__MAIN_TEXT__

Page 1


ser verip s›r vermeyen komünist önder

İbrahim Kaypakkaya hayatı ve mücadelesi

3, BA SK I

HA ZI R

N‹HAT BEHRAM


UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:23/2 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30, 531 48 53 FAKS: (0212)621 61 33 Genel Yay›n Yönetmeni: Memik HOROZ Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Bar›fl AÇIKEL Bask›: Kayhan Matbaas› ISSN. 1303-0078 elemail: umutyayimcilik@superonline.com BÜROLAR ➧ KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep:0535 820 33 96 ➧ ANKARA: NECAT‹BEY CAD. NO: 66/4 MALTEPE, TELEFAKS: (0312) 231 77 05 Cep: 0543 362 53 60 ➧ ‹ZM‹R: GAZ‹OSMANPAfiA BULVARI, KOÇAfi ‹fiHANI NO: 87, DA‹RE:318 KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep0535 310 31 84 ➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0535 314 36 70 ➧ BURSA: GÜMÜfiÇEKEN CAD. ERKMEN ‹fiHANI, NO:7/21, HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep:0535 975 65 32 ➧ SAMSUN: KALE MAH., YUSUF KEFEL‹ ‹fiHANI, KAT: 6, NO: 9 , TEL: (0362) 435 64 57 Cep: 0535 454 22 50 ➧ TURHAL: YAVUZ SULTAN SEL‹M MAH. TANRI-VERD‹ SOK. 19/15 2. NOTER YANI TURHAL/TOKAT TEL: 0356 276 37 20 Cep: 0533 414 65 54 ➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959 Hesap Numaralar›: Sakine Dönmez Ziraat Bankas› Aksaray fib. Yurtd›fl› DM hesap no:: 301009-389694 Yap› Kredi Bankas› Aksaray ‹stanbul fiubesi: Fr. Fr.fiube Kod: 0020 Hesap no: 3013651.5 Yurtiçi TL Hesap No: 85870-4 Vak›fbank Valide Sultan fib. Avusturya fiilini hesap no: 345-4018882

PART‹ZAN’DAN Merhaba; Yeni bir say›m›zla daha birlikteyiz. ‹çinden geçti¤imiz süreç emperyalistlerin TC. devletini kendi politikalar›na göre “yeniden yap›land›rd›klar›” bir süreç. Uzunca bir süredir devam eden bu süreç, y›l›n bafl›nda yaflanan ekonomik krizle birlikte ortaya at›lan “çözüm” önerilerinde daha da belirginleflti. ‹lan edilen yeni “kurtulufl savafl›” ile iflçi s›n›f› ve emekçi halka yönelik topyekün sald›r›n›n ifadeleri olan yasalar bir bir meclisten geçirildi. Emperyalistler ve onlar›n yerli uflaklar›; TC. devletinin emperyalistlerin isteklerine göre “yeniden yap›land›r›lma”s›n›n aç›k bir ifadesi olarak, “ulusal güvenlik” anlay›fllar›nda yeni bir yaklafl›m ortaya koyduklar›n› belirtmekten çekinmiyorlar. “Stratejik güvenlik anlay›fl›” olarak ifade ettikleri bu anlay›fl do¤rultusunda TC devleti; bölge halklar›na ve halen yo¤un bir faflist zulüm uygulad›¤› Türkiye halklar›na yönelik sald›r›lar›n› art›raca¤›n›n iflaretlerini veriyor. Tüm bu yaflananlar›n arka plan›n› ortaya koymak için sayfalar›m›zda, “Türkiye’de ekonomik kriz ve yeniden yap›land›rma projeleri” adl› çal›flmaya yer verdik. Sayfalar›m›zda bir önceki say›m›zdan devam eden çal›flmalar› sizlere ulaflt›rmay› sürdürüyoruz. Ancak elimizde olmayan nedenlerden dolay› dizi yaz› olarak sizlere ulaflt›rd›¤›m›z “Lal Salam Comrades” adl› çal›flmay› yay›nlayam›yoruz. Bu çal›flma elimize ulaflt›¤›nda; önümüzdeki say›larda kald›¤›m›z yerden yay›nlamay› sürdürece¤iz. Bu çal›flmalar›n d›fl›nda bu say›m›zda Ölüm Orucu eyleminde flehit düflen Proletarya Partisi’nin genç önder kardolar›nda Muharrem Horoz ile ilgili bir yoldafl›n›n yazd›¤› yaz›ya yer verdik. Bu tür çal›flmalara önümüzdeki say›larda da yer vermeyi sürdürece¤iz. Eylül ay› içerisinde kaybetti¤imiz proleteryan›n ve ezilen halklar›n ö¤retmeni Mao Zedung’un ölümünün 25. y›ldönümü vesilesiyle, O’nun Marksizm-Leninizm-Maoizm’e yapt›¤› katk›lar› içeren k›sa bir çal›flmaya yer verdik. Bu yaz›n›n; Nepal’de yükseltilen Halk Savafl›’n›n geldi¤i aflama itibariyle devrimci-demokrat kamuoyunca daha bir ilgiyle incelenece¤ini düflünüyoruz. Bir sonraki say›m›zda buluflmak dile¤iyle. Dostlukla...

‹Ç‹NDEK‹LER Türkiye’de ekonomik kriz ve yeniden yap›land›rma projeleri . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .2 Çiang Çing: Komünist bir önderin devrimci emelleri - 2 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .17 Büyük Proleter Kültür Devrimi . . . . . . . . . . . .35 Nepal Komünist Partisi (Birleflik Merkez) Sönmeyen bilinç . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .46 Maoizm üzerine . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .58 Büyük devrimci sanatç› Y›lmaz Güney . . . . . .61


2

PART‹ZAN 40 Eylül 2001

Türkiye’de ekonomik kriz ve yeniden yap›land›rma projeleri Egemenler krizin yarat›c› faktörlerinden biri olan IMF ile krizi aflma yolunu tutuyorlar. Bunun pratik anlam› ise söylenen herfleyi yapmak ve uysal bir flekilde dinlemektir. Di¤er yandan IMF’nin verdi¤i borç paralar yüksek faizli borçlar›n ödenmesine geri gidiyor. Yani IMF, kafl›kla verdi¤ini kepçeyle al›yor. Dolay›s›yla IMF “kurtar›c›” olmak bir yana krizin daha da derinleflmesinin ve halk›n daha da yoksullaflmas›n›n aktörüdür.

1- EKONOM‹K KR‹Z 2001 y›l› bafllar›nda bafllayan ve giderek derinleflen kriz sürgit siyasal bunal›mla atbafl› gidiyor. Ki bu kriz, yap›sal bir sorun olmakla ve d›fla ba¤›ml›l›kla karakteristiktir. Bu kriz sonucu bankalardan büyük sermayeye ve uluslararas› para spekülatörlerine milyarlarca dolar hortumlanm›fl, özellikle de küçük üretim durma noktas›na gelmifl; binlerce küçük üretici iflas etmifl, binlerce iflçi yedek iflçiler ordusuna kat›lm›flt›r. Ve bu kriz sonucu spontane kitle eylemliklerinin yan› s›ra, iflbirlikçi odalar›n inisiyatifinde kontrollü eylemler gerçeklefltirmeye çal›fl›larak, kitlelerin sisteme olan tepkisi bu “kontrol” odaklar› taraf›ndan sistemin kendi içinde deflarz ettirilmesi hedeflenmifl; ama tüm bunlara ra¤men ortaya ç›kan nesnel tablo, yani kitlelerin muazzam tepkisi ve öfkesi karfl›s›nda, eylemlerin kendi kontrolünden ç›kt›¤›n› anlayan egemenler panik halinde polis terörüne bafl vurarak bu emekçi eylemlerini sindirme yoluna gitmifllerdir. Egemenler krizin yarat›c› faktörlerinden biri olan IMF ile

krizi aflma yolunu tutuyorlar. Bunun pratik anlam› ise söylenen herfleyi yapmak ve uysal bir flekilde dinlemektir. Di¤er yandan IMF’nin verdi¤i borç paralar yüksek faizli borçlar›n ödenmesine geri gidiyor. Yani IMF, kafl›kla verdi¤ini kepçeyle al›yor. Dolay›s›yla IMF “kurtar›c›” olmak bir yana krizin daha da derinleflmesinin ve halk›n daha da yoksullaflmas›n›n aktörüdür. a- Krizin nedenleri Ekonomik krizin k›saca anatomisini bu flekilde verdikten sonra, flimdi de krizin nedenlerini ve geliflimini daha da detayl› inceleyelim. Emperyalist-kapitalist sisteme ba¤l›l›k demek, ekonomik ve siyasi bunal›mlarla iç içe yaflamak ya da her an krizlere maruz olmak demektir. Bizim gibi iktisadi olarak geri olan ülkelerde baz› dönemlerde göreli olarak bir “istikrar” sa¤lansa da, ki, bunun sürekli ve kal›c› olmayaca¤› aç›kça görülebilen bir gerçektir, esas olan istikrars›zl›kt›r. Emekçilerin ücretlerinin genel anlamda her zaman düflük olmas› bir tesadüfle ya da dönemsel flanss›z politikalarla


aç›klanamaz. Kendi ba¤›ms›z kapitalist geliflimini sa¤layamam›fl ve emperyalizmle göbekten ba¤›ml›l›k iliflkisi olan bir ülkenin egemenleri emekçilere yönelik sömürüyü her zaman için pervas›z k›lar. Türk ‹fl araflt›rma raporuna göre 700-800 milyon olmas› gereken asgari ücret 105 milyonda tutularak emekçi y›¤›nlar nerdeyse açl›¤a mahkum edilmifltir. Hal böyle olunca, arz-talep çeliflkisi de bir o kadar keskin hal alm›flt›r. Bu keskinlik, t›pk› bir buhar makinas› kazan›na sürekli olarak kald›ramayaca¤› bir ›s›n›n verilmesi sonucu, kazan›n patlamas› durumuna benziyor. Her yerinden lehimlerle yama tutturulmufl bir buhar makinas›n›n çal›flma kapasitesi, kendi özgünlü¤üyle orant›l› olur. Meselenin can yak›c› özelli¤i de, arz-talep çeliflkisinin d›fla ba¤›ml› bir tan›mla karakterize olmas›d›r. Dolay›s›yla, bizim gibi ülkelerde patlak veren ekonomik krizlerle emperyalist-kapitalist ülkelerde patlak veren ekonomik krizler bir ve ayn› özelliklere sahip de¤ildir. Emperyalist ülkelerin devasa boyuttaki (bizden hortumlad›klar›) yedek mali kaynaklar› bir süre bu ülkeleri ayakta tutmaya ve onlara emniyet sibobu olma ifllevi görmeye yeter. Fakat, bizde öyle olmuyor. Üretici güçler çok daha yüksek oranda tahrip oluyor; emekçiler daha pervas›zca sefalete itiliyor. Hiç bir sosyal güvencesi olmayan yedek iflçi ordusu büyüyor ve tar›m tam anlam›yla k›y›ma u¤ruyor. Kuflkusuz ki, emperyalist kapitalist ülkelerde yaflanan krizlerle bizim gibi ülkelerde yaflanan krizler bir ve ayn› olmamakla birlikte, sonuçlar› itibar›yla birbirini etkilerler. An›msanaca¤› üzere Güneydo¤u Asya krizi patlak verdi¤inde, Türkiye’nin bugünkü durumuna benzer fleyler G. Kore, Endonezya, Malezya vb. ülkelerde de yaflanm›flt›. Para spekülatörle-

rinin sa¤lad›¤› s›cak para ak›fl› bu ülkelerde de durmufltu ve krizin patlak verdi¤i anda para spekilatörleri milyarlarca dolar› d›flar› çekerek muazzam karlar yaratm›fllard›. Hemen hemen benzer fleyler. Türkiye’de yaflanan bu son kriz, için de geçerlidir. 8-10 milyar dolar bir gecede uluslararas› mali spekülatörlerin ve bir kaç büyük kompradorun kasas›na gitmifltir. Ki hükümet, bu paralar›n kimlere gitti¤ini bir “devlet s›rr›” gibi gizliyor. 8-10 milyar dolarl›k paran›n bir önemi de, mevcut ekonomik krizi derinlefltirmesidir Keza, krizin hemen öncesinde bankalarda yaflanan “hortumlamalar”, halk›n paras›n›n-mevduatlar›n›n kimlerin kasas›na, nas›l gitti¤ine iliflkin önemli örneklerdir. Tüm bu banka kasalar›n›n, yani emekçilerin mevduatlar›n›n, üretim d›fl› asalak ekonomiye; rantç›lara, bürokratlara hortumlanmas› da bir tesadüf de¤ildir. Çünkü; rantiye ekonomisi ve bürokrat burjuvazi Türkiye ekonomisinin köfle tafllar›n› oluflturmaktad›r. Her fleyden önce, Türkiye bankalar›n›n önemli bir k›sm› kara para aklama, rant ekonomisini ifllevli hale getirme ve faiz giderlerinin hesab›n› tutma ifllevi görüyor. Dolay›s›yla bu durum, mevcut üretim iliflkilerinin en çü-

rük yönünü tan›mlamas› (üretimden kopuk olmas›) aç›s›ndan ilgi çekicidir. Bu olgular toplam›ndan Türkiye’deki ekonomik-krizin nedenlerini çözümleyecek nedenlere iflaret etmifl oluyoruz. Krizin nedenini yaln›zca arz-talep çeliflkisiyle aç›klamaya kalk›fl›rsak, Türkiye’nin yar›-sömürge, yar›feodal ekonomik etkilerini tan›mlamakta eksik ve yanl›fl sonuçlara ulaflm›fl oluruz. Evet, dünyada genel anlamda bir ekonomik durgunluk (bak›n›z Ergin Y›ld›zo¤lu Cumhuriyet -3 Eylül 2001 Dünya Ekonomisine Bak›fl) yaflanmaktad›r. Bu durgunluk Türkiye ekonomisine de yans›yor. Fakat bu durum yaln›zca s›n›rl› bir yans›ma olarak kald›. Çünkü, dünyada bir ekonomik durgunluk olsa da, kiriz boyutunda tüm dünyada kendini hissettiren bir geliflme de¤ildir. Ki böyle bir çeliflme olmufl olsayd› tüm dünyada genifl çapl› bir kriz yaflanm›fl olurdu. Dolay›s›yla mevcut kriz Arjantin- Türkiye gibi bir kaç ülkede patlak veren lokal bir durumu tan›mlamaktad›r. Krizin yarat›c›s› IMF-DB ve Türkiye ekonomisinin içsel yap›s›d›r. IMF, Türkiye ve Arjantin gibi ülkeleri yeni modeli için kobay olarak kullanarak, uluslararas› mali sermayeye “yap›sal uyum” sa¤lamas›n› hedeflemesi krizin bir nedenidir. Uluslararas› mali

PART‹ZAN 40 Eylül 2001

3


PART‹ZAN 40 Eylül 2001

4 sermayeden gelen “s›cak payoktur. Rant ekonomisi, arz-talep timin gerilemesi ve iflsizler ordura”larla ekonomisini “ayakta” çeliflkisi ve emperyalistlere olan sunun büyümesi kaç›n›lmaz bir tutmaya çal›flan bir ülkenin bu s›- yüksek faizli borçlar hepsi birbisonuçtur. Di¤er yandan da ranticak paran›n aniden d›flar› ç›kmarini besleyen temel faktörlerdir. ye ekonomisi zaten c›l›z olan s›yla Türkiye ekonomisinin düfleEskiflehir Ticaret Odas› Türkiye mali sermayesini de ürece¤i durumu analiz etmek için bir (ETO) Baflkan› Vedat Yücelen, time yönelik yat›r›mlardan özenle ekonomist olmak gerekmiyor. “sorumsuz ekonomik politikalauzak tutmaya itmek zorundad›r. Borçlar›n›n faizlerini dahi IMF r›n ortaya ç›kard›¤› sonuç üretimi Dolay›s›yla, banka sektöründe fave Dünya Bankas›’ndan ald›¤› de¤il, rant› hedefliyor. Siyaset ize dayal› bir ekonominin oluflparalarla ödeyen ve ekonomisini rant paylafl›m› için kullan›l›yor” mas› kaç›n›lmazd›r. Bu formülasrantiye üzerine kuran bir ülkenin diyor (Evrensel 7 Haziran 2001) yondan da anlafl›laca¤› gibi, tüm gerçekli¤ini do¤ru bir biçimde ekonomi politikalar›n›n üretimi ekonomik iliflkiler birbirini doanaliz etmedik mi, ba¤r›nda tafl›de¤il de, rant› üretmesi siyasilelayl› ya da dolays›z olarak beslid›¤› s›n›f çeliflkilerine müdahale rin sorumsuz ekonomi politikala- yor. ‹flte, Türkiye krizinin nedenedecek yöntem ve yolda da r›ndan de¤il, Türkiye siyasetinin lerinin ana flifresi bunlard›r. Doönemli yanl›fll›klara düfleriz. bu üretim iliflkilerine göre flekil lay›s›yla, emekçi y›¤›nlar›n s›n›f UNCTAD (Kalk›nma ve Tica- almas›ndan ya da bu ekonomik düflmanlar› da bunlard›r ret Örgütü) nün Eylül 2000 tarih- iliflkilerin kendisine uygun siya. li Asya Krizi’nin de¤erlendirilsal iliflkileri üretmesinden kayb- Ekonominin yeni kurtar›c› mesini içeren raporunda; nakl›d›r. Fakat ETO Baflkan› rant jönü ve IMF-DB iliflkileri 1- Alternatiflerinin bulunmaekonomisine vurgu yaparak, Ekonomik krizin patlak vers›na karfl›n IMF politikalar›n›n önemli bir gerçe¤i de vurgulam›fl mesinin yan› s›ra siyasal krizin uygulanmas›. oluyor. derinleflmesi sonucu, yönetici erk 2- Yap›sal zay›fl›klar faizlerin Özellikle de emperyalizme panik halinde ve ivedi olarak artmas›yla a¤›rlaflm›flt›r. ba¤›ml›l›k iliflkisi sürdü¤ü müdABD’nin direktifleriyle DB bü3- Krizin toplumsal yükü a¤›r detçe, krizlerin sarmal ilerleyifli rokrat› Kemal Dervifl’i adeta bir olmufltur. devam edecektir. kurtar›c› jön olarak ABD’den 4- Bölgenin uzun dönemli Öte yandan da IMF ve DB’“getirmifl”tir. Bu durumu, yaln›zkalk›nmas›, küresel ca bir bürokrat atamas› ve piyasalar›n hüÖzellikle de emperyalizme ba¤›ml›l›k olarak aç›klayarak s›kümranl›¤›na b›rak›ln›rl› bir tan›ma gitmek iliflkisi sürdü¤ü müddetçe, krizlerin son derece yanl›fl bir m›flt›r” saptamalar› yer alm›flt›r. de¤erlendirme olur. sarmal ilerleyifli devam edecektir. Hiç kuflkusuz ki, Durum; ABD’nin KeMaoistlerin IMF ve DB politikaden %14-15 ile ald›klar› yüksek mal Dervifl arac›l›¤›yla ekonomilar›na karfl› alternatif politikalar faizli paralar›n büyük flirketlere nin denetimini bizzat kendi eline sunma diye bir sorunu olamaz. %0 ile 4 aras› verilen düflük faizli alarak, emperyalist icraatlar›n›, Ancak Yeni Demokratik Devrim kredilerden milyar dolarlar›n kidolayl› ellerden ç›kar›p dolays›zve sosyalizm program› gibi karfl›t me gitti¤i daha net anlafl›l›yor. ca yönlendirmesidir. programlar sunar›z. Di¤er tüm Küçük ve orta ölçekli iflletmelere Emperyalistlerle her geçen “alternatif” politika ve programverilen dolar faiz oran› ise gün daha da ba¤›ml›l›k ve kölelik lar kriz üretmek zorundad›r. Çün- %5’lerden bafll›yor. Dolay›s›yla iliflkisi sürdüren iflbirlikçilerin kü krizler yönetici erkin taktiksel emperyalistlerden yüksek faizler- çürümüfllü¤ü ve yolsuzluklar› politikalar›yla iliflkili de¤il, ekole al›nan borçlar›n faizlerinin emperyalist efendileri taraf›ndan nominin içsel yap›s›yla ilintilidir. ödenmesinin dahi halk›n cebindahi kayg›yla karfl›lanm›flt›r. Em“Yap›sal zay›fl›k” ekonominin den nas›l gitti¤ini salt bu karfl›peryalizm için önemli olan, alaemperyalizme ba¤›ml› sarmal laflt›rmal› rakamlardan dahi göre- cak taksitlerinin güvence alt›nda iliflkisinin sistem içinde engellebiliyoruz. 150 milyar (ana para) olmas›d›r. Bunda bir sorun görnemez zorunlu sonucudur. Yükd›fl borcu ve bu d›fl borcun her ay dükleri an dolayl› müdahalelerini sek faizler ise, rant ekonomisinin üretti¤i faizlerinin halk›n eme¤idolays›z müdahalelere dönüfltürüve “yap›sal zay›fl›¤›n” yans›manin katmerlice sömürülmesiyle yorlar. Bundan dolay›d›r ki, vers›ndan baflka bir fley de¤ildir. Do- karfl›land›¤›n› düflünürsek, halk›n dikleri “yard›m›” en iyi flekilde lay›s›yla, bizim gibi emperyalizal›m gücünün esas olarak sürekli kontrol etmek için, IMF art›k me göbekten ba¤›ml› ülkelerde bir biçimde afla¤› çekilmekte olkendi memurlar›n› söz konusu ekonomik krizlerin tek bir nedeni du¤unu görürüz. Dolay›s›yla üre- olan ülkelere at›yor. S›rf bu gös-


terge dahi, krizin ne denli büyük oldu¤unun, sistemin çürümüfllü¤ünün ve emperyalizme kölece ba¤l›l›¤›n kan›t›d›r. Ki IMF’nin Arjantin vb. ülkelerde uygulad›¤› politikalarda da benzerlik görmektedir. Dervifl’in misyonu da IMF’nin bugünkü mevcut program›n› en iyi biçimde uygulayarak ülkenin en karl› kurulufllar›n› emperyalist tekellere pazarlamakt›r. Tüm bu olgular, ba¤›ml›l›k iliflkilerinin do¤al bir sonucudur. Kemal Dervifl s›radan bir bürokrat de¤ildir. ABD’nin yetifltirdi¤i uzman bir Amerikanc› kadrodur. Kemal Dervifl, Türkiye’de neo-liberal politikalar›n ilk haz›rlay›c›s› ve uygulat›c›s›d›r. Bu vesileyle, tarih haf›zam›z› canl› tutup geriye 1978’lere do¤ru bir göz att›¤›m›zda: “... Türkiye’nin sanayileflme stratejisinde de¤ifliklik yapmak gerekmektedir. Büyük ölçüde büyük bir d›fl ticaret a盤› ile sanayi sorununu çözmek olanaks›zd›r. Onun için Kimya, Temel Makine ve ‹malat, Maden ‹flletme gibi a¤›r sanayilerde geliflme beklemek gerçekçi de¤ildir. Kaynaklar ihracata yönelik hafif sanayi dallar›na kayd›r›lmal›d›r, a¤›r sanayiden geliflme beklenmemelidir...” (Dünya” 28 A¤ustos, 1978 Aktaran ‹lhan Selçuk Cumhuriyet) Sahi, 24 Ocak kararlar› hangi direktifleri içeriyordu? Tam da üzerine bast›¤›m›z, Kemal Dervifl’in Dünya Bankas› (DB) için haz›rlad›¤› “Türkiye Raporu’nda ifade edilen iflte bu “öneriler” paketini içeriyordu. Kemal Dervifl’in bu raporda belirtti¤i “sanayileflme stratejisi” Keynesci ekonomi-politikalar›ndan neo-liberal ekonomi politikaya geçifltir. Dolay›s›yla bugünkü “kurtar›c›” jönümüz, son yirmi y›ll›k neo-liberal politikalar›n arkas›ndaki kadrodur. Bak›n›z bu gerçekli¤i Rahmi Koç nas›l ifade ediyor? “... Kemal Dervifl diye bir arka-

dafl gönderdiler, Türk Telekom’dan, bankalara, THY’ye kadar tüm yasalar çat›r-çat›r ç›k›yor” (Cumhuriyet 21 May›s 2001) Bu cümlenin Türkçesi, ABD bilfiil Kemal Dervifl arac›l›¤›yla tam olarak Türkiye ekonomisini (ve dolay›s›yla siyasetini) kuflatmaya al›yor. Tüm önemli K‹T’ler emperyalist tekellere ve onlar›n iflbirlikçisi bir kaç büyük kompradora peflkefl çekiliyor. Yaflanan ekonomik krizle birlikte Dervifl arac›l›¤›yla ABD ve di¤er emperyalistlerin kap›s›n› afl›nd›rma turlar› bafllad›. IMF ve

ye gibi “çaresiz” bir ülkeyi seçiyor. Model IMF’nin dayatt›¤› ekonomi ve siyasi kararlar›n›n ç›kar›lmas› kofluluna uygun olarak para verilece¤ini vaad ediyor. Tar›m› çökert yasalar›, bankalar yasas›, Telekom yasas›, Ortado¤u vs. politikalar›n› onaylatacak kararlar› al, (vb. biçiminde uzatabiliriz) karfl›l›¤›nda borç paray› al. ‹flte emperyalistlerin yeni politikas› bu model üzerine oturuyor. Emperyalistler teslim alma koflullar›n› ta bafltan “garanti” al›na al›yorlar. ABD Baflkan› Bill Clinton’›n

özellikle de ABD Hazine Bakanl›¤› 8-10 milyar dolar karfl›l›¤›nda 15 günde 15 yasa direktifleriyle Türkiye’yi tam olarak teslim alma politikalar› izlendi.

ekonomi dan›flmanlar› konseyinin baflkan› ve kabine üyesi, Dünya Bankas›’nda bafl ekonomist olarak görev yapm›fl Joseph Stiglitz gibi “çok yönlü” bir kiflinin itiraflar› da IMF’nin bu güne de¤in izledi¤i siyaseti ele vermek aç›s›ndan ibret vericidir. “Son derece dikkatli bir ülke araflt›rmas›n›n ard›ndan mutlaka bir yard›m siyaseti belirlenir. Ülkenin maliye bakan›n›n eline ‘yeniden yap›land›rma’ anlaflmas› tutuflturulur ve 4 aflamal› bir program uygulanmas› talep edilir. Bu asl›nda kan emicilerin ifl bafl›na geçti¤i bir ölüm ferman›d›r.” (Cumhuriyet 28 May›s 2001) Birinci aflama, özellefltirme ülke ekonomisin temel tafllar›n› oluflturan K‹T’lerin özellefltiril-

c- IMF ve DB’nin sömürütalan politikalar›: Bak›n›z, ABD Hazine Bakan Yard›mc›s› Taylor, “Bundan böyle IMF Türkiye’ye uygulad›¤› gibi gereksindikleri kredileri vermeden önce çaresiz kalan ülkelerden -belirli koflullar› kabul etmelerini- isteyecek” sözleriyle IMF’nin bundan sonraki süreçlerde “çaresiz ülkeleri” tamamen teslim alma modelinin ana hatlar›n› bu flekilde ifade ediyor. Yani IMF, kendisine “yeniden yap›land›rma” n›n ilk kobay› olarak Türki-

PART‹ZAN 40 Eylül 2001

5


PART‹ZAN 40 Eylül 2001

6 mesi. Bu ifllem yap›l›rken bürokratlar›n büyük miktarda komisyon almas›... ‹kinci aflama, “s›cak para”n›n serbestçe dolafl›m›; Uluslararas› mali sermaye ba¤›ml› ülkelere, hiç bir engele tak›lmadan girip ç›kabilir. Bu spekülatif para ilkin dövize ve gayr› menkule yönelir. Bir krizin ç›kmas›yla birlikte, Arjantin, Brezilya, G. Kore, Endonezya,. Rusya, Türkiye vb. ülkelerde yafland›¤› gibi, h›zl› bir biçimde ülke d›fl›na kaçar. Durum böyle olunca kriz yaflanan bu tür ülkelerin ulusal rezervleri daha da azal›yor. Merkez Bankas› kap›ya dayanan d›fl borç faizi karfl›s›nda “çaresiz” bir durumda yeniden emperyalist mali sermaye koridorlar›n› afl›nd›rarak “mali bürolarda” para dilencili¤ine ç›k›yor (Gerçi ülkemizde bu görevi Merkez Bankas› yetkilileri yerine Maliye Bakan› ve hatta onu da aflarak direkt Baflbakan yap›yor) IMF ve DB, kaçan “s›cak para”n›n bu ülkelere geri dönmesini sa¤lamak için faizlerin yeniden yükseltilmesi “önerisi”nde bulunuyor. Yükselen faizler gayr› menkul fiatlar›n› daha da afla¤› çekiyor. 1997’lerde 20 ila 40 milyar dolar aras› fiyat biçilen Türk Telekom, bugün 2 milyar dolara emperyalistlere peflkefl çekilmek isteniyor. IMF ve DB, bir kaç senelik” yeniden yap›land›rma” programlar›yla bir ülke ekonomisini böyle teslim al›yor. Bu biçimiyle üretici güçler daha da baltalanarak, çok ciddi biçimde tahrip de ediliyor. Üçüncü aflama, pazar fiyatlar›n›n devreye girmesi; su, elektrik, petrol ve tekel ürünlerine vb. yap›lan zam furyas›yla IMF ve DB’na olan borçlar halk›n cebindeki paralardan karfl›lanarak, halk tam bir sefalet içine itilir. Dördüncü aflama; Dünya Ticaret Örgütü ve Dünya Bankas›’n›n kurallar›n› ifade eden serbest ticaret antlaflmas›; Stiglitz “Asya, Latin Amerika ve Afrika

pazarlar›na girmek isteyen, ancak bu üçüncü dünya ülkelerinin tar›m ürünlerine karfl› kendi üreticilerini bütünüyle koruma alt›na alan zengin bat›, amac›na ulaflmak için gere¤inde bu ülkeleri finansal abluka alt›na almaktan geri kalmayacakt›r” diyerek, emperyalist solucanlar›n neo-liberal ekonomi politikalar›n› ba¤›ml› ülkelerde nas›l yaflama geçirdiklerini aç›kça itiraf ediyor. Görüldü¤ü gibi IMF ve DB’nin neo-liberal politikalar› ba¤›ml› ülkeler aç›s›ndan tam anlam›yla vahfli bir soygun, talan ve teslim alma programlar›yla karakteristiktir. Türkiye egemenleri, IMF ve DB’nin tüm direktiflerini hiç bir

Ekonomide “yeniden yap›land›rma” özellefltirmenin önündeki tüm engellerin kald›r›lmas› ve bunun için gerekli “yasal” düzenlemelerin yap›lmas›; bankalar›n bir kaç kompradorun ve emperyalist sermayenin tekelinde birlefltirilmesi, tar›mda küçük üreticilerin çöküflü vb. yönelimler içermektedir. direnç göstermeden yaflama geçiriyorlar. Yaflama geçirmek zorundad›rlar da. Göbekten ba¤›ml› olmak, oyunun bu flekilde oynanmas› kural›n› da beraberinde getiriyor. IMF ve DB bu sömürü ve talan politikalar›n› yüzüne geçirmifl oldu¤u “küreselleflme postuyla gerçeklefltiriyor”, “küreselleflme” safsatalar›n›n ve onlar›n uluslararas› mali sermaye kurulufllar›n›n özellikle de yar›/ yeni sömürge ülkelerde daha s›n›rs›z sermaye ve emtia dolafl›m› sa¤laman›n ideolojik k›l›f› oldu¤unu bir kez daha IMF ve DB’nin Türkiye iliflkileriyle görebiliyoruz. Bu iliflkiler bugün neo-liberalizmin “küreselleflme” safsatas›yla cila-

lanmas› olur, yar›n ise yeniden Keynesci ekonomi-politika ya da onun baflka versiyonlar›yla olur. Bu ç›karsamalardan sonra emperyalist politikalar›n Türkiye üzerindeki somut uygulamalar›na geçelim. 2- “ YEN‹DEN YAPILANDIRMA”NIN ‹FLASI a- Yeniden yap›land›rma nedir? Türk egemen s›n›flar› 24 Ocak (1980) kararlar›yla Türkiye’de bafllatm›fl olduklar› yeniden yap›land›rma programlar›n› bugüne kadar IMF-DB direktifleri do¤rultusunda çeflitli biçimler alt›nda defalarca kez temcit pilav› gibi ›s›t›p kamuoyu önüne sunmufltur. Yeniden yap›land›rma” programlar›n›n içeri¤i hemen hemen ayn› kalmakla birlikte, günün koflullar›na uygun olarak emperyalizmin temel ç›karlar› do¤rultusunda devlete ve ekonomiye “yeniden” sondaj çekilmesinden ibarettir. 1999’lardan sonra ise DSP-ANAP-MHP koalisyon hükümeti aç›s›ndan “yeniden yap›land›rma” adeta bir fliar oldu. Emperyalizm için yeniden yap›land›rma, de¤iflen sürecin koflullar›na uygun olarak uluslararas› mali sermayenin sömürü ve talan ç›karlar›n› güvence alt›na alacak, daha da yo¤ulaflt›racak yeni-ekonomik-politikalar›n oluflturulmas›d›r. (neo-liberal politikalar IMF-DB “yap›sal uyum”, “Tar›m reformlar›” vb) Türkiye aç›s›ndan ise, IMF ve DB’nin bu politikalar›na uyum sa¤layacak yap›lanmalara (sanayide, tar›mda, devlette vb.) gitmektir. Ekonomide “yeniden yap›land›rma” özellefltirmenin önündeki tüm engellerin kald›r›lmas› ve bunun için gerekli “yasal” düzenlemelerin yap›lmas›; bankalar›n bir kaç kompradorun ve emperyalist sermayenin tekelinde birlefltirilmesi, tar›mda küçük üreti-


cilerin çöküflü vb. yönelimler içermektedir. Tüm bu politikalar›n temel içeri¤i 24 Ocak’tan start alan Neo-liberal politikalar›n tesis edilmesini kapsamaktad›r. b- Ekonomide yeniden yap›land›rma Ekonomide “yeniden yap›land›rma” IMF direktifleri do¤rultusunda “döviz kur oran›n›n sabitlenmesi”, özellefltirmeye h›z verilmesi, bankalar yasas›nda gerekli düzenlemelerin yap›lmas› vb. biçiminde sürerken, 2001 y›l›n›n bafllar›nda patlayan ekonomik krizle birlikte, bir anda ekonomi ve siyasette önemli belirsizlikler oluflmufl, döviz kur fiyatlar› dalgaland›r›lmaya b›rak›lm›flt›. Bu yaflananlar IMF program›n›n bir aya¤›n›n güme gitmesi anlam›na geliyordu. Bu geliflmeler üzerine IMF’nin yönlendiricili¤iyle çok h›zl› bir flekilde “yeni” bir program haz›rland›. Sabit kur oran›ndan serbest kura geçildi. TL yüzde 40-50 oran›nda devalüasyona u¤rad›. Durum böyle olunca, at› alan çoktan Üsküdar’› geçmiflti. Krizin patlad›¤› daha ilk anda, uluslararas› spekülatörler ve büyük kompradorlar milyarlarca dolar› kasalar›na indirmifllerdi. 1980’lerin bafl›ndan bu yana IMF ve DB gibi emperyalist kurumlar arac›l›¤›yla, yar›-sömürge ülkelere, d›fl borçlar›n yeniden görüflülmesinin bir koflulu olarak dayat›lan “makro-ekonomik istikrar” ve yap›sal uyum programlar›, ulusal programlar›n istiksars›zlaflmas›na ve yar›-sömürge ülkelerin ekonomilerinin çökertilmesine yol açm›flt›. IMF’nin yar›-sömürgelerde uygulad›¤› klasik politika ilkin dövizin sabit kur oran› üzerine oturtulmas› yönündedir; fakat daha sonra ani para dalgalanmalar› ile sabit kurdan vaz geçilir. IMF destekli devalüasyon beraberinde tüm g›da mad-

delerine, ilaçlara, akaryak›ta, ulafl›ma, iletiflime ve tüm kamu hizmetlerine ard› arkas› kesilmeyen

zamlar› getirir. Dolar bir gecede f›rlar, enflasyon yükselir. Tüm bunlar yafland›¤› esnada büyük vurguncular yüklü bir biçimde d›flar› döviz kaç›rm›fl olurlar. IMF bu sefer de hükümetin önüne yeni “anti enflasyonist program” koyar. Siz bakmay›n program›n ad›n›n “anti-enflasyonist” olmas›na. Asl›nda tüm yerli ve yabanc› sömürücülerin beslendi¤i önemli bir kaynakt›r, enflasyonun yüksek olmas›. Devalüasyon koflullar›nda en çok karl› ç›kanlar›n yan› s›ra genifl halk y›¤›nlar› bir kaç gecede tam bir çöküfl yaflarlar. Ve bu koflullarda pastay› kap›p götüren büyük sermayenin belli klikleriyken, pastadan pay alamayanlar ise feryat-› figan 盤l›klar› atarlar. Mesela TOBB demokrasi havarisi kesilerek, bir gecede milyarlarca dolar› Merkez Bankas›ndan çekenlerin isimlerinin kamuoyuna aç›klanmas›n› istemifltir. Asl›nda TOBB’un tüm derdi de burada, yani pastadan pay almamas›nda yat›yor. TÜS‹AD içinde bir kaç büyük kompradorun ve uluslararas› para spekülatörlerinin milyarlarca dolar› kasalar›na indirmeleri, TOBB’u harekete geçiren tek unsur de¤il elbette; ama en önemli unsurlardan biri idi. TOBB içinde örgütlü olan küçük ve orta dereceli iflletmelerde, ya-

flanan ekonomik krizle birlikte üretim ve arzlar›n›n neredeyse durma noktas›na gelmesi TOBB’un hükümetten deste¤i çekmesindeki en önemli nedenlerden biriydi. Tüm bu yaflananlar üzerine TOBB “devlette”, “siyasette”, ve “ekonomi”de yeniden yap›land›rman›n bir an önce yaflama geçirilmesini ve “devletin fleffaflaflmas›” n› istedi. Keza ayn› biçimde TÜS‹AD da bol bol demokrasi havarisi kesilerek ekonomide ve devlette “yeniden yap›land›rma” gerekti¤i üzerine vurguda bulunuyordu. Her fleyden önce hükümetin kitleler nezdinde teflhir olmas› ve gözden düflmesi gibi faktörler TÜS‹AD’›n hükümete olan deste¤ini kerhen deste¤e çevirmesine ön ayak olmufltur. “Yeniden yap›land›rma”n›n ABD ve AB emperyalizminin temel ç›karlar›na uygun olarak ekonominin ve devletin günün sömürü koflullar›na göre flekillendirilmesi oldu¤unu ana halkalar›yla ortaya koyduktan sonra meseleyi daha yak›n plana alarak incelemeyi sürdürelim. BANKALAR YASASI VE ÖZELLEfiT‹RME En s›radan bir insana b›kk›nl›k verircesine iki de bir dillendirilen “yeniden yap›land›rma” programlar›n›n; emperyalistlerin ve egemenlerin daha çok sömürü ve talan yasalar›n›n ç›kar›lmas›n› istemesinden baflka bir fley ifade etmedi¤i su götürmez bir gerçekli¤i tan›ml›yor. 11 May›s’ta ç›kar›lan “Bankalar yasas›”yla Emlak Bank, Halk Bankas› gibi kamu bankalar›n›n tasfiye edilmesiyle Ziraat Bankas› çat›s› alt›nda birlefltirilerek, bir taflla iki kufl vurulmufl olunacak. 1- Bankalar tekelleflerek özellikle uluslararas› büyük bankalar›n önü aç›lm›fl olacak. Keza ayn› fley özel teflebbüse ait finans

PART‹ZAN 40 Eylül 2001

7


PART‹ZAN 40 Eylül 2001

8 (banka) kurumlar›n›n tasfiyesi için de geçerlidir. 2- Önemli ihtisas alanlar›na hitap eden bu bankalar›n tesviyesiyle, en baflta küçük üreticiler gibi kredi ihtiyac› alanlar›n› düflük faizlerle kredi çekmelerinin önü de kapanm›fl olacak. Bankalar kanunuyla Merkez Bankas›’n›n para miktarlar› üzerindeki kontrolünün yitirilmesi hedeflenmektedir. Faiz oranlar› “serbest piyasa”da ticari bankalar taraf›ndan belirleniyor. Böylece tar›m, küçük ve orta dereceli iflletmelere “ayr›cal›kl›” kredi verilmesi ifllemi son buluyor. Tam bu süreçte “Tahkim yasas›”n›n yasallaflm›fl olmas› da tesadüf de¤ildir. ‹flin özü daha net foto¤raflarla ayr›nt›lan›yor. Emperyalist mali sermayenin azami kar ve talan›na tabi olunacak en elveriflli koflullar yarat›lm›fl olunuyor. “Ekonomik yeniden yap›land›rma” program›yla birlikte ekonominin kilit tafllar›n› oluflturan tüm K‹T’ler özellefltirme kapsam›na dahil edilmifllerdir. Bor madenleri de bu çerçevede özellefltirme kapsam›ndad›r. Fakat duyarl› kamuoyunun Bor madenlerinin özellefltirilmesine karfl› artan tepkileri vesilesiyle flimdilik geri ad›m atm›fl olan egemenler, yar›n uygun koflullar› olufltu¤unda 1 trilyon dolarl›k Bor madenlerinin emperyalist tekellere pefl kefl çekilmesini yeniden gündeme getireceklerdir. Ama K‹T’lerin uluslararas› mali sermayeye peflkefl çekilmesi demek, ekonomideki en önemli köfle tafllar›n› uluslararas› mali sermayenin denetimine geçmesi demektir. Böylelikle ara-s›ra emperyalistlere yönelik oraya ç›kan “küçük” siyasal “direnç”ler de k›r›lm›fl olunacak. (Tüm bu talan ve sömürü yasalar› arka arkaya ç›karken “yeniden yap›land›rma” n›n en önemli ayaklar›ndan biri olan F tiplerinin özellik de bu dönemde yaflama niçin geçirildi¤i

daha bir ç›plak gözle görülebilir. Bunu bir anekdot olarak düflelim) Tüm bu yal›n gerçeklere ra¤men TÜS‹AD halen kriz 盤›rtkanl›¤› yapmaktan geri durmuyor, çünkü ne kadar çok kriz 盤›rtkanl›¤› yap›l›rsa o kadar çok sömürü ve talan yasas› daha ivedi bir biçimde ç›kar›l›yor. Fakat bu 盤›rtkanl›k ayn› zamanda “reel sektörün canland›r›lmas›” talebini de yans›t›yor. Yani kompradorlar›n kriz vesilesiyle durgun olan üretimlerinin yeniden üretime geçmesi dolay›s›yla acentalar›n› ve sat›fl bürolar›n› pazara ürün sunabilmesi k›sacas› talebe yönelik canlanman›n gerçekleflmesini istiyorlar. Çünkü bu krizle birlikte üretimin % 30’lara yak›n düflmesi söz konusu. Bu durum bir süre daha genifl çapl› bir durgunlu¤a geçifl anlam›na gelir ki, egemenler bir çok aç›klamalar›nda da a盤a ç›kt›¤› biçimiyle-görülece¤i gibi flimdiden telafla düflmüfl durumda. Ki, kulislerde s›k s›k daha büyük bir krizin kap›da oldu¤unu ince mesajlarla kamuoyuna yans›tmaktalar. Bu vesileyle, TÜS‹AD, IMF ve Dervifl’in “yeniden yap›land›rma program›na” kay›ts›z, koflulsuz destek verilmesi yönünde hükümete periyodik uyar›larda bulunmakta. Tar›mda: IMF ve DB’nin “yeniden yap›land›rma program›”n›n en önemli ayaklar›ndan birini de tar›m›n çökertilmesi ve bu do¤rultuda özellikle de küçük üreticiyi ezme program› oluflturmaktad›r. DB’nin “tar›m› yeniden yap›land›rmas›” projesi yeni de¤ildir. 1997’lere dayanmaktad›r. Bu program›n özü tar›m sübvansiyonunun kald›r›lmas›n›, emperyalist ülkelerdeki tar›m ürünü fazlalar›n›n Türkiye’ye ihrac› için hububat, pamuk, f›nd›k, tütün üretiminde daralmaya gidilmesini ve bu¤day, tütün, f›nd›k, pamuk vb. ürün taban fiyatlar›n›n köylülü-

¤ün y›ll›k üretim masraflar›n› dahi karfl›lamayacak bir düzeyde tutturulmas›n› kapsamaktad›r. Ki en son bu¤daya verilen taban fiyat, üreticileri üretim yapamaz ve geçimlerini sa¤layamaz duruma getirmifltir. DB, tar›ma verilen sübvansiyonun kald›r›lmas›n› istiyor. 1997’de “Tar›mda Reform ve yeniden yap›land›rma tasla¤›” fleklinde haz›rlanan DB program› 1998’den bu yana parça parça uygulamaya sokuldu. 2002 y›l›nda gübre sübvansiyonunun kald›r›lmas›, 2004 y›l›nda ise tüm sübvansiyonlar›n sona erdirilmesi hedeflenmektedir. Emperyalist devletlerin kendi çiftçilerine vermifl olduklar› sübvansiyon oran› % 30-40 aras›ndad›r. Türkiye’nin ise çok cüzi miktardad›r. Ve ileriki tarihlerde de tamamen kald›r›lacakt›r. Dolay›s›yla Türkiye tar›m üreticilerinin AB ve ABD’nin tar›m üreticileriyle rekabet etmesi imkans›zd›r. Di¤er yandan da Ziraat Bankas›’n›n üreticilere düflük faizlerle vermifl oldu¤u kredi, bankalar›n yüksek faiz oranlar›na çekilecektir. Bu durumda da üreticiler, tamamen büyük banka, tüccar ve tefeci a¤›na itiliyor. Ankara gibi bir baflkent flehrinin tar›m bölgelerinde köylülü¤ün % 55-60 gibi büyük bir oran› “gayr› resmi iliflkiler”den yani tefecilerden yüksek faizlerle borçlan›yor. Ki DB’nin “tar›m program›”n›n tamamen yaflama geçirilmesiyle birlikte bu oran›n daha da yukar›lara ç›kmas› kaç›n›lmazd›r. Dünya Bankas›’n›n “Tar›msal Reform Uygulama Projeleri” ad›n› tafl›yan ve tar›m üreticileri aç›s›ndan tam bir talan anlam›na gelen bu proje kapsam›nda Türkiye’ye verilecek 600 milyon dolarl›k kredinin ilk dilimini oluflturan 397 milyon dolar›n›n 116 milyon dolarl›k bölümü tar›m sat›fl kooperatifleri birliklerinin “yeniden yap›land›r›lmas›”nda kullan›lacak. DB, “alternatif ürün


9 lerken, di¤er yandan da “borç servisi hedefine de” hizmet etmektedir. Yani Türkiye emperyalistlere olan borçlar›n› bu talan ve peflkefl politikalar›yla ödemeyi de tasarlamaktad›r. Ekonomide “yeniden yap›land›rma” programlar› üçlü bir karaktere sahiptir. Sanayinin, tar›m›n ve hizmet sektörlerinin (K‹T’lerin) ya¤malanmas›n› ve peflkeflini kapsamaktad›r. (Ve Türkiye’ye verilen borçlar›n garanti alt›na al›nmas›n› içermektedir.) Emperyalistler için her fleyden daha çok önemli olan fley, yar›-sömürgelerin kendisine olan borçlar›n›n bir biçimiyle teminat alt›na al›nmas›d›r. Emperyalistler

kabet edemeyecek duruma geldi¤i için ürünlerini çok ucuza büyük tüccarlara vermek durumunda kalacaklard›r. Türkiye ise, dolar üzerinden emperyalist ülkelerden tar›m ürünleri ithal edece¤inden dolay›, tar›m üreticileri ve emekçileri üzerindeki yük katlan›lmaz hale gelecektir. Bugünkü koflullarda bu¤day üreticilerine verilen taban fiyat oran› ise gelecekteki sömürü ve talan uygulamalar›n›n da ip ucunu vermektedir. Görüldü¤ü gibi, emperyalistlerin eliyle tar›m tamam›yla çöküfle u¤ramaktad›r. Tar›m alanlar›n›n daralt›lmas›, topra¤›n ve tütün sanayinin özellefltirilmesi bir yandan tar›m› çökertmeyi hedef-

aç›s›ndan alacaklar›n›n teminat›, yukar›da ifade etti¤imiz biçimde cisimleflen politikalar›nda sentezleniyor. Bu tar›m politikalar› dahi, gelecekte daha büyük krizlerin kap›da oldu¤unun göstergesidir. Türkiye ekonomisinin tefecirantiyeci karakteri her geçen gün daha da derinleflirken, tar›mdaki tefeci iliflkiler önümüzdeki süreçlerde köylülü¤ün genifl kesimine daha da çok vahfli bir biçimde kene gibi yap›flacakt›r. Ekonomiye (sanayi, tar›m, bankalar, ticaret vb) damgas›n› vuran tefeci, rantiyeci iliflkiler ve d›fl borç yükü ve bu yükün getirdi¤i faizler Türkiye’nin gelir da¤›l›m›ndaki uçurumu derinlefltirirken ekono-

mideki durgunlu¤u da yayg›nlaflt›racakt›r. Bu durgunluk sarmal bir biçimde banka ve tefeci faiz oranlar›n› da daha da yukar› çekecektir. Üretimden kopuk, binlerce, yüzbinlerce yedek iflçiler ordusunun da oluflmas› vb. iliflkiler toplam›yla Türkiye ekonomisi adeta çürüyen bir duvar› and›r›yor. 3- S‹YASET‹N VE DEVLET‹N “YEN‹DEN YAPILANDIRILMASI” a- Siyasette ve devlette “Yeniden yap›land›rma program›” n›n en önemli ayaklar›ndan birini de yeni dünya konjonktürüne uygun olarak “devletin ve siyasetin yeniden yap›land›r›lmas›” oluflturuyor. Ekonomide oldu¤u gibi siyasetin ve devletin “yeniden yap›land›r›lmas›” çeflitli dönemlerde çeflitli biçimler alm›flt›r. Ulusal hareketin devrimci dinamiklerinin henüz tasfiye edilmedi¤i, gerilla savafl›n›n yükselifle geçti¤i dönemde, devlet bütün kurumlar›yla, Kürt ulusal mücadelesi ve sosyal kurtulufl mücadelesine karfl› bir flekilde yap›land›r›lm›flt›. Bu biçim bir “yap›land›rma” esas olarak Kürt devrimci dinamiklerine karfl› olmakla birlikte devrimci-komünist harekete çok yönlü bütünlüklü politika ve kurumlar› içeriyordu. Ve esas olarak hakim s›n›f ç›karlar›na hizmet eden bir politik sürecin tan›m›yd›. Bu süreci Düflük Yo¤unluklu Savafl Konsepti (DYSK- DYSS) olarak tan›ml›yoruz. Bugün gelinen aflamada ise ulusal ve uluslararas› konjonktür, de¤iflen koflullara uygun olarak farkl› bir biçim alm›fl durumda. Bu süreç PKK’nin tasfiye edilmesine ve emperyalistlerin Ortado¤u, Kafkaslar ve Balkanlar’da Türkiye’ye biçtikleri misyona uygun olarak iflletiliyor. Bu sürecin nas›l iflledi¤ini yak›n plana alarak emperyalistlerin (esas olarak ABD emperyalizminin) Türki-

PART‹ZAN 40 Eylül 2001

ve ürünü planlama” (çiftçi ürün de¤iflim program›) ile tütün, pamuk, f›nd›k, hububat vb. ekim alanlar›n›n daralt›lmas›n› ön görüyor. ‹flte, emperyalizmin tar›m› çökertme program›n›n özünü bu biçimde aç›klayabiliriz. Hangi bölgede, ne kadar üretim yap›laca¤›na art›k IMF ve DB karar verecek. Bu emperyalist ya¤ma program› Türkiye topraklar›nda, Türkiye köylülerinin üretimine yönelik aç›k bir kotad›r. Bu kota, çiftçilerin üretim yapamaz duruma gelmesi anlam›n› tafl›yor. K›t kanaat üretim yapanlar ise, emperyalist ülkelerin çiftçileriyle (sübvansiyon çeliflkisinden dolay›) re-


PART‹ZAN 40 Eylül 2001

10 ye’ye biçtikleri misyonu ve egemen s›n›flar›n hangi ihtiyac›n ürünü olarak “devletin yeniden yap›land›r›lmas›”n› istediklerini inceleyelim. Hakim s›n›flar›n son MGK toplant›lar›nda ve A¤ustos ay›nda askerlerin devir teslim törenlerinde yapt›klar› konuflmalarda “devletin yeniden yap›land›r›lmas›” nda yeni bir anlay›fl do¤rultusunda flekillendiklerine tan›k olmaktay›z. “Stratejik güvenlik anlay›fl›” olarak ifade ettikleri bu anlay›fl› Orgeneral Cumhur Asparuk flöyle ifade ediyor “Güvenlik kavram› geçmifltekinden farkl› alg›lanmaya bafllanm›fl, ülke topraklar›n›n d›fl tehditlere karfl› fiziksel savunulmas›na yönelik askeri tedbirlerin yan›nda, ekonomik, teknolojik siyasi ve sosyal menfaatler ile devletin temel de¤erlerinin iç ve d›fl tehditlere karfl› korunmas› ve kollanmas› da önem kazanm›flt›r. So¤uk savafl sonras› Bat›ya yönelik tehdidin kalkmas› üzerine, s›n›rlar›n korunmas›na dayal› savunma anlay›fl› terkedilmifl, bunun yerine; s›n›rlar›n ötesindeki menfaatlar›n korumas› ve olumsuz geliflmelerin ülkeye zarar vermeden yerinde çözümlenmesine dayanan stratejik güvenlik anlay›fl›na yönelinmifltir. Buna karfl›l›k Türkiye’nin etnik, ideolojik ve tarihi emellerinden kaynaklanan sorunlar, çat›flmalar ve istikras›zl›klar içeren bir co¤rafyan›n içinde yer almas›, 21. yüzy›l›n Bat›’ya sa¤lad›¤› bar›fl ortam›n›n nimetlerinden yeteri kadar yararlanmamas›na neden olmaktad›r”(23 A¤ustos 2001 Cumhuriyet syf. 9) ‹flte bu anlay›fl do¤rultusunda TC devleti emperyalistlerin Ortado¤u, Kafkaslar ve Balkanlar da vurucu gücü olarak konumland›r›l›yor. TC devleti emperyalistlerin isteklerine göre yeniden yap›land›r›l›yor” Özellikle PKK’nin devrimci dinamiklerinin tasfiye edilmesin-

de, emperyalistler ve onlar›n yerli iflbirlikçileri aç›s›ndan hiç de küçümsenmeyecek baflar›lar elde edilmifltir. Ulusal hareket kontrol edilebilir bir düzeye çekilmifltir. Bu emperyalizm ve egemenlerin bir baflar›s› sonucu elde edilen bir durum de¤il esas olarak PKK’nin kendi ideolojik politik duruflunun ve bu duruflun bir ifadesi olarak da emperyalizmin koridorlar›nda siyasal “çözüm”ler arayarak bu kan emicilerden medet umman›n zorunlu bir dura¤›d›r. Tam da bu durakta, ortaya yeni koflullar ç›kmas›yla birlikte AB Türkiye ilifl-

Bu çözümlemede de görüldü¤ü gibi “yeniden yap›land›rma”, “Kopenhang Kriterleri” vs. devletin tasfiyesi de¤il, bilakis TC’ye ulusal ve uluslararas› arenada daha çok nefes ald›racak ve hamle yapma olanaklar› sunacak, sistemin kendi gediklerini onaran politikalar›n yaflama geçirilmesini ifade eden Düflük Yo¤unluklu Demokrasidir. kilerinde “de¤ifliklik”ler yaflanmaya baflland›. AB-Türkiye’ye aday üyelik statüsü vererek “Kopenhang Kriterleri” diye bilinen “ev ödevleri”ne kamuoyuna deklare etti. “Kopenhang Kriterleri” bir çok islamc› ve Kemalist kesim taraf›ndan “demokrasiye geçifl”, “özgürlük”, “insan haklar›n›n yerleflmesi” olarak ele al›nd› ve Türkiye’nin AB’ye entegrasyonu alk›fllar içinde desteklerdi fakat Türkiye’nin AB aday üyeli¤inde ki y›l gibi zaman dilimi geçmesine ra¤men, devletin yap›s›nda en küçük bir de¤ifliklik (demokratikleflme vb) olmamas› ayd›nlar ve toplumun Özellikle de yaflanan ekonomik krizlerle birlikte patronlar klübü TÜS‹AD bile “tepki” göstermifltir. TÜS‹AD ve TOBB ekonomik krizlerin sebeplerini “demokratikleflememek” ve siyasetin t›kanm›fl gö-

zeneklerinin aç›lmam›fl olmas› biçiminde de¤erlendirdi. Yine tüm bu süreçte TÜS‹AD “Türkiye Demokratikleflme Perspektifleri ve AB Kopenhang Kriterleri Görüfller ve Öneriler” bafll›kl› bir rapor haz›rlatt› ve yay›nlad›. TÜS‹AD Genel Baflkan› Tuncay Özilhan “yeniden yap›land›rma” dönemi içine gireceksek, bunun siyasi yap›lar›n köklü dönüflümünü de kapsayacak flekilde ele al›nmas› kaç›n›lmazd›r” demifltir. Asl›nda TÜS‹AD’›n bu aç›klamalar› hiç de “yeni” de¤ildir. Bundan önce de TÜS‹AD çeflitli demeç ve raporlar›nda benzer fleyler ifade etmifltir. Demek oluyor ve aç›kça itiraf ediliyor ki bugüne kadarki “yeniden yap›land›rma” söyleminin içi bofl ç›km›fl ve bu söylemin pratik uygulamas› baflar›s›zl›¤a u¤ram›flt›r. Ki Özilhan’›n “yeniden yap›land›rma dönemi içine gireceksek” söylemi bunu kan›tl›yor. TÜS‹AD “siyasi istikrar için, siyasetin yeniden yap›land›r›lmas›” gereklili¤ini ve siyasi partileri yasas›n›n de¤ifltirilmesi, idam cezas›n›n kald›r›lmas›, düflünce özgürlü¤ünün önündeki s›n›rlamalar›n gözden geçirilmesi, MGK’da sivil üye say›s›n›n art›r›lmas›”, “Anayasadaki dil yasaklar›n›n ve mevzuattaki s›n›rlamalar›n kald›r›lmas›” gibi bir dizi “demokratik” aç›l›mdan söz ediyor. TÜS‹AD’›n bu raporuna ise, ayd›nlar baflta olmak üzere, bir çok kesim alk›fl tutuyor ve TÜS‹AD’›n arkas›nda yedekleniyorlar. Toplumun demokrasi ve özgürlük istemlerini ve bu istemler do¤rultusunda dillendirdikleri tepkileri egemenler kendi yedeklerine alarak toplumun genifl kesimlerine, “demokrasi ve özgürlü¤ü bu ülkeye getireceksek, onu da biz getiririz” mesaj› veriyorlar. K›sacas› Sabanc›’n›n medyatik bir biçimde bafllatm›fl oldu¤u ayd›nl›k eylemiyle gerçeklefltirilen protesto eylemlerindeki anlay›fl› bugün de¤iflik versiyonlar›yla yeniden


11 b- Siyasi partiler yasas›nda “Siyasi Partiler Yasas›”nda yap›lacak de¤iflikliklerle partilerin baraja tak›lma oran›n›n % 5’e çekilmesi hesaplanmaktad›r. Egemen s›n›flar bu de¤ifliklikle “siyasetteki t›kan›kl›¤›n önünü açma”y› hedeflemektedir. Parlamentodaki partilerin kitleler nezdinde u¤ram›fl oldu¤u prestij ve güven kayb› bu partilerin oy oran›n› % 9’lara ve daha da altlara düflürmüfltür. Dolay›s›yla koalisyonu oluflturan partilerin bile parlamentoya % 10 barajla girmesi alabildi¤ine zorlaflm›flt›r. Bu de¤ifliklik parlamentodaki partileri “kurtarma” operasyonudur, bu bir. Di¤er yandan da parlamentodaki partilerin itibar kayb› ve kitlelerin bu partilere olan güvensizli¤inin artmas›, egemen s›n›flar› yeni aray›fllar içine sokmufltur. TOBB ve TÜS‹AD bu konuda s›k s›k ça¤r›lar yap›yor. “Yeni” oluflumlar›n önünü açacak mesajlar veriyor. TÜS‹AD Baflkan› Tuncay Özilhan, “Yeni siyasal oluflumlar var. Biz sorunlar› ne kadar çok konuflursak ve yeni siyasal oluflumlara destek olursak Türkiye kuyudan o kadar erken ç›kar” beyan› yeni oluflumlar›n faaliyetlerini h›zland›rd›. Dervifl’in, ‹nönü’nün, T. Erdo¤an’›n ›s›t›lmas› bu yüzden. Bu da iki. Üçüncü olarak ise “yeniden yap›land›rma” program›n›n Kürt sorunuyla da bire bir iliflkisinden söz etmemiz gerekiyor. Kürt dinami¤inin daha çok sistem içine

çekilerek emperyalizmin de istemleriyle de örtüflecek biçimde, bu sorunu “çözüm”e ba¤lamak istiyorlar. PKK’nin dolay›s›yla HADEP’in daha çok evcillefltirilmesi, Kürtçe dilinin s›n›rl› bir biçimde serbest b›rak›lmas›, bu planlar›n aras›nda. Dolay›s›yla % 5 baraj› HADEP’in parlamentoya girmesine de hizmet edecektir. Bu çözümlemede de görüldü¤ü gibi “yeniden yap›land›rma”, “Kopenhang Kriterleri” vs. devletin tasfiyesi de¤il, bilakis TC’ye ulusal ve uluslararas› arenada daha çok nefes ald›racak ve hamle yapma olanaklar› sunacak, sistemin kendi gediklerini onaran politikalar›n yaflama geçirilmesini ifade eden Düflük Yo¤unluklu Demokrasidir. DYD faflizmin bir devlet biçimi oldu¤u ülkelerde geliflecek devrimci komünist hareketi bo¤mak için gelifltirilen Düflük Yo¤unluklu Savafl Stratejisi’nin demokrasi aya¤›d›r. Yani DYS’nin vitrinidir. c- Yeniden yap›land›rmada ABD ve AB’nin rolü nedir? Burada temel sorun “yeniden yap›land›rma”n›n hangi emperyalist devletlerin denetiminde gerçekleflece¤idir. ABD mi, AB mi bu sürece damgas›n› vuracak? Emperyalizm demokrasi ihraç etmedi¤ine göre, ihraç edece¤i tek fley daha çok ba¤›ml›l›k iliflkisi ve bu iliflkinin üst yap›sal vitrininin makyajlanmas›d›r. Bu makyaj› ABD’nin mi, yoksa AB’nin mi yapaca¤› sorunu çözülmemifl gibi görünse de, gerçekte ABD’nin Türkiye üzerindeki hakimiyeti su götürmez bir gerçekliktir. Mesela Kürt sorununda AB “siyasal çözüm” istiyor, ABD ise “demokratik çözüm”; AB Kürtçe dil, kültür vb. hamleler yaparak politikalar gelifltiriyor, ABD ise yaln›zca Kürtçe dilinin serbest b›rak›lmas›n› Türkiye’nin önüne bir ödev olarak koyuyor. AB bir bütün olarak idam›n kald›r›lmas›-

PART‹ZAN 40 Eylül 2001

pisayasa sürüyorlar. ‹flte bu politika, devletin 80 y›ll›k politikalar›n›n hangi hileler ve senaryolar üzerine tesis edildi¤inin göstergesidir. “Bu ülkeye komünizm gelecekse ben getiririm”, “demokrasi ve özgürlükleri biz veririz” diyerek kitlelerin özgürlük, demokrasi ve sosyalizm taleplerini bu politikayla kendisine yedekleyen bir egemen s›n›f ve devlet gelene¤i ve anlay›fl›d›r söz konusu olan. Türkiye’de “yeniden yap›land›rma” sürecinin yaln›zca demagojik bir söylem oldu¤unu aç›klamak; sorunun yaln›zca görünen bir yüzünü ortaya koyarak s›n›rlamakt›r. TÜS‹AD’›n raporundan sona Anayasa’n›n “de¤ifltirilmesi” çal›flmalar›n›n ayn› günlere denk gelerek h›z kazanmas› elbette ki bir tesadüf de¤ildi. Anayasa’da de¤iflecek mevzuatlar›n, demokratikleflmeyle, özgürlüklerle hiç bir iliflkisi yoktur. ‹dam cezas› adli tutuklular için kald›r›l›yor, seçme yafl› düflürülür, “Siyasi Partiler Yasas›” de¤ifltiriliyor, MGK’da Adalet Bakan›’n›n da temsil edilerek, sivil üye say›s›n›n art›r›lmas› gibi, “de¤ifliklik”ler ön görülüyor. Tüm bu de¤ifliklikler “devletin ve siyasetin yeniden yap›land›r›lmas›” projesinin özüdür. ‹flte bu, Düflük Yo¤unluklu Demokrasi (DYD) Projesidir. Bizi ilgilendiren yönü de bu vitrinni iyi anlafl›lmas› ve “Yeniden yap›land›rman›n” DYD’de cisimlefliyor olmas›d›r.


PART‹ZAN 40 Eylül 2001

12 n› istiyor; ABD ise yaln›zca “Apo’yu idam etmeyin” diyor. Kürt sorununda Türk egemen ç›karlar› ABD’yle esas olarak uyufluyor (ABD’nin Irak Kürdistan’› planlar›na karfl›, Türkiye serzeniflten öteye hiç bir tepki vermiyor/veremez de. Efendi-köle iliflkisinin bir gerçekli¤idir bu durum.) Demek oluyor ki AB’ye girifl kriterleri ABD ve AB aras›ndaki mücadelenin yans›mas› fleklinde sürüyor. Peki ABD Türkiye’nin AB’ye üyeli¤ine karfl› m›? Hay›r! ‹ngiltere’nin AB içindeki (Truva at› olma) misyonu ABD için ne ifade ediyorsa, Türkiye’nin AB içindeki benzer bir rol üstlenmesi de (Benzer diyoruz çünkü ‹ngiltere ile Türkiye’yi ayn› kefeye koymuyoruz. ‹ngiltere G-8’ler içinde yer alan emperyalist bir devlettir. Türkiye ise yar›sömürge bir ülkedir. Benzerlik, AB’nin siyasal etkinli¤ini zay›flatmaktan, böl, parçala, yönet perspektifinden kaynaklanmaktad›r) ABD’nin ekonomik-siyasal ç›karlar› aç›s›ndan benzer fleyler ifade edecektir. ABD’nin Türkiye arac›l›¤›yla AB’yi kontrol etmesi ya da kendi ç›karlar›na ters düflecek politikalar› bozmas›, ABD’nin böl-parçala- yönet yöntemine uygun düflmektedir. AB ise Türkiye’yi kendi fonksiyonlar›na ayak uyduracak düzeye getirmek istiyor. Bunun yolu Türkiye üzerindeki ABD etkisinin zay›flat›lmas›ndan geçer. Görüldü¤ü gibi, ABD ile AB aras›ndaki rekabet birbirlerinin hamlelerini bofla ç›karma biçimine bürünerek devam ediyor. Türkiye’nin iflbirlikçi ayd›nlar› ise; “küreselleflme” demagojisine paralel olarak Türkiye’nin AB’ye girmesini, “demokrasi”, “özgürlük”, “ekonomide büyüme” kavramlar› üzerine oturtmaya çal›fl›yorlar. AB Türkiye iliflkilerini do¤ru bir çerçeve içine oturtmak zorunday›z. Bu do¤ru çerçeveyi bula-

mazsak yanl›fl saptamalara gideriz. AB emperyalistlerinin geliflmifl sanayi ve güçlü mali sermayesiyle, Türkiye ekonomisinin afl›k atmas› imkans›zd›r. Bu gerçe¤i egemenler de biliyor. Egemenlerin esas istemi, AB emperyalistlerinin mali sermayesi alt›na girmektir. Böylelikle egemenler daha kolay bir flekilde AB’den de mali “destek” koparabilecekler. AB aç›s›ndan ise, Türkiye’yi kendi bünyelerine almalar›; Türkiye’nin daha aç›k AB’nin denetimine girmesi, yer alt› ve yer üstü kaynaklar›n›n kendilerine sunulmas›nda azami kar için daha fazla ayr›cal›kl› konuma gelmesi ve Türkiye üzerinden Ortado¤u ve özellikle de Kafkaslar’a aç›lman›n olanaklar›n› yakalamas› anlam›na geliyor. “Devletin yeniden yap›land›r›lmas›” planlar› ulusal ve uluslararas› bu konjonktürün dolayl› ya da dolays›z iliflkilerinin yans›mas›d›r. Dolay›s›yla DYD’yi de bu çerçeveye oturtmak zorunday›z. Fakat süreç tamamlanm›fl de¤il, hatta sürecin nas›l bir hat izleyece¤i yine bu konjonktürel (PKK, AB, ABD vb) durumundaki geliflmelere ba¤l› olacakt›r. 4- KAFKASLAR’DA C‹R‹T ATAN EMPERYAL‹STLER VE P‹NPON TOPLARI Kafkasya’da bulunan zengin petrol yataklar› ve di¤er hammadde kaynaklar› emperyalistlerin bu bölgedeki ayak oyunlar›na ve rekabete h›z vermifl durumda. Türkiye bu bölgedeki kavflak ülke olmas› vesilesiyle kendisine biçilen “kanat ülke” olma rolünü en iyi biçimde oynamaya çal›fl›yor. Rusya ve Kafkas petrollerinin geçifl hatt›n›n Türkiye olmas› her halükarda Türkiye’yi de bu bölgede oynanan oyunlar›n bir parças› haline getiriyor. Bu çerçevede ön plana ç›kan projeler, Rusya’n›n Türkiye’yle gelifltirdi¤i “Mavi Ak›m” hatt› ile

ABD’nin Bakü-Ceyhan projesidir. Burada dikkatimizi yo¤unlaflt›rmam›z gereken nokta “Mavi Ak›m Projesi”yle Trans Gaspien Project (Hazar Ötesi do¤algaz projesi) nin birbirleriyle ba¤lafl›k olmamalar› ve birbirini tasfiye etmenin bafll› bafl›na birer öznesi durumunda olmalar›d›r. Bu bölgedeki çeliflkileri yaln›zca do¤algaz ve petrol sat›fl› üzerine s›n›rland›r›rsak, çeliflkilerin yaln›zca bir k›sm›n› görmüfl oluruz. Dolay›s›yla, her iki proje de yaln›zca Türkiye’nin petrol ihtiyac›n› karfl›lamas› ve Türkiye üzerinden baflka devletlere petrol sat›fl›yla s›n›rl› de¤il; Kafkaslar’da, dolay›s›yla Asya’da ve bunlara paralel olarak Ortado¤u’da hangi emperyalist devletin/ devletlerin denetim kurmas› sorununu içermektedir. Bir yanda Rusya’n›n “Mavi Ak›m” projesiyle ABD’yi Kafkaslar’da ekarte etme politikas›, di¤er yanda ise, ABD’nin Bakü-Ceyhan Projesiyle Rusya’n›n Kafkasya’daki denetimin zay›flatma ve Hazar petrollerinin ‹ngiltere ile birlikte tek hakimi olma politikas›. Her iki proje de stratejik bir yönelime sahip. Türkiye’nin Türkmenistan üzerinden de¤il de Rusya üzerinden do¤algaz ithal etmesi (ki bu, Türkiye’nin do¤algaz ihtiyac›n› %70’ini Rusya’dan karfl›lamas› demek) Türkiye’nin %70 do¤algazda Rusya’ya ba¤›ml› hale gelmesi demektir. Bu proje ve ondan öncesi geliflen ticari iliflkiler Türkiye’de bir Rus lobisi yaratm›flt›r. Bu lobinin ekonomik temsilcilerinden biri Rus Gazprom flirketi orta¤› Tuncay Haznedaro¤lu ve siyasal temsilcisi olarak da Mesut Y›lmaz ön plana ç›kmaktad›r. Asl›nda bu lobi, Avrupac› kanad›n Rusya’yla ittifak politikalar›n›n bir ürünüdür. 1997 y›l›nda Baflbakan olan Mesut Y›lmaz ile dönemin Rusya Baflbakan› Viktor Çernomirdin taraf›ndan 3 milyon dolarl›k proje imzalan-


m›flt›. Bu projeye karfl›l›k ABD Bu yaklafl›m kendini “beyaz yor. Bu geliflmelere karfl›l›k merTürkmenistan üzerinden Türkienerji operasyonu” ve ard›ndan kezi Washington’da bulunan ye’nin do¤algaz ihtiyac›n› karfl›da yeniden Mavi Ak›m›n gün“Stratejik ve Uluslararas› Çal›fllamak istiyordu. Fakat Rusya’n›n demleflmesinde yans›tt›. ABD ve malar Merkezi” (C5,S)nden Zey“Mavi Ak›m Projesi” dahilinde Ordu (Tantan’› öne sürerek) na Boran, “Rus politikas›n›n haboru hatt›n› Karadeniz’de SamANAP’a karfl› “Mavi Ak›m Prozirandan bafllayarak nakliye a¤lasun Liman›’na kadar döflemeyi jesi”ni kullanarak bir “y›pratma r› üzerindeki denetimini korumak vaad etmesi bu projenin arkas›nkampanyas›” bafllatt›lar. Enerji ve art›rmak” oldu¤una dair aç›kdaki Rus lobisini güçlendirdi. Bakan› Cumhur Ersümer’in istifa lama yapt›ktan sonra “Türkiye’Dolay›s›yla Türkmenistan do¤alettirilmesi bunun bir sonucuydu. nin mart ay›nda Azerbaycan’daki gaz› kuyada kalmaya devam ede- Fakat bu kampanya ANAP’›n yeni bir yataktan gaz alma karar›cek mi?, sorusuna verilecek yan›t (Rusya’n›n deste¤ini arkas›na n›n, ABD’yi memnun etti¤i”ne “Mavi Ak›m” projesini daha iyi alarak) karfl› ata¤›yla etkisizleflti- vurguda bulundu. Türkiye’nin bu anlamam›za da yard›mc› olacakrildi. Bir kaç üst düzey askeri politikas›n›n anlam›, ABD’nin t›r. yetkili pasif görevlere verildi. tepkisini yumuflatmak ve RusTürkmenistan do¤algaz›n›n Beyaz enerji operasyonundan ya’n›n al›m›n› ve etkinli¤ini yine kuyuda kalmas› Türkmenistan yarg›lanan bir çok bürokrat serbu tepki üzerine dengelemektir. egemen s›n›flar›n›n pek ifline gel- best b›rak›ld›. Talat fialk etkisizMavi Ak›m gibi önemi haiz meyece¤ine göre, bir flekilde dolefltirildi. Ve ard›ndan Tantan bir projeyi ABD’nin bofla ç›kar¤algaz›n› satmas› gerekecek. Tür- tasfiye edildi. Bu geliflmeler Me- mak ya da bunu yapam›yorsa bile menistan doetkisini zay›f¤algaz› Erlatmak için Bakü-Ceyhan, “Mavi Gaz” projelerinde Türkiye egemen s›- f›rsat buldukmenistan n›flar› aras›ndaki tüm kap›flmalar›n perde arkas›nda emper- ça karfl› hamüzerinden (Türkiye ile yalistler aras› rekabet vard›r. Yani Türk egemen s›n›flar›n›n leler gelifltirdiErmenistan ¤ine de¤inaras›ndaki petrol merkezli klik savafllar› da, emperyalistler aras›ndaki itimifltik. Türkiaras› pazar rekabetinin bir yans›mas›d›r. laflardan doye’nin Azerlay›) Türkibaycan’daki ye’ye tafl›ma durumu olmayacasut Y›lmaz’›n arkas›ndaki gücün yeni yataktan pay alma karar› bu¤›na göre, geriye Türkmenistan etkisinin bir sonucuydu. Keza, nun en son örne¤iydi. ABD bu gaz›n›n “Mavi Ak›m Projesi”ne Türkiye’de hassas dengeler üzeri- geliflmeyi Bakü-Ceyhan projesi(boru hatt›na) dahil edilmesi alne kurulu olan siyasetin nin (/‹ngiliz BP flirketiyle birlikte ternatifi kal›yor. Rusya’n›n hede- ANAP’›n avantaj›na bir hamle bu projeye toplam 7 büyük petrol fi de bu zaten. Yani Türkmenisyapma olana¤› sa¤lam›fl olmas›n- flirketi ortak) bafllanmas› yönünde tan do¤algaz›n› “Mavi Ak›m Pro- da önemli bir rolü olmufltur. karar›yla güçlendirilmifl oldu. Bu jesi” boru taht›na ba¤layarak Tüm bu geliflmeler yaflan›rken son hamlede Bakü çevresinde buTürkiye üzerinden baflka ülkelere ABD’nin en büyük gazetelerinlunan “5 milyon varil ham petihraç etmek istiyor. Böyle bir ge- den Newyork Times “Mavi rol” ün etkisi var. BP Baflkan› Sir liflme ABD’nin Kafkaslar üzerin- Ak›m” projesinin “Amerikan hü- John Browine ‹stanbul’da yap›lan deki etkisinin zay›flamas› anlakümetinin, dünyan›n stratejik “Üç denizin hikayesi” adl› konfem›na gelir. Türk ordusu üzerinde bölgelerinden birinde Rusya’n›n ransta; “Bu miktarla ne yapabileönemli oranda ABD’nin etkisini etkisini azaltmay› hedeflerken ça- ce¤imizi art›k biliyoruz. Bu mikdüflünürsek, ordunun ta bafl›ndan balar›n› sonuçsuz b›rakt›¤›n›” ya- tar hatt› karl› k›lmaya yeter...” beri bu projeye karfl› oldu¤unu zarak Kafkasya’daki petrol müaç›klamas›n› yaparak bu projenin aç›kça vurgulayabiliriz. Newyork cadelesinin “perde arkas›n›” da stratejik önemine vurguda bulunTimes gazetesinde Douglun bir biçimiyle aç›klam›fl oldu. Bu- du. ABD ve ‹ngiltere’nin amac› Frantz imzal› bir yaz›da bir Türk na karfl›l›k Haziran ay›nda ABD Hazar (Bakü-Ceyhan) üzerinden diplomat›n›n “Ordu ve D›fliflleri, parlamentosunda Bakü-Ceyhan Türkmenistan ve Kazakistan petRusya gaz›na ba¤›ml›l›¤›n art›r›l- petrol hatt›n›n Ermenistan üzerin- rol hatlar›na kanal açmakt›r. Böymas› konusunda çekincelere saden geçirilmesi önerisiyle, Türkle bir kanal›n aç›lmas› Rusya’n›n hipti. Ama Y›lmaz dinlemedi” menistan do¤algaz›n›n Bakübu bölgedeki etkinli¤ini zay›flaaç›klamas› ordunun “Mavi Ceyhan boru hatt›na ba¤lanmas›- tacakt›r. Ak›m” projesine karfl› oldu¤unu n›n koflullar› yarat›larak “Mavi Bakü-Ceyhan, “Mavi Gaz” aç›kça gösteriyor. Ak›m” etkisizlefltirilmeye çal›fl›l›- projelerinde Türkiye egemen s›-

PART‹ZAN 40 Eylül 2001

13


PART‹ZAN 40 Eylül 2001

14 n›flar› aras›ndaki tüm kap›flmalar›n perde arkas›nda emperyalistler aras› rekabet vard›r. Yani Türk egemen s›n›flar›n›n aras›ndaki petrol merkezli klik savafllar› da, emperyalistler aras› pazar rekabetinin bir yans›mas›d›r. Türkiye’nin bölgede kavflak ülke olmas›, boru hatlar›n›n geçifl güzergah›na sahip olmas› emperyalistler aras›ndaki rekabetin sonuçlar›n› daha dolays›z yaflamas›na neden oluyor. Kafkaslar’›n zengin petrol yataklar›n›n geçifl güzergah›n›n Türkiye olmas› durumu, buradaki tüm çeliflkilerin direkt muhatab› olma durumunu da beraberinde getiriyor. Tüm bu çeliflkilerin yans›mas›, Türkiye’nin ekonomik olarak büyümesi fleklinde gerçekleflecektir. Çünkü petrol savafllar›n›n “güvence” alt›na al›nmas› (emperyalistler taraf›ndan) Türkiye ekonomisinin daha çok militarize edilmesinden geçiyor. Emperyalizm Kafkaslar’da ve Ortado¤u’da Türkiye’ye biçti¤i misyon budur zaten. Özellikle de ABD-‹srail Türkiye ekseninde gerçeklefltirilen yeni silahlanma kopseptlerine bu noktadan göndermede bulunmakta fayda var. Hiç kuflku yok ki, Kafkaslar’da ifller her zamankinden daha çok k›z›flacakt›r. Ve Türkiye de bu yo¤un çeliflkilerden üzerine düflen pay› fazlas›yla alacakt›r. Kafkas devrimci partileriyle s›k› dostluk iliflkilerini gelifltirmemiz bu anlamda her zamankinden daha çok önem arzediyor. Dünyan›n en stratejik bölgesinde emperyalistler planlar-projeler haz›rlarken, bizlerin, bu geliflmelere seyirci kalmam›z do¤ru olmaz. Bu bölgedeki çeliflkilerin önemine ve büyüklü¤üne uygun bir politika oluflturmak ve iliflkiler gelifltirmek zorunday›z. Çünkü dünyadaki bir çok kap›flman›n, rekabetin ve yo¤un çeliflkilerin merkezine Kafkaslar oturmaktad›r. Maoistler bu bölgedeki devrimci partilerle iliflkiler gelifltirebilir ve halklar›n aras›ndaki

kardeflli¤i güçlendirici politikalar› oluflturup hamleler yapabilirler. Nedir ki, emperyalistler Kafkasya’y› yo¤un bir biçimde kafl›yor. Halklar aras›nda düflmanl›k tohumlar› ekerek milliyetçili¤i güçlendiriyor. ‹flte tüm bu geliflmelere ve çeliflkilere zaman›nda bir müdahale emperyalist haydutlar›n entrikalar›n› bofla ç›karabilir. 5- TÜRK‹YE VE ORTADO⁄U FSK (ABD) VE AGSK (AB) ‹L‹fiK‹LER‹ a- Türkiye ve Ortado¤u Ulusal ve uluslararas› ajanslar ABD ‹ngiltere öncülü¤ünde Irak Kürdistan’›nda bir Kürt Devleti’nin kurulmas› olas›l›klar› ve senaryolar› üzerine s›k s›k yaz›lar ve haberler geçiyorlar. ‹flbirlikçi Barzani ve Talabani’nin Irak Kürdistan’›nda ABD ‹ngiltere inisiyatifinde bir Kürt devleti kurmalar›n›n güçlü ibarelerini oldu¤unu bir biçimde görüyoruz. “Çekiç güç”ün önemli bir misyonunun da bu oldu¤un an›msatmakta fayda var. Di¤er bir rolü de, Ortado¤u halklar›na gözda¤› vermektir. Bu anlamda Çekiç Güç’ün Ortado¤u’yu (ABD’nin) kontrolünde tutmas›nda önemli bir misyonu vard›r. ABD ve ‹ngiltere ikilisi kurulmas› planlanan uydu bir Kürt devletiyle hem Irak’› daha çok zay›flatm›fl olacak ve hem de Musul-Kerkük petrolünü tam anlam›yla denetim alt›na alacaklar. Öte yandan da Suriye-Irak-‹ran üçgeninde ABD’nin ileride bir karakolu olabilecek uydu bir devletle, Ortado¤u’daki önemli koridoru denetimleri alt›na alacaklar. Böylelikle Rusya ve Çin’in (fianghay Bloku) ve di¤er yandan da AB’nin Ortado¤u’daki politikalar›n›n etkisizlefltirilmesi planlan›yor. Kürt halk›n›n devlet istemi de ABD ve ‹ngiltere’nin ç›karlar› do¤rultusunda bir nevi “halledilmifl” olunacak; ama geliflmelerin yaln›zca Irak Kürdista-

n’›yla s›n›rl› kalmas›na ise ihtiyatl›-flüpheli bakmam›z gerekiyor. ABD-‹ngiltere emperyalizminin Ortado¤u’yu yeniden yap›land›rma planlar› çerçevesinde ‹ran ve Suriye Kürtleri’nin de devlet kurma istemlerini canland›rmas› olas›l›¤› gözden ›rak tutulmamal›d›r. Yani Irak Kürdistan’› plan› Suriye ve ‹ran’a do¤ru da pekala geniflleyebilir de. Irak Kürdistan›’n›n ayr› bir devlet olarak örgütlenmesi plan›n›n ne zaman gerçekleflece¤i sorunu ise Ortado¤u’daki dengelerle ilintilidir. Bu dengelerde PKK’ye düflen rol de var. Her fleyden önce Saddam’›n zay›flat›lmas› ve Irak Kürdistan’›nda konumlanan ve pastadan pay kapmak için pusuda bekleyen PKK faktörüyle ilintilidir. ABD, PKK’nin Irak Kürdistan’›ndan sökülüp at›lmas› noktas›nda Barzani ve Talabani’yi desteklemekle birlikte, bunun hiç de kolay olmad›¤›n› geçen zaman diliminde tüm taraflar anlam›fl durumda. Bu anlamda, ABD muhtemelen ilkin PKK’yi fiili olarak tasfiye edip sonra Kürt devletinin kurulufluna onay vermek yerine- ki bunun gerçekçi bir politika olmad›¤›n› art›k kabullenmifl durumdalar- Orta vadede Kürt devletini ilan ettirerek PKK’yi de bu oluflumun içine dahil etmek daha akla yatk›n bir politikad›r. Bu biçimiyle PKK’nin tasfiyesini- onu denetimlerinde tutarak-gerçeklefltirmifl olacaklar. ABD, da¤da kendisine tehdit unsuru olabilecek PKK yerine uysal durumda olan bir PKK’yi ye¤leyecektir. Çünkü da¤da tehdit unsuru olan PKK, ABD için her zaman tehdittir. Olas› böyle bir geliflmeye karfl› Türkiye’nin tavr› ne olacakt›r, sorusuna yan›t aramam›z da gerekiyor. Türk devleti tüm bu geliflmelerden rahats›z m›? Evet. Peki bu nas›l bir rahats›zl›k? 26 Mart 2001 tarihi itibar›yla


Türkiye haz›rlad›¤› bir raporda “Kürt devleti savafl nedeni” say›l›yor. Bu rapor Hürriyet gazetesinde 16 May›s tarihinde s›zd›r›ld›. Hürriyet, bu raporu sür manfletten kamuoyuna duyurdu. Yani, bu rapor resmi a¤›zlardan esas muhataplar›na (ABD-‹ngiltere) sunulmad›. Yaln›zca Türkiye kamuoyuna ve Barzani-Talabani ikilisine aktar›l›yor. fiimdi bu meseleyi farkl› boyutlar›yla inceleyelim 1- “Çekiç Güç”ün niçin Türkiye’de konuflland›r›ld›¤›n› Türkiye kamuoyu bildi¤i gibi, egemenleri çok daha iyi biliyorlar. Çekiç Güç Irak Kürdistan’›nda kurulacak olas› bir devletin silahl› koruyucu gücüdür. 2-Ecevit 1991’den sonra sürekli olarak Çekiç Güç’ün Irak’a uygulanan ambargonun kald›r›lmas›ndan dem vuruyordu. Ecevit iki seneyi aflk›n bir süredir Baflbakanl›k yap›yor. O halde niye Çekiç Güç’ü ve Irak’a karfl› uygulanan ambargoyu kald›rmad›. Çekiç Güç’ün süresi defalarca uzat›ld›. Ecevit, en küçük ayk›r› ses dahi veremedi. Dolay›s›yla sorun, kimin baflbakan oldu¤u de¤il, göbekten ba¤›ml›l›k iliflkisinde yatmaktad›r. 3- “Kürt devleti savafl nedeni” say›l›yor; ama kime karfl› savafl? Barzani ve Talabani ABD-‹ngiltere himayesinde oldu¤una göre, Türkiye’nin Barzani-Talabani ikilisine savafl açmas› imkans›zd›r. O halde Türkiye bu raporda nas›l bir mesaj veriyor? Türkiye ya¤masa da gürlüyor. Çünkü Türkiye’nin yapacak hiç bir mecali yok. ABD emperyalizminin mali sermayesi boyunduru¤unda hiç bir hareket alan› olmayan Türkiye gibi bir ülke serzenifllerde bulunmaktan baflka hiç bir fley yapamaz. Ki bu serzenifli de resmi a¤›zlar arac›l›¤›yla de¤il, Hürriyet gazetesi arac›l›¤›yla yapabilir ancak. Fakat burada da verilen mesaj Barzani-Talabani’ye yönelik de¤il, Kuzey Kürdistan halk›-

na yönelik göz da¤›d›r. b- Füze Kalkan› Projesi (FKP) Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimli¤i (AGSK) Tüm bu geliflmelerin yafland›¤› dönem ABD’nin Irak’a yönelik “Ak›ll› Yapt›r›m” planlar›n›n gündemde oldu¤u ve bu ba¤lamda ABD Savunma Bakan› Rumsfeld’in Türkiye’ye geldi¤i ve ayn› zamanda da Füze Savunma Kalkan› Projesinin yo¤un olarak tart›fl›ld›¤› bir dönemdi. Yine tam bu günlerde Orgeneral K›vr›ko¤lu’nun Çin ziyaretinin gerçekleflmesini baz› çevreler ve Kemalistler “K›vr›ko¤lu’nun ABD’ye tav›r almas›” olarak de¤erlendirdiler. Ve hatta daha da ileri giderek Türkiye’nin (ABD) Füze Savunma Kalkan› Projesi’ne rest çekti¤i gibi inan›lmaz fliflirme haberler yay›nlad›lar. Tüm bu fliflirme haberler, Türkiye’nin IMF (ve özellikle de ABD) teslimiyetini genifl kitleler nezdinde perdeleme çabas›ndan baflka bir fley de¤ildir. Türkiye’nin Çin’le girmifl oldu¤u ticari ve askeri iliflkiler kontrolsüz bir geliflme de¤il, tam tersine ABD’nin kontrolünde yap›lan bir geliflmedir. Bu tür iliflkiler ABD’nin temel ç›karlar›na zarar vermedikçe, ABD taraf›ndan özel olarak engellenmez. Her fleyden önce ABD’nin kendisinin Çin’le milyarlarca dolarl›k ticari iliflkileri söz konusudur. Dolay›s›yla, devletler aras›ndaki her ticari iliflkiyi farkl› bir yere oturtmak do¤ru bir yaklafl›m de¤ildir. Di¤er yandan da, FSK gibi askeri anlamda stratejik öneme sahip Amerikan projesine Türkiye’nin karfl› ç›kmas› beklenemez. ABD bu projeyle Türkiye üzerinden Ortado¤u, Kafkaslar ve Balkanlar’daki etkinli¤ini sa¤lamlaflt›r›p Avrupa’n›n AGSK projesini etkisizlefltirmeyi ve Rusya’y› devasa ekonomik külfetle baflbafla b›rakarak Kafkasya ve Avrupa’daki etkinli¤ini s›n›rlamay› hedefliyor. Keza ABD, FSK pro-

jesine 100 milyar dolar gibi yüklü bir para ay›r›yor. Rusya’n›n böyle bir maliyeti gözden ç›kar›p, flimdilik ve önümüzdeki 5-10 senede ABD ile yar›fl edebilecek konumda olmad›¤› aç›k. Fakat Rusya- Çin (fianghay Bloku) ittifak› önümüzdeki dönemlerde ABD ile silahlanma yar›fl›na girebilecek bir konseptin ürünüdür. Tüm bu geliflmeler olurken Türkiye ABD’nin FSK flemsiyesine girmek için “naz” yapmak bir yana, FSK flemsiyesi alt›na girmeyi dünden raz›. Türkiye kendisini dünyadaki yeni emperyalist-militarist oluflumlar›n d›fl›nda tutamaz. Keza ayn› biçimde Avrupa, AGSK çat›s› alt›nda yer almak için ABD’nin de deste¤iyle uzun süredir bir direnç gösteriyor. Türkiye, ABD FSK flemsiyesi alt›na girerken di¤er yandan AGSK çat›s› alt›nda yer almak istemesi bir çeliflki de¤il mi? Görünüflte çeliflkili bir durum ama gerçekte bir çeliflki arz etmemektedir. Türkiye’nin AB içine girmesinde rolü ABD aç›s›ndan ne ise, AGSK’ya girmedeki rolü de odur. Bu rol Türkiye aç›s›ndan neredeyse genel bir kural haline gelmifl durumda. AB, yaln›zca AB üyesi ülkeler AGSK’ya girer, diyor; çünkü zaten AB içinde bir ABD koruyucusu (‹ngiltere) mevcut, ikincisi AB’ye çok fazla gelir. AGSK’nin karar mekanizmas›nda Türkiye’nin yer almak istemesindeki ›srar, yaln›zca Türkiye’nin kendi bafl›na bir ›srar› de¤il; zaten böyle bir ›srarda bulunmayan Türkiye’nin hiç bir gücü yoktur, o halde biz Türkiye’nin arkas›ndaki güce bakal›m- esas olarak ABD’nin ›srar›d›r. Türkiye’nin AGSK karar mekanizmas›nda olmas› demek, Türkiye’nin (biz bunu ABD diye okuyal›m) ç›karlar›na ters düflen askeri hareket kararlar›nda veto hakk›n› kullanmas› demektir. AB’nin AGSK’y› oluflturufl mant›¤› zaten bu veto hakk›n›n Türkiye’ye (ABD diye okuyal›m) tan›mak is-

PART‹ZAN 40 Eylül 2001

15


16

PART‹ZAN 40 Eylül 2001

Nitekim hakim s›n›flar›n son üç MGK toplant›s›nda gündeme ald›klar› “sosyal patlama” tehlikesi ve buna yönelik al›nacak önlemlerin görüflülmesi, hakim s›n›flar›n son süreçte bu yönelim içerisinde olduklar›n› gözler önüne serdi. Emperyalizm taraf›ndan “yeniden yap›land›r›lan” Türkiye “Ulusal Güvenlik” kavram›nda de¤iflikli¤e gitti. “Stratejik güvenlik anlay›fl›” do¤rultusunda devlet hem s›n›r ötesi, hemde yurt içinde vurucu bir güç olarak konumland›r›l›yor. temesi, yani, Avrupa emperyalistlerinin kendi ekonomik ç›karlar›n› NATO örgütlenmesinin d›fl›nda kendi ordusunu kurarak sa¤lama, yayma, teminat alt›na alma ve bu ba¤lamda da Balkanlar, Afrika, Kafkaslar, Ortado¤u ve hatta Asya’da ABD etkinli¤ini zay›flatmakt›r. Türkiye’nin AGSK’ya girmesi, esas olarak, Türkiye’nin lojistik ve co¤rafi olanaklar›n› AGSK’ya sunmas›yla s›n›rl› kalacakt›r. Ki bu durum, Türkiye’nin ABD etkisinden uzaklaflmas› oluflumuyla de¤iflebilecek bir durumdur. fiimdilik uzak bir ihtimal olsa da... GEL‹fiEN DEVR‹MC‹ DURUM VE OLANAKLAR Son ekonomik krizle birlikte Türkiye’nin emperyalistlere mali ve siyasi ba¤›ml›l›¤› her zamankinden daha çok artm›flt›r. Türkiye’nin d›fl borcu 150 milyar dolar civar›ndad›r. Türkiye’nin d›fl borç edinimi % 14-15 faizle gerçekleflmektedir. Böylesine yüksek mebla¤da faiz oran›yla d›fl borç alan Türkiye; bu borçlanman›n

tüm külfetini emekçilere ç›karmaktad›r. Emekçiler tam anlam›yla çifte k›skaç alt›nda s›k›larak inim inim inletilmektedir. 2001 y›l›nda bafllayan kriz derinleflerek sürmektedir. ‹flçi s›n›f›na “0” zam dayat›lm›flt›r. MGK “sendikas›n›n” çeflitli hileleriyle “0” zamm›n üzerine kül serilmifl ve kamuoyuna %20 zam yap›lm›fl gibi yans›t›lm›flt›r. Halbuki % 20 oran 2001’in ilk yar›s›na kadar maafllara yans›mayacakt›r. Dolay›s›yla % 20 diye yutturulmaya çal›fl›lan›n ad› “0” zamd›r. Egemenler, emperyalistlere olan borçlar›n› ödeyebilmek için iflçiler, memurlar, köylüler ve küçük üreticiler üzerinde tam bir sömürü ve talan politikas› izlemektedir. Keza ard› arkas› kesilmeyen zam furyas› da cabas›d›r. Kamu bankalar› emperyalizmin ve komprador burjuvazinin ç›karlar› do¤rultusunda özellefltirilerek tam bir peflkefl politikas› izlenmektedir. 2001 y›l›n›n bafl›nda 3.061 dolar olan kifli bafl›na düflen milli gelir bu krizle birlikte 2700 dolara düflmüfltür. ‹ç borç 16 katrilyondan 51 katrilyona, daha sonra 80 katrilyona ç›km›flt›r. Ortalama % 90 faizle iç borçlanmalar gerçekleflmektedir. Türkiye’de çeflitli ifl kollar›na istihdam edilen 22 milyon emekçi (iflçiler, inflaat sektöründe çal›flan iflçiler, madende çal›flanlar, memurlar, Tar›m ve Orman Bakanl›¤›nda çal›flanlar, tar›m emekçileri vb) son befl y›lda 5 milyon emekçinin yedek iflsizler ordusuna kat›lmas›yla daha afla¤›lara çekilmifltir. ‹flçiler ve memurlar baflta olmak üzere halk›n en demokratik hakk› olan sendikal örgütlenme haklar›na futursuzca sald›rmaktad›r. Yani IMF-DB politikalar›yla birlikte sonucu, tütün, f›nd›k, hububat, pamuk vb. üretimi terk ettirilmektedir. Tar›mda köylülü¤ün % 70’i gayri resmi kurulufllardan (tefeciler) borçlanmaktad›r. Özellikle de bu krizle birlikte küçük

üretici köylülü¤ün zaten a¤›r olan durumu daha da a¤›rlaflarak hem büyük toprak sahipleri- tefecitüccar a¤›n›n cenderesi alt›nda ezilmekte ve hem de gübre, tohum vb. borçlar›n› ödeyemeyerek yedek iflçiler ordusuna kat›lmaktad›r. K›sacas›, köylülükle büyük toprak sahipleri tefeci-tüccarlar emperyalizm ve komprador devlet aras›ndaki çeliflkiler her zamankinden daha aç›k bir flekilde keskinleflmektedir. Bu keskinleflmenin, ileriki süreçlerde IMF-DB politikalar›n›n a¤›r sonuçlar›n›n hissedilmesi ve tar›m›n AB ve ABD’nin tam anlam›yla ya¤mas›na aç›larak gerekli düzenlemelerin tamamlanmas›yla birlikte, köylülü¤ün kemi¤ini keskin b›çak ifllevi görece¤inden hiç kimsenin kuflkusu olmas›n. Ki köylüler, flimdiden çeflitli biçimlerde tepkilerini gösterdiler. ‹flçilerin patlama noktas›nda olan tepkileri, MGK sendikac›lar› taraf›ndan törpülenmektedir. Memurlar›n sendikal örgütlenme hakk›n› sahte sendika yasas› ile engellemifllerdir. Buna karfl›l›k memurlar›n direnifli çeflitli biçimlerde sürmektedir. Tüm bu veriler, halk›m›z›n ne denli örgütsüz ve da¤›n›k oldu¤unu göstermektedir. Fakat tüm bu da¤›n›kl›¤a ve örgütsüzlü¤e karfl›, halk y›¤›nlar›n›n emperyalizme ve onlar›n iflbirlikçilerine karfl› olan tepkisi her zamankinden daha yüksektir. Çünkü emperyalizmin ve onlar›n iflbirlikçilerinin soygun, talan ve sömürü politikalar›n›n dolays›z ma¤durlar› emekçilerdir. Bu anlamda en çok ac›y›, açl›¤› ve sömürüyü yaflayanlar onlard›r. Di¤er yandan da emperyalistlerin kendi aralar›ndaki çeliflkilerin keskinleflmesinin çeflitli biçimleriyle yans›malar›n› görüyoruz. Türkiye’ye biçilen kanat ülke olma rolü ve özellikle de ABD’nin FSK projesiyle Türkiye’ye biçti¤i misyon çerçevesinde, Türkiye’nin önümüzdeki dö-


17 süreç bu biçimde bize yans›sa da, bu durum biz Maoistlerin hiç bir fley yapmamas› anlam›na gelmez. Tam tersine yapabilece¤imiz bir çok devrimci ödev bulunmaktad›r. Kürt co¤rafyas›nda her türlü devrimci çal›flma tarz›ndan yararlanarak Halk Savafl›’n› bafllatacak haz›rl›k sürecine girmektir. Bu haz›rl›k, k›r ve flehir aya¤›n› çok genifl bir biçimde kapsayacak, tüm önemli kurumlaflmalar›n ve lojistik olanaklar›n yarat›lmas›yla gerçekleflebilir. Bu çerçevede ilk elden genifl bir teflhir kampanyas› düzenlemek ve bu kampanyan›n olanaklar› üzerinden örgütlenmeler yarat›lmal›d›r. DEVR‹MC‹ DURUMUN OLANAKLARINDAN YARARLANALIM Türkiye co¤rafyas›nda ise krizin yo¤unlaflmas› ve emperyalistler aras› çeliflkilerin keskinleflmesi bizlere güçlü olanaklar sunmaktad›r. Bugün için Türkiye co¤rafyas›nda her türlü devrimci çal›flma tarz›n›n kap›lar› nesnel olarak ard›na kadar aç›kt›r. Bu olanaklardan yararlanacak, do¤ru çal›flma tarz›yla sürecin meyvesini toplamak iflten bile de¤il. Bu co¤rafyada her zamankinden daha çok kitlesel örgütlenme olanaklar› mevcuttur. Fakat subjektif yetersizliklerimiz bu olanaklar› harekete geçirmede ciddi bir problemdir. Yabanc›laflt›ran sitem ise yabanc›laflan halkt›r. Halk suskunsa, örgütsüzse, öyleyse hatal› olan devrimcilerdir. Halk neden susuyor, halk neden örgütsüz sorusuna yan›t› eveleyip geveleyip vermeye gerek yok. Her türlü nesnel olanak önümüze serilmesine ra¤men halk›n da¤›n›kl›¤›n›n sebebi yaln›zca halk üzerindeki faflist zulüm de¤ildir. Özellikle de Maoistlerin (devrimci hareketin durumu zaten or-

tada) da¤›n›kl›¤›n yans›mas›, halkta kendisini ayn› biçimde göstermektedir. “Gerçeklere olgulardan var›l›r”. (Lenin) O halde “Gerçekler devrimcidir” (M. Demirda¤). Gerçekli¤imizi abartmadan (ya da tersi) çözümlersek ve bu çözümleme ›fl›¤›nda sürece uygun politikalar tespit edersek, her olumsuzluk olumluya çevrilebilinir. Her fleye ra¤men biz kazanaca¤›z! Tarihsel bir süreçten geçiyoruz. Tarihsel olanaklar hemen yan› bafl›m›zda durmaktad›r. Zindan direniflimiz de böyle bir tarihsel sürecin parças›d›r. De¤indi¤imiz gibi, kitlelerdeki da¤›n›kl›¤›n ve bizlerdeki subjektif yetersizlikler ciddi bir dezavantajd›r; ama... Ama bu durumun avantaja dönüflmesinin dinamikleri de bu topraklarda bulunmaktad›r. Krizin, sömürünün ve bask›n›n en yo¤un yafland›¤› dönemlerde güçlerimiz ne kadar da¤›n›k olursa olsun bu toplumsal bas›nc›n bir yerden patlamas› kaç›n›lmazd›r. Her yüksek bas›nç mutlaka içinde bulunmufl oldu¤u hacmi, koflullar› yaracak yolu bulur. ‹flte, tüm bu bas›nç d›flar› vurdu¤u an, o bas›nc› hedefe yönlendirecek güçlerimiz ve politikalar›m›zla haz›r olmal›y›z. Dolay›s›yla biz halk›n gücüne güvenmeliyiz. Tüm halk› ortak hedefler do¤rultusunda birlefltirebilecek politikalar oluflturmak, kadrolar ve örgütlenmeler yaratmak zorunday›z. Çünkü bu ülkede, kitlesel örgütlenmenin koflullar› her zamankinden daha fazlad›r. Halk sistemden kopuyor. ‹flçi s›n›f›, memurlar ve köylüler aç. Öncüsünü ar›yor. ‹flte! Biz buraday›z diyebilmeliyiz. Örgütlülü¤ümüzle, kadrolar›m›zla, lojistik olanaklar›m›zla, sürece uygun politikalar›m›zla, biz buraday›z diyece¤iz. O zaman gerisini vars›n düflman düflünsün.

PART‹ZAN 40 Eylül 2001

nemde ekonomisini daha da militarize etmesi kaç›n›lmazd›r. Nitekim hakim s›n›flar›n son üç MGK toplant›s›nda gündeme ald›klar› “sosyal patlama” tehlikesi ve buna yönelik al›nacak önlemlerin görüflülmesi, hakim s›n›flar›n son süreçte bu yönelim içerisinde olduklar›n› gözler önüne serdi. Emperyalizm taraf›ndan “yeniden yap›land›r›lan” Türkiye “Ulusal Güvenlik” kavram›nda de¤iflikli¤e gitti. “Stratejik güvenlik anlay›fl›” do¤rultusunda devlet hem s›n›r ötesi, hemde yurt içinde vurucu bir güç olarak konumland›r›l›yor. Hakim s›n›flar›n ve emperyalistlerin böylesi bir yönelime, girmesinde Kürt devrimci dinami¤inin etkisizlefltirilmesi önemli bir etkendir. PKK’nin teslimiyeti rotas›yla birlikte TC görece nefes alm›fl ve bir çok politikas›n› yaflama geçirme olana¤› bulmufltur. Bir ço¤unu da orta vadede (özellikle de Kürt halk›na yönelik) yaflama geçirmeyi planl›yor. Kürt halk›n›n devrimci dinamikleri gerçek anlamda emperyalist bir “komployla” nötralize edilmeyi çal›fl›lmaktad›r. ‹mral› çizgisi, Kürt halk›na teslimiyet politikas› dayatmaktad›r. Devrimci hareketin içinden geçmifl oldu¤u dönem gerçekten flanss›zl›k diye ifadelendirebilece¤imiz bir dönemi tan›mlamaktad›r. Özellikle de Türkiye co¤rafyas›nda ortaya ç›kan devrimci olanaklara müdahale edebilecek gücünün olmamas›, onun öznel güçlerinin yetersizli¤inden kaynakl›d›r. Di¤er yandan bu yetersizlikler Kürt co¤rafyas›na da çok ciddi bir biçimde yans›maktad›r. Keza Kürt halk›n›n ‹mral› çizgisinin teslimiyetçi yüzünü ve Türk egemen s›n›flar›nn› kendilerine uygulad›¤› politikalar› aç›kça sonuçlar›n› görmedikçe, bizlerin mevcut durumu çevirme gücümüz olamaz. Aksi bir tespit, subjektivizmdir, iradeciliktir. Kürt halk›n›n içinden geçti¤i


18

Çiang Çing: Komünist Bir Önderin Devrimci Emelleri-2

PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

Devrimde inifller ve ç›k›fllar

“Çiang Çing’in yaflam›, kitlelere ve komünist davan›n nihai hakl›l›¤› ve zaferine stratejik bir güveni, proletaryan›n tarihin sahnesine ç›k›fl›na, bu sefer o sahneden geçici olarak afla¤›ya çekilmifl olsa da, herfleyini adama duyusunu yans›t›r.”

Burjuvaziyi gerçekten deliye döndüren iki fley vard›r kitlelerin devrim yapmas› ve iktidardaki devrimci önderlerin onlara destek verip önderlik etmesi. Burjuvazinin, Kültür Devrimi’nin tüm fliddetini Çiang Çing’in devrimci kitlelere verdi¤i “flahsi” enerjik deste¤e atfetmesi yayg›n olmas›na ra¤men, Çiang Çing’in oynad›¤› rol yak›ndan incelenecek olursa görülecektir ki, O, büyük çapta, Mao’nun, Parti’nin üst düzeylerindeki bir avuç kapitalist yolcunun fliddet kullanmadan alafla¤› edilebilece¤i yönündeki yönelimini savunmak için ihtimaml› bir mücadele yürütmüfltür. Bu objektif olarak do¤ru idi, çünkü sözkonusu devrim gerçekten de devrim içinde devrimdi esas görevi, iflçi s›n›f›n›n ve halk›n düflmanlar›n› bast›rmak olan proletarya diktatörlü¤ü alt›nda yürütülüyordu. Bu, Çin’de 1976’dan bu yana yürürlükte olan burju-

va diktatörlü¤ünü fliddet yoluyla alafla¤› etmek üzere kitlelere önderlik edecek yeni bir Komünist Partisi’nin oluflturulmas›n› gerektiren bugünkü durumla oldukça z›tt›r. Dolay›s›yla, proletarya baflta oldu¤u için önderlikteki kapitalist yolcular›n silahla bast›r›lmas› gerekli olmad›¤› halde, ayn› zamanda, kitleler devrim yapmak ve köklü siyasi de¤ifliklikler gerçeklefltirmek üzere tamamen ayakland›klar› zaman, baz› fleylerin kontrolden ç›kmas›n›n kaç›n›lmaz olaca¤› gerçe¤inden Mao çekinmiyordu. BPKD’de s›k s›k oldu¤u gibi, Merkezinkine karfl› ç›kan çizgilerin ortaya ç›karak, esas siyasi mücadeleyi sapt›rmak üzere fliddeti körüklememesine de flafl›rmad›. “Geçti¤imiz y›l boyunca geliflen müthifl de¤iflimler s›ras›nda, heryerde kaos baflgöstermifl olmas› do¤ald›r. Bir yerdeki kaos ile bir di¤er yerdeki aras›nda hiçbir ba¤


yoktur. fiiddetli mücadele dahi çok iyidir, çünkü çeliflkiler teflhir oldu¤u zaman kolayl›kla çözülürler. Bu Büyük Kültür Devrimi’nde kay›plar cüzi, baflar›lar muazzam olmufltur.” Kültür Devrimi’nin henüz bafllad›¤› 1966 yaz›n›n s›ca¤›nda, Çiang Çing, kapitalist yolculara ve destekleyicilerine fiziksel olarak sald›r›p, Sol’un ça¤r› yapt›¤› ideolojik ve siyasi mücadelenin çok daha zorlu sürecinden kurtulmak isteyen afl›r› sol bir e¤ilime karfl› mücadele etti. “fiiddet yoluyla mücadele sadece ete ve deriye dokunur, muhakeme yoluyla mücadele ise onlar› ta ruhlar›na kadar etkiler” fiiddetli çarp›flmalar›n ortaya ç›kmas› k›smen kendili¤inden oldu ve keskin s›n›f mücadelesinin bir ifadesiydi: 1967’nin bafllar›nda en az sekiz eyalette belediye komitelerinden iktidar› ele geçirme üzerine, iflçiler sözlü olarak, ancak sokaklarda da çarp›flt›lar. Orduya da, iflçilere ve K›z›l Muhaf›zlara bu ele geçirmelerde yard›mc› olmas› ve asayiflin tesis edilmesine yard›m etmesi için ça¤r›da bulunuldu. Ayn› zamanda, baz› alanlarda Sa¤’›n güçleri baz› sloganlar› çarp›tarak ve dikkati kendi üzerlerinden çekip sald›r›lar› daha küçük kapitalist yolcular›n üzerinde yo¤unlaflt›rmalar› için kitleleri k›flk›rtarak, aç›ktan fliddeti savundular. Örne¤in “Ordudaki bir avuç yetkiliyi sürükleyip ç›kart” slogan›, baz› bölgelerde oldukça harfi harfine ele al›nd› ve Sa¤ bunu, düzenli askerlerin silahlar›na el konmas›yla dahil, yakalanmadan paçay› kurtarabildi¤i her yerde uygulad›. Çiang Çing bu çizgiyi flöyle teflhir ediyordu: “Tuza¤a düflmeyelim. Slogan yanl›flt›r. Çünkü, Parti, hü-

kümet ve ordu, hepsi Partinin önderli¤indedir. Sadece Parti içindeki bir avuç yetkili kapitalist yolcuyu sürükleyip ç›kartmaktan sözedebiliriz, baflka hiçbir fleyden de¤il. Aksini yapacak olursak, bu gayr› bilimsel olur, ve sonuç olarak, heryede yanl›fl insanlar› hedefleriz, hemen hemen tüm askeri bölgeler sald›r›ya u¤rar ve iyi kötüden ay›rdedilmemifl olur. Baz› yoldafllar›m›z, az›nl›k oran›nda yoldafl›m›z, ordumuz içinde baz› tek tek yoldafl›m›z ciddi hatalar yapm›fl olsalar bile, bu flekilde ele al›nmalar› gerekmez...” Çiang Çing devamla, gençli¤in elbette hareketli eylemlerden hoflland›¤›n›, ancak ayn› zamanda “zihinlerin idman yapmas›n›n” da gerekti¤ini, mücadele-elefltiri-dönüflüm fleklindeki daha zor süreci tatbik etmek gerekti¤ini söylüyor. Bir yerden bir yere seyahat etmekten gençlik hofllan›yor, ancak heryerdeki özgül flartlar› bilmeyebilirler ve hata yapabilirler. “Yerel kitlelere güvenmelisiniz ve nas›l ki biz sizin nam›n›za devrim yapamazsak, onlar› yapmas› gereken fleyleri siz yapmamal›s›n›z. Bizim tek yapabilece¤imiz fley, sizinle müzakerelerde bulunmak ve size rehberlik etmektir.” Gerçekten de, toplumun dönüfltürülmesi süreci için ve proletaryan›n, siyasi iktidar› kendi bafl›na yeniden ele geçirmesi konusu dahil, kendi diktatörlü¤ünü icra etmesi için gerekli ve hakl› olan devrimci h›z üzerinde fren rolü oynamadan, kitlelerin devrimci coflkusu ve durumun yo¤unlu¤unun yaratt›¤› fliddetin çeliflkili niteli¤inin nas›l ele al›naca¤› her zaman o kadar da berrak olmuyordu. E¤er devrimde kargafla ve afl›r›-

l›klar vuku buluyorsa, ki her ikisi için de Mao sorumlulu¤u üstlemifltir, o zaman, ortal›k biraz yat›flmadan bunlar› tespit etmenin ve do¤ru olarak ele alman›n da her zaman gerçeklefltirilemeyece¤i objektif bir gerçektir. Ayn› zamanda, baz› güçler kendi oportünist amaçlar› için bundan yararlan›rlar. Çiang Çing’in önderlik etmede yard›mc› oldu¤u KDG grubunun kendi içinde baz› ö¤eler (Örne¤in Çen Po-ta), aç›ktan fliddet kullanma yanl›s›yd›lar ve özellikle 1967’de Wuhan flehrinde Sa¤’› destekleyen askeri birimlerin provokasyonu ve isyan›ndan sonra, baz›lar› bu ö¤elerin örne¤ini izledi. Amaçlar› kargafla yarat›p bunu kendi lehlerine kullanmak olan ve sonradan afl›r› “solcu” olarak vas›fland›r›lan bu KDG önderlerinin görevlerine son verilmesi ancak bir müddet sonra mümkün olabildi. Sa¤ ayn› zamanda K›z›l Muhaf›zlar›n içinde KDG’nin aleyhine döndürdükleri bir kesim içinde de fliddet örgütledi. Öte yandan, Mao ile ittifak›na ra¤men her zaman genifl bir Sa¤c› damar› olan Çu En-lay, son derece ortac› bir rol oynad› ve “anarflistleri” iç savafl› devam ettirmekle suçlayarak, her zaman sükuneti ve asayifli vurgulad›. Çiang Çing istikrarl› bir flekilde düflmana ideolojik ve siyasi olarak sald›r›p yenmenin propagandas›n› yapt› ve öfkesi tamamen ayaklanm›fl olan kitlelere kendilerini tutma ça¤r›s›nda bulundu. Konuflmalar›nda, Liu fiao-fli’nin silah gücü kullanmadan iktidardan indirilmifl oldu¤una iflaret etti. Ancak, HKO’nun sa¤c› kalelerine karfl› “savunma” yapmalar› amac›yla baz› K›z›l Muhaf›z birimlerine ve isyankar güçlere silah da¤›-

PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

19


20

PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

t›ld›¤›nda, Çiang Çing buna uydu. Çiang Çing’in ünlü “Muhakeme yoluyla sald›r, fliddet yoluyla savun” slogan› öne ç›kar›l›p propagandas› yap›lmad›, çünkü ikisi aras›ndaki ayr›fl›m çizgisini buland›rma e¤ilimindeydi ve halk›n di¤er kesimleri aras›nda silah kullan›lmas›n› teflvik eder duruma düfltü, ki bu kitle gruplar› ve örgütlenmeleri aras›nda bafl gösteren çeliflkileri çözümlemiyordu. Savunman›n tam nerde bitti¤ini, sald›r›n›n tam nerde bafllad›¤›n› kim tayin edecekti? Eylül 1967’de Mao bir dizi bölgeyi ziyaret ettikten sonra Pekin’e döndü ve k›sa bir zaman içerisinde, daha fazla silah ele geçirmeyi yasaklayan bir tamim yay›nlad›. “BAfiKALARINA KARfiI DEVR‹M YAPMAK KOLAY, KEND‹NE KARfiI DEVR‹M YAPMAK ZORDUR” Kültür Devrimi s›ras›nda, Çiang Çing, kendisini Parti’nin devrimci bir lideri olarak coflkuyla benimseyen devrimci kitlelerle yak›n bir ba¤ oluflturdu. Kat›ld›¤› bir toplant›yla ilgili gözlemlerde bulunan Sovyetler Birli¤i’nden bir Çin uzman› “sürekli alk›fl tufan› bafllatan” coflkulu kalabal›¤› flöyle anlat›yordu: “‹lginç hiçbir fley söylememeyi ustal›kla baflard›klar› için konuflmalar›n› kesinlikle hat›rlayamad›¤›m Çen Po-ta, Kang fieng ve Li Hsueh-feng’den sonra, söz s›ras› yeflil askeri üniformas› ve kepiyle sürekli hareket halinde olan Çiang Çing’e geldi. Çiang Çing’in konuflmas› toplant› salonunu adeta atefle verdi... ‘sizler yeni devrimci nesilsiniz’ dedi Çiang Çing. ‘Devrimi devam ettirmesi gereken sizlersiniz. Devrimi daha da ilerletmelisiniz.

Biz eski nesil art›k ayr›l›yoruz ve giderken sizlere devrimci geleneklerimizi b›rak›yoruz. Baflkan Mao Çin’i sizlere b›rak›yor. Devlet sizlerin elinde olacakt›r. Kültür Devrimi’nin okulu muhteflem bir okuldur!’ Konuflman›n etkisi derhal görüldü. Önderler ayr›l›r ayr›lmaz toplant› durmadan devam etti. Konuflmac› ard›ndan bir di¤er konuflmac› söz hakk› ald›, herkes coflkusuyla di¤erlerinden üstün gelmeye çal›fl›yordu.” Kendi örne¤iyle Çiang Çing, di¤erlerini kendisi gibi olmaya cüret etmeye, herfleylerini, t›pk› kendisinin yapm›fl oldu¤u gibi, proletaryan›n siyasi iktidar› yoluna adamaya, kurnaz ve ç›karc› karfl›-devrimcilere teslim olmay› reddetmeye ve Parti içindeki mevkii sahibi kapitalist yolcularla, bunlar›n etkisi alt›nda olup kendi temel ç›karlar›na karfl› ç›kacak kadar ideolojik olarak zay›f ve kolay manipüle edilir durumdakiler aras›nda dikkatli bir ayr›fl›m yapmaya cüret etmeye teflvik ediyordu. Kitlelerin devrimci güveni ve düflman› küçümsemesi ile, halk iktidar› kapitalist

yolcular›n elinden almak için mücadele yürütürken her yerde ortaya ç›kan karmafl›k ve çok yönlü çeliflkilerin ele al›n›fl›nda yol gösteren pratik önderli¤i birlefltirme konusunda ustayd›. Her bölgeden ve toplumun çeflitli kesimlerinden gelen delegasyonlara hitab ederken, Çiang Çing, proletaryan›n ideolojik dünya görüflünü güçlendirme, cesaretli elefltiri ve özelefltiriyi teflvik etme, karfl›t fikirlerle cebelleflme ve zorluklar karfl›s›nda sa¤lam olman›n gereklili¤ini vurgulad›. Çiang Çing, k›demli devrimciler siyasi olarak genç kalmaya, proletarya için yeni ufuklar açmakta olan gençli¤in alevleriyle çelikleflmeyi ve siyasi çizgiyi derinlemesine kavramak ve do¤ru çizgi do¤rultusunda hareket etmek için yafl›n ve d›fl görüntünün ötesine bakmaya teflvik ediyordu. Örne¤in, k›smen de baz› yerlerde keskin bir flekilde ortaya ç›kan fraksiyonculu¤a karfl› mücadele yoluyla, kitlelerin iktidar› ele geçirmesi için flartlar›n yarat›lmas›na yard›mc› olmak amac›yla, KDG, sorunlar› çözmelerinde de ciddi anlafl-


21 var m›? Fraksiyoncu niteli¤iniz aç›s›ndan hüküm verecek olursak, bence siz devrim için, halk için ve proletarya için de¤il, kendiniz için çal›fl›yorsunuz?” “...Baflkalar›ndan de¤il, kendinizden ve kendi grubunuzdan yüksek taleplerde bulunmal›s›n›z. Münakafla ederseniz, kavga ederseniz, silahl› mücadele yürütüp silah ele geçirirseniz, o zaman serinkanl› duramaz, do¤ru ile yanl›fl› ay›rt edemezsiniz... ‹nsan›n baflkalar›na karfl› devrim yapmas› kolayd›r, kendisine karfl› devrim yapmas› zordur.” Mao, bu meseleyi baflka bir aç›dan ele ald›: siyasi iktidar›n kendisini muhafaza etme ihtimali aç›s›ndan. Mart 1967’de Kültür Devrimi hakk›nda konuflurken, esas görevin kapitalist yola koyulanlar›n elinden iktidar› almak oldu¤u de¤erlendirmesini yapt›, ancak diyordu Mao, “bu hiçbir flekilde amaç de¤ildir. Amaç, dünya görüflü sorununu çözümlemektir; revizyonizmin köklerini yoketme sorunudur.” Aksi taktirde diyordu Mao, BPKD nas›l zafer olarak tan›mlanabilir? Baflka bir deyiflle, siyasi iktidar olmadan sosyalist dönüflüm gerçekleflemezdi, ancak ideolojik görüflü giderek artan biçimde yeniden kal›ba sokmadan da, iktidar› muhafaza etmek mümkün de¤ildi. Mao, iflçi s›n›f›n›n, kültür ve üst yap›n›n her yönü dahil, toplumun her alan›nda önderlik etmesi gerekti¤ini ilan etti¤inde, özellikle e¤itim ve sanat› hedefliyordu. Mao, baz›lar›n› gücendirece¤ini baz›lar›n› da öfkelendirece¤ini bilerek, ayd›nlar›n esas olarak burjuva görüflü terketmemifl olduklar›n› dile getirdi. “Lütfen bu görüflün zaman› geçmifl olup olmad›¤›n› bir düflünün” diye ekledi cevab›

belli bir soru olarak. ESK‹ F‹K‹RLERDEN KOPUfi Çiang Çing’in önderlik etmeye devam etti¤i kültür alan›, tam da bu dünya görüflü meselesinden dolay› önemli bir muharebe meydan› durumundayd›. Yeni proleter sanat yaratmada büyük ilerlemeler kaydedilmifl ve zorlu zaferler kazan›lm›flt›, ancak her yerde, siyasi ve ideolojik mücadele daha da ilerletilmek zorundayd›. Kas›m 1967’de Pekin Edebiyet ve Sanat Forumu’nda yapt›¤› konuflmada Çiang Çing, BPKD’nin propaganda ve kültür birimlerindeki dengesizli¤inin s›n›f mücadelesinin kanunlar›n›n bir yans›mas› oldu¤unu söyler. Baz›lar›n›n hala büyük ittifaklar oluflturmalar› gerekiyor, baz›lar› ise bunu yapm›fllard›r, ancak devrimci üçlü kombinasyonu baflar›ya ulaflt›ramam›fllard›r ve daha genifl çapl› tart›flma ve elefltiri yürütmek, kadro sorunlar›n› çözmek zorundad›rlar. “Hareket, derinlemesine ve tepeden t›rna¤a yürütülmüfl müdür?” diye sorar Çiang Çing. “Sanm›yorum. Çünkü düflman son derece kurnazd›r; birçok aktörler kumpanyas›na sahiptir. Bir kumpanyay› teflhir ettikten sonra, bir baflkas›nda bafl gösterecektir. Dolay›s›yla görüflümce edebiyat ve sanat çevrelerinin derinlemesine araflt›r›lmas› ve incelenmesi gerekiyor. Düflman›m›za karfl› tutarl›, kesin ve sert olmal›y›z.” Bu forumda bir dizi sorun ortaya at›ld›: yeterince eserin üretilip üretilmedi¤i, bunlar›n nas›l popülerize edilece¤i ve standartlar›n yükseltilece¤i, örnek eserlerin ulusal sanat›n “doru¤u”nu temsil edip etmedi¤i gibi. Ancak her aç›dan Çiang

PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

mazl›klar› tali olanlardan ay›rdetmelerinde yol göstermek için karfl›t fraksiyonlar›n önderlerini ve delegelerini biraraya getirmede önemli bir rol oynad›. Ve (büyük ittifak›n ortam›n›n, öz-ç›karlar›n yokedilmesi ve kiflinin kendisini halka adanmas›ndan, bunun yan›s›ra sa¤l›kl› mücadele yürütülmesinden olufltu¤unu söyleyen) Mao gibi, Çiang Çing de dünya görüflü meselesi ile büyük ittifaklar kurmak için birleflme ihtimali aras›nda yak›n ba¤ kurdu: “Yoldafllar, söyleyeceklerimin yararl› oldu¤u görüflündeyseniz, o zaman bunlar› yürürlü¤e koyma yönünde çaba gösterelim. Mao Zedung Düflüncesi’nin devrimcileri olmak zorunday›z, flu grubun ya da bu fraksiyonun üyeleri de¤il. Fraksiyonculuk zihniyeti küçük burjuva bir özelliktir; da¤-kalesi zihniyetinin, bölgecili¤in ya da anarflizmin en ciddi biçimidir... Her iki taraf›n özelefltiri yapmas› iyidir... bu flekilde, oturup konuflaca¤›z ve önemsiz meselelerde farkl› düflünmeye devam ederken, esas meseleler konusunda görüfl birli¤ine varmaya çal›flaca¤›z. Esas noktalarda birleflmek: devrim budur, BPKD budur.” “...Baflkan Mao’nun önderlik etti¤i proleter devrimci çizginin saf›nda m› oldu¤unuz yoksa kapitalist yolcular›n koyuldu¤u çizginin saf›nda m› oldu¤unuz meselesi, bir büyük do¤ru veya büyük yanl›fl meselesidir. Bu çerçevede, e¤er hepiniz kapitalist yola koyulan üst Parti yetkilisine karfl› mücadele ediyorsan›z (veya Anhwei’de, Li Pao-hua’n›n önderlik etti¤i kapitalist yolcu küçük kli¤e karfl› mücadele ediyorsan›z), o zaman birleflememe ve birleflmeme için hiçbir sebep


PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

22

Çing, dönüp sanatta devrimi tamamen zincirlerinden bofland›rman›n önündeki esas engeli hedef al›yor: “Merkezi görev bugün hala ç›karc›l›¤a karfl› savafl›p revizyonizmi mahkum etmek ve devrimci birimler örgütlemektir. Aksi taktirde gerçekten sosyalizme hizmet eden, gerçekten iflçilerin, köylülerin ve askerlerin ihtiyaçlar›na uygun fleyler üretmek mümkün olmayacakt›r. Ç›karc›l›kla mücadele etmek ve revizyonizmi mahkum etmek zor zanaatt›r” Foruma kat›lanlardan birinin önermifl oldu¤u gibi eserleri popülerize etmek için k›rsal alanlara ve fabrikalara küçük gruplar göndermenin iyi oldu¤unu kabul eden Çiang Çing, bu, mücadeleden kaçmak içinse o zaman buralara gitmenin hiçbir anlam› olmad›¤›n› vurgular. Ayn› flekilde, yeterince yeni opera üretilmedi¤i görüflünde olan “sab›rs›zlara” cevab›nda da, Çiang Çing, bunun anlafl›l›r birfley oldu¤unu, ancak operalar kaba bir flekilde yap›l›rsa

“halk›n bizi yere y›kaca¤›n›” söyler. Ayn› zamanda, sanatç›lara örgütlenmeleri, ciddi olarak daha fazla eser üretme ve reforme etmeye koyulmalar› ça¤r›s›nda bulunur. Çiang Çing, “Sahneyi ve beyaz perdeyi imparatorlardan, generallerden ve burjuvaziden ar›nd›ran” sekiz örnek eseri, bunun yan›s›ra eksikliklerine ra¤men dünyada “flok ve sansasyon” yaratt›klar› için, bale ve senfoni reforme etmedeki ilk baflar›lar› savunur. 1963 ile 1965 aras›nda, Çiang Çing ve küçük bir grup yoldafl›n taarruza önderlik etti¤i, sanat›n sosyalist dönüflümünde muazzam 盤›r aç›c› baflar›lar elde edilmiflti. Ancak, tüm toplum siyasi iktidar için BPKD’de muharebeye kat›lmadan, bu dönüflümü genifl çapta yürütmek için birimler oluflturma sorununun çözülmesi mümkün olamazd›. Ne de, yeni devrimci kültürü ülke çap›nda kitlelere derin ve yayg›n bir biçimde götürme fleklindeki can al›c› sorunun çözülmesi.

1967’de bu durum de¤iflmeye bafllad› ve örnek eserlerin film olarak üretilip tüm Çin’de daha ulafl›l›r duruma getirilmesi için planlar gelifltirildi, HKO kültür birlikleriyle genifl popülerize etme kampanyalar› yürütüldü ve popüler ve yeni seyyar kültür ekiplerinin faaliyetleri büyük çapta geniflletildi. Çiang Çing, Kültür Devrimi’nin ilk aflamalar›nda sanatç› ve yazarlar›n toplant›lar›na ya da mitinglerine s›k s›k kat›lm›fl, onlar› Kültür Devrimi’nin genel görevlerine tam olarak kat›lmaya ve kendi birimlerinde devrim yapmaya davet etmiflti. Ancak görünen odur ki, Parti’nin kültür konusundaki tart›flmay› gelifltirmek için sald›r›y› gerçekten bafllatabilmesi, sanat› dönüfltürmek için keskin iki çizgi mücadelesine giriflmesi ve Çiang Çing’in özellikle Pekin Operas›’n› devrimcilefltirmesinin baflar›l› tecrübesini popülerlefltirmesi, 1967’nin bahar›ndan önce mümkün olmam›flt›r. Bu dönemde, bas›nda ve teorik organlarda bir dizi makale ve yaz› ç›kt›. 1966’da düzenlenen Silahl› Kuvvetler içinde Sanat ve Edebiyat üzerine Forum’un önemli özeti de, Mao’nun bu sorunlar üzerine baz› k›sa görüflleriyle birlikte kamuoyuna sunuldu. Mao ve di¤er merkezi önderlerin de gösterilere kat›l›m›yla, yeni örnek operalara özel önem ve öncelik tan›nd›. Yeni örnek eserlerin sahneye kondu¤u Yenan Forumu’nun 25. y›ldönümü kutlamalar›na baflkanl›k etme flerefi Çiang Çing’e verildi. Bafl›ndan itibaren Sol, HKO’nu Kültür Devrimi’nin siyasi f›rt›nas›na tamamen kat-


maya özel dikkat gösterdi. Bunun, asker kitleleri aras›nda Sol’un çizgisini güçlendirmek, onlar›n siyasi ve ideolojik düzeylerini yükseltmek, hem ordu içinde hem de toplumda iki çizgi mücadelesini ve s›n›f mücadelesini görmelerini sa¤lamak yönünde yarar› vard›. Di¤er sorumluluklar›n›n yan›s›ra, Çiang Çing, fiubat 1966’da HKO’na kültür dan›flman› ve bir y›l sonra ordu içinde kurulan bir Kültür Devrimi Grubu’na dan›flman olarak atand›. Çiang Çing’in kültür cephesindeki önderli¤i alt›nda, proleter sanat gelifltirmede belli bafll› çizgi meselesi konusunda mücadele verildi ve yeni eserler yarat›l›p üretildi. Yarat›c› yaz› konusunda konferanslar düzenlendi ve bir edebiyat ve sanat elefltirmenleri “ordusu” yetifltirmeye özel dikkat gösterildi. Genel olarak Kültür Devrimi’nin, özel olarak da Sol’un çizgisinin baz› “kültürel” meyveleri, 1960’l› y›llar›n sonlar›nda HKO içinde kolayl›kla gözlemlenebilir durumdayd›. Siyasi incelemeden, skeç ve opera yazma, üretme ve sahnelemeye ülke çap›nda yerel HKO birimlerinde forumlar ve amatör sanat flenlikleri düzenlemeye kadar, askerler, siyasi ve kültürel faaliyetlere nitel olarak farkl› bir seviyede kat›lmaya bafllam›fllard›. YEN‹ MÜCADELE DÖNEMLER‹ Aral›k 1964’de Ulusal Halk Kongresi’ne memleketi fiantung Eyaletinden bir temsilci olarak kat›lm›fl olan Çiang Çing’in tam bir siyasi önder olarak yükselmesi, Kültür Devrimi s›ras›nda oldu. Bu, ancak 1969’da Merkez Komitesi Si-

yasi Bürosu’na seçildi¤i Dokuzuncu Parti Kongresi’nde “resmi”leflti. O andan itibaren Çiang Çing’in sorumluluklar› onu giderek Parti’nin en üst önderli¤indeki siyasi mücadelelerin içine çekti ve bu mücadelelerde Sol’un konumunu güçlendirmeye Çiang Çing kendi bafl›na katk›da bulundu. Kültür Devrimi’nin daha sonraki y›llar›nda, Çin, ekonominin, sa¤l›k bak›m›n›n, sanat ve kültürün, özellikle de eski e¤itim sisteminin, devrimci komitelerin infla edilmesi ve güçlendirilmesi yoluyla da dahil, daha bütünsel sosyalist dönüflümünü gerçeklefltirmeye koyuldu. Bunlar, kapitalizmin hem siyasi hem de maddi temellerine darbe indiren ve proletaryan›n yönetimini yeni alanlara do¤ru geniflletmesini mümkün k›lan de¤iflikliklerdi. Bu de¤ifliklikler ayn› zamanda, üretimdeki insanlar›n aras›ndaki iliflkilerin ne flekillerde yeniden düzenlendi¤ini yans›t›yor, toplumun her alan›nda yeni sosyal iliflkilerin, insan tarihinin o zamana kadar esas olarak tan›d›¤› sömürücü ve bask›c› iliflkileri, ansiklopedilerin toplumsal s›n›flar ça¤›n›n ilkel insan› bölümüne att›¤› bir gelece¤e uzan›yor, bu gelece¤i bafllat›yordu. Bu say›s›z yeni fleylerin aras›nda flunlar da vard›: ‹flçiler, köylüler ve askerler üniversitelere kaydoluyor, e¤itim görmüfl gençlik k›rlara gidiyor ve Parti kadrolar› üretici eme¤e kat›l›yorlard›; iflçiler yönetime ve eski kural ve yönetmeliklerin reformuna kat›l›yordu, üçlü kombinasyonlar›n çeflitleri, fabrikalarda ve k›rsal alanlarda yeni teknolojik giriflimler dahil her alanda uygulan›yordu; k›z›l ve uzman slogan›, ya da siyasetin profesyonel yeteneklere önder-

lik etmesi, do¤ru siyasi anlay›flla silahlanm›fl insanlarla uzmanl›k bilgisine sahip olanlar› birlefltiriyordu; kad›nlar, ayn› zamanda zengin tecrübeleri gençli¤in enerjisi ile birlefltirilen yafll›lar, Parti mevkiilerine ve üçlü önderlik kombinasyonlar›na getiriliyordu; bilim ve teknolojide kitle hareketleri destekleniyor, örnek kültür eserleri gelifltiriliyor ve kitlelerin mal› oluyordu, flairane ve renkli devrimci edebiyat filizleniyor, Marksist teorinin genifl çapta incelenmesi örgütleniyordu; k›rsal alanlarda hizmet etmek üzere köylüler aras›ndan yetifltirilen ç›plak ayakl› doktorlarla paras›z ya da afla¤› yukar› paras›z sa¤l›k klinikleri a¤› kuruluyordu. Sa¤’› alafla¤› etmenin bir parças› olarak ortaya ç›kan ve “sosyalist yeni fleyler” denilen bu yeniliklere baz›lar› karfl› ç›k›yordu. Sa¤’›n önemli Parti konumlar›nda olan önderlerinin birço¤u görevinden al›nm›flt›. Ancak, hatta kendilerini Lin Piao gibi Mao’nun en yak›n yoldafllar› olarak gösteren baz›lar› Kültür Devrimi’nin bu yeniliklerine karfl› gelmeye bafllad›lar. Çiang Çing’e ta Temmuz 1966’da yazd›¤› mektupta bile Mao ikaz ediyordu: Lin Piao’nun Mao’yu adeta kutsal bir güç olarak lanse etmesine de¤inerek, “Akradafl›m›z›n baz› fikirleri beni rahats›z ediyor” diyordu. “Hepsi abartma” diye yaz›yordu Çiang Çing’e. Çiang Çing ayn› zamanda, Savunma Bakanl›¤›’na yeni atand›¤› 1959’da Lin Piao’nun “Mao Zedung’un tek bir cümlesi 10 000 cümleye eflittir” fleklindeki saçma nakarat› karfl›s›nda Baflkan’›n duydu¤u afl›r› can s›k›nt›s›n› da hat›rl›yordu. Çiang Çing k›saca Liu fiao-

PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

23


24

PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

Kültür Devrimi’ni ve sosyalist yeni fleyleri, ayn› zamanda kendisinin “Devrimi Kavra, Üretimi ‹lerlet” çizgisini savunan Sol, genelde siyasi olarak muzaffer oldu. Çiang Çing, Siyasi Büro’ya yeniden seçildi, ancak Daimi Komite’de, sadece Çang Çun-Çiao tam olarak Mao’nun saf›ndayd›. fli önderli¤indeki kapitalist yolcular›n alafla¤› edilmesinin ard›ndan, Dokuzuncu Parti Kongresinde Mao’nun halefi olarak adland›r›lan Lin Piao’nun Parti, devlet ve ordunun önderli¤ini gaspetmeye çal›flt›¤›n› anlat›yor. Mao’nun ad›yla yaz›lar yay›nlamas›n›n (ve onun eserlerini, Çiang Çing’in deyimiyle “Lin Piao Düflüncesi’ne göre “redaksiyondan” geçirmesinin) yan›s›ra, Lin Piao, çat›flma ç›kart›p silah sallayarak ve anlams›z askeri gövde gösterilerinde bulunarak büyük kar›fl›kl›k yaratt›. Çiang Çing, ayn› zamanda Lin Piao’nun özel hayat›ndaki afl›r› yaflam tarz›n›, “mevkii sahibi olup zengin olma” yönündeki Konfiçyüs’vari h›rs›n› tasvir ediyor. Merkez Komitesi’nin Lin Piao’ya karfl› Çiang Çing’in de toparlanmas›nda önemli rol oynad›¤› de¤erlendirmeyi haz›rlamakta oldu¤u bir zamana rastlamas›ndan dolay›, bu izahatlar esas olarak an› tarz›ndad›r, ancak yine de oldukça iffla edicidir. Çiang Çing’in tabiriyle, bu hain, Mao’nun çok yak›n›nda yuvalanm›fl oldu¤u için, tam BPKD’nin kazan›mlar› ve ulu-

sal birlik pekifltirilmekteyken ve Sovyetler Birli¤i’nin artan askeri tehdidi çerçevesinde, iktidara karfl› giriflti¤i kaba sald›r› hem Parti’yi hem de toplumu derinden sarst›. Çiang Çing, (1972 y›l›na kadar) ÇKP tarihinin on esas iki-çizgi mücadelesi içinde, en ciddi olan›n›n Lin Piao ile olan mücadele oldu¤unu söylüyor. Sol’un kendi görüfllerini yayg›nlaflt›rmak, Sa¤’a karfl› ve kapitalizmin restorasyonu tehlikesine karfl› sald›r›lar›n› güçlendirmek için müttefiklere gereksinim duydu¤u 1960’l› y›llar›n ortalar›nda, Lin Piao, Sol’la yak›n ba¤ içindeydi. O dönemde Lin Piao ordu içinde sosyalist e¤itim yürütme konusunda önemli bir rol oynayarak, Peng Te-huai’nin (Sovyet revizyonistlerinin yapm›fl oldu¤u gibi, orduyu ileri teknolojiye dayanarak “modernlefltirme”) çizgisini düzeltmiflti. Ancak Lin Piao ve taraftarlar›, daha genifl bir taban infla etmek için ve Mao’yu hatta belli oranda Çiang Çing’i, alafla¤› etmeyi ümid ettikleri için onlar› azizler olarak yüceltip putlaflt›rmak için bu f›rsat› kulland›lar. Lin Piao, asayifli yeniden tesis etmek için orduyu kullanmak istiyordu ve 1967-1968’e gelindi¤inde, üretimin siyasi mücadelenin üzerinde tutulmas› gerekti¤ini söylemeye bafllam›flt› bile. 1969’daki Dokuzuncu Parti Kongresi’ne gelindi¤inde Lin’in bütünüyle sa¤c› program› berraklaflm›flt›: Temel çeliflkinin ileri sosyalist sistemle geri üretici güçler aras›nda oldu¤u söyleniyordu -ki bu, ondan y›llarca önce alt edilen Liu fiaofli’nin Çin tipi gulafl çizgisinin ayn›s›yd›. Lin Piao, sosyalist yeni fleylerin kitlelerin “yiyecek

ve yakacak” elde etmesine engel oldu¤unu söylüyordu ve görünüflte Çu En-lay’›n ABD emperyalistlerine teslim olmas›na karfl› olmas›na ra¤men (Çünkü Lin SSCB’deki “kötü sosyalistleri” tercih ediyordu), Çu Enlay’›n daha “›l›man” ancak esas olarak sa¤c› modernleflme amaçlar›yla ve onun emperyalizme teslimiyetiyle vb. birçok ortak yön paylafl›yordu. Lin ayn› zamanda Mao’nun Parti’nin tam önderlik rolünü yeniden tesis etmesine ve ordununkini k›s›tlamas›na karfl› da direndi. Bu s›ralarda, ÇKP önderli¤i içinde uluslararas› durumla ilgili yo¤un mücadele k›z›flmaya bafllad›. 1970’te, Mao (ayr› sebeplerden dolay› Çu En lay’la görüfl birli¤i içinde) Bat›’ya aç›lmay›, Lin Piao’ya karfl› Sol’la ortac› Çu En-lay’›n güçleri (esas olarak Parti merkezinin “eski muhaf›zlar›” ve askeri hiyerarfliler) aras›nda bir ittifak yaratmay› kabul etti. Siyasi olarak yenik düflen Lin Piao, Mao’ya karfl› darbe ve suikast planlar›n› örgütlemeye devam etti, ancak tüm bunlar Eylül 1971’de SSCB’ye uçuflunda uçak kazas›nda ölmesi ile birlikte sona erdi. Lin Piao, k›z›l bayra¤› altetmek için k›z›l bayrak sall›yordu. Ancak onun bayra¤›n›n bir taraf› k›z›ld›, di¤er taraf›nda ise kara bir kurukafa ve çapraz kemikler vard›, diye ac› bir gözlemde bulundu Çiang Çing. Lin Piao’nun düflüflü, Çu En-lay’›n konumunu kayda de¤er ölçüde güçlendirdi. fiartlar, Sol’un Çu En-lay’›n savunduklar›n› yapmas›n› gerektiriyordu. -Kültür Devrimi’nde alafla¤› edilen Sa¤’c›lar›n, geri getirilip orduda dahil Lin Piao’nun güçlerinin boflaltt›¤› mevkiilere yerlefltirilmesini -Deng Hsiao-


ping bile geri getirildi ve bu sa¤c›lar gündüz özelefltiri verip Kültür Devrimi’ni savunmaya söz veriyorlard›ysa, geceleri, genelde güç kazan›yorlard›. Sol, Lin Piao’nun revizyonizminin köklerini daha da kaz›p ç›kartma gereklili¤iyle karfl› karfl›yayd› ve örgütsel olarak o kadar güçlü olmad›klar› halde, siyasi olarak, Lin Piao’nun çizgisinin sa¤c› özü hakk›nda kitleleri silahland›rma, tali olarak da afl›r›- “sol” maskesini ve idealist “tarihi dahiler yapar” çizgsini teflhir etme özgürlü¤üne sahiptiler. Sa¤ güç kazanm›fl olmas›na ra¤men, 1973’teki Onuncu Parti Kongresi’nde, Kültür Devrimi’ni ve sosyalist yeni fleyleri, ayn› zamanda kendisinin “Devrimi Kavra, Üretimi ‹lerlet” çizgisini savunan Sol, genelde siyasi olarak muzaffer oldu. Çiang Çing, Siyasi Büro’ya yeniden seçildi, ancak Daimi Komite’de, sadece Çang Çun-Çiao tam olarak Mao’nun saf›ndayd›. Çiang Çing, Lin Piao’nun çizgisini mahkum etmek üzere kadrolar içinde örgütlenen incelemelerin olumlu etkisinden ve bu dönemde Marksizim-Leninizm-Mao Zedung Düflüncesi’ni daha sistemli olarak ele ald›kça kitlelerin siyasi seviyesinin ve harekete geçmede bilinçli yeteneklerinin bariz olarak yükseldi¤inden söz ediyor. Sol, 1974’de, Lin Piao’yu ve Konfiçyüs’ü Elefltirme Kampanyas›’n› bafllatt›. Konfiçyüs doktrini, ayn› zamanda eski (köle) düzeninin restorasyonunu, yabanc› sald›rganlara teslimiyeti ve sadece yönetilme hakk›na sahip olan kitlelerin körce itaat etmesini vaazediyordu. Tarihsel benzetme ile, bu kampanyan›n hedefi Deng Hsiao-pin (konfiçyüs), ve ikincil

olarak da ortac› program›yla Sa¤’›n yükselmesi için borazanbafl› rolü oynayan Çu Enlay’d›. SON BÜYÜK MUHAREBE Çiang Çing, kültür alan›nda, “modern” olma ad›na Bat› örneklerini taklit etmeyi savunan ve Kültür Devrimi’nin yeni devrimci operalar› ve di¤er kültürel baflar›lar› gibi proleter sanat› horlamaya çal›flan revizyonist çizgi ile yeniden çat›flmaya bafllad›. Bu çizgi, hakim oldu¤u her yerde, bu eserlerin çizgisini geri çevirmeye ya da yeni revizyonist eserler öne sürmeye koyuldu. Çu En-lay’›n Bat›’ya aç›lma giriflimleri çerçevesinde ve büyük ihtimalle bizzat kendi inisiyatifi ile, Çin’e birçok yabanc› orkestra davet edildi. Bu, baflbakanla Çiang Çing aras›nda artan gerginli¤in sadece bir cephesiydi, çünkü 1973 ile 1975 aras›nda Sa¤’›n kültür cephesinde artan bir sald›r›s› ve genel olarak cüretkarlaflm›fl bir siyasi sald›r› sözkonusuydu. Sol yabanc› senfoni orkestralar›n›n Çin’i ziyaret etmesine karfl› de¤ildi, ancak bunlar›n hangi siyasi amaçla kucakland›¤›n›n berrak olmas›n› talep ediyordu. Bu s›ralarda, bu müzi¤in hiçbir anlam› ya da s›n›f içeri¤i olmad›¤›, yer ve zaman›n ötesinde oldu¤u varsay›m›na, tarihten ve s›n›fl› toplumun geliflmesinden zengin örnekler vererek meydan okuyan, “mutlak müzik” hakk›nda derin bir makale yay›nland›. Makale, klasik müzi¤in baz› tekniklerinin elefltirisel olarak asimile edilmesi mümkün olsa da, böylesi bir görüflün, bu ads›z enstrümantal parçalar›n burjuva s›n›f niteli¤ini örtbas etmeye çal›flt›¤›n› söylüyordu.

(fiuna iflaret etmek önemli olacakt›r ki, bu dönemde uluslararas› misafirlerin say›s› mantar gibi ço¤ald›kça, Çiang Çing, s›k s›k yabanc› devlet baflkanlar›n› ve delegasyonlar› kabul etmifl, çok say›da uluslararas› spor olay›na ve di¤er kamuoyuna aç›k olaylara baflkanl›k etmifltir.) 1974’te Pekin Operas›’ndaki devrimin onuncu y›ldönümünde, yeni sosyalist kültürü savunan, kahraman iflçi ve köylülerin sahneye ç›kart›lmas›n› “lay›ks›z” olarak vas›fland›r›p, buna prenslerin ve imparatorlar›n lay›k oldu¤u günlere dönmek için yaygara yapanlara karfl› aç›ktan polemik yürüten makaleler ve kutlamalar önce ç›kt›. Ayn› zamanda, çeflitli alanlarda sosyalist dönüflümleri, tar›msal üretimdeki baflar›lar›, Taiching petrol bölgesindeki gibi endüstride örnek geliflmeleri ve ç›plak ayakl› doktorlar gibi sosyalist yeni fleyleri popülerize eden yeni eserler ortaya ç›kt›. Sol’un içerisinde, hangi eserlerin onaylanaca¤› ve standartlar›n ne kadar yüksek olmas› gerekti¤i konular›nda baz› küçük ayr›fl›mlar vard›. Çiang Çing, ne siyasi ne de sanatsal olarak yüksek standartlar konusunda taviz verilmemesi yönünde güçlü tart›flmalar yürüttü ve kültür dünyas› hakk›ndaki bilgisinden ötürü, di¤erlerinin kaç›rd›¤› nüanslar› ve üstü örtülü benzetmeleri yakalay›p elefltirdi. Ayr›ca, anlafl›l›yor ki Çiang Çing’in çeflitli noktalarda karfl› ç›kt›¤› baz› filmleri Mao onaylad›; bunun önemi sadece fluradad›r: Sa¤ iktidar› ele geçirip Dörtlüyü tutuklad› ve bunu Mao’nun Çiang Çing’i onaylamad›¤›n›n ve benzeri saçma suçlamalar›n “ispat›” olarak ortaya ç›kartt›¤› zaman, bu

PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

25


PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

26 mesele afl›r› biçimde abart›lm›flt›r. Çiang Çing ve Sol, ayn› zamanda ak›ll› ö¤retmenlerin erdemlerini öven ve onlar› zarif çiçek yetifltiricilerine benzeten Bahç›van›n fiark›s› adl› e¤itim konulu hafif bir operay› filme alan Hua Kuo-Feng’i de teflhir ederek, filmcili¤e bafllamas›n› geçici olarak baflar›s›zl›¤a u¤ratt›lar. Siyasetin gençlerin e¤itimine girmesine gösterilen bu cilal› muhalefet, ayn› dönemde Sol’un devrimci çizgisi alt›nda çevrilen Eski Fikirlerden Kopufl adl› filmle muazzam z›tl›k içindedir. Bu film kimin okula gidece¤i konusunda toplum içindeki s›n›f mücadelesini ve hem kat› geleneksel ö¤retmenlere hem de toplumu dönüfltürmede kitlelerin ihtiyaçlar›n› karfl›lamaktan ziyade burjuva e¤itime daha uygun olan ders program›na karfl› ç›kman›n zorlu¤unu canl› bir flekilde yans›t›r. Film, Büyük ‹leri At›l›m s›ras›nda geçmesine ra¤men, bu konular›n 1970’li y›llar için de ayn› flekilde geçerli oldu¤u kan›tlanm›flt›r ve film gerçekten de evrensel öneme sahip dayan›kl› bir eser olmufltur. Filmde, ö¤renciler ve Parti önderleri, eski günlerin akademik burnu büyüklü¤ünü ve anlams›zl›¤›n› alafla¤› ediyor, bu esnada birçok sallanan ö¤eyi de saflar›na kazan›yorlar. Bu, parti içinde iki çizgi ve iki yol aras›nda keskinleflen s›n›f mücadelesinin ortas›nda ortaya ç›kt›. Bir dizi revizyonist, önemli mevkiilere geri getirilmiflti. Ve Ocak 1975’teki Dördüncü Ulusal Halk Kongresi’nde Sol yine siyasi olarak muzaffer ç›kmas›na ra¤men, Sa¤’›n örgütsel konumu ve inisiyatifi büyümeye devam etti.

Sol, devrimci komitelerin her seviyede güçlendirilmesi ça¤r›s›nda bulunurken, Çu En-lay, (emperyalizme dayanarak, kapitalizmi restore ederek ve s›n›f farkl›l›klar›n› körükleyerek) Çin’i 2000 y›l›na kadar modernlefltirmenin plan›n› savunuyordu. Bu, ayn› sa¤c› siyasi damarda bulunan Hua Kuofeng’in tar›m› makinelefltirme projesinde de tekrarlan›yordu. Tachai tar›m tugay›n›n geliflmelerini yak›ndan izlemekte olan Çiang Çing’in keskin bir mücadelenin patlak verdi¤i “Tachai’den Ö¤ren Konferans›”nda, Hua’n›n raporunu “revizyonist” olarak vas›fland›rm›fl oldu¤u bildiriliyor. Rapor esas›nda yükselen sa¤c› rüzgar›n bir parças›yd› ve devrimin bütün olarak ekonominin geliflmesine yol aç›p açmayaca¤› fleklindeki merkezi meseleyi sapt›rmaya çal›fl›yordu. Mao ve Dörtlü, buna proletarya diktatörlü¤ünü inceleme ve pekifltirme yönünde bir kampanya ile karfl›l›k vermifller, mülkiyet esas olarak sosyalist olmas›na karfl›l›k, örne¤in meta sistemi, farkl› ücret kademeleri ve maddi eflitsizlikler gibi, kapitalizmin birçok kal›nt›s›n›n mevcut oldu¤una iflaret etmifllerdi. Burjuva hukuk -farkl› bireylerin emek gücü ile ailelerine bakabilmek için gereken farkl› ihtiyaçlar›n eflitsiz de¤eri temelindeki maddi ve toplumsal imtiyazlar- ortadan kald›r›lmam›flt›. 1975 y›l›n›n yaz›nda, Mao, tarihsel roman Su K›y›s›’n›n elefltirilmesi ça¤r›s›n› yaparak, hedefi Deng, Çu ve onlar gibi di¤er hainler üzerinde yo¤unlaflt›rmak üzere, modern Sung Çiang’lar› (önce köylü asilere kat›l›p sonra ‹mparator’a teslim

olan karakter) teflhir etti. Bu iki çizgi mücadelesi k›sa zaman sonra e¤itimde, e¤itimin devrimcilefltirilmesinin üretimi geriletip geriletmedi¤i konusunda patlak verdi; Tsinhua Üniversitesi’ndeki baz› ö¤retim üyeleri Mao’ya mektup yazarak “akademik standartlar›n düflürülmesi”nden flikayet ettiler; esas de¤indikleri burjuva standartlar›n bozulmas›yd›. Mao kitlesel bir tart›flma ça¤r›s›nda bulundu ve Dörtlü, özellikle kilit rol oynayan Çiang Çing ve Çang Çun-çiao, bunun gerçekleflmesi için aktif olarak yard›mc› oldular. Mao’nun flimdi ünlü olan flu görüflü, büyük ihtimalle bu mücadele içinde dile getirilmiflti: “Burjuva bilinç ve kültür sahibi sömürücüler ve aristokrat ayd›nlar yetifltirmek, ya da kültürü olmayan bilinçli iflçiler yetifltirmekhangisini istiyorsunuz?” Sa¤ bunu çarp›tarak, Mao’nun iflçilerin kültüre ihtiyac› olmad›¤›n› söyledi¤ini iddia etti, elbette, Mao’nun burjuvaziye hizmet eden kültüre yapt›¤› de¤inmeyi kesip atarak. Mücadele, “siyah kedi, beyaz kedi, ne farkeder, fare yakalad›ktan sonra” fleklindeki vecizesiyle uzun zamand›r ÇKP’deki en sa¤ kutbun temsilcisi olan Deng Hsiao-ping’e karfl› keskinleflmeye bafllad›; Deng’in görüflleri, (proleter s›n›f mücadelesi yerine ve bunu yads›mak için) “üç direktifi” esas halka olarak almay› içeren Genel Program›’nda yo¤unlaflm›flt›.* Çu En-lay’›n Ocak 1976’daki ölümünden sonra, Sol’un (onu koruyacak Çu Enlay olmadan) Deng’i daha bütünsel olarak teflhir etme yetene¤i artt› ve bu f›rsat› de¤erlendirdiler. Ancak, halef mücade-

*Söz konusu üç direktif- ulusal ekonomiyi gelifltirmek, istikrar ve birli¤i ilerletmek ve proletarya diktatörlü¤ü teorisini incelemek- Mao’nun 1974’teki ayr› ayr› talimatlar›ndan olufluyordu, Deng bunlar› modernleflmenin rehberi olarak birlefltirmiflti. Mao, 1975’te veya 1976’da flunlar› söylüyordu: “Neymifl! ‘Üç direktifi esas halka olarak almak’! ‹stikrar ve birlik, s›n›f mücadelesini bir kenara itmek demek de¤ildir; esas halka s›n›f mücadelesidir ve her fley ona tabidir”


27 hala kapitalist yolda devam ediyorlar.” Meselenin özü buydu ve -siyasi çekirde¤ini “Beflli”nin yani Mao ve Dörtlü’nün oluflturdu¤u- Sol’un sald›r›s› Sa¤’›n can›n› fena halde yak›yor, Parti içindeki iki karargah aras›nda aç›k karfl›laflmalara, grevlere, gösterilere ve bakanlar›n devrilmesine yol aç›yordu, yine de revizyonistler mümkün oldu¤u kadar kampanyay› ve geliflen kitle hareketini önlemeye çal›fl›yordu.

lesinde, Çang Çun-çiao’nun Baflbakan olarak atanmas›n› sa¤layacak kadar güçlü de¤illerdi. (Çang Çun-çiao, Kültür Devrimi’ndeki kilit rolünün yan›s›ra -KDG’nun üyesi olarak ve güçlü Ocak F›rt›nas›’n›n eski revizyonist yetkilileri silip süpürdü¤ü fianghay’da oynad›¤› kilit rolün yan›s›ra- genel olarak Parti’de önemli bir önder durumundayd›. “Burjuvazi Üzerinde Topyekün Diktatörlük ‹cra Etme Üzerine” gibi 盤›r aç›c› teorik makalelerin yazar›yd› ve sosyalizm alt›nda ekonomik kurullar›n ve sosyalizmin çeliflkili tabiat›n›n s›n›f tahlilini yapan önemli eserleri kaleme alan fianghay ekonomi politik grubunun genelinde etkin rol oynam›flt›) Sol, Deng’e engel olurken, en sa¤ cephenin bafl flahsiyeti olmayan ve bizzat güçlü bir taban› bulunmayan Hua’y› kabullenmek zorunda kald›. Çiang Çing bu mücadelede aktif ve yine kamuoyuna yönelik bir rol oynad› ve bu Deng Hsiao-ping’i rahats›z etti. Bir güç gösterisi çabas›yla, Çu Enlay’› ve onun “modernleflme” çizgisini anma kisvesi alt›nda Mao’ya sald›rmak için Deng,

Nisan 1976’da karfl›-devrimci Tienanmen isyanlar›n› k›flk›rtt›. Ancak bunun yerine revizyonistler, Konfiçyüs’cü adi “‹mparatoriçe Dowager” (1900 y›l›n›n Bokser ‹syan›n› bast›ran ve tarihsel aç›dan 1989’da ö¤rencileri ve iflçileri katleden eli kanl› Deng rejimine daha çok benzeyen feodal zorba) etiketleriyle aç›ktan Çiang Çing’i hedef ald›lar. Bu gerici gösteri HKO ve halk milisler taraf›ndan bast›r›ld›ktan sonra, meydandan an› çelenklerinin kald›r›lmas›n› örgütleme görevi, bildirildi¤ine göre Çiang Çing’e verildi- bu, Sa¤’›n son derece a¤›r›na gitti ve daha sonra bunu Çiang Çing’e karfl› kullanmaya çal›flt›. Deng, isyanlar› örgütlemifl oldu¤undan dolay› tüm görevlerinden al›nd›, Mao ve Sol, m›zra¤›n ucunu Deng’e ve sa¤ sapmac› rüzgara karfl› yönelterek, proletarya diktatörlü¤ü kampanyas›n› h›zland›rd›lar. Mao flu ünlü sözlerini iflte bu dönemde dile getirmiflti: “sosyalist devrim yap›yorsunuz ve burjuvazinin nerede oldu¤unu bilmiyorsunuz- burjuvazi tam da Komünist Partisi’nin içindedir. Kapitalist yolcular

9 Eylül 1976’da, Mao Zedung vefat etti. Çin’deki kitleler, dünyan›n her ülkesinden milyonlarla birlikte bu ölçülmesi imkans›z kayb›n yas›n› tutarken, Çin’li revizyonistler seviniyor ve iktidar› ele geçirmeye haz›rlan›yorlard›. Bafllar›nda “resmi” varis Hua Kuo-feng olarak ve ordunun içinde de dahil daha önce ele geçirdikleri iktidar parçalar› temelinde, Mao Zedung’un ölümünden sonraki bir ay içerisinde askeri bir darbe haz›rlayarak, Dörtlü’yü ve onlar›n yak›n taraftarlar›n› tutuklad›lar. Çin’de proleter yönetim, birdenbire vahfli bir flekilde sona erdi, Mao’nun 1966’da Çiang Çing’e yazd›¤› mektuptaki ikaz, Sa¤’›n, Mao’nun ölümünden sonra Mao’nun baz› sözlerini kullanarak Çin’de anti-komünist bir darbe sahneleme ihtimali konusunda uyar›da bulundu¤u, ancak bu takdirde revizyonistlerin hiçbir zaman huzur yüzü görmeyecekleri yönünde onu temin etti¤i mektuptaki ikaz, adeta ani bir kalk borusu gibi yank›lan›yordu. Asl›nda birçok kifli devrimin

PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

MAO’NUN ÖLÜMÜ VE KAP‹TAL‹ST DARBE


PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

28 sona erdi¤ini biliyor, siyasi propaganda baraj›n›n ard›nda yatan› görüyordu ve bu sebepten dolay›, darbe, Mao’nun bir önemli görüflü daha kan›tlan›yormuflcas›na, par›lt›l› namlular eflli¤inde sunuldu. Bas›n yay›n, Dörtlü’nün “gerçek revizyonist Sa¤” oldu¤unu, bunlar›n özellikle Çiang Çing’in, KMT dönekleri olduklar›n›, bu dörtlü’nün -Çiang Çing, Çang Çun-çiao, Yao Wen-yuan, Wang Hung-wen- çok say›da yoldafllar›yla birlikte, asl›nda Mao’nun düflmanlar› olduklar›n› ilan etti; “karfl› devrim”e karfl› yap›lan bu bask›n›, hayatta olsa Mao’nun da destekleyece¤i hayali bile uyduruldu. Hareketlerin düflük siyasi seviyesi, darbecilerin tereddüt ve flaflk›nl›¤›n›n derinli¤ini sergiliyordu ve güçlerini pekifltirme yönünde aciz bir çabayla, ak›llar›na gelebilecek en i¤renç flahsi hakaretlerle ve ç›lg›n peri masallar›na döndürecek kadar abartt›klar› önemsiz olaylarla dolu, daha da alçak, yani la¤›m seviyesinde bir karalama kampanyas›na girifltiler. Bu modern Konfiçyüs’çüler, bir yandan da ifllettikleri dedikodu de¤irmeni ile gelene¤in zincirlerini s›k›flt›rma faaliyeti yürüterek, en vahfli flekilde kurban etmek üzere, O’nu, Çiang Çing’i seçtiler. Baflkan’›n efli olarak, ac› çekmesi ve Çin’in yaflad›¤› eski ve yeni tüm “kötülükler”in, özellikle Kültür Devrimi”ndekilerin sorumlulu¤unu üstlenmesi gerekiyordu. Bu kapitalist yolcular aç›s›ndan, sözkonusu “kötülükler”in en berbat› ise elbette, 30 y›l boyunca, Mao’nun s›rt›ndan zenginleflmek istedikleri toplumu, devrimcilefltirmede kitlelere önderlik etmesine katlanmak zorunda kalm›fl olmak ve bununla

iliflkili olarak Mao’yu ve devrimci yoldafllar›n› iktidar›n merkezinden daha önce alafla¤› edememifl olmakt›. Ancak halk direniyordu. Birçok flekilde direniyordu. Tarihi 1980 “mahkeme”sindeki bafll›ca suçlamalardan birisi, fianghay’da darbeye karfl› silahl› bir isyan tertiplemekti. Çang Çun-çiao’nun ve di¤erlerinin bu flehirde, Kültür Devrimi’nin keskin mücadeleleri ve önemli de¤iflimleri boyunca gelifltirilen güçlü bir siyasi taban› vard›. Milyonlarca iflçinin, köylü ve ö¤rencilerin de kat›l›m›yla 1967’de revizyonistlerin önderli¤indeki Parti Belediye Komitesi’nden iktidar› geri ald›klar› Ocak F›rt›nas›, fianghay’› meflhur etmiflti. A¤ustos 1976’da, Parti içinde aç›ktan bir çat›flma beklentileri büyüdükçe, bundan birkaç y›l önce fianghay Belediye Devrimci Komitesi taraf›ndan oluflturulmufl olan bir milyonluk güce sahip fianghay milisine silah ve mermi da¤›t›lm›flt›. Dörtlü’nün tutukland›¤›n›n haberi duyulunca, limanlar› ve havaalanlar›n› bloke etmek, bas›n› ve radyoyu kapatmak, ifli durdurma eylemleri ve gösteriler bafllatmak ve fianghay garnizon kumandanl›¤› ile birlikte kad›n ve erkek milisleri harekete geçirmek için detayl› planlar ortaya koyuldu. Çang Çun-çiao’nun yak›n yoldafl› fianghay Parti Komitesi yaz› grubunun bafl› olan yafll› komünist önderlerden Zhu Yong-jia, devrimcileri eyleme haz›rlanmalar› için harekete geçirerek, onlara bir ‘Paris Komünü’ yapmalar›” ça¤r›s›nda bulundu. “E¤er mücadeleyi bir hafta sürdüremezsek, befl ya da üç gün, neler olup bitti¤ini tüm dünyaya duyurmak için yeter...” Baflka bir

deyiflle, bu isyan, Çin’de revizyonist bir darbe oldu¤unun ve devrimcilerin buna aktif olarak direndiklerinin ilan› olacakt›r. Haberlerin ço¤u Hong Kong gazeteleri, hatta revizyonist bas›n›n kendi anlat›mlar› temelindedir, dolay›s›yla plan›n detaylar› s›n›rl›d›r. Önderler kas›tl› olarak Pekin’e ça¤r›ld›klar›nda isyan teflhir edildi ve görünen odur ki, darbeciler isyan› önleme için flehre girince, devrimciler planlad›klar› tam-çapl› ayaklanman›n inisiyatifini kaybettiler. Her halükarda haberlere göre 13 Ekim’de, Dörtlü’nün tutuklanmas›ndan bir hafta sonra, baz› milis birimlerinde silahl› çat›flmalar oldu ve tutuklanmalar›n 20 Ekim’de duyulur duyulmaz, önderlerin ne gibi giriflimlerde bulunaca¤›n› izlemek üzere, kilit karargahlarda hergün binlerce kifli topland›. Zhu, do¤ru olarak, sadece fianghay’da de¤il tüm ülke çap›nda “h›zl›, kararl› hareket edip genifl destek sa¤laman›n” can al›c› gere¤ine iflaret etmiflti. Bir dizi sebepten ötürü önderlik en kritik anda harekete geçmeyi baflaramad›. Bu Çiang Çing ile Çang Çunçiao’nun tayin edici, sallant›s›z baflkald›r› tavr›n›n önemini daha da vurgulamaktad›r. Hua’n›n, Mao ad›na hareket etti¤i fleklindeki sahte iddialar›na ra¤men Çin’in sokaklar›nda, kitlelerin birço¤u aras›nda, yetkililerin arkas›ndan çak›lan befl parmakl› selam yayg›nd›, bu selam›n izah edilmesine gerek yoktu: Mao ve Dörtlü, alafla¤› edilmekte olan devrimcilerdi. Darbe s›ras›nda fianghay’da bulunan bir yabanc› gazeteci konuflmalar›n ve hareketlerin s›k› kontrol alt›nda tutuldu¤unu, halk içinde gerginli¤in son


derece yüksek oldu¤unu anlat›yordu. Merkez Komitesi’nin Dörtlü aleyhine ç›kartt›¤› resmi afifller, Nanjing’deki tren istasyonunun duvarlar›ndan y›rt›l›p indirildi. Karfl›-devrimciler h›zl› ve vahfli bir flekilde sald›r›p, Sol’un bilinen sempatizanlar›n› hapse atarak ço¤unu infaz ettikleri için, flüphesiz bunun gibi di¤er birçok olay hiçbir zaman gün ›fl›¤›na ç›kmam›flt›r. Çin’deki darbe, dünya halklar› ve bütün olarak enternasyonal proletarya aç›s›ndan muazzam bir darbeyi temsil ediyordu. Çin, kurtulufl özlemi içinde olan yüz milyonlarca insan için yol gösterici bir fenerdi. On inan›lmaz y›l boyunca, Mao’nun ve Parti içindeki devrimci karargah›n önderli¤inde, BPKD, kitlelerin bilinçli aktivizmini zincirlerinden bofland›rarak, proletarya iktidar›n›n bu

geriye döndürülüflünü ve kapitalizmin restorasyonunu önlemiflti. On uzun y›l boyunca, tarihin unutmufl oldu¤u mazlum kitleler taraf›ndan nefes kesici ad›mlar at›l›yor, enternasyonal proletarya için yeni sosyalist ufuklar aç›l›yordu. Tüm bunlar›n seyri içinde, devrimci bilim gelifltirilerek nitel olarak yeni bir aflamaya ulaflt›r›lm›fl ve Marksizm-Leninizm-Maoizm olarak tan›na gelmiflti. Bütün dünyada, bu ideolojiyi temel alan yeni örgütler ve partiler ortaya ç›k›yordu. Toplumun, proletaryan›n yönetimi alt›nda tarihteki en köklü ve en genifl kapsaml› dönüflümünün, Komünist Partisi içindeki kendi dar zengin olma emelleri için iktidar› gaspeden bir avuç küstah burjuva gerici taraf›ndan gaspedilmesi, gerçekten tahammül edilmesi zor birfleydi. Ancak ayn› zamanda sosyalist devrimin derinli¤i ve geniflli¤i içerisinde, Mao, hem bu geriye dönüflün niteli¤ini, hem de ileriye do¤ru giden güzergah›n çizilmesine nas›l devam edilece¤ini kavramak için, Marksist-Leninist’lerin kendisinin geniflletip keskinlefltirdi¤i silahlar› ele almalar›n›n temelini döflemiflti. Bu kolay bir görev de¤ildi -sosyalist toplumun niteli¤inin ve Mao’nun bilime katk›lar›n›n, ayr›ca Çin’de yer alan olaylar›n kendisinin de¤erlendirilmesini gerektiriyordu. Devrimci karargah›n tutuklanmas›ndan sonra, rejim Parti’de dalga dalga tasfiyelere giriflti ve 1977’de infazlar ciddi olarak bafllad›. Darbeden sonraki iki y›l içerisinde, devrimci komiteler feshedilmifl, girifl s›navlar› ve (özellikle Parti yetkililerinin çocuklar›n›n yararland›¤›) imtiyazlar, yüksek ö¤re-

timde k›stas olmufltu. Çiang Çing’in önderli¤inde üretilen filmler ve di¤er eserler ya revize edilmifl ya da aç›ktan yasaklanm›flt›. Revizyonistler, örne¤in Beyaz Saçl› K›z’›n Kültür Devrimi öncesi varolan ve merkezinde aflk konusunun ifllendi¤i versiyonunu geri getirdiler. Kapitalizm, erkek evlatlara itibar gösterdi¤i için, k›z bebeklerin do¤ar do¤maz öldürülmesi gelene¤i de geri geldi. Bir kenarda beklemekte olan Coca Cola ve Mitsubishi gibi yabanc› akbabalar yeni pazarlar kurmak üzere Çin’in üzerine atlad›kça, üretim, emperyalizmin ihtiyaçlar›na uyum göstermeye ve primlerle ve daha genifl ücret farkl›l›klar›yla yükseltilmeye bafllad›. K›sacas›, kapitalizm, bir intikam h›rs› ile alabildi¤ine restore edildi. Tüm bunlar, resmi çizgiyi ve 20 seneden uzun bir dönemdir sosyalist inflaya rehberlik eden ve ilerleten siyasi mücadelenin kesilip at›lmas›n› empoze eden a¤›r bir bask› ortam› içinde yap›ld›. Y‹RM‹NC‹ YÜZYILIN EN REZ‹L MAHKEMES‹: “BAfiKAN MAO’NUN BORCUNU ÖDEMEKTEN SEV‹NÇ DUYUYORUM!” Çiang Çing ve yoldafl› Çang Çun-çiao, dört y›l boyunca hiçbir resmi suçlama getirilmeksizin cezaevinde tutuldular. Hong Kong gazetelerinin iddias›na göre, Hua, iki y›l boyunca Çiang Çing’i itiraflarda bulunmaya zorlad›, Çiang Çing’in tek cevab› “Cesaretin varsa beni serbest b›rak!” diyerek onunla alay etmek oldu. 1978’de, Hua’n›n yerine ipleri esas elinde tutan Deng Hsiao-ping geçti. Özel bir intikam giriflimiyle, Deng, 1980’deki mahkeme ön-

PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

PART‹ZAN 40 Eylül 2001

29


PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

30 cesinde Çiang Çing’i sorgulaman›n sorumlulu¤unu iflah olmaz revizyonist Peng Çen’e verdi. (Peng Çen, Kültür Devrimi s›ras›nda alafla¤› edilen eski Pekin Belediye Komitesi üyesiydi) mahkemesindeki aç›klamalar›ndan birinde Çiang Çing, mahkemede Kültür Devrimi’ni en iyi flekilde savunabilmek için cezaevindeyken kendisini mahkemeye fiziksel olarak haz›rlad›¤›n› söyler. “Hergün, horoz öter ötmez k›l›c›m› çektim” der, muharebeye haz›rlanman›n yayg›n bir ifadesini kullanarak. Revizyonistlerin esas takti¤i, Lin Piao hakk›ndaki hükmü geri çevirerek onu afl›r›-solcu olarak damgalamak, ard›ndan da on san›¤› tek bir “klik” olarak mahkemeye ç›kartmakt›. Siyasi çizgiler daha da kar›fls›n diye, 1970’lerin bafl›nda, Sa¤’›n bir parças› olarak Mao’ya karfl› gizli planlar haz›rlayan baz› eski ordu generallerini de san›klar›n içine katt›lar. Raporlara göre, mahkeme öncesi davay› resmen san›klara tebli¤ etme celsesinin filmi üç kez çekildi, çünkü Çiang Çing’in önceden tahmin edilmesi mümkün olmayan patlay›fllar›, celsenin kamuoyuna gösterilmesini “uygunsuz” k›l›yordu. Kendisine avukat isteyip istemedi¤i soruldu¤unda, Çiang Çing’in cevab› mahkemenin geçersizli¤ini keskin bir flekilde teflhir ediyordu: Ancak e¤er avukat savunmas›na Dokuzuncu ve Onuncu Parti Kongrelerini temel alacaksa! Talebi reddedildi... Çiang Çing kendi savunmas›n› kendisinin yapaca¤›n› ilan etti. Çiang Çing, revizyonistlerin iddianamelerini kendi suratlar›na vuran 181 sayfal›k bir aç›klama haz›rlad›: E¤er Sol, k›demli önderlere “yalan yere suç yüklediyse”, peki flimdi sizin

yapt›¤›n›z nedir? Kültür Devriminin, Liu fiao-fli’nin kapitalist karargah›n› alafla¤› ederek Parti’nin gerçek yüzünü yeniden tesis etmesinde yanl›fl olan ne var? Çiang Çing, meselenin özüne inerek flöyle söyledi: “Hiçbir suçu kabul edecek de¤ilim, kendimi halktan kopartmak istedi¤im için de¤il, suçsuz oldu¤um için. Kabul edece¤im tek birfley varsa, o da bu iktidar mücadelesinde yenik düfltü¤ümdür.” “fiimdi siz iktidar sahibisiniz, dolay›s›yla insanlar› suçlayabilir, suçlamalar›n›za destek olarak yalan deliller uydurabilirsiniz. Ancak e¤er Çin’de ve dünya çap›nda halk› aldatabilece¤inizi san›yorsan›z, tamamen yan›l›yorsunuz. Tarihin mahkemesinde yarg›lanan ben de¤il, sizin küçük çetenizdir.” 20 Kas›m 1980’de bafllayan ve Ocak 1981’e kadar devam eden mahkemede Çiang Çing’in verdi¤i ifadenin yapt›¤› tam da bu oldu. Daha hafif bir ceza giyme ümidiyle kendilerine getirilen tüm suçlamalar› kabul ederek mahkeme önünde teslim olan Wang Hung-wen ve Yao Wen-yuan’›n aksine Çang Çun-çiao, 35 kadar hakimin oluflturdu¤u mahkeme heyetini ve televizyon gösterisi için tek tek dikkatle seçilmifl ba¤r›flan seyircileri tan›may› reddederek, (suçlamalar› reddetti¤i zaman hariç) meydan okuyan bir sessizlik içinde kald›. Çiang Çing’in tavr›, sözde infazc›lar›n› hakir görmekten baflka birfley olmad›: “Bugün karfl›mdaki mahkeme heyeti üyelerinin ço¤u, baflkan›n›z Jiang Hua da dahil, zaman›nda Liu fiao-fli’yi elefltirmek için birbiriyle yar›fl›yordu. Ben suçluysam, peki ya sizler?”

“fiimdi siz iktidar sahibisiniz, dolay›s›yla insanlar› suçlayabilir, suçlamalar›n›za destek olarak yalan deliller uydurabilirsiniz. Ancak e¤er Çin’de ve dünya çap›nda halk› aldatabilece¤inizi san›yorsan›z, tamamen yan›l›yorsunuz. Tarihin mahkemesinde yarg›lanan ben de¤il, sizin küçük çetenizdir.” Kendi yapt›klar›yla Mao’nun devrimci çizgisi aras›ndaki ba¤› berrakça çizerek kendisini yarg›layanlar› susturdukça, hakimler elbette aksini ispat edemeyecekleri için tekrar tekrar Çiang Çing’e “kes sesini” demekten baflka birfley yapamama durumuna düfltüler. “Beni konuflturmayaca¤›n›za göre” diye karfl›l›k verdi Çiang Çing, “o zaman sandalyeme kilden bir Budha heykeli oturtup onu yarg›lasan›za. Ben Baflkan Mao’ya 38 y›l efllik ettim... Mao’nun çizgisini ve Parti’nin çizgisini izledim. fiimdi sizin yapt›¤›n›z dul bir kad›na kocas›n›n borcunu ödemesini talep etmektir. O zaman bak›n söyleyeyim size, Baflkan Mao’nun borcunu ödemekten sevinç ve gurur duyuyorum!” Ve dramatik bir anda, Çiang Çing, Mao’nun gerçek devrimcileri ne gökkubbe ne de kanunlar ba¤lar fleklindeki ünlü sözünü tekrarlad›. Otoriteler daha fazlas›na tahammül edemediler. Mahkeme salonundan sürüklenerek ç›kar›l›rken, Çiang Çing flöyle hayk›r›yordu: “‹syan etmek hakl›d›r! Kahrolsun Deng Hsiaoping’in önderli¤indeki revizyonistler! Ben ölmeye haz›-


r›m!” son derece sars›lan revizyonistler ne yapacaklar›na karar vermek için entrikalar›n› birkaç gün ertelediler. Gericilerin bile itiraf ettikleri gibi, Çiang Çing’in tavr› Çin’de ve her yerde halka ilham kayna¤› oldu. Çin Büyükelçili¤ine sald›r›lan Sri Lanka’dan, ABD, Paris ve Londra’ya dünyan›n birçok yerinde destek gösterileri ve toplant›lar› düzenlendi. Frans›z günlük gazetesi Le Monde’da 2000 imzal› bir “Çiang Çing’i kurtaral›m” ilan› yay›nland›. Rejim (Deng’in Siyasi Bürosu), Çiang Çing ve Çang Çun-Çiao için ölüm cezas› hükmünü ilan etmeden önce tam bir ay ›zd›rap çekti. Revizyonistler hangisinin kendilerine daha fazla zarar verece¤inden emin de¤ildiler -bu iki devrimcinin infaz edilmesinin mi, yoksa dünyan›n en önde gelen siyasi tutuklular›ndan ikisi olarak yaflamlar›na devam etmelerine izin verilmesinin mi? Çiang Çing ve Çang Çun-Çiao’ya “itirafta bulunmalar›” için iki y›l tan›nd›. “Ölüm” kelimesini duydu¤u zaman, Çiang Çing flöyle hayk›rd›: “Devrim yapmak suç de¤ildir!” Çiang Çing, as›rl›k Quin Çeng hapishanesine götürüldü ve orada tutuldu¤u 15 y›l›n büyük bir bölümünü tecritte geçir-

di. Otoritelerle iflbirli¤i yapmay› reddetti¤i için, birçok kez yemek ve beden e¤itiminden yoksun b›rak›ld› ya da gardiyanlar taraf›ndan dövüldü. Bu dönemin büyük bir bölümünde, soruflturma alt›nda oldu¤u zamanlar hariç konuflma hakk› yoktu. Görmesine izin verilen tek kifli, k›z› Li Na idi. Hapishanedeyken Çiang Çing, sat›lmas›n› “uygunsuz” k›lmak için üzerine kendi ismini yazd›¤› bebekler dikti ve siyasi tutuklular›n her ay yapmak zorunda olduklar› özelefltirileri kaleme almay› reddetti. 1983’de New York Times’da ç›kan bir makale, Çiang Çing’in, hücresinin duvarlar›na yazd›¤› sloganlarla kendisini hapse atanlara “kafam› kesin” diye meydan okudu¤unun haberini veriyordu. Çiang Çing, Deng Hsiao-ping’le görüflme talebinde bulundu, Deng talebi reddetti, Çiang Çing ayr›ca revizyonist rejimi teflhir eden tav›r yaz›lar› yazd›. Raporlara göre, görüfllerini, 1982 yaz›nda yap›lan Onikinci Parti Kongresi s›ras›nda aç›k tart›flma toplant›s›nda sunma talebinde bulundu. 1983 y›l›nda, Çiang Çing’in ölüm cesaz› müebbet hapse çevrildi. Verilen haberlere göre, kendisinin kaleme ald›¤› ve gizli olarak d›flar›ya ç›kart›lan, Kültür Devrimi’ni destekleye-

rek kapitalist yolcular› mahkum eden bildiriler Pekin ve fiantung sokaklar›nda da¤›t›ld›. D›flar›da, Çin’de gizli olarak bas›lan bir mesaj 1980’in sonlar›nda yurtd›fl›ndaki MarksistLeninist’lere ulaflt›r›ld›. Mesaj, Çiang Çing ve Çang Çun-Çiao’nun kahraman tav›rlar›n› selaml›yor ve devrimcilerin 1976’daki darbenin ard›ndan silahl› ayaklanmay› baflar›ya ulaflt›rmak için gereken tayin edici tavr› göstermelerini önleyen baz› siyasi çizgi meselelerine giriyordu. Mesaj, dört y›ld›r yaflad›klar› burjuva diktatörlü¤ünü muhakeme etmeleri için halka ça¤r›da bulunuyor ve iktidar› proletaryan›n yeniden ele geçirece¤ine and içiyor. Daha sonra, Japon kaynaklar, bildirinin Çin’de genifl ve cüretkarca da¤›t›ld›¤›n›, sokaklarda aç›k ajitasyon yap›ld›¤›n› onaylad›lar. MAO’NUN 38 YILLIK Efi‹ VE YOLDAfiI Mao, anlaml› bir flekilde, 9 Eylül 1976’daki ölümünden önce iki fley daha baflarmay› akl›na koymufltu. Siyasi Büro ile toplant› yapm›fl ve Temmuz’da Çiang Çing’e bir mektup yazm›flt›. Toplant›da, entrikalar›n› uygulamaya bafllamak üzere kendisinin bir an önce ölmesini ümid ettikleri için Sa¤’› paylad›, ayn› zamanda hem ABD’ye hem de SSCB’ye karfl› mücadele edilmesi gerekti¤i yönünde ikazda bulundu. Çiang Çing’e yazd›¤› sat›rlar, özelefltirisel yönünün yan›s›ra mücadeleye daveti içeriyor, siyasi bu tonu s›k› s›k›ya elinde tutmas› için Çiang Çing’i teflvik ediyor: “Haks›zl›¤a u¤rad›n. Bugün iki ayr› dünyaya do¤ru ayr›l›yoruz. ‹kimiz de huzurumuzu muha-

PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

31


PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

32 faza edelim. Bu birkaç kelime sana son mesaj›m olabilir. ‹nsan ömrü s›n›rl›d›r, ancak devrim hudut tan›maz. Son on y›l›n mücadelesinde, devrimin doru¤una ulaflmaya çal›flt›m, ancak baflar›l› olamad›m. Fakat sen zirveye ulaflabilirsin. Baflaramazsan, dipsiz bir uçurumun dibine düfleceksin. Vücudun paramparça olacakt›r. Kemiklerin k›r›lacakt›r.” Aralar›nda gedik açmaya çal›flan revizyonist iktidar sahiplerini do¤rudan hedef alan son sözlerinden birisi de fluydu: “Çiang Çing’in k›z›l bayra¤› yükseltmesine yard›m edin.” Çinli revizyonistler, Mao’nun yaflam›n›n sonunda Mao ile Çiang Çing’in karfl›t saflarda oldu¤unu gösterme çabas› içinde, ne bulabildilerse ç›kartt›lar, gerekti¤inde icat ettiler. Mao ile Çiang Çing’in ayr› saflarda oldu¤u iddias› aflikar bir flekilde yanl›flt›r ve sadece, baflar›ya ulaflmas› için hem Mao’yu hem de Çiang Çing’i ba¤›rlar›na basan ve destekleyen devrimci kitleleri zay›flatmak, zihinlerini kar›flt›rmak ve tarafs›zlaflt›rmaya çal›flmak zorunda olduklar› kendi Ekim 1976 faflist darbelerinin maskelenmesine yard›mc› olmak için Mao’nun muazzam itibar›n› kullanmaya çal›flan beceriksiz bir giriflimden ibarettir. Öte yandan e¤er Mao ölüm yata¤›ndan halka Çiang Çing’in k›z›l bayra¤› yükseltmesine yard›m etmesi için talimat verdiyse, bunun sebebi, Çiang Çing’in ÇKP’nin üst mevkiilerinde halen bunu yapabilecek durumda olan ender kiflilerden biri oldu¤u görüflünde olmas›d›r! Berrak gerçek fludur ki, Mao Çiang Çing’i desteklemifltir ve Çiang Çing de birlikte devrim

yapt›klar› tüm dönem boyunca Mao’yu desteklemifl, onun önderli¤i alt›nda faaliyet yürütmüfltür, ancak bunun do¤rulanmas›, saf olmak ve böylesi güçlü bir birli¤in hiçbir mücadele olmadan yarat›ld›¤›n› iddia etmek anlam›na gelmez. Ancak bu mücadele, her ikisinin de tarihsel niteli¤ini ve dünyay› sars›c› önemini sa¤lam bir flekilde kavram›fl oldu¤u ve ileriye do¤ru önderlik etmek üzere büyük sorumluluk üstlendi¤i, kendilerinin de parças› olduklar› muazzam devrimci dalgay› ilerletme mücadelesiydi. Çiang Çing’in siyasi düflmanlar› ve uluslararas› elefltirmenleri onu kendi sözleriyle “tek bir erdeme sahip de¤il” diye, “Mao’nun taht›n› çalmak” için salt ç›karc› temelde gizli planlara giriflti diye tasvir ettiklerinde, söylemek istedikleri esas nokta, Mao’nun zaten hiçbir zaman iktidar sahibi olmamas› gerekti¤idir. Ancak bu esas noktan›n hemen ard›ndan gelen de, hele hele bir kad›n›n böyle dimdik ayakta durmaya, -Çiang Çing’e karfl› getirdikleri en büyük ve en s›k tekrarlanan suçlamalardan biri olarak- h›rsl› olmaya ve devrimci iktidar için mücadele etmeye hiç cüret etememesi gerekti¤idir! Halka önderlik ve hizmet etme devrimci emelinin “kay›p bir dava” oldu¤u mant›¤› çok kifliyi kolayca aldatmad›¤› için de, kendi Önce-Ben dünya görüflleriyle bu elefltiriciler ve siyasi düflmanlar, Çiang Çing’in emellerinin sadece “flahsi” oldu¤unu ispat etmeye çal›fl›yorlar. Buradan evlili¤e s›çramak pek uzak bir yol gerektirmiyor ve bu konuda feodal ve yoz burjuva uzmanlar çok ortak yön paylafl›yorlar. fioven burunlar›yla, bofl

dolaplarda kirli çamafl›r aramaya koyuluyorlar, çünkü onlar için bir kad›n›n erdemleri nihayetinde onun kiflisel iliflkileri temelinde, özellikle erkeklerle iliflkileri temelinde de¤erlendirilmelidir. S›r olmayan birfley vard›r. Çiang Çing, Mao’yla evlendi¤inden itibaren bir an huzur yüzü görmemifltir. Ancak Çiang Çing’in istedi¤i kiflisel “huzur” de¤ildir. Çin’i sarsan tarihsel muharebelerde can al›c› bir rol oynamak için mücadele vermifltir, ancak bu rolü oynayabilmek için gerçekten de mücadele etmesi gerekmifltir. fiüphesiz, küçük aile birimlerinin iktidar merkezleri olmas› gelene¤ine karfl› duydu¤u güçlü anti-feodal duygular, Mao’nun 1940’larda ve 1950’lerde, Çiang Çing’in Parti içinde mevkisini flahsen yükseltmesini önlemiflti. Baz› ÇKP önderlerinin Çiang Çing’in kamuoyuna aç›k faaliyetlerde bulunmamas› konusunda ›srar ettikleri anlafl›l›yorsa da, Çang Çing, Yenan’da devrimci bir komünist olarak gelifltikçe, Mao onun faaliyetlerini ve do¤ru çizgisini desteklemifl ve seneler sonra, Kültür Devrimi olarak geliflecek olan hareketin haz›rlanmas›nda önderlik sorumluluklar› üstlenmesi için, aç›kt›r ki Çiang Çing’i öne ç›kartmay› seçmifltir. Mao bunu, kendi siyasi görüfllerini savunan bir kamu flahsiyeti olarak, Çiang Çing’in daha da fazla sorunlarla karfl›laflaca¤›n› ve do¤rudan hedef al›naca¤›n› bilerek yapm›flt›r. Ayn› zamanda flunun da belirtilmesi gerekir ki, Mao, önderlik rolü oynayacak daha fazla say›da kad›n› öne ç›kartman›n gereklili¤ini elbette tespit etmifl ve genel olarak Parti içinde bunu teflvik etmifltir.


33 mi’nin gerçek yaflamla ilgili mücadelelerinde, kad›nlar›n oynad›¤› role sürekli dikkat göstererek, ileri kad›nlar› daha fazla sorumluluk üslenmeleri için teflvik etti. Fakat Çiang Çing bu cephede Parti önderli¤i içinde de zorlu bir mücadele verdi. Çünkü ÇKP’de -büyük çapta bu toplumun bask›c› niteli¤ine karfl› bir güç olarak ortaya ç›kmas›na ra¤men- Çin toplumunun bir ürünüydü ve nitel olarak farkl› oldu¤u ve gelece¤in toptan kurtuluflunu temsil etti¤i halde, kad›nlar, aile ve kad›n-erkek iliflkileri konusunda geri fikirlerin a¤›r yükünü tafl›yan yar›-feodal ve sömürge toplumsal dokudan tamamen ba¤›ms›z de¤ildi. Bunlar Parti’nin bütünüyle mücadele etti¤i al›flkanl›klar ve fikirlerdi ve özellikle de önce kurtulufl savafl›na kad›nlar›n aktif olarak kat›lmas›yla, ard›ndan kurtulufltan sonra da üretime kat›lan kad›nlar›n mümkün oldu¤u kadar erkeklerle eflit durumda olmalar› karfl›s›ndaki bask›c› engelleri y›k›p onlar› Parti’nin içine çekerek ve kad›n kadrolar ve önderler gelifltirmek üzere siyasi e¤itim yürütülmesiyle bu al›flkanl›klar ve fikirlerin iflas etti¤i kan›tlanm›flt›. Erkeklerle de ev ifllerini paylaflmalar› konusunda ideolojik mücadele yürütülüyordu. Büyük ‹leri At›l›m’›n ve komün oluflturma hareketinin bir parças› olarak, kad›nlar› bo¤ucu ev ifllerinden kurtarmak üzere, örne¤in merkezi yemek tesisleri, anaokullar› ve çocuk bak›m› imkanlar› oluflturuldu. Yol gösterici kurallar›n tespitinde resmi sosyalist politikalar çok önemlidir, ancak nihai olarak sosyalizmin inflas› sürecinde kad›nlarla erkeklerin aras›ndaki eflitsizliklerin ne h›zda

... Çiang Çing’e gelince, onun tüm yaflam› isyan etme ve kad›nlar›n ezilmesine -feodalizme ve gelene¤e, flovenizme ve toplumda “kad›n›n yeri”ne, Konfiçyüs’çü evin kutsall›¤›na ve kocan›n hatalar›ndan kar›s›n› suçlamak fleklindeki iki-yüzlü adetekarfl› ç›kma ile doluydu. ve ne oranda azalt›laca¤› meselesi, halk›n görüfl aç›s›n›n devrimci dönüflümüne ve eskiye isyan edip proleter iktidar›n tarihte ilk kez mümkün k›ld›¤› “gökkubbenin yar›s›n› tafl›ma”n›n yeni ve daha yüksek biçimlerini yaratmak üzere ileriye at›lan kad›nlar›n kendilerine ba¤l›d›r. Ayn› zamanda, Çin’de kad›nlar›n önder olarak geliflmeleri meselesi, Parti içindeki ikiçizgi mücadelesinin kendisi ile yak›ndan iliflkiliydi. Revizyonistler (ve Thatcher’lar› ve Aquino’lar› ile burjuva devlet adamlar›) modern çeflidi bile dahil, köleli¤i vaaz eden ve örne¤in Liu fiao-fli’nin efli Wang Guang-Mei gibi kapitalist yola koyulan kad›n önderlere hiçbir zaman karfl› ç›kmad›lar. Ancak kitleleri, sadece bir az›nl›¤a yüzeysel burjuva eflitlik sa¤lamak için de¤il, topyekün kurtulufl için uyand›ran kad›n önderler meselesi toptan ayr› bir konuydu ve Sa¤’›n emektar önderlerinin Çiang Çing’e gösterdi¤i direniflin önemli bir bölümü de bu konudan kaynaklan›yordu. Çiang Çing bu aç›dan güçlü bir örnek teflkil ediyordu. Komünist bir önder olarak, ölün-

PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

Çiang Çing’e gelince, onun tüm yaflam› isyan etme ve kad›nlar›n ezilmesine -feodalizme ve gelene¤e, flovenizme ve toplumda “kad›n›n yeri”ne, Konfiçyüs’çü evin kutsall›¤›na ve kocan›n hatalar›ndan kar›s›n› suçlamak fleklindeki iki-yüzlü adete- karfl› ç›kma ile doluydu. Baflkan’›n efli olarak, bu, adi söylenti k›flk›rt›c›l›¤›na ve s›rttan b›çaklamalara ve Mao’nun, do¤rudan ona sald›rmaya cesaret edemeyen siyasi düflmanlar›n›n alçak sald›r›lar›na sonsuz tahammül göstermek anlam›na geliyordu. Bunun kiflisel yaflamlar›nda da etkileri oluyordu. Bir keresinde, 1950’lerde, bu ayn› düflmanlar, Çiang Çing’in kanser tedavisinden dolay› uzakta bulunmas›ndan yararlanarak, Mao’nun önceki evlili¤inden olan ve Çiang Çing’in kendi çocu¤u gibi yetifltirerek özellikle yak›n hissetti¤i çocuklar›ndan birini ondan ay›rd›lar. Tüm siyasi yaflam› boyunca, Çiang Çing, kad›nlar› öne ç›kmalar› için güçlü ve sürekli bir biçimde teflvik etti ve bu konuda di¤erleriyle mücadele etti. Sanatta, kad›nlar› proleter sanatç›lar olarak öne ç›kartmak için erkeklerin hakim oldu¤u tiyatroya karfl› -sadece piyes yazarlar›, direktörler ve müzisyenler de¤il, sahnedeki tüm aktörler de erkekti -mücadele etti ve yeni piyeslerde devrimci kad›n kahramanlar katt›, olanlar› düzeltti. Önderlik etti¤i bir dizi örnek eserde merkezi tema, Parti’nin devrime kat›lma ça¤r›s›n› izlemek üzere eski günlerin bo¤ucu prangalar›n› ç›kar›p atan kad›nlard›r. Ortadan kald›rd›¤› ilk fleylerden biri, erkeklerin sahnede kad›n rolünü oynad›¤› küçük düflürücü feodal gelenek oldu. Ve Kültür Devri-


34 ceye kadar topyekün kurtulufl davas› için mücadele etti ve s›rf bununla, birçok kad›na (ve erke¤e) diz çöktürttü. Ve sadece Çin’de de¤il. Ancak bir kad›n olarak ya da Mao Zedung’un efli olarak bunun kolay bir baflar› oldu¤unu hiç kimse varsaymas›n.

PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

Ç‹ANG Ç‹NG’‹N ÖLÜMÜ AKS‹ KANITLANANA KADAR C‹NAYETT‹R Çin rejiminin zindanlar›na onbefl y›l tahammül ettikten sonra, Çiang Çing bizden kopar›l›p al›nm›flt›r. Çiang Çing’in ölümünü 1989 Tienanmen katliam›n›n y›ldönümüne kadar, tam üç hafta saklam›fl olmalar›ndan dolay› Pekin’deki yüksek mevkii sahiplerinden do¤ru gelen lefl kokusuna, bir de bunun son derece flüpheli bir biçimde “intihar” olarak tasvir edilmesi eklenmektedir. Bu eski “gelene¤i” tüm dünyaya otoritelere nihai bir meydan okuma eylemi olarak göstermek için dayand›klar› Konfiçyüs’çü saçmal›kla, rejim kendisini temize ç›kartmaya çal›flt›. Kanl› ellerinden flimdi daha da fazla kan damlad›¤›n› ve aksi ispatlanana kadar, herfleyin Çiang Çing’in ölümüne onlar›n alet oldu¤una iflaret etti¤ini söylemeye gerek yok. Çiang Çing hiçbir zaman zor flartlara ya da flahsi sald›r›lara boyun e¤ip teslim olmam›flt›r ve her zaman bugün Çin’i yönetenler gibi s›çanlar› gün ›fl›¤›na ç›kartarak, iktidar› ele geçirme meselesini yeniden gündeme getirmifltir. Rejimin elbette inkar etmeye çal›flt›¤›, Çiang Çing’in son “vasiyetnamesi” hakk›nda-

ki haberler, bunun bafll›ca noktalar›ndan birini teflkil etti¤ini bildiriyor. Bir baflkas› Tienanmen katliam›ndan dolay› onlar› makum etti¤ini ve hakimiyetlerinin k›sa ömürlü olaca¤›n› söyledi¤ini belirtiyor. Bir dizi Hong Kong gazetesinden verilen haberlere göre, Çiang Çing’in intihar etti¤ine, akademik çevreler ve di¤er “Çin gözlemcileri” taraf›ndan da karfl› ç›k›l›yor. * Bir kere Çiang Çing’in k›z› Li Na, ölümünden bir hafta önce kendisini ziyaret etmifl ve sa¤l›¤›n›n iyi oldu¤unun, k›smen de cezaevinde nispeten daha genifl bir yere transfer edildi¤inden dolay›, keyfinin eskisinden daha iyi oldu¤unun haberini vermiflti. ‹kinci olarak, Çiang Çing’in her hareketi uzaktan kumandal› tertibatlarla izlenmekteydi. Bu ayn› kaynaklara göre, Çiang Çing bir otobiyografi yazaca¤›n› ilan etmiflti ve yazm›fl oldu¤u an›lara otoriteler el koydu¤u için son derece öfkelenmiflti. Bu haberlerde, son zamanlarda gardiyanlar›ndan birinin kendisi için yazd›¤› bir fliirden de söz ediliyor, fliir Çiang Çing’i duyguland›r›yor ve sözkonusu gardiyanla birlikte çal›flma yürütüyor, ta ki cezaevi durumu farkedip gardiyan›n ifline son vererek köyüne geri gönderene kadar. Çiang Çing’in ölümü bile Çin’li yöneticilerin bafl›na büyük bela olmufltur. Bir Hong Kong dergisi, Pekin’de 16 ayr› protesto belirtisinin ortaya ç›kt›¤›n›n haberini veriyor, bir ilkokul binas›n›n kap›s›na as›lan, “Yaflas›n Baflkan Mao’nun Devrimci Çizgisi! Kahrolsun Deng Hsiao-Ping’in sahte ko-

münist partisi!” yaz›l› slogan bunlardan birisidir. Bir otelin yan duvar›nda ise Çiang Çing’in askeri stilde bir portresinin bulundu¤u, alt›nda “Baflkan Mao, seni her zaman hat›rlayaca¤›z” sözlerinin yaz›l› oldu¤u bildiriliyor. Deng Hsiao-ping’in polisi, orada burada par›ldayan k›v›lc›mlar› söndürmeye çal›flan komandolar misali, Çiang Çing hakk›nda herhangi bir kitab›n ya da malzemenin hatta eski foto¤raf›n sat›fl›n› yasaklam›fl, bu gibi malzemelere el koymak üzere bask›nlar düzenlenece¤ini ilan etmifltir. Televizyonun ve radyonun, devrimci opera ve balelerden herhangi bir bölüm yay›nlamas› yasaklanm›flt›r. Ç‹ANG Ç‹NG G‹B‹ OLMAYA CÜRET ET! Çiang Çing’in kayb›, ciddi ve önemli bir kay›pt›r: O ki, hiçbir zaman Marksizm-Leninizm-Mao Zedung Düflüncesi’ni terketmemifl, bilakis, yaflam›n› ve tutkusunu onun güçlenmesine adam›fl, güvenle ve tavizsiz olarak Mao’nun ve devrimin saf›nda durmufltur. Çiang Çing, enternasyonal proletaryan›n iktidarda oluflunu temsil etmifl, tüm dünyadaki komünistlere ve devrimcilere muazzam ilham ve cesaret vermifl ve sosyalist Çin, Komünist Parti içindeki burjuvazi taraf›ndan bo¤ulurken, devrimi terketmeyi reddetmifltir. Bu anlamda onun ve Çang Çun-çiao’nun tavr›, Kültür Devrimi’nin ve bütün olarak Çin’deki tecrübenin, proleter dünya devrimini, geliflmesinin spiralinde bir halka daha yükse¤e ç›kartm›fl oldu¤u gerçe¤ini

*Bu makalelerde Çin’li bir profesörden al›nt›lar veriliyor, profesör flöyle söylüyor: “Mao’nun dul efli Çiang Çing’in kendisini öldürmesi imkans›zd›r”. Çiang Çing hayatta oldu¤u müddetçe Deng Hsiao-ping’in kendi hastal›klar›na niçin teslim olmayaca¤› konusunda tahlil yürütürken flöyle devam diyor: “Çünkü Deng’in kirli çamafl›rlar›n› en iyi Çiang Çing biliyor. Zaman›nda Mao’nun niçin Deng’i görevinden att›¤›n› en iyi Çiang Çing anl›yor. Çin’li profesör, otoriteleri haince hareket etmekle suçluyor, “de¤erli tarihsel malzemelerin” ve Çiang Çing’in tarihin yanl›fl kay›tlar›n› düzeltebilecek tek yetene¤inin “sonsuza kadar topra¤a gömülmüfl olmas›ndan” dolay› duydu¤u üzüntüyü dile getiriyor. (Makaleler, her ikisi de afl›r› sa¤c› anti Deng Hsiao-ping yay›nlar› olan Cheng Meng ve Sing tao’dand›r. Burada al›nt› verilen kifli, Kültür devrimi aleyhine görüfllerini daha önce yay›nlam›flt›r.)


yans›t›yordu. Stalin öldü¤ünde k›z›l bayra¤› savunmak için, onu Sovyet revizyonistlerinin iktidar› gaspetmesinin bal盤›ndan ve batakl›¤›ndan ç›kart›p yükseklerde tutmak için hiçbir önder SBKP üyesinin ileri ç›kmad›¤› 1956 y›l›ndan ne kadar farkl› bir durumdu bu! Ve ölümünden birkaç ay önce, f›rsatlar›n yüksek oldu¤u kadar tehlikelerin de muazzam oldu¤unu bilerek devrimi köküne kadar götürmeye çal›flmas› için Çiang Çing’i bir kez daha teflvik eden Mao ne kadar dirayetliydi. Çiang Çing’in oynamaya karar verdi¤i rol, hiçbir flekilde ola¤an addedilmemelidir. Parças› oldu¤u tarihsel dönemin objektif olarak devrimi daha ileriye -enternasyonal proletaryan›n bugüne kadar eriflti¤i en yüksek doru¤a- götürmüfl oldu¤u do¤rudur. Ancak ayn› zamanda, bireyler bu davay› ilerletmede ya da engellemede tayin edici olabilirler (ya da sadece alakas›z kal›rlar). Bu BPKD, bir Çiang Çing üretmifltir, sallanmayan ve sa¤laml›¤› ve kararl›l›¤›yla, revizyonist yenilgiyi izleyip de¤erlendiren dünya çap›nda milyonlara ilham ve cesaret veren bir Çiang Çing olmufltur bu. Kendisini hapse atanlar›, yarg›layanlar› ve Çin’in yönetimindeki karfl›devrimcileri gülünç duruma düflüren, dayan›kl›l›¤› ve tavr› ile onlar› bile dehflet içinde hayran b›rakan bir Çiang Çing. O siyasi el bombas›n› suratlar›na geri f›rlatarak, durumu “ad›n› temize ç›kartmak” için de¤il, bu revizyonistlerin ne menem birfley olduklar›n› daha da teflhir etmek için kullanm›flt›r. Çiang Çing -onlar için ve genel olarak burjuvazi için- çok tehlikeli bir kad›n olmufltur. Tüm dünya, sadece devrim yapmak için

Mao’yu izlemifl olma “suçu”nu itiraf eden boyun e¤mez bir komünist görmüfltür. Çiang Çing’in yaflam›, kitlelere ve komünist davan›n nihai hakl›l›¤› ve zaferine stratejik bir güveni, proletaryan›n tarihin sahnesine ç›k›fl›na, bu sefer o sahneden geçici olarak afla¤›ya çekilmifl olsa da, herfleyini adama duyusunu yans›t›r. Engeller ve hatta büyük terslikler karfl›s›nda ne tav›r tak›n›laca¤› ne rol oynamaya karar verilece¤i, nitel boyutlar alabilir. Düflman› yenmeye uzun-dönemli spiralvari bak›fl tavr›n›n m›, yoksa ölümden ya da cezaevinin rahats›z flartlar›ndan vb. kurtulmak için öz-ç›karc› h›zl› ödüller elde etmek üzere taviz tavr›n›n m› benimsendi¤i meselesi, kiflinin MarkisizimLeninizm-Mao Zedung Düflüncesi bilimi ve ideolojisi konusundaki tavr›n›n can al›c› bir yans›mas›d›r. Dünyan›n ezilenlerin ve devrimci kitleleri hakk›nda, bizzat tarihin yap›lmas› hakk›nda Çiang Çing’in tak›nd›¤› tavr› ve sorumlulu¤u, Kültür Devrimi’ne katk›lar yapm›fl olan, ancak s›n›f tav›rlar› ve fedakarl›k gösterme konusundaki gönüllülükleri hakk›nda son derece can al›c› bir s›navla karfl›laflt›klar›nda, ç›rp›n›p ideolojik olarak parçalanan Wang Hugn-wen ve Yao Wenyuan’›n tavr›yla karfl›laflt›r›n. Düflman Çiang Çing’e gözü yükseklerde olan bir imparatoriçe diyor, çünkü kendi zorbal›klar› ve yönetimleri devrimci kahramanl›¤› y›k›p tahrip etme üzerinde yükselir; Çiang Çing’in bak›fl aç›s›, onlar›n burjuva (ve feodal) hanedanl›klar›n›nkinin z›dd› idi. O kendisi ad›na de¤il enternasyonal proletarya ad›na hareket etti; Çin’deki devrimin alafla¤› edil-

mesinin teflkil etti¤i muazzam kayb›n ertesinde hayal k›r›kl›¤› ve moral bozuklu¤unun yayg›n oldu¤u bir dönemde, düflman›n küstahl›¤›n› geri püskürtmek ve onlar›n tarihsel davalar›n›n bofllu¤unu ortaya ç›kartmak için, düflman›n bütün oyunlar›n›n üzerine tükürdü. Çiang Çing mahkemesinden sonra güvenle flöyle söylüyordu: “Yapmak üzere yola ç›kt›¤›m› baflarm›fl bulunuyorum.” Yoldafl Çiang Çing’in barbar s›n›f farkl›laflmalar›n›n ve toplumsal eflitsizliklerin olmad›¤› toplum emeli, t›pk› herhangi bir ülkede kitlelerin bilinçli olarak siyasi iktidar› ele geçirmesinin hayaleti gibi, her yerde ezenlerin kan›n› ürpertmektedir ve bu yüzden Çiang Çing’den nefret etmektedirler. Bu günlerde pek moda olan komünizmin “çöküflü” nakarat›na tak›lan burjuva gazetecilerin ve akademik sözcülerin tats›z ve esas olarak sansasyoncu sald›r› korosuna gelince, söyleyece¤imiz tek fley, bu hakir görmenin tamamen karfl›l›kl› oldu¤udur! Tüm dünyada burjuvazinin üzerinde büyük yara izleri b›rakan bu tarihsel dönemin de¤erlendirilmesi, enternasyonal proletaryan›n yeni doruklara yükselmesini mümkün k›lman›n yan›s›ra, iki saf aras›nda bir muharebe konusu olmaya devam edecektir. Ancak bundan da çok, gelecek y›llarda daha da yüksek doruklar› fethetmeye muktediriz ve fethedece¤iz de. Kendisinden önce Mao’nun da oldu¤u gibi, Çiang Çing, izlenmesi kolay bir örnek de¤ildir, ancak siyasi butonu O bizlerin, onun haleflerinin eline teslim etmifltir. Çiang Çing bizim k›z›l bayra¤› yükseltmemize yard›mc› olmufltur.

PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

35


36

Büyük Proleter Kültür Devrimi-3

PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

“‹flçi sınıfı ve di¤er emekçiler, kendi deneyimleri ile do¤ru ve yanlıflı ayırt etmeli, halkın adına bir baflkaları karar vermemeli, kitleler bilinçlerini mücadele ederek özgürlefltirmeliydi. Kitlelerin ve Partinin aya¤a kalkması, mücadele içinde hem kitleleri hem de Partiyi afla¤ıdan yukarıya do¤ru yenileyecekti. Çin toplumu BPKD ile büyük bir silkiniflin içine girmiflti, bundan geriye dönüfl olamazdı ve bütün yöneticiler payına düflen elefltirileri alacaktı. Ve öyle de oldu.”

“BURJUVA KARAGAHLARINI BOMBALAYIN!” “Biz, kendimizi dünyayı temellerinden sarsacak bir davaya adadık” (1963) diyen Mao, 1965’lerin sonuna gelindi¤inde, kitlelere ve partililere flöyle sesleniyordu: “Burjuva Karargahların› Bombalayın” Mao’nun, kitlelere ve ÇKP’nin binlerce üyesine yaptı¤ı bu ça¤rı içi bofl bir ça¤rı de¤il, bugüne kadar dünya tarihinde görülmeyen ve ilk defa bir proletarya diktatörlü¤ü altında, proletarya “adına” proletaryanın karargahlarını ele geçirmifl, kendine “komünist” diyen burjuvalara yönelikti. Bu, aynı zamanda burjuvazi ile proletarya arasındaki ezeli ve ölümüne bir iktidar mücadelesinin yeni bir biçime bürünmüfl flekliydi. 1965, 10 Kasımı’nda bafllatılan BPKD fırtınası, Çin’de ve dünyada yeni altüstleri yaflatacak denli de güçlü, bir “Do¤u Rüzgarı“ydı. BPKD, Sosyalist Çin’de

yeni burjuvaziyi alt etmenin önemli bir aracı olmufltu. Mao, BPKD öncesi, 1965 Ocak’ında MK-SB Geniflletilmifl Toplantısı’nda, revizyonizmin nerede oldu¤unu ve tehlikenin nereden geldi¤ini flöyle açıklıyordu: “Parti Merkezinde boy gösterirse ne yapacaksınız? Böyle bir olasılık vardır ve çok ciddi bir tehlikedir.” Mao, bizzat MK toplantısında yine MK içinde revizyonizmin ciddi boyutlara ulafltı¤ını, buna karflı mücadelenin kaçınılmazlı¤ını da ortaya koydu¤u gibi, bu mücadelenin yine MK içinde verilmesini yeterli görmeyip, daha açık, bu kez kitleleri direkt bu mücadelenin içine çekmeyi ileri sürdü ve Kültür Devrimini bafllatma kararı aldı. Çünkü Mao; “‹çine hiç bir i¤nenin giremedi¤i, bir damla suyun bile sızamadı¤ı katı bir çekirdek”ten, iyi örgütlenmifl ve kastlaflmıfl revizyonist güruhun sosyalizm için büyük


bir tehlike oluflturdu¤unu ve Kruflçev revizyonizminden de destek aldı¤ı açık olan bu revizyonistlerin Parti ve devlet kademelerinden temizlenmesinin flart oldu¤unu biliyordu. Bazı revizyonistlerin ileri sürdü¤ü gibi, BPKD, baflı bofl ve kendili¤indenci bir eylem de¤il, bizzat Mao önderli¤inde bafllatılan ve bu devrimi yürütmesi için seçilen bir komitenin inisiyatifindeydi ve bu komite direkt SB’ye ba¤lıydı. Bu komite; “Kültür Devriminden Sorumlu Grup” (KDSG) olarak adlandırılıyordu. Elbette zamanın 800 milyonluk Çin’inde kargaflalıkların olmamasını beklemek, sınıf mücadelesinin ne oldu¤unu anlamamak olaca¤ı gibi, kitle mücadelelerini, düzenli orduyu merasim kıtası olarak görmek, kitleleri tanımamak anlamına gelir. Mao’nun deyimiyle; “Devrim bir ziyafet de¤ildir... Devrim bir sınıfın di¤er bir sınıfı yerle bir etti¤i, bir ayaklanma, bir fliddet hareketidir.”

Mao, revizyonizmin yıkılmasının temel flartının kitlelerin sosyalizme sahip çıkmasından geçti¤ini çok iyi biliyordu. Zira kitleler harekete geçirilmeden, kitleler bu çatıflmanın içinde direkt taraf olmadan, revizyonizm yenilemeyece¤i gibi, revizyonizm bir defa yenilse bile e¤er kitlelerin denetimi, hareketi devam etmezse yeniden daha güçlü flekilde ortaya çıkma tehlikesi vard›r. Bu nedenle de, revizyonizm ve revizyonistler kitle hareketlerinden, kitlelerin kendilerini elefltirmesinden, denetlemesinden, kitlelerin devrim için ileri atılmasından, onların bilinçlenmesinden ve kendi sosyalist davalarına sahip çıkmalarından hep korkmufllardır. Haklı olarak Mao; “Kitlelerden korkuyorlar, kitlelerin kendileri hakkında konuflmasından korkuyorlar, kitlelerin kendilerini elefltirmesinden korkuyorlar. ...” (21) demifltir. Mao ve ÇKP’li komünistler, Çin’deki revizyonizme kar-

flı, Mao’nun kitleler üzerindeki prestijini ve muazzam etkisini kullanarak, parti içindeki revizyonistleri tasfiye edebilirdi, ama o, kitlelerin revizyonizme karflı harekete geçmesini, kitlelerin karıflıklık çıkarmasını, sokaklara dökülmesini istedi. Çünkü, kitleler böyle bir devrimle ileriye do¤ru sıçramalar yapacaktı. Büyük devrimler büyük kitle hareketlerinden do¤mufltur. Burjuvazi bile, feodalizme karflı mücadelede kitleleri ayaklandırarak iktidarı alabilmifltir. Ama, tüm gericiler kitle hareketlerinden her zaman korkarlar. Kitlelerin hareketinden korkmayanlar komünistlerdir. “Kitlelerin tartıflma açmasından ve önderlerden ve önder örgütlerinkinden farklı fikirler ortaya atmasından korkan bazı yoldafllar var. Sorunlar tartıflılmaya bafllar bafllamaz kitlelerin canlılı¤ını bastırıyor ve baflkaların›n konuflmalarına

PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

37


PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

38

izin vermiyorlar.” (22) Kitle çizgisi ve kitlelere yaklaflım konusunda UKH’in Mao’dan ö¤renece¤i çok fley var. BPKD, aynı zamanda proletarya önderli¤inde revizyonizme karflı bir kitle hareketidir. Revizyonizme karflı kitlelerin aya¤a kaldırılmasıdır. Komünistler, kitlelerin aya¤a kalkmasını, devrim için istemifllerdi, ama o zaman iktidar burjuvazinin elindeydi. BPKD ile de proletaryanın ve emekçilerin kendi iktidarlarını korumaları için sosyalist maskeli burjuvalar olan revizyonistlere karflı aya¤a kalkıyorlardı. Sınıflar var oldu¤u sürece geriye dönüfller tehlikesi hep olacaktır, ama geriye dönüflleri engellemenin biricik yolu da, kitlelerin kendi devrimlerine sahip çıkmaları, “sosyalist” maskeli revizyonizmi görebilecek düzeye gelebilmeleridir. Bu da, kitleleri sürekli sınıf mücadelesinin içinde tutmakla olabilir. Mao, ÇKP’nin baflına geçti¤inden beri hep bunu yapmıfltır, iktidarı aldıktan sonra da bu do¤ru takti¤i uygulaya gelmifltir. Enver Hoca döne¤i ve onun ardıllarıyla birlikte, günümüzün Kruflçev revizyonizminin artıkları, Çin’deki BPKD’ni ve daha önce Çin’de uygulanan Büyük ‹leri Atılım vb. gibi kampanyaları hiç anlamamıfllar, anlamak istememifllerdir ve bu kampanyaları “üç yanlıfl befl do¤ru” diyerek, alaya almaya çalıflmıfllar, sözde “Marksist” elefltirilerini yapmıfllardır. Oysa, geçen süreç, Mao’ya karflı çıkanları de¤il, Mao’yu haklı çıkarmıfltır. Sosyalist ülkelerde bürokrat burjuvazinin süreç içinde ha-

kim hale gelerek, sosyalist devletleri birer birer yıkmasının altında, kitlelere güvenmemek, kitleleri mücadele içine çekmemek, saray darbeleriyle iktidarda kalmaya çalıflmanın yanında, kitlelerin sokaklarda tartıflmasını polisiye önlemlerle engellemeye çalıflmanın ve kitleleri sürekli canlı siyasal ortamdan uzak tutmanın payını görmemek, gelecekteki proleter devrimleri daha bafltan silahs›z kılmak de¤il midir? BPKD’i sırasında Mao’nun takti¤i çok açıktı. Önce küçük çatıflmalar ile düflmanın gücünü ölçer, tali sorunlar üzerinde güç dengesini korumaya ve kavramaya çalıflır ve düflmanın en zayıf noktasını yakaladıktan sonra, buradan vurur. Çin devrimci mücadelesi boyunca da bu takti¤i uygulamıfltır. BPKD’nin daha bafllangıcında, Çin’de revizyonizmin babası ve dayanak noktası esas olarak Liu fiao-fli olmasına karflın, ilk önce hedef olarak bunu almadı, bunların zayıf noktalarını ele aldı ve yüklendi. Bu konuda halkanın en zayıf noktası ise, Liu fiao-fli’nin ve Pekin Belediye Baflkanı olan Peng Çeng’in deste¤i ile sürekli -tabi dolaylı bir flekilde- Mao’ya ve onun görüfllerine saldıran Wu Han’dı. Wu Han, aynı zamanda Peng Çeng’in yardımcısı bir burjuva enteliydi. Mao önce ifle buradan baflladı. Bunun yazdı¤ı ve sahneye koydu¤u; “Hay Juy’un Görevden Alınıflı” adlı oyunun elefltirilmesini istedi ve bu konuda görevi; BKPD’nin önderlerinden ve Mao’nun ölümünden sonra Çin revizyonistleri tarafından “Dörtlü Çete” olarak adlandırılanların içinde yer alan Yao

Wen-yuan’a verdi. Yazı 30 Kasım 1965’de fianghay’da yayınlanan Halkın Günlü¤ü gazetesinde çıktı. Bu yazının Mao’nun görüflleri oldu¤unu bilmeyen yoktu. Üstelik bu yazı, revizyonizmin kalesi olan Pekin’de de¤il fianghay’da yayınlanmıfltı. Mao’nun da sonradan itiraf etti¤i gibi, böyle bir yazıyı revizyonizmin kalesi haline gelmifl olan Pekin’de “yayınlatamazlardı”. ‹flte BPKD’nin ilk meflalesi böyle yakıldı ve revizyonizmin en küçük kalesinin topa tutulmasıyla bafllandı. Liu fiao-fli ve Peng Çeng, silahların kendilerine dönece¤ini bildikleri için hemen Wu Han’a özelefltiri yaptırdılar. Ama bu özelefltiri revizyonizmin bir manevrasından baflka bir fley de¤ildi. Mao, BPKD’ni yöneten (KDSG) gruba bilerek Peng Çeng’i sorumlu yaptı ve “Wu Han Davası”nı soruflturma görevini de buna verdi. Amacı, kendi politikasını revizyonistlere de uygulatmak ve revizyonist cepheyi sürekli daraltmaktı ve aynı zamanda, Mao’nun kendi deyimi ile Peng Çeng’i “arı kovanının içine itmifl” oluyordu. Mao’nun bu usta Marksist takti¤ini elefltirenler hala vardır: “Neden BPKD’nin hedefi olan bir kifliyi KD’nin baflına getiriyor?” diye. Sınıf mücadelelerinin düz bir rotada yürüdü¤ünü sananların görüflüdür bu. Çünkü Mao; “Acayip yaratıklar ve canavarlar -dedi¤i revizyonistlerin- gerçek yüzlerini olayların akıflı içinde fazla..” gizleyemeyeceklerini sınıf mücadelesindeki engin deneyimlerinden biliyordu.


Nitekim, Peng Çeng, kendini daha fazla gizleyemedi, KDSG’un sonuç raporunda yaptı¤ı yolsuzluk açı¤a çıktı. Ancak, Kültür Bakanlı¤ı, Mao’nun ve daha bir çok Mao yanlısı yazıların basında çıkmasına engel oluyordu. Bunun üzerine Mao,1966 Nisan’ında sert bir konuflma yaptı: “Par-

Mao’nun bu sert çıkıfllarından sonra, parti yazınlarında “kara çete” olarak adlandırılan revizyonistlere karflı yazı akını baflladı. Partinin önemli yayınları ve bir çok bafl yazarı Mao’nun direktifleri do¤rultusunda revizyonizmi elefltirmeye baflladılar. Bu olayların ardından 14

ti’nin Propaganda Bölümü Cehennem Kralı’nın sarayıdır. Kahrolsun Cehennem Kralı! Bütün kölelere özgürlük! Her eyaleti ayaklanmaya ça¤ırıyorum, Merkeze karflı bafl kaldıralım... Cehennem Kralı’nın sarayını param parça etmelidir.” (23) “BPKD kendili¤inden bafllamıfltır” gibi zırvalıkları ve ÇKP’nin kararlarını görmezden gelenlere yine Mao’dan bir alıntıyla yanıt verelim; “Onuncu genel toplantı sınıf mücadelesini sürdürme kararı almıfltır. Wu Han buna ra¤men karflıdevrimci, parti düflmanı zırvalıklar yazıyor ve Kültür Bakanlı¤ı oralı bile olmuyor; Bakanlık Parti Merkezi’nin kararlarını çi¤niyor.” (24)

Nisan’da Ulusal Halk Konseyi, Peng Çeng’in Parti karflıtı eylemlerini incelemek için toplandı. Resmi olarak Kültür Devriminin (önce ismi böyleydi, daha sonra A¤ustos’ta; Büyük Proleter Kültür Devrimi” diye adlandırıldı.) 16 Nisan 1966’da bafllatıldı¤ı açıklandı, aynı yılın Mayıs ayında ise, Peng Çeng ve daha bir çok revizyonist yazar ve görevliler görevlerinden alındılar. Böylece Mao, BPKD’nin daha ilk aylarında, arı kovanına soktu¤u revizyonist yöneticileri, kitleler önünde teflhir ederek saf dıflı etmesini bilmiflti, ama mücadelenin esası daha yeni bafllıyordu. Revizyonizmi yenmek bu kadar kolay olmayacaktı.

Mao, Peng Çeng’in baflında oldu¤u Kültür Devriminden Sorumlu ilk grubun, tasfiye edilmesini ÇKP-MK’n›n Mayıs 1966’daki toplantısında baflarmıfltı. Bu toplantıda, eski KDSG’un tasfiye edildi¤i ve MK’ya ba¤lı yeni bir KDSG oluflturuldu¤u kararı alındı ve Mao’nun hazırladı¤ı ve MK’ca kabul edilen meflhur “16 Mayıs Genelgesi” parti örgütlerine da¤ıtıldı . BPKD’ne ıflık tutan bu genelgeden uzunca bir alıntı almamız, BPKD’ni sa¤dan elefltirenlere, BPKD’nin “hedefinin belli olmadı¤ı, belirsizli¤i içerdi¤i” gibi, inkarcı zırvalıkları ileri sürenlere ve günümüzde hala sosyalizmde sınıf mücadelesini kavramak istemeyenlere de bir yanıt olacaktır: “Proletaryanın burjuvaziye karflı mücadelesi, proletaryanın burjuvazi üzerindeki diktatörlü¤ü, çeflitli kültürel alanlar dahil olmak üzere proletaryanın üst yapıdaki diktatörlü¤ü, Komünist Partisine sızan ve kızıl bayra¤a karflı çıkmak için “kızıl bayrak” sallayan burjuvazinin temsilcilerini ayıklamak için proletaryanın gösterdi¤i sürekli çabalar, bu gibi temel sorunlar üzerinde bir eflitli¤e izin verilebilir mi? Onlarca yıl, eski çizgideki Sosyal demokratlar ve on yıldan fazla bir zamandır modern revizyonistler, proletarya ile burjuvazi arasındaki eflitli¤e asla izin vermemifllerdir. Binlerce yıllık insanlık tarihinin, sınıf mücadeleleri tarihi oldu¤unu tamamen inkar etmifllerdir. Proletaryanın burjuvaziye karflı sınıf mücadelesini, burjuvaziye karflı proleter devrimini ve proletaryanın burjuvazi üzerindeki diktatörlü¤ünü tamamen inkar etmifllerdir. Tersine,

PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

39


PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

40

burjuvazi ve emperyalistlerin sadık uflaklarıdır. Burjuvazi ve emperyalistler ile birlikte, proletaryanın ezilmesi ve sömürülmesi fleklindeki burjuva ideolojisine ve kapitalist sisteme yapıflmıfllardır ve Marksist-Leninist ideolojiye ve sosyalist sisteme karflıdırlar. Komünist Partisine ve halka karflı çıkan karflı-devrimciler takımıdırlar. Bize karflı yürüttükleri mücadele bir ölüm kalım mücadelesidir ve eflitlik söz konusu edilemez. Bu nedenle bizim de onlara karflı yürüttü¤ümüz mücadele bir ölüm kalım mücadelesidir ve onlarla olan iliflkimizde eflitlik söz konusu olamaz. Tersine bu, bir sınıfın di¤er sınıfı baskı altına aldı¤ı, yani proletaryanın burjuvazi üzerinde diktatörlü¤ünü kurması fleklinde bir iliflkidir. Sömüren ve sömürülen sınıflar arasında eflitlik veya barıfl içinde bir arada yaflamak gibisinden ya da bu sınıflar arasında nezaket ve alicenaplık gibi sözüm ona iliflkilere yer yoktur.” (25) Bu Genelge’nin yayımlanmasıyla, BPKD yeni bir boyut kazanıyor ve yeni bir aflamaya geçiyordu. BPKD’nin nasıl yürüyece¤i, hedeflerinin ne oldu¤u, hangi çizgiye vurulması gerekti¤i, revizyonizmin nerede oldu¤u, “Cehennemin Kralları”nın kimler oldu¤u genel hatlarıyla açıklanmıfl ve partiye bu konuda aydınlatıcı ve teorik yol göstericilik ortaya konmufltu. Artık ikinci aflaması, kitlelerin harekete geçirilmesini oluflturuyordu. Bunun yolu ise, Duvar Gazeteleri (Dazubao)ni her tarafta ço¤altmak, kitlelerin elefltirilerini dazubao’larla dile getirmesinin yolunu aç-

maktı. 1966’nın 25 Mayıs’ında ilk dazubao, revizyonizmin kalesi olarak bilinen Pekin Üniversitesi’nde asıldı. Bu büyük bir etki yaptı. Bu, Mao tarafından da duyulunca desteklendi, gazete ve radyolardan yayınlanmasını istedi. Bu ilk dazubao ile Pekin Üniversitesi hareketli günlerine adım attı, bu aynı zamanda Kültür Devriminin tarihi bir dönüm noktasını da oluflturuyor ve ünlü 16 Mayıs Genelgesi parti ve kitleler içinde beklenen etkisini yaratıyordu. Öte yandan kapitalist yolcular da bofl durmuyor, karflı engeller çıkarıyor, “kamu düzenini bozma” gibi gerekçelerle, eylemlere katılanlara baskı uygulama yoluna gidiyorlardı. Tabi, bu dönemde salt kapitalist yolcularla bafl etmenin yanı sıra kendilerini, “en keskin Maocu” gösteren baflka “fleytanlar” da vardı. Bunun baflında Lin Biao geliyordu. Lin Biao’nun olumsuzlukları Mao’nun dikkatini çekmekle birlikte, Mao, flimdilik soruna daha de¤iflik yaklaflıyordu. Revizyonizmi yenmeyi amaçlayan Mao, parti içi dengeleri de gözetiyor, öncelikle iflah olmaz revizyonistlere karflı, parti cephesini geniflletmeyi hedefliyordu. Bu nedenle de, bazı unsurların olumsuzluklarına “geçici” olarak göz yumuyordu. Revizyonizme karflı mücadele uzun erimli ve hala kimin kazanaca¤ı belli olmadı¤ı gibi, mücadelenin tek bir muharebeyle kazanılması olasılı¤ı da yoktu. Proletarya, kendisiyle birlikte insanlı¤ı özgürlefltirene kadar yüzlerce muharebelerden geçecekti. BPKD, sosyalizm altında, proletarya ile burjuvazi

arasında süren mücadelenin daha ilk kıyasıya savaflımı sayılabilir, bunun gibi daha çok savaflımların olaca¤ı bir gerçek, ama, proletarya bu mücadeleyi zaferle sonuçlandırırsa, sosyalizmi daha ileri mevzilere götürece¤i kesindi. Mao; “zaferi kimin kazanaca¤ı belli de¤il” derken, uzun erimli mücadeleyi kastediyordu, ama bu mücadeleyi proletaryanın kazanaca¤ından emindi. ‹lerde burjuvazi iktidarı geri alsa bile, halkın onlara rahat yüzü göstermeyece¤inden de emindi. Çünkü o, halka ve Çin proletaryasına sonsuz bir güven duruyordu. Ama, onun esas sorunu kitleleri harekete geçirmekti, Marksist teori, kitlelerde ete kemi¤e bürünürse bir anlam kazanacaktı. ‹flçi sınıfı ve di¤er emekçiler, kendi deneyimleri ile do¤ru ve yanlıflı ayırt etmeli, halkın adına bir baflkaları karar vermemeli, kitleler bilinçlerini mücadele ederek özgürlefltirmeliydi. Kitlelerin ve Partinin aya¤a kalkması, mücadele içinde hem kitleleri hem de Partiyi afla¤ıdan yukarıya do¤ru yenileyecekti. Çin toplumu BPKD ile büyük bir silkiniflin içine girmiflti, bundan geriye dönüfl olamazdı ve bütün yöneticiler payına düflen elefltirileri alacaktı. Ve öyle de oldu. Mao’nun öngörüleri do¤rulandı. “Yangını ben bafllattım... Görebildi¤im kadarıyla kitleleri sarsmak iyi bir yöntemdir... Yıllardan beri (Partideki revizyonistleri) nasıl tepe taklak edebilece¤imi düflündüm durdum... sonunda en etkili yöntemin kitleleri sarsmak oldu¤unu anladım” (26) (*) Yazarın notu: “Mao’nun


bu sözleri 1966 Ekimi’nde söyledi¤i ileri sürülüyor.” BPKD’ni yönetecek yeni önderlik te atandı. KDSG’un (toplam 22 üyesi vardı) baflına Çen Bo-da getirildi. Di¤er üyeleri ise, Çiang Çing (aynı zamanda KDSG’un baflkan yardımcısıydı), Yao Wen-yuan, Çang Çung-çiao (bu üçü BPKD’nin sonuna kadar bu görevde kaldı ve bunlar, Mao’nun ölümünden sonra iktidarı ele geçiren revizyonistler tarafından “4’lü çete” diye anılan, esasında ise, Mao’nun gerçek takipçisi BPKD’nin önderleriydi. BPKD etkisini önce üniversitelerde gösterdi. Toplumun en genç, en militan ve aydınlanmaya en açık bir kesimi olan gençli¤in, BPKD’e sahip çıkması kadar do¤al bir fley olamaz. Çin’de de Kültür Devrimi’nin yankısı önce gençlik içinde bulunması ve ülkenin dört bir yanına da¤ılması kaçınılmazdı. Elbette, Mao ve ÇKP’nin istemedi¤i olaylar da yaflandı, yaflanması da do¤aldı. Milyonlarca kitlenin katıl-

dı¤ı sınıf mücadelesi düz bir hatta ve komutlara uyarak geliflemezdi. Olumlulukların yanında olumsuzlukları da içinde barındıracaktı. Aya¤a kalkmıfl milyonlarca emekçinin ayakları altında olumlu unsurlar da kalabilirdi. Kalanlar da oldu. Bunun için Mao; kitlelerin yanlıfl hedeflere saldırmaması ve revizyonizmin oyunlarına gelmemesi için, onları sürekli uyardı ve yol gösterdi. “Halk gericilere karflı ayaklanmakta haklıdır. ... Sizi yürekten destekliyorum... Bu arada birleflebilecek herkesle birleflmeniz gerekti¤ini hatırlatmak istiyorum.. çok ciddi hatalar yapan insanlara yanlıflları iyice kavratıldıktan sonra kendilerini düzeltmeleri ve yeni bir insan olabilmeleri için olanak tanınmalıdır... Marks flöyle der: Proletarya yalnız kendisini de¤il, bütün insanlı¤ı kurtarmalıdır. ‹nsanlı¤ı bir bütün olarak kurtarmadan proletarya kendisinin nihai kurtuluflunu da gerçeklefltiremez. Yoldafllar! lütfen bu ger-

çe¤i gözden kaçırmayın.” (27) Mao, kendi ilk dazubao’sunu 25 Mayıs’da yazdı ve o meflhur; “Burjuva Karargahları Bombalayın” bafllı¤ını taflıyordu. Baflta Liu fiao-fli olmak üzere revizyonistlerin ele baflları, Mao’nun bu ça¤rısının kimi hedefledi¤ini çok iyi biliyordu ve tepkilerini de gösterdiler. Liu fiao-fli; “Komünist Partisi’ne karflı bafl kaldırmayı hofl görmeyiz” diye yanıt verirken, Mao’nun karflısında durabilece¤ine de inanmıyordu. Ama, bu, aynı zamanda revizyonizmin ÇKP içindeki gücünü de gösteriyordu. Bu nedenle Liu fiao-fli kli¤i bofl durmuyor, BPKD’ni tersine çevirmek için yo¤un çaba harcıyorlar ve karflı-devrimci eylemlerini gelifltiriyorlardı. Örne¤in, üniversite gençli¤inin karflısına “Çalıflma Grupları”nı çıkardılar. Kızıl Muhafızlar’la Çalıflma Grupları arasında yer yer kıyasıya çatıflmalar oldu. Liu fiaofli, Parti içindeki yetkisini de kullanarak, gericili¤e karflı ayaklanmaları “karflı-

PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

41


PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

42

devrimci” eylem olarak niteliyordu. Elbette bu tutum, birçok geri düzeydeki kitleleri etkiliyor, ne tarafta yer alaca¤ında çeliflkiye düflürüyordu. Çünkü, Liu, “Devlet Baflkanı” sıfatını taflıyordu. 30 yıldan fazla ÇKP’nin üst düzeyinde yer alıyordu. Geri kitlelerin kafasında bunun karıflıklık yaratmaması düflünülemez. ÇKP’nin üst düzey bir yetkilisi ve devlet baflkanı “nasıl karflı-devrimci olabilir?” diye. 1966 A¤ustosu’na gelindi¤inde gençli¤in dıflında köylülerin ve iflçilerin büyük bölümü sessizdi, BPKD’nin atefli oraları daha sarmamıfltı. Ancak, Mao, devrim ateflini iflçilere yaymadan bafları flansının olmadı¤ını da biliyordu. Bunun üzerine MK 1966 A¤ustos’unda toplandı. MK içindeki revizyonistlerin tüm engelleme çabalarına karflın, Çin’de “16 ‹lke” olarak bilinen kararlar alındı ve Partiye yayınlandı. ‹flçi sınıfı bu kararlardan sonra harekete geçti. Bu kararlardan sonra Liu fiao-fli de gözden düfltü. Deng Siao-ping ise, ideolojik olarak Liu fiao-fli’ye daha yakın olmasına karflın, bu toplantıda Mao’yu destekledi. Ancak, bu toplantıdan sonra Deng Siao-ping de Liu fiao-fli gibi daha önemsiz görevlere atandılar. Bu, aynı zamanda MK içindeki dengelerdeki de¤iflimi gösteriyordu. MK toplantısından ve 16 ‹lke’nin yayınlanmasından sonra, 1966 Mayıs’ından itibaren kurulmasına bafllanan Kızıl Muhafız’lar, Tienan-men’de Mao’nun da katıldı¤ı bir milyondan fazla insanın toplandı¤ı bir mitingde ilk defa insanların

karflısına çıktılar. Mao, bu tür milyonların katıldı¤ı çok sayıda toplantıda hazır bulundu, ama konuflma yapmad›. Kızıl Muhafız sayısı kısa sürede 13 milyona çıkmıfl, ülkenin her tarafına yayılmıfltı. Kızıl Muhafızlar’ın, dıflarıdaki revizyonistlerin ve bunları “Mao’nun canileri” olarak gösteren emperyalist burjuva basınının iddialarının tersine, yetkilileri görevden alma, silah taflıma, tutuklama gibi görevleri yoktu. Tek bir görevleri vardı; elefltirmek, önderlik etmek, “dört eski alıflkanlıkla mücadele etmek” gibi görevleri vardı. Kızıl Muhafızlar’ın ve ö¤rencilerin bir uçtan bir uca gitmeleri, yatmaları, yemek sorunları muazzam bir flekilde örgütlenmiflti ve bu organizeyi yine kendileri yapıyordu. 30 milyonu aflkın insanın bu sorunlarını pürüzsüz bir flekilde yapmaları, BPKD’nin bir baflka düzenli ve disiplinli yanıydı. Kızıl Muhafızlar bütünüyle ÇKP’nin kontrolü altındaydı, buna karflın bir çok karıflıklıklar ve olumsuz olaylar da çıkmadı de¤il. Birçok aflırı grubun yanında, sa¤cı gruplarda çıktı. Ama süreç içinde Parti önderli¤inin direktifleri dıflına çıkanlar ayıklandı. Çin’de kitleler ilk defa bu kadar özgürleflmifllerdi. Her tarafta duvar yazılarıyla kendi görüfllerini dile getiriyorlar, elefltirilerini ve elefltirdikleri kiflilerin isimlerini açıkça yazıyorlardı. Böylesine bir özgürlük, yer yüzünde ilk defa oluyordu denirse fazla bir abartı olmayacaktır. Kitlelerin özgürleflmesi, özgürlükleri için mücadele etmesi, kendilerini açıkça ifade etmeleri ancak böyle

olabilirdi. Kruflçev ve bilimum revizyonist ve emperyalist burjuvazinin, kitlelerin bu özgürlük hareketine; “anarfli”, “baflı boflluk”, “her fley yıkılıyor” vb. de¤erlendirmeleri, özünde hepsinin de kitlelerin özgürleflmesinden korktukları için de¤il mi? Mao ise; “Eski yıkılmadan yeni kurulamaz” yanıtını veriyordu. Kültür Devrimi’ni yakından izleyen gazeteci-yazar Han Suyin, Mao’nun kitleleri harekete geçirmesini flöyle de¤erlendiriyor: “Çin mutfa¤ının geleneksel yemek yapma yöntemiyle Mao’nun devrimci yöntemi arasında ilginç bir benzerlik vardı. Çinli bir aflçı, eti ve sebzeleri iyice do¤radıktan sonra kızgın tavaya atıp iyice karıfltırır; Mao da Çin’in tüm toplumsal katmanlarını büyük bir kargafla ortamında harmanlıyordu. Tarihin hiç bir döneminde düzensizlikten bu kadar az korkan ya da halk kitlelerine böylesine güvenen; onların bütün benli¤i ile karıfltı¤ı büyük bir tufandan yepyeni bir bilinç ve düzen ile çıkaca¤ını görebilen ikinci bir lidere rastlamak olanaksızdır.“ (28) Yazarın “olanaksızdır” de¤erlendirmesini biraz abartılı bulsak da, Mao’nun sınıf mücadelesinde kitlelerin rolünü çok iyi gördü¤ünü ve ezilen yı¤ınlara sonsuz bir güven duydu¤unu, toplumsal diyalekti¤in ustası oldu¤unu bir kere daha ortaya koyması açısından önemli bir de¤erlendirmedir. BPKD’DE ‹fiÇ‹ SINIFININ ROLÜ YA DA “OCAK FIRTINASI”


“Devrimci aydınlar ve ö¤renciler, bilince ilk ulaflan kiflilerdir, bilinç ise devrimci geliflmenin kanunları ile uyum içindedir...Hareketin geliflmesi, iflçilerin ve köylülerin esas güç oldu¤unu göstermifltir. Askerler ise sadece üniforma giymifl iflçiler ve köylülerdir... Ancak genifl iflçi ve köylü kitleleri ayaklandı¤ında burjuva olan her fley tam olarak ezilmifltir; bu sırada devrimci aydınlar ve genç ö¤renciler geri plana düflmüfllerdir.” (29) Özellikle Mao’yu “popülist”, “köylülü¤ün temsilcisi”, “iflçi sınıfı önderli¤ini reddeden” olarak suçlayan ML döne¤i Enver Hoca revizyonisti ve ardıllarının, bu tür elefltirilerinin bilimsel ve gerçekçi bir yanının olmadı¤ını vurgulayalım. Mao, baflından beri proletarya diktatörlü¤ünü, proletarya önderli¤inde iflçi-köylü temel ittifakını savunmufl ve bunu BPKD sıra-

sında da uygulamıfl bir komünistir. Yukarıda yaptı¤ımız alıntıda da görüldü¤ü gibi, Mao, gençli¤e ve aydınlara de¤il, baflta iflçi sınıfına ve onun yede¤i olan köylülü¤e güvenmektedir. ‹flçi sınıfının önderli¤i olmadan da halk sınıflarının iktidarı alamayaca¤ını sürekli vurgulayan birisidir. BPKD’nin baflta gençli¤i ve aydınların bir kısmını harekete geçirmesinden daha do¤al bir fley olamaz. Mao, bunun nedenlerini açı¤a koymufltur. Ama, “Kültür devriminde iflçiler yoktu” (bak: “Emperyalizm ve Devrim”, “Çin Üzerine Düflünceler”, Enver Hoca) gibi inkarcı ve elle tutulur bir elefltiri getiremeyen, Kruflçev ve emperyalist burjuvazinin kulvarında elefltiri getiren E. Hoca revizyonistinin, bu tür elefltirilerinin dikkate alınacak bir yanı olamaz. BPKD’nde önce ö¤renciler

ayaklandı, Mao’nun direktifleri önce onlara ulafltı, ama fazla geç kalmadan 1966 Kasımı’ndan itibaren iflçi sınıfı içinde bir hareketlenme gözüktü. ‹flçi sınıfı BPKD’ne sahip çıkıyor ve onun önderli¤ini ele geçiriyordu. Fazla gecikmeden fianghay’da 1967 Oca¤ı’nda iflçi sınıfı ile gerici burjuvazi arasındaki savaflımın fliddeti kendini gösterdi. fianghay iflçi sınıfı, kapitalist yolcuların tüm engellemelerine karflın, BPKD fabrika kapılarından dalga dalga içeri girmeye ve iflçi sınıfını devrimin önderli¤ini ele geçirmeye itti ve bu aflamadan sonra iflçi sınıfı, gençli¤in ve aydınların aflırılıklarını, yer yer anarflistçe ve baflıbozuk disiplinsiz hareketlerini önledi ve revizyonizme en büyük darbeyi vurdu. fianghay’da baflından sonuna kadar iflçi sınıfını örgütleyen ve aya¤a kaldıranlar Yao Wen-yuan, Çang Çun-çiao idi.

PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

43


PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

44

BPKD’ne damgasını vuran bu önderler, Mao’dan ayrı hareket etmiyor, ML görüfllerin revizyonizme karflı galip gelmesi için teorik ve pratik önderli¤i birlikte yürütüyorlardı. fianghay prati¤i bir gerçe¤i daha ortaya çıkarmıfltı. ‹flçi sınıfının önderleri Paris Komünü gibi “fianghay Halk Komünü” kurmaya çalıflırken, Mao buna karflı çıktı. ‹ktidarın ele geçirildi¤i yerde Parti disiplinini ve otoritesini tesis etmek, grupçu ve aflırı demokrasi anlayıflların önüne geçmek gerekti¤ini ifade ederek “Paris tipi komün

örgütlenmesi, bastır›lan gericili¤i yenemeyecek kadar zayıf bir yapıdır.” diyor ve “Üçlü ittifak” temelinde iktidarın oluflturulmasını savunuyordu. Mao’nun bu do¤ru uyarıları sonucu, fianghay’lı iflçi önderleri, Mao’nun uyarıları do¤rultusunda yeniden yönetimi oluflturdular. Yine bunlar, iflçiler arasında genifl tartıflmalar sonucu yaflama geçirildi. Çünkü, Parti önderli¤i infla olmadan aflırı demokrasi revizyonizmin ifline de geliyordu. Bundan yararlanarak, küçük küçük karflı-dev-

rimci gruplar örgütlemeye ve eylemlere giriflmeye bafllamıfllardı. Bir elleriyle kızıl bayrak sallarken, di¤er elleriyle de kızıl bayra¤ın yerine beyaz bayrak dikme mücadelesi veriyorlardı. Çin iflçi sınıfının devrime katılmasıyla, BPKD’nin gerçek özü ve daha bir siyasal biçime bürünmesi, elefltirilerin kiflisellikten çok ideolojik boyutlarda sürmesini de beraberinde getirdi. Böylece BPKD’nin ilk baflta a¤ırlık merkezi ö¤rencilerin ve aydınların daha çok oldu¤u baflkent Pekin’den iflçi sınıfının


yo¤un oldu¤u fianghay ve Mançurya bölgelerine kaydı. Bundan sonra da BPKD’nin gerçek merkezi fianghay oldu. Proletaryanın en devrimci sınıf oldu¤u, toplumu en ileri götürecek, kendisiyle birlikte insanlı¤ı da kurtaracak olması, BPKD içinde kendini daha iyi gösterdi. Üretimden gelen disiplini ile, bir taraftan eskiyi-revizyonizmi- yıkarken, bir taraftan da eskinin yerine yeniyi kuruyor ve anarflizme, kendili¤indencili¤e yer vermiyordu. Çin’de bu sürecin “OCAK FIRTINASI” olarak adlandırılması bundandır. Daha 1968 A¤ustos’unda “Halkın Günlü¤ü” gazetesine yazdı¤ı bir yazıda Mao; “Yedi yüz milyon nüfuslu bir halkız ve ülkemizin önderi iflçi sınıfıdır. Bütün çalıflma alanlarında Kültür Devrimi’nin gerçek önderli¤i iflçi sınıfının olacaktır” diyerek, BPKD’e kimin önderlik etmesi gerekti¤ini ve etti¤ini de açıklıyordu. Bu aflamadan itibaren bütün üniversite ve okullara ‹flçi Propaganda Takımları gönderildi ve okulların, iflçilerin denetimine girmesi sa¤landı. Okullarda artık bütün sorunlara iflçiler el koyuyor ve önderlik ediyordu. Böylece, e¤itimin bir avuç entellektüelin tekelinde olması da sosyalizmde yıkılıyordu. BPKD’nin, e¤itim sistemine getirdi¤i yenilik sayesinde, “7 Mayıs Okulları” açıldı. Bu konuda Han Suyin’in bir de¤erlendirmesine yer vermekte yarar var: “Yeni e¤itim sistemi sayesinde iflçiler ve köylüler kendi aydınlarını, teorisyenlerini, yeni bulufllar yapan bilim adamlarını, arafltırmacılarını, teknik uzmanlarını, kadrolarını

ve parti liderlerini yaratıyordu. Bu insanlar, yeni sisteme uygun olarak hep kol gücüyle çalıflan kitlelerle birlikte yaflıyordu. Orta ve alt düzeydeki kadrolar, yılda 200 gün, üst düzeydeki kadrolar da yılda 100 gün zorunlu kol gücü çalıflması yapıyordu. Mao’nun daha 1956’da yaratmaya çalıfltı¤ı ilk proletarya aydınları 1974 baharında okullarını bitirdi.”(30) Üniversite ö¤rencileri ve aydınların bir kısmı iflçilerin okullara müdahale etmesini kabul etmiyor, karflı çıkıyorlardı. Çünkü, burjuvaziden gelen bir alıflkanlıkla, iflçi sınıfının bilimden anlamayaca¤ı kafalarına yerleflmiflti. Bu eski alıflkanlı¤ı yıkmak uzun bir mücadelenin ürünü oldu. BPKD’nin önderlerinden Çiang Çing, böyle bir durumla karflılafltı¤ında, gençlere flöyle sesleniyordu: “Genç devrimciler ve Kızıl Muhafızlar, Kültür Devrimi’nde büyük bir mücadele verdiniz... Yanlıfllar da yaptınız, ama bunlardan da ö¤reneceksiniz... ‹flçiler genç Kızıl Muhafız savaflçılarımızı koruyacak, onlara yardım edecek ve onları e¤itecektir.” Kültür devrimi sırasında, ÇKP önderli¤i, kitlelerin aktif bir siyasi mücadelenin içine girmesini isterken ve bunu baflarırken, ekonominin de gerilememesi, çalıflmaların aksamaması içinde yo¤un bir çaba harcıyordu. Öte yandan bütün ça¤rılara karflın, bu büyük sınıf mücadelesi için de ekonomide gerileme olmamasını düflünmek ise saflık olurdu. Bütün olaylara karflın, ekonomide büyük ölçüde gerileme olmadı, tersine iflçi sınıfı ve köylülük, bir yandan revizyonizme karflı mücadele verirken, üretimi ar-

tırmak için de çaba harcadı. BPKD’nin “karflı-devrimci eylem” oldu¤unun, Mao’nun ölümünden sonra “farkına” varan “büyük ML” Enver Hoca ve avanesi’nden bir aktarma yaparak; BPKD’nin milyonları aya¤a kaldırmasına ve iflçi sınıfı tarihinin en büyük eylemi olmasına karflın, bu konuda emperyalist burjuvaziyle aynı paralele düfltüklerini, kendine devrimci diyen hocacı ardılların daha iyi görmesine yardımcı olmaya çalıflaca¤ız. Enver Hoca’nın revizyonizm belgesi “Emperyalizm ve Devrim” adlı yapıtında bunlardan çok var. “...Kitlelere dayanmadan, onları örgütlemeden ve kendi önderli¤inde onları bilinçlendirmeden bir parti öncü olamaz. Bu bilinen bir evrensel kanundur. 1960 yıllarında, sözde Çin Kültürel Proleter Devrimi boyunca veya ondan sonra, maceracı ve anarflist revizyonist akımların sahtekarlı¤ı ve tehlikesi bu kanunun inkar edilmesinde, partinin önder rolünün ve kitlelerin devrime katılmasının gerekli¤inin inkar edilmesinde yatmaktadır. Bu akımlara göre devrim, Marksist-Leninist partinin önderli¤i olmadan gerilla ocakları tarafından veya faflist darbe veya terör aracılı¤ıyla yapılır.” (31) Böyle bir elefltirinin muhatap alınması bile, proletaryaya hakarettir. Bu tür elefltirilerin ciddiyetle bile ve hatta burjuva bilim adamlı¤ı tutumuyla bile yakından bir iliflkisi olamaz. Marksizm-Leninizm-Maoizm’e saldırmak için kiralanan ve dolarla çalıflan burjuva kalemflörlerin ısmarlama yazılarına benziyor. Devam edecek

PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

45


46

PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

Sönmeyen bilinç, bükülmeyen irade, mevsimler boyu partili direnifl Muharremce...

Bir y›ld›z daha kayd› yüre¤imizin derinliklerinden. Sars›ld›k bir kez daha. Sarst›k bir kez daha. Hayk›rd›k ve and içtik bir kez daha. Durmak, yok. Y›lg›nl›k karamsarl›k yok. Bafllar yukar› yoldafllar. Al›nlar›m›z her zaman y›ld›zlara de¤meli yoldafllar! Biz güneflin parlakl›¤›ndan al›yoruz ayd›nl›¤›m›z›. Bu ayd›nl›kla karanl›k zindanlar› devrimimizin par›ldayan siperleri haline getirmek için direniyor ve savafl›yoruz. Bu ayd›nl›kla karanl›k beyinlere, köhnemifl vicdanlara ›fl›k tutuyoruz.

Mavi bir güneflin alt›nda, a¤ustosun yak›c› s›cakl›¤›nda bir günefl daha batt› yüreklerimizden, halk›m›z›n karanfil kokulu evlatlar›ndan Muharrem yoldafl›m›z tohum olup düfltü topra¤›n koynuna. Tohum nas›l boy verirse topra¤›n ba¤r›nda, dal ucunda nas›l patlarsa tomurcuk, karanfil nas›l akarsa sevgiyle, ideallerimizi, umudumuzu, direniflimizi öylece yaflatt› ve büyüttü. Yürüyüflün bafl›ndan sonuna kadar... Mevsimler boyu süren, sürmekte olan bu zorlu ama bir o kadar da onurlu yürüyüflte Muharrem yoldafl bilincin, inanc›n, kararl›l›¤›n Partiye, halka, devrime ba¤l›l›¤›n, düflmana karfl› boyun e¤mezli¤in zirvesinde günefl gibi parl›yor. fiimdi o zirvedeki günefl; zafer yürüyüflümüzün partili direniflimizin, düflünce ve duygu dünyam›z›n yol gösteri-

cisi ve kumandan› olarak direniflinin ve zaferin yolunu ayd›nlatmaya devam ediyor. Bize düflen görev ise yaflam›n ve direniflin, her an›n› Muharremce düflünmek, her an›n› Muharremce hissetmek, her an›n› Muharemce direnerek yaflamak, yaflayarak direnmektir. Direniflin zirvesinde bayraklaflman›n ad›, yenilgiyi, teslimiyeti defalarca yere çalan bilincin ve iradenin ad›, sessizli¤e, suskunlu¤a, y›lg›nl›k ve karamsarl›¤a karfl› hayk›r›fl›n ad›, yoldafla, dosta özlemin, da¤lara tutkulu türkünün ad›, hasret, sevda ve kavga türkülerine tutkunun ad›, yalan ve hile imparatorlu¤unun beyninde patlayan atefl topunun ad›, Parti ile düflünmenin, parti ile yaflaman›n, parti ile direnmenin ad›, faflizme karfl› savafl›rken kendi eksikliklerine,


Biz yaflayan ölüler olmamak ve ölürken bile yaflayanlar olmak için yaflamak istiyor, böyle yaflam› seviyor benimsiyoruz. Ve bu elbette, ideolojiktir. yanl›fllar›na karfl› savaflman›n, de¤iflmenin ve yüklenmenin ad›, devrimci ve komünist hareketi kuflatan her türlü tasfiyeci, teslimiyetçi, korkak, manas›z düflünce ve yaflama karfl› duruflun, yürüyüflün ad›, proleter devrimci ideolojiyle kazanman›n, devrim ve sosyalizm savafl›m›n› Halk Savafl›yla sürdürmenin, Partizan öfkesi olup faflizmin beyninde patlaman›n ad› Muharremce... Bir y›ld›z daha kayd› yüre¤imizin derinliklerinden. Sars›ld›k bir kez daha. Sarst›k bir kez daha. Hayk›rd›k ve and içtik bir kez daha. Durmak, yok. Y›lg›nl›k karamsarl›k yok. Bafllar yukar› yoldafllar. Al›nlar›m›z her zaman y›ld›zlara de¤meli yoldafllar! Biz güneflin parlakl›¤›ndan al›yoruz ayd›nl›¤›m›z›. Bu ayd›nl›kla karanl›k zindanlar› devrimimizin par›ldayan siperleri haline getirmek için direniyor ve savafl›yoruz. Bu ayd›nl›kla karanl›k beyinlere, köhnemifl vicdanlara ›fl›k tutuyoruz. Zindanlar faflizmin kaleleridir. Ancak biz o kaleleri tutuflturmufl ve mevsimler boyu yak›yoruz. Dün oldu¤u gibi bugün de yakacak ve

devrimci yaflam›n okullar› haline getirece¤iz. Bunun için direniyor, bunun için yere çal›yoruz ölümü. Savafl ölme ve öldürme hareketidir. Zafer bunun sonucunda kazan›l›r. Bunun ö¤rendik, bunu biliyoruz. Zira faflizm bundan baflka yol b›rakm›yor. Hiç bir savafl kans›z, hiç bir zafer bedelsiz kazan›lmam›flt›r. Her bak›mdan tarihsel bir süreç ve tarihsel bir direnifl süreci ve bu direniflin özneleri tarihsel misyonuyla tarihsel kimlikler haline geliyor. Sürecin ve direniflin kazan›mlar› da kay›plar› gibi çok büyük olacakt›r. Ödenen bedellerin a¤›rl›¤› gibi ödetilecek bedellerde a¤›r olacakt›r. Tüm yalan, hile ve en son “ceza ertelemesi” sald›r›s›yla “tahliye” tasfiyesine ra¤men kurumlaflm›fl direniflimizi tasfiye edemeyece¤ini defalarca gördü, bir kez daha görecektir. Faflizmin “ceza ertelemesi” ile “tahliye” hilesi esas olarak bofla ç›kar›lm›flt›r. Zira yüzlerce direniflçi büyük bir kararl›l›kla direnifle devam ediyorken yüzlercesi yeni ekipler halinde haz›rlan›yor. Siperler bofl kalmaz bayrak yere düflmez... Karamsarl›¤›n, y›lg›nl›¤›n, bekle-gör atmosferinin, direnifle inançs›zl›¤›n, yarat›lmak istendi¤i bir aflamadan geçiyoruz. Halk kitleleri, aileler, ayd›nlar ilerici güçler, inançs›z ve iki yüzlüler bu ortamdan çeflitli biçimlerde etkileniyor. Refor-

mizmin ve teslimiyetçili¤in beyinlerdeki yans›mas›d›r bu. Ancak bu geçici bir durumdur. De¤iflecek ve de¤ifltirilecektir. Bunun garantisi ise zindanlardaki devrimci ve komünist tutsaklar›n kararl› ve ›srarl› bir biçimde sürdürdükleri Ölüm Orucu direniflidir. Elbette d›flar›da bu direniflin niteli¤i ve ruhuna uygun bir hatt›n gelifltirilmesi zaferi yak›nlaflt›racakt›r. ‹flte da¤lar›m›zda düflenler. Muratlar, Sinanlar... bu hatt›n meflaleleridirler. Direniflin kararl› ve coflkulu ruhu kazanacakt›r. Bundan kimsenin flüphesi olmas›n. Ya F tipi zindanlarda tecrit ve izolasyon parçalanacak ya da tüm tutsaklar direniflin zirvesinde Muharremleflecek, ölümsüzleflecek. Bunun için biz onlarca can verdik. Yüzlerce de yitirilmifl haf›za- iskeletleflmifl yaflam- yaflayan ölüler, evet a¤›r- ac›- ama unutulmas›n ki ideallerimize, de¤erlerimize uygun olmayan bir yaflam, kuflat›lm›fl ve teslim al›nm›fl bir “yaflam” bundan daha a¤›r ve daha ac›d›r. Böyle yaflamaktansa yüzlercemiz daha ölürüz. Bedenlerimizi, haf›zalar›m›z› veririz t›pk› Muharremler gibi. Onlarca yüzlerce yoldafl›m›z siperdafl›m›z gibi. “Basit ve yal›n” Basit ve yal›n Örtüp kasketinle yüzünü öleceksin gülüm benim, öleceksin

PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

47


PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

48

Aflk için Ekmek için Özgürlük için. Bütün insanl›¤› tek bir kadere ba¤layan O bin y›ll›k hasret için Bir bardak flarab› bir dikiflte içer gibi “Basit ve yal›n” Bir biliyoruz ki sadece yaflam›n, direnmenin Muharremce olmas› yetmez. Yaflamak ve kazanmak için gerekti¤inde ölmenin ad› da art›k Muharremce. Görkemli bir direnifl ve yal›n bir ölüm. Bilincin son ›fl›¤›na bedenin son canl› hücresine, son hayk›r›fl›na, cellad›n surat›ndaki son flamar›na kadar, ve tabii ki son gülüflü, son bak›fl› ve son nefesiyle yoldafl sevgisi, yoldafl hasretiyle, yüzüne yay›lan zafere olan kesin inanc›n huzuruyla gözlerini kapamak... Her aflama bilinç, her aflama iradeyle... Tarihsel, siyasal ve sosyal sürecin bilincinde olarak yaflamak, direnmek ve ölümsüzleflmek bizler aç›s›ndan diyalekti¤in hükmünün gerçekleflmesidir. Ve elbette bizler yaflam› oldu¤u gibi ölümü de mistik bir bak›fl aç›s›yla ele almay›z. Ölümü de¤il yaflam› büyütüyoruz. Ölümün peflinden koflmuyoruz. Tam tersine yaflam› zirvelefltirirken, ölüm peflimizde çaresiz kal›yor. Yaflam› u¤runa ölecek, sakat kalacak, y›llar boyu aç kalacak, iflkence çekecek kadar seviyoruz. Yaflama tutkuyla sevgiyle, bilinçle

ba¤l›y›z. Bunu bir kez daha aksini düflünen ve ileri sürenlere hat›rlatmak isteriz. Ancak yaflamak insan aç›s›ndan sadece biyolojik veya fizyolojik bir olgu de¤ildir ‹nsan› insan yapan emek ve bilinçtir. ‹nsan kendi eme¤inin ve düflüncesinin ürünüdür. ‹nançlar›, idealleri ve de¤erler sisteminin ürünüdür insan. Dolay›s›yla

Tarihsel bir dönemeç, ac›lar, sevinçler, coflkular, y›k›mlar, yeniden aya¤a kalk›fllar, engellenemeyen yürüyüfller ve hep yürüyenler. Direniflin ve zaferin zirvesine yürüyenlerimiz. Dün bugün ve yar›n hep yürüyenler, yürüyecek olanlar... bunlarla yaflan›rsa yaflam güzeldir. Bu de¤erler sisteminden insan› insan yapan en temel olgulardan etmenlerden ar›nd›r›lm›fl bir insan›n, insan olarak yaflam›ndan, yaflam sevincinden bahsetmek mümkün de¤ildir. ‹nsan› hayvanlardan ve di¤er canl›lardan ay›ran emek ve bilinçtir. Bunlardan yoksun b›rak›lm›flsa insan hayvanlaflt›r›lm›fl demektir. Yaflam ile ölüm aras›ndaki diyalektik iliflki hiç bir biçimde fiziki veya biyolojik yanla s›n›rland›r›lamaz. ‹nsan için yaflam ve ölüm

bunun ötesinde veya bir çok boyuta sahiptir. ‹nanc›n, düflüncenin, duygunun, de¤erlerin ölümü, öldürülmesi ya da yaflat›lmas› gibi temel yanlar› var insan yaflam›n›n Düflünüfl yetiniz öldürüldümü, yaflama dair hiç bir fley düflünemez, anlayamaz sorgulayamaz, de¤ifltiremez, yeniden yaratamazs›n›z. Duygular›n›z öldürüldümü hissedemez, sevemez, tepki veremezsiniz. Robotlaflarak “yaflar”s›n›z. Düflünce ölümü sizi bitkilerden, hayvanlardan farkl›l›¤›n›z›, duygu ölümü; robotlardan farkl›l›¤›n›z› ortadan kald›r›r. Kapitalizmin insana dair en vahfli sald›r›s› budur. Toplumsal yaflam bitkisel yaflama, robotlar›n yaflam›na dönüfltürülmüfltür. Kapitalizmin ve faflizmin “toplumsal haf›za”, “toplumsal bilinç”ten korkuyor oluflunun ve onu sistemli olarak yok ediflinin özel anlam› olmal›. Düflünmeyen ve tepki vermeyen insanlar›n yaflam› sistemin gelece¤inin garantisidir. Yani yaflayan ölüler. Biz yaflayan ölüler olmamak ve ölürken bile yaflayanlar olmak için yaflamak istiyor, böyle yaflam› seviyor benimsiyoruz. Ve bu elbette, ideolojiktir. ‹deolojiler, yaflam felsefesi tek tek bireylere ait de¤ildir. Toplumsal s›n›flara ve onlar›n temsilcileri kollektif mekanizmalara aittir. Bu s›n›flar› temsil eden mekanizmalar ve mekanizmalar› oluflturan bireyler, s›n›flar›n ideolojik, siyasal ör-


49

lir. Bu mekanizmalar›n her biri proleter devrimci militan ve kadrolar›n organik bileflenidir. Partinin merkezi politikalar› kollektif akl›n ürünü olarak belirlendikten sonra, onlar›n yaflam bulmas› yeniden üretilip politik bir güç haline getirilmesi süreci art›k tamamen militan ve kadrolar taraf›ndan belirlenir.

Kadro Muharrem Horoz ve militan s›n›f savafl›m›ndaki rolünün belirleyicili¤i ve önemi somut olarak karfl›m›za ç›kmaktad›r. Genel anlamda böyle olmakla beraber, daha özgül tarihsel süreçler de devrimci bireyin rolü daha da belirleyici ve etkileyici olur. Böylesi özgül alanlarda, tarihsel süreçlerde belirlenen siyasetin yaflam bul-

mas›, siyasetin kaderi devrimci bireyin düflünüfl tarz›, savafl›m tarz›, gücü, kararl›l›¤›, ustal›¤› taraf›ndan belirlenir. S›n›f savafl›m›nda bireyin önemine vurgu yaparken hem genel anlamda, hem de özgün süreçlerde, onu partinin siyasal ideolojik yöneliminden kopararak de¤il tam tersine bunun bir par-

ças›/tamamlayan›, temsilcisi olarak düflünmüfl gerekir. Bu anlamda her keskin viraj›n ustaca al›nmas›, fliddetli çat›flmalar da, “f›rt›nalar içerisinde b›çak s›rt›nda” yürümede yetkinlik, ölümüne savaflmalar, varl›k-yokluk, dönemlerinde koyu bir kararl›l›¤›n hüküm sürdü¤ü dönemlerde, tasfiyecilik ve ihanetin ku-

PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

gütsel kimliklerini, kufland›klar› oranda onu temsil etme hakk›n› elde edebilirler/ ederler. S›n›f savafl›m› gerçekte iki s›n›f›n, iki ideolojinin yaflam›n tüm alanlar›nda uzlaflmaz bir ideolojik savafl›m›d›r. Bu savafl›m s›n›flar›n kendine özgü mekanizmalar› ve silahlar›yla sürdürülür/ sürer. Savafl›m bir kere bafllad› m› ora da art›k belirleyici olan mekanizmalar›n, araçlar›n ve silahlar›n yetkinli¤idir. Proletaryan›n esas öncü kurmay› Partidir. Ancak tek bafl›na bir araç de¤ildir Parti. Onu oluflturan ayg›tlar›n organik sentezi olan Parti ayn› zamanda onu çevreleyen onlarca mekanizmayla ifllevli olur... Tabii ki bireyler; militan ve kadrolar... Parti militan ve kadrolar›n basit toplam› de¤il elbet. Militan ve kadrolar›n varl›¤›yla somutlanan ayg›tlar›n organik sentezidir. Onlarca, yüzlerce bireyin bir arada olmas› bir topluluk oluflturmaya yeter. Ancak bir Proletarya Partisini oluflturmaya asla yetmez. Yukar›dan afla¤›ya, afla¤›dan yukar›ya organik (ideolojik- siyasal- örgütsel) bir yaflam, iliflki zorunludur. Bu zorunluluk Partiyi Parti (s›n›f partisi) yapan en temel etmendir. Bu yoksa s›n›f partisi de yoktur. ‹flte böyle bir organik zorunluluk içinde militan ve kadronun önemi, anlam› do¤ru anlafl›labilir, görülebi-


PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

50

flatt›¤› dönemlerde, asla ve asla bilimin ›fl›¤›n›, yüre¤in cesaretini yitirmeden yürüyebilmek. Büyük yaralar›n al›nd›¤›, afl›r› kan kayb›ndan ötürü kollektif bünyenin zay›f düfltü¤ü, kollektif akl›n ve maddenin sars›ld›¤› aylar, y›llar boyu iliflkisiz kendi bafl›na karar vermek zorunda kal›nd›¤› anl›k dönemler vard›r. Düflman›n topyekün sald›r›s›yla, hiç bir kimseyle ba¤lant› kurulamad›¤› ve yaln›z bafl›na çat›flmay› yar›p asla teslim olunmamas› gerekti¤i dönemler, koflullar vard›r. Ya da düflman ile ölümüne bir savafla tutufluldu¤u ve kimsenin kimseyi yenemedi¤i uzunca bir süreç, keskin irade, inanç gerektiren savafllar vard›r. Tüm bunlar s›n›f savafl›m›n›n do¤as›nda ve savafl›n genel yasalar›nda vard›r, bilinir. Biz her birimiz bunu bilincindeyiz. Mevsimler boyu süren, tarihte efli, benzeri görülmeyen büyük bir direnifli bu bilinç ve kavray›flla sürdürüyoruz. Yoldafllar›m›zla, siperdafllar›m›zla, halk›m›zla birlikte, omuz omuza, yürek yüre¤e... Tarihsel bir dönemeç, ac›lar, sevinçler, coflkular, y›k›mlar, yeniden aya¤a kalk›fllar, engellenemeyen yürüyüfller ve hep yürüyenler. Direniflin ve zaferin zirvesine yürüyenlerimiz. Dün bugün ve yar›n hep yürüyenler, yürüyecek olanlar... Tüm keskin çeliflkiler, kanl› çat›flmalar, ac›lar, yan-

g›nlar, öfkeler hepsi ama hepsi böylesi tarihsel dönemeçlerde muazzam ölçüde, keskinleflir. Ve her bir yürüyüflçü “f›rt›nalar içinde b›çak s›rt›nda” yürümektedir. ‹flte bu yürüyüflte ›srarla, kararl›l›kla, sab›r ve özveriyle, büyük bir s›n›f kiniyle yürümenin, yürüdükçe çelikleflmenin, yetkinleflmenin, tarihsel misyonunu, yoldafllara, partiye ve halk›na verdi¤i sözleri yerine getirmenin en somut hali Muharremce

Büyük ölüm orucu direniflimizde duruflu ve yürüyüflü ile yönetici politik- askeri kadro olarak direniflin her aflamas›n›n komutan› ve neferi olarak Muharrem yoldafl tarihsel, siyasal misyonuna yarafl›r biçimde örnek bir savafl›m deneyimi b›rakt› bizlere... durufl ve yürüyüfltür. Mevsimler boyu partili yürüyüfl. T›pk› Naz›m ustan›n dedi¤i gibi yürüdü ölümsüzlü¤e. “Yürümek Yürümek Yürümeyenleri arkanda bofl sokaklar gibi b›rakarak havalar› boydan boya yar›p ikiye bir mavzer gözü gibi karanl›¤›n gözüne bakarak yürümek!... Yürümek, dost omuz bafllar›n› omuzlar›n›n yan›nda duyup

kelleni orta yere koyup yürümek!.... Yürümek, yolunda pusuya yatt›klar›n› bilerek yürümek!...!...” Yürümek yürekten gülerekten yürümek” Evet. Bir proleter devrimci, bir komünist kadro tüm süreci bafl›ndan sonuna kadar böyle çözümledi, böyle düflündü ve böyle yürüdü. Bu komünist, bu proleter devrimci Muharrem Horoz yoldaflt›. Bir dava adam›, savafla göre flekilleniflin, bir kadronun tarihsel misyonu oynarken örnek olmas›, yeni de¤erler yaratmas› prati¤ini ortaya koymas› gerekir. Muharrem yoldafl bunu ustaca gerçeklefltirdi. Bir partili olarak, zindanlar örgütlenmesinin önderlerinden, direniflin komutan› olarak Muharrem yoldafl aln›ndaki k›z›l bant›, elindeki k›z›l bayra¤› direniflin zirvesinde yoldafl, siperdafl al›nlara takarak, yoldafl ellere onurla, gururla teslim ederek yürüdü güneflin sofras›na. Tereddütsüzce... Nas›l durmam›z ve nas›l yürümemiz gerekti¤ini coflkulu yürüyüflüyle bir kez daha gösterdi. Ve tabii ki Nergizce bir gülüfl ve boyun e¤mez, asi duruflu kazanarak- Tabii ki s›n›f savafl›mlar› tarihi boyunca parti ve devrimci hareketin tarihi boyunca tüm onurlu durufllar ve kahramanca yürüyüfl-


51

Murat Deniz

Muharremce düflünüflün ve direniflin özünü Marx’tan bir aktarmayla ortaya koymakta yarar var. “E¤er insanl›¤›n ço¤unlu¤u için etkili olabilece¤imiz bir yaflam› seçmifl isek, hiçbir yük bizi kamburlaflt›ramaz. Çünkü art›k o herkes ad›na ödenen bir bedeldir. Art›k tad›na vard›¤›m›z fley yoksul, k›s›tl›, bencilce bir sevinç de¤ildir. Mutlulu¤umuz milyonlara aittir, eylemimiz sessiz sedas›z ama sonsuza dek etkisini sürdürecek ve küllerimizi soylu insanlar›n çakmak çakmak gözlerinden akan yafllar ›slatacakt›r.” Bu düflünüfl ve yürüyüfl, s›n›f savafl›m›ndan, Marksizm-Leninizm-Maoizm biliminden beslenen ve buna göre flekillenen; her türlü bireyci düflünüfl ve yaflam anlay›fl›ndan uzak bir anlay›flt›r. Bu düflünüfl tarz›yla proleter ideolojiden beslenen, buna uygun yaflayan insan sadece kendi yaflam› üzerin-

de de¤il, toplumun ve çevresindeki insan topluluklar›n›n üzerinde de belirleyici, de¤ifltirici bir etkiye sahip olur. Bu tür insanlar›n yaflam üzerindeki etkisi bedensel ölümlerinden sonra da artarak devam eder. Önemli olan ideolojisine, siyasetine, de¤erlerine her yönüyle ba¤l› kalmak ve ona lay›k bir yaflam›n öznesi olmakt›r. Bu yaflam felsefesiyle yaflayan ve direnen devrimci birey her zaman etraf›n› ayd›nlatan bir meflale olacakt›r. Yaflarken de, ölümsüzleflirken de meflale olmak. Direnirken meflale ölümsüzleflirken Muharremce... Bunun Muharremce anlat›m yal›nd›r. Baflka bir hapishanedeki yoldafl›na yazd›¤› mektuplarda düflünüflünü ve hissediflini flöyle yazar sayfalara; “yüre¤inden kopup sundu¤un o güzel mektubunu ald›m. Yine yazabiliyorken iki sat›r da olsa -sen her ne kadar ‘sen yazma ben yazar›m’ desende- ki nedenini

PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

lerden ö¤renerek, kendinde cisimlefltirerek... Tabii ki Boby Sands’lerin, Diyarbak›r, Metris ve 96 Ölüm Orucu direniflinin, mevsimler boyu süren 2000-2001 büyük ölüm orucu direniflinde kahramanca direnen ve güneflin sofras›na yürüyen siperdafllar›m›z›n direnifl rotas›nda yürüyerek... Tabii ki iflkencehanelerde, dara¤açlar›nda, kuflat›lm›fl çat›flmalarda asla teslim olmayan, emperyalizme; faflizme ve her türden gericili¤e karfl› enternasyonal proletarya ve ezilen dünya halklar›n›n devrim, sosyalizm ve yüce komünizm bayra¤›n› yere düflürmeden ve asla lekelemeden direnifl mevzilerine dikerek, manifestolar yazan önderlerimiz ve kahramanlar›m›z gibi yürüdü faflizmin üzerine. Bir atefl topu olup patlad› beyninde. fiimdi alev alev Muharremce yanan bir meflale... Tarihsel dönemeçlerde, önemli çat›flmalarda, keskin kavgalarda duruflu ve vurufluyla önemli bir tarihsel rol oynayan militan ve kadrolar vard›r. Büyük ölüm orucu direniflimizde duruflu ve yürüyüflü ile yönetici politikaskeri kadro olarak direniflin her aflamas›n›n komutan› ve neferi olarak Muharrem yoldafl tarihsel, siyasal misyonuna yarafl›r biçimde örnek bir savafl›m deneyimi b›rakt› bizlere... Partili düflünüfl, ve direniflin ad›n› Muharremce yazd› direniflin bayraklar›na... Tarihe...


PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

52

anlamak mümkün de¤il elbet- yazay›m istedim. Zira gittikçe yo¤unlaflan özlemlerimiz bir nebze de olsa ka¤›da dökülen kelimelerle hafifliyor. Seni ve kendimi bundan mahrum b›rakmak istemedim. Di¤er taraftan verilmifl sözlerin yaflam›m›z›n son an›na kadar tutulmas›n›n önemini de biliyoruz.” (...) “‹ki hafta önce ziyarette bay›ld›m. Kafam› önce duvara sonras›nda da yere çarpm›fl›m. Küçük bir patlak ve iki adet flifl olufltu. Gözlerimi açt›¤›mda hastane (...) serum tak›lm›fl halde buldum kendimi 4, 5 gardiyan da zorla müdahale giriflimlerini bofla ç›karmam› engellemek için, a¤z›mla çekebilirim diye, kafamda dahil ellerimi, kollar›m› ve ayaklar›m› tutmufllard›. Nas›l baflard›¤›m› bilmiyorum ama i¤neyi damardan ç›karmay› baflarm›fl›m. Bu kezde çok daha s›k› tutarak di¤er koluma ba¤lad›lar. Ba¤›rmalar vb. de fayda etmedi. Tam bir tecavüz hissi yaflad›m o an. O an, yine neredeyse gözümün önünden hiç gitmeyen Nergiz yoldafl vard›.” Muharremce bir direniflin en yal›n anlat›m›d›r bu. Zorla müdahale iflkencesi “hayata dönüfl” operasyonu gibi hayat› öldürüflün bir biçimiydi. “Zorla tedavi” Amaç iflkence ve sakat b›rakmak- Haf›zas›n› çalmak. Y›ld›rmak yar› haf›zal› hale

getirilmifl olarak iradesine hükmetmek ve teslim almakt›r. Sonrada “tedaviyi kabul ederek Ölüm Orucu’nu b›rakt›” aç›klamas›yla “zafer” kazanmak. Direnifle ve direniflçinin kimli¤ine leke sürmek. Onurunu ve aln›ndaki k›z›l bant› lekeletmek. Faflizmin “zorla tedavi” iflkencesinden hedefledi¤i buydu. Ancak o sald›r›da di¤er sald›r›lar gibi bofla ç›kar›ld›. “Zorla tedavi” iflkencesiyle sakat b›rakmak ya da teslim almak sald›r›s› Muharremce bir direniflle bofla ç›kar›lm›flt›. O anlarda bile yaflam›n her an›n› bilinçle, iradeyle direnifle dönüfltürmesinin, her an›nda yoldafl sevgisiyle, özlemiyle beslenmenin, tecavüze u¤rad›¤›n› hissetti¤i anda bile can yoldafl›, Parti’nin ilk Ölüm Orucu flehidi, 19 Aral›k direniflinde Ümraniye’de oluflturulan direniflin komutanl›¤›n›n kad›nlar cephesindeki üyesi ve komutan Muharremin asi, boyun e¤mez savaflç›s› Nergiz yoldafl›n direngenli¤ini ve onun coflkun gülüflünü düflünmektedir. En “yaln›z” b›rak›ld›¤› -tutuldu¤u- anda, i¤renç iflkencecilerin pençesinde kuflat›ld›¤› yerde o kendini asla yaln›z düflünmemekte ve görmemektedir. Yoldafllar›n› ve partisini, siperdafllar› ve halk› onun yan›bafl›ndad›r. Beyninde ve yüre¤indedir. Onu güçlü k›lan, yenilmez ve y›k›lmaz k›lan enerji ve g›day› buradan almakta-

d›r. Tarihsel direnifl gelene¤imizin bayra¤›n› Muharremce tafl›man›n, dalgaland›rman›n, onlar›n onurlu an›s›na ba¤l› kalman›n en nadide örne¤ini sergilemektedir. Düflman›n vahfli sald›r›lar›n›n her biri onun berrak ve kararl› tutumuyla parçalanmakta ve Muharremce bir bayrak çekilmekte direniflimizin zirvelerine. An an direnifl.. An an zafer... En çok verdi¤i sözleri tutman›n önemine vurgu yapmaktad›r. Partiye, halka yoldafla ve flehitlere verilen sözleri tutman›n bir dava adam› aç›s›ndan vazgeçilmez önemini yine yal›n bir dille flöyle ifade etmektedir. “Sözümü de irademin götürebilece¤i son nokta ne ise götürüp tutmaya çal›flaca¤›m. Verdi¤im sözleri tutma konusunda inatç› oldu¤umu da hemen belirteyim” diyerek “Muharremce söz verilir ve verilen söz Muharremce tutulur” anlay›fl› ve prati¤ini bir meflale gibi kal›c›laflt›rd›. fiimdi Muharremin yoldafllar› O’nun gibi yak›n sözler veriyor ve O’nun gibi inatç› tutuyor sözlerini. Verilmifl sözler vard›r tutulur. Verilmifl sözler vard›r u¤runa ölünür. Direnifl ve zafer için, Parti ve yoldafl için, halk ve devrim için; asla teslim olunmayacak “Sözü Muharremce tutuldu ve verilen sözler u¤runa Muharremce ölümsüzleflti.... Devam ediyor mektubuna;


“Bizi ay›rd›klar›n› sananlara özlemlerimiz, duygu ve düflüncelerimiz flamar oluyor. Biz birbirimizde büyüyoruz böylece, öyle de¤il mi?” Diye yaz›yor. Ve türkülerde hasret, türkülerde sevda, türkülerde

ac›lar›, yoksulluklar›, ayr›l›k ve özlemleri, sevda ve kavgalar›, umut ve coflkular›, sevinçleri türkülerde duyar ve hissederdi. Derinden... Yürek s›cakl›¤›nda. Bilinç ayd›nl›¤›nda ezgiler... Ne zaman, nerede bir halk ezgisini duysa, bir türkü söy-

lense onun kavga, yüre¤intürkülerde f›rt›naNergiz GÜlmez de umut ve lar eser, gözcoflku.. Ve hüleri mevsim dezün. Hepsi Mu¤ifltirirdi. Hele bu harremce söyleniyor flimdi. zindanda olunca ve direniflin O halk türkülerine tutkun içinde olunca... O zaman bir komünist, sevda ve kav- flunlar› yazar yoldafl›na. ga dolu bir yürek... Halk›m›“Can yoldafl›m, sigaray› z›n tarih boyunca yaflad›¤› azaltmaya çal›flt›¤›m bu sü-

reçte TV. de Özlem Özdil ç›kt›. Ve “kelepçeler s›kar beni gönlüm da¤larda” diyor. “Demir kap› kör pencere (san›r›m öyleydi) s›kar beni gönlüm da¤larda” dedi. Türkü bafllar bafllamaz yakt›m bir sigara derin bir-iki nefes çektim. Sonra türkü bitince kendime geldim. Yar›lam›fl›m sigaray› k›sac›k sözleri olan bu türkü de. Ve verilmifl; sözleri an›msay›p yar›dayken sigaray› söndürdüm. Yan hücrelerde kalan dostlarla paylaflmak için açt›m sesini sonuna kadar, üçümüz birlikte dinledik.” Yine ayn› hapishanede kalan baflka bir yoldafla yazd›¤› “not’ta hem duygu ve düflüncelerini hem de ‘Anacan’ türküsünün sözlerini yaz›p paylaflmak, bu türküyle hissetmek ister. “Bahar›n ilk müjdecisidir Gül ile Nergiz Hayat›mda gül bahar olsa Ne fayda sensiz Benim derman›m devam Benim en temiz havam Yoldafl›m vurulmufl Goy gidim Anacan Bir da¤ yeli esip geçip ba¤r›nda Ah.... Ah.... Penceremde güle dönüp Esip gelecek, esip gelecek Ne senin yan›ndan ç›ks›n Ne de ben unuttum, a¤lad›m ‹çime bir ah düflüp yakar Yand›lar yakar, yand›lar yakar Yang›nlar da¤lar› Benim derman›m devam Benim en temiz havam Yoldafl›m vurulmufl

PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

53


PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

54

Goy gidim Anacan.” Muharremce bir ezgi bu. Notunun girifline türkü sözlerini yazd›ktan sonra flöyle sesleniyor yoldafllar›na; “Can yoldafllar merhaba!.. Binlerce merhaba.. Özlem dolu merhaba.. MERHABA!... Sizlere bir türkü vesilesiyle seslenebilsem de, aradan geçen onca zaman as›rlar gibi geliyor bana. Hergün özlemin daha çok yo¤unlaflt›¤› bu süreçte, k›sac›k bir selam, bir ses (elbette yaz›l›) verebilmenin coflkusunu nas›l ifade edece¤imi bilmesem de, yaflad›¤›m o süreç, gördü¤üm en a¤›r iflkencelerden daha a¤›r geliyor inan ki. Telefonun bir ucuna sesini ulaflt›ramamak ve dostlardan yard›m istemek gibi. Ama zaman

Sinan GÜnel

zaman yazd›¤›n›z notlardan bunu anlad›¤›n›z›, anlayabildi¤imizi (boyutunu bilmesem de) düflünüyorum. (...) Can yoldafllar notu okunakl› ve k›sa olsun diye yavafl yaz›yorum. Asl›nda k›sa da olsa hepinize tek tek seslenmek istiyordum ama olmad›. (...) Ça¤lar yoldafl›n dün do¤um günü oldu¤unu ö¤rendim. En içten, en coflkulu flekilde kutluyorum. ‹yiki vars›n yoldafl. ‹yiki var›z!.. Sonlarken tüm yoldafllar› özlemle, inançla, coflku kararl›l›k ve sevgiyle öpüyorum... öpüyorum Nergiz direngenli¤inde. Yukar›da bahsetti¤im türkünün Grup Yorum’un deneme kasetinde oldu¤unu söyledi P/C’li dost. Söyleniflini çevredeki dostlardan duyanlar vard›r

belki, dinlemeyi baflarabilirseniz, bunun ne kadar etkili bir türkü oldu¤unu anlayabilirsiniz... Neyse bulur ve söyleyebilirseniz beni ona as›l olarak yürüyüfl düfllerimizi (diringenli¤ini elbette) an›msayarak onlara söyleyin!.. Özlemle öpüyorum tekrar tekrar. 23 Haziran 2001 Muharrem.” Sürecin her an›na bilinç ve iradeyle hükmeden, kendini uzun süreli çat›flmalara haz›rlayan, an› buna göre yaflayan, kendisiyle parti, kendisiyle direnifl, kendisiyle zafer, kendisiyle yoldafllar›, siperdafllar› ve kendisiyle düflman aras›ndaki iliflkiyi her türlü mu¤lakl›ktan ar›nd›rarak berraklaflt›ran Muharrem yoldafl, tüm s›n›rlanm›fll›¤a ve kuflat›lm›fll›¤a ra¤men flöyle anlat›yor. “Bana gelince, görece daha iyi olmama ra¤men di¤er yoldafllardan, yaflam›n diyalekti¤i her geçen gün hükmünü yaflama geçirmeye çal›fl›yor. ‹rademle çat›flsa da galip gelenin o olaca¤›n› biliyorum. Utkunun bizim olaca¤› gibi bedelleri ne olursa olsun...” Ayn› konuda baflka bir yoldafla ise flunlar› yaz›yor; “(...) k›saca kendimden bahsedip bitireyim can yoldafllar›m. Uzun bahsetmeyece¤im. Zira geçenlerde bilincimde aç›kken üç kez zorla serum takt›lar. Hem de ne takma!.. Anlatamayaca¤›m.. Ama fiziksel olarak baya¤› bo¤ufltuk. Fiziksel olarak çok h›rpaland›m. Zira


Biliyorum direndi¤im sürece özüme, özümüze helal getirmiyorum. Önemli olan bana birfleyler gelmesi de¤il. Partimize, davam›za, sürecimize elbette oradan bakmak gerekir... (ilkinden bahsetmifltim) o denli ac› veriyor... Biliyorum direndi¤im sürece özüme, özümüze helal getirmiyorum. Önemli olan bana birfleyler gelmesi de¤il. Partimize, davam›za, sürecimize elbette oradan bakmak gerekir... (..) isim belirtmeden siz dahil baflta aln› bantl›lar›m›z olmak üzere coflkunca ama “Nergizce” tüm yoldafllar› öpüyor ve kucakl›yorum. Tüm dostlara selamlar, sevgiler. Zafer mutlaka bizim olacak. 21. 6. 2001” ‹flte yaz›m›n bafl›ndan beri vurgulamak istedi¤im Muharremce düflünüfl ve direniflin en yal›n halinin kendi anlat›m›ndan aktar›l›fl› böyle. Nas›l bir dava adam› olmam›z gerekti¤i ve özümüzün ne oldu¤u ve bunu nas›l korumam›z gerekti¤inin anlat›m› ve pratik yaflam›.. Bu yüzden her an› Muharremce direnifl, her an› Muharremce zafer olan bir mevsimler boyu direnifl zirvesi ve bayra¤›d›r onun yürüyüflü.

Direniflimizin zirvesinde dalgalanan bu partili bayrak faflizmi çaresizlefltirip sald›rganlaflt›r›yordu. Ve mevsimler boyu sald›r›n›n Muharreme yönelik “özel” bir yan› vard›. Zira o, halk savafl›n›n sönmeyen ateflinde piflmifl bir “partizan öfkesi” ydi. TC 76 y›ll›k tarihinde “Apo’yu yakalayarak” en büyük zaferlerini (!) kutlad›¤› ve Kürt halk›na yönelik linç giriflimlerinin pervas›zlaflt›¤› bir dönemde Çank›r› Valisi’nin beyninde patlayan atefl topunun bilinciydi. Bu devrimci eylemin planlay›c›s› ve yöneticisiydi. Eylemin siyasal, askeri yönü büyük ve etkileyiciydi. Hesaplaflma buna ba¤l› olarak büyük ve keskindi. Bu büyük ve keskin hesaplaflman›n ruhuna uygun bir durufl ve yürüyüfl kazanman›n garantisiydi. Oysa bazen büyük fleyler yap›l›r ona, onun büyüklü¤üne uygun bir durufl gösterilmez. Geriye düflülür, s›radanlafl›l›r. Bu tür kiflilikler yapt›klar›yla amaçlar›, ideolojileri aras›nda do¤ru ve tutarl› bir iliflki kuramaz ve kiflili¤ini buna göre donatamazlar. Böyle olunca yenilgili ve zaafl› yanlar ortam bulunca hemen a盤a ç›kar. Oysa Muharremce direnifl yaflam›n her alan›nda ve her konuda sürdürülür. ‹stanbul’da gözalt›na al›nmas›yla direniflini aç›kça ilan eder. ‹flkenceci polisler daha sokakta bu direnifl karfl›s›nda flafl›r›rlar. O ilk hamleyle daha yakalanma an›n-

da çat›flman›n inisiyatifini ele geçirmifltir. Sakin ve kararl›... Ve günler boyu tek kelime konuflmadan ç›kar iflkence muharebesinden. Düflman yenilmifltir. Gerçek kimli¤ini bile ö¤renemez. Sonra onun gerçek kimli¤i ve bir mühendis oldu¤u ö¤renilir. fiaflk›nl›kla birlikte yenilgiyi kabul eder düflman. Ümraniye zindan›na konulur. Ankara DGM’de idamdan yarg›lan›r. Zindanlar cephesinde partinin merkezi örgütlenmesi olan ZGK (Zindanlar Genel Komitesi)’da konumland›r›l›r. ZGK üyesi olarak ayn› zamanda zindan direnifllerinin Ümraniye cephesinde oluflturulan ‘Güvenlik Komitesi’nin komutan›d›r. Ulucanlar direnifli, Burdur direnifli onun komutanl›¤›nda yönetilir Ümraniye’de. Ve 19 Aral›k... 4 gün boyunca süren savafl›n komutan› olarak tüm sürecin bafl›ndan sonuna kadar örgütleyicisi ve yöneticilerinden biridir. Ve zindanlar cephesinden özgürlük tutkusunu yitirmemesinin ad› olarak, Ümraniye’de tamamlanamayan özgürlük eyleminin (tünel faaliyeti) komutan›d›r. Elbette onun mücadele yaflam›n› bütünlüklü olarak anlatman›n olana¤›na sahip de¤iliz bu s›n›rlanm›fll›k koflullar›nda hiç flüphesiz partimiz ve yoldafllar›m›z çeflitli boyutlar›yla anlatacakt›r, anlat›lmal›d›r. Zira her bir dava adam›n›n, tarihsel kim-

PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

55


PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

56

li¤ini, direnifl bayra¤›n›n halka ve yoldafllara anlat›lmas› hem onun yaflat›lmas› hem de ondan ö¤renmenin biçimidir. Ve elbette tek yanl› ve abart›l› anlat›mlar zararl›d›r. Nesnel gerçekler üzerinden onun -flehitlerimizin- özelliklerini, kazan›mlar›n› rafine etmeliyiz. Bunun sa¤l›kl› ve bilimsel olabilmesi için içinde bulundu¤umuz tarihsel, sosyal, siyasal süreci do¤ru çözümleyip bununla diyalektik iliflki içinde olmal›y›z. Bundan kopar›larak yap›lacak her de¤erlendirme subjektif ve yanl›fl olacakt›r. Bu ise ideallerimizi, de¤erlerimizi ve flehitlerimizi y›prat›r. Tabii ki her devrimci ve komünist gibi bu toplumun bir üyesi ve onun içinden ç›k›p gelen her devrimci birey gibi Muharrem yoldafl›nda, tüm flehitlerimizin de ya da direniflçilerimizin de zaafl›, eksik yanlar› vard›r. Bu yads›namaz bir gerçektir. Önemli olan bunlar›n olup olmamas› de¤ildir. Önemli olan bunlara karfl› nas›l mücadele etti¤i ve düflmana karfl› savafl›rken birer “iç düflman” rolü oynayan bu zaaf ve eksikliklere karfl› nas›l savaflt›¤›d›r. ‹flte sorunun özü bu. Ve bu konuda da Muharremce bir savafl›m yenilenme ve yetkinleflme prati¤i görüyoruz. Her görev, her sorumluluk, her çat›flma yenilenmenin ve yetkinleflmenin bir sentezidir Muharrem yoldaflta. Nite-

kim mevsimler boyu ona yön veren, yeniden yeniden üreten bu özelliktir. ‹flte faflizmin ona “özel” davranmas›n›n anlam› bu bütünlük içindedir. Sadece bunlar de¤il. Her an›n› direnifle dönüfltürdü¤ü mevsimler boyu yürüyüflte düflman›n her sald›r›s›na karfl› aktif tav›r alan bir durufl gösterdi. “Zorla tedavi” iflkencesine karfl› fiziki olarak direndi. Direnifli, partiyi hayk›rd›. Düflman›, iflkenceleri teflhir etti. Yarg›lad›. Hesap sordu. Mahkum etti faflizmin cellatlar›n›. ‹ntikam yeminleri içti. “Zorla tedavi” iflkencesine karfl› asla moralini bozmad›, direnifl azmini, kararl›l›¤›n› hep zirvelerde tuttu. Tüm bunlar› sadece kendisiyle s›n›rl› tutmad›. Direnifl boyunca zorla müdahale edilerek iradeleri k›r›lan, haf›zas›n› yitiren, zay›f düflen yoldafllara, siperdafllara sürekli moral vermeye çal›flt›. “Müdahaleyi kabul etmeyin. Tedaviyi kabul etmeyin. Boyun e¤meyin ve asla teslim olmay›n. Yeniden bafllay›n!” ça¤r›lar› yapt›. Sloganlar hayk›rd›. ‹flte bu nedenden ötürü ona sürekli sald›r›yor, hastaneye dahi yat›rm›yorlard›. Di¤er direniflçilerden yal›t›yorlard›. Hastaneye günü birlik götürüp, tecrit uyguland›. Zindana getirdiklerinde de yine ayn› sald›r›larla tek kiflilik hücrelerde tutuluyordu. Mevsimler boyu böyle sürdü. Ancak tüm bunlar›n hiçbiri O’nun bilincinde, kararl›l›¤›nda, inan-

c›nda ve verdi¤i sözleri tutmada asla bir sars›nt› yaratmad›. Tam tersine gücünü, kararl›l›¤›n› art›rd›. Kin ve öfke doldu yüre¤i -s›n›f kini- Bir dava adam›, partili bir kadro ve bir komutan›n yapmas› gerekenleri yapt›. Sakin, yal›n ve hesaps›zca. Bu duruflun ve direniflin ad› bu yüzden, Muharremce flimdi. Faflizmin yalan ve hileli sald›r›lar›ndan biri de “ceza ertelemes”i ad› alt›nda “tahliye” tasfiyesidir. Direniflçilerin ço¤u sakat b›rak›l›p “tahliye” edildi. Ancak yeni ekipler boflalan mevzileri doldurdu. Sald›r› bofla ç›kar›ld›. Ç›kar›lan yasaya göre yine Muharrem yoldafl›nda “tahliye” edilmesi gerekiyordu. Ancak faflizmin “özel” tutumu burada da bariz biçimde gösterildi. Bafltan kararlaflt›r›lm›flt›. Ya haf›zas› çal›nacak ya da öldürülecekti. O muazzam bir dirençle haf›zas›n› çald›rtmad›. Düflünme yetene¤ini yitirmemek için özel bir kilitlenme ve egzersizle bunu

Bir dava adam›, partili bir kadro ve bir komutan›n yapmas› gerekenleri yapt›. Sakin, yal›n ve hesaps›zca. Bu duruflun ve direniflin ad› bu yüzden, Muharremce flimdi.


sürdürüyordu. Bu direnifl karfl›s›nda faflizmin onun ölümünü kararlaflt›rm›flt›. Zira o her aflamada faflizmi yarg›l›yor, hesap soruyor, meydan okuyordu. Bu hesap sorufllar›n›n biride Ankara 2 No’lu DGM ve onun faflist baflkan› Orhan Karadeniz’e yöneliktir. Ölüm Orucu direniflinde aylarca hücre hücre erimesine ra¤men zorla mahkemeye götürülür. Kand›ra’dan Ankara’ya. DGM baflkan› aya¤a kalkmas›n› söyler. Muharrem yoldafl ise aya¤a kalkmay› reddeder ve Ölüm Orucu direniflinin hedeflerini, taleplerini anlat›r. Aya¤a kalkmaz. Oturdu¤u yerden söz alarak özlü bir siyasi savunma yapar. Çank›r› eyleminin siyasal önemini anlat›r ve savunur. Ölüm Orucunu, direniflinin zaferini hayk›r›r faflizmin yüzüne. DGM’leri ve onun faflist baflkanlar›ndan Orhan Karadeniz’i yarg›lar ve ölüme mahkum eder mahkeme salonunda. Partinin er ya da geç bu karar› yerine getirece¤ine olan inanc›n› koyar ortaya. Neye u¤rad›¤›n› flafl›ran DGM heyeti aciz ve kinle apar-topar d›flar› ç›kar›r ve yeniden Kand›ra F tipine gönderir. Ankara DGM ilk kez böyle bir cüretle yüzyüze kalm›fl olman›n sald›rganl›¤›yla “özel” tutumunu sürdürür. Dr. heyetinin raporu olmas›na ra¤men “tahliye” etmez ve “tahliye” yi engeller. Ancak bu “özel” sald›r› onun bilincinde oldu-

¤u ve üstesinden gelmekte zorlanmad›¤› bir durumdu. Zira direnifl ve zafer, parti ve yoldafl diyalekti¤inde oldu¤u gibi savafl ve düflman diyalekti¤i de berrak biçimde kavranm›flt› onun taraf›ndan. Bu kavray›fl ve donan›m›n ürünü olarak o, yenilgiyi, karamsarl›¤›, ikilemi umutsuzlu¤u infaz ederek, onur, direnci, zaferi büyüterek yürüyordu. Düflünce ve duygu dünyas›ndaki ölümü, yenilgiyi yakm›fl ve küllerini çoktan savurmufltu “Bu can bu tende kald›kça” düflmana karfl› nas›l direnece¤ini ve kazanaca¤›n› an an yaflad› ve yaflatt›. Ve bu yaflat›l›fl art›k Muharremce... Faflizmin tecrit ve izolasyon sald›r›s›yla hedefledi¤i örgütsüzlefltirme ve teslim alma plan›na karfl› asla yaln›z hissetmedi kendini. Partiyle düflündü, partiyle yaflad›, partiyle direndi. Hücre hücre eriyen bedenini iradeyle ayakta tutmay› düflmana karfl› bir direniflin, bir meydan okuyan ve asla teslim olmay›fl›n sembolü haline getirdi. Ci¤erleri iflas edip onu solunum cihaz›na mahkum ederken, o haf›zas›n› hala koruyor ve düflünüyor olmas›n› ve bizleri yaflat›yor olmas›n›, verdi¤i sözleri tutmufl olman›n huzurunu ve zaferini yafl›yordu. Yüzüne yay›lan s›cak ayd›nl›k Muharremce bir vedayd›. 3 A¤ustos 2001 tarihinden itibaren düflünce ve duygu dünyam›z Muharremce nehir ak›fl›d›r art›k. Ve;

-Mevsimler yitirdi anlam›n›Bir alev topu patlar karanl›¤›n/ dehlizlerinde Bir bayrak dikilir siperlerin/ burçlar›na Bafllar y›ld›zlara de¤er Muharremce Bir y›ld›z kayar yüre¤imde Yanar yanar yanar›m Hüzünlü bir türkü olur dilimde Volkanik patlamalarla sars›l›r›m B›rak›r›m kendimi hüzünlü ak›fllara Akar akar akar›m Ovalarda dingin ve çavlans›z Sonra coflkun ak›fllarda bulurum kendimi Ifl›ks›z kanyonlar yarar da¤lar aflar›m H›rç›n, öfkeli ve çavlanl› Ça¤lar, ça¤lar, ça¤lar›m. Buluflurum toprakla, ormanla, denizle Savrulur hüzün sars›nt› durur Gözlerimin mevsimi de¤iflir. Bulut da¤›l›r, ya¤mur diner Yürekteki atefl gözlerde ›fl›r Al flafaklar görkemli buluflmalara haz›r Hüzünlü ufuklar yeni bat›fllara Mevsimler hala açl›k 盤l›¤›nda Onur güneflin sofras›nda Muharremce Yedi¤i günefl, içti¤i günefl Bu yüzden dostlar›m Mevsimler yitirdi anlam›n› 16 A¤ustos 2001

PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

57


58

Nepal Komünist Partisi (Birleflik Merkez) Maoizm üzerine Aç›klama: Afla¤›daki yaz›, Ekim-Kas›m-Aral›k 1993 tarihli Partizan dergisinin 16. say›s›nda yay›nlanm›flt›r. Proletaryan›n ve ezilen halklar›n ölümsüz önderi Mao Zedung’un ölümünün 25. y›l dönümü vesilesiyle, Maoizm hakk›nda k›sa bir de¤erlendirme olan bu tarihsel belgeyi okurlar›m›z›n de¤erlendirmesine sunuyoruz.

PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

“Bu yüzden devrimci komünistlerin (ki bunlar halihaz›rda Maoizm’i bugünkü ML’nin düflüncesi olarak yakalayanlard›r) Maoizm’i sa¤lam ve kat› bir flekilde kullanmalar› gerekir. Çin’de karfl›-devrimden sonra Maoizm’e karfl› yap›lan sa¤c› sald›r›lar ›fl›¤›nda bir çok eski devrimci dahi Maoizm düflüncesini düflürmeye yönelik çal›flmalar yapt›lar ve Maoizm’i 3. aflama olarak görmeyi kabul etmediler. Problemin asl› buradad›r. Bu nedenle Mao’nun Marksizm’in üç aflamas›nda yapt›¤› katk›lar›n aç›klanmas›nda ve belirlenmesi gerekli olmaktad›r.”

0Tarihsel deneyimler ve s›n›f savafl›m› s›ras›nda Marksizm, enternasyonal proleter devriminin bilimi olarak kullan›ld›. Marksizmin Karl Marks taraf›ndan zaman zaman ortaya ç›kan s›n›f savafllar› dönemlerinde kuruldu¤u herkes taraf›ndan bilinmektedir. Bu üç ana bölümü içerir; felsefe, ekonomi-politik ve bilimsel sosyalizm. Bilimsel oldu¤undan ötürü Marksizmin sürekli geliflmesi do¤ald›r. Yeni deneyimler ›fl›¤›nda Lenin, Marksizm’i, geliflmesinin ikinci aflamas›na, Leninizm’e yükseltti. Bugün bu bilim, s›n›f savafl› geliflmesinde üçüncü büyük aflamas›na gelmifl bulunuyor. Bu yeni büyük aflama, Mao Zedung taraf›ndan gelifltirilen Maoizmdir. Enternasyonal Proletarya bugün bu bilimleri; Marksizm-leninzm-Maoizm’i bir evrensel bütünlük içerisinde görüyor. Maoizm’i yakalamadan hiç kimse gerçek bir komünist olamaz. Günümüzün MarksizmLeninizm’i oldu¤undan dolay› gericiler ve revizyonistler Maoizm’e sald›rm›fl bulunuyorlar? ML’nin s›n›f savafl›m›nda orta-

ya ç›kmas› gibi Maoizm de çeflitli mücadeleler içerisinde s›n›f savafl›m› arenas›nda kurulmufltur. Bizim hareketimiz, Mao’nun katk›lar›na ML yaklaflmas›na ra¤men, Mao’nun bu katk›lar›n› MZD olarak aç›kl›yordu. Biz, Mao’nun katk›lar›n› proletaryan›n evrensel teorisi olarak almak koflulu ile her türlü revizyonizme ve gericili¤e karfl› savafl›yoruz ve MZD’nin ML’nin bugün yaflad›¤›m›z dünyadaki hali olarak ilan ediyoruz. Bununla beraber Çin’de sa¤ revizyonizmin Mao yoldafl öldükten sonra bask›n ç›kmas› üzerine durum de¤ifliklik arz etti. Bugün revizyonist Deng kli¤i MZD’nin terminolojisini kullanarak Mao’nun devrimci ö¤retilerini öldürüyor. Günümüzde “Mao Zedung Düflüncesi” bir yandan reformistler taraf›ndan “Düflünce” kelimesinin a¤›rl›¤›na göre kullan›lmakta, öte yanda ise devrimci komünistler taraf›ndan evrensel prensip olarak kullan›lmaktad›r. Bu aç›dan “Düflünce” teriminin yanl›fl kullan›lmas›na “izm” bilimsel terimi ile bera-


59 sayesinde, revizyonizme karfl› mücadelede diyalekti¤i çok iyi kavramas› sonucunda devrimcilerin elinde çok keskin ve sa¤lam silah olufltu-ortaya ç›kt›- sahip olundu. 4-Baz› somut flartlarda üstyap› kesin rol oynar, burjuva düflünen revizyonistlere karfl› mü-

A- FELSEFE ALANINDA , diyalektik materyalizmin; do¤a-toplum ve insan bilgisi alanlar›nda diyalekti¤in temel kanunu olan çeliflkinin esaslar›n› tespit etmifltir. Çeliflkinin evrensel analizi, geliflmesi, yöntemi ve çeliflkilerin belirleyici esaslar›n›n kavranmas› diyalektik geliflmesinin üst aflamas›d›r. Devrimin taktik ve stratejisini belirlemede, formüle etmede çeliflkinin yasalar› önemli rol oynam›flt›r. 2- Mao’nun tart›flma götürmez bilgi teorisinin analizi; s›n›f savafl›m›n› belirlemede- tan›mlamada, üretim için mücadelede, bilginin bilimsel tecrübe kaynaklar›nda, dönüflüm yapmada, alg›sal bilgide teori ve pratik karfl›l›kl› iliflkiler içerisindedir. 3- Çok derin ve bilge analizi

cadelede bilincin analizi çok önemlidir. Revizyonizmin “üretici güçlerin teorisini”, “ekonomizm”i, metafizik bak›fl aç›s›n›, olaylar› tek tarafl› gören, karfl›l›kl› iliflkiyi kavrayamayan, üstyap›n›n yalanc›- sahte burjuvalar›n› oraya ç›karmada bilincin analizi oldukça önemlidir. 5- Mao, ihtiyaç ve ifllevlili¤in tecrübelerini, okuma odalar›ndan, teori kütüphanelerinden d›flar› ç›kartarak teorinin-felsefenin yenilmez bir silah oldu¤unu kan›tlam›flt›r. Böylelikle diyalektik materyalist felsefeyi güçlü fiziksel güce çevirdi. Burada, teori ile pratik aras›ndaki diyalektik ba¤› çok iyi kavramak gerekir.

B- EKONOM‹-POL‹T‹K ALANINDA 1- Burada Mao’nun bürokratik kapitalizmin do¤as› hakk›nda keflfi çok önemlidir. Ezilen ve sömürülen ülkelerdeki bürokratik kapitalizmin (ki bu kapitalizm monopol kapitalizm olarak görev görüyor) yok edilmesi, bir yandan neo-koloni formunda bulunan emperyalizmin insanl›k d›fl› karakterini yok etmek, bir yandan da ezilen ülkelerde devrimin hedeflerini belirlemeye yard›m etmifltir. Bürokratik kapitalizmin yok edilmesi yolu ile emperyalizm, ezilen ve sömürülen ülkelerden temizlenebilir. 2 - Mao, sosyalist bazda ekonominin temel prensiplerini belirlemede büyük rol oynam›flt›r. (Sovyetlerde yaflanan tecrübeleri dikkatlice gözden geçirmesi ile). “Devrimi yakala, üretimi artt›r” ve “K›z›l ve uzman” sloganlar› ile sadece bürokratik talimat ile de¤il, fakat halk›n kat›l›m›n› artt›rmak yolu ile dönen bir ekonomi, sosyalist ekonomi olabilir ve kati bir flekilde gelifltirilir. 3- Yeni Demokratik Devrim program›nda; ekonomi-politikas›nda, toprak baz›nda feodalizmi y›kmak, monopol durumunda olan tüm yerli ve yabanc› kurulufllar› ele geçirmek, halk›n yaflant›s›n› kontrol etmeyen özel sermayeyi kontrol etmek ve yol göstermek gerekiyor. Yukar›da anlat›lanlardan anlafl›laca¤› gibi Mao’nun ekonomi-politik alan›nda yapt›¤› katk›lar çok aç›kt›r.

PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

ber devam edilmesi sadece sa¤c› revizyonizme yararlanabilecekleri bir boflluk sa¤lamak demektir. Bu yüzden devrimci komünistlerin (ki bunlar halihaz›rda Maoizm’i bugünkü ML’nin düflüncesi olarak yakalayanlard›r) Maoizm’i sa¤lam ve kat› bir flekilde kullanmalar› gerekir. Çin’de karfl›-devrimden sonra Maoizm’e karfl› yap›lan sa¤c› sald›r›lar ›fl›¤›nda bir çok eski devrimci dahi Maoizm düflüncesini düflürmeye yönelik çal›flmalar yapt›lar ve Maoizm’i 3. aflama olarak görmeyi kabul etmediler. Problemin asl› buradad›r. Bu nedenle Mao’nun Marksizm’in üç aflamas›nda yapt›¤› katk›lar›n aç›klanmas›nda ve belirlenmesi gerekli olmaktad›r. Mao’nun felsefe, ekonomi-politik ve bilimsel sosyalizm alanlar›nda yapt›¤› katk›lar› incelemek flartt›r.


60

PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

C- B‹L‹MSEL SOSYAL‹ZM ALANINDA 1- Mao’nun ezilen ve sömürülen ülkelerde Yeni Demokratik Devrim’in geliflmesi alan›nda yapt›¤› katk›lar herkes taraf›ndan bilinir. 2- Enternasyonal proletarya, emperyalizm süreci boyunca s›n›f savafl›n›n tecrübeleri alan›nda, Halk Savafl›’n›n, Marksist askeri bilimin büyük baflar›lar›n› alarak s›n›f savafl›n›n teorisi ile silahland›r›lm›flt›r. Bu teori, güçlü bir düflman› yenmenin bilimsel metodunu a盤a ç›kartm›flt›r. Mao’nun dedi¤i gibi, “‹ktidar namlunun ucundad›r”, bu kendisine güveni belirtir, kan›tlar. 3- Sosyalizmin tüm sürecince devam eden s›n›f savafl›m› ve hala devam etmekte olan ve Mao taraf›ndan gelifltirilen proletarya diktatörlü¤ü alt›nda devrim (Sovyetlerdeki karfl›-devrimi ak›lda tutmak yoluyla) kapitalizmin yeniden inflas› karfl›s›nda teorik bir silah olmufltur. Çin’de proletarya önderli¤inde gerçeklefltirilen üçüncü büyük devrim olan, Büyük Proleter Kültür Devrimi tüm dünya proletaryas› için tarihsel bir ›fl›k olmufltur-oluflturur. 4- Mao’nun flu sözleri “Emperyalistler ve gericiler ka¤›ttan kapland›r” ve “Gelecek 50 veya 100 y›l içinde dünya büyük devrimlerden geçecektir”; seçkin belirtiler tafl›rlar. Bu sözler, dünya proletaryas› için devrim stratejisini belirlemede önemli katk›larda bulunmufltur. Böylece; felsefi, ekonomipolitik ve bilimsel sosyalizm üçlüsünün bütünlü¤ünde Mao, Marksist bilimi yeni bir aflamaya getirmifltir. Bu durumda proletarya kendi kurtulufl teorisini bir tek silahta; Marksizm- Leni-

nizm- Maoizm (MLM) de oluflturdu. Nepal Komünist hareketi içinde Maoizm teriminin kullan›lmas›na kafl› tart›flmalar öne sürülmüfl ve hatta bunlar Mao’nun katk›lar›n› hiçe saymaya yönelik olmufltur. Bu gibi insanlar›n hatal› olduklar›n› kan›tlamadan ileri gidilmesi imkans›zd›r. Basit olarak onlar; A-“Ça¤ teorisi”: Baz› insanlar “izm” ekinin belli bir dönemin tümünü kapsamas› gerekti¤ini söylerler. Bunlara göre; Marksizm, kapitalizm döneminin bir ürünü, Leninizm ise, emperyalizt dönemin bir ürünüdür. fakat Mao’nun böylesi bir dönemi yoktur ve bu yüzden de Ma-

Sonuç olarak, anti-faflist ve anti-emperyalist mücadeleyi daha yüksek bir seviyeye getirmek, yeni militan ve komünist partisi için yap›lan çal›flmalarda yeni ad›mlar sa¤lamak için “Mao Zedung Düflüncesi”nin yanl›fl kullan›m› de¤il, Maoizm terimini kullanmak esas olmal›d›r. oizm diye bir fley olamaz. Böyle bir flekilde tart›flan insanlar, ne bilimin geliflmesini anlam›fl ne de Marksizm’i bir bilim olarak kavram›fllard›r. Bilimin geliflmesini bir dönemin (devrin- ça¤›n) geliflme h›z›na ba¤l› tutmak saçmad›r ve bilimsel olmayand›r. Tek bafl›na bir ça¤ içinde bilim bir çok kez geliflebilir. E¤er bir dönemde toplumun geliflmesi aç›s›ndan söz ediliyorsa, emperyalizm de yeni bir dönem de¤ildir, sadece kapitalizmin en yüksek aflamas›d›r. Bundan ötürü Leninizm demek do¤ru olmayacakt›r. Bu nedenle olaya dönem ya da ça¤ olarak bakanlar iflas etmifl oluyorlar (düflünceleri çürütülmüfl).

B- Baz› insanlar, Mao’nun orjinal katk›lar›n›n olmad›¤›n›, bundan dolay› da Maoizm demek do¤ru de¤ildir, çünkü, Mao’nu söyledi¤i her fleyin zaten daha önceden Lenin taraf›ndan söylendi¤ini belirtiyorlar. Bu durum; insanlar “düflünce” kelimesini desteklediklerinde daha ciddi bir hal al›yor. Hiç flüphe yok ki insanlar bu yönde tart›flt›klar›nda, flöyle bir soru ortaya ç›kabilir. Neden Lenin’in Marksizm’i yeni bir yap› içinde yorumlad›¤›n› hiç söylemiyorlar?” Cevap çok aç›kt›r ve basittir. Sadece insanlar› yanl›fl yönlendirmek istiyorlar? E¤er böyle yapmazlarsa; ya MZD’yi rehber prensip olarak almay› red edecekler ya da Mao’nun katk›lar›n› hiçe saymaktan vaz geçeceklerdir. C- Baz› insanlar; Maoizm demekte acele edilmemesi gerekti¤ini aksi taktirde böylesi büyük bir durumda kimsenin bizim sesimizi duyamayaca¤›n› ve böylesi bir terimi bir daha kurman›n zor oldu¤unu ve bunun gereksiz tart›flmalar› alevlendirece¤i yolunda konufluyorlartart›fl›yorlar. Böylesi bir tart›flma da biraz iyi niyetli olsa dahi Marksizm ile uyuflmaz. Sorun burada, do¤ru veya yanl›fl sorunudur. Yoksa acil davranma olay› de¤ildir. Bu gibi tart›flmalar yanl›flt›r. Çünkü gereksiz ödünler vermeye neden olurlar ve ayr›ca sürekli bir yan›lmaya yol açarlar. Sonuç olarak, anti-faflist ve anti-emperyalist mücadeleyi daha yüksek bir seviyeye getirmek, yeni militan ve komünist partisi için yap›lan çal›flmalarda yeni ad›mlar sa¤lamak için “Mao Zedung Düflüncesi”nin yanl›fl kullan›m› de¤il, Maoizm terimini kullanmak esas olmal›d›r.


61

Büyük devrimci sanatç› Y›lmaz Güney flahs›nda tüm devrimci ve ilerici sanatç›lar› an›yoruz

“Baylar, korkunuzu telafl›n›z›, anl›yoruz. Bugün otland›¤›n›z topraklar›, fabrikalar› madenleri korumak için her türlü vahflete haz›rs›n›z. Ama bilmelisiniz ki, korkunun ecele faydas› yoktur ve hiç hiçbir vahflet bizi hakl› davam›zdan cayd›ramayacakt›r. Sizi, kendi yaratt›¤›n›z sosyal – siyasal çeliflmeler içinde, döktü¤ünüz ve dökece¤iniz kanlar içinde bo¤aca¤›z. Bizim ülkemize dönme hem de zaferle dönme umudumuz ve güvenimiz vard›r. Ama sizler bir gün kaçacak ve bir daha dönemeyeceksiniz. Beyaz Ruslar’a bak›n, Kral Faruk’a fiah’a, Somoza’ya bak›n ve halk›n gelece¤ini görün”

Ölümünün 17 . y›l›nda büyük devrimci sanatç› Y›lmaz Güney ve tüm di¤er ilerici ve devrimci sanatç›lar› bir kez daha an›yoruz. Bizim de¤erlerimiz olan ve aram›zdan ayr›lan bu büyük insanlar› hiçbir zaman unutmayaca¤›z. Onlar›n bir ço¤u ülkemizden uzakta sanat yaflamlar›na veda ettiler. Naz›m Hikmet, Y›lmaz Güney ve Ahmet Kaya sürgünde hayata gözlerini yumarken, 12 Eylül’ün en karanl›k günlerinde tedavisi faflist cuntac›lar taraf›ndan engellenen Ruhi Su gibi de¤erli sanatç›lar›m›z ise ölüme terk edildi. Enver Gökçe, Hasan Hüseyin, Ahmet Arif, Kemal Tahir’ler ise ömürlerinin ço¤unu zindanlarda geçirdiler. Türkiye’de sanatç› demek her türlü bask›ya maruz kalmak, Sivas’ta oldu¤u gibi yak›lmak demektir. Ülkemizde ikinci bir bask›ya maruz kalan Kürt sanatç› ve araflt›rmac›lar›na ise hiç bir hayat hakk› tan›nmamaktad›r. Musa Anter gibi de¤erli Kürt araflt›rmac›lar bizzat faflizm taraf›ndan katledilirken, Kürt dilinde konuflmak türkü söylemek, bilimsel yaz›lar yay›nlamak yasakken Türkiye’de sanat ve bilimin özgürlü¤ünden bahsedilemez. Turan Dursun gibi arafl-

t›rmac›lara hayat hakk›n›n tan›nmad›¤› Türkiye’de istenilen sanatç› ve araflt›rmac› tipi devletin yan›nda olan ve halk› uyutan kifliler olmas› istenmektedir. ‹flte Y›lmaz Güney tüm bu yaklafl›mlar› ret ederek saf›n› ezilenlerden yana koymufl büyük bir devrimci sanatç›yd›. O sürgündeyken bile hiçbir zaman umutlar›n› yitirmemifl devrimci bir sanatç› olarak faflizme meydan okuyarak flöyle diyordu ’’ Baylar, korkunuzu telafl›n›z›, anl›yoruz. Bugün otland›¤›n›z topraklar›, fabrikalar› madenleri korumak için her türlü vahflete haz›rs›n›z. Ama bilmelisiniz ki, korkunun ecele faydas› yoktur ve hiç hiçbir vahflet bizi hakl› davam›zdan cayd›ramayacakt›r. Sizi, kendi yaratt›¤›n›z sosyal – siyasal çeliflmeler içinde, döktü¤ünüz ve dökece¤iniz kanlar içinde bo¤aca¤›z. Bizim ülkemize dönme hem de zaferle dönme umudumuz ve güvenimiz vard›r. Ama sizler bir gün kaçacak ve bir daha dönemeyeceksiniz. Beyaz Ruslar’a bak›n , Kral Faruk’a fiah’a, Somoza’ya bak›n ve halk›n gelece¤ini görün” diyordu. ‹flte faflizmi korkutan da buydu. Evet o fiziki olarak ülkeye geri dönemedi. Ancak onun fikirleri

PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

Emekçiler, devrimciler, yoldafllar!


PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

62 ve sanata bak›fl›, eserleri halk›n elinde bir meflale gibi yanmaya devam ediyor. Y›lmaz Güney’in en büyük özelli¤i sanat› siyasetle birlefltiren yönüydü. O bir çok burjuva sanatç›n›n yada popülistin yapt›¤› gibi sanat› s›n›flar üstü görmemifl, aksine sanat›n s›n›fsal yününü sürekli olarak öne ç›karm›fl devrimci bir sanat ve siyaset adam›yd›. Tüm yaz›lar›nda sanata s›n›fsal bir bak›fl aç›s› getiren y›lmaz güney sanat›n halk›n hizmetinde, s›n›f mücadelesinde bir silah olarak kullan›lmas›n› savunan devrimci bir kifliydi. Ve o bu bak›fl aç›s›n› Duvar filminde yapt›¤› konuflmada flu sözlerle dile getirmifltir’’ Devrim, tek bafl›na silahlar›n çözece¤i bir sorun de¤ildir. Belirleyici olmas›na karfl›n, hayat›n her alan›nda sürdürmemiz gereken kültürel, sanatsal ve bir dizi di¤er çal›flmalarla birleflmesi gerekir. ‹flte filmimiz ve yarataca¤› siyasal sonuçlar, bu anlamda mücadelenin bir parças› olacakt›r”. derken bir baflka konuflmas›nda ise “Benim halk›m, sadece silahlarla de¤il, fliirlerle ve flark›larla da dö¤üflür. Naz›m Hikmet’in fliirleri, en kal›n, en ac›mas›z tafl duvarlar› delmeyi baflard›. Yüreklere ve bilinçlere ulaflt›. Osmanl› despotizmine karfl› mücadele eden Pir Sultan, hala türkülerimizde ve mücadelemizde yafl›yor. Büyük Kürt flairi Cigerhun bu kavgan›n bir parças›d›r. E¤er ben, bu mücadele gelene¤ine yeni bir halka eklersem, ne mutlu .’’ diyerek sanat›n s›n›f mücadelesiyle olan s›k› ba¤lar›n› ortaya koyuyor ve son nefesinde bile tarihe adlar›n› yazd›ran Paris Komünarlar›n›n yan›na gömülmek istedi¤ini belirterek s›n›fa ve halka ba¤l›l›¤›n› tarihe alt›n harflerle yazd›rm›fl oluyordu. Y›lmaz Güneyin tüm filmleri halk›n ac›lar›n› ve özlemlerini dile getirmifltir. O en s›radan filmlerinde bile düzene çatm›fl ve sosyal dengesizliklerin yarat›lmas›nda sorumlu olan›n devlet oldu¤unu belirtmifltir. Arkadafl, Sürü, Duvar, gibi filmlerinde ise aç›ktan mesaj-

lar vererek feodalizmi ve komprador kapitalizmi aç›ktan hedef alm›flt›r. O bu özelli¤iyle Türkiye’de baflat bir sanatç›s› olarak halka film yoluyla gerçekleri gösteren büyük bir sanatç› olmufltur. Faflizm bu özeli¤iyle Y›lmaz Güneyi sürekli kendi hedefleri aras›nda tutmufltur. Her f›rsatta zindana at›lan Y›lmaz Güney içerde de devrimci bir sanatç›ya yak›flan bir tutum ve yaflamla örnek olmufl ve zindan y›llar›nda da hep üretici olmufltur. Faflizmin Y›lmaz Güneyi neden bu kadar hedef ald›¤›n› bu gerçekler ›fl›¤›nda ele ald›¤›m›zda anlayabiliriz ancak. Bu günde Türkiye’de devlet halk›n yan›nda olan, sanat ve bilim insanlar›na düflmand›r. Bir çok sanatç›, bilim adam›, gazeteci ve flair sadece düflüncelerini aç›klad›¤› için zindanlarda çürüyor. Ülkemizde faflizm kendisine muhalif olan herkese düflmand›r. Emperyalizme uflakl›kta yeminli Türk hakim s›n›flar› ülkeyi emperyalizmin politikalar›na denk gelen bir iktidarla yönetiyorlar. IMF ve Dünya Bankas› ekonomiye yön veren kurumlar olarak ülkemizi her yönüyle ellerinde tutuyorlar. Halk› yoksullu¤a sürükleyen, aç ve iflsiz b›rakan, tar›m› ortadan kald›ran, özellefltirmelerle büyük tekellere peflkefl çekilen sanayiyle ülkemiz ezilen haklar› uçuruma sürüklenmektedirler. Ezilen Kürt ulusu her türlü bask› ve yasaklamalarla bask› alt›nda tutulmaya devam ediliyor. 1 Eylül Dünya Bar›fl Günü’nde yasaklanan yürüyüfl ve gösterilere yine kan bulaflt›ran bu düzenden art›k bir fley beklemek hayal olmufltur. Türkiye denildi¤inde akla galen vurgun, soygun ve rüflvettir. Deprem evlerinin yap›m›nda faflist MHP nin bafl›nda bulundu¤u Bay›nd›rl›k Bakanl›¤›nda yap›lan büyük vurgunla MHP ye ak›t›lan trilyonlarla halk›n varl›klar›n›n nas›l gasp edildi¤ine bir kez daha tan›k olduk. Türkiye hapishanelerinde devrimci tutsaklara karfl› devam eden katliamlarda flehit düflen devrimci-

lerin say›s› 60’› geçti. Tüm bask› ve y›ld›rmalara karfl›n devrimci tutsaklar›n sürdürdükleri bu görkemli direnifli buradan selamlarken, savafl›n par›ldayan siperlerinde bedenlerini ortaya koyarak savaflan devrimcileri yaln›z b›rakmayaca¤›m›z› bütün dünyaya bir kez daha hayk›r›yoruz. Faflizm hapishanelerinde siyasi olarak kaybetmifltir. 19 Aral›k 2000 tarihinde 20 hapishaneye birden sald›rarak 28 devrimciyi katleden faflist diktatörlük F tiplerine koydu¤u devrimcilerin pes edece¤i hayaliyle zafer 盤l›klar› att›ysa da devrimciler teslim olmad› ve direnifllerini daha da kararl› bir flekilde sürdürerek ölüm orucunda 32 flehit verme pahas›na da olsa direnifl bu günlere geldi. Birinci y›l›na girmeye az bir zaman kalan bu büyük direniflte kazanan devrimci tutsaklar olacakt›r. Bundan kimsenin kuflkusu olmamal›d›r. Hayat›n her alan›nda devam eden s›n›f mücadelesine yurtd›fl›ndan bizlerde deste¤imizi art›rmal›y›z. Baflta hapishaneler olmak üzere faflist diktatörlü¤e karfl› mücadelemizi yükseltmeliyiz. Tarafs›z olmak diye bir kavram yoktur. Bizlerde taraf›z. Bizlerin taraf› ezilen mazlum emekçiler ve haklard›r. Görevlerimizin bilinciyle hareket etti¤imizde büyük devrimci sanatç› Y›lmaz Güneyin de dedi¤i gibi herkes bilmelidir ki, zafer er yada geç bizim, iflçi s›n›f›n›n, ezilen halklar›n ve mazlum uluslar›n olacakt›r.’’ Bunu tarih mutlaka ama mutlaka yazacakt›r. Y›lmaz Güney flahs›nda ülkemizin tüm devrimci, ilerici ayd›n ve sanatç›lar›n› bir kez daha an›yor, Enternasyonal bilinç ve ruhla Gorkileri, Brecthleri,Çarlileri ve Nerudalar gibi devrimci sanatç›lar› da sayg›yla anarken, yine Eylül ay› içinde yitirdi¤imiz Enternasyonal proletaryan›n büyük ö¤retmeni, ezilen mazlum halklar›n yol gösterici Baflkan Mao Zedung’uda sayg›yla an›yoruz. AT‹K (Avrupa Türkiyeli ‹flçiler Konfederasyonu )


63

BELGELERLE TKP/ML - 3 Karadeniz Da¤lar›’nda TKP/ML T‹KKO gerillalar›yla röportaj ve izlenimler

RÜZGAR B‹ZDEN YANA ES‹YOR...

! I T ÇIK KUT O U OK

Umut Yay›mc›l›k


64

PART‹ZAN 40 • Eylül 2001

UMUT YAYIMCILIK K‹TAP L‹STES‹ ✪ SEÇME YAZILAR (TOPLU) - ‹brahim KAYPAKKA YA . . . . . . . . . . . . ✪ SEÇME YAZILAR I - ‹brahim KAYPAKKAYA . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . ✪ SEÇME YAZILAR II - ‹brahim KAYPAKKAYA . . . . . . . . . . . . . . . . . . . ✪ 1 MAYIS HARB‹YE D‹REN‹fi‹ (1 May›s 1990- Belgeler, savunmalar) . ✪ YEN‹ BAfiLAYANLAR ‹Ç‹N MARX - Rius ve arkadafllar› . . . . . . . . . . . . ✪ YEN‹ BAfiLAYANLAR ‹Ç‹N MAO - Rius ve arkadafllar› . . . . . . . . . . . ✪ BAfiKAN MAO'DAN SEÇME SÖZLER (KIZIL K‹TAP) . . . . . . . . . . . . . . . ✪ YEN‹ DEMOKRAT‹K DEVR‹M Mao ZEDUNG . . . . . . . . . . . . . . . . . . ✪ Ç‹N KÜLTÜR DEVR‹M‹ TAR‹H‹ - Jean DAUBIER . . . . . . . . . . . . . . . . . . ✪ FELSEFE B‹R SIR DE⁄‹LD‹R . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . ✪ BEfi‹KÇ‹'N‹N SAVUNDU⁄U GÖRÜfiLER ÜZER‹NE - Meral GÜNEfi . . ✪ DOGMATO REV‹ZYON‹ZM‹N‹N SEFALET‹ ÜZER‹NE . . . . . . . . . . ✪ ALPLERDEN MUNZUR'A ENTERNASYONAL‹ZM . . . . . . . . . . . . . . . . . ✪ 25. YILINDA fiAN OLSUN GEL‹NEN B‹LGE EVREYE . . . . . . . . . . . . ✪ TOHUM - Muzaffer ORUÇO⁄LU . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . ✪ NEWROZ - Muzafer ORUÇO⁄LU . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . ✪ KANGURULAR - Muzaffer ORUÇO⁄LU . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . ✪ KAZANACA⁄IMIZ GÜNLER ‹Ç‹ND‹ - Mehmet Ali ESER . . . . . . . . . ✪ NENEM‹N MASALLARI - Serdar CAN (Öykü) . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . ✪ YUNAN BIÇA⁄I - Y›lmaz GÜNEY (Öykü) . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . ✪ KAHRAMANLIK KLAMLARI - Muzaffer ORUÇO⁄LU ✪ ÜÇB‹N YILIN DESTANI - Serdar CAN . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . ✪ DEN‹Z ÜSTÜNDE ATEfi ‹ZLER‹ - Ogün K. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . ✪ SESS‹ZL‹⁄‹N ÇI⁄LI⁄I - Sinan KARAHAN . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . ✪ URM‹YE MAV‹S‹ - Emir Ali YA⁄AN . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . ✪ PART‹ZANIN GÜNLÜ⁄Ü - Safa FERSAL . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . ✪ BAHAR Ç‹ÇEKLER‹ VE KRAL - Efendi YILDIZ . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . ✪ ‹fiÇ‹ SEND‹KALARI TEMS‹LC‹L‹⁄‹ VE GÜNÜMÜZ KOfiULLARINDAK‹ SORUNLARI (Broflür ) . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . ✪ GENEL GREV NED‹R (Broflür ) . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . ✪ DEVR‹MC‹ E⁄‹T‹M ÜZER‹NE (YDG E¤itim Dizisi II) . . . . . . . . . . . . . ✪ YÜKSEK Ö⁄REN‹M GENÇL‹⁄‹ ALANINDA GERÇEKLER‹ KAVRAYALIM DEVR‹ME H‹ZMET EDEL‹M(YDG E¤itim Dizisi III) . . . . . . . . . . . . . . . ✪ DEMOKRAT‹K L‹SE MÜCADELES‹ VE HALK DEMOKRAS‹S‹NDE L‹SE E⁄‹T‹M‹ (YDG E¤itim Dizisi I) . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . ✪ BELGELERLE TKP/ML -2 F›rt›nalar ‹çinde B›çak S›rt›nda 1. cilt ✪ BELGELERLE TKP/ML -2 F›rt›nalar ‹çinde B›çak S›rt›nda 2. cilt ✪ ÜLKEM‹Z HAP‹SHANELER‹ VE D‹RENÇ Ç‹ÇEKLER‹


ÖLÜMÜNÜN 17. YILINDA DEVR‹MC‹ SANATÇI YILMAZ GÜNEY’‹ ANIYORUZ


“B‹Z KEND‹M‹Z‹ DÜNYAYI TEMELLER‹NDEN SARSACAK B‹R DAVAYA ADADIK” (1963) MAO ZEDUNG

DÜNYA PROLETARYASI VE EZ‹LEN HALKLARIN ÖLÜMSÜZ ÖNDER‹ MAO ZEDUNG’U ÖLÜMÜNÜN 25. YIL DÖNÜMÜNDE SAYGIYLA ANIYORUZ

Profile for Partizan Dergisi

Partizan Sayı 40  

Partizan Sayı 40  

Advertisement