Page 1

Türkçe ve Hollandaca aylık enformasyon gazetesi / Maandelijks informatieblad in het Turks en Nederlands

Sevgiye, Özgürlüğe, Adalete; Barışa...

Mayıs/Mei 2018 yıl/jaar 19 sayı/editie 238

e-mail: dogus@dogus.nl www.dogus.nl Varan indirimler

Bütün ocaklara uygundur

Adres Schiekade 594 Rotterdam Her Salı saat 10-17 arası açığız

Veya haftanın 7 günü saat 9-21 arası telefon edip randavu alabilirsiniz Tel:0618474283 veya 0639831512 www.kutahyaporselein.nl

r ü ş, ö G M illî rle e G ü l l k l a ra Soka , İ n d i l l e re ü G ö n n d u. . u Dok > S 16 >

İndirimli satışlarımızı ve kampanyalarımızı takip edin! www.facebook.com/sahansupermarkten

HAYATI, VAKTI, NIMETI; IYI NIYETI

ISRAF ETMEYINIZ!

"

ık “ Yı l l t a ş bağı anlar n bulu t!” a dik k 05 >> S

>> S 17

lığı r a v l “M aş t ı r a ra s ı n d a m a k at dik lmesi r ” e d i e ke n l e ger 03 >> S

>> Elimizde olanlarla yetinme ve onları paylaşma vakti... >> Oy vermek için Yurt Dışı Seçmen Kütüğü’ne kayıt zorunlu... >> Gidişata “dur” demek için insani ve hukukî tepkimizi gösterelim... >> Türkiye’de, SGK emekliliği ile geleceğinizi güvence altına alın...

yat i f i s i n “İ k alma bir î ” tarih luluktu m soru 0

>> S

1

Ramazan ayınızı tebrik ediyor, manasına uygun olarak değerlendirilmesini ve bütün insanlığın kurtuluşuna vesile olmasını diliyoruz...

“HELAL OLSUN” DİYE VARIZ! Islamitische Slachterij New Atlas B.V. Badhuisstraat 7, 6827 AD Arnhem Tel: 026-3700034 - Web: www.newatlasbv.nl EĞİTİM FUARI VE ÇOCUK ŞENLİĞİ COŞKULU GEÇTİ

“TÜRKLERİN, MAL VARLIKLARI HUKUK DIŞI ARAŞTIRILIYOR”

S 18

S 22

“DİL SADECE İLETİŞİM ARACI DEĞİL, KİMLİK İFADESİDİR”

S 23

“GENÇLERE ULAŞAMIYORUZ, ROL MODEL OLAMIYORUZ...”

VEGHEL SELİMİYE CAMİİ TÖRENLE HİZMETE AÇILDI

S 23

S 24


02 yayın odası

maandblad/aylık gazete doğuş nr. 238 - Mayıs/Mei 2018

redactie

Adnan Şahin

Selefî Zihniyet Mercek Altında Değerli okurlarımız, yaklaşan ramazan ayının tüm insanlığa hayırlar getirmesin niyaz ediyorum. Şöyle kısaca Hollanda gündemine bir göz atalım istiyorum... Son bir haftadır Hollanda medyasında bazı camilerle ilgili haberler veriliyor. Tartışmalar yapılıyor. Hollanda’da yıllardır devlet tarafında gizlenen camilerle alakalı bazı bilgiler geçtiğimiz günlerde ilk devlet televizyonu kanalının “Nieuwsuur” adlı haber programında kamuoyuna açıklandı. Ve sonra konu tüm medya tartışılır hâle geldi. Tartışmalar sürüyor. Konu neydi? Konu, Hollanda’da yapılan bazı camilere dışarıdan verilen maddî para desteği. Habere göre Suudi Arabistan, Kuveyt ve daha başka bazı körfez ülkeleri Hollanda’daki camilere yüklü paralar vererek camilerin yapılmasını sağlıyorlar. Ancak daha sonra cami yönetimini ve imamını ele geçirerek Hollanda’da Vehhabilik ve Selefîlik propagandaları yapıyorlar. Selefîler ne istiyorlar? Yine habere göre Selefîler, demokrasiye inanmıyorlar. Onlar şeriat istiyorlar ve İslam’ı ilk geldiği yıllarda nasıl yaşanmışsa, “sade” olarak, öyle yaşamak istiyorlar. Kendileri gibi düşünmeyenlere karşı oldukça tahammülsüzler. Yahudiler, Hristiyanlar ve hatta Müslümanlar, Şiiler dâhil. Haberde bunların Hollanda’da 30’a yakın cami ve buluşma merkezlerinin olduğu, 45 web sitelerinin ve 110 tane imamlarının olduğu belirtiliyor. Ve sayılarının da hızla artığına dikkat çekiliyor. Bilhassa Den Haag, As Soennah Camii, Dordrecht’te Al Fath Camii ve Geleen’de Markaz Al Houda Camii mercek altına alınarak oralara aktarılan paralar ve o camilerde Selefî imamlar tarafından verilen vaazlardan bölümlere yer verilmiş. Geleen’de Nieuwsuur’e konuşan yaşlı bir Faslı camilerinin nasıl el değiştirdiğini anlatıyor. Hiç ihtiyaçları olmadığı hâlde astronomik rakamlarla yeni bir cami yerinin alınmasını ve daha

Editör’den sonra hoca dâhil idarecilerin nasıl değiştirildiğini anlatıyor. İlginç şeyler söylüyor. En ilginç olanı ise, böyle yüksek meblağların nereden geldiğinden, parayı alan, müsaadeyi veren belediye başkanlarının haberlerinin olmayışı. Daha da çarpıcı olanı aynı hükûmetin bir bakanı bu konuda bir araştırma başlatıyor ancak diğer bir bakanı bunun önünü kesiyor. Vesaire… Bilirsiniz “Parayı veren düdüğü çalar” diye bir Nasreddin Hoca tekerlememiz var bizim. Konuyla tam örtüşmüyor biliyorum ama yine de garip bir benzerlik var. Şimdi Hollandalı yetkililer benzer bir tekerleme kullanıyorlar. Şöyle diyorlar. “wie betaald die bepaald” yani parayı veren emri de verir diyorlar. Pek de haksız sayılmazlar. Belediye başkanları sıkıştırılıyor bu tür akımlara karşı müsamahakâr olanlar kıskaca alınıyor. Sonu nereye varacak bilemiyoruz. Bu camiler kapatılır mı? Yoksa yöneticileri mi değiştirilir, bekleyip göreceğiz. Ancak bu gelişmeler bize Hollanda’nın artık, dinî konularda fazla müsamahakâr davranmayacağını göstermektedir. Yani artık herkes ne yapıp ettiğine, ne söylediğine dikkat edecek. Kimse elini kolunu sallayarak kafasına göre vaaz veremeyecek. Durum onu gösteriyor. Ya da bu konu bir süre böyle tartışılacak ve sonra her şey eskisi gibi devam edip gidecek. Bekleyip göreceğiz. Dileğimiz sapla samanın karıştırılmamasıdır. Bizim camilerimizle alakalı da bir karalama kampanyasının yapılmamasıdır. Geçtiğimiz günlerde Veghel’de yepyeni, pırıl pırıl bir cami açılışı yapıldı. Kentin Belediye Başkanı da vardı. Rotterdam Başkonsolosumuz Sadin Ayyıldıdız şöyle bir cümle kurdu. “Bizim camilerimizden, terörist, arsız ve hırsız çıkmaz. Ahlâklı ve yasalara saygılı gençler yetişir. Dolayısıyla bizim camilerimiz Hollanda toplumuna büyük katkı sağlamaktadır.” Bu da böyle biline… Yazarlarımız neler yazmışlar? Yine hepsi birbirinden güzel yazılar kaleme almışlar. Sağ olsunlar. Mehmet Şükrü Oflaz “Anne Ben var Ölmek” başlığı altında yazmış; yüzünü elimizden kayıp

adnan@dogus.nl giden neslimize çevirmiş. Biraz sitem, biraz ironi ile dile getirmiş durumu. Yozlaşan sosyal hayatımıza doğrultmuş kalemini. Recep Soysal “Çağlar aşan Yunus Emre Olabilmek” diye başlamış yazısına ve dilinin döndüğünce derviş Yunus’u anlatmaya çalışmış. Genç kalem Muhammed Akbaş “İslami Düşünce Tarihinin Yenilenme Dönemi” başlıklı yazısında, asırlar öncesinden seslenmiş okurlarına. 12. Asırdan 16. Asra uzanmış. Klasik dönemin felsefedeki zirve ismi İbn-i Sina’yı konuk etmiş köşesine. Eserlerinin etkilerine ve eserler hakkında hangi cenahtan kimlerin neler söylediğine kulak kabartmış. Hüseyin Kerim Ece hocamız “Oruç’mu? Denemeye Değer” başlığı altında orucu bir çok yönüyle ele almış. Özellikle de orucun manevî boyutunun altını çizmiş. Orucun en sevgiliye, yani yaratılanın yaratana sunduğu çok kıymetli bir hediye olduğuna dikkat çekmiş. Reyhan Şeker Hanım, “Ana Dilim Kültürümdür” başlığı ile yetişen neslimizin dil sorununa eğilmiş. Bir cümle içinde iki dilin nasıl kullanıldığını birkaç çarpıcı örnekle anlatmış. Bir eğitimci olan Reyhan Hanım bu konuda bazı önerilerini sıralamış. Murat Altun “Ruhum Sana Âşık” diyerek başlamış yazısına ve peygamber sevgisini şiirlerin diliyle sunmuş okurlarımıza. İbrahim Turgut Hoca “Feraset Müminin Sıfatıdır” başlıklı yazısında “Deizim” konusuna parmak basmış. Son yıllarda bir çok gencin duçar olduğu bu çarpık inanışa dikkat çekmiş. Ve duruma sevk eden yolları deşifre etmiş. Elif Bayraktar Hanım “İçimdeki Dünya” başlığıyla kaleme aldığı yazısında okurlarını iyiyi, güzeli, yaratanı ve yaratılanları düşünmeye davet ediyor. Kısa bir roman tadında yazılmış, düşünce kapılarını açan bir yazı. Talha Yıldız, Osmanlının; üstü her daim örtülmeye çalışılan siyasal ve kültürel mirasının günümüz de ne anlama gelebileceğini mercek altına almaya çalışmış. Tarihle ilgilenenler için değerli tespitlerde bulunmuş.

Recep Soysal’ın objektifinden...

Anadolu Gençlik Derneği üyelerinden NİF’e ziyaret Türkiye’de şuurlu ve ahlâklı bir gençliğin yetişmesinde büyük katkısı olan Anadolu Gençlik Derneği yöneticilerinden Medet Bulut (Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)’da İnsan Kaynakları Dairesi Başkanlığında Şube Müdürü), Emrah Enez (Sayıştay Denetçisi) ve SP Hollanda Teşkilatlanma Başkanı Ahmet Şengönül, Hollanda İslam Federasyonu Başkanı Mehmet Erdoğan’ı ziyaret ettiler.

Birlik Gençlik Teşkilatı’ndan bayrak değişimi vardı

Rotterdam’da 30 yıldır bölge insanına dinî, millî, sosyal ve kültürel alanda hizmet veren Birlik Gençlik Teşkilatı’nda bayrak değişimi yaşandı. Davut Şengönül’ün başkanlığı bırakmasının ardından yapılan istişareler sonucunda Samet Soyyiğit’e hizmet sancağı teslim edildi. Bölge Gençlik Teşkilatının da hazır bulunduğu toplantıda, önceki yönetime teşekkür edildi, yeni yönetime başarılar dilendi.

Yayın Kurulu Toplantısı Leerdam’da gerçekleştirildi Hollanda’da 20’nci yılını doldurmaya hazırlanan ülkenin en uzun soluklu ve herkesi hizmet grubu içerisinde gören Doğuş gazetesi, mutad yayın kurulu toplantısını bu ay Leerdam’da gerçekleştirdi. Toplantı, Yayın Kurulu Üyemiz ve yazarlarımızdan Ergün Madak’ın ev sahipliğinde gerçekleştirildi.


hukuk 03 juridisch

doğuş aylık gazete/maandblad nr. 238 - Mayıs/Mei 2018

Mine Gümüş:

“Staatssecretaris Dijkhoff, Hollanda vatandaşı olan çocukların ebeveynlerine oturum izni vereceklerini ilan etti”

Kısa haberler...

Malvarlığı araştırmasında dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?

Y

aşlılıktan emekli olan vatandaşların malvarlığı Hollanda’da araştırılır mı ve böyle bir araştırmaya maruz kaldığınızda dikkat etmeniz gereken hususlar nelerdir?

‘Oy kullanabilmek için “Yurtdışı Seçmen Kütüğü”ne kayıt zorunludur ‘

AOW yaşlılık aylığı Hollanda hükûmeti tarafından sağlanan temel bir emekli aylığıdır. Hollanda’da ikamet edip AOW yaşını doldurmuş olan vatandaşlar bu ödeneğe hak kazanır. AOW yaşını doldurulduğunuz günden itibaren Sosyal İşler Ataşeliğinden (Sociale Verzekeringsbank) yaşlılık aylığınızı almaya başlarsınız ve bu durumda hangi ülkede ikamet ettiğiniz önemli değildir. Yaşlılık emekliliği bir sigortadır ve Hollanda’da ikamet eden ya da çalışan tüm kişiler bu emeklilik için sigortalıdır. Hollanda’da sigortalı bulunmuş olduğunuz her sene için yüzde 2 oranında yaşlılık ödeneği hakkı biriktirirsiniz. Eğer AOW yaşlılık aylığınızdan başka bir geliriniz yoksa veyahut da bu gelir az ise, yaşlılık ödeneğinize ek ödenek olan AIO yardımı (Ek Sosyal Ödenek) alabilirsiniz. AIO yardımı için başvuru yapan kişiler gelir beyanında bulunması gerekiyor. Bu beyan ev, arsa ve diğer tüm mal varlıklarını kapsamaktadır. AIO yardımı için başvuru yaptıktan sonra Sosyal İşler Ataşeliği genellikle bir forum gönderiyor ve mal varlığınızın olup olmadığını beyan etmenizi istiyor. Gelir beyanında bulunmadığınız taktirde başvurunuz büyük bir ihtimal reddedilecektir. Hollanda kanununa göre AIO yardımı alan bir kişi mal varlığını tamamıyla bildirmek zorundadır. Bu yasa bütün AIO yardımı alan kişiler için geçerlidir. Malvarlığınızı bildirmediğiniz taktirde Sosyal İşler Ataşeliği AIO yardımını durdurabilir.

Foto: Doğuş Arşivi

Mal varlığı olan kişilerin kanunen AIO yardımı alma hakkı yoktur ve mal varlıklarını satıp tüketmeleri istenebilir. Bunu gerçekleştirdikten sonra kişinin aylığı düşük ise yeniden AIO yardım hakkı oluşur. Vatandaşların yasalara uyması gerektiği gibi, Sosyal İşler Ataşeliğinin de uyması gerektiği yasalar var. AIO yardımı aldığınız taktirde bu durum Hollanda hükûmetine yasadışı yollardan araştırma yapma hakkı vermez. Geçtiğimiz günlerde AIO yardımı ile alakalı Merkez Temyiz Kurulu tarafından önemli bir karar alındı. Bu karara göre Sosyal İşler Ataşeliğinin vatandaşlardan, T.C. Kimlik Numarası istediğinde bunu paylaşmak zorunda olduklarını ve de aksi taktirde AIO yardımının kesilebileceği belirtildi. T.C. Kimlik Numarası kişisel ve özel bir numara olduğu için bu karar kafalarda soru işaretleri oluşturdu. Sosyal İşler Ataşeliği şimdiye kadar mal varlığı araştırmasını başlatma nedeni olarak yurt dışında kalma sürelerini (uzun

tatilleri) öne sürüyordu. Farklı kökenlerden vatandaşlar tatil için yurt dışına gidebilir ve de AIO yardım kanunu bu ödeneği alan tüm vatandaşlar için geçerlidir. Sadece Türkler veyahut da Faslılar için geçerli değildir. Sadece belirli kökenli vatandaşların malvarlığı araştırılması bile insan haklarına aykırı olabilirken, şu anda Merkez Temyiz Kurulu bir adım daha ileri gitti ve de T.C. Kimlik Numarasının Sosyal İşler Ataşeliğinin isteği üzerine vatandaşlar tarafından mecbur paylaşılması gerektiğine karar verdi. Belirli durumlarda bu, insan hakları ihlaline yol açabilir ve ayrımcılık yasasına aykırı olabilir. Eğer sizin durumunuzda mal varlığınızla alakalı yasa dışı yollardan araştırma yapıldığını düşünüyorsanız veyahut da böyle bir araştırma yapıldıktan sonra AIO yardımınızla alakalı Sosyal İşler Ataşeliği tarafından karar alınmış ise, bizimle irtibata geçebilirsiniz Saygılarımla, Mine Gümüş www.erasmusak.nl

T.C. Rotterdam Başkonsolosluğu duyurusu: Yurtdışı Seçmen Kütüğü’ne Kayıt veya Değişiklik Başvuruları Değerli Vatandaşlarımız, Cumhurbaşkanlığı ve 27’nci Dönem Milletvekili Genel Seçimi yurtdışında Haziran-Temmuz ayında gerçekleştirilecek olup, Hollanda için seçim tarihleri 15-19 Haziran günleri arasında olacaktır. Vatandaşlarımızın oy kullanabilmeleri için “Yurtdışı Seçmen Kütüğü”ne kayıtlı olmaları zorunludur. Bu çerçevede; • Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) internet sitesinde (http://www.ysk. gov.tr ) Yurtdışı Seçmen Kütü-

«

ğü’ndeki kayıtların vatandaşlarımızca bizzat kontrol edilmesi gerekmektedir. • Yurtdışı Seçmen Kütüğü’nde ismi bulunmayanlar ile kayıtlarında düzeltme veya yerleşim yeri değişikliği yapmak isteyen vatandaşlarımızın Başkonsolosluğumuza başvurmaları gerekmektedir. • Yurtdışı Seçmen Kütüğü’ne kayıt ve değişiklik başvuruları için Başkonsolosluklarımız arasında görev bölgesi ayrımı bulunmamaktadır. Vatandaşlarımızın, bu amaçla görev bölgesinde bulunmadıkları dış temsilciliklerimize başvurmaları da mümkündür. • Başkonsolosluklarımıza yapılacak başvurularda, kimlik ispatı için T.C. Kimlik Numarasını taşıyan nüfus cüzdanı, T.C. Kimlik Kartı, pasaport, resmî dairelerce verilen soğuk damgalı kimlik kartı, evlenme cüzdanı, askerlik belgesi, sürücü belgesi, hâkim, savcı, avukat, noter ve askerî kimlik kartı gibi kimliğini tereddütsüz ortaya koyan fotoğraflı, resmî nitelikteki belgelerden birinin gösterilmesi talep edilecektir. • T.C. Kimlik Numarasını taşımayan kimlik belgeleri ile Hollanda makamlarınca düzenlenmiş kimlik belgeleri, kimliğin tespitinde geçerli kabul edilmeyecektir. (T.C. Rotterdam Başkonsolosluğu)

TAZİYE...

Yazarlarımızdan ve Yayın Kurulu Üyelerimizden Sevgili Ergün Madak’ın kıymetli kayınbabası, Beyza Madak’ın değerli babası

Fevzi Kördemirci’nin

vefatını teessürle öğrenmiş bulunmaktayız. Merhuma Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyoruz.

HUKUKSAL KONULARDA HER ZAMAN YANINIZDAYIZ!

Çalışma alanlarımız: Yabancılar Hukuku (Oturum, Vize sorunları) İş Hukuku (İşten çıkarılma, iş sözleşmeleri vs.) Aile Hukuku (Boşanma, nafaka, mal rejimi vs.) Kira Hukuku (Kira sözleşmeleri vs.) İcra Hukuku (Alacak-verecek, tahsil davaları) Sosyal Güvenlik Hukuku (işsizlik - hastalık ödemeleri vs.) Schiekade 560, 3032 AZ Rotterdam Tel: 010-4655115 Fax: 010-4657753 E-mail info@erasmusak.nl www.erasmusak.nl

mr. Ş. Süzen-Akdemir mr. M. Gümüş


maandblad/aylık gazete doğuş nr. 238 - Mayıs/Mei 2018

04 haber nieuws

Bakış Açısı

elif_1705@hotmail.com

Elif Bayraktar

İçimizdeki Dünya

medyayı da.. Lakin Kur’an sesi eksikti. İnsanların sesinden, kendi iç sesinden de gerideydi, hissedemedi boşlukta olduğunu. İçini kapladı huzursuzluklar. İşte dünya telaşesi!

‘Giderek hafifledi dünyanın içimde tuttuğu yer.’ (Nazan Bekiroğlu)) Bu sözü okuduğumdan beri sorgular oldum kendimi.

Sabah erken kalkıp okula gitmek için hazırlanıyorken, mis gibi havayı teneffüs edip Allah’ı hatırlamaktan uzak, parfüm kokusundan burnu tıkanırcasına şişeyi üzerine sıkmayı tercih etti genç kız. Aynaya baktı, kendini güzel bulmuyordu, yüzünde bir takım kusurlar vardı zannınca. Onları bi güzel makyajla kapadı. Yüzüne güzellik katan boyalardan sürdü. “Biz sizi en güzel boya ile boyadık” diyen Rabbinden habersizdi. “Sizi en güzel surette yarattık” diyen Rabbinden biçare kendine yine zulmetti. Ahh şu “değersizlik” hissi yok mu? Kendini değersiz hisseden biri ancak bu kadar gafil kalabilirdi. Gör(e)medi güzelliğini… Güzelliğin göreceli bir kavram olduğunu bilemedi. Güzel bakarsa güzel görüp, güzel düşüneceğini bilmiyordu. Ve bi heyecan ile çantasını alıp evden çıktı, insanların arasına karışıp okula gitti. O gün de düşün(e)medi. İşte dünya telaşesi!

Sahi ne kadar yer kaplıyordu dünya sevgisi içimde? Ahir zamanın en büyük imtihanıydı bu sevgi. Ağaçlar, kuşlar, rüzgâr fısıldamaz olmuştu ilahî aşkı!!! Ya da kulaklar mı sağırdı, duyamadı o ahenkli sesi. Yer gök kainat Allah Allah derken, hangi kulaklıktan hangi şarkıyı dinliyordu avare genç! “Gece gündüz bilgisayarda vakit geçiriyorsun” diye söylenen annesinin sesi gibi bi kulaktan girip diğer kulaktan çıkıyordu nasihatler. Önemli olan kendi hazzı ve istekleriydi. Hem kötü bişey değildi yaptığı sadece oyun oynuyordu bilgisayarda; kulağı da oradaydı, gözleri de oradaydı. Telaşe, telaşe… “Zaman hiçbir şeye yetmiyor” diye şikâyet etti. Ve dahi unuttu dünyanın ne kadar kısa olduğunu. Oynadığı oyunlardaki gibi bir iki üç can verilmiyordu, tekrar hayata dönebilmek için. Sadece tek can ile sonlandıracaktı dünya oyununu! Ah dünya içinde dünyaya aldandı. Ezan sesi okunurken evin içinde bangır bangır çalan müzik sesindeydi kadının kulağı. Bi yandan büyük bi hızla evi temizliyor, bi yandan akşam gelecek olan misafirlerine hangi ikramları hazırlayacağını düşünüyordu. Ve sonra o düşünceleri çocuğunun ağlama sesi kesti. Ezan sesi ise arka fonda belli belirsizdi, duy(a)madı. İşte dünya telaşesi! “Paslanmış kalplerinizi ve kulaklarınızı Kur’an’la temizleyin” deniliyordu. “Kur’an şifadır” deniliyordu. Kur’an, bi de ruhun gıdasıydı ya hani. Hepsini unuttu! Kur’an sadece rafta kaldı. Ara sıra aklına geldikçe eline alır oldu. Çünkü elleri doluydu adamın. O kadar yoğundu ki! Bitmek bilmeyen telefon görüşmeleri vardı. Saatler süren konuşmalar, Facebook, Instagram, mailler. İşler güçler işte. Fakat niyeti asla kötü değildi, evinin rızkı için telefonla bu kadar haşır neşir olmak zorundaydı. Cami işleri, hayır kampanyaları, sohbet organizasyonları da cabası. Hepsini organize edecekti tabi. “Hayır” için kullanıyordu sosyal

Küçük bir çocuk hayretle gökyüzüne baktı. Ne kadar da geniş ve büyüktü. Gündüz güneş çıkıyor, gece yıldızlar ve ay. “Bunu yaratan kim?” diye düşündü. Sonra ağaçlara baktı, sonbahar-kış-ilkbahar-yaz annesinden öğrenmişti mevsimlerle ağaçların da değiştiğini. Yaprakların renkten renge girdiğini. Hepsi hayret vericiydi. Sıcak bir günde hararetle karpuz yiyordu ki birden karpuza bakıp, şaşırdı. İçi su ile dolu bir meyve, hem de bu sıcak havada. “İlahî Rabbim sen nelere kadirsin” diye iç geçirdi. Hem kışın yendiği portakalın da o mevsime özel bir şifa olduğunu hatırladı. “Meyveleri şifa olsun diye mevsim mevsim önümüze koyan Allah’a hamd olsun” dedi. Çocuk düşünüyordu, tefekkür ediyordu. Ve seviyordu yaratılan her şeyi. Yaratanından ötürü seviyordu. Düşünmek için çok fazla vakti vardı çocuğun. Sorguluyordu. Ve Allah’a inancı gün be gün artıyordu. Telaşe sarmamıştı henüz küçük bedenini. Hepimiz bu devirlerden geçmişizdir. Hele o çocuğun heyecanını iman sahibi her insanın yaşadığını düşünüyorum. Küçükken hayret ettiğimiz ne kadar çok şey vardı. Peki büyüyünce ne oldu? Neden gaflete kapıldı gözlerimiz, kulaklarımız ve dilimiz? Biz neden düşünemez olduk? Dünya telaşesi ha!! Yapmamız gereken, yetişmesi gereken o kadar çok şey vardı ki; ne düşünmeye vakit kaldı, ne şükretmeye, ne sorgulamaya, ne zikretmeye… Bir dakika sakin kalmaya ve düşünmeye ne dersiniz? Ve şunu söylemeye ‘Giderek hafifledi dünyanın içimde kapladığı yer.’

Kemal Ergün: “Evinize hoş geldiniz, gelişinizle şeref verdiniz!”

Kuzey Hollanda Millî Görüş’ten Merkeze ziyaret Kuzey Hollanda Millî Görüş Federasyonu ve şube idarecilerin oluşan 300 kişilik bir gurup, IGMG Genel Merkezi’ni ziyaret ettiler.

K

apıda karşılanan ziyaretçiler, tanıtım çalışmaları için hazırlanan konferans salonuna alındılar. Okunan Kur’an-ı Kerim’den sonra IGMG Genel Başkanı Kemal Ergün kısa bir selamlama konuşması ve Millî Görüş davası ve teşkilatçı olmanın sorumluluklarını kapsayan bir sunum yaptı. Daha sonra IGMG tanıtım klibi ile devam edildi. Bölge Başkanı Oktay Dalmaz’ın bölge adına yaptığı selamlama konuşmasında

özetle şunlara değindi: “Bölge ve şube idareci kardeşlerimizle teşkilatımızın karargâhını ziyaret etmekten memnuniyet duyuyoruz. Bu teşkilat, ümmetin umududur. İşimiz çok, yolumuz uzundur” Ardından Merkez Yürütme Kurulu adına söz alan Teftiş Başkanı Adem Kaya, Kuzey Hollanda Bölgesi’nin, bölgeler arası yapılan teftişlerde birinci olduğunu belirterek, bölgeyi tebrik etti. Daha sonra Yeni Genel Merkez Binası önünde topluca hatıra fotoğrafı çekildi. Öğle namazı

ve yemek ikramından sonra tüm birimler gezdirilerek bilgiler verildi. Ziyarete katılan idareciler memnuniyetlerini belirterek teşekkür ettiler. Eğitim Başkan Yardımcısı Ramazan Başlık’ın sunumunu yaptığı tanıtım organizesi, okunan Kur’an-ı Kerim ile sona erdi. Genel Merkez’in ziyaret organizesinden tekrar “murabıt” olarak nöbet mahalline salimen dönüldü. Haber ve Fotoğraflar: Doğuş Haber Merkezi

«

İlk dava erlerinden Abdülmüttalip Akkoç’a duygulu veda...

Hollanda’da Millî Görüş’ün ilklerinden olan, Abdülmüttalip Akkoç çalıştığı kurumdan emekliliğini Kuzey Hollanda Millî Görüş bölgesinde düzenlenen veda programıyla noktaladı. Son yıllarda bölgede; belediye ile anlaşmalı olarak halkla ilişkiler alanında görev yapmaktaydı. Belediye ve Bölgeden katılan görevliler ve Bölge Başkanı Oktay Dalmaz’ın da katıldığı son iş günü “tatlıya” bağlandı. Hocamıza bundan sonraki yaşantısında sağlık, sıhhat ve huzurlu bir ömür diliyoruz.

TEBRİK...

Dünyamıza hoş geldin Nesibe!.. Yazarlarımızdan Sevgili Elif Bayraktar ve Uden Süleymaniye Camii Eğitim Başkanı İbrahim Bayraktar çiftinin 23 Nisan tarihinde “Nesibe” adını verdikleri bir kız evlâdı dünyaya geldi. Genç çifti tebrik ediyor, minik Nesibe’ye dünyamıza hoş geldin diyor, sağlık, huzur, esenlik dolu, uzun ve hayırlı ömürler diliyoruz.


haklarımız 05 onze rechten

doğuş aylık gazete/maandblad

nr. 238 - Mayıs/Mei 2018

Vergi sonrası değerlendirme ve cezaî işlem

N

“Hollanda’da yaşayan her vatandaşın yıllık gelirini Maliye Bakanlığı’na bildirme zorunluluğu vardır...

Yıllık Bağışta bulunanlar... Dikkat! avorderingsaanslag en vergrijpboete (vergi sonrası değerlendirme ve cezaî işlem)

Hollanda’da yaşayan her vatandaşın yıllık gelirini Maliye Bakanlığı’na bildirme zorunluluğu vardır, buna kısaca yıllık gelir vergisi denir. Vatandaşların fazla vergi ödediği veyahut eksik vergi ödedikleri durumlarda Maliye Bakanlığı tarafından vergi sonrası değerlendirme sırasında ortaya çıkan bilgilere göre, bakanlık tarafından “navorderingsaanslag” adı altında tekrar bir hesaplama ortaya çıkar. Bu hesapta vatandaşın daha fazla vergi ödemesine veya daha az vergi geri alacağına dair bir karar alınır. Bazı vatandaşlarımız, genellikle geliri yüksek olan vatandaşlarımız, yıllık bazı kurumlara bağışta bulunmaktadır. Yıllık yapılan bağışlar vatandaşlarımız tarafından yıllık gelir vergisi beyannamesinde bildirilmektedir. Bu şekilde vatandaşlarımız için yıllık daha az vergi ödeme zorunluluğu oluşur. Maliye Bakanlığı’nın 2017 yılında başlatmış olduğu büyük çaplı bir araştırma sonucunda yüzlerce vatandaşımıza “navorderingsaanslag” in yanı sıra “vergrijpboete” adı altında ceza kesilmektedir. Maliye Bakanlığı’nın öne sürdüğü gerekçe ise, vatandaşlarımızın bağış formlarının “sahte” oldukları yönündedir. Bakanlık, bağış yapılan kurum tarafından vatandaşların en fazla € 400 Euro’luk bağışta bulunduklarını öne sürmektedir ve delil istenmektedir. Vatandaşlarımız yeterince delil sunamadığı için cezaî işlem uygulanmaktadır. Böyle bir durumda ne yapabilirim? Eğer size de Maliye Bakanlığı’ndan “vergrijpboete” veya

“navorderingsaanslag” adı altında bir karar geldiyse, bizlere zamanında müracaat edebilirsiniz. Avukatımız sizin adınıza karar tarihinden itibaren altı hafta içerisinde Maliye Bakanlığı’na itirazda bulunabilir. 2018’de evlenecekler, dikkat! 2018’de evlenecek olan çiftler nelere dikkat etmeli? Hollanda’da yaşayan ve 2018 senesinde evlenmeyi düşünen Türk vatandaşlarının evlenmeden önce bilmeleri gereken bazı konuları ele alalım bu makalede. Aralık 2017 senesine kadar Hollanda’da yaşayan her kişi evlilik sözleşmesi imzalamadığı taktirde evlilikten önce var olan mal varlığı otomatik olarak evlilikle beraber her iki taraf arasında eşit olarak bölüştürülmekteydi. Bireylerin sahip oldukları mal varlıkları, evlenirken hukuksal olarak otomatik olarak eşler arasında, eşit olmak şartıyla bölüştürülüyordu. Var olan mal varlıklarının otomatik olarak bölüştürülmesini istemeyen bireyler, evlenmeden önce noter huzurunda bir evlilik sözleşmesi yapıp, var olan mal varlıklarının bölüştürmemek üzere bir sözleşme imzalamaları gerekmekteydi. Fakat, Hollanda parlamentosu çıkardığı bir yasa ile, artık evlenirken bireylerin otomatik olarak var olan mal varlıklarının ve var olan borçlarının evlilikle beraber bölüştürülmeyeceğine karar verdi. Neden yeni bir uygulama? 2018 Ocak ayı itibariyle yürürlüğe girecek olan yasa değişikliği başta her iki birey için daha eşit şartlar sağlamak amaçlı tasarlanmış bir yasa değişikliğidir. Aralık 2017 senesine kadar bireylerin evlenmeden önceki var olan mal varlıkları ve borçları evlilik beraberinde her iki bireye eşit bir şekilde bölüştürülüyordu, fakat

yeni yasa değişikliğiyle artık sadece evlilik sürecinde ortak alınan mal varlıkları, “ortak mal varlığı” olarak görülecektir. Evlilikten önce bireylerin sahip oldukları şahsi mal varlıkları ve borçları kendi şahıslarına ait olarak kalacaktır. Evlilik sürecinde eşlerden birine miras kalan mal varlıkları veyahut yapılan borçlar da kendi şahsına ait olarak kalacaktır. Evlilik sürecinde yapılan borçlar, var olan ‘ortak mal varlığından’ ödenecektir. Ayriyeten alacaklılar, borcu olan bireyin kendi şahsına ait mal varlığından da ödeme yapmasını dileyebilirler. Diğer eşin kendi şahsına ait olan mal varlığından eşi için ödeme yapması gerekmemektedir. Boşanma sürecinde olası değişiklikler Evlilik sürecinde bireylere aileleri tarafından miras kalan mal varlıkları veya evlilik sürecinde bireyler tarafından yapılan borçların, bireylerin kendi mal varlığı olarak görülmektedir. Fakat bireylerin bu hususta dikkat etmeleri gereken bir konu var: Eğer bireyler boşanma kararı alırlarsa, boşanma sürecinde mal varlıklarının paylaşımı için, kendi, yani şahsına ait olan mal

varlıklarının kendi şahsına ait olduğunu ispatlamaları gerekmektedir. Eşlerin bu konuda hukuksal olarak bir muhasebe zorunlulukları olacaktır. Aksi taktirde, var olan şahsi mal varlıkları hâkim tarafından ortak mal varlığına dâhil ederek, eşit paylaşılma ihtimali vardır. Yukarıda okuduklarınızla ilgili daha fazla bilgi için bizlere müracaat edebilirsiniz! Advocatenkantoor Soytekin Putselaan 133 3072 CE Rotterdam Tel.: 010- 226 227 1 Fax: 010- 226 227 2 Email: info@soytekin.nl Web: www.soytekin.nl ◄◄

Kısa haberler...

Yurt dışı seçimlerinde düzenlemeler yapıldı AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, Meclis’te kabul edilen uyum yasalarında seçimlerin yurt dışı boyutuyla ilgili yer alan maddeleri hakkında, “Uyum yasalarında yurt dışında yapılacak seçimlerle ilgili var olan maddeler ülkemiz adına önemli kazanımlardır. Yeni düzenlemeler seçimlere katılımı artırıcı rol oynayacaktır.” değerlendirmesinde bulundu. Yeneroğlu açıklamasında şunları kaydetti: “Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız bulundukları ülkelerde kurulan sandıklarda oy kullanmak için büyük fedakârlık göstermektedir. Örneğin; oy kullanmak için yüzlerce kilometre mesafe kat edilmesi gereken yerler bulunmaktadır. Bu tür faktörler yurt dışı seçmenlerin seçimlere katılımını kolaylaştırma yönünde bazı yasal düzenlemelerin yapılmasını gerekli kılmaktadır. Meclisimiz tarafından kabul edilen uyum yasalarında yurt dışında yapılan seçimlerle ilgili yer alan hükümler bu noktada önemli ihtiyaçları gidermektedir. Öncelikle seçim gününden önceki yedinci güne kadar olan oy verme süresinin, seçim gününden önceki üçüncü güne kadar uzatılmış olması, seçimlere katılımı olumlu yönde etkileyecektir. Öte yandan oy kullanma süresinin üç-dört haftalık zaman dilimini kapsaması, sandık başında görevli siyasi parti temsilcileriyle ilgili farklı bir düzenlemeyi zorunlu kılmaktaydı. Uyum yasalarında yapılan değişiklikle, siyasi partilere yurt dışında her oy verme günü için ayrı sandık kurulu üyesi bildirebilme imkânının tanınması, sandık başında görev alacak kişiler ve siyasi partiler için ciddi bir kolaylıktır. Uyum yasalarında ayrıca yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı bir seçmenin, yurt dışında bulunan herhangi bir temsilcilikte oyunu kullanabilmesi için yasal zemin de sağlanmıştır. Artık, yurt dışındaki seçmenler istediği başkonsoloslukta oyunu kullanabilecektir. Son olarak, sandıkta görev alacak kişilere ilgili mevzuatta belirlenen miktarın dört katına kadar gündelik ödenebileceği hususunun yasalaşması, ilgili ülkelerin ekonomik şartları dikkate alındığında yerinde bir adımdır. Seçimlere daha fazla katılım olarak yansıyacaktır.”


maandblad/aylık gazete doğuş nr. 238 - Mayıs/Mei 2018

04 haber 06 nieuws

Gözlem

v.yucesan@gmail.com

Veli Yücesan

“Süreç, hem Türkler hem de Müslümanlar açısından iç açıcı değil” Gidişat, hemen hemen her alanda hem Türkler hem de Müslümanlar açısından pek iç açıcı değil... Süreç yönetimi, gündem oluşturma, lobi çalışmaları vs. gibi konularda üçüncü sınıf vatandaşlardan da, an itibari ile geriyiz.... Her şey aleyhimize işliyor... Toplumun öncüleri (STK’lar olsun, yazar çizerler olsun, sanatçısı, ilim adamı vs. seyircilik konumumuzdan çok memnun görünüyorlar. Ne bir şey yapıyorlar ne bir şey yapmak isteyenlere yol açıyorlar. Benim en çok üzüldüğüm ise, bu milletin hayır paraları ile yüksek maaş alıp, kıran tuvaletle insanların karşısına çıkıp hiçbir şey yapmadığı hâlde çok şeyler yapıyormuş gibi, kendini teslim etmiş kişilerin karsısında edebiyat yapanların hâlidir. Şuanda yapılan çoğu işleri birinci kuşak hiç bir karşılık almadan daha başarılı ve daha samimi bir şekilde yapıyorlardı. Hoş, artık kimse de, umutsuzluğun ve gördüklerini dikkate alarak bunlardan bir şey beklemiyor. İki konu var... Biri dünyaya; diğeri de içinde yaşadığımız Hollanda’ya mesaj vermek bakımından çok önemli. Bildiğiniz gibi, son haftalarda helal kesim Hollanda’da tartışılıyor. Takip edebildiğim kadarı ile DENK’in dışındaki

bütün siyasi partiler helal kesimin yasaklanmasına sıcak bakıyor. Müslümanlar ne yapıyor? Bu tür tartışmaların dışında oluşturduğu dünyada seyirci olarak yaşamaya(!) çalışıyor. Dahası Tüm Müslümanları temsilen konuşturdukları zat TV’de, sunucunun “diyelim ki helal kesim yasaklandı siz ne yaparsınız?” sorusuna, “yapılacak bir şey yok, biz de uyarız” gibi teslimiyetçi bir cevap veriyor. Ne kadar hazırlıksızız ne kadar zavallıyız ne kadar hak ve hukukumuzu araştırmaktan aciziz. Söylenecek çok söz var ama şimdilik bu kadar yeter. Pek ne yapılmalı, nasıl olmalı? Benim önerim şu: Müslümanların bu Kurban Bayramı’nda Hollanda’da kurban kesmeme kararı almasıdır. Belki böylelikle bizim yerimize çiftçi-ziraatçı, hayvan besicileri kedilerine dokunacağı için, güçlü lobilerini kullanarak bizim yapamadığımızı yaparlar. İkinci konu ise, Hac meselesi.... Sudi Arabistan her alanda o kadar ileri gitti ve gidiyor ki, İsrail ve Trump’ın Müslümanlar üzerinde oynadıkları oyunları solladı gidiyor.... Trump, “O bölgede kalmak bana pahalıya mal oluyor, Müslümanları öldürmem için orada kalış bedelimi öderseniz, kalırım” diyor, Suudi Arabistan, Müslümanların hac vesilesiyle ödedikleri paraları Amerika kasasına yolluyor. Bu konudaki önerim de şudur: Bu sene Müslümanlar olarak Hacca gitmeyi protesto ederek bunlara bir uyarı sinyali verilmesi gerekiyor. Dünya ve Müslümanların gündemine oturtmak gerekiyor. Müslümanları parası ile, yeraltı zenginliklerini hovardaca harcamaya artık bir son verilmelidir. Hani “Savunan Adam” diye öykündüğümüz liderimizi bir nebze olsun yad etme, vefa gösterme adına da olsa bir şeyler yapılmalı... Aksi takdirde, bundan 30 yıl önce epey uzak olarak gördüğümüz her şeyi kendimizde görme ile karşı karşıya kalırız.

Mehmet Erdoğan:

“Avrupa’da Müslümanca yaşamak kolay bir iş değildir. Kur’an’a sarılan gençlerimizin alınlarından öpüyorum”

“Kur’an okuyan çocuklarımız bizim en büyük iftihar kaynağımızdır” Hollanda İslam Federasyonunu her yıl düzenlediği Kur’an-ı Kerîm Tilavet Yarışmasını Dordrecht kentinde Mescid-i Aksa Camii’nde gerçekleştirdi

Y

arışmaya küçük ve büyüklerden olmak üzere toplam 17 çocuk katıldı. Jüri masasında Dordrecht imam hatibi Mustafa Bilen, Schiedam imam hatibi İbrahim Ersin ve Oss imam hatibi Alâeddin İnan yer aldılar. 22 Nisan Pazar günü saat 11.00’de başlayan yarışma öğle namazını müteakip sona erdi. Çok sayıda anne-baba ve eğitimci hocanın heyecanla izlediği yarışma oldukça çekişmeli geçti. Önce küçükler yarıştılar, ardından büyükler. Öğle namazının ardından jüri üyeleri yaptıkları oylamanın sonucunu açıkladılar. Yarışmayı başından sonuna dek izleyen Hollanda İslam Federasyonu Başkanı Mehmet Erdoğan hem çocuklara hem de onları yetiştiren hocalara ve anne-babalara hitap etti. Herkesi selamlayan Erdoğan şöyle konuştu: “Değerli kardeşlerim, öncelikle bu programımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum. Yüce rabbimizden bunun, günahlarımızın affına, sevaplarımızın artmasına, çalışmalarımızın bereketlenmesine, ailelerimizin huzur bulmasına vesile kılmasını diliyoruz. Çünkü burada yüce kitabımızın tilaveti yapıldı. Çünkü burada, yüce rabbimizin bizlere emanet ettiği evlatlarımızın ilim, irfan ve Kur’an tilavet etmelerini görmekteyiz. Burada Kur’an okurken gördüğümüz çocuklarımız her daim göğsümüzü kabartmaktalar. Onlarla ne kadar iftihar etsek azdır. İslam Toplumu Millî Görüş Teşkilatlarımızın yıllardan beri geleneksel hâle getirdiği bu güzel yarışmalarla, çocuklarımızın yüce kitabımızı öğrenmelerini ve bilhassa da hayatlarına tatbik etmeleri sağlanmaktadır. “Otuz yıldır bu yarışmaları yapıyoruz ve katılıyoruz” Bu yarışmalarımız otuz yıldan beri yapılmaktadır. Önce şubeler arasında, sonra da Avrupa çapında bölgeler arasında yapılmaktadır. Bizler de Allah’a hamd olsun Güney Hollanda olarak kızlarımız ve erkek çocuklarımızla hep finallere katıldık. Dereceye girip birincilik, ikincilik ve üçüncülük aldığımız da oldu, dereceye giremediğimiz zamanlarda oldu elbette. Ancak biz her daim azim ve gayrete yarışmalara katılmayı sürdürdük. Bu yıl da

inşallah hem küçüklerden hem büyüklerden katılıp Avrupa çapında dereceye girmeye çalışacağız. Bugün burada 10 küçük ve 7 büyük çocuğumuzun yarışmaya katılmalarını çok önemsiyoruz. Hepinize değerli katkılarınızdan dolayı içtenlikle teşekkür ediyorum. Hepinizden Allah razı olsun. Bir başka iftihar kaynağımız ise, bugün 18 teşkilatımız bünyesinde dört bine yakın çocuğumuz İslami ilimler ve ahlâk dersleri almaktadırlar. Bizler eğer el ele vererek çocuklarımıza bu güzel hasletleri verebiliyorsak, onlara İslami kimlik kazandırabiliyorsak; inşallah bu bize ahirette şahitlik edecektir. Hamdolsun.” Erdoğan Avrupa’da Müslümanca yaşamanın kolay olmadığının altını çizerken, Millî Görüş Teşkilatları olarak çocukları böyle güzel belgilerle donatabildikleri için hamd etti. Buna zemin hazırlayan cemiyet başkanlarını tebrik etti ve yarışmaya katılan çocukları alınlarından öperek kutladı. İşte dereceye giren isimler: Küçükler kategorisi: İskender Paşa Cemiyetinden

Selim Arda Gökmen birinci, Leiden Cemiyetinden Ömer Faruk İnan ikinci Oss Mescid-i Cuma Cemiyetinden Talha Çetin üçüncü oldu. Büyüklerden ise: İskender Paşa Cemiyetinden Mehdi Urgenç Birinci, Schiedam Cemiyetinden Eren Dikmen ikinci, Oss Mescid-i Cuma Cemiyetinden Batuhan Akçay üçüncü oldu. Yarışmaya katılan diğer çocukların isimleri şöyle: Musab Akdoğan Den Haag, M. Talha Aklan, Ulft, M. Enes Altıntaş, Dordrecht. Mustafa Sevinçkan, Birlik Cemiyeti. Hasan Emre Doğan, Arnhem. Ensar Aşıran, Schiedam, Musab Kaan Öztürk, Tilburg. Büyüklerden ise, Sefa Aydemir Den Haag. Yusuf İnan, Leiden. Enver Karaşahin, Dordrecht. Merdan Zahma, Birlik Cemiyetinden yarışmaya katıldılar. Dereceye giren ve yarışmaya katılan tüm çocuklara çeşitli para ödülleri verildi. Program, yarışma birincisi Selim Arda Gökmen’in okuduğu Kur’an-ı Kerim ile hitam buldu. Haber-Fotoğraflar: Adnan Şahin

«


aktüalite 07 actualiteit

doğuş aylık gazete/maandblad

nr. 238 - Mayıs/Mei 2018

Seyahat et, sıhhat bul!

Ergün Madak

Gezi Notları...

ergunmadak@hotmail.com

Uzak coğrafyalardan duyulan ortak ses: “Burası senin evin!”

P

azar günü otelde yine kahvaltı yapıp çarşıları dolaşarak sahile gitmeye karar vermiştik. Sahile geldiğimizde kumsalı, neredeyse boydan boya futbol oynayan gençlerin doldurduğunu görmüştüm. Anlaşılan o ki, Pazar burada da tatil günü. Çizgiler çekilmiş, kaleler kurulmuş, yelekler giyilmiş, hatta hakemler bile ayarlanmış ve en az 3-4 sahada futbol oynanıyor. Onları biraz izleyip videoya da çektikten sonra, biz de yürüyüşe çıktık sahil boyunda. Yine tek tük denize girenlere rastlıyorduk. “İyi cesaret” demeden edemedim. Sonra tekrar şehrin içerisine doğru ilerlerken, yeniliği dikkatimi çeken bir otobüs firmasını 1 gün önce görmüş ve içeri girip bilgi almıştık. Yine o firmanın önünden geçerken, bilet almaya karar verdik, ertesi gün gidecek olmamıza rağmen. Otobüsün, neredeyse tamamının dolduğunu gördük ve son anda yer bulabildik. Genelde otobüs tren biletini, Endonezya’da edindiğimiz tecrübe ile önceden almanın bir rahatlık verdiğini düşünüyorum. Burada da öyle yaptık. Ardından öğle namazı, bu kez başka çarşıları gezdik. Karşımıza güzel bir pastane çıktı. Bir kaç şeyin tadına baktıktan sonra, vitrinde süte benzer bir içecek gördük. Tarif etmeleri ve anlamak biraz zor olduğu için 1 bardak alıp denediğimizde, lezzetinin aslında biraz kefiri andırdığını söylenebilir: süt ile ayran arası mıydı?:) Üstüne bir de kahve söyledik ama Fas’ta kahve söylemek biraz sorun açıkçası. Doğrudan esperesso kahve geliyor ve içmek için üstüne durmadan sıcak su eklemek gerekiyor. Ben sütlü içtiğim için sorun olmuyordu. Eşim de ekstra sıcak su ile çözüyordu meseleyi. Akşama yaklaştığımızda bir gün öncesinde gözümüze kestirdiğimiz salaş

Fas – Marakeş (3)

bir mekâna gittik. Vitrininde backpacker 2017 ödülünü görmek bu tercihe neden oldu. İçeri girdiğimizde bir bayan 10 m2’lik dükkandaydı ve yemek yiyordu. ‘Bugün kuskus yiyelim’ diye düşündük, ama kuskus bitmiş olduğundan tacin yedik, yanında önce 1 kase harira çorbası söyledik. Sonra bir Fransız yaşlı çift geldi ve bir plastik bidona 10 kase kadar harira çorbası ısmarladılar. Çevrede gördüğümüz, karavanla gezen yabancılar olmalılar. Yemek sıcak ve çok lezzetliydi. Yavaş yavaş Essaouira’nın sonuna gelmiştik. Akşam karanlığı çökmüştü. Bir mescidde akşam namazını cemaatle kıldıktan sonra yavaş yavaş otelimize döndük. Sabah kahvaltımızı yapıp çantalarımızı yerleştirdikten sonra, otobüs firmasına doğru yola çıktık. Biraz erken varmış olmalıyız ki, sahile çok yakın olduğumuz için son 1 kez daha Atlas okyanusu görmeye gittik. Döndüğümüzde otobüs gelmiş ve yolcular binmek için sıraya girmişlerdi. Dikkatimi çeken büyük bir çoğunluğun yabancı olmasıydı, ama biz kendimizi yabancı hissetmiyorduk. Otobüs gayet yeni idi. Hele hele Essaouira’ya geldiğimiz otobüsle kıyaslandığında oldukça yeniydi. Fakat ne özel ekran, ne internet ne de başka bir şey vardı. Sadece 1 tv vardı. Bu ekstraları istediğimden değil, sadece Türkiye’de bu tür özelliklere ne kadar önem verildiği bir anda dikkatimi çekti. Otobüs

vaktinde hareket etti ve 1,5 saat gittikten sonra mola verdik. Yine 1,5 saat gittikten sonra Marakeş’e geldik. Marakeş Bu kez farklı bir otel ayarlamıştım. Otobüsten inip bir yerde yemek yedikten sonra, yürüyerek gidebileceğimizi düşünmüşken, aslında yorgun olduğumu fark ederek, bir taksiye bindik ve otele yakın bir yerde indik. Elimdeki krokiye göre ilerlerken, nereye gideceğimizi ararken, bir esnaf hangi oteli aradığımızı sordu. Geçen bölümlerde bahsettiğim, bahşiş isteme sıkıntısından dolayı pek sıcak bakmasak da, dükkân sahibi, dar ve kıvrımlı sokaklardan bizi otele götürdü ve hiç bir ücret istemeden geri döndü ve biz de kendisine teşekkür ettik. Kapısında otelin ismi dahi yazmıyordu. Bizi, otelin mutfak ve temizlik sorumlusu tonton bir bayan karşıladı. Eskiden Türk filmlerinde siyah tonton dadı rollerinde bayanlar olurdu. Yakut hanım her yönüyle onlara benziyordu. Bizim Müslüman olduğumuzu, hatta sohbet içerisinde hacca gittiğimizi de öğrenince bizi daha da bir sevdi, biz de onu. Odada biraz dinlendikten sonra Ceme’al Fina meydanına doğru yola çıktık. Akşam yemeği için Hacı Mustafa’nın orada kuyu kebabı yiyelim diye karar vermiştik. Oraya vardığımızda yemeğin saat 12:0015:00 arası olduğunu öğrenince, ertesi güne erteledik. Tekrar meydanda dolaştıktan sonra otelimize

geri dönüp dinlenmeye karar verdik. Marakeş’in son günü Bahia Sarayı’nın civarına giderek başladı. Sonra yeni sokakları keşfettik ve yavaş yavaş Hacı Mustafa’ya doğru yaklaştık. Kuyu kebabı biraz yağlı olduğu için tanci, testi kebabında karar kıldık. Ben kendimi biraz iyi hissetmediğim için yiyemedim, eşimin kısmetiymiş. Ekmek - salata ve üstüne de tatlı niyetine bağrıma taş bastım. Çünkü Hacı Mustafa, bizim Siirt Büryan kebabı gibi bir yiyecek. Yani her yerde bulmak mümkün değil. Kutubiye’ye yakın bir yerde oturup sadece insanları seyretmeye başladık. Bazı seyyar satıcıların satış tekniklerini görmek enteresandı. Oradan kalkıp, çok sevdiğim Kasbah semtine ve müdavimi olduğumuz pastaneye gittik. İçeri girdiğimizde bir bayan müşteri vardı. Biz içeceklerimizi söyledikten sonra yaşlı bayan ve yanında Down sendromlu oğlu ile içeriye girdi. Sanki dükkan sahibinden ekmek, yiyecek ister gibi bir halleri vardı. Dükkandaki müşteri bayan, çok maharetlice onları bir masaya oturttu. Önce poğaça türü bir şeyler aldı. Ben de bir şey alayım diye hamle yaparken, aynı bayan gitti içecek aldı. Üstelik bunları yaparken gayet ciddi bir tavrı da vardı hayırsever bayanın. İnanç ve merhamet ikisi bir aradaydı sanki. Gıpta ile baktık ve çok mutlu olduk. Biz de çıkarken üzerimize düşen vazifeyi yerine getirdik. Otelimize doğru yaklaşırken başka bir pastane daha karşımıza çıktı. Daha hijyenik, bayanların işlettiği pırıl pırıl bir pastaneydi. Hele hele Türkiyeli olduğumuzu duyduklarında ise bir anda ne kadar mutlu olduklarını görebiliyorduk. Biraz kuru pasta ve badem tatlılarından alarak oradan ayrıldık.

Son günümüz de bitmek üzereydi. Önemli bir detay kalmıştı. Ertesi sabah saat 04:30’da havaalanına gitmemiz gerekiyordu. Bir taksi durağına gittim ve durumu anlattım. Fiyat olarak havaalanına taksimetre ile değil, tarife ile gidildiğini ve camlarına yapıştırdıkları tarifeyi gösterdiler bana. Gündüz 70 dinar, gece 100 dinar. Yani 10 euro verecektik. Otobüsler o saatte zaten çalışmıyordu ve çalışsa zaten fiyatı 6 euro idi. Biz de taksici ile saat 04:30 için sözleştik. Otele gidip Yakut hanımla ve otel sahibi hanımla biraz sohbet ettikten sonra odamıza geldiğimizde, söylemememize rağmen odanın temizlendiğini görünce, Yakut hanımı da biz mutlu edelim dedik. Saat 04:00’te uyanıp hazırlandıktan sonra taksiye doğru yola çıktık. Gündüz cıvıl cıvıl olan çarşılarda in cin top oynuyordu. Taksici bizi gördüğüne çok sevindi, çünkü gelmeyebilirdik tabii ki. Ama sözümüzü tutmuştuk. 5 dakikada havaalanında ulaştık. Çıkış yaptıktan sonra sabah namazını kıldık. Uçağa binmek için herkes tam sıradayken, görevliler uçağın 4 saat tehir olduğunu söylediler. Voucher dağıttılar ve biz de kahvaltımızı yaptıktan sonra uçağın saati geldi ve tekrar evimize doğru yolculuk başladı. Bizi bir yerden başka bir yere hayırlı bir şekilde gezdiren Rabbimize şükürler olsun. ◄◄

Soest Türk Kültür Merkezi kongresi gerçekleşti Soest Türk Kültür Merkezi 10. Olağan Kongresi üyelerinin katılımı ile teşkilat binasında gerçekleştirildi.

Kur’an- ı Kerim tilaveti ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan kongrede divan kurulu şu isimlerden oluştu: Sadettin Şimşek (Divan Başkanı, Hollanda Türk Federasyon Genel Muhasibi), Muammer Bilgişli (Divan Üyesi, Rotterdam Versaar Başkanı) ve Osman Karagülle (Divan Üyesi, Ede Ötüken Türk Kültür Ocağı Başkanı). Teşkilat Başkanı Baki Emektar’ın açılış konuşması sonrası, faaliyet ve muhasebe raporları okunarak üyelerin kabul oylarına sunuldu. Yapılan seçimler sonrası

Şiir Buluşmaları programı yapıldı

tekrar başkanlığa seçilen Baki Emektar teşekkür konuşmasını gerçekleştirdikten sonra yeni yönetime seçilenler üyelere tanıtıldılar. Seçimlerle aynı zamanda yeni disiplin ve denetleme

kurulları da oluşturuldu. HTF Genel Başkan Yardımcısı Tuncay Bahtiyar’ın yapmış olduğu konuşmanın ardından Ozan Devai’nin ‘Anadolu Sohbetleri’ adı altındaki sunumuyla program sona erdi. Haber: HTF Basın Masası

Hollanda Türk Müzesi ve TÜRKSAV (Türk Dünyası Yazarlar ve Sanatçılar Vakfı)’nca Amsterdam’da Şiir Buluşmaları organizasyonu yapıldı. Program, Hollanda’da Türkçe’nin ve Türk edebiyatının yaşatılmasına katkıda bulunmak, genç şairlerle usta şairleri buluşturmak ve genel anlamda şiir severleri biraraya getirmek gibi amaçları hedeflemekteydi. Şiir Buluşmalarına Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Mustafa S. KAÇALİN, TÜRKSAV Başkanı Şair ve Yazar Yahya AKENGİN ve Edebiyatımızın “Lale Şairi” Abdullah SATOĞLU misafir konuşması olarak katıldılar. Programa UKID (Uluslararası Kalkınma İşbirliği Derneği) Avrupa koordinatörü Selahattin SAYGIN ve UKID onursal başkanı Musa Serdar ÇELEBİ de katıldı. Üç bölümden oluşan Şiir Buluşmalarıında ‘Türk Dili ve Edebiyatı’,’ Tarih ve Şiir’, ‘Türk Edebiyatında Lale’ konuları ele alındı. Salih DADAK’ın sunduğu program, UKID Avrupa koordinatörü Selahattin SAYGIN’ın yaptığı açılış konuşmasıyla başladı


08 gündem

maandblad/aylık gazete doğuş nr. 238 - Mayıs/Mei 2018

agenda

Reyhan Şeker

Kardelen tedir. Bu alanda yapılan bir çok araştırma yazmış olduğum son cümleyi destekler niteliktedir. Hollanda’da bazı kuruluşlar ana dilinin önemini iyi bildiklerinden dolayı bu alanlarda faaliyetler yürüterek Türkçe dilinin korunmasına yönelik katkı sunmaya çalışmaktadırlar.

Ana Dilim Kültürümdür

T

ürk Dil Kurumu’nun Türkçe sözlüğünde ana dil şu şekilde tanımlanıyor: “İnsanın çocukken ailesinden ve soyca bağlı olduğu topluluktan öğrendiği dil”. Düşünceler, dil ile ifade edilerek başkalarına aktarılabilir. Kelime hazinemiz ne kadar fazla ise o kadar düşünebilir ve insanî ilişkilerimizde o kadar rahat davranabiliriz. Birey ana dili ile, geçmiş ve gelecek arasında köprü kurabilmeyi öğrenir. Diline hâkim olan kültürünü, değerlerini ve dinini muhafaza eder, dilini unutan ise değerlerinden ve medeniyetinden zamanla uzaklaşmaya mahkûmdur. Avrupa’da yaşayan çocuklarımızın ana dillerinin yanı sıra o ülkenin diline de hâkim olmaları gelecekleri açısından önemlidir. Her şeyin hızlı bir şekilde geliştiği bu çağda, bilimsel gelişmeleri takip etmek için başka dillere de hâkim olmak elzemdir. Bu doğrultuda öğrenilen yabancı dil, “amaç” olmaktan ziyade “araç”tır. Fakat başka dili iyi öğrenebilmek için kendi ana dilimizi iyi bilmemiz gerekmek-

Hollanda’da doğup büyüyen çocuklarımız ana dillerini tam bilemediklerinden dolayı kendilerini ifade ederken cümleye Türkçe ile başlayıp Hollandaca ile tamamlıyorlar. Ya da kelime kullanırken kelimenin tümünü Hollandaca, kelimeye takı gelecekse onu Türkçe kullanarak tamamlıyor. Örneğin çocuk boğazının ağrıdığını anlatmak için “boğazım ağrıyor” demek yerine “benim keel-im ağrıyor” diyebiliyor. Bu tür yanlışlıklar çocuğun yakınları tarafından sevimli bulunup düzeltme yapılmıyor. Gençlerle hasbihâl ederken meramını Türkçe ile ifade edemeyen gençlere Hollandaca anlatmalarını istediğimde, “Hollandaca’da tam ifade edemem” cevabını çok alıyorum. İki dil arasında sıkışmış bir kimlik ortaya çıkıyor ki, bu gelecek adına Avrupa’da doğup büyüyen neslimiz açısından çok vahim bir durumdur. Konuşurken Hollandaca kelime kullanıldığında ve gençler tarafından anlaşılamadığında Türkçe sözlükten bakmalarını istiyorsunuz. Hollandaca-Türkçe sözlükten kelimenin anlamına bakıyorlar. Fakat vahim olan okuduğu Türkçeyi de anlamıyor olmalarıdır. Böyle olunca Türkçe kelimelerin Türkçe karşılığına bakmak durumunda kalıyorlar. Yanı kısacası sözlükler arası mekik dokuyorlar. Aslında ben bu hususta gençlerden çok ailelerinin bazı hususları dikkate almadığına şahit oluyorum. Aileler de evde sürekli yabancı dil konuşuyor. Türkçe karşılığı olan kelimeler bile konuşulurken olduğu gibi

yunus322@hotmail.com

aktarılmıyor. Örneğin; “bu olay kendiliğinden gerçekleşti” demek yerine “spontane” oldu deniliyor. “Rahatlamak” yerine, “relax” kelimesi, “tamam” yerine, “okey” denmesi, “kontrol etmek” yerine, “check” kullanılması, “tam gün çalışıyorum” yerine, “full-time” çalışıyorum demek gibi. “Geri bildirim aldın mı?” yerine, “feedback” kelimesi, “kaydetmek” yerine, “save” gibi. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Yukarıda örnek verdiğim kelimeler kendi dillerinde kullanılabilir. Fakat Türkçe konuşulurken kelimeler Türkçe anlamları ile kullanılmalıdır. Bu durum o kadar sıradanlaştı ki, farkında olmadan hepimiz aynı hataları yapabiliyoruz.

Hollanda’da doğup büyüyen çocuklarımız ana dillerini tam bilemediklerinden dolayı kendilerini ifade ederken cümleye Türkçe ile başlayıp Hollandaca ile tamamlıyorlar. Ya da kelime kullanırken kelimenin tümünü Hollandaca, kelimeye takı gelecekse onu Türkçe kullanarak tamamlıyor. Örneğin çocuk boğazının ağrıdığını anlatmak için “boğazım ağrıyor” demek yerine “benim keel-im ağrıyor” diyebiliyor

Bu hataları asgariye indirmek aslında mümkün. Eğer çocuğumuzu ana dil eğitimi verilen bir kuruma yönlendiremiyorsak veya böyle bir kurum yakınımızda

yoksa, bu durumda aileler olarak kendi çabamızla üretebileceğimiz yöntemler vardır kanaatindeyim. Aşağıda sıralayacağım özellikleri küçük yaşta çocuklarımıza kazandırabilirsek büyük faydası olacağını düşünüyorum. Elbette ki sayacağım maddeler, Türkçe dersi verilebilecek bir kurumdaki eğitim kadar faydalı olamasa bile ana dilinin gerilemeyip gelişmesine katkı sağlayacaktır. Unutmayalım ki, her şeyi kurumlardan bekleyip aileler olarak bir şey yapmamak ve mesuliyeti kurumlara yüklemek doğru bir yaklaşım olmaz. Maddeleri şöyle sıralayabiliriz: • Çocuklarımızı Hollandaca kitap okumaya teşvik ettiğimiz gibi Türkçe kitap okumaya da teşvik etmeliyiz. • Eğer okumayı sevmiyorsa, ilginç bulduğu haberleri Türkçe gazetelerden keserek asabileceği haftalık pano hazırlamasına yardımcı olabiliriz. Pano, çocuğun rahatlıkla görebileceği bir yere asılmalıdır. • Türkçe günlük tutmak. • Bazı çocuklar misafirliğe giderken beraberlerinde kitap götürmeyi severler. Çoğu zaman belki de yanlarında götürdükleri kitabı okumaya fırsatları bile olmuyor. “Evde bırak. Zaten götürdüğün yerde okumuyorsun. Ne diye beraberinde götürüyorsun” gibi cümleler kurarak okuma heveslerini kırmayın. Büyük ihtimal evde kitap okumayı seven veya çevresinde görmüş olduğu birini taklit etmeye çalışıyordur. Bu durum taklit gibi görünse de zamanla Türkçe kitap okuma sevgisini artıracaktır. • Türkçe çocuk dergilerine üye olmasını sağlamak ve böylelikle özel olduğu hissettirerek Türkçe okuma sevgisi kazandırmak. • Türkçe eğitici filimler seyrettirerek filmin özetini yazdırmak. Özellikle seyrettirilecek programlar itina ile seçilip önceden ebeveyn tarafından bakılıp çocuğa gösterilmelidir. Çünkü bazı filmlerde sokak dili kullanılmaktadır. ◄◄

Kısa haber

Bakımevinde yaşlılara şiddet Rotterdam’da bulunan hasta ve yaşlı bakım evinde çalışanların yaşlılara fiziksel ve psikolojik şiddet uygulaması meclis üyelerini harekete geçirdi. Trouw gazetesinde yer alan bilgilerde Rotterdam’da bulunan Humanitas’a bağlı De Leeuwenhoek bakımevinde çalışanlarla orada kalan diğer kişilerin yaşlılara şiddet uyguladığı ortaya çıktı. Trouw gazetesi bilgileri bir muhbirden ve çeşitli belgelerden elde ettiğini aktardı. Humanitas ile konuyu görüştüğünü ifade eden Sağlık ve Gençlik Müfettişliği(IGJ) konuyla ilgili inceleme başlattığını bildirdi. Meclis üyeleri de yaşanan bu gelişmeleri yakından takip ettiklerini, çok şaşkın olduklarını ve bir an önce harekete geçilmesi konusunda hemfikir oldu.

İsveç’te Müslümanlara hakaret edene ceza İsveç’te, sosyal medya hesabından Müslümanlara hakaret eden bir kişi 7 bin 500 kron (yaklaşık 750 avro) para cezasına çarptırıldı. İsveç devlet televizyonu SVT’nin haberinde, Norköping kentinde bir kişi sosyal medya hesabından, “Bütün Müslümanları geldikleri yerlere geri gönderin, onlar başkaları üzerinden geçinen parazitler.” diye yazan bir kişiye para cezası verildiği belirtildi. Paylaşımı nedeniyle hakkında “nefret suçu” işlediği gerekçesiyle dava açılan ve Norköping Mahkemesinde yargılanan kişinin suçlu bulunduğu ifade edilen haberde, mahkemenin sanığa verdiği 90 günlük hapis cezasını yaklaşık 750 avro para cezasına çevirdiği bildirildi. SVT’ye konuşan davanın savcısı Michael Forsberg, sosyal medyada nefret suçunun çok arttığını vurgulayarak, sahte hesaplardan yapılan paylaşımların “korkunç” boyutlara geldiğini ve polisin bu kişileri tespit etmek için günlerce vakit harcadığını söyledi.

Açık Cami Günü... Hollandalılar bir hafızın Kur’an-ı Kerim’i ezbere bilmesine duydukları hayreti gizleyemediler...

Schiedam Merkez Camii kapılarını komşularına açtı

H

ollanda İslam Federasyonu nisan ayı etkinliklerini yoğun bir şekilde gerçekleştiriyor.

“Buyurun ben Müslümanım” programı ile Hollanda’da ses getirirken “Âlemlere Rahmet”, “Eğitim Fuarı” ve “Açık Cami Günü” ile de toplumsal kaynaşmaya kapı aralıyor. Millî Görüş Hollanda İslam Federasyonuna bağlı Schiedam Yıldız Eğitim Merkezi ve Merkez Camii birlikte düzenledikleri “Açık Cami Günü’nde” çevrede yaşayan Hollandalı komşuları ağırladı. Avrupa’da son zamanlarda ayyuka çıkan yabancı düşmanlığına karşı bir nebze olsa panzehir olmak için gayret eden Hollanda Millî Görüş Teşkilatı cami ve eğitim merkezi çevresinde yaşayan Hollandalı komşuları davet ederek hem cami hem de (YİM) Yıldız Eğitim Merkezi’ni gezdirdiler. Yetkililer bu yerlerde ne tür faaliyetler yapıldığı-

nı ayrıntılı olarak anlattılar. Pek çoğu ilk kez bir cami ziyaretinde bulunan Hollandalılar gördüklerinin tahminlerinin çok ötesinde bir şey olduğunu dile getirdiler. Caminin sadece namaz kılınan bir yer olduğunu düşünen bazı ziyaretçiler daha başka çok değişik faaliyetlerin yapılıyor olduğunu görmelerinin kendileri için bir sürpriz olduğunu dile getirdiler. Böyle devasa bir yerin gönüllüler eliyle yürütülmesini de hayretle karşılayan Hollandalılar, bir hafızın Kur’an-ı Kerim’i ezbere bilmesine de duydukları hayreti gizleyemediler. En son caminin içini gezen ziyaretçiler caminin çok güzel olduğunu söylerdiler. Cemiyet Başkanı Zekeriya Budak, Yıldız Eğitim Merkezi Müdürü Kenan Aslan ve Açık Cami Günü Koordinatörü Jeffrey Xavier muhteşem Hollandacaları ile ziyaretçilerin sorularını çok net bir şekilde cevapladılar. Yöneticiler, katılımcılara cami içinde yapılan faaliyetler hakkında birinci ağızdan en doğru bilgiyi verdiler.


doğuş aylık gazete/maandblad

nr. 238 - Mayıs/Mei 2018

09


maandblad/aylık gazete doğuş nr. 238 - Mayıs/Mei 2018

04 haber 10 nieuws

KALEMDÂR

oflaz-aliya@hotmail.com

Mehmet Şükrü Oflaz

“Anne Var Ben Ölmek...” Başlığa bakarak hafiften bir tebessüm edebilirsiniz. “Bu nasıl bir konuşma?” diye. Etmeyin. Ortada büyük bir dram var. Elinizde ne kadar önemli şeyler varsa bir kenara koyun. Gerçekleşmesini istediğiniz ne kadar büyük idealleriniz varsa onları da bir kenara koyun. Zira ortada bütün işlerimizi o olmadığı zaman manasız kılacak bir konu var ve bu büyük bir “dram” olarak ortada duruyor. Elimizden kayıp giden, elimizden çıktığında bizi “millet” olmaktan mahrum edecek bir yol üzereyiz. Bizi millet kılan değerlerimiz, güncel ve popülist söylemler yüzünden gündemimizden çıktı. Sosyal medya, politik tarafgirlik, varlık telakkisinde dünyevileşme vs. hususlar bizi o kadar meşgul ediyor ki, ufka bakamıyoruz. Ufka bakıp bizi bekleyen şeyler her ne ise onlar hakkında bir tedbir almak mümkün olmuyor. Gün geçtikçe sosyal hayatımızda nitelik düşüyor. Nicelik olarak işleri kotarmak yeterli geliyor. Sanal bir manevî yaşantı, anlık duygusallıklar ile yaşanmaya karar verilen bir dindarlık revaçta. “Bu kadar karamsar olmamak lazım” diyebilirsiniz. Diyeceksiniz zaten. Eh biz felaket tellalı olarak vazife deruhte etmediğimize göre, bu ortada olan biten kifayetsizliği hayra mı, şerre mi yoralım. Soru olarak almayın bu son cümleyi. Nihayetinde kına gecelerinde bu millete mensup olduğu hâlde, türküleri tercih etmeyip; -bu dansı bana lütfeder misiniz – diye meydana çıkan çokça insanımız var. Akşamında tarihî dizilerden aldığı feyz ve fetih ruhuyla, sabahında tutmasalar Viyana önlerinde yarım kalan işi tamam edecek çokça alp’ımız da var. Çok şükür. Veya Yunus Emre (k.s) ilahîlerini bırakıp, başka başka dünyalardan hareketli ve kıvrak “ilahî mi” desem, ne desem müziklerle coşan beyler ve

Turgut Torunoğulları:

Daha iyi yerde olmak için önce istememiz, sonra da ortak müştereklerde birleşerek, birlik ve beraberlik içinde olmalıyız”

bayanlar var. Olsun efendim olsun. Şimdi 2018 yılında Yunus’u kim okuyup anlamaya çalışacak. Zamanımız yok, zira daha önemli işlerimiz var. Kermes gibi, inşaat gibi, aile terapistlerimizi konuk ediniyoruz, terapi seanslarımız olacak, buyurun sizde anne ve baba olduğunuzu hatırlayın. Rayban güneş gözlükleri ardından bakan genç kızlarımız ve genç oğlanlarımız bizi kurtaracak Tekfurun tasallutundan. Elhamdülillah. Hocam, İslam bize ne der diye bir sorum var. Lütfen hocam bana uygun bir cevap veriniz. Ha hocam unutuyordum ben Kur’an Müslümanıyım. Olsun kardeşim olsun, “Kur’an’dan alıp ilhamı, asrın idrakine söyletmeliyiz İslam’ı” demiş Mehmed Akif. Akşamına hazır bir iki bid’at eleştirim olacak, sosyal medya üzerinden. Az sonra. Takip edin lütfen. Ama lütfen takip edin. Aydınlanın. Hace Ahmet Yesevi (k.s), avucunun içinde tohumlar, dünyanın dört bir yanına saçmış, o tohumlardan yalnız bir tanesi olan Geyikli Baba (k.s), Orhan Bey Gazi’nin konağının avlusuna çınar fidanı dikerken, gözüne bakmış Orhan Bey Gazi’nin ayet okuyarak muştulamış ufku, muştulamış fethi, muştulamış aşk ve adalet toplumunu. Olmaz efendim olmaz, bana verilen bilgilere göre, bir hoca olarak bu cümlenizi bid’at olarak ilan ediyorum. Görüşeceğiz hocam, bilişeceğiz bir gün. “Anne var ben ölmek” diyen bir çocuğun/gencin vebali, kullandığı bu dilin vebali hepimizin boynundadır. Ana sütüne hazır mamaları tercih eden biz annelerin, ana sütü gibi mübarek olan Türkçe’yi yüksek diplomalara feda eden biz babaların yatacağı bir yer yok. Yangın yerinde sigara tellendirenlerin kayıtsızlığı affedilecek gibi değildir. Bu biline efendim. Yazı biraz inişli çıkışlı oldu. Köy yolu gibi. Bana kızmayın lütfen. Övündüğümüz o kadar maddî varlığımıza rağmen üzerimize gelen çığı, nefesleriyle eritmeye çalışan bir avuç insanın fedakârlıkları yanında, ben gibi ademlerin bu dünyanın oyuncaklarıyla oyalanmasının yarattığı öfkeye/ huzursuzluğa bağışlayın. Ben kim oluyorum da sizi böyle yüksek perdeden rahatsız ediyorum. Rahatsız olmayın lütfen. Bütün suç Yunus Emre (k.s) pirimin ve şu satırların; “Aşkın odu geldi yüreğim harlar/ Aşkı olan ar-u namusu neyler/ Behey Yunus sana söyleme derler/ Ya ben öleyim mi söylemeyince...”

Birlikte yarınlara emin adımlarla...

“İnisiyatif almak tarihî bir sorumluluktu” Hollanda’daki olumsuz gelişmeler karşısında harekete geçen Torunoğulları ailesinin, Sivil Toplum Kuruluşlarına Mevlânâ misali yaptığı çağrı yankı buldu

H

ollandaTürkiye arasındaki gerilimleri ve Hollanda’da yaşayan Türk toplumunu olumsuz etkileyecek olan yeni uygulama ve söylemleri bertaraf etmek için inisiyatif alan Turgut Torunoğulları, yine bir ilke imza attı. 70 farklı görüşü, düşünceyi ve farklı alanlarda aktif olan Sivil Toplum Kuruluşlarını Den Bosch şehrinde “Edelstaal Group Simtronic şirketler grubu mekânında bir çatı altında toplamayı başardı. Başta Hollanda Türk toplumunun, sonra da HOTİAD, MÜSİAD, NETUBA, TOV, TOVER gibi Hollanda Türk iş dünyasının ileri gelenleri ile birlikte akademisyenler, gençlik, kadın, hemşeri dernekleri, Umut Yıldızı Vakfı başta olmak üzere tüm katılımcılarla konsensüs sağlandı. “Dünya çok renkli olduğu için güzel” Moderatörlüğü Ertan Torunoğulları’nın yaptığı toplantıda konuşmacılar fikirlerini rahatça beyan etme fırsatı buldular. Konuşmacılar somut önerilerini sunarak, oluşabilecek yeni bir

Zeki Baran:

platforma da önerilerini daha detaylı bildireceklerini deklare ettiler. “Gerilimleri gidermek için toplandık” Sözlerine, “Hollanda-Türkiye arasında vuku bulan gerilimlere “siyasi gerginlik” diyerek başlayan Turgut Torunoğlları özetle HOTİAD Başkanlığı döneminde ve DTİK / DEİK olarak iki ülke ilişkilerinin gelişmesi, Hollanda Türk toplumun beklentileri konularında yaptıklarından örnekler vererek, “Yine yapabiliriz, bunun için istememiz, ortak müştereklerde birleşerek birlik-beraberlik içinde olmalıyız” dedi. Torunoğulları konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bu siyasi gerginlikten Hollanda’da yaşayan vatandaşlarımız, ticaretle uğraşanlar, meslek sahibi olanlar etkilenmektedir. Gelin, birlik beraberlik içerisinde hareket ederek sorunları çözmek için projeler üretelim, bu projeleri de rapor edip dosyalar hâlinde Türkiye’de ve Hollanda’daki mevcut hükûmetlere sunalım. İki ülke arasında

milyarlarca avroluk yatırımlar mevcuttur. Ticari çıkarlar söz konusu olunca çözülmeyecek sorunlar yoktur. Hollanda’da yaşayan yarım milyon Türk ilk bakışta çok örgütlü bir toplum görüntüsü veriyor fakat günümüzde talep ve beklentiler hızla değişirken bizler bu değişime ayak uydurabiliyor muyuz?” Katılımcılardan Zeki Aslan (Eğitim), Sibel Saki (Kadınlar), Mustafa Ayrancı (Irkçılıkla Mücadele), Cemile Sezer (Karar Mekanizmalarında Yer Almak), Ömer Ilık (Güvenlik), Durmuş Doğan (Türklerin Hollanda’da Kabullenilmemesi), Tarık Şaki (Gençler ve Üçüncü Nesil), Kasım Akdemir (Umut Yıldızı Vakfı, STK ve Dinî Özgürlükler ve Gençliğimiz), Hatice Işık Bekker (HollandaTürkiye Ticarî İlişkileri) Hatice Can Engin (STK ve İOT) Nazmi Türkkol Hollanda Türk STK’ları), Ahmet Kaya (Hoşgörü, Tolerans ve Öz Örgütlerin Finansı) Gülali Alkılıç (Hoşgörü) konulu birer konuşma yaptılar. Haber: Doğuş Haber Merkezi

«

‘Hiç bir ayrım yapmaksızın Hollanda’da yaşayan Yozgatlı insanlarımıza hizmetetmek için varız”

Yozgatlılar Federasyonu Başkanlığına tecrübeli siyasetçi Zeki Baran seçildi Yozgatlılar Federasyonu, 6. Olağan Genel Kurulu’nu, Rotterdam’da faaliyet yürüten Versam dernek salonunda gerçekleştirdi. Divana sunulan başkan adayları için açık oylama yapıldı. Gelecek üç yıl için Yozgatlılar Federasyonu Başkanlığına tecrübeli siyasetçi Zeki Baran seçildi. Federasyon yönetimi şu şekilde oluştu: Genel Başkan: Zeki Baran, Başkan Yardımcısı: Zekeriya Açkalmaz, Başkan Yardımcısı: Tahsin Özer, Başkan Yardımcısı: Mustafa

Demirci, Genel Sekreter: Nihat Koçak, Sekreter Yardımcısı: Birol Koçak, Genel Muhasip: Ahmet Arslan, Muhasip Yardımcısı: Bektaş Yıldırım, Üye: Kadir Açkalmaz, Üye: İbrahim Yerden, Üye: Bülent Günsel, Yedek üyeler: Attila Taşdemir, Fatih Özgür, Kadın Kolları: Gonca Özdemir, Denetleme Kurulu: Seyit Oğuzer, Yakup Peker, İsmail Öztur. Seçim sonrası, başkan Zeki

Baran Yozgatlılar Federasyonu yeni yönetim kurulu adına divan heyetine, genel kurul katılımcılara ve önceki yönetime teşekkür etti Baran, siyasi, dinî ve fikrî hiç bir ayrım yapmaksızın Hollanda’da yaşayan Yozgatlı insanlarımıza, çeşitli ve zengin hizmetler yapabilmek çalışma sözü verdi. Haber-Fotoğraflar: Doğuş Haber Merkezi

«


spotlar 11 spotlight

doğuş aylık gazete/maandblad

nr. 238 - Mayıs/Mei 2018

Murat Altun

Muştular

murat.7701@hotmail.com

“Ruhum sana âşık... Siyah gözlerin ey yâr... “Ruhum sana âşık... Aşkınla buhurdan gibi tütmekte bu kalbim / Sensiz bana cennet bile hicrândır Efendim. Doğ kalbime bir lahzacık ey Nûr-i dilârâ / Nûrun ki gönül derdime dermândır Efendim.” (Ali Ulvi Kurucu) Değerli dostlar!.. Anlatmakla acze düşülen en zor şeylerden biri de, varlık ağacının çekirdeği ve meyvesi olan yüce peygamberimizi anlatabilmektir. O’nu (sav.) anlatmak, herhâlde yüce bir dağı, iğne ile eşeleyip açmak ne ise, küçücük bir bardakla okyanustan ne kadar su alınırsa ancak o kadar olacaktır. Doğu’da Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin vd... Batı’da da Romeo ile Juliet gibi âşıkların sevdası halkın dillerine destan olmuş efsanelerdir. Bu elbette anlaşılacak bir durumdur. Çünkü ortada bir kadın ve bir de erkekten bahsediliyor. Fakat konu Rasulullah (sav.) olunca, O’na (sav.) sadece Yusuf (as.)’a âşık olan Züleyha gibi kadınlar âşık olmamış. Evvelki ümmetlerden hayran olanlar ve bugünkü ümmetinden de binlerce insan âşık olmuş. O’na âşık olmak imanımızın bir parçası olmuş. El-Vedûd olan Allah (cc), “Habibim” demiş ve O da )cc.) Hz. Muhammed (sav.)’i “sevgili” edinmiş. Sahabe-i kiram Ona (sav.)hitap ederken: “Anam-babam sana feda olsun Yâ Rasulallah.” derlermiş. Bu da yetmez: “Kendi canından da çok sevmedikçe iman etmiş olamazsın ya Ömer.” buyurmuş. O hâlde anadan-babadan ve candan da çok sevmenin anlamı, abartmaksızın tek kelimeyle “aşk”tır… Ve bizim Efendimizle olan ilişkimizin boyutu, resmî anlamda sadece vahiy alanla-veren, saygı duyulan ve boyun eğilenin ötesinde ciddi manada duygusal, ileri derecede tutkulu ve gönülden bağlılıkla (buna aşk denir) bağlanmaktır: “Peygamber, müminlere kendi öz canlarından daha yakındır. Eşleri ise, onların analarıdır.” (Ahzab, 33/6) Hanımları anamız ise, Hz. Peygamberin bize karşı bir babadan daha fazla şefkatlimerhametli olduğu ve bir babadan çok daha fazla sorumluluk üstlendiği açıkça görülmektedir: “Hiçbir mümin yoktur ki ben ona -dünya ve ahiretteinsanların en yakını olmayayım.” (Bu yakınlığın bir göstergesi de şudur ki:) “Hangi mümin bir mal bırakırsa, onun yakın akrabaları

ona mirasçı olsunlar. Kim de borç veya çoluk çocuk bırakırsa bana gelsin; ben onun Mevlâ’sıyım/ yâr ve yardımcısıyım/çoluk-çocuğuna bakmak, borçlarını ödemek bana aittir.” (Buhari, nefakat 15) İşte böyle... O’nun (sav) bize olan sevgisi, şefkati, merhameti tutkunluğu, fanatizm derecesinde olduğu için seviyor ve daha şiddetli bir şekilde O’nun (sav.) tarafından seviliyoruz: “Andolsun, size kendinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır ve güç gelir. Üstünüze (aşırı tutkuyla) çok düşkündür. Mü’minlere karşı cidden şefkatli (esirgeyici) ve merhametlidir.” (Tevbe 128) “Daha tıfıl iken ümmetin diler, Nur kundak içinde yatar Muhammed...” (Fehmi) Sevgili Efendimiz (sav.) nurlar içinde dünyaya gelivermiş. Arabların âdeti imiş, bebeğin üstünü çanak gibi bir şeyle kapatmışlar.(İbni Sa’d Tabakat.) Şifa hatun diyor ki: “Çanağın kırık yerinden (Muhammed’e) baktım ki, güzel gözleri semaya doğru, dudakları da kıpırdıyordu. Dinledim ne diyor diye, ‘Ümmeti ümmeti’ diyordu.” O (sav.) büyüdü yine, “Ümmeti” dedi. Ve kıyamette başı yerde yine Allah’tan ümmetini dileyecek/Şefaat edecek inşallah. Bize yıllardır Arab’ı kötülediler. Ve zenci/siyahî olarak tanıttılar. Bendeniz bu sebepten dolayı, cahiliye dönemimde Efendimizi (sav.) esmer bilirdim. Hoş… öyle de olsa sevmiştik ya. Fakat Onu tarif eden (Şemâili Şerif) de yüzünün/ vücudunun bir kar gibi duru beyaz olduğunu, bu yüzden de boynunun hafif güneş gören yerlerinin gül rengine dönüştüğü anlatılınca, asıl kendimi siyahî buldum bu berraklığın karşısında… “Ne uzun ne kısa kararında boy, soyu İbrahim’den en asil bir soy Saçları hoş siyah, dalgalı bir koy, kemalini giydir beni benden soy, Âlemlere rahmet cemalini göster, bu kul varlığından soyunmak ister. Güneş pervanesi o güzel yüzün, nûrundan ışığı vardır gündüzün, Solmaz bir gül rengin ne kış ne güzün, tecelli ediyor yüzünden özün, Hasretim yanarım yüzünü göster, kölen bu devletle avunmak ister. Simsiyah gözlerin ahû misali.... (Hayrettin Karaman.) Yunus Emreler gibi sufiler, Fuzulî gibi şairler... Bismarck, Goethe gibi büyük devlet adamı ve mütefekkirler... Müslim-gayrimüslim binlerce vicdan sahibi insanlar hep O’nu (sav.) övmüş, yüzlerce Siyer Kitapları O’nu anlatmış. Elbette O’nu (sav.) Hristiyanların İsa (as.) uçurup-kaçırıp insan olmaktan çıkarttıkları gibi dengeyi kaybetmeyeceğiz. Ve O’nu, ferdi hayattan sosyal hayata kadar her yerde ve her şeyde örnek alacağız. Melekleştirip hayatın dışına da itmeyeceğiz. Çünkü O (sav.), insan olarak meleklerden de üstündür:

“Vasfında sözün hülasasın al; İnsandı, fakat melekten efdal.” Beşer olarak Onun farkını Eb’ülMevâhib (k.s.) şöyle anlatır: Bir mecliste dedim ki: “Muhammed beşerdir (insandır) ama, her insan gibi değildir. Taşlar arasında yakut ne ise (O’da) öyledir.” Yine Mevlânâ (k.s.): “Gökler kadar geniş bir ağız isterim ki O, meleklerin bile kıskandıkları güzeli öveyim..” demiş. Şimdilik biz de bir mola vermiş olalım böylece. Bu vesileyle bu dizeleri (şiir diyecek kadar iddialı bulmadığım için) Ona (sav.) Efendimize ithaf ediyorum... “Siyah gözlerin ey yâr... Bir mecnun misâli hayâlin, hicrânınla yandı gönlüm. Ummân umman, mânâ mânâ rahmet dolu gözlerini, bir mahşer gününe dek olsa da, sabreder, görmek için beklerim ey yâr. Öyle garip, küskünüm ki dünyada; yalnızım, sensiz bak ne hâlde perişânım ben. Aradım hülyalara dalarak gözüm yollarda Gün-akşam oldu dost! Seni bulamadım. Yanarım...derdimi kimselere diyemedim yâr. Biçâreyim tek tesellim sensin benim hikmet’i İlâhi, Seni tanıyınca, sevince bildim hakkı adâleti, Zamanla her şeye dayandım ben alıştım da.. Âh… bir tek Sensizliğe alışamadım yâr. Bir dağ olsa da emsalsiz yüce, çıkmak için bir kenar bulurum elbet, Elimde rumûzun gonca güllerle; gelirim Sevgili.. Hasretle, haşyetle öper ellerini, severim, koklarım da incitmem yâr. Derdimin dermânı SEN ey!.. Tanımakla mutluluk ne!.. Bahtiyarım! Seni anlamak ve yaşamak ne Saadet! Varsa budur iftiharım. Beni yakan kor ateş; “Allah’ım!.. Acizliğimi güçsüzlüğümü sana şikâyet ediyorum” dediğin böyle garip hallerin yâr. Gözümün nûru!.. Meş’alemsin aydınlatan karanlıkta yolumu. Bayramdır!.. hâlim hâline benzediği gün, gelir neşem sevincim, Sen yetimdin bir zamanlar ben yetim, Kerem et nolur aşkını yalnız Senden dilenirim. Elem yecidke yetîmen fe evâ... Salli alâ Muhammedin ve alâ... Ahlâkın!.. Derbederim, divâneyim, anlatamam kifâyetsiz sözlerim. Bıçak gibi keser azap, ızdıraptır firkatin!.. Ne çare.. gayri Seni rüyalarda beklerim... Yusuf’tan da güzel, bakarken sûretine vurulduğum Derin mi derin!.. kaybolup deryasında boğulduğum Hayat iksiri!.. canlanıp mânâsında dirildiğim. Serin mi serin!.. Kar beyazında durulduğum. Sımsıcak!.. O rûhumda tüten; SİYAH GÖZLERİN’e beni de al, beni de götür, beni de, ey yâr...

Mavera

recepsoysal123@hotmail.com

Recep Soysal

Çağları Aşan Yunus Emre Olabilmek... Öncelikle idrak etmekte olduğumuz bu güzel ve hayırlı günlerin ufkumuzu açmasını, hepimize kurtuluş ve mutluluk getirmesini Cenab-ı Hak’tan niyaz ederim. Yine bir Ramazan ayına girmek üzereyiz, ya da yazımı okuduğunuz günlerde girmiş olacağız. Ramazan ayı manevî açıdan getirisi bol olan bir ay. İçinde Kadir Gecesi gibi bin aydan hayırlı bir geceyi barındırıyor. Oruç tutarak hem sıhhat bulacağız hem her acıktığımızda yemek yemenin ne kadar güzel bir nimet olduğunu tekrar tekrar idrak etmiş olacağız. Rabbim bizlere bol bol tefekkür etmeyi, bu ayın feyiz ve bereketinden yararlanmayı nasip etsin. İnşallah manevîyatı özümseyerek bu güzel ayda gönül kaplarını dolduranlardan oluruz. Uzun süredir çağları aşan derviş Yunus’u ele alan bir yazı yazmayı planlıyordum. Yazılacak konular listemde nerdeyse iki senedir durmasına rağmen bir türlü nasip olmadı. Hep cümleleri hayal ettim, vurgulamak istediğim bölümleri düşündüm ama bir türlü nasip olmadı yazmak. Nasip bugüne, bu aya imiş demek ki. Yaratılıştan itibaren ne insanlar gelip geçmiştir acaba şu dünya denilen misafirhaneden. Hepsi de zamanları dolunca ahiret uçağına binip gitmişler. Arkasından gözyaşı döküp üzülenler de daha önce gönderdikleri yakınlarının peşinden gitmiş bir süre sonra. Tarihe mal olmuş, komutanlar, padişahlar bir yana kendi zamanının ulaşılmazları olmuş, birçok ünlü, tanınmış ağalar, paşalar zamanla hep birer birer unutulup gitmiş. Peki unutulmayanlar kimler olmuş ? Unutulmayanlar da kendi zamanlarında pek de önemsenmeyen derviş Yunus gibi “gönül adamları” olmuş. Onlar yüreklerinin derinliklerinden gelen bir aşkla yazmışlar. Şiirleri her sınıftan ve yaştan insanın düşüncelerine, hislerine tercüman olmuş ve isimleri hâlâ hafızamızda. O’nu sevenler O’nun ismini çocuklarına vermişler hep çağlar boyu ve hâlâ da vermeye devam ediyorlar... İşte marifet bu. Çağlar boyu hatırlanmak, dua almak, insanların gönüllerine girip, hislerine tercüman olmuş olmak ve birçok kişinin yapamadığını yapıp çağları aşmak.. Şu dizeler onun gönül adamı olduğunu ne de güzel anlatır... “Benim bunda kararım(kalmaya niyetim) yok, ben bunda gitmeğe geldim. Bezirganem(tüccarım) metam(malım) çok, alana satmağa geldim.

Ben gelmedim dava için, benim işim sevi için. Dost’un evi gönüllerdir, gönüller yapmağa geldim” Yunus Emre’yi çağlar ötesine taşıyan en önemli özelliği ise yaptığı işi Allah rızası için yapmasıdır. Kendisinin yetiştiği tekkeye yıllarca odun taşımış ama hiçbir zaman itiraz etmemiş. Kestiği odunlardan da eğri olanlarını, “bu kapıdan eğri olanların girmesi uygun olmaz” diyerek tekkeden içeri sokmamış. Derviş Yunus’un parayla pulla, malla mülkle, makam mevki ile hiçbir zaman işi olmamış. O yaptığı işleri bile sadece cennete girmek için değil asıl cennetin sahibi olan Allah’ın rızasını kazanmak için yapmış. Şu iki mısra bunu çok güzel anlatır.. “Cennet Cennet dedikleri birkaç köşkle birkaç huri, İsteyene ver sen anı (onu), bana seni gerek seni” Dünya’ya Yunus’un baktığı yerden bakabilseydik, yaptığımız işleri sadece Allah’ın rızasını kazanmak için yapabilseydik acaba hala 1,5 milyarlık İslam âlemi zulüm altında inim inim inler miydi ? Rabbimiz bizleri biran önce, fabrika ayarlarına dönmeyi ve bütün gücümüzle Allah rızası için çalışmayı nasip etsin.. Neyse biz susalım Yunus Emre konuşsun... “Aşkın aldı benden beni, bana seni gerek seni “Ben yanarım dünü günü, bana seni gerek seni Ne varlığa sevinirim, ne yokluğa yerinirim Aşkın ile avunurum, bana seni gerek seni Aşkın aşıkları öldürür, aşk denizine daldırır Tecelli ile doldurur, bana seni gerek seni Aşkın şarabından içem, Mecnun olup dağa düşem Sensin dün ü gün endişem, bana seni gerek seni Sofilere sohbet gerek, Ahilere Ahret gerek Mecnunlara Leyli gerek, bana seni gerek seni Eğer beni öldüreler, külüm göke savuralar Toprağım anda çağıra, bana seni gerek seni Cennet Cennet dedikleri birkaç köşkle birkaç huri İsteyene ver sen anı, bana seni gerek seni Yunus’dürür benim adım, gün geçtikçe artar odum İki cihanda maksudum, bana seni gerek seni” Gelecek yazıda buluşmak üzere Allah’a emanet olun.


maandblad/aylık gazete doğuş nr. 238 - Mayıs/Mei 2018

04 haklarımız 26 12 onze rechten

Ethem Emre - Kaza Eksperi

Recep Soysal’ın objektifinden...

“KERMES” değil, “HAYIR ÇARŞILARI”nda buluşalım

Hayır Çarşılarını gezmeye devam ediyoruz. Bu ayki duraklarımızdan birisi de Baarneveld Millî Görüş Camii idi. Camii yöneticileri camiye olan maddî ve manevî katkılarından dolayı Axacar Zoetermeer sahibi Ali Savaş Doğu’ya bir plaket takdim etti. e.emre@letseladvies.nl

Kaza Dosyasında Zarar Kalemleri Kaza hukuku kapsamında (trafik kazası, iş kazası ya da başka kazalar) açılan dosyalarda, sorumlu sigortadan hangi zararlar talep edilir? Her kazazedenin durumuna göre farklı olabilecek olası zarar kalemlerini kısaca şu şekilde açıklamak mümkündür: 1- Materiale schade (araba, motor, minibüs ve benzeri motorlu taşıtlar). Bunlar genelde kazazedenin kendi sigortası devreye sokular halledilir. 2- Immateriële schade (letselschade). Özet olarak zararları sıralayalım: - Bisiklet, telefon, gözlük, laptop, giysi ve benzeri kişiye ait özel eşyalar. Araba hasarı için eksper geldiğinde bazen bu zarar listesine ekler. Eğer eklenmemişse o zaman diğer giderlere (zarar kalemleri) eklenir. - Sağlık giderleri (medische kosten): Genelde temel sigortası olanlar fizik tedavisi, psikolog ve benzeri tedaviler için bazı masrafları önce kendi ödemesi gerekir. Makbuzları önce kişi kendi sağlık sigortasına sunar ve ödenmiyorsa o zaman sorumlu sigortadan talep edilir. - Yol masrafları (reiskosten): genelde km başına 0,26 cent hesaplanır - Evde işleri ve bakım

(huishoudelijk hulp+mandelzorg): Kişinin kaza öncesi evde yaptığı işleri kaza sonrası yapamıyor olması ile doğan masraf hakkıdır. - Rehberlik desteği (persoonlijk hulp) - Bahçe bakımını yapamamak (zelfwerkzaamheid) - Telefon ve posta giderleri (telefonen portokosten) - Gelir kaybı, iş kaybı, kariyer kaybı (verlies van arbeidsvermogen e.d.) - Yeni iş arama durumuna düşme (re-integratie) - Başka meslek için eğitim (opleiding, cursus) - Kazazedenin durumuna göre, sağlık açısından evde yapılması gereken zorunlu değişiklikler - Sağlık için kiralanması ya da satın alınması gereken zorunlu malzemeler - Eğitim kaybı: en azından yarım sezon ya da bir yıl sınıfta kalma (studievertraging): Her okul için yıllık eğitim kaybı tazminatı farklıdır, örneğin BO:6.025,-; VMBO:13.850; HAVO/MBO:16.850; HBO/ WO:20.450,- Dosya kapanma esnasında gelecekteki olası zararlar (toekomstige schade) - Yukarıda adı geçmeyen ve kişiden kişiye değişebilecek olan diğer zararlar (overige kosten). - Acı parası (smartengeld): Kazadan dolayı çekilen çile, sıkıntı, zahmet, acı ve hayatının olumsuz olarak etkilenmesi ya da altüst olması demektir.

Araba ihtiyacınız için Temur Araba Galerisi hizmetinizde Eski dostlarımızdan ve Soest çevresinin tanınmış ustalarından Temur Araba galerisi ve tamirhanesi sahibi İsmail Temur ile ayak üstü sohbet ettik. Doğuş gazetesini dağıtım için uğradığımda onu yoğun iş ortamından az da olsa uzaklaştırıp gidişatla alakalı görüşlerini öğrenme fırsatı buldum.

Bize ulaşmak çok kolay. 7 ofisimizle sizlere Hollanda genelinde hizmet vermeyi sürdürmekteyiz. Tel: 088-808 78 78 ◄◄

YATILI YAZKURSU

herşey dahil

€329,-

Tarih

Yer

29.07.2018 - 19.08.2018 İskender Paşa

Nif Guney Hollanda

İnsulindestraat 236 3073BK, Rotterdam

İletişim eğitim@nifonline.nl 0617473854 0643751669 0104106290


Muhammed Akbaş

S

RIHLE

muhammedakbas@gmail.com

İslam Düşünce Tarihinin Yenilenme Dönemi

on yazımızda İslam Düşünce Atlası isimli eserden hareketle İslam düşünce tarihinin Klasik Dönemi (7.-11. asırlar) üzerinde durmuştuk. Bu yazımızda ise aynı eserden hareketle Yenilenme Dönemi (12.-16. asırlar) üzerinde duracağız. Hatırlanacağı üzere Klasik dönemin felsefedeki zirve ismi İbn-i Sina’dır (ö. 1037). İbn-i Sina’yı zirve yapan özelliklerden biri, kendisinin içerik olarak kadim Yunan düşünce birikiminin konuları ile İslam’ın temel inanç esaslarını bir bütün hâline getirmesidir. Bir diğer özellik ise “el-İşarat ve’t-tenbihat” isimli eserinde ortaya koyduğu hakikatin bilgisinde kullanılacak yöntemleri sorunsallaştırmasıdır. Bu ve başka özelliklerden dolayı İbn-i Sina bir son değil, aynı zamanda bir başlangıçtır. Çünkü ortaya koyduğu felsefî sistem, bir çok soruyu ve sorunu beraberinde getirdi. Mesela, bir şeyin mahiyetini/ özünü bilme konusundaki kesinlik anlayışı önemli eleştirilere tabi tutuldu. Bu eleştiriyi yapanlardan biri de İbn-i Teymiyye’dir (ö. 1328). İbn-i Sina’yı eleştiren bilginler arasında Gazzâlî (ö. 1111), Ebu’lBerekat el-Bağdadi (ö. 1152), Şehristani (ö. 1153) ve Şerefuddin el-Mes’udi’yi (ö. 1204) saymak mümkün.

İbn-i Sina’nın etkisi bunlar ile sınırlı mıdır? Hayır. Ibnü’l-Arabi (ö 1240) ile kurulan “Ekberi” gelenekte de İbn-i Sina’dan bir çok ize rastlanır. Mesela, “Sudûr Teorisi” gibi bazı görüşler bu irfanî gelenek tarafından benimsenirken, Allah ile insan arasındaki ilişki konusundaki felsefî görüşler ise

I N A B A C C O U N TA N C Y

.

N L

İbn-i Sina’ya yapılan eleştirilerin çoğu tenkitten ziyade tahlil, tahkik ve tadil odaklıydı. Bunu bir çok açıdan gösterebiliriz. Mesela, Fahreddin er-Razi (ö. 1210) el-İşarat ve’t-tenbihat’a şerh yazmasıyla birlikte bir Şerhu’l-işarat geleneği başlamış ve neredeyse altı asır boyunca filozoflar ve kelamcılar tarafından sürdürülmüştür. Bu şerhlerde görüleceği üzere

yapılan şey İbn-i Sina’nın görüşlerini red etmekten ziyade tahlil, tahkik ve tadil etmektir. İbn-i Sina’dan sonra felsefenin red edilmediğini gösteren bir diğer delil, O’nun felsefesinin özlü bir şekilde yansıtan ve medreseler için ders kitabı hâline getirilen Hidayetu’lhikme ve Hikmetü’l-ayn gibi eserlerdir. Bu eserler de onlarca kez şerh edilmiştir. Ayrıca Gazzâlî ve özellikle Razi ile birlikte felsefeye ait bir çok konu, soru ve sorun kelam kitaplarına dâhil edilmiştir. Mesela kelam tarihinde belki de ilk defa Razi, eserlerinde genel felsefî kavramlar (umurü’l-amme) ile özel teolojik kavramlar (ilahiyyat-ı hassa) ayrımını yapmıştır. Bunun yanında bir çok kelamcı felsefî görüşleri benimsemiştir. Mesela Seyyid Şerif Cürcani (ö. 1413) filozofların kozmoloji anlayışını benimsemiş, kendi kelamî görüşleri ile bir bütün hâline getirmeye çalışmıştır. İbn-i Sina felsefesini yeni bir yoruma tabi tutan bir başka bilgin Şihabuddin Sühreverdi’dir (1191). Kendisi İbn-i Sina felsefesini Nur, Miktar, İşrak, Müşahede gibi daha önce felsefede esas alınmayan kavramlar kullanarak özgün bir sisteme dönüştürmüş ve böylelikle “İşrakilik” dediğimiz felsefî geleneğin oluşmasını sağlamıştır. Görüldüğü üzere İbn-i Sina’nın fikirleri kendisinden sonra Hidayetu’l-hikme yazarı Esiruddin el-Ebheri (ö. 1265) gibi bugün “İbn-i Sinacılık” diye adlandırdığımız ve bir çok filozofu barındıran gelenek içerisinde devam etmiş, diğer yandan Fahreddin er-Razi ile birlikte oluşan Yeni-Eş’arilik geleneğine ait kelam kitaplarında eleştiri, tahlil, tahkik ya da benimseme cihetinden dâhil edilmiş, ve ayrıca Sühreverdi ile birlikte İşrakilik üzerinden devam etmiştir.

“Muhasebe, Mali Müşavirlik ve Vergide zirve nokta”

+31 6 21 38 83 57 numan@inabaccountancy.nl

Yenilenme Dönemi’nde Kelam ve tasavvuf/irfan artık cüz’i bir ilim olmaktan çıkmış, felsefe gibi varlığın tamamını araştırma konusu yapmak manasında tümel/külli bir ilim hâlini almıştır. Bunu mümkün kılan gelişmelerden biri Fahreddin er-Razi ile birlikte başlayan Tahkik yöntemidir. Tahkik demek, o güne kadar gelen yöntemlerin imkânlarını sonuna değin kullanma ve o yöntemle ulaşıldığı iddia edilen görüşlerin yöntem tarafından temin edilip edilmediğini ortaya koymak demektir. Bunun sayesinde felsefe artık, doktriner olmaktan çıkıp bir perspektif hâlini almıştır. Bunu en güzel Seyyid Şerif Cürcani ve Taşköprülüzade’nin (ö. 1561) ilimler tasnifinde görmek mümkün.

Hacı Bayram Camii Türkiye gezisi verimli geçti

Osdorp, HDV Hacı Bayram Camii’nin düzenlemiş olduğu İstanbul - Çanakkale gezisi maksadına uygun olarak tamamlandı. “Halka hizmet, Hakka hizmettir” düsturu ile yola çıkılan ziyarette, katılımcıların memnuniyeti için her detayı düşünülmüşti.

Hollanda’da Beşiktaş’ın 115. Yılı kutlaması yapıldı

Rotterdam şehrinde Beşiktaşlılar Derneği’nin MAHZEN Restoran’da organize ettiği, Beşiktaş’ın 115. YILI kutlamasına T.C. Rotterdam Başkonsolosu Sadin Ayyıldız, Beşiktaş yönetim kurulu üyesi Erdal Torunoğulları, Beşiktaş şarkı ve marşları yazarı Birol Can, sanatçı Taylan Özgür Ölmez ve orkestrası katıldılar.

Yenilenme döneminde fizik ve metafizike tahkik yöntemi uygulanırken, matematik bilimlerinde ise “Tahrir” yöntemi esas alınmıştır. Kadim Yunan medeniyetinden o zamana kadar yazılmış ve ortaya koyulmuş matematik eserler ve görüşler bu yönteme tabi tutulmuştur. Nedir “tahrir” dediğimiz yöntem? Kısaca denilebilir ki tahrir, bir metinde bulunan teorik ve teknik içeriğin o güne kadar gelen yeni gelişmeler ile zenginleştirilmesi, o metinde bulunan ispatların güçlendirilmesi ve tertibinin gerektiği ölçüde yeniden düzenlemesi, o eserde bulunan teorileri gerektiği ölçüde bölmek ya da birleştirmek, ve o metni iç-tutarlılık bakımından gözden geçirmek. Bütün bu işlemler Euklides’in Elemanlar isimli eseri gibi bir çok esere tatbik edilmiştir. Genel hatlarıyla özlü bir şekilde serdetmeye çalıştığım İslam Düşüncesinin Yenilenme Dönemi hakikaten son derece canlı ve son derece özgün bir dönemdir. Yüzlerce bilginin yaşadığı ve eser verdiği bu dönem, hâlen gereken ilgi ve alakayı görmemektedir. Bu dönemi detaylı olarak okumak isteyenlere, İslam Düşünce Atlası’nın ikinci cildini okumalarını tavsiye ederim. ◄◄

HTF’den Devender Başkonsolosluğuna ziyaret

Hollanda Türk Federasyonu Başkanı Murat Gedik ve Federasyon Sekreteri Erim Uğurlu ile Arnhem Hoca Ahmet Yesevi Derneği Başkanı İbrahim Günay, Dernek Muhasibi Tevfik Çelik ve Deventer Göksancak Kültür ve Eğitim Merkezi Başkanı Arif Uçar Deventer Başkonsolosu Tuna Yücel Modrak’a nezaket ziyaretinde bulundular.

Can Erzincan Vakfı’nın yardımları sürüyor

Türkiye’de eğitime ve engelli öğrencilere yaptığı desteklerle adını sıkça duyuran Hollanda Can Erzincan Vakfı, Türkiye’deki engelli öğrenciler için dayanışma ve yardım gecesi düzenledi. Vakıf Başkanı Murat Kürt çalışmalarında kendilerini yalnız bırakmayan ve sürekli destekleyen yardımseverlere teşekkür etti.

• Muhasebe ve Vergi hizmetleri

• Mali Müşavirlik ve Denetim hizmetleri

• Muhasebe ve Finansal destek hizmetleri

• Vergi Beyannamesi hizmetleri

• Kurumsal finans

¸ Akyüz RA (Numan) drs. S.

• Yönetim danışmanlığı

W

.

Yeminli Mali Müflavir (YMM)

Koningsweg 2-15 3762 EC Soest (NL)

eleştirilmiştir. Böylelikle İrfanî gelenek İbn-i Sina felsefesine bigâne kalmamıştır.

Fotoğraflarla Hollanda Gündemi...

• Bordro hizmetleri

W

perspektif 13 perspective

doğuş aylık gazete/maandblad

nr. 238 - Mayıs/Mei 2018

W

• Risk yönetimi danışmanlığı

• Diğer hizmetler

Hollanda seçim atmosferine girdi

Türkiye’de yapılacak olan seçimlere, siyasi partilerin Avrupa’daki temsilcileri seçim startı verdiler. Saadet Partisi Hollanda temsilciliği bu konuda ilk atağa geçenlerden. Divan Toplantısı için üyeleriyle bir araya gelen SP Hollanda temsilciliği, seçim stratejilerini şimdiden belirledi ve kapsamlı bir çalışma grubu oluşturdu.


maandblad/aylık gazete doğuş nr. 238 - Mayıs/Mei 2018

04 tanıtım 26 14 introduction

İbrahim Turgut

Feraset, Mü’minin Sıfatıdır!..

E

bû Saîd el-Hudrî’den nakledildiğine göre Resûlullah (sav), “Müminin ferasetinden sakının. Çünkü o, Allah’ın nuruyla bakar.” buyurdu ve ardından, “Elbette bunda feraset sahipleri için ibretler vardır.” (Hicr, 15/75) âyetini okudu.” (Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, 15; Taberânî) Feraset, müminin sıfatı ve özelliğidir. Feraset, düşünce, seziş, hızlı kavrayış ve sezgi anlamına gelen bir kavram. Bu kavramın, daha ileri boyutta manalar içerdiğini biliyoruz. Feraset, olayları tahlil ederken, birilerinin anlayışına göre değil, kendi kabiliyeti ve ilmi ile anlamak ve kavrayabilme becerisidir. Müminlere, bazı gerçekleri manipüle ederek ve kendilerini dev aynasında görerek, onlara bazı saçmalıkları veya tuzakları yutturmaya kalkmayın, o konuşulanları Allah’ın onlara verdiği feraset nimetiyle anlar ve buna göre tepkilerini ortaya koyarlar.

MİHENK Bugün baktığımızda bazı algı operasyonlarıyla insanların düşüncelerini değiştirmek basit hâle geldi. Bunun altında yatan gerçek, neyi gösteriyor? Okumuyoruz...Okumuyoruz... Okumuyoruz!.. Kendini yetiştirmeyenlerin, her rüzgâra göre yön değiştirdiklerini ve her algıya açık olduklarını görüyoruz. Bağlı bulundukları mezhebin, meşrebin, tarikatın veya partilerin ortaya koydukları fikirleri, sorgulamadan peşinen kabul eder ve çelişkiyi kendi dünya anlayışının hikmeti olarak benimseyerek, ikinci ve üçüncü şahısların dünya olaylarını anlayamadıklarını iddia ederek, üstünlüğünü kanıtlamak ister. Her söylenende bir “hikmet” aramanın bir ihtiyacı olduğunu kimse iddia edemez. Beyinlerimiz, kiraya verilecek kadar değersiz değildir. Bu hastalıktan kurtulmanın yolu, ilim öğrenmekten geçer. Bu hastalıktan kurtulmanın ilacı, İslami ilimleri ve bunun yanında pozitivist anlayışı doğru okumak, algılamak ve öğrenmekle mümkündür. Bütün “ilimlerin” yaratıcısı Allah olduğunun inancı, hayatımızın ruh köküne işlenmiş bir hakikat olarak tecelli etmesi, doğru yolda olduğumuzun nişanesi ve belgesi olacaktır. Bunu yaparken de, hedef insanlığa hizmet olmalıdır. Ebû Hureyre’den (ra) rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Allah’ım, bana öğrettiklerinle beni faydalandır. Bana fayda verecek ilmi bana öğret ve ilmimi artır...” (Tirmizî, Deavât 128) Medyada çıkan haberler doğru ise, burada bir çelişkiyi ifade etmemiz lazımdır.

ortaummet_45@hotmail.com

Müslüman olmak veya olmamak, insana verilmiş iradeyle alakalıdır. Kişi dilerse iman eder veya etmez. Bu ona verilmiş “tercih” bağlamında bir haktır. Tercihi ne ise ona göre tanımlanır! İslam’a göre imanın şartları bellidir. Bu şartlara göre iman gerçekleşir. Günümüzde bazı medyatik kişilerin ve felsefecilerin insanlara yanlış bilgi vererek, “algı” operasyonu yaptıkları ortadadır.

ve bu pazarlanan inançtan insanlar, kendi bağımsız iradelerine dönmüş olacaklarıdır.

Özellikle felsefeciler, anlaşılmayan yabancı kavramlarla konuşarak, kelime oyunlarıyla muhataplarını ilzam ederek fikirlerini, insanların hafızalarına bir virüs atarak, yanlış anlamalara ve sapmalara yol açmaktadırlar.

Deizmin anlamı: Allah, kâinatı yaratmış ve kenara çekilmiştir. Dünyayı idare etme, yasa koyma, insanlara bırakılmıştır. Dünyada insanlar, maddî ve manevî ihtiyaçlarını akıl yoluyla görürler. Bu inançta, kitap ve peygamber yoktur. Deizim,17. yüz yılda İngiltere’de çıkan bir akımdır. İslam’la alakası yoktur.

İslami altyapısı zayıf olan Müslümanlar, bunların yanlış görüşlerine bilmeden tabi olmaktadır. İlahiyatçı birinin hem “Müslüman” ve hem “deist” olması nasıl izah edilebilir? Bu konuda rahatça konferans nasıl verebilir? Üniversitede öğrencilerin anlamadığı bir kavramla (deizmi) sunma biçimi, “İslam’dan bahsediyor” kılıfıyla kafalarını ve akıllarını nasıl çelebilir ve anlattığını masum gösterebilir? Anlamak mümkün değildir, “DEİST” olduğunu iddia eden birinin veya üniversite öğrencisinin, savunduğu fikrin, İslam’la alakasının olmadığını bilmemesi, içler acısı değil midir? Bunları kimler uyaracak? Yanlış yolda olduklarını kimler hatırlatacak? Çünkü, bunlar kendi iradeleriyle hareket eden insanlar değildir. İradelerine bazı simsarlar tarafından ipotek konmuş insanlardır. “Deizm” kavramı iyi anlatılırsa, ferasetlerini yeniden kazanmaya

Kendi “TERCİHİNİ” kullanamayan insanlardan, sağlıklı toplum meydana getirmek, asla mümkün değildir.

Kısa haber

DENK: FİOD yabancı kökenli iş adamlarını hedef alıyor

Yetkililer, bu tür akımların ana yapılarını anlatacak ilim adamlarını devreye koyarak, halkı aydınlatmalıdır.

“Feraset gidince, körlük başlar” kaidesi uyarınca, düşünmeden girilen her yolun, yeni problemlerin meydana gelmesine sebep olması kaçınılmaz olur ki, insanlar, esen rüzgârın önüne kapılarak sürüklediği çer çöpe dönüşür ve hiçliğe mahkûm olurlar. Allah ferasetimizi güçlü kılsın. Kendi dinini doğru anlama ve yaşama şuurunu versin. Bütün bir insanlık için yeniden hizmet etme bilinci versin... Ben şimdiden Kur’an ve ibadet orucunun yerini getirildiği ay olan, Ramazan ayınızı tebrik ediyorum. Başı rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennemden kurtuluş olan bu mübarek ayda, bu üç dereceyi hak ederek geçerek ve beratını alanlardan olmanızı, Rabbimden niyaz ediyorum!.. ◄◄

DENK, Vergi Dairesi Maliye Araştırma ve Takip Servisi FIOD’un son dönemlerde yabancı kökenli iş adamlarını hedef aldığına dikkat çekti. DENK Partisi Milletvekili Selçuk Öztürk yaptığı konuşmasında Vergi Dairesine bağlı Maliye Araştırma ve Takip Servisi FIOD’un son dönemlerde tüm zamanını yabancı kökenli iş adamlarına ayırdığı için yerli kriminallerin özgürce yoluna devam ettiğini vurguladı. Hükûmetin üst düzey yöneticilerin yüksek gelirleri ve yasaları çiğnemeleri, kamuda çalışanların bakanlardan daha fazla kazanmaması gerektiği gibi konularla mücadele başlattığı ve yasa değişikliğine gidecek olmasını desteklediklerini belirten Öztürk, özellikle üst düzey yönetici kesiminin kazançlarına getirilen sınırlamadan dolayı tepki göstereceklerini düşündükleri için riskli grup olarak gördüklerini ifade etti.

TAZİYE... DENK Partisi Genel Başkanı ve milletvekili Sevgili Selçuk Öztürk’ün kıymetli validesinin vefatını teessürle öğrenmiş bulunmaktayız. Merhumeye Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyoruz...

Oz&Er FOOD B.V. Rooseveltstraat 39 2321 BL Leiden

E-mail info@ozener.com Tel. +31(0)71 - 589 09 99 Fax +31(0)71 - 589 20 26 www.ozener.com

vleeswaren Koç Et Mamulleri B.V.

Hikmet Gürcüoğlu

Adres Productieweg 48 2382 PD Zoeterwoude İleti: info@sancak.nl - Web www.sancak.nl Telefon +31(0)71 581 00 30


nr. 238 - Mayıs/Mei 2018

‘ “Sağlık kalitesi düşmeden primlerde indirim yapılabilir” Eski bakan ve şu an VGZ sigorta firması genel müdürü olan Ab Klink, sağlıkta gereksiz masraflar giderildiği takdirde hizmet kalitesi etkilenmeden primlerde indirim yapılabileceğini ifade etti. Klink yaptığı açıklamada, sağlık hizmetinde donanımlı uzmanlara yer verilmesinin sağlıkta yapılan gereksiz masrafların önünü kesebileceğini ifade ederek, bu sayede kalite düşmeden primlerde de indirim yapılabileceğini aktardı. Konuyla ilgili hastaneler ve aile hekimlerinin hasta odaklı ve daha verimli çalışmalarının önemini vurgulayan Klink’e bir çok sağlık kurumu, sigorta firmaları ve uzmanlar da destek verdi. VGZ sigorta firması bugün açıkladığı 2017 yılı raporunda 2021 yılına kadar sağlık masraflarının yüzde 4 yani 1,6 milyar euro düşeceği yer alıyor. Bu durumda primlerde indirim yapılabileceği aktarılıyor. Merkezi Planlama Bürosu CPB’nin verilerini ele alarak sağlık masraflarını hesaplayan hükümete göre ise sağlık masrafları 2021 yılına kadar yüzde 20 artış göstereceğini açıklamıştı.

“Gümrük Rehberi” Mobil Uygulaması Yolcuların ülkeye girişte ve çıkışta beraberinde taşıyabilecekleri eşya, nakit ve ziynetlere ilişkin gümrük muafiyetleri konusunda en güncel bilgileri artık “Yolcular İçin Gümrük Rehberi” Mobil Uygulamasından öğrenebilecek. Yaz tatiline az bir süre kalmasıyla birlikte her yıl olduğu gibi vatandaşların gümrük kuralları ile ilgili sorularına cevap aramaya başladığı görülüyor. Bu durumunu değerlendiren Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü vatandaşların mağdur olmaması için “Yolcular İçin Gümrük Rehberi” Mobil Uygulaması hazırladıklarını belirtti. Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü tarafından geçtiğimiz günlerde yapılan açıklamada, ”Yolcuların ülkeye girişte ve çıkışta beraberinde taşıyabilecekleri eşya, nakit ve ziynetlere ilişkin gümrük muafiyetleri konusunda en güncel bilgileri yolcuların cep telefonları ve tabletlerine aktarabilmek için ilk etapta Türkçe, İngilizce, Almanca, Arapça, Rusça dillerinde hizmet verecek “Yolcular İçin Gümrük Rehberi” Mobil Uygulaması tamamlanarak Google PlayStore ve Apple Store’a yayınlanmıştır.” bilgisi paylaşıldı. İzin döneminde araçları ile Türkiye’ye gitmek isteyen vatandaşların gümrüklerde herhangi bir sorun yaşamaması için “Yolcular İçin Gümrük Rehberi” Mobil Uygulamasından bilgi alması tavsiye edildi.

................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................. ................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................. ................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................. .................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................

Rotterdam Başkonsolosluğuna saldırı planına 4 gözaltı Türkiye’nin Rotterdam Başkonsolosluğuna 2016’da terör saldırısı yapmayı planlayan 4 kişinin gözaltına alındığı bildirildi. Hollanda Savcılığından yapılan yazılı açıklamada, Hollanda Güvenlik ve İstihbarat Dairesinin (AIVD), 2016’da Türkiye’nin Rotterdam Başkonsolosluğuna terör saldırısı yapmayı planlayan 4 kişiyi seslerinden tespit ettiği ve gözaltına alındığı belirtildi. Açıklamada, gözaltına alınan şüphelilerin Fas asıllı olduğu, 3’ünün Hollanda’da, diğerinin de Belçika’da yakalandığı ifade edildi. Rotterdam Mahkemesi geçen sene, ülkede terör saldırısı yapmayı planlayan 31 yaşındaki terör sanığına 4 yıl hapis cezası vermişti. Rotterdam Mahkemesinden yapılan yazılı açıklamada, sanığın evinde, terör örgütü DEAŞ’ı simgeleyen bez parçası, kalaşnikof tüfek, çeşitli mühimmatlar ile el konulan bilgisayarında bomba yapımını gösteren bir kılavuz bulunduğu gerekçesiyle hapis cezası aldığı belirtilmişti. AIVD, DEAŞ’la bağlantısı olduğu tespit edilen sanığın, kimlikleri tespit edilemeyen başka kişilerle Türkiye’nin Rotterdam Başkonsolosluğuna terör saldırısı yapılmasını konuştuğunun tespit edildiğini açıklamıştı. Sanık, Başkonsolosluğa gelen kişilerin çoğunluğu Müslüman olduğu için böyle bir şeyi yapmacağını savunmuştu.

15 hayat 23

het leven

doğuş aylık gazete/maandblad

AB’den İsrail’e tepki Avrupa Birliği, İsrail askerlerine silahsız göstericilere karşı ölümcül güç kullanmaması çağrısında bulundu. Avrupa Birliği (AB), dün abluka altındaki Gazze Şeridi’nde düzenlenen barışçıl gösteriler sırasında 15 yaşındaki Filistinli bir çocuğun İsrail askerleri tarafından vurularak öldürülmesine tepki gösterdi. AB Dışilişkiler Servisi sözcülüğünden yapılan açıklamada, 15 yaşındaki Filistinli bir çocuğun İsrail askerleri tarafından vurulmasından dolayı üzüntü duyulduğu belirtildi. Açıklamada, İsrail askerlerine silahsız göstericilere ölümcül güç kullanmama çağrısında bulunuldu. Gazze sınırında dün de devam eden “Büyük Dönüş Yürüyüşü” gösterilerinde 15 yaşındaki Filistinli çocuk Muhammed İbrahim Eyüb’ün de aralarında bulunduğu 4 Filistinli İsrail askerlerinin saldırıları sonucu şehit olmuştu.Gösterilerin başladığı 30 Mart’tan bu yana 39 Filistinli İsrail askerlerinin saldırılarında şehit oldu, 4 bine yakın Filistinli yaralandı.

“Kaliteyi ucuza alın!”

Gelinlik - Nişanlık - Abiye Bruidsjurken - Avondjurken - Galajurken

İmalattan halk’a sunulan hizmet... EN yeni modelleri, EN kaliteli ürünleri, EN ucuza almanın TEK adresi...

“Size çok yakınız!”

Birlik Import-Export Adres: Overbuurtseweg 8, 2665 CA Bleiswijk Tel: 0105220928 - 06 24132458 web: www.birlikimportexport.nl

Stationstraat 36 A - 5121 ED RIJEN Tel: 0161 - 227892 - 06 27 28 39 79 facebook.com/lailabruıid - instagram.com/lailabruidsjurken web: www. lailabruidsjurken.com - e-mail: info@lailagelinlik.com


maandblad/aylık gazete doğuş nr. 238 - Mayıs/Mei 2018

04 etkinlik 16 activiteit

“Böyle bir çalışma çok daha önceleri yapılmalıydı” Millî Görüş, güllerle dokaklara indi, gönüllere dokundu... Yüz binlere gül ile ‘Merhaba’ denildi... 100.000’den fazla değerli görüşme için teşekkürler... Millî Görüş bu yıl da Güllerle Sokaklara İndi... “Buyrun biz Müslümanız” “Hallo, we zijn Moslims” sloganıyla Avrupa’nın birçok kentinde ve 200’ü aşkın noktasında sokağa inen Millî Görüş gençliği ellerindeki güller ve yüzlerindeki tebessümle sokakları renklendirdiler. Güney ve Kuzey Hollanda Millî Görüş Teşkilatları bu yıl da ellerinde güllerle sokaklara inip “Buyurun Ben Müslümanım, Gelin Tanış

Cemiyetinin çalışmasına DENK Partisi Lideri Tunahan Kuzu, Rotterdam meclis üyesi Enes Yiğit ve NIF Bölge Başkanı Mehmet Erdoğan birlikte start verdiler. Güney Hollanda Bölgesi Ravza Camii’ne ise NIDA Partisi adına Abbas van Noutum katıldı. Veenendaal da yapılan faaliyete ise DENK Partisi Belediye Meclis Üyesi Gökhan Çoban katıldı. Çalışmaya katılan gençler gerek çalışma sırasında ve gerekse daha sonra sosyal medya aracılığı ile birçok olumlu reaksiyonlar aldıklarını ilettiler. İşte onlardan birkaçı: “Değerli Müslümanlar! bir Hristiyan olarak şunu söylemek

“Allermooiste evenement, die georganiseerd is tegen de radicalisering!”

Millî Görüş Teşkilatları, İslam’a karşı oluşan önyargıya son vermek için Avrupa sokaklarında yüzlerce genç ile, 10 binlerce insana gül uzattılar, İslam hakkında yazılan broşür dağıttılar... Olalım” deyip karşılarına çıkan genç-yaşlı, kadın-erkek, siyah-beyaz demeden herkese hitap ettiler ve önyargıları kırmaya çalıştılar. Son dört yıldır büyük bir özveri ve heyecanla gül dağıtma faaliyeti bu yıl da başarılı bir şekilde gerçekleştirildi. Son yıllarda İslam ve Müslümanlar aleyhine oluşturulan negatif algının kırılması için yapılan bu faaliyet sadece Hollanda’da değil IGMG İslam Toplumu Millî Görüş tarafından Avrupa’nın pek çok önemli kentlerinde yapılmaya ve 100 binlerce insana ulaşılmaya çalışılıyor. 7 Nisan 2018 tarihinde Hollanda’da 17 kentte yapılan faaliyet Güney Hollanda’nın 16, Kuzey Hollanda’nın ise 7 notasında gerçekleştirildi. 175 tanesi Güney Hollanda Bölgesinden olmak üzere 245 gönüllü, toplam 27 bin adet gül dağıttılar. Birçok noktada, önemli simalar bu çalışmanın başlamasında hazır bulunup “start” dediler. Rotterdam İskender Paşa

istiyorum. Yaptığınız bu çalışmadan son derece mutlu oldum. İşte, Hollanda’da birbirimize böyle davranmalıyız. Belki inançlarımız farklıdır. Ama bırakalım herkes kendini göstersin, başkaları için de hazır olduğunu ortaya koysun ve karşısındakine saygıyla davransın” Bir diğeri. “Bu sabah kentte ne güzel bir faaliyetiniz vardı. Herkese gül dağıtmak, ne güzel bir davranış. Ve siz bunu büyük bir heyecanla yapmaktasınız. Çok iyi bir inisiyatif. Çok iyi.” Ve bir önemli mesaj da şu oldu: “Ben medyada gördüklerimden dolayı Müslümanlara kızıyordum ancak bugün anladım ki çok fena yanılmışım. Bundan sonra Müslümanlara sevgiyle bakacağım.” Programın genel sorumlusu KIB Başkanı Hasan Hüseyin Göğüş, Program Koordinatörü Mustafa Şener ve Bölge Başkanı Mehmet Erdoğan başarılı bir çalışma olduğu yönünde hem fikirler. Bil hassa reaksiyonların çok önemli olduğunun altını çiziyorlar. Adnan Şahin - Rotterdam Den Haag - Amsterdam


“Allah’a ve âhirete inandığını söyleyen ama oruç tutmaya gücü yettiği hâlde oruç tutmayan kardeşler, gençler! Hele bir deneyin oruç tutmayı, hele bir başlayın... Ne kadar tad verici ve ne kadar sevindirici olduğunu göreceksiniz. Ne kadar ulvi ve seviyeli bir amel (iş) olduğuna şâhit olacaksınız. ”

ORUÇ MU?.. DENEMEYE DEĞER!..

Oruç ötelere seyahat, samanyolunda

Anlatılır ki bilge adamın biri, bir köyden geçiyormuş. Ya da kendinin bilgili ve hikmet sahibi olduğunun sanan biri. Köye yaklaşınca genç bir kadının elinde sepeti ile yürüdüğünü görmüş. Selâm vermiş, hâl hatır sormuş. “İzninizle bir şey sorabilir miyim?” demiş. Kadın da; “buyur sor” demiş. “Sepetinde ne var?” “Elma var efendim”. “Kime veya nereye götürüyorsun?” Kadın: “Nişanlıma, o biraz ileride, tarlada güneşin altında çalışıyor” Bilge adam: “Peki sepette kaç tane elma var?” deyince kadın; “Amca sen şaşırdın mı? Hiç insan sevdiğine götürdüğü hediyeyi sayar mı?” Bilge adam bu cevap karşısında sarsılmış, sonra da bu

Oruç tutmak yiğitliktir, pehlivanlıktır. Pehlivanlıktır, zira nefsin hevâsının isteklerine direnmek her yiğidin harcı değildir. Nefsin hevâsı (aşırı istekler) güreşteki çok güçlü rakibe benzer. Nefisle mücadele de güreş minderinde güreşmeye benzer. Mindere çıkmamak, minderden

iz : R TL Telev

De Stichting Islamitisch Primair Onderwijs Rijnmond

yo

“İslam okulları Cito’da en başarılı, en iyiler”

nu

si

Elbette Ramazanın, orucun, iftarın ve sahurun bereketi vardır. Ancak aklına, nefsine, yüreğine, organlarına, isteklerine, iradesine oruç tutturmayıp, bunun mide ile olduğunu sananlar iftarı sofralarını/ yemek masalarını lezzetli yemeklerle donatma zannederler.

Orucu zahmetine rağmen hakkıyla tutan, derin sularda değerli inci sevdalısı gibidir. Zahmet eder, yorulur, emek sarf eder; ama sonuçta incisine kavuşur. Oruç, sevilen şeylerden kısa bir müddet ayrı kalmanın vuslatı, mahrum olunan şeylerin özlemi, onsuz da hayat devam edebiliyor deyip midenin isteklerine sınır koymanın iradesidir.

i ve r s i t e

Oruç sanıldığı gibi yalnızca gündüz saatlerinde aç kalmak değildir. Mideyi çok ihtiyaç duyduğu şeylerden mahrum bırakmak değildir. Bedene, gıdasını vermeyi akşam vaktine tehir etmek değildir. Tehir edilen bu gıdayı, yani lezzetli yemekleri iftarda abur cubur yemek, bunun adına da “iftar bereketi” demek değildir.

Oruç sevenin sevdiğine iltifatıdır. Değer vermesidir. Sevdiğinin rızasına taleptir. Sevgiliye yönelmedir akılıyla ve yüreğiyle. Yani kişi sevdiğini iddia ettiği birisi ondan bir şey isteyecek; iddia sahibi bunu duymazlıktan gelecek. Aldırmayacak, kulağının arkasına atacak. Bu isteğe değer vermeyecek. İsteği yerine getirmeyecek??? O zaman adama “bu ne biçim sevgi” diye sorarlar.

t Ün

Lakin oruç, Ramazan, imsak, sahur, iftar, itikâf; yani oruçla ilgili bu şeyler bu teknik tanımdaki kadar dar ve basit değil. Daha muhteşem, daha etkileyici, daha ulvi. Orucun dünyasına girince, yani içeriden bakınca farklı görünür. Oruçla yola çıkınca onun değişik bir ibadet olduğu anlaşılır. Oruç bedenden yüreğe, boğazdan gönle, mideden bilince inince farklı olduğu hissedilir. Oruçla birlikte yolculuk yapıldığı zaman onun farklılığı bizzat yaşanır.

Derler ki “deniz derindir ve gizemlidir. Hafif şeyleri yüzdürür. Pahası az olan şeyler suyun yüzünde kalır. Ama pahası biçilemeyen inciler denizin derinliklerindedir”. Orucu mide ile tutmaya çalışan su üzerinde amaçsız yüzen sıradan şeylere, orucu şuur ve yürek ile tutanlar ise derinliklerde inci arayanlara benzer. Herkes inci avcısı olamaz. Hatta herkes inciyi tanıyıp değerini bilemez. Ama inci avcısı o derinlerde de olsa onu arayıp bulur. Zahmetli olur onu bulmak. Ama sonuç kazançlıdır, değerlidir. Böyle bir sonuç için zahmete katlanmaya değer.

ch

Teknik olarak (fıkıh diliyle) oruç; İmsaktır, yani sahur vaktinden iftar vaktine kadar yeme içmeden, ...’den uzak kalmak demektir.

kaçmak, “kondisyonum az demek” yok. Sen on dört-on beş yaşından ölene kadar o minderdesin. Güçlü bir rakibin var ve onunla müsabaka yapmak durumundasın. Bu güçlü rakip seni her zaman alt etmeye çalışmakta, seni tuşla mağlup ilan etmeye, açığa düşürüp seni rezil etmeye uğraşmakta. Güreşe devam etmeye, rakibine mağlup olmamaya, minderden kaçmamaya mecbursun.

u

değil.

ziyafet, aklın uçsuz bucaksız dünyasında bir fenomen, gönlün geniş ufuklarında bir seyir, insanın inişli çıkışlı iç dünyasında bir tefekkür mevsimi; şu fani hayatta elde edilebilecek sınırsız kârdır.

ır t m a s o n

R

amazan.... Oruç... Kadir Gecesi... Fıtır (Ramazan) bayramı... Bunlar sıradan kelimeler

cu

nr. 238 - Mayıs/Mei 2018

a şt

hayat ve inanç 17 leven en religie

doğuş aylık gazete/maandblad

ar

ve M a a s

tri

Bezoekadres: Paradijsplein 1 - 3034 SL Rotterdam www. sipor nl - T. (010) - 240 94 46

Al-Ghazali

Van Lennepstraat 17 3027 SP Rotterdam Tel. (010) - 415 21 67 E-mail nbelah@sipor.nl www.al-ghazali.nl

Ibn-i Sina

Zegenstraat 120 3082 XZ Rotterdam Tel. (010) - 428 25 90 E-mail adurmus@sipor.nl www.ibn-i-sina.nl

Ikra

Spirea 3 3317 JP Dordrecht Tel. (078) - 639 01 51 E-mail ssalem@sipor.nl www.ikra.nl

Noen

Paradijsplein 1 3034 SL Rotterdam Tel. (010) - 240 94 46 E-mail fkocak@sipor.nl www.ibsnoen.nl

Ibn-i Sina

(Dislocatie) Overijselsestraat 49 3074 VA Rotterdam Tel. (010) - 4484 87 50 E-mail aarabou@sipor.nl www.ibn-i-sina.nl

kadındaki anlayışa hayran olmuş. Kendisinin hikmet ehli olduğunu zannederken asıl bu kadının hikmet ehli olduğunu düşünmüş. Oruç mü’minin en sevdiği ve değer verdiği En Yüce Kapı’ya sunmaya cür’et ettiği bir hediyedir. Tıpkı nişanlısına değer veren hatun gibi içten ve samimi. Sayısı hiç önemli değil. Yani orucun beş dakika önce ve sonra başlaması ve bitmesi, uzun veya kısa günlerde olması, havanın sıcak veya serin olması, şu veya bu iftariyelik ile açılması, iftarda veya sahurda o ya da bu yemeğin olması, yemeğin az veya çok olması söz konusu değil. Hediyenin hangi kapıya sunulduğu, hangi sevgiliye götürüldüğü önemli. Oruçlunun sevgiliye yönelirken koluna taktığı sepeti yüreğidir. O sepetin içinde de elma değil iman vardır, samimiyet vardır, ihlas vardır, sevgilinin rızası vardır. Oruç, zamanı tanımaktır. Zamanın değerini bilmektir. Zamanın sahibini anlamak ve zamanı verimli geçirmektir. İnsan zamanında içindedir. Kısa veya uzun bir sürer bu zamanın içinde. Siz buna “insan ömrü” deyin isterseniz. Ama fani, ama sınırlı. Üstelik kişiye emaneten veriliyor. Günü gelince her emanet gibi asıl sahibine verilmesi gerekir. Zaman aynı zamanda bir mahlûktur. Öyleyse onu bir yaratan var, onun bir sahibi var. İnsan hayatı için arzı yayıp döşeyen ona zamanı da vermiş. Dakika, saat, gün, ay, mevsim, yıl ve ömür olarak. Oruç; zamanı ve değerini, zamanın sahibini, zamanı hayırlı işlerle geçirmenin önemini hatırlatır.

Hikmet Pınarı Hüseyin Kerim Ece kerimece@hotmail.com

Oruç en güzel empatidir. Başkasının yerine kendisini koymaktır. Nefis muhasebesidir. Dünyalık nimetler açısından herkes orucu kolaylıkla tutan gibi değildir elbette. Çevrede ve yeryüzünün öte taraflarında, oruçlunun sahip olduğu kadarına sahip olmayanlar vardır. Ya kendisi aynı durumda olsaydı... Ya kendisi oruç tutamayacak kadar bitap, takatsiz, bikes, gariban, engelli olsaydı... Oruç, elde olan nimetlerin kıymetini bilmektir. Eldeki nimetin kıymetini bilmek, o nimete şükretmeyi hatırlatır. Öyle elde çok çok nimet var. Bu nimetleri bir veren var. Öyleyse ona teşekkür etmek, nimetin kadrini bilenlerin işidir. Nimete en iyi teşekkür (yani şükür) öncelikle onun nasib edeni tanımaktır. Sonra da o nimeti paylaşabilmektir. O nimeti ona muhtaç olanlara verebilmektir. Eldeki nimetin bir kısmından nefsi bir müddet mahrum etmek ve başkalarıyla bölüşebilmektir. Allah’a ve âhirete inandığını söyleyen ama oruç tutmaya gücü yettiği hâlde oruç tutmayan kardeşler, gençler! Hele bir deneyin oruç tutmayı, hele bir başlayın... Ne kadar tad verici ve ne kadar sevindirici olduğunu göreceksiniz. Ne kadar ulvi ve seviyeli bir amel (iş) olduğuna şâhit olacaksınız. Hele bir deneyin... Ama işe mideden, yemek takıntısından değil, yürekten/ gönülden başlayın... Göreceksiniz. Ramazanınız mübârek, oruçlarınız makbûl, kitabınız “âlây-i ‘ılliyyîn”de ola. ◄◄


maandblad/aylık gazete doğuş nr. 238 - Mayıs/Mei 2018

04 anma 18

herdenking

Mehmet Erdoğan:

“Bu tür organizasyonlarla, çocuklarımıza bir aidiyet duygusu kazandırmak, onların kabiliyetlerini ölçmek ve yatkın oldukları meslekleri belirlemek istiyoruz...”

Haber- Fotoğraflar: Adnan Şahin

NIF tarafından düzenlenen Eğitim Fuarı ve Çocuk Şenliği coşkulu geçti

Hollanda İslam Federasyonu Eğitim Başkanlığı’nın “Sosyal Etkinlikler” çerçevesinde bu yıl ikici kez düzenlediği Eğitim Fuarı, “Çocuk Şenliği” ile birlikte Schiedam Merkez Camii’nin iç ve dış mekânları kullanılarak gerçekleştirildi.

E

ğitimde daha iyiye daha güzele ulaşma adına yapılan Eğitim Fuarı’nda çeşitli etkinlikler yapıldı. 7 Nisan’da başlayıp 8 Nisan’da sona eren fuarın açılışını IGMG Eğitim Başkanı Abdulhalim İnam ve NIF Eğitim Başkanı İsmail Kızılırmak birlikte yaptılar. Dışarıdan davetli sanatçıların çocuklara yönelik çeşitli gösterileri sahnelendi. Türkiye’den gelen meddah grubu, çocukları için sahneye alarak unutulmaz anlar yaşattılar. Çocuk edebiyatı yazarı Nurdan Damla Hanım bayanlara yönelik yaptığı sohbetiyle önemli konulara değindi. Nurdan Hanım iki gün boyunca okurları ile birlikte oldu ve kitaplarını imzaladı. Eğitimde Yarışma Teması...

Programda Millî Görüş camilerinde hafta sonları ders alan çocuk gurupları kendilerine verilen değişik temalarda oyunlar sergileyerek sahne performanslarını ortaya koydular. İkinci gün bazı şubeler arasında çocuklara yönelik ‘yarışma temaları’ sergisi düzenlendi. Şubeler çocuklara oyun oynatarak eğitimi sevdirmenin yollarını bulmaya çalıştılar. Buldukları bu yolları salonda sergilediler. Bu sergide hangi cemiyetin ödüle layık görüldüğü henüz belirlenmedi. Eğitim Başkanı ve Bölge Başkanı bu sergiyi gezerek sergiye katılan tüm şubelerin maslarını ziyaret ederek eğitimcilerden bilgi aldı.

Kursu, Kadınlar Gençlik Teşkilatı, Kitap Kulübü ve Hac & Umre birimleri kendi stantları ile yer aldılar. Daha başka, bilgi stantları, alışveriş stantları, yüz boyama, atölyeleri, seminer, konferans, Hacivat- Karagöz oyunları, semazen ve mini mehteran gösterileri gibi bir çok stant ve etkinlik yer aldı.

Stantlar Eğitim Fuarı’nda Hollanda İslam Federasyonu bünyesinde yer alan Çınar Cenaze Vakfı, Hasene Yardım Derneği, İslami İlimler

Güzel hava olumlu etkiledi... Her iki gün de havanın gayet güzel olması dolaysıyla fuara yoğun bir katılımın gerçekleşti. Başkan Mehmet Erdoğan ve Eğitim

Eğlence atraksiyonları... Bununla birlikte daha çok çocukların oynayabileceği şişirme kaydıraklar ve poniye binme gibi aktiviteler yer aldı. Elbette her zaman olduğu gibi bu kez de yeme içme stantları yoğun ilgi gören bölümlerden idi.

Başkanı İsmail Kızılırmak yaptıkları kısa değerlendirmeyle bu fuardan oldukça memnun olduklarını dile getirdiler. İsmail Kızılırmak, düzenledikleri etkinlikle alakalı şunları kaydetti. “Bu programı yapmaktaki amacımız, özellikle çocuklara ait bir programımızın olduğunu göstermektir. Onlara bir aidiyet duygusu kazandırmak, onları bu şenliğin içine çekmektir. Dolayısıyla onların da faaliyet yapabilecekleri bir programlarının olduğunu ortaya koymaktır. Bu ortamlarda çocuklarımızı hem eğlendirmek hem de onların kabiliyetlerini içlerindeki cevherleri gösterebilmeleri için bir zemin hazırlamaktır. Buraların aynı zamanda çocuklarımızın hangi mesleklere daha yatkın olduklarını gözlemlemek için de bir önemli bir ortam olduğunu düşünüyoruz. Eğitim Fuarımız, Çocuk Şenliği ile birlikte yapıldı ve bizler bu şenlik

ortamında çeşitli mesleklerden temsilcilere yer ayırıp o meslekle alakalı tanıtım yapmalarını da sağlamaya çalıştık. Fuarda birinci gün 9 şube çeşitli konularda kendi hazırladıkları gösterilerle kendi maharetlerini sergilediler. İkinci gün bazı şubeler kendilerine önceden verilen “Allah’a ve Peygamber’e iman” konu başlığı altında bir materyal sergisi düzenlediler. Öğrenciler ve öğretmenler bunu birlikte hazırladılar. Bu materyal yarışmasında çocukların iman konusunda neler düşündükleri somutlaştırılmaya çalışıldı. Bizim bütün bu çalışmaların sonunda anladık ki hem çocuklarımızda hem de öğretmenlerimizde devasa bir gelişim var. Amacımız budan sonraki yıllarda bu programları daha da geliştirerek devam ettirmektir. Fuarın gerçekleşmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz”

Koenendelseweg 1 5222 BG ‘s-Hertogenbosch Tel.: +31(0)73 6220025 www.sws-simtronic. com info@sws-simtronic.com


toplum 19

samenleving

doğuş aylık gazete/maandblad

nr. 238 - Mayıs/Mei 2018

Genç Gözüyle

talhayildiz_@hotmail.com

Talha Yıldız

göre bir çözüm olarak sunulurken, kimileri ise İslam’a dönüldüğü takdirde bütün sorunların zaten sonlandırılmış olacağını iddia etmektedir.

devlet olarak algılanmamış, aksine güncel siyasi görüş ve hayat tarzını belirleyen özelliğe sahip olmuştur. Bu nedenle Osmanlı’yı kötülemek seküler bir hayat tarzı yaşamanın Bu tartışmalarda önemli bir detayın gereği olarak görülürken, Osmanlı’yı gözden kaçırıldığını düşünmekteyim. methetmek mütedeyyin olmanın bir “Geçmişini bilmeyen geleceğini ön koşulu olarak algılanmıştır. Üçünbilemez” deyiminden hareketle, cü olarak mütedeyyin diyebileceğiİslam dünyasının siyasal sisteminin miz çevreler arasında da Osmanlı’ya güncellenmesinine dair tartışmakarşı önyargının olduğu gözlemların sağlıklı zeminde yürütülmesi lenmektedir. Bu meyanda bilhassa için, evvela geçmiş siyasal mirasın İslamcı ve akademik çevrede Selefîbilimsel, tutarlı ve ön yargıdan uzak lik ve Avrupa’nın Osmanlı algısının değerlendirilmesi gerektiği kanaatin- etkili olduğu görülmektedir. Selefî deyim. Bu nedenle, günümüz İslam düşüncenin saf İslam’a geri dönüş dünyasının büyük kısmında asırlar talebinin İslam tarihinin büyük boyunca hüküm sürmüş Osmanlı bölümünü parantez içine alınmasını Devleti’ni doğru anlamak önem arz beraberinde getirmesi ve Avrupa’nın İslam dünyasında yaklaşık iki asıretmektedir. menfi Osmanlı algısı, Osmanlı’ya dan beri siyasal sistemin güncellengerekli önemin verilmesini engellemesi tartışılmaktadır. Bu tartışmanın Fakat ne yazık ki Osmanlı Devmiştir. Dahası, Avrupa’daki hâkim başladığı dönemde İslam dünyasının leti’nin doğru anlaşılmasının ‘Osmanlı despotizmi’ algısına büyük kısmı Osmanlı hâkimiyeti önünde önemli engellerin oldubenzer bir algının İslam dünyasında altında iken, Osmanlı’nın yıkılmağu görülmektedir. Birinci olarak, da hâkim olması dikkat çekmektedir. sından sonraki süreçte Osmanlı gerek Türkiye’de gerekse Batı ve toprakları üzerinde onlarca yeni Orta Doğu’nun büyük kesiminde, Osmanlı Devleti’nin Avrupalılar devlet kurulmuş, fakat İslam dünyası Osmanlı tarihini araştırmak Türk tarafından “despotik rejim” istikrarsızlık ve kaosla boğuşmaya tarihini araştırmak ile özdeştirilmek- olarak nitelendirilmesi, Osmanlı devam etmiştir. Nitekim günümüz tedir. Hâlbuki Osmanlı Balkanlardan sultanının hiçbir kurala bağlı olmaİslam dünyasına baktığımızda, Kuzey Afrika’ya kadar farklı ırk ve yan ve keyfi hareket eden yönetici genellikle devlet gücünün sınırlandı- din mensuplarını aynı çatı altında olarak tasvir edilmesini beraberinde rılmadığı, vatandaşların hak ve öztoplamış bir devlet olması sebegetirmiştir. Ancak son dönemde gürlüklerin muallak durumda olduğu biyle, Osmanlı’nın araştırılması, Batı’da Osmanlı hakkında yapılan ve insanların farklı din ve mezhep aynı zamanda Balkanların ve Arap bazı çalışmalarda, bu anlatılanların mensuplarıyla birlikte yaşamakta dünyasının tarihini araştırılmakla abartılı olduğu ifade edilmektedir. zorlandığı gözlemlenmektedir. Bu eşanlamlıdır. İkinci olarak CumZira Osmanlı tarihi boyunca sultanın çerçevede siyasal sistemi tamamıyla huriyetin kurulmasıyla birlikte, gücünü sınırlayan etkenler mevcut Batı’dan adapte etmek kimilerine Osmanlı geçmişte hüküm sürmüş bir olmuştur. Örneğin, Yeniçerilerin

Osmanlı Mirasının Önemi

tarih içerisinde sürekli güç kazandığını, hatta sultanın tahta çıkması ve azledilmesi sürecinde belirleyici konuma yükseldiği bilinmektedir. Keza Osmanlı hukuk sisteminin İslam hukukundan oluşması da, sultanın gücünü sınırlayan bir etken olarak karşımıza çıkmaktadır. Her ne kadar Osmanlı sultanı ceza hukuku ve vergi gibi sınırlı konulara ilişkin kanunlar belirlemiş olsa bile, hukuk mevzuatının geniş kısmı İslam hukuku tarafından düzenlenmekteydi. Bu çerçevede Osmanlı sultanı yasa koyan yönetici değil, hukukun koruyucusu ve uygulayıcısı olarak kabul edilmiştir. Bununla birlikte hukukun yorumlanması ve mahkemelerde uygulanması ulema tarafından yerine getirildiği bilinmektedir. Bu gelişmenin tabii bir neticesi olarak, ulema devlet ve toplum içerisinde itibar ve güç kazanmıştır. Yukarıda özetlemeye çalıştığım meselelerin netlik kazanmasının yolu, bu konulara ilişkin bilimsel çalışmalardan geçmektedir. Ancak üzülerek belirtmeliyim ki, bugün hâlâ Osmanlı’nın siyasal sistemi hakkında yeterli derecede bilgiye sahip değiliz. Yazının kapsamını göz önünde bulundurarak Osmanlı siyasal sisteminin araştırılmasına ilişkin sadece bir konuyu zikretmekle iktifa edeceğim. Bugün elimizde Osmanlı’ya ait geniş bir arşive sahip olduğumuz bilinmektedir. Bu arşiv içerisinde kadı sicilleri (mahkeme

defterleri) önemli yer tutmaktadır. Kadı sicillerinin araştırılması, Osmanlı Devleti’nin siyasi, hukukî, iktisadî ve kültürel hayatının ortaya çıkmasına önemli katkı sunabilir. Bu siciller üzerinden hukukun uygulanması ve dolayısıyla Osmanlı Devleti’nin siyasal düzeni hakkında da önemli bilgiler edinilebilir. Arşivlerin araştırılmasıyla birlikte, Osmanlı Devleti’nde adaletin tesis edilmesi, zengin-fakir arasındaki eşit(siz)lik, hâkimlerin bağımsızlığı, yöneticilerin yargılanması gibi hususlar netlik kazanabilir. Her ne kadar Türkiye ve Batı’da son dönemde Osmanlı’nın hukuk sistemine gösterilen ilgide artış gözleniyor olsa da, bu çalışmalar maalesef ferdi çalışmalardan öteye gitmemektedir. Hâlbuki altı asırlık bir geçmişi olan ve Balkanlardan Kuzey Afrika’ya kadar hükmetmiş bir devletin hukuk sisteminin etraflıca araştırılması, ancak bir proje kapsamında yapılabilir. Bunun için ise, geniş bir bütçeye ve öz veriyle çalışabilecek araştırmacılara ihtiyaç duyulmaktadır. Netice olarak, Osmanlı mirasının doğru değerlendirilmesi sadece geçmişte yaşananların ortaya konulmasını değil, güncel tartışmaların sağlıklı zeminde yapılmasına katkı sağlayacağını söyleyebiliriz. Aksi takdirde, siyasal sistemin güncellenmesine dair yaptığımız tartışmaların retorikten öteye gitmesi mümkün gözükmüyor. ◄◄

PARA TRANSFERi MÜBAREK AYLARDA FÍTRE, ZEKAT VE KURBAN PARALARINI EN HIZLI, GÜVENÍLÍR VE HESAPLI GÖNDERMENÍN TEK ADRESÍ HAVALEM.

Beklemeye son, havaleniz 10 dakikada Türkiye'de. İsme veya banka hesabına para gönderilir. Euro gönderin, Euro alınsın. Alıcı komisyon ödemez. Çeklerinizi ödeyebilirsiniz.

EN YAKIN ACENTAMIZA UĞRAMAYI UNUTMAYIN ! www.havalem.com | facebook.com/havalem

+31(0)78 655 16 50 | info@havalem.com


maandblad/aylık gazete doğuş nr. 238 - Mayıs/Mei 2018

04 haber 26 20 nieuws

Etnik azınlıklar ayırımcılık kurbanı Hollanda’da geçen yıl toplam 11 bin 500 ayrımcılık vakası kayıtlara geçti. Din temelli ayrımcılıkların yüzde 71’inde Müslümanların hedef alındığı kaydedildi. İçişleri Bakanlığı ve Polis Teşkilatının talebi doğrultusunda farklı kurumların desteği ile hazırlanan 2017 ayrımcılık raporu yayımlandı. Rapor, Polis Teşkilatı, Ayrımcılık Şikayet Hizmetleri (ADV), İnternet Ayrımcılığı Şikayet Bürosu (MİND) ve İnsan Hakları Komisyonundan elde edilen istatistiki bilgilere göre hazırlandı. Dört kurum tarafından 11 bin 500 ayırımcılık vakası kayıt altına alındı. Buna göre vakaların ortalama yüzde 34’ünü etnik azınlıklara yönelik ayrımcılık oluştururken, bunun yüzde 7’sinde Türklerin mağdur olduğu belirtildi. Vakaların ortalama yüzde 9’unun din temelli ayrımcılık olduğunun belirtildiği raporda, bunun yüzde 71’inde Müslümanların hedef alındığı kaydedildi. ................................................................................................................................... ................................................................................................................................... ...................................................................................................................................

.................................................................................................................................................................................................................. .................................................................................................................................................................................................................. ..................................................................................................................................................................................................................

Bilgi başarılı kılar...

THB Başkanı Ejder Köse: “Hollanda, Türklerin yurt dışı mal varlıklarını hukuk dışı araştırıyor”

T

Din Görevlileri Oryantasyon Kursuna Başladı Hollanda Diyanet Vakfı’na bağlı camilerde görev yapan ve 2017 yılında Hollanda’ya gelen imamlar için bir oryantasyon programı organize edildi. İki aylık oryantasyon programına, Scheveningseweg 15 Den Haag adresinde yeni açılan İslam Enstitüsü binasında başlandı. Program, Kur’an tilavetiyle başladı. İslam Enstitüsü Mütevelli Heyet Üyesi Prof. Dr. Özcan Hıdır din görevlilerine bir konuşma yaptı. Prof. Dr. Özcan Hıdır, bilginin önemine değinerek “bilgi, imamları daha başarılı kılacaktır” vurgusu yaptı. Enstitü Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Yavuz Ünal ise, enstitünün, hem Müslümanlara hem de diğer hedef kitlelere akademik destek, uyum ve camilerde yapılmakta olan eğitim çalışmalarının profesyonelleşmesi adına güzel hizmetlere öncülük edeceğini söyledi. Hollanda’ya yeni gelen 27 imam ile birlikte başlayan oryantasyon ◄◄ programı, haftada bir gün olmak üzere iki ay sürecek.

Medicalpark Hollanda’nın 5. Aile Yemeği programı yapıldı Medicalpark hastanesi Hollanda’da birlikte çalıştıkları doktorlarla son 4 yıldır olduğu gibi bu yılda yine Rotterdam’da, Mahzen Restoranda 5. kez bir araya geldi. Medicalpark Hollanda ve Almanya temsilcisi Hakan Yıldırım’ın organize ettiği 5. Medicalpark Hollanda Aile Yemeğine Hollanda’nın çeşitli şehirlerinden 20 Türk aile doktoru ve uzman doktorlar katıldı. Sıcak bir ortamda gerçekelşen yemekte Hakan Yıldırım tüm davetlilerini kapıda karşılayarak hepsiyle tek tek ilgilendi. Yenilen yemek sonrası fikir alışverişi yapılarak sohbet bölümüne geçildi. Hakan Yıldırım yaptığı konuşmada özetle şunlara değindi: “Medicalpark, Türkiye’de 17 ilde 29 Hastane ve 15 bini aşkın personel ile hizmet vermektedir. Son 4 yıldır geleneksel hâle getirdiğimiz Medicalpark Aile Yemeğimizin beşincisinde bu gün gördüğünüz gibi gerçekleştirdik. Bizimle çalışan doktorlarımızdan 20’si bugün bizlerle birlikte oldular. Her yıl bu yemeğimizde bir araya geldiğimiz doktorlarımızla geçtiğimiz yılı konuşup gelecek yıl için karşılıklı fikir alış verişinde bulunuyoruz. Yaz sezonu öncesi yaptığımız bu yemeğimizde Türkiye’ye izine gidecek ya da uzun kalacak vatandaşlarımız için sigorta kapsamında sağlık sorunları olduğunda neler yapacaklarını anlatan sunumlar gerçekleştiriyoruz. Türkiye’den doktorlarımız gelip buralarda seminerler veriyorlar. Çoğu aktivitelere katılarak bizimle birlikte olduklarında Türkiye’deki haklarını anlatıyoruz. Senelik ortalama 5 bin kişi Hollanda’dan Türkiye ye Medicalpark hastanelerimizi tedavi amaçlı ziyaret ediyor. Biz Hollanda irtibat ofisimizi yaklaşık 7 yıl önce açtık. Şimdi de Almanya’yı da kapsam alanımıza alarak oraya da bir ofis açarak faaliyete geçtik.” Medicalpark ın bu yılki aile yemeğine, Ev Dr. Güven Yıldız (Den Haağ), Ev Dr. Kadri Bülbül (Arnhem), Yoğun bakım uzmanı Dr. Mustafa Albayrak, Ev. Dr. Bülent Özdemir (Rotterdam), Ev Dr. Arzu Özdemir (Rotterdam), Fizyoterapist Ökkeş Elçim (Utrecht), Ev Dr. Sinan Kaya (Utrecht), Akapunktrist S. İmik (Rotterdam), Psikiyatrist Yavuz İlhan (Breda), Ev Dr. S.Aslan (Schiedam), Tekin Çetinkaya Medical Direktör Medisch Centrum De Vijfhoek katıldılar. ◄◄

HB Başkanı avukat Ejder Köse, “Hollanda makamlarının Türk vatandaşlardan aldıkları T.C. Kimlik Numaraları ile Türkiye hükûmetine başvurmadan kendi yaptıkları mal varlığı araştırmaları kesinlikle hukuk dışı ve uluslararası hukuka aykırıdır.” dedi. Hollanda Türk Hukukçular Birliği (THB) Başkanı avukat Ejder Köse, Hollanda makamlarının bu ülkeden ek sosyal ödenek alan 65 yaş üstü emekli Türk vatandaşlarının yurt dışındaki mal varlıklarını araştırmada son yıllarda yasal olmayan yollara başvurduğunu belirterek, “Türkiye’de araştırma yapılması vatandaşlarımızın oradaki özel hayatının gizliliğini ihlal ediliyor. Bizim itirazımız bunun içindir.” dedi. Köse, konuyla ilgili AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu. Hollanda Danıştay’ının Türk vatandaşlarının ek sosyal ödenek alabilmesi için T.C. Kimlik Numarasını vermesini mecbur kıldığı karara dikkat çeken Köse, “Hollanda makamları Türk vatandaşlardan aldıkları T.C. Kimlik Numaraları ile Türkiye hükûmetine başvurmadan kendi yaptıkları mal varlığı araştırmaları kesinlikle hukuk dışı ve uluslararası hukuka aykırıdır. Türkiye’nin anayasasının 20. maddesine aykırı olarak hareket ediyorlar. Bunu zaten yapıyordu ama şimdi Danıştay’ın aldığı karar ile daha çok yapacak. Bu durumda 15-20 bin kişinin dosyası gündeme gelecek.” ifadesini kullandı. Köse, “Hollanda kanununa göre açık ve net bir şekilde herhangi bir kişi ek sosyal ödenek sahibi olduğunda bütün dünyadaki mal varlığını bildirme mecburiyeti vardır. Zira Türkiye’de araştırma yapılması vatandaşlarımızın oradaki özel hayatının gizliliğini ihlal ediliyor. Bizim itirazımız bunun içindir. Hollanda makamları bu dosyayı Türkiye Adalet Bakanlığı’na aktararak mal varlığı araştırmasını Türkiye’deki kurumların yapması gerekiyor.” diye konuştu. Hollanda Sosyal Sigortalar Kurumunun dört yıl önce başlattığı Türk vatandaşlarının T.C. Kimlik Numaraları vermesi mecburiyetinin Rotterdam mahkemesinin aldığı karar ile bozulduğunu hatırlatan Köse şunları söyledi: “Buna rağmen bu süreçte Hollanda makamları bütün göçmen kökenlilere geçerli olduğu hâlde araştırmayı sadece Türk vatandaşları için uyguladı. Bu ayrımcılık yasasına aykırı olduğu için Hollanda Danıştay’ı bu kararların hepsini bozmuştu. Fakat alınan yeni karar ile Türk vatandaşlarının ek sosyal ödenek alabilmesi için T.C. Kimlik Numaralarını vermeleri tekrar mecbur hâle getirildi.” Hollanda’da yaşayan 65 yaş üstü emekli Türk vatandaşların alınan yeni karardan sonra T.C. Kimlik Numaralarını verip vermeme konusunu kendi değerlendirmelerine bıraktıklarını ifade eden Köse, verilmediğinde ek sosyal ödeneğin kesildiğini verildiğinde ise geçen 15 yıla kadar geri dönerek alınan ek sosyal ödenekleri geri ödeme riskinin bulunduğunu kaydetti. Bunun hukuk mücadelesinin Hollanda’da verildiğini belirterek, Türkiye’de yapılan mal varlığı araştırmaları ile Türk makamları ve yetkililerine büyük görev düştüğünü savunan Köse, “Hollanda makamlarının elini kolunu sallayarak Türkiye’de mal varlığı araştırmasına imkân sunulmaması gerektiğini düşünüyorum.” değerlenHaber: (AA) ◄◄ dirmesinde bulundu.

30 YILLIK TECRÜBENİN ESERİ ELEKTRİK TESİSATÇISI

30 yıllık bir deneyime sahip, Türk elektrik şirketi olarak Her türlü elektrik tesisatı kurulumunda hizmetinizdeyiz! Uzman kadro ve geniş deneyimle Mart 2017’den beri “ÖZELEKTRİK” olarak yanınızdayız! Elektrik hizmetlerinin bakımı ve kurulumu konusunda danışmanlık hizmeti verilir... www.ozelektrik.nl - info@ozelektrik.nl +31 640 185 946


21 mozaik 23 mozaïek

doğuş aylık gazete/maandblad

nr. 238 - Mayıs/Mei 2018

Yurt dışında oy verme 7 Haziran’da başlayacak Yurt dışındaki vatandaşlar, 24 Haziran’da yapılacak Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimi için 7 Haziran’da oy vermeye başlayacak. Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) seçim takvimi çalışmalarını tamamlamasıyla yurt dışındaki seçmenlerin hangi tarih aralığında sandığa gideceği de netleşti. Buna göre, yurt dışında oy kullanma işlemi, 7 Haziran’da başlayacak ve 12 gün sürecek. Gümrük kapılarında da oy kullanma işlemi aynı gün başlayacak ancak 24 Haziran’a kadar devam edecek. Oy verme günleri ülkelere göre farklılık gösterecek, bu konuda ülkelerdeki seçmen sayısı da belirleyici olacak. Yurt dışındaki vatandaşlar, ilk kez 10 Ağustos 2014’te yapılan cumhurbaşkanı seçiminde sandık başına gitmiş, YSK’nin sandık kurduğu temsilciliklerde randevu alarak oy kullanmıştı. Yaşanan aksaklıklar üzerine sonraki seçimlerde randevu uygulaması kaldırıldı. Bu seçimde de yurt dışındaki vatandaşların randevu almaksızın bulunduğu ülke için belirlenen günlerde oy kullanabilecek. Yurt dışında oy kullanma işlemi, 19 Haziran’da sona erecek. Gümrük kapılarında ise 24 Haziran’a kadar oy verilebilecek. Oylar, önceki seçimlerde olduğu gibi kullanıldıkları ülkelerden uçak veya diplomatik kuryeyle Türkiye’ye getirildikten sonra 24 Haziran’da Türkiye’de oy verme işleminin tamamlanmasının ardından açılıp sayılacak. Cumhurbaşkanı seçiminin ikinci tura kalması hâlinde yurt dışında 30 Haziran-4 Temmuz arasında oy kullanılacak. Gümrük kapılarındaki oy verme işlemi ise 8 Temmuz’a kadar sürecek. Bu kez yurt dışındaki oylar 8 Temmuz’da Türkiye’deki oy verme işleminin tamamlanmasının ardından açılıp sayılacak. -Sandığa giden seçmen sayısı 1 milyonu aştı. 7 Haziran Milletvekili Genel Seçimi için 8 Mayıs ile 31 Mayıs 2015 tarihleri arasında 54 ülke ve 112 temsilcilikte sandık kurulmuş, yurt dışındaki 2 milyon 866 bin 979 seçmenden 931 bin 465’i sandık başına gitmişti. Gümrüklerde oy veren vatandaşlarla bu sayı 1 milyon 34 bin 917 olarak gerçekleşmişti. 1 Kasım 2015’teki seçimde ise yurt dışında 54 ülke ve 113 temsilcilikte sandık kurulmuş, 2 milyon 880 bin 554 kayıtlı seçmenin yüzde 45,07’si sandığa gitmiş, yurt dışı temsilcilikler ve gümrüklerde toplam 1 milyon 298 bin 319 seçmen oy kullanmıştı. 16 Nisan 2017’deki anayasa değişikliği halk oylamasında da 57 ülke ve 120 temsilcilikte sandık kurulmuştu. Seçimde kayıtlı seçmen sayısı artmış, 2 milyon 957 bin 876 seçmenden 1 milyon 325 bin 682’si sandığa gitmişti. Haber: Hüseyin Torunlar ................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................. ................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................. .................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................

İkili işbirliği fırsatları...

HDV Gençlik’ten Oruç Konferansları

“Samsun’da aş, iş ve istihdam sağlayacağız.”

Samsun TSO ile HTTO iş birliği SamsunEndülüs’ü İslam tarihi dersinden öğrenmiştim. Endülüs’te gezerken İslam tarihinin ilk yüzyıllarından beri oluşan bu medeniyet ve ihtişamı hissederek öğrenebiliyoruz. Yaşananları hissetmek kitaplarda okumakla oluşabiliyorsa da, oralarda gezerek gördüğünüzde bu duyguyu tüm benliğimizle hissedebiliyoruz. Her şey 711 tarihinde başlamıştı. Tarık Bin Ziyad, Emevîler zamanında Musa bin Nasayr, kahramanlık, irade, azim isabet karar verme, sağlam karakter, konuşma dinleyenlere derin tesir uyandıracak bir hitabet görünce onu Endülüs’ü (İspanyayı fethe) gönderir. Tarık bin Ziyad emrinde yedi bin askerle hareket eder. Yolculuk esnasında, kendisi hafif bir uykuya dalar. Rüyasında, karşısında Peygamber efendimizi ve yanında Ashabı kılıçlarını kuşanmış, yaylarını geçirmiş, düşmana hücum etmek üzere olarak görür. Peygamberimiz, “Ey Tarık Yoluna devam et buyurdu”. Kendisi önde olarak Endülüs’e girerler. Tarık bin Ziyad uykudan uyandığında sevincinden yerinde duramaz, Endülüs’ün fethinden artık emin idi. Karaya çıktıklarında gemilerin birisini yaktırır ve Tarık Bin Ziyad askerlerine şöyle hitap eder: “Ey Mücahidlerim, görüyorsunuz arkamızda deniz, önünüzde düşman var. Artık geriye dönüşümüz kalmadı. Biliyorum ölümden korkmazsınız fakat ölmek çare değildir. Hedefimiz İslam’ı yaymaktır”. Tarık’ın askerleri Vizigot kralı Rodrigo yu yenerek kısa zaman içerisinde Endülüs’ü ele geçirdiler. Endülüs İslam devletini kurdular. Avrupalılara İslam medeniyetini öğretiler. Kültür Medeniyeti Endülüs: Emevî Devleti zamanında Endülüs büyük bir kültür, medeniyet ve ilim merkezi olmuştur. Devletin olan Kurtuba Avrupa’nın en kalabalık ve geniş şehri olmuş. 600 cami, 300 hamam, 50 hastane, 80 resmî mektep, 17 orta tahsili için mektep, 6 yüksek

NIF Kadınlar Teşkilatı’nın Endülüs gezisi dolu dolu geçti

Hollanda İslam Federasyonu Kadınlar Kolu Teşkilatı’nın idareci ve üyelerine yönelik düzenlediği İspanya-Endülüs gezisi verimli bir şekilde tamamlandı. Yaklaaşık 40 kişilik bir ekiple yapılan ziyaretin notlarını önümüzdeki ◄◄ sayıda okuyabilrisiniz...

Hollanda’da üniversite ve yüksek okullarda okuyan gençler için “Oruç Bilinci” temalı konferanslar organize edildi. Konferanslar 25 Mart 2018 tarihinde Hollanda’nın beş bölgesinde düzenlendi. “Ramazan ayının faziletleri ve oruçla ilgili fıkhî meseleler” konusunun işlendiği konferanslara farklı konuşmacılar katıldı. Beş ayrı konuşmacının verdiği konferanslar aşağıdaki camilerde gerçekleşti: 1. HDV Krommenie Anadolu Camii – Bünyamin Yıldız 2. HDV Rotterdam Mevlâna Camii – Mücahit Batman 3. HDV Apeldoorn Eyüp Sultan Camii – Kemal Gözütok 4. HDV Zwolle Ulu Camii – Ahmed Bulut 5. HDV Waalwijk Abdulkadir Geylani Camii – Zekeriya Özalp Konferanslarda İslam’dan önce oruç ibadeti, oruç ibadetinin farz oluşu, oruçla ilgili ayet ve hadisler, oruca maddi ve manevi hazırlık, oruç ibadetin faziletleri

ve oruçla ilgili fıkhî meseleler ele alındı. Konferanslara katılan gençler aktif bir rol üstlenerek, soru-cevap bölümüne de büyük ilgi gösterdiler. Hollanda’nın beş bölgesinde düzenlenen ve ilgiyle takip edilen HDV Gençlik konferansları, periyodik olarak ◄◄ düzenlenmeye devam edilecek.

Psv Eindhoven, Ajax’ı devirip şampiyon oldu Hollanda 1’inci Ligi’nin (Eredivisie) 31’inci hafta maçında evinde Ajax’ı 3-0 mağlup eden PSV Eindhoven, şampiyonluğa ulaştı. Philips Stadı’nda oynanan mücadelede ev sahibi ekibe şampiyonluğu getiren golleri 22’nci dakikada Gaston Pereiro, 37’nci dakikada Luuk de Jong ve 53’üncü dakikada Steven Bergwijn kaydetti. Bu galibiyetle 80 puana ulaşan PSV Eindhoven, ligin bitimine 3 hafta ◄◄ kala şampiyonluğunu ilan etti.

Hollanda Kupası’nı Feyenoord Kazandı Feyenoord, devre arasında Fenerbahçe’den transfer ettiği Robin van Persie’nin de gol attığı final maçında AZ Alkmaar’ı 3-0 yenerek Hollanda Kupası’nın sahibi oldu. Feyenoord, de Kuip Stadı’nda oynanan 100. Hollanda Kupası’nın finalinde AZ Alkmaar ile karşılaştı. Feyenoord, maçın 28. dakikasında Nicolai Jorgensen’in attığı golle 1-0 öne geçti. İlk 11’de sahaya çıkan Van Persie’nin 58. dakikada kaydettiği golle skor 2-0’a geldi. 67 dakika sahada kalan van Persie, alkışlarla kenara alındı. Jens Toornstra, 90+3’üncü dakikada kaydettiği golle Feyenoord’un sahadan 3-0 galip ayrılmasını sağladı. ◄◄ Feyenoord, Hollanda Kupası’nı 13. kez müzesine götürdü.

de Optiek’ten herkes memnun ayrılıyor... Denemek ister misiniz? Biz burada, hizmetinizdeyiz...


22 tabela

maandblad/aylık gazete doğuş nr. 238 - Mayıs/Mei 2018

uithangbord

NIF Başkanı Mehmet Erdoğan:

O

“Ramazan ayı Kur’an ayıdır. Kur’an’ın en çok okunduğu aydır. Mü’min Kur’an’la bütünleşir...”

“Ramazan, kardeşlik ve yardımlaşma, bereket ve fazilet ayıdır”

n bir ayın sultanı, rahmet, mağfiret ve kurtuluş ayı Ramazan-ı Şerifin, evimize, sokağımıza, mahalle, ve kentimize, cami ve cemiyetimize, hayatımıza kuşatıcı ve hayat verici tarafları ile bir kez daha giriyor olmasının haz ve sevincini yaşıyoruz. İnanç değerlerimiz bağlamında komşuluk hukukunun bir mü’min açısından bağlayıcı olduğu ahiret boyutu itibarı ile de ya mükafat ya da cezayı gerektirecek sonuçlar olması açısından; Hollanda’da yaşayan Müslüman bireyler olarak Müslim, gayrimüslim farkı gözetmeden, komşularımıza karşı olan ilişkilerimizi de yeniden güzden geçirmek durumundayız. Komşularımızı iftar sofralarına davet etmek, ziyaretlerimizi daha sıklaştırmak, hasta olan kardeşlerimizi ziyaret etmek, muhtaç olanın ihtiyacını gidermek ve kimsesizin kimsesi olmaya çalışmak, İslam’ın mü’minlere yüklediği sorumluluklar arasındadır. Ayrıca cami ve teşkilatlarımız etraflarında bulunan semt sakinlerini iftar programlarımıza davet etmeli, Ramazan ayının rahmetini fırsat bilerek o insanlara İslam davası, şefkati, merhameti, güzelliği anlatılmalıdır. Cemaatimizi, özellikle teravih öncesi veya sonrası cami çıkışlarında etrafımızdaki insanlara rahatsızlık verilmemesi konusunda uyarmalıyız. Ramazanın tesiri ve bereketi yedisinden yetmişine toplumun tamamını kapsamaktadır. Ramazan ayında Müslümanlar, orucuyla, mukabelesiyle, iftarıyla, sahuruyla, teravih namazıyla,

itikaf, zekât ve fitresiyle, bu mübarek ayı idrak ederler. Peygamber efendimizin (sav) ifadesiyle “Ramazanın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem azabından kurtuluştur”. Bu hadise mazhar olabilmek için bu Ramazan ayını bizim son oruç ayımızmış gibi değerlendirmek ve Allah’ın rızasına ulaşmak için gayret etmeliyiz. Ramazan ayını ailece, bütün toplum ile beraber manevî bir atmosfer içinde gündüzüyle gecesiyle âdeta bizim hayatımıza, nefsimize tesir etmiş bir şekilde yaşamamız gerekmektedir. Irk, din, etnik grup ayırmadan İslam’ın güzelliklerini Müslümanların mütevaziliğini bu ayda sergilemeliyiz. Ayrıca yeryüzündeki mazlum, mağdur, yetim, dul, sıkıntı içinde olan kardeşlerimizi de unutmamak, dualarımızla, malî desteğimiz ile onların yanında olmamız gerekir. Ramazan ayında camiler, yaşadığımız ülkede Müslümanlar için önemli ve vazgeçilmez bir konuma sahiptir. Dolayısıyla bu ay çocuklar için de çok önemlidir. Ramazan ayının bütün hissiyatını vererek, bir ay boyunca niçin oruç tutulduğunun mahiyetini cami içerisinde yaşayarak öğrenmesi daha da faydalı olacaktır. Sadece midelerimizi boş bırakarak oruç tutmanın hiçbir faydasının olmayacağını söylemek isterim. Oruç bizim için kalkan olması lazım. Allah’a tefekkür ederek, nefsimizi terbiye ederek, hiçbir münakaşaya girmeden, âdeta bütün vücut azalarımız ile oruç tutmamız gerekmektedir. Birileri ile sözlü münakaşaya girildiği zaman Pey-

gamberimizin (as) ifadesiyle “Ben oruçluyum” desin. Böylelikle orucuna zarar getirmemiş olur. Nefis terbiyesiyle beraber kimseyi kırmadan bu mübarek ayı ihya etmemiz bizim ahiret için bir yatırımımız olacaktır. Ramazan ayı Kur’an ayıdır… Kur’an’ın en çok okunduğu aydır… Mü’min Kur’an’la bütünleşir. Bu ayda önemli ibadetlerden birisi de gelenek hâline getirdiğimiz mukabele kültürümüzdür. Ramazanın başlangıcıyla beraber Kur’an-ı Kerîm’i her gün bir cüz okuyarak hatmetmiş oluruz. Kur’an-ı Kerîm bu ayda, Kadir Gecesi’nde nazil olmuştur. Ayrıca Kur’an-ı Kerîm’i bilmeyen kardeşlerimiz bu ayı fırsat bilsinler ve öğrensinler. Peygamberimiz “Sizin en hayırlınız Kur’an-ı Kerîm’i öğrenen ve öğretendir” buyurmaktadır. Günlük hayatımızda beş vakit namaz farz olmakla beraber, Peygamberimiz (sav) “Farz namazlarından sonra en faziletli namaz gece kılınan Teheccüd namazıdır” buyurarak, bu ibadetin önemine vurgu yapmakta. Ramazan ayında, Teheccüd namazını da ihmal etmeyerek oruçlarımızı bu tür ibadetlerle süsleyelim. Ayrıca vakti olan kardeşlerimiz günlük beş vakit namazlarını da camilerde kılarlarsa Ramazan ayını bütünüyle ihya etmiş olurlar. Ramazan, oruç ve takva mevsimidir. En makbul en faziletli oruç Ramazan orucudur. Orucun amacı takvadır, Allah korkusunun gönülde ve hayatta kökleşmesidir. Oruçlu, ince ruhlu ve nazik olmalı, gönül kırıcı davranışlardan uzak durmalıdır. Ramazan, ikram ve cömertlik mevsimidir. Ramazan kardeşlik ve yardımlaşma, bereket ve fazilet ayıdır. Ramazan mü’minlerin hayra koştuğu aydır. Ramazan, dul, yetim, ve yoksulların gözetildiği aydır. Gariban, kimsesiz, ve güçsüzlerin elinden tutulduğu aydır. Bu mübarek ayda bir başka ibadet şekli de, Ramazanın son on gün içerisinde itikafa girilmesidir. Dünya işlerinden el çekerek kendini âdeta Allah’a adamış bir şekilde, zaruri ihtiyaçlar dışında Allah’ın evinde ibadetle meşgul olmaktır. Peygamberimiz Medine’ye hicret ettikten sonra kendisi de itikafa girerek ibadetle meşgul olmuştur. Bu sünneti de, imkânı olan kardeşlerimizin ihmal etmeyeceğinden eminim. Ayrıca bu mübarek ayda Millî Görüş Teşkilatlarımızın “Zekât Fitre Müessesesi” tarafından başlatılan “Bir Kelebek de Sen Uçur” kampanyasına katılmanızı, zekâtlarınıza ve fitrelerinize talip olduğumuzu bildirmek isteriz. Peygamberimiz (s.a.v.) “Mallarınızı zekât vermek suretiyle temizleyin” buyurmaktadır. Ayrıca Kadir Gecesi’nde her sene olduğu gibi mazlum ve mağdurlara ayrılarak yardım kampanyası yapılacaktır. Millî Görüş Teşkilatı olarak Ramazan ayı öncesinde “Gerçeğini

Paylaş” sloganıyla kumanya kampanyası başlattık. Vermiş olduğunuz Ramazan kumanya paketleriniz oruç ayı başlamadan 50 ülkedeki ihtiyaç sahibi kardeşlerimize gönüllülerimiz tarafından ulaştırılacaktır. Özellikle Ramazan ayında sofralarımızda israf etmemeye çalışalım. Peygamberimizin (s.a.v) sofralarımızda yeme ve içme adabını gönlümüze, kalbimize ve beynimize empoze edelim. Dünyadaki aç olan insanlığı düşünerek mutfaklarımızı, sofralarımızı israftan arındırarak bu mübarek ayda Allah’ın rızasına ulaşalım, inşallah. Bin aydan hayırlı bir gece olan Kadir Gecesi var bu ayda. “Onu, Ramazan ayının son on günü içinde arayınız” buyuruyor efendimiz. Bu geceyi de aile fertlerimiz ve toplumla beraber ibadet ile geçirmemiz gerekir. Bayramların gayesi sevindirmektir, mutlu etmektir. Bizler, büyüklerimizi eşimizi dostumuzu, hasta olanları bu minval üzere ziyaret edersek, birilerinin kalbini kırdıysak o kişiden helallik alırsak, bütün toplum; birbiriyle İslam kardeşliği çerçevesinde ilişkisini kurarsa, Allah’ın izniyle huzurlu bir ortamda, kardeşlik duyguları içeresinde bayramların sevincini de paylaşırız. Değerli kardeşlerim Ramazan ayında yapacağımız bütün ibadetlerimizin yüce Allah tarafından kabul olunmasını niyaz ederim. Şimdiden Ramazan ayınızı, Kadir Gecenizi, ve Ramazan Bayramı’nızı tebrik ediyorum, Bütün Müslümanlara hayırlar, huzur bereket ve barış getirmesini, bütün insanlığın kurtuluşuna vesile olmasını temenni ◄◄ ediyorum.


görüşler 23 mening

doğuş aylık gazete/maandblad

nr. 238 - Mayıs/Mei 2018

Burhan Carlak:

“Dil sadece bir iletişim aracı değil, aynı zamanda bir kimlik ifadesidir” hizmeti veren TinyEYE Kurumu’nda Türkçe bölümü proje menajerliğini yapıyorum. Terapi gören kimseler 20’e yakın bilgisayar oyunları ile diledikleri zaman keyifle / eğlenerek alıştırma yapabilme imkânına sahipler. İster evlerinde isterse tatillerinde tablet veya bilgisayarla anadillerinde kendilerine konuşma terapisi veriliyor. Bu sayede iki dilli eğitim gören çocukların her iki dilleri de gelişmekte, özgüvenleri artmakta, ve konuşma kabiliyetleri - anlaşılırlıkları da artmaktadır. Hastalık geçiren yetişkinler de online Türkçe konuşma terapisinden yararlanabilir. Not: Logopedi seansları tüm hastalık sigortaları tarafından tamamen karşılanıyor. Burhan Carlak İletişim bilgileri: Mobil: 06-43907410 - Tel: (0) 851 301 502 e-posta: info@tinyeye.eu - https://tinyeye.eu

TinyEYE Kurumu’nda Türkçe bölümü proje menajerliğini yürüten Burhaneddin Carlak, Türkçe dilinin konuşulması, gelişimi ve gelecek nesiller aktarılması için geliştirdikleri projeyi anlattı. Dilin sadece bir iletişim aracı değil, aynı zamanda bir kimlik ifadesi, dünyayı anlamak ve anlamlandırmak için bir araç; kültür değerlerimizi yeni nesillere aktarabilmemiz için en önemli element olduğuna dikkat çeken Carlak özetle şunlara değindi: “Dil konusunun -özellikle biz göçmenler için- ne kadar önemli olduğunu hepiniz biliyorsunuz. Dil sadece bir iletişim aracı değil, aynı zamanda bir kimlik ifadesi, dünyayı anlamak ve anlamlandırmak için bir araç; kültür değerlerimizi de yine dil üzerinden yeni nesillere aktarabiliyoruz. Çocuklarımızın gerek Hollandaca gerekse Türkçe kelime ve konuşma kabiliyetleri istenilen seviyede değil. Bunun sonucu olarak çocuklarımız kendisini yeterince ifade edemeyen, daha düşük meslek okullarına sevk edilen, bilgi ve becerisi yeterince takdir görmeyen kimseler olarak muamele görüyorlar. Bir süredir Hollanda’da ilk kez uzaktan (online) Türkçe logopedi (konuşma terapisi)

................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................. ................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................. .................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................

Arif Yakışır:

“LAPON’un amacı, Türk toplumunun menfaatlerini korumak ve savunmaktır” ilgili kurumlarla toplumsal ve güncel konularda görüşmelerin oluşmasını sağlamak. -Hollanda Türk toplumunun yanlış algı ve imajının düzeltilmesine yönelik çalışmalarda bulunulmasına, Hollanda Türk STK’larının var olan faaliyetlerine gerektiğinde destek vermek; - Hollanda Türk toplumu içerisinde hareketlilik, gerginlik, kutuplaşma, ayrışma gibi durumlarda ivedilikle STK’lar arası iletişimin sağlanması ve sorunların ortak müzakere edilmesini sağlamak; - STK’ların aktüel ve Hollanda Türk toplumunu alakadar eden konuları müzakere etmek amacıyla belli aralıklarda bir araya gelinmesi vesaire gibi amaçlar gütmektedir. LAPON, kurulduğu günden itibaren yoğun bir şekilde çalışmalara başlamış olup, önemli konularda basın bildirisi yayımlamış ve Ermeni meselesi konusunda siyasi partilerle görüşmeler yapmış, kendilerine konuyla ilgili gerekli bilgileri göndermiştir.

2013 yılının ortalarından itibaren öncelikle Amsterdam’da bazı STK’ların bir araya gelerek bütün STK’ları bir çatı altında toplayıp, toplumumuzun büyük bir kısmını kucaklayacak bir üst istişare ve danışma kurulunun oluşması için birçok defa bir araya gelindi. Daha sonra üst kuruluşlar, bazı federasyonlar ve STK’ların da katılımlarıyla Rotterdam’da istişare toplantıları yapıldı. 2015 yılı sonlarından itibaren bazı Sivil Toplum Kuruluşları bu görüşmelerin neticesinde fikir birliğine vararak istişare ve danışma kurulunun oluşturulması yönünde karara varıldı. 2016 yılı başlarından itibaren STK temsilcileriyle yapılan toplantı ve müzakereler neticesinde LAPON İstişare Kurulu’nun oluşturulması kararlaştırıldı. Bu toplantıya 57 federasyon ve STK temsilcisi katılmış olup, destek vermektedirler. LAPON, Ülkesel Türk Kuruluşları İstişare Platformu’nun amacını şu başlıklar altında özetlemek mümkündür: Türk toplumunun menfaatlerini korumak ve savunmak, Hollanda-Türk STK’ları arasındaki birlik ve irtibatı sağlamak, güçlendirmek - Hollanda Türk kuruluşlarının, toplumunun sosyal, kültürel, siyasal hayata aktif katılımını, bilinçlenmesini ve uyumunu teşvik edici çalışmalar yapılması doğrultusunda istişarelerde bulunulması, destek verilmesi; - Hollanda ve Türk devletleriyle, kurumlarıyla, siyasi partileriyle, kuruluşlarla, diğer

Sadin Ayyıldız: “Dil giderse din de gider. Din de giderse toplumun bütün bağları çözülür”

H

Veghel Selimiye Camii hizmete açıldı ollanda Diyanet Vakfı, Kuzey Brabant bölgesinde bulunan Veghel kentinde yepyeni bir cami hizmete

açtı. Rotterdam Ataşesi Dr. Ali Parlak’ın imamlığında kalabalık bir cemaatle kılınan Cuma namazını müteakip Veghel Selimiye Camii’nin açılış programı başladı. Çok sayıda çevre sakini ve değişik yerlerden gelen ziyaretçilerin hazır bulunduğu bir ortamda yapılan açılışa, önemli davetliler katıldılar ve kısa konuşmalar yaparak düşüncelerini dile getirdiler. Açılış ve Kur’ân-ı Kerîm’inin ardından Şube Başkanı Ali Gültekin, TICF Başkanı Ömer Altay, Hollanda Türk Federasyonu Başkanı Murat Gedik, Rotterdam Ataşesi Dr. Ali Parlak, Veghel Belediye Başkanı Kees van Rooij, Rotterdam Başkonsolosu Sadin Ayyıldız birer konuşma yaptılar. Başkan Ali Gültekin 7 yıllık bir sürenin ardından böyle güzel bir camiye kavuşmanın sevincini yaşadıklarını dile getirirken herkese teşekkür etti. Bilhassa mahalle sakinlerine hitap TICF Başkanı Ömer Altay konuşmasında, camileri sadece ibadet yapılan bir yer olmadığını bilakis çok yönlü fonksiyonlarının olduğunun çizdi. Bu camileri inşa eden irade dil eksiğini de giderecek güçtedir Rotterdam Başkonsolosu Sadin Ayyıldız şunları kaydetti. “On altı ay önce buranın temel atma töreninde hep birlikteydik. Kısa süre içinde bu caminin bitirilerek hizmete açılmasından dolayı büyük bir mutluluk

duyuyorum. İslam ve Müslümanlar Hollanda’nın ayrılmaz bir parçasıdır. Her iki tarafında bu bilinçle hareket etmesi lazım. Camiler sadece ibadet edilen yerler değildir. Vatandaşlarımızın genciyle yaşlısıyla kadınıyla erkeğiyle bir arada olduğu, istişare içinde olduğu, gönül köprülerinin kurulduğu birlik ve beraberliğin pekiştirildiği mekânlardır. Dolayısıyla bu camilerde yapılacak faaliyetler, Türkiye ve Hollanda arasındaki köprüyü güçlendiren unsurlardır. 50 küsur yıl önce başlayan Hollanda serüveninde, işçi olarak gelen vatandaşlarımız artık toplumun her katmanında katkısını yapıyor. Bir ülkenin sahibi de o ülkeye sahip çıkandır, katkı yapandır. O anlamda Hollanda Türk toplumu Hollanda’nın asli bir unsurudur ve sahibidir. Dil giderse din de gider. Din de giderse toplumun bütün bağları çözülür. Dil konusunda daha duyarlı olmalıyız. Bu camiler sadece Hollanda Türk toplumuna veya sadece Müslümanlara hizmet etmiyor. Bu camilerden radikal hiçbir unsur çıkmaz. Hırsız çıkmaz. Katil çıkmaz o yüzden bu camiler, bu mekânlar Hollanda toplumunun geneline ve Hollanda’ya büyük bir katkı sunmaktadır. Burası, yapılacak faydalı faaliyetlerle gerçekten Allah’ın evi olsun” Veghel Belediye Başkanı Kees van Rooij ise konuşmasında özetle şunları söyledi. “Şu an karşınızda mutlu bir belediye başkanı bulunmaktadır. Aynı şekilde mutlu olan ve bu caminin yapımı sürecinde tüm resmî ilişkileri yürüten encümen azası ile

birlikte bugün Selimiye Camii’nin açılışında olmaktan çok mutluyuz. Sürekli değişen ve sertleşen bir dünyada yaşıyoruz. Herkes her konuda kendinde, bir şeyler söyleme hakkı görmekte ve maalesef çoğu kez ön yargılar doğruymuş gibi kabul görmektedir. Bu çok talihsiz bir şey. Toplumda insanların birbirine saygılı davranması her zaman mümkün olmuyor. Bu çoğu kez bilmemeden doğan korkudan, başkalarının anlattığı hikâyelerden ve medyadan verilen haberlerden kaynaklanmaktadır. Oysa bana göre çok kültürlü hayat daha çok imkân sunmaktadır. Büyük bir zenginliktir. Zira birbirinizden öğrenebileceğiniz çok şey bulunmaktadır. Başka şekilde düşünenlerin görüşlerine, inançlarına ve kültürel değerlerine saygılı olmak bizim demokrasimizin çok önemli mihenk ta-

şıdır. Bu size bu kentte verilen değeri anlatmaktadır. Bu sizin bu toplumla birlikte yaşamak istediğinizi, topluma olan alakanızı anlatmaktadır. Bu sizin şeffaf oluşunuzu ve geleceğe nasıl baktığınızı anlatmaktadır. Buralarda kermesler düzenleyip bugün olduğu gibi insanları davet edip neler yapıp ettiğinizi anlatıyorsunuz. Her yıl Veghel’de organize edilen anma törenlerine katılıyorsunuz. Kısaca siz bu şekilde Hollanda’nın bir parçası olduğunuzu göstermektesiniz. Ve bu yapılanlar tam da bu karışık dönemlerde çok büyük önem arz etmektedir.” Cemiyet başkanından edindiğimiz bilgiye göre Veghel Selimiye Camii yaklaşık iki buçuk milyon Euro’ya mal oldu. 1600 metrekare kapalı toplam 3 bin metrekare alana sahip olan camide kadınların, gençlerin çok

yönlü faaliyet yapabilecekleri salonlar bulunmakta. Kentte 350 hanede 2000 kadar Müslüman yaşamakta. Caminin hâlen çok büyük bir borç yükü var 1 buçuk milyon. Başkan hayır sahiplerini yardıma davet ediyor. Programın sunuculuğunu Ülkü Öğüt yaptı. Her iki dili de çok iyi bilen Ülkü, Veghel’de doğup büyüme ve ilk Kur’an dersini bu camilerde alan ve şu an başarılı bir avukat hanım kızımız. Haber-Fotoğraflar: Adnan Şahin


24

maandblad/aylık gazete doğuş nr. 238 - Mayıs/Mei 2018

o

o


prizma 25 prisma

doğuş aylık gazete/maandblad

nr. 238 - Mayıs/Mei 2018

Mehmet Dal: “Millî Görüşün farkı, sorunlara çözüm üretmektir”

“Ramazan ayında Kur’an’la olan bağımızı güçlendirelim” Hollanda İslam Federasyonunu düzenli olarak yılda birkaç kez yaptığı Genişletilmiş Şube Başkanlar Toplantısı, tam kadroyla Schiedam’da gerçekleştirildi.

H

ollanda İslam Federasyonu (Millî Görüş) kendisine bağlı 18 şubesiyle çevresinde yaşayan Müslümanlara dinî, millî, sosyal ve kültürel alanlarda hizmetler sunmaya devam etmektedir. Hiyerarşik bir yapı içinde çalışan şubelerde başkanlar ve onlarla birlikte çalışan birimler bulunmaktadır. Her şubede, Ana Yönetim, Gençlik ve Kadınlar Kolu ve Genç Kızların da başkanları bulunmaktadır. Her başkanın birlikte çalıştığı birimleri bulunmaktadır. Bu başkanlar faaliyetleri koordineli bir şekilde yapabilmeleri için sık sık bir araya gelip toplantı yapmaktalar. İşte, tüm şubelerdeki başkanların davet edildiği bir toplantı yapıldı. Schiedam Yıldız Eğitim Merkezi salonunda yapılan toplantıya katılan başkanlar, önce Bölge Başkanı Mehmet Erdoğan tarafından yapılan bazı faaliyetler hakkında bilgilendirildiler. Daha sonra IGMG Genel Merkez İrşad Başkan Yardımcısı Mehmet Dal, başkanlara “Dava Şuuru” konulu bir konuşma yaptı. Ardından Bölge Yönetim Kurulu Üyelerinden bazıları kısa sunumlar yaparak çalışmaları hakkında bilgilendirmeler yaptılar. Ede Şube Başkanı Behçet Ali Şeker bir sunum yaparak şuurlu bir yöneticinin profilini anlattı. Ve son bölümde ise söz başkanlara bırakıldı ve onların kendi şubeleri ve genel konularda söyleyecekleri dinlendi. Başkanları selamlayarak konuşmasına başlayan Mehmet Erdoğan şunları kaydetti. “Değerli başkanlarım, bu toplantımızın hayırlara vesile olmasını yüce rabbimden niyaz ediyorum. Yeryüzünde yaşayan ümmetin huzur bulması için dua ediyorum. Uden Cemiyet Başkanımız Bilal Haznedar’ın görevi bir dönem daha uzatıldı. Birlik Cemiyet Başkanı Cafer Gümüş’ün yerine, istişare sonucu Ayhan Ateş göreve getirildi. Leiden Cemiyet Başkanı Fatih Kasapoğlu’nun yerine de Aydın Yurtoğlu’na başkan olarak görev verildi. Bölge yönetiminde ise İrşad Başkanı Mustafa Uysal, görevini bıraktı, şimdilik yerine Süleyman Küçükuysal vekalet etmekte. Bu birime Ramazan öncesi bir atama yapılması için çalışmalar sürmekte. Millî Görüş Teşkilatları, ümmet birliği anlayışıyla hareket eden bir teşkilattır. Bundan dolayıdır ki, dünyanın birçok yerinde ıstırap içinde olan Müslümanların yanında olmaya devam etmekteyiz. Bu çerçevede geçtiğimiz yıl Arakanda yaşanan Rohinyalı Müslümanlara uygulanan soykırımın ardından, oradaki Müslümanlara yardım yapıldı. Bu meseleyle alakalı 2 Mayıs tarihinde Genel Başkanımızın da katılacağı

bir seminer yapılacaktır. Bu seminere katılım noktasında hassasiyet gösterilmesini hassaten rica ediyorum”. Günün hatibi Mehmet Dal özetle şöyle konuştu: “Değerli başkanlarım, Cenâb-ı Hakk’ın içinde bulunduğumuz mübarek üç aylarımızı, nefsimiz, neslimiz, alemi İslam ve âlemi insanlık için hayırlar, bereketler, huzur ve saadetler ve yer yüzünde insanlığın özlediği, arzuladığı barışın, hakkın adaletin temin ve tesisine rabbim bir vesile eylesin. Ve bizi de bu hususu başarabilmek için bizlere güç kuvvet ihsan eylesin. İnsanlığın istediği arzuladığı bu güzellikleri temin ve tesis edecek yegâne kadro işte Avrupa kıtasında yaşayan idarecilerdir. Çünkü bu kadro bu bölgenin beyin kadrosudur. Bu kadro bölgenin kalbidir. Biz yaptığımız, yapacağımız her bir çalışmaları, niçin yapıyoruz, neden yapmalıyız. Elbette bunun bilinç ve şuuruyla zaten bu görevleri almış idarecileriz Bu toplantılar, birer iletişim toplantısıdır, kucaklaşma ve birimize ayna tutup eksikleri giderme toplantısıdır. Rabbülalemin bizlere şu ömür sermayemiz içerisinde kazanabilmemiz, affolunabilmemiz için tövbemizin kabulü için âdeta ardı ardına bizim affımız için bahaneler ortaya koymuş. İşte yaklaşan Ramazan ayı, ömrümüzün en verimli, en bereketli en güzel günleridir. Böylesine mübarek ayları, gün ve geceleri lehimize çevirme adına camideki faaliyetlerimizde insanlarımızla bu güzellikleri bu duyguyu

bu manevî atmosferi paylaşabilip onların bizim istediğimiz ideal noktasında o hususiyeti kazanabilme noktasında elbette her bireylerimizin ortaya koyduğu farklı farklı çalışmalar vardır. Cenâb-ı Hakk, bizleri birbirimize faydalı olanlardan eylesin. İnsanlığın sorunlarına çözüm üretenlerden eylesin. Biz önünü göremeyen, basit meselelerde boğulan kimseler olmamalıyız. Zaten Millî Görüş’ün farkı budur. Hep öteden beri, kurulduğundan bugüne ve kıyamet sabahına kadar şu Avrupa’da yaşayan Müslümanların sorunlarına çözüm üretme merciidir bizim cemiyetlerimiz. Bizim her bir cemiyetimiz âdeta birer rehabilitasyon merkezdir. Hastası olan bize gelir. Sıkıntısı olan bize gelir. Derdi olan bize gelir. Düğünü olan bize gelir. Ailevî problemi olan bize gelir. Nereye gidecek başka? İyi ki bize geliyor iyi ki bir adres bulabiliyor bu insanlar. Onun için değer ve kıymetimizi bilelim. Sorunları konuşmak bir yere kadar. Esas olan sorunlara çözüm üretmektir. Ramazan ayında Kur’an’la olan bağımızın güçlendirilmesi için gayret edelim.” Toplantıda KİP Başkanı Hasan Hüseyin Göğüş, Eğitim Başkanı İsmail Kızılırmak, Sosyal Hizmetler Başkanı Süleyman Küçükuysal, Gençlik Başkanı Mustafa Aktalan birer kısa sunum yaptılar. Toplantı, Kur’an Kerîm tilavetiyle hitam buldu. Haber-Fotoğraflar: Adnan Şahin /Schiedam

Haklarımız

info@ibco.nl

Mehmet Yamaç

Türkiye’de SGK Emekliliği ile Geleceğiniz Güvencede! Bu sayımızda; Emeklilikten Sonra Tekrar Çalışma(SGDP) ve Sosyal Güvenlik Destek Primi (SGDP ) nedir? Ne yapmak gerekir gibi konuları dikkatinize sunacağız. Daha önceki yazılarımızda aşağıdaki konularda bilgiler aktardık; Bunları bir önceki Doğuş Gazetelerinde görebilirsiniz. -Yurtdışı borçlanmasının yapılabilmesi için kuruma ibraz edilmesi gereken belgeler, sosyal güvenlik sözleşmesi akdedilen ve akdedilmeyen ülkelerde geçen hizmet süreleri ile ev kadınlığında geçen süreler itibariyle gereken belgeler nelerdir? -Yurtdışı borçlanma işlemlerinde nereye başvurulur; Yurtdışı Borçlanma İşlemleri Sonucu Tahakkuk Ettirilen Miktar Ne Kadar Süre İçerisinde Ödenmelidir; Borçlanılan Sürelerin Değerlendirilmesi Nasıl Olacaktır? - Borçlanılan Sürelerin Değerlendirilmesi Nasıl Olacaktır ve Borçlanma işlemlerinden vazgeçmek için ne yapmak gerekir? Bu konuları geçtiğimiz aylarda geniş detaylarıyla bilginize sunduk. Türkiye’de emekli olabilmek için zorlanmakta olduğumuzdan dolayı bunu her yıl ertelemekteyiz. Halbuki 2015 yılında bir gün için ödenen SSK primi 13,58 TL iken 2017 yılında 17,56 TL oldu bugünkü günlük borçlanma için ödenen miktar artık 20 TL’yi geçmiştir. Artık bunu ertelemenize gerek kalmadı. Çünkü Türkiye’ye gitmenize gerek kalmadan emeklilik için ödemeniz gereken borçlanma miktarını havale ile devlete ödeyerek emekliliğinizi başlatabilirsiniz. Üstelik, Türkiye’deki SSK veya BAĞ-KUR Emeklilik işlemlerinizi Türkiye’ye gitmenize gerek kalmadan biz buradan hallediyoruz. Emeklilik borçlanmanızı banka üzerinden yatırabileceğiniz gibi emeklilik maaşınız da yine sizin SGK’ya vereceğiniz banka hesabınıza yatacaktır. Emeklilikten Sonra Tekrar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Destek Primi (SGDP ) nedir? Belirli yaş, sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısı şartını yerine getirip emeklilik ve yaşlılık aylığı bağlanan sigortalıların yaşlılık aylığı kesilmeden hizmet akdine tabi çalışmaları halinde işverenlerinden, kendi adına ve hesabına tabi çalışmaları hâlinde kendilerinden alınan prime SGDP denir. Sigortalıların sosyal güvenlik destek primi uygulamasına tabi olup olmadıkları ve uygulamada hangi kanun hükümlerinin ve maddesinin geçerli olacağı ilk defa sigortalı olunan tarihe göre değişiklik göstermektedir. SGDP Uygulaması Ne Zaman Başlamıştır? (4/a) (SSK) sigortalıları yönünden SGDP uygulamasına 6/5/1986 tarihinden itibaren başlanılmış olup bu tarihten sonra yaşlılık aylığı bağlanan SSK sigortalılarının yeniden çalışmaya başlayıp

istekte bulunmaları halinde SGDP ödenmesi imkan sağlanmıştır. BAĞKUR, Emekli Sandığı ya da banka sandıklarına göre emekli olup (4/a) kapsamında çalışmaya başlayanlar da 6/5/1986 tarihinden itibaren SGDP’ye tabi tutulmuşlardır. 1/10/1999 tarihinden itibaren (4/a) kapsamında yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra serbest avukat veya noter olarak çalışmalarını sürdürenlerin aylıklarından sosyal yardım zammı dahil % 15 oranında SGDP kesilmeye başlanmıştır. (4/b) (BAĞ-KUR) sigortalılarından emekli olduktan sonra BAĞ-KUR kapsamında çalışması olanlar hakkında SGDP uygulamasına ilk defa 8/9/1999 tarihinden itibaren başlanılmıştır. BAĞ-KUR sigortalılarının aylıklarından % 10 oranında SGDP kesintisi yapılmıştır. SSK, Emekli Sandığı ya da banka sandıklarına göre aylık alıp (4/b) kapsamında çalışmaya başlayanlardan ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlardan 2/8/2003, gelir vergisinden muaf olup esnaf ve sanatkar sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar ve şirket ortaklarından 28/1/2004 tarihinden itibaren 12 nci gelir basamağının % 10’u oranında SGDP alınmaya başlanmıştır. Bu kişiler SGDP prim tutarını Bağ-Kur’a ödemişlerdir. Sizden gelen sorular; Bazen sizden gelen bazı soruları isim vermeden diğer okurlarımıza da faydalı olur düşüncesiyle burada yayınlayacağız. Mail veya WhatsApp yoluyla sorularınızı iletebilirsiniz. Bu arada bazen okurlarımızdan gelen sorular var. Geçenlerde şöyle bir soru geldi; Hollanda’da 30 yılını dolduran, Türkiye’de de 2 haftalık SSK çalışmışlığı bulunan 48 yaşında olan bir bacımız, buradan emeklilik işlemi başlatmış ve 5000 işgünü borçlandığı tahakkuk cetveli ile kendisine iletilmiş. Ancak onu yatırmak için Türkiye’ye vardıklarında 9000 işgünü üzerinden yeni bir hesap çıkarmışlar. Bu tür hatalara sık sık rastlamaktayız, ancak elinizde SGK dan gelen bir tahakkuk cetveli varsa bunu gidip görüşerek vs. halledemezsiniz. Resmi kurumlarla iletişim ancak resmi yazı yoluyla olur ve bu tür bir hata varsa elbette yazışarak düzeltilir. Zaten bizim de de kurum olarak yaptığımız iş, sizin adınıza resmi yazıları düzenlemek ve takip etmektir. SSK emeklilik işlemlerinizi elbette Türkiye’ye giderek kendiniz de yapabilirsiniz ama isterseniz Türkiye’ye hiç gitmeden bütün işlemlerinizi sizin adınıza biz buradan başlatır ve takip edebiliriz. Daha geniş bilgi ve randevu için bizi arayabilirsiniz. Emeklilik Uzmanı & Konsoloslukta kayıtlı tercüman Mehmet Yamaç 06 222 056 33


26

maandblad/aylık gazete doğuş nr. 238 - Mayıs/Mei 2018


panorama 27 uitzicht

doğuş aylık gazete/maandblad

nr. 238 - Mayıs/Mei 2018

Hollanda’da hayat...

Saygıdeğer okurlarımız, bu sayfada yayımlanmasını istediğiniz, hem cemiyet haberlerinizi hem kendi fotoğraflarınızı, hem de ilginç bulduğunuz fotoğrafları yorumlarınızla birlikte paylaşabilirsiniz... Bekliyoruz...

“Geleceğini düşün emlak al” Merkezi Hollanda’da olan ve Avrupa’nın 16 ülkesinde faaliyet gösteren Edelstaal Grup yatırımlarıyla kazandırmaya devam ediyor. Avrupa’nın yanı sıra Türkiye’de de ciddi yatırımları bulunan firma yetkilileri Denbosch kentindeki merkezlerinde, Kocaeli bölgesindeki yeni projelerini tanıttılar. İzmit’in şirin beldesi Yuvacık’ta “ORKA LİFE 2 Projesi”ne başladıklarını ve bu proje avantajlarından gurbetçilerin de yararlanması için bazı kolaylıklar sağlanmıştır. Kocaeli bölgesinde başarılı çalışmalara imza atan Mamikler Grup ile ORKA Homes iş birliği ile geliştirilen bu proje çerçevesince Hollanda’da yaşayan Türklere yatırım çağrısında bulunuldu. Tanıtım gününe Edelstaal Grup yöneticileri Erdal Torunogulları, Ertan Torunogulları, Aykut Torunogulları ve MAMIK Grup Başkanı Haluk Mamik, Simtronic ve SWS menajerleri, temsilcileri, STK temsilcileri, basın mensupları katıldılar. Sİzmit’in Yuvacık Beldesinde Başiskele semtinde kurulacak olan sitede ortak yaşam alanları, alışveriş merkezleri ile yeniden hayat bulacak. Tanıtım gününde konuşan firma yetkilileri, “Edelstaal Grup olarak 30 yılı aşkın bir süredir başta Hollanda olmak üzere bir çok Avrupa ülkesinde faaliyetler yürütmekteyiz. 30 yıl evvel Hollanda’da tencere satışıyla

başlayan çalışmalarımız Avrupa’nın 16 ülkesinde sürmektedir. Müşterilerimiz ile olan iyi ilişkilerimiz ve ürünlerimizin kalitesi artık uluslararası alanda da kanıtlanmıştır. Avrupa’daki karşılıklı güvene dayanan bu çalışmalarımızı Türkiye’de Ege Bölgesi’nde Turizm yatırımlarımızla taçlandırdık. Grup olarak 20 hotelimiz Türk turizmine ve dünya turizmine hizmet veriyor. Bölgede konut projelerimiz devam ediyor. Fethiye Bölgesi’nin yanı sıra Marmaris’te ve İstanbul’daki tesislerimiz ve hotellerimiz faaliyetlerine devam ediyorlar. Ege Bölgesi’nin dışında geçen yıl İzmit’te faaliyete geçirdiğimiz “ORKA LIFE 1 Projemiz” tamamlandı. Bu projeye yatırım yapanlar gayet memnun olup, karlı ve prestijli bir projeden yararlandılar. Mamikler Grup ve ORKA Homesortaklığıyla hayata geçirilmiş olan bu proje ile bizlerle beraber çalışan ve firmamızın bu güne gelmesinde büyük emeği olan çalışma arkadaşlarımıza da kazandırmak istiyoruz. Proje başlangıç aşamasında bizlerle beraber bu projeye katılacak arkadaşlarımıza ilk anda yüzde 30 kârlı bir yatırım imkânı sunmaktayız. Geçtiğimiz günlerde temeli atılan projemizi 24 ay sonra bitirmek istiyoruz. Uygun şartlarda sizlerin hizmetine sunduğumuz bu projeye sizlerin gösterdiği bu ilgiye çok teşekkür ediyoruz. Bu kârlı yatırımdan yararlanın”. Daha sonra projenin sunumu yapıldı. Böyle bir çalışmayı önemsediklerini belirten konuklar ve davetliler firma yetkilerinden bilgi alarak, buradan ev alan arkadaşlarını kutladılar.

HOKAF Genel Kurulu’nda Mustafa Duyar güven tazeledi Daha etkin ve ses getiren faaliyetler yapmak için oluşturulan Hollanda Karamanlılar Federasyonu (HOKAF), Mustafa Duyar ve yönetimine tekrar güvenoyu vererek, çalışmalarına kaldığı yerden devam etme yetkisi verdi. 1996 yılının başlarında kurulan ve tohumları atılan, bugün güçlenerek yoluna devam eden Hollanda Karamanlılar Federasyonu (HOKAF) yeni yönetim

Temel Karamollaoğlu:

kurulunu belirleyerek, önümüzdeki 3 yıl için çalışmalarına start verdi. Rotterdam kentinde gerçekleştirilen yönetim kurulu/genel kurul toplantısına başta Hollanda’da aktif faaliyet yapan Karaman’a bağlı köy derneklerinin başkanları, yeni üyeler ve basın mensupları katıldı. HOKAF’ın yeni yönetim kurulunun, özellikle köy dernek temsilcileriyle istişareler yaparak belirlendiğini

“BU MANTIKLA DÜNYA’YA BARIŞ GELMEZ” Çeşitli temaslar bulunmak için Hollanda’ya gelen Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Hollanda’da Avrupa Saadet Partisi Seçim Eğitim Kampı’na katılarak Avrupalı Millî Görüşçülerle bir araya geldi. Eğitim Kampı’nda gurbetçilere seslenen Karamollaoğlu, “Dünya normları, standartları yeniden belirlenmek

mecburiyetinde. Ama bu Hakka ve adalete dayalı bir sistem oluşturmadan olmaz” ifadelerini kullandı. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Almanya’da temaslarının ardından Hollanda’ya geçen Karamollaoğlu, burada IGMG Güney Hollanda Bölge Merkezi ve T.C. Lahey Büyükelçiliğini ziyaret etti. Ziyaretin ardından Avrupa Saadet Partisi Seçim Eğitim Kampı’na katılan Karamollaoğlu, özellikle Avrupa’da olmak üzere İslam coğrafyasında barış ve huzurun sağlanması için yegâne reçetenin Millî Görüş ve Erbakan çizgisinde olduğunun mesajını verdi.

Zeki Baran siyasete veda etti Rotterdam’ın tanınmış siyasetçilerinden, uzun yıllar belediyecilik yapan ve siyasette aktif görevler alan Zeki Baran son görev yeri olan Charlois Belediyesindeki Başkan Yardımcılığı görevini seçimlerin ardından iade ederek, hem Charlois Belediyesi’nden, hem de siyasetten ayrıldı. Charlois Belediyesi’nde yapılan törende bir konuşma yapan Zeki Baran kendisine olan güven için belde halkına ve çalışma arkadaşlarına teşekkür etti. Charlois Belediye Başkanı Ronald Tol da Zeki Baran’a yaptığı başarılı çalışmalar için teşekkür ederek Charlois’in en önemli ödülü olarak kabul edilen Charlois’in kurucusu Karel de Stoute’nin bronz bir heykelini hediye etti. Zeki Baran siyasette kaldığı süre içinde iki yıl il yönetiminde, bir dönem il genel meclisinde Rotterdam temsilcisi olarak ve son olarak da sekiz yıl görev yaptığı Charlois Belediyesi’nde altı yılı meclis üyeliği, iki yıl da Belediye Başkan Yardımcılığı olarak görev yaptı. Siyasetten uzak yeni bir yaşam sürmek istediğini açıklayan Baran, kendi özel işleri ile uğraşacağını, eş ve dosta daha çok zaman ayırabileceğini söyledi.

belirten HOKAF Başkanı Mustafa Duyar, “Ocak 2015’te başlamış olduğumuz ve üç yılımızı tamamladığımız bu görevimize kaldığımız yerden devam edeceğiz. Üç yıldır birçok projeye imza attık, önemli etkinlikler organize ettik. Yönetim kurulumuzdan ayrılan arkadaşlarımıza yaptıkları katkılar için çok teşekkür ediyorum. Yönetim kuruluna yeni dâhil olan arkadaşlarımıza da şimdiden başarılar diliyorum. Başta Hollanda’daki hemşerilerimize ve onun yanı sıra Hollanda’daki Türk toplumuna hizmet etmek amacıyla kurulan HOKAF’ın, bundan sonra da önemli organizasyonlara imza atacağına inanıyorum.” HOKAF YENİ YÖNETİM KURULU: Başkan: Mustafa Duyar, Başkan Yardımcısı: Hasan Güzel, Başkan Yardımcısı: İlhami Gülmüş, Başkan Yardımcısı: Gülseren Kuş, Genel Sekreter: Ayhan Tonca, Sekreter: Ülkü Şen, Muhasip: Abdullah Arlı, Halkla İlişkiler: Ali Kondu, Basın/Medya Sorumlusu: Mehmet Ali Topcu, Kadın Kolları Başkanı: Safiye Baytekin, İşadamları Komisyonu: Adem Güneş – Ahmet Can, Gençlik Sorumlusu: Nuray Özçelik, Yönetim Kurulu Üyeleri: Ramazan Arslan, Ömer Erdem, Şerife Sarı, Nihat Tezcan. Denetleme ve İstişare Kurulu: Ali Yağcı, Fadime Örgü, Nusret Öksüz, Erkan Özçelik, Muammer Doğru, Kamil Saygı.

Alparslan Türkeş, ölümünün 21. yılında anıldı 4 Nisan 1997 yılında ebediyete uğurlanan Türk dünyasının başbuğu ve devlet adamı merhum Alparslan Türkeş, ölümünün 21. yılında Hollanda Ülkücü Türk Dernekleri Federasyonu tarafından düzenlenen anma töreni ile anıldı. Hollanda Ülkücü Türk Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Murat Gedik, “Biz Başbuğumuzun yolunda yürümeye kararlıyız, biz beş bin yıllık tarihin Türkçüleriyiz, Türk milliyetçileriyiz. Başbuğumuza olan sevgimizi ve vefamızı hep gösterdik, bundan sonra da göstermeye devam edeceğiz” dedi.


maandblad/aylık gazete doğuş nr. 238 - Mayıs/Mei 2018

04 sanat ve kültür 28 cultuur & kunst

Spotlar Mehmet Şükrü Oflaz oflaz-aliya@hotmail.com “Bismillah” der başlarız, “Gamlanma gönül gamlanma.. Kutsal emanet merhabadır. Merhaba insanadır. Merhaba, sahibinin kendisine merhabasıdır.” Merhaba… Mayıs ayı sayımızla birlikteyiz. Bu sayımıza ulaştığınızda mübarek ay Şehr-i Siyâm’a ulaşmış olacağız. Saadet ve kendini bulma ayı. Bizi bizden ve yaradanımızdan uzaklaştıran her ne varsa, gözden geçirip muhasebesini yapacağımız bir ay. Aynı zamanda Constantinople’nin İslambol olduğu bir ay. Fetih nedir, Fâtih kimdir ve fethin gerek şartları nelerdir, bunlar üzerinde kafa yormalıyız. Dizilerden azade. Bu sayımızda pek kıymetli büyüğüm Halil Kemerli Bey’in ‘Devr-i Tasgir’ kitabının tanıtımını yapmaya çalıştık. Dumanı üzerinde, kıymetli büyüğümüzün bu ilk kitabını mutlaka okumalı ve müzakere etmelisiniz. Bu çağda bize yol gösterdiğini iddia edenlerle, bizim yolumuzu kesen haramilerin aynı insanlar/düşünceler olduğunu bilebileceğiz. Bu ay aynı zamanda dil bayramı. Türkçe’nin Karamanoğlu Mehmed Bey tarafından resmî dil kabul edildiği bir ay. Perspektif Dergisi’nin en son sayısı ‘Türkçe’ dosyasıyla çıktı. Ve orada söylenene göre on yıl sonra gençlerimiz ana dillerine ihtiyaç duymayacaklar. Bizde elimizden geldiğince güzel işler yapmaya çalışıyoruz. Desteklerinizi bekleriz. Bir zamanlar duyduğum bir mottoyu hatırlatayım. ‘’Türk’çe konuşacaksak Türkçe konuşalım’’ Şehr-i Siyam’ınız mübarek olsun. Elbet her türlü katkıya açığız, bekleriz. İyi okumalar dilerim...

HEDİYELİ SORU

“Mecma’ül Adab” adlı romanın yazarı kimdir? sorunun cevabını yukarıdaki mail adresine ulaştıran ilk 5 okurumuz arasında çekilecek kurada, adı belirlenecek olan talihli okurumuza

“Mecma’ül Adab” adlı kitap hediye olarak gönderilecektir.

HURAFATTAN HAKİKATE...

OKUNASI BİR KİTAP:

DEVR-İ TASGÎR

İ

nsan, başına bir şey isabet etmemesi için, eliyle veya koluyla onu korur. Vücudunun bir uzvuyla diğer uzvunu zarardan uzak tutmaya çalışır. Aslında, tehlikeyi savuşturduğu organının zarar görmesi “bahâ”sına bunu yapar. Söz konusu davranışın irade ile mi, yoksa irade dışı mı olduğunun da, bu hususta bir önemi yoktur. Çünkü kişinin, daha kıymetli, değerli ve önemli olan uzvunu ondan daha az kıymetli olan organıyla korumaya çalıştığı; bütünün (ferdin) selameti için, toplamda kendisini daha az etkileyecek olan uzvunu feda ettiği (daha değerli olana, daha az değerli olanı kalkan yaptığı) açık bir şekilde görülmektedir. İstemli veya istem dışı olmasının önemli olmadığını söylememiz ise, her iki tercihte de bütünün hayrının gözetilmiş olmasından ötürüdür. Söylemeden geçmememiz gereken bir hususu daha belirtelim: İstem dışı olduğunda kafamızı koruyan (bize bu refleksi veren) Allah iken, istemli olduğunda ise kendimiz oluruz ki; buradan daha ileriye adım atmak istediğimizde, bizi çok ince ve girift bir yolun beklediği ve bu yolun da derin anlamlarla ve sırlarla donatıldığı buradan bile görülmekte ve hissedilmektedir. Bedende baş ne anlama geliyorsa, yaratılmışlar içinde insanın anlamı odur. Yani insan, yaratılmışlar için baş hükmündedir. Bedende başın, varlıklar arasında da insanın çok iyi korunması gerekir. Ona bir zarar isabet edeceğinde, diğerlerinin ona kalkan yapılmasında şaşılacak bir şey yoktur. Zaten varlıkların insana itaat ediyor oluşları da başka türlü izah edilemez. İnsanın yerine bir koçun kurban edilmesine hükmeden, bizzat Rabbimizdir. Varlıklar içinde insanın, organlar arasında da başın önceliği ortadayken; son medeniyet insanı hedef aldı. Onu sekülerleştirdi, göklerden koparttı, yerle sınırladı. İtibarsızlaştırdı. Aşağıladı ve gayesizleştirdi. İnsanın bedenini sürekli öne çıkartırken ve önemserken, kafasını, gönlünü, aklını geri plana itti. Sonuçta, çok önemsenen ve öne çıkartılan bir beden; hiç önemsenmeyen, değersizleştirilen ve itibarsızlaştırılan bir baş (akıl, kalp) insana icbar edildi. Bu aşağılayıcı durum insanın kaderi yapıldı. Dünyanın her yerinden bu duruma karşı çıkanlar, sesini yükseltenler ve isyan edenler oldu. Ancak “egemenler”in vahim uygulamalarına engel olunamadı. “Devr-i Tasgîr”, insanı hedef alan uygulamaya, programa, güce; “insanı ve onun gönlünü, aklını, kalbini, kafasını rahat bırak, ondan elini çek” diye sesleniyor… “Devr-i Tasgîr”, bütün insanlığa, “aklınızı, kalbinizi, kafanızı koruyun ve ‘egemenler’in onu küçültmelerine müsaade etmeyin” diye haykırıyor… “Devr-i Tasgîr”, kendisini yok etmek isteyen güce karşı, “insanların Allah’a dönmeleri

gerektiğini ve kurtuluşun orada olduğunu” ifade etmeye çalışıyor!.. “Devr-i Tasgîr”, “güzele, iyiye, hayra ve kurtuluşa ulaşmanın kolay olmayacağını, ‘bahâ’sının ödenmesi gerektiğini” anlatmaya çabalıyor! Ve “Devr-i Tasgîr”, “Allah’a ulaşmak için, yolların putlardan arındırılması gerektiğini” belirtmeye gayret ediyor! KİTAPTAN... Hemen söyleyelim: Yeniden ayağa kalkmamız, inancımızı (insanlığımızı) en öne almaya, en çok ona zaman ayırmaya, en fazla ona kafa yormaya, en ziyade ona harcama yapmaya ve en çok onu sevip hatırlamaya (zikr) bağlı. Yine soralım: İkinci sıraya alsak olmaz mı? Olmaz, kat‘iyen olmaz! Eğer olur diyorsanız, o hâlde mevcut duruma bakın ve nasıl olduğunu (!) görün! (s.11) Hâlâ anlamıyor muyuz, Süfyân-ı Sevrî, Hamdûn Kassâr, Zenbilli Ali Efendi ve Medineli Hacı Osman Akfırat ile bizim Din telâkkimiz arasında ne kadar uçurumun olduğunu?.. Hâlâ fark etmiyor muyuz, paraya, dostluğa, ölüme, hayata ve namaza dair kanaatlerimiz arasında yerle gök arasındaki uzaklık kadar mesafe olduğunu?.. Batılıların ve bilim adamlarının “bileceğine” iman ederken, İslâm büyüklerine bilmeyi reva görmediğimizi… Sezar’a yüceliği yakıştırırken Allah’a yakıştıramadığımızı… Kapitalizme güvenimiz tam iken Rezzâk (c.c.)’a tevekkül edemediğimizi… ABD’den korkarken Allah’tan korkmaya kılıflar aradığımızı… (s.18) İlk altın neslin her şeyini (evlat, mal, can) kolayca verebilmesine karşılık; bizim bırakın can vermeyi, malımızdan ve konforumuzdan ayrılmak bile tadımızı kaçırıyorsa, bu işin neresindeyizdir? Hatta Dinîmizi öğrenmek için biraz zaman ayırmayı bile kayıp sayıyorsak, kime (ne kendimize ne de başkalarına) ne söyleyebiliriz ki? (s.30) Çinli bir bilge, “hiçbir şey bilmeyeceksin fakat her şeyi anlayacaksın” diyor. Oysa biz her şeyi biliyoruz (!) fakat anlayanlardan olamıyoruz. Müslümanlar olarak bu düzende söz sahibi miyiz? Neden New York, Londra, Paris, Tel Aviv’de dinleyici oluyoruz da, İstanbul’da ağız kesiliyoruz? İlahiyatçılar ve akademisyenler, neden Batılı meslektaşları (!) yanında baştan ayağa kulak kesiliyorlar da, bizi görünce devasa bir ağıza dönüşüyorlar? Emevî, Abbasî, Selçuklu ve Osmanlı’nın ağzından çıkanları kulağımıza layık bulmuyor fakat Batının (Grek, Roma’dan bugüne) ağzını tam da kulağımıza ve kalbimize layık görüyoruz. Kulağımızın frekansını onların ağzına göre ayarladığımızdan beri, bilir ve anlar hâle mi geldik? (S. 57)

Avam, tecessüs kökenli olan bilme faaliyetiyle avamlıktan kurtulup, entelektüel birisi olmaya terfi ettiğini sanıyor. Bu kanaati kendisini, “susadıkça tuzlu su içen kişi”nin akıbetine dûçar ediyor. Edindiği (aslında kendisine sunulan…) kazuistik bilgi ile konuşuyor. Konuştukça tekrar bilgileniyor, akabinde daha çok konuşuyor… Böylece, yorulduğunu haber veren beyin hücresi alınan bir kuşun uçarken ölmesi gibi, konuşurken helâk olup gidiyor. (s.81) Batının, Allah ile yaratılmışlar arasında var olan bağı asırlar önce yitirdiğini ve okuma biçiminin nâra teşne olduğunu ifade etmeye çalışıyoruz. Kur’ân’ı bile “egemenler”in tarzıyla okumaya kalktığımızı hatırlatıyoruz. Oysa Kitabımız, kültürlerin zaviyesine göre okunabilecek bir kitap değildir ve Efendimiz (s.a.v.)’in öğrettiği perspektife göre okunmak zorundadır. Kur’ân’dan, Allah’ın Habibinin anladığına mugayir yapılan çıkarımların hepsi ayaklarımızın altındadır! ( S. 97) Tasgîr bütün toplumları önüne kattı. Bütün kafaları küçülttü. Tesiri toplumlara göre farklılıklar gösteriyor olsa da, sonuçta hepsi küçük kafalı/küçük akıllı/bağımlı olmakta ortaklar. Tasgîrden nasibini almış olan Müslümanın dağarcığı, İslâm’ı kavramaktan çok uzak (küçük) olacağından, birçok bölüm dışarıda kalacak ve ancak çok az kısmı içeride yer bulabilecektir. Bu nedenle o, bütün ilimleri absorbe edemeyeceğinden, birisini alıp hizipleştirir ve diğer ilimleri gereksiz görüp onlara cephe açar. Bundan olmalı, fıkıh tasavvufa, kelâm tarihe gardını almıştır onun kafasında. (s.119)

“Küçük kafa” betimlemesi bir tespittir. Asla insanımıza, hatta hiçbir insana yakıştırdığımız bir vasıf değildir. Durumu tespit etme gözü pekliğini göstererek, bu aşağılayıcı durumdan hem kendimizi hem de insanlığı kurtarmamız gerektiğini söylemeye çalışıyoruz. İyi insandan rahatsız olanların, insanlığın yerde sürünmesinden zevk duyanların aksine biz, insanın yücelmesinden ve kıymetli hale gelmesinden yana olan ve bunun için çalışan bir medeniyetin çocuklarıyız. Vazifemizin idraki içinde olup, insanlığın kurtuluşu ve ayağa kalkması için acilen sahneye çıkmamız lazım, demeye çalışıyoruz. (s.132)

Küçük kafa yapacağı faaliyetlerde reytingi esas alır, kıymetsiz ve ahlâktan yoksun olsa da, eğer kazandıracaksa o faaliyeti seçmekte gecikmez. Küçük kafa, aklı küçük olsa da çıkarı söz konusu olduğunda kendinden beklenenden daha fazla performans göstererek, kârlı olanı seçer. Hatta aklı kendinden büyük olanları bile geride bırakır, menfaat söz konusu olduğunda. (s.140) http://www.bahader.org twitter.com/BahaDersleri facebook.com/BahaDernegi ---◄◄

FOTOĞRAFLAR DİLE GELSE...


kültür ve sanat

doğuş aylık gazete/maandblad

göçtü kervan, kaldık dağlar başında

nr. 238 - Mayıs/Mei 2018

, ER ER, . L ÜÇ DİL AR.. YE R K L KI Hayatı: Büyük Türk âlimi ve değerli devlet adamı Ahmed Cevdet, 27 Mart 1822 tarihinde, bugün Bulgaristan’da kalmış olan Lofça kasabasında doğdu. Babası Hacı İsmail ağadır. Annesi Aişe Sünbül hanımdır. Ahmed Cevdet Hafız Ömer Efendiden Arapça okudu, 17 yaşında İstanbul’a geldi. Medrese tahsilini ilerletti. Fatih Medresesi’nde, o zaman okunması mutad olan tefsir, hadis, fıkıh, mantık, adab, kelam derslerine devam etti. Tatil günlerinde hariçten felsefe, tabii ilimIer, hendese, hesab, cebir, astronomi, coğrafya dersleri aldı. Murad Molla tekkesi şeyhi Mehmed Murad efendiden ve şair Süleyman Fehim’den de farsça okudu. Devrinin ünlü riyazıyyecisi Vidinli Hoca’dan, Müneccimbaşı Osman Silib’den, Nuri Beyden de istifade etti. Genç yaşta icazet aldı. 1843 te 21 yaşında iken Hamidiyye Medresesi imtihanına girip maaşa bağlandı. 9 Ocak 1856’da mevleviyet derecesindeki Galata kadılığına getirildi; aynı yılın 9 Aralığında Mekke-i Mükerreme kadılığı, 21 Ocak 1861’de de İstanbul kadılığı payelerini aldı. 18 Mayıs 1861 tarihinde Rumeli teftişine çıkan Sadrazam Kıbrıslı Mehmed Paşa ‘ya refakat ettikten ısa bir süre sonra İşkodra’da meydana gelen isyanı bastırmak üzere “me’müriyyet-i fevkalade” ile görevlendirildi. İki ayda bu vazifesini başarıyla tamamladı. 1863’te Bosna eyaletini teftiş göreviyle ilgili hazırlıklarını yaparken 24 Haziran 1863 tarihinde Anadolu kazaskerliği payesine ulaştı. Bir buçuk yıl içinde Bosna’da gerekli ıslahatı gerçekleştirip masrafı bölge halkı tarafından karşılanmak üzere iki alay asker tanzimine de muvaffak oldu. Bu başarıları dolayısıyla o zamana kadar hiçbir ilmiye mensubuna verilmemiş olan ikinci rütbeden “nişan-ı Osmani” ile mükâfatlandırıldı. Haziran 1864 ‘te Kazan tarafına gönderildi. Çukurova ve Kazan dağlarını dolaştı, altı ay içinde gerekli ıslahatı yaptı. Ancak onun bu başarıları kendisini çekemeyenlerin harekete geçmesine yol açtı; hatta şeyhülislamlığa getirilecekken ilmiye sını-fından mülkiyeye nakline karar çıkarıldı ve 13 Ocak 1866’da kazaskerlik payesi vezarete çevrildi. Ahmed Cevdet Paşa bundan sonra Maraş, Urfa. Zor sancakları ve Adana eyaletinin birleştirilmesiyle oluşturulan Halep valiliğine tayin edildi; iki yıl süren bu görevi sırasında yeni valiliğin teşkilatlanmasını gerçekleştirdi. 1874’te Şurayı Devlet başkan vekilliğine getirilen Cevdet Paşa, Mecelle’nin on ikinci kitabını da hazırlatmıştı. 2 Kasım 1874 tarihinde Vanya valiliğine, 1875’te de önce Maarif nazırlığı ve ısa bir süre sonra da Adliye nazırlığına getirildi. Bu sonuncu görevi sırasında Ticaret Nezareti bünyesindeki ticaret mahkemelerini Adliye Nezareti’ne bağladı. Bu arada Bulgaristan’da görülen isyan belirtileri üzerine 1876’da Rumeli teftişiyle görevlendirildi; Edirne ve Filibe yoluyla Sofya’ya gitti. Döndüğünde nazırlıktan azledilip Suriye valiliğine tayin edildiyse de daha Suriye’ye varıp görevine başlamadan üçüncü defa Maarif nazırlığına getirildi. Bir müddet sonra yeniden Adliye

29

OSMANLI SON DÖNEMİNDE SIRADIŞI BİR SİMA: HUKUKÇU, DİLBİLİMCİ, TARİHÇİ, DEVLET ADAMI:

AHMET CEVDET PAŞA

nazırlığına tayin edildi. Bu sırada on altıncı kitabı da bastırarak Mecelle’yi tamamladı. İbrahim Edhem Paşa sadrazam olunca 1877 yılında Dâhiliye nazırlığına getirildi. Nazırlığı sırasında mülkiye memurlarının hal tercümelerinin kaydedildiği Sicili-i Ahval Defteri’ni tanzim ettirdi. Aynı yıl içinde Evkaf nazırlığına naklen tayin edildi. 1878’de Suriye valisi olarak Şam’a gitti. Bu arada Kozan’da Kozanoğlu Ahmed Paşa tarafından çıkarı-lan isyanı bastırmakla görevlendirildi. Ancak isyanın bastırılması sırasında Şam valiliğine Midhat Paşa’nın tayin edilmesi üzerine açıkta kaldı ve görevini tamamladıktan sonra İstanbul’a döndü. Yolda Ticaret nazırlığına tayin edildiği haberini aldı. Haziran 1879’da Tunuslu Hayreddin Paşa’nın sadaretten istifası üzerine on gün müddetle sadrazamlığı vekâleten yürüttü ve Meclis-i Mahsus-ı Vükela’ya başkanlık yaptı. Said Paşa başvekil olunca tekrar Adliye nazırlığına getirildi. Bu defaki Adliye nazırlığı sırasında 26 Haziran 1880’de açılan Mekteb-i Hukuk’ta usul-i muhakeme-i hukukiye, belagat-ı Osmaniye ve ta’lim-i hitabet derslerini verdi. Ahmed Vefik Paşa’nın başvekil olması üzerine 30 Kasım 1882’de Adliye nazırlığından ayrıldı ve üç buçuk yıl resmi görevlerden uzak kaldı. Bu sırada tarihini tamamladı, Kavaid-i Osmaniyye’nin eksiklerini ikmal etti. Cevdet Paşa son olarak Server Paşa’¬nın vefatı üzerine 11 Haziran 1886 tarihinde beşinci defa Adliye nazırlığına getirildi. Ancak Sadrazam Mehmed Kamil Paşa ile aralarında çıkan anlaşmazlık sebebiyle bir süre sonra ayrılmak zorunda kaldı. 10 Mayıs 1890’da II. Abdülhamid onu Meclis-i Ali’ye tayin etti. Cevdet Paşa bundan sonraki hayatını ilmi çalışmalarına ve çocuklarına ayırdı. Kısa bir hastalıktan sonra 26 Mayıs 189S’te Bebek’- teki yalısında vefat etti ve Fatih Sultan Mehmed Türbesi haziresine defnedildi.

Türk Düşüncesi ve İlim Geleneğine Katkıları Tanzimat devrinin önde gelen şahsiyetlerinden olan Cevdet Paşa, son asır Türk- İslam ilim âleminin mümtaz simalarından biridir. Ahmed Cevdet büyük bir devlet adamı olduğu kadar aynı zamanda tarihçi, hukukçu, mütefekkir, edip, eğitimci ve sosyologdur. Henüz genç bir medrese talebesiyken olağan üstü zekâsı, çalışkanlığı, bilgisi ve isabetli tahlilleriyle hocalarının dikkatini çekmiş, zaman zaman onlarla ilmi meselelerde tartışmalara girmiştir. Genç yaşta İslami ilimlerle birlikte Arapça ve Farsçayı çok iyi bir şekilde öğrenirken Emin Efendi adlı bir kişiden Fransızca dersleri de aldı. Bu ona kısmen Batı tarih kitaplarını

ve kanunlarını okuma ve anlama imkânını vermiştir. Cevdet Paşa medeniyeti cemiyet hayatının gereği olarak kabul etmekteydi. Ona göre insan doğuştan medeniyete yatkındır. İnsanoğlunun medeni hayata geçiş sürecinde toplumlar arasında bazı basamak farkları doğmuştur. Böylece medeniyet. Toplumların göçebelik ve yerleşik durumundan sonra üçüncü ve son merhalesini oluşturur. Bu merhaleye ulaşmanın temel şartı insanların kemale erdirilmesidir ki bu da ancak eğitim ve öğretimle mümkündür. Cevdet Paşa bu husustaki çalışmalarını başlıca üç noktada yoğunlaştırmıştır: a) Yeni eğitim ve kültür kurumlarının açılması. b) Her derecedeki okullar için yeni ders kitaplarının hazırlanması ve yayın faaliyetlerinin arttırılması. c) Türkçe’nin bilim dili haline getirilmesi. Cevdet Paşa nazırlıkları döneminde bu konularda önemli kararlar almış ve üstün başarılar elde etmiştir. Nitekim Encümen-i Daniş’in teşkilinde büyük katkılarda bulunmuş, darülmuallimin yönetmeliği onun müdürlüğü zamanında düzenlenmiş ve 1872’de İstanbul’da ilk idadi de onun Maarif nazırlığı sırasında açılmıştır. On iki ciltlik Tarih-i Cevdet’ini devrine göre sade bir dille yazmış olması. Onun dilde sadeliğe verdiği önemin bir sonucudur. Ayrıca okullarda okutulmak üzere modern metotlara göre Türkçe ders kitapları hazırlamıştır. Cevdet Paşa, Osmanlı kurum ve kuruluşlarına yeniden şekil verilmesi konusundaki farklı fikirlerin hız kazandığı bir dönemde, gelenekçi Türk- İslam Doğu kültürü ile yenilikçi Batı arasında senteze varmaya çalışmış bir şahsiyettir. Osmanlı müesseselerinin İslami esaslara dayandığını dikkate alarak Batı devletleriyle Osmanlı Devleti’nin farklı din ve medeniyetlerden doğduğunu. Bu sebeple de her yönden Batılılaşmanın hem yanlış hem de imkânsız olduğunu düşünmüş, sonuç olarak Batı taklitçiliğine ve maddeci felsefeye şiddetle karşı çıkmıştır. Ancak bütün İcraatında Osmanlıcı İslamcılığı sürdürmekle birlikte metotta yenilikçiliği benimsemiş, Batı’nın pozitif bilimler, teknik ve yönetim alanlarındaki üstünlüğünü kabul ederek bu alanlarla ilgili Osmanlı müesseselerinin Batı tarzında ıslahını savunmuştur. Avrupa kanunlarının ve kurumlarının olduğu gibi alınmasına karşı çıkan Cevdet Paşa İslami geleneklerin korunması gerektiğini söylemiş ve bir kısım devlet ileri gelenlerinin Fransız kanunlarının tercüme edilip alınması yönündeki görüşlerine karşı çıkarak Mecelle’nin hazırlanmasında en önemli rolü oynamıştır. Cevdet Paşa ‘ya göre İslam dini herkese hak ettiği hürriyeti verdiği için İslam dünyasında Batı’daki gibi bir hürriyet mücadelesi vuku bulmamış, buna karşılık adaletin tesisi gayretleri ön plana geçmiştir. Cevdet Paşa, devletin ve hükümetin ancak İslami esaslara uymakla fitne-fesat ve zulmü önleyebileceğini düşünmektedir. Aynı sebeple gayrimüslimlere de “şer’i şerif”e uygun muamele edilmesini istemiştir. İslam’daki bu eşitlik-adalet uyumundan dolayı Avrupa’daki sınıf çatışmaları, feodalite, sömürü ve zulüm

Osmanlı toplumunda görülmemiştir. Cevdet Paşa’nın millet anlayışı ise İslam geleneğine uygun olarak Müslüman milletlerin siyasi birlik ve bütünlüğünü temsil eden Osmanlılık temeline dayanmaktadır. Milliyet karşılığı olarak “kavmiyet”i kullanır ve bunun Fransız İhtilali’nden sonra bulaşıcı bir hastalık gibi Avrupa’da yayıldığını söyler. Vatan fikri konusunda da muhafazakârdır. Vatan mefhumunun Müslüman halk arasında Avrupa’da olduğu gibi rağbet bulamayacağını, bunun yerine dinin daha tesirli olacağını savunur. Ona göre Osmanlı’nın asıl büyüklüğü hilafet ve saltanatın birleştirilmesinden doğmuştur. Devleti devlet yapan esas unsur İslamiyet’tir. Cevdet Paşa ayrıca meşrutiyet idaresine de karşı çıkar. Nitekim I. Meşrutiyet’in ilanı ve Meclis-i Mebusan’ın kapatılması sırasında Sultan Abdülhamid’in siyasetini desteklemiş ve Adliye nazırı sıfatıyla Midhat Paşa’nın Yıldız Mahkemesi’ndeki yargılanmasında önemli rol oynamıştır. Cevdet Paşa iktisadi hayatta liberalizmi benimsemekle birlikte devletin kalkınması için kapitülasyonların kaldırılması gerektiğini savunmuş, iş hayatında Müslümanların da anonim şirketler kurmasını teklif etmiştir. Tarihçi Kimliği: Cevdet Paşa, pek çok vasfı yanında özellikle tarihe dair eserleriyle klasik Osmanlı tarihçiliğine yeni bir bakış açısı getirmiş; tarihçilik, tarih felsefesi ve metodolojisi bakımından da eski vak’anüvis tarihlerinden farklı yeni bir anlayışın yolunu açmıştır. Osmanlı tarihçiliğinin klasik geleneğine şeklen bağlı görünmek ve İslam tarihçiliğinin “ilmi tarihçilik” ekolünü takip etmekle birlikte bunun belagate önem veren İran tarzı edebi tarihçilikle ahenkli bir terkibini gerçekleştirmiştir. Böylece bir bakıma Katib Çelebi ve Müneccimbaşı gibi aynı terkibi yapmış olan tarihçi neslin son temsilcisi olmuş, eski ile yeni tarihçilik anlayışı arasında bir köprü vazifesi görmüştür. Cevdet Paşa tarih felsefesi ve metodolojisinde geniş ölçüde, bir kısmının tercümesini yaptığı İbn-i Haldun’un Mukaddime’sinin tesirinde kalmıştır. Bundan dolayı A. Hamdi Tanpınar onu “İbn-i Haldun’un son şakirdi” sayar. Cevdet Paşa’nın Batılı müelliflerden ne ölçüde faydalandığı tartışmalı ise de İbn-i Haldun’un görüşlerinin onun tarihçilik anlayışında önemli bir yer tuttuğu söylenebilir. Cevdet Paşa tarihini yazarken kaynak eserleri ve diğer tarih malzemelerini topladıktan sonra bunları titizlikle değerlendirmiş, yeri geldikçe eski tarihleri ve tarihçileri ciddi şekilde tenkit etmiştir. Kaynak seçimi ve bunları kullanmadaki titizliği yanında olayların sadece cereyan şekillerini aktarmakla yetinmeyip aralarındaki sebep- sonuç bağlarını ortaya koyarak anlatmaya çalışmıştır. Özellikle kurumların bozuluş sebeplerine önem verip bu bozulmanın tahliline girişmiştir. Böylece müessese tarihine dair ilk denemeyi gerçekleştirdiği gibi olayların meydana gelişinde farklı bir yaklaşımı yakalamaya çalışmıştır. Tarihin her şeyden önce bir merak konusu olduğunu belirten Cevdet Paşa, tarihi mütalaa etmenin

faydasının bir olayın şu tarihte şöyle olduğunu bilmekten ibaret olmadığını belirtir. Ona göre tarih, büyük ve önemli olayların meydana geldiği gibi güçlü bir muhakeme ile ifade edilmesinden ibarettir. Bu ise eğitim ve telkin bakımından önem kazanmaktadır. Ancak küçük olaylar ve önemsiz gibi görünen faktörler de mutlaka hesaba katılmalıdır. Çünkü olayların sebebini araştırmada bunlar da etkili olabilir ve bu husus tarih ilminin asıl görevidir. Bütün olaylar birbirini takip eden gelişmelerin birer sonucudur. Ayrıca tarih devletin nizamının korunması için de önemlidir. Hatta Cevdet Paşa bazı ulemanın, geçmişteki usullerin yeni döneme uygulanması açısından da tarihin öğrenilmesi gereken bir ilim olduğu fikrine katılır. Hayatının en verimli dönemlerini müfettişlik, valilik, meclis üyelikleri ve muhtelif nezaretlerde nazırlık gibi çok çeşitli devlet görevlerini ifa etmek, tarih, edebiyat, mantık, matematik alanlarında muhtelif eserler yazmakla geçiren, kurduğu mahkemeler ve kaleme aldığı kanunlarla Osmanlı hukukuna yeni bir yapı kazandıran Tanzimat döneminin bu dahi hukukçusu, hukuk alanındaki mesaisini kanun ve nizamname yazmaya hasretmiş, bu yoğun çalışmalar içerisinde ayrıca hukuk kitabı yazmaya fırsat bulamamıştır. Eserleri: Tarihe ait olanlar: Tarih-i Cevdet: 12 cilttir. 1774 ten 1853 e kadar olan olayları anlatır. Tezakir-i Cevdet: Vakanüvisliği zamanında tuttuğu notlardır, bunlar 21 defter halindedir Maruzat: Abdülhamid’in emriyle yazmıştır, devrin siyası olaylarını anlatır. Bunlar, Tezakir’deki notların özetleri gibidir. Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefa: Sade ve güzel bir dille, tatlı ifadelerle kaleme alınmıştır. Hz. Adem’den başlayarak bütün Peygamberlerin, İslam halifelerinin, İslam devletlerinin, II. Murada kadar Osmanlı padişahlarının tarihinden ibarettir. Hukuka ait olanlar: Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye D.C. Tunç ---◄◄

40 HADİS - (13) -----------“Gâle Tabîbü’l-kulûb ‫ﷺ‬ Aleyhi salâtü’l-matlûb El-istiğfâru memhâtün li’z-zünûb İstiğfar, günahları siler. -----------“Yine “Resûlüllâh (sallallâhü aleyhi ve sellem) saadetle buyurdular ki; “Allah (celle celâlühû) ümmetim için bana iki emniyet indirdi: 1. Sen aralarında olduğun müddetçe Allah (celle celâlühû) onlara umumi bir azap vermeyecektir. 2. Onlar istiğfarda bulundukları müddetçe, Allah onlara azap vermeyecektir” (Enfal:33) Ben aralarından ayrıldım mı, Allah (celle celâlühû)´ın azabını önleyecek ikinci emniyet olan istiğfarı Kıyamete kadar aralarında bırakıyorum.” Kim bir günah işler de, kalbine bir yanma, içine bir pişmanlık düşerse; daha diliyle istiğfar etmeden, Allah o günahı affeder.”


maandblad/aylık gazete doğuş nr. 238 - Mayıs/Mei 2018

04 bizim sayfa 30 ons pagina

Tebrik Taziye Şifa dileği

- Taziye... HDV Kocatepe Camii Gençlik cemaatinden Timur ve Haydar Erben’in babası; Birlik Camii üyelerinden Tahsin Erben’in vefat ettiğini duyduk. Merhuma Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyoruz. - Taziye... DENK Partisi Genel Başkanı ve milletvekili Sevgili Selçuk Öztürk’ün kıymetli validesinin vefatını teessürle öğrenmiş bulunmaktayız. Merhumeye Allah’tan rahmet, kederli ailesine sabır ve başsağlığı dileriz. - Taziye... Schiedam İslam Merkezi cemaatinden Hüseyin Tanriverdi’nin kayınvalidesi Ayşe Kondu’nun vefatını teessürle öğrenmiş bulunmaktayız. Merhumeye Allah’tan rahmet, kederli ailesine sabır ve başsağlığı dileriz. - Taziye... Leerdam cemiyeti önceki başkanlarından Sevgili Mustafa Er’in kısa aralıklarla çok yakın akrabalarının vefatını teessürle öğrenmiş bulunmaktayız. Merhum ve merhumelere Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyoruz. - Taziye.. Den Haag Mimar Sinan cemaatinden Yusuf Şahin’in biricik evlâdı Azad Şahin’in vefatını teessürle öğrenmiş bulunmaktayız. Merhuma Allah’tan rahmet, kederli ailesine sabır ve başsağlığı dileriz. - Taziye... Schiedam Muradiye Camii cemaatinden Behçet Demirkaya’nın vefatını teessürle öğrenmiş bulunmaktayız. Merhuma Allah’tan rahmet, kederli ailesine sabır ve başsağlığı dileriz. - Taziye... Hollanda Nevşehirliler Vakfı önceki Yönetim Kurulu Üyelerinden Deniz Güçlü’nün abisi Yunus Güçlü’nün vefatını teessürle öğrenmiş bulunmaktayız. Merhuma Allah’tan rahmet, kederli ailesine sabır ve başsağlığı dileriz. - Taziye... Oss Mescid-i Cuma Camii üyelerinden İsmail Gündüz’ün vefatını teessürle öğrenmiş bulunmaktayız. Merhuma Allah’tan rahmet, kederli ailesine sabır ve başsağlığı dileriz. - Taziye... Yazar ve Yayın Kurulu Üyelerimizden Sevgili Ergün Madak’ın kayınbabasının vefatını teessürle öğrenmiş bulunmaktayız. Merhuma Allah’tan rahmet, kederli ailesine sabır ve başsağlığı dileriz. - Taziye... Okurlarımızdan ve Ata Tours Seyahat Acente sahiplerinden Duran ve Ferhat Durmaz’ın amcaları Fevzi Durmaz’ın vefatını teessürle öğrenmiş bulunmaktayız. Merhuma Allah’tan rahmet, kederli ailesine sabır ve başsağlığı dileriz.

- Şifa dileği... İş adamlarımızdan ve eski siyasetçilerden Sevgili Tuncay Çifçi’nin eşi Safura Çifçi’nin rahatsızlığı nedeniyle bir operasyon geçirdiğini duyduk. Hastamıza ve yakınlarına geçmiş olsun diyor, acil ve hayırlı şifalar diliyoruz. - Şifa dileği... Hollanda Mehteran ekibinden Sevgili Emrullah Köse’nin kayınvalidesinin rahatsızlığı nedeniyle hastanede müşahede altına alındığını duyduk. Hastamıza ve yakınlarına geçmiş olsun diyor, acil ve hayırlı şifalar diliyoruz. - Şifa dileği... Hollanda Mehteran ekibinden ve yazarlarımızdan Sevgili Halil Yanar’ın rahatsızlığını teessürle öğrenmiş bulunduk. Hastamıza ve yakınlarına geçmiş olsun diyor, acil ve hayırlı şifalar diliyoruz. - Şifa dileği... Okurlarımızdan Sevgili Adem Uzunca’nın biricik evlâdı Muhammed Ali’nin ciddi bir rahatsızlığı nedeniyle hastanede müşahede altında olduğunu duyduk. Hastamıza ve yakınlarına geçmiş olsun diyor, acil ve hayırlı şifalar diliyoruz. - Şifa dileği... Okurlarımızdan ve Benelux Garage sahiplerinden Sevgili Mustafa Şenyürek’in rahatsızlığı nedeniyle hastanede müşahede altında olduğunu duyduk. Hastamıza ve yakınlarına geçmiş olsun diyor, acil ve hayırlı şifalar diliyoruz. - Tebrik... Okurlarımızdan Sevgili Hüseyin ve Saniye Tanrıverdi’nin mahdumu Burak ile, iş adamı Zekeriya ve Satıhanım Arslan’ın kerimesi Makbule dünya evine girdiler. Genç çifti tebrik ediyor, iki cihan saadeti diliyoruz. - Tebrik... Sevgili Hüseyin Bündar’ın mahdumu Ahmed ile, N. ve R Ghazal’ın kerimesi Jasmin, 27 Nisan Cuma günü düzenlenen düğün merasimi ile dünya evine girdiler. Genç çifti tebrik ediyor, iki cihan saadeti diliyoruz.

- Şifa dileği... Hollanda Mehteran ekibinden Sevgili Hüseyin Çınar’ın rahatsızlığı nedeniyle hastanede müşahede altına alındığını ve bir operasyon geçirdiğini duyduk. Hastamıza ve yakınlarına geçmiş olsun diyor, acil ve hayırlı şifalar diliyoruz.

Colofon Doğuş is een maandelijks informatieblad in het Turks en af en toe Nederlands o.a. kunst, cultuur, politiek, educatie, wetenschap, literatuur en filosofie. Uitgever/Sahibi Stichting Dogus/Doğuş Vakfı Hoofdredacteur/Yayın Yönetmeni Adnan Şahin Eindredacteur/Yazı İşleri Müdürü Oğuzhan Kılıç Art Directeurs/Görsel Düzenleme Ali Alemdar Advertenties/İlan- Reklam Servisi dogus@dogus.nl Afdeling Nieuws en Tips/Haber Dairesi M. Şahin Abonnement / Abone Servisi dogus@dogus.nl Yayın Kurulu/ Redactie Raad Adnan Şahin, Ergün Madak, Mehmet Şükrü Oflaz, Zeynel Abidin, Ercan Kuzu, Sezer Değmez, Recep Soysal Oplage/Tiraj 8.000 Verspreiding/Dağıtım Alanı Landelijk/Hollanda Geneli Adres Strevelsweg 700 unit 413, 3083 AS Rotterdam Tel. (010) 471 68 47 e-mail dogus@dogus.nl - website www.dogus.nl Met dank aan InterAjans.nl, SONHABER.nl, M.Ali Topcu, Verzonden artikelen vallen niet onder de redactionele verantwoordelijkheid. Alle auteursrechten van deze uitgave worden uitdrukkelijk voorbehouden. Druk/Baskı Rodi

Abone


doğuş aylık gazete/maandblad

nr. 238 - Mayıs/Mei 2018

Bulmaca

bilmece-bulmaca 31 puzzels - raadsels

Hazırlayan: Mücahid Çeçen Soldan sağa: 1- Fotoğrafta görülen 31 Aralık 1954, Elmalı, Şarkışla doğumlu olup, eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı, 19., 20., ve 23. dönem TBMM Sivas milletvekili ve Büyük Birlik Partisi’nin kurucusu ve ilk Genel Başkanıdır. 25 Mart 2009 tarihinde helikopter kazasında Kahramanmaraş’ta şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden siyasetçimizin soyadı * Alt tabaka, havas karşıtı. 2- Duru, sakin havada çıkan kuru soğuk * Radonun simgesi * Askeri birlik * (Tersi) beyaz. 3- Vücudun bir bölümünü yerinde veya baskı altında tutmak amacıyla uygun biçimde sarılmış şerit * Beyaz renk * Kısa zaman parçası * Bir Peygamber. 4- Beyaz renk * Bir yerin düzen ve güvenlik içinde bulunması durumu, düzenlilik, güvenlik * Mayalı hamurdan tandırda pişirilerek yapılan ve yapıldığı yere göre büyüklüğü değişen ince ekmek türü. 5- Kısaca metre * Fide veya fidan dikilen yer * Vücutta görülen gevşeklik, ağırlık, tembellik. 6- Genellikle tahıl saklanan yer * Kuşlarda ve böceklerde uçmayı sağlayan organ * Devlet Malzeme Ofisini simgeleyen harfler. 7- Kırmızı renk * Galyumun simgesi * Potasyumun simgesi * Son kullanım tarihi. 8- Oturulacak yer veya şey * Dolaylı anlatım * (Tersi) beyaz renk. 9- Adaletin, hukukun gerektirdiği veya birine ayırdığı şey, kazanç * Nikelin simgesi * Kurtuluş, kurtulma * Azotun simgesi. 10- Asyanın ikinci büyük gölü * Allah’ın sıfatlarından olan kalıcılık, ölmezlik * Bir şeyi yapabilme, başarabilme gücü, güç, hâl, derman, kuvvet. 11- Bir nota * Anne ve baba * Alfabemizde on beşinci harf * Lityumun simgesi. 12“Öyledir” anlamında kullanılan bir doğrulama veya onaylama sözü * Hakan * Tahta vb. bir şeye vurulduğunda veya silah patlayınca çıkan tok ve sert ses. 13- Kalp * Besili, yağlı bir duruma gelmek, semizlemek, şişmanlamak. 14- Bir tür geyik * Bütün, tüm * Boyun eğen, kendini başkasının buyruğuna bırakan. 15- Ayıplan örten, bağışlayan anlamında Allah’ın isimlerinden * Mezra * İyodun simgesi. Yukarıdan aşağıya: 1-Yasa koyma, yasa yapma, teşri * Olağan üstü hâl durumu * İtriyum elementinin simgesi. Kükürt elementinin simgesi. 2- Bir uzvumuz * Askerlerin metalden yapılmış su kabı * Azotlu besinlerin vücutta yanmasıyla oluşan, erimiş bir durumda idrarla dışarı atılan azotlu madde. 3- Birbirine sımsıkı yapışık hücre veya moleküllerden oluşan ve bitkilerin çeşitli bölümlerini bir kın gibi saran ince tabaka, cidar, çeper * Kuşatma * (Tersi) Turpgillerden, yaprakları salata olarak yenen baharlı bir bitki. 4- Metal çubukların, ağaç dallarının aralıklı sıralanmasıyla yapılan parmaklık veya kafes biçiminde araç * Alfabemizde yirmi birinci harf * Osmanlı donanmasında ve kıyılarında görev yapan asker sınıfı. 5- Karbon elementinin simgesi * Isırgangillerden, her tarafı sert tüylerle kaplı, tüyleri kırıldığında karınca asidi denilen çok kaşındırıcı bir madde çıkartan bir ot * Sert, katı, sağlam * Argounun simgesi. 6- Türkü, şarkı * Beyaz renk * Bir iş veya durumun sonu, sonuç * Türki Cumhuriyeti plaka işareti. 7- Uygun bulma, tasdik, icazet, izin * Potasyumun simgesi * Mesken * (Tersi) asmaktan emir. 8- Alfabemizde dokuzuncu harf * İcar * Damak sesleriyle başlayan kelimeleri ve heceleri tekrarlayarak birdenbire söyleyen ve keserek konuşan, keke, kekeç. 9- (Tersi) kırmızı renk * Sevinçli, neşeli * Uz kullanmak, kayırmak, korumak. 10- Ulamaktan emir * Değersiz * Nazlı büyütülmüş, güzel ve zarif anlamında bir bayan ismi. 11- Anlatmaktan emir * Kabarma * (Tersi) Radonun simgesi * Azotun simgesi. 12- Kamer * Yabani hayvan avlama * Yöre * Kısaca metre * Aynştaynyumun simgesi. 13- Vanadyumun simgesi * Acele * Beyaz renk * Bırakma, ayrılma. 14- Bir işi gereği gibi yürütmemek * İlgi. 15- Aylık * Eskiden beri mevcut olan özelliklerini taşıyan * Bir nota.


32

maandblad/aylık gazete doğuş nr. 238 - Mayıs/Mei 2018

Hasene Yardım Vakfı Hollanda Stichting IGMG Hasene Hulporganisatie Nederland Bergweg 322-A | NL-3032 BB Rotterdam T +31 10 24330-30 | F +31 10 24330-39 www.hasene.org | info@hasene.nl | haseneorg — Havale için banka bilgileri | Bankgegevens voor overmakingen: Hesap Sahibi | Rekeninghouder: Stichting IGMG Hasene Hulporganisatie Nederland Banka | Bank: ABN AMRO BANK IBAN: NL72 ABNA 0407 5667 83 | BIC: ABNANL2A Amaç | Doel: Adresiniz | uw adres, 0000569

Laat met uw zakaat en zakaat ul-fitr ook een vlinder vliegen

“Zekât veren müminler kurtuluşa ermişlerdir.” (Mu’minûn suresi, 23:4)

“De gelovigen welslagen zeker, die de zakaat geven.”

(Soera al-Mu’minun, 23:4)

“Mallarınızı zekât vermek suretiyle temizleyiniz.” (Hadîs-i Şerif)

“Reinig uw bezittingen zekatfitre door het geven van de zakaat.” (Hadith)

2018

zekatfitre

2018 Zekât ve Fitre Kampanyası Genel Merkezi ile bölgeleri tarafından ortaklaşa düzenlenmektedir. De Zakaat en Zakaat ul-Fitr Campagne wordt door het IGMG hoofdkwartier en de regio‘s gemeenschappelijk georganiseerd.

Editie 238  

Dogus 238

Editie 238  

Dogus 238

Advertisement