelerde suçsuz günahs›z insanlar› katlettiler. Bu karfl› devrimci stratejinin uygulanmas› sorunu b›rakal›m devrimi engellemesini, bilakis onu ilerletmifltir. Çünkü ona karfl› alternatif politikalar üreterek bu karfl› devrimci savafl stratejisi uygulamalar›na karfl› ç›k›lm›flt›r. Proletarya ve halka karfl› gerici mesnadalar -bizdeki koruculuk gibi- çapulcu çeteler ç›kar›ld› karfl›lar›na. “Zor anlar yaflad›k m›? Evet. Ama gerçekler bize neyi gösterdi? Sebat edersek, siyaseti kumandada tutarsak, siyasi stratejimizi, askeri stratejimizi muhafaza edersek, net ve sarih bir plana sahipsek, o zaman mutlaka ilerleyebilece¤imizi ve her türlü kan dökümüne karfl› koymaya muktedir oldu¤umuzu. (Kan dökümüne karfl› kendimizi 1981’den bu yana haz›rl›yorduk, çünkü olmas› kaç›n›lmazd›. Dolay›s›yla

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

75


PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

76 ideolojik olarak zaten haz›rd›k, esas olan da budur.) Bütün bunlar güçlerimizi art›rmam›z› ve kat kat ço¤almam›z› sa¤lad›. Sonuç bu olmufltur. Baflkan Mao’nun flu söyledikleri do¤ruland›: Gericiler devrimi kana bo¤mak isterken hayal görüyorlar. Bilsinler ki böyle yaparak sadece devrimi beslemifl oluyorlar, bu karfl› koyulmaz bir yasad›r. Dolay›s›yla bu, iliklerimizde daha da kararl› ve sa¤lam olmam›z ve her zaman kitlelere sars›lmaz bir güven duymam›z gerekti¤ini bir kez daha vurguluyor.” (age. Sf.38) Bütün bu tarihsel süreçler içinde iki bölümde ele ald›¤›m›z yaz›da Mariatequi ve Baflkan Gonzalo yoldafl hakk›nda dolay›s›yla PKP hakk›nda yazd›klar›m›z›n belli bölümleri ile anlafl›lm›fl olmas›n› umut ediyoruz. fiimdi bir di¤er önemli hususa bakal›m: Halk Savafl› için önemli bir mesele olan; Partinin askerilefltirilmesi meselesi. “Partinin askerilefltirilmesi hususiyetine gelince, bizim partimiz tamamen Halk Savafl› deryas›na dalm›flt›r, tüm üyelerini savafl›n içinde flekillendirir, k›sacas› Merkez Komitemizin kararlaflt›rd›¤› gibi ‘Bizim merkezimiz savaflt›r.’ Di¤er önemli sorun ortak merkezli inflad›r ki özetle anlam› parti ekseni etraf›nda ordunun inflas› ve say›lan enstrüman›n inflas›, bunlarla beraber yeni devleti infla için Halk Savafl› içinde kitleleri bofland›rmakt›r. Göze çarpan önemli bir sorun, ‘Parti üyeleri önce ve öncelikle komünist, ve sa-

vaflç› ve yönetici olarak çal›fl›r’dan hareketle, devrim taraf›ndan talep edilen üç büyük görevin yürütülmesidir. Kitle çal›flmas› Halk Savafl› için ve bafltan sona gelifltirilmek zorundad›r. Önderlik anahtard›r ve karargah olmak zorundad›r. ‹ki çizgi mücadelesi sebatl› bir zorunlulukla her zaman gelifltirilmifl, böylece Halk Savafl› için partiyi ve di¤er örgütlenmeleri güçlendirmifltir. Yaflamsal ve tayin edici sorun politik hatt›n daha da gelifltirilmesidir: Biz, Peru toplumuna, politik konjonktürüne dair anlay›fl›m›z› ve askeri hatt›n esas›n›, özellikle Peru’daki savafl›n özgüllü¤ü ve k›rlar›n esas oldu¤unu unutmaks›z›n k›rda ve flehirde savafl›n nas›l eflza-

Baflkan Mao’nun flu söyledikleri do¤ruland›: Gericiler devrimi kana bo¤mak isterken hayal görüyorlar. Bilsinler ki böyle yaparak sadece devrimi beslemifl oluyorlar, bu karfl› koyulmaz bir yasad›r. Dolay›s›yla bu, iliklerimizde daha da kararl› ve sa¤lam olmam›z, ve her zaman kitlelere sars›lmaz bir güven duymam›z gerekti¤ini bir kez daha vurguluyor.” manl› yay›laca¤› hususunu hat›r› say›l›r flekilde derinlefltirdik. Nihayet kaç›n›lmaz flekilde, parti üyelerinin say›s› hat›r› say›l›r bir biçimde ço¤ald›, yan› s›ra kat›lan köylü yüzdesi çok yükseldi

ve partiye kat›lan genç ve kad›n say›s›nda epey art›fl oldu, ki bu baz› apaç›k sorunlara neden oldu fakat proletarya ideolojisinin güçlendirilmesi flart›yla büyük bir gelecekte bile çok önemlidir. (...) Bizim silahl› kuvvetlerimize gelince, Halk Savafl›, halk y›¤›nlar› ve parti, Halk Gerilla Ordusu’nu yaratm›flt›r ki, parti vas›tas›yla tesis edilen devrimin politik görevlerini yürütmek için ve proletaryan›n uluslararas› deneyimleri vas›tas›yla kendine ald›¤› görevlere adanm›fl yeni tipte bir ordudur. Bu görevler: Savaflmak, üretmek ve kitleleri harekete geçirmektir ve kitlelere politik e¤itim vermek, onlar› hareket ettirmek, örgütlemek ve onlar› silahland›rmak anlam›na gelir. Bu ordu kay›ts›z flarts›z, ‘Parti silahlara kumanda eder ve silah›n partiye hükmetmesine asla izin verilemez’ ilkesine göre parti önderli¤indedir. ‹deolojik çal›flma ile infla edilmifltir. Temelinde Marksizm-Leninizm-Maoizm ve onun uygulanmas› Rehber Düflünce, partinin genel hatt› ve politikalar› vard›r; ordunun kitle çal›flmas› kadar ordu içinde tüm politik çal›flman›n önderli¤i partidedir, yan› s›ra ordu içinde parti örgütlenmesi vas›tas›yla ordunun politik inflas› tamamlanm›flt›r. Ordunun askerilefltirilmesi, Halk Savafl›, partinin askeri hatt› ve planlar› teorisinin üzerine infla edilmifltir; ordu flehirlerde müfrezeler ve k›rlarda müfrezeler, bölükler ve taburlar fleklinde, her zaman biri politik ve bir askeri çift komuta


77 Gelifltir” Partizan, sf 73-74, Nisan 1996, Özel Say› 16) Burada Halk Savafl› noktas›nda geniflçe durmayaca¤›z. Zira bu konuda Partizan 26 ve 27. say›lar›nda Peru Komünist Partisi MK’n›n belgeleri mevcut. Genifl ve ayr›nt›l› bilgi için bu noktada yazd›klar›m›zla birlikte ele al›n›p okunmal›d›r. fiuras› bir gerçektir ki gericilik, emperyalizm ve faflist diktatörlük tüm güçleriyle Halk Savafl›na, Gerilla Savafl›na sald›racakt›r. Bu sald›r›lar kimi dönem “uyuflturucuya karfl› savafl”, “insan haklar› ihlalleri var”, “terörizm uygulan›-

¤›na karfl› savafl›n yeni bir aflamaya evrilece¤i, müdahale olursa bilinçlerde nettir ve NKP (Maoist)’li yoldafllar stratejik sald›r› aflamas›nda bunu da göz önüne almak zorunda olduklar›n› aç›kça belirtmifllerdir. Emperyalizm ve gericilik sald›racak. Bunu biliyoruz. Bu sald›r›y› bofla ç›karmak için elimizden geleni yapmal›y›z. Emperyalizm ve gericili¤i her yerde teflhir etmeliyiz. Baflkan Mao hakl› ve do¤-

yor” vb. yaftalarla olacakt›r. Peru’da “uyuflturucu ile savafl” ad› alt›nda Peru gericili¤i ile birlikte emperyalizm askeri olarak sald›r›n›n ön ad›m›n› atm›flt›. Nepal’de ise Hint yay›lmac›l›¤› k›flk›rt›larak Nepal Devriminin stratejik sald›r› aflamas›na gelmesi nedeniyle Nepalli komünistlerin bekledi¤i ve haz›rl›klar›n› yapt›¤›, Hint yay›lmac›l›-

alk Savafl›n› hükümet ifl bafl›na gelmeden bafllatmak üzere temelleri atmay› bir süredir planl›yorduk, öyle de yapt›k. Silahl› mücadeleye 17 May›s’ta, seçimlerden bir gün önce bafllad›k.

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

sistemi alt›nda, ‘Taburlar için bölükleri gelifltirmeyi ve müfrezeleri güçlendirmeyi hedeflemek’ slogan› vas›tas›yla bugün sevk ediliyor. Halk Gerilla Ordusu’nun böyle inflas›, Lenin’in halk milisi ve onun polis, ordu ve yönetimden oluflan üç fonksiyonu konusundaki büyük tezlerini de temel alm›flt›r. Askeri çal›flma savaflç›l geliflmeyi hedef olarak yerini alm›fl böylece eylemler mükemmelce ve baflar›l›ca yürütülmüfltür. Silahl› kuvvetler ise silahl› müfrezelerle bafllad›¤›nda silahs›zd›, çünkü Lenin silah noksanl›¤›n›n cihaz örgütlenmemesi için bahane olarak kullan›lamayaca¤›n› ö¤retmifltir; daha sonra onlar kendi kendilerine edinebildikleri fleylerle, örne¤in dinamitle silahlanacaklard›r, ki geliflmemifl ve geleneksel silahlar esasl› bir rol oynad›¤›ndan bu yana dinamit hala önem tafl›maktad›r. Her ne kadar biz modern silahlar› gerici güçlerden kapmaya çal›flsak da, Baflkan Mao Zedung’un tarihin ispatlad›¤› büyük ö¤retisini izliyoruz: ‘Tarihin bafllang›c›ndan bu yana, devrimci savafllar daima noksan silahlar›yla kazanm›fl, silahlar›yla daha çok avantajl› olanlar kaybetmifllerdir... E¤er daha çok modern silahlara sahip olunmaks›z›n savafl›lm›yorsa, ki bu kendi kendini silahs›zland›rmakla efl anlaml›d›r.’ Binlerce savaflç›yla Halk Gerilla Ordusu kendisini kan›tlam›flt›r; Halk Savafl›n›n f›r›n›nda çelikleflmifl ve yeni devlet iktidar›n›n destek sütunu olmufltur.” (“Dünya Devrimine Hizmet ‹çin Halk Savafl›n›

H


78

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

ru olarak flunu belirtmiflti: “Emperyalistler ve gericiler ka¤›ttan birer kapland›r.” Bu tez halen geçerlili¤ini koruyor. Çünkü bu tez MarksizmLeninizm’in emperyalizm teorisi üzerine yükselmifltir. Revizyonistler bunu bir türlü anlayamad›. Ka¤›ttan kaplan dendi¤inde sanki emperyalizmi ka¤›da benzetmek gibi bir teori oldu¤u sonucunu ç›kard›lar. Halbuki bu teze karfl› ç›k›l›rken, karfl› ç›k›lan bilhassa Marksizm-Leninizm oluyordu. Çünkü Lenin yoldafl›n emperyalizm tezini gelifltiren, ilerleten Baflkan Mao olmufltur. “Lenin 1919’da, ‘çok güçlü’ ‹ngiliz-Frans›z emperyalizmini, ‘ayaklar› çamurdan bir dev heykel’e benzet-

¤›n› ve bunlar›n özünde çürümüfl oldu¤unu görüyoruz’” (Lenin, aktaran Bütün Ülkelerin ‹flçileri Birlefliniz, 2. bask›, sf 45) Baflkan Mao yoldafl Leninist emperyalizm ve devrim teorisini gelifltirirken “emperyalistler ve gericiler ka¤›ttan birer kapland›r” derken tam› tam›na Lenin yoldafl›n emperyalizm tan›m›na ba¤l› kalm›flt›r. Ama bunu anlamak istemeyenler ›srarla karfl› ç›km›fllard›r. “Baz› kifliler Çin Komünist Partisi’nin ‘emperyalizm ve bütün gericiler ka¤›ttan kaplanlard›r’ tezine, onu her f›rsatta hayas›zca çarp›tarak sald›rmak için durmadan çaba gösteriyorlar. Bu tez, kayna¤›n›, emperyalizmin can çekiflen, çürüyen kapitalizm

yalizmin borusunu çalmaktad›rlar; ve durmadan, devrim isteyen halklar aras›nda, emperyalizmin sald›r› güçlerine direnilmemesi emperyalist sistemin y›k›lamayaca¤› ve herhangi bir devrimin yarars›z ve umutsuz oldu¤u yolunda düflünler yaymaktad›rlar.’ (Bütün Ülkelerin ‹flçileri Birlefliniz, sf. 80-81) Emperyalizmin gücünün ne oldu¤unu biz MarksistLeninist-Maoistler ve devrimciler olarak çok iyi biliyoruz. Biz emperyalizmi ve gericili¤i 1949’da Çin’de y›kt›k. Biz emperyalizmi ve gericili¤i Bulgaristan’da, Arnavutluk’ta, Küba’da, Vietnam’da y›kt›k. “Çamur ayakl› dev”, “emperyalizm ve bütün gericiler ka¤›ttan kapland›r” tezlerini hayata geçirdik.

Silahl› mücadeleyi bafllatt›ktan iki hafta sonra ifllerin nas›l gitti¤ini tahlil etmek için geniflletilmifl bir Siyasi Büro toplant›s› yap›ld›, ve yeni bir fleyin do¤makta oldu¤unu, bunun Halk Savafl› oldu¤unu, silahl› eylemler oldu¤unu, taburlar oldu¤unu tespit ettik. Daha sonra, Savafl› Yayg›nlaflt›rma plan›n› gelifltirdik. miflti. fiöyle demiflti Lenin: ‘O zamanlar dünya emperyalizmi öylesine görkemli ve yenilmez bir güç olarak görülmekteydi ki, geri bir ülkenin iflçilerinin buna karfl› bir ayaklanmaya giriflmeleri saçma oldu. fiimdi de... böylesine bafla ç›k›lmaz bir dev olarak görünen emperyalizmin tüm dünya önünde, ayaklar› çamurdan bir dev heykele dönüfltü¤ünü görüyoruz... ...Dünya emperyalizminin görkemli ve yenilmez görünen güçlerinin, kendisi için güvenilmez oldu¤unu, bu güçlerin bizi korkutmad›-

oldu¤unu ortaya koyan Lenin’in bilimsel denemesinden, Çin’in y›llar süren devrimci deneyimlerinden ve tarihteki bütün devrimci deneylerden almaktad›r. Bu tez, emperyalizmi, bir ‘çamur ayakl› dev’, bir ‘umac›’, ‘böylesine güçlü görünen bir düflman’ ve ‘bize herhangi bir zarar vermesi kesinlikle olanaks›z... kapitalist hayvanlar’ olarak tan›mlayan Lenin’in görüflüne elifi elifine uygundur. (...) ‘Emperyalizm ve bütün gericiler ka¤›ttan kapland›r’ önermesine hayas›zca sald›ranlar, son çözümlemede, yaln›zca emper-

Ne diyordu Baflkan Mao? “Dünyada ikili bir tabiata sahip olmayan hiçbir fley olmad›¤› gibi (Bu, z›tlar›n birli¤i yasas›d›r) emperyalizmin ve bütün gericili¤in ikili bir tabiat› vard›r: onlar ayn› zamanda hem gerçek kaplanlar, hem de ka¤›ttan kaplanlard›r. Tarihte iktidar› ele geçirmeden önce ve ele geçirdikten sonra bir süre köle sahipleri s›n›flar›, feodal toprak a¤alar› s›n›f› ve burjuvazi zinde, devrimci ve ilericiydiler; gerçek kaplanlard›. Ancak zamanla bunlar›n karfl›tlar› köle s›n›f›, köylü s›n›f› ve proletarya ad›m ad›m güç-


lendikçe, bunlara karfl› mücadeleye girifltikçe ve bir 盤 gibi büyüdükçe bu hakim s›n›flar ad›m ad›m kendi karfl›tlar›na dönüfltüler, gericiler, geri unsurlar haline, ka¤›ttan kaplan haline geldiler ve sonuçta y›k›ld›lar ya da bir gün y›k›lacaklard›r. Gerici ve geri, çürümekte olan s›n›flar halka karfl› girifltikleri son ölüm kal›m mücadelesinde bile bu ikili tabiatlar›n› korudular. Bir yandan gerçek kaplanlard›: insanlar›, milyonlar›, on milyonlarca insan› parçalad›lar. Halk mücadelesi ac›lar ve güçlüklerle dolu bir dönemden geçti; bu yol üzerinde pek çok inifl-ç›k›fl vard›r. (...) Uzun vadeli bak›fl aç›s›ndan, strateji aç›s›ndan sorunun özüne bak›ld›¤›nda emperyalizm ve bütün gericiler gerçekte neyseler öyle

gö-

rülmeli. Yani ka¤›ttan kaplanlar olarak görülmelidir. Stratejik düflüncemizi bu temel üzerinden infla etmeliyiz. Öte yandan onlar ayn› zamanda insanlar› parçalayabilecek canl› kaplanlar, demirden kaplanlar, gerçek kaplanlard›r. Taktik düflüncemizi de bu temel üzerine infla etmeliyiz.” (Baflkan Mao 4. cilt, sf, 94-95) Burada sorunun niteli¤i üzerinde k›saca dural›m. Zira bu noktada Baflkan Mao yoldafl›n da dikkat çekti¤i gibi do¤ru bir tahlil yap›lmazsa iki uç yaklafl›m ortaya ç›kar. Biri “sol”dan yorumlamak. Stratejik yön ön plana ç›kar›larak “stratejik aç›dan onlar› küçümsemeliyiz” anlay›fl› macerac›l›¤a yol açan üflesek y›k›lacak gibi pratik tutumlar sergilenmekte, macerac›l›k hatas›na düflülmekte. Di¤er yan› ise stratejik yön unutulup sa¤dan bir yorumlama ile taktik yönü ön plana ç›kar›lmakta, “ e m -

peryalizm ve bütün gericiler ka¤›ttan kapland›r” tezini parçalayan özelli¤i ön plana ç›kart›larak, “emperyalizm her fleye kadirdir” gibi sapk›n anlay›flla hareket edilmekte. Bu iki uç yaklafl›mdan modern revizyonizmde olan› ise emperyalizme karfl› konulmaz anlay›fl›d›r. Bugün ise bu düflünce daha çok Yeni Dünya Düzeni ideologlar›, post modern “sol”cular taraf›ndan dile getirilmekte. “Emperyalizm y›k›lmaz” ya da “onunla iflbirli¤i yap›lmal›” gibi anlay›fllar bugün daha çok gündeme getirilmekte. fiu bir gerçektir ki; tarihte hiçbir zaman görülmemifltir; gericiler, hakim s›n›flar krall›klar›n›, taçlar›n›, imparatorluklar›n›, kurulu egemen düzenlerini kendili¤inden b›raks›n. Rusya, Çin, Vietnam, Küba, Bulgaristan, Arnavutluk devrimleri buna örnektir. Stratejik olarak emperyalizmin çürüyen, can çekiflen kapitalizm, çamur ayakl› dev heykel, ka¤›ttan kaplan olmas›, nihai olarak y›k›lacak olmas›, tarihin tekerle¤inin her daim ileriye döndü¤ü gerçe¤i ayr› bir fley, kendili¤inden y›k›laca¤›n› beklemek ise ayr› bir fley. Stratejik aç›dan tüm gericiler ve emperyalistler ka¤›ttan kaplandan baflka bir fley de¤ildir. Taktik olarak ise halen gerçekten kaplan, demirden kaplan, vahfli hayvanlar gibi proletarya ve halklar›n parçalad›¤›, katletti¤i ve parçalamaya devam etti¤i ise ayr› bir gerçektir.

PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

79


PART‹ZAN 55/May›s-Haziran 2005

80 Stratejik olarak emperyalizmi ve bütün gericili¤i küçümsemeliyiz; y›kaca¤›z, yenece¤iz. Ama her somut sorunda oldu¤u gibi, taktik olarak onlar› önemsemeliyiz. Bir kez daha devrimler tarihi bize göstermifltir ki düflman› stratejik aç›dan küçümseme, taktik olarak önemseme prensibi gere¤i onlar› y›kaca¤›z. ‹flte bundan kurtulufllar› yok. Vahfli bir hayvan gibi ne kadar sald›rmaya devam ederlerse etsinler, bu sondan kurtulamazlar. Devrimler tarihi bize ayn› zamanda flunu da aç›kça göstermifllerdir; “bir devrim bir sivil savafltan geçmek zorundad›r. Bu bir yasad›r. Ve sadece savafl›n zararlar›n› görüp, onun faydalar›n› görmemek tek yanl› bak›flt›r. Bu yüzden tek yanl› bak›flla savafl›n y›k›laca¤›ndan bahsetmek halk›n devrimi için fayda getirmez.” “Biz düflmana sald›r›yor-

s›n›fsal do¤as›na uygun olarak sald›racakt›r. Biz de kendi s›n›f›m›z proletarya aç›s›ndan devrimleri gelifltirece¤iz. Yar› sömürge-yar› feodal ülkelerde proletaryan›n savafl teorisi Halk Savafl›n› uygulay›p gelifltirece¤iz. Peru, Nepal, Filipinler ve Hindistan Halk Savafl›nda ileri bir durumdad›r. Peru’daki Halk Savafl›n› emperyalizm ve gericilik buradaki geliflmeleri dünya proletaryas› ve halklar›n›n duymas›n› engellemek için elinden geleni yapmakta. PKP’ye ba¤l› Halk Gerilla Ordusu gericilerin özel birliklerini imha etti¤inde bile bas›na s›zm›yor gizleniyor. Ama, biz biliyoruz ki, Halk Savafl›n›n muzaffer oluflu engellenemeyecektir. “Peru’daki Halk Savafl› budur. Onun analizi ve kapsam›, net düflünmemiz ve do¤ru sonuç ç›kartmam›z

le! (Partizan say› 26, Nisan 1996) 24 Eylül 1992 tarihinde kendisini küçük düflürmek için konuldu¤u kafesten Gonzalo yoldafl flimdi ne yapmal›y›z diyerek kendi sordu¤u soruyu flu flekilde yan›tl›yordu: “Halk›n kurtulufl hareketini ve Halk Savafl›n› gelifltirmeliyiz. Buna tekabül eden bir Ulusal Kurtulufl Cephesi oluflturmal›y›z. Halk Gerilla Ordusu temelinde bir Halk Kurtulufl Cephesi oluflturmal› ve gelifltirmeliyiz. Yapaca¤›m›z budur, yapt›¤›m›z budur ve yapaca¤›z bunu biz...” Evet Gonzalo yoldafl 5 Kas›m 2004’te uydurma bir mahkemeye yeniden ç›kar›ld›. Bu mahkemede Gonzalo yoldafl “Yaflas›n MarksizmLeninizm-Maoizm”, “Yaflas›n Peru Komünist Partisi” sloganlar›n› hayk›rd›. Bu mahkemenin ard›ndan da

Stratejik aç›dan tüm gericiler ve emperyalistler ka¤›ttan kaplandan baflka bir fley de¤ildir. Taktik olarak ise halen gerçekten kaplan, demirden kaplan, vahfli hayvanlar gibi proletarya ve halklar›n parçalad›¤›, katletti¤i ve parçalamaya devam etti¤i ise ayr› bir gerçektir. sak, bu iyidir ve düflmanla kendi aram›z› net çizgilerle ayr›flt›rd›¤›m›z› ispatlar; düflman bize ç›lg›nca adeta tamamen karaya boyayarak ve tek bir erdemden yoksun sald›rd›¤›nda bu daha iyidir; bu bizim sadece düflmanla aram›z› net çizgilerle ayr›flt›rmad›¤›m›z› fakat ek olarak iflimizi lay›k›yla yapt›¤›m›z› gösterir.” (Mao Zedung, aktaran Partizan say› 26, Nisan 1996) Gericilik ve emperyalizm

için dört sorunun (Marksizm-Leninizm-Maoizm, Parti, Halk Savafl› ve yeni devlet iktidar›) ele al›nmas›n› gerektirdi: Peru Halk Savafl› ülkeyi alt üst eden güvenilir bir Halk Savafl›d›r; ‘yafll› köstebek’ eski toplumun ba¤›rsaklar›n› derinlemesine oyuyor ve hiç kimse onu durduramad›; gelecek flimdiden aram›zda oturuyor/eski ve çürümüfl toplum umutsuzca çöküyor ve devrim kazanacak. Yaflas›n silahl› mücade-

(yakalanmas›ndan hemen sonra oldu¤u gibi) bilinçli ya da bilinçsiz teoriler ortaya at›ld› Gonzalo yoldafl hakk›nda. Daha önce de belirtti¤imiz gibi sorunun temel noktas› bu de¤ildir. Gonzalo yoldafl Peru faflist devleti taraf›ndan katledilebilir ya da Gonzalo yoldafl Halk Savafl›n› terk edebilir. Ancak bu durumda dahi Peru proletaryas› ve halk› kendi içinden yeniden önderler ç›karacakt›r. Temel mesele budur.


15-16 Haziran direniflinin militan ruhu yafl›yor, yaflataca¤›z!

Profile for Partizan Dergisi

Partizan Sayı 55  

Partizan Sayı 55  

Advertisement