Page 1


Dış Ticaret Açığı %27,3 Geriledi Ülkemizin ekonomik alanda büyük sorunlarından biri olan dış ticaret açığı 2012 yılı Nisan ayında, 2011 yılının aynı ayına göre ihracat %6,8 artarak 12 676 milyon dolar, ithalat %8 azalarak 19 274 milyon dolar olarak gerçekleşti. Aynı dönemde dış ticaret açığı 9 080 milyon dolardan, 6 597 milyon dolara geriledi. 2011 Nisan ayında %56,7 olan ihracatın ithalatı karşılama oranı, 2012 Nisan ayında %65,8’e yükseldi. Avrupa Birliği’nin ihracattaki payı % 37,6’ya geriledi 2011 Nisan ayında %48,9 olan Avrupa Birliği’nin (AB) ihracattaki payı, 2012 Nisan ayında %37,6’ya gerilerken en fazla ihracat yapılan ülke İran oldu En fazla ihracat yapılan ülke İran İran’a ihracat 2011 Nisan ayına göre%438,2 artarak 1 471 milyon dolar (1 208 milyon doları altın ihracatı) oldu. İran’ı sırasıyla Almanya (1 100 milyon dolar), Irak (806 milyon dolar), İngiltere (651 milyon dolar) ve Rusya Federasyonu (536 milyon dolar) takip etti. En Fazla İthalat Yapılan Ülkeler Rusya Federasyonu ithalatta ilk sırada yer aldı. Bu ülkeden yapılan ithalat %24,3 artarak 1 983 milyon dolar olarak gerçekleşti. Rusya Federasyonu’nu sırasıyla Almanya (1 610 milyon dolar), Çin (1 583 milyon dolar) ve İran (1 467 milyon dolar) izledi. En Çok İnci İhraç Ediyoruz İhracatta İnciler, Kıymetli veya Yarı Kıymetli Taşlar ilk sırada bu fasılı “motorlu kara taşıtları ve aksam parçaları” izledi. En Çok Minarel Yakıt ve Yağlar İthal Ediyoruz Bu fasılı; “kazanlar, makinalar, mekanik cihazlar ve aletler; bunların aksam ve parçaları” izledi.


Ar-Ge ye Değer Verilmesi Gerekiyor

ile Doğu Marmara ve %17,9 ile İstanbul bölgesi takip etmektedir.

Ülkemizde Ar-Ge harcamasının Gayri Safi Yurtiçi Hasıla içindeki payı ‰8,4’dür. Bu oran 2009 yılında ‰8,5’ti.

Ar-Ge personel sayısına göre ise %25,8 ile Batı Anadolu bölgesi ilk sırada yer almaktadır. Bu bölgeyi %21,8 ile İstanbul ve %14,7 ile Doğu Marmara bölgeleri izlemektedir.

Ar-Ge Faaliyetleri harcaması 2010 yılında bir önceki yıla göre % 14,6 artarak 9 268 milyon TL olarak hesaplanmıştır.

Ar-Ge ye En Çok Üniversiteler Önem Veriyor Ar-Ge harcamalarının %46,0’ı yükseköğretim, %42,5’i ticari kesim ve %11,4’ü kamu kesimi tarafından gerçekleştirilmiştir.

Ülkemizde 1000 kişiye 3,62 Ar-Ge personeli düşüyor Ar-Ge personel sayısında 2010 yılına oranla %11,3’lük artış görüldü. Ar-Ge personelinin %45,9’u ticari kesimde, %40,2’si yükseköğretim kesiminde ve %13,9’u kamu kesiminde bulunmaktadır. Ar-Ge harcamalarının en yüksek olduğu bölge %31,7 ile Batı Anadolu bölgesi iken, bunu %20,0


İstatistiklerle Gençlik Türkiye’nin Avrupa Birliği ülkelerine kıyasla oldukça genç bir nüfusa sahip olduğu göz önünde bulundurulduğunda, etkili gençlik politikalarının ülkemiz açısından önemi daha da artmaktadır. Etkin gençlik politikaları üretmek ve gençlerin karşılaştıkları sorunları çözmek için atılacak en önemli adımlardan birisi de, ülkemizdeki gençlerin bugünkü durumlarına ilişkin istatistiklere sahip olmaktır. Genç nüfusun toplam nüfus içindeki oranı % 16,8’dir. İşsizlik ve Gençler Gençlerde işgücüne katılım oranı daha düşüktür. gençlerde işgücüne katılım oranı % 39,3, işsizlik oranı % 18,4 ve Yetişkinlerin 25 ve daha yukarıdaki yaşlar işgücüne katılım oranı %52,8, işsizlik oranı % 8 dir. Üniversite Mezunu Her 10 Kişiden 3’ü İşsiz Yükseköğretim görmüş gençlerde işsizlik oranı % 30’dur. Yükseköğretim görmüş genç erkeklerde işsizlik oranı %24 iken, genç kadınlarda işsizlik oranı % 35,6’dır. Gençlerin % 84,9’u genel sağlık durumlarını çok iyi veya iyi olarak tanımlarken, yetişkinlerin ise % 59,3’ü kendilerini sağlıklı hissetmektedirler. Gençlerin % 62’si her zaman veya genellikle kendini hayat dolu hissederken, yetişkinlerde bu oran % 46,9’dur. Gençlerin % 57,9’u kendini enerjik hissederken, bu oran yetişkinlerde % 39,1’dir.


Gençler daha mutlu ve gelecekten umutludur. Mutlu olduğunu belirten gençlerin oranı % 69,6 iken, yetişkinlerde bu oran % 60,8’dir. Gençlerin mutluluk kaynağı olan kişiler, % 75,3 ile bütün ailesi, % 10,1 ile anne ve babası iken, yetişkinlerde bu oran % 73,5 ile bütün ailesi, % 14 ile çocuklarıdır. Gençlerin mutluluk kaynağı olan değerlerin başında sağlık ve aşk gelmektedir,

Gençler, yetişkinlere göre daha çok kültürel aktivitede bulunuyor Gençler, yetişkinlere göre kitap okumaya daha uzun süre ayırmaktadır. Gençlerin sinema izlemeye bir ayda ayırdığı ortalama süre , müzik ve sahne sanatları gösterisi izlemeye ayırdığı ortalama süreden daha fazladır ve internet kullanımına ayırdığı ortalama süre ise sinema izlemeye ve sahne sanatları gösterisine ayırdığı sürelerin toplamından daha fazladır.


Rakamlarla Su Kaynaklarımız İnsan faaliyetleri, insan refahı ve ekonomik faaliyetler için gerekli kaynak ve hizmetleri sunan ekosistemlerin bütünlüğü üzerinde gittikçe daha büyük bir etki yaratmakta, doğal dengeler bozulmaktadır. Bunun sonucu olarak çevre bozulmakta ve çevre sorunları ortaya çıkmaktadır. Çevre sorunlarının, ulusal, bölgesel ve hatta küresel boyutta etkileri mevcuttur. Son yıllarda özellikle küresel ısınmayla ilgili kaygılar giderek artmaktadır. Çevrenin durumu, çevre üzerindeki baskılar, bunların etkisi ve bu baskılara çevrenin tepkisinin izlenmesi etkin bir çevre yönetiminin temelini oluşturmaktadır. Çevre ile ilgili ihtiyaç duyulan politikaların üretilmesi, izlenmesi ve değerlendirilmesine yönelik güncel, güvenilir ve zamanlı çevre istatistiklerinin üretilmesi giderek daha fazla önem kazanmaktadır.

Su kaynaklarından 11,7 milyar m3 su çekildi Belediye ve köylerde içme ve kullanma şebekesi ile dağıtılmak ve imalat sanayi işyerleri, termik santraller, organize sanayi bölgeleri ve maden işletmeleri tarafından kullanılmak amacıyla 2010 yılında su kaynaklarından 11,7 milyar m3 su çekilmiştir. Çekilen suyun %42,2’si denizden çekilmiştir. 2010 yılında nüfusun %45’inin içme ve kullanma suyu arıtıldı İmalat sanayi işyerleri, termik santraller, organize sanayi bölgeleri, maden işletmeleri ve sağlık kuruluşları tarafından 762,2 milyon ton atık yaratılmıştır. Bu miktarın büyük çoğunluğu madencilik sektöründen kaynaklanan dekapaj malzemesi ve pasa atıkları oluşturmaktadır. Toplam çevresel harcamalar, 12,2 milyar TL olarak belirlenmiştir. Çevresel harcamaların %84’ü kamu sektörü, tarafından gerçekleştirilmiştir.


TÜKETİCİ EKONOMİNİN GELECEĞİNDEN UMUTLU 2012 yılında tüketici güven endeksi arttı Tüketici Güven endeksindeki artış, tüketicilerin mevcut ve gelecek dönem satın alma gücü, gelecek dönem genel ekonomik durum, gelecek dönem iş bulma olanakları ve mevcut dönemin dayanıklı tüketim malı satın almak için uygunluğu durumlarına ait değerlendirmelerinin iyileşmesinden kaynaklanmaktadır. Tüketicinin Hizmet Sektörüne Güveni Arttı Hizmet sektörü güven endeksi artarken, perakende ticaret ve inşaat sektörü güven endeksleri azaldı.

Hizmet Sektörü Güven Endeksindeki artış, son üç ayda iş durumu ve son üç ayda hizmetlere olan talep değerlendirmelerinin iyileşmesinden; Perakende Ticaret Sektörü Güven Endeksindeki düşüş, son üç ayda iş hacmi (satışlar). Mevcut mal stok seviyesi ve gelecek üç ayda iş hacmi (satışlar) değerlendirmelerinin kötüleşmesinden; İnşaat Sektörü Güven Endeksindeki düşüş ise, alınan kayıtlı siparişlerin mevcut düzeyi ve gelecek üç ayda toplam çalışan sayısı değerlendirmelerinin kötüleşmesinden kaynaklanmaktadır.


S&P Türkiye'nin kredi notunu artırdı Kredi derecelendirme kuruluşu S&P, Türkiye'nin kredi notunu BB'ye yükseltti. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard and Poor's Türkiye'nin uzun vadeli yabancı para cinsinden kredi notunu BB'ye yükseltti. Standard and Poor's'dan yapılan açıklamada, Türkiye'nin uzun vadeli yerel para birimi cinsinden kredi notunu ise BB+'ya yükseltti. Kredi notunun görünümünü "pozitif" olarak belirleyen S&P, hükümetin ekonomi ve mali yönetimi konusunda başarılı geçmiş performansının kredi notunu desteklediğini, ancak Türkiye'nin büyük dış finansman ihtiyacının kredi notu üzerinde ana risk unsuru olduğu kaydetti. Açıklamada mali planın gerçekçi ve ihtiyatlı olduğu ve kamu maliyesi üzerindeki riskleri hafiflettiği kaydedildi. Türkiye'de finans sektörünün, yurtdışındaki olumsuz koşullara rağmen düzenleme kuruluşlarının da çabalarıyla istikrarını koruduğu kaydedilen açıklamada, "Gelişimini sürdüren yerel sermaye piyasaları hükümetin lira cinsinden 10 yıl vadeli borçlanma yapabilmesine imkan tanıdı" denildi. S&P ayrıca durağandan pozitife çevrilen not görünümünün gelecek 12 ile 24 ay arasında bir not artırımı getirebileceğini kaydetti.

Açıklamada, "finans ve sermaye piyasalarında istikrarın güçlenmesi ve ülkenin global ekonomideki krizi atlatmadaki başarısı ile birlikte eskisine benzer oranlarda fakat daha az dış finansman ihtiyacı duyan bir büyüme gerçekleşirse" kredi notunun tekrar yükselebileceği ifade edildi.


S&P: Yeni not artışı olabilir ÖNCE FITCH, SONRA MOODY'S Türkiye'nin kredi notunda son artışı Ocak başında 'sıfırcı hoca' olarak anılan Moody's yapmıştı. Moody's Türkiye'nin kredi notunu Ba2'ye yükseltmişti. İlk artış ise Aralık başında Fitch'ten gelmişti. Fitch, Türkiye'nin uzun vadeli döviz cinsi kredi notunu iki kademe artırarak "BB+"ya yükseltmişti. TÜRKİYE'NİN KREDİ NOTUNDA SON DURUM Fitch: Şu anda Türkiye BB+ seviyesinde. Notun 'yatırım yapılabilir' seviye olan BBB-'ye gelmesi için tek not artırımı gerekiyor. S&P: Şu anda Türkiye BB seviyesinde. Sonrasında sırayla BB+ ve BBB(yatirim yapilabilir seviye). Türkiye'nin yatırım yapılabilir seviye için iki not artırımı gerekiyor. Moody's: Şu anda Türkiye Ba2 seviyesinde. Sonrasinda sırayla Ba1 ve Baa3 (yatırım yapılabilir seviye). Yatırım yapılabilir seviye için iki not artışı gerekli. Kaynak: www.ntvmsnbc.com


YENİ BİR KURUM, ANONİM ŞİRKETİN FESHİ 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girecek olan 14.02.2012 tarih 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanun’u ile Anonim Şirketler hukukumuza, şirketin haklı nedenlerle feshini düzenleyen bir kurum getirilmiştir. T.T.Kanunu’nun 531 maddesinde “Haklı Sebeplerle Fesih” başlığı altında düzenlenen bu kurumun işletilebileceği kanısında değilim. Bu kurum daha önceki T.T.Kanunu’muzda bulunmamaktadır. Yapılan yeni düzenlemenin madde başlığı ve metni aşağıdaki şekildedir. b) Haklı sebeplerle fesih MADDE 531 - (1) Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir. Önceki kanunumuzun, anonim şirketlerin haklı sebeplerle feshini düzenlememiş olması, yargı kararları ve öğretide hem tartışılmış hem de eleştirilmiş olup Türk hukukunda böyle bir kurumun bulunmasının yararlı olacağı çoğunluk tarafından kabul edilmekteydi. Yeni kanunumuzun 531. maddesiyle, hakim görüş tarafından da benimsenen, bir azlık hakkı hukukumuza girmiştir. Kanunun bu maddesiyle ortaya konan hususları şu şekilde sıralamak mümkündür. Bu hakkın kullanılabilmesi için esas sermayenin onda birine sahip olmak gerekli ve yeterlidir. Bu oranda paya her bir paydaşın sahip olması şart değildir. Birden fazla pay sahibi de bir araya gelip birlikte hareket ederek söz konusu hakkı kullanabileceklerdir. Şirket esas sözleşmesine konulacak bir hüküm ile bu oranı daha da aşağı çekmek olanaklıdır. Söz konusu fesih hakkı, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine başvurulmak yoluyla kullanılabilecektir. Haklı sebebin ne veya neler olduğu belirtilmemiş, neler olabileceği yargı kararlarına ve öğretiye bırakılmış


bulunmaktadır. Ancak örnek aldığımız İsviçre öğretisinde genel kurulun birçok kez kanuna aykırı bir şekilde toplantıya çağrılmış olması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlali, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kâr payının düzenli olarak azalması, haklı sebep sayılmıştır.

İleri sürülen sebeplerin-haklı olup olmadığına davaya bakacak olan mahkeme yargıcı karar verecektir. Ayrıca böylesi bir davaya bakacak mahkeme, davada ileri sürülen sebepleri haklı bulsa bile, davalı şirketin feshine karar vermek zorunda olmayıp feshi haklı kılan olayların varlığına rağmen, şirketin ayakta tutulmasının ekonomik ve istihdam açısından daha iyi olacağının düşünülmesi halinde, şirketin feshine karar vermek yerine, şirketin feshini isteyen kişi veya kişilerin paylarının gerçek değerinin şirket veya diğer ortaklar tarafından ödenerek davacı veya davacıların şirketten çıkarılmalarına veya mahkemece kabul edilebilecek başkaca bir çözüm yolunun bulunmasına karar verebilecektir. Davacıların pay bedellerinin kim tarafından ve nasıl ödeneceği, bedelleri ödenen bu payları şirketin geçici bir süre için iktisap edip edemeyeceği yargı kararları ile öğretiye bırakılmış durumdadır. Maddenin son cümlesindeki "…..veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözümü karara bağlama" hususunun tamamen mahkemeye bırakıldığı görülmektedir. İnisiyatifi tamamıyla mahkeme yargıcındadır. Örnek alınan İsviçre öğretisindeki gibi, mahkemece şirketin kâr dağıtmasına karar verilebileceği gibi, pay sahipleri arasından veya üçüncü kişilerden durumu uygun bulunan bir kişinin de şirkete pay sahibi olarak alınabileceğine dahî de karar verilebilecektir.

Bu durumlarla karşılaşmak her zaman mümkündür. Bunun önlenmesi için şirket yöneticilerinin ve bir kısım pay sahiplerinin, azlık pay sahiplerinin haklarının korunmasında, onların yönetimde temsillerinde daha özenli olmaları gerekmektedir. Av. Duran Çiftçi 29.06.2012


OMC-Agustos-2012  

OMC- İş yerinizin aylık ekonomik dergisi