Page 1

JAPON SİNEMA DERGİSİ KASIM 2016 SAYI: 10 AYLIK JAPON SİNEMASI E-DERGİSİ

10 JAPON SİNEMASININ SİMEGEL VE AGRESİF YÜZÜ: İSUZU YAMADA 12 BİR MİYAZAKİ KLASİĞİ: SPİRİTED AWAY 22 USAGİ’DEN pİKACHU’YA EFSANEVİ 10 ANİME KARAKTERİ 32 2016’NIN ÖNE ÇIKAN SONBAHAR ANİMELERİ 38 SONBAHARIN EN ZARİF RENKLERİ: ARASHİYAMA MOMİJİ FESTİVALİ 42 MATSUO bASHO: HAİKU’NUN İZİNDE


Editörden, Merhaba Arkadaşlar, Japon Sineması Platformu olarak yayın hayatına başladığımız 2015 yılı Aralık ayından bugüne kadar Japon kültürü, sineması, edebiyatı, manga ve animeleri adına sizlere baş ucu kaynağı olabilecek bir yayın oluşturma ve Japonya’yı Türkiye’ye tanıtarak iki toplum arasında kültürel bir köprü kurma yolunda ilerlemeye devam ediyoruz.

JAPONSİNEMASİ.COM Yıl: Kasım 2016 Sayı: 10 Yayın Türü: Aylık E-Dergi Sanat Yönetmeni & Grafik Tasarım Gökhan Kuloğlu Editörler Birsen Albayrak Gökhan Kuloğlu Katkıda Bulunanlar Ahmet Ziya Sekendiz Bensu Cangüler Deniz Balcı Evrim Özsoy Ercan Gürova Hafize Mutlu Olca Karasoy Yeter Şeko Kapak Fotoğrafı Ritoru Foresuto Natsu Hen & Aki Hen, Junichi Mori (2014) Arka Kapak Fotoğrafı Colorful, Keiichi Hara (2010) İletişim ve Reklam japonsinemasi@gmail.com JAPON SİNEMASI SOSYAL AĞLAR www.japonsinemasi.com facebook.com/japonsinemasi twitter.com/japonsinemasi issuu.com/japonsinemasi

2

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

Ayrılık, ağıt ve mit teması etrafında şekillendirdiğimiz Japon Sinema E-Dergimizin 10. sayısının ‘‘Sinema Dosyası’’ bölümünde Hirokazu Koreeda’nın ayrılık ve buluşma kokulu filmi I Wish’e, usta yönetmen Kenji Mizoguchi’nin Japon mitleriyle süslü filmi Ugetsu Monogatari’ye, Japon sinemasında derin izler bırakmış oyuncu İsuzu Yamada’ya, Miyazaki’nin ustalık eseri Ruhların Kaçışı’na ve Japon yemek kültürünü en iyi yansıtan noodle kokulu Tampopo filmine yer veriyoruz. ‘‘Anime-Manga Dosyasında’’ mutlu sonla bitmeyen animelere, anime dünyasında derin izler bırakmış efsanevi karakterlere, halk hikayeleri ve efsanelerden beslenen anime mitlerine, 2016 sonbahar sezonunda öne çıkan animelere ve anime yazarı Su Tunç’la gerçekleştirdiğimiz röportaja yer veriyoruz. ‘‘Japon Kültürü Dosyası’’ bölümünde Japonya’nın çalışma dünyasına, mesleki davranışlara, sorunlara, popüler mesleklere yer verirken gezi köşemizde sizleri Kyoto’nun Momiji Festivali ile ünlü sonbaharın renklerine doyacağınız Arashiyama bölgesiyle buluşturuyoruz. ‘‘Japon Edebiyatı Dosyası’’ bölümünde ise Japon haiku şiirinin usta ismi Matsuo Basho’nun izinde haiku şiirini örnekleriyle inceliyoruz. Desteğini bizden esirgemeyen tüm okurlarımıza teşekkür ediyor ve yeni sayıda buluşmak dileklerimizi iletiyoruz. Gökhan Kuloğu JAPON SİNEMASI PLATFORMU

YAZAR OLMAK iSTER MiSiNiZ? Japon Sineması Platformun’un Aylık Sinema dergisinde ve müzik ekinde yazar olmak isteyenleri aramıza bekliyoruz. Basvurular: japonsinemasi@gmail.com


İÇİNDEKİLER UGETSU MONOGATARİ

I WISH

4 JAPON SİNEMASININ SİMGESEL VE AGRESİF YÜZÜ: İSUZU YAMADA

8 WANKO SOBA VE TAMPOPO

BİR MİYAZAKİ KLASİĞİ: SPİRİTED AWAY

10 KEDERLİ ANCAK BİR O KADAR GÜZEL ANİMELER

12 AİLENİZİN ANİMECİSİ: SU tUNÇ’UN DÜNYASI

USAGİ’DEN pİKACHU’YA EFSANEVİ 10 ANİME KARAKTERİ

18

28

JAPONYA’NIN ÇALIŞAN YÜZÜ

38

35

32 NOBEL ÖDÜLLÜ HÜCRE BİYOLOĞU: YOSHİNORİ OSHİMİ

SONBAHARIN EN ZARİF RENKLERİ: ARASHİYAMA MOMİJİ FESTİVALİ

25

22 2016’NIN ÖNE ÇIKAN SONBAHAR ANİMELERİ

ANİME MİTLERİ: HALK HİKAYELERİ VE EFSANELER

16

MATSUO BASHO: HAİKU’NUN İZİNDE

42

40 WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

3


JAPON SİNEMASI DOSYASI

4

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


I Wish JAPON SİNEMASI DOSYASI

YAZAR: Evrim Özsoy

Hirokazu Koreeda’nın hem yazıp hem yönettiği film “I Wish” 2011 senesinde vizyona girmiş. 2013’de çekilen “Like Father Like Son” filmi de “I Wish” kadar gönüllere dokunan bir aile filmi. Özellikle başroldeki çocuk oyuncuları büyük bir titizlikle seçen yönetmenin eli Osaka Film Festivali’nden boş dönmemiş. Çocuk oyuncular Koki Maeda ve Oshiro Maeda en iyi yeni oyuncu dalında ödül almışlar.

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

5


JAPON SİNEMASI DOSYASI Ryonosuke babasıyla yaşamayı ‘ona göz kulak olmak’ için tercih etmiştir. Yani başka bir kızla çıkmaması gerekmektedir. Oysa annesi küçük oğlunun onu istemediği düşünerek üzülmektedir. Annesinin baskısına dayanamayarak işe giren genç kadın bir yandan da yeni arkadaş grubuna girer. Amacı hayatını yeniden kurmaktır. İki kardeş ‘dilek tutma’ olayında farklı noktadadırlar. Ryonosuk,e aslında ailesinin tekrar birleşmesini istememektedir. Annesinin babasına kızıp saldırdığı an belleğine kazındığı için onlar ayrıyken kendini daha huzurlu hisseder. Abisi aynı dileği tutmadıklarını anlayınca onu bir güzel fırçalar. Bahçeye ektiği sebzeleri Koichi, sabah uyandığında ilk gördüğü şey Saku- ailesinden çok önemseyen kardeşini suçlar. Ryonorajima yanardağıdır. Okul için hazırlanmadan önce suke ‘Abimle birbirimize görünmez bağla bağlıyız’ odasının tozunu alır. Arabanın ve trenin arkasın- diye düşünürken bir arkadaşı ‘Uzun süre birbirini da bıraktığı tozun içinden koşarak okuluna gider. görmeyen insanların önemini yitireceğini’ söyler. Arkadaşlarının aksine Koichi buna alışamamıştır. Karşısında kocaman bir dağ vardır ve kül bulutu Koichi hızlı trene binip kardeşiyle buluşmaya karar püskürtmektedir. İnsanların hiçbir şey olmamış gibi verir. Tek eksik olan şey bilet parasıdır. Üç kafadar para yaşaması gariptir. bulmak için ellerinden geleni yaparlar. Otomatların altındaki bozuklukları toplayıp okumuş kitaplarını Anne ve babası ayrılan Koichi, küçük kardeşi olan satamaya kalkarlar. Ve okuldan kaçacakları günü Ryonosuke’den ayrı yaşamaktadırlar. O Fukuo- planlarlar. Buluşma noktasına gelen küçük kardeşi ka’da babasıyla kalırken Koichi de annesi, anne- de okuldan kız arkadaşlarını getirmiştir. Önce araları annesi ve dedesiyle Kagoshima’da yaşar. Ryono- gerilse de kavuştuklarına memnun kalırlar. Ta ki suke kendi başının çaresine bakmayı bir oyun içlerinden biri kaybolana kadar. gibi algılarken Koichi daha duygusaldır, tek hayali dağılan ailesinin birleşmesidir. Birlikten kuvvet doğar. Okul kaçakları polise yakalanırlar. Ancak oyunculuk yetenekleriyle işin içinden Anneanneleri de kardeşlerin birarada olmasını is- sıyrılırlar. Akşam bir kaçağın büyükannesinin evinde ter bir yandan da kızına iş bulup çalışmasını öner- yemek yerken hızlı trenlerin kesiştiği noktaya bir sonir. Çünkü dedenin emekli maaşı yetmemektedir. raki gün gitmeye karar verirler. Gece bir türlü uyumak Diğer evin direği de küçük neşeli Ryonosuke’dir. bilmeyen çocuklar sabahın erken saatinde trenlerin Eve yemek alan, bahçedeki mahsülleri sulayan, geçişini izlemek için tünelin yakınına giderler. Tam babasını beste yapması için motive eden, o da tren gelirken hepsi dileklerini haykırmaya başlar. yetmiyormuş gibi okulda arkadaşlarına yardım eden bir kahramandır. Koichi’nin sınıf arkadaşlarının dediğine göre; Kumamoto civarında bir mucize gerçekleşecektir. Farklı yönlerden yola çıkan iki hızlı tren, yan yana geçerken tutulan dilek gerçek olacaktır. Okul çıkışı trenyolunda buna benzer bir şey yaşarlar. Yolun karşısındaki yaşlı kadın bir anda yok olmuştur. Onun zamanda yolculuk yaptığına inanırlar. Yanardağ da normal haline gelmiştir. Bir diğer mucize de yanardağın patlama tehlikesi karşısında insanların evlerini boşaltmalarıdır. Böylede Koichi’nin ailesi yeniden biraraya gelebilecektir.

6

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


JAPON SİNEMASI DOSYASI

“Lütfen babam kumarı bıraksın”, “Oyuncu olmak istiyorum”, “Daha iyi resim çizmek istiyorum”, “Köpeğim hayata geri dönsün” diye çığlık çığlıa bağırırlar. İçlerinde dilek tutmayan tek kişi Koichi’dir. “Ailemin yerine dünyayı diledim” der. Ryonosuke bunun üstüne farklı bir şey dilediğini itiraf eder. İki kardeş birbiriyle vedalaşır ve farklı yönlere gitmek için trenlerini beklerler. Koşarak eve varan Ryonosuke, babasının müzik grubunun bir televizyon programından teklif aldığını öğrenince onlara “Teşekkür edin, bunu bana borçlusunuz” der en sevimli haliyle... Koichi ise sır ortağı olan dedesine karukan kekinden kardeşine yedirdiğini söyler. Babası ile iletişim kuramasa da dedesinin kalbine giden yolu bulmaya başlamıştır. Eski yaşantısına geri dönen çocuk, balkonundan yanardağa bakar. En azından o gün kül yağmayacağı için sevinir. Bazı şeyleri değiştirmek yerine olduğu gibi kabul etmek büyümenin erdemlerindendir. Ryonosuke ve Koichi beraber büyümeseler bile kardeş olmanın getirdiği mucize ile yetinecektirler.

SOSYAL MEDYA’DA

BİZİ TAKİP EDİN! facebook.com/japonsinemasi twitter.com/japonsinemasi issuu.com/japonsinemasi prezi.com/user/osbburov0p10

plus.google.com/u/0/+JaponSinemas japonsinemasi@gmail.com www.japonsinemasi.com

DERGiMiZDE YAZAR OLMAK iSTER MiSiNiZ? Japon Sineması Platformun’un Aylık Sinema dergisinde ve müzik ekinde yazar olmak isteyenleri aramıza bekliyoruz. Basvurular: japonsinemasi@gmail.com

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

7


UGETSU JAPON SİNEMASI DOSYASI

YAZAR: Ercan Gürova

8

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


Z

JAPON SİNEMASI DOSYASI

orluklarla dolu bir hayat hikayesi olan, sinemaya oyunculukla atılan, döneminin en iyi üç yönetmeninden biri sayılan, dünya çapında popülerleşmesini sağlayan Ugetsu ve Sansho the Bailiff gibi filmlerin altında imzası olan yönetmen kim diye sorsak cevaba epey yaklaşmış oluruz sanırım: Nam-ı diğer Kenji Mizoguchi’den bahsediyoruz. Usta yönetmen 58 yıllık hayatına Alman dışavurumcu uyarlamalardan başlayarak toplumcu filmlere, yeni gerçekçilik etkisindeki filmlerden hükümet güçleri için propaganda filmlerine kadar son derece geniş ve zengin bir filmografi sığdırabilmiştir. Bu yazının konusu ise onun unutulmaz filmi Ugetsu olacak. 16. yüzyılda savaşların eksik olmadığı dönemde bir ülke. Açgözlülük ve kör edici hırsla dolu iki erkek: çömlek yapıp şehirde satarak daha fazla gelir elde ettiğini anlayan köylü Genjuro ve samuray olmak için her şeyi gözden çıkarmış, kendinden başka kimseyi düşünmeyen Tobei. Ortak özellikleri ise ailelerinin hayatlarını umursamayacak kadar saplantılarına düşkün olmaları. Öte yandan erkeklerin eşleri Miyagi ve Ohama ise tam tersi özellikler sergilerler. Köyleri askerler tarafından basıldığında herkes canını kurtarmak için evlerini terk ederken Genjuro çömleklerini bırakamaz, karısı Miyagi ise en makul olanı, kendilerinin ve küçük çocukları Genichi’nin hayatta kalabilmesi için bir an önce evlerini terk edip daha güvenli bir bölge olan ormanlık alana gitmelerini ısrarla söyler. Ohama ise kocasının samuray olma saplantısıyla dalga geçer, yeteneksizliğini yüzüne vurur ve öncelikli görevlerini düşünmesini söyler durur ama dinletemez. Filmde kadın karakterler sağduyunun, makul temsilcisidirler. Filmin üzerinde durulması gereken bir başka teması ise hırs ve açgözlülüğün zemin bulmakta zorluk çekmediği savaş ortamıdır. Savaş, yarattığı tamahkarlık canavarıyla aileleri, çiftleri, ilişkileri ve toplumu tahrip ve tahrif eder.

Genjuro’ya eşlik eder ve havuza girerken etrafa su sıçrar ve kamera sıçrayan suyu takip ederek bizi bir sonraki sahneye, Wakasa ve Genjuro’nun kırda piknik yaptığı sahneye götürür. Ayrıca meşhur göl sahnesi filmin en göz alıcı ve çekilmesi zahmetli sahnelerinden biridir.

Japon sinemasının usta işi filmlerinden olan Ugetsu dünyevi hırs ve ihtirasların insanı nasıl uçuruma sürüklediğini Genjuro ve Tobei’nin ailelUgetsu aynı zamanda bir “ghost story” ve “jidaigeki” erine getirdikleri yıkım üzerinden anlatıyor. Her (dönem draması) dır. Ueda Akinar’ın aynı isimli ki- iki karakter de filmin sonunda başladıkları yere tabından uyarlanmıştır. Kurosawa’nın Rashomon dönüyorlar ama bir farkla. Artık hayatları boyunfilmi ile birlikte Batı’da Japon sinemasını popüler- ca unutamayacakları bir ders almış ve büyük bir leştiren filmler arasında sayılır. Büyük oranda kayıpla da olsa ruhsal anlamda olgunlaşmışlardır. “crane shot”ların kullanıldığı, kameranın şiirsel Doğaüstü efektlerle bezeli, öte dünyadan ruhların bir akıcılıkta ilerlediğini görürüz film boyunca. musallat olduğu bu dramatik filmin anlamı biraz Örneğin, Leydi Wakasa’nın Genjuro’yu açıkhava- da filmin adında gizlidir: Ugetsu, “yağmur sonrası da banyo yaparken ziyaret ettiği sahnede Wakasa ortaya çıkan solgun ve gizemli aydır.’’ WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

9


JAPON SİNEMASI DOSYASI

JAPON SİNEMASININ SİMGESEL VE AGRESİF YÜZÜ

SUZU YAMADA

YAZAR: Gökhan Kuloğlu

Naniwa erejii (Osaka Elegy), Gion no shimai (Sisters of the Gion) ve Yōjinbō (Yojimbo) filmleriyle izleyicinin zihnine kazınan İsuzu Yamada, 5 Şubat 1917’de Osaka’da dünyaya gelir. Babası Kusuo Yamada, shinpa tiyatrosunda onnagata rollerine canlandırırken, annesi Ritsu geyşa olan İsuzu, annesinden öğrendiği geleneksel dans ve babasından öğrendiği nagauta ile sanata adım atar. Geyşa olan annesi Ritsu’dan aldığı eğitimler ile sanatçı kişiliğini geliştiren İsuzu, annesinin Nikkatsu Stüdyosu başkanı ile olan iyi bağlantıları sayesinde 13 yaşında sinemaya adım atar. Ve ilk olarak Nikkatsu’nun

10

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

GİON NO SHİMAİ (1936)


JAPON SİNEMASI DOSYASI yapımını üstelediği 1930 yapımı Koete o ken (Beyond Swords) filminde rol alır. Kamera karşısına geçtiği ilk filmde, güzelliğiyle birçok kişiyi büyüler. Japon sinemasının sessiz filmlerinin son döneminde, usta yönetmen Kenji Mizoguchi’nin yönetmenliğini yaptığı 1936 yapımı Naniwa erejii (Osaka Elegy) ve Gion no shimai (Sisters of the Gion) filmlerinde sergilediği büyüleyici performansla tüm seyircileri büyüler. Gion no shimai filminde canlandırdığı geyşa olan Omocha karakteriyle ailesinden aldığı tüm geleneksel ve kültürel kodları ekrana yansıtır. Naniwa erejii filminde canlandırdığı Ayako Murai rolüyle Japon kadının modernleşme yolundaki yüzünü ekran önüne sermeye çalışır.

GİON NO SHİMAİ (1936)

Kariyeri boyunca 120’den fazla film ve televizyon yapımında rol alan Yamada, 1930’ların ortalarında Kenji Mizoguchi’nin yönetmenliğini yaptığı filmlerde oynadığı ‘’düşmüş kadın’’ ve ‘’mücadeleci kadın’’ rolleriyle zihinlerde yer eder. 1935 yapımı Orizuru Osen (The Downfall of Osen) filminde güçlü kadın imajı çizerken 1934 yapımı Aizō Tōge (The Mountain Pass of Love and Hate) filminde ise düşmüş kadın olarak karşımıza çıkar. Savaş sonrası dönemde, Teinosuke Kinugasa ile evlenen Yamada, 1947 yılında batı tarzı tiyatro oyunlarında rol aldı. Bunun haricinde 1941’de Kino Kieta Otoko (The Man Who Disappeared Yesterday) filminde rol aldı. 1950’li yıllarda ise komedi filmlerinde rol almaya başladı. Gosho’nun 1955 yapımı Takekurabe (Growing Up), Ai no onimotsu (Burden of Love) filmlerinde rol aldı. Akira Kurosawa’nın 1957 yapımı Kumonosu-jo (Throne of Blood) filmindeki bir savaş ağasının hain eşi olan Lady Asaji rolüyle beyazperde de yeniden yükselir. Bu yükselişini ise Yasujiro Ozu’nun 1957 yapımı Tōkyō boshoku

NANİWA EREJİİ (1936)

NANİWA EREJİİ (1936)

(Tokyo Twilight) filmindeki Kikuko ve Akira Kurosawa’nın 1961 yapımı Yōjinbō (Yojimbo) filmindeki Orin rolüyle taçlandırır. Sinemadaki rollerinin dışında 1981-85 yılları arasında yayınlanan Hissatsu: Sure Death ve 2000 yılında yayınlanan Aoi Tokugawa Sandai televizyon dramalarında rol alır. 9 Temmuz 2012’de Tokyo’da vefat eden İsuzu Yamada, 95 yıllık yaşamına oyunculuğunun yanında, ülke içerisinde militarizme, erkek egemenliğine karşı verdiği feminist hareketlerle de hatırlandı. Japonya’da toplum içerisinde kadının önemini yüksek sesle söyleyen önemli kişilerden olan İsuzu Yamada, kariyeri boyunca birçok ödül kazandı. 1952’de Gendai-jin ve Hakone Fūunroku filmlerindeki performansıyla Blue Ribbon Ödülleri ve Mainichi Film Ödüllerinde En İyi Kadın Oyuncu Ödüllerini kazandı. 1995 yılında Japon Akademi Ödüllerinde sanat hayatı boyunca göstermiş olduğu başarılar adına ‘’Özel Onur Ödülü’’ aldı. 1993 yılında Japonya Hükümeti tarafından bunka kōrōsha (Person of Cultural Merit) ‘’Kişisel Kültürel Başarı’’ nişanı ile ödüllendirilir. 2000 yılında ise Japonya İmparatoru’nun verdiği ‘’Kültür Nişanına’’, Japonya’nın en önemli kültür ödülüne layık görülür. WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

11


JAPON SİNEMASI DOSYASI

Bir Miyazaki Klasigi

SPIRITED AWAY YAZAR: Yeter Şeko en to Chihiro no Kamikakushi, çokça bilinen adı ile Spirited Away, Türkçe meali ile Ruhların Kaçışı. Hayao Miyazaki denildiğinde çoğu insanın aklında beliren film olarak tanımlamak mümkün. Bana göre Miyazaki dünyasından çıkan her film zaten bir başyapıt niteliğindedir. Ama Ruhların Kaçışı Hayao Miyazaki’nin adı ile özleşecek kadar özel bir yere sahip. 2001 yılı yapımı olan film Japonya’da Titanik’in rekorunu kırıp gişe savaşında zirveye oturmuştur. Tabii ki böyle bir yapımın etkisi Japonya sınırlarında kalmamış, film okyanus ötesini aşıp, en iyi yabancı film dalında Oscar’a layık görülmüştür. Keza Ruhların Kaçışı Oscar kazanan ilk anime yapım olma özeliğini de taşımaktadır. Bunun dışında BBC tarafından 21. Yüzyılın en iyi filmleri listesinde de 4. sıradadır. Daha pek çok ödüle sahip olan film, görüldüğü üzere dünyanın farklı yerlerindeki izleyicilerinden de tam not almıştır.

S

Neymiş Bu Ruhların Kaçışı! Sahi Miyazaki bu sefer izleyicisine nasıl bir dünyanın kapılarını araladı da herkesi böyle peşinden sürükledi? Şöyle diyelim madem, bu küçük bir kız olan Chihiro’nun hikâyesi. Filmin konusuna geçmeden evvel şunu belirtmekte fayda var. Miyazaki rast gele ‘hadi küçük bir kızı kahraman yapalım’ fikri ile yola çıkmamış. Filmin fikrinin ortaya çıkmasından evvel Miyazaki son dönem Japon genç kız dergilerinde ve yapımlarında kızlara yüklenen rollerden ve sürekli işlenen ‘beyaz atlı prens temalı yapımlardan rahatsız olmuş ve Japon kızlarının da kendi kahramanlarını yaratabilecekleri düşünmüştür. Tam olarak Miyazaki’nin ağzından söylersek; ‘Ben bu filmi 10 yaşında bir kızın gerçekten isterse neler yapabileceğini göstermek için yaptım.’ Prenses Mononoke, Komşum Totoro, Küçük Cadı Kiki… Hayao Miyazaki bunlar ve bunlar gibi pek çok filminde izleyicisine hep güçlü ve bağımsız bir kadın/ genç kız profili çizmiştir. Ruhların Kaçışı’nda da benzer bir noktadan yola çıkması çokta şaşırtıcı değil.

12

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


JAPON SİNEMASI DOSYASI Miyazaki’nin kendisi gibi yönetmen bir arkadaşının kızından esinlenerek yarattığı Chihiro 10 yaşında bir kızdır. Ailesi’nin kararı ile istemese de yeni bir kasabaya taşınmak zorunda kalmıştır. Taşınma günü evlerinin yollarını bulmaya çalışırken kaybolan Chihiro ve ailesi eski bir istasyondan geçerek farkında olmadan başka bir dünyaya adım atarlar. Vardıkları bu yeni yerde adeta in cin top oynuyordur. Civarda açık olan bir sürü restoran ve büfe olmasına rağmen Chihiro ve ebeveynleri bunları satın alabilecekleri kimseyi bulamazlar. Bunun üzerine izin almadan, ‘ nasıl olsa geldiklerin öderiz’ mantığı ile yemekleri yemeye başlarlar. Öte yandan Chihiro durumdan oldukça rahatsızdır ve anne- babasının tersine hiçbir şey yemez. Hatta onları bırakıp çevrede ne olup bittiğine bakmaya gider. Bu tuhaf dünya da bir o kadar tuhaf davranan biri çıkar karşısına ve ona güneş batmadan üzerinden geçtikleri su birikintisini aşarak geri dönmesini söyler. Chihiro koşarak ailesinin yanına geldiğinde ise gördüğü şeye inanması kolay olmayacaktır. Annesi ve Babası birer domuza dönüşmüştür. İlk önce bu iki hayvanın anne babası olduğunu kabul etmeyen Chihiro geri dönüş yolunu bulmaya çalışır. Bunu yaptığında ise çok geçtir. Sular yükselmiş ve içinden geçtikleri istasyon artık kıyının öte tarafında kalmıştır. Üstelik etrafta ne olduklarını tanımlayamadığı bir sürü varlık dolaşmaktadır. Bunlar yetmezmiş gibi vücudunun silindiğini ve giderek yok olduğunu anlamıştır. İşte tüm olup bitenlerle baş edemeyip bir köşede ağlayan Chihiro’nun yardımına Haku adında onun yaşlarında bir çocuk koşar ve önce onu sakinleştirir. Yaptığı büyü ile yok olmasını engeller ve anne babasını kurtarıp bu dünyadan nasıl gideceğini ona anlatır. Adı Haku olan bu çocuk Chihiro ile geçmişte tanışmıştır. Ama ikisi de bunun nasıl olduğunu bilmiyordur. Haku’nun talimatlarına uyan Chihiro önce geldikleri bu yerin Tanrıların yıkanıp dinlendiği bir hamam olduğu gerçeğini öğrenir. Daha sonra Haku’nun talimatlarınca hamamın baş su ısıtıcısı Kamaji’nin yanına giden Chihiro’ Kamaji’nin referansı ile hamamın yöneticisi olan kötü büyücü Yubaba’nın yanına gönderilir. Chihiro’nun diretmelerine hayır diyemeyen Yubaba (iş isteye iş vermek zorunda olduğuna dair bir anlaşma imzalamıştır) Chihiro’nun hamamda çalışmasına izin vermiştir. Yubaba çalışanları ile olan anlaşmalarını onların adlarını alarak yapmaktadır. Bir süre sonra gerçek adlarını ve kimliklerini unutan çalışanlar tamamen Yubaba’nın kontörlüne geçer. Chihiro’nun isminden belli karakterleri silince

geriye ‘Sen’ ismi kalır. Ve Chihiro Sen adı ile Hamamda çalışmaya başlar. Bu noktadan sonra Chihiro için hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacaktır. Önceleri yalnızca ailesini kurtarmak için çabalayan Chihiro daha sonra yaşanacaklar sebebi ile Haku içinde hayatını tehlikeye atar. İkisi arasında başlayan bu özel duygu tuhaf bir şekilde ikisine de tanıdıktır. Sanki birbirlerini çok daha öncesinden bilmektedirler. Hikâyenin sonunda hem ailesini kurtarmayı başaran Chihiro Haku’nun da gerçek ismini ve kimliğini hatırlar. Tam adı ile Nigihayami Kohaku Nushi olan Haku aslında gerçek dünyada bir nehirdir. Daha doğrusu Kohaku nehrinin ruhu olan ejderhadır. Chihiro küçükken bu nehire düşmüştür ve nehrin ruhu olan Haku onu koruyup boğulmasını engellemiştir. Ve bu sebeple birbirlerine bu kadar tanıdıktırlar. Haku’nun demesi ile; ‘Biri ile bir kez tanıştın mı onu asla unutmazsın’ Açıkçası filmin son sahnesinde kurduğum cümle şuydu ‘ Ne demek Haku gerçek dünyada bir nehirmiş, e nasıl kavuşacak bunlar !?’ Peşi sıra gelen günlerde ise şunu düşündüm, yani bazen bir nehri, bir denizi bir ormanı ya da tek başına bir ağacı gerçekten sevebiliriz. Ve onlarında bizi sevdiğini hissedebiliriz. Evet, dünyada böyle şeyler oluyor. Dahası bazen bu bir insana beslediğimiz sevgiden kıymetli olabiliyor. Neden mi? Bir insan size yalan söyler, aldatır, ya da sizi çünküler ile sevebilir ama doğa, bunu yapmaz siz onu seversiniz o da sizi sever, siz onun için iyisinizdir, keza oda sizin için. Miyazaki Gerçekliği Aslında şimdi söyleyeceklerimi yalnızca Miyazaki’ye indirgemek ne kadar doğru bilmiyorum ama en azından onun çizgisinde olan yönetmenlerin çoğunda gördüğüm bir nokta diyebilirim; Yani karakterlerin olup biteni sorgulamaması ve buna bir gerekçe bulmak için çabalamaması. Yani bir gün kendimizi hiç olmayacak bir dünya da ya da zamanda bulsak önce sorgulayacağımız şey bunun nasıl olduğudur şüphesiz. Evrende değişmeyen bir düzen ve kurallar yığını var; kanatsız uçamazsın, istediğinde zamanda geri gidemezsin, bir gün başka birinin bedeninde uyanamazsın. Bunlar yaşansa dahi ilk yapacağımız şey yıllardır birike gelen gerçeklik anlayışımızla çakışan bu durumu sorgulamak. Ama tıpkı bu filmde olduğu gibi Miyazaki’nin birçok filminde karakterler olup biteni yalnızca ve olağan bir şekilde kabul ediyorlar. Belki de bunu anlayamamamın sebebi onların kahraman benim ise sadece normal insan olmamdır, bilemiyorum. WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

13


JAPON SİNEMASI DOSYASI

Miyazaki gerçekliğine bir diğer yerden yaklaşmak gerekirsek bu kurgusunda ki hikâyelerin çoğu için gerçek dünyadan beslenmesi. Ruhların kaçışı özelinde gidersek, filmi ilk izlediğimde fark ettiğim şey filmde kullanılan renklerin bana Japonya’dan daha çok Çin, Tibet, Tayvan ..coğrafyasını anımsattığıydı. Filmin işlediği gerçek üstü konuyu da göz önünde bulundurduğumda filmde ki ögelerin ve hikâyenin kendisinin bir Uzakdoğu efsanesinden yola çıkabileceğini düşündüm. Yani herkes gibi olağan üstü şeyler ancak efsanelerde olur kısa yolunu kullandım. Ama işte öyle değildi. Miyazaki hikâyede gördüğümüz pek çok şeyi günlük hayatının içinden esinlenerek yaratmıştı. Yani bir nevi sıradan hayatlarımız içindeki sıra dışılıkları görebilmişti. Efsaneden uyarlama öngörüm yanlış olsa da filmin genel havasının Japon kültürünü pek taşımadığı konusunda haklıydım. Neden mi? Ruhların Kaçışı’nın dünyası Tayvan’da bulunan Jiufen Kasabası’nın tıpatıp aynısıdır. Hatta Miyazaki tanrıların yıkandığı hamamı da yine bu kasaba da bulunan bir çay evinden esinlenerek oluşturmuştur. Yani yaratılan bu fantastik dünyanın kaynağı da yine gerçekliktir.

çöpün çıkarıldığı sahne Miyazaki’nin bizzat yaşadığı bir anıdan yola çıkarılarak eklenmiştir. Miyazaki’nin evinin yakınlarında oldukça kirli bir nehri semt sakinleri hep birlikte temizlemişlerdir. Hatta filmde olduğu gibi nehirden bir bisiklet bile çıkmıştır. Nehri temizledikten sonra balıklar yeniden nehirde görünmeye başlamış ve Miyazaki bu gerçeklikten yola çıkarak filme o sahneyi eklemiştir. Aslında film hakkında söylenecek daha çok şey var. Ama özelikle filmde sıkça karşımıza çıkan bazı detaylar hakkında özelikle durmak istiyorum. Mesela filmin ilk sahnelerinde Chihiro’nun korktuğu ve istasyonun girişinde duran küçük bir adamı andıran heykel ve tapınak girişlerinde bulunan bir nevi girişi andıran Torii. Şinto inanışına göre filmde geçen heykel kutsal mekânların girişine konur ve bu heykel o mekânı korur, yine beraberinde gördüğümüz Torii’de aynı şekilde kutsal sayılan mekânların girişinde yer alır. Yani Chihiro o heykelden ve mekândan korkmakta haklıdır. Çünkü işaretler aslında çok açıktır.

Bir diğer ilginç nokta ise hamamın kendisidir. Neden mi? Hamamın girişinde ゆ ‘Yu’ yani ‘sıcak su yazmaktadır. Bir hamamın girişinde böyle bir şeyin yazması çokta tuhaf karşılanamaz. Öte yandan Japonya’da Edo döneminde popüler olan bu hamamlar daha çok fuhuş ile anılmaktadır. Ve o dönem bu gibi yerlerde çalışan kadınlara ise YuNa olarak seslenilmektedir. Yani Sıcak Su kadını, bu noktaya kadar bu benzerliğin tesadüf olabileceği herkesin aklına gelebilir. Ama Edo döneminde bu tür yapıları yöneten kişinin tıpkı filmde olduğu gibi Yubaba olarak adlandırılması filmin aslında o kadar da masum olup olmadığını sorgulatır. Ayrıca filmin detaylarına dikkat edenlerin gözünden kaçmayacağı bir şey var ise çizilen kadın figürlerinin çoğunun hafifmeşrep bir Miyazaki’nin esinlendiği bir diğer gerçeklik ise evihava da olduğudur. Bu da kafalarda ki soru işaretlerine nin yakınlarında ki bir nehirdir. Filmin en can alıcı bir yenisini ekliyor demektir. sahnelerinden biri olan nehir tanrısının temizlendiği ve içinden başta bir bisiklet olmak üzere pek çok Miyazaki’nin böyle bir tablo çizmesinin sebebinin modern dünya eleştirisi olduğunu söyleyenler mevcut, keza bunların komplo teori olduğu filmin sadece küçük bir kızın kahramanlık hikâyesinden ibaret olduğunu söyleyenlerde. Bunlardan hangisi doğru Miyazaki’nin kafasından neler geçiyordu, tahmin etmek biraz zor. Ama daha önce söylediğim gibi Miyazaki gerçek dünyadan beslenir. Ve maalesef ki içinde yaşadığımız dünya öyle masum ve harika bir yer değil. Bu durumda Miyazaki’nin neden böyle yaptığını anlamak güç olmasa gerek.

14

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


JAPON SİNEMASI DOSYASI

JAPON SİNEMA DERGİSİ’Nİ okumAK ARTIK ÇOK KOLAY! DERGİYİ OKUMAK İÇİN: issuu.com/japonsinemasi #japonsİnemasİ WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

15


JAPON SİNEMASI DOSYASI

. WANKO SOBA VE

TAMPOPO YAZAR: Gökhan Kuloğlu

16

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


JAPON SİNEMASI DOSYASI lanan Japonlar, bu girişimde başarılı olmuşlardır. Öyleki son zamanlarda ülkemizde‘’ramen – kutu noodle’’ ve ‘’ramen yapan restoranların’’ sayısındaki artış bunu kanıtlar niteliktedir. Bu yemek kültürünü, ramen lezzetini dünyaya en güzel tanıtan araçlardan biri de hiç kuşkusuz Juzo İtami’nin 1985 yapımı Tampopo filmi olmuştur. Bir yemek komedisi olmaktan ziyade, insanların yemek kültürünü farklı şekillerde ve farklı deneyimlerle yaşamasını konu alan filmin başrolünde ise ramen lezzeti yer almakta. İç içe geçmiş birbirinin tamamaponya’ya yolunuz düşsün ya da düşmesin, layıcı birkaç hikayeden oluşan film, 2011 yılında İshepiniz tatması gereken bir lezzeti mut- tanbul Bilgi Üniversitesi’nde düzenlenen tematik bir fağımızdan içeri sokuyoruz. Birçok ad ile film etkinliğinde ‘’En İyi Yemek Filmi’’ olarak seçilmişti. anılırken aynı zamanda birçok çeşidi bulunan noodle ‘’nam-ı değer ramen’’, Japonya topraklarında tıpkı eriştesi gibi kıvrımlı ama bir o kadar lezzetli bir yere sahip.

J

Özellikle Japonya’nın kuzey doğusunda yer alan Hanamaki ve Morioka adından söz ettiren wanko soba, küçük ahşap kaselerde sunulan erişte çorbasıdır. Bu çorba, toplumda yalnızca yemek olmakla kalmamış aynı zamanda adına festival düzenletecek kadar önemli hale gelmiştir. Bu bölgelerdeki köylerden ve şehirlerden gelen katılımcıların yer aldığı festivalde noodle yeme yarışması yapılmaktadır. En çok noodle yiyenin kazandığı yarışmanın ‘‘Demek siz de film izliyorsunuz? – Ne yiyorsunuz?’’ yanı sıra en iyi noodle yapmaya çalışanların da sözleriyle başlayan ve bir ramen ustasının hikyesini konu alan kitabı hem okuyan hemde üzerine yarıştığı bir festivaldir. düşüne Gun ve Goro’nun acıkmasıyla soluğu Çin kökenli bu yemeğin, Japonya topraklarına yol- ‘’Lai Lai’’ adındaki eski bir ramen dükkanında culuğu kültürel alışveriş ile olmuşsa da bu erişteli alırlar. Bir sorun vardır. Ramenci bir kadındır ve çorba, zaman içerisinde yerelleşmiş ve kendine kocasını yeni kaybetmiştir. Nasıl iyi ramen yaphas lezzetler üretmiştir. Bu lezzeti dünyanın dört acağını düşünen Tampopo adındaki kadının bir yanına duyurabilmek adına TV programlarını, yardımını kovboy şapkalı Goro yetişir. Birlikte kültürel gezileri, animeleri, filmleri araç olarak kul- çıktıkları lezzet yolculuğunda ramen ustalığına uzanırken sokakları aşındırarak farklı lezzetleri ve tarifleri denerler. Bu sürecinde aralara sıkışan birçok farklı öyküye tanıklık ederiz. Bunların bazıları yemeği bir erotik araç haline getirirken bazıları ise sunum ve yeme üzerinden farklı kültürel deneyimlere kapa açar. İştahınızı sonuna kadar zorlayacak Tampopo, sizleri noodle lezzetinin dünyasına davet ederken aynı zamanda Japonya’nın diğer lezzetlerini de, yemek yeme kültürünü de sizlerle buluşturuyor. Baştan uyarayım, izlerken sizde yemeğinizle filme eşlik edeceksiniz. WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

17


JAPON SİNEMASI DOSYASI

KEDERLİ ANCAK BİR O KADAR DA GÜZEL

ANIMELER YAZAR: Birsen Albayrak

ANO HANA The Flower We Saw That Day

2011 yılında yayınlanmaya başlayan anime serisi 11 bölümden oluşuyor. Dram ve yaşamdan kesit türünde olan animenin konusu ise şöyle; Kendi aralarında kullandıkları isimleri ile Jintan, Menma, Anaru, Yukiatsu, Tsuruko ve Poppo liderliğini Jinta’nın yaptığı altı kişilik bir arkadaş grubudur. Çocukluk yıllarında bir araya gelip kendilerini ‘Adalet Savaşçıları’ olarak adlandıran bu grup ormanlık bir yerde olan üstlerinde bir toplantı yaptıkları sırada, Anaru grup lideri Jintan’na Menma’yı sevip sevmediğini sorar. Bunun üzerine çok utanan Jintan tam bir çocukluk yapıp Menma’nın yüzüne bakılacak bir kız olmadığını söyler. Menma bunları duyduğuna çok üzülse de yine de ağlamak yerine gülümser. Grubun mız mızı olmasına rağmen Menma’nın ağlamayıp gülmesi üzerine Jintan çok sinirlenir ve koşarak ormanın

18

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

içine dalar. Menma ise Jintan’ın onun hakkında söylediklerini önemsemeksizin Jintan’nın peşinden gider. Jintan söyledikleri için ve Menma’yı gerçekten üzdüğünü anladığı için daha o an pişman olur ve yarın ondan özür dileyemeye karar verir. Ama bunu yapmak için çok geç kalmıştır. Çünkü Menma Jintan’ın peşinden koşarken ormanın içinde ki bir dereye düşüp hayatını kaybeder. Bu olayın üzerine gruptaki herkesin hayati tamamen değişir.


JAPON SİNEMASI DOSYASI aradığını fark eder. Bu bölümün sonunda Takaki’nin yazdığı ve kimseye göndermediği mesajların kendisini tekrardan ve Akari ile ilgili hayallerden ibaret olduğu açıklanır. Kanae, Takaki’ye karşı güçlü hislerine rağmen onun kendisinin sunabileceğinden daha büyük şeyler aradığınına inanır ve zamanla hislerini ona açıklamaktan vazgeçer. Ve final bölümü “Saniyede 5 Santimetre”: Yıl 2008’dir ve 3 karakter kendi yollarına gitmişlerdir. Takaki, Tokyo’da bir bilgisayar programcısıdır ve Akari de evlenmeye hazırlanmaktadır. Kanae’nin ne yaptığı ile ilgili kesin belirti yoktur, fakat bitiş görüntülerinde hafif yaşı ilerlemiş görünüşte okyanusun kenarında surf tahtasının yanında uzanmış ve ayrıca Takaki uçağa binerken ona elveda derken görünür. Takaki eski kız arkadaşının da kabul ettiği gibi yaşam şekline ve arkadaşlıklarına zarar verme pahasına Akari’yi özlemektedir. Akari bir gün eski şeyleri karıştırırken Takaki’ye vermek için yazdığı ve göndermediği mektubu bulur. Eski günleri için nostaljik hisler duyar fakat bunların zamanı onun hayatı için geçmiştir. Yönetmenliğini Makoto Shinkai’nin yaptığı 2007 Akari’nin özlemi ve diğer şeyler nedeniyle bir sinir yapımı animasyon filmdir. Film genel olarak kısa bunalımının sınırında olan Takaki işinden ayrılır. hikayeler zincirlemesinden oluşuyor. Konusu Bir gün yolda yürürken, tren geçididen geçerken Japonya’da geçen film, 1990’lardan başlayarak muhtemelen Akari ve Takaki farkında olmadan günümüz zamanında sona eriyor.Filmin her yan yana geçerler ve birbirlerini tanırlar. İkisi de bölümünde Takaki Tōno adlı bir çocuk merkez dururlar ve arkaya bakmaya çalışırken trenler alınmış ve önemli bir not olarak ilk bölüm cep geçmeye başlar ve birbirlerini göremezler. Takaki telefonlarının yaygın olmadığı ve elektronik pos- trenlerin geçmesini bekler fakat kadının gittiğini tanın henüz kullanılmadığı bir zamanda geçiyor. görür. Kısa bir duraksamadan sonra Takaki kendi 3 bölümden oluşan filmin birinci bölümünün te- kendine gülümser ve yürümeye devam eder. ması “Kiraz Çiçekleri”: Takaki Tōno, Akari Shinohara ilk okulda hemen arkadaş olurlar. Benzer ilgi alanları ve düşünceleri yüzünden birbirlerine yakın büyürler ve birbirlerine de aşıktırlar. Ancak ortaokula geçerken farklı kentlere ve okullara gitmek zorunda kalmışlardı. İkinci bölüm “Kozmonot”: Elfen Lied Lynn Okamoto tarafından oluşturulTakaki şimdi Tanegashima’da Uzay Merkezi’nin muş bir Japon manga ve anime serisidir. Japonbulunduğu yerdeki lisede üçüncü sınıfa gitmek- ya’da Shueisha tarafından Haftalık Young Jump tedir. Kanae Sumida, Takaki’nin sınıf arkadaşıdır dergisinde yayınlanan Elfen Lied, 2004 yılında ve orta okuldan beri ona güçlü bir aşkla bağlıdır. animeye uyarlanmıştır. 13 bölümlük anime Fakat Takaki’ye hislerini açıklamak için yeterli ce- serisinin konusu şöyledir: İnsanların bir sonrasareti yoktur. Bütün zamanını onunla harcamak- ki evrimi olduğuna inanılan Dicloniuslar, bilim tadır hatta Takaki’yle beraber eve yürüyebilmek insanları tarafından insanlığın düşmanı olarak için okul çıkışında uzun süre beklemektedir. sıfatlandırılmıştır. Normal insanlardan fizikKanae’nin hisleri Takaki’ye karşı çok belli olmasına sel olarak tek farkları iki boynuzlu olmalarıdır. rağmen Takaki her zaman onu görmezden gelir ve Oysa çok farklı bir silahları daha vardır, hatta bu sadece bir arkadaşı olarak görür. Zamanla Kanae tehlikeli silahla doğmuşlardır. Bu tehlikeli silahın Takaki’nin her zaman biri ile mesajlaştığını veya bilimsel adı vektördür. Vektörler, normal insançok çok uzaklara bakarak dalıp kalarak bir şeyler ların göremediği ortalama 2 mt. uzunluğun-

5 CENTİMETERS

per second

ELFEN LİED

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

19


JAPON SİNEMASI DOSYASI

daki kollardır. Öldürmeye eğilimli Dicloniuslar, bu silahı kullanmayı öğrendiklerinde insanlığı yok etmeye çalışan varlıklar olurlar. Bunun için önleme ihtiyaç duyan bilim insanları, doğan bütün boynuzlu çocukları ya öldürür, ya da lablarda denek olarak kullanmak için hapsederler. Bir gün bu lablardan kaçmayı başaran bir Diclonius, insanların arasına karışır. Adı Lucy olan bu Diclonius, kaçarken başına aldığı bir kurşun darbesiyle hafızasını kaybetmiş ve kişiliği bölünmüştür. Sabaha karşı denizi izlemeye gelen iki kuzen Yuka ve Kouta, sadece “nyuu” diyebilen iki boynuzlu çıplak bir kızla karşılaşırlar. Nyuu’yu evlerine götürürler ve onunla yaşarlar. Ama Nyuu’nun hafızası zaman zaman yerine gelir ve o zaman acımasız katil Lucy’ye dönüşür. İnsanlığın yok olmasını engellemek isteyen bilim insanları Lucy’yi öldürmek zorundadırlar. Bunun için önce Nana (7 numara) daha sonra da Mariko (35 numara)yı kullanmalıdırlar. Evi zamanla Yuka, Mayu ve Nana ile dolan Kouta, zaman içerisinde unuttuğu bazı şeyleri hatırlayacaklardır...

GRAVE OF THE FIREFLIES

Ateşböceklerinin Mezarı Isao Takahata’nın yazıp yönettiği 1988 yapımı animasyon filmdir. Film Akiyuki Nosaka’nın, II. Dünya Savaşı’da açlıktan ölen kız kardeşinden özür dilemek amacıyla yazdığı Hotaru no Haka (animasyon Japonya’da aynı isimle yayınlandı) isimli kısmi otobiyografik romanından uyarlanmıştır. Konusu: II. Dünya Savaşı’nın sonuna yakın bir dönemde Japonya’da geçer. Filmde, bombalanan Kobe şehrinde hayatta kalmış 14 yaşındaki Seita (清太) ve onun dört yaşındaki kız kardeşi Setsuko’nun (節子) umutsuz çabaları anlatılır.

20

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

CLANNAD

Clannad anime serisi 2007-2008 yılları arasında 23 bölüm olarak yayınlanmıştır. Yönetmenliğini Tatsuya Ishihara’nın, senaristliğini ise Fumihiko Shino’nun yaptığı serinin konusu ise şöyle; Küçük yaşta annesini kaybeden Tomoya, babası ile yaşamaktadır. Ancak babası, eşinin ölümünün üzerine kendisini alkol ve kumara vermiştir. Tomoya ve babasının halihazırda kötü olan ilişkileri, Tomoya ve babasının bir kavgaları esnasında babasının, Tomoya’nın kolunu yaralamasıyla daha da kötüleşir ve birbirlerinden tamamen uzaklaşırlar. Kolundaki kesik yüzünden basketbol klübünden de ayrılmak zorunda kalan Tomoya, okuldan ve arkadaşlarından da uzaklaşır. Lise son sınıfda okuyan Tomoya Okazaki, sınıf arkadaşları tarafından artık bir serseri olarak görülmektedir. Ancak Youhei Sunohara dışında arkaşı olmayan Tomoya’nın hayatı, okulda hiç bir arkadaşı olmayan Nagisa Furukawa ile tanışması ile tamamen değişir. İlk başta Nagisa ile çok ilgilenmiyor görünse de, bir süre kendisini onunla birlikte bulur ve yavaş yavaş kalbini açmaya ve başka arkadaşlar da bulmaya başlar.


JAPON SİNEMASI DOSYASI

full moon

wo sagashİte

Arina Tanemura tarafından çizilen ve 2002 yılında yayınlanan mangadan adaptedir. 2002 yılında yayınlanmaya başlayan anime serisi 52 bölüm sürmüş, yönetmenliğini ise Toshiyuki Kato üstlenmiştir. Konusu ise şöyledir: Şarkı söylemeyi çok seven ve bir gün şarkıcı olmak isteyen 12 yaşındaki Mitsuki Kouyama, boğazında bir tümör olduğu öğrenir. Hastalığının tek tedavisi tümörün alınmasıdır. Tümör alınırsa, Mitsuki’nin sesini kaybetme riski oldukça yüksektir. Mitsuki bunu göze alamaz çünkü çocukluk arkadaşı Eichi’ye söz vermiştir: bir gün mutlaka şarkıcı olacaktır. Sesini kaybetmektense ölmeye razı gelir. Hayatı böyle devam ederken karşısına iki tane Shinigami (ölüm meleği) çıkar ve sadece bir yılı kaldığını, bir yıl sonra öleceğini söylerler. Zamanın gittikçe azaldığı anlayan Mitsuki, idol yarışmasına katılıp bir an önce şarkıcı olmaya karar verir. Mitsuki, iki Shinigami, Meroko ve Takuto’nun da yardımlarıyla ölmeden hayallerini gerçekleştirmeye çalışacaktır.

JAPON MÜZİK DERGİSİ

SONATA’NIN 4. SAYISI YAKINDA SİZLERLE! Gelenekselden popülere Japon müziğini Türkiye’deki sevenleri ile buluşturan SONATA E-Dergisi’nin 3. sayısında sizleri birbirinden önemli içerikler bekliyor! #SONATADERGİSİ WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

21


ANİME-MANGA DOSYASI

USAGI’DEN PIKACHU’YA EFSANEVI 10

ANİME KARAKTERİ

1

YAZAR: Olca Karasoy

USAGİ TSUKİNO Sanırım sakarlığın sevimlilik belirtisi olduğunu bize kanıtlayan yegane karakter Usagi karakteridir. Adı üstünde o bir tavşan. Sevimli, eğlenceli ve masum… Hatta o kadar saf ve masum ki izleyenleri masumluğu ile büyülemeden edemiyor. Büyük aşkı Smokinli Şövalye ile maceradan maceraya atılışlarını 90’ların çocukları çok iyi bilir herhalde. Sakar ve şaşkın bir kızken Ay Savaşçısı’na dönüşümü, gücünün yetmeyeceğini bile bile sevdikleri için bütün kötülüğü karşına alışını senelerce izledik ve iyiliği ile saf ALUCARD kalpliliği birçoğumuz ondan öğrendik. Usagı, tek başıBöyle birisini nasıl anlatabilirsiniz ki? Öncena olmaktan ziyade arkadaşları sayesinde güçlü olan likle ismini tersten okuyun :) Baş vampir olan bir karakter. Ay Savaşçısı’nı Ay Savaşçısı yapan diğer Alucard, kişisel nedenlerden dolayı vampir savaşçılar ve ebedi aşkı Smokinli Şövalye’dir. avlayan Hellsing teşkilatı için çalışmaktadır. Ucu bucağı gözükmeyen bir güce sahip olmasına karşın efendisi Sir Integra Fairbook Wingates Hellsing’tir. Alucard, klişe vampir güçlerinin yanında doğaüstü güçlere de sahiptir. Kırmızı paltosu ve şapkası, sarı gözlükleri ile inanılmaz bir karizma da eklenince ortaya adeta bir karizma abidesi çıkmış. Korkusuz oluşu, yıkıldıkça kat kat güçlenerek karşılık vermesi ve sinsi gülümsemesiyle Alucard’ı karşınıza almak istemezsiniz. Her ne kadar ihtiyacı olmasa da devasa silahı “Jackal”ı size doğrulttu mu geçmiş olsun.

2

22

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


ANİME-MANGA DOSYASI

3

GUTS Adamın yüzü bir türlü gülemedi. Asılan bir anneden doğması ile aslında kaderi çoktan belliydi: Acı ve keder. İki metre boyu yetmezmiş gibi kendi boyu kadar olan devasa kılıcıyla Guts bir ölüm makinesi. Eğer şeytani bir varlıksanız veya onu kızdıracak bir şey yaptıysanız hayırlı işler. Ömrü boyunca kılıç sallamış olan Guts, bu denli bir kılıçla gezmeyi eski ustası Gambino’ya borçludur. Henüz bir bebekken himayesine aldığı Guts’a güçlensin diye boyundan büyük kılıç verince Guts daima en az kendisi kadar büyük kılıçlarla gezmeye başlamıştır. Ebedi dostu (ve ebedi düşmanı) Griffith ile tanışıp Şahinler Takımı’na katılmasıyla hayatı tamamen değişir. Üstelik orada Casca ile tanışmasıyla ilk defa aşkı da tadar. Birçok kahramanın aksine Guts iyilik için değil kendisi ve önemsedikleri için savaşmaktadır.

4

5

LELOUCH Vİ BRİTANNİA Benim için anime karakterlerinin en etkileyicisi, en büyüleyicisi ve en harika olanı kesinlikle Lelouch’dur. Birçok kişi zalimliği (aslında intikam duygusu ile birleşince kontrolden çıkan gücü) sebebi ile onu yargılasa da anime tarihinde yaratılmış en iyi karakter olduğunu düşünüyorum. Lelouch’un küçük yaşta annesinin öldürülmesi sırasında kardeşi tekerlekli sandalyeye mahkum olmuş ve gözleri kör olmuştur. Bu olayın hesabını sormak için babasına gittiğinde ise asıl büyük darbeyi yer çünkü babasının bu olayı umursamadığı gibi kardeşi ile onu ölüme terk etmiştir. Soylu ailelerden birisinin sahip çıkması ile iyi bir okula giden Lelouch intikam yemini gerçekleştirme fırsatı bulur ve macera başlar. Lelouch gerek zekâsı gerekse karizması ile özellikle bayan izleyenleri etkisi altına almış bir karakterdir. Soğuk kanlı oluşu da karaktere ayrı bir karizma katıyor. Elbette keskin zekasını da göz ardı etmemek lazım.

EDWARD ELRİC Olayın boy ve kas gücünde olmadığının yegane kanıtı Edward. Sürekli küçük kardeş sanılan Edward, annesi öldükten sonra küçük kardeşi Alphonse ile baş başa (ilgisiz babaları sağ olsun) kalınca yememeleri gereken bir halt yerler ve yasak simya icra ederler. Edward bir kolunu ve bacağını kaybeder lakin kardeşi Alphonse o kadar şanslı (evet maalesef şanslı diyorum) değildir. Küçük SPİKE SPİEGEL Al, komple vücudunu kaybeder ve Edward son anda Vampir, devrimci, uzaylı, savaşçı olacak da ruhunu o esnada odada bulunan bir zırha bağlamayı uzay kovboyu olmayacak mı? Kült haline başarır. Yani her ne kadar iki kardeş komik anlar yaşasa gelen Cowboy Bebop’un ana karakteri olan da aslında geçmişleri acıklıdır ve Edward’ın üzerinde Spike Spiegel, gelmiş geçmiş en karizmatik karaktersürekli bir pişmanlık duygusu vardır. Bu durumu dülerden birisi. Silah kullanımında ve dövüş sanatlarında zeltmek için de varını yoğunu ortaya koymaya hazırdır. usta, dağınık ve kabarık saçları, uzun bacakları ile güzellik abidesi desem abartmış mı olurum? Jazz müziği eşliğinde bizlere sunulan Spike için tam olarak bir kahraman diyemeyiz. Kendisi Bebop adlı uzayda yolculuk yapan gemide ortağı Jet Black ile kelle avcılığı yapmaktadır. Yani kafasına ödül koyulan suçluların peşindedirler. Elbette her kahraman gibi kendisinin de geçmişinde yaşadığı acı dolu bir deneyim vardır. Tabi, acı çekilecek ki kahraman olasın ama değil mi?

6

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

23


ANİME-MANGA DOSYASI

7

SAİTAMA Günümüzün popüler karakteri… Her gün yüz şınav, yüz mekik, yüz squad ve on km koşu, kışın kalorifer ve yazın da klima yasak. Eğer sizde bunları saçlarınız dökülene kadar yaparsanız neden bir Saitama olmayasınız ki? Vurdumduymaz tavırları, tek ciddiye aldığı şey marketteki indirimler olan Saitama ilk bakışta önemsenmeyecek bir görünüm çizebilir lakin tek yumrukta devleri dahi yıktığında iyi ki ona bulaşmamışım diyeceksiniz. İnternette yayınlanan web – mangasından animeye kadar uyarlanan One Punch Man’in sevilen kahramanının öne çıkan en büyük özelliği yenilmez olmanın sizlere hissettirdiği haz. Yok edilemiyor ve sadece ama sadece tek yumrukla rakibinin işini bitirebiliyor! Bu müthiş bir güç! Giydiğin kıyafet komik, karizmatik değilsin ama hepimizin gönlündesin yumurta kafa.

9

L Yemek yemeyi sever misiniz? Yemek sizin için bir ihtiyaç mı yoksa mutluluk kaynağı mı? Evet, yemek benim için olduğu gibi sizin içinde bir mutluluk kaynağıysa o zaman L’yi daha kolay anlayacaksınız. Çünkü L bir yemek aşığı. Evet, yemek yemeye bayılan, soğukkanlı, umursamaz bir karakter. Onun o umursamaz tavırları da onu efsane anime karakterlerinden yapmaya yetiyor ve artıyor bile. Çevresindekileri kukla gibi görünmez bir iple istediği doğrultuda yönetmesi onu usta bir dedektif kılıyor. Tuhaf suçları, uykudan nefret ettiği için gözlerinin altının sürekli kara oluşu ve garip oturuş biçimiyle de kendine has bir havası var. Daha ilk karşılaşmamızda zekice bir hamle ile televizyona dublörünü çıkararak kendisi gibi keskin bir zekaya sahip olan ezeli düşmanı Yagami Light’ın Japonya sınırları içinde oluşunu GOKU İlk gördüğümüzde küçücük saf bir çocuk- tespit etmesi zekasının büyük bir örneği. tu Goku. Dikenli siyah saçları, maymun kuyruğu ile dövüşmesini de iyi bilirdi. Goku o kadar saftı ki Bulma’yı görene kadar karşı cinsin varlığından bile bihaberdi. Sonraları biz büyüdük ama bizle beraber Goku da büyüdü. Büyüdü, evlendi ve çocukları bile oldu. Eski saflığı kalmasa da temiz kalpliliğini asla yitirmedi. Saiyan olduğunu öğrendikten sonra dünyası da bir hayli değişti. Yeni dünyalar, yeni düşmanlar keşfetti ve düşmanların her biri bir öncekinden daha güçlüydü. Lakin merak etmeyin; PİKACHU düşman güçlendikçe Goku da level atladı. Saiyan 1, Evet, doğru okudunuz. Listemizin Saiyan 2, Süper Sayan derken bu liste uzar da gider... küçük sürprizi Pikachu. Anime izleyin

8

10

veya izlemeyin herkes Pikachu’yu tanır. Pikachu evrensel bir karakter, bir semboldür. Diğer karakterler kadar güçlü, karizmatik veya güzel olmayabilir lakin en ünlüsü de elektrik çakan sevimli pokemonumuzdur. Hepimizin ilk göz ağrı, Ash’in ilk pokemonu ve gönlümüzün efendisi olan Pikachu bu yüzden onur konuğumuz olarak listemizde her almayı fazlasıyla hak ediyor.

24

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


ANİME-MANGA DOSYASI

.

. .

.

. .

?AILENIZIN ANIMECISI SU TUNÇ’UN DÜNYASI

M

erhaba sevgili okuyucularımız, biliyorum dergimizde röportaj görmeye çok alışık değilsiniz, biz de değiliz. Ama bu ay bir değişiklik yapmak istedik. Buloğunu takip ettiğimiz, bizi de takip ettiğini bildiğimiz Su Tunç ile eğlenceli bir röportaj gerçekleştirdik. Zaten kendisi geçtiğimiz ay sitemiz için eğlenceli bir sezon incelemesi yazmıştı.O zaman sözü fazla uzatmadan sizi röportaj ile baş başa bırakıyorum. Selam Su, öncelikle kısaca seni tanıyalım biraz. Her ne kadar sıkı anime takipçileri arasında kayda değer bir etkin olsa da, yine de seni tanımayan okuyucularımıza kısaca seni tanıtmak isteriz. Meraba, ben Su Tunç. Anime / manga eleştirmeniyim. Eleştirilerimi alt yıldır tutmakta olduğum blogumda yayımlıyorum. Tabii blogumda yalnızca anime ve manga yok; film, dizi, müzik yazıları, Asya kültürü ve kendi denemelerim de dahil birçok farklı konuda içeriğe ulaşmak mümkün.

25

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

RÖPORTAJ: Hafize Mutlu

Ayrıca gazetecilik yapıyorum ve birkaç ay içinde ilk romanımı elime alacağım. Peki anime ile nasıl tanıştın? Daha da önemlisi, birçok izleyici gibi sadece izlemekle yetinmeyip yazmaya nasıl karar verdin? Yazar ve gazeteci kimliğin olduğunu biliyorum ama anime yorumlamak, tanıtmak sen de biliyorsun ki ayrı bir kulvar. Neler söyleyebilirsin bu konu hakkında? Anime ile herhalde benim yaş grubumun geneli gibi Şeker Kız Kendi ve Ay Savaşısı ile tanıştım. Tabii o sıralarda izlediğim şeyin “anime” olduğunun farkında değildim. Birçoğumuzun Pokemon, Digimon veya Beyblade’den sonra son verdiği anime macerası bende bir tutkuya dönüştü. Yazmak konusunda ise tamamen tesadüf diyebilirim. Bir süredir blog tutuyor, aynı zamanda anime de izliyor olmama rağmen blogumda bahsetmek aklıma çok sonra geldi. Bunun nedeni de sanırım önümde fazla olmayışıydı. “Ya bu kadar anime WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

25


ANİME-MANGA DOSYASI izliyorum, önereyim bir iki tanesini bari” dedim bir gün ve gerisi geldi zaten. Sadece anime değil, manga yazılarında var bloğunda. Manga tanıtmak-yorumlamak ile anime tanıtmak-yorumlamak arasında bir fark var mı peki? Sen hangisini yazmaktan daha çok hoşlanıyorsun? Ben mangaya azami önem veriyorum. Herhalde okuduğum manga sayısı izlediğim anime sayısını ikiye, belki de üçe katlar. O nedenle blogumda da sürekli -özellikle uyalama animeler için- manga okumanın konuyu ve karakterleri anlamak açısın- doğru zamanda o kurgu o insanı bulmuştur yaldan daha yararlı olduğunu vurguluyorum. nızca. Tokyo Ghoul’da sanırım bende öyle oldu. Protagonisti çok iyi anladım, karakterleri ayrıca Manga yorumlamak ile anime yorumlamak sevdim. Bu açıdan Tokyo Ghoul’un bende yeri arasında çok büyük farklar var. Manganın arkasın- çok büyük. Sizi şaşırtacağım ancak Tokyo Ghoul da genellikle tek bir beyin (mangaka) bulun- en sevdiğim manga değil. En sevdiğim manga ne duğundan analizi de bir ekip işi olan animeden ben de pek bilmiyorum ancak başa dönüp dönüp farklı oluyor tabii. Haftalık olarak tefrika edilen tekrar okuduklarım sanırım Monster, Berserk ve mangalardaki çizimlerden mangakanın ruh halini Death Note. bile anlamak mümkün oluyor. Ne kadarı mangakanın kendi fikri, ne kadarı editörün taramasından Peki en sevdiğin animeyi sorsam? One Punch geçmiş hepsi dikkat ve analiz gerektiren şeyler. Man hayranlığını da biliyorum ama en sevdiğin Animede renklendirmelere, karakter dizaynları- anime sıfatını taşıyabiliyor mu bu seri? na bakarken mangada mangakanın psikolojik dünyasına da yolculuk etmiş oluyorsunuz Anime konusu daha da karışık. One Punch Man, Saitama tişörtüm nedeniyle ortaya atıldı. Çok Tokyo Ghoul mangayı sıkı takip ettiğini ve bloğun- sevdiğim biranimeancak kesinlikle “en” değil. Bu da da güncel olarak incelemelerde bulunduğunu konuda oyumu sanırım Neon Genesis Evangelion biliyorum. En sevdiğin manga olarak Tokyo Ghoul ve Psycho-Pass’ten yana kullanacağım. diyebilir miyiz peki? Evet ise neden? Farkı ne? Bir çok manga okuyucusu kaynağı manga olan Tokyo Ghoul, evet! Böyle bir soru bekliyordum animeleri başarılı bulmuyor. Tamam, 20 dakiaçıkçası. Google’da bile adımı soyadımı aratın- kalık bir bölümden sayfalarca anlatılan bir konu ca ardından Tokyo Ghoul çıkıyor hemen. To- derinliği bekleyemeyiz ama gerçekten mangası kyo Ghoul’u sevmemin öyle çok özel bir nedeni kadar iyi diyebileceğin işler yok mu? Sen de önyok. Her insan için bir film, bir roman, bir manga yargılı mısın mesela manga kaynaklı animelere? özelolur ve onun sebebini bilmez. Doğru yerde Mangaların animeye uyarlanması konusu tam bir kaos. Bu konuda asıl öne çıkan anime stüdyoları oluyor. Örneğin MadHouse stüdyosunun ürettiği uyarlamalar manga asıllarına taş çıkartacak seviyede. Bu animelerden bazıları; Monster, Kiseijuu sei no Kakuritsu, Death Note, One Punch Man. Ayrıca yine kurguda değişikliklere gitmekle birlikte oldukça başarılı bulduğum BONES ve A-1 Productions oldukça iyi işler çıkartıyor. Shingeki no Kyojin’in de uluslararası alanda bu denli büyük bir başarıya ulaşmasının başlıca sebelerinden biri, anime uyarlamasının gerçekten çok iyi olması.

26

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

26


ANİME-MANGA DOSYASI Bir de live-action’larla ilgili fikrini öğrenmek istiyorum. Japonlar sevilen mangaları anime yaptıkları gibi sevilen animelerini de zaman geçirmeden live-action olarak çekiyorlar biliyorsun ki. Sence doğru bir yaklaşım mı bu? Live action konusu anime ve manga severlerin en çok başını ağrıtan olaylardan biri. Japonlar tutan animelere vakit kaybetmeden bir uyarlama yapıştırıveriyorlar. Çoğu ana kurguyla alakasız, garip bir şey oluyor. Görsel efekt gerektiren filmler konusuna hiç girmiyorum çünkü çoğu tam bir fiyasko. Buna karşın, gündelik hayatla ilgili olan manga ve animelerin uyarlamalarında başarlılar. Live-action demişken Ghost in the shell’i sormasam olmazdı. Hollywood da bu live-action furyasına katılıp Ghost in the Shell Stand Alone Complex’i uyarlıyor. İlk görüntüler gelmeye başladı bile! Ne düşünüyorsun bu yapım hakkında, bizleri tatmin eder mi sence?

“sündüreceğinize, bitirin daha iyi” diyorum. Ancak bir yandan da okuyucu veya izleyici o hikayeyle duygusal bir bağ kurduğundan, istese de istemese de kopamıyor. Hele bir animeyle birlikte büyüdüyseniz, o animeyle alakalı ne olursa kaŞu sırada Hollywood’da bir Japon rüzgarı esmek- bul ediyorsunuz. Ben kişisel olarak bu denli uzun te. Netflix Death Note’un Amerikan uyarlamasını soluklu animeleri pek tercih etmiyorum. Hatta çekiyor. Cowboy Bebop uyarlaması için ise ilk Gintama dışında hiç sıkılmadan takip ettiğim adımlar atıldı bile. Gerçi buna Japon rüzgarı de- uzun soluklu manga / anime yok diyebilirim. Tabii mek doğru değil. Ortada Japon kültürüyle ilgili uzun soluk var, uzun soluk var; Hunter x Hunter bir uyarlama yok çünkü. Hollywood’un Japon ve Berserk gibi sürekli hiatusa giren mangalar da bilim kurgu / fantastik animelerine olan ilgisi okuyucuyu hikayeden uzaklaştırıyor. DC ve Marvel karakterleri arasında gidip gelen sektörde bir nefes alma aracı olarak kullanılıyor. Son soruma geçmeden önce bizimle bu röporGhost in the Shell konusunda ise oldukça umut- tajı yaptığın için teşekkür etmek istiyorum Su. luyum ancak geç kaldıklarını düşünüyorum. İlk Umarım yazılarını daha sık görürüz dergimizde/ filmi 1994’te çıkan bir yapımı yirmi iki sene sonra sitemizde. Evet, son olarak şunu sormak istiyohatırlamak biraz komik geliyor. Scarlett Johans- rum; sitemiz ve dergimiz ile ilgili ne söyleyebilson Motoko Kusanagi rolüne oldukça uygun. irsin? İzleyici ve okuyucu olarak kısaca düşünceleriSanırım görsel efektleri göz dolduran ancak oldukça ni öğrenebilir miyiz? “Amerikan” bir film izleyeceğiz. Sitenizi de derginizi de oldukça profesyonel buAnime izleyicileri olarak kendi içimizde birçok luyorum. Türkiye’de yaşayan ve Japon kültürüne konuda zıt kutuplarda olabiliyoruz. Kimimiz sa- ilgisi olan herkes mutlaka ilgisini çekecek içerikler dece eski animeleri izleyip yenileri izlemezken, buluyordur. Amerikan dizileri ve filmleriyle ilgili tonkimimiz de sadece dönem animelerini takip larca -gereğinden de fazla- inceleme ve haber ediyor mesela. Bazılarımız ise Naruto ve One yapan site olmasına karşın Uzak Doğu çok geri Piece gibi uzun serilerin saçmalığından dem planda kalıyor. Anca film festivallerinde gösterilen birkaç ünlü yönetmenin filminden tanıyabiliyoruz vuruyor. Senin böyle kriterlerin var mı? Japon sinemasını. Sinema dışında Japonya’da One Piece, Naruto, Bleach gibi uzun soluklu neler oluyor, hangi müzikler dinleniyor, hangi manga / animelerde “filler” denilen ve kurguya festivallere gidiliyor hepsini sitenizden öğrenmek herhangi bir katkısı olmayan bölümler oluyor. mümkün. Bu tarz içerikleri yayımlayan siteler ve Bu açıdan baktığımda ben de birçok kişi gibi dergilerin artmasını temenni ediyorum. WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

27


ANİME-MANGA DOSYASI

.

.

.

ANIME MITLERI .

.

HALK HIKAYELERI VE EFSANELER Her halkın kültüründe olduğu gibi Japon kültüründe de bir sürü mit ve mitolojik hikayeler, varlıklar bulunmakta. Kaldı ki Budizm ve Çin kültüründen oldukça fazla etkilenen Japonların, genel olarak doğu kültüründe de özel bir yerleri olduğu için, kendilerine özgü hikayelerinin olmadığını düşünmek saçma olurdu zaten. Mitler dediğimiz zaman elbetteki önce yaradılış ile ilgili hikayeler geliyor akla. Mit dediğimiz şey de geçmişten günümüze kadar dilden dile aktarılarak gelmiş halk hikayeleridir aslında. Nasıl ki bizde bozkurt, ay ve ateş gibi mitolojik öğeler varsa Japonlarda da en bilinen yaradılış mitleri arasında İzamani ve İzanagi çifti var. Bazı

28

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

YAZAR: Hafize Mutlu kaynaklarda farklılık gösterse de temelde hikaye aynı yaradılış mitlerinde. Yeryüzünü İzamani ve İzanagi çiftinin oluşturduğu söyleniyor mesela. En basit haliyle anlatmam gerekirse, Tanrı İzanagi Tanrıça İzamani’ye değerli taşlarla süslü bir mızrak veriyor. Ve bu mızrakla biçimsiz bir sıvı (sonradan dünya olacak) kütlesini karıştırmasını söylüyor. İzanagi karıştırdıkça koyulaşan kütle katılaşarak bir ada şeklini alıyor ve mızrağın ucundan düşüyor, bu adada evlenen İzanagi ve İzamani’nin bir çocuğu oluyor. Biçimsiz olan bu çocuğu denize bırakıyorlar. Bir çok kaynakta bu tanrı çiftimizi kardeş olarak görmüş olsak da çocuğun biçimsizliğinin nedeni


ANİME-MANGA DOSYASI

Kagutsuchi’yi doğururken yanarak ölen Tanrıça İzamani’nin acısına dayanamayan Tanrı İzanagi’nin onu yeraltı dünyasında görmeye gittiği ve Tanrıça İzamani’nin oldukça kötü bir şekilde olduğu bile söyleniyor.

İZANAGİ VE İZANAMİ (TEMSİLİ)

olarak Tanrıça İzamani’nin beraber olduktan sonra, Tanrı İzagani’den önce konuşmasından kaynaklandığı söyleniyor aslında. Bu arada denize bırakılan çocuğun ismi Hiruko ve bazı yerlerde yedi şans tanrısından birisi olan Tanrı Ebisu ile özdeşleştirilmiş. Bundan sonraki birleşmelerinden adaları, dağları ve doğayı yaratan Tanrı İzanagi ve Tanrıça İzamani’nin tanrıları da yaratmaya devam ettiği rivayet ediliyor. Ateş Tanrısı Kagutsuchi, Güneş Tanrıçası Amaterasu Ohomikami, Ay Tanrısı Tsukuyomi no mikoto ve Fırtına ve Deniz Tanrısı Susa no Wo bunlardan sadece birkaçı. Ateş Tanrısı

En bilinen yaradılış miti olan bu hikayenin kahramanları ve öğeleri elbette bir çok animeye ve mangaya da konu olmuş. Hala da oluyor! Bunlardan en popülerlerinden birisi olarak Noragami’yi örnek gösterebilirim. Noragami yedi şans tanrısı mitiyle oldukça bağlantılı bir konuya sahipken ikinci sezonda Ebisu karakterini annesi İzamani ile buluşturan bir konuya da sahip. Her ne kadar zaman zaman ciddi konulara değinse de oldukça komik ve eğlenceli bir anlatımı olan Noragami dışında Gintama gibi seriler de bu mitten esinlenmiştir. Aslında Tanrı İzanagi ve Tanrıça İzamani’nin hikayesinin devamı da mevcut. İzanagi, İzamani’yi karanlıklar ülkesinde kötülüklere bulaşmış olarak buluyor. İzamani, İzanagi’ye kaçmasını ve bir daha WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

29


ANİME-MANGA DOSYASI

[NARUTO] İZANAGİ VE İZANAMİ

da gelmemesini söylese de bunu yapmasını tam olarak istemiyor aslında. Fakat İzanagi kaçıyor ve İzamani de buna çok sinirleniyor. Tanrı İzanagi karanlıklar ülkesinden kaçıp dünyaya gelince arınmak istiyor fakat Tanrıça İzamani de peşinden dünyaya geliyor. Bu arada artık İzamani’nin bir iblis olduğu söyleniyor. İzamani, İzanagi’ye bu davranıştan ötürü her gün bin kişiyi öldüreceğini söylüyor, İzanagi ise her gün bin beşyüz kişinin doğacağının garantisini veriyor. Böylece Tanrı İzanagi doğumla anılırken, Tanrıça İzamani ölümle anılmaya başlıyor. Zaten anime serilerinde de Tanrıça İzamani’yi kötü ya da kötülüklerin temeli olarak görüyoruz genellikle. Yukarıda verdiğim Noragami örneği bunlardan bir tanesidir mesela. Bir başka örnek olarak Persona 4’u verebilirim. Burada da yaradılış mitinden esinlenilmiş bir İzanagi karakteri görürüz. Bir diğer İzanagi karakteri ise Naruto animesinde karşımıza çıkıyor. Hatta İzanagi İzamani karşılaşması bile görüyoruz! Tanrı İzanagi’nin Tanrıça İzamani için döktüğü gözyaşından doğduğuna inanılan Güneş Tanrıçası Amaterasu da farklı anime serilerinde karşımıza çıkmış bir mitolojik karakter. Five Star Stories anime filmi buna bir örnek olabilir. Güneş Tanrıçası Amaterasu’nun erkek kardeşi olan Ay Tanrısı Tsukuyomi de Yugi-oh ve Pokemon gibi anime serilerinde gördüğümüz mitolojik bir karakter.

NATSUME YUUJİNCHOU

30

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

Biraz da korku alanına girelim mitlerde… Zira Japon korku hikayeleri de çok bilinen ve hala dilden dile varlığını sürdüren bir yapıya sahip. Burada karşımıza, Akuma, Youkai ve Ayakashi gibi bir çok farklı “kötülük” içeren mitolojik varlık çıkıyor. Japon mitlerindeki canavarlar-şeytan karışımı görüntüye sahip korkutucu yaratıklara Youkai denirken, Akuma daha çok şeytan ve türevleri için kullanılıyor. Ayakashi ise Youkai gibi yaratıklar ve çoğu kaynakta ikisi birbirinin referansı olarak gösterilir. Daha açık olmak gerekirse Youkai Ayakashiyi kapsıyor diyebilirim sanırım. Bunlara örnek vermem gerekirse; mesela Natsume Yuujinchou ve xxxHolic gibi seriler Ayakashi/Youkai görebilen karakterler üzerine kurulu animeler. Hatta 2008 yılında aynı isimli görsel romandan uyarlanmış Ayakashi isimli bir de korku animesi mevcut. Bunların dışında Kamisama Hajimemashita, Ushio to Tora ve Omamori Himari gibi yapımlar içinde Ayakashi/Youkai gibi mistik öğeler barındıran yapımlardır. Korku mitleri bunlarla sınırlı değil elbette. Mesela Kuchisake onna yani “yarık ağızlı kadın” anlamına gelen bir mite göre, kocasından gördüğü işkenceyle ölen bir kadın ruha dönüşerek geceleri elinde yelpazesiyle ağzını kapatarak yalnız dolaşan erkeklere yaklaşıp onlara “güzel miyim” diye sorar ve “evet” cevabını alırsa yelpazesini kaldırıp yırtık ağzı ortaya çıkınca “peki ya şimdi” diye sorarmış. “Hayır” cevabını alırsa ya da yalan söylendiğini hissederse de o kişiyi evine kadar takip edip tıpkı kendisininki gibi ağzını yırtıp öldürürmüş. Bir diğer kurku miti ise Dodomeki. “Çok gözlü iblis” anlamına gelen Dodomeki de aslında bir Youkai’dir. Kadın olarak tasvir edilen bu canavar mitinde Dodomeki’nin uzun kollu ve küçük gözlü olduğu, pazar gibi kalabalık yerlerde insanların paralarını çaldığına inanılıyor. Bir başka Youkai karakteri olarak Hashihime’ler söylenebilir. Onlar da uzun köprülerde yaşadıklarına inanılan kıskanç tanrıçalar olduğuna inanılıyor. Eğer bir köprüden geçerken başka bir köprü hakkında iyi bir şey söylerseniz lanetleneceğiniz düşünülüyor. Aslına bakarsanız hem yaradılış ile alakalı hem de korku yani Youkai’lerle alakalı mitler ne saymakla ne de yazmakla biter. Çok çeşitli ve sayıca da çok oldukları için animelerde de kendilerine sıkça yer buluyorlar. Fakat bu yer bulma şekli genellikle karakter bazlı olup hikaye ile çok da alakalı ol-


ANİME-MANGA DOSYASI mayabiliyor. En azından anime serileri için bunu söyleyebilirim. En basit örnek olarak yukarıda sıraladığım İzamani ve İzanagi çiftinin tasvirleri hemen her animede farklılık gösteriyor. Sadece misyonları aynı olan bu karakterlerin anime dünyasındaki konumları da farklı aslında. Fakat iki yönetmen var ki filmlerinde bu öğelerin karakterlerini kullanmakla kalmayıp çok daha farklı dünyalar kurgulayabiliyorlar. Gihibli’nin iki ustası Miyazaki ve Takahata’dan bahsediyorum elbette. Ustaların mitolojik öğeler barındıran işlerine en basit örnek olarak Miyazaki’nin Mononoke Hime (Prenses Mononoke), ve Sen to Chihiro no Kamikakushi’si (Ruhların Kaçışı) ve Takahata’nın Heisei Tanuki Gassen Ponpoko’su (Pom Poko) gibi filmleri verebilirim. Fakat Miyazaki’den ziyade Takahata bana daha çok “mitlerin adamı” gibi geliyor. Zira Takahara Miyazaki’ye göre daha geleneksel bir yazar-yönetmen. Kaguya-hime no Monogatari (Prenses Kaguya Masalı) gibi bir hikayeyi bu kadar başarılı bir şekilde aktarabilmesini bu geleneksel yanına bağlıyorum ben. Konumuza dönersek; animelerde mitolojik öğeler sadece Japon mitlerindeki karakterlerle sınırlı değil tabi ki. Mesela Heroic Age ve Saint Seiya The Lost Canvas gibi yunan mitolojisine, Matantei Loki Ragnarok gibi iskandinav mitolojisine gönderme yapan seriler de mevcut. Ayrıca Ergo Proxy gibi yunan mitolojik öğelerini daha farklı yorumlayan post-apokaliptik yapımlar da çıkıyor karşımıza. Dragon Ball ise eski bir Çin mitine dayanıyor. Öte yandan İskandinav yani kuzey mitolojisinde önemli bir varlık olan Elf’ler bir çok anime serisinde karşımıza çıktı ve hala çıkmaya da devam ediyor. No Game No Life, Overlord, Gate: Jieitai Kanochi nite Kaku Tatakaeri, DanMachi, Re:Zero, Long Horizon ve Sword Art Online bunlardan sadece birkaçı. İçerisinde Japon mitolojisinden öğeler bulabileceğiniz diğer yapımlara örnek vermem gerekirse; Gegege no Kitarou, Kamichu!, ve Blue Seed gibi animeleri sayabilirim. Evet, bu ayki yazımda animelerdeki mitolojik öğelerden bahsetmeye çalıştım. Umarım yeterli olabilmişimdir. Zira mitolojik dipsiz bir kuyu. Hele ki Japon mitolojisi…

MONOKE HİME

HEİSEİ TANUKİ GASSEN PONPOKO

SANT SEİYA THE LOST CANVAS

KAMİCHU!

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

31


ANİME-MANGA DOSYASI

..

. 2016’nIN ONE CIKAN

SONBAHAR ANİMELERİ A YAZAR: Ahmet Ziya Sekendiz

JİN [2. SEZON] Ajin’in 2. sezonu 7 Ekim itibariyle yayınlanmaya başladı. Geçen sezonların en ilgi çeken yapımlarından olan Ajin, ölümsüz olmanın pek de iyi olamayabileceği üzerine kurgulanmış bir hikaye. Anime’de ilk defa Afrika’da ortaya çıkan ölümsüz “Ajin” zaman içinde çoğalır ve toplum içinde görülmeye başlanır. Ajinler üzerinde araştırılacak çok şey olmasına rağmen sayıları çok azdır. Bu nedenle bir ajin yakalayana ödül vadedilir. Bir lise öğrencisi olan Kei Nagai ölümcül bir trafik kazası geçirir ama ölmez! RİFTERS Böylece o da bir ajin olduğunu anlar. Artık hayatı tamaBu sezonun en dikkat çekici yapımlarından men değişmiştir. Geçen sezon özellikle CGI tarzı canbiri olan Drifters da bir mangaya dayanıyor. landırması ile hem ilgi hem de tepki çeken anime bu 7 ekimde 12 bölüm yayınlanmak üzere sezon da dikkat çekecek gibi görünüyor. başlayan anime, daha önce yayınlanan OVA’sı ile kaliteli bir iş izleyeceğimiz izlenimini oluşturdu. İlk tanıtımı Kyoto Anime Manga Fuarında yapılan Drifters, gerçekten yaşamış bir samuray olan Shimazu Toyohisa’nın Sekigahara Savaşı sırasında ölmek üzereyken kendisini bambaşka bir dünyada bulması ve bu dünyada Japon tarihinde karşımıza çıkan ünlü savaşçılarla savaşmak zorunda kalmasını konu ediyor. Serinin yönetmeni, JoJo’s Bizarre Adventure ve JoJo’s Bizarre Adventure: Stardust Crusaders’ı da yöneten Kenichi Suzuki. Serinin Helsing’e benzerliği dikkat çekiyor.

D

32

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


ANİME-MANGA DOSYASI

B

UNGOU STRAY DOGS [2. SEZON] Kafka Asagiri’nin yazıp Sango Harukawa’nın çizdiği 10 cilde ulaşmış ve devam eden mangadan uyarlanan Bungou Stray Dogs, geçen sezonki 12 bölümlük yayınının ardından 6 ekimde yeni sezon bölümlerine başladı. Yōji Enokido’nun yazıp Takuya Igarashi’nin yönettiği anime, yetimhaneden atılan ve bir başına kalan Nakajima Atsushi’nin intihar etmeye çalışan Dazai Osamu adlı bir adamı kurtarması ile başlar. Bu adamın doğaüstü güçleri vardır ve özel bir dedektiflik kurumunun üyesidir. Bu kurum karışık davaları incelemektedir. Dazai Osamu, gerçekten yaşamış bir yazar. Hem de intihar ederek ölmüş bir yazar. Animede başka Japon yazarlar dışında Agatha Christie, Dan Brown, Dostoyevski gibi yazarları da görüyoruz. Bu arada 31 Ağustos 2017 tarihinde OVA’sının çıkacağı duyuruldu.

H

AİKYUU! [3. SEZON] Haruichi Furudate tarafından yazılıp çizilen Haikyū!! 2012 yılından beri devam ediyor. 2014’de başlayan anime serisi, 8 Ekim’de yeni sezonun ilk bölümünün yayınlanması ile 3. sezonuna başladı. Anime bir erkek voleybol takımı üzerine odaklanıyor. Hinata voleybol tutkunu kısa boylu bir çocuktur. Okulunda erkek voleybol takımı olmadığı için bir takım oluşturmayı başarır. Takımı resmi bir karşılaşmaya çıkar. Ancak çok güçlü bir rakiple karşılaşınca yenilirler. Hinata kendilerini yenen “kral” lakaplı Kageyama’ya günün birinde kendisini yeneceğini söyler. Sonraki sene yazılacağı lisede ikisi takım arkadaşı olacak ve bir uyum yakalayacaklardır.

N

ATSUME YUUJİNCHOU GO [5. SEZON] Anime Natsume Yuujinchou Go adı ile beşinci sezonuna başlıyor. 2008, 2009, 2011 ve 2012 yıllarında ilk dört sezon yayınlandıktan ve uzun bir ara verdikten sonra kaldığı yerden devam ediyor. Bu arada 2013 ve 2014’te iki de OVA’sının yayınlandığını belirtelim. Yuki Midorikawa’nın aynı adlı mangasına dayanan seride, Çocukluğundan beri ruhları görebilen Takashi Natsume, kimi zarar verme kimi de yardım isteme peşinde olan ruhlar yüzünden zor zamanlar geçirir. Kimse ona inanmamaktadır. Anne ve babasını kaybettiği için akrabalarında kalan Takashi Natsume ruhlarla iletişimi nedeniyle yaşadığı sıkıntılardan dolayı oradan oraya taşınmak zorunda kalır. En sonunda artık kimseye ruhlardan bahsetmemeye karar verir.

O

CCULTİC;NİNE Steins;Gate’in de yazarı olan Chiyomaru Shikura’nın yazdığı light novel’a ve 2015’de yayınlanan mangaya dayanan anime serisi 9 Ekim’de yayınlanmaya başladı. 17 Yaşındaki lise öğrencisi Yuuta Gamon’a ait “Chojo Kagaku Kirikiri Basara” adlı ve gizemli doğaüstü olayları konu alan blog’a bağlı dokuz kişinin daha büyük ve daha esrarengiz olaylar yaşaması anlatılıyor. Bu kişilerin başlarına gelenler, dünyayı da etkileyecektir. WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

33


ANİME-MANGA DOSYASI

U

DON NO KUNİ NO KİNİRO KEMARİ Nodoka Shinomaru’nun 2012 yılında yayınlanmaya başlayan manga serisinden uyarlanan anime, 9 Ekim 2016’da yayınlanmaya başladı. Tokyo’da çalışan bir web tasarımcısı olan Souta Tawara, babasının ölümü ile birlikte Kagawa’daki ailesinin udon dükkânına gittiğinde, bir erkek çocukla karşılaşır. Çok geçmeden çocuğun sırrını öğrenen Souta, Poco’ya bakmak için işini bırakmaya karar verir. 12 bölüm sürecek olan anime olayları doğaüstü konularla sunuyor.

A

Oİ ONİ THE ANİMATİON 2008 yılında çıkan korku türündeki rol yapma oyununa dayan Ao Oni, 2013’te light novel, 2014’te manga ve live action filmden sonra bu sene de anime serisine kavuştu. Şehrin dışındaki boş bir köşkte canavarlar olduğuna dair söylentiler vardır. Hiroshi ve sınıf arkadaşları, Takurou, Takeshi ve Mika, köşke girdiklerinde Ao oni (Blue Demon) adlı tuhaf canavarın saldırısına uğrarlar. Köşkten kaçabilmeleri için bazı bulmacaları çözmeleri gerekmektedir. Serinin daha çok komedi UBUKİ BURANKİ [2.SEZON] ağırlıklı olduğunu belirtelim. 2017’de bir de anime Ocak – Mart 2016 tarihlerinde yayınfilminin çıkacağı duyuruldu. lanan ve 12 bölümden oluşan Bubuki Buranki’nin ikinci sezonu The Gentle Giants of the Galaxy alt başlığı ile 1 Ekim’de başladı.10 yıl sonra Japonya’ya dönen Azuma Kazuki, bir grup adam tarafından saldırıya uğrar ve hapsedilir. Çocukluk arkadaşı Kogane Asabuki, sağ elindeki Bubuki denen bir silahla onu kurtarır. Bu silahın kendi “düşünme gücü” vardır. Kendisi de bir Bubuki kullanıcısı olan Azuma Kazuki, Bubuki’nin varlığı öğrenerek arkadaşlarıyla birlikte bir maceraya çıkar. Bu macera girişiminin amacı Oumai denen ve yer İBİKE! EUPHONİUM [2.SEZON] altında uykuda olan bir Buranki’yi (titan) bulKitauji Lisesi’nde birinci sınıfa mak ve hayata döndürmektir. başlayan Oumae Kumiko’nun okulun bando takımına katılması ardından takım arkadaşlarıyla bölgeler arası yarışmaya hazırlanışının öyküsünü izleyicilere taşıyan, Kyoto Animation’ın Ayano Takeda’ya ait Hibike! Euphonium Kitauji Kōkō Suisōraku-Bu e Yōkoso isimli romanından uyarladığı Hibike! Euphonium animesi 2015 yılı bahar sezonunda yayımlanmıştı. 6 Ekim’de 2. sezonun ilk bölümü yayınlanan anime kaldığı yerden devam ediyor. Müzik ve drama doyacağınız seride birbirinden güzel şarkılar sizleri bekliyor.

B

H

34

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


JAPON KÜLTÜRÜ DOSYASI

JAPONYA’NIN

ÇALIŞAN YÜZÜ J

YAZAR: Yeter Şeko

aponlar ya da Japonya dendiğinde insanların aklına gelen ilk şeylerden biri Japonların iş disiplinidir. İnsanların kafasında böyle bir konumlandırmaya sahip olan bu toplum gerçekten de iş konusunda oldukça sıkı bir sisteme sahiptir. Japonların dünyanın ikinci büyük gelişmiş ekonomisine sahip olmalarının sebebi ise yine işlerine olan bu bağlılık ve disiplinde yatmaktadır. Özelikle ikinci Dünya Savaşı’ndan sonra çalışma hayatında düzenlemelere giden Japonya, hızlı bir kalkınma sürecine girmiş ve 1960’lı yıllardan sonra artık Avrupa ve güce erişmek tahmin edileceği üzere çokta kolay Amerika karşısında en büyük bir rakip haline olmamıştır. Ama söz konusu Japonlar olduğungelmiştir. da bu durum çokta tuhaf karşılanmıyor. Peki, bu kadar güçlü bir ekonomiye sahip dünyanın en Japonya dünyanın üçüncü büyük otomobil gelişmiş ülkesinde çalışma hayatı nasıl? İnsanlar üreticisi ve dünyanın en büyük elektronik eşya nasıl şartlar altında çalışıyor? Popüler olan ve en üreticisi olup genellikle küresel patent başvuru- çok para kazandıran meslekler neler? Dahası yalarında çeşitli alanlardaki liderliği ile dünyanın en bancılar için çalışma olanakları ne? yenilikçi ülkeler arasında yer almaktadır. Japonya’da imalat sanayi öncelikli olarak optik cihazlar, Japonya’da çalışma saatleri diğer dünya ülkeleri hibrit araçlar ve robotik gibi yüksek teknoloji ile karşılaştırıldığında çok fazladır. Uluslararası ve hassas ürünlere dayanmaktadır. Görüldüğü Çalışma Örgütünün raporlarına göre Japonya’da üzere Japonya dünyanın ekonomi ve teknoloji ortalama çalışma saati +50’dir. Öte yandan Japondevlerinden biridir. İkinci Dünya Savaşından ye- ların yaptığı fazla mesailer bu raporlara dâhil nik çıkıp kısa sürede bu denli bir ekonomiye ve edilmemiştir. Şirket çıkarlarını daima kendi programWWW.JAPONSİNEMASİ.COM

35


JAPON KÜLTÜRÜ DOSYASI sağlamak. Japon kültürü göz önüne alındığında başarısız olma lüksüne sahip olmadıkları ve ağır bir yük altında oldukları aşikâr. Bir Genel Müdürün bir yıllık toplam maaşı ise 13.750.000 JPY(£75,165)’dir. İş Analisti: Şirketlerin iş geliştirme bölümünde sorumlu olan bu kişilerin yıllık topla geliri ise 12.000.000 JPY(£65.600)’dir. Proje Yöneticisi: Yeni bir ürünün pazara sürülmesi, yeni bir uygulamanın geliştirilmesi gibi işlerin yöneticiliğini yapan Proje Yöneticilerin yıllık tolarının önüne koyan Japonlar adeta ölesiye çalış- plam maaşı ise 11.250.000 JPY(£61,500)’dir. maktadır. Hatta 1970’li yıllardan beri kullanıla gelen Karoshi kelimesi fazla çalışma sonucu gelen ani Güvenlik Analisti: Şirketlerin güvenlik ölçümlerini ölümler için söylenen ve artık günlük jargona yer- ve data yönetimlerini üstlenen bu analistler yıllık leşmiş bir terimdir. Her ne kadar çalışma şartlarını toplam maaşı 11.000.000 JPY(£60,150)’dir. hafifletmek ve bu ölümlerin önüne geçmek için çalışmalar yürütülse de günümüz Japon çalışma Bir yabancı olarak Japonya’da çalışmak ise, üzücü hayatı da benzer bir karakteristiğe sahiptir. Bu ka- bir şekilde, kolay değildir. Öncelikle Japonlar dar uzun mesailerin geçirildiği iş dünyasına yakın- herhangi bir pozisyon için kendi vatandaşlarıdan bakacak olursak ilk karşımıza çıkan şey adeta na öncelik verirler. Bunun sebebi de tabii ki yine sivil hayatın içinde askeri disiplini barındıran ast çok kapsamlı Japon kültürüne ve dil problemine üst ilişkisidir. Kültürel olarak bakıldığında Japon- dayanmaktadır. Çünkü bu kadar geniş bir çalışma ya ataerkil ve güç mesafesi fazla olan bir ülkedir. kültürüne ve disiplinine sahip olan Japonlar yeni Bu noktayı açacak olursak, insanların duyguların- birini sıfırdan yetiştirmek yerine zaten bunun içine dan daha çok düşünceleri ile hareket ettiği Türk doğan birini tercih edeceklerdir. Üstelik daha önce kültürünün tersine önce insanın değil önce işin değindiğim çalışma koşulları göz önüne alındığıngeldiği ve patron- çalışan arasında ki mesafenin da zaten yabancı birinin, özelikle bizim gibi Akfazla olduğu bir ülkedir. Bunun yanında başarısı- deniz kültürü içine doğmuş birinin, böyle çalışma zlığın kabul edilmediği ve utanç kaynağı old- koşullarını kaldırması pek mümkün değildir. Üsuğu bir toplumdur. Bu durum öyle önemlidir ki telik hem kadın hem de yabancı iseniz karşınızda başarısız olan bir Japon onurunu korumak için ikinci bir problem çıkacaktır. Japonya’da kadınkendini öldürmekten çekinmez, keza Harakiri’nin ların iş hayatına dahil olmaması. Daha öncede doğduğu yerdir Japonya. Japonya’da popüler olan belirtiğim gibi Ataerkil bir toplum olan Japonlar ve en çok para kazandıran meslekler kısmına geld- kadınları pek iş hayatında görmek istemiyorlar. Üsiğimizde bizim ülkemizin tersine adına pek aşina telik aradığınız pozisyon yöneticilikse ikinci bir haolmadığımız daha uzmanlık isteyen işler karşımıza yal kırıklığına hazır olun. Öğretmenlik, hemşirelik çıkmatadır. Bu mesleklerin bazılarını ve maaşları gibi feminen mesleklerde kadınlar hoş görülse de bir kadının yönetici olması Japonya’da hoş karşılasıralayacak olursak: nan bir durum değil. Risk Analisti: Adından da anlaşılacağı üzere bu mesleği icra edenlerin öncelikli sorumluluğu şir- Japon iş hayatının genel çerçevesi aşağı yukarı ketlerin yatırımlarında karşılarına çıkan finansal bu şekilde. Ve son olarak söyleyebileceğim bir şey risklerin belirlemedir. Bir Risk Analisti’nin Japon- varsa Japonya’nın bu kadar güçlü bir ekonomiye ya’da ki bir yıllık toplam maaşı ise 16,000,000 JPY sahip olmasının en önemli sebebi yine bu kadar köklü bir kültüre sahip olmasıdır. Yani Japonya (£87,500)’dir. geçmişsisinden ve kültüründen aldığı bu gücü Genel Müdür: Şirketlerin belli departmanlarının geleceğini şekillendirmek için kullanan ve bunun tüm sorumluluğunu üstlenen bu yöneticilerin ilk için gecesini gündüzüne katan bir ülke. Özetle bir öncelikleri şirketin belirlediği hedeflere ulaşmasını Japonya olmak o kadar kolay değil !

36

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


COK . . YAKINDA )

KITAPLIGINIZDA!

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

37


JAPON KÜLTÜRÜ DOSYASI

.

.

.

SONBAHAKARIN EN ZARIF RENKLERI

arashiyama mo

K

endilerine has her şeyleriyle renkli bir millet olan Japonlar için festival kavramı yemek içmek kadar doğal bir hal almıştır. Kış mevsiminin son günü, ilkbaharın gelişini kutlama, Yıldız festivali, 20.yaş yetişkinlik kutlaması gibi hemen hemen her durumu bayramlaştıran Japonlar bu festivalleştirdikleri günler sayesinde kültürlerini oluşturan hiçbir ayrıntıyı da atlamamış oluyorlar. Bu kutlamalardan biri olan sonbahar renkleri festivali Japonya da sonbaharın gelişini karşılamanın en renkli yollarından biridir. Gelin bu ilginç festivallerden olan Arashiyama Momiji festivalinin atmos38

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

ferine birlikte dahil olalım. Arashiyama Kyoto’nun ünlü turistik bölgelerinden biridir. Japon tarihinin son bölümü olan Heian döneminden beri (794-1185) Kyoto’nun popüler bir noktası olmuştur. Kyoto’nun batı kısmında geleneksel ve ünlü tapınak bölgesinde yer alan Arashiyama’nın parlamasını sağlayan asıl şey ise geniş korulukların sonbahar ışıklarıyla birleşip büyüleyen bir görüntü oluşturmasıdır. The Arashiyama Momiji Festivali çok eski geleneklere bağlı kalınarak kasımın ikinci Pazar gününde güz renklerinin en güzel olduğu


JAPON KÜLTÜRÜ DOSYASI

. .

.

.

omiji festivali

YAZAR: Bensu Cangüler

yerlerde kutlanmaktadır. Festivalin öne çıkan anları: The Arashiyama Momiji Festivale eşlik eden rengarenk sonbahar yaprakları geleneksel Heian dönemi kıyafetleri giymiş sanatçılarla bütünleşir. Festivalde çeşitli sanat, dans, müzik gösterileri düzenlenir. Japon tiyatro çeşitlerinden olan Noh ve Kyogen bu eğlencelere örnektir. Festivalin önemli anlarından biri soyluların küçük botlarla Oi nehrine açılmalarının yeniden canlandırılmasıdır. Heian dönemine göre tasarlanmış geleneksel kıyafetler giymiş soylularla dolu 5 bot oi nehrine in-

diğinde görülmeye değer bir manzara oluşturur. Bottaki göstericiler geleneksel müziklerle oyunlarını sergilerler. Eski çağlardan taşınmış noh ve kyogen sanatı festivalin en unutulmaz anlarından birini oluşturur. Togetsukyo köprüsü bu renkli gösteriyi izleyebilmeniz için mükemmel bir yerdir. Festivalin önemli kısımlarından bir diğeri de açık hava çay seromonileridir. Oi nehrinde yapılan seramoniler oiran (kortezan) tarafından yapılır. Arashiyama momiji festivali yarattığı tarihi atmosferle sonbaharın bütün çekici yanlarını önünüze sermektedir. WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

39


JAPON KÜLTÜRÜ DOSYASI

NOBEL ÖDÜLLÜ JAPON HÜCRE BİYOLOĞU

YOSHINORI

OSHUMI YAZAR: Birsen Albayrak

40

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


JAPON KÜLTÜRÜ DOSYASI nedeniyle 2016 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’ne layık görüldü. Hücrenin kendisini arındıran ve yenileyen mekanizmasına “otofaji” deniyor. Yoshinori Ohsumi, hücrelerin kendilerini arındırmaları ve yenilemeleri üzerine yaptığı araştırmalarla ödüle layık görüldü. Ayrıca 8 milyon İsveç Kronu (yaklaşık 833 bin euro) para ödülünün de sahibi oldu. Nobel Komitesi’nden yapılan açıklamada, Ohsumi’nin araştırmaları ile “hücresel bileşenleri ayrıştıran ve geri dönüştüren temel bir süreç olan otofajinin altında yatan mekanizmaları keşfedip açığa kavuşturduğu” belirtildi. Ohsumi bu süreci yöneten genlerin hangileri olduğunu oshinori Ohsumi 9 Şubat 1954’te Fu- tespit etmişti. kuoka’da doğdu. 62 yaşındaki biyolog ve bilim adamı olan Ohsumi, 1974 yılında Tokyo Üniversitesi’nde doktora eğitimini tamamladı. 1974-77 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri’nin New York kentinde bulunan Rockefeller Üniversitesi’nde üç yıl boyunca çalışmalar yaptı. 1977’de Japonya’ya döndü ve Tokyo Üniversitesi’nde otofaji mekanizmasıyla ilgili çalışma grubunu oluşturdu. 2004 yılında profesörlük unvanını alan Oshumi, 2009 yılında emiritus profesör oldu. Aynı yıl Tokyo Teknoloji Enstitüsü’nde bilimsel çalışmalarına başladı.

Y

Ohsumi, 1990’lı yılların başından itibaren otofajiyle ilgilendi. Ekmek mayası kullanarak geliştirdiği yöntem sayesinde otofajide rol oynayan genleri tespit etti. Daha sonra mayadaki otofaji mekanizmasından yola çıkarak insanlardaki hücrelerin bu mekanizmayı benzer şekilde kullandığını gözlemledi. Ve bildiğiniz gibi 2016’da İsveç Nobel Vakfı tarafından, hücrelerin kendi kendini sindirmesi olarak bilinen otofaji alanındaki çalışmaları

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

41


JAPON edebİYATI DOSYASI

HAİKU’NUN İZİNDE YAZAR: Deniz Balcı

H

aiku, Japon Edebiyatı’nda kökü çok eskilere dayanan bir deyiş söyleme şeklinin şiirleşmiş halidir. Dünya yazının ise, en kısa sanatsal ifade şekillerinden biri olmakla birlikte, gelenekselleşmiş ve zaman içerisinde kusursuzlaşmış en derin şiir yazma disiplinlerinin başında gelir.

kayıt altına alınıp, gelişmeye başladığından itibaren tanka, waka, renku gibi farklı hece ölçüsü kullanan şiir türleri ortaya çıkmıştır. Birçoğu da gelişmiş ve uzun zamanlar boyunca şairlerin tercih ettiği nazım türleri olarak kullanılmışlardır. Fakat Haiku hala güncelliğini koruyan ve çok sevilen, Japonya dışında da bir çok meraklısı olan bir söz söyleme sanatı olarak Basho tarafından Haiku, ne nazım ne de nesir özelliği taşır. Batıda normlandırılmış ve en iyi örnekleri sunulmuştur. aforizmalar, doğudaysa kısmen yapısı açısından Üzerinden yüzyıllar geçmiş olmasına rağmen, daha yakın görülen rubai, beyit gibi şiir formları ile hala sadeliği ve derinliğiyle etkileyicilikte sınır karşılaştırması yapılarak, nazım sanatı içerisindeki tanımayan 1000i aşkın Basho haikusuna sahibiz. yeri üzerine söz söylenmeye çalışılmışsa da; haiku hiçbir oturmuş nazım geleneğiyle beraber anıla- Basho 1944 doğumludur. Edo Dönemi’nin en mayacak kadar benzersizdir. On yedi hece (nefes) önemli şairi olarak anılmaktadır. O dönem hokku içeren, üç dizeden (soluk) oluşur. Hece yapısı en olarak adlandırılan haiku’nun en yetkin örneklerini basit haliyle 5/7/5’dir. Bu yapısıyla, önceki dize verdiği gibi, zamanla bu türün kurallarını koymuş, ya da sonraki dizeyle bağlanabilecek bir akışı haikunun Zen Budizmiyle olan homojen ilişkisini olmadığı gibi, içeriksel olarak taşıdığı bütüncül kuvvetlendirmiş ve usta-çırak ilişkisi içerisinde manasıyla şiirin ötesinde bir şey olarak anılır: Bir hala haikuları okunan kendinden sonraki en nevi tek solukta söylenendir. büyük haiku ustalarını yetiştirmiştir. “Tahta köprü ya yaşamına tutunursarmaşık asma”

Gençliğinde bir Japon Bey’inin yanında samuraylık yapan ve üst mertebelere ulaşmasına rağmen, Bey’in ölümünden sonra samuraylığı bırakıp, Tokyo’ya taşınıp burada kendini söz Haiku’dan bahsedecek olduğumuzda, en baş- söyleme sanatına veren Basho’nun ilk bilinen ta onun ilk ve en büyük üstadı olan Basho’dan işleri 1679 senelerine aittir. Basho’nun haiku ile bahsetmemiz gerekir. Japonya’da şiir, yazıyla serüveni aynı zamanda içindeki ‘hakikat’ serüve-

42

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


JAPON EDEBİYATI DOSYASI

KAYNAKÇA

ninin başlamasına da denk gelir. Haiku’nun sade ve derinsel yapısından çok etkilenen ve bu yapıyı daha da derinleştiren Basho, hayat tarzından da minimalleşmiş ve eşyaya, paraya, boş lafa, [HİROKAZU KOREEDA - I WISH] gürültüye uzaklaşmıştır. h t t p : / / k a f k a - o n - t h e - s h o r e . t u m b l r. c o m / post/43344189269/kiseki-i-wish-2011-by-hirokazu“Eski havuz ya kore-eda kurbağa atlayıverir http://www.nytimes.com/2012/05/11/movsuyun sesi” ies/i-wish-directed-by-hirokazu-kore-eda.html?_r=0 [UGETSU MONOGATARİ] Bu Basho’nun en tanınan ve sevilen haikularının https://www.amazon.com/Ugetsu-Criterion-Collecbaşında gelmektedir. İlk bakışta, süslü ve ağdalı tion-Masayuki-Mori/dp/B000BB14I0 üslupların hüküm sürdüğü alışılmış dışavurum http://ozu-teapot.tumblr.com/post/53017837613/ geçmişe maruz kalmış ve alışmış okuyucular ugetsu-monogatari-kenji-mizoguchi-1953-kinuyo olarak bu dizeler bize, çok manalı gelmeyebilir. h t t p s : / / a r t i c u l o s p a r a p e n s a r. w o r d p r e s s . Ancak bu dizelerde Zen Budizm’inin derin felsefe- com/2014/05/14/ugetsu-tales-of-a-pale-and-mysterisi bulunmaktadır. Her şey de Buddha’nın sesi ous-moon-kenji-mitzogushi/ vardır, ya da her seste ulvi gücün sesi duyulmak- [İSUZU YAMADA] tadır. Bu şairin en genel olarak aktardığıdır. Basho http://pinceauxdenuit.com/yamada-isuzu-traditionelbette yalnız böylesi bir ana tema üzerinden şiirini nelle-et-moderne/ yazmamıştır. Aynı zamanda ayrıntılarda çok baş- http://ravepad.com/page/gion-no-shimai/images/ ka sembolik göndermelerde bulunmuştur. type/photo/2 https://www.criterion.com/current/posts/2383-isuMesela Basho’nun havuzu ‘eski’ olarak tanımla- zu-yamada-1917-2012 masının sebebi aslında sözcüğü ‘sıla’ kelimesiyle [SPIRITED AWAY] ilişkilendirmesindendir. Zaten Japonca’da furui https://thedissolve.com/features/movie-of-theolarak söylenen eski, furusato olarak söylenen week/832-the-gross-fluids-and-clean-fluidity-of-spir‘doğup olgunlaşılan uzaktaki sıla’ anlamındaki ke- ited-aw/ limeyle yakın fonetiklere sahiptir. Bununla Basho, http://www.manganimetr.com/2015/12/anime/spirinsan için sıla olabilecek şeyleri gözeterek; kur- ited-away-ve-miyazaki-gelenegi-anime-inceleme/ bağa içinde eski bir havuzun ya da suyun sesinin https://wall.alphacoders.com/by_sub_category. sıla olabileceğini belirtir. Tüm bunların yanında php?id=198790 Japonca aslındaki işitsel melodi de çabasıdır. [ANİME SERİLERİ] http://www.gooddrama.us/mo_/5-CentimeMatsuo Basho, dünyaya bambaşka bir disiplin ters-per-Second// emanet etmiş, edebiyatın en önemli şahıslarından http://www.zerochan.net/5+Centimeters+Per+Secbir tanesi olarak adını tarihe yazdırmıştır. Onun ond?p=2 felsefi ve yazınsal derinliğine ulaşmak, bu tarz https://a2ua.com/anohana.html bir yazıdan çok daha büyük emek ister. Türkçede h t t p s : / / h o s u m a g i d e n s e y l e r. w o r d p r e s s . Metis Yayınları tarafından basılmış ve Oruç Aruo- com/2013/02/23/anime-elfen-lied/ ba’nın yıllar süren emeğinin karşılığı olan Basho https://tr.pinterest.com/pin/303359724870424340/ kitabı ‘Kelebek Düşleri’ önemli bir kaynaktır. Bu http://www.zerochan.net/13144 kaynakta Basho’nu 275 tane haiku’sunu ve bun- http://japonsinemasi.com/ano-hana-o-gun-gorduların yorumlanmasını; aynı zamanda Basho’nun gumuz-cicek/ ilk dönem haiku dışı eserlerini ve öğrencilerinin https://tr.wikipedia.org/wiki/Ate%C5%9Fb%C3%Bçalışmalarını da bulmak mümkündür. 6ceklerinin_Mezar%C4%B1 [SU TUNÇ RÖPORTAJ] “Yolun sonu http://www.picswalls.com/pic/tokyo-ghoul-wallpahala yaşıyorum pers/ güz akşamında.” http://22dakika.org/death-note-tanitim/ http://www.anime.gen.tr/animetanitim.php?id=1173 WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

43


https://tr.wikipedia.org/wiki/Elfen_Lied https://tr.wikipedia.org/wiki/By%C5%8Dsoku_5_ Centimeter https://tr.wikipedia.org/wiki/Full_Moon_wo_ Saga%C5%9Fite http://www.anime.gen.tr/animetanitim.php?id=246 [EFSANEVİ 10 ANİME KARAKTERİ] http://sailormooncrystalscreenshots.weebly.com/usagi.html https://tr.pinterest.com/pin/296252481715266060/ http://www.hutui6.com/guts-wallpapers.html https://suwalls.com/anime/edward-elric-fullmetal-alchemist-32152/ http://pcwallart.com/lelouch-wallpaper-4.html http://www.zerochan.net/Spike+Spiegel,Fanart https://wall.alphacoders.com/tags.php?tid=39812 http://www.gamespot.com/ar ticles/dragon-ball-episode-remade-with-over-200-different/1100-6440597/ https://www.youtube.com/watch?v=Gl2ttKvzI1s http://fanboygalaxy.com/pikachu-wallpapers-hd-33-photos/ [ANİME MİTLERİ] https://disqus.com/home/channel/xynnarlandofthemystic/discussion/channel-xynnarlandofthemystic/ myth_academy_fantasia/ http://www.greekmythology.com/pictures/myths/ The_Creation/31645/izanagi_and_izanami http://utility-share.blogspot.com/2015/01/jurus-terkuat-dalam-anime-naruto.html http://sailorfrankie.blogspot.com.tr/ http://animehon.com/mitoloji/ https://en.wikipedia.org/wiki/Category:Japanese_ mythology_in_anime_and_manga https://myanimelist.net/forum/?topicid=1481146 https://www.akibanation.com/5-ancient-japan-gods-anime/ http://japonsinemasi.com/japonyanin-korkunc-sehir-efsaneleri/ http://forum.turkanime.tv/konu/15863-japon-mitolojisi/ https://onedio.com/haber/japon-mitolojisinden-10-hayalet-298345 [2016 SONBAHAR ANİMELERİ] http://www.japanator.com/here-s-what-to-look-forward-to-in-ajin-season-2-35238.phtml http://www.cosplayturkiye.com/bungou-stray-dogs2-sezon-baslama-tarihi-belli-oldu/ https://www.youtube.com/watch?v=VOpXdnFHdIk https://mynewpersona.wordpress.com/2016/03/22/ natsume-yuujinchou-is-coming-back-with-season-5/ https://wall.alphacoders.com/by_sub_category. php?id=244239

44

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

https://anime4191.wordpress.com/2016/10/06/update-what-im-watching-non-sequels-ver/ http://www.animenewsnetwork.com/anime-spotlight/2016/fall/bbk-brnk-the-gentle-giants-of-thegalaxy/.106951 http://animeawake.net/ao-oni-animation-episode-2-subbed/ http://www.animenewsnetwork.com/daily-briefs/2016-09-07/sound-euphonium-2-anime-premieres-october-5/.106197 [JAPONYA’DA İŞ HAYATI] http://i0.wp.com/hafezicapital.com/wp-content/uploads/2014/07/Dollarphotoclub_71571936.jpg https://www.fragomen.com/knowledge-center/ articles/japanese-immigration-%E2%80%93-business-and-work-visas-overview http://japandailypress.com/tag/karoshi/ [ARASHİYAMA MOMİJİ FESTİVALİ] https://blog.gaijinpot.com/festivals-of-japan-arashiyama-momiji-festival-in-kyoto/ [WANKO SOBA VE TAMPOPO] http://w w w.slate.com/ar ticles/ar ts/movies/2016/10/juzo_itami_s_1985_classic_tampopo_is_restored_and_rereleased.html http://healdsburgshed.com/events/tampopo-ramen-night/ http://goinjapanesque.com/08990/ http://www.austinchronicle.com/daily/gayplace/2014-07-10/the-aggregaytor-july-10/ http://www.moviemail.com/film/dvd/Tampopo/ [YOSHİNORİ OHSUMİ] https://onedio.com/haber/nobel-tip-odulu-japon-profesor-yoshinori-ohsumi-nin-733208 https://w w w.washingtonpost.com/ news/to -your-health/wp/2016/10/03/no bel-prize-in-medicine-awarded-to-japans-yoshinori-ohsumi/ http://www.usnews.com/news/world/articles/2016-10-03/nobel-prize-announcementsto-kick-off-with-medicine-award h t t p s : / / t w i t t e r. c o m / n o b e l p r i z e / s t a tus/782876170526269440 http://www.japantimes.co.jp/news/2016/10/04/national/science-health/nobel-winner-yoshinori-ohsumi-urges-investment-science/#.WBFEHvmLTIU https://tr.wikipedia.org/wiki/Yoshinori_Ohsumi http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-37539653 [MATSUO BASHO] https://www.youtube.com/ watch?v=90-2Dg2CJdw


Anime Manga .

. KITABI COK YAKINDA .

SIZLERLE #JAPONSİNEMASİ

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

45


www.japonsİnemasİ.com

Profile for Japon Sineması

Japon Sinema E-Dergisi Sayı: 10  

Ayrılık, ağıt ve mit teması etrafında şekillendirdiğimiz Japon Sinema E-Dergimizin 10. sayısının ‘‘Sinema Dosyası’’ bölümünde Hirokazu Koree...

Japon Sinema E-Dergisi Sayı: 10  

Ayrılık, ağıt ve mit teması etrafında şekillendirdiğimiz Japon Sinema E-Dergimizin 10. sayısının ‘‘Sinema Dosyası’’ bölümünde Hirokazu Koree...

Advertisement