Issuu on Google+

MAHMUT KISA


‫﴾ ُ َر ُة ْا َ َ َ ِة‬٢﴿ 2. BAKARA SÛRESİ Adını, 67–71. âyetlerde geçen ve bir ineğin (el-bakara) kurban edilişini anlatan ilginç bir kıssadan almıştır. Sûrenin büyük bölümü, Peygamber (s)’in Medine’ye hicretinden sonraki ilk iki yılda nâzil olmuştur. Ancak 281. âyet, Kur’ân’ın en son nâzil olan âyetidir. Medine’de oluşan yeni İslâm toplumunun karşılaştığı sorunların çözümüne yönelik çok sayıda hukukî düzenlemeye yer veren sûre, 286 âyettir. Rahman ve Rahim olan Allah’ın Adıyla!


Ben her işime sonsuz şefkat ve merhamet sahibi yüce Rabb’imin adıyla başlarım ve yapacağım her işi O’nun rızası doğrultusunda, O’nun emir ve talimatlarına uygun olarak yaparım. Fâtiha sûresinde kulun hidâyet isteğine Allah, “Buyur kulum, işte benden dilediğin hidayet!” diyerek cevap veriyor:

HİDÂYET ve MÜMİNLER ﴾١﴿   ‫ا‬ 1

1. Elif, Lâm, Mîm. Dinle, ey insanoğlu! Bak bunu sana Allah söylü1

Bazı sûrelerin başında yer alan bu tür hece harflerine Hurûf-u Mukattaa denir. Kur’ân’da böyle harflerle başlayan 29 sûre vardır. Bu aynı zamanda Arapçadaki harflerin toplam sayısıdır. Arap alfabesindeki harf gruplarından her biri, Hurûf-u Mukattaa içerisinde zikredilmiştir. Tekrar edilenler sayılmazsa, Hurûf-u Mukattaa 14 harftir. Kur’an-ı Kerim, Hurûf-u Mukattaa ile inkârcılara


yor. Bunları Allah sözü olarak dinle, başkasının sözüne benzetme. Senin meydan okuyarak diyor ki: “Mademki Kur’an’ı Muhammed’in uydurduğunu iddia ediyorsunuz, o halde onun bir benzerini de siz uydurun. Zira bu harfleri sizler de çok iyi biliyor ve kullanıyorsunuz. Kur’an da bu tür harflerden oluşmuştur. Eğer Kur’an’ın bir benzerini yapamazsanız, o zaman onun on suresinin benzerini yazın. Bunu da yapamazsanız, o halde Allah’tan başka tüm yardımcılarınızı da çağırarak onun sadece tek bir suresinin benzerini meydana getirin.” Mukattaa harflerinin hemen ardından Kur’ân’a ve vahiy olgusuna işaret edilmesi de bu görüşü teyit etmektedir. Bu meydan okuyuşa karşı Araplardan bir cevap çıkmadı, susup kaldılar. Zira Allah, Arapların kullandığı bu kelimeleri kullanarak öyle erişilmez bir ifade uslûbu ortaya koymuştu ki, beşerin bunun bir eşini meydana getirmesi mümkün değildi. Eğer Kur’ân insan ürünü bir kitap olsaydı; şiirlerinde, vaazlarında, hitabelerinde aynı malzemeyi (harfleri) ustalıkla kullanan Araplar da şöyle veya böyle Kur’ân’ın fesahatine denk bir fesahat ortaya koyabilirlerdi. Ayrıca Mukattaa Harfleri’nin, başında bulundukları sûrelerle ses ve mana bakımından çok yakın bir ilişkisi göze çarpmaktadır. Örneğin Kâf, Nûn, Sâd sureleri dikkatle incelendiğinde bu bağlantı açıkça görülür.


gayet iyi tanÄądÄąÄ&#x;Äąn ve Ĺ&#x;iirlerinde, yazÄąlarÄąnda, hitâbelerinde ustalÄąkla kullandÄąÄ&#x;Äąn Ĺ&#x;u harflere dikkatlice bak. Ä°lâhĂŽ kudret bu basit harfleri nasÄąl mĂźkemmel bir uyumla yan yana dizdi de, olaÄ&#x;anĂźstĂź gĂźzelliÄ&#x;i karĹ&#x;ÄąsÄąnda en bĂźyĂźk edebiyat ustalarÄąnÄąn, âlimlerin, filozoflarÄąn ister istemez secdeye kapandÄąÄ&#x;Äą; bir tek sĂťresinin dahĂŽ benzerini yapmakta beĹ&#x;eriyetin acze dĂźĹ&#x;tĂźÄ&#x;Ăź eĹ&#x;siz, mucizevĂŽ bir kitap ortaya koydu:

Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ  ŮŽ Ů‘ Ů? Ů’ Ů? ‍ Ů?"! Ů? Ů‹ى‏#$ !% ﴞ٢ ď´ż  & ‍ع‏ ' ‍)ب‏  *

‍ا‏ +

Ů? ‍ٰذ‏ ŮŽ Ů’ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? 2

2. O Kitap ki, onda asla Ĺ&#x;Ăźphe yok. Ä°nsanÄą dĂźnyada ve âhirette kurtuluĹ&#x;a iletecek temel hayat prensipBu âyette, uzaÄ&#x;Äą belirten iĹ&#x;aret zamiri (‍ ) Ř° Ů? َכ‏Üzellikle tercih edilmiĹ&#x; ve “bu kitapâ€? yerine “o kitapâ€? ifadesi kullanÄąlmÄąĹ&#x;tÄąr. BĂśylece, adeta gĂśkteki bir yÄąldÄązÄą gĂśsterircesine “İĹ&#x;te o kitap!â€? denilerek kitabÄąn yĂźceliÄ&#x;ine iĹ&#x;aret edilmiĹ&#x;tir. 2


lerini ortaya koyan bu kitabın içinde, akıl ve sağduyu ile çelişen, insanı şüpheye düşürebilecek herhangi bir yanlışlık, çelişki, eğrilik ve tutarsızlık yoktur. Bu da onun Allah’tan gelen hak bir kitap olduğunun apaçık kanıtlarından biridir. Müttakiler için hidâyettir. Bu kitap, Allah’a karşı gelmekten sakınan, kötülük ve günahlardan uzak duran kimseler için bir kılavuz, bir yol göstericidir. Demek ki Kur’ân’dan istifade edebilmenin birinci şartı, dürüst ve iyiniyetli olmaktır. Hakla bâtılı gözetmeyen, bencil ihtiraslarının, arzu ve heveslerinin ardından giden veya kendisini inkâra şartlandırarak hakkı inatla reddeden kimseler Kur’an’da hidâyet bulamazlar. Şu hâlde, tüm insanlığa doğru yolu gös-


teren bu kitap, ancak iyiye ve doÄ&#x;ruya ulaĹ&#x;mayÄą arzu eden kimseleri hedefe ulaĹ&#x;tÄąracaktÄąr. BĂśyle kimseler, Kur’ân’Ĺn rehberliÄ&#x;inde iman ve ahlak eÄ&#x;itiminden geçerek Ĺ&#x;u Ăśzellikleri elde ederler:

ŮŽ Ů’ Ů° Ů‘ ŮŽ ŮŽ Ů‘ ‍ َن‏# ŮŽ ŮŽ Ů’ ‍ َ؊‏. ‍ا‏ & â€ŤŮˆâ€Ź % # 1

) 2 ‍ن‏  3 4 5 & 6 & 7

Ů’ Ů? Ů?ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů? Ů? ŮŽ  ‍ا‏ ŮŽ  Ů? 8Ů? 3Ů’ &Ů? Ů’ Ů? )3ŮŽ 9Ů’ ‍ Ů‘ ŮŽ) ŮŽŘą َز‏4Ů? â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ﴞ٣﴿ ‍ن‏

3. Onlar ki, duyu organlarÄąyla algÄąlanamayan, ancak ilâhĂŽ vahyin ÄąĹ&#x;ÄąÄ&#x;Äąnda, akÄąl ve tefekkĂźr yoluyla kavranabilecek hakikat âlemi olan gayb’a inanÄąrlar. Allah’Ĺn bildirdiÄ&#x;i gaybĂŽ hakikatleri gĂśzleriyle gĂśrmeseler bile, gĂśrdĂźkleri kanÄątlardan ve iĹ&#x;aretlerden yola çĹkarak bunlarÄąn gerçek olduÄ&#x;una iman ederler. KâinatÄąn her zerresinde bulunan bu iĹ&#x;aretler, onu yoktan var eden son-


suz kudret ve merhamet sahibi bir Yaratıcı’nın varlığını açıkça gözler önüne serer. Buna göre müminler, hakikatin sadece gözle görülenlerden ibaret olmadığını bilir; akıllarını kullanarak Allah, cennet, cehennem, melek, kıyâmet, âhiret gibi ulvî hakikatlerin varlığına iman ederler. Namazı kılarlar. Sözü edilen müminler, beş vakit namazlarını dikkat ve özenle, dosdoğru ve aksatmadan kılarlar. Böylece, Yaratıcıyla aralarındaki irtibatı, günde en az beş kere huzurunda durmak sûretiyle sürekli canlı tutarlar. Bu ibadet onları daha bilinçli, duyarlı ve sorumluluk sahibi kılar. Ve kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler. Onlara bahşettiğimiz o güzel nimetlerden bir kısmını


fakir ve muhtaç kimselerle paylaĹ&#x;Äąrlar. Sahip olduklarÄą her tĂźrlĂź lĂźtuf ve nimetin onlara Allah tarafÄąndan verilmiĹ&#x; bir emanet olduÄ&#x;unu bilir ve onlarÄą Allah yolunda, O’nun emrettiÄ&#x;i Ĺ&#x;ekilde harcarlar.

ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů?   6Ů’ 4Ů? ‍) ا Ů’> Ů?=ل‏4ŮŽ ‍ ŮŽŮˆâ€Ź+#Ů’ Ů?‍ ŮŽ) ا Ů’> Ů?=Ů„ ا‏2Ů? ‍ َن‏3Ů? 4Ů? 5Ů’ &Ů? 6ŮŽ &7 Ů‘ â€ŤŮŽŮˆŘ§â€Ź +ŮŽ Ů? Ů’ 9ŮŽ

4. Yine onlar, hem sana indirilene hem senden Ăśnce indirilene inanÄąrlar. BĂźtĂźn peygamberlerin ve ilâhĂŽ kitaplarÄąn aynÄą kaynaktan geldiÄ&#x;ini, aynÄą inanç ve ahlâk ilkelerini getirdiÄ&#x;ini bilirler. Bunun için hem sana gĂśnderilen Kur’ân’a, hem senden Ăśnceki elçilere gĂśnderilen Tevrat, Zebur, Ä°ncil gibi kitaplara inanÄąrlar. O kitaplarÄąn bazÄą bĂślĂźmleri zamanla deÄ&#x;iĹ&#x;tirilmiĹ&#x;, tahrifata uÄ&#x;ra-


mış olsa bile, büyük kısmının vahiy eseri olduğunu bilirler. Değiştirilmiş kısımlarını ise, orijinal hâliyle günümüze kadar ulaşmış tek ilâhî kitap olan Kur’ân’ın hakemliğinde düzeltirler. Onlar âhirete de yakînen inanırlar. Ölümden sonra insanı bekleyen ebedî hayatın varlığına tüm kalpleriyle inanırlar. Sonsuz hikmet ve adalet sahibi olan Allah’ın, şaşmaz adaleti gereğince tüm insanları yeniden diriltip hesaba çekeceğine, sonra da iyileri cennet ile ödüllendirip kötüleri cehennem ile cezalandıracağına şeksiz şüphesiz iman eder ve bu inanca uygun davranışlar gösterirler.


  Ů° Ů° Ů? Ů? +ŮŽ AŮ? B‍ Ů’ ŮŽŮˆŘ§Ů?Ůˆâ€ŹCŮ? 2Ů?Ů‘ ‍ َع‏6Ů’ 4Ů? ‍ ŮŽ@? Ů? Ů‹ى‏+ŮŽ AŮ? Ů° B‍اŮ?Ůˆâ€Ź ﴞټ﴿ ‍ َن‏DŮ? Ů? 8Ů’ Ů? ‍ْا‏ 5. Ä°Ĺ&#x;te onlar, Rablerinden bir hidâyet Ăźzeredirler. ĂœĂ§ĂźncĂź âyetten itibaren sayÄąlan niteliklere sahip olanlar, bizzat Allah’Ĺn gĂśsterdiÄ&#x;i dosdoÄ&#x;ru bir yolda yĂźrĂźyen kimselerdir. Ve onlar, felaha erenlerin ta kendileridir. Onlar, Rablerinin hoĹ&#x;nutluÄ&#x;unu kazanarak dĂźnyada gerçek anlamda baĹ&#x;arÄą ve kurtuluĹ&#x;u; âhirette de cennet yurdunda ebedĂŽ huzur ve saadeti hak eden kimselerdir.

Ä°NKĂ‚RCILAR ŮŽŮ’ ‍ Ů’ اَ ْم‏CŮ? GŮŽ ‍ ْع‏7ŮŽ >Ů’ َ‍ Ů’ َإا‏CŮ? #Ů’ ŮŽ @ŮŽ ‍ Ů?ŮˆŘ§ ŮŽ ŮŽا ŮŒŘĄâ€Ź8ŮŽ JŮŽ 6ŮŽ &7 ŮŽ Ů‘ ‍اŮ? Ů‘ َن ا‏ ﴞٌ﴿ ‍ َن‏3Ů? 4Ů? 5Ů’ &Ů? 'ŮŽ Ů’ Ů? ‍ ْع‏7Ů? 3Ů’ GŮ?


6. Kur’ân’ın haber verdiği hakikatleri bile bile inkâr edenlere gelince, sen onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir; imana gelmezler. Onları ikna edici sağlam delillerle ve en güzel öğütlerle uyarsan da seni dinlemez, sanki kendilerini hiç uyarmamışsın gibi arkalarını dönüp giderler. Çünkü kibir, ihtiras, bencillik, inatçılık gibi hastalıklar, kendileriyle hakikat arasında aşılmaz bir engel olmuştur. O halde, hemencecik iman etmiyorlar diye ümidini ve cesaretini kaybetme. Hikmet ve güzel öğütlerle onları hakka çağırmaya devam et. Onlar hak ve hakikati kabullenmemek için kendilerini öylesine şartlandırmışlardır ki;


?Ů° @‍ Ů’ Ůˆâ€ŹCMŮ’  ?Ů° @‍ Ů’ Ůˆâ€ŹC2Ů? 9Ů? ?Ů° @ N‍ا‏ ŮŽ ŮŽ ŮŽ L Ů?Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů?Ů? ŮŽ Ů? Ů‘Ů° ŮŽ ŮŽ O ŮŽ ‍؊‏PŮŒ ‍) ŮŽŮˆâ€ŹQ . 2 ‍ا‏ ŮŽ RŮ? Ů’ Ů? ‍)ع‏ Ů’ ŮŽ Ů?

7. Allah onlarÄąn kalplerini ve ku3 laklarÄąnÄą mĂźhĂźrlemiĹ&#x;tir. GĂśzlerinin Ăźzerinde de, hakkÄą gĂśrmelerine engel bir perde vardÄąr. Bilerek ve isteyerek inkârÄą tercih ettikleri için, doÄ&#x;uĹ&#x;tan sahip olduklarÄą ‘hakikati keĹ&#x;fetme’ yetenekleri zamanla kĂśrelmiĹ&#x; ve iĹ&#x;levini gĂśremez hâle gelmiĹ&#x;tir.

ŮŽ ŮŽ ﴞ٧﴿ SŮŒ #T @ŮŽ ‍اب‏ 7 @  C

Ů’ ŮŽ ŮŒ Ů? â€ŤŮŽŮˆâ€Ź

3

Kalplerin mĂźhĂźrlenmesi, Allah’Ĺn insan için belirlediÄ&#x;i psikolojik yasalar çerçevesinde gerçekleĹ&#x;tiÄ&#x;i için Allah’a nispet edilmiĹ&#x;tir. AslÄąnda o inkârcÄąlarÄąn kalplerini ve kulaklarÄąnÄą mĂźhĂźrleyenler bizzat kendileridir. Fakat yasayÄą koyan Allah olduÄ&#x;u için, fiil de O’na nispet edilmiĹ&#x;tir. Yani onlar kalplerinin mĂźhĂźrlenmesi için gerekeni yapmÄąĹ&#x;lar, Allah da sonucu yaratmÄąĹ&#x;tÄąr.


Ä°Ĺ&#x;te onlarÄąn hakkÄą, bĂźyĂźk bir azaptÄąr. Kur’ân’Ĺn rehberliÄ&#x;inden yĂźz çevirerek inkârda direten bu insanlar, âhirette ebedĂŽ azaba mahkĂťm edileceklerdir. Bunun yanÄą sÄąra, dĂźnyada da ahlâkĂŽ çÜkĂźntĂźler, ruhsal bunalÄąmlar, toplumsal çalkantÄąlar vb. felâketlerle yĂźz yĂźze geleceklerdir. 6. ve 7. âyetlerde, Kur’ân’Ĺ açĹkça reddeden inkârcÄąlarÄąn durumu anlatÄąldÄą. Bundan sonraki 13 âyette ise, onlardan çok daha tehlikeli olan grup ele alÄąnÄąyor:

MĂœNAFIKLAR Ů’ Ů’ Ů° Ů° Ů° ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? O '‍ا‏ ‍م‏  #

) 2 â€ŤŮˆâ€Ź N) 2 ) 3 4 ‍ا‏ ‍ل‏ & 6 4 ‍)س‏ 3 ‍ا‏ Ů? Ů‘ Ů‘ Ů’ Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů? Ů? Ů‘ 6ŮŽ 4Ů? â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ŮŽW 3 4Ů? 5Ů’ Ů? 2Ů? Ů’ Ů? )4ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ﴞ٨﴿ 

8. İnsanlardan Üyleleri de vardĹr ki, gerçekte inanmadĹklarĹ hâlde,


“Biz de Allah’a ve ahiret gününe iman ediyoruz!” derler. Kalben iman etmedikleri hâlde iman ediyormuş gibi görünen bu ikiyüzlüler, müminlerin arasına sızarak İslam toplumu içinde fesat ve ayrılık tohumları ekmeye çalışırlar.

 َّ َ َ ٰ ّ ٰ َ 'ِ‫ َ ُ@ن ا‬Zْ &َ )4َ ‫ا َو‬ 3 4 ‫ا‬ 6 & 7

‫ا‬ ‫و‬ N‫ا‬ ‫ن‬ @ُ ‫) ِد‬Zَ &ُ ّ َ  ُ َ َ َ  َ ْ ﴾٩﴿ ‫ن‬Lَ ‫ ُو‬Mُ Qْ &َ )4َ ‫ ْ َو‬Cُ [ 8 > ُ َ ‫ا‬

9. Allah’ı ve müminleri güya kandırmaya çalışırlar. Sanki Allah’ı kandırmaları mümkünmüş gibi Allah’a ve müminlere karşı ikiyüzlü ve hilekârca davranırlar. Oysa ancak kendilerini aldatıyorlar, fakat bunun farkında değiller. Allah her defasında oyunlarını bozduğu ve maskelerini düşürdüğü için müminleri


uzun süre aldatamazlar. Tek aldattıkları, kendi öz benlikleridir.

ٰ ) ]  4 N‫ا‬ ّ ً َ َ ُ ُ ُ ‫ َ=ا َد‬$َ ‫ض‬  ٌ َ 4َ ْ Cِ 2ِ ُ 9ُ _$

10. Kalplerinde hastalık vardır. Münafıkların iç dünyalarında, bakış açılarında bir bozukluk, çarpıklık vardır. Kibir, inat, nankörlük, bencillik, ahlâksızlık gibi sebeplerle meydana gelen bu hastalık adeta gözlerini kör etmekte, hakkı kabul etmekten ve gerçek imana ulaşmaktan onları alıkoymaktadır. Allah da hastalıklarını iyice artırmıştır. Kalplerindeki bu hastalığı temiz ahlâk, doğru inanç ve güzel davranışlarla tedavi etmedikleri için, Allah –geçerli kıldığı ilâhî yasalara göre– onların hastalığını iyice artırmıştır. Öyle ki, hasta-


lÄąklarÄą mĂźzminleĹ&#x;miĹ&#x;, tedavisi neredeyse imkânsÄąz hale gelmiĹ&#x;tir.

ŮŽ ŮŽ ŮŽ ﴞ٥٠﴿ ‍ َن‏2Ů? 7Ů? *Ů’ &ŮŽ ‍) Ů?>ا‏JŮŽ )ŮŽ 2Ů?  #

‍ا‏ ‍اب‏ 7 @  C

Ů’  ŮŒ ŮŒ ŮŽ Ů? â€ŤŮŽŮˆâ€Ź

Yalan sĂśyleyegeldikleri için, onlara can yakÄącÄą bir azap vardÄąr. SĂśzleri ile davranÄąĹ&#x;larÄą birbirine uymayan ve insanlarÄą aldatmayÄą alÄąĹ&#x;kanlÄąk hâline getiren bu mĂźnafÄąklar, yalancÄąlÄąklarÄąnÄąn karĹ&#x;ÄąlÄąÄ&#x;Äą olarak âhirette elem verici, can yakÄącÄą bir azaba mahkĂťm edileceklerdir. MĂźnafÄąklarÄą Ĺ&#x;u Ăśzelliklerinden tanÄąyabilirsiniz:

 Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů’ )ŮŽ >ŮŽ Ů‘ Ů?‍) Ů? ا ا‏9ŮŽ ‍؜‏ ‍ع‏ '‍ا‏ _ $ â€ŤŮˆŘ§â€Ź  [ 8 G '  C

a# 9 ‍ا‏ ‍ذ‏ Ů? Ů’ Ů’ Ů?â€ŤŮŽŮˆŘ§â€Ź  Ů? Ů? Ů? Ů? Ů? ﴞ٥٥﴿ ‍ َن‏DŮ? Ů? .Ů’ 4Ů? 6Ů? DŮ’ >ŮŽ

11. Onlara, “YeryĂźzĂźnde zulĂźm, haksÄązlÄąk, bozgunculuk yapÄąp da fesat çĹkarmayÄąn! Bireysel ve toplum-


sal hayatÄąnÄązÄą menfaat ve kazanç Ăślçßlerine gĂśre deÄ&#x;il; Kur’ân’Ĺn belirlediÄ&#x;i adalet, doÄ&#x;ruluk ve erdemlilik esaslarÄąna gĂśre dĂźzenleyin!â€? denildiÄ&#x;i zaman, ellerindeki deÄ&#x;er Ăślçßleri, kriterler bozuk olduÄ&#x;undan, “Biz ancak Äąslah edici kimseleriz! AslÄąnda iyilikten, gĂźzellikten baĹ&#x;ka bir amacÄąmÄąz yoktur!â€? derler. KĂśtĂźlĂźÄ&#x;Ăź iyilik, zulmĂź adalet, fesadÄą Äąslah, bâtÄąlÄą hak olarak gĂśrĂźr ve Ăśylece gĂśstermeye çalÄąĹ&#x;Äąrlar. Ä°lâhĂŽ vahyin yol gĂśstericiliÄ&#x;inden yĂźz çevirdikleri için insanĂŽ ve ahlâkĂŽ deÄ&#x;er yargÄąlarÄą tamamen tersyĂźz olmuĹ&#x;, alabildiÄ&#x;ine yozlaĹ&#x;mÄąĹ&#x;tÄąr.

 Ů’ Ů° ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů’ ‍ Ů?Ůˆ َن‏MŮ? QŮ’ &ŮŽ ' 6Ů’ *

â€ŤŮˆâ€Ź ‍ن‏ â€ŤŮˆâ€Ź  [ 8 

‍ا‏   C > ‍ا‏ ' Ů? Ů‘ Ů’ Ů? ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů? Ů? Ů? ‍ا‏ ﴞ٥٢﴿


12. Ey mĂźminler! MĂźnafÄąklarÄąn yaldÄązlÄą, ama sahte propagandalarÄąna kanmayÄąn! Dikkat edin; onlar fesat çĹkaranlarÄąn ta kendileridir, fakat bunun bilincinde deÄ&#x;iller. Onlar her tĂźrlĂź yozlaĹ&#x;manÄąn, ahlâkĂŽ çßrĂźmenin, fesat ve bozgunculuÄ&#x;un mĂźsebbibidirler. Ama ne var ki, vicdanlarÄą tamamen kĂśrelmiĹ&#x; olan mĂźnafÄąklar bunu idrak edemezler.

‍) Ů? ا‏9ŮŽ ‍)س‏3 ‍ا‏ Ů° Ů° ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ  6 4 ‍ا‏ )  J ‍ا‏ 3 4 ‍ا‏  C

a# 9 â€ŤŮŽŮˆŘ§Ů? َذا‏ Ů‘ Ů’ Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů?Ů‘ 6ŮŽ 4ŮŽ ‍ ŮŽ) ٰا‏JŮŽ 6Ů? 4Ů? 5Ů’ >Ů? َ‍ا‏ ‍إ‏LŮ? )CŮŽ 8ŮŽ [ ‍ا‏

13. Onlara, “Madem Ä°slâm’Ĺ kabul ettiÄ&#x;inizi sĂśylĂźyorsunuz, o hâlde gelin ikiyĂźzlĂźlĂźkten vazgeçin de, tam bir samimiyetle iman eden insanlarÄąn inandÄąÄ&#x;Äą gibi siz de Hak Din’e gereÄ&#x;ince iman edin! Kibir ve inadÄą bÄąrakÄąn ve aklÄąnÄązÄąn, vicdanÄąnÄązÄąn se-


sine kulak vererek Hakk’Ĺn emrine teslim olun!â€? denildiÄ&#x;i zaman, “O akÄąlsÄązlarÄąn inandÄąÄ&#x;Äą gibi mi inanalÄąm? Ne yani, mĂźmin dediÄ&#x;iniz yoksul ve zavallÄą halk yÄąÄ&#x;ÄąnlarÄąnÄąn inandÄąÄ&#x;Äą gibi mi inanacakmÄąĹ&#x;Äąz? O ayak takÄąmÄą, dar kafalÄą yobaz insanlarla aynÄą inancÄą paylaĹ&#x;mak bizim gibi ĂźstĂźn ve seçkin kimselere yakÄąĹ&#x;Äąr mÄą? Hem biz doÄ&#x;ruluk, erdemlilik, fedakârlÄąk gibi safsatalara inanmayÄąz; bizim için tek doÄ&#x;ru çĹkarlarÄąmÄązdÄąr.â€? 4 derler.

 Ů° ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ  ŮŽ Ů? ŮŽ ﴞ٥٣﴿ ‍ Ů?ن‏MŮ’ &ŮŽ ' 6Ů’ *

â€ŤŮˆâ€Ź ‍إ‏ ) C 8 [ ‍ا‏   C > ‍ا‏ ' ‍ا‏ Ů‘ Ů’ Ů? Ů‘ Ů? Ů? ŮŽ Ů? ŮŽ Ů? Ů?

Dikkat edin; asÄąl akÄąlsÄązlar onlardÄąr; fakat bunu bilmezler. MĂźnafÄąk, basit menfaatleri uÄ&#x;runa her tĂźr4

“O akÄąlsÄązlarÄąn inandÄąÄ&#x;Äą gibi mi inanalÄąm?â€? cĂźmlesi, Ĺ&#x;Ăśyle de tercĂźme edilebilir: “Biz o akÄąlsÄązlarÄąn inandÄąÄ&#x;Äą gibi mi inanÄąyoruz?â€?


lĂź ahlâksÄązlÄąÄ&#x;a, hayâsÄązlÄąÄ&#x;a tevessĂźl eder. Yalan sĂśylemeyi, insanlarÄą aldatmayÄą kendince akÄąllÄąlÄąk sayar; hatta bununla ĂśvĂźnĂźr. Oysa bu, ahmaklÄąÄ&#x;Äąn ta kendisidir. ÇßnkĂź dĂźnya hayatÄą gibi peĹ&#x;in ve basit bir menfaat uÄ&#x;runa, ileride kendisini bekleyen ebedĂŽ saadeti kaybetmektedir. Ama mĂźnafÄąklar, bu acÄąklÄą hallerinin de farkÄąnda deÄ&#x;ildirler.

 ŮŽ Ů° Ů° Ů° ŮŽ ŮŽ Ů? ? Ů?‍ Ů’ا ا‏O ŮŽ ‍ ) ŮŽŮˆŘ§Ů? َذا‏3Ů‘ 4ŮŽ ‍) ا ا‏9ŮŽ ‍ا‏3Ů? 4ŮŽ ‍ ا‏6ŮŽ &7 Ů‘ â€ŤŮŽŮˆŘ§Ů? َذا ŮŽ Ů? ا ا‏  Ů? MŮŽ 4ŮŽ )>ŮŽ Ů‘ Ů?‍) Ů? ا ا‏9ŮŽ Ů’CŮ? 3Ů? #b) 6Ů? DŮ’ >ŮŽ )ŮŽ >ŮŽ Ů‘ Ů?‍*Ů’ ا‏  #ŮŽ cŮŽ ﴞ٥٤﴿ ‍ َن‏edŮ? =Ů? CŮ’ ŮŽ [Ů’ 4Ů?

14. MĂźminlerle uzaktan alay eden bu mĂźnafÄąklar, onlarla yĂźz yĂźze geldikleri zaman, “Biz de sizin inandÄąÄ&#x;ÄąnÄąz gibi inanÄąyoruz!â€? derler. Fakat onlarÄą perde arkasÄąndan


yĂśnlendiren liderleri ve akÄąl hocalarÄą 5 olan Ĺ&#x;eytanlarÄąyla baĹ&#x; baĹ&#x;a kalÄąnca, “AslÄąnda biz sizinle beraberiz, MĂźslĂźmanlarla sadece alay ediyoruz! Bizim Ăśyle MĂźslĂźmanlÄąktan dem vurduÄ&#x;umuza bakmayÄąn, aslÄąnda biz sizin tarafÄąnÄązdayÄąz. Bizim gerçek dostumuz ve mĂźttefikimiz sizlersiniz. MĂźslĂźman olduÄ&#x;umuzu sĂśylememizin tek sebebi, mĂźminleri kandÄąrÄąp onlarla alay etmektir!â€? derler.

Ů? _$ Ů’ Ů? Ů’ CŮ? >Ů? )#ŮŽ 1Ů’ b

Ů?Ů‘ Ů? &ŮŽ ‍ Ů’ ŮŽŮˆâ€ŹCŮ? 2Ů? gŮ? =Ů? CŮ’ ŮŽ [Ů’ &ŮŽ N Ů‘Ů? Ů° َ‍ا‏

ﴞ٥ټ﴿ ‍ َن‏CŮ? ŮŽ MŮ’ &ŮŽ

5

Ĺžeytan kelimesi, Arapçada “rahmetten uzaklaĹ&#x;tÄą, haktan uzak olduâ€? anlamÄąna gelen “Ĺ&#x;etaneâ€? fiilinden tĂźremiĹ&#x;tir. Ä°blĂŽs’e ve onun izinden giden cinlere Ĺ&#x;eytan denildiÄ&#x;i gibi; insanlardan, cinlerden ve hayvanlardan her tĂźrlĂź zarar verici varlÄąk dahĂŽ Ĺ&#x;eytan diye isimlendirilir.


15. Oysa asıl Allah onlarla alay etmekte ve onları, azgınlıkları içinde bocalar bir hâlde bırakmaktadır. Müminleri alaya aldıklarını zanneden münafıklar, aslında kendilerini nasıl maskara durumuna düşürdüklerinin farkında değiller. Şöyle ki, hak ve hakikat karşısında takındıkları bu küstahça tavırlarından dolayı Allah, yüreklerindeki son iman kalıntılarını da yok ederek onları isyan ve azgınlık içinde bocalar bir hâlde bırakmaktadır. Böylece o alaycı münafıkları, işledikleri suça denk bir cezayla cezalandırmaktadır.

 َ ْ ٰ ّ َ َ َ َ ُ َ َ َ ٰ ْ ‫ى‬  C

) 2 i

j k ‫ا‬ ‫ا‬ ‫و‬ l c‫ا‬ 6 & 7

‫ا‬ + A

‫و‬ ‫ا‬ ّ B  َ ِ ُ ُ ِ h

16. Onlar, dosdoğru cennete ulaştıran doğru yol yerine, göz göre


gĂśre sapkÄąnlÄąÄ&#x;Äą ve cehenneme giden yolu tercih eden kimselerdir.

ﴞ٥ٌ﴿ 6ŮŽ & ŮŽ CŮ’ 4Ů? ‍) Ů?>ا‏JŮŽ )4ŮŽ ‍ Ů’ ŮŽŮˆâ€ŹCŮ? GŮ? ‍) َع‏mŮŽ GŮ? nŮ’ DŮŽ 2Ů? ‍ ŮŽ) َع‏$ŮŽ

Fakat bu ticâretleri ne onlara dĂźnyevĂŽ bir kazanç saÄ&#x;lamÄąĹ&#x;, ne de hidâyete erebilmiĹ&#x;lerdir. Ä°kiyĂźzlĂźlĂźkleri onlarÄą bu dĂźnyada zillet ve periĹ&#x;anlÄąktan kurtaramadÄąÄ&#x;Äą gibi, âhirette ebedĂŽ azaba mahkĂťm olmaktan da kurtaramayacaktÄąr. Kur’ân ÄąĹ&#x;ÄąÄ&#x;Äąndan yĂźz çeviren bu mĂźnafÄąklarÄąn durumunu, bakÄąn Ĺ&#x;u iki misâl ne gĂźzel anlatÄąyor:

MĂœNAFIKLARIN BÄ°RÄ°NCÄ° MÄ°SĂ‚LÄ° ŮŽ ‍ ŮŽ ŮŽ>) Ů‹Řą ا‏9ŮŽ Ů’ ŮŽ ‍ا‏ Ů’ ‍ي‏7Ů? Ů‘ ‍ ا‏aŮ? pŮŽ ŮŽ JŮŽ Ů’ CŮ? Ů? pŮŽ 4ŮŽ

17. OnlarÄąn durumu, ateĹ&#x; yakmaya çalÄąĹ&#x;an birinin etrafÄąnda top-


lanan kimselerin hâline benzer. Bir adam dĂźĹ&#x;ĂźnĂźn ki, soÄ&#x;uk ve zifiri karanlÄąk bir gecede, etrafÄąnÄą aydÄąnlatmak için bir ateĹ&#x; yakÄąyor. AdamÄąn çevresinde, ateĹ&#x;in sÄącaklÄąÄ&#x;Äą ve aydÄąnlÄąÄ&#x;Äąndan faydalanmak isteyen bir grup insan vardÄąr. Bu Ăśrnekte ateĹ&#x; yakan kiĹ&#x;i Hz. Muhammed (sav), yaktÄąÄ&#x;Äą ateĹ&#x; Kur’ân, ateĹ&#x;in etrafÄąnda toplananlar Peygamber’in Ăźmmeti, ateĹ&#x;in ÄąĹ&#x;ÄąÄ&#x;Äąndan istifade edemeyen insanlar ise mĂźnafÄąklardÄąr.

 ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů°  ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů? ‍ع‏ 3 2 N‍ا‏ % ‍ذ‏ "

 q ) 4 ‍ت‏ ‍إ‏ ) ] ‍ا‏ )   Ů‘ ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů‘ $ŮŽ Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů? ŮŽ Ů? _$ Ů’ CŮ? JŮŽ ŮŽ GŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ﴞ٥٧﴿ ‍ Ů?Ůˆ َن‏.Ů? Ů’ &Ů? 'ŮŽ ‍)ت‏ Ů? ŮŽ Ů? t

AteĹ&#x; adamÄąn etrafÄąnÄą aydÄąnlatmaya baĹ&#x;layÄąnca, Allah mĂźnafÄąklarÄąn gĂśzlerinin nurlarÄąnÄą giderdi ve onlarÄą karanlÄąklar içinde hiçbir Ĺ&#x;ey gĂśremez bir hâlde bÄąraktÄą. Pey-


gamber (sav)’in yaktığı ateş alev alev yanıp etrafını aydınlatmaya başlayınca, herkes gibi münafıklar da ışığın etrafında toplandılar. İman etmemeleri için görünürde hiçbir sebep yoktu. Fakat kibir, inat, kıskançlık, çıkarcılık gibi sebeplerle ilâhî mesaja karşı düşmanca tavır takındılar. Bunun üzerine, Allah’ın insan için belirlediği yaratılış kanunları devreye girdi: Allah, gözlerinin nurunu yani hakikati görme yeteneklerini ellerinden alarak onları karanlıklar içinde bıraktı. Böylece münafıklar, ışık kaynağının hemen yanı başında, kopkoyu inkâr karanlığına gömüldüler. Öyle ki, artık en apaçık delilleri, en açık mucizeleri bile göremez hâle geldiler.


Ů’ ŮŽ ŮŽ MŮ? u ŮŽ ﴞ٥٨﴿ ‍ن‏  & '  C $ _  @  * Ů? Ů’ ŮŽ Ů’ Ů? ŮŒ Ů’ Ů? ŮŒ 2Ů? ŮŒŮ‘ vŮ?

18. O mĂźnafÄąklar saÄ&#x;ÄąrdÄąrlar, gerçeÄ&#x;e kulak vermez, hakikati duymamak, anlamamak için adeta kulaklarÄąnÄą tÄąkarlar. Onlar dilsizdirler, doÄ&#x;ruyu itiraf edemez, hakkÄą dile getirmezler. AynÄą zamanda kĂśrdĂźrler. Her tĂźrlĂź Ĺ&#x;Ăźpheyi izale edecek parlak ve ikna edici delilleri gĂśremez, idrak edemezler. ApaçĹk hakikat karĹ&#x;ÄąsÄąnda kĂśr, saÄ&#x;Äąr ve dilsiz kesilmiĹ&#x;lerdir. Bu yĂźzdendir ki, inkârcÄąlÄąk ve ikiyĂźzlĂźlĂźkten vazgeçmez, bir zamanlar terk ettikleri imana bir daha dĂśnmezler. 17 ve 18. âyetlerde, inkâra tamamen saplanmÄąĹ&#x; ikiyĂźzlĂźler anlatÄąldÄą. 19 ve 20. âyetlerde ise, henĂźz inkârda karar kÄąlmayan, fakat birta-


kÄąm çĹkar kaygÄąlarÄąyla inanç ile inançsÄązlÄąk arasÄąnda bocalayÄąp duran bir baĹ&#x;ka mĂźnafÄąk tipi ele alÄąnmaktadÄąr:

MĂœNAFIKLARIN Ä°KÄ°NCÄ° MÄ°SĂ‚LÄ° ŮŽ ŮŽ Ů? Ů?  ŮŽ ŮŒ @Ů’ ‍)ŘŞ ŮŽŮˆ َع‏   t " # $ ‍إ‏ )  [ ‍ا‏ 6 4 % # . J â€ŤŮˆâ€Ź Ů’ Ů?  ŮŒ ŮŽ ŮŽ Ů‘ ŮŽ Ů? Ů? Ů‘Ů? ŮŽ ‍ا‏ Ů? ‍ Ů’ ŮŒق‏2ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź

19. Yahut onlar; gĂśklerin gĂźrlediÄ&#x;i, Ĺ&#x;imĹ&#x;eklerin çaktÄąÄ&#x;Äą zifiri karanlÄąk bir gecede, gĂśkten boĹ&#x;anan Ĺ&#x;iddetli yaÄ&#x;mura tutulmuĹ&#x; kimselere benzerler:

ŮŽ Ů‘ 6ŮŽ 4Ů? Ů’ CŮ? >Ů? ‍_ ٰا َذا‏$ Ů’ CŮ? MŮŽ 2Ů? )vŮŽ َ‍ Ů? َن ا‏MŮŽ mŮ’ &ŮŽ xŮ? @Ů? ‍ ŮŽا‏. ‍ا‏ Ů’ ŮŽ )Ů’ 2Ů? y Ů°Ů? Ů‘ ‍ت ŮŽŮˆâ€Ź ŮŒ #D 4Ů? N‍ا‏ ﴞ٥ي﴿ 6ŮŽ & $Ů? )*  

‍ا‏ Ů?L Ů’ ŮŽ ‍ َع‏7ŮŽ q ŮŽ


Ă–lĂźm korkusunun verdiÄ&#x;i dehĹ&#x;etle, yÄąldÄąrÄąmlara karĹ&#x;Äą gĂźya korunabilmek için parmaklarÄąnÄą kulaklarÄąna tÄąkarlar. Oysa ne yaparlarsa nafile, çßnkĂź Allah, inkârcÄąlarÄą çepeçevre sarÄąp kuĹ&#x;atmÄąĹ&#x;tÄąr.

ŮŽ Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ   Ů? Ů’ Ů’ Ů’ CŮ? ‍]) َإ‏ { Z & ‍ق‏ |

‍ا‏ ‍د‏ ) * ŮŽ ŮŽ ��€Ť Ů‘ ŮŽ) ا‏JŮ? L Ů’ Ů? ‍) َع‏.ŮŽ 2Ů’ َ‍ ا‏z Ů? Ů? &ŮŽ ŮŽ  Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ‍ا‏ 4 ) 9  C #  @   t ‍ا‏ ‍ا‏ ‍ذ‏ "Ů? #$ ‍ Ů’ا‏Q ŮŽ 4ŮŽ Ů’ Ů’ Ů?‍ ŮŽŮˆŘ§â€Ź ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? L

20. ĹžimĹ&#x;ek, neredeyse gĂśzlerini kĂśr edecek. Ă–nlerini her aydÄąnlattÄąÄ&#x;Äąnda onun ÄąĹ&#x;ÄąÄ&#x;Äąnda yĂźrĂźrler; Ăźzerlerine karanlÄąk çÜkĂźnce de, olduklarÄą yerde dikilip kalÄąrlar. Bu misâlde karanlÄąk gece, mĂźnafÄąklarÄąn cehalet ve inkâr karanlÄąklarÄąnÄą simgelemektedir. YaÄ&#x;an yaÄ&#x;mur tĂźm insanlÄąÄ&#x;a rahmet olarak gelen ilâhĂŽ vahyi, gĂśkgĂźrĂźltĂźsĂź ve çakan Ĺ&#x;imĹ&#x;ekler ise hak uÄ&#x;runda yapÄąlan


mücadelede karşılaşılan tehlike ve zorlukları yahut ilâhî uyarı ve tehditleri temsil eder. Bu tip münafık, bilgisizlik ve inkârcılık karanlığında bocalarken, İslâm davetiyle yüz yüze geliyor. İnsanlara adaleti ve mutluluğu sunan bu din, aynı zamanda birçok tehlikeye göğüs germeyi de emretmekte, dahası, bu emre uymayanları ilâhî azapla tehdit etmektedir. Münafık, yolunu aydınlatan bu uyarılardan yararlanmak yerine, güya kendini korumak için bunları duymazlıktan, görmezlikten gelir. Bu arada, İslâm’ın sunduğu güzellikleri gördükçe ona sempati ile bakmaktan da kendini alamaz. Fakat doğruluğun ve adaletin egemen olması için mücadele edip fedakârlık göstermek gerekince tekrar yüz çevirir.


ParmaklarÄąyla kulaklarÄąnÄą tÄąkayarak, ilâhĂŽ uyarÄąlarÄąn sonuçlarÄąndan kurtulduÄ&#x;u konusunda kendisini bir mĂźddet daha avutur. Fakat gerçekte kurtulmasÄą mĂźmkĂźn deÄ&#x;ildir; çßnkĂź Allah, kudretiyle onlarÄą her yĂśnden kuĹ&#x;atmÄąĹ&#x;tÄąr.

ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů°  L Ů’ Ů? ‍)ع‏ . 2 ‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź  C M  [ 2 % 7

N‍ا‏ ‍إ‏ ) c 

â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů‘ ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů’ Ů’ Ů? ŮŽ Ů? ŮŽ ŮŽ Ů?Ů? ŮŽ Ů? ŮŽ

Allah dileseydi, bir Ăśnceki misâlde anlatÄąlan azgÄąn mĂźnafÄąklara yaptÄąÄ&#x;Äą gibi, bunlarÄąn da iĹ&#x;itme ve gĂśrme yeteneklerini tamamen yok ederek hakkÄą gĂśrmelerini, iĹ&#x;itmelerini tamamen engelleyebilirdi. Fakat Allah bunu yapmaz. ÇßnkĂź O, gĂśrmek ve duymak istedikleri sĂźrece insanlarÄąn hakikati gĂśrĂźp duymalarÄąna fÄąrsat vermeyi dilemiĹ&#x;tir. Ă–yleyse, henĂźz fÄąrsat varken gaflet uykusun-


dan uyansınlar. Akıllarını ve gönüllerini Kur’ân nuruyla aydınlatıp apaçık hakikate iman etsinler. Aksi hâlde Allah, hak ettikleri cezayı onlara mutlaka verecektir.

﴾٢٠﴿ Sٌ & 9َ ‫ ْ_ ٍء‬cَ aِّ Jُ ?ٰ @َ N‫ا‬ َ ّٰ ‫اِ ّ َن‬

Hiç kuşku yok ki, Allah’ın her şeye gücü yeter. İnkâr ve ikiyüzlülük başta olmak üzere, her türlü günah ve kötülükten kurtulmak için yapmanız gereken şudur:

KULLUĞA DAVET َ َ َ ُْ * َ َ O ُ 2َ ّ ‫ا@ ُ ُوا َر‬ ُ 3 ‫ا‬ ) C & ّ َ ‫ي‬7 ّ ‫* ُ ا‬ ْ ‫)س‬ ّ َ ‫َ&) ا‬ ُ َ َ ّ َ َ ُ ُ َ  ُ ّ Gَ ْ *Mَ ْ *ِ ْ 9َ 6ْ 4ِ 6َ &7 ّ ‫َوا‬ ﴾٢١﴿ ‫ن‬

21. Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabb’inize kul-


luk ve itaat edin ki, dĂźnyada gĂźnah ve kĂśtĂźlĂźklerden, âhirette ise cehennem azabÄąndan korunabilesiniz. Rabb’inizin bĂźtĂźn emir ve yasaklarÄąna riayet eder, tek Rab ve Ä°lâh olarak O’na boyun eÄ&#x;erseniz, dĂźnyada kĂśtĂźlĂźklerden, fenalÄąklardan, adaletsizlikten, zulĂźm ve haksÄązlÄąklardan korunarak mutlu ve huzurlu bir toplum oluĹ&#x;turabilir; âhirette de cehennem azabÄąndan kurtularak cennette ebedĂŽ saadete nail olabilirsiniz.

ŮŽ Ů’ Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ  Ů?  ŮŽ ‍إ‏h Ů‹ )3ŮŽ 2Ů? ‍ا [ ŮŽ) َإ‏ ‍ع‏ '‍ا‏  *

a M u ‍ي‏ 7

‍ا‏ Ů’  Ů‘ ‍) ŮŽŮˆâ€Źc‍ا‏ Ů‹ ŮŽ $Ů? ‍؜‏ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů?

22. O Allah ki, sizin için yeryĂźzĂźnĂź bir dĂśĹ&#x;ek, gĂśÄ&#x;Ăź de bir kubbe yaptÄą. YeryĂźzĂźnĂź, Ăźzerinde rahatça yaĹ&#x;ayabileceÄ&#x;iniz bir dĂśĹ&#x;ek gibi tĂźrlĂź nimetlerle donattÄą. GĂśÄ&#x;Ăź de


atmosfer tabakalarÄą ile yeryĂźzĂźnĂź meteorlardan, zararlÄą ÄąĹ&#x;Äąnlardan ve diÄ&#x;er tehlikelerden koruyan bir kalkan, bir kubbe yaptÄą.

ŮŽ Ů‘ 6ŮŽ 4Ů? " 2Ů? ‍ ŮŽ َ؏‏OŮ’ ŮŽ)$ŮŽ ‍) ًإ‏4ŮŽ ‍ا [ ŮŽ) Ů?إ‏ ŮŽ Ů‘ 6ŮŽ 4Ů? â€ŤŮŽŮˆŘ§ŮŽ Ů’> ŮŽ= َل‏ ‍ات‏ Ů? ŮŽ ŮŽ p ‍ا‏ Ů? ŮŽ )9Ů‹ ‍Ů?Řą ْز‏  Ů’ *

AyrÄąca gĂśkten tertemiz su indirdi ve onunla, size rÄązÄąk olmak Ăźzere çeĹ&#x;itli ĂźrĂźnler çĹkardÄą. Tuzlu okyanus ve denizlerden buharlaĹ&#x;arak tertemiz kar ve yaÄ&#x;mur Ĺ&#x;eklinden yeryĂźzĂźne yaÄ&#x;an tatlÄą suyu size gĂśnderdi ve hayatÄąn kaynaÄ&#x;Äą olan o su ile sizin için rengârenk, çeĹ&#x;itli Ĺ&#x;ekil ve lezzette ĂźrĂźnler yetiĹ&#x;tirdi.

ﴞ٢٢﴿ ‍ ŮŽ Ů? َن‏MŮ’ GŮŽ Ů’ Ů? >Ů’ َ‍ اَ Ů’> ŮŽا ًدا ŮŽŮˆŘ§â€ŹN Ů? Ů‘Ů° Ů? ‍ Ů?ا‏MŮŽ mŮ’ GŮŽ jŮŽ $ŮŽ


O hâlde, bütün bunları bile bile 6 Allah’a ortak koşmayın! Allah’ın bunca lütuf ve nimetleri muhteşem birer yaratılış mucizesi olarak karşınızda dururken, sakın Allah’a ortak koşmaya kalkmayın! Hiçbir varlığı O’na denk tutmayın! Sadece O’na kulluk edin, O’ndan başka hiç kimsenin hükmüne boyun eğmeyin!

6

Allah’a ortak koşmak, yalnızca putlara tapmaktan, birden fazla ilâha inanmaktan ibaret değildir. Güçlü ve üstün olduğu varsayılan, kutsal ve dokunulmaz kabul edilen kişi, kurum ve ideolojileri her emrine itaat edilen mutlak otorite kabul etmek de Allah’a ortak koşmaktır. Aynı şekilde haramıhelâli, iyiyi-kötüyü belirlemede arzu ve hevesleri temel ölçü hâline getirmek de bir anlamda Allah’a şirk koşmak demektir.


KUR’ÂN MEYDAN OKUYOR )>ŮŽ Ů? Ů’ @ŮŽ ?Ů° @ŮŽ )3ŮŽ Ů’ =ŮŽ Ů‘ >ŮŽ )ŮŽ Ů‘ 4Ů? % Ů? &Ů’ ‍_ َع‏$ Ů’ Ů? 3Ů’ JŮ? â€ŤŮŽŮˆŘ§Ů? ْن‏

Ů’ 6Ů’ 4Ů? Ů’ JŮ? ‍ ŮŽا َإ‏CŮŽ cŮ? ‍ ŮŽŮˆŘ§ Ů’ŘŻ Ů?@ا‏h " Ů? pŮ’ 4Ů? 6Ů’ 4Ů? ‍[ ŮŽŘą Ů?؊‏ 2 ‍ا‏ G ) Ů? Ů? Ů? $ŮŽ ŮŽ 9 ‍) Ů?د‏vŮŽ Ů’ Ů? 3Ů’ JŮ? ‍ اŮ? ْن‏N‍ا‏ ﴞ٢٣﴿  Ů? Ů‘Ů° â€ŤŮˆŮ†â€Ź Ů? ‍Ů?د‏

23. Ey inkârcÄąlar! EÄ&#x;er kulumuz Muhammed aleyhisselâm’a indirdiÄ&#x;imiz bu Kur’ân hakkÄąnda bir Ĺ&#x;Ăźpheniz varsa, haydi onun ayarÄąnda bir sĂťre meydana getirin. DinĂŽ, felsefi ve bilimsel konularda hiçbir eÄ&#x;itim gĂśrmemiĹ&#x;, Ăźstelik Peygamber olmadan Ăśnce okuma yazmasÄą bile olmayan kulumuz Muhammed’e indirdiÄ&#x;imiz bu Kur’ân hakkÄąnda bir Ĺ&#x;Ăźpheniz varsa, yani “AslÄąnda inanmak istiyoruz, ama ne yapalÄąm, içimizdeki kuĹ&#x;kulara da engel olamÄąyoruz!â€? diyorsanÄąz, haydi onun ayarÄąn-


da bir tek sûre meydana getirin. Güzellik ve doğrulukta Kur’ân’a denk, onunla boy ölçüşebilecek, onun ayarında bir tek sûre yazın! “Buna tek başımıza güç yetiremeyiz.” diyorsanız, Allah’tan başka bütün şahitlerinizi, yani dostlarınızı, destekçilerinizi yardıma çağırın. Becerisine güvendiğiniz bütün edebiyat ustalarını, ilim adamlarını, filozofları toplayın ve aranızda yardımlaşarak, Kur’ân’dakilere benzer bir tek sûre oluşturun; eğer sözünüzde doğru, iddianızda samimi iseniz! Öyle ya, madem Kur’ân’ın insan ürünü bir kitap olduğunu iddia ediyorsunuz, öyleyse siz de ona benzer bir kitap meydana getirsenize!


َ َ ّ ‫ ُ ا‬Gَ ّ )$َ ‫ ُا‬Mَ 8ْ Gَ 6ْ َ ‫ ُا َو‬Mَ 8ْ Gَ ْ َ ‫ ِ) ْن‬$َ _ ّ ‫) َر ا‬3 ‫ا‬ َ ْ ِ ‫) َر ُة اُ ِ@ ّ َ ْت‬mَ Dِ ‫)س َو ْا‬ َ 6َ & $ِ )* 3 ‫ا‬ ُ ّ ) َ ‫ ُد‬9ُ ‫َو‬ ﴾٢٤﴿

24. Şayet bu meydan okuma karşısında aciz kalır da Kur’ân ayarında bir kitap veya bir tek suresine benzer bir sure yapamazsanız –ki hiçbir zaman da yapamayacaksınız– o hâlde, yakıtı insanlar ve taşlar olan ve inkârcılar için hazırlanan o ateşten sakının! Kur’ân ayarında bir kitap meydana getirmeye asla gücünüz yetmeyecek; Kur’ân’ın meydan okuması ve sizin bu meydan okuma karşısındaki acziyetiniz kıyamete kadar sürecektir. Bu kitabın bir insan ürünü olamayacağını, insanüstü bir kaynaktan geldiğini iyi-


ce anladıktan sonra yine de iman etmemekte diretirseniz, kendi ellerinizle kendinizi cehennem ateşine mahkûm etmiş olacaksınız. O cehennem ki, yakıtı insanlar ve taşlardır. Yani o ateşe sadece inkârcılar atılmayacak; aynı zamanda o taptıkları putlar da –taştan başka bir şey olmadıkları gösterilmek üzere– onlarla birlikte ateşin yakıtı olacaklardır. Zira cehennem, taşları ve kayaları dahî yakıp kavuracak derecede müthiş sıcaklığı olan bir ateştir. İslâm davasını yok etmek için her yolu deneyen müşrikler, bu meydan okuma karşısında sessiz kaldılar, cevap veremediler. Oysa Kur’ân ayarında bir kitap, hiç değilse bir tek sûre yazabilselerdi, Peygamber’i susturup iddiasını çürütecek, böyle-


ce canlarını, mallarını ve evlâtlarını fedâ ettikleri uzun ve meşakkatli bir mücadeleye katlanmak zorunda kalmayacaklardı. Üstelik aralarında meşhur şairler, hatipler, edîpler bulunuyordu. Buna rağmen Kur’ân’a nazire yapmaya teşebbüs dahî edemediler. Çünkü onun insanüstü bir kaynaktan geldiğini biliyor, ama kibir ve inatları sebebiyle hakikati inkâr ediyorlardı. Eğer Kur’ân’ın benzerini meydana getirmeye güçleri yetseydi, elbette bunu yaparlardı. Fakat yapamadılar ve kıyamete kadar da asla yapamayacaklar! Kur'an-ı Kerim'in, onların böyle bir şey yapamayacaklarını açıkça belirtmesi ve geleceğe dair verdiği bu haberin aynen gerçekleşmiş olması,


hiç kuĹ&#x;kusuz baĹ&#x;lÄąbaĹ&#x;Äąna bir mucizedir. Ey insanlar! Bu meydan okuma karĹ&#x;ÄąsÄąndaki acizliÄ&#x;iniz, Kur’ân’Ĺn bir insan veya topluluk tarafÄąndan uydurulmuĹ&#x; olduÄ&#x;una dair Ĺ&#x;Ăźphelerinizi gidermeli ve onun Allah’tan gelen hak bir kitap olduÄ&#x;una iman etmelisiniz. BĂśylece, inkârcÄąlar için hazÄąrlanmÄąĹ&#x; olan o korkunç cehennem ateĹ&#x;inden kurtulmakla kalmayacak, Ĺ&#x;u ilâhĂŽ mĂźjdeyi de hak etmiĹ&#x; olacaksÄąnÄąz:

CENNET MĂœJDESÄ° ŮŽ Ů° Ů? ŮŽ ‍)ت‏ Ů? DŮŽ Ů? ). ‍ا‏ Ů‘ ‍ا ŮŽŮˆ ŮŽ@ Ů?ا‏3Ů? 4ŮŽ ‍ ا‏6ŮŽ &7 Ů‘ ‍ Ů? ا‏Q Ů?Ů‘ 2ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź

25. Allah’a ve âyetlerine yĂźrekten iman eden ve bu imana yaraĹ&#x;Äąr gĂźzel, uygun, yararlÄą iĹ&#x;ler yaparak salih amel iĹ&#x;leyenleri mĂźjdele:


ŮŽ ŮŽ Ů’ )CŮŽ Ů? DŮ’ GŮŽ 6Ů’ 4Ů? ‍ ي‏mŮ’ GŮŽ ‍)ت‏ ŮŽ ‍ع‏LŮ? )CŮŽ >Ů’ '‍ا‏  C

‍ن‏ Ů? 3ŮŽ Ů‘ u ŮŽ Ů’ Ů? Ů‘ َ‍ا‏

Onlara ĂśdĂźl olarak, yemyeĹ&#x;il aÄ&#x;açlarÄąnÄąn altÄąndan Äąrmaklar çaÄ&#x;Äąldayan muhteĹ&#x;em cennet bahçeleri vardÄąr.

ŮŽ ŮŽ Ů‘ ŮŽ Ů? ‍ي‏7 ‍ا ا‏7 Ů° ‍) ا‏9ŮŽ  )9Ů‹ ‍ ŮŽ~ ŮŽ ŮŽ Ů?ŘŠ Ů?Řą ْز‏6Ů’ 4Ů? )CŮŽ 3Ů’ 4Ů? ‍ا‏9Ů? ‍ Ů‘ ŮŽ) Ů?Řą Ů?ز‏JŮ? aŮ? Ů’ 9ŮŽ 6Ů’ 4Ů? )3ŮŽ 9Ů’ ‍Ů?Řą Ů?ز‏

Onlara ne zaman rÄązÄąk olarak oradan bir meyve sunulsa, “Biz bunu daha Ăśnce de tatmÄąĹ&#x;tÄąk!â€? derler. MĂźminler cennette kendilerine bahĹ&#x;edilen nimetleri her tattÄąklarÄąnda, dĂźnyada tattÄąklarÄą ya da cennette kendilerine daha Ăśnce sunulan nimetleri hatÄąrlayacaklardÄąr.

)L CŮ‹ 2Ů? )Q ŮŽ ŮŽ 4Ů? " 2Ů? ‍ا‏GŮ? Ů?â€ŤŮŽŮˆŘ§â€Ź


Çünkü onlara, birbirine benzer nimetler verilmiştir. Cennetliklere, dünya hayatında tattıklarına benzer yiyecek ve içecekler verilecektir. Her tadıldığında bambaşka bir tat ve lezzet veren bu nimetler öncekilere benzeyecek, ama her defasında daha tatlı, daha lezzetli olacaktır.

َ 4ُ ‫اج‬ َ َ  ْ ‫) ِ ُو َن‬O ‫و‬ ‫ز‬ ‫ا‬ ) C # $  C

َ )Cَ #$ ْ ُ ‫ َ ٌة َو‬Cَ ّ { ْ  ٌ َ َ ُ ‫َو‬ ﴾٢٥﴿

Ayrıca, onlar için orada tertemiz eşler vardır ve onlar sonsuza dek orada yaşayacaklardır. Müminlere cennette tertemiz, pampak eşler verilecektir. Bu durum hem erkekler, hem de kadınlar için geçerlidir. Yani erkeğe tertemiz hanım, kadına da tertemiz koca verilecektir. Onların hiç birinde dünyadaki pisliklerden


eser olmayacaktır. Cennetteki mümin hanımlar hem kir, hayız, nifâs gibi maddî; hem de ahlâksızlık, geçimsizlik, çirkinlik, uyumsuzluk gibi mânevî kirlerden arınmışlardır. Kocaları da öyle pampak, tertemizdirler. Dünyadaki eşler, birbirlerine lâyık oldukları ve birbirlerini istedikleri takdirde âhirette de birlikte olacaklardır. Dünyada birden fazla evlilik yaşamış olan kadın veya erkek, önceki eşleri arasından hangisine lâyık ise cennette onunla evli olacaktır.

SİVRİSİNEK ÖRNEĞİ ve FÂSIKLAR Allah, insana hak ve hakikati bildirmek üzere Kur’ân’da çeşitli misâller verir. Gerektiğinde sivrisinekten, karıncadan, örümcekten, arıdan söz


eder. Fakat inkârcÄąlar, bu misâllerin ĂśzĂźnde yatan gerçekler Ăźzerinde kafa yoracaklarÄą yerde, sÄąrf itiraz etmiĹ&#x; olmak için, Allah’Ĺn bĂśyle ‘basit ve deÄ&#x;ersiz’ varlÄąklardan bahsetmesini bir eksiklik ve ayÄąp olarak niteliyorlar. DahasÄą, içinde bĂśyle Ăśrnekler bulunan bir kitabÄąn ilâhĂŽ kaynaklÄą olamayacaÄ&#x;ÄąnÄą Ăśne sĂźrĂźyorlar:

ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů° Ů’ ŮŽ Ů’ iŮ‹ ] M 2 ) 4 j p 4 ‍ب‏  k & ‍ن‏ ‍ا‏ _ D  [ & ' N‍ا‏ ‍ن‏ Ů‘ ŮŽ Ů? ŮŽ ŮŽ Ů‹ ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŽ   Ů’ ŮŽ Ů’ ŮŽ ŮŽ Ů‘ Ů?‍ا‏ )L CŮŽ 9ŮŽ Ů’ $ŮŽ )ŮŽ $ŮŽ

26. Allah kullarÄąna doÄ&#x;ru yolu gĂśstermek Ăźzere bir sivrisineÄ&#x;i de, kßçßklĂźk ve basitlik bakÄąmÄąndan onun Ăźzerinde olan bir Ĺ&#x;eyi de Ăśrnek vermekten çekinmez. Bunu bir ayÄąp, yĂźceliÄ&#x;ine yakÄąĹ&#x;mayan abes bir iĹ&#x; olarak gĂśrmez. ÇßnkĂź Allah kßçßÄ&#x;Ăźn de bĂźyĂźÄ&#x;Ăźn de; sivrisineÄ&#x;in


de filin de yaratÄącÄąsÄądÄąr. Bu tĂźr Ăśrneklerde Ăśnemli olan ĂśrneÄ&#x;in bĂźyĂźklĂźÄ&#x;Ăź ya da Ĺ&#x;ekli deÄ&#x;il, verdiÄ&#x;i mesaj ve anlattÄąÄ&#x;Äą hakikattir.

ŮŽ Ů’ Ů° ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ  Ů’ CŮ? 2Ů?Ů‘ ‍ َع‏6Ů’ 4Ů? xŮ?Ů‘ DŮŽ ‍ Ů?ن ا Ů‘> Ů?" ا‏MŮ’ #ŮŽ $ŮŽ ‍ا‏3Ů? 4ŮŽ ‍ ا‏6ŮŽ &7 Ů‘ ‍) ا‏4ŮŽ Ů‘ ŮŽ)$ŮŽ

Allah’a ve gĂśnderdiÄ&#x;i mesaja iman edenler, bu misâllerin Rablerinden gelen gerçeÄ&#x;in ta kendisi olduÄ&#x;unu, yerli yerinde verilen bu hikmetli misâllerin hak ve hakikati ortaya koyduÄ&#x;unu bilirler.

َ‍ا‏7CŮ° 2Ů? N‍ا‏ Ů°Ů? Ů‘ ‍) ŮŽŘ°ا اَ َعا َد‏4ŮŽ ‍ Ů?  Ů?  َن‏#ŮŽ $ŮŽ ‍ Ů?ŮˆŘ§â€Ź8ŮŽ JŮŽ 6ŮŽ &7 ŮŽ Ů‘ ‍) ا‏4ŮŽ Ů‘ ŮŽâ€ŤŮŽŮˆŘ§â€Ź j W Ů‹ pŮŽ 4ŮŽ

Kendilerini inkâra Ĺ&#x;artlandÄąrarak hak ve hakikati inatla inkâr eden kimseler ise, bu Ăśrnekleri alay konusu yaparak, “Allah bu misâl ile ne demek istedi? BĂśyle sinek,


örümcek, karınca, arı gibi değersiz şeyleri örnek olarak anlatmak Allah’ın hikmetine ve şânına yaraşır mı? O bizim dünyamızdaki bu kadar basit ayrıntılarla uğraşır mı? Hayır, Allah bizi yaratmış ve serbest bırakmıştır; dilediğimizi yapar, dilediğimiz gibi yaşarız. O ne kitap ve elçi gönderir, ne de haram helâl sınırları çizerek hayatımıza karışır!” derler.

ُ َ َ ‫ًا‬L p J " 2ِ ‫ ي‬Cْ &َ ‫ًا َو‬p J " 2ِ aّ kِ &ُ

Allah bu tür örnekler ile birçok kimseyi doğru yoldan saptırarak dalâlete düşürür; birçoğunu da doğru yola, hidâyete iletir.

َ ُ ْ ّ ّ َ َ ﴾٢٦﴿  ) 8

‫ا‬ ' ‫ا‬ " 2 a  ِ  ِ kِ &ُ )4َ ‫َو‬  ِ

Fakat bunlarla, bile bile kötülük ve çirkinliği tercih ederek yoldan çıkan günahkârlardan ve fâsıklardan


başkasını saptırmaz. İman sahipleri, bu hikmet dolu âyetleri düşünüp ibret alarak doğru yolu bulurlar. Önyargılı ve kötü niyetli kimseler ise, sırf itiraz edebilmek için bu misâllere takılıp kalırlar. Küçük ve önemsiz gördükleri bu örneklerde nice dersler, nice ibretler olduğunu kavrayamazlar. Sözü edilen fâsıklar, şu özelliklere sahiptirler:

َ ٰ "h  9ِ )pَ #4 ِ Mْ 2َ 6ْ 4ِ N‫ا‬ ِ ّ َ Cْ @َ ‫ َن‬k ُ ُ 3ْ &َ 6َ &7 ّ َ‫ا‬

27. Onlar, kabul edip onayladıktan sonra Allah’ın ahdini bozarlar. Yani o fâsıklar; 1- İnsanlara Allah’ın adıyla yemin ederek söz verirler, fakat verdikleri sözlerden cayar, hiçbir ahit ve antlaşma tanımazlar. 2- Onlar Allah’ın kitap ve elçi göndererek kullarıyla yaptığı ilâhî sözleşmeyi,


onu yeminlerle kesin olarak onayladıktan sonra bozarlar. 3- Allah her insanın fıtratına, O’na kulluk etme ve iyilik yapma duygusunu vererek (A’râf, 7/172-173) ondan ahit almıştır. Ancak fâsıklar, vicdanlarında tüm derinliğiyle hissettikleri bu ahdi bile bile çiğneyerek zulüm ve inkârı tercih ederler.

َ ْ &َ ‫َو‬ aَ v ُ ّٰ َ 4َ َ‫) ا‬4َ ‫ َن‬Mُ { َ &ُ ‫ "  اَ ْن‬2ِ N‫ا‬

Allah’ın birleştirilmesini emrettiği şeyleri keserler. O fâsıkların bir diğer özelliği de, Allah’ın geliştirilmesini emrettiği ilişkileri kesip atmalarıdır. Onlar akraba, komşu, yoksul, yetim ve yardıma muhtaç kimselere gereken ilgi ve yakınlığı göstermezler. Gerek aile içi bağlılıkları, gerek toplumsal barış ve dayanışmayı


sağlamaya yönelik bağlantıları, ilişkileri koparmaya çalışırlar. Ayrıca, insan ile vahiy arasındaki ilgiyi, bağı ve bütünlüğü keserek insanı köksüz, temelsiz, başıbozuk bir varlık hâline getirmeye çalışırlar.

ْ َ ‫ض‬ ‫ر‬ '‫ا‬ _$ِ ‫[ ُو َن‬ ْ ِL ِ 8ْ &ُ ‫َو‬

Ve yeryüzünde fesat çıkarırlar. İnsanı ve tabiatı fesada uğratarak yeryüzünde bozgunculuk çıkarırlar. İnsanın sağlıklı düşünme yeteneğini körelten, amaçsız ve hedefsiz bir neslin yetişmesine sebep olan, ekonomik ve toplumsal ilişkilerin yozlaşmasına, çürümesine yol açan bir düzen kurarlar.

 ْ ٰ َ ُ ﴾٢٧﴿ ‫) ُو َن‬ Z

‫ا‬  + A

‫و‬ ‫ا‬ َ B ُ ِ ُ ِ

Onlar, hüsrana uğrayanların ta kendileridir. İşte buraya kadar va-


sıfları sayılan o fâsıklar, dünyada da âhirette de kaybetmeye, zarara ve ziyana uğramaya mahkûm olan kimselerdir.

İLÂHÎ NİMETLER  ْ Jُ )#َ qْ َ)$َ )Gً ‫ َا‬4ْ َ‫ ُ ْ ا‬3ْ Jُ ‫ َو‬N) ِ ّٰ 2ِ ‫ ُو َن‬8ُ *ْ Gَ z َ #ْ Jَ

28. Ey gâfiller! Allah’ı nasıl inkâr edersiniz? Nasıl olur da Allah’ı ve O’nun mesajını inkâr edersiniz? Bahşettiği bunca lütuf ve nimetlerine rağmen, hangi yüzle Rabb’inize karşı nankörlük eder, O’nun emir ve yasaklarını hiçe sayarsınız? Oysa siz ölü idiniz de, O size hayat verdi. Siz bir zamanlar cansız bir toprak idiniz de, Allah o cansız, ruhsuz toprağa hayat verdi ve hareket eden, konuşan, düşünen insanı yarattı.


Ů? ## DŮ’ &Ů? ŮŽ Ů‘ ~Ů? Ů’ * Ů? Ů? # &Ů? ŮŽ Ů‘ ~Ů? ‍ َن‏MŮ? u ŮŽ Ů’ GŮ? "Ů? #Ů’ ŮŽ Ů?‍* Ů’ Ů?~ Ů‘ ŮŽ ا‏ ﴞ٢٨﴿

Sonra sizi ĂśldĂźrĂźr, sonra diriltir ve sonra O’na dĂśndĂźrĂźlĂźrsĂźnĂźz. Sizi ĂślĂź topraktan yaratan Allah, vakti gelince ĂśldĂźrĂźp yeniden topraÄ&#x;a dĂśndĂźrecektir. DiriliĹ&#x; gĂźnĂź gelip çatÄąnca da, topraÄ&#x;a karÄąĹ&#x;mÄąĹ&#x; ĂślĂź bedenlerini yeniden diriltecek ve bĂśylece, yapÄąp ettiklerinizin hesabÄąnÄą vermek Ăźzere O’nun huzuruna getirileceksiniz. Evet, nasÄąl olur da Allah’Ĺ inkâr edersiniz?

ŮŽ Ů’ Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? )M#  u ‍؜‏ ‍ع‏ '‍ا‏ _ $ ) 4  *

x  O ‍ي‏ 7

‍Ů? ŮŽ ا‏ ŮŽ Ů’ Ů’   ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů‹ Ů?

29. O Allah ki, yeryßzßnde ne varsa hepsini sizin için yarattĹ. Yeryßzßndeki canlĹ cansĹz bßtßn


varlĹklarĹ sizin hizmetinize sundu. HayvanlarĹ, bitkileri, havayĹ, suyu, yeraltĹ ve yerßstß kaynaklarĹnĹ hep sizin ihtiyaçlarĹnĹza uygun olarak yarattĹ.

 َ  َ َ ‍ات‏ $ ‍إ‏ )  [ ‍ا‏ ?

‍ا‏ ‍ى‏ Ů?L ŮŽ Ů° ŮŽ €َ Ů’ ŮŽ 6ŮŽ Ů‘ CŮ? &Ů‘Ů° [ Ů’ ŮŽ Ů‘ ~Ů? Ů? Ů° ŮŽ ‍ا‏ ŮŽ Ů? ŮŽ Ů‘

Sonra emir ve iradesiyle gĂśÄ&#x;e yĂśneldi ve onlarÄą, iç içe yedi atmosfer tabakasÄąndan oluĹ&#x;an yedi katlÄą gĂśk kubbe yahut iç içe yedi katmanlÄą, çok boyutlu evrenlerden oluĹ&#x;an yedi gĂśk hâlinde mĂźkemmel bir Ăślçßyle dĂźzenledi.

Ů? 2Ů? ŮŽ Ů? â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ﴞ٢ي﴿ SŮŒ # @ŮŽ ‍ Ů’_ Ů?إ‏cŮŽ aŮ?Ů‘ *

Ä°Ĺ&#x;te bĂźtĂźn bunlar gĂśsteriyor ki, O her Ĺ&#x;eyi bilendir. Her Ĺ&#x;eyi en iyi bilen Allah, sizin dĂźnyada ve âhirette huzur içinde yaĹ&#x;amanÄąz için neleri


yapÄąp nelerden sakÄąnmanÄąz gerektiÄ&#x;ini de gâyet iyi bilmektedir. YeryĂźzĂźnĂźn hayata elveriĹ&#x;li kÄąlÄąnmasÄąndan sonra, insanlÄąÄ&#x;Äąn yaratÄąlÄąĹ&#x;Äąna gelince:

Ă‚DEM’İN YARATILIĹžI  Ů’ Ů’ Ů° ŮŽ _$Ů? aŮŒ @Ů? )u ŮŽ ŮŽ 9ŮŽ â€ŤŮŽŮˆŘ§Ů? ْذ‏ ‍ا' Ů’Řą Ů?؜‏ _ > ‍ا‏ i * A    Ů‘ ŮŽ  Ů? Ů? Ů? ŮŽ Ů? +ŮŽ 2Ů?Ů‘ ‍)Ů„ َع‏ ŮŽ  O iŮ‹L 8# ŮŽ

30. Hani bir vakitler Rabb’in meleklere, “Ben yeryĂźzĂźnde bir halife yaratacaÄ&#x;Äąm. Benden alacaÄ&#x;Äą gßç ve yetkiyle yeryĂźzĂźnde benim adÄąma hĂźkĂźm verecek, benim emirlerimi yaratÄąlmÄąĹ&#x;lar Ăźzerinde uygulayacak insanÄą yaratacaÄ&#x;Äąm ve onu, emirlerimi uygulayan bir halife, bir temsilci olarak yeryĂźzĂźnde gĂśrevlendireceÄ&#x;im!â€? demiĹ&#x;ti.


 ŮŽ Ů? Ů? Ů’ +Ů? 8Ů? [Ů’ &ŮŽ ‍) ŮŽŮˆâ€ŹCŮŽ #$ Ů? [ 8 & 6 4 ) C # $ a M m G ‍ا‏ ‍ا‏

)9ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů’  ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? +LŮŽ ŮŽ ‍ Ů’ Ů? ŮŽŮƒ ŮŽŮˆ Ů?> ŮŽ Ů‘Ů? Ů?س‏DŮŽ 2Ů? ‚Ů? Ů?Ů‘ [ ŮŽ >Ů? 6Ů? DŮ’ >ŮŽ ‍) ŮŽŘĄ ŮŽŮˆâ€Ź4ŮŽ  ‍ا‏ Ů?Ů‘

Melekler, “Ey Rabb’imiz! YeryĂźzĂźnde bozgunculuk yapÄąp fesat çĹkaracak ve menfaatleri için zulmedip kan dĂśkecek varlÄąÄ&#x;Äą mÄą yaratacaksÄąn? Oysa biz seni her tĂźrlĂź kusurdan tenzih etmekte, daima ĂśvgĂźyle anÄąp yĂźceltmekteyiz. TabiatÄąmÄąza yerleĹ&#x;tirdiÄ&#x;in bu saflÄąk, bizi hilâfete daha lâyÄąk kÄąlmaz mÄą? DoÄ&#x;rusu, insan denen varlÄąÄ&#x;Äą yaratÄąp halife tayin etmendeki hikmeti kavrayamadÄąk.â€? dediler. Melekler, insan denen varlÄąÄ&#x;Äąn hem irâde hem de yeryĂźzĂźnde halifelik yetkisi ile donatÄąlmasÄąnÄąn, bu yetkiyi kĂśtĂźye kullanma riskini de beraberinde taĹ&#x;ÄądÄąÄ&#x;ÄąnÄą dĂźĹ&#x;ĂźnĂźyorlardÄą. AyrÄąca daha Ăśnce


yaratÄąlan ve insan gibi irâde sahibi olan cinlerin yeryĂźzĂźnde yaptÄąÄ&#x;Äą kĂśtĂźlĂźkleri de biliyorlardÄą. İçyĂźzĂźnĂź bilemedekileri bu meselenin hikmetini ĂśÄ&#x;renmek için Allah’a bu soruyu sordular.

ŮŽ 9ŮŽ ﴞ٣٠﴿ ‍ ŮŽ Ů? َن‏MŮ’ GŮŽ 'ŮŽ )4ŮŽ Ů? ŮŽ @Ů’ َ‍)Ů„ اŮ?  Ů‘>_ ا‏

Meleklerin bu sĂśzĂźne karĹ&#x;ÄąlÄąk Allah, “Ben sizin bilmediklerinizi bilirim. Halifelik gĂśrevinin insana verilmesinin pek çok sebep ve hikmetleri vardÄąr, fakat bunu yalnÄązca ben bilirim, siz bilemezsiniz.â€? dedi. Evet, kimi zaman yeryĂźzĂźnde bozgunculuk yapacak ve kan dĂśkecek olan insan, gĂśrĂźnĂźrdeki bu kÄąsmĂŽ kĂśtĂźlĂźklerinin yanÄą sÄąra, onlardan çok daha bĂźyĂźk ve geniĹ&#x; kapsamlÄą iyilikler yapacaktÄą. Fakat me-


lekler, Allah'Äąn yeryĂźzĂźndeki halifesinin eliyle dĂźnyayÄą inĹ&#x;a ve imar etme, oradaki hayatÄą geliĹ&#x;tirip çeĹ&#x;itlendirme dileÄ&#x;inin hikmetinden habersizdiler. Allah bu hikmeti meleklere Ĺ&#x;Ăśyle bildirdi:

ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů° Ů‘ ŮŽ ŮŽ Ů?  ?@ŮŽ Ů’ CŮ? ] ŮŽ ŮŽ @ŮŽ ŮŽ Ů‘ ~Ů? )CŮŽ J â€ŤŮŽŮˆ ŮŽ@ Ů‘ ŮŽ ا ŮŽŘŻ ŮŽŮ… ا' Ů’ ŮŽ) َإ‏    ŮŽ ŮŽ $ŮŽ iŮ? * ŮŽ AŮ? Ů° ŮŽ ‍ْا‏ ‍ ŮŽ' Ů?ŘĄ اŮ? ْن‏B5Ů? Ů° ‍)ŮŽ Ů’ ŮŽ) Ů?إ‏2Ů? _> 5dŮ? Ů? >Ů’ َ‍)Ů„ ا‏ ŮŽ 9 ‍) Ů?د‏vŮŽ Ů’ Ů? 3Ů’ JŮ? ﴞ٣٥﴿ 

31. Allah, Ă‚dem’e bĂźtĂźn varlÄąklarÄąn isimlerini, Ăśzelliklerini ve fonksiyonlarÄąnÄą ĂśÄ&#x;retti. YeryĂźzĂźnde halife tayin ettiÄ&#x;i insanÄą, hayatÄą boyunca karĹ&#x;Äą karĹ&#x;Äąya geleceÄ&#x;i enerji, hammadde, doÄ&#x;a kanunlarÄą gibi yeryĂźzĂźnĂźn çeĹ&#x;itli gßç kaynaklarÄąna hĂźkmedecek, onlara boyun eÄ&#x;direcek gizli yetenek ve gßçlerle donattÄą.


Ona, varlıklar ile semboller arasında zihinsel bağ kurma yeteneği bağışladı. Varlıkların niteliklerini, işlevlerini araştırıp öğrenme, eşyayı kullanma, değiştirme, gizli olan yönlerini bulup ortaya çıkarma ve varlıklar üzerinde yaratıcı zekâ ile tasarruf etme yeteneğini verdi. İnsan bu bilgi ve yeteneği doğru yönde kullandığı takdirde, hem Allah’a kulluk hem de yeryüzünü ıslah hususunda meleklerden çok daha üstün işler başarabilecekti. Meleklere gelince, görevleri bunu gerektirmediği için onlara böyle bir güç ve yetenek verilmemişti. Sonra Allah bunları, yani Âdem’e öğrettiği isimlerin karşılığı olan varlıkları meleklere göstererek, “Eğer az önce ima ettiğiniz ‘halifeliğe daha


lâyÄąk olma’ iddianÄązda doÄ&#x;ru iseniz, o zaman bu varlÄąklarÄąn isimlerini ve Ăśzelliklerini bana Ă‚dem’in sĂśylediÄ&#x;i gibi sĂśyleyin!â€? dedi.

ŮŽ+>ŮŽ Ů‘ Ů?‍) ا‏L 3ŮŽ ŮŽ Ů’ ŮŽ Ů‘ @ŮŽ )4ŮŽ 'ŮŽ Ů‘ Ů?‍) ا‏3ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů’ @Ů? 'ŮŽ +ŮŽ >ŮŽ )D��Ž Ů’ Ů? ‍) Ů? ا‏9ŮŽ ﴞ٣٢﴿ Ů? #* DŮŽ ‍ Ů? ْا‏# MŮŽ ‍ ْا‏n ŮŽ >Ů’ َ‍ا‏

32. Kendi gĂśrev alanÄą dÄąĹ&#x;Äąndaki konularda bilgi sahibi olmayan melekler, “HâĹ&#x;â, seni her tĂźrlĂź eksiklikten, noksanlÄąktan tenzih ederiz! Biz senin bize ĂśÄ&#x;rettiklerinden baĹ&#x;kasÄąnÄą bilemeyiz. Her Ĺ&#x;eyi bilen, sonsuz ilim ve hikmet sahibi olan ancak sensin!â€? dediler

ŮŽ 9ŮŽ  Ů’ CŮ? ƒŮ? )ŮŽ Ů’ ŮŽ)2Ů? Ů’ CŮ? AŮ’ Ů? >Ů’ َ‍)Ů„ ŮŽ&) ٰا ŮŽŘŻ Ů?Ů… ا‏

33. Bunun Ăźzerine Allah, “Ey Ă‚dem, Ĺ&#x;u varlÄąklarÄąn Ăśzelliklerini, fonksiyonlarÄąnÄą ve isimlerini melek-


lere bildir! BĂśylece halifelik gĂśrevine senin daha lâyÄąk olduÄ&#x;unu iyice anlasÄąnlar!â€? dedi.

ŮŽ 9ŮŽ Ů’CŮ? ƒŮ? )ŮŽ Ů’ ŮŽ)2Ů? Ů’ Ů? ŮŽ) ŮŽ >Ů’ َ‍ ŮŽ Ů‘ ŮŽ) ا‏$ŮŽ Ů? ŮŽ aŮ’ 9Ů? َ‍)Ů„ اَ ŮŽ Ů’ ا‏ _>Ů‘  Ů?‍* Ů’ ا‏

ŮŽ Ů’ ‍ات ŮŽŮˆâ€Ź ŮŽ ŮŽ ŮŽŮ‘ % ŮŽ ‍ Ů’ Ů?Ůˆ َن‏GŮ? )4ŮŽ Ů? ŮŽ @Ů’ َ‍ا' Ů’Řą Ů?Řś ŮŽŮˆŘ§â€Ź # R   @ Ů’ Ů’ Ů? ŮŽ Ů° [ ‍ا‏ ŮŽ Ů? ‍ا‏ ﴞ٣٣﴿ ‍ Ů’* Ů? Ů? َن‏GŮŽ Ů’ Ů? 3Ů’ JŮ? )4ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź

Ă‚dem o varlÄąklarÄąn isimlerini meleklere bildirince, Allah meleklere dedi ki: “Ben size, ‘GĂśklerin ve yerin gizliliklerini ancak ben bilirim ve dilediÄ&#x;ime, dilediÄ&#x;im kadar ĂśÄ&#x;retirim; açĹÄ&#x;a vurduÄ&#x;unuz ve gizlediÄ&#x;iniz Ĺ&#x;eyleri de yine ben bilirim!’ dememiĹ&#x; miydim?â€? Ä°Ĺ&#x;te burada, insanÄąn ebedĂŽ dĂźĹ&#x;manÄą olan Ä°blĂŽs sahneye çĹkÄąyor:


EN BĂœYĂœK DĂœĹžMAN: Ä°BLÄ°S  ŮŽŮ‘   Ů’ Ů’ Ů° Ů° ŮŽ ŮŽ 'Ů?‍ Ů?ŮˆŘ§ ا‏mŮŽ [ $ ‍م‏ ‍د‏ ' â€ŤŮˆŘ§â€Ź  m ‍ا‏ i * A   

) 3  Ů? ŮŽ ŮŽ Ů’ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? ŮŽ Ů? 9Ů? â€ŤŮŽŮˆŘ§Ů? ْذ‏ Ů? ŮŽ ‍ ْا‏6ŮŽ 4Ů? ‍) َن‏JŮŽ ‍ا ŮŽ Ů’* ŮŽ| ŮŽ ŮŽŮˆâ€Ź 6ŮŽ & $Ů? )* Ů’ ‍? ŮŽŮˆâ€Ź2Ů° َ‍„ ا‏# ŮŽL  2Ů’ Ů?‍ا‏ ﴞ٣٤﴿

34. Hani meleklere, â€œĂ‚dem’e 7 secde edin! Onun ĂźstĂźnlĂźÄ&#x;ĂźnĂź kabul ederek ĂśnĂźnde saygÄąyla eÄ&#x;ilin!â€? demiĹ&#x;tik de, Ä°blĂŽs hariç hepsi secde etmiĹ&#x;ti. Aslen cinlerden (Kehf, 18/50) olan, fakat birtakÄąm meziyetleri sayesinde meleklerin arasÄąnda yaĹ&#x;ayan Ä°blĂŽs ise emrimize karĹ&#x;Äą gelerek secde etmemekte di7

Buradaki secde ibadet secdesi deÄ&#x;il, meleklerin insana baĹ&#x; eÄ&#x;ip itaat etmesinin sembolik bir ifadesi olan ta’zĂŽm (saygÄą) secdesidir. Allah meleklere, Ă‚dem’in ĂźstĂźnlĂźÄ&#x;ĂźnĂź kabul edip ĂśnĂźnde saygÄąyla eÄ&#x;ilmelerini emretmiĹ&#x;ti. Nitekim kardeĹ&#x;lerinin Yusuf (as)’a secde etmesi de bu anlamdadÄąr. (Yusuf sĂťresi, 12/100)


retmiĹ&#x;, kendisini Ă‚dem’den ĂźstĂźn gĂśrerek kibre kapÄąlmÄąĹ&#x; ve bu nankĂśrlĂźÄ&#x;Ăź sonucunda, ilâhĂŽ emre baĹ&#x;kaldÄąran kâfirlerden olmuĹ&#x;tu.

Ů’ Ů° ŮŽ Ů?  Ů’ jŮŽ JŮ? ‍ ŮŽŮˆâ€ŹiŮŽ 3ŮŽ Ů‘ mŮŽ ‍ ْا‏+ŮŽ u â€ŤŮˆâ€Ź ‍ز‏ â€ŤŮˆâ€Ź n > ‍ا‏ 6 * ‍ا‏ ‍م‏ ‍د‏ ‍ا‏ ) & ) 3  Ů? Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ 9Ů? â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ‍ Ů?ه‏7Ů? Ů° )2ŮŽ ŮŽ Ů’ GŮŽ 'ŮŽ ‍ ŮŽŮˆâ€Źh )ŮŽ Ů? AŮ’ cŮ? Â… Ů? #Ů’ q ŮŽ ‍ Ů‹ا‏RŮŽ ‍) َع‏CŮŽ 3Ů’ 4Ů? ŮŽ Ů‘ ‍ ا‏6ŮŽ 4Ů? )>ŮŽ * ŮŽŮ‘ Ů? ŮŽ $ŮŽ ‍ ŮŽ َ؊‏mŮŽ Q ‍ا‏ ŮŽ ﴞ٣ټ﴿  Ů? )T

35. Daha sonra dedik ki: “Ey Ă‚dem, sen ve eĹ&#x;in cennette oturun ve oradaki nimetlerden dilediÄ&#x;iniz kadar serbestçe yiyin için. Bundan bĂśyle, eĹ&#x;in Havvâ ile birlikte cennette yaĹ&#x;ayacaksÄąnÄąz. Orada dilediÄ&#x;iniz yerden dilediÄ&#x;iniz kadar yiyip içebilir, cennetin bĂźtĂźn nimetlerinden faydalanabilirsiniz. Ancak sÄąnÄąrsÄąz bir ĂśzgĂźrlĂźÄ&#x;e sahip olmadÄąÄ&#x;ÄąnÄązÄą, size bu nimetleri bahĹ&#x;eden Al-


lah’a muhtaç birer kul olduÄ&#x;unuzu asla unutmayÄąn! Bunun için, iman ve itaatinizi sÄąnamak Ăźzere, cinsellik (A’râf, 7/19-22) meyvesini size Ĺ&#x;imdilik yasaklÄąyorum. Ben izin verinceye kadar, bu aÄ&#x;aca sakÄąn yaklaĹ&#x;mayÄąn; yoksa bĂźyĂźk bir gĂźnah iĹ&#x;leyerek bizzat kendinize zulmetmiĹ&#x; olursunuz!â€?

ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ )>ŮŽ )J )Ů‘ 4Ů? )ŮŽ CŮ? u Ů‘ )ŮŽ CŮ? Ů‘ ‍)ŮŽ َز‏$ŮŽ ŮŽ ŮŽ OŮ’ )$ŮŽ )CŮŽ 3Ů’ @ŮŽ ‍{) Ů?ن‏#Ů’ Q ‍ا‏ "h Ů? #$

36. Fakat cennetten kovulan Ĺ&#x;eytan, Ă‚dem ile Havvâ’nÄąn da aynÄą akÄąbete uÄ&#x;ramasÄąnÄą istiyordu. Bunun için, onlara uzaktan vesvese vererek Ĺ&#x;u dĂźĹ&#x;Ăźnceyi telkin etti: “Rabb’iniz size bu meyveyi, ilahi gßçlere sahip birer melek veya sonsuz hayat sahibi olmayasÄąnÄąz diye yasaklamÄąĹ&#x;tÄąr.


Allah şahittir ki, bunu sırf sizin iyiliğiniz için söylüyorum (A’râf, 7/20-21).” Âdem ve Havvâ, şeytanın vesvesesine aldanıp yasak meyveden yediler. Böylece İblîs, onları aldatarak içinde bulundukları cennet yurdundan çıkarmış oldu.

ْ ُ َ ‫‡ َ@ ُ ٌّو َو‬ ُ ُ ْ _$ِ ْ * M

 * k M 2 ‫ا‬ {

‫ا‬ ) 3  9ُ ‫َو‬ َ ْ ْ ْ ُ َ ٍ َِ ِ ْ ٰ َ َ ٌ ﴾٣٦﴿  q ?

‫ا‬ ‫ع‬ )  4 ‫و‬   [ 4 ‫ض‬ ‫ر‬ '‫ا‬ َ َ ْ ْ ِ  ٌ َ َ ّ ُ ِ ٍ

Biz de Âdem ve Havvâ’yı cennetten çıkardıktan sonra, onlara ve şeytana seslenerek dedik ki: “Birbirinize ebedî düşmanlar olarak dünyaya inin! Artık yeryüzüne yerleşecek ve belli bir süreye kadar orada yaşayacaksınız. Bundan böyle orayı kendinize yurt edinecek; ölüm veya kıyamet vakti gelinceye


kadar orada yaĹ&#x;ayÄąp imtihan edileceksiniz.â€?

 Ů° Ů° ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů‘ ŮŽ ŮŽ Ů? "Ů? >Ů‘ Ů?‍" ا‏LŮ? #Ů’ @ŮŽ ‍)ب‏  $ ‍)ت‏   J " 2 ‍ع‏ 6 4 ‍م‏ ‍د‏ ‍ا‏ ?  ŮŽ $ŮŽ Ů? ŮŽ ŮŽ Ů’  ŮŽ ŮŽ Ů? Ů?Ů‘ ŮŽ Ů? Ů? ŮŽŮ‘ ﴞ٣٧﴿ Ů? #q ŮŽ Ů‘ ‍اب ا‏ Ů? ŮŽ Ů‘  ‍ا‏

37. Derken Ă‚dem, iĹ&#x;lediÄ&#x;i gĂźnahtan dolayÄą piĹ&#x;manlÄąk duyarak tĂśvbe etmenin yollarÄąnÄą aradÄą. Sonra nasÄąl tĂśvbe edeceÄ&#x;ini kendisine ilham eden Rabb’inden birtakÄąm sĂśzler aldÄą ve bu hikmetli sĂśzlerle O’na Ĺ&#x;Ăśyle yalvardÄą: “Ey Rabb’imiz, biz kendimize zulmettik. EÄ&#x;er sen bizi baÄ&#x;ÄąĹ&#x;lamaz, bize merhamet etmezsen mutlaka kaybedenlerden olacaÄ&#x;Äąz (A’râf, 7/23).â€? Bunun Ăźzerine, Allah da onu baÄ&#x;ÄąĹ&#x;ladÄą. KuĹ&#x;kusuz O, piĹ&#x;manlÄąk duyup tĂśvbe eden kullarÄąna karĹ&#x;Äą çok baÄ&#x;ÄąĹ&#x;layÄącÄą, çok merhametlidir.


Aslında İblîs de Âdem de aynı günahı işlemişler, ikisi de Allah’ın emrine isyân etmişlerdi. Fakat İblîs günahında diretti, tövbeye yanaşmadı. Âdem ise günahının ezikliğini yüreğinde hissederek Rabb’i karşısında boyun büküp suçunu itiraf etti. İblîs’in yaptığı gibi kibre kapılmadı, günahını bir başka günahla telafi yoluna da gitmedi. Aksine, içtenlikle tövbe ederek Rabb’inin sonsuz merhametine sığındı. Bu yüzden Âdem bağışlandı, İblîs ise ebedî lânete mahkûm edildi. Âdem ile Havvâ, günahları bağışlandıktan sonra yeniden cennete döndüler. Yaşadıkları bu tecrübe, ebedî düşmanları olan şeytanı tanımalarını sağlamıştı. Yeryüzü halifesinin, böyle bir eğitim ve ön hazırlık


aşamasını geçmesi gerekiyordu. Daha sonra, cennetten çıkarılıp yeryüzüne gönderildiler. Bunun sebebi işledikleri günah değildi. Zira tövbeleri kabul edilmiş, günahları bağışlanmıştı ve Allah, günahını affettiği kulunu o günahtan dolayı cezalandırmazdı. Onlar asıl yaratılış gayeleri olan halifelik görevini yerine getirmek ve şeytanla yapacakları mücadele ile imtihan olunmak üzere cennetten çıkarılıp yeryüzüne gönderildiler. Bu günahı işlemeselerdi bile Allah onları yeryüzüne gönderecekti. Nitekim O, daha Âdem’i yaratmadan önce meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım.” diyerek insanın imtihan için dünyaya gönderileceğini bildirmişti.


Allah dileseydi, isyankârlığının cezasını derhâl vererek İblîs’i oracıkta yok edebilir yahut bir daha hiç kimseyi saptırmaması için onu cehenneme atabilirdi. Fakat ilâhî hikmet gereğince, insan nefsâni duygular ve şeytanî vesveseler ile imtihan olunacak ve bu mücadele sonucunda, insanın özünde gizlenmiş olan güç ve yetenekler ortaya çıkacaktı. Bunun için Allah, kıyamete kadar şeytana mühlet verdi ve ilâhî vahiy ile desteklediği insanı, iyi ile kötü arasında seçim yapması ve ebedî cennet nimetleri yahut ebedî cehennem azabı ile noktalanacak olan imtihan dünyasında mücadele etmesi için şeytanla birlikte yeryüzüne gönderdi:


Ů’ Ů? 3ŮŽ Ů‘ #ŮŽ GŮ? )Ů’ &ŮŽ )4ŮŽ Ů‘ )Ů? $ŮŽ ) M# Ů? Ů’ Ů’ Ů’ *  u ) C 3 4 ‍ا‏ {

‍ا‏ ) 3  9Ů? ŮŽ Ů‹  ŮŽ ŮŽ Ů? Ů?

Ů’ CŮ? #Ů’ ŮŽ @ŮŽ ‍ Ů’ ŮŒŮ â€ŹO ŮŽ jŮŽ $ŮŽ ‍اي‏ ŮŽ ŮŽ Ů? €َ Ů? GŮŽ 6Ů’ ŮŽ $ŮŽ ‍_ Ů? Ů‹ى‏3Ů‘  4Ů? ﴞ٣٨﴿ ‍ ŮŽ= Ů?> َن‏DŮ’ &ŮŽ Ů’ Ů? 'ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź

38. BĂśylece Ă‚dem, Havvâ ve Ä°blĂŽs’e seslenerek Ĺ&#x;Ăśyle dedik: “Hepiniz oradan yeryĂźzĂźne inin! Bundan bĂśyle, peygamberler ve kitaplar gĂśndererek size ve sizden sonraki nesillere doÄ&#x;ru yolu gĂśstereceÄ&#x;im. ArtÄąk benden size bir elçi, bir kitap, bir yol gĂśsterici gelince, kimler benim gĂśsterdiÄ&#x;im yolda yĂźrĂźyerek hidâyetime tâbi olursa, onlara Hesap GĂźnß’nde korku yoktur ve onlar ĂźzĂźlmeyeceklerdir.â€?


 َ َ ٰ ٰ ّ ّ َ َ َ َ  ُ َ ‫)ب‬ D v ‫ا‬ + A

‫و‬ ‫ا‬ ) 3 G ) & ) 2 ‫ا‬ 2 7 J ‫و‬ ‫وا‬  8 J 6 & 7

‫َوا‬ َ ْ B  َ َ َ َ ِ ِ ِ ُ ُ ُ َ ﴾٣٩﴿ ‫ن‬Sَ ‫) ِ ُو‬O 3 ‫ا‬ َ )Cَ #$ ْ ُ ‫)ر‬ ِ ّ

39. “İlâhî hidâyetten yüz çevirerek hakikati inkâr eden ve insanlığın dünyada ve âhirette yegâne kurtuluş reçetesi olan âyetlerimizi ve yol gösterici mesajlarımızı yalanlayanlara gelince, onlar da ateş halkıdırlar ve orada ebedî kalacaklardır.” Âdem (as)’dan bu yana, bu mesajı insanlığa tebliğ eden birçok Elçi ve Kitap geldi. İlâhî davetin son temsilcisi olarak da, son Peygamber Muhammed (sav) ve Kur’ân-ı Kerîm gönderildi. Bu mesaj sadece Araplara değil, Allah’ın iradesine boyun eğdiğini öne süren İsrailoğulları baş-


ta olmak üzere tüm insanlığa seslenmektedir:

İSRAİLOĞULLARI Bundan önceki ayetlerde bütün insanlık, Allah’ın gönderdiği Kitap ve Elçileri kabule davet edilmişlerdi. Bundan sonra âyetlerde ise, ilâhî mesajdan yüz çevirmenin ne gibi sonuçlar doğurduğunu gösteren bir 8 örnek olarak İsrailoğulları kıssası anlatılıyor. Âyetlerde hitap Yahudilere yönelik olmakla birlikte, onlardan 8

“Allah’ın kulu” anlamına gelen İsrail kelimesi, Yakub Peygamber’in (as) lâkabıdır (Âl-i İmrân, 3/93). Hz. Yakub’un on iki oğlunun soyundan gelenlere Benî İsrâil (İsrailoğulları) denir. Muharref Tevrat’ta, Hz. Yakub’un “Tanrı ile güreşip onu yendiği” için bu adı aldığı anlatılmaktadır (Kitab-ı Mukaddes, Tekvin, 32/28). “İsrail” kelimesine böylesine çirkin bir anlamı yüklemeleri, Yahudilerin mukaddes kitabı tahrif etmekte ne kadar aşırı gittiklerini gösteren örneklerden biridir.


ibret alÄąp aynÄą duruma dĂźĹ&#x;memeleri için mĂźminler de uyarÄąlmaktadÄąr:

ŮŽ ŮŽ ‍_ اŮ? Ů’ ŮŽ  اإ‏3 2ŮŽ )&ŮŽ _ Ů‘ ‍ ŮŽ Ů? ŮŽ_ ا‏MŮ’ >Ů? ‍ Ů?ŮˆŘ§â€ŹJŮ? ‍ ا ْذ‏a& ŮŽ Ů? #Ů’ ŮŽ @ŮŽ n Ů’ Ů’ *  M > Ů’ Ů? ŮŽ ‍ا‏

40. Ey Ä°srailoÄ&#x;ullarÄą! Size bahĹ&#x;ettiÄ&#x;im nimetlerimi ve ilâhĂŽ yasalara itaat ettiÄ&#x;iniz sĂźrece, sizi nasÄąl ĂźstĂźn kÄąldÄąÄ&#x;ÄąmÄą hatÄąrlayÄąn.

ŮŽ Ů? Ů? ŮŽ  ŮŽ ‍ن‏

‍)ع‏ $ ‍)ي‏ & ‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź  J  C M 2 ‍٠â€�� â€ŤŮˆâ€Ź ‍ا‏ ‍ي‏  C M 2 ‍ا‏ $ â€ŤŮˆâ€Ź â€ŤŮŽŮˆŘ§â€Ź Ů? ŮŽ Ů’ Ů’ Ů’ Ů’ Ů’ Ů?  Ů‘ ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŽ Ů? Ů?d ŮŽ Ů? Ů? Ů? ﴞ٤٠﴿

Bana verdiÄ&#x;iniz sĂśzĂź tutun ki, ben de size verdiÄ&#x;im sĂśzĂź tutayÄąm. Size vadettiÄ&#x;im zafer ve baĹ&#x;arÄąyÄą elde etmek ve âhirette ebedĂŽ saadete nail olmak istiyorsanÄąz, gĂśnderdiÄ&#x;im tĂźm elçilere ve kitaplara iman edin. Ve baĹ&#x;kasÄąndan deÄ&#x;il,


yalnÄązca benden korkun! Bu dĂźnyanÄąn gelip geçici çĹkar endiĹ&#x;eleri sizi inkâra ve zulme sĂźrĂźklemesin. Sizi bu imandan alÄąkoymak isteyenlerin tehditlerine de aldÄąrmayÄąn. AsÄąl benim azabÄąma uÄ&#x;ramaktan ve benim sevgimi kaybetmekten korkun.

Ů’ Ů° ŮŽ Ů? MŮŽ 4ŮŽ )ŮŽ Ů? )9Ů‹ Ů?Ů‘ .ŮŽ 4Ů? n  Ů’ 'ŮŽ ‍* Ů’ ŮŽŮˆâ€Ź

= > ‍ا‏ )  2 ‍ا‏ 3 4 ‍ا‏ Ů? ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů? GŮŽ "h  2Ů? Ů? $Ů? )JŮŽ ‍* Ů?>ا اَ Ů‘ ŮŽŮˆ َل‏

41. YanÄąnÄązda bulunan Tevrat’Ĺn tahrif edilmemiĹ&#x; kÄąsÄąmlarÄąnÄą onaylayÄącÄą olarak indirdiÄ&#x;imiz bu son vahye iman edin; onu inkâr eden9 lerin ilki ve ĂśncĂźleri siz olmayÄąn! 9

Ehl-i Kitab’Ĺ Kur’ân’a iman etmeye çaÄ&#x;Äąran bu âyet-i kerĂŽme, kendilerine gĂśnderilen kitaplara ve peygamberlere iman etseler bile, son Peygamber’i ve Kur’ân’Ĺ reddeden YahĂťdĂŽ ve HristiyanlarÄąn kâfir olduklarÄąnÄą ve bĂśyle kimselerin cennete giremeyeceÄ&#x;ini açĹkça ortaya koymaktadÄąr.


Elinizdeki Tevrat’Ĺ size gĂśnderen Allah, Ĺ&#x;imdi de Kur’ân-Äą KerĂŽm’i gĂśndermiĹ&#x;tir. Kur’ân’Ĺ inkâr ettiÄ&#x;iniz takdirde, Tevrat’a iman iddianÄązÄąn hiçbir anlamÄą kalmayacak ve Allah’a isyan etmiĹ&#x; olacaksÄąnÄąz. O hâlde, Tevrat’Ĺn tahrif edilen kÄąsÄąmlarÄąnÄą dĂźzelten, bozulmamÄąĹ&#x; kÄąsÄąmlarÄąnÄą ise aynen onaylayan bu kitaba iman edin; onu inkâr edenlerin ilki ve ĂśncĂźleri siz olmayÄąn! UnutmayÄąn ki, onu inkâr ettiÄ&#x;iniz takdirde, sizden etkilenerek inkâra sĂźrĂźklenecek toplumlarÄąn vebâli de sizin omuzlarÄąnÄązda olacaktÄąr.

Ů° ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŽ ŮŽ ‍ن‏ G ) $ ‍)ي‏ & ‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź j#  9 ) 3  ~ _ G) & ) Ů‘ Ů‹  ŮŽ 2Ů? ‍Ů?ŮˆŘ§â€ŹlŮŽ QŮ’ GŮŽ 'ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ŮŽ Ů‘Ů?ŮŽ P  Ů‹ ŮŽ Ů? ﴞ٤٥﴿

Benim âyetlerimi ve bu âyetlerin içerdiÄ&#x;i hĂźkĂźmleri servet, makam,


Ĺ&#x;an, Ĺ&#x;Ăśhret gibi basit menfaatlerle deÄ&#x;iĹ&#x;meyin ve baĹ&#x;kasÄąndan deÄ&#x;il, sadece benden sakÄąnÄąn! Ä°nsanlarÄąn ĂśvgĂź ve kÄąnamalarÄąnÄą deÄ&#x;il, benim rÄąza ve hoĹ&#x;nutluÄ&#x;umu dikkate alÄąn.

Ů’ Ů’ Ů’ ŮŽ ŮŽ xŮŽ Ů‘ DŮŽ ‍ Ů’* Ů? Ů?ا ْا‏GŮŽ ‍ ŮŽŮˆâ€ŹaŮ? b)

) 2 x D

‍ا‏ ‍ا‏ [

 G ' â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ŮŽ Ů? ŮŽ Ů? Ů‘ ŮŽ Ů? Ů? ﴞ٤٢﴿ ‍ ŮŽ Ů? َن‏MŮ’ GŮŽ Ů’ Ů? >Ů’ ŮŽâ€ŤŮŽŮˆŘ§â€Ź

42. HakkÄą bâtÄąl ile bulandÄąrmayÄąn ve bile bile gerçeÄ&#x;i gizlemeyin! BâtÄąl yorum ve iddialarÄąnÄązÄą Tevrat’a karÄąĹ&#x;tÄąrarak hakikati çarpÄątmayÄąn! Ahmed adÄąndaki Son Peygamber’in geleceÄ&#x;ini mĂźjdeleyen (Saff SĂťresi, 61/6) Tevrat âyetlerini ve kitapta yer alan diÄ&#x;er gerçekleri gizlemeyin.

Ů° Ů° Ů° ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů‘ ‍ا‏# ŮŽ ŮŽ €َ 4ŮŽ ‍ا‏MŮ? JŮŽ ‍اع‏ â€ŤŮˆâ€Ź ‍؊‏  J =

‍ا‏ ‍ا‏ G ‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź ‍؊‏   9 Ů’ ŮŽ  Ů‘ Ů? ŮŽ . ‍ا‏ Ů? â€ŤŮŽŮˆŘ§â€Ź ŮŽ M JŮ? ‍ا Ů‘ ŮŽا‏ ﴞ٤٣﴿ 


43. Namazı kılın, zekâtı verin ve rükû edenlerle birlikte rükû edin! Siz de Müslümanlar gibi namazı kılın, zekâtı verin ve Allah’ın hükmüne boyun eğen müminlerle birlikte Kur’ân’ın ve Son Elçi’nin hükmüne boyun eğin! Unutmayın ki, bedenî ibadetlerin sembolü olan namaz ve mâlî ibadetlerin sembolü olan zekât, bütün peygamberlere ve ümmetlerine emredilen evrensel ibadetlerdendir. Yahudi din bilginleri, halka kutsal kitaba inanıp onunla amel etmelerini ve Allah'ın rızasına uygun şekilde yaşamalarını öğütlüyor, fakat kendileri tam aksi davranışlar gösteriyorlardı. Yahudileri bu çelişkili tutumları ve samimiyetsizlikleri sebebiyle eleştiren âyet, aynı zamanda Müs-


lümanları, özellikle ümmetin önderleri konumunda bulunan âlimleri ve yöneticileri de aynı hayata düşmemeleri için şiddetle uyarmaktadır:

ْ ْ َ َ َ ُ [ َ َ ْ ْ ْ ُ >ْ َ‫* ْ َوا‬ 8 > ‫ا‬ ‫ن‬  [ 3 G ‫و‬ |

) 2 ‫)س‬ 3 ‫ا‬ ‫ن‬ ‫و‬  4 ) G ّ ُ ّ َ ْ َ َ َ ِِ ِ َ َ ُُ ‫ا‬ ْ ﴾٤٤﴿ ‫ ِ ُ َن‬Mْ Gَ jَ $َ َ‫)ب ا‬  *

‫ا‬ َL َ ِ ‫ ْ ُ َن‬Gَ

44. Ey Yahudiler! Siz insanlara iyiliği emreder de kendinizi unutur musunuz? Oysa kitabı okuyorsunuz, hiç akletmez misiniz? Siz insanlara Son Elçiye iman etmelerini tavsiye ederken, neden kendiniz onu inkâr ediyorsunuz? Başkalarına güzel şeyleri öğütlerken, kendinizi neden ihmal ediyorsunuz? Oysa içerisinde birtakım tahrifatlar olsa bile, bütün peygamberlere imanı emreden; dürüst, tutarlı ve ahlâklı olmayı öğütleyen Tevrat’ı okuyup du-


ruyorsunuz. Siz hiç aklınızı kullanmaz, yaptığınız işin neticesini düşünmez misiniz?

َ'ّ ِ‫*   َ ٌة ا‬ َ َ )Cَ >َ ّ ِ‫ة َوا‬Lِ ٰ . ‫ا‬ َ ّ ‫ ْ|ِ َو‬. ) َ ّ 2ِ ‫ا‬3ُ #M َ ‫ا‬ ْ ‫َو‬ ْ َ َ M c) ﴾٤٥﴿  Z

‫ا‬ ?  @َ َ ِ

45. Sabır ve namazla Allah’tan yardım dileyin. Doğrusu bu, Allah’a saygıyla bağlananlardan başkasına ağır gelir. Ey Yahudiler! Son kitaba iman etmenizi engellemeye çalışan şer güçlere boyun eğmeyin! Onlara karşı sabırla göğüs gerip direnin ve namazla, duayla Rabb’inizden yardım dileyin. Eğer dürüstlük ve samimiyetten ayrılmaz, zorluklar karşısında yılmayıp direnirseniz, Allah size elbette yardım edecektir. Gerçi bu ağır ve zor bir görevdir, ama Allah’a saygıyla bağ-


lananlar için; binlerce yıllık geleneklerin ürettiği toplumsal baskıları, çıkar kaygılarını ve önyargıları aşıp hak dine iman etmek hiç de zor değildir.

َ َ َ َ َ َ َ ُ "ِ #ْ ِ‫ ْ ا‬Cُ >ّ ‫ ْ َوا‬Cِ 2ِّ ‫ا َر‬9ُ j4ُ ْ Cُ >ّ ‫ َن ا‬3ُّ T&َ 6َ &7 ّ َ‫ا‬ ﴾٤٦﴿ ‫ن‬Sَ Mُ u‫ا‬ ِ ‫َر‬

46. O saygılı kimseler ki, bir gün mutlaka Rablerine kavuşacaklarını, eninde sonunda O’na döneceklerini bilirler. Allah’a saygıyla bağlanan insanlar, hangi ırktan ve hangi dinden olurlarsa olsunlar, bir gün mutlaka Allah’ın huzuruna çıkacaklarını ve bu dünyada yapıp ettikleri her şeyin hesabını vereceklerini bilirler. Bu bilinç, onları hakkı kabul etmeye ve doğru davranışlar göstermeye sevk eder.


ŮŽ ŮŽ ‍_ اŮ? Ů’ ŮŽ  اإ‏3 2ŮŽ )&ŮŽ _ Ů‘ ‍ ŮŽ Ů? ŮŽ_ ا‏MŮ’ >Ů? ‍ Ů?ŮˆŘ§â€ŹJŮ? ‍ ا ْذ‏a&

ŮŽ Ů‘ $ŮŽ _>Ů‘  َ‍* Ů’ ŮŽŮˆŘ§â€Ź Ů? Ů? Ů’ k Ů? #Ů’ ŮŽ @ŮŽ n ŮŽ  ŮŽ )MŮŽ ‍* Ů’ ŮŽ@ ŮŽ? ْا‏  Ů? Ů’ MŮŽ >Ů’ َ‍ا‏ ﴞ٤٧﴿

47. Ey Ä°srailoÄ&#x;ullarÄą! Size bahĹ&#x;ettiÄ&#x;im nimetlerimi ve ilâhĂŽ yasalara itaat ettiÄ&#x;iniz sĂźrece sizi âlemlere, yani kendi dĂśneminizdeki tĂźm insanlara nasÄąl ĂźstĂźn kÄąldÄąÄ&#x;ÄąmÄą hatÄąrlayÄąn. Size daha Ăśnceki Peygamberler dĂśneminde bahĹ&#x;ettiÄ&#x;im nimetlerimi hatÄąrlayÄąn. O vakitler elçilerime iman ve itaat ettiÄ&#x;iniz sĂźrece, sizi insanlÄąÄ&#x;Äąn Ăśnderleri ve efendileri kÄąlmÄąĹ&#x;tÄąm. BugĂźn de bu nimete nail olmak ve mĂźminlere vaad ettiÄ&#x;im zafer ve baĹ&#x;arÄąyÄą elde edip âhirette ebedĂŽ saadeti kazanmak istiyorsa-


nız, gönderdiğim Son Elçi’ye ve Kur’ân’a iman edin.

َ َ ْ ُ )Šً #ْ cَ „ٍ 8ْ >َ 6ْ @َ „ 8 > ‫ي‬ = m G ' ) 4  & ‫ا‬ G ّ ‫َوا‬ َ َ ْ ْ َ ٌ ً 

‫) َ@ ْ ٌل‬Cَ 3ْ 4ِ 7ُ O َ 5ْ &ُ 'َ ‫ َو‬iٌ @َ )8َ cَ )Cَ 3ْ 4ِ aُ َ ْ &ُ 'َ ‫َو‬ ﴾٤٨﴿ ‫ ُو َن‬.َ 3ْ &ُ ْ ُ 'َ ‫َو‬

48. Ve öyle bir günden sakının ki; o gün hiç kimse başkası adına bedel ödeyemeyecek yahut başkasının cezasını çekmeyecek, hiç kimsenin cezayı hak eden kişinin kurtuluşu için iltimas, aracılık ve şefaat etmesine izin verilmeyecek, hiç kimseden kurtuluş fidyesi kabul edilmeyecek ve ilâhî yardımı hak etmeyen hiç kimseye yardım edilmeyecektir. Ey Yahudiler! Mahşer günü gelip çattığı zaman, mensubu olmakla


övündüğünüz ırkınız, meşrebiniz, toplumuz, cemaatiniz size fayda vermeyecek, ilâhî adalet karşısında hiçbir kişi veya toplum özel ve ayrıcalıklı muamele görmeyecektir. Bugün ilâhî mesajdan yüz çevirdiğiniz takdirde, “Peygamber torunları” veya “Şanlı bir tarihin evlatları” olmanız sizi azaptan kurtaramayacaktır. Mahşer günü kişiye ancak imanı ve salih amelleri fayda verecektir. Sözde aracıların, şefaatçilerin hiç kimseye faydası dokunmayacaktır. Şefaat, yetkili kimse nezdinde aracılık ederek bir kimsenin bağışlanmasına veya bir nimete kavuşmasına vesile olmak demektir. Dinî bir terim olarak ise, günahkâr bir kimsenin, Allah katında mertebesi yüksek olan bir zatın Allah'a dua etmesi so-


nucunda affedilmesi anlamına gelmektedir. Kur’ân, ancak Allah’ın dilediği kimselerin (Yûnus, 10/3; Tâhâ, 20/109; Sebe, 34/23; Necm, 53/26) yine ancak O’nun izin verdiği kimselere (Enbiyâ, 21/28) şefaat edebileceğini bildirmiştir. Yani kimlerin şefaate lâyık olduğunu ve bu kimselere kimlerin şefaat edeceğini Allah belirlemektedir. Buna göre, şefaat yetkisi verilecek olanlar, diledikleri kişilere değil, ancak şefaati hak ettiği bildirilen kişilere şefaat edeceklerdir. Demek ki asıl ikram şefaat edilene değil, şefaat edene yapılmaktadır. Yani Allah, rızasını kazanmış olan bir kulunu onurlandırmak için, kendisinin zaten affedeceği bir kulunu azaptan kurtarması için ona şefaat yetkisi vermektedir. Bunun benzeri dünya-


da da yaşanmaktadır. Örneğin Allah, herhangi bir şekilde hidâyeti hak eden bir kimseyi, bazen razı olduğu bir kulu aracılığıyla hidâyete ulaştırır. Böylece hidâyeti hak eden bir kulunu inkârdan kurtarırken, aynı zamanda, o kişinin hidâyetine vesile olan kimseye de ikramda bulunmuş olur. Şefaat yetkisi tamamen ve yalnızca Allah’ın elindedir (Zümer, 39/43) ve Allah’ın izni olmadan hiç kimse şefaate cüret edemeyecektir. Şu hâlde, şefaat kullardan değil Allah’tan istenmeli ve aracıları memnun etmek için değil, Allah’ın rızasını kazanmak için çaba gösterilmelidir.


TARİHÎ HATIRLATMALAR ٰ  ُ ْ * ُ >َ 4ُ [ َ ‫ َء‬ & ‫ن‬  @  $ ‫ل‬ ‫ا‬ ْ ْ ُ َ َ ِ ِ 6ْ 4ِ ْ Jُ )3َ #ْ mَ ّ >َ ‫َواِ ْذ‬ ْ َ ‫ َن‬#ُ Dْ َ [ْ &َ ‫ ْ َو‬Jُ ‫) َء‬3َ 2ْ َ‫ َن ا‬Dُ 2ِّ 7َ &ُ ‫اب‬ 7 M

‫ا‬ ِ َ  ُ ُ ِ ‫_ ٰذ‬$ ‫ َو‬L ْ Jُ ‫[) َء‬  َ >ِ ٌ #T @َ ْ *2ِّ ‫ َر‬6ْ 4ِ ‫ ٌء‬jَ 2َ ْ * ﴾٤٩﴿

49. Ey İsrailoğulları! Sizi Firavun ve ordusundan nasıl kurtardığımızı da hatırlayın: Hani Mısırlılar size en acı işkenceleri çektiriyorlardı. Nüfusunuzun artmasını engellemek ve gücünüzü kırmak için oğullarınızı boğazlıyor, kız çocuklarınızı ve kadınlarınızı ise hizmetçi ve cariye olarak kullanmak üzere sağ bırakıyorlardı. İşte bütün bunlarda, sizin için Rabb’inizden büyük bir imtihan vardı. Rabb’iniz si-


zi eğitip olgunlaştırmak ve insanlığı doğru yola çağıran örnek ve öncü bir toplum yapmak üzere böyle çetin imtihanlardan geçirmekteydi.

ُ 2ِ )3َ 9ْ َ $َ ‫َواِ ْذ‬ ‫) ٰا َل‬3َ 9ْ َ Rْ َ‫ ْ َوا‬Jُ )3َ #ْ mَ >ْ َ)$َ َ Dْ َ ‫* ُ ْا‬ ُ 3ْ Gَ ْ ُ >ْ َ‫ ْ َ@ ْ َن َوا‬$ِ ﴾٥٠﴿ ‫ ُو َن‬T

50. Hani sizin için denizi yarıp sizleri kurtarmış, Firavun ve ordusunu da boğmuştuk; siz de bunu gözlerinizle görüyordunuz. Firavunun zulmü altında yaşayan İsrailoğulları, bu zulümden kurtulmak için Hz. Musa önderliğinde Mısır’dan çıktılar. Fakat Firavun, onları yakalayıp cezalandırmak üzere büyük bir orduyla peşlerine düştü. Hz. Musa bu takipten kurtulmak için Cenab-ı Hakk’ın izniyle Kızıldeniz kıyısına kadar geldi. Önlerinde deniz,


arkalarında Firavun’un ordusu vardı. İşte bu dehşetli durumdayken, ilahi bir mucize olarak deniz yarıldı ve İsrailoğulları açılan yoldan geçerek karşı kıyıya ulaştılar. Firavun ve askerleri, denizin ayrılmış olan sularını dehşetle gördüler; fakat bir anlık tereddütten sonra, kin ve düşmanlıklarından dolayı onlar da denizden açılan yola girerek takibe koyuldular. Ancak denizin açılan suları tekrar birleşmeye başladı ve sonunda Firavun ve ordusu, tek bir kişi bile kurtulamadan sulara gömüldü. İşte Allah, bu tarihi kıssayı İsrailoğulları’na hatırlatmakta ve Elçisine itaat etmeleri gerektiğini, aksi hâlde Firavun’un safında yer alıp onunla aynı akıbeti paylaşacaklarını bildirerek onları uyarmaktadır.


BUZAÄžIYA TAPANLAR  Ů° 4Ů? )>ŮŽ Ů’ @ŮŽ â€ŤŮŽŮˆŘ§Ů? Ů’Ř° Ů°Ůˆâ€Ź ŮŽ M 2ŮŽ ‍? اَ ْع‏ Ů? GŮ? 7Ů’ ZŮŽ GŮŽ Ů‘ ‍ Ů?~ Ů‘ ŮŽ ا‏iŮ‹ ŮŽ #Ů’ ŮŽ  ŮŽ Ů’ Ů? >Ů’ َ‍ Ů? ه ŮŽŮˆŘ§â€ŹMŮ’ 2ŮŽ 6Ů’ 4Ů? aŮŽ mŮ’ MŮ? ‍ْا‏ ﴞټ٥﴿ ‍) Ů? Ů? َن‏t

51. Ey Ä°srailoÄ&#x;ullarÄą! Hani kÄąrk gece için Musa ile sĂśzleĹ&#x;miĹ&#x;tik. Fakat siz onun ardÄąndan, kendinize zulmederek buzaÄ&#x;ÄąyÄą ilâh edinmiĹ&#x;tiniz. Allah, ilk ilâhĂŽ emirleri almasÄą için Musa’ya Sina DaÄ&#x;Ĺ’na gelmesini emretmiĹ&#x;ti. Orada Musa ile aracÄąsÄąz konuĹ&#x;acak ve Tevrat’Ĺn on emir diye bilinen ilk kÄąsmÄąnÄą ona vahyedecekti. Bunun için Musa’ya, huzuruna çĹkmadan Ăśnce bu bĂźyĂźk buluĹ&#x;maya ruhen hazÄąrlanmasÄą için Sina’da kÄąrk gĂźn kÄąrk gece oruç tutarak ve ibadet ederek beklemesini emretti. Fakat o


esnada İsrailoğulları, kendi elleriyle yaptıkları buzağı heykeline tapınmaya başladılar.

ُْ *َ ّ Mَ َ +َ ِ ‫ ِ ٰذ‬Mْ 2َ 6ْ 4ِ ْ * ُ 3ْ @َ )>َ ْ 8َ @َ َ ّ ~ُ ُ Qْ Gَ ﴾٥٢﴿ ‫* ُو َن‬

52. Fakat bütün bunlardan sonra, şükredesiniz diye sizi bağışlamıştık. Hz. Musa kavmine döndükten sonra, İsrailoğulları buzağıya tapma günahından tövbe ettiler ve Allah da onları affetti. Bu tövbe hadisesi aşağıdaki 54. âyette izah edilecektir.

ْ ٰ ُْ *َ ّ Mَ َ ‫) َن‬9َ ْ 8ُ ‫)ب َو ْا‬  *

‫ا‬ ?  4 ) 3 # G ‫ا‬ ‫َواِ ْذ‬ َ َ َ ْ َ ِ َ ُ ﴾٥٣﴿ ‫ َ ُو َن‬Cْ Gَ

53. Ve dosdoğru yolda yürümeniz için, Musa’ya daha sonraki çağ-


larda Tevrat adÄąyla anÄąlacak olan KitabÄą ve ilâhĂŽ hĂźkĂźmleri doÄ&#x;ru anlama, hak ile bâtÄąlÄą, iyi ile kĂśtĂźyĂź, doÄ&#x;ru ile eÄ&#x;riyi birbirinden ayÄąrt etme ye10 teneÄ&#x;i olan FurkanÄą vermiĹ&#x;tik.

NEFSÄ°NÄ°ZÄ° Ă–LDĂœRĂœN! ŮŽ Ů’ * ŮŽ 9ŮŽ â€ŤŮŽŮˆŘ§Ů? ْذ‏ Ů? >ŮŽ Ů‘ Ů?‍ Ů’ Ů?Ů… ا‏9ŮŽ )&ŮŽ " 4Ů? Ů’ ŮŽ Ů? ? Ů’ Ů? Ů’ ŮŽ t Ů° 4Ů? ‍)ل‏

Ů? [ ? Ů° Ů?‍ا ا‏2Ů? Ů? $ŮŽ aŮŽ mŮ’ MŮ? ‍ Ů? ْا‏JŮ? ‍) Ů?ذ‏ZŮŽ GŮ?Ů‘ )2Ů? Ů’ * ŮŽ 8Ů? >Ů’ َ‍ا‏  Ů? ŮŽ ŮŒ Ů’ O Ů? Ů? ‍ ٰذ‏L Ů’ * Ů? [ Ů? ƒŮ? ‍)ع‏ Ů’ $ŮŽ Ů’ * ŮŽ 3Ů’ @Ů? Ů’ * ŮŽ Ů’ * ŮŽ 8Ů? >Ů’ َ‍ Ů? Ů?ا ا‏9) Ů? 2ŮŽ Ů? ƒŮ? ‍)ع‏ L Ů’ * Ů? 2ŮŽ

54. Hani Musa kavmine, “Ey kavmim! Siz o buzaÄ&#x;Äąya tapÄąnmakla kendinize gerçekten zul10

Ey iman edenler! Allah’a karĹ&#x;Äą gelmekten sakÄąnÄąrsanÄąz, O size iyi ile kĂśtĂźyĂź birbirinden ayÄąrt edebilmenizi saÄ&#x;layacak bir kavrayÄąĹ&#x; verir ve kßçßk gĂźnahlarÄąnÄązÄą Ăśrterek sizi baÄ&#x;ÄąĹ&#x;lar. UnutmayÄąn ki, Allah bĂźyĂźk lĂźtuf sahibidir. (Enfâl, 8/29)


mettiniz! O hâlde, yaratıcınıza yönelerek tövbe edin ve kalbinizdeki kötü eğilimleri, bencil duyguları dizginleyerek yahut aranızdan puta tapanları yakalayıp ölüm cezasıyla cezalandırarak nefislerinizi öldü11 rün! Bu, yaratıcınız katında sizin için en hayırlısıdır.” demişti. 11

“Nefislerinizi öldürün” ifadesi, hakikî veya mecazî anlamına göre farklı şekillerde anlaşılabilir. Hakikî anlamı, “Kendinizi öldürün, intihar edin.” demektir. Ancak böyle olsaydı, emre uyan dürüst kimseler cezalandırılmış, asıl suçlu olan isyankârlar ise ödüllendirilmiş olurdu. Şu hâlde kastedilen mana bu değildir. “Nefisler” kelimesi “içinizden bazıları” anlamında kullanılmış ise, o zaman mana, “İçinizden puta tapanları ve onları bu işe teşvik eden elebaşlarını yakalayıp ölüm cezasıyla cezalandırın.” demek olur. Nitekim Tevrat’ta da kıssa bu şekilde anlatılmaktadır. (Tevrat, Çıkış, 32/26-28) Fakat puta tapanların asıl elebaşı olan Sâmirî’nin öldürülmeyip sürgün ile cezalandırılması (Tâhâ, 20/97) ve bu âyetin hemen devamında suçluların bağışlandığının ifade edilmesi, bu mananın kastedilmediğini göstermektedir. Şayet “Nefislerinizi öldürün” ifadesi gerçek anlamıyla kullanılmış ise, bu takdirde âyet, ilâhî emirleri gö-


َ َ َ ُ َ ﴾٥٤﴿ ُ #q َ ّ ‫اب ا‬   ‫ا‬  " > ‫ا‬  * #  @َ ‫)ب‬ ّ ّ ْ ْ ِ ّ ُ َ َ َ $َ ُ ُ L

Bunun üzerine tövbe edip yeniden hakka yöneldiniz de, Rabb’iniz sizleri bağışladı. Şüphesiz O çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.

zardı eden toplumların iç savaşa kadar varan toplumsal kargaşa ve ihtilâflara düşüp kan dökeceklerine ve bu kargaşadan, ancak Allah’a hakkıyla kulluk ederek kurtulabileceklerine işaret etmiş olur. “Nefislerinizi öldürün” ifadesinin Kur’ân’ın bütünlüğü çerçevesinde daha isabetli görünen mecazî anlamına göre, âyet şöyle yorumlanabilir: “Sizi buzağıya tapınmaya sevk eden ve şimdi de tövbe etmenize mani olan gururunuzu, kibrinizi kırarak hakka yönelin. İçinizdeki kötü eğilimleri, bencil duyguları dizginleyerek ruhunuzu terbiye edin. Putçuluk, şirk, inkâr gibi câhiliye artıklarını kalbinizden temizleyin ve canıgönülden Allah’a yalvararak tövbe edin.”


ALLAH’I GÖRMEK İSTEYENLER ْ َ َ َ ْ N‫ا‬ +

6 4 5 > 6

?  4 ) &    َ ّٰ ‫ ّٰ? َ> َى‬q ْ ْ ٰ ُ َ ُ 9ُ ‫َواِ ْذ‬ َ َ ِ ُ ‫ َ ًة‬Cْ u َ

55. Ey İsrailoğulları! Yine bir zamanlar siz, birçok mucizeye bizzat şahit olduğunuz hâlde, “Ey Musa; biz Allah’ı apaçık karşımızda görmedikçe sana asla inanmayacağız!” demiştiniz. Yani kendilerine bağlı olmakla övündüğünüz atalarınız böyle demişlerdi ve siz de bugün onların izinden giderek aynı günahı işliyorsunuz. Tevrat’ta da zikredilen bu olay şöyle gerçekleşmişti: Allah Musa’ya, İsrailoğulları'ndan yetmiş kabile reisini de yanına alıp Sina Dağı’na gelmesini emretmişti. Musa


Allah’ın huzuruna çıkıp O’ndan ilâhî emirleri alınca, bu emirlerin yazılı olduğu taş levhaları getirip reislere sundu. Fakat onlar, "Sadece senin sözünle Allah'ın sana bunları vahyettiğine nasıl inanırız? Allah’ı bizzat kendi gözlerimizle görmedikçe, sana asla inanmayacağız!" dediler.

ُ 3ْ Gَ ْ ُ >ْ َ‫ َوا‬iُ َ @ِ ). ‫ا‬ ُ Gْ 7َ O َ ّ ُ * ﴾٥٥﴿ ‫ ُو َن‬T َ َ)$َ

Bunun üzerine, siz öylece bakınıp dururken, o anda gökten düşen ve içinizdeki isyankârları oracıkta yakıp küle çeviren bir yıldırım sizi çarpıvermişti. Bu dehşet verici olay, orada bulunan herkesin gözleri önünde cereyan etmişti. İnatçı ve küstahça davranışlarından dolayı Allah onları böyle cezalandırmıştı. Zira onlar bundan önce Musa’nın


hak Peygamber olduğunu gösteren onlarca mucizeye bizzat şahit olmuşlardı.

ُ Qْ Gَ ْ * ُ َ ّ Mَ َ ْ * ُ Gِ ْ 4َ ِ Mْ 2َ 6ْ 4ِ ْ Jُ )3َ pْ Mَ 2َ َ ّ ~ُ َ‫* ُون‬ ﴾٥٦﴿

56. Mucizevî bir şekilde cereyan eden bu yıldırım çarpmasından sonra, bahşettiğim nimetlere şükredip kulluk görevinizi hakkıyla yerine getiresiniz diye sizi ölümünüzün ardından yine mucizevî bir şekilde diriltmiştik. Ölümün ve hayatın yalnızca Allah’ın elinde olduğunu gözler önüne seren bu mucize, aynı zamanda, ahlâkî değerler ve toplumsal dinamikler bakımından ölen bir toplumun, ancak ilâhî vahyin yol göstericiliği sayesinde yeniden ha-


yata dĂśnebileceÄ&#x;ini gĂśsteren çarpÄącÄą bir Ăśrnek olmuĹ&#x;tu.

KUDRET HELVASI ve BILDIRCIN ŮŽ Ů’ Ů’ Ů’ Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů? Ů? 6ŮŽ Ů‘ ŮŽ ‍* Ů? ا‏#Ů’ @ŮŽ )3ŮŽ =ŮŽ >Ů’ ‍ ŮŽ) ŮŽŮ… ŮŽŮˆŘ§â€Ź1ŮŽ ‍* Ů? ا‏#Ů’ @ŮŽ )3ŮŽ Ů‘ t ŮŽ Ů‘ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ‍ى‏L Ů° Ů’ [ ‍ا‏

57. Ey Ä°srailoÄ&#x;ullarÄą! Siz MÄąsÄąr'dan çĹkÄąp Sina YarÄąmadasĹ’na girdiÄ&#x;iniz sÄąrada, sizi çÜlĂźn kavurucu ikliminden ve gĂźneĹ&#x;in yakÄącÄą sÄącaÄ&#x;Äąndan korumak için serinletici bulutlarÄą Ăźzerinize gĂślgelik yapmÄąĹ&#x;tÄąk. AyrÄąca bu verimsiz arazide size, bala benzer tatlÄą bir gÄąda olan ve çalÄąlÄąklarÄąn Ăźzerine çiÄ&#x; damlasÄą gibi yaÄ&#x;an, yerden mantar gibi biten kudret helvasÄą ve sĂźrĂźler hâlinde gelip kolayca yakalayabileceÄ&#x;iniz Ĺ&#x;ekilde


ayaklarÄąnÄązÄąn dibine dĂźĹ&#x;en bÄąldÄąrcÄąnlar gĂśndermiĹ&#x;tik.

ŮŽ 6Ů’ 4Ů? ‍ Ů?ا‏JŮ? L Ů’ JŮ? )3ŮŽ 9Ů’ ‍) ŮŽŘą َز‏4ŮŽ ‍)ت‏ Ů? ŮŽ #Ů‘Ů? b

Size sunduÄ&#x;um nimetler o denli boldu ki, kÄąrk yÄąl boyunca ÄąssÄąz çÜllerde açlÄąk ve sÄąkÄąntÄą çekmeksizin bu nimetlerle beslendiniz. Sonra size buyurmuĹ&#x;tuk ki: “Size bahĹ&#x;etmiĹ&#x; olduÄ&#x;umuz bu tertemiz ve helâl nimetlerden yiyin için; sakÄąn nankĂśrlĂźk ve isyankârlÄąk etmeyin!â€? Ama onlar, bunca nimetler karĹ&#x;ÄąsÄąnda zulmĂź, inkârÄą ve nankĂśrlĂźÄ&#x;Ăź tercih ettiler.

 Ů° ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů’ ‍ Ů? Ů? َن‏TŮ’ &ŮŽ Ů’ CŮ? [ 8 > ‍ا‏ ‍ا‏ >Ů? )JŮŽ 6Ů’ *

â€ŤŮˆâ€Ź ) >    t Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? )4ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ﴞټ٧﴿

Fakat bĂśyle davranmakla bize deÄ&#x;il, ancak kendilerine kĂśtĂźlĂźk


ediyorlardÄą. Zira nankĂśrlĂźklerinin neticesinde hĂźsrana uÄ&#x;rayacak olan kendilerinden baĹ&#x;kasÄą deÄ&#x;ildi.

KUDĂœS’E GÄ°RÄ°Ĺž

Ů? $ŮŽ iŮŽ &ŮŽ Ů’ ŮŽ ‍ Ů?ه ْا‏7Ů? Ů° ‍ Ů?ا‏O Â… Ů? #Ů’ q Ů? ‍) ا ْد‏3ŮŽ Ů’ 9Ů? â€ŤŮŽŮˆŘ§Ů? ْذ‏ ŮŽ )CŮŽ 3Ů’ 4Ů? ‍* Ů?ا‏ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů‘ q Ů? Ů? ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů? Ů’ Ů’ 8Ů? 1>ŮŽ iŮŒ { ‍ا‏

 9 â€ŤŮˆâ€Ź ‍ا‏  m  ‍)ب‏

‍ا‏ ‍ا‏  O ‍د‏ ‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź ‍ا‏  R ‍ع‏   A Ů‹ Ů‹ Ů’ Ů? ŮŽ ŮŽ Ů‘ Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? cŮ? Ů? Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? ŮŽ 3 [ ﴞټ٨﴿  D 

‍ا‏  & ‹  â€ŤŮˆâ€Ź  J ) & ) { O  *

Ů? ŮŽ Ů’ Ů’ Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? L 

58. Hani Ä°srailoÄ&#x;ullarĹ’na KudĂźs’ß ele geçirmelerini emrederek demiĹ&#x;tik ki: “YĂśneticileri zalim olan Ĺ&#x;u Ĺ&#x;ehre girin ve orada dilediÄ&#x;iniz yerden bol bol yiyin için. Fakat Ĺ&#x;ehri ele geçirdiÄ&#x;iniz zaman kapÄąsÄąndan kibir ve çalÄąmla deÄ&#x;il, ‘BaÄ&#x;ÄąĹ&#x;la bizi ya Rab!’ diyerek alçakgĂśnĂźllĂźlĂźk ve saygÄąyla eÄ&#x;ilerek girin ve Ĺ&#x;ehir halkÄąna karĹ&#x;Äą merhametli, baÄ&#x;ÄąĹ&#x;layÄącÄą olun ki, biz de sizin gĂź-


nahlarınızı bağışlayalım. Günahlarınızın bağışlanmasını istiyorsanız, siz de başkalarını affetmelisiniz. Şunu iyi bilin ki, emrimize uyup iyilik yapanları hak ettiklerinden çok daha fazlasıyla ödüllendireceğiz.” Allah İsrailoğulları’nı Mısır'dan çıkardıktan sonra onlara Kudüs’e girmelerini ve orada yaşayan Amalikler'i şehirden çıkarmalarını emretmişti. Fakat İsrailoğulları, Allah'ın bu emrine karşı gelerek demişlerdi ki: “Ya Musa, orada zorba ve acımasız bir millet yaşıyor. Onlar oradan çıkmadıkça, biz kesinlikle o şehre girmeyiz. Eğer kendiliklerinden çıkıp giderlerse, ancak o zaman oraya gireriz (Mâide, 5/22). Sen ve Rabb’in gidin ve onlarla kendiniz savaşın; biz


burada oturup bekleyeceğiz!” (Mâide, 5/24) Bunun üzerine Allah, İsrailoğulları’nı kırk yıl boyunca çölde perişan bir hâlde dolaşmaya mahkûm etti. Bu dönemin sonunda yetişen yeni nesil, Yuşa Peygamber’in liderliği altında bu kasabayı fethederek şehre girdiler. Allah onlara şehrin kapısından kibirlenmeden, taşkınlık göstermeden alçakgönüllü ve saygılı bir şekilde girmelerini, günahlarının affedilmesi için O'na dua etmelerini emretmiş ve böyle davrandıkları takdirde günahlarını bağışlayacağını; adaleti, dürüstlüğü ve güzel ahlâkı karakter edinen kimselere bunun da ötesinde üstün nimetler ve imtiyazlar bağışlayacağını vaad etmişti. Fakat onlar bütün bu emirleri


çiğneyip tersine çevirdiler ve şehre barbar, acımasız despotlar gibi girdiler. Kur’ân’ın eğitimi altında ahlâkî olgunluğun zirvesine ulaşan Hz. Muhammed (sav), Mekke’ye zafer kazanmış bir komutan olarak girerken, âyette istenen güzel davranışın en mükemmel örneğini göstermişti. Fethettiği şehre mağrûr ve muzaffer bir kumandan edasıyla değil, son derece mütevâzı bir hâlde, mübarek sakalları devesinin semerine değecek kadar tevazuundan eğilmiş, adeta secde eder bir vaziyette ve Cenâb-ı Hakk'ın sonsuz lütuflarına şükrederek girmişti (Heysemî, VI/169). Âyette geçen “Hıtta” (affet, bağışla) kelimesi iki şekilde anlaşılabilir ki,


ikisi de doÄ&#x;rudur: 1- Allah'tan gĂźnahlarÄąnÄązÄąn baÄ&#x;ÄąĹ&#x;lanmasÄąnÄą dileyerek Ĺ&#x;ehre girin. 2- Ĺžehir halkÄąnÄąn baÄ&#x;ÄąĹ&#x;lanma talebini geri çevirmeyin. Genel af ilân edin ve halkÄą ĂśldĂźrmekten, Ĺ&#x;ehri talan etmekten kaçĹnÄąn.

ŮŽ ŮŽ Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů’ CŮ? a#9 ‍ي‏7 ‍ Ů’ ŮŽ ا‏RŮŽ 'Ů‹ Ů’ 9ŮŽ ‍ Ů?ا‏t 6ŮŽ &7 Ů‘ ‍ ŮŽ Ů‘ ŮŽ ŮŽŮ„ ا‏$ŮŽ

59. Fakat o zalimler, kendilerine sĂśylenenleri baĹ&#x;ka sĂśzlerle deÄ&#x;iĹ&#x;tirdiler. Ä°srailoÄ&#x;ullarÄą içindeki isyankârlar, Allah’Ĺn emrini hiçe sayarak kibir, çalÄąm ve taĹ&#x;kÄąnlÄąk gĂśsterileri içinde Ĺ&#x;ehre girdiler. TĂśvbe istiÄ&#x;far etmek Ĺ&#x;Ăśyle dursun, iyice gĂźnaha ve zulme daldÄąlar. Ăœstelik “hÄąttaâ€? kelimesini, “buÄ&#x;dayâ€? anlamÄąna gelen “hÄąntaâ€? ile deÄ&#x;iĹ&#x;tirerek Allah’Ĺn emrini alaya aldÄąlar. BĂśylece ilâhĂŽ yasalarÄą ya açĹkça reddettiler ya da keyifle-


rince yorumlayarak kendi arzu ve heveslerine uydurmaya çalÄąĹ&#x;tÄąlar.

ŮŽ Ů’ Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ  ŮŽ Ů’ ‍ا [ ŮŽ) Ů?إ‏ 6 4 ‍ا‏ = u ‍ع‏ ‍ا‏   t 6 & 7

‍ا‏ ?  @ ) 3

= > ŮŽ Ů’  Ů‘ ŮŽ Ů? Ů‹ Ů? Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ )$ŮŽ ŮŽ Ů’ ﴞټي﴿ ‍ن‏SŮŽ  Ů? [ 8 & ‍ا‏ > ) J Ů? ŮŽ Ů? )ŮŽ 2Ů?

Biz de yaptÄąklarÄą kĂśtĂźlĂźklerden dolayÄą, o zalimlerin Ăźzerine gĂśkten korkunç bir azap indirdik. YaptÄąklarÄą kĂśtĂźlĂźklerden dolayÄą onlara gĂśkten, yani doÄ&#x;rudan doÄ&#x;ruya kendi katÄąmÄązdan bela ve musibetler gĂśnderdik. BulaĹ&#x;ÄącÄą hastalÄąklar, kÄątlÄąk, yenilgi, iç savaĹ&#x; ve benzeri toplumsal felaketlerle onlarÄą cezalandÄąrdÄąk.

ON Ä°KÄ° PINAR Ů’ )3ŮŽ Ů’ Ů? $ŮŽ " 4Ů? Ů’ ŮŽ Ů? ? ‍ا] Ů? ْب‏ Ů’ â€ŤŮŽŮˆ اŮ? Ů?ذ‏ Ů° 4Ů? ? Ů° [Ů’ ŮŽ ‍ا‏ LŮŽ mŮŽ DŮŽ ‍) ŮŽŮƒ ْا‏.ŮŽ MŮŽ 2Ů?


60. Ey İsrailoğulları! Hani Musa, çölde susuz kalan halkı için Allah’a dua edip su istemişti. Biz de ona, “Asanla şu kayaya vur!” demiştik. Dileseydik, Musa’nın kayaya vurmasına gerek kalmadan da onlara su verebilirdik. Fakat ilâhî hikmet uyarınca, bahşettiğim lütuf ve nimetlerin elde edilebilmesi için kullarımın da istekte bulunmasını ve bu yönde çaba göstermesini gerekli kıldık.

ُaّ Jُ َ ِ @َ ْ 9َ )3ً #ْ @َ ‫ َ َة‬Qْ @َ )َ 3َ ~‫ا‬ ْ "ُ 3ْ 4ِ ‫ َ ْت‬mَ 8َ >ْ )$َ L L ْ Cُ 2َ َ Qْ 4َ ‫)س‬ ٍ >َ ُ‫ا‬

Musa asasıyla kayaya vurur vurmaz, derhâl oradan on iki pınar fışkırmış ve İsrailoğulları’nı meydana getiren on iki boydan her biri, diğerinin hakkına saldırmaksızın kendi su içeceği yeri kolayca öğren-


mişti. Musa, “Kayaya vurmayla suyun ne alâkası var? Kupkuru kayadan böyle suyun çıktığı nerede görülmüş?” demedi. Rabb’ine tam bir güven ve bağlılıkla, hiç tereddüt etmeden emri yerine getirdi. Demek ki, bir toplum Allah’ın emir ve yasaklarına riayet ettiği takdirde Allah onları asla yalnız ve yardımsız bırakmayacak; gerektiğinde çöldeki kayadan sular çıkararak imkânsız zannedileni mümkün kılacak, olmazı olur yapacaktır.

َ ْ _$ِ ‫ ْا‬pَ Mْ Gَ 'َ ‫ َو‬N‫ا‬ ْ ‫ ُا َو‬Jُ ‫ا' ْر ِض‬ ِ ّٰ ‫ ِر ْز ِق‬6ْ 4ِ ‫ا‬2ُ َ c‫ا‬ ﴾٦٠﴿ 6َ & [ ِ 8ْ 4ُ

İşte o vakitler ilâhî vahye itaat eden İsrailoğulları’na Allah şöyle buyurmuştu: “Allah’ın nimetlerinden yiyin için. Bu nimetlerin devamını


istiyorsanÄąz, sakÄąn yeryĂźzĂźnde bozgunculuk yapÄąp fitne ve kargaĹ&#x;a çĹkarmayÄąn!â€?

KĂ–LELÄ°K GĂœNLERÄ°NE Ă–ZLEM Ů’ Ů° ŮŽ ŮŽ Ů? q‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź ‍)م‏ M b ?  @ | . > 6

?  4 ) &    Ů° Ů? ŮŽ Ů’ Ů? 9Ů? â€ŤŮŽŮˆŘ§Ů? ْذ‏ ŮŽ ŮŽŮ? Ů’ ŮŽ Ů’ Ů? ŮŽ Ů? ŮŽ Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů’ ‍؜‏ ‍ع‏ '‍ا‏ n

3 G )  4 ) 3

‍؏‏  Z & + 2 ‍ع‏ ) 3

‍ؚ‏ ‍د‏ ) $ ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů? Ů? Ů‘ Ů‘ Ů? ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů? Ů?  )L CŮŽ Ů? .ŮŽ 2ŮŽ ‍) ŮŽŮˆâ€ŹCŮŽ Ů? ŮŽ @ŮŽ ‍) ŮŽŮˆâ€ŹCŮŽ 4Ů? $Ů? ‍) ŮŽŮˆâ€ŹCŮŽ ƒŮ? )pŮŽ Ů‘ 9Ů? ‍) ŮŽŮˆâ€ŹCŮŽ Ů? Ů’ 2ŮŽ 6Ů’ 4Ů?

61. Ey Ä°srailoÄ&#x;ullarÄą! Hani siz, “Ey Musa!â€? demiĹ&#x;tiniz, “Biz tek bir çeĹ&#x;it yemeÄ&#x;e artÄąk dayanamayacaÄ&#x;Äąz. Her gĂźn aynÄą yemeÄ&#x;i yemekten bÄąkÄąp usandÄąk. ArtÄąk o gĂśkten gelen ilâhĂŽ nimetleri de istemiyoruz. Bizim için Rabb’ine dua et de, bize MÄąsÄąr’da olduÄ&#x;u gibi toprakta yetiĹ&#x;en yeĹ&#x;illik, kabak, sarÄąmsak, mercimek, soÄ&#x;an gibi çeĹ&#x;itli yiye-


cekler çıkarsın. Böylece biraz da keyfimize göre lüks ve refah içerisinde yaşayalım!”

َ َ ّ َ َ 9َ َ َ ُ ‫ي‬7 )2ِ ? ٰ>‫ي ُ َ ا ْد‬7 ّ ‫ ْ[ َ ْ ِ ُ  َن ا‬Gَ َ‫)ل ا‬ Lٌ ْ O ُ َ ‫ ِ) ّ َن‬$َ ‫ ًا‬.ْ 4ِ ‫{ا‬ ُ ِ ْ ِ‫ا‬ L ْ ُ ْ َ)َ )4َ ْ *

Bunun üzerine Musa dedi ki: “Siz bu üstün nimeti değersiz bir şeyle mi değiştirmek istiyorsunuz? Allah yolunda özgürce mücadele edip cenneti kazanmak yerine, Mısır’da köleyken elde ettiğiniz o lüks, fakat onursuzca hayatı mı tercih edeceksiniz? Allah sizi burada eğiterek dünyanın önderleri yapmak istiyor; fakat siz arzu ve heveslerinizin tatmini peşinde koşuyor, yerleşik hayatın getireceği lüks ve sefahati bir müddet olsun terk etmeye yanaşmıyorsunuz. O hâlde, bir za-


manlar kĂślelik hayatÄą yaĹ&#x;adÄąÄ&#x;ÄąnÄąz MÄąsÄąr’a hor ve hakir bir hâlde geri dĂśnĂźn; istedikleriniz orada var. Ă–yle yerlerde zalim diktatĂśrlerin egemenliÄ&#x;i altÄąnda nisbĂŽ bir gĂźvenliÄ&#x;e kavuĹ&#x;ur, bol bol sebze meyve yersiniz; fakat yeniden zillet ve esaret altÄąnda ezilerek belanÄązÄą da bulursunuz!â€?

ŮŽ Ů’ Ů‘ Ů‘ ŮŽ ŮŽ  Ů? Ů? ŮŽ % k 1 2 e ) 2 â€ŤŮˆâ€Ź i 3 * [ 

‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź i

7 ‍ا‏  C #  Ů? ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů? â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? @ŮŽ nŮ’ 2ŮŽ Ů? ] Ů? Ů? d N‍ا‏ Ů?L Ů‘Ů° 6ŮŽ 4Ů?

BĂśylece o isyankâr Yahudiler, Allah’Ĺn gazabÄąna uÄ&#x;rayarak aĹ&#x;aÄ&#x;ÄąlÄąk ve periĹ&#x;anlÄąÄ&#x;a mahkĂťm edildiler. Musa dĂśneminden birkaç kuĹ&#x;ak sonra da çÜkĂźĹ&#x; sĂźrecine girdiler. Devletleri yÄąkÄąldÄą, cemiyetleri daÄ&#x;ÄąlÄąp periĹ&#x;an hâle dĂźĹ&#x;tĂźler ve Fâtiha


sĂťresinde ifade edildiÄ&#x;i gibi, “gazaba uÄ&#x;rayanâ€? bir toplum oldular.

‍ ŮŽŮˆ ŮŽ& Ů’ Ů? Ů? َن‏N‍ا‏ Ů? Ů‘Ů° ‍)ت‏ Ů? &ŮŽ )Ů° 2Ů? ‍ Ů?Ůˆ َن‏8Ů? *Ů’ &ŮŽ ‍) Ů?>ا‏JŮŽ Ů’ CŮ? >ŮŽ Ů‘ ŮŽ)2Ů? +ŮŽ Ů? ‍ٰذ‏ ŮŽŮ‘ ŮŽ Ů‘  Ů? 3 ‍ا‏ Ů’Ů? 1ŮŽ 2Ů?  xL Ů‘ Ů? DŮŽ ‍ ْا‏

ÇßnkĂź sĂśz ve davranÄąĹ&#x;larÄąyla Allah’Ĺn âyetlerini inkâr ediyor, haksÄąz yere Peygamberleri ĂśldĂźrĂźyorlardÄą. Kendilerini ilâhĂŽ hĂźkĂźmlere çaÄ&#x;Äąran Peygamberlere ve onlarÄąn izinden giden davetçilere hayat hakkÄą tanÄąmÄąyor, onlarÄąn toplumdaki saygÄąnlÄąk ve etkinliklerini yok etmeye çalÄąĹ&#x;ÄąyorlardÄą.

ﴞٌ٥﴿ ‍ن‏SŮŽ ‍ ŮŽ Ů?Ůˆâ€ŹMŮ’ &ŮŽ ‍) Ů?>ا‏JŮŽ ‍ Ů’ا ŮŽŮˆâ€Ź.ŮŽ @ŮŽ )ŮŽ 2Ů? +ŮŽ Ů? ‍ٰذ‏

Bunun da sebebi, emrimize isyan etmeleri ve hak hukuk tanÄąmayÄąp azgÄąnlÄąk ederek sÄąnÄąrÄą aĹ&#x;malarÄąydÄą.


BĂźtĂźn bu kĂśtĂźlĂźklerden korunup dĂźnya ve âhirette kurtuluĹ&#x;a ermenin yolu Ĺ&#x;udur:

EBEDĂŽ KURTULUĹž ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů° Ů‘ Ů‘ ŮŽ ‍)عى‏ . 3 ‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź â€ŤŮˆŘ§â€Ź ‍د‏ ) 6 & 7

‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź ‍ا‏ 3 4 ‍ا‏ 6 & 7

‍ا‏ ‍ن‏ Ů° ŮŽ Ů‘ ŮŽ Ů? ŮŽ ŮŽ  ŮŽ Ů? ŮŽ ŮŽ  Ů‘ Ů?‍ا‏ ŮŽ Š 2Ů? ). ‍ا‏ ŮŽ Ů‘ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź 

62. Gerçek Ĺ&#x;u ki, Kur’ân’a zahiren iman edenler, Yahudiler, Hristiyanlar ve bu sayÄąlanlar dÄąĹ&#x;Äąndaki herhangi bir din, mezhep veya ideolojiye mensup olan SâbiĂŽler var ya;

Ů’ Ů’ Ů° Ů° Ů° Ů’ CŮ? ŮŽ $ŮŽ )DŮ‹ Ů? )vŮŽ aŮŽ Ů? @ŮŽ ‍ Ů? ŮŽŮˆâ€ŹO '‍ا‏ ‍م‏  #

‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź N) 2 6 4 ‍ا‏ Ů? Ů‘ Ů? Ů? Ů’ ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŽ ŮŽ 6Ů’ 4ŮŽ Ů’ Ů? 'ŮŽ ‍ Ů’ ŮŽŮˆâ€ŹCŮ? #Ů’ ŮŽ @ŮŽ ‍ Ů’ ŮŒŮ â€ŹO ŮŽ 'ŮŽ ‍ ŮŽŮˆâ€Źh Ů’ CŮ? 2Ů?Ů‘ ‍ ŮŽ َع‏3Ů’ @Ů? Ů’ Ů? Ů? uŮ’ َ‍ا‏ ﴞٌ٢﴿ ‍ ŮŽ= Ů?> َن‏DŮ’ &ŮŽ

Bunlardan her kim Allah’a ve âhiret gĂźnĂźne Kur’an’da belirtildiÄ&#x;i


şekilde inanır ve İslâm’ın ortaya koyduğu prensipler doğrultusunda güzel işler yaparsa, onlara Rableri katındaki mükâfatları mutlaka verilecektir; hesap gününde onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir. Âyette geçen “iman edenler”, İslâm toplumuna mensup olup dış görünüş itibariyle kelime-i şehadeti kabul ve ikrar eden kimselerdir. İmanı ve ameli ne olursa olsun, kendisini İslâm dinine nispet eden ve zahiren Müslüman görünen her insan “iman edenler” kapsamı içine girer. Yahudiler, Allah’a ve elçilerine iman eden, ancak Hz. İsa ve ondan sonraki peygamberleri inkâr edenlerdir.


Hristiyanlar, Allah’a ve peygamberlere iman eden, ancak Hz. Muhammed’in peygamberliğini reddeden topluluktur. Sâbiîler ise, bu sayılanlar dışındaki herhangi bir dine mensup olan kimselerdir. Araplar arasında Sâbiîler adıyla anılan bazı din mensupları varsa da, bu kelime aslen Arapların tanımadığı yabancı din mensuplarını ifade eder. Zira Araplar, din değiştirip başka bir dine geçen kimselere Sâbiî derlerdi. Bu âyet, ebedî kurtuluşu kendi tekellerinde gören Yahudilerin bu iddiasına cevap mahiyetinde gelmiştir. Yahudiler, Allah katında özel ve ayrıcalıklı bir toplum olduklarına inanıyorlardı. Bu yüzden iman ve amelleri ne olursa olsun, sadece İsrailoğulla-


rı'ndan oldukları için doğruca cennete gideceklerini, diğer insanların ise her hâlükârda cehennemlik olduğunu iddia ediyorlardı. Âyette Yahudilerin bu bâtıl iddiası reddedilerek ebedî kurtuluşun gerçek ölçüsü ortaya konmuştur. Buna göre hiç kimse, şu veya bu dine inandığını öne sürmekle veya herhangi bir ırka, sınıfa, cemaate mensup olmakla kurtuluşa eremez. Çünkü Allah katında özel ve ayrıcalıklı bir sınıf veya toplum yoktur. Cennete girebilmenin tek yolu, Allah’a ve âhiret gününe gereğince inanmak, O’nun gönderdiği emir ve yasaklara riayet etmek ve ilâhî prensiplerin öngördüğü biçimde yararlı ve güzel davranışlar ortaya koymaktır.


Âyetin asıl konusu bâtıl bir iddiayı reddetmek olduğundan, Allah’ın rızasını kazanıp cennete girebilmenin temel şartları ana hatlarıyla ortaya konmuş; fakat ayrıntıya girilmemiştir. Ebedî kurtuluş için gereken diğer inanç esasları ve sözü edilen salih amellerin neler olduğu, Kur’ân’ın diğer âyetlerinde yeri geldikçe ayrıntılı olarak ele alınacaktır. Yalnızca bu âyeti esas alıp Kur’ân’ın geri kalan kısmını yok sayarak Yahudi ve Hristiyanların Hz. Muhammed’e ve Kur’ân’a iman etmeden de mümin sayıldıklarını ve cennete girilebileceklerini söylemek doğru değildir. Zira Yahudi ve Hristiyanlar defalarca ve ısrarla Kur’ân’a imana davet edilmiş, bu çağrıyı reddedenler ise


açıkça lanetlenmiştir (Bakara, 2/41, 89-91; Nisa, 4/47, 150).

DAĞ AYAĞA KALKIYOR ُ ّ ‫* ُ ا‬ ُ 9َ ْ $َ )3َ Mْ $َ ‫* ْ َو َر‬ ُ 9َ )pَ #4 )>َ 7ْ O ‫ر‬Lَ { َ َ‫َواِ ْذ ا‬

63. Ey İsrailoğulları! Geçmiş tarihlerde atalarınızın yaşadığı ve kitaplarınızda size nakledilen (Talmud, Şabat, 88) şu mucizevî olayı hatırlayın: Hani Allah’a verdiğiniz sözün önemini iyice idrak etmeniz ve bu antlaşmayı bozduğunuz takdirde doğabilecek vahim sonuçları zihninizde hep canlı tutabilmeniz için, Sina Dağı’nı yerinden sökmüş ve tıpkı bir bulut gölgesi üzerinize yıkılacakmış gibi kaldırarak sizden şöyle söz almıştık:


ُْ *َ ّ Mَ َ "ِ #$ )4َ ‫ ُوا‬Jُ ‫ ُ ّ َ ٍة َوا ْذ‬2ِ ْ Jُ )3َ #ْ Gَ ‫) ٰا‬4َ ‫وا‬7ُ O ُ ﴾٦٣﴿ ‫ ّ َ ُ  َن‬Gَ

“Size verdiğimize sımsıkı sarılın ve içindekileri aklınızda tutun ki, kötülüklerden sakınıp korunabilesiniz. Size bahşetmiş olduğum bu kitaba tüm gücünüzle, ciddiyetle ve karalılıkla sarılın. Kitapta yer alan temel hayat prensiplerini, emir ve yasakları sürekli aklınızda ve gündeminizde tutun ki, yeryüzünde adalet, barış ve huzuru sağlayarak kötülüklerden sakınıp korunabilesiniz ve böylece âhirette ebedî saadete nail olasınız.”

َ+ ِ ‫ ِ ٰذ‬Mْ 2َ 6ْ 4ِ ْ ُ #ْ َ ّ َ Gَ َ ّ ~ُ


64. Ama bßtßn bunlardan sonra, yine sÜzßnßzden cayĹp yßz çevirdiniz.

Ů? ŮŽ "Ů? Ů? ŮŽ qŮ’ ‍* Ů’ ŮŽŮˆ َع‏ Ů? #Ů’ ŮŽ @ŮŽ N‍ا‏ 6ŮŽ 4Ů? Ů’ Ů? 3Ů’ * Ů? Ů‘Ů° aŮ? kŮ’ $ŮŽ 'ŮŽ Ů’ ŮŽ $ŮŽ Ů’ ﴞٌ٤﴿ 6ŮŽ & ) Z

‍ا‏ Ů? ŮŽ

Allah’Ĺn size lĂźtuf ve merhameti olmasaydÄą, gerçekten hĂźsrana uÄ&#x;rayanlardan olurdunuz. LĂźtuf ve merhameti sayesinde Allah sizi hemen cezalandÄąrmadÄą; tĂśvbe etmeniz için size mĂźhlet verdi. Siz de tĂśvbe ettiniz de, bĂźsbĂźtĂźn hĂźsrana uÄ&#x;ramaktan kurtuldunuz. Ĺžimdi de ilahĂŽ lĂźtuf ve merhamete lâyÄąk olmak istiyorsanÄąz, Allah’a vermiĹ&#x; olduÄ&#x;unuz sĂśzĂź yerine getirmeli ve Son Elçiye iman etmelisiniz. Yahudilerin dĂśnekliÄ&#x;ini gĂśsteren çarpÄącÄą bir Ăśrnek daha:


CUMARTESÄ° YASAÄžI Bir zamanlar Ä°srailoÄ&#x;ullarĹ’na, cumartesi gĂźnĂź hiçbir iĹ&#x;le meĹ&#x;gul olmayÄąp dinlenmeleri ve o gĂźnĂź Allah’a adayÄąp ibadetle geçirmeleri emredilmiĹ&#x;ti (Tevrat, ÇĹkÄąĹ&#x;, 31: 1217). Fakat içlerinden pek çoÄ&#x;u, açgĂśzlĂźlĂźkler ederek çeĹ&#x;itli hilelerle bu yasaÄ&#x;Äą çiÄ&#x;nediler (A’râf, 7/163). Bu yĂźzden de, –fiziksel veya ahlâkĂŽ yĂśnden– maymuna dĂśnĂźĹ&#x;tĂźler:

ŮŽ Ů? ŮŽ n Ů’ 6ŮŽ &7 Ů‘ â€ŤŮŽŮˆ ŮŽ ŮŽ Ů’ ŮŽ@ Ů? Ů’ Ů? Ů? ا‏ Ů? Ů’ [ ‍ا‏ Ů‘ _$Ů? Ů’ *3Ů’ 4Ů? ‍ا@ ŮŽ ŮŽ Ů’ŮˆŘ§â€Ź Ů’ ŮŽ Ů? ŮŽ Š ) ﴞٌټ﴿  O ‍؊‏ ‍د‏  9 ‍ا‏ >  J  C

) 3  Ů‹ Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů’ Ů? ŮŽ Ů? $ŮŽ

65. Ey Yahudiler! Sizden cumartesi yasaÄ&#x;ÄąnÄą çiÄ&#x;neyenleri elbette bilirsiniz. Biz de açgĂśzlĂźlĂźklerinin cezasÄą olarak onlara, “AĹ&#x;aÄ&#x;ÄąlÄąk maymunlara dĂśnĂźĹ&#x;Ăźn! Yani ihti-


raslarÄą uÄ&#x;runa tĂźm insanĂŽ deÄ&#x;erleri ayaklar altÄąna alan onursuz ve kiĹ&#x;iliksiz varlÄąklar olun!â€? demiĹ&#x;tik.

Ů’ ŮŽ Ů’ ŮŽ Ů‹ ŮŽ )CŮŽ 8ŮŽ Ů’ O ) 4 â€ŤŮˆâ€Ź ) C &  &  2 ) 

') * > ) ) 3  ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ MŮŽ mŮŽ $ŮŽ ŮŽ @Ů? Ů’ 4ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ŮŽ  ŮŽ Ů‘ Ů? Ů’ Ů? iŮ‹ T ﴞٌٌ﴿ 

66. Ä°Ĺ&#x;te bu cezayÄą, hem o çaÄ&#x;da yaĹ&#x;ayanlara hem de sonradan geleceklere ibret verici bir ders ve kĂśtĂźlĂźkten sakÄąnanlar için ĂśÄ&#x;Ăźt alÄąnacak bir Ăśrnek kÄąldÄąk.

KURBAN EDÄ°LEN Ä°NEK DĂśrt asÄąrdan fazla MÄąsÄąr'da kalan Yahudiler, MÄąsÄąrlÄąlarÄąn bazÄą inançlarÄąndan etkilenmiĹ&#x;lerdi. MÄąsÄąr'da sÄąÄ&#x;Äąr mukaddes bir hayvan kabul ediliyordu. Kesilip eti yenmez, çifte koĹ&#x;ulmaz, toprak sĂźrmezdi. Bu inanç kÄąsmen Yahudilere de sirayet etmiĹ&#x;-


ti. Allah, bu inançlarını kırmak için bir inek kurban etmelerini onlara emretti. Eğer gerçekten Allah'a ve Elçisine iman ediyorlarsa, daha önceden taptıkları putu kendi elleriyle kırmalıydılar. Fakat bir tek Allah'a iman kalplerinde henüz tam olarak yerleşmemişti. Bu yüzden, emri yerine getirmemek için bahaneler öne sürerek işi savsaklamaya çalıştılar. Ayrıntı üzerine ayrıntı sordular, fakat soru sordukça daha da köşeye sıkıştılar. O kadar ki, sonunda onlara açıkça, o dönemde özellikle tapmak için seçilen altın renkli ineği kurban etmeleri emredildi.

َ ‫ا‬Dُ 2َ 7ْ Gَ ‫ ْ اَ ْن‬Jُ ُ 4ُ )ْ &َ N‫ا‬ 4 ‫)ل‬ َ ّٰ ‫ "  اِ ّ َن‬4ِ ْ َ ِ ? ٰ ُ 9َ ‫َواِ ْذ‬ ‫ة‬Lً َ َ 2َ


67. Bir zamanlar Musa, İsrailoğulları arasında iyice yaygınlaşan batıl inançları yıkmak ve aynı zamanda bir cinayet olayını aydınlatmak üzere kavmine, “Allah size, bir zamanlar “efendileriniz” olan Mısırlıların inançlarına göre kutsal sayılan bir inek kurban etmenizi emrediyor!” demişti.

 ‫ا‬L ‫ َ>) ُ ُ= ًو‬7ُ Zِ َ ّ Gَ َ‫) ُ ا ا‬9َ

Onlar da, “Nasıl olur, insanların yüzyıllarca kutsal kabul ettiği bir ineği nasıl kesebiliriz? Hem kurban kesmenin cinayeti çözmeyle ne ilgisi var? Sen bizimle alay mı ediyorsun?” dediler.

َ 9َ َ  ِ )mَ ‫ ْا‬6َ 4ِ ‫ َن‬Jُ َ‫ اَ ْن ا‬N) ﴾٦٧﴿  ِ ّٰ 2ِ ‫)ل اَ ُ@ ُذ‬

Bu küstahça tavır karşısında Musa, “İlâhî buyruklar konusunda gay-


riciddî davranıp cahillik etmekten Allah’a sığınırım!” dedi.

ْ ِّ َ &ُ +َ 2َ ّ ‫) َر‬3َ َ ‫) ُ ا ا ْد ُع‬9َ _َ ِ )4َ )3َ َ  L

68. Onlar emri yerine getirmemek için işi yokuşa sürerek, “Bizim için Rabb’ine dua et de, onun nasıl bir inek olduğunu bize açıklasın!” dediler. Fakat her itiraz edişlerinde iş biraz daha zorlaşıyor, yükümlülükleri her seferinde biraz daha artıyordu:

َ َ َ َ ُ َ ُ َ ‫ َ@ َا ٌن‬Lٌ *ْ 2ِ 'َ ‫ض َو‬ ‫)ر‬ $ ' ‫ة‬  2 ) C > ‫ا‬ ‫ل‬ & " > ‫ا‬ ‫)ل‬ ٌ ّ ّ َ َ َ ِ َ ُ ِ 9َ ٌ ِ َ ْ 2َ ْ $َ +Lَ ِ ‫ ٰذ‬ ﴾٦٨﴿ ‫ ُو َن‬4َ 5ْ Gُ )4َ ‫ ُا‬Mَ $)

Musa, “Allah onun ne tamamen kocamış ne de çok genç; ikisi arasında orta yaşta bir inek olduğunu söylüyor, haydi size verilen emri yerine getirin!” dedi.


Ů’ Ů‘Ů? ŮŽ &Ů? +ŮŽ 2ŮŽ Ů‘ ‍) َع‏3ŮŽ ŮŽ ‍) Ů? ا ا Ů’ŘŻ Ů?ؚ‏9ŮŽ )L CŮŽ >Ů? Ů’ ŮŽ )4ŮŽ )3ŮŽ ŮŽ 

69. Onlar yine, “Bizim için Rabb’ine dua et de, bize onun rengini bildirsin!â€? dediler.

ŮŽ 9ŮŽ Ů? Ů? &ŮŽ "Ů? >ŮŽ Ů‘ Ů?‍)Ů„ ا‏ Ů? ŮŽ 8Ů’ vŮŽ ‍ ŮŽ ŮŽ ŮŒŘŠâ€Ź2ŮŽ )CŮŽ >ŮŽ Ů‘ Ů?‍Ů„ ا‏ )CŮŽ >Ů? Ů’ ŮŽ Â€ŮŒ 9Ů? )$ŮŽ ‍إ‏ ‍ا‏ ŮŽ ﴞٌي﴿ 6ŮŽ & t) 3 ‍ا‏ Ů? Ů‘ Ů?Ů‘ [ Ů? GŮŽ

Musa, “Allah onun, gĂśrenlere hayranlÄąk veren sapsarÄą, parlak renkli bir inek olduÄ&#x;unu sĂśylĂźyor!â€? dedi.

Ů’ Ů‘Ů? ŮŽ &Ů? +ŮŽ 2ŮŽ Ů‘ ‍) َع‏3ŮŽ ŮŽ ‍) Ů? ا ا Ů’ŘŻ Ů?ؚ‏9ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ‍) Ů? ŮŽ_ اŮ? Ů‘ َن ْا‏4ŮŽ )3ŮŽ ŮŽ    ŮŽ Ů°  Ů’ ŮŽ ﴞ٧٠﴿ ‍ ŮŽ Ů?ŮˆŮ†â€ŹCŮ’ Ů? N‍ا‏ ŮŽ GŮŽ Ů? Ů‘ ‍) َإ‏cŮŽ ‍) ŮŽŮˆŘ§Ů? Ů‘ ŮŽ>) اŮ?ن‏L 3ŮŽ #Ů’ ŮŽ @ŮŽ "ŮŽ 2ŮŽ )Q

70. Onlar yine, “Bizim için Rabb’ine dua et de, onun Ăśzelliklerini bize iyice açĹklasÄąn. ÇßnkĂź bu inek kurban etme meselesi ka-


famÄązÄą karÄąĹ&#x;tÄąrdÄą. Bu nitelikleri taĹ&#x;Äąyan pek çok inek var ve hepsi de birbirine benziyor. Ama Allah dilerse, herhâlde doÄ&#x;ru olanÄą yaparÄąz!â€? dediler.

Ů’ ŮŽ ŮŽ 9ŮŽ ŮŒ Ů? ‍ ŮŽ ŮŽ ŮŒŘŠ ŮŽ' َذ‏2ŮŽ )CŮŽ >ŮŽ Ů‘ Ů?‍Ů„ ا‏ Ů? Ů? &ŮŽ "Ů? >ŮŽ Ů‘ Ů?‍)Ů„ ا‏ ‍؜‏ ‍ع‏ '‍ا‏ ŮŽ Ů’ Ů? p GŮ? ‍ل‏ ŮŽ Ů’ ŮŽ ŮŽ )L CŮŽ #$ iŮŽ #ŮŽ cŮ? ' iŮŒ ŮŽ Ů‘ [ 4 ‍؍‏  D

‍ا‏ ŮŽ Ů?  Ů’ ŮŽ _ Ů? [Ů’ GŮŽ 'ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź

71. Musa: “Allah onun, boyunduruk altÄąna alÄąnmamÄąĹ&#x;, toprak sĂźrmeyen, ekin sulamayan, her yerde serbestçe dolaĹ&#x;an, alacasÄąz ve beneksiz; kÄąsacasÄą tam da MÄąsÄąrlÄąlarca kutsal sayÄąlan bir inek olduÄ&#x;unu sĂśylĂźyor!â€? dedi.

Ů’ Ů’ ‍) Ů?ŘŻŮˆŘ§â€ŹJŮŽ )4ŮŽ ‍ ŮŽ ) ŮŽŮˆâ€ŹDŮ? 2ŮŽ 7ŮŽ $ŮŽ xL Ů‘ Ů? DŮŽ )Ů’ 2Ů? n A u 6 Š

‍ا‏ Ů° ŮŽ Ů? ŮŽ ‍) Ů? ا‏9ŮŽ ﴞ٧٥﴿ ‍ن‏SŮŽ Ů? MŮŽ 8Ů’ &ŮŽ


İsrailoğulları, daha fazla itirazın kendilerini helake sürükleyeceğini anladılar. Böylece, “İşte şimdi gerçeği söyledin!” dediler ve istemeyerek de olsa ineği boğazladılar; fakat az kalsın bunu yapmayacaklardı. Aslında bu iş için herhangi bir ineği kesmeleri yeterli olacaktı. Fakat onlar basit bir inek kesme emrini bile o kadar kurcaladılar ki, sonunda kendileri de işin içinden çıkamaz hâle geldiler. Öyleyse, müminler kendilerine emredileni itiraz etmeden ve güçleri yettiğince yapmalı, olmadık yorumlara dalıp gereksiz yükümlülükler icat ederek dini karmakarışık hükümler yumağı hâline getirmekten kaçınmalıdırlar.


Bu ineÄ&#x;in kurban ediliĹ&#x;inin asÄąl sebebine gelince:

DÄ°RÄ°LTÄ°LEN CESET Ů’ Ů’ )4ŮŽ ‍ Ů? ŮŒŘŹâ€ŹZŮ’ 4Ů? N‍ا‏ 8 >    Ů‘Ů? Ů° ‍) ŮŽŮˆâ€ŹL CŮŽ #$ Ů’ GŮ? ‍) Ů°Ů‘ŘŻ ŮŽŘą ْإ‏$ŮŽ )[ ŮŽ Ů’ Ů? ŮŽ 9ŮŽ â€ŤŮŽŮˆŘ§Ů? ْذ‏ Ů‹ ﴞ٧٢﴿ ‍ Ů’* Ů? Ů? ŮŽن‏GŮŽ Ů’ Ů? 3Ů’ JŮ?

72. Ey Ä°srailoÄ&#x;ullarÄą! Hani siz bir cana kÄąymÄąĹ&#x;tÄąnÄąz da, onun kim tarafÄąndan ĂśldĂźrĂźldĂźÄ&#x;Ăź hakkÄąnda anlaĹ&#x;mazlÄąÄ&#x;a dĂźĹ&#x;mĂźĹ&#x;tĂźnĂźz. İçinizden bazÄąlarÄą bir cinayet iĹ&#x;lemiĹ&#x; ve suçu baĹ&#x;kalarÄąnÄąn Ăźzerine atarak bĂźyĂźk bir kargaĹ&#x;aya sebep olmuĹ&#x;lardÄą. Ortada Ĺ&#x;ahit de olmadÄąÄ&#x;Äą için cinayet aydÄąnlatÄąlamamÄąĹ&#x;tÄą. Oysa Allah, gizlediklerinizi ortaya çĹkaracaktÄą. ŞÜyle ki:

Ů’ )3ŮŽ Ů’ Ů? $ŮŽ )L CŮŽ kŮ? MŮ’ ŮŽ 2Ů? ‍ Ů?ه‏2Ů? Ů? ]‍ا‏


73. Bunun Ăźzerine, “Onun bir parçasÄąyla buna vurun! Yani kurban edilen ineÄ&#x;in bir parçasÄąnÄą alÄąp ĂśldĂźrĂźlen kiĹ&#x;inin cesedine deÄ&#x;dirin!â€? dedik. Musa aleyhisselâm kurban edilen inekten bir parça aldÄą ve onu, ĂśldĂźrĂźlen kiĹ&#x;inin cesedine dokundurdu. Bunun Ăźzerine, ceset mucizevĂŽ bir Ĺ&#x;ekilde dirilerek kendisini kimlerin ĂśldĂźrdĂźÄ&#x;ĂźnĂź sĂśyledi, sonra tekrar eski hâline dĂśndĂź.

Ů?Ů’ *ŮŽ Ů‘ MŮŽ ŮŽ " GŮ? )&ŮŽ ‍* Ů’ ٰا‏ Ů? & &Ů? ‍ٰ ? ŮŽŮˆâ€ŹGŮ’ ŮŽ ‍ ْا‏N‍ا‏ Ů‘Ů? Ů° _Ů? DŮ’ &Ů? +ŮŽ Ů? 7Ů° JŮŽ ﴞ٧٣﴿ ‍ Ů? Ů? َن‏MŮ’ GŮŽ

Ä°Ĺ&#x;te Allah, ĂślĂźleri bĂśyle kolayca diriltir ve aklÄąnÄązÄą kullanasÄąnÄąz diye size mucizelerini bĂśyle gĂśsterir. MahĹ&#x;er gĂźnĂźnde de sizleri bĂśyle yeniden diriltecek ve hesaba çekecektir.


TAĹžLAĹžMIĹž KALPLER Ů? 2Ů? Ů? 9Ů? nŮ’ [ _ŮŽ CŮ? $ŮŽ +ŮŽ Ů? ‍ Ů? ٰذ‏MŮ’ 2ŮŽ 6Ů’ 4Ů? Ů’ * ŮŽ 9ŮŽ ŮŽ Ů‘ ~Ů? ‍؊‏LŮ‹ ŮŽ [Ů’ 9ŮŽ Ů?Ů‘ cŮŽ َ‍) ŮŽŘą Ů?ŘŠ اَ Ů’Ůˆ ا‏mŮŽ DŮ? )Ů’ JŮŽ

74. Ey Yahudiler! Ama bunca mucizeleri gĂśrdĂźkten sonra, kalpleriniz yine kaskatÄą kesilip taĹ&#x; gibi oldu; hatta daha da sert! TaĹ&#x;lar, kayalar bile, sizin Ĺ&#x;u duyarsÄąz kalplerinizin yanÄąnda yumuĹ&#x;acÄąk kalÄąr. Nitekim Allah Sina DaÄ&#x;Ĺ’na tecelli ettiÄ&#x;i zaman daÄ&#x; dehĹ&#x;etten paramparça olmuĹ&#x;tu.

ŮŽ Ů’ "Ů? 3Ů’ 4Ů? Ů? mŮŽ Ů‘ 8ŮŽ ŮŽ &ŮŽ )ŮŽ ŮŽ ‍) ŮŽŘą Ů?؊‏mŮŽ DŮ? ‍ ْا‏6ŮŽ 4Ů? â€ŤŮŽŮˆŘ§Ů? Ů‘ َن‏ ‍ع ŮŽŮˆŘ§Ů? Ů‘ َن‏LŮ? )CŮŽ >Ů’ '‍ا‏ ŮŽ Ů‘ &ŮŽ )ŮŽ ŮŽ )CŮŽ 3Ů’ 4Ů? )CŮŽ 3Ů’ 4Ů? ‍إ ŮŽŮˆŘ§Ů? Ů‘ َن‏LŮ? )ŮŽ ‍ Ů?" ْا‏3Ů’ 4Ů? ‍ Ů? Ů?؏‏ZŮ’ #ŮŽ $ŮŽ xŮ? ŮŽ Ů‘ Q


Ů? Ů? CŮ’ &ŮŽ )ŮŽ ŮŽ )ŮŽ Ů‘ @ŮŽ aŮ? $Ů? )1ŮŽ 2Ů? N‍ا‏ Ů?L Ů‘Ů° iŮ? #ŮŽ QŮ’ O ŮŽ 6Ů’ 4Ů? y Ů? Ů‘Ů° )4ŮŽ ‍ ŮŽŮˆâ€ŹN‍ا‏ ﴞ٧٤﴿ ‍ ŮŽ Ů? َن‏MŮ’ GŮŽ

ÇßnkĂź Ăśyle kayalar vardÄąr ki, içerisinden Äąrmaklar kaynar. Ă–yleleri de var ki, çatlayÄąp yarÄąlÄąr da baÄ&#x;rÄąndan pÄąnarlar fÄąĹ&#x;kÄąrÄąr. Yine Ăśyle kayalar vardÄąr ki, Allah korkusuyla daÄ&#x;lardan yuvarlanÄąp aĹ&#x;aÄ&#x;Äąya dĂźĹ&#x;er. Yani tabiattaki kayalar, aÄ&#x;açlar, hayvanlar bile Allah’Ĺn takdir ettiÄ&#x;i fiziksel yasalara harfiyen itaat ederler. O hâlde, ey inkârcÄąlar! AkÄąlsÄąz ve Ĺ&#x;uursuz dediÄ&#x;iniz Ĺ&#x;u taĹ&#x;lar, aÄ&#x;açlar, kuĹ&#x;lar bile yĂźce yaratÄącÄąnÄąn kanunlarÄąna kayÄątsÄąz Ĺ&#x;artsÄąz boyun eÄ&#x;erken, akÄąl ve irade sahibi olan sizler, sonsuz merhamet ve Ĺ&#x;efkatiyle sizi yoktan var eden ve yaratÄąlmÄąĹ&#x;lar içinde en Ĺ&#x;erefli maka-


ma yĂźcelten Rabb’inize karĹ&#x;Äą nasÄąl olur da nankĂśrlĂźk eder, emirlerine baĹ&#x;kaldÄąrÄąrsÄąnÄąz? UnutmayÄąn ki, Allah yaptÄąklarÄąnÄązdan habersiz deÄ&#x;ildir.

Ů? ŮŽ ‍ا‏3Ů? 4Ů? 5Ů’ &Ů? ‍ َن اَ ْن‏MŮ? ŮŽ {Ů’ ŮŽ $ŮŽ َ‍ا‏ xŮŒ & $ŮŽ ‍) َن‏JŮŽ Ů’ 9ŮŽ ‍* Ů’ ŮŽŮˆâ€Ź

Ů? MŮ’ 2ŮŽ 6Ů’ 4Ů? "Ů? >ŮŽ $Ů? Ů?Ů‘ DŮŽ &Ů? ŮŽ Ů‘ ~Ů? N‍ا‏ Ů? Ů‘Ů° ‍ َم‏jŮŽ JŮŽ ‍ َن‏MŮ? ŮŽ [Ů’ &ŮŽ Ů’ CŮ? 3Ů’ 4Ů? ﴞ٧ټ﴿ ‍ ŮŽ Ů? َن‏MŮ’ &ŮŽ Ů’ Ů? ‍) ŮŽ@ ŮŽ Ů? Ů?ه ŮŽŮˆâ€Ź4ŮŽ

75. Ĺžimdi ey MĂźslĂźmanlar! Yahudilerin bu isyankâr, inatçĹ ve nankĂśrce tutumlarÄą ortada iken, hâlâ onlarÄąn size inanacaklarÄąnÄą mÄą umuyorsunuz? Oysa onlarÄąn içinde din âlimi ve lider mevkiinde bulunan Ăśyle kimseler vardÄą ki, Allah’Ĺn sĂśzlerini bizzat peygamberin aÄ&#x;zÄąndan dinler ve bu sĂśzlerin Allah’tan gelen hak olduÄ&#x;una iyice kanaat getirdik-


ten sonra, sÄąrf dĂźnyevĂŽ menfaatler elde edebilmek amacÄąyla onu bile bile deÄ&#x;iĹ&#x;tirirlerdi. Ĺžimdi Son Elçi’yi ve Kur’ân’Ĺ inkâr eden Yahudi din âlimleri de aynÄą tavrÄą gĂśstermektedirler. ŞÜyle ki:

 Ů° ŮŽ) 3Ů‘ 4ŮŽ ‍) Ů? ا ا‏9ŮŽ ‍ا‏3Ů? 4ŮŽ ‍ ٰا‏6ŮŽ &7 ŮŽ Ů‘ â€ŤŮŽŮˆŘ§Ů? َذا ŮŽ Ů? ا ا‏

76. Ä°nananlarla karĹ&#x;ÄąlaĹ&#x;tÄąklarÄą zaman, “Biz de inanÄąyoruz. ÇßnkĂź Hz. Muhammed’in taĹ&#x;ÄądÄąÄ&#x;Äą niteliklere sahip bir peygamberin geleceÄ&#x;i bize Tevrat’ta zaten mĂźjdelenmiĹ&#x;ti!â€? derler.

 Ů° ŮŽ Ů’ CŮ? >ŮŽ ~Ů? Ů?Ů‘ DŮŽ GŮ? َ‍) Ů? ا ا‏9ŮŽ ‡ M 2 ?

‍ا‏  C k M 2 j O ŮŽ â€ŤŮŽŮˆŘ§Ů? َذا‏ Ů’ Ů’ Ů’ Ů? Ů? ŮŽ ŮŽ Ů? Ů?

Ů? 2Ů?Ů‘ ‍ ŮŽ َع‏3Ů’ @Ů? " 2Ů? Ů’ JŮ? u) Ů? #Ů’ ŮŽ @ŮŽ N‍ا‏  ŮŽ #Ů? Ů? Ů’ * Ů?Ů‘ D L Ů’ * Ů? Ů‘Ů° ‚َ ŮŽ $ŮŽ )ŮŽ 2Ů? ﴞ٧ٌ﴿ ‍ Ů? Ů? َن‏MŮ’ GŮŽ jŮŽ $ŮŽ َ‍ا‏


Fakat birbirleriyle baĹ&#x; baĹ&#x;a kalÄąnca, liderleri ve akÄąl hocalarÄą, bu sĂśzĂź sĂśyleyenleri kÄąnayarak: “Siz ne yaptÄąÄ&#x;ÄąnÄązÄą sanÄąyorsunuz? Muhammed’in peygamberliÄ&#x;ine dair Allah’Ĺn size Tevrat’ta bildirdiÄ&#x;i Ĺ&#x;eyleri, Rabb’inizin huzurunda yapacaÄ&#x;ÄąnÄąz tartÄąĹ&#x;mada size karĹ&#x;Äą delil olarak kullansÄąnlar da bĂśylece insanlarÄąn gerçeÄ&#x;i ĂśÄ&#x;renmesini saÄ&#x;lasÄąnlar diye mi onlara anlatÄąyorsunuz? Neden MĂźslĂźmanlarÄąn ellerine koz veriyorsunuz? BĂśyle yapmakla, sahip olduÄ&#x;unuz makamÄąn, servetin ve itibarÄąn elinizden gideceÄ&#x;ini hiç dĂźĹ&#x;ĂźnmĂźyor musunuz?â€? derler.

ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů° Ů‘ ŮŽ )4ŮŽ ‍[ Ů‘Ů?Ůˆ َن ŮŽŮˆâ€Ź & ) 4   M & N‍ا‏ ‍ن‏ ‍ا‏ ‍ن‏    M & ' â€ŤŮˆâ€Ź ‍ا‏ Ů‘ ŮŽ Ů’ Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů? ﴞ٧٧﴿ ‍ َن‏3Ů? Ů? MŮ’ &Ů?


77. Peki onlar, gizledikleri ve açĹkladÄąklarÄą her Ĺ&#x;eyi Allah’Ĺn zaten bildiÄ&#x;ini ve bunlarÄą her hâlĂźkârda Elçisine, inananlara ve tĂźm insanlÄąÄ&#x;a bildireceÄ&#x;ini bilmiyorlar mÄą?

ĂœMMĂŽLER ve DÄ°NÄ° BOZAN DÄ°N ADAMLARI  ŮŽ Ů’ ŮŽ _ŮŽ Ů‘ >Ů? )4ŮŽ ‍)ب اŮ? Ů‘' ا‏  *

‍ا‏ ŮŽ ŮŽ Ů? ‍ ŮŽ Ů? َن‏MŮ’ &ŮŽ 'ŮŽ ‍ َن‏#Ů?Ů‘ 4Ů‘Ů? Ů?‍ Ů’ ا‏CŮ? 3Ů’ 4Ů? â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ŮŽ Ů? ﴞ٧٨﴿ ‍ َن‏3Ů?Ů‘ T&ŮŽ 'Ů‘ Ů?â€ŤŮŽŮˆŘ§Ů? ْن Ů? Ů’ ا‏

78. İçlerinden bir de bilgiden yoksun, kara cahil Ăźmmiler var ki, bunlar kitabÄą bilmezler. Dini temel kaynaklarÄąndan araĹ&#x;tÄąrÄąp ĂśÄ&#x;renmezler. TĂźm bildikleri, kulaktan duyma hurafe ve kuruntulardan ibaret olup, sadece zanna dayanÄąrlar. BĂśyle kimselere hakikati anlatmak


neredeyse imkânsÄąz gibidir. OnlarÄą asÄąl yĂśnlendirenler ise, hakikati pekâlâ bildikleri hâlde, basit çĹkarlar uÄ&#x;runa Allah’Ĺn kitabÄąndaki bazÄą hĂźkĂźmleri gizleyen veya deÄ&#x;iĹ&#x;tiren sĂśzde din âlimleridir:

ŮŽ Ů’ Ů’ Ů‘ ŮŽ ŮŒ ŮŽ ŮŽ Ů‘ ~Ů? Ů’ C&  & ) 2 ‍)ب‏  *

‍ا‏ ‍ن‏ 

 * & 6 & 7 

a &Ů’ ŮŽ $ŮŽ ŮŽ Ů’   Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů? Ů? )3Ů‹ ŮŽ ~ŮŽ " 2Ů? ‍Ů?ŮˆŘ§â€ŹlŮŽ QŮ’ #ŮŽ Ů? N‍ا‏ Ů? Ů‘Ů° Ů? 3Ů’ @Ů? 6Ů’ 4Ů? ‍ا‏7ŮŽ Ů° ‍َ& Ů?  Ů?  َن‏ j# L Ů‹  9ŮŽ

79. O hâlde, kitabÄą kendi elleriyle yazÄąp da, onunla servet, makam, Ĺ&#x;Ăśhret gibi basit çĹkarlar elde etmek için, “Bunlar Allah katÄąndandÄąr!â€? diyen kimselerin vay hâline!

ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŒ ŮŽ Ů’ )ŮŽ Ů‘ 4Ů? Ů’ CŮ? ŮŽ aŮŒ &Ů’ ‍ Ů’ ŮŽŮˆ ŮŽŮˆâ€ŹC&  & ‍ا‏ n

 J )  4  C

a &Ů’ ŮŽ $ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů’  Ů‘ ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů’ * ﴞ٧ي﴿ ‍[ Ů?  َن‏ Ů? &ŮŽ


Evet; ellerinin yazdÄąÄ&#x;Äą Ĺ&#x;eylerden dolayÄą vay hâline onlarÄąn; bĂźtĂźn o kazandÄąklarÄąndan ĂśtĂźrĂź vay hâline onlarÄąn! Allah’Ĺn dinini tahrif eden bu insanlarÄąn uydurduÄ&#x;u bâtÄąl dĂźĹ&#x;Ăźncelerden biri de Ĺ&#x;udur:

Ä°MTÄ°YAZLI MÄ°LLET YOKTUR  ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů‘ )3ŮŽ [ ŮŽ ŮŽ Ů‘ ŮŽ GŮŽ 6Ů’ ŮŽ ‍) Ů? ا‏9ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ‍؊‏LŮ‹ ‍ Ů?Ůˆ َد‏MŮ’ 4ŮŽ )4Ů‹ )&Ů‘ ‍) Ů?Řą اŮ? Ů‘' ا‏3 ‍ا‏

80. Yahudiler, “İĹ&#x;lediÄ&#x;imiz gĂźnahlarÄąn karĹ&#x;ÄąlÄąÄ&#x;Äąnda cehennemde geçireceÄ&#x;imiz sayÄąlÄą birkaç gĂźn dÄąĹ&#x;Äąnda, bize asla ateĹ&#x; dokunmayacaktÄąr! ÇßnkĂź biz Allah’Ĺn ayrÄącalÄąklÄą kullarÄąyÄąz; Peygamberleri inkâr etmiĹ&#x; ve putlara tapmÄąĹ&#x; olsak bile, Ä°srailoÄ&#x;ullarÄą ÄąrkÄąndan olduÄ&#x;umuz için sonunda mutlaka cennete gireceÄ&#x;iz!â€? dediler.


N‍ا‏ Ů? Ů‘Ů° ŮŽ 3Ů’ @Ů? Ů’ GŮ? 7Ů’ ZŮŽ GŮŽ Ů‘ َ‍ ا‏aŮ’ 9Ů? Ů‘Ů? Ů° z ŮŽ Ů? ZŮ’ &Ů? 6Ů’ ŮŽ $ŮŽ ‍ Ů‹ا‏CŮ’ @ŮŽ N‍ا‏

ﴞ٨٠﴿ ‍ ŮŽ Ů? َن‏MŮ’ GŮŽ 'ŮŽ )4ŮŽ N‍ا‏ Ů? Ů‘Ů° ?ŮŽ @ŮŽ ‍ Ů?  Ů?  َن‏GŮŽ ‍ ŮŽ Ů?ه  اَ ْم‏CŮ’ @ŮŽ

Ey Muhammed! Onlara de ki: “Bu hususta Allah’tan bir gĂźvence mi aldÄąnÄąz —ki O asla sĂśzĂźnden caymaz— yoksa Allah adÄąna bilmediÄ&#x;iniz Ĺ&#x;eyler mi sĂśylĂźyorsunuz? Allah’Ĺn adil olmadÄąÄ&#x;ÄąnÄą, size Ăśzel muamele edip iĹ&#x;lediÄ&#x;iniz zulĂźm ve haksÄązlÄąklarÄą cezasÄąz bÄąrakacaÄ&#x;ÄąnÄą mÄą iddia ediyorsunuz?â€?

Ů° ŮŽ )q ŮŽŮŽ ‍ ŮŽŮˆŘ§â€ŹiŮ‹ AŮŽ #Ů‘Ů? ŮŽ % ŮŽ "Ů? Ů? Šَ #{ O [ J 6 4 ?  ŮŽ " 2Ů? nŮ’ b Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ 2ŮŽ  Ů° ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? ﴞ٨٥﴿ ‍) Ů? Ů?Ůˆ َن‏O 3 ‍ا‏ ‍)ب‏ D v ‍ا‏ + A

â€ŤŮˆâ€Ź )$ŮŽ Ů‘ ŮŽ )CŮŽ #$ Ů’ Ů? ‍)ع‏ Ů’ B ŮŽ Ů? Ů? Ů?

81. HayĹr; Allah mutlak adalet sahibidir ve O’nun katĹnda ayrĹcalĹklĹ bir sĹnĹf veya millet yoktur! Hangi Ĺrka, hangi dine, hangi cemaate men-


sup olursa olsun, her kim kĂśtĂźlĂźk yapar da iĹ&#x;lediÄ&#x;i gĂźnahlar kendisini çepeçevre sarÄąp kuĹ&#x;atÄąr ve bĂśylece zulmĂź, haksÄązlÄąÄ&#x;Äą, isyankârlÄąÄ&#x;Äą bir yaĹ&#x;am biçimine dĂśnĂźĹ&#x;tĂźrĂźr ise, iĹ&#x;te onlar cehennem halkÄądÄąrlar ve sonsuza dek orada kalacaklardÄąr.

 ŮŽ Ů° ŮŽ+AŮ? Ů° B‍)ŘŞ اŮ?Ůˆâ€Ź Ů? ŮŽ Ů? DŮŽ Ů? ). ‍ا‏ Ů‘ ‍ا ŮŽŮˆ ŮŽ@ Ů?ا‏3Ů? 4ŮŽ ‍ ا‏6ŮŽ &7 Ů‘ â€ŤŮŽŮˆŘ§â€Ź Ů’ ŮŽ ŮŽ ﴞ٨٢﴿ ‍ن‏SŮŽ ‍) Ů? Ů?Ůˆâ€ŹO ) C # $  i 3 m

‍ا‏ D v ŮŽ ŮŽ  Ů’ Ů? Ů? Ů‘ ŮŽ ‍)ب‏ Ů’ Ů? ŮŽ ‍ا‏

82. Allah’a, ahiret gĂźnĂźne ve gĂśnderdiÄ&#x;i bĂźtĂźn kitaplara iman eden ve bu imana yaraĹ&#x;Äąr gĂźzel ve yararlÄą iĹ&#x;ler yapanlara gelince, onlar da cennet halkÄądÄąrlar ve sonsuza dek orada kalacaklardÄąr. Biz bu hakikati, Yahudilere daha Ăśnce defalarca bildirmiĹ&#x;tik:


Ä°SRAÄ°LOÄžULLARI’NDAN ALINAN AHÄ°TLER ŮŽ ‍_ اŮ? Ů’ ŮŽ  اإ‏3 2ŮŽ ‍) َق‏pŮŽ #4 )>ŮŽ 7Ů’ O a& ŮŽ ŮŽâ€ŤŮŽŮˆŘ§Ů? Ů’Ř° ا‏

83. Hani gĂśnderdiÄ&#x;imiz kitaplar ve peygamberler aracÄąlÄąÄ&#x;Äąyla, Ä°srailoÄ&#x;ullarĹ’ndan Ĺ&#x;Ăśyle sĂśz almÄąĹ&#x;tÄąk:

ŮŽ Ů’ Ů‘ Ů° ŮŽ ‍[) Ů‹>) ŮŽŮˆ Ů?ذي‏ q ‍ا‏ 6 & 

‍ا‏ 

) 2 â€ŤŮˆâ€Ź N‍ا‏ ' Ů‘ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů?‍ Ů? Ů?Ůˆ َن ا‏MŮ’ GŮŽ 'ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? ŮŽ Ů?ŮŽ Ů’ Ů’ Ů’ ŮŽ Ů? Ů? Ů? ‍)س‏ 3

‍ا‏

 9 â€ŤŮˆâ€Ź  J) [ 

‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź ? 4)  #

‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź ? 2 

‍ا‏ Ů‘ ŮŽ Ů’ ŮŽ Ů?  ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů° ŮŽ ŮŽ Ů° Ů? Ů? ŮŽ ŮŽ Ů‘ ‍ا‏# ‍؊‏LŮŽ JŮ° =ŮŽ Ů‘ ‍ا ا‏GŮ? ‍ Ů° ŮŽŘŠ ŮŽŮˆ ٰا‏. ‍ا‏ 9  Ů? ‍) ŮŽŮˆŘ§â€Ź3Ů‹ [Ů’ q Ů?

“Sadece Allah’a kulluk ve itaat edin. Ana babaya, yakÄąnlara, yetimlere ve yoksullara iyi davranÄąn. Ä°nsanlara gĂźzel sĂśz sĂśyleyin. BĂźtĂźn insanlara karĹ&#x;Äą dĂźrĂźst, adil, nazik ve gĂźleryĂźzlĂź davranÄąn. NamazÄą gĂźzelce kÄąlÄąn, zekâtÄą verin.â€?


َ َ ّ َ ُ ‫] َن‬ ً  9َ 'ِ‫ ُ ْ ا‬#ْ ّ َ Gَ َ ّ ~ُ ُ ِ Mْ 4ُ ْ ُ >ْ ‫* ْ َوا‬3ْ 4ِ j# ﴾٨٣﴿

Fakat bu sözleşmeyi kabul edip onayladıktan sonra, içinizden pek azınız hariç, aksini yaparak sözünüzden caydınız. Şimdi de Kur’ân’ı inkâr ederek hâlâ yüz çevirmektesiniz. Bu da, daha önce isyankârlık eden atalarınızla aynı karakteri taşıdığınızı gösteriyor. İslam’dan önce, Medineli putperest Evs ile Hazrec kabileleri arasında yüzyıllardır süren bir düşmanlık vardı. Medine çevresindeki Yahudi kabilelerinden Kureyzaoğulları ve Kaynukaoğulları Evs ile; Nadiroğulları ise Hazrec ile askeri ittifak hâlindeydi. Bu iki Arap kabilesi savaşa girince, onların Yahudi müttefikleri de


birbirleriyle savaşıyordu. Böylece Tevrat’ta yazılı olan emre bilerek çiğnemiş oluyorlardı. Zira Tevrat’a göre Yahudilerin birbirlerini öldürmeleri yasaktı. Bununla birlikte, bir Yahudi kabilesi diğer Yahudi kabilesinden savaş esiri alınca, onları fidye karşılığında serbest bırakıyordu. Tevrat'ın apaçık hükmünü çiğneyerek birbirlerini katleden Yahudiler, bu esirleri Tevrat'ın hükmünün gereğini yerine getirmek için serbest bıraktıklarını söylüyorlardı. Allah, Yahudilerin bu çelişkili tutumlarına dikkat çekerek buyuruyor ki:

ُ 8ِ [ْ Gَ 'َ ْ * ُ 9َ )pَ #4 )>َ 7ْ O 'َ ‫ ْ َو‬Jُ ‫) َء‬4َ ‫* َن ِد‬ َ َ‫َواِ ْذ ا‬ َ ُ َ ْ ْ Gُ ‫ َ ْر‬9ْ َ‫ ْ ُ~ ّ َ ا‬Jُ ‫)ر‬ & ‫د‬ 6 4  * [ 8 > ‫ا‬ ‫ن‬ u ُ ْ ْ َ َ ِ ِ ُ ِ Zْ Gُ ِ ﴾٨٤﴿ ‫ ُو َن‬Cَ Qْ Gَ ْ ُ >ْ َ‫َوا‬


84. Yine bir zamanlar, “Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, kardeşlerinizi yurtlarından çıkarmayacaksınız!” diye sizden kesin bir söz almıştık. Siz de bizzat şahitlik ederek bunları onaylamıştınız.

  َ َ َ ُ ُ ْ َ‫ن‬u َ ْ ْ ْ  Z G ‫و‬  * [ 8 > ‫ا‬ ‫ن‬    G ‫ء‬ ' 5   > ٰ ُ َ ْ ْ ُ ِ B ُ ُ ‫ُ~ ّ َ ا‬ َ ُ ِ َُ َ Gَ P ْ ِ ‫)ر‬ ُ ً ْ ْ Cِ #ْ َ @َ ‫) َ ُو َن‬T & ‫د‬ 6 4  * 3 4 ) &  $َ ْ ْ َ ِ ِ ِ ِ ْ ْ ْ ْ ‫ان��� ‫و‬  M

‫ا‬ ‫و‬  ~ ') L ِ َ ُ َ ِ ِ 2ِ

85. Ama siz yine birbirinizi öldürüyor, kendi halkınızdan bir kısmını haksız yere yurtlarından sürüp çıkarıyorsunuz. Üstelik onlara karşı günah ve düşmanlıkta müşriklerle birlik olup yardımlaşıyorsunuz.


ْ ُ #ْ َ @َ ‫ ّ َ ٌم‬Dَ 4ُ َ ُ ‫) ُدو ُ ْ َو‬8َ Gُ ‫)رى‬ ُ ُ ْ *  ‫ا‬  J  G ) ٰ َ ْ ُ &َ ‫َواِ ْن‬ L ْ Cُ u‫ا‬ ُ َ Oْ ِ‫ا‬

Hem Tevrat’ı hiçe sayıp onları sürgün ediyorsunuz, hem de esir olarak elinize düştüklerinde, güya Tevrat’ın hükümlerini uyguluyor ve size ödeyecekleri fidye karşılığında onları serbest bırakıyorsunuz. Oysa aynı Tevrat’a göre, onları yurtlarınızdan çıkarmanız ta işin başında size yasaklanmıştı.

ْ ْ َ َ َ َ ْ ‡ M

2 ‫ن‬ ‫و‬  8 * G ‫و‬ ‫)ب‬  *

‫ا‬ M

2 ‫ن‬  3 4 5  $ ‫ا‬ ُ َ َ ْ ْ ُ ُ َ ِ ِ ‡ َ ِ ٍ َ ِ ُ ِ ِ

Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını işinize gelmediği için görmezlikten gelerek inkâr mı edersiniz?


ŮŽ Ů‘ ŮŽ Ů? Ů? Ů° Ů’ _$Ů? ‍ Ů’= ŮŒŮŠâ€ŹO ' ‍ا‏  * 3 4 +

‍ذ‏ a Ů’ Ů? ŮŽ )ŮŽ $ŮŽ Ů? Ů? Ů? MŮŽ 8Ů’ &ŮŽ 6Ů’ 4ŮŽ ‍ ŮŽ=ا Ů?إ‏u  Ů?Ů‘ ‍ Ů?؊‏#Ů° DŮŽ ‍ْا‏ Ů?Ů‘ cŮŽ َ‍ Ů?& ŮŽ Ů‘Ů?ŘŻŮˆ َن اŮ? Ů° ? ا‏iŮ? ŮŽ #Ů° Ů? ‍ ) ŮŽŮˆ ŮŽ& Ů’ ŮŽŮ… ْا‏#ŮŽ >Ů’  ‍ا‏ Ů’ ŮŽ ﴞ٨ټ﴿ ‍ ŮŽ Ů? َن‏MŮ’ GŮŽ )ŮŽ Ů‘ @ŮŽ aŮ? $Ů? )1ŮŽ 2Ů? N‍ا‏ 7 M

‍ا‏ Ů‘Ů? Ů° )4ŮŽ ‍اب ŮŽŮˆâ€Ź LŮ? ŮŽ

İçinizden bunu yapanlarÄąn cezasÄą, dĂźnya hayatÄąnda aĹ&#x;aÄ&#x;Äąlanma, yenilgi, esaret ve periĹ&#x;anlÄąktan baĹ&#x;ka nedir ki? DiriliĹ&#x; GĂźnß’nde ise onlar, cehennem azabÄąna mahkĂťm edilerek azabÄąn en Ĺ&#x;iddetlisine sĂźrĂźleceklerdir. UnutmayÄąn ki, Allah yaptÄąklarÄąnÄązdan habersiz deÄ&#x;ildir.

 ŮŽ Ů’ Ů’ Ů° Ů° Ů‘ ŮŽ Ů? ŮŽ ŮŽ Ů‘ ŮŽ Ů’ Ů’ ‍؊‏PŮ? ŮŽ O ') 2 ) # >  ‍ا‏ ‍؊‏  # D

‍ا‏ ‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź l c‍ا‏ 6 & 7

‍ا‏ + A

Ů° ŮŽ Ů? ŮŽ  Ů? Ů? ŮŽ Ů? B‍اŮ?Ůˆâ€Ź Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů‘ Ů’ ‍ن‏SŮŽ ‍ Ů?Ůˆâ€Ź.ŮŽ 3Ů’ &Ů? Ů’ Ů? 'ŮŽ ‍اب ŮŽŮˆâ€Ź 7 M

‍ا‏  C 3 @ z 8 Z & j ŮŽ Ů? ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů? $ŮŽ ﴞ٨ٌ﴿


86. Onlar, şu basit ve gelip geçici dünya hayatını âhiretin ebedî nimetlerine tercih eden kimselerdir. Bunca günahları işleyenler, dünyada birtakım menfaatler elde etme uğruna, âhiretteki ebedî saadeti ve sonsuz cennet nimetlerini kaybeden zavallı kimselerdir. Bu yüzden, onların cehennemdeki azapları hafifletilmeyecek ve kendilerine asla yardım edilmeyecektir. Son Elçi’yi inkâr eden Yahudiler, aslında önceki peygamberlere de pek farklı davranmamışlardı:

YAHUDİLERİN ÖNCEKİ PEYGAMBERLERE TAVRI ْ ‫ ِ ه‬Mْ 2َ 6ْ 4ِ )3َ #ْ 8َ ّ 9َ ‫)ب َو‬  *

‫ا‬ َ َ ِ ? َ 4ُ )3َ #ْ Gَ ‫َو َ َ ْ ٰا‬ aِ ُ ُّ )2ِ


87. DoÄ&#x;rusu biz Musa’ya, bugĂźnkĂź Tevrat’Ĺn ilk bĂślĂźmlerini oluĹ&#x;turan kitabÄą verdik ve ardÄąndan, insanlÄąÄ&#x;Äą doÄ&#x;ru yola iletmek Ăźzere peĹ&#x; peĹ&#x;e peygamberler gĂśnderdik.

Ů’ Ů° ‍)ŘŞ ŮŽŮˆŘ§ŮŽ Ů‘ ŮŽ& Ů’ ŮŽ>) Ů?ه‏ 3 #

‍ا‏  &  4 6 2‍ا‏ ? [# @ ) 3 # G ‍ا‏ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů‘Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů’ ŮŽ ŮŽ Ů’ ŮŽ  Ů’ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů’ Ů? ‍س‏ 

‍ا‏ â€ŤŮˆŘ­â€Ź  2 Ů? Ů? Ů?L Ů? Ů?

Meryem oÄ&#x;lu Ä°sa’ya da ĂślĂźleri diriltme, hastalÄąklarÄą tedavi etme, çamurdan yapÄąlmÄąĹ&#x; Ĺ&#x;ekillere hayat verme gibi apaçĹk mucizeler bahĹ&#x;ettik ve onu Kutsal Ruh Cebrail’in vahiy ve ilham gĂźcĂź ile destekledik.

ŮŽ  Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů?Ů? *[ ŮŒ Ů? Ů?  ŮŽ Ů’ 8 > ‍ا‏ ‍ى‏  C G ' )  2 ‍ل‏  ‍ع‏  J ‍إ‏ ) u )   * $ ‍ا‏ Ů? ŮŽ Ů’ Ů’ Ů° ŮŽ Ů? Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŽ Ů? Ů’ Ů‹  $ŮŽ ‍ Ů? Ů’ ŮŽŮˆâ€Ź2Ů’ 7Ů‘ JŮŽ ) & Ů‹  8ŮŽ $ŮŽ  Ů’ GŮ? Ů’|ŮŽ *Ů’ ŮŽ ‍ا‏ ‍ Ů? َن‏GŮŽ ) & Ů’ ﴞ٨٧﴿


Ama ey Yahudiler, ne zaman size bir peygamber hoşunuza gitmeyecek bir emir getirdiyse, her defasında büyüklük taslayıp kafa tutmadınız mı? Sonra da o peygamberlerden bazılarını yalanlayıp bazılarını öldürmediniz mi?

SON PEYGAMBER ve YAHUDİLER ْ ُ 2ِ N‫ا‬ ْ ِ ِ 8ْ *  ُّ ٰ ُ Cُ 3َ Mَ َ aْ 2َ z Lٌ Rُ )3َ 2ُ ُ 9ُ ‫) ُ ا‬9َ ‫َو‬ ﴾٨٨﴿ ‫ َن‬3ُ 4ِ 5ْ &ُ )4َ j# ً  َ $َ

88. Yahudiler, kendilerini hak dine davet eden Son Elçiye, “Boşuna nefesini tüketme, sana ve söylediklerine karşı kalplerimiz kapalıdır. Biz imanımızda öylesine sabit ve kararlıyız ki, aksine söylenecek hiçbir söz, ortaya konacak hiçbir delil bizi


etkileyemez.â€? dediler. Bilakis, apaçĹk hakikati inkâr etmeleri sebebiyle Allah onlarÄą lânetlemiĹ&#x;tir; bu yĂźzden ne kadar zayÄąf bir imana sahiptirler!

ŮŽ  ŮŽ )ŮŽ Ů? ‍ Ů‘Ů? ŮŒŮ‚â€Ź.ŮŽ 4Ů? N‍ا‏  J  ‍إ‏ ) u ) 

â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů? Ů‘Ů° Ů? 3Ů’ @Ů? 6Ů’ 4Ů? ‍)ب‏ ŮŽ Ů’ Ů? Ů‘ ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŒ ŮŽ 6ŮŽ &7 Ů‘ ‍ َن ŮŽ@ ŮŽ? ا‏DŮ? Ů? 8Ů’ ŮŽ [Ů’ &ŮŽ aŮ? Ů’ 9ŮŽ 6Ů’ 4Ů? ‍) Ů?>ا‏JŮŽ ‍ْ ŮŽŮˆâ€ŹCŮ? MŮŽ 4ŮŽ ŮŽ  ŮŽ )ŮŽ Ů‘ ŮŽ $ŮŽ â€ŤŮˆŘ§â€Ź ŮŽ "P  2Ů? ‍ Ů?ŮˆŘ§â€Ź8ŮŽ JŮŽ ‍ا‏$Ů? ŮŽ @ŮŽ )4ŮŽ Ů’ Ů? ‍) َإ‏u  8 J  Ů?

89. Onlara Allah tarafÄąndan, yanlarÄąndaki Tevrat’Ĺn deÄ&#x;iĹ&#x;tirilmemiĹ&#x; bĂślĂźmlerini onaylayan bir kitap gelince —ki Ăśteden beri putperest kâfirlere karĹ&#x;Äą onun sayesinde zafer kazanacaklarÄą Ăźmidiyle Son Elçi’nin gelmesini bekleyip duruyorlardĹ— iĹ&#x;te o tanÄądÄąklarÄą ve bekledikleri (Tesniye, 18: 15,18) Son Elçi


onlara gelince, kendi ÄąrklarÄąndan deÄ&#x;il diye onu inkâr ettiler.

ŮŽ ‍ ŮŽ@ ŮŽ? ْا‏N‍ا‏ ﴞ٨ي﴿ 6ŮŽ & $Ů? )* Ů? Ů‘Ů° iŮ? 3ŮŽ MŮ’ ŮŽ $ŮŽ

O hâlde, Allah’Ĺn lâneti inkârcÄąlarÄąn Ăźzerine olsun! Son Peygamber’e ve Kur’ân’a iman etmedikleri için Yahudileri lanetleyen bu ayet-i kerime, Ehl-i Kitab’Ĺn, yalnÄązca kendilerine gĂśnderilen kitap ve peygamberlere inanmakla kurtuluĹ&#x;a eremeyeceÄ&#x;ini açĹkça gĂśstermektedir (Bakara, 2/62).

Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů’ )ŮŽ 2Ů? ‍ Ů?ŮˆŘ§â€Ź8Ů? *Ů’ &ŮŽ ‍ Ů’ اَ ْن‏CŮ? [ 8 > ‍ا‏ " 2 ‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź l c‍ا‏ )  [ A Ů?  Ů? Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ 2Ů?

ŮŽŮ? &Ů? ‍) اَ ْن‏#Ů‹ 1Ů’ 2ŮŽ N‍ا‏ 6Ů’ 4ŮŽ ?Ů° @ŮŽ " Ů? kŮ’ $ŮŽ 6Ů’ 4Ů? N‍ا‏ Ů? Ů‘Ů° ‍‹ّ َل‏ Ů? Ů‘Ů° ‍اَ Ů’> ŮŽ= َل‏ Ů°   ŮŽ ŮŽ ŮŽ % k R ?  @ % k 1 2 e )

$ ‍ه‏ ‍د‏ )

@ 6 4 ‍إ‏ ) Q Ů? ŮŽ ŮŽ Ů’  ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů?L Ů? Ů? d  Ů? Ů? Ů? Ů? ŮŽ &ŮŽ


90. Allah’ın, kullarından lâyık gördüğüne sonsuz lütfundan bahşetmesini, yani Araplardan bir yetime kitap ve peygamberlik vermesini çekemeyerek O’nun indirdiği Kur’ân âyetlerini inkâr etmekle kendi canlarını, öz benliklerini ve dolayısıyla âhiretteki ebedî kurtuluşlarını ne kötü bir şeyle değiştiler de, gazap üstüne gazaba uğradılar!

ْ َ َ ٌ C 4ُ ‫اب‬ ﴾٩٠﴿  7 @ 6 &  $ ) *  ٌ َ َ  ِ ِ ‫َو‬

Allah’ı ve âyetlerini inkâr eden bütün kâfirler için, dünyada ve âhirette hor ve hakir kılıcı, alçaltıcı bir azap vardır. Peygamber (s)’in zevcelerinden Hz. Safiye’nin anlattığı şu olay, Yahudilerin nasıl bile bile inkâra sap-


landıklarını açıkça ortaya koymaktadır. Yahudi liderlerinden Huyeyy bin Ahtab’ın kızı olan ve bilahare İslam’ı kabul eden Safiyye (ra) diyor ki: “Peygamber (as) hicret edip Medine'ye gelince, Yahudilerin önde gelen liderlerinden ve âlimlerinden olan babam ile amcam onu görmeye gittiler. Eve döndüklerinde, Amcam Ebu Yâsir, babama, “Bu o mudur? Sence Muhammed Tevrat’ta geleceği müjdelenen o Peygamber midir?” diye sordu. Babam, “Evet vallahi; beklediğimiz Peygamber’in ta kendisidir.” diye cevap verdi. Amcam, “Bundan emin misin?” diye sorunca, babam, “Evet, eminim.” dedi. Amcam, “O hâlde ne yapmak niyetindesin?” diye sordu. Babam da,


“Allah’a yemin ederim ki, yaĹ&#x;adÄąÄ&#x;Äąm sĂźrece ona dĂźĹ&#x;manlÄąk edeceÄ&#x;im ve baĹ&#x;arÄąsÄąz olmasÄą için elimden geleni yapacaÄ&#x;Äąm!â€? diye cevap verdi.â€? (SĂŽreti Ä°bn-i HiĹ&#x;âm, Safiyye’den Bir TanÄąklÄąk) Ä°Ĺ&#x;te Yahudilerin bu inatçĹ ve inkârcÄą tavÄąrlarÄąndan dolayÄądÄąr ki;

ŮŽ 9 â€ŤŮŽŮˆŘ§Ů? َذا‏ 6Ů? 4Ů? 5Ů’ >Ů? ‍) Ů? ا‏9ŮŽ N‍ا‏ Ů? Ů‘Ů° ‍ ŮŽ) اَ Ů’> ŮŽ= َل‏2Ů? ‍ا‏3Ů? 4Ů? ‍ Ů’ ٰا‏CŮ? ŮŽ a# ‍ ŮŽ) ŮŽŮˆ ŮŽŘąا ŮŽŘĄ Ů?ه‏2Ů? ‍ Ů?Ůˆ َن‏8Ů? *Ů’ &ŮŽ ‍) ŮŽŮˆâ€Ź3ŮŽ #Ů’ ŮŽ @ŮŽ ‍ ŮŽ) اŮ? Ů’> Ů?= َل‏2Ů?

91. Onlara, “Allah’Ĺn gĂśnderdiÄ&#x;i mesajlarÄąn tĂźmĂźne iman edin!â€? denilince, “Biz ancak bize indirilene inanÄąrÄąz!â€? der, Ăśtesini inkâr ederler. Son Peygamberi ve Kur’ân’Ĺ reddederler.

L Ů’ CŮ? MŮŽ 4ŮŽ )ŮŽ Ů? )9Ů‹ Ů?Ů‘ .ŮŽ 4Ů? xŮ?Ů‘ DŮŽ â€ŤŮŽŮˆ Ů? ŮŽ ْا‏


Oysa gayet iyi bilirler ki, bu Kur’ân, yanlarındaki Tevrat’ın tahrif edilmemiş bölümlerini onaylayan ve mutlak gerçeği, doğruyu ortaya koyan hak bir kitaptır.

ْ ُ 3ْ Jُ ‫ اِ ْن‬aُ ْ 9َ 6ْ 4ِ N‫ا‬ ِ ّٰ ‫) َء‬#َ ِ >ْ َ‫ ْ ُ ُ َن ا‬Gَ َ ِ $َ aْ 9ُ َ 3 4ِ 5ْ 4ُ ﴾٩١﴿ 

Ey Muhammed! Gerçek iman ehli olduklarını iddia eden bu inkârcılara de ki: “Madem bu kadar inançlıydınız da, daha önce Allah’ın Peygamberlerini neden öldürüyordunuz? Son Elçiye karşı gösterdiğiniz küstahça tavrı, bir zamanlar Zekeriya’ya, Yahya’ya, İsa’ya ve daha önceki nice Peygamberlere de göstermediniz mi? O peygamberlerden nicelerini öldürüp nicelerini inkâr etmediniz mi? Aslında siz kendi kita-


bÄąnÄąza da inanmÄąyorsunuz. Aksi hâlde, size Tevrat’ta mĂźjdelenen Son Peygamberi yalanlamaz, bĂśylece geçmiĹ&#x;te bazÄą Peygamberleri ĂśldĂźren atalarÄąnÄązÄąn iĹ&#x;lediÄ&#x;i suça ortak olmazdÄąnÄąz.â€?

BUZAÄžI SEVGÄ°SÄ° ŮŽ Ů?  ŮŽ Ů’ Ů? GŮ? 7Ů’ ZŮŽ GŮŽ Ů‘ ‍)ŘŞ Ů?~ Ů‘ ŮŽ ا‏ 4  J ‍إ‏ ) u 

â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů’ Ů? 3ŮŽ #Ů‘Ů? ŮŽ )Ů’ 2Ů? ? Ů° Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů? >Ů’ َ‍ Ů? ه ŮŽŮˆŘ§â€ŹMŮ’ 2ŮŽ 6Ů’ 4Ů? aŮŽ mŮ’ MŮ? ‍ْا‏ ﴞي٢﴿ ‍) Ů? Ů? َن‏t

92. Ey Ä°srailoÄ&#x;ullarÄą! Andolsun Musa da size apaçĹk deliller ve mucizeler getirmiĹ&#x;ti. Fakat onun Sina DaÄ&#x;Ĺ’na çĹkmak için aranÄązdan ayrÄąlmasÄąndan hemen sonra, buzaÄ&#x;Äą heykeline tapÄąnmaya baĹ&#x;ladÄąnÄąz. Ä°Ĺ&#x;te siz, bĂśyle nankĂśr ve zalim kimselersiniz!


Ů? Ů‘ ‍* Ů? ا‏ Ů? 9ŮŽ Ů’ $ŮŽ )3ŮŽ MŮ’ $ŮŽ ‍* Ů’ ŮŽŮˆ َع‏ Ů? 9ŮŽ )pŮŽ #4 )>ŮŽ 7Ů’ O ‍ع‏LŮŽ { ŮŽ ŮŽâ€ŤŮŽŮˆŘ§Ů? Ů’Ř° ا‏ Ů° Ů? Ů?  ŮŽ Ů? 4 â€ŤŮˆŘ§â€Ź 7 O ‍ا‏ M  ‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź ‍؊‏  2  J ) 3 # G ‍ا‏ ) ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů’ Ů? Ů‘ Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? L

93. Hani bir zamanlar, Allah’a verdiÄ&#x;iniz sĂśzĂźn Ăśnemini iyice idrak etmeniz ve antlaĹ&#x;mayÄą bozduÄ&#x;unuz takdirde doÄ&#x;abilecek vahim sonuçlarÄą zihninizde hep canlÄą tutabilmeniz için, Sina DaÄ&#x;Ĺ’nÄą yerinden sĂśkmĂźĹ&#x; ve tÄąpkÄą bir bulut gĂślgesi gibi Ăźzerinize yÄąkÄąlacakmÄąĹ&#x; gibi kaldÄąrarak, sizden Ĺ&#x;Ăśyle bir sĂśz almÄąĹ&#x;tÄąk: “Size bahĹ&#x;ettiÄ&#x;imiz ilâhĂŽ prensiplere bĂźtĂźn gĂźcĂźnĂźzle, sÄąmsÄąkÄą sarÄąlÄąn ve ondaki emir ve tavsiyelere içtenlikle kulak verin!â€?

)3ŮŽ #Ů’ .ŮŽ @ŮŽ ‍) ŮŽŮˆâ€Ź3ŮŽ MŮ’ Ů? ŮŽ ‍) Ů? ا‏9ŮŽ

Ama onlar, “İĹ&#x;ittik ve isyan ettik!â€? dediler. Dilleriyle “İĹ&#x;ittik!â€? der-


lerken, tavÄąr ve davranÄąĹ&#x;larÄąyla “İsyan ettik!â€? diyorlardÄą. Dilleriyle inandÄąklarÄąnÄą iddia ettiÄ&#x;i Ĺ&#x;eyleri, hayatlarÄą ile inkâr ediyorlardÄą.

Ů? 2Ů? aŮŽ mŮ’ MŮ? ‍ Ů? ْا‏CŮ? 2Ů? Ů? 9Ů? _$ ‍ا‏2Ů? Ů? cŮ’ Ů?â€ŤŮŽŮˆŘ§â€Ź L Ů’ Ů? Ů? 8Ů’ *

Bunun neticesinde, inkâr etmeleri sebebiyle kalplerine buzaÄ&#x;Äą sevgisi içirildi. AzgÄąnlÄąklarÄąnÄąn doÄ&#x;al sonucu olarak, altÄąn buzaÄ&#x;Äą heykeli ile sembolize edilen isyankârlÄąk, inkârcÄąlÄąk ve dĂźnyevĂŽ arzularÄą ilâh edinme tutkusu iliklerine kadar iĹ&#x;ledi. Bunun neticesinde Allah'a isyan ettiler, peygamberleri ĂśldĂźrdĂźler ve yeryĂźzĂźnde daima fesat çĹkardÄąlar.

Ů’ Ů’ Ů’ Ů? >Ů? )& Ů? Ů’ Ů? 3Ů’ JŮ? ‍* Ů’ اŮ? ْن‏ ‍ا‏ " 2  J  4 ) & )  [ A 2 a   Ů’ ŮŽ  Ů? Ů? Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? 9Ů? ŮŽ 3 4Ů? 5Ů’ 4Ů? ﴞي٣﴿ 


Ey Peygamber! Kendi peygamberlerine dahi isyan eden ve bunca gĂźnahlarÄą iĹ&#x;ledikleri hâlde, gerçek iman ehli olduklarÄąnÄą iddia eden o Yahudilere de ki: “EÄ&#x;er siz inanan kimseler iseniz, Ĺ&#x;u sĂśzde imanÄąnÄąz size ne kĂśtĂź Ĺ&#x;eyler emrediyor! Bu ne tuhaf bir imandÄąr ki, sahibini gĂźnaha, isyankârlÄąÄ&#x;a ve Allah’Ĺn âyetlerini inkâra sevk ediyor!â€?

Ă–LĂœMDEN KORKANLAR Ů’ Ů’ Ů° ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů’ Ů‘ Ů’ N‍ا‏ '‍ا‏ ‍ع‏ ‍ا‏  ‍ا‏  *

n > ) J ‍ن‏ ‍ا‏ a Ů? Ů‘Ů° ŮŽ 3Ů’ @Ů? ‍ ŮŽ Ů?؊‏O ŮŽ Ů? 9Ů? Ů? Ů? Ů?

ŮŽ ‍ Ů?ا ْا ŮŽ Ů’ ŮŽŘŞ اŮ? ْن‏3ŮŽ Ů‘ ŮŽ ŮŽ $ŮŽ ‍)س‏ 3 ‍ا‏ ŮŽ Ů? ‍ Ů?د‏6Ů’ 4Ů? iŮ‹ .ŮŽ Ů? )O Ů? Ů‘ â€ŤŮˆŮ†â€Ź ŮŽ 9 ‍) Ů?د‏vŮŽ Ů’ Ů? 3Ů’ JŮ? ﴞي٤﴿ 

94. Ey Peygamber! Allah katÄąnda Ăśzel ve imtiyazlÄą bir millet olduklarÄąnÄą, en bĂźyĂźk gĂźnahlarÄą iĹ&#x;leseler dahi


mutlaka cennete gideceklerini ve kendilerinden başka hiç kimsenin cennetlik olamayacağını iddia eden o Yahudilere de ki: “Eğer Allah katında ahiret yurdu ve cennet nimetleri, iddia ettiğiniz gibi başka hiç kimseye değil de sadece size ait ise ve bu iddianızda gerçekten samimi iseniz, o zaman ölümü arzu etsenize! Mademki Allah katında ayrıcalıklı bir yere sahipsiniz ve ölümden sonra sizleri ebedî cennet nimetleri bekliyor, o hâlde neden ölüm denilince ödünüz kopuyor? Ölümden sonra ebedî mutluluğun yalnız size ait olduğuna gerçekten inanmış olsaydınız, elem ve kederlerle dolu şu üç beş günlük dünya hayatına böyle sımsıkı sarılmazdınız. Allah katında


bu kadar deÄ&#x;erli olduklarÄą iddiasÄąnda bulunan insanlarÄąn dĂźnya hayatÄąna bĂśylesine bir tutkuyla baÄ&#x;lanmalarÄą ve ĂślĂźmden bu derece Ăźrkmeleri olacak Ĺ&#x;ey midir? â€?

ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů‘ Ů’ N‍ا‏  & ‍ا‏ n 4  9 )  2 ‍ا‏  2 ‍ا‏ ‍ه‏  3   & 6

â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů‘Ů? Ů° ‍ ŮŽŮˆâ€ŹL Ů’ C& Ů‘ Ů‹ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů’  ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? ŮŽ Ů‘ )2Ů? ŮŒ # @ŮŽ ŮŽ  Ů? )T ﴞيټ﴿ 

95. Fakat Yahudiler, elleriyle yaptÄąklarÄą kĂśtĂź iĹ&#x;lerden dolayÄą âhirette azap çekeceklerini çok iyi bildiklerinden, ĂślĂźmĂź asla arzu etmezler. Allah da zalimleri çok iyi bilmektedir. Oysa gerçek mĂźminler Allah adÄąna sĂśz sĂśyleme cĂźretinde bulunmaz, ilâhĂŽ nimetlerin sÄąrf kendilerine ĂśzgĂź olduÄ&#x;u iddia etmezler. Evet, cennete girmeyi kuvvetle Ăźmit ederler, fakat bunun gereÄ&#x;i olan dĂźrĂźstlĂźk, samimiyet ve fedakârlÄąÄ&#x;Äą or-


taya koymaktan da geri kalmazlar. Ä°ntihar etme anlamÄąnda ĂślĂźmĂź elbette arzu etmezler; fakat gerektiÄ&#x;inde seve seve ĂślĂźme koĹ&#x;masÄąnÄą da bilirler. Yahudilere gelince:

Ů° ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ 6ŮŽ 4Ů? ‍ Ů? ŘŠ ŮŽŮˆâ€Ź#Ů° q ?  @ŮŽ ‍)س‏ 3 ‍ا‏ ‍ؾ‏  q ‍ا‏  C >  m 

Ů‘ Ů‘ ŮŽ Ů’ Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů? ŮŽ ŮŽ Ů? ‍ا‏JŮŽ cŮ’ ‍ ا‏6ŮŽ &7 Ů‘ ‍ا‏

96. Sen onlarÄąn ĂślĂźmĂź arzu etmek Ĺ&#x;Ăśyle dursun, insanlar arasÄąnda hayata en dĂźĹ&#x;kĂźn, hatta âhirete inanmayan Ĺ&#x;u mĂźĹ&#x;riklerden bile daha tutkun olduklarÄąnÄą gĂśreceksin.

ŮŽ ŮŽ Ů? )4ŮŽ ‍ ŮŽŮˆâ€ŹiŮ? 3ŮŽ ŮŽ z ŮŽ Ů’ َ‍ Ů‘ ŮŽ Ů? ا‏MŮŽ &Ů? Ů’ ŮŽ Ů’ Ů? Ů? q ŮŽ ‍َ& ŮŽ Ů‘Ů?ŘŻ ا‏ Ů’ ŮŽ 7 M

‍ا‏ ŮŒ . 2ŮŽ N‍ا‏ Ů? Ů‘Ů° ‍ ŮŽŮˆâ€ŹLŮŽ ŮŽ Ů‘ MŮŽ &Ů? ‍اب اَ ْن‏ Ů? =Ů? qŮ’ =ŮŽ Ů? 2Ů? Ů? ŮŽ 6ŮŽ 4Ů? " q ﴞيٌ﴿ ‍ن‏SŮŽ Ů? ŮŽ MŮ’ &ŮŽ )ŮŽ 2Ů?


Onlardan her biri, kendisine binlerce yıl ömür verilmesini ister. Oysa ömürlerinin uzatılması, onları azaptan kurtaracak değildir. Hiç kuşkusuz Allah, yaptıkları her şeyi görmektedir ve cezasını da mutlaka verecektir.

CEBRAİL’E DÜŞMANLIK EDENLER Yahudiler, İsrail soyundan gelmeyen birine vahiy getirdiği için Cebrail’e düşmanlık beslediklerini ve bu yüzden Peygamber’e iman etmeyeceklerini söylüyorlardı. Cebrail’in, vahyi kendi istediği kimseye değil, Allah’ın emriyle ve ancak O’nun dilediği kimseye indirdiğini gayet iyi bildikleri hâlde, kibir, inat ve ırkçılık taassupları yüzünden bu sözü söylemişlerdi. Bunun üzerine, Cebrail’e


dĂźĹ&#x;manlÄąÄ&#x;Äąn Allah’a dĂźĹ&#x;manlÄąk anlamÄąna geldiÄ&#x;ini, bunun da ilâhĂŽ gazaba sebep olduÄ&#x;unu bildiren aĹ&#x;aÄ&#x;Äądaki âyetler nazil oldu:

ŮŽ | Ů’ mŮ? Ů? ‍) َن ŮŽ@ Ů? Â?ŮˆŘ§â€ŹJŮŽ 6Ů’ 4ŮŽ aŮ’ 9Ů? ?Ů° @ŮŽ "Ů? ŮŽ =ŮŽ Ů‘ >ŮŽ "Ů? >ŮŽ Ů‘ )Ů? $ŮŽ a&

ŮŽ Ů’ 2ŮŽ )ŮŽ Ů? )9Ů‹ Ů?Ů‘ .ŮŽ 4Ů? N‍ا‏ ‍ ŮŽ& ŮŽ Ů’& Ů?" ŮŽŮˆ Ů? Ů‹ى‏ Ů? Ů‘Ů° ‍ Ů?) Ů’Ř° Ů?ن‏2Ů? +ŮŽ Ů? Ů’ 9ŮŽ ŮŽ 3 4Ů? 5Ů’ Ů? Ů’ Ů? ‍ Ů°ى‏QŮ’ 2Ů? â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ﴞي٧﴿ 

97. Ey Muhammed! Son ilâhĂŽ vahyi kendi ÄąrklarÄąndan olmayan birine indirdi diye vahiy meleÄ&#x;i hakkÄąnda kĂśtĂź sĂśzler sĂśyleyen Yahudilere de ki: “Her kim, kendisinden Ăśnceki ilâhĂŽ vahiyleri onaylayan, inananlara yol gĂśsterici ve mĂźjde olan Kur’ân’Ĺ Allah’Ĺn izniyle senin kalbine indirdi diye Cebrail’e dĂźĹ&#x;manlÄąk beslerse, aslÄąnda doÄ&#x;rudan


ve bizzat Allah’a düşmanlık beslemiş olur.

 ٰ َ | ْ u َ َ ٰ َ a& ‫و‬ "   ‫ر‬ ‫و‬ "  * A  4 ‫و‬ N ‫ا‬ ‫و‬  @ ‫ن‬ ) J 6ْ 4َ ِ ِ ّ ُ    َ ِ َ ِ ُ َُ ِ ِ َ َ َ ْ َ َ * َ #4 ‫َو‬ ٰ ٌ ﴾٩٨﴿ 6َ & $ِ )* ِ ‫ َ@ ُ ّو‬N‫ا‬ َ ّ ‫ ِ) ّن‬$َ ‫)ل‬

98. “Şu hâlde, her kim Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, özellikle de iki seçkin melek olan Cebrail’e ve Mikail’e düşmanlık beslerse, şunu iyi bilsin ki, bu açıkça inkârcılıktır ve Allah da inkârcıların düşmanıdır!”

)Cَ 2ِ ُ 8ُ *ْ &َ )4َ ‫)ت َو‬ ٍ 3َ #ِّ 2َ ‫)ت‬ ٍ &َ ‫ ٰا‬+َ #ْ َ ِ‫) ا‬3َ ْ =َ >ْ َ‫َو َ َ ْ ا‬ َ ْ ّ َ ﴾٩٩﴿ ‫) ُ  َن‬ 8

‫ا‬ ' ِ‫ا‬ ِ

99. Ey şanlı Elçi! Gerçek şu ki, biz sana Cebrail aracılığıyla, insanlığı dünyada ve âhirette kurtuluşa ileten apaçık âyetler indirdik. O


âyetleri, ahlaksÄązlÄąk ve inkârcÄąlÄąk bataklÄąÄ&#x;Äąna saplanmÄąĹ&#x; olan fâsÄąklardan baĹ&#x;kasÄą inkâr etmez. Zaten Yahudiler, Ăśteden beri azgÄąnlÄąk, nankĂśrlĂźk ve isyankârlÄąÄ&#x;Äą âdet edinmiĹ&#x;lerdir. Nitekim:

Ů’a2ŮŽ L Ů’ CŮ? 3Ů’ 4Ů? xŮŒ & $ŮŽ ‍ Ů?ه‏7ŮŽ ŮŽ >ŮŽ ‍ Ů‹ا‏CŮ’ @ŮŽ ‍ Ů‘ ŮŽ ŮŽ) ŮŽ@) ŮŽ Ů?ŮˆŘ§â€ŹJŮ? ‍اَ ŮŽŮˆâ€Ź ﴞ٥٠٠﴿ ‍ َن‏3Ů? 4Ů? 5Ů’ &Ů? 'ŮŽ Ů’ Ů? Ů? Â?ŮŽ JŮ’ َ‍ا‏

100. Onlar ne zaman Allah ile veya insanlar ile bir antlaĹ&#x;ma yaptÄąlarsa, içlerinden bir grup her defasÄąnda antlaĹ&#x;maya ihanet edip onu bir kenara atmadÄą mÄą? AslÄąnda onlarÄąn çoÄ&#x;u, kendi kitaplarÄąna dahĂŽ inanmÄąyorlar. ŞÜyle ki:

ŮŒ Ů? ‍) ŮŽŘĄ Ů? Ů’ َع‏u  ŮŽ )ŮŽ Ů‘ ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź )ŮŽ Ů? ‍ Ů‘Ů? ŮŒŮ‚â€Ź.ŮŽ 4Ů? N‍ا‏ Ů? Ů‘Ů° Ů? 3Ů’ @Ů? 6Ů’ 4Ů? ‍ل‏ ŮŽ Ů’ Ů‘ Ů? ‍)ب‏  *

‍ا‏ ‍ا‏ G â€ŤŮˆâ€Ź ‍ا‏ 6 & 7

ŮŽ Ů? d ŮŽ  ‍ ا‏6ŮŽ 4Ů? xŮŒ & $ŮŽ 7ŮŽ ŮŽ >ŮŽ Ů’ CŮ? MŮŽ 4ŮŽ َ‘ Ů?


Ů° Ů?  ‍ ŮŽ Ů? َن‏MŮ’ &ŮŽ 'ŮŽ Ů’ CŮ? >ŮŽ Ů‘ ŮŽ)JŮŽ Ů’ Ů? ‍ع‏ C t ‍إ‏ ‍ا‏ ‍ع‏ â€ŤŮˆâ€Ź N‍ا‏ ‍)ب‏ Ů? Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ JŮ? Ů? Ů? ﴞ٥٠٥﴿

101. Allah tarafÄąndan onlara, ellerindeki Tevrat’Ĺn tahrif edilmemiĹ&#x; bĂślĂźmlerini onaylayan bir Peygamber gelince, kendilerine daha Ăśnce Kitap verilmiĹ&#x; olan bu insanlardan bazÄąlarÄą, sanki hakikati hiç bilmiyorlarmÄąĹ&#x; gibi Allah’Ĺn kitabÄąnÄą kaldÄąrÄąp arkalarÄąna atÄąverdiler. Tevrat’ta geleceÄ&#x;i mĂźjdelenen Son Peygamberi inkâr etmek suretiyle hem Tevrat’Ĺ hem de Kur’ân’Ĺ hiçe saymÄąĹ&#x; oldular. Allah’Ĺn kitabÄąnÄą atÄąnca da, onun yerini hurafe ve masallarla doldurdular:


SĂœLEYMAN PEYGAMBER ve SÄ°HÄ°R ŮŽ Ů‘ ‍ Ů’ Ů?ا‏GŮŽ )4ŮŽ ‍ا‏MŮ? ŮŽ GŮŽ Ů‘ â€ŤŮŽŮˆŘ§â€Ź Ů? b) +Ů? Ů’ 4Ů? ?Ů° @ŮŽ   #ŮŽ Q ‍ا‏ 6ŮŽ Ů° #Ů’ ŮŽ Ů?

102. Yahudiler, bir zamanlar SĂźleyman Peygamber’in egemenliÄ&#x;i altÄąnda esaret hayatÄą yaĹ&#x;ayan Ĺ&#x;eytanlarÄąn SĂźleyman’Ĺn peygamberlik ve hĂźkĂźmranlÄąÄ&#x;Äą aleyhinde uydurduklarÄą asÄąlsÄąz iddialarÄąn ardÄąna dĂźĹ&#x;tĂźler. SĂźleyman Peygamber, her tĂźrlĂź zulĂźm, azgÄąnlÄąk ve kĂśtĂźlĂźÄ&#x;Ăź yapan ve bu yĂźzden “Ĺ&#x;eytanâ€? diye nitelendirilen bu insan ve cin gruplarÄąnÄą sindirip egemenliÄ&#x;i altÄąnda almÄąĹ&#x;tÄą. SĂźleyman’Ĺ can dĂźĹ&#x;manÄą gĂśren bu Ĺ&#x;eytanlar, doÄ&#x;al olarak ona kim besliyor ve aleyhinde iftiralar


uyduruyorlardÄą. Daha sonraki Yahudiler, bu “Ĺ&#x;eytanlarÄąnâ€? telkiniyle SĂźleyman Peygamber hakkÄąnda çirkin iddialar ortaya atmÄąĹ&#x; ve bunlarÄąn bir kÄąsmÄąnÄą Tevrat’a da eklemiĹ&#x;lerdi. Bu iddialara gĂśre, SĂźleyman (as) gĂźya putlar adÄąna mabetler yaptÄąrmÄąĹ&#x; ve kendisi de o putlara taparak –hâĹ&#x;â– kâfir olmuĹ&#x;tur (Tevrat, 1. Krallar, 11/1-10). Onlara gĂśre SĂźleyman bir peygamber deÄ&#x;il, bĂźtĂźn kudret ve saltanatÄąnÄą sihir yoluyla elde eden ve hatta zaman zaman putlara tapan bir gĂźnahkârdÄą.

Ů° ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů‘ 6ŮŽ Ů‘ * ŮŽ b) ŮŽ ‍ Ů?ŮˆŘ§â€Ź8ŮŽ JŮŽ 

â€ŤŮˆâ€Ź 6  #    8 J )4ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů’ Ů°  #ŮŽ Q ‍ا‏ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů?

Oysa SĂźleyman asla kâfir olmamÄąĹ&#x;tÄą. ÇßnkĂź o ne sihirle meĹ&#x;gul olmuĹ&#x;, ne de putlara tapmÄąĹ&#x;tÄą. Fakat asÄąl o Ĺ&#x;eytanlar, Allah’a ve Pey-


gamberlerine karĹ&#x;Äą gelerek kâfir olmuĹ&#x;lardÄą. ŞÜyle ki:

Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ‍) اŮ? Ů’> Ů?= ŮŽŮ„ ŮŽ@ ŮŽ? ْا‏4ŮŽ ‍ َ‘ ŮŽŮˆâ€ŹDŮ’ [ ‍ا‏ Ů’Ů? * ŮŽ ŮŽ  ‍)س‏ 3 ‍ا‏ ‍ن‏    Ů‘ ŮŽ Ů? Ů? MŮŽ &Ů? Ů?Ů‘ â€ŤŮˆŘŞâ€Ź ŮŽL ‍) Ů?ع‏4ŮŽ â€ŤŮˆŘŞ ŮŽŮˆâ€Ź ŮŽ ‍ ŮŽ ) Ů?ع‏aŮŽ 2Ů? ) ŮŽ 2Ů?

O Ĺ&#x;eytanlar, insanlara bĂźyĂźcĂźlĂźÄ&#x;Ăź ve Babil’de HârĂťt ile MârĂťt adÄąndaki iki melek aracÄąlÄąÄ&#x;Äą ile indirilen vahye dayalÄą bilgi ve becerileri ĂśÄ&#x;retiyorlardÄą. SĂźleyman Peygamberden sonra Ä°srailoÄ&#x;ullarÄą Babil Ĺ&#x;ehrine sĂźrgĂźn edildiklerinde, HârĂťt ve MârĂťt adÄąndaki iki melek aracÄąlÄąÄ&#x;Äąyla onlara birtakÄąm bilgi ve beceriler ĂśÄ&#x;retilmiĹ&#x;ti. Fakat peygamberlere karĹ&#x;Äą gizli ĂśrgĂźtler halinde faaliyet gĂśsteren ve gerek Ĺ&#x;eytana tapanlarÄąn, gerek mason teĹ&#x;kilatlarÄąnÄąn ilk nĂźvesini oluĹ&#x;turan bir grup Yahudi, kendilerini esaretten kurtarmak Ăźze-


re gÜnderilen bu bilgileri sihir malzemesi hâline getirerek kÜtß emellerine alet ediyorlardĹ.

 Ů‘ ŮŽ Ů? &ŮŽ ?Ů‘Ů° q ŮŽ ŮŽ 6Ů? DŮ’ >ŮŽ )ŮŽ >Ů‘ Ů?‍' ا‏  q ‍ا‏ 6 4 ‍)ن‏   Ů’ Ů? ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? ŮŽ Ů? MŮŽ &Ů? )4ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź L Ů’ 8Ů? *Ů’ GŮŽ jŮŽ $ŮŽ iŮŒ 3ŮŽ Ů’ $Ů?

Oysa HârĂťt ve MârĂťt, onlara bu bilgileri aktarÄąrken: “Ey Ä°srailoÄ&#x;lu! Sana ĂśÄ&#x;rettiÄ&#x;imiz bu bilgiler iki tarafÄą keskin kÄąlĹç gibidir; iyilikte de kullanÄąlabilir kĂśtĂźlĂźkte de. O hâlde dikkat et, biz ancak bir imtihan aracÄąyÄąz, sakÄąn ĂśÄ&#x;rendiklerini sihir amacÄąyla kullanÄąp da kâfir olma!â€? demedikçe hiç kimseye bir Ĺ&#x;ey ĂśÄ&#x;retmezlerdi. Ă–Ä&#x;rettiklerini de, ancak zalimlere karĹ&#x;Äą kendilerini savunmalarÄą için onlara ĂśÄ&#x;retiyorlardÄą.


ŮŽ Ů’ Ů’ ŮŽ 2ŮŽ " 2Ů? ‍ َن‏9Ů? Ů?Ů‘ 8ŮŽ &Ů? )4ŮŽ )ŮŽ CŮ? 3Ů’ 4Ů? ‍ Ů‘ Ů? َن‏MŮŽ ŮŽ #ŮŽ $ŮŽ ‍ ا ŮŽ Ů’ Ů?إ‏ "L  u Ů? â€ŤŮŽŮˆ َز Ů’Ůˆâ€Ź

Ama Yahudiler arasÄąndaki o Ĺ&#x;eytanlar, bu iki melekten, erkekle karÄąsÄąnÄąn arasÄąnÄą ayÄąracak tĂźrden bĂźyĂźlere malzeme yapabilecekleri Ĺ&#x;eyleri ĂśÄ&#x;reniyorlardÄą.

ŮŽ ŮŽŮŽ ‍ ا‏6Ů’ 4Ů? " 2Ů? 6ŮŽ &‍)  ّع‏k Ů°N‍ا‏  ŮŽ 2Ů? Ů’ Ů? )4ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů’ Ů?L Ů‘ ‍ Ů?)Ř° Ů?ن‏2Ů? 'Ů‘ Ů?‍ Ů? ا‏q

Gerçi Allah’Ĺn izni olmadÄąkça, onlar ĂśÄ&#x;rendikleri bu sihir ile hiç kimseye zarar verecek de deÄ&#x;illerdi. Kara bĂźyĂź denilen o yaptÄąklarÄą sihir gerçekte insanlara tesir edecek, zarar verecek deÄ&#x;ildi. Fakat onlar bunu zarar vermek amacÄąyla yaptÄąklarÄą için gĂźnahkâr oluyorlardÄą.

ŮŽ Ů‘ ŮŽ ŮŽ L Ů’ CŮ? MŮ? 8ŮŽ 3Ů’ &ŮŽ '‍ Ů‘Ů? Ů? Ů’ ŮŽŮˆâ€Źk & ) 4 ‍ن‏    Ů? ŮŽ ŮŽ Ů? MŮŽ ŮŽ &ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź


Nitekim onlar, meleklerin ĂśÄ&#x;rettiÄ&#x;i bu gĂźzel bilgilerden kendilerine fayda verecek olanlarÄą deÄ&#x;il, zarar verecek olanlarÄą ĂśÄ&#x;reniyorlardÄą. Yani bu bilgileri iyilik amacÄąyla deÄ&#x;il, kĂśtĂźlĂźk amacÄąyla kullanÄąyorlardÄą.

Ů’ Ů° ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů° ŮŽ Ů’ Ů’ 6Ů’ 4Ů? ‍ ŮŽ Ů?؊‏O '‍ا‏ _ $ "

) 4 " & l c‍ا‏ 6 

‍ا‏   @ 

â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů? Ů? Ů? ŮŽ Ů? Ů? Ů?ŮŽ Ů? ŮŽ ŮŽ ‍ق‏ j ŮŽ Â’Ů? O

Gerçek Ĺ&#x;u ki, bĂśyle bir çĹkar alÄąĹ&#x;veriĹ&#x;inde bulunarak imanlarÄąnÄą kaybetme pahasÄąna sihirle uÄ&#x;raĹ&#x;anlarÄąn, Ăśzellikle de, Ä°slâm’a ve MĂźslĂźmanlara karĹ&#x;Äą Ĺ&#x;eytani taktiklerle, yÄąkÄącÄą propagandalarla savaĹ&#x; açanlarÄąn, âhiretten yana bir nasiplerinin olmadÄąÄ&#x;ÄąnÄą pekâlâ biliyorlardÄą.


Ů’ ŮŽ Ů’ ‍ ŮŽ Ů? َن‏MŮ’ &ŮŽ ‍) Ů?>ا‏JŮŽ Ů’ ŮŽ L Ů’ CŮ? [ 8 > ‍ا‏ " 2 ‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź  c ) 4 „ A Ů?  ŮŽ  Ů? Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ŮŽ ﴞ٥٠٢﴿

VicdanlarÄąnÄą ne kĂśtĂź bir Ĺ&#x;ey karĹ&#x;ÄąlÄąÄ&#x;Äąnda sattÄąlar, neler kaybettikle12 rini bir bilselerdi.

Ů° ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů° ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů’LŮŒ O ŮŒ Ů’  N‍ا‏  3 @ 6 4 i 2  p 

‍ا‏  G ‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź ‍ا‏ 3 4 ‍ا‏  C > ‍ا‏ 

â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů? Ů‘ Ů? Ů‘ Ů‘ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů’ Ů’ Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů? ﴞ٥٠٣﴿ ‍ن‏SŮŽ Ů? ŮŽ MŮ’ &ŮŽ ‍) Ů?>ا‏JŮŽ Ů’ ŮŽ

103. Gerek SĂźleyman’a baĹ&#x;kaldÄąran Ăśnceki inkârcÄąlar, gerekse Son 12

Bu âyetlerde sĂśzĂź edilen ve haram olduÄ&#x;u bildirilen sihir, “kara bĂźyĂźâ€? olarak nitelendirilen ve insanlara zarar vermek amacÄąyla yapÄąlan sihir olmalÄądÄąr. BirtakÄąm hileli yĂśntemlerle veya hipnoz, el çabukluÄ&#x;u gibi maharetlerle insanlarÄą eÄ&#x;lendirmek amacÄąyla yapÄąlan ve daha çok hokkabazlÄąk adÄąyla bilinen sihir bundan farklÄądÄąr. Allah'Äąn irade ve kudreti ĂźstĂźnde iĹ&#x;ler baĹ&#x;arabilme iddiasÄą taĹ&#x;Äąmayan bu tĂźr “bĂźyĂźcĂźlĂźkâ€? faaliyetleri boĹ&#x; ve lĂźzumsuz iĹ&#x;ler olmasÄą yĂśnĂźyle mekruh sayÄąlsa da, – Allahu a’lem–haram olarak nitelendirilemez.


Elçiye karşı amansız bir muhalefet yürüten Medineli Yahudiler, gerekse kıyamete kadar İslâm’a karşı mücadele bayrağı açacak olan kâfirler, şayet Allah’a, âhiret gününe ve Allah’ın gönderdiği âyetlere iman edip inkârcılıktan, zulümden, büyücülükten, cincilikten sakınmış olsalardı, Allah tarafından verilecek ödül, kendileri için bu dünyada kazandıklarından çok daha iyi olacaktı; bir bilselerdi!

“RÂİN” DEĞİL, “UNZURN” DEYİN! Süleyman Peygambere en ağır iftiraları atmaktan çekinmeyen Yahudiler, Son Elçi’ye karşı da aynı inkârcı tutumu sergilediler. Şöyle ki, müminler Peygamber’e bir şey söylemek istediklerinde, ona “Râinâ” diye ses-


lenirlerdi. “Bizi gözet” anlamına gelen bu kelime, günlük dilde “Lütfen bir dakika bakar mısın?” anlamında kullanılırdı. Peygamber’in yüzüne karşı görünüşte saygılı davranan, fakat ona gizlice zarar vermek için ellerinden geleni yapmaktan geri kalmayan Yahudiler, bu kelime ile hakaret anlamı kasdederek Rasulullah’a hitap etmeye başladılar. Şöyle ki, “Râinâ” kelimesi Arapçada “kibirli ve cahil insan” anlamına da geliyordu. Ayrıca İbranicede buna benzer “Dinle, dinlemez olasıca!” anlamına gelen bir kelime vardı. Yine bu kelime, ufak bir dil sürçmesi ile “Bizim çobanımız” anlamına gelen “Râînâ”ya da dönüştürülebiliyordu. İşte Yahudiler, kelimeyi bu tür hakaret anlamları içerecek tarzda telaffuz


etmeye baĹ&#x;ladÄąlar. Bunun Ăźzerine, “Râinââ€? kelimesi yerine, aynÄą anlama gelen ve hiçbir suistimale meydan vermeyen “Unzurnââ€? (bize bak, bizi gĂśzet) kelimesini kullanmalarÄą hususunda mĂźminleri uyaran ve bu tĂźr kelime oyunlarÄąyla Ä°slam’Ĺ ve Peygamber’i alay konusu edinenlerin akÄąbetinin cehennem olduÄ&#x;unu bildiren aĹ&#x;aÄ&#x;Äądaki âyet nazil oldu:

ŮŽ Ů° ŮŽ Ů? Ů? ‍ ا‏9Ů? ‍) ŮŽŮˆâ€Ź3ŮŽ @Ů? ‍ Ů?  ا َعا‏GŮŽ ' ‍ا‏3Ů? 4ŮŽ ‍ ا‏6ŮŽ &7 Ů‘ ‍) ا‏CŮŽ &Ů?Ů‘ َ‍َ&) ا‏ Ů’ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů’ ŮŒ #  َ‍اب ا‏ 7 @ 6 &  $ ) * 

â€ŤŮˆâ€Ź ‍ا‏ M  ‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź ) >  T > ‍ا‏ ŮŽ Ů’ Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? ŮŒ Ů?  L ﴞ٥٠٤﴿

104. Ey iman edenler! Peygambere seslenirken “Râinââ€? demeyin, bunun yerine, aynÄą anlama gelen baĹ&#x;ka bir kelime kullanarak “Unzurnââ€? deyin ve size emredileni


doğru anlamak için iyi dinleyin. Allah’ın emrine başkaldıran veya Elçisi ile alay etmeye kalkışanlara gelince, inkârcılar için cehennemde elem verici, can yakıcı bir azap vardır. O hâlde ey müminler! Kötü niyetli kimseler tarafından kirletilmiş, içi boşaltılmış kelime ve kavramları kullanmamalı, bunun yerine, meramınızı daha net ve güzel biçimde ifade edecek, hiçbir suistimale meydan vermeyecek kelime ve kavramlar kullanmalısınız. Esasen iyi bir anlama sahip olsa bile, kötü niyetli insanlar tarafından farklı anlamlara çekilebilen kaypak kelimelerden uzak durmalısınız. Örneğin, “iman ve inanç birliği” anlamına gelen “milliyetçilik” kelimesi zamanla yozlaştırılarak “belli bir ırkın menfaatlerini


korumaâ€? anlamÄąnda kullanÄąlmaya baĹ&#x;lamÄąĹ&#x;sa, artÄąk bu kelimede Äąsrar etmemeli, onun yerine, â€œĂźmmet birliÄ&#x;iâ€? veya “inanç birlikteliÄ&#x;iâ€? gibi yeni bir kavram oluĹ&#x;turmalÄąsÄąnÄąz. Bu inkârcÄąlar niçin mĂźminlere bu derece kin besliyorlar derseniz, bunun asÄąl sebebi Ĺ&#x;udur:

ŮŽ Ů’ Ů‘ ŮŽ'‍)ب ŮŽŮˆâ€Ź ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů’  *

‍ا‏ a ‍ا‏ 6 4 â€ŤŮˆŘ§â€Ź  8 J 6 & 7

‍) ŮŽ& ŮŽ Ů‘Ů?ŘŻ ا‏4ŮŽ ŮŽ Ů’  ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů? Ů? ŮŽ Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů‘ Ů?L Ů’ *2Ů?Ů‘ ‍ َع‏6Ů’ 4Ů?  Ů? ŮŽ Ů’ ŮŽ Ů’Ů? O Ů’ 6 4  * #  @ ‍ل‏ ‹ & ‍ن‏ ‍ا‏  J  Q 

‍ا‏ ŮŽ Ů’ Ů? Ů’ Ů’ ŮŽ  Ů? Ů? Ů?

105. Ey mĂźminler! Gerek Kitap Ehli gerek mĂźĹ&#x;rikler olsun, hiçbir kâfir, size Rabb’inizden bir hayrÄąn indirilmesini istemez. Gerek Allah’a ve ahiret gĂźnĂźne inandÄąklarÄąnÄą iddia eden Yahudi ve Hristiyanlar olsun, gerekse ĂślĂźm Ăśtesi hayatÄą, peygamberliÄ&#x;i ve kutsal kitaplarÄą kĂśkten inkâr eden mĂźĹ&#x;rikler olsun,


kâfirlerden hiçbiri, Rabb’iniz tarafÄąndan size kitap ve vahiy gĂśnderilmesini istemez. Ä°lâhĂŽ emirlere boyun eÄ&#x;en bir toplumun Allah tarafÄąndan seçilip gĂśrevlendirilmesi onlarÄą rahatsÄąz eder. MĂźminler kervanÄąna katÄąlÄąp bu onuru sizinle paylaĹ&#x;mak yerine, ahmakça bir haset duygusuna kapÄąlarak sizin de onlar gibi haktan sapÄąp dalâlete dĂźĹ&#x;menizi isterler.

 ŮŽ &ŮŽ 6Ů’ 4ŮŽ " Ů? ŮŽ qŮ’ ŮŽ 2Ů? “ Ů?Ů‘ ŮŽ ZŮ’ &ŮŽ N‍ا‏ ‍ Ů?Ř°Ůˆâ€ŹN‍ا‏ Ů? Ů‘Ů° ‍إ ŮŽŮˆâ€ŹLŮ? )Q Ů? Ů‘Ů° â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů’ Ů’ ŮŽ Ů’ ﴞ٥٠ټ﴿ # T M

‍ا‏ a k 8

‍ا‏  ŮŽ Ů? Ů?

Oysa Allah, elçilik ve Ăśnderlik gĂśrevini yalnÄązca onu hak edenlere vererek lĂźtuf ve rahmetini dilediÄ&#x;ine bahĹ&#x;eder. Zira kimlerin bu nimetleri layÄąk olduÄ&#x;unu en iyi bilen O’dur. Hiç kuĹ&#x;kusuz Allah, sonsuz lĂźtuf sahibidir.


Kaldı ki, Son Elçi’nin getirdiği şeriat, zaten öncekilerin özü, esası ve zirvesidir:

ÖNCEKİ ŞERİATLERİN DEĞİŞMESİ Yahudiler, İslâm inancının özü hakkında müminlerin zihinlerinde şüphe uyandırmak amacıyla şöyle diyorlardı: “Kur'an hem önceki kitapların Allah tarafından gönderildiğini söylüyor, hem de o kitaplarda bulunan bazı hükümleri değiştirip yeni hükümler ortaya koyuyor. Nasıl olur da aynı Allah, farklı zamanlarda farklı emirler verir? Allah'ın hükümlerinde iptal ve değiştirilme söz konusu olabilir mi? Allah hiç kendi yaptığını bozar, söylediğini geri alır mı? Verdiği hükümden, koyduğu kanundan vaz-


geçer mi? Elbette böyle bir şey olamaz. Şu halde, Yahudi şeriatinde yer alan her hüküm en ince ayrıntısına kadar ebediyen geçerlidir ve bunlara aykırı hükümler veren Kur'an, Allah’ın kelamı olamaz!” İşte Yahudilerin bu itirazlarına cevaben, aşağıdaki âyetler nazil oldu:

ٰ َ ٍْ Zَ 2ِ ‫) َ> ْ) ِت‬Cَ [ ْ ‫) اَ ْو‬Cَ 3ْ 4ِ  3 > ‫و‬ ‫ا‬ i & ‫ا‬ 6ْ 4ِ ”ْ [ ْ ٍ ُ َ َ 3ْ >َ )4َ ِ )L Cَ ِ pْ 4ِ

106. Biz önceki ümmetlere gönderdiğimiz kutsal kitaplardaki bazı geçici toplumsal–hukukî düzenlemeleri içeren herhangi bir âyeti, değişen şartlara uygun olarak yürürlükten kaldırır veya zamanın çarkları arasında yok ederek unutturur isek, mutlaka ondan daha iyisini


veya en azÄąndan onun bir benzerini gĂśndeririz.

ŮŽ Ů° Ů‘ Ů° Ů? ŮŽ ﴞ٥٠ٌ﴿ ŮŒ & 9 ‍ Ů’_ Ů?إ‏cŮŽ aŮ? J ?@ŮŽ N‍ا‏ ŮŽ Ů‘ ‍ ŮŽ Ů’ اَ ّن‏MŮ’ GŮŽ Ů’ ŮŽ َ‍ا‏

Ă–yle ya, Allah kendi mesajÄąnÄą korumayacak mÄą sanÄąyordun? Allah’Ĺn her Ĺ&#x;eye kadir olduÄ&#x;unu bilmez misin?

ŮŽ Ů’ Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů° Ů? ŮŽ Ů‘ )4ŮŽ ‍؜ ŮŽŮˆâ€Ź ‍ع‏ '‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź ‍ات‏   [ ‍ا‏ +  4 "

N‍ا‏ ‍ن‏ ‍ا‏   M G 

‍ا‏ Ů‘ ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů’ Ů’ Ů? Ů° ŮŽ ŮŽ Ů‘ Ů? Ů? LŮ? ŮŽ ŮŽ Ů° Ů? ﴞ٥٠٧﴿  . > ' â€ŤŮˆâ€Ź _

â€ŤŮˆâ€Ź 6 4 N‍ا‏ â€ŤŮˆŮ†â€Ź ‍د‏ 6 4  *

Ů? Ů‘ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů’ Ů? ŮŽ Ů?Ů‘ Ů? ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů? 

107. Yine bilmez misin ki, gĂśklerin ve yerin hĂźkĂźmranlÄąÄ&#x;Äą sadece Allah’ĹndÄąr? BĂśyle bir Allah nelere kadir olamaz, nelere gßç yetiremez ki? Ve yine bilmez misin ki, sizin bu âlemde Allah’tan baĹ&#x;ka dostunuz, Allah’tan baĹ&#x;ka koruyucunuz ve yardÄąmcÄąnÄąz yoktur. Yoksa siz, bu gĂśklerde ve yerde baĹ&#x;ka bir yĂśneti-


cinin, başka bir kural koyucunun hükümran olduğunu mu sanıyorsunuz? Hayır; mülk (mutlak hükümranlık ve egemenlik) O’nun, hüküm O’nundur. Kâinat O'nun, söz O'nundur. Mülk Allah’ın olduğu için yasayı koymak veya yürürlükten kaldırmak, yani mülkünde dilediği gibi tasarruf etmek de O’nun hakkıdır. Cenab-ı Allah’ın, varlık âleminde bugün yarattığını yarın yok etmesi veya farklı bir varlığa dönüştürmesi nasıl yadırganmıyor ve “Madem Allah bunu yarattı, o halde neden yok ediyor?” denmiyorsa, şeriate ait âlemde de farklı zaman ve zeminler için farklı hükümler vermesi garipsenmemelidir. Bu Allah’ın ilim ve iradesinde haşa bir noksanlık değil,


tam tersine, ilâhî hikmet ve rahmetin en parlak tecellisidir. Baksana bu muhteşem hükümranlığa, bu nihayetsiz mülk ve saltanata! Bu âlemde her an neler yapılıyor, neler yıkılıyor; ne oluşumlar, ne yok oluşlar yaşanıyor; ne kudretler ortaya çıkarılıyor görmez misin? Allah’ın kâinata egemen kıldığı ilâhî yasalar uyarınca, yıkılanların yerine peyderpey yenilerinin geldiğini, tekamül ve seleksiyon (doğal ayıklanma) kurallarıyla daha iyilerinin ortaya konduğunu görmez misin? Böyle bir sonsuz kudretin sahibi olan Allah, şeriat ve hukuk âleminde niçin bir hükmü yürürlükten kaldırıp onun yerine daha iyisini, daha hayırlısını, en azından onun bir dengini koymasın? Niçin daha önce gönderdiği Tevrat ve


İncil'in bazı hükümlerini değiştiren yeni bir kitap, yeni bir şeriat göndermesin? Bilakis, her zamanın, her mekânın, her ortamın durum ve şartlarına uygulanabilen, sebepler ve maslahatlar çerçevesinde hem kalıcılık ve hem de değişkenlik özelliklerini taşıyan hükümler koymak bizatihi ilim, hikmet ve adaletin ta kendisidir. Nitekim önceki kutsal kitapları genel anlamda onaylayan bu Kur’ân, hem bu kitaplarda yapılan tahrifatı düzelterek hem de insanlığın gelişim sürecine ve sosyal şartlarının değişimine uygun olarak bazı emirleri, hükümleri ve yükümlülükleri değiştirerek kıyamete kadar geçerli olacak en son ve en mükemmel hayat sistemini ortaya koymuştur. Örneğin


Yahudi Ĺ&#x;eriatÄąnda yer alan Cumartesi yasaÄ&#x;ÄąnÄą kaldÄąrmÄąĹ&#x;, onlara haram kÄąlÄąnan bazÄą yiyecekleri helal kÄąlmÄąĹ&#x;, kÄąblenin yĂśnĂźnĂź Mescid-i Aksa’dan Mescid-i Haram’a çevirmiĹ&#x;, Ăśnceki Ăźmmetlere yasaklanan ganimeti helal kÄąlmÄąĹ&#x; ve daha Ăśnceki Ĺ&#x;erĂŽatlerde bulunmayan birçok yeni hĂźkĂźm getirmiĹ&#x;tir. Nitekim Musa ve Yakup Peygamberler zamanÄąnda Ĺ&#x;ekillenmeye baĹ&#x;layan Yahudi Ĺ&#x;eriati de Ăśnceki Ĺ&#x;eriatÄą yĂźrĂźrlĂźkten kaldÄąrarak yeni hĂźkĂźmler getirmiĹ&#x;ti.

Ů? ŮŽ Ů? ‍ Ů’[ َŠ Ů?ا َع‏GŮŽ ‍ & Ů?Ůˆ َن اَ ْن‏GŮ? ‍اَ ْم‏ aŮŽ AŮ? Ů? )ŮŽ JŮŽ Ů’ * aLŮ? Ů’ 9ŮŽ 6Ů’ 4Ů? ? Ů° 4Ů?

108. Yoksa ey insanlar, vaktiyle Yahudilerin Musa’yĹ sorguya çektikleri gibi, siz de Peygamberinizi


olur olmaz isteklerde bulunarak sorguya mı çekeceksiniz? Yahudiler, neredeyse verdiği her emirde Musa’ya itiraz etmiş, ancak uzun tartışmalardan sonra bu emirleri yerine getirmişlerdi. Hatta “Ey Musa, bize Allah’ı açıkça göstermedikçe sana asla inanmayacağız!” (Nisa, 4/153) diyecek kadar ileri gitmişlerdi. İnek kurban etme meselesinde de sonuna kadar ayak diretmiş, nihayet helak olacaklarını anlayınca emri zoraki yerine getirmişlerdi (Bakara, 2/67-73). O halde ey Ümmet-i Muhammed! Sakın siz de bugün nesh (önceki şeriatlerin değiştirilmesi) ve benzeri hususlarda Yahudilerin aldatıcı propagandalarına kanıp da, onların Musa Peygambere gösterdikleri küstahça tavrı Son El-


çi’ye gÜstermeye kalkmayĹn. Şunu iyi bilin ki:

ŮŽ Ů’ Ů’ ŮŽ Ů?  Ů’ ‍ ŮŽ ŮŽا َإ‏aŮ‘ ] & ') 2  8 *

‍ا‏ ‍ل‏  ŮŽ Ů’ ŮŽ $ŮŽ ‍)ن‏  Ů? ŮŽ Ů? Ů‘ ŮŽ ŮŽ &ŮŽ 6Ů’ 4ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů? ŮŽ ŮŽ ﴞ٥٠٨﴿ a#

[ ‍ا‏  Ů? Ů‘

Hak ve hakikat apaçĹk ortadayken, her kim Peygamber’e karĹ&#x;Äą bĂśyle kĂźstahça ve ahmakça itirazlarÄą yĂźzĂźnden imanÄą inkâr ile deÄ&#x;iĹ&#x;tirirse, yani imandan yĂźz çevirip inkâra yĂśnelirse, dĂźmdĂźz yolda sapmÄąĹ&#x; demektir. SanmayÄąn ki Yahudi ve Hristiyanlar, yeterince ikna olamadÄąklarÄą için hakkÄą inkâr ediyorlar. Tam aksine:


YAHUDÄ°LERÄ°N Ä°NKĂ‚R SEBEBÄ° Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? >ŮŽ ‍)ب ŮŽ Ů’ ŮŽ& Ů? Ů‘Ů?ŘŻŮˆâ€Ź Ů’ Ů? MŮ’ 2ŮŽ 6Ů’ 4Ů? Ů’ *  *

‍ا‏ a ‍ا‏ 6 4  p J ‍د‏ â€ŤŮˆâ€Ź Ů‘ ŮŽ Ů’ ŮŒ  ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů? ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů‘ Ů’ Ů’ 6Ů’ 4Ů? Ů’ CŮ? [ 8 > ‍ا‏  3 @ 6 4 ‍ا‏  [ q ‍ا‏ ‍ع‏ ) 8 J  * > ) & ‍ا‏  Ů? Ů‹ Ů’ Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů? Ů‹ Ů?  ŮŽ Ů’ ŮŽ ŮŽ xŮ?Ů‘ DŮŽ ‍ Ů? ا‏CŮ? Ů‘ ŮŽ GŮŽ )4ŮŽ Ů? MŮ’ 2ŮŽ

109. . Ey mßminler! Kitap Ehli’nden birçoklarĹ, kendilerine hak ve hakikat apaçĹk belli olduktan sonra, sĹrf içlerindeki kin ve haset yßzßnden, iman etmenizden sonra sizi yeniden inkâra dÜndßrmek isterler.

ŮŽ Ů°N‍ا‏ Ů‘Ů? Ů° _ŮŽ GŮ? )Ů’ &ŮŽ ?Ů‘Ů° q ŮŽ Ů‘ ‍ه اŮ? ّن‏L  Ů? 4Ů’ ŮŽ)2Ů? N‍ا‏ Ů’ ‍ا ŮŽŮˆâ€Ź8Ů? @) Ů’ $ŮŽ ŮŽ ‍ا‏DŮ? 8ŮŽ v‍ا‏ ﴞ٥٠ي﴿ ŮŒ & 9ŮŽ ‍ Ů’_ Ů?إ‏cŮŽ aŮ?Ů‘ JŮ? ?Ů° @ŮŽ

Buna karĹ&#x;ÄąlÄąk siz, içinde bulunduÄ&#x;unuz Ĺ&#x;artlar deÄ&#x;iĹ&#x;ip de Allah size yeni çĹkÄąĹ&#x; yollarÄą açarak bir sonraki


emrini gĂśnderinceye kadar onlarÄą baÄ&#x;ÄąĹ&#x;layÄąn, densizliklerine sabredin, çirkin ve incitici sĂśzlerine aldÄąrmayÄąn. OnlarÄąn size karĹ&#x;Äą dĂźĹ&#x;manlÄąklarÄą ve taĹ&#x;kÄąnlÄąklarÄą, dengenizi kaybedip onlarla tartÄąĹ&#x;manÄąza, kavga ve mĂźnakaĹ&#x;alara dalmanÄąza sebep olmasÄąn. Hiç kuĹ&#x;ku yok ki, Allah’Ĺn her Ĺ&#x;eye gĂźcĂź yeter.

ŮŽ ŮŽ Ů‘ ‍ا‏# ‍ا‏4Ů? Ů?Ů‘ ŮŽ GŮ? )4ŮŽ ‍؊ ŮŽŮˆâ€ŹLŮŽ JŮ° =ŮŽ Ů‘ ‍ا ا‏GŮ? ‍ Ů° ŮŽŘŠ ŮŽŮˆ ٰا‏. ‍ا‏ 9  Ů? â€ŤŮŽŮˆŘ§â€Ź

ŮŽ Ů? [ Ů’Ů? O Ů’ )ŮŽ 2Ů? N‍ا‏ 8 > ' Ů?L Ů‘Ů° ŮŽ 3Ů’ @Ů? ‍ Ů?Ůˆ Ů?ه‏mŮ? GŮŽ  Ů‘ŮŽ Ů° ‍ اŮ? Ů‘ َن‏N‍ا‏ Ů? ŮŽ 6Ů’ 4Ů? Ů’ * Ů? Ů? ﴞ٥٥٠﴿ ŮŒ . 2ŮŽ ‍ ŮŽ Ů? َن‏MŮ’ GŮŽ

110. Siz Ăźzerinize dĂźĹ&#x;eni hakkÄąyla yerine getirmeye çalÄąĹ&#x;Äąn. NamazÄą dosdoÄ&#x;ru kÄąlÄąn, zekâtÄą verin. Kendiniz için yapÄąp gĂśnderdiÄ&#x;iniz her iyiliÄ&#x;i, MahĹ&#x;er GĂźnĂź Allah’Ĺn huzurunda mutlaka gĂśreceksiniz.


Unutmayın ki, Allah yaptığınız her şeyi görmektedir.

KİMLER CENNETE GİREBİLİR? َ‫) َن ُ  ًدا ا ْو‬Jَ 6ْ 4َ 'َ ّ ِ‫ ا‬iَ 3َ ّ mَ ‫ ْا‬aَ O َ ْ  & 6

ْ ُ َ ‫) ُ ا‬9َ ‫َو‬ ‫ى‬L ‫)ر‬ ٰ .َ >َ

111. Önceki kutsal kitaplara inandıklarını öne sürenler, “Yahudi veya Hristiyan olanlardan başkası cennete giremeyecektir!” dediler. Yani Yahudiler de Hristiyanlar da, din adına uydurdukları bâtıl iddiaları kabul etmeyen ve gelenek hâline getirdikleri birtakım dinî formaliteleri yerine getirmeyen kimselerin —iman ve erdem sahibi olsalar bile— Allah’ın hoşnutluğunu kazanamayacağını, ebedî saadete ulaşamayacağını söylüyorlar.


ُ >َ ) َ ْ 2ُ ‫ا‬Gُ ) َ aْ 9ُ L ْ Cُ #ُّ >ِ )4َ َ‫ ا‬+َ ْ Gِ ْ ُ 3ْ Jُ ‫* ْ اِ ْن‬ َ 9 ‫) ِد‬vَ ﴾١١١﴿ 

Bu, onların kendi kuruntularıdır. Bu iddia, hem Yahudilerin hem Hristiyanların kendi kuruntularından, boş hayallerinden ve delilsiz, ispatsız iddialarından başka şey değildir. Onlara de ki: “Eğer doğru söylüyorsanız, kutsal kitaptan delilinizi getirin!”

ٰ َ َ ٰ ‫ ُ ُه‬uْ َ‫ َ ُ"  ا‬$َ 6ٌ [ D 4  ‫و‬ N " C u ‫و‬    ‫ا‬ 6 4 ?  ِ ِ ّ ِ ْ ُ َ ُ َ ُ َ ْ َ َ ْ ْ َ 2َ ‫ن‬Sَ >ُ =َ Dْ &َ ْ ُ 'َ ‫ ْ َو‬Cِ #ْ َ @َ ‫ ْ ٌف‬O َ 'َ ‫ َو‬h " 2ِّ ‫ َ َر‬3ْ @ِ ﴾١١٢﴿

112. Hayır, cennet ne Yahudilere mahsustur ne de Hristiyanlara! Zira Allah hiçbir topluma özel ve ayrıca-


lıklı muamele etmez. O’nun rızasını kazanıp ebedî kurtuluşa ulaşmanın bir tek ölçüsü vardır, o da şudur: Her kim ihlas ve samimiyetle yüzünü Allah’a teslim ederse, yani tüm ruhu ve benliğiyle yalnızca Allah’ın buyruklarına teslim olur ve bu teslimiyetin canlı şahidi olarak doğru, güzel ve yararlı davranışlar ortaya koyarsa, işte ona Rabb’inin katında hak ettiği mükâfatı mutlaka verilecektir. Böylelerine Hesap Gününde korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir. İşte bu vasıflara sahip olan kimselere Müslüman, bu dine de İslam denir. Bu dinden yüz çevirenlere gelince:

ْ َ َ َّ n ‫ء‬h ٍ _ْ cَ ?ٰ @َ ‫)رى‬ #

‫د‬  C #

‫ا‬ n

)9َ ‫َو‬ ْ ِ [ ِ ٰ .َ 3 ‫ا‬ َ ُ َُ


113. Yahudiler, “Hristiyanlar bir esas üzere değildirler. Onların iddia ettiği dini hiçbir temel dayanakları yoktur!” dediler.

َّ n ‫ء‬ ٍ _ْ cَ ?ٰ @َ ‫ ُد‬Cُ #َ ‫ ْا‬n ِ [ ِ َ )9َ ‫َو‬ ٰ .َ 3 ‫ا‬ َ #ْ َ ‫)رى‬ ْ ‫)ب‬  *

‫ا‬ َL َ ِ ‫َو ُ ْ َ& ْ ُ َن‬

Buna karşılık, onlara kızan bazı Hristiyanlar da, “Yahudiler bir esas üzere değildirler. Asıl onların hiçbir temel dayanakları yoktur!” dediler. Üstelik onlar, Yahudiliğin ve Hristiyanlığın iki ayrı din olamayacağını, her ikisinin de aynı kaynağa dayandığını anlatan Tevrat adındaki kitabı okuyorlar. Yahudilerin ve Hristiyanların kutsal kitap kabul ettikleri Tevrat, her iki grubun da bu iddialarının hakikate aykırı olduğuna şahittir. Zira birçok tahrifat, çarpıtma


ve hatta Ĺ&#x;irk unsuru ile iç içe geçmiĹ&#x; olmasÄąna raÄ&#x;men, her iki inanç sistemi de aslen vahiy kaynaklÄądÄąr ve içerisinde, MĂźslĂźmanlarÄąn da kabul edeceÄ&#x;i doÄ&#x;ru hĂźkĂźmler bulunmaktadÄąr.

ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ 9ŮŽ +ŮŽ Ů? 7Ů° JŮŽ  Ů’ CŮ? Ů? Ů’ 9ŮŽ apŮ’ 4Ů? ‍ Ů? َن‏MŮ’ &ŮŽ ' 6ŮŽ &7 Ů‘ ‍)Ů„ ا‏

Ä°lâhĂŽ vahiy ve peygamberlik hakkÄąnda bilgi sahibi olmayan mĂźĹ&#x;rik Araplar da onlarÄąn dediklerine benzer sĂśzler sĂśylediler. Vahiy bilgisinden yoksun olan mĂźĹ&#x;rik Araplar ve Budizm, Hinduizm, Ĺžintoizm, KonfßçyĂźsçßlĂźk, Taoizm gibi yeryĂźzĂźndeki diÄ&#x;er dinlere mensup olanlar da Yahudi ve HristiyanlarÄąn bu iddialarÄąna benzer iddialarda bulunmuĹ&#x;lardÄą. Onlar da hiçbir kanÄąta dayanmadan, kendilerinin mensup


olduğu din dışındaki dinlerin temelden bâtıl olduğunu ve hiçbir asla dayanmadığını söylüyorlardı. İşte Müslümanlar böyle olmamalı, öbür dinleri kökünden inkâr etmemelidirler. Bâtıl dinlerde dahi hak unsurların bulunabileceğini hesaba katmalı, bu hak unsurları kabul ve tasdik etmekten asla çekinmemelidirler. Söylediklerini akıl süzgecinden geçirerek söylemeli ve iddialarını daima aklî ve naklî delillere dayandırmalı, belgelerle isbat etmelidirler. Şunu da unutmamalıdırlar ki, en açık ve ikna edici deliller karşısında bile inatla direten, bâtıl önyargıların ve asılsız iddiaların peşinden körü körüne sürüklenen, fakat buna rağmen kendi tuttuğu yolun hak, diğerlerinin bâtıl ve cehennemlik olduğu-


nu iddia eden gruplar, cemaatler ve din mensuplarÄą her zaman olacaktÄąr.

Ů’ Ů° Ů? ‍) Ů?>ا‏JŮŽ )# $ i  #

‍ا‏ ‍م‏  &  C 3 # 2  * D & N) Ů‘ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů’ Ů’ Ů°  ŮŽ Ů? ŮŽ Ů? ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŽ Ů? ŮŽ Ů? $ŮŽ ﴞ٥٥٣﴿ ‍ َن‏8Ů? Ů? ŮŽ ZŮ’ &ŮŽ "Ů? #$

Fakat hak ehli ile bâtÄąl ehli arasÄąndaki anlaĹ&#x;mazlÄąklar ebediyete kadar sĂźrĂźp gidecek deÄ&#x;ildir. MahĹ&#x;er GĂźnĂź Allah, anlaĹ&#x;mazlÄąÄ&#x;a dĂźĹ&#x;tĂźkleri her hususta aralarÄąnda hĂźkmĂźnĂź verecektir. O gĂźn, bu dĂźnyada yalan ve Ĺ&#x;arlatanlÄąkla, baskÄą ve zorbalÄąkla ve daha akla hayale gelmez yollarla ortaya koyduklarÄą ve artÄąk kesinlik kazanmÄąĹ&#x;, hiç bozulmaz zannedilen haksÄąz hĂźkĂźmleri Allah iptal edecek ve bĂźtĂźn bu anlaĹ&#x;mazlÄąklarÄą nihaĂŽ hĂźkme baÄ&#x;layacaktÄąr. Onun için mĂźminler, inandÄąklarÄą hak yolda sabÄąr ve kararlÄąlÄąkla yĂźrĂźmeye


devam etmeli, fakat hak dini kabul etme hususunda hiç kimseyi zorlamamalı, şiddet ve baskı uygulamamalıdırlar. Başkalarının hakkına tecavüz etmedikleri sürece, her insanın kendi inanç ve kanaatini özgürce ifade etme ve ibadetlerini ifa etme hakkına saygı duymalıdırlar. İnanç özgürlüğünün en önemli göstergelerinden biri, insanların Allah’a kulluk ettikleri ibadet yerleridir:

ALLAH’IN MESCİTLERİ Miladi 70 yılında Romalılar, Hristiyanlarla birlikte Kudüs’e saldırarak Yahudileri kılıçtan geçirmişlerdi. Ayrıca Hz. Süleyman tarafından inşa edilen Beyt-i Makdis’i (Mescid-i Aksâ) tahrip etmiş, içine hayvan leşi atmışlardı. Aşağıdaki âyetler bu tarihi olaya atıfta bulunmakta ve iba-


det yerlerinin bĂśyle gĂźnahkâr kimselerin elinde deÄ&#x;il, Allah'tan korkanlarÄąn yĂśnetimi altÄąnda olmasÄą gerektiÄ&#x;ini bildirmektedir:

Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ )CŮŽ #$ ŮŽ JŮŽ 7Ů’ &Ů? ‍ اَ ْن‏N‍ا‏ [ 4 € 3 4 6  4   t Ů? Ů‘Ů° ŮŽ u) ŮŽ Ů’ Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? ‍ ا‏6Ů’ 4ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů? )L CŮŽ 2Ů? ‍ ŮŽا‏O ŮŽ _$ ?MŮ° ŮŽ ‍ا Ů? Ů?" ŮŽŮˆâ€Ź Ů’

114. Allah’Ĺn mescitlerinde O’nun adÄąnÄąn anÄąlmasÄąna engel olan ve içki, kumar, fuhuĹ&#x; gibi tĂźrlĂź ahlâksÄązlÄąklarÄą yaygÄąnlaĹ&#x;tÄąrarak camiye giden yollarÄą tÄąkayan, bĂśylece mescitlerin toplumsal etkinlikten yoksun, cemaatsiz ve iĹ&#x;levsiz kalmasÄąna sebep olarak buralarÄąn harap olmasÄą için çaba harcayan kimselerden daha zalim kim olabilir? Mescitleri harap eden bu zalimler, mĂźminleri kandÄąrmak için zaman


zaman mescitlere gidip orada boy gösteriyorlar.

 َ ٰ َ َ َ َ  َ 'ّ ِ‫ ُ َ ) ا‬O ْ َL 8 ƒِ )O َ ْ   & ‫ن‬ ‫ا‬  C

‫ن‬ ) J ) 4 + A

ْ ُ َ َ ِ B‫اُو‬ ُ

Oysa onların bu mescitlere, ancak müminlerin egemenliği altında ve korku içerisinde girmeleri gerekir. İbadet yerlerinde fesat çıkaran, mescitlerde Allah’ın adının anılmasını yasaklayan ve insanları ibadetten alıkoyan zalimler, yıkmaya çalıştıkları o mescitlere yanaşamamalı, el sürememeli, şayet girerlerse can korkusuyla titreye titreye girebilmelidirler.

ْ ٰ َ َ َ ُ ّ ْ ‫اب‬ 7 @ ‫ة‬  O '‫ا‬ _ $  C

‫و‬ ‫ي‬ = O ) # >  ‫ا‬ _ $  C

ْ ْ ْ َ َ َ َ ِ ِ ِ ُ ٌ ِ ِ ُ ٌ ﴾١١٤﴿ ٌ #T @َ


Onlara bu dünyada zillet ve perişanlık vardır; âhirette ise onların hakkı çetin bir azaptır. Beyt-i Makdis’i tahrip eden Romalılar hakkında nazil olan bu âyet, ibadet yerlerini tahrip eden, insanların özgürce ibadet etmesine engel olan bütün şer güçleri kapsamaktadır. Bu bakımdan, Peygamber (sav)’i ve Ashabı’nı Kâbe’yi ziyaretten alıkoyan Arap müşrikleri ve kıble değişikliğini hazmedemeyip Müslümanları Kâbe’ye yönelmekten engellemeye çalışan Hicaz Yahudileri de bu âyetin kapsamına girer. Ayrıca, İslam beldelerini talan edip mescitleri yakıp yıkan Haçlı Orduları ve bugün Irak’ta, Afganistan’da, Filistin’de ve dünyanın daha pek çok yerinde Müslümanları katleden, mes-


citleri tahrip eden kâfirler de bu âyetin kapsamÄą dâhilindedir. Kâfirler mescitleri yakÄąp yÄąksalar da, o mescitlerden alÄąkonulan ve Allah'a cidden ibadet etmek isteyen mĂźminler asla ĂźmitsizliÄ&#x;e kapÄąlmamalÄą, gerçekte hiçbir engelin MĂźslĂźman’Ĺ namazdan alÄąkoyamayacaÄ&#x;ÄąnÄą, çßnkĂź yeryĂźzĂźnĂźn tĂźmĂźyle mescit olduÄ&#x;unu unutmamalÄądÄąrlar:

Ů? ŮŽ "Ů? uŮ’ ‍ Ů‘ ŮŽŮˆâ€ŹpŮŽ $ŮŽ ‍ ŮŽ Ů‘ ا‏GŮ? )ŮŽ 3ŮŽ &Ů’ ŮŽ)$ŮŽ ‍ Ů? Ů?ب‏1Ů’ ŮŽ ‍ Ů? Ů?Ů‚ ŮŽŮˆ ْا‏QŮ’ ŮŽ ‍ ْا‏N Ů? Ů‘Ů° Ů? â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ŮŽ Ů° Ů° Ů‘ ﴞ٥٥ټ﴿ ŮŒ # @ŮŽ Â€ŮŒ ‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź N‍ا‏ ‍ن‏ ‍ا‏ N‍ا‏ Ů? Ů‘ Ů‘ ŮŽ Ů? ŮŽ Ů? L

115. DoÄ&#x;u da Allah’ĹndÄąr, batÄą da. Sadece mescitler deÄ&#x;il, doÄ&#x;usu ve batÄąsÄą ile yeryĂźzĂź bĂźtĂźn yĂśnleri ve istikametleriyle Allah'ÄąndÄąr. Bu bakÄąmdan, MĂźslĂźman için yeryĂźzĂź bĂźtĂźnĂźyle mescittir. Ä°badete elveriĹ&#x;li her yerde ve her durumda namazÄąnÄą


kÄąlabilir. Ĺžu hâlde, namazda hangi tarafa yĂśnelirseniz yĂśnelin, Allah’Ĺn yĂźzĂź, yani hoĹ&#x;nutluÄ&#x;u ve sevgisi oradadÄąr. KÄąble yĂśnĂźnĂź tespit edemediÄ&#x;iniz durumlarda, tahminĂŽ bir yĂśne yĂśnelerek namazÄąnÄązÄą kÄąlabilirsiniz. Hiç kuĹ&#x;ku yok ki, Allah’Ĺn kudret ve Ĺ&#x;efkati sÄąnÄąrsÄązdÄąr, O her Ĺ&#x;eyi bilendir. KullarÄąnÄąn kendisini nerede, ne zaman ve hangi niyetle zikrettiÄ&#x;ini çok iyi bilir.

ALLAH’I TAKDÄ°R EDEMEYENLER _$Ů? )4ŮŽ "Ů? ŮŽ aŮ’ 2ŮŽ "LŮ? >ŮŽ )DŮŽ Ů’ Ů?  ‍ ŮŽŮˆ ŮŽ Ů‹ا‏N‍ا‏ Ů? Ů‘Ů° 7ŮŽ ZŮŽ GŮŽ Ů‘ ‍) Ů? ا ا‏9ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ŮŒ Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽŮ‘ ŮŽ ŮŽ ﴞ٥٥ٌ﴿ ‍) Ů?> Ů?ن‏9 "Ů? aŮ‘ JŮ? ‍؜‏ ‍ع‏ '‍ا‏ Ů? ŮŽ Ů° [ ‍ا‏ Ů?L Ů’ ‍ات ŮŽŮˆâ€Ź

116. Ä°nkârcÄąlardan bazÄąlarÄą, “Allah çocuk edinmiĹ&#x;tir.â€? dediler. “Melekler Allah’Ĺn kÄązlarÄądÄąr.â€? diyen Arap


mĂźĹ&#x;rikleri, “HĂźrmĂźz ve Ehrimen Allah’Ĺn oÄ&#x;ullarÄądÄąr.â€? diyen Mecusiler ve Ăśzellikle de “İsa Mesih, Allah’Ĺn oÄ&#x;ludur.â€? diyen HÄąristiyanlar, Allah’a çocuk isnat ederek derin bir sapÄąklÄąÄ&#x;a dĂźĹ&#x;mĂźĹ&#x;lerdir. Çocuk edinmek eksiklikten, acizlikten kaynaklanÄąr. Zaten bĂźtĂźn sapÄąk inanç ve ideolojiler, Allah’Ĺn herhangi bir konuda yetersiz, âciz, muhtaç ve zayÄąf olduÄ&#x;u varsayÄąmÄąndan yola çĹkarlar. Oysa O, her tĂźrlĂź kusur ve noksanlÄąktan uzaktÄąr, yĂźcedir. Ă–yle ki, gĂśklerde ve yerde var olan her Ĺ&#x;ey O’nundur ve hepsi O’na boyun eÄ&#x;mektedir.

 Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů‘ €Ů? & 2ŮŽ )ŮŽ >Ů‘ )Ů? $ŮŽ ‍ Ů‹ا‏4Ů’ ‍ٰ ? ا‏k9ŮŽ ‍؜ ŮŽŮˆŘ§Ů? َذا‏ ‍ع‏ '‍ا‏ ‍ات ŮŽŮˆâ€Ź Ů’ Ů? ŮŽ Ů° [ ‍ا‏ Ů?L Ů? #ŮŽ $ŮŽ 6Ů’ JŮ? "Ů? ŮŽ ‍ل‏ Ů? Ů? &ŮŽ ﴞ٥٥٧﴿ ‍* Ů?ن‏


117. O, gĂśklerin ve yerin yaratÄącÄąsÄądÄąr. BĂźtĂźn mevcudatÄą yoktan var eden O’dur. Bir Ĺ&#x;eyi yaratmak isteyince, mesela bir çocuÄ&#x;un babasÄąz doÄ&#x;masÄąnÄą takdir edince, ona sadece “Ol!â€? der, o da hemen oluverir. Ä°Ĺ&#x;te Ä°sa Peygamber de bĂśyle babasÄąz yaratÄąlmÄąĹ&#x;tÄąr. Nitekim Allah ilk insanÄą da babasÄąz ve annesiz yaratmÄąĹ&#x;tÄą.

َ‍ ا Ů’Ůˆâ€ŹN‍ا‏ ŮŽ &Ů? 'ŮŽ Ů’ ŮŽ ‍ ŮŽ Ů? َن‏MŮ’ &ŮŽ 'ŮŽ 6ŮŽ &7 ŮŽ Ů‘ ‍)Ů„ ا‏ ŮŽ 9ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů°Ů? Ů‘ )3ŮŽ Ů? Ů?Ů‘ * iLŮŒ &ŮŽ ‍) ٰا‏3ŮŽ #G )Ů’ GŮŽ

118. MĂźĹ&#x;rikler arasÄąndan, ilâhĂŽ hikmet ve imtihan gerçeÄ&#x;ini kavrayamamÄąĹ&#x; bazÄą cahiller, “Allah mademki inanmamÄązÄą istiyor, Ăśyleyse peygamber ve kitap gĂśndereceÄ&#x;ine bizimle bizzat kendisi konuĹ&#x;sa veya bize hiçbir Ĺ&#x;ekilde itiraz edeme-


yeceğimiz bir mucize gönderse ya! Neden her birimize tek tek vahiy göndermiyor da, emir ve yasaklarını elçileri aracılığıyla bize iletiyor?” dediler.

َ َ َ 9َ +َ ِ 7ٰ Jَ L ْ Cِ ِ ْ 9َ apْ 4ِ ْ Cِ ِ ْ 9َ 6ْ 4ِ 6َ &7 ّ ‫)ل ا‬ L ْ Cُ 2ُ ُ 9ُ nْ Cَ 2َ )Q َ Gَ

Kendilerinden önceki çağlarda yaşamış kâfirler de tıpkı onların dediklerine benzer sözler söylemişlerdi. Kalpleri inkâr ve inatçılıkta ne kadar da birbirine benzemiş!

ْ ٰ ﴾١١٨﴿ ‫ َن‬3ُ 9ِ &ُ ‫)ت ِ َ ْ ٍم‬ & '‫ا‬ ِ َ )3َ ّ #َ ّ 2َ ْ 9َ

Aslında biz, yersiz önyargılardan ve bencillik, haset, kibir gibi saplantılardan arınarak içtenlikle inanmak isteyenler için, onlara fazlasıyla yetecek mucizeleri açıkça ortaya


koymuşuzdur. Evet, aklını kullananlar için tüm evren, yüce Yaratıcı’nın ilim, kudret ve merhametini gözler önüne seren sayısız mucizelerle doludur. Bunların da ötesinde:

 ْ ْ َ َ ُaŠَ [ْ Gُ 'َ ‫ َو‬ ‫& ًا‬7 >َ ‫ًا َو‬Q 2َ xّ ِ Dَ )2ِ ‫)ك‬3َ َ ‫اِ ّ َ>) ا ْر‬ ْ َ ﴾١١٩﴿ # D m

‫ا‬ ‫)ب‬ D v ‫ا‬ 6 @ ْ ْ  َ َ َ ِ ِ

119. Ey Muhammed! Gerçekten biz seni, iman edenleri cennet ile müjdeleyen ve inkârcıları cehennem ile uyaran hak Peygamber olarak gönderdik. Tüm uyarılara rağmen haktan yüz çevirecek olurlarsa, üzülme. Çünkü sen, kendi arzu ve iradesiyle cehennemlik olanlardan sorumlu değilsin. Öyleyse, kâfirleri ‘kazanma’ uğruna bile olsa onlara yaranmaya çalışmamalısın. Unutma ki:


SİZDEN ASLA RAZI OLMAZLAR ْ َ َ َ َ ْ ?ّٰ q ‫ى‬ ‫)ر‬ . 3 ‫ا‬ ' ‫و‬ ‫د‬  C #

‫ا‬ + 3 @ ?  G 6

‫َو‬ ٰ] ّ َ ْ ْ ٰ ُ َ َ َ َُ َ َ L ْ Cُ َ ّ 4ِ €َ ِ َ ّ Gَ

120. Yahudiler de Hristiyanlar da, kendi dinlerine uymadığın sürece senden asla razı olmayacaklardır. Siz ne kadar dürüst ve merhametli olursanız olun, İslâm’ı terk edip de onların sahip olduğu inancı ve hayat tarzını benimsemediğiniz sürece onlar sizi hiçbir zaman sevmeyecek, asla gerçek bir dost ve müttefik olarak görmeyeceklerdir. Kutsal kitapları tahrif eden ve uydurdukları hurafelerle Allah'ın dinini tanınmaz hâle getiren bu insanlar, sizi de bu hurafelere uymaya çağıracaklardır.


‫ى‬L ٰ Cُ ‫ ُ َ ْا‬N‫ا‬ ِ ّٰ ‫ُ َى‬

‫ اِ ّ َن‬aْ 9ُ

Onlara de ki: “Gerçek hidâyet, Allah’ın hidâyetidir. Ancak Allah tarafından gönderilen inanç sistemi ve hayat tarzı, insanı dünyada ve âhirette kurtuluşa iletebilir; sizin ve atalarınızın uydurduğu kuruntu ve iddialar değil. İşte Allah, gönderdiği Kur’ân ile bu inanç sistemini tüm insanlığa bildirmiştir.”

َ َ َ  َ ‫ي‬7 ّ ‫ َ ا‬Mْ 2َ ْ ُ ‫ اَ ْ َا َء‬n 6َ 4ِ ‫) َءك‬u

َ Mْ َ Gَ ّ ‫• ا‬ ِ ِ ‫َو‬

ْ ْ َ َ َ ٰ ﴾١٢٠﴿  . > ' ‫و‬ _

‫و‬ 6 4 N‫ا‬ 6 4 +

) 4   M

‫ا‬ ِ ّ َ ْ َ ٍّ ِ َ ِ َ ِ َ ِ ِ ٍ 

Ey Peygamber! Sana Kur’ân ile gelen bunca ilimden sonra, şayet onların arzu ve heveslerine uyacak olursan, yemin olsun ki, Allah tarafından kendine ne bir dost bulabilirsin, ne de bir yardımcı. O


halde, Yahudi ve Hristiyanların iman etmelerini sağlamak, onların dostluğunu ve sevgisini kazanmak gibi endişe ve arzular seni Allah’ın hidayetinden sakın saptırmasın. Bununla birlikte, Yahudi ve Hristiyanlardan Kur’ân’a iman edenler de olacaktır:

َ ْ ٰ ّ َ َ ُ َ "L  Gِ ‫ َو‬jGِ xّ q

‫ا‬  ) 3 # G ‫ا‬ 6 & 7

‫ا‬ َ َ ْ  ُ َ "ُ >َ ْ &َ ‫)ب‬ َ َ * َ ِ ُ  "L  2ِ ‫ َن‬3ُ 4ِ 5ْ &ُ +َ Aِ ٰ B‫اُو‬

121. Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, onu hakkıyla okurlar. Yahudi ve Hristiyanlardan dürüst ve samimi olanlar, Tevrat ve İncil’i saygıyla, manasını çarpıtmadan, açık yüreklilikle üzerinde düşünerek ve manasını anlayıp idrak ederek okurlar. Okudukları bu kitap, onları doğal olarak Kur’ân’a ve Son Pey-


gamber’e imana sevk eder. İşte onlar, ellerindeki kutsal kitaba değer veren ve ona gerçek anlamda iman eden kimselerdir.

 ْ ْ ٰ َ ُ َ ﴾١٢١﴿ ‫ن‬Sَ ‫) ُو‬ Z

‫ا‬  + A

‫و‬ ) $ " 2  8 * ُ ِ َ ُ ُ ِ B  ِ ْ &َ 6ْ 4َ ‫َو‬

Kitab-ı Mukaddes’i tahrif ederek, manasını çarpıtarak yahut içindeki hakikatleri gizleyerek onu ve dolayısıyla Kur’ân’ı inkâr edenlere gelince, bunlar da dünyada ve âhirette en büyük kayba, en büyük hüsrana uğrayanlardır. İşte bu feci âkıbete uğramamak için:


Ä°SRAÄ°LOÄžULLARI’NA SON UYARI ŮŽ ŮŽ ‍_ اŮ? Ů’ ŮŽ  اإ‏3 2ŮŽ )&ŮŽ _ Ů‘ ‍ ŮŽ Ů? ŮŽ_ ا‏MŮ’ >Ů? ‍ Ů?ŮˆŘ§â€ŹJŮ? ‍ ا ْذ‏a&

ŮŽ Ů‘ $ŮŽ _>Ů‘  َ‍* Ů’ ŮŽŮˆŘ§â€Ź Ů? Ů? Ů’ k Ů? #Ů’ ŮŽ @ŮŽ n ŮŽ  ŮŽ )MŮŽ ‍* Ů’ ŮŽ@ ŮŽ? ْا‏  Ů? Ů’ MŮŽ >Ů’ َ‍ا‏ ﴞ٥٢٢﴿

122. Ey Ä°srailoÄ&#x;ullarÄą! Size bahĹ&#x;ettiÄ&#x;im nimetleri ve emirlerime uyduÄ&#x;unuz sĂźrece sizi tĂźm insanlara nasÄąl ĂźstĂźn kÄąldÄąÄ&#x;ÄąmÄą hatÄąrlayÄąn.

ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů? )Šً #Ů’ cŮŽ „Ů? 8Ů’ >ŮŽ 6Ů’ @ŮŽ „ 8 > ‍ي‏ = m G ' ) 4  & ‍ا‏ G Ů‘ â€ŤŮŽŮˆŘ§â€Ź ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů’ ŮŽ ŮŒ Ů‹ 

'ŮŽ ‍ ŮŽŮˆâ€ŹiŮŒ @ŮŽ )8ŮŽ cŮŽ )CŮŽ MŮ? 8ŮŽ 3Ů’ GŮŽ 'ŮŽ ‍) ŮŽ@ Ů’ ŮŒŮ„ ŮŽŮˆâ€ŹCŮŽ 3Ů’ 4Ů? aŮ? ŮŽ Ů’ &Ů? 'ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ﴞ٥٢٣﴿ ‍ Ů?Ůˆ َن‏.ŮŽ 3Ů’ &Ů? Ů’ Ů?

123. Ă–yle bir gĂźnden sakÄąnÄąn ki, o gĂźn hiç kimse baĹ&#x;kasÄą adÄąna


bedel Ăśdeyemeyecek yahut baĹ&#x;kasÄąnÄąn cezasÄąnÄą çekmeyecek, hiç kimseden kurtuluĹ&#x; fidyesi kabul edilmeyecek, affa lâyÄąk olmayan hiç kimseye Ĺ&#x;efaat fayda vermeyecek ve ilâhĂŽ yardÄąmÄą hak etmeyen hiç kimseye yardÄąm edilmeyecektir. Demek ki, Allah’Ĺn kitabÄąna uymadÄąÄ&#x;ÄąnÄąz takdirde, Ĺ&#x;u veya bu soydan gelmiĹ&#x; olmanÄąz hiçbir Ĺ&#x;ey ifade etmeyecektir. Nitekim Allah, atanÄąz Ä°brahim’e Ĺ&#x;Ăśyle sĂśz vermiĹ&#x;ti:

Hz. Ä°BRAHÄ°M ve KĂ‚BE  ŮŽ 9ŮŽ 6LŮŽ Ů‘ CŮ? ŮŽ Ů‘ GŮŽ ŮŽ)$ŮŽ ‍)ت‏ ŮŽ 2Ů? "Ů? 2Ů?Ů‘ ‍ ŮŽ َع‏#  Ů° 2Ů’ Ů?‍ ŮŽ Ů°? ا‏2‍ا‏ ‍)ل‏ Ů? ŮŽ Ů? * Ů’ â€ŤŮŽŮˆŘ§Ů? Ů?ذ‏

ŮŽ 9ŮŽ _L  &ŮŽ Ů‘ ‍ Ů?Ř° Ů?ّع‏6Ů’ 4Ů? ‍)Ů„ ŮŽŮˆâ€Ź ŮŽ 9ŮŽ )L 4Ů‹ )4ŮŽ Ů?‍)Řł ا‏ ŮŽ ŮŽ Ů? ‍)ل‏ 3

+  Ů‘ ŮŽ _>Ů‘  Ů?‍ا‏ Ů? Ů? @Ů? )u ŮŽ Ů‘ ‍ Ů?ŮŠ ا‏CŮ’ @ŮŽ ‍ Ů?)ل‏3ŮŽ &ŮŽ 'ŮŽ ŮŽ  Ů? )T ﴞ٥٢٤﴿ 


124. Hani bir zamanlar Rabb’i, İbrahim’i birtakım emir ve yasaklar içeren sözlerle imtihan etmiş ve İbrahim, tam bir teslimiyetle Allah’ın emirlerini yerine getirerek hepsini başarıyla tamamlamıştı. Bunun üzerine Allah, “Seni insanlara önder yapacağım!” buyurdu. İbrahim, “Soyumdan da önderler çıkar, ya Rab!” dedi. Allah, “Hayır! Ahdim zalimlere erişmez. Verdiğim söz sadece önderliğe lâyık olanlar içindir. Zulüm ve haksızlık yapanlara gelince, onlar senin soyundan dahi olsalar önderlik makamına geçemezler. Zira önderlik, liyakat ve ehliyet gerektiren bir iştir; herhangi bir ırkın veya sınıfın imtiyazı altında olamaz.” buyurdu. O hâlde, İbra-


him’in takipçisi olduğunu iddia edenler şunu hatırlasınlar:

ْ ْ َ ْ ً َ )L 3ً 4ْ َ‫)س َوا‬ 3

i 2 ) p 4 n #

‫ا‬ ) 3  M u ‫ذ‬ ّ َ َ ْ ِ‫َوا‬ َ َ َ َ َ ِ ِ َ ُ َ ?L  .َ 4ُ َ #  ٰ 2ْ ِ‫)م ا‬ 4 6 4 ‫وا‬ 7 Z G ‫ا‬ ‫و‬ ّ ْ َ َ ِ ِ ِ

125. Hani biz, İbrahim’den bu yana inananların kıblesi ve Kâbe’si olan bu kutsal evi, insanlar için her yıl toplanacakları bir buluşma yeri ve savaşları, düşmanlıkları, cinayetleri sona erdiren bir barış, huzur ve emniyet vesilesi ve mazlumlar için güvenli bir sığınak kılmıştık. Yalnızca Allah’a kulluk esasına dayanan inanç sistemini tebliğ ve tatbik edeceği uluslararası bir merkez olmak üzere, İbrahim’e Kâbe’yi inşa etmesini emretmiştik. Öyleyse, ey müminler! Siz de İbrahim’in takipçileri olduğunuzun göstergesi olarak,


onun Kâbe’de namaza durduÄ&#x;u yer olan Makam-Äą Ä°brahim’den kendinize bir namazgâh edinin! Onun Rabb’ine baÄ&#x;lÄąlÄąÄ&#x;ÄąnÄą, tevhid mĂźcadelesini ve ĂźstĂźn ahlaki Ăśzelliklerini kendinize Ăśrnek edinin ve size emanet etmiĹ&#x; olduÄ&#x;u tevhid inancÄąndan asla sapmayÄąn. Bunun sembolik bir ifadesi olarak da, Kâbe’yi tavaf ettiÄ&#x;iniz zaman, Ä°brahim’in Kâbe’yi inĹ&#x;a ederken Ăźzerine çĹktÄąÄ&#x;Äą kayanÄąn bulunduÄ&#x;u yer olan Makam-Äą Ä°brahim’de tavaf namazÄą kÄąlÄąn.

 ŮŽ ‍ اَ ْن‏a# ŮŽ M Ů° Ů’ Ů?‍ ŮŽ ŮŽŮˆŘ§â€Ź#  Ů° 2Ů’ Ů?‍ Ů’ ŮŽ>) اŮ? Ů° ? ا‏CŮ? @ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź _ŮŽ Ů? #Ů’ 2ŮŽ ‍ ŮŽا‏CŮ‘Ů? b  ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů‘ Ů‘  Ů? ŮŽ ŮŽ Ů?Ů‘ €Ů? JŮ?Ů‘ ‍ ŮŽŮˆŘ§â€Ź8 JŮ? )MŮŽ ‍ ŮŽŮˆŘ§â€Ź8 ƒŮ? ){ ﴞ٥٢ټ﴿ ‍ Ů?د‏mŮ? [ ‍ا‏

Hani biz Ä°brahim’e ve Ä°smail’e, “Kâbe’yi tavaf edenler, orada ibadete kapananlar, rĂźkĂť ve secde edenler için Beyt’imi maddĂŽ ve


manevĂŽ kirlerden arÄąndÄąrarak tertemiz tutun!â€? diye emretmiĹ&#x;tik. Zira dĂźnyanÄąn her yerinden gelen mĂźminler, Allah’a kulluk gĂśrevlerini yerine getirmek, tanÄąĹ&#x;Äąp aralarÄąndaki baÄ&#x;larÄą gßçlendirmek ve sorunlarÄąnÄą gĂśrĂźĹ&#x;mek Ăźzere her yÄąl Kâbe’de bir araya geleceklerdi.

Hz. Ä°BRAHÄ°M’İN DUASI ŮŽ 9ŮŽ â€ŤŮŽŮˆŘ§Ů? ْذ‏ )3Ů‹ 4Ů? ‍ ŮŽ Ů‹ا ٰا‏2ŮŽ ‍ا‏7ŮŽ Ů° aŮ’ MŮŽ u‍ا‏ Ů’ ‍ Ů? ŮŽŘą Ů‘Ů?ب‏#  Ů° 2Ů’ Ů?‍)Ů„ ا‏

ŮŽ Ů‘ 6ŮŽ 4Ů? "Ů? ŮŽ Ů’ َ‍اع Ů?ز Ů’Ů‚ ا‏ N) Ů? Ů‘Ů° 2Ů? Ů’ CŮ? 3Ů’ 4Ů? 6ŮŽ 4ŮŽ ‍ ٰا‏6Ů’ 4ŮŽ ‍ات‏ Ů’ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů? ŮŽ ŮŽ p ‍ا‏ Ů’ Ů’ Ů° Ů?L O '‍ا‏ ‍م‏  #

‍ا‏ Ů? Ů? Ů’ ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź

126. O vakit Ä°brahim, “Ey Rabb’im, burayÄą gĂźvenli bir Ĺ&#x;ehir kÄąl ve bu Ĺ&#x;ehir halkÄąndan Allah’a ve âhiret gĂźnĂźne inananlarÄą çeĹ&#x;itli


ĂźrĂźnlerle rÄązÄąklandÄąr!â€? diye dua etmiĹ&#x;ti.

ŮŽ ]Ů’ َ‍ Ů?~ Ů‘ ŮŽ ا‏j# ŮŽ 9ŮŽ ? Ů° Ů?‍{ Ů‘Ů? Ů?ه  ا‏ Ů‹  9ŮŽ "Ů? MŮ? Ů?Ů‘ 4ŮŽ Ů?)$ŮŽ ŮŽ 8ŮŽ JŮŽ 6Ů’ 4ŮŽ ‍)Ů„ ŮŽŮˆâ€Ź Ů’ ŮŽ ŮŽ ﴞ٥٢ٌ﴿ Ů? . ŮŽ ‍„ ْا‏ A 2 â€ŤŮˆâ€Ź ‍)ع‏ 3 ‍ا‏ ‍اب‏ 7 Ů‘ ŮŽ Ů? ŮŽ Ů?L Ů? @ŮŽ

Bunun Ăźzerine Allah Ĺ&#x;Ăśyle buyurmuĹ&#x;tu: “Evet, iman edenleri dĂźnya ve âhiret nimetleriyle ĂśdĂźllendireceÄ&#x;im. Fakat kim de âyetlerimi inkâr ederse, onu dĂźnyadaki geçici nimetlerden azÄącÄąk faydalandÄąracak; fakat sonunda cehennem azabÄąna sĂźreceÄ&#x;im. Ne kĂśtĂź bir son!â€?

n Ů? #Ů’ ŮŽ ‍ ْا‏6ŮŽ 4Ů? ŮŽ @Ů? ‍ Ů? ْا ŮŽ ŮŽا‏#  Ů° 2Ů’ Ů?‍ Ů?€ ا‏$ŮŽ Ů’ &ŮŽ â€ŤŮŽŮˆŘ§Ů? ْذ‏ LŮ? M Ů° Ů’ Ů?â€ŤŮŽŮˆŘ§â€Ź a#

127. Hani Ä°brahim ve oÄ&#x;lu Ä°smail, bir tek Allah’a kulluk ve ibadet edil-


mesi için inĹ&#x;a ettikleri Kâbe’nin temellerini birlikte yĂźkseltirlerken, Rablerine Ĺ&#x;Ăśyle dua ediyorlardÄą:

Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽŮ‘ n Ů’ Ů? # MŮŽ ‍ Ů?€ ْا‏# [ ‍ا‏ > ‍ا‏ + > ‍ا‏ ) 3 4 a Ů‘ Ů? L Ů‘ Ů? ŮŽ Ů‘ ŮŽ GŮŽ )3ŮŽ 2ŮŽ Ů‘ ‍َع‏ ŮŽ ﴞ٥٢٧﴿

“Ey Rabb’imiz, senin hoĹ&#x;nutluÄ&#x;un için yaptÄąÄ&#x;ÄąmÄąz iyilikleri, dua ve yakarÄąĹ&#x;larÄąmÄązÄą bizden kabul eyle! DoÄ&#x;rusu sen bĂźtĂźn dualarÄą iĹ&#x;itensin, her Ĺ&#x;eyi bilensin.â€?

Ů’Ů? ŮŽ Ů? [Ů’ 4Ů? )3ŮŽ Ů’ MŮŽ u‍ا‏ iŮ‹ 4ŮŽ Ů‘ Ů?‍) ا‏3ŮŽ Ů? &ŮŽ Ů‘ ‍ Ů?Ř° Ů?ّع‏6Ů’ 4Ů? ‍ ŮŽŮˆâ€Ź+ŮŽ ŮŽ  Ů’ ‍) ŮŽŮˆâ€Ź3ŮŽ 2ŮŽ Ů‘ ‍َع‏

ŮŽ ) ŮŽ ŮŽ ŮŽ +

iŮ‹ ŮŽ Ů? [Ů’ 4Ů? +ŮŽ >ŮŽ Ů‘ Ů?‍ ) ا‏3ŮŽ #Ů’ ŮŽ @ŮŽ %Ů’ GŮ? ‍) ŮŽŮˆâ€Ź3ŮŽ * 3 4 ) > ‍ع‏ ‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź ŮŽ ŮŽ h ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů’ ﴞ٥٢٨﴿ Ů? #q ŮŽ Ů‘ ‍اب ا‏   ‍ا‏ n > ‍ا‏ Ů‘ ŮŽ Ů‘ Ů?

128. “Ey Rabb’imiz! Bizleri, senin birliÄ&#x;ine inanan, sana yĂśnelen ve sadece sana boyun eÄ&#x;en dos-


doÄ&#x;ru mĂźminler eyle! Soyumuzdan da, yalnÄązca sana boyun eÄ&#x;en ve ancak sana kulluk eden mĂźmin bir topluluk çĹkar. Ä°badetlerimizi nerede ve nasÄąl yapacaÄ&#x;ÄąmÄązÄą bizlere ĂśÄ&#x;ret. LâyÄąk olduÄ&#x;un kulluk ve itaati hakkÄąyla yerine getiremedik, bunun için affÄąnÄą diliyoruz; tĂśvbemizi kabul eyle. Hiç kuĹ&#x;ku yok ki, sen çok baÄ&#x;ÄąĹ&#x;layÄącÄą, çok merhametlisin.â€?

ŮŽ Ů’ Ů‹ Ů? ‍ Ů’ َع‏C# Ů’ CŮ? #Ů’ ŮŽ @ŮŽ ‍ Ů’ ŮŽ& Ů’ Ů?ا‏CŮ? 3Ů’ 4Ů? ' $ Â… M 2‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź ) 3 2 ŮŽ Ů’  Ů‘ ‍َع‏ ŮŽ ŮŽ Ů?

Ů’ Ů’ Ů’ Ů° Ů‘ Ů‘ ŮŽ ŮŽ L Ů’ C# J = & â€ŤŮˆâ€Ź i  * D

‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź ‍)ب‏  *

‍ا‏  C   M & â€ŤŮˆâ€Ź + G ) & ‍ا‏ ŮŽ Ů?  ŮŽŮ?ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů? Ů? ŮŽ Ů?ŮŽ Ů? ŮŽ ﴞ٥٢ي﴿ SŮ? #* DŮŽ ‍ =& Ů?= ْا‏MŮŽ ‍ ْا‏n ŮŽ >Ů’ َ‍ ا‏+ŮŽ >ŮŽ Ů‘ Ů?‍ا‏

129. “Ey Rabb’imiz! Onlara kendi içlerinden, senin âyetlerini okuyan, kitabÄą ve kitaptaki hĂźkĂźmlerin pratik hayata uygulanmasÄą olan hikmeti ĂśÄ&#x;reten ve onlarÄą her tĂźrlĂź


Ĺ&#x;irk ve gĂźnah kirlerinden arÄąndÄąran bir peygamber gĂśnder. Hiç kuĹ&#x;ku yok ki, azĂŽz ve hakĂŽm olan ancak sensin. Sonsuz kudret, izzet ve Ĺ&#x;eref sahibi olan, aynÄą zamanda yaptÄąklarÄąnÄą yerli yerinde ve en gĂźzel biçimde yapan, daima en gĂźzel, en doÄ&#x;ru hĂźkĂźmler veren ancak sensin.â€?

ŮŽ ŮŽ Ů‘ "ŮŽ 8Ů? ŮŽ 6Ů’ 4ŮŽ 'Ů?‍ ŮŽ ا‏#  Ů° 2Ů’ Ů?‍ ا‏iŮ? Ů‘ 4Ů? 6Ů’ @ŮŽ % Ů? RŮŽ Ů’ &ŮŽ 6Ů’ 4ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź

ŮŽ v‍ا‏ Ů?Ů‘ _$Ů? ‍) Ů?ه‏3ŮŽ #Ů’ 8ŮŽ { _$Ů? "Ů? >ŮŽ Ů‘ Ů?‍ ) ŮŽŮˆŘ§â€Ź#ŮŽ >Ů’  ‍ا‏ Ů’ Ů? ŮŽ ŮŽ ‍" ŮŽŮˆâ€ŹLŮ? [ ŮŽ 8Ů’ >ŮŽ Ů’ Ů° ŮŽ D Ů? ). ‍ا‏ ŮŽ Ů‘ 6ŮŽ Ů? ŮŽ ‍ ŮŽ Ů?؊‏O ﴞ٥٣٠﴿  '‍ا‏ Ů?

130. AklÄąnÄą, vicdanÄąnÄą ve saÄ&#x;duyusunu kĂśrelterek kendini sefih kÄąlandan baĹ&#x;ka kim, Ä°brahim’in o dosdoÄ&#x;ru dininden yĂźz çevirmek ister? Gerçekten Biz onu dĂźnyada seçip yĂźceltmiĹ&#x;tik. Elbette o, âhi-


rette de sâlihlerdendir. EbedÎ nimet ve saadeti hak eden dßrßst, faziletli ve iyiliksever kullarĹmĹzdandĹr.

ŮŽ 9ŮŽ Ů’Ů? Ů’ َ‍ Ů?"  ا‏2Ů?Ů‘ ‍)Ů„ ŮŽ Ů?" َع‏ ŮŽ 9ŮŽ ‍اŮ? ْذ‏ ‍ Ů? ŮŽ Ů‘Ů?ب‏n Ů? Ů’ ŮŽ Ů’ َ‍)Ů„ ا‏ ŮŽ  ŮŽ )MŮŽ ‍ْا‏ ﴞ٥٣٥﴿ 

131. Ă–yle ki, Rabb’i ona, “YalnÄązca Benim emirlerime itaat et ve yalnÄązca bana boyun eÄ&#x;!â€? demiĹ&#x;ti. O da hiç tereddĂźt etmeden, “Ben tĂźm benliÄ&#x;imle âlemlerin Rabb’ine boyun eÄ&#x;dim ve O’nun emirlerine kayÄątsÄąz Ĺ&#x;artsÄąz itaati kabul ettim!â€? demiĹ&#x;ti.


YAKUB’UN VASÄ°YETÄ° ‍ Ů‘ ŮŽ_ اŮ? Ů‘ َن‏3Ů? 2ŮŽ )&ŮŽ ‍ب‏ Ů?L Ů? MŮ’ &ŮŽ ‍ Ů?" ŮŽŮˆâ€Ź#3 2ŮŽ Ů? #  Ů° 2Ů’ Ů?‍) ا‏CŮŽ 2Ů? ?vŮ‘Ů° â€ŤŮŽŮˆ ŮŽŮˆâ€Ź ŮŽ ŮŽ ŮŽ v‍ا‏ Ů? ŮŽ ?8Ů° { Ů‘  Ů? * Ů’ Ů? >Ů’ ‍ اŮ? Ů‘' ŮŽŮˆŘ§â€Ź6ŮŽ Ů‘ GŮ? Ů? GŮŽ jŮŽ $ŮŽ 6ŮŽ & ‍ا‏ ŮŽ Ů‘Ů° Ů’ N‍ا‏ ﴞ٥٣٢﴿ ‍ن‏LŮŽ Ů? Ů? [Ů’ 4Ů?

132. Ä°brahim, hayatÄą boyunca Allah’Ĺn emirlerine teslim olmuĹ&#x; ve bunu son nefesinde oÄ&#x;ullarÄąna da vasiyet etmiĹ&#x;ti. Ä°brahim’in torunu Yakup da kendi oÄ&#x;ullarÄąna Ĺ&#x;Ăśyle vasiyette bulunmuĹ&#x;tu: “OÄ&#x;ullarÄąm! Allah, insanÄą dĂźnya ve âhirette kurtuluĹ&#x;a iletecek mĂźkemmel bir ahlak, inanç ve hukuk sistemi olan Ä°slâm adÄąndaki bu dini size lâyÄąk gĂśrdĂź. Ă–yleyse, ancak O’na yĂźrekten boyun eÄ&#x;en MĂźslĂźmanlar olarak can verin! Son nefesinize kadar Allah’a kulluk ve itaatten ayrÄąlmayÄąn!â€?


DiÄ&#x;er bir adÄą da Ä°srail olan Yakub Peygamber, Ä°srailoÄ&#x;ullarĹ’nÄą meydana getiren on iki boydan her birinin atasÄą olan oÄ&#x;ullarÄąna, iĹ&#x;te bunlarÄą emir ve tavsiye etmiĹ&#x;ti. O hâlde, ey Yahudiler; Yakup Peygamber’in, ĂślĂźm dĂśĹ&#x;eÄ&#x;inde iken size YahudiliÄ&#x;i tavsiye ettiÄ&#x;ini nasÄąl sĂśyleyebilirsiniz?

Ů’  Ů’ Ů? ‍ت اŮ? ْذ‏  

‍ا‏ ‍ب‏ M &  k q ‍ذ‏ ‍ا‏ ‍إ‏ ‍ا‏ Ů? Ů’ ŮŽ ŮŽ Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŽ ŮŽ CŮŽ cŮ? Ů’ Ů? 3Ů’ JŮ? ‍اَ ْم‏

ŮŽ 9ŮŽ Ů? Ů? MŮ’ >ŮŽ ‍) Ů? ا‏9ŮŽ ‍ي‏L  MŮ’ 2ŮŽ 6Ů’ 4Ů? ‍ Ů? Ů?Ůˆ َن‏MŮ’ GŮŽ )4ŮŽ "Ů? #3 ŮŽ Ů? ‍)ل‏

ŮŽ M Ů° Ů’ Ů?‍ ŮŽ ŮŽŮˆŘ§â€Ź#  Ů° 2Ů’ Ů?‍ ا‏+ŮŽ ƒŮ? )2ŮŽ ‍ ŮŽŮˆŘ§Ů? Ů° ŮŽ" ٰا‏+ŮŽ CŮŽ Ů° Ů?‍ا‏ xŮŽ DŮ° Ů’ Ů?‍ ŮŽŮˆŘ§â€Źa# Ů° ﴞ٥٣٣﴿ ‍ Ů’[ Ů? Ů? َن‏4Ů? "Ů? ŮŽ 6Ů? DŮ’ >ŮŽ ‍ Ů‹ ا ŮŽŮˆâ€Źq‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź ) C

ŮŽ Ů? Ů‹ Ů?‍ا‏

133. Yoksa Yakub’a ĂślĂźm geldiÄ&#x;inde, siz yanÄąnda mÄąydÄąnÄąz? Hani Yakup, oÄ&#x;ullarÄąna, “Benim ĂślĂźmĂźmden sonra kime kulluk ede-


ceksiniz? Ben aranÄązdan ayrÄąldÄąktan sonra bir tek Allah’a kulluk ve ibadeti terk etmeyeceksiniz, deÄ&#x;il mi?â€? diye sormuĹ&#x;tu. Onlar da, “Bizler senin ilâhÄąn ve atalarÄąn Ä°brahim, Ä°smail ve Ä°shak’Ĺn ilâhÄą olan tek bir ilâha, âlemlerin yegâne Rabb’i ve hĂźkĂźmranÄą olan Allah’a kulluk edecek ve yalnÄązca O’na boyun eÄ&#x;eceÄ&#x;iz! Sana sĂśz veriyoruz babacÄąÄ&#x;Äąm, asla hak dinden ayrÄąlmayacaÄ&#x;Äąz! Rabb’imizin gĂśndereceÄ&#x;i bĂźtĂźn kitaplara ve peygamberlere kayÄątsÄąz Ĺ&#x;artsÄąz iman ve itaat edeceÄ&#x;iz.â€? demiĹ&#x;lerdi.

Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŽ ‍ ŮŽŮˆâ€ŹnŮ’ ŮŽ [ Ů? ŮŽ ŮŽ Ů’ ŮŒ Ů’ )4ŮŽ Ů’ * J ) 4 ) C

n  O  9 i 4 ‍ا‏ +  GŮ? ŮŽ Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ  ‍ ŮŽ Ů? َن‏MŮ’ &ŮŽ ‍) Ů?>ا‏JŮŽ )ŮŽ Ů‘ @ŮŽ ‍ Ů’[ َŠ Ů? َن‏GŮ? 'ŮŽ ‍[ Ů’ Ů? Ů’  ŮŽŮˆâ€Ź ŮŽ JŮŽ ﴞ٥٣٤﴿


134. Onlar bir ümmetti; geldi geçti. Onların kazandıkları iyilik ve kötülükler onlara, sizin kazandıklarınız da size aittir ve siz, onların yaptıklarından hesaba çekilecek değilsiniz. Geçmiş atalarınız güzel işler yaptıkları halde siz kötülük yapmışsanız, onların soyundan gelmiş olmanızın size hiçbir faydası olmayacaktır. Yine atalarınız fena işler yapmış, fakat siz bu hususta onlara uymamış iseniz, onların fenalığı da sizden sorulmayacaktır. Sizden hesabı sorulacak olan, yalnızca kendi yapıp ettiklerinizdir. O hâlde, öncekilerin iyilikleriyle öğünmenin, kötülükleri sebebiyle de üzülmenin; geçmişe destanlar dizerek, ağıtlar yakarak oyalanmanın bir anlamı yoktur. Siz onların iyiliklerinden ör-


nek, kötülüklerinden ibret alarak kulluk görevinizi en iyi şekilde yapmaya bakın. Geçmiş peygamberlerle övündükleri hâlde, onların yolunu terk eden günümüz inkârcılarına gelince:

İBRAHİM’İN İZİNDE َ ُ ُ َ ‫وا‬   C G ‫ى‬ ‫)ر‬ . > ‫و‬ ‫ا‬ ‫ا‬ ‫د‬  ‫ا‬ >  J ‫ا‬

) 9 ‫َو‬ ُ َ َ َ ْ ْ ٰ ُ ُ ً َ L

135. Peygamberlerin getirmiş olduğu hak dini zamanla bozup değiştirerek Yahudilik ve Hristiyanlık adı altında bâtıl inanç sistemleri oluşturanlar, “Yahudi veya Hristiyan olun ki, doğru yolu bulasınız!” dediler. Yani Yahudiler Yahudiliğin, Hristiyanlar da Hristiyanlığın doğru yol olduğunu iddia ediyor, uydurdukları bu inanç sistemini kabul etmeyen hiç kimsenin cennete giremeye-


ceğini söylüyorlar. Ne var ki, Yahudilik dedikleri, Hz. Musa’nın ve ondan sonra gelen peygamberlerin tebliğ ettiği hak dinin zamanla bozulup değiştirilmiş şeklinden başka bir şey değildir. Özel âyinleri, düzenlemeleri vs. ile birlikte bugünkü Yahudilik, İsa Peygamber’den dört yüz yıl kadar önce doğmuş ve bu adı almıştır. Hıristiyanlık ise, İsa aleyhisselâm’dan çok sonraları gerek Aziz Pavlus’un, gerek kilisenin müdahaleleri sonucu birçok yönüyle değişikliğe uğrayarak bugünkü özel inanç şekline dönüşmüştür. Dolayısıyla, Yahudiler de Hristiyanlar da insanları gerçekte Allah’ın dinine değil, kendi uydurdukları bid’at ve hurafelere davet etmektedirler.


ŮŽ Ů’ Ů’ Ů‘ ŮŽ ŮŽ 6ŮŽ 4Ů? ‍) َن‏J )4ŮŽ ‍) ŮŽŮˆâ€ŹL 8#  #  2 ‍ا‏ i  4 a 2 a Ů‹ 3 q ŮŽ ŮŽ  Ů° Ů’ Ů? Ů? ŮŽ 9Ů? ŮŽ J Ů? QŮ’ Ů? ‍ْا‏ ﴞ٥٣ټ﴿ 

Ey MĂźslĂźman! Onlara de ki: “HayÄąr, biz sizin uydurduÄ&#x;unuz hurafelere deÄ&#x;il, bir tek Allah’a kulluk eden ve O’na asla ortak koĹ&#x;mayan Ä°brahim’in dinine uyarÄąz! Biz sizin veya bir baĹ&#x;kasÄąnÄąn uydurup dinin temelleri diye dayattÄąÄ&#x;Äą bâtÄąl iddialara deÄ&#x;il, sizin de Ăśrnek ve Ăśnder kabul ettiÄ&#x;iniz Ä°brahim, Musa ve Ä°sa baĹ&#x;ta olmak Ăźzere, bĂźtĂźn peygamberlerin tebliÄ&#x; ettiÄ&#x;i hak dine, bir tek Allah’a kulluk esasÄąna dayanan Ä°slâm dinine uyarÄąz! Sizin zamanla tahrif ettiÄ&#x;iniz bu dinin ĂśzĂźnĂź ve aslÄąnÄą, iĹ&#x;te Son Peygamber açĹkça ortaya koymuĹ&#x; bulunuyor. Ä°nandÄąÄ&#x;ÄąnÄązÄą iddia ettiÄ&#x;iniz peygamberlerin izin-


den gitmek istiyorsanÄąz, siz de Ĺ&#x;irkten ve inkârdan uzak durarak hak dine boyun eÄ&#x;melisiniz. Nitekim Ä°brahim, sizin bugĂźn ‘dinin temel esaslarĹ’ saydÄąÄ&#x;ÄąnÄąz batÄąl inançlarÄą asla benimsememiĹ&#x;ti. Ă–rneÄ&#x;in Allah’a oÄ&#x;ul isnat etmemiĹ&#x;, Peygamberleri ve azizleri tanrÄąlaĹ&#x;tÄąrmamÄąĹ&#x;, Allah’Ĺn herhangi bir kitabÄąnÄą veya elçisini asla inkâr etmemiĹ&#x;ti.â€?

? Ů° ‍) اŮ? Ů’>= ŮŽŮ„ ا‏4‍) Ůˆâ€Ź3ŮŽ #Ů’ ŮŽ ‍) اŮ? Ů’>= ŮŽŮ„ ا‏4‍ Ůˆâ€ŹN)  Ů° Ů? Ů? ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? ŮŽ ŮŽ Ů? Ů‘Ů° 2Ů? )3ŮŽ Ů‘ 4ŮŽ ‍ Ů? ا ا‏9Ů? ŮŽ M Ů° Ů’ Ů?‍ ŮŽ ŮŽŮˆŘ§â€Ź#  Ů° 2Ů’ Ů?‍ا‏ ‍ب‏ ŮŽ Ů? MŮ’ &ŮŽ ‍ ŮŽŮˆâ€ŹxŮŽ DŮ° Ů’ Ů?‍ ŮŽŮˆŘ§â€Źa#

Ů’ ŮŽ Ů?  _ŮŽ GŮ? â€ŤŮˆâ€Źd Ů?‍) ا‏4ŮŽ ‍[? ŮŽŮˆâ€Ź# @ â€ŤŮˆâ€Ź ?  4 _ G â€ŤŮˆâ€Ź ‍ا‏ ) 4 â€ŤŮˆâ€Ź ‍)ء‏

 '‍ا‏ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů’ Ů° ŮŽ Ů° Ů? ŮŽ Ů?d ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŽ ŮŽŮ‘  Ů’ CŮ? 2Ů?Ů‘ ‍ َع‏6Ů’ 4Ů? ‍ َن‏#Ů?Ů‘ Ů? 3 ‍ا‏

136. O hâlde, ey mĂźminler! Bu evrensel hakikati tĂźm insanlÄąÄ&#x;a ilan ederek deyin ki: “Bizler Allah’a,


yani O’nun varlÄąÄ&#x;Äąna ve birliÄ&#x;ine iman ettiÄ&#x;imiz gibi, bize gĂśnderilen Kur’ân âyetlerine; Ä°brahim, Ä°smail, Ä°shak, Yakup ve sonraki nesillere gĂśnderilen vahiylere; ayrÄąca, Musa’ya ve Ä°sa’ya verilen kitaplara ve mucizelere ve diÄ&#x;er bĂźtĂźn peygamberlere Rableri tarafÄąndan bahĹ&#x;edilen vahiylere inanÄąrÄąz.

ŮŽ Ů’ 2ŮŽ ‍ Ů‘Ů? Ů?ق‏8ŮŽ >Ů? 'ŮŽ ‍ Ů’[ Ů? Ů? َن‏4Ů? "Ů? ŮŽ 6Ů? DŮ’ >ŮŽ ‍ ŮŽŮˆâ€ŹP Ů’ CŮ? 3Ů’ 4Ů? Ů? q ŮŽ َ‍ ا‏ ﴞ٥٣ٌ﴿

OnlarÄąn arasÄąnda hiçbir ayrÄąm gĂśzetmeyiz. Hepsinin Allah’tan geldiÄ&#x;ine ve her birinin aynÄą mesajÄą getirdiÄ&#x;ine iman ederiz. Yahudi ve HristiyanlarÄąn yaptÄąÄ&#x;Äą gibi, bir kÄąsmÄąna iman edip bir kÄąsmÄąnÄą inkâr etmeyiz. ÇßnkĂź biz, yalnÄązca Allah’a kul-


luk eden ve ancak O’na boyun eÄ&#x;en kimseleriz.â€?

‍ ŮŽ Ů? ا Ů’ ŮŽ ŮŽ Ů’Ůˆ ا ŮŽŮˆŘ§Ů? ْن‏$ŮŽ " 2Ů? Ů’ Ů? 3Ů’ 4ŮŽ ‍) ٰا‏4ŮŽ aŮ? pŮ’ Ů? 2Ů? ‍ا‏3Ů? 4ŮŽ ‍ Ů?) ْن ٰا‏$ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů‘ ŮŽ Ů°N‍ا‏ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ $ ‍)ق‏ c _ $  )  > ) $ ‍ا‏ 

ŮŽ GŮŽ Ů‘Ů? Ů? CŮ? *#8 *#ŮŽ [ Ů‘ Ů’ Ů’ Ů?  Ů? ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? ŮŽ Ů‘ ŮŽ Ů? â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ﴞ٥٣٧﴿ LŮ? # MŮŽ ‍ Ů?€ ْا‏# [ ‍ا‏

137. Ey mĂźminler! EÄ&#x;er Yahudiler, Hristiyanlar ve diÄ&#x;erleri bu çaÄ&#x;rÄąya olumlu cevap verir ve sizin inandÄąÄ&#x;ÄąnÄąz gibi Allah’Ĺn kitaplarÄą ve elçileri arasÄąnda hiçbir ayrÄąm gĂśzetmeden ilâhĂŽ mesaja tĂźmĂźyle inanÄąrlarsa, iĹ&#x;te o zaman doÄ&#x;ru yolu bulmuĹ&#x; olurlar. Ama eÄ&#x;er yĂźz çevirirlerse, derin bir çĹkmaza saplanmÄąĹ&#x;lar ve sÄąrf kÄąskançlÄąk ve inatçĹlÄąklarÄą yĂźzĂźnden size karĹ&#x;Äą koyuyorlar demektir. Fakat sen ĂźzĂźlme, onlara karĹ&#x;Äą Allah sana yeter! Allah’a dayanÄąp sa-


bır ve kararlılıkla mücadelene devam ettiğin takdirde, onlar sana asla zarar veremeyecek, seni hak yoldan çeviremeyeceklerdir. Hiç kuşkusuz O her şeyi işiten, her şeyi bilendir.

ALLAH’IN BOYASI Allah’ın gönderdiği her şeriatte, iman edip hak dine girenlerin tepeden tırnağa yıkanıp temizlenmeleri emredilmiş ve inkârdan kurtulup tertemiz bir hayata geçişin sembolik bir ifadesi olarak hemen her ümmette bir gelenek olarak uygulanmıştır. Ancak Hristiyanlar, bu uygulamaya bambaşka bir anlam yükleyerek özünden saptırmışlardı. Pavlus’un Hristiyanlığa soktuğu aslî günah düşüncesini temel alan Hristiyanlar, Âdem ile Havvâ’nın (as) işledikleri günah yüzünden onların soyundan


gelen insanların günahkâr ve kirlenmiş bir hâlde doğduğuna inanıyor, bu yüzden çocuklarını “kutsanmış” suya batırıp vaftiz ederek güya onları “temizlediklerini” iddia ediyorlardı. Oysa İslam’a göre hiç kimse bir başkasının günahını yüklenemez ve hiçbir çocuk, anne babasının işlediği günahtan dolayı cezalandırılamaz. Doğan her çocuk, tertemiz bir fıtrat üzere ve hakikati keşfetmeye, güzel ve doğru işler yapmaya yatkın bir hâlde dünyaya gelir. Zaten insan kötülük yapmaya programlanmış olarak doğmuş olsaydı, günahlarından dolayı hesaba çekilmesi ve cezalandırılması da adaletsizlik olurdu. İşte İsa Peygamber’in getirdiği hak dini değiştirip yozlaştıran


Hristiyanların bu iddialarına karşılık yüce Allah buyuruyor ki:

َ ٰ ٰ "ُ َ 6ُ Dْ >َ ‫ َو‬iًP 1َ ْ v N‫ا‬ 6 4 6 [ q ‫ا‬ 6 4 ‫و‬ N‫ا‬ ِ ِ ّ ّ ْ ْ َ ِ ُ َ َ َ  iَ 1َ ْ v ِ ِ ﴾١٣٨﴿ ‫ ُو َن‬2ِ )@َ

138. Ey müminler! İnsanın günahkâr ve kirlenmiş bir hâlde dünyaya geldiğini iddia eden Hristiyanlara deyin ki: Bizler Allah’ın verdiği renklerle boyanmışızdır. Öyle ya, kimin boyası Allah’ın boyasından daha güzel olabilir? İşte bu yüzden biz, ancak O’na kulluk ederiz. İnsanoğlu, Allah’ın verdiği doğal renklerle boyanmış bir hâlde, tertemiz bir fıtrat üzere yaratılmıştır. Eğer insan günah işliyorsa, bunun sebebi yaratılışında kirlilik değil, tam aksine, yaratılışındaki saflığa rağmen bilerek ve isteyerek kötülüğü tercih


etmiĹ&#x; olmasÄądÄąr. Ä°nsan, fÄątratÄąnda var olan gĂźzelliklerin bozulmamasÄąnÄą, aksine daha da geliĹ&#x;ip olgunlaĹ&#x;masÄąnÄą istiyorsa, Allah tarafÄąndan gĂśnderilen ve yaratÄąlÄąĹ&#x; Ăśzellikleriyle birebir ĂśrtĂźĹ&#x;en doÄ&#x;al ve tertemiz inanç sistemine iman etmeli, hayatÄąnÄąn her alanÄąnÄą bu inanca gĂśre Ĺ&#x;ekillendirerek ilâhĂŽ renge boyanmalÄądÄąr.

Ů? 2Ů?Ů‘ ‍) ŮŽŮˆ َع‏3ŮŽ 2Ů?Ů‘ ‍ ŮŽŮˆ Ů? ŮŽ َع‏N‍ا‏  ŮŽ GŮ? َ‍ ا‏aŮ’ 9Ů? Ů?Ů‘ D )3ŮŽ ŮŽ ‍* Ů’  ŮŽŮˆâ€Ź Ů? Ů‘Ů° _$Ů? )3ŮŽ >ŮŽ u) Ů? Ů? )ŮŽ @Ů’ َ‍* Ů’ ا‏ Ů? ŮŽ ‍) ŮŽŮˆâ€Ź3ŮŽ Ů? )ŮŽ @Ů’ َ‍ا‏ ŮŽ .Ů? Ů? ZŮ’ 4Ů? "Ů? ŮŽ 6Ů? DŮ’ >ŮŽ ‍* Ů’  ŮŽŮˆâ€Ź ‍ن‏ ﴞ٥٣ي﴿

139. Ey Ä°slam davetçisi! Allah’Ĺn seçkin ve ayrÄącalÄąklÄą kullarÄą olduklarÄąnÄą iddia eden Yahudilere ve Hristiyanlara de ki: “Allah bizim de Rabb’imiz, sizin de Rabb’iniz olduÄ&#x;u hâlde, bazÄą toplumlarÄą kayÄąr-


dığını, birilerine özel muamele yaptığını söyleyerek O’nun adaleti ve hikmeti hakkında bizimle tartışmaya mı gireceksiniz? O sadece sizin Rabb’iniz midir ki, size ayrıcalıklı davransın ve yalnızca sizin ırkınızdan Peygamber göndersin? Hayır, Allah'a kul olma açısından sizinle diğer insanlar arasında hiçbir fark yoktur ve Allah katında her toplum, eşit derecede sorumluluk ve hak sahibidir. Ayrıca bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız size aittir. İnsanlar Allah katında mensup oldukları ırka ve sınıfa göre değil, yaptıkları iyilik ve kötülüklere göre hesaba çekileceklerdir. Bunun için biz insanları hak dine davet eder, fakat bu hususta hiç kimseyi zorlamayız. Her insanın din ve vicdan


hĂźrriyetine hakkÄąyla riayet ederiz. Ä°yi bilin ki, Biz O’na ihlas ve samimiyetle baÄ&#x;lanmÄąĹ&#x; kimseleriz. Her yaptÄąÄ&#x;ÄąmÄązÄą yalnÄązca O’nun rÄązasÄą için yaparÄąz. YalnÄązca O’na kulluk eder, O’ndan baĹ&#x;ka ilahlara, aracÄąlara bel baÄ&#x;lamayÄąz. O'nun rÄązasÄąna uygun olmayan hususta asla hatÄąr gĂśnĂźl dinlemeyiz.â€? Zaten bĂźtĂźn Peygamberler, hep bu gerçeÄ&#x;i dile getirmiĹ&#x;lerdi.

ALLAH’IN GĂ–NDERDİĞİ TEK DÄ°N Ä°SLAM’DIR ŮŽ M Ů° Ů’ Ů?‍ ŮŽ ŮŽŮˆŘ§â€Ź#  Ů° 2Ů’ Ů?‍ Ů?  Ů?  َن اŮ? Ů‘ َن ا‏GŮŽ ‍اَ ْم‏ xŮŽ DŮ° Ů’ Ů?‍ ŮŽŮˆŘ§â€Źa# Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ‍ى‏L ‍)ع‏ . > â€ŤŮˆâ€Ź ‍ا‏ ‍ا‏ ‍د‏  ‍ا‏ > ) J ‍ء‏ )

 '‍ا‏ Ů° ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů‹ Ů? Ů? ŮŽ Ů’ ‍ب ŮŽŮˆâ€Ź ŮŽ Ů? MŮ’ &ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź

140. Ey Yahudiler ve ey Hristiyanlar! Yoksa siz İbrahim’in, İsmail’in, İshak’Ĺn, Yakup’un ve onlarĹn so-


yundan gelen Peygamberlerin Yahudi veya Hristiyan olduklarını mı iddia ediyorsunuz? Oysa Yahudilik de Hristiyanlık da, peygamberlerden çok sonraları din adamları, rahipler ve yorumcular tarafından icat edilen kurallar, düzenlemeler ve ayinlerden ibarettir. Dolayısıyla, Hz. Musa ve Hz. İsa da dâhil, hiçbir peygamber “Yahudi” veya “Hristiyan” değildi ve olamazdı. Aksine, bütün peygamberler, “Yalnızca Allah’a kulluk etmek ve O’ndan gelen bütün emirlere tam bir teslimiyetle itaat etmek” anlamına gelen “İslâm” inancına bağlı birer “Müslüman” idiler.


ŮŽ ŮŽ JŮŽ 6Ů’ ŮŽ Ů‘ 4Ů? Ů? ŮŽ tŮ’ َ‍ ا‏6Ů’ 4ŮŽ ‍ ŮŽŮˆâ€ŹN‍ا‏ Ů‘LŮ? Ů° ‍ َإاَ Ů’> Ů? Ů’ اَ Ů’@ ŮŽ Ů? اَ Ů?م‏aŮ’ 9Ů? )ŮŽ Ů‘ @ŮŽ aŮ? $Ů? )1ŮŽ 2Ů? N‍ا‏ Ů?L Ů‘Ů° 6ŮŽ 4Ů? ‍ ŮŽ Ů?ه‏3Ů’ @Ů? ‍) ŮŽŘŻ ً؊‏CŮŽ cŮŽ Ů? Ů‘Ů° )4ŮŽ ‍ ŮŽŮˆâ€ŹN‍ا‏ ﴞ٥٤٠﴿ ‍ ŮŽ Ů? َن‏MŮ’ GŮŽ

Ey Ä°slâm davetçisi! BĂźtĂźn bunlara raÄ&#x;men, hâlâ iddialarÄąnda diretirlerse, onlara de ki: “Siz mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mÄą? Allah hem Kur’ân’da hem de elinizdeki muharref Tevrat ve Ä°ncil’de bu hakikati açĹkça bildirmiĹ&#x;ken, hâlâ bâtÄąl iddianÄązda diretecek, kendi kitabÄąnÄązda yer alan gerçekleri inkâr etme pahasÄąna inadÄąnÄązÄą sĂźrdĂźrecek misiniz?â€? Ĺžu hâlde, Allah tarafÄąndan kendisine ulaĹ&#x;an bir tanÄąklÄąÄ&#x;Äą bile bile gizleyenden daha zalim kim olabilir? Hz. Muhammed’in, daha Ăśnceki peygamberlerin tahrif edilen


mesajÄąnÄą orijinal hâliyle ortaya koyan hak peygamber olduÄ&#x;unu bile bile, bu hakikatin Ĺ&#x;ahitliÄ&#x;ini ve savunuculuÄ&#x;unu yapmak yerine onu gizleyen ve birtakÄąm tevillerle gerçeÄ&#x;i çarpÄątan hahamlardan, papazlardan, sĂśzde din âlimlerinden daha zalim, daha kĂśtĂź kim olabilir? Ĺžunu asla unutmayÄąn ki, Allah yaptÄąklarÄąnÄązdan habersiz deÄ&#x;ildir.

Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŽ ‍ ŮŽŮˆâ€ŹnŮ’ ŮŽ [ Ů? ŮŽ ŮŽ Ů’ ŮŒ Ů’ )4ŮŽ Ů’ * J ) 4 ) C

n  O  9 i 4 ‍ا‏ +  GŮ? ŮŽ Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ 

ﴞ٥٤٥﴿ ‍ن‏SŮŽ Ů? ŮŽ MŮ’ &ŮŽ ‍) Ů?>ا‏JŮŽ )ŮŽ Ů‘ @ŮŽ ‍ Ů’[ َŠ Ů? َن‏GŮ? 'ŮŽ ‍[ Ů’ Ů? Ů’  ŮŽŮˆâ€Ź ŮŽ JŮŽ

141. Ey insanlar! GeçmiĹ&#x;te yaĹ&#x;ayan atalarÄąnÄązla ĂśvĂźnerek kendinizi avutmayÄąn! Onlar bir Ăźmmetti; geldi geçti. OnlarÄąn kazandÄąklarÄą iyilik ve kĂśtĂźlĂźkler onlara, sizin kazandÄąklarÄąnÄąz size aittir ve siz, onlarÄąn


yaptıklarından hesaba çekilecek değilsiniz.

KIBLE DEĞİŞİKLİĞİ İÇİN ÖN HAZIRLIK Müslümanlar, hicretten önce Mescid-i Aksâ ile Kâbe’yi aynı hizaya getirip iki kıbleye birden yönelerek namaz kılıyorlardı. Mekke ile Kudüs’ün ortasında yer alan Medine’ye hicretten sonra, Allah müminlere Mescid-i Aksâ’ya yönelmelerini emretti. Beytü’l-Makdis adıyla da bilinen Mescidi Aksâ, Hz. Süleyman tarafından Kudüs’te inşa edilen ve Yahudilerce kutsal sayılan bir mabetti. Allah müminlere bu mabedi kıble edinmelerini emrederek, ilâhî dinin tek ve evrensel olduğunu, bütün peygamberlerin yöneldikleri yönün aynı olduğunu ve ibadetlerindeki gerçek


maksadın Allah'a yönelmek olduğunu bildirmişti. Böylece Müslümanlar, 17 ay boyunca Mescid-i Aksâ’ya yönelerek namaz kıldılar. Bundan sonraki aşamada Allah, Hz. İbrahim tarafından inşa edilen ve insanlığın ilk kıblesi olan Mescid-i Harâm’a yönelmelerini müminlere emredecekti. Bu değişiklik aynı zamanda, ilâhî mesajı taşıma ve insanlığa önderlik etme görevinin Son Elçi’ye başkaldıran Yahudi ve Hristiyanlardan alınıp yeni Müslüman topluma verildiğini sembolize ediyordu. Bu değişiklik karşısında münafıklardan, müşriklerden ve özellikle de Yahudilerden gelebilecek itiraz ve tepkilere karşı müminleri uyarmak ve Kıble değişikliği ile ilgili ön hazırlık olmak üzere, aşağıdaki âyetler nâzil oldu:


Ů° Ů‘ ŮŽ Ů?  Ů? ŮŽ 6Ů’ @ŮŽ Ů’ CŮ? # ‍) ŮŽŮˆâ€Ź4ŮŽ ‍)س‏ 3 ‍ا‏ 6 4 ‍إ‏ ) C 8 [ ‍ا‏ ‍ل‏ Ů? #ŮŽ ŮŽ Ů‘ Ů‘ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? ŮŽ Ů’ Ů’ ŮŽ ŮŽ Ů° ‍ Ů? Ů?ق‏QŮ’ ŮŽ ‍ ا‏N Ů? Ů‘ Ů? a9Ů? )L CŮŽ #Ů’ @ŮŽ ‍) Ů?>ا‏J _ Ů‘ ‍ Ů? ا‏CŮ? Ů? ŮŽ Ů’ 9Ů? Ů’ Ů°  Ů’ Q & 6 4 ‍ي‏  C & ‍اء‏  v ?

‍ا‏ ‍إ‏ ) ‍ب‏  1 

‍ا‏ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů? Ů? ŮŽ ŮŽ  ŮŽ LŮ? Ů? ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů? ŮŽ Ů? ﴞ٥٤٢﴿ #  [ 4 ŮŽ Ů’  Ů? Ů?

142. Ä°nsanlar arasÄąndan, kÄąble deÄ&#x;iĹ&#x;ikliÄ&#x;inin anlam ve Ăśnemini kavrayamayan bazÄą dĂźĹ&#x;Ăźncesiz kimseler ve Ăśzellikle de, kendilerini Allah’Ĺn seçkin ve ayrÄącalÄąklÄą kullarÄą zanneden ve mĂźminlerin zihinlerinde Ĺ&#x;Ăźphe uyandÄąrmak için fÄąrsat kollayan Yahudiler, “MĂźslĂźmanlar bu gĂźne kadar bizim kÄąblemize yĂśneliyorlardÄą. OnlarÄą Ăźzerinde bulunduklarÄą kÄąblelerinden çevirip Kâbe’ye yĂśnelten sebep nedir?â€? diyecekler. Onlara de ki: “DoÄ&#x;u da


Allah’ındır, batı da. Aslında herhangi bir yönün diğerine üstünlüğü söz konusu değildir. Önemli olan doğuya veya batıya yönelmek değil, Allah’ın emrini yerine getirmektir. Aşağıda 144. âyette zikredilecek olan kıble değişikliği de Allah’ın bir emridir. Zira Allah, Son Elçi’yi inkâr ederek kendisine başkaldıran İsrailoğulları’ndan ilâhî emaneti geri almış ve yeni İslam toplumuna vermiştir. Çünkü Allah, hangi ırktan ve hangi toplumdan olursa olsun, hak dinin sancağını taşımaya lâyık gördüğü ve başarıya, kurtuluşa, zafere ulaşmasını dilediği kimseyi dosdoğru yola iletir.”

ٰ َ َ ُ َ ِ ){ ً َ ‫ َو‬iً 4َ ّ ُ‫ ْ ا‬Jُ )3َ ْ Mَ u ‫ َا َء‬Cَ cُ ‫* ُ>ا‬ +

7 J َ ِ ‫َو‬ َ َ ُ #ْ َ @َ ‫ل‬ ُ ُ َ ّ ‫* َن ا‬ ُ &َ ‫)س َو‬ 3 ‫ا‬ ?  @َ ‫ا‬L ً #C cَ ْ * ّ ِ


143. Ey mĂźminler! Ä°Ĺ&#x;te bĂśylece sizi, her tĂźrlĂź aĹ&#x;ÄąrÄąlÄąktan uzak duran, adil, dengeli, ĂślçßlĂź ve hayÄąrlÄą bir Ăźmmet yaptÄąk ki, tĂźm insanlÄąÄ&#x;a karĹ&#x;Äą hakikate tanÄąklÄąk eden gĂźzel Ăśrnekler ve adil Ĺ&#x;ahitler olasÄąnÄąz ve bu Peygamber de size karĹ&#x;Äą gĂźzel bir Ăśrnek ve Ĺ&#x;ahit olsun.

ŮŽ'Ů‘ Ů?‍) ا‏CŮŽ #Ů’ ŮŽ @ŮŽ n ŮŽ Ů’ Ů’ Ů‘ ŮŽ Ů? ŮŽ Ů’ 3 J _ 

‍ا‏ i 

‍ا‏ ) 3  ŮŽ Ů’ Ů? ŮŽ MŮŽ u  ŮŽ )4ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź

َ َ َ َ َ َ ْ ?ٰ @َ %  3 & 6  4 ‍ل‏  

‍ا‏ €

 & 6 4   Ů‘ Ů’ Ů’ Ů‘ Ů‘ Ů? Ů? Ů? Ů? ŮŽ Ů? Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ MŮ’ 3ŮŽ Ů? "LŮ? #Ů’ ŮŽ Ů? @ŮŽ

Ey Muhammed! Senin daha Ăśnce Mekke’de iken yĂśnelmiĹ&#x; olduÄ&#x;un kÄąbleyi, yani Mescid-i Harâm’Ĺ size kÄąble yaptÄąk ki, Peygamberin izinden gidenleri, gerisin geriye dĂśnecek olanlardan ayÄąrÄąp açĹkça ortaya koyalÄąm. Bu imtihan sonucun-


da, iman iddiasıyla ortaya çıkan insanlar iki gruba ayrılacaktır: 1. Allah’ın emirlerine kayıtsız şartsız boyun eğen samimi müminler, 2. Çıkarlarına uygun olduğu sürece İslâm’ın hükümlerini kabul eden, fakat arzu ve beklentilerine aykırı düştüğü anda ilâhî emirleri reddeden münafıklar.

َ َ ّ َ َ َ nْ >َ )Jَ ‫َواِ ْن‬ ٰN‫ا‬ ُL ّ ‫ َ َى‬6َ &7 ‫*   َ ًة اِ ّ' َ@? ا‬

Doğrusu bu imtihan, Allah’ın yol gösterdiği kimselerden başkasına ağır gelecektir. Nitekim daha önce Peygamberi tasdik eden bazı Yahudiler, binlerce yıl kıble edindikleri Kudüs’e yönelmekten vazgeçip Mekke’ye yönelmelerini emreden âyetler gelince, bunu gururlarına ye-


diremeyip Allah’Ĺn emrini reddederek yeniden inkâra saplanacaklardĹ.

ŮŽ ŮŽ Ů° Ů° ŮŽ Ů? Ů‘ ŮŽ ‍)س‏ 3 ) 2 N‍ا‏ ‍ن‏ ‍ا‏  * > ) & ‍ا‏ € # k #

N‍ا‏ ‍ن‏ ) J )4ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź  Ů‘ Ů‘ Ů‘ ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů? ŮŽ ŮŽ  Ů?Ů? Ů? Ů? Ů? L ﴞ٥٤٣﴿ ŮŒ #q ‍ ŮŒŮ ŮŽŘąâ€ŹedŮ? ŮŽ ŮŽ

Bu arada Allah, daha Ăśnceleri Mescid-i Aksâ’ya yĂśnelerek kÄąlmÄąĹ&#x; olduÄ&#x;unuz namazlarÄą elbette kabul edecek, ihlâs ve samimiyetle O’na baÄ&#x;landÄąÄ&#x;ÄąnÄąz sĂźrece, sizin imanÄąnÄązÄą asla boĹ&#x;a çĹkarmayacaktÄąr. Hiç kuĹ&#x;kusuz Allah, insanlara karĹ&#x;Äą çok Ĺ&#x;efkatli, çok merhametlidir. KÄąble deÄ&#x;iĹ&#x;ikliÄ&#x;i ile ilgili Ăśn hazÄąrlÄąklar tamamlandÄąktan ve gĂśnĂźller buna iyice alÄąĹ&#x;tÄąrÄąldÄąktan sonra, bĂźtĂźn semavĂŽ din mensuplarÄąnÄąn hĂźrmet gĂśsterdikleri, kendisine mensup olmakla Ĺ&#x;eref duyduklarÄą ortak atalarÄą olan


İbrahim Peygamber tarafından insanlığın ilk mabedi olarak inşa edilen ve kıyamete kadar müminlerin kıblesi ve Kâbe’si olarak kalacak olan Mescid-i Haram’a yönelmeyi emreden âyetler nâzil oldu:

KIBLE DEĞİŞİYOR Peygamber (sav) Medine’ye hicret edince, Allah’tan gelen emirle Mes13 cid-i Aksâ’yı kıble edindi. Fakat gönlünde yatan, İbrahim aleyhisselâm’dan bu yana müminlerin kıblesi olan Beytullah’a yönelmekti. Yahudilerin kutsal mabedi olan Mescid13

Peygamber (sav) Mescid-i Aksâ’ya muhtemelen kendi tercihiyle değil, Allah’tan gelen bir vahiy neticesinde yönelmiştir. Rasulullah’a Kur’ân haricinde gelen bu vahiy, kudsî hadisler gibi, Kur’ân’da yer almayan vahy-i gayri metluvv cümlesindendir. Şayet Peygamber (sav)’in dilediği kıbleyi tercih etme hakkı olsaydı, kıble olmasını şiddetle arzu ettiği Mescid-i Haram’a yönelmeyi tercih edeceği açıktır.


i Aksâ’ya yĂśnelme emrinin geçici olduÄ&#x;unu, yakÄąn bir zamanda Kâbe’ye yĂśnelme emrinin geleceÄ&#x;ini bilmiyordu. AyrÄąca Ä°srailoÄ&#x;ullarÄą'nÄąn liderliÄ&#x;inin sona erdiÄ&#x;ini ve KudĂźs'Ăźn merkez olma niteliÄ&#x;ini kaybettiÄ&#x;ini dĂźĹ&#x;ĂźnĂźyordu. Bu yĂźzden Rabb’ine yalvararak kÄąblenin deÄ&#x;iĹ&#x;tirilmesini niyaz ediyor, Ăźmitle vahyin gelmesini bekliyordu. Nihayet Allah, Peygamber’inin dua ve yakarÄąĹ&#x;larÄąna Ĺ&#x;u sĂśzlerle icabet etti:

Ů? Ů‘ ŮŽ+3ŮŽ Ů‘ #ŮŽ Ů? Ů‘ ŮŽ 3Ů? ŮŽ $ŮŽ ‍)إ‏ ŮŽ  ŮŽ _ $ + C u â€ŤŮˆâ€Ź %  Ů’ Ů? ŮŽ [ ‍ا‏ Ů‘ Ů? Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ GŮŽ ‍ Ů’ ŮŽ> Ů°ى‏9ŮŽ )h CŮŽ # Ů°]Ů’ GŮŽ iŮ‹ ŮŽ Ů’ 9Ů?

144. Ey Muhammed! Biz senin, yĂźzĂźnĂź sÄąk sÄąk gĂśÄ&#x;e çevirip durduÄ&#x;unu ve kÄąblenin deÄ&#x;iĹ&#x;tirilmesi için dua ettiÄ&#x;ini gĂśrĂźyoruz. ĂœzĂźlme,


elbette seni hoĹ&#x;nut olacaÄ&#x;Äąn kÄąbleye yĂśnelteceÄ&#x;iz:

ْ ْ ْ ّ َ َ ‍ام‏  D

‍ا‏  m [ 

‍ا‏  { c + C u â€ŤŮˆâ€Ź ‍ل‏  $ ŮŽ Ů’ Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů?L

ArtĹk namaz kĹlarken, yßzßnß Mekke tarafĹna, Mescid-i Haram yÜnßne çevir!

Ů? Ů’ Ů‘ Ů? ‍ه‏LŮ? ŮŽ {cŮŽ Ů’ * ŮŽ u â€ŤŮˆâ€Ź ‍ا‏ 

Ů? #Ů’ q ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů? Ů? ŮŽ $ŮŽ Ů’ Ů? 3Ů’ JŮ? )4ŮŽ Â…

Ve siz de ey inananlar, her nerede olursanÄąz olun, namaz kÄąlarken yĂźzĂźnĂźzĂź o yĂśne çevirin! YeryĂźzĂźnĂźn hangi noktasÄąnda olursanÄąz olun, yurtlarÄąnÄązÄąn farklÄąlÄąÄ&#x;Äąna, yĂśnlerinizin deÄ&#x;iĹ&#x;ikliÄ&#x;ine; ÄąrklarÄąnÄązÄąn, dillerinizin ve renklerinizin baĹ&#x;kalÄąÄ&#x;Äąna raÄ&#x;men, aynÄą hedefe yĂśnelen, aynÄą hayat dĂźzeninin egemenliÄ&#x;ini gerçekleĹ&#x;tirmeye çalÄąĹ&#x;an bir tek Ăźmmet olma bilinciyle namazda yĂźzĂźnĂźzĂź Kâbe’ye çevirin! Ancak kÄąbleye yĂś-


nelmenin çeĹ&#x;itli sebeplerden dolayÄą mĂźmkĂźn olmadÄąÄ&#x;Äą veya kÄąblenin hangi yĂśnde olduÄ&#x;u bilinemediÄ&#x;i durumlarda veya dĂźĹ&#x;man korkusu gibi bir mazeret sĂśz konusu olduÄ&#x;unda, buna yakÄąn herhangi bir yĂśne dĂśnmek de yeterli olur.

ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů?xŮ‘ DŮŽ ‍ Ů? َن ا Ů‘> Ů?" ا‏MŮ’ #ŮŽ ‍)ب‏ ŮŽ ŮŽ * Ů? ‍ا ا‏GŮ? â€ŤŮˆâ€Źd ‍ ا‏6ŮŽ &7 â€ŤŮŽŮˆŘ§Ů? ّن ا‏ L Ů’ CŮ? 2Ů?Ů‘ ‍ َع‏6Ů’ 4Ů?

Kendilerine kitap verilenler, bunun Rablerinden gelen bir gerçek olduÄ&#x;unu pekâlâ bilirler. Yahudiler de Hristiyanlar da, bĂźtĂźn ilâhĂŽ din mensuplarÄąnÄąn ortak atasÄą olan Hz. Ä°brahim tarafÄąndan, insanlÄąÄ&#x;Äąn ilk mabedi olarak inĹ&#x;a edilen Kâbe’ye yĂśnelmenin, yĂźce Allah’Ĺn emrine dayalÄą, tartÄąĹ&#x;ma gĂśtĂźrmez kesin bir gerçek olduÄ&#x;unu gayet iyi bilirler.


Ăœstelik ellerindeki kitaplarda da bu onlara bildirilmiĹ&#x;tir. Fakat dĂźnyevi çĹkarlarÄąna ters dĂźĹ&#x;tĂźÄ&#x;Ăź için bunu kabullenmeye yanaĹ&#x;mazlar.

ﴞ٥٤٤﴿ ‍ ŮŽ Ů? َن‏MŮ’ &ŮŽ )ŮŽ Ů‘ @ŮŽ aŮ? $Ů? )1ŮŽ 2Ů? N‍ا‏ Ů? Ů‘Ů° )4ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź

Fakat Ĺ&#x;unu iyi bilsinler ki, Allah onlarÄąn yaptÄąklarÄąndan habersiz deÄ&#x;ildir. ŮŽ â€ŤŮŽŮˆ ŮŽŮ„ Ů?،نْ اَ َتي‏ ‍اب Ů?ب Ů?Ůƒ Ů?Ů‘Ů„ ٰا ŮŽŮŠ Ů?ŘŠ َما ŮŽŘŞ Ů?بؚŮ?ŮˆŘ§â€Ź ŮŽ ‍ين ا Ů? ŰŤŮˆ Ů?ŘŞŮˆŘ§ ْال Ů?Ůƒ َت‏ ŮŽ ‍ْت الَّ ۪ذ‏ ‍Ů?Ů‚ ْب ŮŽŮ„ ŮŽŘŞ Űš ŮŽŮƒâ€Ź 145. Ey Muhammed! Sen kitap verilen o Hristiyanlara ve Yahudilere, Kâbe’ye yĂśnelmenin Allah’Ĺn emri olduÄ&#x;u hususunda her tĂźrlĂź mucizeyi getirmiĹ&#x; olsan bile, yine de inkârda diretir, senin kÄąblene yĂśnelmezler. Zira onlar arzularÄąnÄąn yĂśnlendirdiÄ&#x;i, menfaatlerinin kĂśrĂźk-


lediği ve kinlerinin bilediği kör bir inatçılığın tutsağıdırlar. Sanma ki onlar İslâm'ı bilmedikleri ya da bu din onlara inandırıcı bir biçimde sunulmadığı için inkâr ediyorlar. Bilakis onlar, çok iyi bildikleri bu dinin, menfaatlerine ve saltanatlarına dokunacağından korktukları için ona karşıdırlar. ۜ ٍ ْ‫ض ُھ ْم ِب َت ِاب ٍع ِق ْب َل َة َبع‬ َ ‫َو َٓما اَ ْن‬ ‫ض‬ ُ ْ‫ت ِب َت ِاب ٍع ِق ْب َل َت ُھ ۚ ْم َو َما َبع‬ O hâlde, bâtılda direten bu inkârcılar karşısında, sen de hak yolda azim ve kararlılıkla sabredecek, onların kıblesine asla yönelmeyeceksin. Zaten onlar da birbirlerinin kıblesine yönelmezler. Zira onların her biri, aslında kendi menfaatlerini, arzu ve ihtiraslarını kıble edinmişlerdir. Dış yönüyle birlik ve beraberlik içinde gözükseler bile, iç-


ten içe didiĹ&#x;me, çekiĹ&#x;me ve dĂźĹ&#x;manlÄąk hâlindedirler. AralarÄąnda gerçek anlamda uyum ve birlik yoktur.

ŮŽ  ŮŽ )4ŮŽ Ů? MŮ’ 2ŮŽ 6Ů’ 4Ů? Ů’ Ů? ‍ اَ Ů’ ŮŽا َإ‏n 6ŮŽ 4Ů? ‍) ŮŽŘĄ ŮŽŮƒâ€Źu

ŮŽ MŮ’ ŮŽ GŮŽ Ů‘ ‍• ا‏ Ů?Ů? â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ŮŽ Ů’ Ů’ Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů‹ ﴞ٥٤ټ﴿  

) T

‍ا‏ 6 

‍ا‏ ‍ذ‏ ‍ا‏ + > ‍ا‏   M

‍ا‏ ŮŽ Ů? Ů? Ů‘ Ů? Ů? Ů? W Ů?

Ey Peygamber! Sana bu Kur’ân aracÄąlÄąÄ&#x;Äąyla gerçek ilim geldikten sonra, eÄ&#x;er onlarÄąn arzu ve heveslerine uyacak olursan, yemin olsun ki, o takdirde sen de zalimlerden olursun! Ve bu durumda, kendini Allah’Ĺn gazabÄąndan kurtaracak ne bir dost bulabilirsin, ne de bir yardÄąmcÄą! OnlarÄąn, kendilerine ikna edici deliller sunulmadÄąÄ&#x;Äą için Kur’ân’Ĺ ve Son Elçi’yi inkâr ettiklerini sanma:


ŮŽ Ů’ Ů° Ů‘ ŮŽ ŮŽ )ŮŽ J "Ů? >ŮŽ $Ů? Ů? MŮ’ &ŮŽ ‍)ب‏

‍ا‏  ) 3 # G ‍ا‏ 6 & 7

‍ا‏ ŮŽ ŮŽ Ů’  Ů? ŮŽ ŮŽ * ŮŽ Ů? Ů? L Ů’ Ů? ‍) َإ‏3ŮŽ 2Ů’ َ‍ َن ا‏$Ů? Ů? MŮ’ &ŮŽ

146. Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu kendi Ăśz evlatlarÄą gibi tanÄąrlar. Yahudi ve Hristiyan din adamlarÄą ve bilginleri, kÄąblenin deÄ&#x;iĹ&#x;tirilmesine yĂśnelik emrin Allah’tan geldiÄ&#x;ini ve bu emre muhatap olan Muhammed (sav)’in hak Peygamber olduÄ&#x;unu gayet iyi bilirler. Zira Ăśnceki kutsal kitaplarda geleceÄ&#x;i mĂźjdelenen Son Peygamber’in vasÄąflarÄą arasÄąnda, kÄąbleyi Kâbe’ye çevireceÄ&#x;i hakkÄąnda delil ve iĹ&#x;aretler de vardÄą.

Ů‹  $ŮŽ â€ŤŮŽŮˆŘ§Ů? Ů‘ َن‏ ‍ ŮŽ Ů? َن‏MŮ’ &ŮŽ Ů’ Ů? ‍ ŮŽŮˆâ€ŹxŮŽ Ů‘ DŮŽ ‍ Ů’* Ů? Ů? َن ْا‏#ŮŽ ŮŽ Ů’ CŮ? 3Ů’ 4Ů? ) & ﴞ٥٤ٌ﴿


Fakat yine de onlardan bir kÄąsmÄą, kÄąskançlÄąk ve bencillikleri sebebiyle hakikati bile bile gizlerler. Ve kendi uydurduklarÄą bâtÄąl inançlarÄą, hak ve hakikat yerine koymaya çalÄąĹ&#x;Äąrlar.

Ů? GŮŽ jŮŽ $ŮŽ +ŮŽ 2Ů?Ů‘ ‍ َع‏6Ů’ 4Ů? xŮ?Ů‘ DŮŽ Ů’ َ‍ا‏ 6SŮŽ &l ŮŽ Ů’ Ů? ‍ ْا‏6ŮŽ 4Ů? 6ŮŽ Ů‘ >ŮŽ * ﴞ٥٤٧﴿

147. Oysa hakikat, sizin veya onlarÄąn iddia ve kuruntularÄą deÄ&#x;il, Rabb’inden gelendir. Ve Rabb’in sana, hakikatin ta kendisi olan bu Kur’ân’Ĺ gĂśndermiĹ&#x;tir. O hâlde, sakÄąn Ĺ&#x;Ăźpheye kapÄąlanlardan olma!

Ů’ Ů? Ů? â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů’ ‍َات‏  Z

‍ا‏ Ů’ $ŮŽ )CŮŽ # Ů‘  ŮŽ 4Ů? ŮŽ Ů? iŮŒ CŮŽ uŮ’ ‍ Ů?Ůˆâ€ŹaŮ?Ů‘ * Ů?L ŮŽ ‍) ŮŽ Ů? Ů? ا‏

148. Ey mĂźminler! Her toplumun hayatÄąna yĂśn veren, deÄ&#x;er yargÄąlarÄąnÄą oluĹ&#x;turan bir inanç sistemi, yĂś-


neldiÄ&#x;i bir kÄąblesi vardÄąr. O hâlde, siz hayÄąrlÄą iĹ&#x;lerde yarÄąĹ&#x;Äąn! UnutmayÄąn ki, namazda belirli bir yĂśne yĂśnelmekten daha Ăśnemli olan, bu ibadetlerin kazandÄąracaÄ&#x;Äą ĂźstĂźn ahlakĂŽ Ăśzelliklere sahip olmaktÄąr. O hâlde, sizler Allah’a kulluk noktasÄąnda yapabildiÄ&#x;inizin en iyisini, en gĂźzelini ortaya koyarak ve gĂźzel ahlakÄąnÄąz, yardÄąmseverliÄ&#x;iniz, dĂźrĂźstlĂźÄ&#x;ĂźnĂźz, hayÄąr ve hasenatÄąnÄązla Ăśrnek birer MĂźslĂźman olarak hayÄąrlÄą iĹ&#x;lerde birbirinizle ve diÄ&#x;er toplumlarla yarÄąĹ&#x;Äąn ve bu yarÄąĹ&#x;ta daima en Ăśne geçmeye çalÄąĹ&#x;Äąn.

Ů’ ŮŽ Ů° Ů? Ů? N‍ا‏  u N‍ا‏  * 2 ‍ت‏ ) & ‍ا‏ >  * G ) 4 6 & ‍ا‏ Ů‘ ŮŽ Ů‘Ů° ‍) اŮ? Ů‘ َن‏L M# ŮŽ Ů’ Ů?  Ů? Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů‹ ﴞ٥٤٨﴿ ŮŒ & 9ŮŽ ‍ Ů’_ Ů?إ‏cŮŽ aŮ?Ů‘ JŮ? ?Ů° @ŮŽ

UnutmayÄąn ki, her nerede olursanÄąz olun, Allah hepinizi Hesap


GĂźnß’nde toplayÄąp bir araya getirecek ve her kĂśtĂźlĂźÄ&#x;Ăźn cezasÄąnÄą, her iyiliÄ&#x;in mĂźkâfatÄąnÄą verecektir. Hiç kuĹ&#x;ku yok ki, Allah’Ĺn her Ĺ&#x;eye gĂźcĂź yeter.

ŮŽ {Ů’ cŮŽ +ŮŽ CŮŽ uŮ’ ‍ ŮŽ Ů‘ Ů?Ů„ ŮŽŮˆâ€Ź$ŮŽ n Ů? #Ů’ q ŮŽ uŮ’ ŮŽ O ŮŽ Â… ŮŽ 6Ů’ 4Ů? â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů’ Ů’ ‍ام‏  D

‍ا‏  m [ 

‍ا‏ LŮ? ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů’ ŮŽ

149. Ey mßmin! Her nereden yola çĹkarsan çĹk, yolculukta da namaz esnasĹnda yßzßnß Mescid-i Haram yÜnßne çevir.

)ŮŽ Ů‘ @ŮŽ aŮ? $Ů? )1ŮŽ 2Ů? N‍ا‏ Ů‘Ů? Ů° )4ŮŽ ‍ ŮŽŮˆâ€Ź+LŮŽ 2Ů?Ů‘ ‍ َع‏6Ů’ 4Ů? xŮ?Ů‘ DŮŽ Ů’ ŮŽ "Ů? >ŮŽ Ů‘ Ů?â€ŤŮŽŮˆŘ§â€Ź ﴞ٥٤ي﴿ ‍ ŮŽ Ů? َن‏MŮ’ GŮŽ

Hiç kuĹ&#x;kusuz bu emir, Rabb’inden gelen gerçeÄ&#x;in ta kendisidir. Bu gerçeÄ&#x;i asla zayi


etmeyin! UnutmayÄąn ki, Allah yaptÄąklarÄąnÄązdan habersiz deÄ&#x;ildir. KÄąblenin deÄ&#x;iĹ&#x;mesi, aynÄą zamanda ilâhĂŽ mesajÄą taĹ&#x;Äąma gĂśrevinin el deÄ&#x;iĹ&#x;tirmesi anlamÄąna geldiÄ&#x;inden, yersiz tartÄąĹ&#x;ma ve itirazlara meydan vermemek için bakÄąn tekrar tekrar uyararak diyoruz ki:

ŮŽ {Ů’ cŮŽ +ŮŽ CŮŽ uŮ’ ‍ ŮŽ Ů‘ Ů?Ů„ ŮŽŮˆâ€Ź$ŮŽ n Ů? #Ů’ q ŮŽ uŮ’ ŮŽ O ŮŽ Â… ŮŽ 6Ů’ 4Ů? â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů? Ů’ Ů’ ‍ ŮŽ Ů‘ ا‏$ŮŽ Ů’ Ů? 3Ů’ JŮ? )4ŮŽ Â… # q â€ŤŮˆâ€Ź ‍ام‏  D

‍ا‏  m [ 

‍ا‏ Ů? Ů’ ŮŽ ŮŽ Ů?L ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů’ ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů‘ ŮŽ ŮŽ Ů?Ů’ *#Ů’ ŮŽ @ŮŽ ‍)س‏ Ů? Ů? ŮŽ 3

‍ن‏  * & j A

‍ه‏  { c  * Ů‘ ŮŽ ŮŽ u Ů’ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů? ‍Ů?Ůˆâ€Ź Ů?  iÂ‘ŮŒ mŮŽ Ů‘ q Ů?

150. Ey Peygamber! Yeryßzßnßn neresinde olursan ol ve nereden yola çĹkarsan çĹk, namaz kĹlarken yßzßnß Mescid-i Haram yÜnßne çevir! Ve ey mßminler! Siz de ne-


rede ve ne hâlde olursanız olun, namazda yüzünüzü o yöne çevirin ki, insanların size karşı mazeret olarak öne sürebilecekleri bir bahaneleri kalmasın. Biz bu emri tekrar tekrar vurguladık ki, hepiniz bunun Allah’tan gelen kesin bir emir olduğunu şeksiz şüphesiz bilin ve İslâm’a davet ettiğiniz kimselerin, "Müslümanlar kıble değişikliği ile ilgili emrin Allah katından geldiğini iddia ediyorlar, fakat kendileri bu emri uygulamıyorlar.” diyerek inkârları için sahte mazeretler üretmelerine fırsat vermeyin. Demek ki müminler başkalarına söylediklerini öncelikle kendileri yapmalı, sözleriyle davranışları uyumlu olmalıdır. Zira böyle bir tutarsızlık, İslâm’a davet edilen insanların tereddüde düşmesine, imana


meyilli olsalar bile, zihinlerinde soru iĹ&#x;aretleri oluĹ&#x;masÄąna sebep olur.

ŮŽ ŮŽ Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů? Ů’ Q ŮŽ ZŮ’ GŮŽ j$ŮŽ Ů’ CŮ? 3Ů’ 4Ů? ‍ Ů?ا‏t 6ŮŽ &7 ‍اŮ? Ů‘' ا‏ Ů?Ů’ *ŮŽ Ů‘ MŮŽ ŮŽ ‍* Ů’ ŮŽŮˆâ€Ź Ů? #Ů’ ŮŽ @ŮŽ _ ŮŽ MŮ’ >Ů? ŮŽ Ů‘ GŮ? ' Ů? Ů? ‍ Ů’ >_ ŮŽŮˆâ€ŹQ Ů’ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ŮŽ O‍ا‏ ŮŽ ‍ ŮŽ Ů?Ůˆâ€ŹCŮ’ GŮŽ ﴞ٥ټ٠﴿ ‍ن‏

Ancak onlardan zulĂźm ve haksÄązlÄąk yapanlar hariç. Ă–yleleri, herhangi bir delile dayanmadan hakikati inatla reddeder, sizi baskÄą ve zorbalÄąkla sindirmeye çalÄąĹ&#x;Äąrlar. Fakat onlardan korkmayÄąn; asÄąl benden, yani emirlerime karĹ&#x;Äą gelip azabÄąma uÄ&#x;ramaktan korkun ki, ben de size verdiÄ&#x;im nimetleri tamamlayayÄąm ve bĂśylece doÄ&#x;ru yolu bulabilesiniz.


Ů? #Ů’ ŮŽ @ŮŽ ‍* Ů’ ŮŽ& Ů’ Ů?ا‏ Ů? 3Ů’ 4Ů? ' Ů? #$ )3ŮŽ Ů’ ŮŽ ‍ ŮŽ) اَ ْع‏JŮŽ Ů‹ Ů? ‍* Ů’ َع‏ Ů’ *

Ů’ Ů° Ů‘ Ů‘ Ů? Ů? iŮŽ ŮŽ *Ů’ DŮ? ‍)ب ŮŽŮˆ ْا‏  *

‍ا‏  *   M & â€ŤŮˆâ€Ź  * # J = & â€ŤŮˆâ€Ź ) 3 G ) & ‍ا‏ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů? ŮŽ Ů?ŮŽ Ů’  ŮŽŮ?ŮŽ Ů? ŮŽ Ů? GŮŽ Ů’ ŮŽ )4ŮŽ Ů’ * Ů? Ů? Ů?Ů‘ MŮŽ &Ů? â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ﴞ٥ټ٥﴿ ‍ن‏LŮŽ Ů? ŮŽ MŮ’ GŮŽ ‍* Ů?>ا‏

151. Nitekim size kendi içinizden, âyetlerimizi okuyan, sizi her tĂźrlĂź Ĺ&#x;irk ve gĂźnah kirlerinden arÄąndÄąran, size kitabÄą, kitaptaki hĂźkĂźmlerin sebep ve amaçlarÄąnÄą kavrayarak onlarÄą doÄ&#x;ru ve yerli yerince uygulamak anlamÄąna gelen ve Peygamber (sav)’in Ăśrnek yaĹ&#x;antÄąsÄąyla ortaya konan hikmeti ve daha bilmediÄ&#x;iniz nice Ĺ&#x;eyleri ĂśÄ&#x;reten bir Elçi gĂśnderdik.

Ů’ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů’ Ů’ â€ŤŮˆŮ†â€Ź  8 * G ' â€ŤŮˆâ€Ź _

â€ŤŮˆŘ§â€Ź  * c‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź  J  J ‍ذ‏ â€ŤŮˆ>_ ا‏ Ů? ŮŽ Ů’ Ů’   Ů? JŮ? ‍) ْذ‏$ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů?S Ů? Ů? ﴞ٥ټ٢﴿


152. Öyleyse, âyetlerimi sürekli gündemde tutarak beni anın ki, ben de dünya ve âhirette nimetler bahşederek sizi anayım. Söz ve davranışlarınızla bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin!

SABIR, NAMAZ ve ŞEHADET َ ٰ َ ّ 2ِ ‫ا‬3ُ #M َ ‫ا‬ ِْ . ) | ْ ‫ا‬3ُ 4َ ‫ ا‬6َ &7 ّ ‫) ا‬Cَ &ُّ َ‫َ&) ا‬ َ ٰ ٰ َ َ ّ ‫َو‬ ّ ﴾١٥٣﴿ 6َ & 2ِ ). ‫ا‬ € 4 N‫ا‬ ‫ن‬ ‫ا‬ ‫ة‬   ّ َ ِ ّ ََ ِL . ‫ا‬

153. Ey inananlar! Kurân’ın öngördüğü adalet sistemini egemen kılma uğrunda verdiğiniz mücadelede, sabırla ve namazla Rabb’inizden yardım dileyin. Yaratıcınızla aranızdaki irtibatı namazla, duayla, zikirle sürekli canlı tutmaya çalışın. Zorluklar karşısında asla yılgınlığa kapılmadan, umudunuzu ve


direncinizi kaybetmeden hedefe doÄ&#x;ru adÄąm adÄąm ilerleyin! UnutmayÄąn ki, Allah sabredenlerle beraberdir. Sabredenler, hak uÄ&#x;runda karĹ&#x;ÄąlaĹ&#x;abilecekleri sÄąkÄąntÄąlara, acÄąlara, ayrÄąlÄąklara katlanmasÄąnÄą da bilmelidirler:

ŮŽ ŮŽ Ů° Ů? Ů? Ů’ Ů? aŮ’ 2ŮŽ ‍ات‏  4 ‍ا‏ N‍ا‏ a#

 _ $ a  & 6 

‍ا‏

 G ' â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů? Ů‘ ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů’  LŮŒ ŮŽ Ů? ŮŽ Ů? Ů?  ŮŽ Ů° ŮŽ  ﴞ٥ټ٤﴿ ‍ Ů?Ůˆ َن‏MŮ? QŮ’ GŮŽ 'ŮŽ 6Ů’ *

â€ŤŮˆâ€Ź ‍إ‏ ) # q Ů’ Ů? ŮŽ ŮŒ ŮŽ ‍ا‏

154. Allah yolunda ĂśldĂźrĂźlenlere â€œĂślĂźâ€? demeyin. Allah’Ĺn dinini yeryĂźzĂźnde egemen kÄąlmak için mĂźcadele edip bu uÄ&#x;urda Ĺ&#x;ehit olanlarÄą ĂślĂź olarak nitelendirmeyin. Tam aksine; onlar bu hayattan bir Ăźst hayata geçiĹ&#x; yapmÄąĹ&#x;lardÄąr. Hayat mertebelerinin farklÄą bir boyutunda, sonsuz nimetler içinde yaĹ&#x;Äąyorlar ve gerçek anlamda hayattadÄąrlar. Fa-


kat siz bu olaÄ&#x;anĂźstĂź durumu tam olarak kavrayamazsÄąnÄąz.

Ů’ Ů’ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů’ “ > â€ŤŮˆâ€Ź ‍ؚ‏ m

‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź ‍٠‏  Z

‍ا‏ 6 4 ‍إ‏ _ Q 2  * >  

3

â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů? Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů’ ŮŽ Ů? Ů? ŮŽ Ů? ŮŽ Ů? Ů’ Ů? ŮŽ Ů? Ů’ ŮŽ Ů‘ ‍ Ů?„ ŮŽŮˆâ€Ź8Ů? >Ů’ '‍ا‏ ŮŽ Ů’ ‍ال ŮŽŮˆâ€Ź ŮŽ Ů? Q  4 '‍ا‏ 6ŮŽ 4Ů? Ů‘Ů? 2ŮŽ ‍ات ŮŽŮˆâ€Ź Ů’ Ů?L ŮŽ ŮŽ p ‍ا‏ Ů? ŮŽ ŮŽŮ‘ ﴞ٥ټټ﴿ 6 ŮŽ & 2Ů? ). ‍ا‏

155. Andolsun sizi biraz korku, biraz açlÄąk ile ve mallardan, canlardan, ĂźrĂźnlerden eksiltmeyle imtihan edeceÄ&#x;im. Ä°lâhĂŽ yasalara gĂśre, insan bu dĂźnya hayatÄąnda bazen korku, bazen açlÄąk ve yoksullukla, kimi zaman da servetinden, saÄ&#x;lÄąÄ&#x;Äąndan ve sahip olduÄ&#x;u diÄ&#x;er nimetlerden bir kÄąsmÄąnÄą veya tamamÄąnÄą kaybederek imtihan edilecektir. Zorluk ve sÄąkÄąntÄąlar karĹ&#x;ÄąsÄąnda sabÄąrla direnerek imtihanÄą baĹ&#x;arÄąyla tamamlayanlar, ebedĂŽ saadet ve kur-


tuluşu hak edeceklerdir. O hâlde, sabredenleri müjdele!

َ )>َ ّ ِ‫ َوا‬N  َ ِٰ ّ ِ )>َ ّ ِ‫) ُ ا ا‬9َ  iٌ َ #. 4ُ ْ Cُ ْ 2َ )vَ ‫ اِ َذا ا‬6َ &7 ّ َ‫ا‬ َ ﴾١٥٦﴿ ‫ن‬Lَ Mُ u‫ا‬ ‫ر‬ " #

ْ ِ َ ِ ِ‫ا‬

156. Onlar ki, bu imtihanın neticesi olarak başlarına bir bela, bir musibet geldiği zaman, “Bizler zaten Allah’a aitiz ve sonunda hepimiz O’na döneceğiz. Sahip olduğumuz her şey bize Allah’ın emanetidir ve Allah, emanetini istediği zaman elbette geri alacaktır. Hepimiz eninde sonunda bu dünya hayatını terk edecek ve yaptıklarımızın hesabını vermek üzere Rabb’imizin huzuruna çıkacağız.” derler.


 Ů° ŮŽ ŮŽ ŮŽ iŮŒ ŮŽ qŮ’ ‍ Ů’ ŮŽŮˆ َع‏CŮ? 2Ů?Ů‘ ‍ َع‏6Ů’ 4Ů? ‍ات‏   v  C #  @ + A

ŮŒ ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů? Ů’ ŮŽ Ů? B‍اŮ?Ůˆâ€Ź  Ů’ ﴞ٥ټ٧﴿ ‍ ŮŽ Ů?Ůˆ َن‏CŮ’ Ů? ‍ Ů? Ů? ا‏+ŮŽ AŮ? Ů° Bâ€ŤŮŽŮˆŘ§Ů?Ůˆâ€Ź 157. Ä°Ĺ&#x;te onlara Rablerinden baÄ&#x;ÄąĹ&#x;lanma ve rahmet vardÄąr ve onlar, hidâyet Ăźzere olanlardÄąr. Rablerinin rahmet, nimet ve bereketleri hep onlarla birliktedir; doÄ&#x;ru yolda olanlar da ancak onlardÄąr. Ĺžimdi de, en çetin imtihanlar karĹ&#x;ÄąsÄąnda yÄąlmadan sabretmesini bilen bir mĂźmin hanÄąmÄąn ibret verici kÄąssasÄąna kulak verin:

SAFA ile MERVE Allah’Ĺn emri gereÄ&#x;ince Hz. Ä°brahim, eĹ&#x;i Hacer’i bebeÄ&#x;iyle birlikte ÄąssÄąz Mekke vadisine bÄąrakÄąp gitmiĹ&#x;ti. KÄązgÄąn çÜlde tek baĹ&#x;Äąna kalan Hacer, yavrusu Ä°smail’e su bulabilmek


amacıyla Safa ile Merve tepeleri arasında defalarca koşuşturup durdu. Sonunda Allah, yerden tatlı bir su kaynağı çıkararak kullarının yardımına yetişti. Sonra da, güven ve umudunu yitirmeden sabırla mücadele etmenin sembolü olan bu fedakâr annenin anısına, Safâ ile Merve arasında sa’y etmeyi bir hac ibadeti olarak İbrahim (as)’a emretti. Sa’y, hac veya umre ibadeti için Mekke’ye gelen kimsenin Kâbe yakınındaki Safâ ile Merve tepeleri arasında Safâ’dan başlayarak dört gidiş üç dönüş olmak üzere yedi kere gidip gelmesi demektir. Bu ibadet, Mekke müşriklerince de hâlâ uygulanmaktaydı. Fakat zamanla müşrikler, Safâ ile Merve tepeleri üzerine birer put dikerek bu ibadete birtakım


Ĺ&#x;irk unsurlarÄą katmÄąĹ&#x;lardÄą. Bu yĂźzden, yaptÄąklarÄą her iĹ&#x;in mutlaka Kur’ân ve SĂźnnet kaynaklÄą olmasÄąna Ăśzen gĂśsteren MĂźslĂźmanlar, sa’y edip etmeme hususunda tereddĂźde dĂźĹ&#x;tĂźler. Bunun Ăźzerine, aĹ&#x;aÄ&#x;Äądaki âyetler nâzil oldu:

ŮŽ Ů’ Ů°N‍ا‏  ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů‘ Ů? ƒŮ? )MŮŽ cŮŽ 6Ů’ 4Ů? ‍) ŮŽŮˆŘ§ ŮŽ Ů’ ŮŽŮˆŘŠâ€Ź8. ‍ا‏ Ů‘ ‍اŮ? ّن‏

158. KuĹ&#x;kusuz Safâ ile Merve, Allah’Ĺn emirlerine baÄ&#x;lÄąlÄąk ve itaati simgeleyen alâmetlerindendir.

Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ‍ Ů?" اَ ْن‏#Ů’ ŮŽ @ŮŽ ‍)ح‏ 3 u j $    @‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź ‍ا‏ n #

‍ا‏ — ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů‘q ŮŽ Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ 6Ů’ ŮŽ $ŮŽ Ů? ŮŽ Ů‘ &ŮŽ )L ŮŽ CŮ? 2Ů? ‍{ Ů‘ ŮŽ َ٠‏

O hâlde, Hac veya Umre için Kâbe’yi ziyaret edenlerin, bunlar arasĹnda sa’y etmesinin hiçbir sakĹncasĹ yoktur. Bilakis bu, —farz olmamakla beraber— haccĹn Ünemli


unsurlarındandır. Müşriklerin yanlış uygulamaları, sizi yanıltarak bu ibadetten alıkoymasın.

َ Gَ 6ْ 4َ ‫َو‬ َٰ ّ ‫ ِ) ّ َن‬$َ  ﴾١٥٨﴿ ٌ # @َ ٌ Jِ )cَ N‫ا‬ ‫ ًْا‬O َ ‫{ ّ َ َع‬

Zira her kim yapmakla yükümlü olmadığı hâlde fazladan bir iyilik yaparsa, bunun mükâfatını elbette görecektir. Çünkü Allah, bütün iyiliklerin karşılığını verendir, her şeyi en ince ayrıntısıyla bilendir. Allah’tan gelen hakikati gizleyen sözde din âlimlerine gelince:

İLÂHÎ MESAJI GİZLEYENLER Yahudi ve Hristiyan din adamları, Hz. Muhammed’in hak peygamber olduğunu ve insanlara tebliğ ettiği emirlerin doğru olduğunu ellerindeki kutsal kitabın verdiği bilgilere dayanarak kesinlikle biliyorlardı. Fakat


birtakÄąm dĂźnyevĂŽ çĹkar kaygÄąlarÄą sebebiyle bunu açĹklamaktan çekiniyorlardÄą. Allah tarafÄąndan gĂśnderilen hakikati gizli tutan, Allah'Äąn kitabÄąnda yer alan kimi ayetleri gĂśrmezlikten gelip kimilerini sessizce geçiĹ&#x;tiren bĂśyle kimseler hakkÄąnda aĹ&#x;aÄ&#x;Äądaki âyetler nâzil oldu:

َ َ ْ ْ ْ ّ َ  َ ْ ‍)ت‏ 3 #

‍ا‏ 6 4 ) 3

= > ‍ا‏ ) 4 ‍ن‏    * & 6 & 7

‍ا‏ ‍ن‏ Ů? ŮŽ Ů‘ Ů? ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? ŮŽ ŮŽ  Ů‘ Ů?‍ا‏

Ů’ Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů° ‍)ب‏  *

‍ا‏ _ $ ‍)س‏ 3

‍ه‏ ) 3 # 2 ) 4  M 2 6 4 ‍ى‏  C

‍ا‏ Ů? Ů? Ů‘ Ů? Ů? Ů‘ Ů‘ŮŽ ŮŽ Ů? Ů’ŮŽ Ů’ Ů? Ů? â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů? ŮŽ Ů?  ŮŽ Ů’ Ů’ Ů‘ Ů? CŮ? 3Ů? MŮŽ &ŮŽ ‍ ŮŽŮˆâ€ŹN‍ا‏ ŮŽ 3Ů? @Ů? j ‍ا‏ ﴞ٥ټي﴿ ‍ن‏ Ů? Ů‘Ů° Ů? CŮ? 3Ů? MŮŽ &ŮŽ +ŮŽ AŮ? Ů° B‍اŮ?Ůˆâ€Ź

159. GĂśndermiĹ&#x; olduÄ&#x;umuz apaçĹk belgeleri ve dosdoÄ&#x;ru yola ulaĹ&#x;tÄąran hidâyeti, Biz onlarÄą gerek Tevrat, Ä°ncil ve gerekse Kur'ân gibi kitaplarda tĂźm insanlara açĹkça bildirmemize raÄ&#x;men basit dĂźnyevĂŽ çĹkarlarÄą uÄ&#x;runa gizleyenler var ya;


iĹ&#x;te hem Allah lânet eder onlara, hem de insan, cin ve melek gibi lânet edebilen diÄ&#x;er bĂźtĂźn varlÄąklar!

 ŮŽ+AŮ? Ů° B‍)Ů?Ůˆâ€Ź$ŮŽ ‍ا‏3Ů? #ŮŽ Ů‘ 2ŮŽ ‍ا ŮŽŮˆâ€ŹDŮ? ŮŽ vŮ’ َ‍ا ŮŽŮˆŘ§â€Ź2Ů? )GŮŽ 6ŮŽ &7 ŮŽ Ů‘ ‍اŮ? Ů‘ ŮŽ' ا‏ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ﴞ٥ٌ٠﴿ Ů? #q ŮŽ Ů‘ ‍اب ا‏   ‍ا‏ ) > ‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź  C #  @ ‍ب‏ G Ů‘ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů‘ Ů? ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? ‍ا‏  Ů?

160. Ancak tĂśvbe edip kendilerini dĂźzelten ve gizlemiĹ&#x; olduklarÄą gerçekleri açĹklayanlar bunun dÄąĹ&#x;ÄąndadÄąr. Ä°Ĺ&#x;te onlarÄąn tĂśvbesini kabul edeceÄ&#x;im. ÇßnkĂź ben çok baÄ&#x;ÄąĹ&#x;layÄącÄą, çok merhametliyim.

 ŮŽ+AŮ? Ů° B‍) ŮŒŘą اŮ?Ůˆâ€Ź8ŮŽ Ů‘ JŮ? Ů’ Ů? ‍ا ŮŽŮˆâ€ŹGŮ? )4ŮŽ ‍ Ů?ŮˆŘ§ ŮŽŮˆâ€Ź8ŮŽ JŮŽ 6ŮŽ &7 ŮŽ Ů‘ ‍اŮ? Ů‘ َن ا‏  Ů’ Ů° ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů° ŮŽ ŮŽ M ŮŽ uŮ’ َ‍)Řł ا‏ Ů?  3 ‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź i * A  

‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź N‍ا‏ i 3 M

 C #  Ů? Ů‘ Ů‘ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů’ ŮŽ Ů? Ů? ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? @ŮŽ ﴞ٥ٌ٥﴿


161. Âyetlerimi inkâr eden ve hayatĹ boyunca inkârda direterek kâfir olarak Ülenlere gelince; hem Allah’Ĺn, hem meleklerin ve hem de bßtßn insanlarĹn lâneti onlarĹn ßzerinedir!

Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů‘ Ů’ 'ŮŽ ‍اب ŮŽŮˆâ€Ź 7 M

‍ا‏  C 3 @ z 8 Z & ' ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŽ Ů? Ů? ŮŽ Ů? Ů? ) CŮŽ #$ 6ŮŽ & Ů? )O ŮŽ 3Ů’ &Ů? Ů’ Ů? ﴞ٥ٌ٢﴿ ‍ Ů?Ůˆ َن‏T

162. Onlar sonsuza dek o lânetin içinde kalacaklar ve ne azaplarĹ hafifletilecek ne de yßzlerine bakĹlacaktĹr.

 ŮŽ Ů° Ů° Ů° Ů‘ Ů? 6Ů? Ů° qŮ’ ŮŽ Ů‘ ‍ ŮŒ ŮŽ' اŮ? ŮŽ" اŮ?' Ů? ŮŽ ا‏q‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź "

‍ا‏  * C

Ů’ Ů? ŮŽ ŮŒ Ů? Ů? Ů?â€ŤŮŽŮˆŘ§â€Ź ﴞ٥ٌ٣﴿ SŮ? #q ŮŽ Ů‘ ‍ا‏

163. Ey insanlar! ArtĹk inkâr ve inattan vazgeçip hepiniz tevhid dairesine giriniz. Zira hepinizin ilâhĹ,


bir tek ilâh olan Allah’tÄąr. Hepinizin yaratÄącÄąsÄą ve Rabb’i olan Allah, bunca peygamberi insanlar parçalanÄąp dĂźĹ&#x;man gruplara ayrÄąlsÄąnlar diye deÄ&#x;il, tevhid inancÄą etrafÄąnda birleĹ&#x;sinler diye gĂśndermiĹ&#x;tir. O’ndan baĹ&#x;ka ilâh yoktur; O çok Ĺ&#x;efkatli, pek merhametlidir. YeryĂźzĂźnde, bu hakikati gĂśzler ĂśnĂźne nice deliller ve mucizeler vardÄąr:

YARATILIĹž MUCÄ°ZELERÄ° ŮŽ ŮŽ Ů’ ŮŽ Ů’ ‍ات ŮŽŮˆâ€Ź ŮŽ Ů’ ‍ا' Ů’Řą Ů?Řś ŮŽŮˆâ€Ź aŮ? #Ů’ Ů‘ ‍ Ů?٠ا‏jŮŽ Ů? O‍ا‏   [ ‍ا‏ x  O _ $ ‍ن‏ ŮŽ Ů? ŮŽ Ů° Ů‘ Ů?  Ů‘ Ů?‍ا‏ ŮŽ ‍)ع‏ C 3 ‍ا‏ ŮŽ Ů? Ů‘ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź

164. Şßphesiz gĂśklerin ve yerin o muhteĹ&#x;em yaratÄąlÄąĹ&#x;Äąnda, gece ile gĂźndĂźzĂźn mĂźkemmel bir uyum ve ahenk ile birbirini takip etmesinde,


ŮŽ Ů’ €Ů? 8ŮŽ 3Ů’ &ŮŽ )ŮŽ 2Ů? Ů? DŮ’ ŮŽ ‍_ ا‏$Ů? ‍ ي‏mŮ’ GŮŽ _ Ů‘ ‍ ا‏+Ů? Ů’ 8Ů? â€ŤŮŽŮˆ ْا‏ ŮŽŮ‘ ‍)س‏ ŮŽ 3 ‍ا‏

Ä°nsanlara faydalÄą yĂźklerle gĂśllerde, nehirlerde ve denizlerde akÄąp giden gemilerde,

ŮŽ Ů‘ 6ŮŽ 4Ů? N‍ا‏ "Ů? 2Ů? )#ŮŽ qŮ’ ŮŽ)$ŮŽ ‍) Ů?إ‏4ŮŽ 6Ů’ 4Ů? ‍ا [ ŮŽ) Ů?إ‏ Ů? Ů‘Ů° ‍) اَ Ů’> ŮŽ= َل‏4ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů’ ŮŽ Ů‘ 2ŮŽ ‍) ŮŽŮˆâ€ŹCŮŽ GŮ? Ů’ 4ŮŽ ŮŽ MŮ’ 2ŮŽ ‍؜‏ ŮŽ ih Ů? 2ŮŽ Ů‘ ‍ ŮŽŘŻا‏aŮ?Ů‘ JŮ? 6Ů’ 4Ů? )CŮŽ #$ Â… ‍ع‏ '‍ا‏ ŮŽ Ů’

Allah’Ĺn, gĂśkten indirdiÄ&#x;i yaÄ&#x;murlarla ĂślĂź topraÄ&#x;a hayat vererek yeryĂźzĂźnde rengârenk, çeĹ&#x;it çeĹ&#x;it canlÄąlarÄą Ăźretip yaymasÄąnda,

Ů’ ŮŽ Ů’ 2ŮŽ Ů? ZŮŽ Ů‘ [ ŮŽ Ů‘ ‍)Ř­ ŮŽŮˆâ€Ź  

‍ا‏ & 

‍ا‏ z&  . G â€ŤŮˆâ€Ź ŮŽ Ů’ Ů‘ ŮŽ Ů? ‍)ب‏ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? DŮŽ [ ‍ا‏  Ů? Ů? ŮŽ Ů’ ‍ا [ ŮŽ) Ů?ŘĄ ŮŽŮˆâ€Ź ŮŽŮ‘ ‍ا' Ů’Řą Ů?؜‏

GĂśk ile yer arasÄąnda gĂśrevlendirilmiĹ&#x; rĂźzgârlarÄąn ve bulutlarÄąn,


belli güzergâhlarda düzenli olarak hareket etmesinde,

َٰ ﴾١٦٤﴿ ‫ ِ ُ َن‬Mْ &َ ‫)ت ِ َ ْ ٍم‬ ٍ &َ '

Evet, işte bütün bunlarda, aklını kullanan bir toplum için Allah’ın varlığını, birliğini, sonsuz ilmini, kudretini, adaletini, merhametini gözler önüne seren nice ibretler, nice mucizeler ve âyetler vardır. Fakat bütün bu delillere rağmen:

ALLAH SEVGİSİ ve CEHENNEMLİKLERİN TARTIŞMASI َ ‫ اَ ْ> َا ًدا‬N‫ا‬ 3 ‫ا‬ ِ ّٰ ‫ون‬ ِ ‫ ُد‬6ْ 4ِ 7ُ Zِ َ ّ &َ 6ْ 4َ ‫)س‬ ِ ّ 6َ 4ِ ‫َو‬ َ N‫ا‬ D J ِL ّٰ % ِّ ُ ْ Cُ >َ  ُّ Dِ &ُ

165. İnsanlardan öyleleri vardır ki, en büyük tanrı kabul ettikleri Al-


lah ile birlikte, O’nun katÄąnda sĂśzĂźnĂźn geçtiÄ&#x;ine inandÄąklarÄą, her emrine kayÄątsÄąz Ĺ&#x;artsÄąz boyun eÄ&#x;dikleri ve tÄąpkÄą Allah’Ĺ sever gibi sevdikleri birtakÄąm ilahlar edinirler.

ŮŽ  Ů° Ů‘ ŮŽ Ů°N Ů? Ů‘  c ‍ا‏ ‍ا‏ 3 4 ‍ا‏ 6 & 7

â€ŤŮŽŮˆŘ§â€Ź Ů?L Ů‘ Ů? ) Â? q ŮŽ  Ů? ŮŽ ŮŽ Ů?

Ä°man edenlerin Allah sevgisi ise bĂźtĂźn sevgilerden daha ĂźstĂźn, daha coĹ&#x;kulu ve daha gßçlĂźdĂźr.

ŮŽ َ‍اب اَ ّن‏ Ů’  ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů’ ŮŽ ŮŽ 7MŮŽ ‍ Ů?ا اŮ?Ř° ŮŽ& ŮŽ Ů’ŮˆŮ† ا‏t 6ŮŽ &7 Ů‘ â€ŤŮŽŮˆ ŮŽ Ů’ ŮŽ& ŮŽى ا‏

ŮŽ Ů’ Ů’ ŮŽ ŮŽ Ů° Ů° ŮŽ Ů‘ Ů? ŮŽ ﴞ٥ٌټ﴿ ‍اب‏ ‍ن‏ ‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź ) M#  u 

‍ا‏ 7 M

‍ا‏  &  c N‍ا‏ N ‍؊‏ Ů? Ů? Ů? Ů‘ Ů‘  ŮŽ ŮŽ Ů‘ ŮŽ Ů‹  ŮŽ Ů? ŮŽ

Allah’a ortak koĹ&#x;arak kendilerine zulmedenler, cehennemde inkârcÄąlarÄą bekleyen azabÄą gĂśrdĂźklerinde, onlara geçici olarak verilmiĹ&#x; olan servet ve saltanatÄąn ellerinden alÄąnarak bĂźtĂźn gßç ve kudretin yalnÄązca Allah’a ait olacaÄ&#x;ÄąnÄą ve o gĂźn


Allah’Ĺn azabÄąnÄąn çok çetin olacaÄ&#x;ÄąnÄą bilselerdi, kesinlikle Allah’a ortak koĹ&#x;mazlardÄą.

ŮŽ ŮŽ Ů‘ ŮŽ ŮŽ Ů? ‍ا ŮŽŮˆ َعا Ů?ŮˆŘ§â€ŹMŮ? ŮŽ GŮ‘ ‍ ا‏6ŮŽ &7 ‍ ا‏6ŮŽ 4Ů? ‍ا‏MŮ? Ů? GŮ‘ ‍ ا‏6ŮŽ &7 Ů‘ ‍ ŮŽ|َّاَ ا‏GŮŽ ‍اŮ? ْذ‏ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů’ ﴞ٥ٌٌ﴿ ‍)ب‏

 '‍ا‏  C 2 n M { G â€ŤŮˆâ€Ź ‍اب‏ 7 M

‍ا‏ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŽ Ů’ Ů? Ů?Ů? ŮŽ

166. Nitekim DiriliĹ&#x; GĂźnĂź gelip çatÄąnca, vaktiyle peĹ&#x;inden gidilen ve bir ilâh gibi sevilip yĂźceltilen dinĂŽ ve siyasĂŽ liderler, azizler, efendiler ve Ăśnderler, kendilerini izleyenlerden o gĂźn uzak duracaklar. Ä°Ĺ&#x;te o zaman, cehennem azabÄąnÄą tĂźm dehĹ&#x;etiyle karĹ&#x;ÄąlarÄąnda gĂśrecekler ve aralarÄąndaki bĂźtĂźn baÄ&#x;lar ve menfaat iliĹ&#x;kileri kopacaktÄąr.

ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů‘ Ů’ CŮ? 3Ů’ 4Ů? ‍ ŮŽ ŮŽ|ّا‏3ŮŽ $ŮŽ ‍ Ů‘ ً؊‏J )3ŮŽ ‍ا Ů’ ان‏MŮ? ŮŽ GŮ‘ ‍ ا‏6ŮŽ &7 Ů‘ ‍) ŮŽŮ„ ا‏9ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź )L 3ŮŽ Ů‘ 4Ů? ‍ا‏edŮ? ŮŽ Ů‘|ŮŽ GŮŽ )ŮŽ JŮŽ


167. Vaktiyle o Ăśnderleri kĂśrĂź kĂśrĂźne takip edenler, o gĂźn bĂźyĂźk bir piĹ&#x;manlÄąkla, “Ah keĹ&#x;ke bizim için dĂźnyaya geri dĂśnĂźĹ&#x; imkânÄą olsaydÄą da, onlarÄąn Ĺ&#x;imdi bizden uzak durduklarÄą gibi biz de onlardan uzak dursaydÄąk!â€? diyecekler.

Ů° ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů° L Ů’ CŮ? #Ů’ ŮŽ @ŮŽ ‍ات‏ q  C

)  @ ‍ا‏ N‍ا‏  C&  & +

7 J Ů? ŮŽ [ Ů‘ Ů’ Ů’ ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů? Ů? ŮŽ ŮŽ ﴞ٥ٌ٧﴿ ‍)ع‏ 3 ‍ا‏ 6 4  u ‍)ع‏ Ů‘ ŮŽ Ů? Ů? ZŮŽ 2Ů? Ů’ Ů? )4ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź SŮ?

Ä°Ĺ&#x;te bĂśylece Allah, yaptÄąklarÄą o çirkin iĹ&#x;leri onlara derin bir ĂźzĂźntĂź, piĹ&#x;manlÄąk ve hayal kÄąrÄąklÄąÄ&#x;Äą olarak gĂśsterecektir. Onlar, ateĹ&#x;ten çĹkacak da deÄ&#x;iller.


ĹžEYTANIN ALDATMA YĂ–NTEMLERÄ° Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ  Ů? 'Ů‹ jŮŽ q ‍؜‏ ‍ع‏ '‍ا‏ _$Ů? )ŮŽ Ů‘ 4Ů? ‍ Ů?ا‏JŮ? ‍)س‏ 3 ‍ا‏ ) C & ‍ا‏ ) &ŮŽ Ů‘ Ů’ Ů‘ ŮŽ Ů? ŮŽ Ů?

ŮŽ #Ů’ Q ‍ا‏ ŮŽ ŮŽ Ů‘ ‍ات‏ Ů? ŮŽ "Ů? >ŮŽ Ů‘ Ů?‍)ن ا‏ Ů? O Ů’ * Ů? ŮŽ { Ů? ‍ا‏MŮ? Ů? ŮŽ Ů‘ GŮŽ 'ŮŽ ‍) ŮŽŮˆâ€ŹP Ů‹ #Ů‘Ů? b Ů?L { ŮŒ  4Ů? ‍َ@ Ů? Ů‘ŮŒŮˆâ€Ź ﴞ٥ٌ٨﴿ 

168. Ey insanlar! Allah’Ĺn açĹkça haram kÄąlmadÄąÄ&#x;Äą hiçbir Ĺ&#x;eyi haram ve yasak kabul etmeyin! YeryĂźzĂźndeki helâl ve temiz yiyeceklerden gĂśnĂźl huzuruyla yiyin için; sakÄąn Ĺ&#x;eytanÄąn adÄąmlarÄąnÄą izlemeyin! ÇßnkĂź o, sizin apaçĹk dĂźĹ&#x;manÄąnÄązdÄąr. Size dĂźĹ&#x;man olan bir varlÄąÄ&#x;Äąn telkinlerine kapÄąlÄąp da haramÄą helâl, helâli haram kÄąlmayÄąn.


 Ů’ ŮŽ  Ů? Ů’ Ů?Ů‘ 2Ů? Ů’ JŮ? Ů? 4Ů? )Ů’ &ŮŽ )ŮŽ >ŮŽ Ů‘ Ů?‍ا‏ ‍ Ů?  ا‏GŮŽ ‍) Ů?ŘĄ ŮŽŮˆŘ§Ů†â€ŹQ ŮŽ DŮ’ 8ŮŽ ‍) [ Ů?ŘĄ ŮŽŮˆŘ§â€Ź ﴞ٥ٌي﴿ ‍ ŮŽ Ů? َن‏MŮ’ GŮŽ 'ŮŽ )4ŮŽ N‍ا‏ Ů? Ů‘Ů° ?ŮŽ @ŮŽ

169. O size ancak kĂśtĂźlĂźÄ&#x;Ăź, fuhĹ&#x;iyatÄą, ahlâksÄązlÄąÄ&#x;Äą ve Allah adÄąna bilgisizce sĂśzler sĂśyleyerek aslÄą olmayan farzlar ve haramlar icat etmenizi emreder.

ŮŽ 9 â€ŤŮŽŮˆŘ§Ů? َذا‏ aŮ’ 2ŮŽ ‍) Ů? ا‏9ŮŽ N‍ا‏ Ů‘Ů? Ů° ‍) اَ Ů’> ŮŽ= َل‏4ŮŽ ‍ا‏MŮ? Ů? GŮŽ Ů‘ ‍ Ů? ا‏CŮ? ŮŽ a# )L >ŮŽ ‍) َإ‏2ŮŽ ‍ Ů?" ٰا‏#Ů’ ŮŽ @ŮŽ )3ŮŽ #Ů’ 8ŮŽ Ů’ َ‍) ا‏4ŮŽ €Ů? Ů? ŮŽ Ů‘ >ŮŽ

170. Ä°nkârcÄąlar, hiçbir aklĂŽ ve naklĂŽ delile dayanmadan Ĺ&#x;eytanÄą adÄąm adÄąm takip ederler. Onlara, “Allah’Ĺn gĂśnderdiÄ&#x;i kitabÄąn hĂźkĂźmlerine uyun!â€? denilince, “HayÄąr, biz atalarÄąmÄązÄą Ăźzerinde bulduÄ&#x;umuz tĂśre, gelenek, ilke ve kurallara uyarÄąz!â€? derler.


‍ ŮŽ Ů?Ůˆ َن‏CŮ’ &ŮŽ 'ŮŽ ‍ ًŠ) ŮŽŮˆâ€Ź#Ů’ cŮŽ ‍ Ů? Ů? َن‏MŮ’ &ŮŽ 'ŮŽ Ů’ Ů? BeŮ? )2ŮŽ ‍) َن ٰا‏JŮŽ Ů’ ŮŽ ‍اَ ŮŽŮˆâ€Ź ﴞ٥٧٠﴿

Peki, ya atalarÄą akÄąllarÄąnÄą kullanmayan ve doÄ&#x;ru yolu bulamamÄąĹ&#x; kimseler idiyseler? Kendileri gibi birer insan olan atalarÄą yanÄąlmÄąĹ&#x; olamaz mÄą? AtalarÄąndan miras kalan tĂśreler, kurallar ve ilkeler Allah’Ĺn gĂśnderdiÄ&#x;i ilkeler ile çeliĹ&#x;iyor, akÄąl ve saÄ&#x;duyu ile çatÄąĹ&#x;Äąyor ise, yine de onlarÄąn izinden mi gidecekler?

ŮŽ' )ŮŽ 2Ů? xŮ? MŮ? 3Ů’ &ŮŽ ‍ي‏7 ŮŽ Ů‘ ‍ ا‏aŮ? pŮŽ ŮŽ JŮŽ ‍ Ů?ŮˆŘ§â€Ź8ŮŽ JŮŽ 6ŮŽ &7 ŮŽ Ů‘ ‍ ا‏aŮ? pŮŽ 4ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ŮŽ   ‍إ‏LŮ‹ ‍َ& Ů’[ ŮŽ Ů?€ اŮ? Ů‘' Ů?ŘŻ ŮŽ@) Ů‹ŘĄ ŮŽŮˆ Ů?> ŮŽا‏

171. O inkârcÄąlarÄą hakka çaÄ&#x;Äąran davetçinin durumu, anlamsÄąz bir baÄ&#x;ÄąrtÄą ve gĂźrĂźltĂźden baĹ&#x;ka bir Ĺ&#x;ey iĹ&#x;itmeyen hayvan sĂźrĂźsĂźne


seslenen kimsenin hâline benzer. Ä°natçĹ ve ĂśnyargÄąlÄą inkârcÄąlarÄąn durumu, aynen bu misâldeki gibi, çobanÄąn sesini iĹ&#x;ittiÄ&#x;i hâlde onun sĂśzlerini anlamsÄąz bir ses ve gĂźrĂźltĂź olarak algÄąlayan hayvan sĂźrĂźsĂźnĂźn durumuna benzer. Onlara nasihat etmek, sadece sesleri duyan, fakat kendilerine sĂśylenen sĂśzlerin anlamÄąnÄą ve ifade ettiklerini kavrayamayan hayvanlara nasihat etmek gibidir.

ﴞ٥٧٥﴿ ‍ Ů? Ů? َن‏MŮ’ &ŮŽ 'ŮŽ Ů’ CŮ? $ŮŽ _ŮŒ Ů’ @Ů? ŮŒ *Ů’ 2Ů? ŮŒŮ‘ vŮ?

Ă–yle ki, onlar akÄąl, idrak ve vicdan bakÄąmÄąndan saÄ&#x;Äąr, dilsiz ve kĂśrdĂźrler. Hak ve hakikati ne duymak, ne dile getirmek ve ne de gĂśrmek isterler. ÇßnkĂź akÄąllarÄąnÄą kullanmazlar. BĂśylece bu taklitçi ve tutucu insan-


lar, körü körüne atalarının izinden giderek haramı helâl, helâli haram kılarlar:

HARAM KILINAN YİYECEKLER َ ٰ َ ُ ُ )4َ ‫)ت‬ ِ َ #ِّ b 6ْ 4ِ ‫ا‬J ‫ا‬3ُ 4َ ‫ ا‬6َ &7 ّ ‫) ا‬Cَ &ُّ َ‫َ&) ا‬ ُ c‫ا‬ ْ ‫ ْ َو‬Jُ )3َ 9ْ ‫َر َز‬ ‫ ُ ُو َن‬Mْ Gَ ‫ ُ ْ اِ ّ َ&) ُه‬3ْ Jُ ‫ اِ ْن‬N ِ ّٰ ِ ‫* ُوا‬ ﴾١٧٢﴿

172. Ey iman edenler! Eğer gerçekten yalnızca Allah’a kulluk etmek istiyorsanız, size bahşettiği helâl ve temiz yiyeceklerden gönül huzuruyla yiyin için ve cömertçe istifadenize sunduğu bunca nimetlere karşılık, kulluk görevinizi hakkıyla yerine getirerek O’na şükredin. Allah tarafından haram kılındığına dair açık ve kesin delil bulunmayan hiçbir


Ĺ&#x;eyi haram ve yasak olarak nitelendirmeyin! RuhbanlarÄąn yaptÄąÄ&#x;Äą gibi, gĂźya Allah’a yaklaĹ&#x;ma adÄąna, O’nun helâl kÄąldÄąÄ&#x;Äą temiz yiyeceklerden kendinizi mahrum etmeyin! UnutmayÄąn ki;

Ů’ Ů’ ŮŽ Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŽ ŮŽ Ů‘ & ‹ Z

‍ا‏  D

â€ŤŮˆâ€Ź ‍م‏  ‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź i  # 

‍ا‏  * #  @ ‍م‏  q )  > Ů‘ Ů?‍ا‏ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů’ Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů?  ŮŽ Ů°N‍ا‏ Ů’Ů? 1ŮŽ Ů? " 2Ů? aŮ‘ Ů? Ů?‍) ا‏4ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů? Ů‘ 

173. O size ancak leĹ&#x;i, kanÄą, domuz etini ve Allah’tan baĹ&#x;kasÄą adÄąna kesilenleri haram kÄąlmÄąĹ&#x;tÄąr. LeĹ&#x;, Ä°slâmĂŽ usullere gĂśre boÄ&#x;azlanmadan ĂślmĂźĹ&#x; hayvandÄąr. Fakat çekirge gibi bĂścek cinsinden kßçßk canlÄąlar ve devamlÄą suda yaĹ&#x;ayan hayvanlar boÄ&#x;azlanmadan ĂślmĂźĹ&#x; olsalar bile leĹ&#x; kapsamÄąna girmezler. Ă‚yette haram olduÄ&#x;u bildirilen kan, akÄącÄą kandÄąr. Ete, dalaÄ&#x;a, ciÄ&#x;ere


sinmiĹ&#x; olan kan ise helâldir. Domuzun sadece eti deÄ&#x;il; yaÄ&#x;Äą, kemiÄ&#x;i, iliÄ&#x;i vb. diÄ&#x;er bĂźtĂźn uzuvlarÄą da haramdÄąr. Allah’tan baĹ&#x;ka bir varlÄąk adÄąna veya Allah’Ĺn adÄą kasten terk edilerek yahut O’nun adÄąyla olsa bile putlarÄąn ĂśnĂźnde kurban edilen hayvanÄąn eti de yenmez.

َ‍" اŮ? ّن‏LŮ? #Ů’ ŮŽ @ŮŽ ŮŽ ~Ů’ Ů?‍ ا‏j ŮŽ $ŮŽ ‍)Řş ŮŽŮˆ ŮŽ' ŮŽ@) Ů?د‏2ŮŽ ŮŽ Ů’ RŮŽ ŮŽ Ů‘ { Ů? ŮŽ Ů’ ]‍ا‏ 6  $ ŮŽ Ů? Ů? ﴞ٥٧٣﴿ ŮŒ #q ‍ ŮŒŘą َع‏8Ů? RŮŽ N‍ا‏ ŮŽ Ů‘Ů°

Fakat her kim yiyecek baĹ&#x;ka bir Ĺ&#x;ey bulamama, baĹ&#x;kasÄą tarafÄąndan zorlanma, hayatĂŽ tehlikeye maruz kalma gibi sebeplerle bunlardan yemeye mecbur kalÄąrsa, insanlarÄą tehlikeye dĂźĹ&#x;Ăźrecek Ĺ&#x;ekilde baĹ&#x;kalarÄąnÄąn hakkÄąna saldÄąrmamak ve yemek zorunda kaldÄąÄ&#x;Äą ĂślçßyĂź aĹ&#x;mamak Ĺ&#x;artÄąyla, ona bir gĂźnah


yoktur. ÇßnkĂź Allah çok baÄ&#x;ÄąĹ&#x;layÄącÄą, pek merhametlidir.

HAKÄ°KATÄ° GÄ°ZLEYENLER ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů‘ ŮŽ ŮŽ Ů°  Ů‘ ŮŽ Ů’ ‍)ب‏  *

‍ا‏ 6 4 N‍ا‏ ‍ل‏ = > ‍ا‏ ) 4 ‍ن‏    * & 6 & 7

‍ا‏ ‍ن‏ Ů‘ ŮŽ Ů?‍ا‏  Ů? Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů?  _$ ‍ Ů? َن‏JŮ? )Ů’ &ŮŽ )4ŮŽ +ŮŽ AŮ? Ů° B‍ اŮ?Ůˆâ€Ź j# Ů‹  9ŮŽ )3Ů‹ ŮŽ ~ŮŽ " 2Ů? ‍Ů?Ůˆ َن‏lŮŽ QŮ’ &ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ŮŽ Ů’ Ů‘ ŮŽ ŮŽ Ů° ŮŽ Ů? 2Ů? iŮ? ŮŽ #Ů° Ů? ‍ ŮŽ& Ů’ ŮŽŮ… ا‏N‍ا‏ Ů‘ 'Ů‘ Ů?‍ Ů’ ا‏CŮ? >Ů? { Ů? Ů‘ Ů? CŮ? Ů? Ů? *&Ů? '‍) ŮŽŘą ŮŽŮˆâ€Ź3 ‍ا‏ Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ﴞ٥٧٤﴿ ŮŒ #  َ‍اب ا‏  C# J = & ' 7 @  C

â€ŤŮˆâ€Ź Ů’ Ů’  ŮŒ ŮŽ Ů? ŮŽ  Ů? ŮŽ Ů? â€ŤŮŽŮˆâ€Ź

174. Allah’Ĺn indirdiÄ&#x;i kitabÄąn herhangi bir hĂźkmĂźnĂź gizleyen ve onu, âhiret nimetlerine nazaran çok kßçßk bir kazanç olan servet, makam, Ĺ&#x;an, Ĺ&#x;Ăśhret gibi dĂźnyalÄąk çĹkarlarla deÄ&#x;iĹ&#x;enler var ya, iĹ&#x;te onlar, midelerine ateĹ&#x;ten baĹ&#x;ka bir Ĺ&#x;ey doldurmuyorlar. Gerek Hz. Muhammed’in peygamberliÄ&#x;ine iĹ&#x;aret eden Tevrat ve Ä°ncil âyetlerini çarpÄą-


tan Yahudi ve Hristiyan din adamlarÄą olsun, gerekse Kur’ân’Ĺn bazÄą hĂźkĂźmlerini Ăśrtbas eden sĂśzde din âlimleri olsun, Allah’Ĺn gĂśnderdiÄ&#x;i herhangi bir hĂźkmĂź dĂźnyevĂŽ menfaatler karĹ&#x;ÄąlÄąÄ&#x;Äąnda gizleyen herkes bu âyetin tehdidi altÄąndadÄąr. Ă–yle ki, DiriliĹ&#x; GĂźnß’nde Allah onlarla rahmet lisanÄąyla konuĹ&#x;mayacak ve onlarÄą gĂźnah kirlerinden arÄąndÄąrmayacaktÄąr. Ä°Ĺ&#x;te bunlara, can yakÄącÄą bir azap vardÄąr.

 ŮŽ ŮŽ Ů‘ ‍ ŮŽ Ů?ŮˆŘ§â€ŹlŮŽ c‍ا‏ Ů’ 6ŮŽ &7 Ů‘ ‍ ا‏+ŮŽ AŮ? Ů° B‍اŮ?Ůˆâ€Ź ‍ Ů°ى‏CŮ? )Ů’ 2Ů? iŮŽ ŮŽ jŮŽ k ‍ا‏

ْ ْ َ َ َ َ  ْ َ ‍)ع‏ 3 ‍ا‏ ?  @  | v ‍ا‏ )  $ ‍؊‏  8 1 

) 2 ‍اب‏ 7 M

‍ا‏ ŮŽ ŮŽ Ů‘ Ů’ Ů’ ŮŽ Ů? ŮŽ Ů? ŮŽ Ů? ŮŽ Ů? ŮŽ ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů? ﴞ٥٧ټ﴿

175. Zira onlar, hidâyet yerine dalâleti; baÄ&#x;ÄąĹ&#x;lanma yerine azabÄą tercih eden kimselerdir. DoÄ&#x;ru yo-


lu terk ederek bâtıl yollara dalan bu insanlar, Allah’ın sonsuz merhametine sığınıp ebedî kurtuluşa nail olmak yerine, bile bile cehennem azabına girmeyi tercih etmişlerdir. Bunlar ateşe karşı ne kadar da dayanıklıymış!

َ ْ ْ َ َ َ ٰ ٰ َ ّ xL ّ ِ Dَ )2ِ ‫)ب‬  *

‫ا‬ ‫ل‬ = > N‫ا‬ ‫ن‬ ) 2 +

‫ذ‬ ّ َ َ َ ّ َ ِ ِ ِ

176. Bu azap, sebepsiz ve haksız değildir. Çünkü Allah, gerçeğin ta kendisi olan kitabı hak olarak, hak ve hakikat anlaşılsın, yaşansın ve hayata egemen olsun diye indirmiştir. Allah’ın gönderdiği hak kitabın hükmünü gizleyerek hakikati örtbas edenlerin hakkı da elbette cehennem azabıdır.


َ َ ْ ّ َ َ َ ْ ‫)ق‬ c _ 8

‫)ب‬  *

‫ا‬ _ $ ‫ا‬ 8   O‫ا‬ 6 & 7

‫ا‬ ‫ن‬ ُ َ َ َ  ّ ِ‫َوا‬ ِ ٍ ِ  ِ ِ ﴾١٧٦﴿ Sٍ #M 2َ

Doğrusu, Allah'ın gönderdiği kitapların bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr ederek kitap hakkında ayrımcılık yapanlar, derin bir isyankârlığın pençesinde, haktan çok 14 uzak bir ayrılık içindedirler. Haktan bu kadar uzak bir ayrılık içinde bocalayan bâtıl ehlinin hakkı da azaptır. Bu azaptan kurtulup ebedî saadete ulaşmak için gerçek anlam14

Kitapta ayrılığa düşmek iki türlü olur: Birincisi, bu âyette ifade edildiği şekilde kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr etmektir. İkincisi ise, doğruya ulaşmak amacıyla Allah’ın Kitabını okuyup anlamaya çalışan, fakat kültürleri, akli yetenekleri, birikimleri farklı olduğu için farklı sonuçlara ulaşan ve farklı görüşler ortaya koyan müminlerin ihtilafıdır ki, bu tür ihtilaf, kişiyi dinin özünden saptırmadığı ve müminler arasında kin ve düşmanlığa yol açmadığı sürece bir zenginlik ve rahmettir.


da hayÄąr ve iyilik ehli olmak gerekir. Peki, asÄąl hayÄąr ve iyilik nedir?

GERÇEK ERDEMLÄ°LÄ°K Ů? Ů’ Ů’ Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů’ ‍ Ů? Ů?ق‏QŮ’ ŮŽ ‍ ا‏a ŮŽ 9Ů? Ů’ * ŮŽ u â€ŤŮˆâ€Ź ‍ا‏

 G ‍ن‏ ‍ا‏ |

‍ا‏ „ #

Ů‘ Ů’ Ů? Ů? ŮŽŮ? Ů? ŮŽ ‍ Ů? Ů?ب‏1Ů’ ŮŽ â€ŤŮŽŮˆ ْا‏

177. Ey insanlar! YĂźzĂźnĂźzĂź doÄ&#x;uya veya batÄąya çevirmeniz bizatihi iyilik ve erdemlilik deÄ&#x;ildir. Ä°badetlerde Kâbe’ye veya baĹ&#x;ka bir tarafa yĂśnelmeniz yahut birtakÄąm dinĂŽ formalite ve tĂśrenleri yerine getirmeniz amaç ve hedef deÄ&#x;il, hedefe gĂśtĂźren bir araçtÄąr. Araç ise, ancak amaca ulaĹ&#x;tÄąrdÄąÄ&#x;Äą takdirde deÄ&#x;erli ve Ăśnemlidir. Ä°nsanÄą sahih bir imana ve gĂźzel davranÄąĹ&#x;lara sevk etmeyen, birey ve toplum vicdanÄąnda etkisini gĂśstermeyen birtakÄąm kuru ibadet


gĂśrĂźntĂźleri ne erdemli olmanÄązÄą saÄ&#x;lar, ne de size Allah katÄąnda deÄ&#x;er kazandÄąrÄąr.

 Ů’ Ů’ Ů’ Ů° Ů° Ů° ŮŽ AŮ? Ů° ŮŽ Ů’ ‍ Ů? ŮŽŮˆŘ§â€ŹO Ů° ŮŽ ŮŽ iŮ? * '‍ا‏ ‍م‏  #

‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź N) 2 6 4 ‍ا‏ 6 4 |

‍ا‏ 6 *

Ů‘ Ů? Ů‘ Ů’ Ů’ Ů‘ Ů? Ů? ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů’ ŮŽ Ů‘ ‍)ب ŮŽŮˆâ€Ź ŮŽ Ů‘  Ů? 3 ‍ا‏   *

‍ا‏ Ů? ŮŽ Ů? â€ŤŮŽŮˆâ€Ź

AsĹl iyilik ve erdemlilik sahibi odur ki; Allah’a, âhiret gßnßne, meleklere, kitaplara ve Peygamberlere tßm kalbiyle inanĹr.

Ů’ Ů’ Ů’ Ů° Ů° ŮŽ ŮŽ Ů? ?4)  #

‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź ? 2 

‍ا‏ ‍ي‏ â€ŤŮˆâ€Ź ‍ذ‏ "

q ?  @ ‍)ل‏ 

‍ا‏ ? G ‍ا‏ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ŮŽ Ů° ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů°Ů’  Ů‘ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů?  ŮŽ Ů‘ ‍ ŮŽŮˆâ€Źa#  [

Ů’ ŮŽ  ƒŮ? )[ ‍ا‏ ŮŽ ŮŽ _$Ů? ‍ ŮŽŮˆâ€Ź ‍ا‏ 6 2‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź  J) [ 

‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź Ů’  Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? ‍)ب‏ Ů? 9ŮŽ Ů?Ů‘ ‍ا‏

YĂźreÄ&#x;inde dĂźnya malÄąna karĹ&#x;Äą sevgi duymasÄąna raÄ&#x;men, sÄąrf Allah’Ĺn hoĹ&#x;nutluÄ&#x;unu kazanmak için malÄąnÄąn bir kÄąsmÄąnÄą yakÄąnlara, ye-


timlere, yoksullara, yolda kalmÄąĹ&#x;lara, yardÄąm isteyenlere ve kĂślelerin ĂśzgĂźrleĹ&#x;tirilmesi uÄ&#x;runda harcar.

ŮŽ Ů‘ ‍) َم‏9ŮŽ ŮŽâ€ŤŮŽŮˆŘ§â€Ź ‍ ŮŽ؊‏JŮ° =ŮŽ Ů‘ ‍? ا‏GŮŽ ‍ Ů° ŮŽŘŠ ŮŽŮˆ ٰا‏. ‍ا‏

NamazĹnĹ gßzelce kĹlar, zekâtĹnĹ verir.

Ů’ ŮŽ Ů‘ â€ŤŮˆŘ§ ŮŽŮˆâ€Ź ŮŽ ŮŽ _$Ů? 6ŮŽ & 2Ů? ). ‍ا‏  ) @ ‍ا‏ ‍ذ‏ ‍ا‏   C M 2 ‍ن‏  $  

‍ا‏ Ů? Ů? ŮŽ Ů’ Ů’ Ů? ŮŽ Ů? Ů? ŮŽ Ů? Ů? â€ŤŮŽŮˆâ€Ź   Ů’ Ů’ Ů’ Ů’ ŮŽ  ŮŽ ŮŽ ‍س‏ )

‍ا‏  q â€ŤŮˆâ€Ź ‍إ‏ ‍ا‏  k ‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź ‍إ‏ )  )

‍ا‏ Ů‘ Ů? Ů?  Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ LŮ? ŮŽ

Bir de sĂśz verdiÄ&#x;i zaman sĂśzĂźnde duranlar; hele o sÄąkÄąntÄą, hastalÄąk ve savaĹ&#x; zamanlarÄąnda zorluklara karĹ&#x;Äą kahramanca gĂśÄ&#x;Ăźs gererek sabreden fedakâr mĂźminler var ya,


  ŮŽ Ů’ Ů° Ů° Ů‘ ŮŽ Ů? Ů? ŮŽ ‍ Ů? Ů? ا Ů? Ů‘ ŮŽ Ů?  َن‏+ŮŽ AŮ? B‍ا ŮŽŮˆŘ§Ů?Ůˆâ€Ź 9  v 6 & 7

‍ا‏ + A

â€ŤŮˆâ€Ź ‍ا‏ B  ŮŽ ŮŽ Ů? L ﴞ٥٧٧﴿

Ä°Ĺ&#x;te onlar doÄ&#x;ru sĂśzlĂź olanlardÄąr; kĂśtĂźlĂźklerden titizlikle sakÄąnÄąp korunan gerçek erdem sahibi kullar da yine onlardÄąr. Fakat kiĹ&#x;isel ahlâk ve erdemlilik, hukuk kurallarÄą Ĺ&#x;eklinde toplumsal hayata egemen olmadÄąkça gerçek anlamda huzur ve mutluluÄ&#x;a ulaĹ&#x;amazsÄąnÄąz:

KISAS: CANA CAN, GĂ–ZE GĂ–Z ŮŽ Ů’ Ů° Ů‘ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? ‍)ؾ‏ .

‍ا‏  * #  @ %  J ‍ا‏ 3 4 ‍ا‏ 6 & 7

‍ا‏ ) C & ‍َ&) ا‏ Ů’  Ů? Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů? ?L Ů° Ů’ ŮŽ ‍_ ْا‏$Ů?

178. Ey iman edenler! Ă–ldĂźrĂźlen kimseler hakkÄąnda kÄąsas, yani suçsuz bir insanÄą kasÄątlÄą olarak ĂśldĂźren kiĹ&#x;inin iĹ&#x;lediÄ&#x;i suça denk bir ceza


olarak öldürülmesi, yetkili merciler tarafından yerine getirilmesi gereken bir yasa olarak size farz kılınmıştır.

ُ ْ 2ِ ?pٰ >ْ '‫ا‬ ُ ْ ‫ ْ ِ َو‬Mَ )ْ 2ِ ُ ْ Mَ ‫ ِّ َو ْا‬Dُ )ْ 2ِ ُّ Dُ ْ َ‫ا‬ ?L pٰ >ْ ')

Hüre karşılık hür, köleye karşılık köle, kadına karşılık kadın kısas edilir. Yani cinayeti kim işlemişse, cezasını da yalnızca o çekmelidir. Katil hür bir insan ise sadece o hür, köle ise sadece o köle, kadın ise yine sadece o kadın cezalandırılmalıdır. Katilin mahkeme tarafından cezalandırılmasını yeterli görmeyip onun akrabalarından, kabilesinden, ailesinden intikam almaya kalkışılmamalıdır. Ve bu suç sabit olduğunda, suçlu kadın da olsa, köle de olsa, efendi de olsa mutlaka cezalandırılmalıdır.


‍ ŮŽ ) ŮŒŘšâ€ŹGŮ?Ů‘ )$ŮŽ ‍ Ů’_ ŮŒŘĄâ€ŹcŮŽ "Ů? #O َ‍ ا‏6Ů’ 4Ů? "Ů? ŮŽ _ŮŽ 8Ů? @Ů? 6Ů’ ŮŽ $ŮŽ Ů’ ŮŽ ŮŽ  ‍)ن‏ [ q ) 2 " #

‍ا‏ ‍إ‏ ‍ا‏ ‍د‏ ‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź â€ŤŮˆŮ â€Ź  M 

) ŮŽ Ů?L ŮŽ Ů’ Ů? Ů? Ů? Ů’ Ů? ŮŒ ŮŽ Ů? Ů? Ů’ ŮŽ 2Ů?

178. Ancak katil, insanlÄąk ve din yĂśnĂźyle kardeĹ&#x;i sayÄąlan maktulĂźn yakÄąn akrabalarÄąndan tamamÄą veya biri tarafÄąndan herhangi bir Ĺ&#x;ekilde affedilirse, o zaman kÄąsas cezasÄą uygulanmaz. Bu durumda, taraflarÄąn Ä°slâm’a aykÄąrÄą olmayan gelenek ve Ăśrfe uyarak aralarÄąnda anlaĹ&#x;Äąp diyet miktarÄąnÄą belirlemeleri ve katilin, kendisini baÄ&#x;ÄąĹ&#x;layan bu insanlarÄą bir nebze teselli etmek Ăźzere onlara kan bedelini gĂźzellikle Ăśdemesi gerekir.

Ů? 2Ů?Ů‘ ‍ َع‏6Ů’ 4Ů? z# iLŮŒ ŮŽ qŮ’ ‍* Ů’ ŮŽŮˆ َع‏ ŮŒ 8 ZŮ’ GŮŽ +ŮŽ Ů? ‍ٰذ‏

Bu baÄ&#x;ÄąĹ&#x;lama yetkisinin verilmesi, Rabb’iniz tarafÄąndan sizlere bah-


Ĺ&#x;edilmiĹ&#x; bir hafifletme ve rahmettir. Fakat bu yetki, sadece maktulĂźn yakÄąn akrabalarÄąna tanÄąnmÄąĹ&#x; bir haktÄąr; yoksa yetkili merciler de dâhil, bir baĹ&#x;kasÄąnÄąn katilleri affetme yetkisi yoktur.

ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ﴞ٥٧٨﴿ ŮŒ #  َ‍اب ا‏ 7 @ "  $ +

Ů? ‍ ŮŽ ٰذ‏MŮ’ 2ŮŽ ‍ا@ ŮŽ Ů°ى‏ Ů’ 6Ů? ŮŽ $ŮŽ ŮŒ ŮŽ Ů?

Ama her kim, bĂźtĂźn bunlara raÄ&#x;men yine de saldÄąrganlÄąk etmeye kalkÄąĹ&#x;Äąrsa, sĂśzgelimi, katil yerine baĹ&#x;kasÄąnÄą ĂśldĂźrĂźrse ya da katili ĂśldĂźrmekle yetinmeyip onun akrabalarÄąna da saldÄąrÄąrsa veya katili affedip diyeti aldÄąktan sonra onu ĂśldĂźrmeye kalkarsa yahut katil diyeti Ăśdemeye yanaĹ&#x;mazsa, iĹ&#x;te onun için de can yakÄącÄą bir azap vardÄąr! AslÄąnda katil bile olsa, insan ĂśldĂźrmek kĂśtĂź bir Ĺ&#x;eydir. Fakat bir ka-


tilin öldürülmesi yüzlerce masum insanın hayatını kurtaracaksa, o zaman bu bir öldürme değil, bilakis hayat kurtarmadır. Yani:

ْ ْ ْ َ َ ُ ُ  ‫)ب‬

'‫ا‬ _

‫و‬ ‫ا‬ ) & ‫ة‬  # q ‫)ص‬ .

‫ا‬ _ $  *

‫َو‬ ٌ ْ B ٰ َ َ َ َ ِ ِ ِ ِ ِ َ َ ُ َ ﴾١٧٩﴿ ‫ ّ ُ ن‬Gَ ْ *ّ Mَ َ

179. Kısasta sizin için hayat vardır; ey akıl sahipleri! Ki böylece toplumsal güven ve huzuru sağlayarak kötülük ve günahlardan, anarşi ve terörden korunabilesiniz. Yani ilk bakışta bir cana kıyma şeklinde algılanan kısas, caydırıcı bir ceza olarak birçok muhtemel cinayetleri önlediğinden, aslında bir hayat kaynağıdır. Ayrıca, devletin kısası uygulaması veya öldürülen kişinin akrabalarına affetme yetkisi verilmesiyle intikam ateşlerinin söndü-


rĂźlmesi saÄ&#x;lanacak ve çoÄ&#x;u zaman nesiller boyu sĂźregelen ve onlarca masum insanÄąn ĂślĂźmĂźne yol açan kan davalarÄą da Ăśnlenecektir.

VASÄ°YET Ů? #Ů’ ŮŽ @ŮŽ % ‍ ŮŽ ŮŽŮƒâ€ŹGŮŽ ‍ Ů? ْا ŮŽ Ů’ Ů?ŘŞ اŮ? ْن‏JŮ? ŮŽ q ŮŽ q ŮŽ َ‍ ŮŽ ا‏k ŮŽ ‍* Ů’ اŮ? َذا‏ ŮŽ Ů? JŮ? Ů’ Ů’ Ů’ Ů’ ŮŽ ŮŽ Ů’ ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů? ŮŽ â€ŤŮˆŮ â€Ź  M 

) 2  2  9 '‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź 6 & 

‍ا‏  

i # v 

‍ا‏ ‍ًا‏  O ŮŽ Ů’ Ů’ Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů?  Ů? Ů? Ů?  Ů? ŮŽL  ŮŽ Ů‘ Ů? ‍ Â? ) ŮŽ@ ŮŽ? ْا‏q ﴞ٥٨٠﴿  ŮŽ

180. Ey iman edenler! Sizden birinize ĂślĂźm vakti geldiÄ&#x;inde, eÄ&#x;er geride bÄąrakacaÄ&#x;Äą kayda deÄ&#x;er miktarda malÄą varsa ve bÄąrakacaÄ&#x;Äą mirasÄąn adil olarak taksim edilmeyeceÄ&#x;inden endiĹ&#x;e ediyorsa, ana babaya ve diÄ&#x;er yakÄąn akrabaya uygun biçimde vasiyet etmeniz ve bunun için gerekli Ăśnlemleri almanÄąz size


farz kılınmıştır. Bu, haksızlık etmekten özenle sakınıp korunanlar için mutlaka yerine getirilmesi gereken bir görevdir. Daha sonra inen miras âyetleriyle (Nisâ, 4/11-12) buradaki vasiyet zorunluluğu kaldırılmış ve vasiyetin kapsamı daraltılmıştır. Bununla birlikte, gün gelir yeniden mirasın adil bir şekilde taksim edilmeme ihtimali ortaya çıkarsa, bu âyet tekrar devreye girer ve yakın akrabaya vasiyet yine farz olur. Peygamber (sav)’in uygulamalarında da görüldüğü üzere, vasiyetin üç şartı vardır: 1- Vasiyet edilen miktar mirasın üçte birini aşmamalıdır. 2- Mirastan pay alan akrabalar için vasiyet yapılamaz. 3İslâm’a göre meşru kabul edilmeyen


kiĹ&#x;i ve kurumlara yapÄąlan vasiyet geçersizdir.

?ŮŽ @ŮŽ "Ů? Ů? ~Ů’ Ů?‍ Ů?) Ů‘ ŮŽ> ŮŽ) ا‏$ŮŽ "Ů? MŮŽ Ů? ŮŽ )4ŮŽ ŮŽ MŮ’ 2ŮŽ "Ů? ŮŽ ŮŽ Ů‘ 2ŮŽ 6Ů’ ŮŽ $ŮŽ ŮŽ Ů? "LŮ? >ŮŽ  Ů?Ů‘ ŮŽ &Ů? 6ŮŽ &7 Ů‘ ‍ا‏

181. Her kim vasiyeti iĹ&#x;ittikten sonra onu deÄ&#x;iĹ&#x;tirirse, bunun gĂźnahÄą, ancak onu deÄ&#x;iĹ&#x;tirenlerin boynunadÄąr. Vasiyetin deÄ&#x;iĹ&#x;tirildiÄ&#x;ini bildiÄ&#x;i hâlde, vasiyetten haksÄąz pay alan kiĹ&#x;i de elbette bundan sorumludur.

ﴞ٥٨٥﴿ LŮŒ # @ŮŽ Â€ŮŒ # ŮŽ N‍ا‏ ŮŽ Ů‘Ů° ‍اŮ? Ů‘ َن‏

Ä°yi bilin ki, Allah her Ĺ&#x;eyi iĹ&#x;itendir, her Ĺ&#x;eyi bilendir.

ŮŽ O ‚َ ŮŽ vŮ’ ŮŽ)$ŮŽ )Ů‹ ~Ů’ Ů?‍) اَ Ů’Ůˆ ا‏8Ů‹ 3ŮŽ u ŮŽ 6Ů’ ŮŽ $ŮŽ ŮŽ ‍ؾ‏ Ů? 4Ů? 6Ů’ 4Ů? ‍)٠‏  ŮŽ "LŮ? #Ů’ @ŮŽ ŮŽ ~Ů’ Ů?‍ ا‏jŮŽ $ŮŽ Ů’ CŮ? 3ŮŽ #Ů’ 2ŮŽ


182. Fakat her kim vasiyet eden kiĹ&#x;inin yanÄąlmÄąĹ&#x; veya adaletsizlik edip gĂźnaha girmiĹ&#x; ve bĂśylece yanlÄąĹ&#x; vasiyette bulunmuĹ&#x; olduÄ&#x;undan endiĹ&#x;e eder de, bu durumu mirasçĹlara gĂźzelce izah ederek veya vasiyette gizlice dĂźzeltmeler yaparak aralarÄąnda uzlaĹ&#x;ma saÄ&#x;larsa, ona da bir gĂźnah yoktur.

ﴞ٥٨٢﴿ SŮŒ #q ‍ ŮŒŘą َع‏8Ů? RŮŽ N‍ا‏ Ů‘ŮŽ Ů° ‍اŮ? Ů‘ َن‏

ÇßnkĂź Allah çok baÄ&#x;ÄąĹ&#x;layÄącÄą, çok merhametlidir.

ORUÇ ve RAMAZAN ŮŽ Ů° Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? )ŮŽ J ‍) Ů?م‏#ŮŽ . ‍ا‏  J ‍ا‏ 3 4 ‍ا‏ 6 & 7

‍ا‏ ) C &  Ů‘Ů? Ů? *#Ů’ @ŮŽ % Ů? Ů‘ ŮŽ Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ ‍َ&) ا‏ ŮŽ ŮŽ Ů‘ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? ŮŽ  Ů? Ů‘ GŮŽ Ů’ *MŮŽ Ů’ *Ů? Ů’ 9ŮŽ 6Ů’ 4Ů? 6ŮŽ &7 Ů‘ ‍ ŮŽ@ ŮŽ? ا‏% ‍ن‏ ŮŽ Ů? JŮ? ﴞ٥٨٣﴿


183. Ey iman edenler! Oruç sizden önceki ümmetlere farz kılındığı gibi, günah ve kötülüklerden korunabilmeniz için size de farz kılınmıştır. Oruç nefsanî ve şehevî arzuları dizginler, insanı azgınlıktan, kötülükten menedip hayırlı amellere yöneltir. Kalbin Allah'a bağlılığını artırır, ona bir meleklik zevki ve saflığı bahşeder. Orucun bu şekilde birtakım ruhî ve bedenî faydaları; sosyal ve ahlâkî yönden güzel neticeleri bulunmakla beraber, bunların hepsi birer fayda olup, farz oluşunun sebebi ve hikmeti değildirler. Bunun için mümin, bu sayılan faydaları elde etmek amacıyla değil, Allah'ın emrine uyup O’na kulluk görevini yerine getirmek amacıyla orucunu tutmalıdır.


‍ات‏ Ů?L ‍ Ů?Ůˆ َد‏MŮ’ 4ŮŽ )4Ů‹ )&ŮŽ Ů‘ َ‍ا‏

184. Size farz kĹlĹnan bu oruç, belirli ve sayĹlĹ gßnlerdedir. Bu da Ramazan ayĹnĹn tamamĹdĹr ki, bazen 29 bazen 30 gßn çeker.

Ů? 3Ů’ 4Ů? ‍) َن‏JŮŽ 6Ů’ ŮŽ $ŮŽ 6Ů’ 4Ů? ‍ Ů‘ ŮŽ ŮŒŘŠâ€ŹMŮ? $ŮŽ Ů? 8ŮŽ ŮŽ ?Ů° @ŮŽ ‍) اَ Ů’Ůˆâ€Źk& Ů‹  4ŮŽ Ů’ * ŮŽ ŮŽ LŮŽ O & ‍ا‏ ŮŽ Ů?‍)Ů… ا‏ Ů‘ Ů?

İçinizden her kim hasta veya yolcu olur ve bu sebeple orucunu tutamazsa, Ramazan’dan sonraki diÄ&#x;er gĂźnlerde tutamadÄąÄ&#x;Äą her gĂźn için bir gĂźn kaza etmelidir. Hamile veya sĂźt emziren kadÄąnlar da hasta hĂźkmĂźndedir ve daha sonra kaza etmek Ăźzere Ramazan’da oruç tutmayabilirler. YolcularÄąn, hastalarÄąn, hamile ve sĂźt emziren kadÄąnlarÄąn oruç tuttuklarÄą takdirde zarar gĂśrme


veya sağlıklarının tehlikeye düşme ihtimali varsa, o zaman oruç tutmamaları gerekir.

َ ّ َ َ ْ ٌ ُ  * [ 4 ‫م‬ ) M b i &  $ " >  # { & 6 & 7

‫ا‬ ?  @َ ‫َو‬ َ ْ    َ ِ ُ ِ ُ َ ُ َ ٍL

Orucun daha sonra kaza edilmesi hükmü, iyileşme ümidi olan hastalar ve yolculuk hâlinde olan kimseler gibi geçici özrü olanlar içindir. İhtiyarlık, bünye zayıflığı, iyileşme ümidi olmayan hastalık gibi sebeplerle oruç tutmakta zorlanan ve bu yüzden ancak sıkıntıyla, güçlükle oruç tutabilen kimselere gelince, onlar ne oruç, ne de kaza ile yükümlüdürler. Onların özürleri devamlı olduğu için, daha sonraki günlerde orucu kaza etme imkânları yoktur. Bunlar, tutamadıkları her gün için, imkânlarının elverdiği ölçüde bir yoksulu


doyurarak fidye vermelidirler. Bir gĂźnlĂźk orucun fidyesi, kendi ailesine yedirdiÄ&#x;i Ăślçßde bir gĂźnlĂźk yiyeceÄ&#x;i veya buna denk parayÄą bir fakire vermektir. BĂśyle devamlÄą ĂśzĂźrlĂź olan kiĹ&#x;i eÄ&#x;er fakir ise, fidye vermesi de gerekmez.

ŮŽ GŮŽ 6Ů’ ŮŽ $ŮŽ "LŮ? ŮŽ ŮŒ Ů’ O ŮŽ ŮŽ CŮ? $ŮŽ ‍ Ů’ًا‏O ŮŽ ‍{ Ů‘ ŮŽ َؚ‏

Fakat her kim vermesi gerekenden daha fazla fidye verip daha çok fakiri doyurarak gÜnßlden bir iyilik yaparsa, elbette bu kendisi için daha hayĹrlĹdĹr.

Ů? ŮŽ ŮŒ Ů’ O ﴞ٥٨٤﴿ ‍ ŮŽ Ů? َن‏MŮ’ GŮŽ Ů’ Ů? 3Ů’ JŮ? ‍* Ů’ اŮ? ْن‏ ŮŽ ‍ا‏4Ů? .Ů? GŮŽ â€ŤŮŽŮˆŘ§ŮŽ ْن‏

Bununla birlikte, eÄ&#x;er orucun size kazandÄąracaÄ&#x;Äą dĂźnyevĂŽ ve uhrevĂŽ yararlarÄą biliyorsanÄąz, tĂźm zorluÄ&#x;una raÄ&#x;men oruç tutmanÄąz, sizin için fidye vermekten daha iyidir. Bu


hüküm, oruç tutmalarında sağlık açısından bir sakınca bulunmayan kimseler için geçerlidir. Oruç tuttukları takdirde hastalıkları artacak, sıhhatleri bozulacak olan kimselere gelince, onlar oruç tutmayıp fidye vermelidirler. Bu tehlikeyi bile bile oruç tutup zarar gördükleri takdirde, sevap yerine günah kazanmış olurlar. Ancak böyle devamlı özürlü olan kimseler oruçtan dolayı sağlık sorunları yaşamayacaklarsa, oruç tutmaları fidye vermelerinden daha hayırlıdır. Zira İslâm ümmetinin muhteşem bir coşku içinde yaşadıkları Ramazan ayı öyle muhteşem, öyle rahmet ve bereketlerle dolu bir aydır ki:


ŮŽ  Ů’ Ů° ŮŽ Ů? ‍ Ů?" ا Ů? Ů’ا Ů?ن Ů? Ů‹ى‏#$ ‍ي ا Ů’> Ů?=ل‏7 Ů‘ ‍) َن ا‏k ŮŽ 4ŮŽ ‍ Ů? َع‏CŮ’ cŮŽ Ů’ Ů’ ŮŽ ŮŽ Ů° ‍)ن‏ 9  8

‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź ‍ى‏  C

‍ا‏ 6 4 ‍ت‏ ) 3 # 2 â€ŤŮˆâ€Ź ‍)س‏ 3 Ů? Ů? ŮŽ Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů’ ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů? Ů‘ Ů?

185. Oruç tutmanÄąz gereken o sayÄąlÄą gĂźnler, Ay takvimine gĂśre Ramazan ayÄądÄąr ki, insanlÄąÄ&#x;a yol gĂśstermek, hidâyetin apaçĹk delillerini ve doÄ&#x;ruyu yanlÄąĹ&#x;tan ayÄąrt etmenin Ĺ&#x;aĹ&#x;maz ĂślçßsĂź olan Furkan’Ĺ beyan etmek Ăźzere, Kur’ân ilk olarak o aydaki Kadir Gecesi’nde indirilmiĹ&#x;tir. Ve her Ramazan ayÄąnda Kur’ân adeta yeniden nâzil olurcas��ąna, Ĺ&#x;efkat ve rahmetiyle Ä°slâm Ăźmmetini dĂśrt bir yandan kucaklamaktadÄąr.

ŮŽ Ů‘ Ů? * Ů? 3Ů’ 4Ů? ŮŽ CŮ? cŮŽ 6Ů’ ŮŽ $ŮŽ "LŮ? Ů’ .Ů? #ŮŽ Ů’ $ŮŽ ŮŽ CŮ’ Q ‍ا‏


O hâlde, içinizden her kim o aya saÄ&#x; salim eriĹ&#x;irse, onu baĹ&#x;tan sona oruçlu geçirsin.

Ů° ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů‘ ŮŽ ŮŽ ‍)م‏ & ‍ا‏ 6 4 ‍؊‏  M $  8  ?  @ â€ŤŮˆâ€Ź ‍ا‏ ) k&  4 ‍ن‏ ) J 6 4 â€ŤŮˆâ€Ź ŮŒ Ů’ Ů’ Ů’ Ů‘ Ů‹ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů?  Ů? LŮŽ O ŮŽ Ů?‍ا‏

Fakat her kim hasta veya yolcu olursa, tutamadÄąÄ&#x;Äą gĂźn sayÄąsÄąnca diÄ&#x;er gĂźnlerde orucunu kaza etsin. UnutmayÄąn ki, Allah bu ibadetleri sizin iyiliÄ&#x;iniz için ve size olan merhametinden dolayÄą emretmiĹ&#x;tir:

Ů? 2Ů? Ů? & &Ů? 'ŮŽ ‍ Ů’[ ŮŽ ŮŽŮˆâ€Ź#Ů? ‍* Ů? ْا‏ Ů? 2Ů? N‍ا‏ PŮŽ [Ů’ MŮ? ‍* Ů? ْا‏ Ů? Ů‘Ů° Ů? & &Ů? ŮŽ Ů? Ů? ‍ Ů‘ ŮŽ ŮŽŘŠ ŮŽŮˆâ€ŹMŮ? â€ŤŮŽŮˆ Ů? Ů? Ů’* Ů? Ů?ا ْا‏ Ů? &Ů° ŮŽ )4ŮŽ ?Ů° @ŮŽ N‍ا‏ Ů’ * ŮŽ Ů‘Ů° ‍* Ů‘Ů?|Ů?ŮˆŘ§â€Ź ŮŽ Ů? Ů? ﴞ٥٨ټ﴿ ‍* Ů?Ůˆ َن‏QŮ’ GŮŽ Ů’ *Ů‘ MŮŽ ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź

Zira Allah sizin için kolaylÄąk diler, zorluk dilemez. Size emrettiÄ&#x;i


ibadetleri kendinizi zorlamadan, huzur ve huşu içinde yerine getirmenizi ister; sıkıntıya düşüp zarar görmenizi istemez. Bundan dolayıdır ki, oruç günleri olarak belirlenen sayıyı diğer günlerde kaza ederek veya fidye vererek tamamlamanız, size öğrettiği şekilde kendisini saygıyla anıp yüceltmeniz ve bunca nimetleri karşılığında O’na şükretmeniz için her türlü kolaylığı gösterir. Zira Allah, kullarına karşı çok merhametlidir. Onların ihtiyaçlarını, zaaflarını, arzu ve isteklerini bilmekte, dualarını işitmektedir:

َ َ َ ُ َ َ %# u ‫ا‬ %&  9 _ > ) $ _ 3 @ ‫ي‬ ‫)د‬

@ +

)َ ‫َواِ َذا‬ ّ ّ ِ    َ َ ِ ُ  Lٌ  َ َ ‫)ن‬ @ ‫د‬ ‫ا‬ ‫ذ‬ ‫ا‬ ‫اع‬  ‫ا‬ َ ِ ِ ّ ‫َد ْ@ َ َة‬ ِ َ

186. Ey Peygamber! Eğer kullarım sana beni sorarlarsa, şunu hiç


iyi bilsinler ki, ben insana şah damarından daha yakınım. O hâlde, hiçbir aracıya başvurmadan, doğrudan bana yalvarıp benden istesinler. Çünkü ben, bana dua edip yalvaranın yakarışına cevap veririm. Kullarımın dualarını işitir, değerlendirir ve uygun görürsem gerçekleştiririm. Fakat kendisi için faydalı olduğunu düşünerek benden istediği şey aslında zararlıysa, o zaman o arzusunu gerçekleştirmez, ama yine de duasının mükâfatını ona mutlaka veririm.

َ ْ Cُ ّ Mَ َ _2 ‫ا‬3ُ 4ِ 5ْ #ُ ْ ‫ ُ ا  _ َو‬#m َ [ْ #َ ْ $َ ﴾١٨٦﴿ ‫ ُو َن‬cُ ْ &َ

Öyleyse, onlar da benim çağrıma uyup bana ve gönderdiğim kitaplara iman etsinler ki, böylelikle


dünyada doğruluk ve olgunluğa, âhirette ebedî saadete ulaşabilsinler. Başlı başına bir ibadet olan dua, kulun acziyetini itiraf ederek Rabb’inin huzurunda boyun eğmesi ve tüm benliğiyle O’nu zikretmesidir. Bunun için, “Allah benim durumumu ve ne isteyeceğimi zaten biliyor.” diyerek duadan uzak kalınmamalıdır. Zira Allah, kullarına vereceği nimetleri muayyen sebep ve şartlara bağlamıştır. Bilgi sahibi olmak için çalışıp öğrenmeyi, ürün elde etmek için ekip biçmeyi, cennete girebilmek için inanıp iyi işler yapmayı vesile kıldığı gibi, birtakım hayırları elde etmek için kendisine dua etmeyi sebep ve vesile kılmıştır. Öyleyse, ibadetlerin özü olan duadan gâfil kalınmamalı,


O’na el açıp yalvarmalı, istenilen her şey yalnızca O’ndan istenmelidir. Fakat bütün bunları yaparken de gereksiz yükümlülükler icat ederek hayatı çekilmez hâle getirmekten kaçınmalıdır:

ORUÇ ve CİNSEL HAYAT Allah tarafından herhangi bir yasaklama getirilmediği hâlde, bazı Müslümanlar oruç gecelerinde cinsel ilişkinin yasak olduğuna inanıyorlardı. Bununla birlikte, zaman zaman kendilerine hâkim olamayıp bu yasağı çiğniyorlardı. İşte bu yanlış anlayışı düzeltmek ve konuya açıklık getirmek üzere, aşağıdaki âyetler nazil oldu:


َ ٰ ّ َ َ َ ُL ْ *ƒِ )[ ُ ُ  َ >ِ ? ِ‫… ا‬ َ # . ‫ا‬ i  #

 *

a q ‫ا‬ ُ $َ َ ّ ‫)م ا‬ ْ ْ ّ َ ِ ِ ِ َ َ ُ ْ 6Lَ ّ Cُ َ ‫)س‬

  > ‫ا‬ ‫و‬  *

‫)س‬ ْ ْ ُ َ َ ِ ٌ ٌ َ ِ 6َ ّ ُ

187. Oruç geceleri kadınlarınızla birlikte olmanız size helâl kılınmıştır. Zira onlar sizin için bir örtü, siz de onlar için bir örtü gibisiniz. Yani doğal olarak eşinizle içli dışlı olur, birbirinize sarılıp kucaklaşırsınız.

ُ [ ُ >َ ّ َ‫ ا‬N‫ا‬ ‫)ب‬ ُ ّٰ َ ِ @َ َ َ $َ ْ * َ 8ُ >ْ َ‫ َ) ُ> َن ا‬Zْ Gَ ْ ُ 3ْ Jُ ْ * ُ 3ْ @َ )8َ @َ ‫* ْ َو‬ ُ #ْ َ @َ  ْ *

Allah, sizin gereksiz yasaklamalarla boş yere sıkıntılar üreterek kendinize haksızlık ettiğinizi bildiğinden, tövbenizi kabul ederek sizi bağışlamıştır.


Ů’ ŮŽ Ů? ŮŽ N‍ا‏ ŮŽ h Ů’ *  J ) 4 ‍ا‏ 1  2‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź 6 â€ŤŮˆâ€Ź  c) 2 6 Š

) Ů° Ů‘Ů? Ů° % Ů? ŮŽ ŮŽ Ů’ ŮŽ Ů‘ Ů? Ů? Ů? ŮŽ ŮŽ $ŮŽ ŮŽ ŮŽ

Bundan bĂśyle, Ramazan gecelerinde dahĂŽ onlara yaklaĹ&#x;abilir, Allah’Ĺn sizin için takdir ettiÄ&#x;i ve uygun gĂśrdĂźÄ&#x;Ăź cinsel lezzet elde etme ve çocuk sahibi olma ve gibi nimetlerini arzu edebilirsiniz.

Ů?y#Ů’ ZŮŽ ‍* Ů? ْا‏ Ů? ŮŽ  ŮŽ ŮŽ Ů‘ ŮŽ ŮŽ &ŮŽ ?Ů‘Ů° q Ů’ ‍ Ů?ا ŮŽŮˆâ€ŹJŮ? â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ŮŽ ‍ا‏2Ů? ŮŽ c‍ا‏ Ů’ ŮŽ Ů’ yŮ? #Ů’ ZŮŽ ‍ ْا‏6ŮŽ 4Ů? ‡ ŮŽ h Ů? mŮ’ 8ŮŽ ‍ ْا‏6ŮŽ 4Ů? ‍ا' Ů’ ŮŽ Ů?د‏ # 2 '‍ا‏ Ů’ Ů? ŮŽ

Ä°Ĺ&#x;te bĂśyle oruç gecelerinde, Ĺ&#x;afaÄ&#x;Äąn beyaz çizgisi siyah çizgisinden sizce seçilinceye, yani tan yeri aÄ&#x;arÄąp ufuktaki Ĺ&#x;afak çizgisi iyice belirginleĹ&#x;inceye kadar yiyip içebilir ve dilerseniz eĹ&#x;inizle birlikte olabilirsiniz.

ŮŽ a Ů? #Ů’ Ů‘ ‍) ŮŽŮ… اŮ? ŮŽ ? ا‏#ŮŽ . ‍ا‏ Ů‘Ů? ‍ Ů‘Ů?ا‏GŮ? َ‍Ů?~ Ů‘ ŮŽ ا‏


Ĺžafak sĂśktĂźkten sonra, yeme içme ve cinsel iliĹ&#x;kiden uzak durarak akĹ&#x;am gĂźneĹ&#x; batÄąncaya kadar oruca devam edin.

Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů’ LŮ? u) [ 

‍ا‏ _ $ ‍ن‏  8 J ) @   > ‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź 6 â€ŤŮˆâ€Ź  c)

G ' â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů? Ů’ Ů? Ů‘ Ů? Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů?  Ů? Ů? Ů? Ů?

Oruç tuttuÄ&#x;unuzu gĂźnĂźn gecesinde eĹ&#x;inizle birlikte olabilirsiniz. Fakat Ramazan ayÄąnda mescitlerde veya evlerinizdeki mescit odalarÄąnda ibadete çekildiÄ&#x;iniz sÄąrada, yani itikâf hâlindeyken, ne gece ne de gĂźndĂźz vakti kadÄąnlarÄąnÄąza yaklaĹ&#x;mayÄąn.

Ů’ ŮŽ )L ŮŽ 2Ů? ŮŽ Ů’ GŮŽ jŮŽ $ŮŽ N‍ا‏ +  GŮ? Ů? Ů‘Ů° ‍ Ů?Ůˆ Ů?د‏q Ů?

Bunlar, bizzat Allah’Ĺn belirlediÄ&#x;i yasalar ve çizdiÄ&#x;i sÄąnÄąrlardÄąr. O hâlde, bu sÄąnÄąrlarÄą çiÄ&#x;nemek Ĺ&#x;Ăśyle dursun, onlara yaklaĹ&#x;mayÄąn bile.


ŮŽ Ů° Ů° ŮŽ ŮŽ Ů° ŮŽ ŮŽ Ů‘ Ů? ‍ Ů’ ŮŽ& Ů‘ Ů?  َن‏CŮ? Ů‘ MŮŽ ŮŽ ‍)س‏ 3

" G ) & ‍ا‏ N‍ا‏ 

& +

7 J Ů‘ Ů‘  Ů? ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů? Ů? Ů? ﴞ٥٨٧﴿

Ä°Ĺ&#x;te Allah insanlara, gĂźnah ve kĂśtĂźlĂźklerden sakÄąnÄąp korunabilsinler diye âyetlerini bĂśyle açĹklÄąyor. Yeme içme yasaÄ&#x;Äą sadece Ramazan ve oruç için geçerli deÄ&#x;ildir. Yenilmesi haram kÄąlÄąnan baĹ&#x;ka Ĺ&#x;eyler de vardÄąr:

 Ů’ Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů? ‍ Ů’ Ů? ا‏GŮ? ‍ ŮŽŮˆâ€ŹaŮ? b)

) 2  * 3 # 2  *

‍ا‏  4 ‍ا‏ ‍ا‏  J ) G ' â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů’ Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? ŮŽ Ů’ Ů’ Ů‘ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů?  Ů‹ ŮŽ ‍ال‏  4 ‍ا‏ 6 4 ) &  $ ‍ا‏  J ) 

‍)م‏ * D

‍ا‏ ?

‍ا‏ ) C 2 ŮŽ Ů’ Ů’ Ů? ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů? Ů?  Ů? Ů’Ů? 2Ů? ‍)س‏ ŮŽ ﴞ٥٨٨﴿ ‍ن‏SŮŽ Ů? ŮŽ MŮ’ GŮŽ Ů’ Ů? >Ů’ َ‍)' Ů’~ Ů? ŮŽŮˆŘ§â€Ź 3 ‍ا‏ Ů? Ů‘

188. Ey iman edenler! AranĹzda mallarĹnĹzĹ haksĹz yollarla yemeyin! İnsanlarĹn servetlerinden bir kĹsmĹnĹ gßnah yoluyla yemek için,


hem de bunun günah olduğunu bile bile, hâkimlere ve yöneticilere rüşvet vermeye kalkmayın!

HİLALLER َ ْ ْ ّ َ َ َ ُ ُ ‫)س‬ 3

n# 9‫ا‬  4 _ a 9 i  '‫ا‬ 6 @ + >   Š [ & ّ َ َ ْ  ُ َ َ َ َ َِ ِL ِ ِ ِ ِ —Lِ ّ Dَ ‫َو ْا‬

189. Ey Muhammed! Sana hilallerin niçin sürekli değişip durduğunu, yani ayın geçirdiği evreleri ve bunun hikmetini soruyorlar. De ki: “Onlar, doğal bir takvim olarak insanların yıl, ay ve günleri belirlemesine yarayan ve hem yapacakları işlerin, hem de oruç ve hac ibadetinin vaktini gösteren ölçülerdir.”


EVLERE ARKALARINDAN GİRMEK Bazı Arap kabileleri, hac veya umre için ihrama girdiklerinde, güya ‘dünya işlerinden’ uzak durma adına, evlerine veya çadırlarına kapılarından girmeyi günah sayıyorlardı. Bu yüzden bir ihtiyaçları olduğunda evlerine arka pencerelerinden giriyor, bunu da bir iyilik ve erdemlilik olarak nitelendiriyorlardı. Buna karşılık Allah, üstünlük ve erdemliliğin gerçek ölçüsünü ortaya koyarak buyuruyor ki:

ْ ْ ْ َ َ ُ ُ ْ ) َ ‫ر‬ C t 6 4 ‫ت‬ #

‫ا‬ ‫ا‬ G ) G ‫ن‬ ) 2 |

‫ا‬ „ #

‫َو‬ ّ َ َ ْ ْ ُ َ ِ ُ ُ ِ ِ ِ ُ ٰ ? ٰ Gَ ّ ‫ ا‬6ِ 4َ َ ّ|ِ ‫ ْا‬6َ ّ *

ِ ‫َو‬

Erdemlilik, öyle zannedildiği gibi evlere arkalarından girmenizle ilgi-


li değildir. Çünkü böyle anlamsız gösteri ve formalitelere körü körüne uymakla erdemli olunamaz. Gerçek erdemlilik, Allah’a yürekten bağlanarak güzel ve yararlı davranışlar ortaya koymak; kötülüğe, zulme, haksızlığa karşı mücadele ederek günahlardan sakınıp korunabilmektir.

ْ ْ ُْ *َ ّ Mَ َ N‫ا‬ #

‫ا‬ ‫ا‬ G ‫ا‬ َّ ٰ ‫ ُ ا‬Gَ ّ ‫ َوا‬h )Cَ 2ِ ‫ َا‬2ْ َ‫ ا‬6ْ 4ِ ‫ت‬ َ ُ ُ ُ ‫َو‬ ﴾١٨٩﴿ ‫ َن‬Dُ ِ 8ْ Gُ

O hâlde, evlere herkes gibi kapılarından girin ve Allah’tan gelen ilkeler doğrultusunda yaşayarak kötülüğün, günahın, haksızlığın her çeşidinden sakının ki, dünyada ve ahirette gerçek mutluluğa, kurtuluşa erişebilesiniz.


SAVAĹž HUKUKU ŮŽ'‍* Ů’ ŮŽŮˆâ€Ź Ů? >ŮŽ Ů? GŮ? ) ŮŽ &Ů? 6ŮŽ &7 ŮŽ Ů‘ ‍ ا‏N‍ا‏ Ů? ŮŽ

 _ $ ‍ا‏  G ) 9 â€ŤŮˆâ€Ź Ů? Ů‘Ů° a#  ŮŽ ŮŽ Ů?  Ů? Ů°ŮŽ Ů‘ â€ŤŮˆŘ§ اŮ? Ů‘ َن‏ Ů?Ů‘ DŮ? &Ů? 'ŮŽ N‍ا‏ ﴞ٥ي٠﴿ 6ŮŽ & ŮŽ MŮ’ Ů? ‍ ْا‏%   M G Ů? ŮŽ ŮŽ Ů’ L

190. Ey iman edenler! Size karĹ&#x;Äą dĂźĹ&#x;manlÄąk beslemeyen, sizinle iyi geçinmek isteyen toplumlarla barÄąĹ&#x; içinde yaĹ&#x;ayÄąn. Fakat size saldÄąran, yurdunuzu iĹ&#x;gal eden ve size savaĹ&#x; açanlara karĹ&#x;Äą siz de Allah yolunda savaĹ&#x;Äąn! Ancak taĹ&#x;kÄąnlÄąk edip haksÄąz yere saldÄąrmayÄąn! Hiç kuĹ&#x;kusuz Allah, saldÄąrganlÄąk edenleri sevmez.

ŮŽ Ů? Ů’ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů’ ŮŽ Ů’ 6Ů’ 4Ů? Ů’ Ů? u  O ‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź     8 ~ Â… # q    Ů? 9‍ا‏ Ů? Ů’ Ů’ Ů’ Ů? Ů? Ů? ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů? ŮŽ Ů’ a Ů? Ů’ ŮŽ ‍ ْا‏6ŮŽ 4Ů? Ů?Ů‘ cŮŽ َ‍ ا‏iŮ? 3ŮŽ Ů’ 8Ů? ‍ Ů’ ŮŽŮˆ ْا‏JŮ? u  O ‍…ا‏ Ů? #Ů’ q ŮŽ ŮŽ Ů?

191. Size saldÄąranlarla harp meydanÄąnda savaĹ&#x;Äąrken, onlarÄą gĂśrdĂź-


ğünüz yerde öldürün. Sizi zorla çıkardıkları yerden, siz de onları sürüp çıkarın. Anayurdunuz Mekke’den sizi nasıl sürgün ettilerse, siz de onları oradan sürüp çıkarın. Gerçi savaşmak, son derece meşakkatli ve istenmeyen bir şeydir. Fakat zulüm ve haksızlıkları engellemenin başka yolu kalmamışsa, o zaman savaşmak en asil, en erdemlice davranış olur. Çünkü küfür ve şirk temeline dayanan ve yeryüzünde inkârcılığın, zulmün, fesadın yaygınlaşmasına sebep olan şer güçlerin dünyaya egemen olması, yani fitne, adam öldürmekten kötüdür.


Ů’ Ů’ ?Ů‘Ů° q ‍ام‏  D

‍ا‏  m [ 

‍ا‏ ŮŽ Ů? ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů’ ŮŽ ŮŽ 3Ů’ @Ů? Ů’ Ů? Ů? GŮ? ) ŮŽ GŮ? 'ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź

Ů’ $ŮŽ Ů’ JŮ? Ů? GŮŽ )9ŮŽ ‍ Ů?) ْن‏$ŮŽ "Ů? #$ Ů’ JŮ? Ů? GŮ? ) ŮŽ &Ů? +ŮŽ Ů? 7Ů° JŮŽ L Ů’ Ů? Ů? Ů? 9) ŮŽ ‍ ŮŽ=ا Ů?ŘĄ ْا‏u ﴞ٥ي٥﴿ 6ŮŽ & $Ů? )* ŮŽ

Bununla birlikte, Mescid-i Haram civarÄąnda dĂźĹ&#x;manlarÄąnÄąz size saldÄąrmadÄąklarÄą sĂźrece, siz orada onlarla savaĹ&#x;mayÄąn. Zira Mescid-i Haram, Allah tarafÄąndan kutsal ve gĂźvenli ilan edilen bir bĂślgedir. Ama eÄ&#x;er bu bĂślgenin kutsallÄąÄ&#x;ÄąnÄą ihlal edip size saldÄąrÄąrlarsa, siz de karĹ&#x;Äą saldÄąrÄąda bulunun ve onlarÄą yakaladÄąÄ&#x;ÄąnÄąz yerde ĂśldĂźrĂźn! Ä°Ĺ&#x;te yeryĂźzĂźnde bozgunculuk çĹkaran kâfirlerin cezasÄą budur!

Ů°ŮŽ Ů‘ ‍ Ů?) Ů‘ َن‏$ŮŽ ‍ Ů’ا‏CŮŽ ŮŽ >Ů’ ‍ Ů?) Ů?ن ا‏$ŮŽ ﴞ٥ي٢﴿ ŮŒ #q ‍ ŮŒŘą َع‏8Ů? RŮŽ N‍ا‏


192. Ancak düşmanlık ve saldırganlıktan vazgeçerlerse, onları affedip serbest bırakın. Unutmayın ki, Allah çok bağışlayıcı, çok merhametlidir. Zalimlerle yapılan mücadele ne zaman sona erer, bilir misiniz?

ُ &َ ‫ َو‬iٌ 3َ ْ $ِ ‫* َن‬ ُ Gَ 'َ ?ّٰ q ّ  ‫* َن‬ N ِL ّٰ ِ 6ُ & ‫ا‬ َ ْ ُ ُ Gِ )9َ ‫َو‬

193. Ey iman edenler! İslam’a ve Kur’ân’a karşı savaş açan, insanî ve ahlakî değerleri hiçe sayan, baskı ve işkencelerle inanç, ibadet ve düşünce özgürlüğüne zincir vuran bütün fitne ve kötülük odakları tamamen yok edilip ortadan kaldırılıncaya ve hayatın her alanında mutlak otorite ve egemenlik anlamına gelen din, tamamen ve yalnızca Allah’ın iradesine uygun bir hâle gelinceye ve


bĂśylece Kurân’Ĺn ĂśngĂśrdĂźÄ&#x;Ăź adâlet, ĂśzgĂźrlĂźk ve barÄąĹ&#x; ortamÄą tĂźm dĂźnyada egemen oluncaya kadar onlarla savaĹ&#x;Äąn!

ŮŽ Ů‘ ‍ Ů?@ Ů’ ŮŽŮˆŘ§ َن اŮ? Ů‘ ŮŽ' ŮŽ@ ŮŽ? ا‏jŮŽ $ŮŽ ‍ Ů’ا‏CŮŽ ŮŽ >Ů’ ‍ Ů?) Ů?ن ا‏$ŮŽ ŮŽ Ů? )T ﴞ٥ي٣﴿

Fakat zulĂźm ve haksÄązlÄąktan vazgeçerlerse, o zaman onlarla barÄąĹ&#x; içinde yaĹ&#x;ayÄąn. Zira dĂźĹ&#x;manlÄąk, sadece zalimlere karĹ&#x;Äą gĂśsterilmelidir. Dostunuzu dĂźĹ&#x;manÄąnÄązÄą belirlerken temel ĂślçßnĂźz dĂźrĂźstlĂźk ve adalet olmalÄą; insanlarla kâfir ve dinsiz olduklarÄą için deÄ&#x;il, zalim ve saldÄąrgan olduklarÄą için savaĹ&#x;malÄąsÄąnÄąz. DĂźrĂźst ve adil kimseler kâfir bile olsalar, onlarla barÄąĹ&#x; içinde yaĹ&#x;amalÄąsÄąnÄąz. Ä°lâhĂŽ iradeye baĹ&#x;kaldÄąrarak haksÄązlÄąk ve zulme sapanlara gelince, bunlar


hangi dine, hangi ırka, hangi toplumsal sınıfa mensup olurlarsa olsunlar, karşılarında sizin öfke ve düşmanlığınızı bulmalıdırlar.

KUTSAL AYLARDA SAVAŞ 1 Arap geleneklerine göre Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep aylarında her ne sebeple olursa olsun savaşmak haram kabul ediliyordu. Zaten temel amaçlarından biri yeryüzünde barış ve esenliği sağlamak olan İslâm dini, bizzat Allah tarafından Hz. İbrahim’e emredilen ve onun aracılığıyla bütün Arabistan’a yayılan bu güzel uygulamanın aynen sürdürülmesini ve bu aylarda savaş yasağına uyulmasını ister. Ancak bu yasak düşman tarafından çiğnendiği takdirde, onlara da gereken karşılık verilmelidir:


ْ ْ ْ َ َ َ ‫)ت‬ 4  D

‫ا‬ ‫و‬ ‫ام‬  D

‫ا‬  C Q ) 2 ‫م‬ ‫ا‬  D

‫ا‬  C Q

‫ا‬ ّ ّ ْ ُ َ ُ ُ َ ِ َ َ ِ ْ َ َ ُ ِ ُ ‫)ص‬ Lٌ .َ 9ِ

194. Savaş yasağına uymanız gereken haram ay, ancak düşmanlarınızın uyduğu haram aya karşılık olmalıdır. Yani muhatabınız hangi aya hürmet gösterip ondaki savaş yasağına uyuyorsa, siz de o aya hürmet gösterip yasağa uymalısınız. Onların hürmet göstermediği haram aylarda, siz tek taraflı olarak ateşkes ilan etmek zorunda değilsiniz. Çünkü yasaklara saygı, karşılıklı olmalıdır.


Ů? #Ů’ ŮŽ @ŮŽ ‍ا@ ŮŽ Ů°ى‏ )4ŮŽ aŮ? pŮ’ Ů? 2Ů? "Ů? #Ů’ ŮŽ @ŮŽ ‍)@ ŮŽ Ů?ŮˆŘ§â€Ź Ů’ $ŮŽ Ů’ * Ů’ 6Ů? ŮŽ $ŮŽ Ů? #Ů’ ŮŽ @ŮŽ ‍ا@ ŮŽ Ů°ى‏ €َ 4ŮŽ N‍ا‏ ŮŽ Ů‘Ů° ‍ا@ ŮŽ Ů?ا اَ Ů‘ َن‏ ŮŽ Ů‘Ů° ‍ Ů? ا‏GŮŽ Ů‘ ‍ ŮŽŮˆŘ§â€Źh Ů’ * Ů’ ‍ ŮŽŮˆâ€ŹN‍ا‏ Ů’ ŮŽ  ŮŽ Ů‘ Ů? ‍ْا‏ ﴞ٥ي٤﴿ 

Ă–yleyse, haram aylarda size saldÄąranlara karĹ&#x;Äą, size saldÄąrdÄąklarÄą Ăślçßde saldÄąrÄąn; fakat sakÄąn aĹ&#x;ÄąrÄąya gidip haksÄązlÄąk etmeyin. Aksi hâlde, Allah’a baĹ&#x;kaldÄąran o zalimlerle aynÄą konuma gelirsiniz. Dikkat edin, Allah’a karĹ&#x;Äą gelmekten ve insanlara haksÄąz yere saldÄąrmaktan sakÄąnÄąn. Bilin ki Allah, her tĂźrlĂź gĂźnah, zulĂźm ve haksÄązlÄąktan sakÄąnanlarla beraberdir.

ŮŽ Ů? & &Ů’ ŮŽ)2Ů? ‍ Ů’ Ů? ا‏GŮ? 'ŮŽ ‍ ŮŽŮˆâ€ŹN‍ا‏ Ů? Ů’ ? ŮŽ Ů?‍* Ů’ ا‏

 _ $ ‍ا‏ 8 > ‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź Ů? Ů‘Ů° a#  ŮŽ ŮŽ Ů?  Ů? ŮŽ Ů? CŮ’  ‍ا‏ ŮŽŮ‘ !iŮ? *


195. MalÄąnÄązÄą ve canÄąnÄązÄą Allah yolunda harcayÄąn da, kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayÄąn. ÇßnkĂź cimrilik eder de, zalimlere karĹ&#x;Äą yapÄąlan mĂźcadeleyi malÄąnÄązla canÄąnÄązla desteklemezseniz, hem bu dĂźnyada hem de ahirette zillet ve periĹ&#x;anlÄąÄ&#x;a mahkĂťm olursunuz.

ŮŽ Ů’ ŮŽ Ů° ŮŽ 3 [ Ů‘ Ů? ﴞ٥يټ﴿  D 

‍ا‏ % D & N‍ا‏ ‍ن‏ ‍ا‏ ‍ا‏ !  3 [ q Ů‘ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů? Ů‘ Ů? Ů? Ů? Ů? Ů? Ů? â€ŤŮŽŮˆŘ§â€Ź

Bunun için, yaptÄąÄ&#x;ÄąnÄąz her iĹ&#x;i en gĂźzel, en uygun Ĺ&#x;ekilde yapÄąn ve her hususta iyilikle, gĂźzellikle davranÄąn. Hiç kuĹ&#x;kusuz Allah, gĂźzel davrananlarÄą sever. Sizden asÄąl istenen iyiliktir. Bunun için yÄąkmayÄą ve yok etmeyi deÄ&#x;il; onarmayÄą, Äąslah etmeyi ve kazanmayÄą amaç edinin. KĂśtĂźlĂźkleri en gĂźzel biçimde gidermeye çalÄąĹ&#x;Äąn. SavaĹ&#x;mak gerektiÄ&#x;i zaman da,


tam hakkÄąnÄą vererek, en gßçlĂź silahlarÄą ve en ileri taktikleri kullanarak Hak yolunda savaĹ&#x;Äąn.

HACC ve UMRE N Ů?L Ů‘Ů° Ů? ‍ Ů’ ŮŽ َ؊‏MŮ? ‍ Ů‘ َ— ŮŽŮˆ ْا‏DŮŽ ‍ Ů‘Ů?ا ْا‏GŮ? ŮŽâ€ŤŮŽŮˆŘ§â€Ź

196. Ey mĂźminler! HaccÄą ve umreyi Allah için tamamlayÄąn. Ä°badetler baĹ&#x;ta olmak Ăźzere, baĹ&#x;ladÄąÄ&#x;ÄąnÄąz her iĹ&#x;i en gĂźzel biçimde bitirmeye çalÄąĹ&#x;Äąn. Hiçbir iĹ&#x;inizi yarÄąm ve eksik bÄąrakmayÄąn ve yaptÄąÄ&#x;ÄąnÄąz iĹ&#x;leri yalnÄąz Allah için yapÄąn. Umre farz olmamakla birlikte, eÄ&#x;er umreye baĹ&#x;lanmÄąĹ&#x;sa, sonuna kadar tamamlanmasÄą gerekir. Zira hiçbir ibadet, nasÄąl olsa farz deÄ&#x;ildir diye sebepsiz yere yarÄąm bÄąrakÄąlamaz. AynÄą Ĺ&#x;ekilde gerek farz gerek nafile hacca niyet edenin de, haccÄąnÄą tamamlamasÄą gerekir.


‍ Ů’ Ů? ي‏CŮŽ ‍ ْا‏6ŮŽ 4Ů? ŮŽ [ Ů’ )ŮŽ $ŮŽ Ů’ GŮ? Ů’ .Ů? qŮ’ Ů?‍ Ů?) ْن ا‏$ŮŽ ŮŽ #Ů’ ŮŽ ‍ا‏

Fakat eÄ&#x;er baĹ&#x;ladÄąÄ&#x;ÄąnÄąz hac veya umreyi tamamlamaktan sizi alÄąkoyan dĂźĹ&#x;man, hastalÄąk, doÄ&#x;al afet gibi bir engelle karĹ&#x;ÄąlaĹ&#x;ÄąrsanÄąz, o zaman gĂźcĂźnĂźzĂźn yeteceÄ&#x;i bir kurban kesmeli veya yapabilirseniz, bĂśyle bir kurbanÄą kesilmek Ăźzere Kâbe’ye gĂśndermelisiniz. KurbanlÄąk hayvan bulamazsanÄąz, onun bedelini gĂśndermeli veya bulunduÄ&#x;unuz yerdeki yoksullara vermelisiniz. YarÄąm kalan hac veya umrenizi bu Ĺ&#x;ekilde tamamlamÄąĹ&#x; olursunuz.

ŮŽ"Ů? Ů‘ DŮ? 4ŮŽ ‍ Ů’ Ů?ي‏CŮŽ ‍ Ů°Ů‘? ŮŽ& Ů’ Ů? َ™ ْا‏q ŮŽ Ů? Ů?  *  e ‍ع‏ ‍ا‏  D G ' â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů? ŮŽ Ů’ Ů’ ŮŽ ŮŽ Ů? dŮ? L

Bu arada, kurbanlÄąk hayvan kesileceÄ&#x;i yere ulaĹ&#x;Äąncaya kadar baĹ&#x;ÄąnÄązÄą tÄąraĹ&#x; etmeyin. ÇßnkĂź hacÄą adayÄą ihrama girdikten sonra kurban


kesip ihramdan çĹkÄąncaya kadar tÄąraĹ&#x; olmamalÄą, koku sĂźrĂźnmemeli, tÄąrnaÄ&#x;ÄąnÄą kesmemelidir. Ancak kurban gĂśnderen kiĹ&#x;i, kurbanÄąnÄąn yerine ulaĹ&#x;Äąp kesildiÄ&#x;ine kanaat getirdiÄ&#x;i zaman baĹ&#x;ÄąnÄą tÄąraĹ&#x; edip ihramdan çĹkabilir.

ŮŽ Ů? ŮŽ Ů’ " Ů? ‍ ŮŽŘą ْا‏6Ů’ 4Ů? ‍ "  اَ ًذى‏2Ů? ‍) اَ Ů’Ůˆâ€Źk&  4  * 3 4 ‍ن‏ ) J 6Ů’ ŮŽ $ŮŽ Ů’ Ů‹ ŮŽ Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů’ ŮŒ ŮŽ ŮŽ + > â€ŤŮˆâ€Ź ‍ا‏ i 9  v â€ŤŮˆâ€Ź # v 6 4 i &  8 $ Ů’ Ů’ Ů’ Ů? [ Ů? ŮŽ ‍)Ů… ا‏ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů? Ů? Ů?

Fakat sizden her kim tÄąraĹ&#x; olmaya, koku sĂźrĂźnmeye veya elbise giymeye muhtaç olacak Ĺ&#x;ekilde hastalanÄąr veya baĹ&#x;Äąnda yara, saçkÄąran, bitlenme gibi bir rahatsÄązlÄąk meydana gelir ve bu yĂźzden saçlarÄąnÄą keserek ihramdan çĹkmak zorunda kalÄąr ise, ya ßç gĂźn oruç tutarak yahut gĂźcĂź ĂślçßsĂźnde sadaka vererek veya maddĂŽ imkânlarÄąna gĂś-


re bir deve, sÄąÄ&#x;Äąr, koyun veya keçi kurban ederek fidye vermelidir. Bu hĂźkĂźm, ister hac yolunda bir engelle karĹ&#x;ÄąlaĹ&#x;sÄąn, ister Kâbe’ye ulaĹ&#x;sÄąn, ihramdan çĹkmasÄąnÄą gerektirecek bir mazereti olan bĂźtĂźn hacÄąlar için geçerlidir.

 Ů’ Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů’ )ŮŽ $ —Ů? Ů‘ DŮŽ ‍ Ů’ ŮŽ Ů?ŘŠ اŮ? ? ا‏MŮ? )2Ů? €َ Ů‘ ŮŽ GŮŽ 6Ů’ ŮŽ $ Â’Ů’ Ů? 34Ů? ‍ Ů?) َذا ا‏$ŮŽ ‍ Ů’ Ů? ي‏CŮŽ ‍ ْا‏6ŮŽ 4Ů? ŮŽ [ Ů’ ŮŽ #Ů’ ŮŽ ‍ا‏

EÄ&#x;er haccÄąnÄązÄą tamamlamanÄąza mani olan hastalÄąk, kaza, dĂźĹ&#x;man gibi engellerden kurtulup gĂźvene kavuĹ&#x;ursanÄąz, hac mevsimine kadar umreden yararlanmak isteyen, yani hem Kâbe’ye gelmiĹ&#x;ken umre yapÄąp sevabÄąnÄą kazanmak, hem de umreden sonra ihramdan çĹkarak, hac baĹ&#x;layana dek ihram yasaklarÄąndan muaf kalmak ve ih-


ram yasaklarÄąndan yararlanmak suretiyle temettĂź haccÄą yapmak isteyen kiĹ&#x;i, kurban gĂźnlerinde gĂźcĂźnĂźn yettiÄ&#x;i bir kurban kesmelidir.

Ů° ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ —Ů? Ů‘ DŮŽ ‍_ ْا‏$Ů? ‍)م‏ & ‍ا‏ i p  ~ ‍م‏ ) # . $  m & 

6  $ Ů’ Ů’ Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů? Ů? Ů’ ŮŽ iLŮŒ ŮŽ 4Ů? )JŮŽ ‍ ŮŽ ŮŒŘŠâ€ŹQ @ +  GŮ? L Ů’ Ů? MŮ’ u ŮŽ ŮŽ ŮŽ ‍ اŮ? َذا َع‏iŮ? MŮŽ Ů’ ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź

Kurban edebileceÄ&#x;i herhangi bir hayvan bulamayan ise, ßç gĂźn hacda, yedi gĂźn de memleketine dĂśndĂźÄ&#x;Ăź zaman olmak Ăźzere, toplam on gĂźn oruç tutmalÄądÄąr. Hacdaki ßç gĂźnlĂźk orucun, Zilhicce’nin 7, 8 ve 9. gĂźnlerinde tutulmasÄą mĂźstehaptÄąr. Ancak saÄ&#x;lÄąk durumu mĂźsait olmayanlarÄąn oruç tutmalarÄąna gerek yoktur.


ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů’ Ů? mŮ? [Ů’ ŮŽ ‍)] Ů?ŮŠ ْا‏ q "  ‍ا‏ 6 * & 

6 

+ Ů’ Ů’ Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? ‍ٰذ‏ Ů? Ů? Ů’ ‍ام‏  D

‍ا‏ LŮ? ŮŽ ŮŽ

Bu hĂźkĂźmler, kendisi veya ailesi Mescid-i Harâm’da oturmayan kimseler içindir. ÇßnkĂź Mekke’de ve çevresindeki kutsal Harem BĂślgesi’nde yaĹ&#x;ayanlar için hacdan Ăśnce umre yapma, yani temettĂź haccÄą yoktur. DolayÄąsÄąyla, onlara fidye ve oruç da yoktur. AyrÄąca onlarÄąn sĂźrekli olarak ihramlÄą hâlde bulunmalarÄą da mĂźmkĂźn deÄ&#x;ildir. BĂźtĂźn bu hĂźkĂźmler, size Ĺ&#x;u bilinci kazandÄąrmak içindir:

ŮŽ Ů’  ŮŽ ŮŽ Ů° Ů° ŮŽ Ů‘ ŮŽ Ů? ‍)ب‏ M

‍ا‏  &  c N‍ا‏ ‍ن‏ ‍ا‏ ‍ا‏   @‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź N‍ا‏ ‍ا‏ G Ů? Ů‘ Ů‘ Ů‘ â€ŤŮŽŮˆŘ§â€Ź ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů’  ŮŽ Ů? Ů?S Ů? ﴞ٥يٌ﴿


Allah’tan gelen emir ve uyarÄąlar karĹ&#x;ÄąsÄąnda son derece titiz ve duyarlÄą olun, O’na karĹ&#x;Äą gelmekten sakÄąnÄąn ve bilin ki, Allah’Ĺn azabÄą çok Ĺ&#x;iddetlidir. Hac ile ilgili diÄ&#x;er ayrÄąntÄąlara gelince:

Ů’ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů’ ‍)ت‏ 4   M 4  C c ‍ا‏ — D

Ů’ ŮŒ ŮŽ Ů‘ ŮŽ ‍ا‏ ŮŽ ŮŒŮ?

197. Hac, Ăśteden beri bilinen aylardadÄąr. Bunlar da herkesçe bilindiÄ&#x;i Ăźzere Ĺževval ve Zilkade aylarÄą ile Zilhicce ayÄąnÄąn ilk on gĂźnĂźdĂźr. Hac ile ilgili ibadetler yalnÄązca bu sÄąnÄąrlÄą sĂźre içinde yapÄąlabilir. Hac vaktinden Ăśnce hac için ihrama girmek caiz ise de, sĂźnnete aykÄąrÄą olduÄ&#x;u için mekruhtur.

Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ 'ŮŽ ‍[ ŮŽŮ‚ ŮŽŮˆâ€Ź $ ' â€ŤŮˆâ€Ź Â… $ ‍ع‏ j $ — D

‍ا‏ Ů? Ů‘ ŮŽ 6ŮŽ Ů‘ C# ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ $ŮŽ 6Ů’ ŮŽ $ŮŽ Ů? Ů? $ ‍؜‏ —LŮ? Ů‘ DŮŽ ‍_ ْا‏$Ů? ‍ ŮŽ َال‏u Ů?


Her kim o aylarda ihrama girmek, telbiye getirmek veya kurbanlÄąk gĂśndermek suretiyle haccÄą tamamlamayÄą kendisine gerekli kÄąlarsa, Ĺ&#x;unu iyi bilsin ki, hac sÄąrasÄąnda kadÄąna yaklaĹ&#x;mak, gĂźnah iĹ&#x;lemek, kavga ve mĂźnakaĹ&#x;a etmek yoktur. Gerçi gĂźnah iĹ&#x;lemek ve kavga etmek her zaman yasaktÄąr ama, bunlar hac esnasÄąnda iĹ&#x;lenirse çok daha bĂźyĂźk gĂźnaha sebep olurlar.

Ů’Ů? O N‍ا‏ Ů‘LŮ? Ů° "Ů? Ů’ ŮŽ MŮ’ &ŮŽ  ŮŽ 6Ů’ 4Ů? ‍ Ů?ا‏MŮŽ 8Ů’ GŮŽ )4ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź

Ă–yleyse iyi ve yararlÄą iĹ&#x;ler yapÄąn. UnutmayÄąn ki, her ne iyilik yaparsanÄąz, Allah onu bilmektedir ve karĹ&#x;ÄąlÄąÄ&#x;ÄąnÄą muhakkak verecektir.

ŮŽ Ů‘ ‍ Ů’ ŮŽ ا Ů‘ ŮŽ=ا Ů?د‏O ‍ى‏P Ů° Ů’  ‍ا‏ ŮŽ ‍ Ů?) Ů‘ َن‏$ŮŽ ‍ ŮŽ= Ů‘ ŮŽŮˆ Ů?ŘŻŮˆŘ§â€ŹGŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź

Bir de, kendiniz için azÄąk hazÄąrlayÄąn. “Allah’a tevekkĂźl ediyoruz!â€?


diyerek hac yolculuğu için gereken hazırlıkları ihmal etmeyin. Fakat her zaman ve her yerde olduğu gibi, hac yolculuğunda da kuşkusuz en iyi azık, kişiyi kötülüklerden, günahlardan koruyarak iyiliklere, güzelliklere sevk eden ihlâs ve samimiyet, yani takvadır.

ْ ْ َ َ ُ  ُ ﴾١٩٧﴿ ‫)ب‬

'‫ا‬ _

‫و‬ ‫ا‬ ) & ‫ن‬ G ّ ‫َوا‬ B َ َ ِ ِ ِ

O hâlde, bana karşı gelmekten sakının ey akıl sahipleri!

َ َ ُ 2ِّ ‫ َر‬6ْ 4ِ jً kْ $َ ‫ا‬1ُ َ ْ Gَ ‫)ح اَ ْن‬ ُ L ْ * 3 u  * #  @ „ #

َ ْ ْ ْ َ َ ٌ ُ

198. Bu arada, hac esnasında ticari, kültürel, siyasi ve bilimsel etkinliklerde bulunarak Rabb’inizin lütuf ve nimetini aramanızda size bir günah yoktur. İslam’a göre hac ibadetini yerine getirirken aynı za-


manda ticari faaliyetlerde bulunmanĹn hiçbir mahzuru yoktur.

 ŮŽ Ů°ŮŽ Ů‘ ‍ Ů?ŮˆŘ§â€ŹJŮ? ‍) ْذ‏$ŮŽ ‍)ت‏ ŮŽ3Ů’ @Ů? N‍ا‏ ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů? $ŮŽ @ŮŽ 6Ů’ 4Ů? Ů’ Ů? k$‍ Ů?) َذا ا‏$ŮŽ Ů’ Ů’ Ů’ ‍ام‏  D

‍ا‏  M Q 

‍ا‏ hŮ? ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŽ ŮŽ

Arafat’tan MĂźzdelife’ye doÄ&#x;ru sel gibi akÄąn akÄąn inerken, MĂźzdelife’de bulunan MeĹ&#x;ar-i Harâm’Ĺn yanÄąnda akĹ&#x;am ve yatsÄą namazlarÄąnÄą birlikte kÄąlarak, Kur’ân okuyarak ve telbiyeler getirerek Allah’Ĺ anÄąn.

Ů? &Ů° ŮŽ )ŮŽ JŮŽ ‍ Ů?Ůˆ Ů?ه‏JŮ? â€ŤŮŽŮˆŘ§ ْذ‏ 6ŮŽ Ů? ŮŽ " Ů? Ů’ 9ŮŽ 6Ů’ 4Ů? Ů’ Ů? 3Ů’ JŮ? ‍* Ů’  ŮŽŮˆŘ§Ů? ْن‏  Ů‘ ŮŽŮ‘ ŮŽ ﴞ٥ي٨﴿   )k ‍ا‏

Fakat atalarÄąnÄązdan gĂśrdĂźÄ&#x;ĂźnĂźz gibi deÄ&#x;il, Allah’Ĺn size gĂśsterdiÄ&#x;i biçimde onu anÄąn! Size doÄ&#x;rularÄą ve gĂźzellikleri ĂśÄ&#x;rettiÄ&#x;i için Rabb’inizin adÄąnÄą yĂźcelterek O’na


şükredin. Gerçek şu ki, bundan önce siz, doğru yolu şaşırmış kimselerden idiniz. Rabb’iniz sizi bu âyetlerle eğitip olgunlaştırmadan önce, siz iman ve ibadetten habersiz idiniz.

َ َ َ َ ‫)س‬ 3 ‫ا‬ ‫)ض‬ $ ‫ا‬ … # q 6 4 ‫ا‬ k# $ ّ ُ ْ ْ َ َ ِ ُ  ‫ُ~ ّ َ ا‬ ُ ﴾١٩٩﴿ ٌ #q ‫ ٌر َر‬8ُ Rَ N‫ا‬ َ ّٰ ‫ اِ ّ َن‬N‫ا‬ َL ّٰ ‫ ُوا‬8ِ 1ْ َ ‫ا‬ ْ ‫َو‬

199. Sonra Müzdelife’den Mina’ya doğru yönelin. Bu arada, mensup olduğunuz ırk, sınıf veya sosyal statü sebebiyle kibirlenip halktan ayrı durmayın. Siz de insanların akın akın gittiği yerden gidin ve hatta kibirlenmek şöyle dursun, günahlarınızdan dolayı Allah’tan bağışlanma dileyin. Doğrusu Allah çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.


ŮŽ ) Ů? * Ů’ JŮ? Ů? JŮ’ 7Ů? JŮŽ N‍ا‏ ŮŽ Ů‘Ů° ‍ Ů?ŮˆŘ§â€ŹJŮ? ‍) ْذ‏$ŮŽ Ů’ * ŮŽ 9ŮŽ ‍ Ů?) َذا‏$ŮŽ Ů? 3ŮŽ 4ŮŽ Ů’ Ů? #Ů’ k ‍ا‏L Ů‹ JŮ’ ‍ Ů‘ ŮŽ Ů?ذ‏cŮŽ َ‍ Ů’ اَ Ů’Ůˆ ا‏JŮ? ‍) َإ‏2ŮŽ ‍ٰا‏

200. Hac ibadetlerinizi bitirince, tÄąpkÄą Cahiliye Devri’nde atalarÄąnÄązÄą ĂźstĂźn meziyetleriyle Ăśverek andÄąÄ&#x;ÄąnÄąz gibi, hatta daha bĂźyĂźk bir coĹ&#x;kuyla Allah’Ĺ anÄąn.

Ů?Ů‘ _$Ů? )3ŮŽ GŮ? ‍) ٰا‏3ŮŽ 2ŮŽ Ů‘ ‍Ů„ َع‏ ŮŽ Ů? Ů? &ŮŽ 6Ů’ 4ŮŽ ‍)س‏ )4ŮŽ ‍) ŮŽŮˆâ€Ź#ŮŽ >Ů’  ‍ا‏ 3 ‍ا‏ Ů? Ů‘ 6ŮŽ Ů? $ŮŽ Ů’ Ů° ŮŽ ﴞ٢٠٠﴿ ‍ Ů?ق‏jŮŽ O '‍ا‏ _ $ "

ŮŽ 6Ů’ 4Ů? ‍ ŮŽ Ů?؊‏O Ů? Ů? Ů?

Ä°nsanlardan Ăśyleleri vardÄąr ki, “Ey Rabb’imiz, bize vereceÄ&#x;ini bu dĂźnyada ver!â€? diye dua eder ve yaĹ&#x;antÄąlarÄąnÄą bu temel dĂźĹ&#x;Ăźnceye gĂśre biçimlendirirler. Onlara, âhiretteki ebedĂŽ nimetlerden hiçbir pay yoktur.


Ů°  Ů? Ů? ŮŽ Ů‘ Ů’ iŮ‹ 3ŮŽ [ q ) # >  ‍ا‏ _ $ ) 3 G ‍ا‏ ) 3 2 ‍ع‏ ‍ل‏ Ů? &ŮŽ 6Ů’ 4ŮŽ Ů’ CŮ? 3Ů’ 4Ů? â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ŮŽ ŮŽ Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů’ Ů° ŮŽ ŮŽ Ů‹ ﴞ٢٠٥﴿ ‍)ع‏ 3 ‍ا‏ ‍اب‏ 7 @ ) 3 9 â€ŤŮˆâ€Ź i 3 [ q ‍؊‏  O '‍ا‏ Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŽ Ů? _$Ů? â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů?

201. Buna karĹ&#x;ÄąlÄąk Ăśyle insanlar da vardÄąr ki, “Ey Rabb’imiz! Bize dĂźnyada da ahirette de iyilikler bahĹ&#x;et ve bizi cehennem azabÄąndan koru!â€? diye dua ederler.

 Ů° ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŽ €Ů? & ŮŽ N‍ا‏

[ J )  4 %# . >  C

+ A

â€ŤŮˆâ€Ź ‍ا‏ Ů‘Ů? Ů° ‍ا ŮŽŮˆâ€Ź ŮŽ Ů’ B Ů‘ ŮŽ Ů? Ů?  Ů? ŮŒ Ů? L Ů’ ﴞ٢٠٢﴿ ‍)ب‏ [ D

‍ا‏ Ů? ŮŽ Ů?

202. Ä°Ĺ&#x;te onlara, kazandÄąklarÄąndan bir pay vardÄąr. Rablerinden hem dĂźnyada hem de ahirette iyilikler isteyen bu insanlara, iĹ&#x;ledikleri salih amellere ve yaptÄąklarÄą samimi dualara karĹ&#x;ÄąlÄąk, dĂźnya ve âhirette paylarÄąna dĂźĹ&#x;en mutluluk ve nimetler mutlaka verilecektir. Hiç kuĹ&#x;ku-


suz Allah, iyilikleri ve kĂśtĂźlĂźkleri asla karĹ&#x;ÄąlÄąksÄąz bÄąrakmayan, yeri ve zamanÄą geldiÄ&#x;inde hesabÄą çabuk gĂśrendir.

ŮŽ Ů° Ů? Ů’ ŮŽ  ‍ات‏ & ‍ا‏ _ $ N‍ا‏ â€ŤŮˆŘ§â€Ź  J ‍ذ‏ ‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź Ů?L ‍ Ů?Ůˆ َد‏MŮ’ 4ŮŽ ‍)م‏ Ů‘ ŮŽ  Ů‘ ŮŽ Ů? Ů?

203. Ey mĂźminler! SayÄąlÄą gĂźnlerde Allah’Ĺ anÄąn. Kurban bayramÄąnÄąn ikinci, ßçßncĂź ve dĂśrdĂźncĂź gĂźnlerini Mina’da tekbirler getirerek, dualar ve zikirler ederek, Ĺ&#x;eytan taĹ&#x;layarak geçirin.

 ŮŽ Ů’Ů? 4ŮŽ Ů’ &ŮŽ _$ aŮŽ mŮŽ Ů‘ MŮŽ GŮŽ 6Ů’ ŮŽ $ŮŽ "Ů? #Ů’ @ŮŽ ŮŽ ~Ů’ Ů?‍ ا‏jŮŽ $ŮŽ 

Her kim acele edip bayramĹn ikinci ve ßçßncß gßnlerinde bu ibadetleri tamamlayĹp iki gßn içinde memleketine hareket etmek ßzere Mina’dan Mekke’ye dÜnerse, ona bir gßnah yoktur.


 ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů‘ ŮŽ)GŮŽ 6Ů’ 4ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ?L Ů° GŮ‘ ‍ ا‏6Ů? ŮŽ Ů?  "Ů? #Ů’ @ŮŽ ŮŽ ~Ů’ Ů?‍ ا‏jŮŽ $ŮŽ ŮŽ O

Kim de Ĺ&#x;eytan taĹ&#x;lamayÄą ßçßncĂź gĂźne, yani bayramÄąn dĂśrdĂźncĂź gĂźnĂźne ertelerse, kĂśtĂźlĂźklerden dikkatlice sakÄąnÄąp korunduÄ&#x;u takdirde ona da gĂźnah yoktur. Mina’dan Mekke’ye, kurban bayramÄąnÄąn ßçßncĂź veya dĂśrdĂźncĂź gĂźnĂźnde dĂśnebilirsiniz. Ă–nemli olan Mina’da kaldÄąÄ&#x;ÄąnÄąz gĂźn sayÄąsÄą deÄ&#x;il, niyet ve davranÄąĹ&#x;larÄąnÄązdaki gĂźzelliktir.

Ů? >ŮŽ Ů‘ َ‍ا@ ŮŽ Ů?ا ا‏ ﴞ٢٠٣﴿ ‍ Ů?Ůˆ َن‏Q ŮŽ DŮ’ GŮ? "Ů? #Ů’ ŮŽ Ů?‍* Ů’ ا‏ ŮŽ Ů‘Ů° ‍ Ů? ا‏GŮŽ Ů‘ â€ŤŮŽŮˆŘ§â€Ź Ů’ ‍ ŮŽŮˆâ€ŹN‍ا‏

Bu yĂźzden, Allah’tan gelen emirlere harfiyen riayet ederek kĂśtĂźlĂźÄ&#x;Ăźn her çeĹ&#x;idinden titizlikle sakÄąnÄąn ve bilin ki, hepiniz yaptÄąklarÄąnÄązÄąn hesabÄąnÄą vermek Ăźzere eninde sonunda O’nun huzurunda toplanacaksÄąnÄąz.


EN KÖTÜ ve EN İYİ İNSAN MODELİ 200-201. âyetlerde, Allah’tan sadece dünya nimetlerini isteyen kötü insan modeli ile hem dünyada hem âhirette iyilik isteyen iyi insan modeli anlatılmıştı. Aşağıdaki dört âyette ise, kötülüğün ve iyiliğin en uç noktasında bulunan iki insan karakteri ele alınmaktadır:

َ ‫ ِة‬#ٰ Dَ ‫_ ْا‬$ِ "ُ ُ ْ 9َ +َ ُ mِ Mْ &ُ 6ْ 4َ ‫)س‬ 3 ‫ا‬ ِ ّ 6َ 4ِ ‫َو‬ ُّ ُّ َ َ‫ َو ُ َ ا‬ " ِ ْ 9َ _$ )4َ ?ٰ @َ N‫ا‬ َ ّٰ ُ Cِ Qْ &ُ ‫) َو‬#َ >ْ  ‫ا‬ ْ ﴾٢٠٤﴿ ‫)م‬ . Z

‫ا‬ َ ِ ِ

204. İnsanlardan öyleleri vardır ki, dünya hayatıyla ilgili sözleri senin hoşuna gider. Üstelik insanları aldatmak için, kendisinin ne ka-


dar iyi niyetli ve samimi olduğu konusunda yeminler ederek kalbindeki duygu ve düşüncelerin samimiyetine Allah’ı şahit tutar. Hâlbuki o, gerçekte en tehlikeli düşmandır. Çünkü keskin zekâsı ve tatlı diliyle kamuoyunu yanıltarak insanları dilediği gibi yönlendirmektedir.

ٰ ْ ّ َ َ ْ )Cَ #$ َ [ 8 #

‫ض‬ ‫ر‬ '‫ا‬ _ $ ? M  ?

 G ‫ا‬ ‫ذ‬ َ ْ ِ‫َوا‬ ٰ َ َ ِ ِ ُ ِ ِ

ْ ْ َ َ َ ٰ َ ُ َ َ ‫[) َد‬ 8

‫ا‬ % D & ' N‫ا‬ ‫و‬ a [ 3 ‫ا‬ ‫و‬ ‫ث‬  D

‫ا‬ + ِ Cْ &ُ ‫َو‬ ّ ّ ْ ْ L ّ ُ َ َ َ َ ِ ُ ﴾٢٠٥﴿

205. Bu yapmacık sözlerinden sonra günlük yaşantısına dönüp gidince, hele bir de güç ve yetki elde edip yönetimi ele geçirince, yeryüzünde bozgunculuk yapmaya, ekini ve nesli yok etmeye çalışır. Bencillik ve açgözlülüğü yüzünden,


doÄ&#x;ayÄą tahrip edecek, saÄ&#x;lÄąklÄą ve erdemli bir neslin yetiĹ&#x;mesini Ăśnleyecek, verimli bir Ăźretimi ve adil paylaĹ&#x;ÄąmÄą baltalayacak eylemlerde bulunur. Oysa Allah bozgunculuÄ&#x;u ve fesadÄą sevmez.

Ů’Ů? 2Ů? ‍ Ů‘ ŮŽ= Ů?؊‏MŮ? ‍ Ů?" ْا‏GŮ’ 7ŮŽ O ŮŽ 9 â€ŤŮŽŮˆŘ§Ů? َذا‏ Ů? ~Ů’ ') ŮŽ َ‍ ا‏N‍ا‏ ŮŽ Ů‘Ů° xŮ? GŮŽ Ů‘ ‍ ŮŽ Ů?" ا‏a# Ů’ ŮŽ ﴞ٢٠ٌ﴿ ‍) Ů?د‏CŮŽ Ů? ‍„ ْا‏ A

ŮŽ Ů? ‍ ŮŽŮˆâ€ŹLŮ? 3ŮŽ Ů‘ CŮŽ u ŮŽ "Ů? Ů? [Ů’ DŮŽ $ŮŽ

206. Ona, “Allah’tan kork da yeryĂźzĂźnde bozgunculuk yapmaktan, ekini ve nesli yok etmekten vazgeç!â€? dense, kendini kaptÄąrdÄąÄ&#x;Äą o ahmakça gururu, onu iyice gĂźnaha sĂźrĂźkler. ArtÄąk ona cehennem yeter, ne kĂśtĂź bir yataktÄąr o!

 ŮŽ ‍)ت‏ ]  4 ‍إ‏ ) 1 3 ‍ا‏ Ů’ "Ů? [ Ů? ŮŽ Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? 2‍ا‏ ŮŽ 8Ů’ >ŮŽ ‍ ي‏QŮ’ &ŮŽ 6Ů’ 4ŮŽ ‍)س‏ Ů? Ů‘ 6ŮŽ 4Ů? â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ﴞ٢٠٧﴿ ‍ ŮŽ ) Ů?د‏MŮ? )Ů’ 2Ů? ‍ ŮŒŮ â€ŹedŮ? ‍ َع‏N‍ا‏ Ů?L Ů‘Ů° Ů? Ů‘Ů° ‍ ŮŽŮˆâ€ŹN‍ا‏


207. İnsanlardan öyleleri de vardır ki, Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için O’nun uğrunda canını, malını ve tüm varlığını seve seve feda eder. Allah da kullarına karşı çok şefkatlidir ve bu fedakârca davranışı elbette ödüllendirecektir. Onun için:

TOPYEKÜN İSLAM’A ve ESENLİĞE GİRİN! َ ٰ َh iً $ّ )Jَ ْ [ ‫ا‬ ّ َ ُ  ُ ْ _ $ ‫ا‬  O ‫د‬ ‫ا‬ ‫ا‬ 3 4 ‫ا‬ 6 & 7

‫ا‬ ) C & ‫ا‬ ) &  ّ ُ ُ ّ َ َ َ َ ِ ِ ِ

َ َ َ َ ُ َ "ُ >َ ّ ِ‫)ن ا‬ ُ ‫* ْ َ@ ُ ٌّو‬ { # Q ‫ا‬ ‫ات‬  { O ‫ا‬ M

 G ' ‫َو‬ ّ ّ َ ْ ِ َ ُ ُ ِ Lِ ٌ  4ُ ﴾٢٠٨﴿ 

208. Ey iman edenler, hepiniz topyekün İslâm’a girin! Bütün varlığınızla ve tam bir teslimiyetle Allah’a boyun eğin. Her şeyinizi tü-


müyle O'na adamak suretiyle barış, esenlik ve huzurun teminatı olan ve bir tek Allah’a boyun eğme esasına dayanan İslâm’a girin. Bu teslimiyet, yüce Allah'ın hükmüne ve yazgısına razı olmayan en ufak bir düşünce, duygu, niyet, eylem, arzu ve endişe kırıntısına yer vermeyen kesin bir teslimiyet olmalıdır. Hayatınızı, bir bölümünde Allah'a, diğer bölümünde başka varlıklara itaat edecek şekilde parçalara ayırmayın. Düşüncelerinizi, kültürünüzü, biliminizi, ekonominizi, siyasetinizi, aile hayatınızı, hukukunuzu, eğitim sisteminizi; kısacası her yönüyle hayatınızı Allah’ın gönderdiği kurallara göre düzenleyin. Sakın Allah’ın emir ve uyarılarımı gözardı edip de şeyta-


nÄąn adÄąmlarÄąnÄą izlemeyin. ÇßnkĂź o, sizin apaçĹk bir dĂźĹ&#x;manÄąnÄązdÄąr.

Ů’ Ů’ ŮŽ Ů?  Ů’ ‍)ت‏ 3 #

‍ا‏  * G ‍إ‏ ) u ) 4  M 2 6 4   

ŮŽ Ů’ Ů’ Ů’ Ů? Ů‘Ů? ŮŽ Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŽ Ů? Ů? ‍ Ů?) ْن َز‏$ŮŽ ŮŽ  ŮŽ ŮŽ Ů° Ů‘ ﴞ٢٠ي﴿ ŮŒ #* q = & = @ N‍ا‏ ‍ن‏ ‍ا‏ ‍ا‏   Ů‘ ŮŽ Ů’ $ŮŽ ŮŽ ŮŒ ŮŽ Ů? @)

209. Size bunca açĹk deliller geldikten sonra haktan sapacak olursanÄąz, Ĺ&#x;unu iyi bilin ki, Allah azĂŽz ve hakĂŽmdir. GĂźnahkârlarÄą cezalandÄąrma kudretine sahiptir ve onlarla nasÄąl ilgileneceÄ&#x;ini çok iyi bilir. Zira O, sonsuz kudret ve hikmet sahibidir. HĂźkmĂźne karĹ&#x;Äą gelinemez; dilediÄ&#x;ini yapar, emrini derhal yerine getirir. Bununla birlikte, hikmet ve adalet sahibidir. YaptÄąÄ&#x;ÄąnÄą hikmetle, yerli yerince ve saÄ&#x;lam olarak yapar. Ä°nsanlarÄąn Ä°slâm nizamÄą altÄąnda barÄąĹ&#x; ve selamet içinde yaĹ&#x;amasÄą da hikmetindendir. EÄ&#x;er gĂźnahkârlarÄą he-


men cezalandĹrmayĹp geriye bĹrakĹyorsa, bu da hikmetindendir. Evet, hak ve hakikat apaçĹk ortadayken, o inkârcĹlar Allah’Ĺn kelamĹna iman ve itaat etmek için daha ne bekliyorlar?

 ŮŽ Ů’ ŮŽ ŮŽ Ů° Ů? Ů? 3Ů’ &ŮŽ aŮ’ ŮŽ Ů’ 6ŮŽ 4Ů? aŮ? t _$ N‍ا‏ Ů‘Ů? Ů? CŮ? #ŮŽ GŮ? )&ŮŽ ‍ Ů?Ůˆ َن اŮ? Ů‘' ان‏T  Ů’ Ů’ Ů’ Ů° ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů° Ů? Ů? ŮŽ €Ů? u  G N‍ا‏ ?

‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź  4 '‍ا‏ _ k 9 â€ŤŮˆâ€Ź i * A  

‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź ‍)م‏  1

‍ا‏ Ů? Ů‘ Ů’ Ů’ Ů? ŮŽ LŮ? ŮŽ Ů? ŮŽ Ů? ŮŽ Ů? ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŽ Ů?Ů’ ﴞ٢٥٠﴿ ‍ع‏SŮ? 4Ů? '‍ا‏

210. Yoksa onlar, beyaz buluttan ĂśrtĂźler, tĂźller ve gĂślgelikler içinde Allah’Ĺn ve meleklerin onlara gelmesini ve nihaĂŽ hĂźkmĂźn verilip iĹ&#x;lerinin bitirilmesini mi bekliyorlar? Acaba bu insanlar, kendilerine vaad edilen korkunç gĂźn gelip çatÄąncaya kadar inatlarÄąnÄą sĂźrdĂźrĂźp bekleyecekler mi? Ĺžunu iyi bilin ki, bĂźtĂźn iĹ&#x;-


ler zorunlu olarak Allah’a dĂśndĂźrĂźlĂźr. Her konuda son sĂśzĂź sĂśyleyecek, nihaĂŽ hĂźkmĂź verecek olan Allah’tÄąr. Madem her Ĺ&#x;ey ister istemez O’nun huzuruna gidecektir, o hâlde O’na sÄąÄ&#x;ÄąnÄąp emirlerine boyun eÄ&#x;mekten baĹ&#x;ka çareniz yoktur.

ŮŽ ‍_ اŮ? Ů’ ŮŽ  اإ‏3 2ŮŽ aŮ’ ŮŽ iŮ?L 3ŮŽ #Ů‘Ů? 2ŮŽ iŮ? &ŮŽ ‍ ٰا‏6Ů’ 4Ů? Ů’ Ů? )3ŮŽ #Ů’ GŮŽ ‍ Ů’ ٰا‏JŮŽ a&

211. Aksine davrananlarÄąn nasÄąl bir akÄąbete uÄ&#x;radÄąÄ&#x;ÄąnÄą gĂśrmek istersen, Ä°srailoÄ&#x;ullarĹ’na sor; onlara hak ve hakikati açĹkça gĂśsteren nice mucizeler ve nice açĹk deliller vermiĹ&#x;tik de, hepsini bile bile inkâr etmiĹ&#x;lerdi. Bundan dolayÄą da dĂźnya ve âhirette lanete uÄ&#x;ramÄąĹ&#x;lardÄą.

 ŮŽ )4ŮŽ Ů? MŮ’ 2ŮŽ 6Ů’ 4Ů? N‍ا‏ N‍ا‏ Ů? Ů‘Ů° iŮŽ ŮŽ MŮ’ >Ů? ‍ Ů?& ŮŽ Ů‘Ů? ْل‏6Ů’ 4ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ŮŽ Ů‘Ů° ‍ Ů?) Ů‘ َن‏$ŮŽ "Ů? GŮ’ ‍) َإ‏u Ů’ ŮŽ M

‍ا‏ ﴞ٢٥٥﴿ ‍)ب‏ Ů? Ů? Ů? & cŮŽ


Kim Allah’ın İslam ve iman nimeti kendisine ulaştıktan sonra onu inkâr ve isyankârlık ile değiştirirse, şunu iyi bilsin ki, Allah’ın azabı çok şiddetlidir. İnsanın inkâr bataklığına saplanmasının en önemli sebebi şudur:

ُّ ‫ ُة‬#ٰ Dَ ‫ ُوا ْا‬8َ Jَ 6َ &7 َ ّ ِ 6َ &ِّ ‫ُز‬ َ‫ ُون‬Zَ [ْ &َ ‫) َو‬#َ >ْ  ‫ا‬ َ ٰ ّ ‫ ا‬6َ 4ِ ‫ا‬ 3 4 ‫ا‬ 6 & 7

 ُ َ َ W

212. İnkâr edenlere dünya hayatı süslü gösterilmiştir. Onlar dünya nimetlerden uygun biçimde faydalanarak bunları kendilerine bahşeden yüce Yaratıcı’ya şükredecekleri yerde, gözlerini sadece bu nimetlere diker ve sahip oldukları mal ve servetle gurura kapılarak inananlarla alay ederler.


ŮŽ Ů’ ŮŽ iŮ?L ŮŽ #Ů° Ů? ‍ Ů’ ŮŽ& Ů’ ŮŽŮ… ا‏CŮ? 9ŮŽ Ů’ $ŮŽ ‍ ŮŽ Ů’ا‏GŮ‘ ‍ ا‏6ŮŽ &7 Ů‘ â€ŤŮŽŮˆŘ§â€Ź

Oysa kĂśtĂźlĂźkten, haksÄązlÄąktan titizlikle sakÄąnÄąp korunan o takva sahipleri, DiriliĹ&#x; GĂźnß’nde onlardan çok daha ĂźstĂźn konumda olacaklardÄąr.

 ŮŽ &ŮŽ 6Ů’ 4ŮŽ ‍ ŮŽ& Ů’ Ů?ز Ů?ق‏N‍ا‏ Ů’Ů? 1ŮŽ 2Ů? ‍) Ů?إ‏Q ﴞ٢٥٢﴿ ‍)ب‏ Ů? Ů‘Ů° â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ŮŽ q Ů?  Ů? [

Hiç kuĹ&#x;kusuz Allah, dilediÄ&#x;ine hadsiz hesapsÄąz rÄązÄąklar bahĹ&#x;eder. Ă–yleyse, bĂźtĂźn nimetlerin Allah’tan geldiÄ&#x;ini bilin; Ĺ&#x;ÄąmarÄąp insanlarÄą kßçßmseyerek, haktan yĂźz çevirip inkâra saparak bĂślĂźcĂźlĂźÄ&#x;e, ayrÄąmcÄąlÄąÄ&#x;a yol açmayÄąn. HatÄąrlayÄąn ki:


Ä°NSANLAR BÄ°R TEK ĂœMMET Ä°DÄ° ŮŽ ŮŽ Ů‘ N‍ا‏ ŮŽ ŮŽ Ů‘  Ů? 3 ‍ا‏ ŮŽ ŮŽ MŮŽ ŮŽ $ŮŽ ‍ ŮŽ ً؊‏q‍ا‏  3 ‍ا‏ ‍ن‏ ) J Ů‘ Ů? Ů‘Ů° Â… Ů? ‍ ŮŽŮˆâ€ŹiŮ‹ 4ŮŽ Ů‘ Ů?‍)Řł ا‏ Ů? Ů’ ‍)ب‏  *

‍ا‏ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? CŮ? MŮŽ 4ŮŽ ‍ ŮŽŮˆŘ§ŮŽ Ů’> ŮŽ= َل‏6 ŮŽh &‍ ع‏7Ů? 3Ů’ 4Ů? ‍ ŮŽŮˆâ€Ź6ŮŽ & Q Ů?Ů‘ ŮŽ 4Ů?

Ů’ Ů’ ŮŽ Ů? ŮŽ Ů’ )# "LŮ? #$ ‍ا‏8Ů? ŮŽ ŮŽ O‍ا‏ $ ‍)س‏ 3 ‍ا‏  2  * D #

x D

) Ů‘ Ů’ ŮŽ  Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů‘ Ů? ŮŽ 2Ů?

213. Ä°nsanlar, baĹ&#x;langĹçta yalnÄązca Allah’a ibadet eden ve aynÄą inanç ve ilkeler etrafÄąnda birleĹ&#x;en bir tek Ăźmmet idi. Dinlerin çok tanrÄącÄąlÄąktan tek tanrÄą inancÄąna doÄ&#x;ru evrimleĹ&#x;tiÄ&#x;ini Ăśne sĂźren materyalistlerin iddiasÄąnÄąn aksine, Allah ilk insan Ă‚dem (as)’Ĺ yarattÄąÄ&#x;Äąnda, O'na Hak Dini vahyederek doÄ&#x;ru yolu gĂśstermiĹ&#x;ti. Ă‚dem (as)’Ĺn torunlarÄą, uzun bir sĂźre onun yolunda gitmiĹ&#x;ler ve hepsi de bir ve aynÄą Ăźmmete baÄ&#x;lÄą kalmÄąĹ&#x;lar-


dı. Fakat sonraları hak dinden sapmalar başlayınca, insanlar birbirine düşman gruplara ayrıldılar. Bunun üzerine Allah, insanlığın sapmaya başladığı her yol ayrımında, hak dinde sebat edenleri her iki âlemde kurtuluş ile müjdeleyen ve bâtıl yollara sapıp ayrılık çıkaranları dünyada zillet, âhirette cehennem azabı ile uyaran peygamberleri gönderdi. O peygamberlerle birlikte, anlaşmazlığa düştükleri konularda insanlar arasında hükmetmeleri için, hak ve hakikati ortaya koyan Kitab’ı indirdi. İşte bugün de aynı amaçla size bu Kur’ân’ı göndermiş bulunuyor.

َ َ ّ ُ ْ )4َ ‫َو‬ )4َ ِ Mْ 2َ 6ْ 4ِ ‫ ُه‬Gُ ‫و‬d ‫ ا‬6َ &7 ‫ ِ" اِ ّ' ا‬#$ z َ َ َ O‫ا‬ ْ َ N‫ا‬ 3 #

‫ا‬ ُّ ٰ ‫ َى‬Cَ $َ  ْ Cُ 3َ #ْ 2َ )#ً 1ْ 2َ ‫)ت‬ َ ُ ِّ َ ُ Cُ Gْ ‫) َء‬u


ŮŽ Ů’ Ů° ŮŽ Ů’ Ů’ )ŮŽ Ů? ‍ا‏3Ů? 4ŮŽ ‍ ا‏6ŮŽ &7 Ů‘ ‍ا‏ "L  >Ů? ‍ Ů?)ذ‏2Ů? xŮ‘ Ů? DŮŽ ‍ ا‏6ŮŽ 4Ů? "Ů? #$ ‍ا‏8Ů? ŮŽ O‍ا‏ Ů° Ů°  #  [ 4 ‍اء‏  v ?

‍ا‏ ‍إ‏ ) Q & 6 4 ‍ي‏  C & N‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź Ů‘ ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů’ Ů?  Ů?  Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů? ﴞ٢٥٣﴿ Fakat Kitap verilen Hristiyanlar ve Yahudiler, kendilerine gerçeÄ&#x;i gĂśsteren apaçĹk deliller geldikten sonra, sÄąrf aralarÄąndaki ihtiras ve azgÄąnlÄąktan dolayÄą Allah’Ĺn dinini paramparça ederek onda ayrÄąlÄąÄ&#x;a dĂźĹ&#x;tĂźler. BĂśylece Allah, onlarÄąn ihtilafa dĂźĹ&#x;tĂźkleri o hakikate, kendi izni ve iradesiyle Son Peygambere ve Kur'ân'a iman edenleri ulaĹ&#x;tÄąrdÄą. ÇßnkĂź Allah, hangi Äąrktan ve hangi toplumdan olursa olsun, hak dinin sancaÄ&#x;ÄąnÄą taĹ&#x;Äąmaya lâyÄąk gĂśrdĂźÄ&#x;Ăź ve baĹ&#x;arÄąya, kurtuluĹ&#x;a, za-


fere ulaĹ&#x;masÄąnÄą dilediÄ&#x;i kimseyi dosdoÄ&#x;ru yola iletir Demek ki insanlÄąk tarihi, iyilerle kĂśtĂźler arasÄąnda sĂźregelen ve kÄąyamete kadar sĂźrecek olan çetin bir mĂźcadeleden ibarettir. Bu mĂźcadelede baĹ&#x;arÄąlÄą olup ebedĂŽ saadete ulaĹ&#x;mak için birçok zorluklara gĂśÄ&#x;Ăźs germek, zalimlerin baskÄą ve iĹ&#x;kencelerine sabretmek zorunda kalacaksÄąnÄąz.

ŮŽ ŮŽ Ů? GŮ? )Ů’ &ŮŽ )ŮŽ Ů‘ ŮŽ ‍ ŮŽŮˆâ€ŹiŮŽ 3ŮŽ Ů‘ mŮŽ ‍ Ů?ا ْا‏O Ů’ Ů’ aŮ? pŮŽ 4ŮŽ Ů’ *  G ‍ن‏ ‍ا‏  

[ q ‍م‏ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů’ Ů? Ů? Ů? ŮŽ ‍ا‏ ŮŽ Ů?L Ů’ *Ů? Ů’ 9ŮŽ 6Ů’ 4Ů? ‍ ŮŽ Ů’ا‏O ŮŽ 6ŮŽ &7 Ů‘ ‍ا‏

214. Yoksa siz ey iman edenler, sizden Ăśnceki Ăźmmetlerin baĹ&#x;Äąna gelen sÄąkÄąntÄąlar, bela ve musibetler sizin de baĹ&#x;ÄąnÄąza gelmeden, Ăśyle kolayca cennete girebileceÄ&#x;inizi mi sandÄąnÄąz? HayÄąr; cennete gir-


menin bir bedeli vardır ki, sizden önceki ümmetler bu bedeli ödediler:

 ْ ْ ْ َ‫ ّٰ? َ& ُ ل‬q َ ُ  َ َ ْ ‫ا‬

=

‫ز‬ ‫و‬ ‫ء‬ ‫ا‬  k ‫ا‬ ‫و‬ ‫ء‬ )  )

‫ا‬  C  [ ّ ُ ّ ّ 4َ َ َ َ َ َ ُ ُ ُ ُ ِ َ‫ اَ َ ' اِ ّن‬N‫ا‬ ِٰ ّ ُ .ْ >َ ? ٰ4َ "ُ Mَ 4َ ‫ا‬3ُ 4َ ‫ ٰا‬6َ &7 َ ّ ‫ل َوا‬ ُ ُ َ ّ ‫ا‬ L ٰ َ ﴾٢١٤﴿ %&  9 N‫ا‬ َ .ْ >َ ِ ّ ٌ 

Onlar öyle zorluk ve sıkıntılarla karşılaşmış, öylesine ağır ve çetin imtihanlarla sarsılmışlardı ki, nihayet o zamanki peygamber ve beraberindeki müminler, “Artık dayanacak gücümüz kalmadı, Allah’ın yardımı ne zaman?” diyecek hâle gelmişlerdi. Dayanın, sabredin! Şunu iyi bilin ki, Allah’ın yardımı pek yakındır!


ALLAH YOLUNDA Ä°NFAK ve SAVAĹž 6Ů’ 4Ů? Ů’ Ů? Ů’ 8ŮŽ >Ů’ َ‍) ا‏4ŮŽ aŮ’ 9Ů? ‍ن‏LŮŽ  Ů? 8Ů? 3Ů’ &Ů? ‍) َذا‏4ŮŽ +ŮŽ >ŮŽ Ů? Šَ [Ů’ &ŮŽ Ů’ Ů’ Ů’ ŮŽ Ů’ ŮŽ Ů’Ů? O ŮŽ ?4)  #

‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź  2  9 '‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź 6 & 

‍ا‏   ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů° ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? ŮŽ Ů? $ŮŽ 

Ů’ ŮŽ Ů’Ů? O 

[ ‍ا‏ 6 2‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź  J) [ 

‍ا‏ ŮŽ 6Ů’ 4Ů? ‍ Ů?ا‏MŮŽ 8Ů’ GŮŽ )4ŮŽ ‍ ŮŽŮˆâ€Źa# Ů’ L Ů?  Ů‘ Ů? ŮŽ Ů?  ŮŽ ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ﴞ٢٥ټ﴿ ŮŒ # @ŮŽ " 2Ů? N‍ا‏ ŮŽ Ů‘Ů° ‍ Ů?) Ů‘ َن‏$ŮŽ

215. Ey Muhammed! Sana, Allah yolunda hangi tĂźr mallardan vereceklerini, ne harcayacaklarÄąnÄą soruyorlar. Onlara de ki: “HayÄąr olarak her ne verirseniz verin fark etmez, yeter ki temiz ve helal mallardan olsun. Fakat asÄąl Ăśnemli olan, bunun kimlere verileceÄ&#x;idir. Bu vereceÄ&#x;iniz mallar, ana baba, diÄ&#x;er akrabalar, yetimler, yoksullar ve yolda kalmÄąĹ&#x;lar içindir. Ă–yleyse,


az çok demeyin iyilik edin. UnutmayÄąn ki, her ne iyilik yaparsanÄąz Allah onu bilmektedir ve karĹ&#x;ÄąlÄąÄ&#x;ÄąnÄą mutlaka verecektir.â€?

 Ů° @ŮŽ ‍* Ů’  ŮŽŮˆâ€Ź Ů? ŮŽ ‍ Ů’ ŮŒŮ‡â€ŹJŮ? ŮŽ Ů? ‍* Ů? ْا Ů? ŮŽ Ů?)Ů„ ŮŽŮˆâ€Ź Ů? #Ů’ ŮŽ @ŮŽ % ‍[? اَ ْن‏ ŮŽ Ů? JŮ? Ů’  Ů° @ŮŽ ‍* Ů’  ŮŽŮˆâ€Ź Ů? ŮŽ ŮŒ Ů’ O ‍ Ů‘Ů? ا‏DŮ? GŮ? ‍[? اَ ْن‏  â€ŤŮˆâ€Ź ) Š # c ‍ا‏  * ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŽ Ů‹ Ů’ ŮŽ Ů? ŮŽ GŮŽ

Ů? ŮŽ ŮŒŮ‘ cŮŽ ŮŽ Ů? ‍ ًŠ) ŮŽŮˆâ€Ź#Ů’ cŮŽ ‍ن‏SŮŽ Ů? ŮŽ MŮ’ GŮŽ 'ŮŽ Ů’ Ů? >Ů’ َ‍ ŮŽ Ů? ŮŽŮˆŘ§â€ŹMŮ’ &ŮŽ N‍ا‏ Ů? Ů‘Ů° ‍ ŮŽŮˆâ€ŹL Ů’ * ﴞ٢٥ٌ﴿

216. Ey mĂźminler! Her ne kadar hoĹ&#x;unuza gitmese de, zulĂźm ve haksÄązlÄąklara karĹ&#x;Äą Allah yolunda savaĹ&#x;mak size farz kÄąlÄąnmÄąĹ&#x;tÄąr. Gerçi savaĹ&#x;Äąn sÄąkÄąntÄą ve acÄąlarÄąna katlanmak zordur ve savaĹ&#x;mak, Ăślmek, ĂśldĂźrmek aslÄąnda kĂśtĂź bir Ĺ&#x;eydir. Fakat zulmĂź engellemenin baĹ&#x;ka bir yolu kalmamÄąĹ&#x;sa, daha bĂźyĂźk acÄąlarÄą


önlemek için gerekirse savaşılmalıdır. Çünkü sizin hoşlanmadığınız bir şey, aslında sizin için hayırlı olabilir; hoşunuza giden bir şey de sonuç itibariyle sizin için kötü olabilir. Neyin faydalı, neyin zararlı olduğunu en iyi Allah bilir, siz bilemezsiniz. Öyleyse, bilgi ve tecrübesi sınırlı olan insanoğlu, her şeyi bilen Allah’ın rehberliğine muhtaçtır.

HARAM AYLARDA SAVAŞ Hz. Peygamberin keşif amacıyla gönderdiği Abdullah bin Cahş komutasındaki sekiz kişilik bir gözcü grubu, müşriklere ait küçük bir ticaret kervanıyla karşılaşmıştı. Savaşmanın haram olduğu Recep ayına henüz girmediklerini sanan Müslümanlar, geçmişte uğradıkları işkencelerin ve haksız yere yurtlarından sürül-


menin intikamÄąnÄą alma hÄąrsÄąyla kervana saldÄąrarak mĂźĹ&#x;riklerden birini ĂśldĂźrdĂźler, ikisini de esir alÄąp ganimetlerle Medine’ye dĂśndĂźler. MĂźĹ&#x;riklerin, Hz. Peygamber’in ve mĂźminlerin asla onaylamadÄąÄ&#x;Äą bu olayÄą fÄąrsat bilerek MĂźslĂźmanlar aleyhinde yoÄ&#x;un bir propagandaya giriĹ&#x;mesi Ăźzerine, aĹ&#x;aÄ&#x;Äądaki âyetler nazil oldu:

Ů’ ŮŽ Ů‘ 6Ů? @ŮŽ +ŮŽ >ŮŽ Ů? Šَ [Ů’ &ŮŽ aŮ’ 9Ů? "LŮ? #$ ‍)ل‏  9 ‍ام‏  D

‍ا‏ Ů? ŮŽ Ů? Ů? ŮŽ ŮŽ Ů? CŮ’ Q ‍ا‏

ŮŽ ŮŒ ŮŒ Ů‘ " 2Ů? ŮŒ 8Ů’ JŮ? ‍ ŮŽŮˆâ€ŹN‍ا‏

 6 @  v â€ŤŮˆâ€Ź 

J " # $ ‍)ل‏  9 Ů? Ů‘Ů° a# ŮŽ Ů’ ŮŒ L  ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů?   Ů?

Ů’ Ů’ Ů’ ŮŽ 3Ů’ @Ů? Ů? |ŮŽ JŮ’ َ‍ Ů?" ا‏3Ů’ 4Ů? " Ů? Ů’ َ‍ا؏ ا‏  O ‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź ‍ام‏  D

‍ا‏  m [ 

‍ا‏ Ů? ŮŽ Ů? ŮŽ Ů? ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů’ ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź aL Ů? Ů’ ŮŽ ‍ ْا‏6ŮŽ 4Ů? Ů? |ŮŽ JŮ’ َ‍ ا‏iŮ? 3ŮŽ Ů’ 8Ů? ‍ ŮŽŮˆ ْا‏N‍ا‏ Ů? Ů‘Ů°

217. Ey Peygamber! Sana, AraplarÄąn Ăśteden beri kutsal kabul ettikleri haram aylarda savaĹ&#x;manÄąn hĂźkmĂźnĂź soruyorlar. De ki: “Temel


hedeflerinden biri yeryüzünde barış ve esenliği sağlamak olan İslâm dini, kan dökülmesini engelleyen böyle güzel geleneklere titizlikle uyulmasını ister. Bu yüzden, bizzat Allah tarafından haram kılınan o aylarda savaşmak büyük günahtır. Bu günahı işleyen kâfir de olsa Müslüman da olsa, şiddetle kınanmalı ve gerekirse cezalandırılmalıdır. Bununla birlikte, insanları Allah yolundan alıkoymak, Allah’a ve O’nun tarafından kutsal ilan edilen Mescid-i Haram’a saygısızca davranmak ve Mekke halkını oradan sürüp çıkarmak, Allah katında haram aylarda savaşmaktan daha büyük bir günahtır. Bu gibi fitne ve bozgunculuklar, adam öldürmekten daha büyük bir günahtır. İnsanları inanç-


larından dolayı işkencelere uğratan, acımasızca katleden, müminlere Kâbe ziyaretini yasaklayan, onları anayurtlarından çıkarıp mallarına mülklerine el koyan zalimler, birkaç Müslüman’ın —hem de haram aya girdiklerinin farkında olmadan— gerçekleştirdiği bu saldırıyı fırsat bilerek bütün Müslümanlar aleyhinde propaganda yapıyorlar. Birer barış ve iyilik havarisi edasıyla hak ve hukuktan dem vuran bu zalimlerin, eğer sözlerinde samimi iseler, öncelikle kendi işledikleri bunca zulüm ve haksızlığın hesabını vermeleri gerekmez mi?

َ ُ ُ ُ َ َ 6ْ @َ ْ Jُ ‫ ّٰ? َ& ُ ُّدو‬q  * >   G ) & ‫ن‬ 

‫ا‬ = & ' َ ْ َ َ َ ‫َو‬ ِ ُ

َ ُ 3ْ 4ِ ‫ ِ ْد‬Gَ ْ &َ 6ْ 4َ ‫ا َو‬ ُ 6ْ @َ ْ * @ ) {  ‫ا‬ ‫ن‬ ‫ا‬  * 3ِ &‫د‬ َ ْ ْ ِ ِ ُ L


 Ů° ŮŽ Ů? q ŮŽ nŮ’ { + A

ŮŽ Ů? B‍)Ů?Ůˆâ€Ź$ŮŽ ŮŒ $Ů? )JŮŽ ŮŽ Ů? ‍ ŮŽŮˆâ€ŹnŮ’ Ů? #ŮŽ $ŮŽ " 3Ů? &‍د‏  Ů’ Ů° Ů° ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů‘ Ů’ ‍)ب‏ D v ‍ا‏ + A

â€ŤŮˆâ€Ź ‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź ‍؊‏  O '‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź ) # >  ‍ا‏ _ $  C

)  @ ‍ا‏ Ů’ Ů’ Ů’ B ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů? Ů? Ů?  ŮŽ ﴞ٢٥٧﴿ ‍) Ů? Ů?Ůˆ َن‏O 3 ‍ا‏ ŮŽ )CŮŽ #$ Ů’ Ů? ‍)ع‏ Ů? Ů‘

O hâlde, mĂźĹ&#x;riklerin kopardÄąklarÄą bu yaygaraya bakÄąp da, onlarÄąn gerçekten hak ve hukuka saygÄąlÄą, barÄąĹ&#x; yanlÄąsÄą kimseler olduklarÄąnÄą sanmayÄąn. ÇßnkĂź onlar, eÄ&#x;er gßçleri yetse, sizi dininizden dĂśndĂźrene dek sizinle savaĹ&#x;maktan geri durmazlar. Sizden her kim dininden dĂśner ve kâfir olarak ĂślĂźrse, iĹ&#x;te onlarÄąn tĂźm yaptÄąklarÄą iyilikler ve kazandÄąklarÄą sevaplar, dĂźnyada da âhirette de boĹ&#x;a gidecektir. Onlar cehennem halkÄądÄąrlar ve sonsuza dek orada kalacaklardÄąr.


ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů° Ů‘ Ů‘ _$ ‍) ŮŽ Ů?ŮˆŘ§â€Źu â€ŤŮˆâ€Ź â€ŤŮˆŘ§â€Ź  u) 6 & 7

‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź ‍ا‏ 3 4 ‍ا‏ 6 & 7

‍ا‏ ‍ن‏ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŽ ŮŽ  ŮŽ Ů? ŮŽ ŮŽ  Ů‘ Ů?‍ا‏  Ů° ŮŽ Ů° Ů? ‍ ŮŒŘąâ€Ź8Ů? RŮŽ N‍ا‏  & + A

â€ŤŮˆâ€Ź ‍ا‏ N‍ا‏ a#

 Ů?L Ů‘Ů° iŮŽ ŮŽ qŮ’ ‍ َن َع‏u Ů? Ů‘Ů? Ů° ‍ ŮŽŮˆâ€ŹN‍ا‏ Ů‘ Ů’ B ŮŽ ŮŽ Ů?  Ů? Ů?  ﴞ٢٥٨﴿ ŮŒ #q ‍َع‏

218. Allah’a ve âyetlerine yĂźrekten iman edenler, Allah yolunda zulĂźm ortamÄąnÄą terk ederek Ä°slam diyarÄąna hicret edenler ve Kur’ân’Ĺn ĂśngĂśrdĂźÄ&#x;Ăź adalet sistemini yeryĂźzĂźnde egemen kÄąlmak için mallarÄąyla ve canlarÄąyla cihad edenler var ya, iĹ&#x;te onlar Allah’Ĺn rahmetini umabilirler. Onlar bu yolda mĂźcadele ederken ellerinde olmadan birtakÄąm hatalar iĹ&#x;leseler bile affedileceklerdir. ÇßnkĂź Allah çok baÄ&#x;ÄąĹ&#x;layÄącÄą, çok merhametlidir. Hicret, zulĂźm ve Ĺ&#x;irkin egemen olduÄ&#x;u ortamÄą terk ederek, zulme kar-


şı mücadelenin kalesi olarak belirlenen İslam diyarına göç etmek demektir. Hicret, müminin, Rabb’ine kulluğa mani olan her şeyini; içinde yaşadığı toplumunu, ülkesini, ailesini, çevresini, arkadaş ortamını, alışkanlıklarını, hayat tarzını vs. terk ederek İslâm’ı yaşayabileceği yepyeni bir ortama geçiş yapmasıdır. Buna göre, Allah’ın hoşnut olmadığı her şeyden uzaklaşarak O’nun razı olacağı bir ortama geçiş yapmak, özellikle kötülüklerin anası olan şu haramlardan sakınmak da hicretin bir parçasıdır:


İÇKÄ° ve KUMAR Ů’ Ů’ Ů’ ŮŽ Ů? Ů? ŮŒ ~Ů’ Ů?‍ ŮŽ) ا‏C# $ a 9  [ # 

‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź   Z

‍ا‏ 6 @ + >   Š [ & ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů’  ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů?Ů?L Ů? Ů? Ů? ŮŽ ŮŽ 6Ů’ 4Ů? Ů? |ŮŽ JŮ’ َ‍ ŮŽ) ا‏CŮ? Ů? ~Ů’ Ů?‍)Řł ŮŽŮˆŘ§â€Ź 3

€ $ ) 3 4 â€ŤŮˆâ€Ź 

J Ů‘ ŮŽ ŮŒ PŮ? Ů? Ů? Ů? ŮŽ ŮŽ  )L ŮŽ CŮ? MŮ? 8Ů’ >ŮŽ

219. Ey Muhammed! Sana, Ĺ&#x;arap ve benzeri sarhoĹ&#x;luk verici, uyuĹ&#x;turucu maddelerin, alkollĂź içeceklerin ve loto, piyango, bahis, kumar gibi Ĺ&#x;ans oyunlarÄą oynamanÄąn, Ĺ&#x;ansa baÄ&#x;lÄą bir iĹ&#x;lem sonucunda bir mal veya para kazanmanÄąn hĂźkmĂźnĂź soruyorlar. De ki: “Gerek sarhoĹ&#x;luk verici maddeler ve gerekse kumar olsun, her ikisinde de bĂźyĂźk bir gĂźnah ve aynÄą zamanda insanlar için bazÄą kßçßk faydalar vardÄąr. İçki ve kumarda insanlarÄą eÄ&#x;lendirme, ticarĂŽ hayatÄą canlandÄąrma gibi


birtakım nisbî faydalar bulunabilir. Fakat bunların günahları ve yol açtığı zararları, sağladığı faydaların15 dan çok daha büyüktür. Küçük ve hayalî bir fayda için, kesin ve genel bir zarara düşmek de akıl işi değildir. Öyleyse, içkinin ve kumarın azı da çoğu da kesinlikle haramdır.”

Lَ 8ْ Mَ ‫ ْا‬aِ 9ُ ‫ن‬Lَ  ُ 8ِ 3ْ &ُ ‫) َذا‬4َ +َ >َ ُ Šَ [ْ &َ ‫َو‬

15

Dünya Sağlık Örgütü'nün Türkiye'nin de aralarında bulunduğu otuzdan fazla ülkede yaptığı araştırmaya göre, dünyada işlenen cinayetlerin yüzde 85'i, boşanmaların yüzde 80'i, aile içi şiddet olaylarının yüzde 70'i, mala yönelik suçların yüzde 77'si, tecavüz suçlarının yüzde 50'si, intihar ve intihara teşebbüslerin yüzde 90'ı, trafik kazalarının ise yüzde 70'i, akıl hastalıklarının yüzde 60’ı alkolden kaynaklanıyor. Yine Dünya Sağlık Örgütü'nün araştırmasına göre, alkollü içkilerin neden olduğu hastalık ve kazalar nedeni ile her yıl 2,5 milyon insan hayatını kaybediyor. (Gazeteler) “İçkiden sakının, çünkü o bütün kötülüklerin anasıdır.” buyuran Peygamber (sav.) ne kadar da doğru söylemiş! (Nesai, Eşribe 44; Sahih-i İbn-i Hibban, 5348; Beyheki, Şuabu’l- İman- 5198)


Yine sana Allah yolunda neyi infak edeceklerini, fakir ve muhtaçlara hangi mallarından ne kadar vermeleri gerektiğini soruyorlar. Onlara de ki: “Malınızın tamamını değil, ihtiyacınızdan arta kalanı harcayın. Aç gözlülük edip servet üstüne servet yığmayın; ama iyilik edeceğiz diye kendinizi ve ailenizi muhtaç duruma düşürecek şekilde tasaddukta bulunmaya da kalmayın. Ancak seferberlik, doğal afet gibi olağanüstü durumlarda, aslî ihtiyacınız olan mallardan da infak edebilirsiniz.”

َ ّ 8َ َ Gَ ْ * ْ ٰ ُ َ ّ Mَ َ ‫)ت‬ ُ َ N‫ا‬ َ‫* ُون‬ ُ ِّ َ &ُ +َ ِ 7ٰ Jَ & '‫ا‬ ِ َ ُ * ُ ّٰ  ﴾٢١٩﴿

İşte Allah, güzelce düşünüp ibret alabilesiniz diye size âyetlerini


böyle açık ve ayrıntılı bir şekilde bildiriyor.

ْ ٰ ُّ _$ِ ‫ة‬Lِ َ O '‫ا‬ ِ ‫) َو‬#َ >ْ  ‫ا‬

Dünya ve âhiret hakkında güzelce düşünüp ibret alabilesiniz ve her iki âlemde huzura, mutluluğa, kurtuluşa ulaşabilesiniz diye.

YETİMLER َ ْ Cُ َ ‫ ٌح‬jَ vْ ِ‫ ا‬aْ 9ُ ?L 4) ٰ َ #َ ‫ ْا‬6ِ @َ +َ >َ ُ Šَ [ْ &َ ‫َو‬ Lٌ ْ O ُ >ُ ‫ َا‬Oْ )ِ $َ ْ ُ { ُ ِ )Zَ Gُ ‫َواِ ْن‬ L ْ *

220. Ey Muhammed! Sana, yetimlere karşı nasıl davranmak gerektiğini soruyorlar. De ki: “Onların durumunu iyileştirmek için kendileriyle ilgilenmeniz, günaha gireriz diye onlardan uzak durmanızdan çok daha iyidir. Eğer onlara


karÄąĹ&#x;ÄąrsanÄąz, yani onlarla bir arada içli dÄąĹ&#x;lÄą yaĹ&#x;ÄąyorsanÄąz, onlarÄą incitecek, rencide edecek sĂśz ve davranÄąĹ&#x;lardan sakÄąnÄąn. UnutmayÄąn ki, onlar sizin akrabanÄąz ve din kardeĹ&#x;lerinizdir. OnlarÄąn mallarÄąyla ticaret yapÄąp kazancÄąnÄą birlikte yiyebilirsiniz. Fakat sakÄąn haksÄązlÄąÄ&#x;a yeltenmeyin.

Ů’ ŮŽ Ů°Ů? Ů‘ ‍) َإ‏c Ů°  ŮŽ Ů’ ŮŽ ‍‚ ŮŽŮˆâ€ŹL Ů? .Ů’ Ů? ‍ ْا‏6ŮŽ 4Ů? ŮŽ [ Ů’ N‍ا‏ 8 

‍ا‏   M & N‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź Ů‘ Ů’ Ů? ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů° Ů? Ů‘ ﴞ٢٢٠﴿ ŮŒ #* q = & = @ N‍ا‏ ‍ن‏ ‍ا‏  *  3 @ ' Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů? ŮŽ ŮŒ ŮŽ L

Ä°yi bilin ki, Allah kimin fesatçĹ, kimin dĂźrĂźst olduÄ&#x;unu bilmektedir. DolayÄąsÄąyla, herkese hak ettiÄ&#x;i karĹ&#x;ÄąlÄąÄ&#x;Äą mutlaka verecektir. Allah’Ĺn size gĂśsterdiÄ&#x;i bu kolaylÄąklarÄąn kÄąymetini bilin. ÇßnkĂź Allah dileseydi, hiçbir Ĺ&#x;ekilde mallarÄąndan faydalanmanÄąza mĂźsaade etmeksizin yetimlere bakmanÄązÄą emrederek sizi zora


sokabilirdi, fakat Ăśyle yapmadÄą. KuĹ&#x;kusuz Allah, sonsuz kudret ve hikmet sahibidir. Her konuda en gĂźzel hĂźkmĂź veren, her iĹ&#x;i yerli yerince yapan mutlak yetki ve egemenlik sahibidir.â€? Ä°Ĺ&#x;te Allah, sonsuz ilim ve hikmetiyle size Ĺ&#x;u kanunlarÄą uygun gĂśrĂźyor:

EVLÄ°LÄ°K HUKUKU Ů’ ŮŽ ŮŽ ‍ ŮŽŮˆâ€Ź6LŮŽ Ů‘ 4Ů? 5Ů’ &Ů? ?Ů‘Ů° q ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů’ iŮŒ 4ŮŽ ' ‍)ت‏ J  Q 

‍ا‏ 3 G ' â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? ‍ا‏DŮ? * Ů? Ů? Ů’ ŮŽ mŮŽ @Ů’ َ‍ ŮŽŮˆ ŮŽ Ů’ ا‏iŮ? JŮŽ Ů? QŮ’ 4Ů? 6Ů’ 4Ů? ŮŒ Ů’ O  Ů’ * ŮŽ iŮŒ 3ŮŽ 4Ů? 5Ů’ 4Ů?

221. Ey mĂźminler! Allah’Ĺn birliÄ&#x;ine ve âhiret gĂźnĂźne iman etmedikleri sĂźrece, Allah’a eĹ&#x; ve ortak koĹ&#x;an o mĂźĹ&#x;rik kadÄąnlarla evlenmeyin. ÇßnkĂź ĂśzgĂźrlĂźÄ&#x;Ăźnden yoksun olsa bile inançlÄą bir kadÄąn, ĂśzgĂźr ama mĂźĹ&#x;rik olan bir kadÄąndan daha


hayÄąrlÄądÄąr; o mĂźĹ&#x;rik kadÄąn, bazÄą Ăśzellikleriyle hoĹ&#x;unuza gitse de. Toplumsal statĂźsĂź ne kadar dĂźĹ&#x;Ăźk olursa olsun inançlÄą bir kadÄąn; gĂźzelliÄ&#x;i, asaleti, zenginliÄ&#x;i gibi Ăśzellikleri ile hoĹ&#x;unuza giden mĂźĹ&#x;rik bir kadÄąndan çok daha hayÄąrlÄądÄąr. DolayÄąsÄąyla, mĂźmin erkekler ve kadÄąnlar, Allah’a ortak koĹ&#x;an kimselerle hiçbir Ĺ&#x;ekilde evlenmemelidirler. Fakat mĂźmin erkekler, zaruri durumlarda, Allah’Ĺn varlÄąÄ&#x;Äąna ve birliÄ&#x;ine inanan Yahudi ve HÄąristiyan kadÄąnlarla evlenebilirler (Mâide, 5/5).

Ů’ ŮŽ Ů° ŮŽ Ů’ Ů’ Ů’ ŮŒ Ů’ MŮŽ ŮŽ ‍ا ŮŽŮˆâ€Ź 3 4 5 & ?  q  J  Q 

‍ا‏ ‍ا‏ D * 3 G ' â€ŤŮˆâ€Ź Ů‘  Ů? Ů? ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů? Ů? Ů? L  Ů? ŮŽ mŮŽ @Ů’ َ‍ Ů? Ů?Ůƒ ŮŽŮˆ ŮŽ Ů’ ا‏QŮ’ 4Ů? 6Ů’ 4Ů? ŮŒ Ů’ O +ŮŽ AŮ? Ů° B‍ اŮ?Ůˆâ€ŹL Ů’ * ŮŽ 6ŮŒ 4Ů? 5Ů’ 4Ů?


ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů’ iŮ? 3ŮŽ Ů‘ mŮŽ ‍ ŮŽ& Ů’ Ů?@ا اŮ? ŮŽ ? ْا‏N‍ا‏ 3 ‍ا‏ ?

‍ا‏ ‍ن‏  @  &ŮŽ Ů‘ Ů? Ů? Ů‘Ů° ‍)Řą ŮŽŮˆâ€Ź Ů? Ů? "  >Ů? ‍ Ů?) ْذ‏2Ů? ‍ ŮŽ Ů?؊‏8Ů? 1Ů’ ŮŽ â€ŤŮŽŮˆ ْا‏

Bir de Allah’Ĺn varlÄąÄ&#x;Äąna ve birliÄ&#x;ine iman etmedikleri sĂźrece, mĂźĹ&#x;rik veya kâfir erkeklerin mĂźmin hanÄąmlarla evlenmesine izin vermeyin. Zira Allah’a ve ahiret gĂźnĂźne iman eden bir kĂśle, Allah’a ortak koĹ&#x;an bir mĂźĹ&#x;rikten çok daha hayÄąrlÄądÄąr; o mĂźĹ&#x;rik, ĂśzgĂźrlĂźÄ&#x;Ăź, gĂźcĂź, itibarÄą, zenginliÄ&#x;i ve yakÄąĹ&#x;ÄąklÄąlÄąÄ&#x;Äą gibi maddi ĂźstĂźnlĂźk ve meziyetleriyle gĂśzĂźnĂźze cazip gĂśrĂźnse de. ÇßnkĂź o mĂźĹ&#x;rikler, hayat tarzlarÄąyla, her tĂźrlĂź hâl ve hareketleriyle sizi cehennem ateĹ&#x;ine çaÄ&#x;ÄąrÄąrlar; o fakir ve zayÄąf MĂźslĂźmanlarÄąn inanÄąp boyun eÄ&#x;diÄ&#x;i Allah ise, sizleri izniyle cennete ve sonsuz merhametiyle


baÄ&#x;ÄąĹ&#x;lamaya çaÄ&#x;ÄąrÄąyor. O hâlde, Allah'Äąn çaÄ&#x;rÄąsÄąnÄą bÄąrakÄąp da o mĂźĹ&#x;riklerle evlenmek suretiyle kendinizi ateĹ&#x;e atmayÄąn.

ŮŽ ŮŽ Ů° Ů‘ ŮŽ ŮŽ Ů‘ ŮŽ Ů? ﴞ٢٢٥﴿ ‍ن‏S ‍ Ů?Ůˆâ€ŹJ7ŮŽ &ŮŽ Ů’ CŮ? Ů‘ MŮŽ ŮŽ ‍)س‏ 3

" G ) & ‍ا‏ 

Ů‘  ŮŽ ŮŽŮ? &Ů? â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů? Ů? Ů?

Ä°Ĺ&#x;te Allah, âyetlerini ve hĂźkĂźmlerini insanlara bĂśyle açĹk ve net olarak bildiriyor ki, dĂźĹ&#x;ĂźnĂźp ĂśÄ&#x;Ăźt alsÄąnlar da, kendilerini dĂźnyada ve âhirette zarara uÄ&#x;ratacak davranÄąĹ&#x;lardan uzak dursunlar.

Ů’ ŮŽ Ů? ‍)@ َšŮ? Ů? ا‏ D 

‍ا‏ 6 @ + >   Šَ [Ů’ &ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ŮŽ Ů’ $ŮŽ ‍ Ů? ŮŽ اَ Ů‹Ř°ى‏aŮ’ 9Ů? ‡#  ŮŽ ŮŽ Ů? LŮ? Ů’ ŮŽ Ů’  ŮŽ 3 ‍ا‏ ŮŽ ?Ů‘Ů° q 6  2  G ' â€ŤŮˆâ€Ź ‡# D 

‍ا‏ ŮŽ ŮŽ Ů‘ Ů? Ů?ŮŽ ŮŽ Ů?  ŮŽ _$Ů? ‍[) َإ‏ Ů?Ů‘ Ů’ Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? JŮ? ŮŽ 4ŮŽ َ‍… ا‏ 6 4 6  G ) $ ‍ن‏  C { G ‍ا‏ ‍ذ‏ ) $ ‍ن‏  C { Ů? #Ů’ q ŮŽ Ů’ Ů’ Ů’ Ů? Ů‘ ŮŽ Ů? Ů‘ Ů? Ů?  Ů? &ŮŽ


ŮŽ ŮŽ Ů? ‍ ْا‏% ŮŽŮ‘ % ŮŽ 2‍ا  Ů‘ ŮŽ ا‏ Ů?Ů‘ DŮ? &Ů? ‍ ŮŽŮˆâ€Ź Ů?Ů‘ DŮ? &Ů? N‍ا‏ 6ŮŽ & CŮ‘Ů? { ŮŽ Ů‘Ů° ‍ اŮ? Ů‘ َن‏N‍ا‏ Ů?L Ů‘Ů° ﴞ٢٢٢﴿

222. Ey Peygamber! Sana kadÄąnlarÄąn aybaĹ&#x;Äą hâlini soruyorlar. De ki: “Bu, cinsel iliĹ&#x;kiye mani bir kirlilik ve kadÄąna eziyet veren bir çeĹ&#x;it hastalÄąk durumudur. O hâlde, aybaĹ&#x;Äą dĂśnemlerinde kadÄąnlarÄąnÄązdan cinsel iliĹ&#x;ki anlamÄąnda uzak durun ve temizleninceye kadar onlara yaklaĹ&#x;mayÄąn. Zira aybaĹ&#x;Äą dĂśneminde cinsel iliĹ&#x;kide bulunmak, her iki taraf için de tehlikeli ve zararlÄądÄąr. Fakat cinsel iliĹ&#x;ki dÄąĹ&#x;Äąndaki ĂśpĂźĹ&#x;me, kucaklaĹ&#x;ma gibi olaÄ&#x;an karÄą koca iliĹ&#x;kilerini sĂźrdĂźrebilirsiniz. Ă‚det kanamasÄą tamamen kesilip iyice temizlendikleri ve boy abdesti aldÄąklarÄą zaman, cinselliÄ&#x;in fÄątrĂŽ seyrine


uygun bir Ĺ&#x;ekilde, yaratÄąlÄąĹ&#x;ÄąnÄązdaki doÄ&#x;al içgĂźdĂź ve eÄ&#x;ilimlere gĂśre, yani Allah’Ĺn emrettiÄ&#x;i Ĺ&#x;ekilde onlara yaklaĹ&#x;abilirsiniz. Hiç Ĺ&#x;Ăźphesiz Allah, insanlÄąk gereÄ&#x;i meydana gelebilecek kusurlardan dolayÄą tĂśvbe edip kendisine yĂśnelenleri ve maddĂŽ manevĂŽ her tĂźrlĂź pislikten, çirkinlikten kaçĹnÄąp temiz olmaya çalÄąĹ&#x;anlarÄą sever.â€?

Ů’ Ů? ~ŮŽ Ů’ q Ů? ŮŽ ‍؍‏  ŮŽ >Ů? P Ů’ Ů? AŮ’ cŮ? ?>Ů‘Ů° َ‍* Ů’ ا‏ ‍ا‏ G ) ŮŒ Ů’ q ŮŽ Ů? $ŮŽ h Ů’ * ŮŽ Ů’ JŮ? BeŮ? )[ ŮŽ Ů? >ŮŽ Ů‘ َ‍ا@ ŮŽ Ů?ا ا‏ Ů? [ Ů’ Ů’ * 8 > ' Ů? ŮŽ Ů‘Ů° ‍ Ů? ا‏GŮŽ Ů‘ ‍ ŮŽŮˆŘ§â€ŹL Ů’ * Ů’ ‍ ŮŽŮˆâ€ŹN‍ا‏ Ů? ‍ا‏4Ů? Ů?Ů‘ 9ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů? ŮŽ 3 4Ů? 5Ů’ Ů? ‍ Ů? ْا‏Q ﴞ٢٢٣﴿  Ů‘Ů? 2ŮŽ ‍ه ŮŽŮˆâ€ŹLŮ? 9Ů? jŮŽ 4Ů?

223. Ey iman edenler! KadÄąnlarÄąnÄąz sizin tarlanÄązdÄąr. Sizin için saÄ&#x;lÄąklÄą bir nesil yetiĹ&#x;tirmeleri yĂśnĂźyle hanÄąmlarÄąnÄąz, bereketli ve gĂźzel ĂźrĂźnler veren bir bahçeye benzerler.


Öyleyse, hedef üreme organı olmak şartıyla, tarlanıza dilediğiniz zaman dilediğiniz biçimde varabilirsiniz. Karı koca ilişkilerini yalnızca cinsel bir haz aracı olarak değerlendirmeyin. Aynı zamanda, ileride size fayda verecek sağlıklı bir nesil yetiştirmek ve âhirette sizi kurtaracak güzel davranışlarda bulunmak suretiyle kendiniz için ileriye hazırlık yapın. Allah’a karşı gelmekten sakının ve sonunda O’na kavuşacağınızı bilin. Allah’ın emir ve yasaklarına riayet edin, kötülüğün, günahın her çeşidinden uzak durun. Bir gün mutlaka Allah’ın huzuruna çıkacağınızı ve o gün, yapıp ettiğiniz her şeyin hesabını vereceğinizi asla unutmayın. Ey Peygamber, bu ilkelere bağlı kalan müminleri, dünyada sağlık,


huzur ve baĹ&#x;arÄą; âhirette ebedĂŽ kurtuluĹ&#x; ve saadet ile mĂźjdele!

YEMÄ°N ŮŽ Ů? iŮ‹ ] Ů? >Ů? )ŮŽ &Ů’ ' ‍ ŮŽ|Ů‘Ů?ŮˆŘ§â€ŹGŮŽ ‍* Ů’ اَ ْن‏ ŮŽ Ů’ @Ů? N‍ا‏ ŮŽ Ů‘Ů° ‍ Ů?ا‏MŮŽ mŮ’ GŮŽ 'ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź

Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Â€ŮŒ # ŮŽ N‍ا‏ 3 ‍ا‏  2 ‍ا‏ D  . G â€ŤŮˆâ€Ź ‍ا‏  Ů‘ GŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů‘ Ů’ Ů? Ů‘Ů° ‍)Řł ŮŽŮˆâ€Ź Ů? ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? LŮ? ﴞ٢٢٤﴿ ŮŒ # @ŮŽ

224. Olur olmaz ettiÄ&#x;iniz yeminleriniz sebebiyle, Allah’Ĺn adÄąnÄą iyilik yapmanÄązÄąn, kĂśtĂźlĂźklerden kaçĹnmanÄązÄąn ve insanlar arasÄąnda barÄąĹ&#x; ve uzlaĹ&#x;ma saÄ&#x;lamanÄązÄąn ĂśnĂźnde bir engel hâline getirmeyin. Sizi herhangi bir iyilikten alÄąkoyacak veya bir kĂśtĂźlĂźÄ&#x;e, zulme sĂźrĂźkleyecek yeminler etmeyin. EÄ&#x;er bilinçli ve kasÄątlÄą olarak bĂśyle bir yemin etmiĹ&#x;seniz, derhâl kefaretini


Ăśdeyip bu yemini bozmalÄąsÄąnÄąz. UnutmayÄąn ki, Allah her Ĺ&#x;eyi iĹ&#x;itendir, her Ĺ&#x;eyi bilendir.

ŮŽ Ů° Ů‘ ŮŽ ŮŽ Ů° Ů? Ů? Ů?  Ů’ 6Ů’ *

â€ŤŮˆâ€Ź  * > )  & ‍ا‏ _ $  1 

) 2 N‍ا‏  J 7 O‍ا‏ 5 & ' Ů‘ ŮŽ Ů’ Ů’  Ů? Ů? ŮŽ Ů? ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů? Ů? ŮŽ Ů? 2Ů? Ů? 9Ů? nŮ’ ŮŽ [ ‍ ŮŒŘąâ€Ź8Ů? RŮŽ N‍ا‏ J Ů? Ů‘Ů° ‍ ŮŽŮˆâ€ŹL Ů’ * ŮŽ )ŮŽ 2Ů? Ů’ JŮ? 7Ů? O‍ا‏ Ů? 5ŮŽ &Ů? ﴞ٢٢ټ﴿ ŮŒ # q ŮŽ

225. Allah sizi, yemin amacÄąyla olmaksÄązÄąn yahut aÄ&#x;zÄąnÄązdan kaçĹveren ya da doÄ&#x;ru olduÄ&#x;unu zannederek ettiÄ&#x;iniz, fakat daha sonra Ăśyle olmadÄąÄ&#x;Äą anlaĹ&#x;Äąlan yeminlerinizdeki yanÄąlgÄądan dolayÄą sorumlu tutmaz. O sizi ancak, kalplerinizin kazandÄąklarÄąndan ve bilerek, isteyerek ettiÄ&#x;iniz yeminlerden sorumlu tutacaktÄąr. ÇßnkĂź Allah Ä&#x;afĂťrdur, halĂŽmdir. Çok baÄ&#x;ÄąĹ&#x;layÄącÄą, çok merhametlidir. Sonsuz Ĺ&#x;efkatiyle kullarÄą-


na yumuşak ve hoşgörülü davranır, onlara ceza vermekte asla acele etmez. İşte Allah’ın sizi sorumlu kıldığı yeminle ile ilgili konulardan biri:

ÎLÂ ve TALAK İslâm öncesi Arap geleneklerine göre, erkek karısına sinirlenip ona yaklaşmamaya yemin ederdi de, bu yemininden dönünceye veya onu boşayıncaya kadar eşi kendisine haram olurdu. Bu süre zarfında zavallı kadıncağız ne kocasıyla aile hayatı yaşayabilir, ne de ondan boşanıp bir başkasıyla evlenebilirdi. Îlâ adı verilen ve tamamen erkeğin vereceği keyfî karara bağlı olan bu durum, bazen yıllarca sürerdi. Allah, aşağıdaki âyetleri göndererek bu zulme son verdi. Böyle bir yeminin doğru


olmadığını, ancak yemin edildiği zaman da ona uyulması gerektiğini, fakat bu sürenin dört ayı geçemeyeceğini bildirdi. Buna göre, bu süre bitinceye kadar erkek karısına dönmediği takdirde evlilik sona erer ve kadın başka biriyle evlenebilir:

َ ّ َ َ ُ  َ ُ ْ ٍ Cُ cْ ‫ ا‬iِ Mَ 2َ ‫“ ا ْر‬ 2  G  C ƒ ) [ > 6 4 ‫ن‬ 

5 & 6 & 7 

ِ َ ْ ْ  ُ َّ ِِ َ ِ ِ ُ َ َ ٰ َ ﴾٢٢٦﴿ ٌ #q ‫ ٌر َر‬8ُ R N‫ا‬ َ ّ ‫ ِ) ّن‬$َ edُ )$َ ‫ ِ) ْن‬$َ

226. Eşlerine yaklaşmamaya yemin edenlerin, en fazla dört ay bekleme hakları vardır. Eğer bu süre içinde pişman olup hanımlarına yeniden dönerlerse, elbette Allah çok bağışlayıcı, çok merhametlidir. Bu çirkin duruma son verdiği için koca bağışlanacaktır. Fakat yemininden döndüğü için yemin kefaretini ödemesi gerekir.


ŮŽ ŮŽ Ů‘ ‍ا ا‏4Ů? =ŮŽ @ŮŽ â€ŤŮŽŮˆŘ§Ů? ْن‏ ŮŽ Ů° ﴞ٢٢٧﴿ ŮŒ # @ŮŽ Â€ŮŒ # ŮŽ N‍ا‏ ŮŽ Ů‘ ‍ Ů?) ّن‏$ŮŽ ‍ َق‏j{

227. EÄ&#x;er bu sĂźre içinde eĹ&#x;lerini boĹ&#x;amaya karar verirlerse, Ĺ&#x;unu hiç unutmasÄąnlar ki, Allah her Ĺ&#x;eyi iĹ&#x;iten, her Ĺ&#x;eyi bilendir. Buna gĂśre iyice dĂźĹ&#x;ĂźnĂźp doÄ&#x;ru karar versinler, eĹ&#x;lerine haksÄązlÄąk etmesinler. EÄ&#x;er dĂśrt ay içinde eĹ&#x;lerine geri dĂśnmezlerse, bu sĂźre biter bitmez boĹ&#x;anma otomatik olarak gerçekleĹ&#x;ecek ve evlilik sona erecektir. Bundan sonra Ĺ&#x;ayet kadÄąn da isterse, yeni bir mihr ve nikâh ile tekrar evlenebilirler.

ŮŽ Ů’ Ů° Ů‘  ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů’ ‍إ‏LŮ? ‍ Ů?Ůˆâ€Ź9Ů? ipŮŽ ~ŮŽ 6Ů‘ CŮ? [ 8 > ) 2 6 . 2 l & ‍)ت‏  { 

‍ا‏ Ů? â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů? Ů? Ů? ŮŽ Ů’ Ů‘ ŮŽ Ů?

228. BoĹ&#x;anmÄąĹ&#x; kadÄąnlar, baĹ&#x;kasÄąyla evlenmeden Ăśnce tam ßç âdet dĂśnemi sĂźresince, kocalarÄąnÄąn evinde kendilerini gĂśzeterek beklerler.


Ů? Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů° Ů’ ŮŽ  _$ N‍ا‏ ŮŽ )4ŮŽ 6ŮŽ Ů’ Ů? *&ŮŽ ‍ ان‏6Ů‘ CŮ? aŮ‘ DŮ? &ŮŽ 'ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů? Ů‘ xŮŽ O

Ů’ Ů’ Ů° Ů?L O '‍ا‏ ‍م‏  #

‍ا‏ Ů? Ů‘Ů° 2Ů? 6ŮŽ Ů‘ 4Ů? 5Ů’ &Ů? 6ŮŽ Ů‘ JŮ? ‍ اŮ? ْن‏6ŮŽ Ů‘ CŮ? 4Ů? )q ŮŽ ‍اَ ْع‏ Ů? Ů? Ů’ ŮŽ ‍ ŮŽŮˆâ€ŹN)

EÄ&#x;er Allah’a ve âhiret gĂźnĂźne gerçekten inanÄąyorlarsa, Allah’Ĺn rahimlerinde yarattÄąÄ&#x;ÄąnÄą, yani hamile veya âdetli olduklarÄąnÄą gizlemeleri onlara helâl deÄ&#x;ildir. KadÄąnÄąn, iddet adÄą verilen bu sĂźreyi beklemesinin amacÄą, hamile olup olmadÄąÄ&#x;ÄąnÄąn anlaĹ&#x;ÄąlmasÄą ve boĹ&#x;anma gibi Ăśnemli bir konuda kocaya bir kez daha dĂźĹ&#x;ĂźnĂźp kararÄąnÄą gĂśzden geçirme fÄąrsatÄąnÄąn verilmesidir. BoĹ&#x;anmÄąĹ&#x; kadÄąnlar, bir baĹ&#x;kasÄąyla evlenmek için; 1- Ă‚det gĂśrmekte olanlar ßç âdet dĂśnemi, 2- Herhangi bir sebeple âdet olmayanlar ßç ay, 3Hamile olanlar doÄ&#x;um yapÄąncaya kadar, 4- KocasÄą ĂślmĂźĹ&#x; kadÄąnlar ise


dört ay on gün iddet beklerler. Gerdeğe girmeden boşanmış kadınların beklemelerine gerek yoktur, onlar boşanır boşanmaz bir başkasıyla evlenebilirler. İddet bekleyen kadın, üçüncü âdeti görmeye başladığı anda boşanma gerçekleşmiş olur ve artık dilediği kişiyle evlenmekte serbesttir. İster bir başkasıyla evlenir, isterse —üç talak hakkı da kullanılmamışsa— yeni bir nikâh ve mihr (erkeğin evlilik bedeli olarak kadına verdiği mal veya para) ile eski kocasına geri döner.

‫ اِ ْن اَ َرا ُدوا‬+َ ِ ‫_ ٰذ‬$ 6َ ّ ِ ‫ َ ِّد‬2ِ xُّ q َ َ‫ ا‬6َ ّ Cُ ُ َ Mُ 2ُ ‫َو‬ َ )L q j ً vْ ِ‫ا‬

İster bâin (cayılamayan) ister ric’î (cayılabilir) talakla boşanmış olsun, iddet bekleyen kadına açıktan evlilik


teklifi yapmak yahut dĂźnĂźr gĂśndermek haramdÄąr. Ancak bu niyetin, ĂźstĂź kapalÄą olarak kadÄąna hissettirilmesinde bir sakÄąnca yoktur (Bakara, 2/235). KadÄąnÄąn beklemesi gereken bu sĂźre içinde kocalarÄą barÄąĹ&#x;mak isterlerse, onlarÄą geri almaya, kadÄąna talip olabilecek diÄ&#x;er erkeklerden daha Ăśncelikli hak sahibidirler. ÇßnkĂź boĹ&#x;anma henĂźz gerçekleĹ&#x;memiĹ&#x;tir. Koca, yeni bir nikâha ve mihre gerek kalmaksÄązÄąn talaktan dĂśnĂźp eĹ&#x;ini tekrar alabilir. Bu sĂźre zarfÄąnda kadÄąn hâlâ kocasÄąnÄąn nikâhÄą altÄąndadÄąr.

ŮŽ Ů’ ŮŽ ‍)ل‏ ŮŽ Ů?Ů‘  Ů? â€ŤŮˆŮ ŮŽŮˆâ€Ź Ů? u Ů?h Ů? MŮ’ ŮŽ )2Ů? 6ŮŽ Ů‘ CŮ? #Ů’ @ŮŽ ‍ي‏7 Ů‘ ‍ ا‏aŮ? pŮ’ 4Ů? 6ŮŽ Ů‘ CŮ? ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ﴞ٢٢٨﴿ SŮŒ #* q Ů? Ů‘Ů° ‍ ŮŽŮˆâ€ŹiLŮŒ u ŮŽ =ŮŒ &= @ŮŽ N‍ا‏ ŮŽ ‍ ŮŽŘŻ َع‏6ŮŽ Ů‘ CŮ? #Ů’ ŮŽ @ŮŽ

Bilinen adalet ve hukuk kurallarĹ çerçevesinde, kadĹnlarĹn kocalarĹ-


na karĹ&#x;Äą yĂźkĂźmlĂźlĂźkleri olduÄ&#x;u gibi meĹ&#x;ru haklarÄą da vardÄąr. Fakat erkeklerin gĂśrev ve sorumluklarÄą daha aÄ&#x;Äąr olduÄ&#x;u için, onlarÄąn kadÄąnlar Ăźzerindeki haklarÄą bir derece daha fazladÄąr. ÇßnkĂź ailenin geçimini saÄ&#x;lamak, yuvayÄą tehlikelerden korumak ve benzeri gĂśrevler, ruhsal ve bedensel Ăśzellikleri itibariyle bu gĂśreve daha uygun olan erkeÄ&#x;in omzundadÄąr. UnutmayÄąn; Allah azĂŽzdir, tartÄąĹ&#x;masÄąz yetki ve otorite sahibidir, hakĂŽmdir, yersiz ve uygunsuz hĂźkĂźm vermez, her iĹ&#x;i yerli yerince yapar.

ŮŽ Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŒ ŮŽ Ů? ŮŽ ‚&  [ G â€ŤŮˆâ€Ź ‍ا‏ â€ŤŮˆŮ â€Ź  M  2 â€ŤŮƒâ€Ź ) [ 4 ) $ ‍)ن‏ G  4 ‍ق‏ j {

‍ا‏ ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů’ Ů’ Ů? Ů? Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŒ  Ů? Ů? h ‍)ن‏ Ů?L [ ŮŽ qŮ’ )Ů? 2Ů?

229. Kocaya, piĹ&#x;man olduÄ&#x;u takdirde eĹ&#x;ine yeniden dĂśnme imkânÄą


veren boĹ&#x;ama iki defadÄąr. Erkek, birinci ve ikinci boĹ&#x;amadan sonra hanÄąmÄąna geri dĂśnebilir. Bundan sonra ya eĹ&#x;ini bir daha boĹ&#x;amadan iyilikle tutmalÄą, ya da onu ßçßncĂź kez boĹ&#x;adÄąÄ&#x;Äą takdirde gĂźzellikle serbest bÄąrakmalÄądÄąr.

Ů?  Ů’ Ů° Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů’ ŮŽ ŮŽ )Šً #Ů’ cŮŽ 6Ů‘ Ů? Ů? Ů? #Ů’ GŮŽ ‍ Ů‘) ا‏4Ů? â€ŤŮˆŘ§â€Ź7O ) G ‍ن‏ ‍ا‏  *

a D & ' ŮŽ Ů’ Ů? Ů? ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź  ŮŽ ŮŽ  Ů‘ Ů‘ ŮŽ ŮŽ Ů°N‍ا‏ Ů’ ŮŽ ' ) # & ' ‍ا‏ ) $ ) Z & ‍ن‏ ‍ا‏ Ů?L Ů‘ ‍ Ů?Ůˆ َد‏q ŮŽ Ů?‍ا‏  ŮŽ Ů? ŮŽ Ů?

HanÄąmlarÄąnÄąza mihr ya da hediye olarak verdiÄ&#x;iniz herhangi bir Ĺ&#x;eyi, onlarÄą boĹ&#x;arken geri almanÄąz size helâl deÄ&#x;ildir. Ancak, karÄą kocanÄąn her ikisi de evliliÄ&#x;in devam etmesi hâlinde gĂźnaha girerek veya birbirlerinin hakkÄąnÄąn çiÄ&#x;neyerek Allah’Ĺn çizdiÄ&#x;i sÄąnÄąrlarÄą çiÄ&#x;neyeceklerinden endiĹ&#x;e ediyorlarsa ve bu yĂźz-


den koca, karÄąsÄąnÄąn talebi Ăźzerine onu boĹ&#x;ayacaksa, o zaman baĹ&#x;ka.

ŮŽ Ů‘ ŮŽ ŮŽ Ů° Ů’ Ů’ ŮŽ ŮŽ ‍)ح‏ 3 u j $ N‍ا‏ ‍د‏ â€ŤŮˆâ€Ź  q ) # & ' ‍ا‏   8 O ‍ن‏ ) $ Ů? Ů‘ Ů? ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů?  Ů? ŮŽ Ů? ŮŽ Ů? Ů? Ů?  ŮŽ Ů’ )# "L  2Ů? ‍ ŮŽ ŮŽ ْت‏$‍ا‏ $ )  C #  Ů’  ŮŽ ŮŽ Ů? @ŮŽ

Ey Ä°slâm toplumunun hâkimleri, yĂśneticileri ve aile bĂźyĂźkleri! Bu tĂźr sorunlar yaĹ&#x;ayan çiftlerin, evlilikleri devam ettiÄ&#x;i sĂźrece Allah’Ĺn çizdiÄ&#x;i sÄąnÄąrlarÄą çiÄ&#x;neyeceklerinden siz de endiĹ&#x;e ederseniz, bu durumda kadÄąnÄąn, kendisini boĹ&#x;amasÄą karĹ&#x;ÄąlÄąÄ&#x;Äąnda kocasÄąna bir bedel Ăśdemesinde ikisine de gĂźnah yoktur. KadÄąnÄąn erkek gibi doÄ&#x;rudan boĹ&#x;ama yetkisi yoktur. Ancak kendi isteÄ&#x;i ile evliliÄ&#x;i sona erdirmek isteyen kadÄąn, evlilik bedelini kocasÄąna iade etmek Ĺ&#x;artÄąyla, Ä°slâm’a gĂśre yetkili sayÄąlan hâkim aracÄąlÄąÄ&#x;Äąyla evliliÄ&#x;i so-


na erdirebilir. Bu durumda, kocalÄąk gĂśrevini ihmal etmediÄ&#x;i hâlde, sÄąrf karÄąsÄąndan kaynaklanan sebeplerle eĹ&#x;ini boĹ&#x;amak zorunda kalan kiĹ&#x;i, karĹ&#x;ÄąlÄąklÄą anlaĹ&#x;maya baÄ&#x;lÄą olarak, verdiÄ&#x;i mihrin bir kÄąsmÄąnÄą veya tamamÄąnÄą geri alabilir. TaraflarÄąn anlaĹ&#x;amamasÄą durumunda, erkeÄ&#x;e iade edilecek mihr miktarÄąna hâkim karar verir.

Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů° Ů‘ ŮŽ ‍ Ů?Ůˆ َد‏q  M  & 6 4 â€ŤŮˆâ€Ź ) â€ŤŮˆâ€Ź   M G j $ N‍ا‏ ‍د‏ â€ŤŮˆâ€Ź  q +  GŮ? Ů? Ů? Ů‘ Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů? Ů? Ů? ŮŽ ŮŽ Ů’ ŮŽ ŮŽ   ŮŽ Ů‘ ‍ Ů? Ů? ا‏+ŮŽ AŮ? Ů° B‍)Ů?Ůˆâ€Ź$ŮŽ N‍ا‏ ﴞ٢٢ي﴿ ‍) Ů? Ů? َن‏T Ů? Ů‘Ů°

Ä°Ĺ&#x;te bunlar Allah’Ĺn çizdiÄ&#x;i sÄąnÄąrlardÄąr, sakÄąn onlarÄą aĹ&#x;mayÄąn. Kim Allah’Ĺn sÄąnÄąrlarÄąnÄą aĹ&#x;arsa, iĹ&#x;te onlar zalimlerin ta kendileridir. Evet, kadÄąnÄąn bekleme sĂźresi sona erinceye kadar kocasÄą onu boĹ&#x;amaktan vazgeçip evliliÄ&#x;i sĂźrdĂźrme


hakkÄąna sahiptir. Fakat bekleme sĂźresi dolduktan sonra piĹ&#x;man olup hanÄąmÄąnÄą geri almak isterse, ancak eĹ&#x;inin rÄązasÄąyla ve yeniden nikâh kÄąyÄąp yeni bir evlilik bedeli Ăśdeyerek onunla tekrar evlenebilir. Bu hĂźkĂźm, birinci ve ikinci boĹ&#x;amalar için geçerlidir. Ancak:

ŮŽ Ů? Ů‘ Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů° ŮŽ ŮŽ Ů’ ‚َ * 3 G ?  q  M 2 6 4 "

a D G j $ ) C  b ‍ Ů?) ْن‏$ŮŽ Ů‘ Ů? ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů’ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? ŮŽ Ů? ŮŽ Ů‘ ŮŽ ŮŽ ْ‍ ŮŽ) اَن‏CŮ? #Ů’ ŮŽ @ŮŽ ‍)ح‏ ŮŽ ŮŽ 3 u j $ ) C  b ‍ Ů?) ْن‏$ŮŽ ‍ه‏LŮ? ŮŽ Ů’ RŮŽ )u ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŽ Ů‹ ‍َز Ů’Ůˆâ€Ź  ŮŽ ŮŽ Ů°N‍ا‏ ŮŽ Ů’ ) # & ‍ن‏ ‍ا‏ ) 3 t ‍) اŮ? ْن‏M ŮŽ u‍ا‏ Ů?L Ů‘ ‍ Ů?Ůˆ َد‏q Ů‘  ŮŽ ŮŽ lŮŽ &ŮŽ Ů? ŮŽ Ů?

230. KocasÄą onu ßçßncĂź kez boĹ&#x;arsa, bundan bĂśyle kadÄąn baĹ&#x;ka bir erkekle —formalite icabÄą deÄ&#x;il, gerçek bir nikâhla— evlenmedikçe, 16 bir daha kendisine helâl olmaz. 16

ĂœĂ§ talakla boĹ&#x;anan bir kadÄąnÄąn eĹ&#x;ine tekrar dĂśnebilmek için bir baĹ&#x;ka erkekle geçici olarak veya formalite icabÄą evlenmesi haramdÄąr. Peygamber


KadÄąnÄąn evlendiÄ&#x;i bu ikinci kocasÄą da kendi rÄązasÄąyla onu boĹ&#x;arsa, Ĺ&#x;ayet eski kocasÄą onu geri almak isterse ve her ikisi de yeniden evlendikleri takdirde Allah’Ĺn sÄąnÄąrlarÄąnÄą koruyabileceklerine inanÄąyorlarsa, kadÄąnÄąn bekleme sĂźresi dolduktan sonra yeniden evlenmelerinde ikisine de gĂźnah yoktur.

Ů’ ŮŽ ﴞ٢٣٠﴿ ‍ ŮŽ Ů? َن‏MŮ’ &ŮŽ ‍) Ů? ŮŽ Ů’ Ů?م‏CŮŽ 3Ů? #Ů‘Ů? ŮŽ &Ů? N‍ا‏ +  GŮ? â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů? Ů‘Ů° ‍ Ů?Ůˆ Ů?د‏q Ů?

Bunlar, bilinçli ve duyarlÄą bir toplum için, Allah’Ĺn açĹkça ortaya koyduÄ&#x;u sÄąnÄąrlar ve yasalardÄąr, sakÄąn bu yasalarÄą çiÄ&#x;nemeyin!

ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ â€ŤŮŽŮˆŘ§Ů? َذا‏ Ů’  ŮŽ6Ů‘ CŮ? ŮŽ u Ů’ Ů‘Ů? Ů? Ů? Ů‘ b ŮŽ ‍ ا‏6ŮŽ 1 ŮŽ $ŮŽ ‍[) َإ‏ ŮŽ 3 ‍ا‏

ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŽ â€ŤŮˆŮ â€Ź   â€ŤŮˆâ€Ź ‍ا‏ â€ŤŮˆŮ â€Ź  M  2 6  * [ 4 Ů’ Ů’ Ů’ Ů?h Ů? MŮ’ ŮŽ 2Ů? 6ŮŽ Ů‘ Ů? q Ů? Ů‘ Ů‘ Ů? ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů? Ů? )$ŮŽ (sav), hĂźlle nikâhÄą denilen bu ahlaksÄązca davranÄąĹ&#x;Äą lanetlemiĹ&#x;tir (Tirmizi, Nikâh 28; NesaĂŽ, Talak 13; Ä°bn-i Mâce, Nikâh 33; DârimĂŽ, Nikâh 53).


231. HanÄąmlarÄąnÄązÄą boĹ&#x;adÄąÄ&#x;ÄąnÄąz zaman, bekleme sĂźrelerinin sonuna geldiklerinde ya boĹ&#x;amaktan vazgeçerek onlarÄą gĂźzellikle tutun, ya da sĂźrenin sona ermesini bekleyip gĂźzellikle serbest bÄąrakÄąn.

ŮŽ Ů? ŮŽ aŮ’ MŮŽ 8Ů’ &ŮŽ 6Ů’ 4ŮŽ â€ŤŮˆŘ§ ŮŽŮˆâ€Ź   M 

‍ا‏ ‍ع‏ ‍ا‏  ] 6  * [  G ' Ů? ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů? Ů‹ ŮŽ Ů? Ů‘ Ů? Ů? Ů? â€ŤŮŽŮˆâ€Ź   Ů° ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŽ Ů’ Ů’ ŮŽ N‍ا‏ & ‍ا‏ â€ŤŮˆŘ§â€Ź 7 Z  G ' â€ŤŮˆâ€Ź " [ 8 >   t  $ +

Ů? ‍ٰذ‏ Ů? Ů‘Ů° ‍)ت‏ Ů‘ ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŽ ŮŽ LŮ? ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? #Ů’ ŮŽ @ŮŽ N‍ا‏ ‍) اَ Ů’> ŮŽ= َل‏4ŮŽ ‍* Ů’ ŮŽŮˆâ€Ź Ů? Ů‘Ů° n ŮŽ ŮŽ MŮ’ >Ů? ‍ Ů?ŮˆŘ§â€ŹJŮ? ‍ا ŮŽŮˆŘ§ ْذ‏P ‍Ů? Ů?= Ů‹Ůˆâ€Ź Ů’ ŮŽ Ů? T Ů? MŮ? &ŮŽ iŮ? ŮŽ *Ů’ DŮ? ‍)ب ŮŽŮˆ ْا‏ Ů? "L  2Ů? Ů’ *  *

‍ا‏ 6 4  * #  @ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů? Ů? ŮŽ Ů? ŮŽ Ů‘ Ů° Ů? SŮŒ # @ŮŽ ‍ Ů’_ Ů?إ‏cŮŽ aŮ? *2Ů? N‍ا‏ ŮŽ Ů‘Ů° ‍ Ů? ا‏GŮŽ Ů‘ â€ŤŮŽŮˆŘ§â€Ź ŮŽ Ů‘ ‍ا@ ŮŽ Ů?ا اَ ّن‏ Ů’ ‍ ŮŽŮˆâ€ŹN‍ا‏ ﴞ٢٣٥﴿

HaklarÄąnÄą çiÄ&#x;nemek ve kendilerine zarar vermek için her bekleme sĂźresinin sonuna doÄ&#x;ru boĹ&#x;amaktan


vazgeçip sonra yeniden boĹ&#x;amak suretiyle onlarÄą alÄąkoymayÄąn. Kim bĂśyle yaparsa, ancak kendisine zulmetmiĹ&#x; olur. SakÄąn bu ve benzeri davranÄąĹ&#x;larla Allah’Ĺn âyetlerini hafife almayÄąn! Allah’Ĺn size sunduÄ&#x;u nimetleri ve ĂśÄ&#x;Ăźt almanÄąz için size bahĹ&#x;ettiÄ&#x;i kitabÄą ve hik17 dĂźĹ&#x;ĂźnĂźn. Allah’a karĹ&#x;Äą meti gelmekten de sakÄąnÄąn ve bilin ki, Allah her Ĺ&#x;eyi bilmektedir.

ŮŽ Ů‘ ŮŽj$ŮŽ 6ŮŽ Ů‘ CŮ? ŮŽ u ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů’  Ů’ ŮŽ ‍ا‏ 6 1 

$ ‍إ‏ ) [ 3 ‍ا‏    b â€ŤŮŽŮˆŘ§Ů? َذا‏ Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů?

ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů’ ‍ا] Ů’ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź ‍ز‏ ‍ا‏ 6 D * 3 & ‍ن‏ ŮŽ ŮŽ GŮŽ ‍ اŮ? َذا‏6ŮŽ Ů‘ CŮ? u‍ا‏ Ů’ Ů? MŮ’ GŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŽ ‍ ا‏6ŮŽ Ů‘ Ů? Ů? k Ů’ â€ŤŮˆŮ â€Ź  M 

) Ů’ L Ů? Ů? ŮŽ 2Ů? Ů’ CŮ? 3ŮŽ #Ů’ 2ŮŽ

17

Kitap, Allah’Ĺn emir ve yasaklarÄąnÄą bildiren ilâhĂŽ hĂźkĂźmlerdir. Hikmet ise, kitapta yer alan bu hĂźkĂźmleri doÄ&#x;ru anlayÄąp pratik hayata uygulama yeteneÄ&#x;idir ki, bu âyet baÄ&#x;lamÄąnda hikmet, Peygamber (s)’in SĂźnnet adÄą verilen Ăśrnek hayatÄądÄąr.


232. KadÄąnlarÄąnÄązÄą boĹ&#x;adÄąÄ&#x;ÄąnÄąz zaman, bekleme sĂźreleri sona erince, eÄ&#x;er kendi aralarÄąnda uygun biçimde anlaĹ&#x;Äąrlarsa, anlamsÄąz bir kÄąskançlÄąÄ&#x;a kapÄąlÄąp da onlarÄąn baĹ&#x;ka bir erkekle veya daha Ăśnceki kocalarÄąyla evlenmelerine engel olmayÄąn. Yahut ey veliler ve aile bĂźyĂźkleri! Velisi olduÄ&#x;unuz bir kadÄąn boĹ&#x;andÄąÄ&#x;Äą eski kocasÄąyla yeniden evlenmek isterse, sakÄąn bu evliliÄ&#x;e mani olmayÄąn.

Ů? 3Ů’ 4Ů? ‍) َن‏JŮŽ 6Ů’ 4ŮŽ " 2Ů? › Ů? @ŮŽ &Ů? +ŮŽ Ů? ‍ٰذ‏ ‍ Ů’ Ů?م‏#ŮŽ ‍ ŮŽŮˆ ْا‏N) Ů? Ů‘Ů° 2Ů? 6Ů? 4Ů? 5Ů’ &Ů? Ů’ * Ů’ Ů° Ů? ŮŽ ?JŮ° ‍* Ů’ اَ ْز‏ Ů? Ů? ‍Ů? ٰذ‏L O Ů’ Ů? >Ů’ َ‍ ŮŽ Ů? ŮŽŮˆŘ§â€ŹMŮ’ &ŮŽ N‍ا‏ '‍ا‏ Ů‘Ů? Ů° ‍ ŮŽŮˆâ€ŹLŮ? CŮŽ bŮ’ َ‍* Ů’ ŮŽŮˆŘ§â€Ź Ů? ﴞ٢٣٢﴿ ‍ ŮŽ Ů? َن‏MŮ’ GŮŽ 'ŮŽ

Sizden Allah’a ve âhiret gĂźnĂźne inananlara ĂśÄ&#x;Ăźtlenen iĹ&#x;te budur. Zira bu, size yakÄąĹ&#x;an en erdemli


ve en temiz davranÄąĹ&#x;tÄąr. Ă–yleyse, yersiz kÄąskançlÄąklara kapÄąlarak Allah’Ĺn yasalarÄąnÄą çiÄ&#x;nemeyin. UnutmayÄąn ki, her Ĺ&#x;eyi en ince ayrÄąntÄąsÄąyla ve mĂźkemmel biçimde ancak Allah bilir, siz bilemezsiniz.

Ů’ ŮŽ ŮŽ Ů’Ů? ŮŽ 4Ů? )JŮŽ  Ů’Ů? ŮŽ Ů’ q ŮŽ ŮŽ  6 ‍د‏ ' â€ŤŮˆâ€Ź ‍ا‏ 6 M ]  & ‍ات‏ 

‍ا‏ 

‍ا‏ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů’ ŮŽ Ů‘ Ů? ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů? ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź iLŮŽ @ŮŽ )] ŮŽ ŮŽ Ů‘ ‍ اَ َعا ŮŽŘŻ اَ ْن Ů?& Ů? Ů‘ ŮŽ ا‏6Ů’ ŮŽ Ů?

233. Nikâh altÄąnda olsun boĹ&#x;anmÄąĹ&#x; olsun bĂźtĂźn anneler, emzirme sĂźresini tamamlamak isteyen kocalarÄą için çocuklarÄąnÄą tam iki yÄąl emzirirler. ÇocuÄ&#x;un fizyolojik ve psikolojik geliĹ&#x;imi için en uygun emzirme sĂźresi iki yÄąldÄąr. Bu sĂźre, boĹ&#x;anmÄąĹ&#x; ailelerin çocuklarÄą için de geçerlidir. Gerçi boĹ&#x;anma durumunda çocuk Ăśncelikle babaya verilir. Bununla birlikte, iki taraf da isterse, iki yÄąl bo-


yunca emzirmesi için çocuk anneye bÄąrakÄąlÄąr. Bu sĂźre zarfÄąnda baba çocuÄ&#x;u annesinden alamaz. Anne de çocuÄ&#x;unu emzirmekten kaçĹnamaz. Bu onun için hem bir hak, hem de gĂśrevdir. EĹ&#x;ler karĹ&#x;ÄąlÄąklÄą anlaĹ&#x;Äąp bu sĂźreyi kÄąsaltabilirler. Fakat çocuÄ&#x;un iki yÄąldan daha uzun sĂźre emzirilmesi uygun olmaz.

Ů’ Ů’ ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŽ ŮŽ Ů? Ů’ â€ŤŮˆŮ â€Ź  M 

) 2 6 C G  [ J â€ŤŮˆâ€Ź 6 C 9 ‍ز‏ ‍ع‏ "

‍د‏ 

 

‍ا‏ ?  @ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů’ Ů’ Ů’ Ů‘ Ů? Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů?L Ů? Ů? Ů? Ů? Ů? Ů? Ů? Ů? ŮŽ ŮŽ Ů‘ Ů‘ ŮŽ ŮŽ Ů’ ) CŮŽ MŮŽ Ů’ ‍„ اŮ?' Ů?Ůˆâ€Ź 8 > z  * G ' ŮŽ Ů? Ů? ŮŒ

BoĹ&#x;anmÄąĹ&#x; kadÄąn çocuÄ&#x;unu emzirdiÄ&#x;i sĂźrece, onlarÄąn yiyecek, giyecek ve barÄąnma gibi ihtiyaçlarÄąnÄą uygun biçimde karĹ&#x;Äąlamak çocuÄ&#x;un babasÄąna dĂźĹ&#x;en bir gĂśrevdir. Bununla birlikte, hiç kimse gĂźcĂźnĂźn yettiÄ&#x;inden fazlasÄąyla yĂźkĂźmlĂź tutulamaz.


 َ Gُ 'َ ?َ @َ ‫ َ َ ِ ه َو‬2ِ "ُ َ ‫ ْ ُ  ٌد‬4َ 'َ ‫ َ َ ِ َ ) َو‬2ِ ‫) ّ َر َوا ِ َ ٌة‬k ْ +َ ِ ‫ ٰذ‬aُ pْ 4ِ ‫ار ِث‬ 

‫ا‬ ِ َ

Ne anne çocuğundan dolayı sıkıntıya uğratılsın, ne de çocuğun babası. Çocuğunu iki yıl emzirme dışında, onun bakımı, yetiştirilmesi, eğitimi gibi esasen babaya ait olan sorumluluklar anneye yüklenmemelidir. Ayrıca, gücünün üzerinde nafakayla yükümlü tutularak babaya sıkıntı verilmemelidir. Bu ihtiyaçları karşılayacak nafaka miktarının belirlenmesi, takip ve denetimi, İslâmî yönetimin ve mahkemelerin görevidir. Baba ne ile yükümlüyse, mirasçılar da aynısıyla yükümlüdür. Baba öldüğü takdirde, onun bu görevini mirasçıları üstlenmelidir.


ŮŽ Ů’ Ů‹ jŮŽ $ŮŽ ‍) Ů?Ůˆ Ů?ع‏Q  G 6 @ ') . $ ‍ا‏ ‍د‏ ‍ا‏ ‍ع‏ ‍ا‏ ‍ن‏ )Ů? $ŮŽ ŮŽ GŮŽ ‍ ŮŽ) ŮŽŮˆâ€ŹCŮ? 3Ů’ 4Ů? ‍ا؜‏ ŮŽ ŮŽ Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? )L ŮŽ CŮ? #Ů’ ŮŽ @ŮŽ ‍)ح‏ ŮŽ 3ŮŽ u Ů?

EÄ&#x;er eĹ&#x;ler kendi aralarÄąnda danÄąĹ&#x;Äąp anlaĹ&#x;arak henĂźz iki yÄąl dolmadan çocuÄ&#x;u sĂźtten kesmeye karar verirlerse, bunun da bir sakÄąncasÄą yoktur. AyrÄąca, boĹ&#x;anmÄąĹ&#x; kadÄąn çocuÄ&#x;unu emzirirken, eski kocasÄą ile istiĹ&#x;are ederek iki yÄąl dolmadan çocuÄ&#x;u sĂźtten kesip babasÄąna verirse, bu da gĂźnah deÄ&#x;ildir.

 ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů’ Ů’ Ů’ ŮŽ ŮŽ Ů’ ‍)ح‏ j $  J ‍د‏ ' â€ŤŮˆâ€Ź ‍ا‏ ‍ا‏ M ] l [ G ‍ن‏ ‍ا‏  G ‍د‏ ‍ع‏ ‍ا‏ ‍ن‏ ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů’ Ů’ Ů?â€ŤŮŽŮˆŘ§â€Ź Ů? ŮŽ 3ŮŽ u ŮŽ Ů? Ů? Ů? ŮŽ Ů’ Ů° Ů‘ Ů? #Ů’ ŮŽ @ŮŽ  â€ŤŮˆŮ â€Ź  M 

) 2   # G ‍ا‏ ) 4     ŮŽ Ů’ Ů’ Ů’ Ů’ Ů’ ŮŽ Ů? ŮŽ ‍* Ů’ اŮ? َذا‏ Ů?L Ů? ŮŽ Ů? Ů? ŮŽ  ŮŽ Ů° Ů? Ů‘ ŮŽ  . 2 ‍ن‏    M G )  2 N‍ا‏ ‍ن‏ ‍ا‏ ‍ا‏ Ů? ŮŽ @‍ا‏ Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů‘Ů° ‍ Ů? ا‏GŮŽ Ů‘ â€ŤŮŽŮˆŘ§â€Ź Ů’ Ů’ ‍ ŮŽŮˆâ€ŹN‍ا‏ ŮŒ  ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? ﴞ٢٣٣﴿


Eğer çocuklarınızı başka bir sütanneye emzirtmek isterseniz, hak ve adalet ölçülerine uygun olarak ücretini ödediğiniz takdirde, bunun da bir sakıncası yoktur. Yeter ki, bütün bunları yaparken Allah’a karşı gelmekten sakının ve Allah’ın, yaptığınız her şeyi görmekte olduğunu ve tüm yapıp ettiklerinizin hesabını mutlaka soracağını bilin. Dünyanın hukuk ve adalet sisteminden bir şekilde kaçıp cezadan kurtulabilir veya onları aldatabilirsiniz. Fakat her şeyi bilen ve gören Allah’tan gizlenemez, O’nu aldatamazsınız.

KOCASI ÖLEN KADIN İslâm öncesi Arap geleneklerine göre, kocası ölen kadın bir yıl boyunca bakımsız bir hücreye kapanır,


en çirkin elbiselerine bürünür ve neredeyse hiçbir temiz şeye el süremezdi. Ayrıca gerek kendi akrabaları gerek kocalarının yakınları tarafından ağır baskılara maruz kalırdı. İşte bu soruna çözüm olmak üzere Allah, dul kadının bekleme süresini kısaltarak ve üzerindeki baskıları kaldırarak onun huzur ve güven içinde yeni bir aile hayatına kavuşmasını sağlayan âyetleri gönderdi:

َ َ ّ َ َ ُ َ َ ّ ْ ْ 6َ .ْ 2َ ّ َ lَ &َ )u‫ا‬ ‫و‬ ‫ز‬ ‫ا‬ ‫ن‬ ‫و‬ ‫ر‬ 7 & ‫و‬  * 3 4 ‫ن‬  $   & 6 & 7

َ ْ ْ َ ُ َ  ‫َوا‬ ِ ُ ََ ً َ َ ْ ‫ ً ا‬Qْ @َ ‫ ٍ َو‬Cُ cْ َ‫ ا‬iَ Mَ 2َ ‫ اَ ْر‬6َ ّ Cِ [ 8 > ُ ِ )2ِ

234. İçinizden ölen birinin geriye bıraktığı hanımı, evlenmeden, süslenmeden ve görücüye çıkmadan kendi başına dört ay on gün bekler. Bu süre içinde hem hamile olup olmadığını anlamış, hem de çabu-


cak evlendiği takdirde incinebilecek olan kocasının yakınlarının yaslı duygularını hafifletmiş olur. Yine bu süre içinde renkli ve gösterişli elbiseler giymemeli, dikkat çekici takılar takmamalı, evlilik teklifi almak arzusu ile süslenip ortaya çıkmamalıdır. Bu arada koca ölmeden önce, eşinin bir yıllık geçimini sağlayacak miktarda nafakayı vasiyet etmiş olmalıdır (Bakara, 2/240). Eğer bu vasiyet yapılmamışsa, hâkim onun mirasından nafakayı alıp kadına verir. Bu bekleme süresinin asıl gerekçesi “kocanın ölümü”dür. Bunun için, kocası ölmüş olan kadın gerdeğe girmiş olsa da olmasa da, âdet görse de görmese de, evlenmeden önce dört ay on gün bekler. Eğer kadın hamileyse, çocuğunu doğuruncaya


kadar beklemelidir. DĂśrt ay on gĂźn dolmadan Ăśnce doÄ&#x;um yapsa bile, bu sĂźreyi tamamlamasÄą gerekir. Bekleme sĂźresini dilerse kocasÄąnÄąn evinde, dilerse baĹ&#x;ka bir yerde geçirebilir.

ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŽ Ů’ ŮŽ )# $  * #  @ ‍)ح‏ 3 u j $ 6 C  u ‍ا‏ 6 1  ŮŽ Ů’ Ů’ Ů‘ Ů? ŮŽ ŮŽ 2ŮŽ ‍ Ů?) َذا‏$ŮŽ ŮŽ  ŮŽ ŮŽ Ů? Ů’ Ů’ ŮŽ ŮŽ  Ů’ )ŮŽ 2Ů? N‍ا‏  M 

) 2 6 C [ 8 > ‍ا‏ _ $ 6  Ů‘Ů? Ů° â€ŤŮˆŮ ŮŽŮˆâ€Ź Ů? Ů’  ŮŽ MŮŽ $ŮŽ LŮ? Ů? ŮŽ Ů? Ů‘ Ů? Ů? ﴞ٢٣٤﴿ ŮŒ   O ŮŽ ‍ ŮŽ Ů? َن‏MŮ’ GŮŽ

KocasÄą ĂślmĂźĹ&#x; olan kadÄąnlar bu dĂśrt ay on gĂźnlĂźk bekleme sĂźrelerini bitirdikleri zaman, artÄąk kendi18 leri için mârĂťf olanÄą yapmalarÄąndan dolayÄą ne onlara ne de size bir gĂźnah yoktur. Bundan bĂśyle ne 18

MârĂťf, Kur’ân ve SĂźnnet’in onayladÄąÄ&#x;Äą; bu iki kaynakta açĹkça zikredilmediÄ&#x;i takdirde akÄąl, tecrĂźbe ve saÄ&#x;duyunun benimseyip gĂźzel gĂśrdĂźÄ&#x;Ăź âdet, gelenek ve teamĂźllere denir.


kendi ailelerinden ne de ĂślmĂźĹ&#x; kocalarÄąnÄąn akrabalarÄąndan hiç kimse onlara karÄąĹ&#x;amaz. MĂźmin bir hanÄąma yaraĹ&#x;Äąr biçimde sĂźslenebilir, yeni evlilik teklifi alabilir ve istediÄ&#x;i kimse ile evlenebilirler. Bu gibi hususlarda onlarÄą sakÄąn engellemeye kalkmayÄąn. UnutmayÄąn ki, Allah yaptÄąÄ&#x;ÄąnÄąz her Ĺ&#x;eyden haberdardÄąr.

ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŽ Ů’ iŮ? ŮŽ {Ů’ O 6 4 " 2   ]  @ ) # $  * #  @ ‍)ح‏ 3 u ' ŮŽ Ů’ Ů’ Ů’ Ů’   Ů? Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů? â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? >ŮŽ Ů‘ َ‍ ا‏N‍ا‏ Ů? [  ŮŽ 3 ‍ا‏  Ů’ Ů’ Ů’ * 8 > ‍ا‏ _ $   3 3 J ‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź ‍[) Ů?ŘĄ ا‏ Ů‘Ů? Ů° ŮŽ Ů? @ŮŽ L Ů’ * Ů? ŮŽ Ů’ Ů’  Ů? Ů?Ů‘ Ů?  Ů’ Ů° Ů? ْ‍ Ů? Â?ا اŮ? Ů‘ ŮŽ' اَن‏6ŮŽ Ů‘ Ů? ‍ ŮŽا Ů?@ Ů?Ůˆâ€ŹGŮ? 'ŮŽ 6Ů’ * ŮŽ

â€ŤŮˆâ€Ź 6 C > â€ŤŮˆâ€Ź  J 7 Ů? ŮŽ Ů‘ Ů? ŮŽ Ů? ŮŽ ŮŽ

ŮŽ 3 ‍ا‏ ŮŽ Ů? Ů’ ŮŽ Ů? Ů‹ ŮŽ ŮŽ ‍)ح‏ * ‍؊‏  @ ‍ا‏ 4 = M G ' â€ŤŮˆâ€Ź ) $ â€ŤŮˆâ€Ź  M 4 '  9 ‍ا‏

 G Ů‘ Ů‹ ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů’ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů? Ů? L Ů? Ů’ ŮŽ "LŮ? ŮŽ u ‍ا‏ ‍)ب‏  *

‍ا‏ ŮŽ Ů? ŮŽ Ů? ™َ Ů? Ů’ &ŮŽ ?Ů‘Ů° q ŮŽ

235. BĂśyle kocasÄą ĂślmĂźĹ&#x; olan ve bekleme sĂźreleri hâlen devam eden


kadınlarla evlenme isteğinizi üstü kapalı olarak onlara bildirmenizde veya içinizde böyle bir niyeti gizlemenizde size bir günah yoktur. Böyle kadınlarla evlenme isteğinizi, “Seninle evlenmek istiyorum, nikâhına talibim” gibi sözlerle açıkça söylemek caiz değildir. Ancak örneğin, “Ben evlenmeyi düşünüyorum” veya “Sen iyi, hoş bir kadınsın” gibi kinaye yoluyla bu niyetinizi onlara bildirebilirsiniz. Sizin iç dünyanızı sizden daha iyi tanıyan Allah, o kadınları gönlünüzden geçireceğinizi bilmekte ve bu doğal tepkinizden dolayı sizi mazur görmektedir. O hâlde, evlilik isteğinizi onlara üstü kapalı olarak bildirebilirsiniz. Fakat onlarla köşe bucakta gizlice buluşmak üzere sözleşmeyin. Ancak


bu, onlarla hiçbir Ĺ&#x;ekilde gĂśrĂźĹ&#x;meyeceksiniz anlamÄąna gelmez. BeĹ&#x;erĂŽ iliĹ&#x;kilerin gerektirdiÄ&#x;i Ăślçßde ve Ä°slâm’Ĺn ĂśngĂśrdĂźÄ&#x;Ăź ahlâk ve edep kurallarÄą çerçevesinde onlarla gĂśrĂźĹ&#x;Ăźp konuĹ&#x;abilir, uygun bir ortamda onlara meĹ&#x;ru ve gĂźzel sĂśzler sĂśyleyebilirsiniz. Bu arada, beklemeleri gereken sĂźre dolmadan, yani Ăśnceki kocalarÄąndan hukuken tamamen ayrÄąlmadan, aranÄązda nikâhÄą kararlaĹ&#x;tÄąrmayÄąn. Bu konuyu açĹkça konuĹ&#x;up aranÄązda evlilik kararÄą almayÄąn.

ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů° Ů?  ŮŽ Ů’ ‍ Ů?ŘąŮˆ Ů?ه‏7ŮŽ q) $  * [ 8 > ‍ا‏ _ $ ) 4   M & N‍ا‏ ‍ن‏ Ů? Ů‘ Ů’ Ů’ Ů? Ů’ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź  ŮŽ Ů? Ů’ ŮŽ ŮŽ Ů‘ َ‍ا@ ŮŽ Ů?ا ا‏ ŮŽ Ů° ŮŽ ﴞ٢٣ټ﴿ SŮŒ # q ‍ع‏  8 R N‍ا‏ ‍ن‏ Ů? Ů‘ ŮŽ Ů‘ َ‍ا@ ŮŽ Ů?ا ا‏ Ů’ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ŮŽ ŮŒ

Ä°yi bilin ki, Allah gĂśnlĂźnĂźzden geçen her Ĺ&#x;eyi bilmektedir. O hâlde, O’ndan gelen emirler doÄ&#x;rul-


tusunda yaĹ&#x;ayÄąn; gĂźnahÄąn ve kĂśtĂźlĂźÄ&#x;Ăźn her çeĹ&#x;idinden sakÄąnÄąn. Ĺžunu da iyi bilin ki, Allah çok baÄ&#x;ÄąĹ&#x;layÄącÄądÄąr, hilm sahibidir. Sonsuz Ĺ&#x;efkatiyle kullarÄąna yumuĹ&#x;ak ve hoĹ&#x;gĂśrĂźlĂź davranÄąr. Ceza vermekte acele etmez, tĂśvbe etmesi için kuluna bir daha, bir daha mĂźhlet verir.

ŮŽ ŮŽŮ’ )4ŮŽ ‍[) َإ‏ ŮŽ ‍* Ů’ اŮ? ْن‏ ŮŽ Ů? #Ů’ ŮŽ @ŮŽ ‍)ح‏ Ů’  ŮŽ 3 ‍ا‏ 3 u ' Ů‘Ů? Ů? Ů? Ů‘ b ŮŽ ŮŽ Ů?

Ů?Ů‘ ŮŽ GŮŽ 6ŮŽ Ů‘ Ů? MŮ? Ů?Ů‘ 4ŮŽ ‍ ŮŽŮˆâ€ŹiŮ‹ k& ŮŽ  $ŮŽ 6ŮŽ Ů‘ CŮ? ŮŽ ‍]ا‏ Ů? Ů? 8Ů’ GŮŽ ‍ اَ Ů’Ůˆâ€Ź6ŮŽ Ů‘ Ů? [

236. Kendilerine henĂźz dokunmadan, yani gerdeÄ&#x;e girmeden veya evlilik bedeli olan mihr miktarÄąnÄą belirlemeden yahut her ikisini de yapmadan hanÄąmlarÄąnÄązÄą boĹ&#x;amanÄąz size gĂźnah deÄ&#x;ildir. HenĂźz gerdeÄ&#x;e girmeden ve mihr de belirlemeden eĹ&#x;inizi boĹ&#x;arsanÄąz, gĂśnĂźlle-


rini hoĹ&#x; edecek gĂźzel hediyelerle onlarÄą sevindirin.

Ů’ ŮŽ )@Ů‹ )ŮŽ 4ŮŽ ‍ ŮŽ Ů?Řą Ů?ه‏9ŮŽ Ů?lŮ? Ů’ Ů? ‍ ŮŽ Ů?Řą Ů?ه ŮŽŮˆ ŮŽ@ ŮŽ? ْا‏9ŮŽ €Ů?  

‍ا‏ ?  @ŮŽ Ů? Ů? Ů’ Ů’ ŮŽ Â? ŮŽ 3 [ ﴞ٢٣ٌ﴿  D 

‍ا‏ ?  @ ) q â€ŤŮˆŮ â€Ź  M 

) Ů’ Ů’ ŮŽ ŮŽ  Ů? Ů? ŮŽ 2Ů? Ů? Ů?

Ä°mkânlarÄą geniĹ&#x; olanlar kendi gĂźcĂź ĂślçßsĂźnce, kÄąsÄątlÄą olanlar da yine kendi ĂślçßsĂźnce teselli edici hediyeler vererek onlarÄą faydalandÄąrmalÄądÄąr. Bu, iyilik ve erdem sahibi kimseler için insanĂŽ ve ahlâkĂŽ bir gĂśrevdir. Koca cinsel iliĹ&#x;kide bulunmadan ve mihr miktarÄąnÄą da belirlemeden eĹ&#x;ini boĹ&#x;arsa, teselli edici gĂźzel hediyelerle onu sevindirmelidir. Cinsel iliĹ&#x;kide bulunduÄ&#x;u, fakat mihr belirlemediÄ&#x;i eĹ&#x;ini boĹ&#x;adÄąÄ&#x;Äą takdirde, sosyal konumu ona benzeyen kadÄąnlarÄą Ăślçß alarak ona ortalama bir


mihr vermelidir. Cinsel iliĹ&#x;kide bulunduÄ&#x;u ve mihr miktarÄąnÄą da belirlediÄ&#x;i eĹ&#x;ini boĹ&#x;arsa, ona mihrin tamamÄąnÄą vermelidir. Mihr belirlediÄ&#x;i, fakat cinsel iliĹ&#x;kide bulunmadan boĹ&#x;adÄąÄ&#x;Äą kadÄąna gelince:

ŮŽ ŮŽ ŮŽ â€ŤŮŽŮˆŘ§Ů? ْن‏ Ů’ Ů’ Ů?Ů‘ ŮŽ GŮŽ ‍ ان‏aŮ? Ů’ 9ŮŽ 6Ů’ 4Ů? 6ŮŽ Ů‘ Ů? Ů? Ů? Ů‘ b Ů’ 9ŮŽ ‍ ŮŽŮˆâ€Ź6ŮŽ Ů‘ Ů? [  ŮŽ ْ‍ ŮŽ Ů’] Ů? Ů’ اŮ? Ů‘ ŮŽ' اَن‏$ŮŽ )4ŮŽ z ŮŽ Ů‹ ŮŽ ŮŽ . 3 $ i k&  $ 6 C

ŮŽ Ů’ Ů? Ů?  Ů‘ Ů? Ů’ Ů? ]Ů’ ŮŽ $ŮŽ ŮŽ Ů‘ ŮŽ ŮŽ Ů’ ْ‍)Ř­ ŮŽŮˆŘ§ŮŽŮ†â€Ź ŮŽ ŮŽ 3 ‍ا‏ ‍؊‏  @ ‍ه‏  # 2 ‍ي‏ 7 *

‍ا‏ ‍ا‏  8 M & â€ŤŮˆâ€Ź ‍ا‏ ‍ن‏ 8Ů? MŮ’ &ŮŽ Ů‘ Ů? Ů? Ů’ Ů’   ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů? LŮ?  ŮŽakŮ’ 8ŮŽ ‍[ Ů?ا ْا‏ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů‘ Ů? ‍ ŮŽ Ů?ب‏9‍ا ا‏8Ů? MŮ’ GŮŽ ŮŽ 3Ů’ GŮŽ '‍ى ŮŽŮˆâ€ŹL Ů°  ŮŽ Ů° Ů? Ů? 3ŮŽ #Ů’ 2ŮŽ ŮŽ ﴞ٢٣٧﴿ ŮŒ . 2ŮŽ ‍ ŮŽن‏MŮ’ GŮŽ )ŮŽ 2Ů? N‍ا‏ ŮŽ Ů‘ ‍ اŮ? ّن‏L Ů’ *

237. EÄ&#x;er mihrlerini kararlaĹ&#x;tÄąrdÄąktan sonra henĂźz kendilerine dokunmadan onlarÄą boĹ&#x;arsanÄąz, bu durumda mihrin yarÄąsÄąnÄą vermelisiniz. Ancak boĹ&#x;anan kadÄąn


alacağı mihr hakkından vazgeçerse yahut nikâh bağı elinde olan koca mihrin tamamını eşine bağışlarsa, o zaman başka. Erkek, mihr miktarını belirlediği, fakat cinsel ilişkide bulunmadan boşadığı kadına isterse mihrin yarısını değil tamamını verebilir. Yahut kadın mihr hakkından vaz geçerse, o zaman hiç mihr vermeyebilir de. Bu, tamamen karşılıklı rıza ve anlaşmaya bağlıdır. Fakat ey erkekler, sizin kendi hakkınızı bağışlamanız, yani cömertlik edip mihrin tümünü eşinize bırakmanız, dürüst ve erdemli kişilerin özelliği olan takvaya daha uygundur. Her şeyi katı hukuk kuralları çerçevesinde değerlendirmeyin. Bu kurallara riayet etmekle birlikte, zaman zaman alicenaplık göstererek birbirinize


lütuf ve ikramda bulunmayı da ihmal etmeyin. Hiç kuşku yok ki, Allah yaptığınız her şeyi görmektedir. Buraya kadar sayılan toplumsal görevleri, ancak Allah’a karşı sorumluluğunun idrakinde olan bir ümmet yerine getirebilir. Bu sorumluluğun idrakine ise, en mükemmel şekilde ancak namaz ile ulaşılabilir:

ORTA NAMAZ ُ $ِ )q َ ّ ‫ات َو‬ َ ّ ?َ @َ ‫ا‬T ?{ٰ ْ ُ ‫ ٰ ِة ْا‬. ‫ا‬ ِ َ َ . ‫ا‬ َ َ  >ِ )9َ N ﴾٢٣٨﴿  ِ ّٰ ِ ‫ا‬4ُ 9ُ ‫َو‬

238. Ey iman edenler! Namazları ve özellikle de orta namazı titizlikle muhafaza edin; yürekten bir saygı ve bağlılıkla Allah’ın huzurunda kıyama durun. Dinin direği olan


namazları, her türlü aşınmaya, yıpranmaya, gevşemeye karşı titizlikle koruyun. Namazı mekanik hareketlere dönüştürmeden, okuduklarınızı anlayıp özümsemeye çalışarak, vaktinde ve gereği gibi kılın. Özellikle de, iş hayatının insanı en çok meşgul ettiği, namazın geciktirilmesine, çabucak kılınıp geçiştirilmesine ve hatta terk edilmesine sebep olan vakitlerdeki namazlara, örneğin, ikindi namazına gereken dikkat ve özeni mutlaka gösterin. Daha da önemlisi, namazınızın, ibadetin bütün güzelliklerini içinde barındıran, bireyi ve toplumu her türlü aşırılıktan, kötülükten uzak tutan bir namaz olmasına gayret edin. Sizi üstün ahlâkî meziyetlerle donatarak orta yolu izleyen dengeli, ölçülü, uyumlu, âdil ve iyi-


liksever bir ßmmet konumuna yßkseltecek olan bu namazlarĹ derin bir bilinç ve duyarlĹkla kĹlarak muhafaza edin.

Ů‹ u Ů’ Ů? 3Ů’ 4Ů? َ‍ Ů?) ŮŽŘ°ا ا‏$ŮŽ ) >Ů‹ ) ŮŽ JŮ’ ‍)' اَ Ů’Ůˆ Ů?ع‏ ŮŽ Ů? $ŮŽ Ů’ Ů? 8Ů’ O Ů? ‍ Ů?) ْن‏$ŮŽ Ů? GŮŽ Ů’ ŮŽ )4ŮŽ Ů’ * Ů? ŮŽ ŮŽ Ů‘ @ŮŽ )ŮŽ JŮŽ N‍ا‏ َ‍ ŮŽ Ů?ن‏MŮ’ GŮŽ ‍* Ů?>ا‏ ŮŽ Ů‘Ů° ‍ Ů?ŮˆŘ§â€ŹJŮ? ‍) ْذ‏$ŮŽ ﴞ٢٣ي﴿

239. Ama eÄ&#x;er dĂźĹ&#x;man, yÄąrtÄącÄą hayvan, doÄ&#x;al afet ve benzeri Ăśnemli bir tehlikeden korkar da durup namaz kÄąlacak imkânÄą bulamazsanÄąz, o zaman yĂźrĂźyerek veya binek Ăźzerinde, yani durum neyi gerektiriyorsa, gĂźcĂźnĂźz yettiÄ&#x;i kadarÄąyla namazÄąnÄązÄą kÄąlÄąn (Nisâ, 4/102). Ancak bariz ĂślĂźm tehlikesi, dĂźĹ&#x;manla gĂśÄ&#x;Ăźs gĂśÄ&#x;se çarpÄąĹ&#x;ma gibi daha acil ve tehlikeli durumlarda namazÄą


kazaya bırakabilirsiniz. Bu gibi tehlikeli durumlardan kurtulup güvene kavuştuğunuz zaman, Allah size daha önce bilmediklerinizi nasıl öğrettiyse, siz de namazı güzelce kılarak ve O’nun âyetlerini sürekli gündemde tutarak O’nu öylece anın.

NAFAKA َ َ ّ َ َ ُ َiً #ّ v َ َ ّ ْ ْ ‫و‬ ) u‫ا‬ ‫و‬ ‫ز‬ ‫ا‬ ‫ن‬ ‫و‬ ‫ر‬ 7 & ‫و‬  * 3 4 ‫ن‬  $   & 6 & 7

‫َوا‬ َ ْ ْ  َ َ َ َ َ َ ِ ُ ُ ِ ً ْ َ َ َ ْ ْ ْ ‫ ِ) ْن‬$َ ‫اج‬  O ‫ا‬  R ‫ل‬  D

‫ا‬ ?

‫ا‬ ) @ )  4  C u‫ا‬ ‫و‬ ‫ز‬ ' َ َ ْ ْ ِ ِ َ َ َ َ ِ ِ ً ِِ ٍ َ ُ #ْ َ @َ ‫)ح‬ _$ 6َ ْ Mَ $َ )4َ _$ ْ * j َ َ 3َ u ُ $َ 6َ uْ َ O

َ ْ 8 > ﴾٢٤٠﴿ ٌ #* q ُ ٍL ُ Mْ 4َ 6ْ 4ِ 6َ ّ Cِ [ ُ ّٰ ‫وف َو‬ َ =ٌ &= @َ N‫ا‬ ِ ‫ا‬

240. İçinizden, geride hanımlarını bırakarak öleceklerini düşünenler, eşlerinin koca evinden çıkarılmaya ihtiyaç duymaksızın bir yıl


boyunca geçimlerini sağlayacak kadar nafakayı vasiyet etsinler. Gerçi bu kadınların, sözü edilen bir yıl zarfında kendi arzularıyla kocalarının evini terk ederek kendileri hakkında hukuk ve ahlâk kurallarına uygun işler yapmalarından — mesela evlenmelerinden— dolayı size bir günah yoktur. Çünkü kocasının evinde kalmak kadının görevi değil hakkıdır ve kadın hakkını kullanıp kullanmamakta özgürdür. Bu hükümleri iyi belleyin ve harfiyen uygulayın. Unutmayın ki, bunları size emreden Allah azizdir, hakîmdir. Sonsuz izzet ve kudret sahibidir, gücüne asla karşı konulamaz. Bununla birlikte, hikmet ve adalet sahibidir de. Yaptığını hikmetle, yerli yerince ve en sağlam biçimde yapar.


Daima en gĂźzel, en doÄ&#x;ru ve en faydalÄą hĂźkmĂź verir. Daha sonra inen ve kadÄąna, Ăślen kocasÄąnÄąn mirasÄąndan belli bir pay verilmesini ĂśngĂśren miras âyetlerinin, bu vasiyet zorunluluÄ&#x;unu kaldÄąrdÄąÄ&#x;Äą zannedilmemelidir. ÇßnkĂź miras ayrÄą bir hak, nafaka ayrÄą bir haktÄąr. O hâlde koca, kendi ĂślĂźmĂźnden sonra hanÄąmÄąnÄąn bu hakkÄąnÄą garantiye almak Ăźzere vasiyette bulunmak zorundadÄąr. Vasiyet etmemiĹ&#x; olsa bile, hâkim onun mirasÄąndan nafakayÄą alÄąp kadÄąna vermelidir. Nitekim:

ŮŽ Ů’ Ů’ Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ?@ŮŽ ) Â? q â€ŤŮˆŮ â€Ź  M 

) 2 ‍ؚ‏ )  4 ‍)ت‏  {   ŮŽ Ů’ ŮŽ LŮ? Ů? ŮŽ Ů? ŮŒ ŮŽ Ů? Ů? Ů? â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ŮŽ  ŮŽ Ů‘ Ů? ‍ْا‏ ﴞ٢٤٥﴿ 

241. BoĹ&#x;anmÄąĹ&#x; kadÄąnlarÄąn, adalet Ăślçßlerine uygun biçimde kocalarÄąndan nafaka alma haklarÄą


vardır. İslâmî ölçülere göre meşru ve yetkili sayılan bir hâkim, eşlerin durumunu ve içinde bulundukları toplumsal şartları göz önüne alarak nafakanın süresini ve miktarını belirler. Kadın, bu süre dolmadan evlenecek olursa nafaka sona erer. Yeme içme, giyinme, barınma gibi ihtiyaçlardan ibaret olan bu hakkı ödemek ve ödenmesini sağlamak, haksızlıktan sakınanların boynunun borcudur.

َ ُ ُ ُ َ N‫ا‬ ُ ِّ َ &ُ +َ ِ 7ٰ Jَ ‫ن‬Sَ  ِ Mْ Gَ ْ *ّ Mَ َ " Gِ )&َ ‫* ْ ٰا‬ ُّ ٰ  ﴾٢٤٢﴿

242. İşte Allah, düşünüp ibret alabilesiniz diye âyetlerini size böyle açıklıyor. Aile hayatınızı düzenleyen hükümlerden sonra, gelelim toplumsal ha-


yatĹnĹzĹ dßzenleyen hßkßmlerin açĹklanmasĹna:

Ă–LĂœM KORKUSU Ă–LĂœM GETÄ°RÄ°R Ä°lâhĂŽ yasalara gĂśre, bĂźyĂźk tehlikeler karĹ&#x;ÄąsÄąnda ĂślĂźm korkusuyla paniÄ&#x;e kapÄąlarak mĂźcadeleden kaçan toplumlar, çok daha bĂźyĂźk zararlara uÄ&#x;rar, hatta yok olup giderler. Bu gerçeÄ&#x;i daha iyi anlamak için, Ä°srailoÄ&#x;ullarĹ’nÄąn geçmiĹ&#x;te yaĹ&#x;adÄąÄ&#x;Äą Ĺ&#x;u çarpÄącÄą ĂśrneÄ&#x;e kulak verin:

ŮŽ Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů? ‍)Řą Ů? Ů’ ŮŽŮˆâ€Ź & ‍د‏ 6 4 ‍ا‏ u  O 6 & 7

‍ا‏ ?

‍ا‏  G 

‍ا‏ ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů?  ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů? Ů’ ŮŽ ŮŽ $ŮŽ ‍ت‏ ŮŽ Ů‘ ~Ů? ‍ا‏GŮ? 4Ů? N‍ا‏  

‍ا‏ Ů‘Ů? Ů° Ů? CŮ? ŮŽ ‍)ل‏ ŮŒ Ů? Ů?‍ا‏ Ů?h Ů’ ŮŽ ‍ َع‏7ŮŽ q ŮŽ ‍٠‏ L Ů’ Ů? )#ŮŽ qŮ’ َ‍ا‏

243. Binlerce kiĹ&#x;i olduklarÄą hâlde, dĂźĹ&#x;man ordularÄą karĹ&#x;ÄąsÄąnda


paniğe kapılıp ölüm korkusuyla yurtlarını terk eden Yahudilerin ibret verici hâline bir baksana! Bu yüzden Allah, hayatın ve ölümün yalnızca kendi elinde olduğunu, dolayısıyla, ölüm korkusuyla görevi terk edenlerin, korktuklarından çok daha büyük felaketlerle yüz yüze geleceklerini göstermek üzere, onlara “Ölün!” dedi, ölümlerinden sonra da onları yeniden diriltti. İnsanlık tarihi, ölümden korkarak vatanlarını savunmaktan ve Allah'ın emrini yerine getirmekten kaçınan, sürü sürü yurtlarını terk ederek kısa zamanda dağılıp perişan olan; fakat ölümcül tehlikeler karşısında sebat ve kahramanlık gösterip direndikleri, canlarını ve korunması gereken diğer değerleri savundukları zaman Allah'ın


izniyle yeniden hayat bulan nice milletlerin örnekleriyle doludur. Demek ki, Allah'ın hükmünden kaçılmaz ve hiç bir zaman O’ndan ümit de kesilmez. Allah'ın hükmünden kurtulmak için ne ölümden kaçmak ne de ölüme koşmak akıl işi değildir.

َ ْ َ ٰ َ َ َ ٰ َ َ ُ َ ّ َ ْ ‫)س‬ 3 ‫ا‬  J ‫ا‬ 6 *

‫و‬ ‫)س‬ 3 ‫ا‬ ?  @ a k $ ‫و‬ 7

N‫ا‬ ‫ن‬ ّ ّ ّ َ َ ِ‫ا‬ ّ َ َ ِ ِ ِ ٍ ُ Qْ &َ 'َ ﴾٢٤٣﴿ ‫* ُو َن‬

Doğrusu Allah, insanlara karşı sonsuz lütuf sahibidir. Böyle çarelerin tükendiği, artık yaşama imkânının kalmadığı zannedilen anlarda bile yeniden hayat verir. Ne var ki, insanların çoğu, bunca nimetleri kendilerine bahşeden Rablerine gereğince şükretmezler. Nitekim şehit olma arzusuyla savaşan Müslümanlar, sayıca ve si-


lahça kendilerinden daha ĂźstĂźn olan, fakat Ĺ&#x;ehadet bilincine sahip olmadÄąklarÄą için can derdine dĂźĹ&#x;en, sÄąrf Ăślmemek için savaĹ&#x;an nice ordularÄą bozguna uÄ&#x;ratmÄąĹ&#x;lardÄąr. O hâlde ey inananlar, belâlara uÄ&#x;rayÄąp darmadaÄ&#x;Äąn olmak istemiyorsanÄąz ĂślĂźmden korkmayÄąn, aksine:

Ů°ŮŽ Ů‘ ‍ا@ ŮŽ Ů?ا اَ Ů‘ َن‏ Ů? ŮŽ Â€ŮŒ # ŮŽ N‍ا‏

 _ $ ‍ا‏  G ) 9 â€ŤŮˆâ€Ź Ů? Ů‘Ů° a# Ů’ ‍ ŮŽŮˆâ€ŹN‍ا‏  ŮŽ ŮŽ Ů?  Ů? ﴞ٢٤٤﴿ ŮŒ # @ŮŽ

244. Allah yolunda malÄąnÄązla, canÄąnÄązla savaĹ&#x;Äąn. YaĹ&#x;ama sevgisi ve ĂślĂźm korkusu, sizi Allah yolunda savaĹ&#x;maktan, kĂźfre ve zulme karĹ&#x;Äą mĂźcadele etmekten alÄąkoymasÄąn. Ĺžunu iyi bilin ki, ĂślĂźm de hayat da Allah'Äąn elindedir ve Allah her Ĺ&#x;eyi iĹ&#x;iten, her Ĺ&#x;eyi bilendir.


َ ّ ٰ ْ "ُ 8َ @ِ )k  & ‫ي‬ 7

‫ َذا ا‬6ْ 4َ َ #ُ $َ )3ً [ َّ ‫ض‬  ً ْ 9َ N‫ا‬ َ q َ )] ُ ِ ُ ‫ة‬Lً َ p Jَ )$ً )Mَ ]ْ َ‫َ ُ"  ا‬

245. Kim Allah’a güzelce bir borç vermek ister ki, Allah da bu borcu ona kat kat fazlasıyla geri ödesin? Her kim ihlas ve samimiyetle malını, canını ve sahip olduğu diğer nimetleri Allah yolunda feda ederse, Allah bunu kendisine verilmiş bir borç kabul edecek ve bu fedakârlığı yapan kulunu, sonsuz cennet nimetleri ve hoşnutluğu ile ödüllendirecektir.

َ ٰ ُ œ ْ h ﴾٢٤٥﴿ ‫ َن‬Mُ u  G " #

‫ا‬ ‫و‬ y .

& ‫و‬ ‡

& N‫ا‬ ّ ْ ْ ْ ِ ُ ُ َ ِ َ ُ َ َ ُ ِ َ ‫َو‬

“Allah yolunda harcama yaparsak malımız azalır, fakir düşeriz” diye düşünmeyin. Unutmayın ki, kullarından dilediğinin rızkını kısan da,


açan da yalnĹzca Allah’tĹr. AyrĹca hepiniz O’na dÜndßrßlecek ve yapĹp ettiklerinizin hesabĹnĹ mutlaka vereceksiniz.

TĂ‚LĂ›T ve CĂ‚LĂ›T ŮŽ ‍_ اŮ? Ů’ ŮŽا إ‏3 2ŮŽ 6Ů’ 4Ů? j ŮŽŮ? ŮŽ ‍ ŮŽ اŮ? ŮŽ ? ْا‏GŮŽ Ů’ ŮŽ َ‍ا‏ Ů? MŮ’ 2ŮŽ 6Ů’ 4Ů? a& Ů‹ Ů? 4ŮŽ )3ŮŽ ŮŽ Â… Ů’ MŮŽ 2‍ا‏ )* Ů’ Ů? CŮ? ŮŽ _Ů?Ů‘ Ů? 3ŮŽ Ů? ‍) Ů? ا‏9ŮŽ ‍? اŮ? ْذ‏W  Ů° 4Ů?

Ů’ Ů’ ŮŽ Ů° ŮŽ ŮŽ ‍ Ů? Ů’ اŮ? ْن‏#Ů’ [ @ a ‍)ل‏ 9 N‍ا‏ a#

 _ $ a G ) > Ů? Ů‘  Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů?  Ů? L ŮŽ Ů’ Ů‘ ŮŽ ŮŽ )3ŮŽ ŮŽ )4ŮŽ ‍) Ů? ا ŮŽŮˆâ€Ź9ŮŽ ‍ا‏ Ů? Ů? Ů? Ů? ŮŽ  G ) G ' ‍ا‏ ‍)ل‏ 

‍ا‏  * #  @ %  J ŮŽ Ů’ Ů? ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? L Ů? ŮŽ Ů‘ ŮŽ ŮŽ Ů° Ů? ŮŽ 6Ů’ 4Ů? )3ŮŽ uŮ’ Ů? OŮ’ ‍ Ů’ ا‏9ŮŽ ‍ ŮŽŮˆâ€ŹN‍ا‏

 _ $ a G ) > ' ‍ا‏ Ů? Ů‘ a#  Ů? ŮŽ Ů?  Ů? )L 3ŮŽ ƒŮ? )3ŮŽ 2Ů’ َ‍)Řą ŮŽ>) ŮŽŮˆŘ§â€Ź Ů? &ŮŽ ‍Ů?د‏

246. Musa’dan sonraki dĂśnemde yaĹ&#x;ayan Ä°srailoÄ&#x;ullarĹ’nÄąn ileri gelenlerinin korkaklÄąklarÄąna, nefse ta-


pınmalarına ve disiplinsizliklerine bir baksana: Milattan Önce 1000 yıllarında Amalikalılar İsrailoğulları'na saldırmış ve Filistin'in büyük bölümünü ele geçirmişlerdi. Hani onlar, Samuel adındaki Peygamberlerine peygamberliği öğretircesine, “Bize diğer milletlerde olduğu gibi bir hükümdar tayin et de, onun önderliği altında Allah yolunda savaşalım.” demişlerdi. Oysa böyle cüretkâr bir tavırla Peygamber’e talimat vermeleri değil; onun emir ve talimatlara uymaları gerekiyordu. Zira savaşmaları gerekseydi Peygamber onlara bunu zaten emredecekti. İsrailoğulları’nın daha önceki dönekliklerini gayet iyi bilen ve onların bu savaşma niyetlerinin altında da


Allah rızasından başka şeylerin yattığını sezinleyen Peygamberleri, “Ya size savaş emredilir de savaşmazsınız?” dedi. Buna karşılık onlar: “Bizler düşman tarafından yurtlarımızdan çıkarılmış, çoluk çocuğumuzdan ayrı bırakılmışken ne diye Allah yolunda savaşmayalım ki?” dediler. Bunu söylerken, aslında Allah’ın adının yücelmesi ve dininin yeryüzüne egemen olması için değil; topraklarını, ailelerini, menfaatlerini korumak ve düşmandan intikam almak için savaşmak istediklerini itiraf ediyorlardı. Allah da onları imtihan etmek ve bu küstahça tavırlarından dolayı cezalandırmak üzere, Peygamberine onların isteğini kabul etmesini vahyetti.


ŮŽ ŮŽ Ů‘ j# Ů‹  9ŮŽ 'Ů?‍ ŮŽ Ů‘ Ů’ا ا‏GŮŽ ‍ Ů? ْا Ů? ŮŽ Ů?)ل‏CŮ? #Ů’ ŮŽ @ŮŽ % ŮŽ Ů? JŮ? )ŮŽ Ů‘ ŮŽ $ŮŽ ŮŽ Ů‘ )2Ů? ŮŒ # @ŮŽ N‍ا‏ ŮŽ  Ů? )T ﴞ٢٤ٌ﴿  Ů? Ů‘Ů° ‍ ŮŽŮˆâ€ŹL Ů’ CŮ? 3Ů’ 4Ů?

Fakat onlara savaĹ&#x; emredilince, içlerinden pek azÄą hariç, Allah’Ĺn emrinden yĂźz çevirdiler. Fakat Allah, zalimleri çok iyi bilmektedir ve hak ettikleri cezayÄą onlara mutlaka verecektir. Demek ki, Allah’Ĺn hoĹ&#x;nutluÄ&#x;unu kazanmak için deÄ&#x;il de kiĹ&#x;isel çĹkarlarÄą korumak veya dĂźĹ&#x;mandan intikam almak amacÄąyla yola çĹkanlar, sÄąkÄąntÄąlarla yĂźz yĂźze gelir gelmez mĂźcadeleyi terk edeceklerdir. Ä°srailoÄ&#x;ullarĹ’nÄąn istedikleri hĂźkĂźmdarÄąn nasÄąl tayin edildiÄ&#x;ine ve Allah’Ĺn emrinden nasÄąl yĂźz çevirdiklerine gelince:


ŮŽ Ů’ * ŮŽ 9ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů? ŮŽ Â… ŮŽ MŮŽ 2ŮŽ Ů’ 9ŮŽ N‍ا‏ ‍ت‏ ŮŽ Ů? )b ŮŽ Ů‘Ů° ‍ Ů’ اŮ? Ů‘ َن‏CŮ? #Ů?Ů‘ Ů? >ŮŽ Ů’ CŮ? ŮŽ ‍)ل‏  Ů’ Ů’ Ů? &ŮŽ ?>Ů‘Ů° َ‍) Ů? ا ا‏9ŮŽ )L * Ů‹ Ů? 4ŮŽ 6Ů? DŮ’ >ŮŽ ‍) ŮŽŮˆâ€Ź3ŮŽ #Ů’ ŮŽ @ŮŽ +Ů? Ů? ‍* Ů?ن ŮŽ Ů?" ا‏ Ů’ Ů’ Ů’ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů‹ Ů’ Ů’ ‍)ل‏ 

‍ا‏ 6 4 i M  ‍ت‏ 5 & 

â€ŤŮˆâ€Ź " 3 4 +  

) 2 x q ‍ا‏ ŮŽ Ů’ Ů‘ ŮŽ ŮŽ Ů?L ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů? Ů? Ů?

247. Peygamberleri onlara, “Allah size hĂźkĂźmdar olarak TâlĂťt’u seçti.â€? dedi. Onlar, “Biz bu gĂśreve ondan daha lâyÄąk olduÄ&#x;umuz hâlde, o bizim baĹ&#x;ÄąmÄąza nasÄąl hĂźkĂźmdar olabilir? Ăœstelik onun malÄą mĂźlkĂź de yok!â€? diye itiraz ettiler.

ŮŽ ŮŽ [Ů’ 2ŮŽ ‍* Ů’ ŮŽŮˆ َزا ŮŽŘŻ Ů?ه‏ ŮŽ v‍ا‏ ŮŽ 9ŮŽ Ů° Ů? #Ů’ ŮŽ @ŮŽ "Ů? #8Ů° { _$Ů? iŮ‹ { N‍ا‏ ‍ن‏ Ů‘ Ů’ ŮŽ Ů‘ Ů?‍)Ů„ ا‏

ŮŽ Ů’ 4Ů? _G 5Ů’ &Ů? N‍ا‏  ŮŽ &ŮŽ 6Ů’ 4ŮŽ "Ů? * N‍ا‏ Ů‘Ů? Ů° ‍إ ŮŽŮˆâ€ŹLŮ? )Q Ů‘Ů? Ů° ‍ Ů? ŮŽŮˆâ€ŹL [Ů’ mŮ? ‍ Ů’ Ů? ŮŽŮˆ ْا‏MŮ? ‍ْا‏ ﴞ٢٤٧﴿ ŮŒ # @ŮŽ Â€ŮŒ ‍ا‏ Ů? â€ŤŮŽŮˆâ€Ź


Peygamber, “DoÄ&#x;rusu onu size hĂźkĂźmdar olarak ben deÄ&#x;il, bizzat Allah seçti ve hem bilgi hem de beden gĂźcĂź bakÄąmÄąndan onu hepinizden ĂźstĂźn kÄąldÄą. Allah mĂźlkĂźnĂź, yani yeryĂźzĂźnde egemenlik gßç ve yetkisini kullarÄąndan dilediÄ&#x;ine verir. Allah’Ĺn lĂźtuf ve merhameti pek geniĹ&#x;tir, O her Ĺ&#x;eyi bilendir. Kimlerin hĂźkĂźmdarlÄąÄ&#x;a layÄąk olup olmadÄąÄ&#x;ÄąnÄą da çok iyi bilir. Ä°Ĺ&#x;te her Ĺ&#x;eyi bilen Allah, sÄąradan bir kĂśylĂź çocuÄ&#x;u olmakla birlikte, yĂśnetim ve savaĹ&#x; tekniÄ&#x;ini çok iyi bilen ve aynÄą zamanda gßçlĂź bir cengâver olan TâlĂťt’u size hĂźkĂźmdar olarak seçti.â€? dedi.

ŮŽ Ů’ Ů° ŮŽ ŮŽ Ů?Ů? *#ŮŽ GŮ? )Ů’ &ŮŽ ‍* "  اَ ْن‏ Ů‘ ŮŽ Ů?  4 i & ‍ا‏ ‍ن‏ ‍ا‏  C #

>  C

‍)ل‏ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů? Ů? Ů? ŮŽ Ů? Ů‘ Ů? Ů? 9ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź

ŮŽŮ‘ Ů? 2Ů?Ů‘ ‍ َع‏6Ů’ 4Ů? iŮŒ 3ŮŽ #* ŮŽ "Ů? #$ ‍ت‏ )ŮŽ Ů‘ 4Ů? iŮŒ #ŮŽ Ů‘ Ů? 2ŮŽ ‍* Ů’ ŮŽŮˆâ€Ź Ů? 2Ů? ) ‍ا‏


 َ‍ اŮ? ّن‏iLŮ? * Ů° ŮŽ AŮ? Ů° ŮŽ ‍ Ů? Ů? Ů?" ْا‏DŮ’ GŮŽ ‍? ŮŽŮˆ ٰا Ů?Ů„ Ů° Ů?Ůˆ َن‏ Ů? 4 ‍ل‏ ‍ا‏ Ů° Ů? ‍ ŮŽ ŮŽŮƒâ€ŹGŮŽ Ů° ŮŽ +ŮŽ Ů? ‍_ ٰذ‏$ Ů? ŮŽ iŮ‹ &ŮŽ ' ŮŽS 3 4Ů? 5Ů’ 4Ů? Ů’ Ů? 3Ů’ JŮ? ‍* Ů’ اŮ? ْن‏ ﴞ٢٤٨﴿ 

248. Peygamberleri, sĂśzlerine devamla onlara dedi ki: “Onun hĂźkĂźmranlÄąÄ&#x;ÄąnÄąn alâmeti, Ăśteden beri savaĹ&#x;Äąrken yanÄąnÄązda bulundurduÄ&#x;unuz, fakat uzun zaman Ăśnce dĂźĹ&#x;manÄąn eline geçmiĹ&#x; olan kutsal sandÄąÄ&#x;Äąn onun vasÄątasÄąyla size ulaĹ&#x;masÄą olacaktÄąr. Meleklerin yĂśnlendirdiÄ&#x;i sĂźrĂźcĂźsĂźz bir arabanÄąn taĹ&#x;ÄądÄąÄ&#x;Äą o sandÄąÄ&#x;Äąn içinde, Rabb’inizden mĂźminin kalbine gĂźven ve cesaret veren bir sekine, bir gĂśnĂźl ferahlÄąÄ&#x;Äą ve Musa ile Harun ailesinden kalan bazÄą Ăśnemli eĹ&#x;yalar, kutsal emanetler ve hatÄąralar vardÄąr. O sandÄąÄ&#x;Äąn bu Ĺ&#x;ekilde size getirilmesi, kalplerinizin huzur ve


gĂźvenle dolmasÄąnÄą saÄ&#x;layacaktÄąr. EÄ&#x;er gerçekten inanÄąyorsanÄąz, bu aynÄą zamanda, TâlĂťt’un komutanlÄąÄ&#x;Äą konusunda sizin için kesin bir iĹ&#x;aret ve apaçĹk bir delildir.â€? BĂśylece, sĂśzĂź edilen sandÄąk geldi ve TâlĂťt komutan olarak ordunun baĹ&#x;Äąna geçti.

Ů’ ŮŽ 9ŮŽ ‍د‏ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů°ŮŽ Ů‘ ‍)Ů„ اŮ? Ů‘ َن‏ Ů? ŮŽ ŮŽ N‍ا‏  3 m

) 2 ‍ت‏

) b a . $ )   $ŮŽ Ů? Ů? Ů‘ ŮŽ Ů? Ů? Ů?

ŮŽ Ů? # ŮŽ Ů’ 4Ů? _ 3Ů‘  4Ů? „ #  Ů’ ŮŽ $ŮŽ "Ů? 3Ů’ 4Ů? ‍ Ů? َب‏cŮŽ 6Ů’ ŮŽ $ŮŽ Ů? CŮŽ 3ŮŽ 2Ů? Ů’ * ŮŽ Ů’ ŮŽ iŮ‹ $ŮŽ Ů’ RŮ? ‍ ŮŽ َ٠‏lR‍ ا‏6Ů? 4ŮŽ 'Ů‘ Ů?‍_ ا‏3Ů‘  4Ů? "Ů? >ŮŽ Ů‘ )Ů? $ŮŽ "Ů? Ů’ MŮŽ {Ů’ &ŮŽ Ů’ ŮŽ 6Ů’ 4ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ŮŽ ŮŽ L Ů’ CŮ? 3Ů’ 4Ů? j# Ů‹  9 'Ů‘ Ů?‍ Ů?" ا‏3Ů’ 4Ů? ‍ا‏2Ů? Ů? Q ŮŽ $ŮŽ ‍ Ů?  ه‏#ŮŽ 2Ů?

249. TâlĂťt ordusuyla yola çĹkÄąnca, “Allah sizin sadakat ve sabrÄąnÄązÄą bir Äąrmakla imtihan edecektir. Kim o ÄąrmaÄ&#x;Äąn suyundan kana kana içerse benden deÄ&#x;ildir. Kim onun


suyundan içmez de sadece bir avuç dolusu ile yetinirse, iĹ&#x;te o bendendir. Yani beni seven ve emirlerime uyan disiplinli bir askerdir.â€? dedi. Fakat ÄąrmaÄ&#x;a varÄąr varmaz, içlerinden pek azÄą hariç, TâlĂťt’un emrini hiçe sayÄąp o ÄąrmaÄ&#x;Äąn suyundan doya doya, kana kana içtiler.

ŮŽ Ů° ŮŽ 'ŮŽ ‍) Ů? ا‏9ŮŽ " ŮŽi9ŮŽ )b M ŮŽŮ? 4ŮŽ ‍ا‏3Ů? 4ŮŽ ‍ ا‏6ŮŽ &7 Ů‘ ‍) ŮŽŮˆ َز Ů?ه Ů? ŮŽ ŮŽŮˆŘ§â€Źu ŮŽ )ŮŽ Ů‘ ŮŽ $ŮŽ Ů’ ŮŽ 9ŮŽ ‍ه‏L  ‍ Ů?د‏3Ů? u ŮŽ Ů? &ŮŽ 6ŮŽ &7 ŮŽ Ů‘ ‍)Ů„ ا‏ Ů? َ‍ن‏3Ů?Ů‘ T â€ŤŮˆâ€Ź ‍ت‏

) m 2 ‍م‏  #

‍ا‏ ) 3

ŮŽ ŮŽ Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? iŮ‹ AŮŽ $Ů? nŮ’ ŮŽ ŮŽ RŮŽ iŮ? ŮŽ # 9ŮŽ iŮ? AŮŽ $Ů? 6Ů’ 4Ů? Ů’ JŮŽ  N‍ا‏ Ů? Ů‘Ů° ‍ا‏9Ů? jŮŽ 4Ů? Ů’ CŮ? >ŮŽ Ů‘ َ‍ا‏ ŮŽ Ů‘ €َ 4ŮŽ N‍ا‏ ﴞ٢٤ي﴿ 6ŮŽ & 2Ů? ). ‍ا‏ Ů?L Ů‘Ů° ‍ Ů?) Ů’Ř° Ů?ن‏2Ů? ‍ ŮŽ ً؊‏p JŮŽ Ů? Ů‘Ů° ‍ ŮŽŮˆâ€ŹN‍ا‏

Nihayet, TâlĂťt ve beraberindeki mĂźminler ÄąrmaÄ&#x;Äą geçince, emre karĹ&#x;Äą gelerek o sudan doyasÄąya içmiĹ&#x; olanlar, “Bu gĂźn CâlĂťt ve or-


dusuna karşı savaşacak gücümüz yok!” dediler. Ölümden kaçmanın mümkün olmadığını, bugün savaşta ölmeseler bile başka bir gün mutlaka öleceklerini ve Mahşer Günü Allah’ın huzuruna çıkacaklarını bilen müminler ise, “Arkadaşlar; kendilerini süper güç zanneden bu kâfir orduları karşısında asla korkuya kapılmayın! Nice küçük ve inançlı topluluklar vardır ki, büyük fakat inançtan yoksun dev gibi orduları Allah’ın izniyle bozguna uğratmıştır. Zorluk ve sıkıntılar karşısında dayanır, direnç gösterir, inancınızı kaybetmeden mücadele devam ederseniz, Allah’ın izniyle zafer bizim olacaktır. Hiç kuşkusuz Allah, sabredenlerle beraberdir.” dediler. Onların bu konuşması, korku ve


ĂźmitsizliÄ&#x;e kapÄąlan mĂźminlerin kalplerine yeniden kuvvet ve cesaret verdi.

ŮŽ Ů? ŮŽ ‍ Ů? ْغ‏$Ů’ َ‍) ا‏3ŮŽ 2ŮŽ Ů‘ ‍) Ů? ا َع‏9ŮŽ ‍ Ů?ŘŻ ه‏3Ů? u â€ŤŮˆâ€Ź ‍ت‏

) m

â€ŤŮˆŘ§â€Ź ‍ز‏  2 ) 

â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ŮŽ Ů? Ů‘ ŮŽ Ů? ŮŽŮŽ Ů? ŮŽ ?ŮŽ @ŮŽ )>ŮŽ Ů’ .Ů? >Ů’ ‍) ŮŽŮˆŘ§â€Ź3ŮŽ 4ŮŽ ‍ ŮŽا‏9Ů’ َ‍ ا‏nŮ’ Ů?Ů‘ ~ŮŽ ‍ Ů’|ًا ŮŽŮˆâ€ŹvŮŽ )3ŮŽ #Ů’ ŮŽ @ŮŽ ŮŽ ‍ْا ŮŽ Ů’Ů… ْا‏ ﴞ٢ټ٠﴿ 6LŮŽ & $Ů? )* Ů?

250. BĂśylece mĂźminler CâlĂťt ve ordusuyla karĹ&#x;ÄąlaĹ&#x;tÄąklarÄąnda, “Ey Rabb’imiz, bu çetin imtihanda Ăźzerimize sabÄąr yaÄ&#x;dÄąr, zorluklar karĹ&#x;ÄąsÄąnda bize dayanma gĂźcĂź bahĹ&#x;et! Dizimize derman, yĂźreÄ&#x;imize cesaret vererek adÄąmlarÄąmÄązÄą saÄ&#x;lam kÄąl ve bu inkârcÄą topluluÄ&#x;a karĹ&#x;Äą bize yardÄąm eyle!â€? diye dua ettiler.


"Ů? # Ů°G‍ŘŞ ŮŽŮˆ ٰا‏ N‍ا‏ Ů? Ů‘Ů° ‍ Ů?) Ů’Ř° Ů?ن‏2Ů? Ů’ Ů? 4Ů? =ŮŽ CŮŽ $ŮŽ ŮŽ Ů? )u ŮŽ â€ŤŮˆ Ů?د‏d Ů? ‍ َدا‏aŮŽ ŮŽ 9ŮŽ ‍ ŮŽŮˆâ€Ź ŮŽ  ‍إ‏LŮ? )Q ŮŽ &ŮŽ )ŮŽ Ů‘ 4Ů? "Ů? ŮŽ Ů‘ @ŮŽ ‍ ŮŽŮˆâ€ŹiŮŽ ŮŽ *Ů’ DŮ? ‍ ŮŽŮˆ ْا‏+ŮŽ Ů’ Ů? ‍ ْا‏N‍ا‏ Ů? Ů‘Ů°

251. Nihayet Allah’Ĺn izniyle onlarÄą bozguna uÄ&#x;rattÄąlar ve o sÄąrada genç bir asker olan Davud, teke tek çarpÄąĹ&#x;tÄąÄ&#x;Äą CâlĂťt’u sapan taĹ&#x;Äąyla ĂśldĂźrdĂź. Daha sonra Allah ona hĂźkĂźmranlÄąk kudreti ile hikmet bilgisi bahĹ&#x;etti ve ona dilediÄ&#x;i Ĺ&#x;eyleri ĂśÄ&#x;retti. Allah Davud’a, madenleri iĹ&#x;leyip zÄąrh Ăśrme, daÄ&#x;lara ve kuĹ&#x;lara hĂźkmetme, gĂźzel ses ve naÄ&#x;melerle âyetler okuma, yerinde ve doÄ&#x;ru hĂźkĂźm verme, gĂźzel ve etkileyici konuĹ&#x;ma gibi bilgi ve yetenekler bahĹ&#x;etti. O halde, Allah yolunda mĂźcadeleyi asla terk etmeyin, unutmayÄąn ki:


ŮŽ ŮŽ Ů° ŮŽ Ů’ ‍[ ŮŽ Ů?ت‏ M

2  C k M 2 ‍)س‏ 3 ‍ا‏ N‍ا‏ € $ ‍د‏ ' 

â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů? Ů‘ Ů‘ ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů’ Ů’ ŮŽ 8ŮŽ ŮŽ ‡ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů? Ů’ Ů° ŮŽ ŮŽ  ŮŽ )MŮŽ ‍ ŮŽ@ ŮŽ? ْا‏aŮ? kŮ’ $ŮŽ ‍ Ů?Ř°Ůˆâ€ŹN‍ا‏ 

â€ŤŮˆâ€Ź ‍؜‏ ‍ع‏ '‍ا‏ ŮŽ Ů‘Ů° 6ŮŽ Ů‘ * Ů? ŮŽ Ů? Ů’ ﴞ٢ټ٥﴿

EÄ&#x;er Allah insanlarÄąn bir kÄąsmÄąyla diÄ&#x;er bir kÄąsmÄąnÄą bertaraf etmemiĹ&#x; olsaydÄą, yani adaleti gerçekleĹ&#x;tirmek isteyen iyi insanlara, zalimlere karĹ&#x;Äą savaĹ&#x;ma yetki ve gĂśrevini vermeyip insanlarÄą birbirlerine karĹ&#x;Äą savunmasÄąz bÄąrakmÄąĹ&#x; olsaydÄą, dĂźnyada haksÄązlÄąk ve zulĂźm egemen olur, yeryĂźzĂź fesada boÄ&#x;ulurdu. Fakat Allah, tĂźm varlÄąklara karĹ&#x;Äą lĂźtuf sahibidir. Bu lĂźtfunun tecellilerinden biri de, hak ve adaletin egemen olmasÄą için zalimlere karĹ&#x;Äą savaĹ&#x;a izin vermesidir.


Ů’ Ů° ŮŽ +ŮŽ >ŮŽ Ů‘ Ů?‍ ŮŽŮˆŘ§â€ŹxL Ů‘ Ů? DŮŽ )Ů’ 2Ů? +ŮŽ #Ů’ ŮŽ @ŮŽ ) ŮŽ Ů? Ů’ >ŮŽ N‍ا‏ & ‍ا‏ +  GŮ? Ů? Ů‘Ů° ‍)ت‏ Ů? ŮŽ ŮŽ  ŮŽ Ů’ Ů? ‍ ْا‏6ŮŽ Ů? ŮŽ ﴞ٢ټ٢﴿ 

252. Ä°Ĺ&#x;te bunlar Allah’Ĺn âyetleridir; onlarÄą sana hak olarak okuyoruz. Hak ve hakikat ile tam bir uyum içinde olan bu mesajlarÄą, doÄ&#x;ruyu ve gerçeÄ&#x;i ortaya koymak Ăźzere sana bildiriyoruz. ÇßnkĂź ey Muhammed, elbette sen, Allah tarafÄąndan gĂśnderilmiĹ&#x; elçilerdensin.

Ů’ Ů’ Ů° ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? ŮŽ Ů’ CŮ? 3Ů’ 4Ů? ‡ M 2 ?  @  C k M 2 ) 3  k $ a  

‍ا‏ +  GŮ? Ů‘ Ů?W Ů’ ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů? ŮŽ Ů’ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů‘ ŮŽ Ů° Ů° )3ŮŽ #Ů’ GŮŽ ‍)ŘŞ ŮŽŮˆŘ§â€Ź Ů?L u ŮŽ MŮ’ 2ŮŽ €َ $ŮŽ ‍ ŮŽŮˆ َع‏N‍ا‏ Ů? Ů‘ ŮŽ Ů‘ JŮŽ 6Ů’ 4ŮŽ ŮŽ ‍ Ů’ ŮŽŘŻ َع‏CŮ? k Ů’ ŮŽ ŮŽ Ů’ â€ŤŮˆŘ­â€Ź  2 ‍ه‏ ) >  & ‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź ‍)ت‏ 3 #

‍ا‏  &  4 6 2‍ا‏ ? [# @ ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů?  Ů‘ Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů? Ů? Ů’ Ů? ‍س‏ 

‍ا‏ Ů? LŮ?


253. O elçiler ki, biz onlarÄąn bir kÄąsmÄąnÄą diÄ&#x;erlerine ĂźstĂźn kÄąldÄąk. Peygamberlerden her birine, diÄ&#x;erlerinden farklÄą ĂźstĂźn Ăśzellikler bahĹ&#x;ettik. Onlardan kimi var ki, Allah kendisiyle aracÄąsÄąz ve perdesiz olarak konuĹ&#x;muĹ&#x;tur. Nitekim Allah Musa ile bĂśyle konuĹ&#x;muĹ&#x;tu. Kimini de Allah daha baĹ&#x;ka ĂźstĂźnlĂźk ve derecelerle yĂźkseltmiĹ&#x;tir. Meryem oÄ&#x;lu Ä°sa’ya da beĹ&#x;ikte iken konuĹ&#x;ma, ĂślĂźleri diriltme, hastalara Ĺ&#x;ifa verme gibi apaçĹk mucizeler verdik ve onu Kutsal Ruh Cebrail’in vahiy ve ilham gĂźcĂź ile destekledik.

ŮŽ  ŮŽ Ů’ ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů’ )4ŮŽ N‍ا‏ 6Ů’ 4Ů? Ů’ Ů? Ů? MŮ’ 2ŮŽ 6Ů’ 4Ů? 6ŮŽ &7 Ů‘ ‍ ا‏aŮŽ ŮŽ ŮŽ 9‍ا‏ Ů? Ů‘Ů° ‍) َإ‏c Ů’ Ů°  ŮŽ )4ŮŽ Ů? MŮ’ 2ŮŽ Ů’ 6Ů? * ‍ا‏8Ů? ŮŽ ŮŽ O‍ا‏

â€ŤŮˆâ€Ź ‍)ت‏ 3 #

‍ا‏ ŮŽ Ů? ŮŽ Ů? Ů‘Ů? ŮŽ Ů? CŮ? GŮ’ ‍) َإ‏u LŮŽ 8ŮŽ JŮŽ 6Ů’ 4ŮŽ Ů’ CŮ? 3Ů’ 4Ů? ‍ ŮŽŮˆâ€Ź6ŮŽ 4ŮŽ ‍ ٰا‏6Ů’ 4ŮŽ Ů’ CŮ? 3Ů’ Ů? $ŮŽ


Gerçi Allah insanların iradelerini ellerinden alıp onları zorla Hak Dine boyun eğdirmeyi dileseydi, o peygamberlerden sonrakiler, kendilerine apaçık mucizeler geldikten sonra ayrılığa düşüp birbirleriyle savaşmazlardı. Fakat Allah onları seçimlerinde serbest bıraktı. İçlerinden bir kısmı, kendilerine bahşedilen bu özgürlük ve iradeyi kötüye kullanınca ayrılığa düştüler ve böylece kimileri inandı, kimileri inkâr etti.

ٰ َ ٰ  ُ ْ )4َ aُ Mَ 8ْ &َ N‫ا‬

‫و‬ ‫ا‬    9‫ا‬ ) 4 N‫ا‬ ‫ء‬ ) c 

‫َو‬ ّ َ ّٰ 6َ ّ * َ َ َ ْ َ ُ َ ِ َ ﴾٢٥٣﴿ Sُ & &ُ

Evet; Allah dileseydi, tabii ki birbirleriyle çatışmazlardı; fakat Allah sizin sınırlı bilginiz ve arzularınız doğrultusunda değil, sonsuz ilim ve hikmeti gereğince dilediğini yapar.


Elbette Allah dileseydi bütün insanları zorla imana getirir ve aralarındaki çatışmaları durdurabilirdi. O zaman hiç kimse O'nun peygamberleri aracılığıyla gönderdiği hidayetten yüz çeviremezdi. Fakat insanları belirlenmiş bir yoldan gitmeye zorlamak, O'nun dileği değildir. Zira O, insanı yeryüzüne imtihan etmek için göndermiştir. Eğer insandan bu davranış özgürlüğü kaldırılsaydı, imtihan anlamını yitirir ve insanın meleklerden, hayvanlardan ve bitkilerden farklı irade sahibi bir varlık olarak yaratılmasının bir anlamı kalmazdı.


ŮŽ  Ů° ŮŽ Ů? Ů’ 6Ů’ 4Ů? Ů’ J)3ŮŽ 9‍ Ů‘ ŮŽ) ŮŽŘą َز‏4Ů? ‍ Ů? ا‏8Ů? >Ů’ ‍ا ا‏3Ů? 4ŮŽ ‍ ا‏6ŮŽ &7 Ů‘ ‍) ا‏CŮŽ &Ů?Ů‘ َ‍َ&) ا‏ Ů’ ŮŽ'‍ ŮŽŮˆâ€ŹiŮŒ ŮŽ Ů‘ O ŮŽ ŮŽ ' â€ŤŮˆâ€Ź " # $ € # 2 ' ‍م‏  & _ G ) Ů? ŮŽ Ů?  ŮŒ Ů’ ŮŽ ŮŒ Ů’ ŮŽ ŮŽ Ů? &ŮŽ ‍ اَ ْن‏aŮ? Ů’ 9ŮŽ ŮŽ Ů‘ ‍ Ů?Ůˆ َن Ů? Ů? ا‏$Ů? )* ŮŽ ‍ ŮŽŮˆ ْا‏iLŮŒ @ŮŽ )8ŮŽ cŮŽ ﴞ٢ټ٤﴿ ‍) Ů? Ů? َن‏T 254. Ey inananlar! Hiçbir pazarlÄąÄ&#x;Äąn, dostluÄ&#x;un, iltimas ve aracÄąlÄąÄ&#x;Äąn olmadÄąÄ&#x;Äą o dehĹ&#x;et verici GĂźn gelip çatmadan Ăśnce, size verdiÄ&#x;imiz nimetlerden bir kÄąsmÄąnÄą Allah için fakirlere ve ihtiyaç sahiplerine harcayÄąn! UnutmayÄąn ki, Allah’Ĺn kendilerine bahĹ&#x;ettiÄ&#x;i nimetleri O’nun yolunda harcamaktan kaçĹnan nankĂśrler, zalimlerin ta kendileridir! Demek ki, bĂźtĂźn sapmalarÄąn, zulĂźm ve haksÄązlÄąklarÄąn temelinde insanlarÄąn Allah’Ĺ gereÄ&#x;ince tanÄąyamamalarÄą yatmaktadÄąr. O hâlde,


Rabb’inizi sizlere tanıtan şu mübarek âyetleri can kulağıyla dinleyin:

ÂYETE’L-KURSÎ  َ ْ ْ ْ ٰ ّ َ َ َ َ ٰ ُ َ ُ iٌ 3َ ِ ‫ ُه‬7O ) G ' ‫م‬  #

‫ا‬ _ D

‫ا‬  ' ‫ا‬ "

‫ا‬ ' N ّ َ ِ ِ ُ ُ ‫ا‬ َ ُ ّ َ َ ُ ُ ّ ‫م‬Lٌ ْ >َ 'َ ‫َو‬

255. O Allah ki, O’ndan başka ilâh yoktur. O, bütün evrenin hâkimi ve mahlûkatın biricik ilâhı, kulluk ve itaate lâyık yegâne ilâh, mülkün tek sahibi olan Allah'tır. Hiç kimse hâkimiyetinde, otoritesinde, mülkünde ve yönetiminde O'na ortak değildir. O, İsa Peygamber'den sonra kilise çevreleri tarafından uydurulan Teslis (üçlü ilâh) inancında olduğu gibi üç ayrı tanrıdan ibaret değildir. Yahudilerin Tevrat’a karıştıkları bâtıl inançlarda olduğu gibi zayıflık ve sınırlılık-


lara sahip eksik ve muhtaç bir tanrı 19 da değildir. O hâlde insan sadece Allah’a kulluk etmeli, yalnızca O’nun sözlerini dinlemeli ve ancak O’nun rızasını kazanmak için çalışmalıdır. O Allah ki, Hayy’dır. Daima diridir ve hayatın biricik kaynağıdır. Kayyûm’dur. Kâinatın nizamını elinde bulunduran, bütün varlıkları koruyup gözeten, yöneten ve yönlendirendir. Bütün mahlûkat, O’nun kudret ve iradesiyle varlık ve intizamını sürdürmektedir. Ne bir uyuklama tutar O’nu, ne bir uyku. O’nun mevcudat üzerindeki hüküm ve otoritesi sınırsız; lütuf, rahmet ve bereketi kesintisizdir. 19

Örneğin Tevrat’ta şöyle der: “Yedinci güne gelindiğinde Tanrı yapmakta olduğu işi bitirdi ve yaptığı işten o gün dinlendi.” (Tekvin, 2/2) “O zaman Rab uykudan uyanır gibi, şarabın rehavetinden ayılan bir yiğit gibi oldu.” (Mezmurlar, 78/65)


Her an her Ĺ&#x;eyi gĂśrmekte, denetlemekte ve yĂśnetmektedir.

Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ‍؜‏ ‍ع‏ '‍ا‏ _ $ ) 4 â€ŤŮˆâ€Ź ‍ات‏   [ ‍ا‏ _ $ ) 4 "

Ů’ Ů? Ů° Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů‘ Ů? ŮŽ Ů? LŮ?

GĂśklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. Kâinatta var olan her Ĺ&#x;eyin yaratÄącÄąsÄą ve sahibidir.

ŮŽ ŮŽ Ů‘  Ů’ "L  >Ů? ‍ Ů?)ذ‏2Ů? 'Ů?‍ ŮŽ Ů?ه ا‏3Ů’ @Ů? €Ů? 8ŮŽ QŮ’ &ŮŽ ‍ي‏7 Ů‘ ‍ َذا ا‏6Ů’ 4ŮŽ

O’nun izni olmaksÄązÄąn, huzurunda kim Ĺ&#x;efaat edebilir? O affetmeyi dilemedikçe, gĂźnahkârlarÄą azaptan kim kurtarabilir? Cehennemi hak eden zalimlerin cezadan kurtarÄąlmasÄą için kim iltimas ve aracÄąlÄąk edebilir? Evrenin Hâkim’inin izni olmaksÄązÄąn hiçbir peygamber, hiçbir melek ve hiçbir aziz O'nun ĂśnĂźnde bir tek sĂśz bile sĂśyleyemeyecektir.


ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů? #D &Ů? 'ŮŽ ‍ Ů’  ŮŽŮˆâ€ŹCŮ? 8ŮŽ Ů’ O ŮŽ ‍{ َن‏  & ‍ا‏  2 ) 4   ŮŽ )4ŮŽ ‍ Ů’ ŮŽŮˆâ€ŹC& Ů’  ŮŽ ŮŽ Ů? MŮ’ &ŮŽ Ů? ŮŽ  ‍) ŮŽإ‏cŮŽ )ŮŽ 2Ů? 'Ů‘ Ů?‍ Ů?@ Ů’ Ů? "  ا‏6Ů’ 4Ů? ‍ Ů’_ Ů?إ‏Q ŮŽ 2Ů?

O, kullarÄąnÄąn Ăśnlerinde ve arkalarÄąnda olan her Ĺ&#x;eyi bilir. OnlarÄąn geçmiĹ&#x;te ve gelecekte, yaptÄąklarÄą ve yapacaklarÄą, bildikleri ve bilmedikleri, açĹkladÄąklarÄą ve gizledikleri, yapÄąp gĂśnderdikleri ve geride bÄąraktÄąklarÄą her Ĺ&#x;eyi bilir. Oysa onlar Allah’Ĺn ilminden, O’nun dilediÄ&#x;inden baĹ&#x;ka hiçbir Ĺ&#x;ey kavrayamazlar. Ä°nsan Allah’Ĺn ilminden, ancak O’nun izin verdiÄ&#x;i kadarÄąnÄą bilebilir. Allah insana, yeryĂźzĂź halifeliÄ&#x;i için ihtiyaç duyacaÄ&#x;Äą bazÄą evrensel kanunlarÄą, enerjileri ve gßçleri keĹ&#x;fetmesine imkân tanÄąmÄąĹ&#x;tÄąr. Bununla birlikte insanÄąn içinde yaĹ&#x;adÄąÄ&#x;Äą kâinat hakkÄąndaki bilgisi, bilmedikle-


rine oranla milyonda bir mesabesindedir.

Ů’ ŮŽ ŮŽ Ů‘ "Ů? #Ů?Ů‘ Ů? Ů’ JŮ? €َ Ů? â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ‍؜‏ ‍ع‏ '‍ا‏ ‍ات ŮŽŮˆâ€Ź Ů’ Ů? ŮŽ Ů° [ ‍ا‏ ŮŽ

O’nun KĂźrsß’sĂź, gĂśkleri ve yeri kuĹ&#x;atmÄąĹ&#x;tÄąr. Sonsuz kudret ve hĂźkĂźmranlÄąÄ&#x;Äą bĂźtĂźn kâinatÄą kapsamaktadÄąr.

ŮŽ Ů? 8Ů’ q ) ŮŽ CŮ? T ‍ه‏ ‍د‏ 5 & ' Ů? Ů? Ů? dŮ? ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź

BunlarÄąn korunup gĂśzetilmesi O’na asla aÄ&#x;Äąr gelmez.

ﴞ٢ټټ﴿ Ů? #T MŮŽ ‍ Ů? Ů‘Ů?_ ْا‏MŮŽ â€ŤŮŽŮˆ Ů? ŮŽ ْا‏

YĂźce ve bĂźyĂźk olan ancak O’dur. Gerçek anlamda yĂźcelik, ululuk ve azamet sadece O’na aittir. Ä°Ĺ&#x;te insanlÄąk, Allah’Ĺ bu vasÄąflarÄąyla tanÄąmadÄąÄ&#x;Äą ve O’nun gĂśnderdiÄ&#x;i Son Mesaj’a iman etmediÄ&#x;i sĂźrece, asla kurtuluĹ&#x;a ulaĹ&#x;amayacaktÄąr. Bunun


için ey müminler, insanları açık ve ikna edici delillerle hak dine davet etmelisiniz. Fakat çağrınızı kabul etmedikleri takdirde, iman etmeleri için onlara baskı ve zorlamada bulunmamalısınız:

DİNDE ZORLAMA YOKTUR  َ ْ ْ َ ّ َ ّ _ِّ 1َ ‫ ا‬6َ 4ِ ُ cْ ُّ ‫ َ  ا‬Gَ ْ 9َ 6&  ‫ا‬ _ $ ‫ه‬ ‫ا‬  J ‫ا‬ ' ِ  َ َ ِ ِ 

256. Dinde zorlama yoktur. Başkalarının hakkını açıkça çiğnemedikleri sürece, insanlar diledikleri dini veya hayat tarzını seçip uygulamakta özgür bırakılmalı ve hiç kimseye herhangi bir din, mezhep veya ideolojiyi kabul veya reddetme konusunda baskı yapılmamalıdır. Ancak kişi özgür iradesiyle İslâm’ı kabul ettiği takdirde, bir inanç sistemi ve yaşam tarzı olan bu dinin gereklerini yerine


getirmekle elbette yĂźkĂźmlĂźdĂźr. Gerçekler açĹkça anlatÄąlÄąp zihinler aydÄąnlatÄąldÄąktan sonra, her insan kendi ĂśzgĂźr iradesiyle bir tercihte bulunur ve bunun sorumluluÄ&#x;unu da yine kendisi taĹ&#x;Äąr. ÇßnkĂź doÄ&#x;ru yol, eÄ&#x;ri yoldan tamamen ayrÄąlÄąp açĹkça ortaya konmuĹ&#x;tur. Buna gĂśre, size dĂźĹ&#x;en hak dini gĂźzelce tebliÄ&#x; etmektir.

ŮŽ Ů’ Ů‘ Ů° Ů? Ů? ŮŽ $ŮŽ N) R ) {

) 2  8 * Ů? Ů‘ 2Ů? 6Ů’ 4Ů? 5Ů’ &Ů? ‍ŘŞ ŮŽŮˆâ€Ź Ů? Ů? Ů? Ů’ &ŮŽ 6Ů’ ŮŽ $ŮŽ

N‍ا‏ Ů‘Ů? Ů° ‍) ŮŽŮˆâ€ŹL CŮŽ ŮŽ ‍) َم‏.ŮŽ 8Ů? >Ů’ ‍ Ů’ ŮŽŮˆ Ů?ŘŠ ْا Ů? Ů’~ Ů° ‘? ŮŽ' ا‏MŮ? )Ů’ 2Ů? +ŮŽ [ Ů’ ŮŽ Ů’ ŮŽ ‍ا‏ ﴞ٢ټٌ﴿ ŮŒ # @ŮŽ Â€ŮŒ # ŮŽ

ArtÄąk her kim, kelime-i tevhidin ilk rĂźknĂźnde ifade edildiÄ&#x;i gibi, Allah’Ĺn otoritesini ve hĂźkĂźmlerini hiçe sayan insan ve cin Ĺ&#x;eytanlarÄąnÄąn egemenliÄ&#x;ini, yani tâÄ&#x;ĂťtlarÄą inkâr eder (Lâ


ilâhe‚) ve hayatÄąn her alanÄąnda tek egemen gßç olarak Allah’a inanÄąrsa (‚illallah), kopmak bilmeyen sapasaÄ&#x;lam bir kulpa tutunmuĹ&#x; olur. Hiç kuĹ&#x;kusuz Allah, her Ĺ&#x;eyi iĹ&#x;itendir, bilendir. Evet, insanlar iman edip etmemekte serbesttirler, fakat Ĺ&#x;unu iyi bilmelidirler ki:

ŮŽ Ů? Ů° Ů‘ Ů‘ Ů? Ů’ ‍)ت‏   T

‍ا‏ 6 4  C u  Z & ‍ا‏ 3 4 ‍ا‏ 6 & 7

Ů’ Ů? ŮŽ Ů? Ů‘ Ů° َ‍ا‏ ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů? Ů?  Ů? ŮŽ ŮŽ  ‍ ŮŽŮˆ Ů? Ů‘Ů?_ ا‏N ŮŽ Ů? ‍ع‏ 3 ‍ا‏ ?

Ů‘ Ů?‍ا‏ Ů?L

257. Allah, inananlarÄąn koruyucusu, yardÄąmcÄąsÄą, rehberi, dostu ve velisidir. OnlarÄą zulĂźm, cehalet ve dalâlet karanlÄąklarÄąndan ilim, iman ve hidâyet aydÄąnlÄąÄ&#x;Äąna çĹkarÄąr.


ŮŽ ŮŽ Ů‘  ŮŽ ŮŽ ‍ت‏ Ů? RŮ? ){ ‍ Ů? Ů? ا‏BeŮ? )#ŮŽ Ů? ‍ Ů?ŮˆŘ§ ا Ů’Ůˆâ€Ź8ŮŽ J 6ŮŽ &7 Ů‘ â€ŤŮŽŮˆŘ§â€Ź  Ů? Ů‘ ‍Řą اŮ? ŮŽ ? ا‏ ŮŽ+AŮ? Ů° B‍)ŘŞ اŮ?Ůˆâ€Ź Ů? Ů? 3 ‍ا‏ Ů?L ŮŽ T Ů? Ů? ZŮ’ &Ů? Ů? Ů‘ 6ŮŽ 4Ů? Ů’ CŮ? >ŮŽ u ŮŽ ŮŽ ﴞ٢ټ٧﴿ ‍ن‏SŮŽ ‍) Ů? Ů?Ůˆâ€ŹO 3 ‍ا‏ ‍)ب‏ D v ‍ا‏ Ů‘ ŮŽ )CŮŽ #$ Ů’ Ů? ‍)ع‏ Ů’ ŮŽ Ů? Ů?

Ä°nkâr edenlere gelince, onlarÄąn velisi de Allah’Ĺn otoritesini ve hĂźkĂźmlerini hiçe sayarak kendilerini ilâhlaĹ&#x;tÄąran insan ve cin Ĺ&#x;eytanlarÄą, yani tâÄ&#x;ĂťtlardÄąr. Bu azgÄąn Ĺ&#x;eytanlar, onlarÄą aydÄąnlÄąktan karanlÄąklara sĂźrĂźklerler. Ä°Ĺ&#x;te bunlar cehennem halkÄądÄąrlar ve sonsuza dek orada kalacaklardÄąr. MĂźmin ile kâfiri daha iyi tanÄąmak Ăźzere, Ĺ&#x;u yaĹ&#x;anmÄąĹ&#x; ĂśrneÄ&#x;e kulak verin:


Ä°BRAHÄ°M ve NEMRUD ŮŽ Ů° Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů’  ŮŽ "Ů? # Ů°G‍ "  ان ا‏2Ů?Ů‘ ‍_ َع‏$ ŮŽ #  Ů° 2Ů’ Ů?‍)ŘŹ ا‏ ‍ي‏ 7

‍ا‏ ?

‍ا‏  G 

‍ا‏ ŮŽ Ů’ Ů?  Ů‘ q ŮŽ ŮŽ +ŮŽW Ů’ Ů? ‍ ْا‏N‍ا‏ Ů? Ů‘Ů°

258. Allah kendisine hĂźkĂźmdarlÄąk verdi diye O’nun bahĹ&#x;ettiÄ&#x;i zenginlik ve gßçle Ĺ&#x;ÄąmarÄąp azgÄąnlaĹ&#x;arak Rabb’i hakkÄąnda Ä°brahim’le tartÄąĹ&#x;maya giriĹ&#x;en Nemrut adÄąndaki adamÄąn hâline bir baksana:

ŮŽ Ů‘ َ‍)ل‏9ŮŽ n# ŮŽ 9ŮŽ ‍اŮ? ْذ‏  & â€ŤŮˆâ€Ź _ D & ‍ي‏ 7

Ů’ Ů?  Ů? ŮŽ  Ů?  ‍ ŮŽ_ ا‏2Ů?Ů‘ ‍ Ů? َع‏#  Ů° 2Ů’ Ů?‍)Ů„ ا‏ n# Ů?L 4Ů? Ů?‍ _ ŮŽŮˆŘ§â€ŹqŮ’ Ů?‍ ا‏B )>ŮŽ َ‍ا‏

Hani Ä°brahim, “Benim Rabb’im tĂźm canlÄąlara hayat veren ve zamanÄą gelince onlarÄą ĂśldĂźrendir. HayatÄąn ve ĂślĂźmĂźn sahibi olan Allah’a iman ve itaat etmelisin!â€? demiĹ&#x;ti. Nemrut, “Ben de tÄąpkÄą senin Rabb’in


gibi diriltir ve ĂśldĂźrĂźrĂźm!â€? dedi. Sonra gĂźya iddiasÄąnÄą ispatlamak için, ĂślĂźm cezasÄą almÄąĹ&#x; iki mahkĂťmu zindandan çĹkarttÄą. Birini ĂśldĂźrdĂź, diÄ&#x;erinin de hayatÄąnÄą baÄ&#x;ÄąĹ&#x;ladÄą.

ŮŽ 9ŮŽ ŮŽ Ů‘ 2Ů? _G )Ů’ &ŮŽ N‍ا‏ 6ŮŽ 4Ů? „Ů? Ů’ Q ) ŮŽ Ů‘Ů° ‍ Ů?) Ů‘ َن‏$ŮŽ Ů? #  Ů° 2Ů’ Ů?‍)Ů„ ا‏ ŮŽ ‍ي‏7 Ů‘ ‍ ا‏n ŮŽ CŮ? Ů? $ŮŽ ‍ Ů? Ů?ب‏1Ů’ ŮŽ ‍ ْا‏6ŮŽ 4Ů? )CŮŽ 2Ů? ‍ Ů’) Ů?ت‏$ŮŽ ‍ Ů? Ů?ق‏QŮ’ ŮŽ ‍ْا‏ ŮŽ Ů‘ ‍ Ů?ŮŠ ْا ŮŽ Ů’ ŮŽŮ… ا‏CŮ’ &ŮŽ 'ŮŽ N‍ا‏ ŮŽ  Ů? )T ﴞ٢ټ٨﴿  Ů? Ů‘Ů° ‍ ŮŽŮˆâ€ŹLŮŽ 8ŮŽ JŮŽ

Buna karĹ&#x;ÄąlÄąk Ä°brahim, onunla kÄąsÄąr tartÄąĹ&#x;malara hiç girmeden: “Peki, Allah gĂźneĹ&#x;i doÄ&#x;udan getirir; haydi sen de ilah olduÄ&#x;unu iddia ediyorsan onu batÄądan getirsene!â€? deyince, o inkârcÄą Ä°brahim’e verecek bir cevap bulamadÄą, Ĺ&#x;aĹ&#x;ÄąrÄąp kaldÄą. Allah, hakikati bile bile reddeden bĂśyle zalimleri asla doÄ&#x;ru yola iletmez.


İkinci örneğe gelince:

YÜZ YIL SONRA DİRİLEN ADAM َ ٰ ٰ ّ َ َ َ َ ?@َ iٌ &َ ‫)و‬ O _ ‫و‬ i &  9 ?  @  4 ‫ي‬ 7

) J ‫و‬ ‫ا‬ َ ْ ْ ٍ  ّ َ َ َ َ َِ ِ

َ 9َ ) Cَ c‫و‬ ) Cَ Gِ ْ 4َ َ Mْ 2َ N‫ا‬ ُ ّٰ ‫ ِه‬7ِ ٰ _ Dْ &ُ ?>ّٰ َ‫)ل ا‬ ِ ُ @ُ

259. Yahut hakikate ulaşmak için çaba harcayan, doğruyu görünce de inat etmeden hakka teslim olan şu kimsenin misâline ibretle bir bak, bir düşünsene: Hani o, altı üstüne gelmiş ıssız bir şehrin yanından geçerken, kendi kendine, “Bütün bunlar ölüp gitmişken, Allah hepsini yeniden nasıl diriltecek acaba?” dedi.


ŮŽ 9ŮŽ "LŮ? pŮŽ MŮŽ 2ŮŽ ŮŽ Ů‘ ~Ů? ‍)م‏ ŮŽ Ů° ŮŽ ŮŽ ŮŽ n @ i ƒ ) 4 N‍ا‏ " G ) 4 ) $ Ů‘ ŮŽL pŮ’ Ů? ŮŽ Ů’ JŮŽ ‍)ل‏ ŮŽ Ů? ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? ŮŽ 9ŮŽ ‍Ů?م‏L Ů’ &ŮŽ ‡ ŮŽ 9ŮŽ n ŮŽ pŮ’ Ů? ŮŽ aŮ’ 2ŮŽ ‍)ل‏ Ů? pŮ’ Ů? ŮŽ ‍)ل‏ ŮŽ MŮ’ 2ŮŽ ‍) اَ Ů’Ůˆâ€Ź4Ů‹ Ů’ &ŮŽ n ŮŽ ? Ů° Ů?‍ Ů’ ا‏T Ů? >Ů’ )$ŮŽ ‍)م‏ ŮŽ ŮŽ Ů’ ŮŽ +ŮŽ 2Ů? ‍ ŮŽا‏cŮŽ ‍ ŮŽŮˆâ€Ź+ŮŽ 4Ů? )MŮŽ b @ i ƒ ) 4 ŮŽ Ů? Ů?

Ů° ŮŽ Ů? Ů’ iŮ‹ &ŮŽ ‍ ٰا‏+ŮŽ ŮŽ MŮŽ mŮ’ 3ŮŽ Ů? ‍)Řą ŮŽŮƒ ŮŽŮˆâ€Ź  q ?

‍ا‏  T > ‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź " 3 Ů’ Ů’ Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ &ŮŽ Ů?  Ů‘[ Ů?

Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů’ Ů’ ŮŽ Ů‘ ~Ů? ) ŮŽ =Ů? Q 3 > z # J ‍)م‏ T M

‍ا‏ ?

‍ا‏  T > ‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź ‍)س‏ 3

Ů‘ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů? Ů? ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů? Ů? Ů’ )L Ů‹ DŮ’ ŮŽ ) ŮŽ [ * Ů? >ŮŽ

Bunun Ăźzerine Allah onu derhâl ĂśldĂźrdĂź ve tam yĂźz yÄąl sonra yeniden dirilterek, “SĂśyle bakalÄąm, sence ĂślĂź vaziyette kaç yÄąl kaldÄąn?â€? diye sordu. Adam, “Olsa olsa bir gĂźn, ya da birkaç saat kalmÄąĹ&#x;ÄąmdÄąr!â€? dedi. Allah buyurdu ki: “HayÄąr, aslÄąnda yĂźz yÄąl kaldÄąn. Fakat yiyeceÄ&#x;ine ve içeceÄ&#x;ine


baksana, daha bozulmamÄąĹ&#x;lar bile. Bir de Ĺ&#x;u etleri çßrĂźmĂźĹ&#x;, kemikleri daÄ&#x;ÄąlmÄąĹ&#x; eĹ&#x;eÄ&#x;ine bak! Ä°Ĺ&#x;te bĂźtĂźn bunlarÄą, seni insanlÄąÄ&#x;a sÄąnÄąrsÄąz kudretimizi gĂśsteren bir mucize, bir ibret belgesi kÄąlmak için yaptÄąk. Ĺžimdi o çßrĂźmĂźĹ&#x; kemiklere bir bak; nasÄąl onlarÄą Ăźst Ăźste yerleĹ&#x;tiriyor, sonra da Ăźzerlerine et giydiriyoruz!â€?

ŮŽ ŮŽ Ů° Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů° Ů? Ů‘ ŮŽ ŮŽ Ů‘ ŮŽ ‍ Ů’_ Ů?إ‏cŮŽ aŮ? J ?@ŮŽ N‍ا‏



G )   $ŮŽ ŮŽ Ů‘ ‍)Ů„ ا Ů’@ Ů? ان‏9 " ŮŽ Ů‘ ŮŽ Ů? ﴞ٢ټي﴿ ŮŒ & 9ŮŽ

Nihayet, ĂślĂźm Ăśtesi hayat ile ilgili hakikat ona apaçĹk belli olunca, “ArtÄąk kesinlikle anladÄąm ki, Allah’Ĺn her Ĺ&#x;eye gĂźcĂź yetermiĹ&#x;!â€? dedi. Demek ki Allah sizden kĂśrĂź kĂśrĂźne iman etmenizi deÄ&#x;il, vahyin ÄąĹ&#x;ÄąÄ&#x;Äąnda


aklÄąnÄązÄą kullanarak ve tĂźm kalbinizle ikna olarak inanmanÄązÄą istiyor. BakÄąnÄąz, imanÄąn sembolĂź olan atanÄąz Ä°brahim, size bu konuda nasÄąl yol gĂśsteriyor:

Ä°BRAHÄ°M ve DĂ–RT KUĹž ŮŽ 9ŮŽ â€ŤŮŽŮˆŘ§Ů? ْذ‏ ?L Ů°GŮ’ ŮŽ ‍ Ů?_ ْا‏DŮ’ GŮ? z ŮŽ #Ů’ JŮŽ _> ‍ Ů? ŮŽŘą Ů‘Ů?ب اَ Ů?ع‏#  Ů° 2Ů’ Ů?‍)Ů„ ا‏

260. Hani bir vakit Ä°brahim, “Ey Rabb’im, ĂślĂźleri nasÄąl dirilteceÄ&#x;ini bana gĂśster!â€? demiĹ&#x;ti.

ŮŽ Ů’ Ů° Ů° ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů‘ Ů? ŮŽ {Ů’ #ŮŽ Ů? 6Ů’ * ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů’ _L  9 •

â€ŤŮˆâ€Ź ?  2 ‍)ل‏ 9 6 4 5 G 

â€ŤŮˆâ€Ź ‍ا‏ ‍)ل‏ 9 Ů’ Ů’ Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? L

Allah, “Yoksa yeniden diriliĹ&#x;e inanmÄąyor musun ey Ä°brahim?â€? dedi. Ä°brahim, “Elbette inanÄąyorum; fakat kalbimin iyice yatÄąĹ&#x;masÄą için bunu gĂśzlerimle gĂśrmek istedim ya Rab!â€? diye cevapladÄą.


َ ّ ‫ ا‬6َ 4ِ iً Mَ 2َ ‫ اَ ْر‬7ْ Zُ $َ ‫)ل‬ َ َ َ 9َ ِْ { َ ّ ~ُ +#ْ ِ‫ ا‬6َ ّ ُ ْ .ُ $َ  ْ ٰ ّ ُ َ ْ a J ?  @ a 6َ ّ Cُ @ُ ‫ ْ= ًءا ُ~ ّ َ ا ْد‬u 6 C 3 4 a

u ْ َ Mَ u‫ا‬ ُ ّ ُ ِ ٍ َ َ ِ َ ْ َ َ َ ٰ ّ Sٌ #* q = & = @ N‫ا‬ ‫ن‬ ‫ا‬   @‫ا‬ ‫و‬ ) # M  + 3 # G ) ّ َ َ ْ ْ ْ  &َ َ ٌ َ َ Lً َ ﴾٢٦٠﴿

Bunun üzerine, Allah buyurdu ki: “Öyleyse dört tane kuş yakala ve onları iyice kendine alıştır. Sonra bu kuşları kesip parçalara böl ve her bir parçasını birer tepeye bırak. Ardından da onları çağır, Allah’ın izniyle hepsi dirilecek ve hızla koşarak sana gelecekler. Şunu iyi bil ki, Allah sonsuz kudret ve hikmet sahibidir.” Evet, tüm evreni şaşmaz bir ölçü ve mükemmel bir uyum içinde yara-


tan sonsuz hikmet ve adalet sahibi Allah, elbette insanlarÄą ĂśldĂźkten sonra yeniden diriltecek ve iyileri cennete, kĂśtĂźleri de cehenneme gĂśnderecektir. BĂśylece zalimlerin kĂśtĂźlĂźkleri yanlarÄąna kalmayacak, iyilik yapanlarÄąn iyilikleri de boĹ&#x;a gitmeyecektir. O halde, yeryĂźzĂźnde ezilen, haklarÄą çiÄ&#x;nenen çaresiz ve yoksul insanlarÄąn kurtuluĹ&#x;u için Allah yolunda harcadÄąÄ&#x;ÄąnÄąz hiçbir malÄąn, hiçbir emeÄ&#x;in boĹ&#x;a gitmeyeceÄ&#x;inden emin olun:

ALLAH YOLUNDA Ä°NFAK ŮŽ Ů‘ ŮŽ ŮŽ Ů°N‍ا‏ Ů? ŮŽ Ů? ŮŽ Ů’

 _ $  C

‍ا‏  4 ‍ا‏ ‍ن‏  8 3 & 6 & 7

‍ا‏ a p 4ŮŽ Ů? Ů‘ a# Ů’ Ů’   ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů?  Ů? Ů? Ů? ŮŽ ŮŽ aŮ?Ů‘ JŮ? _$ aŮŽ 2Ů? )3ŮŽ ŮŽ €َ Ů’ ŮŽ nŮ’ ŮŽ ŮŽ >Ů’ َ‍ ا‏iŮ? ŮŽ Ů‘ q a p  J ŮŽ Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? iŮ?L ŮŽ Ů‘ q i ƒ ) 4 i  Ů? ŮŽ Ů? Ů? 3Ů’ Ů?


261. MallarÄąnÄą Allah yolunda harcayanlarÄąn durumu, tÄąpkÄą buÄ&#x;day tohumu eken bir çiftçinin durumuna benzer: TopraÄ&#x;a atÄąlan bu tek tohum, her baĹ&#x;aÄ&#x;Äąnda yĂźz buÄ&#x;day tanesi olmak Ăźzere tam yedi baĹ&#x;ak filiz verecektir. Yani Allah yolunda harcama yapan kiĹ&#x;i de mĂźkâfatÄąnÄą en az yedi yĂźz katÄąyla alacaktÄąr.

Ů° Ů°  ŮŒ # @ŮŽ Â€ŮŒ ‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź N‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź ‍إ‏ ) Q & 6 

z @ ) k & N‍ا‏ Ů‘ Ů‘ ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů? Ů? Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů? LŮ? ﴞ٢ٌ٥﴿

Hatta Allah, dilediÄ&#x;ine bundan kat kat fazlasÄąnÄą da verir. ÇßnkĂź Allah, lĂźtuf ve merhametiyle sÄąnÄąrsÄązdÄąr, her Ĺ&#x;eyi bilendir.


َ ّ َ' َ ّ ~ُ N‫ا‬ َ َ َ ِٰ ّ a# َ ُ ْ

 _ $  C

‫ا‬  4 ‫ا‬ ‫ن‬  8 3 & 6 & 7

‫ا‬ ْ ْ   َ َ َ ِ  ُ ُ ِ  َ َ َ ْ ُ ُ uْ ‫ ْ ا‬Cُ ‫ى‬ ‫ ) َو َ' ا ًذ‬34َ ‫ ُ ا‬8َ >ْ َ‫) ا‬4َ ‫ َن‬Mُ ِ ْ &ُ ‫ َ= ُ> َن‬Dْ &َ ْ ُ 'َ ‫ ْ َو‬Cِ #ْ َ @َ ‫ ْ ٌف‬O َ 'َ ‫ ْ  َو‬Cِ 2ِّ ‫ َ َر‬3ْ @ِ ﴾٢٦٢﴿

262. Mallarını Allah yolunda harcayan ve bu harcamalarının ardından yaptığı iyilikleri başa kakmayan, gönül incitmeyen kimseler var ya, işte Rableri katında onlara nice ödüller vardır. Ve Hesap Günü’nde onlar ne korkuya kapılacak, ne de üzüleceklerdir.

)Cَ Mُ َ ْ &َ iٍ 9َ َ vَ 6ْ 4ِ ٌ ْ O ٌ ُ Mْ 4َ ‫ ْ ٌل‬9َ َ ‫ َ ٌة‬8ِ 1ْ 4َ ‫وف َو‬ ﴾٢٦٣﴿ ٌ # q ُ ّٰ ‫ى َو‬L ‫اَ ًذ‬ َ _ٌّ 3ِ Rَ N‫ا‬


263. Gönül alıcı tatlı bir söz söylemek veya bir kimsenin ayıbını örtüp kusurunu bağışlamak, peşinden başa kakma ve incitme gelen bir sadakadan daha değerlidir. Öyle ya, Allah hiç kimseye ve hiçbir şeye muhtaç değildir; her bakımdan sınırsız kudret ve zenginlik sahibidir. Dolayısıyla, sizin vereceğiniz sadakalara da elbette ihtiyacı yoktur. Bununla birlikte halimdir, kullarına ceza vermekte acele etmez, sonsuz şefkatiyle yumuşak davranır. O hâlde, siz de Allah’ın kullarına merhametli, tatlı dilli ve güler yüzlü davranın:


Ů?Ů’ *GŮ? )9ŮŽ ŮŽ vŮŽ ‍ Ů’ Ů?{ Ů?ا‏GŮ? 'ŮŽ ‍ا‏3Ů? 4ŮŽ ‍ ٰا‏6ŮŽ &7 ŮŽ Ů‘ ‍) ا‏CŮŽ &Ů?Ů‘ َ‍َ&) ا‏ ŮŽ  Ů’ Ů’ Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů° ŮŽ Ů’ ‍)س‏ 3 ‍ا‏ ‍إ‏ ) ƒ ‍ع‏ "

) 4 x 8 3 & ‍ي‏ 7

) J ‍ى‏ ‍ذ‏ '‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź 6 

) Ů‘ ŮŽ Ů? Ů? ŮŽ Ů? Ů? Ů?  Ů?  ŮŽ Ů‘ Ů? ŮŽ 2Ů? Ů’ Ů’ Ů° Ů?L O '‍ا‏ ‍م‏  #

‍ا‏ Ů? Ů‘Ů° 2Ů? 6Ů? 4Ů? 5Ů’ &Ů? 'ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů’ Ů? Ů? ŮŽ ‍ ŮŽŮˆâ€ŹN)

264. Ey inananlar! SadakalarÄąnÄązÄą ve yaptÄąÄ&#x;ÄąnÄąz iyilikleri, onlarÄą insanlarÄąn baĹ&#x;Äąna kakarak, gĂśnĂźl inciterek boĹ&#x;a çĹkarmayÄąn; tÄąpkÄą Allah’a ve ahiret gĂźnĂźne inanmadÄąÄ&#x;Äą hâlde, sÄąrf insanlara gĂśsteriĹ&#x; olsun diye malÄąnÄą gĂźya Allah yolunda harcayan ve bĂśylece tĂźm iyilikleri boĹ&#x;a giden mĂźnafÄąklar gibi sadakalarÄąnÄązÄą geçersiz kÄąlmayÄąn.


ŮŽ ŮŽ Ů? Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ aŮŒ 2Ů? ‍ Ů?" ŮŽŮˆŘ§â€Ź2ŮŽ )vŮŽ ŮŽ)$ŮŽ ‍اب‏  G " #  @ ‍ان‏  8 v a p  J "  p  $ Ů’ Ů? Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŒ Ů? Ů? Ů’ Ů° ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ‍ا‏

[ J )  4 ‍إ‏ _ c ?  @ ‍ن‏ â€ŤŮˆâ€Ź ‍ع‏  & ' ‍ا‏   v " J l $ Ů? Ů‹ ŮŽ Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů? Ů? L L Ů’ ŮŽ ‍ Ů?ŮŠ ْا ŮŽ Ů’ ŮŽŮ… ْا‏CŮ’ &ŮŽ 'ŮŽ N‍ا‏ ﴞ٢ٌ٤﴿ 6ŮŽ & $Ů? )* Ů? Ů‘Ů° â€ŤŮŽŮˆâ€Ź

BĂśylesi bir iyilik, tÄąpkÄą Ăźzerinde biraz toprak bulunan kayalÄąÄ&#x;a atÄąlmÄąĹ&#x; tohuma benzer ki, ansÄązÄąn yaÄ&#x;an bir yaÄ&#x;mur, tohumu filizlendireceÄ&#x;i yerde, kaya Ăźzerindeki topraÄ&#x;Äą silip sĂźpĂźrerek onu çĹplak bir taĹ&#x; hâlinde bÄąrakÄąr. Ä°Ĺ&#x;te bu tĂźr sadakalar, bĂśyle bir kaya ĂźstĂźne atÄąlmÄąĹ&#x; tohum gibi boĹ&#x;a gitmeye mahkĂťmdur. DolayÄąsÄąyla, gĂśsteriĹ&#x; amacÄąyla iyilik yapanlar veya yaptÄąklarÄą iyilikleri insanlarÄąn baĹ&#x;Äąna kakanlar, kazandÄąklarÄąndan hiçbir Ĺ&#x;ey elde edemeyeceklerdir. Allah, inkâra sapan ve cĂśmertçe sunduÄ&#x;u


nimetleri yoksullarla paylaĹ&#x;maktan kaçĹnarak nankĂśrlĂźk eden bir toplumu asla doÄ&#x;ru yola iletmez. O’nun doÄ&#x;ru yola ileteceÄ&#x;i kimseler Ĺ&#x;unlardÄąr:

ŮŽ  ŮŽ ŮŽ ‍)ت‏ ŮŽ Ů’ 4ŮŽ ‍) َإ‏1ŮŽ Ů? 2‍ا‏ Ů’ Ů? CŮ? ‍ ŮŽا‏4Ů’ ‍ Ů?  َن ا‏8Ů? 3Ů’ &Ů? 6ŮŽ &7 Ů‘ ‍ ا‏aŮ? pŮŽ 4ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů? ] ŮŽ Ů° Ů’ Ů’ ‍ ŮŽ Ů?؊‏2Ů’ ŮŽ 2Ů? iŮ? 3ŮŽ Ů‘ u 8 > ‍ا‏ 6 4 )  #

p G â€ŤŮˆâ€Ź N‍ا‏ Ů? Ů? Ů‘ ŮŽ Ů’ Ů‹ ŮŽ aŮ? pŮŽ ŮŽ JŮŽ Ů’ CŮ? [ ŮŽ Ů?  Ů? Ů° ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů? 8ŮŽ MŮ’ ] Ů? Ů? ŮŒ ŮŽ Ů’ Ů’ ŮŽ ‍ Ů?) ْن‏$ŮŽ  ) C  J ‍ا‏ n G ) $ a 2 ‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź ) C 2 ) v ‍ا‏ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? ŮŒ L Ů‘ ŮŽ $ŮŽ aŮŒ 2Ů? ‍) ŮŽŮˆŘ§â€ŹCŮŽ Ů’ .Ů? &Ů? Ů° Ů? ŮŽ  . 2 ‍ن‏   N‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź a  M G )  2 Ů‘ ŮŽ Ů’ ŮŒ  ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? ŮŽ { ﴞ٢ٌټ﴿

265. Allah’Ĺn hoĹ&#x;nutluÄ&#x;unu kazanmak ve yĂźreklerindeki iman, ihlas ve samimiyet hissini kĂśkleĹ&#x;tirip pekiĹ&#x;tirmek için mallarÄąnÄą Allah yolunda harcayanlarÄąn durumu, yaylalÄąk bir tepe Ăźzerindeki verimli bir


bahçeye tohum eken bir çiftçinin durumuna benzer ki, oraya kuvvetli bir yağmur yağınca, normal bahçelerin en az iki katı ürün verir. Hatta yağmur değmese bile, yüksekliğinden dolayı ince bir yağmur ya da çiy gibi hafif bir çisenti düşer, yine de ürününü verir. Öyleyse, az çok demeyin, malınızı Allah yolunda harcayın. Unutmayın ki, Allah yaptığınız her şeyi görmektedir. Yaptığı iyilikleri insanların yüzüne vurup gönül inciterek sadakalarını boşa çıkaran ve bu sadakaların sevabına en çok muhtaç olduğu Mahşer Günü’nde hepsinin yok olup gittiğini gören kişinin durumu neye benzer, bilir misiniz?


ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů’ Ů? ŮŽ ŮŒ a# Z > 6 4 i 3 u "

‍ن‏  * G ‍ن‏ ‍ا‏  J  q ‍ا‏ ‍د‏  & ‍ا‏ Ů‘ Ů? Ů‘ ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů’  ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů’ ŮŽ ŮŽ Ů’ 6Ů’ 4Ů? )CŮŽ #$ "Ů? ŮŽ ‍ع‏ ) C > '‍ا‏ ) C  D G 6 4 ‍ي‏  m G ‍)ب‏ 3 @ â€ŤŮŽŮˆŘ§â€Ź ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů’ Ů’ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů?  Ů’ ŮŽ Ů‘ ŮŽ ŮŽ Ů?Ů? ŮŽ ŮŒ Ů? Ů‘ ‍إ‏h Ů? )8 ŮŽ MŮŽ ] i & ‍ع‏ ‍ذ‏ "

â€ŤŮˆâ€Ź | *

‍ا‏ " 2 ) v ‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź ‍ات‏   p ‍ا‏ a J ŮŽ Ů? Ů‘ Ů‘Ů? Ů? ŮŽ Ů? Ů? Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŽ ŮŽ Ů’L 9ŮŽ ŮŽ lŮŽ q) n Ů’ $ŮŽ ‍ Ů?" ŮŽ>) ŮŒŘąâ€Ź#$ ‍) ŮŒŘąâ€Ź.ŮŽ @Ů’ Ů?‍) ا‏CŮŽ 2ŮŽ )vŮŽ ŮŽ)$ŮŽ

266. İçinizden hanginiz arzu eder ki, içerisinde ÄąrmaklarÄąn aktÄąÄ&#x;Äą, çeĹ&#x;it çeĹ&#x;it ĂźrĂźnlerin yetiĹ&#x;tiÄ&#x;i hurma bahçelerine, ĂźzĂźm baÄ&#x;larÄąna sahip olsun da, Çoluk çocuÄ&#x;unun bakÄąma muhtaç olduÄ&#x;u bir sÄąrada, tam da Ăźzerine ihtiyarlÄąk çÜkmĂźĹ&#x;ken, Aniden alevli bir kasÄąrga kopsun ve biricik geçim kaynaÄ&#x;Äą olan o bahçeyi yakÄąp kĂźl ediversin? Herhâlde hiçbiriniz bĂśyle acÄąnacak


bir duruma dĂźĹ&#x;mek istemezsiniz, deÄ&#x;il mi?

ŮŽ ŮŽ Ů° Ů’ Ů? * Ů‘ Ů? Ů? ŮŽ N‍ا‏ Ů? Ů‘Ů? ŮŽ &Ů? +ŮŽ Ů? 7Ů° JŮŽ ‍ن‏SŮŽ ‍* Ů?Ůˆâ€Ź8ŮŽ ŮŽ GŮŽ Ů’ *Ů‘ MŮŽ ŮŽ ‍)ت‏ Ů‘Ů? Ů°  Ů? &ŮŽ '‍ا‏ ﴞ٢ٌٌ﴿

Ä°Ĺ&#x;te Allah, dĂźĹ&#x;Ăźnesiniz de bugĂźnden tedbirinizi alÄąp yarÄąn Hesap GĂźnß’nde piĹ&#x;man olmayasÄąnÄąz diye âyetlerini size bĂśyle açĹklÄąyor. O hâlde;

ŮŽ  Ů° ŮŽ ŮŽ )4ŮŽ ‍)ت‏ Ů? ŮŽ #Ů‘Ů? b 6Ů’ 4Ů? ‍ Ů? ا‏8Ů? >Ů’ ‍ا ا‏3Ů? 4ŮŽ ‍ ا‏6ŮŽ &7 Ů‘ ‍) ا‏CŮŽ &Ů?Ů‘ َ‍َ&) ا‏  Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŽ Ů’ ‍؜‏ ‍ع‏ '‍ا‏ 6 4  *

) 3 u  O ‍ا‏ )  4 â€ŤŮˆâ€Ź  

[ J ŮŽ Ů’ Ů’ Ů’ Ů’ Ů’ Ů‘ Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? hŮ?

267. Ey iman edenler! Gerek sizin çalÄąĹ&#x;Äąp Ăźreterek kazandÄąÄ&#x;ÄąnÄąz gerekse yerden sizin için çĹkardÄąÄ&#x;ÄąmÄąz toprak ĂźrĂźnleri, maden, define ve petrol gibi nimetlerin temiz ve helâl olanlarÄąndan bir kÄąsmÄąnÄą Allah


yolunda ihtiyaç sahiplerine harcayĹn.

ŮŽ  ZŮŽ ‍ Ů‘ ŮŽ Ů?ا ْا‏#ŮŽ GŮŽ 'ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů’ Ů? [Ů’ ŮŽ ‍ Ů?  َن ŮŽŮˆâ€Ź8Ů? 3Ů’ GŮ? "Ů? 3Ů’ 4Ů? Â…#  ŮŽ ŮŽ Ů° Ů‘  ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů°N‍ا‏ Ů’ Ů‘ Ů’  1 G ‍ن‏ ‍ا‏ ' ‍ا‏ " & 7 O ) ŮŽ Ů‘ ‍ا@ Ů?ا ان‏ Ů’ ‍" ŮŽŮˆâ€ŹLŮ? #$ ‍ا‏k Ů?  Ů? Ů? Ů? Ů? Ů? 2Ů? ﴞ٢ٌ٧﴿ ŮŒ # q ŮŽ _ŮŒŮ‘ 3Ů? RŮŽ

Size verilecek olsaydÄą, beÄ&#x;enmediÄ&#x;iniz için yĂźzĂźnĂźzĂź buruĹ&#x;turmadan almayacaÄ&#x;ÄąnÄąz dĂśkĂźntĂź, bozuk, çßrĂźk ve deÄ&#x;ersiz mallarÄą sadaka olarak vermeye kalkÄąĹ&#x;mayÄąn. Ĺžunu iyi bilin ki, Allah hiçbir Ĺ&#x;eye muhtaç deÄ&#x;ildir, dolayÄąsÄąyla sizin iyiliklerinize de ihtiyacÄą yoktur. AsÄąl buna muhtaç olan sizsiniz. Ve gerçek anlamda yĂźceltilmeye, Ĺ&#x;Ăźkredilmeye ve ĂśvĂźlmeye lâyÄąk olan sadece O’dur. O hâlde, Allah’Ĺn bahĹ&#x;ettiÄ&#x;i nimetleri yoksullarla paylaĹ&#x;maktan


sizi alıkoymaya çalışan insan ve cin şeytanlarının sözlerine aldanmayın:

َ #ْ Q

 َ Dْ 8َ )ْ 2ِ ْ Jُ ُ 4ُ )ْ &َ ‫ ْ َ َو‬8َ ‫ ُ ْا‬Jُ ُ Mِ &َ ‫{) ُن‬ َ ّ َ‫ا‬ ‫) ِء‬Q

268. Şeytan, fakirlik ihtimali ile gözünüzü korkutarak size cimrilik, hırsızlık, hayâsızlık gibi kötülükleri telkin eder.

ٰ ٰ ُ ْ َ ْ ْ €ٌ ‫ا‬ ‫و‬ N‫ا‬ ‫و‬ j k $ ‫و‬ " 3 4 ‫ة‬  8 1 4  J  M & N‫ا‬ ّ ُ ّ ً ً ْ َ ُ ِ َ ِ َ ِ َ ُ ‫َو‬ ِ َ ُ َ L ﴾٢٦٨﴿ ٌ # @َ

Allah ise, kendi katından size bir bağışlama ve büyük bir lütuf vaadetmektedir. Öyle ya, Allah lütuf ve merhameti bakımından sınırsızdır, her şeyi bilendir. Öyleyse ne yapıp edin O’nun hoşnutluğunu kazanmaya bakın. Unutmayın ki;


 ŮŽ &ŮŽ 6Ů’ 4ŮŽ iŮŽ ŮŽ *Ů’ DŮ? ‍_ ْا‏GŮ? 5Ů’ &Ů? iŮŽ ŮŽ *Ů’ DŮ? ‍ ŮŽŘŞ ْا‏5Ů’ &Ů? 6Ů’ 4ŮŽ ‍) Ů?ŘĄ ŮŽŮˆâ€ŹQ  ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů‘ Ů‘ Ů? Ů? ‍ ا‏B‍ Ů? اŮ?' Ř§Ůˆâ€ŹJ7Ů‘ &ŮŽ )4ŮŽ ‍ًا ŮŽŮˆâ€ŹL p JŮŽ ‍ Ů’ًا‏O ŮŽ _ŮŽ GŮ? â€ŤŮˆâ€Źd Ů?‍ ŮŽ Ů’ ا‏$ŮŽ Ů’ Ů’ ŮŽ ﴞ٢ٌي﴿ ‍)ب‏

'‍ا‏ Ů? ŮŽ

269. O, ilâhĂŽ bilgiyi pratik hayata uygulama anlayÄąĹ&#x; ve yeteneÄ&#x;i olan hikmeti dilediÄ&#x;ine verir. Kime hikmet verilmiĹ&#x; ise, gerçekten ona pek çok iyilik bahĹ&#x;edilmiĹ&#x; demektir. Ne var ki, idrak ve saÄ&#x;duyu sahibi olanlardan baĹ&#x;kasÄą bunlarÄą dĂźĹ&#x;ĂźnĂźp ibret almaz.

‍ Ů?) Ů‘ َن‏$ŮŽ ‍ Ů?ع‏7Ů’ >ŮŽ 6Ů’ 4Ů? Ů’ GŮ? ‍ ْع‏7ŮŽ >ŮŽ ‍ اَ Ů’Ůˆâ€ŹiŮ? ŮŽ 8ŮŽ >ŮŽ 6Ů’ 4Ů? Ů’ Ů? Ů’ 8ŮŽ >Ů’ َ‍) ا‏4ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ŮŽ Ů‘  Ů? )4ŮŽ ‍" ŮŽŮˆâ€ŹLŮ? Ů? ŮŽ MŮ’ &ŮŽ N‍ا‏ ŮŽ ŮŽ  Ů? )T ﴞ٢٧٠﴿ ‍) Ů?ع‏.ŮŽ >Ů’ ‍ ا‏6Ů’ 4Ů?  ŮŽ Ů‘Ů°

270. Ey iman edenler! Allah, yaptÄąÄ&#x;ÄąnÄąz her harcamayÄą ve adadÄąÄ&#x;ÄąnÄąz her adaÄ&#x;Äą kesinlikle bilmekte-


dir ve ona gĂśre karĹ&#x;ÄąlÄąÄ&#x;ÄąnÄą verecektir. Ă–yleyse, sakÄąn iyilik etmekten uzaklaĹ&#x;arak zulme sapmayÄąn! UnutmayÄąn ki, zalimlerin ahirette hiçbir yardÄąmcÄąlarÄą olmayacaktÄąr. DolayÄąsÄąyla, bu dĂźnyada da sizden asla destek gĂśrmemelidirler.

ŮŽ Ů‘ ‍ Ů’ Ů?ŮˆŘ§â€ŹGŮ? ‍اŮ? ْن‏ ) ŮŽ 8Ů? ZŮ’ GŮ? ‍ Ů‘ ŮŽ) Ů? ŮŽ_ ŮŽŮˆŘ§Ů? ْن‏MŮ? 3Ů? $ŮŽ ‍)ت‏ 9ŮŽ ŮŽ . ‍ا‏ Ů?  ŮŽ &Ů? ‍ ŮŽŮˆâ€ŹL Ů’ * Ů? 3Ů’ @ŮŽ Ů? 8Ů?Ů‘ * Ů? ŮŽ ŮŒ Ů’ O Ů’ * ŮŽ ŮŽ CŮ? $ŮŽ ‍ ŮŽ ŮŽا َإ‏8Ů? ‍ ŮŽ ) ْا‏GŮ? 5Ů’ GŮ? â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů? GŮ? )Šَ #Ů‘Ů? ŮŽ 6Ů’ 4Ů? ﴞ٢٧٥﴿ ŮŒ   O Ů‘Ů? Ů° ‍ ŮŽŮˆâ€ŹL Ů’ * ŮŽ ‍ ŮŽ Ů? َن‏MŮ’ GŮŽ )ŮŽ 2Ů? N‍ا‏

271. SadakalarÄąnÄązÄą —gĂśsteriĹ&#x; amacÄą gĂźtmemek Ĺ&#x;artÄąyla— açĹktan verirseniz, ne gĂźzel! Fakat onu fakirlere gizlice vermeniz, sizin için daha hayÄąrlÄądÄąr. ÇßnkĂź bu, bazÄą gĂźnahlarÄąnÄązÄąn baÄ&#x;ÄąĹ&#x;lanmasÄąnÄą ve kalplerde sevgi, Ĺ&#x;efkat, kardeĹ&#x;lik gibi duygularÄąn filizlenerek, mĂźminler


arasında birlik, beraberlik ve dayanışma ruhunun canlanmasını, böylece, kötülüklerin, zulüm ve haksızlıkların silinip yok olmasını sağlar. Bunun için, sadakaları gizlice vermek daha güzeldir. Ancak İslâm devletinin topladığı resmî bir vergi olan zekât açıktan verilmelidir. Böylece hem yanlış anlaşılmaların ve kötü zannın önüne geçilmiş, hem de insanlar zekât vermeye teşvik edilmiş olur. Hiç kuşkusuz Allah, yaptığınız her şeyden haberdardır.

ٰ َ َ َ  َ &َ 6ْ 4َ ‫ ي‬Cْ &َ N‫ا‬ ٰ ‫ء‬Lُ )Q

‫و‬  C &  + #  @ „ #

َ ّٰ 6َ ّ * ْ ْ ْ ُ َ َ ِ َ ُ

272. Ey İslâm davetçisi! Bütün öğüt ve uyarılarına rağmen inkârcıların haktan yüz çevirmeleri seni üzmesin. Senin görevin, onları her ne pahasına olursa olsun hidayete


erdirmek deÄ&#x;ildir. Sen sadece uyarmakla yĂźkĂźmlĂźsĂźn, dilediÄ&#x;ini imana erdirme yetkisine sahip deÄ&#x;ilsin. Fakat Allah, imana lâyÄąk gĂśrdĂźÄ&#x;ĂźnĂź doÄ&#x;ru yola iletir.

ŮŽ Ů? [ Ů’Ů? O Ů’ ‍ Ů?  َن‏8Ů? 3Ů’ GŮ? )4ŮŽ ‍ ŮŽŮˆâ€ŹL Ů’ * 8 > j Ů? ŮŽ 6Ů’ 4Ů? ‍ Ů? ا‏8Ů? 3Ů’ GŮ? )4ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů? $ŮŽ  Ů? ŮŽ  Ů°N‍ا‏ Ů?L Ů‘ "Ů? uŮ’ ‍) ŮŽŘĄ ŮŽŮˆâ€Ź1ŮŽ Ů? 2‍ا‏ Ů’ 'Ů‘ Ů?‍ا‏

Ey inananlar! Ä°yilik namÄąna yaptÄąÄ&#x;ÄąnÄąz her harcama, aslÄąnda kendi iyiliÄ&#x;iniz içindir. ÇßnkĂź siz yalnÄązca Allah’Ĺn hoĹ&#x;nutluÄ&#x;unu kazanmak için harcama yapÄąyorsunuz. O hâlde, size mĂźjdeler olsun:

Ů? #Ů’ ŮŽ Ů?‍ Ů?& ŮŽ Ů‘ َ٠ا‏ Ů’Ů? O 'ŮŽ Ů’ Ů? >Ů’ َ‍* Ů’ ŮŽŮˆŘ§â€Ź ŮŽ 6Ů’ 4Ů? ‍ Ů? ا‏8Ů? 3Ů’ GŮ? )4ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ﴞ٢٧٢﴿ ‍ ŮŽ Ů? َن‏TŮ’ GŮ?

YaptÄąÄ&#x;ÄąnÄąz bĂźtĂźn iyilikler size tam olarak —hem de kat kat fazla-


sÄąyla— geri Ăśdenecek ve kesinlikle haksÄązlÄąÄ&#x;a uÄ&#x;ratÄąlmayacaksÄąnÄąz.

ŮŽ Ů’ Ů‘ ŮŽ' N‍ا‏ Ů°Ů? Ů‘ a# Ů?  ŮŽ

 _ $ â€ŤŮˆŘ§â€Ź  . q ‍ا‏ 6 & 7

‍ا‏ ‍إ‏ ‍ا‏  8 

Ů? Ů? Ů’ Ů?   ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů?  ŮŽ Ů’ ŮŽ Ů? CŮ? Ů? [ D & ‍؜‏ ‍ع‏ '‍ا‏ _$Ů? )2Ů‹ Ů’ ] ŮŽ ‍ َن‏M# Ů’ Ů’ ŮŽ ŮŽ PŮ? Ů? { ŮŽ [Ů’ &ŮŽ Ů’ ŮŽ Ů? ŮŽ Ů? Ů’  Ů‘ Ů’ CŮ? $Ů? Ů? MŮ’ GŮŽ z 8 M  ‍ا‏ 6 4 ‍إ‏ ) # 3 R ‍ا‏ a ) m

‍ا‏ Ů‘ ŮŽ Ů? ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? ŮŽ Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŽ )L $Ů‹ )DŮŽ Ů’ Ů?‍)Řł ا‏ 3 ‍ا‏ ‍ن‏   Š [ & ' Ů‘ ŮŽ Ů’ Ů° [ 2Ů? ŮŽ ŮŽ  Ů’ CŮ? ##

273. Fakat bu yardÄąmlar, Ăśncelikle Allah yolunda mĂźcadele eden, sÄąnÄąr boylarÄąnda dĂźĹ&#x;mana karĹ&#x;Äą nĂśbet bekleyen, ilim ĂśÄ&#x;renme ve ĂśÄ&#x;retme faaliyetleriyle meĹ&#x;gul olan, kÄąsacasÄą, kendisini Ä°slâm yolunda hizmete adayan, bu yĂźzden de darlÄąÄ&#x;a dĂźĹ&#x;en ve geçimini kazanmak amacÄąyla yeryĂźzĂźnde gezip dolaĹ&#x;acak gĂźcĂź ve imkânÄą olmayan yoksullarÄąn hakkÄądÄąr. YardÄąma hiç ihtiyaçlarÄą


yokmuş gibi sadaka istemekten çekindikleri için, işin içyüzünü bilmeyenler onları zengin sanır. Onları, yüzlerine ve kıyafetlerine dikkatlice bakınca simalarından tanırsın. İnsanlara el açıp dilenmezler.

ٍْ O ﴾٢٧٣﴿ Sٌ # @َ " 2ِ N‫ا‬ َ ّٰ ‫ ِ) ّ َن‬$َ  َ 6ْ 4ِ ‫ ُ ا‬8ِ 3ْ Gُ )4َ ‫َو‬

İşte böyle muhtaç insanlara her ne iyilik yaparsanız, Allah hepsini bilmektedir ve mükâfatını da tam olarak verecektir.

َ َ ّ ّ َ َ َ َ َ ُ ْ ‫)ر ِ ا‬ C 3 ‫ا‬ ‫و‬ a #

) 2  C

‫ا‬  4 ‫ا‬ ‫ن‬  8 3 & 6 & 7

ّ ْ ْ ْ ِ ُ َ  ‫ا‬ ِ َ َ ِ ِ ُ َ ‫ ْ ٌف‬O َ 'َ ‫ ْ  َو‬Cِ 2ِّ ‫ َ َر‬3ْ @ِ ْ ُ ُ uْ َ‫ ْ ا‬Cُ َ $َ iً #َ >ِ jَ @َ ‫َو‬ ﴾٢٧٤﴿ ‫ َ= ُ> َن‬Dْ &َ ْ ُ 'َ ‫ ْ َو‬Cِ #ْ َ @َ

274. Mallarını gece gündüz, gizli açık demeyip ne zaman ve ne durumda olursa olsun, ihtiyaç sahibini


gĂśrĂźr gĂśrmez derhâl harcayanlar var ya, onlar için Rableri katÄąnda muhteĹ&#x;em ĂśdĂźller vardÄąr ve mahĹ&#x;er gĂźnĂź onlar ne korkuya kapÄąlacak ne de ĂźzĂźleceklerdir. YoksullarÄą gĂśzetmeyen, hele hele faiz ve tefecilikle onlarÄąn kanÄąnÄą emerek sĂśmĂźren zalimlere gelince:

RÄ°BĂ‚ (FAÄ°Z) ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů‘ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? ‍ ŮŽ) ŮŽ& Ů?  Ů?م‏J 'Ů?‍ َن ا‏4Ů?  Ů? &ŮŽ ' ‍ا‏2Ů° Ů?Ů‘ ‍ َن ا‏J)&ŮŽ 6ŮŽ &7 Ů‘ َ‍ا‏ ŮŽ Ů’ ŮŽ ŮŽ Ů? „ Ů‘ "Ů? { ŮŽ Ů‘ ZŮŽ ŮŽ &ŮŽ ‍ي‏7 Ů‘ ‍ا‏ Ů‘L Ů? ŮŽ ‍ ا‏6ŮŽ 4Ů? ‍{) Ů?ن‏#Ů’ Q ‍ا‏

275. Ä°nsanlarÄąn acil paraya ihtiyaç duyduklarÄą zayÄąf anlarÄąnÄą fÄąrsat bilerek, verdikleri borç karĹ&#x;ÄąlÄąÄ&#x;Äąnda faiz alÄąp insafsÄązca tefecilik yapanlar, yani ribâ yiyenler, MahĹ&#x;er GĂźnĂź kabirlerinden ancak Ĺ&#x;eytan çarpmÄąĹ&#x; yani cinnet geçirmiĹ&#x; kimsenin kalk-


tÄąÄ&#x;Äą gibi rezil ve periĹ&#x;an bir hâlde kalkacaklardÄąr.

ŮŽaŮ‘ q ŮŽŮŽ ‍ا ŮŽŮˆŘ§â€Ź2Ů° Ů?Ů‘ ‍ ا‏aŮ? pŮ’ 4Ů? €Ů? #Ů’ ŮŽ ‍) Ů? ا اŮ? Ů‘ ŮŽ> ŮŽ) ْا‏9ŮŽ Ů’ CŮ? >ŮŽ Ů‘ ŮŽ)2Ů? +ŮŽ Ů? ‍ٰذ‏ W Ů’ Ů° ŮŽ ‍ا‏ 2 

‍ا‏ ‍م‏  q â€ŤŮˆâ€Ź € #

‍ا‏ N‍ا‏ Ů‘ Ů’ Ů° L Ů?Ů‘ ŮŽ Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů?

Bunun sebebi, “Sizin helâl gĂśrdĂźÄ&#x;ĂźnĂźz kâr ortaklÄąÄ&#x;Äąna dayalÄą borçlanmalar, ticaret ve kira gelirleri de tÄąpkÄą faiz gibidir. EÄ&#x;er faiz almak haramsa, bunlarÄąn da haram olmasÄą gerekir. Zira ikisinde de sermayenin para kazanmasÄą sĂśz konusudur!â€? demeleridir. Dikkat edilirse, kâfirler, faizin ticaret gibi helâl olduÄ&#x;unu ifade etmek için “Faiz ticaret gibidir.â€? demeleri gerekirken, sanki iktisadi hayatÄąn temel ve vazgeçilmez unsuru faizmiĹ&#x; de yasaklÄąÄ&#x;Äą tartÄąĹ&#x;Äąlan konu ticaretmiĹ&#x; gibi, “Ticaret faiz gibidir.â€? diyorlar. Oysa Allah ticareti


helâl, faizi ise haram kÄąlmÄąĹ&#x;tÄąr. ÇßnkĂź faiz, sermayeye para kazandÄąrmasÄą yĂśnĂźyle ticarete benzese de, sermaye sahiplerini kolay yoldan para kazanmaya sevk ederek uzun vadeli Ăźretime yĂśnelik giriĹ&#x;imleri baltalamasÄą, Ăźretimin maliyetini yĂźkseltmesi, haksÄąz kazanca yol açmasÄą... gibi yĂśnleriyle, ticari faaliyetlerden tamamen farklÄądÄąr.

ŮŽ @Ů? Ů’ 4ŮŽ ‍) ŮŽŘĄ Ů?ه‏u  ŮŽ 6Ů’ ŮŽ $ŮŽ )4ŮŽ "Ů? ŮŽ $ŮŽ ?CŮ° ŮŽ >Ů’ )$ŮŽ " 2Ů?Ů‘ ‍ َع‏6Ů’ 4Ů? iŮŒ T N‍ا‏ Ů?L Ů‘Ů° ? ŮŽ Ů?‍ Ů? Ů?ه  ا‏4Ů’ َ‍ ŮŽŮˆŘ§â€Źz ŮŽL ŮŽ ŮŽ

O hâlde, her kim kendisine Rabb’inden bir ĂśÄ&#x;Ăźt ulaĹ&#x;Äąr da o ĂśÄ&#x;ĂźdĂź dinleyip tefecilikten, faizcilikten vazgeçerse, geçmiĹ&#x;te olan kendisinindir. Cezalar geçmiĹ&#x;e yĂśnelik olarak uygulanmadÄąÄ&#x;Äą için, bu âyet inmeden Ăśnce faiz yoluyla elde


ettiÄ&#x;i kazanç kendisinden geri alÄąnmayacaktÄąr. Onun ahiretteki durumu ise Allah’a kalmÄąĹ&#x;tÄąr. Allah, tĂśvbesindeki samimiyete ve tĂśvbe ettikten sonraki davranÄąĹ&#x;larÄąna gĂśre ona hak ettiÄ&#x;i karĹ&#x;ÄąlÄąÄ&#x;Äą verecektir.

 Ů° ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? )CŮŽ #$ Ů’ Ů? ‍)ع‏ 3 ‍ا‏ ‍)ب‏ D v ‍ا‏ + A

â€ŤŮˆâ€Ź )$ŮŽ ‍ ŮŽ@) َد‏6Ů’ 4ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů‘ Ů’ B ŮŽ Ů? Ů? Ů? ﴞ٢٧ټ﴿ ‍) Ů? Ů?Ůˆ َن‏O ŮŽ

Fakat kim de Allah’Ĺn emrini hiçe sayarak yeniden tefecilik ve faizciliÄ&#x;e dĂśnerse, iĹ&#x;te onlar da cehennem halkÄądÄąr ve sonsuza dek orada kalacaklardÄąr! Faizden vazgeçmeyenler, bunun cezasÄąnÄą sadece ahirette gĂśrecek de deÄ&#x;iller:

ŮŽ Ů‘ _2Ů? Ů’ &Ů? ‍ا ŮŽŮˆâ€Ź2Ů° Ů?Ů‘ ‍ ا‏N‍ا‏ 'ŮŽ N‍ا‏ Ů?L )9ŮŽ ŮŽ . ‍ا‏ Ů? Ů‘Ů° ‍ت ŮŽŮˆâ€Ź Ů? Ů‘Ů° xŮ? DŮŽ Ů’ &ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů‘ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů‘ ~ ‍ا‏ ‍ع‏ ) 8 J a J % D & ﴞ٢٧ٌ﴿ #  Ů‘ Ů? Ů? Ů? Ů?


276. Allah, faiz ve tefecilikle elde edilen kazancı yani ribâyı bereketsiz kılar, sadakaları ise kat kat artırır. Nitekim faiz ve tefeciliğin yaygınlaştığı toplumlarda, çıkarcılık ve bencillik duyguları egemen olur. Sürekli sınıf çatışmaları, anarşi ve toplumsal bunalımlar yaşanır. Karşılıksız yardım ve iyiliklerin yaygınlaştığı toplumlarda ise kardeşlik, birlik ve dayanışma duyguları hâkim olur; refah ve zenginlik toplumun her kesimine yayılır. İşte bu yüzdendir ki, fakirlere verilen sadakalar cennet nimetlerine, faiz kazançları ise cehennem azabına sebep olur. Çünkü Allah, nankörlüğe batmış günahkârların hiçbirini sevmez.


ŮŽ ŮŽ Ů° Ů‘ ŮŽ Ů? ŮŽ ‍ا‏4Ů? )9ŮŽ ‍)ŘŞ ŮŽŮˆŘ§â€Ź D

) . ‍ا‏ ‍ا‏   @ â€ŤŮˆâ€Ź ‍ا‏ 3 4 ‍ا‏ 6 & 7

‍ا‏ ‍ن‏ Ů? ŮŽ Ů? Ů‘ Ů? ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŽ ŮŽ  Ů‘ Ů?‍ا‏

ŮŽŮ‘ 'ŮŽ ‍ Ů’  ŮŽŮˆâ€ŹCŮ? 2Ů?Ů‘ ‍ ŮŽ َع‏3Ů’ @Ů? Ů’ Ů? Ů? uŮ’ َ‍ Ů’ ا‏CŮ? ŮŽ ‍ َ؊‏JŮ° =ŮŽ Ů‘ ‍ Ů?ا ا‏GŮŽ ‍ Ů° ŮŽŘŠ ŮŽŮˆ ٰا‏. ‍ا‏ ﴞ٢٧٧﴿ ‍ ŮŽ= Ů?> َن‏DŮ’ &ŮŽ Ů’ Ů? 'ŮŽ ‍ Ů’ ŮŽŮˆâ€ŹCŮ? #Ů’ ŮŽ @ŮŽ ‍ Ů’ ŮŒŮ â€ŹO ŮŽ

277. Ä°man edip doÄ&#x;ru ve yararlÄą iĹ&#x;ler yapan, namazÄąnÄą gĂźzelce kÄąlan ve zekâtÄąnÄą verenlere gelince, iĹ&#x;te Rab’lerinin katÄąnda onlara muhteĹ&#x;em ĂśdĂźller vardÄąr. O gĂźn onlar ne korkuya kapÄąlacak, ne de ĂźzĂźleceklerdir. O hâlde:

ŮŽ Ů° Ů° ŮŽ ŮŽ 6ŮŽ 4Ů? _ŮŽ Ů? 2ŮŽ )4ŮŽ ‍ ŮŽŮˆŘ° Ů?ŘąŮˆŘ§â€ŹN‍ا‏ ŮŽ Ů‘ ‍ Ů? ا‏GŮ‘ ‍ا ا‏3Ů? 4ŮŽ ‍ ا‏6ŮŽ &7 Ů‘ ‍) ا‏CŮŽ &Ů?Ů‘ َ‍َ&) ا‏ ŮŽ 3 4Ů? 5Ů’ 4Ů? Ů’ Ů? 3Ů’ JŮ? ‍ا اŮ? ْن‏2Ů° Ů?Ů‘ ‍ا‏ ﴞ٢٧٨﴿ 

278. Ey inananlar, eÄ&#x;er Allah’a ve ahiret gĂźnĂźne gerçekten inanÄąyorsanÄąz, Allah’tan korkup sakÄąnÄąn


da, geçmiĹ&#x;ten kalan faiz alacaklarÄąnÄązdan vazgeçin.

"  Ů? Ů? ‍ ŮŽŮˆ َع‏N‍ا‏ Ů? Ů‘Ů° 6ŮŽ 4Ů? ‍ Ů’ Ů?ب‏DŮŽ 2Ů? ‍ Ů’) ŮŽŘ° Ů?>ا‏$ŮŽ ‍ Ů?ا‏MŮŽ 8Ů’ GŮŽ Ů’ ŮŽ ‍ Ů?) ْن‏$ŮŽ

279. Ĺžayet bunu yapmaz da faiz yemeye kalkarsanÄąz, Allah’a ve Elçisine karĹ&#x;Äą savaĹ&#x; açtÄąÄ&#x;ÄąnÄązÄą ve buna karĹ&#x;ÄąlÄąk Allah’Ĺn da size savaĹ&#x; ilân ettiÄ&#x;ini bilmiĹ&#x; olun.

Ů? Ů? ‍ ŮŽا‏4Ů’ َ‍ Ů?Řł ا‏edŮ? ‍* Ů’ Ů?ع‏ Ů? ŮŽ $ŮŽ Ů’ Ů? Ů’ GŮ? â€ŤŮŽŮˆŘ§Ů? ْن‏ 'ŮŽ ‍ Ů? Ů? َن ŮŽŮˆâ€ŹTŮ’ GŮŽ 'ŮŽ  Ů’ * ﴞ٢٧ي﴿ ‍ ŮŽ Ů? َن‏TŮ’ GŮ?

Fakat tĂśvbe ederseniz, birikmiĹ&#x; faiz alacaklarÄąnÄązdan vazgeçmeniz Ĺ&#x;artÄąyla anamallarÄąnÄąz sizindir. Bu gibi konularda temel prensip Ĺ&#x;udur: Ne haksÄązlÄąk edin, ne de haksÄązlÄąÄ&#x;a uÄ&#x;rayÄąn. Yani borç olarak verdiÄ&#x;iniz para alÄąm gĂźcĂźnĂźn Ăźzerinde gerçek bir artÄąĹ&#x; saÄ&#x;larsa borçluya,


eksilirse size haksÄązlÄąk edilmiĹ&#x; olacaktÄąr. Bunun için borç veren de, alan da haksÄązlÄąÄ&#x;a uÄ&#x;ratÄąlmamalÄądÄąr. AyrÄąca, zulmetmek nasÄąl haramsa, ona rÄąza gĂśstermek de aynÄą Ĺ&#x;ekilde haramdÄąr.

Ů° ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŽ ‍؊ ŮŽŮˆŘ§ŮŽ ْن‏LŮ? ŮŽ [ # 4 ?

‍ا‏ ‍؊‏  T 3 $ ‍؊‏  [ @ â€ŤŮˆâ€Ź ‍ذ‏ ‍ن‏ ) J â€ŤŮŽŮˆŘ§Ů? ْن‏ ŮŒ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů?ŮŽ Ů? ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŽ Ů?

Ů? ŮŽ ŮŒ Ů’ O ﴞ٢٨٠﴿ ‍ ŮŽ Ů? َن‏MŮ’ GŮŽ Ů’ Ů? 3Ů’ JŮ? ‍* Ů’ اŮ? ْن‏ ŮŽ ‍ا‏9Ů? ŮŽ Ů‘ .ŮŽ GŮŽ

280. EÄ&#x;er borçlu olan kiĹ&#x;i maddĂŽ sÄąkÄąntÄą içindeyse, borcunu kolayca ĂśdeyebileceÄ&#x;i bir zamana kadar beklemek ve ona vade tanÄąmak gerekir. Fakat eÄ&#x;er bilirseniz, alacaÄ&#x;ÄąnÄązÄą tĂźmĂźyle ona baÄ&#x;ÄąĹ&#x;layÄąp sadaka olarak vermeniz, sizin için daha iyidir. Ä°Ĺ&#x;te bu gibi iyilik ve erdemliliklerin toplumda tamamen yerleĹ&#x;mesi için:


?$Ů‘Ů° ŮŽ GŮ? ŮŽ Ů‘ ~Ů? N‍ا‏ Ů? Ů‘Ů° ? ŮŽ Ů?‍ Ů?" ا‏#$ ‍ َن‏MŮ? u ŮŽ Ů’ GŮ? )4Ů‹ Ů’ &ŮŽ ‍ Ů? ا‏GŮŽ Ů‘ â€ŤŮŽŮˆŘ§â€Ź

Ů? Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů’ ﴞ٢٨٥﴿ ‍ن‏S Ů? T&Ů? ' Ů’ Ů? ‍ ŮŽŮˆâ€ŹnŮ’ ŮŽ [ ŮŽ J )4ŮŽ „Ů? 8>ŮŽ aŮ‘ JŮ?

281. Ey insanlar! Kendinizi Ăśyle bir GĂźn’e hazÄąrlayÄąn ki, o gĂźn hepiniz Allah’Ĺn huzuruna çĹkarÄąlacaksÄąnÄąz. Sonra herkese hak ettiÄ&#x;i tastamam Ăśdenecek ve hiç kimseye haksÄązlÄąk edilmeyecektir. Ama bu kurallarÄąn uygulanmasÄąna yĂśnelik baÄ&#x;layÄącÄą ve caydÄąrÄącÄą Ăśnlemler olarak, âhiret inancÄąnÄąn yanÄą sÄąra, yazÄąp kaydetme, Ĺ&#x;ahit tutma, rehin bÄąrakma gibi resmĂŽ iĹ&#x;lemlere ve hukuki yaptÄąrÄąmlara da gerek vardÄąr:

BORÇLANMA HUKUKU ? Ů° ‍ ا‏6&Ů’ ŮŽ 2 Ů’ 3Ů’ &‍ ŮŽا‏GŮŽ ‍ا ا َذا‏34‍ ٰا‏6&7 ŮŽ Ů‘ ‍) ا‏C&Ů? َ‍&) ا‏ Ů? Ů? Ů? Ů? ŮŽ Ů? Ů? ŮŽ ŮŽ  ŮŽ Ů‘ ŮŽ Ů’ $ŮŽ ?Â? [ ‍ه‏LŮ?  Ů? Ů? J) ŮŽ 4Ů? aŮ? u ŮŽ َ‍ا‏


282. Ey inananlar! AranÄązda belli bir vade ile borçlandÄąÄ&#x;ÄąnÄązda, onu hukuki baÄ&#x;layÄącÄąlÄąÄ&#x;Äą olacak bir Ĺ&#x;ekilde yazÄąn.

Ů’ Ů’ ŮŽ Ů? ‍ل‏h Ů? Ů’ MŮŽ )Ů’ 2Ů? % G ) J  * 3 # 2 %  * #

ŮŒ Ů? Ů’ ŮŽ Ů’ ŮŽ Ů’ Ů? ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź

AranĹzdan bir yazĹcĹ veya yetkili bir noter, adalet prensiplerine uygun biçimde onu yazsĹn.

ŮŽ Ů’ Ů’ Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů°N‍ا‏ Ů’ "   @ )  J %  * & ‍ن‏ ‍ا‏ % G ) J ‍ب‏ ) & ' â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů?Ů‘ Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŒ Ů? Ů’ Ů’ %  * #   Ů’ Ů? ŮŽ $ŮŽ

BĂśyle bir yazÄą yazmasÄą için kendisine baĹ&#x;vurulan hiçbir yazÄącÄą, Allah’Ĺn kendisine okuma yazma kabiliyeti bahĹ&#x;ederek ĂśÄ&#x;rettiÄ&#x;i Ĺ&#x;ekilde yazmaktan kaçĹnmasÄąn, Kur’ân’da belirtilen kurallar doÄ&#x;rultusunda o belgeyi yazsÄąn.


ŮŽ'‍ Ů?" ŮŽŮˆâ€Ź2ŮŽ Ů‘ ‍ َع‏N‍ا‏ Ů°ŮŽ Ů‘ xŮ? ŮŽ Ů‘ #ŮŽ Ů’ ‍ ŮŽŮˆâ€ŹxŮ?Ů‘ DŮŽ ‍ Ů?" ْا‏#Ů’ ŮŽ @ŮŽ ‍ي‏7 ŮŽ Ů‘ ‍ ا‏aŮ? Ů? Ů’ #Ů? Ů’ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź )L Šً #Ů’ cŮŽ "Ů? 3Ů’ 4Ů? „ْ ZŮŽ Ů’ &ŮŽ

Sadece borç veren kiĹ&#x;i deÄ&#x;il, borçlanan kiĹ&#x;i de borcun miktarÄąnÄą ve vadesini yazdÄąrsÄąn; Rabb’i olan Allah’tan korkup sakÄąnsÄąn da borcunu olduÄ&#x;undan eksik gĂśstermesin.

ŮŽ Ů’ َ‍) ا Ů’Ůˆâ€Ź8# ŮŽ ŮŽ Ů‹ M ] ŮŽ ‍) ا Ů’Ůˆâ€ŹCŮ‹ #8 ŮŽ xŮ?Ů‘ DŮŽ ‍ Ů?" ا‏#Ů’ @ŮŽ ‍ي‏7 Ů‘ ‍) َن ا‏JŮŽ ‍ Ů?) ْن‏$ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů’ ‍ل‏L Ů? Ů’ MŮŽ )2Ů? "Ů? #Ů?Ů‘ Ů? ‍ ŮŽŮˆâ€ŹaŮ? Ů’ #Ů? $ŮŽ ŮŽ Ů? aŮ‘ Ů? &Ů? ‍ Ů?€ اَ ْن‏#{ ŮŽ [Ů’ &ŮŽ 'ŮŽ

EÄ&#x;er borçlanan kiĹ&#x;i zihinsel ĂśzĂźrlĂź veya kârÄąnÄą zararÄąnÄą bilmeksizin harcamada bulunan bir kimse ise yahut yaĹ&#x;ÄąnÄąn kßçßklĂźÄ&#x;Ăź, ihtiyarlÄąÄ&#x;Äą, hastalÄąÄ&#x;Äą gibi sebeplerle yetersiz ve gßçsĂźz biriyse ya da dilsiz olduÄ&#x;u için konuĹ&#x;amama, aĹ&#x;ÄąrÄą dere-


cede bilgisiz olma, o anda orada bulunamama gibi sebeplerle bizzat kendisi yazdĹramayacak durumdaysa, o zaman, onun haklarĹnĹ korumakla yßkßmlß olan velisi adalete uygun biçimde borç senedini yazdĹrsĹn.

Ů? Ů? )u Ů’ ŮŽ ‍ Ů?) ْن‏$ŮŽ  Ů’ * Ů’ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ŮŽ ‍ Ů?ع‏6Ů’ 4Ů? 6Ů? &Ů’ ŮŽ #C cŮŽ ‍ Ů?ŮˆŘ§â€ŹCŮ? QŮ’ ŮŽ ‍ا‏

ŮŽ ŮŽ Ů’ ŮŒ Ů? &ŮŽ ŮŽ   6ŮŽ 4Ů? ‍] Ů’ َن‏ G ‍ا‏  4‍ا‏ â€ŤŮˆâ€Ź a u  $ ŮŽ Ů’ GŮŽ 6Ů’ ŮŽ Ů‘ 4Ů? ‍)ن‏ ŮŽ Ů’ Ů? ŮŽ ŮŽ Ů? ŮŽ Ů? u Ů? ‍* ŮŽ>) َع‏ ŮŽ Ů‘ ŮŽ Ů?Ů‘ )ŮŽ CŮ? &Ů° qŮ’ Ů?‍ ŮŽ ا‏JŮ? 7Ů? $ŮŽ )ŮŽ CŮ? &Ů° qŮ’ Ů?‍ ا‏aŮ‘ kŮ? GŮŽ ‍ ŮŽا Ů?ŘĄ اَ ْن‏CŮŽ Q ‍ا‏ Ů?Ů’ ‍ى‏L Ů° OŮ’ '‍ا‏

Bu iĹ&#x;lemleri yaparken, içinizden, doÄ&#x;ruluÄ&#x;una gĂźvendiÄ&#x;iniz ve ergenlik çaÄ&#x;Äąna ulaĹ&#x;mÄąĹ&#x; aklÄą baĹ&#x;Äąnda iki erkek Ĺ&#x;ahit bulundurun. Ĺžayet iki erkek bulunamazsa, Ĺ&#x;ahitliÄ&#x;ine gĂźvenebileceÄ&#x;iniz kimselerden


bir erkek ve iki kadın şahit tutun. Bir erkeğin yerine iki kadın şahit tutun ki, kadınlardan biri ayrıntıları hatırlamakta güçlük çeker yahut yanılırsa, diğeri ona hatırlatabilsin. Çünkü kadınlar, yaratılış bakımından aşırı merhametli, narin ve duygusaldırlar. Ayrıca aslen erkeklerin ilgi alanı olan ticaret hayatından da genellikle uzaktırlar. Özellikle Arap Yarımadası’ndaki toplumsal ve kültürel şartlarda kadınlar, ticari usullere erkeklerden daha az aşinaydılar. Bu yüzden, borçlanma ve ticaret gibi ilgi alanlarına girmeyen konularda hata yapmaya daha yatkın oldukları göz önünde tutularak bir erkeğin yerine en az iki kadının şâhitlik yapması uygun görülmüştür. Buna göre İslâm toplumunun hukukçuları, için-


de bulunduklarÄą toplumsal Ĺ&#x;artlarÄą gĂśz ĂśnĂźne alarak Ĺ&#x;âhitlik konusunda adâlet ilkesine uygun çÜzĂźmler Ăźretmelidirler. ÇßnkĂź bĂźtĂźn bu hĂźkĂźmlerin asÄąl amacÄą Ĺ&#x;âhitlerin doÄ&#x;ru tespit edilerek her hak sahibine hakkÄąnÄąn verilmesi ve adaletin tam olarak gerçekleĹ&#x;tirilmesidir.

Ů’  ŮŽ Ů? ŮŽ ŮŽ ‍ Ů’[ َŠ Ů?ا اَ ْن‏GŮŽ 'ŮŽ ‍ا ŮŽŮˆâ€Ź @ ‍د‏ ) 4 ‍ا‏ ‍ذ‏ ‍ا‏ ‍إ‏ ‍ا‏  C Q ‍ا‏ ‍ب‏ ) & ' â€ŤŮˆâ€Ź Ů‘ Ů? Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? L  Ů’ Ů° ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? [ Ů? Ů’ Ů° y 9 ‍ا‏  *

‍ذ‏ "  u ‍ا‏ ?

‍ا‏ ‍ًا‏ 

J â€ŤŮˆâ€Ź ‍ا‏ ‍ًا‏  1 v ‍ه‏ 

 * Ů?  Ů’  ŮŽ Ů? Ů? Ů? GŮŽ ŮŽ Ů’ Ů? L Ů? ŮŽ ‍ا‏2Ů? )GŮŽ Ů’ GŮŽ 'ŮŽ Ů‘ َ‍) ŮŽŘŻ Ů?ŘŠ ŮŽŮˆŘ§ŮŽ Ů’ŘŻ>Ů° ? ا‏CŮŽ Q ŮŽ Ů‘ Ů? ‍ ŮŽ Ů?م‏9Ů’ َ‍ ŮŽŮˆŘ§â€ŹN‍ا‏ Ů? Ů‘Ů° ŮŽ 3Ů’ @Ů?

Ĺžahitler, yazÄąĹ&#x;ma anÄąnda veya taraflar arasÄąnda anlaĹ&#x;mazlÄąk çĹktÄąÄ&#x;Äąnda Ĺ&#x;ahitlik etmeye çaÄ&#x;rÄąldÄąklarÄą zaman, bu gĂśrevi yapmaktan kaçĹnmasÄąnlar. Ey yazÄącÄąlar, Ĺ&#x;ahitler, borç alanlar ve borç verenler! Ä°ster az, ister çok


olsun, verilen borcu vadesiyle birlikte yazma konusunda üşengeçlik göstermeyin. Bu, Allah nazarında hem adalete daha uygun, hem şahitliğin yerine getirilmesi bakımından daha sağlam ve şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir.

 َ ّ َ ُْ *3َ #ْ 2َ )Cَ >َ ‫ & ُو‬Gُ ‫)] َ ًة‬ ُ ْ َ q ‫ة‬ ‫ر‬ ) m G ‫ن‬  * G ‫ن‬ ‫ا‬ ' ً َ ِ‫ا‬ ِ َ َ َ ِ َ  ْ َ َ َ ُ ‫ ُوا‬Cِ cْ ‫) َوا‬L َ  ُ ُ *Gَ 'ّ َ‫)ح ا‬ 3 u  * #  @ „ #  َ ْ ْ ْ َ َ $َ ٌ ُ h ْ ُ Mْ &َ ) َ Gَ ‫اِ َذا‬

Ancak, aranızda elden ele, birebir olarak yaptığınız peşin alışverişlerinizi yazmamanızda bir sakınca yoktur. Fakat bu peşin alışveriş sırasında dahi, yapabilirseniz iki şahit bulundurun.


ŮŽ ŮŽ  ŮŽ "Ů? >ŮŽ Ů‘ )Ů? $ŮŽ ‍ Ů?ا‏MŮŽ 8Ů’ GŮŽ ‍ ŮŽŮˆŘ§Ů? ْن‏LŮŒ #C cŮŽ 'ŮŽ ‍ ŮŽŮˆâ€Ź% G ) J ‍ع‏ ) k & ' ŮŽ Ů‘ ŮŒ Ů? Ů? â€ŤŮŽŮˆâ€Ź

Ů? 2Ů? N‍ا‏ Ů? Ů? Ů?Ů‘ MŮŽ &Ů? ‍ ŮŽŮˆâ€ŹN‍ا‏ Ů? 2Ů? ‍[ ŮŒŮ‚â€Ź aŮ?Ů‘ * ŮŽL Ů‘Ů° ‍ Ů? ا‏GŮŽ Ů‘ ‍ ŮŽŮˆŘ§â€ŹL Ů’ * Ů? Ů‘Ů° ‍ ŮŽŮˆâ€ŹN‍ا‏ Ů?L Ů‘Ů° Ů? * Ů? $Ů? ﴞ٢٨٢﴿ ŮŒ # @ŮŽ ‍ Ů’_ Ů?إ‏cŮŽ

Bu arada ne yazÄącÄąya ne de Ĺ&#x;ahide asla zarar verilmemelidir. EÄ&#x;er bĂśyle bir fenalÄąÄ&#x;Äą yaparsanÄąz, zararÄą yine kendinize dĂśnecek bir suç iĹ&#x;lemiĹ&#x; olursunuz. Bunun için, Allah’tan gelen ilkeleri çiÄ&#x;nememe konusunda son derece dikkatli davranÄąn. DĂźrĂźst ve erdemlice bir hayat sĂźrerek kĂśtĂźlĂźÄ&#x;Ăźn her çeĹ&#x;idinden titizlikle sakÄąnÄąn! Ä°Ĺ&#x;te Allah, sizleri bĂśyle eÄ&#x;itiyor. UnutmayÄąn ki, Allah her Ĺ&#x;eyi en mĂźkemmel Ĺ&#x;ekilde bilendir.


‍ Ů? ŮŽ ) ŮŒŮ†â€Ź$ŮŽ ) Ů‹ GŮ? )JŮŽ ‍ Ů?ŮˆŘ§â€ŹmŮ? GŮŽ Ů’ ŮŽ ‍ Ů? ŮŽŮˆâ€Ź8ŮŽ ŮŽ ?Ů° @ŮŽ Ů’ Ů? 3Ů’ JŮ? â€ŤŮŽŮˆŘ§Ů? ْن‏ iLŮŒ ] ŮŽ Ů? Ů’ 4ŮŽ

283. EÄ&#x;er yolculuk veya buna benzer herhangi bir imkânsÄązlÄąk durumunda olur da yazacak birini bulamazsanÄąz, o takdirde verilen borca karĹ&#x;ÄąlÄąk rehin alÄąnan mallar da yeterli olur, yazÄąlÄą belge ve Ĺ&#x;ahit yerine geçer. Nitekim yazÄącÄą ve Ĺ&#x;ahitlerin bulunduÄ&#x;u durumlarda bile, yalnÄązca rehin alÄąnmÄąĹ&#x; mallarla yetinebilirsiniz.

ŮŽ ŮŽ Ů? 6ŮŽ Ů? GŮ? eŮ’ ‍ي ا‏7Ů? Ů‘ ‍ Ů?Ů‘ŘŻ ا‏5ŮŽ #Ů? Ů’ $ŮŽ )k M 2  * k M 2 6 4 Ů’ Ů’ Ů’ Ů? ŮŽ ŮŽ Ů? ‍ Ů?) ْن ا‏$ŮŽ Ů‹ ŮŽ "LŮ? 2ŮŽ Ů‘ ‍ َع‏N‍ا‏ ŮŽ Ů‘Ů° xŮ? ŮŽ Ů‘ #ŮŽ Ů’ ‍) ŮŽ> ŮŽ Ů?" ŮŽŮˆâ€Ź4ŮŽ َ‍ا‏

Bununla birlikte; Ĺ&#x;ahit, yazÄąlÄą belge ve rehin gibi tedbirleri ihmal ederek birbirinize gĂźvenmiĹ&#x; olursanÄąz,


kendisine gĂźven duyulan kiĹ&#x;i, Rabb’i olan Allah’tan korksun da Ăźzerindeki emaneti sahibine versin.

ŮŽ Ů‘ ‍ Ů’* Ů? Ů?ا‏GŮŽ 'ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź ŮŒ ~Ů? ‍ Ů?) Ů‘ ŮŽ> Ů?"  ٰا‏$ŮŽ )CŮŽ Ů’ Ů? *Ů’ &ŮŽ 6Ů’ 4ŮŽ ‍؊ ŮŽŮˆâ€ŹLŮŽ ‍) َد‏CŮŽ Q ‍ا‏ ﴞ٢٨٣﴿ SŮŒ # @ŮŽ ‍ ŮŽ Ů? َن‏MŮ’ GŮŽ )ŮŽ 2Ů? N‍ا‏ Ů‘Ů? Ů° ‍" ŮŽŮˆâ€ŹLŮ? Ů? Ů’ 9ŮŽ

Bir de, Ĺ&#x;ahit olduÄ&#x;unuz gerçekleri Ăśrtbas ederek ya da delilleri ortadan kaldÄąrarak Ĺ&#x;ahitliÄ&#x;i gizlemeyin. Her kim Ĺ&#x;ahitliÄ&#x;i gizlerse, onu kalbi gĂźnaha batmÄąĹ&#x; ve hatta imanÄą tehlikeye dĂźĹ&#x;mĂźĹ&#x; demektir. UnutmayÄąn ki, Allah yaptÄąÄ&#x;ÄąnÄąz her Ĺ&#x;eyi bilmektedir. DolayÄąsÄąyla, yeri ve zamanÄą geldiÄ&#x;inde hepsinin karĹ&#x;ÄąlÄąÄ&#x;ÄąnÄą verecektir. SakÄąn “Kalplerdeki gizlilikleri de kim bilecekmiĹ&#x;?â€? demeyin:


Ů’ ŮŽ Ů° ŮŽ ‍ Ů’ Ů?ŮˆŘ§â€ŹGŮ? ‍؜ ŮŽŮˆŘ§Ů? ْن‏ ‍ع‏ '‍ا‏ _ $ ) 4 â€ŤŮˆâ€Ź ‍ات‏   [ ‍ا‏ _ $ ) 4 N Ů? Ů? Ů‘ Ů’ Ů? Ů° Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů?L

ŮŽ ŮŽ Ů? Ů’ ) Ů? Ů’ Ů’ N‍ا‏ D & ‍ه‏  8 Z G â€ŤŮˆâ€Ź ‍ا‏  * [ 8 > Ů? Ů? Ů’ Ů’ Ů?L Ů‘Ů° "Ů? 2Ů? Ů’ * Ů? ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů? ‍_ ا‏$ )4ŮŽ  ŮŽ &ŮŽ 6Ů’ 4ŮŽ ‍ Ů?ب‏7Ů?Ů‘ MŮŽ &Ů? ‍) Ů?ŘĄ ŮŽŮˆâ€ŹQ  ŮŽ &ŮŽ 6Ů’ ŮŽ Ů? Ů? 8Ů? 1Ů’ #ŮŽ $ŮŽ ?Ů° @ŮŽ N‍ا‏ Ů‘Ů? Ů° ‍إ ŮŽŮˆâ€ŹLŮ? )Q ﴞ٢٨٤﴿ ŮŒ & 9ŮŽ ‍ Ů’_ Ů?إ‏cŮŽ aŮ?Ů‘ JŮ?

284. GĂśklerde ve yerde ne varsa, hepsi Allah’ĹndÄąr. İçinizdeki kĂśtĂź niyet, duygu ve dĂźĹ&#x;Ăźnceleri açĹÄ&#x;a vursanÄąz da gizleseniz de Allah sizi ondan hesaba çeker. Sonra dilediÄ&#x;ini baÄ&#x;ÄąĹ&#x;lar, dilediÄ&#x;ini cezalandÄąrÄąr. Elinizde olmadan aklÄąnÄąza geliveren kĂśtĂź dĂźĹ&#x;Ăźncelerinizi baÄ&#x;ÄąĹ&#x;lar, bilerek ve isteyerek kurduÄ&#x;unuz haince niyet ve dĂźĹ&#x;Ăźncelerinizden dolayÄą da —eÄ&#x;er bunlar cezayÄą gerektiriyorsa— sizi cezalandÄą-


rır. Hiç kuşku yok ki, Allah’ın her şeye gücü yeter. Bu âyet-i kerime nâzil olunca, Allah’ın emir ve yasaklarını uygulamakta son derece duyarlı ve dikkatli olan Ashab-ı Kiram, ellerinde olmaksızın kalplerinden geçen bütün duygu ve düşüncelerinden dolayı günaha girdiklerini ve bu yüzden azaba uğrayacaklarını zannederek telaş içerisinde Peygamber’in (sav) huzuruna çıkıp gözleri yaşlı bir hâlde ona acziyetlerini arz ettiler. “İçinizdekileri açığa vursanız da gizleseniz de, Allah sizi ondan hesaba çeker.” âyetinin omuzlarına yüklediği görevi yerine getirememe endişesiyle Rablerine el açıp yakardılar. Bunun üzerine, hem konuyu açıklığa kavuşturup yanlış anlamaları gidererek en-


diĹ&#x;e dolu kalplere ferahlÄąk veren ve hem de dualarÄąnÄąn kabul edildiÄ&#x;ini onlara mĂźjdeleyen Ĺ&#x;u mĂźbarek âyetler nazil oldu:

Ă‚MENE’R-RASĂ›L Ů? Ů? ŮŽ Ů‘ ‍ ا‏6ŮŽ 4ŮŽ ‍ٰا‏ ‍ن‏LŮŽ 3Ů? 4Ů? 5Ů’ Ů? ‍ " ŮŽŮˆ ْا‏2Ů?Ů‘ ‍ َع‏6Ů’ 4Ů? "Ů? #Ů’ ŮŽ Ů?‍ ŮŽ) اŮ? Ů’> Ů?= ŮŽŮ„ ا‏2Ů? ‍ل‏  ŮŒ Ů° Ů° ŮŽ ŮŽ Ů° Ů? ‍ Ů‘Ů? Ů?ق‏8ŮŽ >Ů? ' "L  Ů? Ů? ‍ Ů? Ů? " ŮŽŮˆ Ů?ع‏J‍* Ů? " ŮŽŮˆâ€ŹAŮ? 4ŮŽ ‍ ŮŽŮˆâ€ŹN) Ů? Ů‘ 2Ů? 6ŮŽ 4ŮŽ ‍ ا‏aŮ‘ JŮ? ŮŽ Ů’ 2ŮŽ "Â’  Ů? Ů? ‍ Ů?ع‏6Ů’ 4Ů? Ů? q ŮŽ َ‍ ا‏

285. Peygamber, Rabb’inden kendisine gĂśnderilen her Ĺ&#x;eye gĂśnĂźlden iman etmiĹ&#x;tir, ona tâbi olan mĂźminler deT OnlarÄąn hepsi de Allah’a, meleklerine, kitaplarÄąna ve elçilerine inanÄąrlar. BĂźtĂźn Peygamberlerin aynÄą kaynaktan geldiÄ&#x;ini, aynÄą mesajÄą taĹ&#x;ÄądÄąÄ&#x;ÄąnÄą bilerek, “Biz Allah’Ĺn Elçileri arasÄąnda


hiçbir ayrĹm gÜzetmeyiz. Hepsine yßrekten inanĹr, hepsini severiz.� derler.

ŮŽ َ‍) ŮŽŮˆŘ§â€Ź3ŮŽ MŮ’ Ů? ŮŽ ‍) Ů? ا‏9ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź +ŮŽ #Ů’ ŮŽ Ů?‍) ŮŽŮˆŘ§â€Ź3ŮŽ 2ŮŽ Ů‘ ‍ َع‏+ŮŽ >ŮŽ ‍ ŮŽا‏8Ů’ RŮ? )3ŮŽ MŮ’ b ﴞ٢٨ټ﴿ Ů? . ŮŽ ‍ْا‏

En çetin ve dayanÄąlmaz imtihanlarda, en aÄ&#x;Äąr Ĺ&#x;artlarda bile, â€œĂ‡aÄ&#x;rÄąnÄą iĹ&#x;ittik ve tĂźm kalbimizle emrine boyun eÄ&#x;dik, fakat yine de lâyÄąk olduÄ&#x;un kulluk ve itaati hakkÄąyla yerine getiremedik. AffÄąnÄą diliyoruz, baÄ&#x;ÄąĹ&#x;la bizi ey Rabb’imiz; dĂśnĂźĹ&#x;ĂźmĂźz elbet sanadÄąr!â€? dediler.

ŮŽ Ů‘ Ů‘ ŮŽ ŮŽ ŮŽ ŮŽ Ů° Ů’ nŮ’ ŮŽ [ J ) 4 ) C

) C M  â€ŤŮˆâ€Ź ' ‍ا‏ ) [ 8 > N‍ا‏ z  * & ' Ů‘ ŮŽ Ů’ Ů? Ů? Ů? ŮŽ ŮŽ ŮŽ LŮŽ ŮŽ Ů? Ů? Ů? Ů‹ Ů’ ŮŽ Ů’L ŮŽ [ n  J‍ا‏ ) 4 ) C #  ŮŽ Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ @ŮŽ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź

286. Allah hiç kimseye, gĂźcĂźnĂźn yetmeyeceÄ&#x;i bir sorumluluk


yĂźklemez. Ä°nsanÄąn kendi ĂśzgĂźr iradesiyle bilerek ve isteyerek yaptÄąÄ&#x;Äą iyilikler kendi lehine, bilerek ve isteyerek iĹ&#x;lediÄ&#x;i kĂśtĂźlĂźkler de kendi aleyhinedir. DolayÄąsÄąyla, ey mĂźminler, daha Ăśnce yaptÄąÄ&#x;ÄąnÄąz Ĺ&#x;u dualar kabul edilmiĹ&#x;tir:

ŮŽ OŮ’ َ‍) اَ Ů’Ůˆ ا‏3ŮŽ #[ >ŮŽ ‍ ŮŽ>) اŮ? ْن‏7Ů’ O‍ا‏ ŮŽ ) >ŮŽ )Ů’ { 5 G ' ŮŽ Ů? Ů? )3ŮŽ 2ŮŽ Ů‘ ��€ŤŮŽŘąâ€Ź

“Ey Rabb’imiz, eÄ&#x;er unutur veya yanÄąlÄąr isek, istemeden, bilmeden iĹ&#x;lediÄ&#x;imiz gĂźnahlardan dolayÄą bizi sorumlu tutma!â€?

Ů’ ŮŽ ŮŽ ŮŽ  ?ŮŽ @ŮŽ "Ů? ŮŽ Ů’ ŮŽ q )  J ‍ا‏  v ‍ا‏ ) 3 #  @ a  D G ' ‍) ŮŽŮˆâ€Ź3ŮŽ 2ŮŽ Ů‘ ‍َع‏ ŮŽ ŮŽ Ů’ Ů’ Ů’ Ů? ŮŽ ŮŽ Ů‹ ŮŽ Ů? ŮŽ ) 3ŮŽ Ů? Ů’ 9ŮŽ 6Ů’ 4Ů? 6ŮŽ &7 Ů‘ ‍ا‏

“Ey Rabb’imiz! Bizden Ăśnceki Ăźmmetlere isyankârlÄąklarÄąndan dolayÄą yĂźklediÄ&#x;in gibi, bize de aÄ&#x;Äąr gĂśrev ve yĂźkĂźmlĂźlĂźkler yĂźkleme!â€?


ŮŽ 'ŮŽ )4ŮŽ )3ŮŽ Ů’ Ů?Ů‘ DŮŽ GŮ? 'ŮŽ ‍) ŮŽŮˆâ€Ź3ŮŽ 2ŮŽ Ů‘ ‍َع‏ "  2Ů? )3ŮŽ ŮŽ iŮŽ 9ŮŽ )b

“Ey Rabb’imiz, gßç yetiremeyeceÄ&#x;imiz sorumluluÄ&#x;u bize taĹ&#x;Äątma! Ä°nsanÄąn dayanma gĂźcĂźnĂź esasen aĹ&#x;masa bile, bizim eksikliÄ&#x;imizden ve irademizin zayÄąflÄąÄ&#x;Äąndan kaynaklanan sebeplerle baĹ&#x;armakta zorlanacaÄ&#x;ÄąmÄąz, altÄąndan kalkamayacaÄ&#x;ÄąmÄąz aÄ&#x;Äąr sorumluluklarla, dehĹ&#x;et verici bela ve imtihanlarla yĂźz yĂźze getirme bizi ya Rab!

ŮŽ Ů’ ‍) Â’ ŮŽŮˆâ€Ź3ŮŽ Ů‘ @ŮŽ z )Â’ 3ŮŽ Ů’ q ‍اع‏ â€ŤŮˆâ€Ź ) 3

ŮŽ Ů’ Ů’ â€ŤŮŽŮˆâ€Ź Ů? @‍ا‏ ŮŽ ŮŽ Â’ Ů’ 8Ů? R‍ا‏

Kusur ve gĂźnahlarÄąmÄązÄą Ăśrterek bizi affet; kulluk ve ibadetimizi tam ve mĂźkemmel kabul ederek bizi baÄ&#x;ÄąĹ&#x;la; engin rahmet ve Ĺ&#x;efkatinle bize merhamet eyle!


َ ‫ ْ َ>) َ@ َ? ا ْ َ ْم ْا‬.ُ >ْ )$َ )3َ # ٰ ْ 4َ n َ‫ا‬ ْ 6َ & $ِ )* > َ ِ ﴾٢٨٦﴿

Sensin bizim Mevla’mız, efendimiz ve gerçek dostumuz! O hâlde, senin âyetlerini inkâr eden kâfir topluma karşı bize yardım eyle, inkâr ve zulümde ısrar edenleri de azabınla kahreyle ya Rab!” Şimdi, bu ilâhî yardımın sizden öncekilerde nasıl tecelli ettiğini görmek üzere, şu mübarek sûreye kulak verin: