Issuu on Google+

HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ MAĞARA ARAŞTIRMA KULÜBÜ HÜMAK

3. ULUSAL SPELEOLOJİ SEMPOZYUMU 20-21 Kasım 1999 Ankara

Basım Tarihi Mayıs 2007 TÜRKİYE MAĞARACILAR BİRLİĞİ Tarafından Bastırılmıştır


Düzenleme Kurulu Mehmet EKMEKÇİ Emrah PEKKAN Türkay COŞKUNER Tamer ATİK Koray TÖRK

Bilimsel Kurul Timuçin AYGEN Mehmet EKMEKÇİ Serdar BAYARI Gıyasettin DEMİRHAN Necmettin KÜLAHÇI Lütfı NAZİK Koray TÖRK Gökhan TÜRE

Sayfa Düzeni Yayıma Hazırlayan Baskı Organizasyon

: Bülent Erdem (Mayıs 2007) : Bülent Erdem (Mayıs 2007) : Ali Yamaç (Mayıs 2007)


3. SPELEOLOJİ SEMPOZYUMU KİTABININ BASTIRILMASININ TRAJİ-KOMİK ÖYKÜSÜ 11-12 Kasım 2006 Tarihlerinde Eskişehir’de yapılan TMB Genel Kurul’unda 4. Speleoloji Sempozyumu’nun yapılması gündeme geldiğinde, 3. Sempozyum bildirilerinin yayınlanıp, yayınlanmadığı konuşuldu. Kimse tam olarak hatırlamıyordu. Kısa bir tartışmadan sonra sadece bildiri özetlerinin yayınlandığı görüşü ağırlık kazandı. (Bu durum bile; konuya ve de konulara yaklaşımımızı göstermesi açısından düşündürücü.) Sadece Bildiri Özetlerinin yayınlandığı kesinlik kazanınca, 3. Speleoloji Sempozyum kitabının bastırılmasına talip oldum. Öncelikle sorun, bildirilere nasıl ulaşılacağında düğümleniyordu. Gece ESMAD çiftlik evinde ateş başı sohbetinde HÜMAK’lı arkadaşlar ile konu görüşüldü. Yeni yönetimin konu ile ilgili bilgisi yoktu. Hatta Sempozyum ile ilgili “Bildiri Özetleri” kitapçığı bile kütüphanelerinde yer almıyordu. Eskişehir’den döndükten ve bir dizi mail ve telefon görüşmesinden sonra Türkay Coşkun’er, elinde bulunan bildirileri göndereceğini söyledi ve askere gitmeden önce elindeki 8 adet bildiriyi gönderdi. İzmir’den Arda Peksev’ın “Bildiri Özetleri” kitapçığının bir kopyasını göndermesi üzerine, elimizdeki mevcut bildirileri ve de eksiklerin listesini TMB mail list’e gönderdim. İlk yanıt ve bildiri Noyan Güler’den geldi. Daha sonra Tulga Şener elimizde eksik olan MAD bildirilerini gönderdi. HÜMAK’tan Mete Erengil kendi bildirisini iletti. Prof.Dr. Serdar Bayarı hem kendi bildirisini, hem de ortak sunumlarını gönderdi. Bu arada Sempozyumun düzenleyicisi durumunda olan Prof.Dr. Mehmet Ekmekçi’nin yazdığım hiçbir mail’e yanıt vermediğini belitmek istiyorum. Sonuç olarak Sempozyumda suluna 32 adet bildirinin sadece 15 adedi ile Sempozyum Kitabını basabiliyoruz. Geriye kalan 17 bildiri ise sadece özel olarak yer alabiliyor. Bir ara bildiri özetlerinin İngilizcelerini de hazırlamayı düşündük, ancak sonra bu düşünceden vazgeçtik. Hazırlayanlar uygun görselerdi İngilizce özetlere yer verirlerdi. İyi okumalar…

Bülent ERDEM


İÇİNDEKİLER Sayfa

MAĞARA JEOLOJİSİ VE JEOMORFOLOJİSİ Batı Küre Dağları ve Ilgarini Dolayının Jeomorfolojisi Oğuz EROL ........................................................................................................................

3

Soğuksu (Aydıncık) Karst Sistemi ve Mağara Oluşumları MeteERENGİL ……………………………………………………………………………

4

Mağara Çökelleri Koray TÖRK ......................................................................................................................

10

Beşpınar Cihanbeğendi Mağaralarının Zeminlerin Fiziksel Özelliklerinin Belirlenmesi M.Fatih BÜYÜKTOPÇU .............................................................................................

11

Birbirine Yakın İki Yörede Oluşan Karşılaşmanın Farklılıklarının İrdelenmesi. Örnek Çalışma: Zonguldak ve Bolu Bölgeleri NoyanGÜNER ..................................................................................................................

15

Schimmidt Çekici İle Beşpınar Mağarasının Zemin ve Duvarlarının Dayanımının Belirlenmesi Hasan ÖZGÜR .................................................................................................................

17

MAĞARA ARAŞTIRMA TEKNİKLERİ Mağara Elektroniğinde Son Gelişmeler Uğur Murat LELOĞLU ..................................................

21

8mm Boltun Saf ve Dolomitik Kireçtaşlarında Eksenel ve Kesme Kuvvetlerine Karşı Direncinin Belirlenmesi Cihan ZENGİNER. .................................................................................................................

22

Türkiye’de Mağara Kazalarında Kurtarma Organizasyonu Önerisi Coşkun ÖZAŞÇILAR ........................................................................................................

25

MTA Mağara Kurtarma Grubu EmrullahÖZEL .................................................................................................................

36

Mağara Fotoğrafçılığı Hamdı MENGİ ……………………………………………………………………………

36


MAĞARA TURİZMİ VE KORUMA İşletmeye Açık ve Açılacak Mağaraların Koruma ve Kullanım Yöntemleri Lütfı NAZİK .......................................................................................................................

39

Turizme Açılacak Mağaralarda Aydınlatma Yöntemleri Haydar KUTLAY ...............................................................................................................

40

Tuluntaş Mağarasında Oluşum Onarımı; Deneysel Çalışma Tulga ŞENER, Onur YURTBAŞI .......................................................................................

41

Dim Mağarası (Alanya): Dünü ve Bugünü Nuri GÜLDALI ……………………………………………………………………………

44

SUALTI MAĞARALARI Türkiye’de Denizaltı Mağaralarının Olası Konumları C.Serdar BAYARI.................................................................................................................

47

Türkiye Kıyıları Aydıncık-Taşucu Deniz Mağaraları Sualtı Araştırmaları Serdar HAMARAT, Haldun ÜLKENLİ, Gökhan TÜRE ,Serdar BAYARI ...........................

53

Mağara Araştırma Derneği Mağara Dalış Grubu Tulga ŞENER........................................................................................................................

60

Keşfedildiğinden Günümüze İnsuyu Mağarası Lütfı NAZİK ...................................................................................................................

63

Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Mağaralar. Uğur Murat LELOĞLU ......................................................................................................

64

MAĞARA TANITIMI VE ALAN ÇALIŞMALARI Trakya Bölgesi’nin Doğal Mağaraları Koray TÖRK, Lütfı NAZİK .................................................................................................

75

Yeşil Karaman Mağarası’nın (Antalya) Speleolojik İncelmesi Selim ERDOĞAN, Barış KARAOĞLU, Emrah PEKKAN ..................................................

76

Kuzey Doğu Anadolu’da Antropo-Speleolojik Araştırmalar Onur ÖZBEK ……………………………………………………………………………..

77

Doğu Çölünde (Mısır) Alabaşlarda (Oniks) Gelişmiş Hilal Şeklinde Bir Mağara: Sannur Mağarası Mehmet EKMEKÇİ, Serdar BAYARI, Türker KURTTAŞ, Gültekin GÜNAY, Ferial EL-BEDEWI .............................................................................. 82 Yozgat Akdağmadeni-Yukarıçulhallı Köyü Yakın Çevresi Jeolojisi ve İnaltı Mağarası Türkay COŞKUNER, Harun AYDIN .................................................................................

87

Mağara Araştırma Derneği Aladağ Etkinlikleri Haluk YURDAKUL ...........................................................................................................

88

Atlılar Düden Mağarası Araştırmaları OnurYURTBAŞI .................................................................................................................

89


YASAL DÜZENLEMELER VE EĞİTİM Patlayıcı Maddeler ve Yeraltı Uygulamaları

Muharrem TORALIOĞLU .................................................................................................

93

Türkiye Mağaraları Hakkında Mevzuat ve Uygulamalar ile Yapılması Gereken Düzenlemeler Lütfı NAZİK ........................................................................................................................

94

Mağara Araştırma Derneği Temel Mağaracılık Eğitim Kursları Ferhat AYTEKİN ................................................................................................................

95

Mağara Rehberliği EmrullahÖZEL ...................................................................................................................

96

Türk Mağaracılar Birliği Organizasyon ve İşleyişi Üzerine Öneriler Tulga ŞENER ......................................................................................................................

97


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

1

MAĞARA JEOLOJİSİ VE JEOMORFOLOJİSİ


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

2


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

Batı Küre Dağları ve Ilgarini Dolayının Jeomorfolojisi Oğuz EROL Ataköy - İstanbul Özet Batı Küre Dağları, Kuzey Anadolu Dağlarının, jeologların tanımı ile Pontidlerin, bir bölümüdür ve Batı Karadeniz kıyıları güneyinde uzanır. İyi tanınan Ilgarini Mağarası ve onun ilginç karstik çevresi de bu bölgededir. Orta Miyosende söz konusu bölge, jeomorfolojik açıdan deniz düzeyine yakın geniş ve yassı bir aşınım yüzeyi halinde idi. Arap platformunun Anadolu plakasına çarpmasını izleyen dönemde, bütün Anadolu gibi bu bölge de giderek yükselmeye başladı ve burada 4 yerel morfotektonik kuşak belirdi. Bunlardan en yüksek olanı, en güneydoğudaki GB-KD yönlü Ballıdağ kuşağıdır ve bu dağın doruklarında Alt-Orta Miyosen yaşlı en eski (D 1) aşınım yüzeyinin kalıntıları gözlenir. Süren yeni tektonik hareketler nedeniyle, Ballıdağ kuşağının kuzeyinde, yine GB-KD yönlü ikinci kuşak olan Azdavay-Pınarbaşı kuşağı daha alçakta kalmış ve üzerinde eski Devrekani, Şenpazar ve Pınarbaşı çayları yerleşmiştir. Bu kuşak içinde ise Geç Miyosende birinci yüzeyden daha alçak olan platolar halindeki, ikinci dönem (D2) aşınım yüzeyleri gelişmiştir. Miyosen sonlarından itibaren, Devrekani, Şenpazar ırmakları bu kuşak içindeki gömülmeleri sırasında, etkisi altında kaldıkları KB-GD yönlü ikincil fay çizikleri üzerine yerleşmişler ve kuzeybatıya, yani oluşmaya başlayan Karadeniz’e doğru akmaya başlamışlardır. Böylece Karakul Dağı ve Hacet kayaları üzerindeki, D2 dönemi platosu da, İnaltı kalker kuşağını dikey kesen Valla ve Aydos kanyonları tarafından yarılmaya başlamıştır. Bu nedenle, söz konusu kalker plato kuşağında, o günden bugüne derin boğazları (kanyonları), yüzeysel karstik şekilleri, mağaraları ve çok yaşlı ormanları ile son derece ilginç bir yöre olmuştur ve halen burasının bir milli park yapılması planlanmaktadır. Hacetkayalıkları kuzeybatı kenarını oluşturan Kuzluk kayası kuzey eteğinde, Üst Miyosen (Messiniyen) kıyı kuşağını oluşturan eğimli etek aşınım (pediment) yüzeyleri üzerinde diziler halinde ve tektonik kökenli kalker adatepeleri bugünkü kıyıya paralel olarak uzanır. Bu kesimde kıyı çizgisinin önemli bir bölümü genç faylar boyunca şekillenmiştir ve bunlar Karadeniz kıyısı boyunca tektoniğin hala aktif olduğunu açıkça ortaya koyar. Bu en genç tektonik olaylar etkisiyle, eski büyük ve derin karstik şekiller, özellikle de derin Ilgarini Mağarası ve diğer benzerleri, bugünkü kıyı yakınında değil daha güneydeki masif İnaltı kalker platosu içinde korunabilmiştir, ve aynı nedenle mağara, başlangıcı Miyosen sonlarına kadar inen uzun bir geçmişe ve çok dönemli bir evrime sahiptir.

3


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

4

Soğuksu (Aydıncık) Karst Sistemi ve Mağara Oluşumları Mete ERENGİL Hacettepe Üniversitesi Mağara Araştırma Kulübü (HÜMAK), 06532 Beytepe Ankara Özet Mağaralar Aydıncık-Anamur karayolu üzerinde, adını yüksek debili bir karstik kaynaktan alan Soğuksu mevkiindedir. Mağaralar 3 tane olup en büyüğü içinde Soğuksu Kaynağının sularının 15 m. kadar aktığı Keçiyutan Mağarasıdır. Bu mağaranın uzunluğu 261m. olup 17m’lik dikey bir inişle başlamaktadır. Kaynaktan 65-70 m. kadar yukarıda olan girişten inildikten sonra mağara tamamen yatay devam etmektedir. Garsak Mağarası Soğuksu Kaynağı’nın sularının ve Çatın Deresi’nin böldüğü vadinin karşısında bir çatlak boyunca oluşmuştur. Belli bir noktadan girişi yoktur. Çatlak boyunca yukarıdan girilebilir. Derinliği 17 m. uzunluğu ise 43.5 m. dir. Burunyurt Mağarası, Keçiyutan mağarasının 150 m. kadar yukarısında olup sadece dikey olarak 18 m.dir. Mağaraların ilk araştırmalarına HÜMAK Tarafından 1996 yılında başlanmıştır. Bölgeye her yıl düzenli olarak araştırma faaliyetleri düzenlenmektedir. Bu çalışmada, mağaraların bulunduğu karst sisteminin jeolojisi ve hidrojeolojisi ile mağaraların oluşumları ele incelenmiştir.

GİRİŞ Üçte biri eriyebilir kayaçlarla kaplı olan ülkemizde çok büyük bir mağara potansiyelinin olduğu herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Akdeniz bölgemizi baştan sona geçen Toros Dağları ise karstik özellikleri sebebi ile ülkemizde en çok mağaranın ve en yüksek debili kaynakların bulunduğu bölgedir. HÜMAK olarak 1996 yılında Akdeniz Bölgesi’nin sahil kesiminde, özellikle Aydıncık’ın doğusu ve batısında yaptığımız araştırmalarda birçok mağara bulunup haritalanmıştır. İlk araştırma bölgemiz Aydıncık-Anamur Karayolu üzerinde, adını yüksek debili bir karstik kaynaktan alan Soğuksu Bölgesi’dir. Burada Çatın Deresi ve Soğuksu Kaynağı’nın yardığı vadinin her iki yanında üç mağara araştırılmıştır. JEOLOJİK ve HİDROLOJİK ÖZELLİKLER PALEOZOİK Kireçtaşlarının ara katkısı olan şeylin ileri metamordfizmaya dönüşmemiş oluşu (sadece basınç etkisinde kalmıştır) nedeni ile metamorfizma ile sedimanter kayaçlar sınırında oluşmuş bir seri içine girebilir ve Paleozoik Compleks Seri olarak adlandırılmıştır. Paleozoik Compleks Serinin bütün elemanları yayılım göstermiştir. P1 rumuzu ile hidrojeoloji haritasına işlenmiş olan şeyl-kireçtaşı ardalanması ovanın güneyini kapsar. Hakim kayaç kireçtaşı olup ovanın güneyini kapsar. P2 rumuzu ile gösterilen gre ve kuvarsitler Aydıncık Sahili boyunca mostra vermişlerdir. Kuvarsitler pembebeyaz renkli olup çatlaklıdır. MESOZOİK Jura-Kretase kireçtaşlarının Kretase kireçtaşlarından ayrımı zor olduğu için M.T.A. tarafından yaklaşık dokanak çizilmiştir.


5

3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

Kretase, kireçtaşı ile temsil olunur. Kretase kireçtaşları Soğuksu civarında yayılım gösterir. Genellikle krem renkli olup kıvrımlı ve kırıklıdır. Tabakalar oldukça kalın olduğundan masif görünümdedir. Genel doğrultu kuzey-güney, eğim batıya doğrudur. Yer yer erime boşluklarının bulunuşu karstik bir görünüm vermektedir. Paleozik Kompleks Seri Elemanları, Kaledoniyen ve Hersiniyen Orojenezleri’nin etkilerini üzerlerinde taşırlar. Alp Orojenezi’nin etkisi daha çok kireçtaşlarında görülür. Kıvrılmayan kireçtaşları kırılmış ve faylanmıştır. Soğuksu Kaynakları’nın bu nedenle oluşmuş fay kaynağı olma olasılığı kuvvetlidir. Kaynağa 1964 yılında D.S.İ. tarafından bir pompa istasyonu kurulmuştur. Aydıncık’ın içme ve sulama suyu ihtiyacı bu kaynaktan karşılanmaktadır. Soğuksu Kaynakları olarak adlandırılan bu kaynakların asıl boşalımı bu pompa istasyonundan 300 m. Kuzeyde olmaktadır. Bu yöreye birkaç yerden boşalım olması sebebi ile Kaynak Zonları Bölgesi denilmiştir. Kretase kireçtaşları boşluklu kırıklı ve faylı bir yapıya sahiptir. Kaynak Zonları Bölgesi doğu-batı ve kuzeygüney yönlü iki fay üzerindedir (eğimi yaklaşık 80°’dir). Ayrıca Paleozoik formasyonların doğal geçirimsiz bir bariyer oluşturması da Soğuksu Kaynağı’nın boşalımına neden olmuştur. Kuvvetli bir olasılıkla Soğuksu Kaynağı bir fay kaynağıdır. Soğuksu Kaynağının kimyasal analizleri göz önüne alındığında : PH : 7.2 EC : 524 microhmo/cm Sertlik : 26.5 FS° Katyonlar (meq/lt) Na : 0.1 K : 0.06 Ca : 2.2 Mg : 3.1

Anyonlar (meq/lt) CO3 : 0 HCO3 : 2.9 Cl : 0.3 SO4 : 2.04 Toplam : 5.24

Suyun dolomit ve kireçtaşı içinden geçtiği EC’si ve sertliğine (orta sert) bakıldığında ise su-rezervuar ilişki zamanının ne çok fazla ne de çok az olduğu görülür. MAĞARALAR KEÇİYUTAN MAĞARASI Mağaranın giriş ağzı Soğuksu Kaynağı’nın doğusunda, kaynaktan 65-70 m. yukarıda olup 17 m.’lik dikey bir iniş ile başlamaktadır. Mağaranın ilk bölümünde 45°’den daha fazla eğimlerin başladığı dar bölüme kadar görülmeğe değer oluşumlar bulunmaktadır. Bu bölümde 15-20 cm. çapında 2-2.5 m. boyunda dikitler özellikle dikkati çekmektedir. Eğimli galerinin bittiği yerde mağara iki kola ayrılmaktadır. Sağ koldan ilerlendiğinde çok yüksek ve geniş bir salona çıkılır. Salonun sonunda bir göl bulunmaktadır. Gölün bulunduğu salonun tavanında 3-4 m. boya ulaşan sarkıtlar dikkat çekmektedir. Sola ilerlediğinde çok yapışkan bir çamura ve ortasında bir cadı kazanına rastlanır. Bu cadı kazanı çizmeyle kolaylıkla geçilebilir. Bu kolun sonunda mağaranın aktif kısmına ulaşılır. Yer altı nehri bu kısımda 16-17 m. aktıktan sonra sifon yaparak kaybolmaktadır. Soğuksu ve çevresinin hidrojeolojik haritası incelendiğinde kaynağın hemen üzerinde bir fay görülmektedir. Topoğrafik haritada mağaranın giriş ağzıyla karşılaştırıldığında, bu girişin fay hattı üzerinde olduğu görülür. Mağaranın giriş ağzı ve çevresinde küçük bloklar halinde fay breşleri mevcuttur. Fayın doğrultusu doğu-batı yönündedir ve alçalan blok kuzeydeki bloktur. Mağaranın haritasını kuzeyleyip incelediğimizde, mağaranın uzun ekseninin fayla paralellik gösterdiğini, aynı şekilde mağarada alçalan bloğun (mağaradaki eğimler göz önüne alındığında) kuzeydeki blok odlunu görürüz. Buradan yola çıkarak Keçiyutan Mağarası’nın bir fay hattı boyunca oluştuğunu ve bu fayın eğim atımlı normal bir fay olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. GARSAK MAĞARASI Kaynağın batı kısmında vadinin diğer yamacındadır. Bir çatlak boyunca oluşmuştur. Dikey olarak mağaraya inilebilmektedir (SRT’ye gerek yoktur). Mağaranın belli bir girişi yoktur. Çatlak boyunca uygun olan herhangi bir yerden inilebilir. Mağara tek bir galeriden oluşmuştur. Mağaranın kuzey ve güneyindeki çatlaklardan sızan suların yüksek mağara duvarlarında oluşturduğu çok geniş yayılımlı travertenler görülmeğe değerdir.


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

6

BURUNYURT MAĞARASI Kaynağın kuzeydoğusunda Burunyurt Sırtı’ndadır. Keçiyutan Mağası’ndan 15-20 dakika tırmanışla ulaşılır. Mağara dikey bir kuyu şeklinde oluşmuştur. Derinliği 18m.’dir. KAYNAKLAR DOĞAN,L., Hidrojeolojide Su Kimyası, D.S.İ. yayını, Ankara. D.S.İ. Hidrojeolojik Etüt Raporu, 1978, İçel-Gilindire Ovaları, Ankara. II. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1998, Mağara Araştırma Derneği Yayını 2, Ankara.


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

7


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

8


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

9


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

Mağara Çökelleri Koray TÖRK MTA Genel Müdürlüğü Jeoloji Etd. Dairesi 06520 Balgat Ankara Özet Mağara çökelleri allokton (ortam dışından taşınan-yabancı) ve otokton (yerli) olmak üzere iki ana grup altında toplanırlar. Taşınım çökeller; çamur, kum, iri taneli kayaç parçalarından oluşur. Taşınım doygun (phreatic) yada doygun olmayan (vadose) karstik kanal, kırık yada çatlaklarda suya bağlı gelişmektedir. Bu süreçte taşınarak gelen ve çökelen malzemenin büyük bir bölümünü kil boyu malzeme oluşturur. Killer karstik olmayan ortamlardan taşınarak gelebildikleri gibi, kireçtaşlarında iyon değişimine bağlı alterasyon sonucu da oluşarak da taşınabilirler. Killer suda askıda taşınabilmesi nedeniyle dar kırık ve çatlaklardan da mağara ortamına ulaşabilmektedir. Yerli çökelim; direkt olarak mağara ortamında görülen çökellerdir. Bu tür çökeller, mağarada mekanik aşınmaya (fiziksel çökeller) ve kimyasal süreçlere (kimyasal çökeller) bağlı gelişirler. Mağara boşluğunda kayacın duraylılığını kaybetmesi sonucu bloklar şeklinde kopma ve çökmeler oluşur ve buda mekanik çökelime neden olur. Kimyasal çökeller, karbonatlı kayaçların (büyük oranda kireçtaşları) bulunduğu ortamda çözünme-taşınım-çökelim/çözünme-çökelim süreçlerine bağlı olarak gelişir. Karbonatların çökelim sürecinde birincil mineral kalsittir. Kalsitin çözünürlüğü ortam (su) sıcaklığının düşüşüne bağlı olarak artmaktadır. Kimyasal çökeller genel olarak; damlataşlar, akmataşlar, sızma (aykırı) oluşumlar, su altı çökelleri ve buz oluşumları şeklinde gruplanırlar. Mağara ortamında yerinde çökelim sürecini etkileyen en önemli etken karbondioksit (PCO2) basıncıdır. Normal koşullar altında atmosferik yağışta yaklaşık 1.36 10-5 mol/lt olan CO2, toprak zonundan geçerek mağara ortamına ulaştığında yaklaşık 1.3 10-5 mol/lt’ye yükselir. Buna bağlı olarak ortam (çözelti) basıncı artar ve belirli bir zaman sonucunda (doygunluk), dış basıncı (mağara atmosferik basıncı) yenerek sıvı halden gaz haline geçer ve bu süreç boyunca da çökelim gerçekleşir.

10


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

11

Beşpınar Cihanbeğendi Mağaralarının Zeminlerin Fiziksel Özelliklerinin Belirlenmesi M.Fatih BÜYÜKTOPÇU DEÜ Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Geoteknik ABD Zemin Mekaniği Lab. Dokuz Eylül Üniversitesi Mağara Araştırma Topluluğu Özet Bu çalışmada, Hacettepe Üniversitesi Mağara Araştırma Topluluğunun düzenlediği 3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu için Dokuz Eylül Üniversitesi Mağara Araştırma Topluluğu olarak farklı karakterlerde gelişmiş olan ve İzmir çevresinde bulunan iki mağaranın mühendislik özelliklerinin tesbitine yönelik çalışmalar yapılmıştır. Elde edilen veriler burada ilgili kurum ve kuruluşlara aktarılmaya çalışılmıştır. Bu çalışma kapsamında örnek olarak ele alınan Beşpınar ve Cihanbeğendi Mağaralarından farklı derinliklerden zemin numuneleri alınarak, numuneler üzerinde Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Zemin Mekaniği Laboratuvarında söz konusu mağaranın zemin özelliklerinin belirlenmesine yönelik çeşitli deneyler yapılmıştır.

1. Giriş: Bu sunu kapsamında Manisa/Spil Dağında kretase yaşlı kireçtaşları içinde gelişmiş Beşpınar Mağarası ve İzmir’in Gaziemir İlçesi yakınlarında bulunan ve Neojen yaşlı dolomitik kireçtaşları içinde gelişmiş olan Cihanbeğendi mağaraları örnek olarak seçilmiş ve her iki mağaranında farklı derinliklerinden yeterli miktarlarda zemin numuneleri uygun koşullar altında poşetlenerek Dokuz Eylül Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Zemin Mekaniği Laboratuvarına aktarılmış ve alınan zemin örnekleri üzerinde bu zeminlerin fiziksel Özelliklerinin belirlenmesine yönelik deneyler yapılmıştır. Çalışmada amaç farklı karakterlerdeki kireçtaşlarının içinde gelişmiş mağaraların zemin özelliklerinin kıyaslanmasıdır.

2. Zemin Mekaniği Laboratuvar Deneyleri: Zeminlerin fiziksel özelliklerinin (indeks özellikleri) tesbit edilmesi amacıyla yapılan deneyler şunlardır: -

Su içeriklerinin saptanması Elek Analizleri Kıvam Limitleri

2.1. Su İçeriği Saptanması Örnek teşkil eden her iki mağaradan alınan numuneler üzerinde su içeriklerinin tesbitine yönelik deneyler yapılmıştır. Doğal olarak derinlik arttıkça alınan zemin örneklerinin su içeriklerinin arttığı gözlenmiştir. Aşağıdaki grafikte karşılaştırmaları yapılmıştır.


12

3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara Grafik 1: Beşpınar ve Cihanbeğendi Mağaralarının zeminlerinin su içerikleri 2.2.Elek Analizleri:

Örnek olarak ele alınan mağaralardan getirilen zemin numuneleri üzerinde bu mağaraların zeminlerinin dane çapı dağılımlarının belirlenmesi amacıyla numuneler yıkamalı elek analizine tabi tutulmuş, yıkama sonrasında etüvde 105 derecede 24 saat bekletilen numuneler bir seri standart elekten geçirilmiş , farklı elek çapları arasında kalan zemin danelerinin yıkama öncesi ölçülen kuru ağırlığa oranları alınarak , her bir elek çapı için eklenik geçen değerler belirlenmiş ve sonuçlar her iki mağara için tek bir grafik dahilinde aşağıda belirtilmiştir. İncelenen Mağaralar Mağaranın Adı

Numune Alınan Derinlikler

Beşpmar Mağarası

0, -7, -13, -20. metreler

Cihanbeğendi Mağarası

0, -7,- 13, -20. metreler

Grafik 2: Giriş Kotu Örnekleri

Grafik 3: -13.00 Kotu Numuneleri


13

3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

Grafik 4: -20.00 Kotu Numuneleri Görüldüğü üzere her iki mağaranın da dane çapı dağılım grafiği birbirine benzerlik göstermektedir. Her iki mağara içinde zemin sınıflandırması aşağıdaki gibidir. Beşpınar Mağarası DERİNLİK

SINIFLANDIRMA

0.00

SM (SİLTLİ KUMLAR, KÖTÜ DERECELENMİŞ KUM-SİLT KARIŞIMLARI)

-13.00

GM (SİLTLİ ÇAKILLAR KÖTÜ DERECELENMİŞ ÇAKIL-KUM-SİT KARIŞIMLARI) GP-GM (KÖTÜ DERECELEMİŞ İNCE DANELERİ AZ SİLT KUM ÇAKIL KARIŞIMLARI)

-20.00

Cihanbeğendi Mağarası DERİNLİK

SINIFLANDIRMA

0.00

SM (SİLTLİ KUMLAR, KÖTÜ DERECELENMİŞ KUM-SİLT KARIŞIMLARI)

-13.00

GM (SİLTLİ ÇAKILLAR KÖTÜ DERECELENMİŞ ÇAKIL-KUM-SİT KARIŞIMLARI) GP-GM (KÖTÜ DERECELEMİŞ İNCE DANELERİ AZ SİLT KUM ÇAKIL KARIŞIMLARI)

-20-00

Görüldüğü gibi her iki gösterdiği gözlenmektedir.

mağarada

da

derinlik

arttıkça

zeminin

kötü derecelenmeye doğru eğilim

2.2. Kıvam Limitleri Her iki mağaradan alman numuneler üzerinde kıvam limitlerinin tayinine yönelik yapılan deneylerin sonuçları aşağıdaki gibidir.


14

3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara Giriş Kotu Örnek Mağara Beşpınar Mağarası

Likit limit 55

Cihanbeğendi Mağarası 58

Plastik Limit 46

Plastiklik indisi 9

51

7

Plastik Limit 47

Plastiklik indisi 11

53

9

Plastik Limit 55

Plastiklik indisi 13

56

11

-13.00 Kotu Örnek Mağara Beşpınar Mağarası

Likit limit 58

Cihanbeğendi Mağarası 62

-20.00 Kotu Örnek Mağara Beşpınar Mağarası

Likit limit 68

Cihanbeğendi Mağarası 67

Yukarıdaki çizelgeden de anlaşılacağı üzere her iki mağarada da derinlik arttıkça zeminlerin gösterdikleri plastik özellik yükselmektedir. 3.

Sonuç:

Bu çalışma sonucunda örnek olarak alınan ve farklı litolojide gelişen iki ayrı mağaranın zemin özellikleri incelenmiştir. Bu çalışma sonuçlarına dayanarak bir genelleme yapmak mümkün olmayabilir. Ancak örnek olarak alınan iki mağara yukarıda da belirtildiği üzere farklı litolojilerde gelişmiş olmalarına rağmen zemin olarak birbirlerine çok yakın değerler sunmaktadır.


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

15

Birbirine Yakın İki Yörede Oluşan Karstlaşmanın Farklılıklarının İrdelenmesi. Örnek çalışma:Zonguldak ve Bolu Bölgeleri Noyan GÜNER MTA Genel Müdürlüğü Jeoloji Etütleri Dairesi 06520 Balgat Ankara Özet Batı Karadeniz Bölgesinde yeralan Zonguldak İli ve sahil üzerinde yeralan yakın çevresi mağara gelişimi açısından önemlidir. Türkiye’nin en uzun mağaralar sistemi Zonguldak İl sınırlar içinde yer almaktadır. Bu güne kadar yapılan çalışmalar ile mağaraların uzunluğu 7 km’ye, düdenler ise 80 m. derinliğe eriştiği belirlenmiştir. Jeolojik, jeomorfolojik, hidrolojik, bitki örtüsü ve topografya açısından incelendiğinde bu bölge mağaraların oluşumu ve gelişimi açısından oldukça uygunluk göstermektedir. Batı Karadeniz Bölgesinde yeralan, Zonguldak yöresine oldukça yakın ve sahilden 30-40 km içeride bulunan Bolu-Yığılca yöresi ise Bolu İli açısından önemli olan tek yöredir. Bu yörede bulunan mağaralar, Zonguldak yöresinde yeralan mağaralar gibi yarı aktif-aktif zonda gelişmiştir. Ancak Zonguldak çevresindeki mağaralar ile karşılaştırıldığında, galerilerin gelişimi yarı olgun-olgun safhada olup, genellikle kanyon, menderesli kanyon, anahtar şekillidir ve kırık çatlak sistemlerine bağlı olarak gelişimine başlamış ve tabaka düzlemleri arasında gelişimlerini devam ettirmişlerdir. Galerilerin genişlikleri 1-6 m. arasında değişmektedir. Her iki bölge arasındaki bu farklılık jeolojik yapıdan (litostratigrafi-tektonik) ve jeomorfolojiden kaynaklanmaktadır. Bolu yöresinde mağaraların oluştuğu karst ve morfolojik taban düzeyi arasındaki kot farkı 200-300 m. arasında değişmektedir. Ancak Zonguldak yöresinde bu fark hemen hemen hiç yoktur ve mağaraların geliştiği karbonatlı kayaçlar yüksek oranda CaCO3 içermektedir. Bunun sonucunda Bolu mağaralarında suyun akım hızı oldukça yüksek olup damlataşların oluşumu oldukça azdır. Zonguldak yöresinde ise yeralan mağaralar içinde suyun akım hızı oldukça yavaş ve yer yer göller oluşturmaktadır. Bunun yanısıra damlataş oluşumu açısından oldukça zengindir.

GİRİŞ: Batı Karadeniz Bölgesi’nde yeralan Zonguldak ili ve sahil üzerinde yeralan yakın çevresi mağara gelişimi açısından önemlidir. Türkiye’nin en uzun mağaralar sistemi Zonguldak il sınırları içinde yeralmaktadır. Bu güne kadar yapılan çalışmalar ile mağaraların uzunluğunun 7 km.’ye, düdenlerin derinliğinin ise 90 m.’ye eriştiği tesbit edilmiştir. Jeolojik, jeomorfolojik, hidrolojik, bitki örtüsü ve topoğrafya açısından incelendiğinde bu bölge mağaraların oluşumu ve gelişimi açısından oldukça uygun ortam hazırlamıştır. Batı Karadeniz Bölgesinde yeralan ve Zonguldak yöresine oldukça yakın, sahilden 30-40 km içeride bir alanda yeralan Bolu’da mağara gelişimi açısından en önemli alan Yığılca yöresidir. Bu yörede bulunan mağaralar, Zonguldak yöresinde yeralan mağaralar gibi yarı aktif-aktif zonda gelişmiştir. Ancak Zonguldak çevresindeki mağaralar ile karşılaştırıldığında, galerilerin gelişimi yarı olgun-olgun safhada olup, genellile kanyon, menderesli kanyon, anahtar şekillidir ve kırık çatlak sistemlerine bağlı olarak gelişimine başlamış ve tabaka düzlemleri arasında gelişimlerini devam ettirmişlerdir. Galerilerin genişlikleri 1-6 m. arasında değişmektedir. Her iki bölge arasındanki bu farklılık jeolojik yapı (litostratigrafi, tektonik) ve jeomorfolojik gelişimden kaynaklanmaktadır. Bolu yöresinde mağaraların oluştuğu karst ve morfolojik taban düzeyi arasındaki kot farkı 200-300 m. arasında değişmektedir. Zonguldak yöresinde bu fark mevcuttur ancak mağaraların geliştiği karbonatlı kayaçlar yüksek oranda CaCO3 içermektedir. KARSTLAŞMANIN EVRİMİ: Karstlaşmayı etkileyen faktörler, kayacın litolojisi, geçirdiği tektonizma, topoğrafya, iklim ve bitki örtüsüdür. Litoloji kayacın içerdiği çözünebilir minerallerin (karbonat, jips) saflığına (oranına) çözünmesi ile ilgilidir. Tektozima ise çözücü etken olan suyun kayacı daha fazla aşındırmasına yani kayacın çözümesine neden olmaktadır. Topoğrafya ise suyun yüksek kotlardan düşük kotlara doğru olan akışını ve karstlaşmanın derinliğini kontrol etmektedir. Ilıman iklimlerde karstlaşma kurak iklimlere göre daha fazla olmaktadır. Çünkü karstlaşmaya eden olan ve sürekliliğini sağlayan yağıştır. Bitki örtüsü ise topraktaki kök zonunda oluşan karbondioksit gazı, su ile birleştiğinde karbonik asiti oluşturmakta ve bu olay çözünmeyi hızlandırmaktadır. Her iki yörede iklim, bitki örtüsü ve topoğrafik koşullar aynı özelikleri taşımakla beraber, jeolojik yapı daha önce açıklandığı gibi oldukça farklıdır. Bunun yanı sıra jeomorfolojik özellikleride birbirinden farklıdır. Jeomorfolojik unsurlar olan karst taban düzeyi ile morfolojik taban düzeyi arasındaki ilişki karstlaşmayı ve mağara oluşumu denetleyen önemli iki unsurdur. Karst taban düzeyi karstlaşmanın ulaştığı en derin topoğrafik nokta veya kot olarak tanımlanır. Genellikle bu düzey geçirimsiz birimler tarafından oluşturmaktadır. Morfolojik taban düzeyi ise topoğrafyada meydana gelen aşınımını kontrol eden düzey olarak tanımlanır. Morfolojik taban düzeyinin


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

16

ulaştığı son nokta sahil bölgelerinde deniz olmakla beraber iç kesimlerde ova veya akarsu olabilmektedir. Morfolojik taban düzeyi, karst taban düzeyinin altında olduğu zaman bölgedeki karstlaşma daha derinlere inebilmektedir. Bu durum karbonatlı kayaçların oldukça kalın olduğu Toros Kuşağı’nda sık rastlanmaktadır. Morfolojik taban düzeyinin karst taban düzeyinin üstünde kaldığı bölgelerde karstlaşma belirli bir topoğrafik kottan daha fazla derinlere inememektedir. Ancak tektonik aktivitenin olduğu bölgelerde normal faylanma meydana geldiği zaman bekleneden daha derinlere inebilmektedir. Zonguldak yöresinde karst taban seviyesi belirli dar alanlar için deniz seviyesinin altında kalmaktadır. Bu yörede morfolojik taban düzeyi denizdir. Ancak karst taban düzeyi ile beraber morfolojik taban düzeyi incelendiği zaman, iki tane karst taban düzeyi bulunmaktadır. Bunlardan Kretase yaşlı karbonatlı kayaçlaçlar için olanı deniz, Viziyen yaşlı karbonatlı kayaçlar için ise Silüryen yaşlı kuvarsitlerdir. Viziyen’e ait karst taban düzeyi iç kesimlerde gözlenirken, Kretase karbonatlarına ait karst taban düzeyi Çatalağzı ve Gelik’te açılan sondaj kuyularında deniz seviyesinin yaklaşık 160 m. altında yeralmaktadır. Bu farklılık tektoni faaliyetlerin bir sonucudur. Zonguldak yöresi genelinde Kuvaterner akarsular tarafından derin olarak yarıldıkları için karst taban düzeyi ile morfolojik taban düzeyi arasında oldukça fazla kot farkı meydana gelmiştir. Buna bağlı olarak mağara gelişimi hızlanmıştır. Bu mağaralar gelişimleri açısından yarı olgun-olgun safhada yeralmaktadırlar. Bölgenin Miyosen döneminden günümüze kadar dış etki ve süreçlerin altında kalması mağaraların gelişiminde birçok katın meydana gelmesine neden olmuştur. Karst ve morfolojik taban düzeyinin birbirine yakın olduğu dönemlerde mağaralar içinde zengin damlataşı oluşumları meydana gelmiştir. Günümüzde ise bu katlar fosil katlar olarak olarak tanımlanmıştır ve gelişimlerini tamamlamışlardır. Yeraltısuyunun içinde bulunduğu en alt kat ise aktif kat olarak tanımlamıştır ve gelişimini devam ettirmektedir. Yörede bulunan karbonatlı kayaçları Karbonifer ve Kretase yaşlarında olması, uzun jeolojik dönemler boyunca tektonik etkilerin altında kalacağından karst gelişiminin fazla olmasına neden olmuştur. Bolu-Yığılca yöresinde çoğu mağaraların oluştuğu karbonatlı kayaçlar Paleosen dönemine aittir. Bu sebebten dolayı karst taban düzeyi ile morfolojik taban düzeyi arasında yaklaşık olarak 200-300 m. arasında değişmektedir. Litostratigrafik özellikler, mağara gelişimi genç-yarı olgun olarak safhada yeralmasına neden olmaktadır. Bu safhada yeralan mağaraların galerilerindeki genişlik 0.5-5 m. arasında değişmektedir. Galeri kesitleri anahtar, dar kanyon ve dar menderesli yapı gösterirler. Karst ve morfolojik taban düzeyleri arasında günümüzde yeralan büyük kot farkı nedeniyle mağaralar içindeki suların akım hızı oldukça yüksektir. Yüksek akım hızına sahip sularda karbonat mineralinin çözünmesi yüksek olacağından karstlaşma hızı ve mağara gelişimin de hızlı olacağı düşünülse de, litostratigrafik özelliklerden dolayı bu yörede nisbeten daha yavaş olacaktır. Suyun akım hızı yüksek olduğu için mağara içinde damlataş oluşumları çok seyrek olarak bulunmaktadır. Mağara içinde en çok fiziksel aşındırmadan kaynaklanan oyuklar, keskin çıkıntılar bulunmaktadır. Karbonatlı kayaçların kalınlığı fazla olmadığı yerlerde ve killi, kumlu seviyelerin bulunduğu noktalarda tavandan düşen bloklar bulunmaktadır. SONUÇLAR Zonguldak Bölgesinde genellikle yatay olarak gelişen mağaraların bulunduğu Karbonifer ve Kretase yaşlı kayaçlar jeolojik devirler boyunca meydana gelen tektonizma sonucunda oldukça deforme olmuşlardır. Mağaralar hidrolojik olarak yarı aktif-aktif zonda gelişmişlerdir. Birden fazla kattan oluşan mağaraların aktif-yarı aktif galerilerinde su yapıları, yarı aktif ve fosil katlarda ise damlataş oluşumları gözlenmektedir. Topoğrafik olrak yörenin yüksek kotlarında düden mağaralar düşük kotlarında ise kaynak mağaralar gelişmiştir. Bölgede morfolijik taban düzeyinin karst taban düzeyinden oldukça aşağıda olması, mağaralar içinde yüksek hızda bir su akımının meydana gelmesine neden olmuştur. Bolu-Yığılca yöresinde ise mağaraların geliştiği karbonatlı kayaçlar Paleosen yaşlı olup, oluştuğu zamandan günümüze kadar, Zonguldak yöresinde yeralan kayaçlar kadar tektonizma etkisi altında kalmamışlardır. Dolayısı ile stratigrafik konumları göz önüne alınındığı zaman çok fazla deformasyona uğramamışlardır. Kalınlığının çok fazla olmaması ise dikey yöndeki karstlaşmanın gelişimin tamamlanmasından sonra karstlaşma yanal olarak gelişimine devam edecektir. Bu yöredeki mağaralar hidrolojik olarak aktif zonda yeralmaktadırlar ve gelişimleri devam etmektedir. Mağaralarda damlataş oluşumları yok denecek kadar azdır. KAYNAKÇA Ford, D.C., Williams, P.W., 1989, Karst Geomorphology and Hydrology, Academic Division of Unwin Hyman, 601 p., London Nazik, L., Mengi, H., Özel, E., Bircan, A., Beydes, S., 1995, Zonguldak ve Yakın Çevresinin Doğal Mağaraları, MTA Derleme no: 9785


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

17

Schimmidt Çekici İle Beşpınar Mağarasının Zemin ve Duvarlarının Dayanımının Belirlenmesi Hasan ÖZGÜR Dokuz Eylül Üniversitesi Mağara Araştırma Topluluğu İzmir Özet Bu çalışmada Manisa İlinin hemen güneyinde bulunan Spil Dağının güneyindeki 1110 m. rakımlı tepenin güneybatı yamacında 980 m. yükseklikte bulunan ve Kretase yaşlı kireçtaşları içinde gelişmiş olan Beşpınar Mağarasının zemin ve duvarlarında bolt çakmaya uygun yerlerin dayanımları Schimmidt çekici ile yapılan vuruşlarla test edilmiş ve giriş kotundan aşağılara doğru inildikçe artan nem ile birlikte kayaçların dayanımlarının düştüğü gözlenmiştir.

Giriş: Bilindiği üzere özellikle dikey mağaralarda emniyet amacı ile kullanılan boltlar mağara zemini ile duvarlardaki uygun yerlere çakılmaktadır. Bu çalışmada DEÜ Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği malzeme laboratuvarına ait NR tipi Schimmidt çekici ve DEÜ Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Hava Kirliliği Laboratuvarına ait Testoter 451 tipi nem ölçer ile ölçümler yapılmış ve elde edilen sonuçlar yöntem kısmında grafikler ile belirtilmiştir. Yöntem: Beşpınar Mağarasında Schimmidt Çekici her test noktasında duvarlarda ve zeminde masif görünüm sunan noktalarında 3 ayrı yere çekiç vurulmuş ve baz olarak bunların ortalamaları alınmıştır. Testlerin uygulandığı her kotta nem ölçer ile ölçümler yapılmış ve grafiklerle değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlar aşağıdaki gibidir.

Şekil 2: Nem Ölçer Sonuçları


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

18

Beşpınar Mağarasında Nem ve Mukavemet İlişkisi

Şekil 2: Nem Ölçer Sonuçları Görüldüğü üzere derinlik arttıkça nem artmakta ve kayaçların mukavemeti düşmektedir. Bilindiği üzere nemin zemin ve kayalar üzerinde mukavemeti düşürücü etkisi bulunmaktadır. Gerek zeminlerin gerekse kayaçların bünyelerine işleyen nem bunların daneleri arasındaki bağı etkilemekte ve dolayısıyla mukavemetlerini düşürmektedir. Şekil l den de anlaşılacağı üzere Beşpınar Mağarası için duvar mukavemetinin daha fazla olduğu görülmektedir. 3. Sonuç: Bu çalışma sonuçlarına dayanılarak bir genelleme yapılması oldukça zordur. Fakat Beşpınar tipindeki fosil mağaralarda aynı burada elde edilen sonuçlara yakın değerler elde edilmesi oldukça muhtemeldir. Zira mağara zeminlerindeki çökelmeler duvarlara göre daha yoğun olduğundan bu tip fosil mağaralarda boltların çakılmasında nispeten daha sağlam olan yan duvarlar tercih edilmelidir.


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

19

MAĞARA ARAŞTIRMA TEKNİKLERİ


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

20


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

Mağara Elektroniğinde Son Gelişmeler Uğur Murat LELOĞLU Mağara Araştırma Derneği (MAD) Ankara Özet Bu sunuşta, elektroniğin mağaracılık alanındaki uygulamaları ve bu alandaki son gelişmeler özetlenmiştir. Son yıllarda, başta BCRA’nın Mağara Telsizi ve Elektroniği Grubu olmak üzere çok sayıda mağaracı grubunun çalışmaları sonucunda, elektroniğin mağaracılık alanındaki uygulamaları çok çeşitlendi ve yayılmaya başladı. Bu çalışmada, bilgimiz dahilindeki tüm uygulamalar kısaca tanıtılacaktır. Özellikleri mağaracıları çok yakından ilgilendiren yeraltı telsizi konusundaki deneyler ve elde edilen sonuçlar üzerinde durulacaktır. Ayrıca, önümüzdeki yıllarda kullanım alanına girebilecek yeni teknolojiler konusunda tahminler de yer alacaktır. Konu ile ilgili gruplar, yayınlar ve internet kaynakları da kısaca aktarılacaktır.

21


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

22

8mm Boltun Saf ve Dolomitik Kireçtaşlarmda Eksenel ve Kesme Kuvvetlerine Karşı Direncinin Belirlenmesi Cihan ZENGİNER Dokuz Eylül Üniversitesi Mağara Araştırma Topluluğu İzmir

Özet Mağaracılıkla uğraşan kişiler özellikle dikey mağaralardaki araştırmalarda gerek ara emniyet noktalarının alınmasında, gerekse travers geçişlerde kendilerini emniyete alma zorunluluğu ile karşılaşmaktadırlar. Bu zorunluluğu bolt adı verilen malzemelerle çözmektedirler. Bu malzemelerin katalog değerleri 90°’lik çekmede 22KN, 180°’lik düşey çekmede 9KN olduğu belirtilmektedir. Ancak burada boltun kullanılacağı kayaç özellikleri sadece sert ve yumuşak olarak belirtilmiş bu kayaçların özellikleri gözardı edilmiştir. Bu çalışmada boltların kireçtaşı ve dolomitik kireçtaşlarındaki çekme dirençleri hesaplanmıştır. Böylece elde edilen sonuçların ilgili kişilere aktarılması amaçlanmıştır.

1. GİRİŞ Bilindiği üzere boltlar mağaracıların temel emniyet unsurlarıdır. Bu malzemeler yapı olarak çok sağlam olmalarına rağmen yanlış kullanıldıklarında son derece tehlikeli olmaktadırlar (yanlış yer seçimi, çakma hataları vs.). Bu rapor dahilinde kalker ve dolomotik kireç taşlarından alınan örnekler üzerinde basınç ve çekme deneyleri laboratuvar şartlarında gerçekleştirilerek bu deneyler ışığında örnekler üzerinde bulunacak bokların taşıyabileceği yükler hesaplanmıştır. 2. YÖNTEM: Deneylere maruz bırakılan malzemeler İzmir çevresinde bulunan iki farklı yapıdaki mağaranın en derin noktalarından alınmıştır. Örneklerden kireç taşı olan malzeme Spil Dağı (Manisa) nın güneyindeki 1110m. rakımlı bir tepenin batısında gelişmiş olan Beşpınar Mağarasından, dolomotik kireç taşı olan örnek ise İzmir’in Gaziemir ilçesinin batısındaki Cihanbeğendi mevkiinde bulunan ve aynı adla anılan mağaradan, ana kayanın özelliklerini taşıyan kırılmış kaya parçalarından elde edilmiştir. Çıkarılan numunelerden Dokuz Eylül Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümünün malzeme laboratuvarında 5x10 cm boyutlarında 6 adet kalıp çıkartılmıştır. Bu karotlar üzerinde brazillian ve tek eksenli basınç deneyleri uygulanmıştır. 2.1. BEŞPINAR MAĞARASI NUMUNESİ Bd = 625kg/cm2 Çd = 75kg/cm2 2.2. CİHANBEĞENDİ MAĞARASI NUMUNESİ Bd = 850kg/cm2 Çd = 125kg/cm2 2.3. 8 mm BOLTUN KAYAÇ İÇERİSİNDE OLUŞTURDUĞU SÜRTÜNME VE KESME ALANLARININ HESAPLANMASI Sürtünme alanı As = π*d*L = 3.14*1.2*1 = 3.77 cm2 (L; 8 mm boltun kayaç içerisinde ankraj boyu) (d; 8 mm boltun dış çapı) Kesme alanı ise aşağıdaki gibi hesaplanmıştır. Ak = π *d2/4 = 3.14*1.22/4= 1.36 cm2 2.4. 10 mm BOLTUN KAYAÇ İÇERİSİNDE OLUŞTURDUĞU SÜRTÜNME VE KESME ALANLARININ HESAPLANMASI Sürtünme alanı As = π *d*L = 3.14*1.4*1.5 = 6.59 cm2 (L; 10mm boltun ankraj boyu) (d; 10 mm boltun dış çapı)


23

3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara Kesme alanı Ak = π *d2/4 = 3.14*1.42/4 = 1.54 cm2

2.5. BEŞPINAR VE CİHANBEĞENDİ MAĞARASI NUMUNELERİ İÇİN 8 mm BOLTUN ÇEKME VE KESME EMNİYETİ SAĞLAYACAK ŞEKİLDE TAŞIYABİLECEĞİ AĞIRLIKLAR Çekme emniyeti N = 3 .77*75 =282 kg (Beşpınar Mağarası) N = 3.77*125 = 471 kg (Cihanbeğendi Mağarası) Kesme emniyeti T = 1.36*625 = 850 kg (Beşpınar Mağarası) T = 1.36*850 = 1 156 kg (Cihanbeğendi Mağarası) 2.6. BEŞPINAR VE CİHANBEĞENDİ MAĞARASI NUMUNELERİ İÇİN 10 mm BOLTUN ÇEKME VE KESME EMNİYETİ SAĞLAYACAK ŞEKİLDE TAŞIYABİLECEĞİ AĞIRLIKLAR Çekme emniyeti N = 6.54*75 = 494 kg (Beşpınar Mağarası) N = 6.59*125 = 823 kg

(Cihanbeğendi Mağarası)

Kesme emniyeti T= 1.54*625 =962 kg T = 1.54*850 = 1309 kg

(Beşpınar Mağarası) (Cihanbeğendi Mağarası)

Açı ( ° ) 0 30 45 60 90

BEŞPINAR MAĞARASI

CİHANBEĞENDİ MAĞARASI

8 mm ( kg ) 850 564 398 325 282

8 mm ( kg ) 1156 942 666 543 471

10 mm ( kg ) 962 988 698 570 494

10 mm ( kg ) 1309 1511 1163 950 823

3. SONUÇ: Deney ve hesap sonuçlarından görüldüğü gibi boltun kayaç içerisindeki ankraj boyu ve bolt çapı kadar, kayacın fiziksel özellikleri de güvenlik açısından oldukça önem taşımaktadır. Kayaç dayanımı, boltun kayaç içerisinde emniyetli bir şekilde kalmasında en önemli faktördür. Bolt yapımında kullanılan metal malzemelerin dayanımı kayaç dayanımlarının oldukça üzerinde olduğundan, emniyet sözkonusu olduğunda kayaç tipinin fiziksel özellikleri ön plana çıkmaktadır. Ayrıca, bir faaliyet sırasında çalışılan mağararadaki kayaçların dayanımı önceden bilinemeyeceğinden, büyük çaplı bolt kullanımı güvenliği önemli ölçüde arttıracaktır. Özellikle bolta bağlı iple boltun çakılı olduğu kayacın arasında boşluk oluşmasına neden olan durumlarda, yani ipin kayaç ile açı yapması hallerinde 10mm bolt kullanıldığında, 8 mm bolta kıyasla, daha büyük emniyet değerleri sözkonusudur.


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

24


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

25

Türkiye’de Mağara Kazalarında Kurtarma Organizasyonu Önerisi Coşkun ÖZ AŞÇILAR Mağara Araştırma Derneği, Ankara Havacılık Mühendisliği Bölümü, ODTÜ, Ankara

Özet Türkiye, üzerindeki binlerce mağara ile, mağaracılık ve mağarabilim açısından büyük öneme sahip bir ülkedir. Üstelik bu mağaraları araştırmak isteyen, sayıları yaklaşık 300’ü bulan mağaracılar için büyük olanaklar sunmaktadır. Öte yandan, mağara ortamının insanların doğal yaşam alanından farklı olması sebebiyle, mağaracılıkla ilgilenen insanlar her zaman bir kaza riski altındadırlar. Ayrıca, bir mağara kazasında, zaman ve yapılan kurtarma uygulamaları (organizasyon) büyük önem kazanmaktadır. Bu iki neden, sürekli kaza riski ve organizasyon, Türkiye’de henüz yapılanmamış olan “mağara kurtarma organizasyonumun en kısa zamanda oluşturulmasını gerektirmektedir. Farklı ülkelerin mağara kurtarma organizasyonları üzerinde yapılan incelemeler sonucunda Türk mağaracılığı için uygun olan yapı şu şekilde önerilmektedir: (1) tüm kurtarma çalışmasından sorumlu olacak bir ‘lider’; (2) çalışmanın ilk yardım ve ulaşım gibi farklı kısımlarından sorumlu ‘lider yardımcıları’; (3) lider ve yardımcılarının belirlediği işleri yapmakla yükümlü ‘kurtarıcılar’ ve (4) çalışmalar süresince diğer mağaracı gruplar, basın ve halkla olan ilişkileri yürütecek ‘dış temsilci’. Sonuç olarak, bu yapıda oluşturulacak bir “mağara kurtarma takımı”, Türkiye’de meydana gelecek bir mağara kazasında yapılacak kurtarma çalışması için gereken organizasyon ve iş gücünü sağlayacaktır. Abstract Turkey, which has thousands of caves in its territory, is an important country for caving sport and speleology. Therefore, the country gives many opportunities the Turkish cavers. On the other hand, there exists a serious and continuous risk of a caving accident because the caves are not safe places due to darkness, mud, narrow passages, height, ete. Moreover, in a caving accident, time and organization would challenge both the rescue teams and the survivors. Because of these reasons, the structure of “cave rescue organization” in ‘Turkey should be formed soon. Studying on the cave rescue organizations in different countries, the structure for the Turkish caving is recommended to be the foİlowing: (l)’a leader’ who has the authority over everything in a rescue case; (2) ‘assisting leaders 1 who are responsible for different aspects öf rescue like first-aid, transportation, etc.; (3) ‘rescuers’ who are in charge of performing the jobs assigned by the leader and his assistants and (4) ‘public relations officer’ who is employed tö inform the other caving groups, the press and the public. in conclusion, a cave rescue team organized in the structure explained above would provide the organization and labor force required in a caving accident in Turkey.

1. GİRİŞ Türkiye, üzerinde bulunan binlerce mağarayla, Türk ve dünya mağaracıları için büyük fırsatlar sunan bir ülkedir. Mağaralara karşı olan ilginin yaklaşık 35 yıldır devam etmesine karşılık ve “içinde bulunulan tehlike”nin bilinmesine rağmen, Türkiye’de bir “ulusal mağara kurtarma birliği” kurulamamıştır. Türkiye’de mağaracılıkla bilimsel veya sportif amaçlarla ilgilenen yirminin üzerinde kuram vardır. Büyük bir kısmını üniversite kulüplerinin oluşturduğu bu kurumların çoğunda, şu ana kadar, olası mağara kazalarına ve mağara kurtarma çalışmalarına yeterli önem verilmemiştir. Öte yandan, mağaraların karanlık, ıslak ve kapalı ortamları sebebiyle mağaracılık şok tehlikeli bir uğraştır ve olası kazalara karşı çeşitli önlemlerin alınması gerekmektedir. Ayrıca, mağara ortamının insanın normal yaşamına çok uzak olması, olası bir kazanın ve sonucunda oluşabilecek bir yaralanmanın boyutlarını ölümcül bir şekilde etkileyebilir. Sonuç olarak ülkemizdeki mağaracıların yukarıda açıklanan sebeplerden ötürü kurtarma birliklerine ihtiyacı vardır. Ayrıca kurumsal kurtarma birlikleri kadar bir de “ulusal” kurtarma “birliği”ne ihtiyaç duyulmaktadır. Bu yazının devamında önce dünyada örnekleri bulunan kurtarma birlikleri yapılarından ve detaylarından bahsedilecektir. Arkasından bu açıklanan birlik yapılarına göre ele alınmış bir öneri sunulacaktır: Türkiye mağaracıları için kurtarma birliği yapısı önerisi. Bu kısımda önerilen birliğin yapısı, görevleri ve işleyişi ele alınacaktır. En sonda yer alacak tartışma ve sonuç bölümünde ise bu önerilen yapının doğru ve verimli işlemesi için ne tür şartlara ihtiyaç duyulduğu tartışılacaktır. Yazının hazırlanmasında kullanılan kaynaklar en son kısımda belirtilmiştir; ancak bu kaynakların yanında, internet aracılığıyla iletişim kurulan yabancı mağaracılar ve kurumlar, Fransız mağaracı Florent Larzat ile yapılan karşılıklı konuşmalar da yazara ve sunduğu bu yazıya birçok fikir kazandırmıştır.


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

26

1. l AMAÇ Bu çalışmanın amacı şunlardır:

Dünyadaki mağara kurtarma birliklerinin organizasyonlarını genelleyerek nıodellemek ve özelliklerini ortaya çıkartmak. • Bu modellerden destek alarak Türkiye’de kurulması olası olan bir mağara kurtarma birliği için organizasyon ve genel işleyiş önerisinde bulunmak. Ayrıca, gelecekte yapılacak daha ileri seviyedeki çalışmalara da kaynak olması beklenen bu çalışmanın ikincil bir amacı da Türkiye’de bir mağara kurtarma birliği oluşturulmasında bir teşvik olmasıdır. Bu çalışma yazarı tarafından, 20 Kasım 1999 tarihinde, Hacettepe Üniversitesi Mağara Araştırma Kulübü tarafından düzenlenen “3. Ulusal Speleoloji Sempozyumumda sunulmuştur. 2. MAĞARA KURTARMA BİRLİKLERİ VE YAPILARI 2.1 ORGANİZASYONUN GEREKLİLİĞİ Bir mağara kazası sonrasında yapılan kazazedeleri kurtarma çalışması, bazı önemli sorumlulukların ve görevlerin yerlerine getirilmemesi durumunda, ölümcül olabilecek hatalara açıktır. Böyle hataların nedenleri yetersiz bilgi, mağaranın zorlu şartlan veya kurtarıcıların üzerindeki ruhsal gerginlik olabilir. Bu tür hataların önlenebilmesi ve çalışmanın başarıya ulaşabilmesi için, olası bir mağara kazasından önce bazı önlemlerin alınması gereklidir. Bu önlemler şöyle sıralanabilir:

• • •

Eş seviyelendirme : Tüm mağaracıların belli bir temel bilgi seviyesine ulaştırılması, Uzmanlaşma : Her kurumun ya da kurumlardaki istekli mağaracıların özel alanlarda yetişmesi, Organizasyon : Ulusal ve kurumsal düzeylerde, mağara kurtarma birliğinin şekillendirilmesi.

Bu önlemler sayesinde, olası bir mağara kazasında daha verimli ve daha başarılı bir çalışma ortaya çıkacaktır. Aynı zamanda, tüm mağaracıların ortak (ulusal) bir eğitim politikası ve yöntemi uygulanarak eğitilmesi kaza riskini azaltacak yönde etki yapacaktır. Kurtarma çalışmalarında iyi organize edilmiş bir birlik olmaksızın, bilgi ve uzmanlığın varlığı tek başına yeterli ve verimli olmayacaktır. En küçük olayda dahi, yapılanlara yön verecek ve karar verme sorumluluğunu alabilecek kişilere duyulan ihtiyaç bunun göstergesidir. Yazının bu bölümlerinde, asıl konuya temel olan “mağara kurtarma birliklerinin organizasyonu” işlenmeye devam edilecektir. Kurtarma birliklerinin yapılandırılmasında kullanılabilecek organizasyon şemaları hakkında bilgi verilecek ve yapılanmayı etkileyen faktörlerden bahsedilecektir. 2.2 TEMEL KURTARMA BİRLİĞİ YAPILARI Bir mağara kazası sonrasında oluşturulan kurtarma takımının yapısı, takımın işleyişini ve verimliliğini, en önemlisi başarısını etkileyeceğinden üzerinde dikkatle düşünülmesi gereken önemli bir konudur. Kaza sonrasında atılacak adımlar hızlı bir karar verme mekanizmasının yardımıyla kısa sürede belirlenmelidir, bu görev mağaradaki “sağlam” rnağaracılara ve kampta kalan kişilere düşmektedir. Kazadan sonraki durumun ortaya konulmasıyla ve alınan kararlarla, nasıl bir çalışma izleneceği ve ne boyutta bir organizasyona gerek duyulduğu ortaya çıkartılmalıdır. Bu ilk kararlan veren grup ve daha sonra kurtarma işini gerçekleştirecek olan grupların organizasyonları, basit bir şekilde organizasyon seviyelerine göre üçe ayrılarak sınıflandırılabilir: küçük, orta ve biyük ölçekli kurtarma birlikleri. Bu üç farklı yapıdaki organizasyondan hangisinin kurtarma operasyonuna uygun olacağı ise aşağıdaki etkenler belirleyecektir (Bu etkenler öncelik sırasına göre dizilmemiştir, her etken ayrı ayrı ele alınmalıdır,.): • •

• •

• • •

Kazazedelerin sağlık durumları (Eğer varsa) Yaralıların sayısı Kazazedelerin bulundukları yerin özellikleri veya kaybolmuşlarsa tahmini olarak bulundukları yerin özellikleri Mağarada ve/veya kampta bulunan mağaracıların bilgi seviyesi Mağarada ve/veya kampta bulunan mağaracıların fiziksel ve ruhsal durumları Mağarada ve/veya kampta bulunan malzemelerin çeşidi, sayısı ve durumu Hava durumu


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara •

27

Mağara şartları ve kazanın meydana geliş şekli

Yukarıda bahsedilen üç ayrı organizasyon yapısı ve sekiz etken, aşağıda ayrı ayrı açıklanacaktır. 2.2. l ORGANİZASYON SEVİYELERİNE GÖRE KURTARMA BİRLİKLERİ Yazının bu kısmında mağara kurtarma birliklerine ait olabilecek organizasyon şemaları incelenecektir. Aşağıdaki başlıklarda, kısa bir girişten sonra, her yapının organizasyon şeması sunulacak ve özellikleri sıralanacaktır.

2.2.1.1 Küçük Ölçekli Mağara Kurtarma Birlikleri: Karar verme mekanizmasının hızlı olduğu bir organizasyon şeklidir ve bir kurtarma birliğinden çok, kaza sırasında ilk müdahaleyi yapan grubun yapılandırılmasında ortaya çıkabilir. Organizasyon şeması aşağıdaki şekilde gösterilen bu yapının özellikleri şöyle sıralanabilir. •

• • •

• •

Hızlı hareket edilmesi gereken durumlarda veya belli bir görevi yerine getirmesi beklenen takımlar için uygulanabilir, örneğin, - Kazadan hemen sonra, kaza geçiren ekipte kalan “sağlam” mağaracıların oluşturduğu grup; - Kaybolan veya zamanında dönmeyen bir ekibi aramaya çıkan arama grubu; - Kazazede ekibe yardıma giden ilk müdahale grubu. Kurtarıcı sayısının 2 ve 10 arasında değiştiği durumlarda en etkili olacaktır. Türn sorumluluklar sadece lidere yüklenecektir (bak. Şekil l-a) ya da iki kişi arasında paylaştırılacaktır (bak. Şekil l-b). Sorumluluğun tek ya da iki kişide paylaştırılması, bu kişilerde gerginliğe ve dolayısıyla alman yanlış kararlara neden olabilir. Tüm grup üyelerinin, başkan dahil, her tür görevi yerine getirebilecek kapasitede olması gerekmektedir. Eğer bu gruba yedek bir başka grup yoksa, fiziksel yorgunluk sorun olabilir. Böyle yapılandırılmış bir grup, şartlara bağlı olarak, 12 saatten fazla iş yapamaz; zamanla birlikte verimlilik düşerken, hata yapma olasılığı artacaktır.

Yukarıda açıklanan özellikler göz önüne alındığında, bu tip grupların çalışma alanı sınırlıdır. Yine de, böyle bir yapıda düzenlenmiş bir birlik, kazazede sayısının az ve sağlık durumlarının ciddiyet taşımadığı olaylarda etkili ve hızlı bir çalışmayla başarıya ulaşabilir. Aynı zamanda, daha büyük organizasyonlarda (orta ve büyük ölçekli birliklerde), birliği oluşturan takımlardan ve birimlerden her biri bu yapıyla organize edilebilir. 2.2.1.2 Orta Ölçekli Mağara Kurtarma Birlikleri: Kurtarma işinin küçük bir grubun kapasitesini aştığı fakat çok büyük bir organizasyona da ihtiyaç duyulmayan durumlarda kazaya müdahale etmek için ortaya çıkar. Güvenle karar alıp hareket eden ve aynı zamanda kurtarma birliğinin her bireyine lojistik destek verebilen bir yapıya sahip olmalıdır. Alınan kararlar ve yapılan uygulamalar belli bir plan çevresinde toplanmalıdır. Bu sayede hızlı ve etkili bir şekilde kazazedeler güvenli konuma ulaştırılıp, sağlık durumları da sürekli göz önünde tutularak dışarı çıkarılabilirler. Bu yapıda oluşturulacak bir birliğe ait olabilecek organizasyon şeması örneği Şekil 2’de verilmiştir. Bu organizasyonun özellikleriyse şöyle sıralanabilir: •

• •

• •

Güvenli hareket edilmesi gereken ve kurtarma işinin uzun sürebileceği durumlarda uygulanabilir, örneğin, - Kazazedelerin ancak 12 saatten fazla bir sürede çıkartılabileceği, yemek ve ulaşım gibi lojistik destek gerektiren durumlarda. - Kazazedelerin veya içlerinden birisinin hareket etmesine engel olan bir yara veya sakatlanma durumunda sağlık ekibine ihtiyaç duyulursa. Kurtarıcı sayısının en az 20 olduğu durumlarda etkili olacaktır. Sorumluluklar lider ve yardımcısı konumundaki kişiler arasında bölüştürülecektir. Sorumluluğun çok sayıda kişide paylaştırılması hata ihtimalini azaltacaktır. Daha doğru alınan kararlara ve gergin ortamda yönetim düzeyinde bir yardıma ihtiyaç duyulduğunda, bir danışmanın varlığı faydalı olabilir. Kurtarıcı sayısının fazla olması, kısa sürede fiziksel yorgunluğun oluşmasına ve verimliliğin düşmesine izin vermez. Böyle yapılandırılmış bir grup, özel durumlarda işe yaramayabilir, örneğin, kayaların geri dönüş yolunu kapadığı veya sifon dalışı gerektiren kurtarma çalışmalarında. Böyle durumlarda, bu engelleri aşabilecek


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

28

veya aşılmasında yardımcı olabilecek uzman kişilere ihtiyaç duyulur, bu ise büyük ölçekli bir kurtarma birliğinin işidir. Sonuç olarak, bu özellikler ve organizasyon şeması incelendiğinde, orta ölçekli bir kurtarma birliğinin müdahale edemeyeceği ve başarısız olacağı kaza durumları oldukça azdır. Ancak, mağara şartlarının ve kazanın oluş biçiminin izin vermediği durumlarda daha büyük bir organize birliğe ve uzmanlara ihtiyaç duyulacaktır. Kurumların kendi içlerinde oluşturulacak birlikler aslında orta ölçekli mağara kurtarma birlikleridir. 2.2.1.3 Büyük Ölçekli Mağara Kurtarma Birlikleri: Büyük bir kurtarma organizasyonu, maliyetinin çok olmasından ve devam ettirilmesinin zorluğundan ötürü, genellikle iki durumda geçerli olabilir: ulusal çerçevede kurulacak bir mağara kurtarma örgütü ya da bir kaza sonrasında uzman kişilere ihtiyaç duyulması durumunda. Uzman kişi ve kuruluşların varlığı, kurtarma takımları için bir zorunluluk olmamalıdır çünkü artan maliyet karşılanamayabilir; fakat gerektiğinde bu uzmanlara ulaşmak ve görev almalarını sağlamak mümkün olmalıdır. Özellikle mağara dalgıçları, patlayıcı uzmanları ve iş makineleri kullanıcıları bu uzmanlar sınırındadır. Bu büyüklükteki bir kurtarma birliğine örnek olabilecek bir organizasyon şeması Şekil 3’de gösterilmiştir. Aşağıda da böyle bir birliğin özelliklerinden bahsedilmektedir. •

• • • • •

Kurtarma işinin özel durumlardan dolayı uzun sürebileceği durumlarda uygulanabilir, örneğin, - Kazazedelerin, mağara içerisinde çöken kayaların ardında kaldığı durumlarda, - Mağara içerisindeki ya da dışarıdaki kampta ciddi sağlık müdahalelerinin gerekli olduğu durumlarda. Kurtarıcı sayısının en az 30 kişi olması gerekecektir. Organizasyon şeması karmaşık olduğundan kontrolünde zorlanılabilir. Sorumluluğun çok sayıda kişide paylaştırılması hata ihtimalini azaltacaktır; fakat birinin görevini tam olarak yerine getirememesi diğerlerini etkileyebilir. Bir danışmanın varlığı, hem idari hem de teknik konularda gereklidir. Hatta bu konular için ayrı ayrı danışmanlar da bulunabilir. Kurtarıcı sayısının fazla olması, kısa sürede fiziksel yorgunluğun oluşmasına ve verimliliğin düşmesine izin vermez.

Bu organizasyona sahip bir kurtarma birliği, özel amaçlarla kurulmuştur ve uzmanların varlığını gerektirecektir. Birlik kendi içinde bu uzmanlara sahip olmasa dahi, bu tür kişi ve kurumlara ulaşabilmelidir. Böyle bir grubun oluşturulması ve işlemesi, bir üniversite kulubü veya dernek için pahalı ve devam ettirilmesi zor olabilir; fakat ulusal çapta kurulacak bir örgüt için bunlar daha kolay çözümlenebilir soranlar olacaktır.

Şekil 1: Küçük Ölçekli Kurtarma Organizasyonlarına Ait Organizazyon Şeması


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

29

Şekil 2: Orta Ölçekli Kurtarma Birliği Organizasyon Şeması Örneği

Şekil 3: Büyük Ölçekli Kurtarma Birliği Organizasyon Şeması Örneği

2.2.2

ORGANİZASYON SEVİYESİNİ BELİRLEYEN ETKENLER

Bu bölümde, bir mağara kazası sonrasında mağaracıların nasıl örgütleneceğini belirleyen etkenlerden kısaca bahsedilecektir. Okuyucunun dikkat etmesi gereken bir nokta şudur: Bir mağaracılık kurumuna ait kurtarma takımı, şehirdeyken mutlaka orta ya da büyük ölçekli bir yapıya sahip olmalıdır. Ancak bir kaza sonrasında bu takımın tüm üyelerinin mağara içerisinde ya da kampta bulunması beklenemez. Oluşturulacak takımın organizasyonu, aşağıda açıklanan etkenlere bağlı olarak belirlenmelidir; kaza mahalline kimlerin gelmesi gerektiği veya kimlerin kurtarma çalışmalarına katılacağı bundan sonra belli olacaktır. 2.2.2.1 Kazazedelerin sağhk durumları: Her mağara kazası ihtimali, mağaracıların yaralanması ihtimalini de taşır. Ancak, bir kaza sonrasında, kaza geçiren ekip yara almadan da mahsur kalabilir. Örneğin, sel baskınından sonra böyle bir durumla karşılaşılabilir.


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

30

Bu tür bir olayda, mağaracıların kendi başlarına hareket etmeleri mümkündür. Meydana gelebilecek bir başka kazada ise, tek bir yaralı bile birçok kurtarıcının çalışmasını gerektirebilir.

2.2.2.2 Yaralıların sayısı Fazla bir açıklama yapmaya gerek kalmadan şöyle bir genelleme yapmak mümkündür: Ne kadar çok rnağaracı yaralanmışsa o kadar çok kurtarıcı (taşıyıcı) ve malzeme gerekir. Ayrıca bu kişilere lojistik destek de sağlanmalıdır (yemek ve kamp yeri). 2.2.2.3 Kazazedelerin bulundukları yerin özellikleri veya kaybolmuşlarsa tahmini olarak bulundukları yerin Özellikleri Kazazedeler gerekli teknik malzeme olmadan ulaşılamayan bir yerde bulunuyor olabilirler, ya da karmaşık ve uzun bir mağara sisteminde kaybolmuş da olabilirler. Böyle bir durumda daha fazla kurtarıcı ve malzemeye ihtiyaç duyulabilir. 2.2.2.4 Mağarada ve/veya kampta bulunan mağaracıların bilgi seviyesi Örnek olarak, bir eğitim çalışması sırasında tecrübeli elemanlar kaza geçirebilir ve ekipte ya da kampta kurtarma işini üstlenebilecek bilgi seviyesine sahip mağaracılar bulunmayabilir. Bu durumda şehirden destek gelmesi gerekebilir. 2.2.2.5 Mağarada ve/veya kampta bulunan mağaracıların fiziksel ve ruhsal durumları Unutulmamalıdır ki, kurtarmakla yükümlü olan kişilerin fiziksel yorgunluklarının bulunmaması ve kendilerini psikolojik açıdan yapacakları işe hazırlamaları önemlidir. Fiziksel yorgunluk ve aşırı ruhsal gerginlik hata yapmak için uygun ortam hazırlar. Bu durum, şehirden destek istenmesine neden olabilir. 2.2.2.6 Mağarada ve/veya kampta, bulanan malzemelerin çeşidi, sayası ve durumu Bu etken bir örnekle şöyle açıklanabilir: Dikey mağarada yaşanacak bir sel baskını sonrasında, kurulmuş olan ip hattı veya merdivenler zarar görmüş olabilir. Eğer bunları yenilemek veya sağlamlaştırmak için gereken malzemeler mevcut değilse, destek beklenmek zorunda kalınacaktır. 2.2.2.7 Hava durumu Hava durumu kurtarma çalışmalarına izin vermeyecek yönde etki yapabilir. Örneğin, kurtarıcı durumundaki kişilerin gerekli giysilere sahip olmaması ve yağmurla birlikte mağaraya su girişinin artması durumunda hava şartları duruma olumsuz yönde etkide bulunur. 2.2.2.8 Mağara şartları ve kazanın meydana geliş şekli Kaya çökmesi ve sifon dalışında meydana gelebilecek kazalar gibi özel durumlarda, yolun açılması ve kazazedelere ulaşılması için uzman kişilere gerek duyulacaktır. Bu kişilerin ve malzemelerinin getirilmesi büyük bir organizasyon gerektirir. 3. TÜRKİYE MAĞARACILARI İÇİN KURTARMA BİRLİĞİ ÖNERİSİ Yukarıda bir mağara kurtarma birliğinin sahip olabileceği organizasyon yapılan incelenmişti. Bu yapılar aslında birçok farklı kurtarma birliği için kullanılabilirler, bu yazının konusu göz önünde tutularak bu farklı birlikler şöyle sıralanabilir: •

• •

Ulusal düzeyde olan birlikler (örnek: “Türkiye Mağara Kurtarma Birliği) Kurumsal düzeyde olan birlikler (örnek: “Mağara Araştırma Derneği Kurtarma Takımı”) Takımlar veya birlikler içinde yer alan küçük ‘görev grupları’ (örnek: “İlk Müdahale Grubu”)

Türk mağaracılarının, yukarıda sayılan tüm organize birliklere ihtiyacı vardır. Ne yazık ki, Türkiye’de şu anda, yeter derecede görev yapabilen hiçbir mağara kurtarma birliği (veya takımı) yoktur. Bu önemli eksiğin en kısa


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

31

zamanda giderilmesinin gerekliliği ise oldukça açıktır. Bunun için şu önlemlerin alınmasında fayda olduğu düşünülmektedir: •

Her kurum kendi içinde bir “kurtarma takımı” oluşturmalıdır. Ulusal düzeyde bir “birlik” oluşturulması için, kurumlar kısa sürede bir “fikir birliği”ne varmalıdırlar. En önemlisi, bu yapılanmalar uzun sürebileceğinden!, en kısa zamanda ortak bir “geçici kurtarma organizasyonu” yapılandırılmalıdır. Unutulmamalıdır ki, mağaralarda kaza tehlikesi her an bulunmaktadır ve bu tehlike tüm kurumlar için söz konusudur. Türkiye’de şu ana kadar meydana gelmiş olan kazaların sayısı oldukça azdır, fakat mağaracılığa olan ilginin artışı kaza riskini de artırmaktadır. Bu sebeblerle, Türkiye’de meydana gelebilecek herhangi ciddi bir kaza sonrasında, kurumlar birlikte çalışmak zorunda kalabilir. Bu ortak çalışma sırasında verimle başarıya ulaşabilmek için ortak bir “kurtarma organizasyonu” şarttır. Aşağıda böyle bir organizasyon için öneri getirilmiştir.

3. 1 MAĞARA KURTARMA ORGANİZASYONU Türkiye’de meydana gelebilecek bir mağara kazası sonrasında, farklı kurumların ortak yürütecekleri bir kurtarma çalışmasında aşağıdaki gibi bir organizasyon kurulması önerilmektedir. Yazının bundan sonraki kısmında öneri detaylarıyla açıklanacaktır. Bu anlatılanlar sadece öneridir ve gelecek eleştiri ve fikirlerle daha iyi bir hale getirilip uygulanabilir. Aşağıda organizasyona ait çeşitli bilgiler, kolay anlaşılabilmesi ve karmaşıklığa neden olmaması için, başlıklar altında madde madde olarak verilmiştir. 3.1.1 ORGANİZASYONUN TEMEL ÖZELLİKLERİ

• • • • •

Yukarıda açıklanan organizasyon seviyelerinden “orta ölçekli mağara kurtarma birliği” (Bak. Şekil 2) seviyesinde yapılandırılmalıdır. Bazı farklı görevler, aşırı iş yükünden kaçınmak şartıyla, aynı kişide toplanabilir. Böyle bir takımın elemanları farklı kurumlardan olacağı için, olası bir kaza öncesinde!, mutlaka Türkiye çapında bir fikir birliğine varılmalıdır. Her kurum kendi içinde benzer bir organizasyona sahip olmalıdır. Kaza haberi geldiği andan itibaren bu konu üzerinde yoğunlaşabilecek kişilerden oluşmalıdır. Hızlı işleyen bir koordinasyon mekanizması oluşturulup, herkesin kolay ulaşabileceği bir kişi ya da kişiler bu göreve seçilmelidir.

3.1.2 ORGANİZASYONUN GÖREVİ •

Bir mağara etkinliği sırasında kaza olması durumunda, etkinliği düzenleyen kurum kurtarma çalışmasını tek başına yürütemeyebilir ve teknik destek, insan gücü gibi ihtiyaçlar duyabilir. Böyle bir durumda, bu ulusal organizasyon çalışmaya başlar ve kurtarma çalışmalarının yürütülmesini bu organizasyon sağlar. Lideri belirlendikten sonra, organizasyonun diğer sorumlu üyeleri de atanır veya daha önceden belirlenmiş kişiler varsa göreve çağrılır. Kurtarıcı ve lojistik destek birimlerinde görev almaları için gönüllüler çağrılır. Gerekli olduğu takdirde konusunda uzman kişilerle, örneğin mağara dalgıçları ve patlayıcı uzmanlarıyla, iletişim kurulur ve onlar da çalışmaya davet edilir. Organizasyonun görevi, yapılan kurtarma çalışmasıyla ilgili ayrıntılı bir rapor yazılmadan önce sona ermez.

3.1.3 ORGANİZASYONDA YÖNETİM SORUMLULUĞU ALACAK KİŞİLERİN ÖZELLİKLERİ 3.1.3.1 Lider:

• •

• •

Ekibi kaza geçiren kurumun içinden bir kişi bu göreve getirilir, bu kişinin kurumun yöneticilerinden birisinin olması önerilir. Yönetim konusunda bilgili olması, insan ilişkilerinde başarılı olması ve zor durumlarda soğuk kanlılığını koruyabilmesi istenir. Organizasyonun yönetim sorumluluğunu taşır. Yardımcılarının ve onlara bağlı kişilerin uyumlu çalışmasını sağlar. Kurtarma çalışmasının amaçlarını belirler ve yapılan işlere yön verir.


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

• •

• • •

32

Kurtarma çalışması için gerekli olan ek kaynak (malzeme ve insan gücü) taleplerini onaylar. Kurtarma çalışmasındaki kaynaklardan vazgeçilmesini onaylar. Basın bültenini onaylar. Diğer kurumlarla olan ilişkilerde aktif rol oynar. Kurtarma çalışmasının genel raporunun yazılmasından sorumludur.

3.1.3.2 Danışman: •

• •

Mağaracılık konusunda tecrübeli ve mümkünse daha önce kurtarma çalışmalarına katılmış bir kişi, lidere danışman olarak atanmalıdır. Kurtarma çalışmalarında sorumluluk almaz; fakat gerekli gördüğü durumlarda lidere tavsiyelerde bulunarak çalışmalara yön verebilir. Emir verme yetkisi yoktur. Ancak, çalışmaları denetleyebilir ve kurtarıcılara tavsiyelerde bulunabilir.

3.1.3.3 Lojistik Destekten Sorumlu Lider Yardımcısı: • • • •

• •

Ekibi kaza geçiren kurumun içinden seçilmesi tavsiye edilmektedir. Kurtarma çalışmalarında gereken ve gerekebilecek servis ve destek (yemek yapımı, kamp yeri ayarlanması, malzeme temini, kampa ulaşım, vb.) işlerinden sorumludur. Kamp yerinin ve personelinin güvenliğinden sorumludur. Gerekli gördüğünde ek kaynak talebinde bulunur. Kurtarma çalışmasında zarar gören malzemelerin onarımından sorumludur. Operasyonlar boyunca ihtiyaç duyulan, kullanılan malzeme ve servisler hakkında ayrıntılı raporun yazılmasından sorumludur.

3.1.3.4 Planlama ve Kayıttan Sorumlu Lider Yardımcısı: • • •

Kurtarma çalışmalarının planlanması işinde lidere yardım eder. Eldeki bilgileri ve çalışmanın devamında ortaya çıkan bilgileri kullanarak değişik kurtarma planlarını lidere sunar. Uzman kişilere (dalgıçlar, patlayıcı uzmanları, vb.) olan ihtiyacı belirler. Aynı zamanda, operasyonlar boyunca çeşitli konularda (örnek: mağaraya giren/çıkan kurtarıcılar veya malzemeler) kayıt tutulmasından sorumludur.

3.1.3.5 Mali İşlerden Sorumlu Lider Yardımcısı:

• • •

Ekibi kaza geçiren kurumun içinden seçilmesi tavsiye edilmektedir. Mali konularla ilgili bilgi sahibi olması istenir. Kurumun “sayman”ı bu görev için en uygun kişidir. Lojistik destek ve planlama bölümlerinden bilgi alarak, operasyon için gereken para miktarını belirler ve lidere bilgi verir. İhtiyaç duyulan paranın sağlanması için kurum kaynaklarına başvurur. Kurum dışından gelen ve çalışmalara “gönüllü” olarak katılmayan uzman ve kişilere ödenecek ücret için kaynak ayırır.

3.1.3.6 Operasyonlardan Sorumlu Lider Yardımcısı:

• • • • • • •

Mağaracılık tekniklerini iyi bilmesi ve uygulayabilmesi şarttır. Soğukkanlı ve fiziksel açıdan güçlü ve dayanıklı olması beklenir. Liderden bilgi alır ve kendi personeline yapılacak işler hakkında bilgi verir. Sorumlu olduğu kurtarıcılarının, mağara içinde ve dışında uyum içerisinde çalışmasını sağlar. Kurtarıcıların Fiziksel yorgunluğuna karşı dengeli ve kazazedelerin en kısa zamanda çıkartılması için verimli bir kurtarma programı hazırlar. Mağara girişlerinde yapılan kontrollerle, kurtarıcıların teknik donanımlarının yeterli ve doğru olduğunun tesbit edilmesinden sorumludur. Mağara içi ve kamp arasındaki iletişimden sorumludur. Mağara içindeki iletişimden sorumludur. Gerekli gördüğünde ek kaynak talebinde bulunur. Kurtarma çalışmasında zarar gören malzemeleri bildirmekle sorumludur.


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

33

Yapılan kurtarma işleri ve uygulanan teknikler hakkında ayrıntılı raporun hazırlanmasından sorumludur.

3.1.3.7 Dış İlişkilerden Sorumlu Lider Yardımcısı:

Diğer kurtarma gruplarıyla ve devlete ait birimlerle olan ilişkiden sorumludur. Kazazedelerin aileleriyle olan ilişkiyi sağlar. Yapılan kurtarma çalışmaları hakkında halkı ve basını bilgilendirmekle sorumludur. Basın bültenini hazırlar ve lidere sunar. Onaylanmış bülteni basına dağıtır.

3.1.4 KURTARMA ÇALIŞMALARI Aşağıda madde madde anlatılanlar, yukarıda özellikleri sayılan organize birliğin, bir kurtarma çalışması sırasında izlemesi önerilen yöntem ve uygulamalardır. 3.1.4.1 Kazanın Meydana Gelmesinden Hemen Sonra: 1. Kaza haberi alınır. Kazanın kampta kalan mağaracılarca haber alınması iki şekilde olabilir: • Kaza geçiren ekipte kalan “sağlam” rnağaracıların haberi iletmesiyle, • Mağaradaki ekibin daha önceden öngörülen çıkış saatini geçirmesi durumunda, ilk müdahale ekibinin girmesiyle. 2. Mağaraya ilk önce “ilk müdahale ekibi” girer. (Bu ekip hakkındaki detaylı açıklama için yazının devamına bakınız.) Görevlerinden biri de kaza ve kazazedelerin hakkında bilgi toplamaktır. 3. Elde edilen bilgiler ışığında, kamptaki mağaracılar bir lider seçerler ve durum değerlendirmesi yaparak ne tarzda bir organizasyona ihtiyaçları olduğunu belirler. Bu sırada, kısım 2.2.2’de açıklanan etkenler göz önünde tutularak, 2.2.1’de açıklanan organizasyonlardan biri belirlenir. 4. Eğer kazaya müdahale etmek için kampta bulunan imkanlar yeterli değilse aşağıdakilere haber verilir. • Şehirde, kalan mağaracılara, • Polis veya jandarmaya (eğer gerekliyse), • Sağlık kuruluşlarına (eğer gerekliyse), . • Kazazedelerin ailelerine (eğer gerekliyse) ! Şehirden gelecek destek ekibinin kazanın olduğu mağaraya ulaşması uzun sürecektir. Bu durumda kazazedelerin sağlığını ve psikolojik durumunu korumak, onlara gerekli lojistik desteği sağlamak kampta bulunan mağaracıların görevidir. 5. Eğer gerekliyse ve yeterli miktarda malzeme varsa “teknik ekip”, mağaradaki hattın iyileştirilmesi için çalışmaya başlar. (Bu ekip hakkındaki detaylı açıklama için yazının devamına bakınız.) 6. Kaza sonucunda yaralanmalar oluşmuşsa ve eğer yaralılara ulaşılabilmesi mümkünse, teknik ekipten sonra “sağlık ekibi” mağaraya girer. İlk müdahale ekibinin getirdiği bilgiler göz önünde tutularak gereken sağlık malzemelerini yanlarına almış olmalıdırlar. Yaralılara gereken müdahale yapılır ve psikolojik destek verilir. (Bu ekip hakkındaki detaylı açıklama için yazının devamına bakınız.) 7. Eğer yaralıları çıkartmak mümkün değilse, mağarada yaşatılmaları için mağarada kamp kurulur ve destek beklenir. Eğer yaralılar dışarı çıkartılabilecek durumdaysa bu görevi “taşıma ekibi” üstlenir. (Bu ekip hakkındaki detaylı açıklama için yazının devamına bakınız.) Gerekli görülen yerlerde teknik ekibin de yardımıyla makara ve kaldırma sistemleri kurularak, yaralılar sedyeyle taşınır. 8. Yaralılar dışarı çıkartılabildiyse, en yakın sağlık kuruluşuna ulaştırılarak sağlık muayenesinden geçirilirler. 9. Kampın lideri destek ekibinin ulaşımını kolaylaştırmak ve göreve başlamalarını hızlandırmak için gerekli tedbirleri alır. 3.1.4.2 Kazanın Şehre Duyurulmasından Sonra: Kaza geçiren ekibin bağlı olduğu kurum veya bir başka mağaracı kuruma haber ulaştığında şunlar yapılmalıdır: 1. Kurumun içinden bir “lider” seçilir. 2. Tüm ülke çapındaki mağaracı gruplara ve kişilere haber verilir ve isteyenlerin çalışmalara gönüllü katılması sağlanır. 3. Lider kısım 3. l .3’de anlatıldığı üzere yardımcılarının ve danışmanının seçilmesini sağlar. 4. Lider, yardımcılarının ve danışmanının fikirlerini de alarak, gerekli görülen uzman kişilere (doktorlar, dalgıçlar, vb.) ve makamlara (jandarma, helikopter şirketleri, aileler, vb.) kaza haberinin verilmesini sağlar. 5. Kazaya müdahale etmek için gereken malzemelerle ve kurtarıcılarla birlikte yola çıkılır. 6. Yolculuk sırasında, kazaya nasıl müdahale edileceğine dair senaryolar üzerinde çalışmak faydalı olabilir.


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

34

3.1.4.3 Kaza Yerine Ulaşıldıktan Sonra: 1. Kamp lideri, yeni gelen destek birliğine kısaca durumu ve o ana kadar yapılanları açıklar. 2. Lider görevi devralır. 3. Destek birliği çalışmalar için belirlenen yere konuşlanır ve müdahale ekipleri hemen hazırlanır ve ilk giriş yapılır. 4. Yapılan girişler aynen yukarıda anlatıldığı gibi uygulanır. (Bak. kısım 3. l .4.1) 5. Dışarı çıkartılan yaralılara gereken müdahaleler yapılır ve en yakın sağlık kuruluşuna sevk edilirler.

3.1.4.4 Kurtarma Çalışmalarından Sonra: 1. Kamp ve malzemeler gerektiği gibi toplanır ve şehre dönülmek üzere yola çıkılır. 2. Mutlaka yaralılara refakat eden mağaracılar olmalıdır. 3. Şehre dönüşte rapor yazmakla sorumlu kişiler, raporlarını hazırlar ve ulusal çapta tüm mağaracılara ulaştırılması için dağıtırlar. 3.1.5 ORGANİZASYONDAKİ KURTARMA EKİPLERİ 3.1.5.1 İlk Müdahale Ekibi:

• •

• • •

İlk müdahalenin hızlı ve etkili olabilmesi için, ekipteki mağaracı sayısı 3 veya 4 olmalıdır. Bu kişiler mağarayı önceden tanıyan ve mağaracılık tekniklerini hızla uygulayabilecek kişiler arasından seçilmelidirler. Mümkün olduğunca hızlı ilerlemelilerdir; fakat bu kendi hayatlarını tehlikeye sokacak şekilde olmamalıdır. Eğer mağaranın yapısı karmaşıksa, geçilen yollara işaretler koyarak diğer ekiplere kolaylık sağlamalılardır. Amaçlan kazazedeleri bulmak, durum hakkında bilgi toplamak ve en kısa zamanda bilgileri dışarı ulaştırmaktır. Gerekirse yaralılara ilkyardım uygulamalılardır. Eğer kazazedeler yaralı değillerse, onlara çıkışa kadar eşlik etmelidirler.

3.1.5.2 Teknik Ekip:

• • •

Özellikle dikey mağaralarda, kaza sonrasında kazazedelere ulaşmak teknik nedenlerle mümkün olmayabilir. Böyle bir durumda, hattın yenilenmesi işini bu ekip üstlenmelidir. Ekip elemanları özellikle SRT ve makara sistemleri olmak üzere tüm mağaracılık teknikleriyle tanışık olmalıdırlar ve bu teknikleri sorun çıkarmadan uygulayabilmelerdir. Gereken yerlerde hattı yenilerken, gereken yerlerde de yeni hatlar ve makara sistemleri kurarak yaralıların taşınmasını kolaylaştırmalıdırlar.

3.1.5.3 Sağlık Ekibi:

• •

• •

Kazazede ekipte yaralıların bulunması durumunda en kısa zamanda mağaraya girmelidirler. Ancak, bu giriş çok iyi ayarlanmalıdır yoksa teknik ekibin çalışmasını beklerken enerji kaybederler. Ekibi tercihen doktorlar ve ilkyardım eğitimi almış kişiler oluşturmalıdır. Yanlarındaki malzeme, ilk müdahale ekibinin getirdiği bilgilere göre belirlenmiş ve hazırlanmış olmalıdır. Kazazedelerin çıkartılması sırasında, sağlık ekibinden bir kişi yaralıların yanında sürekli bulunarak hem durumlarını gözaltında tutmalı, hem de yaralılara psikolojik destek vermelidir. Kazazedelerin çıkartılması sırasında, gerekli yerlerde kazazedenin nasıl taşınması gerektiği konusunda taşıyıcı ekibe yardımcı olmalıdır.

3.1.5.4 Taşıyıcı Ekip:


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara • • •

35

Kazazedelerin dışarıya en kısa zamanda güvenle çıkartılmasından sorumludur. Sağlık ekibi ve teknik ekiple uyumlu çalışarak, zorluk çıkartan geçişlerde, yaralılar için en iyi geçiş yöntemini belirler. Kurtarma çalışmalarının sonunda mağarada kalan malzemelerin çıkartılmasından da sorumludur.

4. TARTIŞMA VE SONUÇ Yazının giriş kısmında yazılan fakat üzerine gidilmemiş olan “içinde bulunulan tehlike” tamlaması, aslında, bu yazıya da bir temel oluşturmaktaydı. Türkiye’deki mağaracılar için tehlike yaratan tek tehdit ‘mağaraların doğal yapılarından kaynaklanan engeller’ (karanlık, kaygan kayalar, vb.) değildir. “İçinde bulunulan tehlike” aynı zamanda şu etkenlerden de kaynaklanmaktadır:

• • •

Türk mağaracılarının ortak çalışmalarda bulunmaması ve bir fikir birliği geliştirilememesi, Mağara kurtarma birliklerinin kurulmasına öncelik verilmemesi, Gittikçe artan mağaracı sayısı, Kalitesiz ve standardı olmayan eğitim.

Farklı mağaracılık kurumlarının ortak çalışmaları ve bir fikir birliğine varmaları, kurtarma birliklerine ve ulusal yapılanmaya giden yolda önemli bir adım olacaktır. Öte yandan, Türkiye’de 1990’lı yılların başından beri süren Türk Mağaracılar Birliği (TMB) tartışmaları yıpratıcı bir hal almıştır ve sonuca ulaşmak ilk güne göre daha sancılı olacaktır. TMB’nin kurulması bu çalışmanın konusu değildir; fakat Türk mağaracılarının fikir birliğini temsil edecek olması ve gücü, bir ulusal mağara kurtarma organizasyonu için büyük yarar sağlayacaktır! Aslında Türk mağaracılarının arasındaki ‘her konuda fikir birliği’, kurtarma birliklerinin kurulması açısından bir gerek değildir. Asıl önemli ve gerek olan noktalar şöyle açıklanabilir: Mağaracılığın içerdiği tehlikelerin bilincinde hareket edilerek, kurumlar arasında ‘kurtarma birlikleri organizasyonunun önemi’ konusunda fikir birliğine varmak ve somut adımlar atmak amacıyla çalışmalar düzenlemektir. Bu çalışmalar sırasında, kurumlar arasında kurtarma teknikleri, organizasyon, vb. gibi konular paylaşılmalı ve ortak uygulamalar/tatbikatlar düzenlenmelidir. Diğer bir önemli noktada, ‘eğitim ve eğitimde standartların önemi’dir. Kaliteli ve standart bir eğitimden geçmiş mağaracıların sayısı kurum içinde ve ulusal alanda arttıkça, ortak çalışmaların verimliliğinin artması söz konusudur. Bu verimli çalışmalar ise başarılı bir ulusal mağara kurtarma birliğinde ve çalışmalarında önemli bir anahtar olacaktır. Eğitimde standartlaşmanın önemini kanıtlayan bir diğer nokta ise ‘artan mağaracı sayısı’dır. Türkiye’deki mağaracıların büyük bir çoğunluğu üniversite kulüpleri çevresinde toplanmıştır ve ilk eğitimlerini de bu kulüplerde almaktadırlar. Ayrıca dernekler ve devlet kuruluşları da mağaracılık konusunda aktiflerdir. Birbirlerinden farklı ortamlarda ve şehirlerde yetişen bu çok sayıdaki mağaracı, eğitimlerindeki eksikliklerinden ve farklılıklarından dolayı zorluk yaşayabilirler. Aynı zamanda artan mağaracı sayısı, artan kaza olasılığı olarak da yorumlanabilir. Bu konuda kısaca şu örnek verilebilir: Eğitim düzenleri ve seviyeleri birbirinden farklı iki kurumdan yetişen mağaracıların ortak çalışmalarda yaşayacakları sorunlar, standart bir eğitimden gelen iki mağaracının yaşayacakları sorunlarla karşılaştırılınca, daha sık ve büyük olacaktır. Eğitimdeki standartlaşma, mağaracı sayısı ne olursa olsun aynı bilgi ve tekniklerin yaygınlaşmasını ve kullanılmasını sağlayacaktır. Bu konudaki fikirler ve örnekler çoğaltılabilir; fakat hepsinin ana fikri eğitimin daha verimli ve başarılı bir kurtarma organizasyonu için mutlak gerek olduğudur. Tartışmanın yukarıdaki kısımlarında ortaya konduğu üzere, eğitim ve organizasyonun mağara kurtarma birliklerinin işleyişinde ve başarısında büyük bir öneme sahiptir. Kurumlar içerisinde veya ulusal alanda bir birliğin ise en azından bu çalışmada önerilen şekilde bir organizasyona ihtiyaç duyacağı ise kaçınılmaz bir gerçektir. Oluşan ihtiyacın karşılanabilmesi ve olası bir mağara kazasına doğru ve başarılı bir şekilde müdahale edebilmek için, orta ölçekte, güvenle karar alıp hareket edebilen ve aynı zamanda kurtarma birliğinin her bireyine lojistik destek verebilen yapıya sahip, planlı ve hızlı karar alma mekanizmasını barındıran bir ulusal mağara kurtarma birliğine ihtiyaç duymaktayız. Bu yazıda da böyle bir birliğin yapısı, işleyişi ve görevleri üzerinde detaylı bir öneri de bulunulmuştur. Bu öneri göz önünde tutularak kurumların kendi içerisinde ve sonrasında ulusal alanda bir mağara kurtarma birliği kurmak söz konusu olabilir. KAYNAKÇA


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

36

1. Hudson, S., Manual of US Cave Rescue Techniques, 2. Baskı, National Speleological Society, Huntsville, 1987.

MTA Mağara Kurtarma Grubu Emrullah ÖZEL MTA Genel Müdürlüğü Jeoloji Etütleri. Dairesi 06520 Balgat Ankara Özet Büyük doğal afetlerde neler yapılacağı, kimlerin yapacağı konusunda Türkiye’nin ne kadar gerilerde olduğu son olaylarda daha iyi gözlemlenmiştir. Esas işleri kurtarma olan ancak yetersiz kalan kamu güçlerinin yanında, gönüllülük esasına dayanan örgütlü kurtarma birimlerinin oluşması, afetlerde veya diğer zor durumlarda devreye girmesi şüphesiz kİ yararlı olacaktır. Ancak Türkiye şartlarında, sınırlı olan ekonomik güçlerle bu yardım birimlerinin oluşturulması ve varlığını sürdürmesi son derece zor görülmektedir. Bunun için amacı destekleyici sponsorların bulunarak gönüllü insanlarla uyum içinde çalışmalarını sağlamak daha gerçekçi ve yararlı olacaktır. MTA gibi yerbilimlerinin değişik branşlarında uzmanlaşmış (madencilik, mağaracılık, galeri açma, göçük geçme ..vb) ve araziyi tanıyan eleman potansiyeline sahip bir kurum içinde de acil müdahale gruplarının kurulması yararlı olacağı düşünülmüştür. Öncülüğünü Karst ve Mağara Araştırmaları Birimi’nin yapacağı doğal afetler ve dağ, mağara, kanyon kurtarmacılığı konusundaki yardım grubunun kuruluş çalışmaları hızla devam etmektedir.

Mağara Fotoğrafçılığı Hamdi MENGİ MTA Genel Müdürlüğü Jeoloji Etd. Dairesi 06520 Balgat Ankara Özet Belgesel fotoğraf kapsamına alabileceğimiz mağara fotoğrafçılığı, ortam özellikleri nedeniyle oldukça zordur. İyi sonuçlar; iyi fotoğraf bilgisi ve ekip çalışmasıyla ortaya çıkar. Fotoğrafın oluşması için yapay ışık kaynağı kullanmak zorunluluğu vardır. Birkaç değişik yöntemle iyi sonuçlar elde edilebilir. Yapay ışık kaynağı olarak flaş, magnezyum çubuk ve baret lambası kullanılabilir. Yakın çekimlerde flaş ve baret lambası, salon çekimlerinde flaş ve magnezyum çubuk kullanılmalıdır.


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

37

MAĞARA TURİZMİ


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

38

VE KORUMA


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

İşletmeye Açık ve Açılacak Mağaraların Koruma ve Kullanım Yöntemleri Lütfi NAZİK MTA Genel Müdürlüğü Jeoloji Etütleri Dairesi 06520 Balgat Ankara Özet Gelişmiş ülkelerde ileri düzeye ulaşan mağaralardan ekonomik amaçlarla yararlanma bilinci, yurdumuzda son yıllarda belirgin şekilde artmıştır. Ülkemizde onbinlercesi bulunan mağaralardan 12 tanesi turizme açılmış, yaklaşık 15 adedinin de turizm amaçlı kulanım için uygulama projesi hazırlanmıştır. Ancak gerek üzerinde detay araştırma yapılmamış ve gerekse kullanıma açık veya açılma hazırlığı aşamasında olan mağaraların araştırma, koruma ve kullanımlarına yönelik belirgin yasal düzenlemeler geliştirilememiştir. Bu nedenle, iyi niyetli yaklaşımlara rağmen; mağaralarda, inşaat ve kullanımdan kaynaklanan tahribatlar yapılmaktadır. Ülkemiz mağaralarının tahrip olmalarına yol açan tehditler değişik faktörlerden kaynaklanmaktadır. Bunları üç grupta toplayabilire: I. Dış tehditler II. İç tehditler III. Doğal tehditler Bu tehlikelere karşı mağaraların korunabilmesi için: I- Tüm mağaraların korunması I. Ortak çalışma gruplarının oluşturulması II. Mağara envanterinin çıkarılması III. Korumaya yönelik idari ve yasal düzenlemelerin yapılması IV. Çalışmaların finansmanı V. Kamuoyunun bilinçlendirilmesi gerekmektedir II- Kullanıma açılacak mağaraların koruma ve kullanım yöntemi I. Mağaranın detay incelemesi II. Kullanım alanının belirlenmesi III. Uygulama projesinin hazırlanması IV. Koruma ve kullanım yönteminin belirlenmesi V. Danışma ve denetim komitesi oluşturulması VI. Uygulama projesinin tescili III- Kullanıma açık mağaralarda koruma, işletme ve denetim yöntemi I. İşletme planının hazırlanması II. Uygulama projesinin denetimi III. Mağara havası ve suyunda periyodik ölçümlerin yapılması IV. Damlataşların kontrolü V. Mağara duyarlılığının kontrolü VI. Mağara biyolojisinin kontrolü VII. Ziyaretçi akışının planlanması

39


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara VIII.

Danışma ve denetim komitesi oluşturulması

Turizme Açılacak Mağaralarda Aydınlatma Yöntemleri Haydar KUTLAY MTA Genel Müdürlüğü İdari İşler Dairesi İnşaat Şb. Md. 06520 Balgat Ankara Özet Türkiye için büyük bir potansiyel oluşturan mağaralardan ekonomik amaçlara yönelik yararlanma bilinci, son yıllarda belirgin şekilde artmıştır. Özellikle yerel yönetimler, bölgelerinde bulunan mağaraları, turizm amacıyla değerlendirmek için büyük bir çaba ve arayış içine girmişlerdir. Ancak her mağarayı işletmeye açmak mümkün olmadığı gibi, koruma ve kullanım yöntemlerinin belirlendiği uygulama projesi hazırlanmamış her güzel mağara da turizme açılamaz. Mimari, elektrik ve çevre düzenlemelerinden oluşan bu projede; inşaat ve kullanım aşamasında dikkat edilmesi ve uyulması gereken hususlar belirtilir. Turizme açılacak mağaralardaki aydınlatma çalışmaları; gerek damlataşların canlılığını sağlayan mağara havasının dengede tutulması ve görüntü kirliliğinin önlenmesi ve gerekse ziyaretçilerin güvenli bir şekilde mağarayı gezmeleri ve çevreyi rahatlıkla görmelerini sağlayacak düzenlemeleri içerir. Bu çalışmada; kullanılacak malzemelerin seçimi ve montajı; tecrübe, sabır ve sanatsal bir bakış açısı gerektirir. Mağara aydınlatmasında kullanılacak malzemeler (armatür, dağıtım kutusu, kablo ve diğ.); suya, ısıya ve neme karşı dayanıklı, okside olmayan etanj özelliği taşımalıdır. Armatürlerde kullanılacak ampuller, yüksek basınçlı sodyum buharlı, civa buharlı ve metal halide olmalıdır. Kullandıkları elektrik enerjisinin %90’ından fazlasını ışık akısı olarak veren bu ampuller, en az ısı veren türden seçilirler. Turizme açılacak mağaralarda, aynı anda üç tip aydınlatma tekniği kullanılır: I. Genel Aydınlatma: Yoldan veya duvardan yansımalı endirekt aydınlatma. II. Özel Aydınlatma: Damlataş ve diğer ilginç yapıların aydınlatılmasında kullanılır. III. Derinlik Aydınlatması: Uygulama dışı bırakılan dar, derin ve özel mekanların ışıklandırılmasında kullanılır.

40


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

41

Tuluntaş Mağarasında Oluşum Onarımı; Deneysel Çalışma Tulga ŞENER, Onur YURTBAŞI Mağara Araştırma Derneği (MAD) Ankara Özet Tuluntaş Mağarası gerek mağara vandalizmi, gerekse mağara üstündeki inşaat çalışmaları ve yol açma çalışmaları sırasındaki dinamitleme nedeniyle zarar görmüş bir mağaradır. Oluşum açısından oldukça zengin olan mağarada çok sayıda oluşum yukarıdaki nedenlerden dolayı parçalanmıştır. Parçalanan oluşumlardan örnek oluşturacak şekilde belirlenenler farklı tekniklerle yapıştırılarak onarılmıştır.

Giriş Tuluntaş Mağarası’nı Ankaralı mağaracılar yakından tanırlar. (Mağara yer bulduru bilgileri olası zararları önlemek amacıyla özellikle bildirilmemiştir.) Bu mağara bir yol çalışması sırasında ortaya çıkmıştır ve mağara oluşum açısından son derece zengindir. Ancak yol çalışması sırasındaki dinamitleme, üstünde yapılan inşaat, otobandan geçen araçların sarsıntısı ve mağara barbarlığı gibi nedenlerle mağaradaki çok sayıda oluşum parçalanmıştır. NSS yayınlarında mağara restorasyonuyla ilgili çalışmalar ilgimizi çekmişti. Biz de benzer bir çalışmayı Tuluntaş mağarası’nda yapmaya karar verdik Tabi Tuluntaş Mağarası’ndaki tüm oluşumları onarmak gibi bir amacımız yoktu. Zaten bu da imkansızdı. NSS içinde bu konuyla ilgilenen Jim Werker ile ilişkiye geçildi. Kendisi çalışmamızı ilgiyle karşıladı. Konuyla ilgili elinde bulunan dokümanlar ile Türkiye’de bulamadığımız yapıştırıcıyı gönderdi. Kendisiyle soru cevap şeklinde birçok yazışma yapıldı. Daha sonra da bir ön çalışma olarak değerlendirilebilecek çalışmamıza başladık. Bu amaçla Tuluntaş Mağarasına 4 gezi düzenlenmiştir. Birinci gezide genel gözlem ve kırık parçaların tespiti, eşleştirilmesi ve onarılacak olanların seçimi, diğerlerinde ise onarım işlemi yapılmıştır. Yöntem ve Gereç Onarım işlemi birkaç aşamada gerçekleşmiştir. İlk aşama onarılacak oluşumun kırık parçalarının bulunması ve karşılıklı olarak eşleştirilmesidir. Bu iş sanıldığından da zor bir iştir, ancak puzzle çözmek kadar da zevklidir. Oluşumun eksik parçaları, oluşumun hemen yanında ya da altında olmayabilir. Özellikle sarkıtlar için yere düşme sırasındaki saçılmalar nedeniyle bazı parçalar ana oluşumdan uzaklaşabilmektedir. Yine düşme sırasında sarkıtlarda doku kaybı da olmaktadır. Bu yüzden sarkıtların eşleştirilmesi daha zordur. İkinci aşama yapıştırma işlemidir. Yapıştırma işleminde epoksi ve sertleştirici karışımı kullanılmaktadır. Bu çalışmada Shell tarafından üretilen Epon Resin 828 ve V-40 (polyamid türevlidir) kullanılmıştır. Bu epoksi türü yavaş kuruyan bir epoksi türüdür ve mağara ortamına bilinen bir zararı yoktur. Yapıştırma işlemi öncesi, yapıştırılacak yüzeye yetecek şekilde her iki maddeden % 50 oranında eklenerek bir karışım hazırlanır. Bu karışım bir dakika boyunca karıştırılır. Karışım başlangıçta krem rengindedir. Kuruyunca şeffaflaşır. Hazırlanan


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

42

karışım bir saat boyunca kullanılabilir. Ziyan olmasını önlemek amacıyla sadece bir defada kullanılabilecek kadar hazırlanmalıdır. Maksimum sağlamlık için 24 saat kurumaya bırakılmalıdır. Epoksiyi karıştırmak ve oluşumlara sürmek için bir kullanımlık dil basacağı ya da metal çubuklar kullanılabilir. Karıştırma işlemi bir naylon torba üzerinde ya da plastik kap içinde yapılabilir. Karışımın kırık parçalardan sadece birinin yüzeyine sürülmesi yeterlidir. Taşmayı önlemek için kenarlarda 5-10 mm. lik boşluk bırakacak şekilde ince bir tabaka sürülmelidir. Tüm yapıştırma işlemlerinden önce yüzeyler çamur ve tozdan temizlenmelidir. Yapıştırma işleminden sonra da sızan epoksi bir bezle silinmelidir. Burada sarkıt ve dikitlerin tamirini ayrı ayrı anlatacağım. Dikitlerin tamiri daha kolaydır. Özellikle de çapı 7-8 cm.’yi uzunluğu da l m.yi geçmeyen dikitler doğrudan yapıştırılabilir. Bu işlem parçalardan birine yapıştırıcının sürülmesi ve üst üste oturtulmasından ibarettir. Dikitlerde üstteki parçanın ağırlığı yapıştırma noktasının stabilitesini sağlamak için yeterlidir. Parçalı dikitlerde maksimum sağlamlık için bir defada en fazla iki parça yapıştırılmalıdır. Çapı 8-10 cm.yi yüksekliği ise lm.yi geçen dikitlerde bir iç desteğe gerek vardır. Destek amaçlı kullanılacak en uygun materyal, korozyona dirençli paslanmaz çelik çubuklardır. Oluşumun kalınlığına göre 4-8 mm.ye kadar çelik çubuklar kullanılabilir. Bu çalışmada 6 mm.lik çelik çubuklar kullanılmıştır. İç destek gereken oluşumların tamiri için iki gün ayırılmalıdır. İlk gün oluşumun üst parçasına 6 mm. çapında 10 cm.lik delik açılır. Delik açma işleminde Bosch marka 24 voltluk akülü matkap kullanılmıştır. Daha sonra açılacak alt deliğin üst deliği karşılaması amacıyla üst parçada delik açılacak noktaya küçük bir çamur parçası konur ve üst parça alt parça üzerine oturtulur. Çamur izine uyan yer işaretlenir. Alt parçaya açılan delik daha sonra yapılacak birleştirme işlemini kolaylaştırmak amacıyla daha geniş açılmalıdır. Bu amaçla 10 mm.Uk matkap uçları kullanılmış ayrıca matkap ucu oynatılarak 10 mm. den daha geniş bir delik açılması sağlanmıştır. Burada dikkat edilecek nokta deliğin yaklaşık 10 cm. uzunluğunda olması ve dik olarak açılmasıdır. Yapıştırma işleminden önce de üflenerek delik içindeki toz temizlenmelidir. 10 cm den daha derin açılan delikler dikitin zarar görmesine neden olabilir. Delme sırasında oluşuma en az zarar vermek amacıyla kullanılan matkap uçları karpit başlıklı olmalıdır ve delme işlemi sırasında acele edilmemelidir. İlk gün üst parçada açılan deliğin delinmesi ve buraya epoksi karışımı sürülen çelik çubuğun yerleştirilmesi ile iş biter. En erken 24 saat sonra diğer parçayla birleştirme işlemine geçilir. Yapıştırıcı uygulamadan önce iki parçanın birbirine tam olarak oturup oturmadığı kontrol edilmelidir. Uymadığı durumlarda çelik çubuğu hafifçe eymek ya da alt deliği genişletmek gerekebilir. Bundan sonra alt delik epoksiyle doldurulur, parçalardan birinin yüzeyine epoksi karışımı sürülür ve iki parça birbiri üzerine oturtulur. İki parçanın birleşme yeri gerekirse, matkap tozu eklenerek yapılan karışımın bir dil basacağı ile sürülmesiyle rötüşlanır. Farklı bir örnek oluşturmak amacıyla üç parçalı bir dikit onarımı da yaptık. Bunun her aşamasında yani her gün ancak bir parça birbiriyle birleştirilmektedir. Parçalardan üst kısımdakine çubuk çapında, altta olanına ise daha geniş delik açılmakta daha sonra da her gün bir parçası birleştirilip yapıştırılmak suretiyle onarım işlemi tamamlanmaktadır. Sarkıtlara gelince çalışmamızda sadece bir sarkıt onarabildik. Yere düşme şurasında yeniden kırılma ve çarpma etkisiyle saçılma nedenleriyle sarkıtları eşleştirmek oldukça zor. Biz en azından bir örnek olsun diye alt kısmı ikiye ayrılmış küçük bir sarkıtı onardık Birinci gün alt parçaları yapıştırdık daha sonra ise iki parçayı yapıştırdık ve alttan destek amacıyla da tripod kullandık. Sonuçlar Tuluntaş mağarasında toplam 12 adet oluşum onarılmaya çalışılmıştır. Bunlardan sadece biri sarkıttır. Dikitlerin boyu 15 cm, ile l m. arasında değişmektedir. Dikitlerden iki tanesi üç parçalıdır. Yine dikitlerden iki tanesinde destek amaçlı çelik çubuklar kullanılmıştır. Takip süremiz en fazla iki aydır. Bu süre sonunda onarım işleminin sadece sağlamlığını kontrol etme şansımız olmuştur. Yapıştırılan tüm oluşumlar el kuvvetiyle zorlandığında sağlam oldukları tespit edilmiştir. Tartışma Tuluntaş mağarasında büyük bir sarkıtı onarma şansımız olmadı. Literatürden derlediğimiz kadarıyla sarkıt onarımını da kısaca anlatmak istiyorum. Onarılacak sarkıtın üst parçasına çelik çubuk çapında bir delik açılır ve ilk gün sadece üst kısıma epoksilenmiş çelik çubuk yerleştirilir ve 24 saat kurumaya bırakılır, ikinci gün alt kısma daha geniş bir delik açılır. Her iki parçanın kenarlarına her iki kenarda bire tane olmak üzere ikişer delik açılır. Bu delikler mümkün olan en ince çapta olmalıdır. Daha sonra alttaki delik epoksi ile doldurulur


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

43

yüzeylerden birine epoksi karışımı sürülür ve iki parça birleştirilir. Küçük deliklerden ince çelik tel geçirilerek telin iki ucu birleştirilir ve sıkılır. Gerekirse oluşum alttan da desteklenebilir. 24 saat sonra teller kesilerek çıkartılır. Kalan delikler delme işlemi sırasında biriktirilen matkap tozu ve yapıştırıcı karışımıyla kapatılır. Mağaralarda küçük oluşumlar onarılacaksa hızlı kuruyan siyanoakrilat türü yapıştırıcılar da kullanılabilir. Oluşum onarımında yavaş kuruyan epoksilerin kullanılma nedeni kuruma sırasında hızlı kuruyanlar gibi mağara ortamına toksik gazlar vermemeleridir. Yine epoksi şu ana kadar mağara ortamında denenmiş en sağlam yapıştırıcıdır. Yapıştırma işlemi sırasında eldiven giyilmesi önerilmektedir. Bazı ciltlerde ve göz için iritasyon yapabilmektedir. Akut toksisite yapılan deneylerde ancak çok yüksek dozlarda oral alımda söz konusudur, (tavşan için Oral LD50 tavşan için 15.6 g/kg.dır) Epoksi türlerinin sertleştiricileri değiştirilerek su altındaki oluşumlarda dahi onarım yapmak olasıdır. Oluşumu devam eden mağaralarda oluşum üzerine su damlaması varsa, belirli bir süre sonra yapıştırma yerine kalsit çökeleceği ve izin kaybolacağı bildirilmektedir. 1984 yılından beri oluşum onarımıyla uğraşan Jim Werker’la görüşmelerimizde onardığı oluşumların bir kısmında birleşim izinin kaybolduğunu ve bazılarında ise oluşum boyunun arttığını belirtmiştir. Bu tür çalışmalar fantazi gibi gelse de, turizme açılan mağaralarda ya da mağara etkinliklerinde istemeden kırılan oluşumların onarımında ya da mağarayı ilerletmek amacıyla dar bir galeriyi tıkayan oluşumun kırılması gibi durumlarda kullanılabilir. Kaynaklar “A Primer to Speleothem Repair”, George Veni, NSS News, Şubat-Mart 2001, Sayfa 64-67. “Formation Repair”, Jim C. Werker, NSS News, Şubat-Mart 2001, Sayfa 64-67. Technical Bulletin, Shell Chemical Company, Mart 1990


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

Dim Mağarası (Alanya): Dünü ve Bugünü Nuri GÜLDALI Dim Mağarası İşletmesi Kestel-Alanya Özet Dim Mağarası, içinde bulunan insan iskeletlerinden anlaşıldığına göre en az 6000 yıldır insanlar tarafından biliniyordu, zaman zaman içine girilip çıkılıyordu. Giriş kısmının tabanını örten kültür toprağı içinde çıkan keramik ve boncuk parçaları bu mağaranın Roma ve Bizans devirlerinde de barınak olarak kullanıldığı, ve bu durumun yakın zamana kadar,sürdüğü adının çevrede oturan yörükler tarafından Gavurini olarak bilinmesinden anlaşılmaktadır. Kültür toprağının üstündeki kalın gübreli topraktan anlaşıldığına göre mağaranın son kullanıcıları ise çobanlar ve kara keçileri olmuştur. Dim Mağarası 1999 yılının Mayıs ayından beri turizmin hizmetindedir. Mağarayı ziyaret eden yerli ve yabancı ziyaretçilerle ve turizmcilerle yapılan görüşmelerden anlaşıldığına göre Dim Mağarası birkaç yıl içinde ülkemizin en çok ziyaret edilen mağarası olacaktır.

44


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

45


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

46

SUALTI MAÄžARALARI


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

Türkiye’de Denizaltı Mağaralarının Olası Konumları C.Serdar BAYARI, Hacettepe Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü, Hidrojeoloji Mühendisliği ABD, Bey tepe, 06532, Ankara Özet Denizaltı mağaraları dünyadaki en ilgi çekici morfolojik yapılar arasında yer alırlar. Mutlak karanlık koşullarının etkili olduğu mağara ortamına, su altında çalışmanın güçlükleri de eklendiğinden bu yapılar günümüze değin oldukça sınırlı düzeyde araştırılmışlardır. Morfolojik özelliklerinin yanısıra soyları tükenmekte olan canlı türleri için barınak oluşturma ve potansiyel birer tatlı su kaynağı olabilme özelliklerinden dolayı son yıllarda denizaltı-kıyı mağaralarının araştırılması konusunda Türkiye’de de önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Artan araştırma eğilimine karşın, denizaltı mağaralarının konumlarının belirlenmesi sistematik ve disiplinlerarası ön çalışmalar gerektirmektedir. Ön çalışmalar, ayrıntılı jeolojik, fotojeolojik değerlendirmeleri ile başlamakta, uydu görüntülerine dayalı yorumlamalar sonrasında denizde yüzeyden yapılan fiziksel ve kimyasal oşinografik ölçümlerle sürdürülmektedir. Bu çalışmada ön çalışmalara ilişkin yöntemin ayrıntılarına ilişkin bilgiler verilmekte ve Türkiye’de denizaltı mağaralarının olası konumları irdelenmektedir.

47


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

TÜRKİYE DENİZALTI MAĞARALARININ OLASI KONUMLARI Serdar BAYARI Hacettepe Üniversitesi, Hidrojeoloji Mühendisliği ABD.

48


49

3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

Kapsam “karbonatlı kayaçlarda mağara oluşumu”

1. Denizaltı mağaraları nasıl oluşurlar? 2. Oluşumları için hangi ön koşullar gerekir? 3. Türkiye kıyılarında olası konumları nedir?

Karstik mağaralar nasıl oluşur ?

Aşınma Kimyasal

Fiziksel

(Çözünme) Su ile

Asit ile Sülfirik vd.

DENİZALTI MAĞARALARININ OLUŞUMU

Karbonik

Mağara oluşumu için 3 temel etkenin bulunması gerekir: 1. Karbonatlı kaya, 2. Kayadaki kırık/çatlaklarda yoğunlaşmış yeraltısuyu akımı, 3. Yeraltısuyu akışı önünde bariyer (litolojik, tektonik, deniz seviyesi).


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

1. Karbonatlı kaya,

2. Kayadaki kırık/çatlaklarda yoğunlaşmış yeraltısuyu akımı,

50


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

3. Yeraltısuyu akışı önünde bariyer (litolojik, tektonik, deniz seviyesi).

Denizseviyesi değişimleri çoğunlukla İklimdeki değişimlere bağlı olarak oluşurlar

51


52

3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

Tuzlusu kaması boyunca denizaltı mağarası oluşumuna örnek

Sualtı mağaralarının 3 boyutlu modeli

Antalya - Düdenbaşı

Antalya - Finike

Antalya - Kırkgöz

Kırkgöz - Suluin


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

DENİZALTI MAĞARALARININ TÜRKİYE KIYILARINDA OLASI KONUMLARI

Bu sunumda kullanılan görsel malzeme aşağıdaki kaynaklardan derlenmiştir:

Jhttp://www.humak.hacettepe.edu.tr/ Jhttp://www.metu.edu.tr/home/wwwsat/ Jhttp://www.wkpp.org Jhttp://www.gue.com/remake/index.html Jhttp://research.gg.uwyo.edu/kincaid/3dcave.htm Jhttp://research.gg.uwyo.edu/kincaid/index.htm JSerdar Hamarat (SAD-MADAG) JMTA Mağara Araştırma Grubu Arşivi JH.Ü. Karst Su Kaynakları Araştırma Merkezi

53


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

54

Türkiye Kıyıları Aydıncık-Taşucu Deniz Mağaraları Sualtı Araştırmaları Serdar HAMARAT(1), Haldun ÜLKENLİ(1), Gökhan TÜRE(1), Serdar BAYARI(2) (1)

ODTÜ-Sualtı Topluluğu - Sualtı Araştırmaları Derneği, Mağara Dalışı ve Araştırmaları Grubu (MADAG), Ankara (2) Hacettepe Üniversitesi, Uluslararası Karst Su Kaynakları Uygulama ve Araştırma Merkezi (UKAM), Ankara

Özet Türkiye, sahip olduğu yüksek karstik potansiyeli ile yıllardır mağarabilimcilerin, jeologların ve hidrojeologların çalışma alanı olmuştur. Kara mağaralarında farklı amaçlarla çeşitli çalışmalar MTA, UKAM, DSİ ve amatör dernekler tarafından yürütülmüş, ancak sualtı mağaraları ve mağaraların sualtı pasajlarının araştırılması konusunda ülkemizde yapılan çalışmalar çok yetersiz kalmıştır. Mağara Dalışı ve Araştırmaları Grubu (MADAG) mağaraların araştırılmasında bu eksiği tamamlamak ve bilimsel çalışmalar için veri toplamak amacıyla etkinliklerini yürütmektedir. Bildiriye konu olan çalışmada yeraltı sularının denize deşarjı, kıyı bölgelerinin jeolojik yapısı ve deniz mağaralarının flora ve faunası hakkında veri toplanması amaçlanmış, toplanan veriler bilgisayar ortamında bir veri yabanına işlenmiştir. Çalışma kısaca DEMA-Deniz Mağaraları Envanter Projesi olarak adlandırılmıştır. Bu çalışmada, Türkiye’de speleolojik, jeolojik, hidrojeolojik ve ekolojik olarak önem taşıyan kıyı şeridinde nefesli ve aletli dalışlarla tarama yapılarak sualtı ve suüstü deniz mağaralarının belirlenmesi; oluşumları, yeraltı su sistemleri ile olan ilişkileri, ekolojik değerleri, fiziksel ve kimyasal özellikleri hakkında veri toplanması, bu verilerin uzmanlarla beraber değerlendirilmesi ve sonuçların bir veri tabanında saklanması amaçlanmıştır. Bu çalışmayla Türkiye kıyılarının ayrı bir doğal değerine ve belki de ayrı bir doğal kaynağına dikkat çekilmek istenmiş, konuyla ilgili yeni araştırmalar için itici güç olmak hedeflenmiştir.

Giriş : Türkiye���deki en önemli karstik kuşak sayılabilecek Toroslar karst kuşağı yer yer Akdeniz kıyılarına kadar ulaşmakta ve deniz mağaralarının oluşumu için uygun bir jeoloji oluşturmaktadır. Orta Toroslar’da kaybolan yeraltı suları Akdeniz kıyılarında denize kavuşmakta ve çözünme mağaralarını denize kadar taşımaktadırlar. Kullanılabilir nitelikteki yeraltı sularının denize deşarjları da araştırmacıların ilgisini yıllardır çekmektedir. Ayrıca deniz mağaraları, jeolojik olarak geçmiş dönemlerden ipuçları taşıyan, hassas bir ekolojik dengeye sahip ve oluşumu milyonlarca yıl sürebilen, korunması çok önemli doğal değerler olarak ilgi beklemektedirler. Amaç ve gerekçeler: Denizaltındaki tatlısu kaynaklarının kökeni, saptanma yöntemleri ve su rejimi, karst hidrojeolojisi ve kıyısal hidroloji bakımından en zor sorunlardan biri olarak görülmüştür. Denizaltı kaynaklarından tatlısu temin etmek için, bunların jeolojik, hidrojeolojik ve hidrolojik özelliklerinin kapsamlı bir biçimde araştırılması gerekir. Bazı tatlısu kaynakları, bugün deniz kıyısında ya da birçoğu deniz altından girişli/çıkışlı olarak boşalmaktadır. Denizaltı mağaralarının oluşumunun anlaşılması yeraltı suları ve jeolojik araştırma konularına ışık tutabilir. Denizaltı mağaraları, aynı zamanda birçok sık rastlanılmayan ya da yalnızca başka habitatlarda görülebilen bazı türler için, sürekli ya da geçici bir barınak / sığınak işlevi görür (Örn. Monachus Monachus). Mağara dalıcıları biyolojiye de bu anlamda önemli katkılar sağlayabilirler. Mağara dalıcıları, sualtı mağara sisitemlerinin keşfi ve araştırılması yoluyla bugüne kadar, karst hidrojeolojisine büyük katkılar sağlamışlardır. Sistemlerin haritalandırılması, profil ve kesitlerinin çıkarılması, konduit mağaraların yeri ve morfolojisi konusunda çok önemli veriler sunmuşlardır. Pasajlardaki su hızları; yeraltına ya da denize boşalan sistemlerin debilerinin ölçümü, mağara dalıcıları tarafından gerçekleştirilebilmiştir. Mağara dalıcıları; renk, ısı, haloklin (samlkatman) tabakalarının derinlik ölçümleri, su izleme yöntemleri ve örneklemelerle yeraltısuyu kalitesi çalışmalarına katkıda bulunabilirler. Gönüllü ve eğitimli teknik dalıcılar, sualtı mağara sistemlerinin araştırılmasında, bilimcilerin en büyük destekçisi konumundadırlar. Uygun biçimde oluşmuş düşey şaftlardan içeri girebilecek iyi yetişmiş dalgıçlar (mağara dalıcıları), bu sistemlerin yatay ve dikey boyutlarını daha iyi inceleyebilir ve fotograflayabilir. Bu çalışmada, Türkiye’de speleolojik, jeolojik, hidrojeolojik ve ekolojik olarak önem taşıyan kıyı şeridinde nefesli ve aletli dalışlarla tarama yapılarak sualtı ve suüstü deniz mağaralarının belirlenmesi; oluşumları, yeraltı su sistemleri ile olan ilişkileri, ekolojik değerleri, fiziksel ve kimyasal özellikleri hakkında veri toplanması, bu verilerin uzmanlarla beraber değerlendirilmesi ve sonuçların bir veri tabanında saklanması amaçlanmıştır.


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

55

Kapsam: 1998 yılında DEMA projesinin ilk ayağı olarak Aydıncık-Taşucu bölgesi seçilmiştir. Aydıncık-Taşucu bölgesi, gerek karstik yapısı, gerek kuzey bölgesinde kaybolan yeraltı su varlığı, gerekse Akdeniz Fokları için yaşam alanı olması nedeniyle UKAM-Uluslararası Karst Su Kaynakları Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından önerilerek araştırma kapsamına alınmıştır. 2 yıllık vadede Fethiye, Foça, Karaburun ve Karadeniz bölgelerinde çalışmalara devam etmek hedeflenmektedir. Yöntem: Araştırma öncesinde bölge hakkında jeolojik yapı, hidrojeolojik özellikler, ekolojik değerler gibi konularda bilgi toplanmıştır. Bilgi toplanması aşamasında UKAM, ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü ve HÜMAK’tan (Hacettepe Üniversitesi Mağara Araştırma Kulubü) mağaracılarla beraber çalışılmış, yerel dalıcı ve balıkçılardan gelen istihbaratlar değerlendirilmiştir. Toplanan bilgiler yardımıyla bazı mağaralar doğrudan tespit edilmiş, bazı mağaralar ise nefesli ve aletli dalışlarla kıyı taranarak belirlenmiş ve GPS (küresel yerbelirleme cihazı) yardımıyla koordinatlar kaydedilmiştir. Dalışlar ve haritalama: Mağaralara yapılan dalışlar uluslararası standartlara uygun donanımla gerçekleştirilmiştir. Keşif ve hat çekme için giren ilk ekibin ardından, haritalama için ikinci dalıcı ekip mağara ölçümlerini almıştır (BCRA-3B). Üçüncü ekip ise mağaranın belgelenmesi amacıyla fotoğraf ve video çekimleri yapmıştır. Su analizleri: Mağara içindeki su kütlelerinin fiziksel ve kimyasal ölçümleri HYDROLAB cihazı ile yapılmıştır. Bu cihaz ile suyun iletkenlik, tuzluluk, pH, bulanıklık, oksijen, sıcaklık ve derinlik bilgileri belirlenmiştir. Bulgular: DEMA projesi kapsamında 1998 yılında araştırılan Aydıncık Taşucu yerleşimleri arasında kalan sahil kesimi yer yer karstlaşmaya uygun karbonatlı kayaçlardan oluşmaktadır. Kireçtaşı, dolomitik kireçtaşı, kristalize kireçtaşı ve karbonat çimentolu kireçtaşı breşi ve konglomera bu alanda kartlaşmaya uygun kaya birimlerini oluştururlar. DEMA projesi kapsamında araştırılan mağaralar karstlaşmalı kireçtaşı içinde oluşmuşlardır. Karstlaşma terim olarak karbonatlı (CO3) minerallerden oluşmuş kayaçlardaki (örn: kireçtaşı: CaCO3, dolomit: CaMg(CO3)2) karbonatın yeraltısuyunun içerdiği karbonik asit (H2CO3) tarafından kimyasal olarak çözünmesi işlemidir. Karstlaşma Anadolu’nun güney sahilleri boyunca batıda Muğla ve doğuda Hatay illeri arasında uzanan Toros dağ kuşağına ait jeolojik birimlerde yaygın olarak gözlenmektedir. Araştırma sırasında biri suüstü, dokuzu sualtı girişli toplam 10 adet mağaranın keşfi ve araştırılması yapılmıştır. Bunlardan Kaynar Mağarası ve Kubbe Mağarası’nda tatlı su varlığına rastlanmış, ayrıca Kubbe Mağarası’nda Akdeniz Fokları için uygun havalı bir salon bulunmuştur. En uzun mağara 84 metre yatay uzunluk ve yaklaşık 120 metre penetrasyonla Kaynar Mağarası, ikinci uzun mağara 58 metre yatay uzunluğuyla Eşkina Mağarası olmuştur. Tablo l’de bulunan mağaralar ve yerleri verilmiştir. Tablo l. Araştırma sırasında bulunan mağaralar ve koordinatları Mağara Adı Bölge Kaynar Mağarası Kurtini (Aydıncık) Kubbe Mağarası Kurtini (Aydıncık) Ayhan Mağarası Karabucak (Aydıncık) Aynalı Çarşı Kurtini (Aydıncık) Korsan Mağarası Kurtini-Karabucak (Aydıncık) Nergis Mağarası Nergis Adası (Aydıncık) Turgutlar Mağarası Sipahili Limanı (Aydıncık) Dana Adası Mağarası I Dana Adası (Taşucu) Dana Adası Mağarası II Dana Adası (Taşucu) Eşkina Mağarası Mavikent-Tisan arası (Taşucu)


56

3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

DEMA sırasında bulunan toplam 10 mağaranın tamamı ile ilgili bilgiler sayfa kısıtlaması nedeniyle bu bildiride yer alamamıştır. Ancak Kaynar ve Kubbe mağaraları hakkında detaylı bilgi takip eden bölümlerde verilmiş, diğer mağaralara daha yüzeysel değinilmiştir. l. Kaynar Mağarası Genel

Kimyasal Özellikler

Mağaranın Adı:

Kaynar Mağarası

Su sıcaklığı (ºC)

Bkz. Şekil 2

Bölge: Araştırma Tarihi: Enlem: Boylam:

Aydıncık-İçel 05/04/1998 N 36° (*) E 33°

pH iletkenlik (μS/cm) Tuzluluk (Kmg/1) Çözünmüş O2 (% sat)

Bkz. Şekil 3 Bkz. Şekil 4 Bkz. Şekil 4 Bkz. Şekil 5

Giriş Ağzı:

Sualtı

Çözünmüş O2 (mg/I)

Bkz. Şekil 5

Giriş Derinliği

7 metre

Diğer

Maksimum Derinlik:

33 metre

Mağaradan güçlü bir tatlı su deşarjına rastlanmıştır.

Toplam Uzunluk: Döşenen Hat: Flora-Fauna:

89 metre 105 metre

(*): Mağara dalışı çok özel eğitim gerektiren ve risk oranı en yüksek dalış kabul edilmektedir. Eğitimsiz ve bilinçsiz kişilerin mağaralara dalması ölümle sonuçlanan kazalara yol açabilir. Bu nedenle mağaraların kesin koordinattan burada verilmemiştir. Kaynar Mağarası 7 metreden sualtı girişli olarak gelişmiş bir mağaradır. Mağaranın ağzından denize doğru güçlü bir tatlı su çıkışı gözlemlenmiştir. Mağaranın içinde bulunan suyun kimyasal analizleri Şekil l, 2, 3, 4 ve 5’de verilmiştir. Giriş ağzının tabana yakın bölgesinde ise mağara içine doğru ikinci bir akıntı tespit edilmiş, ancak bu su girişinin tatlı su deşarjına bağlı yanıltıcı bir akım olduğu öngörülmüştür. Mağara girişinden itibaren tuzlu ve tatlı su girişimine bağlı görüntü bulanıklığına (halocyline) rastlanmıştır. Mağara içine doğru yaklaşık 20-25 metre devam eden bulanık katman daha ilerilerde yokolarak görüş mesafesi artmakta ve mağara çözünme mağarası görünümü vermektedir. Şekil 3 incelendiğinde mağaranın belli bir noktadan sonra tamamen tatlı su içerdiği görülmektedir. Kaynar Mağarası, DEMA projesinin 1.ayağında bulunup haritalanan en uzun mağaradır. Ancak mağaranın tamamı araştırılamamıştır. Derinlik-Zaman

Zaman Şekil l. Kaynar Mağarası Zaman-Derinlik Değişimi


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

Sıcaklık-Derinlik

Derinlik Şekil 2. Kaynar Mağarası Derinlik-Sıcaklık Değişimi

Şekil 3: Kaynar Mağarası Derinlik –pH Değişimi

Şekil 4. Kaynar Mağarası, Tuzluluk ve İletkenliğin Derinliğe Göre Değişimi

57


58

3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

Şekil 5. Kaynar Mağarası, Oksijen-Derinlik Değişimi

2. Kubbe Mağarası Genel

Kimyasal Özellikler

Mağaranın Adı: Bölge: Araştırma Tarihi:

Kubbe Mağarası Aydıncık-İçel 06/04/1998

Su sıcaklığı (°C) PH İletkenlik (μS/cm)

19.4/17.07* 7.44/8.41* 26327/ 52519*

Enlem: Boylam:

N 36° E 33°

Tuzluluk (Kmg/I) Çözünmüş O2 (% sat)

16.83/33.60* 54.43/78.7*

Giriş Ağzı:

Sualtı (iki giriş)

Çözünmüş O2 (mg/I)

3.64/5.38*

Giriş Derinliği

3 metre / 6.5 metre

Diğer

Maksimum Derinlik:

10 metre

Mağara içinde hava bulunan bir salona rastlanmış, ve salon içindeki suyun tatlısu olduğu tespit edilmiştir.

Toplam Uzunluk:

38 metre (iki kol)

Döşenen Hat: Flora-Fauna:

42 metre

(*): Tatlı ve tuzlu su değerleri. Kubbe Mağarası, iki ayrı sualtı giriş ağzına sahip, toplam 38 metre uzunluğunda bir mağaradır. Mağaranın son bölümünde hava içeren bir salona ulaşılmaktadır. Havalı salon tamamen tatlı su içermekte, ancak herhangi bir akıntı-deşarj hareketi bulunmamaktadır. Salon içinde kıyıda çakıl bir zemin bulunmamasına rağmen Akdeniz Fokları’nın kısa süreli barınma amaçlı kullanabilecekleri bir alan oluşturmaktadır.

3. Diğer Mağaralar:


59

3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

DEMA sırasında araştırma ve keşfi yapılmış diğer mağaralar ve temel özellikleri aşağıdaki tabloda verilmiştir. Mağaranın Adı

Bölge

Giriş Ağzı

Giriş Derinliği

Maksimum Derinlik

Toplam Uzunluk

Ayhan Mağarası Aynalı Çarşı Korsan Mağarası Nergis Mağarası Turgutlar Mağarası Dana Adası Mağarası I

Aydıncık Kurtini Karabucak Nergis Ad. Sipahili Dana Ad.

Sualtı Sualtı Suüstü Sualtı Suüstü Sualtı

27 metre 1 1 metre 1 8 metre 9 metre

29 metre 12.5 metre 1 8 metre 1 1 metre

26 metre 6 metre 32 metre 23 metre 36 metre 19 metre

Dana Adası Mağarası II Dana Ad.

Sualtı

9 metre

9 metre

33.5 metre

Eşkina Mağarası

Sualtı

9 metre

12 metre

58 metre

Mavikent

Ayhan Mağarasında suyun kimyasal değerleri incelendiğinde mağaranın tamamen deniz suyu ile dolu olduğu anlaşılmaktadır. Giriş derinliğinin 27 metre olması ve mağara zemininde sualtı tozu bulunması nedeniyle dalınması ve araştırılması oldukça tehlikeli bir mağaradır. Korsan Mağarası yöre halkı tarafından bilmen bir mağaradır. Mağara suüstü giriş ağzına sahip ve büyük kısmı suüstünde devam etmektedir. Bu mağarada yüzeysel bir çalışma yapılarak envantere dahil edilmiştir. Nergis Mağarası biri 18 metreden, diğeri 3 metreden olmak üzere iki sualtı giriş ağzına sahip, tamamı deniz suyu ile dolu bir mağaradır. Büyük hacmine rağmen toplam uzunluk olarak kısa bir mağaradır. Turgutlar, oldukça büyük bir suüstü giriş ağzına sahip olan, toplam uzunluğu 36 metre olan bir mağaradır. Mağarada 10-15 adet göçmen-Lessepsian balığa rastlanmıştır. Dana Adası Mağaraları, Taşucu’nun Güney-Batısında yer alan Dana Adası’nın Doğu yakasında 9 metreden sualtı girişli olarak gelişmiş mağaralardır. Deniz zemininde birbirlerine komşu olarak duran bu mağaraların hem çözünme hem de aşınma yoluyla oluşmuş birer deniz mağarası olduğunu söylemek mümkündür. Mağaraların ağızlarında fosforlu renklerde 5-6 adet anemon spinograf gözlenmiş ve belgelenmiştir. Mağaraların zemininde oldukça ince sualtı tozu bulunmakta ve kolayca harekete geçerek görüşü azaltmaktadır. Eşkina Mağarası, toplam 58 metrelik uzunluğuyla DEMA süresince keşfi ve araştırması yapılan ikinci en uzun mağara olmuştur. Oluşumunun tamamen çözünme ile olduğu tahmin edilmektedir. Yaklaşık 2.5 metre genişliğinde tek bir koldan oluşan mağara yatay bir gelişim göstermektedir. Mağara içinde yalnızca tuzlu sudan oluşan tek bir su kütlesi bulunmaktadır. Adını, içinde yaşıyan 3-4 adet eşkina balığından almıştır. Sonuçlar: Dema projesi kapsamında haritalanan kıyı ve deniz altı mağaralarına ait verilerin incelenmesi sonucunda bu mağaraların oluşumunun aşağıda özetlenen senaryoya uygun biçimde geliştiği anlaşılmıştır: i) Mağaraların tamamına yakın bölümü karbonatlı kayacın karbonik asit içeren tatlı su ve tatlı-tuzlu su karışımı tarafından kimyasal aşınma yoluyla oluşmuştur, ii) Mağaraların denize yakın olan ağız kesimlerinde dalga etkisiyle mekanik aşınmanın oldukça sınırlı düzeyde olduğu gözlenmektedir, iii) Mağaraların yatay ve düşey yöndeki gelişimleri büyük oranda karbonatlı kayaç içerisinde suyun hareketini kolaylaştıran kırık-çatlak zonlarının geometrisine bağlıdır, iv) Araştırılan mağaraların giriş ağzı derinlikleri -10m ile -30m dolayındadır. Mağaraların giriş ağız kotları litolojik-tektonik vb. Faktörler tarafından da denetlenmekle birlikte büyük oranda mağara oluşum dönemi boyunca hakim deniz seviyesi tarafından denetlenirler. Bu nedenle, -10m ve -30m derinliklerinin geçmişte Akdeniz’in bu kesiminde etkin deniz seviyesi kotlarını (sea level stands) oluşturdukları söylenebilir. Diğer bir deyişle, söz konusu derinlikler jeolojik geçmişte buzul çağları boyunca deniz seviyesi alçalmasının açık kanıtlarını oluşturmaktadır.


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

60

v) Araştırılan mağaraların bir kısmında mağara gelişiminin düşey yönde değişim gösterdiği gözlenmektedir. Bu durum, söz konusu mağaraların oluşumunda birden fazla gelişim fazının etkili olduğuna işaret etmektedir. Diğer bir deyişle, bir kısım mağaraların gelişimi iklim değişiklerine bağlı olarak oluşan deniz seviyesi değişimlerine uyum sağlayarak süreklilik göstermiştir, vi) İncelenen mağaraların büyük bölümünde mağara oluşumunu sağlayan kimyasal çözünme karadan denize doğru hareket eden düşük yoğunluktaki tatlı suyun (yeraltısuyunun) yüksek yoğunluktaki deniz suyu ile temas yüzeyi boyunca gelişmiştir. Termodinamik nedenlerden dolayı tatlı su ile deniz suyunun teması ile oluşan karışım suyu kimyasal açıdan agresif (çözücü) bir yapı kazanmakta ve karbonatlı kayacın temas yüzeyi boyunca çözünmesini sağlamaktadır. Ayrıca araştırılan mağaralardan ikisinin (Kubbe, Korsan) hava içeren pasajlarıyla Akdeniz Foku için yaşam alanı oluşturması, birinin (Turgutlar) göçmen-Lessepsian balıkları içinde bulundurması bu mağaraların sadece jeolojik değil, aynı zamanda ekolojik açıdan da önemini göstermektedir. Deniz mağaraları, Türkiye kıyılarında hem bilimselveriler içeren, hem biolojik-ekolojik olarak önemli işlevleri bulunan hem de doğal güzellikleriyle korunma ve ilgi bekleyen çok hassas ve önemli değerlerimizdir. Teşekkür: Bu çalışmada bize destek olan HÜMAK, Aydıncık Belediyesi, Doç. Dr. Ali Cemal Gücü ve Araş. Gör. Hasan Örek’e teşekkürlerimizi sunarız.

Mağara Araştırma Derneği Mağara Dalış Grubu


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

61

Tulga ŞENER Mağara Araştırma Derneği (MAD) Ankara Özet Mağara Araştırma Derneği bünyesinde bir mağara dalış grubu kurma çabalarımız iki yıl öncesine dayanmaktadır. Öncelikle teorik bilgi birikiminin arttırılması amacıyla kaynak derlenmiş ve açık su dalış sayımızı arttırmak amacıyla da deniz ve göl dalışları yapılmıştır. Bir yandan da mağara dalışı için gerekli malzemeler araştırılmış ve eksikler tamamlanmıştır. 1998 yılı Ekim ayında 3 arkadaşımız Macaristan’da mağara dalış kursuna katılarak NAU1 Mağara Dalgıcı sertifikası almışlardır. Bu sunumda 5 kişiden oluşan mağara dalış grubu ve çalışmaları anlatılmıştır.

Bu sunumda sizlere, birkaç yıldır oluşturmaya çalıştığımız, Mağara Araştırma Derneği Mağara Dalış Grubu ve çalışmalarından sözedeceğim. Mağaracılığa ilk başladığımız yıllarda daha çok yatay mağaralara etkinlik düzenliyorduk. Bu MAD’ın eskileri diyebileceğimiz bir çok arkadaş için böyle olmuştur. İlk zamanlarda mağaranın sonundaki daha doğrusu bizim için son olan yerdeki göller sadece dönüş zamanını ifade ediyordu. Gerçekten de Türk mağaracıları için sifon mağaranın sonu sayılıyordu. Daha sonra benzer mağaraların sayısı arttıkça ve biraz da okudukça, aslında bu sonların bir başlangıç olduğunu öğrendik. Hatta bazı göller o kadar berraktı ki fener ışığıyla mağaranın gölden sonra da devam ettiği anlaşılıyordu. Bunlara sifon dendiğini, yabancıların, mağaracılığın bu alt dalında bir hayli ileri olduklarını öğrendik Yabancı mağaracılar ülkemizde de çok sayıda mağaraya dalmış, birçok mağara bu dalışlar sonrası çok uzun rakamlara ulaşmıştı. Bizde de birşeyler yapılmalıydı. Sanırım bir çoğunuz da sifonla sonlanan bir mağarada, mağaranın devam ettiğini, en azından devam edebileceğini bildiğiniz halde dönmenin burukluğunu da yaşamışınızdır. 5 yıl önce derneğimizde bir dalış öğrenme furyası başlamıştı ve derneğimizin bir çok üyesi gibi biz de bu furyanın içinde dalış kursları almıştık. Daha o zamandan malzemelerimizi hep mağara dalışına uygun seçmeye çalışıyorduk. Bu arada Fransız, Belçikalı, İngiliz mağara dalgıçları ülkemizde cirit atıyor, her geçen gün önemli mağara sistemleri keşfediliyordu. Neden olmasın diyorduk ancak nereden başlayacağımızı da bilmiyorduk. Konuyla ilgili danışabileceğimiz hemen hemen hiç kimse de yoktu. İşe ilgili yayınları toplamakla başladık, internet aracılığıyla mağara dalışı ile ilgili yayınları derleyip Amerika ve Avrupa’daki hemen hemen tüm mağara dalış kitaplarını getirttik. Okuduğumuz birçok makalede mağara dalışının daha doğrusu sifon dalışının, kuru mağaracılığın bir uzantısı olduğu, kuru mağaracılık tecrübesinin de en az dalış tecrübesi kadar önemli olduğu söyleniyordu. Kuru mağaracılık tecrübesine diyecek birşey yoktu. Ancak dalış sayılarımız yetersizdi. Göl ve deniz dalışları yaparak dalış sayılarımızı dolayısıyla açıksu dalış tecrübemizi arttırdık Bu arada, güvenli ve etkin mağara dalışı için gerekli olan malzemeleri belirlemeye, eksik olanlarını da tamamlamaya çalıştık (Orkun Pekşen arkadaşımızın malzeme temini konusundaki çabalarını da takdir etmeden geçemeyeceğim). İki yıl sonunda biraz yavaş da olsa, kuru elbise de dahil yaklaşık 5 kişilik grubun tüm malzemeleri tamamlanmıştı. Sıra formal bir eğitim almaya gelmişti, internet aracılığıyla birçok kurumla yazışıldı. Sifon dalışında Avrupa ülkelerinin Amerika’dan daha tecrübeliydi ve Amerika’da benzer kurslar oldukça pahalıydı. İtalyan arkadaşlarımız aracılığıyla 1998 yazında Türkiye’de iki İtalyan mağara dalış eğitmeninin vereceği bir kurs organize edildi. Ancak bu kişilerden birinin ayağı kırılınca kurs iptal edildi. Bu olaydan sonra Macaristan’da bir kurs ayarlandı. 21-29 Ekim 1999 tarihlerinde ben ve iki arkadaşım Macaristan’daki kursa katıldık. Kurs sırasında iki farklı mağaranın 20-100 m. arasında değişen sifonlarında eğitim aldık. Kurs sonunda ise NAUI Mağara dalgıcı sertifikası almaya hak kazandık. Dönünce hemen minik bir toplantı yaparak, 1999 yazına kadar yapacağımız etkinlikleri planladık. Kursa katılmayan arkadaşlarımızla baraj gölünde ve mağara içi göllerde dalışlar yaparak öğrendiklerimizi aktarmaya çalıştık. İşe yabancılar tarafından haritası çıkarılmış sifonlara dalarak başlayacaktık. İlk olarak ta Antalya Kırkgöz Kaynakları’nı seçtik. 1999 yazına kadar, bilinen mağaralarda tecrübemizi arttırmaya yönelik dalışlar ve daha sonra da belirlediğimiz mağaralarda ilk araştırma dalışlarımızı yapmaya karar verdik. Bu arada sifonla sonlanan mağaraları belirlemeye yönelik bir çalışma gerçekleştirdik. MAD MAĞARA DALIŞ GRUBU ETKİNLİKLERİ


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

62

*KESİKKÖPRÜ BARAJ GÖLÜ DALIŞLARI Ankara’ya 110 km. uzaklıktaki Kesikköprü Baraj Gölü’nde tatlısu dalış sayılarımızı arttırmak amacıyla haftasonlarında gece ve gündüz dalışları yapıldı. Gölün tabanının balçık olması ve suyun çok kolay bulanması mağara ortamına benzer bir ortam yaratmaktadır. Bu yüzden de eğitim amaçlı dalışlar için oldukça uygundur. Gölde haftasonu yapılan dalışlarda hat kurma, hattı maskeli ve maskesiz takip etme ve tabanda yürüme teknikleri gibi çalışmalar yapıldı. *KIZILCA MAĞARASI Mağara Konya - Beyşehir - Kızılca köyü yakınlarında yeralan kaynak konumlu bir mağaradır. Mağarada girişten hemen sonra başlayan ilk gölden sonra hem üstten hem de sualtından bağlantılı olacak şekilde ikinci bir göl başlamaktadır. Bu iki gölde tüm duvarlar araştırılmış ancak bir geçiş bulunamamıştır. Su sıcaklığı 7 derece olan mağarada taban çamurdur ve maksimum derinlik 6 m.dir. Bu mağarada 2 gün boyunca toplam 12 dalış gerçekleştirilmiştir. Mağarada özellikle hat kurma çalışmaları yapılmıştır. *MENCİLİS MAĞARASI Mencilis Mağarası hepimizin çok yakından tanıdığı mağaralardan biridir. Mağaranın ilk sifonunda eğitim amaçlı dalışlar gerçekleştirdik. Bu mağara fransız mağara dalgıçtan tarafından araştırılmış ve haritalanmıştır. Bu sifon mağaranın su çıkan, demir parmaklıklarla örülü ağzından yaklaşık 10 metre sonra başlamaktadır. İlk sifon yaklaşık 80 metre uzunluğundadır ve maksimum derinlik 8 metredir. Görüşün asılı partiküller nedeniyle çok iyi olmadığı mağarada su sıcaklığı 9 derecedir. Mağarada hat kurma ve hattı takip etme, hat toplama çalışmaları yapıldı. *İNSUYU MAĞARASI Burdur İnsuyu mağarası turizme açık durumda olan mağaralarımızdan biridir. Bu mağaranın yeni bulunan galerilerini araştırmak amacıyla düzenlediğinıiz etkinlikte dalış grubumuz da eğitim amaçlı dalışlar gerçekleştirdi. Dalışlar mağaranın turizme açık olan bölümünün sonunda seyir terasından bakıldığında görülen gölde yapıldı. Gölde yaklaşık olarak seyir terasının altına doğru ilerleyen ve 22 m. derinliğe kadar ulaşan geniş bir salon bulundu. Ayrıca 9 m.den başlayıp aşağıya doğru ilerleyen dar çatlakların varlığı gözlendi. Bu çatlaklardan bazılarına kısa penetrasyonlar yapılmaya çalışıldı. Ancak görüşün çok kötü olması nedeniyle geri dönüldü. İnsuyu Mağarasında toplam 14 dalış gerçekleştirildi. *KIRKGÖZ KAYNAKLARI Antalya Kırkgöz l Kaynağı daha önce iki yabancı grup tarafından araştırılmış ve haritası çıkarılmıştı. Mağarada maksimum 10 m. derinliğe iniliyordu. Kaynak konumundaki mağaranın üstünde mağaracıların çok iyi bildikleri Tabak I Mağarası bulunuyordu. Mağarada daha önceki gruplardan kalan biri çelik tel olmak üzere 2 sabit hat bulunuyordu. Görüşün ve su sıcaklığının oldukça iyi olduğu mağarada hat kurma çalışmaları yapıldı. Mağara içinde üç yerde hava dolu küçük odacıklara çıkılıyordu. Duvarları Tabak I Mağarasında gördüğümüz üst üste dizilmiş tabak görünümündeki oluşumlarla kaplı olan mağara içindeki ve dışındaki suda su yılanı kaplumbağa ve çok sayıda balığa rastlandı. Mağaraya iki gün boyunca ikişerli gruplar halinde 9 giriş yapıldı. *GÜVERCİNKAYA MAĞARASI Mağara Çanakkale Bayramiç Evciler kasabası yakınında Kazdağlarının eteğinde bulunmaktadır. Kaynak konumudaki mağaradan her mevsim su çıkışı olmaktadır. Mağara yoldan yaklaşık 150 m. yüksekte bulunmaktadır ve tüm malzemenin buraya çıkarılması bir tam günümüzü almıştır. Mağaranın biri suyun çıktığı iki girişi vardır. Girişten yaklaşık 75 m. sonra sifonla karşılaşılmaktadır. Su sıcaklığı 7 derecedir. Sifon 1.5x 2 m. genişliğindedir ve yaklaşık 10 m. hafîf meyille devam etmekte ve geniş bir salona ulaşılmaktadır. Bu salondan sonra giriş yönüyle 90 derece açı yapacak şekilde sola bir kol ayrılmakta kısa bir süre sonra küçük bir hava boşluğuna çıkalabilmektedir. Bu galeride de 30 m.lik bir penetrasyon yapılmıştır. Mağaranın üstünde Subatan Yaylası’nda bir su girişi bulunmaktadır. Mağaranın bu düdenle bağlantılı olabileceğini düşünmekteyiz. Bu mağaradaki etkinlik zaman yetersizliği nedeniyle başka bir tarihe bırakıldı. *KUYUCAK I MAĞARASI


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

63

Akseki-Kuyucağa 5 km uzaklıkta kamp yaptığımız dağın eteğinde yaklaşık 2x2 m.lik giriş ağzı olan ve hemen suyla başlayan küçük bir mağara bulduk. Bu mağaraya yapılan iki dalışla mağaranın -9m.ye kadar hafif bir eğimle ve daralarak indiğini gözledik. Son noktada insan geçişine olanak vermeyecek şekilde daraldığından geri dönüldü. Görüşün son derece kötü olduğu mağarada yaklaşık 30 m.lik penetrasyon yapıldı. *SUBAŞI MAĞARASI Akseki-Kuyucağa 5 km. mesafede bulunan alabalık çiftliğinin hemen yanındadır. Mağaranın biri suyun çıktığı diğeri ise fosil iki girişi mevcuttur. Fosil girişe Kuyucak belediyesince bir kapı yaptırılmış ve mağaranın 75 m.lik kısmı ışıklandırılmıştır. Fosil giriş bir süre sonra suya ulaşmaktadır. Daha sonra mağara yukarıya doğru devam etmekte ve iki şelale tırmanıldıktan sonra yaklaşık 250. Metrede sifonla sonlanmaktadır. Mağaradaki çalışma göle kadar malzeme taşımak amacıyla yapılan iki girişle başladı. Daha sonra yapılan girişte gölde bırakılan malzemeler kuşanılmış ve dalışa geçilmiştir. Su sıcaklığının 7 derece olduğu gölden sonra, 4 m derinlikte ve yaklaşık 10 m. uzunluğunda bir sifon geçildikten sonra geniş bir salonla birlikte havaya ulaşılmaktadır. Bu gölden sonra diğer bir sifon daha başlamaktadır. Bu sifona da dalınmış ve yaklaşık 80 m.lik bir penetrasyon yapılmıştır. Makaradaki ipin bitmesi nedeniyle dalış sonlandırılmıştır. Bu bölümün devanı ettiği ve sağlı sollu kolların varlığı gözlenmiştir. Dalış sistemi olarak da Avrupa mağara dalış ekolünün tercih ettiği çift bağımsız tank sistemini kullanmaktayız. Mağaranın geniş ya da dar oluşuna göre de yana ya da sırta monte konfigürasyonları kullanabilmekteyiz. Dalışlarımızı buddy sistemi yani iki kişilik ekipler halinde gerçekleştirmekteyiz. Başlangıç dalışlarımız için kendimize 25 m.lik bir derinlik ve 30 dakikalık bir toplam dalış süresi sınırı koyduk. Bu sınırları aşmamaya özen gösteriyoruz. Dalış noktasında tam donanımlı bir arkadaşımız da acil durum olasılığı için hazır beklemekte. Özellikle şu aşamada risk almamaya çalışıyoruz. Görüşün kaybolması ya da azalması durumlarında sonlandırdığımız dalışlarımız oldu. Yine çok dar çatlaklara girmek ya da su altında malzeme çıkarımı gibi işlere şu an için girmiyoruz. MAD Mağara Dalış Grubu olarak eksiklerimizin farkındayız. Bunları, hızla kapatmak için çalışmaktayız. Biraz önce de belirttiğim gibi özellikle belgeleme konusunda eksiklerimiz var. Sualtı video kamera ve fotoğraf makinası alma çabalarımız mevcut. Gelecek toplantılarda daha kapsamlı araştırma sonuçlan ve daha iyi görüntüler sunmak dileğiyle.


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

Keşfedildiğinden Günümüze İnsuyu Mağarası Lütfı NAZİK MTA Genel Müdürlüğü Jeoloji Etütleri Dairesi 06520 Balgat Ankara Özet Burdur-Antalya karayolunun 13.kilometresinde, Çine ve Mandıra ovalan ile Kretase yaşlı kireçtaşlarından oluşan yüksek dağlık alanın kesişim noktasında yer alan İnsuyu Mağarası, 1954 yılında bulunarak, 1965’de turizme açılmıştır. İnsuyu Mağarası ülkemizde turizme açılan ilk mağara unvanına sahiptir. Hidrolojik olarak salınım zonunda bulunan mağara, bütünüyle yatay uzanımdadır. Mağara birbirini kesen doğu-batı ve kuzeydoğu-güneybatı yönlü faylara bağlı olarak üç bölümden (maden suyunun geldiği doğu-batı yönlü galeri, turizme açılan damlataşlarla kaplı bölüm ve taban suyunun alçalması sonucu yeni keşfedilen büyük çöküntü salonu ve galerilerden oluşan bölüm) oluşmuştur. İlk keşfedildiği 1954’den günümüze kadar, yerli ve yabancı çok sayıda mağaracının incelemelerde bulunduğu İnsuyu Mağarası’nın oluşum ve gelişim özelliklerini belirleyecek ve birbirini bütünleyen ayrıntılı bir çalışma yapılmamıştır. İçindeki damlataşlar ve yeraltı göllerinin güzelliği nedeniyle “birinci sınıf turistik mağara” özelliğindeki İnsuyu; gerek inşaat ve gerekse kullanım aşamasında, koruma ve kullanım yöntemlerinin belirlendiği “Uygulama Projesi”nin yapılmaması nedeniyle, büyük bir tahribat ve bozulmaya uğramıştır. Özellikle, gerek doğrudan ve gerekse dolaylı olarak mağarayı yıkıma uğratan ve kullanımdan kaynaklanan sorunların çözümünden çok, kişisel veya grup olarak “üstünlük sağlama” kolaycılığına kaçılmıştır.

64


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

65

Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Mağaralar Uğur Murat LELOĞLU, Mağara Araştırma Derneği (MAD) leloglu@bilten.metu.edu.tr Ankara Özet 1611 Yılında doğan Evliya Çelebi 50 yıldan uzun bir süre Osmanlı toprakları başta olmak üzere geniş bir coğrafyayı dolaşmış ve izlenimlerini kendine has üslubu ile 10 ciltlik seyahatnamesinde toplamıştır. Evliya Çelebi, gördüğü yerlerdeki mağaraları, bazılarının özelliklerini ve mağaralarla ilgili bazı inanışları da kaydetmiştir. Bu çalışmada, Seyahatname’de bulunan mağaralar ile ilgili bilgiler derlenmiş ve yorumlanmıştır. Seyahatname’de içinden dereler çıkanlar da dahil olmak üzere çok sayıda mağaradan bahsedilmektedir. Bunlardan Türkiye sınırları içinde kalan bazıları, bugün dahi mağaracılık çevrelerinde bilinmemektedir. Bunların araştırılması Türk mağaracılığına yeni mağaralar kazandırabilir. Evliya Çelebi’nin kaydettiği bilgilerin nitelikleri dikkate alındığında, kendisinin ilk Türk mağaracısı olduğu söylenebilir.

Abstract Evliya Çelebi, born in 1611, has travelled throughout a very large geography, mostly the territory of the Ottoman Empire, for more that 50 years and he has recorded his impressions in his travel book of 10 volumes with his characteristic style. Evliya Çelebi has also written down information about the caves he has seen, with sometimes properties of the caves and local beliefs about those caves. In this work, the information in the Travel Book related to caves is compiled and interpreted. In the Travel Book, he mentions a great number of caves including some large resurgences?. Some of them, who are located in Turkey, are still not known by the Turkish cavers community. Exploration of them may result in new caves. When we consider the volume and the quality of the information he has recorded about caves, we can designate him as the first Turkish caver.

Résumé Evliya Çelebi, né á 1611, a voyagé partout dans une géographie très grande, la plupart du temps le territoire de l’empire Ottoman, pendant plus que 50 ans et il a enregistré ses impressions en son livre de voyage de 10 volumes avec son style caractéristique. Evliya Çelebi a également noté des informations sur les grottes qu’il a vues, avec parfois des propriétés des cavernes et de la croyance locale au sujet de ces grottes. Dans ce travail, l’information dans le livre de voyage lié aux grottes est compilée et interprétée. Dans le livre de voyage, il mentionne un grand nombre de grottes comprenant quelques grandes résurgences. Certains d’entre elles, qui sont situées en Turquie, ne sont toujours pas connus par la communauté turque de speleologues. Leur exploration peut avoir comme conséquence de nouvelles grottes. En considérant le volume et le qualité d’information qu’il a enregistrée au sujet des grottes, nous pouvons l’indiquer comme le premier speleologue turc.

Giriş Mağaracılığın ileri olduğu ülkelerde mağaracılığın tarihi de önemli bir araştırma alanıdır. Mağaracılığın yeni gelişmeye başladığı ülkemizde ise bu konudaki çalışmalar yok denecek kadar azdır. Bu çalışma ile hem mağaracılığın tarihi konusunda ilerideki çalışmaların önünün açılması, hem de günümüz için yararlı bilgiler elde edilmesi hedeflenmiştir. Seyahatname’de mağaralar ile ilgili kısımlar derlenerek araştırmacıların dikkatine sunulmuştur. Evliya Çelebi’nin aktardığı bilgiler dikkate alınarak, kendisinin ilk Türk mağaracısı olarak kabul edilmesi de önerilmiştir. Evliya Çelebi 1611 yılında İstanbul’da Unkapanı’nda doğmuştur. Babası saray kuyumcubaşısı Derviş Mehmed Zılli Efendi’dir. Çok iyi bir eğitim görmüştür. Güzel bir sesi olduğu ve müzik eğitimi aldığı, hattatlık ve nakkaşlık yaptığı ve iyi silah kullandığı bilinir. 50 yıldan uzun bir süre, çoğunlukla resmi görevli olarak, tüm Osmanlı topraklarını ve pek çok komşu ülkeyi gezmiştir. Gördüklerini 10 ciltlik Seyahatname’sinde toplamıştır. Çok akıcı ve sürükleyici bir anlatımı vardır. Yazdıklarını ilginç hale getirmek için bazı olağanüstü hikayeler ile de süslemiştir. Çok kuvvetli bir mizah duygusu vardır. 1682 yılında İstanbul’da veya Mısır’da öldüğü sanılmaktadır.


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

66

Tarama Sonuçları Tarama için Seyahatname’nin sadeleştirilmiş bir baskısı kullanıldı [1]. Mağaralar ile uzaktan veya yakından ilgili tüm bölümler alıntılanmıştır. Ancak metnin uzunluğu dikkate alındığında, gözden kaçmış bölümler olabileceği de akılda bulundurulmalıdır. Alıntılar italik harflerle yazılmış, cilt ve sayfa numarası her alıntının başında koyu harflerle belirtilmiştir. Ayrıca, yer veya konu da sayfa numarasının yanına yazılmıştır. Tarafımızdan yapılan yorumlar ise aralarda normal harflerle dizilmiştir. 1.24 İstanbul Demirkapı’dan saman ve kömür döküp Tuna değirmenlerinden, Pınarhisar’dan ve Çekmece göllerinden de saman ve kömür çıktığı “Tuhfe” adlı tarih kitabında anlatılır. İstanbul ile Çatalca arasında Azadlı adlı köydeki yüksek kayaların delindiği yerlerde Tuna Nehri’nin aktığı yerlerin izleri görülür. Meşaleler yakıp atlarımız ile o mağaraların içinde bir saat kadar Kuzey yönüne doğru gidip gördük. İçerideki güvercin büyüklüğündeki yarasalardan ve pis kokulardan dolayı geri dönüp dışarı çıktık. Bahsedilen mağara Yarımburgaz Mağarası olmalıdır. Yaklaşık 1 km boyunda olan bu mağara epey geniştir ve genelde Kuzey yönünde ilerlemektedir. 1.29 Eshab-ı Kehf (Mağara eshabı) olayı … 2.377 Bursa Uludağ En tepesinde bir mezar vardır. Dört tarafının iri taşlarla çevrilmesinden büyük bir adam mezarı olduğu anlaşılır. … Bu mezarın yakınında yeraltında bir mağara vardır. Yokuş aşağı hayli gider bir karanlık mağaradır. İçinde yetmiş seksen kadar mağara vardır. Kefere zemanında İstanbul’da Ayasofya kubbesinin üstünden papaslar uçarak bu mağaralarda otururlarmış. Bazı kayalarda ikibin yıllık tarihi yazılar vardır. … yokuş aşağı oniki saatte Kadı Yaylası … 2.494 Zağa Deresi, Şebinkarahisar, [Akıncılar Köyü civarında olmalı] Onların rivayetine göre eski zamanda bu kayada bir hazine varmış. Mağarasının kapısından içeri bakıldığı vakit cenher, altın, gümüş ve eşyalar açık seçik görülürmüş. Ama mağaranın kapısında iki kılıç varmış ki, biri iner diğeri çıkarmış. Çeşitli defa bu kılıçların önüne gemi direkleri koymuşlar, hıyar gibi kesip atmış. Arif-I billahlardan birisi gelip, ilim ile bu hazineyi açmış. Mağara yerinde ise de hazinenin yerinde yeller esmiş! Yakınında çok acaip bir tılsım var dediler. Fakat ben görmedim. 2.565 Baku, Azerbeycan Daha nice yerlerde kaya ve mağaralarda neft madenleri varmış. Ama gördüklerimiz bunlardır. 2.581 Erzurum, Umudum Köyü [Ayrıca 3.810’a bakınız] Umudum Dede Köyü’ne geldik. Yüksek bir dağın eteğinde yüz evli mamur bir köydür. Bu köy Fırat Nehri’nin çıktığı yerde kurulmuştur. İşte meşhur Fırat Nehri bu köy civarında büyük bir mağaradan doğar. Bu köy bugün de aynı adı taşımaktadır. Bölge Mağara Araştırma Derneği tarafından 2000 Baharı’nda araştırılacaktır. 2.616 Mübarek Köyü, Kemah, Erzincan Allah’ın hikmeti bu mübarek köydeki mağaraların içinden Temmuz ayında akan tatlı sular donup buz olur. Halbuki kış günleri hamam suyundan daha ılık olur. Bütün vilayet halkı katık peyniri dedikleri peynirlerini bu mağaralarda saklarlar. Böyle soğuk bir mahzerdir. 2.661 Istanoz Kasabası, Ankara Mağaralar var ki içine bin adet at bağlansa alır. İstanoz (Stanos) Kasabası, Sincan’a 10 km mesafede bugün Yenikent adı ile bilinen yerdir. 3.763 Kardağı, Cebelüs-Selc, Suriye


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

67

Bu dağa bitişik büyük bir dağ daha vardır. Bunda bir mağara bulunur. … Şam Halkı, Hz. Meryem’in Hz. İsa’yı bu mağarada doğurduğunu söylerler. … Lakin, büyükler ve tefsirciler ve Yunanlılar’dan Yenvan Tarihi’nin yazarı Hz. İsa’nın Kudüs yakınlarında Beyt-ül-Lahn denilen yerde ana rahminden çıktığını ispat ediyorlar. 3.775 Nakura Dağı (Akdeniz kıyısında, Şam’a üç gün uzaklıkta) Öyle mağaralı kayaları vardır ki, içine yirmişer bin atlı kimse kirse “Yerimiz dardır” demezler. 3.785 Akka Limanı Allah teala bu Semud Kavmi’ne gök gürültüsü ve yıldırım azabı gönderip … kayalar içinde oyulmuş olan mağara evleri yıkılmıştı. Hala kapıların üst eşikleri, kayadan oyulmuş tavanları, yük ve dolapları yere geçmiş olup kimi baş aşağı, kimi yan üzeri yatar haldedir. Burada bahsedilen olay şiddetli bir deprem olmalıdır. Günümüzde bile deprem gibi doğa olaylarının metafizik yorumları geniş kabul görebilmektedir. Depremin yukarıdaki gibi yorumlanmış olması doğal karşılanmalıdır. 3.788 Mağar Köyü, Safed Halkı hep mağaralarda otururlarmış. 3.795 Hz. Lokman Ziyaret Yeri, Remle Kalesi, Lut Gölü yakınında Lokman … Said toprağında Asvan Şehri’nde Hz. İdris’in mağarası içinde uzun zaman kaldı. Ben bu mağarayı gördüm. Allah’ın hikmeti hala mağara içinde zencefil, tarçın, karanfil, besbase, kebale ve kakule kokusundan insanın dimağı kokulanır. 3.798 Übülle, Gazze, Filistin Bu sahrada beş aded güzel pınar akar. Bunlara Ayn-ı Seccan (Seccan Pınarı) derler. Kış mevsiminde suları oldukça bollaşır. Akan sular bir çukurda kaybolur. 3.810 Erzurum [Ayrıca 2.581’a bakınız] Erzurum tarafına seyahat ettiğimizde bu Fırat Nehri’nin doğuş yeri olan kayanın, Erzurum’un iki menzil kuzeyinde Gürcistan Boğazı’nda bulunan Dumlu Baba Türbesi yakınında bir mağarada olduğunu … anlatmış idik. 3.816 Urfa’nın hanları Samsad Kapısı’ndan dışarıda mağaralardan hanlar vardır ki her biri beşer altışar yüz at alır. On adet kudret eli ile kayadan oyulmuş, benzeri olmayan kervansarayları da vardır. Bunların içinde insan kaybolur. Allah’ın şaşılacak hikmetidir ki bu mağaralar Temmuz ayında serin ve belki soğuk olup kışın ise hamam gibi ) olurlar. 3.818 Damlacık Dağı, Urfa Urfa Kalesi’nin doğu tarafında Damlacık adında yüksek bir dağ vardır. Lanetli Nemrud’un yayladaki merkezi imiş. Bunun eteğinde ve şehir içinde binlerce mağaralar vardır ki her birinde ikişer üçer yüz at ve başka hayvanlar yatar. Binlerce Arap ve Kürt konar, göçer. Mağaraların birinde İbrahim Halil Makamı vardır. Nurlu bir mağara olup kavisli bir kapısı bulunur. Nemrud, Hz. İbrahim’i ateşe atmazdan önce bir mağaraya aç ve susuz kalsın diye hapseder. Allah’ın hikmeti, mağaranın bir tarafından ince bir su akmaya başlar. Bu mucizeyi gören nice kafir islam ile şereflenip mesud olurlar. Hala o mağarada İbrahim Halil Makamı’ndan o temiz su akmaktadır. Her kim ki bu sudan içse koyun eti yemiş kadar güçlü olur. 3.819 Urfa Bu Urfa Şehri kayalarında büyük mağaraların çok olmasına sebeb, kafırler zamanında her birinin bir çeşit puthane olmasıdır. Her birinde binlerce rahip dolu imiş. Her bir mağaranın birer çeşit ziyareti olurmuş. 3.846 Elbistan Eshab-ı Kehf Dağı vardır. Şehir dışında bir hayli mesafede Eshab-ı Kehf ziyaret yeri vardır. Fakat bu mağaradan öyle köpek sesi gelmez.Ben şimdilik Eshab-ı kehf’i üç yerde ziyaret ettim. Hangisinin doğru olduğu belli değildir. 3.857 Divrik, Sivas Yenvan Tarihi’nde anlatıldığına göre … Divrik adında bir dev vardı. … yakalanıp nice sene bu Divrik kayasında bir mağarada hapis kalmıştır. 3.870 Muş


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

68

Şerefname Tarihi’nin yazdığına göre … Sübhan Dağı’nda hala mahbus durup kırk elli senede bir sesi duyulur, yetmiş seksen senede bir kere on gün kadar Sübhan kayasından kuyruğunu çıkarır yedi başlı bir ejder o asırda fırsat bulup bütün nemrutları yiyerek Allah’ın emri ile yine Sübhan Dağı’ndaki mağarasına girip mahpus kalmıştır. … Nemrud Kavmi’ne Cenab-I hak, Muş sahrasında büyük bir fare yaratıp bütün nemrudları yedirip Muş halkını yok ettirdiği için şehrin ismine Muş derler. Muş’un çıktığı büyük mağara halen görünmektedir. Burada bahsedilen ejder efsanesinin geçmiş volkanik aktivitelere dayandığı açıktır. Ancak Sübhan Dağı’nın son binyıllar içerisinde bilinen bir aktivitesi yoktur. Efsanenin kökeni muhtemelen Nemrut Dağı’na dayanmaktadır. Muş Farsça’da “fare, sıçan” anlamına gelmektedir. 3.1098 Malatya Bu şehrin ilk kurucusu … Rakbe adlı kayser olup sonra Aspoz adındaki kızı şehri geliştirmiştir. Bu kız babasıyle beraber Meram Bağı’nda bir mağarada gömülüdür. 4.1128 Şatt’ın ikinci kaynağı Yine buraya yakın Ergani Sırtında, Taht-ı Maşa adındaki bir dağda bulunan mağaralardan gök gürültüsü ve yıldırım gibi sesler vererek çıkar. 4.1128 Şatt’ın üçüncü kaynağı Şatt başı, Ergani ile Demirkapı arasında Çınarlı Dere denilen yerde yüksek bir bağda bir mağaradan çıkar. Bahsedilen mağaralar Ergani ile Palu arasındaki bölgede Akdağ’da olmalıdır. Şatt ile kastedilen Şatt-ül Arap’a katılan Dicle Nehri’dir. 4.1141 Mardin Kale içinde bir çok mağaralar … vardır. … Yüzlerce mağaralarında … anbar, ezilmiş kızıl darı, kara suret darısı ve çeltikli pirinç … doludur … Diğer çeşit mağara, mahzen ve hasırlarda … 4.1198 Ahlat, Hakkari? Hatta mağaralarında kırk elli seneden beri yaşayan kimseler vardır ki, elli seneden beri ağızlarına canlı mahluktan yiyecek koymamışlardır. 4.1207 Amik Kalesi, Van? Yemen akiki gibi kırmızı kayalar içinde Ad kavmi mağaraları vardır ki dil ile anlatılamaz. 4.1218 Van Kayası Sahranın içinde kat kat altı yüz aded büyük mağaralar vardır ki her biri bir kervansaray gibidir. Bu mağaralardan nicesinin içinde dokuma yerleri vardır ki çarklar ile, ustalar ibrişim, iplik ve topurganları bükerler. Yüzlerce mağarada top güllesi yığılmıştır. … Nicesi de siyah barut ile doludur. … Hatta özel olarak yüz aded mağarada arpa, buğday, … vardır. Bir mağarada da bütün bütün hayvan kemikleri yığılmıştır. ... [Çeşitli mağaralar anlatılıyor] ... Mağaranın birinde de Allah’ın emri ile neft yağı madeni çıkar ki kayadan çıkarak büyük bir havuza dökülür. Havuz dolunca devlet tarafından … tüccarlara satılır. Bu mağara gece gündüz kapalıdır. [Van Kalesi] yukarıda anlatılan mağaralar üzerinde göğe doğru uzanmış yüksek bir kaledir. Van Kalesi altında bulunan kaya mezarlarına halk arasında mağara deniliyor. Ancak Evliya Çelebi’nin kastettiği mağaraların bunlar olmadığı açık. Günümüzde bilinen böyle mağaralar yok, ancak Kale’de kazılar devam ediyor. İleride bu mağaralar bulunabilir. 4.1291 Van Sol tarafımız Van Gölü idi ki küçük bir haliç gibi görünüyordu. O kayaların altlarına baştan başa gölün suları girer, dağların etekleri hep boşluktur. 4.1300 Pinyaniş Kalesi İçinde yüz aded mağara vardır. … Mağaralarında erzak çoktur. 4.1351 Bisütun Dağı Ad ve Semud Kavmi bu dağın altını kesmişler. Altına binlerce asker malzemeleri ile girseler yerim dar demezler. … Bu mağaranın içi sanki bir sahradır.


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

69

İran’da, Bağdat’tan Hemedan’a giden yol üzerinde, Kirmanşah’ın 30 km kadar doğusunda bulunan bir dağdır.

5.25 Ağzıaçık Mağara, Malazgird Bu köy halkının bütün hayvanları yaz kış Aras Nehri kıyısındaki mağaralarda yatarlar. Bu mağaralar Temmuz’da serin ve belki de soğuk olmakla beraber, kışın sıcakça olurlar. Çoğunlukla ağızları açık olduğundan Açık Mağara adını almıştır. Bunlar Bisütun Dağı numunesi denmeye layık mağaralar olup her birisine onbeşer bin koyun sığar. 5.42 Tokat Müftü Mescidi yakınında Topçu Bağları, Kerenç Ziyareti Mesiresi: … merdivenle inilir, bir hayat suyudur. Bazen taşarak dışarı bağlara dökülür. 5.102 Körlo (Kiev) Kalesi, Ukrayna Belde halkı korkuya kapılıp bütün eşyalarının kıymetli olanlarını, Kiev Şehri’nin arkasındaki Kiev Dağı mağaralarına saklamışlardı. Düşman avlayan Tatar haber alıp, ister istemez o mağaralardan binlerce esir ve ganimet malı çıkardılar. Kiev Şehri halkı ise esir olanlara asla sahip çıkmayıp “kaleyi bırakıp da mağaraya dayanlarından size layık” dediler. 6.663 Öziçse (Öziçya) Kalesi, Budin, Sırbistan … içeride olanlar, kayadan mağaralara girip kurşunları ile kalenin yanına kimseyi sokmazlar. 7.245 Torde Varoşu, Erdel? Asla insana benzemeyen bir alay korkunç çöl yabanisine benzer adam görünüşlü suçlular … külünkler ile dağcı misal yüksek dağları mağara mağara delip tuz çıkarırlar. 7.258 İnlik Kalesi, Eflak … bu iki taraf kalelerin altları Tuna Nehri’ne bakan kayalar delik, delik mağaralardır. 7.333 İnkirman Kalesi, Kırım Buranın kayalarında inleri yani mağaraları çok olduğundan Tatarlar bu kaleye İnkirman derler. … Kalenin altındaki kayalarda yüzlerce büyük mağara vardır ki her birine biner, ikişer bin koyun sığar. Bu mağaraların içinde sokak sokak kayadan kesme yollar vardır. Kayaların bazı yerlerini dağ deliciler delip mağaraların içine ışık gelecek delikler açmışlardır. 7.341 Menkub Kalesi, Kırım Bu kalenin içinde ve dışında binlerce çeşit mağaralar vardır ki hayran kalır. Ama bütün Kırım Vilayeti halkının değerli malları bu Menkub Kalesi mağaralarında saklıdır. 7.342 Gevher Kirman Kalesi, Kırım Bu yolun iki tarafı kesme mağaralardır. Oralarda fakir yahudiler otururlar. 7.345 Eski Salaçık Kalesi, Kırım Yüzlerce odaları kayalar altındaki mağaralarıdır. Temmuz ayında bu mağaralardaki evler gayet serin olup kışın ise sıcak olurlar. 7.347 Eski Sala Şehri, Kırım … yalçın kayaları ve mağaraları seyrettik. 7.355 Bahçesaray, Kırım Kervansarayları yoktur. Amam bu Bahçesaray Şehri’nin iki yanındaki kayalarda yüzlerce büyük mağaralar vardır ki içine yüzlerce insan girip, konup göçerler. 7.431 Çerkes Mitolojisi Bu Çerkes Kavmine Ademi denmesinin aslı şudur: … “Kızlar Gitgen ve Kızlar Algan” suyu başında bir büyük mağara var. Kızlar Algan suyu bu mağaradan çıkar. Bu mağaranın içinde tunçtan bir adam şekli var. Boyu iki insan boyu kadardır. … yine arkadaşlarımızla bir saat sonra o tunç adamın önünden … geçip … Eğer oradan


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

70

bir altın … alsaydık mağaranın içindeki su derya olacak ve tunç adamın gürzünün darbesinden ölüp keşkeğe dönecektir. 7.446 Burgustan Kirman Horasan Kalesi Altlarında Demavend Dağı gibi binlerce mağara bulunur. 8.87 Atina, Yunanistan Atina Kalesi’nin havalesi olan kalenin altında öyle mağaralar vardır ki, her birinde çeşit çeşit kubbeler, saraylar, ibadet yerleri bulunur. Bunlardan geçmiş büyük bilginlerden … Pisagor … Eflatun gii bilginlerin de odaları bulunmaktadır. … Bazı mağara sahipleri kimya üzerine çalıştıklarında mağaralarında kibrit, zırnıh ve zibak madenleri kokar. … bilginlerin bu mağaralarda oturup, ders yapıp, birbirleriyle ilmi görüşmelerde bulunup, … 8.89 Deli Dağ, Atina’nın iki saat doğusu Nice yüzbin hekim ve bilginler öldüklerinde kendilerinin buraya gömülmeleri için vasiyet ederler. Zira cesetleri asla çürümeden, beyaz ve taptaze olarak mağaralar içinde yatarlar. 8.90 Deli Dağ, Mendel Manastırı yukarısı Burada cehennem kuyusu gibi derin bir büyük mağara vardır. Papazlar balmumları yakıp, … daracık kayalar arasından tepe aşağı delikten deliğe inip, bir saatte ta yerin dibinde bulunan makamlara inip seyrettik. Bütün bilginler bu mağaralara girip … felsefe ilmi … yaparlarmış. Bu mağaraların hepsi de Allah yapısıdır, insan yapısı değildirler. … Buradan aşağıda ta yer dibinde havuza varınca indik. … üç saatte dışarıya … çıktık. 8.92-94 Mağara Kalesi Mağara Kalesi’nin batı tarafı ardına İnebahtı Körfezi düşer. … arası altı mil kadardır. … Venedik kafiri elinden Fatih zabtetmiştir. 8.140 Tana Kasabası yakını … kayaları mağaralı viran bir yüksek kaledir. 8.189 Melami Dervişlerinden Ali Dede … Çamaşır Deresi kenarında, bir mağara içinde, … dünyadan el çekmiş, … fukaralığı kabul etmiştir. … kırk okka ağırlığında bir top güllesi ile mağaranın bir köşesini döğe döğe mağaranın kayasını un gibi etmeyi kendine iş edinmiş. 9.58 Karagöl Bir küçük göldür. … Acayip hikayeler anlatırlar. … bir derviş gelip, bu göl kenarında tam kırk gün erbain çıkarıp ilim kuvvetiyle gölde bir damla su kalmaz ve korkunç bir derinlik meydana çıkar. Bu derin kuyunun dibinde bir demir kapı görünür. Kapı önünde altın kap kacak bulunur. … şehir halkı … gülünkler ile kapıyı kırmaya çalışırlar. Allah’ın büyüklüğü, bu derin mağaranın içinden bir su fışkırır. 9.105 Hz. Yahya Nursuz Timur Şam’ı zapt ile Emeviye Camii’ni yakınca, Hz. Yahya’nın cesedinin orada olduğunu sonradan öğrenip üzülmüş. Bizzat caminin zeminine kırk basamak inerek, Yahya’nın başını nur içinde görür ve evvelve olduğu gibi kapattırır. Bu mağarada bulunan kitaplarda yazdığına göre … 9.113 Mekri Kalesi Bir kale de kayalar üzerinde olup alt tarafları mağaralardır. Bu mağaralar içine kapılar, pencereler, merdivenler oyulmuştur. 9.117 Elmalı Könye Gölü büyük haliçtir. … Bu sahranın doğusundan çıkıp geçit vermez. Sesinden insanı dehşet alır. Bir mağara kapısından çıkıp Elmalı şehri altından akar ve Könye Gölü’ne karışır. … Bu şehrin (Elmalı) kuzeyindeki tepede görünür mağaralar vardır. Teke Bayoğulları zamanında o mağaranın yerinden “Almalı, yeniden almalı” diye ses işitilir. … Hala Elmalı şehrinde o mağara meşhurdur. Könye Gölü, yakın geçmişe kadar Avlan Gölü olarak bilinirdi. Seyahatname’de geçen bu göl kurutulmuş ve büyük bir çevre felaketi oluşmuştur. Evliya Çelebi suyun battığı yerin yanına gidemediği için suyun oradan çıktığını zannetmiş olmalıdır. 9.128 Ermenek


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

71

Bir yalçın kırmızı cilalı duvar gibi kayadır. Yerden iki minare boyu yüksektir. Beş yüz adım uzunluğunda içerisi oyuktur. İçi aydınlıktır. Bu mağaranın üstü kayalardır ve ferah bir çimenlik sahradır. Bu mağarada kırk elli kargir evler vardır. İçinde kayalardan güzel bir su çıkar. Sulatn İbrahim bir avreti buraya hapsetmiş. Ondan başka ademoğlu yoktur. … Nehri geçtik. Karşıda Aykadın Hanı ulu bir mağaradır. Mağaraya bir kemer kapı yapıp han etmişler. Suyun çıktığı yer, bugün Ermenek’in su ihtiyacını karşılayan Maraspoli Mağarası olmalıdır. 9.132 Köksu Nehri … uçurum yollar, mağaralar temaşa ederek … 9.137 Tarsus Şehrin kuzeyinde iki saatlik yerde Ashab-ı Kehf ziyaret yerini oniki arkadaş ziyaret ettik. Fakat mağaranın kapısı kapalı imiş. Bir kere de Elbistan Ovası’ndan bir mağarayı Ashab-ı Kehf’tir diye ziyaret ettik, ama aslı yoktur. Asıl bu Tarsus’tadır. … Bulgar Yaylası eteğinde Mihr-i Vefa dedikleri bir mağarada gömülüdürler. Yer yer mağaranın delikleri olup bakıldığında mermer sandukalar görünür. Ashab-ı Kehf günümüzde de bir ziyaret yeridir. 9.159 Cebliye Kalesi … Hz. Ethem’in sağlıklarında oturdukları mağara, şehirden beş yüz adım uzak, deniz kıyısında değirmenler yakınındadır. 9.172 Safed Kalesi Hz. Yakub’un kapandığı Beyt-ül Hazen Mağarası kalenin güneyindedir. 9.174 Arap Kahkahası Kalesi Bu büyük dağın altı büyük mağaralardır. … Bu dere içinde büyük mağaralar vardır. 9.183-185 Sahratullah, Mescid-i Aksa, Kudüs O zamandan beri bu taş boşlukta durur. Altı büyük bir mağaradır. Fakat bu taşın boşlukta durması yüzünden ziyarete gelenler korkmasın … diye … biri altına ince bir duvar çektirmiş. … Mağaranın ağzında Hz. Cibril Makamı … Sonra bu mağaradan çıkarken bir beyaz mermer sütun sahraya dayanmıştır. … Sahranın altı mağaralardır. … Buradan Mescid-i Aksa’ya kadar mağaralardır. … Mescid-i Aksa altındaki Ak Mağara büyüktür. 9.186 Cesimaniyye, Kudüs … büyük bir mağara vardır. … Cibril’in gelip İncil’i getirdiği mağaradır…. Selvan suyu otuz basamak aşağıda bir mağaradan çıkar. 9.187 Tur Köyü Rabia-i Adviyye bir karanlık mağarada gömülüdür. 9.192 Beytüllahm İsa … Nablus’ta bir mağaraya hapsettiler. … kıblesinin sağında onikibasamakla inilir bir mağara vardır. Beytüllahm budur. İçine yüz adam sığar. … Beytüllahm Mağarası’nın doğusunda yedi taş merdivenle çıkılınca Havariler Makamı Mağarası vardır. Büyük bir mağaranın dört tarafında on iki küçük mağaradır. … En büyüğü Şem’un Safa’nın mağarasıdır. Mağaraların zemini ince kumdur. 9.194 Halilülrahman Kalesi Bu caminin altı tamamen mağaralardır. … Bu mağaralarda üç bin peygamber gömülüdür. … Vaktiyle bu mağaraya … iple bir çoçuk sallandırmışlar. … Hz. İbrahim’in validesi, Nemrud korkusundan İbrahim’i bir mağaraya bırakmış. 9.197 Zeyt-I Har Dağı, Lut Gölü yakını … burada büyük bir mağara vardır. 9.209 Kaysn Dağı, Şam


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

72

Bu dağda şehre karşı bir mağara vardır. Orada üçler, yediler, kırklar makamları vardır. Yine bir mağara içinde Melikülcevad’ın kabri vardır. … Yine buraya yakın Açlar Mağarası vardır. … Bu Ribve’de bir mağara vardır. O taraf ahalisi Hz. İsa bu mağarada doğdu derler ama doğrusu Beytüllahm’da doğduğudur. 9.245 Bedir Kalesi Buranın kıble tarafında Gar-ı Nebi (Peygamber Mağarası) vardır. … ne kadar ashap şehit oldu ise bu mağarada gömülüdür. 9.260 Velmürselat Dağı Burada resulullahın mağarası vardır. 9.261 Sebire Dağı Ebu Nida derler. Bir mağara içinde gömülüdür. 9.277 Mekke Sebir Dağı’nın solunda Fetih Mağarası vardır. … Sadme Dağı … birkaç büyük mağaralar var. 9.286 Hara Dağı Hara Dağı’ndaki bir mağarada peygamber gizlice ibadet ederdi. 9.293 Resuy Dağı Mehmed Mehdül Hanefi ashabiyle burada bir mağaraya girmiş ve mağaranın kapısı kapanlarını kaybolmuştur, derler. 9.304 Karan Şehri Yüzbinlerce mağaralar ve mağaralarda da insan kemikleri vardır. Onuncu Cilt (Mısır, Sudan, Habeş, 1672-1680) 10.616 Lut Kalesi, Mısır Şehrin keşişleme tarafı kayalı dağdır. Altları tamamen mağaralardır. 10.617 Cebel-I Tayr, Mısır Tayliman Dağı da derler. Her sene sonbaharda Anadolu’dan yüz binlerce çeşitli kuşlar gelip dağ üzerinde dururlar. … Dağda büyük bir mağara vardır. Seher vakti bütün kuşlar bu mağaranın üzerinde yedi defa fertatlarla dönüp uçarlar. Sonra mağaranın önünde toplanıp guya meşveret ederler. Sonra her cins kuşlardan birer tanesi mağaraya girer. İçerideki ölünceye kadar mağara önündeki kuşlar uçmazlar. … Sonra … güneye giderler. … Mağaraya girdik. O kadar karanlık değil. Ama, kuşların leşlerinin kokusundan insan bir an duramaz. İçeri giren kuşlar mağaranın tepesine gagaları ve pençeleri ile yapışıp ölmüşler ve asılmış dururlar. Bahar mevsiminde … kuşlar yine gelmeye başlarlar … ama artık mağara içinde kuş kurban etmezler. …Halkın kanaatine göre, eğer mağara içine giren kuşlardan hiç birisi asılıp kalmamış ise o sene Mısır’da kıtlık olacağına alamettir derler. 10.628 Silsile Kalesi Dağlarda binlerce mağara vardır. Gebel es Silsila Nil Kıyısında, Aswan’ın kuzeyindedir. 10.629 Kolombo Kalesi Kalenin doğu tarafındaki mağaralarda binlerce kefenli timsah birbiri üzerine yığılıdır. Kom Ombo adlı yerleşim yeri yine Nil kıyısındadır. 10.630 Alevi Vilayeti Mağaralarını ziyaret ettik. … İdris Mağarası’nın yanında Lokman Mağarası vardır. 10.633 Abuhur Aşiretleri Sekiz yüz mezmum, müflis, çıplak siyah kavimdir. Asla din bilmezler. Bunlar da mağaralardadır. 10.642 Firdaniye Kalesi


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

73

Hemen mağaralarının üstünde bir sütun vardır. 10.664 Sindasi Dağı … bir mağara kapısına gittik. Orada bir kurbanlık tekne var. Sultan burada yedişer adet deve, koyun, keçi, horoz, yılan, kedi boğazladı. Kanları havuza doldu. … Ameleler mağaranın kapısını yıktılar. Ak sakallı bir adam horoz getirdi, vurmaya başladı. … Mağarada kayalardan oyulmuş oturacak yerlere yüz kişi … oturduk. Mağaranın bir tarafındaki yarıktan ut, santur ve diğer müzik aletlerinden suzinak makamında nağmeler geldi. … mağarayı yine kargir kayalarla kapadılar. 10.684 Ateşperest Banyan Kavmi Hepsi çıplaktırlar … Ölülerini bir mağaraya koyup kadit ederler. … Dağlarda binlerce mağara vardır. 10.690 Kurna Köyü Yüksek mağaraları hep Seyfi Zülyezen yapısıdır. Bu mağaralar, taştan oyulmuş öyle sanatkarhane hücrelerdir ki, … 10.691 Semenhu Kasabası Bu şehrin batısında bir büyük mağara vardır, onu beyan eder. … Her kim ki mağaradan bir tek keten tohumu almak istese, mağaradan bir çeşit haşerat çıkıp adamın kemikleri kalmayıncaya kadar yerler. Sonuç Evliya Çelebi’nin çok sayıda mağara hakkında genel bilgiler verdiği görülmektedir. Bu mağaraların araştırılması bizi anlamlı sonuçlara götürebilir. Evliya Çelebi sadece mağaraların adlarını ve yerlerini belirtmekle kalmamış, bazılarının uzunluklarını, yüksekliklerini (9.128) ve yönlerini (1.24) de nicel olarak vermiştir. Ayrıca mağaraların içerisindeki su hareketlerinden (2.581, 4.1128, 9.117, 9.128), sıcaklıklarından (2.616, 3.816, 5.25), sedimanlardan (9.192) ve içerisinde yaşayan hayvanlardan (1.24, 10.617) da söz etmiştir. Tüm bunları dikkate aldığımızda kendisine ilk Türk mağaracısı demek yerinde olacaktır. Seyahatnamede belritilen mağaraların kullanım amaçlarla şu şekilde sınıflandırılabilir: İbadethane(2.1, 3.10, 8.1), maden (2.3, 4.5), ambar (2.5, 4.2), cephanelik (4.5), barınak (3.3, 4.3, 7.5, 7.6, 8.6, 9.3, 9.5), han (3.8, 7.8, 9.5), hapishane (3.9, 3.12, 9.5), mezarlık (3.14, 8.2, 9.2, 9.7), fabrika (4.5), ağıl (5.1, 7.3), saklanma/saklama yeri (5.3, 7.4, 7.9), savunma yeri (6.1), laboratuvar (8.1) ve eğitim yeri (8.1, 8.3). Bu çeşitlilik mağaraların insan yaşamındaki öneminin yakın zamanlara kadar sürdüğünü göstermektedir.

Teşekkür Yarımburgaz Mağarası ile ilgili bilgiler için Arpat Özgül’e, Stanos araştırması için Dr. Tulga Şener’e, Van Kalesi ve Süphan Dağı ile ilgili bilgiler için arkeolog Sn. Ahmet Uhri’ye ve Van Müze Müdürü Sn. Ersin Kavaklı’ya teşekkür ederim. KAYNAKLAR [1] Evliya Çelebi Seyahatnamesi, Mehmet Zıllioğlu Evliya Çelebi, Sadeleştirenler: Tevfik Temelkuran, Necati Aktaş, Mümin Çevik, Üçdal Neşriyat, İstanbul, 1984.


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

74

MAĞARA TANITIMI VE ALAN ÇALIŞMALARI


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

75


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

Trakya Bölgesi’nin Doğal Mağaraları Koray TÖRK, Lütfi NAZİK MTA Genel Müdürlüğü Jeoloji Etd. Dairesi 06520 Balgat Ankara Özet Türkiye’nin kuzeybatı ucunda bulunan Trakya’da, karstlaşmaya uygun karbonatlı kayaçlar, belirli alanlarda kümelenmişlerdir. Bu nedenle bölgenin her yerinde mağaralara rastlanmaz. Trakya’nın Karadeniz kıyılarını oluşturan Yıldız (Istranca) Dağları, karstik kayaçların en yaygın olduğu kesimdir. Bulgaristan sınırından başlayıp İstanbul’a kadar devam eden bu dağlar, mağara gelişimine son derece uygun Paleozoyik ve Jura yaşlı mermerler ve bunları batıdan ve güneyden kuşatan Eosen yaşlı kireçtaşlarından oluşmuştur. Özellikle KB-GD yönünde kesintisiz bir kuşak oluşturan Eosen yaşlı kireçtaşlarında, gerek ilksel (köken), gerekse ikincil (şekillendirici) faktörlerin uygunluğu nedeniyle yoğun şekilde mağara gelişmiştir. Bu oluşum ve gelişimde lito-stratigrafik ve yapısal özellikler ilksel, Kuvaterner jeomorfolojik gençleşme, akarsularla yarılma, karst ve morfolojik taban düzeyi arasındaki ilişki ikincil faktörleri oluşturur. Trakya Mağaraları, Pliyosen dönemine ait paleo polye veya uvalaların tabanı (iç içe karst) ve kenarı ile Kuvaterner akarsularının taban ve yamaçlarında yer alırlar. Büyük bir bölümü Eosen kireçtaşı-şist kontağında gelişen mağaralar, çoğunlukla yatay olarak uzanım gösterirler. Kireçtaşlarınca yüzeylenen şistler karst taban seviyesini oluşturmaktadır. Bu nedenle kalınlıkları 100-150 m’yi geçmeyen Eosen yaşlı kireçtaşlarında mağara gelişimi yatay yönde olmuştur. Pabuç ve Kazan Dere’leri, havzanın doğusunda yer alan Eosen yaşlı kireçtaşlarının karstik gelişiminde önemli olmuşlardır. Mağaraların hidrolojik özellikleri bu dereler tarafından kontrol edilmiştir. Eosen yaşlı kireçtaşlarında, mağaralar çok dönemli gelişime sahip olmalarına karşın tek katlıdırlar. Triyas-Jura yaşlı mağaralarda ise çok katlı gelişim gözlenmektedir. Yıldız Dağları ve yakın çevresinde incelenen 25 mağaranın büyük bir bölümü Pliyosen reliyef sistemine aittir. Bu döneme ait aşınım yüzeyi üzerindeki paleo polye ve dolinlerin tabanında yer alan ve yer yer fosilleşen bu mağaralar zengin damlataşlar ile kaplıdır. Buna karşılık Kuvaterner vadilerinin yamaçlarındaki mağaralar ise daha genç ve hidrolojik olarak aktif-yarı aktiftirler.

76


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

Yeşil Karaman Mağarası’nın (Antalya) Speleolojik İncelmesi Selim ERDOĞAN, Barış KARAOĞLU, Emrah PEKKAN Hacettepe Üniversitesi Mağara Araştırma Kulübü (HÜMAK), 06532 Beytepe Ankara Özet Antalya Traverten Platosu’nu oluşturan ve akifer niteliği taşıyan traverten yaklaşık 630 km 2 lik alansal yayılımıyla, gerek Antalya kenti, gerekse dolayındaki yerleşim birimleri açısından önemli bir yeraltısuyu rezervuarı özelliği taşıyan Beydağları sisteminin bir parçasını oluşturmaktadır. Bu nedenle plato üzerinde ana su kaynaklarına yakın bölgelerde (Kovanlık, Kızıllı, Döşemealtı İlçesi vb.) ve Antalya kentinde kurak dönemlerde dahi bol miktarda su bulunurken, platonun doğu ve güneydoğusunda bulunan Hotuşlar, Alakilise ve Yeşilkaraman gibi küçük yerleşim birimlerinde önemli ölçüde içme ve kullanma suyu sıkıntısı çekilmektedir. 1998 yılı Kasım ayında, Yeşilkaraman Köyü’nde bulunan bir mağaranın hidrojeolojik araştırması yapılmış ve su kaynağı olarak kullanımı açısından irdelenmiştir. H.Ü. Mağara Araştırma Kulübü tarafından gerçekleştirilen bu çalışmada, Yeşilkaraman Mağarası’nın speleolojik özellikleri özetlenmiştir.

77


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

78

Kuzey Doğu Anadolu’da Antropo-Speleolojik Araştırmalar Onur ÖZBEK Arkeolog, Fransız Bilimsel Araştırmalar Ulusal Merkezi (CNRS-UPR 7537) ve Fransız Dışişleri Bakanlığı (IFEA-İstanbul) ortakaraştırmacısı Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü (Institut FrançaisD’Etudes Anatoliennes), Fransız Sarayı, P.K.54, 80072, Beyoğlu, İstanbul Özet Kars bölgesine genel olarak bakıldığında 4’te 3’ünün volkaniklerle kaplı olduğu söylenebilir. Tortul yapı ile ilgili izler fazla görünmez. Bölgede andezit, bazalt, protoklastik, tüf, taraça ve alüvyon oluşukları eski değildir. Bu çalışmanın konusunu oluşturan ve deniz seviyesinden yaklaşık 2000 metre yüksekteki Ataköy mağaralarının kayaç yapısı ise gaz boşluktu ya da ince taneli bazalttır. Araştırmacı, oldukça geniş ve yıllardır araştırması detaylı olarak yapılamayan bölgeye ilk olarak 1992’de girmiştir. Bölgede yapılan incelemelerde tarihöncesi devirlere ait olabileceğini düşünülen yerleşim kalıntılarına, tümülüslere, düz yerleşim yerlerine, ve tahminen günümüzden 30-40 bin yıl öncesine ait prehistorik alet yapılan üretim yerlerine rastlanmıştır. Bu çalışmanın konusunu oluşturan Kars ili Merkez ilçeye bağlı Ataköy yerleşiminde biri doğal olmayan 9 adet volkanik mağara incelenmiştir. Ulaşım ve can güvenliği sorunları altında 1997 yılına kadar aralıklarla devam eden çalışmaların arkeolojik verileri araştırmacı tarafından daha önce konuyla ilgili yayınlarda tartışıldığı halde speleolojik verileri ilk olarak bu çalışmada sunulmaktadır. Çalışmalarda envanterleme açısından G.P.S. teknolojisinden yararlanılmaktadır. Anahtar kelimeler : Kuzeydoğu Anadolu mağaraları, Kars mağaraları, antropo-speleoloji. Abstract : When generally considered, we can assume that three fourth of Kars region is covered by volcanic rocks. However, traces of sedimentary structures can not be widely observed in this region. The abundant formations of andesite, basalt, pyroclastic, tuf, and alluvions are not old. Ataköy caves which are situated at 2000 m high, are formed by basaltic rocks. Researcher started his surveys in this vast and insuffıciently studied area in 1992. According to preliminary observations, some prehistoric settlements, tumuli, öpen air camp sites and Mousterien tool production sites were found in these surveys with the 9 caves (one man made) which were surveyed near the village of Ataköy in Kars province. Although the archaeological data of the study which continued until 1997 under diffıcult conditions was discussed in previous vvritings by the author elsewhere, the speleological data is presented here for the fırst time. These surveys were realised by using Global Positioning Systems for the inventory studies. Keywords : Caves in Northeast Anatolia, Kars caves, anthropo-speleology.

GİRİŞ Bu oldukça geniş ve yıllardır araştırması detaylı olarak yapılamayan bölgeye ilk olarak 1992’de girdik. Türkiye genelinde bir araştırma olan mağaralarda prehistorik iskan örüntüleri çalışması, bir Master çalışması çerçevesinde (Özbek 1993) yürütülmekteydi. 1992 yılında bölgede speleolojik ve prehistorik amaçlı araştırma gezilerine başladığımızda bu çalışmayı ileriye dönük olarak yapmamız gerekiyordu. Bunun nedeni bölgeye olan ulaşım zorlukları ile arazide araştırmacılar üzerindeki can güvenliği tehdidi idi. Çalışmaların uzun vadeli güvenliği için araştırmacılar hem bölgedeki tüm siyasi ve idari güçlerden uzak çalışmalı hem de yoğun biçimde süregelen hazine avcılığı konusunda dikkatli olmalıydılar. 1997 yılına kadar araştırmalar Kültür Bakanlığı, Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nce verilen arkeolojik çalışma izinleri ve Fransız Bilimsel Araştırmalar Ulusal Merkezinin (CNRS- UPR 7537) ve Lyon II Üniversitesinin bir yardımcı projesi olarak bahsedilen olumsuz şartlara rağmen sürdürüldü.


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

79

Bölgede yapılan incelemelerde tarihöncesi devirlere ait olabileceğini düşünülen yerleşim kalıntılarına, tümülüslere, düz yerleşim yerlerine, prehistorik alet yapılan üretim yerlerine rastlandı. 1940’lı yılların kısıtlı olanaklarına rağmen çok detaylı araştırmalar yapabilmiş Prof. İ. Kılıç Kökten’in yazılarında yer alan noktalara (Kökten 1943a ; 1943b; 1944; 1947; 1952; 1953) ulaşılıp tekrar yorumlanmaya çalışıldığı gibi bu çalışmalarda yer almayan yeni yerler de bulundu. Bu çalışmanın konusunu oluşturan Kars ili Merkez ilçeye bağlı Ataköy yerleşiminde ise 9 mağara arkeolojik açıdan önemli bulunarak ön etüdleri yapılmış ve haritalanmıştır. Bu arkeolojik noktaların saptanmasında 1997’ye kadar pusula, klinometre ve altimetre gibi koordinatlarımızı saptamaya yarayan aletler kullanılırken 1997 yılında uydu aracılığı ile koordinatlarımızı saptıyan ve çalışmaları biraz daha hızlandırabilen GPS’lerin kullanımına yer verilmiştir. Bölgenin Jeolojisi Kars bölgesine genel olarak baktığımızda 4’te 3’ünün volkanik kayaçlarla kaplı olduğu söylenebilir. Tortul yapı ile ilgili izler fazla görünmezler. Kars’ın Kuzeyinde sırasıyla Çıldır Gölü (1959 m.) ve Aktaş (Hozapin) Gölü (1798 m.) vardır. Volkanik ve volkano-sedimanter arazi üzerindeki bu alanlar tektonik kökenlidir (Güldalı 1979: 151). Aktaş Gölü’nün güneyindeki volkanik eşikten sonra güneyde Çıldır havzasına geçilir. Doğu-batı yönündeki havza (-2000 m) neojen çekellerle dolmuştur (Atalay 1982). Üçgen biçimde uzanan Çıldır Gölü’nün doğusunda Akbaba Dağı (3026 -m.) batısında Kısırdağı (3197 m.) volkan konileri vardır. Doğu Anadolu’da volkanizma Tersiyer başlarında yer yer başlamıştır. Miyosen’de Kuzeydoğu Anadolu’daki depresyonlar daha çok göl rejimi altında kalmışlardır. Bu devrede fasılalı olarak çıkan volkanik malzemeler göl havzalarına akmıştır. Böylece Arpaçay, Çıldır, Kura Vadisinin bulunduğu alanlarda tortullarla aratabakalı volkanik volkano-sedimanter araziler oluşmuştur. Pliyosen’de ise bölge dikey tektonik hareketlere uğramış ve sonuçta faylar boyunca blok halinde çökmeler oluşmuştur (Yılmaz 1989). Çıldır havzası bu sırada ana hatlarıyla oluşmuştur. Kuvaterner’de Çıldır Gölünün doğusunda Akbaba ve batısında Kısırdağı volkan konileri oluşmuştur. İki volkandan çıkan bazaltik lavlar Çıldır Gölü havzasına akmıştır (Atalay 1982). Kars bölgesinde andezit, bazalt, piroklastikler, tüf, taraça ve alüvyonlar Pliosen ve Kuvaterner yaşlı genç oluşuklardır. Taraçalar Araş vadisinin her iki yamacında bu nehrin eski alüvyonları yatağın kazınması sonucunda asılı kalmışlardır. Araş nehri, Arpaçay, Kura nehri yataklarında, Çıldır ve Göle ovalarında görülen alüvyonlar bazen 30 m. kalınlığa erişirler. Iğdır ovasında ise 80 m. ye kadar çıkarlar (Kılıç 1985 : 14). Azat köyü mağaralarının bulunduğu bölgede ise bazaltik akıntıların yer yer paleo yada güncel akarsularla kesilmesi sonucunda kayalık duvarlar haline geldiğini görebiliriz. Quaterner yaşlı volkanizmamn etkili olduğu bu alanlarda (Örneğin Kızıl mağara mevkii) yer yer tuf oluşumların mostra verdiğini görebiliriz. Bazen bu tüfler bazalt akıntılar ve çatlakları içinde bir çimento görevi görür. Azat Köyü mağaraları (yaklaşık 1800 m. d.s.y) [deniz seviyesi yüksekliği] Azat Höyük ilk olarak 1940’larm başında İ.Kılıç Kökten tarafından belirlenmiştir. Prof. Kökten 1944 yılında bu höyükte 4 ayrı yerde sondaj açmış ve klasik çağlara; Hitit, Urartu, Bronz ve Bakır çağlarına ait oldukça zengin malzeme tesbit etmiştir (Kökten 1943;1944;1952;1953). Kökten yazılarında, bu yüksek höyükten de kolayca görülen ve köyün güneybatısında yer alan Mağaracık Deresi yanındaki mağaralardan bahsetmez. Bu mağmatik kayalıklardaki mağaralar ilk bakışta derine gitmeyen küçük mağara ve kayaaltı sığınakları şeklindedir. Bu araştırmada ise zaman darlığı nedeniyle bu girintilere yada mağaralara bakılamamıştır. Ataköy (Mağaracık) mağaraları (yaklaşık 1900 m. d.s.y.) Kökten (l943;1952) Borluk vadisinin dere tabanında açtığı sondaj çukurlarında tipik kazıyıcı, yan kazıyıcı ve uçlar bulduğundan ve bu aletlerin Musteriyen teknikte yapıldıklarından bahseder. Bu aletlerin ham maddeleri bazalt ve andezittir. Ayrıca Mağaracık köyünün arazisi içinde yeralan mağaralardan bahsederken “E mağarası” adını verdiği bir mağarada yaptığı sondajda, obsidyen (volkanik cam) aletler bulduğundan ve bunların kalkolitik döneme ait olabileceğinden bahseder. Ancak Kökten’in herhangi bir belirleyici özellik vermediği “E mağarası”nın bu araştırmada hangi mağara olduğu bulunamamıştır. Borluk Çiftlik yada Şavkinin yaylası olarak geçen mevkiden Mağaracık köyüne kadar bir çok volkanik mağara vardır. Yine bu buluntu noktaları konusunda Kökten detaylı bilgi vermez. Ancak yazılarından anlaşıldığına göre kendisinin “Kızıl mağara” adı verilen noktaya kadar çıktığını tahmin edebiliriz. Geçmişte, kolay oyulabilen tüf yapısı ile bir çok iç ibadet mekanları açılmış ve bugünkü durumuna gelmiştir. İç mekanlardaki renkli süslemeler ise güncel tahribat dolayısıyla yok olmak üzeredir.


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

80

1992 yılında yaptığımız araştırmada incelediğimiz 9 mağarada şartların elverdiği biçimde harita çalışması yaptık (Özbek ve Yükmen 1998). [Haritalar bir bütünleşik klinometre ve pusula kullanılarak genelde BCRA 3B değerinde çıkartılmıştır.] Bu araştırmalar 1997 yılına kadar mağaraların iç dolguları, terasları ve dış duvarlarında izler aramak şeklindeydi. Mağaralar büyük olasılıkla tektonizmanın hızlandırıcı etkileri dışında Wurm (yaklaşık 100.000 -40.000 arası) ve Riss (yaklaşık 120.000-300.000 arası) buzul devirleri ve onun ara devirlerindeki sıcaklık farklılıkları sonucu klastik bozunmalarla oluşmuşlardır. Bu durumun günlük olarak yani gece gündüz ısı farklılıkları ile çatlaklar arasında donmuş suyun eriyerek mağaraların tavanlarından parçalar koparması ve boşlukları genişletmesi ile devam ettiğim söyleyebiliriz. Bazen pseudokarst olarak da adlandırılan bu oluşumlardaki mağaralar speleoloji literatüründe fazla işlenmemiştir. Bu oluşumların daha çok ele alınan tipleri lav mağaralarıdır ancak karstik mağaraların oluşum aşamalarına benzer aşamalar geçirebilen bu tip magmatik kökenli mağaralar fazla büyük olamadıkları için speleologlarca ilgi görmemiştir. Mağaraların bazı ölçüleri şunlardır : 1. Okulaltı mağarası : Ataköy yerleşimine en yakın mağara yaklaşık 30 m aşağı koldadır ve uzunluğu 20 m dir. 2. Çiftkapılı mağarası (Mamonun çayırı mevkii): uzunluğu 32 m dir. 3. Tekkapılı mağarası (Mamonun çayırı mevkii): uzunluğu 27 m dir. 4. Kulili (1) mağarası (Akyol mevkii): uzunluğu 45 m dir. 5. Kulili (2) mağarası (Akyol mevkii): uzunluğu 19 m dir. 6. Yolunaltı mağarası (Borluk Çiftlik-Şavkinin yaylası mevkii): uzunluğu 18 m dir. 7. İncedere mağarası (Borluk Çiftlik-Şavkinin yaylası mevkii): uzunluğu 28 m dir. 8. Harmantepe mağarası (Borluk Çiftlik-Şavkinin yaylası mevkii): uzunluğu 21 m dir. 9. Kızıl mağara : salonlar hariç uzunluğu 20 m dir. Ataköy yerleşimine en uzak bu mağara tüf içinde gelişmiş daha sonra insan tarafından oyularak bir kilise haline getirilmiştir. Bu mağaralardan bazılarının teras dolguları üzerinde çok yoğun biçimde obsidyen yongalara rastlanmıştır. Mağaraların içlerinde ise yaz boyu hayvanların barındırıldığını söyleyebiliriz. Bu doğal ağılların sonucu oluşan organik malzeme bazen kalın dolgular yaratabilmektedir. Ancak dolguların altında prehistorik malzeme olup olmadığını anlamak için kazılara gereksinim vardır. Bu obsidyen yongalar döküntü malzeme biçiminde Mağaracık Köyünün yakınlarına kadar rastlanmaktadır. Araştırmamız sırasında bu malzemenin köy yakınlarında yoğunlaşmasını sorgulamak zorunda kaldık. Güncel olarak dövenlerin altlarında kullanıldıkları nadir de olsa görülen obsidyenler bu köyde de yakın zamanlara kadar kullanılmış olabilirdi. Ancak köyde yaptığımız araştırmada şu anda kullanılmayan dövenlerin altlarında hiç bir obsidyen yongaya rastlayamadık. Bu dövenlerde kullanılan yongalar bazalt ve çakmaktaşından oluşuyordu. Daha aşağı kottaki Azat köyünde de durum farklı değildi. Bu nedenle stratigrafik bir durumda bulmadığımız halde obsidyen yongaların, çekirdeklerin ve aletlerin prehistorik olduğunu düşündük. Ancak tam dönem verebilmek için bölgede daha detaylı araştırmalara ve kazılara gerek duyulmaktadır. Tekneli Köyü (yaklaşık 2230 m d.s.y.) Bu köyün güneybatısında, 40°31’31” Kuzey 43°12’95” Doğu koordinatlarında [Bu çalışmada verilen tüm koordinatlar ve deniz seviyesi yükseklikleri bir Garmin II GPS cihazı kullanılarak alınmıştır. X ve Y koordinatları ±30 metre arasında Z verileri ± 100 metre değişebilir.] yeralan alçak bir kayalık yanında taşları iki sıra halinde örülmüş ve toprak seviyesi üzerine çıkmayacak şekilde kalıntıları günümüze kalmış prehistorik yada antik duvar izlerine rastlanmıştır. Buranın deniz seviyesinden yüksekliği yaklaşık 2220 metredir. Terra sicilata çanak çömlek parçalarına da rastlanılan bu nokta ekimi yapılmakta olan bir tarla yakınındadır. Tekneli Köyü arazisinde yer alan ikinci nokta 40°30’60” Kuzey 43°H’78” Doğu koordinatlarında 2150 m yüksekliktedir. Burası Borluk vadisinin uzantı sınırlarını çizen kayalıkların hemen yanında şu anda mandıra olarak kullanılan evler topluluğunun üzerinde yeraldığı tepenin karşısındadır. Burada vadi, karşı taraftaki toprak akması sonucu oluştuğu düşünülen tepenin vadiyi bir boğaz şekline zorlaması ile değişiklik gösterir. Bu bölgedeki üçüncü nokta Mağaracık Köyü arazisi üzerinde yeralmaktadır. Koordinatları 40°30’32” Kuzey ve 43°11’31” Doğu olan deniz seviyesi yüksekliği 2100 m dir. Burası 100 m yakında bir kaynak-çeşme olan birkaç ağıl ve barınak tipinde evin üzerinde yer aldığı kayalarla çevrili tepedir. Buraya köylülerin genelde adlandırdığı şekilde Çiftlik adı verilmiştir. Bu tepeye Mağaracık Köyü yönünden çıkan patika bir çarşağa ulaşmadan iki tarafı kayalık ve sağda küçük bir inin olduğu bir yerden geçer. Bu küçük mağaranın 5-6 m yanındaki kayalıkta günümüzden eski dönemlerde yapıldığını düşündüğümüz çizgi teknikli kaya resimlerine rastlanılır. Sadece bu bölgedeki çobanların bildiği bu çizim-resimler bazalt kayalıkta yerden yarım metre yüksekte başlar. Birkaç çizim dışında çoğu güncel insan tahribatı nedeniyle görülememektedir. 1997 yılında bulduğumuz ikinci kayalıkta ise daha farklı bir teknikte şematize geyik ve dağ keçileri betimlenmiştir. Ancak bu panodaki çizimler üzerlerindeki tahribat nedeniyle çok zor farkedilmektedir. Bu çizimlerle ilgili yaşlandırma çalışması yapmak çok zordur.


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

81

Elimizde bulunan çok az bulgu küçük mağaranın terasında ve çizimli kayanın hemen önünde daha önceki kaçak kazılar nedeniyle ortaya çıkan Kalkolitik ve Bronz Çağına ait bezemeli çanak çömlek parçalarıdır. Ayrıca yine obsidyenden bazı prehistorik görünümlü aletler bu kayalık yakınlarında bulunabilmektedir. SONUÇ Özellikle Paleolitik dönem yerleşimleri araştırmalarında önemli olan Kar kuşakları son buzul çağındaki (Günümüzden yaklaşık 40.000 yıl önce) yükseklikleri Ardahan bölgesinde 2600 metre Kars bölgesinde ise 2800 metrelerde idi. [Kars güneyinde 3000’e çıkan bu yükseklikler günümüzde çok daha yüksek seviyelerdedir. Örneğin günümüzde Kars civarı kar kuşağı yüksekliği 2900 - 3200 m arasında, diğer yerlerde ise 4000 ila 4250 m. arasında değişmektedir (Brinkman 1976 : 80).] Böylece Orta Paleolitik Dönemde prehistorik insanın çalışmamızda yer alan 2000 metre yükseklikteki Ataköy mağaralarını kar kuşağının kısa dönemlerde izin verdiği kadar geçici de olsa kamp yerleri olarak kullandıklarını düşünebiliriz. Ancak araştırmalarımızda bulduğumuz kanıtlar daha çok Kalkolitik ve Bronz Çağlarında yoğunlaşmaktadır. Bu bulgular, Ataköy mağaralarından çok uzakta olmayan ve aynı dönem arkeolojik malzeme veren Azat Höyük’teki bulgularımızla paralellik göstermektedir. Bu araştırma bölgede 1950’lerin başından beri yapılan ilk arkeolojik çalışmadır. Ancak bölgenin hem speleolojik hem de arkeolojik açıdan çok az incelenmesi araştırmacı açısından bulguları değerlendirmede büyük zorluklar yaratmıştır. Bu nedenle bölgede speleologlar ve arkeologların daha fazla çalışması neredeyse hiç birşey bilmediğimiz bu bölgenin aydınlatılmasına katkıda bulunacaktır. Teşekkür Araştırma boyunca yardım sağlıyan Kars Müzesi Müdürlüğüne, barınma ve rehberlik yardımları için Mağaracık köyü sakinlerine ve arazide yardımları ve esirgemediği görüşleri için Sayın Yard. Doç. Dr. Bakiye Yükmen’e teşekkürü borç bilirim. KAYNAKÇA ATALAY, İ., 1982, Türkiye Jeomorfolojisine giriş, Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Yayınları, No: 9, İzmir: 106-110. BRINKMAN, R. 1976, Geology of Turkey , Ferdinand Enke Verlag Stuttgart, 1976. GÜLDALI, N. 1979, Geomorphologie der Türkei : Erlauterungen zur geomorphologischen, Übersichtskarte der Türkei, l : 200.000, Dr. Ludwig Reichert, Wiesbaden, TAVO. : 149-164. İLHAN, E. 1971, The Structural Features of Turkey. in :Geology and History ofTurkey, (ed.) Campbell A.S.: 159-170. KILIÇ, M. 1985, Kars İli Genel Jeoloji ve Maden Envanteri, MTA Genel Müdürlüğü Doğ. An.Bölge Yayınları. KÖKTEN, İ. K. 1943a, Kars’ın Tarih Öncesi. III. T.T. Kongresi: 201-203 KÖKTEN, İ. K. 1943b, Kars’ın Tarih Öncesi hakkında ilk kısa rapor.Belleten, VII, 27 : 601-613. KÖKTEN, İ. K. 1944, Orta, Doğu ve Kuzey Anadolu’da yapılan tarih öncesi araştırmaları. Belleten, VIII, 32 : 659-681. KÖKTEN, İ. K. 1947, Bazı prehistorik istasyonlar hakkında yeni gözlemler. Belleten, V: 224-239. KÖKTEN, İ. K. 1952, Anadolu’da prehistorik yerleşme yerlerinin dağılışı üzerine bir araştırma. D. T. C.F. Dergisi, X, 1-4 : 167-203 KÖKTEN, İ. K. 1953, 1952 yılında yaptığım tarihöncesi araştırmaları hakkında. D.T.C.F. Dergisi, XI, 2,3,4: 176-206. ÖZBEK, O. 1992, Türkiye Mağaraları Envanteri. I. Speleoloji Sempozyumu (Ed.Mustafa Aktar), Boğaziçi Üniversitesi Mağara Araştırma Derneği Yayınları No:VI. : 77-81 (İngilizce özetli Türkçe) ÖZBEK,O. 1993, Prehistorik İskân açısından Türkiye mağaraları ve Hatay mağaralarının incelenmesi. (Yüksek Lisans Tezi) Hacettepe Üniversitesi, Beytepe, Ankara. (İngilizce özetli Türkçe) ÖZBEK, O. 1998, A commentary on the prehistoric settlement patterns in Anatolia. Union International des Sciences Prehistoriques et Protohistorigues. XIII.eme Congres, Forli, Italia.8-14 Septembre 1996 ÖZBEK, O. ve B. YÜKMEN (basımda) 1997 yılı Kars, Ardahan, İğdır illeri yüzey araştırması.Türk Arkeoloji Dergisi., Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Kültür Bakanlığı, Ankara. ÖZBEK, O. ve B. YÜKMEN 1998, Kars, Borluk vadisi kaya resimleri. Arkeoloji veSanat Dergisi. 86 : 30-37. VAN der KAADEN, G. 1971, Basement Rocks ofTurkey. in :Geology and History of Turkey (ed.) Campbell A.S.: 191-209. YAKAR, J. 1991, Prehistoric Anatolia: The Neolithic Transformation and the EarlyChalcolithic Period.Tel Aviv : 99. YILMAZ, A. 1989, Kafkasya’nın tektonik kuşakları ve bu kuşakların kuzeydoğu Türkiye’deki uzantıları: bir karşılaştırma. MTA Dergisi, 109 : 89-106.


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

82


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

83

Doğu Çölünde (Mısır) Alabastarda (Oniks) Gelişmiş Hilal Şeklinde Bir Mağara: Sannur Mağarası Mehmet EKMEKÇİ*, Serdar BAYARI*, Türker KURTTAŞ*, Gültekin GÜNAY*, Feriaİ ELBEDEWI** *Hacettepe Üniversitesi, Hidrojeoloji Müh. ABD., Bey tepe Ankara **The Egyptian Geological Survey and Mining Authority, Cairo-Egypt Özet Mısır’ın Doğu Çölü bölgesinde yer alan Wadi Sannur, alabaşlar (oniks) işletmelerinin yaygın olduğu bir bölgedir. Doğal suların etkisiyle çözünebilen alabaşların, kalsiyum karbonata aşırı doygun haldeki sıcak sulardan itibaren oluştuğu bilinmektedir. Mısır’da firavunlar döneminde olduğu gibi bugün de süsleme amacıyla işletilmekte olan alabaşlar ocaklarından birinde kazı sırasında termal karstik bir mağara keşfedilmiştir. Wadi Sannur’da bulunması nedeniyle Sannur Mağarası olarak adlandırılan bu mağaranın Mısır’da bilinen en büyük doğal boşluk olduğu belirlenmiştir. Hacettepe Üniversitesi Mağara Araştırma Grubu tarafından yapılan speleolojik çalışmalar sonucunda mağaranın hilal şeklinde geliştiği ve 275 metre uzunluğunda olduğu saptanmıştır. Mağaranın giriş ağzına göre sağ ve sol galeride farklı mağara oluşumları bulunmaktadır. Sol galeride mağara çökelleri çok nadir iken sağ galeri sarkıt, dikit, sütun, heliktit, çöp sarkıtlar, akmataşı, kenartaşı setleri ve havuzcukları gibi çok çeşitli çökellerle süslenmiş durumdadır. BCRA-5D standardına göre haritalanan mağaranın içinde ve dışındaki jeolojik, morfolojik, ve yapısal unsurlar dikkate alınarak mağaranın kökeni ve paleo-ortam yorumlamaları yapılmıştır. ABSTRACT: Sannur Cave, the largest subterranean chamber known in Egypt is situated about 70 km to the southeast of Beni-Suef city in the remote Wadi Sannur of the Eastern Desert. Sannur Cave was first discovered during blasting in the alabaster quarry which caused an artificial entrance to the cave. The cave is a single crescent shaped chamber approximately 275m long. The cave is arbitrarily divided into two sections having different characteristics; leftside gallery and right side gallery. Few speleothems occur in the left side gallery while the right side gallery is decorated intensively with many kinds of speleothem. Based on the geologic, structural and morphologic observation inside and outside the cave, some interpretations on the paleoenvironment and the origin of the cave are made. Surveying was performed with GRADE 4C according to BCRA Gradings.

1. INTRODUCTION The Egypt 93 Expedition set out to explore Sannur Cave where no serious speleological work had taken place. Sannur Cave is situated about 70 km. to the Southeast of Bern Suef City (Fig. 1), in the remote Wadi Sannur of the Eastern Desert. The Egyptian Environmental Affairs Agency (EEAA) and the Egyptian Geological Survey and Mining Authority (EGSMA) the Ministry of Mining are actively engaged in research directed towards documenting karst features and defining the touristic potential of the Sannur Cave. The cave was mapped as part of the EEAA-EGSMA Karst Research Program in cooperation with The International Research And Application Center for Karst Water Resources of Hacettepe University (UKAM) in Ankara, Turkey.


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

84

2. GEOGRAPHICAL SETTING The main topographical unit in Egypt is the Nile River which divides the country into two main arid (desert) regions; Eastern Desert and Western Desert. The Wadi Sannur is located in the Eastern Desert which extends between the Nile and Red Sea and is underlain mainly by sandstone and limestone. The southeastern part of the region is rather mountainous, whereas the western desert extends as a low-plateau. Wadi Sannur is surrounded by mountains which have an average altitude of 290 m a.s.l. The region receives very little rainfall, but the climate has not always been as dry as present. Several lines of evidence indicate that there were wet periods, or pluvials during the Quaternary period. 3. GEOLOGICAL SETTING Based on the previous geological works in the area, primarily by Hassan et. al. (1978), the Wadi Sannur area can be geologically described as follows. The main rock units exposed in the area are of Eocene and Pliocene age although Quaternary units were also differentiated. The Eocene sequence includes alabastar which is surrounded by limestone dipping gently (about 9째) toward the east. The overlying units belong to the Umm Ragaba Formation of Pliocene age which comprises alternating conglomerate and sandstone beds. Inverted wadis and fanglomerates are the Quaternary units found in the area. Sannur Cave, however, is formed within the layered alabastar surrounded by Eocene limestone. There have been several studies of the geology and genesis of the alabastar in this area (Akaad and Naggar (1965), Hassan et. al. (1978), Akaad and Naggar (1967), Philip et. al. (1991)). 4. DESCRIPTION OF THE CAVE Exploration of Sannur Cave began on 2 October 1993. The cave had been discovered by an Egyptian geologist during research in a carbonate alabaster quarry. An artificial entrance to the cave occured after a blasting in the quarry. The entrance now is about 3 meters above the floor of the quarry. Traverses and stations located during the survey are shown in Figure 2. Sannur Cave is a single crescent shaped chamber approximately 275 m. long. The width of the chamber is at a maximum in the middle, where it is approximately 12 meters (Fig. 3). The cave is arbitrarily divided into two main galleries, the entrance being the central point for this division; left and right (Fig.3). The right gallery is much more intensively decorated with speleothems than the left gallery. The wall facing the quarry is almost vertical and covered by calcitic crystals (Fig. 3). The ceiling is curved to form the other wall (Fig. 3, cross-sections). The galleries end where relatively higher ground tipping toward the north (Fig. 3). 5. GEOMORPHOLOGY The floor of the cave is approximately 1500 m2 in area and consists of several geomorphic zones. Steep breakdown blocks dominate the entrance whereas fine grained debris fans become dominant in the right-side gallery. The steep debris cones grade into gentle lower slopes and outwash fans. All debris cones are located at certain points along the outer wall (Fig. 3). The floor of the left-side gallery is a flat alluvial plain covered with mudcracks. The lowest part of the mudcracked floor near the inner (north) wall seems to function as a sink line. However, several sink-points were also located along the inner wall. The whole area of the floor was completely dry during the exploration and surveying in October, 1993. However streams start from the outer (south) wall, where all debris cones are located, and end at a sink-point in the inner wall (Fig. 3). Although there are no visible lower exits or passages leading from the chamber, streams ending at a sink-point with significant flow capacity suggest that the cave probably extends below the fine grained alluvial plain. Other evidence, such as huge stalactites without the corresponding stalagmites on the floor, supports this possibility. Water that entered the cave must have formed a pond and slowly infiltrated into fine grained sediments of the mudcracked alluvial plains.


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

85

The floor of the right-side gallery is more uneven, decorated with speleothems and mainly duricrusted by very thin flowstone. Debris cones are also duricrusted. Duricrustation is lacking in the left-side gallery except at the end of the gallery. 6. CAVE FORMATIONS Few speleothems occur in the left-side gallery while the right-side gallery is decorated intensively with many kinds of speleothems. A particular type of speleothem found in the cave is "popcorn" which covers almost all the walls and the ceiling of the cave and the old stalagmites and stalactites. The popcorns range from the size of tiny beads to a few centimeters and cover almost all walls and old speleothems. The crusts on the clastic fans (Fig. 3) are more porous and granular whereas those on the floor around the rimstones are more translucent and crystalline similar to coating on the older stalactites. The crust covering the floor in the right-side gallery is mainly of subaqueous origin. The crust covering the detritic fans at the inner parts of the right-side gallery, however, is most probably of subaerial origin, and has formed by condensation. A curtain-like speleothem called drapery is found hanging down from inclined cave ceilings and walls. Some of the draperies are thin, translucent and colorfully streaked in parallel bands. Flowstone is another speleothem which is found extensively in the right-side gallery but is lacking in the left-side gallery. The flowstone covering the clastic material on the floor is very thin. Helictites grow on ceilings, walls and other speleothems, in the right-side gallery. Old and young helictites can be distinguished also by size and opacity. This chronology is based on the stratigraphical position, rather than absolute dates. In the right-side gallery, rimstone dams of calcite up to 3 cm high obstruct shallow pools. A chamber in the right-side gallery filled with sparkling crystal spikes was one of the most exciting discoveries in the cave (Fig. 3). Sparkling spars are also found at both ends of the cave but with smaller crystals size. Both ends of the cave are decorated with calcitic stalactites which range in size from small, slender, "soda straw" varieties to thick massive pendants more than 1 m long and 50 cm wide. However, at end of the left-side, some gypsum stalactites (described after X-Ray analysis) exist with pure-snow white color. In the right side gallery, about 30 cm long soda straws exist in the upper chamber (Fig. 3). Stalagmites are very common particularly in the right side gallery. The older stalagmites are usually yellow, reddish brown in color whereas the younger ones are milky white. The younger stalagmites were defined based on their position relative to other speleothems. The older speleothems generally bear some cracks which have been filled with secondary calcite, probably of the same age of the younger speieothems. In the Cave Sannur, there are a number of columns of various size. The largest column exhibits a form of a "waterfall" or an "organ form" on its surface. There is no column in the left side gallery. 7. CONCLUSIONS Sannur cave is developed within the calcium-carbonate deposits called the Egyptian Alabaster. The shape of the cave is like a crescent, both ends blocked by fine, clastic debris covered by thin calcitic crust. The entrance of the cave is not natural and opened after blasting in the alabaster quarry. However, the terra-rosa indicates percolation of meteoric water through the relatively wide cracks connecting the cave to the ground surface. However, in order to verify and justify models for the origin and paleo-environmental evolution of the cave, some further detailed investigation is needed in the cave. Samples collected for stable isotope analyses and age determination will give some absolute data required in paleoclimatic indications. Soil samples from the floor of the cave would provide invaluable paleoecological information that might be used in paleoenviron-mental reconstruction. More information about the depth and extension of the cave beneath the present floor will help in justifying the speculations about the origin of the cave. ACKNOWLEDGMENTS The authors would like to acknowledge and extend their sincere thanks to the following authorities and persons. This expedition was supported both financially and morally by The Egyptian Environmental Affairs Agency (EEAA) and the Egyptian Geological Survey and Mining Authority (EGSMA) of the Ministry of Mining. Dr.


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

86

Ahmad Atif Dardir, Minister Consultant for Mineral Resources, kept in contact with the team during the expedition with a close interest in the expedition. Professor Dr. Ismail El-Ramly had a great role in initiating this cooperation between Turkey and Egypt. Mr. Attia Ahmad Makhlouf provided important knowledge about the geology and mineralogy of the area. Mr. Eymen, the technician, assisted the team in all aspects during the expedition and contributed very much to the success of the study. Mr Ahmad Yehia Ahmed and Mr. Gamal Mohammed Abdel Maged who were responsible for the organization of the whole expedition were indispensible persons of the study. Special thanks are due to Prof. Dr. John Gunn of the University of Huddersfield, England and Mr. A. Ivan Johnson, UN Consultant who revised the manuscript and provided valuable suggestions to make it more suitable for publication.

REFERENCES Akaad, M. K. and Naggar M. H., 1965, Petrography of the Wadi Sannur Alabaster and Its Bearing on the Mode of Formation of the Egyptian Alabaster., Bui!. Soc. Geogr. Egypt. Akaad. M. K. and Naggar M. H., 1967, Geology of the Wadi Sannur Alabaster and The General Geological History of the Egyptian Alabaster Deposits, Bull L'lnst. Desert D'Egypie, Tome XIII No 2., Cairo, Egypt Hassan, Y. M., Issawi, B. and Zaglhloul E.S.A., 1978, Geology of the Area East of Beni Suef, Eastern DesertEgypt, Annals of the Geological Survey of Egypt. Vol VIII. Cairo, Egypt Philip, G., El Aref, M.M., Darwish, M. and Ewais. S., 1991, Paleoerosion Surfaces and Karst Manifestations Including 'Egyptian Alabaster1 in Gabal Homret-Schaibun-Gabal Sannur Area, East of Nile Valley, Egypt, Egypt. /. Geol. 33. J-2-. Cairo. Egypt.


3. Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

87


3.Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

88


3.Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

89

Yozgat Akdağmadeni-Yukarıçulhallı Köyü Yakın Çevresi Jeolojisi ve İnaltı Mağarası Türkay COŞKUNER, Harun AYDIN Hacettepe Üniversitesi Mağara Araştırma Kulübü (HÜMAK), 06532 B ey t epe Ankara Özet İnaltı mağarası Akdağmadeni’nin 20 km. doğusundaki Yukarıçulhallı Köyü’nün 2 km. güneyinde yeralmaktadır. Mağara; Akdağmadeni litodemini oluşturan en yaygın kayaçlardan olan mermerler içinde gelişmiş bir mağaradır. Genellikle GB-KD doğrultulu olan bir antiklinalin doğu kanadında yeralan İnaltı Mağarası; yer yer gnays, şist, kuvarsit ve amfıbolitler arasında yüzeylenmiş mermerler içerisinde yeralmaktadır. Paleozoik yaşlı bu mermerler dolomitize mermerler olup bölgede topografyanın yüksek olduğu kesimlerde gözlenmektedir. İnaltı Mağarası; yayılımı, içerisinde atmosferik yoğunlaşmadan kaynaklanan duvar yapıları ile tipiktir. Buna ek olarak şistler arasında bant halindeki mermerler içinde gelişmiş bu mağarada damlataşların neredeyse hiç gözlenmemesi, karstik bölgelerde gelişmiş mağaralardan oluşumu açısından farklıdır.


3.Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

90

Mağara Araştırma Derneği Aladağ Etkinlikleri Haluk YURDAKUL Mağara Araştırma Derneği (MAD) Ankara Özet Mağara Araştırma Derneği, Kayseri, Adana ve Niğde illeri arasında, çok geniş bir alanı kapsayan Aladağlar araştırmalarına ilk kez 1989 yılında başlamıştır. Mağara oluşumu açısından oldukça zengin bir bölge olan Aladağlar’a çok sayıda etkinlik düzenlenmiş ve bu etkinlikler sonucunda çok sayıda mağara bulunmuş, araştırılmış ve haritalanmıştır. Aladağlar’da araştırma etkinliklerimiz devam etmektedir. Sunumda bölgedeki araştırma sonuçlarımız anlatılacaktır.

Aladağlar Orta Toroslar bölgesinde Niğde-Adana-Kayseri illeri arasında doğuda Zamantı nehri batıda Ecemiş fayı ile sınırlandırılmış ortalama 25000 m yüksekliğinde geniş yayılımlı kireçtaşı kütlesidir. Mağara Araştırma Derneği bölge çalışmaları 1989-1996 yılları arasında yoğunlukla kuzeydoğu ve güneybatı kesimlerinde Mazmılı, Gelere ve Ceviz yaylarında yapılmıştır. Bölgede derneğin ilk dikey Mağarası 1990 yılında Niğde Alaçam yaylasındaki İnlik düdenidir (-114.5 m ). Bölgenin önemli mağaraları Camılıköy Subatanı Mağarası Adana-Pozantı-Dağdibi köyü-Mazmılı yaylasında 1800 m rakımında -379 m de sifonla 1991 yılında bitmiştir. Sütlük Subatanı Mağarası Adana-Pozantı-Dağdibi köyü -Mazmılı yaylasında 1850 m rakımında -640 m de sifonla 1995 yılında bitmiştir. Subatanı Mağarası Kayseri -Yahyalı -Çamlıca köyü -Gelere yaylasında 1685 m rakımında -643 m de sifonla 1994 yılında bitmiştir Körkuyu 1 Mağarası Kayseri-Yahyalı-Ceviz yaylasında 1740 m rakımında -130 m de 1994 yılında bitmiştir Körkuyu 2 Mağarası Kayseri-Yahyalı-Ceviz yaylasında 1780 m rakımında -234 m de 1996yılında bitmiştir

Tablo1 – Aladağlar Mağaraları

Kaynak MAD Bültenleri 8,9,10,11


3.Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

Atlılar Düden Mağarası Araştırmaları Onur YURTBAŞI Mağara Araştırma Derneği (MAD), Ankara Özet Atlılar Düden Mağarası Mersin ili Gözne ilçesi Atlılar Köyü yakınında bulunmaktadır. Mağara ilk kez 1996 yılında bölgeye yapılan bir yüzey araştırma etkinliğinde bulunmuştur. Bölgeye altı etkinlik düzenlenmiştir ve mağaranın araştırması 1998 yılı Eylül ayında yapılan son etkinlikle tamamlanmıştır. Mağara -410 m.’de sifonla sona ermiştir.

91


3.Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

92


3.Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

93

YASAL DÜZENLEMELER VE EĞİTİM


3.Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

94


3.Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

Patlayıcı Maddeler Ve Yeraltı Uygulamaları Muharrem TORALIOĞLU MTA Genel Müdürlüğü Sondaj Dairesi Başkanlığı 06520 Balgat Ankara Özet Patlayıcı maddeler; belirli şartlar altında aniden yanarak veya patlayarak ayrışan ve gaz haline dönerek yüksek basınç oluşturan kimyasal bileşim veya karışımlardan oluşur. Patlayıcı maddelerin ayrışması çabuk yanma veya ani yanma (patlama) şeklinde olur. Her iki durumda da patlayıcı maddeyi oluşturan katı, plastik veya sıvı haldeki kimyasal maddeler, patlamadan önce kapsadıkları hacme göre 500-600 defa yada daha fazla hacimdeki gaz haline geçerler. Ayrıca ısı artışına bağlı olarak gaz hacmi daha da artar. Bu genişleyen gaz hacmi sayesinde patlayıcı maddelerden elde edilen enerjiden endüstride çeşitli şekillerde yararlanılmaktadır. Patlayıcılar genel olarak iki ana gruba ayrılırlar. Bunlar; I. Yavaş patlayan patlayıcı maddeler (yavaş yanma ile basınç oluştururlar. Karabarut bu gruba girer) II. Çabuk patlayan patlayıcı maddeler ( patlama son derece ani olur. Dinamit bu gruba girer) Kullanılacak ortama göre patlayıcı seçimi önem kazanmaktadır; Islak yerlerde, su altında, çok sert kayaçların küçük parçalar haline getirilmesinde Gom türü patlayıcılar kullanılırken, taş ocaklarında ve sert kayaçların küçük bloklar halinde parçalanmasında Jelatin türü patlayıcılar kullanılmaktadır. Bunun yanında maden kömürü ocaklarında grizuya karşı emniyetli Grizu etkili patlayıcıları kullanılmaktadır. Patlayıcı maddelerin ateşleme yöntemleri de kullanım ortamlarına göre farklılık göstermektedir. Bunlar adi kapsül, milisaniye fitil ve elektrik kapsül ateşleme sistemleridir.

95


3.Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

Türkiye Mağaraları Hakkında Mevzuat Ve Uygulamalar İle Yapılması Gereken Düzenlemeler Lütfı NAZİK MTA Genel Müdürlüğü Jeoloji Etütleri Dairesi 06520 Balgat Ankara Özet Büyük bir bölümü (% 35-40) erimeye uygun karbonat ve sülfattı kayalardan oluşan ülkemizde, yaklaşık olarak 35.000-40.000 adet mağaranın bulunabileceği sanılmaktadır. Belirli kuşaklarda yoğunlaşan mağaralardan ekonomik amaçlarla yararlanma, son yıllarda belirgin şekilde artmıştır. Buna bağlı olarak gerek mülkiyet sorunu ve gerekse koruma ve kullanım yöntemleri ile araştırma ve denetimlerine yönelik açık ve kesin hükümleri içeren yasal düzenlemelerin olmaması nedeniyle; bu konuda ülkemizde büyük bir kaos yaşanmaktadır. Ülkemiz mağaralarının araştırılması, korunması ve kullanıma yönelik dolaylı ve dolaysız yasa, yönetmelik ve benzeri mevzuatlar Kültür ve Çevre Bakanlıkları’nın yetki ve sorumluluğundadır. Söz konusu yasaların çıkartıldığı tarihlerde mağara bilinci ve kullanımlarının güncel ve yaygın olmamasından; bu yasalarda mağaralar, doğrudan hedef alınmamıştır. Bu nedenle, mevcut yasa ve yönetmeliklerle; mağara araştırma, koruma ve kullanımlarını belirli bir düzen ve sisteme oturtmak mümkün değildir. Öyle ki konusunda yetkili kılınan Kültür ve Çevre Bakanlıkları, mevcut eleman yapıları ve eylem planları ile, bu yetkilerini başka kurumlara aktarmış durumdadır. Son yıllarda mağara bilinci, araştırmacı, yeni bulunan ve kullanıma açılan mağara sayılarının hızla arttığı ülkemizde; mağaraların araştırılma, koruma ve kullanımları ile denetimlerine yönelik doğrudan hükümler içeren yasal düzenlemelere acilen ihtiyaç vardır. Bu yasal düzenlemelerde Kültür ve Çevre Bakanlıklarının kullanamadığı yetki ve sorumluluklar, çok disiplinli elemanlara sahip diğer resmi kurumlara devredilmeli veya görev paylaşımı yapılmalıdır.

96


3.Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

Mağara Araştırma Derneği Temel Mağaracılık Eğitim Kursları Ferhat AYTEKİN Mağara Araştırma Derneği (MAD) Ankara Özet Mağara Araştırma Derneği, ülkemizde sportif mağaracılık eğitimi konusunda varolan eksikliği gidermeye çalışmak, eğitimde belirli bir standardizasyon sağlamak ve oluşturulan eğitim modeli çerçevesinde belirli kalitede mağaracı yetiştirmek amacıyla 1996 yılından beri Temel Mağaracılık Eğitim Kursları düzenlemektedir. Sunumda kursun amaçları, içeriği anlatılacak, günümüze kadar yapılan kursların bir değerlendirmesi yapılacaktır.

97


3.Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

Mağara Rehberliği Emrullah ÖZEL MTA Genel Müdürlüğü Jeoloji Etütleri Dairesi 06520 Balgat Ankara Özet Türkiye’nin 1/3’ü mağara oluşumuna uygun karbonatlı kayaçlardan oluşmaktadır. Bu kadar geniş bir alanda onbinlercesinin bulunduğu tahmin edilen mağaralar, günümüze kadar yeterince araştırılıp korunamamıştırlar. Türkiye’de alternatif turizm tiplerinin ön plana çıkmasıyla mağaralardan yararlanma bilinci de önem kazanmıştır. Mağaraların turizm amaçlı kullanımının yaygınlaşmaya başlamasıyla Mağara Rehberliği de gündeme gelmiştir. Mağara rehberi; Türkiye’yi yerli ve yabancı turistlere en iyi şekilde tanıtabilen, onlara gezileri süresince yardımcı olacak ve doğru bilgiler verebilecek, mağara ortamına özgü koşulları bilen, mağarada dolaştırılacak grubun da güvenliğini sağlayacak bilgi ve beceriye sahip, mağaraya ilişkin tüm bilgileri verebilen, aynı zamanda mağaraya zarar verilmesini önlemekten sorumlu kişilerdir. Mağara rehberi iki şekilde yetiştirilmelidir; Turizm ve Otelcilik Meslek Yüksek Okullarında oluşturulacak Turizm Rehberliği bölümlerinde mağara rehberliğinin de okutulması gerekmektedir. Buradan alınacak derslerde speleoloji ile ilgili temel jeolojik, jeomorfolojik, hidrolojik ve biyolojik bilgiler verilmelidir. Bunun yanında mağara rehberliği konusunda belki de en önemli potansiyel; mağaracılık ile uğraşan üniversite öğrenci ve mezunlarının Turizm Bakanlığı bünyesinde açılacak kurslar sonucunda mağara rehberliği sertifikaları edinmeleridir. Mağara rehberi olan kişilerin belirli dönemlerde yapacakları toplantılarla ve diğer mağaracılık ile ilgili kurum, kulüp ve derneklerle birlikte Türkiye’de mağaracılığın sorunlarını tartışıp gelecek için karar verebilir duruma gelmelidirler.

98


3.Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara

Türk Mağaracılar Birliği Organizasyon Ve İşleyişi Üzerine Öneriler Tulga ŞENER Mağara Araştırma Derneği (MAD), Ankara Türk Mağaracılar Birliği’nin temeli 1994 yılında Ankara’da düzenlenen 2. Speleoloji Sempozyumu’nda atılmıştır. Ancak gelişim süreci daha eskilere dayanmaktadır. Şu an kafalarımızda ya da kağıt üzerinde sadece bir ad olmaktan öteye gidememiş olan Türk Mağaracılar Birliği’nin işler hale getirilmesi gerekmektedir. Sunumda Türk Mağaracılar Birliği oluşum ve gelişim süreci değerlendirildikten sonra yapısı ve işleyişi üzerine değerlendirmeler yapılmış, önerilerde bulunulmuştur.

99


3.Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara 100


3.Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara 101


3.Speleoloji Sempozyumu, 1999, Ankara 102


3.Speleoloji Sempozyumu