Page 1


2010’da Halk Sokakta Hak Kavgas›nda

Gençlik Ön Saflara 2009 y›l›n›n son günlerinde ve 2010 y›l›n›n ilk sabah›nda yaflananlar nas›l bir y›l geçirece¤imizin özeti niteli¤indeydi. Uzun bir süredir AKP sald›r›lar›na karfl› bütünlüklü bir yan›t veremeyen emek hareketi y›l›n sonuna do¤ru ciddi bir hareketlilik içine girdi. 25 Kas›m’da kamu emekçilerinin baflar›l› grevi, ‹stanbul halk›n›n metrobüs zamlar›na karfl› günlerce süren fiili eylemleri, hemen ard›ndan AKP’li bakanlar›n tüm tehditlerine ra¤men 25 bin eczac›n›n kepenk kapatmas›, Kürt halk›n›n tüm sald›r›lara ra¤men sokakta sürdürdü¤ü militan eylem çizgisi ve sonunda artarda gelen demiryolu, itfaiye ve tekel iflçilerinin onurlu direniflleri… ‹flte neredeyse bir ay içerisinde gündeme gelen tüm bu dinamikler ilerici muhalefetin umutlar›n›, AKP cephesinde ise halk korkusunu büyütüyor. Neoliberal ömürü program›n›n yükümlülüklerini yerine getirmekle sorumlu olan AKP iktidar›n›n sermayenin ihtiyaçlar›n› karfl›lamak ve halk düflman› politikalara devam etmek d›fl›nda bir flans› yok. Kendileri için ciddi bir prestij kayb› oldu¤unu bile bile y›l›n ilk günü aç›klad›klar› zam paketi 2010 y›l›n›n nas›l bafllad›ysa öyle gidece¤inin en önemli göstergesidir. Üniversitelerde s›navlar›n bafllamas› ve dönem aras› tatilin yaklaflmas› gençlik mücadelesinin emek eksenli bir hareketlilik süreci içinde yeterince inisiyatif alabilmesinin önündeki en temel engeli oluflturuyor ne yaz›k ki. Fakat yaflan›lan hareketli sürecin, içinde bulundu¤umuz y›l›n tümüne yay›laca¤›ndan da flüphe duymamak gerekiyor. Bu nedenle fiubat ortas›nda bafllayacak olan ikinci döneme ciddi bir haz›rl›kla girmek gençlik mücadelesi aç›s›ndan önemli görevdir. Tabi bu tür haz›rl›klara bafllamadan önce yap›lmas› gereken ilk ifl, kuflkusuz ki geride b›rakt›¤›m›z bir dönemi ana hatlar›yla da olsa de¤erlendirmek olacakt›r. Gençlik mücadelesi aç›s›ndan oldukça önemli deneyimlerin elde edildi¤i bu dönemin ilk önce eksikliklerine bakmak daha faydal› olacakt›r. Yaz aylar›nda harç zamlar›na karfl› yükseltilen direniflin ve baflar›n›n getirdi¤i yüksek morale ra¤men bu olumlu havan›n süreklili¤inin sa¤land›¤›n› ve üniversiteye tafl›nabildi¤ini söylemek ne yaz›k ki oldukça güç. Kuflkusuz ki bu konuda bir tak›m somut hedeflerin yarat›lamamas› önemli bir eksiklikken durumun as›l nedenini üniversite mücadelesinin bu döneme özgü iniflli ç›k›fll› (süreksiz) yap›s›nda aramak faydal› olacakt›r. Gençlik mücadelesi IMF, 25 Ekim, 6 Kas›m eylemleri ve 25 Kas›m grevine destek amaçl› yap›lan ders boykotlar› süreçlerinde yakalad›¤› enerjiyi dönemin tümüne yayamad›. Her bir bafll›kta kayda de¤er baflar›lar sa¤lanmas›na ra¤men bu bafll›klar aras›nda bütünlüklü bir program ve süreklilik sa¤lanamad›. Üniversitedeki neoliberal tahribat›n nas›l bir enerji biriktirdi¤ini ise bu dönem kendini hissettiren yerel ç›k›fllarda gördük. ‹stanbul’da, Sivas’ta, Kütahya’da üniversitelilerin ulafl›m hakk› mücadelesi; Mersin ve Çukurova üniversitelerindeki yemekhane sorunlar›na yönelik yap›lan eylemler; YTÜ’lü haz›rl›k ö¤rencilerinin haftalarca süren paras›z e¤itim mücadelesi; Anadolu Üniversitesi’nde çal›flan ö¤rencilerin eylemlilikleri, ‹TÜ Vadi yurdunda kalan ö¤rencilerin kantin ve yemekhane sorununa yönelik yürüttü¤ü örnek mücadele, ODTÜ'de kanl› bir tarihe sahip jandarman›n gidiflinin ard›ndan jandarma karakolunun fiili bir mücadeleyle ö¤renci kültür merkezine çevrilmesi… Üniversite içinde biriken enerjinin boyutlar›n› gösteren önemli örnekler oldular. Yine tek tek üniversiteleri “ziyarete” giden AKP’lilere haz›rlanan karfl›lama eylemleri gençlik mücadelesinin özgüvenini büyütmüfltür. Hükümet ya da patron temsilcilerine karfl› y›llard›r gelifltirmeye çal›flt›¤›m›z militan eylem çizgisi üniversite mücadelesinin önemli bir refleksi haline gelmifltir. (Kocaeli Üniversitesi ö¤rencilerinin TOBB Baflkan›’na gösterdi¤i tavr›n örnek al›nmas› gerekir.) Bu çizgi egemen s›n›flar›n üniversitedeki meflrulu¤unu ciddi anlamda zedelemekte ve korkular›n› büyütmektedir. Bu dönemin öne ç›kan bir baflka çal›flma tarz› ise gericili¤in ve bask›n›n kuflatmas› alt›ndaki üniversitelerimizde bilimsel, siyasal tart›flmalar›n, forumlar›n, panellerin, kültür sanat faaliyetlerinin, bülten çal›flmalar›n›n bilinçli olarak artt›r›lmas› oldu. Bu tür programlar hem kitle çal›flmas›n›n yayg›nlaflmas› hem de baflka bir üniversite fikrinin yeflerebilece¤i alanlar yaratmas› aç›s›ndan oldukça önemlidir. Ve ikinci dönemde de ayn› titizlikle sürdürülmesi gerekmektedir. AKP iktidar›n›n, ABD iflbirlikçili¤ini “aktif tafleronlukla” derinlefltirdi¤i bu dönemde KTÜ Ö¤renci Kolektifi’nin ‹srail Büyükelçisi Levy’i üniversitelerinden kovmas› ülke gençli¤ine hem anti-emperyalist mücadele damar›n› hat›rlatt› hem de Filistin sorunu üzerinden demagoji (sahte kabaday›l›k) yapan AKP iktidar›n›n ikiyüzlülü¤ünü a盤a ç›kartm›fl oldu. Gençli¤in tarihsel mücadelesinde önemli bir yer tutacak bu eylem önümüzdeki dönem daha fazla iflbirlikçili¤e zorlanacak ülkemizde gelifltirilmesi gereken mücadele çizgisinin en sade örne¤i olmufltur. Ayr›ca Trabzon’da bu son süreçte yaflananlar, kontrgerilla faaliyetleri ve flovenizm hegemonyas›yla kuflat›lm›fl bir kentte nas›l bir hareket biçimiyle çal›flma yap›lmas›n›n da göstergesi niteli¤indedir. (Faflistlerin linç av›na ç›kt›¤›, politik atmosferi benzer kentlerde mücadele edenlerin kesinlikle daha ayr›nt›l› bir inceleme yapmal›d›r) Üniversiteliler yine bu dönem Kürt sorunu çerçevesinde yaflanan geliflmeleri izlemeyi de¤il mütevazi de olsa kendi durduklar› yerden müdahale etmeyi seçtiler. AKP iktidar›n›n Kürt halk›n›n siyasal iradesini yok sayan, Kürt halk›n› ABD destekli, neoliberal asimilasyon “aç›l›m›yla” teslim alma çabas›na karfl› Kürt halk›n›n yan›n-

da olmay› seçtiler. Özellikle y›llard›r bat›da yayg›nlaflt›r›lan flovenizme karfl› bat›n›n do¤uya kardefllik eli uzatmas› gerekti¤i bilinciyle hareket eden üniversiteliler önemli örnekler yaratt›lar. ‹stanbul’da “Bar›fl’a köprü ol” projesi çerçevesinde binlerce gencin k at›ld›¤› büyük buluflma; Bolulu ö¤rencilerin “Kardefllerimizle kitaplar›m›z› paylafl›yoruz” diyerek bafllatt›¤› ve basit bir kitap kampanyas› d›fl›na ç›kard›¤› kampanya önemli birer deneyim. Yine Ankara’da ve ‹stanbul’da üniversitelilerin Kürt çocuklar için yürüttü¤ü kampanya önemli ad›mlardand›r. AKP’li rektörler polis idare iflbirli¤iyle ilerici ö¤rencilere sald›r›lar›n› yo¤unlaflt›rd›lar. Y›llard›r kendilerine demokrasi maskesi takan AKP’liler art›k polis fleflerinden bile daha sald›rgan bir konuma gelebiliyorlar. Buna sebep olan üç temel neden vard›r. Birincisi, geleneksel sol düflmanl›¤› (politik düflmanl›k); ikincisi AKP programlar›n›n üniversiteye yayg›nlaflmas›n› rahatlatacak dikensiz gül bahçesi hayalleri; üçüncüsü ise rektörlerin üniversite içindeki flirketlerle, tafleronlarla olan ticari iliflkileridir. Üniversite içinde ticarileflen her alan, her ihale yine rektörlerin yak›nlar› olan AKP’lilere verilmektedir. Bu nedenle örne¤in ‘basit’ bir kantin protestosu bile rektörün ticari iliflkilerini zor durumda b›rakmaktad›r ve bu durum onlar› daha fazla sald›rgan hale getirmektedir. (bknz ‹TÜ, Çukurova) Fakat tüm sald›r›lara karfl› üniversite muhalefeti özellikle soruflturma cezalar›na karfl› kesintisiz kararl› bir mücadeleyi sürdürüyor. Üniversite gençlik mücadelesinin en yayg›n, ba¤›ms›z kitle çal›flmas› Kolektiflerin ise yerel ayaklar›n›n güçlendi¤i önemli bir yayg›nlaflman›n sa¤land›¤› bir süreç oldu bu dönem. Kuflkusuz ki önümüzdeki dönem Kolektiflerin daha genifl ö¤renci kitlelerini kucaklayabilmesi ve daha güçlü bir ça¤r› merkezi oluflturabilmesi için merkezi inisiyatifinin ve demokratik kurumsal iflleyifl mekanizmalar›n›n güçlendirilmesi acil bir ihtiyaç olarak önümüzde duruyor. Görüldü¤ü gibi birçok deneyimin yarat›ld›¤› ve ciddi bir birikimin sa¤land›¤› bir dönemi geride b›rakt›k. fiimdi önümüzdeki en temel hedef ikinci yar›y›la haz›rl›k olmal›d›r. Dönem aras›n› bu yönde de¤erlendirmeliyiz. Bu amaçla yap›lacak ilk fley en ufak pratik çal›flmam›zdan en genifl politik hedeflerimize kadar her fleyi yeniden yeniden de¤erlendirme süzgecinden geçirmek ve önümüzdeki mücadele sürecinin ihtiyaçlar›n› karfl›layacak bir donan›m› üretmek olmal›d›r. Çünkü 2010 hem siyasal hem de ciddi toplumsal hareketlenmelere gebe bir y›l olacakt›r. Neoliberal kapitalizmin iktidar› olan AKP’nin bir yandan sald›rganl›¤›n›n artaca¤› bir yandan da daha fazla s›k›flaca¤› bir dönemin içindeyiz. Gerek Kürt sorunu çerçevesinde egemenler aras› çat›flman›n büyüyemesi, gerekse de ABD emperyalizminin ihtiyaçlar› çerçevesinde artacak iflbirlikçilik siyaseti AKP’yi oldukça zor durumda b›rakacakt›r. Fakat önümüzdeki dönem AKP’ye as›l korkuyu hak mücadeleleri verecektir. Temel yaflamsal haklara (ulafl›m, su, ›s›nma, bar›nma vb..) yönelik sald›r›lar›n artmas›, hemen her gün gelen zam haberleriyle yaflanmaz hale gelinmesi, güvencesiz çal›flma koflullar›, artan iflsizlik, emekliye, asgari ücretliye lay›k görülen sadaka ücretleri, paral› e¤itim gibi artt›raca¤›m›z bafll›klar AKP iktidar›na karfl› patlamaya haz›r isyan dinamikleri haline gelmifltir. Son dönemde ülkemizde yaflananlar tam da bunun göstergesidir. AKP 2010’da ülkeye ne getirdiyse üniversiteye de onu getirecek. Halk›na domuz diyen bir baflbakan, ö¤rencisine eflek etini lay›k görür hale gelmifltir. AKP’nin üniversitesi art›k hiçbir yerinden dikifl tutmuyor. AKP üniversitenin en ufak sorununa cevap veremiyor. (Türkiye’nin en seçkin üniversitelerinde ö¤renciler yemekhane kuyruklar› nedeniyle y›llard›r yemek yiyemiyor) AKP yedi y›l boyunca üniversiteye ne vaat ettiyse tersini yapt›. YÖK'ü kald›raca¤›m dedi, flimdi YÖK kendi elinde oyunca¤›na dönüfltü. Üniversiteye özgürlük getirece¤iz dendi, üniversitelerde yasaklar soruflturmalar rekor k›r›yor. Ulusalc›lar› siyaset yapmakla elefltirenler flimdi do¤rudan kendi partililerini rektörlük koltuklar›na oturtuyorlar. Gerici kadrolaflma flimdilerde bilimin ve üniversite yaflam›n›n gericilefltirilmesi operasyonlar›na dönüflüyor. Paral› e¤itim AKP’liler taraf›ndan atefllice savunuluyor. AKP iktidar› döneminde aç›lan özel üniversite say›s› rekor düzeye ulaflt›. Ülkenin her yerine üniversite diye açt›klar› gecekondu üniversiteler iflsizli¤i gizlemekten ve yerel esnafa para kazand›rmaktan baflka bir fleye yaram›yor. Baflbakan“her üniversite mezunu ifl bulacak diye bir fley yok” diyor. Üniversite içindeki güvencesiz çal›flma iflçilerin yan›nda akademisyenleri de tehdit eder düzeye geldi. Bu listeyi daha fazla uzatabiliriz. Görüldü¤ü gibi yeni bir üniversite infla etmek için AKP'nin üniversitesiyle hesaplaflmak zorunlu bir ad›m olarak önümüzde duruyor. Bu yüzden ikinci dönemde yukar›da sayd›¤›m›z her bafll›¤›n tek tek somut bir hesaplaflma ve mücadele çizgisi olarak ele al›nabilmesinin yan›nda, gerekirse de bütünlüklü bir karfl›l›¤›n› örgütlemek en temel görevimiz olarak önümüzde duruyor. Neoliberal üniversite sistemine karfl› mücadelenin politik öncüsü olan Devrimci Gençlik üniversitelerde baflta e¤itim hakk› olmak üzere hak mücadelesinin s›n›rlar›n› güçlendirmek ve art›k ele ald›¤› konularda baflar›l› sonuçlar elde etmek zorundad›r. ‹ki üç y›l önce ulafl›m zamlar›na karfl› duraklarda imza toplamak için bile büyük zorluklarla karfl›lafl›rken bugün halk ve gençlik daha militan ve fiili eylemlere (turnikelerden atlayarak ulafl›m hakk›n› ücretsiz kullanma eylemleri) rahatl›kla ve yayg›nca kat›lmaktad›r. ‹flte neoliberalizme ve AKP’ye karfl› yükseltmemiz gereken hak mücadelesinde ilham alaca¤›m›z gerçek veri bu kadar basittir.

Emperyalizme, Oligarfliye karfl› DEVR‹MC‹ GENÇL‹K dergisi Sahibi ve Sorumlu Yaz› ‹flleri Müdürü: Ali TOSUN Yay›n Türü: Yerel Süreli Adres: Tomtom Mah. Örtmealt› Sok. No:6/B Beyo¤lu/‹STANBUL Tel-Fax: (0212) 245 91 55 Bas›ld›¤› Yer: Yön Matbaas› Davutpafla Cad. Güven Sanayi Sitesi, B Blok, No:366 Topkap›/‹stanbul Tel: (0212) 544 66 34


MANfiET

www.devrimcigenclik.org

Ortal›k toz dumanm›fl... siz daha toz duman görmediniz! "Ortal›k toz duman. Kontrolü elden b›rakmamak gerekir, sa¤duyuyu kaybetmeyelim" diyor burjuvazinin köhnemifl yafll› ideologlar›ndan Taha Akyol. Takip eden günlerde bir di¤er kalemflörleri Murat Yetkin "Dipten gelen bir huzursuzluk dalgas›, medyada yer almasa da hissediliyor." diyerek erken seçim olma ihtimalinin yüksekli¤ine dikkat çekiyor. Devlet içinde kontrgerillas›ndan, TSK's›na, siyasi partilerine kadar çat›flma alanlar›n›n derinleflti¤i, halk›n sürekli artan huzursuzlu¤unu özellikle iflçi eylemleriyle ortaya koydu¤u bir çok geliflmenin ayyuka ç›kt›¤› bu dönem yaflanan de¤iflimi neye yormal›y›z? “Çocuklar›m›za söz verdik, hakk›m›z› almadan asla dönmeyece¤iz” ve “Haklar›m›z› almak için 7 gündür buraday›m çocu¤umdan ayr›. Özlük haklar›m›z› alana kadar buradan gitmeyece¤iz”. Biri Batmanl› di¤eri ‹zmirli iki kad›n tekel iflçisinin söyledi¤i bu sözler, bakmas›n› bilene umut kelimesinin ete kemi¤e büründürebilir. S›n›fsal konumlar›, cinsiyetleri, yaflad›klar› co¤rafyalar›n farkl›l›klar› ve kimlikleri ele al›nd›¤›nda 'olmazlar›n' olabilece¤ine çarp›c› bir örnektir. Onca karmaflan›n aras›nda Tayyip Erdo¤an'›n uykular›n› kaç›ran, yükselen iflçi s›n›f› hareketlerine karfl› sald›rgan aç›klamalar yapmak zorunda b›rakan bu korkular›n nedeni iflte tam burada yat›yor. Silindir gibi üzerinden geçmeye çal›flt›klar› iflçi s›n›f›, yoksul halk, kad›nlar, Kürtler, aleviler, üniversiteliler hepsi soka¤› mesken tutmaya bafllad›ysa e¤er korkular› yerindedir. Korkunun d›flavurumu da flafl›rt›c› de¤il. H›rs›zl›¤›, aç gözlülü¤ü, iki yüzlülü¤ü ayyuka ç›kan düzen sahiplerinin, sopalar› aba alt›nda de¤il tam tepemizde duruyor. Ulusal bas›n, çoktan topra¤a gömdükleri yoksul kömür iflçilerinden 19'nun cans›z bedenlerini “resmi olarak" aç›kl›yor. Sadece ad› baflka yeri baflka Tuzla’dan geliyor ayn› haberler. Yüzlerce kifliye ulaflan domuz gribinden ölenlerin say›s› binlere yaklafl›rken bir anda gündemden düflürülüyor. Hukuksuzlu¤u defalarca kere kabul edilmifl yasalar dahi yetmiyor öfkelerini dindirebilmek için. Ve kapat›lan bir parti olmuyor sadece. Bütün haks›zl›klara ra¤men bar›fl için uzatt›klar› ellerinin tereddüt bile edilmeden kesilmesini kabul etmeyen Kürt gençleri sokak ortas›nda öldürülüyor. AKP ve TSK aras›nda yeniden t›rmanan gerilim, yeni y›la girer-

ken sokakta gerçekleflen iflçilerin güçlü direnifl eylemleri; 2010 y›l›n›n gerek egemen s›n›flar aras› mücadelelerde, gerekse ezilen s›n›flar›n egemen s›n›flara karfl› mücadelesinde krizlerin derinleflece¤i ve h›zl› dönüflümlerin yaflanabilece¤i bir y›l olaca¤›n› gösterdi. Türkiye'nin de¤iflen bölgesel emperyalist politikalara entegrasyonunu tek bafl›na gö¤üslemek isteyen ve egemenli¤ini paylaflmak istemeyen AKP ile di¤er egemenler aras›nda özellikle "Kürt aç›l›m›" ile gerilen iliflkiler yeniden fliddetlendi. Egemenlerin iktidar koltuklar›n› flimdiden sarsan bu iki kriz dinami¤i; "Kürt sorunu" ve AKP'nin kitle taban›n› dahi harekete geçiren "güvencesizlik, iflsizlik, yoksulluk" k›sacas› her ikisi de "neoliberal kapitalizmin krizidir". Son bir ay içinde AKP iktidar›n›n gerek emek hareketine karfl›, gerekse egemenlik mücadelesinde sertleflen çizgisinin gerçek nedenleri burada yat›yor. AKP geliflen sokak hareketleri y›k›c› olman›n ötesinde, politik bir eflikten de geçti¤i için barikat› büyütüyor. Üniversite, içinde bar›nd›¤› benzer krizler ve bunlara karfl› geliflen gençlik hareketiyle AKP'nin yaflad›¤›/yaflayaca¤› sars›nt›lar› depreme dönüfltürecek dinamikleri tafl›maktad›r. Bütün bu toz bulutunun aras›nda geçti¤imiz dönem yaflanan geliflmeler önümüzdeki dönemin daha da fliddetlenece¤ini gösterdi.

AKP sald›r›yor, neoliberal y›k›mlar ve halk düflmanl›¤› büyüyor Egemenlerin ve medyan›n bir süredir sözünü etmedi¤i ekonomik kriz, yaratt›¤› y›k›mlar›n yan› s›ra toplumsal huzursuzlu¤u hat safhalara ç›kartan etkilerini emekçi yoksul halk üzerinde art›rmaya devam ettiriyor. "‹nflallah Ocak ay›nda krizin etkileri bitecek" diyerek dört ay önce ifli Allah'a havale eden Bülent Ar›nç'›n bu sözleri yaln›zca y›k›mlar›n gündemden düflürülmesi içinmifl me¤erse. Kriz gündemi Allah'a havale edilirken, faturas› halka kesilmeye devam ediyor. Resmi iflsizlik rakamlar›n›n %16'lara kadar ç›kt›¤› bu dönem de(Cumhuriyet tarihinde rekor bir oran), AKP neoliberal kapitalizmi en vahfli biçimleriyle uygulamaktan geri kalmad›. 2010 y›l›n›n neler getirece¤i 2010 bütçesine iliflkin Aral›k ay› sonunda yap›lan aç›klamayla ortaya ç›kt›. Bütçe planlamas›ndaki en dikkat çekici yön, dolayl› vergilere gösterilen ilginin artmas›. Asgari ücrete yaln›zca 15 liral›k art›fl öngören AKP iktidar› bu sadaka zamm›na karfl›l›k ulafl›m, do¤algaz, elektrik, tütün, alkol, ulafl›m vb. önüne geldiyse zam ya¤muruna tuttu(asgari ücret, art›flla birlikte 546 TL. Dünya genelinde milletvekili maafllar›n›n milli gelire oran› en yüksek ülke olan Türkiye'de vekillerin maafl›, çal›p ç›rpt›klar›n› bir kenara koyarsak, ayl›k 9.649 TL!). AKP halk›n ölüm ferman›n› yazm›yor da ne yap›yor? Türk ‹fl'in yavafllat›c› rolüne ra¤men Ankara sokaklar›nda günlerce eme¤i için direnen Tekel iflçilerini yan gelip yatmakla suçlayan Erdo¤an'›n mesaj›n›n bütün iflçilere oldu¤u apaç›k belli. Devletin mal› deniz..." diyerek iflçilere sald›ran iktidar önce Tekeli özellefltirdi, 4-C yasas›yla iflçilerin özlük haklar›n› ellerinden ald›, be¤enmeyene kap› önünü gösterdi, karfl› ç›kan› ise gaz bombalar›yla/copla

3

DEVR‹MC‹ GENÇL‹K

SAYI 20

Ankara'n›n göbe¤inde dövdürdü. Tekel iflçileri haklar› için "yan gelirken", "çal›flkan hükümet" ne yapt› dersiniz? Tütün ve fleker fabrikalar›n›n bir k›sm›n› daha özellefltirmekle meflgul olan hükümet yeni döneme IMF ile uzlaflarak girdi. Tabii ki tüm bunlar olurken güllük gülistanl›k olmayacak bu memleket. AKP'nin kitle taban›nda ciddi bir azalman›n gerçekleflti¤i cümle alemin bildi¤i bir gerçek. AKP'den umudu kesen vatandafla sistemin önerece¤i daha iki yüzlü, ideal bir alternatif yok üstelik. Tekel, demiryolu ve itfaiye iflçilerinin gerçeklefltirdi¤i eylemler flimdilik sadece bir k›v›lc›mdan ibaret. Dikkat edin büyük yang›nlara haz›rl›kl› olun.

"Kürt aç›l›m›ndan" düflmanl›ktan baflka bir fley ç›km›yor! Obama’yla birlikte bafllayan ABD’nin Ortado¤u ve Asya topraklar› üzerindeki sömürge alanlar›n› geniflletmeyi hedefleyen stratejisinde, Türkiye’nin rolünde de de¤iflikliklere gidilmiflti. ABD’nin pasif tafleronlu¤undan aktif tafleronlu¤una terfi eden Türkiye için AKP iktidar› bir süreden beri bu role uygun ‘aç›l›mlar›’ yerine getirmekle meflgul. Kürt aç›l›m›, Ermeni aç›l›m› gibi ad›mlarla bafllayan bu süreç k›sa bir süre sonra Afganistan’a asker gönderilmesi gündemiyle geniflletilerek devam edecek. AKP’nin kuflkusuz en önemli gündem bafll›¤› “Kürt aç›l›m›”. Özünde Kürt halk›na yönelik düflmanl›k bar›nd›ran aç›l›m, egemen medyada yere gö¤e s›¤d›r›lamazken; Kürt çocuklar›n›n cezaevlerine gönderilmesi, gençlerinin öldürülmesi, operasyonlar›n ve kirli savafl›n kesintisiz sürdürülmesi ve sonunda DTP'nin kapat›lmas› k›sa bir zamana s›¤d›r›ld›. Mecliste daha bir kere DTP’ye randevu vermeyen AKP’nin, yine DTP mecliste diye meclise ad›m›n› atmayan TSK’n›n Kürt halk›n› inkar politikalar›ndan vazgeçmeyeceklerini gösteren geliflmelerin üzerine AKP iki yüzlü siyasetini ekleyerek havai bir demokrasiyi medya arac›l›¤›yla halk›n gözüne sokmaya çabalad›. Ancak egemenlerin bütün gayretlerine ra¤men Kürt halk›n›n onurlu bir bar›fl› cansiperane savunuflu karfl›s›nda aç›l›m süreci bafl›ndan itibaren tökezleyerek ilerledi ve Kürt halk› bir dizi kazan›m elde etti. AKP aç›l›m kapsam›nda gerillalar›n getirilmesiyle prim yapma peflindeyken, Habur'dan gelen gerillalar› yüz binlerce kiflinin karfl›lamas› bütün hesaplar›n› alt üst etti. Özellikle flehir merkezlerinde binlerce yoksul Kürt'ün AKP'den medet ummas› de¤il hakk›n› aramaya ç›kmas› aç›l›m›n iki yüzlülü¤ünü ortaya ç›kartman›n yan›nda Kürt halk›n›n ciddi bir inisiyatif almas›n› sa¤lad›. Anadilde e¤itim hakk›, Kürt halk›n›n kimlik olarak


MANfiET tan›nmas› vb. egemenlerin a¤›zlar›na almad›klar› konulara dair yasal düzenlemeler yap›lmas› için AKP köfleye s›k›flt›r›ld›. ‹nisiyatifin kaybedilifli karfl›s›nda egemenler, aralar›ndaki bütün iç çekiflmelere ra¤men düflmanl›k politikalar›nda tepeden t›rna¤a uzlaflarak 11-0'l›k anayasa mahkemesi karar› ile bir dönemin bitti¤ini ilan etti. AKP, DTP'yi kapatt›r›rken tereddüt bile etmezken sokakta parti binalar›n›n tafllanmas›, ›rkç› linç giriflimleri gibi provokasyonlar› tetiklemekten de geri durmad›. Oysa bu demokrasi yetmeleri çok de¤il 4 ay önce AKP'nin kapat›lmas› davas›nda dünya kamuoyunu dahi davaya müdahale edebilen bir pozisyona getirmemifl miydi? AKP Kürt aç›l›m›nda genel seçimlerin yap›laca¤› ve ABD'nin Irak'tan çekilece¤i tarih olan 2011'den önce yol almak istiyor. Seçimlere yak›n bir zamanda bugünkü gibi bir gerilimin yaflanmas› AKP'nin 2011'de tepetaklak olmas›na yol açabilir. Bu yüzden 2010 y›l›n›n ilk dönemi daha kritik bir öneme sahip ve Kürt halk›n›n inisiyatifinin devre d›fl› b›rak›lmas› gerekiyor. Bu amaçla al›nan kapat›lma karar›yla birlikte bugünde BDP'li yöneticilere yönelik bafllatt›¤› gözalt› terörü, AKP'nin ne kadar güçlü görünmeye çal›flsa da asl›nda nefes almaya çal›flt›¤›n› gösteriyor. Yoksul Kürtlerin flehir merkezlerini egemenlerin polisine dar eden eylemlerinin enerjisiyle di¤er tepki hareketlerinin dinami¤ini birlefltirebilecek bir iddiay› yükseltmeye ihtiyac›m›z var. Ezilen halk›n yan›nda olmak, bütün düflmanl›k tohumlar›n› yok etmek ve halklar›n kardeflli¤ini için bar›fl› tesis etmek için en büyük rol; Kürt halk›yla birlikte Kürt halk›n› anlamas› gereken Türk halk›na ve her iki halka da yol gösterebilecek devrimci bir çizgiye ve güçlere düflüyor. Kürt ve Türk halklar›n›n kardeflli¤i sokakta, halklar›n iktidar hedefiyle yürütece¤i gündelik yaflam kavgas›nda vücut buldu¤u zaman aç›l›m safsatas›yla tam karfl›m›zda duran AKP'nin bileti kesilecek, y›llard›r çekilen bütün ac›lar›n sorumlular›ndan tarihsel bir hesap sorulabilecektir.

Ortal›k toz duman. AKP egemenli¤ini paylaflmamakta ›srarc› Egemenlik paylafl›m›nda hep bir ad›m önde olan ve geçen süre zarf›nda yeni mevziler edinen AKP iktidar› bu gücünü ikili bir flekilde kullan›yor. Birincisi tek bafl›na iktidar olman›n getirdi¤i rahatl›kla egemenli¤i kimseyle paylaflm›yor ve neo liberal iflbirlikçi politikalar›n hayata geçirilmesinde daha h›zl› hareket kabiliyeti yakal›yor. ‹kincisi ise egemenli¤ini paylaflmak istemedi¤i TSK, CHP, MHP gibi di¤er egemen güçlere karfl› da kontrolü elden b›rakmamaya çal›fl›yor ve devlet otoritesini güçlendirmek için özellikle yarg›, üniversite, kontrgerilla vd. alanlarda ataklarda bulunuyor. Bu geliflmelerden bir tanesi Do¤an medya ve AKP iktidar› aras›nda k›l›çlar›n çekilmesi ile geçen bir y›l›n ard›ndan Ayd›n Do¤an, Do¤an grubuna verilen rekor vergi cezas›na boyun e¤erek gard›n› düflürmesi oldu. Ceza öde-

www.devrimcigenclik.org

mesinde anlaflmaya varan hükümet ve Do¤an grubunun bu pazarl›¤›n›n karfl›l›¤›nda Ayd›n Do¤an ve Ertu¤rul Özkök koltuklar›na veda ettiler. Bu durum sermayenin önümüzdeki dönem AKP'yle yola devam edece¤ini gösteren bir uzlaflma niteli¤ini de tafl›yor. Telekulak skandal›yla gündeme gelen binlerce kiflinin devlet ad›na istihbarat teflkilatlar›yla dinlenilmesi olay› asl›nda baflsavc› ve hakimlerin dinlenilmesi nedeniyle egemenler aras›nda krize neden oldu. Bir süre önce AKP'nin kapat›lmas›n› tart›flan yarg›daki ulusalc›, otoriter kanad›n geçirdi¤i tasfiye sürecinin tepkileri de bu kriz de pay sahibi. 2009'un son MGK toplant›s› öncesinde patlak ve-

heyetleri (dan›flma kurullar›) kurulaca¤›n› aç›klayan YÖK, yönetme iflini de sermayeye devrederek tepeden t›rna¤a piyasa üniversitesi kurmay› hedefliyor. Eksen kaymas› tart›flmalar›yla AB ile ilifliklerde yaflanan siyasi gerilime ra¤men Bologna sürecinden en ufak bir sapma yaflanmad›. AKP'nin kurmay rektörleri YÖK'ün aç›klamalar›n›n ard›ndan neo liberal e¤itim politikalar›n›n milad› Bologna sürecini daha genifl bir biçimde ele ald›klar›n› beyan ettiler. Sermayenin morali tavan yaparken, üniversitelileri hiç de iyi günler beklemiyor. Neler oluyor demeye kalmadan Çukurova Üniversitesi ö¤rencilerine at ve eflek eti yedirildi¤i haberiyle neler oldu¤unu ö¤renildi. Gözü dönmüfl bu para sevdal›lar›n›n "süperlefltirdikleri" üniversitelerimizin hali budur iflte. Vahfli bir piyasa dönüflümünü öngören neo liberalizmin bitti¤i yer buras›d›r. Kendi çocuklar›n› Amerikalarda okutan, onlara gemi koleksiyonlar› yapan tuzu kuru AKP'liler ve kurmaylar› üniversitelerde nas›l rahat yüzü görecekler acaba? Niteliksiz, pahal›, sa¤l›ks›z yafla denilen, annesi babas› iflsiz b›rak›lan, burssuz oku denilen üniversitelilerden ne bekliyorlar?

Onlar›n gücünü biliyoruz, ama onlar bizim gücümüzün s›n›rlar›n› hayal bile edemezler

ren Ar›nç'a suikast giriflimi tart›flmalar›yla ülke tarihinde ilk defa TSK'n›n hakimiyet alan›na müdahale edilip 8 askeri personel gözalt›na al›n›rken, Kontrgerilla faaliyetlerinin yürütüldü¤ü devletin en gizli hücrelerinden biri olan Seferberlik Tetkik ve Dan›flma Kurulu'na ait özel bir bölüm soruflturmay› yürüten savc› taraf›ndan mühürlendi ve inceleme bafllat›ld›. Kuflkusuz TSK'n›n onay›n› almadan bu ad›mlar› atmak AKP aç›s›ndan hala mümkün de¤il. Ar›nç'a suikast girifliminin do¤ru olup olmad›¤› konusundaki belirsizlik flöyle dursun, her iki taraf›nda yapt›¤› aç›klamalar geliflmelerin önceden planl› ve yukardan oldu¤unu gösteriyor. Bu operasyonun öncesinde Genelkurmay baflkan› ‹lker Baflbu¤'un Trabzon'da yapt›¤› aç›klamalarla bafllayan TSK'n›n ç›k›fllar› önümüzdeki günlerde de bu gerilimin devam edece¤ini gösteriyor.

YÖK'ün üniversite aç›l›m›ndan eflek eti ç›kt› AKP bunca gerilimin ve hengamenin aras›nda üniversitelerin gericilefltirilmesi ve piyasalaflt›r›lmas›na yönelik bir dizi ad›m› atmaktan geri durmad›. "Ülke nereye giderse üniversite de oraya gider" sözünü do¤rulayan bir biçimde üniversitede de daha h›zl› bir dönüflüm için dü¤meye bast›. Halk›n karfl› karfl›ya kald›¤› neoliberal tafleron sisteminin yaratt›¤› güvencesizlik, yoksulluk, yoksunluk gibi y›k›mlar›n bir benzeri YÖK'ün yeni ad›mlar›yla üniversitelerde yaflan›yor. YÖK üyeli¤ine cumhurbaflkan› Gül'ün genel sekreteri Mustafa ‹sen'i atayan, baz› bölüm baflkanl›klar›na ve Anadolu Üniversitesi rektörlü¤üne gerici piyasac› kadrolar› atayan AKP iktidar› "demokratik üniversite aç›l›mlar›n›" bu dönem de sürdürdü. Kadrolaflma sürecinin neredeyse tamamlanmas›yla Yusuf Ziya Özcan'›n a¤z›ndan ö¤rendi¤imiz yeni uygulamalarla üniversitelerde daha h›zl› bir piyasalaflt›rma dönemine giriyoruz. Bunlardan birisi Özcan'›n vak›f ad› alt›nda iflletilen özel üniversitelerin resmen kurulmas› gerekti¤ini belirtmesi. Devlet üniversitelerinde ise patronlar›n üniversite yönetimine do¤rudan kat›l›m›n›n önünü açan mütevelli

4

DEVR‹MC‹ GENÇL‹K

SAYI 20

Neoliberal kapitalizmin, milenyum Türkiye'sine AKP'yle yapt›¤› makyaj de¤iflikli¤i iyice dökülmeye bafllad›. Kuflkusuz bugün soka¤a soluk kazand›ran bu hareketlerin kendili¤inden oldu¤u veya öncesi olmad›¤› söylenemez. Neoliberal sömürgecilik düzeninin bu kriz dinamikleri günübirlik de¤il, süreklidir. Sistem sahiplerinin koltuklar›n› sarsmakla yetinmeyip yerle bir edebilecek bu dinamiklere yap›lan devrimci y›¤›naklar› büyütmek ve onu harekete dönüfltürmek için hiç duracak zaman de¤il. Gençlik hareketi geçti¤imiz bir y›l› en basit temel haklar›n gasp›ndan en yukardan yürütülen ideolojik politik mücadeleye kadar cevap veren ve bunlara karfl› yap›lan devrimci y›¤›naklarla kapatt›. Yemekhane kuyruklar›n›n uzunlu¤undan, yemeklerin pahal›l›¤›na, kantin fiyatlar›na kadar bir çok üniversite içi talepleri yükselten, ama ayn› zamanda ‹srail elçisi geldi¤inde, AKP'li vekiller ve bakanlar geldi¤inde üniversitelerinden kovan bu çizginin süreklili¤i ve s›çrat›lmas› gelecek dönem daha büyük sald›r›lara karfl› zorunludur. Üstelik böylesi bir dönemde hiç bir sol odak, izlemekle yetinmemesi gerekti¤i gibi üniversiteyi ne yükselen iflçi s›n›f› eylemlerinin ne de di¤er kesimlerin taleplerinin yaln›zca bir destekçisi konumunda b›rakacak önermeleri de akl›ndan geçirmemesi gerekir. Üniversite kendi talepleri ve halk›n taleplerini birlefltiren bir çizgiyi güçlendirmelidir. ‹stanbul'da metrobüs ücretlerine yap›lan zamm›n ard›ndan özellikle Ö¤renci Kolektifleri ve Halkevlerinin gerçeklefltirdi¤i binlerce kiflinin ulafl›m hakk›n› fiilen ücretsiz kullanmas› ve metrobüs kullanan/kullanmayan bütün halk›n verdi¤i destek solun bu süreci kucaklayabilece¤inin emin olun ki sadece küçük bir örne¤idir. AKP'nin ufku gençlik hareketinin de¤ifltirebilme gücünü kavramaya, bahar›n hangi ayda gelece¤ini tahmin etmeye yetmez. Yürüdü¤ünüz yollara bir bak›n. Bo¤az köprüsünde, belediye binalar›nda, baflkent Ankara'n›n orta yerinde kuruluyor yine barikatlar. Bu defa iflçiler var, bu defa yoksullar var, yar›n binler ve yüz binler olmamas› içten bile de¤il. AKP'nin büyüttü¤ü barikatlar›n karfl›s›nda en önde yürümek ve tarihi ters yüz etmek için daha çetin ve h›zl› bir döneme biz haz›r›z.


HABER

www.devrimcigenclik.org

Üniversitelerde mücadele büyüyor Geride b›rak›lan k›sa bir dönem içine s›¤d›r›lan piyasalaflt›rma ve gericilik karfl›t› birçok eyleme bak›l›rsa, 2010 y›l›na yol gösterici birçok deneyim b›rak›ld›¤› görülebilir. Üniversiteler ara tatile girerken geride b›rak›lan bir yar›m dönem üniversitelilerin piyasalaflt›rma karfl›t› hareketi yayg›nlaflt›rd›¤›, demokrasi ve özgürlük taleplerini güçlendirdi¤i eylemliliklerle geçti. AKP hükümetinin üniversiteleri piyasalaflt›rma ve gericilefltirme planlar› ö¤rencilerin e¤itim hakk›na sahip ç›kan mücadeleleriyle bir bir su yüzüne ç›kmaya bafllad›. AKP’li rektörler ise yükselen sesleri bast›rmak için açt›¤› soruflturmalar karfl›s›nda ö¤rencilerin yarat›c› eylemleriyle oluflturdu¤u kamuoyunu buldu. YÖK cephesinden gelen her aç›klama üniversitenin “para eden” her alan›n sat›laca¤›n›n habercisi durumunda. Son olarak gazetelerin e¤itim muhabirleriyle bir araya geldi¤i bir yemekte anayasal de¤iflikli¤i sa¤lamak ve özel üniversitelerin önündeki engelleri kald›rmak için mücadele edece¤ini söyleyen Yusuf Ziya Özcan ilerleyen günlerde Koç, Sabanc›, TÜS‹AD ve Sanayi Odalar›yla bir araya geleceklerini aç›klayarak 2010 y›l›n› özel üniversiteler y›l› ilan etti. K›sa bir dönem içine s›¤d›r›lan piyasalaflt›rma ve gericilik karfl›t› eylemlere bak›l›rsa 2010 y›l›na yol gösterici birçok deneyim b›rak›ld›¤› görülebilir.

2010: Mücadele ve dayan›flma Üniversiteliler 2010 y›l›na girerken mücadeleyi ve dayan›flmay› büyütece¤ini eylemlerle gösterdiler. Ankara’da ODTÜ’lüler y›lbafl›na günlerdir direnen TEKEL iflçileriyle beraber girdi. Adana’da üniversiteliler y›lbafl›n› hastanede geçiren çocuklar için iki haftad›r okullar›nda toplad›klar› kitaplar› götürdü. Eskiflehir’de Ö¤renci Kolektifi y›lbafl›n›n hemen ertesinde yoksul mahallelilerle ve çocuklarla hep birlikte bir etkinlik düzenledi. ‹zmir Ö¤renci Kolektifi ise AKP’nin 2010 y›l› bafllamadan yapt›¤› zamlar karfl›s›nda “memleketin için eden” baflbakana temizlemesi için tuvalet k⤛d› gönderdi.

Mersin Ö¤renci Kolektifleri’nin yemekhane sorununa karfl› toplad›¤› imzalar› yüzlerce ö¤renciyle rektörlü¤e götürmesi, YTÜ Ö¤renci Kolektifleri’nin flifre paralar›n› ödemiyoruz eylemleri, ‹TÜ yurtlar›nda da ucuz, nitelikli yemekhane için örgütlenen boykot ve Sivas Ö¤renci Kolektifleri’nin kantin zamlar›n› tiyatroyla protesto etti¤i eylemler yüzlerce ö¤rencinin kat›ld›¤› eylemler oldu. ‹Ü’de Yunus Söylet’in dönem bafl›nda onlarca ö¤renciye verdi¤i uzaklaflt›rma cezalar›na karfl› demokrasi nöbeti tutan üniversiteliler e¤itim hakk›n› savunmufl, demokrasi havarasi kesilen Söylet’in "demokrasi"sini gözler önüne sermifllerdi. Yarat›lan kamuoyuna ve tepkiye ra¤men tüm piflkinli¤iyle sald›r›lar›n› artt›ran Söylet’in ö¤rencilerin ailelerini polislere aratt›rmas› yine ö¤rencilerin teflhirleriyle karfl›l›¤›n› buldu. Kocaeli Üniversitesi’nde aç›lan soruflturmalar, üniversitelere yönelik faflist sald›r›lar, ‹.Ü’de üniversite içerisinde Kürt ö¤rencilere yönelik gözalt›lar göstermektedir ki toplumsal muhalefetin hareketli oldu¤u bugünlerde üniversitelerin gücünden üniversitelerin varl›¤›ndan korkan egemenlerin sald›r›lar› artacakt›r. Gerçeklefltirilen sald›r›lar ülke gündeminden ba¤›ms›z de¤erlendirilmemelidir. Üniversitelilere düflen görev sald›r›lar› en iyi flekilde teflhir ederek bask›lar karfl›s›nda her alanda, alternatif üniversiteyi ö¤rencilere sunmakt›r. AKP ö¤renci düflman›, bilim düflman› yüzünü önümüzdeki dönem daha sert ayn› zamanda daha kontrolsüz, daha tahammülsüz bir flekilde gösterecektir. A.Ü Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde ‹ktisat dersinin niteliksiz, bilimden yoksun içeri¤ine karfl› bir araya gelen üniversiteliler dersin günümüz gerçeklerine uyumlu, bilimsel biçimini konuflmak üzere bir toplant› gerçeklefltirdi. Ö¤renciler ayn› zamanda“‹ktisada Ç›k›fl” isimli bir kitapç›k ç›karmak için harekete geçtiler. ‹Ü ve ‹TÜ’de gerçeklefltirilen paneller bilim üreten insanlar›n konuya dair söz söyledi¤i, tart›flmalar yürüttü¤ü, hedefine ulaflan etkinlikler olmufltur. Yap›lan etkinliklerin çeflitlili¤i ve say›s› artt›r›lmal›d›r. Hedef AKP ve politikalar› karfl›s›nda gençli¤in kendi pratiklerini ortaya koyarak bilimden, özgürlükten yana, üreten, sorgulayan üniversitelerin infla sürecini h›z-

Binlerce kifli zamlara karfl› ücretsiz ulafl›m hakk›n› kulland› ‹stanbul Büyükflehir Belediyesi Baflkan› Kadir Topbafl’›n ulafl›ma zam yapmas› üzerine “Topbafl sen bizi delirteceksin. Çüflflfl art›k” diyen Ö¤renci Kolektifleri zamlar›n geri çekilmesi için harekete geçti. Gerçeklefltirdi¤i bas›n aç›klamas›n›n ard›ndan haftalar süren turnikeden atlama eylemleri yapan ö¤rencilere AKP’nin yapt›¤› zamlara tepki gösteren halk›n deste¤i büyüktü. Binlerce insan›n akbil basmay›p turnikelerden atlad›¤› eylemler gençlik hareketinin halkla buluflma zeminini somut bir flekilde göstererek, fiili hak alma mücadelesinin binlerce insan› harekete geçirdi¤i en baflar›l› örneklerinden birini ortaya koymufltur. Zam üstüne zam yapan AKP’ye karfl› gelecek günler

yarat›lan y›k›mla daha kitlesel, daha tepkisel eylemlere sahne olacakt›r.

5

DEVR‹MC‹ GENÇL‹K

SAYI 20

land›rmas›d›r. Bu dönem de üniversiteli kad›nlar›n tacize ve gericili¤e karfl› yapt›¤› eylemler ileriki döneminde çizgisini belirlemeye bafllad›. ‹TÜ Maçka’da bir güvenlik görevlisinin Kolektifçi bir kad›na sözlü tacizini üniversiteli kad›nlar yumurtal› eylemleriyle protesto etti. ‘Kürt aç›l›m›’, ‘Milli birlik projesi’, ‘demokratik aç›l›m’ ad› alt›nda AKP tüm ikiyüzlülü¤ünü, samimiyetsizli¤ini göstermekte gecikmemifl, DTP’yi kapatarak Kürt halk›na yönelik bask›lar›, tutuklamalar› artt›rm›flt›r. Say›lar› 400’ü aflk›n küçük yafltaki çocu¤u tafl att›klar›, slogan att›klar›,“terör örgütü” üyesi olduklar› gerekçesiyle adaletsizce Terörle Mücadele Kanunu kapsam›nda en a¤›r flekilde yarg›layan AKP, çocuklar› tutuklamaya devam ediyor. “Bar›fl için Kürt çocuklar›na özgürlük”diyen Ö¤renci Kolekifleri ‹stanbul’da ve Ankara’da bas›n aç›klamas› yapmak üzere bir araya geldi. “Özgürlük en çok çocuklara yak›fl›r”diyerek tutsak çocuklar›n serbest b›rak›lmas› talebinde bulunan üniversiteliler halklar aras›na ekilen düflmanl›k tohumlar›na bar›fl›n ve kardeflli¤in sesi oldu. Aleviler, yoksullar, kad›nlar, iflçiler, iflsizler, ö¤renciler, memurlar... AKP köfleye s›k›flm›fll›¤›yla birlikte biber gaz›yla, jopuyla, tazyikli suyuyla art›k kand›ramad›¤›, durduramad›¤›, kontrol edemedi¤i bu halka sokaklar› dar etmek niyetinde. Tekel iflçileriyle dayan›flmaya giden, Kürt halk›na yönelik bask›lara karfl› çocuklara özgürlük isteyen, grevlerde ö¤retmenleriyle birlikte kendi taleplerini dile getirerek meydanlara ç›kan üniversiteliler iflçiyle, iflsizle, Kürtlerle, ö¤retmenlerle bulufluyor art›k. AKP çaresiz, yorgun bir o kadar da h›rç›n. fiimdi üniversitelerden sokaklara taflma zaman›. Bar›fl ve kardefllik için, insanca bir yaflam› kurmak için isyanla birlikte umudu büyütme zaman›.


HABER

www.devrimcigenclik.org

Barda¤a dolu taraf›ndan de¤il do¤ru taraf›ndan bakmak

‹ktisada Ç›k›fl Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ö¤rencileri taraf›ndan ç›kar›lan “‹ktisada Ç›k›fl” dergisine dair bir tan›t›m yaz›s›: Mülkiye'nin koridorlar›nda bir hayalet dolafl›yor. fiubat 1848'de bas›lm›fl bir metnin günümüze akan doludizgin heyecan›yla ve görkemiyle ama biraz da mütevazi ad›mlarla dolafl›yor. “‹ktisada ç›k›fl›m›z; bu dünya üzerindeki duruflumuzun ve iktisada bak›fl›m›z›n ad›d›r. Bize ö¤retilen ve ö¤renip ö¤retmemiz istenilen bugünkü iktisat anlay›fl›na karfl› ç›k›fl›m›z›n ad›d›r” diyerek yoluna bafllayan ‹ktisada Ç›k›fl dergisi, kendisine çeflitli dertler edindi. Çünkü çeflitli sorunlar› vard› iktisat bilimiyle ve derslerde anlat›lanlar›n yaflad›klar›m›za uzak olufluyla. Sorumuzu ve sorunumuzu özetleyecek olursak: bugün neo-klasik iktisad›n teorisini ö¤renen ve s›n›ftan d›flar› ad›m›n› att›¤›nda/kitaptan bafl›n› kald›rd›¤›nda muazzam bir eflitsizlikler/sömürüler/toplumsal y›k›mlar dünyas›yla karfl› karfl›ya kalan üniversiteli hala “b›rak›n›z yaps›nlar, b›rak›n›z geçsinler”in “neo” safsatas›n›n önünde mi diz çökecek; yoksa hakikatin, yani insanl›¤›n ve toplumun ortak iyili¤i önünde mi? Üniversite ö¤rencisi iyi bir üniversiteye girme ve iyi bir ifl/kariyer sahibi olma aras›nda gidip gelirken ayaklar›n›n alt›ndaki makas her geçen gün aç›l›yor. ‹ktisat ö¤rencisi aç›s›ndan durumun can yak›c›l›¤›ysa gün gibi ortada. Harc›n› ödemekte zorlanan, ulafl›mdan bar›nmaya, beslenmeden ders araç gereçlerini edinmeye kadar çeflitli maddi zorluklarla her gün yüzleflen üniversiteli; bu zorluklar›n sebeplerini ortadan kald›rmak için sorular sorup çözümler üretmeye çal›flaca¤›na, karfl›s›n-

da yaflad›¤› zorluklar›n ona kabul ettirildi¤i ve durumun normallefltirildi¤i bir iktisat bilimini buluyor. Makas aç›l›yor; ayd›n tavr› çi¤neniyor, bilim kapitalizmin meflruiyetinin arac› oluyor, toplumun ortak iyili¤i bencilli¤in karfl›s›nda bir düfl dahi olam›yor. Tüm bu çeliflkilerin ortas›nda kolektif bir soluk alabilmek amac›yla ç›kart›lan “iktisada ç›k›fl” dergisi bir derginin ötesine geçebilmeyi hedefliyor. Var olan› elefltirip kendi köflesine çekilmek yerine tart›flmay›, üretmeyi, yaratmay› ve de¤ifltirmeyi önüne koyuyor. K›sa zamanda yap›lan genifl kat›l›ml› bir toplant›, yoksullar›n hayat›ndan karelerin fakülte koridorlar›na tafl›nmas› gibi somut üretimlerin gerçeklefltirilmesi hedefleri de büyütüyor. Günlük hayat›nda kapitalizmin sillesini her ad›mda yiyen üniversiteliye kapitalizmin iktisad›na karfl› ç›kmas› için umut veriyor; dersini, müfredat›n› ve hocas›n› elefltirmeye cüret ediyor. Gelece¤in bankac›s›n›, borsac›s›n›, muhasebecisini asl›nda karanl›k bir tablonun bekledi¤ini bugünden söyleyerek “isyan hemen flimdi, burada” diye sesleniyor. Hayallerine ket vurmuyor, ufkunu s›n›rlam›yor. Neo-klasik iktisad› üniversitelerde allay›p pullayanlara ve akademinin köfle bafllar›n› tutanlar› karfl›s›na al›yor. Her geçen gün artan iflsizli¤e, güvencesiz çal›flma ve yaflama koflullar›n›n artmas›na, en temel ihtiyaçlar›n piyasalaflt›r›lmas›na, hak gasplar›na, zamlara karfl› aya¤a kalk›yor. Bir bak›yorsunuz egemenler bu sald›r›lar›n›n bütçelerini görüflürken, eflit ve insanca bir yaflam›n koflullar›n›n sa¤lanmas› için bir rapor haz›rl›yor, hocas›n› yan›na al›yor fakültenin kap›s›na ç›k›yor ve hayk›r›yor. Bir

“Sen de eflek eti ye”

KTÜ’de ‹srail protestosu ‹srail büyükelçisi Gaby Levy’nin KTÜ’ye geldi¤i haberini alan KTÜ Ö¤renci Kolektifleri’nden 30 kifli büyükelçiyi yumurta ya¤muruna tutarak“Çocuk katillerini üniversitemizde istemiyoruz. Üniversiteler bizimdir” sloganlar›yla üniversiteden kovdu. 30 ö¤rencinin gözalt›na al›nd›¤› protesto direnen Filistin halk›n›n sesi oldu. ‹flbirlikçili¤ini göstermekte gecikmeyen KTÜ yönetimi ö¤renciler hakk›nda soruflturma bafllatt›. Ayr›ca ö¤rencilere 3 y›la kadar hapis istemiyle dava aç›ld›. Emperyalizmi ve iflbirlikçilerini hedef alan protestoyla katil ‹srail’den ve iflbirlikçisi AKP’den hesap soruldu.

Yakalar›na yap›fl›p hesap sormak,“Bebek katili ‹srail defol”diye hayk›rmak Davos’ta flov yapmaya benzemiyor elbet. Ö¤rencilere davay› da soruflturmalar› da açan AKP’dir ve gerçek yüzünü “sevgili misafiri”nden hesap soran üniversitelilere ald›¤› tav›rla ortaya koymufltur. AKP’ye bu ülkenin onurlu gençlerinin, üniversitelilerinin oldu¤u gitti¤i her yerde, kirli siyasetini içine sokmaya çal›flt›¤› her üniversitede hat›rlat›l›yor. Emperyalistlere iflbirlikçilere geçit vermeyen, Filistin halk›n›n yan›nda olan Karadeniz’in asi çocuklar›, bu ülkenin gerçek sahipleri onlar.

6

DEVR‹MC‹ GENÇL‹K

bak›yorsunuz fakültenin orta yerinde korsan derslere bafll›yor. Bir bak›yorsunuz s›nav ka¤›d›n›n alt›na hep beraber bir not düflüyor: “yanl›fl iktisat do¤ru anlat›lmaz” Bilginin sars›c› ve devrimci rolüne inanan, elefltirdi¤ini de¤ifltirme iddias›n› tafl›yan “iktisada ç›k›fl” hareketi kolektif bir çabayla bas›ld›¤› ka¤›tlar›n akademik cübbesini y›rtmaya da çal›fl›yor ayn› zamanda. Çünkü piyasalaflt›r›lan bir üniversitede, sermayenin tabiyetindeki bir bilgi üretim sürecinde, sadece yazmak veya konuflmak yeterli olmayacakt›r. Yazd›¤›, üretti¤i ve tart›flt›¤›yla pratik mücadeleye sahici bir omuz vermekle ç›k›lmal› yola.

SAYI 20

Çukurova Üniversitesi Fevzi Çakmak Yurdu yemekhanesinde ve Adana’da bir hastanede ateflek eti yedirildi¤i ana haber bültenlerinde ortaya ç›k›nca yüzlerce yurt ö¤rencisi eylem yapt›. Yurt müdürü Nuri Küçük’ün istifa etmesini isteyen ö¤renciler “Nuri sende eflek eti ye” diyerek slogan att›lar. Ertesi gün devam eden eylemlerde bu sefer rektör Alper Ak›no¤lu’nun da istifas› istendi. Ö¤rencileri yaflanan sorunun tafleronlaflt›rman›n getirdi¤i bir sonuç oldu¤unu bunun da sorumlusunun rektör oldu¤u dile getirdi. Üniversitede yaflanan bir di¤er sorun olan formasyon hakk›n› da eylemlerine tafl›yan ö¤renciler bu rezilli¤in ortak oldu¤unu söyledi.


HABER

www.devrimcigenclik.org

Dünya üniversiteleri kayn›yor... One World, One Suggestion; Education is NOT for $A£E Die uni-brennt! (üniversiteler yan›yor); son zamanlarda Avrupa sokaklar›nda s›kça duyulan slogan. Avusturya’da 2008’de kald›r›lan harçlar›n tekrar yürürlü¤e girece¤inin aç›klanmas› ve ard›ndan Avusturya Halk Partisi üyesi (ÖVP) e¤itim ve bilimden sorumlu bakan Johannes Hahn’›n bu uygulamay› ve Bologna E¤itim Anlaflmas›’n› kabul edeceklerini aç›klamas›yla 22 Ekim’de 1500 ö¤renci paras›z e¤itim hakk› için soka¤a ç›kt›. Viyana üniversitesinin en büyük amfisinin (Audimax) iflgaliyle bafllayan eylemler bütün Avusturya ve Avrupa’n›n di¤er üniversitelerine s›çrad›. 6 Kas›m’da Avusturya’da Viyana, Graz, Salzburg, Linz, Innsburg, Klagenfurt üniversitelerinde bafllayan iflgallere Almanya’dan Heidelberg, Münih, Münster, Postdam, Darmstadt, Tübingen üniversitelerinden de iflgal haberleri eklendi. Üniversitelerdeki bu yang›n›n fitilini ateflleyen fley harçlar›n yürürlü¤e tekrar girmesi olsa da üniversitedeki hareketlili¤in temelini e¤itim hayat›n›n yeniden düzenlenmesi, paras›z e¤itim, demokratik üniversite gibi bir dizi talep oluflturmakta. 68’deki ö¤renci hareketini and›ran bu iflgaller önümüzdeki dönemin gençlik hareketi aç›s›ndan önemli veriler tafl›yor. 200 kiflinin iflgaliyle bafllay›p ortak kayg›y› tafl›yan binlerce üniversitelinin bir araya geldi¤i Viyana Üniversitesi’nde taleplerin belirlenmesi için aç›k

oturumlar›n, forumlar›n yap›ld›¤› demokratik bir yol izlendi. ’’E¤itim Sat›l›k De¤ildir’’ (education is not for sale) pankart› arkas›nda yürüyen binlerce ö¤renci ‘’tek dünya, tek mücadele’’ (one world,one struggle) slogan›yla taleplerinin sadece e¤itimle s›n›rl› olmad›¤›n› gösterdi. Akademisyenleri, ö¤rencileri, çal›flanlar› kapsayan bu talepler üniversitelerin demokratik tarzda yeniden örgütlenmesi, ö¤rencilerin kat›l›m›n›n güçlendirilmesi, e¤itimcilerin, araflt›rmac›lar›n ve çal›flanlar›n istikrars›z, güvencesiz çal›flma koflullar›n›n durdurulmas›, üniversite yönetiminde kad›n oran›n›n erkeklere eflit hale gelecek flekilde yükseltilmesi gibi ilerici talepler içermektedir. Y›llarca neo-liberalizme karfl› mücadele veren ö¤rencilerin; bankalara ve ifl çevrelerine de¤il üniversitelere daha çok kaynak aktar›lmas›, ifl çevrelerinin ihtiyaçlar›na göre

ABD’de paral› e¤itim ve savafl protestolar› San Francisco Kaliforniya Üniversitesi’nde ö¤renciler ABD’nin e¤itim sistemini ve savafl politikalar›n› 10 Kas›m’da protesto etti. E¤itime ayr›lan bütçenin kesintiye u¤ramas› ve harçlara zam gelmesiyle beraber çeflitli protesto araçlar›n› deneyen ö¤renciler bir site günlü¤ü haz›rlad›lar. Eylemler boyunca ö¤renci kredileri borçlar›n›n kald›r›lmas›, bütçenin artt›r›lmas› gibi hak taleplerinin yan›nda Afganistan ve Irak iflgallerinin bitmesini istendi. Okul yönetimi ve vekillerle görüflmelerden bir sonuç alamayan ö¤renciler 3 katl› binay› iflgal ettiler. Polisin sert müdahalesiyle biten iflgal sonucunda 26 ö¤renci gözalt›na al›nd›.

Fee hike! We Strike Kaliforniya’da Berkeley Üniversitesi ö¤rencileri harçlara yap›lan %32’lik zamm› kampuslar›n› iflgal ederek protesto ettiler. Üniversiteliler burslar›n e¤itim harcamalar›na yetmedi¤i gibi harç ücretlerini de ödeyemeyeceklerini söylediler. Kampusta önce 40 ö¤renci derslik binalar›n›n 2. kat›na barikat kurdu. Yüzlerce ö¤renci ise binan›n etraf›n› sararak ellerindeki plastik malzemelerle ve flemsiyelerle “Kararl›y›z, harçlar› kald›raca¤›z” yazd›lar. Fakülteyi iflgal eden ö¤renciler zamlar geri al›nana kadar okulu terk etmeyeceklerini söylediler. Kap›lar› k›rarak içeri giren polis ö¤rencileri d›flar› ç›kard›ktan sonra ö¤renciler ertesi gece okula yine gizlice girip iflgal-

lerine devam ettiler. Sabaha karfl› binaya giren polis önce 3 ö¤renciyi akflam›nda ise 40 ö¤renciyi gözalt›na ald›. Bir sonraki gün 500’den fazla ö¤renci tekrar kampusta topland› ve eylemlere devam etti. Santa Kruz’da toplanan 250’den fazla ö¤renci ise di¤er üniversite ö¤rencilerine destek vermek üzere protestolarda bulundu. Santa Kruz’dan politika bölümü mevzunu bir ö¤renci ise durumu flu flekilde de¤erlendiriyor “Yap›lan bu zamlar ile ö¤renciler toplumsal e¤itimden izole ediliyor ve endifle ettirici bir e¤itim flekline sürükleniyor. E¤itim hakk›na sahip ç›kan ancak polis taraf›ndan gözalt›na al›nan üniversitelilerin serbest b›rak›lmas›n› istiyoruz ve eylemlerini sonuna kadar destek veriyoruz. ‘Davis Kampusu’nda ise ö¤renciler iflgal süresini aflarak rektörlük önünde nöbet tuttular ve oradan ayr›lmalar› istenmesine ra¤men redderek beklemeyi sürdürdüler.

7

DEVR‹MC‹ GENÇL‹K

düzenlenmifl e¤itim sisteminin yeniden düzenlenmesi, harçlar›n kalkmas›, neo-liberal politikalar› e¤itime tamamen empoze etmeye çal›flan Bologna sürecinin durdurulmas› gibi talepleri e¤itimin piyasalaflt›r›lmas› karfl›s›ndaki net tav›rlar›n› göstermektedir. E¤itim hakk› için soka¤a ç›kan üniversiteliler ayn› zamanda yeni bir yaflam alan› tarifledi: Halk mutfaklar› kuruldu. Yiyecek ve içeceklerin ortak al›n›p paylafl›ld›¤›, pankartlar›n boyan›p, flark›lar›n söylendi¤i, enstrümanlar›n ses verdi¤i bir eylem. Bunlar› gören Alman hükümeti Bakolarya sistemini ö¤rencilerin taleplerine göre yeniden tarifleyeceklerini aç›klad›. Almanya’da e¤itim Bakan› Strasman Üniversitesi’ndeki lisans programlar›n›n yeniden düzenlenece¤ini, üniversitelere ayr›lan ödeneklerin art›r›laca¤›n› söylerken Avusturya hükümeti talepleri ciddiye almad› ve ›rkç› politikalar›yla bilinen FP partisi eylem için ‘’tembel ö¤rencilerin ütopik eylemi’’ dedi.

‹ran’da eylemler üniversitelilerle sürüyor Tahran’da üniversiteliler 7 Aral›k Pazartesi günü “Ö¤renci Günü”nde iktidar karfl›t› gösteriler düzenledi. Haziran’daki cumhurbaflkanl›¤› seçimlerinde Ahmedinecad’›n tekrar seçilmesiyle iktidar› sorgulayan ve eylemler düzenleyen ‹ran muhalefeti sokaklar› bofl b›rakm›yor. Tahran Üniversitesi Fen Fakültesi önünde bafllayan gösterilere iki binden fazla ö¤renci kat›ld›. Ö¤renciler Günü etkinliklerinde polisle ç›kan çat›flmalarda çok say›da ö¤renci gözalt›na al›nd›. Gösterilerde Hamaney karfl›t› sloganlar at›lsa da Tahranl› üniversite ö¤rencileri ‹slam Cumhuriyeti’nin temelleri sorguluyor. Muhalif lider Mir Hüseyin Musavi’nin etkisiyle soka¤a ç›kt›klar› söylenen ö¤rencilerin protestolar›nda Musavin’in etkisinin azald›¤› görülüyor. Protestolar boyunca tafl›nan bayraklarda 1979 devriminde eklenen “Allah” yaz›s›n›n kald›r›ld›¤› dikkat çeken bir baflka nokta oldu. ‹stihbarat Bakan› Heydar Muslehi, gösterilerden sonra yapt›¤› aç›klamada, “Dini lideri desteklemesi beklenen çok say›da kifli dini lidere karfl› geldi” dedi. Ülkenin muhafazakâr isimlerinden Habibullah Asgaruladi de muhaliflerin art›k “devrim karfl›t›” haline geldi¤ini belirtti. Muhalif kanatta ‹ranl› Yazarlar Derne¤i’nin internet sitesinde yay›mlanan mesajda, “Rejim, kendi varl›¤›n› tehdit eden bir yolda. Rüzgâr eken f›rt›na biçer” denildi. Analistlerse, “bu yavafl yavafl ilerleyen radikalleflme hareketinin” muhalifler aras›nda da ayr›l›k yaratt›¤›n› ve muhalif liderler için de bir tehdit olarak alg›land›¤›n› belirtti. ‹ran Ö¤renci Günü 1953 y›l›nda iktidarda olan fiah Muhammed R›za Pehlevi döneminde ABD karfl›t› bir gösteride 3 ö¤rencinin öldürülmesi üzerine düzenleniyor.

SAYI 20


HABER

www.devrimcigenclik.org

AKP’ye karfl› halk sokakta Yeni y›l ile birlikte Tekel’e ait iflyerlerinin kapat›lacak olmas›yla 4-C statüsünde çal›flmaya zorlanan Tekel iflçileri, kadrolu, güvenceli ifl talebiyle birlikte özlük haklar›n›n geri verilmesi için polisin sert müdahalesine ra¤men günlerdir sokaklarda. “Tüyü bitmemifl yetimin hakk›n› orada oturarak yiyorlar”, “Devletin mal› deniz yemeyen domuz”aç›klamalar›nda bulunan Tayyip Erdo¤an “ devlet bu yükü üzerinden atacak”sözleriyle iflçi eme¤ini hiçe sayan, tehditkâr tav›rlar›yla her köfleye s›k›flt›¤›nda üslubunu bozmaktan kendini alam›yor. 2010’un ilk gününde, direniflin 18. gününde iflçiler yine Ankarada’yd›. Türk-‹fl Genel Merkezi önünde halaylarla, türkülerle direnifllerini sürdürerek yeni y›la giren Tekel iflçileri yaln›z de¤ildi. Ankara’da sokaklar Tekel iflçilerinin mücadelesi ile hareketlenirken ‹stanbul’da ise itfaiye çal›flanlar› iflten ç›kar›lmaya karfl› günlerdir mücadele ediyor. ‹stanbul Büyükflehir Belediyesi’ne ba¤l› tafleron Bimtafl A.fi’de çal›flan 5 bin 400 iflçiden 898’inin sözleflmesi 31 Aral›k’ta sona erdi. Sözleflmelerinin bitmesiyle iflsizlikle yüz yüze kalacak Belediye-‹fl üyesi itfaiyecilerin ilk eylemi, tafleronlaflt›rma ve özellefltirme giriflimlerinin son bulmas› için ‹stanbul Büyükflehir Belediyesi’ne yürümek oldu. Tazyikli suyla ve biber gaz›yla çevik kuvvet ekiplerinin sert sald›r›s›na u¤rayan iflçilerden birço¤u yaraland›. Belediye önündeki eylemlerinden sonra mücadelelerinin devam edece¤ini söyleyen ve daha sonra Bo¤aziçi Köprüsü’nde kendilerini zincirleyerek yolu trafi¤e kapatan 15 itfaiye iflçisi gözalt›na al›nd›. ‹stanbul Büyükflehir Belediyesi önünde demokrasi çad›r› kuran iflçilerin tafleron çal›flt›r›lmaya karfl› mücadelesi günlerdir devam ediyor. Yeni y›la da gece yol keserek giren itfaiye iflçileri Unkapan›’ndaki tarihi su kemerine , “Yang›nlarda can ka-

Kar h›rs› ölüm getirdi

Bursa’n›n Mustafakemalpafla ilçesinde Bükköy Madencilik ‹flletmesi’nde meydana gelen grizu facias› sonucu 19 iflçi yaflam›n› yitirdi. Bir dizi ihmalin bulundu¤u iflletmenin sahibi ise, 2001 y›l›nda Bolu’da 400 iflçinin Dev-Maden-Sen’e üye olmas› karfl›s›nda yapt›¤› tehditlerle nam salan iflçi düflman› Nurullah Ercan. Anti-grizu cihazlar›n›n bulunmad›¤› iflletmede meydana gelen kazadan 6 ay önce Çal›flma ve Sosyal Güvenlik Bakanl›¤› müfettifllerinin eksiklikleri tespit etti¤i iddia ediliyor. Fakat hiçbir flekilde önlem al›nmamas› ve harekete geçilmemesi, kar h›rs›yla iflçi hayat›n› hiçe sayan zihniyet kendisini 19 iflçinin ölümünde gösteriyor.

Eylemlerinin üçüncü gününde polisin sert müdahalesine maruz kalan ve haklar› için mücadele eden TEKEL iflçilerinin direnifli sürüyor y›plar› artacak! Sorumlusu Kadir Topbafl olacak!”yaz›l› bir pankart ast›. Kamu emekçileri ise 25 Kas›m’da Toplu ‹fl Sözleflmesi ve Grev Hakk› için KESK öncülü¤ünde AKP’ye karfl› bir günlük uyar› grevi gerçeklefltirdi. %90 oran›nda kat›l›m›n oldu¤u grevi üniversiteler boykotla selamlad›. Tayyip Erdo¤an ise memurlara hakl› eylemlerine karfl› sert aç›klamalarda bulunarak yine bildik yüzünü gösterdi. Memurlara, “Greve kat›lanlar sonuçlar›na katlan›rlar” diyerek tehditler savuran Tayyip’in aç›klamalar›n›n ard›ndan greve kat›ld›¤› sebebiyle BTS üyesi 16 demiryolu çal›flan› a盤a al›nd›. Bunun üzerine arkadafllar›n›n ifle iadesini isteyen 30 demiryolu iflçisi bir kez daha greve gitti. Ulafl›m› durduran demiryolu iflçileri TCDD’nin kendilerini de a盤a almas›n›n ard›ndan terk etmeme eylemi yapt›lar. Demiryolu çal›flanlar› yetkililerin ifle al›nacaklar›na dair söz vermesi üzerine eylemlerini sonland›rd›. Bunun yan›nda 15 bin ö¤retmene “mazeretsiz olarak göreve gelmeme” sebebiyle idari soruflturma aç›ld›. Aleviler ise AKP’nin ikiyüzlü aç›l›mlar› karfl›s›nda “Ayr›mc›l›¤a karfl› eflit yurttafll›k hakk›” talebiyle 8

Okmeydan›’nda iflçiler kazand›

Zampul AKP AKP iktidar› yeni y›la zamlarla bafllad›. Akaryak›t, köprü ve otoyol ücretleri ve temel mamullere yap›lan zamlar 1 Ocak itibaren uygulanmaya baflland›. F›rsat buldukça zam yapan AKP, akaryak›ta % 6, otoyol ve köprü ücretlerine % 13.91, oran›nda zam yapt›. 2010 bütçesiyle sermayenin ihtiyaçlar›na 4.5 milyar dolar bütçe ay›ran, e¤itim ve sa¤l›k alanlar›na ayr›lan paylar› düflüren AKP yapt›¤› yeni zamlarla faturay› yoksullara kesiyor. Temel ihtiyaçlara yüksek oranlarda zam yapan AKP memur maafllar›na ise %1.4 oran›nda komik zamlar yap›yor. AKP yoksullara iflçiye, iflsizlere zulmetmeye 2010 bütçesi ve yeni gelen zamlarla devam ediyor.

8

DEVR‹MC‹ GENÇL‹K

Kas›m’da kitlesel bir miting gerçeklefltirdiler. Alevi Bektafli Federasyonu’nun düzenledi¤i yüzbinlerce kiflinin kat›ld›¤› miting oldukça coflkulu geçti. CHP’li Onur Öymen’in Dersim katliam›n› öven aç›klamas›n›n ard›ndan TUDEF”in ça¤r›s›yla ‹stanbul Kad›köy Meydana”nda gerçeklefltirilen mitinge ise “Dersim 38 katliamd›r. Arflivler aç›ls›n. Hesab› verilsin.” diyerek gerçeklerle yüzleflilmesi gerekti¤ini belirten yaklafl›k 5 bin kifli kat›ld›. AKP’nin neo liberal y›k›m politikalar›n›n daha da can yak›c› hale gelmesiyle toplumsal muhalefetin tüm odaklar› sokaklara soluk vermeye bafllad›. Örnek bir direnifl sergileyerek mücadelelerini ›srarla sürdüren tekel iflçileri, güvenceli kadrolu ifl için mücadele yürüten itfaiye iflçileri, haklar› için bir araya gelen Aleviler, AKP’yi uyarmak için tüm yurtta kepenk indiren eczac›lar, ulafl›m zamlar›na karfl› turnikelerden atlayan halk sokaklar› bofl b›rakmayarak, haklar›n› ellerinden alanlardan hesap soruyor. Her türlü bask› ve fliddet mekanizmas›n› kullanan AKP’nin hesaplar› bofla ç›kar›l›yor. Daha umutlu, daha inatç›, daha ›srarl›, daha kararl›! Bu kez bir baflka direniyor sokaklar.

SAYI 20

Okmeydan› E¤itim ve Araflt›rma Hastanesi’nde hiçbir gerekçe gösterilmeden iflten ç›kar›lan Dev Sa¤l›k-‹fl üyesi 18 iflçi verdikleri 45 günlük mücadele sonucu ifle geri al›nd›. Hastane yönetiminin ve ba¤l› bulundu¤u tafleron flirketin iflçilerin taleplerini kabul etmesi sonucu iflçilerin mücadeleleri zaferle sonuçland›.“Sa¤l›kta tafleronu süpürece¤iz” diyen sa¤l›k iflçileri “Güvenceli ifl ‹nsanca ücret”taleplerinde ›srarl› olacaklar›n› dile getirdiler. Güvencesizlefltirmeye ve tafleronlaflt›rmaya karfl› ‹BB önünde demokrasi çad›r› kuran itfaiye iflçilerini ziyaret eden Dev Sa¤l›k-‹fl üyeleri yeni y›la iflçilerle dayan›flma içerisinde girdi.


ÜN‹VERS‹TE

www.devrimcigenclik.org

Sermaye istiyor mühendislik de¤ifliyor Bilgi üretim süreci sermayenin kar ihtiyac›na göre yeniden yap›land›r›l›rken e¤itim h›zla niteliksizlefltiriyor. Paras› olan›n okuyabileci¤i bu sistemde üniversitelileri diplomal› iflsizlik bekliyor.

‹ki haftada itinayla çevre mühendisi yetifltirilir Çevre ve Orman Bakanl›¤› üniversitelilerin niteliksiz e¤itim ve iflsizlik gibi sorunlar›na bir yenisini daha ekledi. 1 Ocak 2009 tarihinde yürürlü¤e giren “Çevre Denetim Yönetmeli¤i” 21 Kas›m’da de¤ifltirilerek yeniden karara ba¤land›. Yönetmeli¤e göre 2 haftal›k bir kurs e¤itimiyle “yetkilendirilen”, “belgelendirilen” kifliler “çevre mühendislerinin” çal›flma alan› olarak tan›mlanan yerlerde çevre görevlisi olarak çal›flabilecek. Türkiye’de 29 üniversitede Çevre Mühendisli¤i bölümü varken Bakanl›¤›n yeni açt›¤› e¤itim alanlar›n› incelemek gerek. Kurslar Antalya’da befl y›ld›zl› otellerde yap›l›yor ve tüm masraflar çevre e¤itimi almak isteyen kursiyerlere ödetiliyor. Bakanl›k, verilen e¤itimin teknik bilgi ve donan›m›n› ne kadar sa¤lad› bilinmez ancak fiyatland›rma konusunda titiz bir çal›flma yapm›fla benziyor. E¤itim al›nan otelde tek kifli kal›yorsan›z 55 TL, iki kiflilik odada kal›yorsan›z 80 TL, e¤itim bedeli bin TL ve s›nav için de 220 TL yani toplamda iki bin 45 TL ödeyince 4 y›l boyunca çevre mühendisli¤i e¤itimi alm›fl kadar oluyorsunuz. Yönetmeli¤e gö-

re çevre mühendisleri de bu e¤itim almak zorunda onlara sa¤lanan tek kolayl›k e¤itim bedelini 500 TL indirimle alabilmeleri. Çevre Mühendislerinin durumu di¤er mühendislik dallar›nda okuyan üniversitelilerin durumunda çok farkl› de¤il. 4 y›l boyunca gördü¤ü çevre mühendisli¤i e¤itimi ile mühendislik unvan›n› al-

maya hak kazanm›fl yaklafl›k 14 bin çevre mühendisi bulunuyor. Her y›l bin civar›nda mezun veren ve mezun oldu¤unda %25’i iflsiz kalan Çevre Mühendisleri’nin sorunlar› göz ard› edilirken iki haftada bir belge alan insanlar nerelerde istihdam edilecek? ‹TÜ’nün Çevre Mühendisli¤i bölümünü kuran Çevre Bakan› Veysel Ero¤lu flimdi bu bölümleri tamamen ifllevsizlefltirmeye çal›fl›yor. Birincisi 9-25 Kas›m, ikincisi 7-23 Aral›k tarihlerinde bafllayan e¤itim faaliyetlerine ilk tepki Çevre Mühendisleri Odas›’dan geldi. ‹ki e¤itim çal›flmas›na da yasal dayanaktan yoksun oldu¤u gerekçesiyle ÇMO taraf›ndan dava aç›ld›. Türkiye’de mühendislik e¤itiminin AB uyum programlar› ve Bologna süreci ile niteliksizlefltirilmesinin geldi¤i nokta 2 haftada alelacele verilen karfl›l›¤›nda milyonlar kazan›lan kurslara. Mühendislik e¤itiminde yap›lan de¤iflikli¤in gösterdi¤i bir baflka sonuç ise son zamanlarda s›k s›k rastlad›¤›m›z ve sel felaketi gibi olaylarda gözler önüne serilen do¤a düflman› politikalar›n tüm bu sorunlar› derinlefltirece¤i görülüyor.

YÖK’ün parolas›: Herfley piyasa için... 13 Kas›m 2009 tarihli Resmi Gazete’de yay›nlanan bir kararla 2010-2011 ö¤retim y›l› itibariyle teknik e¤itim fakülteleri kapat›larak yerine teknoloji fakültelerinin kurulaca¤› aç›kland›. Böylelikle sermayenin üniversiteden en acil beklentilerinden biri olan, piyasa ihtiyaçlar›yla donan›ml› do¤rudan ifl gücü olacak mezunlar yetifltirilmesi hedefleniyor. Karara göre 21 mesleki ve teknik e¤itim fakültesi kapat›larak teknoloji fakülteleri kurulacak ve bu bölümden mezun olanlar “uygulama mühendisi” unvan›n› alacak. Bu fakültelerden mezun olan üniversiteliler e¤er meslek liselerinde ö¤retmen olmak isterlerse ayr›ca pedagojik formasyon alacak. Teknik e¤itim fakültelerinde dört yar›y›l olan e¤itim süresi teknoloji fakültelerinde alt› yar›y›la ç›kart›l›yor. Ö¤rencilerin bu sürenin iki yar›y›l›nda teorik e¤itim görmesi, ikisi ifl yerlerinde di¤er ikisi ise okullarda olmak üzere dört yar›y›l staj yapmas› zorunlu hale getiriliyor. YÖK Genel Kurulu’nda ç›kan karar›n nedenlerini flöyle aç›klamakta ”meslekî yüksekö¤retimi yeniden yap›land›rmak ve ülke ihtiyaçlar› ile örtüflür

hale getirmek ve üniversitelerin piyasan›n ihtiyaç duydu¤u elemanlar› yetifltirmesini sa¤lamak”. Aç›klamaya göre YÖK verdi¤i bu kararla patronlar› epey sevindirmifl görünüyor. Teknik E¤itim Vakf› (TEKEV) Bursa il baflkan› Fahri Y›ld›z, 2005 y›l›ndan beri bekledikleri bu karar›n teknik e¤itimde bir milat olaca¤›n›, geliflmifl kapitalist ülkelerde bunun örneklerinin oldu¤unu ülkemizde ise geç kal›nd›¤›n› belirtiyor. Yap›lan bu de¤iflikli¤in tam

9

DEVR‹MC‹ GENÇL‹K

SAYI 20

da piyasan›n isteklerine ve ihtiyaçlar›na göre oldu¤unu ekliyor. Dan›flma kurullar›yla sermaye egemenli¤ine b›rak›lan üniversitelerde piyasan›n günlük ihtiyaçlar›na da pratik çözümler üretiliyor. Teknoloji fakültelerinde, staj ad› alt›nda meflrulaflt›r›lan ucuz iflçi sa¤lama piyasan›n en büyük ihtiyaçlar›ndan biri. Fakültede okuyan ö¤renciler dört yar›y›l boyunca asgari ücretin üçte birini almaya mahkum edilerek çal›flt›r›l›yor. Ö¤rencileri ucuz iflgücü olarak kullan›fll› hale getirmek teknoloji fakültelerinin en önemli amaçlar›ndan biri gibi duruyor. Neo-liberal üniversiteleri kurmakta kararl› görünen YÖK, piyasan›n ucuz ifl gücü talebine Teknoloji Fakülteleriyle cevap veriyor. ‹flsiz mühendisler ordusu bir tarafta dururken ifllevsizleflen meslek liselerini yeniden piyasaya uyumlu hale getirme çabalar› bilimden ya da teknik alt yap›dan flimdilik uzak görünüyor. Var olan mühendislik e¤itiminin dahi niteliksizli¤i ortadayken bu durum üniversiteleri toplumsal faydadan ve bilimsel kayg›lardan daha da fazla uzaklaflt›r›yor.


E⁄‹T‹M

www.devrimcigenclik.org

Formasyonla bölünmeye de¤il

Gelece¤imiz için ortak mücadeleye YÖK’ün 27 A¤ustos 2009’da ald›¤› karara göre Fen-Edebiyat Fakültesi ve ‹lahiyat Fakültesi ö¤rencilerine lisans e¤itimleri s›ras›nda ö¤retmen olabilmeleri için gerekli olan pedagojik formasyon dersleri verilebilecek. Pilot bölge seçilen ‹stanbul, Marmara, Uluda¤ ve Atatürk üniversitelerinde geçerli olacak bu uygulama önümüzdeki dönemde müracaat eden di¤er üniversitelerde de uygulanabilecek gibi duruyor. AKP’nin arka bahçesi olan YÖK’ün Fen-Edebiyat Fakültesi ö¤rencilerinin gelecek problemini çözmek gibi bir derdi yok. Üstelik bu hamleden fazlaca ç›karlar› var. AKP ile aralar›nda su s›zmayan YÖK’ün formasyon karar› iflsiz ö¤retmenler ordusunu büyüterek e¤itim çal›flanlar›n›n güvencesiz-esnek çal›flt›r›lmas› için uygun zemini oluflturmay› amaçl›yor. Fen-Edebiyat ö¤rencilerine formasyon hakk›n›n verilmesi ile ö¤retmen iflsizler ordusunun büyümesi h›zland›r›l›yor. Bu kitlesel ö¤retmen ordusu, sistemin hedefledi¤i en ucuza, sendikas›z, ço¤u haktan yoksun ö¤retmen ihtiyac›n› karfl›l›yor. Di¤er yandan bu y›l yüzlerce Fen-Edebiyat kontenjanlar›n›n büyük bir bölümünün bofl kalmas› dolay›s›yla baraj› geçen herkesin bu fakültelere girebilmesi söz konusu. 2009 ÖSS ile beraber cazibesini tamamen yitirdi¤i aç›kça görülen FenEdebiyat fakültelerinin, formasyon verilmesi sebebiyle tercihler aras›na girmesi öncelikli hedeflerden bir tanesi. Tercih edilen Fen-Edebiyat›n, tercih sebebi olan formasyonu paral›laflt›rmak piyasac› zihniyetin s›radaki hamlesi. K›sacas› Fen-Edebiyat fakültelerinin albenisini artt›rmak ve formasyonu bir kar kap›s› olarak görmek AKP’nin amaçlar›ndan bir tanesi. AKP’nin formasyonla birlikte önemli bir hedefi de ilahiyat ö¤rencilerini e¤itimci yapmak. E¤itim sisteminin tüm birimlerinde büyük oranda kadrolaflm›fl olan AKP bu flekilde e¤itim alan›nda e¤itimci arac›l›¤›yla gericili¤i kurumsallaflt›rmak istiyor. Çarp›k e¤itim sisteminin üniversitelilere en büyük getirisi diplomal› iflsizlik oluyor. YÖK, bunu en yak›c› haliyle yaflayan Fen-edebiyat ö¤rencisine formasyonu öneriyor. Fen-Edebiyattaki “mutluluk” havas›, YÖK’ün “bak›n iflte sorunu çözdük” diyebilmesine olanak sa¤l›yor. Fakat üniversite sonras›ndaki diplomal› iflsizlik durumu varl›¤›n› sürdürüyor. Bu durum karfl›s›nda Fen-Edebiyat ve E¤itim ö¤rencileri sistemin istedi¤i formasyon verilsin-verilmesin tart›flmas›na girmemelidir. üniversitelilerin formasyonu birbirlerine karfl› de¤il sisteme karfl› ortak geleceksizlik vurgusu üzerinden tart›fl›lmas› AKP’nin en az›ndan bu alanda manevra alan›n› daraltacak ve gerçek çözümü önerecektir. 90’l› y›llar›n sonuna kadar lisans e¤itimleri s›-

AKP’nin arka bahçesi olan YÖK’ün Fen-Edebiyat ö¤rencilerine formasyon hakk› vermesi ile “ö¤retmen iflsizler ordusu”nun büyümesi h›zland›r›l›rken formasyon e¤itiminin paral› hale getirilmesi ise piyasac› zihniyetin ikinci hamlesi olacak. ras›nda formasyon e¤itimi alabilen Fen-Edebiyat ö¤rencileri 1998 y›l›ndan itibaren lisans e¤itimleri s›ras›nda formasyon e¤itimi alma haklar›n› kaybettiler. O gün bu gündür adeta bir pazar olan formasyon binlerce liraya sat›ld›. ‹flte tam da bu noktada o dönemlerden bugünlere Fen-Edebiyat’›n kazan›n› kaynatan bir mücadele dinami¤i oldu diplomal› iflsizlik. Fen- Edebiyat ö¤rencisinin söylemleri de pratikleri de ço¤u zaman formasyon talebi üzerinden geliflti. Bu talep özünde, sistemin Fen-Edebiyat ö¤rencisine dayatt›¤› bir talepdir. Çünkü egemenlerin gözünde Fen-Edebiyat ö¤rencisine sunulacak en pratik çözüm; ö¤retmenlik. Üniversitelinin de bu talebi ister-istemez sahiplenmesindeki en temel mant›k Türkiye’deki bilim insan›na ihtiyaçs›zl›k durumunun yaratt›¤› gelecek kayg›s› oldu. Ve flu anda 185.662 FenEdebiyat ö¤rencisi bu kayg›y› tafl›makta. Formasyon verilmesi yüz binlerle ifade edilen Fen-Edebiyat ö¤rencisine adeta “bir umut” oldu. Fakat bugün için geleceksizlik sorununun çözümü ö¤retmenlik olam›yor. 300 bin iflsiz ö¤retmenin oldu¤u göz ard› edilerek duruma pragmatist yaklaflmak e¤itim fakülteleri ile fen edebiyat fakülteleri ö¤rencilerinin ortak olan geleceksizlik sorununu çözmez. Aksine AKP’yi buralarda birikebilecek isyanlardan korur. E¤itim fakültesi ö¤rencileri üniversite e¤itimini bitirdi¤i anda “ö¤retmen” s›fat›na sahip olmaktad›r. Ancak egemenlerin neoliberal e¤itim alg›s›n›n getirisi olan bir kavram üzerlerine yap›flmaktad›r: “Ö¤retmen aday›”. Lisanslar›n› tamamlam›fl e¤itimciler, sistemin yeterlilik s›nav›n› aflmadan gerçek birer ö¤retmen olarak görülmemektedir. Sistemin yeterlilik s›nav› olan KPSS neyin yeterlili¤ini kime göre neye göre ölçer? Üniversite e¤itimini tamamlam›fl olmak ö¤retmen olmaya yetmez mi? Madem öyle üniversitede verilen e¤itimin niteli¤ini sorgulamak gerekmez mi? Bu sorular›n hepsini bir kenara b›rak›p KPSS duvar›n› aflt›¤›m›z› varsayal›m. Günümüz koflullar›nda KPSS'den yeterlilik alman›n hatta dereceye girmenin atama için hiçbir etkisi yok. Sistemin sorular›n› yenerek KPSS'nin bürokratik baraj› afl›lsa da ikinci aflamada beklenen branfllarda aç›lmas› gereken kad-

10

DEVR‹MC‹ GENÇL‹K

SAYI 19

ro için 3-5 y›l gibi bir sürenin geçmesi gerekiyor. Baz› branfl kadrolar›n›n ne zaman aç›laca¤›n› ise kimse bilemiyor. 2009 KPSS’ye 243.569 e¤itimcinin girmesine ra¤men bunlardan sadece 15.800 tanesi atand›. Hiç atanma umudu kalmad›¤› için KPSS’ye girmeyen e¤itimcilerin say›s› sadece resmi rakamlara göre 70 bin. Türkiye genelinde tam 135 bin ö¤retmen a盤› var. Milli E¤itim Bakan› Nimet Çubukçu bile 76.721 ö¤retmen a盤› oldu¤unu söylüyor. Türkiye genelinde bu kadar ö¤retmen a盤›n›n olmas›na ra¤men sadece 15 bin ö¤retmen atan›yor. Bunun yan›nda ço¤u haktan yoksun ve ucuza çal›flan sözleflmeli ö¤retmenlerden atananlar›n say›s› ise 10-20 bin aras›. Hiçbir güvencesi olmadan kölecesine çal›flt›r›lan ücretli ö¤retmenlerin say›s›n› ise kimse bilmiyor. Binlerce ö¤retmen a盤› varken ve atamalar bu durumdayken 185.662 Fen-Edebiyat ö¤rencisi ve 160.573 E¤itim ö¤rencisi s›radaki “iflsiz aday adaylar›” oluyor. Yeni kadrolar aç›lsa dahi Milli E¤itim Bakanl›¤› sözleflmeli-ücretli ö¤retmenlikte diretiyor. Çünkü e¤itimciyi hem kadroludan daha ucuza hemde birçok haktan yoksun güvencesiz bir flekilde çal›fl›t›rmay› amaçl›yor. ‹flte tam da bu nokta mezun e¤itimcilerin isyan bayra¤›n› çekti¤i yer oluyor. Bu isyan›n mezun olmay› beklemeden üniversitelerden ortak ç›kmas› ve geleceksizlik vurgusuyla yap›lmas› gerçek çözümü önerecektir. Sistem kendini yavafl yavafl çürütüyor. KPSS birincisi bu y›l atanmad›. Art›k üç befl dil bilmek, kariyer programlar›na kat›lmak, onlarca sertifika almak ve hatta KPSS’de birinci olmak bile atanabilmek için yetmiyor. Böylesi bir durum var iken E¤itim ö¤rencisinin/mezunun yapaca¤› en ileri hamle KPSS’ye karfl› mücadele etmesidir. Geleceksizlik gibi büyük bir kayg›y› birlikte tafl›yan Fen-Edebiyat ve E¤itim fakültesi ö¤rencilerinin birbirlerine karfl› tav›r almalar› sistemin onlar› itti¤i yere gelmeleri demek olacakt›r. Aksine birlikte örülecek en küçük ilerici, pratik örnekler bile yol gösterici niteli¤e sahip olacakt›r. Mücadeleyi ortaklaflt›r›p öncelikle bu küçük pratiklerle birlikte AKP karfl›t› mücadele büyütülmelidir.


ÜN‹VERS‹TE

www.devrimcigenclik.org

Üniversitelere Dan›flma Kurulu 25 Eylül 2008’de YÖK bir yönetmelik yay›nlad›. Bologna Süreci kapsam›nda hala devam eden mevzuat de¤iflikliklerinden biri oldu¤u belirtilen yönetmelik, üniversitelerde Dan›flma Kurullar› kurarak “d›fl paydafllara” söz hakk› vermeyi amaçl›yor. YÖK d›fl paydafllar›; ticaret ve sanayi odalar›, TMMOB’ye ba¤l› oda baflkanlar› (TMMOB kurullara kat›lmayaca¤›n› aç›klad›), Üniversite Mezunlar Derne¤i, ‹l Milli E¤itim Müdürü ve valili¤in önerece¤i iki kamu kurumunun müdürü, senatonun seçece¤i iki sivil toplum örgütü baflkan› ve o ilin belediye baflkanlar› olarak belirtiyor. YÖK, dan›flma kurullar›n›n amac›n› “Yüksekö¤retim Kurumlar›nda gerek akademik, gerek idari faaliyetler aç›s›ndan, yüksek ve sürdürülebilir kalitede hizmetlerin sa¤lanabilmesinde daha rasyonel ve verimli sonuçlara ulaflabilmek için, yüksekö¤retim kurumlar› d›fl›ndaki paydafllar›n da kat›laca¤› dan›flma kurullar›n›n oluflturulmas›” fleklinde özetliyor. Yusuf Ziya Özcan k›sa süre önce yapt›¤› bir aç›klamada üniversiteleri art›k profesyonel iflletmecilerin yönetmesi gerekti¤ini böylece döner sermayenin ve üniversitenin daha iyi iflleyece¤ini söyledi. Dan›flma kurullar› projesi de bu mant›¤›n ete kemi¤e bürünmüfl hali. Zorlu Holding baflkan› Nazif Zorlu ise sermayenin dan›flma kurullar›ndan beklediklerini daha iyi anlamam›z› sa¤l›yor. Zorlu art›k üniversiteden ç›kan “elemanlara” yeniden e¤itim vermek istemediklerini üniversitelerin buna göre yeniden düzenlenmesini istediklerini belirtiyor. YÖK dan›flma kurullar›n› planlarken önüne üç hedef koymufl durumda. Bunlardan birincisi bilginin sermaye taraf›ndan üretilip yeniden pazara sürülmesi, ikincisi üniversiteden yetiflen emek gücünün tafleron, esnek çal›flma koflullar›na uyumlu ve piyasan›n ihtiyac›na cevap verecek flekilde e¤itilmesi, üçüncüsü ise AKP iktidar›n›n s›rt›n› dayad›¤› temel güç olan Anadolu (yeflil) sermayesinin üniversitelerin içinde kurumsal bir yap›ya kavuflmas›. Sadece flirketlerin ihtiyaçlar›na göre nitelikli ifl gücü yetifltirmeyi planlayan dan›flma kurullar› neoliberal üniversitelerin yarat›lmas›na do¤ru bir ad›m.

Üniversiteden flirkete… Sermayenin üniversitelerde hakimiyet kurmas›yla bilgi üretimi ve kullan›m› tamamiyle piyasan›n denetimine kalm›fl durumda. Dan›flma kurullar› bileflenlerine bakt›¤›m›zda kurulun üniversiteleri flirket gibi yönetice¤ini düflünmek mümkün. Yusuf Ziya Özcan domuz gribi afl›s›n›n üretilemeyip üniversitelerin bir kar kap›s› kaç›rd›¤›n› söylerken üniversitelerin art›k tüccar kafal› rektörlere b›rak›lamayacak kadar de¤erli iflletmeler oldu¤unu bizzat tüccarlara emanet edilmesi gerekti¤ini ifade ediyordu. Bu durum üniversiteleri, bir piyasada rakip iki flirket haline getirip e¤itim daha da niteliksizleflti¤i piyasaflt›¤› rekabet koflullar›n› yarat›yor. Dan›flma kurullar› ise bu süreci h›zland›racak temel yönetiflim mekanizmas› olarak kurgulan›yor. Bilginin piyasa kontrolünde üretilip, sermayenin pazarlara sürmesi dan›flma kurullar›n›n bafll›ca görevleri aras›nda duruyor. ‹stanbul Üniversitesi’nin katk›lar›yla düzenlenen bir panelde söz alan ‹TO Yönetim Kurulu Baflkan Yard›mc›s› “art›k üniversitelerden ihtiyaç d›fl› eleman üretilemeyece¤ini ve üretilen elemanla-

“Üniversitenin temel misyonlar›ndan biri sanayi liderler ve yönetiflim programlar›yla ifl dünyas›n›n yönetici ihtiyaçlar›n›n karfl›lanmas›n› sa¤lamakt›r” Güler Sabanc› r›n da ifl koflullar›na uygun olaca¤›n›” söyledi. Sermaye-üniversite iflbirli¤i kurullar›yla tam olarak gerçeklefltirilemeyen dan›flma kurullar›yla tamamlanmak amac›nda. Müfredattan, ö¤renci kulüplerine kadar üniversitenin her alan›na müdahale edebilen kurul, üniversite ö¤rencilerinde tafleron, esnek çal›flma, giriflimcilik gibi uygulamalar› içsellefltirerek neoliberal çal›flma koflullar›na uyumlu bireyler haline gelmelerini sa¤lamak için iyi bir araç.

Üniversitelerde gerici dönüflüm h›zlan›yor Dan›flma kurullar›nda olaca¤› belirtilen rektörün senatoyla beraber seçece¤i iki sivil toplum örgütünün kurullarda neyi örgütleyece¤i bugün üniversitelerin bafl›nda olan rektörleri düflününce kafalar›m›zda pek de soru iflareti b›rakm›yor. Samsun 19 May›s Üniversitesi’ne rektör olarak atanan Hizbullah’la ba¤lant›lar›yla ilgili soruflturma geçirmifl Prof. Dr. Hüseyin Akan’ ›n seçece¤i sivil toplum örgütlerini tahmin etmek o kadar da zor de¤il. Üniversitelerimizde “yarat›l›fl teorisinin” okutulmas› bundan sonra flafl›rt›c› olmayacak. Büyükflehirlerde de taflralarda giderek kuvvetlenen Anadolu sermayesiyle gericilik aras›ndaki var olan derin iliflki dan›flma kurullar›yla beraber üni-

11

DEVR‹MC‹ GENÇL‹K

SAYI 20

versitelere de ad›m at›yor. Nerdeyse tamam› AKP’li gerici-faflist-piyasac› rektörlere emanet edilen üniversitelerde aradaki bürokratik engeller yok edilerek gericili¤e çok daha genifl bir etki alan› sunuluyor. Üniversite içinde piyasac›l›¤› ve gericili¤i bir ad›m ileri götürmek için yapt›¤› her hamlede ö¤rencilerin tepkileriyle karfl›laflan YÖK buna karfl› önlemini ise bafltan alm›fl. Dan›flma kurullar›na “Valili¤in önerece¤i iki kamu kurumunun müdürü” ad› alt›nda dahil olan polis art›k resmi olarak da üniversitede söz sahibi olabilecek. Resmi olarak üniversiteyle organik bir ba¤› yokken muhalif ö¤rencilerin ev telefonlar›n› ve adreslerini okuldan temin edip ailelerini taciz eden polisin okul yönetiminin aktif bir bilefleniyken neler yapaca¤› konusu ise düflündürücü. Tüm bunlar› yaparken AKP’nin YÖK’ü demokrasi söylemlerini eksik etmeyi unutmuyor. Demokrasi ve özerklik vaazlar› veren YÖK; sermayeden, devletten ba¤›ms›z olarak bilimsel bilgi üretmesi gereken üniversiteleri tamamen sermaye kontrolüne b›rak›yor. Halka karfl› sorumlu olup halk için bilim üretmesi gereken üniversiteler piyasaya karfl› sorumlu hale getirilerek sermayenin daha fazla kar etmesi için bilgi üretilmeye zorlan›yor. Dan›flma kurullar›ndaki yönetiflim ve d›fl paydafllara söz hakk› verilmesi üniversitelerin demokratikleflmesi olarak tan›mlan›rken, üniversite özerkli¤ini de mali özerkli¤e indigiyor. Ancak 12 Eylül yönetmeliklerini kullanarak paras›z e¤itim talep eden ö¤rencilere cezalar ya¤d›ran rektörlerin, emniyet teflkilat›n› okul yönetimine dahil eden YÖK’ün yapt›¤› bu demokrasi havarili¤i AKP’nin ikiyüzlülük örneklerine bir yenisini eklemekten baflka bir fley de¤il. Durum böyleyken demokratik-özerk üniversite söylemi bugün çok daha önemli bir yerde durmakta...


ORTA SAYFA

www.devrimcigenclik.org

Sab›rs›zl›k Zaman›

YÖK’ün yüksekö¤retim sisteminde yapt›¤› son düzenlemeler do¤rudan do¤ruya sistemin acil ihtiyaçlar›n› karfl›lamaya dönüktür. Yusuf Ziya Özcan’›n deyimiyle “YÖK nokta at›fllar›” yapmakta, aksayan noktalara neflter vurmaktad›r.

Türkiye neoliberal kapitalizminin yeniden yap›land›r›lmas› süreci oldukça sanc›l› bir flekilde ilerlemektedir. Sistemin tüm temel kurumlar›nda gözle görünür bir de¤iflimin ve yeniden düzenlemenin yafland›¤› bu günlerde belki de en h›zl› ve köklü yafland›¤› alanlar›n bafl›nda yüksekö¤retim sistemi gelmektedir. Bir dönemin temel ihtiyaçlar› do¤rultusunda yap›land›r›lan yüksekö¤retim sisteminin yeni dönemin ihtiyaçlar›na cevap vermeye dönük hararetli bir dönüflüm içerisinde oldu¤u görülmektedir. Elbette bu yeni sald›r› dalgas› ancak devrimci gençli¤in örgütleyece¤i direnç ile bofla ç›kart›labilir. Ancak bu yeni sald›r› dalgas›n›n neoliberalizmin içsel oldu¤u bir dönemde geldi¤i düflünüldü¤ünde üniversitelerden yükselecek mücadelenin karakteri savunmac› de¤il üniversitelerin k›lcal damarlar›na kadar ifllemifl neoliberalizmin sökülüp at›lmas›n› amaç edinmifl bir yap›da olacakt›r. fiüphesiz mücadelenin bu karakteri kazanmas› devrimci öznenin mücadeleyi flekillendirecek, onu sürdürecek ve s›çratacak müdahalesinden ba¤›ms›z düflünülemez.

Üniversite cephesinden nesnel koflullara k›sa bir bak›fl… Ülkemizde 90’l› y›llar›n bafl›ndan itibaren hayata geçirilen üniversiter sistemin neoliberal piyasa esaslar›na göre yeniden düzenlenmesi süreci, AKP iktidar› ile –özellikle ikinci iktidar dönemi sonras›- yeni bir dinamik yakalayarak h›zlanm›flt›r. Sürecin yavafllamas›na neden olan, ö¤renci hareketinin direnci ve egemenler aras› iktidar mücadelesinin, iki temel faktör olarak ortadan kalkmas›yla özellikle son bir y›l içerisinde piyasalaflt›rma politikalar›nda çok ciddi ad›mlar at›lm›fl/at›lmaktad›r. Bugün bütünsel olarak yüksekö¤retim sistemi, yeniden yap›land›r›lan Türkiye neoliberal kapitalizminin hem ideolojik hem de pratik boyutlar›yla kurumsallaflmas›n› ve içselleflmesini sa¤layacak öncü güç olarak kurgulanmaktad›r. Yusuf Ziya Özcan baflkanl›¤›ndaki YÖK taraf›ndan son bir y›l içerisinde ç›kar›lan yönetmelikler ve yüksekö¤retim sisteminde yap›lan düzenlemeler göz önüne al›nd›¤›nda bu durum çok aç›k bir biçimde görülmektedir. YÖK’ün yüksekö¤retim sisteminde yapt›¤› son düzenlemeler do¤rudan do¤ruya sistemin acil ihtiyaçlar›n› karfl›lamaya dönüktür. Yusuf Ziya Özcan’›n deyimiyle “YÖK nokta at›fllar›” yapmakta, aksayan noktalara neflter vurmaktad›r. Son birkaç ay içerisinde oldukça h›zl› geliflen bu operasyonda temel gündem bafll›klar›; 1) Üniversitelerin yönetsel mekanizmas›n›n yeniden düzenlenmesi 2) bilgi üretim süreçlerinin dizayn› 3) piyasan›n ihtiyaç duydu¤u ucuz ve nitelikli iflgücünün üretilmesi, olarak a盤a ç›kmaktad›r. Görüldü¤ü gibi her üç konu bafll›¤› da birbirine ba¤l› ve ortak bir amaca hizmet etmeye yöneliktir: Sermayenin üniversitelerde tam egemenli¤i ve üniversite flirketleflmesi. YÖK’ün k›sa vadede h›zl› sonuç almaya dönük yapt›¤› bu hamlelerle, ülkede uygulanan neoliberal politikalara koflut, bu politikalara h›zla uyum sa¤layacak ve temel altyap›s›n› haz›rlayacak bir üniversite sisteminin köklü dönüflümüne ad›m at›lmaktad›r. Tüm bu düzenlemelerin geçmifl dönemlerden temel fark› nedir sorusunun cevab› ise ülkenin neoliberal yeni sömürgecilik iliflkilerindeki tarihsel de¤iflimin niteli¤inde yatmaktad›r. Ülkemizde neoliberal yeni sömürgecilik politikalar›n›n geliflim seyri temelde iki aflamada gerçekleflmifltir. ‹lk aflama, iç pazar›n sömürüsüne dayanan Türkiye kapitalizminin bu iliflki biçiminin y›k›m ve kurals›zlaflt›rma (deregülasyon)

14

DEVR‹MC‹ GENÇL‹K

politikalar›yla yok edilmesi olarak yaflanm›flt›r. Sonuçta bir dönem öncesi iliflki biçimini simgeleyen ekonomik ve kurumsal temel çökertilmifltir. ‹kinci aflama ise yeniden yap›land›rma dönemidir. Hem ekonomik hem de toplumsal boyutlar›yla çok köklü de¤iflim ve y›k›mlar› beraberinde getiren bu dönem, sistemin neoliberal yeni sömürgecilik iliflkileri do¤rultusunda yeniden inflas› süreci olarak yaflanm›flt›r/yaflanmaktad›r. Kamusal hizmetler alan›n›n piyasalaflt›rma ve özellefltirme politikalar›yla tasfiyesi; yeni ayr›cal›klar sunulan uluslar aras› sermayeye yönetiflim mekanizmas› ile ekonomik-toplumsal karar alma merkezlerinin devri, emperyalist güç merkezleriyle kurulan politik-pratik iliflkiler, yeniden yap›land›rma döneminin en temel özellikleri olarak karfl›m›za ç›kmaktad›r. Ülkedeki bu de¤iflim seyri do¤rudan yüksekö¤retim sisteminde de yank›s›n› bulmufltur. Yüksekö¤retim sisteminde bir ölçüde gecikerek bu günlere kadar uzanan de¤iflim seyri en genel anlamda 90’l› y›llara damgas›n› vuran deregülasyon sürecine koflut olarak geliflmifltir. Yüksekö¤retim sisteminde bugün yaflanan temel dönüflüm ise üniversiteleri derinleflen neoliberal yeni sömürgecilik politikalar›n›n hem emek piyasalar›na dönük ihtiyaçlar›n› karfl›lamaya dönük hem de üniversitelerin bu politikalar› do¤rudan uygulay›c›s› olarak yeniden üretmeye dönüktür. Son birkaç y›l içerisinde yaflanan geliflmelerin seyri takip edildi¤inde sözünü etti¤imiz bu durum çok daha aç›k bir flekilde gözler önüne serilmektedir. Üniversitelerin say›s› neredeyse iki kat›na ç›kar›l›rken bu art›fl›n özel üniversitelerin aç›l›fl›yla daha da h›zl› ivme kazanmas› hedeflenmektedir. Bu geliflmeye koflut olarak üniversite kontenjanlar› artt›r›larak üniversiteli oran› çok k›sa zamanda muazzam bir geniflleme yaflam›flt›r. Di¤er taraftan katsay› fark› uygulamas›na son verilmifl; Fen-Edebiyat Fakülteleri’ne formasyon alma hakk› tan›nm›fl; Teknik E¤itim Fakülteleri kapat›larak Teknoloji Fakülteleri aç›lm›flt›r. Önümüzdeki günlerde bu süreç MYO’lar›n kapat›larak daha ifllevli mesleki e¤itim kurumlar›n›n aç›lmas› ile devam ettirilmek istenmektedir. Tüm bu geliflmeler ülkede h›zla yayg›nlaflan tafleronlaflt›rma-güvencesizlefltirme politikalar›na do¤rudan ba¤l› ve hatta bu politikalar›n süreklili¤i ve genifllemesi noktas›nda sistem aç›s›ndan zorunludur. Üniversiteler sisteme ucuz, nitelikli ve neoliberal çal›flma koflullar›na uyumlu iflgücü pompalayacak kurumlara dönüfltürülmektedir. Ancak bu süreç üniversitelerin yaflad›¤› dönüflümün sadece bir boyutudur. Madalyonun di¤er yüzünde ise flirketleflme yolunda h›zla ilerleyen üniversitelerin bizzat bu politikalar› uygulayan kurumlar haline dönüfltürülmesi vard›r. Üniversitelerin flirketleflmesiyle; a) akademisyenlerden üniversite çal›flanlar›na kadar genifl bir yelpazede emek yap›s›n› tafleronlaflt›rarak güvencesizlefltirmek, esnek üretim sürecine eklemlemek b) kendi kaynaklar›n› yaratma stratejisi do¤rultusunda hem piyasaya do¤rudan bilgi sat›fl› hem de üniversite adaylar› ve ö¤rencileri için tümden bir e¤itim sürecinin pazarlanmas› planlanmaktad›r.

Yüksekö¤retimin yeniden yap›land›r›lmas› ve üniversiteliler Ancak neoliberal piyasalaflt›rma sürecini derinlefltirmeye dönük at›lan her ad›m, yap›lan her hamle üniversiteliler ve sistem aras›ndaki çat›flma zeminini dolays›z biçimde, bir önceki dönemin tersine, görünür k›lacak etkileri yaratmaktad›r. Yaklafl›k 20 y›ll›k piyasalaflt›rma sald›r›s›n›n oldukça yavafl ve uzun bir zaman dilimine yay›lmas›n›n sonucu olarak, sistem için adeta avantaja dönüflmüfl alg› biçimleri,

SAYI 20


ORTA SAYFA

yeni sald›r› dinami¤iyle derinden sars›lmaktad›r. Elbette 90’l› y›llardan bu güne üniversiter sistemde çok köklü dönüflümler meydana gelmifl, piyasalaflt›rma süreci oldukça ciddi mesafe kat etmifltir. Ancak bu sürecin etkileri, adeta düflük dozda verilen zehir gibi, üniversiteliler taraf›ndan baz› “hastal›k” belirtileri olarak görülse de yaflamsal bir sorun olarak alg›lanacak denli kuvvetli hissedilmemifltir. Bu bak›mdan sistem inand›r›c›l›¤›n› koruyabilmifl, üniversitelilerde beklentilerinin karfl›lanmamas›ndan do¤an hayal k›r›kl›klar› ve tepkiyi üniversite sonras›na öteleyebilmifltir. Bu durumun en somut yans›mas›, neoliberal piyasalaflt›rma sonucunda toplumdan kopar›larak birer meslek edindirme kurumlar› haline getirilen üniversitelerde, e¤itim süreci ve mezuniyet sonras› de¤iflen alg› aras›ndaki derin farkta görülebilir. Özellikle do¤rudan çal›flma yaflam›na dönük e¤itim yapan fakültelerden (mühendislik, e¤itim, t›p gibi) mezun olanlar›n iflsizlik, güvencesizlik, esnek çal›flma gibi neoliberal politikalar›n do¤rudan yans›mas›yla karfl› karfl›ya gelmesi karfl›s›nda yaflad›¤› flok, üniversite e¤itiminin s›n›f atlama özelli¤ine duyulan inanc›n göstergesidir. Di¤er taraftan sözünü etti¤imiz bu inand›r›c›l›k, bir baflka de¤iflle üniversiteliler ve sistem aras›ndaki denge hali giderek bozulmaktad›r. ‹lk olarak üniversiteliler için piyasalaflt›rma sald›r›s›, devam eden süreç ve sonuçlar›yla adeta ne kadar ç›rp›n›l›rsa o kadar h›zl› bir flekilde içine çekildikleri batakl›k gibidir. Daha aç›k bir ifadeyle üniversitelilerin somut/gündelik yaflam› temel yaflamsal ihtiyaçlar›n› (bar›nma, beslenme, sa¤l›k, ulafl›m vd.) karfl›lamak ile e¤itsel ihtiyaçlar›n› karfl›lamak aras›nda s›k›flm›fl durumdad›r. Kamusal hizmetlerin metalaflt›r›larak piyasaya devrinin üniversiteliler aç›s›ndan anlam› do¤rudan e¤itim hakk›na yap›lan müdahaleyi ifade ederken; üniversitelerde ders notlar›n›n sat›fl›na kadar indirgenmifl paral›laflt›rma sald›r›s›, eflitparas›z e¤itim hakk› talebinin neoliberal piyasalaflt›rma süreci karfl›s›nda bütünsel bir direnç oda¤› haline dönüflmesini sa¤layacak politik dinami¤i güçlendirmektedir. Neoliberal politikalar›n hem ülkede hem de yüksekö¤retim sisteminde bu denli derinleflmesi üniversitelileri do¤rudan yaflamsal bir sorun halini alan hak gasplar› karfl›s›nda taraf edecek yeni politikleflme kanallar› açmaktad›r. Daha aç›k biçimde ifade etmek gerekirse üniversiteliler hak mücadelelerindeki yerlerini, sadece toplumsal sorunlara karfl› gösterdikleri ayd›n duyarl›l›¤›ndan de¤il do¤rudan içinde bulunduklar› somut yaflam koflullar›ndan kaynaklanan y›k›mlar karfl›s›ndaki tav›rlar›yla alacaklard›r. ‹kinci olarak ise sistem, üniversiteli gençli¤e, en genel anlamda vaat etti¤i iyi bir gelece¤e ulaflmak için, sundu¤u ve sürekli geniflletti¤i “yap›lacaklar listesinde” sona yaklaflmaktad›r. De¤il mezuniyet sonras›, üniversiteye ad›m atar atmaz gelece¤e yat›r›m yapma zorunlulu¤uyla karfl›laflan üniversiteliler aç›s›ndan tüm bu u¤rafl›n ne u¤runa yap›ld›¤› sistemin beklentileri karfl›layamad›¤› her an sorgulan›r bir hal almaktad›r. Basitçe anlatmak gerekirse ne yap›l›rsa yap›ls›n güvencesiz bir gelecekle karfl›laflmak ortak korkulu rüyad›r.

E¤er yavafl ak›yorsa tarihin ak›fl›n› h›zland›rmak gerekir Ancak üniversitelilerin giderek a¤›rlaflan somut yaflam koflullar› onlarda kendili¤inden sis-

www.devrimcigenclik.org

Neoliberal piyasalaflt›rma sürecini derinlefltirmeye dönük at›lan her ad›m, yap›lan her hamle üniversiteliler ve sistem aras›ndaki çat›flma zeminini dolays›z biçimde, bir önceki dönemin tersine, görünür k›lacak etkileri yaratmaktad›r.

tem d›fl› tepkilerin geliflmesine yol açmaz. Elbette üniversitelilerin ç›karlar› do¤rultusunda yaratt›¤› tepki hareketlerine rastlamak mümkünse de bu tepkilerin sistemin belirledi¤i s›n›rlar› zorlayan ve aflan alternatif bir politik harekete kendili¤inden dönüflmesi beklenemez. En basit ve ilkel halleriyle dahi sistem karfl›t› bir politikleflme sürecine h›zla ulaflabilecek, neoliberal politikalar›n yans›malar›na karfl› do¤an tepkilerin, bu özellikleriyle sistemin do¤rudan hedefi olaca¤›, yeflermeden kurutulmaya çal›fl›laca¤› çok aç›kt›r. Tam da bu yüzden sistem bask›, y›ld›rma ve içsellefltirme taktiklerini uygulamaya geçirirken, devrimci öznenin yoklu¤unda, bu uygulamalar karfl›s›nda kendili¤inden tepki hareketlerinin kondisyonu yetersiz kal›r, solu¤u mücadeleyi ileriye tafl›maya yetmez. Bu süreç ancak devrimci öznenin müdahalesi ve onun, sistemin tüm inand›r›c›l›¤›n› yerle bir ederek maskesini alafla¤› edecek devrimci eylemi ile gerçekli¤e kavuflabilir. Devrimci eylem tarihin ak›fl›n› h›zland›racak en temel katalizördür. Yüksekö¤retim sistemine dönük piyasalaflt›rma sald›r›s› ivme yakalayarak h›zlan›rken içsel tepkilerin a盤a ç›k›fl seyri oldukça yavafl ifllemektedir. Tam da bu yüzden üniversite içinden yükselen piyasalaflt›rma karfl›t› tepkilerin do¤mas› ard›ndan gelen olgunlaflma dönemi üniversiter e¤itimin zaman aral›¤›nda gerçekleflmemektedir. T›rt›l kozas›n› yararak d›flar› ç›kmaktad›r ancak art›k bambaflka al›flkanl›klar› olan, bambaflka koflullarla karfl›laflan yeni bir canl›d›r. Üniversitelilerin durumu da buna benzemektedir. E¤itim sürecinde çemberi yaramayan üniversiteli, s›n›fsal konumundan kayg›lar›na kadar bir dizi özelli¤i de¤iflmifl bir biçimde gerçekle yüzleflmektedir. Tersten okumak gerekirse bugün piyasalaflt›rma sald›r›s› alt›nda olan üniversiteler erken do¤umlar› yaratacak devrimci eylemi beklemektedir. Siyaset hayat›n› birbirine ba¤l› halkalardan oluflan uçsuz zincire benzetirsek devrimci eylem günün somut çeliflkilerini ifade eden zincirin en yak›n, en elle tutulur halkas›na yap›lan müdahalede gizlidir. Bu bak›mdan devrimci öznenin müdahalesi somut koflullar›n tahliliyle be-

15

DEVR‹MC‹ GENÇL‹K

SAYI 20

lirlenecek en yak›c› çeliflkiye odaklanarak eyleme geçme sürecinden baflka bir fley de¤ildir fiüphesiz içinden geçti¤imiz dönemde tek boyutlu bir mücadele yürütülmesi beklenemeyece¤i gibi ülkenin politik atmosferi de buna ço¤unlukla izin vermez. Ancak her tarihsel dönemde oldu¤u gibi bu dönemde de temel sürükleyici mücadele bafll›¤›n›n tespit edilmesi ve mevzinin bu mücadele bafll›¤› ard›nda kurulmas› gerekmektedir. Bugün ülkemiz s›n›flar mücadelesinin geliflmesindeki ana eksen neoliberalizme karfl› hak mücadeleleri iken bunun gençlik mücadelesi aç›s›ndan ad› ve anlam› piyasalaflt›rmaya ve gericili¤e karfl› mücadeledir. 90’l› y›llardan bu güne Devrimci Gençlik hareketi üniversiter sistemin piyasalaflt›r›lmas› stratejisine karfl› yürütülen direniflin ideolojik/politik/örgütsel öncüsü olmufltur. Bu uzun erimli mücadele hiç flüphe yok ki çok ciddi tarihsel deneyimler ve kazan›mlar› da beraberinde getirmifltir. Fakat çok daha önemlisi neoliberal piyasalaflt›rma sald›r›s› karfl›s›nda gençli¤in direncinin temel belirleyeni olarak sahip olunan ideolojik-politik öngörü piyasalaflt›rmaya karfl› istikrarl› ve inatç› bir mücadele çizgisinin örgütlenmesiyle elde edilmifltir. Bugün ulaflt›¤›m›z tarihsel dönemde yüksekö¤retim sisteminin piyasalaflt›rma sürecinde gelinen nokta, at›lan ad›mlar ve hedefler devrimci gençlik hareketi özneleri için tam da bu yüzden flafl›rt›c› de¤ildir. Kritik dönemlerde (harç zamlar› gibi) h›zl› ve etkili bir mücadele prati¤inin yarat›lmas›n›n alt›nda bu tarihsel aktar›ma dayanan mücadele deneyimi yatmaktad›r. Gençlik hareketinin tarihsel deneyimlerini bugüne aktarmak tarihin tekrar›yla de¤il günün somut koflullar›yla yeniden flekillenmifl bir devrimci eylem çizgisinin yarat›lmas› ile mümkün olabilir. Kuflkusuz neoliberal piyasalaflt›rma sald›r›s› ve onun yaratt›¤› y›k›m yüksekö¤retim sisteminin her alan ve köflesinde çok parçal› biçimler alt›nda a盤a ç›kmaktad›r. Üniversiteler aras›nda hatta ayn› üniversitenin farkl› fakülteleri aras›nda dahi bu çok parçal›l›k üniversitelilerin neoliberal politikalar karfl›s›nda gösterdi¤i tepkiyi belirleyebilmektedir. Bu bak›mdan bütünlüklü bir sald›r› olarak neoliberal piyasalaflt›rmaya karfl› mücadele, yerellerde farkl›laflan en yak›c› çeliflkiyi yakalayacak ayr›nt›l› bir çal›flmay› gerektirmektedir. Bu çeliflki, kimi yerde yemekhane/kantin sorunlar›nda, kimi yerde paral›laflt›rma uygulamalar›nda, kimi yerde geleceksizlik sorununda, kimi yerde ise çok daha politik bir gündem üzerinden a盤a ç›kabilir/ç›kmaktad›r. Ancak en küçük de¤ifliklik bütünsel bir sald›r›n›n sonucu olarak yaflanmaktad›r. Tüm bu farkl› alanlar esas›nda devrimci y›¤›na¤›n yap›ld›¤› temel mücadele mevzileridir. Bu mevzilere yap›lacak y›¤›nak, can yak›c› bir flekilde hissedilecek yasa, yönetmelik, zam vs. anlar›nda patlaman›n gücünü belirleyecektir. Bugün farkl› alanlarda a盤a ç›kan tepkiler m›knat›s›n parçalanm›fl haline benzemektedir. Tek bafllar›na güç ve etkileri zay›f olan parçalar birlefltiklerinde as›l çekim merkezini oluflturur. Ancak m›knat›s›n birleflebilmesi için kutuplar›n›n do¤ru bir biçimde yan yana getirilmesi gerekir. Ö¤renci hareketi de t›pk› m›knat›s gibi parçal› tepkilerin ortak politik bir çizgi arkas›nda bir araya gelmesi sonucu oluflur. Kutuplar›n yerini dizayn edecek ve onlar› bir araya getirecek ittirici güç ise devrimci öznededir.


DOSYA

www.devrimcigenclik.org

‹ran’da ö¤renci hareketi Rejim sars›l›rken devrimin küskün çocuklar› yeniden sahneye ç›k›yor ‹ran yeni y›la seçimlerden sonraki en fliddetli sokak eylemleriyle girdi. 7 Aral›k’taki ö¤renci günü, reformist din adam› Muntazari’nin ölümü ve Aflure günleri geleneksel din adamlar› iktidar›n› ve hükümeti karfl›s›na alan ayaklanmalara dönüfltü. Yaflananlar seçim sonras›ndaki atmosferin gelip geçici olmad›¤›n›, halk›n tepkisini oluflturan dinamiklerin varl›¤›n› devam ettirdi¤ini gösterdi. Haziran’da görünürde seçim sonuçlar›na hile kar›flt›r›lmas› gibi ‹ran tarihinde s›radan denilebilecek bir olay sonras›nda geliflen eylemlere birçok farkl› yorum getirildi. Bu yorumlar, güdümlü eylemcilere karfl› Ahmedinejad’›n kararl› ABD karfl›tl›¤›ndan dolay› alk›fllanmas›ndan, ülkeye demokrasi getirmesi umulan Musevi gibi reformistlerin öncülük etti¤i eylemlerin desteklenmesi gerekti¤ine dek yay›lan bir yelpaze içerisinde yer al›yor. Bu yorumlar›n birço¤u ‹ran’daki hareketin ba¤›ms›z taban dinamiklerini ve ilerici niteliklerini gözden kaç›r›yor. ‹ran gibi ifade ve eylem hakk›n›n k›s›tland›¤› bir ülkede insanlar›n soka¤a ç›kmakta gösterdi¤i kararl›l›k ve kolluk kuvvetlerine karfl› gösterdikleri direnç eylemlerin taleplerini de daha ileriye tafl›yan bir güç ve sistemin kurumsal dayanak noktalar›na daha ciddi sorgulamalar›n gelifltirildi¤i bir kaynak oluyor. Yani eylemlerin içinden ortaya ç›kan yeni bir toplumsal profil ve yeni radikal düflünceler göz ard› edilemez. Reformist din adamlar› taraftarlar›n›n eylemlerde yer almas› bu gerçe¤i de¤ifltirmemektedir. Önemli olan hareketin içerisindeki sol taleplerin a盤a ç›kar›lmas› ve bu do¤rultuda mücadele veren insanlar›n ço¤almas›d›r. Eylemlerde at›lan sloganlarda de¤inildi¤i gibi ‹ran’daki atmosfer 1979 devrimi öncesi halk ayak-

lanmas›n› an›msatmaktad›r. Sistemin temellerini tehdit eden bu hareket içerinde, 79’dan farkl› olarak iflçi s›n›f›n›n ve yoksullar›n deste¤i s›n›rl› ve örgütsüzdür. Bu koflullar alt›nda de¤iflecek iktidar›n neoliberalizme uyumlu ve ABD yanl›s› karfl›-devrimciler olmamas› geliflen bir halk hareketinin içerisinde iflçilerin, yoksullar›n ve tüm ezilenlerin birli¤ini sa¤layacak sol bir gücün do¤ufluna ba¤l›d›r. Sokak eylemleri halk›n de¤iflim arzusunun d›flavurumu oldu¤u gibi, ayn› zamanda da “de¤iflimin öncülerinin” aray›fl›d›r ve yarat›lma an›d›r. Seçimlerden bugüne üniversiteler hemen her gün iktidar karfl›t› gösterilere ve devletin milis kuvvetleriyle çat›flmalara sahne oluyor. 7 Aral›k’ta oldu¤u gibi üniversitelerde bafllayan eylemler, h›zla halk›n kat›ld›¤› sokak çat›flmalar›na dönüflüyor. ‹ran’daki toplumsal dönüflümlerin (gerek devrimci, gerek karfl› devrimci) en güçlü öznelerinden olan üniversite ö¤rencileri ‹ran’da h›zl› bir radikalleflme sürecinden geçiyorlar. Sosyalist düflüncelerin üniversitelerde yer bulabilmesinin ötesinde, halk›n sokaktaki mücadelesinde taleplerin ve eylem biçimlerinin reformist çerçevenin d›fl›na ç›kt›¤› görülüyor. En basit demokratik taleplerin sistemin özüne sald›ran militan eylemlere dönüflmesi, ‹ran’da de¤iflim isteyen kitlelerin afla¤›dan gelen sürekli bir huzursuzluk dalgas›yla besleniyor. ‹ran’daki toplumsal hareketlerin egemen veya emperyalist güçlerden ba¤›ms›zl›¤›, eylemlerin ufkunun reformist ve dinci-gerici siyasetlerin ötesine geçip-geçemedi¤i, eylemlerin dini iktidara karfl› olman›n yan›nda emekten yana talepleri ne ölçüde bar›nd›rd›¤› bugün ‹ran’daki sosyal hareketlili¤i yorumlarken ilk akla gelen sorular. Bu yaz› bu sorula-

16

DEVR‹MC‹ GENÇL‹K

SAYI 20

ra cevap vermek için ‹ran’daki eylemlerin tarihsel arka plan›n›, harekete zemin haz›rlayan koflullara, hareketin önündeki engellere ve ilerici olanaklara, harekete müdahale etmeye çal›flan egemen cephelerin özelliklerine de¤inerek inceleyecektir. Bu eylemlerde belirleyici olan ve özellikle son on y›ld›r eylemlerini toplumsallaflt›rabilen ve toplumsal hareketlerle aktif ba¤lar kurabilen ö¤rencilerin politik hareketlili¤i ise Ortado¤u’da gençlik hareketlerine dair temel bir bak›fl aç›s› kazand›rmak umuduyla ayr› bir bafll›k alt›nda ele al›nacak.

Eylemlere zemin haz›rlayan deneyimler Haziran ay›ndaki eylemler yaln›zca demokrasi ve özgürlüklerin kapsam›n›n geniflletilmesini isteyen bir orta s›n›f›n de¤il, ayn› zamanda özellefltirmelerin ve güvencesizli¤in tehdit etti¤i yoksul ve iflçi kesimlerin de tepkilerinin a盤a ç›kmas›yd›. ‹flsizli¤e ve özellefltirmelere karfl› at›lan sloganlar, ‹ran’›n yak›n geçmiflinde haklar›n› kazanmak için çabalar›yla mesafe kat eden iflçilerin ve yoksullar›n da eylemlerin önemli bir bilefleni oldu¤unu gösteriyor.

Haziran eylemlerinin iflçi özneleri 2004 y›l›nda iflçi s›n›f› eylemleri ülke çap›nda yayg›nlaflt›. Ocak ay›nda Hatunabad’daki Bak›r Eritme Fabrikas›’nda iflten ç›karmalara karfl› yap›lan iflgal, Hodro otomotiv fabrikas›nda, ifl güvenli¤i, kadrolu iflçilik talepleriyle greve gidilmesi, yeniden kurulan Otobüs fiirketleri Çal›flanlar› Sendikas› (Vahed)’in yolculardan para almayarak gerçeklefltirdi¤i eylemler yak›n dönemin köfle tafllar›ndan. ‹ran’da devrim sonras›ndaki toprak politikas›, Irak-‹ran savafl›n›n sonucu olan göçler, kontrolsüz kentleflme Tahran gibi flehirlerin kat be kat büyümesine neden oldu. Yoksullar, yeni orta s›n›f›n ortaya ç›k›fl›yla mülksüzleflen kitleler, ö¤renciler ve iflçiler flehirlerin bu genleflen k›s›mlar›nda neoliberalizmin h›zl› bir dönüflüm ve politik hareketlilik içerisine soktu¤u kitleleri oluflturdu. Nüfusun yüzde 68’inin flehirlerde yaflad›¤› ‹ran’da toplumun en üst yüzde 2’lik k›sm› en alt yüzde 2’lik k›sm›ndan 25 kat fazla gelire sahip. (DB 2006) Resmi yoksulluk s›n›r› 4 milyon rialken asgari ücret 1,8 milyon rialde. (2007 Nisan) Emek alanlar› h›zla güvencesizlefltirme, sa¤l›ks›zlaflt›rma, yoksullaflt›rma, örgütsüzlefltirme politikalar›na maruz kald›¤› gibi emek örgütleri de bask› (sendika liderlerinin tutuklanmas›) ve ‹slamlaflt›rma (‹slami Konseyler) politikalar›na karfl› s›n›f temelli varl›¤›n› korumaya çal›fl›yor. Ahmedinajad yönetiminin 2006’da ç›kard›¤› Çal›flma Kanunu (firman›n verimlili¤inde düflüfl iflçi ç›karma için yeterli hale geldi) ve sadece 2007’den beri 400’ün üzerinde kuruluflu özellefltirmesi sistemin yoksuldan yana söylemlerinin de inand›r›c›l›¤›n› yitirmesine yol aç›yor. 2009 Haziran›nda geliflen eylemlere, Vahed ve Hodro iflçileri taraf›ndan verilen destek sistem karfl›tl›¤›n›n iflçi s›n›f› ve yoksul kesimler aras›nda yayg›nlaflmas›n›n örnek ad›mlar›ndan biriydi.


DOSYA

www.devrimcigenclik.org

Zeliha TEKEL‹

Eylemlerin önündeki engeller

Yoksul eylemlerinin ilk dalgas›

Yoksullar›n iktidara ba¤›ml› k›l›nmas› ve bask› alt›nda tutulmas› Yoksullar›n ve iflçi s›n›f›n›n seçim sonras› eylemlere kat›lmadaki zay›fl›¤›nda, Humeyni zaman›ndan bugüne kalan dini liderli¤in yoksul kesimle kurdu¤u paternalist iliflkiler ve bask› mekanizmalar› rol oynuyor. Engelliler ve Mazlumlar Hay›rseverlik Kurumu 90-95 y›llar› aras›ndaki 430 milyon dolarl›k gelirinin büyük k›sm›yla özellefltirilmifl flirketleri sat›n al›yor, gelirin bir k›sm› ise Devrim Muhaf›zlar›’na ve tüccar s›n›f›na aktar›l›yordu. Ahmedinejad döneminde özellefltirilen kurumlar bonyadlar (ülke gelirlerinin yüzde 15’ini kontrol eden hay›rseverlik kurumlar›) ve ordu taraf›ndan sat›n al›nd›. May›s 1979’da kurulan ‹slamc› Devrimci Muhaf›z Birli¤i (Pasdaran) devrim sonras›nda yo¤unlaflan eylemleri bast›rmak için kullan›ld›. 1981-1985 aras›nda yaklafl›k 12 bin ‹slami Cumhuriyet karfl›t› bu güçler taraf›ndan öldürüldü. ‹ran’da dini liderlik yoksullar ve onlar›n aktivizmi konusunda popülist ve militarist politikalar›yla sürekli güç sahibi oldu.

“D›fl mihraklar›n” veya reformist egemenlerin Haziran eylemlerine öncülük etti¤i görüflü, eylemlerin özgücünü, ‹ran tarihinin tabandan geliflen yoksul hareketlerini, iflçi grevlerini ve ö¤renci eylemlerini görmezden geliyor. ‹ran’da toplumsal muhalefet örgütlerinin ezildi¤i dönemlerde dahi, kentsel dönüflüm, yoksulluk ve iflsizli¤in devrimin büyük hayal k›r›kl›¤›yla birleflerek tetikledi¤i fliddetli eylemlerin oldu¤u görülüyor. 1988’de ‹ran-Irak savafl›n›n sona ermesi ve 1989’da Humeyni’nin ölümü ‹ran’da toplumsal hayat› kontrol eden iki temel kuvvetin yoklu¤unda ‹slam Cumhuriyeti

üzerine yo¤un tart›flmalar› beraberinde getirdi. Savafl ve kriz, Rafsancani döneminin neoliberal ekonomi giriflimleriyle birleflince 91-95 aras›nda yoksullar›n eylemlerinin ilk dalgas› yafland›. 91 A¤ustos’unda Tahran ve 92’de fiiraz ve Arak gecekondu y›k›mlar›na ve zorunlu göçlere karfl› ayaklanmalara, 92’de Maflhad yerleflim yerlerinin belediye taraf›ndan yasal tan›nmamas› üzerine geliflen eylemlere, 95’te Tahran’›n güneyindeki bir gecekondu flehri olan ‹slamflehir ulafl›m ücretlerine zam yap›lmas› üzerine üç gün süren ayaklamalara tan›kl›k etti.

Gerici sistemin kurumsallaflmas› Kurulufl aflamas›nda ‹slami Cumhuriyet’in askeri, kültürel ve bürokratik ayaklar› dokunulmaz ve de¤ifltirilemez olarak yap›land›r›ld›. Bu durum basit demokratik taleplerin do¤al sonucunun sistemle çat›flmak oldu¤u bir siyasi ortam› yarat›yor. Vatandafllar›n siyasal kat›l›m›n›n önüne geçti¤i için tepkilerin eylem biçimlerine dönüflmesine olanak sa¤lamakla beraber gerici sistemin kurumsallaflmas› ayn› zamanda muhalif sesler üzerinde yo¤un bir bask›y› Allah’tan al›nan bir yetkiyle uygulamay› da kolaylaflt›r›yor. Humeyni döneminde infla edilen Pasdaran, Kültür Konseyi, Muhaf›zlar Konseyi gibi kurumlar bugün de askeri, kültürel ve bürokratik alanlarda rejimin temellerini teflkil ediyor. Meclisin üzerinde bir yasama-yönetme erkine sahip olan din adamlar› s›n›f›n›n yetkileri Uzmanlar Toplulu¤u ve Muhaf›zlar Konseyi gibi kurumlar taraf›ndan güvence alt›na al›nm›fl durumda. Din adamlar›ndan oluflan Muhaf›zlar Konseyi meclisin tüm kararlar›n› onaylama ve veto etme, seçimlerde adaylar› yasaklama gibi yetkilere sahip.

Bat› karfl›tl›¤› ve milliyetçili¤in etkisi ‹ran’da 79 devriminin öncülü¤ünü kazanan siyasal iktidar›n imaj› bugün de ‹ran halk›n›n önemli bir k›sm› taraf›ndan el üstünde tutuluyor. “Devrim günlerine geri dönme” söylemiyle bu imaj› sahiplenmeye çal›flan Ahmedinejad, ABD’ye karfl› nükleer enerjiyi savunma hamleleriyle belirli bir sosyal tabana seslenebiliyor. Bu imaj› daha da güçlendiren ‹ran-Irak savafl› hem bugün devlet içerindeki kadrolar›n birço¤unun içerisinde yer ald›¤› bir okul, hem de milliyetçi ve bat› karfl›t› düflüncelerin önemli bir tarihsel kayna¤› durumunda. Iran-Irak savafl› Humeyni’ye toplumun milliyetçilik, ba¤›ms›zl›k gibi devrim s›ras›nda kabaran duygular›n› seferber etti¤i ve kendi politikalar›n› büyük bir muhalefetle karfl›laflmadan hayata geçirebildi¤i bir halk deste¤i verdi. Bu meflruiyet, birçok “reformun” yan› s›ra, toplumsal hareketlere yönelik büyük bir bask›n›n, tutuklamalar›n ve infazlar›n da zeminini oluflturdu. 300 bin insan›n ölmesine, 1,6 milyon insan›n Irak s›n›r›ndaki köylerinden göç etmesine yol açan savafl, ‹ran toplumunun sosyal yap›s›n› de¤ifltirmenin yan› s›ra toplumsal bellekte de onar›lmas› güç bir tahribat yaratt›. Savaflta yer alan askerler uzun

Devrimden hemen sonra kad›nlar zorunlu örtünmeye karfl› eylem yap›yor.

y›llardan sonra evlerine döndüklerinde, ‹ran devriminin propagandas› olan toplumsal adalet ve özgürlükle, yükselen din adamlar› ve tüccarlar s›n›f›n›n çeliflkisiyle yüzlefltiler.

meye (hijab) karfl› geliflen binlerce kiflilik kad›n eylemlerinin sol taraf›ndan ilgi görmemesine ve Humeyni’nin “ilerici burjuvazinin temsilcisi” olarak desteklenmesine yol açt›.

Hareketin öncülü¤ünün olmamas›

Egemen Cepheler

Eylemleri destekleyen farkl› kitleleri ilerici bir politika hatt›nda toplayacak bir sol öznenin yoklu¤u ‹ran’da devrim sonras›ndaki yo¤un bask›lar›n yan› s›ra yanl›fl siyasi tercihlerin de bir sonucuydu. Devrimden sonra, tüm ülkede fabrikalar›n iflçi denetimine girdi¤i, ba¤›ms›z sendika ve iflçi konseylerinin kuruldu¤u, yoksullar›n toprak, ev ve otel iflgallerinin yayg›nlaflt›¤›, kad›n ve Kürt hareketinin haklar› için soka¤a ç›kt›¤›, k›sacas› tüm bask› alt›nda tutulan kesimlerin gelece¤i belirsiz bir ülkenin kaderinde söz sahibi olmak için kendini gösterdi¤i tarihi bir dönem yafland›. Bu dönemde sol, iflçi, gençlik ve kad›n cepheleri olufltururken, farkl› cepheleri ortak bir mücadele ekseninde birlefltirmekte baflar›s›z oldu. Humeyni, iflçi konseylerini ‹slami konseyler haline getirip, Pasdaran arac›l›¤›yla toplumsal hareketleri bast›rabildi. Di¤er yönden, solda hakim olan iki aflamal› devrim teorisi, sosyalist devrimin, ulusal burjuvazinin ba¤›ms›zl›k ve demokrasi mücadelesini tamamlamas›n›n ard›ndan mümkün olabilece¤ini söylüyordu. Bu görüfl 79 Mart’›nda zorunlu örtün-

Eylemler iki egemen blok için de kriz dinamikleri yarat›yor: Reformistler ‹slam Cumhuriyeti’ni devirmek için hareketlenen, dini liderlerin resimlerini yakan ve polisle çat›flan eylemcileri sahiplenemezken, muhafazakarlar da neoliberal politikalar›n yol açt›¤› yoksulluk ve popülist politikalar›n›n çeliflkisini daha rahats›z edici biçimde yafl›yorlar.

17

DEVR‹MC‹ GENÇL‹K

SAYI 20

Reformistler Rafsancani ve Hatemi hükümetleri ‹ran’da politik reformlara aç›k yeni bir sermaye s›n›f›n›n oluflmas›n›n önünü açt›. Uzayan ‹ran-Irak savafl›, petrol fiyatlar›n›n 86’daki h›zl› düflüflü, Amerika’n›n ambargosu ve dünya ekonomisine ba¤›ml›l›k, 80’lerde ‹slam Cumhuriyeti’nin devlet kontrolündeki ekonomisinin yenilgisiyle sonuçland›. 89’da bafllayan özellefltirmeler ve ‹MF, Dünya Bankas›’ndan al›nan kalk›nma görevleri (Haziran 1990) serbest piyasaya geçiflin simgesel anlar›ndan oldu. Fakat dünya ekonomisiyle bütünleflmeyi sa¤lamaktan ziyade, Rafsancani hükümeti, kamu mallar›n›n hükümet ba¤lant›l› isimlere ucuzdan sa-


DOSYA

www.devrimcigenclik.org

Sokak eylemcileri nas›l tan›mlan›rsa tan›mlans›n gericili¤in infla edildi¤i alanlarda korkusuzlu¤u bast›r›lanlar›n içine yay›yorlar. Dayan›flan ve kitleselleflen ö¤renciler üniversiteyi ba¤›ms›zlaflt›rarak insanlar› özgürlefltiren bir ak›m›n dinamosu haline getirmek için ad›m at›yorlar. t›lmas›yla ilgilendi. Rafsancani’nin yolsuzluklar› ve s›n›flar aras› gelir uçurumlar›n›n genifllemesi, halk›n gündelik yaflam›na yo¤un bask›larla birlikte Hatemi’nin 1997’de baflkanl›¤a seçilmesinde önemli bir yer tuttu. 1998-1999 y›llar› bir yanda bask›lar›n azalmas› üzerine geliflen sokak hareketleri ve iflyeri grevlerinin alt›n y›llar› olurken di¤er yanda ‹ran kontrgerillas›n›n reformist entelektüellere yönelik cinayetlerinin ço¤ald›¤› bir dönemdi.

oluflturulan kudretli devlet, 2009 Haziran’›nda oldu¤u gibi tökezledi¤i anda soka¤a dökülecek milyonlar›n bask›ya ve sömürüye tepkisini besliyor.

‹ran’da Devrim Sonras› Kültürel Dönüflüm ve E¤itim Sistemi E¤itimin piyasalaflt›r›lmas› ve gericilefltirilmesi ‹ran’da günlük yaflamda merkezi bir rolü olan ‹slam, egemen din adamlar› taraf›ndan bask› ve gericilik politikalar›n›n bir unsuru olarak kullan›l›yor. 12 Haziran 1980’de üniversitelerin “bat›l› etkilerden ar›nd›r›lmak” için kapat›lmas›yla bafllayan “Kültür Devrimi” ö¤rencilerin, akademisyenlerin tutuklanmas› ve okuldan at›lmas›, kitaplar›n yasaklanmas› ve ‹slami de¤erler üzerine kurulan bir e¤itimin inflas›n›n zemini oldu. 1984 y›l›nda kurulan Yüksek Kültürel Konsey, baflkanl›¤› dini lider taraf›ndan yap›lan ve üniversiteleri do¤rudan siyasal iktidara ba¤›ml› k›lmaya yarayan bir organ olarak ifllev görüyor. (97’de Hatemi, 2005’te Ahmedinejad baflkanl›¤›n› yapt›.) Rafsancani döneminde ekonomik alt yap›daki dönüflümü sa¤layacak ‹slami de¤erlere sahip fakat neo-liberal bir orta s›n›f yaratmak için üniversi-

Muhafazakarlar Reformist çevrelerin demokratikleflme için istekleri bir yana güçlerinin de olmad›¤› 2004’te meclis seçimlerinde reformist adaylar›n yasaklanmas›yla iyice a盤a ç›km›flt›. Yoksullara yönelik bir sosyoekonomik programdan yoksun olan Hatemi, sermaye çevrelerinin istikrarl› bir politik atmosfere ihtiyaç duymas› üzerine 2005 baflkanl›k seçimlerinde yerini popülist politikalar› ve dini liderin deste¤ini arkas›na alan Ahmedinejad’a b›rakt›. ‹ran-Irak savafl› s›ras›nda Devrimci Muhaf›zlar Ordusu’na ba¤l› bir asker olan Ahmedinejad, iktidara geldi¤inde ordunun yönetimdeki gücünü artt›rd›. Pasdaran seçimden sadece 10 ay sonra do¤algaz borusu yap›m› ve metro inflaat› gibi anlaflmalara imza atarak varl›klar›n› 3’e katlad›. Ahmedinejad özellefltirmeye karfl› geliflen tepkileri engellemek için özellefltirilecek kurumlar›n hisselerinin yüzde 40’›n› daha sonra geri almak üzere “adaletli paylafl›m” ad› alt›nda yoksullara da¤›tt›. Petrol fiyatlar›n›n art›fl›yla beraber elde edilen yüksek gelir, e¤itime ve sa¤l›¤a ayr›lan bütçede herhangi bir de¤iflime yol açmad›. Ekim 2008’de enflasyon oranlar› yüzde 29’a, iflsizlik oranlar› resmi verilere göre yüzde 18’e ulaflt›. Kapitalizmin ‹ran’daki geliflim seyri, baflta petrol ve do¤algaz gelirleri olmak üzere ülkenin tüm kaynaklar› üzerinde sürekli bir paylafl›m savafl›n› sürdüren egemen cepheleri siyaset arenas›na ç›kar›yor. Bu cephelerin (reformist-muhafazakar, seçimle gelmifl-seçilmemifl, devletçi ekonomi-liberal ekonomi vs.) birbirleriyle savafl›rken ald›klar› yenilgiler onlar›n yeniden yap›lanmas›n› (örne¤in devletçi kapitalizmin, yoksullar› d›fllayan politik söylemlerin tasfiyesi) sa¤larken, sistem neoliberalizmin ekonomik alt yap›ya egemen olmas› yolunda ilerliyor. Fakat bürokrasi s›n›f› içerisindeki burjuvazinin (milyoner mollalar) sahip oldu¤u ayr›cal›kl› konum, devletten ba¤›ms›z bir burjuvazinin ve do¤al olarak kapitalist geliflmeyi sa¤layacak rekabetin de eksikli¤ine sebep oluyor. Bu durum, ‹ran’da devleti güç elde etmenin ve sömürünün merkezi bir arac› haline getiriyor. Din adamlar›n›n dokunulmazl›¤›, güçlü bir ordu ve bürokrasi elinde toplanan sermaye ile

Bir ö¤renci Ahmedinejad’› konuflmas› s›ras›nda protesto ediyor. Dövizde “Faflist Baflkan Politeknik Üniversitesi’nden defol” yaz›yor.

te e¤itimi yayg›nlaflt›r›lmaya baflland›. 1977’de üniversiteye kay›tl› ö¤renci say›s› 160 bin, 1988’de 200 bin, 2000’de ise 1,4 milyondu. Üniversite e¤itiminin üretim iliflkilerinde belirleyici bir unsur olmas›, savafl gazilerini, siyasi elitleri ve devlet bürokrasisini üniversitelere yöneltti. (üniversitelerde bugün de savafl gazilerine ve basije ayr›lan bir kota bulunuyor) 1982’de Rafsancani, Jasbi ve Humeyni’nin tüm devlet üniversitelerinin kapat›ld›¤› bir zamanda kurdu¤u özel Azad Üniversitesi, Rafsancani’nin döneminde h›zla büyüyerek ülke genelinde 1,2 milyon ö¤rencinin kay›tl› oldu¤u 300’e yak›n kampüs açt›. Azad Üniversitesi, 2009 seçimlerinde ç›kard›¤› süreli yay›nlar›yla Musavi’yi desteklemiflti. Üniversite mezunlar›n›n yüzde sekseninin devlet sektöründe çal›flmas› ve e¤itim sisteminin giriflim-

18

DEVR‹MC‹ GENÇL‹K

SAYI 20

cilik ve grup çal›flmas› gibi yöntemlerle hafl›r neflir olmamas› (özel üniversitelerde dahi kariyer etkinlikleri yap›lm›yor) e¤itimin piyasaya uyumunda henüz emeklemekte oldu¤unu gösteriyor. Bununla beraber neoliberal ekonomiye geçiflte, özellefltirmelerin art›fl› ve ‹ran’›n büyük sanayi kurulufllar›n› da kapsamas› e¤itimde piyasaya uyum sa¤lama reformlar›n› da gündeme getiriyor. (2011’de ö¤renci seçme s›nav›n›n kald›r›lmas› ve ortaö¤retimin düzenlenmesi program› kabul edildi.) ‹ran geliflmekte olan ülkeler aras›nda en yüksek oranda beyin göçüne sahip. ‹flsizlik, sansür ve sosyal güvenli¤in olmamas› beyin göçünün en önemli sebepleri olarak gösteriliyor. 10 Haziran 2003’te Bilim ve Teknoloji Bakan› yurtd›fl›na giden ö¤rencileri ve para kaynaklar›n› ülkede tutmak için, üniversitelerde harç uygulamas›n›n bafllat›lmas› ve böylece e¤itimin kalitesinin art›r›lmas› gerekti¤ini söyleyerek birçok üniversitede polis ve ö¤renciler aras›nda çat›flmalara neden oldu. Befl gün boyunca, binlerce ö¤rencinin kat›ld›¤› eylemler paral› e¤itim tasar›lar›n› rafa kald›rd›.

Bilim ve Din ‹ran kök hücre çal›flmalar›nda ve nanoteknolojide dünyada ön s›ralarda yer al›yor. 2005’te ‹ran’da GDO’lu pirinç üretimine baflland› ve ilk defa koyun klonland›. 2008’de tamamen ülke içinde üretilmifl bir uyduyu yörüngeye yerlefltiren ‹ran, 2009’da ilk yapay akci¤eri üretti. (dünyada sadece befl ülke bu teknolojiye sahip) Dini kurallar›n toplumsal hayatta hakim oldu¤u ‹ran’da, teknolojinin bu denli geliflmesi nas›l yorumlanabilir? Bu sorunun cevab› ‹ran’da gericili¤in aktörlerini anlamaktan geçiyor. Humeyni’nin “kültür devrimi” geçmifle dönüfl veya “modern dünyan›n” reddi üzerine kurulu de¤ildi. Humeyni’nin kendi etraf›nda toplad›¤› entelektüel s›n›f demokrasiden daha acil olarak, kalk›nmay› sa¤layacak sermaye birikimine, endüstrileflmeye ve tekni¤e ihtiyaç duyuyordu. Humeyni’nin Kültür Devrimi bilimsel üretimin önüne geçmekten ziyade toplumsal alanlar› ‹slamilefltirme, üniversitelerden solu sökme ve kendi liderli¤ini dokunulmaz ve kutsal k›lmak içindi. Neoliberalizme eklemlenen ‹ran’da, rekabet, verimlilik ve tüketimde hedeflerin gerçeklefltirilmesi için de böylesi bir teknolojik ilerleme gerekli. Teknolojik ilerlemenin (bilimin de¤il) ve gericili¤in uyumunu, ‹ran’da Kahsan Üniversitesi’nden bir örnek gözler önüne seriyor. Nanoteknoloji çal›flmalar›nda önde gelen üniversitelerden olan Kashan Üniversitesi’nin rektörü, ‹slami zorunlu örtünme hakk›nda çal›flma yapacak ö¤rencilere hukuk alan›nda burs verece¤ini duyurmufltu.

‹ran’da Ö¤renci Hareketi- Devrimin ruhu yeniden aram›zda Faflizmin ayg›tlar› Bat›-karfl›t›, dini ve popülist propagandan›n daha kolay tesir etti¤i yoksul gençlik, devrimden bugüne dek muhalifleri bast›rmak için milis güçler olarak kullan›ld›. Üniversite içerisindeki ö¤rencilerin de kat›ld›¤› basij, üniversitelerde bir kontrol mekanizmas›n›n unsuru olarak hareket ediyor. Basijin ço¤unlu¤unu oluflturan yoksul gençler için, basije kat›lmak bir gelir kap›s›, idealist düflüncelerinin tatmin edildi¤i bir alan ve sayg›de¤er olmak anlam›na geliyordu. 90’lar›n sonunda savafl›n kültürel havas›n› koklamam›fl, kitleselleflen üniversite e¤itiminin içinde yetiflmifl, giysilerinden, dinledikleri müziklere kadar Bat› kültürüyle aflina yeni bir gençlik profilinin ortaya ç›kmas›yla basijin toplumsal konumu da afl›nmaya bafllad›.


DOSYA Ö¤renci hareketinin radikalleflmesi Ö¤renci hareketinin tecrübeleri, özgürlük ve demokrasi gibi taleplerinin sistem taraf›ndan karfl›lanamayaca¤›n› ö¤renciler içerisinde yayg›n bir kan› olarak yer ettirdi. Haziran 1999’da, Hatemi’nin destekçisi olan yeni gençli¤in, Reformist Salam gazetesinin kapat›lmas› üzerine Tahran Üniversitesi’nde yapt›¤› eyleme basij ve Hizbullah sald›rd›. Yüzlerce ö¤renci yaraland›, yurtlar›n pencerelerinden at›ld› ve bir ö¤renci öldürüldü. Ertesi günlerde birçok flehirde iflsiz gençli¤in de kat›ld›¤› çat›flmalar›n yayg›nlaflmas› üzerine Hatemi ö¤renci eylemlerini desteklemedi¤ini aç›klad›. Alt› gün boyunca süren eylemler, Muhaf›zlar Konseyi’nin düflünce suçunu yasalaflt›rmas› ve onlarca ö¤rencinin tutuklanmas› ile bask› rejiminin daha da kat›laflt›¤› bir politik düzleme geçiflin sinyalleri oldu. Fakat ayn› zamanda ö¤renci hareketinin reformizmin elefltirisini yapmas›n› ve sosyalist düflüncelerin de tohumlar›n› saçacak tart›flmalar›n olgunlaflmas›n› mümkün k›lan yola bu eylemlerle girildi. 2003 yerel seçimlerinde üniversitedeki ö¤renci gruplar›n›n büyük ço¤unlu¤u hiçbir aday› desteklememe karar› ald›. 2003 y›l›nda devlet üniversitelerinin özellefltirilmesine karfl› geliflen eylemler neoliberal e¤itim politikalar›na karfl› refleksif bir yan›tt›. Fakat ayn› dönemden kalma üniversite s›nav›na girmeden devlet üniversitelerinde parayla okuma uygulamas› halen yürürlükte. ‹ran’da özel üniversitelerin yayg›nl›¤› ve ö¤rencilerin yüzde 54’ünün bu üniversitelerde okumas›, devlet üniversitelerinde ikinci ö¤retim hariç e¤itimin paras›z olmas› ve ö¤renci hareketinin bafll›ca gündeminin rejimin bask› ve kontrol politikalar› olmas› üniversitelerde paral› e¤itime karfl› bir mücadele hatt›n›n az geliflmiflli¤ini aç›klayabilir. Yine de 2009 y›l›nda birçok üniversitede yap›lan kantin boykotlar› neoliberal uygulamalara karfl› üniversite örgütlülü¤ünün tetikte oldu¤unu gösteriyor. Haziran seçimleri ö¤renci hareketinde radikalleflme ve kitleselleflmenin dönüm noktas› oldu. 7 Aral›k 2009’da, 56 y›l önce Amerikan destekli darbede öldürülen 3 ö¤rencinin an›ld›¤› ö¤renci gününde binlerce ö¤renci ülkenin dört bir yan›nda rejim karfl›t› sloganlarla sokaklar› doldurdu. Reformistlerin eylemlerde fliddet kullan›lmamas›n› istemesine ra¤men, binlerce ö¤renci polisle çat›flt›, “Diktatör’e ölüm” sloganlar› att› ve Allah yaz›s›n›n ç›kar›ld›¤› ‹ran bayraklar› tafl›d›lar. Kürdistan Üniversitesi’nde sosyalist Ehsan Fattahyan’›n idam edilmesini protesto etmek için Humeyni ve Hamaney’in resimleri yak›ld›.

Üniversitede gericili¤e karfl› mücadele ‹ran’da ö¤renci hareketinin temel gündemlerini üniversitelerde kadrolaflma, kolluk kuvvetlerinin bask›lar› ve kad›na yönelik ayr›mc›l›klar oluflturuyor. Genelde rejim karfl›tl›¤› çat›s› alt›nda birleflen bu gündemler, ö¤renci hareketinin gericili¤e karfl› önemli deneyimlere sahip olmas›n› sa¤l›yor. Üniversitelerde seküler ve reformist akademisyenlerin uzaklaflt›r›lmas›, siyaset bilimi gibi stratejik alanlarda dekanlar›n istihbarat ba¤lant›l› isimlerden seçilmesi gibi uygulamalar kadrolaflman›n bir aya¤›n› olufltururken, ö¤renciler içerisindeki basijin gücünün ve yetkilerinin art›r›lmas› da di¤er bir aya¤›n› oluflturuyor. 2002’de Profesör Hashem Aghajari’nin dinin reforme edilmesi gerekti¤i yönündeki düflünceleri onun ölüm cezas›na çarpt›r›lmas›na sebep olmufl, iki hafta süren ö¤renci eylemleri cezan›n üç y›la düflürülmesini sa¤lam›flt›. 2006’da ve 2009 fiubat’›nda basij ve hükümet

www.devrimcigenclik.org

yanl›s› gruplar Amir Kabir Üniversitesi kampusüne ‹ran-Irak savafl›nda ölenleri yeniden gömmek için tören düzenlemeye çal›flt›. Üniversite ö¤rencileri kamusal alanlar›n iflgal edilmeye çal›fl›ld›¤› ve basijin üniversiteye yerleflmesinin amaçland›¤›n› söyleyerek karfl› gösterilerde bulundu. 2005 y›l›nda ‹ran tarihinde ilk defa bir din adam› Tahran Üniversitesi’ne rektör olarak atand›. Ö¤rencilerin birçok üniversitede rektöre karfl› bafllatt›¤› kampanya, rektörü istifa ettiremese de Ahmedinejad ve din adamlar›n›n üniversiteye her ad›m att›klar›nda protesto edildikleri bir ak›m›n da öncüsü oldu. Aral›k 2006’da Amir Kabir Üniversitesi’nde Ah-

2006’da düzenlenen, “kad›na yönelik ayr›mc› yasalara karfl› bir milyon imza” gibi kampanyalar, kad›nlar›n kap› kap› dolaflarak, ev toplant›lar› düzenleyerek ve interneti kullanarak güçlü bir taban hareketini örgütlemesini sa¤l›yor. Kad›nlar›n üniversitelerde ço¤unlu¤u oluflturmalar›na ra¤men, iflgücüne dahil edilmemeleri, maden mühendisli¤i gibi baz› bölümlere kabul edilmemeleri ve ‹ran’da “kad›n›n aile içindeki rollerinin” ders kitaplar›nda ö¤retilmeye çal›fl›lmas› üniversitelerde kad›nlara yönelik ayr›mc›l›¤›n baz› örneklerini oluflturuyor. ‹ran’da kad›nlar›n siyasal kat›l›m›n›n önündeki engeller, kad›nlar›n basije kat›lmas›yla sonuçlan›yor. Di¤er yanda, kentlerin yoksul kesimlerinde çal›flan gönüllü kad›n sa¤l›k iflçileri, kad›n haklar›n›n ve sa¤l›k hizmetlerinin iyilefltiril-

medinejad’›n konuflmas› “Diktatöre Ölüm” sloganlar›yla kesildi. Ekim 2007’de Tahran Üniversitesi aç›l›fl›nda ö¤rencilerin protestolar› üzerine Ahmedinejad’›n konuflmas›n›n canl› yay›mlanmas› gerçekleflmedi. 2008’de ö¤renci günü çok çat›flmal› bir rejim karfl›t› gösteriye dönüfltü ve dini lider Ali Hamaney üniversite ziyaretini yapamad›. 2009 Ekim’inde Tahran Üniversitesi’ndeki protestolar sonucunda Ahmedinejad’›n konuflmas› iptal edildi.

Eylemlerin içinde geliflen ö¤renci hareketi ‹ran’da 16 Azar’›n ard›ndan neredeyse her gün üniversiteler artan bask›lara ra¤men rejim karfl›t› gösterilere ve polisle çat›flmalara sahne oluyor. Aflure gününde insanlar›n bir araya gelmesi hükümet karfl›t› gösterilere dönüfltü. 15 eylemcinin öldürüldü¤ü çat›flmalarda 2000’ nin üzerinde insan tutukland›. ‹ran’da bast›r›lamayan ayaklanma iktidar›n dokunulmazl›k ve kutsall›k imaj›n› bir daha onar›lamayacak biçimde parçalad›. Rejimin bafll›ca dayanak noktalar› olan asker, bürokrasi, din adamlar› ve sermaye s›n›flar› kendi ayr›cal›klar›ndan büyük ölçüde vazgeçmeden, eylemlerin dinmeyece¤i görülüyor. Ö¤rencilerin ön saflar›nda oldu¤u bu

19

DEVR‹MC‹ GENÇL‹K

SAYI 20

halk ayaklanmas›n›n 1979’da fiah’› iktidardan indiren hareketten en önemli fark› örgütlü bir iflçi hareketinin ve grev dalgas›n›n yoklu¤udur. Üniversiteler demokrasi mücadelesinin merkezleri olmakla birlikte kamusal alan›n piyasalaflt›r›lmas›na dair bir mücadele birikiminden yoksun. Hükümetin özellefltirme, petrol gelirlerini ordu ve bürokrasiye aktarmas› gibi baz› bafll›klar, üniversitelilerin neoliberalizme karfl› söylemlerinin çekirde¤ini oluflturuyor. Rejim karfl›t› eylemlerin içeri¤i ve yöntemleri reformist-sermayedar egemenlerin etkisinden h›zla uzaklafl›yor. ‹slami de¤erlerin toplumsal iliflkilerde merkezi konumu devam etmekle birlik-

mesi konusunda ev ev dolafl›p kentli yoksullar› bilgilendiriyor ve haklar› için ›srarc› olmaya davet ediyor. Üniversitelerde kad›nlar güvenlik kuvvetleri taraf›ndan taciz ve tecavüzle karfl›laflabiliyorlar. 2008’de Zanjan Üniversitesi’nde özel güvenli¤in tecavüze yeltenmesinin cezaland›r›lmas›n› isteyen ö¤renciler tutuklanm›fl ve iflkence görmüfllerdi. Feminist dergi Zanan, bir kad›n›n tecavüze u¤ramas›n› haberlefltirmesi üzerine kapat›lm›flt›. Ahlak polislerinin baflörtü ve giysilerini denetlemesine karfl›, kad›nlar kot pantolonlar› ve renkli baflörtüleriyle günlük yaflamda direniyorlar. Kad›nlar›n eflit say›da yer ald›¤› seçim sonras›ndaki eylemlerde polis kurflunuyla öldürülen felsefe ö¤rencisi Neda Sultan, kad›n hareketinin simge isimlerinden oldu.

te, kad›n hareketi ve ö¤rencilerin demokrasi talepleri toplumun genifl kesimlerine rejimin dört elle sar›ld›¤› dinci gericili¤i sorgulat›yor. Ahmedinejad’›n ülke hazinesini açt›¤› ordu ve hay›rseverlik kurumlar›, yoksullar› ve iflçileri bask› ve ba¤›ml›l›k iliflkileriyle kuflatmak istedi¤ini gösteriyor. Sendikalar ve eylemler üzerindeki bask› ve gericilefltirmenin, neo-popülist politikalar›n elit s›n›flar ve özellefltirme uygulamalar›yla tezat oluflturdu¤u ve bir halk hareketinin geliflmekte oldu¤u günlerde iflçi s›n›f›n› pasiflefltirmekte ne zamana kadar baflar›l› olabilece¤i bu dönemin kritik sorusudur. Fakat t›pk› 79’da oldu¤u gibi, “üniversiteyle soka¤› birlefltirmek” isteyen yoksullar sokakta ö¤rencilerle bulufluyor. Tüm bask›lara ra¤men uluslar aras› bir kamuoyunu yaratabilen ve gözleri ‹ran üniversitelerine çeviren ö¤renci hareketi Ortado¤u’nun yeni sömürgelerinde eylemlerin içerisindeki gericilik, faflizm ve kapitalizm karfl›t› özü belirginlefltirerek, ‹ran’›n tüm kültürel dokusunu de¤ifltirerek gün be gün yürüyorlar. Kaynaklar : Middle East Report say› 241 & say› 250 Ortado¤u’da Maduniyet-Toplumsal Hareketler ve Siyaset, Asef Bayat International Socialism say› 124 Rupture and Revolt in Iran, Peyman Jafari


DIfi POL‹T‹KA

www.devrimcigenclik.org

AKP iktidar›n›n tek ekseni iflbirlikçilik Son günlerde Türkiye'nin d›fl politika stratejisinde bir de¤iflim oldu¤u tart›fl›l›yor. AB ile iliflkilerde son dönemdeki kesintili süreç, ‹srail ile yaflanan gerilimler, Ortado¤u ve Kafkaslarda daha aktif olma çabas›nda olan Türkiye’nin d›fl siyasetinde bir eksen kaymas› oldu¤u tart›flmalar›n› gündeme getirdi. Türkiye’nin d›fl siyasetinde bir eksen kaymas› yaflayarak yüzünü do¤uya çevirdi¤i tart›flmalar›n›n perde arkas›nda ise emperyalizmin Ortado¤u ve Kafkasya’daki politikalar›nda yeni roller alan ve bu politikalarda önemli bir pozisyonda olan bir Türkiye gözüküyor. Bölge halklar›na açl›k, yoksulluk ve savafltan baflka bir fley getirmeyen ABD’nin Ortado¤u ve Kafkasya bölgesindeki emperyalist projeleri ise ancak anti-emperyalist bir direniflle durdurulabilir. Bu noktada, anti-emperyalist mücadele dinamizmi köklü olan Türkiye’deki devrimci gençli¤in bu mücadelede sars›c› etkisinin olaca¤›ndan flüphe etmemek gerekir.

Bölgesel güç de¤il ikiyüzlülük AKP iktidar› siyasal ‹slamc› niteli¤ini ABD’nin emperyalist stratejilerine eklemlenmede iyi de¤erlendiriyor. Türkiye d›fl siyasetindeki yeni çizginin mimar› Ahmet Davuto¤lu bu eklemlenmedeki dayanak noktas›n› “Stratejik Derinlik” adl› kitab›nda “Bölgenin son jeopolitik, jeokültürel ve jeoekonomik bütünlü¤ünün tarihî mirasç›s› olan Türkiye, bu jeopolitik, jeokültürel ve jeoekonomik parçalanmay› aflabilen ve bölgeyi bir bütün olarak kuflatan bir stratejik yaklafl›m› gelifltirmek ve bu yaklafl›m› taktik bir esneklik içinde kademeli bir flekilde uygulamaya koymak zorundad›r.”1 sözleriyle aç›kl›yor. AKP’ye göre Türkiye siyasal ‹slamc› niteli¤ini iyi kullan›rsa emperyalist politikalar›n bölgesel dengelerinde etkin bir rol alabilir. AKP bu rolünü yerine getirebilmek için Ortado¤u’daki birçok ülke ile iliflkilerini gelifltirmeye ve inisiyatifini artt›rmaya dönük ataklarda bulundu. Ancak AKP’nin bu ataklar› bafltan sona ikiyüzlü bir politik çizgiye dayan›yor. AKP’nin bu yöndeki ilk ata¤› ise Davos’ta Erdo¤an’›n ‹srail’e karfl› flovu ile bafllad›. ‹srail’in Gazze’ye yönelik sald›r›lar›n› elefltirerek Ortado¤u’daki birçok ülkenin gözünde yeni bir imaj oluflturma amac› tafl›yan Erdo¤an’›n Davos flovu ayn› zamanda AKP’nin ‹srail’ ile olan iflbirlikçili¤ini gizleme arac›. Davos flovu ile bafllay›p tatbikat krizi ve AKP”lilerin ‹srail’e karfl› popülist aç›klamalar› ile gerilen Türkiye-‹srail iliflkileri elbette ki ABD’nin bölgedeki emperyalist stratejisinden ba¤›ms›z de¤il. Obama ile ABD’nin bölgedeki ülkelerle askeri sald›rganl›¤›n yan›nda k›smi uzlaflmac› ve diplomatik yöne a¤›rl›k verme yönünde de¤iflen stratejisinde engel teflkil eden ve Ortado¤u’daki ülkelere sürekli sald›rgan bir tutum sergileyen ‹srail’in frenlenmesi gerekiyor. Türkiye’nin ‹srail ile sürekli gerilimler yaflayabilme cüretinin arkas›nda bu neden yatmakta. Bölgede derin stratejik ba¤lar›n oldu¤u Türkiye-‹srail iliflkilerinin kesilmesi ise imkâns›z. Zaten ‹srail ile iliflkilerde

ikiyüzlü bir siyaset izleyen AKP ayn› zamanda bu ülke ile askeri-ekonomik iliflkilerin gelifltirilmesinin aktif savunucusu. Davuto¤lu’nun “‹srail ile gizli anlaflmalar›m›z var” aç›klamas›nda bulunmas› ise Türkiye-‹srail “kriz”inin kumdan kale oldu¤unun göstergesi. Ahmet Davuto¤lu’nun stratejik referanslar› ile “bölgesel güç” rolüne soyunan Türkiye, tarihsel ba¤ maskesi ile ABD’nin Ortado¤u’daki emperyalist planlar› ile olan iflbirlikçili¤ini gizlemeye çal›fl›yor. AKP özellikle ‹srail-Suriye ve ABD-‹ran aras›ndaki iliflkilerde arabulucu olma gayretlerinde bu maskeyi kullan›yor. AKP bölgede emperyalizmin ihtiyaçlar› do¤rultusunda ald›¤› yeni rolleri tarihsel ba¤ maskesi ile meflrulaflt›rma çabas›nda.

Türkiye’nin Ortado¤u’daki yeni rolü: Emperyalist stratejinin tafleronlu¤u

sonucuna göre Ortado¤u’nun en önemli sorunu ekonomi. Vak›f buna ba¤l› olarak, “Türkiye hükümeti k›sa ve orta dönemli politikalar›n› belirlerken bu veriyi kesinlikle göz önünde bulundurmal›d›r”2 önerisinde bulunuyor. Bu do¤rultuda yeniden yap›land›r›lan d›fl politikadaki yeni vizyonunda, ABD’nin yak›n zamanda çekilece¤i Irak’taki emperyalist stratejinin devam›n› sa¤lama ifllevini üstlenen Türkiye, bu görevini yerine getirebilmek için Irak ve özellikle Kürdistan Böl. Yön. ile ticari ve siyasi iliflkilerini gelifltirmeye bafllad›. Erdo¤an’›n Irak’› ziyareti s›ras›nda imzalanan 48 ayr› ekonomik iflbirli¤i anlaflmas› ile Türkiye sermayesi Irak’›n yeniden inflas›nda aktif rol al›yor. Türk flirketlerinin birçok alanda faaliyet gösterdi¤i Irak ile Türkiye aras›ndaki ticaret hacmi ise 10 milyar dolara yaklaflm›fl durumda. Yüksek Düzeyli Stratejik ‹flbirli¤i Konseyi kurulan

Emperyalizmin bölgesel planlar›nda aktif rol almaya bafllayan Türkiye, bu rolünü AKP iktidar›n›n “Yeni Osmanl›c›l›k ve tarihsel ba¤” söylemleri ile meflrulaflt›rmaya çal›fl›yor. Türkiye AKP iktidar› ile birlikte neo-liberal kapitalist sisteme büyük oranda uyum sa¤lam›fl durumda. Türkiye bu avantaj› ile ABD’nin bölgedeki emperyalist stratejisinin devam›n› ve bölgedeki di¤er ülkelerin neo-liberal düzene entegrasyonunu sa¤layacak en uygun ülke. AKP yanl›s› bir sivil toplum ve araflt›rma kurumu olan TESEV(Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakf›) ’in yak›n zamanda Ortado¤u’da yedi ‹slam ülkesinde yapt›¤› araflt›rman›n sonucu Türkiye’nin bölgedeki yeni konumunu destekler nitelikte. Bu ülkelerle yap›lan d›fl politika araflt›rmas›n›n

20

DEVR‹MC‹ GENÇL‹K

SAYI 20

her iki ülke aras›ndaki ticaret hacminin 20 milyar dolara ç›kar›lmas› ve vizelerin kald›r›lmas› planlan›yor. Türkiye bir yandan da Kürdistan Böl. Yön. ile iliflkilerini gelifltiriyor. Enerji kaynaklar› göz önünde tutulursa ABD için önemli bir bölge olan Kuzey Irak’taki sömürünün devam› için bölgede istikrars›zl›k unsuru olarak görülen PKK’ nin tasfiyesi ile bölgenin güvenli¤inin sa¤lanmas› gerekiyor. Türkiye ise “Kürt aç›l›m›” ile bir yandan Kürtlerin sisteme uyumunu, bir yandan da PKK’ nin tasfiyesini


DIfi POL‹T‹KA

www.devrimcigenclik.org

Seyfi DO⁄AN

Son dönemde yaflanan eksen kaymas› tart›flmalar›nda s›kça sorulan “Türkiye’nin ekseni nereye kay›yor?” sorusunun cevab› ise gayet aç›k; ABD emperyalizmi nereye kay›yorsa Türkiye’nin ekseni oraya kay›yor. amaçlayarak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin hamili¤ine soyunuyor. Bölgede inflaat, altyap›, tekstil, pazarlama gibi birçok alanda faaliyet göstererek ekonomik iliflkilerini gelifltiren Türkiye, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin merkezi Erbil’de konsolosluk açarak siyasi iliflkilerini de gelifltirmifl durumda. Irak’›n neo-liberal sisteme uyumu için birçok ad›m atan Türkiye bir dönem önce kötü iliflkileri olan Suriye ile de iliflkilerini büyük oranda gelifltirdi. D›fl politikadaki yeni vizyonunda “komflularla s›f›r problem” stratejisiyle hareket eden AKP Suriye ile ekonomik alanda iflbirli¤i anlaflmalar›na imza att›. Erdo¤an’›n aral›k ay›nda 10 bakan ve 150 ifladam› ile gerçeklefltirdi¤i Suriye ziyareti sonucunda iki ülke aras›nda “Bölgesel Kalk›nma ve ‹flbirli¤i Anlaflmas›” imzaland›. Türkiye’nin özellikle Suriye ile siyasi-ekonomik iliflkilerini gelifltirmesi bir yandan sermayeye yar›yor iken di¤er yandan da ABD’nin emperyalist stratejisini kolaylaflt›r›yor. ABD Türkiye arac›l›¤›yla, Suriye’yi emperyalizm ile uyumlu bir hale getirmeye çal›fl›yor iken ‹ran’a karfl› da kendi saf›na çekmeye çal›fl›yor. Ortado¤u ülkelerini büyük bir yat›r›m pazar› olarak gören AKP özellikle Irak ve Suriye ile kurdu¤u ekonomik iliflkilerle bir yandan bölgede ‹slamc› sermayenin önünü açarken bir yandan da bu ülkelerin emperyalist sisteme entegrasyonunu amaçl›yor. Türkiye-Irak-Suriye aras›nda böylesi ekonomik-siyasi uyum süreci yaflan›rken bu iliflkiden bölge halklar›na ç›kan y›k›mdan baflka bir fley de¤il. Özellikle Irak ve Türkiye aras›nda ilerleyen süreçte serbest ticaret bölgelerinin oluflturulmas› planlan›yor. fiirketler aç›s›ndan vergi zorunlulu¤unu kald›ran ve sermayenin bölgedeki dolafl›m›n› kolaylaflt›ran bu serbest ticaret bölgeleri Irak ve Türkiye aras›nda bir ucuz iflgücü havzas› oluflturmay› amaçl›yor. Bu havzan›n iki ülke emekçilerine neyi vaat etti¤i ise çok aç›k; emek sömürüsünün a¤›rlaflt›¤› güvencesiz, sigortas›z ve tafleron çal›flt›r›lma… Irak savafl›n›n ilk y›llar›nda iflgalci flirketlerin ticari faaliyetleri için çal›flmak zorunda kalan kamyon floförlerinin yollardaki ölümleri hala ak›llarda. Bu ülkelerin yan› s›ra Afganistan’da ülkenin ye-

niden inflas›nda tafleron müteahhitlik rolünü üstelenen Türkiye sermayesinin birçok alanda ekonomik faaliyeti bulunmakta. Güvencesiz, tafleron çal›flt›rman›n yayg›n oldu¤u Afganistan’da Türkiye’den giden iflçiler ölümle burun buruna çal›flmaktalar. ‹TÜ’den yeni mezun olan mühendisin 2004’te yol yap›m aflamas›nda roketli sald›r› sonucu ölmesi bunun önemli göstergelerinden.

Türkiye, emperyalizmin yeni savafl gücü. Türkiye’nin askeri gücü emperyalizmin savafl planlar› için önemli bir avantaj. Kafkaslar, Ortado¤u gibi genifl bir co¤rafyada “operasyonal güç” görevi için yeniden yap›land›r›lan TSK, NATO içerisinde önemli bir askeri güç konumunda. NATO bünyesinde Lübnan’da bulunun ve Somali’de korsanlara karfl› operasyonlara bile kat›lan Türkiye’nin askeri gücü ABD için bir hayli önem tafl›yor. TSK’ n›n ABD emperyalizmi için kritik önem tafl›d›¤› bölge ise emperyalizmin yeni savafl alan› Afganistan-Pakistan hatt›. Ankara’da Afganistan-Pakistan-Türkiye üçlü zirvelerini gerçeklefltirerek bölgesel etkinli¤ini artt›rmaya çal›flan Türkiye aral›k ay›nda gerçekleflen Erdo¤an-Obama görüflmesinde “model ortakl›k” vizyonu ile ABD’nin Afganistan savafl›nda yeni roller ald›. Afganistan’da NATO’ya ba¤l› ‹SAF(Uluslararas› Güvenlik Destek Gücü ) komutanl›¤› görevinde bulunan ve önümüzdeki aylarda Terörle Mücadele ve Afganistan Komitesi'nin baflkanl›¤›n›

üstlenmesi muhtemel olan Türkiye ABD için Afganistan-Pakistan hatt›ndaki savafl› için önemli bir ülke. Afganistan’da Taliban karfl›s›nda üstünlü¤ünü sa¤lamakta zorlanan ABD ise Irak’taki askeri gücünü 2011’e kadar çekmeyi planl›yor. Askeri güçlerini geri çekerek Irak’›n aç›k iflgalini bitirme planlar› yapan ABD, Irak’taki emperyalist stratejisini kukla Irak hükümeti ve emperyalist flirketler-

21

DEVR‹MC‹ GENÇL‹K

SAYI 20

le devam ettirecek. Taliban’›n eskisinden daha güçlü oldu¤u ve direniflin güçlendi¤i Afganistan’da ABD asker say›s›n› 32 binden yüz binin üzerine ç›karmay› hedefliyor. NATO üyesi ülkelerin asker göndermeye s›cak bakmad›¤› Afganistan’da ABD Türkiye’den büyük destek istiyor. Son Obama-Erdo¤an görüflmesinde ABD’nin Afganistan’a destek istemesine karfl›l›k ABD’den PKK’ ye karfl› net tav›r almas› flart›n› koflan Türkiye’nin ilerleyen süreçte Afganistan’a NATO bünyesinde bin yeni asker göndermesi muhtemel. Afganistan’daki asker say›s› 800 olan Türkiye’nin ilerleyen süreçte bu say›y› 2000’e ç›karmas› gündemde. Elefltirilere karfl›l›k AKP aktörleri taraf›ndan “asker operasyonlara kat›lm›yor” aç›klamalar› yap›lsa dahi ‹SAF’›n görev alan›n›n bütün ülkeye yay›ld›¤› Afganistan’da Taliban’›n aç›k hedefinde olan ve geçti¤imiz yaz aylar›nda iki askerini kaybeden Türkiye’nin bölgedeki riskli askeri sorumlulu¤u art›yor. ABD’nin Türkiye’ye yeni rol biçti¤i baflka bir bölge ise Kafkasya. Emperyalistler aras›ndaki gerilimlerin kilit noktas› olan Kafkasya ve Hazar çevresindeki enerji kaynaklar›n›n hâkimiyeti ve da¤›t›m›nda Türkiye’nin rolü az›msanamayacak bir öneme sahip. Aç›l›fl›n›n Türkiye’de yap›ld›¤› Nabucco boru hatt› ile ABD Hazar ve Kafkasya’daki do¤algaz ve petrolü Türkiye üzerinden Avrupa’ya pazarlamay› amaçl›yor. Bölgede enerji koridoru durumunda olan Türkiye bu projenin baflar›l› olabilmesi için ise boru hatt› projesine dahil olmas› gereken Ermenistan ile geleneksel iliflkilerini aflan bir d›fl politika stratejisi izlemeye bafllad›. Azerbaycan’›n ve ulusalc›/milliyetçilerin tüm tepkilerini gö¤üsleyen AKP, ekim ay›nda Ermenistan ile iliflkilerin ilerleyebilmesi için bir protokol imzalad›. Bölgedeki dengelerde iki ana direnç noktas› olan Rusya ve ‹ran’›n Kuzey ve Güney Ak›m boru hatt› projesine karfl›l›k ABD Nabucco projesi ve Türkiye arac›l›¤› ile Kafkasya’daki hegomanyas›n› artt›rmaya çal›fl›yor.Türkiye ise bir yandan Kafkaslarda ABD emperyalizminin tafleronlu¤unu yaparken bir yandan da inisiyatifini artt›rmaya çal›flt›¤› Kafkasya bölgesini Orta Asya’ya aç›lan kap› olarak görüyor. Nihayetinde Türkiye’nin Ortado¤u ve Kafkasya bölgelerindeki yeni d›fl politika çizgisinde kendi ekseninde ve ABD’den ba¤›ms›z hareket etti¤ini düflünmek olanaks›z. Son dönemde yaflanan eksen kaymas› tart›flmalar›nda s›kça sorulan “Türkiye’nin ekseni nereye kay›yor?” sorusunun cevab› ise gayet aç›k; ABD emperyalizmi nereye kay›yorsa Türkiye’nin ekseni oraya kay›yor.Ortado¤u ve Kafkaslar›n neo-liberal sömürüsünü amaçlayan ABD’nin emperyalist stratejilerine ve iflbirlikçi AKP’ye karfl› verilecek olan anti-emperyalist mücadele ise kritik öneme sahip. AKP’nin iflbirlikçi yüzünü ise yak›n zamanda Trabzon’a ziyarete gelen ‹srail büyükelçisini üniversitede yumurtalarla karfl›layan ve kovan üniversiteliler gösterdi. Emperyalist stratejileri sekteye u¤ratabilecek dinami¤e sahip bu mücadele özellikle ülkemizde AKP’nin iflbirlikçi yüzünü ortaya ç›karabilir. 1) Ahmet Davuto¤lu- Stratejik Derinlik, sf;451 2) TESEV Araflt›rmas›- Ortado¤u’da Türkiye Alg›s›, Aral›k 09


B‹L‹M

www.devrimcigenclik.org

Yoksullara çevrilen yeni silah GDO

Dünya halklar›n›n büyük ço¤unlu¤u açl›k ve yoksullukla bo¤uflurken bir avuç flirket kâr için insanlar›n bir lokma ekme¤ine dahi göz koymufl durumda. Kapitalizm do¤adan, sudan, topraktan çald›klar›yla birikimini artt›r›rken baflta insan sa¤l›¤›n› tehlikeye atmak üzere çevreye büyük zararlar veriyor. Do¤ay› ve insan› soyman›n yeni silah› ise GDO. 1970’lerde ABD D›fliflleri Bakan› Kissinger’da böyle diyordu “Yiyecek bir silaht›r ve bizim müzakere çantam›zdaki araçlardan biridir”. ‹klim de¤iflikli¤i ve enerji sorununa çözüm üretmenin mucizesi olarak sunulan GDO yani geneti¤i de¤ifltirilmifl organizmalar, tar›m politikalar›n›n kapitalist sömürü arac› olarak yeniden tasarlanmas›n› ifade ediyor. Do¤an›n ya da do¤al kaynaklar›n yok edilmesi pahas›na tasarlanan sistemde daha fazla açl›k, daha fazla yoksulluk var. Teknolojik geliflmeler insanl›¤›n ç›karlar› için de¤il kâr peflinde koflanlar›n ç›karlar› için kullan›l›yor. Yaflam›n kayna¤› g›dan›n temeli olan tohum, tar›m›n yap›labilmesi için olmazsa olmaz bir koflul. Topra¤›n yüzy›llar boyu süren do¤al sürecinde binlerce bitki türü tohumlar›n etkileflmesiyle çeflitlendi. ‹nsanlar geleneksel tar›mc›l›k yöntemleriyle topra¤a ve bitkiye zarar vermeden kendi kendilerine yeten bir üretim modeli gelifltirdiler. Ancak ad›na ister uluslar aras› sermaye ister çokuluslu flirketler diyelim bir avuç kapitalist tam da kendi ak›ld›fl› mant›klar›na uyan yöntemlerle tar›m› kendi ç›karlar› için para edecek bir mal haline getiriyorlar. Endüstriyel tar›mla beraber tar›m›n tasfiyesi süreci I. Yeflil Devrim’in ard›ndan yerini 1990’larda II. Yeflil Devrim’e b›rak›r. GDO; açl›¤a çare olacak, daha az ilaç ve su kullan›m›n› sa¤layacak, de¤iflen iklim flartlar› karfl›s›nda dayan›kl›l›¤›, verimlili¤i ve h›zl› üretimi artt›racak son olarak da tükenen enerji kaynaklar›na “yenilenebilir enerji” olarak alternatif olacakt›. En az›ndan GDO savunucular› medya ve devlet kanal›yla böyle söylüyordu.

G›da ne zaman silaha dönüfltü? Yeflil Devrim’in 1940’larda yoksullara do¤rul-

tulan bir silah olarak tasarlanmas› Rockefeller’lara ait bir projeydi. Geleneksel tar›mdan flirket tar›mc›l›¤›na geçifli “en k›sa zamanda en fazla ürün” diye ilan eden baflta Rockefeller ailesi olmak üzere Ford gibi kapitalist merkezler bu mucizeyi en bafl›ndan planlad›lar. Dönemin özelliklerine de¤inmeden önce 1900’lü y›llarda gücü ve zenginli¤i petrole dayanan, ABD’den dünya politikalar›na yön vermek için her türlü pis iliflkileri bugüne kadar sürdürebilen Rockefeller ailesini tan›mak gerekir. 1920’lerde Hitler’in öjenik (ari soy, üstün ›rk) çal›flmalar›n›n finansörü olan aile ayn› zamanda t›ptan psikolojiye, gençlerin e¤itiminden tar›ma kadar genifl bir alana yay›lan yat›r›mlar›yla servetlerini genifllettiler ve buradan do¤ru ciddi bir kontrol mekanizmas› gelifltirdiler. Petrolden sonra tar›ma el atan Rockefellerlar 1940’larda Meksika’ya g›da sorununu çözme bahanesiyle girdiler. Savafl sonras› yeniden paylafl›lacak olan dünyada en büyük pay› kapmak isteyen Rockefeller, halklar› yoksullaflt›rman›n önemli bir yolunun “kredi” oldu¤unu biliyordu ve DB ile IMF’de nüfuzunu artt›rmak için çal›flt›. Yard›m bahanesiyle verilen borçlar ülkeleri bankalara, flirketlere ba¤›ml›laflt›rd›. Bu dönem boyunca bir taraftan modern araçlar, tar›mda yeni teknolojiler büyük kampanyalarla çiftçilere anlat›l›yor di¤er taraftan hibrit (kat›r) tohum, kimyasal gübre ve ilaç yayg›nlaflt›r›l›yordu. ‹lk zamanlarda 2-3 kat mahsul elde edilirken kimyasallar›n topra¤a verdi¤i tahribat verimlili¤i düflürmeye bafllam›flt›. Yeflil Devrim’in bir di¤er ad› Kimya Devrim’iydi. Çiftçiler bu¤day, m›s›r gibi belli ürünler yetifltirmeye teflvik edilerek mono-kültür (tek çeflit) üretime geçifl sa¤lan›yordu. Hibrit tohumlar ise ço¤almaya karfl› korumal› özelli¤i nedeniyle bir sonraki seneye ayn› verimi vermiyordu. Çiftçiler ayn› verimi alabilmek için Monsanto’ya ba¤l› Dekalb ve Pioneer HiBred gibi g›da tekellerinden tekrar ve tekrar tohum almak zorunda b›rak›lm›flt›. Çiftçiler tar›m girdilerini (gübre, tohum, traktör vs.) alabilmek için ald›klar› kredileri ve borçlar› ödeyemez hale geldiler. Özellikle özel sektörden al›nan borçlar faizleriyle beraber çiftçiyi iflasa sürüklüyordu. Bu dö-

22

DEVR‹MC‹ GENÇL‹K

SAYI 20

nemle beraber geleneksel tar›mc›l›k art›k devletlerinde karalama kampanyalar›yla feodalizmi, verimsizli¤i ifade ediyordu ve küçük köylülük bitmifl yerine birkaç g›da devinin tekelindeki “flirket tar›mc›l›¤›” bafllam›flt›. 1980’lerde tar›m›n önemli bir kolu olan hayvanc›l›k da durumdan etkilenmiflti. Hayvanlar daha seri olmas› nedeniyle fabrikalarda üretiliyordu. Bu yönteme göre “ba¤l› besleme” hayvanc›l›¤›yla hayvanlar ufac›k, karanl›k kafeslerde ayakta besleniyordu. Do¤al ortamlar›ndan kopar›lan bu hayvanlar domuzlarda delilik görülmesi gibi sa¤l›k sorunlar› yaflamaya bafllad›lar. Toprak için çok önemli bir besleyici olan gübre burada kullan›lm›yor göllere ak›t›larak hem çevre kirlili¤ine neden oluyor hem de içme sular›na kar›flarak insan sa¤l›¤›na zarar veriyordu.

GDO Köleliktir GDO’lu ekimi kontrol eden Monsanto, DuPont/Pioneer Hi-Bred, SYNGENTA gibi birkaç tar›m ve kimya devi var. Ülkeler bu kontrolü kolaylaflt›rmak ve yabanc› sermayeye yeni pazarlar açmak için tar›m politikalar›n› g›da tekellerinin isteklerine göre düzenlediler.

Tohum Bankalar› ve Patentleme Do¤al yaflam›ndan alan›nda al›nan tohum “tohum bankalar›nda” saklan›yor ve yine bu bankalarda bulunan laboratuarlarda gen yap›s›yla oynan›yor. En büyük banka Norveç’te Bill Gates’in yard›m›yla kurulan Svalbard Tohum Bankas› 100.000 tohumu sakl›yor. Çiftçiler ürettikleri üründen bir sonraki seneye tohum ay›rarak üretimlerinin devam›n› sa¤larken flu an “tohumun sahipleri” olan flirketler tohum bankas› ve patentleme düzenini getiriyor. Ak›llara gelen soru ise flu: Ad› ambar ya da depo de¤il de kâr mant›¤›yla çal›flan banka konulmuflsa insanl›¤a da¤›t›m› da kredi ve borçland›rma yöntemi ile mi olacak? Asl›nda patentleme iflleyifli bu soruya büyük ölçüde cevap olacakt›r. fiirketler ürettikleri yeni tohumlar› DTÖ’de (Dünya Ticaret Örgütü) kabul edilen TRIPS (Ticari Mülki Fikriyet Hakk›) anlaflmas›na dayanarak patentliyor. Geneti¤i de¤ifltirilerek patentlenmifl organik tohumlar h›zla yok


B‹L‹M olurken, çiftçiler flirketlere ba¤›ml›laflt›r›ld›. Bu düzenlemeye göre tar›m yapanlar bir kere GDO’lu tohum alm›flsa ertesi sene ekim yaparken yine tohum ald›¤› flirkete paras›n› ödemek zorunda. Di¤er taraftan GDO’lu g›da hemen yan›ndaki organik tar›m› da tozlanma gibi çeflitli yollarla kendine benzetiyor. Asl›nda çiftçinin tarlas› zarar görmüflken flirketler üründe bulduklar› GDO nedeniyle çiftçiden patent hakk›na dayanarak tazminat davas› açabiliyor. Durumu f›rsat bilen flirketler bu ifl için özel ekipler dahi kurmufl durumda. ABD’li RiceTec biyo-teknoloji flirketi geneti¤iyle oynad›¤› Hindistan’›n ünlü Basmati pirincini patentleyerek GDO’suz gibi sat›yor. Burada önemli bir di¤er nokta da flirketlerin ülkelerde kabul edilmesi için canh›rafl destekledikleri “biyogüvenlik yasas›n›n” getirdikleri. Bu yasaya göre GDO’lu ürünler etiketlenmeyecek, üretimi ve ithalat› serbest b›rak›lacak. Asl›nda kimse ne yedi¤ini bilmiyor, ISAAA raporlar› GDO’lu soya fasulyelerin dünyada üretilen soya fasulyelerinin %56’s›, GDO’lu m›s›r üretiminin tüm m›s›r üretimleri içinde %14, GDO’lu kanolan›n kolza üretiminin %19’u oldu¤unu kan›tlamas› durumun vahametini gözler önüne seriyor. Yayg›n olarak soya fasulyesinden hayvan yemi ve et, süt ürünlerine alternatif yiyecek; m›s›rdan fleker, ya¤; kanoladan ya¤ üretiliyor. Tar›m› çökertilen ülkelerin (GDO ekimi serbest olsun ya da olmas›n) ithalat›n› yapt›¤› ürünlerin bafl›nda yine bu GDO’lu g›dalar geliyor.

Biyo-yak›t Açl›¤a çare olacak denilen GDO bir taraftan da g›da krizinin patlamas›na, k›tl›¤a ve g›da fiyatlar›n›n artmas›na neden olan biyo-yak›t üretiminde kullan›l›yor. ABD eski Baflkan› Bush çimden dahi yak›t üretebilece¤ini söylerken GD tohum üreticileri çoktan belirledikleri baz› bitkilerden yak›t üretmeye bafllam›fllard›. Çim yak›t üretilecek bir bitki de¤ildi çünkü. fiirket tar›mc›l›¤› yapanlar›n ya da devletlerin 2008 y›l›nda ç›kan g›da krizini artan nüfus ve iklim de¤iflikli¤ine ba¤lama tezine karfl› biyoyak›tlar› incelemek yerinde olacakt›r. Biyoetanol ve biyodizel olarak bilinen iki biyoyak›t çeflidi temel g›da maddelerinde elde ediliyor. Biyoetanolün hammaddesi olan pirincin fiyat› 2008 fiubat ve Nisan aylar›nda %75 artm›fl, bir di¤er hammaddesi bu¤day›n fiyat› ise %120 f›rlam›flt›. Haiti, Filipinler ve M›s›r’da yoksul halk›n açl›¤a isyan› sonucu devlet orduyu devreye soksa da baflkanlar› koltuklar›n› b›rakmak zorunda kald›. Bugün medyada biyo-yak›tlar için CO2 kullan›m› azaltt›¤› iddias›yla çevreye duyarl› oldu¤u söyleniyor. Ancak biyo-yak›t›n üretim sürecinde çok fazla enerji harcan›yor ve bu da daha fazla CO2 sal›n›m› anlam›na geliyor.

www.devrimcigenclik.org

r›ndan yapan aileler artan fiyatlardan, sa¤l›ks›z oldu¤u için hormonlu g›dalardan flikayet ediyor. Çiftçilik ise hemen hemen hiç kalmad›. Günlük hayattaki de¤iflim ve yans›mas› bu flekilde çizilen tablo, Türkiye’de tar›m›n tasfiyesinin de çerçevesini çizer. Tar›msal üretimi verimlilik, dayan›kl›l›k ölçüsünde etkileyen ve üretimin koflulu olan tohumculuk 1980’lere kadar devlet kontrolündeydi. 1980 darbesinden sonra 24 Ocak kararlar› ile birlikte neoliberal politikalara yönelifl bafllad›. Tohum fiyatlar› serbest b›rak›ld›, tar›m sübvansiyonlar› kald›r›ld› ya da gevfletildi ve h›zla ç›kar›lan yasalarla özel sektöre dayal› bir tohumculuk geliflti. IMF ve Dünya Bankas›’n›n 2000’lerin bafl›nda Türkiye tar›m›n› denetim alt›na almak için ç›kard›¤› ekonomik program Tar›msal Reform Program (ARIP) uyguland›. AKP hükümetinin VIII. 5 y›ll›k kalk›nma raporunda gelifltirdi¤i bu program ile tar›m› destekleyen tek sistem Do¤rudan Gelir Deste¤i (DGD) çiftçilere ya belli g›dalar› (çay, tütün, flekerpancar› gibi) ekmeleri halinde verilecekti ya da ekim yapmasa da sadece bir arazisinin olmas› yeterliydi. Ödenen miktar ise çiftçinin beslenme bar›nma gibi temel ihtiyaçlar›n› ancak karfl›lad›¤› için tar›ma yine destek verilmemifl oluyordu. Bu süreçte fleker fabrikalar› özellefltiriliyor kamu kaynaklar› da ABD ve Arjantin m›s›r üreticilerine aktar›larak as›l olarak ithalat destekleniyordu. Gübre fabrikalar› ise bir taraftan bomba yap›l›yor iddias› ile kötülenirken di¤er taraftan özellefltirme politikalar›yla 2000-04 y›llar›nda gübrenin %43,9’u ithalatla karfl›lan›r oldu. Topra¤›ndan kopar›lan aileler h›zla yoksullaflt›. Tar›mla geçimini sa¤layanlar›n 2002’de %36,8’i yoksulken 2004 y›l›nda bu oran %42,3’e yükseldi. Tar›mc›l›k yapanlar›n say›s› ise 1990’da 8,4 milyon iken 2009’da 5,1 milyona geriledi. Yine VIII. Kalk›nma plan› döneminde bir milyon 276 bin kifli tar›mdan koptu.

GDO Türkiye’ye girdi mi? 2006 y›l›nda ç›kar›lan Tohumculuk Kanunu’yla üretimi ve tüketimi yasak olan GDO’lu g›dalar›n ve ülkeye ait endemik bitkilerin (Türkiye’ye özgü-endemik- 3binin üzerinde bitki var) patentlenme hakk›n› g›da tekellerini vererek fiyat ve g›da güvenli¤inin kontrolünün kaybedilmesi sa¤lanm›flt›. GDO’nun Türkiye’ye ilk girifl tarihi 1990’larda g›da flirketi Cargill’in (daha sonra o bölgeyi Monsanto’ya b›rakt›) ‹znik Gölü çevresinde tohum çal›flmalar›yla bafllad›. Tar›m Bakanl›¤› 2005’te ABD’den GDO’lu ve hibrit tohum ithal ederek Adana ve Nazilli’de çal›flmalar yapt›. fiirketlerin g›da egemenli¤i için açt›¤› tohum bankalar›n›n Türkiye flubesinin aç›lma karar› 2008’de Malezya’n›n

Türkiye’de tar›m›n tasfiyesi ve GDO ‹lkokul kitaplar›nda Türkiye’nin yer alt› ve yerüstü kaynaklar›n›n zenginli¤inden ve tar›m›n önemli bir geçim arac› oldu¤undan bahsedilir, yerli mal› haftalar›nda çocuklar özellikle kendi yörelerine ait yiyecekleri paylafl›rd›. Topraklar›nda üretim yapamayan yapsa da kazanamayan aileler büyük kentlere göç etti¤inde geçimlik g›da ihtiyac›n›n bir k›sm›n› köyleriyle kalan son ba¤lar› sayesinde kendi topra¤›ndan getirirdi. (Köy-kent g›da iliflkisi kimi ailelerde halen sürmekte ancak temin edilen g›dalar›n çeflitlili¤inde bir azal›fl görülmekte.) Al›flverifli semt pazarla-

Frankefltayn tohum olarak bilinen GDO sa¤l›¤›m›z› tehdit ediyor

23

DEVR‹MC‹ GENÇL‹K

SAYI 20

GDO sa¤l›¤a zararl› m›? Geneti¤i de¤ifltirilmifl g›dalarla ilgili akla gelen sorulardan biri sa¤l›kl› olup olmad›¤›d›r. Bitki DNA’s›na yerlefltirilen bir baflka organizma geninin yaratt›¤› sonuçlar hakk›nda yap›lan birkaç deney GDO hakk›ndaki flüpheleri artt›r›yor. Bilinen en önemli kan›t antibiyotik direnç geni transfer edilmifl g›day› alan insanlar›n da bir süre sonra antibiyoti¤e dayan›kl› olmas›d›r. Novartis’in üretti¤i Bt m›s›r›, insanlarda ve hayvanlardaki enfeksiyonlar›n bir ço¤unda kullan›lan ampisilin antibiyoti¤ine direnç geni tafl›maktad›r. Baz› Avrupa ülkeleri direnç geninin m›s›rdan geçti¤ini söyleyerek Novartis Bt m›s›r›n›n yetifltirilmesini yasaklad›. Yap›lan bir deney Bt-proteini içeren yemi yiyen farelerde baz› organlar›n geliflmedi¤ini gösterdi. ‹ngiltere’de yap›lan bir araflt›rmaya göre soya allerjisi vakalar› geçen y›llar içinde %50 artt›. Ayr›ca süt verimini artt›rmak için büyüme hormonu (RSBH) verilen s›¤›rlardan düflük kaliteli süt elde edildi¤i görüldü. baflkenti Kuala Lumpur’da yap›lan D-8 toplant›lar›nda al›nd›. Türkiye’de kurulacak tohum bankas›n› “›slahç› kurulufllar›n” istedikleri gibi gen araflt›rma merkezi olarak kullanaca¤›n› söyleyen TÜRKTED’in üyelerinin Monsanta ve SYNGENTA flirketinden olmas› tesadüf de¤il. Türkiye’de 26 Ekim 2009 tarihinde AKP hükümeti taraf›ndan “G›da ve Yem Amaçl› Genetik Yap›s› De¤ifltirilmifl Organizmalar ve Ürünlerinin ‹thalat›, ‹fllenmesi, ‹hracat›, Kontrol ve Denetimine Dair Yönetmeli¤in” ç›kar›lmas›yla gözler tekrar GDO’ya döndü. Tar›m Bakan› Mehdi Eker GDO için zarars›z derken yönetmeli¤e göre bebek mamalar›nda GDO’nun bulunmayaca¤›n› söylüyor. Yönetmelik ç›kmadan önce birçok gazete köflesinde Nisan 2009’da TBMM Tar›m Komisyonu üyeleri AKP’li milletvekilleri Özlem Müftüo¤lu, Mehmet Erdo¤an, Ali Koyuncu, CHP milletvekili Vahap Seçer ve MHP milletvekili Abdülkadir Akcan tüm masraflar› Monsanto taraf›ndan karfl›lanarak ABD’de özel bir geziye gittiler. Gittikleri yerden çok memnun dönen milletvekilleri birkaç ay sonrada yönetmeli¤i meclisten geçirdiler. Ancak Dan›fltay’›n yönetmeli¤in iki maddesini durdurmas›yla ve kamuoyunun tepkisiyle AKP hükümeti geri ad›m att›. Hemen ard›ndan gazetelerde bir baflka GDO rezaleti ortaya ç›kt›. G›da Güvenli¤i Hareketi 2001-2006 y›llar› aras›nda AKP’li Tar›m Bakanl›¤›’na ba¤l› baz› kurulufllara ABD’li bir g›da flirketinin GDO’lu ürünlerin denetiminin kolaylaflt›rmas› için rüflvet verdi¤i iddias›yla suç duyurusunda bulundu. AKP’nin IX. Kalk›nma Plan› da tar›m›n tasfiyesini h›zland›racak. Rapora göre iflgücü tar›m d›fl› sektörlere kayd›r›lacak, fleker, tütün ve çay özellefltirilecek yani tar›mda üretimi ve insanl›¤›n gelece¤ini yabanc› sermaye, IMF ve DB politikalar› belirleyecek. Buna karfl› sa¤l›kl›, ucuz ve güvenli beslenme hakk›na acilen sahip ç›k›lmal› ve üretim eme¤in yan›nda yeniden düzenlenmeli.


TAR‹H

www.devrimcigenclik.org

Osmanl›’da da gençlik “vard›”

MEDRESEL‹ AYAKLANMALARI 16. yüzy›l›n ortalar›ndan itibaren Anadolu topraklar›nda, Osmanl› Devleti’nin kaderini tayin edecek olaylar yaflan›yordu. Tabiri caizse, Osmanl›’n›n üzerinde bir hayalet dolafl›yordu: Gençlik Hayaleti. Ülkenin dört bir yan›ndaki medreselerde* bulunan suhteler**, devletin tüm birimlerini temelinden sarsan, yönetim biçimlerinde köklü de¤iflikliklere sebep olan isyanlar yarat›rken, çok büyük bir halk ayaklanmas›na (Celali ‹syanlar›) dönüflecek bir sürecin ilk tohumlar›n› ekiyorlard›. ‹ktidar›n içine girdi¤i bunal›m ve bunun halk üzerinde olan y›k›c› etkisine karfl› ilk tepkiler, tarihin her döneminde oldu¤u gibi o dönem de, içinde bulunduklar› toplumun en dinamik kesimi olan gençlikten geldi. Toplumun tümünün içinde bulundu¤u koflullara ba¤›ml› olarak, ö¤renciler de kendi sorun ve talepleri üzerinden hareket ediyorlard›. Suhteler “imaret” ad› verilen medrese yurtlar›nda toplu bir flekilde yafl›yorlard›. ‹maretler, “hücre” denilen 5-6m2’lik odalardan olufluyordu ve her hücrede 4-5 ö¤renci kal›yordu. Küçük ve yetersiz camlar›ndan yeterli gün›fl›¤› bile alamayan bu hücreler bir zindan› and›r›yordu. Topraklar›ndan kopar›l›p medrese imaretlerinin karanl›k hücrelerine adeta hapsedilmifl olan suhteler, imparatorlu¤un genelinde çok yayg›nlaflan kay›rmac›l›¤›n etkisiyle f›rsat eflitsizliklerinin had safhaya ulaflt›¤› medreselerin kendileri için maddi-manevi hiçbir gelecek temsil etmedi¤ini anlad›klar›nda, ayaklanmak için önlerinde hiçbir engel kalmam›flt›. Dönemin kaynaklar›ndan, medrese ö¤rencilerinin ayaklanma hareketlerinin 16. yüzy›l›n çok daha öncesinde bafllad›¤› anlafl›l›yor. Ancak bu dönemden itibaren medrese ö¤rencilerinin hareketi, da¤›n›k bir tak›m güçlerin tekil ayaklanmalar›ndan ç›k›p, ülke çap›na yay›lan genifl ö¤renci kitlelerinin örgütlü, militan ve gittikçe daha da bilinçlenen mücadelesi haline dönüflerek 1500’lü y›llara damgas›n› vurmufltur.

‹syana do¤ru giderken… Medrese imaretlerinde toplu flekilde yaflaman›n getirdi¤i dayan›flma ve birbirlerini koruyup kollama ruhu sayesinde bir araya gelmeleri pek zor olmayan suhteler, ülkenin dört bir yan›nda bulunan medreselerinden d›flar› ç›k›p gruplar halinde örgütlenerek adli olaylar yaratmaya bafllad›lar. fiehirlere, köylere girip ya¤ma yapan, devlet memurlar›n›, zenginleri öldüren, halk›n çocuklar›n› kaç›ran, ortal›¤› yak›p y›kan suhteler, bir “cihan imparatorlu¤u”na kafa tutuyorlard›. Dinsel temelli toplumsal yaflam›n getirdi¤i gerici-yobaz bask› alt›nda kalan suhteler, bafllarda zincirlerini koparman›n verdi¤i ilk h›fl›mla oldukça y›k›c› bir yol izleyip, devlet görevlileri ve zenginlerden baflka, fliddetlerini halk üzerine de yönelterek halk›n tepkisini ald›lar. Ayr›ca ço¤u kez suhtelerle birlikte hareket eden bir kesim de, çiftliklerini bozup “çiftbozan” konumuna düflerek Anadolu’nun ifllek merkezlerinde toplanmaya bafllayan iflsiz-güçsüz, bafl›bofl insan anlam›nda “levend”lerdi. Popüler tabirle “iflçi-köylü-ö¤renci” gençlik birleflmifl, iktidara karfl›, iktidar› hedeflemeyen ancak hâkim s›n›flar› büyük bir yap›sal sars›nt›ya sürükleyen bir ayaklanma bafllatm›flt›. Tarihinin en genifl s›n›rla-

r›na ulaflm›fl, “resmi” tarihe göre en görkemli dönemi olan “yükselme” devrindeki Osmanl› ‹mparatorlu¤u, fliddeti gittikçe artan bir s›n›f mücadelesine sahne oluyordu. Ayaklanmalar›n nesnel sebepleri de, bu “yükselme”nin alt›nda yat›yor. Osmanl› Devleti’nin yükselirken üzerine bast›¤› genifl halk kitleleri, özellikle tüm toplumsal ve iktisâdi iliflkilerin temel dayana¤› olan t›mar sisteminin, kendilerine yüklenen afl›r› vergiler nedeniyle afl›nmas› sonucu büyük bir buhrana sürüklendiler. Ayr›ca 16. yüzy›l boyunca sürekli artan nüfusla birlikte ifllenebilir toprak miktar›n›n hâne bafl›na bir çiftli¤in alt›na düflmesiyle halk h›zla “çift bozma”ya giriflti. Sonuçta çiftliklerin bozulmas›yla da¤›lan, küçülen t›mar sistemi, köylerde yaflayan halk› farkl› aray›fllara yöneltti. Gençler de kurtulufllar›n› devlette mevki sahibi olmakta, dolay›s›yla medrese e¤itimi almakta görüyorlard›. Bu nedenle köylerden, medreselerin yo¤unlukta oldu¤u flehirlere, kasabalara gelen yoksul köylü çocuklar› imaretleri doldurmufltu. Ancak zamanla ö¤rencilerin yükselme olanaklar›, vazifelerin s›n›rl›l›¤›, say›lar›n›n çoklu¤u nedeniyle k›s›tlanm›flt›. Art›k medreseler, say›lar› gittikçe artan huzursuz ö¤renci topluluklar›n› içinde bar›nd›ran isyan ocaklar›na dönüflmüfltü.

Medreseliler zincirlerinden kurtuluyor Medreselerinden “soka¤a” ç›kan suhteler, önceleri herhangi bir toplumsal amaca hizmet etmeyen çeflitli adli olaylar yaratt›lar. ‹çki içmek, sokaklarda sarhofl dolaflmak, serbest cinsel iliflkiye girmek gibi, o günün yerleflik ahlak kurallar›na ayk›r› bir tak›m hareketlerde bulundular. Kapat›ld›klar› imaret hücrelerinde toplumla olan tüm ba¤lar› kopar›lm›fl olan suhteler, d›flar› ç›kt›klar›nda da toplumsal ahlak ve yaflam kurallar›na tamamen ayk›r› bir kültür oluflturdular. Sonunda tüm kurallar›n ve kanunlar›n esas dayana¤› olan ‹slam fleriat› ile bütün ba¤lar›n› koparm›fl, yerleflik hiçbir de¤er yarg›s›n› tan›mayan, verili ahlak kurallar›na ve mülkiyete herhangi bir sayg› beslemeyen bir kuflak olufltu. Burada önemli bir nokta da, ö¤rencilerin bu tür “yaramazl›klar” yapmalar›na, ço¤unlu¤u dinsel ahlak verme amac› güden, günah-sevap konusu üzerinden flekillenen medrese derslerinin engelleyici hiçbir etki yapamamas›d›r. Aksine dinsel ö¤retimin “günahlar” listesinin, gerçek yaflamda sadece yoksullar için geçerli ve k›s›tlay›c›, zenginler için ise bu “günahlar›n” servet kayna¤› olmas›n›n ö¤renciler taraf›ndan alg›lanmas›

24

DEVR‹MC‹ GENÇL‹K

SAYI 20

toplu bir uyan›fl› da beraberinde getirerek isyan›n önündeki manevi engelleri kald›rm›flt›. Medreseli isyanlar› Anadolu’nun gelifligüzel yerlerinde de¤il, daha çok büyük ö¤renci kalabal›klar›n›n bulundu¤u, verimli flehir ve kasabalarda en güçlü fleklini alm›flt›r. Her bölgedeki suhteler, o bölgenin kendi özgün flartlar›na göre de¤iflik mücadele biçimleri gelifltiriyordu. Örne¤in Bursa-Bal›kesir yöresi, isyanlar›n erken bafllamas› ve oldukça yo¤un olmas› sebebiyle olaylar›n merkezi konumundayd›. Bunun nedeni de, medreselerin çok kalabal›k olmas› ve yüksek medresenin Anadolu flehirleri içinde sadece Bursa’da olmas›yd›. Benzer bir örnek olarak, ‹çel-Tarsus bölgesi, di¤er isyanc› güçlere oranla, devlet güçlerine karfl› en baflar›l› direnifli ortaya koyan ö¤rencileri bar›nd›rmaktayd›. Bu bölgenin da¤l›k olmas›, ö¤rencilere mücadelelerinde büyük kolayl›k sa¤lam›fl, hatta baz› zamanlar bu bölgenin da¤l›k köy ve kasabalar›nda, devletin ulaflamad›¤› yerlerde ö¤renciler yönetimi ele geçirmifllerdi. Anadolu’nun her yerinde bir araya gelmeye, örgütlenmeye bafllayan suhteler, kör fliddet olaylar›ndan s›yr›l›p, öfkelerini ve fliddetlerini sistematik bir tarzda devlet görevlilerine, zenginlere ve bezirgânlara yönelttiler. Silahl› 40-50 suhteden oluflan bölükler kurdular ve her bölü¤ün bafl›na bir kifli getirdiler. Kalabal›k silahl› suhte birlikleri pazar yerlerine girip ya¤ma yap›yor, devletlilerin (ünlü zenginlerin) evlerine girerek ço¤unu öldürüp mallar›n› al›yor, hükümet görevlileri ve askerilerle çat›flmaya giriyorlard›. Baz› medrese imaretlerini de ele geçiren suhteler, ihtiyaçlar› olan yiyecek malzemelerini ço¤u zaman buradan sa¤l›yorlard›. Bütün ö¤renciler zaman›n tabiriyle “aya¤ üzere” idiler.

Suhtelerin mücadelesi egemenlerin iktidar çat›flmas›yla büyüyor Bafllang›çta isyanc›lar› fazla ciddiye almayan devlet, tüm illerden yetkililerin baflkente gönderdikleri yaz›larda durumun “vahametini” aç›kça anlatmalar› üzerine ö¤rencilere karfl› oldukça sert tepkiler vermeye bafllad›. Suhtelerle girilen çat›flmalarda çok say›da ö¤renci öldürülüyor, yakalananlar ise sorgusuz sualsiz idam ediliyordu. Yay›nlanan fetva ile devlet güçlerine, yakalananlar›n as›lmalar›, kaçanlar›n ise, yanlar›nda kald›klar› akrabalar›ndan al›nmas› emrediliyordu. Ülke çap›nda tüm suhteleri ve ailelerini bask› alt›na alan


TAR‹H devlet güçleri, suhte teftiflinin kendileri için yeni bir gelir kap›s› açmas›yla birlikte, tüm suhtelere isyanc› muamelesi yap›yordu. Bu bask›lar ö¤renci hareketini yavafllatmak flöyle dursun, henüz olaylara kar›flmayan suhtelerin de devlete karfl› besledikleri kin duygusunun güçlenmesine ve savaflan arkadafllar›n›n yan›nda yer almalar›na sebep oldu. Ayr›ca medrese imaretlerinde kalabal›k bir flekilde bir arada yaflaman›n getirdi¤i medreselilik ruhu, suhtelerin birer ikifler idam edilmesiyle birlikte daha da fazla a盤a ç›k›yordu. Arkadafllar›n›n öldürülmesini hazmedemeyen suhteler, fliddetlerini gün geçtikçe daha yo¤un bir flekilde devlet görevlilerinin üzerine yönlendiriyorlard›. Olaylar›n en yo¤un yafland›¤› dönemde Osmanl› Devleti’nde meydana gelen iç kar›fl›kl›klar da, ö¤renci hareketinin gittikçe artan bir biçimde yükselmesine, iktidar› büyük yap›sal sars›nt›lara sokmas›na neden oldu. 1558 y›l›nda 1. Sultan Süleyman’›n (Kanuni) iki flehzâdesi Selim ile Bayezid aras›nda ç›kan taht kavgas›, toplumun bütün kesimlerini ikiye böldü. ‹ki kardeflin taht› ele geçirme savafl›, bunlar›n askeriler içinde birbirlerine düflman olan taraftarlar›n›n savafl›na dönüfltü. Bu savafl bir süre sonra, tutulan taraf›n menfaatleri için halk›n mallar›n›n ya¤malanmas›n› beraberinde getirdi. Ayr›ca günlük yaflam mücadelesi içinde hayatta kalmaya çal›flan halk, flehzadelerin taht kavgas› u¤runa savaflmaya zorland›. Sonunda babas› taraf›ndan desteklenen Selim, Bayezid’e karfl› verdi¤i taht kavgas›ndan galip ç›kt›; ancak bu olay›n toplum üzerine etkileri ve iktidara olan güvenin sars›lmas›, isyan›n daha genifl alanlara yay›lmas›n› ve yeni özellikler kazanmas›n› sa¤lad›.

Halk, devletin de¤il kendi çocuklar›n›n yan›nda Kentler aras› iletiflim kurmaya bafllayan ö¤renciler güçlerini gittikçe artt›r›rken, devlet de yeni sald›r› mekanizmalar› gelifltirdi. “‹l erleri” ad› alt›nda, resmi devlet güçlerinin isyan› bast›rmaya yetmedi¤i durumlarda devreye girecek, o bölgenin gençlerinden oluflan “paramiliter” güçler oluflturdular. Devlet bu hamlesiyle, hem halk› ö¤rencilere karfl› k›flk›rt›yor, hem de savafl, seferberlik gibi durumlarda sefere götürece¤i askerlerin yerine b›rakaca¤› kuvvetler oluflturuyordu. Bu birliklere kat›lmak gönüllü de¤il zorunluydu. Devletin “davetine” icabet etmeyenler gemilerde kürek çekmeye zorlanm›fllard›r. Kökenleri isyanc› suhte ve levendlerle ayn› olan, yani hepsi yoksul köylü çocuklar›ndan oluflan il erleri, bir süre sonra varolufl amaçlar›ndan saparak suhtelerle birlikte hareket etmeye bafllad›lar. Asl›nda bu dönem, sadece il

www.devrimcigenclik.org

erlerinin de¤il tüm halk›n suhtelere yard›m etti¤i, sempati duymaya bafllad›¤› bir dönemdir. ‹ktidar içi çat›flmalar›n yo¤unlaflmas› ve devletin kendilerine uygulad›¤› ekonomik bask›yla beraber devlete karfl› koyma refleksleri geliflen halk kitleleri, bunu kendilerinden önce yapan suhtelere yard›m etmeye, zaman zaman onlarla beraber hareket etmeye bafllad›lar. Suhteler de gittikçe çözülen toplumsal yaflamda Anadolu halk›na karfl›, devletin çeflitli kesimlerinden gelen sald›r›lar karfl›s›nda halk›n güvenli¤ini sa¤lamak için çat›flmalara giriyorlard›. Bunun çarp›c› bir örne¤i de dönemin kay›tlar›na göre 1568’de Sinop’ta gerçekleflmifltir. ‹çinde de¤erli yiyecek ve giyecek malzemeleri bulunan bir gemi kayalara bindirince içindeki malzemeler o s›rada flehir pazar›na inmifl yoksul halk taraf›ndan ya¤ma edildi, bunun üzerine hükümet, yöre kad›l›klar›na ya¤malanan mallar› bulmak ve ya¤mac›lar› cezaland›rmak üzere müfettifller yollad›. Bask› ve iflkencelerle mallar›n büyük ço¤unlu¤u ele geçirildi ve bir hayli insan tutukland›. Bunun üzerine olaya el koyan suhte birlikleri, hükümet kurulunun karfl›s›na dikilip onlarla çat›flarak tutuklananlar› serbest b›rakt›lar. Daha sonra suhtelerin Sinop kad›s›n›n evine de sald›rmalar› üzerine büyüyen çat›flmada suhtelerden de birçok kifli öldü. Bu olayda halk, al›fl›lm›fl›n aksine güvenlik kuvvetlerine yard›m etmemifl, suhtelerden yana tav›r alm›flt›r. Bu ve benzeri olaylar zenginleri düflündürmeye bafllad›. Zenginler, sancakbeylerinin güvenlik güçleriyle birlikte sefere gittikleri, dolay›s›yla suhtelerin daha rahat hareket edebildikleri “tehlikeli” bölgelerden göç etmek zorunda kald›. Bu ayaklanmayla birlikte en çok zenginlerin, bezirgânlar›n rahat› kaçm›flt›. Devlet güçlerinin ö¤rencileri yakalamas› için yap›lan çal›flmalara en çok destek verenlerin zenginler olmas› da bunun ispat› olmufltur.

‹damlar, iflkenceler… Suhteler özellikle esnaftan al›nan y›ll›k verginin toplanma dönemlerinde flehirlerde birikmifl, toplanan paralara el koyarak devletin kendilerine reva gördü¤ü açl›ktan ve s›k›nt›dan bu flekilde ç›kmak istemifllerdir. En fliddetli çat›flmalar›n zenginlerin ve devletin (yani padiflah›n) mallar›na el koyma eylemlerinde yaflanm›fl olmas›, hareketin s›n›fsal niteli¤ini aç›kça gözler önüne sermektedir. Hâkim s›n›flar›n da ayaklanmay› ciddiye almas›, ayaklanman›n gerçek hedefi konumuna gelmeleriyle mümkün olmufltur. Önceleri ayaklanmalara karfl› al›nan önlemler, bütün güvenlik güçlerinin, yetmedi¤i durumlarda ise halktan devflirilen kuv-

25

DEVR‹MC‹ GENÇL‹K

SAYI 20

vetlerin (il erleri) suhtelerin üstüne hücum etmesi ve yakalanan isyanc›lar›n-ço¤u kez yarg›lanmadan- idam edilmesi ile s›n›rl›yd›. Ancak bunun isyan› yat›flt›rmak yerine daha fazla alevlendirmesi devleti daha detayl› ve karmafl›k çözümler bulmaya yöneltti. Ayaklanmalar›n yo¤un oldu¤u bölgelere fazladan muhaf›z ve müfettifl atand›, halk›n elindeki tüfekler toplat›ld›. Ayr›ca ülkedeki bütün gençler potansiyel isyanc› olarak görülerek kefile ba¤land›lar. Yani gençler, mahkemeler taraf›ndan belirlenen kiflilere “zimmetlendiler”. Devlet, bu tür önlemlerin ifle yaramad›¤› durumlarda-ki ço¤u kez yaram›yordu-bask› ve iflkence politikalar›yla gücünü göstermekten çekinmedi. Devlet güçlerine, pefline düfltükleri suhtelerin “demleri hederdir” (görüldükleri yerde öldürülebilir) yaz›l› hükümler gönderildi. Böyle bir yetkiyle donat›lan devlet güçleri önüne geleni “sen de eflkiyas›n” diyerek sorgusuz sualsiz öldürebilmektelerdi. Ayr›ca ç›kar›lan ferman ile “demleri heder” olup öldürülen ya da yaral› ele geçirilen suhtelerin kendilerine ait mallar› devlet hazinesine, soygun sonucu ele geçirdikleri mallar da kendilerini yakalayan devlet güçlerine kal›yordu. ‹syanc› peflinde koflmay› karl› bir ifl haline getirerek özendiren bu kanun, devlet güçlerinin suhtelere karfl› son derece ac›mas›z davranmas›n›n nedenlerinden birisi oldu. Ancak devlet, giriflti¤i fliddetli bast›rma hareketlerinden hiçbir sonuç elde edemeyince çareyi ö¤rencilerle anlaflma yollar› aramakta buldu. Medreselerin hiyerarflik yap›s› içindeki yükselme olanaklar› art›r›ld› ancak, pratikte tüm yoksul köylü çocuklar› suhte olarak al›namayaca¤› için bu plan bir ifle yaramad›. Devletin, suhtelere isyan› bitirmeleri ve “tövbe” etmeleri karfl›l›¤›nda vaat etti¤i toprak ve ifl ise, suhtelerin e¤itim gördükleri alan d›fl›nda bir iflte çal›flmayacaklar›n› belirtmeleri üzerine bir ifle yaramad›. Devlet, suhte isyan›n› bast›rmak için genel af ilan›ndan, Anadolu’daki çetelere karfl› savaflmak için suhtelerden yard›m istenmesine kadar pek çok yol denedi. Ancak bunlar›n hiçbirinden istedi¤i sonuçlar› alamad›. 16. yüzy›l›n sonlar›na do¤ru daha kanl› katliamlar ve siyasi propagandalarla yok edilmeye çal›fl›lan suhte ayaklanmalar›, Anadolu’dan yavafl yavafl yükselmeye bafllayan büyük bir halk hareketi olan ve tetikleyicilerinin medrese isyanc›lar› oldu¤u “Celali ‹syanlar›” içinde kalan da¤›n›k güçler olarak yavafl yavafl eridi. * Osmanl› Devleti’nde orta ve yüksek ö¤retimin yap›ld›¤› e¤itim kurumlar›. ** Medrese ö¤rencilerine verilen ad. Softa veya suhteyan da deniliyor. Kaynaklar: Celâli ‹syanlar›, Mustafa Akda¤; Sosyalizm ve Toplumsal Mücadeleler Ansiklopedisi 6. Cilt; Ferman Devletin Da¤lar Bizimdir, Devrimci Gençlik Ocak 2001


T‹YATRO

www.devrimcigenclik.org

Yaflam›n sanatta varolmas›:

Varolan›n provas›… “Hayat bir tiyatro sahnesi gibidir” der insanlar. Bunu hayat›nda hiç tiyatroya gitmemifl biri bile söyler. Çünkü tiyatro insanlar›n zihninde her yerde ve her fley olabildi¤in, olmad›¤›n halde öyleymifl gibi gözüktü¤ün ve buna o anda kendin bile inand›¤›n nadir yerlerden biri... Tiyatro muhalif olmakt›r çünkü hayata. Tüm kötülüklere, zorbal›klara inat sessizlikte bir 盤l›k olabilmektir. ‹flte bu yüzden belki kendi hayatlar›nda bu kadar cesur olamasa bile insanlar, hayat›n tiyatro sahnesi gibi oldu¤unu düflünürler. Çünkü herkes bi zaman istemedi¤i bir rolü oynam›flt›r yaflam karfl›s›nda. Çünkü herkes karanl›kta ›fl›¤› yakan insan olmay› dilemifltir belki yakamam›flt›r ama içinde tafl›d›¤› bir fleyler vard›r mutlaka. Tiyatro sahnesinde olsa o rolü baflkas›na kapt›rmayacakt›r belki kim bilir ama gerçek hayattaki rolü farkl›d›r.

Hayat bir görünmez tiyatrodur Gerçek hayat ve oyun ayr›m›n› anlamad›¤›m›z durumlar yok mudur? Bu iki durumu kestirip atmayan zamanlar sunulmam›fl m›d›r hiç önümüze? Bir koflulu var asl›nda: Görünmez tiyatro*. Bu biçim hayat›n tiyatro sahnesi oldu¤una olan inanc›m›z› artt›r›r. Çünkü hayat karfl›s›nda birileri, oturup bizim sahnemizin gelmesini beklemez ve bizler emek verdi¤imiz onca u¤rafl› birilerine gösterme f›rsat›n› hiçbir zaman bulamayabiliriz. Ama görünmez tiyatro; hem oyundur hem gerçek. Oyunun sergilenecek mekân›, sahne de¤ildir. Dedik ya sahne hayat›n içindedir. Bu da oralar› kullan›r. Mesela; bir otelin restaurant k›sm›nda yemek yemektesiniz ve yan masan›zdan biri yüksek sesle, yeme¤inin kalitesizli¤inden yak›n›r. Daha sonra yan›na gelen garsona yine herkesin duyabilece¤i bir ses tonuyla oran›n en pahal› yeme¤inin sipariflini verir. Siz kendi masan›zla ilgilenirken; bir ses yükselir tekrar. Ayn› adam gelen hesab› ödeyemiyordur ve o, garson, flef garson tart›fl›rlar. Adam para yerine emek gücünü kullanmay› önerir ama yapaca¤› ifl ne olursa olsun yaklafl›k 8 saat çal›flmas› laz›md›r, 10 dakikada yenen yemek için. Arada olaya müdahale edenler de adam›n sorular›n› yan›tlarlar. Siz de dâhil oradaki herkes oteli, yemekleri, ücretleri konuflmaya bafllar. En sonunda da masalar›n birindeki bir müflteri, aran›zda para toplay›p adam›n hesab›n› ödemeyi önerir. Belki siz de ç›kar›p bir fleyler verenlerden ya da belki de fiyat›n› bile bile almamal›yd› diyenlerden olursunuz. Ama flunu bilmemeniz gerekiyor: ‹lk olarak yeme¤ini be¤enmeyen adam ve farkl› masalardaki birkaç kifli daha, müflteri de¤il oyuncu. Tüm yaflad›klar›n›z da bir oyun. Ayn› zaman da de¤il de… ‹flte bu görünmez tiyatro.

Kutuya de¤il kültürümüzün içine bakal›m

yaln›zca onlar de¤ildi kilitlenenler…

Belki bizler kurgulam›yoruz ama baz› durumlarda “görünmez tiyatro” oynuyormufluz gibi sanki. Bir fatura s›ras›nda, kimsenin önüne geçti¤i için sesini ç›kartmad›¤› durumda; o kifliye tepki göstererek örne¤in. Di¤er insanlar›n içindeki öfke d›flar› ç›kar ve herkes söylenmeye bafllar biranda. ‹nsanlar kendilerini hayat›n d›fl›na itilmifl hissettikçe, seslerini duyurabilecekleri fleylere dâhil olmaya çabal›yorlar. Dâhil olunabilinen ölçüde sahipleniliyor. Televizyonlarda ya da sokakta seyirciden fikirleri al›narak yap›lan do¤açlama tiyatro oyunlar›n›n oldukça seviliyor olmas› bu durumun bir yans›mas›. Asl›nda bu durumu sadece tiyatro ya da sanat üretiminde düflünmedi¤imiz zamanda görürüz. Telefonla ba¤lan›lan yar›flmalar, programlar daha fazla reyting al›rlar. Biri hiçbir yetenek, zekâ vs gerektirmeyen yaln›zca s›rayla kutu aç›lmas›na dayal› bir yar›flma yapar ve milyonlarca insan seyreder. Çünkü sadece kutu açt›rmaz asl›nda, bir oyun oynat›rlar onlara. Ac›l› bir geçmifl, zorlu yaflamlar, sanki 40 y›ll›k dostmuflças›na geliflen arkadafll›klar… ‹nsanlar›n özledi¤i ya da kendilerinden hissettirecek fleyler sunmak… Her dönem kendi hassasiyetlerini de beraberinde tafl›r. Toplumun neleri sevdi¤ini, nelerden etkilendi¤ini, nelerden hofllanmad›¤›n›, nelerin yüreklerine hitap etti¤ini koflullar belirler ya da o koflullar yarat›l›r!. E¤er fluan içi tamamen bofl olan kutudan ç›kacak olan merak ediliyorsa ya da güldürmek için cinsiyetçili¤in kullan›ld›¤›, toplumsal hiçbir soruna de¤inmedi¤i gibi vermeye çal›flt›¤› mesajlar› yanl›fl ve eksik veren tiyatroyu and›ran bir fleyi en çok üniversiteliler izliyorsa; o zaman bir fleyler yapmal›y›z. Günümüz üniversiteleri/üniversitelileri tüketim toplumunun bir ürünü haline getirilmeye çal›fl›l›yor. Teslim olmaman›n en etkili yolu ise; bir kültür yaratmaktan ve o kültürün içinde kendini yaratmaktan geçer. Örne¤in 68’de gençlik hareketi “Devrim için Hareket Tiyatrosu” nu kurmufl ve tiyatronun soka¤a tafl›nmas›n› önermifltir. ‹flçinin, memurun, köylünün sokakta oldu¤u bir dönemde “sokak tiyatrosu” yapmak, sanat› kapal› kap›lar ard›na saklayan zihniyeti; o kap›lar›n üzerine kilitlemek demek oluyordu ayn› zamanda. Ama kap› kilitlenemeden k›rd›lar ve sadece düzene karfl› ç›kanlar› hapsetmediler

Sanat bir devrim provas›d›r

26

DEVR‹MC‹ GENÇL‹K

SAYI 20

Bu co¤rafyada en çok bask›ya ve zulme u¤rayanlardan biri de hiç kuflku yok ki sanat olmufltur. Darbe döneminde 937 filmi “sak›ncal›” bularak yasaklayanlar, “dil” inden ötürü albümleri kald›ranlar, binlerce kitab› toplat›p yakanlar ve hala daha çocuk oyunlar›na dahi yasak koyan zihniyetler… Sanat, insano¤lunun yapabileceklerinin bir önizlemesi gibidir çünkü. Augusto Boal ‘Ezilenlerin Tiyatrosu’ adl› kitab›nda bu konuyla ilgili flunlar› der: “Tiyatro; do¤ru yolu gösterme arac› de¤ildir, tiyatro sadece bütün muhtemel yollar› deneyebilmenin araçlar›n› sunar.” Ve flöyle devam eder: “ Belki de tiyatro kendi içinde devrimci de¤ildir; ama hiç kuflku yok ki tiyatro bir devrim provas›d›r!” Sanat› bir prova alan› olarak görebiliriz. Bu düflünce bizi yapacaklar›m›z noktas›nda cesaretlendirecek, gençli¤in vermifl oldu¤u enerjiyi amfilerimize, kampusumuza, üniversitemize ve soka¤a tafl›mam›za yard›mc› olacakt›r. Müzi¤imizle, filmlerimizle, tiyatro anlay›fl›m›zla kendimize özgü bir sanat anlay›fl› gelifltirmeliyiz. Asl›nda eskiden beri de gençlik hareketinin verdi¤i tepkilerin temelinde o anlay›fl yatmaktayd›. Örne¤in; iflkencede ölen arkadafllar›n›n ard›ndan besteledikleri bir türkü, yaz›lan bir fliir ya da kitap, çevrilen bir film ya da sahnelenen tiyatro oyunu… Bunlar hep etkili bir silaht›lar hem de hala daha dilimizde bir türkü, haf›zalar›m›zda bir oyun olarak kald›lar. Öyleyse bizler de kendi kültürümüzü yaratal›m. Nas›l m›? Örne¤in, müzikle u¤raflarak; grup kurup ortak üretimler yapmaya çal›flarak. Örne¤in, tiyatroyla u¤raflarak ve tiyatroyu kapal› kap›lar ard›nda izlenen; bir baflkahraman›n oldu¤u ve izleyicilerin bütün oyun boyunca sadece oturdu¤u bir dekor olmaktan ç›kararak. Her nerde ne yap›yorsak onu tüm arkadafllar›m›zla beraber, onlar›n yan› bafl›nda hatta zorla içlerine kar›flarak yapal›m. Yapal›m ki; bizden sonraki kuflaklar da bizim üretti¤imiz; flark›, türkü, film, oyun ne varsa o miras› devrals›n ama kendi dönemleri içinde bambaflka ufuklar yarats›nlar. Bu sayede, dün ve bugün yapt›klar›m›z birer prova ama yar›n yaflanacaklar bütünüyle gerçek olacak… Kaynakça: * Augusto Boal, Ezilenlerin Tiyatrosu

Seyirciler eyleme erkini ne kendileri yerine düflünmeleri, ne de eylemde bulunmalar› için karakterlere devreder. Seyirciler kendisini özgürlefltirir; kendisi için düflünür ve eylemde bulunur! Tiyatro eylemdir!*


K‹TAP

www.devrimcigenclik.org

Çizgilerle baflyap›tlar fiu s›ralar Marksist baflyap›tlara artan ilgiyle beraber Marksist klasiklerin çizgilerle yorumlanan flekilleri de raflarda yerini ald›. Çizerler Marksist baflyap›tlar› yorumlarken öykülerle veya sadelefltirmelerle daha kolay ve kal›c› anlatmaya dönük çal›flmalarla karfl›m›za ç›k›yor. Geçti¤imiz birkaç ay içinde Kapital Manga, Kapital: Yeni Bafllayanlar ‹çin, Çizgilerle Komünist Manifesto ve Türlerin Kökeni: Resimli Uyarlama isimli dört eser yay›mland›. Eserler yo¤un bir ilgi ve be¤eniyle karfl›land›. Eserler baflyap›tlar›n anlafl›l›r ve çarp›c› olmas›yla yeni bafllayanlar için iyi bir seçenek…

Kapital Manga, Çizgilerle Komünist Manifesto: “Birleflin”, Kapital Yeni Bafllayanlar ‹çin… 15 Aral›k 2008’de yay›mlanan Kapital Manga bu y›l Can Erkin taraf›ndan Türkçe’ye çevrildi. fiu an çok satanlar aras›nda olan kitap Japon çizgi sanat› manga formunda Kapital’i anlat›yor. Son derece basit bir dili olan kitap, yedi ana karakterle bir peynir fabrikas›nda geçen öykü üzerinden emek gücünün sat›n al›n›fl›n›, eme¤e yabanc›laflmay› ve kapitalizmin toplumu yozlaflt›rmas›n› güzel bir flekilde somutluyor. Zengin olmak isteyen peynir üreticisi Robin ile genç sermayedar Daniel’in tan›flmas›yla bafllayan hikaye, temel kavramlar› bu karakterler aras›nda geçen diyaloglarla anlat›yor. Antikapitalist bir baban›n o¤lu olan Robin baflta masum bir para kazanma, zengin olma f›rsat› olarak gördü¤ü peynir fabrikas› kurma fikrini Daniel’in sergiledi¤i tutumlar ve fabrikada yaflananlar› gördükçe giderek korkutucu bulmaya bafllar. Özellikle iflçilerin performans›n› artt›rmak için bask› ayg›t›n› temsil eden Kahyayla yaflad›¤› sorunlar bu s›k›nt›lar› artt›r›r. ‹flçileri sömürmenin verdi¤i rahats›zl›k ve kendi içinde sorgulama halini zamanla d›fla vuran Robin, Daniel’le uzun süren tart›flmalar yaflar. Tart›flmalarda art›-de¤er kavram›n› somut olarak anlatan son derece aç›klay›c›, ak›lda kal›c› yerler dikkat çekici. ‹kna olmasa da vard›¤› sonuç zengin olmak için sömürü düzenini devam ettirmesi gerekti¤idir. ‹ki olay›n Robin üzerinde büyük etkisi olur. Bunlardan bir tanesi küçük bir iflçiyle ne ifl yapt›¤› konusunda yaflad›¤› diyalog. Robin yafl› küçük olan iflçiye ne ifl yapt›¤›n› sormas› üzerine çocu¤un yapt›¤› iflin ne ifle yarad›¤›n› bilmedi¤ini görür. ‹kincisi ise çocukluk arkadafl› Helena’n›n babas›n›n yaflland›¤› gerekçesiyle iflten ç›kar›lmas› sonucu bafllayan maddi s›k›nt›lar› nedeniyle fahiflelik yapmas› Robin’i en

çok etkileyen olay olur. Bütün bunlardan sonra Robin babas›n›n yan›na gelerek zengin olma h›rs›n› bir yana b›rakt›¤›n› söyleyerek babas›ndan köyüne dönmek için izin ister. Ancak babas› o¤lu için imzalad›¤› sözleflme nedeniyle dönmesine izin vermez. Robin de fabrikaya geri döner. Babas›n›n evinin de tehlike alt›nda olmas› dolay›s›yla tüm iç s›k›nt›lar›n› bir kenara atarak devam eden Robin Kahyaya tam yetki verir. ‹flçiler üzerinde artan bask› ve sömürü genç bir iflçi olan Karl’›n duruma tepkisi giderek artt›r›r. Karl’›n bu tepkisiyle beraber iflçiler harekete geçer ve devletin zor ayg›t›yla tan›fl›rlar. Kitap bir iflçinin katledilmesi üzerine “B‹ZLER KÖLE DE⁄‹L‹Z” slogan›yla son bulur… 1848’de Karl Marx ve Fr›edr›ch Engels taraf›ndan yaz›lan Komünist Manifesto 1976’da ‹talyan muhalif çizer Rodolfo Marcenaro taraf›ndan çizgiye döküldü. Ülkemizde bu sene Nail Satl›gan ve Kaan Emek taraf›ndan Türkçeye çevrildi. Manifestonun metni akarken alt›nda çarp›c› tiplemeler ve polemiklerle eseri yorumlayan çizer, okuru proleteryan›n ve burjuvazinin tipik temsilcileriyle buluflturuyor. Eserde metin devam ederken durumu abzürtlefltirerek anlatan çizer daha ak›lda kal›c› olmas›n› sa¤l›yor. Dünyan›n en çok okunan eserleri aras›nda yer alan Komünist Manifesto’nun okunmas› için iyi bir alternatif olan kitap özellikle yeni bafllayanlar için ilgi çekici duruyor. Kapital’in çizgilerle farkl› bir yorumu da Kapital: Yeni Bafllayanlar ‹çin… David Smith ve Phil Evans taraf›ndan yorumlanan eseri dilimize Kemal Ülker çeviriyor. Kavramlar› konu bafll›¤› olarak alan kitap konu bafll›klar› üzerinden gidiyor. Konular› te-

27

DEVR‹MC‹ GENÇL‹K

SAYI 20

mel hatlar›yla aç›klarken anlat›lanlar› çizgilerle yorumluyor. Kapitali daha kolay anlatmay› hedefleyen kitap çizgiler ve sade diliyle yapt›¤› anlat›mlarla bunu baflarm›fl. Kitab›n sonunda temel kavramlar anlafl›l›r flekilde aç›klanm›fl. Kapitali okumayanlar için tercih edilebilecek olan eser okuyanlar içinse göz at›lmaya de¤er.

Türlerin Kökeni: Resimli Uyarlama Charles Darwin taraf›ndan 1859’da yaz›lan eser öne sürdü¤ü canl›lar›n aflamal› olarak evrimleflti¤i teorisiyle okurlar›n› derinden etkilemeyi, birçok insan›n yarat›c›ya dair inanc›n› sorgulamas›n› ve bilim dünyas›n›n seyrini de¤ifltirmeyi sa¤lad›. Bu ufuk aç›c› baflyap›t› Nicolle Rager çizgileriyle yorumlarken anlat›m›n› Michael Keller yap›yor. Ülkemizde bu sene raflarda yerini alan kitap çok satanlar aras›nda. Kitap girifl bölümünde Darwin’in araflt›rmaya neden bafllad›¤›n› araflt›rma sürecinde yaflad›¤› zorluklar›, tepkilerden çekinmesini, 1858’de Alfred Russell Wallace’nin de benzer kan›lara ulaflmas›yla bunlar› aflmas›n› ve kitab›n› yay›nlamaya karar vermesini anlat›yor. Ayr›ca bu bölümde Darwin’in çok bilinmeyen mektuplaflmalar›na da yer verilmifl. Kitab›n ikinci k›sm›nda ise kitab›n tüm bölümlerine yer verilmifl. Bu bölümde sade bir dille anlat›lan konular çizgilerle beraber daha anlafl›l›r hale geliyor. Binlerce y›l öncesinin mekanlar›n›n ve hayvanlar›n gelifliminin çizgilerle anlat›lmas› Türlerin Kökeni’nin daha iyi kavranmas› için son derece elveriflli. Kitab›n sonsöz k›sm› ise evrim teorisinin o günlerden bugünlere (ülkemizde Tübitak’›n sansürlenmesi gibi) gerici tepkilerle karfl›laflmas›n› ve düzenli olarak y›llar içinde gelifltirilmesini ele al›yor. 30 Haziran 1860 Oxford Piskopusu Samuel W›lberforce ile T.H.Huxley aras›nda yap›lan tart›flman›n sunuluflu bugüne kadar uzanan dini elefltirileri çok güzel bir formda anlat›yor. Darwin’den bugüne geliflen bilimsel çal›flmalar›n Darwin taraf›ndan yorumlanmas› hem eserin bu bölümünü renkli k›l›yor hem de evrim teorisinin güncelli¤ini, yeni bilimsel araflt›rmalarla beraber ilerleyiflini en iyi flekilde anlat›yor. Türlerin Kökeni: Resimli Uyarlama okumas› zevkli, ak›c› ve anlafl›l›r olmas› aç›s›ndan ilgi çekici…

Devrimci Gençlik Dergisi Sayı 20  

Devrimci Gençlik Dergisi Sayı 20- Hak Mücadelesi Yükseliyor Gençlik Ön Saflara www.devrimcigenclik.net www.devgenc.org