Issuu on Google+

JAPON SİNEMA DERGİSİ ARALIK 2016 SAYI: 11 AYLIK JAPON SİNEMASI E-DERGİSİ

8 TARİHSEL GELİŞİM VE İLKLER IŞIĞINDA JAPON SİNEMASI 12 KATSUHİRO OTOMO’NUN STEAMPUNK-CYBERPUNK BUNALIMLARI 20 ÇİZGİDEN TELEVİZYON EKRANINA: ANİMENİN SERÜVENİ 28 JAPONYA’NIN DERİNLİKLERİNE YOLCULUK: YAMANOBE NO MİCHİ YOLU 30 KÖTÜ TALİHİ YENMEK İSTEYENLERE JAPON ŞANS OBJELERİ 34 SHİRAKABA AKIMI VE SHİGA NAOYA


Editörden, Merhaba Arkadaşlar, Aralık 2015’te yayın hayatına başlayan Japon Sineması Platformu’nun 1. yaşını kutlamanın sevincini yaşıyoruz. Bugüne kadar Japon kültürü, sineması, edebiyatı, manga ve animeleri adına sizlere baş ucu kaynağı olabilecek bir yayın oluşturma ve Japonya’yı Türkiye’ye tanıtarak iki toplum arasında kültürel bir köprü kurma yolunda ilerlemeye devam ediyoruz.

JAPONSİNEMASİ.COM Yıl: Aralık 2016 Sayı: 11 Yayın Türü: Aylık E-Dergi Japon Sineması Platformu 1. yıl Özel Sanat Yönetmeni & Grafik Tasarım Gökhan Kuloğlu Editörler Birsen Albayrak Gökhan Kuloğlu Katkıda Bulunanlar Bensu Cangüler Deniz Balcı Evrim Özsoy Ercan Gürova Hafize Mutlu Olca Karasoy Kapak Fotoğrafı Zen (Dogen Zenji), Banmei Takahashi (2009) Arka Kapak Fotoğrafı Wolf Children, Mamoru Hosoda (2012) İletişim ve Reklam japonsinemasi@gmail.com JAPON SİNEMASI SOSYAL AĞLAR www.japonsinemasi.com facebook.com/japonsinemasi twitter.com/japonsinemasi issuu.com/japonsinemasi

2

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

Platform olarak 1. yılımızda önemli yayın organımız Japon Sinema E-Dergimizin 11. sayısının ‘‘Sinema Dosyası’’ bölümünde Japonya’nın yaşam biçimlerini dört mevsim eşliğinde yaşayağınız Little Forest film serisine, Japon Sineması’ndaki ilklere, steampunk-cyberpunk türünün usta ismi Katsuhiro Otomo ve usta yönetmen Yasujiro Ozu’nun Sanma no Aji filmine yer veriyoruz. ‘‘Anime-Manga Dosyasında’’ bugüne kadar ele alınan samuray hikayelerine taş çıkarak iddialı bir film olan Mukuo Hadan’a, televizyonları başına tüm kitleleri toplayan animelerin yapım sürecine, bir kırmızı başlıklı kız ve pamuk prenses masalları karışımı Akagami no Shirayuki-hime serisine ve yetişkinlerin dünyasına hitap eden hentai animelerden birkaçını sizlerle buluşturuyoruz. ‘‘Japon Kültürü Dosyası’’ bölümünde Japonya tarihinin en gizemli ve önemli yollarından olan Yamanobe no Michi’nin hikayesini ve iyi dilek-kötü şans ikilemi arasında boğuşanlara Japon şans objelerini tanıtıyoruz. ‘‘Japon Edebiyatı Dosyası’’ bölümünde ise Japon Edebiyatına damgasını vurmuş, Shirakaba akımı ve realizmin usta ismi Shiga Naoya’yı bilinmeyen yöneleriyle ayrıntılı olarak ele alıyoruz. Birlikte geçirdiğimiz bu bir yıllık süreçte desteğini bizden esirgemeyen tüm okurlarımıza teşekkür ediyor ve yeni sayıda buluşmak dileklerimizi iletiyoruz. Gökhan Kuloğu JAPON SİNEMASI PLATFORMU

YAZAR OLMAK iSTER MiSiNiZ? Japon Sineması Platformun’un Aylık Sinema dergisinde ve müzik ekinde yazar olmak isteyenleri aramıza bekliyoruz. Basvurular: japonsinemasi@gmail.com


İÇİNDEKİLER 100 MİLYONUN İZİNDE SANMA NO AJİ

LITTLEFOREST

4 TARİHSEL GELİŞİM VE İLKLER IŞIĞINDA: JAPON SİNEMASI

6

KATSUHİRO OTOMO’NUN STEAMPUNK-CYBERPUNK BUNALIMLARI

8 ÇİZGİDEN TELEVİZYON EKRANINA: ANİMENİN SERÜVENİ

MUKOU HADAN

12 MASALDAN ANİMEYE UZANAN YOLCULUK: AKAGAMİ NO SHİRAYUKİ-HİME

20

18 YETİŞKİNLERİN DÜNYASI İÇİN HENTAİ ANİMELER

26

24 KÖTÜ TALİHİ YENMEK İSTEYENLERE JAPON ŞANS OBJELERİ

JAPONYA’NIN DERİNLİKLERİNE YOLCULUK: YAMANOBE NO MİCHİ YOLU

30 SHİRAKABA AKIMI VE SHİGA NAOYA

28

34 WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

3


JAPON SİNEMASI DOSYASI

4

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


little forest JAPON SİNEMASI DOSYASI

SUMMER&AUTUMUN, WINTER&SPRING

YAZAR: Ercan Gürova

Baştan uyaralım: karşımızda asla aç karna seyredilmemesi gereken bir film var! Aksi takdirde acı çekebilirsiniz veya farkında olmadan kendinizi birşeyler atıştırırken bulabilirsiniz!

J

unichi Mori’nin yazıp yönettiği, dört kısım (her biri bir mevsim için) iki filmden oluşan (birbirinin devamı niteliğinde) Little Forest Daisuke Igarashi’nin 2002-2005 yılları arasında yayımladığı popüler manga serisinden uyarlanmış bir film. Bir genç kızın (Ichiko) doğayla, ailesiyle (filmde sadece annesini görüyoruz), yemeklerle ve kendiyle olan ilişkisini anlatan bu “kendini-keşfetme” filmi çok fazla diyalog barındırmayan, daha çok yemek hazırlama sahnelerinin olduğu alışık olmadığımız tarzda bir film.

Ichiko’nun çiftlik evine gelişi bir tür kaçış mıdır yoksa kendi bulma veya yeni bir hayata başlama adımı mıdır? Şehirdeki hayatını çok özlüyor gibi gözükmez doğrusu. Erkek arkadaşlarıyla ilgili sorunları aklına gelir. Öte yandan Komori’de temelli de kalmak istemez. Mesela domateslerini daha iyi yetiştirmek için sera yapması tavsiye edildiğinde bunun onu Komori’ye bağlayacağını söyler. Şehirden kıra gelmiş bir başka karakterin (Yuta) ise böyle şüpheleri ve gel-gitleri yoktur. Komori’deki insanların bildikleri şeyleri söylediğini; oysa, şehirdekilerin anlamadıkları konularda boş boş konuştukları söyler. “Ordan ayrıldıktan sonAnnesi tarafından terk edilen Ichiko şehir hayatını ra burada insanlara saygı duyabileceğimi öğrendim” bırakıp Komori denilen (kelime olarak küçük orman der. Ichiko için ise her şey bu kadar basit değildir. anlamına geliyor) kırsaldaki evlerine gider ve orda yaşamaya başlar. Ichiko’yu gündelik hayatta gelenek- Ichiko’nun daha sonra annesinden alacağı mektuplar sel tarzda çiftçilik yaparken görürüz. Çeltik hasadı önce kafasını daha da karıştıracak ama ardından yapar, mevsimine göre türlü türlü sebze yetiştirir, “kendisi olma” yolculuğunda ona yeni ufuklar açameyve ağaçlarından meyve toplar, kış için sebze ku- caktır. Bu ilginç filmi sadece aşçılık, pirinç yetiştirme, rutur, yaz için doğal meyve suları hazırlar ve bunları reçel yapma veya ördek pişirme olarak görmek fazevde bazen tek başına bazen de arkadaşları veya la basite indirgemek olur. Geleneksel yöntemlerle komşularıyla afiyetle yer. yapılan tarım, doğal sebze-meyve üretimi ve bunların el emeğiyle hazırlanması ve beraber yenmesi Film boyunca babadan hiç söz edilmez. Sadece geri bize sevgiye, sofra kültürüne ve mutluluğa dair de bir dönüş sahneleriyle anneyi yemek yaparken görürüz. şeyler söylemekte. Ichiko’nun annesini de dediği gibi: Ichiko’nun 2 film boyunca hazırladığı 28 adet ye- “Hazırladığın yemek kalbinin aynasıdır.” mekte (evet, yanlış okumadınız!) annesiyle olan inişli-çıkışlı ilişkisinin bir tür yansımasını görürüz. Nasıl her yemeğin Ichiko’nun annesine dair hatıralarıyla bağlantılı olduğuna tanıklık ederiz. Bazı yemekler olumlu anıları çağrıştırken bazıları da üzüntü verir sadece. Kimi yemeklerin doğru tarifini hatırlamak için Ichiko geçmişi düşünecek, işin püf noktalarını bulmaya çalışacaktır. Bunu yaparken annesinin verdiği emeği, kendine has yöntemlerle yemeklerine kattığı eşsiz lezzeti ve bir yemekle annesinin kendisini ne denli mutlu ettiğini anlayacaktır. Evet, Ichiko annesini “anlamaya” başlamıştır. Bu süreç Ichiko’nun kendisi olması, kendini bulması ve tek başına ayakta kalması için de çok büyük katkı sağlayacaktır. WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

5


JAPON SİNEMASI DOSYASI

100 milyon aptalin izinde

Sanma no aji YAZAR: Evrim Özsoy Yasujirō Ozu’nun “Günaydın” filmindeki bir sahne yıllar önce aklıma kazınmıştı... 1950 yılında Japonya’nın bir banliyö kasabasının tek bir televizyonu vardır. Minoru ve İsamu Hayashi kardeşler, okul sonrası TV ziyaretlerinde sumo güreşi izlemek için çoğu kez İngilizce derslerini asarlar… Eve geldiklerinde, anneleriyle babalarına onlara bir televizyon almaları için yalvarırlar. Ancak babaları buna karşıdır, televizyonun varlığının ortaya “100 milyon aptal” çıkaracağını düşünmektedir. Baba, oğullarına bu konuda konuşmamalarını söyleyince, çocuklar susmaya ant içerler. Ancak bu protestoları, sonunda bütün mahalleyi kaosa sürükler…

“Güz Öğleden Sonrası”filminin açılış sekansı alışılmışın dışında bir endüstri bölgesi ile başlar. Shuhei Hirayama, fabrika bacaları gören ofisinde oturmuş sekreterinin getirdiği belgeleri imzalamaktadır. Birkaç gündür işe gelmeyen bir çalışanın evlenmek üzere olduğunu öğrenir. Hemen arkasından ofise gelen bir arkadaşı da ona kızının evlenme yaşının geldiğini söyler. Hirayama ‘nın kızı Michiko’nun henüz küçük olduğunu savunur. Evliliğin acelesi yoktur! Bu sefer konu başka bir arkadaşlarının genç bir kadınla evlendiğine gelir. Böylelikle filmin çekildiği yıl olan 1962’de Japon toplumunda evliliğin ne kadar önemli olduğunu anlarız. İkisi akşam buluşmak üzere sözleşirler. Tabii kendine genç bir eş alan Horie de onlara katılacaktı. Akşam toplanan arkadaş grubu bir yandan beyzbol

6

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


JAPON SİNEMASI DOSYASI

maçının sonuçlarını merak ederken diğer yandan da Horie’nin evliliğini konuşurlar. Asıl merak edilen onun cinsel gücü arttırıcı hap kullanıp kullanmadığıdır. Horie ise karısının onlara katılacağını söyler. Diğerleri bu duruma pek sıcak bakmaz, ‘kadınlar her zaman eşleriyle gezmez’ diye söylenirler. Daha doğrusu bu sadece erkeklerin buluşmasıdır. Horie ise genç ve güzel eşinin onu yalnız bırakmamasıyla övünmeye başlar. Hatta yaşının küçük olmasının yararlarını anlatır. Bu esnada gelen eşi onu alıp eve götürür. Arkadaşları sohbetlerinin bölünmesinden pek hoşlanmasa da içten içe ona özenirler.

kanaat getirirler. O arada barın sahibesinin eski karısına benzemesi dikkatini çekmiştir. Eve geldiğinde bunu çocuklarına anlatır. Ailenin erkekleri babalarının başka bir kadını düşünmesini desteklerken Michiko ise kadının yüzünü bile görmek istemez. Hirayama arkadaşlarının baskısına dayamaz ve kızını karşısına alıp sorar. Evliliğe niyeti var mıdır? Michiko hala onları bırakmak istememektedir. Ancak abisinin evinde tanıştığı bir çocuk hoşuna gitmiştir. Yengesi abisiyle bir golf sopası krizi yaşasa da buradan tek karlı çıkan yeni tanışan gençler olmuştur. Evin küçük oğlu Kazuo da biletçi bir kıza gönlünü kaptırmak üzeredir.

Koichi, Hirayama’nın büyük oğludur. Bekar insanların eş beklentisi olurken onun eşinin de başka beklentileri vardır. Komşuda gördüğü son model ev eşyaları gibi... Ona istediğini almayan kocasına karşı tavırlıdır. Kazuo ve Michiko ise evdeki diğer bekarlardır. Michiko bir talibi olduğunu öğrenince ilk aklına gelen babasının ve kardeşinin nasıl yalnız yaşayacağıdır. Bu konuda çok sert olan kız evde evlilik lafını açtırmaz. Hirayama eski sınıf arkadaşlarıyla bir akşam toplanır, sake yerine viski ve bira içmektedirler. Eski hocaları da onlar katılmıştır. Sarhoş olan adamı eve bırakan Hirayama orada hocasının hiç evlenmemiş kızı Tomoko’yu görür. Zamanla yaşlı bir adama bakmanın maddi ve manevi zorluğunu farkedince kızını evlendirmenin gerektiğini anlar.

Baba Hirayama oğlu Koichi ile barda kızının geleceğini konuşur. Yeni damat adayı Miura’ya kefil olan Koichi, bir yandan da babasının annesine benzettiği bar sahibini incelemektedir. Miura ile baş başa konuşulunca gerçek ortaya çıkar. Başka biriyle nişanlı olan çocuk, Michiko’nun evlenmek istemediğini bildiğinden dolayı ondan çoktan vazgeçmiştir. Durum bir cesaret Michiko’ya anlatılır. Kız şansı olmadığını anlayınca babasının tanıştırmak istediği kişiyi kabul eder. Miura’nın aşkını kalbine gömmüştür. Michiko sessizce evliliğe razı gelmiştir. Bir bakıma babasını kırmak istememektedir. Kızını evlendirdiği gece Hirayama için biraz zor geçer. Önce arkadaşlarıyla vakit geçirir sonra da bara gider. Orada bar sahibesiyle sohbet eder. Kadın onun en sevdiği plağı koyar. Eve dönünce bu sefer onu gelini karşılar. Kızının dediği gibi geciktiğini ve alkollü olduğunu söyler. Onlar evine gidince küçük oğluyla yalnız kalan adam marş söylemeye başlar. Kendini yalnız hissettiğini itiraf etse de oğlu uyumaya niyetlendiği için duymamıştır. Artık evin erkekleri kendi işlerini kendileri halletmek zorundadır ta ki onlarla ilgilenecek bir eş bulana kadar.

Tokyo sokaklarını neonlu tabelalar, bar reklamları ve batılı giyim tarzını benimsemiş insanlar doldurmaktadır. Bu barlardan birinde içki içen Hirayama savaş zamanında kaptan olduğu günleri eski bir askeriyle yad eder. “Savaşı kazansaydık şu an New York’ta olurduk” diye söylenirken bir anda aslında savaşı kaybetmenin Japonya için daha iyi olduğuna

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

7


JAPON SİNEMASI DOSYASI

TARİHSEL GELİŞİM VE İLKLER IŞIĞINDA

JAPON SİNEMASI Japonya’nın sinemayla buluşması, Avrupa ile aynı zamana denk gelir. Öyleki Lumiere Kardeşler’in 28 Aralık 1895’de Capucines Bulvarı’ndaki Grand Cafe’nin Hint Salonu’ndaki halka açık ilk gösterimiyle insanların hayatına giren sinema, bir yıl sonra Japonya topraklarına gelir. Edison’un “Vitascope” aygıtı ülkeye 1896 yılında ulaşırken Japon halkı sinemayla, 21 Kasım 1896’da Kobe’de yapılan bir kinetoskop gösterisi aracılığıyla tanışır. Kobe’de bu gösteriyi düzenleyen Amerikan Riner & Co’dan bir kinetoskop satın alan M. Takashi, Tokyo’da da benzer bir gösteri düzenletir ve bu gösteri halk tarafından büyük ilgi görür.

8

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

YAZAR: Gökhan Kuloğlu Japonya’da film gösterimleri, film yapma merakını da beraberinde getirmiştir. Vakit kaybetmeden ilk Japon filmleri kabuki oyunundan sahnelerin kayda alınmasıyla sunulmuştur. Tsukemichi Shibata tarafından 1899 yılında kayda alınan Momijigari (Kızıl Akağaç Yapraklarını Seyretmek) ve NininDojoji (Dojo Tapınağında İki Kişi) filmlerinin yanında yine aynı yıl Tsuneji Tsuchiya’ nın Nio no ukisu (Küçük Dalgıçkuşunu Yüzen Yuvası) filmi kabukiden kayda alınan filmlere örnektir. Bunlardan Momijigari, ilkel bir anlatım dilene sahip olup üç çekimden ibaret olmasına rağmen ilk Japon filmi olması açısından önemlidir. NininDojoji filmi ise


JAPON SİNEMASI DOSYASI Japonya’da yapılan ilk boyama filmdir. Bu filmin boyamasını Japonya’nın ilk yapım şirketlerinden biri olan Yoshizawa Company üstlenerek filmi renklendirmişti. Asıl renkli film olarak Keisuke Kinoshita’nın 1951 yapımı Karumen Kokyo ni kaeru (Carmen Comes Home) filmi Japon sinemasının ilk renkli filmi olarak kabul edilmiştir. İlk Japon filmi olarak kabul edebileceğimi Momijigari’de, o dönemin usta kabuki oyuncuları olan Danjuro İchikawa IX ile Kikugoro Onoe’nin oynamıştır. Bu filmde rol alan kabuki oyuncuları Danjuro İchikawa IX ile Kikugoro Onoe’de ilk Japon sinema oyuncuları olmuştur. (Yabancı yapımcıların gösterdiği filmler haricinde) Japonya topraklarına gelen sinema aygıtının ilk zamanlar herhangi bir kapalı alanı (stüdyosu) bulunmazken filmler sokaklarda günlük hayattan kesitleri konu alarak çekilmiştir. 1908 yılına kadar film stüdyosu bulunmazken boyama arka planları bulunan kabuki oyunları dâhil bütün filmler açık havada çekilmiştir. Uzun yıllar stüdyo sistemi olmadan film üretimini devam ettiren Japon yapımcılar ve yönetmenler, ilk film stüdyosu olan Yoshizawa Company’nin başkanı Kenichi Kawaura’nın Amerika’daki Edison stüdyolarını ziyaret ettikten sonra edindiği deneyimler ile Tokyo, Megura’da Ocak 1908’de yapımı tamamlanan cam bir stüdyo inşa etmiştir. Böylelikle Yoshizawa Company, Japonya’nın ilk stüdyosu olma ünvanını kazanmıştır. Bu kurulmasının hemen ardından Pathe’nin sahipleri Tokyo, Okubo’da bir stüdyo kurmuşlar; daha sonra Kyoto’da Yokota Company adında bir stüdyo açılarak stüdyoların sayısı artmaya başlamıştır.

MOMİJİGARİ (1897)

YOSHİZAWA COMPANY (1908)

DENGEKİ-KAN (1903)

lonlarının sayıları artmaya başlamış ve tiyatro gösterilen salonlarda zamanla film gösterimleri için kullanılmaya başlanmıştır.

Japon sineması ilk döneminde çekilen filmler kabuki, shingeki ya da shinpa gibi tiyatro türlerinden beslenmiştir. 1910’lu yıllarda Japon film pazarını dolduran Fransız filmlerinden etkilenen Yoshizawa Company stüdyosu, shinpa olarak adlandırılan çağdaş dramalar, komedi ve hile filmlerinin yanı sıra gezi filmleri çekerek sinemadaki tiyatro etkisinden farklı film üretimleri yapmıştır. Tiyatrodan beslenerek yapılan film denemel1903 yılının Ekim ayında ise Tokyo, Asakusa’da erinin ardından 1910’dan sonra Batı kökenli etilk sinema salonu hizmete girmiştir. Denki-kan kilerin ilk filmler ortaya çıkmaya başlar. Kaoru ya da “Elektrikli Salon” olarak adlandırılan sine- Osoani’nin, Tolstoy’un Diriliş’inden esinlenerek ma salonunun faaliyete girmesiyle birlikte Japon çevirdiği Katyusha (1912), Masao lnoue’nin Tali sinema endüstrisi, stüdyolarda üretilen filmleri No Musume (Teğmenin Kızı, 1917) ile Dokusa gösterecek mekânlara kavuşmaya başlamıştır. Seyirciye ilk olarak batıdan ithal edilen filmlerin gösterildiği 240 sandalyeli Denki-kan’da filmlerin gösterimi ve seslendirilmesi için Somei Saburo görev almıştır. Somei, ekranda dönen sessiz filmdeki karakterlere sesiyle yeniden can vererek izleyicinin gözünde aktör rolünü kapmıştır. Tokyo’nun yalnızca film gösteren ilk büyük sineması Saifukan ise 1910’ da açılmıştır. Sinema salonunun ROJO NO REİKON (1921) faaliyete girmesinin hemen ardından sinema saWWW.JAPONSİNEMASİ.COM

9


JAPON SİNEMASI DOSYASI arasında sayılabilir. Savaş sonrası Japonya’da radikal gelişmeler sinemada eskiden kalma idealleri altüst eden ve önceki kuşak yönetmenlerin yapıtlarını kısıtlayan sınırları aşan bir Yeni Dalga’ya yol açmıştır. 1950’lerin sonu, 1960’lar ve 1970’ler boyunca Japon Yeni Dalgası, politik öğrenci hareketlerinin 30’ların sendika ve işçi sınıfıyla başlayan protesto geleneğinin yeniden canlandığı dönemin parçası olmuştur. Japon Yeni Dalga’sının ilk filmlerinden biri yönetmenliğini Nagisa Oshima’nın yaptığı MADAMU NO NYOBO (1931) 1959 yapımı Aşk ve Umut Kenti / Ai to Kibo no Ma(Zehirli Ot, 1917) filmlerini Minoru Murata ile chi (The Town of the Love and Hope, 1959, ShochiKaoru Osanajil’in Maksim Gorki’den uyarladıkları ku) adlı filmdir. Filmin DVD ya da VHS baskısı Rojo No Reikon (Sokaktaki Ruhlar, 1921) filmleri olmadığı için sadece özel arşivlerde veya retrosBatıdan beslenen ilk Japon filmleri olurlar. Kuvvetli bir tiyatro geleneği olan Japonya’da tiyatro anlatıcıları olarak bilinen benshilerde filmleri seslendirmişlerdir. Benshilerin Japonya’da etkisi ve halk tarafından sevilmeleri sebebiyle 1930’lu yıllara kadar Japonya’da sesli filme geçilememiştir. 1930’dan sonra geleneksel film anlayışının değişmeye başlaması ve alternatif filmlerin ortaya çıkmasıyla 1931’da Shochiku stüdyosunda Heinosuke Gosho tarafından çekilen Madamu to nyobo (Komşumun Karısı ve Benim Karım) adlı filmi Japonya’nın ilk sesli filmi olma ünvanını kazanmıştır. 1930’larda yine yeni film anlayışı arayışları ile toplumsal gerçekçi filmler ortaya çıkmıştır. Yosujiro Ozu’nun Tokyo No Kōrasu (Tokyo Chorus, 1931, Shochiku), Daisuke İto’un Chokon (Unforgettable History of the Last Days of the Shogunare, 1926, Nikkatsu), Minoru Murata’nın Rojô No Reikion (Souls On The Road, 1921, Shochiku) filmleri toplumsal gerçekçi sinemanın ilk örnekleri

TOKYO NO KORASU (1931)

10

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

Aİ TO KİBO NO MACHİ (1959)

HARUMİ HANAYAGİ

pektif programlarda yer almaktadır. Erkeklerin egemenliğinde faaliyet gösteren ilk dönem Japon sinemasında “onna kabuki” adı verilen sadece kadınlardan oluşan tiyatro oyunlarının da gösterime alındığı temsillerde sınırlı da olsa yer almıştır. Dişiliğin, kadınlığın bir onnagata tarafından daha iyi temsil edileceğine inanışından hakimdir. Bu dönemde Japon sinemasında kadın rollerinin en ünlü erkek oyuncusu, yönetmenlik de yapan Teinosuke Kinugasa olmuştur. Zamanla birçok film stüdyosu kurulmasıyla ve yabancı romanlardan uyarlanan çağdaş konuları ele filmlerin varlığıyla birlikte sinemada kadının varlığı da tartışılır hale gelmiştir. 1920’de Kokkat-


JAPON SİNEMASI DOSYASI raberinde yönetmen dünyasında da devrime zemine hazırlamıştır. 1953 yılına geldiğimizde Kinuyo Tanaka, magazin dünyasından kazandığı ün ve zamanında çalıştığı usta yönetmenlerinden edindiği tecrübeyle 1953 yılında kamera arkasına geçerek Japon sinemasının ilk kadın yönetmeni olma unvanını kazanmıştır. 1953 yılında çektiği Koibumi (Love Letter) filminin ardından beş film daha çekti. 1955 yılında Tsuki wa noborinu (The Moon Has Risen) ve Chibusa yo eien nare (The Eternal Breasts), 1960 Aİ TO KİBO NO MACHİ (1959) yılında Ruten no Ouhi (The Wandering Princess), su stüdyosu oyamalar (onnagata) yerine kadın 1961’de Onna bakari no yoru (Girls of the Night) oyuncuları filmlerde tercih etmeye başlar ve ilk ve 1962’de Ogin sama (Love Under the Crucifix) olarak da Norimasa Kaeriyama’ya film yapma fır- filmlerinin yönetmenliklerini yapmıştır. satı verir. Şirket, Jiro Yoshino tarafından yönetilen dramalar da kadın oyunculara yer vermeye 1945 yılında Mitsuyo Seo’nun yönettiği 74 dabaşlar. Kantsubaki (Kış Kamelyası, Ryoha Hatana- kikalık Momotaro: God Warriors of the Sea adlı ka, 1921) gibi gerçekçi anlatıma sahip filmlerde, filmi ilk uzun metraj animasyon filmi olmuşReiko no wakare (Ruhsal Işığın Kıyısında, Kiyomat- tur. Savaş döneminde çekilen film, Japon su Hosoyama, 1922) gibi dışavurumcu dile sahip milliyetçiliğini besleyici propaganda içeriğe filmlerde kadınlar yer almaya başlarlar. Ve yine dayanıyordu. Bu film, umut ve barış temalarıyla bu dönemde Teynosuke Kinugasa’nın teşvikleri o dönem genç bir mangaka olan Osamu Tezuile birlikte ilk kadın oyunculardan olan Harumi ka’yı derinden etkilemiştir. 1958 yılında gösterime Hanayagi ve Yaeko Mizutani’nin kadın oyun- giren Hakujaden, Japon sinema tarihinin ilk cu rollerinde yer almasıyla Japon sinemasında renkli animasyon filmidir. kadınların görünürlüğü artmaya başlamıştır. Harumi Hanayagi (Shinzan No Otome De Norimasa Kaeriyama /Dağ Eteklerinin Kızı, 1919) ile henüz 15 yaşındaki Yaeko Mizutani’nin (Kantsubaki/Kış Kamelyası, 1920) bu geleneği yıkarak, sinemanın ilk gerçek kadın oyuncuları olmaları büyük bir yenilik sayılmıştır. Ve ayrıca Japon sinemasının erken döneminde ülkede ve diğer ülkelerce tanınan ilk kadın oyuncu Tokuko Nagai Takagi olmuştur. Erkek egemenliğini her alanda gördüğümüz Japon Sineması’nda bu ufak değişimler be-

KİNUYO TANAKA

MOMOTARO: GOD WARRIORS OF THE SEA (1945)

1960’lı yılların başında sadece sinemalarda veya satılan film şeritleriyle projeksiyon makinelerinde izlenebilen animasyonlar televizyona taşınmıştır. 9 dakika uzunluğunda ve renkli olan Mogura no Adventure televizyonda yayınlanan ilk anime örneğidir. Birçok ilkiyle Doğu’nun Güneşi Japonya topraklarını aşarak adını dünyaya duyuran Japon Sineması, Batı’da birçok yönetmene ilham kaynağı olmuş, birçok başyapıtın temelini olmayı başarmıştır. Bugün halen bu ilklerin ışığında sağlam bir gelenek oluşturan Japon Sineması, Batı’ya ilham kaynağı olmaya devam etmektedir. WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

11


JAPON SİNEMASI DOSYASI

KATSUHiRO O

Steampunk - Cyber

12

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


JAPON SİNEMASI DOSYASI

OTOMO’NUN

rpunk Bunalımları

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

13


JAPON SİNEMASI DOSYASI Proper Merimee’i uyarlaması “Jyu-sei” yani “A Gun Report” ismiyle yayınladığı ilk mangasından sonra mangaya devam etmekle kalmamış ve anime dünyasına yazar ve yönetmenlik de yapmış. James Dean’in oynadığı 1955 yapımı “Rebel Without a Cause” (Asi Gençlik) filmi ve Stanley Kubrick’in 1968 yapımı olan “2001: A Space Adyssey” (2001: Uzay Yolu Macerası) filminin büyük bir hayranı olan Katsuhiro Otomo’nun bu yazımda en dikkat çeken işlerinden bahsedeceğim;

A

nimelerin ve mangaların Japonya’nın nasıl bir iletişim aracı olduğunu dergimizde ve sitemizde yayınlanan onlarca yazıda bahsettik ve detaylarına indik. Ama bazı yapımlar var ki, bu iletişimi en üst seviyede yapıp türlerine başarılı birer örnek olmakla kalmayıp aynı zamanda çağının ötesinde birer yapım olarak arşivlerde yerlerini alıyorlar. İşte bunlardan birisidir Akira. Fakat ben bu yazımda sadece Akira’dan değil, onun arkasındaki dahi olan Katsuhiro Otomo’dan bahsetmek istiyorum. Çünkü kendisinin kurgu dünyası çok geniş ve kesinlikle mercek altına alınmalı. Günümüzde sönmekte olan steampunk ve ona nazaran daha popüler olan cyberpunk temalarını birçok filmine yedirmekle kalmayıp izleyicisine yaşatan Katsuhiro Otomo günümüzün sadece steampunk-cyberpunk anlatıcısı değil, bununla birlikte sistem eleştirilerinden de geri kalmayan bir isim.

1979’da ilk uzun mangasını yayınlayan Otomo, bu mangayla bilim kurgu yönünü ifade etmeyi başarmış bundan sonraki hikayeleri için yolunu belli etmiş. Hatta “Fireball” ismiyle yayınlanan manganın ardından 1980’de yayınladığı “Domu” mangası ile Japonya’nın Bilim Kurgu Grand Prix Ödülü’nü kazanmış. 1982 yılında ise onu dünyanın tanımasını sağlayan “Akira”nın mangasına başlamış. Akira ile birlikte diğer manga çalışmaları da devam ederken 1987 yılında Manie-Manie: Maikyuu Monogatari yani Neo Tokyo antoloji filmindeki “The Order to Stop Construction” hikayesiyle izliyoruz. Üç farklı hikayeden oluşan filmin son hikayesi olan “The Order to Stop Construction” segmentinde bilim kurgusunun cyberpunk olduğunu söylüyor bize öncelikle. Sonra Japon halkının üzerinden atamadığı muhtemelen de hiç atamayacağı savaş sonrası Tokyo’ya odaklanıyor bu kısa hikayesinde. Zaten filmin isminin Neo Tokyo olması da buradan geliyor muhtemelen. Futuristik yaklaşımlarını hemen fark ettiğimiz kısa filmin alt metinlerinde cyberpunk distopyası ve yönetimsel eleştirileri de görebiliriz. Zira asıl karakterimiz olan Tsutomu işi gereği tüm üretimi robotların yaptığı, başlarında da görevli bir robotun bulunduğu Proje 444’ü kapatmak için gidiyor. Fakat robot işine o kadar bağlı ki denetçi olan Tsutomu’nun bunu yapmasına izin vermiyor. Bir nevi şehrin tekrar inşaası diyebileceğimiz Proje 444 ise politik çıkmazlar gereği durulmalı. Tsutomu’nun sonuçsuz çabaları insanın politik çıkmazlarda nasıl kolay harcandığını anlattığı gibi aynı zamanda robotlar tarafından yönetilme distopyasına da giriş yaptırıyor. Hikaye sona geldikçe Tsutomu bir yandan kaçmaya çalışırken bir yandan da görevini yani durdurma işlemini devreye sokmanın peşinde. Finalde duyduğumuz “proje devam edecek, durdurma işlemi iptal edildi” repliği ise izleyiciyi yine sistemin insanı değil politik çıkarları gözettiğini net bir şekilde anlatıyor. Katsuhiro Otomo bizlere bu kısa hikayesinde aslında bir nevi Akira’ya hazırlıyor. Zira Akira’da bu distopyanın çok daha ayrıntılı bir tasvirini görürüz.

14 Nisan 1954 Miyagi, Japonya doğumlu olan Otomo liseyi de burada okumuş. Fakat filmlere o kadar meraklıymış ki sadece bir film izleyebilmek için bile üç saatlik trenle seyahat etmekten çekinmezmiş. 1973 yılında liseden mezun olduktan sonra ise Tokyo’ya mangaka olmak için gitmiş. İlk mangasını 1988 yılında vizyona giren Akira ise sadece Japonaynı yıl yayınlamış. Mateo Falcone’in kısa romanı yada değil dünyada bile ün yapmış, farklı anlatımı

14

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


JAPON SİNEMASI DOSYASI ve cüretkar duruşuyla Katsuhiro Otomo ismini Amerikan sinema izleyicisinin aklına bile kazımayı başarmış bir yapım. Akira için animenin batı dünyasındaki yerini oluşturan film olduğu rahatlıkla söylenebilir. Her şeyden önce Otomo’nun Akira’sı mahşer ve distopya temalarına mükemmel bir örnek. Sadece bununla kalmayıp Japon halkının metamorfoz algısını dışa vurumu gibi. İki yönlü olarak ele alınan bu metamorfoz için mahşer teması üzerine cyberpunk söylemler ve dönüşüme uğramış bir ergenin kimlik bunalımı tanımlarını yapabiliriz. Aynı şekilde, filmin anti-kahramanı olan Tetsuo’nun canavar kimliği için Japon halkının II. Dünya savaşında sonraki halini hedef alan, kimi zaman bunu savunan kimi zaman da bunu dışlayan yani korkan bir yapıları olduğu söylenebiliriz. Filmin açılış sekansında gördüğümüz kırmızı motorlu Kanade karakteri ile onun motorunu kullanmaya çalışan ama çalıştırmayı bile başaramayan Tetsuo karakterleri arasında eminim kimsenin aklına Tetsuo’nun filmde bu kadar önemli bir yer kaplayacağı gelmemiştir. Otomo’nun Neo Tokyo’da tasvir etmeye başladığı Tokyo hayatı filmin alt metni. Japonya III. Dünya Savaşı’ndan kurtulmuş ama şehir tam anlamıyla distopik bir şehre dönüşmüş. Cyberpunk öğelerini de gördüğümüz filmde Kanade ve arkadaşları basit bir motorcu çetesi. Bir yarış sırasında başlarına gelen ilginç olaylar sonucunda Tetsuo bir tesise kapatılıyor ve üzerinde deneyler yapılıyor. İzleyici olarak da zaman içerisinde hükümetin daha önce psişik güçleri olan çocuklar üzerinde deneyler yaptığını, Tetsuo’nun üzerinde de aynı deneyleri yapmaya başladığını anlıyoruz. Ne var ki Akira denilen çocuğun güçlerine ulaşabilen bir kişi henüz yok. Akira’nın kim ve ne olduğunu filmin ilerleyen bölümlerinde öğreniyoruz fakat önemli olanın Akira’nın kimliği değil muazzam gücü ve bunun etkilerini film boyunca hissediliyor. Neo-Tokyo halkının bir kısmı tarafından Akira’nın gücü III. Dünya Savaşı’nın nedeni olarak görülüyorken bir kısım tarafından ise kurtarıcı bir mesih olarak görülüyor. Akira’nın gücünün sosyolojik ve politik etkileri bir yana Tetsuo’ya da etkisi büyük oluyor. Onun güç seviyesine

yaklaşan Tetsuo ergenlik bunalımlarıyla birlikte bu gücü kontrol edemiyor. Çünkü artık güçlenmiş ve her zaman onu kurtaran güçlü Kanade’nin bile yapamadığı şeyleri yapabiliyor. Filmin en dikkat çeken alt metinlerinden birisi olan değişim korkusu Tetsuo ile vücut buluyor. Miyazaki’nin Chihiro’su gibi Otomo’nun Tetsuo’su da bir ergenlik değişiminin eşiğinde. Son 20 dakikada izlediğimiz kendisinin yaratıkvari hallerinden bir yandan korkan ama bir yandan da bundan haz duyan Tetsuo’nun bu değişimle ne yapacağını şaşırması oldukça başarılı bir şekilde anlatılmış. Kendisiyle ve Kanade ile sürekli savaş halinde olan Tetsuo’nun diğer savaşı ise hükümete darbe yapmış generale karşı. Baskıcı rejime karşı basit bir ergen direnişi gibi olsa da belirsiz bir geçiş ayini olarak da görülebilicek olan sahnelerin birden fazla çıkarımı yapılabilir. Otomo, Tetsuo ile bizlere Japonya’nın baskıcı rejimlerine başkaldırma isteğini anlatmakla birlikte karakterin kendi kişisel mahşerini de yansıtmış. Animelerdeki mahşer algısına postmodern yaklaşımlarda bulunan Katsuhiro Otomo aslında Akira ile Japonya’nın yakın tarihine cyberpunk temelli göndermeler yapmış. Yunan hicvinin karnalavari anlatımını da içerisinde barındıran Akira için Katsuhiro Otomo’nun en cüretkar, en fantastik ama aynı zamanda da en özgür gerçekçi yapımı olduğunu söyleyebiliriz. Filmin finalinde ise Akira’nın Tetsuo’nun sorununu bir şekilde çözmüş olmasıyla birlikte her şeyin eskiye dönmesi ise yaşanan mahşerin, baskıcı yönetime yapılan baş kaldırışın sonuçta hiç bir etkisi olmadığı çıkarımı yapılabiliyor. Katsuhiro Otomo, Akira’da değişimin mahşer demek olduğunu söylüyor. Karnavalvari sahnelerle mahşeri yaşatıyor izleyicisine, finaldeki Tetsuo’nun yeni düzeni ise tamamen bilinmez. Tetsuo yeni dünya düzeni kurmuş olsa bile izleyici bunu görmüyor. Yani aslında Katsuhiro Otomo sonucun aynı kaldığını ima ederek gelecekten umutlu olmadığını da belirtiyor sanki. Akira’nın dünyadaki etkileri sadece katı blockbuster tutumlarıyla film izleyen Amerikan izleyicilerle sınırlı değildi elbette. Bir Japon eleştirmeni olan WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

15


JAPON SİNEMASI DOSYASI ülkenin yaşam kaynağı. Her yerde ateş etmekten bahsediliyor ve toplar patlıyor. Yine parodi havasında geçen bu hikayede de ülkenin kiminle savaştığını duyamıyor oluşumuz Japonya’nın kendisiyle verdiği savaştan ziyade daha evrensel mesajlar içeriyor bence. Hükümetlerin görünmez düşmanlar yaratıp onlarla savaşmanın toplumsal yansımasını parodik biçimde anlatan hikayede ise en üzüldüğümüz olan çocuk karakterin kurduğu hayal oluyor. Bu hikayeyle birlikte film kendini tamamlıyor. Katsuhiro Otomo’nun senaryosunu yazdığı bir çok film var. Mesela 1991 yılında yayınlanan Roujin Z’nin hikayesi Otomo’ya ait. Alışılmış tarzından çıkmayan Otomo’nun bu hikayesinde de bilinçliymiş gibi davranan robotlar, çıkarcı hükümet güçleri ve arada Uneo Toshiya 1993’de savaş ile yaşayan Saraybos- kalan halk var. 2001 yılında yayınlanan Metropolis na’ya yaptığı ziyarette bir duvarın üzerinde Kane- filminin hikayesinde de emeği geçen bir isim Katda’nın “başladı o halde” repliğiyle çizimini görmüş. suhiro Otomo. Zaten filmin bilim kurgu havası bunu Animenin ülke sınırlarını aşıp batılılara kendisini hissettirir nitelikte. kabul ettirmesi bile büyük bir olay ike savaş alanında kendini ifade etme gücü olarak ortaya çıkması 2004’de ise Katsuhiro Otomo’nun merakla beklenen bugün bile ilginçliğini koruyor bence. Sadece bu filmi olan Steamboy vizyona giriyor. Cyberpunk yüzden bile, yani Japon toplumunun inceliklerini öğelerden sıyrılan Otomo’nun steampunk için cyberpunk ve distopik öğelerle anlatmasında bile türüne örnek teşkil eden bir iş yaptığını rahatlıkla evrensel değerlerin aktarılabilmesi Akira için büyük, söyleyebiliriz. 1995’den beri üzerinde çalıştığı bir Katsuhiro Otomo için çok daha büyük bir başarıdır. film olan Steamboy için yayınlandığı 2004 yılı ve öncesi itibariyle en pahalı anime ünvanına sahip Akira Japonya’da ve dünyada büyük etki bırakadur- olduğu, 26 milyon Dolar gibi bir bütçesiyle 180 bin sun 1995 yılında Memories ile karşılaşıyoruz. Kat- çizim ve 400 bilgisayarın kullanıldığı söyleniyor. suhiro Otomo’nun üç farklı hikayesini izlediğimiz Filmin geçtiği zaman olan 1800lü yıllarda alterfilmde, ilk iki hikayeyi farklı yönetmenler çekerken natif bir tarih çizilmiş ve her şeyin buhar gücüne üçüncü hikayenin yönetmeni kendisi olmuş. “Mag- dayandığı bir dönem yaratılmış. İcatlar büyük önem netic Rose” hikayesinde anılara ve kişinin geçmişe taşıyor çünkü icatları yani bilimi sadece insanlığın olan bağlılığını anlatan Otomo gerçek ve hayal gelişimi için değil silahlanmada yani askeriyede de arasında imgesel oyunlar oynamış. Uzayda ve yine kullanıyorlar. Böyle bir dönemde geçen hikayenin cyberpunk içeriğiyle anlatılan hikayedeki karakter- kahramanı Ray Steam adında bir çocuk. Ray’in filmler tıpkı Akira’daki gibi kendi canavarlarıyla yüzleşi- de yaşadıkları ve yapmak zorunda kaldığı seçimyor. Ne var ki bu canavarlar aslında kendi istekleri ler çok doğrucu. Babası ve dedesinin tartışma ve yani hazları ve kendi isteklerinin kölesi olan insan fikir ayrılıkları ise daha dikkat çekici olmuş. Bilimin tasviri bu segmentin asıl konusu olmuş. “Stink kullanımıyla ilgili pragmatist yaklaşımların sakınBomb” hikayesinde ise büyük bir felaketi parodi calarına değinen film bunu oldukça başarılı bir yöntemiyle anlatmış Otomo. Asıl karakterin şaşkın şekilde yapsa da bildiğimiz bir konunun üzerinden ve salak halleri durumun vehametiyle büyük bir geçmekten başka bir şey yapmamış sanki. Çünkü tezat oluşturmuş ve bu durum aslında izleyicinin yeni güçten çıkar sağlamak isteyen hükümet politisinirini baya bozuyor. Ama aslında Otomo’nun kalarını ya da normal halkın farklı tutumlarını daha yapmak istediği tam da bu bence. Asıl karakterin önce Akira’da çok daha fantastik bir şekilde işlemişbeceriksizce ve aşırı bağlanmış bir şekilde göre- ti. Filmin ilk yarısındaki kurgu ikinci yarısında biraz vine odaklanması, ne yaptığının farkında olma- düşmüş ve onun yerini muhteşem görsel sahneler ması günümüz Japon halkının çalışma ve “görevini almış. Evet film görselliğe harcanan zamanın hakkını eksiksiz yerine getirme” saplantılarına çok büyük bir fazlasıyla vermiş, ama sonunda maalesef ki benim göndermedir bana göre. Üçüncü ve son hikaye olan gibi “Akira’nın yaratıcısı Katsuhiro Otomo’nun yeni “Cannon Fodder”ise bir çok açıdan George Orwell’in filmini izleyeceğim” düşüncesiyle gelenleri biraz 1984’üyle savaş politikası bakımından ortak payda- hayal kırıklığına uğratıyor. Şunu da belirtmeliyim ki da buluşuyor. Yine cyberpunk bir dünyadayız. Tüm karakterler arası dialoglar oldukça açık ve bilgilendiülke savaş halinde, atışlar, silah ve kuşun üretimleri rici olmuş. Yani filmde aradığımız ekstra bir alt metin

16

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


JAPON SİNEMASI DOSYASI yok her şey gün yüzünde ve açıkça söylüyor zaten. Kişilerin bilimi çıkar için kullanmaları, arada kalan ve sadece mucit olmak isteyen bir çocuk. Üstelik bu çocuk sadece bulunan icadın peşinde olan çıkarcı güçlerin arasında değil, fikir ayrılığı olan dedesi ve babasının da arasında kalıyor. Öte yandan film steampunk özlemi çekenlere ilaç gibi gelecek nitelikte. Yakın zamanda bu kadar etkileyici görselliği olan bu kadar başarılı buhar dönemini yansıtan, sadece görselliğiyle değil müzikleriyle de dikkat çeken çok az iş çıktı karşımıza. Katsuhiro Otomo mangayla başalayan kariyerine sonra animeyi de dahil etmişti. 2006 yılında ise live-action filmleri de dahil etmiş. Mangadan animeye uyarlanan ve çok sevilen seri Mushichi’nin lice-actionunun yazar ve yönetmeni olan Otomo tarzının biraz dışına çıkmış bu işiyle. Hayranları da öyle düşünmüş olacak ki pek de sevilmemiş, sevilemememiş bu film. 2013 yılında ise Short Peace ismiyle toplanan kollektif filmde iki kısa hikayesini görüyoruz Otomo’nun. “Hin no Youjin” kısa hikayesinin yazar ve yönetmeni olan Otomo burada eski dönem bir yangın hikayesi anlatıyor bizlere. Çizimleri başarılı ve dikkat çekici olsa da, hikayesinde aynı heyecanı yakalayamıyoruz çünkü tarihi bir hikaye ve Otomo’nun alıştığımız göndermeleri de pek yok. Filmin son hikayesi olan “Buki yo Saraba”da ise kısa filmin yaratıcısı olarak karşımıza çıkıyor Otomo. Zira bu kısa filmin konusu Otomo’nun 1977 ve 1982 yıllar arasında kısa hikayeler olarak yayınladığı “Kanojo jo Omoide…” mangasındaki bir hikaye oluşturuyor. Bu hikayede karşımıza çıkan cyberpunk alt metni, barış ve savaş, makine ve insan göndermeleri ise tam da Otomo’dan beklediğimiz gibi. Kendi adıma hikayenin devamını görmeyi çok istediğimi de belirteyim. Katsuhiro Otomo her ne kadar cyberpunk ve steampunk hayranlığını bir çok yapımının içinde bizlere anlatsa da görüyoruz ki farklı işlere de merak salan birisi. Fakat hikayelerindeki erkek egemen tutumu hemen belli oluyor. Miyazaki’nin kız çocukları gibi Otomo’nun da erkek çocukları var aslında. Onları büyütmeye çalışıyor çoğu zaman. Akira’nın Tetsuo’su, Steamboy’un Ray’i bunlardan sadece birkaç tanesi… Japonya’nın üzerinde taşıdığı yükleri ve uyguladığı politikaları, dünya hükümetlerinin politik çıkarcılığını ama çoğu zaman da insanın takıntılarını, yönlendirilebilirliğini ve eksikliğini bazen hicivle bazen parodiyle bazen de doğrudan lafı dolandırmadan doğrudan söylüyor Otomo. Son dönemde sessiz, pek haberlerini alamıyoruz. Ve yeni projelerini hevesle bekliyoruz.

SOSYAL MEDYA’DA

BİZİ TAKİP EDİN! facebook.com/japonsinemasi twitter.com/japonsinemasi issuu.com/japonsinemasi prezi.com/user/osbburov0p10

plus.google.com/u/0/+JaponSinemas japonsinemasi@gmail.com www.japonsinemasi.com

DERGiMiZDE YAZAR OLMAK iSTER MiSiNiZ? Japon Sineması Platformun’un Aylık Sinema dergisinde ve müzik ekinde yazar olmak isteyenleri aramıza bekliyoruz. Basvurular: japonsinemasi@gmail.com

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

17


ANİME-MANGA DOSYASI

18

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


ANİME-MANGA DOSYASI

mukou hadan YAZAR: Olca Karasoy 1467 ve 1573 yılları arasında Japonya topraklarının aslında bir artı. Mukou Hadan, felsefi akımlar veya eyaletlere ayrıldığı Sengoku dönemi. Çin’i yöneten derin alt metinler sunmak yerine basit hikayesi ile Ming Hanedanlığı Kotaro isimli çocuğun ve onun estetik dövüşler sergileyerek izleyenini eğlendiriyor. her daim yanından ayrılmayan köpeği Tobimar’nun Tarihten alıntılar, uzayan diyaloglar bu animede yok. peşindedir. Hanedanlığa bağlı bir grup savaşçı tarafından yakalanmaya çalışılan Kotaro köpeği Tobimar Yapımcı stüdyo Bones, Mukou Hadan dışında ile terk edilmiş bir tapınağa sığınır. Lakin kaderlerini tema ve dönem olarak farklı olsa da yine aynı değiştirecek bir roninle karşılaşırlar. Roninde tesadüf ciddiyeti barındıran animeler üretmiş bir stüdyo. eseri tapınaktadır. Kotaro’yu tapınakta Ming’li bir Darker Than Black, Wolf’s Rain, Tokyo Magnitude savaşçı ile beraber iki asker köşeye sıkıştırır. Tapınakta gibi animeler içeriği bakımından benzer bir hava bulunan gizemli ronin de kararını Kotaro’yu kurtar- taşıyan yapımlar. Elbette ki hikayeleri ve dünyaları maktan yana verir ve kılıcının sadece kabzasını kul- tamamen farklı lakin aralarındaki o kendilerine lanarak karşısındakileri alt eder. Roninin yeteneklerini has atmosfer hemen belli oluyor. Ve yine elbette gören Kotaro, ondan kendisinin koruması olmasını ki Bones’un daha aykırı yapımları da yok değil. Kıister. İlginçtir ki ronin bunu kabul eder ve Kotaro’nun sacası demek istediğim; Bones animeleri birbirine koruması olur. Lakin bilmediği bir şey vardır; aslın- benziyor ve animenin türü komediyse komediler da ronin hayatının en zorlu görevini üstlenmiştir benzer özellikler gösteriyor. Tam tersine ciddiyse çünkü Kotaro ile çıkacağı yolculuk oldukça tehlikeli gerçekten ciddiler. Yönetmen koltuğundaki Masave ölümcül olacaktır. hiro Ando deneyimli bir isim. Daha önceleri Cowboy Bebeop, Canaan, Fullmetal Alchemist, PlaneTapınaktaki olayları, iki asker ve Ming’li savaş tes gibi animelerde çeşitli görevlerde bulunmuş arkadaşının vahametini gören Lou Lang, bunu ya- olan Ando, alanında deneyimli bir isim. pan kişiden etkilenir. Ona göre Japon samurayların kılıç kullanmadaki yeteneklerini “sefil” olarak betim- Mukou Hadan görsel olarak klasik kocaman gözlü lemektedir. Sapsarı saçları ve mavi gözleri ile gittiği ve farklı saç tipli anime karakterleri kullanmak yerine her yerde dikkat çeken Lou Lang, bunu yapan adamı daha gerçekçi bir çizgide ilerleyen karakterler ile merak eder ve Japonya’ya yaptığı seyahat için heye- karşımıza çıkıyor. Mimikleri olsun, yüzlerindeki canlanmaya başlar ve o adamı bulmaya karar verir. tek bir çizgi ile derinliklerini belli ediyorlar. Anlatmak istediğim, öyle orada bulunsun diye karakterler Stranger: Mukou Hadan, konusundan ziyade değiller. Elbette figüran görevi gören karakterler işlenişi ve aksiyon sahneleri ile göz dolduran bir var ama ana kadroda herkesin (başta Lou Lang olyapım. Muhtaç çocuk ve esrarengiz eşlikçisi te- mak üzere) ayrı bir havası var. Gelgelelim karakterması birçok animede boy göstermiş durumda. ler arka plan hikayesi olarak yeterli değil. Aslında Lakin animede bulunan kılıç dövüşleri sıradanlık- bu hem bir artı, hem de bir eksi. Artı çünkü onları tan çok ötede, adeta estetiksel bir biçimde sunul- daha gizemli kılıyor. Eksisi ise biraz daha yüzeysel muş. Abartıya girilmeden, doğaüstü olayların kalıyorlar. Döneme uygun olarak kullanılan geolmadığı, tamamen bilek ve zeka işi çarpışma- leneksel müzikler de gerçekçi çizimleri tamamlalar icra ediliyor. Doğaüstü olaylar yok derkenki yarak sizi içine çeken bir hava oluşturuyor. Ayrıca kastım özel güçlerin veya yeteneklerin olma- herkesin ana dilinde (Çinlilerin Çince konuşması ması. Anime, hikayesini desteklemesi amacıyla gibi) konuşması basit ama hoş bir ayrıntı. az da olsa fantastik öğeleri başvurmuş. Ara sıra hikayenin akışı yavaşlasa da hızlı sahneler izleye- Stranger: Mukou Hadan basit hikayesi ve itici olnini ekrana bağladığı için dakikalar nasıl geçiyor mayan karakterleri ile seyir zevki yüksek bir anime. anlamıyorsunuz. Öyle ki filmin süresi olan yüz da- Konu bakımından vasat lakin işlenişi ve özellikle kika yetmemiş diyebilirim. En azından yirmi beş kılıç dövüşleri ile ön planda olan bir yapım. Kişisel bölümlük bir seri rahatlıkla çıkabilirmiş. düşüncem olarak; özellikle samuray ve kılıç temalı animelerden hoşlanıyorsanız Mukou Hadan Bu tarz bir animede hikayenin fazla karışık olmaması iyi bir tercih olacaktır. WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

19


ANİME-MANGA DOSYASI

çİZGİden televİzyon ekranina . . .. .

ANIMENIN SERUVENI YAZAR: Gökhan Kuloğlu

yol almıştır. Üretilen animelerin geniş kitlelere yayılmasında ve ülke dışına çıkmasında Toei firmasının da büyük katkısı olmuştur. 1930’lu yıllarda ise çıkarılan Film Yasası ile militarist propaganda içerikli ‘’Momotaro-Umi no Shinpei’’ adlı animasyon yapılmıştır. Bu ünlü Japon halk masalı ilk uzun metrajlı Japon animasyonu ‘’Büyük gözler ve uzun bacaklar’’ karakteris- olmuştur. 1958 yılında ise ilk uzun metraj rentik özellikleriyle Amerikan yapımı çizgi filmle- kli animasyon olan ‘’Hakujaden’’ yapılmıştır. Bu rden sıyrılan animeler, ilk olarak 1908-1910’lu filmin Berlin, Venedik ve Meksika gibi festivalleyıllar arasında Fransa ve İngiltere’den Japonya rde gösterilmesiyle animeler dünyada duyultopraklarına gelmiştir. Fransız sanatçı Emile maya başlamıştır. Cohl’un Japon animasyon sanatçıları üzerindeki etkisiyle animeler evrilmiş ve bugünkü haline 1960’lı yıllara geldiğimizde ise animeler TV dizileri Doğunun Güneşi Japonya’nın çizgi filmi olarak adlandırdığımız anime, her geçen gün giderek daha da ünlü olmakta. 7’den 70’e birçok izleyiciyi ekranları başına kilitleyen bu büyülü dünyanın ‘’animenin’’ yapılış süreci tahminlerin aksine uzun zaman ve emek almakta.

20

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


ANİME-MANGA DOSYASI

olarak üretilmeye önce Japonya’da daha sonrada diğer ülkelerde gösterilmeye başlanmıştır. 25 yıl içerisinde animeler ulus sınırlarını aşarak uluslararası bir üne kavuşmuştur. Bu üne kavuşan seriler arasında Şeker Kız Candy, Pokemon, Sailor Moon gibi seriler büyük yankı uyandırmıştır. Herkesin severek izlediği animeler peki nasıl yapılıyorlar? Bu süreci 10 başlık altında incelemek yerinde olacaktır. Animelerin üretiminde birinci aşama ‘’planlama ve senaryo’’ bölümüdür. Senaryosu yazılan ya da serileştirilmek istenilen manga, roman, öykü gibi eserlerin üretimi için prodüksiyon ekibi bir araya gelerek bir toplantı gerçekleştirirler. Bu toplantıdan ana malzeme olan senaryonun kaç bölüm olacağı, kaç sezon olacağı, karakterleri ve seslendirme gibi teknik konuları belirlenir.

senaryo kabaca çizgilerle film şeridine dökülür. Anahtar animatör ‘’key animation’’ dediğimiz bu işlemi yönetmenin, bölüm müdürünün direktifleri doğrultusunda yine aynı isimle andığımız teknik eleman gerçekleştirir. Bu sahneleme işleminde kamera hareketleri, karakterler, ses efektleri kabaca gösterilir.

Üçüncü aşamada, key animator tarafından kabaİkinci aşamada, senaryodan yola çıkarak çizimler- ca çizilen bu sahneler düzenlenir. Tek tek anahtar le öykünün sahnelemesi yapılır. Yazı halinde olan nitelikteki sahneler bütün bir film şeridi oluşturaWWW.JAPONSİNEMASİ.COM

21


ANİME-MANGA DOSYASI

cak şekilde arka arkaya getirilir ve düzenlenir. Dördüncü aşamada, sahneler arasındaki tutarsızlıklar, çizimsel uyum, içerik düzenlemeleri bölüm müdürünün kontrolünde yapılır. Karakterler, komposizyonlar ve efektler düzeltilir. Bölüm müdürünün onayında geçen sahnelerin fotokopileri çekilir ve sanat bölümüne iletilir. Beşinci aşamada, çizimi yapılan sahnelerin detaylı olarak çizilerek ‘’cel animasyon’’ (çizimlerin, her saniye için 24 kare geçecek zamanlamayla çizilmesi, renklendirilmesi ve kameraya çekilmesi) işlemi yapılıyor. Altıncı aşamada, yapılan çizimler ve düzeltmeler kontrol edilerek film şeridinde animasyon zamanlamasını ayarlamak amacıyla çizim sanatçılarına teslim edilir. Bu aşamada animasyon sanatçıları, baş animatör kontrolünde animasyona hareketlendirmeyi verecek bu zamanlama işlemine başlarlar. Yedinci aşamada, tamamlanan animasyon karelerinin son rötuşları, özel efektleri ve arka planları eklenir. Her çizimin bir kopyası alınarak aydınlatmalı animasyon masasında ana hatlar çizilir, efektler verilir. Gölgeler, çarpışma efektleri, boyamalar yapılır. Ve son olarak da renklendirme işlemi yapılır. Sekizinci aşamada, çizimi tamamlanan animasyonun tüm sahneleri fotoğraflanır. Saniyede

24 karenin hepsi ayrı ayrı çekilir ve incelenir. Dokuzuncu aşamada, çizimi tamamlanan animenin seslendirmesinin yapılması için yeniden prodüksiyon ekibi toplantı yapar ve seslendirme sanatçıları belirlenir. Seçilen ses sanatçıları ‘’seiyuular’’ animenin seslendirmesini stüdyoda gerçekleştirirler. Aynı zamanda animedeki ses efektleri için kayıtlar yapılır ve animeye eklenir. Onuncu ve son aşamada anime 16 mm olarak basılır, video, DVD olarak çoğaltılarak dağıtımcı stüdyo vasıtasıyla dağıtımı yapılır. Bu dağıtımda animenin karakterlerinin figürleri, giysiler, farklı giyilebilir eşyalar vb. satışa sunulur. En önemlisi de anlaşma yapılan TV kanalına animenin gösterim hakları verilerek, animenin izleyiciyle buluşması sağlanır. Ve sonunda anime karşınızdadır.

22

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


JAPON SİNEMA DERGİSİ’Nİ okumAK ARTIK ÇOK KOLAY! DERGİYİ OKUMAK İÇİN: issuu.com/japonsinemasi #japonsİnemasİ WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

23


ANİME-MANGA DOSYASI

24

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


MASALDAN ANiMEYE

ANİME-MANGA DOSYASI

UZANAN YOLCULUK Akagami no Shirayuki-hime YAZAR: Bensu Cangüler

M

asalları sever misiniz? Cevabınız evet ise o zaman masalsı bir animeye hoş geldiniz. Öncelikle ismi kar beyaz anlamına gelen Shirayuki ile tanışın. O kasabasında kıpkırmızı uzun saçları ile nam salmış tatlı ve karşılaştığımızı farketmemizi sağlıyor. Shirayudüşünceli bir şifacı, al renkli kızımızın saçları sık ki becerilerini geliştirmeye kendini adamış tatlı sık elmaya benzetiliyor. bir şifacı olarak gönlümüzü kazanıyor. Ve ara ara aşırıya kaçan cesur halleri de güldürmeyi Buradaki elmayı pamuk prensesin yediği elmay- başarıyor. la ilişkilendirdiyseniz evet doğru bildiniz. Anime sık sık ünlü masaldan esintiler taşıyor, ve hatır- Şifacı shirayuki düz bir karakter olarak çizilmesine latmalar yapıyor. Bunu ilk bölümlerde de rahat- rağmen aynı zamanda oldukça zeki bir karakter. lıkla görebiliyoruz. Ancak kendi halinde köyün Zor durumda kaldığı anlarda anında çözüm üretip halkını iyileştirmeye çalışan Shirayuki nin kırmızı durumdan kurtulabiliyor. Bu animeyi izlerken sizi saçının ünü kulaktan kulağa dolaşıp Tanbarun’un şaşkınlığa sürükleyecek kadar dahiyane olabiliyor. şımarık prensi Raji nin kulağına gidiyor ve bu durum prensin ilgisini çekiyor. Raji istediği her şeyi Animeyi şekillendiren bir diğer karakter olan Zen elde etmesiyle ünlü ve Shirayuki yi de kendine ise bir prens olmanın yükümlülüklerini taşımaktan cariye olarak istiyor. ve masa başı işleri yapmaktan aşırı sıkılmış vaziyette hayatını sorgulamaya başlıyor. İstemediğim bir insanın boyunduruğuna girmektense saçımı feda eder giderim diyen Shirayuki bir gece Zen’in kafasını en çok kurcalayan şey dışarıdaki hasaçını kesip ardında bırakarak kasabasını terk ediyor. yatı olabildiğince kaçırmamak. Sürekli olarak saraydan kaçıp dışarıdaki hayatı keşfetmeye çalışan Zen Nereye gittiğini bilmeyerek ilerlediği yolda Zen adın- ile shirayuki arasında çok güzel bir bağ kuruluyor. da bir gizemli ile tanışıp onun yarasını iyileştiriyor. Zen’in vazgeçemediği kelimesi ise ‘’kader’’ Her fırsatta Shirayuki ile karşılaşmalarının bir kader olduğunu Ve tatlı şifacı Shirayuki nin yaşamı Zen’in güve- vurguluyor. nini kazandıktan ve onun kimliğini öğrendikten sonra değişiyor. Animenin konusu genel Görsel açılardan da animenin göz dolduruculuğu hatlarıyla böyle olsa da içinde derin anlamlar oldukça ön planda. Karakterlerin kıyafetleri, çizimler ve doğal bir romantizm barındırıyor. Shirayuki animenin izlenirliğini arttıran etkenlerden. kendini hayatını şekillendireceği yeni kasabasına adıyor.Tanbarun’u bırakıp Clarines krallığına Shirayuki’nin saray şifacısı olma yolundaki emin yerleşip saray şifacısı olmayı kendine amaç ed- adımları ve anlamlı bir şekilde kendini Prens Zen’e inen shirayuki kasabasını bırakmasını bu hedef uygun bir yoldaş haline getirmeye çabalaması yine uğruna feda ediyor. animenin izlenmeye değer özelliklerinden. Bunu ‘’Bu benim yürümeyi seçtiğim yol’’ sözlerinden anlayabiliyoruz. Shirayuki’nin kendine has güvenli tavırları animenin daha ilk bölümünden ne kadar da kararlı ve azimli bir karakterle

Karakterlerin birbirlerine günden güne açılmaları, animenin peri masalı havası, renkler ve doğal güzellikler için bu animeyi izleme listenize mutlaka eklemelisiniz. WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

25


ANİME-MANGA DOSYASI

YETİŞKİNLERİN DÜNYASI İÇİN . .

HENTAI ANIMELER

1

STRİNGENDO 27 Ocak 2016 ile 27 Nisan 2012 yılları arasında yayınlanan Stringendo animesi, OVA kalitesinde 12 bölümden oluşuyor. Serinin yapımcılığını Pink Pineapple, stüdyosunu ise Flower Soft üstleniyor. Hikayenin kaynağı ise aynı ismi taşıyan mangası. Liseli olan popüler kızlar kendinden daha az popüler olan erkeklerle seks ilişkilerini bitirmektedir. Ancak kızların kendilerinde kontrol edemedikleri ve onları günaha sokan şehvet ve arzuları vardır. Kısaca onlar için bu arzuların çıkış yolu sekstir.

YAZAR: Birsen Albayrak

2

ONİ İCHİ: REBUILD 27 Aralık 2013 ile 26 Aralık 2014 yılları arasında yayınlanan Oni Chichi animesi, OVA kalitesinde 3 bölümden oluşuyor. Serinin stüdyosu PoRo, kaynağı ise görsel roman. Hikayenin konusu üç ana karakter üzerinden şekilleniyor. Airi ve Marina’nın annesi Kayako, üvey babalarıyla olan ilişkilerini yeniden yoluna sokmak için geri döner; ancak babasının iki kızı ile cinsel ilişkisinin olduğunun farkında değildir. Farkına vardığında ise bu durum onu oldukça rahatsız eder. Ayrıca Airi babasının başka bir genç kadınla ilişkisine meydan okuduğu için babası ona daha fazla tacizkar davranmaya başlar.

26

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


ANİME-MANGA DOSYASI

3

EROGE! H MO GAME MO KAİHATSU ZANMAİ 26 Ağustos 2011 ile 25 Mart 2016 yılları arasında yayınlanan Eroge! H mo Game mo Kaihatsu Zanmai animesi, OVA kalitesinde 6 bölümden oluşuyor. Serinin stüdyosu Collaboration Works, kaynağı ise görsel roman. Hikayenin konusu şöyle; Mochizuki Tomoya, kendi halinde yalnız yaşayan ve bir markette çalışan bir adamdır. Eroge’yi çok sevmektedir; onu çizmek istemekte ancak çizememektedir. Yazar yada besteci de olmadığı için bu işten de pek anlamamaktadır. Birgün Tomoya’nın şansı, yerel stüdyo Flower’da yardım amaçlı çalışmaya başlamasıyla ve şans eseri şirket başkanıyla tanışması ve onun ona web sitesinde iş ayarlamasıyla döner. Tomoya’nın erogeye farklı bir bakış açısı kazandırma çabalarını ve dört kıza karşı üstlendiği sözde danışmanlık görevini konu edinir.

4

MANKİTSU HAPPENING 27 Mart 2015 ile 28 Ağustos 2015 yılları arasında yayınlanan Mankitsu Happening animesi, OVA kalitesinde 4 bölümden oluşuyor. Serinin stüdyosu Collaboration Works, kaynağı ise görsel roman. Bir dizi işte başarısızlık olduktan sonra Keiichi Oyamada bir manga kafede çalışmaya başlar. Sanki her şey onun burada çalışmasını bekliyormuş gibi, en iyi arkadaşı ve müdürü olan güzel mü güzel Rei Suzukawa’nın yanında çalışıyor. Hepsi büyümüştür ! Peki Keiichi neden diğer işlerinde tutunamadı? Bunun sebebi bekar olan kadın iş arkadaşları hep ilişkisinin seksle sonuçlanmasıydı. Keiichi her ne kadar bu döngüyü sona erdirmek istese de, kötü alışkanlıkların zor öldüğünü fark edecek.

5

RANCE 01: HİKARİ WO MOTOMETE THE ANIMATION 26 Aralık 2014 ile 24 Haziran 2016 yılları arasında yayınlanan Rance 01: Hikari wo Motomete The Animation animesi, OVA kalitesinde 4 bölümden oluşuyor. Serinin stüdyosu Seven, kaynağı ise görsel roman. Seri, 2013’te piyasaya yeniden sürülen 1989 AliceSoft ayetişkin bilgisayar oyunu Rance 01’in uyarlamasıdır. Hikaye kız kardeşini ve lonca başkanını korumakla görevli seriyle aynı adı taşıyan kahramanı konu alır. Zamanla hikaye ilk göründüğünden daha derin bir hal almaya başlar.

6

BİBLE BLACK 21 Temmuz 2001 ile 25 Haziran 2003 yılları arasında yayınlanan Bible Black animesi, OVA kalitesinde 6 bölümden oluşuyor. Serinin 2002 yılında yayınlanan 2 bölümlük (OVA) Bible Black Gaiden serisi; 2004-2007 yılları arasında yayınlanan 6 bölümlük (OVA) Bible Black: New Testament serisi; 2005 yılında yayınlanan 2 bölümlük (OVA) Bible Black Only Verison serisi ve aynı yılda yayınlanan Bible Black: Imari Ryoujoku Genba özel bölümü; 2008 yılında yayınlanan tek bölümlük OVA Bible Black: New Testament Recap bölümü bulunmaktadır. Serinin konusu ise şöyledir: Lise öğrencisi olan Minase, okulun izole bir odasında sihirli bir kitap bulur. Kendisinde ve bazı arkadaşlarında cinsel etkiler yaratan büyüler üzerinde pratik yapmaya başlar. Minase kendini çok kaptırmaya başlar ve ortaya çıkan kötülükleri fark etmez. Sonunda kitabın kökeni ortaya çıkar. WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

27


JAPON KÜLTÜRÜ DOSYASI

.

.

.

JAPONYA’NIN DERINLIKLERINE YOLCULUK

YAMANOBE NO MİCHİ YOLU YAZAR: Bensu Cangüler Bir yol düşünün ucu bucağı olmayan… Aynı za- Yamato bölgesi günümüzde Nara idari bölgesimanda bu yolun Japonya’nın ilklerine tanıklık nin etrafında bulunan Sakurai and Tenri şehirleri etmiş bir özelliği olsun. Upuzun ve yemyeşil tarihte büyük öneme sahip eski İmparatorluk yürüme yolunuzda bir çok tapınak gezerek kaç mahkemesinin iktidar merkezi olması özelliğini taşımaktadır. km yürüdüğünüzü dahi anlamayın.

Sizleri bugün Unesco’nun dünya mirası listesinde Yamanobe no michi yolu boyunca bir çok yer alan Japonya’nın Nara bölgesinin Yamanobe tapınak birbirlerine kısa mesafelerle sıralanmıştır. no michi yoluna davet ediyorum. Yürüyüşünüz boyunca bu tapınakları keşfetme imkanı bulabilirsiniz. Yamanobe no Michi Nara havzasında dağların kuzeyden güneye doğru uzandığı noktada yer Bu tapınak ve türbelerin arasında yer alan Isoalan bir yürüyüş yoludur. Yol Edo döneminde nokami tapınağı Japonya’nın en eski Şinto Shinkaido (yeni yol) olarak adlandırılan 1.679 km tapınağı olma özelliğine sahiptir. Isonokami uzunluğunda yolun bir parçasıydı. Günümüzde tapınağı Japonya’nın eski tarihinde 3. ve 5 yüzyılJaponya’nın en eski yolu olarak bilinmektedir. Ya- larda kilit rol oynamış, imparator ailesi tarafından manobe no michi yürüyüş yolunun bulunduğu sık sık ziyaret edilmiştir.

28

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


JAPON KÜLTÜRÜ DOSYASI Yamanobe no michi yolunun başlangıcından sonra ilk karşınıza çıkacak olan tapınak küçük bir ormanın içinde yer alan Hibara Tapınağıdır. Buraya ulaşmak için 1.5 km yürümeniz gerekiyor. (yaklaşık 20 dakika) Hibara tapınağının önemli özelliklerinden biri merkez salonun ortasında kutsal alana geçilmesi için yapılmış olan mitsu torii (Üçlü kapı) denen tören kapısının bulunmasıdır. Bu tapınaktan sonraki durak Sumo tapınağı olarak karşınıza çıkacaktır. Hibara tapınağı ile Sumo tapınağının arası yaklaşık 2 kmdir. Bu tapınağı da gezdikten sonra yolunuza Mukaimaki istasyonunu eklemeniz gerekiyor. Tabi Tenri’de ki tapınaklar arası baştan sona 2 saat süren bir yürüyüş yapmak istiyorsanız, yürüyüşünüze devam edebilirsiniz. Ama siz yine de yorulan ayaklarınıza bir iyilik yapıp tren istasyonunu kullanmalısınız.

doğasına ulaşmak için yokuş çıkmayı gerektiriyor. Bu yolu da yürümeye devam ederken Chogakuji Tapınağını göreceksiniz. Bu tapınak 824 yılında yapılmış. Burası ayrıca çiçek tapınağı olarak da bilinmektedir. Tapınağın yürüme yolu açelya çiçekleri ile kaplanmıştır. Eski zamana ait, bozulmamış Japon bahçeleri tapınakların arasından yürürken karşınıza çıkacak olan diğer güzelliklerden biridir. Yamanobe no michi yolu nun son durağı ve belki de en popüler yerlerinden biri Omiwa tapınağıdır. Omiwa tapınağını diğer tapınaklardan ayıran farklı bir özelliği vardır. Burada insanların tanrılarını kutsamaları için yapılmış olan ana salon bulunmamaktadır. Bunun nedeni Omiwa tapınağının tanrısının dua alanının arkasındaki Miwa dağı oluşudur. Dolayısıyla tapınağın bir ana salona ihtiyacı yoktur. Dağın tabanında ormanın derinliklerinde konumlanan Omiwa tapınağı Yamanobe no Michi yolunun mutlaka görülmesi gereken noktalarından biridir.

Tapınağa giden yollar boyunca çok fazla meyve ağaçları ve bir çeşit Japon portakalı olan Mikan satan satıcılar olduğunu görebilirsiniz. Sadece 100 yen karşılığında bir torba mikan alabilirsiniz. Yamanobe no michi yolunda tapınakların yanı sıra antik mezarlara da rastlayacaksınız. Antik mezarlara örnek olarak Fusumada , İmparator Yamanobe no Michi yolu sakurai den Tenri ye uzanan yolu yürüyerek yaklaşık 4 saatte tamamSujin ve Keiko Mozolesi verilebilir. lanmaktadır. Bu yolu en rahat şekilde tamamlaTapınakların çevresi araba sesi bile duyamadığınız mak için önerilen rota ise JR KintetsuTenri ya da bir sessizliğiyle ünlüdür . Isonokami tapınağından JR Miwa istasyonunu başlangıç noktası olarak itibaren eğimli alanların başlaması yolun eşsiz belirlemektir.

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

29


JAPON KÜLTÜRÜ DOSYASI

KÖTÜ TALİHİ YENMEK İSTEYENLERE

JAPON ŞANS OBJELERİ D YAZAR: Birsen Albayrak

ARUMA Darumalar dizayn olarak 6. keşiş olan Bodhidharma ya benzeyen kağıt hamurundan yapılmış oyuncak bebeklerdir. Geleneksel olarak gözleri olmadan satılır çünkü satın alan kişi bir hedef belirlediğinde bir gözünü siyah kalemle doldurur ve sonra o hedefe ulaştığında diğer gözü doldurur. ERU TERU BOZU Teru Teru Bozu’lar kumaş veya kağıttan yapılan basitçe hayalet görünümlü el yapımı oyuncaklardır. Gece vakti asılırlarsa iyi havalar getireceklerine inanılır. Eğer ters olarak asılırlarsa yağmur getireceklerine inanılır. Ayrıca çocuklar arasında da çok popüler olan Teru Teru Bozu’lar okul seyahatlerinin iptal olması için tersten asılmaktadır. MİKUJİ Omikujil’er Japonya’daki tapınak ve mabetlerde satılan talih kağıtlarıdır. Yaklaşık olarak omikujilerin yarısı kötü şansı bir seviyeye kadar tahmin eder. Bu gerçekleştiği zaman onu alan kişi kötü talihi geride bırakmak için dizayn edilen yerlere bu kağıdı bağlar. Eğer kötü talihinizin olduğunu hissediyorsanız iyi talihinizi kötü olan tükenene kadar yanınızda saklamanız gerekir.

T

O 30

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


E

JAPON KÜLTÜRÜ DOSYASI

MA Ema’lar Shinto tapınaklarından satın alınabilecek ahşap dilek panolarıdır. Emalar eski bir gelenek olan tapınağa at bağışlama ile ilgilidir. Bir ema satın alıp dileğinizi yazıyorsunuz ve onu tapınağa asıyorsunuz. Başka insanların dileklerini görmek oldukça enteresan olabilir. ANEKİ NEKO Bunlar eski bir gelenekten gelen iyi şans çeken bir şey. El sallıyor gibi görünseler de bu duruş eski Japonya’da “beckoning gesture” dediğimiz şeydir. OİNOBORİ Bunlar sazan şeklindeki kağıt şeritlerdir ve Nisan veya Mayıs aylarında evlerin önüne asılır. Bu gelenek Çin efsanesi olan ve ejderhaya dönen sazan inancına dayanır. Koinobori’nin çocukların sağlığını sembolize ettiğine inanılır ve milyonlarcası nehirlerin yanına ve evlerin çevresine her bahar aylarında asılır.

M K T

ORİ NO İCHİ Tori no ichi şanslı eşyalarla dekore edilen tırmıkların olduğu ve kasım ayının başlarında açılan bir pazardır. Şanslı tırmık satın almak uzun süredir devam eden bir iş geleneğidir. Tırmık fiyatı için pazarlık yapmak oldukça yaygındır. Satıcıyla anlaşıldığı zamanda satıcı küçük birkaç ritüel sergileyerek satışı tamamlar. KA BEKO Akabeko Fukushima vilayetinde halkın eski bir ürünüdür. Bunlar çocuklar için oyuncak olarak yapılır ve hastalıktan koruyu güçleri olduğuna inanılır. Akabeko 9. yy’da Enzoji tapınağının kurulmasına yardım eden bir öküzün hikayesine dayanır. Hikayeye göre bu öküz bir Buda haline gelir ve tapınakta bir taşa dönüşür. İNA MATSURİ DOLLS Hina Matsuri veya kızlar günü, Japonya’daki kızlar için mutluluk ve sağlık ümit edildiği bir kutlamadır. Kızlar gününden önceki hafta, aileler kızlarıyla birlikte iyi şans getirdiğine inanılan bir dizi oyuncak ortaya çıkarırlar. Eski Japonya’da kötü şans ve hastalıkların çocuklardan oyuncaklara transfer olduğuna inanılırdı. Oyuncaklar daha sonra denizle bağlantılı olan nehirlere bırakılır. Bu gelenek “Yüzen Oyuncak” olarak bilinir ama artık çok nadirleşmiştir, ancak yine de bazı tapınaklarda halen görülür.

A H

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

31


JAPON KÜLTÜRÜ DOSYASI

H

ATSUYUME Japonya da yeni yıl düzinelerce şans getiren yiyecek, dekorasyonlar ve ritüellerle bağlantılıdır. Örneğin yıl içinde gördüğünüz ilk rüya çok önemlidir ve Hatsuyume olarak bilinir. Patlıcan, kartal veya Fuji Dağı’nı görmek şans göstergesi olarak düşünülür. ENBAZURU Senbazuru 1000 adet origami turnasının iple yapılmasıyla oluşur. İnanca göre eğer birisi bu iplerden birini birinin içinde dokursa dileği turna tarafından yerine getirilir. Japon inancına göre turnalar 1000 yıl yaşayabilen güçlü yaratıklardır. MAMORİ Kelime anlamı “korunma”dır. Japonya’daki tapınak ve mabetlerde satılır ve ipekten dokunmuş kapalı çantalardır ve içleri kutsanmıştır. Farklı omamoriler olmakla birlikte iyi not almak için ve iyi bir evlilik için olanları gibi geniş bir yelpazeye sahiptir. Ancak çantayı açıp içine bakmanın kötü şans getireceğine inanılır. RÜMCEK Japon batıl inancına göre eğer sabah örümcek görürseniz öldürmeyin çünkü o iyi şanstır. Örümcekler Japon mitlerinde sayısız defa ortaya çıkar ve büyük bir saygınlık kazanır. Geleneksel inanca göre eğer örümcek 400 yıl yaşarsa sihirli güçlere sahip olur ve insan formuna geçiş yapabilir. HOMAKİ Ehomaki bir setsubun geleneğidir ve sushini şanslı yöne doğru sar olarak çevrilebilir. Bu gelenekte her yıl değişen şansın yönüyle karşılaşmak için kalın kesilmemiş sarılı bir sushiyi yiyorsunuz. Aslında sadece Osaka geleneğinde bulunan ehomaki eğlenceli olduğu için bütün Japonya’ya yayılmıştır.

S O Ö

E JAPON MÜZİK DERGİSİ

SONATA’NIN 5. SAYISINDA YAKINDA SİZLERLE! 32

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

Gelenekselden popülere Japon müziğini Türkiye’deki sevenleri ile buluşturan SONATA E-Dergisi’nin 5. sayısında sizleri birbirinden önemli içerikler bekliyor! YENİ SAYI OCAK SİZLERLE!


COK . . YAKINDA )

KITAPLIGINIZDA!

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

33


JAPON edebİYATI DOSYASI

34

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


JAPON EDEBİYATI DOSYASI

SHİRAKABA AKIMI VE

SHİGA NAOYA J

apon Edebiyatı’nda gelenekselleşmiş, köklü bir öykücülük geçmişinden bahsedebiliyorsak bunun mimarı iki önemli öykücü vardır. Biri Ryunosuke Akutagawa diğeri ise Shiga Naoya’dır. Akutagawa gibi Naoya da kendinden sonra gelecek edebiyatçılara sağlam adımlarla yürüyebilecekleri bir yol, nitelikli bir edebi külliyat bırakmıştır.

Meiji Dönemi’nin başlangıcı Japon tarihinde olduğu gibi edebiyatında da büyük bir kırılmaya sebep olmuştur. Batı edebiyatı eserlerini, bu yıllarda okuma fırsatı bulan Japon sanatçılar, etkilenmelerini ve değişimlerini de gerek biçimsel gerekse içeriksel olarak eserlerinde göstermeye başlamışlardır. ‘Yeni Edebiyat’ olarak anılan dönemin başlaması da bu döneme denk gelir. Realizm, klasizm, natüralizm, romantizm gibi akımların uygulanması ile karşılaştığımız gibi, Japon edebiyatçıların kendi aralarında büyük tartışmalara girdikleri, kendi elleriyle ördükleri Doğacılık (Shizenshugi), Ben-romancılık (Shishosetsu) ve Shirakaba gibi akımlarda ortaya çıkmıştır. Shiga Naoya’da Shirakaba akımının en güçlü temsilcisi olarak eşsiz eserlere imza atmıştır. Peki nedir bu akımın özellikleri?

YAZAR: Deniz Balcı ilerlemesinden kaynaklı köyden kente akın akın göç oldu. Tokyo gibi büyük kentlerin nüfusları bir anda üç katına katlandı. Ancak savaşlar beraberinde ekonomik krizi de getirmişti ve okumuş, eğitimli genç kesim işsiz ve parasız durumda kalmıştı. Kendinden öncekilerin, kaderlerini devletin kaderiyle bir tutma algısına karşı çıkan gençler, daha bireyselci bir anlayış benimsemeye başladılar. Büyük kaosları yaratan, ülkeler arası ilişkilerin, bireyleri kötü etkilediği ve insanın önce kendi içindeki ruhsal problemleri anlaması ve çözmesi gerektiğini savunan bu gençler, devletçilik ilkesinden sıyrılan; Japonya için özgün bir edebiyat anlayışı yetiştirdiler. Bu doğrultuda, 1910 senesinin nisan ayında Shirakaba Dergisi yayın hayatına başladı.

Shirakaba Dergisini çıkaran gençlerin en önemli ortak noktaları kendilerinden önce çıkan ve oldukça popüler olan Doğacılık akımını sevmemeleri, buna karşı olmalarıydı. Doğacılıkla birlikte edebiyatın insandan uzaklaştığı ve daha mekanik bir hal aldığını savunan genç sanatçılar, toplumun koyduğu kurallara aldırmadan sadece insanın kendi gözlem ve duygu hazinesinden yansıttığı, sınırlarını sanatçının özgün sınırlarıyla belirledikleri bir edebiyat anlayışını uygulamaya başladılar. 13 yıl süren yayın hayatı boyunca dergi Shirakaba edebiyat oluşumunu ve Naoya’yı an- etrafında toplanan sanatçılar daha iyiye giden ve lamak için öncelikle dönemin koşullara kısaca insanı merkezinden asla çıkarmayan kalıcı bir ededeğinmek gerekir. Meiji restorasyonları öncesi, bi sürecin temellerini atmış oldular. Bu sanatçılar Japonya’da bireyin kaderi ve geleceği, devletin arasında Shiga Naoya en çok akıllarda kalan isim geleceğiyle ayrılmaz bir bütündü. Ancak Meiji oldu. Naoya’nın edebiyatında ana tema her zaman ile birlikte Japonya’da endüstrileşme büyük hız doğadır. Doğal ve doğadan olmayan hiçbir şeye kazanmaya başladı. 1905 senesinde sonuçla- ihtimam göstermez, anlatmaya değer bulmaz. nan Rus-Japon savaşını, kazanan taraf olarak sonuçlandıran Japonya, dışa doğru açılma politi- Naoga 1883 senesinde Japonya’da Miyagi ilinde kasını geliştirerek, Kore üzerine bir işgale başladı. samuray kökenli aristokrat bir ailenin ferdi olarak Hem bu yayılmacılıktan hem de sanayinin hızla dünyaya gelmiştir. Meiji Dönemi’nin getirdiği WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

35


JAPON edebİYATI DOSYASI Sonrasında geçimini edebiyattan kazandıklarıyla ilerletme kararına saygı duymayan babasıyla yollarını tam anlamıyla ayırmasıyla yazarın olgunlaşma süreci başladı. Ailesinden uzak geçen çocukluğu, annesinin ölümü, babasının başka bir kadınla birlikte olması, babasıyla çatışmaları, yaşadığı büyük tren kazası, kuzeniyle evlenmesi gibi kendi hayatının önemli noktalarının gölgesinde yeşeren edebiyatı sonucunda meydana getirdiği sayısız hikaye, kısa roman ve bir tane de uzun romanla adını altın harflerle Japon Edebiyat Tarihine yazdırdı. Gençliği gibi erişkinliği de çatışmalar içerisinde geçti ancak yetişkinliğinden itibaren daha çok edebi tartışmaların içerisinde oldu. Bunda babasının 1929 senesinde gerçekleşen modernleşmeye ayak uyduran çoğu aile gibi vefatının etkisi olduğu gibi dönemin değişmekte Naoya’nın ailesi de daha çok para kazanmak olan edebi ortamının da payı büyüktür. Naoya’nın için yollar aramaktadır ve bu amaçla Tokyo’ya akıllara kazınan en önemli sanatsal kavgası başka taşınırlar. Çocukluğunu dedesi ve babaannesi bir önemli romancı olan Osamu Dazai ile olmuştur. yanında geçirir. Zira aile büyükleri Naoya’yı, iyi İkilinin tartışmaları, birbirleri için vermiş oldukları yetiştiremeyeceklerini düşündükleri için, çiftin yergileri, hala çok ilgi gören ve üzerine konuşulan elinden, Naoya’ya daha sağlıklı bir gelecek sunmak edebi konuların başında gelir. amacıyla almışlardır. Bunun Naoya’nın yazarlık hayatında rolü çok büyük olur. Çünkü yazmış olduğu Bu kavga ışığında Naoya’nın edebiyatını daha iyi anöykülerde, gerçek ebeveynlerinden uzak kalma, lamak için bilmemiz gereken bazı koşullara bakalım. onu fazlasıyla seven bir büyükbaba ve büyükan- Naoya bir yazarın iyi eserler kaleme alabilmesi için nenin yetiştirmiş olmasının, yaratmış olduğu duy- öncelikle çok büyük acılar yaşaması gerektiğini gusal karmaşanın izleri sıklıkla görülür. Çocuk yaş- savunmuştur. İkinci koşulu ise, büyük acılar yaşayan ta annesinin ölümü ve babasının başka bir kadınla sanatçının bu acılarını içselleştirip, bunlardan arınıp evlenmesiyle oluşan kırılma ise, edebiyatının te- olgunlaşması gerektiğidir. Osamu Dazai ile olan kavgasının temelinde de bu koşulları izlemek mel kaynağını oluşturacaktır. mümkündür. Çünkü Naoya’nın koşullarından ilkine Birçok öyküsünde babasıyla girdiği çatışmayı sahip olan Dazai, ikincisine ulaşamamıştır. Zaten dönüştürerek aktaran Naoya, çoğunlukla otobi- ruhsal problemlerinin elinde hayatına son vermek yografik öğelerin yoğunlukta olduğu bir öykücülük için yaptığı sayısız denemelerinin sonuncusunda benimsemiştir. Bu Akutagawa’nın karşı olduğu ancak başarıya ulaşmış ve ölmüştür. Ortaya çıkardığı hayatının son dönemlerinde birkaç örnek verdiği bir eserlerin hepsinde arınma haline hep çok uzaktır. öykücülük anlayışıdır. O dönemin Japonya’sında ülke Her zaman sorunun daha derinine batmış, çırpınve toplum gibi edebiyatta modernleşmektedir ve bu maktadır. Bu Naoya için iyi bir yazar olmanın önünde tarz anlayışlar en çok sorgulanan, denenen, yargıla- oluşmuş aşılmaz bir engeldir. nan yaklaşımların başındadır. Oysa Naoya çocukluğundan itibaren karşı karşıya 1900 senesinde henüz 17 yaşındayken almaya kaldığı bütün problemleri içselleştirmeye çalışmış başladığı yoğun dini eğitimler sonucunda Naoya, ve bunlardan damıtarak elde ettiği özü tasarruflu Hıristiyan olur. Bu da öykülerinde sonradan vü- bir şekilde edebiyatına yedirmiştir. Asla umutsuzluk cut bulan başka önemli bir ayrıntıdır. Bu eğitimin ve karanlık bir melankoli ile yazdıklarını cilalamave yoğun Hıristiyanlık söylemlerinin yazarı vic- mıştır. Zaten 1929’da ölen babasıyla birlikte duydanen ve aklen etkilediği ve olaylara yaklaşımını gusal çalkantıları bir son bulmuş ve daha az eser ortaya çıkarmaya başlamıştır. Bu birçokları için bir değiştirdiği sanılmaktadır.

36

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


JAPON EDEBİYATI DOSYASI

KAYNAKÇA

sanatçının yaratıcılığındaki yok oluş ve ziyan dönem olarak düşünülebilir ancak yazara göre bu ruhani dinginleşme zamanının gelmesi, zihnin dinlenmesidir ve mutluluk vericidir. Naoya’nın zen budizmi ile ilişkilendirilmesi ve onun edebiyatının zen’in kokusunun sindiği sözcük öbeklerinden meydana geldiğini savunulması bundan dolayıdır. Türkçede Oğuz Baykara tarafından çevrilmiş, Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi tarafından yayımlanan, ‘Modern Japon Edebiyatının Doğuşu ve Shiga Naoya’ diye bir kitap bulunmaktadır. Oğuz Baykara bu eserinde hem Modern Japon Edebiyatı’nın doğuşunu kısaca anlatmış, hem Naoya’nın hayatından bahsetmiş hem de öykülerdeki yapı-üslup ilişkisini irdelemiştir. Kitabın birinci bölümü önemli bir araştırmanın ürünüdür ve bizim için nadir ve güzel kaynaklardan birini oluşturur. Kitabın ikinci bölümünde ise Baykara’nın Naoya’dan seçip özenli çeviriyle Türkçeleştirdiği 19 öykü bulunmaktadır. Akutagawa ile ilgili elimizde olan eserlerin de mimarı olan Oğuz Baykara’nın Shiga Naoya üzerine göstermiş olduğu bu titiz çalışma kesinlikle okunmayı hak eden, kütüphanede yer açılması gereken bir kaynak kitap.

[LITTLE FOREST] http://www.japantimes.co.jp/culture/2014/09/10/films/ film-reviews/little-forest-natsuaki-little-forest-summerautumn/ http://aramajapan.com/news/music/newrelease/flowerflowers-new-songs-and-pvs-for-little-forest-movie-is-out/6766/ [SANMA NO AJİ] https://thetokyofiles.wordpress.com/2015/12/20/scenesfrom-an-autumn-afternoon-1962/ [JAPON SİNEMASI] http://www.iu.edu/~easc/programs/special/benshi.shtml http://cinecollage.net/international.html https://blog.gaijinpot.com/osaka-tsutenkaku/ https://mubi.com/films/souls-on-the-road http://www.silentfilm.org/tokyo-chorus https://www.sansebastianfestival.com/in/pelicula. php?ano=2013&codigo=610542 http://www.wikiwand.com/fr/Harumi_Hanayagi Momotaro: God Warriors of the Sea [MUKOU HADAN] http://anicoders.com/viewtopic.php?t=1701 [ANİMENİNYAPILIŞ SERÜVENİ] http://www.kanzenshuu.com/production/animation-process/ [KATSUHİRO OTOMO] http://www.japantimes.co.jp/news/2015/01/30/national/ akira-artist-otomo-wins-top-french-prize/#.WDxUz-aLTIU http://bantmag.com/akiranin-yaraticisi-katsuhiro-otomoya-hayat-boyu-basari-odulu/ http://ladyotaku.pe/2009/03/10/memories-de-katsuhiro-otomo/ [JAPONYA ŞANS OBJELERİ] http://www.omiyageblogs.ca/2010/10/rain-rain-goaway-teru-teru-bozus-here.html http://www.domodaruma.com/ http://www.fluentu.com/japanese/blog/japanese-fortune-telling/ http://blog.jtbusa.com/how-about/the-mysterious-maneki-neko http://www.farmofminds.com/ai-nihon-koinobori/ https://www.ambassadors-japan.com/en/tokyodailylife/267/ http://www.themakari.com/japanese-crafts.html http://yukarisweeneydesign.blogspot.com.tr/2011/03/ one-thousand-paper-cranes.html https://bartman905.wordpress.com/page/23/ https://www.tofugu.com/japan/omamori/ http://picclick.ca/Japanese-Hatsuyume-New-year-Ukiyoe-Sugoroku-Board-Game-131952199687.html https://justfoodandstuff.wordpress.com/category/shenanigans/ [SHİGA NAOYA] http://www.romecentral.com/en/domon-ken-in-un-viaggio-nellumanita-il-maestro-della-fotografia-giapponese-a-roma/22-domon-ken/ WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

37


www.japonsİnemasİ.com


Japon Sinema E-Dergisi Sayı: 11