PAGEV DERGİ 152. SAYI

Page 1

Plastik Araştırma, Geliştirme ve İnceleme Dergisi

www.pagev.org

pagev

pagevtv

ISSN: 1302-6925

PLASTİĞİN DOĞADA YERİ YOK HAYATIMIZDA YERİ ÇOK

pagev1989

pagev1989 Sayı| 152 2019-4


YESIL ENERJI ile DUSUK MALIYETLI SOGUTMA

Hibrid soğutma sistemi Hava sıcaklığına bağlı otomatik enerji tasarrufu. Çoklu scroll tandem kompresörler. % 60 ’a varan enerji tasarrufu. İnverterli kompresör ve fan teknolojisi. 7” TFT LCD dokunmatik ekranlı, mikroişlemcili hassas sıcaklık kontrolü.

2

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152


PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

3



PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

5


6

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152


PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

7


8

Engineering Passion

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152


GRANÜL DOZAJLAMADA AKILLI SEÇİM

GRAVICOLOR - 6 Malzemeye kadar yüksek hassasiyet ve doğrulukla karıştırır ve dozajlamayı ayarlar. - Modüler yapısı ile enjeksiyon kalıplama, vakumlama, şekil verme ve ekstürzyon uygulamaları için tasarlanmıştır. - Reçete bütünlüğü sonuncunda en iyi ve homojen ürün kalitesi elde edilir. - Sağlam yapısı ve mükemmel mühendisliği sayesinde performans ve güvenirlikte optimum düzey. ESKOOP Sanayi Sitesi C6 Blok No:327 34306 Başakşehir / İSTANBUL

www.motan-colortronic.com

think materials management

Tel: +90 212 549 70 76

info@t-max.com.tr PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

9

www.t-max.com.tr


13

PLASTİĞİN DOĞADA YERİ YOK HAYATIMIZDA YERİ ÇOK

30

haber

ÜRETIMDE DÜŞÜŞ HIZ KESTI SEKTÖR DIPTEN ÇIKIŞ SINYALI VERDI

198

haber

ÜRETİCİ VE TÜKETİCİ POŞETTE BİR ZAMMI DAHA KALDIRMAZ

haber

GERİ DÖNÜŞÜM VE AMBALAJDA FIRSATLAR VAR

haber

194

haber

DÖNGÜSEL PLASTIK İTTİFAKI 10 MILYON TONLUK HEDEF IÇIN TOPLANDI

10

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

204

DEV MARKALAR K FUARI’NA AKIN ETTİ

40


haber

24

GÜNEY KORE STA SORUNUNDA ÇABALAR SONUÇ VERDİ

haber

228

haber

YEŞİL EKONOMİYE HIZLICA GEÇMELİYİZ

224

144

DÖNGÜSEL EKONOMİ HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR

PAGÇEV

PAGÇEV ÇALIŞIYOR GERİ DÖNÜŞÜM KAZANIYOR

ROMANTİK KENT PRAG

gezi rehberi 134

PAGEV PLASTİK DERGİSİ PAGEV Plastik Araştırma, Geliştirme ve İnceleme Dergisi Türk Plastik Sanayicileri Araştırma Geliştirme ve Eğitim Vakfı PAGEV’in Yayın organıdır. İmtiyaz Sahibi PAGYAY Yayıncılık Turizm ve Ticaret Ltd.Şti. adına,

Yavuz EROĞLU Genel Koordinatör

Aziz ÖZAY

Yayın Yönetmeni

Ertan GÜNEŞ Yazı İşleri

Yağmur CENGİZ Reklam ve Halkla İlişkiler

Uğur AKTEL Yapım

Kadir ÇAÇA Film Medya Tasarım Karakter Color Matbaası A.Ş.

Matbaa Sertifika No: 12799

Yayın Danışma Kurulu

Prof. Dr. Atilla GÜNGÖR | Marmara Ü. Prof. Dr. Duygu KISAKÜREK | ODTÜ Prof. Dr. Erhan PİŞKİN | Hacettepe Ü. Prof. Dr. Güneri AKOVALI | ODTÜ Prof. Dr. Hüseyin YILDIRIM | YTÜ Prof. Dr. İskender YILGÖR | Koç Ü. Prof. Dr. Mehmet Ali GÜRKAYNAK | İstanbul Ü.

Prof. Dr. Mehmet E. YURCİ | YTÜ Prof. Dr. Nurseli UYANIK | İTÜ. Prof. Dr. Paşa YAYLA | Kocaeli Ü. Prof. Dr. Tekin ARDA | Newport Ü. Prof. Dr. Mustafa ÖKSÜZ | Marmara Ü. Doç. Dr. C. Gazi UÇKUN | Kocaeli Ü. Doç. Dr. Recep YENİTEPE | Marmara Ü. Doç. Dr. Sami SAYER | Ege Ü. Doç. Dr. Çetin KARATAŞ | Gazi Ü. Dr. Mevlüt ÇETİNKAYA | PETKİM Dr. Yakup ÜLÇER | RESİNEX Elçin OĞUZHAN | TEKNOPOLİMER Engin SOKULLU | TEKNOİNTEL Metin BİLGİLİ | ARÇELİK Murat CANSEVER | EUROTEC Erkan İNDİBAY | ZİRVE POLİMER

Yayın Türü

yerel süreli 2 ayda bir yayınlanır

ISSN: 1302-6925

PAGEV Plastik Dergisi hakkında görüşlerinizi pagyay@pagev.org.tr adresine gönderebilirsiniz.

Halkalı Cd. Tez-İş Merkezi No:132/1 Kat: 4 Sefaköy-İstanbul +90 212 425 13 13 +90 212 624 49 26

Sayı 152 | 2019-4


12

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152


Zorlu süreçten güçlenerek çıkmak Saygıdeğer Meslektaşlarım, PlastEurasia Fuarı’na özel sayımızdan hepinize merhaba… PAGEV olarak taşıdığımız sorumlulukla sektörümüzü ileriye taşıyacak çalışmalarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Yorucu olduğu kadar heyecan verici yolculuğumuzda bizlere güven duyduğunuz için hepinize teşekkür ediyorum. Şüphesiz, Türk plastik sektörümüz bugün dünyanın altıncı, Avrupa’nın ise ikinci en büyük plastik üreticisi konumuna geldiyse bunda tüm zorluklara rağmen yılmadan çalışan siz sektör temsilcilerimizin payı büyük. Zor geçen 2019’un sonuna yaklaşırken sektörümüzle ilgili son verilerin dipten çıkış sinyalleri vermesini sektör temsilcilerimizin azmine bağlıyoruz. Bildiğiniz gibi bu yılın ilk çeyreğinde değerde yüzde 40, miktarda yüzde 36 gerileyen plastik mamul üretimi ilk yarıyı değerde yüzde 18, miktarda yüzde 11 azalışla kapamıştı. Ocak–Eylül 2019 Plastik Sektörü İzleme Raporumuz, sektörümüzün dokuz aylık üretiminin miktarda yüzde 5 azalışla 6,7 milyon tona, değerde ise yüzde 8 düşüş ile 23,6 milyar dolara gerilediğini gösteriyor. Bu verilere bakarak “en kötüyü gördük, çıkış için umut göründü” diyebiliriz. Şimdi birlikte daha çok çalışma, daha çok üretme zamanı… PAGEV olarak kurulduğumuz günden bu yana sorduğumuz en önemli soru “sektörümüz için daha fazla ne yapabiliriz?” oldu. Bu doğrultuda sektörümüzün sorunlarını gidermeye, firmalarımızın önüne çıkan engelleri kaldırmaya, nitelikli iş gücü yaratmaya ve vizyon açıcı projeleri hayata geçirmeye odaklanıyoruz. Sektörümüzün mevcut durumunu ortaya koyduğu kadar gelecek projeksiyonu ile ilgili de önemli ipuçları barındıran kongre ve fuar organizasyonlarımız her geçen yıl daha fazla ses getiriyor. Sadece yurt içinden değil yurt dışından da yoğun katılım talepleri alıyoruz. Emeklerimizin karşılık bulduğunu görmekten mutluyuz. 3 yılda bir düzenlenen ve dünyanın en önemli plastik ve kauçuk fuarı olarak anılan “K 2019” 16–23 Ekim 2019 tarihleri arasında Almanya’nın Düsseldorf şehrinde düzenlendi. Türkiye olarak 152 firma ile katıldığımız fuarda bu yıl Almanya, Çin ve İtalya’dan sonra katılımcı firma sayısı bakımından 4’üncü sırada yer aldık. PAGEV heyeti, her zaman olduğu gibi Türkiye’den en geniş katılımlı heyet olarak dikkat çekti. Vakfımız aracılığıyla fuara katılan firmalarımız gerek tanıtım çalışmaları gerekse işbirlikleri noktasında önemli avantajlar yakaladılar. PAGEV olarak 200’e yakın katılımcı ile gerçekleştirdiğimiz “Tanışma Yemekleri” sayesinde bir yandan fuar yorgunluğunu atan firma temsilcilerimiz, diğer yandan birbirlerini ve PAGEV hizmetlerini daha yakından tanıma şansına sahip oldular. PAGEV’in eğitim anlamındaki işbirlikleri kapsamında 2018 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Teknik Bilimler Meslek Yüksek Okulu Lastik ve Plastik Teknolojisi Bölümü ile protokol imzaladık. PAGEV olarak bir yıllık eğitim programını

kapsayan protokol sonunda öğrencilere mesleki yeterliliklerini belgeledikleri başarı sertifikalarını verdik. En başarılı öğrencilerimizi ise K Fuarı ile ödüllendirdik. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Teknik Bilimler Meslek Yüksek Okulu Lastik ve Plastik Teknolojisi Bölümü’nü ve protokol kapsamında PAGEV’in bu bölümde verdiği eğitimleri en yüksek başarı ile tamamlayan iki isim ise Zeynep Ece Er ve Büşra Elkün oldu. K Fuarı gezisine götürdüğümüz öğrencilerimize Gebze PAGEV Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Okul Müdürü Muhammet Erbaş ve İstanbul Üniversitesi Plastik Bölümü Öğretim Üyesi Meryem Demir eşlik etti. 22 Ekim’de düzenlediğimiz 6. PAGEV Uluslararası Plastik Ambalaj Kongresi, program içeriğinin doluluğu ve katılımcı profiliyle plastik ambalaj sektörünün en önemli buluşması olmayı bu yıl da sürdürdü. Kongremizde Türkiye ve yurt dışından sektörün nabzını en iyi tutan isimler “Plastik Ambalajda Güncel Tehditler ve Fırsatlar” temasını tüm yönleriyle ele aldı. Yılı iki büyük organizasyon ile kapıyoruz. İlk olarak sektörümüzü 3 Aralık 2019 tarihinde bu yıl 14.’sünü hayata geçirdiğimiz PAGEV Türk Plastik Endüstrisi Kongresi’nde bir araya getiriyoruz. Her yıl olduğu gibi dopdolu bir içeriğe sahip olan Kongremizin ana teması ise “İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Perspektifinden Geri Dönüşüm.” Yılın son ve en büyük organizasyonu ise bu yıl 29.’sunu düzenlediğimiz PlastEurasia Fuarımız. Sektörümüzün gelişim çizgisinde önemli bir yer tutan, Türk plastik sektörünün yurt dışında tanınmasında etkisi yadsınamaz olan fuarımızın geldiği noktadan duyduğum gururu da dile getirmek isterim. Her yıl olduğu gibi bu yıl da organizasyonumuzdan desteğini esirgemeyen TÜYAP’a teşekkürlerimi iletiyorum. Plastik sektörümüzdeki güncel gelişmeler ile PAGEV çalışma ve organizasyonlarını konu alan pek çok içeriği barındıran dergimizin PlastEurasia Fuarı özel sayısını keyifle okumanızı diliyorum.

YAVUZ EROĞLU PAGEV BAŞKANI


PLASTİĞİN DOĞADA YERİ YOK

HAYATIMIZDA YERİ ÇOK

14

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152


PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

15


K O Y İ R E Y A D A Ğ İN DO U BİLİN

MUOYUN EV’DEN KA

PAG

NYASI

E KAMPA ÇLENDİRM

PLASTİĞ

K O Ç İ R E Y A D Z I M I T A Y HA

Plastik düşmanımız değil… Plastiğin doğada yeri yok, hayatımızda yeri çok… Dönüştürelim… PAGEV’in plastiklerin hayatımızdaki yerine vurgu yapan ve bilinçli tüketim ile geri dönüşüm konusunda kamuoyunu bilinçlendirmeye yönelik kampanyası işte bu sözlerle başladı. Radyo ve televizyonlarda yayınlanan bilgi spotlarında plastiklerin günlük hayatımızda üstlendikleri kilit role atıfta bulunularak ‘doğada yeri yok, hayatımızda yeri çok’ mesajı verildi. Plastik sanayi çevrenin korunması konusunda üzerine düşeni yapmaya hazır, sorumlu bir endüstri olduğunu gösterdi. PAGEV reklam kampanyasında, plastiklerin geri dönüştürüldüklerinde çevreye dost bir malzeme olduğunun altı çizildi.

16

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152


PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

17


PAGEV rşıtı plastik ka alara kampany kete karşı hare geçti

1

950’li yıllarda sadece 2 milyon ton plastik üretilirken bugün 360 milyon tonluk bir üretimden bahsediyoruz. Plastikler alternatif malzemelerin yerini aldıkça ve pek çok alanda vazgeçilmez hale geldikçe karalama kampanyalarının da hedefi haline geliyor. Plastik sanayi döngüsel ekonomi açısından değerlendirildiğinde en çevreci malzeme olan plastiklere karşı geliştirilen düşmanca tutumdan zarar görüyor. Plastikleri adeta düşman ilan eden ve 250 binden fazla insana istihdam sağlayan bir sektörü yok etmeyi hedefleyen çevrelere en güzel yanıtı yine sektör verdi. Kampanyanın fitilini ateşleyen ve sektörü harekete geçmek konusunda cesaretlendiren ise PAGEV oldu. Türk Plastik Sanayicileri Araştırma Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) için Manajans J. Walter Thompson tarafından hazırlanan kampanya şu sıralar oldukça yoğun olarak gündemde olan plastik atık konusunu gerçekçi bir dil ile yeniden ama bu sefer başka bir bakış açısı ve anlayışla ortaya koyuyor. Toplum olarak amacımızın sıfır

18

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

atık olması ve dönüştürülebilen her malzemenin yine doğaya en az yükü oluşturacak biçimde dönüştürülebilmesini yüreklendirmek gerekirken bugün tüm çevresel sorunları neredeyse sadece plastiğe bağlamış bir gündemle karşı karşıyayız. Oysa plastik geçtiğimiz yüzyıla kadar medeniyetin, insani ve teknolojik kazanımların ulaşamadığı yerlere ve sınıflara bu imkânları götürmüş, kolektif zenginliğin demokratikleşmesini sağlamış mucize bir malzeme. Bunu unutuyoruz. Sağlık ve güvenlik teknolojilerindeki yeri doldurulamaz kullanımını, temiz suyu taşıma oranını, günlük hayatımızdaki yerini, kolay dönüştürülebilir oluşunu unutup denizde yüzen şişe ve torbaları anımsıyoruz sadece. Ama o torbalar ve şişeler kendi kendine mi oralara gitti? Bunu da belki yeterince düşünmüyoruz. Biz işte bunları düşündürmeyi, plastiği olması gereken yere oturtmayı ve dönüştürmeyi insanların aklına sokmayı hedefliyoruz. Çünkü evet plastiğin doğada yeri yok ama hayatımızda yeri, işi çok! Dönüştürelim.

Plastik sanayi ana misyonunu; bu gezegende yaşayan 7 milyarı aşan insana aklın ve bilimin ışığında daha konforlu bir yaşam sağlarken var olan sorunları da çözerek yeni nesillere daha iyisini bırakmak olarak şekillendiriyor. Bu misyon etrafında faaliyetlerini gösteren plastik sektörünü temsil eden PAGEV, bu kampanya ile tüketicinin bilinçlendirilmesi ve plastiklerin hayatımızda vazgeçilmez bir yeri olduğu konusunda farkındalık yaratmayı hedefliyor. Radyo, televizyon, dijital medya gibi tüketiciye dokunan tüm mecralarda yüksek volümlü olarak bu mesajlar verilecek. PLASTIK DÜŞMAN DEĞIL… DAHA IYI YAŞAMAMIZI SAĞLAYAN HER ŞEYDE PLASTIK VAR! Plastikler düşmanımız değil. Plastikleri yasaklamak ve hayatımıza kattığı tüm iyi şeylerden yoksun kalmak, doğaya çöp atanları ve bilinçsiz tüketimi durdurmaz. Çözüm ise Sorumlu ve Bilinçli Vatandaşlık için farkındalık yaratmak, geri dönüşüm seferberliği başlatmak.


Bugün tüm dünyada insanlar daha ucuz ve daha yaygın sağlık hizmetine insan aklının büyük buluşu olan plastikler sayesinde ulaşabiliyor. Şırıngalar, kalp kapakçıkları, serum ve kan torbaları, kuvözler, lensler ve daha birçok sağlık ürününün hayatımızdan bir anda çıktığını düşünün… Bugün her mevsimde bolca meyve sebze tüketebiliyorsak 7 milyarı aşan insana gıda sağlayabiliyorsak sera örtülerinin ve damla sulama sistemlerinin tümünün plastiklerden olduğunu unutmamamız gerekiyor. Günümüzde nüfusu 7 milyarı aşkın insanı giydirebiliyor, kış ayında üşümeden yaz ayında terlemeden yaşatabiliyorsak burada plastiklerin büyük pay var. Diğer türlü bu kadar insana ne pamuk ne de yün yeterdi. Giysilerimizden ayakkabılarımıza plastikler her yerde… Dünya üzerinden milyonlarca insan temiz suya plastik borular sayesinde ulaşıyor. Temiz içme suyuna ulaşmak temel insan haklarından biri ve bu olmasaydı sadece bir an için salgın hastalıklar nedeniyle ne kadar çok insanı kaybedebileceğimizi düşünün…

çevreci çözümü sunuyor. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün… Plastik Gıda Ambalajları Plastik gıda ambalajları, gıda ürününün lezzet ve kalitesini etkilemez. Plastik maddelerin engelleyici özellikleri gıdanın doğal lezzetini korumasını sağlarken onu dışarıdan gelecek kirlenmeye karşı da korur. Plastik ambalajların sağladığı yararlardan yalnızca birkaçı şöyle; Gelişmiş ülkelerde ürünlerin yüzde 50’den fazlası plastik malzemeyle ambalajlanmakta olup bu plastikler paket ağırlığının yalnızca yüzde 17’sini oluşturur. Dahası bu ağırlık geçen 10 yılda yüzde 28 oranında azaldı. Hafif ambalaj, navlunun azalması veya aynı adette ürün için daha az kamyon kullanılması anlamına gelir. Nakliyede harcanan enerjinin, salınan emisyonların ve maliyetlerin düşürülmesine yardımcı olur. Bir diğer artı ise üretilen atık miktarının azalmasını sağlar. Gıda saklama ve koruma: Plastik

ambalaj, kolay bozulan gıdaları daha uzun süre korur. Gıdanın lezzetini ve besleyici değerini saklarken atık üretiminin ve koruyucu madde kullanımının azalmasına yardımcı olur Pratik ve yenilikçi: Konuşan ambalajlara hazır olun… Günümüzde insanlar, etiket bilgisi ve kullanım talimatları net, açması ve kullanması kolay ambalajlar istiyor. Plastik ambalajın amacı da tam olarak budur. Örneğin; yakın gelecekte ambalajlara iletken polimerler sayesinde yazdırılabilir RFID (Radyo frekans tanımlama) çipleri entegre edilerek ürünün kalitesi ve durumuna ilişkin değerli bilgileri ambalajından öğrenebileceğiz. Güvenli ve hijyenik: Plastik ambalajlar gıda ve ilaçları kirlenmeye karşı koruyarak üretim, dağıtım ve teşhir esnasında mikropların yayılmasının önlenmesine yardımcı olur. Çocuk kilitli kapaklar ekstra koruma ve güvenlik sağlarken şeffaf ambalajlar sayesinde tüketiciler gıdaları dokunmak zorunda kalmadan seçebilirler, böylece zedelenme ve diğer hasarlar da önlenmiş olur.

Uçak biletleri bundan 15 ya da 20 sene öncesine göre çok daha ucuzsa ve insanlar dünyanın bir yerinden bir yerine daha rahat gidip iş yapabiliyor, dünyayı gezip görebiliyorlarsa bunun temel nedeni uçakların eskiye göre plastik yapıtaşları sayesinde hafiflemesi, daha az yakıt tüketmelerinden dolayı uçak biletlerinin ucuzlamasındandır.  Plastik ambalajlar sayesinde sağlıklı ve hijyenik gıdaya ulaşıyor, gıda israfının önüne geçiliyor. Üstelik ambalajların plastikten yapılması karbon ayak izini azaltan en

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

19


SAĞLIKLI BIR YAŞAM IÇIN DAHA ÇOK PLASTIK… Tek kullanımlık şırıngalar, nakil için kan torbaları ve kalp kapakçıkları gibi plastik tıbbi ürünler olmasaydı modern sağlık hizmetleri bu kadar gelişemezdi. Plastik ambalajlar olağanüstü geçirmezlikleri, hafif, düşük maliyetli, dayanıklı, şeffaf ve diğer malzemelerle de uyumlu olmaları sayesinde özellikle tıbbi uygulamalarda önemli avantajlar yaratırlar. İnsan yaşamının süresi ve kalitesi günümüzde önemli ölçüde artmış durumda. Modern plastik ürünlerinin sınır tanımaz çok yönlülüğü sayesinde 50 yıl önce akla hayale sığmayan tıbbi atılımlar artık sıradan bir hal aldı. Hayallerin ötesine geçen sağlık uygulamaları Kan damarlarının açılması: Artık kalp ameliyatlarında kan damarlarını açmak için ince borular (kateter) kullanılırken, bunları tıkayan kalıntılar “damar destekleyici” adında küçük spiral şekilli bir implant yardımıyla parçalanabilir. Müdahalenin

20

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

yapıldığı atardamara yerleştirilen bu implant, özellikle tıp alanı için geliştirilmiş ve aktif maddeler barındıran bir plastik

kalınlığı, son derece şeffaf ve esnek yapısı, doğal korneaya benzer biyo-mekanik özelliğinin yardımıyla yeniden tam görüş imkanı sağlar.

Protez: Artık plastik malzemeler deformiteleri doğrultan, destekleyen veya düzelten ortopedik cihazlar olarak da kullanılıyor. Vücudun hareket eden uzuvlarının işlevini iyileştirmek, bir uzvun yerini alarak temel işlevini sürdürmesini sağlamak gibi kullanımları vardır. Sentetik maddeler aynı zamanda damar destekleyiciyle rahatlatılamayan atardamarlarda hayati bir rol oynar. Aortun sorunlu bölümü çıkarılarak esnek, plastik bir protezle boşluk köprülenir. Bu sayede vücudun can damarı tekrar işler hale gelir.

İşitme cihazları: Ağır işitme kaybı yaşayanlar artık bir plastik implant yardımıyla yeniden işitme duyularına kavuşabiliyor. Bu implant bir adet mikrofon, vücuda giyilen mikro bilgisayara bağlı bir iletim cihazı, bir uyarıcı ve 16 farklı frekans aralığında yayın yapan 16 elektrotlu bir elektrot taşıyıcı gibi parçalara sahip. Ses sinyallerini elektrik sinyallerine dönüştürüp zarar görmüş hücreleri baypas ederek işitme sinirlerini doğrudan harekete geçirir.

Yapay kornealar: Göz yaralanmaları veya kornea erozyonu gibi kronik iltihap durumları görme bozukluğuna yol açabilir. Organ nakliyle başarı şansının çok düşük olması durumunda tek çare protez olmaktadır. Tedavilerde özel silikondan üretilen yapay kornealar kullanılır. Yalnızca 0.3-0.5 milimetre

Plastik ilaç kapsülleri: Etken maddenin doğru zamanda, tam gereken miktarda salınmasını sağlar. Tartarik asit bazlı polimer kademeli olarak parçalanıp etken maddeleri daha uzun bir sürede ve yavaş yavaş salar. Kişiye özel uyarlanan bu ilaçlar sayesinde çok miktarda hapı sık aralıklarla almanız gerekmez.


YAPI SEKTÖRÜNDE PLASTIKLER Yapı ve inşaat sektörü plastik tüketimiyle ambalajdan sonraki ikinci büyük plastik uygulama alanı haline geldi. Örneğin; yeni boru tesisatlarının büyük çoğunda artık plastik borular kullanılıyor. Bu, yıllık tonajın yüzde 50’sinin üzerinde bir hacim anlamına geliyor ve her geçen gün artmaya da devam ediyor. Plastik malzemeler binalarda her zaman görünür olmamasına rağmen yapı ve inşaat sanayisi bu ürünleri yalıtım, boru tesisatı, doğrama ve iç dizayn gibi geniş ve artan uygulama alanlarında kullanıyor. Bu artışın temelinde büyük ölçüde plastiğin benzersiz özellikleri yer alıyor. Yangın güvenliği: Yapı ve inşaat sektöründe kullanılan birçok plastik ürün, yangına karşı gösterdiği tepki ve dirence göre değerlendirilir. Duman detektörleri, alarmlar ve otomatik yangın söndürme sistemleri çoğunlukla plastikten yapılır ve sektörün başat polimeri olan PVC’nin başarısı büyük ölçüde

yangına karşı güvenlik sağlayan yapısal özellikleri sayesinde elde edildi. Dayanıklılık ve aşınmaya karşı direnç: Plastikler, doğrama ve tesisat gibi uygulamalarda ideal, dayanıklı malzemeler olarak geniş bir kullanım alanı elde etmiştir. Ayrıca, paslanmazlıkları plastik borulara 100 yıl, yeraltı ve yerüstü kablolara 50 yıldan fazla kullanım ömrü sağlar. Yeni nesil hafif plastikler daha çevreci çözümler sunuyor Nakliyat çözümleri geliştiren tasarımcıların yüksek performans, rekabetçi fiyatlandırma, stil, güvenilirlik, konfor, güvenlik, dayanıklılık, yakıt verimliliği ve çevreye en az etki arasında doğru dengeyi kurması gerekir. Sürdürülebilir çözüm genelde yeni nesil hafif plastiklerde saklıdır… NEDEN MI? Plastik parçalar diğer parçalara göre yüzde 50 daha hafif olur, bu

da yakıt ekonomisinde yüzde 25-35 iyileşme demektir. Aracınızdan eksilen her kilogram, çalışma ömrü boyunca 20 kilogram daha az karbon monoksit salması anlamına gelir. Plastikler, mühendislik standartlarına göre değerlendirmeden geçtiği zaman yangın güvenliğinden taviz vermeyen, yükte hafif çözümler ortaya koyar. HAVACILIK VE OTOMOTIV endüstrisindeki en son yeniliklerde plastiklerin imzası var Uçak sanayi plastiğin ve tasarım yeniliklerinin birbirine nasıl bağlı olduğuna güzel bir örnektir. 1970’lerden bu yana plastik malzemelerin uçaklarda kullanımı yüzde 4’ten neredeyse yüzde 50’ye ulaştı. Güvenli bir yolculuk için her zaman yanınızda… Plastikler otomotiv sanayinde enerji emilimi, hafifleme ve yenilikçi tasarıma olanak sağlarken yolcu güvenliğini de artırıyor. Tamponlarda darbe emilimi, yakıt depolarında patlama risklerini önleme, emniyet kemerleri, hava yastıkları ve küçük yolcularımızı korumaya yönelik dayanıklı plastik çocuk koltukları gibi diğer yaşam kurtaran aksesuarlar, plastiği otomobil uygulamalarında en emniyetli malzeme yapıyor. Plastikler sürdürülebilir yeniliğin de öncüsü konumunda. Günümüzde ortalama bir otomobilde 120 kilogram (toplam ağırlığının yüzde 15-20’si) plastik bulunur. Mercedes’in Cenevre Otomobil Fuarı’nda tanıtılan SMART fortwo cdi modeli, plastiğin sağladığı yeniliğin çevreye sunduğu yararların mükemmel bir örneğidir. Otomobilde kullanılan kaliteli termoplastikler tasarımda esneklik sağladığı kadar bu plastik malzemelerin hafifliği aracın 100 km’de ortalama 3.3 litre yakıt tükettiği ve kilometrede yalnızca 86 g CO2 salması anlamına geliyor.

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

21


ELEKTRIK-ELEKTRONIK SEKTÖRÜNDE PLASTIKLER Basit kablolar ve ev aletlerinden akıllı telefonlara, elektrik ve elektronik sektöründe yaratılan en son cihazların çoğunda yeni nesil plastiklerden faydalanılıyor. Plastikler, getirdiği çeşitlilik ve çok yönlülük sayesinde elektrik ve elektronik sektöründeki yeniliklere önemli katkı sağlar. Elektrik ve elektronik uygulamalarının tasarımcıları, benzersiz özellikleri nedeniyle plastiğe başvuruyor. İşte bu özelliklerden bazıları: Kaynak verimliliği: Polimerler, enerjinin daha uzun süre depolanmasına yardımcı olabilir. LCD ekranlar, tüplü sıradan ekranlara göre daha az elektrik tükettiğinden dolayı günümüzde daha yaygın bir kullanım alanına sahip oldu. Plastik parçaların tasarım esnekliği, çamaşır makinelerine sud kostik yerleştirilmesi gibi uygulamalarla gözle görünmez bir kaynak verimliliği imkanı tanıyarak su tüketimini azaltıp A+++ sınıfı verimlilik sağlıyor. Hafiflik: Plastiğin akıllı telefonlar gibi küçük aletlerde kullanımı, başvurulan farklı polimer türleriyle beraber artış gösterdi. Örneğin; plastikler sayesinde daha küçük ve hafif kulaklıklar üretildi.

22

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

Direnç: Plastiğin elektrik yalıtkanlığı özelliğine ek olarak mekanik darbe ve baskılara karşı direnç, esneklik ve dayanıklılık gibi özellikleri; emniyetli, güvenilir ve verimli güç kaynakları gibi hayati uygulamalar için ideal bir malzeme haline getirir. Yangın güvenliği: Alev geciktiriciler, elektrik kaynaklarından yangın çıkması ihtimaline karşı parlamayı önlemeye yönelik birçok çözüm sunduğu için ürün güvenliği mevzuatında zorunlu hale geldi. TARIMDA VERIMLILIĞIN ANAHTARI PLASTIKLERDE Plastik malzemelerin tarım sektöründe gittikçe yaygınlaşan kullanımı çiftçilerin daha fazla mahsul almasına, gıda kalitesinin artmasına ve faaliyetlerinin ekolojik ayak izinin azalmasına yardımcı oldu. Plastikler sayesinde dört mevsim sebze ve meyve yetiştirebiliyoruz. Bu ürünler açık bir tarlada yetiştirilen ürünlerden genelde daha kalitelidir. Tarım sektöründe polyolefin, polietilen (PE), Polipropilen (PP), Etilen-Vinil Asetat Kopolimer (EVA), Poli-vinil klorür (PVC) ve nadiren Polikarbonat (PC) ve poli-metil-metakrilat (PMMA) türü plastikler kullanılır. Bu plastikler ne mi sağlar?

Yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler: Tarımda kullanılan farklı plastikler sayesinde su tasarrufu yapılabilir ve tarımsal ürünlerin kurak arazilere dahi ekilmesi mümkün hale gelebilir. Plastik sulama boruları, su ve besleyici maddelerin boşa gitmesini önler, yağmur suyu plastik malzemeden üretilen depolarda saklanabilir ve ürünlerin sera gibi kapalı bir alanda veya malçlamada kullanılan plastik tabaka altında saklanmasıyla tarım ilaçlarının kullanımı azaltılabilir. Ayrıca tarım ilaçları plastik kaplamayı geçemeyeceğinden dolayı atmosfere emisyonları azalır. Geri dönüşüm ve geri kazanım olanakları: Sera örtüleri gibi tarımsal plastikler, kullanım ömürlerinin sonunda geri dönüştürülebilir. Tarlalardan toplanan plastikler genellikle yıkanarak kum, bitki ve tarım ilaçlarından arındırıldıktan sonra öğütülür ve ekstrüzyonla pellet haline getirilir. Böylece malzeme, dış mekan mobilyaları gibi ürünlerin üretiminde yeniden kullanılabilir. Geri dönüşüm mümkün olmadığında ise enerji elde edilebilir.


TARIMDAKI TEMEL UYGULAMALAR Seralar: Seralar yoğun bakım üniteleri gibidir. Onlar sayesinde bitkiler güneş ışığına maruz kalarak fizyolojik özelliklerine göre ideal koşullarda yetiştirilebilir. Çiftçiler, sera kullanarak ekinlerin daha hızlı ve güvenli büyümesi için gereken çevre koşullarını oluşturabilir ve ekinlerini yüksek sıcaklık ve zararlı hava koşullarına karşı koruyabilir. Tüneller: Kompleks yapıları ve yüksekliklerini saymazsak tüneller de sera ile aynı özelliklere sahiptir. Kuşkonmaz, karpuz vb. ürünler tünellerde en yaygın şekilde yetiştirilen tarımsal ürünlerdir. Malçlama: Malçlama veya zeminin plastik tabakayla kaplanması, buharlaşmayı azalttığından rutubetin korunmasına yardımcı oluyor. Aynı zamanda bitki köklerine uygun sıcaklık sağlar, bitkinin yere değmesini önler, zararlı otların biterek su ve besinlere ortak olmasını engeller. Plastik depolar ve sulama sistemleri: Plastik depolar ve plastik sulama sistemleri bir arada kullanıldığında su yönetimine önemli bir katkı sağlıyor. Su, plastik malzemelerle kaplanan barajlarda depolanarak sızıntı önlenebilir; borular, damla sulama sistemleri ve su dolaşım sistemleri aracılığıyla dağıtılabilir. Silolar: Hayvan yemleri ve samanın kış boyunca saklanması için

geliştirilen bu uygulamayı, plastik malzemelerin değerini gösteren diğer bir kanıt olarak değerlendirmek mümkün… Siloda depolama amacıyla kullanılan plastik filmler dayanıklı ve dirençli oldukları için yıllarca saklanabiliyorlar. Depolama ve taşıma araçları: Kutular, ekin toplama, ayırma ve taşıma kasaları; bağlantı elemanları ve püskürtme başlıkları gibi sulama sistemi parçaları; seralarda bitkilerin gövdelerini ayakta tutan bantlar veya seraların iç kısmını gölgelendiren ya da dolu yağışının etkilerini azaltan fileler diğer plastik uygulamaları arasında sayılabilir. PLASTIK EĞLENCEDIR Plastikler son yıllarda sporda devrimin öncüsü oldu. Modern spor dallarında olimpik atletlerin yeni rekorlar peşinde koştuğu parkurlardan ayakkabılara, elbiselere, güvenlik aksesuarlarına (kask, dizlik) ve stadyum inşaatına (su ve tahliye boruları, koltuklar, tavan) kadar pek çok yerde plastikler kullanıyor. Oyunun skorunu plastikler belirliyor… Plastik malzemeler topla oynanan hemen hemen tüm oyunlarda kullanılıyor. Örneğin futbol, plastik sayesinde daha önce olduğundan daha hızlı ve teknik hale geldi. Termal bağlama olarak adlandırılan ve kaynaksız bir yüzeye katı poliüretan katmanının yapıştırıldığı en yeni top üretim konsepti sayesinde topun vuruşa hassasiyeti ve verdiği tepki iyileşir, çizeceği yol kestirilebilir,

su çekmesi azaltılır ve yıpranmaya karşı dayanıklılık elde edilir. Zafere koşan plastikler… Ağırlığı gramlarla ölçülmesine rağmen atletlerin start çizgisinde ihtiyaç duyduğu güç ve esnekliği sağlayan koşu ayakkabıları, bir atlete yarış kazandırabilir. Plastik günümüzde koşu, atlama veya yürüyüş için üretilen ayakkabılarda önemli bir rol oynuyor. Örneğin yürüyüş ayakkabılarının astar ve dili, su geçirmeyen ve nemin botun dış kısmından hızla buharlaşmasını sağlayan seyrek dokunmuş polyester kumaştan üretilir. Böylece ayakları nemli ortamda kuru, sıcak ortamda ise serin tutar. Etil vinil asetattan (EVA) elde edilen hafif orta taban kısmı konfor ve destek sağlar. Polyester köpük dolgu ise ayakkabının iç tabanında sağladığı ekstra konfor ile ayaklarınıza iyi bakar. Güçlü raketler ile kazanmak zor değil… Günümüzde spor malzemesi üreticileri hafif ve sağlam, mükemmel darbe emme sistemlerine sahip tenis raketleri yapmak için plastiğe başvuruyor. Artık oyuncular, sahip oldukları bu güçlü raketlerle daha kolay manevra imkanı buluyor. Bazı raketlerde merkezdeki boylamasına teller, top rakete vurduğunda çarpma titreşimini yüzde 45 oranında azaltan plastik bir kompozite gömülü, özel geliştirilmiş bir plastik çekirdekten geçiriliyor. Bu yenilikçi teknoloji ile kazanmak zor değil…

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

23


KOMPOZIT PLASTIKLER SU SPORLARINDA DEVRIM YAPTI Kompozit plastiklerin şekil verilebilir doğası, hafif ve dayanıklı olduğu kadar su sürtünmesi az dinamik gövdelerin üretilmesine imkan sağlıyor. Motor yatlar, yelkenli yatlar ve neredeyse diğer bütün teknelerde kompozitler gövde, güverte, üst yapı hatta direk yapımında kullanılıyor. Karbon fiber kullanımı sayesinde yat yarışları da seviye atladı. Bu yenilikçi plastik bileşimleri daha fazla esneklik, üstün performans ve daha kısa sürede üretim avantajlarıyla sıradan malzemeleri büyük ölçüde kullanım dışı bıraktı. Çocuklarımızın güvenli ve sağlıklı oyun arkadaşı… 50 yıla yakın bir süredir dünyanın her yerinden oyuncak üreticileri, en ünlü ve en popüler oyuncakları ve çocuk ürünlerini üretirken plastik kullanıyor. Bisiklet kaskları, şişme ürünler, dizlikler ve diğer spor donanımlarında kullanılan plastikler, çocukların güvende kalmasına yardımcı oluyor. Plastik; piyasadaki en kapsamlı şekilde test edilmiş, iyi araştırılmış, dayanıklı, esnek ve düşük maliyetli malzemelerdendir. DÖNÜŞTÜRÜN! Bazı verilere göre dünya çapında üretilen plastiğin yüzde 9’u dönüştürülüyor. Ve yine bazı araştırmalar gösteriyor ki her yıl

24

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

denizlere 10 ila 14 milyon ton arasında plastik atık bırakılıyor. Plastik bir malzeme olarak insan sağlığına ve çevreye zararlı değildir ancak tıpkı cam, kağıt ya da metalde olduğu gibi kullanıldıktan sonra doğaya bırakılmaması gerekir. Hiçbir plastik malzeme piknik alanlarına ya da denize atılsın diye üretilmez. Tüketim alışkanlıklarımızı yeniden gözden geçirmeli ve dönüştürülebilir her ürünü mutlaka geri dönüşüm ekonomisine kazandırmalıyız. Böylece Dünyamızın geleceği ve tüm canlı hayatını koruyabiliriz. Dünya ülkelerine baktığımızda İsveç’in geri dönüşüm konusunda çok iyi bir noktada olduğunu ve güzel bir örnek oluşturduğunu görüyoruz. İsveç’te her yıl 4,4 milyon ton atığın sadece yüzde 1’i çöpe atılıyor. Tüketiciler geri dönüşüm için ürünleri türlerine göre ayırması gerektiğini biliyor, geri dönüşüm kutularına çok rahat ulaşabiliyor. Dönüştürülemeyen atıklar ise enerjiye çevriliyor. İsveç bu kadar güçlü bir geri dönüşüm ağına sahip olmasına karşın büyük bölümü İngiltere’den olmak üzere şirket atıklarının yüzde 10’unu ithal ediyor. Çünkü atık çok iyi bir enerji kaynağıdır aynı zamanda çevresel etkileri azaltmanın iyi bir yoludur. PAGEV Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu, kamuoyunda plastiklerin hayatımızdaki

vazgeçilmez yeri ve geri dönüşüm konusunda farkındalık yaratmayı amaçlayan kampanyalarının, plastik sanayinin sorumlu endüstri vizyonuyla attığı çok önemli bir adım olduğunu ifade etti. Değerlendirmesinde “Harekete geçme zamanı” diyen Yavuz Eroğlu, kampanya ile ilgili şunları söyledi: “Bundan 100 yıl önce geleceği hayal edip bununla ilgili öngörülerde bulunan fütüristler 2000’li yıllarda dünyada gıda kalmayacağını, su kaynaklarının tükeneceğini, insanların gıda için büyük savaşlar yapacağını, su yüzünden birbirlerini öldüreceğini ve dünya üzerinde yaşamın kalmayacağını belirten felaket senaryoları yazıyorlardı. Bu felaket senaryoları gerçekleşmedi çünkü bu kehanetleri yapanlar çok önemli bir şeyi atlıyorlardı: İnsan zekası. İnsan zekası ile bir yandan gelişirken bir yandan da sorunları çözecek aklı üretti. Bu sayede birçok sorunun üstesinden gelerek bugünkü yaşamı olanaklı kıldı. Plastiklerin keşfi ve çok kısa bir sürede yaygınlaşmaları da bu çözümlerden biri oldu. Plastik sektörü olarak yaşamın pek çok yerinde hayatımızı kolaylaştıran ve konfor katan bu muhteşem malzemenin bilinçsiz tüketim ve sorumsuz davranışlarla piknik alanlarına, denizlere kısacası doğaya atılmasını istemiyoruz. Plastikler bunun için üretilmiyor ve doğada yeri yok”.


PAGEV Başkanı, bilinçli tüketim ve geri dönüşüme dikkat çekmelerinin altında da bu düşüncelerin yattığını belirterek, “Bizim yapmamız gereken hep birlikte bilinçli tüketim ve sorumlu davranış için okuldan başlayarak tüm bireyleri eğitmek. Geri dönüşümü bir ulusal seferberlik haline getirmemiz gerekiyor. Bu dönüşüm tek tek her birimizden ve evlerimizden başlayacak. Bizler plastiklerin piknik alanlarına, doğaya, denizlere atılmasına engel olacağız. Doğal yaşamdaki o masum hayvanların, kaplumbağaların, balinaların zarar görmesinin önüne hep birlikte geçeceğiz. Bizler plastikleri geri dönüştüreceğiz. PAGEV ve plastik sektörü her zamanki gibi bunun öncüsü olacak. Bir yandan plastiklerin hayatı kolaylaştıran yönünü ortaya koyarken diğer yandan da doğaya atılmalarını engellemek için her türlü faaliyetin içinde olacaktır” diye konuştu.

PAGEV BILGILENDIRIYOR: Türkiye’nin Avrupa’nın en büyük ikinci plastik üreticisi olduğunu ve 250 bin kişiye istihdam sağlayarak ülkemize yılda 12 milyar dolar getirdiğini, Bir ambulans odasının yüzde 75’inin plastikten oluştuğunu, Dünyada sağlıklı suyu taşımak için kullanılan malzemenin yüzde 90’ının plastik olduğunu, Kullanılan plastik sayesinde giysi ve ayakkabıların maliyetlerinin neredeyse yüzde 80 düştüğünü ve ekonomik ömürlerinin uzadığını, İleri tıp teknikleriyle vücudu izlemek ve tedavi için kullanılan endoskopi, stent, anjiyo gibi cihazların yüzde 80’ninin plastikten yapıldığını, Otomobilde emniyet kemeri,

hava yastıkları, fren sistemleri, yumuşatılmış gövde parçaları gibi güvenlik sistemlerinin yüzde 90’ının plastikten yapıldığını, Biliyor muydunuz? Plastik; cam, metal ve kağıttan daha kolay, daha az maliyetle ve doğaya daha az yük olarak dönüştürülebilir. PLASTIK DÜŞMANIMIZ DEĞIL… DÖNÜŞTÜRELIM. Hayat kurtaran ambulansta, serumda, can taşıyan kaplarda, çocuğumuzu koruyan kemerde, suyu taşıyan hortumda boruda, boyada, ayakkabıda, daha iyi yaşamamızı sağlayan hemen her şeyde plastik var… Plastik düşmanımız değil… Plastiğin doğada yeri yok, hayatımızda yeri çok… DÖNÜŞTÜRELIM… P

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

25


26

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152


PAGEV’DEN GÜNEY KORE’DEN İTHALATTA CEZA ALAN FİRMALARA MÜJDE!

SANAYICILERIN 100 MILYONLARCA DOLARLIK CEZA SORUNU ÇÖZÜLDÜ

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

27


Gümrüklerden Sorumlu Ticaret Bakan Yardımcısı Rıza Tuna Turagay

PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, Gümrüklerden Sorumlu Ticaret Bakan Yardımcısı, Rıza Tuna Turagay ile Güney Kore STA Anlaşmasına uyumsuzluk sorunu yaşayan firmalarla ilgili çözüm sürecinde gelinen son nokta ile alakalı bilgileri sunmuştu

Konuyu ilk günden itibaren takip eden ve sanayicinin sesi olan PAGEV, 100 milyonlarca doları geçen gümrük cezalarının kaldırılması noktasında köprü görevi gördü ve sorun çözüldü

T

ürkiye ile Güney Kore arasında Serbest Ticaret Anlaşması (STA) 2013 yılının Mayıs ayında imzalanmıştı. Hammadde ve nihai ürün ithal eden şirketler, anlaşma uyarınca bu tarihten itibaren Güney Kore menşeli malları düşük gümrük vergisi ile ithal ediyorlardı. Ancak Mayıs ayında Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğü tarafından Güney Kore’den ithalat yapan çeşitli firmalara menşe beyanı ve uyumsuzluk sebebiyle ek vergi ve cezalar kesilmeye başlandı. İthal edilen eşyaların Güney Kore menşeli olduğu yönünde hiçbir tereddüt olmadığını belirten

28

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

sanayiciler konu ile ilgili şikâyetlerini Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı’na (PAGEV) bildirdi. Konunun çözümü noktasında köprü görevi gören PAGEV, ilgili mercilerle iletişime geçerek çözüm önerilerini aktardı. Bu doğrultuda Gümrükler Genel Müdürü Mustafa Gümüş ile yapılan mevzuat çalışmalarının ardından Ticaret Bakanı Yardımcısı Rıza Tuna Turagay’a firmalara yeterli süre verilerek menşe beyanlarının sonradan tamamlattırılması yönündeki öneri iletildi. Bakanlığın Sanayinin sorununu çözmek için yaptığı çalışmalarda PAGEV’in çözüm önerisi kabul gördü ve

böylece firmalar ceza almaktan kurtuldu. Bakanlıkça yayınlanan konu ile ilgili talimat yazısında; Güney Kore’den direkt Türkiye’ye nakledilen mallarda, eksik olan Menşe Beyanı belgelerinin firmalar tarafından Gümrük Müdürlüklerine ibrazı Gümrük İdaresince söz konusu menşe beyanlarının Güney Kore makamları nezdinde sonradan kontrolünün yapılması, sonradan kontrol sonucunun olumlu olması halinde gümrük vergilerinin kaldırılması/geri verilmesi, henüz tahsil edilmemiş ceza kararlarının ise iptal edilmesinin uygun bulunduğu belirtildi.


Altı ay gibi kısa bir sürede sorunu çözüme kavuşturan PAGEV, firmaları zora sokan 100 milyonlarca dolarlık ceza sorununu ortadan kaldırmış oldu. Konu ile ilgili ilk günden bu yana yoğun mesai harcadıklarını belirten PAGEV Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu şunları söyledi; “Toplamda 100 milyonlarca doları geçen gümrük cezalarına maruz kalan sanayicilerimiz, bizimle irtibata geçerek sorunlarının kamuya doğru bir şekilde aktarılarak çözüm üretilmesi noktasında destek istediler. Sanayicilerimizden gelen şikâyetler doğrultusunda konuyu yakın takibe aldık ve gündeme taşıdık. Altı aydır takip ettiğimiz bu süreçte, birçok kişi umudunu kaybetse de biz asla inancımızı kaybetmedik ve konunun peşini bırakmadık. Ticaret Bakanımız Ruhsar Pekcan,

Ticaret Bakan Yardımcımız Rıza Tuna Turagay, Gümrükler Genel Müdürümüz Mustafa Gümüş ve Bakanlığın konu ile ilgili tüm bürokratlarıyla yoğun temaslarda bulunduk. Televizyonlarda, gazetelerde, radyolarda kamuoyu oluşturma çalışmalarımız ile sorunu Türkiye gündemine taşıdık. Takipçisi olduğumuz her konuda olduğu gibi altı aylık mücadelemizde inancımızı hiç kaybetmedik ve kararlılıkla sonuca odaklandık.” Türkiye için umutsuzluğa kapılmadan, yapıcı bir şekilde mücadele ederek ve doğruları anlaşılır ve makul bir biçimde kamuya anlatarak sonuç alınacağını bir kez daha gösterdiklerini söyleyen Yavuz Eroğlu: “Neticede çözüm için ortaya koyduğumuz öneri Bakanlığımızca kabul gördü. Böylece ceza alan

firmalarımızın evrakları Güney Kore makamlarınca sonradan kontrol yöntemi ile onaylanmak üzere ceza sorunu çözülmüş oldu. Ülkemiz adına çok olumlu bu gelişmenin bir parçası olmaktan çok mutluyuz. Bu vesileyle; Ticaret Bakanımız Sayın Ruhsar Pekcan’a, Bakan Yardımcımız Sayın Rıza Tuna Turagay’a, Gümrükler Genel Müdürümüz Sayın Mustafa Gümüş’e, Bakanlık bürokratlarımıza ve bu süreçte bizleri teknik bilgilerle destekleyen gümrük müşavirlerimize teşekkürlerimizi sunarız” dedi. Eroğlu son olarak; “PAGEV olarak Güney Kore Makamlarınca sonradan kontrol sürecinin hızlandırılması noktasında da hâlihazırda irtibatta olduğumuz Güney Koreli makamlarla işbirliğine devam edeceğiz” diyerek açıklamalarını bitirdi. P

Mayıs başından bu yana çalışmalarını sürdüren PAGEV Heyeti, nihai aşamaya gelmek için Gümrükler Genel Müdürü Mustafa Gümüş ile yaptığı görüşmede, Güney Kore İthalatında STA Cezaları konusundaki gelişmeleri paylaşmış ve çözüm önerilerini sunmuştu

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

29


PAGEV TÜRK PLASTİK ENDÜS TRİSİ KONGR ESİ’NİN 14.’SÜN Ü DÜZEN LİYOR

Türk Plastik Sektörü

T

Geri Dönüşüm ile büyüyecek

ürk plastik sektörü tüm engellemelere rağmen; 10 milyon tonluk üretim gücü ve 35 milyar dolarlık cirosu, 150 ülkeye yaptığı 12 milyar dolarlık ihracatı ve 250 bin kişilik istihdamı ile büyümeye devam ediyor. Plastikler çevre kirliliğinin ana sebebiymiş gibi gösterilerek koca bir sektör yok edilmeye çalışılıyor. Türk plastik sektörünün birleştirici gücü PAGEV, plastiklerle ilgili bu yanlış algıyı yok etmek için yoğun bir şekilde çalışıyor. Bu yıl 14.’sü düzenlenecek PAGEV Türk Plastik Endüstri Kongresi’nde, çevreyi korumanın en önemli formülü olan geri dönüşüm masaya yatırılacak. “İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Perspektifinden Geri Dönüşüm” ana temasıyla düzenlenecek Kongre’de uzman isimler geri dönüşümü A’dan Z’ye ele alacak. Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı’nın (PAGEV), bu yıl 14.’sünü düzenleyeceği “Türk Plastik Endüstri Kongresi” için geri sayım başladı. Sektörün en önemli buluşmalarından biri olan Kongre, 03 Aralık 2019 tarihinde Hilton Bomonti Otel’de düzenlenecek. Türkiye ve yurt dışından uzmanlar, sektör temsilcileri ve akademisyenler sektörün geleceğini geri dönüşüm çerçevesinden tartışacak. Tüm karalama kampanyalarına rağmen kullanım alanı her geçen gün artan plastikler, vazgeçilmez bir malzeme olmayı sürdürüyor.

30

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

Günümüzde üstün teknoloji ile geliştirilen plastikler ciddi oranda enerji tasarrufu sağlamasının yanı sıra iklim değişikliğinin en önemli nedeni olan sera gazı emisyonlarını da azaltıyor. Geri dönüşüm ise plastiklerden elde edilen faydayı artırma noktasında kilit rol oynuyor. Daha fazla geri dönüştürülmüş plastik, daha fazla ekonomik değer demek Kamusal sorumluluk, gelişen toplama sistemleri ve tüketicilerin bilinçlenmesi sayesinde geri dönüşümde önemli bir yol alınsa da gidilmesi gereken çok yol var. Daha fazla geri dönüşüm için ne gibi teknolojik yeniliklere ihtiyaç var? Döngüsel ekonomi yaratarak plastik atık problemini nasıl çözebiliriz? Plastikleri en hızlı nasıl sürdürülebilir bir malzeme haline dönüştürebiliriz? İşte tüm bu sorular ve daha fazlası 14. PAGEV Türk Plastik Endüstrisi Kongresi’nde cevap bulacak. Kongre; PAGEV Birinci Başkan Yardımcısı Ahmet Meriç, PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ÇED, İzin ve Denetim Genel Müdürü Ercan Gülay’ın açılış konuşmalarıyla başlayacak. Kongre’nin ilk oturumunda değerli bilgilerini paylaşacaklar isimler Erema CEO’su Manfred Hackl, Tomra Plastik Malzemeler ve Prosesleri Başkan Yardımcısı Dr. Harald Lehmann, Metin Bilgili Eğitim ve Danışmanlık Genel Müdürü Metin Bilgili, EuPC Genel Müdürü Alexander Dangis olacak.

İkinci oturumun konuşmacıları ise; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Sıfır Atık ve Atık İşleme Dairesi Başkanı Demirhan Küçük, Arçelik Çevre Yöneticisi Zeynep Özbek, Pepsico Sürdürülebilirlik & Dış İlişkiler Müdürü Gözde Morkoç Nikelay, REC Türkiye Kıdemli Danışmanı Onur Akpulat olacak. 14. PAGEV Türk Plastik Kongresi’nin öğleden sonraki oturumuna Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) Başkanı Celal Toprak moderatörlüğünde düzenlenecek “Sıfır Atık İçin Geri Dönüşüm” paneli damga vuracak. Panelde; TOBB Kimya Sanayi Meclis Başkanı Timur Erk, Tüketici Başvuru Merkezi Onursal Başkanı Aydın Ağaoğlu, Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Genel Sekreteri Birol Ekici, Değerlendirilebilir Atık Malzemeler Sanayicileri Derneği (TÜDAM) Yönetim Kurulu Başkanı Vedat Kılıç, TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Genel Başkanı Baran Bozoğlu, Sokak Atık Toplayıcıları Derneği Başkanı Recep Karaman, MTM Plastik Geri Dönüşüm Genel Koordinatörü Taha Mahserci ve Adanus Plastik Yönetim Kurulu Başkanı Bilal Nadir Gök sıfır atık için geri dönüşüm konusunu tüm yönleri ile ele alacaklar. PAGÇEV Ana Sponsorluğunda düzenlenecek organizasyonun diğer sponsorları ise; MTM, Türkiye Sanayi Meclisi, TÜDAM, SÜT-D, Türktay ve Recycling Industry Dergisi olacak. Organizasyonun medya sponsoru ise ChemOrbis olacak.


PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

31


Üretimde düşüş hız kesti

sektör dipten çıkış sinyali verdi 2019 ilk çeyrekte değerde yüzde 40, miktarda yüzde 36 gerileyen plastik mamul üretimi ilk yarıyı değerde yüzde 18, miktarda yüzde 11 azalışla kapatmıştı

T

ürk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) tarafından yayınlanan Ocak–Eylül 2019 Plastik Sektörü İzleme Raporu verilerine göre Ocak– Eylül 2019 döneminde plastik mamul üretimi bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla miktarda yüzde 5 azalışla 6,7 milyon tona, değerde ise yüzde 8 düşüş ile 23,6 milyar dolara geriledi.

32

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

2019 yılının 9 aylık döneminde 6,7 milyon tonluk toplam plastik mamul üretimi içinde yaklaşık 2,7 milyon ton ile plastik ambalaj malzemelerinin başı çektiği, plastik inşaat malzemeleri üretiminin ise 1,5 milyon ton ile plastik ambalaj malzemelerini takip ettiği görüldü. Plastik işleme makinaları sektöründe 2019 yılının 9 ayında 2018 yılının eş

dönemine kıyasla üretim yüzde 18, ithalat yüzde 39, ihracat yüzde 1 ve yurtiçi satışlar yüzde 34 geriledi. Plastik mamul iç pazar tüketimi 2019 yılının 9 aylık döneminde geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre; miktarda yüzde 5 azalışla 5,1 milyon tona, değerde yüzde 10 azalışla 21,9 milyar dolara düştü.


Plastiklerin doğada yeri yok, hayatımızda yeri çok

Eroğlu, plastiklerle ilgili yasaklama kararlarının sektöre zarar verdiğinin de altını çizdi ve şunları söyledi: “Ülke ekonomimize önemli katkılar sunan plastik sanayimizi yavaşlatacak hatta durma noktasına getirecek adımlar atmaktan kaçınmak gerekiyor. Yasaklamalarla ya da çevreye zararlı algısı oluşturularak “plastik düşmanlığı” yaratmak çok yanlış. Biz plastik sanayicileri olarak plastiklerin hayatımızda yeri çok, doğada yeri yok diyor; herkesi bilinçli tüketime ve geri dönüşüm zincirinin bir halkası olmaya davet ediyoruz. Altın değerinde olan plastik ambalajları denizlere, piknik alanlarına atanlar var. Bu

kesinlikle kabul edilemez. Hayat kurtaran ambulansta, serumda, çocuğumuzu koruyan kemerde, suyu taşıyan hortumda, boruda, boyada, ayakkabıda daha iyi yaşamamızı sağlayan hemen her şeyde plastik var. Plastik düşmanımız değil, kendini sürekli yenileyen bir malzeme. Böyle olduğu için de inovatif ürünlerle insanlığa fayda yaratmaya devam edecek. Bilinçli tüketmeli, doğaya bırakmamalı ve yeniden kullanma imkânı olmayan tüm ambalajlarımızı mutlaka geri dönüştürerek ekonomiye geri kazandırmalıyız. Türkiye neden dünyanın en büyük geri dönüşüm ve yeşil teknolojiler ülkesi olmasın”.

Sektörün ilk 9 aylık üretimi ise miktarda yüzde 5 azalışla 6,7 milyon tona, değerde yüzde 8 düşüş ile 23,6 milyar dolara geriledi. Plastik mamul üretim rakamları yılın son çeyreği için dipten çıkış sinyalleri verdi Ocak–Eylül 2019 döneminde plastik mamul ihracatı miktarda yüzde 10 artışla 1,4 milyon ton, değerde ise yüzde 3 yükselişle 3,5 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu dönemde sektörün en büyük ihracat pazarları Irak, Almanya, İngiltere, İsrail ve Romanya oldu. Aynı dönemde ithalatta öne çıkan ülkeler; Almanya, Çin, İtalya, Fransa ve G. Kore olurken, plastik mamul ithalatı miktarda yüzde azalışla 414 bin ton ve değerde yüzde 14 gerileme ile 1,8 milyar dolar olarak gerçekleşti. Ocak – Eylül 2019 döneminde 5,2 milyon ton ve 6,9 milyar dolarlık plastik hammadde ithalatı yapıldı. Bu dönemde yerli hammadde

üretimi ise 761 bin ton seviyesinde kaldı. Plastik mamul sektöründe 2019 yılının dokuz aylık döneminde miktarda yüzde19 artışla 1,013 milyon ton ve değerde yüzde 32 yükselişle 1,6 milyar dolar dış ticaret fazlası verildi. DİPTEN ÇIKIŞ UMUDU Türkiye plastik sektörünün dokuz aylık performansını değerlendiren PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu şunları söyledi: “Gıdadan sağlığa, inşaattan otomotive, kozmetikten tekstile kadar birçok sektörün ana girdi malzemesi olan plastik sektöründeki gelişmeler tüm bu sektörlerin içinde olduğu durum ile ilgili de fikir veriyor. Elde ettiğimiz

yeni veriler sektörümüzdeki gerilemenin yavaşladığını gösteriyor. Bu da dipten yukarıya dönüş için umut demek” dedi. ÜRETİMDEKİ TOPARLANMA SİNYALLERİNİN YATIRIMLARA DA YANSIR Eroğlu, plastik mamul üretimindeki olumlu havanın makine ekipman yatırımlarında görülmediğini belirterek, “Makine ekipman yatırımları maalesef geçtiğimiz yılın aynı döneminin yüzde 34 altında seyrediyor. Umarız plastik mamul üretimindeki toparlanma sinyalleri yeni yatırımları beraberinde getirir ve makine ekipman yatırımlarındaki düşüşü de yavaşlatır” diye konuştu. P

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 146 152

33 33


KİŞİYE 250 BİN M İSTİHDA N SAĞLAYA DE SEKTÖR ÜYÜK SIKINTI B

Plastik makine yatırımları

9 ayda yüzde 34 azaldı

34

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152


Plastik sektörü alarm veriyor, üretimden sonra makine ve teçhizat yatırımlarında da gerileme gözleniyor. Dünyada 6’ncı, Avrupa’da 2’nci en büyük üretici olduğumuz plastik sanayinde daralma devam ediyor PAGEV, hazırladığı kapsamlı raporlarla sektörün nabzını tutuyor. PAGEV son olarak yayınladığı Türk plastik İşleme Makineleri Sektör İzleme Raporu’nda 2019 yılının tamamı ve 2020 yılına dair önemli veriler ortaya koydu. Rapora göre, plastik sektörünün 2019 yılının Ocak-Eylül 2019 dönemi makine ve teçhizat yatırımları 2018 yılının aynı dönemine kıyasla yüzde 34 azalarak 521 milyon dolara geriledi. Sektör, geçen senenin dokuz aylık döneminde makine ve teçhizata 785 milyon dolarlık yatırım yapmıştı. 2019’un dokuz aylık dönemindeki plastik makine yatırımlarının yüzde 48’ini presler ve diğer makineler, yüzde 17’sini aksam ve parçalar, yüzde 16’sını enjeksiyon, yüzde 12’sini ekstrüzyon, yüzde 5’ini termoform makineleri ve yüzde 2’sini ise şişirme makineleri oluşturdu. Makine ve teçhizat yatırımlarındaki gerilemenin yılın

geri kalanında da devam edeceği tahmin ediliyor. PLASTİK İŞLEME MAKİNELERİ ÜRETİMİ YÜZDE 18 GERİLEDİ 2018 yılının dokuz aylık dönemindeki 459 milyon dolar olan plastik işleme makineleri üretimi ise 2019 yılının aynı döneminde 377 milyon dolar olarak gerçekleşti ve geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 18 oranında geriledi. Bu dönemdeki plastik işleme makineleri üretiminden; presler ve diğer makineler yüzde 47, aksam ve parçalar yüzde 22, ekstrüzyon makineleri yüzde 14, enjeksiyon makineleri yüzde 7, termoform makineleri yüzde 9, şişirme makineleri ise yüzde 1’lik pay aldı. Makine üretiminde yüzde 18 gerileme gerçekleşen 2019 OcakEylül aylarında ithalatta da keskin bir düşüş yaşandı. Yılın dokuz aylık döneminde 290 milyon dolarlık plastik işleme makineleri ithalatı

yapılırken 2018 yılının eş dönemine göre ithalat yüzde 39 azaldı. Bu dönemde en fazla ithalat yapılan ilk 10 ülke; Almanya, Çin, İtalya, Japonya, Avusturya, Tayvan, Fransa, İsviçre, Güney Kore ve ABD oldu. İthalattaki düşüşün etkisiyle dış ticaret açığı da yüzde 56 gerileyerek 144 milyon dolara indi. Ocak – Eylül 2019 döneminde plastik işleme makineleri ihracatı ise 2018 yılının aynı dönemi ile karşılaştırıldığında yüzde 1 azalışla 146 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Plastik işleme makineleri ile bunların aksam ve parçalarının ortalama birim ihraç fiyatı 2019 yılının dokuz aylık döneminde kilogram başına 11,9 dolar olurken 2018 yılına kıyasla yüzde 6 arttı. Söz konusu dönemde plastik işleme makinası ihraç ettiğimiz ilk 10 ülke; Rusya, Hindistan, Cezayir, İspanya, Almanya, Bulgaristan, İran, Irak, Özbekistan ve Mısır olarak sıralandı.

Plastik işleme makineleri sektörünün temel sorunları PAGEV raporunda plastik işleme makineleri sektörünün başlıca sorunlarına da değinildi. Makine imalat sanayinde yaşanan sıkıntıların plastik işleme makineleri sektörü açısından da geçerli olduğunun altı çizilerek sektör özelindeki sorunlar şu şekilde belirtildi. Türkiye, plastik işleme makinelerine çok ciddi yatırım yapan bir plastik sektörüne sahiptir. Türkiye, bu alanda dünyanın en önemli pazarlarından biri olmasına rağmen pazarın yaklaşık yüzde 70’ine ithal makineler hakimdir. Sektörde ciddi bir yer sorunu bulunmaktadır. Makine ve aksam üreticileri genelde fiziksel olarak küçük ve yetersiz mekanlarda faaliyetlerini sürdürmektedir. Daha büyük yerlere geçmek istediklerinde zaten kısıtlı olan işletme sermayelerini yüksek rant içeren toprağa gömmeleri

gerekmektedir. Sektör acil olarak organize ve ranttan uzak sanayi arsasına ihtiyaç duymaktadır. Bu konudaki ihtiyaç Ortaçağ’daki derebeylik sistemi gibi rant üzerine yürüyen yeni model bazı organize sanayi bölgeleri oluşmasına ortam yaratmıştır. Türkiye plastik işleme makineleri dış ticaretinde net ithalatçıdır ve ihraç edilen makinaların birim fiyatları yüksek katma değer sağlamaktan uzaktır. Sektörde AR-GE, ÜR-GE, endüstriyel tasarım ve ürün geliştirme konularında çalışmalar yetersizdir. Sektörde patent, tescilli marka yatırımları yapılmamaktadır veya yeterli oranda değildir. Sektörün uluslararası teknik mevzuata uyumu yetersizdir. Sektördeki firmaların öz kaynakları ve işletme sermayeleri yetersizdir. Enerji maliyetleri yüksektir.

Sektörün pazarlama ve müşteri ilişkileri yönetimi konularında gelişime ihtiyacı vardır. Makine ihraç edilen ülkelerde Türk Makine Üreticisi KOBİ’lerinin müşterilerine ortak teknik servis sağlayacağı işbirliklerine gidilmelidir. Bunun için gerekli finansman konusunda İhracatçı Birliği kaynakları seferber edilmelidir. Yerli olarak üretilen makinelerin kamuda alımı sadece yüzde 15’tir. Kamuda yerli olarak üretilen makinelerin alımı artırılmalı gerekiyorsa zorunlu olmalıdır. Haksız rekabetin önüne geçilebilmesi için piyasa gözetim ve denetiminin daha etkin olması gerekmektedir. Plastik Makine ve Ekipmanları konusunda uzmanlaşmış sivil toplum kuruluşlarıyla kamu işbirliklerinin arttırılması gerekmektedir. PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

35


PAGEV Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu, ülke ekonomisine 35 milyar dolarlık katma değer ve 250 binden fazla kişiye istihdam yaratan plastik sanayinin geleceğini gösteren makina ve teçhizat yatırımlarındaki düşüşün devam ettiğini belirterek şunları söyledi: “Plastik makine sektörü yatırımları, sektörün geleceğini göstermesi açısından çok önemlidir. Verimli teknolojiler kullanmalı ve üretmeliyiz ki rekabetçi olalım. Plastikler ekonomik olmasının yanı sıra hafif ve esnek yapısı ile kısa zamanda hayatımızın vazgeçilmez bir parçası oldu. İpekten yumuşak, çelikten sert tipleriyle hayatımızı kolaylaştıran birçok ürüne dönüştüler. Tüm bu özellikleriyle beklentilerin üzerinde büyüyen sektörümüz, bilinçsiz tüketim alışkanlıkları ve geri dönüşümdeki yetersizlikler öne sürülerek yavaşlatılmaya çalışılıyor. Plastiklerin doğaya atılması kabul edilemez ama hayatımızda plastikler kadar iş gören daha iyi bir alternatif de yok. Türkiye plastik sektörü 34 milyar dolarlık üretim kapasitesi ile Avrupa’nın ikinci, dünyanın 6. büyük plastik mamul üreticisi konumunda bulunuyor. 250.000 kişiye doğrudan iş sağlayan bir sektör 12 milyar dolarlık ihracata imza atıyor. Bir malzemeyi değerlendirirken akıl

36

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 150

ve bilim ışığında değerlendirme yapmak ve döngüsel ekonomideki yerine bakmak gerekiyor. Popülist söylemler ve kararlar sanayimize ve ülke ekonomisine çok büyük zarar veriyor” dedi. Plastik işleme makineleri sektörünün başlıca sorunlarına da değinen PAGEV Başkanı Eroğlu: “Makine yatırım malı olduğu için ülke imajı çok büyük önem taşıyor. Türkiye’nin imajını ne kadar yukarıya çıkarırsak makine satışlarımızı da o oranda artırabiliriz. Fakat ne yazık ki 15 Temmuz ve sonrasında yaşanan ekonomik türbülans bunu zorlaştırıyor. Güven kaybı satışları düşürürken yurt dışı bankalar da leasing sözleşmelerinde sorun çıkarıyor. Bazı makine üreticilerinin ülkemizin yurt dışında yaşadığı imaj sorunu nedeniyle montaj hatlarını Almanya’ya taşımaya başladıklarını görüyoruz ki bu Türkiye açısından istihdam kaybı anlamına geliyor. Gerek kamu gerekse de her birimiz Türkiye’nin imajının savunucuları olarak elbirliğiyle bu imajı daha yukarı taşımak için çalışmalarımızı arttırmamız gerekiyor. Sektörün en büyük sorunlarından biri de şehirlerin hızla büyümesi nedeniyle üreticinin şehirlere sıkışıp kalması. Makine sanayinin büyümesini desteklemek için makine üretimini

büyükşehirler dışına taşıyacak ranttan uzak organize sanayi bölgelerinin oluşturulması konusunda adımlar atılması gerekiyor. Makine ve teçhizat yatırımlarında bir diğer önemli sorun ise yüksek elektrik maliyetleri. Teknoloji demek enerji kullanımı demek. Üzülerek belirtmeliyim ki ülkemizde sanayi için uygulanan yüksek elektrik fiyatları yatırımcıları başka ülkelere kaçırıyor” dedi. BARDAĞIN DOLU TARAFI BOŞ TARAFI GEÇSİN DİYE ÇALIŞIYORUZ Olumlu bir bakış açısıyla bardağın dolu tarafına bakıldığında ise hacim olarak küçük olmakla birlikte Türkiye’nin thermoform makineleri üretiminde çok iyi bir noktada olduğunu söyleyen Eroğlu; “Thermoform makineleri üretiminde dünya genelinde 9. sıradayız. Bu alanda sadece 10 senede çok hızlı yol kat eden Türkiye plastik sanayimiz için bu bir başarı öyküsüdür. Firmalarımız bu alandaki teknolojileri yakından takip edip üretimlerine entegre ederek başta Avrupa olmak üzere dünyanın pek çok pazarında lider durumuna geçti. Biz bardağının dolu kısmının boş kısmına galip gelmesi için tüm gayretimizle çalışmalarımıza devam edeceğiz” diyerek açıklamalarını bitirdi. P


Plastik ve Ambalaj Teknolojisinde

Yaratıcı Çözümler

t-max, Tepro Makine’nin Tescilli Markasıdır.

+90 212 549 70 76

İkitelli OSB. ESKOOP Sanayi Sitesi C6 Blok No:327 34306 Başakşehir / İSTANBUL

www.t-max.com.tr PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

37


Türk Plastik Sektörü

TÜRKIYE ABD’NIN YAPTIĞI N E ’D IN Ç R 44 MILYA IK DOLARL A TALIP ITHALAT

ABD’yi radarına aldı

ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşı devam ediyor. Trump, Çin’den aldığı pek çok ürün kalemi için alternatif ülke arayışını sürdürüyor. Söz konusu ürünlerin başında ise plastikler geliyor

A

BD ekonomisi Trump yönetiminin yerli üretimi teşvik edici önlemleri ile birlikte yeniden ivme kazansa da üretim noktasında eksik kaldığı ürünlerde ithalatta bağımlılığı devam ediyor. Bu ürünlerin başında da plastik geliyor. İhtiyaç duyduğu plastik ürünlerin büyük çoğunluğunu Çin’den alan ABD, ticaret savaşlarının ardından alternatif ülke arayışına girmiş durumda. ABD’nin Çin’den yaptığı 44 milyar dolarlık plastik mamul ithalatı Türk plastik sanayicilerinin iştahını kabartıyor. Dünyanın en büyük altıncı Avrupa’nın en büyük ikinci plastik üreticisi konumunda bulunan Türk sanayicisi, Çin’den boşalacak ABD pazarını başka ülkelere kaptırmama konusunda kararlı… ABD – Çin ticaret savaşının sonucu

38

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

olarak ABD’nin Çin’den yaptığı ithalatın Türkiye gibi ülkelere yöneleceğini ve ABD pazarının Türkiye için büyük bir potansiyel ihracat pazarına dönüşeceğini belirten Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) Başkanı Yavuz Eroğlu, şunları söyledi: “ABD fırsatını çok iyi değerlendirmemiz gerekiyor. ABD’nin plastik mamul ihracatından Türkiye’nin aldığı pay sadece yüzde 0,02 seviyesinde. Oysa Türkiye plastik sektörü olarak bu rakamı yukarıya taşıma ve ABD – Çin ticaret savaşı nedeniyle ortaya çıkacak büyük ABD pazarına yönelik ihracat potansiyelini; altyapımız, üretim kabiliyetimiz ve teknolojimiz ile karşılayabilecek güce sahibiz. Söz konusu kapının

açılması daha yüksek fiyatlarla ihracat, daha yüksek ciro ve katma değer demek. Aynı zamanda sanayicilerimiz teknolojilerini geliştirerek yüksek katma değerli üretime yönelebilecek ve istihdam kapasitelerini artırabilecek. Böylece sektörümüzün ülke ekonomisine verdiği katkı artacak, ülkemizin işsizlik ve dış ticaret açığı sorunu büyük ölçüde çözüme kavuşmuş olacaktır. Yakın gelecekte bitmek üzere olan SOCAR yatırımı ve yeni başlayacak Yumurtalık Polimer Vadisi projeleri de bir fırsat olarak karşımızda duruyor. Söz konusu projeler, Türkiye plastik sektörümüzün hammadde ihtiyacını önemli ölçüde karşılayacak, orta ve yüksek teknoloji plastik mamullerin üretim ve ihracatına önemli bir altyapı oluşturacak.”


ABD’nin geçtiğimiz yıl Çin’den yaptığı 44 milyar dolarlık plastik mamul ithalatının Türkiye’ye kaymasının sektörün üretim kapasitesini önemli ölçüde artıracağını söyleyen Eroğlu; “AB ülkelerinin tersine Çin’in yıkıcı etkisi ile mücadele etmeye çalışan ABD’de plastik sektörüne yönelik herhangi bir kısıtlama söz konusu

değil. Dolayısıyla bu durum bizim için bir avantaj. Dünyanın en büyük plastik ürün kullanıcısı olan ABD, Türkiye için çok cazip bir pazar konumunda. Çin şu an ABD’nin 260 milyar dolarlık plastik mamul ithalatında yüzde 44 ile aslan payını elinde tutsa da değişen koşullarda bunu sürdürmesi mümkün görünmüyor.

ABD pazarında Çin’in boşluğunu Türkiye gerek büyüklüğü gerekse de fiyat avantajı ile doldurabilecek en ideal ülke konumunda bulunuyor. PAGEV olarak konu ile ilgili çalışmalarımızı ABD’deki ilgili meslek örgütleriyle dirsek temasında yürütüyoruz. ABD kapısını zorlamaya ve Çin’in yerini almaya kararlıyız” dedi. P

“ Türkiye’nin ABD’ye İhraç Potansiyeli Büyük Olan 10 Ürün

PAGEV’in, ABD’deki ilgili meslek örgütleriyle dirsek temasında olduğunu söyleyen Eroğlu, bu süreci kolaylaştıracak çalışmalar yürüttüklerini dile getirdi

PAGEV Başkanı Eroğlu: “Türkiye ile ABD arasındaki ticaret hacminin 20 milyar dolardan 100 milyar dolara çıkarılması hedefleniyor

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

39


Şirketler dünyasının nabzı yüksek

Türkiye’de şirketlerin nabzı oldukça yüksek. Her iki saatte bir şirket konkordato ilan etti, iflaslar da yüzde 40 arttı

A

lacak yönetimi şirketi CRIF, 200’ün üzerinde ülkeden 300 milyon firmanın yer aldığı veri tabanına sahip. CRIF Türkiye’nin de 1.5 milyon ticari firmadan oluşan veri tabanı var. Başka bir ifade ile reel sektörde 1.5 milyon şirketin izini takip ediyor, 150 bin şirketi ise aktif olarak izliyor; aylık 6 bin firma raporu hazırlıyor. Faaliyet konusu itibarıyla ekonominin, ticaret

40

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

hayatının nabzını tutmaya yarayacak veriler sunan bir şirket. Geçtiğimiz günlerde resmi twitter hesabında çok çarpıcı bir tablo yayınlandı. CRIF’ın Ticaret Sicil Gazetesi’nin verilerinden derlediği rapor, şirketler dünyasında neler olup bittiğini yansıtıyor. Bu yılın ilk sekiz ayını yansıtan bu tablo, 2018 ve 2017 ile karşılaştırıldığında nasıl bir trend gösteriyor? İflaslar, konkordatolar artıyor

mu azalıyor mu? Kuruluşlar, birleşmeler, sermaye artırımları nasıl seyrediyor? Tablo sonuç olarak ticaret hayatı, canlılığı bakımından ne söylüyor? Maslak’taki merkez ofisinde CRIF Türkiye Ülke Müdürü Selim Tezel ile bunlar üzerine konuştuk. Tezel’in açıklamalarından önce yukardaki tablonun başka bir tercümesi ile önceki yıllar aynı dönem neler olduğuna ilişkin verileri paylaşayım


2018’de her sekiz saatte bir şirket (toplamda 917) konkordato ilan etmişti. Bu tabloya bakınca 2018’den 2019’a Selim Tezel konkordato ilanlarında dört katlık bir artış olduğu görülüyor. TASFİYELER SAKİN İFLASLARDA %40 ARTIŞ Tasfiye rakamlarında küçük bir artış var. 2018’de her 41 dakikada, 2017’de ise her 44 dakikada bir şirket tasfiyesi olmuş. Bu yıl 40 dakikada bir tasfiye oluyor. İflaslarda durum biraz farklı. 2017’de ortalama ayda 47 şirket iflası olmuş. 2018 yılında bu rakam 48. Bu yıl ilk sekiz ay itibarıyla aylık ortalama iflas sayısı 68. Yani iflaslarda yüzde 40 artış olduğu gözlemleniyor.

Unvan değişikliğinde artış var. Önceki yıllar 25 dakikada bir şirket unvan değişikliğini tescil ettirmiş. Bu yıl 28 dakikada bir değişiklik oluyor. Yönetici değiştirme sıklığında değişiklik yok. Hisse ortak değişimi çok az yavaşlamış. Eskiden altı dakikada bir şirkette, hisse-ortak değişikliği olurken şimdi yedi dakikada bir oluyor. Adres değişikliği, birleşmelerde çok küçük farklılıklar var. 2017 ve 2018’de her 16 dakikada bir şirkette sermaye artışı tescil ettirilmiş. 2019 itibarıyla 21 dakikada bir yapılıyor. Sermaye artışlarında yavaşlama olduğu söylenebilir. GÜNDE 12 ŞİRKET KONKORDATO İLAN EDİYOR Bu yıl ilk sekiz ayda her iki saatte bir şirket (toplamda 2 bin 880) konkordato ilan etmiş. Trend devam ederse yıl sonunda rakam 4 bin civarını bulacak.

ŞİRKET KURULUŞLARINDA %10 AZALMA İlk 8 ayda dört dakikada bir şirket kuruldu. Böyle devam ederse bu yıl 131 bin 400 şirket kurulacak. Aylık ortalama 11 bine geliyor. 2018 ve 2017’de bu rakam 12 bine yakın. Kuruluşlarda % 10’a yakın bir azalmadan söz edilebilir. ŞİRKETLER YÖNETME DENEYİMİNİ ORTAYA KOYABİLİYOR Verilerin Ticaret Sicil kayıtlarından CRIF’in yaptığı detaylı analizler sonucunda elde edildiğini belirten Ülke Müdürü Selim Tezel, şu değerlendirmeyi yaptı: “20162019 dönemini kıyasladığımızda şirketlerin eko sisteminde niteliksel anlamda bir farklılaşma olmadığını gözlemliyoruz. Bu dönemde tasfiye, iflas tarafında dalgalanma olduğunu görüyoruz. 2016’da bir miktar artış var ancak çok sert bir durum söz konusu değil. Makroekonomide yaşanan

sıkıntılara rağmen şirketlerin, bu dönemi etkin bir şekilde yönetme deneyimini ortaya koyabildiklerini, risk yönetimini etkin yapabildiklerini gösteriyor. Buna rağmen şirket iflaslarında bir artış trendi söz konusu. 20172018 yıllarında aylık ortalama iflas eden ve tasfiye süreci tamamlanan şirket sayısının 2019’da arttığını görüyoruz. Aynı şekilde ekonomik büyümenin güçlü olduğu zamanlarda ayda 13 binin üzerinde şirket kurulurken, son yıllarda yeni şirket kuruluşunun gerilediğini görüyoruz. 2017-2018 yıllarında aylık 12 bin civarında şirket kurulurken, 2019 yılında aylık ortalama 10 bin seviyesine geriledi. Hükümet yeni programda 2020 için yüzde 5 büyüme hedefi belirledi. Büyümede yeni bir hikaye yaratabilirsek, şirketler açısından da iyileşmeler söz konusu olacak.” Tezel’in böyle dönemlerde şirketlerin ne yapması gerektiği konusundaki önerileri de şöyle oldu: “Müşterilerimize kendi havuzlarını daha sık güncellemelerini ve alacak yönetimini daha dikkatli yapmalarını öneriyoruz. Çünkü hala likit kalmak ve nakdi yönetmenin öneminin arttığı bir dönemdeyiz. Bu anlamda etkin alacak yönetimi çok önemli. Türk iş dünyasının veri odaklı olma dönüşümü sürüyor. Gözlemimiz şu: Bilgi, işletmelerin sahip olduğu en değerli üretim faktörü. Rekabet üstünlüğü yaratmak için bilginin sistematik ve planlı bir şekilde oluşturulması, sürekli olarak yenilenmesi ve kullanılmasının önemi de arttı. Veri odaklı (data driven) hareket etmek çok daha hayati bir anlam taşıyor.”P

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

41


42

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152


DEV MARKALAR K FUARI’NA AKIN ETTİ

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

43


PAGEV Heyeti K Fuarı’ndaydı Türk firmalar büyük ilgi gördü

Ü

ç yılda bir düzenlenen ve dünyanın en önemli plastik ve kauçuk fuarı olarak öne çıkan “K 2019”, 16–23 Ekim 2019 tarihleri arasında Almanya’nın Düesseldorf şehrinde düzenlendi. Toplam 63 ülkeden 3 bin 340 katılımcı firmanın yer aldığı K 2019, 250 bin ziyaretçiyi ağırladı. Türkiye 152 firma ile katıldığı fuarda bu yıl Almanya, Çin ve İtalya’dan sonra katılımcı firma sayısı bakımından 4’üncü sırada yer aldık 175 bin metrekare alanda ve 17 holde düzenlenen K 2019’da Türk ürünleri yoğun ilgi gördü. Katılımcı firmalar, 2 ayrı holde plastik makine ve aksamları ile plastik hammadde ürünlerini tanıttı. PAGEV heyeti, her zaman olduğu gibi Türkiye’den en geniş katılımlı heyet olması ile dikkat çekti. PAGEV aracılığıyla fuara katılan firmalarımız gerek tanıtım çalışmaları gerekse işbirlikleri noktasında önemli avantajlar yakaladılar. PAGEV’in 200’e yakın katılımcı ile gerçekleştirdiği heyet

44

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

ziyaretleri ve grup işi işbirliğini arttıran “Tanışma Yemekleri”nde firma temsilcileri bir yandan fuar yorgunluğunu atarken diğer yandan birbirlerini ve PAGEV hizmetlerini daha yakından tanıma şansına sahip oldu PAGEV EĞİTİMİ DESTEKLEMEYİ SÜRDÜRÜYOR Plastik sektörünün gelişimine yönelik üretimden ihracata, sektörel sorunların çözümü için projeler geliştirilmesinden çevreye kadar pek çok çalışma yürüten PAGEV, eğitim alanında yaptığı çalışmalarıyla da fark yaratıyor. Gebze ve Küçükçekmece’de PAGEV Endüstri Meslek Liseleri kurarak sektöre nitelikli iş gücü yaratan PAGEV, bu okullardan mezun olan gençlere de plastik sektöründe iş imkânı sunuyor. Mesleki eğitime verdiği katkıyı kendi okullarıyla sınırlı tutmayan PAGEV, yurt genelinde plastik eğitimi veren tüm okul ve kurumlarla dirsek temasında çalışmalar yürütüyor. PAGEV’in

eğitim anlamındaki iş birlikleri kapsamında 2018 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Teknik Bilimler Meslek Yüksek Okulu Lastik ve Plastik Teknolojisi Bölümü ile protokol imzalandı. Protokol ile PAGEV Endüstri Meslek Liselerindeki son teknoloji ile donatılmış atölyeler İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Teknik Bilimler Meslek Yüksek Okulu Lastik ve Plastik Teknolojisi Bölümü öğrencilerinin eğitimine açılmış oldu. PAGEV MTAL’lerin atölyelerinde pratik yapma şansı yakalayan MYO öğrencileri aynı zamanda sanayicilerle bir araya gelme fırsatı da buldu. PAGEV üyesi sanayiciler ve yine PAGEV’e bağlı çalışan plastik alanında uzman isimler protokol kapsamında İstanbul Üniversite’sinde derslere katılarak bilgi birikimlerini öğrencilere aktardı. Bu bir yıllık eğitim programı sonunda öğrencilere mesleki yeterliliklerini belgeledikleri başarı sertifikaları PAGEV tarafından verildi.


En başarılı öğrenciler fuarla ödüllendirildi İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Teknik Bilimler Meslek Yüksek Okulu Lastik ve Plastik Teknolojisi Bölümü’nü ve protokol kapsamında PAGEV’in bu bölümde verdiği eğitimleri en yüksek başarı notuyla tamamlayan Zeynep Ece Er ve Büşra Elkün, Almanya’ya götürülerek K Fuarı ile ödüllendirildi. K Fuarı gezisinde öğrencilere Gebze PAGEV

Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Okul Müdür Muhammet Erbaş ve İstanbul Üniversitesi Plastik Bölümü Öğretim Üyesi Meryem Demir eşlik etti. Dünyanın en büyük plastik fuarı olarak anılan K Fuarı, öğrencilerin sektörü daha yakından tanımasını ve dünyadaki gelişmeleri yerinde görmesini sağladı. PAGEV’in misafirleri olarak K Fuarı’nı ziyaret eden öğrencilere

PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu ile söz konusu protokolün hayata geçirilmesinde öncü rol oynayan PAGEV Eğitimden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Eren Ünlü eşlik etti. Fuara katılan öğrencilere yakın ilgi gösteren plastik sanayicileri, sektörün en önemli problemi olan nitelikli eleman sorununun çözümü noktasında atılan adımlar için PAGEV’e teşekkür ettiler. P

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

45


46

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152


PAGEV DANIŞMA KURULU ÜYESİ

METİN BİLGİLİ’NİN GÖZÜNDEN DUSSELDORF K FUARI 2019

K

Fuarı’na gitmeden önce fuara ait internet sayfasındaki programı kullanarak ziyaret edilecek standların salon ve stand numaralarını çıkararak harita üzerinde işaretlemenizi öneririm. Bu internet uygulaması çok kullanışlı ancak K Fuar alanında internet sağlayıcıları çok iyi olmadığı için salon haritalarının çıktılarını alıp üzerinde işaretlemek yada fuar alanında bulunan guide book sayfalarını kullanarak plan yapmanızı öneririm. Yoksa gezi parkuru üzerinde gereksiniminiz olmayan yerlere de uğrayarak fuar günlerini ve saatlerini efektif kullanamayabilirsiniz. Stand numaralarını işaretledikten sonra yanlarına görüşme yapacağınız kişilerin isimlerini yazmanızda faydalı olabilir. Önemli gördüğünüz konularla ilgili fuar öncesi toplantı saatini belirlemenizde çok büyük yarar sağlar. K Fuarı organizasyonu olarak turları kullanmakta büyük yarar var. Fuar alanına gidiş geliş, uçak, vize, otel gibi konular turlar tarafından organize ediliyor. Ben bu fuara PAGEV organizasyonu ile katıldım herşey mükemmeldi. Fuar planımı 113 standa 4 gün içinde uğramak şeklinde planlamıştım. Tabii ki farklı standlarında eklenmesi ile stand sayısı 125’e ulaştı. Sabah saat 10’da başlayıp akşam saat 18’e kadar süren 4 günlük zaman tam kullanılırsa her standa ortalama 15’er dk düşüyor. Tabiiki günde attığınız adım sayısı 25.000

rakamına çıkıyor. Bu arada ayak numaranız 1 numara büyüyor. Rahat ayakabı ile fuarın gezilmesi oldukça faydalı oluyor. Fuar biletleri günlük yada 3 günlük alınabiliyor. Günlük 75€ 3 günlük 155 €. Bu fiyatın içinde şehir içinde yapacağınız public ulaşımlar dahil. Fuar alanında yemek için restaurantlar olduğu gibi açık alanlardada fish&cips tarzı fastfood türleri de mevcut. Fuar alanında gezerken kesinlikle elinizde genel bir fuar haritası olması gerekir. Bazı salonlar içerden geçiliyor bazıları dışarı çıkarak açık havadan geçiliyor. Aksi halde açık havadan kolayca gececeğiniz bir salon için çok fazla yol katedebilirsiniz. Yanınızda küçük bir şemsiye olması da faydalı olur. Genel olarak K Fuarı’na dair izlenimlerimi şu şekilde

paylaşabilirim. 1-Fuar’da Türk katılımcı ve ziyaretci sayısında 2019 yılında oldukça artış gözlemleniyor. 2-Endüstri 4.0 , IIOT ,Augmented Reality konuşulacak firmalar var. 3-Büyük Enjeksiyon makinesi üreticileri Euromap 63 ve 77’ye göre hazırlıklarını yapmışlar ve yapıyorlar ancak bazı Uzakdoğu üreticilerinin henüz tam hazır olmadığı söylenebilir. 4-Otomotiv sektörüne yönelik hammadde, metal replacement, dekorasyon, kompozit teknolojiler ön plana çıkıyor. 5-Kalıp sektörüne hizmet veren firmalar oldukça innovative ürünler sergiliyorlar. 6- Geri dönüşüme yönelik çalışmalar dikkat çekiyor. 7-PLA malzemenin yükselişini gözlemliyoruz.

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 150 152

47


Hammadde Sektörü ASAHI KASEI Asahi Kasei Geleceğin mobil dünyasına hazırlanıyor.Otomobilerde plastic kullanımının artması sensörlerin yoğun kullanımı ile konsept bir aracı standında segiliyor. Etkileyici bir arac tasarımı ile ziyaretçilerin karşısına çıkıyor. PET malzemesi çok katlı mikro fiber ile güçlendirilerek darbe mukavemetinin diğer malzemelere göre artırıldığı parçalar üretilmiş. CNF Hybrid kompozit malzeme denemelerini dış

TOTAL: Total firması Corbion ile birleşerek Bioplastik profiline PLA(Polylacticacid) malzemesini ön plana çıkarıyor. Düşük karbon ayak izi,doğada çözünebilen compost haline getirebilen plastic türleri kullanıma girmiş WELSS: Wells firmasından Mr Carl Birch ile daha önce uzun süre antimikrobik ajanlar üzerinde yaptığımız çalışmaları konuştuk.

48

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

trim parçalarda deniyor. Tekerlek civarındaki darbe dayanımı gerektiren yerlerde denenmiş. Göğüs kısmında meraklıları için motor sesi veren bir audio konulmuş. Karbondioksit sensoru bulunuyor.İç kısmı kokpit havasını veriyor. Hafif plastic parça kavramı öne çıkarılmış. 3D ile üretilen kumaşlar kullanılmış. Ben aslında ön camda gece görüşünü kızılötesi gibi teknolojilerle gösteren teknoloji bekliyorum.


ve patentlerinin kendilerinde olduğu malzemeler konusunda bilgi aldık. Metal replacement konularında % 60’a kadar cam elyaflı hammadde türlerini inceledik. Intelligent Solutions for Industrial Life & Industrial Solutions for E-Mobility başlıkları altında dev ekranda sunumları izledik.

LYONDELLBASELL:

ALBIS:

LG:

DİĞER:

Albis firmasından Sayın Kağan Verçin ile firmanın yeniliklerini konuştuk. Akıllı eldivenler, ışık teknolojileri ile ilgili yenilikler, takılıp sökülebilen ayakkabı topukları gibi önemli gelişmeleri inceledik.140 gr’dan 90 gr’a düşürülen ancak elastikiyet modülü değişmeyen parçaları inceledik. ALBIS firmasının innovative ürünlerinden bazıları yukarıda fotoğraflarını çektiğim haliyle görülüyor.

LG plastik üreticisi otomotivde kullanılan plastic parçaların artoışı için ürettiği malzemeleri geleceğin araç tasarımı üzerinde sergiliyor.

Hammadde üreticilerinin standlarında genellikle araçlar öne çıkarılmış ve plastiğin kullanımının artışı vurgulanıyor. Solda görülen mavi araç Senplast firması tarafından kaportası plastik olarak termoform prosesi ile üretilmiş.

EUROTEC: Türkiye’den katılan Eurotec firmasından Sayın Reha Gür ile kendi geliştirdikleri mühendislik plastikleri ve geleceğin mobil dünyasına akıllı çözümlerini konuştuk. Elektrikli araçlarda kullanılan plastik malzeme çözümlerini inceledik. Tecodr, Teclamid, Tecamid, Tecopet, Tecotek adı altında ürettikleri

SABIC: SABIC Pastik üreticiside standında otomovde plastic parça artışını vurguluyor. Stantta Land Rover, BMW gibi araçların üzerinde ürettiği hammaddelerin kullanıldığı araç yerleri öne çıkarmış.

Stand’ta Sayın Suzan Ağ, Zeynep Turan, Tuğba Şek Dem Hanımlarla gelişmeleri inceledik. Lyondellbasell firması Shulman firması ile birleşerek kompaund türü malzemeler ve metal replacement konularına ağırlık vermiş. Firmadan Suzan Ağ ile ödül aldıkları malzeme çalışmalarını izledik.

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

49


Enjeksiyon Makinesi Firmaları ENGEL Firmasının yeniliklerini Sayın Ayfer Mete Mısırlıoğlu ile birlikte inceledik. Firma INJECT 4.0 vurgusu ile Endüstri 4.0 ile Akıllı Fabrika için ne kadar hazır olduğunu vurguluyor. TIG firması ile yaptıkları işbirliği ile MES ve BIG DATA‘ya ne kadar hakim oldukları görünüyor

Ayfer Hanım’ın sunumu ile,econnect, IQ weight control, IQ clamp control, IQ Flow control ve breathing mold konularındaki gelişmelerin artık enjeksiyon proses kontrolünün kişiye bağımlı olmaktan çıkıp akıllı makinenin kontrolüne girdiğini görüyoruz. Yanlış

bir data girilse bile makine kontrolünün bunu optimize ettiğini anlıyoruz. Yanda akıllı ağırlık kontrol sisteminin nasıl çalıştığını gözlemleyebiliyoruz. Akışkanlık sapmalarının dengeleyerek parçada eksik dolgu veya çapak sorunlarını gideriyor.

ENGEL

KRAUSS MAFFEI KRAUSS MAFFEI Firması “Pioneering Plastics” başlığı ile ziyaretçilerini karşılıyor. Firmadan Sayın Cem Saygın ile gelişmeleri inceledik. Netstal Firmasınıda bünyesine katmış olan firma standında PET-LINE ve PETFORM adı altında makineler sergiliyor. Proses teknolojilerinde

50

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

Cellform, Fiberform, Cleanform, Colorform, IMC, Coininjection gibi gelişmelerle öne çıkmış olan KM standında önemli bir teknolojide takip edilebilirlik konusunda QR kodlarının parka üzerine basılarak her parçanın üretildiği andan,parça koduna,hammadde bilgisine ulaşılabiliyor.


NEGRI BOSSI NEGRI BOSSI Standını Sayın Tigin Özyapıcı ile inceledik. En önemli konu enjeksiyon vidasının ortasından açılan bir delik ile uygulanan azot gazının plastik parka içinde mikro hücreler oluşturması sonucu parça

ağırlık azaltımına gidilmesi. NEGRI BOSSI Firmasının NB Foammicrocell olarak tanıttığı uygulama düşük basınçlarda yapılabildiği için daha güvenli bir uygulama olarak görülüyor.

BORCHE BORCHE Firması Türkiye’de HASTEK tarafından temsil ediliyor. Sayın Vedat Karakuş ile incelemeler yaptık. Çin Enjeksiyon Makine üreticileri arasında öne çıkan Borche

standında Claud ve Endüstri 4.0 uygulamalarını vurguluyor. Ayrıca Plasclaud adını verdiği MES sistemlerinide inceleme fırsatı bulduk.

JSW Sayın Cevat Taşkan ve Sayın Bülent Yüksel ile incelediğimiz JSW makinalarında öne çıkan konu enerji tasarrufu elektrikli makinelerle sağlanan enerji tasarrufu artık yüksek tonajlı makinelerdede uygulanabiliyor.

BATTENFED-WITTMANN

Battenfeld firmasını Wittmann aldıktan sonra büyük bir gelişme yaşadığı görülüyor. Daha çok mikro plastik parçalar ile öne çıkan marka yardımcı ekipmanlar konusundaki ekipmanlarınıda sergiliyor.

J-WiSe kısaltımı ile (JSW Worldwide IOT Solutions of Enhancement)Endüstri 4.0 ve IIOT konularının içinde olduğunu vurguluyor.

Stand’da ilgimizi çeken en önemli konu TAGTEC, akıllı plastik olarak tanıtılan ve hammaddenin içine katılan bir katkı malzemesi ile plastiğin DNA’sını çıkartıp parçanın tüm bilgilerine ulaşabiliyorsunuz. Bu da takip edilebilirlik konusunda önemli bir aşama.

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

51


HURMAK Firmadan Sayın Burç Angan ile görüştük. İki plakalı makinelerde oldukça iddialı bir yerdeler. Döner tabla ile çok renkli yada çok komponetli baskı yapılması için kendi

ürettikleri çözümleri var. Daha çok yurt dışı firmalara satış yapan Hürmak Yurt içindeki firmalarada satışı artırması için bence incelenebilir firmalar arasında bulunuyor.

KRAUSS MAFFEI

ARBURG

Sayın Cevat Taşkan ve Sayın Bülent Yüksel ile incelediğimiz JSW makinalarında öne çıkan konu enerji tasarrufu elektrikli makinelerle sağlanan enerji tasarrufu artık yüksek tonajlı makinelerdede uygulanabiliyor.

Arburg firması enjeksiyon pres üretimi yanında 3D teknolojileri içinde ürettiği FREEFORMER adını verdiği makine ile ön plana çıkıyor. 3D Teknolojilerinden öne geçen kısmı orjinal hammadde ile çalışabilirliği. Mevcut durumda cam elyaflı talk katkılı malzemelerle çalışamıyor.

CHEN HSONG Taiwan menşeili olan firmanın Çin’de de Chen-De adında makineleri ürettiği bir fabrikası bulunuyor.Bu fabrikada Mitsubishi ile iş birliği de yapıyorlar. Elektrikli makinalarda 100180-230 ton makina üretimleri bulunuyor.

52

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152


Veri toplama Sistemleri PROMANAGE

TIG AUTHENTIG

Türkiye’de Doruk Otomasyon adı ile hizmet veren Türkiye’nin ilk veri toplama sistemlerini sunan firma olan Doruk USA’de ProManage adı ile hizmet vermeye başladı. USA standlarında kendilerini ziyaret ettik. Sayın Aylin Hanım’dan Veri toplama, verimlilik, IIOT, artırılmış gerçekçilik, MES, Endüstri 4.0 çözümleri oldukça ilgi çekici.

Geleceğin MES sistemi vurgusu ile tanıtımını yapan firma Endüstri 4.0, Big data, cloud konularında da iyi görünüyor.

Dekorasyon KURZ firması ziyaretimde Sayın Sabri Altındal, Sayın Tolga Solak ile gelişmeleri inceledik. IMD uygulaması üzerine RIM uygulayarak görselliğin ve çizilme direncinin arttırıldığı uygulama dekorasyon uygulamalarında devrim niteliğinde.

KURZ Poly IC ile elektronik devre ile plastiği birleştiren ve dokunmatik ekrana dönüştüren uygulamaları otomotiv ve beyaz eşyada yer bumaktadır. Geri dönüşüm mazemelerin üzerine folyo kaplama uygulamaları ile çevreye duyarlılık ön plana çıkarılmış.

Sıcak yolluk sistemleri YUDO YUDO sıcak yolluk firması valve gate için servo sistemleri kullanarak valfin istenilen hızda açılıp kapanmasını sağlama yolu ile sequential valve teknolojisinde çığır açarak malzemenin kalıp içinde birleştiği yerdeki problemleri çözüyor.

Valve Gate sistemlerinde 3 boyutlu teknolojilerin kullanımı sonrası parça yüzeyinde oluşan izlerin yok olmasını sağlıyor.

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

53


Yardımcı Ekipmanlar MEUSBURGER Meusburger firmasının Türkiye temsilcisi Sayın Cevdet Eren Lokumcu ile standı inceledik. Kalıpların bencwork işlemi için hazırlana alt kısmından

hava basınçlı sistem ile çok az bir kuvvetle kalıpların alıştırma kontrolü yapılabilen sistem incelemeye değer.

CUMSA Cumsa Firmasından Mr.Juan Ruiz yeni ürünleri inceledik. En innovative ürün olarak esnek maçalarda artık

yaylı sistemlerin kullanımı ile jiggle teknolojisinde devrim niteliğinde.

HASCO HASCO Firmasından eski arkadaşlar Mr. Kamal ve Mr.Jose ile standı dolaştık. İnnovative ürünlerden kalıp üzerine manyetik olarak takılan ve kalıbın kalıphaneye bakım için gitmesi veya kalıp rafına gitmesi gibi bilgileri

veren parça. Soğutma kanalları için renkli markalama,merkezleme burcu için yaylı ayar sistemi,Üç plakalı kalıplar için kalıp içinden hassas açama kapama sistemi HASCO firmasının öne çıkan yeniliklerinden

FORMER

GÜVENAL

T-MAX MOTAN

Türkiye’den Former Firmasından Sayın Ahmet Meriç ile stantta ki enjeksiyon vidalarını, roket ve valfleri inceledik. Yurdumuzdaki enjeksiyon sektörüne yedek parça hizmeti veren firmada çift vida sistemleri de bulunuyor.

Güvenal Grup’ta Sayın Sezgin Uzcan ile firmanın kalıp ekipmanlarını ve kalıp test ünitesini inceledik. Masa üzerinde kolayca hareket ettirebilen kalıp yarımları alıştırma için test edilebiliyor.

T-MAX Firmasından Sayın Sadrettin, Bülent ve Vedat Bey’ler ile yenilikleri konuştuk. Motan firması yeniliklerinden kurutma sisteminden dijital olarak nem miktarının okunması önemli bir inovasyon olarak ortaya çıkıyor.

Kalıp Teknolojileri MTN MTN Firması standında Sayın Metin Güler ve Ali Güler ile yenilikleri konuştuk. CERN için ürettikleri kalıp ve plastik parçayı inceledik. Yurt dışı yurt içi kalıp projelerini konuştuk. 54

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

FABOHA Faboha grup kalıp teknolojilerinde baş döndürücü bir yeniliğe imza atmış. Robot yardımı ile kalıbın üst kısmında basılan parça alt kısımda basılan parçaya monte edilerek iki parçanın montajı yapılıyor. Kalıp alt ve üst kısmı dönerek üretimi gerçekleştriyor. P


PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

55



AVRUPA’NIN PLASTİK GÜNDEMİ


AVRUPA’NIN PLASTİK GÜNDEMİ Avrupa’nın geri dönüştürülmeyen plastik ambalaja katkısı Geri dönüştürülmemiş plastik ambalaja (kilogram başına 1 Euro’yu geçmeyecek) tutarda ulusal katkı ödenmesi önergesi, AB’nin yıllık bütçesinin finansmanı için Üye Devletlerin AB’ye ödemeleri gereken yeni bir kaynak olarak gündemde. Avrupa Birliği’nin 2021-2027 bütçesi müzakereleri kapsamında ileri sürülen bu önerge, bazı ülkelerde

aynı konuda sürdürülen tartışmalardan bağımsız. Özellikle İtalya, kilogram başına 1 Euro plastik ambalaj vergisi uygulanmasını önerdi. Önerilen “Plastik Ambalaj Vergisi”, pazar üzerinde iş kayıpları ve tüketicilerin bu kısıtlayıcı vergiden etkilenmeleri nedeniyle olumsuz bir etkiye yol açacak. EuPC ve plastik sektörünün tamamı bu vergilere şiddetle karşı. P

Tek Kullanımlık Plastik Yönetmeliği Tek Kullanımlık Plastik Direktifi, pürüzsüz bir şekilde uygulanmasını sağlamak için birçok uygulama önlemine ihtiyaç duyulmasını öngörüyor. Haziran 2020’ye kadar hazır olması gereken ilk çalışma, Direktif kapsamındaki farklı konsept ve ürünlerin tanımlarına dair Rehberdir. Avrupa Komisyonu’nun Çevre Genel Müdürlüğü öncülüğünde başlattığı çalışma ile paydaşlarla yürütülen danışma toplantısında bir danışmanlar havuzu

58

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

oluşturularak bilgi toplanmaya başladı. Taslağın 2020 ilkbaharında hazır olması ve 2020 başında bir toplantı daha yapılarak önlemlerin kapsamının açıklığa kavuşturulması planlanıyor. PCE (Polymer Comply Europe) tarafında EuPC ve PET Sheet Europe adına 26 Kasım’da AB Komisyonu Çevre Genel Müdürü’nün katılımıyla düzenleyeceği bir webiner ile Yönetmelikteki bazı tanımların açıklanmasına yardımcı olunacak. P

Circular Plastic Alliance; Döngüsel Plastik İttifakı’nın ilk adımları Resmi kuruluşu geçen ay yapılan Döngüsel Plastik İttifakı, toplantılarına kasım ayında başlayacak. Kuruluş bildirgesine 100’den fazla şirket, iş kuruluşu ve resmi kurumun yanı sıra, standart kurumlar ve araştırmageliştirme kuruluşları imza attı. İttifak’a birçok plastik mamul üreticisi ve ulusal plastik derneğinin katılması, sektörün bu girişime verdiği güçlü desteğin de kanıtı. İttifak çok yakında her biri ayrı bir piyasa segmentiyle

ilgilenen Çalışma Grupları üzerinden faaliyetlerine başlayacak. Kurulan Ambalaj, Yapı ve İnşaat, Ar-Ge, Otomotiv ve Tarım çalışma gruplarının yanı sıra, tüm imzacıların oluşturduğu bir Genel Kurul ve bir Danışma Kurulu bulunuyor. İletişim ve Takip için de ayrı çalışma grupları oluşturulacak. Hedef, Plastik Stratejisi ve Taahhüt Kampanyası kapsamında, 2025 itibariyle yıllık 10 milyon ton geri dönüşmüş malzeme elde etmek. P

Tek Kullanımlık Plastikler Yönetmeliği Ulusal düzeyde uyarlama Tek Kullanımlık Plastikler Yönetmeliği’ni Üye Devletlerin Temmuz 2021 itibariyle kapsamlı bir şekilde yürürlüğe almış olması gerekiyor. Ancak bazı ülkeler, Avrupa düzeyinde istenenlerin de ötesine geçen uyarlama metinleri hazırlayarak Yönetmeliğin uygulamasına başladı bile. Özellikle Fransa, İtalya ve İspanya ile Belçika’nın bazı bölgeleri, tek kullanımlık plastiklere ilişkin

tartışmaların bulunduğu noktadan çok ileriye giderek aynı ürünler için Avrupa’nın farklı yerlerinde farklı uygulama olmasına yol açtı. EuPC uygulamanın Tek Pazar genelinde eşit ve tutarlı olması için çalışmakta ve her ülkenin farklı düzenlemeler getirdiği plasik poşet örneğinde olduğu gibi karmakarışık uygulamaların önüne geçmek istemektedir. P


AVRUPA’NIN PLASTİK GÜNDEMİ Gıdayla Temas Eden Malzemeler Çerçeve Yönetmelik Değerlendirmesi atölyesi Avrupa Komisyonu (Sağlık GM) 9 Eylül’de Gıdayla Temas Eden Malzemeler Çerçeve Yönetmelik (EC) No. 1935/2004 değerlendirmesi için paydaşlarla bir atölye düzenledi. Değerlendirmeyi yapmak üzere görevlendirilen danışmanlık şirketi ECORYS, etkinliğe Üye Devletlerin temsilcileri, Avrupa Gıda Güvenliği Dairesi, Ortak Araştırma Merkezi, sektör dernekleri, laboratuarlar, araştırma kuruluşları ve STK temsilcileri olmak üzere tüm paydaşları davet etti. EuPC de davet edildiği atölyeye etkin katılım gösterdi. Paydaşlara ilk bulguların sunumu yapıldı ve belirli konularda küçük gruplar halinde sorular cevaplandı: (1) GTM Yönetmeliğinin yaklaşım, süreç ve araçları ile uygulama önlemlerinin, Yönetmeliğin ilk hedefleri

bakımından etkinliği; (2) GTM Yönetmeliğinin yaklaşım, süreç ve araçları ile uygulama önlemlerinin, kaynak kullanımı bakımından verimliliği; (3) Yönetmeliğin, GTM alanında elde edilen bilimsel ve teknolojik ilerlemelere, paydaşların ihtiyaçlarına ve beklentilerine uyumu; (4) Ulusal düzeyde ve Avrupa düzeyinde yapılan diğer müdahalelerle tutarlılığı; (5) GTM’lerin AB genelinde düzenlemeye tabi tutulmak yerine Üye Devletlerin kendi uygulamalarına bırakılmasına kıyasla AB’nin getirdiği katma değer. EuPC tüm konularda geribildirim sunarken, ECORYS de Danışma Toplantısında EuPC’nin nitelik ve nicelik bakımından etkin katkı göstermesi nedeniyle EuPC yetkilisine teşekkür etti. P

PVC streç filmlerin kullanım dışı kalması neden sürdürülebilir olmaz? PVC streç film, tükettiğinden fazla kaynağı korur ve yarattığından daha fazla atığın oluşmasını engeller. VFSE tarafından yapılan yeni bir çalışmada, PVC streç filmin çevreye etkisini azaltmak ve gıda israfını önlemek bakımından çevresel yararlarının, öne sürülen zararlarından çok daha fazla olduğu tespit edildi. Fransa’da marka sahipleri ve perakendecilerin 2022 itibariyle PVC streç filmi kullanımdan kaldırmak için imzaladıkları bir sözleşmede, PVC ambalajın “yaygın olmayan bir plastik” olduğu ve “sorunlu” atıklara yol açtığı öne sürüldü. Başka ülkelerde de sivil toplum örgütlerinin öncülüğünde, yeterince ileri görüşlü olmayan ve ciddi sonuçlar doğurabilecek plastik ambalaj karşıtı kampanyalar başlatıldı. Bu tür girişimler ne yazık ki marka sahiplerinin ve perakendecilerin kararlarında önemli rol oynayabiliyor ve bu kesimleri ürünün tüm yaşam döngüsünü iyi araştırmadan kararlar

vermeye zorluyor. Bu da gıda atığının, maliyetlerin ve kaynak kullanımının otomatik olarak artmasına yol açıyor. Ambalaj, gıdanın tedarik zinciri içindeki hareketinde korunması ve saklanmasında hayati rol oynar ve aynı zamanda da nakliye ve depolama sırasında atık gıda oluşmasını engeller. Bilimsel literatürde streç film, “kaliteli bir gıda örtüsü olarak gıdanın mikroorganizmalardan, biyolojik ve kimyasal değişimlerden korunmasını, taze kalmasını, raf ömrünün daha uzun olmasını sağlayan, böylece gıda israfını önleyen” bir malzeme olarak kabul edilmektedir. Teknik ve bilimsel kanıtlara göre, VFSE üye şirketleri tarafından üretilen PVC streç filmler, sadece teknik, işlevsel ve çevresel performansıyla değil, gıdanın çevreye etkisini azalttığı, raf ömrünü uzatıp gelişmiş ülkelerde çok yaygın olduğu gibi tüketici veya perakendeci düzeyinde israfı önlediği için, taze gıda ambalajında sürdürülebilir bir çözüm. P

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

59


Tek kullanımlık yasağa ilk karşı duruş

G

üneydoğu Asya’nın en modern ve teknolojik açıdan en gelişmiş ülkesi Singapur, bölgedeki ilk döngüsel ekonomi yasası olan Sürdürülebilir Kaynak Yasası’nı kabul ederken, global trende meydan okuyup tek kullanımlık plastikleri yasaklamayarak çevrecileri şoke etti. Singapur Çevre ve Su Kaynaklarından Sorumlu Devlet Bakanı Dr Amy Khor, milletvekillerinin Singapur’da Birleşik Krallık ve İrlanda örneğinden hareketle tek kullanımlık plastiklerin yasaklanıp yasaklanmayacağına dair sorusuna verdiği yazılı cevapta, Singapur’un hiç değilse yakın zamanda bu yola başvurmayacağını belirtti. Yeni döngüsel ekonomi yasasının kabulü hazırlıkları kapsamında poşetler ve diğer ürünlerin Yaşam

60

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

Döngüsü Değerlendirmesini (LCA) yapan Singapur Ulusal Çevre Ajansı (NEA), çevre dostu olarak gösterilen ama tek kullanımlık olan kağıt torba veya çözünebilir poşet gibi alternatiflerin, “çevre açısından daha iyi olmadığı” sonucuna vardı. Khor, yeni yaklaşımın ve mevzuatın, “sadece tek kullanımlık plastikler değil her türlü tek kullanımlık malzemenin aşırı kullanımını azaltmak” ve tekrar kullanılabilen ürünleri yaygınlaştırmak üzerine kurulacağını belirtti. Diğer ülkelerde tek kullanımlık ürünlerle ilgili yapılanları dikkatle takip edecek olan NEA, bunların sonuçlarını ülke bağlamına uygunluk açısından değerlendirecek. Khor ayrıca ajansın tek hedefinin plastikler olmadığını da vurguladı. Atık yönetimi

Bugün Singapur’un tek katı atık depolama sahası olan Semakau yapay adasına günde 2100 ton atık gönderilirken, evsel atıkların büyük bölümü yakılarak enerji ve 1500 tondan fazla kül üretiliyor. 600 ton kadar yakılamayacak atık ise sahaya gönderiliyor. İlk başlarda 2045’e kadar faaliyette kalması beklenen Semakau’nun kullanım ömrü, nüfus artışı ve tüketici davranışlarındaki değişiklik nedeniyle 2035’e çekildi. Bu nedenle Singapur’un ilk sıfır atık ana planı kapsamında, 2030 itibariyle katı atık depolama sahasına %30 daha az atık göndermesi gerektiğini belirten Khor, şöyle devam etti: “Bu iddialı hedefe ulaşmak için, kişilerin, kurumların ve sanayinin azalt-tekrar kullan-geri dönüştür anlayışını uygulamalarında ciddi bir değişiklik gerekiyor.”


AMBALAJDA AZALTMA Yeni mevzuat uyarınca, yıllık cirosu 10 milyon Singapur dolarının (7,2 milyon ABD doları) üstünde olan üretici, ithalatçı ve süpermarket zinciri gibi işletmelerin, 2020’den itibaren kullandıkları ambalajlarla ilgili bilgileri ve yıllık azaltma, tekrar kullanma ve geri dönüşüm çalışmalarını NEA’ya bildirmeleri gerekecek. NEA veritabanına alınacak bu verilerle, Yasada yer alan ancak henüz ayrıntıları netleşmemiş olan Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu hükmünün dayanağı oluşturulacak. Bunları yapmamak ise cezaya tabi: ‘Madde 20 uyarınca rapor vermesi gereken üreticilerin, ambalajları kendilerinin ithal etmesine veya kullanmasına bakılmaksızın, aynı zamanda Ajansa (NEA) ambalajın azaltımı, tekrar kullanımı ve Singapur’da geri dönüşümüyle ilgili planlar ibraz etmesi zorunludur. Birinci fıkra hükümlerine aykırı davranan üreticiler, ilk olayda azami $5.000 para cezası, ikinci ve sonraki olaylarda azami $10.000 para cezası, azami üç ay hapis cezası ya da hem para hem hapis cezasıyla, ikinci ve sonraki cezadan sonra ise, ihlalin devam ettiği her tam veya yarım gün için azami $1.000 para cezasıyla cezalandırılırlar. Üçüncü fıkra hükümlerine aykırı işlenen suçlar kati sorumluluk suçları olup kasıt aranmaz.” Yasada ambalaj malzemesi tanımının net olmaması, özellikle plastik, kağıt, metal, cam gibi bir tanım yapılmamış olması dikkat çekici. Halihazırda herhangi bir malın yerleştirilmesi, korunması, taşınması, teslimi ve sunumu için kullanılan her türlü malzeme veya malzeme karışımı olarak tanımlanan ambalaj, bir ambalaj üreticisinin elinde kalan ve malların yerleştirilmesi, korunması, taşınması, teslimi ve sunumu için tekrar kullanılacak malzemeleri kapsamıyor. Yürürlüğe girecek yönetmeliğin daha somut olması beklenirken, NEA’nın bunları nasıl uygulayacağı da merak konusu.

Yasa hem yerli hem ithal ambalajlı mallar için geçerli olduğu ve Singapur’un yerli ambalaj sektörünün son yirmi yılda Malezya, Endonezya, hatta Tayland ve Vietnam’a kaydığı düşünülürse, ambalaj malzemesinin azaltılması, tekrar kullanımı ve geri dönüşümüne ilişkin katı uygulamaların, bu ülkelerdeki ambalaj üreticilerini de etkileyeceği açıktır. Örneğin Singapur yasalarına uyum için ambalaj hacimlerinde planlı ve açıklanmış, aşamalı bir azaltma çalışması gerekmektedir. Bu nedenle tedarikçilerin azaltım kurallarına göre faaliyet göstermesi zorunlu olacak. Yasadan etkilenenler sadece Singapur’un yerli üreticileri değil; Asya genel merkezleri onlarca yıldır Singapur’da bulunan (ve bundan ötürü ekonomik teşvikler alan), ancak ürünlerini ve ambalajlarını Tayland ya da Vietnam’da ürettiren Unilever ve P&G gibi büyük çokuluslu kuruluşlar da bu kapsamda. Üretimi 5,6 milyonluk Singapur pazarına özel hale getirmek hiç ekonomik olmayacağı için, bu kuruluşların ya Singapur pazarını terk etmesi (uzak ihtimal) ya da küçük bir kısmı Singapur’a sevk edilen tüm üretimlerini buna uygun hale getirmesi gerekecek. NEA tarafından değerlendirilen geri dönüşüm teknolojileri arasında mekanik ve kimyasal geri dönüşüm ile plastik atıkların yeni ürün, kimyasal hammadde veya yakıt olarak kullanılması için peletlere dönüştürülmesi yer alıyor.

AMBALAJIN ÖTESI 2015’te hazırlanan Singapur Projesi’nde açıklandığı gibi ülkeyi döngüsel ekonomi yolunda ilerletmeyi hedefleyen Sürdürülebilir Kaynak Yasası (2019), ambalaj konusuna tam bir bölüm ayırmış olmakla birlikte, elektronik atık ve gıda atığı için de benzeri kısıtlamalar getiriyor. E-atık; düzenlemeye tabi ürün olarak sınıflandırılan elektrikli ya da elektronik ürünleri ve bir başka ürünün bileşeni olarak tedarik edilen elektrikli ve elektronik ürünleri kapsıyor. Gıda atığı hükümleri ise, bina sahibi veya yöneticilerinin, gıda atıklarının diğer atıklardan ayrı toplanabileceği bir veya daha fazla tesis bulundurmasını zorunlu tutuyor. Bina yönetimlerinin, binadan çıkan gıda atığını buna özel tesisler dışında bir yere göndermesi yasak. Haklı bir gerekçesi olmaksızın bu yasağa uymayanlar, en fazla 5000 Singapur doları para cezasına çarptırılabilecek. Bina yönetimlerinin bina dahilinde bir “gıda atığı işleme” tesisi bulundurması gerekirken, yeni yapılacak binalarda bunların bina projesine entegre edilmesi gerekiyor. Alternatifi ise, lisanslı bir çöp toplayıcı ile anlaşarak gıda atıklarının lisanslı bertaraf tesisine gönderilmesi. Diğer sektörlerde de benzeri radikal değişiklikler yaşanıyor. Yeni döngüsel ekonomi mevzuatının hedefinde enerji, ulaşım, inşaat, hatta şehir planlama sektörleri bile var. P PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

61


SABIC yeni TRUCIRCLE™

döngüsel polimer çözümleri

SABIC, tüketici ürünleri üreticilerinin sürdürülebilirliğini arttırmasına yardımcı olmak için döngüsel malzemeler ve teknolojiler içeren TRUCIRCLE ™ girişimini başlattı

S

ABIC’in sürdürülebilir malzemeler için sertifikalı döngüsel polimer çözümleri, K 2019’un ilgi odağı oldu. Tümüyle geri dönüştürülmüş karma plastik atıktan üretilmiş, çığır açan ürünler, Unilever ve Tupperware Brands gibi tüketim ürünleri liderlerince sergileniyor Kimya sektöründe dünya liderlerinden SABIC, gezegenimizin en acil sürdürülebilirlik sorunlarından biri olan karma plastik atığın azaltılmasına yönelik öncü döngüsel çözümlerini tanıttı. Almanya’nın Düsseldorf

62

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

kentinde 16-23 Ekim tarihleri arasında düzenlenen K 2019 fuarına “Beraber Farklı Bir Dünya Yaratmak” temasıyla katılan SABIC, fuarda döngüsel çözümler için TRUCIRCLE™ girişimini tanıttı. K 2019’da sergilenen TRUCIRCLE girişimi ve çözümleri, SABIC’in karma plastik atıktan kimyasal geri dönüşüm yoluyla kazanılmış sertifikalı döngüsel polimerlerini, sertifikalı yenilenebilir polimerlerini, sertifikalı yenilenebilir hammaddelere dayalı yeni polikarbonat (PC) çeşitlerini ve mekanik olarak geri dönüştürülmüş

polimerleri kapsadı. SABIC ayrıca ambalaj ürünleri için geliştirilen ve tasarım aşamasında atığı azaltıp %100 geri dönüştürülebilirlik sağlamayı hedefleyen “Geri Dönüşüm İçin Tasarım” programını tanıttı. SABIC’in biaksiyel oriente polietilen (BOPE) film üretimi için tasarlanmış yeni LLDPE polimeri özellikle dikkat çekti. TRUCIRCLE kapsamında en yoğun ilgi gören yerlerden biri de, SABIC’in lider markalara sahip müşterilerinin, sürdürülebilir polimer çözümlerine yönelik çalışmalarını sergiledikleri tüketici ürünleri alanıydı.


“SABIC olarak öncü TRUCIRCLE çözümlerimizi dünyanın bir numaralı plastik fuarında sergilemekten çok mutluyuz” diyen SABIC Teknolojiden Sorumlu Başkan Yardımcısı Dr. Bob Maughon, şöyle söyledi: “Ancak bu yılki standımızı farklı kılan, pek çok marka liderinin en kaliteli, yenilikçi ve sürdürülebilir ambalaj çözümlerini de sergiliyor olması. Dünyamızı korumak için döngüsel ekonomiyi ileri götürme sorumluluğumuzun bilincindeyiz ve sektör liderlerinin bizimle iş ortaklığı kurma kararı da bunun göstergesidir.” SABIC’in sertifikalı döngüsel polimerlerini kullanarak, geri dönüştürülmüş karma plastik atıktan dünyanın ilk gıda ve kişisel bakım ambalajlarını geliştiren Unilever, iki önemli ürününü sergiledi: Tamamen geri dönüştürülmüş Magnum® dondurma kapları, SABIC’in donuk gıdalar için yeni geliştirdiği impact polipropilenden üretildi. Profesyonel mutfaklara

kullanılabilir Tupperware® Eco Straw ve yeni su şişesi, ftalat içermeyen, hafif ve döngüsel PP polimeriyle, tüketicilere tek kullanımlık plastikleri azaltmaya elverişli bir malzeme ve kullanım alanı sunuyor. SABIC ile SIG Combibloc ambalaj üreticisi arasındaki işbirliğinin sonucu olan SIGNATURE PACK kartonlar, SABIC’in sertifikalı yenilenebilir PE malzemesinden üretilen plastikle kaplandı. Mevcut PE ürünleriyle aynı yüksek standartlara uygun üretilen yeni biyo bazlı PE, ağaç hamuru üretme sürecinin atıkları gibi hayvansal madde içermeyen, biyo bazlı ikinci nesi hammaddelerden hazırlanıyor ve ISCC PLUS sertifikasına sahip. Bu ürün, mevcut üretim süreçlerine herhangi bir değişiklik gerekmeden uygulanabiliyor ve gıda güvenliği yönetmeliklerine uygun nitelikte. Yeni polimerlerden üretilerek SABIC standında sergilenen ürünler arasında RIEDEL’in CoolBest® yönelik Knorr® toz bulyon için meşrubat kutuları ve Fransa SABIC® FLOWPACT PP impact merkezli süt ürünleri üreticisi kopolimerden üretilen ambalaj, SODIAAL kuruluşu Candia’nın yeni gıda için güvenli, çok sayıda organik süt kutuları da yer aldı. istiflenebilen ve kolay işlenen hafif Her iki karton ambalajın kapak ve ambalaj ihtiyacını karşılamakta. tapalarında, SABIC’in yenilenebilir REN Clean Skincare tarafından polipropilen (PP) polimerleri geliştirilen yeni havasız kullanıldı. EVERCALM™ Global Protection SABIC’in sertifikalı döngüsel Gündüz Kremi ambalajının şişe, polimerleri, normalde yakılacak kapak ve diğer parçalarında veya katı atık sahasına saydam görünüm için SABIC’in gönderilecek, hatta denizlere sertifikalı döngüsel PP polimerleri kullanıldığında, karmaşık parçaların ve akarsulara karışacak düşük estetikten ödün vermeden kolayca kaliteli ve karma plastik atıktan elde edilen piroliz yağını bir araya getirilmesi mümkün hammadde olarak kullanıyor. oluyor. SABIC bu alternatif hammaddeyi SABIC ile şarap kapakları Hollanda’daki Geleen üretim tasarım ve mühendisliğinin tesisinde de kullanmaya başladı. lider firmalarından Vinventions, tamamen sürdürülebilir ve sertifikalı Piyasa sarsıcı özellikteki SABIC sertifikalı döngüsel polimerler döngüsel BlueLine şarap kapağı yeni bir değer zinciri oluşturmaya prototipini tanıttı. Walki tarafından başlarken, karma plastik üretilen ayakta durabilen atığın tekrar orijinal polimere poşet ise, SABIC’in döngüsel dönüştürülmesi için çalışan malzemelerinden üretilmiş bir gıda SABIC, tedarikçileri ve müşterileri, temas bariyeri içeriyordu. gezegenimizin doğal kaynaklarının Tupperware Brands tarafından döngüsel bir şekilde kullanılmasını sergilenen taşınabilir ve tekrar hedefliyor. P

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

63


Milliken, plastikleri zenginleştiriyor

Milliken Chemical, 16-23 Ekim tarihleri arasında K 2019 fuarında “Plastikleri Renk, Bakım, Berraklık ve Performans İle Birlikte Zenginleştirme” yollarını sergiledi.

A

lmanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenen fuarının ziyaretçileri, döngüsel ekonomiyi genişletmek kapsamında geri dönüştürülmüş plastik kullanımını arttırma, son ürünlerin tekrar kullanımını geliştirme, sera gazı emisyonlarını azaltma ve daha iyi bir geri dönüşüme katkıda bulunma konularında çözümler arıyor. Ayrıca üretim sırasında kullanılan enerjiyi ve çıkarılan atığı da azaltmak istiyor. “Atıkların azaltılması ve plastiklerin geri dönüşümü, günümüz tüketim ürünleri sektörünü etkileyen iki mega trend olarak karşımızda” diyen Milliken Plastik Katkıları Global Pazarlama Direktörü Herrin Hood, şöyle devam etti: “Hepimiz aşırı plastik kullanımını kısıtlamaya, polipropilenin geri dönüşümünü desteklemeye ve döngüsel ekonomiye ilerlemeye çalışıyoruz

64

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

ve Milliken de bu çabaları renk, bakım, berraklık ve performansı etkileyen sürdürülebilir teknik yeniliklerle destekliyor.” Bu sorunlarla mücadele etmenin çeşitli yollarını incelemek için Milliken’in standını ziyaret edenler, şirketin gelişmiş plastik katkılarının ve renklendiricilerinin bu amaca nasıl destek verdiğini ilk elden görebildi. Gezegeni güzelleştiren bakım Milliken, kamuoyuna duyurduğu “plastiklerin insan hayatını iyileştirmesine ve plastiğin çevre üzerindeki etkisinin olumluya çevrilmesine yardımcı olmak” hedefi doğrultusunda çalışmalarda bulunuyor. Kimya sektörünün uzun zamandır süren Sorumlu Bakım inisiyatifi doğrultusunda, Milliken de ürünleri, süreçleri ve ortaklıklarıyla iyi bir kurumsal vatandaş olmaya kararlı. Tüm ürün portföyünün

sürdürülebilirliğini geliştirmek için sürekli çalışan Milliken, bunun yanında müşterilerinin karbon ayak izlerini düşürmesine, daha dayanıklı ve geri dönüştürülebilir alternatiflere geçilmesine ve genel atık miktarının azaltılmasına yardımcı oluyor. Chicago merkezli PureCycle Technologies ile iş birliği yapan Milliken, polipropilen (PP) reçinenin kapalı devre geri dönüşümünü ilerletmeyi hedefliyor. Procter & Gamble tarafından geliştirilip lisanslanan bir teknolojiyi kullanan PureCycle, atık PP reçineye yeni benzeri özellikler kazandıran patentli geri dönüşüm yöntemini uygulayacak ilk tesisi, 2021 itibariyle Ohio’da açmayı planlamakta. Bu şekilde tam olarak döngüsel hale gelecek ürün, düşük değerdeki ürünlere geri dönüştürülmek yerine orijinal işlevinde tekrar kullanılabilecek.


Milliken ve PureCycle, K 2019 kapsamında ortak bir basın toplantısı düzenledi. Milliken, döngüsel ekonomi inisiyatiflerini ilerletmek için başka global sürdürülebilirlik kuruluşlarıyla ortaklıklar kurmayı sürdürecek. Milliken’in katkı teknolojilerinden bazıları, enerji tüketimini azaltıp tek malzemeli ambalaj çözümlerinin kullanılmasını mümkün kılarak ve polipropilen gibi reçinelerin geri dönüştürülebilirliğini arttırıp bitmiş ürünlerdeki geri dönüşmüş PP oranını yükselterek üreticilerin daha sürdürülebilir üretim yapmasına yardım ediyor. “Plastikler için döngüsel bir ekonomi kurulmasına destek vermek, Milliken’in önceliklerinden biridir” diyen Hood, şöyle devam etti: “Müşterilerimiz için plastiklerin geri dönüştürülebilirliğini arttırmak, dayanıklı ve tekrar kullanılabilir plastikler üretmek, performans ve estetik özellikleri arttıran ürünler geliştirerek biyopolimerlerin kullanımını arttırmak, dünya üzerinde olumlu bir etki bırakma çabamız kapsamında plastik sektörünün sürdürülebilirliğini arttıracaktır.”

Plastik berraklığında artış Milliken’in endüstri lideri Millad® NX® 8000 PP reçine berraklaştırıcı, dünya şeffaf PP üretiminin %80’inde kullanılan ve polipropileni cama hafif ve kristal berraklığında bir alternatife dönüştürmekle kalmayıp malzemenin daha düşük sıcaklıkta dönüştürülmesi sayesinde döngü süresini kısaltıp enjeksiyon kalıpta enerji tasarrufu sağlayarak sürdürülebilirliğini de arttırıyor. Enjeksiyon, termoform ve şişirme gibi çeşitli süreçler için optimize edilmiş dereceleri bulunuyor. Global endüstriyel aydınlatma pazarında daha on yıl önce sıfır olan LED’lerin payının bu yıl %50’yi geçmesi beklenmekte. Bu değişime önayak olan performans etkenleri, plastik ambalajların mağaza raflarındaki görsel etkisini de değiştiriyor. Milliken bu doğrultuda bir lider global aydınlatma üreticisiyle iş birliği yaparak, ambalajın görünümünü etkileyen trendleri ve bu etkilere yönelik ne gibi katkı çözümleri geliştirilebileceğini daha iyi anlamayı hedefliyor. NX UltraClear™ PP reçineyi kullanan marka sahipleri,

enjeksiyon kalıplı ambalajlarının üzerinde taşıyabilecekleri UL Environmental Claim Validation (ECV) etiketi ile, döngüsel ekonomiye kararlılıklarını ve sera gazı azaltma hedeflerine yönelik çalışmalarını duyurabiliyor. Kanıtlanan başarısı nedeniyle yoğun talep gören katkı için Güney Carolina’nın Blacksburg kentinde inşa edilmekte olan türünün en büyük berraklaştırıcı tesisi, 2020 yılında tamamlandığında Millad NX 8000 kapasitesini yaklaşık %50 arttıracak. Millad NX 8000 katkılı saydam ve berrak PP’nin alternatiflerin yerini almasıyla, marka sahipleri ve üreticiler daha kolay geri dönüştürülebilen, tek malzemeli (örneğin şişe, kap, kapak ve etiketin tümünün PP olduğu) ürün seçeneklerini genişletebilecek. Daha hafif olan polipropilen, hem PET hem polistirenden daha yüksek geri dönüşüm puanına sahip ve PureCycle’ın yenilikçi geri dönüşüm süreci kullanıldığında, NX UltraClear PP’den yine NX UltraClear PP’ye dönüşerek döngüyü tamamlıyor.

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

65


HEDEF PLASTIKLERIN PERFORMANSINI ARTTIRMAK PP ve polietilen için Hyperform® HPN™ çekirdekleştirici madde gibi bazı Milliken katkıları, modifiye ettikleri polimerlerin performansını iyileştirmeyi hedeflemekte. Kolay kullanılan ve güvenilir Hyperform HPN, geri dönüştürülmüş polipropilenin (rPP) performansını arttırıyor. Daha sağlam ve hafif parçaların üretilmesini mümkün kılarak, sıradan yöntemlerle çekirdekleştirilmiş PP’ye kıyasla sertliği önemli ölçüde yükseltiyor. İşlem randımanını artırırken dengeli ve ayarlanabilir özellikleriyle kolaylık sunuyor. Milliken’in K 2019’da sergilediği en yeni Hyperform HPN 715 ürünü, PP’nin zorlu uygulamalarda daha pahalı mühendislik reçinelerinin yerini alması için yeni fırsatlar doğurmakta. Çeşitli önemli faktörleri dengeli bir şekilde sunan Hyperform HPN 715, diğer gelişmiş çekirdekleştiricilere kıyasla daha yüksek ısı yansıtma sıcaklıkları getiriyor. Bu şekilde PP’nin mikrodalga kaplarında, araçların motor bölmesinde kullanılan parçalarda ve ev 66

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

eşyası parçalarında kullanılması mümkün oluyor. Milliken’in DeltaMax™ PP Performans Katkıları, rPP reçinelerin, harmanların ve polipropilen impact kopolimerlerin (ICP) darbe dayanımını ve akım özelliklerini iyileştirerek döngüsel ekonomiye katkı sağlıyor. Milliken, K 2019’da DeltaMax ailesinin yeni üyelerini de sergiledi. DeltaMax eriyik akım modifiye maddesi, eriyik akımını beş kata kadar arttırırken darbe ve sertlik özelliklerini koruyor. Bu şekilde üreticiler işletme verimliliğini arttırırken kalıpların içinde akımın kolaylaşmasıyla yenilikçi parça tasarımları yapabilmekte. DeltaMax teknolojisi, tüketici sonrası ve endüstri sonrası geri dönüştürülmüş hamamddelerin modifikasyonunda da çok etkili. Darbe dayanımını ve eriyik akımını, orijinal hammaddeyle aynı, hatta bundan yüksek düzeye çıkarabiliyor. Bu şekilde harmanlayıcılar ve üreticiler, performans ve işlem kolaylığından ödün vermeden %100’e kadar geri dönüştürülmüş PP kullanabiliyor. Firmanın ClearShield™ UV

Emicisi, PET ambalajlı gıda, içecek ve tüketim ürünlerine morötesi ışınlardan en iyi korumayı sağlıyor. Yeni bir UV koruma performansı standardı oluşturan bu teknoloji, ambalajlı ürünlerin raf ömrünü arttırırken marka imajını koruyor ve doğal renklendiriciler, tatlandırıcılar ve esanslarla daha sürdürülebilir formüllerin önünü açıyor. Plastiklerde daha canlı renkler Milliken’in plastiklere yönelik KeyPlast® renklendiricileri, katı ve sıvı masterbatch üreticileri, hamamdde üreticileri ve harmanlayıcıları tarafından kullanıma uygun ve çok çeşitli polimer ve reçine sistemlerinde kullanılabiliyor. Saydam ve gıdaya temas eden PET uygulamalarının yanı sıra, polistiren (PS), polikarbonat (PC), akrilik (PMMA) ve polisülfon (PSU) gibi diğer saydam amorf polimerler de bu kapsamda yer almakta. İşlem görmemiş polimerlerin görselliğine katkıda bulunan KeyPlast renklendiriciler, kararlı ve tekrarlanabilir renkler üretmekte kullanılıyor. Milliken’in K 2019’daki ürünlerinin arasında ClearTint™ renklendiriciler de var. P


PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

67


PAGEV’IN DE ÜYESI OLDUĞU DÜNYA PLASTIK KONSEYI (WPC) ÜYELERINDEN PLASTIK ATIK GERI DÖNÜŞÜMÜ İNOVASYON ÖRNEKLERI

BASF’den karma plastik atığın kimyasal geri dönüşümünde ortaklık için Quantafuel yatırımı BASF’nin iş ortaklığı yılda 16 kt kapasiteli pilot tesis kurulacak. Almanya’nın Ludwigshafen kentindeki Verbund tesislerine girecek nafta benzeri yağ, kütle dengeleme yöntemiyle BASF’nin tesislerinde plastikler için kullanılacak. Atık, Avrupa menşeli olacak BASF SE, Norveç’in başkenti Oslo’da kurulu karma plastik atık pirolizi ve piroliz yağı arıtma şirketi Quantafuel’a 20 milyon Euro yatırım yapacak. Bu ortaklık ile Quantafuel’ın kimyasal geri dönüşüm teknolojisinin entegre piroliz ve arıtma süreçleri, çıktının kimyasal üretiminde hammadde olarak kullanılacağı şekilde optimize edilecek. Quantafuel ikinci adım olarak ortak geliştirilmiş teknolojiyi başka kuruluşlara lisanslamayı planlıyor. Quantafuel, yıllık 16 bin ton kapasitesi olacak bir piroliz ve arıtma tesisini, 2019’un dördüncü çeyreğinde Danimarka’nın Skive kentinde açmayı planlıyor. BASF, ChemCycling (TM) projesinden elde edeceği

68

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

ikincil hammaddeleri, belirli müşterileri ile kimyasal olarak geri dönüştürülmüş plastik pazarını geliştirme çalışmalarında kullanacak. BASF’nin Ludwigshafen tesislerinde üretim Verbund tesisine beslenecek olan geri dönüştürülmüş hammaddeler, kısmen fosil yakıtların yerini alacak. BASF, Danimarka’daki Quantafuel tesisinin tam kapasiteye çıkmasının ardından, kimyasal olarak geri dönüştürülmüş plastik esaslı ilk ürünlerini, belirli müşterilerine ticari ölçekte sevk edebilmeyi planlıyor. Taraflar ürünün ticari kullanımını arttırmak amacıyla kimyasal geri dönüşümle arıtılmış hidrokarbonlar üretilecek ortak tesisler kurmayı da hedeflemekte. Bu ortaklık, kimyasal geri dönüşüm ürünleri için arz oluşturmanın ilk adımı. BASF böylelikle müşterilerine sürdürülebilirlik hedeflerini tutturmalarında yardımcı olacak. Plastik atıkla ilgili küresel çevre sorunu üzerinde anlamlı etkisi olacak ölçekte üretim kapasitesinin temeli atılmış oluyor. P

Borealis, Ecoplast Kunststoffrecycling GmbH’ı satın alıyor Borealis, Avusturyalı plastik geri dönüşüm şirketi Ecoplast Kunststoffrecycling GmbH (Ecoplast) hisselerinin %100’ünü satın almak üzere anlaşma imzaladı. İşlemin tamamlanması için düzenleyici kurum onayı bekleniyor. Avusturya’nın Wildon kentinde kurulu olan Ecoplast, konutlardan ve sanayiden her yıl 35.000 ton tüketici sonrası plastik atığı işleyerek, öncelikle plastik film pazarında kullanılan kaliteli LDPE ve HDPE geri dönüşüklere çeviriyor. Borealis İcra Direktörü Alfred Stern, konuyla ilgili şöyle konuştu: “Döngüsel ekonomiye plastik çözümleri sunmak isteyen Borealis için Ecoplast, Almanya’da sert enjeksiyon kalıp çözümlerine odaklanan mtm’nin faaliyetlerini tamamlayacak önemli bir firmadır. Ecoplast’ın başlıca faaliyeti, kirlenme derecesi yüksek evsel ve endüstriyel atıklardan, ince film üretimine uygun esnek ürünler çıkarmaktır.” Ecoplast tesislerine yapılan yatırım, piyasada geri dönüşük malzemeye yönelik talep artışına bağlı olarak, üretim kapasitesini %60 arttırmayı hedefliyor. Ambalaj filmi için tercih

edilen malzeme olan geri dönüşük düşük yoğunluklu polietilen (LDPE) ihtiyacını karşılayan tesis, kaliteden ödün vermiyor. Borealis Polyolefinler, Yenilikçilik ve Teknolojiden Sorumlu Başkan Yardımcısı Lucrèce FoufopoulosDe Ridder, konuyla ilgili şunları söyledi: “Borealis, döngüsel ekonomiye geçişi birinci öncelik olarak görmektedir. Ecoplast tesisine yapılan yatırım, döngüsel ekonomi çözüm hedeflerimize ulaşmamızda önemli bir adımdır ve bizi 2025 itibariyle geri dönüşüm kapasitemizi dört katına çıkarma amacımıza yaklaştırır.” Yeni mekanik geri dönüşüm sisteminde, plastik atıkların hazırlanması ve parçalanması için tam otomatik bir süreç ve geliştirilmiş yıkama teknolojileri ile kızılötesine yakın (NIR) ayırma adımları kullanılıyor. Farklı plastik türleri, kimyasal bileşimlerindeki farklardan ötürü NIR dalgalarını değişik şekillerde emdiği için, bu sistemle daha hassas bir şekilde ayrılabiliyor. Böylece hem atık miktarı azaltılıyor, hem de tesisin daha ekonomik faaliyet göstermesi sağlanıyor. P


OMV ve Borealis’ten Schwechat sanayi bölgesi iş birliği OMV ve Borealis, tüketici atığı plastiklerin kimyasal geri dönüşümünü ilerletecek bir adım atıyor. OMV ve Borealis, tüketiciden çıkma plastik atığın bir kez kullanılamayacak kadar değerli olduğu görüşünden hareketle, OMV ReOil yenilik projesinin getirebileceği sinerji olanaklarını inceliyor. Thomas Gangl, OMV Rafinman ve Petrokimyadan Sorumlu Başkan Yardımcısı: “Gelecekte başarını sırrı, kaynaklara saygı duymak ve elimizdekini en iyi şekilde kulanmakta yatıyor. Borealis bu bakımdan bizimle tam uyumlu. OMV Schwechat Rafinerisinde, ham petrol Borealis için kaliteli hammaddelere dönüştürülecek. Plastik atıklar ise OMV ReOil pilot tesisinde sentetik ham petrole dönüştürülerek rafineride kullanılıyor ve kapalı devre ekonomi elde edilmiş oluyor.” Thomas Van De Velde, Borealis Hidrokarbonlar ve Enerjiden Sorumlu Başkan Yardımcısı: ”Plastik için mekanik geri dönüşüm çözümlerimizin yanı sıra OMV ile yaptığımız bu işbirliğiyle, plastik atığı polyolefinlerde kullanılacak

hammaddeye dönüştürmek, döngüsel ekonomi stratejimiz doğrultusunda atılmış somut bir adımdır. Sektörümüzde önde gelen kuruluşlarla işbirlği yaptığımız Borealis Açık Yenilikçilik Stratejisi’ne tam uyumlu olan bu girişim, plastikte döngüsel ekonomiye geçişimizin önemli bir aşaması. Nihai amacımız, müşterilerimize küresel sorunlara yönelik katma değerli çözümler üretmek.” Rafineriye tam entegre olan OMV ReOil pilot tesisi, saatte 100 kilogram yani 100 litre sentetik ham petrol üretme kapasitesine sahip. Bu ham petrol ya plastik sektörü için hammaddeye ya da yakıta dönüştürülerek, kaynak açısından verimli bir döngüsel ekonomi oluşturuyor. Tesisin endüstriyel ölçeğe gelmeden önce bir kez daha genişletilmesi söz konusu. OMV ve Borealis, tüketici atığı plastiklerin elden çıkarılamayacak kadar değerli bir kaynak olduğuna inanıyor. Petrokimya ve plastik sektöründe öncü bu girişimle de Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine katkıda bulunuyorlar. P

INEOS Styolution’dan geri dönüştürülmüş polistiren üretim hamlesi INEOS Styrolution, ticari ölçekte geri dönüştürülmüş polistiren üretmeye bir adım yaklaştı Antwerp’teki tesislerinde ilk kimyasal geri dönüştürülmüş polistiren üretimini yapan şirket, %50 geri dönüştürülmüş GPPS içeren filmleri, süt ürünleri üreticisi Unternehmensgruppe Theo Müller’e teslim etti. Grup şimdi bu malzeme ile yoğurt kapları üretiyor. INEOS Styrolution ve Unternehmensgruppe Theo Müller, kimyasal geri dönüşümle elde edilmiş polistiren için döngüsel bir çözüm geliştirmeye yönelik bir proje üzerinde işbirliği yapmakta. Kararlaştırılan plana göre bu yıl laboratuar ölçeğinde başlayacak çalışmalar 2020’den itibaren pilot üretime, 2022’de ise ticari ölçeğe taşınacak. Global Ar-Ge Uzmanı Michiel Verswyvel, konuyla ilgili şunları kaydetti:

“Bir sonraki adımımız, ürünlerimizde kullanılan geri dönüştürülmüş stiren miktarını 2021 itibariyle binlerce tona çıkarmak”. INEOS Styrolution’ın kimyasal geri dönüşümde elde ettiği ilerlemeler, “Çevre ve Sürdürülebilirlik İçin En Yararlı Yenilik” kategorisinde ICIS Yenilikçilik Ödülü’ne layık görüldü. INEOS’TAN DÖNGÜSEL EKONOMİYE TAM DESTEK SÖZÜ 2025 itibariyle INEOS: Avrupa’da ambalaj çözümleri için %50 ve üstü geri dönüştürülmüş içeriğe sahip polyolefin ürünleri sunacak. Avrupa’da polistiren ambalaj için kullanılacak ürünlerde ortalama %30 geri dönüştürülmüş içerik kullanacak. Yılda en az 325 kt geri dönüştürülmüş malzemeyi yeni ürüne çevirecek. Polimer ürünlerinin %100 geri dönüştürülebilmesini sağlayacak. P

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

69


PAGEV’IN DE ÜYESI OLDUĞU DÜNYA PLASTIK KONSEYI (WPC) ÜYELERINDEN PLASTIK ATIK GERI DÖNÜŞÜMÜ İNOVASYON ÖRNEKLERI

LyondellBasell ve SUEZ ortak şirket satın aldı LyondellBasell, Hollanda’nın SittardGeleen kentinde kurulu plastik geri dönüşüm şirketi Quality Circular Polymers (QCP) hisselerinin %50’sinin devri için kesin sözleşme imzalandığını duyurdu. Sözleşme uyarınca, LyondellBasell ve su ile atık yönetiminde uzman Fransız şirketi SUEZ, QCP’de 50 / 50 ortaklığa sahip olacak. 2014 yılında kurulan QCP’nin Maastricht yakınındaki Sittard-Geleen tesisinde, tüketici atıkları yılda 35.000 ton polipropilen (PP) ve yüksek yoğunluklu polietilene (HDPE) dönüştürülüyor. Düzenleyici kurumların onayını bekleyen işlemin tamamlanmasının ardından, LyondellBasell QCP ürünlerini piyasaya sürecek. LyondellBasell ve SUEZ, kurumlardan gerekli onayların yıl sonuna kadar alınması için çalışıyor. LyondellBasel ayrıca plastik malzemelerin kimyasal geri

70

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

dönüşümünü ilerletmek amacıyla Karlsruhe Teknoloji Enstitüsü (KIT) ile işbirliği yapılacağını duyurdu. İşbirliğinin odağında, ambalaj malzemesi gibi tüketici atığı plastiklerin polimerleştirme süreçlerinde kullanılmak üzere monomerlere dönüştürüleceği yeni bir katalizör ve süreç teknolojisi geliştirmek yer alıyor. Mekanik geri dönüşümün tamamlayıcısı olan kimyasal geri dönüşüm, mekanik yöntemlerle kolay işlenemeyen çok katmanlı ve karma plastikleri de geri kazanabiliyor. KIT Teknik Kimya Enstitüsü’nden Hans Leibold, konuyla ilgili şunları kaydetti: “Amacımız, katalizörlerde yenilikler yaparak, plastik atığı tekrar kimyasal yapıtaşlarına dönüştürecek verimli ve temiz bir depolimerizasyon süreci geliştirmek. P

Sabic’ten İlk Sertifikalı Döngüsel Polimer Üretimi İlk sertifikalı döngüsel polimerlerin üretimine geçilmesi, “piyasa oluşturma aşaması” kapsamında önemli bir başarı. Ocak ayında başlayan bu aşama, plastikler için yeni döngüsel değer zinciri kurulmasında önemli bir adım olup SABIC’in Hollanda Geleen tesislerinde plastik atıktan ilk piroliz yağının elde edilmesini sağladı. Patentli piroliz yağı, PLASTIC ENERGY Ltd tarafından, normalde yakılacak veya katı atık sahasına gönderilecek düşük kaliteli ve karma plastik atığın geri dönüştürülmesiyle elde ediliyor.

SABIC piyasa oluşturma aşaması kapsamında sertifikalı döngüsel polimerleri olan polietilen (PE) ve polipropileni (PP) üretmeye başlarken, SABIC ve PLASTIC ENERGY’nin alternatif hammaddeyi üretmek ve işlemek için Hollanda’da kuracakları ticari ölçekteki tesisin de 2021’de faaliyete geçmesi bekleniyor. Öte yandan SABIC ile müşterileri Unilever, Vinventions ve Walki Group, 2019 yılında piyasa oluşturma aşamasında ISCC sertifikalı döngüsel polimerleri kullanmaya başlayacak. P


Dow ve Fuenix’ten %100 döngüsel plastik iş birliği Dow ile Hollanda’nın Weert kentinde bulunan Fuenix Ecogy Group arasında başlatılan bir işbirliğiyle, plastik atıktan elde edilmiş piroliz yağı hammaddesi üretilecek. Bu hammadde, Dow’un Hollanda Terneuzen’daki

üretim tesislerinde yeni polimer üretiminde kullanılacak. Anlaşma, Dow’un 2025 itibariyle Avrupa Birliği’nde satılan ürün çeşitlerinde en az 100.000 ton geri dönüştürülmüş plastik kullanma taahhüdüne katkı sağlayacak.P

New Hope Energy’den Trinity Oaks Tyler Tesisi New Hope Energy, Texas’ın Tyler kentindeki Plastikten Yakıt Üretme tesisinin faaliyete geçtiğini duyurdu. NHE 1. Etap, günde 150 ton veya yılda 53.000 ton işleme kapasitesine sahip olacak. Tyler Trinity Oaks tesisinin ise tam kapasitede günde 960

ton ya da yılda 340.000 ton (308 KTA) işlemesi ve günde 4.500 BBL’den fazla yenilenebilir sentetik yakıt ve plastik hammaddesi üretmesi planlanıyor. Toplam 150 milyon doların altına mal olacak tesisin 2020’de tam kapasiteye geçmesi hedeflenmekte. P

Brightmark Energy Indiana eyaletinin Ashley kentinde kurulacak tesiste, yılda 100.000 ton plastik atıktan, 68 milyon litre çok düşük kükürtlü motorin, nafta yakıt katkıları ve yaklaşık yirmi milyon

litre ticari tip mum üretilecek. Tesisin yakıt üretimini BP, mum üretimini ise AM WAX satın alacak. Brightmark, tesisin inşaatı için 260 milyon dolarlık bir finansman paketine imza attı. P

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

71


Geri Dönüşüm devrimi

Plastic Energy’nin Kurucusu ve Ceo’su Carlos Monreal, kaynakların kullanımı ve üretimde atık ve hava kirliliğini nihayetinde ortadan kaldıracak yeni bir düşünceye hız kazandırılmasını tartışıyor

Ö

zünde geri dönüşüm devrimi, kullanım ömrü sona ermiş malzemeleri bertaraf etmek yerine yeniden kullandığımız ve kirliliği önleyerek ve kaynakların kullanımını en üst düzeye çıkararak malzemelerin geri dönüşümünü sürdürdüğümüz döngüsel ekonominin uygulanmasıdır. Plastiklerin her tarafa bilinçsizce atılmasından kaynaklanan kirlilik okyanuslar, kuşlar ve hayvanlardaki katastrofik etkileri ve insanlardaki belirsiz etkileri nedeniyle çevreyle ilgili mücadelelerde ön plana çıkmaktadır. Dolayısıyla, geri dönüşüm ve döngüsel ekonominin K 2019 fuarının gündemini işgal etmesi sürpriz değildi. Şimdiye kadar Avrupa’da plastiklerin yalnızca %30’u, dünya çapında ise %10’u geri dönüştürülmüştür. Öyleyse böyle bir döngüsel ekonomi yaratarak plastik atık problemini nasıl çözebiliriz? Çözümlerden biri kimyasal geri dönüşümdür. Kanıtlanmış teknolojisiyle Plastic Energy, kullanım ömrü sona ermiş plastik atıkların sürekli geri dönüşümü için bir çözüm sunmaktadır. Atıkların yakılması ve çöp döküm sahalarına olan ihtiyacı azaltan süreç, düşük

72

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

değerli, kirli ve karışık olan plastikler için çevre dostu ve kârlı bir alternatif sunuyor. Kullanım ömrü sona ermiş plastikleri, yeni plastik hammaddeler için optimum bir hidrokarbon hammadde stokuna aktif ve ticari olarak dönüştüren (bizim deyimimizle“Plastic2Plastic”) dünyadaki tek operatör olduğumuzdan Plastic Energy, bu yenilikçi sektörün öncüsü durumundadır. Patentli Termal Anaerobik Dönüşüm (TAC) teknolojimizi kullanarak mekanik olarak dönüştürülemeyen, kullanım ömrü bitmiş ürünleri işlemden geçiriyoruz. Kimyasal geri dönüşüm işlemimiz, döngüsel ekonominin gereği olarak, geleneksel geri dönüşüm çalışmalarını tamamlayıcı niteliktedir. Hammadde stoku eriyene ve polimer molekülleri zengin, doymuş hidrokarbon buharı formuna parçalanana kadar oksijensiz ortamda ısıtılır. Yoğunlaşabilir gazlar, optimum hidrokarbon yağları oluşturularak hidrokarbon ürünlerine dönüştürülür. Plastiklerin yakılması değil; Avrupa düzenlemelerinin sınırları kapsamındaki emisyonlarla eritilmesi işlemi söz konusudur. Pratikte, yaptığımız işlem, tek

kullanımlık plastiklerin kullanımının önemli ölçüde azaltılmasına ve plastiklerin yüksek kaliteli ürünlere sürekli olarak geri dönüştürülebilir hale getirilmesine yardımcı olur. Örneğin, SABIC ile yaptığımız mutabakat aracılığıyla, düşük kaliteli, karışık plastik atıkların geri dönüşümünden elde edilen TACOIL adındaki patentli hammaddemizden “onaylı döngüsel polimerler” üretilecektir. SABIC, orijinal hammadde kalitesindeki TACOIL hammaddesini (virjin yağ yerine) işleyecek ve onaylı döngüsel polimer granülleri daha sonra yüksek kalitede, gıdalarda kullanılabilir ve tüketici için güvenli ürünler üretmeleri için anahtar müşterilere temin edecektir. Örneğin, Tupperware Brands, yeniden kullanılabilir pipetler ve kahve kupaları üretmek için bu maddeleri kullanacaktır. Benzer şekilde, Malezya’da bulunan Petronas Chemical Group da karışık plastik atıkları el değmemiş kalitedeki polimerlere dönüştüren bir kimyasal geri dönüşüm projesine yatırım yaparak Güney Asya’da, bunu yapan ilk petrokimya şirketi olmuştur. İspanya’da İngiltere’dekileri temel alan iki çalışma tesisimiz bulunmaktadır ve Hollanda, Malezya ve Endonezya’da da tesisler kurulmasına dair planlar söz konusudur. Ayrıca, Fransa ve İngiltere’de tesisler kurmak yönündeki istekler de dahil olmak üzere, üzerinde çalışılan pek çok proje bulunmaktadır. Döngüsel ekonomiye inanıyoruz ve plastiklerin topluma faydalı olacağını düşünüyoruz. Geri dönüşüm işlemimizin uygulanması, değersiz malzemeleri tekrar tekrar kullanma imkanı sağlayacağına göre bundan daha iyi bir çözüm söz konusu olabilir mi? P


EuPC, PlasticsEurope ve PRE

İtalya plastik vergisine karşı D üsseldorf’taki K Fuarı sırasında ortak basın toplantısı düzenleyen Avrupa plastik sektörü dernekleri başkanları Renato Zelcher (Avrupa Plastik Üreticileri BirliğiEuPC), Javier Constante (Avrupa Plastik Hammadde Üreticileri Birliği - PlasticsEurope) ve Ton Emans (Avrupa Plastik Geri Dönüşümcüleri Birliği), İtalya hükümetinin plastik ambalaj için ton başına 1000 euro vergi tasarısına tepkilerini dile getirdi. Tasarı halindeki Plastik Ambalaj Vergisi, pazar üzerinde iş kayıpları ve tüketicilerin bu kısıtlayıcı vergiden etkilenmeleri nedeniyle olumsuz bir etkiye yol açacak. İtalyan İşçi Federasyonu’na göre, Avrupa Birliği üye ülkeleri içinde Almanya’dan sonra ikinci büyük plastik üreticisi olan İtalya’da bu vergiler yaklaşık 50.000 işçinin ve 2.000 civarında KOBİ’nin geleceğiyle oynayacak. Bunun da tüm ekonomide domino etkisine yol açması bekleniyor. Ulusal Tüketici Federasyonu’na göre böyle bir verginin uygulanması, hane başına ortalama yıllık masrafları 140 Euro arttırabilir. Aynı zamanda bir İtalyan esnek ambalaj şirketinin CEO’su olan Renato Zelcher, bu verginin mükemmellik peşindeki bir sektörü baltalayacağını, hatalı davranışlar yerine ürünün cezalandırıldığını ve bunun döngüsellik yolunda atılmakta olan adımları yavaşlatacağını ileri sürdü. Plastik malzemeler ve ambalajlar, gıda atıklarının azaltılması, ulaşım masraflarının düşürülmesi, enerji tasarrufu ve karbon salımının azaltılması gibi avantajlar sunuyor. Alternatif malzemeler ise çoğu zaman plastiğe kıyasla daha ağır ve hacimli olduğu için çevre üzerinde daha kötü etkiye sahip. Avrupa Komisyonu’nun öncülüğünde, AB pazarına toplam 10 milyon ton geri

dönüştürülmüş plastik sürülmesi hedefi kararlaştırıldı. İddialı olmasına rağmen ulaşılabilir de olan bu hedef için, plastik değer zincirinin tümünde önemli yatırımlar yapılması gerekecek ve bu sürecin hızlandırılmasının yolu, plastiğin yasaklanması veya vergilendirilmesi değil. Aksine bu önlemler, Avrupa’da ekonomik daralmanın yaşandığı bir dönemde sektöre ağır bir yük getirerek binlerce işi tehlikeye atacaktır. Zaten üzerine düşeni yapmakta olan sektörümüz, 2025 itibariyle AB pazarında 10 milyon ton geri dönüştürülmüş plastiğin yeni ürünlerde yer alabilmesi hedefi doğrultusunda tüm değer zinciri genelinde çalışmayı sürdürecektir. EuPC Yönetim Kurulu Üyesi olan Yavuz EROĞLU da yaptığı açıklamada “Bu tür kısıtlama ve yasaklamalar, sanıldığının aksine çevreye büyük zarar veriyor. Çevre için konulan ekstra vergiyi ödedim. Dolayısıyla işin bitince plastikleri doğaya atabilirim yanlış fikrini gündeme getiriyor. Halbuki çözüm tüketicilerin eğitilmesi ve geri dönüşümdür. Almanya Avrupa’nın en büyük plastik üreticisi, Avrupa Birliği üye ülkeleri arasında İtalya ikinci büyük üretici ancak Avrupa kıtasında ise Türkiye en büyük ikinci üreticidir. Çevresel olumsuzluklar yanında, bu bahse konu ülkelerdeki büyük plastik ve geri dönüşüm sanayileri

bu işten büyük zarar görebilir. Bu yüzden bu tür kötü örneklerin önüne geçmek için Avrupa’da sektörel güç birliği yapma kararı aldık” dedi. EuPC Hakkında: Merkezi Brüksel’de olan Avrupa Plastik Üreticileri Birliği (EuPC), Avrupa plastik mamul üretim sektörünün AB’deki öncü meslek kuruluşu ve temsilcisidir. Plastik mamul üreticileri, plastik hammaddelerini ve geri dönüştürülmüş hammaddeleri kullanarak yeni ürünler üretir. Halihazırda plastik mamul üretimiyle uğraşan ulusal ve Avrupa içi 45 sektör birliğini bünyesinde barındıran EuPC, her yıl 50 milyon ton üzerinde plastik ürün imal eden yaklaşık 50.000 şirketi temsil etmektedir. Çoğu KOBİ olan AB mamul üretim firmalarında çalışan 1,6 milyondan fazla insan yıllık 260 milyar avrodan fazla ciro yaratmaktadır. PlasticsEurope Hakkında: PlasticsEurope, Avrupa Plastik Hammadde Üreticilerinden oluşan Avrupa’nın önde gelen meslek birliklerinden biri olup Brüksel, Frankfurt, Londra, Madrid, Milano ve Paris’te merkezlere sahiptir. Avrupa ve ulusal plastik birliklerinden oluşan ağında yer alan 100’den fazla üye şirket, toplamda EU28 üye ülkeleri, Norveç, İsviçre ve Türkiye’deki polimerlerin %90’ından fazlasını üretmektedir. PRE Hakkında: Avrupa Plastik Geri Dönüşümcüleri (PRE), Avrupa’da plastik atıkları tekrar işleyerek yeni ürünlere yönelik kaliteli malzemelere çeviren plastik geri dönüşüm şirketlerinin sesidir. Plastiğin döngüselliğinde önemli bir pay sahibi olan geri dönüşümcüler, döngüsel ekonomiye geçişte de rol oynar. Avrupa’da hızla büyüyen plastik geri dönüşüm sektörü, 500 şirketi ve 18 bin çalışanıyla yıllık 3 milyar Euro ciro ve 6,6 milyon ton kurulu işleme kapasitesine sahiptir. P PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

73


ETTLINGER’den

geri dönüşümde hızlı çözüm Ettlinger’in sürekli, Yüksek Hızlı Eco Eriyik Filtresi, pet malzemelerin kaliteli ve karlı son ürünlere dönüştürülmelerine imkan veriyor

E

ttlinger’in daha önce eşi görülmemiş 60 m filtrasyon duyarlılığına sahip ECO eriyik filtresi film, koli bandı ve fiber sanayilerindeki geri dönüşüm işlemini kolaylaştırmanın yanı sıra plastik geri dönüşümcülerin boya, silikon ve eriyikten gelen jelleri temizlemesine yardım etmeyi amaçlıyor. Yeni filtre süzgeçleri ayrıca tüketici sonrası PET şişe flake ve ince tanelerin geri dönüşümlü malzemeye düşük maliyetli dönüşümünü sağlayabilir. Tüketici sonrası şişelerden geri dönüştürülen PET; ambalaj, fiber ve koli bantlarının ısıl şekillendirmesi için hammadde olarak oldukça rağbet görmektedir. Ayrıca bu ürünler tüketiciler arasında da geniş çapta kabul edilmektedir. Uygulamaya bağlı olarak, geri dönüştürülmüş malzeme, görünüm ve mekanik nitelikler bakımından yüksek ihtiyaçları büyük oranda karşılamak zorundadır. Geri dönüştürülmüş malzemenin saflığı kullanım alanı açısından çok önemlidir. Bu nedenle, eriyik filtrasyon işleminin verimliliği PET dünyasında oldukça kritiktir. Geleneksel filtre değiştiricileri ve süzgeçler bu noktada bazı sınırlara sahipken, Ettlinger’in otomatik temizlemeli ECO filtre sistemi katı özelliklere uyumluluk sağlar. ECO filtrenin ana bileşeni

74

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

lazerle delinmiş milyonlarca konik deliği olan, silindir şeklindeki döner çelik süzgeçtir. PET geri dönüşümü söz konusu olduğunda mikroperforasyon, piyasada belirleyici bir yenilik olarak karşımıza çıkar. ÇELIK TELDEN DOKUNMUŞ SÜZGEÇLERIN SINIRLARI Çelik telden dokunmuş süzgeçler, en basit tipteki, her yerde bulunan kare gözlü ince metal tellerden yapılmıştır. Ağız kısımlarının kenar uzunluğu süzgecin nominal tel boyuna karşılık gelir. Ancak, kare göz daha büyük parçacıkların (faktör 1,41) geçmesine izin verir. Ayrıca, teller gevşek bir şekilde bağlanır, dolayısıyla filtre çamuru ve basınç arttıkça bazı gözler genişler ve daha büyük parçacıkların geçmesine imkan verir. Bu da elde edilen parçanın maliyetini yükseltir ve aşağı akışlı ekstrüzyonda olumsuz etkilere yol açar; bir filtre çamurunun oluşturulması, güç basınç dalgalanmaları ve sık filtre değişiklikleri geri yıkamalı temizleme yapılırken fazladan iş çıkarır. LAZERLİ MİKROPERFORASYON Ettlinger’in sert filtre süzgeçleri ve lazerle delinmiş mikroperforasyonu yüksek ayırma verimine sahiptir. Çelik telden dokunmuş süzgeçler,

eriyik akışının yönüne doğru gittikçe incelen filtre süzgeçlerinin konik deliklerin enine kesitlerine tekabül eden bir büyüklüğe sahiptir. Eriyik bu deliklerden aktığında, delikten daha büyük olan tüm kirli maddeler filtre yüzeyinde kalır. 60 m filtrasyon hassasiyeti sayesinde, çok az sayıdaki kirli atık maddeler artık insan gözüyle görülemeyecek seviyededir. PET geri dönüşüm işlemi, geri dönüştürülmüş malzemeyi, geri dönüştürülmemiş malzemeden ayırt edilemeyecek görsel, mekanik ve organoleptik niteliklere sahip yeni ürünlere dönüştürebilir. Kirli maddelerin önemli derecede azalması, bant ve fiber yırtıklarını neredeyse tamamen ortadan kaldırdığından hattın daha etkili olmasını sağlar. TİCARİ DEĞER Ettlinger’in sürekli eriyik filtreleri, yüksek derecede kirli veya sorunlu maddeler içerdiği düşünülen malzemeler için yeni olanaklar yaratır. Yeni 60 m filtre süzgeci, geri dönüştürülmüş şişelerden elde edilen PET parçacıklarının kullanımını ticari olarak daha çekici bir hale getirir. Ettlinger’in ECO eriyik filtresi, PET malzemenin çok daha kaliteli ve çok daha kârlı ürünlere dönüştürülmesine imkan verir. P


Plastik geri dönüşümünde verimlilik ve kalite

Herbold Meckesheim, K 2019 Fuarı’nda yenilikçi süreçlerini ve makinelerini ziyaretçiler için görücüye çıkarttı Herbold güç beslemeli SB granülatör ©Herbold Meckesheim

M

akine ve tesis üreticileri, Düsseldorf’ta plastik atık çözümlerini ve geniş ölçekli makinelerine dair sunumlarını yaptı. Herbold’un çözümleri 40 yıllık deneyime ve aralıksız olarak hem sanayi hem de tüketici sonrası uygulamalar için geliştirdikleri inovasyonlara dayanıyor. Modern sıcak film yıkama hatları © Herbold Meckesheim Werner Herbold; “Boyut küçültme, yıkama, ayırma ve kurutma ve topaklaştırma temel süreçlerimizdir. Müşterilerimiz, geniş çaplı makine seçeneklerimize ve tek bir kaynaktan, isteğe göre uyarlanmış tesis tasarımları elde edebilmemize değer veriyorlar. Döngüsel ekonomiye odaklanmış olarak, dönemin ruhu ve K 2019 Fuarı’nın ana başlıklarından biriyle

tam anlamıyla aynı doğrultudayız. 175/5000 Ö parçalama; besleme materyali işlenemeyecek kadar büyük olduğunda veya ayırmadan, görsel incelemeden veya test etmeden önce kaba bir şekilde parçalanması gerektiğinde önemli bir adımıdır. Özellikle yıkama hatlarında kullanıldıklarında tüm balyayı işleyebilen yüksek performanslı doğrayıcılara olan talep artıyor. Herbold, ortada konumlanmış statörün olduğu iki milli yeni EWS60/201doğrayıcısını ilk kez K 2019 fuarında sundu. Herbold granülatörler; enjeksiyon, şişirme veya roto kalıp, düz veya şişirme film ekstrüzyon ve boru, profil, levha veya diğer plastik ürünlerin üretiminden ortaya çıkan tüm atık plastik malzemeleri öğütüyor.

Herbold, proses teknisyenleri ve proje mühendislerinden oluşan bir ekiple yıkama hatları alanına da yatırım yapıyor. Şirket, şu anda yüksek performanslı eksiksiz çözümler sunabiliyor. K 2109 Fuarı’nda sunulan, yıkama hatları alanındaki yeni gelişmeler; büyük yabancı cisimleri yakalayan ve işleme suyunu temizlemek için entegre levha bölme kalınlaştırıcı özelliği sayesinde kirli maddeleri doğrudan birimden çıkaran modifiye edilmiş VWE 700 ön yıkama birimini ve piyasaya yenilik getirmek adına çok sayıda küçük iyileştirmelerden geçmiş HERBOLD HLR etiket temizleyiciyi içermektedir. Herbold, dördüncü nesilden Karlheinz ve Werner Herbold tarafından yönetilen bir aile şirketidir. P

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

75


Ambalaj Fuarı’nda yabancı ziyaretçi rekoru 25. Avrasya Ambalaj İstanbul Fuar’ına 48 ülkeden 1.229 firma ve firma temsilcisi katıldı. Fuarı, 119 ülkeden 9.406’sı yurt dışından, 54.827’si yurt içinden olmak üzere toplam 64.233 kişi ziyaret etti.

A

mbalaj Sanayicileri Derneği (ASD) ve Reed Tüyap işbirliği ile Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen 25’inci Avrasya Ambalaj İstanbul Fuarı dünyanın dört bir yanından yoğun bir ziyaretçi ilgisi ile karşılaştı. 48 ülkeden 1.229 firma ve firma temsilciliğinin katıldığı fuarı 119 ülkeden 9.406’sı yurt dışından, 54.827’si yurt içinden olmak üzere toplam 64.233 kişi ziyaret ederken, geçtiğimiz yıla göre yüzde 10 artış dikkat çekti. Ayrıca bu yıl fuarda 37 ülkeden 995 alım heyeti ağırlandı. Önümüzdeki sene 26’ncısı düzenlenecek olan Avrasya Ambalaj İstanbul Uluslararası Ambalaj Endüstrisi Fuarı, 21-24 Ekim 2020 tarihleri arasında gerçekleştirilecek.

76

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

Türkiye’nin ambalajda Avrupa ve Avrasya’nın merkezi olduğuna işaret eden ASD Başkanı Zeki Sarıbekir, Avrasya Ambalaj İstanbul Fuarı’nın Ambalaj Sektörü için her geçen gün daha önemli hale geldiğini ve sektörün gelişmesine katkıda bulunduğunu ifade etti. Ambalaj tüketiminin refah seviyesi ve sanayideki gelişmişliğin bir göstergesi olduğunu belirten Zeki Sarıbekir, kişi başı ambalaj tüketiminin süpermarketlerin gelişmesi ve yaygınlaşmasıyla da Türkiye’de de hızla arttığını vurguladı. Son 15 yılda ambalaj tüketiminin 2 kat arttığını kaydeden Zeki Sarıbekir, kişi başı yıllık tüketimin 250 dolara ulaştığını söyledi. Ambalaj Sektörünün dış ticaret

fazlası veren ve cari açığa pozitif katkı yapan bir sektör olduğunun altını çizen Zeki Sarıbekir, ilk altı ayda 2,32 milyar dolar ihracat yaptıklarını ve toplamda 918 milyon dolarlık dış ticaret fazlası verdiklerini vurguladı. Türkiye’nin ambalajda kaliteden lokasyona, üretim teknolojilerinden fiyata kadar çok sayıda avantajının olduğunu kaydeden Zeki Sarıbekir, “Ülke ekonomisinin en önemli sorunlarından biri olan dış ticaret açığının kapanmasına sağladığımız katkıyı artırarak sürdürüyoruz. Ambalaj Sektörü olarak her geçen gün daha çok ihracat yapmak ve Türkiye’de ürettiğimiz ambalajların en az yarısını ihraç edebilmek amacıyla çalışmaya devam ediyoruz.” dedi.


Ambalaj sektörü

hedeflerine ulaşacak

2019 yılında sektör olarak en az 25 milyar dolar pazar büyüklüğü ve 5 milyar dolar ihracat geliri hedeflediklerini ve bu hedeflere ulaşacaklarına inandıklarını belirten Zeki Sarıbekir, şöyle

devam etti: “Ülkemizde 350 milyar dolarlık bir ekonomik hareketi ambalajlarla sağlıyoruz. Sektör olarak rekabet gücümüz ve potansiyelimiz yüksek. Türkiye Ambalaj Sektörünün ürünleri

dünyada 180 ülkeye direkt ve dolaylı olarak ihraç ediliyor. Ambalaj sanayimiz Avrasya’nın ambalaj merkezi olma yolunda kararlı adımlarla yürüyor.”

Genç tasarımcılar ödüllendirildi Fuarın açılış gününün akşamında toplam 152 projenin yarıştığı 15’inci Ambalaj Tasarımı Ulusal Öğrenci Yarışması 2019’un kazananları da belli oldu. Yarışmanın sonuçları, Avrasya Ambalaj İstanbul Fuarı açılış kokteylinde yapılan törende açıklandı. Seçici Kurul’un yarışmaya başvuran 152 öğrenci projesi üzerinden yaptığı değerlendirme sonucunda toplam 18 öğrenci projesi ödül kazandı. Yarışmayı Yaşar Üniversitesi Grafik Tasarımı öğrencisi Uğur Altun ‘Macuni Mesir Ambalaj Tasarımı’

projesi ile kazanırken, Gazi Üniversitesi Endüstri Ürünleri Tasarımı öğrencisi Pelinsu Şirin ‘Soapy’ projesiyle ikinci, İstanbul Medipol Üniversitesi Endüstri Ürünleri Tasarımı öğrencisi Hande Nur Yılmaz ‘Soucup’ projesiyle üçüncü oldu. Yarışmanın birincisi 5 bin TL, ikincisi 3 bin TL, üçüncüsü ise 2 bin TL para ödülünün sahibi olurken mansiyon alan üç öğrenci ise 1.000 TL ile ödüllendirildi. Ayrıca ilk üçe giren öğrenciler 12 ay boyunca karşılıksız ASD & TÜYAP Öğrenim Bursu almaya da hak kazandı.

ASD SEKTÖRE KATKI SUNUYOR Türkiye’deki önemli ambalaj sanayicilerini bünyesinde bir araya getiren ASD, 1992 yılında 39 ambalaj üreticisi tarafından kuruldu. Kasım 2019 itibariyle 220’nin üzerinde üyesi bulunan ASD’nin amacı; Türkiye ambalaj sanayinin gelişmesine katkıda bulunmak, sektöre kimlik kazandırmak, ulusal ve uluslararası platformlarda sektörün temsil edilmesini sağlamak, üyeleri arasında birlik beraberlik ve dayanışmayı sağlamak, güçlendirmek ve daimi kılmaktır. P

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

77


SABIC’ten

İnovasyon Günü etkinliği

Dünyanın önemli petrokimya şirketlerinden SABIC, “İnovasyon Günü” etkinliğiyle sosyal sorumluluk projelerine bir yenisini ekledi ve toplumsal refah programına katkı sundu

P

etrokimya sektörünün öncü firmalarından SABIC, ekonomiye sağladığı katkı kadar sosyal sorumluluk projeleriyle de dikkatleri üzerine çekiyor. Yakın dönemde ‘Fikirden Yeniliğe’ yarışmasını düzenleyerek toplumsal farkındalığı arttıran firma, şimdi de SABIC Global CSR programı kapsamında “İnovasyon Günü” etkinliği düzenledi. Bu programı hazırlayıp gerçekleştirmekten mutluluk duyduklarını belirten SABIC Türkiye Genel Müdürü Fahad Al-Harthi, “İnovasyon Günü’nü düzenlememizin asıl amacı SABIC Global CSR stratejimizin önemli bir

78

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

odak alanı olan bilim ve teknoloji eğitimini teşvik etmektir. Global girişimlerimiz yoluyla, faaliyet gösterdiğimiz topluluklarda kaliteli eğitimi destekliyor, yaşam boyu öğrenime özel önem veriyoruz. Diğer öncelikli CSR alanlarımız arasında ise çevreyi koruma, sağlık ve iyi yaşam ile su ve

sürdürülebilir tarım yer alıyor. Toplumsal refah programlarına yatırım yaparak, sektörümüzdeki diğer şirketlerden ayrılan, sosyal sorumluluk konusunda lider bir şirket olmayı hedefliyoruz. SABIC olarak toplumla pozitif ortaklıklar kurmaya, bu sayede sosyal, çevresel ve ekonomik değer oluşturmaya ve SABIC’in 2025 Stratejisini gerçekleştirmeye odaklıyız” dedi. Fahad Al-Harthi, konuşmasının ardından ayrıca SABIC Türkiye ekibine oluşturan Özge Sarıtürk Seçkin, Melis Erçayhan, Hande Ege Ünel, Levent Obut, Bedri Selcuk Kovulmaz, Ceren Akin, Serap Düzyel, Cenk Yıldırım, Mba, Demet Ekinci, Okan Karabal, Erdem Çuhacı, Buket C., Onur Yücel ve Emrah Sorkut’a teşekkürlerini sundu. Suudi Arabistan’da yer alan dünyanın en büyük petrol yan ürünleri üreten ve işleyen şirketlerinden biri olan SABIC’in merkezi Riyad’da yer alıyor. Suudi Arabistan hükümeti adına kayıtlı %70’lik hissesiyle kamu şirketi konumunda yer alan SABIC dünyanın en güçlü firmaları arasında bulunuyor. P


PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

79


80

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152


PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

81


PLASTEURASIA 2019 SALON NO: 3

STANT: 308A

Almak Ateş Makine Fabrika Müdürü Enver Aykut:

Kovanlarda aşınma sorunlarına karşı

bimetalik çözümler üretiyoruz

ALMAK bimetalik kovanları makine üreticileri ve son kullanıcılar için nihai ürün şeklinde sunarken sektöre hizmet veren diğer vida kovan üreticileri için de yarı mamül şeklinde sunuyor.

P

lastik ürün üretiminde kullanılan başlıca üretim yöntemleri; ekstrüzyon ve enjeksiyon makineleri ile üretim yöntemleridir. Her iki üretim yönteminde de plastiği bir noktadan katı halde alarak, eriyik olarak kalıba ulaştırmak için vida ve kovan olarak adlandırılan makine elemanları kullanılmakta. Vida kovanlardan beklenen temel özelliklerden biri de uzun ömürlü olması diğer bir değişle aşınmaya karşı dayanımının yüksek olmasıdır. Hem vidalar hem de kovanlar için ortak beklenti olan aşınmaya karşı yüksek dayanımlı olmalarını sağlamak amacı ile vida kovanlar üzerinde zaman içerisinde çeşitli metalürjik çalışmalar yapılmış ve çözümler üretilmiştir. Günümüzde geliştirilen en etkin çözüm ise aşınan yüzeylerin aşınmaya karşı direnci daha yüksek olan farklı bir metal ile kaplanmasıdır. Vida ve kovanlarda bu kaplamalara verilen genel isim

82

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

ise bimetalik kaplamalardır. Her geçen gün formüllerin zorlaşması ile birlikte bimetalik kaplamalı ürünlere olan ihtiyaç giderek artmakta. Göreceli olarak vidaların bimetalik kaplanması kolayken kovanlarda bu kaplamayı yapmak çok daha zordur ve bu nedenle bimetalik kaplamalı kovanların üreticileri gerek Avrupa’da gerekse dünyada çok az sayıdadır. 1968 yılından beri sektöre hizmet veren Almak Makine, zor olanı başardı ve yeni bir bimetalik kovan üreticisi olarak sektörde yerini aldı. Almak; beş yıllık AR-GE süreci, iki yılı bulan üretim süreci ve bir yılı aşan ürün deneme süreci sonunda Eylül 2019 itibari ile bimetalik kaplamalı kovanlarını satışa sundu. Formüllere göre aşındırıcılar değişirken bunlara karşı aşınma dayanımını sağlayacak olan kaplamanın da değişkenlik göstermesi gerekmekte. Almak şu anda demir bazlı, nikel bazlı ve

volfram karbür içeren nikel bazlı kaplamalar olmak üzere üç farklı kaplama ile sektöre ürün sunmakta. Aşınma problemlerine karşı doğru kaplama seçimin yapılması ile mevcut ömürlerin 3 kata kadar arttırılması ve erken aşınmaların engellenmesi mümkün. Bu konuda bimetalik kovanlar nitrasyon ile sertleştirilmiş kovanlara nazaran ciddi bir üstünlüğe sahip. Sektörün yaşamış olduğu bir diğer problemde mevcut bimetalik kovan üreticilerinin yoğunluklarına göre 24 haftayı bulan teslimat süreleridir. Almak sunmuş olduğu bimetalik kaplamalı kovanlar ile teknik bir sorun olan aşınma problemlerine karşı çözüm üretme dışında ticari bir problem olan mevcut üreticilerin uzun temrin sürelerine karşıda alternatif bir çözüm sunmuştur. ALMAK mevcut bimetalik kovan üreticilerinden çok daha makul sürelerde bimetalik kovan teslimini müşterilerine taahhüt etmekte. P


Bareks, çevre dostu

yatırımlarla büyüyor

İhracatta yeni soluk yakalayan Bareks, yüksek teknoloji yatırımları ve çevre dostu yeşil çözümleri ile müşterilerine değer katıyor

2

002 yılında Bakioğlu Holding kuruluşu olarak 3 katlı laminasyon filmleri üretmek üzere faaliyetine başlayan BAREKS, 20 yıla yaklaşan sektör deneyimi ve ihracat vizyonuyla hızlı ve bir o kadar emin adımlarla büyümeye devam ediyor. Standart ürünlerin yanında ürün portföyünü, ülke ekonomisine katma değer sağlayan ve çevre dostu ürünler üzerinden genişleten BAREKS, 2019 yılındaki kuruluşundan bu yana en yüksek ihracat rakamına ulaştı. Biri İzmir Serbest Bölgesi’nde olmak üzere tam kapasite çalışan 2 fabrikası ile yıllık 44.000 tonluk üretim kapasitesinin %80’ini, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere 30’dan fazla ülkeye ihraç eden BAREKS, özellikle 2019 yılında AR-GE çalışmalarına hız kazandırıp, ‘‘Yeşil Projeler’’ adı altında 5 farklı segmentte yepyeni ürünlerini müşterileriyle buluşturdu. Özellikle katma değer yaratmak için markalaşmanın şart olduğu

bilinciyle niş filmler geliştirmeyi amaçlayan proje son derece başarılı oldu ve dünyanın önde gelen, özellikle Avrupa’nın ilk 5’inde yer alan sektör devlerinin onaylı portföyü arasına girdi. PET laminasyonlu yapılara alternatif olarak geri dönüştürülebilir (recyclable), baskı yapılabilir, yüksek ısı dayanımlı ve özellikle su buharı/aroma geçirgenliği düşük PE çözümleri geliştiren BAREKS, bu alanda paydaşlarından tam puan aldı.

Ayrıca BioPlastik kategorisinde de %100 mısır nişastası bazlı bio-çözünür ve %100 şeker kamışı bazlı karbon ayak izini minimize eden çözümler gibi, doğa dostu filmleri, katma değerli marka ürünler kategorisinde

alternatif çözümler olarak portföyüne kattı. Özellikle son dönemde Avrupa Komisyonu ve Parlamentosu’nda da yoğun gündem olan ve süre kısıtı ile regülasyon altına alınan ‘’Geri Dönüşümlü Ürün Kategorisinde’’ ise, Avrupa’da sektör öncülerinden bir çözüm ortağı ile ortak bir projeye imza attı. Buna göre BAREKS, halihazırda hanehalkı tarafından tüketilmiş plastik içerikli ürünlerden, çeşitli yüzdelerde kullanılmak suretiyle üretilmiş PE projesini hayata geçirdi. Bu proje kapsamında üretilmiş, baskısı yapılmış ürünler marketlerde yerini almaya başlayarak bilinçli tüketicilerin hizmetine sunulmaya devam ediyor. Böylece BAREKS, bir yandan ülke ihracatına standart ürünlerin yanı sıra değer yaratan ürünlerle katkısını arttırırken, diğer taraftan çevre bilinci yüksek ürünlerle ambalaj sektörüne hizmet vermeyi sürdürmektedir. P PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

83


FUARLARA TAM KATILIM

Ekin Makina

35 ülkeye ihracat yapıyor Amerika, Güney Amerika, Avrupa, Asya, Afrika ve Avusturalya kıtalarında 35 farklı ülkeye Yatay, Dikey, Çoklu Enjeksiyon ve Özel Üretim makinalarını ihraç ediyor

E

kin Makina, üretime başladığı ilk günden itibaren Ar-Ge, Ür-Ge ve teknolojiye yatırım yaparak büyüme trendini sürdürüyor. Ulaştığı noktayı yeterli görmeyerek gelişimini hızlandıran ve dünyanın önde gelen plastik enjeksiyon makina üreticileri arasına girmeyi hedefleyen Ekin Makina, nitelikli iş gücü ve mühendis kadrosuyla, teknolojinin son geldiği nokta üzerinden üretimini devam ettiriyor. AR-GE ve ÜR-GE faaliyetlerinin başına, müşteri fikir ve taleplerini yerleştiren firma, yurt içi ve yurt dışı pazarlarda giderek artan müşteri talepleriyle büyüyor. Dünyanın dört bir yanına makinalarını pazarlayan firma; Amerika, Güney Amerika, Avrupa, Asya, Afrika ve Avusturalya kıtalarında; 35 farklı ülkeye makinalarını ihraç ediyor.

84

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

Yatay, dikey, çoklu enjeksiyon ve özel üretim makinalarla, kullanıcılara geniş bir yelpaze sunan firma, müşteri talepleri doğrultusunda özel plastik enjeksiyon makinaları üretiyor. Son yıllarda Avrupa pazarında artan talepler, firmanın başarı grafiği hakkında önemli ipuçları veriyor. Ekin Makina; 30Ton-400Ton arası 8 farklı makinasında, göbekten piston kilitlemeli sistemiyle müşterilerinin beğenisini kazanıyor. Mafsallı makinalarında kendi içinde yeni bir çağ açma niteliğindeki değişimle; pim, burç aşınmalarına bağlı mengene arızalarının tamamen önüne geçildi, haftalık 3 litre sistem yağlama yağından tasarruf edildi ve temiz oda üretimine tamamen uygun hale gelindi. Ayrıca göbekten sıkma

Her yıl dünyanın birçok kıtasında düzenlenen; plastik sektörü ile ilgili fuarlara katılım sağlayan firma, Türkiye’yi başarıyla temsil etmeyi sürdürüyor. 16-23 Kasım 2019’da Almanya Dusseldorf’ta düzenlenen K Fuarı’nda Türkiye’yi başarıyla temsil eden Ekin Makina, hemen ardından İstanbul TÜYAP’ta gerçekleştirilen Plast Eurasia fuarında da yer alıyor. Ekin Makina, bu yıl TÜYAP’ta 550m2 stand alanında, birbirinden özel makinalarla müşterilerinin ve ziyaretçilerin karşısına çıkacak. Firma ayrıca yeni yatırımlarıyla da dikkat çekiyor. Hadımköy Deliklikaya mevkii Özar Özel Endüstri bölgesinde tamamlanma aşamasına gelen ve 19.000m² kapalı alanı olan yeni fabrikasıyla önemli bir yatırıma imza atan Ekin Makina, bünyesindeki Cnc tezgâhlarının sayısını %100 arttırmanın somut hamlesini gerçekleştiriyor. Yeni yatırımıyla istihdam oranını da arttıracak olan firma, Türkiye’deki işsizliğin azalması, üretimin artması ve ihracatın hız kazanması için önemli bir çaba gösteriyor. Yerli üretimin kendi sektöründe kalesi konumundaki Ekin Makina; “yerli ve millilik” ödevini sorumluluktan kaçmadan yerine getiren bir firma olarak da dikkat çekiyor.

makinalarıyla öne çıkan Ekin Makina, hız ve rijitlik açısından mafsallı makinalara göre ciddi avantajlar sunuyor. P


PLASTEURASIA 2019 SALON NO: 3

STANT: 324

Dikey Makina

AR&GE ve ihracatla büyüyor

Düsseldorf’un ardından İstanbul’da düzenlenen Plast Eurasia’ya da katılan Dikey Makina, yüksek performanslı, enerji tasarruflu 5 katmanlı Coex PE Film Ekstruderi ile dikkat çekiyor

İ

zmir Kemalpaşa OSB’de yer alan 4000 m2’lik fabrikasında üretim yapan Dikey Makina, PE Film Ekstrüzyon teknolojilerinde Ar&Ge tabanlı çalışmalarıyla öne çıkıyor. 16-23 Ekim tarihlerinde Almanya Düsseldorf’ta düzenlenen K Plast Fuarı’nın ardından TÜYAP’ta düzenlenen Plast Eurosia 2019 İstanbul’a da katılan Dikey Makina, geliştirdiği makinalarıyla dikkat çekiyor. 5 Katmanlı/1600mm’lik PE Film Ekstruderi’nin tüm tasarım, imalat, otomasyon, profil kontrol ve dozajlama ünitelerinin tamamı Dikey Makina menşeili olarak üretilebiliyor. Tasarım ve mekanik imalatından, otomasyon ve yazılıma kadar makinalarının tamamını kendi bünyesindeki ekibiyle üretmeyi başaran Dikey Makina, tesisine yaptığı 22 mt yüksekliğe sahip alanda, artı bütün ekstrüderlerinin test çalışması

ile sunumunu yaparak teslim edebiliyor. 2016 K Plast Fuarı’nda sergilediği 9 Katmanlı Bariyer Film Ekstruderi ile dikkatleri çeken Dikey Makina, dünya markası olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Teknolojisi yüksek makineler ürettiklerine vurgu yapan Dikey Makina Genel Müdürü Lütfü Büyükkasap, fuarlara katılarak dünya arenasında yer alıp, büyüme trendlerini sürdüreceklerini söyledi. Büyükkasap, hedeflerini şu sözlerle özetledi: “Öncelikle tamamı ithal edilen ‘yüksek performanslı ve kaliteli üretime’ sahip üst segment makinaları, yerli üretici ile buluşturmak istiyoruz. İhracatımızı yüzde 80’lik orana çıkararak hem sektöre hem de ülke ekonomisine katkı sunmayı amaçlıyoruz.” Türkiye ve bölgenin en önemli fuarı olan Plast Eurasia Fuarı’nda, bu yılda 5 katmanlı Coex PE Film

Ekstruderini, muadillerine kıyasla çok daha ekonomik fiyatlar ile sektör mensuplarına sunduklarını belirten Büyükkasap, “dünyada ekonomik daralmanın yaşandığı bu dönemde, sektörün ihtiyacı olan yüksek performans, enerji tasarrufu ve kaliteli üretim talebini, karşılamaya devam edeceğiz. Bu segmentteki yerli makinaya olan küskünlüğü kırdık. Bunun göstergesi olarak Türkiye‘deki sektör devleri ile görüşmelerimiz devam ediyor ve artık 2020 yılında, film üretimindeki lider firmalar ile omuz omuza çalışacağız” dedi. Büyükkasap, ithal girdisi yüksek olan PE Film sektörünün, kesinlikle katma değeri yüksek ürünlere yönelmesi gerektiğini vurgulayarak, fuarın ve 2020 yılının plastik ve bütün sektörler için hayırlı bir yıl olmasını dileyerek yeni yıldan beklentilerini ifade ederek sözlerini tamamladı. P PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

85


Novamak’tan pratik verimli ve ekonomik çözümler PLASTEURASIA 2019 SALON NO: 14

STANT: 1408

Novamak, otomatik palet ve torba boşaltma makinasıyla hammadde torbalarının insan gücüyle boşaltılmasında ortaya çıkan fazla işgücü kullanma, zaman kaybı ve fire gibi sorunları çözüyor

N

ovamak, geçmişi 1930’lara dayanan Meten Makine’nin ürettiği ürünlerin iç ve dış piyasada satışının yapılması hedefiyle kuruldu. İç pazarda satışı yapılan

86

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

ana ürünler kısa sürede dış pazarda da pay sahibi oldu. Novamak, kullanıcının doğru ve verimli sistem kurabilmesi için satış öncesi kapsamlı projelendirme yapmakta,

sonucunda ürünlerini belirlemede ve anahtar teslimi sistemler kurmakta. Çok yeni olan Ana Merkezi Besleme Sistemi, uygulamalardan sonra işletmelerde verimi daha iyi anlaşıldı.


OTOMATİK PALET VE TORBA BOŞALTMA MAKİNASI Hammadde torbalarının insan gücüyle kesilmesi ve boşaltılmasında yüksek işgücü kullanılmakta, vakit kaybı ve fire ortaya çıkmakta. Bu bölümde çalışan elemanların, sürekli ağır torba kaldırmasından ve kesmede bıçak kullanmasından dolayı iş güvenliği tehdit altında kalmakta. Bu anlamda üretilen makina sayesinde insan gücünden tasarruf edilmekte, fire önlenmekte ve en önemlisi insan sağlığına verilen zararın ve iş kazalarının önüne geçilmekte. Otomatik hammadde boşaltma makinası, bir elemanla çalıştırılabilmekte Tüm palet ayrıştırılmadan makinaya verilerek tüm torba alma, kesme ve boşaltma işlemleri insan gücü kullanılmadan otomatik olarak yapılmakta. Hammadde boşaltma işlemi kolay ve hızlı olduğundan dolayı depolamada ve depo yerinden de tasarruf edilmekte.

HAMMADDE DAĞITIM VE DEPOLAMA SİSTEMİ Otomatik hammadde boşaltma makinasında hızlı şekilde boşaltılan ürün, blower ve boru hattı ile depolanacak silolara veya günlük silolara otomatik olarak gönderilir. İşletmedeki makinaların günlük hammadde sarfiyatları kontrol altına alınmış olur. Böylece işletmeye fazla hammadde transferinin önüne geçilmiş olur. Tüm bu işler ana kumanda merkezinden otomatik olarak yapılır. İşletme içerisindeki hammadde teknesi, torba ve paletlerin yarattığı darlığı ortadan kaldırır ve yer tasarrufu sağlar.

MODÜLER SİLO • Modüler silolar, hassasiyet ve yüksek kaliteyle üretilerek dökme malzemelerin depolanmasında kullanılır. • Siloların kare gövde olarak tasarımları, aynı alanda daha çok hacim kazandırarak ekonomik avantaj sağlar. • Tekil Parçaların birleştirilmesi montaj kolaylığı getirir. • İşletmedeki çalışma akışını etkilemeden montajı kısa sürede yapılır. • Modüler yapı sayesinde işletmede kullanılmayan alanlardan istifade edilir. • Siloda standart olarak bulunan ekipmanların yanı sıra, gerektiğinde merdiven, korkuluk, ayak boyu yükseltme, taban montaj plakası gibi ekstra ekipmanlar sunulur. • Kolayca sökülerek başka yere taşınabilir. • Silolar, kullanım ve ihtiyaca göre, paslanmaz çelik(1.4301/1.4307) veya sıcak daldırma(HDG) çelik sacdan üretilir. P

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

87


ÖZEL RÖPORTAJ

MAKPLAST KURUCU BAŞKANI REMZİ KANBUR:

BAŞKALARININ YAPMADIĞI İŞLERİ YAPIP

Ö

BAŞARIYI YAKALADIM

ncü, vizyon sahibi, işine tutkuyla sarılan bir girişimci… Başarısının sırrı ise şu sözlerde saklı: “Hep başkalarının yapmadığı işleri yaptım, başarıyı böyle yakaladım…” PAGEV Sözlü Tarih Projesi kapsamında dergimizin sayfalarını sektörümüzün duayen isimlerinden Remzi Kanbur’a açtık. 1979 senesinde kendi yaptığı plastik makinesini Almanya’daki K Fuarı’na götürebilmek için bin bir zorlukla izin alan ama asla yılmayan Kanbur, hiç bitmeyen yaratıcılığı ve Ar-Ge çalışmaları ile yeni nesillere örnek olacak bir iş insanı… Türk Plastik Sektörünün önemli isimlerinden biri olarak öne çıkan Remzi Kanbur, şimdi de eğitime verdiği desteği yeni bir okul yaptırarak taçlandırma yolunda.

zaman yazı işini yalnız Şişecam fabrikası yapabiliyordu, başka yazan yoktu ama bu alanda bir ihtiyaç vardı.

Plastik sektörüyle tanışmanız nasıl oldu? Makplast’ı nasıl kurdunuz? Ben esasında makineciyim. Makplast’ı da biraz ihtiyaçtan kurdum. Diğer iş devam ederken onun yanında plastik işi yapalım dedik. Türkiye’de yapılan enjeksiyon makinelerinden satın aldık ama çok fazla problem çıkınca ‘bunu ben yapacağım ve problem olmayacak’ dedim ve plastik enjeksiyon makinesi yaptım. Başlamam böyle oldu ve devamı da geldi. Plastik üretiminde çalışan yaklaşık 899 civarında makinem var. Türkiye’nin en kalitesini yaptığıma inanıyorum. Bunu müşterilerim ve beni tanıyanlar bilirler. Biz hiç müşteriye Remzi Bey bize biraz kendinizi gitmezdik, telefonla bize sipariş gelirdi. anlatır mısınız? 1945 yılında Erzincan’da doğdum. Ben 8 Kalitesi kötü Çin makineleri Türkiye’ye girmeye başlayınca ‘ben bunlarla yaşındayken İstanbul’a geldik. İlkokulda rekabet edemem’ diyerek makine işini yaklaşık 4 sene okudum ama ondan bıraktım. Şimdi plastiğe devam ediyoruz. sonra okumayı sevmediğimi söyleyerek Yaptığım makinelerde bütün rahmetli babamı da ikna ettim ve araştırma ve geliştirme benimdir. çalışmaya başladım. O zamandan Mesela Almanya’ya fuara giderken beri de çalışıyorum. Plastik sektörüne bazı arkadaşlarımız, benden onlara başlamadan önce Cam İç Dekorasyon gün ayırmamı ister ve orada makine adında bir firma kurdum. Gaziantep’ten gösterirlerdi. Ben de o makinenin kola şişelerinin üzerindeki emaye yazıyı etrafında birkaç kez döner ve sonra yazmak için bir tesis istemişlerdi. O tesisi kurduk ama kapasitesi çok büyük olduğu o makineyi yapardım. Ekibimizde mühendis arkadaşlarımız da var tabii için iki ayda Antep ve civarındaki bütün ama esas bütün buluşlar benimdir. Hep işleri bitirdik. Tesisini kurduğum Ömer yapılmayan şeyleri yaptığım için çok Köylüoğlu, ‘Sen bu tesisi al, İstanbul’a götür, orada çalıştır, ortak olalım’ dedi ve da mutluyum. Şimdi imkânlar kolaylaştı. böylece onunla ortak oldum. Ortaklığımız Eskiden böyle bir makine gelecek, Avrupa’dan makine alınacak falan yaklaşık 10 sene devam etti. Bu zaman bunlar mümkün değildi. zarfında işi tamamen bana bırakmıştı. O

88

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152


Makineye tarihi eser muamelesi O dönemler çok zor muydu? Ben makine yapmaya başladığımda, 1979 senesinde yaptığım enjeksiyon makinelerinin kalitesine güvendiğim için plastik sektörünün en büyük fuarı Düsseldorf’taki K Fuarı’na makine götürmeye karar verdim. Ecevit hükümeti dönemi tahmin ediyorum. Müsaade almak için tam 22 defa Ankara’ya gittim. En sonunda aldım ama neredeyse oradaki Genel Müdür ile kavga

ediyorduk. Bana makineyi geri getirmek kaydıyla izin verdi. Böyle bir makine yapıyorum, bana ‘bu makineyi sat ülkeye döviz gelsin’ denileceğine ‘geri getir’ deniyor. Hem de o zaman 50 sente muhtaçtık, öyle bir zaman. Kendilerine, ‘Bu tarihi eser değil ki’ demiştim. Sonunda makineyi Düsseldorf‘a götürebildik, oraya Türk bayrağını çektik ama müşteri çıktığı halde maalesef satamadan geri

getirdik. Sonra onu Türkiye’ye geldikten sonra yine yurt dışına sattım. Böyle hükümetler vardı o zaman. Yani Türkiye çok zor dönemlerden geçti fakat şimdi otuz senedir bitti. Şu anda öyle bir sıkıntı hiç yok ve fuarlara gidildiğinde devlet teşvik veriyor. Bunda PAGEV’in de katkısı çok büyük. Fuarlara katıldığımızda verilen teşvik kapsamında yüzde 50-60’ını geri alıyoruz. Bunlar çok faydalı şeyler. PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

89


Üretim alanımız ameliyathane gibi tertemiz Kendi makinelerinizi kendiniz mi yapıyorsunuz yoksa yurt dışından mı alıyorsunuz? Zamanında benim makinelerle çalışıyorduk ancak ben bıraktıktan sonra teknoloji çok ilerledi. Tamamen yurt dışı makinelerine, Alman malı makinelere döndüm. Fakat onlardan da makine alırken şartlar koyuyorum ve bazı yerlerde düzeltmeler istiyorum. Biz ilaç sektörüne ambalaj malzemesi yaptığımız için üretim ortamımız ameliyathane kadar temizdir. Bu nedenle makinelerde elektrikliye döndük; yani hidrolik kalktı, hiç yağ yok. Yağ olmadığı için de daha hijyenik. Bu makineler ayrıca yüzde 70’e yakın tasarruf sağlıyor. Siz Makplast olarak daha çok ilaç sanayisi için mi çalışıyorsunuz? İlaç sanayisine ambalaj için yaklaşık 45-50 sene çalıştım fakat şimdi yavaş yavaş bıraktım. Çünkü ilaç sanayi önceden üretim yeri çok temiz, steril olan yerden ürün alırdı. Şimdi ise ilaç fiyatları düşünce artık herkesten ürün alabiliyorlar. Benim onlardan çok farklı, temiz, hijyenik bir ortamım ve onun da bir maliyeti var. Yani benimle iş yapan müşterinin bana fark vermesi lazım, vermezse ben o işi yapamam. O yüzden ilaç sektörünü bıraktım. Şimdi ağırlıkla gıda sektörüne çalışıyoruz çünkü gıda daha bilinçli çalışıyor. Bag in Box (kutu içi torba) denen bir torba yapıyoruz Basit bir torba ama içine koyduğunuz malzemeyi iki sene bozulmadan koruyabiliyor. Yüzde 80 iç piyasa, yüzde 20 yurt dışı satıyoruz. Çin nasıl etkiledi sizi? Çin’den gelen makinelerin çoğu çalışıyor fakat Çin çok ucuz sattığından onlarla rekabet edemedik. Rekabet edemememizin nedeni kalite değil fiyat. Onlar kaliteye önem vermediler ama makineler çalışıyor mu, çalışıyor. Ben hiç Çin makinesi almadım, almayı da düşünmem.

90

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

krizi geçirdiğinde kalp masajı için dakikada yüz defa basılması ve buna kırk beş dakika devam edilmesi gerek. Bir insanın bunu yapması mümkün değil ama yine Türkiye’de plastik sektörünün en de deneniyor çünkü aksi takdirde parlak yılları hangi yıllardı? rapor verilmiyor. Yani tamamen Bundan 10 sene evvel daha usulen yapılıyor. Arkadaşıma bu hareketliydi, şimdi piyasanın genel makineyi nerede gördüğünü zorlukları var. Ancak biz sektör sordum; o da araştırdı ve bir olarak öyle bir noktadayız ki plastik Amerikan, bir Fransız, bir de Alman olmazsa olmaz ve yerini alacak bir malı makineler getirtti. Onları satın malzeme yok. Her türü, her çeşidi alıp inceledim; materyallerine, var ve her yere ulaştırılabiliyor. çalışma mantığına baktım. Hiçbir Plastiğin yerine başka malzeme zaman bir makineyi komple düşünemiyorum. kopya etmem. Şimdi ben böyle bir alet yapıyorum. Kalp masaj Geçmişte birtakım krizler yaşandı. O dönemlerle ilgili neler söylersiniz? aletini Türkiye’de ilk defa inşallah ben çıkartacağım ve bu diğer Kendi adıma benim krizle fazla işim olmadı diyebilirim. Hep başkalarının ülkelerinkinden daha kaliteli, yapmadığı işleri yaptığım için benim daha fazla özelliğe sahip olacak. işim her zaman iyi gitti ama herkesin Bu yüzden onlardan daha üstün olacak. Yüzde 99’u bitti, işinin iyi olması lazım. O yüzden o krizleri ben daha yumuşak geçirdim teknik çalışmasını tamamladım. Doktorların kullanabileceği bu diyelim. Şu anda da kriz var ancak aletin, kalabalık olan her yerde bizim işlerimiz iyi gidiyor. Çünkü Türkiye’de bu işi yapan tek biz varız. olması lazım. Çünkü acil bir durum olduğunda mutlaka 45 dakika kalp Kalitemiz de oturduğu için satış masajı yapmak gerekiyor ve kimse sorunumuz yok. o kadar süre o hareketi yapamaz, mümkün değil. Ben bunu sırf insan YARATICILIKTA SINIR TANIMIYOR sağlığına faydası olur diye yaptım. Sizin bir projeniz varmış, biraz Olmayan şeyleri yapmak benim ondan bahsedebilir misiniz? yapımda var. Kimsenin yapmadığı Bir doktor arkadaşım bir gün şeylerle uğraşmak beni tatmin Avrupa’da gördüğü kalp masaj ediyor. aletinden bahsetti. İnsanlar kalp Elektrikli makine zaten ayrı bir şey. Çin’in elektrikli makine yapması zor, yapsalar da kaliteli olmaz.


PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

91


PAGEV sektörün olmazsa olmazıdır PAGEV hangi ihtiyaçtan dolayı kuruldu ve PAGEV hakkındaki düşünceleriniz nedir? Hammaddeyi PETKİM’den alma konusunda zorlanıyorduk. Birliğimiz olursa işler daha iyi yürür, hammaddeyi daha rahat alırız düşüncesi ile kuruldu. Sanayi Odası’nda da kapasite durumu vardı, onları aşmak için PAGEV’in büyük katkıları oldu. Yani kuruluş nedeni hammadde yokluğuydu. Böyle bir başlangıçla kuruldu ve bugüne kadar da çok iyi idare edildi. Hele şimdi bana göre en iyi durumunda ve bütün ihtiyaçlarımızı fazlasıyla karşılıyor. Ben hep bu işi yürüten kişinin muhakkak iyi lisan bilmesi, yurt dışına açılabilmesi gerektiğini söylerdim. Şimdi ilk kez lisan bilen bir Başkanımız var. Yurt dışına da açıldığını biliyorum, bu nedenle çok daha verimli bence. Faaliyetler sadece Türkiye için düşünülmemeli; yurt dışı çalışmalar da yürütülmeli. Bu yüzden lisan bilen Başkan işi daha iyi yürütüyor. PAGEV sektör için olmazsa olmazdır çünkü sektörün birçok sorununu PAGEV çözüyor.

bana ‘beğen bakalım’ dedi. Ben de bir köşeye parmağımı bastım; ‘tamam, orayı size ayırdık. Nasıl bir iş yapacaksınız’ diye sordular. Biz de 6 metre yüksekliği olsun, 50 metre boyu, 40 metre genişliği olsun, ön tarafta bir bölüm iki kat olsun, orada idari kısım olsun PAKOP’tan biraz söz eder misiniz? şeklinde anlattık. Almanlardan PAKOP yaklaşık 28 sene önce biri masadan kalkıp gitti ve 15 kuruldu. Başkanlığını uzun seneler dakika sürmeden geldi. Elinden bir Hayrullah Yelkenci yaptı, yaklaşık paket koyup ‘bakın bakalım uyar 10 senedir de ben yapıyorum. mı size’ dedi. Paketi aldık baktık, Bu kadar sene oldu ama daha neredeyse yeni çizilmiş gibi ama yeni yeni bitirmeye çalışıyoruz. çizilmemiş hazır paket. ‘Bu bize Cumhurbaşkanı talimat verdiği tam uygun’ dedik. Sonra ‘buyurun halde yine bir iki yere takıldık ama proje sizin. Şimdi biz soralım. Kaç kişi onlar da çözülüyor. Yeri gelmişken çalıştıracaksınız’ dediler. Mazhar bununla ilintili bir anımı anlatmak Bey ‘80’in altına inmemek şartıyla isterim. Yaklaşık 20 sene önce Egeplast’ın sahibi rahmetli Mazhar 100 kişi’ dedi. Tamam dendi ve verdiler projeyi, ‘yarın inşaata Zorlu ile Almanya’da pencere başlayın’ dediler. Hazır yani! Proje fuarında geziyorduk. O Egepen’i ben ise Plaspen’i yapıyorum. Benim var, arsayı veriyor, yarın başla diyor. Biz de burada 28 sene oldu teknik tarafım iyi olduğu için bana hâlâ bir araziyi tarımdan çıkarıp bir günümü ayırmamı söyledi. da sanayi yapamadık! Ki Çorlu’da Ertesi gün bir sanayi bölgesine bizim arazinin yanı sanayi, tarım gittik. Orada Almanlardan 4 kişiyle arazisi de değil. Aslında çıkmış bir masaya oturduk, biraz sohbet tarım arazisinden. Bir tarafımızda ettikten sonra ne istediğimizi sordular. Mazhar Zorlu, ‘biz burada serbest bölge, bir tarafımızda otoban, öbür tarafımızda gene fabrika kurmak için 10 dönüm yer bir yol var. Arada kalan bir yer ve PAGEV’in düzenlediği fuarlarla ilgili istiyoruz’ dedi. Adamlar hemen orada sanayiden başka hiçbir şey paftayı masanın üstüne açtılar, neler söylemek istersiniz? ‘burada boyanmamış parsellerden olmaz ama biz bir türlü sanayiye Fuarlara olabildiğince katılıyoruz, çok faydası oluyor. Yurt dışına gidip bir yeri beğen’ dediler. Mazhar Bey geçiremedik.

92

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

ürünümüzü tanıtmamız lazım çünkü oturduğumuz yerden gelip birisi almaz ürünü. O yüzden PAGEV’in desteğiyle düzenlenen fuarların sektöre büyük katkısı olduğunu düşünüyorum.


Şimdi bazı gençler kısa zamanda hemen köşeyi dönmek istiyor. Öyle bir şey yok, hiçbir zaman olmaz. Gençlerin iyi yetişmeleri ve çok çalışmaları lazım

Remzi Kanbur: Eroğlu sektör için koşturuyor Türkiye’de plastik sanayicilerinin en büyük sorunu nedir? Şu anda en çok satış sorunu var. Onun dışında makine alma, yaptırma sorunu yok. İster yerli ister yurt dışından olsun neyin nerede yapılacağı biliniyor. Ama satışlar durgun olduğundan en büyük sorun pazarlama ve satış. Bazı firmalar yurt dışına satıyor, yüzde 40-50 dışarı çalışıyorlar, onlar ancak geçiniyor. Ama Türkiye’de kalan için çok zor.

İstanbul’un her iki yakasında da vardı fakat genelde hep küçük küçük alanlardaydı, büyük fabrikalar yoktu. Yer bulunamadığı için zorlanılıyordu. Şimdi de önünü açsalar insanlar birdenbire büyüyecek ve dışarıya açılacak. Sanayici halen yer bulmakta zorlanıyor. Sektör sanayicilerin özverisiyle buralara kadar geldi. Yoksa yapılacak şey değil; sıkıntılı, dertli, çare bulamıyorsun… Bu yüzden şu anda sanayicilerin işi zor. Hükümet ne yapacak ve Bağcılar’a gelmeden önce sanayicinin önünü nasıl açacak fabrikanız neredeydi? Silahtarağa’da Haliç’in solunda. göreceğiz. Türkiye’de inşaata çok ağırlık verildi; sanayi ile Haliç projesinden dolayı tarıma ağırlık verilmedi. İnşaata bizim yerimiz yıkıldı. O dönem ağırlık vermenin hatası da şu Büyükşehir Belediyesi’nde anda görülüyor. Ne satılıyor, rahmetli Atanur Oğuz ile görüştük, bize civarda uygun bir ne yapılıyor, inşaatta her şey durdu! Çünkü o kadar çok yer bulmamızı söyleyince burayı buldum. Burası da bir kooperatif, yapılmış inşaat var ki, onlar daha satılmazken yenisini kim Başkanlığını da ben yaptım. 80 dönümlük bir yer burası, 22 tane yapacak! fabrika vardı ama şimdi çoğu DÜRÜSTÇE ÇALIŞARAK SIFIRDAN satıyor, plaza oluyor artık ZİRVEYE ÇIKTI Gelecek kuşak plastikçilere ne 1970’li yıllarda plastik makinesi üreticileri hep aynı yerde miydi? tavsiye edersiniz?

Ben şimdi bir okul yapmayı düşünüyorum, orada plastikçi yetiştireceğiz. Ben gençlere ‘plastikçi olun ama iyi çalışın, sıkı çalışın, sağlam çalışın’ derim. Ben sıfırdan bu noktaya geldim. Rahmetli babam bana sermaye için 50 bin lira verdi ama hepsi o kadar. Çok çalışarak, dürüst çalışarak muvaffak oldum ve bu şekilde bir yere geldim. Şimdi bazı gençler kısa zamanda hemen köşeyi dönmek istiyor. Öyle bir şey yok, hiçbir zaman olmaz. Gençlerin iyi yetişmeleri ve çok çalışmaları lazım… PAGEV’in geleceğini nasıl görüyorsunuz? PAGEV’in geleceği dehşet, bu gençler bunu böyle aynı şekilde mükemmel götürürlerse bence çok daha iyi olacak. Ama hep böyle lisan bilen, koşturan, işi seven, takip eden yani kendisini oraya adayan başkanların olması lazım, yoksa başka türlü olmuyor. PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, kendi işini bırakıp daha çok PAGEV ile ilgileniyor. Bu iş ancak böyle yapılırsa oluyor. P PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

93


ÖZEL RÖPORTAJ

Plaş Plastik Yönetim Kurulu Başkanı Velit Günay:

AMBALAJLAR PERAKENDEDE DEVRIM YAPTI M

odern yaşamın ihtiyaçlarına cevap verdiği ölçüde gelişen ve bugün plastik sektörünün en büyük üretim alanı haline gelen

94

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

ambalajların geçmişten bugüne nasıl bir dönüşüm geçirdiğini sektör duayenlerinden Velit Günay’ın anlatımıyla sayfalarımıza taşıdık. PAGEV’in çağın gereklerini

uygun hareket ederek sektör için değerli çalışmalar yürüttüğünü belirten Günay, iyi yetişmiş ara eleman açığının çözümü için önerilerinden de bahsetti:


Sektörde bugün sanayinin ilerlemiş olduğu, kalitenin en üst seviyelerde olduğu gelişmiş ülkelere ürünler satıp kalitesiyle rekabet eden birçok kurumumuz var

Velit Bey bize öncelikle kendinizden bahseder misiniz? 1947 doğumluyum. Liseyi Konya Ereğlisi’nde okuduktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi’ni bitirdim. 1970-1974 arasında İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde okudum. Evliyim, iki oğlum var. Plastikle ilk kontağım 1970 veya 1971 yılında, o günün Türkiye ölçeğinde büyük bir plastik makinesi için yaptığım şanzıman dizaynı ile oldu. O zamanlar henüz Türkiye’de plastik makinesinin yapılabileceği bile düşünülmüyordu. Cesur bir sanayici olan Vatan Plastik’in sahibi Behruz Vatandost, Avusturyalı bir makine yöneticisine kızıp işe girişti. Başlangıçta herkes biraz güldü ama sonunda makineyi ürettirdi. Bugün artık sektörümüzde makine üreten arkadaşlarımız Batı’nın meşhur makine üreten firmalarını zorlayacak derecede başarılılar. 1975 yılında termoform kap üreten Güven Plastik’te İşletme Müdürü olarak göreve başladım. Güven Plastik’in o zamanki ortağı ve Genel Müdürü arkadaşımın ağabeysiydi, o vesileyle de bir kontağımız oldu. Zamanla büyüyerek döneminde sektörünün önemli bir şirketi oldu. Ardından biz ortaklarımla bazı hisseleri aldık. Gelişen süreçlerde de şirketin Genel Müdürlüğünü, Yönetim Kurulu Başkanlığını yaptım. Daha sonra Finlandiya kökenli bir şirket tarafından satın alındı. 1979 yılında blow molding (üflemeli kalıplama) konusunda Lüleburgaz’da Plaş Plastik Anonim Şirketi’ni kurduk. Sonrasında İzmir ve Gebze’de fabrikalar tesis ettik. Birkaç firmada inhouse olarak da üretimimiz var. Plastik sektörünün Türkiye’deki sürecinden bahseder misiniz? Plastiğin kimyasal olarak ortaya çıkışından bu zamana kadar olan süreç kısa bir süreç. Fakat başlangıcıyla geldiği nokta arasındaki fark çok büyük. 1950 ve 1960’lı yıllarda Batı’nın meşhur firmalarında üretilmiş ilk makinelerine baktığınızda çok ilkel görünür. Bu Türkiye için de geçerliydi. İlk girişim 1950’lerin kısıtlı imkânlar dünyasında yapılıyor. Büyük Bunalım Türkiye’yi de belli derecede vurmuş, ardından II. Dünya Savaşı’nın getirdiği zorluklar, askeri harcamalar, dış tehditler

imkânları çok ciddi şekilde kısıtlamış. Bu tüm dünya ile birlikte Türkiye’yi de fakirleştirmiş, daha geriye götürmüş veya en azından gelişmesi durmuş. Aslında tüm dünyada büyük çaplı gelişme, zenginleşme 1950’lerden sonra olmuş. 1950’lerin sanayisinde tedarik çok zor, hatta 1960 ve 1970’ler için de böyle. Bin, iki bin dolarlık yedek parça için bile tahsis alma sorunları olan dönemler. İnsanlar bir taraftan sınırlı imkânlarla fabrikalar kurmuş, bir taraftan da üretim yapmaya çalışmış. Benim bu sektöre dâhil olduğum 1975 veya ondan önceki 5-6 seneyi düşünecek olursak, fabrikalarımız bugünküyle kıyaslanmayacak derecede küçük işletmelerdi. Bu küçücük işletmeler yalnız fiziki boyutları bakımından değil içerideki yapı, düzen, teknolojik seviye ve ölçek bakımından da sınırlıydı. Globalleşme ve Gümrük Birliği’ne geçme süreci ile gelinen noktada problemlerin boyutu değişti. Artık dış rekabete de açıldık. Sanayinin kondisyonu yükselirken firmalarımız da daha rekabetçi bir yapıya ulaştı. Modern bir sanayi olan plastik sektörü fleksibilitesi yüksek ve değişime ayak uydurabilecek mensupları ile bu noktada dinamik sektörlerden oldu ve hızlı gelişim gösterdi. Sektörde bugün sanayinin ilerlemiş olduğu, kalitenin en üst seviyelerde olduğu gelişmiş ülkelere ürünler satıp kalitesiyle rekabet eden birçok kurumumuz var. Dünyada finansın mobilize olması da kendi içerisinde rasyonalitesi olan işlerin belli yerlerde yapılmasına imkân verdi. Bu noktada firmalarımız 1990’a doğru belli bir ölçek ekonomisine ve dışarıya açılabilecek kalite ve kantite noktasına ulaştı. Aynı dönemlerde bir taraftan da örgütlenme çalışmalarına başladı. 1989’da PAGEV ve 1992’de Ambalaj Sanayicileri Derneği kuruldu. PAGEV’in kuruluşunda öncülük yapan Muammer Yüceler’in çabasını vurgulamamız gerekir. Ben de Ambalaj Sanayicileri Derneği içinde kuruluştan itibaren Yönetim Kurulu Üyesi ve on yıl kadar da Başkan olarak görev aldım. Bu vakıf ve derneklerimiz bugün belli bir ölçeğe ve güce; mensuplarının total kalitesi, nicel ve niteliği olarak belli bir noktaya ulaştı.

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

95


1970’lerde plastik sektöründe aktörler kimlerdi, o dönemdeki sorunlar neydi? En büyük dilimi ambalaj ardından boru, profil yani inşaat ve altyapıya yönelik kesimler oluşturuyordu. Ambalaj sektöründe başlangıçta rijit plastikçiler daha öndeydi. 1970-1980’lerden sonra en büyük gelişimi fleksible sektörü gösterdi. 20. Yüzyılın çok önemli bir buluşu olan barkod sistemi ve fleksible’ın verdiği imkânlarla yapılan küçücük ambalajlama perakendecilikte devrim yapmıştır. Bu yöntem olmasa bugün büyük bir marketin yönetimi çok zor olurdu. Gıda sektöründe ambalaj özellikle de onun küçük ölçekli, küçük dilimler halinde imalatı ve market zincirine sokulması önemli bir değişim yarattı. Bu cins ürünlere cevap verebilen firmalarımız da uluslararası ölçekte ürünler yapıp sektörün ihtiyacını karşıladılar. İTÜ Makine Mühendisliği okudunuz. Peki bu alan plastikle ne kadar ilişkili? Mühendislik eğitimi genel bir eğitim. Dünyanın hemen her tarafında benzer program uygulanır. İstanbul Teknik Üniversitesi’nin programı da 5 yıllık eğitimle yüksek mühendis vermek şeklinde Berlin Teknik

96

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

Üniversitesi’yle benzer programdır. O bakımdan plastik için spesifik bir durum söz konusu değil, olsa olsa doktora çalışmaları vb. şeklinde olabilir. Firmanızı 1979’da kurmuşsunuz. O dönemlerle ilgili neler söylersiniz? 1979 her açıdan sıkıntılı bir dönemdi. Kıbrıs Harekâtı ve akabindeki uluslararası ekonomik baskı, inanılmaz döviz sıkıntısı… Demirel’in ‘30 sente muhtacız’ lafını ettiği bir dönemdi. Türkiye’de birçok ekonomik zorluklar oldu. İş hayatının içerisinde olan insanlar birtakım sıkıntıları yaşayarak geliyorlar. Her zaman ne olacağını bilemediğimiz bir yapıdayız. Biz çok fakir bir ülke olarak, çok faturalar ödeyerek 20. Yüzyıla girdik. Yine de savaş sonrası kuşağı olarak her şeye rağmen şanslı sayılırız çünkü Türkiye’nin de dünyanın da çok zenginleştiği bir dönemdeyiz. Neden Lüleburgaz’ı tercih ettiniz? Pazar hedefimizde sıvıyağ, ayçiçek yağı vardı. Ayçiçek yağına ambalaj, şişe üreten firma yoktu. O dönemde sıvıyağın merkezi Trakya olduğu için Lüleburgaz’da kurduk. O zamanlar Devlet Planlama Teşkilatı daha ciddi çalışıyordu. Teşvik almak için objektif

yani ekonomik nedenlere dayanan sebepler sunmak gerekiyordu. Plastiğin alternatifi olan tenekenin girdi fiyatı plastiğin girdi fiyatına göre daha yüksekti ve bu da makroekonomi açısından Türkiye’ye daha fazla döviz kaybettiriyordu. Biz de bu doğrultuda teşvik aldık. PETKİM TÜRKİYE’NİN İHTİYACININ ÇOK GERİSİNDE O dönemde hammadde tedariki nasıl sağlanıyordu? Türkiye’deki talebe, üretim kapasitesine göre PETKİM bir cüceydi, Yarımca’daki PETKİM. Öyle ki ölçek ekonomisine uymadığı için bir dönem sonra zaten kapatıldı. Sınırlı bir tahsis vardı. O sınırlı tahsisin içerisinde, parayı yatıracak ve sınırlı hammadde alabileceksin. Bu durum 1980’lerin belli döneminden itibaren çözümlenebildi. Ayrıca Gümrük Birliği’ne kadar sektördeki büyümeyi zorlaştıran ciddi gümrük vergileri vardı. Bir taraftan makine alabilmek için para tedarik etmek, ardından gereken hammaddeyi tedarik etmek çok ciddi sorunlardı. Yapılan yatırımlara rağmen PETKİM halen Türkiye’nin ihtiyacının çok gerisinde. Bugün Türkiye, endüstrinin gerektirdiği ara mallar için döviz ödemek zorunda kalıyor


Şehirleşme sanayiyi dışarı itti Plastik sektörü 1970’li yıllarda İstanbul’un hangi bölgelerinde yoğunlaşıyordu? Sanayi o yıllarda Topkapı’dan Sefaköy’e kadar olan bölgedeydi. Mahmutbey’e bile varmamıştı; ağırlıklı olarak Topkapı bölgesindeydi. İşletmeler çoğunlukla küçük ölçekli işletmelerdi ancak zaman içerisinde bu ölçekler büyüdü. Şehir büyüdükçe de sanayinin yerini konutlar aldı veya sanayiyi dışarıya doğru gitti. Bizim de fabrikamız 1975’de Sefaköy’deydi. Genellikle insanlar şehirde olduğu için trafiğin akışı da o tarafa doğruydu veya bir kısmı Topkapı’ya geliyordu. Şimdi şehrin çeperlerinde çok ciddi bir nüfus oluştu. İkametgâh şehrin çeperlerine yayılmış durumda. Sabah trafiği geliş olarak inanılmaz yoğun, gidiş olarak daha az; akşamları da bunun tersi. Yani bu da tabii şehirleşmemizdeki problemlerden birisi oldu.

AMBALAJ EN HIZLI BÜYÜYEN GRUP Sektörün bileşenlerine baktığınızda en fazla üretim hacmine sahip grup hangisi? Tahmin ediyorum ambalajdır. Plastik ambalaj kilogram olmasa bile değer açısından tüm ambalaj içerisinde en önem taşıyan, en hızlı büyüyen gruptur. Çünkü ambalaj perakendecinin özünü teşkil ediyor. Bunun dışında inşaatta, otomotivde de belli bir yeri var. Bunlar özellikle otomotivde teknik seviyeleri yüksek ürünler. Yani plastik artık birçok şeyde, bazılarında hacimsel ağırlık olarak, bazılarında kıymet olarak önemli bir rol alıyor. Yani plastiğin Türkiye’de kullanımı artık kantite olarak ve değer olarak çok büyük miktarlara ulaştı. Size göre Türkiye için sektörün en parlak yılları hangisiydi? Spesifik olarak belli yılları söylemek zor. Çünkü bazı yıllarda tedarik zor ama finansal riskler daha az, bazılarında tedarik

kolay ama finans bulmak kolaydı. Büyüme açısından düşünürsek sektör ivmeli olarak büyüdü diyebiliriz. Uzun süre yüzde 10’un üzerinde yani Türkiye’nin büyümesinin üstünde büyüdü. Son 1-2 yıl içerisinde bu rakam zikredilmiyor ancak talebin doyumu meselesi de var. Tabii genel büyümeyle de ilintili bir durum. Büyümenin bileşenlerinden bir kısmı iç pazar bir kısmı dış pazar. İç pazar yerine dış pazara da bir dönemler çok ciddi şeyler yapıldı. Örneğin; fleksible için Rusya’da 1990’larda yaşanan değişim dönemi şanslı bir dönem oluşturdu. Rusya ve ona bağlı ülkelere çok ciddi ihracat yapıp parlak bir büyüme gösterdiler. Ama bu imkânların belli bir süresi var. Daha sonra oralarda da imalat oluştu. Bazı sektörler ise daha olağan bir gelişme gösterdi çünkü bazı bölümler ihracata o kadar uygun olmuyor. Blow molding de bunlardan birisi ve sektörden sektöre de değişiyor.

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 150

97


ÖZEL RÖPORTAJ

Ambalaj değişen talebe cevap verdiği için büyüyor

98

Ambalaj sanayi 1980’lerde mi başlıyor? Ambalaj sanayi 1950’lerden itibaren var ama ölçek açısından sınırlı. Mesela 1950’lerde belki insanların büyük bir kesimi yoğurdunu sokaktaki yoğurtçudan alırdı ama 1960’larda artık çoğunlukla kapta satılıyordu. Dağıtımın şekli değişmeye başladığından ambalaj da bu ihtiyaca cevap verdi.

düzenlediğimiz fuarı bugünün bakış açısı ile değerlendirirsek stant düzeni ve ürünler açısından ne kadar ilkel olduğunu düşünürüz. Artık Türkiye’de fuarcılık çok ileri bir noktaya geldi. Fuar düzenleme ile gelişmişlik seviyesinin paralel olduğunu düşünecek olursak demek ki sektör çok gelişmiş. Bugün fuarcılıkta çok ileri olan Almanya’yı, Paris ve Birmingham’ı geçmiş durumdayız.

Fuarcılık plastik sektörünün gelişimine katkı sağladı mı? Sanayinin fuarlara mı ya da fuarların mı sanayiye daha çok katkısı oldu bilemiyorum ama şu var ki ihracata belli derecede katkısı oldu. 1992’de

PAGEV YÖNETIMI ÇAĞA GÖRE HAREKET EDIYOR PAGEV’in bugünkü çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Daha aktif hareket ediyorlar. Biz daha ideolojik bakan bir dönemin

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

insanlarıyız. Kimseden hele devletten pek bir şey istemezdik. Sanırım biraz kuşak farkı bunlar. Şimdiki kuşak bu meselelerde ideolojik bakmıyor ve bu onların lehlerine. Kamunun rolü de biraz değişti, birçok olayda kamuyla karşı karşıya geliyorsun. Bizim zamanımızda belli regülâsyonlar, belli düzenler var, bunun dışına çıkılmaz diye düşünüyorduk. Şimdi insanlar bazı şeyleri karşılıklı çözümleyebiliyorlar. Bu açılardan kendilerini daha aktif görüyorum, bu iyi bir şey. Bir de biz tevazu erdemdir diye yetiştirildik! Hâlbuki çağımızda publication ne kadar güçlü olursa o kadar iyi düşüncesi var.


EĞİTİM ÖNCELİKLİ MESELEDİR PAGEV’DE SEMPATİK VE İYİ YETİŞMİŞ BAŞKANIMIZ VAR Çağın verileri neyse ona göre de hareket edilmeli ve bu açılardan PAGEV çalışan, ciddi bir kurumumuz. İşlevi, geniş bir kadrosu, profesyonelce çalışan insanları, ona moral destek veren aidiyet duygusu yüksek insanlar var. Bunlar da onu güçlü yapıyor. Sempatik ve iyi yetişmiş Başkanımız Yavuz Eroğlu PAGEV’i iyi bir şekilde götürmeye çalışıyor, hepimizin sevdiği bir gencimiz. Bu gençlerimiz hepimizin evlatları, ortak değerlerimiz, ortak güçlerimiz. EĞİTİM ÖNCELİKLİ MESELEDİR Sektörün en önemli sorunları neler sizce ve buna dair neler yapılabilir? Eğitim ihtiyacı plastik sektöründe üzerinde durmamız gereken en önemli sorunların başındadır. Sektörlerin mühendisle işçi arasındaki kesimde daha iyi eğitilmiş ara elemana ihtiyacı var. PAGEV başarılı bir şekilde sektör sanayicilerinin de fedakarlıklarıyla iki güzel okul açtı. Fakat okullarda öğretmenlik yapabilecek insanları yetiştirebilme konusunda eksiğiz. Plastik sektörüne teknik öğretmen yetiştirecek üniversite bölümlerine ihtiyacımız var. Bu uzun vadeli bir proje ama bir yerlerden başlaması gerekiyor. Plastik gibi büyük hacimli bir sektöre spesifik olarak böyle eleman yetişmesi gerek. Dünyadaki diğer örneklere bakıp oradan da hareketle çözmemiz gereken bir sorun bu. Sektörü sektör, firmaları firma yapan

insanları! İnsanların kalifikasyonlarını yükseltemezsek işimiz çok zor. Bu bakımdan PAGEV’in de diğer Sivil Toplum Örgütlerimizin de bunun üzerinde durması lazım. Öbür taraftan Türkiye’nin ekonomisindeki istikrar önemli mesele... Bu iş hayatında olan tüm insanların sorunu çünkü ciddi bir istikrara ihtiyacımız var. Yüksek faiz, kurlardaki çok hızlı yükselişler vb. çok önemli temel sorunlar ve bu yapıyla girişimcileri cesaretlendirici bir ortam ortaya çıkmaz.

GENÇLERE TAVSİYEM İŞLERİNİ SEVEREK YAPSINLAR Gelecek kuşaklara ne tavsiye ediyorsunuz? Ambalaj için de söyleyebilirsiniz… Her şeyden önce kendilerine belli bir misyon yüklemeliler. Üretmek önemli bir misyondur; zevkli, iyi ve insanoğlunun yapısıyla da uyumludur. Genç kuşaklar işlerini sevsinler, her ne yapıyorlarsa severek yapsınlar. Bir de bu noktada emanetçi yani borçlu olduklarını bilsinler. Biz, bizi okutan devletten nasıl borçlu olarak bir şeyleri aldık ve yaptıysak, bizim çocuklarımızın da o işletmeleri bir yerlere taşıma borcu var. P

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 150

99


ÖZEL RÖPORTAJ

Üstün Plastik Yönetim Kurulu Başkanı Şaban Gülbahar:

TÜRKIYE’NİN TEKNOLOJİDE İLERLEMESİNİ ENGELLEYEN FAKTÖRLERİN BAŞINDA ÇİN GELİR

P

AGEV Sözlü Tarih Projesi kapsamında görüştüğümüz PAGEV Denetim Kurulu Üyesi Şaban Gülbahar, sektörün

100

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

imkansızlıklar içerisindeki dönemlerden geçerek bugünlere nasıl geldiğini bizlerle paylaştı. İşte sanayinin bir türlü çözülemeyen yer

sorunundan rekabeti imkânsız hale getiren Çin tehdidine kadar birçok konuyu kendisinden dinleme fırsatı bulduğumuz söyleşimiz…


Şaban Bey bize kendinizi anlatır mısınız? 1949 yılında Erzincan’da doğdum. İlkokula 1957’de geldiğimiz İstanbul’da Beyoğlu İlkokulu’nda başladım. Fındıklı Lisesi’ne devam ederken okuldan ayrılıp matbaacılık yapmaya başladım. Hergün, Ortadoğu gazeteleri ve Hayat Mecmuası’nda çalıştım. Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı ve Avrasya Bir Vakfı’nın kurucusu, Profesör Fuat Sezgin Vakfı’nın da kurucu mütevelli heyeti üyesiyim. Ayrıca 5 sene TürkiyeSuudi Arabistan Dostluk Derneği Başkanlığı yaptım. Halen PAGEV Denetim Kurulu Üyesiyim. Sektöre ilk atıldığınız yıllar hakkında neler söylersiniz? Azınlıklar Mısır Çarşısı, Kapalıçarşı, Tahtakale, Mahmutpaşa, Bankalar’da üretimde ve ekonomide daha etkindi. Türkler İstanbul’da adeta üçüncü sınıf vatandaştı. Bu ülke yeni bir devlet olmanın sancılarını uzun yıllar çekti. Hiçbir şeyimiz yoktu, her şey dışarıdan geliyordu, dövizimiz yoktu… Ama bugün Türkiye büyük bir sıçrama noktasında; teknikte, sanayide dünyayla yarışabilecek pozisyonda, bunu çok iyi değerlendirmemiz gerekiyor.

Plastik sektöründe de ilk zorluk büyük döviz sıkıntısıyla başlamıştı. Döviz olmadığı için yurt dışından hammadde getirilemiyordu, PETKİM’in üretimi yok denecek kadar azdı. Türkiye 1980’li yıllardan itibaren kendi enjeksiyon makinelerini yapmaya başladı. Hammadde konusunda da çareyi ihracatta buldu; bu noktada merhum Turgut Özal döneminde büyük mesafe kat edildi. 1988-1989’larda Çin devreye girene kadar Türkiye ciddi manada plastik enjeksiyon makineleri yapıyordu. Sonra Çin makineleri Türkiye’ye geldi. Ucuz ama kalitesiz makineler ülkeye sokuldu. Makine sanayimiz de Çin ile rekabet edemeyip geri adım attı. Plastik enjeksiyon makinesinde yeni teknolojileri yakalayamadık çünkü üretimi durdurduk. Bu durumun sorgulanması gerekiyor. Biz Çin’e ne sattık da Çin’den bu kadar makine ve oyuncağı aldık. Bir ara Tahtakale, Perşembe Pazarı ve Eminönü’nde bütün mağazalar kaleminden oyuncağına Çin malı ürünlerle doluydu. Yerli ve milli makinelerimizi yapmamamızın da sancısını çekiyor ve büyük paralarla yurt dışından makineler getiriyoruz. Ben Çin’e kapıların bu kadar açılmasına hayret

ediyorum! Bu durum Türkiye’deki bütün sektörleri etkiledi. Türkiye’nin teknolojide ilerlemesini engelleyen faktörlerin başında Çin gelir. PLASTİK SEKTÖRÜNE ÇOKOKREM KAŞIĞI İLE GİRDİ Üstün Plastik’in kuruluşundan ve sektörle tanışmanızdan bahseder misiniz? İş hayatına Petrol Ofisi bayii alarak başladım. O dönemde Türkiye’de ciddi elektrik sıkıntısı vardı. Elektrik olmadığında akla ilk gelen şey mumdu ve mumun da hammaddesi dışarıdan geldiği için mum da yoktu. Bunun üzerine İzmir Menemen’de bir imalathane kurduk ve ürettiğimiz parafinleri kâğıt fabrikalarına, mum imalathanelerine gönderdik. Daha sonra elektrik kesintileri ortadan kalkınca satışlarımız düştü, biz de işi tasfiye ettik. Bu arada Sabri Ülker ile tanışmıştım, dostluğumuz ilerleyince Ülker’in plastik tedarikçisi olduk. Plastik ile tanışmamız Ülker Çokokrem’in kaşığı ile başladı. Üstün Plastik’in ilk kuruluş yeri Topkapı’dır. Şu anki yerimiz İkitelli Organize Sanayi Bölgesi’nde yer alıyor. Yoğurt, dondurma, çokokrem tarzı ürünlerin ambalajlarını yapıyor ve 57 ülkeye de ihraç ediyoruz.

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

101


Çin makineleri piyasayı istila etti Üstün Plastik’in başlangıç yılları ve büyüme öyküsünden bahseder misiniz biraz? O tarihlerde Ülker cam kapaklı teneke kutularda bisküvi satardı. Yurt dışından hammadde gelmediği için torbalar da yoktu. O torbaları yeniden toplar, yıkar, temizler, hijyenik hale getirip tekrar kullanırdık. Yine o dönemlerde Ülker Çokokrem kapaklarına başladık. Ardından Sabri Bey’in getirdiği cam kâse modelini plastik olarak çalıştık ve Çokokremler 500 gramlık cam görünümlü ambalajlara konmaya başladı, sonrasında da çeşitliliği artırdık. Yani Üstün Plastik, Ülker Gıda Sanayi’nin var ettiği bir kuruluştur. İlk makinelerimizi hemşehrimiz olan Işıldar’dan almıştık. O zamanlar teknoloji, otomasyon yoktu, çalışma sistemimiz bugünden çok farklıydı. En zor işlerden biri de kalıp işiydi. Bir kalıp 3-4 ayda teslim ediliyordu. Bu süreçte sonucun ne olacağını da tahmin edemezdiniz. Kalıpçılık, sektörün en stratejik bölümüydü diyebilirim; tekniğini bilen çok azdı. Çıraklıktan ustalık seviyesine gelmek için en az 1520 sene gerekiyordu. Türkiye’de kalıp yapılıyordu ama malzeme ve kalite hususunda ciddi bilgiye

102

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

sahip değildik. Daha sonra kaliteyi aramaya başladık. Kaliteli kalıpçılarımız yurt dışından çelik getirmeye başladı. Bugün ise biz de dâhil yurt dışına kalıp yapıyoruz, yetişmiş uzmanlarımız çok iyi yerlere geldi. Enjeksiyon konusunda ise ciddi manada yatırım yapıp giremiyoruz çünkü rekabet imkânı zayıf. Burada yapanlar da parçaları yurt dışından getirerek yapabiliyorlar. Biz 1984-1985 yıllarında enjeksiyon makinesi üretimi yaptık ve uzun müddet çalıştırdık. İkinci, üçüncü makineyi yaparken Çin makineleri ülkeyi istila etti. Dörtte bir, beşte bir fiyatına vadeli makine satmaya başladılar. Bu işle uğraşan ‘eskidiğinde atarım yeni bir tane alırım, bu makine beni bir sene götürsün yeter’ diyordu. Oysa bizim makinelerimiz belki beş on sene götürecek ama fiyata bakıp onu tercih ediyor. İstila sadece savaşlarda olmaz; ekonomik istilalar, teknolojik istilalar da vardır ve Türkiye böyle bir istilaya maruz kalmıştır.

ÇİN ÜRETİCİSİNİ GÜÇLENDİRİYOR PETKİM konusunda neler söylersiniz? Siz PETKİM’den hammadde aldınız mı? Aynı sıkıntı PETKİM’de de vardı. Yurt dışından işleyecek hammadde getirmesi lazımdı ve onlar da üretemiyordu. Kıbrıs Barış Harekâtı ve ambargolar da eklenince Türkiye’de büyük bir kriz yaşandı. Bir de 70 sente muhtaç olunan koalisyonlar dönemi oldu. O dönemlerde bizde enerji 15 sent iken Çin’de 5 sent; bizde çalışma saatleri 8 saat iken onlarda 10-14, ücretler ise bizde diyelim ki 15 sent iken onlarda 5 sentti. Bu durumda rekabet çok zordu. Şu anda Çin teknoloji bakımından oldukça gelişti ve dünyaya kafa tutma noktasına geldi. Ama Çinlilerde üretme ve satma prensibi hâkim. Arkalarında Eximbank’ları var ve ihracatçılarına her türlü katkıyı veriyor. Hatta alımlarında global toplu alım yapıp hammaddeyi ucuza mal ederek sanayici ve üreticisini bu şekilde güçlendiriyor. Şu anda PETKİM Türkiye’de plastik sektörü tüketimimizin ancak yüzde 15’ini karşılıyor, dolayısıyla hammaddenin çoğu dışarıdan geliyor. Bu durum yurt dışıyla rekabette bizi zorluyor


Gülbahar: Eroğlu PAGEV’i zirveye taşıdı Üstün Plastik’i İkitelli’ye nasıl taşıdınız? İkitelli OSB 1984’lerde Turgut Özal’ın projesidir. Ufak atölyelerin bir yere toplanması amacıyla kooperatifler kuruldu. Şu anda İkitelli’de 39 sektörel kooperatif var. Topkapı Gülbahar Caddesi’ndeki yerimiz yaklaşık 2 bin 500 metrekareydi. Burada ise 25 bin metrekareye yakın bir üretim alanımız ve 225 çalışanımız var. 3 vardiya olarak 24 saat yüksek teknolojiyle çalışıyoruz. Ayrıca bize çalışan 7 ayrı firma bulunuyor. Üstün Plastik’in ihracat çalışmalardan bahseder misiniz? İhracata yönelik Plastmore markasını hayata geçirdik. Gıda ambalajı alanında Plastmore yurt dışında iyi tanınan bir marka… Rusya’dan Afrika ve Avrupa’ya kadar hemen hemen her bölgede varız diyebilirim. Ortadoğu ağırlıklı çalışıyoruz. Global firmaların oradaki uzantılarına da mal veriyoruz. Unilever, Algida, Ülker, Yörsan gibi firmalarla çalışıyoruz. Sektörün kamu bürokrasisi ve devlet ile ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye bugün bir beka meselesiyle karşı karşıyadır. Bu geçmişte de olmuştu, bugün de var. Bunun üstesinden ancak yekvücut olarak gelebiliriz. Devlet aklı çok hızlı hareket etmeli. Hâlâ Türkiye’de topraklarımızın neye uygun olup

olmadığının envanteri çıkarılmış bile değil. Bir yere sanayi bölgesi kurmak istediğinizde bir kurum ‘burası sanayi, burası olmaz’, diğeri ‘burada orman var, olmaz’ diyor ve siz büyük sanayi atılımını yapamıyorsunuz. Bundan 30-35 sene önce iki yüzün üzerinde plastikçi bir araya gelip Velimeşe tarafında organize sanayi bölgesi kurmak üzere 3 bin dönüm yer alıyor, müracaatlarını yapıyorlar. Üzerinden tam 15 sene geçtikten sonra verilen cevap ‘burası tarım arazisi, bir yerle becayiş yapın, orada bu işe başlayın’ oluyor ve bir yer gösteriyorlar. Gösterilen yer alınıyor. İkinci 15 sene de buranın izniyle ilgili uğraşıyorlar. Gelinen noktada o günkü Başbakanımız, şu anki Cumhurbaşkanımız konuya müdahil oluyor ve dönemin Tekirdağ Valisini arayarak sitemde bulunuyor. Ardından yapılan erken seçimde Tekirdağ Büyükşehir olunca bu işe dur deniliyor. Bir de mahkemeye veriyor ve kazanıyor. İnsanlar büyük bir fedakârlıkla yatırım yapmak istiyor, istihdam meydana getirecekler. Devlet de istihdam diyor, bürokrasi yaptırmam diyor! 30-35 sene süren bir mücadeleden bahsediyorum ve halen bu organize sanayi bölgesi kurulabilmiş değil. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bürokratik engelleri aşıp hızla organize sanayi bölgelerini oluşturamıyor. Sanayicilerin

gidemeyeceği yerlerde Doğu’da, Güneydoğu’da sanayi alanları oluşturuyor ama yatırımcı ürününü pazarlaması gereken en yakın yerde üretmek ister. EROĞLU PAGEV’İ ZİRVEYE TAŞIDI Plastik sektöründe PAGEV’in önemi nedir sizce? PAGEV 750’ye yakın mütevellisi olan ve 250 binden fazla kişiye istihdam sağlayan bir sektörün yüzde 80’ini bünyesinde barındıran bir kuruluş. Özellikle birtakım yönetmeliklerin değişmesinde çok güzel hizmetleri oldu. Başkanı Yavuz Eroğlu’nu hakikaten takdir etmek lazım. Ekibi ile birlikte çok ciddi mücadeleler verdi ve sektördeki sanayicilerimizin elini pek çok hususta rahatlattılar. Küçükçekmece’de açılan meslek okulunda aranan elemanlar yetişmeye başladı. Gebze’de de PAGEV’in bir okulu kuruldu. Bunlar eğitim adına yapılan önemli çalışmalar. Ayrıca fuarcılık hizmetlerinde de oldukça başarılı. Avrupa’nın önemli fuar organizasyonu yapan kurumu durumunda. Yani bu ülkeyi seven insanların meydana getirdiği bir oluşum ve geldiği noktada takdir edilecek, alkışlanacak bir durum arz ediyor. PAGEV sanayiciyle devlet arasında ilişki kurmak hususunda büyük önem taşıyor ve bu konuda ciddi gayret sarf ediyor. Mutlaka bundan önceki yönetimler de çok güzel hizmetler verdiler ama Yavuz Eroğlu ve ekibinin PAGEV’i zirveye taşıyan bir yönetim olduğunu düşünüyorum. Çağın getirdiği kolaylık ve yenilikleri de iyi değerlendirdiler. PAGEV sektöre büyük hizmetleri ve katkıları olan bir kuruluş; yöneticilerine ve geçmişteki yöneticilerin hepsine teşekkür etmek lazım. PAGEV’deki göreviniz nedir? Göreviniz kapsamında neler yapıyorsunuz? Ben Denetim Kurulu üyesiyim. Denetim Kurulu tamamen mali boyuta, mali kayıtlara bakar. Defterler tutulmasını, giderlerin usule uygun yapılıp yapılmadığını kontrol eder. PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

103


Sanayici hammaddeyi ucuza almalı Size göre sektör ve sektör temsilcileri bundan sonra neler yapmalı? Plastik sektörü tükettiği hammadde itibariyle sektör olarak Avrupa’da Almanya’dan sonra ikinci sırada; bu büyük bir güç. Fakat bundan sonra petrokimya tesislerimizin kendi ihtiyaçlarımızı karşılamanın ötesinde ihracata yönelik olarak realize edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Şu anda hammaddemiz yurt dışından geliyor. Hammadde, elektrik, işçilik bütün girdilerimiz peşin. Siparişi alıp paranın dönmesi ise ortalama 4-5 ayı buluyor. İhracat yapıyoruz ama hammaddeyi dışarıdan aldığımız için kâr marjı büyük olmuyor. Bir de çok ciddi rekabet var. Kendi memleketinde üretim yapıp hemen tedarikçiye teslim etmekle Türkiye’de üretim yapıp o memlekete satma arasında çok fark var. Türkiye bu ülkelerle ciddi manada ticaret anlaşması

104

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

yapmalı. Mesela biz halâ SABIC’dan mal alıyoruz ama Suudi Arabistan’la bir ticaret anlaşmamız yok. Bu ve benzer ülkelerle bu tip anlaşmaların yapılıp gümrüklerin kaldırılması gerekiyor. Yine özellikle Çin’i örnek vermek istiyorum. Çin’in bir yılda hangi ürünü tüketeceğine dair ellerinde rakamlar var, bununla ilgili toplu alımlar yapıyorlar. Türkiye’nin de hangi ürünü ne kadar tükettiği yaklaşık ortadadır. Sanırım 10 milyon tona yakın alışımız var. Mesela Eximbank parça parça kredi vermek yerine hammaddenin en düşük olduğu noktada adımıza toplu alımlar yapabilir. Veya PAGEV ve Eximbank arasında yapılacak bir protokolle böyle bir çalışma hayata geçirilebilir. Hammaddeyi yüzde 10-15 ucuz almak sanayiciye rekabette güç kazandıracaktır. PAGEV’in devletle sektör, bankalarla

sektör arasındaki irtibatların güçlendirilmesi hususunda çalışmalar yapması sektörü de ülkemizi de rahatlatacaktır. Plastik sektöründe denetleme mekanizmaları nasıl olmalı, bileşenleri kimler olmalı? Kurumsal firmalar denetleme hususunda her türlü tedbiri alıyor, biz denetim için Amerikalı bir firmayla çalışıyoruz. Denetim firmaları çalışma saatlerinden mesai saatlerine kadar hepsini tetkik ediyor. Diğer yandan merdiven altında üretim yapanlar ürün verdiğimiz fabrikaya ‘bunu daha ucuza yapabilirim’ diyor ve fabrikadaki yetkililer de bizden fiyatları gözden geçirmemizi istiyor. Yani kurumsallaşmış firmaların korunması lazım. Tedarikçisi olduğumuz firmalar da denetim konusunda hassas olmalı. Bunlar olmadığı için haksız rekabet ortaya çıkıyor.


Üniversiteler sanayi ile yakınlaşmalı AR-GE konusunda düşüncelerinizi aktarır mısınız? AR-GE teşviki açısından hükümet önemli adımlar attı fakat bunu önce büyüklerin hizmetine sundu. Koydukları kriterlere sahip olanlara teşvik verdiler ve bunu çok büyükler yıllarca kullandılar. Şimdi rakamları daha aşağıya çektiler ama ben şu anda da yeterli görmüyorum. Eğer bir AR-GE kuruluyorsa bunun malzemeleri, teknik ekipmanları, bu araştırmayı yapacak insanlar bellidir. Bana göre çok daha kolaylaştırılması gereken bir husus. Bir de üniversite sanayi işbirliğinden bahsediliyor, güzel bir sözdür bu. Ben İkitelli Organize Sanayi Bölge Başkanlığı da yaptığım için biliyorum. Üniversiteyle protokoller imzalıyoruz. Bizim hocalar sahaya inmez. Oysa hocalarımız sahaya inecek, fabrikalarımızı gezecek, bizim kabiliyetlerimizi görüp tespit edecek, yapabileceklerimiz konusunda bize yol gösterici olacak. Yani hocalar üniversitenin dışına çıkıp özellikle Organize Sanayi Bölgelerinde her gün adım adım bütün fabrikaları gezmeli. Onların vereceği raporlar doğrultusunda hükümet ve ilgili kurumlar da uygun niteliklere sahip firmaları teşviklerle desteklemeli diye düşünüyorum.

Son olarak plastik sektöründe yaşadığınız ilginç bir anınızı bizimle paylaşır mısınız? Türkiye’nin ve sektörün gerçekten çok zorlu dönemlerinde bir iş almıştım. Fakat o gün hiçbir şey yok! Adama da taahhüt etmişiz, işi zamanında yetiştirmemiz gerekiyor. Gece gündüz demeden çalışıyoruz. Bugünün şartları ile kıyas kabul edilmez bir dönemdi. Bir kalıpçı gitmesin diye adamın başında bekliyorum çünkü yetiştirmek için taahhüdümüz vardı. Derken

ben beklerken uyumuşum, o da kaçmış gitmiş! Ve ben ondan dolayı tam üç ay yattım; hastanede yattım, evde yattım… Gitti, öldü denirken dönüp geldiğimi ifade edebilirim. Türkiye’yi bölgenin en güçlü ülkesi olarak görüyorum. Ufak tefek krizler var ama bu krizler gelip geçici krizler. Türkiye’ye öteden beri operasyon üzerine operasyon yapılıyor! Türkiye bunların çoğunu atlattı, bunları da atlatacak kanaatindeyim. P

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

105


ÖZEL RÖPORTAJ

PAGEV Danışma Kurulu Üyesi Aydın Ağaoğlu:

PAGEV SEKTÖRÜN DÜZENLEYİCİSİ VE

DENETLEYİCİSİ OLMALI

P

AGEV’in kurucularından ve halen Danışma Kurulu üyesi olarak görevini sürdüren Aydın Ağaoğlu ile sektörün geçmişinden bugüne bir yolculuk yaptık. Sektöre yaptığı katkıların yanı sıra

106

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

Tüketici Başvuru Merkezi Onursal Başkanı olan Ağaoğlu’na göre; süratle ve acımasızca çevreyi kirleten insanlık, çözümü plastiği günah keçisi ilan etmekte buldu! PAGEV’in, plastik sektörü için

önemli bir konuma sahip olması gerektiğini savunan Ağaoğlu, “Bütünleştirici, toparlayıcı, uzlaştırıcı fonksiyonu olan PAGEV, sektör için düzenleyici ve denetleyici role sahip olmalı” diyor.


Aydın bey öncelikle kendinizden bahsedebilir misiniz? 1951 yılında Ankara’da doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Ankara’da aldıktan sonra Beyoğlu Ticaret Lisesi ve ardından da Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun oldum. Bir süre Delta Plastik Anonim Şirketi’nde çalıştım. 1981 yılında Görsel Plastik Ambalaj Sanayini kurdum. Burada şekerleme, hediyelik eşya, çiçek kutuları gibi butik ambalajlara yöneldik. Üretimimizi makinayla yapmaya başlayınca Kent, Ülker gibi büyük firmalardan yoğun siparişler aldık. 1989 yılında Şaban Yavuz ve Sadi Kumralbaş’la Yömser Plastik Ambalaj şirketini kurduk. Orada çoğunlukla hazır gıda için plastik kaplar ürettik. Şu anda Yömser Plastik Ambalaj Sanayi Gebze’de üretim yapıyor ve üretiminin büyük bölümünü ihraç ediyor. Görsel Plastik Ambalaj sanayi ise Küçükköy’de faaliyetini sürdürüyor. Sivil toplum çalışmalarına önem veren biri olarak 1989’da 38 yaşındayken İstanbul Umum Plastik Sanayicileri Derneği yönetimine girdim. Akabinde Muammer Yüceler’in önerisi ile PAGEV’i kurduk ve vakfın ilk yönetim kurulunda görev aldım. O süreçte vakfa gelir sağlamak büyük sorundu. Döviz darboğazı ve hammadde sıkıntısı yaşadığımız o dönemlerde Petkim Petrokimya sektörün ihtiyacının çok azını karşılayabiliyordu. Öyle ki makineleri haftada sadece 2 gün açtığımız dönemler oluyordu.

önerisi ile PAKOP Plastik Sanayicileri Toplu İşyeri Yapı Kooperatifi’ni kurduk. Oranın da kurucu yönetim kurulu üyesi oldum. Sektör olarak halkı plastik konusunda bilinçlendirmede eksiklerimiz olduğunu fark ettik. Bugün plastik çevre düşmanı olarak ilan ediliyor ama aslında çevrenin bir numaralı dostu. Plastik olmasaydı daha çok ahşap kullanmak ve daha çok ağaç kesmek zorunda kalacaktık. Plastiğin doğada çözünmediğinden bahsediliyor oysa o görsel kirlilik. Çözünüp karışarak toprağı zehirlemiyor, suda eriyip kimyasal bozulma oluşturmuyor. Plastik çevre dostudur demekle bir yere varılamaz. Plastik defalarca kullanılabilecek bir ekonomik

değer. Çevreyi kirleten plastik değil insanlar. Rastgele atıldığında yağmur oluğunu tıkar, dereleri tıkar, balığın boğazına kaçar. Bazı yağlar çok yararlıdır ama onu yüksek ısıda kaynatırsanız direkt kanserojen olur. Kırmızı et çok faydalı ama onu mangalda kömür yapıp yerseniz kansere neden olur. Plastik de çevreyi koruyabilecekken maalesef çevre kirletici olarak lekelendi. 2019 yılı başından itibaren marketlerde, satış noktalarında plastik poşetler ücretli verilecek dendi. Ücretli olunca doğayı kirletmeyecek mi? Marketlerden alınan plastik poşetler çöp poşeti olarak kullanılıyordu, şimdi parayla alınanlar çöp poşeti olarak kullanılıyor! Yani bir gerileme yok.

Bu sorunları nasıl aştınız? İlk yönetim kurulunda yer alan Hayrullah Yelkenci’nin önerisi ile bir model oluşturduk. Bu modele göre PAGEV firmaları fuara katılım konusunda teşvik edecek, fuar organizasyonunu yapan şirket de vakfa prim ve üyelere indirim verecek. Bunun için TÜYAP’la Mecidiyeköy Ortaklar Caddesi’nde küçük bir binada fuar düzenledik. TÜYAP bizden yaptığı ödemelerin belgelenmesini talep edince bir de iktisadi işletme kurduk. Bu iktisadi işletme dergi yayınlıyor, ilan alıyor ve TÜYAP’tan yapılan tahsilâta karşılık hizmet faturası kesiyordu. Bu arada ben de yönetimden ayrılıp denetim kuruluna geçtim. 1990 yılında da Muammer Yüceler’in

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

107


Geri dönüşümde bilinçlenme şart PAGEV’in bugünkü çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? PAGEV’de gençler gerçekten iyi bir performans sergiliyorlar. Sivil toplum kuruluşlarında faaliyet göstermek ciddi fedakârlık istiyor. Manevi hazzından başka bir getirisi yok, maddi götürüsü de zaman olarak çok fazla. PAGEV’in sektöre ve ülkeye çok katkısı var, denge unsuru oluyor. Bana göre rakipler arasında da bir denge kurulması için gelecekte ombudsmanlık gibi bir fonksiyonu yerine getirebilir. PAGEV’in sektör için bütünleştirici, toparlayıcı, uzlaştırıcı fonksiyonu da yerine getireceğine inanıyorum. Haksız rekabet ve standartlar konusunda PAGEV’in nasıl bir yaklaşımı ve konumu olmalı sizce? Aşırı rekabetten ötürü kapasitemizi makul fiyatta satamadığımızda biz de ucuz vermek zorunda kalıyoruz. Bu arada bazıları piyasadan siliniyor, bazıları zedelenmiş vaziyette hayatta kalabiliyor. Bu nedenle dengede bir rekabet olması gerek. Rekabette ölçüyü kaçırırsak kartel oluşabiliyor, tröst geliyor, ben bir sene burada kaybedeceğim, zarar edeceğim Türkiye piyasasında ama şunları silip, ondan sonra istediğim fiyatı uygulayacağım diyor. Plastik endüstrisine bir yatırım yapılacaksa PAGEV düzenleyici ve denetleyici konumda olmalı. Eskiden Devlet Planlama Teşkilatı ihtiyaca uygun yatırımların teşvik edilmesini sağlayacak belgeler verir, ihtiyaç fazlası yatırımın da 108

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

önünü keserdi. Doğru bir yaklaşımdı. PAGÇEV’den biraz bahsedebilir misiniz? Bundan 15-16 yıl önce yürürlüğe giren ambalaj atıkları yönetmeliği sadece plastik değil, metal, kâğıt, plastik, ağaç gibi her türlü ambalaj atığını piyasaya sürenin geri toplama yükümlülüğünü getirdi. Kademeli olarak %60’lara kadar çıkan oranlar söz konusu. Örneğin bir yoğurt fabrikası kullandığı kâse, kapak, karton koli gibi tüm malzemeleri geri toplamak zorunda. Geri toplama konusunda Çevre Bakanlığı TÜGÇEV ve ÇEVKO’yu yetkilendirmişti. PAGEV de Çevre Bakanlığı’ndan lisans alarak PAGÇEV’i kurdu ve yetkilendirilmiş üçüncü kuruluş oldu. Ancak geri toplama pratikte bir yerde tıkanıyor. Çöpte yemek artığıyla karışmış plastik şişe veyahut polietilen torbanın ayrılması hem zor hem de pahalı. Öncelikle birey ve kuruluşların bilinçlenmesi gerek. Ambalaj atıkları yönetmeliğine göre belli metrekarenin üzerindeki market ve mağazalarda satın alınan ürün atıklarının bırakılabileceği geri dönüşüm bölümlerinin olması gerek. Yine aynı şekilde sitelerde de çöpler plastik, metal, kâğıt olarak ayrı ayrı depolanmalı. Ambalaj atıkları yönetmeliği Avrupa Birliği’nden alındı, hepsini düzenliyor. Ancak halk bilinçlendirilmediği için bu tam yürümüyor. Kamu otoritesi, üreticiler, sivil toplum kuruluşlarının

birlikte hareket edip koordinasyon içinde sorunu asgariye indirmeleri gerek. Yapılması gereken geri dönüşümün teşvik edilmesi, halkın bilinçlendirilmesi… PAGEV’in eğitim konusundaki çalışmaları nelerdir? Yetişmiş insan gücü bugün olduğu gibi yıllar önce de büyük bir sorundu. Bu problemi çözmek için okul kurmaya karar verdik. GEPOSB (Gebze Plastik Organize Saniye) arazisi içinde meslektaşlarımızın tesis ettiği bir arsaya temel attık. Orada imece usulüyle bir PAGEV Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ni kurduk ve Milli Eğitim Bakanlığı’na devrettik. Ardından Halkalı’daki liseyi hayata geçirdik. Pek çok meslektaşımız bu okullarda gönüllü eğitmenlik yaptı. Uygulamalı eğitim yapılabilsin diye makineler bağışlandı, hammadde gönderildi. Şu sıralar yüksekokul ya da fakülte kurma yönünde girişimler var. Okul yapımı PAGEV’in en önemli adımlarından biridir. Bu okullardan mezun olan gençlerin istihdamı konusunda PAGEV neler yapıyor? PAGEV’in sektörü çok iyi tanıması önemli avantajlarından biri. Böylece öğrencilerin stajları için tercihlerine uygun işletmeyi bulmak veya mezun olduklarında onları ilerlemek istedikleri branşa uygun firmalara yönlendirmek mümkün oluyor. Bu okullar sayesinde sektörde ara eleman sıkıntısı minimuma indi.


Sektörün altın yılları PAGEV sektöre başka ne tür katkılar sağladı sizce? PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu ve genç arkadaşları gerçekten çok iyi bir performans sergiliyorlar. PAGEV plastik endüstrisine temsil edilme hakkı sağladı. Örneğin plastik poşetlerin yasaklanması konusunda üye olmayan binlerce firma mücadele için PAGEV’e geldi. Düzenlemelerdeki eksikler ve atılması gereken adımlar konusunda PAGEV önemli girişimler yaptı ve yapıyor. Yasanın pratikte uygulanması konusundaki kimi hususlar kullanıcıları da işletmeleri de zor durumda bırakıyor. Örneğin eczaneden alınan ve üzerinde ilaç şirketinin logosu olan poşet için tüketiciden ücret isteniyor. Bu promosyon olduğu için eczane buna para vermemiş ama yasal olarak da o ücreti almak zorunda. Nasıl muhasebeleştirmesi gerektiği de bilinmiyor. Diğer yandan poşet satın almadığında ilaç açıkta götürülecek. Kişi hastalığının bilinmesini istemiyorsa kişisel bilgilerin gizliliği hakkı da ihlal edilmiş oluyor. PAGEV bu konuda birtakım girişimler yaptı. Bunun üzerine Bakanlık eczane, manav reyonları, pazarlar ve ekmek fırınlarında belli boyut ve

kalınlıkta plastik poşetleri serbest bıraktı. Yalnız gene hata yapıldı. Poşetlerin çift kat kalınlığı 15 mikron olacak denildi. Oysa tek kat kalınlığı 15 mikron olmalı. Eczanelerdeki, manav reyonlarındaki poşetlerin çift katı 30 mikron. Yaklaşık 2 hafta kadar önce geniş katılımlı bir toplantı ile Bakanlık yetkilileriyle Ankara’da buluştuk ve tüm sorunlarımızı Bakan yardımcımız Profesör Sayın Mehmet Emin Binpınar’a anlattık. Demek istediğim; yapılan bu düzenlemelerde PAGEV bir kurum olarak ortaya çıktı, eksikleri gösterdi, düzeltilmesi yönünde adımlar atılmasını sağladı.

incelemeleri gerekirdi. PAGEV’de çok fazla plastik poşet üreticisi yok ama özellikle belli bir hacmin üzerinde iş yapanlar PAGEV’e gelip sürece müdahil olmalıydı. Plastik torba üretenlerin çoğu iflas ediyor. Onların bazı teknik sorunları var. Yeni yönetmeliğe göre üreticinin 6 renk baskı makinasına sahip olması gerek. Ancak bu makina üreticinin poşet üretimini yaptığı makinanın yirmi katı fiyatta.

Size göre plastik sektörünün en parlak yılları hangi yıllardı? Baktığınız pencereye bağlı. 1950 ve 1960’lı yıllarda plastiğin ne olduğu bilinmez, naylon tabiri Plastik poşetin yasaklanması Avrupa kullanılırdı. Oysa naylon bir plastik hammaddesinin adıdır, her şeye Birliği uyum yasalarının parçası naylon denirdi. O zamanlar halk olarak işaret ediliyor. Siz bu geçiş sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz? plastik ne bulursa alıyordu. Kazanç açısından o dönem altın yıl. Ama Yeterince araştırılmadan, PAGEV gibi kuruluşların görüşleri alınmadan iyi teknoloji ve kaliteli ürünle 1990’lı yıllarda tanışıldı. 2000’li yıllarda hayata geçirildi. Ayrıca bu işten makine üretmeye başladık. Bunu geçimini sağlayan, bu sektörde başarabilmek için yurt dışı fuarlara istihdam sağlayan meslektaşlarımız gidildi; Çin, Almanya, Amerika, da konuya yeterince eğilmedi. İtalya’daki Milano fuarlarına Bunun hayata geçirileceği 1 gidildi, örnekler alındı. Büyük çaba yıl önceden konuşuldu; hatta sarf edildi. Bugün gerek kalıpçılık başta 2018’de devreye girmesi gerek makinecilik alanında plastik planlanmıştı. Tepkilerini o zaman sektörü ihracatçı konumundadır. ortaya koymaları, detayları Yüksek teknolojiye ulaştık, makinelerimizi yerli yaptırabiliyoruz, kalıplarımızı tamir, bakım, onarım yaptırabiliyoruz; hatta yazılımlarımızı, bilgisayar programlarımız dahi yerli yapılabiliyor. Bu nedenle, plastik sektörünün altın dönemi bence 1990’dan sonra başladı. Türk plastik sektörünün yurt dışına açılması hangi yıllara rastlıyor? Özellikle Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra dağılan ülkeler ağırlıkta olmak üzere ihracata başladık. Korozo Ambalaj, Elif Plastik ciddi ihracatlar yaptılar, makine parklarını geliştirdiler, ithal makineler getirdiler. Daha sonra yerli makineler gelişmeye başladı. 1990’dan sonra sektör hızla gelişti ve günümüzde ciddi anlamda ihracatı var. Ve güzel olan emek yoğun plastik üretiminin artık teknoloji yoğun ve yüksek kaliteli hale gelmiş olması.

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

109


Türkiye bazı ülkelere ihracatta dezavantajlı ARGE’ye ayrılan bütçeler konusunda ne düşünüyorsunuz? Devlet teşviki ve onun yanına da elbette ki müteşebbisin yani iş sahibinin de teşviki gerekir. Araştırma yapan mühendise hâlâ çok hoşgörülü bakamıyor, çünkü o bir maliyet oluşturacak. Batıda bazı ülkelerde ARGE’ye yüksek önem veriliyor. Bizde ise şu kadar saatlik üretim, şu kadar hammaddemiz çöp oldu endişesi var.

Plastik sektörünün İstanbul’daki mekânsal serüvenine dair neler söylersiniz? Başlangıçta Süleymaniye’de, üstte dükkan altta imalathane, el presleriyle enjeksiyon yapılan üretim yapılan atölyeler vardı. Özellikle Orta Asya’dan gelen, Doğu Türkistanlı, Kazakistanlı bazı vatandaşlarımız buraya yerleşmişlerdi. Onlar da plastik top üretiminde başarılı oldular. Çoğunlukla Zeytinburnu ve Topkapı civarına kümelenmişlerdi. Bu arada banyo perdesi, otomobil döşemesinde kullanılan yumuşak plastikleri de üretmeye başladılar; çok iptidai yöntemlerle yapıyorlardı ama başarmışlardı. Sektör geliştikçe yoğurt ve margarin kabına çok talep gelmeye başladı. Güven Plastik vardı, yeri Sefaköy’de idi. Elvan Plastik E-5 üzerinde KartalMaltepe civarındaydı; TopkapıMaltepe’de de Teknik Plastik vardı. Zaten üç tane belli başlı firmamız vardı. 1990 ve 2000’den sonra çok hızlı bir gelişmeyle yüksek teknolojiye kavuştular. Bugün yabancı ortaklıkları var ve yollarına devam ediyorlar. Onlar başarılı olmasalardı bugün yoğurt kâsesini bile ithal ediyor olacaktık. İstihdam, üretim,

110

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

katma değer sağladılar ve ülkenin ihtiyacı olan ürünleri de halka sundular. Dünya pazarı konusunda neler söylersiniz? Yaklaşık 60 ülkeye plastik ihracatı yapıyoruz. Ancak özellikle Kuzey Afrika ülkelerinde gördük ki, geçmişte sömürgesi oldukları ülkeler onlara ithalat konusunda kurallar bırakmışlar. Bugün özgür olsalar bile geçmişte bağlı oldukları ülkelere sıfır gümrük uygulanırken başka ülkelerden ithalat yaptıklarında yüksek gümrük söz konusu oluyor. Libya, Fas, Cezayir, Tunus gibi ülkelerde bu durum rekabet şansımızı kırıyor. Daha sonra Arap Birliği üyesi olan ülkelere istisna kazanmış olsalar da bu durumda Arap Birliği üyesi olan bir ülkede yatırım yapıp oradan ihraç etmek gerekiyor. Yani Kuzey Afrika ülkelerine satmakta zorlanıyoruz. Amerika’da ise mesafeden ötürü navlun dezavantajımız var. Hem zaman, teslim zamanı hem navlun tutarı yüksek olduğundan çok yüksek miktarlara ulaştığımızı söylemek mümkün değil. Türkiye’de plastik sektöründe

Sizce bu anlayış bütçenin kısıtlı olmasından mı kaynaklı yoksa yaklaşımla mı ilgili? Her ikisi de var. Çünkü bizim insanımız batıdaki gibi gittiği yerleri sömürerek, kolay para kazanarak yatırım yapmamış. Bu ülkeler ARGE’lerden olumlu sonuçlar aldılar, önemli bilim adamları çıkardılar. Bizde bir buluş yapma motivasyonu yok. Ben batının ilk olması gerektiği, batı yapar, batı düşünür anlayışına yatkın değilim. Ayrıca kendi işimle ilgili bulduğum teknikler de oldu, onları geliştirdim. ARGE’ye önem veriyorum ama bizde kolay elde edilmiş bir öz kaynak olmadığından çok tedbirli gidiyoruz, o nedenle de fazla adım atmıyoruz. Son olarak neler eklemek istersiniz? İnsanlık süratle ve acımasızca çevreyi kirletiyordu, buna çözüm bulmak yerine bir günah keçisi arandı ve o günah keçisi bulundu: Plastik! Oysa plastik çevreyi koruyacak, insanların hayatını konfor katacak adeta ödül gibi bir buluş. Biz o malzemeleri kullandıktan sonra çöpe atıp, sonra da plastik çevreyi kirletti deme hakkına sahip değiliz! İnsanımıza bunu öğretmediğimiz için, öğretemediğimiz, onu bilinçlendirmediğimiz için suçluyuz ama suçlu olan plastik değil, biziz! P


PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

111


ÖZEL RÖPORTAJ

Vatan Plastik Yönetim Kurulu Başkanı Behruz Vatandost:

TÜRKIYE’DEKI TEMEL SIKINTI PAZARLAMANIN BİLİNMEMESİDİR

P

lastik sektörüne 1956 yılında adım atan sektör duayenlerinden Vatan Plastik Yönetim Kurulu Başkanı Behruz Vatandost, şirketinin ve sektörün günümüze geliş hikâyesini ilginç anekdotlarla paylaştı. Üretimde makineye verdiği önem ve yenilikçi vizyonu ile sektörde ilklere imza atan Vatandost’a göre dünyaya ayak uydurmak için yenilik yapmak şart. İşte “Kimse yapmadığı zaman ben yatırım yaptım. Önce baraj yapılır sonra su toplarsın, su gelirken baraj yapılmaz! Sanayide de önce yatırım yapılır, sonra iş bulunur. Türkiye’de temel sıkıntı pazarlamanın bilinmemesidir” diyen Vatan Plastik Yönetim Kurulu Başkanı Behruz Vatandost ile yaptığımız özel röportajın ayrıntıları:

112

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152


Yunus Çimento’ya ait olan yeri alarak 3 katlı bir fabrika yaptık ve 1974’de buraya taşındık. Türkiye’ye shrink makinesini ilk 1972’de Şişecam getirmişti, ondan sonra onu ben takip ettim ve shrink makinesi yaptım. Shrink ambalaj yapmak için İtalya’dan da makineler getirdim. Shrink ve sera makinelerine bu fabrikada başladık. Türkiye’de en geniş sera örtüsünü ilk biz yaptık, hala da yapıyoruz.

Biraz kendinizi anlatır mısınız? İran-Azerbaycan’da doğdum ve 6. sınıfa kadar orada okudum. Daha sonra ağabeyimin yanına hem çalışıp hem okumaya gittim. Okumak yerine çalışmayı seçtim. Ağabeyim, Hindistan’dan kanaviçe getirip onları un, fındık çuvalı yapıyordu. Sektöre ilk olarak 1956 yılında düğme yapmaya başlayarak adım attım. Ardından çocuklar için çıngırak yaptık. Sonrasında extruder çıkınca Şişhane’de, Bayram Usta’ya makine yaptırdık. Nevşehir’den PVC patik alıp yıkıyor, kırıyor ve hortum çekiyorduk. Ayrıca direksiyonlara sarılan bantları da yapıyorduk, daha sonra bunları holohop yapımında da kullandık. 1960 ihtilali sonrasında Okur Han’ın aşağısında alt katında satış yeri olan küçük bir yer kiraladık. Polietilen çıkınca Nurettin Şenkol’dan makine alarak önce torba, sonra sulama için polietilen motor pompa hortumu ardından da film makinesi yapıp film ürettik. 1963 yılında

Rami’de bir fabrika kiralayarak film ve motor pompa hortumuna ağırlık verdik. Yine o yıllarda buzdolapları için kılıf yapmaya başladık. Türkiye’de bunu ilk yapan kişiyim. Bu kılıfları Profilo’ya satıyorduk. Sera örtüsü için talep gelince o zamanlar 200 mikron olarak üretilen örtüleri 100 mikron olarak üretmeye başladık. Seralarda denenip başarılı sonuç verince piyasaya sürdük. Türkiye’nin 50 sente muhtaç olduğu zor bir dönemde 1967’de tamamen yerli malzeme ile açıldığında 8 metre olan 4 metrelik bir makine yaptık. Aynı zamanda polipropilen de yapıyorduk. O sıralar İtalya’da 90 bin dolar olan polipropilen makinesini Japonya’dan 25 bin dolara getirdim. 1972’de 105 bin mark ödeyerek çamaşır makinesi gibi bir makine aldık. Çöp torbalarını yıkıyor, kurutuyor, granül haline getiriyordu. Biz bunları 10 liraya alıyor, 50 liraya granül olarak satıyorduk. Daha sonra İtalya’dan aldığımız granül makinesi ile granül yaptık. Aynı yıl

Shrink nedir, biraz açar mısınız? Shrink birden fazla ürünü, paketi, şişeyi dağılmasını önlemek ve dış etkenlerden korumak için şeffaf bir filmle bir araya getirmek için kullanılan yöntemdir. Başlangıçta shrink 150 mikron oluyordu, yavaş yavaş önce 100 hatta 60 mikrona kadar indi. Sera makineleri ile neler yaptınız? Bir senelik katkı maddesi getirdim. Onları karıştırıyorduk ve böylece bir sene yerine 2-3 sene gidiyordu. Sonra UVA-IRE’yi ben getirdim, UVAIRE gündüz ışığı 5 derece alır, gece verir. Bunu Kumluca’da denedik ve 20 gün ile 25 gün arası daha çabuk ürün verdiğini gördük ve notere de tasdik ettirdik. Ardından 3 sene gideni yaptık. Bu ürünü hala bütün dünyaya satıyoruz. Kenya’da da şubemiz var. Bunu dünyada yapıyorlar ama bizimki 20 gün önce ürün veriyor, onun için de tutuyor. 1983’de ikinci fabrikayı açtık. Gübre torbası yapıyorduk. Eskiden gübre torbalarını plastikten yaparlardı. Sonra streç makineleri çıkınca 1993’de 1,5 milyon dolara 2 metre eninde bir makine aldım. Onun ardından büyük birkaç makine daha aldık. Günlük kapasitemiz yaklaşık 150 tondur. Bunun %30’unu Türkiye, %70’ini dünyaya pazarlıyoruz.

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

113


1950’li yıllardan günümüze plastik sektörünün serüvenini anlatan Vatan Plastik Yönetim Kurulu Başkanı Behruz Vatandost, o yıllara ait fotoğraflarını paylaştı

Su gelirken baraj yapılmaz 1990’ların sonundan da biraz bahsedebilir misiniz? 1990’ların sonunda bu kez polietilene kalsit karıştırdım. Bu ürünü de poşet üreticilerine verdim. İç pazarın yanı sıra ihraç da ettiğimiz bu ürünü saatte 30 ton üretebilecek kapasiteye sahibiz. 2006’da Ömerli’de 90 dönümlük bir arazi alıp makineleri taşımaya başladık. Orada baskı ve geri dönüşüm de yapıyoruz. Hurdalar yıkanıyor, kurutuluyor ve saatte 1500 kg granül yapılıyor. 1976 senesinde Tuzla Organize Sanayi’de 10 dönümlük bir araziye yaptığımız yerde de PVC’ye kullandığımız dop yağını çalışıyoruz. Aylık 3000 ton dop yağı üretiyoruz. Bilecik Osmaneli Organize Sanayi’de yer alan Vatan 5’de ise aylık 1500 ton kapasiteli stretchhood makinelerimiz var. Yeni binalar, yatırımlar yapıyoruz. Kimsenin yapmadığı zaman ben yatırım yaptım. Önce baraj yapılır sonra su toplarsın, su gelirken baraj yapılmaz! Sanayide de önce yatırım yapılır, sonra iş bulunur. Türkiye’de temel sıkıntı pazarlamanın bilinmemesidir… Almanya’da 1957’de faaliyete

114

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

başlayan bir firmayı ziyaret ettiğimde otları balya yaptıklarını gördüm. Bunlarla ne yapacaklarını sorduğumda sunta yapacağız dediler. 65 bin kişinin çalıştığı bu firma hurdayla 14 milyar Euro’luk satış yapıyor. Bedavadan sunta yapan bu adamın karşısında sen ne yapabileceksin! Gene bu firma ölü hayvanları toplayıp enerji üretiyor. Demem o ki, sanayide yenilik yapmak şart. Sizin de 1987’de Almanya’dan hurda ile ilgili girişiminiz vardı. Biraz anlatır mısınız? 1987’de Almanya’dan tonu 50 marka hurda alıyor, sonra da 750 dolara satıyordum. Hatta bir komşum hakkımda bu hayali ihracat yapıyor filan diyordu. Sonra onu İngiltere’ye götürdüm ve gördü. 1980 İhtilali’ndeki paşalardan biri sonra Petkim’in Yönetim Kurulu Başkanı oldu. Görüşmemize Paşa yanında bir albayla geldi. Ben biraz ters konuşunca kızıp gitti. Sonra ona hurdadan yapıp ihraç ettiklerimizi gösterdim. Yine o sırada yeni yaptığımız bir makineyi de görünce ‘ne istiyorsan ben sana vereceğim’

dedi. Dünyada gerçekten çok iş var. Hâlâ bize ortak olmak ya da satın almak isteyen çok var dünyada. Ama ben satmayı düşünmüyorum. Biraz daha eskilerden, 1957’nin Tahtakale’sinden bahseder misiniz? İlk başladığım yer Hasırcılar’da Büyük Okur Han 3. kat, 51 Numara. Orada duruyor hala: Büyük Okur Han 51 numara. O dönemde Emin Cankurtaran vardı orada. Hammaddesini ben verirdim; oyuncak, testi filan yapardı. Muammer ağabey vardı, o zaman enjeksiyon yapıyordu, o da ilklerdendir. Siz düğme basarken hammaddeyi nereden, kimden alıyordunuz? İç piyasada Kristal’den ve pek çok yerden alıyordum. Rusya ve Avrupa’dan getirilenleri de alıyorduk. Hurdaları toplayıp PVC yapıyorduk, sonra PVC’nin orijinali geldi. Mesela Demir Plastik’te Sabahattin Bey vardı; orijinal PVC’yi ip gibi çekti ve hanımlar o malzemeden çanta yapabilmek için sıraya girdiler Okur Han’da.


Ev neredeydi o dönemlerde, nerede oturuyordunuz? Bostancı’da. O döneme ait ilginç bir anımı anlatmak isterim. Umberto isimli bir İtalyan vardı. Bu adam 1964’de yerli makine yaptı, 3 metre eninde, artexi yüzde 5 gamlı. Tamburla baskı makineleri yaptı Türkiye’de. Bu makineler dünyada daha sonra yapıldı. Verim Plastik’e bir makine yaptıktan sonra bana geldi. Çok akıllı ama tüm teknik adamlar gibi biraz tembel. Onunla 1966 yılında saatte 500 kilo üreten tamamı yerli bir makine yaptık. Kapalı hali 4 açıldığında 8 metre idi. Umberto o dönemde adyabatik makine yaptı. Yüksek devirde çalışan bu makine fazla mal veriyordu ama maalesef kapasite vermediler. Ancak ne yazık ki birileri Umberto’nun ajan olduğunu söyledi. Bunun üzerine Yunanistan’a sürgün edildi, ardından Almanya’ya gitti. Daha sonra benim gene bir makine işim olduğunda Almanya’ya ona gittim; ‘sen yemeğini ye gel, yarım saatlik işi var’ dedi ve yaptı. Ülkemizin bu adamı kaybetmesi çok üzücü, Türkiye’nin en iyi makinelerini o yapmıştır. Hortum yapmaya nasıl başladınız, neden hortumu tercihi ettiniz? O zamanlar başka şey yoktu,

hortum bant vardı Türkiye’de. Başka bir alternatif olmadığı için hortum yapmaya başladık. O zaman sizin makine atölyesi, kalıphaneniz var mıydı? Hayır, yoktu. Dünyada da böyledir bu, araba fabrikası parçasını kendisine yapmaz, yan sanayi yapar. Mesela Tayvan makine yapmaz. Makinenin parçalarını farklı ülkelerden parçaları toplar ve dünyaya satar. Ama bizim insanımız her şeyi kendi yapmak ister! 1977’de granül makinesi aldım, Novamek’de yapılıyordu. Orada yüz yirmi kişiyi çalışıyordu. Dedim ki ‘sen burada yüz yirmi kişi çalıştırıyorsun, her gün de ucuz vermeye çalışacaksın bunu ve batacaksın! Sen bunun yerine üç, dört, beş, on tane mühendis bul ve dışarıda yaptırıp topla’. Toplamadı ve iflas etti. Bizde hepsini kendileri yapmak istiyorlar. Matematik her şeyin çaresidir… Peki 1970’li yıllarda plastikçilerin en büyük sorunu neydi? Hammadde... Petkim hammaddeyi sarfiyat karşılığında verdiğinden sürekli fatura yazılıyordu ama yapılan üretime bakılmıyordu. O yıllarda ben hammaddeyi Avrupa’dan da alıyordum. Bu

arada hâlâ Türkiye’de bir kilovatla ne kadar üretilir bilen yok! 1989’da Kanada’ya plastik makinesi yaptığımda 140 kilovat koyduk, 140 amper çekildi. Adamlar biz motor istemiyoruz deyip 300 kilovat koydu, 70 amperle yaptı. % 50 daha ucuz. Türkiye’de daha hâlâ küçük motorlular ucuz yakar sanılıyor. O yıllar sektör için biraz sıkıntılı mıydı? Kontrol etmediğin şey senin değildir! Binlerce firma bu yüzden batıyor. Ben ilkokul mezunuyum ama her ay hesabımı kitabımı yaparım. Zarar ediyorsan ona göre çözüm bulacaksın. Problem devlete ya da işçiye yüklenmez. İşçi söylenilen her şeyi yapıyor, bütün problem işveren. Türkiye’de insanlar matematik kullanmıyor, oysa matematik her şeyin çaresidir. Matematik kullanılmadan demokrasiden de adaletten de söz edilemez. Sektörde Tahtakale zihniyetinden bahsediliyor. Bu konuda ne söylersiniz? Evet maalesef böyle bir şey var. Adam çalıştırmak yerine kendi çalışıyor. Böylece az maaş vereceğini düşünüyor. Hâlbuki iş öyle yürümez, öyle büyümez.

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

115


PAGEV plastikçilerin haklarını koruyor 1970’li yıllarda bir dernekleşme var mıydı sektörde? Onu Muammer ağabey yapmıştır. Hep o uğraşmıştır. Şu anda PAGEV’de Başkan Yavuz Eroğlu ve onunla çalışan arkadaşlar da işlerini gerçekten çok iyi yapıyorlar. Ama bizler de sorunlarımızı, sıkıntılarımızı onlarla paylaşmalıyız ki bizi korumak için harekete geçebilsinler. Bizim ne yaptığımızı, ne şikâyetimiz olduğunu başkanın bilebilmesi için bu şart. Plastik sektöründe eğitim ve ara eleman ihtiyacı konusundan neler söylersiniz? Bir kişiye eğitmeden iş vermek mümkün değil. Eğitmeden iş verdiğinde bozuk mal üretiyor, ülkeye de zarar veriyor. Diğer

116

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

yandan devlet de eğitimsiz adamı işe koyamazsın demeli bence. Ben 1960’lı yıllarda bile Toprak Mahsülleri Ofisi’nden hoca getirtip işçilere, çıraklara ders verdirtiyordum. Vatan Plastik AR-Ge konusunda neler yapıyor? Teknolojinin sonu yok. Sürekli nasıl yaparız, yeni ne yapabiliriz diye düşünüyoruz. Dünyaya yetişmek için sürekli yenilik yapmaya mecburuz. Bu nedenle biz de sürekli araştırıyor ve çalışmalarımıza devam ediyoruz. Her fabrikada bir laboratuvarımız var. 1984’de 100 bin marka yaşlandırma testini aldık. Böylece ürünlerimizin dayanıklılığını ölçebiliyor ve buna göre pazarlayabiliyoruz. Sanayiciysen

yenilik yapmaya mecbursun. Sektörde pek çok şirkette ikinci kuşak işi devralmış. Sizde de böyle bir şey oldu mu? Ve sektördeki gençlere ne tavsiye edersiniz? Benim de kızım çalışıyor. Boğaziçi Üniversitesi’ni üçüncülükle bitirdi, üzerine Amerika’da eğitim gördü. Sektördeki gençler yanlışı önce kendilerinde arasınlar. Başkasını suçlamak hiçbir zaman çözüm değildir; o şekilde bir yere varılmaz. İlerleyebilmek için sorun da çözüm de insanın kendisindedir. Tek cümleyle PAGEV’in plastik sektörü için önemi nedir? PAGEV plastikçilerin hakkını devlet karşısında koruyan bir kurum olarak çok önemlidir. P


PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

117


ÖZEL RÖPORTAJ

Polinet Plastik Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Bak:

PLASTİK MİLLİ SERVETTİR P

lastik sektörünün zor zamanlarına tanıklık etmiş duayen sanayicilerden aynı zamanda PAGEV Kurucularından Polinet Plastik A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Bak ile gerçekleştirdiğimiz röportaj, geçmişten süzülen değerli bilgilerle sektörümüzün geleceğine ışık tuttu. Plastik üreticilerinin hammaddeye erişimlerinin çok kısıtlı olduğu zamanlarda hammadde ithalatı işine giren, daha sonra ileri görüşlülüğü ile geri dönüşüme yatırım yapan Cemal Bak, plastiği milli servet olarak niteliyor. Kendinizi tanıtır mısınız? 1945 yılında Trabzon’un Of

118

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

kazasında doğdum, lise sona kadar Trabzon’da okudum. 1964’te İstanbul’a İktisadi Ticari İlimler Akademisi’nde okumaya geldim ve 1968’de mezun oldum. Ardından sınavlara girerek 1976 yılına kadar Maliye Bakanlığı’nda çalıştım. Sonrasında mali müşavirliğe başladım. Mali müşavirlik dönemimde plastik sektöründe çalışan birçok firma mükellefim oldu ve plastik sektörünün sorunlarına şahit oldum. O dönem plastik sanayicilerinin hammadde bulamama problemi vardı. Dövizimiz yoktu, ithalat yapamıyorduk, sanayi çalışamıyordu. Hammadde bulunamadığı için kapasite yüzde

10’a kadar düşmüştü. Bak Plastik’i nasıl kurdunuz yani hangi yıl kurdunuz? Bak Plastik’i 1977’de kurduk. Hammadde ithalatına başladık ama yeterli sermaye ve döviz tahsisi olmadığı için mal ithal edemiyorduk. İthalat yapabilmek için iki, üç firma birleşerek bir konteynere 25 ton mal yükletiyor ve sanayicilere ikişer üçer ton şeklinde dağıtıyorduk. Sonradan işler gelişti, ithalatçı bir gemi mal getirecek hale geldi ama bugün tekrar geriye döndük. Şu anda birkaç büyük firma hariç KOBİ olan işletmeler krediye, vadeli mal almaya muhtaç ve mal alma miktarları da son derece düştü.


Makine için casusluk yaptık Bazı ülkelerde kullanılmış plastiklerin geri dönüştürülerek sanayide tekrar kullanıldığını görünce biz de yapabilir miyiz diye düşündüm. Londra’da okuyan Kimya Mühendisi kardeşimi 1979 Düsseldorf Plastik Fuarı’na çağırdım, orada buluştuk. Fuarda geri dönüşüm işine yönelik makine, tesisat vs. bulmayı hedefliyordum. Bu arada Avrupa da bu işe henüz başlamamıştı. Fuarda tesisin bir aparatında bize yardımcı olacak Agromel adı verilen bir makine bulduk. Fiyatı bir buçuk milyon marktı ve öyle bir paramız olmadığı için almamız mümkün değildi. ‘Acaba biz bunun bir benzerini yapabilir miyiz?’ diye düşündük ve açıkçası casusluk yaptık. Makinenin içini göremediğimiz için küçük flaşlı Agfa fotoğraf makinesi aldık. Makinenin içine elimizi daldırarak rastgele fotoğraflar çektik ve fotoğraflara baktığımızda sistemi çözdük. Türkiye’ye dönünce kardeşim kırma, yıkama, kurutmayı yapıp tekrar granül haline getirecek şekilde makinenin planlamasını yaptı. Kaynakçı, metal ustaları falan tuttuk ve onun çizdiği planlara göre bir tesis kurduk. O zaman bu iş bilinmediğinden atık madde çoktu, kolayca

temin ediyorduk. En büyük temin alanımız da bizim Devlet Malzeme Ofisi idi. Devlet Malzeme Ofisi buğdayları açık arazide naylon örtüler altında saklıyor, çıkarırken de örtüleri açıyordu. Buğdayı aldıktan sonra hurda olan örtüleri ihaleye çıkarıyordu. Biz ihaleyle onları alıp geri dönüştürüyorduk. YAĞMUR SUYU KANALINDAN HAMMADDE TOPLADIK Geri dönüşüm tesisini nerede, kimlerle kurmuştunuz? Güngören Sanayi Sitesi’nde Dursun Irak’ın fabrikasının alt katını kiralayarak başladık. Zamanla piyasada hurda azalmaya başlayınca başka ihalelere girdik. Yarımca’daki PETKİM’in ithal ettiği mallardan döküntü mallar vardı ve bunları satamıyordu. PETKİM’in o ihalesine girip aldık. Ancak o tonlarca malzeme çok kötü bir durumdaydı; bütün plastik çeşitleri birbirine karışmıştı. Bunları ayırmak için ayrı bir teknoloji gerekiyordu. Yıkamak, temizlemek, kolilemek, PVC’yi birbirinden ayırmak gerekiyordu. Meşakkatli bir işti ama hammadde olmadığı için mecburduk. Bir de PETKİM bu malzemeyi taş ve toprağı ile birlikte satıyordu. Aldığımız malzemede neyin ne kadar olduğunu bilmiyor, tamamen kör bir kuyuya taş

atıyorduk. Bu arada malzemenin yığıldığı yerden geçen büyük bir yağmur suyu kanalı vardı. Devamlı yağmur da yağdığı için hammadde yüklenirken sürüklenip o kanalın içine birikiyordu. İşi bitirdiğimizde hammadde kıtlığı daha da artınca PETKİM’den izin alarak yıllardır kanalın içinde o sahadan biriken plastikleri çıkarıp işledik, sanayiye kazandırdık. 1987’de Polinet Anonim Şirketi’ni kurarak plastik hammadde işine başladık. Ama bu sefer de ithalatçılar olarak gümrüklerle büyük zorluk yaşadık. Çünkü PETKİM hammaddenin kendisi dışında ithal edilmesini istemiyor ve ithalatçı yüksek vergi ödesin diye gümrüğe hammadde fiyatlarını yüksek gösteren listeler veriyordu. Mesela tonu bin 100 dolardan ithal ettiğiniz hammaddeyi bin 500 dolar olarak beyan etmenizi ve vergisini ödemenizi istiyordu. Aksi takdirde ceza yazıyordu. Bu sorunu idari girişimlerle aşamayınca hukuki yollara başvurduk ve bu davaları kazandık. PETKİM’in ürettiği hammadde ihtiyacı karşılamamasına rağmen ithal edilmesi neden istenmiyordu? Aslında doğrudan engel koymuyor, pahalı ithal etmesine çalışıyordu. Çünkü kendisinin bir iç fiyatı var ve ithal ettiğinizde o iç fiyatın altında mal ediyorsunuz. Onun iç fiyattan satabilmesi için ithal edilen malın maliyetinin aynı fiyata gelmesini istiyor. Açılan tüm davalar kazanıldığı halde PETKİM bugün bile plastik hammaddeye referans fiyat diye bir şey koyarak sanayiciyi zorluyor. Geri dönüşüm tesisini ne zaman ve niye kapattınız? Aşağı yukarı 5 sene çalıştırıp 1984’te kapattık. Sonra geri dönüşüm tesisleri hep İstanbul’da kurulduğu için atık malzeme bitti, taşrada bulmak daha kolay oldu. Biz de tesisimizi Ankaralı bir müşterimize sattık. Ankara, Kayseri, Gaziantep’te bitmediği için oralarda bu iş başladı.

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

119


Hammadde dağıtımında adaletsizlik Plastik sanayinin örgütlenmeye ilk başladığı dönemleri anlatır mısınız? PETKİM hammaddeyi az olduğu için tahsis suretiyle veriyor ve plastik sanayicileri de dağıtımda adaletsizlik olduğunu düşünüyorlardı. Bu noktada PETKİM’in karşısına bir örgüt olarak çıkma ihtiyacı doğdu. Önce Plastik Sanayicileri Derneği, sonra PAGEV kuruldu. Muammer Yüceler öncülüğündeki bir grup sanayici vakfın temellerini attı. Ben de kurucu üyeydim. Süleymaniye’de Sürmeneliler Derneği’nin bir odasını adres göstererek faaliyetlerimizi oradan yürüttük. Giderleri ise kurucular cebinden para koymak suretiyle karşılıyorlardı. Sonrasında düzenlenen gecelerle de vakfa gelir temin edildi. 1970’li yıllarda bir de Türk parasını koruma kanunu var, döviz yok. Siz hangi ülkelerden alıyor ve ödemeyi nasıl yapıyordunuz? Biz bu işe başladığımızda döviz tahsisi vardı. Hazinenin bankalara verdiği bir yetki vardı, döviz tahsisi bankaların inisiyatifindeydi. Transferi de bankalar yapıyordu. O zamanlar Türkiye’nin ilk yöneldiği ülkeler Macaristan, Çekoslovakya gibi demir perde ülkeleriydi. Onlar daha ucuz, daha uygun şartlarda mal satabiliyorlardı ama Türkiye çok kısıtlı alabiliyordu. Biz de firma olarak ithalat işine bu ülkelerden başladık. Ticaret serbestleşince de Batı Avrupa’ya yöneldik. Bugün ise Türkiye’deki plastik üreticilerinin

120

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

hammadde kaynağı körfez ülkeleri. Çünkü maliyetler daha ucuz olduğundan Batılı büyük üretici firmalar artık onlarla ortak oldular, fabrikaları oralarda kurdular ve orada üretim yapıyorlar. Çıkan hammaddeyi de paylaşarak farklı markalıyor ve aynı fiyatlarla dünyaya ihraç ediyorlar. Hammaddenin kıt olduğu dönemlerde önce Plastik Sanayicileri Derneği, sonra da PAGEV’in devreye girmesi yani kurumsallaşarak yaptığımız görüşmelerden itibaren dağıtım kriterleri daha objektif hale getirildi. Herkes hammaddesini ona göre aldı ve baştaki düzensizlik bozuldu. HAMMADDEYE SİYASİ MÜDAHALE O düzensizliği biraz açar mısınız? Yani bu işte siyasal etki de çok önemliydi. Siyasi iktidarlar kendi dayandıkları tabana göre bunları zorluyordu. Mesela plastik sanayi ile bir ilgisi olmamasına rağmen Tarım Kredi Kooperatifleri’ne plastik hammadde tahsil ediliyordu. Bir dönem çoğunu onlar alıyordu, çoğu da o aldıkları hammaddeyi bizim gariban sanayiciye satıyorlardı. Yani böyle siyasal olarak müdahaleler vardı. Ancak 1980’den sonra bu iş bitti. Turgut Özal yönetime hâkim olduktan sonra döviz kıtlığı da tahsis de bitti. Çünkü sanayicinin PETKİM’e eskisi kadar ihtiyacı kalmadı. Hammaddeyi rahatlıkla ithal etti, döviz sıkıntısı da çekmedi. Ancak plastik işinde bir derdiniz biter, başka derdiniz başlar. Mesela her zaman

ithal ettiğiniz bir ürüne bir anda bir belge istenmeye başlanır ve bir ülkenin sattığı ürün dolayısıyla düzenlemeler gelir. Ülkelerle olan siyasi ilişkimiz de maalesef o ülke neyi üretiyor, neyi satıyorsa oradaki düzenlemeyi değiştiriyor. 1960’larda Tahtakale ve civarında Musevi vatandaşların hammadde ithalini yaptığı söyleniyor. Biz bu işe girinceye kadar Türk kimlikli plastik ithalatçısı yoktu. 3-5 Musevi vatandaşımız ithal edip dağıtıyordu. Musevi vatandaşlarımız ticarete özellikle dış ticarete yatkın oldukları ve usullerini de bildikleri için bu işi yürütüyorlardı. Rahmetli olan Hayim Pinhas vardı. Çok iyi bir arkadaşımız, iyi bir tüccar ve iş adamıydı, şimdi çocukları devam ediyor. Onun dışında bu işi büyük çapta yapan 2-3 Musevi kökenli vatandaş daha vardı ama diğerleri bıraktı. Biz plastik hammadde ithalatına onların dışında ilk giren firmalardan biriyiz. O zaman ithalatın formalitesi, belgesi, hukuki prosedürleri bugünkü gibi değildi, çoktu. Ama bugün Türkiye’de artık herkes bu işi rahatlıkla yapabiliyor. Mesela o dönem çok zor olan bir kapama olayı vardı. Şöyle ki; bir bankadan aldınız, transfer ettiniz, getirdiniz, ithalata malınızı sattınız, sonra bu ithalatın dosyasının kapatılması gerekiyordu. Bunun için de hammaddeyi kimlere sattığınıza dair belgeyi bankaya vermeliydiniz. Sonradan bu biraz gevşetildi.


Mükemmeliyet Merkezi sorunları çözecek ETÜT ETMEDEN ALINAN YANLIŞ KARARLAR Plastik poşetlerin ücretlendirilmesi konusunda ne düşünüyorsunuz? Ambalaj sanayinde hacim olarak poşet büyük yer tutar ancak poşetlerin parayla satılmasını getirerek bunu öldürdüler. Etüt etmeden alınan kararlar hep yanlış oluyor. Poşet satılmazsa doğada kirlilik olmayacak zannettiler; oysa o poşetler hem alışveriş hem çöp torbası işlevi görüyordu. Gelinen noktada doğaya atılan plastik azalmadı, bu sefer plastik çöp torbası alınıyor çünkü çöpü başka şekilde atmak mümkün değil. Yani bir işe yaramadı. İşin başlangıç noktası da yanlış çünkü plastik doğayı kimyasal anlamda kirletmez, yarattığı kirlilik görsel, fiziki kirliliktir. Bunu toplar, ortadan kaldırırsınız. Ama sanki plastikler doğayı, toprağı, suyu kirletiyor, zehirliyor, kimyasal atık bırakıyormuş gibi bir algı var. Bizim hatamız bunları toplayıp doğaya saçmak. Bu atıkları Avrupa’daki gibi evlerden türlerine göre biriktirip çöpe öyle çıkarsak hem bu şikâyetler kalmaz hem de geri dönüştürerek milli servet kazanırız. Ama nedense Türkiye’de bu yapılmıyor.

PAGEV nasıl bir organizasyon sizce? Kurulduğu zamanla şu andaki organizasyon arasında çok büyük farklar var. İhtiyaçlar da farklılaştı. Üyelerin ihtiyaç duyduğu hizmetleri çok daha kapsamlı verir hale geldi. Mesela kurulduğumuz zaman üyelere teknik bilgi veremezdik, öyle bir birikim yoktu. Ama bugün üye meşgul olduğu dalla ilgili teknik bilgi alabiliyor. Yavuz Bey’in Almanya’dan alınan bir örnekle Türkiye’ye getireceği Mükemmeliyet Merkezi de üyelerin birçok sorununu halledecek. Sanayicilere imal ettiği şeyin dünya standartlarına uyup uymadığını, uymamışsa bu konuda neler yapması gerektiğini söyleyecek. Sanayici de imalatını ona göre yapacak. Laboratuvarları, Araştırma-Geliştirme bölümleri olacak. Sektöre çok büyük hizmet getirecek. PAGEV okullar da kurdu ama sayı yeterli değil. Sektör bu okullardan mezun olanları mutlaka istihdam etmeli. Çünkü KOBİ tarzında olan firmalarımız halen el yordamıyla işi bitirmeye çalışıyorlar. Teknik bilgileri yok, hammaddeyi tanımıyor, imalatı, imal ettiği ürünü daha düşük maliyetle daha kaliteli hale getirecek malzemeleri bilmiyor. KOBİ olan sanayicimizin dünyada

plastik sanayinin kullandığı teknik malzemelerden haberi yok ya da olsa bile bunu bir maliyet unsuru sayıyor. Kalite ve saatlik veriminin artmasında ne kazanacağını katiyen hesaplamadan o parayı vermemenin yolunu arıyor. Oysa o parayı verdiğinde veriminden, kalitesinden bunu geri alacak ama vermiyor. PAGEV’in düzenlediği fuarlar konusunda ne düşünüyorsunuz? Dünyada artık fuarlar eskisi gibi değil çünkü katılımcılar teknik bilgilerini artık fuara taşımıyor. Rekabet nedeniyle teknik bilgiyi göstermek istemiyorlar ancak fuarlarda en azından yeni üretilen mamulleri görüyorsunuz. Okullar sektörde bilimsel bakışı sağlayacak Yenilikler konusunda sektörün yaklaşımı nasıl? Bizim toplumsal olarak yeniliklere karşı direncimiz çok yüksek, sektörde de böyle. Firmalar alıştığı hammadde dışında başka bir şey kullanmaz, gözüyle görmeden yaptıramazsınız. Ben hayatımda hiçbir sanayiciye ‘yeni bir malzeme var, al kullan’ diyerek deneme bile yaptıramadım. Bizde KOBİ’lerde usta-çırak ilişkisinden yetişmiş ustabaşı dediğimiz bir adam vardır. Firmaya denemesi için bir malzeme götürdüğünüzde firma sahibi ustabaşını çağırır ‘şöyle bir malzeme var, kullansak nasıl olur?’ diye sorar. Ustabaşı onu bilmediğinden ‘biz onu kullanamayız!’ der. Bir kere patrona biz onu kullanamayız dediği zaman iş biter, çünkü patron ustabaşına bağlı! Onun için işte bu okullar çok önemli. Bu okullardan yetişenler bu müesseselerde çalışmaya başlarlarsa işe bilimsel olarak bakacak ve her yeniliği baştan reddetmeyecekler. PAGEV’in bu noktada etkisi var mı? PAGEV üniversitelerdeki AraştırmaGeliştirme bölümleri ve oradaki hocalardan aldığı bilgileri sanayiciye iletiyor. Bilimsel etütlerini, araştırmalarını yapıp yayınlıyor, okul açıyor. Sektör de bu okullardan mezun işi bilen insanları istihdam etmeli.

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

121


PAGEV geçmişle gelecek arasında köprü oluyor PAGEV’in şimdiye kadar 6 başkanı oldu. Bazıları eski kuşak bazıları da sektörde ikinci jenerasyon olan kişilerdi. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Mesleği babadan devralan ikinci kuşak ki Yavuz Bey de öyle, babalarının kuşağıyla yeni jenerasyon arasında bir köprü vazifesi gördüler. Geçmişi, geleceğe aktardılar. Geçmişten alınan dersleri de biliyorlar. Onların yaptıkları hizmet bu; eski kuşakla yeni kuşak arasında bir köprü oluşturdular. PAGEV’in Türkiye’deki plastik sektöründe önemi nedir? Birbirinden hiç haberi olmayan, bilgi alışverişinde bulunmayan

122

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

sanayicileri bir araya getirdi. Bilgi alışverişi PAGEV üzerinden veya onun aracılığıyla hızlandı. Bu çok önemli. İkincisi, okullar vasıtasıyla üretici firmalara bu işi daha bilimsel yapan eleman çalıştırmaları gerektiğinin önemini ortaya koydu. Üçüncü olarak üreticilerin teknik sorunlarını el yordamıyla değil üniversite yardımı ile giderme yolunun kapısını açtı. PAGEV’in geleceğini nasıl görüyorsunuz? Çok parlak görüyorum. PAGEV bir vakıf olarak devam ediyor tabi, vakfın kalması şartı ile bunun bir enstitüye dönüşmesinin hizmeti çok daha fazla olacaktır. Yani vakfın altında Plastik Sanayi

ve Sanayicileri Enstitüsü diye bir enstitü kurulmasının çok iyi olacağını düşünüyorum ki Mükemmeliyet Merkezi de bunun bir ayağı olacak. ÇAĞA AYAK UYDURAN AYAKTA KALACAK Sektörün geleceğini nasıl görüyorsunuz? Burada doğal seleksiyon işleyecek. Bir grup sermaye ve bilgi açısından bu işi yapamaz hale gelecek, onlar elenecek. Geri kalanlar da yaşamak istiyorlarsa daha büyük organizasyon altında birleşecekler. Gelecek iyi olacak ama sanayiciler de kendilerini dönüştürecekler, bunun başka yolu yok. P


BİR SİSTEM ORTAĞI

BİR SÜREÇ ZİNCİRİ

BİR KALİTE GÜVENCESİ

BİRBİRDEFALIK SORUMLU BİR PROJE

BİR KONSEPT

BİR ÇÖZÜM

Makine, çevre, süreç - bunları sizin için yapıyoruz. Anahtar teslim çözümlerimizle zorlu üretim görevlerinin planlanmasını ve uygulanmasını üstleniyoruz. Böylece siz esas olana odaklanıyorsunuz: Müşterileriniz.

www.arburg.com.tr

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

123


ÖZEL RÖPORTAJ

Nahit Kemalbay:

PAGEV HAYALLERİ GERÇEĞE ÇEVİRDİ T

ürk Plastik sektörü, dünyanın 6., Avrupa’nın ise ikinci en büyük üreticisi konumuna kolay gelmedi… Cesaretleri, çalışkanlıkları ve girişimcilikleriyle sektörün önünü açan ve bugünlere gelinmesini sağlayan duayen isimlerden biri de

124

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

Nahit Kemalbay oldu... Plastik sektörünün 2000’den sonra teknoloji anlamında farklı noktaya taşındığına dikkat çeken Kemalbay, 1970 ve 80’li yılları sektörün “Altın Devri” olarak niteledi. PAGEV’in kuruluşunda da yer alan sektör duayeni Nahit

Kemalbay, PAGEV’in eğitime ve sektörün gelişimine değerli katkılar sunduğunu söyleyerek, “Üniversitelere plastik dersinin konulması, PAGEV Meslek liselerinin kurulması aslında hayallerin gerçeğe dönüşmesiydi” diyor.


Okullar kurmak, talebeler okutmak, üniversite yapmak o zaman konuştuğumuz şeylerdi. Belki o gün için hayal gibi gözüküyordu ama sonradan baktık ki hepsi gerçekleşti.

Nahit Bey kendinizden biraz bahseder misiniz? 1948’de Ardahan’da dünyaya geldim. Ortaokulu Ardahan’da bitirdikten sonra Kars (Alparslan) Lisesi, 1971 yılında da İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun oldum. Üniversite eğitiminden sonra iş hayatına İnan Plastik’te alt kademede işçi olarak başladım. Burada Türk Demir Döküm Fabrikaları’na ocak düğmeleri; plastik, bakalit, melamin düğmeler yapıyorduk. 4 yıl çalıştıktan sonra kısa dönem askerlik için İskenderun’a gittim. Askerlik dönüşünde kendi işimi yapmaya karar verdim. O dönemler melamin revaçtaydı ve melamin tabak, kâse, çanak gibi şeyler yapmaya başladım. Bayrampaşa’da 70 metrekarelik bir atölyede imalat yapıyordum. Daha sonra Bayrampaşa’da daha büyük bir yere geçtik ve imalatımızı da çeşitlendirdik. Bu arada müşteri portföyü aynı olduğundan ağırlıklı olarak torna işi ile yapılan leğen, sepet gibi plastik ürünler de ürettik. 1980’de yapı malzemelerine yönelmeye karar verdim. Klozet kapağı, yer sifonu, ayna, askılık, aksesuar gibi ürünler yaptık ve tabağı ikinci plana koyarak üretimimizi sürdürdük. Bu arada Tahtakale’deki yerimiz küçük geldiği için imalat olarak İSTOÇ’a geçtik. 1995 yılında tabağı tamamen bırakıp sadece yapı malzemeleri üretmeye başladık. 1999’dan sonra

Altıntel Melamin Sanayi fabrikası satışa çıkarılınca fabrikayı satın aldım ve müşterilerime rakip olmamak için yapı malzemeleri üretimini bırakıp hammaddeye yöneldim. Melamin baskı tozu üretimini 2002’ye kadar Sefaköy’de, daha sonra da Çerkezköy yakınlarındaki yeni binamızda yaptık. Orada kapasitemizi yüzde 100’den fazla artırdık. PAGEV’in kuruluşundan bahseder misiniz? Hangi ihtiyaçtan kuruldu? PETKİM 1980’li yıllarda Türkiye’nin en büyük devlet kuruluşlarından biriydi. Halen ciddi bir üretimi var ama Türkiye’deki ihtiyacın çok cüzi bir miktarını üretiyor. O zamanlar plastik sektörünün hammaddesi dışa bağımlıydı. Biz de PETKİM’den veya dışarıdan ithal edeceğimiz hammadde için birlikte hareket ederek maliyetleri azaltmak amacı ile Muammer Bey’in başkanlığında Umum Plastik Sanayicileri Derneği’ni kurduk. Daha sonra dernek çalışmalarımızın etkinlik ve ağırlığını artırabilmek için bir de vakıf kurmaya karar verdik. Üniversiteden vakıflaşma konusunda uzman hocalarla bir araya gelerek vakfın hedeflerini; araştırma, geliştirme ve eğitim olarak belirledik. Okullar kurmak, talebeler okutmak, üniversite yapmak o zaman konuştuğumuz şeylerdi. Belki o gün için hayal gibi gözüküyordu ama sonradan baktık ki hepsi gerçekleşti.

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

125


Plastik sektörü altın devrini yaşadı Sizce Türkiye’de plastik sektörünün en parlak yılları hangi yıllar? Sektörün parlak yılları 2000’den sonradır. Teknoloji olarak kaliteli ürün üretip dünyanın her yerine satabileceğimiz noktaya 2000’den sonra geldik. Makineleşmede epey yol alındı ve ihracat kanalları açıldı. Ama kazanılan para açısından bakacak olursak 1970 ve 1980’li yıllar altın devriydi. O yıllarda iç piyasaya sattığımız ürünler çok kârlıydı. PAGEV SAYESİNDE ÜNİVERSİTELERE PLASTİK DERSİ KONULDU 1970 ve 1980’li yıllarda sektörel eğitim konusunda neler söylersiniz? Herkes alaylı idi, usta-çırak hikâyesi vardı. Türkiye’de o zaman plastik konusunda eğitim, okul yoktu, plastik dersi de yoktu. Üniversitelere plastik dersinin konulması, okulların yapılması PAGEV sayesinde oldu. EROĞLU’NU TAKDİR EDİYORUM BİZİ ONURLANDIRIYOR Türkiye’de plastik sektöründe PAGEV’in önemi nedir sizce? PAGEV Türk plastik sektöründe kurumsal bir sıfat oluşturdu. Mesela plastikle ilgili başka kurumlar, dernekler var ama PAGEV resmiyet

126

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

kazanmış, kendine münhasır bir kurum. Bana göre PAGEV artık sektörün şapkası haline gelmiştir. Çok güzel şeyler yapılıyor şu anda. Yavuz Eroğlu’nu takdir ediyorum. Çok gelişmeler kaydediyor ve bunlar da bizi onurlandırıyor. Fuarların plastik sektörünü geliştirdiğini düşünüyor musunuz? TÜYAP fuarı dolduramıyordu. Plastik sektörü hacimli bir sektör ve gittiği yerde hemen fuarı dolduruyor. TÜYAP ile bizim ilk dönemimizde bir sözleşme yaptık. Bu fuarın da gelişmesini sağladı. Bugün PlastEurasia Fuarı’na dünyanın bütün ülkelerinden ciddi katılımlar oluyor; görüş alışverişi ve ticari alışveriş yapılıyor. Fuar önemli bir katma değer üretti. 1970’li yıllarda hammaddeyi nereden alıyordunuz? 1970’li yıllarda plastikçilerin de melamin camiasının da hammaddesi yurt dışından gelirdi. İtalya, İspanya, Amerika’dan alınırdı. Daha sonra 1989’larda Altıntel bu işi yaptı. O zaman zaten ihracat çok önemli değildi, daha çok iç piyasaya çalışıyorduk. Bugün hammaddenin yaklaşık yüzde 90 kadarı Türkiye’de

yapılıyor. Ama bilhassa plastikte PETKİM’in ürettiği miktar yüzde 15-20’leri bile bulmadı. Dolayısıyla plastik hammaddesinde halen daha açık var. Sektör aradaki farkı ithal ediyor. O yıllarda ithalatı kim, hangi firmalar gerçekleştiriyordu? Tahtakale’de plastik sektörü de, melamin de Yahudilerin elindeydi. Bütün sektör onlarla çalışırdı. Bağlantılar da zaten onlardaydı… Mal geldiğinde gitseniz de o gün o fabrikadan alamazdınız çünkü Türkiye’ye girecek mallar önceden belliydi. Daha sonra 1990’lara doğru bizler de öğrenmiş olduk ve işin içine girdik. Peki melamin ürünleri üreten makineleri nereden alıyordunuz? Türkiye’de makine sektörü o zaman pek gelişmemişti. Plastik sektöründe makinelerin büyük bölümü Almanya’dan Battenfeld firmasından alınıyordu. Bir de çok pahalı olduğu için ikinci, üçüncü el makineler çok gelirdi. O zamanlar döviz bulmak çok zordu. İnsanlar gidip istediği makineyi alamıyordu. Sonradan 1980’li yıllarda yeni atölyeler oluştu ve Türkiye’de de üretim yapılmaya başlandı.


Makine almak için sıraya girerdik Melamin makineleri konusunda neler söylersiniz? Biz melamin tabaklar için hidrolik makine kullanıyorduk. Hidrolik sistemi o zaman Türkiye’de yapan yoktu, makineler İtalya’dan gelirdi. Sonradan Türkiye’de de üretilmeye başlandı. Şu anda Alpa, Özkoç, Hidromak gibi 3-4 firma hidrolik makinesi yapıyor. Türkiye’deki plastiğin de hidroliğin de babası İmbat Makine’dir. Timur Bey’in yanından ayrılan çok kişi firma kurmuştur. Sefaköy’deki fabrikasında çok güzel ve özel makineler yaptı. Makinelerini sırayla verirdi, gittiğinizde paranız olsa da hemen alamazdınız. Makineler Avrupa’da çok pahalı olduğu için alma şansımız da yoktu; gidip burada sıraya girer ancak bir sene beklerdik. Daha sonra Remzi Bey, Hayrullah Bey, Hasmak Hasan Manav ve onların ardından başkaları da yaptı. Ama işin menşeini 1980’lerin başında İmbat başlatmıştır. İstanbul Ticaret Odası’ndaki çalışmalarınızdan bahseder misiniz? 1980 yılında İstanbul Ticaret Odası Meclis Üyeliğine girdim ve yaklaşık 14 sene Meclis Üyeliği yaptım. Plastik sektörünü 71. işkolunu temsilen orada

bulundum. Dünya ile entegrasyon bağlamında çalışmalar yaptım. Dünya ticaret odalarıyla İstanbul Ticaret Odası’nın ilişkilerinin sektöre yansıması konusunda çalışmalarımız oldu. 1996 yılından sonra Sanayi Odası’na geçtim ve 6 yıl Yönetim Kurulu Üyeliği, 8 yıl da Meclis Üyeliği olmak üzere 14 yıl görev yaptım. PLASTİK SEKTÖRÜ PETKİM’İ ALMAK İSTEMİŞTİ İstanbul Sanayi Odası’ndaki göreviniz sırasında ne gibi çalışmalar yürüttünüz? Elektrik, doğalgaz ve hammadde tedariki sanayicinin temel sorunlarıdır. Plastik sektöründe PETKİM’in varlığı ve büyümesi hep konuşuldu. Hatta PETKİM’in tamamını kooperatif olarak plastikçilerin almasını dahi konuşmuştuk. O devrin başbakanıyla, bakanıyla, sanayi bakanıyla buna yönelik görüşmeler yaptık ama bir yere varılamadı. Plastik sektörü olarak daha önce Bayrampaşa, Gaziosmanpaşa, Çekmece gibi yerlerde sokak aralarında sıkışıp kaldık. Sıkışınca da büyüme olmuyor. İstanbul Sanayi Odası’nda plastik sektörüne özel organize sanayi bölgelerini hayata geçirme yönünde çalışmalarımız oldu. Orada

görev yaptığım 6 yıllık dönemde OSB’ler birliği başkanlığı yaptım. İstanbul’da OSB’ler kurma konusunda yoğunlaştım. İstanbul ve yakınındaki il ve ilçelerde neler yapılabilir, ıslah edilmesi gereken yerler gibi konularda çalışmalar yaptık. Plastik sektörü ihracatta üçüncü sırayı alan bir sektör, bu nedenle önü açılmalı. Geri dönüşüm yapıldığı için de atığı, kokusu, dumanı yok. Bu bakımdan da çevre kirliliği plastiğe mal edilmemeli. Gebze Organize Sanayi Bölgesi öyle mi kuruldu? Evet, Gebze’yi bu amaçla kurduk. OSB veya plastikçilerin çevre bakımından hiçbir sıkıntısı yok. Ancak tüm bunları bir araya toplayıp Plastik OSB yapmak gerekir. Benim kurucularından ve yönetiminde olduğum PAKOP’un bunu hayata geçirmek için Velimeşe’de 3 bin dönümlük bir yeri var. Ancak maalesef ‘çevreye zararı var’ denildiği için bunu bir türlü hayata geçiremiyoruz. PAKOP 20 senelik bir kooperatif olmasına rağmen 20 senedir oraya hiçbir şey ekilmedi, biçilmedi, dikilmedi öyle duruyor! Görüşmelerimiz halen devam ediyor ve inşallah bu kez hallolacak.

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

127


Plastikçilerin belli bir alanda toplanmasının nasıl faydası olacak? Tamamen işletmecilikle ilgili katkısı olacak. Aynı meslek grupları bir yerde olduğunda onarım, bakım, tamir veya üretimle ilgili konularda birbirlerinden faydalanırlar. Eskiden insanlar bilgiyi, üretim süreçlerini birbirleri ile paylaşmazlardı. Şimdi Internet’in etkisiyle her şeyi öğrenebiliyorlar. Sektör bazında kümeleşmenin avantajları vardır. Plastik sektörü de hacimli olduğu için bu çok önemlidir. Avrupa’da böyle kümeleşmeler var. Mesela Çin’de sadece kalıp şehri var. Yapmak istediğiniz şeyin modelini alıp o şehre gidiyorsunuz ve orada bunu yapan binlerce firma buluyorsunuz. Örneğin; başka bir şehir sadece makine yapıyor. Oralarda yeri devlet veriyor. Çin’de kaç kişi çalıştırılacağı, ne kadar alan gerektiği sorulup ona göre elektrik, su ve alt yapısı mevcut yer üreticiye tahsis ediliyor. Üretici makinelerini götürüp çalışmaya başlıyor; üstelik kredi de veriliyor. Bizde ise her şey sanayiciden bekleniyor. Üstelik o da yetmiyor, üzerine plastik sağlığa zararlıdır diye kötüleniyor. SEKTÖRÜN KRİZLERDEN ÇIKIŞ YOLU İHRACATTA Türkiye’de geçmişte krizler yaşandı. Plastik sektörü en çok hangisinden etkilendi? Türkiye’deki krizlerden tüm sektörler etkilenmiştir. Plastik sektörünün ihracat ağırlıklı bir sektör olması bu bakımdan avantaj ama diğer yandan bağımlılığı olan bir sektör… 128

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

Bu nedenle döviz arttığı sürece uzun vadeli bağlantı yapılamıyor. O bakımdan dövize bağımlılığımız olumsuz bir şey, bunu hep yaşadık, yaşıyoruz. Bunun bir tek çıkış yolu ihracatınızın olması. 1989’da doğu bloğunun çökmesi plastik sektörünü nasıl etkiledi? O dönemde Almanya’nın Doğu Bloğundaki makineler hep Türkiye’ye geldi. Türkiye’ye; ikinci, üçüncü el makineler girdi. O dönemde avantaj gibi görünen bu durum sonradan ülkemizde makine hurdalığına neden oldu. Çünkü teknoloji değişimi çok hızlıydı. Yani siz bir makineyi alıp onunla bir vardiyada iki bin tane ürün yapıyorsunuz, bir sene sonra yapılan başka bir makine ile sayı beş bine çıkıyor. Türkiye de artık yeni makineleri takip ediyor. Sovyetler’in çözülmesiyle oluşan yeni devletlerden ihracat konusunda sektör nasıl etkilendi? Doğu Blokunun parçalanması Türkiye için bir avantaj oldu. Bilhassa Türkî Cumhuriyetler Türkiye’ye daha çok yaklaştılar. Rahmetli Özal döneminde özellikle Türkî Cumhuriyetlerle çok avantajlı bir döneme girildi. Sovyetler Birliği teknolojik olarak büyük ama hantal bir yapıya sahipti; parçalananlar da hemen entegre olmadılar. Şu anda da Türkî Cumhuriyetler ile ilişkilerimiz iyidir. Çin’in sektördeki rolünün artması ne zaman ve nasıl oldu? Çin’in sektöre dezavantajı çoktur.

Üretilmiş ürün yani oyuncak, tabak, çanak, çatal, kaşık gibi plastikten yapılan bir sürü şey bakımından dezavantajlıdır. Türkiye’ye Çin’den çok plastik girdi, özellikle de oyuncak sektörünü altüst etti. Çin ile maliyet olarak baş etmek çok zor. Bunu Başkanı olduğum İSTOÇ’ta yaşanan durumu aktararak anlatayım. İSTOÇ’u Tahtakale’deki üreticiler kurdu. O dönemde buradakilerin yüzde 90-95’i üretici, imalatçıydı. Şu anda ise dükkân sahiplerinin yüzde 95’i Çin’den mal getiriyor veya kendi markasını Çin’de ürettiriyor. Herkes imalatı bırakmaya başladı çünkü üretemiyor. Devlet önlemler alsa da aradaki marj o kadar farklı ki firmalar bugün bile Çin’de üretim yaptırıp buraya getiriyor. Devlet son zamanlarda yerli üretime teşvikler, bazı yardımlar, destekler veriyor ama bunlar yeterli gelmiyor. İstanbul’da arsa değerlerinin artması ile küçük ve orta ölçekli üretim yapanların arazilerini satıp büyüdükleri söyleniyor. Bu konuda neler dersiniz? İSO’da iken bu konuya çok eğildim. Çünkü arazi rantı bilhassa İstanbul’da sanayiyi öldürdü. O dönemde benim Sefaköy’de imalat yaptığım yere AVM yapıldı. Yaklaşık 4 bin metrekare bir yerdi. Arsanın değeri benim ömür boyu fabrikada kazanacağımdan kat kat fazla. Şehir rantı sanayiciyi dışarı attı. Devletin bu konuda yardımcı olması gerekiyor. Sanayiciye büyümesi için yer lazım. Devlet ya yapılaşmayı vermemeli ya da sanayiciye yer konusunda destek olmalı. Bir de sanayi bölgelerine ulaşım konusunda devletin desteğine ihtiyaç var. Sanayi bölgeleri ulaşım bandının üzerinde olmalı. Gelecek kuşak plastikçilere tavsiyeleriniz nedir? Gelecek plastiğin. Dünyada plastiği ikame edecek bir şey olduğunu tahmin etmiyorum; böyle bir şey henüz gözükmüyor. Bu nedenle, insanlara bu malzemeyi çevreyle barışık olarak kullanmayı öğretmeliyiz. Plastiği doğru kullanmayı, amacının dışında kullanmamayı anlatmak gerekiyor. P


BİRLİKTE DAHA DA İLERİYE ABS | ASA | EVA | HDPE | LDPE | MB | PA6 | PA6.6 | PA6.10 | PBT | PC | PC/ABS | PC/PBT | PC/PET | PC SHEETS & FILMS | PEEK | PMMA | POM | PPA | PPCOM | PPCOPO | PPHOMO | PPO | PPRACO | PPS | SAN | SBC | SMMA

®

Tel. + 90 216 575 85 49 gght@guzmanglobal.com www.guzmanglobal.com

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

129


RÖPORTAJ

Uçar Oyuncak Yönetim Kurulu Başkanı Şakir Uçar

Merdivenaltı üretim

kalkınmanın önünü kesiyor

T

ahtakale’de bir hanın çatı katında “Düdükçü Mustafa”nın temellerini attığı Uçar oyuncak bugün Yozgat’taki fabrikada ürettiği oyuncakları tüm dünyaya satıyor. Babası Mustafa Uçar’dan devraldığı bayrağı şimdi kızı ve oğluna devreden Şakir Uçar ile plastik oyuncak sektöründeki serüvenini konuştuk. Üretim yapanların “Karne” ile plastik satın almak zorunda kaldığı günlerden bugünlere uzanan hikâyenin ayrıntılarını Uçar Oyuncak Yönetim Kurulu Başkanı Şakir Uçar’ın ağzından dinledik: Öncelikle bize biraz kendiniz tanıtır mısınız? 1958 yılında Kayseri Hacılar

130

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

nahiyesinde doğdum. İlkokul 2. sınıfa başlamadan önce İstanbul’a geldim. Babam bizden önce gelmişti ve o dönemde plastik düdükler yapmaya başlamıştı. Bazı toptancıların rehberinde “Düdükçü Mustafa” diye geçerdi. Tahtakale’de Büyük Okur Han’ın arkasında küçük bir hanın çatı katında el presleriyle üretim yapıyordu. İş büyüyünce 1970’lerin başında Fetva Yokuşu’na geçildi. Yine o yıllarda plastik enjeksiyona başladık. 1970’li yıllarda karneyle plastik alındığını hatırlarım. İstihkakı Petkim’de olurdu, hatta kimisi enflasyon dolayısıyla üretim yapmaz istihkakını satıp para kazanırdı. 1983’de babamın firmasında bilfiil

işe başladım, orada çok yenilik yaptım. 1987’de kardeşlerimle Uçar Oyuncak’ı kurduk. 1990’ların başında Doğu Bloku’nun yıkılması ile özellikle Ukrayna olmak üzere yurt dışına çok iyi satış yapıyorduk. Hatta yaptığımız fabrika yetmedi ve üç fabrika binası daha yaptık. Ardından da Yozgat’a bir fabrika yaptık. 1972’de liseyi bitirip sonra üniversiteye başladım. Üniversitedeyken babamdan gizli kalıplar yapardım, ‘demire para verilir mi’ derdi rahmetli. Çünkü gerçekten çok büyük paralar veriliyor kalıplara. Bizim meslekte çok fazla kalıp gerekiyor ve maliyetler yüksek; kalite yükseldikçe yatırım maliyeti de artıyor.


‘BABAMDAN GİZLİ KALIP YAPTIRDIM’ Babanızla birlikte çalıştığınız döneme ait ilginç anılarınız var mı? Piyasadan traktör, tüfek kalıbı satın alarak 1980’de babamdan gizli kalıplar yapmıştım. Kalıpçıya kaparo vermiştim. Sonra ben okuldayken kalıpçı kalan parayı istemeye gelmiş. Rahmetli biraderim beni arayarak bunu söyledi. Ben okuldan gelemiyorum, babam da durumu bilmiyor. Kardeşime ‘neşeli bir anında babama anlat’ dedim. Bir gün keyifli bir sohbet anında ‘Baba bir şey söyleyeceğim ama kızma. Bir traktör var, biz onun kalıbını yaptık, kalıpçı para istiyor’, O da ‘İyi oğlum’ demiş. Ertesi sabah sekizde babam kalıphanecinin dükkânına gidip içeri giriyor, hiçbir şey demiyor, yeni yapılan kalıplara bakıyor, traktörü görüyor ve dükkandan çıkıyor. Kalıpçı gene para istemek

için arayınca biradere babama bir daha söyle dedim. ‘Yapsın kalıbını alsın parasını’ demiş babam. Onlar da Nisan’da yaptılar, Mayıs’ta parasını verdi, kalıpları aldı. Ben ondan sonra Sakarya’dan okuldan İstanbul’a gelmeye başladım. Yani öyle maceralarımız oldu babamla aramızda, kuşak farkı diyelim ona. Üretim tesisleriniz nasıldı o zamanlar? 1970’lerde bizde enjeksiyonlar vardı, rahmetli birader işin başındaydı. Bir gün babam imalata gitmemi söyledi. Ben de biradere ben gece gideyim sen gündüz dedim. Bu arada benim imalatı bilmediğimi zannediyorlardı. Gerçekten de elektrik konusunu bilmiyor ama mekaniği biliyordum. Yazıhanedeyken biraderi aradığımda her gün makine

bozuluyor diyordu. Gidip gelirken bir makinenin piston somununun gevşetildiğini gördüm. ‘Bu somunu sık, bir daha makineyi bozma’ dedim. Meğer işçiler anlaşmış, her gün bir makine bozup yatıyorlarmış sırayla. Daha ilk gecemde onu yakaladım. Biradere, ‘sabahleyin bunu işten gönder, suçu makine bozmak’ dedim. O gün makine arıza problemini çözdüm ama rahmetli biraderim de makineci oldu. Küçükköy’e geçtiğimizde kendi enjeksiyonlarımızı kendimiz yaptık, hatta yurt dışına da yaptık. Yine Küçükköy’deyken kalıphanede başlattık, şu anda da kalıpların bir kısmını kendimiz yapıyoruz. Bilgisayar üzerinde tasarım yapıp sonra kalıba döküyoruz. Kalıpları da kendimiz burada yapıyoruz, imalatımız devam ediyor.

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

131


Çin krizini tombul ürünümüzle aştık

132

Fabrika’yı neden Yozgat’ta kurmuştunuz? Teşvikli bir bölge ve Türkiye’nin merkezi bir noktasında olduğu için Yozgat’ı tercih ettik. Bir de bizim ürünlerimiz havaleli ürünler, nakliye maliyeti çok fazla. Benim şu anki markam da Tombul, görüntüsü ve hacmi büyük ama pahada olan ürünler. Bu tarz ürünlerin de nakliyesi pahalı gelir. 1990’da Çin ithal ürünleri dolayısıyla yaşanan krizi de biz havaleli ürün yaparak kurtardık. Eğer daha teknik ürünlerle gitseydik batmıştık, nitekim girenler battı. İnsan psikolojisi de böyledir, hep büyük ve ucuza alma eğilimindedir. Tombul markasını da öyle yarattım ben.

hammaddeyi uygun fiyatla vereni tercih ediyoruz. Çünkü elli dolar bile tonda çok büyük paralar ediyor.

Hammaddeyi nereden alıyorsunuz? Plastikte hammadde konusunda Türkiye’de sıkıntılarımız çok büyük. Ben hammaddeyi yurt dışından alıyorum. Gelişmiş ülkeler ürüne göre plastik üretiyorlar, bizde ise belli standartlarda ürünler var, bu da her işi görmüyor. Ayrıca maliyet çok yükseldiği için daha ucuz yakalamaya çalışıyoruz, Türkiye’deki fiyat yüksek. Türkiye’nin üretimi yetmiyor için plastikte hep ithal ağırlıklı olmuştur. Satın almada kalite standartlarımıza uygun

Ağırlıklı pazarınız neresi, iç pazar mı dış pazar mı? 1990’larda ihracat daha yüksekti, 2000’den sonra şartlar değişti. İhracat için ciddi pazar araştırmaları yaptık, çeşitli fuarlara katılıyoruz. Bu sene ihracatımız arttı. Yaklaşık 10 senedir Nürnberg Fuarı’na, 6 senedir Hong Kong’da oyuncak fuarına katılıyoruz. Özellikle Hong Kong oyuncak fuarında çok meşhuruz. Fuarlar bir tür yatırım; yıllar geçtikçe verimi artıyor. İç piyasada da ağırlıklı olarak büyük marketlere çalışıyoruz.

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

Plastik oyuncaklarla ilgili haberler üretimle ilgili yöntemlerinizi değiştirdi mi? Büyük bir değişiklik yapmadı, biz her zaman yani belli bir kriteri yakaladık. Daha fazla test raporları harcaması yaptık. Her ürün sürekli testlere giriyor. Boyasını, hammaddesini alırken test raporlu alıyoruz, sağlıksız hammaddeden hep uzak durduk. Katkıları da alırken test raporları ürünleri alıyoruz. Ürünlerimizde belli kriterleri yakalayamazsak uluslararası fuarlarda yer alamayız zaten.

Türkiye’deki plastik sektörünün gelişimini nasıl değerlendirirsiniz? 1960-1970’lerdeki titiz çalışan nesil büyüdü, fabrika sahibi oldu, büyük şirketler kurdu. O kişilikli, işinde titiz insanlar hem sektörü hem de Türkiye’yi kalkındırdılar. Bugün onlardan yetişen ustalar veya onları görenler bir ürün üretiyor, görmeyen bir şey üretemez. Bu arada bazıları da çok büyük para kazanmalarına rağmen yok oldular. Ben kendi adıma tüm bunları görüp ders aldım. Yoksa bu firma buralara gelemezdi. Plastik sektörünün diğer sektörlerle ilişkisi konusunda neler söylersiniz? Bütün sektörlerle ilişkilidir; ambalajından tutun da otomobile kadar. Plastik olmadan birçok şeyi insanlar kullanamaz, tüketemez. Plastik yerine başka bir malzeme kullanılsa pahalıya gelir, ucuz görünse bile ağırlığı fazla olduğundan pahalı oluyor. Ayrıca dayanıklılık faktörü de var. Plastik birçok şeye çelik gibi özellikler katar; yani çelikten yapabileceğin bir ürünü plastikten yapabilirsin. Böyle güzel bir malzemedir plastik.


Plastik oyuncak sektörünün plastiğin diğer alt sektörlerine göre farklılığı nedir? Oyuncakta polipropilen veya polietilen, polistiren veya ABS dediğimiz ürünler kullanılır genelde. Bu bakımdan ayrılacak bir yanı yok. Sadece merdiven altında geri dönüşümden gelen ürünler kullanılırken renk ve kalite problemi yaşanıyor. Ucuz merdiven altı ürünler gelişen firmaları da durduruyorlar. Birilerinin elinden ekmek aldım zannediyor ama ülkenin kalkınmasının önünü kesiyorlar. Sisteme uygun çalışan ve yenilik yapan firmalar merdiven altıyla vuruluyor. Onlar ise sistem dışı çalışıyor. Hatta işçilik bile koymadan kendisi veya ailesi ile birlikte üretim yapıp çok satan bir ürünü taklit ediyorlar. Böyle sıkıntılar var. 1970’leriden beri sektörü biliyorsunuz. Geçmişte yaşanan ekonomik krizler sizi ya da sektörü nasıl etkiledi, neler yaşadınız? Açık hesap ve çek-senede dayanan ticaret yaptığımız için 1987 seçimleri öncesi yüklü miktarda çek-senet vardı elimde. Senetleri bankada kırdırmak ya da seçim var devalüasyon olacak, krizden etkilenmemek için hammadde almak gibi yöntemlere başvurmadık ve seçim olduktan sonra elimizdeki yüklü para işçi maaşına bile yetmedi, bütün kazanç gitti. Ondan

sonra daha farklı bir yönetici olmam gerektiğini anladım ve yazıhaneyi oturarak beklemeyi bıraktım. O krizde çıktık ama büyümemiz olmadı tabii. O zamanki kâr marjları yüksekti bugünkü gibi değildi. Çünkü o zaman çeşit yoktu, üretim kalemi azdı. Şartlar da farklıydı, örneğin o dönemlerde panayırlarla çok para kazanırdık. Anadolu’daki toptancı, ekonomi çok değişti, karmaşıklaştı. Artık o ulusal bazdaki ekonomiler kalmadı. Biz işsizlikten kırılırken bakıyoruz tırlar yollarda! Bunlar yük taşıdığına göre bir ticaret var demek ki... Biz ambarlara bakarız, ambarlarda hareket varsa ticarette hareket vardır. Çünkü küçük esnafın malı ambardan gider, kriz varsa ambar boş olur. Yani ambarlar büyük kriterdir ticari krizde. Herkesin kriz döneminde biz yatırım yaptık. O zaman yatırım yapan yol alır, yoksa yol alamazsınız. Ekonomi çok iyi olacak, ben yatırım yapayım mantığı yanlıştır. Büyük projelere kısıtlı imkânlarla giremezseniz yol alamazsınız. Biz şirket olarak hiçbir krizde ödeme krizine girmedik, hep tedbirli olduk. Çin’in Türkiye’deki piyasaya girmesi sizin nasıl etkiledi? Çin herkesi etkiledi; ama artı ama eksi etkiledi. Artı yönleri de var, eksi yönleri de var öyle bakmak gerekiyor olaya. 2000’li

yılların başlarıydı yanılmıyorsam, üniversitenin alt duvarın dibinde ithal oyuncak sergisi açılmıştı. Sergide öyle oyuncaklar vardı ki ben imalatçıyken o fiyata üretemiyorum. Toptancısı var, pazarlamacısı, perakendesi, navlunu her şeyi var! Bunun üzerine oyuncak sektörü olarak isyan bayrağı kaldırdık, on-on beş kişilik bir grup olarak müsteşara gidip derdimizi anlattık. Bir konteynır malın 1500 dolara ülkeye geldiğini, KDV ödemediklerini falan anlattık. Bize gümrükten vergi alamayacaklarını söylediklerinde ‘en azından 1 ton plastik kaç liraysa onu 3 ile çarpıp oyuncağı öyle sokun. Buradan da verginizi, KDV’nizi alın’ dedik. O arada Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün ilgilendi ve ithal ürünlere karşı Uğur Dündar’la beraber güzel bir program yapıp kamuoyu oluşturdular. İthal oyuncaklara vergi konması mantığını o olayda devlete öğrettik. O dönem ithal oyuncakçılara da çok büyük cezalar kesildi. Kendi ülkeni korumak zorundasın. Bunun yasası da var, yabancı senden ucuza veremez. O yasadan faydalanarak diğer ithal ürünlere diğer sektörlere de vergiler geldi. Böylece ülkeyi de bir nebze üretir hale getirdik. Diğer yandan Batının ürün teknolojileri çok pahalı, doğu blokunun açılması ve özellikle Asya dünyaya çok büyük katkı sağladı. Kızıyoruz ama fiyatları düşürdüler, daha alınabilir hale getirdiler, ülkelerin kalkınmalarına büyük katkı da yaptılar makine parkuru başında. Çünkü Çin taklit de olsa siz ne isterseniz onu yapıyor. Hata gördüğünde o hatayı bile taklit ediyor. Firmalar sizin istediğinize odaklı çalışıyor ama tabii ticari garantileri de olması gerekiyor. Bizim eski nesil mantıkla lafla iş yapıyoruz, sözleşme mantığımız biraz zayıf, oradan çok zararlar gördük.

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

133


Uçar Oyuncak sanayii şu anda kim yürütüyor? Ben 2 yıldır daha geride duruyorum şu anda oğlumla kızım götürüyor. Yeni kuşak yani üçüncü kuşak büyük gayret içinde. Kızım büyük olduğu için daha önce başladı ve iyi bir yönetici. Oğlum yeni başladı, onun da sosyal yönü yüksek. Geçenlerde Bütün Balkanlar’da fuarda edindiği bütün firmaları üç sefer kapı kapı gezdi, ancak ürün pazarını geliştirdi. Yani bir şeyi yapmak yetmiyor, bir de onu pazarlamak gerekiyor. Peki siz plastik oyuncak sektörünün geleceğini nasıl görüyorsunuz? Plastik sektörü iyi gidiyor ancak yatırım maliyetlerimiz artıyor. Türkiye’de en büyük sorun kalıp çok pahalıya gelmesi. Oyuncakta kalıp yatırımının fazla olması oyuncak 134

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

piyasasını boğuyor. Üretim bandı yeterli değil. İyi firmalar çok pahalı fiyatlar çekiyor, Yani tam sıkıntılı bir iş… Plastik sektörü eğitim meselesini nasıl ele aldı, nasıl çözdü? PAGEV bu konuda çok çalıştı, yönetici arkadaşlarımız ciddi mücadeleler verdi. İki lise kuruldu. Bize de bir sınıfın teşrifini karşılamak nasip oldu, böylece şirketimizin ismi de yaşayacak. PAGEV sanayicilerle birlikte bu konuda ilkleri yaptı. Yöneticileri dünyayı tanıyor, ona göre yön veriyorlar. Her yıl düzenledikleri plastik fuarı ile sektörü bir araya topluyor, uluslararası fuarları organize ediyorlar. Benim ilk kez fuara gidişim PAGEV’le Çin’e oldu. Orada Çin’deki teknolojiyi ve uluslararası teknolojileri gördük.

Plastik sektöründe Pagev’in önemini tek cümleyle anlatabilir misiniz? PAGEV bir kalkan, sektörün kalkanı! Çünkü herkes plastiğe çok rahat çamur atabiliyor, PAGEV ona karşı tek savunma noktamız. Şahıs olarak yola çıkıp siz savunamazsınız, o yalanları çürütemezsiniz! PAGEV toplumsal cevabı veriyor. PAGEV’in geleceğini nasıl görüyorsunuz? PAGEV olmazsa plastik sektörü gelişemez, bu kadar basit. PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu ve arkadaşları sektörü geliştirir. Çünkü bürokrasiye, uluslararası ve iç kamuoyuna karşı sektörün ihtiyaçlarını, taleplerini, büyümesini PAGEV dile getirebiliyor. Bunu başka kimse yapamaz. P


PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

135


GEZİ REHBERİ


ROMANTİK KENT

PRAG

Karakterli mimarisi, mistik atmosferi ve renkli eğlence hayatı ile misafirlerinin belleklerinde masalsı hatıralar bırakıyor


MİSTİK MİMARİNİN KALBİ

PRAG

Prag’la ilgili “hey sakin olun” dedirtecek çok iddialı bir söylemde bulunmaktan çekinmeyeceğiz: Biz bu şehri sevmeyecek bir insan tanımıyoruz, tanımak da istemiyoruz, kendinize gelin! Görsel açıdan güzellik istiyorsanız kralı burada, Prag’a indiğiniz gibi direkt Vltava Nehri’nin kenarına konuşlanın, ne demek istediğimizi anlarsınız. İflah olmaz bir çılgınım, annenizin “bak bunlarla konuşma” dediği kişi benim diyorsanız gece hayatı son derece aktif, mimariye ilgi duyuyorsanız sırf Old Town tarafı bile adamı 3 saatte Türkiye’ye küstürür, sanat benim göbek adım diyorsanız müzelerinde günler geçer! Eğer tarihi anlamda ilginizi çekecek bir şeyler var mıdır acaba diye düşünüyorsanız zaten ortada “Çekoslovakya” gibi kocaman bir gerçek, komünizm dönemi yaşamış ve hatta 2. Dünya Savaşı’nın göbeğinde kalmış bir ülke söz konusu. Bu anlamda da Prag’da öğreneceğiniz ve sizi sarsacak çok şey var. Franz Kafka’nınşehri olarak anılması ise zaten bambaşka bir nokta.

NERELER

GEZ İLİR

Prag’a giden her turistin mutlaka ayak bastığı, şehre dair herhangi bir araştırmaya giriştiğinizde cart curt fotoğrafı karşınıza çıkan, şehrin tartışmasız bir şekilde en turistik noktası olan Eski Şehir Meydanı, tam anlamıyla Prag’ın göbeği. Buraya ayak basıp da o turist kalabalığının içine karışana kadar siz kendiniz de Prag’a gelip gelmediğinize emin olamıyorsunuz, o derece. Önce bi’ o Asyalı turistlerin arasında kalıp hepsinin fotoğraf karelerinde ölümsüzleşin, sonra anlarsınız.

BAŞKA BİR YERDE YOK

DANS EDEN EV

Tüm dünya gezginlerinin “dünyanın en ilginç binaları” listeleri vardır ve Prag’a gidiyorsanız Prag’da gezilecek yerler listenize bunlardan birini de ekleyebilirsiniz. Dancing House adından da çağrışım yapacağı üzere dans eden bir kadın ve erkeği anımsatacak biçimde yapılmış. Hatta direkt olarak Fred Astaire ve Ginger Rogers ikilisinden esinlenilerek yapıldığı söyleniyor. Binanın her katını gezebilme imkanınız yok, ancak üst katındaki terasa çıkılabiliyor.


?

DÜNYANIN MEYDANI NEREDE KALALIM STAROMESTSKE NAMESTI NE YİYELİM Şehrin tartışmasız bir şekilde en turistik noktası olan Eski Şehir Meydanı, tam anlamıyla Prag’ın göbeği. Buraya ayak basıp da o turist kalabalığının içine karışana kadar siz kendiniz de Prag’a gelip gelmediğinize emin olamıyorsunuz, o derece. Önce bi’ o Asyalı turistlerin arasında kalıp hepsinin fotoğraf karelerinde ölümsüzleşin, eğer bizim rotamızda ilerlemek isterseniz Prag gezinizin girizgahını buradan yapabilirsiniz, bir turist için iyi bir başlangıç noktası ve Old Town civarında bir nevi kutup yıldızınıza dönüşüveriyor.

Grandior Hotel Prague : Booking. com puanı 8,8. Gezilecek yerlerin bazılarına yürüme mesafesinde, toplu taşımaya yakın, popüler bir 5 yıldızlı tesis. Konfor ve kültürün buluşması için ideal bir tercih olacaktır.

Trdelnik: Prag’da 2 adımda bir karşınıza çıkıyor. Kokusunu duyunca yemeden yapamıyorsunuz. Trdelnik, bir çeşit tatlı hamurun silindire sarılıp köz ateşinde döndürülerek pişirilmesinin ardından şeker,badem, fındık, tarçın çeşitlerine bandırılıp sıcacık servis edilmesiyle oluyor.

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

139


YENI YIL PLANLARININ YILDIZI

ROMANTIZM

Büyülü, masalsı, rüya gibi… Baktığınızda, okuduğunuzda, gördüğünüzde Prag’la ilgili yazılanlar, yazılacaklar bu sıfatlarla sıralanıyor. Kesinlikle doğru, son derece haklı tanımlamalar bunlar. Bohemya Platosu’nun üzerindeki Prag, tam anlamıyla efsanevi güzellikte bir şehir.


MARKANIZ HEDEFİNE ULAŞSIN! FİLM

F OTO TA S A MED

MEDYA SATIN ALMA Marka bilinirliğini arttırmak için ulusal ve uluslararası tüm mecralarda firmanızın temsil edilmesi ve planlı satın alma hizmetleri

ĞR

AF

RIM

YA

TASARIM HİZMETLERİ

FOTOĞRAF ÇEKİMİ

TANITIM FİLMLERİ

Kreatif becerileri yüksek ekibimiz ile kurumsal kimlik oluşturma, masa üstü yayıncılık ve tüm çizgi altı tasarım hizmetleri

Profesyonel stüdyo ortamında ürün çekimi, dış mekan, organizasyon ve CEO imaj fotoğraf çekimi hizmetleri

Tanıtım filmi, belgesel, TV reklam ve 3D animasyon yapımlar, kongre ve organizasyon çekimleri için prodüksiyon ve postprodüksiyon hizmetleri

www.cacaajans.com

+90 554 740 19 16


İhracat iklimi değişim göstermedi

İSO Türkiye İhracat İklimi Endeksi ekim ayında eylüle göre değişim göstermedi ve 50,3 olarak gerçekleşti. Endeks, Türk imalat ihracatçılarının talep koşullarında sınırlı bir iyileşmeye işaret etti

T

ürkiye imalat sektörünün ana ihracat pazarlarındaki faaliyet koşullarını ölçen İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye İmalat Sektörü İhracat İklimi Endeksi’nin Ekim 2019 dönemi sonuçları açıklandı. Mevsimsel etkilerden arındırılmış olarak açıklanan verilere göre, eylül ayında 50,3 olarak kaydedilen İSO Türkiye İmalat Sektörü İhracat İklimi Endeksi ekim ayında değişim göstermedi ve 50,3 olarak gerçekleşti. Endeks, Türk imalat ihracatçılarının talep koşullarında sınırlı bir iyileşmeye işaret etti. Ekim ayında ihracat iklimindeki iyileşme, eylüldeki ile aynı düzeyde ve son altı buçuk yılın en düşük hızında gerçekleşti. Türk imalat sektörü ihracatının yaklaşık yüzde 17’sini oluşturan Almanya ve Birleşik Krallık’ta eylül ayında olduğu gibi ekimde de ekonomik aktivite hafif düşüş kaydetti. Almanya’daki zayıflıkta, üretimin

142

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

sert bir şekilde düşmeye devam ettiği imalat sektörü belirleyici oldu. İtalya ve İspanya gibi diğer bazı Avrupa ülkelerinde ılımlı büyümenin devam ettiği gözlendi. Bu arada, güçlü ve önceki aya kıyasla daha yüksek oranda üretim artışı sağlayan Fransa ise görece sağlıklı bir görünüm sergiledi. Bu durum kısmen, imalat sanayi üretiminin büyüme bölgesine geçmesinden kaynaklandı. Diğer ülkelerde imalat sektörünün durumu daha az umut verici oldu. Hollanda, Polonya, Çek Cumhuriyeti ve Avusturya’da üretim azalma kaydetti. Hollanda’da Nisan 2013’ten beri ilk kez düşüş gerçekleşirken, Polonya’daki gerileme son 10 yılın en yüksek oranında kaydedildi. ÇİN’DE BÜYÜME HIZI SON 6 AYIN EN YÜKSEK DÜZEYİNDE ABD’de ekonomik aktivitenin

genel olarak önceki aydakine yakın düzeyde büyümesiyle, ekim ayında da talep koşulları ılımlı iyileşme gösterdi. Bununla birlikte büyüme ivmesi yaklaşık son üç buçuk yılın en zayıf düzeyinde kaldı. Daha pozitif performans sergileyen ülkeler arasında ise Çin ve Rusya yer aldı. İmalat sektöründe yaklaşık son üç yılın en güçlü üretim artışını kaydeden Çin’de büyüme hızı son altı ayın en yüksek düzeyine ulaştı. Rusya’da ise ekonomik aktivite güçlü şekilde ve mart ayından beri gözlenen en yüksek oranda arttı. Ekonomik aktivitedeki genişlemenin son 22 ayın en yüksek hızına ulaştığı Suudi Arabistan, talepteki artışın temel kaynağı olmaya devam etti. Türk imalat sektörü ihracatının çok sınırlı bir bölümünü oluşturan Nijerya ve Uganda olmak üzere bazı Sahra Altı Afrika ekonomilerinde de güçlü üretim büyümesi kaydedildi. P


PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

143


PLASTEURASIA 2019 SALON NO: 7

STANT: 736A

Epsan’ın iyi yönetildiği

Deloitte tarafından tescilledi

Polimer kompaund üreticisi olan Epsan, Deloitte Private tarafından uygulanan “En İyi Yönetilen Şirketler” programı kapsamında ödüle layık görüldü

D

eloitte Private tarafından 20 ülkede uygulanan ve geçen yıl Türkiye’de ilki düzenlenen En İyi Yönetilen Şirketler (Best Managed Companies) programının 2019 yılı kazananları belli oldu. Ümit Boyner başkanlığındaki jüri ve 23 uzman Deloitte şirket koçunun, 1000 saati aşkın çalışmalarıyla; strateji, yetkinlik ve inovasyon, kültür ve adanmışlık, yönetişim ve finansallar alanlarındaki değerlendirmeleri sonucu Epsan ödüle layık görüldü. Çeviklik ve

144

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

inovasyon felsefesi ile Türkiye’nin PA alanında lider polimer kompound üreticisi olan Epsan, 5 kıtada 25 iş ortağı ile 40 ülkeye direkt dağıtım yapıyor. Epsan, “Deloitte 2019 Best Managed Companies” Ödülüne sahip. Türkiye’nin en iyi yönetilen 15 şirketinin ortak özellikleri şöyle: • Aile üyelerinin ve profesyonellerin de dahil edildiği kapsayıcı bir yönetim yapısı, • Katılımcı bir süreç sonrasında oluşturulmuş güçlü bir strateji,

• Strateji ile uyumlu hedeflerin belirlenmesi ve şirketin her kademesine yayılacak şekilde takip edilmesi, • Güçlü bir finansal yapı ve raporlama altyapısına sahip olunması, • Ar-Ge ve inovasyona yatırım yapılması, • Kurum değerlerine, çalışan deneyimine ve şirket kültürüne önem verilmesi, • Topluma geri verme bilincinin gelişmiş olması. P


C Serisi ÇOK BİLEŞENLİ Plastik Enjeksiyon Makinalarımız... PLAST2019 IA R EU AS

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

145


Çevre kirliliğinin azaltılması

döngüsel ekonomiye destek

P

Dünyada her yıl 250 milyon ton kullanılmış plastik atık üretiliyor. Bu atıktan toplanan kısım 173 milyon ton, çöpe giden 63 milyon ton, sorumsuzca çevreye atılan ise 14 milyon ton, denizlerde kirlilikle mücadelede en büyük öncelik döngüsel ekonominin

lastik, çevreye çöp olarak karışmak yerine geri dönüştürülmesi gereken önemli bir kaynaktır. Özellikle bu amaca yönelik malzeme hareketinin yönetilmesi ve optimize edilmesi için, malzeme hareketinin ve çevreye karışma oranlarının bilinmesi gereklidir. Bu ortak hedeften yola çıkan plastik değer zincirine mensup altı kuruluş ve dernek, küresel plastik hareketini araştırmak ve kullanılmış plastik atığın ne şekilde işlendiğini görmek için bir pilot çalışma başlattı. Bulgular, dünyanın en büyük sektör fuarı K 2019’da paylaşıldı. “Küresel Plastik Hareketi Çalışması, dünyanın 44 ülkesinde döngüsel

146

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

ekonomiye ilişkin bilgi ve rakamları kapsamlı ve düzenlenmiş şekilde bir araya getirerek, atıkların toplanması ve tekrar kullanılmasında köklü sorunları ortaya çıkarmaya yönelik ilk çalışmadır” diyen Almanya Plastik Ambalaj ve Film Üreticileri Derneği (IK) Genel Müdürü ve pilot çalışmanın Proje Müdürü Dr. Jürgen Bruder, çalışmanın çevre kirliliğiyle mücadeleye benzersiz katkısını şöyle dile getirdi: “Doğaya karışan atık hacmi çok yüksektir ve tüm değer zincirini uyandıracak bir çığlık olarak kulak verilmelidir. İş dünyası liderlerinin ve politikacıların ortak hedefi, her türüyle atık yönetimi olmalıdır. Çalışmanın bulguları, kontrolsüz

atık yönetimini azaltmak için en acil müdahale edilmesi gereken alanları belirlemektedir.”Çalışmanın bir özelliği de, bulguların tepeden bakışla değil, kapsamlı bölgesel araştırmalarla elde edilmiş olması. Alınacak önlemler de bulgular kadar çeşitlilik gösteriyor: Bazı yerlerde atık toplamaya öncelik verilmesi gerekirken, Avrupa gibi diğer bölgeler geri dönüşümü arttırıp katı atık depolamaya yasak konması şeklinde önlemler değerlendiriyor. Araştırma, Conversio Market & Strategy GmbH tarafından Global Plastik İttifakı üye kuruluşları ve pek çok diğer kurumla yakın iş birliği içinde hazırlandı.


2018 yılında malzeme akımına dair önemli bulgular Kapsamlı çalışma, dünya çapında plastik üretimine, geri dönüşümüne ve değerli, yeniden kullanılabilir malzemelerin nasıl kaybolduğuna ilişkin önemli rakamlar ve bilgiler içeriyor. Global çapta bazı önemli bulgular: • Üretim: Dünyada her yıl 360 milyon ton plastik üretiliyor. • İşleme: 360 milyon ton yeni ürüne ek olarak 30 milyon ton geri dönüşmüş ürünün plastiğin de işlenmesiyle, yıllık işleme

hacmi 390 milyon ton olmaktadır. • Kullanılmış atık: Toplam plastik kullanımı, her yıl 250 milyon ton kullanılmış (tüketim sonrası) atık üretmektedir. • Atık yönetimi: Bunlar arasından 173 milyon ton plastik atık toplanmaktadır. • Çevre kirliliği: 63 milyon ton yanlış şekilde bertaraf edilmekte (örneğin yasak yerlere çöp olarak dökülmekte) ve 14 milyon tonu da çevreye atılan çöp olup doğaya sızmaktadır.

“Küresel Plastik Hareketi” çalışmasının ilk sonuçları 2018 Mamül üretimi

Hammadde üretimi

Kullanılan Plastik Ürünler

Hammadde yenilenebilir, fosil

Bilinmeyen plastik atık, düzensiz depolama

Atık toplama Düzenli depolama Geri Dönüşüm

Enerji Geri Kazanımı

Kapalı döngüler dünyanın farklı ülkelerinde değişik şekilde tanımlansa da, atık malzemelerin çevreye karışmasını önlemek için kullanılmış atığın toplama, ayrılma ve geri dönüşümüne birinci önceliğin verilmesi, çalışmaya katılan tüm kuruluşlar arasında ortak görüştür. Ayrıca atık ticareti sırasında daha fazla kirliliğe yol açılmamasına dikkat edilmelidir.

Düzenli veri toplama, küresel iş birliği ve yüksek temsil oranı Küresel Plastik Hareketi Çalışması, kullanılmış plastik atığa ilişkin verilerin sistemli bir yapı içinde toplanması, işlenmesi ve değerlendirilmesine yönelik önemli bir adımdır. Almanya ve Avrupa’dan çalışmaya katılan kuruluşlar, çalışmanın çevre kirliliğiyle mücadele için küresel çapta önlemleri konuşmaya itici güç olmasını beklemektedir. Çalışma bu şekliyle “Plastik Atığa Son İttifakı”nın Küresel Bilgilendirme Projesine katkıda bulunarak özellikle atık yönetimine yatırımları teşvik edecek açık kaynaklı veritabanını genişletecektir.

Çalışma aynı zamanda küresel atık yönetimindeki ilerlemeyi belgelemeyi hedefleyen araştırmalara da kaynak oluşturacaktır. Katılan kuruluşların bir amacı da, diğer paydaşların katılımını sağlamak ve mevcut verinin genişliğini ve derinliğini arttırarak daha doğru bilgiler elde edilmesini mümkün kılmaktır. Bu çalışma için, dünya nüfusunun %60’ını ve GSYİH’sının %80’ini temsil eden 44 ülkeden, plastiğin üretiminden bertarafına kadar olan tüm aşamalar hakkında bilgi toplandı. Veri analizi, gerek global gerek ülke

ve kıta bazında aşağıdaki konulara odaklandı: • Plastiklerin üretim ve işlemeden tüketim ve bertarafa doğru hareketi • Ambalaj ve ambalaj dışı alanlara bölünme • Ülke/kıta bazında değişiklik gösteren kayıp (çevreye karışma) oranları • Farklı atık yönetim sistemleri ve bertaraf yapıları (geri dönüşüm, yakarak enerji elde etme, düzenli depolama vb.) •Plastiğin toplanması, geri dönüşümü ve bertarafı için farklı çerçeve koşullar. P PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

147


Thyssenkrupp, SASA için

polyester üretim tesisi

Thyssenkrupp, Adana’da sentetik elyaf üretimi yapacak olan yeni polyester tesisini kısa süre önce başarıyla faaliyete geçirdi

T

ekstil uygulamalarına yönelik PET (polietilen tereftalat) üreten dünyanın en büyük tek hatlı üretim tesislerinden biri olan bu yeni tesis, yılda 380 bin metrik ton (günde 1.050 ton) PET üretecek şekilde tasarlandı. Thyssenkrupp’un bağlı kuruluşu Uhde Inventa-Fischer’in CEO’su Werner Steinauer şunları söyledi: “Yüksek enerji verimliliği sunan bu tesisin faaliyete geçmesi, SASA ile sürdürdüğümüz başarılı işbirliğimizin önemli kilometre taşlarından biri oldu. Bu projeyi tasarlarken, en başından beri değer zincirini bütünüyle ele aldık. Böylece çok

148

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

verimli ve aynı zamanda düşük enerji tüketimi olan entegre bir tesisi hayata geçirdik.” Yeni tesiste Uhde InventaFischer’in patentli ESPREE® ve DISCAGE® reaktörlerinden oluşan, kanıtlanmış, enerji tasarruflu 2R polyester teknolojisi kullanılıyor. Bu üretim prosesi günlük 1200 ton üzeri kapasiteler için uygun. Polikondenzasyon tesisinden çıkan eriyik polimerin doğrudan sonraki proseslere aktarılması, bu tesisi farklı kılan özelliklerden biri. Temel ve detay mühendislik çalışmaları, gerekli tüm ekipmanların tedariği, montaj ve devreye alma

hizmetleri Thyssenkrupp tarafından sağlandı. SASA’nın Operasyonlardan ve Yatırımlardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Dr. M. Kemal Öz konuyla ilgili şunları söyledi: “Adana’da mükemmel performans ve üretim kalitesi sunan dünya standartlarındaki yeni PET tesisimizde üretime başlamak bizim için mutluluk verici. Yeni tesisin, mevcut tesislerimizle kusursuz entegrasyonun sağlanması en önemli talebimizdi. thyssenkrupp mühendisleri, bu talebimizi memnuniyet verici bir şekilde karşıladı.” P


PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

149


RÖPORTAJ

PLASTEURASIA 2019 SALON NO: 5

STANT: 516A

Saydaş Plastik Genel Müdürü Erhan Sayan

Dünyadaki yeni trend Geri Dönüşüm

“Çevrenin korunmasını, kaynakların verimli kullanılmasını, israfın önlenmesini ve yeni istihdam alanlarının oluşmasını sağlayan geri dönüşüm sektöründe daha da büyümeyi hedefliyoruz”

1

978 itibariyle geri dönüşüm sektöründe faaliyetlerine başlayan Saydaş Plastik, ikinci kuşağın iş başında olduğu bir aile şirketi olarak Tuzla Deri OSB’de kurulan ilk tesisi ve ardından Marmara Geri Dönüşümcüler Sanayi Sitesi’nde kurulan iki fabrikasında çalışmalarını sürdürüyor. Dünyadaki gelişimi yakından takip ederek, ‘Eski Ambalajlara Yeni Hayat’ sloganıyla yola çıktıklarını söyleyen Saydaş Plastik Genel Müdürü Erhan Sayan, her geçen gün artan ürün ve hizmet kalitesiyle sektörde önemli bir konuma eriştiklerinin altını çizerek sözlerini şu şekilde sürdürüyor:

150

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

“Geri dönüşüm faaliyetlerimizi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen izin-lisans belgeleri kapsamında yürütüyoruz. Tehlikeli ve tehlikesiz kontamine olmuş atık ambalajların yerinden toplanması, ADR’ li araçlarımızla güvenli koşullarda tesislerimize taşıma dahil tüm faaliyetleri uluslararası prosedürlerlere uygun olarak gerçekleştiriyoruz. Sorumlu endüstri sorunsuz çevre anlayışıyla çalışmalarını yürüten firma olarak, ISO 9001, ISO 14001 ve OHSAS 18001 sertifikalarına sahibiz.” Geri dönüşüm sektörünün son yıllarda Türkiye başta olmak

üzere tüm dünyada öncelikle doğal kaynak israfının önlenmesi, maliyetlerin düşürülmesi, çevre bilincinin artırılması, yeni istihdam alanlarının oluşturulması ve ülke ekonomisine kazanımları nedeniyle öncelikli gündem başlığı haline geldiğine işaret eden Genç İş İnsanı Erhan Sayan; “Dünya genelinde geri dönüşümün trendi hızla yükseiyor. Biz de Saydaş Plastik olarak, aldığımız plastik hurdaları %100 geri dönüştürerek granül imalatı yapıyor ve ürettiği granülleri hem Türkiye’nin önde gelen firmalarına satıyor hem de ihraç ediyoruz.


Çevre korunuyor ekonomi büyüyor Gerek yurt içi gerek yurt dışı alımlarda verdiğimiz hizmete uygun koşulların bilincinde bir firma olarak doğaya ve insana yönelik oluşabilecek her türlü zararı öngörüp tedbirlerimizi buna göre alıyoruz. Yıllık toplam atık işleme kapasitesimiz adet bazında 61.000 + ton bazında 18.250. Kazanım çalışmalarımız sonucunda tesislerimizde yaklaşık yılda 16.000 ton HDPE üretimi gerçekleştiriyoruz. Granülleri şişirmelik sektörüne uygun olarak üreten firmamız, granül üretiminin yanı sıra yıllık 36.000 adet IBC, 25.000 adet çeşitli ebatlardaki plastik ve 2500 ton metal ambalajların geri kazanımını gerçekleştirerek yenilenmiş olarak çeşitli sektörlere tedarik sağlıyor. Tesislerimize gelen kontamine atıkların tümünün % 97’si geri dönüştürülerek tekrar kullanımı sağlanırken, % 3’ü bertaraf işlemleri sonucunda Türkiye’nin elektrik santralinde yakıt olarak kullanılıyor” dedi. AR-GE laboratuvar çalışmalarını teknolojinin yeniliklerine uygun olarak güncelleyen firma, sektörün gelişen kalite politikasına paralel çalışma prensibi harakat ediyor. Deneyimli ve profesyonel kadroya sahip olan Saydaş Plastik, kendi araç filosu ile taşıma hizmetlerini sağlıyor.

İÇ PİYASA VE İHRACATLA SATIŞ Granül üretimindeki başarının en önemli aşaması olan çapak imalatını şube tesisinde doğru ayrıştırma, sınıflandırma, yıkama ve kurutma işlemleri sayesinde titizlikle yapan Saydaş Plastik, devamında merkez fabrikasına kendi araçlarıyla taşınan bu çapakları belirli üretim aşamalarından geçirerek granül üretimi yapıyor. Saydaş Plastik tarafından üretilen granüller; direkt olarak belli oranlarda orijinal hammadde ile karıştırıp üretim prosesinde kullanabildiği gibi tekrar eritilip katkı maddeleri ile ikinci sınıf hammadde olarak da kullanabilir hale getirilebiliyor. Granüllerde ana renkler mavi ve siyah olup müşteriler tarafından talep edilen MFR değerlerinde üretim ve satış mümkün oluyor. GERİ DÖNÜŞÜM TRENDİ YÜKSELİYOR Plastik geri dönüşüm sektörünün; otomotiv, tekstil, kimya gibi 30’dan fazla farklı sektöre hammadde tedariği sağlayan önemli güç haline geldiğini dile getiren Erhan Sayan, “Geri dönüşümle mal sattığımız firmaların hammadde maliyetlerini orijinal hammadde ile kıyasladığımızda oldukça önemli bir pozitif değer sağladığımız görülüyor. Aynı zamanda plastik geri dönüşüm faaliyetlerimiz sayesinde dışa bağımlı ekonomimizin kendi

hammaddesini üreterek milli gelir ve istihdamımıza yüksek değerde katkı sağlandığı ortada. Özellikle son yıllarda artan talep ve büyüyen sektör sebebiyle devlet yetkilileri de geri dönüşüm konularında toplum ve çevre bilincini artırmaya yönelik “Sıfır Atık” sloganıyla destekleyici çalışmalara hız verdi. Öte yandan sektöre dair her konuda ve sorunda yardımlarını hiç esirgemeyen PAGEV sayesinde yaşadığımız problemler, yetkili çözüm mercilerine kısa sürede ulaştırılıyor. PAGEV’in titiz ve faydalı çalışmaları kapsamında Sayın Başkanımız Yavuz Eroğlu’nun tüm üyelerine samimi ve özellikle çözüm odaklı yaklaşımlar sergilemesi sektörümüzün gelişimine önemli bir artı değer katıyor” görüşlerine yer verdi. Geri dönüşümün doğaya, topluma, ekonomiye katkısından aldıkları rol ile hizmet kalitesini sürekli geliştirmeyi amaçladıklarını belirten Sayan, “tüm bu faaliyetlerimizi çevre dostu çözümler paralelinde, her zaman daha iyisi mümkün inancıyla ve özellikle sürdürülebilir geri dönüşüm politikasıyla başta Türkiye olmak üzere geri dönüşüme destek veren tüm dünya ülkelerine hizmetlerimizi taşıyarak daha başarılı işlere imza atmayı hedefliyoruz” diyerek sözlerini tamamladı. P

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

151


PLASTEURASIA 2019 SALON NO: 3

STANT: 322

Üçlü Kompakt Ekstüder sistemli geri dönüşüm makinesinde bir ilk Üretiminin yüzde 40’ını ihraç eden Feydaş, ‘Üçlü Kompakt Ekstrüder’ sistemli geri dönüşüm makinesi ile sektörde yeni bir dönem başlattı

A

vrupa Polimerler İttifakı, Plastikle Döngüsel Gelecek konferansının 13 Haziran 2019’da Berlin’de düzenlenen gala gecesinde, 2019 Avrupa’nın En İyi Polimer Üreticisi ödülünü kazanan sekiz firmayı duyurdu. Avrupa genelinde yapılan ve rekor düzeyde katılım alan tüketici araştırmasının sonuçları, 150’yi aşkın sektör temsilcisinin huzurunda açıklandı. Avrupa Polimerler İttifakı Başkanı Ron Marsh, konuyla ilgili şöyle konuştu: “Başarı çıtasını gitgide yükselterek dördüncü kez düzenlenen En İyi Polimer Üreticileri ödüllerine katılım

152

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

2019 yılında da artmayı sürdürdü. Ödüller, Avrupa’da polimer üreticileri ve tüketicileri arasında yapıcı diyalog ve sağlam iletişimin tekrar kurulması için büyük bir fırsat niteliğindedir.” Geçtiğimiz üç ayda ankete davet edilen Avrupalı polimer kullanıcıları, tedarikçilerinin Haziran 2018 ile Mayıs 2019 arasındaki performansını değerlendirdi. Değerlendirmede 9 malzemenin Polimer Kalitesi, Hukuki Uyumluluk, Teslimatta Güvenilirlik, İletişim ve Yenilikçilik kategorilerindeki performansına bakıldı. İlk kez bu yılki ödüllerde sıralamanın

ayrıntıları verilerek İttifak üyelerinin değerlendirdiği tüm polimer tedarikçilerinin puanları açıklandı. 2020 Avrupa’nın En İyi Polimer Üreticileri Ödülleri için oy kullanma döneminin başlayacağı tarih Eylül 2019’da duyurulacak. Avrupa’da mümkün olduğunca çok polimer kullanıcısına ulaşmak için kullanıcı dostu bir şekilde tasarlanan anket, çeşitli dillerde de sunuluyor. Avrupa Polimerler İttifakı hesabınız bulunmuyorsa, ankete erişebilmek için hemen ücretsiz kayıt yaptırabilirsiniz: www.polymercomplyeurope.eu/ node/210/register. P


Verimliliği artırmanın akıllı yolu

PLASTEURASIA 2019 SALON NO: 2

STANT: 225

Küresel marka gücüne sahip Stäubli, 60 yılı aşkın süredir plastik endüstrisindeki şirketlere; enerji bağlantıları, proses otomosyonu ve robotik gibi global çözümler sunuyor

S

täubli ürün çeşitliliği, tüm konfigürasyonlara ve kullanım şartlarına uyarlanmış çözümler sunuyor. Enjeksiyon presleri; kalıp sıcaklık kontrölünü sağlayan akışkan ve elektrik bağlantıları, maça ve sıralı enjeksiyon bağlantılarıyla donatılmıştır. Kalıp değiştirme sürenizi optimize etmek, yüksek enjeksiyon pres performansı sağlamak veya üretim dışı işleri en verimli hale getirmek istediğinizde Stäubli, plastik enjeksiyon üretim sürecinin her aşamasında zamandan tasarruf etmenizi sağlarken aynı zamanda ekipman verimliliğini de artırmak için çok çeşitli çözümler sunar. Her kalıp değişiminde veya kalıp ön ısıtma işlemleri sırasında bağlantılar sökülmeli ve yeniden bağlanmalıdır. Makineleri ve kalıpları, hızlı bağlantı elemanları veya çoklu hızlı bağlantı sistemleri ile donatmak, kalıp değişim süresini önemli ölçüde azaltmayı sağlar. Güvenlik Güvenlik; özellikle yüksek basınçlı

devrelerin, çok sıcak akışkanların veya elektrik devrelerinin bağlantısını gerektiren uygulamalar için öncelikli bir konudur. Uygulamalarınız hakkında bilgimiz ve uzmanlığımız, ürün ve insan güvenliğini geliştirmelerimizin merkezine yerleştirmemizi sağlar. Ergonomi Kullanıcılara konfor sağlamak ve bağlantı sistemlerinin verimliliği için, ürünlerin ergonomisi, çözümlerimizin tümünün tasarımı sırasında göz önünde bulundurduğumuz önemli bir unsurdur. Performans Stäubli bağlantıları, performansları ve yüksek kalitesi ile bilinir. Mükemmel geçirgenlikleri, optimum sızdırmazlıkları ve çok hızlı tepki süreleri gibi özellikleriyle ekipman üretkenliğini bariz olarak etkilerler. Stäubli, her zaman pazar gereksinimlerine uygun ve son teknoloji bağlantı çözümleri geliştirir. Endüstri 4.0 doğrultusunda, çözümlerimiz

yarının endüstrisinin ihtiyaçlarını karşılamak üzere tasarlanmıştır. Stäubli’de bulduğumuz çözümlerin kalitesi teknik çözümlerin ötesindedir. İster sistem kurulumu, ister kullanıcıların eğitimi veya satış sonrası servis için, nerede olursa olsun, müşterimize aynı hizmet kalitesini sunan adanmış ekiplere sahip. KALIP DEĞİŞTİRME SÜRECİNİN HER AŞAMASINI HIZLANDIRIN Kalıp değişimlerindeki duruş zamanını azaltırken rekabetçi kalabilmek her gün karşılaşılan bir sorundur. En basitinden en karmaşığına kadar Hızlı Kalıp Bağlama çözümleri üreten Stäubli, bu işlemlerin tüm kilit aşamalarında anahtar çözümler sunar. Eğer siz de kalıp değişim sürelerinizi analiz ederek ne kadar kazanç elde edeceğinizi merak ediyorsanız, uzman ekibimize ulaşabilir ve ücretsiz olarak yardım alabilirsiniz. Stäubli’nin plastik sektörüne yönelik tüm çözümlerini Plast Eurasia 2019 fuarındaki standında görebilirsiniz. [Salon 02–Stant 225] P

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

153


PLASTEURASIA 2019 SALON NO: 4

STANT: 410D

Ortadoğu Vida Kovan’dan Avrupa kalitesinde üretim Enjeksiyon ve Ekstrüzyon makinelerinin tek ve çift vida ve kovanlarının imalatını gerçekleştiren Ortadoğu Vida Kovan Makine, özel mühendislik hizmetleriyle katma değer oluşturuyor

O

rtadoğu Vida Kovan Makine, 2002 yılından günümüze plastik sektörüne yan sanayi olarak hizmet veriyor. Plastik–Kauçuk film, profil levha boru, şişirme makineleri, ayakkabı taban makineleri gibi termo plastik işleyen tüm makinelerde kullanılan Enjeksiyon ve Ekstrüzyon makinelerinin tek ve çift vida ve kovanlarının imalatını gerçekleştiren firma; tecrübeli kadrosu tarafından tasarlanan enjeksiyon kovanları günümüzde kullanılan hammadde ve ürüne bağlı olarak, malzemesi belirlenen ve ilgili ısıl işleme tabi tutulan kovanlar, vidalar kullanıldığı ve aşındırıcılığı yüksek olan N66

154

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

POLYAMİD cam elyaf katkılı malzemelerin işlenmesinde oldukça yüksek dayanım ve eriyik kalitesi oluşturacak şekilde dizayn ediliyor. Kovan ve vida içerisinde belirli koşullar altında eriyik hale gelen ham maddenin kalıbına aktarılmadan önce geçtiği aşama olan meme ve roket takımı, Ortadoğu Vida Kovan tarafından en uygun şekilde tasarlanıp, sertleşme işlemine tabi tutularak sektörün hizmetine sunuluyor. Hedefi iş ortaklarına uygulamaya özel mühendislik çözümleri sunarak katma değer yaratmak olan firma; üretiminde olan makine ve sistemleri teknolojik ve bilimsel olarak her zaman daha da geliştirme

amacında olup, ürün kalitesinde sürekli gelişim sağlayıp, müşterilerinin taleplerine esnek ve yenilikçi çözümler sunuyor. Teknolojik tezgahlara yatırımlarını devam ettiren Ortadoğu Vida, çağın gelişimine ayak uydurarak bilimsel çalışmalar yapıyor ve artan bu kalite anlayışıyla çıtasını yükseltmeyi hedefliyor. Ekstrüzyon üretiminde kullanılan tüm kovan çeşitlerini Avrupa standartlarında özel malzemeler kullanarak üretiyor ve aşınma direncini daha uzun süre koruyor. Avrupa standartlarında üretim yapan Ortadoğu Vida, Türkiye’yi temsil eden önemli firmalar arasında yer almayı hedefliyor. P


PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

155


JCR Rating, Sarten A mbalaj’ın notunu A’ya yükseltti

Sarten YKB Zeki Sarıbekir

JCR, Sarten ve bağlı ortaklarının periyodik gözden geçirilmesi sürecinde firmayı yüksek derecede yatırım yapılabilir kategoride değerlendirdi. Sarten’in uzun vadeli ulusal notunu ‘A-’den ‘A’ seviyesine yükseltti

T

ürkiye’nin en büyük ambalaj üreticisi Sarten için JCR Rating’den olumlu bir açıklama yapıldı. JCR’den yapılan açıklamada, metal, plastik ve rigit ambalaj alanlarında, esas olarak gıda, kozmetik ve endüstriyel ürünler sektörlerine yönelik üretim gerçekleştiren Sarten Ambalaj’ın, kurulduğu 1972 yılından bu yana faaliyet hacmini istikrarlı bir şekilde artırdığı ve Türkiye’de üretim gerçekleştiren 15 fabrikasına ek olarak yurt dışında yerleşik 3 fabrikası ve pazarlama ofisleriyle yurtiçi metal ambalaj pazarının lider üreticisi konumunda yer aldığı belirtildi. JCR Eurasia Rating’ten yapılan açıklamada, “JCR Eurasia Rating, Sarten Ambalaj ve bağlı ortaklarının konsolide finansal yapısı ile mevcut ve planlanan tahvil ihraçlarının nakit akımlarının periyodik gözden geçirilmesi sürecinde firmayı yüksek derecede yatırım yapılabilir

156

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

kategoride değerlendirdi. Ayrıca Sarten’in uzun vadeli ulusal notunu ‘A- (Trk)’den ‘A (Trk)’ seviyesine yükseltti, görünümünü ise “Stabil” olarak açıkladı. Uzun vadeli uluslararası yabancı ve yerel para notlar ile söz konusu notlara ilişkin görünüm ise ülke tavanı olan ‘BBB-/Negatif’ seviyesinde sınırlandırılmıştır.” denildi. TÜRK SANAYİSİNİ AMBALAJLAMAYA DEVAM Gerçekleştirilen not değişimi hakkında görüşlerini dile getiren Sarten Ambalaj CEO’su Zeki Sarıbekir, “Şirket olarak büyümemizi istikrarlı bir şekilde devam ettiriyoruz. JCR tarafından yapılan açıklamada yüksek derecede yatırım yapılabilir kategoride gösterilmekten mutluluk duyduk. Yatırımcılarımızın da bize olan güvenlerini boşa çıkarmadığımızı gördük. Biz hep üst seviyeleri hedefliyoruz.

Sarten Ambalaj olarak istikrarlı büyümemizi sürdürüp, Türk sanayisini ambalajlamaya devam edeceğiz.” dedi. KALİFİYE İNSAN KAYNAĞI İÇİN SARTEN AKADEMİ Açıklamada, 2005 yılında hayata geçirdiği Ar-Ge departmanı ile ambalaj sektörünün en büyük Ar-Ge departmanına sahip olan Sarten’in hızlı büyüme neticesinde ortaya çıkan kalifiye insan kaynağı açığını karşılamak maksadıyla 2008 yılında Sarten Akademi’yi kurduğu belirtildi. Ayrıca, 2018 yılı itibarıyla, İstanbul Sanayi Odası (ISO) tarafından hazırlanan ISO 500 sıralamasında üretimden satış hacmi bakımından Türkiye’nin en büyük 108. sanayi kuruluşu olan Sarten’in, Türkiye İhracatçılar Birliği (TİM) tarafından hazırlanan 2018 yılı ihracatçı firmalar sıralamasında ise Türkiye’nin en fazla ihracat gerçekleştiren 171. firması olarak konumlandığı söylendi. P


Enerjinizi tasarruflu kullanın!

DAHA AZ

ELEKTRİK

Aksiyel Fanlı Dik Tip Kuru Soğutucular

Kuru Soğutucuları

V Tipi Kuru Soğutucu

Aksiyel Fanlı Yatık Tip Kuru Soğutucular

Sertifikalı Güvenilir Çözüm Ortağınız

twitter.com/friterm

facebook.com/friterm

linkedin.com/company/friterm

Merkez / Fabrika: İstanbul Deri Organize Sanayi Bölgesi Dilek Sokak No:10 X-12 Özel Parsel Tuzla 34957 İstanbul / TÜRKİYE Tel: +90 216 394 12 82 (pbx) Faks: +90 216 394 12 87 info@friterm.com www.friterm.com PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

157


Saraç Plastik’ten

“İki Plakalı DP” Serisi PLASTEURASIA 2019 SALON NO: 2

STANT: 208A

Saraç Plastik, TS Makaslı ve HS Hızlı serisine ek olarak şimdi de ‘’İki Plakalı DP’’ serisini sektörün hizmetine sundu

5

5 yıllık tecrübe ve teknolojik bilgi birikimiyle 2008 yılından bu yana Avrupa marka komponent ve aksamlarıyla sektörün hizmetine sunduğu YENİ SRC makineleri ile müşterilerine değer katmaya devam eden Saraç Plastik , Avrupa ve Ortadoğu’daki en büyük makine stokuna sahip 5.000 m2lik kapalı çalışma alanında, 25 kişilik profesyonel kadrosu ile yenilikçi çözümler getirmeyi sürdürüyor. Firma, portföyündeki TS ServoTech ve HS Hızlı serisine son olarak da 600’den 3300 tona kadar olan modelleri ile “İKİ PLAKALI DP” serisini ekledi. “Minimum alan, maksimum verim!” sloganıyla, İki Plakalı Plastik Enjeksiyon Makineleri, müşterilerine birçok avantajlar sağlıyor.

158

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

YENİ İKİ-PLAKA DP SERİSİNİN AVANTAJLARI -Geniş kolon aralıkları, uzun kalıp açma mesafeleri, büyük ebatlı kalıplarlar ile çalışma imkânı sunan yapısı, -Hassasiyet ve görsellik anlamında özel prosese ihtiyaç duyulan ürünlerin imalatı, -Otomotiv, beyaz eşya ve bahçe mobilyaları gibi birçok sektörde geniş kullanım alanı, -Servo motor teknolojisi sayesinde ‘’enerji tasarrufu ve hassasiyet ‘’ özelliklerini bir arada sunması, -Standart olarak sunulan bağımsız elektrikli mal alma ünitesi ile verimli plastikleştirme ve enerji tasarruf özelliği, -Makaslı mengene yapısına sahip makinelere nazaran daha uzun mengene açma mesafesi sağlayan kompakt tasarımı sayesinde daha az yer kaplaması,

SARAÇ, K FUARI SORNASI TÜYAP’TA Dünyanın 1 numaralı plastik ve kauçuk fuarı olan K Fuarı’nın düzenli katılımcısı olan Saraç Plastik, kalite performansı kanıtlanmış olan İki Plaka serisinden ‘’SRC 600-DP’’ modelini 15. Hall’deki standında sergiledi. 600 ton kilitleme kuvvetine sahip makinenin ziyaretçiler tarafından yoğun ilgi gördüğü fuarda siparişler alındı. Kuzey Amerika’dan Asya’ya uzanan satış ağı ile Saraç Plastik, dünya markası olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. 4-7 Aralık’ta İstanbul’da düzenlenecek PlastEurasia Fuarı’na katılacak Saraç Plastik, sergilenecek SRC 600-DP modeli ve makinenin robotla entegre çalışmasını 2. Hall208 numaralı stantta ziyaretçilerle buluşturuyor. P


PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

159


PLASTEURASIA 2019 SALON NO: 3

STANT: 310

Merkez Tamburlu Dişlisiz Flekso Baskı Makinesi

Remak Makine, Merkez Tamburlu Dişlisiz Flekso Baskı Makinasında; servo sürücüler ile donatımı yapıp hız ve kaliteyi harmanlayıp, fleksografik baskıda zirve teknolojiyi sundu

F

lekso Baskıda “Merkez Tamburlu Baskı” olarak tanımlanan baskı kategorisi esnek film ambalaj sektörünün mükemmel baskıya ulaşmasında doğru adımı sağlayan bu baskı türünde REMAK, eskiden yeniye emin adımlar atıp, flekso baskıda zirveyi sunan makinalarını bu modeller serisinde görücüye çıkardı. Esnek film ambalaj üreten firmaların flekso baskı sanatında özellikle yüksek tonajlı projelerde makineyi durdurmaksızın kusursuz derecede baskı kalitesi vermesi için bir araya getirilen akıllı bileşenler ile her fonksiyonu dijital olarak kontrol edebilmek için üretilen merkez tamburlu baskı tipini dişlisiz olarak servo sürücüler ile donatarak ambalaj üreticilerine hız ve kalitenin

160

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

harmanlandığı, fleksografik baskının zirve yaptığı teknoloji ile minimum kayıp/maksimum kalite veren makinalar serisi üretildi. ÖNE ÇIKAN AVANTAJLAR • 6,8,10 Renk seçenekleri • Dişlisiz teknolojisinin döküm inşası ile titreşim düşmanı en iyi kalitede baskı • 500m/dak. Üretim hızı • Minimal süre ile hızlı ve eforsuz sleeve değişimi • Non-Stop Çift Turret Çözgü ve Sargı ile yüksek hızda otomatik bobin değişimi • Renkler arasında kullanışlı otomatik pozisyon kayıt ayarı ile minimum fire • Kullanımı kolay, pnömatik itişli Doctor Blade Ragle sistemi

• İsteğe göre özelleştirilebilir genişlik ve baskı tekrarı • Reçete bazlı işlem ayarı • Limitsiz işlem hafıza kayıt sistemi • Seramik Anilox : Sleeve tip • Baskı silindiri : Sleeve tip • Baskı genişliği : 800-1600 mm (özelleştirilebilir) • Baskı Tekrarı : 400-850 mm (özelleştirilebilir) • Pnömatik Ayarlı, Doctor Blade Ragle Sistemi • Değişken frekanslı pnömatik mürekkep pompaları • Yanlamasına pozisyon kayıt ayarı: Otomatik, servo motor ile • Boylamasına pozisyon kayıt ayarı: Otomatik, servo motor ile • Otomatik mal gerilimi kontrolü • Otomatik baskı ve sargı öncesi kenar kontrol P


PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 145 152

161 161


PLASTEURASIA 2019 SALON NO: 14

STANT: 1407

Mikrostar’ın yıldızı parlıyor MİKROSTAR, Plastik Enjeksiyon, Metal Enjeksiyon ve Plastik Şişirme makinelerinin otomasyonuyla ilgili geliştirdiği teknolojik yazılımlarla; firmalara yüksek hız, hassas ve güvenilir işlemlerin yanında enerji tasarrufu da sağlıyor.

M

akine otomasyonu alanında faaliyet gösteren ve Ar-Ge çalışmalarıyla öne çıkan MİKROSTAR, teknolojik yenilikleri, özgün tasarımları, yazılım ve üretimiyle sektörün parlayın yıldızı haline dönüştü. Şirketin Kurucu Ortakları Veli Koç ve Ruşen Kasım ile başarılarının sırrını konuşuyoruz. Ürettikleri ürünlerin kalitesini anlatan Veli Koç, “Ürün sattığımız firmalar servis, tamir ya da arıza gibi konular için bizi hiç aramıyor. Hatta firmamız bünyesinde servis veren departman bile kurmadık çünkü ürünlerimiz o kadar verimli ve kaliteli çalışıyor ki servise ihtiyaç olmuyor” diyor. Öncelikle firmanızı tanıyabilir miyiz? MİKROSTAR Bilgisayar ve Elektronik Kontrol Sistemleri Ltd. Şti. 1997 yılında Kurucu Ortaklar Veli Koç ve Ruşen Kasım tarafından kuruldu. Firmamız, kuruluşundan itibaren genel ve mesleki etiklerden ödün vermeden, müşterilerine

162

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

ve ortaklarına karşı yalnızca sözleşmeden doğan yükümlülükleri yerine getirmenin ötesinde, her zaman yapıcı tutum sergileyerek, yeniliklere açık ve genç çalışanlarını yaratıcı, çalışkan, dürüst olma kültürüne göre eğiterek faaliyetlerini sürdürüyor. İlk günkü prensiplerimize bağlı kalarak ve hep daha iyiyi amaçlayan Ar-Ge çalışmalarımızla müşterilerimize hizmet vermeye devam ediyoruz. “Teknolojide Yenilik” mottosuyla uzun yıllardır makine otomasyonu sektöründe faaliyet gösteriyorsunuz. Kuruluş amacınız ve gelişim sürecinizi bizimle paylaşabilir misiniz? İlk olarak tamamen MİKROSTAR’a özgü tasarım, yazılım ve üretimi hedefleyen firmamız; bunun yanı sıra ülke genelindeki üretici firmalarda yaşanan sorunlara eğilmek ve çözüm sunmak istedi. Bu bağlamda yaklaşık 20 yıllık

deneyimin getirdiği anlayışla, farklı bakış açısı, esnek yapısı, kalitesi ve müşteri memnuniyetiyle MİKROSTAR bugünkü konumuna ulaştı. Pratik, doğru ve sağlıklı çözümleri ile herkesin beğeni ve güvenini kazanan firmamız; kuruluşundan kısa bir süre sonra makine üreticilerinin ilk tercihi haline geldi. Büyük titizlikle gelen tüm istekleri yerine getirmeye çalışırken aynı zamanda yeni cihazlar ve yazılımlar da geliştirdi. Hassas ve güvenilir işlem yapan kontrol sistemleri ile daha hızlı ve fonksiyonel makinelerin üretimine de katkıda bulunduk. 1998 yılından bu yana her yıl sektörle ilgili düzenlenen yurt içi ve yurt dışı birçok fuara katılan firmamız; yaptığı yenilikleri ortaya koyarak sektördeki konumunu sağlamlaştırmış, teknolojik tüm yenilikleri takip ederek müşterileri için alternatifi olmayan ürünler üretir bir konuma ulaşmıştır.


Üretim takip sistemiyle verimlilik ölçülüyor “Teknolojide Yenilik” mottosuyla uzun yıllardır makine otomasyonu sektöründe faaliyet gösteriyorsunuz. Kuruluş amacınız ve gelişim sürecinizi bizimle paylaşabilir misiniz? İlk olarak tamamen MİKROSTAR’a özgü tasarım, yazılım ve üretimi hedefleyen firmamız; bunun yanı sıra ülke genelindeki üretici firmalarda yaşanan sorunlara eğilmek ve çözüm sunmak istedi. Bu bağlamda yaklaşık 20 yıllık deneyimin getirdiği anlayışla, farklı bakış açısı, esnek yapısı, kalitesi ve müşteri memnuniyetiyle MİKROSTAR bugünkü konumuna ulaştı. Pratik, doğru ve sağlıklı çözümleri ile herkesin beğeni ve güvenini kazanan firmamız; kuruluşundan kısa bir süre sonra makine üreticilerinin ilk tercihi haline geldi. Büyük titizlikle gelen tüm istekleri yerine getirmeye çalışırken aynı

zamanda yeni cihazlar ve yazılımlar da geliştirdi. Hassas ve güvenilir işlem yapan kontrol sistemleri ile daha hızlı ve fonksiyonel makinelerin üretimine de katkıda bulunduk. 1998 yılından bu yana her yıl sektörle ilgili düzenlenen yurt içi ve yurt dışı birçok fuara katılan firmamız; yaptığı yenilikleri ortaya koyarak sektördeki konumunu sağlamlaştırmış, teknolojik tüm yenilikleri takip ederek müşterileri için alternatifi olmayan ürünler üretir bir konuma ulaşmıştır. Ürün gruplarınız nelerdir? 20 yıllık bir emeğin getirisi sonucunda sanayinin var olan ve de olması muhtemel ihtiyaçları doğrultusunda teknolojimiz de her geçen gün gelişmelerine devam etmekte. Bu bağlamda kontrol sistemlerimizde meydana gelen teknolojik gelişmeler de ortada. Ürün çeşitlerimizden bahsetmek gerekirse; *Plastik Enjeksiyon Makinesi Kontrol Sistemleri, *Plastik Şişirme Makinesi Kontrol Sistemleri, *Parizon Kontrol Sistemleri, *Metal Enjeksiyon Makinesi Kontrol Sistemleri (Soğuk Kamara- Sıcak Kamara), *Shot Kontrol Sistemleri, *Üretim Takip Kontrol Sistemleri olarak adlandırılabilirler. Uygulama öncesi yapılan makine analizleri sonucunda ortaya çıkan farklı özelliklere göre kontrol sistemlerimiz yerli-yabancı tüm makinelere uyumluluk göstermektedir. Her dijital çıkışın aşırı akım ve kısa devre koruması aktiftir. Bu da cihazlarımızın uzun yıllar ilk günkü hassasiyet, hız ve kararlılığında çalışmasını sağlamakta.

Müşterilerinizin talepleri doğrultusunda geliştirdiğiniz Üretim Takip Sistemi ile ilgili neler söylemek istersiniz? Üretim Takip Sistemi fabrikalardaki verimliliği ölçme konusunda yöneticilere büyük kolaylık sağlamakta. Personellerin, makinelerin, kalıpların birçok kritere bağlı olarak performanslarını ölçerek, bunlara bağlı olarak yaşanan kayıpların tespit edildikten sonra mevcut darboğazların minimize edilmesini amaçlamakta. Sahadan gelen %100 doğru veriler ile kolay analiz imkânı sağlayan Üretim Takip Sistemi, firmaların verimliliklerini ve buna bağlı olarak kârlılıklarını arttırmayı amaçlamaktadır. ArGe çalışmalarınız hakkında bilgi verir misiniz? Ar-Ge aşamasında her konuda alternatif yolların denenmesi uzun bir test süreci olsa da; hız, hassasiyet, güvenilirlik, minimum arıza olasılığı, yüksek performans ve düşük fiyat gibi kriterler baz alınarak sonuç odaklı bir uğraş verilmekte. Bir süre önce bu uğraşların sonucunda yaklaşık üç yıl süren uzun bir Ar-Ge çalışmasından sonra POWERSTAR® tescili altında yeni nesil kontrol sisteminin üretimine başlandı. Ve bu markanın altında çıkardığımız son ürünümüz “ALL IN ONE” her açıdan kullanıcı dostu modüler bir sistem. Anbean teknoloji dünyasını takip ederek ve de sahadaki deneyimlerimize her gün bir yenisini ekleyerek hız kesmeden yenilikler yapmaya devam ediyoruz. Ve bunların akabinde mevcut ve ileriye yönelik ihtiyaçları öngörerek henüz talep edilmeden çözümler sunuyor ve bu sayede müşterilerimizin gözünde o olumlu etkiyi yaratmış oluyoruz.

Veli KOÇ Mikrostar Kurucu Ortağı

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

163


Müşterilerimiz servis ihtiyacı duymuyor Dünyadaki gelişmeleri nasıl takip ediyorsunuz? Teknoloji hızla gelişirken siz teknolojiyi kendi bünyenizde nasıl uyguluyorsunuz? Bildiğiniz gibi gün geçmiyor ki teknoloji bir an olsun yerinde saysın. Her an daha iyiye daha pratik çözümlere ihtiyaç duyuyoruz. Bu nedenle en azından kendi sektörümüz adına ya da sektörümüzle ilişkisi olan her yeniliği ilgiyle takip ediyoruz. Kendi bünyemizde de hali hazırda devam etmekte olan birden fazla Ar-Ge çalışmamız bulunmaktadır. Hatta bu çalışmalarımız için daha iyi bir ortam oluşturması adına Yıldız Teknik Üniversitesi Teknopark’ına Ar-ge departmanı olarak taşınmış bulunmaktayız. Yakın gelecekteki hedeflerinizi öğrenebilir miyiz? Önümüzdeki dönemde yeni bir ürün, yatırım ya da proje çalışmalarınız olacak mı? Firmamız bütünüyle Ar-Ge temelleri üzerine kurulduğundan, hali hazırda YTÜ Teknopark bünyesinde bulunan ofisimizde sürekli ArGe çalışmalarımız devam etmektedir. Amacımız ülkemizde kendi sektöründe tek yerli üretici konumunda olan firmamızı uluslararası pazarda da üst noktalara getirecek projeleri sırasıyla uygulamaktır. Bu bağlamda hali hazırda yürütmekte olduğumuz projelerimiz ve ileriki dönemde Tübitak TEYDEB projelerimiz mutlaka olacaktır. Sektörel bazlı yurt içi ve yurt dışı pazar payınız hakkında bilgi verir misiniz? MİKROSTAR olarak tek yerli üretici firma olduğumuzu göz önüne alırsak yerli piyasada en tepede olduğumuzu ifade edebiliriz. Bunun yanında uluslararası piyasada ise rakiplerimiz

164

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

Ruşen KASIM Mikrostar Kurucu Ortağı

ile fiyat/fayda ilişkisi bazında iyi bir konumda olduğumuzu düşünmekteyiz. Yurt içi ve yurt dışında katılımcı ve de ziyaretçi olarak bulunduğumuz fuarlarda da farkımızı ortaya koyduğumuzu gelen olumlu tepkiler ile sürekli görmekteyiz. Her yıl düzenlenen ulusal ve uluslararası en az 3 fuara yaptığımız katılımlarla ve teknolojik yenilikleri baz alarak yaptığımız ArGe çalışmalarıyla da pazarımızda her geçen gün yol kat etmekteyiz. Markanızı sektörde öne çıkaran, rakiplerinden ayıran özellikler ve hizmetler nelerdir? Ülkemizde Plastik Enjeksiyon, Plastik Şişirme ve Metal Enjeksiyon sektörlerinden binlerce ürünümüz dünden bugüne sorunsuz ve ilk günkü kararlılıkla çalışmaktadır. Amacımız ürünlerimizi servis ihtiyacına gerek kalmadan müşterilerimize sunmak ve en iyi performansı almalarını sağlamaktır. Makinelere uygulanan kontrol sistemlerimizde en iyi kararlılık ve hızı müşterilerimize sunmaktan memnuniyet duymaktayız. Biraz da sektör hakkında değerli görüşlerinizi almak isteriz.

göstermemektedir. Firmamız adına, bu konu ile ilgili olarak Üretim Takip Kontrol Sistemimiz ile bu durumu müşterilerimiz için bir sorun olmaktan çıkarmak gayesindeyiz. Bu şekilde de ülkemizin daha büyük üretimler yapmasını ve yerli bir üretici olarak ulusal kalkınmanın en üst noktalarda olmasını yürekten istiyoruz.

Son olarak okuyucularımıza neler söylemek istersiniz? Saygıdeğer okuyuculara son olarak söylemek istediğim ulusal olarak özellikle el ele vermemiz gereken bu Ülkemizde ve dünyada sektörün mevcut durumu ve yeni teknolojileri günlerde, bu birlik ve beraberlik hakkında neler söylemek istersiniz? içerisinde bilimin ve teknolojinin ışığında yol alarak daha birçok Öncelikle firmaların yeterince başarıyı yakalayacağımızdan teknolojiden faydalanmadığını en ufak bir şüphem olmadığını düşünüyorum. Mali kaygılar, belirtmek istiyorum. Doğru adımlar eski nesil yöntemlerden atarak planlı ve yoğun çalışmalar vazgeçilememesi ve insanların sonucunda elde edilemeyecek teknolojiden korkuyor olması bir başarının da olmayacağı bu durumun temel etkenleridir. kanaatindeyim. Milli değerlerimizin Firmalar özellikle verimliliklerini ele uluslararası arenada üretimlerimizle almalıdır. Çünkü firmaların gelir/ zirveyi görmesini en kısa zamanda gider olarak kârda olması verimin temenni ediyorum. P de iyi bir noktada olduğunu


Piovan markası dünyayı sarıyor

PLASTEURASIA 2019 SALON NO: 12

STANT: 1212

Piovan Grup, İtalya, Almanya, Brezilya, Çin ve ABD’de bulunan 8 üretim tesisi, 31 yerleşik ofisi ve 70 ülkeyi kapsayan temsilciliğiyle 1.044 ortak çalışana istihdam sağlıyor

P

iovan Grup, polimerlerin, plastik ve gıda tozlarının depolanması, taşınması ve işlenmesi için yardımcı otomasyon sistemlerinin geliştirilmesi ve üretiminde dünya lideri firma olarak dikkat çekiyor. Merkezi Santa Maria di Sala, Venedik’te bulunan Grup, 1934 yılında bir makine mühendisliği şirketi olarak Piovan adıyla kuruldu ve 1964 yılında plastik endüstrisine girerek yardımcı ekipmanların imalatında uzmanlaştı. Tutku, azim ve kararlılık, bu markanın çok uluslu bir şirket haline gelmesini sağladı. Piovan Grup, İtalya, Almanya, Brezilya, Çin ve ABD’de bulunan 8 üretim tesisi, 31 adet yerleşik ofisleri ve 70 ülkeyi kapsayan temsilcileriyle şu anda Dünya çapında 1.044 ortak çalışana sahip bir şirket haline geldi. Sürekli büyüyen yapısı sayesinde Grup, proses akışkan işleme alanındaki deneyiminin yanı sıra, endüstriyel soğutma ve sıcaklık kontrolü için tümleşik çözümler sağlayarak Gıda ve Soğutma endüstrilerinde de varlığını genişletiyor. Piovan Grubunun

markaları: Piovan (İtalya), Universal Dynamics (ABD), Fdm (Almanya), Energys (İtalya), Aquatech (İtalya), Penta (İtalya) ve Progema (İtalya). Üç temel öge, Piovan Grubunun kurumsal felsefesini yönlendiriyor: Müşteriler, İnsanlar, Yenilik. Bu temel ögeler her zaman süreç ve teknolojinin yeniliğine olan bağlılığa, müşterilerin ihtiyaçlarını anlama konusundaki iş yaklaşımına ve işbirlikçilerle olan dikkate ilham veriyor. Şirket için önemli bir dönüm noktası ve tüm Grup için yeni bir meydan okuma, çalışmaların sonucu olarak Ekim 2018’de, Piovan S.p.A. İtalya Menkul Kıymetler Borsası’na girdi. PIOVAN GROUP PLAST EURASIA 2019’DA Bu yıl 108 ülkeden 50.000’den fazla ziyaretçinin 4-7 Aralık tarihleri arasında İstanbul’daki Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek, sektörün en önemli fuarı olan Plast Eurasia 2019’u ziyaret etmesi bekleniyor. Piovan Group, Piovan ve Aquatech markalarıyla, Endüstri 4.0 ve sürdürülebilirlik yönergelerine

göre tasarlanan en son teknoloji cihazları ile 12. Salon ve 1212B nolu standda siz değerli müşterilerimizi bekliyor olacak. İlk kez, Piovan, plastik hammadde ve makineler arasındaki eşleşmenin doğru olup olmadığını kontrol etmeyi sağlayan yeni bir RFID (Radyo Frekansı Tanımlama) etiketleme sistemi ile geliştirilmiş manuel dağıtım istasyonu olan Handlink + ‘ı fuarda sergilenecek. Ziyaretçilerin ayrıca masterbatch, katkı malzemesi ve kırma malzemenin esnek bir şekilde dozajlanması için dizayn edilmiş Quantum Q12 gravimetrik dozajlama ünitesi ve MDP2 Volümetrik dozajlama ünitesini standımızda görme fırsatı bulacak. Ayrıca endüstriyel soğutma ve sıcaklık kontrol sistemleri konusunda uzman ve yenilikçi grup firması Piovan, Aquatech’in ürettiği, IF Design Award 2019’u kazanan yeni sıcaklık kontrol ünitesi Easytherm’ı sergilenecek. PET kurutma teknolojilerindeki son yenilikleri sanal gerçeklik deneyimi ile deneme şansı ve daha fazlası için 12. salonda 1212B numarada tüm ziyaretçileri bekliyor olacak. P PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

165


PLASTEURASIA 2019 SALON NO: 3

STANT: 309

Mikrosan’dan yüksek enerji verimli yeni makineler Ar-Ge çalışmalarıyla yeni ürünlerini görücüye çıkaran Mikrosan, Tork Motorlu Paralel Çift Vidalı Ekstrüder ve Plastik Ekstrüzyon Şişirme Makinesini sektörün hizmetine sundu

Y

oğun rekabetin yaşandığı plastik sektöründe artan hammadde maliyetleri ve sürekli gelişen teknoloji, üretim maliyetlerini düşürme arayışlarını zorunlu hale getiriyor. Üretim kapasitesini ve verimliliği arttırmak, üretim maliyetlerini düşüren en önemli faktörlerden. 7 gün 24 saat üretim yapılan plastik ekstrüzyon prosesinde, küçük iyileştirmeler üreticiye büyük faydalar sağlıyor. Önemli olan kaliteden ödün vermeden birim ürün maliyetini düşürerek üretim verimliliğini arttırmak. Bu anlamda en çok üzerinde durulması gereken makine, “ekstrüder”dir. TORK MOTORLU PARALEL ÇİFT VİDALI EKSTRÜDER Plastik sektöründe farklı uygulama alanları olan paralel çift vidalı ekstrüderlerin üretim kapasiteleri ve enerji verimlilikleri, gelişen teknoloji ile birlikte her geçen

166

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

gün artıyor. Daha yüksek L/D oranlarına sahip ekstrüderler, aynı vida çapında daha yüksek kapasitelere ulaşarak ürün başına harcanan birim enerji miktarını (kWh/kg) azaltmakta. Ancak çift vidalı ekstrüderlerin vida tahrik sistemleri, konstrüktif zorluklardan dolayı mekanik bazı kısıtlamalara sahip. Bunların başında 4 kademeli redüktör ve kompakt gövdeye sahip yüksek devirli (1500-2000 rpm) motorların kullanılması gelmekte. Vidaların yüksek tork ve düşük devirde (30-40 rpm) dönme ihtiyacı, 4 kademeli bir redüktör kullanımını gerektirmekte. Redüktörlerde her bir güç aktarım kademesinde yaklaşık %1,5 mekanik kayıp oluşur. 4 kademeli bir redüktörde ise bu kayıp %6’ya kadar çıkar. Mikrosan AR-GE, yaşanan mekanik kayıplara odaklanıp yeni bir güç aktarım sistemi üzerinde çalışmalar yaptı. Bu çalışmaların neticesinde

tek kademeli bir redüktör ve düşük devirli tork motorunun birlikte kullanıldığı yeni bir tahrik sistemi tasarlandı. Tasarlanan yeni sistemle, mevcutta %6 olan mekanik kaybın %1,5 değerine düşmesi bekleniyor. Aynı zamanda kullanılan sabit mıknatıslı senkron tork motoru sayesinde AC motorlara kıyasla %6 civarında enerji tasarrufu sağlanmakta. Böylece yeni sistem sayesinde konvansiyonel güç aktarım sistemlerine kıyasla nominal güç kullanımında yaklaşık %10 enerji tasarrufu beklenmekte. AR-GE çalışmaları kapsamında patent başvurusu yapılan yeni sistemin ilk modeli olan MCV 68/25D tork motorlu paralel çift vidalı ekstrüderin testleri Mikrosan Gebze fabrikasında devam ediyor. Mikrosan ürün gamındaki tüm paralel çift vidalı ekstrüderlere tork motoru seçeneğini 2020 yılında opsiyonel olarak sunmayı planlıyor.


PLASTİK EKSTRÜZYON ŞİŞİRME MAKİNESİ Mikrosan 2016 yılında başladığı ekstrüzyon şişirme makinesi üretimine emin adımlarla devam ediyor. İlk kez 2017 Plasteurasia Fuarı’nda sergilediği; çift istasyonlu, 220 kN kapama kuvvetine sahip, 300 kg/h kapasiteli şişirme makinası ile bir yılı aşkın süredir plastik deterjan kutusu imal edilmekte. Yeni geliştirdiği tek istasyonlu şişirme makinesinin deneme üretimleri ise devam ediyor. Üretimini yaptığı şişirme makinelerinin en önemli özelliği, tam (full) elektrikli, servo motor kontrollü ve rejenerasyon sistemli olmasıdır. Bu sayede eşdeğer hidrolik şişirme makinelerine kıyasla yaklaşık %40 enerji tasarrufu sağlanmakta. Servo motorlarla sağlanan mekanik hareketlerin pozisyon kontrol hassasiyeti ve kararlılığı son derece yüksek. Kalıp kapama kuvvetinin sabit tutulması ve sonsuz parizon kontrolü, ürünün et kalınlığı ve gramajında ciddi hammadde tasarrufu sağlamakta. Kullanıcı dostu PLC ara yüzü ile makinenin kullanımı kolay, üretim parametreleri anlık olarak izlenebilmekte. Sektörde çoğunlukla kullanılan hidrolik şişirme

makinelerine kıyasla üretim hızı yüksek ve bakım maliyeti düşük. Rejeneratif sürücüler sayesinde yüksek enerji verimliliğine sahip. Rejenerasyon ünitesi, makinedeki servo motorların hızlı durmaları sırasında oluşan enerjinin bir kısmını motorların kalkışında kullanarak hareketli bileşenlerin enerji tüketimini son derece verimli kılar ve eğer fazla enerji oluşursa bunu da şebekeye geri vererek enerji verimliliği sağlar. Mikrosan, yüksek enerji verimli yeni makinelerini Plast Eurasia 2019 fuarında ilk kez iki farklı stantta sergileyecek. Fuarda, AR-GE çalışmasının ürünü olan MCV 68/25D tork motorlu paralel çift vidalı

ekstrüderle birlikte yeni geliştirilen tek istasyonlu, 300 kg/h kapasiteli, 5 gözlü şişirme kafası monte edilmiş şişirme makinesi kuru çevrimle; çift istasyonlu iki gözlü şişirme kafalı şişirme makinesi ise plastik deterjan kutusu üretirken sergilenecek. Yerel ve küresel rekabetin yoğun yaşandığı günümüzde işletmelerin sadece kaliteli ürünler üreterek varlığını sürdürebilmesi çok zor. Mikrosan, kalite ve fiyat yönünden müşterilerinin beklentilerini karşılamakla birlikte yeni AR-GE çalışmalarına devam ederek sektöre “yenilikçi ve teknolojik ürünler” sunuyor. Bunun neticesinde plastik ekstrüzyonla üretim yapan müşteriler için tork motorlu ekstrüderi hayata geçiriyor. Öte yandan ambalaj sektöründe Türkiye’de ilk kez tam elektrikli, servo motor kontrollü ve rejenerasyon sistemli ekstrüzyon şişirme makineleri de sektöre sunuluyor. Yüksek verimlilik ve maliyet avantajı sağlayan bu tip makinelerin ülkemizde üretilmesi, ülke ekonomisi için de büyük bir kazanç. Mikrosan bu iki teknolojik makineyi sektöre sunmaktan büyük mutluluk duymaktayız. P

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

167


HASTEK yarım asırlık tecrübeyle büyüyor

PLASTEURASIA 2019 SALON NO: 2

STANT: 201

İstanbul Kıraç’taki 3500m2’lik showroomunda müşterilerine cihazı yerinde görme ve test etme imkanı sunan Hastek, geniş ürün yelpazesiyle dikkat çekiyor

H

astek Plastik Sistemleri, Türkiye’nin ilk plastik enjeksiyon makinesi üreten firmalarından HASMAK’ın yarım asrı aşan sektörel tecrübe ve plastik konusundaki bilgi birikimiyle 1998 yılında kuruldu. O tarihten bugüne plastik üreticilerinin doğru teknolojik yatırımlar yapmasına destek olmak, fikir aşamasından üretim sürecine kadar müşterilerine sunduğu ekonomik, güvenilir, kolay uygulanan ve farklı proseslere uyum sağlayan anahtar teslim çözümlerle plastik sektörüne hizmet etmeye devam eden HASTEK, İstanbul Kıraç’ta 3 bin 500 metrekarelik alanda yer alan

168

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

Genel Müdürlük, Depo, Showroom ve İzmir Bayraklı’da yer alan Ege Bölge Müdürlüğü ile Türk Plastik sektörüne makine, otomasyon sistemleri, yardımcı ekipmanlar ve en önemlisi anında teknik servis hizmeti sunuyor. HASTEK, geniş ürün yelpazesi, stoktan hemen teslim makine ve yardımcı ekipmanlarıyla, müşterilerine cihazı yerinde görme, deneme ve test etme imkânı sunan tek firma olarak öne çıkıyor.

Ürün Grupları: Dikey ve Yatay Plastik Enjeksiyon Makineleri, Tek Kademe (One-Stage) Şişirme Makineleri, Boya ve Hammadde Dozajlama Sistemleri, Endüstriyel Soğutma ve Isıtma Sistemleri, Plastik Hammadde Kurutma Sistemleri, Plastik Hammadde Taşıma Sistemleri, Hammadde Karıştırma Sistemleri, Hızlı Kalıp Değiştirme Sistemleri, Robot Otomasyon Sistemleri. Plastik Kırma Makineleri, Metal Ayırıcı Sistemler


Markalarını PlastEurasia’ya taşıyor BORCHE BU Serisi Çift Plakalı Servo Motorlu Plastik Enjeksiyon Makinesi, geniş kolon aralıkları, uzun kalıp açma mesafeleri ve büyük ebatlı kalıplarlar ile çalışma imkânı sunan yapısı ile otomotiv, ev gereçleri, bahçe mobilyaları, beyaz eşya vb. birçok sektörde çok geniş bir kullanım alanına sahiptir. Servo motor yapısı ile de enerji tasarrufu

YENİ BE Serisi Hibrit Plastik Enjeksiyon Makinesi, tamamen yeniden tasarlanmış yüksek rijitlikte ve mukavemette şaseye uyarlanmış elektrikli mal alma ve enjeksiyon sistemi sayesinde hızlı çevrim, hassasiyet ve tekrarlanabilirlik sunar. YENİ BI Serisi Servo Motorlu Plastik Enjeksiyon Makinesi, standart uygulama plastik enjeksiyon

Endüstri 4.0 uygulamaları için gerekli alt yapıya sahiptir. BORCHE BS Serisi Servo Motorlu Plastik Enjeksiyon Makinesi sektörün çok yakından bildiği BS serisi, yüksek verimli servo motor yapısı, düşük enerji tüketimi, KEBA kontrol grubu ve diğer ek özellikleri ile göz doldurmaya devam ediyor.

ve hassasiyeti bir arada sunuyor. BORCHE BU serisi, aynı zamanda muadil makaslı tip mengene yapısına sahip makinelere oranlar daha az yer kaplarken, daha az hareketli aksama sahip olduğu için bakım ve tamir oranları düşük olup, daha az maliyetlidir.

makinelerine yeni bir soluk getiren BI serisi, optimize edilen tasarımı sayesinde daha rijit bir yapıya kavuşarak kullanıcılarına bir çok avantaj sunar. Kolon aralıkları ve kalıp bağlama ölçüleri arttırılmış, hidrolik sistemde verimliliği arttıran revizyonlar yapılmıştır. Ayrıca,

YENİ FCS FA Serisi Plastik Enjeksiyon Makinesi Tayvan’ ın en eski üreticilerinden olan FCS tarafından üretilen yeni nesil FA serisi, Tayvan mühendisliği ve işçiliğinin eseri olarak, kullanıcılarına yüksek performans, kalite, uzun ömür ve yüksek enerji tasarrufu sunuyor. P

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

169


Dünyanın her tarafından Türk mutfak sektörü için geldiler

Tüm dünyadan alıcıları Türk mutfak sektörü ile buluşturan Invitation Only etkinliği İstanbul’da düzenlendi. EVSİD’in düzenlediği etkinliğe 50 farklı ülkeden 81 alıcı firma katıldı

E

v ve Mutfak Eşyaları Sanayicileri ve İhracatçıları Derneği’nin (EVSİD) düzenlediği ve 50 ülkeden 81 alıcı firmayı Türk mutfak sektörü ile buluşturduğu Invitation Only, İstanbul’da yapıldı. Açılışta konuşan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle, iş görüşmeleri için davet edilen firmaların büyük bir kısmının daha önce Türkiye ile ticaret yapmamış şirketlerden oluşmasının çok önemli olduğunu söyledi. EVSİD Başkanı Burak Önder de İstanbul’da 4’üncü kez düzenledikleri Invitation Only etkinliğinin bu sene rekor bir katılıma sahne olduğunu belirtti.

170

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

YENİ PAZARA GİRMEKLE EŞDEĞER Invitation Only etkinliği için düzenlenen açılış töreninde konuşan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle, dış ticaret fazlası veren Türkiye misyonu doğrultusunda hem daha fazla ihracat hem de daha nitelikli ihracat için yoğun bir şekilde çalışmaya devam ettiklerini söyledi. Ev ve mutfak eşyaları sektörünün genel ihracat başarısında önemli bir katkısının olduğunu söyleyen Gülle, geçtiğimiz yıl 2.5 milyar dolar olan sektör ihracatının yıl sonunda 3 milyar dolara ulaşmasını beklediklerini kaydetti. Türkiye’nin plastik mutfak eşyalarında 160 ülkeye, elektrikli küçük mutfak ve ev aletlerinde 144 ülkeye, seramik

mutfak ürünlerinde ise 103 ülkeye ihracat yaptığını kaydeden Gülle, “EVSİD üyeleri bu rakamlarda çok ciddi bir pay sahibi. Genç bir dernek olmasına rağmen EVSİD’in başarılı çalışmaları oldukça dikkat çekiyor. B2B içeriği ile Invitation Only konsepti de büyük bir ilgi ile devam ediyor. Bu etkinliğin bana göre en güzel yönü, iş görüşmeleri için davet edilen firmaların büyük bir kısmının daha önce Türkiye’ye gelmemiş veya Türkiye ile ticaret yapmamış firmalardan oluşması. Türk ürününü bilmeyen alıcılara tanıtım yapmak ve onlar ile ticaret ilişkisi kurmak yeni bir pazara girmek ile eş değer bir fırsat yaratıyor” dedi.


Türkiye’nin ihtiyacı olan nitelikli ihracata tasarım, inovasyon ve Ar-Ge ile erişebileceğini ifade eden Gülle, “Geçtiğimiz hafta Türkiye’nin en kapsamlı tasarım etkinliği olan, Design Week 2019’u 61 bin ziyaretçinin katılımı ile tamamladık. Design Week’in yıldızlarından birisi de mutfak eşyaları sektörü oldu. Tasarım harikası olan birçok ev eşyası, ziyaretçilerden kesinlikle tam not aldı. Bu anlamda sektörümüzün tasarım karnesinin oldukça iyi olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı. NİTELİKLİ ALICILAR Ev ve Mutfak Eşyaları Sanayicileri ve İhracatçıları Derneği’nin (EVSİD) Başkanı Burak Önder de, Türk Ev ve Mutfak Eşyaları sektörünün ihracatını yükseltmek amacıyla birçok yurt dışı

fuara katıldıklarını, URGE ve Sektörel Heyetler gibi projelerle müşteri sayılarını artırmaya çalıştıklarını belirtti. EVSİD olarak bugüne değin 21 ülkede çok sayıda organizasyona imza attıklarını belirten Önder, şunları söyledi: “Invitation Only İstanbul bizim ihracata yönelik 34’üncü organizasyonumuz ve bizim için çok önemli. Bundan 4 yıl önce farklı bir kurguya imza attık; EVSİD olarak hedef ülkelerimizi belirledik ve bu pazarlara giriş stratejisi oluşturduk. Ülkeleri belirlerken Türkiye’de düzenlenen fuarlara gelemeyen uzak ülkelere ve Avrupa’ya ağırlık verdik. Hedef pazarlarda bulunan potansiyel alıcıları belirledik ve ardından oluşturduğumuz komite yardımıyla filtre ettik. Nitelikli alıcıların İstanbul’a davet edilmeleri için hemen her ülkede yerel danışmanlık

firmaları ile anlaştık ve bunun sonucu olarak da nokta atışı önemli alıcıları İstanbul’da ağırladık. Etkinliğe özel bir web sayfası oluşturarak alıcı firmaların görüşme yapmak istedikleri üreticileri seçmelerini kolaylaştırdık.” HEDEF 100’DEN FAZLA ALICIYI GETİRMEK Invitation Only etkinliğini ilk düzenlediklerinde 21 ülkeden 36 alıcının geldiğini kaydeden Önder, bu sene 50 ülkeden 81 alıcı firmaya ulaştıklarını belirtti. Türk üretici firma sayısının da 4 yılda 38’den 57’ye ulaştığını ifade eden Önder, “Hedefimiz 2020 yılında formatımızı geliştirerek alıcı sayısını 100’ün üzerine çıkartmak” dedi. Önder, katkılarından dolayı TİM Başkanı İsmail Gülle’ye teşekkürlerini de iletti.

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

P

171


Bilinçli tüketim şart İTO’daki “Sıfır Atık ve Geri Dönüşüm” seminerinde konuşan PAGEV Başkanı Eroğlu, “geri dönüşüm ve yeşil teknoloji ülkesi” kavramlarının altını çizerek bilinçli tüketim çağrısı yaptı

S

ıfır Atık ve Geri Dönüşüm sürdürülebilir çevre politikasının yanında enerji verimliliği ve kaynakların etkin kullanımında da önemli katkılar sağlıyor. Sıfır Atık Yönetmeliği kapsamında 2023 yılına kadar Türkiye önemli bir değişim süreci yaşayacak. İstanbul Ticaret Odası’nda düzenlenen “Sıfır Atık ve Geri Dönüşüm” seminerinde atıkların geri dönüşümünde yapılacaklar ele alındı. Açılış konuşmasını İTO Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Doğan Salman’ın yaptığı toplantı, sektör temsilcilerini bir araya getirdi. İGEDDER’in organize ettiği toplantıda konuşan; İSTAÇ Genel Müdürü Mustafa Canlı, İGEDDER Başkanı Yüksel Yılmaz, PAGEV-PAGÇEV Başkanı Yavuz Eroğlu, AGED Başkanı Mustafa Saral, Akademi Çevre A.Ş. Koordinatörü Cem Ferda Tuncer ve Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Baran Bozoğlu görüşlerini katılımcılarla paylaştı.

172

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

Seminerde konuşan Eroğlu yaptığı açıklamada; Türkiye’de Plastik ve Geri dönüşüm sektörünün geldiği noktayla ilgili bilgiler sunarak şu görüşlere yer verdi, “Biz plastik sanayicileri olarak plastiklerin hayatımızda işi çok, doğada yeri yok diyoruz. Herkesi bilinçli tüketime ve geri dönüşüm zincirinin bir halkası olmaya davet ediyoruz. Altın değerinde olan plastik ambalajları denizlere, piknik alanlarına özetle çevreye atanlar var! Çevrenin kirletilmesi kesinlikle kabul edilemez. Hayat kurtaran ambulansta, serumda, çocuğumuzu koruyan kemerde, suyu taşıyan hortumda, boruda, boyada, ayakkabıda daha iyi yaşamamızı sağlayan hemen her şeyde plastik var. Plastik düşmanımız değil, kendini sürekli yenileyen bir malzeme. Böyle olduğu için de inovatif ürünlerle insanlığa fayda yaratmaya devam edecek. Plastik ürünleri bilinçli tüketmeli, doğaya

bırakmamalı ve yeniden kullanma imkânı olmayan tüm ambalajlarımızı mutlaka geri dönüştürerek ekonomiye geri kazandırmalıyız. Türkiye neden dünyanın en büyük geri dönüşüm ve yeşil teknolojiler ülkesi olmasın” dedi. P


PAGEV Yerli Oyuncak Komitesi sektörel sorunları ele aldı

PAGEV Yerli Oyuncak Sektör Komitesi, Ticaret Bakanlığı ile bir araya geldi

T

ürkiye’deki yerli oyuncak sektörünün gelişimi için projeler üreten PAGEV Yerli Oyuncak Komitesi, yerli oyuncak sanayinin önünü açmak amacıyla gerçekleştirdiği faaliyetlerin yanısıra, ilgili bakanlıklarla koordineli çalışarak önemli bir misyonu üstleniyor. PAGEV Yerli Oyuncak Komitesi, son olarak Ticaret Bakanlığı’nın talebi üzerine 6 Kasım 2019 tarihinde Elite World Hotel’de toplantı düzenleyerek, Oyuncak Güvenliği Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Taslağı

ve Genel Oyuncak Güvenliği hakkında değerlendirmeler yaptı. Türkiye’de yerli oyuncak üreticilerini tek çatı altında toplayan toplantıda, Ticaret Bakanlığı sorumluluğunda olan oyuncaklar hakkında piyasa gözetimi ve denetimiyle ilgili mevzuat ve uygulamalar konusunda görüşalışverişinde bulunulurken, yeni mevzuatla ilgili Bakanlığın talep ettiği görüşler hakkında bilgilendirmeler yapıldı. Yine 04.10.2016 tarihli ve 29847 sayılı Oyuncak Güvenliği Yönetmeliği

kapsamında yapılan denetimlerin etkinliği ve bu konuda yerli oyuncak üreticilerinin talepleri de toplantıda ele alındı. Oyuncak endüstrisindeki teknolojik gelişmeler nedeniyle; Avrupa Birliği mevzuatında yapılan güncellemelerin mevcut mevzuata aktarılması için, Oyuncak Güvenliği Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik taslağı ve genel oyuncak güvenliği konusunda komite görüşleri de bu toplandı da Ticaret Bakanlığı temsilcilerine aktarıldı. P

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

173


Kimya firmaları ithal hammaddeye bağımlı Türkiye’de 2018 yılında toplam büyüklüğü 73 milyar doları bulan ilaç, plastik ve kauçuk dahil kimyasal pazarında faaliyet gösteren kimya sanayii firmaları %77 oranında ithal hammaddeye bağlı

T

ürkiye Kimya Sanayicileri Derneği tarafından 8 Kasım 2019 tarihinde Sheraton Grand İstanbul Ataşehir Oteli’nde düzenlenen “Türkiye Kimya Sanayiinin Güvenli Geleceği” isimli etkinlik kimya sanayiinden yaklaşık 250 kişinin katılımıyla başarıyla tamamlandı. Etkinliğin açılış konuşmasını Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Erceber yaparken, Avrupa Kimya Sanayii Konseyi – Cefic Genel Müdürü Marco Mensink dünyada ve Avrupa’da kimya sanayiini önümüzdeki 30 yılda beklenen gelişmelere dair vizyoner bir sunum gerçekleştirdi. Marco Mensink’in ardından söz alan TÜSİAD Başkanı Simone Kaslowski ise, TÜSİAD olarak 4. sanayi devrimini ve dijitalleşmeyi sürdürülebilirlik

174

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

ilkesi ile beraber kalkınmanın temeli gördüklerini ifade eden bir konuşma yaptı. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Erceber, Türkiye’de 2018 yılında toplam büyüklüğü 73 milyar USD’yi bulan ilaç, plastik ve kauçuk dahil kimyasal pazarında faaliyet gösteren kimya sanayii firmalarının %77 oranında ithal hammaddeye bağlı olduğunu vurguladı. Büyük şehirlere ve pazara yakın, limanı olan bir kimya kümesi kuramadığımız için pazar büyüklüğümüzden ve genç çalışkan işgücümüzden faydalanamadığımıza dikkat çeken Erceber, Chemport projesi hayata geçmediği için kimya sanayiinde kârın, verimliliğin ve sinerjinin artmadığını ve ölçek büyütülemediğini ifade etti. Buna rağmen tüm sanayiciler ve

önemli karar vericilerde büyük bir farkındalık yaratıldığını vurgulayan Erceber, 2019 yılı başlarında, kimya sektörünün Türkiye’de en öncelikli sektör ilan edildiğine dikkat çekti. Ceyhan’da kurulan kimya endüstri kümesini örnek gösteren Erceber, petrokimya alanında 2-3 yeni yatırım projesinin, devlet teşviklerinden yararlanarak yatırım ön hazırlıklarına başladığını sözlerine ekledi. Konuşmasında dünya kimya sanayiinde görülen trendlere de değinen Erceber, Dünyada gelecek otuz yılda yaşanacak hızlı gelişimi göz ardı ederek Türkiye’nin kimya sanayiinin geleceğinin planlanamayacağını, bu sebeple, TKSD’nin AB’ye eskisinden daha da yakın olmak ve CEFIC ile iş birliklerini arttıracak ortak projeler üretmek zorunda olduğunu vurguladı.


Erceber’in ardından söz alan Mensink konuşmasında, gelecek 30 yılda dünya kimya sanayiini etkileyecek trendler ve Avrupalı sanayicilerin rekabet güçlerini kaybetmemek için kendilerini geleceğin dünyasında nasıl konumlandırmaları gerektiği konusuna değinen bir sunum yaptı. Kimya sanayiinin dünyayı değiştiren tüm yeni teknolojilerin kalbinde olduğunu vurgulayan Mensink, döngüsel ekonomi ve sıfır karbonlu bir geleceğe geçişte kimya sanayiinin anahtar olduğunu ifade etti. Kimyasal geri dönüşümün önemine değinen sunumunda Mensink, Cefic’in sanayiye bu konularda liderlik etmeyi hedefleyen çalışmalarına da değindi. KİMYA EKONOMİDE ASLAN PAYINA SAHİP Etkinliğin diğer onur konuşmacısı olan TÜSİAD Başkanı Kaslowski, kimyanın diğer ekonomi alanlarının %96’sına girdi sağlayan bir temel sanayi kolu olduğunu vurgulayarak bu sektörün yarattığı katma değer ve geliştirdiği kapsayıcı teknolojik

gelişmeler ile ülkenin tüm sanayi kollarını ileriye doğru itebilecek potansiyeli olduğuna vurgu yaptı. Ülkemizin coğrafi konumu ve düşük işgücü maliyeti gibi özelliklerinin dijital çağda, küresel rekabet gücümüz açısından yeterli olmadığını belirten Kaslowski, 4. Sanayi Devrimini yakalamak zorunda olduğumuza dikkat çekti. TÜSİAD olarak, sürdürülebilir kalkınma anlayışının benimsendiği bir toplum düzeni oluşturmaya katkı sağlamayı hedeflediklerine değinen Kaslowski, ülkemizi yeni yüzyılın yeni büyüme hikayesine hazırlamak için yeni sanayi devrimini ve dijitalleşmeyi sürdürülebilirlik ilkesi ile beraber ele almayı görev edindiklerini vurguladı. Etkinliğin önemli bir parçası olarak Cefic’in önderlik ettiği Üçlü Sorumluluk (Responsible Care) hareketinin yeniden canlandırılması projesinin sonucu olan yeni firma değerlendirme aracı ve yönetim çerçevesi Türkiye kimya sanayiine tanıtıldı. Derneğimizin 1993 yılından beri Türkiye’de uygulanmasını denetleyen tek

yetkili kurum olduğu Üçlü Sorumluluk (Responsible Care) hakkındaki sunumu Cefic Responsible Care Müdürü Dr. Giulia Casasole gerçekleştirdi. Üçlü sorumluluğun, kimya sanayi tesislerinin çevreye, insan sağlığına ve güvenliğe, faaliyetlerinin her aşamada azami ilgi gösterip sorumluluk duyacakları ve performanslarını devamlı yükseltecekleri konusunda verdikleri bir söz, devamlı çaba ve gelişme isteyen bir program olduğunu vurguladı. Etkinlik kapsamında kimya sanayiinin önemli bir sorunu olan yangın güvenliği, patlayıcı ortamlardan korunma ve SEVESO III konusu Endüstri Mühendisi ve öğretim görevlisi Efari Bahçevan tarafından tüm boyutlarıyla ve çarpıcı görsel videolarla ele alındı. Bahçevan’ın ardından söz alan etkinlik ana sponsoru Corpus Sigorta ise bu riskli sektörü yangına karşı avantajlı koşullarla sigortalamak için Responsible Care taahhüdünün dikkate alındığı yeni sigorta paketinin lansmanını gerçekleştirdi.

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

175


Etkinlik kapsamında öğleden sonra gerçekleştirilen Kimyasalların Yönetimi (KKDİK) konulu panelin moderatörlüğünü Polisan Kimya Satış ve Pazarlama Direktörü Dr. M. Selçuk Denizligil gerçekleştirdi. Panelistler arasında Cefic Uluslararası Kimyasallar Müdürü Maria Ruiz-Cuevas ve ECHA Veri Bulunabilirliği Bölüm Müdürü Mercedes Vinas’ın yanısıra Ege Kimya Ar-Ge Direktörü Dr. Derya Erçıkan, T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Kimyasallar Dairesi Başkanı Şeref Yılmaz ve Uzmanlar Eylem Özlem Nalbantoğlu ile Dilek Erkan yer aldı. Cefic’ten Maria Ruiz-Cuevas, AB’de kimya sektörünü REACH’e hazırlarken Cefic’in oynadığı önemli rol ve Cefic’in yaptığı hazırlık

176

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

çalışmaları hakkındaki bilgiyi, Türkiye’deki KKDİK hazırlığına rehber olması amacıyla katılımcılarla paylaştı. ECHA’dan Mercedes Vinas ise REACH’e kayıt olan dosyalar ile ilgili planlanan uygunluk denetimleri hakkında bilgi verdi. Ayrıca, REACH kapsamında kayıtlı kimyasallar için ECHA’nın elindeki verilerin kamuya açık ve gizli olan kısımları gibi katılımcılar için çok önemli konulara değindi. Türkiye kimya sanayinin KKDİK uygulamasında bugüne dek karşılaştığı sorunlar hakkında tecrübelerine dayanan çarpıcı tespitlerini paylaşan Dr. Derya Erçıkan, sektörü ileride bekleyen sıkıntılar hakkında uyardı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığından Eylem Özlem Nalbantoğlu ve Dilek Erkan’ın Türkiye’deki KKDİK

uygulamalarının mevcut durumu hakkındaki sunumlarının ardından panel soru-cevap bölümüyle devam etti. Katılımcılar ve panelistlerin katkılarıyla, Türkiye kimya sanayinin geleceğini etkileyecek en önemli mevzuat olan KKDİK hakkındaki açıklama bekleyen konuların enine boyuna tartışıldığı panelin sona ermesiyle “Türkiye Kimya Sanayiinin Güvenli Geleceği” isimli etkinlik de sona verdi. Etkinliğe, Türkiye’deki en önde gelen kimya sanayii firmalarının üst düzey yetkilileri ile İş Sağlığı ve Güvenliği ile Çevre (SHE - Safety, Health, Environment) , Mevzuat (Regulatory Affairs) ve Ar-Ge yöneticileri ve uzmanlarından oluşan yaklaşık 250 kişi katıldı. P


Herşey control altında UNILOG B8 Kontrol sistemi Pazarın en gelişmiş kontrol sistemi: • WITTMANN 4.0 ile çevresel ekipmanların ful entegrasyonu • Tüm WITTMANN Grup ürünlerinde, standart LED durum göstergesi • 21,5" ekran • Ful HD çözünürlük (1920 x 1080) • Çoklu dokunmatik • Mekanik olarak döndürülebilen ekran • Çoklu kopyalanabilir makine ayar noktaları • Renkli makine durum göstergesi • Ekran bölebilme özelliği • Manuel hareketler için membrane tuşlar • RFID kullanıcı erişimi (giriş / çıkış) -Anahtar kartı ve anahtar kolye vasıtasıyla • Hareket kontrol

yakınlaştır

kaydır

WITTMANN BATTENFELD Plastik Makineleri Ltd. Şti.

Küçükyali iş merkezi | Girne Mahallesi, Irmak Sokak | F Blok No: 20 | TK-34852 Maltepe Istanbul Tel.: +90 216 550 93 14 | Fax: +90 216 550 93 17 | info.tr@wittmann-group.com

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

177


TOBB Plastik Kauçuk Kompozit Meclisi toplandı Türkiye Plastik, Kauçuk Kompozit Sanayi Meclisi toplantısında; süper teşviklerden yararlanan projeler konuşulurken, tek kullanımlıklarla ilgili gelişmeler de masaya yatırıldı

T

ürkiye Plastik, Kauçuk Kompozit Sanayi Meclisi, sektörün güncel sorunlarını görüşmek üzere TOBB İstanbul Hizmet Binası’nda toplandı. Meclis Başkanı Yavuz Eroğlu’nun başkanlığında, gündem değerlendirmesi ile başlayan toplantıda süper teşviklerden yararlanan petrokimya tesisleri proje sunumlarını yaptı. Ayrıca tek kullanım plastik ambalajların yasaklanması ile ilgili Meclise verilen Kanun Teklifi hakkında değerlendirmeler ve yurt içinde yapılacak sektör kongre ve

178

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

fuarlarının kısa tanıtımları da gündeme alındı. Süper teşviklerden yararlanan petrokimya tesisleriyle ilgili bilgilendirmenin yapıldığı toplantıda, petrokimya yatırımlarının teşvik edilmesinin sektörün hammaddeye ulaşımını kolaylaştıracağı üzerinde duruldu. Adana ili Ceyhan ilçesinin Petrokimya Sanayi Bölgesi projesine ev sahipliği yapacağı belirtildi. Bu doğrultuda Türkiye’nin dış ticaret açığının %30’unu oluşturan petrokimya ithalatının, ara mamul

ve mamullerin tamamen yerli ve milli imkânlarla üretilmesi ile önemli ölçüde gerileyeceği değerlendirmesi yapıldı. Toplantıda ayrıca tek kullanımlık plastik ambalajların yasaklanması ile ilgili Avrupa direktifi ve Meclise verilen Kanun Teklifi üzerinde duruldu. Tek kullanımlık plastik tanımının netleştirilmesi gerektiğine dikkat çekilerek iyi tanımlanmış bir kategoriye ihtiyaç duyulduğu belirtildi. Konunun bilimsel boyutuyla değerlendirilmesi gerektiğinin altı çizildi. Yasaklanacak veya kısıtlanacak ürünlerin ikamelerinin maliyet-fayda analizleri yapılmadığı söylendi. Bu doğrultuda direktifin tüm sağlık ve güvenlik boyutlarını gözetmediği değerlendirmesi yapıldı. Ayrıca iyi bir geri dönüşüm sistemi kurmanın önemi üzerinde duruldu. Son olarak plastik, kauçuk ve kompozit sektörünün yaklaşan etkinlikleri hakkında bilgilendirme yapıldı. Sektör temsilcileri etkinliklere davet edildi. P


TOBB çevre temalı toplantıya ev sahipliği yaptı

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un katılımıyla, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun ev sahipliğinde gerçekleştirilen çalışma yemeğine PAGEV Başkanı Eroğlu da katıldı

Ç

evre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nde (TOBB) düzenlenen çalışma yemeği toplantısına katıldı. 21 Kasım’da Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nde gerçekleştirilen toplantıya; Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar, Çevre Genel Müdürü Muhammet Ecel, ÇED Genel Müdürü Ercan Gülay, PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu ve Bakanlık bürokratlarının katıldı. Toplantı TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun ev sahipliğinde düzenlendi. Çalışma yemeğinde TOBB Plastik Kauçuk Kompozit Sanayi Meclisi Başkanı Eroğlu da sektöre dair görüşlerini paylaşarak sorunları ve çözüm önerilerini sundu. Toplantıda özellikle gündemdeki çevresel konuların yanında mekansal strateji planlama ve şehirciliğe ilişkin

maddeler de istişare edildi. Özel sektör temsilcileri olarak, “Sorumlu Endüstri Sorunsuz Çevre” felsefesi ile iş yapma kültürü oluşturmaya çaba gösterdiklerini belirten Eroğlu, TOBB’da gerçekleştirilen bu tür toplantılarda olduğu gibi çeşitli organizasyonlarla kamu ve özel sektör iş birliğini arttırmanın önemli olduğunu söyledi. Eroğlu,

bakanlığın çevre ile ilgili konularda önemli ve etkili stratejik planları devreye aldığını ve çevreye ilişkin olumlu gelişmelerin güçlenmesi için bu tür toplantıların değerli olduğunun altını çizerek, “ortak akıl kapsamında çevresel sorunları minimize edecek planlamalar için bizler de özel sektör olarak çaba harcamaya devam edeceğiz” dedi. P

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

179


TOBB Kimya Sanayi Meclisi Toplantısı

İstanbul’da yapıldı

Türkiye Kimya Sanayi Meclisi, Meclis Başkanı Timur Erk’in başkanlığında sektörün güncel durumunu istişare etmek üzere TOBB İstanbul Hizmet Binası’nda toplandı. Toplantıda sektör temsilcileri, genel durumları hakkında bilgilendirmede bulundu. Sektörün 2019 yılındaki hedeflerin gerçekleşme oranları izah edildi. Kimya sanayinin öncelikli sektör seçilmesinin önemi

180

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

üzerinde durularak dünyadaki gelişmelerin de sektör temsilcileri tarafından yakından takip edildiği dile getirildi. 8 Kasım 2019 tarihinde İstanbul’da “Türkiye Kimya Sanayiinin Güvenli Geleceği” seminerinin düzenleneceği aktarıldı. Seminerde Avrupa Kimya Sanayi Konseyi’nin (Cefic) üçlü sorumluluk hareketi için geliştirdiği yeni uygulama aracının tanıtımının gerçekleştirileceği belirtildi. Sektör

temsilcilerinin katkılarıyla konsolide edilen ‘Kimya Sanayi Strateji Gelişim Belgesi’ de toplantıda ele alındı. Strateji Belgesi’nde petrokimya yatırımlarının geleceği ve nitelikli iş gücüne olan ihtiyaç öne çıkan konular arasında yerini aldı. Petrokimyada 30 yılda 3 katı büyüyecek bir pazar oluşacağının tahmin edildiği belirtilerek Doğu Akdeniz’de büyük bir kümelenme ihtiyacı bulunduğu da ifade edildi.

P


PLASTİĞİN DOĞADA YERİ YOK HAYATIMIZDA YERİ ÇOK

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

181


Netpak Ambalaj

Ar-Ge yatırımlarıyla büyüyor

Netpak Ambalaj Yönetim Kurulu Başkanı Ali Avcı: “5 kıtada 33 ülkeye ihracat yapıyoruz. 37 faydalı model ve patentimiz var ve bunların 20’den fazlası uluslararası nicelemeli patent, diğerleri de faydalı model”

N

etpak Ambalaj Yönetim Kurulu Başkanı Ali Avcı, ilk olarak faaliyetlerine Kayseri’de başladıklarını ardından şirket politikası kapsamında İstanbul’a taşındıklarını ve burada Ar-Ge çalışmalarına ağırlık verdiklerini söyledi. 2008 yılında dünyada ilk kez nonwoven malzemeyi ultrasonik teknolojisi ile ve otomasyon sistemle çanta üreten firmanın kendileri olduğunu anımsatan Avcı, “2008 yılında bu ürünün patent başvurusunu gerçekleştirdik.

182

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

fazlası uluslararası nicelemeli patent, diğerleri de faydalı model şeklinde. İtici bir güç olarak arkamızda devletin desteğini hissetseydik daha hızlı yol alırdık. Ar-Ge ve markalaşma bizim büyümemizde itici güç oldu. Özellikle Ar-Ge alanında yapılan yatırımların etkisi burada çok büyük. 20’DEN FAZLA ULUSLARARASI Markalaşma sonuçta size bilinirlik İNCELEMELİ PATENT Firma olarak ilk dönemde neredeyse getiriyor, bilinirlikte ise güç sağlıyor. Dolayısıyla yaptığınız ürünler yeni kârlarının yüzde 90’lık kısmını Arolduğu için pazarda da rahat yer Ge’ye ayırdıklarını anlatan Avcı, bulabiliyorsunuz” şeklinde konuştu. “Şu anda yaklaşık 37 faydalı model ve patentimiz var, bunların 20’den 2011 yılında bu ürünün incelemeli patentini aldık, dolayısıyla bu tür gelişmeler bize şevk verdi. Sonrasında bu sektörde çeşitli buluşların hayata geçirilmesi konusunda adımlar attık” dedi.


KATMA DEĞERLİ İHRACAT Netpak Ambalaj, Türkiye’nin en büyük markalarına pazar lideri olarak çevre dostu ürünlerini sunmakta ve yıllık anlaşmalarla kapasite artırımı yapmakta. Bu süreçte de uluslararası rekabette daha da güçlenen üretim yapısıyla daha fazla söz sahibi olmakta. Mevcut durumda 5 kıtada 33 ülkeye ihracat yapan Netpak Ambalaj, satış gelirlerinin %50’lik kısmını ihracattan karşılamak için yatırımlar yapmakta. Ambalaj sektörü ortalama ihracat kg değeri yaklaşık 2,00$ iken teknoloji yatırımlarıyla ve ürettiği katma değerli ürünlerle ortalama 4,00$ değerle ürünlerini ihraç etmektedir. Tüm dünyada plastik poşet her geçen gün daha da fazla engellenirken çevre dostu nonwoven taşıma ambalajları kullanımına olan talep de artmakta. TÜRKİYE ÜRETİM GÜCÜYLE DÜNYADA LİDER OLABİLİR Türkiye’nin, plastik sektöründe Avrupa’nın en büyük 2. dünyada ise en büyük 6. Ülke olduğunu

hatırlatan Avcı sözlerini şöyle sürdürdü, “konumumuz ve nitelikli insan gücümüz sayesinde her geçen yıl daha da büyüyen bu pazarda dünyada ilk sıraya yerleşmemiz hiç zor değil. Bu amaçla Netpak Ambalaj olarak Ar-Ge yatırımlarımız ve teknoloji odaklı büyümemizle uluslararası platformda ülke olarak daha fazla söz sahibi olabilmemiz için çalışıyoruz. Uzak Doğu’daki Vietnam gibi ülkeler alışveriş çantası pazarının büyük çoğunluğuna hâkim. Bu ve benzeri ürünlerden ciddi bir gelir elde ederek ihracat sıralamasında ülkemizin önüne geçmektedir. Ancak bu bölgede el işçiliği ile yapılan çantaları; kendi teknolojimiz ve kendi arge çalışmalarımızla %100 yerli ve milli teknolojiyle ürettiğimiz makinelerde el değmeden tam otomasyonla üretebilmekteyiz. Bu sayede daha düşük işçilik bedeli ve daha yüksek kaliteyle ürettiğimiz ürünlerle; ülkemizin üretici gücüyle pazarın büyük çoğunluğunu kazanabiliriz. Bu teknolojimizi ve

ar-ge çalışmalarımızı; ülkemizin ön sıralara geçebilmesi adına sektörümüzdeki ve yeni başlayacak firmalarla da paylaşmaya hazırız. Bu sayede ülkemize gelir ve istihdam yaratarak ekonomik olarak daha da güçlenmesini sağlayabiliriz.” Yenilikçi ürünler uluslararası arenada ödüller alıyor Geliştirdikleri ürünlerin ultrasonik kaynaklı nonwoven çanta sektörüne dünyada yön verirken; aynı zamanda birçok ödül de aldığını söyleyen Avcı, “TOBB 20152017 en hızlı büyüyen 100 firma, TİM İhracatın En Çevreci Şampiyonu ödülleri alırken yeni geliştirdiğimiz fireyi düşürerek çanta hacmini maksimuma çıkaran modelle önce Avrasya Ambalaj Ödülü(ASD), sonrasında Asya Ambalaj Ödülü (Asian Packaging Federation) ve son olarak da Prag’daki ödül töreninde Dünya Ambalaj Ödülü (World Packaging Organization) almıştır. Bu ürünlerimiz ülkemizin ambalaj sektörünün ne kadar güçlü olduğunu ve gelecekte de büyüyerek devam edeceğinin göstergeleri olmaktadır” dedi.

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

183


PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, NETPAK Yönetim Kurulu Başkanı Ali Avcı’yı, TÜYAP’ta düzenlenen Ambalaj Fuarı’ndaki standında ziyaret ederek PAGEV beratı takdim etti ULTRAPAK MAKINE İLKLERI GERÇEKLEŞTIRIYOR Avcı sözlerini şöyle tamamladı: “Elektrik Elektronik İhracatçılar Birliği tarafından düzenlenen TET ARGE Proje Pazarı yarışmasında Akıllı Binalar ve Çevre kategorisinde 3.lük ödülü alan Ultrapak Makina AŞ, ultrasonik kaynak teknolojisini ve tam otomasyon sistemleri kullanarak nonwoven çanta üretim hatlarının Ar-Ge faaliyetlerini ve imalatını üstlenmekte. Dünyada ağırlıklı olarak metallerin birbiri ile kaynatılmasında kullanılan ultrasonik kaynak teknolojisi, ilk defa kuruluşumuzca nonwoven

184

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

çanta kumaşının birleştirilmesi için denenmiş olup başarılı sonuçların elde edilmesiyle de Plastik Poşet Yasağı ile alternatif taşıma çantası olarak görülen nonwoven çantaların tam otomasyonlu imalatında son teknoloji olarak değerlendirilmeye başlanmıştır. Ultrasonik kaynak teknolojisinin en önemli özelliklerinin başında sağlam birleştirme yapmayı sağlaması, otomasyon sistemlere kolaylıkla adapte edilebilmesi ve atık oluşturmayan çevreci aynı zamanda da ekonomik bir üretim şekli olması gelmekte. Kuruluşumuz yapmış olduğu ArGe çalışmaları neticesinde 40’a

yakın incelemeli patent ve faydalı model sahibi olup devam eden 2 TÜBİTAK projesi bulunmaktadır. Hunter XC 600 Yeni Nesil Nonwoven Çanta Üretim Makinamız ve Hunter XH 600 Nonwoven Kulp Takma Makinamız patentli ürünlerimizin başında gelmekte olup aynı zamanda Yerli Malı unvanına da sahiptirler. Teknolojik Ürün Deneyim belgelerine sahip nonwoven çanta üretim hatlarımızı 4-7 Aralık 2019 tarihlerinde gerçekleşecek olan Plast Eurasia İstanbul Fuarında 14. Salon 1405 nolu standımızda sizlerle buluşturuyoruz.” P


PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

185


186

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152


Dünya Gazetesi / Zehra Oruç

Türk Plastik Sektörü’nde

daralma dikkat çekiyor

T

ürk Plastik Endüstrisi’ne yönelik yazılı medyada yayınlanan röportajlar içinde en çok öne çıkanlar arasından seçilen Özel Söyleşilere yer vermeye başlayan PAGEV Dergisi, bu sayıda Dünya Gazetesi’nden Zehra Oruç’un çalışmasını sayfalarına taşıyor. PAGEV Başkanı ve aynı zamanda TOBB Plastik Kauçuk Kompozit Sanayi Meclisi Başkanı Yavuz Eroğlu’na sorularını yönelten Zehra Oruç, sektörün nabzını tutacak söyleşiye imza attı: 2019 yılı ilk 6 ayını; geçen yılın aynı dönemine göre değerlendirir misiniz? (Büyüme/daralma söz konusu mu? Rakamsal verilerle destekleyerek nedenlerini açıklar mısınız? Geçen yılın ikinci yarısından itibaren negatif sinyaller veren sektörümüz 2019 yılının ilk altı ayında da ne yazık ki bu görünümünü korudu. Tüm olumsuzluklara rağmen üretim gayretlerini sürdürmeye çalışan sanayicilerimiz, 2019 yılın ilk yarısında bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla miktarda yüzde 11 azalışla 4,5 milyon ton, değerde ise yüzde 18 düşüş ile 15,9 milyar dolarlık plastik mamul üretimi gerçekleştirdiler. Bu dönemde, sanayinin içinde bulunduğu duruma ilişkin en önemli göstergelerinden biri olan makine ve teçhizat yatırımlarından da kötü haberler gelmeye devam etti. Plastik sektörümüzde 2019’un ilk yarısındaki makine teçhizat

yatırımları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 42 azaldı ve altı ayda sadece 306 milyon dolarlık makine teçhizat yatırımı gerçekleşti. 2019’un ilk altı ayında plastik mamul iç pazar tüketimi de geçtiğimiz yılın aynı dönemi ile karşılaştırıldığında miktarda yüzde 15 azalışla 3,8 milyon tona, değerde yüzde 20 azalışla 14,8 milyar dolara düştü. Sektörümüzün altı aylık görünümünü ortaya koyan son veriler iç pazardaki daralmanın panzehri olarak gördüğümüz ihracatın da artık güvenli liman olmadığını gösteriyor. Yılın ilk yarısında kur avantajına rağmen ihracatımızın değerde sadece yüzde 1 artışla 2,4 milyar dolar olarak gerçekleştiğini görüyoruz. İçeride ve dışarıda yaşanan zorluklara karşın ülke ekonomisine verdiği katkıyı sürdürmek için var gücü ile çalışan plastik sektörümüzün çıkış yolu ihracattadır. Ancak firmalarımızın masraflarını azaltacak ve ihracat yapmalarını sağlayacak çözümler geliştirmeleri gerekiyor. Örneğin; lojistik maliyetleri ve bunlarla bağlantılı limanlarda alınan birçok yan masraf ihracatı zorlaştırıyor. Yurt dışı fuarlara milli katılım bedelleri çok pahalı ve stantlar firmaların markalarını öne çıkarmaktan çok uzak. Bu konuda hızlı bir seferberliğe ihtiyaç var. PAGEV olarak her zaman sektörümüzü de kapsayan sorunların çözümünde ilgili kurumlarla birlikte hareket etmeye hazır olduğumuzu ifade etmek isterim.

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

187


Ülkemizde plastik alışveriş poşeti üreten 2 bine yakın firma mevcut. Bu firmalarımız yıllık 300 bin ton üretim gerçekleştiriyor. Yılın başında uygulanmaya başlanan ücretli plastik poşet uygulaması ile ağır darbe alan bu sanayicilerimizden bazıları firmalarını kapatmak zorunda kalırken bazıları da küçülmeye gidip buna bağlı olarak da çalışan sayılarını azaltmak şeklinde kendilerini korumaya çalışıyorlar. Özelde plastik alışveriş poşetleri genelde ise plastiklerle ilgili kısıtlamalarda çeşitli hatalar yapılıyor. Örneğin; Avrupa Birliği’nde plastiklerle ilgili kısıtlamalar AB’de üretilmeyen ürün gruplarını kapsıyor. Poşeti Türkiye ve Vietnam’dan alan AB ülkeleri için plastik poşetlere kısıtlama getirmek doğal bir sonuç. Türkiye’de de kısıtlamalara gidilirken neleri ürettiğimiz ve sanayimizin nasıl etkileneceği noktasında akılcı politikalar izlememiz büyük önem taşıyor. Bilimsellikten uzak yaklaşımlar, Avrupa’nın en büyük

188

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

ikinci, dünyanın en büyük altıncı üreticisi konumunda olan plastik sektörümüzü yıkıyor, binlerce kişiyi işsiz bırakıyor. Bu doğru bir yöntem değil. Plastik mamul satılmayınca, hammadde satılmıyor, geri dönüşüm için atık kalmıyor, makine satılmıyor, kalıp satılmıyor.

civarında üretici firmamız faaliyet gösterirken bu firmaların istihdam hacmi yaklaşık 250 bin kişi. 2 bin firmamız plastik poşet üretiyor. Söz konusu firmaların istihdam ettiği kişi sayısı ise 20 bin.

2019 ilk yarısı itibari ile ithalat/ ihracat rakamlarını paylaşır mısınız? Bugün şirketler kurulu kapasitelerinin Plastik sektörümüz doğrudan ve dolaylı toplam 12 milyar dolarlık ortalama ne kadarını kullanıyor? ihracata imza atıyor, 150 ülkeye 2018 yılı genelinde plastik mamul ihracatı gerçekleştiriyor. sektörümüzde kapasite kullanım Ayrıca otomotiv, ambalaj, inşaat oranı yüzde 75 olmuştu. Bu yılın ve elektronik gibi ihracatçı sektörler Ocak-Haziran 2019 döneminde ise kanalı ile yarı mamul ve mamul sektörümüzdeki kapasite kullanımı şeklinde önemli miktarda dolaylı yüzde 72,1 seviyesinde gerçekleşti. ihracat yapıyor. Sektörümüzdeki kapasite kullanım Geçen yıldan bu yana üretim ve oranını geçen yılın 6 aylık dönemi ile kıyasladığımızda yüzde 4,3’lük bir iç pazarda yaşanan daralmayı ihracat ile dengelemeye çalışan gerileme görüyoruz. firmalarımız, kur avantajına rağmen Plastik poşet üreticisi firmalarımız ihracatta da beklentilerin gerisinde özelinde ise kapasite kullanım kalan bir performans gösterdi. Plastik oranını yüzde 50 olarak belirtebiliriz. mamul ihracatı 2019 yılı OcakHaziran döneminde geçen senenin Sektörün toplam istihdamı nedir? aynı dönemine kıyasla yüzde 1 Plastik sektörümüzde bugün 11 bin yükselişle 2,4 milyar dolar olarak gerçekleşti. Yılın ilk yarısında plastik mamul ithalatı ise miktarda yüzde 15 düşüşle 270 bin tona; değerde yüzde 20 düşüşle 1,2 milyar dolara geriledi. Hammadde tarafına bakacak olursak ithalat rakamları şöyle gerçekleşti: 2019 yılının ilk yarısında 3,5 milyon ton ve 4,7 milyar dolarlık plastik hammadde ithalatı yapıldı. Yılın altı ayındaki yerli hammadde üretimi ise 507 bin ton seviyesinde kaldı. Sektörümüzün hammaddede yüksek ithalat sorununda bir değişiklik olmadı. Plastik üretiminde kullanılan hammaddelerde ülkemiz yüksek oranda dış ticaret açığı verirken plastik mamulde ise tam tersi dış ticaret fazlası vermektedir. Plastik mamul sektöründe 2019 yılının ilk yarısında miktarda yüzde 23 artışla 662 bin ton ve değerde yüzde 42 yükselişle 1,1 milyar dolar dış ticaret fazlası verildi.


Sektörde kapanan iflas eden, konkordato veren şirketler var mı? Sayıları nedir? Hangi illerde ve büyüklüğü hakkında bilgi verir misiniz? Türkiye’nin hemen tüm illerinde plastik üretimi yapan firmalarımız mevcut. Bugün başta İstanbul, İzmir ve Gaziantep olmak üzere birçok firmada küçülme ve kapanmalar yaşandığını üzülerek görüyoruz. Özellikle İzmir’de birçok firmamız bu süreçten olumsuz etkilendi. Kapanan firmalar sadece istihdam kaybı olarak görülmemeli aynı zamanda bu firmalardaki knowhow’ı kaybediyoruz. Bu ne yazık ki yerine kolay kolay konulamayacak bir kayıp. İran’dan ithal edilen poşetlere antidamping uygulandı mı? Ne kadar ithalat yapıldı? Bu konuda bugün yaşanan süreç nedir? Başta İran menşeli olmak üzere ithal plastik alışveriş poşetleri ülkemizde birçok noktada satılıyor. Hammadde maliyetinin de altında fiyatlarla yurt içinde piyasaya sürülen ithal poşetler yerli sanayicilerimizin üretimini olumsuz etkiliyordu. Bu durumun yurt içi üretim ve istihdama zarar vermesinin engellenmesi maksadıyla plastik poşetlerle ilgili koruma tedbirleri alınmasının faydalı olacağını Şubat ayında Ticaret Bakanlığı İthalat

Genel Müdürlüğü ile paylaşmıştık. Ardından konuyu Başkanlığını yaptığımız TOBB Plastik, Kauçuk ve Kompozit Sanayi Meclisine taşıdık ve koruma tedbirleri alınması yönünde bir karar çıkarttık. Yine 31 Ağustos 2019 tarihinde İstanbul’da geniş katılımla gerçekleştirdiğimiz “Poşet Üreticileri Komitesi” toplantımıza davet ettiğimiz Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı İthalat Genel Müdürlüğü bürokratlarına konunun detaylarını anlatıp piyasaya giriş yapan ürünler ve giriş yöntemlerine ait tüm detayları paylaştık. Yaptığımız çalışmalar sonucunda plastik poşet ithalatında gözetim belgesi alınması zorunlu hale getirildi. Sesimize kulak verip plastik poşet ithalatında Ticaret Bakanlığı’ndan Gözetim Belgesi alınmasını zorunlu kılan tüm yetkililere minnet duyuyoruz. Bu konuda yerli sanayicinin yanında duran tavırları ve özverili çalışmaları için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ve TOBB’a da ayrıca teşekkürlerimizi sunuyoruz. PAGEV olarak sanayimizin önündeki engelleri kaldırmak noktasındaki kararlı mücadelemiz ilerleyen dönemde de devam edecek. Eklemek istediğiniz veri ve bilgiler var mı?

Sektörümüze yakın zamanda olumlu yansıyabilecek bir konuyu da sizlerle paylaşmak isterim. Bildiğiniz gibi ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşı inişli çıkışlı bir seyirde devam ediyor. Trump yönetimi Çin’den aldığı pek çok ürün kalemi için alternatif ülke arayışını sürdürüyor. ABD – Çin ticaret savaşının sonucu olarak ABD’nin Çin’den yaptığı ithalat Türkiye gibi ülkelere yönelecek ve ABD pazarı Türkiye için büyük bir potansiyel ihracat pazarına dönüşecek. Bu fırsatı çok iyi değerlendirmemiz gerekiyor. ABD’nin plastik mamul ihracatından Türkiye’nin aldığı pay sadece yüzde 0,02 seviyesinde. Oysa Türkiye plastik sektörü olarak bu rakamı yukarıya taşıma ve ABD – Çin ticaret savaşı nedeniyle ortaya çıkacak büyük ABD pazarına yönelik ihracat potansiyelini; altyapımız, üretim kabiliyetimiz ve teknolojimiz ile karşılayabilecek güce sahibiz. Söz konusu kapının açılması daha yüksek fiyatlarla ihracat, daha yüksek ciro ve katma değer demek. ABD’nin geçtiğimiz yıl Çin’den yaptığı 44 milyar dolarlık plastik mamul ithalatının Türkiye’ye kayması demek sektörün üretim kapasitesinin önemli ölçüde artması demek. AB ülkelerinin tersine Çin’in yıkıcı etkisi ile mücadele etmeye çalışan ABD’de plastik sektörüne yönelik herhangi bir kısıtlama söz konusu değil. Dolayısıyla bu durum bizim için bir avantaj. Dünyanın en büyük plastik ürün kullanıcısı olan ABD, Türkiye için çok cazip bir pazar konumunda. Çin şu an ABD’nin 260 milyar dolarlık plastik mamul ithalatında yüzde 44 ile aslan payını elinde tutsa da değişen koşullarda bunu sürdürmesi mümkün görünmüyor. ABD pazarında Çin’in boşluğunu Türkiye gerek büyüklüğü gerekse de fiyat avantajı ile doldurabilecek en ideal ülke konumunda bulunuyor. PAGEV olarak konu ile ilgili çalışmalarımızı ilgili Bakanlık ve ABD Ticaret Heyetleriyle dirsek temasında yürütüyoruz. ABD kapısını zorlamaya ve Çin’in yerini almaya kararlıyız. P

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

189


General Makina’dan YIZUMI

C Serisi MultiPRo

G

eneral Makina, teknoloji ve bilgi çağının bilimsel anlayışıyla çalışan öncü firmalar arasında yer alıyor. Alanında uzman, deneyimli, özverili, genç ve dinamik kadroya sahip olan firma, teknolojiyi yakından takip ederek kalitesini günden güne arttıran, fiyat–performans oranı ile üstün hizmet seçenekleri sunan ve kendilerini dünyaya kanıtlamış ünlü firmaların mümessilliğini yapıyor. Bu firmalardan biri de YIZUMI... Yaklaşık 11 yılı aşkın süredir YIZUMI ile Türkiye’de; Plastik ve Kauçuk sektörüne hizmet eden General Makina, bu kapsamda YIZUMI’ye ait farklı 2 model, çok bileşenli plastik enjeksiyon makinalarını sektörün hizmetine sunuyor. YIZUMI, C Serisi MultiPro/Çoklu Bileşen Teknolojisine Sahip Enjeksiyon Makinaları Çoklu bileşen teknolojisi, enjeksiyon makinalarındaki üretimde yeni olanakların kapısını açmakta. Bu

190

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

teknoloji; birden fazla rengi ve birden fazla malzemeyi bir kalıpta ve bir makinada birleştirir. Bu sayede plastik parçaları; tasarım ve işlevsellik bakımından geliştirir. Çok komponentli parçaların, bağımsız enjeksiyon üniteleri aracılığıyla, sonradan montaj olmadan tek bir süreçte üretilmesi sayesinde müşterilere yeni olanaklar sunulmakta. Modern tasarım ve uygulama teknolojisinin gelişimi ile birlikte çok malzemeli enjeksiyon kalıplama ürünleri otomotiv, beyaz eşya, gıda sektörü, mutfak malzemeleri, elektrikli ev aletleri endüstrilerinde daha popüler hale geldi. Kalıplamanın kalitesini ve verimliliğini arttırmak, yeni ve farklı ürünleri müşterilere sunmak için birçok firma çok bileşenli enjeksiyon teknolojisine daha fazla gereksinim duymakta. YIZUMI makas sistemli, Geniş Plakalı C Serisi ile 120 Ton ile 750 Ton arasında, farklı kombinasyonlarda enjeksiyon

PLASTEURASIA 2019 SALON NO: 2

STANT: 214

ünitelerine sahip makinalarını sektörün beğenisine sunuyor. Özellikle Döner Tabla Sisteminin kendi bünyemizde üretilmesi ve bu döner tablanın üst düzey servo motorlar ile kontrol edilmesi sayesinde üst düzey hassasiyette üretime olanak veriyor. Yizumi, MultiPro teknolojisi ile farklı ürün uygulamalarına bağlı olarak farklı tip ve boyutlarda enjeksiyon ünitelerinin modüler sistemlerini tasarlayabilmekte. Böylece müşterilere, piyasanın bireysel ihtiyaçlarını karşılamak için esnek ve hızlı çözümler sunulmakta. MultiPro çok bileşenli kalıplama işlemini başarıyla uygulayan YIZUMI, Alman teknolojisini de kullanarak 2016’da özellikle otomotiv endüstrisinde çok malzemeli uygulamaları derinlemesine geliştirdi. Bu teknoloji, iki renkli far, araba koltuğu dekorasyonu, araba merkezi konsolu ve diğer otomobil parçaları gibi teknik ürünler üretmek için de kullanıldı.


Yeni nesil Üstün Çözümler Yeni nesil çift komponentli C serisi üst düzey enjeksiyon makinesi üstün çözümler sunuyor: (1) Daha yüksek stabilite: “Akıllı dengeleme teknolojisi” sayesinde enjeksiyon kalıplama parametrelerini akıllıca ayarlar. Kalıplama kararlılığını daha yüksek hale getirir ve ürün ağırlığı tekrarlanabilirliği %1’e kadardır. (2) DCPC dijital kapalı devre konumlandırma teknolojisi: Bu teknoloji ile döner tablanın hareketi hızlı ve kararlı şekilde kontrol edilirken; yüksek hassasiyetli doğru konumlandırma sayesinde tekrarlanabilirlik ± 0,001 derecedir. (3) Düşük hız kontrol kararlılığı: Sistem % 5’in altındaki hızlarda dahi enjeksiyon sağlayabilir ve hız sapması 5 değerini geçmez. Sonuç olarak düşük hızlarda daha iyi bir kalıplama işlemi elde edilmesini sağlar. Bu özellik otomobil farının kalıplanması için çok uygundur ve dengesiz enjeksiyon hızının neden olduğu stres ve dalgalanma gibi ürün hatalarını etkili bir şekilde ortadan kaldırır. (4) Enjeksiyon ünitesinde modüler tasarım imkanı: “Esnek yazılım işlevsel kombinasyon teknolojisi” ile enjeksiyon ünitesi ve işlem sırası hızlıca değiştirilebilir. Böylece müşteriler kendi ürün gereksinimlerine göre farklı enjeksiyon üniteleri seçebilirler. Örneğin; hassas ürünlerin üretimi için normal, çok malzemeli ürünler için elektrikli, sıradan çok malzemeli ürünler için hidrolik ve silikon ürünler için silikon enjeksiyon ünitesini

seçebilirler. YIZUMI, DP ve D1 Serisi MultiPro/Çoklu Bileşen Teknolojisine Sahip Çift Plaka Enjeksiyon Makinaları Son yıllarda büyük ölçekli plastik enjeksiyon makinası pazarında, “Çift plakalı büyük makina” trend haline gelmeye başladı. Endüstriyel ürünlere olan gereksinimler arttıkça, özellikle hızlı büyüyen otomotiv endüstrisinde çok malzemeli kalıplama kapasitesine sahip çift plakalı enjeksiyon kalıplama makinası daha da fazla dikkat çekmekte ve enjeksiyon kalıplama alanında yeni çözümleri ortaya koymakta. Son yıllarda, derinlemesine pazar araştırması yapan YIZUMI, ileri Alman teknolojisi entegrasyonunu makinalarında kullanarak, mevcut üst düzey çift plakalı makina serisine MultiPro çok malzemeli enjeksiyon kalıplama çözümünü de entegre etti. Çift plaka sistemli çok bileşenli

enjeksiyon makinaları; paralel tek silindirli enjeksiyon kullanımı ve ayarlanabilir meme merkez mesafesi sayesinde özel uygulamalar sürecinde müşterilerin ihtiyaçlarını karşılamakta. Maliyeti azaltmak için mevcut iki plaka makinasına dayanarak tasarlanan makinalarda döner tabla sisteminin tasarımı ve kullanımı çok önemli. Çok daha yüksek fiyatlı olan bağımsız döner tabla ile karşılaştırıldığında çeşitli teknolojileri mekanik, elektrik, hidrolik ve yazılım alanlarında birleştiren entegre döner tabla sistemi müşterilere verim ve maliyet açısından büyük avantajlar sağlıyor. Döner tabla, aynı silindir üzerindeki hareketli plaka ve döner şaftla birlikte çalışmasına izin vermek için enjeksiyonlu kalıplama makinasının hareketli plakasına monte edilmiştir. Oldukça verimli yapıya sahip olan döner tabla, yüksek derecede otomasyon ve güvenilir performansa sahip. Ayrıca tablanın torkunu ve hızını kontrol etmek için de servo motor ve dişli sürücüsü kullanılmakta. Yizumi tarafından başarı ile uygulanan çok bileşen malzemeli çift plaka makina serisi, pazarda günden güne artan taleple ilgi görüyor. Yizumi, MultiPro üçlü malzemeli çift plakalı makinasını General Makina olarak bizlerin de desteği ile geçen seneki Plast Eurasia İstanbul Fuarı’nda sergilemiştir. P

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

191


ATIK İTHALATI ÇALIŞTAYI’NDA SORUNLARA ORTAK ÇÖZÜM ARAYIŞI 192

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152


Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Birpınar ve sektör temsilcilerinin katıldığı Atık İthalatı Çalıştayı’ndan çıkan 9 maddelik sonuç bildirisini TOBB Plastik Kauçuk ve Kompozit Meclis Başkanı Eroğlu açıkladı

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 150

193


Plastik, Kağıt ve Cam Sektörleri görüşlerini sundu Atık İthalatı ile uygulamaların güçlendirilmesi, geliştirilmesi ve ilgili paydaş gruplarla bilgi alışverişinde bulunulması, Çevrenin Korunması Yönünden Kontrol Altında Tutulan Atıkların İthalat Denetimi Tebliği ile ilgili yapılacak iş ve işlemlerin müzakere edilmesi amacıyla Antalya’da düzenlenen “Atık İthalatı Çalıştayı” 9 maddelik sonuç bildirgesiyle tamamlandı. Çalıştay’a Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı üst düzey yetkilileri, TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Zeki Kıvanç, TOBB Plastik Kauçuk ve Kompozit Sanayi Meclis Başkanı ve aynı zamanda PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu ile cam ve kağıt sektörlerinin STK Başkanları katıldı. Türkiye’de faaliyet gösteren geri dönüşüm firmaları, Sokak Toplayıcıları Derneği ve diğer paydaş kurumlar da Atık İthalatı Çalıştayı’na ilgi gösterdi. Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Birpınar, Çalıştay’ın sonuçlarının açıklandığı son günkü oturumda yaptığı konuşmada, bu tür etkinliklerin sektörler arasındaki iş birliğini arttırdığını ve karar verilirken “SEKTÖRLERİ ZORA SOKACAK KARAR ALINMAMALI”

194

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

tüm tarafların istişare etmesinin önemine vurgu yaptı. Kamu olarak sanayinin her kesiminin yanında olduklarının altını çizen Bakan Yardımcısı, bu tarz toplantıların daha sık yapılmasını düşündüklerini sözlerine ekledi. Sıfır Atık Yönetmeliği’nin önemine de değinen Birpınar, ilerleyen süreçte tüm Yönetmelik/mevzuatların Sıfır Atık Yönetmeliği ile uyumlu hale getirilmesini arzu ettiklerini söyledi. Geri dönüşüm sektörünün önümüzdeki dönemde hızla büyüyeceğine vurgu yapan Birpınar, sektörün yatırımcılar için en gözde alanlardan biri haline dönüşeceğini kaydetti. Bakan Yardımcısı, Çalıştay’daki istişarelerden sonra ortaya çıkan 9 Maddelik Sonuç Bildirisi’nin, Bakanlıkça değerlendirildikten sonra tüm taraflara iletileceğinin bilgisini paylaştı. Kapanış

Atık İthalatı Çalıştayı’na Türkiye Odalar Borsalar Birliği’ni (TOBB) temsilen katılan Yönetim Kurulu Üyesi Zeki Kıvanç, yaptığı konuşmada süreci özetlerken 11 Eylül tarihinde TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu ve Türk- İş Başkanı Ergün Atalay başkanlığında tüm tarafları bir araya getirdiklerini ve o toplantıda mutabakata vardıklarını anımsattı. Kamuoyuyla da paylaşılan 9 maddelik mutabakat

oturumunda katılımcılar, söz alarak beklentilerini Bakan Yardımcısı Birpınar’ a ilk ağızdan iletme imkânı buldular. İki gün süren Çalıştay’da Plastik, Kağıt, Cam ve Diğer Atıklar konulu ayrı ayrı oturumlar yapılarak sektörlerin öncelikli sorun ve çözüm önerileri detaylı olarak istişare edildi. Plastik İhtisas Oturumunun Başkanlığını TOBB Plastik, Kauçuk ve Kompozit Sanayi Meclis Başkanı Yavuz Eroğlu, Kâğıt İhtisas Oturumunun başkanlığını TOBB Kâğıt ve Kâğıt Ürünleri Sanayi Meclis Başkanı Erdal Sükan, Cam ve Diğer İhtisas Oturumunun başkanlığını ise TOBB Cam ve Cam Ürünleri Sanayi Meclis Başkanı Gizep Sayın yürüttü. Çalıştay’ın son gününde oturum başkanları tarafından derlenen sorun ve çözüm önerileri sunum şeklinde katılımcılara aktarıldı.

maddelerinin her birinin önemli olduğu belirten Kıvanç, tüm paydaşlar olarak “ton başı fona” kesinlikle karşı olduklarını sözlerine ekledi. Kamunun, jeopolitik ve küresel iktisadi risklerin her geçen gün arttığı dönemde, sektörleri zora sokacak kararlar almayacağını ümit ettiklerini de belirten Kıvanç; ayrıca zehirli atık, kontrolsüz atık ve çöp ithalatına da mutlak suretle karşı olduklarının altını çizdi.


Çalıştay’da ortaya çıkan 9 maddelik öncelikli sorun ve çözüm önerileri gerekmektedir. Konuyla ilgili kademeli ve sürece yayılmış geçişe ihtiyaç vardır.

Atık İthalatı Çalıştayı, Oturum Başkanlığını yapan TOBB Plastik Kauçuk ve Kompozit Sanayi Meclisi Başkanı Yavuz Eroğlu, toplantıya katılan sektör temsilcilerinin de görüşlerini içeren 9 maddelik öncelikli sorunlar ve çözüm önerilerini şu şekilde açıkladı. 1- SORUN: Yıllık Atık İthalatı Kayıt Belgesi ve Tahsisat Tablosu düzenlenmesi ÇÖZÜM ÖNERİSİ: Firma karnesi yani firmanın Kimlik Kartının oluşturulması (Ör; lisansları, kalite belgeleri, kapasite raporu, Ticari Faaliyet Belgesi vb) Lisansındaki atık kodları ile ithal edeceği malzemenin GTİP no’larının eşleştirilmesi Kapasite Raporunda belirtilen kadar ithalat yapabilmesi Metal Hurda İthalatçı Belgesinde olduğu gibi söz konusu belgenin 2 yıllık düzenlenmesi, Tahsisat tablosunun elektronik ortamda erişilebilir olması ve takibinin sağlanması 2- SORUN: Kaynakta ayrı toplamanın yetersiz olması sebebiyle geri kazanım sektörünün ihtiyaç duyduğu kaliteli ve yeterli miktarda, sürdürülebilir hammaddenin ülke içerisinden temin edilememesi ÇÖZÜM ÖNERİ: Kaynakta ayrı toplamanın belediyeler tarafından ev, iş yeri, konut ve sitelere inmesi ve her atık türünün ayrı kutularda toplanması. Her atık türü için haftanın bir günü ya da miktara göre toplama günleri belirlenip bu atıkların ayrı araçlarla toplanması ve bu sayede ayrıştırma prosesinde tasarrufa gidilmesi, Avrupa’da olduğu gibi hane halkına değerlendirilebilir atıkları evsel atıklarla karıştırması halinde ceza uygulanması ve ev sahibi tarafından doğru şekilde atığı ayrıştırana kadar atıklarının toplanmaması

3-SORUN: Atık ithalatına yönelik getirilecek ek vergi, harç vb maliyetlerin sektörün rekabet gücünü azaltması ÇÖZÜM ÖNERİSİ: Hizmet bedeli ile ilgili ithalatçı kayıt belgesi getirilmesi ve 2 yıllık periyotlarda beyan usulü kapasite raporuna göre Çevre Katkı Payı alınması, Liman maliyetlerinde iyileştirme sağlanması 4- SORUN: Gümrüklerde analiz istenmesi durumunda analiz süreçlerinin uzun zaman alması ve maliyetleri artırması, ÇÖZÜM ÖNERİSİ: Tebliğe hangi koşullarda analiz yapılmasına ihtiyaç duyulacağına dair açıklayıcı hükümlerin eklenmesi. Bu hükümler belirlenirken de Avrupa’da İyi Uygulamalara sahip ülkelerde uygulanan metotlar araştırılarak tebliğin buna göre düzenlenmesi (Ör; İsveç, Danimarka)

6- SORUN: Safsızlık kriter tespitinin muallak bir ifade olması ve analizinin zor olması nedeniyle mümkün görünmemesi, ÇÖZÜM ÖNERİSİ: İthal edilen hurdalarda herhangi bir standart olmadığı gibi uluslararası akredite denetim şirketi SGS’den de bu tür hurdalarda saflık analizinin yapılmasının mümkün olmadığı görüşü bildirilmiştir. Dolayısıyla hurda plastik ithalatında safsızlık kriteri getirilmesi ölçülebilir bir uygulama olmayacaktır. 7- SORUN: Geri kazanımdan elde edilen granüllerin ihracatında istenen karşı ülke kabul yazısının alınmasının güçlüğü (bazı durumlarda alınamaması) ve bu nedenle ihracatının yapılamaması, ÇÖZÜM ÖNERİSİ: Geri dönüşümden elde edilmiş granüllerin atık kapsamından çıkartılması gerekmektedir. 8- SORUN: Yetkisiz kişi veya firmalar tarafından lisanslı firmaların belgeleri kullanılarak atık ithalatı yapılması, Lisans kriterlerinin yetersizliği, ÇÖZÜM ÖNERİSİ: Bakanlıktaki mevcut kriterlere ilaveten 24 saat üzerinden hesaplanarak kapasite raporlarına göre lisansların tekrar güncellenmesi gerekmektedir.

9- SORUN: Atık ithalatı yapan firmaların kapasitelerinin üzerinde 5- SORUN: Bakanlığın daha önceki ithalat yapmaları, girdi ve çıktılarının takip edilememesi, açıklamalarında belirtilen %40’lık ÇÖZÜM ÖNERİSİ: Atık Kayıt ithalat kotasının yerli toplama Belgesi’nin 24 saat esasına göre kapasitesi yetersiz olduğu için yapılmış Kapasite Raporuna bağlı sektörü olumsuz etkileyeceği, olarak düzenlenmesi. Özellikle ÇÖZÜM ÖNERİSİ: Şu anda ithalat yapan Geri Kazanım kapasite raporu kadar ithalata izin verilmesi, yurt içinde toplanan Tesislerinin lisans kriterlerinin kapasite raporlarına göre atık kapasitesinin artması halinde güncellenmesi. P getirilecek kotanın belirlenmesi PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

195


DÖNGÜSEL PLASTIK İTTİFAKI 10 MILYON TONLUK HEDEF IÇIN TOPLANDI Avrupa Birliği, 2025 itibariyle AB pazarında 10 milyon ton geri dönüştürülmüş plastiğin yeni ürünlerde yer alması ve 2016’ya kıyasla %150 artış elde edilmesini hedefliyor

196

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152


PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

197


P

AGEV Başkanı ve EuPC Yönetim Kurulu Üyesi Yavuz EROĞLU, AB’deki Plastik Mamul üreticilerini temsilen “Döngüsel Plastik Birlikteliği” toplantısına katıldı. Avrupa Parlamentosunda gerçekleştirilen toplantıda 2025 yılına kadar Avrupa’da her sene 10 milyon ton geri dönüştürülmüş hammaddeden plastik ürün yapılması hedefine nasıl ulaşılacağı konusunda paydaşlarla istişareler ve görev bölümleri oluşturuldu. Avrupa Komisyonunun Sanayi’den sorumlu Genel Müdürlüğün himayelerinde gerçekleşen toplantıda özellikle bu hedefe ulaşmak için Plastik ürünlerin nasıl dizayn edileceği, geri dönüşüm için toplanan atıkların kalitesi, bunları mamullerde kullanmak için teknikler ve tüm bu sistemin denetimi konusunda birçok öneriler paylaşıldı. Döngüsel Plastik İttifakını değerlendiren Avrupa komisyonu Başkan Yardımcısı Frans Timmermans “Sanayicilerimizin Plastiği üretim ve tüketim şeklini tekrar değerlendirip yeni bir yön vermesi çabalarını memnuniyetle karşılıyorum.Etkin ve Verimli bir geri dönüşümle gezegenimizi temizleyip, fosil yakıtlar yerine plastik atıkları hammadde olarak

198

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

kullanacağız” dedi. PAGEV Başkanı ve EuPC Yönetim Kurulu Üyesi Yavuz Eroğlu “Plastik üreticileri olarak plastiklerin; piknik alanlarında ve denizlerde yeri olmadığını çok iyi biliyoruz. Ama hayatımızı iyileştiren birçok şeyde plastik var. Yani Plastiklerin hayatımızda Yeri Çok. Bunun için özellikle plastiklerin doğru bir şekilde toplanarak geri dönüştürülmesi gerekiyor. İş geri dönüştürmekle de bitmiyor. Geri dönüşmüş plastik hammaddeleri, tekrar ürünlerde kullanmakta önemli. Böylece aynı plastiği defalarca kullanmak mümkün. Dünya çapında büyük yiyecek, içecek, deterjan firmaları da daha fazla geri dönüştürülmüş hammadde içeren ambalajları talep etmeliler. Ve tabii tüketicilerde geri dönüşümden yapılan ürünlere çevreyi korumak için daha fazla sarılmalılar. İşte biz bugün burada bu dönüşümde önemli söz sahibi olan Avrupa’da bunu gerçekleştirmek için bir araya geldik” dedi. Döngüsel Plastik İttifakı Aralık 2018’de Avrupa Komisyonu tarafından, Birinci Başkan Yardımcısı Timmermans ve Başkan Yardımcısı Katainen’in desteğiyle, Avrupa Birliği’nde sanayi sektörünün daha fazla geri dönüştürülmüş

plastik kullanmaya yönelik gönüllü taahhütlerini (Avrupa gönüllü taahhüt kampanyası) ileri götürmek üzere kuruldu. Avrupa Birliği’nin hedefi, 2025 itibariyle AB pazarında 10 milyon ton geri dönüştürülmüş plastiğin yeni ürünlerde yer alması ve 2016’ya kıyasla %150 artış elde edilmesidir. Döngüsel Plastik İttifakı imzacıları, 20 Eylül 2019 tarihinde kabul ettikleri bildirge ile 10 milyon ton hedefine ulaşma taahhütlerini ve bunun için yapacakları eylemleri açıkladılar.. Plastik değer zincirinin tümünü temsil eden 147 paydaş örgüt bildirgeyi imzaladı. 19 Kasımda yapılan bu toplantı İttifak Ambalaj Çalışma Grubunun ilk toplantısıydı. Avruap’nın Gıda,İçecek, Plastik,Geri Dönüşüm gibi ana sektörlerinin sivil toplum kuruluşları yanında Danone,CocaCola, Pepsi, Unilever gibi bir çok önemli kuruluşu bu gönüllü anlaşmaya imza atmış durumda. Bu toplantıya yalnız Döngüsel Plastik İttifakı bildirgesini imzalamış kuruluşlar katılabildi. Brüksel merkezli “Avrupa Birliği Plastik Mamül Üreticileri” derneğinin Yönetim Kurulu Üyesi olan PAGEV Başkanı Eroğlu toplantıya Arupa’daki mamül üreticilerini temsil etmek üzere toplantıda yer aldı. P


Döng ü birlik sel plasti k t imza eliğine a 100’ tan ün üzeri n d e ve si vil to firma kuru plum luşla rı •Agriculture Products Europe (APE Europe) •Arla Foods •Asociación Española de Industriales de Plásticos (ANAIP) •Associação das Empresas Portuguesas para o Sector do Ambiente (AEPSA) •Association of Cities and Regions for Sustainable Resource Management (ACR+) •AST Kunststoffverarbeitung GmbH •AST Plastic Containers UK LLP •AST Plastic Packaging Benelux bvba •BASF •Borealis •CEFLEX, A Circular Economy for Flexible Packaging •CEN-CENELEC •Chemical Recycling Europe •Chevron Phillips Chemicals International NV •Citeo •Cobelplast NV •Coca Cola in Europe •Coop Italy •Coopbox Group •Covestro •CROCCO SpA •Danone •Der Grüne Punkt- DSD Duales System Holding GmbH & Co. KG •Digital Europe Elipso •Essenscia •Eurocommerce •European Association of Automotive Suppliers (CLEPA) •European Automobile Manufacturers’ Association (ACEA) •European Brands Association (AIM) •European Carpet and Rug Association (ECRA) •European Chemical Industry Council (CEFIC) •European Composites Industry Association (EUCIA) •European Composites, Plastics and Polymer Processing Platform (ECP4) •European Federation of Bottled Waters (EFBW) •European Federation of Waste

Management and Environmental Services (FEAD) •European Manufacturers of Expanded Polystyrene (EUMEPS) •European Organisation for Packaging and the Environment (EUROPEN) •European Plastic Pipes and Fittings Association (TEPPFA) •European Plastics Converters (EuPC) •European Plastics Recycling Organisations (EPRO) •European PVC Profiles and Related Building Products Association (EPPA-profiles) •European Recycling Industries’ Confederation (EuRIC) •European Snacks Association (ESA) •Extended Producer Responsibility Alliance (EXPRA) •Fédération de la Plasturgie et des Composites (FED-Plasturgie) •Federation of Reinforced Plastics (AVK) •Fernholz GmbH & Co.KG •Ferrero •Flexible Packaging Europe •FoodDrinkEurope •Formteile - Ben Neudel GmbH •Fuerst GmbH •Gesamtverband Kunststoffverarbeitende Industrie e. V. (GKV) •Groupe Barbier •Henkel AG & Co. KG •Home Appliance Europe (APPLIA) •Incoplas •Industrievereinigung •Kunststoffverpackungen e.V. (IK) •International Association for Soaps, Detergents and Maintenance Products (AISE) •INTRAPLAS - Indústria Transformadora de Plásticos, S.A. •ipa-plast KG •Italian Plastics and Rubber Processing Machinery and Moulds Manufacturers Association (AMAPLAST) •Joh. Sieben GmbH •KISICO GmbH

•Klöckner Pentaplast – KP Films •Kurtz Holding GmbH & Co. Beteiligungs KG •LATI Industria Termoplastici S.p.A Leygatech •Lightweight Containers •L’Oréal •MAAG GmbH •MACPAC SA •Mars •Mondelēz International •Municipal Waste Europe (MWE) 6 •Nestlé •OneCircle •Online Laminating & Technology Center GmbH & Co KG •Orgalim •PEKU Folien GmbH •Pepsico •Petcore Europe •PET-Verpackungen GmbH •Plastics Europe •Plastics Recyclers Europe (PRE) •Polyolefins Circular Economy Platform (PCEP) •Pöppelmann Holding GmbH & Co. KG •Portugal Producer Responsibility Organisations Packaging Alliance (PROsPA) •Recticel •RENOLIT SE •RKW SE •Seufert Transparente Verpackungen GmbH •Silver Plastics GmbH & Co. KG •SiriusPro GmbH •Soft Drinks Europe (UNESDA) •Styrenics Circular Solutions (SCS) •Südpack Verpackungen GmbH & Co.KG •The Compost Bag Company nv •TNO •Unilever •Valencian Plastics Companies Association (AVEP) •Vinylplus •VTT •Werke Alwin Lehner GmbH & Co KG (ALPLA)

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

199


200

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152


İ C İ T E K Ü T E V İ C İ ÜRET I M M A Z İ N E Y E T POŞET Z A M A R I KALD PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

201


PAGEV Plastik Poşet Üreticileri Komitesi, Çevre Bakanlığı’ndaki toplantıda sektörün daha fazla zarar görmemesi için poşet ücretinin 2020’de kesinlikle arttırılmamasını talep etti

1

Ocak 2019 tarihinde yürürlüğe giren Plastik Poşetlerin Ücretlendirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar uyarınca plastik poşetler, satış noktalarında kullanıcıya veya tüketiciye ücret karşılığı veriliyor. Kanunda, uygulanacak taban ücret 25 kuruştan az olmamak üzere Bakanlıkça oluşturulacak komisyon aracılığı ile belirlenir ve her yıl için güncellenir” maddesi de yer almakta. 2020 yılı poşet fiyatının belirlenmesi için yapılan komisyon toplantısı 20 Kasım 2019 tarihinde

202

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nda yapıldı. Mevzuat, fiyat indirimine müsaade etmemektedir ancak fiyat artışı engellenebilir. Bu sebeple PAGEV Plastik Poşet Üreticileri Komitesi üyelerinden oluşan heyet, söz konusu komisyon toplantısına katılarak zaten zor durumda olan plastik poşet üretim sektörünün ve tüketicilerin daha fazla olumsuz etkilenmemesi adına poşet ücretinin kesinlikle arttırılmamasını talep etti. Söz konusu toplantının ardından açıklama yapan PAGEV Başkanı

Yavuz Eroğlu, “2020 yılında poşet fiyatlarının artmaması için Çevre Bakanlığı Fiyat Belirme Komisyonu toplantısına, TOBB Meclisi ve PAGEV Poşet Sanayicileri Komitesi olarak katılım sağlandı. Toplantıda Perakendeciler, Tüketiciler ve Üreticiler açısından olayın tüm boyutları değerlendirildi. Komisyonda fiyatın arttırılmaması yönünde karar alındı. Bakanlık da kendi görüşlerinin aynı yönde olduğunu belirtti. Bu noktada desteği olan kurum ve kişilere teşekkür ederiz” dedi.


Poşetlerin ücretlendirilmesiyle ilgili kanun ve usul esas Geri kazanım katılım payı EK MADDE 11- Yurt içinde piyasaya arz edilen bu Kanuna ekli (1) sayılı listede yer alan ürünlerden poşetler için satış noktalarından, diğer ürünler için piyasaya sürenlerden/ ithalatçılardan bu listede belirtilen tutarda geri kazanım katılım payı tahsil edilir. Bu listedeki ürünlerden herhangi birinin piyasaya arzının, farklı bir ürünün, malzemenin veya eşyanın ithalatı ile birlikte gerçekleşmesi halinde geri kazanım katılım payı ithalatçıdan tahsil edilir. Bu listede yer alan tutarlar takvim yılı başından geçerli olmak üzere her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır. Bu şekilde hesaplanan tutarların %5’ini aşmayan kesirler dikkate alınmaz. Cumhurbaşkanı, bu suretle tespit edilen tutarları yarısına kadar artırmaya veya indirmeye yetkilidir. Poşet ücreti EK MADDE 13- Kaynakların verimli yönetimi ve plastik poşetlerden kaynaklanan çevre kirliliğinin önlenmesi amacıyla plastik poşetler satış noktalarında kullanıcıya veya tüketiciye ücret karşılığı verilir. Uygulanacak taban ücret 25 kuruştan az olmamak üzere Bakanlıkça oluşturulacak komisyon aracılığı ile belirlenir ve her yıl için güncellenir. USUL ESASTA Buradan anlaşılacağı üzere

Katılım Payı tutarı, yani perakendecinin ödeyeceği ücret için artırılır ifadesi var ancak poşetin satış ücreti için artırılır yazmıyor. Her yıl için güncellenir yazıyor. Dolayısıyla bizlerin talebi; satış noktalarındaki, tüketiciye yönelik plastik poşet fiyatlarının 2020 yılında arttırılmaması yönünde oldu. Bu şekliyle hazineye giden 0,15 kuruş olarak artacak, ancak vatandaşın ödediği 0,25 kuruş artmayacaktır. Böylece çevre için yapılan bir uygulamada, satış noktalarının eskiden bedel almadan verdiği poşetlerden ekstra bir katkı almasının da önüne geçilmiş oldu. YURT DIŞINDAN GELEN POŞETLERİN ÖNÜ KESİLDİ PAGEV Poşet Üreticileri Komitesi, bugüne kadar sektörün yanında yer alıp, sorunlarının giderilmesine yönelik birçok çalışma yaptı. Komitenin, yaptığı çalışmalar neticesinde 1 Ocak 2019 tarihinde yürürlüğe giren “Ücretli Poşet Uygulaması” ile ciddi bir yara alan Plastik Poşet Üreticilerini rahatlatacak bir karar daha alınması sağlandı. PAGEV Komitesi, özellikle bu süreçte geri dönüşüm ve farkındalık eğitimlerini ön plana almak yerine, tüketiciye ek maliyet çıkararak (25 kuruş) ücretli poşet uygulamasına gidilmesi ve sanayinin nasıl bir geçiş yapacağının düşünülmemesi ile ilgili haklı itirazlar yaptı. Büyük marketlerde alışveriş poşetlerinde yaşanan %70’lik düşüşün yanında, özellikle aynı dönemde başta İran olmak üzere dünyanın birçok ülkesinden ithal

edilen dampingli poşetler, 20.000 kişinin çalıştığı ve 300.000 ton poşet üreten yerli poşet üretimini daha da güç bir duruma sokmuş, birçok firma kapanmış, diğer bir kısmı ise işçi çıkararak hayatta kalmaya çalışmıştı. Başta İran menşeli olmak üzere ithal plastik alışveriş poşetleri, ülkemizde birçok noktada satılmakta. Bu poşetler, hammadde maliyetinin de altında fiyatlarla yurt içinde piyasaya sürülmekte ve yerli üreticilerin üretimlerini olumsuz etkilemekte. PAGEV, bu durumun yurt içi üretim ve istihdama zarar vermesinin engellenmesi maksadıyla plastik poşetlerle ilgili koruma tedbirleri alınmasının faydalı olacağını, Şubat ayında Ticaret Bakanlığı İthalat Genel Müdürlüğü ile paylaşmıştı. Ardından Yavuz Eroğlu, konuyu Başkanlığını yaptığı TOBB Plastik, Kauçuk ve Kompozit Sanayi Meclisine taşımış ve oradan da koruma tedbirleri alınması yönünde karar çıkmıştı. PAGEV Komitesi ayrıca 31 Ağustos 2019 tarihinde İstanbul’da geniş katılımla gerçekleştirdiği “Poşet Üreticileri Komitesi” toplantısına davet ettiği Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı İthalat Genel Müdürlüğü bürokratlarına konunun detaylarını anlatıp, piyasaya giriş yapan ürünler ve giriş yöntemlerine ait tüm detayları paylaşmıştı. Bu ısrarlı çalışmalar sonucunda 3 Eylül 2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan 2019/5 sayılı tebliğle istediğimiz koruma sağlanmış ve haksız rekabetin önüne geçilmiş oldu.

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

203


Düşük fiyatlı poşet girişine engel Bundan sonra dünyanın herhangi bir ülkesinden yapılacak “Plastik Poşet İthalatlarında”, öncelikle Ticaret Bakanlığı’ndan Gözetim Belgesi alınması gerekecek. Gözetim Belgesi; ithalatçının ve malın fiyatının da bir tür ön kontrolden geçip onaylanmasını gerektirdiğinden ithalatları çok güçleştirmekte, bu aşamaları geçen ithalatçılar için ise tüm vergileri belirlenen 3200 ABD Doları/ton fiyatı üzerinden ödeme zorunluluğu getirilmekte. Dolayısıyla ithalatçı, yerli

204

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

üreticiyle rekabet edememekte. Gözetim Belgesi, adından da anlaşılacağı gibi ticaretin bir kontrol süzgecinden geçmesidir. Bu nedenle hem düşük fiyatlı poşetler hem de çeşitli yollarla haksız rekabete yol açan ülkelerden gelen poşetlerin ülkemize girişini kısıtlamakta. Söz konusu tebliğ Ekim ayında uygulanmaya başlandı. İRAN’DAN KAÇAK POŞET GİRİŞİ Bu şekilde yasal yollarla

dampingli fiyatlarla Türkiye’ye giren poşetlerin önü kesilmiş oldu. Ancak kaçak yollarla özellikle İran’dan plastik poşeti girişi olduğuna dair sektör mensuplarımızdan duyumlar alınmaktadır. Konu hem Gümrükler Genel Müdürlüğüne, hem de TOBB Plastik, Kauçuk, Kompozit Sanayi Meclisine taşınmış ve çözüm için kamu kurumlarımızın konuyu hassasiyetle takip etmesi yönündeki talebimiz iletilmişti. Konuyu yakından takibe de devam edilmekte. P


METİN BİLGİLİ PLASTİK EĞİTİM DANIŞMANLIK Metin Bilgili Plastic Training & Consultancy Plastik sektöründe 40 yıllık tecrübe

DANIŞMANLIK

PLASTİK EĞİTİMLERİ

PLASTİK PARÇA TASARIMI

PLASTİK KALIP TASARIMI

Consultancy

Plastic Trainings

Plastic Part Design

Plastic Mold Design

PLATFORM PROJELER

FABRİKA KURMA ÇALIŞMALARI

YÖNETİCİ EĞİTİMLERİ

Factory Building Studies

Executive Trainings

eq

Platform Projects

Enjeksiyon Teknolojileri ve Problem Çözüm Yöntemleri İleri Enjeksiyon Teknolojileri Plastik Hammadde Seçimi, Tasarım ve Proses Üzerinde Etkileri Plastik Enjeksiyon Parça Tasarımı Plastik Enjeksiyon Kalıp Tasarımı Plastik Parça Baskı ve Dekorasyon Yöntemleri Plastik Parçalarda Görsel ve Fonksiyonel Kalite Verimli Plastik Fabrikası İçin Vazgeçilmez Kurallar Ekstrüzyon ve Termoform Detaylar için www.metinbilgili.com All training and consultancy services are also available in English, please check www.metinbilgili.com for details.

www.metinbilgili.com

metin@metinbilgili.com

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

0532 438 18 77

205


206

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152


6. PAGEV RASI ULUSLARA MBALAJ PLASTİK A İ KONGRES TİRİLDİ Ş E L K E Ç R GE

E V M Ü Ş Ü N Ö D I GER

A D R A L J A L A B AKILLI AM

R A V T A S FIR

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

207


Türkiye Plastik Sanayi’nin %40’ını, ihracatının ise %70’ini oluşturan ambalajlar, ekstra vergiler ve yasaklamaların kıskacına takılan plastik sektörünün çıkış yolunu bulmasında kilit rol oynuyor

T

ürk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV), “Uluslararası Plastik Ambalaj Kongresi”nin altıncısını 22 Ekim 2019 tarihinde İstanbul Swissotel The Bosphorus’da gerçekleştirdi. Türkiye ve yurt dışından uzmanların, sektör temsilcilerinin ve akademisyenlerin bir araya geldiği kongrenin ana teması “Plastik Ambalajda Güncel Tehditler ve Fırsatlar” oldu. Ekstra vergiler ve yasaklamalar sektörün önündeki en önemli tehditler olarak dururken fırsatların sürdürülebilirlik, geri dönüşüm ve akıllı ambalajlarda olduğu dikkat çekti. Avrupa’da ilk örneklerini gördüğümüz plastik karşıtı uygulamaların rüzgârı Türkiye’yi de etkiliyor. Avrupa’da

208

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

plastik ambalajlarla ilgili neler konuşulduğunu, Avrupa Birliği Komisyonu Politika Görevlisi Werner Bosmans ilk ağızdan PAGEV Kongresi’nde anlattı. 6. PAGEV Uluslararası Plastik Ambalaj Kongresi, EuPC Genel Müdürü Alexander Dangis, PlasticsEurope Bölgesel Direktörü Giuseppe Riva ve INEOS Styrolution Küresel Strateji Direktörü Johannes Musseleck gibi önemli isimleri PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu’nun moderatörlüğünde düzenlenen “Döngüsel Ekonomi ve Sıfır Atık” panelinde ağırladı. Kongrenin bir diğer flaş ismi dijital ambalaj trendinin dünyadaki en iyi uygulamalarından biri olan IoT Akıllı Ambalajın yaratıcısı Water.IO Başkan Yardımcısı Yoav Hoshen oldu. Akıllı ambalajlar

mobil uygulamalar ve internet sayesinde kullanıcılarının hayatını kolaylaştıracak pek çok çözüm sunuyor. Water. IO’nun tekrar kullanılabilir su şişelerine takılan akıllı kapakları sayesinde gün içinde ne kadar su içmeniz gerektiğini telefonunuzdaki uygulamadan takip edebiliyorsunuz. Akıllı kapak aynı zamanda su içmeniz konusunda da sizi uyarıyor. Yoav Hoshen, birçok sektörde kullanılan ambalajların günümüzde nasıl daha akıllı hale geldiğini anlattığı konuşmasında gelecekte bizleri neler beklediğine dair ipuçları da verdi. Ayrıca Unilever, Coca-Cola ve Danone gibi dev markalar, sürdürülebilirlik yaklaşımlarını ve ambalajdan beklentilerini Kongre katılımcılarıyla paylaştı.


Kongrenin açılış konuşmasını yapan PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu; “Türkiye plastik sektörümüz 35 milyar dolarlık cirosu ve 12 milyar dolarlık ihracat kapasitesi ile ülke ekonomimize büyük oranda katkı sunuyor. Plastik sanayimizin en önemli alt sektörlerinden birini sektörün üretiminden yüzde 40, ihracatından ise yüzde 70 pay alan ambalajlar oluşturuyor. Plastik ambalaj sektörümüzün performans değerlendirmesine baktığımızda, 2018 yılında miktarda 3,6 milyon ton ve değerde 12 milyar dolarlık üretim gerçekleştiğini görüyoruz. 2019 yılının ilk yarısında plastik ambalaj malzemeleri üretimi 2018 yılının aynı dönemine kıyasla miktarda yüzde 14 gerilemeyle 1,7 milyon ton ve değerde yüzde 21 düşüşle 5,4 milyar dolar oldu. Yılsonunda plastik ambalaj üretiminin geçen seneye göre miktar

bazında yüzde 7 düşüşle 3,4 milyon ton, değer bazında ise yüzde 13 gerileme ile 10,5 milyar dolar olarak gerçekleşeceğini öngörüyoruz. Sektörün ihracat büyümesinde de bir yavaşlama görüyoruz. Geçen sene 2,6 milyar dolarlık plastik ambalaj ihracatı gerçekleşmişti. Bu yılın ilk yarısında ise 2018 yılının aynı dönemine göre herhangi bir artış yaşanmadığı gözlendi. Sektörün 6 aylık ihracatı 1,3 milyar dolarda kaldı. Tabii bu duraklamanın geçici olduğunu düşünüyoruz. Plastik yeri doldurulamaz bir malzeme. Bu özelliği ile plastik sektörü ve plastik ambalaj sektörü büyümeye devam edecek. Her zaman söylediğimiz gibi plastiklerin doğada yeri yok hayatımızda yeri çok. Plastik sektörü yeni alternatiflerle gelişecek. Üret, sat, tüket, çöpe at yerine üret, sat, tüket, geri dönüştür tekrar üret anlayışıyla

sektörümüz çok büyük devrim yapacak. Plastik endüstrisi olarak bunun altyapısını oluşturuyor ve bu alanda yeni yatırımlar yapıyoruz. Böylece plastik ambalajlar hem gıda israfını engelleyerek hem de ülke ekonomimize katkı vererek büyümesini sürdürecek. Özellikle Sıfır Atık Projesi ile birlikte Türkiye geri dönüşüm sektörü gelişecek. Sürdürülebilir ürünlerle plastik ambalaj sektörü de çevreyi korumayı ve kalkınmayı bir arada başaracak. Hem sektör büyüyecek hem çevremiz korunacak” dedi. Ambalaj Atıklarının Yetkilendirilmiş Kuruluşu PAGÇEV organizasyonu ve TOBB Plastik, Kauçuk, Kompozit Sanayi Meclisi işbirliği ile düzenlenen bu dev organizasyonun sponsorları ise; Akay Stand, Işık Plastik, Sem Plastik, Tesla Plastik, TSP Makine, Üner Plastik ve Recycling Industry Dergisi oldu. P

Ambalaj sektöründeki gelişmeler; üreticiden hammaddeciye, makineciden distribütöre tüm kesimleri etkilerken her tehdit yeni bir fırsatı da doğuruyor

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

209


PLASTEURASIA 2019

TSP Makina Pazarlama Müdürü Bülent Yüksel:

SALON NO: 2

STANT: 205

Plastik Sektörüne özel çözümler üretiyoruz

T

SP Makina’yı tanıyabilir miyiz? Şahsım olarak Pazarlama müdürlüğü görevini 10 yılı aşkın bir süredir yürütmekteyim. TSP Makina olarak Plastik Enjeksiyon Makinesi pazarında 12 yıla dayanan bir geçmişe sahibiz. 30 yıllık bir geçmiş temeline oturan işletmemiz, Avrupa İkinci El Enjeksiyon Makinesi Pazarına faaliyet göstererek sektör oyuncusu olmuştur. İlerleyen zaman içinde konjonktürel gelişmelere binaen yapısını güncellemiş ve bugünkü

210

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

ana faaliyet konusunu oluşturan yapıya bürünmüştür. İşletmemiz Bayrampaşa da ki 3.000 m2 alan üzerine kurulu olan Showroom binamızı şirket merkezi olarak kullanmaktadır. Yine sahibi olduğumuz Avrupa Serbest Bölgede var olan 4.500 m2 lik büyüklüğe sahip Fabrika binamızı makine stok sahası olarak kullanmaktayız. Hale hazırda stoku muz da 100 tondan 1300 tona kadar çok çeşitli opsiyonları ile 100’e yakın makinemiz bulunmaktadır. TSP

Makine ülkemizde 500 ton ve üzeri tonajda en çok makinesi olan işletme unvanını elinde bulundurmaktadır. Konusunda var olan uzman teknik servis ve sağladığı çözüm önerileri ile çok farklı bir yerde olan işletmemiz bu alandaki iş yapma biçimi ile de tercih konusu olmaktadır. Uzman personel sayısı ve kalifiye personel düzeyi ile ayrıştığımız gibi etkin ve güçlü servis yapısı ile de müşteri memnuniyetini en üst düzeyde tutmayı hedeflemekteyiz.


Firmanızın bünyesinde hangi faaliyetler gösteriliyor, müşterilerinize hangi ürün ve hizmetleri sunuyorsunuz? TSP makine olarak; firmanızın bünyesinde hangi faaliyetler gösteriliyor, müşterilerinize hangi ürün ve hizmetleri sunuyorsunuz? TSP makine olarak; Çin menşeili enjeksiyon makinelerini TSP Markası ile Avrupa Standartların da ve Ülkemiz normlarında ürettirerek ithalatını yapmaktayız. Bu bağlamda ulaştığımız referans ve adetler uyguladığımız startejimizin doğruluğunu ve pazarına sağladığımız çözümden memnun olduğunun en güzel kanıtı olarak önümüzde durmaktadır. “Dünyanın en iyi Full Elektrikli Enjeksiyon Makinesi Markası olarak gösterilen JSW’nin Türkiye distribütörüyüz” TSP Makine olarak son dönemdeki en büyük yenilik hamlemiz Dünyanın En iyi Full Elektrikli Enjeksiyon Makinesi Markası olarak gösterilen JSW’nin Türkiye disbirötürlüğünü üstlenmek olmuştur. Çok uzun süren değerlendirme süreçleri sonrasında verilen bu payeyi taşımak ile ilgili çok büyük bir gayret içerisindeyiz. Ulaştığımız satış adetleri ve elde ettiğimiz referanslar bu yöndeki

başarımızın bir nişanesi olarak gösterilebilir. Ağırlıklı olarak hangi sektörlere hizmet veriyorsunuz? Ürünleriniz hangi alanlarda kullanılıyor? Plastik üretimine konu tüm sektörlerde sayısız referansa sahip işletmemiz. Ambalaj, beyaz eşya, elektronik, tarım, otomotiv sektörleri başta olmak üzere çok farklı faaliyet alanlarında çalışan işletmelere ürün ve hizmet sağlamaktadır. Pazar olarak sadece ülke sınırlarını hedef almayan işletmemiz sayısız ülkede çalışan makine parkurlarına sahip bir konumdadır. İzmir, Adana, Gaziantep ve Konya da ki irtibat noktaları ile hızlı bir biçimde tüm satış çağrılarına yanıt vermekte, müşteri taleplerini anında sonuçlandırmaktadır. Plastik kalıp sektöründeki rekabet ortamı hakkında ne düşünüyorsunuz? Sektörümüz ülke dinamikleriz ile doğru orantılı olarak büyük bir rekabet içerisinde her geçen gün hızla büyüyerek devam etmekte. Hiç kimsenin rekabetten ve şartların hızla değişmesinden çekinmemesi gerekliliğini düşünüyoruz. Bu durumun kendimizi yenilememiz için, hizmet ve

ürün kalitemizi sürekli yukarı çekmemiz için gerekçeli birer sebep oluşturacağını düşünüyoruz. Mevcut yatırımlarınız, ileriye dönük proje ve hedefleriniz hakkında bizleri bilgilendirir misiniz? Sektöre yön veren firma duruşumuzu, bu alanda ki bayraktarlığımızı devam ettirmek, Sektörümüze çağımızın hızla değişen şartlarına uygun teknolojik yenilikleri adapte etmek misyonunu sürdürmek en büyük hedefimiz ve utkumuzdur. Hızla değişen maliyet ögeleri ve ülke dinamikleri doğrultusunda bir üretimin yakın zaman içinde mümkün olabileceğini ile ilgili düşüncemiz sebebine istinaden serbest bölge avantajlarını da kullanarak bir üretim üstü oluşturma hedef ve gayesi içerisindeyiz. Yurtiçi ve yurt dışında katılacağınız fuarlar hakkında bizleri bilgilendirir misiniz? Ülkemizde düzenli olarak katıldığımız bir fuarımız bulunmakta. Düzenli olarak yer aldığımız yurt dışı fuarımız olarak FAKUMA yı sayabiliriz. Bunun ile birlikte ziyaretçi olarak sektörümüzün tüm yurt dışı fuarlarına ziyaretçi olarak iştirak etmekteyiz. P

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

211


A R A L A S A Y I P 2020’DE

I S I R A Y U K 20 RİS Deutsche Bank Şef Ekonomisti Torsten Slok, 2020 yılında sermaye piyasalarını bekleyen 20 riski sıraladı. ABD seçimleri, ticaret savaşları ve Brexit gibi risklerin olduğu listenin başında servet eşitsizliği geliyor

D

ünyada artan belirsizlikler önümüzdeki yıl sermaye piyasalarının görünümünü flulaştırıyor. Deutsche Bank Şef Ekonomisti Torsten Slok’un, 2020’de sermaye piyasalarını bekleyen 20 riski sıraladığı notu, bankanın müşterilerine gönderdi. ABD’deki seçim belirsizliği, ticaret savaşları ve Brexit belirsizliği gibi risklerin olduğu listenin başında servet eşitsizliği

212

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

geliyor. Notta ticaret savaşlarının şirket harcamalarını baskılaması da yine en büyük endişelerden biri olarak gösterildi. Trump’ın azil süreci, FED’in faiz indirimlerine ara vermesi, kişisel verilere ilişkin mevzuat tartışmaları, negatif faizler diğer risklerden bazıları. Deutsche Bank, 2020’de küresel finans piyasalarını bekleyen 20 riski sıraladı. Deutsche Bank Şef Ekonomisti Torsten Slok

tarafından banka müşterilerine gönderilen notta servet eşitsizliği sıranın başında geliyor. Ticaret savaşlarının şirket harcamalarını baskılaması da yine en büyük endişelerden. ABD Başkanı Donald Trump’ın azil süreci, Fed’in faiz indirimlerine ara vermesi, kişisel veriler ve teknolojiye ilişkin mevzuat tartışmaları, negatif faizler diğer risklerden bazıları.


Deutsche Bank Şef Ekonomisti Torsten Slok: Gelecek yıl dünya ekonomisine direk etki edebilecek riskler konusunda uyarılarda bulundu.

1- Servet, gelir ve sağlık hizmetlerinde eşitsizliğin artmaya devam etmesi 2- Birinci faz anlaşmanın imzalanmaması ve ilk faz sonrasında neler olacağına ilişkin belirsizliğin devam etmesi 3- Ticaret savaşlarının yarattığı belirsizliğin şirketlerin sermaye harcaması kararlarını baskılamaya devam etmesi 4- Çin, Avrupa ve Japonya’da büyümedeki yavaşlığın devam etmesi ve bunun doları güçlendirmesi 5- Azil sürecinin yarattığı belirsizlik ve hükümetin kapanması riski 6- ABD seçim belirsizliği, vergiler, mevzuat ve sermaye harcamalarına olan etkileri 7- Antitröst, mahremiyet ve

teknolojiye ilişkin düzenlemeler 8- Yabancı yatırımcının başkanlık seçimleri sonrası ABD kredilerine ve ABD devlet tahvillerine olan iştahının kaybolması 9- Modern Para Teorisi stili mali genişlemenin ABD ve/veya Avrupa’da büyümeyi ciddi şekilde hızlandırması 10- ABD hükümeti borç düzeylerinin uzun vadelerde kritik bir duruma gelmeye başlaması 11- Hazine bonolarında arz ve talebin birbirine uymaması ve repo faizlerde bir hızlı artış daha görülmesi 12- Fed’in seçim yılında faiz indirmeye çok istekli olmaması 13- CCC ve BBB kalitedeki kurumsal kredilerin arasındaki ayrımın keskinleşerek kredi koşullarını sıkılaştırması.

14- CCC ve BBB kalitedeki tüketici kredilerin arasındaki ayrımın keskinleşerek kredi koşullarını sıkılaştırması. 15- Başarısını yitiren şirketler: Giderek daha fazla şirketin varlıklarının BBB’ye düşmesi, BBB’den de yüksek getirili kağıt düzeyine düşmesi. 16- Negatif faizli borçlanmadaki artışın küresel yatırımcıyı tekrar yüksek getiriyi ABD kredilerinde aramaya yöneltmesi. 17- Düşen şirket karlarının şirketlerin hisse geri alımları için yeterli doları olmaması anlamına gelmesi. 18- Küçülen otomotiv endüstrisinin küresel piyasalar ve küresel ekonomi için bir risk olması. 19- Avustralya, Kanada ve İsveç’te konut sektöründeki fiyatların çökmesi 20- Brexit belirsizliğinin devam etmesi P

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

213


MEB’den meslek öğretmenlerinin

yüzde 35’ine iş başı eğitimi

Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Özer: “Mesleki ve Teknik Anadolu Liseleri’nde 13 bin 21 atölye ve laboratuvar dersi öğretmeni iş başı ve mesleki gelişim eğitimi aldı. Yıl sonuna kadar bu rakamın 15 bini bulacak”

214

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152


Gelecek yıl hedef 20 bin öğretmen

Mesleki ve teknik alan öğretmenlerinin iş başı ve mesleki gelişim eğitimlerinde 2018’e göre 6 katlık artış elde ettiklerinin altını çizen Özer, “Bu anlamda 2019 çok verimli geçti. Öğretmenlerimize yönelik bir yılda bu ölçekte bir eğitim, hem bizim hem de sektörler için yeni bir deneyim oldu. Ve öğretmen eğitiminde önemli bir sıçrama sağlandı. Bu sürece katkı veren Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğümüze, çalışma arkadaşlarıma,

M

illi Eğitim Bakanlığı (MEB), mesleki ve teknik ortaöğretimde son bir yılda attığı adımların sürdürülebilirliğinin sağlanması ve mesleki alanlardaki güncel gelişmelerin takip edilmesinde önemli yer tutan öğretmenlerinin iş başı ve mesleki gelişim eğitimleri ile ilgili kapsamlı bir paket hazırlamıştı. Açıkladığı 2019 sonu hedefine 8 ayda ulaşan MEB, hedefini güncelleyerek 15 bin alan öğretmenin eğitimini planlamıştı. Bu yılın 10 ayında 13 bin 21 öğretmenin mesleki gelişim eğitimi tamamlandı. Milli Eğitim

Bakan Yardımcısı Mahmut Özer, yaptığı açıklamada, mesleki ve teknik Anadolu liselerinde yeni bir model olan alan öğretmenlerinin eğitimlerine sektörlerin destek vermesi uygulamasında önemli başarılar elde ettiklerini söyledi. Yeni imzalanan iş birliği protokolleri ile 2019 yılı için iş başı ve mesleki gelişim eğitimi alacak alan öğretmen sayısında önemli artış yaptıklarını belirten Özer, şöyle devam etti: “2019 yılı için başlangıçta 8 bin 400 öğretmeninin iş başı ve mesleki gelişim eğitimi almasını planlamıştık. Yeni işbirlikleriyle bu sayıyı 10 bine çıkartmış ve

sektör temsilcilerine ve öğretmenlerimize teşekkür ediyorum. 2020 yılı için de planlamalarımızı yapmaya başladık.” diye konuştu. Özer, sektörlerle kurdukları güçlü iş birliklerinin meyvelerini diğer alanlarda da almaya başladıklarını anlattı. Her geçen gün mesleki ve teknik eğitimde sektörlerle yeni açılımlar yaptıklarını dile getiren Özer, şunları kaydetti: “Bu kapsamda 2020’de 20 bin öğretmenimizin iş başı ve mesleki gelişim eğitimi almasını planlıyoruz. Böylece 2 yılda tüm alan öğretmenlerimizin yaklaşık yüzde 70’ine bu eğitim imkanını sunmuş olacağız. Özellikle proje okullarımızda iş başı ve mesleki gelişim eğitimi almamış hiçbir öğretmenimiz kalmamış olacak. Böylece mesleki ve teknik eğitimimiz, daha da güçlenmiş olacak.”

planlamasını da yapmıştık. Bu yılın 8 aylık döneminde bu hedefe ulaşınca hedefimizi 15 bin öğretmen eğitimi olarak güncelledik. Düzenlediğimiz merkezi ve mahalli eğitimlerde bu yılın 10 aylık bölümünde toplam 13 bin 21 atölye ve laboratuvar dersi öğretmeni iş başı ve mesleki gelişim eğitimi aldı. 2019 sonuna kadar 15 bin öğretmenimiz iş başı ve mesleki gelişim eğitimi alacak. Eğitim takvimi planlandığı gibi ilerliyor. Böylece bir yılda mesleki ve teknik alan ve atölye öğretmenlerinin yüzde 35’ine bu eğitim verilmiş olacak.” P

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

215


Döngüsel netlik Güneydoğu Asya‘da plastik ihracat yasaklarının yürürlüğe girmesiyle, küresel ihracat piyasası yavaşlamakta. Tomra Sorting Recycling “küresel plastik atık ihracat piyasası canlandırılabilir mi?” sorusuna yanıt arıyor.

Ç

in, Tayland, Malezya ve Hindistan’ın plastik ve diğer atık sınırlamaları, ihracat yapan ülkeleri, ihracat piyasasının daralması ve plastik atık birikimi gibi çok katmanlı bir çıkmazla baş başa bıraktı. Ancak yeni mevzuat, geri dönüştürülmüş içerik aracılığıyla ihracat piyasasının canlanmasına yardım edebilir. Plastik atığın ihraç

216

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

edilememesi durumunda bazı ülkeler, kimi uzmanların Çin Ulusal Kılıç programıyla ilişkilendirdiği, bir evsel atık kriziyle karşı karşıya kalacaktır. Çin, bazı hurda atıkları hala kabul ediyor ancak saflık sınırı oldukça yüksek; bu da, plastik ve diğer atıkların yönetimi konusunda sorun yaşayan ihracatçı ülkelerin, uygulamayı geniş ölçekli bir

yasaklama olarak görmesine yol açıyor. Sonuç olarak, AB ülkeleri her altı ayda ihraç ettikleri üç milyon tonun üzerindeki atığı yaklaşık iki milyona düşürerek daha az atık ihraç ediyor. Yasaklamaların amacı, hükümetleri iyileştirme ve yenilik yapmaya zorlamaktı. Ancak bazı ülkeler, geri adım atmış gibi görünüyor.


YENİ BİR İHRACAT YAKLAŞIMI Mayıs 2019’da düzenlenen 14. Basel Sözleşmesi Tarafları Konferansında 186 ülke, plastik atık ihracatını kontrol etmek için yeni sınırlamalar getirmeyi kabul etti. İlkin Ekim 2018’de Norveç temsilcileri tarafından önerilen mevcut kanunlardaki yeni değişiklik, karışık plastik atıkların “amber atık malzeme listesine” yerleştirilmesinin yanı sıra malzemenin “özel olarak değerlendirilmesi” için listeye eklenmesini öngörmektedir. Bu değişiklik ile ihracatçı ülkelerin, atık göndermek için ithalatçı ülkelerin onayını alması gerekecektir. Bu durum, ithalatçı ülkelere daha kaliteli ve değerli bir kaynak sağlarken ihracatçı ülkeleri, daha kaliteli ve saf plastik atığa sahip olmaları için zorlar. Esasen, son değişiklik, sınırlama ve yasaklamaları destekler niteliktedir. Daha kaliteli plastik atık elde edilmesiyle, daha etkili geri dönüşüm yapılabilir bununla birlikte bu durum yeterince yüksek seviyede geri dönüştürülmüş malzemesi olan plastik kullanmaları bakımından ihracatçı ülkeler üzerinde baskı oluşturur. GERİ DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ İÇERİK YASALARIYLA İHRACATIN YENİDEN YÜRÜTÜLMESİ İhracatçı ülkelerin Basel Sözleşmesinde belirlenen standartları karşılayabilmelerinin yollarından biri; plastik atık saflığının daha yüksek bir seviyede olmasını şart koşan geri dönüştürülmüş içerik yasalarını uygulamaktır. Geri dönüştürülmüş içerik

yasalarının amacı; malzemenin yeteri kadar iyi standartta olmasını sağlayarak geri dönüştürülmüş içeriğin seviyesini yüksekte tutan daha döngüsel bir plastik yaklaşımı benimsemektir. Bu zorunlu yöntemin plastiklere uygulanması, piyasalardaki plastik hareketinin sürmesine imkan verirken azalan ihracat piyasasının yeniden canlanmasına yardım eder. Artık hurda atıkların değil değerli ürünlerin gönderilmesi siz konusudur. İddialı geri dönüşüm hedeflerinin yanı sıra geri dönüştürülmüş içerik yasalarının uygulanması yönünde atılan adımlar sürdürülebilir bir döngüsel ekonomi için anahtar niteliktedir. AB ülkeleri, PET şişeler için asgari geri dönüştürülmüş içeriğin 2025 itibariyle yüzde 25, 2030 itibariyle yüzde 30 olacağı bir mevzuatı yürürlüğe koymuştur. Ayrıca,

34 işletme, dernek ve ticaret birliğinin oluşturduğu bir ittifak, Avrupa Komisyonuna daha katı geri dönüştürülmüş içerik yasaları koyma yönünde çağrı yapmıştır. İhracatçı ülkelerin ihtiyaç duymadıkları plastik, kabul edilebilir yükseklikte kalite ve saflıkta olacağından geri dönüştürülmüş içeriğe dair etkili iç yasalar aracılığıyla, ihracatçı ülkeler küresel atık sanayisine dışarıdan bakabilirler. Sürdürülebilir bir gelecek için, atık malzemelerin sevk ve idaresi konusunda yeni bir yaklaşım benimsenmelidir. Hükümetler ve yasa koyucuların atık ihracatı konusunda belirledikleri sınırlamaların karşılanması için, geri dönüştürülmüş içerik yasaları ithalatçı ülkeler için daha kaliteli plastik sağlarken daha döngüsel bir ekonomi yaratmamıza yardım ediyor. P

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

217


Bölgenin plastik ihtiyacı Muş’tan karşılanıyor MUŞ OSB’inde faaliyet gösteren Muş Plastik’in gerçekleştirdiği üretim ile bölgenin gıda ambalajı ihtiyacı karşılanıyor

M

uş Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) faaliyet gösteren Muş Plastik firması ile bölgenin gıda ambalajı ihtiyacı karşılanıyor. Devlet desteğiyle kurulan ve 43 kişinin çalıştığı fabrikada, yılda 750 ton ham madde işleniyor. OSB’de 1998 yılında, devlet desteğiyle kurulan Muş Plastik Fabrikası’nda üretim sürdürülüyor. Gıda ambalajı ve özellikle peynir bidonu ile yoğurt kovasının üretildiği fabrikadan Doğu Anadolu’daki illerin ihtiyacının karşılanmasının yanı sıra Kayseri, Aksaray, Adana ve Mersin’e satış yapılıyor. 43 kişinin istihdam edildiği ve günde 3 vardiya çalışılan fabrikada, yılda 750 ton ham madde işleniyor. Devlet desteklerinin, işletmelerin büyümesi için büyük fırsat olduğunu

218

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

belirten Muş Plastik Fabrikası’nın sahibi Mahsum Özdemir, “1998 yılında kurulmuş fabrikamız. 1998 yılından bu yana gıda ambalajı, özellikle peynir bidonu ve yoğurt kovası üretmekteyiz. Bölgemizin bütün illeri başta olmak üzere Kayseri, Aksaray, Adana ve Mersin illerine de satış yapmaktayız. Yüzde 75 kapasite ile çalışıyoruz. Burada 43 çalışanımız var. Çalışanlarımızın bütün sigorta ve sosyal hakları mevcut durumdadır” diye konuştu. Sağlanan iş imkanları dolayısıyla kentten göçün durduğunu anlatan fabrika çalışanlarından Muhammed Çağlayan ise “Çalışmak için başka şehirlere gitmiyoruz. Burada başka fabrikaların da açılmasını istiyoruz. Gençlerimize daha da çok iş imkanlarının sağlanmasını

istiyoruz. Değişik fabrikalar açılırsa gençler boş kalmaz ve onlar da ailelerini bırakıp, il dışına çıkmazlar. Ailelerimizle daha sık vakit geçiyoruz. Memnunuz, işimiz rahat ve fazlaca zorluğu da yok” dedi. BELEDİYEDEN ARSA TAHSİSİ OSB’ye 6 bin metrekarelik arsa tahsisinde bulunduklarını belirten Konukbekler Belediye Başkanı Bahri Fırat da “Organize sanayi bölgemize 6 bin metrekare arsayı hibe olarak tahsis etmişiz. Şu anda OSB’de 10’a yakın fabrikalarımızda üretim yapılmakta. Bu konuda iş adamlarımıza seslenerek, gelip beldemize, organize sanayi bölgemize fabrika açmalarını istiyoruz. İş adamlarımıza her türlü desteği vermeye hazırız” diye konuştu. P


PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

219


Geri Dönüşüm için tasarım

Clariant Pigment Birimi Pazarlama Bölümü Başkanı Philippe Lazerme renklerin döngüsel ekonomiye nasıl uyumlu olabileceğini soruyor

H

er şey, yeni plastik ürünler için hammadde olarak kullanılabilen ve uygun şekilde geri dönüştürülebilen dikkat çekici bir ambalaj yaratılması için bir tasarımcı görevlendirilmesiyle başladı. Geri dönüşüm teknolojisine bağlı olarak, renklendirici seçimi değişir. Tasarımcının, maddenin üretilmesi ve kullanımından sonra hangi işlem basamaklarından geçeceğini bilmesi gerekiyor. Bu durum; pigmentlerin seçimini etkileyecek ve polimerlerin değiştirilerek ambalaj bileşiminde farklılıklar olacaktır. Marka sahipleri, yeni ambalajlarına önemli miktarda geri

220

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

dönüştürülebilir madde eklemeyi taahhüt ettiklerinden, dikkat çekici ve parlak renklere ulaşılması daha da zorlaşıyor. Bu çerçevede Clariant; pigmentlerinin, geri dönüştürülmüş hammadde ile daha hızlı ve kolay renk eşleşmesi veya çeşitli geri dönüşüm döngülerine dayanabilen bir pigment aralığının belirlenmesi üzerinde çalışıyor. Yeniden kullanım durumunda, renklendiricinin dikkat çekici ve güvenli kalması gerektiğinden, bu durumda renklendirici seçimi özellikle dikkat gerektiriyor. Özellikle güvenli olması büyük önem arz ediyor. İşlem ne olursa olsun, uygun geri

dönüşüm; atıkların uygun bir şekilde toplanması ve ayrılması ile başlar. Optimal bir ayırma merkezinde, plastik; polimer tiplerine göre ve Yakın Kızılötesi (NIR) teknolojisi kullanılarak rengine göre (plastik maddenin yansıtmak yerine absorbe etmesi durumunda sorun teşkil edebilecek, yani karbon siyahı pigmentli plastiklerde) farklı aşamalarda otomatik olarak sınıflandırılır. Clariant, NIR spektrumunda yansıyabilen ve plastik sanayisinin sınıflandırılabilir siyah maddelerin üretimini sürdürmesine imkan veren üç renklendirici geliştirdi. Bu sınıflandırmalar HDPE, LDPE, PP, PET, PS, PA ve PVC için kullanılabilir.


MEKANİK VE KİMYASAL GERİ DÖNÜŞÜM Şu anda açık ara farkla en çok kullanılan işlem olan mekanik geri dönüşüm PET’ler için görece iyi işler ancak diğer polimerler veya karışık plastiklerde bazı kısıtlayıcılarla karşı karşıya kalır. Birkaç geri dönüşüm döngüsünün ardından nitelikleri oldukça azalır ve geri dönüştürmek için yeniden kullanılması zorlaşır. Ayrıca çoklu geri dönüşüm döngülerinden sonraki renklendirici davranışının daha iyi anlaşılmasına ihtiyaç vardır. Toplanan reçineler için kullanılan pigmentlerin ve polimer çözücü boyaların birleştirme sırasında çözünmeyeceğinden veya toksik maddeler üretmeyeceğinden emin olmak son derece önemlidir. Bazı pigmentlerin kimyası diğerlerine oranla daha kararlıdır ancak güvenli bir aralık seçmek için yoğun bir çalışma gereklidir. Organik bir pigment çoğu zaman tek bir molekülden oluşmadığından, toksikolojik

profilde negatif etkisi olabilecek diğer maddeler olabilir. Bu noktada, ürün güvenliği ve kayıtları konusunda uzun bir deneyimi ve uzmanlığı olan bir pigment üreticisi devreye girerek, sanayiyi, marka sahiplerini, ambalaj işleyicilerini ve masterbatch üreticilerini destekleyebilir. Clariant, şu anda dikkatini bu yönde yoğunlaştırmaktadır. Daha büyük bir zorluk geri dönüştürülmüş maddenin, grinin herhangi bir tonu olabilecek baz rengidir. Bu geri dönüştürülmüş polimerlerin yeniden renklendirilmesi masterbatch üreticisi için sorun oluşturur çünkü geri dönüşümcüler arasında ciddi kalite farkları vardır. Hızlı ve muntazam renk eşleşmesi sağlamak için Clariant Pigmentleri bir yazılım sağlayıcısıyla birlikte, reçinenin baz tonu için kolay doğrulama yapmaya imkan verecek bir kalibrasyon seti geliştiriyor. Kimyasal geri dönüşüm, ambalaj

sanayisinin gerekliliklerini karşılayabilen bir kalitede geri dönüştürülmüş hammadde imkanını genişleten tamamlayıcı bir teknoloji olarak görülebilir. Farklı kimyasal geri dönüşüm tipleri vardır ancak hepsi de henüz gelişme aşamasındadır. Solvent bazlı bir süreç, belirli bir polimer tipini spesifik olarak çözen bir solvent içerir. Ancak polimerde bazı kalıntılar kalır ve renkler tam olarak çıkarılamadığından geri dönüştürülmüş maddenin grimsi bir renkte olmasına neden olur. Hangi pigment tipinin polimerden daha iyi çıkarılabileceğine dair daha fazla çalışma yapılması gerekmektedir. Depolimerizasyon, moleküler bağları başlangıç monomerlerine ayırırken piroliz veya gazlaştırma polimeri ayrıştırır ve yeni plastiklerin üretiminde kullanılabilecek yakıtlar üretir. Kimyasal geri dönüşüm ile geri dönüştürülmüş hammadde tıpkı işlenmemiş bir polimere benzediğinden dolayısıyla işlenmemiş bir hammadde gibi renklendirilebileceğinden kimyasal geri dönüşüm, renklendirici, masterbatch veya compound üreticileri için ideal olabilir. Küçük bir piyasa olmasına rağmen, biyolojik olarak çözünebilir polimerler marka sahiplerinden ve ambalaj şirketlerinden gittikçe artan bir ilgi görüyor. Biyolojik olarak çözünebilen polimerler oldukça katı standartları karşılamak zorunda olduklarından her pigment renklendirme amacıyla kullanılamaz. Clariant Pigmentleri, Graphtol ve PV Fast ürün hattından elde edilen, Avrupa Normu EN 13432 ile uyumlu ve tüm renk spektrumunu kapsayan ve bu sayede masterbatch üreticileri ve tasarımcılara, biyolojik olarak çözünebilir plastikler için renk ufuklarını genişletmeleri bakımından kıymetli bir destek sunan 26 organik pigment aralığı belirlemiştir. P

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

221


İnovasyon, Dijitalleşme ve Döngüsel ekonominin tohumlarının atılması

Erema ve iki işletme birimi Powerfil ve Keycycle, 3s, Pureloop, Umac ve Plasmac, Erema Grubunun K Fuarı’nda ilk defa katılan 7 şirketi oldu

K

2019 Fuarında, Erema Grubu, plastik geri dönüşüm işlemi için ürün ve hizmetlerini tüm çeşitliliğiyle daha önce hiç olmadığı kadar kapsamlı şekilde sergiledi. Grubun yedi şirketinin ve işletme birimlerinin tamamı (Erema, Powerfil, Keycycle, Pure Loop, 3S, Umac ve Plasmac) ilk kez ticaret fuarında Erema Grubunu temsil etti. Görece kısa geçmişlerine rağmen Grup, sektördeki öncü konumundan, plastik ve geri dönüşüm sistemlerinde inovasyon ve dünya liderliğine doğru gelişim gösterdi. Erema Grubu CEO’su Manfred Hackl’ın açıkladığı üzere; “Bugün, müşterilerimize teknoloji ve bileşenlerinin yanı sıra danışmanlık, teknik servis, mühendislik ve planlama hizmetleri ve tabi ki çalışanlarımızın uzmanlık ve bağlılığını sunuyoruz. Tüm bunlar, müşterilerimizin performansını arttıracak başarı unsurlarıdır.

222

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

İşte bu yüzden Erema Grubu “Performansınızın tohumlarını atar” sloganıyla bu sene K fuarında bulundu.” TEKNOLOJİYE DAİR VURGULAR Erema, K fuarında sundukları en yeni geri dönüşüm sistemlerinin de başarılı olacağı konusunda kendinden emin. Dünyada bir ilk olarak piyasaya tanıtılan Vacunite şişeden şişeye teknolojisi, sergilerinin başlığını oluşturdu. Bu teknoloji, gıdada kullanılabilir rPET peletlerinin üretimi için kanıtlanmış Vacurema işlemi ile Polymetrix tarafından yakın zamanda patenti alınmış, vakum yardımlı katı halde polikondenzasyon (SSP) uygulamasının bir kombinasyonudur. Kurum içinde ve sanayi sektörlerinde yeni Intarema ZeroWastePro sistemi, üretim atıklarının geri dönüşüm gerekliliklerine tam olarak uyan kompakt çözümler sunuyor.

Makinenin optimize edilmiş tasarımı, var olan işlem zincirine çok daha kolay entegrasyonu sağlarken müşteriler için çok daha kısa teslimat süreleri sunuyor. Doğrayıcı-ekstrüder teknolojisi segmentinde Erema Grubun bir yan kuruluşu olan Pure Loop, var olan ürün çeşitliliğine ek olarak yeni Isec Evo serisini sergiledi. Gelecekte, bu seri sayesinde ilk kez 1.500 kg/s’ten faz çıktı oranlarına ulaşılacak. Tüketici sonrası uygulamalarda odak noktası, inovatif Erema geri dönüşüm teknolojisi ile işlenebilecek kontamine plastik atıkların kullanıldığı yüksek kaliteli geri dönüştürülmüş malzemelere yönelik gittikçe artan çeşitlilikteki uygulamalardır. Bunun en güncel örneği; kozmetik sektöründe bir ilk olan, Avusturya’nın sarı geri dönüşüm torbalarından elde edilen %100 HDPE tüketici sonrası geri dönüştürülmüş malzemelerinden elde edilen duş jeli şişeleridir.


BLUPORT – MÜŞTERİLER İÇİN YENİ İOT PLATFORMU Düsseldorf’ta Erema, endüstri 4.0 uygulamalarıyla ilişkili öncü rolünü de sergiledi. Yeni geliştirilmiş müşteri portalı BluPort, kararla ilgili bilgileri ve müşteriler için sunulan hizmetleri net ve kullanıcı dostu bir şekilde bir araya getiriyor. Manfred Hackl’ın açıkladığı üzere; “Sanal veri seviyelerinin gerçek işlem sekanslarıyla ağ oluşturması, tesis operasyonları yeni çözümler oluşturarak gelecekte yeni akıllı hizmet teklifleri sunacak. Veri güvenliği ve müşteriye yönelik faydalara odaklanılarak, BluPort müşterilerimizin, dijitalleşmenin halihazırda sunduğu ve gelecekte de sunmaya devam edeceği çok çeşitli potansiyellerinden faydalanmalarını sağlayacak heyecan verici bir platform olacaktır.” DÖNGÜSEL EKONOMİ – SİRKONOMİ MERKEZİ Erema Sirkonomi Merkezi, üstü açık alanı ziyaretçiler için kesinlikle ilgili çekici bir deneyim olacak. Manfred Hackl, Sirkonomi merkezinde yaptığı sunumda bu merkezin amacını şöyle açıkladı; “Sirkonomi, sirküler ve ekonomi kelimelerini birleştirerek oluşturduğumuz ve Erema Grubunun ulaşmak istediği şeyi; yani geri dönüşüm teknik bilgisiyle plastik değer zincirinin entegrasyonunu ve bu sayede de şirketimizin, çevrenin ve toplumun bir bütün olarak ekonomik ve ekolojik çıkar sağlamasını ifade eden bir kelimedir.” Bunun nasıl mümkün olacağı sirkonomi merkezinde, örnek olarak öne çıkan iş birliği projeleri kullanılarak alanda canlı olarak açıklandı. Pazarlama müdürü Gerold Breuer’in açıklamasına göre; “Ticaret fuarı ziyaretçilerinin, döngüsel ekonomiyi kelimenin gerçek anlamıyla deneyimlemelerini mümkün kılıyoruz.” EREMA TİCARET FUARI ATIKLARINI GERİ DÖNÜŞTÜRÜYOR Bu amaçla, ticaret fuarı sırasında toplanan enjeksiyon kalıp ve film atıkları geri dönüştürülerek alanda işlendi. Hammadde üreticileri, işleme uzmanları, marka sahipleri ve geri dönüşümcülerin

iş birliğiyle, Erema, yeni, yüksek kaliteli plastik ürünlerin üretimi için geri dönüştürülmüş malzemelerin başarılı bir şekilde üretilmesinde halihazırda kullanılan farklı başlangıç malzemeleri ve geri dönüşüm teknolojilerini gösteren pek çok model projeyi sergiledi. Ayrıca, “geri dönüştürülmüş malzemeden yapılmış ürünler” isminde, bir dizi etkileyici ürüne dair genel bir bakış sağlamak için Sirkonomi Merkezinde bir sergi düzenlenmektedir. Bu model projeler hem sanayi hem de müşteri farkındalığı için önem arz etmektedir. “Geri dönüşüm, plastik zincirinde sabit bir halka haline gelmelidir. Plastik sanayisinin oyuncuları bu amaca yalnızca birlikte hareket ederlerse ulaşabilir. Erema Grubu, plastikler için Döngüsel Ekonominin gerçekleştirilmesinde merkezi bir güçtür. Birlikte çalışmayı güçlendirmek ve aynı zamanda Döngüsel Ekonominin gereklilikleri için en iyi olası geri dönüşüm teknolojilerini üretebileceğimizi kanıtlamak istiyoruz” şeklinde konuşan Manfred Hackl, K Fuarı çalışmalarını bu şekilde özetledi. K 2019 ortaklıkları Braskem, Kautex Maschinenbau ve Erema kapalı plastik döngüsü Kautex’in döngüsel ekonominin başarısını destekleme çabası, şirketin plastiklerin geri dönüşümünü desteklemek ve malzeme döngülerini optimize etmek için ortaklarla birlikte çalışmak konusundaki sorumluluklarını anlamalarından kaynaklanmaktadır. Geri dönüştürülmüş malzeme

kullanımının daha fazla geliştirilmesinin şirket için rolü önemlidir. Kautex Manschinenbau, daha iyi işlenebilirlik daha az koku üretimi sayesinde ve döngüsel ekonomiyle uyumlu şekilde, PCR ve yenilenebilir malzemelerini geleneksel çözümlere göre daha sürdürülebilir bir yoldan sunabileceklerinden Braskem çözümlerini kullanmaya karar verdi. Örnek şişelerde kullanılan hammadde şeker kamışından elde ediliyor ve PCR malzemesi halihazırda geri dönüştürülmüş malzemelerden alınıyor. Braskem teknolojisi kullanılarak, Kautex, hem fosil kaynakların kullanımını hem de bu şişelerin karbon ayak izini önemli ölçüde azaltacak. Kullanılan her 1 kg yeşil PE için 5 kg’dan fazla CO2 tasarrufu sağlanıyor ve bu sayede ek bir CO2 ayak izi optimizasyonuna ulaşılıyor. Erema ile güçlerin birleştirilmesiyle, plastik geri dönüşüm sürecinin her basamağı için çözümler sunan döngü kendine yeter bir hale geliyor. Bu çözümler, yazılım araçları, mühendislik ve plastik geri dönüşüm hizmetleri için entegrasyon hizmetlerinin yanı sıra geri dönüşüm teknolojilerini de içeriyor. Braskem malzemelerinden yapılan Kautex şişeleri Erema tarafından toplanıyor ve döngüsel ekonominin gerçek hedefini gerçekleştirerek tüm atıklardan kaçınmak için tam olarak geri dönüştürülüyor. K2019 sırasında Kautex tarafından üretilen HDPE şişeler de dahil 30 tondan fazla plastik geri dönüştürüldü. P

Erema CEO’su Manfred Hackl : Döngüsel Ekonominin gereklilikleri için en iyi olası geri dönüşüm teknolojilerini üretebileceğimizi kanıtlamak istiyoruz PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

223


Mustafa Kınacı SEPA’nın yeni başkanı seçildi

Sert Plastik Ambalaj Sanayicileri Derneği (SEPA) Olağan Genel Kurulu kasım ayında yapıldı

S

ert Plastik Ambalaj Sanayicileri Derneği (SEPA)’nin 8. Olağan Genel Kurulu iki dönem üst üste Genel Başkanlığını yürüten Osman Acun Başkanlığında Kasım ayında gerçekleştirildi. Yetişmiş işgücü kapasitesinin, plastik ambalaj sektörü mensuplarının dayanışması ve üye sayısının arttırılması ile ilgili faaliyetlere devam edilmesi konusunda üyelerinden destek alan SEPA Yönetim Kurulu aşağıdaki şekilde oluştu. Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa KINACI Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Osman Acun Sayman Zeki Levi Yönetim Kurulu Üyesi Ümit Küçük Yönetim Kurulu Üyesi Ali Fırat Özadam

224

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Özhuy Denetim Kurulu Üyesi Aydın Ağaoğlu Denetim Kurulu Üyesi Albert Kan Denetim Kurulu Üyesi Mustafa Zeki Sarıbekir SEPA - Sert Plastik Ambalaj Sanayicileri Derneği’nin temel görevi; sert plastik ambalaj üretimini kendilerine meslek haline getirmiş olan kişileri bir araya toplayıp, Türkiye’de üretilen sert plastik ambalajların uluslararası piyasalardaki kimliğinin olumlu yönde arttırılması ve üretimlerinin ulusal ve uluslararası normlarda tercih edilen seviyelere çıkarılmasını sağlamaktır. Dernek 2005 yılında kurulmuştur. Üyeleri arasında bilimsel, teknolojik ve sosyal yönden birlik, beraberlik ve

dayanışma sağlayarak sert plastik ambalaj sanayisinin gelişmesine yönelik faaliyetlerde bulunmayı hedefleyen SEPA’nın temel projeleri aşağıdaki gibidir: Sektör envanterini çıkarmak, Derneğe üye katılımını geliştirmek, örgütlenmeyi tamamlamak, Sert Plastik Ambalajlar başlıklı, ürünleri ve üyeleri tanıtıcı mesleki bir kitap çıkartmak, Sektör içi meslektaşlardaki bilgi seviyesini yükseltmek amaçlı seminerler düzenlemek, AB’ye uyum süreci içerisinde sert plastik ambalaj sektörünü doğrudan veya dolaylı olarak ilgilendiren ya da ilgilendirebilecek konularda görüş oluşturmak, bilgilendirmeler yapmak, gereğinde önlemler almak/önermek, Kamuoyunda Sert Plastik Ambalajlar konusunda bilgilendirmeler yaparak toplumu bilinçlendirmektir. P


PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

225


HABERLERİ

Geri Dönüşüm eğitim ve etkinlikleri devam ediyor “Sıfır Atık Projesi” Türkiye’yi geziyor

Kariyer Günleri etkinliklerine katılım sürüyor

226

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

Belediyelerden DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ kutlamaları


ÇALIŞIYOR ÇALIŞIYOR GERİ DÖNÜŞÜM GERİ DÖNÜŞÜM KAZANIYOR KAZANIYOR PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

227


HABERLERİ

Sıfır Atık Projesi güçlenmeye devam ediyor 2017 yılında başlayan Sıfır Atık projesiyle 318 ton atık dönüştürülerek ekonomiye kazandırıldı. 2023 yılına kadar geri dönüştürme oranının %35’e çıkarılması hedefleniyor

C

umhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yürütülen “Sıfır Atık Projesi” kapsamında düzenlenen 2. Uluslararası Sıfır Atık Zirvesi, “Atıklarını Azalt-Yarınları Kurtarmaya Bugünden Başla” temasıyla Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşti. Türkiye’de sürdürülebilir çevre ve kalkınma alanında önemli bir yol kat edilmesini sağlayan Sıfır Atık Projesi kapsamında düzenlenen zirvede, Türkiye ve dünyadan çevre konusunda sorumluluk alan tüm paydaşları bir araya getirdi.

228

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

Zirvenin açılışında konuşan Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, “2021 yılında depozito uygulamasına başlayacağız. Bu yıl sonuna kadar şehirlerimizde, meydanlarımızda yerleştireceğimiz makinelere içecek ambalajlarınızı atmak karşılığında kontör, otobüs bileti ve çocuklarımıza oyuncak vererek vatandaşlarımızı teşvik edeceğiz” dedi. Zirvede konuşan Emine Erdoğan ise Sıfır Atık Projesi’nin ilk kez 2017’de tanıtıldığını, iki yılda çok sayıda etkinlik gerçekleştirdiklerini anlatarak, bu hareketin, kamu, özel sektör, medya ve STK iş birliğiyle hızlı bir

şekilde yayıldığını söyledi. Erdoğan sözlerine, “2020 yılı itibarıyla bütün belediyelerimizde Sıfır Atık Yönetim Sistemi’ne geçişi tamamlamayı hedefliyoruz. Sıfır Atık Projesi’nin, yerel bazda ülkemize, küresel ölçekte tüm dünyaya yaptığımız en büyük yatırım olduğuna inanıyorum.” şeklinde devam etti. Etkinlikte ‘Küresel Sorunlara Kentsel Çözümler: Şehirlerde Sıfır Atık’, ‘Yerel Yönetimlerde Atık Yönetimi ve Finansmanı’, ‘Döngüsel Ekonomide Sürdürülebilir Atık Yönetimi ve Kaynak Verimliliği’ oturumları düzenlendi. Son oturumda moderatör olan Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar konuşmasında; “2017 yılında başlayan sıfır atık projesiyle bugüne kadar 318 ton dönüştürülebilir atık ekonomiye kazandırıldı. 2023 yılına kadar geri dönüştürme oranını %13-15’ten %35’e çıkarmak istiyoruz” dedi. Sıfır Atık Zirvesi kapsamında bu yıl ikinci kez yılın çevreci proje, kişi, kurum ve kuruluşlara ödülleri de Emine Erdoğan tarafından verildi. P


Sıfır Atık Kongresi ve sergisi gerçekleşti

Y

ıldız Teknik Üniversitesi’nin Esenler Belediyesi ile ortaklaşa düzenlediği “İstanbul Yerel Yönetimler Sıfır Atık Kongresi ve Sergisi”, 11 Ekim 2019 günü, Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Kongre Merkezi’nde gerçekleşti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, İstanbul Yerel Yönetimler Sıfır Atık Kongre ve Sergisi’nin açılışında konuştu. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un da katıldığı kongrede Emine Erdoğan, “Bilim insanlarının öngörülerine kulak vermemiz ve derin uykumuzdan uyanmamız lazım. Çünkü önümüzdeki birkaç bin yılı şimdi inşa ediyoruz. Çocuklarımıza bırakacağımız gelecek vasiyetinin cümlelerini şu anda kuruyoruz. Bu gerçeklerden hareketle 2017’de başlatmış olduğumuz Sıfır Atık hareketi bugün çığ gibi büyüyor” dedi. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum ise 2020’de İstanbul’un iki yakasına ve Kocaeli’ye “Atık Getirme Merkezi”

kuracaklarını belirterek şu bilgileri verdi: “Bakanlık olarak Sıfır Atık Sistemimizi kuran tüm kurumlarımızı, vereceğimiz ‘Sıfır Atık Belgesi’yle takip edeceğiz. Bunun için temmuz ayında Sıfır Atık Yönetmeliğimizi yayımladık. Ocak 2020 itibarıyla sistemi kuranlara belgelerini vermeye başlayacağız. 30 büyükşehir belediyesi ve nüfusu 250 binin üzerinde olan 88 ilçe belediyemiz 31 Aralık 2020 itibarıyla Sıfır Atık Sistemine geçecek” dedi. YTÜ Çevre Mühendisliği Bölümü Prof. Dr. Yaşar Avşar’ın oturum başkanlığını üstlendiği “Sivil Toplum Kuruluşları Perspektifinden Sıfır Atık Yönetim Sistemine Bakış” konulu panelinde yer alan PAGÇEV Genel Müdürü Yağmur Cengiz sunumunu gerçekleştirdi. Cengiz yaptığı sunumda, sıfır atık yaklaşımından, döngüsel ekonomiden, sıfır atıkta plastik stratejisinden ve STK’ların sıfır atık yaklaşımında neler yapabileceklerine değindi. P

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

229


HABERLERİ

Yeşil ekonomiye

hızla geçmeliyiz

Emine Erdoğan, “Yeşil Ekonomi Yolunda Sıfır Atık” teması ile gerçekleştirilen 10. TÜRKTAY panelinde yaptığı konuşmada “yeşil ekonomiye hızla geçmeliyiz” mesajını verdi

B

u yıl 10’uncusu düzenlenen TÜRKTAY (Tüm Yönleriyle Atık Yönetimi) Paneli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum açılış konuşmalarını yapmasıyla başladı. Bronz sponsor olarak katıldığımız “Yeşil Ekonomi Yolunda Sıfır Atık” temasıyla gerçekleşen 10. TÜRKTAY etkinliği tüm paydaşların yoğun katılımıyla gerçekleşti. Ankara Hilton-SA’da gerçekleştirilen etkinlikte iki gün boyunca düzenlenecek olan panellerde atık yönetimini ve bu yönetimin ülkemize sağlayacağı katkıları irdeleyip, sorunları

230

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

masaya yatırdılar. Programda konuşan Emine Erdoğan, “Zamana karşı yarışımızda, kazanan taraf olmak istiyorsak, yeşil ekonomiye geçişi hızlandırmalıyız. Yeşil bir ekonomiyle gelir ve istihdamı artırabiliriz. Temiz suya ve enerjiye erişimi iyileştirebiliriz. Atıkların ve karbon salınımının azaltılması, biyolojik çeşitliliğin ve ekosistemlerin koruması mümkün olabilir. Yani bugün yakın geleceğimizle ilgili çizilen felaket senaryolarını tersine çevirmenin bir yolu varsa, o da yeşil ekonomiye geçiştir. Bu noktada en önemli adım, sıfır atık

yaklaşımıdır.” şeklinde konuştu. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum; Sıfır Atık Projesinin, şimdiye kadar başlatılmış olan en büyük çevre hareketi olduğunu belirterek bu projenin 81 ilde karşılık bulduğuna vurgu yaptı. Kurum: “Bugün buraya “Yeşil Ekonomi Yolunda Sıfır Atığı konuşmaya geldik. En büyük önceliğimi atık oluşumunu engellemek. Yakında zorunlu depozito uygulamasını başlatacağız. Şehir meydanlarında, parklarda, AVM’lerde ve bahçelerde bu uygulama yaygınlaştırılacak ve halk bilinçlendirilecek” dedi. P


Balıkesir’deki okullarda Sıfır Atık Eğitimi

P

AGÇEV, Balıkesir Belediyesi ve Bahm Geri Dönüşüm firması iş birliğiyle, Balıkesir Gönen ilçesinde bulunan Buğdaylı ilköğretim ve Hasanbey İlköğretim Okulları’nda bulunan öğrencilere Sıfır Atık kapsamında bilinçlendirme eğitimleri verildi. Toplamda 90 öğrenciye ulaşıldı ve

gerçekleşen eğitimlerde çevre, ambalaj atıkları ve geri dönüşümün önemi üzerinde ayrıntılı olarak duruldu. Geri dönüşümü çocuklara sevdirebilmek ve dikkatlerini çekebilmek için PAGÇEV’in broşür, afiş, şapka, etiket ve rüzgâr gülü gibi materyalleri çocuklara hediye edildi. P

TOKİ Nilüfer Anaokulu’nda Geri Dönüşüm Eğitimi

T

OKİ Nilüfer Anaokulu öğrencilerine PAGÇEV tarafından geri dönüşüm ve çevre bilinci eğitimi verildi. İki grup halinde gerçekleşen eğitimlere toplam 120 öğrenci katıldı. Verilen eğitimde “çevre, çevre kirliliği, atık ve geri dönüşüm” gibi konu başlıkları detaylı olarak miniklere anlatıldı. Öğrencilerin sorularıyla katkı

sağladığı eğitimde çevre ve geri dönüşüm konulu kamu spotumuz da izletildi. Ayrıca eğitimde yer alan PAGÇEV’in sevimli karakteri “PAG” ile minikler keyifli ve eğlenceli zamanlar geçirdiler. Çocukların oldukça ilgili olduğu eğitimin sonunda PAGÇEV’in çocuklara hediye olarak rüzgâr gülü, şapka, balon, boyama kitabı dağıtıldı. P

Özel Fenerbahçe Eğitim Kurumları’na Geri Dönüşüm Atölyesi Etkinliği

P

AGÇEV tarafından, Özel Fenerbahçe Eğitim Kurumları’nda 06.11.2019 tarihinde çevre ve geri dönüşüm üzerine bilgilendirme eğitimi ve atölye çalışması gerçekleşti. 215 öğrenciye yapılan eğitimde, çevre ve çevre kirliliği konularından genel olarak bahsedilirken, ambalaj atıkları ve geri dönüşümün önemi üzerinde ayrıntılı olarak duruldu. Eğitimin ardından Eko-Tim öğrencileri ile Geri Dönüşüm Atölyesi etkinliği gerçekleşti. Hazırlanan geri

dönüşüm atölyesinde çocuklar tarafından geri dönüşebilen malzemelerden maketler oluşturuldu. Bazı öğrencilerin bu atıklardan kendilerine, geri dönüşüm kahramanlarını simgeleyen kuklalar yapması, çocukların yaratıcı dünyalarını gözler önüne serdi. PAGÇEV’in sevilen kahramanı PAG’ın da eğitim ve atölye çalışmalarına katılımıyla, çocuklar eğlenceli vakit geçirdiler. Gün sonunda öğrencilere hediye olarak rüzgâr gülü, şapka, balon ve boyama kitabı dağıtıldı. P

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

231


HABERLERİ

Depozito Zirvesi

İstanbul’da gerçekleşti

D

epozito Zirvesi 2019, İstanbul’da düzenlendi. Geri dönüşümlü ambalajların depozito-iade uygulamaları ile toplanması, sisteme geçiş politikaları ve en iyi uygulamaların değerlendirildiği zirveye, Türkiye’den ve dünyadan uzmanlar katıldı. Zirvenin açılış konuşmasını Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Genel Müdür Yardımcısı Recep Akdeniz gerçekleştirdi. Akdeniz, “Yılda 50 milyar adet içecek ambalajı piyasaya sürülüyor. 2020 yarısına doğru depozito sisteminin alt yapısı düzenlenmiş olacaktır” dedi. P

232

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152


PAGÇEV TYF Türkiye Şampiyonası’nda

T

ürkiye Yelken Federasyonu 2019 Yılı Faaliyet Programı’nda yer alan TYF Türkiye Şampiyonası, 18 Kasım 2019 tarihinde çevre etkinliğiyle başladı. Büyükçekmece Yelken Kulübü ev sahipliğinde gerçekleştirilen şampiyonanın ilk gününde kayıtlar tamamlanırken TYF Sosyal Sorumluluk Komitesi tarafından Türkiye Yelken Federasyonu’nun da desteklediği Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın “Sıfır Atık” projesi kapsamında etkinlikler yapıldı. Etkinlikte Büyükçekmece Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü tarafından ‘Sıfır Atık’ projesi kapsamında geri dönüşüm semineri verildi. TYF Sosyal Sorumluluk Komitesi Başkanı Serdar Özkaleli konuşmasında “Amacımız, yelken camiamızı çevre konusunda bilinçlendirmek, çevreye duyarlı nesil yetiştirmek ve yaratılan bu farkındalığın yaygınlaştırılmasını sağlamaktır. Yelken camiasının

çevreye duyarlı olmasını istediğimiz kadar yarışlarımızın da çevreye duyarlı olmasını amaçlıyoruz. Buna yönelik olarak atıkların sınıflandırılarak toplanmasının sporcu ve antrenörlerimize anlatılması, balık adamlar desteği ile deniz içi temizliği ve çevre temizliği faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi çalışacağız”

dedi. PAGÇEV’in, stantlı katılım gösterdiği etkinlikte katılımcılara PAGÇEV’in çalışmaları anlatıldı, çevre ve geri dönüşümle ilgili sorular yanıt buldu. PAGÇEV hediyeleri ve geri dönüşüm kahramanı PAG, sporcu çocukların ilgisini oldukça çekti, katılımcıların keyifli zaman geçirmesi sağladı. P

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

233


DOĞA KORUM

PAGÇ

2.193.157 ADET AĞACIN KORUNMASI

234

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

7.310.104 kW/h ELeKTRİK TASARRUFU

Tüm Malzemeler

Plastik-Kağıt Karton

Kağıt/Karton ve Ahşap

Türk Plastik Sanayi Araştırma Gelişt 2019 Yılı Çevresel Fayd

2.8

DEPOLAMA


MA BELGESİ

ÇEV

899.913 m3

A ALANI tASARRUFU

326.447.013 LT Fosİl yakıt tasarrufu

Kağıt/Karton

Plastik-Kağıt Karton

tirme ve Eğitim Vakfı (PAGÇEV)’in daları aşağıdaki gibidir.

3.187.950 LT SU TASARRUFU

Ambalaj Atıklarının Yetkilendirilmiş Kuruluşu

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

235


PA GÇEV 235 bin tonluk atığın

geri dönüştürülmesini sağladı PAGÇEV Genel Müdürü Yağmur Cengiz: “Bu yıl 1.842 ekonomik işletmenin yükümlülüğünü devralarak 13 milyon nüfusa sahip 75 belediyeye ulaştık ve 235 bin ton ambalaj atığının kaynakta ayrılarak geri dönüştürülmesi faaliyetlerini yürüttük.”

P

AGEV Dergisi, Türk Plastik Endüstrisi ve Geri Dönüşümle ilgili yayın yapan medya organlarının öne çıkan çalışmalarını sayflarına taşıyor. Atık ve geri dönüşümle ilgili olarak PAGÇEV Genel Müdürü Yağmur Cengiz’e sorular yönelten Marketing Türkiye Dergisi’nden Ece Özcan, ülkemizdeki plastik atıklarla ilgili çalışmalar ve istatistiksel veriler hakkında kamuoyunu bilgilendirecek önemli bir çalışmaya imza attı. İşte “Sorumlu Endüstri Sorunuz Çevre” mottosu ile faaliyetlerini yürüten PAGÇEV

236

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

Genel Müdürü Yağmur Cengiz’in gözünden atık ve geri dönüşümle ilgili çalışmaların ayrıntıları: Atık ve geri dönüşüm dendiğinde genelde akla ilk olarak plastikler geliyor. Oysaki geri dönüşümü bir bütün olarak görmek gerekiyor. Cam, metal, kağıt ya da plastik geri dönüştürülebilir tüm malzemeleri geri dönüşümle ekonomiye kazandırmak lazım. Sonuç olarak her malzeme bir kaynaktır. PAGÇEV olarak kurulduğumuz yıl olan 2004’ten bu yana sorumluluğumuzun çok büyük

olduğunu biliyoruz. Bu doğrultuda atık toplamanın yanı sırageri dönüşüm ile ilgili eğitimler veriyor, kamuoyu bilinçlendirme çalışmaları yürütüyor ve çevreye katkı sağlayacak pek çok projeyi de hayata geçiriyoruz. Özellikle toplumda geri dönüşüm bilinci oluşturulmasının önemine inanıyor ve bu konuda çalışmalar yapıyoruz. Tek tek kapıları çalarak, okul okul dolaşarak özellikle öğrencilerin ve ev kadınlarının geri dönüşüm ile ilgili bilinçlenmesi noktasında yoğun çalışmalar yürüttük, yürütmeye de devam ediyoruz.


PAGÇEV Genel Müdürü Yağmur Cengiz: 2004’ten bu yana sorumluluğumuzun çok büyük olduğunu biliyoruz. Bu doğrultuda atık toplamanın yanı sıra geri dönüşüm ile ilgili eğitimler veriyor, kamuoyu bilinçlendirme çalışmaları yürütüyor ve çevreye katkı sağlayacak pek çok projeyi de hayata geçiriyoruz”

Atık malzemelere baktığımızda geri dönüştürülebilir her ürünün altın değerinde olduğunu görüyoruz. Örneğin plastik malzemeleri ele alacak olursak; hayat kurtaran ambulansta, hastanın ihtiyacı olan sıvıları taşıyan serumda, olası trafik kazalarında yaşama bağlanmamıza aracı olan kemerde, yaşam kaynağımız suyu taşıyan boruda ve sayamayacağımız kadar çok örnekle plastik hayatımızın olduğu her yerde. Yani plastiği düşman gibi algılamamak gerekiyor. Bu kadar değerli bir malzemeyi bazen denize bazen de ormana atılmış olarak görüyoruz. İşte yanlış olan budur ve mücadele etmemiz gereken zihniyet de budur. Kesinlikle atıkların doğada yeri yok, yeniden kullanamayacağımız tüm ürünleri geri dönüştürerek ekonomiye kazandırmalıyız.

Plastiğin hayatımızda yeri çok, doğada yeri yok diyor ve herkesi Türkiye’yi dünyanın en büyük geri dönüşüm ve yeşil teknolojiler ülkesi yapmaya katkı sağlamaya davet ediyoruz. Sürdürülebilir bir çevre için döngüsel ekonomi şart. Dünya genelinde kabul gören Döngüsel Ekonomi modeli geri dönüştürülmesi mümkün olan tüm atıkların dönüştürülmesi esasına dayanıyor. Sürdürülebilirlik noktasında üretimde kullanılan hammaddelerin geri kazanımı giderek daha da önem kazanıyor. Günümüzde hammadde, kaynak ve yenilenebilir enerji kullanımlarını esas alan “Döngüsel Ekonomi” bir seçenek değil bir zorunluluk olarak karşımıza çıkıyor. Geleceğe damgasını vuracak sektörler arasında gösterilen “geri dönüşüm”; tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde

de hızla yaygınlaşıyor. Türkiye’de geri dönüşüme verilen önem ve dolayısıyla geri dönüşüm çalışmaları da düzenli olarak artış eğilimi gösteriyor. Bizler de geri dönüşüme verdiğimiz önemi “sorumlu endüstri, sorunsuz çevre” misyonumuz ile ortaya koyuyoruz. 2019 yılında ambalaj atıklarının azaltılması, yeniden kullanımı ve geri dönüşümü çalışmalarımızda 1.842 tane ekonomik işletmenin yükümlülüğünü devraldık. Bu çerçevede yılın başından bu yana 13 milyon nüfusa sahip 75 belediyeye ulaşarak 235 bin ton ambalaj atığının kaynakta ayrılarak geri dönüştürülmesi faaliyetlerini yürüttük. Plastikten kâğıda, camdan metale, birçok atığı geri dönüştürerek bir yandan çevreyi korumaya devam ettik, diğer yandan da ekonomiye 654 milyon lira katkı sağladık. PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

237


PAGEV’İN ÜYELERİNE SAGLADIĞI AVANTAJLAR

Devletin, sektörümüzü destekleyici politikalar oluşturmasına yardımcı olur. Plastik sektörünün bir bütün olarak rekabet gücünün arttırılmasını ve plastik sektörümüzce yaratılacak katma değer ve istihdamın, yabancı ülkelere değil, kendi ülke ekonomimize kazandırılmasını sağlayacak çalışmalar yapar. Sektöre yönelik rapor ve verileri yayınlar. Üyelerine, her yıl TÜYAP-PAGEV iş birliği ile düzenlenen Plast Eurasia Fuarı’na standlı katılımları halinde özel indirimler sağlar. Üyelerinin, yurt içi ve yurt dışı uluslararası fuarlara daha uygun şartlarla katılımını sağlamak amacıyla fuar firmaları ile anlaşmalar yapar, uygun görülen fuarlara info stand ile katılır ve üyelerinin eriştiği ileri imalat teknoloji kabiliyetlerini tanıtır. Plastik sektörünün imajını güçlendirmek için “çevre bilincini geliştirmek” amacıyla projeler hazırlayıp uygulanmasını sağlar. Ayrıca çeşitli sosyal sorumluluk projelerine de katkıda bulunur.

238

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152


Sektörle ilgili yurt içi ve yurt dışı sempozyum ve toplantılara iştirak eder. Sektörün bazen bir bütün, bazen de özel sorunlarını, yazılan raporlar ve Bakan düzeyindeki görüşmeler ile dile getirir. PAGEV, üyelerinin ileri teknoloji imalat kabiliyetlerini dış dünyaya tanıtmak ve üyeleri arasında iletişim kurmak amacıyla faaliyetlerde bulunur. Sektörümüzün sorunlarını ve çözüm önerilerini, yazılı ve görsel medyayı kullanarak tüm kamuoyuna duyurmaya azami surette gayret sarf eder. PAGEV Yönetim Kurulu Üyeleri, TOBB, İTO, İSO, TTGV gibi sektörümüzle ilgili kurumlarda aktif görevler alarak, sektörümüzün sorunlarını ve çözüm önerilerini değişik platformlara taşır. Üyelerinin, günümüzün değişen koşullarına uyum sağlaması amacıyla, ihtiyaç duydukları eğitim faaliyetlerini organize eder. Her yıl düzenli olarak organize ettiği “Plastik Endüstrisi Kongresi” ve “Uluslararası Plastik Ambalaj Kongresi” ile belli zamanlarda düzenleyeceği veya iş birliğinde bulanacağı seminer ve eğitimlere üyelerinin ücretsiz veya indirimli katılmalarına olanak tanır.

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

239


DÜNYANIN İLK PLASTİK YOLU: SÜRDÜRÜLEBILIR VE YENILIKÇI BIR ÇÖZÜM MAKALE SERAP UZUN WAVIN TÜRKIYE PAZARLAMA VE İLETIŞIM MÜDÜRÜ

240

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

Geri dönüştürülmüş plastikten üretilen bir yol düşünün, sadece birkaç gün içinde inşa edilebilen ve standart bir yoldan 3 kat daha uzun ömürlü… Aynı zamanda yolda biriken fazla yağmur suyunun hızlı tahliye edilmesine ve altyapıdaki boru ve kabloların uygun kurulumuna sahip yenilikçi bir çözüm. Plastik yol projesi dünyada ilk defa Wavin, KWS ve Total’in ortak girişimiyle 2018 yılında hayata geçirildi. Wavin, dünya çapında Türkiye ile birlikte 40’tan fazla ülkede faaliyet gösteren, Orbia Şirketler Grubu’na bağlı plastik boru ve ek parça sektörünün lider firması. Wavin’in proje ortağı olarak yer aldığı plastik yol uygulamasına ilham veren bazı önemli ihtiyaçlar vardı. Bunlar; yolların sürekli bakım ve onarım gereksinimi, yağmur suyunda taşkın sorunları, diğer yandan giderek artan miktarda plastik atıklar. İlk pilot uygulama, 30 metre uzunluğunda bir bisiklet yolu olarak 11 Eylül 2018’de, Wavin’in de genel merkezinin yer aldığı Hollanda’nın Zwolle şehrinde bulunan Lindestraat ve Verenigingstraat bölgeleri arasındaki Deventerstraatweg’de açıldı.

30 metrelik plastik bisiklet yolu, 218.000’den fazla plastik bardağa veya 500.000 adet plastik şişe kapağına eşdeğer geri dönüştürülmüş plastik malzeme içeriyor. Dünyanın bisiklet yolu olma özelliğine sahip plastik yolun bulunduğu lokasyon, sıcaklığın, bisiklet geçişlerinin sayısının ve yolun dayanıklılığının dahil olduğu yol performansını izlemek için sensörlerle donatıldı. Bu açıdan projenin aynı zamanda dünyanın ilk akıllı bisiklet yolu olduğunu da söyleyebiliriz. Hepimizin farkında olduğu gibi sürdürülebilir, çevre dostu ve akıllı şehirler kavramı gün geçtikçe önem kazanmaya devam ediyor. İklim değişikliklerine karşı dirençli, kurulumu kolay ve uzun ömürlü altyapı sistemleri bugün birçok belediye ve yerel yönetimlerin odağında olan bir konu. Pilot uygulamaya ev sahipliği yapan Hollanda’nın Overijssel ve yerel Zwolle yerel yönetimleri plastik yol uygulamasını bu kapsamda önemli icraatlarının başında tutuyor. Plastik bisiklet yolu bu anlamda sürdürülebilir yollar inşa etmek için devam eden yolculuğun ilk adımı.


PLASTİK ATIKLAR İÇİN YENİ HEDEF Dünya çapında her yıl 350 milyon ton plastik kullanılmakta. Bununla birlikte ömrünün sonuna yaklaşan plastiklerin büyük kısmı toprağa gömülüyor ya da yakılıyor. Avrupa’daki plastik uygulamalarının sadece %7’si geri dönüşümlü plastiklerden oluşuyor. Geri dönüştürülmüş atıklardan inşa edilen plastik yollar sayesinde hem çevrenin korunmasına hizmet ediliyor hem de katma değerli bir proje elde edilmiş oluyor. Ayrıca plastik yol uygulaması, daha az karbondioksit emisyonu ve çevre üzerinde daha az etki ile yolların prefabrik ve modüler bağlantı elemanlarıyla daha hızlı bir şekilde inşa edilmesinin yenilikçi bir yolu olarak karşımıza çıkıyor. İçi boş

modüler yapı, şiddetli yağmur yağması durumunda suyun tahliyesi için de hızlı bir çözüm sunmaktadır. Zwolle’deki ilk plastik yoldan sonra ikinci plastik yol 2018 Kasım ayında Hollanda’nın Giethoron bölgesinde açıldı. Hayata geçirilen bu iki başarılı pilot uygulamadan sonra Wavin ve projenin diğer ortakları, plastik yol uygulamasının dünya çapında endüstrileşerek bisiklet yolunun yanı sıra kaldırım, tren peronları ve otopark gibi farklı alanlarda da uygulanması için çalışmalarını sürdürüyor. Umuyorum ki hem plastik atıkların yeniden kullanımını teşvik edecek hem de sağlıklı şehirlerin altyapısına hizmet edecek bu tarz başarılı uygulamaları ülkemizde de hayata geçirmek dileğiyle P PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

241


PLASTEURASIA 2019 SALON NO: 7

STANT: 171B

BİO PLASTİFİYANLAR MAKALE ERCAN KOLDEMIR POLIVINIL PLASTIK KIMYA YÜKSEK MÜHENDISI

242

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

Kesinlikle kimyevi ve hayvansal madde içermeyen, bitkisel ürünlerden oluşan FINAFLEX 1200 yüzde 100 BioPlastifiyanını Türk Plastik sanayiinin hizmetine sunmaktan gurur duyuyoruz. Başta PVC olmak üzere diğer plastikler (polyethylene copolymer, polystyrene, nitrocellulose, ethyl cellulose polyurethane) ve sentetik kauçuk sektöründe yumuşak, esnek ürünler elde etmede PLASTİFİYAN (Plasticizer)’lar en önemli katkı malzemelerindendir. Tüm Hortum (Sulama, Endüstriel Likit Transferi, Sağlık Sektöründe Medikal – Kan, Serum Hortumları), Genel kullanım maksatlı Yumuşak Filmler, Ambalaj Sektöründe Strech Film, Çocuk Oyuncakları, Kablo, Sun’i Deri, İnşaat Sektöründe Muhtelif Profil, Conta ve Fitiller, Özel Mürekkep ve Boya üretimlerinde çeşitli Plastifiyanlar kullanılmakta. Plastifiyanlar, PVC ile reaksiyona girerek üretilen ürünün elastikiyetini sağlar ve şekillendirir. Pigmentler ve dolgu maddeleri gibi sadece bir katkı maddesi değil, aynı zamanda polimerin fiziksel özelliklerini de sağlayan bir kimyasaldır. Plastifiyanlar cinslerine göre plastiğin başta sertlik/yumuşaklık özellikleri ile uzama değerlerini değiştirdiği gibi muhtelif

yağlara, kimyasallara dayanım gücünü de arttırabilir. Keza plastiğin düşük ısılarda kırılganlık mukavemetini güçlendirir. Son yıllara kadar fiyatı ekonomik, üretimi kolay Dioctyl Phthalate (DOP) bilinen ve en çok kullanılan plastifiyan idi. Ancak Phthalate bileşiklerinin insan sağlığı ve çevre temizliğindeki önemli sakıncaları tespit edilince başta Avrupa ülkeleri olmak üzere Türkiye dahil dünyada birçok ülkede üretimi ve tüketimi yasaklanmıştır. Plastifiyanların önemli yanı tabii yine cinsi ve özelliğine göre, plastiğin bünyesinden migrasyonla kolayca ayrılıp çevreye yayılabilmesidir. DOP gibi Octyl Phthalate içeren plastifiyanlar yerine daha güçlü kimyasal yapısı ile migrasyon riski azalmış olan Dioctyl terephthalate (DOTP) bileşikleri ikame edilmiştir. Ayrıca DiOctyl Adipate (DOA), TriOctylTriMellitate (TOTM), TriEthyl Citrate (TEC), DiButyl Sebacate (DBS) non-toxic kabul edilmiş plastifiyanlar olup, yıllardan beri medikal tatbikatlar, çocuk oyuncakları, gıda ile direkt temas eden ambalaj malzemeleri üretiminde kullanılagelmekte. Dünyada gelişen ve şartları ağırlaşan regülasyonlar plastifiyan üreticilerini zorlamakta. Kimyasal esaslı ürünlerden BİO esaslı ürünlere geçiş için üretici firmalar sürekli arayış ve çalışma içindedirler. Nitekim Bitkisel menşeli olup ancak yine de %2 ile %5 oranında kimyasallar içeren BioPlastifiyanlar (BIOPLASTICIZERS) halen mevcut. Biz, Polivinil Plastik A.Ş. olarak, PVC’nin kullanımında formülde mutlaka yer alması gereken İç ve Dış Kaydırıcılarını (Internal and External Lubricants) Mümessil sıfatı ile Türkiye piyasasına sunmakta olduğumuz FINE ORGANICS (INDIA) firmasının yeni geliştirmiş olduğu; Kesinlikle kimyevi ve hayvansal madde içermeyen, tamamen bitkisel ürünlerden oluşan FINAFLEX 1200 (Patentli, FDA, KOSHER ve HALLAL belgeli) %100 BioPlastifiyanını da Türk Plastik sanayiinin hizmetine vermekten gurur duyuyoruz. P


PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

243


MAKALE BERICAP

BERICAP DÜNYASINDA PLASTİK AMBALAJLARIN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ

Bericap plastik atıkların ve karbon ayak izinin azaltılması için madeni yağ kapaklarında geri dönüştürülmüş ham madde ve süt ürünleri endüstrisinde kullanılan karton ambalaj kapakları için bio-resin ham madde kullanıyor. Son yüzyılda geçmişte görülmeyen bir hızla ilerleyen tıp ve teknoloji insan hayatını uzatıp, yaşam konforunu yükseltirken, hızla artan nüfus ve kişi başına düşen tüketim özellikle doğanın korunmasında ciddi problemlere neden oluyor. Çevre kirliliğine yol açan en önemli etkenlerden birinin de ambalaj malzemeleri olduğu düşünülüyor. Çevremizi kirleten çöp yığınların içerisinde bozulmuş gıdalardan, sigara izmaritlerine, kağıt mendillerden, kağıt bardaklara, cam-metal ve karton ambalajlara kadar birçok farklı malzeme bulunsa da son çeyrek yüzyılın en çok tepki çeken ambalaj malzemesi plastikler olarak görülüyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri de diğer atıklar toprak altında veya deniz dibinde depolanırken düşük yoğunluğu nedeniyle suda yüzen plastic atıkların insanlar tarafından daha rahat ve net olarak görülebiliyor olmasıdır. Cam ambalajın ise

244

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

en doğal ve çevre dostu ambalaj olarak insanlarda pozitif imaja sahip olduğu iddia ediliyor. Oysa 2014 yılında İsviçre Çevre Bakanlığı için Carbotech’in su ambalajlarının üretim aşamasından son kullanıcının alışveriş anına kadar tüm aşamaları değerlendirdiği çalışmaya göre sanılanın aksine tek kullanımlık cam ambalajlar, tek kullanımlık PET ambalajlara göre daha fazla karbon ayak izine sahip. 2018 yılında IFEU – Almanya tarafından süt ambalajlarının çevreye etkisi üzerine yapılan çalışmada da karton ambalajlar, cam ambalajlara nazaran daha az etkiye sahip olarak raporlanmıştır. Denkstatt – Almanya’nın 2011 yılında plastik ambalajlar ile alternatiflerini karşılaştırdığı araştırma ise alternatif malzemelerin plastik ambalaja oranla 3.6 kat daha fazla atık yarattığı, 2.2 kat daha fazla enerji tüketimine ve 2.7 kat daha fazla karbon emisyonuna neden olduğunu göstermiştir. Plastik ambalajlar yaygın bilinenin aksine bir çok alternatif malzemeye göre daha çevrecidir. Plastik ambalajlar düşük maliyeti ile hızlı tüketim maddelerinin kolay ulaşılabilir olmasını da sağlamaktadır.


Sadece Avrupa’da tüm üretilen gıda maddelerinin yaklaşık %20’sinin (88 Milyon ton) çöpe atıldığı, Hindistanda üretilen yiyeceklerin yaklaşık 1/3’ünün tarladan tüketiciye ulaşana kadar yetersiz koruma yüzünden bozulduğunu düşündüğümüzde plastik ambalajlar insan sağlığı, gıda güvenliği, ekonomi ve bozulmuş gıdaların çevreye etkisinin azaltılması konularında insanlığa muazzam bir hizmet sunmaktadır. Plastik ambalajlar sanıldığı kadar tehlikeli olmasa da tabi ki çevreye etkisinin azaltılması konusunda hammadde kullanımından, tasarım optimizasyonlarına, renk ve malzeme seçiminden, üretim prosesine kadar yapılabilecek çok fazla şey vardır ancak bunların en başında insan davranışının değiştirilmesi yatmaktadır. Çevreyi kirleten aslında plastikler değil, onları doğaya bırakan insanlardır. Ambalaj plastiklerinin tekrar dönüştürülerek otomotiv, beyaz eşya, ev araç gereçleri hatta yiyecek – içecek, sağlık alanında tekrar kullanılması mümkün. Bericap olarak plastik atıkların ve karbon ayak izinin azaltılması için madeni yağ kapaklarında geri dönüştürülmüş ham madde ve süt ürünleri endüstrisinde kullanılan karton ambalaj kapakları için bio-

resin ham madde kullanmaktayız. Özellikle ketçap ve mayonez ambalaj kapaklarında tercih edilen valf kullanımını azaltmak için valfsiz kapak üretimini teşvik etmekte ve valfli uygulamalar içinde geri dönüşümde kirletici etki yaratan silikon valf yerine uzun yıllardır TPE valf kullanmaya devam etmekteyiz. Geri dönüşümde toplamayı kolaylaştırmak için açıldığında şişeden ayrılmayan 5 farklı kapak tasarımını müşterilerimize sunmaya başladık ve yaptığımız yenilikçi tasarım optimizasyonları ile hem büyük bir hammadde tasarrufu hemde büyük bir çevre katkısı sağlamaktayız (Su ve meşrubat kapaklarında %60 daha az plastik kullanımı). Sadece ürün tasarımında değil üretim sürecinde de kullandığımız yeni teknolojiler ve çevreci makinalarla (son 10 yılda hibrit ve elektrikli makinaların sayısı 10 kat’dan fazla artarak toplam makina sayısının %45’ine ulaşmıştır) çevre hassasiyetini yansıtan firmamız tüm bu çabaların sonucunda 10 yıllık sürecte plastik kullanımında 30.000 ton, CO2 emisyonunda ise 80.000 ton tasarruf sağlamış (Bkz Grafik 2), her ürettiği kapak için karbon emisyonunu yaklaşık %25 düşürmüştür (Bkz Grafik 1). P

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

245


PLASTEURASIA 2019 SALON NO: 3

MAKALE SINAN AYDIN KADIR İSA FRİTERM

STANT: 314A

İSTANBUL “BIN DEĞERLERINE” DAYALI CHILLER-KURU SOĞUTUCU ENERJI ANALIZI Plastik endüstrisi, soğutma uygulamalarına en fazla ihtiyaç duyulan sektörlerden biridir. Bu nedenle kullanılacak yöntemin bilinçli seçilmesi gerekir. İmalatta kullanılan kalıpların soğutulması, özellikle ürün kalitesi açısından önemlidir. Plastik endüstrisindeki soğutma uygulamalarında doğal soğutma (free cooling) enerji tüketimlerinde önemli bir düşüş sağlamaktadır. Plastik endüstrisinde kullanılan hava

soğutmalı chillerlerin kullanım ve bakım kolaylığına karşılık, işletme giderleri yüksektir. Ancak, yıl boyu soğutma gereksinimi olan mevcut bir sistem kuru soğutucular ile desteklenerek doğal soğutma yapılabilir. Dış ortam sıcaklıklarının gerekli olan soğutma suyu sıcaklıklarının altına düşmesi ile doğal soğutma sistemleri kullanılarak enerjinin etkin kullanımı sağlanabilir.

Çalışmanın temel amacı; İstanbul’da işletilmekte olan bir proses suyu soğutma sistemine entegre edilen kuru soğutucunun tesise sağladığı ekonomik getiri konusunda yıllık bin değerleri kullanarak genel değerlendirme yapmaktır.

sistemi olarak kabul edilmiştir. • Sistemde günlük 20 saat / 365 gün boyunca soğutma istenmektedir. • Sistemdeki toplam soğutma yükü, 500 kW kabul edilmiştir. • Hesaplamalar chiller ve kuru soğutucunun birlikte kullanımı ile enerji verimliliğinin ne miktarda olduğunu belirlemeye yönelik olduğu için, karşılaştırmaya ve hesaplamaya konu olan dış hava sıcaklık aralığı -6°C/18°C’dir. 18°C üzerinde sadece chiller çalışmaktadır. • İstanbul’a ait 1989-2012 yılları arasındaki meteorolojik verilerden derlenen bin değerleri kullanılmıştır.3 • Çalışma bölgeleri ve çalışma senaryoları kabulü şu şekilde yapılmıştır.

Kabuller Kuru soğutucu ve hava soğutmalı chillerin birlikte çalışması aşağıda belirtilen bir senaryo çerçevesinde incelenmiştir. Hesaplamadaki tüm kabul ve yaklaşımlar aşağıdaki gibidir; • Soğutma gereksinimi olan tesis, Tsoğutma suyu gidiş = 11°C, Tsoğutma suyu dönüş= 16°C şarta sahip bir proses suyu soğutma

246

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152


o %100 Mekanik Soğutma Aralığı - Ortam havası sıcaklığı, soğutma suyu dönüş sıcaklığının üzerinde olduğu zamanlar %100 chiller çalışması gereklidir. Tortam > 14°C olduğu zaman mekanik soğutma bölgesine girilir. Kondenser fanları ve kompresör %100 yükte çalışmaktadır. Kuru soğutucu çalışmamaktadır. o Yük Paylaşımı Aralığı - 14°C ≥ Tortam ≥ 6°C, chiller ve kuru soğutucunun yük paylaşımlı olarak çalıştıkları bölge olarak kabul edilmiştir. Ortam havası sıcaklığı dönüş suyu sıcaklığının en az 2°C altına düşmesi ile (Tortam=16°C - 2°C=14°C) kuru soğutucu, ön soğutucu olarak, çalışmaya başlamaktadır. Chillere gönderilen dönüş suyu sıcaklığının düşmesi nedeni ile kompresör yükü de oransal olarak düşmektedir. Çalışmada, chiller kompresörünün oransal olarak kapasite kontrolüne sahip olduğu varsayılmış ve buna uygun kompresör seçimi yapılmıştır. Ancak, hesaplamada kolaylık açısından belirli sıcaklılar ve bu sıcaklıklara karşılık gelen oranlar kullanılmıştır. Oransal kontrol ile hesaplanan kazancın bir miktar daha fazla olacağı hesaba katılmalıdır. Ayrıca, kuru soğutucu ve kondenser fanlarının

adım (step) kontrollü olarak çalıştığı kabul edilmiştir. o%100 Kuru Soğutucu Çalışma Aralığı: Doğal soğutma bölgesi ortam havası sıcaklığı soğutma suyu gidiş sıcaklığının en az 5°C altında ve daha düşük sıcaklıklarda (Tortam≤5°C) tamamen kuru soğutucu çalışır. Chiller çalışmaz. Bu örnekte hava sıcaklığı, Tsoğutma suyu gidiş (11°C) - 5°C = 6°C ve altındaki sıcaklık değerlerinde olduğunda sistem %100 kuru soğutucu (doğal soğutma) ile çalışmaktadır. BIN DEĞERLERI Proje aşamasında doğal soğutma uygulanmasının avantajlı olup olmadığının belirlenebilmesi ve sağlıklı bir yatırım kararı alınabilmesi için herhangi bir il için sıcaklık değerlerinin yıllık tekrar edilme sıklıklarının bilinmesi (bin değerleri) ve bu verilerin değerlendirilmesi (bin metodu) çok önemlidir. Bin değerleri, günlük belirli zaman dilimlerinde aralıklara bölünmüş sıcaklık değerlerinin yıl içerisinde kaç saat görüldüğünü gösteren verilerdir. Tablo 1’de İstanbul için farklı zaman periyotları için yıllık toplam bin değerleri verilmiştir.

Tablo 1’den anlaşılacağı üzere, İstanbul’da 8°C-10°C arasındaki sıcaklık değerleri 10.00-12.00 saatleri arasında yıl içerisinde 59 saat görülmüştür. Bu değer, 1989-2012 arasındaki meteorolojik verilerin ortalamasıdır.

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

247


MAKALE SINAN AYDIN KADIR İSA FRİTERM

Kuru Soğutucu ve Chillerin Birlikte Çalışma Senaryosu Tablo 2’de senaryo ve -4°C/18°C sıcaklık aralığında kuru soğutucu ve chillerin toplam soğutma kapasitesini sağlayacak şekilde çalışması durumunda harcayacağı

güç değerleri ve kapasite oranları gösterilmektedir. Bu güç değerlerine göre elektrik birim fiyatı kullanılarak İstanbul için kuru soğutucu ve chiller birlikte çalışması senaryosunda enerji maliyetine ilişkin hesaplamalar verilmektedir.

Tablo 2 - İstanbul için %100 mekanik ve kuru soğutucuchiller karşılaştırması

Uygulamada EC (Electronically Commutated) fan motoru kullanılması durumunda işletme maliyeti ve geri dönüş süreleri açısından ek iyileştirmeler olacağı gözden kaçırılmamalıdır. %100 mekanik soğutma yapıldığı durumda, chillerin kapasite kontrolüne sahip olması nedeniyle -6/6°C aralığında enerji sarfiyatı kademeli olarak düşürülmüştür. Kendi işletme şartlarınıza uygun daha gerçekçi değerlendirmeler yapmak üzere üreticilerin teknik satış birimleri ile iş birliği yapmakta

yarar vardır. Çalışma Senaryoları İçin Güç Hesapları Tablo 2’de görüldüğü üzere %100 mekanik soğutma yapıldığı zaman 14/18°C sıcaklık aralığında chiller devrededir ve bu sıcaklık aralığı doğal soğutma için uygun değildir. Birlikte çalışma durumunda chiller ve kuru soğutucunun harcayacağı güç ayrı ayrı hesaplanmıştır. Bu durum için toplam güç değerinin %100 mekanik soğutmada harcanan güç değerinden daha düşük olduğu görülmektedir.

Şekil 2 - Kısmi ve doğal soğutma enerji miktarları

248

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152


Kısmi ve %100 doğal soğutma bölgesinde kuru soğutucunun harcadığı güç, sadece fan gücüdür ve dış hava sıcaklığı düştükçe fanlar kademeli olarak kapanmaktadır. Bunun yanı sıra, kış aylarında rüzgârın fazla olduğu günlerde fanların tümü devrede olmasa dahi rüzgâr etkisi ile soğutma etkisi artmaktadır. Sonuç olarak, dış hava

sıcaklıklarına bağlı olarak kuru soğutucu verimi ve enerji kazancı değişmektedir. İstanbul da -6°C’nin altında bir sıcaklık yıl boyu görülmemektedir. Kısmi soğutma ve %100 doğal soğutma yapılması durumunda İstanbul için harcanacak enerji miktarlarını gösteren grafik Şekil 3’de verilmiştir

Şekil 3 - İstanbul için bin değerlerine bağlı enerji sarfiyatı

Sonuç Üretimde makinelerin kalıp ve yağ devrelerinin soğutulması, malzemenin ısıl işlemi sonrası soğutulması, kaplama havuzlarının, kesme ve işleme yağlarının istenen özellikte kalması için belirli sıcaklıklarda tutulması gibi birçok imalat aşamasında yaz-kış soğutmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Yıl boyu soğutma suyu kullanan ve mevcut bir hava soğutmalı chiller sistemi olan tesisler için gerekli soğutma yükünü karşılayacak bir kuru soğutucu seçilerek, bu entegrasyon sonucundaki enerji maliyetleri karşılaştırılmıştır. Soğutma sisteminin kurulu olduğu veya kurulacağı bölgenin iklim koşulları ile istenen soğutma suyu sıcaklıkları doğal soğutmadan elde edilebilecek faydaya etki eden en önemli unsurlardır. Dış hava sıcaklığı soğutma suyu dönüş sıcaklığının 2°C altına düştüğünde kısmi doğal soğutma, 6°C altına düştüğünde ise %100 doğal soğutma yapılacak şekilde bin değerleri kullanılarak enerji maliyetleri hesaplanmıştır. Verimlilik, maliyet ve geri dönüş sürelerine etkisinin açıkça görülmesi

için değişik enerji sınıflarına ait kuru soğutucular esas alınarak yapılacak bir değerlendirme daha gerçekçi olacaktır. Yoğun enerji tüketiminin olduğu endüstriyel soğutma tesislerinde sürdürülebilir çevre ve işletme maliyetlerinin azaltılması açısından kuru soğutucuların önemli bir katkı sağladığı görülmektedir. P Kaynaklar 1. FRİTERM A.Ş., 2017, Plastik Endüstrisinde Soğutma Sistemleri ve Uygulamaları, 3. Baskı, Friterm A.Ş. Teknik Yayını, İstanbul, ISBN: 978-975-6263-32-7 2. ACÜL, H., 2009, Kuru Soğutuculu Doğal Soğutma Uygulamaları ile İklimlendirme Sistemlerinde Enerji Verimliliği, IX. Ulusal Tesisat Mühendisliği Kongresi (TESKON) Bildiriler Kitabı, 6-9 Mayıs 2009 İzmir, 83-114. 3. PUSAT, Ş., EKMEKÇİ, İ., DÜNDAR, A.C., ERMİŞ, K., 2015, Üç Büyük Şehir Merkezi İçin Bin-Data Değerlerinin Belirlenmesi, 12. Ulusal Tesisat Mühendisliği Kongresi (TESKON 215), 1597-1606. 4. KÖK, G., 2012, Kuru Soğutucu Kullanımının Enerji Verimliliği Açısından İncelenmesi, Yüksek Lisans Tezi, İ.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü. 5. FRİTERM A.Ş., 2017, İklimlendirme Soğutma Sistemlerinde Enerji Verimliliği, Genişletilmiş 2. Baskı, Friterm A.Ş. Teknik Yayını, İstanbul, ISBN: 978-975-626333-4

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

249


PLASTEURASIA 2019 SALON NO: 2

STANT: 236

MAKALE MORETTO

250

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

PROSES IÇI NEM ÖLÇÜMÜ IÇIN MORETTO MOISTURE METER Moisture Meter sadece higroskopik polimerlerin içeriğinde kalan nem miktarını ölçmez aynı zamanda proses içi bir sistem parçası olarak numune gerektiren harici ölçüm işlemlerinin ve oluşacak zaman kaybının da önüne geçer. Plastik hammadde içeriğindeki nemin varlığı endüstri tarihi kadar eski ve bu süreç içerisinde söz konusu nemin hammadde içeriğinden ayrıştırılması için farklı teknolojiler kullanılarak değişik cihazlar tasarlanmış ve imal edilmiştir. Pek çok uygulamada bu cihazlar uygun nem alma işlemi için gerekli prosesi sağlamış olsalar bile; nem alma işlemini tamamen otomatikleştirmek için gerekli olan en önemli bilgiden yoksundur... plastik hammadde içeriğinden nemin hangi değerde uzaklaştırıldığının kanıtı. İmalatçıdan ve markadan bağımsız olarak; kuru havalı hammadde kurutma üniteleri, kurutma silosu içerisindeki hammadde taneciklerinin yüzeyine gönderdikleri kuru

havanın nem oranını belirleyebilmekte. Böylece kuru havanın varlığı ile kurutma operasyonunun doğru yapıldığı varsayılmakta. Ancak bu teorik kabul ve yaklaşım, proses sırasında oluşabilecek farklı şartların ve hataların, başarılı bir kurutma prosesini engelleyebileceği gerçeğini yok sayamaz; örnek vermek gerekirse, plastik granüllerinin kurutma silosu içerisinde gereğinden fazla süre kalması, iklim ve imalat ortamı şartlarına göre oluşabilecek yüksek bağıl nem oranı, hammadde tüketim değerlerinin zaman içerisinde ilk hesaplanan değerden fazla olması, ortam sıcaklık değerlerinin değişkenliği ve daha pek çok parametre kurutma prosesine direkt etki eden unsurlardır. Pek çok tüketici, hammaddenin doğru kurutulmuş olduğunu laboratuar ekipmanları vasıtasıyla kanıtlama yolunu seçebilirken, bu işlemlerin bir zaman kaybı olduğu ve ayrıca her işletmenin kurulu ekip ve ekipman kaabiliyetinin eşdeğer olmadığını da hatırlamak gerekir. Plastik endüstrisi çok uzun süredir, güvenilir bir ölçüm yönteminden ve proses içi (inline) ölçüm metodundan yoksun şekilde imalat sürecini devam ettirmiştir. Pek çok girişim ve sektöre sunulan özel çözümler, normal imalat ortamlarına uygun olmayan sonuçları ve ayrıca değişken hammadde lotlarına ve ortam sıcaklığı değişikliklerine bağlı proses parametre farklılıklarından doğan hataları beraberinde getirmiştir. Yukarıda bahsedilmiş tüm hususları dikkate alan Moretto mühendisleri, patentli Moisture Meter serisini geliştirmiş ve imal etmiştir. Moisture Meter sadece higroskopik polimerlerin içeriğinde kalan nem miktarını ölçmez; aynı zamanda proses içi (in-line) bir sistem parçası olarak numune gerektiren harici ölçüm işlemlerinin ve oluşacak zaman kaybının da önüne geçer. Ayrıca, kurutma prosesini kontrol altında tutarak, ilave performans ve enerji harcamadan ilgili hammaddenin doğru şekilde ve doğru şartlarda kurutulması işlemine yardımcı olur.


Ünitenin fonksiyonu, patentli ‘Power Peek Technology’ile ve bileşeni olan Moretto yazılım teknolojisi vasıtasıyla, granül taneciğinin çekirdeğine kadar içerdiği nem oranını tayin etmektir. Bu işlemi yaparken, hammaddenin yoğunluğundan, renginden ve fiziksel yapısından bağımsızdır. Moisture Meter serisi, sensörleri arasından geçmekte olan granül taneciklerinin içeriğindeki bağıl nem oranını tespit etmekte ve raporlamaktadır. Kullanılan modele ve ekipmana bağlı olarak, yüksek kalite ve hassasiyet istenen proseslerde, kullanıcı tarafından istenen nem oranına ulaşmadan, hammaddenin imalat aşamasına dahil edilmesini engelleme özelliği de vardır. Moisture Meter Box, içeriğindeki sensör vasıtasıyla, kurutma silosu çıkışında veya proses makinası boğazında, hammaddenin içeriğindeki nem oranını tespit eder; raporlar ve set edilen/istenen nem oranına ulaşmadığı zaman alarm vererek kullanıcıyı ikaz eder. Her bir Box tipi kontrol ünitesi, aynı anda 6 (altı) adet sensörden gelen değerleri okuyabilir ve

proses içi (in-line) raporlama ile kullanıcının bilgisine sunabilir. Moisture Meter Manager, iki adet sensöre sahiptir. Birinci sensör kurutma silosu üzerindeki soğuk hammadde giriş noktasında bulunur. Diğer sensör ise kurutma silosu çıkışındadır. Bu sayede MM Manager, kapalı devre tam kontrol operasyonu sağlar. Kurutma silosuna üst taraftan giren soğuk hammaddenin içerdiği nem oranını Crown adını verdiğimiz sensör ile ölçer. Crown adındaki sensör, Moretto marka kuru havalı hammadde kurutma ünitesinin çalışma parametrelerine yön verir, hammadde içeriğindeki nemin en hızlı şekilde dışarı atılması için gerekli çalışma şartlarının oluşmasına yardım eder. Kuru hava debisinin artmasını veya azalmasını sağlayan komutları vererek, hammadde yüzeyine gönderilmesi gerek sıcak kuru hava miktarının ayarını yapar. Kurutma işlemi sonunda, silo çıkışındaki sensör kurutma işleminin doğru yapılıp yapılmadığını teyid eder ve raporlar. Moisture Meter Manager, Endüstri 4.0 gereksinimlerine uygun olarak geliştirilmiş bir proses içi tamamlayıcı ekipmandır PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

251


MAKALE MORETTO

MM Manager kontrol ünitesi, aynı anda hem üst tarafta bulunan sensör ve hem de kurutma silosu çıkışında bulunan sensör olmak üzere, toplam 12 (oniki) kurutma silosunun kontrolünü gerçekleştirebilir. Ayrıca, bu kurutma silolarının her biri birbirinden bağımsız kuru havalı kurutma ünitelerine bağlı olabilir. Hatta, Moretto Eureka Plus çoklu kurutma silosu sistemine sahip proseslerde de kullanılabilir. Tüm Moisture Meter kontrol üniteleri, dokunmatik özelliğe sahiptir ve

252

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

plastik endüstrisinde en çok tüketilen hammaddelerin parametleri sistem hafızasında baştan kayıtlıdır. Toplam 60 farklı hammadde profiline ve toplam 100 adet reçete hafızasına sahiptir. Kullanıcı, hammadde cinsine göre üst ve alt limitleri belirleyebilir ve (ppm) cinsiden hammadde içeriğindeki nem oranını tespit edebilir. Her saniyede 3 (üç) ölçüm alınmakta ve her 2 (iki) saniyede bir değer bildirimi ekrana yansımaktadır. Raporlama kullanıcının talebine bağlı olarak, 30 (otuz) güne kadar hafızada saklı kalabilir. Her bir kontrol ünitesi Ethernet, Serial RS 485 Modbus bağlantısına sahiptir; ayrıca USB port bağlantı imkanı vardır. Bunun yanısıra Moretto MOWIS uygulamasına açık vaziyettedir. Sonuç olarak, Moisture Meter, higroskopik plastik hammadde işleyicilerinin şu sorusuna kesin olarak cevap vermemizi sağlamaktadır; Hammadde doğru şekilde kurutuldu mu? Bunun yanısıra, harici yapılan testlere, tahminlere ve hesaplamalara gerek kalmadan bizi direkt sonuca götürmektedir. Hammaddenin nem oranı proses içi (in-line) olarak tepit edilebilmekte, anlık olarak raporlanabilmektedir. Talep halinde, bir kurutma prosesi ile ilgili tüm soruların yanıtını bulmak için mutlaka bir Moisture Meter modeli vardır. P


PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

253


PLASTEURASIA 2019 SALON NO: 6

STANT: 602

MAKALE MONTIS

PLASTIK ÇÖZÜMLERINDE GELECEK IÇIN BÜTÜNCÜL BIR KONSEPT Katkı maddesi üretimi Yüksek düzeyde güçlendirilmiş plastik bileşiklerin işlenmesi, AKRO PLASTIC’in en yetkin olduğu konulardan biri olan katkı maddesi üretiminde yepyeni olanaklar sunmaktadır. Karbon fiber ile güçlendirilmiş AKROMID® B3 ICF 30 9 AM, Aachen’de yer alan IKV (Institute for Plastic Processing - Plastik İşleme Enstitüsü) tarafından MDM (eriyik biriktirme modellemesi) prosesinde başarılı biçimde kullanılmaktadır. Karbon fiber ile güçlendirilmiş bileşiğin daha iyi termal iletkenliği, buna bağlı olarak daha yüksek soğuma hızları ve yüksek düzeyde güçlendirilmiş plastikler için ürün partisi toleransının daha düşük olması sayesinde yüksek üretim hızlarına sahip kararlı bir üretim prosesi uygulamaya alınmıştır. Videoda, bu proses teknolojisinin işlevsel ilkeleri, AKROMID® B3 ICF 30 9 AM’den üretilen bir test örneği kullanılarak gösterilmektedir. İçme suyu ile temas Bileşik uzmanı, 85 °C’ye kadar KTW/ W270, ACS, NSF 61 ve WRAS standartlarını karşılayan AKROTEK® PK serisi ve AKROMID® T5 serisinden malzemelerle ilgili genel bilgileri

254

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

sağlamaktadır. Test raporları, doğal ve siyah renklerde güçlendirilmemiş AKROMID® T5 ve %50 cam elyafı ile güçlendirilmiş malzemelerin yanı sıra yine doğal ve siyah renklerde güçlendirilmemiş AKROTEK® PK-VM 8 ve %50 cam elyafı ile güçlendirilmiş malzemeler arasındaki tüm ürün farklarını göstermektedir. Taşımacılık / alevlenme geciktirici bileşikler Bileşik uzmanı, toplu taşıma sektöründe halojen içermeyen alevlenme geciktirici katkı maddelerini temel alan alevlenme geciktirici bileşikler portföyünü genişletti ve geliştirdi. Otobüslerde ECE 118 düzenlemesi uygulanmaktadır. AKRO-PLASTIC buna yönelik olarak Ek 6, 7 ve 8’in gereksinimlerini karşılayan çeşitli cam fiberi içeriklerine sahip bileşikler geliştirdi. Bu sayede bu malzemeler otobüslerin iç kısmındaki tüm alanlarda kullanılabilmektedir. EN 45545-2’nin yürürlüğe girmesinden bu yana demiryolları uygulama alanında daha katı, çok daha ayrıntılı kriterler uygulanmaya başlandı. Bu alanda da bileşik uzmanının portföyünde, Mart 2016’dan bu yana geçerli olan, R21 HL2, R22 HL3, R23 HL3, R24 HL3 ve R26 HL3 gereksinim gruplarına sahip standardın taleplerini karşılayan ürünler bulunmaktadır. Bu malzemeler, araçların iç ve dış kısımlarındaki küçük ila orta büyüklükteki parçalar için çok uygundur. Özellikle büyük bileşenler ve koltuk muhafazaları için katı spesifikasyonlar uygulanmaktadır. AKROMID® C28 GF 25 FRT, EN 45545-0 R1 HL2, R6 HL2 ve R7 HL2’nin yanı sıra Amerikan standardı NFPA 130’un gereksinimlerini karşılayan ilk cam fiberle güçlendirilmiş polyamittir. Genel olarak ulaştırma sektöründe, alevlenme geciktirici malzemeler konusunda en katı uyum gereksinimlerini sahip olan sektör havacılıktır. Bileşik uzmanı buna yönelik olarak AKROMID® PA K17 FR siyah (5762) ürününü geliştirdi. %35 cam fiber dolgulu bu poliamit, Federal Havacılık Düzenlemesi (FAR - Federal Aviation Regulaion) 25.853’e göre iç mekanda kullanım için uygundur ve AIRBUS tarafından kullanımı onaylanmıştır


PPA ürün serisinin genişletilmesi AKRO-PLASTIC, PA 6T’yı temel alan geleneksel PPA bileşiklerinin yanı sıra yeni AKROMID® T9 ile portföyünü genişletti. Homopolimer PA 9T’yi temel alan bu bileşikler daha düşük su emme özelliklerine sahiptir ve dolayısıyla mekanik performansları daha tutarlıdır. PPA’lar genellikle yüksek sıcaklıklarda daha fazla dayanıklılık ve katılık gereksinimlerinin olduğu alanlarda kullanılmaktadır. Bu durum, polimerin genellikle 125 ile 135 °C arasında olan daha yüksek cam geçiş sıcaklığı (Tg) ile sağlanmaktadır. Ancak daha çok PA 6T kopolimerlerinin kullanılması durumunda Tg, su emilimi ile 100 °C’nin altına düşmekte ve mekanik yük kapasitesi de azalmaktadır. AKROMID® T9’un su emme miktarının geleneksel malzemeye göre yarıdan daha az olması sayesinde Tg’si daha yüksektir. Dolayısıyla yüksek sıcaklık ve nemde yüksek mekanik dayanım korunmaktadır. Doğrudan karşılaştırmaların yapıldığı ilk testlerde, daha iyi akışkanlık ve daha hızlı kristalleşme davranışı gösterdiği de ortaya konmuştur. Bu da PPA bileşiklerinin çok karmaşık üretimini kolaylaştırmaktadır. Ayrıca %50 cam fiberi ile güçlendirilmiş bileşik, küçük ama değerli bir %6’lık yoğunluk avantajı sunmaktadır. AKROMID® T9’un erime noktası 300 °C’dir ve bu değer benzer

PA 6T sınıflardan biraz daha düşüktür. Bu durum işleme penceresi ve olası malzeme modifikasyonları açısından avantajlar sağlamaktadır. Dolayısıyla alevlenme geciktirici sınıfların yanı sıra darbeye dayanıklı hale getirilmiş bileşikler, daha güçlü formüle edilme ve işlenme olanakları sunmaktadır. Plastik/metal hibrit kompozit Hem hafif yapı hem de yüksek işlevsel entegrasyon için ekonomik çözümlerden biri olarak plastik ve metalin birlikte kullanılması gösterilebilir. Birleşme kalitesi açısından ortam geçirimsizliği de önemli kriterlerden biridir. En iyi hibrit bileşenler, uygulanmış plazma katmanı ile plastiğin odaklı modifikasyonunun birlikte kullanılması ile elde edilmektedir. AKRO-PLASTIC GmbH ve Plasmatreat GmbH, plastik/metal hibrit bileşiklerin potansiyelinden tam olarak yararlanmak için kapalı bir proseste plastik ile metal arasında malzemelerin oluşturduğu birleşmenin gerçekleştirilmesi amacına yönelik bir işbirliği yaptılar. Wuppertal’da K.A. Schmersal GmbH & Co. KG ile birlikte geliştirilen yenilikçi bir proje K 2019’da sunulacaktır. Schmersal Group, insanların ve makinelerin korunmasında kullanılan güvenlik araçları alanında önde gelen bir sistem ve çözüm sağlayıcısıdır. PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

255


MAKALE MONTIS

PA 6.6’nın Yerini Alan Malzemeler Poliamit 6.6 bileşikler, yıllardır devam etmekte olan pazarda malzeme kıtlığı nedeniyle sınırlı miktarlarda bulunmaktadır ve fiyatlar sürekli artış göstermiştir. Dolayısıyla bileşik uzmanı, bir PA 6’yı, etkileyici bir alternatif olarak PA 6.6’ya benzer özellikler kazandıracak şekilde değiştirmeye odaklandı. Geçtiğimiz birkaç ay içinde müşteriler şirkete çok sayıda özel test gereksinimleri ile başvurdu. Tüm testler başarıyla tamamlandı ve sonuçları burada sunulmaktadır. Yüksek düzeyde güçlendirilmiş bileşikler AKRO-PLASTIC, kendi bünyesindeki makine teknolojileri ile yüksek düzeyde güçlendirilmiş mühendislik plastiklerinin üretimi konusunda uzmandır. Bu ürünlerde, yüksek mekanik performans ve tekrar üretilebilirliğin sağlanmasına odaklanılmaktadır. Nazik işleme sistemleri, bileşiğin oluşturulması sırasında cam fiberi ve karbon fiberinin daha az kırılmasını sağlamaktadır. Bunun sonucunda piyasadaki geleneksel ürünlere kıyasla biraz daha yüksek mekanik dayanım ve darbe dayanımı elde edilebilmektedir. Dünya çapında kullanılan ve kendini kanıtlamış, aynı makineler ve proseslerle ICX® Teknolojisi, ürün hangi kıtada üretilmiş olursa olsun aynı ürün kalitesine ve tutarlılığına ulaşılmasını sağlamaktadır. Özellikle zorlu uygulamalarda kullanılan yüksek düzeyde güçlendirilmiş plastiklerde bu özellikler, vaat edilen işlevsel güvenliği, rekabetçiliği ve sürdürülebilirliği elde etmek için hem tasarım mühendisi hem de parçalardan sorumlu kişi açısından avantajlar sunmaktadır. 256

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

Yüksek dayanımlı bileşikler stratejisini temel alan AKRO-PLASTIC GmbH, FEDDEM GmbH & Co KG ile birlikte çalışarak kanıtlanmış teknolojileri, uzun fiberli güçlendirilmiş bileşiklerin hazırlanmasında kullanılmasını sağladı. Bu şekilde üretilen bileşikler, kısa fiberle güçlendirilen bileşiklere kıyasla 2–3 kat daha yüksek sağlamlık gösterirken aynı zamanda daha iyi eskime stabilitesi ve sünme özellikleri sergilemektedir. Burada AKROMID® B28 LGF 40 1 L özellikle vurgulanması gereken ürünlerden biridir. AKROMID® B28 LGF 40 1 L, PA 6 ve PP’nin kimyasal olarak birleştirilmiş bir karışımıdır ve %40 cam fiberi güçlendirmesi ile PA 6’dan çok daha iyi akışkanlık özelliklerine sahiptir ve %50 güçlendirilmiş bir PA 6’ya göre çok daha iyi dayanım sunmaktadır. Uygulama yaklaşık %15 kadar bir ağırlık avantajı sağlamaktadır. PA 6.6 / PA 6I/6T karışımları, uzun fiber teknolojisi kullanıldığında da önemli avantajlar sunmaktadır. Dolayısıyla 290 MPa’lı AKROLOY® PA LGF 50 doğal (5504), hem yaklaşık %10 daha yüksek dayanıma sahiptir (kısa fiberli sınıfa kıyasla) hem de 150 °C’de 5000 saatlik ısı ile eskitme sonrasında 200 MPa ile sınıfının en iyi değerlerini vermiştir. 265 MPa’da , koşullandırılmış değerler kalıplanmış-haliyle-kuru değerlerin hafif altındadır ve bu özelliği ile sınıfında standartları belirlemektedir. Delme darbesi davranışı (ISO 6603), kısa fiberli varyanta göre üç kat daha iyidir ve AKROLOY® PA LGF sınıflarının, döküm demir yapılar açısından ilgi çekici bir alternatif haline getirmektedir


Uygulamanız için doğru ürün Bileşik uzmanı, müşterilerimizin ve ilgili tarafların doğru malzemeyi seçmesini kolaylaştırmak için geçtiğimiz aylarda https://akro-plastic.com/productfilter/ adresindeki web sitesini sürekli olarak geliştirdi ve ürün filtrelerini genişletti. Salon 6/B42’de yer alan fuar standındaki ekip, müşterinin elde edeceği avantajları ve olasılıkları detaylı biçimde açıklamaktan mutluluk duyacaktır. Biyolojik olarak parçalanabilir ve biyolojik esaslı bileşikler AKRO-PLASTIC GmbH’nin Köln’de bulunan bir kolu olan BIO-FED, M∙VERA® adı altında biyolojik olarak parçalanabilir ve/ veya biyolojik esaslı bileşikler üretmekte ve pazarlamaktadır. Ürün portföyünde %30’dan %100’e yakın değerler arasında değişen yenilenebilir kaynakların kullanıldığı biyolojik bileşikler yer almaktadır. BIO-FED, özellikle Fransa ve İtalya olmak üzere çeşitli Avrupa ülkelerindeki film uygulamalarına yönelik biyolojik plastik sektörünün yasal gereksinimlerini karşılamak için ISO 16620-2’ye göre biyolojik esaslı karbon içeriği %40 ve %50’den fazla olan ve “OK compost INDUSTRIAL” (Kompostlanabilir ENDÜSTRİYEL) ve “OK compost HOME” (Kompostlanabilir EV) gibi çeşitli kullanım ömrü sonu senaryolarına sahip bileşikler sunmaktadır. Uygulama segmentleri, torbalar (ör. meyve ve sebze torbaları) için evde kompostlanabilir filmler ve tarımsal uygulamalara yönelik biyolojik olarak parçalanabilir filmlerdir (ör. malç filmleri). BIO-FED enjeksiyon kalıplama uygulamalarında “OK compost INDUSTRIAL” (Kompostlanabilir ENDÜSTRİYEL), “OK compost HOME” (Kompostlanabilir EV) and “OK biodegradable SOIL” (Biyolojik olarak parçalanabilir TOPRAK) gibi farklı kullanım ömrü sonu senaryoları için %100’a varan yenilenebilir içerikli bileşikler sunmaktadır. Ör. kahve kapsülleri ve tek kullanımlık çatalbıçaklar, bu biyolojik olarak parçalanabilir bileşiklerden üretilebilmektedir.

Tüm M•VERA® bileşikleri, EN 13432’ye göre TÜV AUSTRİA Belgium tarafından onaylanan AF-Eco® biyopolimer esaslı taşıyıcı maddeleri gibi maddelerle ile ayrı ayrı renklendirilebilmektedir. AF-Eco® ürün serisinde renk ve karbon siyahı taşıyıcı maddesinin yanı sıra katkı taşıyıcı maddeleri de yer almaktadır. BIO-FED Satış Direktörü Dr. Stanislaw Haftka, “Kapsamlı, sürekli olarak genişleyen yenilikçi biyoplastik bileşik portföyümüzle, geleneksel plastiklere alternatifler sunarak atıkların önlenmesine katkıda bulunuyoruz,” dedi. Renk ve katkı taşıyıcı maddeleri Niederzissen’de de faaliyet gösteren AF-COLOR, AKRO-PLASTIC’in bir diğer koludur ve renk ve katkı taşıyıcı maddeleri konusunda uzmandır. AF-COLOR’ın müşterileri, kapsamlı bir renk taşıyıcı madde programına erişebilmektedir. Burada özellikle vurgulanması gereken renk ve teknoloji açısından yüksek taleplere yönelik bireysel ve müşteri odaklı çözümlerdir. Taşıyıcı maddeler, yaygın biçimde kullanılan tüm taşıyıcı malzemelerinin yanı sıra mühendislik termoplastiklerinden üretilmektedir. Bu yıl fuarı ziyaret edenler, aşağıdaki önemli konular hakkında bilgilendirilecektir: • Geri dönüştürülebilir ambalaj malzemelerinde kullanılabilecek sürdürülebilir taşıyıcı maddeler • AF-Clean®: çeşitli uygulamalara yönelik etkili temizlik konsantreleri • Lazerle en iyi işaretlemeye yönelik katkı maddesi konsantreleri • Lazerle en iyi şekilde kaynak yapılmasını sağlamaya yönelik lazer geçirgen renk konsantreleri • Özellikle PEET, PPA ve PPS olmak üzere HT polimerler için sıcaklık-kararlı renk konsantreleri • Paketleme filmlerinde buzlama efekti • Otomotiv önü uygulamaları için en iyi radar yansıtmasını sağlayan işlevsel taşıyıcı maddeler • Otomotiv iç mekanı sektöründe ortam aydınlatması P

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

257


PLASTEURASIA 2019 SALON NO: 14

STANT: 1437

MAKALE SMC

258

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

SMC DIJITAL BASINÇ SENSÖRLERINI AYNI TASARIMDA BIRLEŞTIRIYOR SMC, ZSE20(F)/ISE20 dijital basınç sensörlerinin başarılarına bir yenisini daha ekliyor. 3 ekranlı gösterim, 3 adım ayar modu ve ayarlanabilir gecikme süreleri gibi fonksiyonlara sahip ZSE20(F) /ISE20 (A, B ve C) basınç sensörleri operatörlere daha etkin bir kontrol, kullanım kolaylığı ve zamandan tasarruf sağlıyor. SMC 2018 yılına ZSE20(F)/ISE20 dijital basınç sensörlerini yenileyerek başlamıştı. A, B ve C serileri orjinal ZSE20(F)/ISE20 ürünü ile karşılaştırıldığında aynı ekrana, ayarlara, ayarlanabilen gecikme sürelerine, hafif ve kompakt tasarıma sahip. Tüm modeller, tasarımları sayesinde ölçülebilen değerlerin operatörlere kolaylıkla aktarımını sağlayabilir. Aynı zamanda sadeleştirilmiş tuş konfigürasyonları ile tüm işlemler çok kısa sürede yapılabilir. Yeni eklenen seçenekler aynı zamanda dış görünüş ve çıkış tipi olarak aynı: • A Modeli – Mevcut ZSE30(F)/ISE30A – IP40, NPN/PNP ve Analog çıkış. • B Modeli – Mevcut ZSE40(F)/ISE40A – IP65, NPN/PNP ve Analog çıkış. •C Modeli – Mevcut ZSE80(F)/ISE80A – IP65, NPN/PNP ve Analog çıkış, akışkanlar için. Dünyanın en önde gelen pnömatik uzmanı SMC yetkilileri, “Yeni modellerimizi, geçtiğimiz sene ZSE20(F)/ISE20 basınç sensörlerimizin başarlarını bir adım daha ileri

taşımak amacıyla geliştirdik. Müşterilerimiz yeni ürünlerimizin özellikle kullanışlı ve anlaşılır olmasından aynı zamanda yüksek hassasiyetli ölçüm değerlerinin minimum gecikme ile aktarılmasından etkilendiler. Müşterilerimiz ürünlerimizin düşük enerji sarfiyatlı ve düşük maliyetli olduğu görüşündeler.” açıklamasını yaptı. ZSE20(F)/ISE20 ürününün özelliklerine ek olarak ölçülen minimum ve maksimum değerler enerji kesildiğinde bile hafızadan silinmez ve sistemin doğru çalışmasına yardımcı olur. Kompakt ve hafif olmasıyla sadece uygulamalarınızda yerden tasarruf etmenizi sağlamaz, aynı zamanda robot kolları gibi hareket içeren uygulamalarda düşük eylemsizlik momenti sağlar. SMC Corporation, 1959 yılında Japonya’da kurulmuş, günümüzde 83 ülkede faaliyet gösteren, 30 ülkede üretim yapan, Tokyo borsasında işlem gören, 20.000’in üzerinde çalışanı, 1450 Ar&Ge mühendisi ve 4 ülkede Ar&Ge merkezleri bulunan, başta pnömatik olmak üzere endüstriyel otomasyon alanında 12.000 Temel, 700.000 ürün çeşidi sunan, 2017 mali yılında 5.3 milyar US$ ciroya ulaşmış, sahip olduğu %36’lık pazar payı ile Pnömatikte Dünya Lideri bir firmadır. 1993 -2010 yılları arasında, SMC, Türkiye’deki faaliyetlerini bir distribütör firma üzerinden yürütmüştür. 2010 yılında, gelişen Türkiye pazarına paralel, SMC Turkey Otomasyon A.Ş., %100 Japon sermayesi ile SMC Corporation firmasının Türkiye iştiraki olarak kurulmuştur. SMC Türkiye, İstanbul Merkez ofisi, deposu, imalat alanı dışında dört şehirde bulunan ofisleri ve 10 farklı şehirdeki bayileri ile Türk sanayisine hizmet etmektedir. Konusunda uzman genç dinamik mühendis kadrosu, yerinde müşteri ziyaretleri, teknik eğitimler, teknik destek, enerji tasarruf denetimleri, tasarım desteği, otomasyon desteği, v.b. gibi müşteri hizmetleri sunmaktadır. Ayrıca, gezici fuar araçları, bölgesel toplantılar, teknik sunumlar, her yıl katılınan fuarlar ile SMC çözümleri tüm Türkiye’de tanıtılmaktadır. Türkiye’de tuttuğu güçlü stok ve Belçika merkez depodan günlük uçak sevkiyatları sayesinde hızlı ürün teslimatı sağlanmakta. P


PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

259


PETROL-PETROKIMYANIN VE PLASTIK ENDÜSTRISININ TARIHSEL GELIŞMESI MAKALE ALI SEFA KÜÇÜKBOYACI DİOKİ PETROKİMYA

260

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

Modern Petrol endüstrisi 1837 yılında Azerbaycan Bakü’de Isınma ve aydınlatma amacıyla kullanılan parafini yerelde “neft yağı” denilen petrolden elde etmek için ilk ticari rafinerinin kurulması ile başladı. Ardından İspermeçet yağı yerine daha temiz ve parlak ışık veren hafif petrol türevlerinin artırılması için araştırmalar başlatıldı. 1891 yılında Rus Shukhov ilk ham petrolün su buharı ile karışımının yüksek sıcaklık ve basınç altında parçalanma patentini Rus İmparatorluğunda aldı. Amerika Birleşik Devletleri’nde 19 yüzyılın ortalarında Pensilvanya’da petrol bulunması ve derin sondajın başlamasıyla petrol endüstrisi hızla büyümeye ve gelişmeye başladı. Bu dönemde aydınlatma ve ısınmada kullanılan Karosen üretimi için sadece destilasyon yapan rafineriler kuruldu. 1885’te Karl Benz’in, benzinli motorlu ilk arabayı keşfetmesi ile Karosen üretiminde yan ürün olan benzinin tüketimi hızla artmaya başladı. 1908 yılında Ford’un seri otomobil üretimini başlatması ile benzin talebinde patlama oldu. 1892 yılında diesel motorun keşfedilmesi ile rafineriden istenilen ürünler çeşitlendi, Standart oil 1913 yılında petrolün su buharı ile parçalanması prosesi (Burton-

Humphreys thermal cracking process) Amerika ve uluslararası patentini almış ve bu teknoloji satışından 1930 kimyasal parçalanma prosese bulununcaya kadar çok büyük paralar kazandı. Birinci dünya savaşını kaybeden Almanya petrol paylaşımının dışında kaldı. 1900’lü yıllarının başında birinci dünya savaşında askeri malzeme üretilmesi ve geliştirilmesi için kurulan Kaizer Wilhelm Enstitüsü savaş sonrası Fizikokimya, termodinamik, atom ve moleküler yapı üzerine yoğunlaşmış ve 1926 yılında Franz Fischer ve Hans Tropsch kendi adlarıyla anılan prosesi geliştirmişler ve kömürden sentetik sıvı hidrokarbon yapmaya başarmışlardır. Sanayinin plastiklerle veya polimerlerle tanışması büyük olasılıkla Maya, Aztek ve İnkaların Amazon ormanlarındaki kauçuk ağacının öz suyundan elde ettikleri doğal kauçuğun Avrupa’ya getirilmesiyle başlıyor. Bu enteresan maddeye önceleri Avrupa’da çok talep oldu fakat sıcaklığa bağlı olarak özelliklerinin çok değişmesi nedeniyle talep zaman içinde azaldı. Doğal kauçuk, vulkanizasyonun keşfi ve patentinin alındığı 1844 yılına kadar ticari ve endüstriyel bir malzeme olmamıştır. Bu keşiften sonra tüketimi hızla arttı.


İkinci olarak tanışılan malzeme 1839 yılında Eduard Simon ‘’Liquid Amber orientalis’’, Muğla yöresinde Yetişen ‘’Sığla Ağacı’’nın Storax denen amber renkli reçinesi ve yarı sıvı vax’ıdır. (düşük molekül ağırlıklı polystiren). Kimyager Simon, storaxın pirolizi ile elde ettiği yağımsı maddeye Styrol adını verdi. (doğal stiren). Simon bunu atmosferik ortamda tekrar ısıttığında amber renkli kauçuğa benzeyen bir vax elde etti. İlk önce bunu oksijen reaksiyonu olduğunu düşünerek ‘’styroloksit’’ adını verdi. Daha sonraki araştırmalarında oksitlenme olamadığını ve ampirik formülünün değişmediğini anlamış ve malzemenin adını Metastyrol olarak değiştirdi. Bu buluş tarihte kayda geçmiş olan ilk polimerizasyon olayıdır. 1930 yıları başında PVC, Polivinil eter, akrilik ve meta akrilik asit polimeri, Polistiren (strapor) prosesleri geliştirildi ve fabrikaları kuruldu. Aynı yıllarda Kauçuk Endüstrisi sentetik polibütadien buna ve stiren/Bütadien kopolimeri BunaS ve polyisobütilen kauçuğunu geliştirdi ve endüstriyel boyutlarda üretimi başladı. Tekstil endüstrisinde kullanılan naylon, perlon ve poliester gibi bildik malzemelerin üretimi de bu yıllarda başladı. 1935’lere gelindiğinde, ICI (İmprial Chemicals Industry) yüksek basınç 1500 atm ve 200 C de İlk polietileni üretti. Bu thermoplastik malzeme şekillendirme, film çekilebilme özellikleriyle ambalaj sanayini domine etti ve 20 yıl piyasaya rakipsiz olarak hakim oldu. (Petkim 1930’larda üretilen polibütadien kauçuk, PVC, Naylon (Kaprolaktam), ICI PE ve Nafta steam Craking tesislerinin1965 yılında teknolojileri satın alarak 1970’te üretime başladı). NOBELLİK BULUŞLAR 1954-1955 yıllarında Almanya Max Planck Enstitütüsü’nden Prof. Dr. Karl Zaigler ve İtalya Monteciani şirketi adına araştırma yapan Prof. Dr. Natta, petrokimya endüstrisinde büyük bir devrim yaptılar. Bu iki büyük bilim adamı Kompleks Koordinasyon katalizörlerini keşfetti. Bu buluşları ile 1960 yılında da Nobel kimya ödülünü kazandılar. Zaigler yüksek yoğunluklu polietilen patentini,

Nattada’da polipropilen patentini almış ve her iki üründe hızlı bir şekilde piyasaya girmiştir. Bu çalışma Polimer endüstrisinde Moleküler mimarinin ve polimer mimarisinin başlangıcı oldu. Petrokimyanın başladığı yıllarda rafinerilerin buhar parçalanma ünitelerinden çıkan atık gazdan ayrıştırılan olefinler (etilen, propilen, büten vb.) plastik üretiminde kullanılmıştır. Plastik Endüstrisinin hızla gelişmesi olefin ihtiyacını süratle arttırdı. Bu İhtiyacı karşılamak için rafinerilerden elde edilen aydınlatmada kullanılan karosenin yerine elektrik ampullerinin kullanılmasından dolayı talebi hızla azalan hafif sıvı parafin karışımı olan karosenin ve ona çok yakın olan naftanın tekrar buhar ile parçalanması teknolojisi (NSC) geliştirildi. 20. yüzyılın sonlarına kadar petrokimya endüstrisi geleneksel NSC tesisleri ile beraber kompleks olarak veya çevresinde oluşmuştur ve bu teknoloji sektörün tek hâkimi oldu. 20. yüzyılın son çeyreğinde 1600’lü yıllardan beri bilinen ve kullanılan doğal gazın gelişen delme teknolojisi ve yeni zengin yatakların bulunması doğalgaz fiyatlarını düşürdü. Doğalgaz bazlı teknolojiler, petrol bazlı teknolojilerle rekabet edebilir hale geldi. Bunda en büyük etkenlerden bir tanesi USA yatay delme teknolojisini geliştirerek kaya gazı (shale gas) üretimini dramatik bir şekilde artırması ve shale gazdan ayrıştırdığı Etanı steam craking ederek etilen ve etilen bazlı plastik pazarını domine etmesidir. Diğer Petrokimya şirketleri de rekabetçi olabilmek için yeni yatırımlarını veya ellerindeki NSC fabrikalarını modifiye ederek doğalgazdan elde ettikleri etanı kullanmaya başladı. Bu büyüyen polipropilen pazarında arz sıkıntısı yarattı. Propilen üretimi için alternatif kaynak olarak LPG’deki propan ve doğalgaz stiping işleminden elde edilen propan kullanılmaya başladı. Sonuç olarak 21. yüzyılda plastikler ve diğer petrokimyasal ürünlere olan talebin sürekli artması petrokimya kaynaklarını çeşitlendirdi. Yazımızda yer verdiğimiz tablo bugün için petrokimya kaynakları ve ürünleri gösteren göstermesi anlamında aydınlatıcı olacaktır. P PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

261


PLASTIK GERI DÖNÜŞÜMDE TANIMLAMA VE AYIRMA YÖNTEMLERI MAKALE RÜSTEM POLAT POLIMER BILIMI VE TEKNOLOJISI DANIŞMANI

262

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

Son yıllarda ve özellikle son bir yıl da ülkemizde bir hayli konuşulan fakat herkesin kendine göre yorum ve değerlendirmelerde bulunduğu bir konuyu ele almak istedik. Çağımızın bir gereği ve modern hayatın vazgeçilmez bir unsuru olarak kullanmış olduğumuz plastiklerin daha verimli ve uzun ömürlü olarak kullanımı konusunda geri kazanımı ulusal boyutta önemlidir. Kısıtlı kaynaklarımız ile almış olduğumuz bu fosil kaynaklı ürünün, ekonomik ömrü sonunda mutlaka tekrar değerlendirilmesi ve ekonomik değerinin yükseltilmesi gerekmektedir. Peki ama nasıl? Birçok kesim tarafından kullanılmış olan plastikler için çöp tanımlaması kullanılmakla birlikte gerçeklikten uzak son derece yanlış bir tanımla olduğunu belirtmek isteriz. Düşünsenize, çok ciddi bir finansman yükü getiren ve %85’e varan oranda ithal etmek zorunda olduğunuz bu malzemeye daha ilk kullanım sonrası çöp diyerek gözden çıkarmak veya bu muamelede bulunmak ne kadar mantıklıdır. O halde

plastik kullanımındaki bütün mesele doğu kullanmak ve kullanım ömrü sonunda uygun süreçleri oluşturmaktan geçmektedir. Doğru kullanıldığı sürece hiçbir şey çöp değildir! Özellikler ambalaj sektöründeki plastiklerin geri dönüştürme çalışmalarında son yıllarda oldukça büyük gelişmeler sağlandı. Geri dönüşüm maliyetlerinde oldukça ciddi dalgalanmalar olmasın rağmen özellikler PET ve PE’nin geri dönüşüm faaliyetleri büyük ölçüde devam etmektedir. Geliştirilecek olan yeni ve uygun maliyetteki teknolojiler ile ürün kalitesinin artırılması çok daha kolaylaşacaktır. Dayanıklı tüketim mallarındaki geri dönüşüm çalışmaları ise sürekli bir gelişim göstermektedir. Otomotiv, beyaz eşya, bilgisayar, elektrik elektronik ve spor malzemeleri bu alandaki temel malzeme gruplarını oluşturuyor. Özellikle ömrünü tamamlamış ürünlerin bertaraf edilmesi mevzuatı doğrultusunda üreticiye yüklenen sorumluluk ile süreç hızlanarak devam etmektedir.


Bu makalede ömrünü tamamlamış (kullanılmış) plastiklerin geri dönüşümüyle ilgili ana adımlar kısaca gözden geçirilecektir. Bu adımlar sırasıyla: 1. Tanımlama ve tasnif etme 2. Kırma 3. Plastik dışı malzemelerin ayrılması 4. Plastik karışımların birbirinden ayrılması 5. Ürün kalitesinin artırılması Ayrıştırılan plastiklerin kalitesinin artırılması ve piyasada değerinin yükseltilmesi için içindeki her türlü yabancı malzemeden temizlenmesi gerekir. Çoğu plastik, yapıları gereği birbirleri ile uyumlu değildir. Gelişen uyumlaştırıcı teknolojiler ile birtakım iyileştirmeler olmakla birlikte genelde orijinal malzemeye göre daha düşük mekanik değerde ürünler elde edilmektedir. Neden plastikleri türlerine göre birbirinden ayırmak zorundayız? Yabancı maddeler ve her türlü safsızlık malzemenin performansını düşürür ve uyumlu değildir.

Bunun için uyumlaştırıcı denen katkılar kullanılmış olsa dahi oluşan malzemedeki kalite sürekliliğini sağlamak zordur. Ayrıca bu malzeme orjinalinden farklı olduğu için tanımlamasını yapmakta zordur. Saf haldeki yapıların özelliklerini geliştirmek ve artırmak her zaman çok daha mümkündür. Bu noktada plastik malzemelerin karıştırılmadan kaynağında ayarı ayrı toplanması sağlanacak katma değer açısında çok önemlidir. Karışık plastikleri türüne göre ayırmak için yeni yöntemler gerekmektedir. Çünkü çok fazla çeşit vardır ve dönüştürülecek ürünlerde ön etiketleme yapılmış olması bile fabrika ortamındaki sınıflandırma için kolaylaştırıcı bir unsur değildir. Bunun için genel yaklaşımlar; Önce plastiği tanımlamak ve bu tanımlamaya bağlı olarak mekanik bir yöntem ile ayırmaktır. Ya da daha ayırıcı malzeme özelliği olan yoğunluğa bağlı bir ayırma yöntemi ile ayırmaktır. Her iki yaklaşımı da burada tek tek değerlendireceğiz. PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

263


MAKALE RÜSTEM POLAT POLIMER BILIMI VE TEKNOLOJISI DANIŞMANI

264

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

Tanımlama ve Tasnif Etme Teknolojisi: Bu yaklaşım, genelde bir karışımdaki bir ana plastik malzemenin belirlenmesi ve daha sonra elle veya bir otomasyon sistemi ile bu malzemenin ayrıştırılması esasına dayanır. Sert plastik ambalaj malzemelerinde, yüksek hızdaki tanımlama ve ayırma teknolojisinde ciddi ilerlemeler kaydedildi. Bu tür ayırma yönteminde sistem hızla akan bir taşıyıcı üzerindeki plastik parçayı birkaç kez farklı taramadan geçirerek plastik parça üzerindeki etiket ve diğer plastik olmayan unsurlardan bağımsız olarak tanımlanmasını ve ayırım yapılmasını sağlıyor. Son derece hızlı ve etkin olan bu sistemde, bu işleyiş sırasında saniyede yüzlerce kez tarama ölçün yapılması anlamına gelmektedir. Ancak ne yazık ki, ambalaj sektöründeki kullanılabilen bu hızlı ve teknolojik ayırma yöntemini çoğu dayanıklı tüketim malzemesi plastiklerinin ayrıştırılmasında kullanımı uygun değildir. Parçaların boyutlarındaki değişiklik, algılama sitemine uzaklığı veya yakınlığı ve yüzeydeki diziliş şekilleri, uzaktan algılama siteminin verimli çalışmasını olumsuz yönde etkileyecektir. Opaklık ve et(cidar) kalınlığının fazla olması, spektroskopik ölçümde enerji geçişini kısıtladığı için tanımlamayı zorlaştırmaktadır. Yapıdaki karbon siyahı genelde spektroskopik enerjiyi emdiği için

alttaki ana plastik hakkında bilgi edilmesini zorlaştırmaktadır. Ayrıca muhtemel metalik kaplamalar analitik tanımlama yönteminin yanılmasını sebep olmaktadır. Bütün bu faktörler, dayanıklı mamullerden gelen plastikler için yavaş tanımlama tekniklerinin kullanımının daha ekonomik olacağını gösteriyor. Parçaların çoğu zaten söküm alanlarında elle ayrıştırılmaktadır. Bu yüzdende manuel yöntem veya cihazlar bu sisteme kolayca entegre edilebilir. Bu alanda 3 farklı tanımla ekipman sistemi kullanılmaktadır. Bunlar elde taşınabilen, portatif ve masa üstü şeklindedir. Elbette ki portatif olan bu spektrometreler plastiğin gerçek yapısını tam anlamıyla tanımlamayabilir ancak çok özel malzemelerde iş görebilirler. Tezgah üstü sistemler, pratik olarak hızlı tanımlama yapmak üzere geliştirilmiş özel laboratuvar cihazlarıdır. Bu doğrultuda, tanımlama cihazlarından beklenen özellikler: • Doğru tanımlamadaki hata oranı % 1 dan az olmalı • Hangi renkte olursa olsun plastiği tanımalı • Tanımlamayı hızlı yapabilmeli ( 5 saniyeden daha az) • Geri dönüşüm ortamında kullanılabilecek ölçekte ve sağlam olmalı • Bütün geri dönüşümcüler tarafından fiyat olarak ulaşılabilir olmalı • Kullanımı kolay ve basit olmalı


Bu alanda geliştirilmiş tanımlama teknolojilerin bazıları (orijinal tanımlama ile) şöyledir: • Mid Infrared Spectroscopy (MIR) veya Fourier Transform Infrared Spectroscopy (FTIR) 
 • Near Infrared Spectroscopy (NIR) 
 • Short Wave NIR (SWNIR) 
 • Raman Spectroscopy
 • Pyrolysis Mass Spectroscopy (Py-MS) 
 • Pyrolysis IR Spectroscopy (Py-IR) 
 • Laser-Induced Emission Spectral Analysis (LIESA) 
 • Infrared Thermography
 • X-Ray Methods
 • Triboelectric Property Measurements Elbette ki her teknolojinin kendisine göre avantajları ve dezavantajları vardır. Tablo-1 de bu detaylar verilmiştir. Boyut Küçültme-Kırma : Ekonomik ömrünü tamamlamış olarak geri dönüşüm için gelen plastikler ambalaj malzemesi değil ise yapılarında metalik veya metal dışı malzemeler örneğin vida ve cıvata gibi safsızlıklar içerebilirler. Bu tür malzemelerin elle ayrılması ekonomik değildir. Bu yüzden öncelikle yapıda mu malzemelerin serbest kalmasını sağlayacak bir yöntem uygulanmalı ve daha sora da otomatik bir yöntem ile ayrılmalıdır. Otomatik bir ayırma işleminde önce uygulanacak kırma işleminin parçaların

homojen ve düzgün bir şekilde kırılmasını ve her türlü kirliliğin ayrıştırılmasını sağlayacak etkinlikte ve verimde olmalıdır. Sonuçta parça boyutunu küçültme sürecindeki temel amaçlar; büyük parçalar halinde olan parçaların daha kolay kullanımını sağlamak üzere boyutunun düşürülmesi, proseste etkili ve kolay bir şekilde ayrışmayı sağlayacak boyutta ve homojenlikte olması ve birbirleri ile uyumsuz olan yapıların birbirinden ayrılmasıdır. Plastik ambalaj malzemeleri geri dönüşümü sürecinde klasik olarak plastik malzeme bir parçalayıcıdan geçtikten sonra granül işlemi ile süreç tamamlanmış olur. Ancak dayanıklı tüketim mallarında iş çok daha karmaşıktır çünkü; Geleneksel kırma sitemlerinde, yüksek devirli bir kesme sitemi ve standart gözenekli elek ile homojen bir tanecik boyutu elde edilmeye çalışılmaktadır. Bu yapıda, ürün ile gelen metal parçalar sebebiyle kesme bıçakları çok çabuk körelmekte veya zarar görmektedir. Hatta bu parçaların çarpma etkisiyle bütün sistemin zarar görmesi de mümkündür. Bu amaçla daha güçlü kırma sitemi ve bu metalleri belli ölçekte ayırabilecek ekipmanlar geliştirildi ancak bu ayırma işlemi, plastik tüketim mallarından gelen bütün metalleri kapsamamaktadır. Bu ayırma işlemi için entegre edilecek metal detektörler kullanılabilir. PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

265


MAKALE RÜSTEM POLAT POLIMER BILIMI VE TEKNOLOJISI DANIŞMANI

Malzeme Ayırma Teknolojisi: Ana plastik malzemeyi ayrıştırma amacıyla, kırma öncesi belli ölçekte ayıklama yapılmış olsa dahi, birbirinden bağımsız çok sayıda farklı malzeme içerecektir. Yeterli ölçekte küçültme işlemi yapılabilirse bu malzemeleri ayırmak daha kolay olacaktır. Bu malzemeler çoğunluklar; demir, demir dışı metaller, kağıt, plastik film, etiket, köpük, kumaş, kablo ve kablo kılıfı, cam, ahşap ve diğer malzemelerdir. Bütün bu malzemelerin ana malzemeden ayrılması gerekmektedir. Demirin ayrılması: Parçalanmış ve öğütülmüş malzemenin döner bir tambur üzerinde taşınması ve bir mıknatıs ile demir parçalarının tutulması esasına dayanır. Çok uzun yıllardır demirin

266

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

ayrılması için kullanılan bir yöntemdir. Demir dışı metallerin ayrılması: Metalin büyük bir kısmı doğada demir olarak bulunurken bazı sert metaller örneğin yüksek dereceli paslanmaz çelik, mıknatıs tarafından yakalanamaz. Hatta bazı yumuşak metaller örneğin pirinç, bakır, alüminyum, çinko gibi metaller plastik işleme ekipmanına zarar vereceği için ayrılması gerekir. Bu tür metallerin ayrışması için kullanılabilecek birçok farklı yöntemler mevcuttur. Bunları ana başlıklar halinde verilecek olursa: Eddy akımı Elektrostatik yöntem Hava sınıflandırması( Air classification) Yüzdürme teknikleri (Sink-float) Mineral ayıklama-hareket ettirme Elutriastion ve yükselen akım ayırıcıları.


Plastik Karışımların Ayırılması: Yoğunluk tekniğinde, ayrılacak olan plastiğin yoğunluğunun diğer malzemelerden daha farklı olduğu varsayımı ile hareket edilir. Malzemeler belli bir yoğunluktaki ortama veya banyoya konulduğunda yoğunluk farkına göre ayrışma gerçekleşir. Hedeflenen plastik malzemeye göre hazırlanan bu ortamda, yoğunluğu daha hafif olanlar yüzeyde kalacak daha ağır olanlar ise dibe çökecektir. Bu yöntem uzun yıllardır plastik ambalaj geri dönüşümünde kullanılan bir yöntemdir. Dayanıklı tüketim mallarındaki sert plastikler sudan daha yoğundur. Bu nedenle tanktaki suyun yoğunluğu, eklenecek katkılar ile veya sudan daha yoğun sıvıların katılması ile artırılmalıdır. Sodyum veya kalsiyum klorür kullanılan tuz-su çözeltileri çoğu ayırma için yeterli olan yaklaşık 1.2 özgül ağırlığa ulaşabilir. Daha yüksek yoğunluklu tuz veya başka çözeltiler de mümkündür ve sıklıkla diğer endüstriler tarafından kullanılır. Bu tür ağır ortamların kullanılmasındaki ana problem, ekonomik ve çevresel kirlenme ve nihai plastikte kalan kirlenme problemidir. Plastiğin ayrımı sonrasın da yapılacak yeteli miktardaki durulama ile plastiklerdeki kirlenme belli ölçüde giderilmiş olur. Ortam ve plastiklerdeki kirlenmelerin giderildiğini varsaysak dahi, mühendislik plastiklerinin bünyesindeki katkı, dolgu veya pigmentler sebebiyle yoğunluk aralıkları birbirine çok yakındır. Bu nedenle plastik-plastik ayırma yöntemi sadece bilinen yoğunluktaki beli birkaç farklı plastik malzeme grupları için uygulanabilmektedir. Daldırma ve yüzdürme sitemi çok farklı konfigürasyonlarda uygulanabilir. Örneğin, malzemeyi ıslatmak ve hareketliliği sağlamak üzere pedallar içeren banyolar,

akış yönü aksine hareket ederek malzemenin banyodaki kalma ve ayrışma süresini artıran sistemler ve bu arada banyo tabanında ağır malzemelerin ayrıştırılmasını ve kurutulmasını sağlayan helezonik yapılar şeklide olabilir. Yoğunluk temelindeki ayrıştırma yönteminin bir takım olumsuz tarafları da vardır. Örneğin içinde boşluk olan bir parça belirlenen yoğunluktan farklı olacağı için istendiği şekilde ayrılmayacaktır. Bu durum yapısal köpüklerde daha büyük bir problemdir çünkü aynı ürünün yapısında farklı bölgelerden alına kesitlerde yoğunluk 1-1.2 arasında değişebilmektedir. Görüldüğü gibi, bu tür yapıların ayrılabilmesi için yoğunluk aralığının geniş ayarlanması gerekmektedir ki bu durumda da aynı yoğunluk aralığına giren birçok yabancı malzeme birlikte ayrılmış olacaktır. Hidrosiklonlar, yoğunluk ayrıştırmalarının etkinliğini ve ürünün saflığını arttırmak için kullanılır. Uygulanan döngüsel kuvvet ile malzemenin ıslanabilirliği ve verimi arttırabilir. Bazı plastik ambalaj geri dönüşüm sistemlerinde etkin olan hidrosiklonların dayanıklı tüketim mallarındaki plastikler için kullanımı halen bir araştırma konusundur. Bir sonraki etkin bir o kadarda teknik ayırma yöntemi ise santrifüjdür. Buradaki uygulanan kuvvet hidrosiklonlara göre çok daha yüksektir. Ancak en büyük dezavantajı ise başlangıç yatırım maliyetidir. Belli bir malzemenin bu yöntem ile verimli bir şekilde ayrılmasını etkileyen bazı olumsuz faktörlerde vardır. Örneğin, banyoda ıslanabilirliği, gözenekler, dolgu veya boya gibi faktörlere bağlı olarak oluşan yoğunluk farkı, parçacık şekli ve büyüklüğü, yüzey pürüzlülüğü, yüzeydeki kirlilikler, malzemenin beklenenin aksine davranmasına sebep olabilir.

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

267


Yoğunluğa bağlı olmayan ayırma yöntemleri: En yaygın olarak kullanılanlar aşağıda belirtilmiştir: • Köpük flotasyonu (madencilik endüstrisi) • Triboelektrik (daha önce bahsedilen elektrostatik ayırmanın bir şekli) • Flake tanımlama ve ayırma (en çok renk ve PVC ayırmada) Bu tekniklerden ilki aynı zamanda hava yüzdürme olarak da ifade edilmektedir, farklı plastiklerin yüzey kimyasal özelliklerinin farklılığına bağlı bir sitemdir. Bu aslında

oldukça mantıklıdır çünkü plastikler kimyasal yapı olarak birbirinde farklıdır. En büyük problem plastiğin yüzeyinde yüzey özelliklerini etkileyen her türlü kaplama ve boyalardır. Kirlilik, yağ ve diğer kaplama malzemeleri ayırım sırasında birikmelere sebep olur. Bu tarz birikimler polimer yüzeyinde aktif malzeme olarak hava kabarcıkları oluşmasını ve oluşan bu kabarcıklar vasıtasıyla ayırmak istenen plastiğin akış ile birlikte ortamdan uzaklaşmasına sebep olur. Triboelektrik separatörler ayrıca plastikler arasındaki yüzey özellikleri farklılıklarına da bağlı olduğundan, bunlar da kaplanmış ve kirli malzemelerle ilgili problemler yaşamaktadır. Ortam elektrikli bir ortam olduğu için ortamdaki nem ve yüzey ıslaklığı bu tekniğin performansını etkileyebilir. Yıkama Sistemi: Bu sistem plastik parça yüzeyindeki her tülü kirlilik ve atıkların uzaklaştırılması için geliştirilmiş sistemdir. Kurulum konfigrasyonuna ve besleme sistemine göre özellikleri değişkenlik gösterir. Yıkama etkinliği de bekleme süresi ile ilişkilidir. Bekleme süresindeki ana değişkenler sıcaklık, karıştırma oranı ve kimyasal etkilerdir. Bu işlem dayanıklı tüketim plastiklerinden ziyade, daha çok çeşitli yüzey atıkları içeren ambalaj arıkları için çok daha uygundur. Entegre Geri Dönüşüm Sistemleri: Diğer yöntemlere göre çok daha teknik ayıklama yöntemlerinin ve tekniklerinin birbirine entegre edilmiş ayırma yöntemleridir. Dayanıklı tüketim ürünlerdeki plastiklerin geri dönüşümü ile ilgili karşı karşıya kalınan en büyük zorluklardan biri, plastikleri saflaştırmak için kullanılabilecek tüm bu tekniklerin ekonomik bir şekilde sisteme nasıl entegre edileceğinin belirlenmesidir. Ancak bu şekilde verimliliğin yüksek tutulması mümkün olabilmektedir. P

268

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152


PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

269


PLASTİK ÜRETİCİLERİ SEKTÖRLERİNİ YANSITMAKTA DAHA ETKİN OLMALI MAKALE JIM CALLARI PLASTICS TECHNOLOGY YAYIN YÖNETMENI

270

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

Bir süre önce, ABD’nin plastik poşet üretim ve geri dönüşüm sektörlerini temsil eden Amerikan İlerici Poşet İttifakı’nın (APBA) genel müdürü Matt Seaholm ile görüşme imkanı buldum. 2005’ten bu yana faaliyette olan APBA (bagalliance. org; bagtheban.com), Plastik Sektörü Birliği (PLASTICS) bünyesinde özel amaçlı, kendi bütçesinden sorumlu bir grup olarak varlık gösteriyor ve web sitesine göre “ülke çapında plastik torba yasakları ve vergilerine karşı ilk savunma hattı olarak kamu politikalarına öncülük edip ürünleri etkin biçimde tanıtıyor.” Eyalet hükümetleri ve yerel yönetimlerin plastik alışveriş poşetlerine, sektördeki adıyla atlet poşetlere yönelik çeşitli yasakları ve vergileriyle mücadele eden Matt’in programı, tahmin edileceği gibi epey yoğun. Bazı eyaletler poşetlere kısıtlama getirirken aynı eyaletlerin içindeki bazı belediyelerin poşete tümden yasak koyması, poşet kalınlıkları ya da geri dönüştürülmüş içerik konularında farklı uygulamalar getirmesi nedeniyle nereye yetişeceğini bilemiyor.

Seaholm bu mücadelesinde rakamları yanına almış. Poşetleri yasaklamanın “çevre üzerinde anlamlı bir etkisi olmayacağını” söylüyor. Şöyle açıklıyor: “Poşetler, çevreye saçılan çöpün %1’den azını, atık hacminin ise %0,3’ünü oluşturuyor. Buna karşılık, beklenmedik sonuçlar doğuracak sembolik hamleler görüyoruz. Market alışverişini daha pahalı hale getiriyor. Üstelik üretimde yer alan binlerce kişinin ekmeğiyle oynuyor. Poşete karşı çalışmalar, ‘bir şey yapmalı’ diyenlerce duygusal bir şekilde yürütülüyor.” Seaholm ve APBA, düzenli olarak üretilen dezenformasyon akımına karşı durmak için de büyük mücadele vermekte. “Yerel politikacılardan biri, tutanağa ‘plastik poşet üretimi için ¬ milyon varil petrol kullanılıyor’ diye yazdırdı. İşin aslı şu ki, tek bir damla petrol kullanılmıyor. Ama bu tür yanlış bilgiler, bir yönetimden diğerine hızla yayılıyor. Yine bazı politikacıların, poşetlerin çoğunluğunun Asya’dan ithal edildiğini öne sürdüğünü duyuyoruz. Bu da yanlış.”


Seaholm ve APBA, düzenli olarak üretilen dezenformasyon akımına karşı durmak için de büyük mücadele vermekte. “Yerel politikacılardan biri, tutanağa ‘plastik poşet üretimi için ¬ milyon varil petrol kullanılıyor’ diye yazdırdı. İşin aslı şu ki, tek bir damla petrol kullanılmıyor. Ama bu tür yanlış bilgiler, bir yönetimden diğerine hızla yayılıyor. Yine bazı politikacıların, poşetlerin çoğunluğunun Asya’dan ithal edildiğini öne sürdüğünü duyuyoruz. Bu da yanlış.” Tabii sektörün karşısındaki tek sorun poşet değil. Polistiren köpük uzun zamandır hedef tahtasında; PET şişeler / kapaklı gıda kapları ve pipetlerin hedef alınması ise daha yeni. Tek kullanımlık her ambalaj, bir gün bir yerde birilerinin dikkatini çekecektir desek yerinde. Bu yazıda, sorunun “müsebbibi” kimdir, çözüm bulmak kimin sorumluluğudur tartışmak istemiyorum. Çevreye çöp atanlar, poşet üreticileri, marketler, plastik hammadde üreticileri, geri dönüştürücüler, geri kazanım tesisleri... En azından şimdilik, sorunun karmaşık olduğunu, çözümün çok yönlü ve pahalı olacağını, tedarik zincirindeki kimsenin

“beni ilgilendirmez” deme lüksünün olmadığını söyleyip bırakalım. Konunun bir günde çözülmeyeceği bellidir ancak tüm plastik işleyicilerinin sektörümüze daha doğru ve olumlu bir şekilde ışık tutulması için bugünden atabileceği adımlar var. Yaptığınız işle gurur duyup böbürlenmek, ilk adım olabilir. Seaholm şöyle ifade ediyor: “Sektörümüzün ekonomiye katkılarına dair bilinç uyandırma konusunda daha etkili olmalıyız. Yerel yöneticiler, APBA ve üyeleri tarafından davet edildikleri tesisleri ziyaretlerinde çok değerli kazanımlar elde ettiler.” Sektör gazeteciliği kariyerim boyunca hiç anlayamadığım bir şey de, siz plastik işleyicilerin öykünüzü anlatmakta neden bu kadar çekingen kaldığıdır. Elbette istisnaları vardır ama aylık tesis ziyareti bölümümüzü oluşturmak için çalışırken, bazı işleyicilerin bizi tesislerine almaktan çekindiklerini görüyoruz. Belki rakiplerine haber uçurulmasını istemiyorlar. Belki de sadece utanıyorlar: Ama bence ilk olarak bu zihniyeti yasaklamak lazım. Bakın bu yasağı desteklerim. P PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

271


MAKALE ERKAN İNDIBAY RÜSTEM POLAT ZİRVE POLİMER RÜSTEM POLAT EĞİTİM VE DANIŞMANLIK

272

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

ALAŞIMLAR, KARIŞIMLAR VE KOMPOZITLER IÇIN BAĞLAYICILAR VE BAĞLAYICI AJANLAR Bağlayıcılık, polimer karışımlarının morfolojisi ve özelliklerinin dengelenmesi (ayrılmasının önlenmesi) ile sonuçlanan her türlü fiziksel veya kimyasal uygulamaya anlamına gelir. Fonksiyonel özellikleri geliştirilmiş poliolefinlerin (maleik anhidrit / glisidil metakrilat veya diğer monomerlerle aşılanmış poliolefinler), dolgulu polimer kompoundlar için bağlayıcı ajan olarak veya birbirleri ile uyumlu olmayan polimerler için birleştirici ajan olarak görev yaptığı bilinmektedir. Bu tip aşılanmış polimerler, reaktör sonrası aşılama reaksiyonlarının sonucunda elde edilirler. Tahminen bu malzemelerin dünyadaki tüketimini yılda 18.000 ton (Özel Kimyasallar) olarak belirlemiştir. Küçük miktarlarda kullanılırlar fakat katkı maddeleri olarak ana bileşiğin özelliklerinde önemli gelişmeler sağlarlar. Fonksiyonel poliolefinlerin üretiminde temel adımlar şunlardır: • LDPE, LLDPE, HDPE, EVA veya EPDM gibi bir polimer kullanılır • Aşılanacak bir monomer seçilir, örneğin, Maleik Anhidrit, Glisidil Metakrilat, Akrilik Asit… • Polimer ana zinciri üzerinde serbest radikaller oluşturmak için bir peroksit kullanılır • Etkileşim süresi, sıcaklık, karıştırma, reaksiyona girmemiş bileşenlerin uçucu hale getirilmesi gibi uygun ekstrüzyon koşulları kullanılır • İstenen katkı maddeleri ekstruzyon sistemine enjekte edilir Şekil l’deki denklem, ekstruderde gerçekleşen kimyasal reaksiyonları gösterir. Oluşan radikaller, polimer zincirlerinden hidrojeni çıkarır, böylece maleik anhidrit ile birlikte ekstruderin içine aşılama işlemleri gerçekleşmiş olur.

Bununla birlikte, maleik anhidridin işlenmesiyle ilgili teknolojiler çok özel ekipmanlar ve özel reaksiyon şartları gerektirdiği için dünyada bu tür teknolojik ürünleri geliştiren firma sayısı sınırlıdır. Bazı ticari markalar ve üreticileri (parantez içerisinde) aşağıda verilmiştir: Atofina Dupont Exxon Eastman Mitsui Polyram Dow

(Orevac) (Fusabond) (Excelor) (Epolene) (Admer) (Bondyram) (Primacor, Amplify)

LDPE, LLDPE, HDPE, PP, EVA ve EPDM gibi baz polimerler, daha çok maleik anhidrit, glisidil metakrilat, akrilik asit ve diğer polar olmayan ana polimerlere belli ölçüde polarite kazandıran diğer fonksiyonel gruplarla aşılanır. Bu kimyasal gruplar, plastik hammaddelere yüksek seviyede uyumluluk, reaktivite ve yapışma özellikleri sağlar ve bu ekstruzyonda karışım hazırlama baskı ve laminasyonda kullanılan diğer polar malzemelere karşıda iyi bir uyumluluk göstermesini sağlar.


Uygulamalar; Dolgulu ve Güçlendirilmiş PP Bileşiklerinde Bağlanma Maleik anhidrit aşılı polipropilen, dolgu maddesi ile polimer matrisi arasında ara yüzey yapışmasını geliştirerek etki gösterir. Böylece, bu malzemelerdeki polar fonksiyonel gruplar, kalsiyum karbonat, talk, mika ve cam elyafı gibi dolguların yüzeyine bağlanırken, PP matris polimer ile iyi bir şekilde karışmaktadır. Bu da dolgu maddesinin daha iyi dağılmasını sağlar ve bileşiğin mekanik özelliklerini geliştirir. Maleik yapı içeren eklenmiş EPDM, dolgulu PP bileşimleri için mükemmel bir özellik geliştiricidir. Daha yüksek miktarda dolgu yüklemeleri de mümkündür. Bu gibi durumlarda, maleik yapı eklenmiş ürünleri, geleneksel olarak kullanılan ve uygulamalar sırasında kalıp kirlenmelerine sebep olan düşük molekül ağırlıklı katkıların yerini alır Poliamid Alaşımları Maleik anhidrid aşılı polietilen, poliamid ile reaktif olarak harmanlamak için kullanılır. Özellikle kuru bölgelerde toplam tokluğunu arttırmak için kullanılır. Polietilenin kendi kendine poliamid ile karışmadığı bilinmektedir. Ancak maleik yapılı

ürünlerindeki anhidrit grupları, poliamidteki amin uç gruplarıyla kolayca reaksiyona girer ve böylece polietilen kısmı olarak birleştirir. Bu ürünler, dolgusuz, mineral ve cam elyaf dolgulu poliamid için uygundur. Bu tür poliamid alaşımları, güvenlik kaskları, bagaj çerçeveleri, motosiklet yan kutuları, fren ve debriyaj kolları, tekerlek, el aleti gövdeleri, ekipman muhafazası, fan kanatları, otomobil aksesuarları, tüfek dipçiği ve endüstriyel bileşenler gibi geniş bir uygulama alanına sahiptir. Poliamid Alaşımları Yerine Maleik yapılı polietilenler, enjeksiyon Makinesı ile büyük yada küçük parça basımında Makine haznesinde karıştırılarak başarı ile kullanılabilir. Bu sayede enjeksiyon kalıplama işlemi sırasında işleme sıcaklıklarında, poliamid ile iyi darbe özelliklerine sahip bir karışım oluşturulur. Poliamid Atıklarının Yükseltilmesi Elyaf, film veya kalıplama atığı formunda, geri dönüşüm poliamidin mekanik değerlerinin yükseltilmesi için, maleik yapı içeren PE uyumlaştırıcı olarak kullanılabilir. Bu modifiye edilmiş ürün, enjeksiyon ile kalıplamada rahatlıkla kullanılabilir.

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 150

273


MAKALE ERKAN İNDIBAY RÜSTEM POLAT ZİRVE POLİMER RÜSTEM POLAT EĞİTİM VE DANIŞMANLIK

Ko-Ekstrude edilmiş filmler Ambalajların, uzun raf ömrüne sahip olmaları için yüksek bariyerli filmler ve tabakalar halinde olması gerekir. Ticari polimerler yeterli bariyer özelliği sağlamazlar, ancak düşük maliyet, yeterli mekanik özellikler vb. gibi diğer tüm özelliklere sahiptirler. Bariyer özellikleri, PA, EVOH, PVDC gibi bir orta polimer katmanı birlikte ekstrude edilerek elde edilir. Fonksiyonel poliolefinler, hammadde ve bariyer özellikli polimerleri arasında bağlayıcı tabakalar halinde birlikte ekstrüde edilir. Bu işlem kendi başına çok özel bir konudur. Bu sebeple burada detaya girilmeyecektir. Wood (Talaş) Kompozitler Odun Unu / Pirinç Kabuğu ile yapılan Polimer kompozitler, polimerin tüm avantajlarına sahip olur iken aynı zamanda ahşabın dezavantajları Kullanılan dolgu ve polimer arasındaki uyumlaştırma etkisi, maleik anhidrit aşılanmış poliolefinlerin kullanılmasıyla sağlanır. Bu tarz uyumlaştırıcılar ile aşağıdaki uygulamalarda oldukça sık kullanılmaktadır: • Karışımlar ve Alaşımlar • PP Kompozitler (Mineral ve Cam Dolgulu) • Ko- Ekstrüde Filmler Karışımlar ve Alaşımlar İki veya daha fazla polimerin harmanlanması, termoplastiklerin özelliklerini değiştirmek için oldukça ilginç bir yol sunar. İstenilen özellik kombinasyonuyla yeni malzemeler üretmek için takip edilebilek uygun maliyetli bir yoldur. Ancak, aynı plastik ailesi içinde bile, malzemeler özellik ve işleme davranışlarında o kadar farklıdır ki uygulanan standart bir karışım ile bir kompozit malzemeye dönüştürülemezler. LDPE ve PP gibi aynı grupta olan yapılar bile belli kabul edilebilir özellikler elde etmek için bile homojen olarak karışmazlar. Bileşenlerin zayıf uyumluluğu nedeniyle, bu sistemlerin çoğu, yüksek ara yüzey gerilimi, düşük dağılım derecesi ve düşük mekanik özellikler ile birbirinde ayrılı. Bu nedenle, karışımı istenen özelliklerle uyumlu hale getirmek için bir uyumlulaştırıcı kullanmak son derece önemlidir. Uyumlu bir karışım, fazlar arasında düşük

274

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

itme kuvveti olan polimerlerin karışımıdır. Uyumluluk, polimer karışımlarının morfolojisi ve özelliklerinin dengelenmesi (ayrılmasının önlenmesi) ile sonuçlanan herhangi bir fiziksel veya kimyasal yöntemi ifade eder. Polimer karışımları örneğin darbe veya esneklik özelliklerini, kimyasal direnci, ısıl şekillendirilebilirliği ve kalıplanabilirliği değiştirmek için kullanılır. Uyumlaştırılmış karışımların bazı özellikleri tek başına herhangi bir bileşenin özelliklerini aşabilmektedir. Kullanılabilecek birkaç basit bağlayıcı ajan örneği tablo 1’de verilmiştir.

Bağlayıcı Ajanların Çalışma Mekanizması Uyumlaştırıcılar kimyasal bir reaksiyon (reaktif uyumlaştırma) veya Van der Waals, hidrojen bağlaması, malzemelerin polaritesine bağlı olarak hidrojen bağlanması (reaktif uyumsuzluk) gibi moleküller arası çekim kuvvetleri aracılığıyla etki ederler. Ayrıca bağdaştırıcı, bir yüzey aktif malzeme, her iki ortam içinde de çözünür olmak suretiyle (yağ / su karışımını dengelemek için yapıldığı gibi) de işlev görebilir. Bu tür bir mekanizmada, malzeme aşılama yoluyla bileşenlerinden birine tutunurken diğer kısmı da ikinci fazda çözünür. (Bkz. Şekil 2).


Daha düzgün yüzey olarak dağılmış alanlar, fazlar arasındaki ara yüzey enerjisinin azalmasından kaynaklanmaktadır. Bu sayede ara yüz yapışma özelliği geliştirilir, çünkü ayrı fazlarda bulunan bağdaştırıcı bölümleri yapıya kovalent olarak bağlanır. Maleik anhidrit (MA) aşılanmış poliolefinler, polioelefin ve poliamid gibi polimerlerin harmanlanmasında tipik olarak reaktif bağlayıcılar olarak kullanılır. MA-aşılanmış polietilen (PE) veya PP, yüksek sıcaklıklı poliamid özelliklerinin gerekli olduğu uygulamalarda PA-PP karışımlarını sağlamak için kullanılabilir, ancak poliamidlerin bozunmasına sebep olan nem emilimini azaltmak için PP

gereklidir. Süper Sert Poliamid Alaşımlarının Üretimi Mükemmel bir mühendislik plastiği olan PA, kuru ve düşük sıcaklıklarda kırılgan olma dezavantajına sahiptir. Çözüm, uygun bir darbe dayanımı sağlayıcı ile karıştırılmasında yatmaktadır. Bu görev genellikle PA malzeme tarafından yapılır veya bu modifiye poliamidler bazı özel kompound ürünler olarak üretilir. Nitekim poliamidin süper sert bir ürüne dönüştürülmesi yeni bir şey değildir ve 20 yıldan fazla bir süredir uygulanmaktadır. Bu alaşım oluşumunun arkasındaki kimya Şekil 3’te gösterilmektedir.

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

275


MAKALE ERKAN İNDIBAY RÜSTEM POLAT ZİRVE POLİMER RÜSTEM POLAT EĞİTİM VE DANIŞMANLIK

Anhidrit veya asit grubunun varlığı iki amaca hizmet eder: 1- Erime işlemi sırasında, asit veya anhidrit grupları, PA ile amin uç grubu veya elastomer üzerinde PA bağı üretmek için amid bağı içeren yolla reaksiyona girer. Bu nedenle aşılama, ara yüzey gerilimini azaltır ve her ikisi de PA matristeki stabil, kauçuk fazı dağılımının geliştirilmesine yardımcı olan sterik stabilizasyon yoluyla parçacıkların birleşmesini geciktirir. 2- Graft yapıları ayrıca fazlar arası yapışmayı arttırır ve fazlar arasında gerilmenin transferini sağlar. Tablo 2, MAH aşılı Polietilenin% 5-30 oranlarında PA-6 ile yapılan karışımının, çentikli darbe değerinde iyileşme sağladığını gösterir.

Darbe dayanımı gelişimi tavlanmış ( kondüsyonlanmış) numunelerde daha belirgindir, ancak tavlanmamış durumda (kalıptan çıktığı gibi) çok daha kritiktir, çünkü bu PA bileşenin, tavlama aşamasından geçmek zorunda kalmadan doğrudan montaj işleminden geçebileceği anlamına gelir. Bu, müşteriye verilen kalıplama ve hızlı teslimat ile bekletme süresinin azalması anlamına gelir. PA 6 ve 66 için olduğu gibi diğer türler içinde uyun bağdaştırıcılar mevcuttur.

276

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

Yerinde Karışım (Enjeksiyon Kalıplama Sırasında Haznede Harmanlama): Yerinde karışımın en büyük özelliği, üretilecek malzemeye göre her türlü bağlayıcının farklı oranlarda seçilmesine imkân vermesidir ve imalatçının istediği özellikler konusunda bir sınırlama getirmemesidir. Yüksek tokluğa sahip PA karışımının bileşenleri, ayrı bir kompound basamağından geçmeden doğrudan bir enjeksiyon Makinesınde kalıplanabilir. Bu şekilde katkı istenen oranda kullanılarak özellikler ayarlanabilecektir. Mineral ve Cam Elyaf Dolgulu Polipropilen Polipropilen genelde, kil, kalsiyum karbonat ve talk gibi dolgu maddeleri ile kompound edilir. Bu dolgular kalıplamadaki çekme oranını azaltır, önemli derecede bir tokluk verir, ısı bozulma sıcaklığını arttırır ve aynı zamanda maliyeti düşürür. Dolgu seviyesi genellikle % 20 ila 40 arasındadır; ancak son zamanlarda dolgu maddesi içeriği % 80’e kadar olan kompoundlar üretildi ve her türlü kalıplama ve ekstrüzyon uygulamalarında kullanıldı. Bu malzemeler, klima ve ısıtıcı muhafazası, dış aydınlatma muhafazası, iç yan paneller ve hava filtresi yuvaları gibi otomotiv parçalarının üretiminde de kullanım alanı bulmaktadır. Dolgulu kompoundlar aynı zamanda cihaz gövdelerinin, kalıplanmış mobilyaların ve elektronik bileşenlerin imalatında da kullanılır. Kalıpçılar kompound ürünü ya olduğu gibi kullanırlar veya daha yüksek dolgu maddesi içeren bir kompound kullanırlar ve kalıplamadan önce saf PP ile seyreltirler. MAH aşılı Polipropilen, dolgulu polipropilen için kullanılır, burada mineral dolgu maddesi ve PP matrisi arasında bir ara yüzey maddesi olarak mekanik özellikler, artırır ve genel işlenebilme özelliklerini geliştirir. Maleik yapı içerikli bir polimer bir bağlayıcı madde olarak kullanıldığı zaman, ince partikül halindeki mineral artık dolgu olarak kalmaz, polimer matrisine bağlanarak güçlendirici etkisi yapar. Bu tür kompozit compound uygulamalarında, otomobillerde olduğu gibi yüksek darbe dayanımı gerektiren malzemeler için, ilk tercih edilen malzeme olan cam elyaf dolgulu PP’dir.


Maleik yapı içeren poliolefin kullanılarak geliştirilebilecek diğer özellikler: ● Kalıplamadaki parlaklık artar. Renkli bileşenlerde renk tonunda bir iyileşme elde edilir. • Dolgulu PP ekstrüzyonlarında (film, levha ve diğer profil imlatlarında), karışıma ilave edilen diğer katkı maddelerinin çözücü etkisi kalıp yüzeyini aşındırır. Ama MAH aşılı polimerlerde bu oran düşüktür. • Aynı zamanda yüksek dolgulu malzemelerin ekstrüzyonunu daha pürüzsüz hale getirir ve kalıbın genişliği boyunca dağılımını daha iyi hale getirir. • HDPE ve PP bazlı sentetik kâğıtta dolgu içeriğinin arttırılmasını sağlar, böylece yazılabilirliği arttırır. MAH aşılı PP’nin aynı etkinliği, ticari olarak ahşap plastik kompozit malzemeler olarak bilinen odun talaşı ile doldurulmuş PP bileşiklerinde de kullanılabilmektedir. Plastik Wood Kompozitler: Ahşap Plastik Kompozit, çeşitli plastiklerle (PP, PE, PVC) karıştırılmış ince talaş atığı malzemeler (parke, yumuşak ağaç, kontrplak, yer fıstığı kabuğu, bambu, saman vb. Gibi selüloz bazlı dolgu maddeleri) kullanır. Toz hamur kıvamında sıkılır ve sonra istenen şekilde extrude edilir. Renklendiriciler, bağlayıcı ajanlar, stabilizatörler, şişirme ajanları, takviye edici katkılar, köpürtücü ajanlar, kaydırıcılar gibi katkı maddeleri, nihai ürünün hedef uygulama alanına uyarlanmasına yardımcı olur. Bunlardan maleik anhidrid aşılanmış poliolefin bağlayıcı ajanlar, kompozitin mekanik seviyesinin arttırılmasında hayati bir rol oynamaktadır. PP ve HDPE bazlı ürünler bağlayıcılar mevcuttur. Yüzde 70’e kadar selüloz içeriği ile ahşap-plastik kompozitler, ahşap gibi davranış gösterdiğinden dolayı geleneksel ahşap işleme aletleri

kullanılarak işlenebilir. Aynı zamanda, son derece neme dayanıklıdırlar. Nem az veya hiç olmadığından, çürümeye karşı direnci artıyor. Pirinç kabuğu için aşağıdaki tabloda gösterildiği gibi MAH aşılı poliolefin ilavesiyle yapılan kompozitin özellikleri büyük ölçüde geliştirilmiştir. Ağaç plastik kompozit ürünler Kereste, zemin kaplaması ve korkuluk, pencere profilleri, duvar çivileri, kapı çerçeveleri, mobilya, paletler, çit, rıhtım, siding, mimari profiller, panjurlar, otomotiv parçaları Yurt dışındaki wood kompozit uygulamalarından bazılarıdır. Özellikleri: • Ölçüsel durağanlık • Termit ve mikrobiyal saldırılara karşı direnç • Geniş bir sıcaklık aralığında kararlıdır • Neme dayanıklı • Darbelere dayanıklı • Düşük alev yayılımı • Mükemmel termal özellikler • Üstün vida ve çivi tutma • Basınç-çekme-kayma dayanımı • Yüksek kayma direnci • Çevre dostu • Geri dönüştürülebilir • Çok çeşitli yüzeyler ve görünüm • Atık ve geri dönüştürülmüş malzemelerin kullanımı • Rekabetçi fiyat • Kolayca üretilir ve kolayca imal edilir Kompozit son ürünün özellikleri, matrisin, dolgu maddesinin ve ikisi arasındaki ara yüzey bağ kuvvetinin bir fonksiyonudur. Ara yüzey bağını etkileyen faktörler şunlardır: • Karışımın bileşen özellikleri - tür, miktar, dağılım • Dolgu ve / veya plastiğin değiştirilmesi • Dolgu dahil etme yöntemi • İşleme koşulları - bileşik, enjeksiyon kalıplama, ekstrüzyon P

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

277


MAKALE AYTEK SOĞUTMA

AYTEK SOĞUTMA SİSTEMLERİ’NDEN NOVATECH-HEAT PUMP TEKNOLOJİSİ Sınırlı yakıt rezervlerinin yanı sıra, iklim değişikliklerinin önlenmesi de ısı pompası sistemlerinin tercih edilmesinde önemli role sahiptir. Isı pompaları müstakil evler, apartmanlar, oteller, iş merkezleri, okullar, hastaneler gibi yeni ve mevcut binaların ısıtılması için uygundur Aytek Soğutma Sistemleri tarafından üretilen Novatech, yenilenebilir enerji kullanımı, çevreyi koruma bilincinin ülkeler nezdinde artmasıyla önem kazanmıştır. Bu nedenle yeni nesil ısı pompaları enerjinin verimli kullanımı konusunda çözüm oluşturmaktadır. Isı pompaları ile çevre dostu, güvenilir ve verimli ısıtma– soğutma sistemleri tasarlanabilmekte. Isı pompaları, ortamın sıcaklığını arttırmak için ilave bir enerji kullanan ünitelerdir. Isı pompasının çalışması sırasında, akışkanı sıkıştırıp valften geçirerek genleştirerek açığa çıkan enerjisini ortamın sıcaklığını arttırmak için kullanılmasına dayanır. Novatech-Heat Pump modelinde elektrik kompresörlü ısı pompası kullanılarak çevreden hava kaynaklı enerji çekip, düşük enerji maliyetli ısıtım ve soğutma sistemi tasarlanmıştır.

Ortamdan ısı transfer edildiğinde, buharlaştırıcıdaki sıvı fazlı soğutucu akışkan düşük basınç altındadır. Buharlaştırıcıdaki sıcaklık seviyesi, soğutucu akışkanın mevcut basınçtaki kaynama noktasının üzerindedir. Sıcaklık farkı soğutucu akışkanını buharlaşması için yeterli olduğundan çevreden

278

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

rahatlıkla ısı çekilir. Kompresör akışkan buharını emer ve sıkıştırır. Sıkıştırma esnasında buhar fazındaki akışkanın basıncı ve sıcaklığı artar. Kompresördeki sıkıştırma işleminden sonra buhar fazındaki akışkan yoğuşturucuya gelir. Yoğuşturucuyu çevreleyen ısıtma suyunun sıcaklığı, soğutucu akışkanın yoğuşma sıcaklığından düşüktür. Buhar fazındaki akışkan soğuyarak sıvı faza geçer. Buharlaştırıcının çevreden çektiği ısı ve kompresördeki sıkıştırma işlemi sırasında ilave edilen elektrik enerjisi ısıtma suyuna aktarılmış̧ olur. Soğutucu akışkan bir genleşme valfinden geçerek tekrar buharlaştırıcıya döner. Bu sırada akışkan kompresörün yüksek basıncından buharlaştırıcının düşük basıncına genleşir. Böylece çevrim tamamlanmış̧ olur. NOVATECH YÜKSEK PERFORMANS Sistemin performans katsayısı 4’tür. 1 birim elektrik harcamasına karşı 4 birim ısıtma veya soğutma elde edilmiştir. CO2 emisyonu 0 dır. Üniteler 7-120 kW soğutmaısıtma kapasitesi aralığındadır. İnverterli kompresör-fan kombinasyonlu versiyonlar opsiyonel olarak sunulmaktadır. P


PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

279


MAKALE

KÖPÜRTÜCÜ AJANLARLA SÜRDÜRÜLEBILIR ÇEVRE YÖNETIMI

SELİN KESKİN PANASONIC MALZEME MÜHENDİSİ

Gelecek nesillere daha temiz ve yaşanabilir çevre bırakmak için sürdürülebilir çevre yönetimini sağlamak oldukça önemli. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün (OECD) raporlarına göre, 2050 yılına kadar nüfusun yaklaşık %30 artışıyla birlikte doğal kaynakların hızla tükeneceği, küresel sera gazı emisyonları içerisinde önemli bir bileşen olan CO2 emisyonlarındaki %70’lik bir büyüme nedeniyle emisyonların % 50 oranında artacağı ve biyoçeşitliliğin %10 oranında azalacağı öngörülmekte. [1] Bu kapsamda, plastik sektöründe son zamanlarda doğada kendi kendine yok olan veya geri dönüştürülebilir plastik hammadde, daha az plastik hammadde kullanımı sağlayacak katkılar gibi kaynakların verimliliğini sağlayacak yeni araştırma konularında hızlıca yol alınmakta. Özellikle son zamanlarda plastik hammadde kullanımının azaltılmasını sağlamak amacıyla düşük maliyetli ve sürdürülebilir olan kimyasal köpürtücü ajan uygulamaları çeşitlenmekte. Plastik ve kauçuklara eklendiğinde ısı altında köpükler üreterek hammaddenin hücresel bir yapıya sahip olmasını sağlayan katkılar kimyasal köpürtücü ajan olarak adlandırılmakta.[2] Kimyasal köpürtücü ajanlar endotermik ve ekzotermik olarak 280

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

ikiye ayrılmakta. Endotermik köpükler, ısıyı kimyasal reaksiyondan uzaklaştırır, küçük hücre yapısına sahip köpükler üretir ve daha iyi bir fiziksel görüntü sağlar. Ekzotermik ajanlar ise ısı üreterek, daha fazla gaz çıkışı ile gaz basıncı oluşturur. Köpürtücü ajan seçimi, kullanılacak ürünün tasarımına bağlı olarak etki mekanizmalarına ve kullanım amacına yönelik olarak gerçekleştirilir. [3] Köpürtücü ajanlar literatüre göre; proses sırasında hammaddeye belirli oranlarda ilave edildiğinde sıcaklığın etkisiyle bozunarak ürün içerisinde köpürüp hücresel bir yapı oluşturmakta. Böylece hammadde kullanım miktarını düşürüp, belirli kullanım oranlarında katıldığında mekanik dayanımlarından ödün vermeden ürüne hafiflik sağlamakta, plastik işleme çevrim sürelerini kısaltmakta ve Makine bakım maliyetlerini iyileştirici etki yapmakta. Proses kontrolü ise köpükleme ajanı kullanım miktarına, cinsine, doyma basıncına, kalıp basıncına ve sıcaklığına, besleme oranına, akış hızına gibi birçok parametre ile gerçekleştirilmekte. Bu katkılar çoğunlukla ekstrüzyon ve enjeksiyon kalıplama ile, ayrıca basınçlı kalıplama, sıcak kalıplama gibi üretim yöntemleri ile de kullanılabilmekte. [3]


Bu teknoloji yalıtım ve sızdırmazlık malzemelerinde, ambalajlarda, elektrikelektronik ürünlerde, oyuncaklarda ve özellikle hafifletme özelliği sebebiyle otomotiv sektöründe kullanılmakta. Bu çalışmanın amacı, kimyasal köpürtücü ajanların firmamız bünyesinde elektriksel ürün gamında yer alan sıvaaltı kasa ürünlerinde uygulanabilirliğini test etmek, plastik hammadde kullanımını azaltmak ve maliyetleri düşürmektir. Çalışma sırasında kimyasal köpürtücü ajanın Akrilonitril Bütadien Stiren (ABS) hammadde üzerindeki görsel, fiziksel ve mekaniksel özelliklerindeki etkileri incelenerek enjeksiyon prosesi sırasında basınç, sıcaklık ve hız gibi parametrelerin

köpürtücü ajana etkisi değerlendirilmiştir. DENEYSEL ÇALIŞMA Deneyler için katkı etkisinin açıkça görülebileceği geniş ve düz alana sahip olan ve ABS hammadde ile mevcutta üretimi yapılan sıvaaltı kasalar seçilmiştir. (Şekil 1) Denemeler %2 oranında endotermik kimyasal köpürtücü ajan kullanılarak tek gözlü enjeksiyon kalıbında Tablo 1’de belirtilen deneme sırası takip edilerek yapılmıştır. Katkı kullanım miktarı kimyasal köpürtücü ajan temini yapılan firma tarafından verilen reçeteye göre belirlenmiştir.

Şekil 1: Sıvaaltı Kasa Örnekleri

İLERİ

Parametreler

Mevcut

1. Deneme

2. Deneme

3. Deneme

4. Deneme

Hammade

ABS

%2 Köpürtücü + ABS

%2 Köpür. + ABS

%2 Köpür. + ABS

%2 Köpür. + ABS

Ütüleme Basıncı

60

60

0

12,5

16,5

Ütüleme Süresi

2,5

2,5

0

5

5

Enjeksiyon Hızı

50-55

100-110

100-110

100-110

100-110

Tablo 1 Test Parametrelerindeki Değişim

Kullanılan ajanın “blowing” reaksiyonu başlama sıcaklığı 160°C’dir. Katkının yollukta reaksiyona başlaması ve kalıpta etkisini görebilmek için enjeksiyon hızları katkılı denemeler sırasında iki katına çıkartılmıştır. Sırasıyla ütüleme basınçlarında ve sürelerinde değişiklik yapılarak Tablo 1’de verilen 1, 2, 3 ve 4 numaralı denemeler gerçekleştirilmiştir. Proses parametrelerinde yapılan değişiklikler sırasında çevrim süreleri

incelenerek, alınan baskılar görsel olarak incelenmiştir. Tüm denemeler ağırlık ölçümüne, boyutsal ölçüme, kızaran tel deneyine ve bilyalı basınç testine tabi tutulup, sonuçlar incelenmiştir. SONUÇLAR Denemeler üzerinde gerçekleştirilen proses, görsel, fiziksel ve ısıl testlere göre elde edilen sonuçlar Tablo 2’de verilmiştir.

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

281


MAKALE SELİN KESKİN PANASONIC MALZEME MÜHENDİSİ

Tablo 2 Test Parametrelerindeki Değişim

DEĞERLENDİRME ve SONUÇ Sonuçlar değerlendirildiğinde aşağıdaki verilere ulaşılmıştır. • Kimyasal köpürtücü ajan, görsel kaygı taşıyan ürünlerin kullanımı için elverişli değildir. Yüzeydeki lekelenmeler kalıplarda yapılacak işlemler ile minimize edilebilir. • Köpürtücü ajan katkısı ile boyutsal değişim, eksik baskı veya çarpılma gibi deformasyonlar görülmemiştir. • 3 ve 4 numaralı deneme baskılarındaki ağırlıklar karşılaştırıldığında, ütüleme basıncı artışıyla hafifleme azaldığından köpürtücü ajan etkisinin azaldığı görülmektedir. • 2 ve 3 numaralı denemeler dikkate alındığında mevcut ürüne kıyasla maksimum hafifleme %9’dur. Hammadde kullanımı da bu oranda azaltılmıştır. • Mevcut parametrelerde köpürtücü ajan kullanımı ve enjeksiyon hızının 2 katına çıkartılması ile çevrim süresinin 9 saniye azaldığı görülmüştür. • Tüm denemeler kızaran tel deneyi ve bilyalı basınç testinden geçmiştir. %2 katkılı denemeler ısıl özellikleri etkilememektedir.

282

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

Tüm sonuçlar değerlendirildiğinde; %2 Köpürtücü Ajan + ABS denemeleri, yüzeydeki harelenmelere rağmen çevrim süresini azaltması, ürünü hafifletmesi ve ısıl özelliklerde gerekli standart gereksinimleri karşılaması açısından iyi sonuçlar sağlamıştır. Bu bilgiler bize plastik hammadde kaynaklarının verimli kullanılması ve sürdürülebilir çevre yönetimi için köpürtücü ajan kullanımının iyi bir alternatif olduğunu göstermektedir. Bu çalışma dâhilinde görsellikte iyileştirmeler sağlanıp, aynı zamanda katkının farklı kullanım oranları ve farklı polimer taşıyıcıları ile çalışmanın çeşitlendirilmesi hedeflenmektedir. P REFERANSLAR

[1] http://www.oecd.org/env/indicators-modellingoutlooks/oecdenvironmentaloutlookto2050theconsequ encesofinaction-keyfactsandfigures.htm [2] Berins, Micheal L. , 1991, Plastics Engineering Handbook of the Society of the Plastics Industry, 5th edition, published by Van Nostrand Reinhold. [3] Wypych, G. , 2017, Handbook of Foaming and Blowing Agents, published by ChemTec


PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

283


BİLDİRİ AVRUPA PLASTIK GERI DÖNÜŞTÜRÜCÜLERİ

284

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

AVRUPA’DA ESNEK POLIETILEN GERI DÖNÜŞÜMÜ: DÖNGÜSEL EKONOMIYE GEÇIŞI HIZLANDIRMAK Avrupa Plastik Geri Dönüştürücüleri, esnek polietilenin kaliteli bir hammaddeye dönüştürülürken sürdürülebilir ve maliyet açısından verimli bir süreç elde edilmesi için gerekenleri özetleyen bir bildiri yayımladı. Dönüştürücülerden yaklaşık 9 milyon ton talep gören[i] LLDPE/LDPE, AB’de işlenen ikinci büyük reçinedir ve geri dönüşüm potansiyelinin yüksek olmasıyla dikkat çekmektedir. Ancak bugün bu reçinenin geri dönüştürülme oranı %31 civarındadır. Bunun sebebi, elde edilen geri dönüştürülmüş malzemenin kalitesi ve miktarının arttırılmasına yönelik en basit çözümlerin ötesine geçilmesi için bazı engellerin aşılmasının gerekmesidir. Avrupa Plastik Geri Dönüştürücüleri Birliği Başkanı Ton Emans, “Plastik film atığı hala işlenmesi güç bir kaynak olarak görülmektedir ancak Avrupa’da streç filmin dahi geri dönüştürülmesinin mümkün olduğunu kanıtladık. Ancak tüketici kullanımından çıkmış miktarların

arttırılabilmesi için, tedarik zinciri tarafından bu malzemenin tam olarak sürdürülebilir hale getirilmesine yönelik kesin bir kararlılık gösterilmelidir” şeklinde konuştu. Bildiride, başlıca darboğazlar olarak toplama oranlarının ve girdi kalitesinin düşüklüğü, geri dönüşüm alanında tasarım eksikliği ve geri dönüşüm teknolojilerinin sürekli gelişimi gösteriliyor. Öncelikle, toplanan atığın niteliği ve niceliğinin iyileştirilmesi için AB genelinde uyumlaştırılmış toplama ve ayırma süreçleri gerekli. İkinci olarak ambalajın geri dönüştürülmesinde tasarımın önemine dikkat edilmesi gerekiyor çünkü mekanik geri dönüşümle uyumlu olmayan yapı ve malzemeler, geri dönüşüm hatlarında kesintilere yol açmakta. Bu nedenle, bir ürünün üretiminde ve piyasaya sürülecek herhangi bir yenilikte geri dönüşüme yönelik somut kurallara uyulması önem taşıyor.


Son olarak, geri dönüşüm ve ayırma teknolojilerinde son yıllarda büyük ilerleme kaydedilmiş olsa da, geri dönüştürülmüş malzemenin kalitesini sürekli iyileştirmek için araştırma ve geliştirme şart. Sektörün çabalarına, ileride genişlemenin koşullarını yaratacak bir yasal çerçeve ile destek verilmesi önemli. Üye Devletler ve bölgelerin tümünün AB mevzuatını dikkatli bir şekilde uygulaması gerekecek. Ambalaj Atığı, Plastik Stratejisi ve Tek Kullanımlık Ürünler Yönetmeliği ile alınan önlemler, sektörün plastik ambalaj üretimi ve atık yönetimi alanlarında kararlı ve hızlı adımlar atmasını şart koşuyor. Toplama oranlarını ve atık kalitesini

arttırmanın yollarının ve halihazırda yakılan veya depolama sahasına gönderilen malzemelerin potansiyelinin araştırılması gerekiyor. Yeni hedefler ancak mevcut darboğazlar ele alınır ve bunlara çözümler getirilirse tutturulabilir. Ambalajın güvenli, hafif ve işlevsel olması kadar, ömrünün sonunda geri dönüştürülebilmesi de önemli. Bu çalışmalarda, esnek ambalajın geri dönüşümüne odaklanılması, bu ambalaj türünün çevre notunun ve küresel sürdürülebilirliğinin arttırılması anlamına gelir.

P

[i] Plastikte gerçekler - Avrupa’da plastik üretimi, talebi ve atığı üzerine verilerin analizi. Plastics Europe. 2018

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

285


WWW.MATERBI.COM

. BIYOBOZUNUR . . VE KOMPOSTLANABILIR )

elma kabugu gibi

286

Türkiye Mümessili : Flogaz Kimyevi Madde Makina San.Ve Tic. A.S. Tel : 0212-2797071 • www.flogaz.com • novamont@flogaz.com PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152


PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152

287


288

PAGEV PLASTİK DERGİSİ | SAYI 152