Page 1

YATTAA

*

JAPON SİNEMASI PLATFORMU E-DERGİSİ

sİNEMASINDA 4 japon 2018’e damga vuranlar NASIL 16 anİMELER OLUŞTURULUYOR? 2018 YILINDA EN ÇOK 22 OKUNAN MANGALAR JAPONYA’DA YAŞAYAN TÜRKLER #1 30 OSAKA’NIN MUHTARI TÜRKÇE’YE ÇEVRİLMESİ 49 2019’DA BEKLENEN JAPON ROMANLARI

やったー

SAYI

27 ARALIK&OCAK 2019


Editörden *

YATTAA JAPON SİNEMASI PLATFORMU E-DERGİSİ

やったー

Yayın Sahibi: Japon Sineması Platformu Yıl: Aralık&Ocak 2018 Sayı: 27 Yayın Türü: E-Dergi Sanat Yönetmeni&Grafik Tasarım Gökhan Kuloğlu Editörler Birsen Albayrak Gökhan Kuloğlu Katkıda Bulunanlar Ahmet Ziya Sekendiz Aysel Seyhan Bensu Cangüler Deniz Balcı Dilek Atak Esin Yeşilyurt Gülşah Karaman Medine Nureeva M. Şükrü Çetiz Serpil Şahin Kapak Fotoğrafı Kimono, Japan, Unsplash Arka Kapak Fotoğrafı Mob Psycho 100, II. Sezon Poster İletişim ve Reklam japonsinemasi@gmail.com info@japonsinemasi.com www.japonsinemasi.com ***Yazıların sorumluluğu yazarlara aittir. Yazıların dergi platformundan izin alınmadan kullanılmaması rica olur.

4.yıl

Mutlu Yıllar JSP Ailesi,

2015 yılından itibaren çıktığımız yolculukta Japon Sineması Platformu çatısında birçok yazarın emeği ile sizlere Japonya ve Japon kültürünü çalıştık ve halen daha da çalışıyoruz. Gösterdiğiniz ilgiden ötürü teşekkürlerimizi sunarız. Yeni yılın hepimize mutluluk getirmesi dileklerimizle... 2019 yılının Japonya’da “Türkiye Yılı” ilan edilmesinin onuruna bu özel sayımızda sizlere 2018 yılının değerlendirmesini hazırladık. Dergimizin “mor & umut” temalı YATTAA* Dergisinin 27. sayısı ile karşınızdayız. YATTAA* dergisinin 27. sayısının “SİNEMA DOSYASI” bölümünde Japon Sineması’nda 2018’e damga vuran olayları, 2018’de en çok izlenen Japon dizilerine, Kenji Mizoguchi’nin Oharu’nun Yaşamı ve Kurosawa’nın son filmi Ame Aguru’ya yer veriyoruz. “ANİME & MANGA DOSYASI” bölümünde ise 2019 öne çıkan animelere, 2018 yılında en çok okunan mangalara ve animeler nasıl oluşturuluyor dosyalarını okurlarımızla buluşturuyoruz. “JAPON KÜLTÜRÜ DOSYASI” bölümünde Japonya’da yaşayan Türklere odaklanıp onlardan Japonya’da yaşam, geçim ve iş fırsatları gibi soruların cevaplarını alıyoruz. Konuklarımız Osaka’nın Muhtarı Aysel Seyhan ve Japonya Gezgini M. Şükrü Çetiz. Ayrıca Kaman’da Dr. Omura’nın mucizesine tanık oluyoruz. “JAPON EDEBİYATI DOSYASI” bölümünde 2019 yılında yayınevleri tarafından Türkçe’ye çevrilmesi beklenen Japon edebiyatı kitaplarını sizlere tanıtıyoruz. Değerli okurlar, YATTAA* E-Dergisi olarak, yeni sayımızın sizlere daha çok Japonya bilgisi kazandırması dileklerimizle. Yayın hayatımıza başladığımız ilk günden bugüne, bizlere destek olan tüm okurlarımıza, yazarlarımıza, akademisyenlere, iş ortaklarımıza, gönüllü destek verenlere ve yönetim ekibimize teşekkür ederek gelecek sayıda birbirinden ufuk açıcı, renkli konularda buluşmak dileğiyle… İyi okumalar... Gökhan KULOĞLU JAPON SİNEMASI PLATFORMU / Kurucusu

2

yattaa* dergİsİ I WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


İÇİNDEKİLER japon sİNEMASI’NDA 2018 DAMGA VURANLAR

OHARU’NUN YAŞAMI

4 HİROSHİ TESHİGAHARA

6

KUROSAWA’NIN SON FİLMİ AME AGURU

8 ANİMELER NASIL OLUŞTURULUYOR?

2018 YILINDA EN ÇOK İZLENEN J-DRAMALAR

12 2019 KIŞ SEZONU ANİMELERİ

16 KAMAN’DA JAPON MUCİZESİ

2018 YILINDA EN ÇOK OKUNAN MANGALAR

20 OSAKA’NIN MUHTARI AYSEL SEYHAN RÖPORTAJ

26

14

22 JAPONYA GEZGİNİ M. ŞÜKRÜ ÇETİZ RÖPORTAJ

30

34

2019’DA TÜRKÇE’YE ÇEVRİLMESİ BEKLENEN JAPON ROMANLARI

40 yattaa* dergİsİ I WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

3


Japon Sinemasinda YAZAR: MEDİNE NUREEVA

2018’E

DAMGA

2018 yılı birçok açıdan ve özellikle uluslararası arenada çok başarılı bir yıl oldu. Bu senin sonunda Hirokazu Koreeda’nın Manbiki Kazoku (Shoplifters) filmiyle en prestijli ödüllerinden biri Altın Palmiye’yi alması, 2018’de gişe rakamlarında Meitantei Conan: Zero no Shikkônin (Detective Conan: Zero the Enforcer) animesi ve Code Blue filminin Hollywood filmlerini bile geçmesi ve birçok diğer başarılarına yakından bakalım. Japonya’da 2018 yılında gişe yapan filmler arasına ağırlıklı olarak ünlü anime serilerinin uzun metrajlı filmleri ve film uyarlamaları girdi. Örneğin, yılın en popüler sinema filmi 1994’da manga ve 1996’da anime serisi başlayan Detektif Conan’ın yirmi ikinci uzun metrajlı filmi Meitantei Conan: Zero no Shikkônin (Detective Conan: Zero the Enforcer) oldu. Onu Code Blue drama dizisinin üçüncü sezonunun yönetmeni Masaki Nishimura’nın sinema uyarlaması

4

yattaa* dergİsİ I WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

VURANLAR

Code Blue the Movie izliyor. Sinema da en çok izlenen filmler arasında üç nesil çocukların en sevdiği çizgi filmi kahramanı Doraemon’un otuz sekizinci uzun metrajlı filmi Doraemon Nobita no Takarajima (Doraemon the Movie: Nobita’s Treasure Island) üçüncü sırada. Ardından sadece Japonya’da değil bütün dünyada en çok konuşulan Japon filmi Hirokazu Koreeda’nın Manbiki Kazoku (Shoplifters) geliyor. Son yıllarda istisnasız olarak en popüler oyuncular listesine giren Oguri Shun’un oynadığı başarılı bir animenin sinema uyarlaması Gintama 2 de ilk beşe girdi. 2018’nın en çok izlenen Japon sinema filmlerinin sonraki beşliği şöyle sıralayabiliriz: Zombi filmini çekerken gerçek zombi saldırısına uğrayan ekibi anlatan komedi-korku filmi Kamera o Tomeru Na! (One cut of the dead); başrolünde Japonya’nın en tanınan oyunculardan biri ve SMAP


JAPON SİNEMASI DOSYASI grubunun eski üyesi Takuya Kimura’nın oynadığı Kensatsu Gawa no Zainin (Killing for the Prosecution) filmi; Mamoru Hosoda’nın Mirai no Mirai animesi; hala çok sevilen Pokemon anime dizisinin uzun metrajlı filmi Gekijouban Poketto monsutâ: Minna no Monogatari (Pokemon the Movie: The Power of Us); ve 2009’da ekranlara çıkmış dram dizisinin sinema uyarlaması Soratobu Taiya (Recall) filmi.

Japon sinemasının 2018 yılında en önemli başarısı şüphesiz Hirokazu Koreeda’nın 71. Cannes Uluslararası Festivalinde en önemli ödül Altın Palmiye’yi almasıdır. Marketlerde hırsızlık yaparak geçinmek zorunda kalan ailenin sokakta bir kız çocuğu bulunmasıyla başlayan serüveni anlatan Manbiku Kazoku (Shoplifters) filmi haklı olarak jürinin kalbini kazandı ve 2018 yılının bütün dünyada en çok ilgi gören bir Japon filmi oldu. Sinema alanında Japonya’nın en prestiji ödül töreni 41. Japanese Academy Award 2 Mart 2018 tarihinde Tokyo’da gerçekleşti. 2017 yılında çıkan filmleri değerlendiren ödül töreninde Masaki Suda Ah, Koya filmindeki rolü için En İyi Erkek Oyuncu ödülünü aldı. Kanojo ga Sono na wo Shiranai Toritachi (Birds Without Names) filminde Towako Kitahara’yı canlandıran Yuu Aoi yılın en iyi kadın oyuncusu oldu.

The Third Murder

Son senelerde sadece Japonya’da değil bütün dünyada en çok konuşulan Japon yönetmenlerinden biri Hirokazu Koreeda, Sandome no Satsujin filmiyle Japon Akademinin En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo ve En İyi Film Kurgusu ödüllerini aldı. Sandome no Satsujin (The Third Murder) oynayan Koju Yakusho ve Suzu Hirose En İyi Erkek Yardımcı Oyuncu ve En İyi Kadın Yardımcı Oyuncu ödüllerini kazandı. Yoru wa Mijikashi Aruke Yo Otome (Night Is Short, Walk On Girl) animasyonu ise yılın en iyi animasyon filmi ilan edildi.

Birds Without Names

Night Is Short, Walk On Girl

Diğer önemli film etkinliği 31. Tokyo Uluslararası Film Festivalde yabancı filmlerin yanı sıra Japon Sineması bölümünde En İyi Film ödülü Katsumi Nojiri’nin Suzukike no Uso (Lying to Mom) dram filmine gitti. 2018 yılının En İyi Yönetmen ödülünü iki yönetmen kazandı; siyah-beyaz suç-drama filmi Ju (The Gun) için Masaharu Take ve Merankorikku (Melancolic) filmi için Seiji Tanaka. En iyi oyunculuk için festivalin Tokyo Gemstone ödülünü Mai Kiryu ve Nijiro Murakami aldı. Mutlu Yıllar 2019 お誕生日おめでとう

yattaa* dergİsİ I WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

5


JAPON SİNEMASI DOSYASI

,

OHARU NUN KENJİ MİZOGUCHİ’NİN B A ŞYA P I T F İ L M İ YAZAR: ESİN YEŞİLYURT

“Umarım sosyal mevkiinin olmadığı bir zaman gelir ve erkekler de âşık olabilir!”

O

haru’nun sevdiği adamın son sözleri; mevzubahis “bir zaman” henüz geldi mi bilinmez ama bu cümle, aşkın önündeki en büyük engellerden birini, statü farkı gerçeğini gözler önüne seriyor. Bu trajik öyükünün yönetmen koltuğunda Japon sineması denince akla gelen yönetmenlerden biri Kenji Mizoguchi’yi görüyoruz. Filmin Orijinal Adı: Saikaku Ichidai Onna Yapım Yılı: 1952 Tür: Dram Süre: 2 saat 28 dakika

YASAMI , Siyah beyaz film bizi, 1600’lü yılların Japonya’sına, sokaklarında kimonolu kadınların gezdiği, feodal sitemin olduğu Edo Dönemi’ne götürüyor.

50 yaşında bir hayat kadını olan Oharu (Kinuyo Tanaka), o gece de iş bulamamış, ve yaşının ilerlediğini artık iyiden iyiye fark etmiştir. İş bulamadığı o soğuk gecede, girdiği bir tapınaktaki buddah heykelinin yüzüne bakarken ansızın bir zamanlar sevdiği adam olan Katsunosuke’nin (Toshiro Mifune) yüzünü görür, ve o kısacık an, tüm hayatını gözlerimizin önüne serer. Samuray bir ailenin kızı olan Oharu, ailesiyle birlikte bir derebeyine hizmet etmektedir. Oldukça saygın bir konumda bulunan Oharu, bir o kadar da aşağı mevkiide olan Katsunosuke’nin ona karşı olan ilgisini fark eder; ancak bu aşkın imkânsızlıktan öteye gidebilmesi pek de mümkün değildir. Bu yüzden, Oharu ve ailesi ceza olarak sürgün edilir, Katsunosuke ise aşkının bedelini canıyla öder. Yukarıda yazdığım alıntı, Katsunosuke’nin öldürülmeden önceki son temennisidir. Bunun haricinde Oharu’ya iletilmesini istediği son bir dileği daha vardır: Oharu’nun sevdiği bir adamla evlenip mutlu bir hayat sürmesi. Nitekim Oharu, hiçbir zaman Katsunosuke’nin onun için dilediği hayata sahip olamaz. Hayat Katsunosuke için orada sona ermiş olsa da, Oharu için yeni başlamaktadır. İşte tam bu noktadan sonra, Oharu’nun hayatını 15 farklı aşama olarak izliyoruz. Güzel alımlı bir yüz, yüksek bir mevkii size mutlak mutlu sonu getirir mi? Cevabın evet olmadığı aşikâr. Her ne kadar işin “yüksek mevkii” kısmı kaybedilmiş olsa da, Oharu yuvarlak çehresi, gür saçları ve alımlı bedeniyle yıllar sonra bile oldukça çekici bir kadındır; bir derebeyinin kendisinden çocuk sahibi olmasını isteyecek kadar güzel bir kadın.

6

yattaa* dergİsİ I WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


Ailesiyle birlikte sürgün hayatı yaşarken ansızın kendini bir derebeyinin yanında bulur. Ancak derebeyi çoktan evlidir; karısı çocuk sahibi olamadığı için derebeyinin çocuğunu taşımak, “cariye” olmak için oraya gider. Aslına bakarsanız Oharu’nun yaşamında 17 farklı sahne var. Bunlar arasındaki geçişler ise oldukça başarılı, hatta siz konu bütünlüğü içerisinde öylesine kayboluyorsunuz ki 2 buçuk saatin nasıl geçip gittiğini anlamıyorsunuz. Filmin bana göre bir diğer önemli özelliği ise, hayatın ve o dönemin zorluklarını bir kadın perspektifinden izliyor oluşumuz. Sadece Oharu değil, birçok kadının da hayatına değiniyor Kenji Mizoguchi bu filminde. Edo Dönemi ve Kadın O dönemde dünyanın geri kalanında da olduğu gibi, kadının en önemli rolü anne veya ev hanımı olmaktı. Hatta daha genel bir tabirle söylemek gerekirse “erkeği eğlemdirmek”. Hikâye sırasında, hastalığı yüzünden saçlarını kaybetmiş bir kadının bunu kocasından nasıl yıllar boyunca sakladığını görüyoruz. Gür şaçlar, güzel bir yüz bir kadın için her şey demek.

Bu dönemde genelevlere de rastlıyoruz. Borçlanan aile veya kocalar, bazen çözümü eşlerini ve kızlarını genelevlere satmakta buluyordu. Ailesiyle uzaklara sürülen Oharu da bu kadınlarla aynı kaderi paylaşacaktı. Bunun dışında, genelev haricinde de kadınları sokaklarda hayat kadını olarak görmek mümkün. Filmde bu kadınların hayatlarına, aralarındaki dayanışmaya şahit oluyoruz. Sinemaya, Japon kültürüne, tarihine veya Japon sinemasına ilginiz varsa, dönemini farklı bir perspektiften yansıtan, Oharu’nun trajik hayatını anlatan bu filmi izlemeden geçmeyin derim. İyi seyirler! Mutlu Yıllar 2019 お誕生日おめでとう

yattaa* dergİsİ I WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

7


8

yattaa* dergİsİ I WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


Hiroshi teshigahara YAZAR: serpİL ŞAHİN

H

zarif ve avangard bir ruhun ayrıksı anlatımı

iroshi Teshigahara adını duyduğunuzda, peşi sıra şu kelimeler gelir: Suna no Onna, Rikyu, Tanin no Kao, Otoshiana ve Kobo Abe. Bu kelimeler onun avangart yanını anlatırken Ikebana ve kemoto kelimeleri de zarif ruhuna dair ipuçları verir ve bu kelimelerin birleşimi ile Teshigahara’nın ayrıksı anlatımı ortaya çıkar. Her ne kadar Teshigahara “ikebana” ile 1980’li yıllarda bütünleşse de, Japonya’nın en eski ve köklü Ikebana okullarından Sogetsu’nun kurucusu Sofu Teshigahara’nın ilk oğlu olarak dünya yolculuğuna başladığından, estetik kavramının kendisinde doğuştan var olduğunu söylemek yanıltıcı bir bilgi olmaz. Hatta bu söylediğimi desteklemek için filmlerindeki kompozisyona ve sinematografiye (çoğu filminde görüntü yönetmeni olarak Hiroshi Segawa ile çalışmıştır) bir kez daha bakabilirsiniz. 1927’de Tokyo’da doğan Teshigahara, 1950’de Tokyo Ulusal Güzel Sanatlar ve Müzik Üniversitesi’nden yağlı boya alanında mezun oldu. 1964’te Cannes Film Festival’inde “Jüri Özel Ödülü”nü getiren Suna no Onna’yı (Kumların Kadını) çekmeden önce kısa belgeseller çekiyordu: Hoku-

sai (1953), Juuninin no shashinka (1955 - belgesel), Ikebana (1957), Tokyo 1958 (1958 ) ve Hozee Toresu (1959). Teshigahara’nın Kobo Abe ile bir araya gelmesi 1962 yılına denk gelir. O yıl, hikayesini ve senaryosunu Kobo Abe’nin yazdığı Otoshiana (Görünmez Tehlike) ile “hayalet” klişelerini ters yüz ederlerken izleyicinin de film okumayla tanışmasına vesile olurlar. Onlar ebebiyat – sinema birlikteliğinin en göz alıcı isimleri haline gelirlerken bu yolculukta onlara görüntü yönetmeni Hiroshi dışında bir isim daha eşlik eder; kompozitör (aynı zamanda estetik ve müzik teori yazarı) Toru Takemitsu. Teshigahara ve Abe’nin birbirlerinin ruh yakıtı olduğu daha ilk ortak yapımdan fark edilse de Toru’nun notalarının ve Hiroshi’nin görüntülerinin bunu körüklediği, Abe’nin 1962’de yayımladığı ve kendisine Yomiuri Ödülü’nü getiren romanının beyaz perdeye taşınmasıyla gözler önüne serilir. Teshigahara’nın başarısının sırrı, Abe’nin eserlerinde yarattığı kabusvari atmosferin ve karakterlerin psikolojik tahlillerinin görsel karşılığını verebilmesinde yatıyor. Dörtlünün izleyiciye görsel ve işitsel bir orgazm yaşattıkları Suna no Onna, bu yattaa* dergİsİ I WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

9


Hiroshi Teshigahara dört ismin kariyerindeki doruk noktasıdır. Abe’nin romanında, Sartre’nin varoluşçuluğu Kafka’nın yabancılaşmasıyla birleşir ve yaşamın anlatım biçimi olan “yaşama” kendisine sayfalarca yer bulur ve bu sayfalardaki “yaşama” eylemi yaşamın anlatım biçimi “yaşama” gibi sürekli bir devinim halindedir; uyan, ara, bul, sürüye karış, alış, uy, arzula, tembelleş, kaçmaya çalış… Teshigahara, Abe’nin senaryosunu da yazdığı Suna no Onna’da Kafka’nın Dönüşüm’ündeki Gregor Samsa’nın böceğe dönüşme sürecinin kusursuz ve ayrıksı bir anlatımını sunar. Kendi kültüründe, “yaşama” denen yaşam biçiminin kafkaesk bir tasvir içerdiğinin farkında olan Teshigahara, Suna no Onna’yı zarif ve hırçın bir dengede anlatır; film baştan sonra bir biçim eleştirisidir. Tarih 1966’yı gösterene kadar Teshigahara; Ako (1965 – kısa) ve Hozee Tooresu (1965 – belgesel) yapımlarını üretir ve 1966’da Teshigahara ve Abe, Abe’nin Tanin no kao

10

yattaa* dergİsİ I WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


Suna no Onna

JAPON SİNEMASI DOSYASI (Bir Başkasının Yüzü) romanı için bir araya gelirler. Tabi ki kompozitör Toru ve görüntü yönetmeni Hiroshi de oradadır. Günümüz pek çok sözde gerilim - bilimkurgu filmlerine taş çıkaran Tanin no kao, Teshigahara’nın tematik anlamda en zengin filmidir: Kimlik bunalımı, yalnızlık, bilim ve etik, bilim insanının yaratısıyla ilişkisi, dönüşüm, savaş paranoyası ve savaş sonrası Japonya gibi birçok alt başlık açılarak inceleye bir başyapıttır Tanin no kao. Japonya’da 1972’de vizyona giren ve ABD Ordusu’nda görevli bir Vietnam gazisinin Japonya’dayken başından geçenleri anlatan Samâ Sorujâ ile birlikte Teshigahara, ilgisini babasının mesleğine; Ikenaba’ya yöneltir ve 8 yıl içerisinde babasının kurucusu olduğu Sogetsu’nun lemotosu (büyük ustası) olur. Bu 8 yıl içerisinde yönetmen, Warera no Shuyaku (1977 – TV filmi) ve Zatôichi Monogatari TV serisinin 2 bölümünü (The Rainbow Journey - The Dream Journey) yönetir. İspanyol mimar Antonio Gaudi’nin belgeselini 1984 yılında çeken Teshigahara, ünlü mimarın Katalan ve Ortaçağ sanatına oldukça saygı duyar; çalışma alanı çok geniş olan bu mimarın seramik dışında kalan mimarlık ve heykel sanatına yoğunlaşır. Teshigahara’nın mimariye ne kadar saygı duyduğunu Tannin no Kao’da doktorun muayenehanesini arkadaşı Arata Isozaki’ye tasarlatmasıyla anlayabiliriz. Yapımlarında her daim estetiği merkezine alan Teshigahara, bu mükemmel belgeselden sonra, sinemaya Yaeko Nogami’nin aynı isimli romanından uyarlanan Sen no Rikyu (1989) ile döner ve bu yapımında kendisine kompozitör dostu Tôru Takemitsu eşlik eder. Efsane çay ustası Sen no Rikyu’nun, efendisinin gerçekçi olmayan iddialarıyla yüzleşmesini konu edinen film, gerek Japonya’da gerek Japonya dışında pek çok festivalde hem aday (en iyi yönetmen de dahil 9 adaylık) gösterilir, hem pek çok ödülü (en iyi oyuncu, en iyi sanat yönetmeni, en iyi müzik kaydı) sırtlanır. Avangardın estetikle kesiştiği yerde duran ünlü yönetmen Teshigahara, Akira Kurosawa gibi fazla batılı olarak tanımlanamaz. Onun tamamen kendisine has, biricik bir üslubu vardır; ana karakteri yansıtırken, ana karakterin çevresini ayna olarak kullandığı gibi yan karakterlere de ana karakterin ayna olmasını sağlar; çok doğal olarak böyle bir ortamda gözü alan, beyinde uyuşukluğa neden olan sahneler oluşur. Ruhundaki zarif Ikebana ustası ile bu anlatım birleştiğinde, Japon hikayeciliğinin görsel bir şöleni ortaya çıkar. Mesela düşünün; Suna no Onna’yı (Kumların Kadını) izlerken ağzınız kum dolduğunu hissettiniz mi? Teshigahara, kendi ülkesinde de yenilikçi ve önder bir tarza sahipti ve 1992’de yayınlanan son filmi Gô-hime’den sonra 2001 yılında değerli hayatını kaybetmiştti. Mutlu Yıllar 2019 お誕生日おめでとう

yattaa* dergİsİ I WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

11


JAPON SİNEMASI DOSYASI

12

yattaa* dergİsİ I WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


I

hei, bir ronindir. Kılıç becerisi olan değerli Ihei acımasız dürüstlüğü ve sosyal güçsüzlüğü onun uzun süre bir usta ile kalmasını engeller. Her zaman yanında olan ve onu destekleyen karısı Tayo ile birlikte yolculuğa çıkarlar. Ihei Misawa ve karısı Tayo Misawa yolculuğa çıktıkları sırada aşırı yağmur yüzünden geçtikleri ülke hanında nehri geçemez ve mahsur kalırlar. Kaldıkları köhne oteldeki insanlar pirinç kıtlığı yüzünden birbirlerini hırsızlıkla suçlar. Ihei, bir gece yiyeceklerle otele gelir ve açlıktan ağzı kokmuş insanları eğlenceli bir geceye davet eder. Aslında ödüllü bir düelloya katılmıştır, bu karısını çok rahatsız eder. Kılıcı ile alıştırma yapmaya çıktığı ormanda birkaç adamın düelloya girdiğini görür ve onların birbirini öldürmesini ustalığıyla engeller. Oradan geçen Lord Shikage’nin dikkatini çeker ve onu şatosuna çağırır. İhei’yi silah ustası olarak seçer. Fakat buna karşı çıkan Lord’un adamları bu görevin çok önemli olduğunu belirtip, oy birliğine gidilmesini ve bunun için geleneğe göre gösteri yapılması gerektiğini sunarlar. Yeteneklerini göstermesi için bir gösteri düzenlenir. Ihei’nin karşısına Lord’un iki aSkeri çıkar ve ikisi de Ihei’nin kılıç becerisine yenik düşüp mağlubiyeti kabul ederler. Lord bir kişiyi daha düelloya davet eder ama kimse yanaşmaz. Sonunda bu düelloda kendisi olmak ister ve Ihei’nin karşısına çıkar. Fakat Ihei onun bir Lord olmasına aldırmaz kendi kılıç becersi sergiler ve Lord’u alt eder. Ihei, Lord’u yenerek kendisini diskalifiye etmiştir.

AME AGURU JAPON SİNEMASI DOSYASI

YAZAR: DİLEK ATAK

Ihei MiSawa bu duruma çok üzülse de artık yapacak bir şey yoktur. Ödüllü düellolara karşı çıkan karısı Tayo bundan sonra kocasının ödüllü düellolara katılarak yoksul, zayıf ve güçsüz halka onlara küçük mutluluklar bulmalarına aracı olmasını ister. Yeni bir yolculuğa çıkmanın vakti gelmiştir. Ölümünden kısa bİr süre önce, Akira Kurosawa Shugoro Yamamato’nun kısa bir hikayesinden esinlendiği Ame Agaro senaryosunu tamamladı. Kurosawa bu senaryosunu hayata geçiremeden bu dünyadan ayrıldı. Ama asistanlarından biri olan Takashi Koizumi ustasının tarzını mümkün olduğunca yakından takip eden biri olarak ustasının ölümünden bir yıl sonra Ame Agaro’yu yönetti.

Mutlu Yıllar 2019 お誕生日おめでとう

yattaa* dergİsİ I WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

13


JAPON SİNEMASI DOSYASI

2018 yılında en çok izlenen Japon dizileri yazı dizisiyle karşınızdayız. Bu yıl en çok izlenen 5 favori J-drama arasında Tonari no Kazoku wa Aoku Mieru, Erased, Spring Has Come, Kuragehime, Todome no Kiss dizileri yer alıyor.

2018

YILINDA

EN

ÇOK

iZLENEN

J-DRAMALAR T

YAZAR: GÖKHAN KULOĞLU

ODOME NO KISS

J-dramaseverlerin bu yıl sıkı takip ettiği Japon dizilerinden olan Todome no Kiss, insanlara karşı güvenini yitirmiş Otaro Dojima’nın yaşamını anlatıyor. Para ve eğlenceyi yaşamak için yeterli sayan Otaro’nun karşısına birgün bir kadın çıkar ve onu öper. Kadın onu öptükten sonra Otaro ölür. Ve uyandığında kendisini 7 gün öncesinde bulur. Paragöz kahramanımızın hayatı bundan sonra nasıl devam edecektir?

14

yattaa* dergİsİ I WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


JAPON SİNEMASI DOSYASI

K

URAGAHİME

Animesi kadar dizi uyarlamasıyla da izleyicileri eğlendiren Kuragahime dizisi, 2018 yılına damga vuran j-dramalardan. Büyük bir denizanası hayranı olan Tsukimi Kurashita, illüstratör olabilmek için Tokyo’ya taşınır. Taşındığı yer ise erkeklerin giremediği ve sadece kadın otakuların yaşadığı Amamizu-kan adından bir pansiyondur. Bir odasında ağırladığı güzel bir kadın yüzünden tüm hayatı allak bulak olan Tsukimi’nin maceraları sizi bekliyor.

S

PRING HAS COME

Başrollerinde EXO Kai’nin de yer aldığı Japon dizisi Spring Has Come, bu yılın en çok izlenenlerinden olmakla birlikte en çok ses getiren dizilerinden.

E

31 yaşındaki bekar bir kadın olan Kishikawa Naoko’nun sıkıcı bir hayatı vardır. Birgün hayatına giren Güney Koreli kameraman Lee Ji Won’nun onda yarattığı değişimi izlemeye hazır mısınız?

RASED

2018 yılında animesi kadar dizi uyarlaması ile de izleyicinin oylarını almayı başaran Erased dizisi, başarılı bir Netflix uyarlaması. Geçmişinde yaşadığı çocuk kaçırma ve cinayet olaylarına dair hatıraları anımsayan Satoru, bir gece eve geldiğinde annesini ölür bulur. Ve her şey o anın verdiği heyecan ile 18 yıl geriye gitmesiyle başlar. Satoru, çocukluk arkadaşlarını ve annesini kurtarabilecek midir?

R

ESIDENTIAL COMPLEX

Japonya’da kooperatif evlerinde yaşayan ailelerin hayatlarına üst bakış açışı sunan Tonari no Kazoku wa Aoku Mieru dizisi, 2018’in en çok izlenen Japon dizilerinden. Nana ve Daiki’nin hayatına eğilen dizi, dalış eğitmeni ve oyuncak mağazasında çalışan Japon çiftin aile olma yolunda varoluş hikayesini anlatıyor.

2018 yılının en çok izlenen diğer Japon dizileri arasında Hibana: Spark, Repeat (Unmei o Kaeru Juukagetsu), Momikeshite Fuyu, Million Yen Women, Anone, Good Morning Call, Mischievous Kiss (Love in Tokyo) gibi diziler de yer aldı. Mutlu Yıllar 2019 お誕生日おめでとう

yattaa* dergİsİ I WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

15


. ANiMELER

NASIL , OLUŞ-

TURULUYOR? YAZAR: GÖKHAN KULOĞLU

16

yattaa* dergİsİ I WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


yattaa* dergİsİ I WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

17


ANİME & MANGA DOSYASI

Büyük gözler ve uzun bacaklar’’ karakteristik özellikleriyle Amerikan yapımı çizgi filmlerden sıyrılan animeler, ilk olarak 19081910’lu yıllar arasında Fransa ve İngiltere’den Japonya topraklarına gelmiştir. Fransız sanatçı Emile Cohl’un Japon animasyon sanatçıları üzerindeki etkisiyle animeler çevrilmiş ve bugünkü haline yol almıştır. Üretilen animelerin geniş kitlelere yayılmasında ve ülke dışına çıkmasında Toei firmasının da büyük katkısı olmuştur. 1940’lu yıllarda ise çıkarılan Film Yasası ile militarist propaganda içerikli ‘Momotaro-Umi no Shinpei adlı animasyon yapılmıştır. Bu ünlü Japon halk masalı ilk uzun metrajlı Japon animasyonu olmuştur. 1958 yılında ise ilk uzun metraj renkli animasyon olan Hakujaden yapılmıştır. Bu filmin Berlin, Venedik ve Meksika gibi festivallerde gösterilmesiyle animeler dünyada duyulmaya başlamıştır. 1960’lı yıllara geldiğimizde ise animeler TV dizileri olarak üretilmeye önce Japonya’da daha sonrada diğer ülkelerde gösterilmeye başlanmıştır. 25 yıl içerisinde animeler ulus sınırlarını aşarak uluslararası bir üne kavuşmuştur. Bu üne kavuşan seriler arasında Candy Candy (Kyandi Kyandi), Pokemon, Sailor Moon (Bishojo Senshi Sera Mun) gibi seriler büyük yankı uyandırmıştır.

Animelerin Beslendiği Kaynaklar

Anime üretimin en önemli adımı hiç kuşkusuz senaryodur. Senaryolarını oluşturan kaynaklar arasında da en önemlisi Japon çizgi romanı mangalardır. Tarihi 1770’li yıllara dayanan mangalar günümüzde animelerin en büyük esin kaynakları olurken resimli anlatım dilinin Japon toplumuna aşılanmasında önemli rol oynamıştır. Animelerin esin kaynakları olan mangalar, diğer adlarıyla Japon çizgi romanları 1800’lerin sonunda ortaya çıkmaya başlamış ve İkinci Dünya Savaşı sonrasında ise önem kazanmış, 1950’lerden itibaren de gittikçe gelişerek çeşitlenerek tüm dünyaya yayılmıştır. Modern manganın başlangıç noktası olarak kabul edilen Edo Dönemindeki ukiyo-e baskıları olup zamanla günlük hikâyeleri ve olayları anlatma amaçlı çizilen bu resimler İkinci Dünya Savaşıyla birlikte işgalci güçler tarafından Japonya’ya getirilen çizgi romanların büyük ilgi görmesiyle Japon çizgi romanı zamanla sanatını ortaya koymuş ve bugünkü haline

18

yattaa* dergİsİ I WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


ANİME & MANGA DOSYASI ulaşmıştır. Özellikle savaş yüzünden yıllarca yoksunluk yaşayan çocuklar ve gençlerde büyük etki yaratan çizgi romanlar, okuma oranının %99 olduğu günümüz Japonya’sında en çok okunan eserlerden olmuştur. Öyle ki Japonya’da shōnen (genç erkeklere yönelik dergi) türü manga dergilerinden Shonen Jump, 90’lı yıllarda, haftada 5-6 milyon, yine Ciao, Ribon ve Nakayoshi dergileri de 1-2 milyon tirajı yakalamıştır. Bunların yanında 2000’li yıllarda josei dergisi olan You, 300-400 bin civarı tiraj yakalamıştır. Japonya’da mangaların yayınlandığı bu dergilerden başka cilt halinde mangalar satışa sunulmuştur. Japon animasyon sanatçıları ‘’hareketi’’ kullanma yöntemini şekillendiren mangalar haricinde animelerin kaynakları arasında romanlar, öyküler, gerçek olaylar, video oyunlar, visual novelty v.b. öğeler bulunmaktadır. Mangalar kadar önemli kaynak arasında video oyunlar ve visual novelty ürünleri son zamanlarda anime yapım şirketleri tarafından tercih edilmektedir. Aynı zamanda manga ve roman gibi eserlerden üretilen animelerin de visual novelty, video oyun ve görsel şovları üretilmektedir. Bu anlamda medya sektöründe bir üründen birden fazla yan ürün üretilmektedir. Bu anlamda anime prodüksiyonu nasıl bir süreç izlediği sorusu önemli yer tutmaktadır.

Animelerin Üretim Süreci

Klasik anlamdaki animasyondan tam anlamıyla dijital animasyona geçiş 1900’lü yıllara denk gelir. 1986’da televizyonda yayınlanmaya başlanan Dragon Ball (Doragon Boru, Toei) animesiyle birlikte dijital animasyon yapımı yaygınlaşmaya başlamıştır. Japon animasyonun televizyonla kurduğu ilişki, animenin anlatı yapısı ve görsel üslubu üzerindeki etkisi önemlidir. Tek bölüm ya da film formatında hazırlanan animeler zamanla dizilere dönüşmüş ve 1980 sonrasında televizyonların vazgeçilmez yayın programları olmuştur. Japon animasyonun tarihindeki dönüm noktası, hiç kuşkusuz Osamu Tezuka’nın Tetsuwan Atomu (Astro Boy) mangasının 1963 yılında anime televizyon dizisi olarak yayınlanmasına dayanmaktadır. Bilim-kurgu hikâyesi ile seyirciyi büyüleyen Tetsuwan Atomu, bir bilim adamının ölen çocuğunun yokluğunu gidermek için yarattığı robot çocuğun maceralarını konu almaktadır. Tezuka, Tetsuwan Atomu’daki başarısı yetinmemiş

hemen bir yıl sonra Kimba the White Lion (Janguru Taitei) yapmış 1965-1967 yılları arasında Fuji TV’de yayınlanan anime serisi Japonya’nın ilk renkli animasyon dizisi olmuş ve büyük yankı uyandırmıştır. Japon animasyonunun televizyonla kurduğu ilişki Tezuka ile birlikte artmış ve animenin anlatı yapısı, görsel biçimi, yayın formatı yeniden şekillenmiştir. Haftalık yayın formatına bürünerek anime dizilere dönüşmüştür. Televizyon kanallarında 60’lar itibaren artan animasyon eserler sayesinde çok sayıda genç, yetenekli animasyon sanatçısı yetişmiştir. Animelerin hızlı yükselişi beraberinden yeni akımlarında doğmasına sebep olmuş ve 1980’lerden itibaren OVA’lar (Original Video Animation) sektörünün gelişmesine neden olmuştur. Zamanla dış ülkelere satılmaya başlanan animelerle birlikte diğer ülkeler animenin farkına varmış ve günümüzde küresel bir kültür ürününe dönüşmüştür. Animenin bu yükselişinin ardında hiç kuşkusuz 1950’ler ve 60’ların dünyanın en büyük film endüstrisine sahip Japon sinemasının çöküşüdür. Animenin zaman içerisinde geçirdiği teknik ve sanatsal değişim, anime prodüksiyonun çalışma yöntemini de etkilemiştir. Bu gelişmeler ışığında anime yaratım sürecinde iş bölümü baştan aşağı değişmiştir. Mutlu Yıllar 2019 お誕生日おめでとう

yattaa* dergİsİ I WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

19


2019. KIŞ SEZONU.

ANIMELERI YAZAR: BİRSEN ALBAYRAK

1

PSYCHO-PASS: SINNERS OF THE SYSTEM Distopik bir seri olan Psycho Pass animesinin üç orijinal film şeklinde Psycho-Pass: Sinners of the System adıyla yayınlanacak sezonudur.

2

CASTLEVANIA 3. SEZON Sezon 2’deki ilk çıkışından sonra Castlevania, Netflix tarafından üçüncü sezon 2019 prömiyeri ile karşımıza geliyor. Sezon 2 finalinde, Trevor ve Sypha’nın canavar avlanma serüvenine katıldı ve Dracula’nın kalesine ve Belmont Hold’a bakmak için Alucard’ı bıraktılar. Kısa bir süre önce yapılan röportajda, Castlevania’nın şovu ve yaratıcısı Adi Shankar, gelecekteki olası bir sezon için Video Symphony of the Night oyununu uyarlamak istediğini belirtti. Oyunda Alucard, Belmont’un ortadan kaybolmasından sonra yeniden ortaya çıkan Dracula’nın kalesini keşfetmek için uykusundan yükselir. Netflix ve Shankar’ın bu hikayeyi hayata geçirip getiremeyeceğini sadece zaman gösterecek.

Üçleme, dizinin çeşitli ana ve destekleyici karakterlerini izleyerek üç farklı “vaka dosyasını” keşfedecek: Case.1 Tsumi Crime and Punishment, Case.2 First Premiere Tarihi: 2019 Stüdyo: Netflix Guardian ve Case.3 Onshuu no Kanata. Bu üçleme Tür: Korku, Doğaüstü, Vampirler izleyicilere, ikinci sezonun ve filmin olaylarından bu yana karakterlere neler olduğuna dair bir fikir veriyor. Premiere Tarihi: 25 Ocak 2019 (Case.1 Tsumi Crime and Punishment) 15 Şubat 2019 (Case.2 İlk Koruyucu) 8 Mart 2019 (Case.3 Onshuu no Kanata) Stüdyo: Production I.G. Tür: Aksiyon, Polis, Psikolojik, Bilim Kurgu

20

yattaa* dergİsİ I WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


ANİME & MANGA DOSYASI

3

ONE-PUNCH MAN 2. SEZON Birçok fan, One-Punch Man’ın ikinci sezonunun 2018’de prömiyeri olacağını düşünmüştü. Ardından, çevrimiçi bir söylenti düştü ve yeni bölümlerin 2020’ye kadar havalanmayacağını ve fanların sinirlendiğini öne sürdü. Her iki teori yanlıştı. Ağustos ayında, One-Punch Man lisansını sağlayan VIZ Media, çok beklenen üçüncü sezonun Nisan 2019’da prömiyeri olacağını açıkladı. Ancak şimdilik, Chikara Sakurai (bölüm yönetmeni: Food Wars! The Second Plate) dışında ek bilgi yok. Yönetmen Shingo Natsume ve animasyon stüdyosu Madhouse (Death Note, Black Lagoon) yerine J.C. var. 2019’da Saitama’yı nelerin beklediğini keşfedeceğiz.

Premiere Tarihi: Nisan 2019 Stüdyo: J.C. Tür: Aksiyon, Komedi, Süper Güç, Doğaüstü

4

KAKEGURUI: COMPULSIVE GAMBLER Fanlar, favori dizilerinin geri dönmesi için on yıldan fazla süredir bekliyor. Sonunda, Code Geass: Lelouch of the Resurrection’ın bir devam filmi, önümüzdeki Şubat prömiyeri olacak. Yeni film, Lelouch’ın “Zero Requiem” inden birkaç yıl sonra gerçekleşir; Lelouch’un ölümünün bir barış çağınını açtığı bir plan söz konusu. Yeni film, Lelouch’un ölümünün ardından, dünyanın daha iyiye gitmesi ya da toplam kaosa düşmesi de dahil olmak üzere, olayları keşfedecek. Studio Sunrise, orijinal filmi canlandırmaya geri dönecek. Premiere Tarihi: 9 Şubat 2019 Stüdyo: Sunrise Tür: Aksiyon, Drama, Mecha, Bilim Kurgu, Süper Güç

5

MOB PSYCHO 100 2. SEZON Mob Psycho 100 ikinci sezon da 2019’da başlayacak. Aksiyon komedi dizisi, eskâr yetenekleri olan 14 yaşındaki bir çocuk olan Shigeo Kageyama’yı (“Mob” olarak adlandırılır) izler. Sezon 2 fragmanında gördüklerimize dayanarak, şaşırtıcı ruhsal güçleri kontrol etmeye geldiğinde Mob’un hala öğrenmesi gereken daha çok şey var. Ve yeni sevgilisiyle, genç eksperin duygularını kontrol altında tutabilmesi çok daha zor olacak. Ancak bu, Mob’un başına gelen tek sorun değil. Doğaüstü tehditler onu, sınırına zorlamakla tehdit ediyor. Hayranlar, Mob Psycho 100’ün yeni sezonunu Ocak 2019’da görebilir. Premiere Tarihi: Nisan 2019 Stüdyo: J.C. Tür: Aksiyon, Komedi, Süper Güç, Doğaüstü

6

THE PROMISED NEVERLAND Manga hayranları, 2019’da anime uyarlaması yapan en iyi shonen korku dizilerinden biri için daha heyecanlı olamazdı. Promised Neverland, bir grup yetim ve vekilleri olan anne, “Mama” yı takip eder. Mama’nın onlara olan sevgisi inkar edilemez. Hiçbir çocuk acıkmaz veya kötü muameleye maruz kalmaz ve hepsi 12 yaşına kadar kabul edilir. Ancak bir durum var: Çocuklar, evlatlık alınmadan önce yetimhaneden çıkamazlar. Şimdi, çocuklar 12 yaşına girmeden önce bir kaçış planı tasarlamalıdır. Premiere Tarihi: Ocak 2019 Stüdyo: CloverWorks Tür: Korku, Gizem, Bilim Kurgu, Shounen Mutlu Yıllar 2019 お誕生日おめでとう

yattaa* dergİsİ I WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

21


ANİME & MANGA DOSYASI

2018 YILINDA EN ÇOK OKUNAN MANGALAR

2018 de geçti gitti. Arkasında bir çok manga bırakarak. Bu sene yayınlanan bazı mangalara bir göz atalım dedik. Öncelikle Kasım 2017-2018 arasında en çok satan mangalar ve satış rakamlarına bakalım. Kaynağımız Twitter’dan @YonkouProd. One Piece - 8,113,317 My Hero Academia - 6,718,185 Attack on Titan - 5,235,963 Slam Dunk - 5,214,085 Haikyu!! - 5,030,624 Kingdom - 4,970,171 The Seven Deadly Sins - 4,867,680 The Promised Neverland - 4,246,955 Tensei shitara Slime Datta Ken - 3,460,066 Tokyo Ghoul:re - 3,267,843

22

yattaa* dergİsİ I WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

YAZAR: AHMET ZİYA SEKENDİZ


ANİME & MANGA DOSYASI Japon basılı yayın dağıtımcısı Nippon Shuppan Hanbai, 2018’in kitapçılarda en çok önerilen mangalarını açıkladı. Japonya’da 1312 kitapçı çalışanının oy kullanması istendi. İlk sırada, Kamome Shirahama’nın Tongari Boushi no Atelier adlı mangası var. Bu mangayı Arthur Conan Doyle’un Sherlock Holmes serisinden ilham alan Yuukoku no Moriarty izliyor. Serinin yazarı Ryounosuke Takeuchi çizer ise Hikaru Miyoshi. Üçüncü sırada ise Sho Aimoto’nun Kemono Jiken adlı mangası dördüncü sırada da Riichiro Inagaki’nin yazıp Boichi’nin çizdiği Dr.Stone, beşinci sırada ise Taku Kuwabara’nın Kuutei Dragons adlı mangası var. Web manga kategorisinde de beş galip var! Nibiiro no Haka no Naka de (In the Blunt Box) by Tomohiro Shinohara (Nippan IPS) Uramichi Onii-san by Gaku Kuze (Ichijinsha) Miira no Kaikata (How to Keep a Mummy) Kakeru Utsugi (Futabasha) Hone ga Kusaru Made (Kodansha) Hazureta Minna no Atama no Neji (Taibundo)

büyük “krizi”aniden geldiğinde neler olduğunu anlatmakta.

Şimdi sırası ile mangalara bir göz atalım:

5.Kuutei Dragons - Taku Kuwabara (Kodansha) Hava taşıtı Quin Zaza’nın mürettebatı ejderha 1.Tongari Boushi no Atelier - Kamome Shi- avcılığıyla geçinmektedir. Başarılı olduklarınrahama (Kodansha) da, ödüller harikadır. Ancak başarısız olurlarsa, Küçük bir köyde yaşayan bir kız olan Coco, tek ödül berbat bir ölümdür. küçüklüğünden beri büyücü olmayı hayal etmektedir. Bir gün, Coco köyü ziyaret eden 6.Machigatta Ko wo Mahou Shoujo ni Shite bir büyücü olan Qifrey’i büyü yaparken görür. Shimatta - Souryuu (Shinchousha) Umut ve umutsuzlukla örülü bir hikâye. Dünyayı kötülükten koruyacak cesur bir aday arayan mitik bir yaratık, mükemmel uyumlu gibi 2.Yuukoku no Moritary - Ryousuke Takeuchi, görünen sevimli bir genç kız olan Kayo Majiba’yı Hikaru Miyoshi, Arthur Conan Doyle (Shueisha) bulur. Fakat büyülü güçler verdiği bu kızın bir Sherlock Holmes’in Moriarty ile birlikte yeniden çatışmada kaba bir suçlu olduğu ortaya çıktığınşekilleniyor ve İngiltere’nin şimdiye kadar da, bunun korkunç bir hata olabileceğini anlar. gördüğü en büyük suçlu olma yolunda ilerliyor. Artık kötülük - ve bazı masumlar - büyülü bir kızın yanlış giden öfkesiyle karşı karşıya geleceklerdir! 3.Kemono Jiken - Shou Aimoto (Shueisha) Kemono Jihen, çevresindeki insanlardan sakınan 7.Yakumo-san wa Edzuke ga Shitai (Square Enix) Dorota-bou adlı bir çocuk ve büyüde uzmanlaşmış 28 yaşındaki Shuuko Yakumo’nun yemek pişirme bir dedektif olan Inugami hakkında. Hikaye, bir çok konusunda büyük bir sevgisi vardır. Ancak, kocası sığırın ölmekte ve vücutlarının sadece bir gece öldükten sonra, farkında olmadan çok fazla yemek içinde çürümekte olduğu bir vakayı araştırmak için yapar. Bir gün, bu yemekleri tek başına yaşayan çocuğun kasabasına gelen Inugami ile başlar. komşusu Nakata Shouhei ile paylaşmaya karar verir. Komşusuna yemek yemek istediğinde evine 4.Dr. Stone - Boichi and Riichiro Inagaki (Shueisha) gelebileceğini ve ona yemek pişireceğini söyler. Bu bilim kurgu serüven serisi, dünyanın en İkisinin paylaştıkları yemeklerin hikayesi. yattaa* dergİsİ I WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

23


ANİME & MANGA DOSYASI 11.Ao no Flag - KAITO (Shueisha) Lise son sınıf. Ichinose Taichi, kendisi ve bazı sınıf arkadaşları arasındaki mesafenin farkındadır. Mita Touma ile çocukluk arkadaşlarıdır, ancak Touma o kadar popüler olmuştur ki Taichi onu uzak tutar. Taichi’nin kaçınmak için elinden geleni yaptığı Futaba Kuze, utangaç ve beceriksiz bir kızdır. Bir gün, Futaba’nın Touma’ya aşık olduğunu keşfeder. Bu üç kişi kendilerini değiştirmeye çalışacaklardır. 12.Hokuhokusei ni Kumo to Ike - Aki Irie (Kadokawa) İzlandalı on yedi yaşındaki Kumiyama’nın üç sırrı vardır: Birincisi, arabalarla konuşabilmektedir. İki, güzel kızlara zaafı vardır. Üç, o bir dedektif. 13.Maou no Hisho (Satan’s Secretary) Kamotsu Kamonabe (Taibundo) İblis Kral sonunda uyandı. Dünyayı fethetmek amacıyla, önce bir insan kaçırmaya karar verir. Bu arada, aradığı kişi bir “Sekreterdir”! Sekreter işini hızlı ve akıl almaz yeteneklerle yapmakta. Onun yüzünden, insanlık hızla tehlikeye doğru yol alıyor! 14.Shitsuji-tachi no Chinmoku - Hina Sakurada (Shogakukan) Soylu bir kız olan, Kyouka, uzun zaman önce bir erkek seçti. Güzel bir adam. Adam onun uşağı oldu, ama “prensesine” yapılması gerekmeyen bir şey yaptı... 9.Violence Action - Shin Sawada, Renji Asai (Shogakukan) İntikama ihtiyacınız var mı? Yolunuzdan kaldırmak istediğiniz biri var mı? Pururun All-Natural-Girls Express Servisi, bu şeyleri başarmanıza yardımcı olmaktan mutluluk duyacaktır.

15.Ageku no Hate no Kanon Kyou Yoneshiro (Shogakukan) Dünya uzaylılar tarafından işgal edilir ve insanlığın çoğu yeraltında sürülür. Ama sürekli yağmurun yağdığı bir kasabada, Kanon Kouzuki adında genç bir kızın aklında başka şeyler vardır.

“Kay”, Pururun için çalışan çok şirin bir kızdır ve görev çağırdığında, müşterisinin istediği şeyi ortadan kaldırmak için oradadır ister bıçaklarla, ister silahlarla, isterse asitle olsun!

Yer üstünde çalışan ve yaşayan birkaç sivilden biri olarak, uzaylılara karşı savaşan karşılıksız aşkı Sousuke Sakai ile yeniden bir araya gelir.

10.Dragon, Ie wo Kau - Kawo Tanuki, Shouko Sevdiği hakkında yeni şeyler fark etmeye başlar. O bir zamanlar aşık olduğu çocuk mu Aya (Shueisha) Bir ejderha Elfler, cüceler, orklar ile dolu dünyada yoksa tamamen farklı bir insan mıdır? yeni ev aramaktan korktuğu için aileden kovulur. Mutlu Yıllar 2019 お誕生日おめでとう

24

yattaa* dergİsİ I WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


4.yıl

. siz hala okumadInIz mI? kİtabevlerİnde, onlIne satış sİtelerİnde...

yattaa* dergİsİ I WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

www.japonsİnemasİ.com

25


japon kültürü DOSYASI

Kaman’da Japon Mucizesi KALEHÖYÜK KAZISI VE ARKEOLOG DR. SACHİHİRO OMURA YAZAR: BENSU CANGÜLER İç Anadolu’nun tam ortasında tarihi İpekyolu üzerinde yer alan Kaman, Kalehöyük uzun bir süredir tarihi öneme sahip kazı çalışmalarına ev sahipliği yapıyor. Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü’nün üstlendiği kazılar bölgenin kültürel yapısına ışık tutuyor.

26

yattaa* dergİsİ I WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


japon kültürü DOSYASI Kırşehirşehir’de yer alan Kaman- Kalehöyük’de farklı medeniyetlerin kurduğu 50 şehrin üst üste geçtiği ve yaşam şekillerinden izler bıraktıkları M.Ö. 6-7 binlere uzayan büyük bir tarih yatıyor. Anadolu tarihinin çok önemli dönemlerinden parçalar taşıyan höyük 30 yılı aşkın bir süredir Japan Arkeologlara emanet. İnsanlık tarihinin aydınlanmamış kısımlarını ortaya çıkarmak, bu değerleri tüm dünyayla paylaşmak için Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü ve Enstitünün başkanı Dr. Sachihiro Omura öncülüğünde kazı çalışmaları yapılıyor. Türk- Japon ilişkilerinin merkezinde bulunan Kaman-Kalehöyük kazıları Anadolu’nun tarihinin ortaya çıkarılması, anlaşılması ve tüm dünyaya gösterilmesi açısından büyük önem taşıyor. Kaman’da ki Japon Mucizesi İşte Böyle Başladı Tüm dünyanın gözünün üzerinde olduğu Kaman-Kalehöyük’teki kazı çalışmalarını üstlenen Dr. Sachihiro Omura liderliğindeki Japon kazı ekibinin neden Kaman höyüğünü tercih ettikleri en çok sorulan sorular arasında. Her şeyin başlangıç noktası ise daima millet olarak kendilerini geliştirmeye adamış Japon merakında saklı! Japon Arkeologlar Kaman’da ne kendi kültürlerine dair bir iz arıyorlar, ne de ederi çok yüksek bir parça. Onlar sadece insanlık tarihine ışık tutacak yeni bilgiler, uygarlıkların yaşamlarına yönelik yeni bulguları ortaya çıkarmak istiyorlar. 1986’da başlayan kazıların ilk mimarı Ortadoğu Kültür Merkezi Başkanı Prens Mikasa, Japonların II. Dünya savaşını kaybetmesinin nedenlerini uzun uzadıya düşünüyor ve bu derin düşünmelerin ve araştırmalarının sonucunda Japon milletinin sadece kendi tarihiyle ilgilendiğini, başka uygarlıklara dair hiçbir şey bilmediği sonucuna ulaşıyor. Bu sebeple Prens Mikasa İnsanlık tarihi araştırmalarına medeniyetin beşiği sayılan Anadolu’dan başlamaya karar veriyor. Dr.Omura ise Kaman’daki mucizeyi şu cümleleriyle aktarıyor: ‘’Kaman’da 5 bin yıllık tarih var. Hitit, Frig, Pers, Roma, Bizans, Oğuz, Osmanlı yaşamış burada. Örneğin İtalya ya da Mısır’da kazı yapsanız sadece o ülkenin mirasını bulursunuz. Oysa Kaman’da insanlık tarihinin mirası var.’’

Dr. Sachihiro Omura

Kazı Çalışmaları 33 Yıldır Devam Ediyor Kaman-Kalehöyük’teki kazı çalışmalarının temeli Altes Prens Takahito Mikasa’nın toprağa attığı ilk kürekle başlıyor. Karanlık Çağ yaşam izlerinin bulunduğu Kalehöyükte binlerce yıllık kronolojik gelişmenin açığa çıkarılması kazı çalışmalarının ana hedeflerinden sadece biri. Dr. Sachihiro Omura ve kazı heyeti tarafından 1986 yılından beri devam ettirilen kazı çalışmalarında 4 bin 300 sene öncesine kadar ulaşılarak, Osmanlı dönemlerinden, Eski Tunç Çağı’na kadar olan dönemlere kadarki eserler gün yüzüne çıkarılmış. Bulunan eserler içerisinde, taş, maden ya da pişmiş topraktan yapılmış mühürler, mühür baskıları, tabletler, süs eşyaları, çanak ve çömlekler yer alıyor. yattaa* dergİsİ I WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

27


japon kültürü DOSYASI Japon arkeologlar yaptıkları kazı çalışmalarında çıkan eserler için ‘’eser, çıktığı yerindir’’ ilkesini benimsiyorlar. Benimsedikleri bu ilkeyle, bugüne kadar çıkarılan 5 bin eserden 2 bini incelenip, Kalehöyük Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor. ‘’Burada çalışmak dünya tarihini okumak demektir” diye açıklıyor Sachihiro Omura. Kaman-Kalehöyük’te sürdürülen kazı çalışmalarında bulunan parçaların, Hitit Krallığı ve Asur Koloni Dönemine ait olduğu düşünülüyor. 30 yıldır yapılan kazılardan 7 medeniyet ortaya çıkarılmış. Kaman’daki, insanlık tarihi için büyük önem taşıyan kazı çalışmalarına İş Bankası da önemli ve anlamlı bir destekte bulunmuş. İş bankasının desteği olan karbon makinesi, çıkarılan parçaların yaşlarının kolayca tespit edilmesini sağlayarak bölgedeki çalışmaların hızlanmasına vesile olmuş. Türkiye’ye Yıllarını Veren Japon Arkeolog: Dr. Sachihiro Omura Dr. Sachihiro Omura, Anadolu’nun ve Dünya’nın çeşitli yerlerinde kazı çalışmalarında görev almış arkeolojiye gönül vermiş bir bilim insanı. 30 yıldan fazla bir süredir çalışmalarını Kaman’da sürdüren Dr.Sachihiro Omura’nın Türkiye’deki serüveni Ankara Üniversitesi’nde başlamış. Daha sonra yolunun Kaman-Kalehöyük ile kesişmesiyle bölgedeki mucizenin ilk kökleri atılmış. 44 yıldır Türkiye’de Yaşayan Dr. Sachihiro Omura aynı zamanda Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü’nün başkanlığını da yapıyor. Dr. Omura bugüne kadar Kaman’da bir çok önemli bilgiye ulaşarak burada adeta bir mucizeyi yaşatmaya devam ediyor. Çeyrek asırdan fazla süredir devam eden kazı çalışmalarına kendinden sonra da uzun bir süre daha devam edilmesi gerektiğini söyleyerek ‘’daha kazacak çok yer, ortaya çıkarılacak çok eser var bu bir neslin bitirebileceği bir şey değil’’ diyor. Dr. Sachihiro omura bugüne kadarki çalışmalarından dolayı meclisten pek çok kez ödül ve nişan da almış.

Kazı çalışmalarından çıkan eserlerin sergilendiği, Japon Hükümeti’nin “Kültürel Mirası Koruma Projesi” altında verdiği hibe ile yapılan ve höyük şeklinde düzenlenen Kalehöyük Arkeoloji Müzesi, 2010 yılından beri bölgede çıkarılan eserlere ev sahipliği yaparak ziyaretçilerini ağırlıyor. Müzede sergi salonları, sinevizyon köşesi, kütüphane, inceleme, araştırma, laboratuvar, kafe, ve teknik bölümler bulunuyor. Mutlu Yıllar 2019 お誕生日おめでとう

28

yattaa* dergİsİ I WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


SONATA’NIN 9. SAYISINI OKUDUNUZ MU? Japon Müziği E-Dergisi SONATA’nın 9.sayısı J-Goth&Visual Kei müzik temasıyla okurlarının karşısında!

4.yıl

yattaa* dergİsİ I WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

29


JAPONYA’DA YAŞAYAN TÜRKLER #1 DiL

BiLMiYORSAN

24

SAAT

EVDE

OTURURSUN!

OSAKA’NIN MUHTARI

AYSEL SEYHAN RÖPORTAJ: GÜLŞAH KARAMAN

17 senedir Japonya’da yaşayan ve kendi için risk almayı başaran, “güçlü kadın” tanımını kanıtlayan sevgili Aysel Seyhan ile Japonya’da yaşam ve aile kültürüne dair keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Aysel Seyhan yani Osaka’nın Muhtarı kimdir?

İstanbul, Süleymaniye’de doğdum büyüdüm. Bir nevi küçük pazarlı kız da diyebiliriz. :) İlkokulumu Mimar Sinan ilkokulunda okudum. Gerisi yok. :) Maalesef iş kolik bir babanın ilk evladı olarak dünya’ya gelmemin cezası, ilkokul biter bitmez babamın oğlu olarak yetiştirildim. Sabah babamla işe gider, akşam babamla işten dönerdim. İçimde hep bir okuma hevesi vardı. Ortaokul için anadolu sınavlarına girip, kazanıp da okula gönderilmemiş bir kız çocuğuydum, benim zamanımda olan diğer okuyamamış kız çocukları gibi... 18 yaşımda görücü usulü ile nişanlanıp, 19 yaşımda evlendirildim. Not: Hayallerimi 20 sene sonra gerçekleştirerek dışarıdan orta okulumu ve lisemi bitirdim. :)

“Osaka’nın Muhtarı” ismi nereden geliyor? Bir hikayesi var mı? :) Evet bir hikayesi var. Bu ismi bana Osaka’da yaşayan Türkler koydu, bana muhtar diyorlardı. :) Sebebi de şu; Osaka’ya ilk yerleşen Türk ailesi bizdik. Eşim 2000 yılında yerleşti, ben ve oğlum 2001 yılında geldik Osaka’ya. Geldiğimde şehir merkezi olan Namba’ya yerleştik. Şehir merkezi dediğime bakmayın, sanki dağ başında yaşıyorduk. Market yok, pazar yok, ekmek nerden alınır? Sebze nerden alınır? Hiçbir bilgim yok! Dil yok, diş yok...

30

yattaa* dergİsİ I WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

osakaninmuhtari.blogspot.com

Aysel Seyhan

Kime sorayım? Nasıl sorayım? Hani bir çocuk dünya’ya geldiğin de doğduğu gün dünya’ya gelişinin ilk günü ya, konuşamaz ki derdini anlatsın, yürüyemez ki istediği yere gitsin. İşte ben de annemden doğduğum ilk gün’e dönmüştüm... Bir 6 ay sokağa tek başıma çıkamamıştım. Korkuyordum Japonlardan. :) İnmidir, cinmidir bilmediğim bir milletti benim için Japonlar... Öyle böyle 6 ay sonra sokağa çıkmaya başladım ama ilk önce kapı önüne çıktım. Binanın önünde kaldırımda oturup Japonları gözlemledim. Oğlanı da aldım yanıma, bir nevi dilenci gibi kaldırımda oturuyorduk sabahtan


akşama dek... :) Sonra sokak başlarına, caddeye, şu köşeden bir dönüp gelelim, şu ileriye gidip gelelim derken bayağı bayağı mahalleyi tanıdım, semti tanıdım, bu milleti tanıdım, hem de kimseden bir yardım almadan! Resmen bir anda dünyam tersine dönmüş, kendimi bilmediğim bir dünya’ya terkedilmiş gibiydim. 18 sene önce Japonya dünyanın neresinde? Nasıl bir ülke? Nasıl bir millet nereden bileceğim? Sultanahmet’te boynunda kamera ile gezen minyon, güleç yüzlü, çekikler, tek bildiklerim bunlardı. Sonraları elimde bir cep sözlük (o zamanlar akıllı telefonlar daha Japonya’da bile çıkmamıştı) onunla soru sormalara başladım. Marketi ögrendim, çocuğu ana okuluna verdik onun yolunu ögrendim, belediyeyi ögrendim, terminali ögrendim derken, dedim şu sözlükle belediyeye gideyim de bir dil okulu öğreneyim dedim. Açtım sözlüğü; ben, japonca, öğrenmek, istemek, nerede? Bunları gösterdim ve sağ olsun belediye görevlisi bana yakın, belediyenin ücretsiz dil okulunu haritaya çizerek gösterdi. Arka mahallemdeki binadaymış meğersem. Zamanla dil okuluna gide gele çözdüm Japonya’yı da Japonca’yı da çok şükür. Sonra belediye işlerimi kendim halletmeye başladım, vize işlemlerimizi, çocuğun okul işlemlerini, hastane, karakol, banka, cep telefonu vs. Her işimi sorunsuz görür oldum. Artık semtten de çıkıyordum. :) Uzaklara kadar gidip geliyordum. Japonya’nın tüm sistemlerini ve kanunlarını ezbere biliyordum.

zaman ayırmaya kesinlikle özen gösterirdim. İşte bana muhtar lakabını takmışlar aralarında. :) Muhtara sor, muhtara git, ooo muhtar hanım geldi falan. Bende bir YouTube/Facebook/Instagram hesabı açarken hepsine Osaka’nın Muhtarı yazdım işte... :)

Kaç yıldır Japonya’da yaşıyorsunuz? Neden Japonya? Ben ve oğlum 23.09.2001 yılında 17 sene önce Japonya’ya yerleştik. Eşimin iş tekliZamanla Türkler gelmeye başladı. Eşim her fi almasıyla Japonya’ya yerleşmek zorunda gelen Türk’ü bana yönlendiriyordu. Bankaya kaldım. Zorunda derken ciddiyim.. :) Gerçekmı gidecek, eşim size yardımcı olur. Beledi- ten hiç istemedim gelmeyi... Eşim, 08.05.2000 yeye mi gidecek, eşim size yardımcı olur diye yılında Osaka, Doutonbori’de bulunan Tuğra restoranta gelen her yeni gelen Türk’e benim adında bir Türk restorantından iş teklifi alıp numaramı verir oldu. Öyle öyle adım duyul- geldiğin de, ona sadece 1 yıl için izin vermişmaya başladı. Tanıdık, tanımadık, herkesden tim. Gel zaman, git zaman eşimin süresi doldu telefon almaya başladım. Aysel hanım ben ama dönmeyi düşünmediğini söyledi bana. Ya banka hesabı açacam benimle gelirmisin, çocukla sende buraya gel, ya da uzun yıllar bu Aysel hanım ben Meryem sizi Aynur tavsiye şekilde ayrı yaşamak zorunda kalacağımızı etti vizemi yenileyeceğim bana yardım eder- söylemişti. Çocuk 2 yaşında küçük olunca misiniz... Böyle telefonlar her geldiğinde ak- tek başıma cesaret edemeyip mecbur kalıp lıma ilk kendim gelirdim. Ya ben bu duruma gelmiştim. Ama şimdi iyi ki de gelmişim diyokolay gelmedim! Neler yaşadım, ne zorluklar rum.:) Seviyorum ben Japonya’yı..:) gördüm, bu insanlar şu an benim yaşadığım sorunların aynısını yaşıyor, sevabına gideyim Japonya’da yaşayan birinin klasik bir günü dedim. Bu arada çalışmaya da başlamıştım nasıl geçer? ve işim çok çok yoğundu. Yine de insanlara Çok bir seçeneğin yok! Dil bilmiyorsan 24 yattaa* dergİsİ I WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

31


almadan koştururlar. Mesai saatleri içinde telefon göremezsiniz ellerinde. Bilgisayarda boş boş dolaşmazlar. Sigara kullananlar her saat başı 5 dakika mola alırlar. (bazen bende mi içsem ne diyorum) Mesai saatleri içinde boş muhabbet etmezler.

saat evde oturursun. Dil öğrendikten sonra işe başlar, evden işe, işten eve monoton bir hayat yaşarsın. Çünkü eş, dost yok. Arkadaşlık yok bu ülkede... Biriyle buluşacaksan haftalar, günler öncesinden randevu defterine adını kaydettirmelisin. :) Ev ziyaretleri de dahil buna. Gelinine, kızına bile gideceksen, arayıp hangi gün müsait olduğunu sorup, o gün için seni takvimine kaydeder, bir kaç saat ya da yarım gün vakit geçirebilirsiniz ancak.

Japonların aile yaşantısına gelecek olursak, nasıl bir aile yapısına sahiptirler? Japonlar için aile çok önemli bir kavramdır. Ama şu da var ki Japonya’da geniş aile kültürü yok olmak üzere. Japonya’da her bir birey, liseden mezun olur olmaz üniversite için veya yeni bir hayat kurmak için evden ayrılır çocuk. Üniversite için şehir dışına çıkmışsa 2 veya 4 yıllık okul hayatını aileden ayrı yaşar, okul bittikten sonra da o şekilde sıfırdan yeni bir hayat kurar kendisine. Yani bizdeki üniversiteli çocuk okul biter bitmez baba ocağına döneyim demez. Kendi ayakları üzerine durmak zorundadır o çocuk. Aile istemez artık yanlarında yaşamasını. Çünkü anne için evde fazladan bir tabak, çamaşır, yatak demektir. Baba içinde fazladan mesai demektir o çocuk. Anlayacağınız çekirdek aile kültürüyle doğar, büyür ve ölür Japonlar... 60 yıl öncesine kadar bizim kültürümüzle aynıymış. Geniş aile; nene, dede, ana, baba, torun bir arada yaşarlarmış.

Japonya’da anne, baba ve çocuk ilişkisi nasıldır, kısaca bahseder misiniz? Japonların en beğendiğiniz yönleri nelerdir? Japonya’da anne, baba; çocukları doğar, anaJaponların kibarlıklarına, saygılarına aşığım. okulu, ilkokulu, ortaokulu için canlarını dişlerine İnsan olduğunu hissediyorsun bu ülkede. takar çalışır çabalarlar. En iyi okullara gitsin Yanlışlıkla yolda koluna biri çarpmayı bırak, diye özen gösterirler. Çocuk doğduktan, orkılını dokunduğunu hissetsinler, dönüp dönüp taokul mezuniyetine kadar 3 yaşındaki çocuk özür dilerler. Çok dakikler! Hatta randevudan gibi el bebek gül bebek bakarlar. Çocuk çok 15 dakika erken gelip, ilk bekleyen ben olayım değerlidir bu dünyada. Liseye başladıktan yarışına girerler. Çok dürüstler, alışverişte hak sonra yavaş yavaş o çocuk, artık bir çocuk yemezler. Güler yüzlüler, hoşlarına gitmeseniz değil, bir yetişkin birey olduğunu hissettirmeye de bunu size hissettirmezler. Çok çalışkanlar, başlarlar. Lise bitimine hazırlarlar o çocuğu. aldığı parayı hak ederler. Japonların çok saygılı ve çalışkan insanlar olduğu biliniyor. Sizce öyleler mi? Aynen öyleler. Dünya’da saygıda birinci başka bir millet yoktur üzerlerinde! Çok çok fazla çalışkanlar. Bazen diyorum allahım azıcık tembeline rastlasam ne olur? Ya çalışırken iş yerinde birbirleriyle yarışa girdiklerini biliyor musunuz? İlk ben bitirdim demek için nefes

32

yattaa* dergİsİ I WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

Japonların aile yaşamında en dikkatinizi çeken olay veya davranış nedir? Ben Japonları çok bencil buluyorum. Belki de onlara göre bu bencillik değil de özgürlüktür bilemiyorum. Herkes önce kendi için yaşıyor. Ana, bana, çocuk (bebek çağı dışında) sonra geliyor. Soğuk insanlar birbirlerine. Anne evladıyla konuşurken çoğunun çocuğun yüzüne bakarak konuştuğunu görmüyorum


japon kültürü DOSYASI mesela. Hep bir mesafe var arada. Evden ayrılan çocuk, ailesini yılda bir veya iki yılda bir sadece yılbaşı yemekleri için bir araya geldiklerini görüyorum. Yani öyle vıcık vıcık anamm, babamm, evladımm sözcükleri uçtuğunu asla duramazsınız ağızlarından. :) Yemek adabları var mı? Özellikle “hashi” konusunda çok hassas olduklarını biliyorum. Bu doğru mu? Evet, yemek adabı çok önemlidir onlar için. Akşam yemekleri ailecek hep birlikte yenir. Günde 3 öğün beyaz pilav, misoshiru denilen deniz ürünü bir çorbası muhakkak sofralarında olur. Sabahları kızarmış balık, öğlenleri çorba ve pilav yanına farklı karage dedikleri çeşitli kızartmalar bulunur. Japon kültüründe avrupa tarzı çatal, bıçak, kaşık kullanılmaz. Kesinlikle hashi ile yemek yenilir. Hatta yemek pişirmede bile kepçeyle, kaşıkla değilde uzun hashilerle pişirirler.:)

Gülşah Karaman

hey yavrum bu saatte sokaklarda ne işin var diye yan gözle bile bakmaz sana kimse. Can güvenliğin çok yüksek. Sokakları, caddeleri ışıl ışıl. Her adım başı polis devriye geziyor. Ama yine de kendi Türk milletime bir tavsiyede bulunmak istiyorum. Hiç bir ülke kendi vatanın gibi olmuyor! Uzun yıllar yaşamışta olsan bu ülkede yabancısın... Ha! Kendi ülkene Japonya’daki aile hayatı ile Türkiye’deki aile ha- de yabancı oluyorsun. Her iki ülkede sana yabancı kalıyor. O yüzden vatanından ayrılmayı yatı arasındaki farklar ve benzerlikler nelerdir? Bana göre en büyük fark çekirdek aile düşünürken lütfen çok iyi düşünsünler. Zor bir yaşantıları. Çocuğun lise bitimin de evden bir hayat onları bekliyor çünkü... şekilde çıkıp gitmesi bana çok farklı gelmişti ilk Mutlu Yıllar 2019 お誕生日おめでとう Japonya’ya taşındığımda. Onun dışında pek farkları yok. Hatta Japonlarla Türklerin yaşantı benzerlikleri daha fazla geldi bana. Mesela yer sofrasında yemek yemeleri, eve girerken ayakkabıları kapı önünde çıkartıp terlikle eve girmeleri, yer yatağında yatmaları gibi bir çok benzerliklerimiz var.

SOSYAL MEDYA’DA

BİZİ TAKİP EDİN!

Japonların aile hayatını tek bir kelime ile tanımlamak isteseniz, bu ne olurdu? Kendin için yaşa... Son olarak Japonya’ya ilk kez gideceklere ya da orada yaşamak isteyenlere ne tavsiye etmek istersiniz? Japonya çok farklı bir dünya. Bu ülkeye ayak bastıktan itibaren dünyan değişiyor. Kültür çok çok farklı, dil farklı, şehir düzeni farklı, renksiz ve monoton bir hayat. Ama bu kadar olumsuzluklara karşı yaşanacak en rahat ülkeler arasında diyebilirim. Bu ülkede hak var, hukuk var. Saygı var, sevgi var. Monoton ama özgürlükler ülkesi. Bir bayan olarak sabaha karşı eve dön, kimse kafasını kaldırıp da

facebook.com/japonsinemasi twitter.com/japonsinemasi issuu.com/japonsinemasi prezi.com/user/osbburov0p10 plus.google.com/u/0/+JaponSinemas japonsinemasi@gmail.com www.japonsinemasi.com

yattaa* dergİsİ I WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

33


RÖPORTAJ: GÖKHAN KULOĞLU

japonya

gezgini 34

yattaa* dergİsİ I WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


japon kültürü DOSYASI Merhaba M. Şükrü, seni her ne kadar “Japonya Gezgini” blog ve youtube kanalında yaptığın dikkat çekici çalışmalarla tanısak da bize kendini yakından tanıtabilir misin? Üniversite mezunu ama yüksek lisanslardan terk, girişimci ve sanayici ancak işini gücünü bir süreliğine bırakıp uzaklara giden bir maceraperest, bir müziksever ama davuldan gitara, piyanodan ney’e kadar bilimum enstrümanları çalmaya çalışan maymun iştahlı, bir doğasever ve amatör fotoğrafçı, Japonya sevdalısı ve Japon damadı, son olarak Japonya gezgini olarak kendimi özetleyebilirim. Geçtiğimiz yaz çocukluğundam beri ilgi duyduğum japon kültürünü yerinde yaşayıp gözlemlemek için Türkiye’deki kariyerimi noktalayıp tek yön bilet alarak ailemle beraber Japonya’ya yerleştim.

Japonya’da toplumdan biraz ayrıksı hissetmenize yol açıyor. Bunun avantajları da var dezavantajları da. Ben eşimle Japonya’da bir seyahatim sırasında tanıştım ancak Türkiye’de evlendik. Türkiye’de 5 sene kaldıktan sonra Japonya’ya yerleşmeye karar verdik. Türkiye’de iken eşimin yabancı olması, üstüne bir de Japon olması birçok noktada dikkat çekiyordu. Yabancı evliliklerde her iki taraf içinde zorluklar var. Bunları burda uzun uzadıya anlatırsam sayfalar yetmez. Eşimle tanışma, evlenme, Japonya’ya yerleşme ve hatta Japonla evlilik üzerine sayfamda yazılar yayınladım. Okurlarınızı ve sizi sayfama beklerim. Şimdiden ziyaretleriniz için teşekkür ederim. Japonya’da yaşayan bir Türk olarak Japonya’ya yerleşme öykünden kısaca bize bahseder misin?

Peki, Japonya’ya karşı ilk merak ne zaman başladı? Bu ülkeyi, kültürü sevmene sebep olay şey neydi?

Japonya’ya ilk defa 2011 senesinde büyük Japonya depremi sonrasında gittim. O seneler, japonca öğrenmeye başladığım zamanlardı ve çok heyecanlıydım. Japonya’nın insanı etkileyen Bahsettiğim gibi ilk defa çocukken Japonya ve ilginç bir doğası var. Doğası dediğim her anlamjapon kültürüne ilgimin olduğunu hatırlıyorum. da; yani insan ilişkileri, sokaktaki yaşam, çevre Ülkeleri tanıtan küçük kitaplarım vardı. En zevk ve tabiat açısından insanları derinden etkiliyalarak okuduğum kitap Japonya ile alakalı olan or. Neden böyle bir genelleme yapma ihtiyacı kitabımdı. Ancak bu ilgi artarak büyümedi. Bir duydum derseniz; dünyayı gezen gezginlerin müddet kenarda bir yerde sessizce bekledi. Japonya tecrübelerini bir dinleyin derim. Herkes Uzun yıllar sonra Japonya’ya olan bu ilgim tekrar Japonya’ya gittikten sonra listelerinin en başına ortaya çıktığında önce japonca öğrenmek daha Japonya’yı koyuyor. Bu ülkeye bir kere gittiniz mi sonra da Japonya seyahati yapmak noktasında sizi bırakmıyor. Japonya, adeta lüks bir araca binbir girişime dönüştü. Japonlar, kültürlerini ge- mek gibi bir şey. Bir kere bindiniz mi inmek istemirek film sektörüyle ve spor aktiviteleriyle gerekse yorsunuz. Bu sebeble bende inmek istemedim ve basılı yayınlarıyla dünyaya çok etkin bir şekilde aradan geçen 7 sene sonra uzun vadeli olarak tanıtmayı başarmış bir toplum. Ben de özellikle Japonya’da yaşamaya karar verdim. Ne kadar izlediğim filmlerden etkilenerek Japon kültürüne kalırım tam olarak kestiremiyorum ama tekrar yöneldim. Beni Japon kültürüne bağlayan şey ise ülkeme dönmeyi istiyorum. Sorunuzu tam cevbizim kültüre olan benzerlikleriydi. Batı kültürün- aplayamadım belki ama dediğim gibi sayfamda den pek haz etmeyen biri olarak, ayakkabıyla eve uzun uzun anlattım zaten. Sizleri sayfama mugirmeyen, yer sofrasında yemek yiyen ve çevr- hakkak bekliyorum. Bununla beraber açtığım eye, insana saygıyla yaklaşan Japon kültürüne youtube kanalımda Türkiye’den ayrıldığım günkarşı yakından ilgi duymaya başladım. den itibaren burada yaşadıklarımı ve gördüklerimi videolarla anlatıyorum. Videolarımı, hem arada dönüp Senin de deyişinle Japon damadı olup bakmak için bir hatıra hem de eş, dost ve ailem Japonya’da yaşamak nasıl bir duygu? Unut- uzaktan beni izlesinler diye yayınlıyorum. Bu aramadan, eşinle tanışma öykünü de bloğunda da Japonya’ya ilgisi olanlar da istifade ediyorsa okuduğumda çok etkilenmiştim, okurlarımız- ne mutlu bana. la da paylaşmak ister misin? Japonya’ya gezmeye gelenlere rehberlik Japon damadı olmak gerek Türkiye’de gerekse yaptığını biliyoruz. Japonya’da yaşayan yattaa* dergİsİ I WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

35


japon kültürü DOSYASI biri olarak “bize tecrübelerinden ve en sevdiğin Japonya gezi rotasından” bahsedebilir misin? Meslek olarak sadece rehberlik yapmıyorum. Aynı zamanda Türkiye ile Japonya arasında iş yapmak isteyenler danışmanlık ve tercüme hizmetleri de sunuyoruz. Beraber çalıştığım çok değerli insanlar var. Japonya gezgini olarak bir aileyiz diyebilirim. Umarım bu aile büyür ve birçok insana faydası dokunur. Aslına bakarsanız yaptığım gezilerdeki rotaların hepsi çok güzeldi. 2011 senesinde ilk geldiğimde önce Kyoto’ya gitmiştim. Benim için Kyoto’nun ayrı bir yeri vardır. Kyoto japon kültürünün derinden yaşandığı çok sakin güzel bir şehir. Japonya’ya gelenlerin Tokyo ile sınırlı kalmamalarını kesinlikle Kyoto’yu rotalarına eklemelerini tavsiye ederim. İlk gezimde Kyoto, Tokyo, Takayama, Shirakawa-go, Kanazawa, Fukuoka rotasını izlemiştim. 15 günlük uzun bir geziydi, japoncam yeterli değildi ve birçok konuda acemiydim. Son yaptığım geziyi ise hiç unutmuyorum. M. Şükrü Çetiz japonyagezgini.com Son gezime kadar ufak gezilerim olduğu için tecrübem de baya artmıştı. 7 günlük bir geziydi. Sadece ilk gün Hiroshima, Himeji ve Kyoto’yu gezdim. Akabinde Osaka, Nara, Kobe ve Okayama ile Fukuoka tarafında noktaladığım bir gezi oldu. Gezerken yürümeyi ve sindire sindire gezmeyi seviyorum. Ama tempom yüksek olduğu için rehber olarak pek uyumlu olduğumu samıyorum. Herkes yürümeyi sevmiyor. Bir iki yere gidince yoruluyorlar. Ben ise ne kadar çok yer görürsem o kadar mutlu oluyorum. Dolayısıyla rehberlik gezileriyle yalnız yaptığım geziler arasında tempo açısından baya bir fark var. Rekorum ise bir gün içinde 35 km yol yürümek oldu. Japonya’da vasıtayla birçok yere gidebilirsiniz ancak yürümeden de gezilmez. Topluma karışmadan, yerel lezzetlerden tatmadan Japonya’yı gezdim diyemezsiniz. Bizim Türk turistlerin özellikle batılı turistlerden planlı ve verimli gezmek adına biraz geri kaldığını düşünüyorum. Batılı turistler Japonya’nın hiç duymadığınız bir yerine gidip yerel bir aktiviteye katılırken, biz çok bilinen bazı yerlerle yetiniyoruz. Bence gelmeden biraz araştırılmalı ve ilgi alanları tespit edilerek gezilmeli diye düşünüyorum.

36

yattaa* dergİsİ I WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

Japonya Gezgini Youtube kanalında birçok konuda güzel, bilgilendirici videolar paylaşıyorsun. Ayrıca bir doğa aşığı olarak instagram hesabından paylaştığın fotoğrafları da beğenerek takip ediyorum. Peki, böyle bir kanal kurarak tecrübelerini anlatma serüveninden kısaca bahseder misin? Önceki cevabımda da bahsettiğim gibi Japonya’ya geliş serüvenimin ilk dakikasından itibaren video yapmaya ve bunları Japonya gezgini adıyla açtığım kanalda paylaşmaya başladım. Aslında bu benim için bir proje. Öyle ki; orta yaşta biri olarak hayallerinin peşine düşüp çoluklu çocuklu sıfırdan bir hayat kuran, karşılaştıklarım ve gezdiğim yerleri kısa videolarla yayınladığım bir proje diyebilirim. Bu şekilde hem hatıra olmuş oluyor, hem de eş, dost ve sizler için faydalı bir kaynak oluyor diye düşünüyorum. Uzun yıllardır Japonya’yı geziyorum. Amacım eğer nasip olursa Japonya’nın hemen her eyaletini ve şehirini gezmektir. Önceleri gezdiğim yerlerden kareler çekip bunları arşivliyordum. Daha sonra ufak tefek blog denemeleri yaparak bunları paylaşmak istedim. Sosyal medya kullanımına


japon kültürü DOSYASI ise çok sonradan başladım. Aslında gezdiğim yerlerde video çekmiş olsaydım, ciddi bir vlog arşivini paylaşmış durumda olurdum. Bu konuda eksik olduğumu düşünüyorum. Ancak bahsettiğiniz gibi doğa sever birisi olduğumdan dolayı ve instagram dünyasının da daha çok fotoğraf temelli olmasından kaynaklı aktif olarak fotoğraf paylaşımı yapıyorum. Siz değerli arkadaşlarımın hoşuna gidiyor olması da benim için ayrı bir mutluluk tabiki. Japonya’da çalışma hayali kuranlara ne gibi tavsiyeler vermek istersiniz? Kesinlikle japonca öğrenmelerini tavsiye ederim. Çünkü Japonya’da ingilizce bilmeniz işinize yaramıyor. Yabancı firmalarda çalışıyor bile olsanız Japonca günlük yaşam için olmazsa olmazlardan. Mümkünse Japonya’ya gelmeden yakınlarındaki bir kurs ile başlamalılar. Kurs yok ise çok güzel mobil uygulamalar ve internette kaynaklar bulunuyor. Bu konuda acele etmemelerini tavsiye ederim. Yani ne kadar sürede hemen konuşabilirim, yazabilirim sorularına cevap aramak yerine her gün az da olsa belli bir zamanlarını Japonca çalışmaya ayırmalarını tavsiye ediyorum. Biz gidelim nasıl olsa orada öğreniriz diye düşünenler mutlaka olacaktır. Tabiki öğrenirler ama çok sancılı ve sıkıntılı bir dönem onları bekliyor olacaktır. Bir türk girişimcinin yanında ve türklerle beraber yaşamıyorsanız şayet, o dönem çok daha zorlu olacaktır. Burada Türk girişimciler dahi japonca bilen insanlarla çalışmak istiyor. Bu anlamda önce japonca öğrenmekte büyük fayda görüyorum. Gelmek isteyenlerin ne iş yapacaklarını, hangi sektörde çalışacaklarını belirlemelerinde fayda görüyorum. Eğer bu satırları öğrenci arkadaşlar okuyor ise tavsiyem şimdiden yavaş yavaş japoncayı geliştirmeleridir. Japonya’da çalışmanın ikinci aşaması vizedir. Vize almanın da benim bildiğim 3 yolu var. Bunlardan birincisi, dil okulu ile gelip bir yandan Japonca çalışmaları bir yandan da işe gitmeleridir. Ancak dil okulu bittiği zaman vize kesileceği için bu aşamada ya bir üniversiteye başlanacak ya da zaten üniversite mezunu iseler iş ilanlarına başvurarak iş bulmaya çalışacaklar. Burada meslek sahibi olmayan lise mezunlarına vize verilmediğini de hatırlatmakta fayda var. Vize almanın ikinci yolu, eğer sermayeniz var ise şirket kurmaktır. Bu

sermayeden kastım ise şu an için 50bin dolardır. Vize almanın üçüncü yolu ise Japon vatandaşı ile evlenmenizdir. Evlendikten sonra belli soruşturmalar yapılıp size evlilik vizesi verilmektedir. Detayları kanalımda yayınladığım gibi sayfamdaki “Japonya’ya gitmeden öğrenin” bölümünde de yazdım. Ailenizde birlikte dünyanın en pahalı şehirlerinden biri olan Tokyo’da yaşıyorsunuz? Geçim ve aile yaşamı hakkında kısa bir bilgi verebilir misiniz? Mesela, bir ailenin geçimi için ne kadar kazanması gerekiyor? Tokyo’da kiralar, ulaşım ve temel ihtiyaçlar gibi konularda aylık ne kadar harcama oluyor ortalama? Tokyo bahsettiğiniz gibi pahalı bir şehir. Şehir merkezinden uzaklaştıkça kiralar düşüyor. Ancak merkezde çalışıyorsanız bu sefer de yol masrafları artıyor. Japonya’da ulaşım oldukça pahalı. Dolayısıyla bunları iyi dengelemeniz gerekiyor. Heryerde olduğu gibi işinizin evinize mümkün olduğunca yakın olmasını tercih etmeniz gerekiyor. Ayrıca evinizin tren aktarım noktalarına da yakın olması sizin için bir avantaj olacaktır. Tokyo ilk defa yaşayacaklar için iş fırsatlarının fazlalığından dolayı tercih edilebilir. Ancak aşçılık gibi belirli bir meslek yapılacak ise büyük şehirlerden uzakta yaşamayı tavsiye ederim. Küçük yerler hem sakin hem de ucuz oluyor. Aynı zamanda gıdalar temiz ve taze oluyor. Hanımköy, büyükşehirlerden çok uzakta bir kasaba olduğu için Japonya’nın köylerinde de uzun süre kalma tecrübem oldu. Fırsatım olursa köyde yaşamayı isterim. Tek yaşayacaklar için asgari ücret olan 180bin japon yeni civarı ücret geçim için yetiyor. Ancak örneğin 4 kişilik bir aile iseniz bu rakam en az 300bin yen civarı olmalıdır. Bu bahsettiğim rakamlar en temel ihtiyaçların giderilmesi için yeterlidir ancak biraz gezeyim, aktivite yapayım derseniz gelirinizi artırmak zorundasınız. Arabanız var ise belki yol masraflarını düşürebilirsiniz ama bu seferde aylık otopark kirası ödemek zorunda kalacaksınız. Üstüne arabanın sigortası vs. derken bildiğiniz geçim hikayeleri peşinizi bırakmayacaktır. Çocuklarınız var yattaa* dergİsİ I WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

37


japon kültürü DOSYASI ve kreşe, anaokuluna vermek istiyorsanız, anne ve babanın çalışması şart koşuluyor. Çalışmıyor iseniz paralı okullar hariç okul öncesi devlet kreşlerine ya da anaokullarına çocuklarınızı kabul etmiyorlar. Konuyu uzatmak mümkün ama detaylar için ben sizi tekrar sayfama davet ediyorum. Son olarak, Japonya’da yaşama hayali kuran okurlarımıza ne gibi bir mesaj iletmek istersiniz? Japonya’da yaşama hayali kurmak güzel, yaşamak ise ayrı güzel. Ancak bunun bir bedeli var. Japonya’da yaşam Türkiye’ye göre birçok noktada daha zor. Eksikliğini hissedeceğiniz birçok şey olacaktır. Türkiye’de yaşam daha yavaş ve sakin akarken, Japonya’da genel anlamda bir stres Gökhan Kuloğlu ve acelecilik var. Vakit, nakittir muhabbetini Japonya’da iliklerinize kadar hissedersiniz. Burada bazı konularda Türk insanının sıcaklığı ve samimiyeti ile hoşgörüsünü bulmanız zor. Bunu burada yaşayan herkes söylüyor. Biz Türk milleti olarak Japonya’yı ve Japonları çok seviyoruz ama yeteri kadar tanımıyoruz.

YATTAA DERGİSİNİ

okumAK ARTIK ÇOK KOLAY!

Hayaller kurulurken gerçekler de göz önünde bulundurmalı ve adımlar ona göre atılmalıdır diye düşünüyorum. Birçokları vardır ki; “Japonya benim hayal ettiğim gibi değilmiş ben geri dönüyorum” demiştir. Bu anlamda kültürü yakından tanımanın ilk adımı olan dili öğrenmek size hem zaman kazandıracak hem de bilgi sahibi yapacaktır. Hayallerinizin peşine mutlaka düşün ama hayallerinize giden yolda karşınıza çıkan yol ayrımlarını da değerlendirecek esnekliğe sahip olun. Çünkü herkesin hikayesi aynı olmaz. Herkes durumu ve yaşadıklarını kendine göre yorumlar. Siz siz olun hayal kurun, araştırın, çalışın, gerçekçi olun ve cesurca ilk adımı atmasını bilin! Herkese Japonya, Tokyo’dan saygı ve selamlar... M. Şükrü Çetiz’e, bu güzel sohbetinden dolayı Japon Sineması Platformu ailesi olarak teşekkür ederiz. Mutlu Yıllar 2019 お誕生日おめでとう

38

yattaa* dergİsİ I WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

DERGİYİ OKUMAK İÇİN: issuu.com/japonsinemasi

#japonsİnemasİPLATFORMU

yazar olmak İster mİsİNİz? Japon Sineması Platformu’nun YATTAA ve SONATA dergilerinde yazar olmak isteyen arkadaşları aramıza bekliyoruz. Basvurular: japonsinemasi@gmail.com

#japonsİnemasİPLATFORMU


4.yıl

. siz hala okumadInIz mI? kİtabevlerİnde, onlIne satış sİtelerİnde...

yattaa* dergİsİ I WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

39


2019’DA

TÜRKÇE’YE

ÇEVRiLMESi

BEKLENEN

japon edebiyatı romanları YAZAR: DENİZ BALCI

1

Kinjiki (Forbidden Colors) – Yukio Mishima

Orijinal basım yılı: 1951-1953 (İki cilt halinde yayımlanmıştır.) Japon edebiyatından bütün eserleri çevrilmesi gereken anıt bir isim var ise bu kesinlikle Yukio Mishima’dır. Sevindirici bir haber ise, ülkemiz okuyucusunun da son yıllarda Mishima’yı daha çok okumaya başlaması ve sevmesidir. Bu ilginin artması ve bir süreklilik kazanmasında yayınevinin baskısı olmayan Mishima kitaplarını yepyeni tasarımlarla yeniden yayımlaması, yazara gereken önemi göstermesi önemli rol oymaktadır. Şimdiye kadar on iki kitabı Türkçeleştirilen Mishima’nın en son çevrilen eseri geçen sene yayımlanan “Altın Köşk Tapınağı” olmuştu ve uzun süredir yeni bir Mishima kitabı bekleyen okuyucuları sevince boğmuştu. En az “Altın Köşk Tapınağı” kadar önemli görülen bir başka eseri olan “Forbidden Colors” da bir an evvel çevrilmesi gerekenlerden. Yazarın “Bir Maskenin İtirafları” isimli otobiyografik romanında temelini attığı eşcinsellik anlatısının, hikâye örgüsü içinde işlendiği bir eser olan “Forbidden Colors” bu haliyle “Bir Maskenin İtirafları” ile örtüşen hatta onunla tamamla-

40

yattaa* dergİsİ I WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

nan bir eserdir diyebiliriz. Yazar nasıl ki “Şölenden Sonra” isimli romanında Kazu isimli kadın karakteri üzerinden cinsi bazı söylemler geliştirmiş ise, buradaki Yuichi karakteri üzerinden de benzer bir yöntem izlemiştir. Sayfalar akıp giderken diğer yandan arayışın kendisini meşgale edinmiş bir erkek karakterin karar mekanizmasının denetimini nasıl elinden kaçırdığına ve arayışın zamanla nasıl bir kayboluşa doğru evrildiğine tanık oluruz. Umarız yakın zamanda Can Yayınları tıpkı “Altın Köşk Tapınağı”nda olduğu gibi özenli bir çeviri ve baskıyla bizi bu kitapla buluşturur.

2

Tade ku mushi (Some Prefer Nettles) – Jun’ichiro Tanizaki (Orijinal basım yılı: 1929)

Son yıllarda üç tane yeni Tanizaki kitabını Türkçe okuma şansına eriştik: “Naomi”, “Nazlı Kar” ve “Bir Adam, Bir Kedi, İki Kadın”. Böylelikle dilimize kazandırılan bu üç yeni kitap ile Tanizaki’nin Tükçede ki külliyatı altı


JAPON EDEBİYATI DOSYASI denci” isimli romanını, özenli bir çeviri ve muhteşem bir kapakla bizimle buluşturdu. Aldığım duyumlar doğrultusunda söyleyebilirim ki başka romanları da zaman içinde farklı farklı yayınevleri tarafından yayımlanacak.

kitaba yükseldi. Ne yazık ki tüm bu yayımlara rağmen Tanizaki yeterince ilgi görmüyor. Hâlbuki onun edebiyatının bir benzeri yoktur. İnsan ilişkilerine getirdiği öznel bakışı ve dilinin sadeliği hayranlık uyandırıcıdır. “Some Prefer Nettles” da yazarın orta dönem eserlerinden biri olmasının yanında doğu-batı, gerçek-fantezi sorgulamalarını en etkileyici şekilde yaptığı romanıdır. Kaname ve Misako isimli çiftin evliliği bir süredir bozulmuş ve bazı yasak ilişkilerin içine düşmüşlerdir. Hiçbir şeyden haberi olmayan küçük çocuklarını da bu çarpık ilişkilerin içerisinde harcamaktadırlar. Tüm bunlara Misako’nun babası bir yol gösterici olarak dâhil olur ve çifte değişen düzenin çarpıklıklarını, özellikle Batının olumsuz etkisini göstermeye çalışır. Bunu yaparken de akıllardan uzun süre çıkmayacak, günümüzde bile izlerini görebileceğimiz bazı yanlışlıkları tüm açıklıklarıyla önümüze serer ve onları sorgulatır. Yeni bir Tanizaki kitabı çevrildiğine dair herhangi bir duyum almadık ama eğer çevrilecekse bu umarız “Some Prefer Nettles” olur diye temenni ediyoruz.

Soseki’ye doğan bu ilgiyi anlamak lazım zira Soseki tüm Japon yazarlarının bir şeyler öğrendiği, modern romancılığın Japonya’daki kurucusudur. Kadim geleneksel Japon edebiyatına paralel, Batıyı çok iyi özümseyen ve onu eserlerinde mükemmel bir şekilde uygulayan yazar aynı zamanda döneminin pozitif ve negatif yönlerini, romanlarının altmetnine çok iyi yedirmiştir. Haliyle onun romanları yalnızca bir öyküyü okumak değil, Japonya’nın Meiji Restorasyonları Dönemi’ne konuk olmaktır. Hal böyleyken çevrilmesini beklediğimiz romanlar listesine Soseki’yi koymamak imkânsızdı. Birçok kitabına açlık duyuyoruz ama en çok bir sanatçının ağzından yazdığı bu değerli romanını Türkçe okumak istiyoruz. Bu romanında Soseki en iyi bildiği şeyi yapıyor ve sosyolojik tespitlerini kaleme alırken aynı zamanda sanatçının toplum içerisindeki konumuna ve yaşadığı iç çatışmalara odaklanıyor. Bu romandaki sanatçımız doğu ve batı sanatlarını çok iyi icra edebilen, ancak geleneksel bakış açısına sahip çevresiyle kavramsal bir tartışmayı eylemsel şekilde yürüten bir karakter. İngilizcesi 190 sayfa olan bu roman çok daha uzun romanların yapamadıklarını, Soseki’nin yetkinliği sayesinde çok daha kısalık içinde başarıyor.

3

Kusamakura (The Three-Cornered World) Natsume Soseki (Orijinal basım yılı: 1906)

Natsume Soseki ülkemizde yakın zamanda daha çok tanınacağını düşündüğümüz isimlerden bir tanesi. Japon edebiyatının en klasik isimlerinden biri olan Soseki 20.yy’ın başında yazdığı eserleriyle oldukça ünlü ve önemlidir. Daha önce Türkçede “Gönül”, “Küçük Bey”, “Sanşiro” ve “Ben Bir Kediyim” kitapları yayımlandı. Ayrıca bu ayın sonunda Jaguar Yayınları yazarın “Ma-

yattaa* dergİsİ I WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

41


JAPON EDEBİYATI DOSYASI

4

Utsukushisa to kanashimi to (Beauty and Sadness) – Yasunari Kawabata

(Orijinal basım yılı: 1964), Kawabata Nobel Edebiyat Ödülü’nü aldığından bu yana bazen Japoncadan bazense ikinci dillerden pek çok kez çevrildi. Hatta yazarın en önemli eserleri arasında çevrilmeyen sadece “Beauty and Sadness” kaldı. Şuan baskısı olmayan diğer Kawabata kitaplarının da bir an evvel gözden geçirilip ya da yeniden çevrilip kitapçılarda yerini alması gerekiyor fakat yine de hiç çevrilmeyen bu güzide eserinin bir önceliği olması gerek gibi geliyor. Klasik Kawabata anlatımı taşıyan ve onun lirik, zen budizminin dengeci doktrinini edebiyatına yedirmiş akışı bu eserde de kendini gösteriyor. İki eski aşığın üzerinden kurulan öyküde Kawabata geleneksellik-modernlik gibi aslında Japon edebiyatında çok işlenmiş bir konuyu irdeliyor. Ancak konu onun biçimsel olarak çizdiği son derece özgün dille bize aktarıldığından, Kawabata diğerlerinden hemen ayrılıyor. Ülkemizde şuan Kawabata kitaplarının teliflerine sahip yayınevleri daha fazla bekletmezler ve yakın zamanda bu eseri bizimle buluştururlar umarız.

5

Memushiri kouchi (Nip the Buds, Shoot the Kid) – Kenzaburo Oe

(Orijinal basım yılı: 1958), Nobel edebiyat ödülünü Japonya’ya Kawabata’dan sonra ikinci kez getiren Kenzaburo Oe en üretken yazarlardan bir tanesidir. Çok fazla romanı, hikâye ve deneme kitapları vardır. Ancak Türkçede şimdiye kadar başyapıtı “Kişisel Bir Sorun” ve “Sessiz Çığlık” romanları ile üç öyküsünün toplandığı “Kurbanı Beslemek” isimli yapıtı basıldı. “Nip the Buds, Shoot the Kid” ise yazarın 23 yaşındayken yazmış olduğu ilk romanı. Bu romanı yazdığında “Kişisel Bir Sorun” ile dünya çapında tanınmasına daha altı yıl vardır. Bu roman öncesinde öyküleriyle Japonya’da kendini göstermiş, hatta bir tanesiyle Akutagawa ödülüne de layık görülmüştür. Sonrasında gelen “Nip the Buds, Shoot the Kids” ise birçok açıdan çok başarılı bir ilk romandır. Japonların ‘Savaş Sonrası Edebiyatı’ olarak kategoriledikleri dönemin bütün özelliklerini taşır. İkinci dünya savaşı sonrasında geçen öyküde on beş ergen çocuk bir reform hareketini oluşturmaları için taşradaki bir köye gönderilirler. Burada çalışacak ve yaşamlarını bir geliştirme hareketinin sebatı için sürdüreceklerdir. Ancak kıyamet sonrası bir atmosfere sahip bu köyde reform bekledikleri kadar kolay gelmeyecektir. Etkileyici tasvirleriyle distopik atmosferi güçlü bir şekilde okuyucusuna geçirmeyi başaran Kenzaburo Oe’nin bu ilk romanını (aslında bütün külliyatını) en yakın zamanda Türkçe okuma fırsatına sahip olmayı diliyoruz.

42

yattaa* dergİsİ I WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


JAPON EDEBİYATI DOSYASI

6

Moetsukita chizu (The Ruined Map) – Kobo Abe

(Orijinal basım yılı: 1967), Kobo Abe yine son yıllarda değerini anladığımız yazarlardan bir tanesi. Monokl Yayınları geçen seneden itibaren yazarın bütün eserlerini sırasıyla basmaya başladı. Türkçe’de şimdiye kadar dört Kobo Abe kitabı okuyabildik: “Kutu Adam”, “Kumların Kadını”, “Kanguru Defteri” ve “Başkasının Yüzü”. Bunların yanına bir an önce eklenmesini temenni ettiğimiz kitabı ise “The Ruined Map”. Japonya’nın Kafka’sı da denilen ve akıl almaz metaforlarla süslü, gerçeküstü metinler kaleme alan Kobo Abe’nin, Hiroshi Teshigahara tarafından da uyarlanan ve büyük yankılar uyandıran bu romanında kocasının kendisini aldattığını düşünen bir kadının tuttuğu dedektifin defterini okuyoruz. Yine simgelerle olan zekâ yüklü oyunlar oynayan dilini kullanmış Kobo Abe. Bir harita üzerinden girilen girdap ve olayın hiç beklemediğimiz yerlere savrulup, yoğun felsefi sorgulamalar üretmesi tam da Abe’den bekleyebileceğimiz bir şey. Kobo Abe açlığı yazarın bütün kitapları yayımlanmadan bitmeyecektir, umarız yakın zamanda bütün eselerine kitaplığımızda yer açabiliriz.

7

Riaru Waruno (Real World) – Natsuo Kirino

(Orijinal basım yılı: 2008), Natsuo Kirino’nun Türkçede üç tane kitabı yayımlandı: “Çıkış”, “Grotesk” ve “Tanrıça Günlüğü”. Birçok kitabı olmasına rağmen en iyileri olarak öne çıkan dört romanından üç tanesini böylelikle okumuş olduk. Geriye “Real World” isimli romanı kaldı. Yazarın “Çıkış” ve “Grotesk” isimli romanlarında ortaya koyduğu feminist gerilim anlayışında bir roman olan “Real World”, Tokyo’nun banliyösünde yaşayan ve birbirini seven dört kız arkadaşın, kan dolu psikolojik gerilim ve macerayla iç içe geçen hikâyesine odaklanıyor. İmgelemimizdeki Tokyo’dan farklı bir Tokyo anlatan yazar, bu özelliğiyle yer yer Ryu Murakami’nin eserlerindeki atmosferi hatırlatıyor. Karanlık, tekinsiz ve okuyanda huzursuzluk yaratan bu romanı umarız en kısa zamanda Türkçe okuma şansına da erişiriz.

8

Shokuzai (Penance) – Kanae Minato

(Orijinal basım yılı: 2017), Japonya’nın en genç yazarlarından biri olan Kanae Minato 2007’den beri her sene yeni bir eserle okuyucularını selamlıyor. Daha önce dünyada da büyük yankı uyandıran “İtiraflar” isimli ayrıksı psikolojik polisiye ve gerilim romanını Türkçe okuma şansına erişmiş, hayran kalmıştık. “Penance” ise Minato’nun “İtiraflar”ından sonra en sevilen yapıtı. Bu romanında da Minato en bildiği şeyi yapıyor ve insan psikolojisinin en karanlık taraflarındaki dehlizlerde dolaşıyor ve akıl almaz korkunçlukların sebeplerini gözlerimizin önüne seriyor. Bol ödüllü romanlardan biri olan “Penance” dört yetişkin kadının, çocukluklarından taşıdıkları yattaa* dergİsİ I WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

43


JAPON EDEBİYATI DOSYASI travmaların hayatlarına açtığı hiç kapanmayan yaraların acısını gösteriyor. “İtiraflar” da olduğu gibi “Penance”da da en kötü olanla bir özdeşleşme kurup insanın kendi karanlığıyla yüzleşmesini sağlıyor. Tüyler ürpertici bir etkiye sahip, çok başarılı bir başka hikâye daha anlatıyor yani Minato. Umarız yakın zamanda bu kitabı da Türkçe okuma fırsatına erişiriz.

9

Hebi ni piasu (Snakes and Earrings) – Hitomi Kanehara (Orijinal basım yılı: 2003),

Hitomi Hitomi Kanehara’nın 2003 yılında Akutagawa Ödülü’nü kazandığı romanı “Snakes and Earrings” 2007 yılında Yukio Ninagawa tarafından sinemaya da uyarlandı. Kanehara, bu ödülü kazanan en genç yazarlardan biridir ve “Snakes and Earring” çıktığı günden bu yana kült kategorisine girmiştir. Kanehara henüz 20 yaşındayken yazdığı bu ilk romanıyla bu başarıyı yakalayabilmiştir. Kitapta kendi vücudunu modifiye etmeyi keşfeden ve dilini yarmaya karar veren bir kadın karaktere hayat veren Kanehara, bu karakteri yaratırken kendi deneyimlerden de yararlandığından bahseder. Kanehara’nın özellikle ilk dönem eserleri pedofili, kendine zarar verme, doyumsuzluk, anoreksiya gibi cinsel ve şiddet içerikli konuları ele alır. İnsanın vücudunu deforme ederek, yeni bir hale sokma çabasından felsefi bir kavga çıkartan Kanehara diğer yandan Japon edebiyatının genç kuşağının en karanlık isimlerinden birisi olarak parlar. Henüz Kanehara’nın herhangi bir kitabını Türkçe okuma şansına erişemedik fakat “Snakes and Earring”in çok iyi bir başlangıç olacağını düşünüyoruz.

10

Hanaoka Seishū no tsuma (The Doctor’s Wife) – Sawako Ariyashi

(Orijinal basım yılı: 1966), Sawako Ariyashi Japonya’nın kadın yazarlarından birisidir. 1984’te hayata veda ettiğinde arkasında birçok eser bırakmıştır. Bunlardan en önemlisi “The Doctor’s Wife”dır. 1966 yılında yayımlanan bu roman hala Japonya’da okunan ve zamanla klasikleşen bir romandır. Eserlerinde yaşlanmanın zorluklarından, çevre kirliliğinin yarattığı etkilerden, Japonya’daki sosyal ve politik değişimlerin yarattığı kültürel farklılaşmalardan bahseden Ariyashi, genellikle kadınları merkezine alan bir yazar olmuştur. Genel anestezi kullanarak ameliyat yapan ilk doktor olarak bilinen üstat Hanaoka Seishü’nün notlarına dayanarak yazdığı tarihi roman “The Doctor’s Wife” bir yandan bu tarihi olayı anlatırken, diğer yandan 18. ve 19.yüzyıl Japon kadınının toplumsal rolünü ve etkisini anlamak adına da çok ciddi bir kaynaktır. Zira tarihi figür olan doktorun karısı ve annesi romanda kendine oldukça fazla yer bulmuştur ve Ariyashi bu kadınlar üzerinden bir yüzyılın Japon kadın geleneğini anlatmayı başarmıştır. Mutlu Yıllar 2019 お誕生日おめでとう

44

yattaa* dergİsİ I WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


JSP’YE DESTEK OLUN! Japon Sineması Platformu, 2015 yılından beridir dijital ortamda Japonya ve Japon kültürü, sanatı üzerine araştırmalar yapan yazarların buluşma çatısıdır.

İSTATİstİkler Takipçilerimiz

4.657 TAKİPÇİ

Yazın hayatımıza başladığımız ilk günden bugüne kadar Japonya üzerine 1500 üzerinde makale, 36 sayılık dergi, 2 kitap projesi ve sayısız işbirliği yaparak okurları daha fazla Japon kültürüyle buluşturmayı amaç edindik.

1.414 TAKİPÇİ

Yayın hayatımıza devam ederken platformumuzun yıllık sunucu, yayınları yayınladığımız portallerin yıllık ücretleri, basılı yayınlar için matbaa giderlerimiz oluyor. Sizlerden gelecek destekler doğrultusunda Japonya’da “Türkiye Yılı” ilan edilen 2019 yılında daha fazla içerikle sizlere Japonya’yı yakın kılmak istiyoruz. Yardımlarınızı iletmek için aşağıdaki adresten bizlere ulaşabilirsiniz. MAIL ADRESİ info@japonsinemasi.com japonsinemasi@gmail.com TELEFON NUMARASI 0537 225 7751

yazar olmak İster mİsİNiz?

Japon Sineması Platformu’nun dergisinde ve sitesinde yazar olmak isteyen arkadaşları aramıza bekliyoruz.

2.210 TAKİPÇİ

Yayınlarımız

SONATA DERGİSİ

JAPON SİNEMA DERGİSİ

YATTAA* DERGİSİ

vocaloİd kataloğu

TEZUKA’DAN BAŞLANGICINDAN GÜNÜMÜZE JAPON MİYAZAKİ’YE ANİME VE mANGA KİTABI SİNEMASI KİTABI

Dergi Okurlarımız

337.106 okuma

22.600 okur

38 YAYIN

Hakkımızda Yayınlanan Içerik

Basvurular: japonsinemasi@gmail.com

#JAPONSİNEMASIPLATFORMU 95.800.000 İçerİk 7 röportaj

2 radyo yayını

5 dergİ yazısı

yattaa* dergİsİ I WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

45


www.japonsİnemasİ.com

Profile for Japon Sineması

YATTAA Dergisi Sayı: 27  

YATTAA* dergisinin 27. sayısının “SİNEMA DOSYASI” bölümünde Japon Sineması’nda 2018’e damga vuran olayları, 2018’de en çok izlenen Japon diz...

YATTAA Dergisi Sayı: 27  

YATTAA* dergisinin 27. sayısının “SİNEMA DOSYASI” bölümünde Japon Sineması’nda 2018’e damga vuran olayları, 2018’de en çok izlenen Japon diz...

Advertisement