Page 1


İÇİNDEKİLER 008. GÜNEŞ SİSTEMİ 010. Kosmos hakkında 50 ilginç bilgi 018. Güneş Sistemine yolculuk 022. Güneş 028. Dünya 036. En yakın komşumuz Ay 038. Merkür 040. Venüs 042. Mars 044. Jüpiter 048. Satürn 052. Uranüs 054. Neptün 056. Plüton 058. Europa 060. Cüce gezegenler 062. Aurora ışıkları 064. Gezegen katilleri asteroitler

068. ASTRONOMİ 070. Teleskoplar 078. Yeni başlayanlar için astronomi 080. Meteor yağmurları 082. Roketler 084. Diğer gezegenlerde yağmur 086. En çılgın hava olayları


116. EVREN 118. Samanyolu galaksisine yolculuk 124. Büyük Patlama “Her şeyin teorisi” 128. Yıldızların yaşamı 132. Süpernovalar 138. Kara delikler 144. Karanlık madde 152. Solucan delikleri 154. Gezegenler çarpıştığında 160. Galaksiler çarpıştığında 162. Bu evrende yalnız mıyız? 168. Yeni dünyalar arayışı 172. Evrendeki en garip 10 cisim 176. Kozmik saat

088. KEŞİFLER 090. Astronot eğitimi 092. Astronot kıyafeti 093. Su altı astronot eğitimi 094. Uzayda yaşam 096. Uzayda bir gün 098. Uluslararası Uzay İstasyonu 100. Uzay turizmi 104. Uzay yolculuğu 106. Voyager 108. Bilimin öncü isimleri


UZAY HAKKINDA HER ŞEY

Andromeda ve Samanyolu çarpışması Andromeda Galaksisi, Samanyolu’nun en yakın komşusu ve Dünya’dan çıplak gözle görülebilecek en uzak nokta. Tahminen 4,5 milyar yıl içinde Andromeda ve Samanyolu galaksilerinin çarpışıp dev eliptik bir galaksi olacağı tahmin ediliyor.

Saturnalia Festivali Nasıl Noel Oldu? Altın Çağ’da Romalılar, İtalya’nın tarım tanrısı Satürn tarafından yönetildiğine inanıyordu. Saturnalia bir çiftçi bayramı olarak ortaya çıkmıştır, bu festival Satürn’ e tapmak ve teşekkür etmek için kutlanıyordu. Bu bayramda geleneksel roller tersine dönüyor, köleler efendi oluyor, güzel elbiseler giyiyor ve ziyafet

masasının başına geçiyordu. Aileler birbirine hediye veriyor ve evlerini yeşillikle süslüyorlardı. Bu bayram yılın en eğlenceli ve keyifli zamanıydı. Zamanla Hristiyanlık kabul edildi ve bir pagan bayramı olan Saturnalia, Hristiyan Roma dünyasının Noel’i oldu.

Apollo astronotlarının ayak izleri muhtemelen en az 100 milyon yıl ayda kalacak. Ay’da atmosfer olmadığı için ayak izlerini yok edecek ya da aşındıracak su ya da rüzgâr yoktur. Bu sayede Apollo astronotları Ay’da iz bırakabildiler. Bunun anlamı ayak izleri, uzay gemisi izleri, attıkları materyaller çok uzun bir süre daha Ay’da kalacak. Bu izler sonsuza kadar orada kalmayacak. Ay durmaksızın mikro meteor bombardımanı altında, yani bir erozyon söz konusu, ama çok yavaş bir erozyon.

Uzayda hidrojen bombası 9 Temmuz 1962’ de ABD uzayda hidrojen bombası patlattı, bu patlama Hiroşima’ya atılan bombadan 100 kat daha güçlüydü.

Bugüne kadar kaydedilen en büyük astreoit, Ceres adlı dev kaya parçası.

Dennis Tito Uzaydaki ilk turisttir. 2001 yılında bir Rus uzay aracıyla Uluslararası Uzay İstasyonu’na uçtu ve orada birkaç gün geçirdi. Hayalinin gerçekleşmesi için Amerikalı zengin tam 20 milyon dolar ödedi. 12

Uzay nasıl kokuyor? Astronotlara göre uzay kızarmış biftek, sıcak metal ve kaynak dumanı gibi kokuyor. Peki, bu kokunun kaynağı ne? Çoğunlukla ölü yıldızlar.

Ceres’in çapı yaklaşık 600 kilometre. yüzölçümü neredeyse Hindistan veya Arjantin’ in topraklarına eşit. Ceres o kadar büyük ki, asteroit özellikleri taşımasına rağmen, cüce gezegen olarak kabul edilmesi gerektiği yönünde tartışmalar var. Ceres’in yüzeyinde buz halinde su tespit edildiğinden özellikle dikkat çekici. Dawn adlı insansız uzay aracı 2015’ ten beri Ceres’in yörüngesinde dönmekte.


50 İLGİNÇ BİLGİ

Ay’ ın kime ait olduğu hakkında

Satürn’ ün yoğunluğu Satürn’ ün yoğunluğu o kadar düşük ki onu dev bir bardak suya koyarsanız batmadan su üstünde kalabilir. Suyun yoğunluğu 0.998 g/cm3 iken, Satürn’ ün yoğunluğu 0.687 g/cm3 tür.

Dünya’nın en pahalı nesnesi Uluslararası Uzay İstasyonu 150 milyar dolar maliyetiyle şimdiye kadar yapılmış en pahalı şey.

1967 yılında dünya devletleri bir gök cisminin kimseye ait olamayacağını kararlaştırdı. Buna rağmen Amerikalı Dennis M. Hope, 1980 yılında Ay’ın mülkiyetine talip oldu. Kimse buna itiraz etmedi; o da Amerikan adalet sistemine göre kendini 8 yıl sonra Ay’ın sahibi ilan etti ve Ay arazileri satmaya ve bununla ilgili şık tapular düzenlemeye başladı. Bugüne kadar 611 milyon dönüm Ay arazisi olmak üzere, 325 milyon dönüm Mars ve 125 milyon dönüm Venüs ve Merkür arazisi sattı.

Ay taşları Apollo astronotları Ay’dan toplam 382 kilogram taş getirdi. Çoğu NASA’da çelik kasalarda ve tüm dünyadaki bilimsel enstitülerde saklanıyor. ABD yönetimi ara sıra birazını hediye ediyor. Honduras Devlet Başkanı 1973 yılında böyle bir paket almıştı, bunu 1988 yılında özel bir koleksiyoncuya 50 000 dolar karşılığında sattı. ABD’de Ay taşı ticareti yasak olduğu için, alıcı parçaları tekrar ABD’ye geri vermek zorunda kaldı. 2002 yılında dört öğrenci içinde 53 Ay taşı bulunan bir NASA kasasını çaldı. Tabii, yakalandılar.

Ay her sene bizden biraz daha uzaklaşıyor. Ay her sene gelgit etkisi yüzünden Dünya’dan 3,8 cm uzaklaşıyor.

Ay’ a gerçekten ayak basıldı mı? 2013’te yapılan bir araştırmaya göre Amerikanların % 7’si Ay’a ayak basıldığına inanmıyor.

Heaven’s Gate Tarikati

Venüs’te bir gün bir yıldan daha uzun sürer Venüs’te bir yıl 225 Dünya gününe eşitken, kendi etrafında o kadar yavaş dönüyor ki bir günü Dünya gününe göre 243 günde tamamlıyor.

1997 yılında Heaven’s Gate tarikatının 39 üyesi Hale Bopp kuyruklu yıldızını işaret kabul ederek ruhsal evrimlerini tamamlamak için intihar etti. Liderleri Mareşal H. Applewhite onlara Dünya dışı varlıklar olduklarını ve kuyruklu yıldızın kuyruğuna eşlik eden bir uzay gemisine alınacaklarını söylemişti. Elma sosu ile karıştırdıkları barbürot denilen zehirli maddeyi içerek intihar etmişlerdir. UFO’daki gezinti için Nike marka yepyeni spor ayakkabılar giymişlerdi.

Güneş’in içine 1 milyon tane Dünya sığabilir. Eğer boş bir Güneş, Dünya ile doldurulsaydı 960,000 tane sığabilirdi. Diğer yandan eğer Dünyalar hiç boşluk bırakılmaksızın sıkıştırılsaydı yaklaşık 1,300, 000 Dünya sığdırabilir. Güneş’in yüzeysel alanı Dünya’nın alanının 11,900 katı. 13


UZAY HAKKINDA HER ŞEY

GÜNEŞ SİSTEMİNE YOLCULUK Güneş sistemi, Güneş’in başkarakter olduğu gezegenlerin ve diğer tüm gök cisimlerinin bu karakter etrafında döndüğü muazzam güzellikte pasajların olduğu kadar şiddet içeren sahnelerinde olduğu 4.6 milyar yıl önce yazılmaya başlanmış hala yazılan ve bizden sonra da yazılmaya devam edilecek mükemmel bir kitap. Peki, biz kitabın ne kadarını okuyabiliyoruz? Günümüzde astronomlar Güneş sistemini anlamak için komşu yıldız sistemlerini inceliyor, geçmişimiz hakkında bilgi toplamaya ve eksik parçaları birleştirmeye çalışıyor. Nebula teorisine göre Güneş sistemi 4,6 milyar yıl önce dağınık halde olan gaz ve toz bulutuydu. Sonra yakınlardan geçen bir yıldız ya da patlayan bir süpernovanın şok dalgaları yardımıyla bulut merkezi içine çökmeye ve muazzam bir çekim gücüyle bir araya gelmeye başladı. Güneş, Güneş sisteminin toplam kütlesinin neredeyse %99’unu oluşturarak merkez olurken, geri kalan madde merkezin etrafında dönen bir disk halini aldı.

18

Bugünkü gezegenlerin yapı taşları başlangıçta Güneş’in etrafında dönen küçük toz parçacıklarıydı, daha sonra kütle çekimiyle bir araya gelerek daha büyük gök cisimleri oluşturmaya başladılar. Bu küçük toz parçacıkları kayalara, daha büyük kayalara, cüce gezegenlere dönüştü ve bu cüce gezegenler çarpışarak ve her çarpışmada daha da büyüyerek günümüzdeki gezegenleri oluşturdu. Böylece Güneş’e daha yakın gezegen parçalarında kayalar ve metaller sıcaklıkla yoğunlaşırken, hidrojen bileşikleri de buharlaştı, Güneş’ten uzaklaştıkça süreç değişti; sıcaklığın azalmasıyla metaller ve kayaların yanı sıra hidrojen bileşikleri de yoğunlaşmaya başladı ve böylece gaz devi dediğimiz gezegenler oluşmuş oldu. Güneşimiz yolun başında muhtemelen sadece bir T- tauri yıldızıydı. Yani çekirdeğindeki hidrojen ve helyum füzyonunu tutuşturacak kadar sıcaklığa sahip olmayan ama hala içine çöktüğü için muazzam bir kütle çekimi enerjisiyle parlayan bir ön yıldız. Güneş’in içindeki

çekirdeği tutuşturmaya yetecek sıcaklığa ve basınca ulaşması için neredeyse 100,000 yıl geçmesi gerekecekti ve sadece birkaç milyon yıl sonra Güneş şimdiki şeklini almaya başladı ve böylece Güneş’in yaşam döngüsü başlamış oldu. . Güneş rüzgârları, Güneş’i ve diğer tüm gök cisimleri oluşturan bulutsudan kalan gazı ve tozu sisteminin dışına sürüklemeye başladı, gazla beraber, gezegen oluşumundaki patlamalardan ve birleşmelerden arta kalan dev kaya parçalarını da sürükledi. Güneş rüzgârları, bu artık parçaları bir araya getirerek asteroitleri, Kuiper Kuşağı’nı ve Oort bulutsusunu oluşturdu. İşin daha da ilginç kısmı ise Güneş rüzgârları bu parçaları uzağa iterek gezegen olma süreçlerini durdurmuştur. Nebula teorisi evrenin nasıl oluştuğu konusunda bize temel bir taslak çiziyor, fakat son yapılan araştırmalar ve keşifler, ilerleyen teknoloji sistemi Güneş sisteminin hikâyesinin henüz tamamlanmaktan uzak olduğunu gösteriyor.


GÜNEŞ SİSTEMİ

Güneş sistemi Samanyolu’nun neresinde?

Asteroit kuşağı nedir ve nerededir?

Güneş sistemi, galaksinin merkezine 25,000 ışık yılı uzaklıkta yer alırken, gene mükemmel bir denge örneğiyle galaksinin kenarına da 25,000 ışık yılı uzaklıktadır. Yani Samanyolu’ nu dev bir plak olarak düşünürsek, Güneş sistemi plağın kenar ve merkezinin tam ortasındaki bir nokta gibi olurdu. Güneş sistemi Orion ve Cygnus kollarının arasında bir bölgede konumlanmıştır.

Güneş sisteminin Samanyolu’nun etrafında bir turu 250 milyon yılda attığını öğrenmek sizi şaşırtabilir. 250 milyon yıl kozmik yıl olarak bilinir ya da galaktik yıl. Güneş sistemi en son bu pozisyondayken dinozorlar hala hayattaydı. Bir dahaki kozmik yılda ne olacağını kim bilebilir ki? İnsanlık belki yok olmuş ya da tamamen farklı bir şeye evrilmiş olacak.

Güneş sistemimizde birkaç tane asteroit kuşağı bulunmasına rağmen hiçbiri Mars ve Jüpiter yörüngeleri arasında konumlanan ana asteroit kuşağıyla boy ölçüşemez. Bu kuşakta Güneş’in etrafında dönen milyonlarca toz parçacığı ve küçük asteroitten, cüce gezegen Ceres’e ve 2 Pallas, 10 Hygiea, 4 Vesta gibi büyük asteroitler de bulunmakta. Büyük asteroitlerin çoğunluğu eliptik bir yörüngeye ve birkaç yıllık bir dönüş periyoduna sahiptir. Bazı astronomlar ana kuşağın bir gezegen çarpışmasından kalan parçalardan ya da Jüpiter’in güçlü çekiminden dolayı hiçbir zaman gelişimini tamamlayamamış bir gezegenimsiden oluştuğunu düşünüyor. 19


UZAY HAKKINDA HER ŞEY Kasırgaların yapısı Yakıcı atmosfer: 2012’de taç tabakada sıcaklığın bir milyon dereceyi aştığı küçük ölçekli manyetik kasırgalar keşfedildi.

Güneş enerjisi: Bu resim küçük bir kromosfer girdabından ziyade dev bir Güneş kasırgasını gösteriyor. İkincisi 2008’de keşfedildi ve ancak 2012’ye kadar fotosferde gözlemlenebildi.

Gaz fırtınaları: Güneş’in dönen manyetik alanı spiral şekilli iyonize gaz kasırgaları oluşturur.

Geniş kapsamlı: Bu kasırga konvektif bölgeden, taç tabakasına kadar Güneş’in atmosferik tabakaları boyunca baştan sona uzanır.

Spiralleşme: Tıpkı Dünya’da olduğu gibi Güneş’te de alt kısım darken, yükseldikçe hortum genişlemektedir.

En yakın yıldızımızın tuhaf bir özelliği var, yıldızı saran plazmanın atmosferi, taç tabakası, Güneş’in çekirdeğe yakın diğer birçok bölgesinden daha sıcak. Taç bölgesi iki milyon santigrat dereceye varırken, yüzey ancak 5,500 santigrat derecedir. Bilim insanlarının ve astronomların uzun zamandır bu soruyla kafaları karışmış durumda ama bazı yeni teoriler nedenini açıklayabilir. Son araştırmalara göre çekirdekten ısı dalgaları yoluyla taç bölgesine ısı enjekte ediliyor. Taç bölgesi sürekli etkileşim halinde, birbirine geçen manyetik alanlar tarafından yönetilirken, yüksek miktarda ısı ve enerji yayan konveksiyon bölgesi yaratılıyor. NASA daha fazlasını keşfetmek için 2018’ de fırlatılması planlanan Güneş gözlem teleskobu Solar Probe Plus görevini planlıyor. 26

www.solartornado.info

Taç bölgesi neden bu kadar sıcak?


GÜNEŞ SİSTEMİ Güneş tutulması Ay, Güneş’i bloke ettiği zaman gözlemlemesi en büyüleyici doğa olaylarından biri olan Güneş tutulması Ay’ın yörünge hareketi sırasında Dünya ile Güneş’in arasına girmesiyle meydana geliyor. Ay’ın Güneş’i kısmen ya da tümüyle örtmesi sonucu ortaya çıkan manzara biz dünyalıları zamanın başlangıcından beri etkilemektedir.

Rakamlarla Güneş 3700- Dünya ile Güneş arasındaki mesafe 150 milyon kilometredir. Bu mesafe Dünya’nın etrafını arabanızla 3700 kere döndüğünüzde ulaşacağınız bir mesafedir. 4.6- Güneş 4.6 milyar yaşındadır. 100 milyon megaton- Güneş patlamaları yaşandığında yayılan ortalama enerji miktarı Dünya’da aynı anda patlatılan 100 milyon megaton hidrojen bombasına

eşittir. 4 trilyon trilyon- Güneş’in parlaklığına eşit bir parlaklığa ulaşmak için 4 trilyon trilyon 100 wattlık ampule ihtiyacınız olacaktır. 1 milyon- Güneş içine 1 milyon Dünya’yı sığdırabilir. %99.86- Güneş, Güneş sisteminin kütlesinin %99.86’sını kaplayarak tartışmasız sistemdeki bütün gök cisimlerin üzerinde söz sahibidir.

Güneş’ i gözlemlemenin tarihi M.Ö 400 Dünya’nın en eski Güneş gözlemevi. Chankillo’nun on üç kulesi, Peru’ da Güneş’ in hareketini takip etmek için inşa edildi. M.Ö 350 Aristotales Güneş’in resmini çekmek ve parçalı tutulmayı gözlemlemek için Kamera Obscura’ yı kullanır. 1612 Galileo Galilei, Güneş’in yüzeyindeki lekelerin ilk gözlemlerinden birini yapmak için teleskobunu kullanır. 1749 Güneş, İsviçre Zürih Gözlemevi’nde günlük olarak gözlemlenmeye başlandı.

Evet, Güneş, ama bildiğimiz gibi değil Güneş’ in bu inanılmaz görüntüleri ilk kez NASA’ nın Güneş Dinamikleri Gözlemevi tarafından çekildi. Renklendirmeler farklı gaz sıcaklıklarını gösteriyor. Kırmızı olanlar görece daha serin alanları (60,000 K- 107,540 F) gösterirken, mavi ve yeşil alanlar daha sıcak alanları (1 milyon K- 1,799,540 F) gösteriyor.

Güneş ne kadar büyük? Güneş’imiz 1,4 milyon km çapa sahipken, Dünya’nın çapı neredeyse 13,000 km dir. Eğer Güneş bir basketbol topu boyutlarında olsaydı Dünya 2.2 mm’ den fazla büyük olmayan bir nokta kadar görünürdü.

1849 Dünya’daki yeni gözlemevleri Güneş lekelerinin sebebini anlamamıza yarayacak gözlemleri sürekli yapıyor. 2006 Japon teleskobu Hinode, Güneş’in atmosferini ve manyetik alanını incelemek için fırlatıldı. 2010 NASA, en önemli amacı Güneş’in Dünya üzerindeki etkisini araştırmak olan Güneş Dinamikleri Gözlemevi’ni fırlattı. 2018 2018’de NASA’nın yeni Güneş gözlem teleskobu Solar Probe Plus fırlatılacak ve Güneş’e en yakın uzay aracı olacak.

nasa.gov

27


UZAY HAKKINDA HER ŞEY

Boyutu Büyüklük açısından Jüpiter’den sonra ikinci sırada gelir. Satürn

Dünya

12,756.3 km

Halkaların Efendisi

Satürn Güneş sisteminde bir gezegene gitme şansınız olduğunu düşünün. Hangisini seçerdiniz? Eğer Satürn diyorsanız nefes kesen, karmaşık halka sistemi sizi de büyülüyor olmalı. Diyelim ki oraya ulaştınız göreceğiniz tek şey sadece muazzam bir halka sistemi olmayacak. Satürn, saatte 1000 mili geçen çılgın rüzgârları, bir yarım küresi siyah, diğeri beyaz olan ying- yang sembolünü andıran uydusu Iapetus, yoğun atmosferi, metan nehirleri ile Titan ve daha birçok sürpriziyle sizi bekliyor olacak. Satürn, kendisine Güneş sisteminin mücevheri denmesini sonuna kadar hak ediyor.

48

116.464 km

Satürn tarih öncesi zamanlardan beri gözlemlenmesine rağmen, en eşsiz özelliklerinden biri olan halka sistemi 1610 yılına kadar keşfedilemedi. Her halka milyarlarca toz parçası ve buzdan oluşuyor. Satürn yaklaşık 14 tane büyük halka sistemine sahip ama boşluklar ve halkaların bazılarıyla beraber uydular ve diğer yapılar da bulunmakta. Satürn’ün halkalarının ay parçalarından, gök taşlarından veya gezegenin atmosferinden ayrılan diğer cisimlerinden geldiğine inanılıyor. Satürn’ün Güneş etrafında dönmesi yaklaşık 29,5 yıl sürerken, kendi ekseni

etrafında o kadar hızlı dönüyor ki Satürn’de bir gün 11 saatten kısa sürüyor, bu da Ekvator’da 11,800 km’lik bir şişkinliğe sebep oluyor. Satürn amonyak buzu ve su buzu katmanlı bulutlardan oluşan soğuk bir atmosfere sahip. Jüpiter’deki rüzgârlara benzer saniyede 1800 km hızla esen rüzgârlara rastlayabiliriz. Bu rüzgârlardan biri ise Büyük Beyaz Nokta, gezegenin kuzey yarım küresinde 1876 yılından beri her Satürn yılında bir kere Dünya’ya göz kırpıyor.


GÜNEŞ SİSTEMİ

Satürn’ün içyapısı Satürn’ün 11,000 dereceden fazla sıcaklığa sahip olan küçük kayalık bir çekirdeğe sahip olduğuna inanılıyor. Satürn gaz ve sudan oluşan bir katmanla sarılmışken, onu metalik sıvı hidrojen ve

yoğun sıvı helyum ve hidrojenden oluşan başka bir katman izliyor. Yüzeye yakın hidrojen ve helyum gaz haline geliyor. Satürn’de komşusu Jüpiter gibi ayakta durulacak bir yerin olmadığı bir dünya.

İç tabaka: Çekirdeğin sıvı hidrojen ve helyumla çevrelendiği en kalın tabaka.

Dış tabaka: Hidrojen ve helyum gazlarından oluşan ve atmosferle karışan tabaka.

Dış çekirdek: İç çekirdekten daha kalın olan bu çekirdek metalik sıvı hidrojen içeriyor.

İç çekirdek: İç çekirdek büyük ihtimalle çok küçük ve Jüpiter’in çekirdeği gibi silikat kaya içeriyor.

Halkalar: Satürn’ ün halka sistemi sonsuz sayıda bir kaya parçasından, küçük bir apartman boyutlarında değişen çoğunlukla buz ve kaya parçacıklardan oluşuyor.

Cassini Uzay Sondası arasında yer açarak yörüngeye yerleşti. Bize Satürn’ün muhteşem fotoğraflarını yollayan ve uyduları hakkında önemli gözlem ve incelemelere imza atan Cassini hala görevine devam etmekte.

nasa.gov

Satürn’ ün karmaşık halka sistemi arasında bir dünyalı var; Cassini uzay aracı. Dünya’dan Satürn ve uydularında yaşam arama göreviyle fırlatılan uzay aracı 2004’te Satürn’e ulaştı ve kendisine halkaların

49


UZAY HAKKINDA HER ŞEY

Teleskop parçaları Teleskop türlerine göz attık, alırken nelere dikkat etmemiz gerektiğine de baktığımıza göre şimdi sıra teleskobun parçalarını tanımaya geldi.

Bulucu dürbün: Göz merceğinden bakmadan önce bulucu dürbünü hizaya alarak, aradığınız cismi bulmanız daha kolaylaşır.

Göz merceği: Teleskobun büyütme gücünü tayin eder. Farklı boyutlarda göz mercekleri bulunmakla beraber, milimetre numarası ne kadar düşük olursa görüntü o kadar yaklaşmakta ve aynı zamanda daralmaktadır.

Optik tüp: Aynalı, mercekli ve katadioptrik olmak üzere üç çeşit optik sistem vardır. Her birinin kendine has avantajları ve dezavantajları bulunmaktadır.

Kundak: Teleskobun yatay ve dikey eksenlerde hareket etmesini sağlayan kundak, kaliteli bir görüntü elde etmeniz için en önemli parçalardan biridir. Dengesiz bir kundakla en iyi teleskoptan bile kaliteli görüntüler alamaz, cisimleriniz odaklanırken bile görüntüler titrer ve bulanık olur.

Teleskop açıklığı: Mercek açıklığı ne kadar büyük olursa ışık toplama gücü o kadar fazla olacağından daha kaliteli ve net görüntüler elde edersiniz.

Düzeltici dürbün: Teleskobun ışığı toplama ve odaklama şekli görüntülerin yukarıdan aşağı ters oluşmasına sebep olur. Bu parça sayesinde cisimleri teleskobunuzda düz görebilirsiniz. Doğal olarak yeryüzü gözlemi için olmazsa olmazdır.

Netleme tekerleği: Göz merceğinden baktığınızda tekerleği çevirerek görüntüyü netleyebilirsiniz.

Tripod: Teleskobunuzu ayakta tutan mekanizmadır.Teleskobun ağırlığına göre tripodlar farklılık gösterir.

74


.andrewdunnphoto.com

ASTRONOMİ

wikipedia

NICE Gözlemevi’nde bulunan 50cm Refraktör tipi teleskop

ABD, Los Angeles yakınlarında bulunan Mount Wilson Gözlemevi’ndeki 100 inç (2.54) Hooker aynalı teleskobu

75


UZAY HAKKINDA HER ŞEY

Yeni başlayanlar için astronomi Geceleri gökyüzünü izlemek ve kozmosun harikalarını keşfetmek deneyimleyebileceğimiz en heyecanlı şeylerden biridir. Fakat tam anlamıyla hazırlanmadan ve doğru bilgiye sahip olmaksızın ilk teleskop maceranız hayal ettiğinizin yanından bile geçmeyebilir. Fakat endişelenmeyin, her şeyin bir çaresi vardır. Bu yazımızda yeni teleskobunuzla gökyüzünü izlemeyi eğlenceli ve kolay hale getirecek birkaç tavsiyeye yer vereceğiz. Öncelikle başınızı kaldırıp gökyüzüne bakmadan önce biraz astronomi kitaplarına, dergilere ve yıldız kartlarına gömülmenizi tavsiye ederiz. Böylece gökyüzündeki sayısız cisimle göz göze gelmeden çok daha önce onlar hakkında bilgi edinmiş olacaksınız. Ayrıca astronomi topluluklarını göz ardı etmeyin, burada sizin gibi birçok amatörle tanışabilir, fikir alışverişinde bulunabilir, birbirinize tavsiye verebilirsiniz. Diğer önemli konu ise, işe hemen teleskopla başlamayın. Dürbünler yeni başlayan astronomi meraklıları için gerçekten bulunmaz bir nimet. Uygun fiyatlara bulacağınız dürbünle gökyüzünde pek çok cismi görebilir, yanınızda taşıyabilir ve astronomiyle gerçekten ilgili mi yoksa sadece bir heves

78

mi olarak gördüğünüzü anlayarak belki de kendinizi büyük paralar harcamaktan kurtarabilirsiniz. Peki, bütün bu aşamaları geçtiniz, kitaplar okudunuz, geceleri düzenlenen gökyüzü etkinliklerine katıldınız ve astronomi ile ilgili bol bol fikir alışverişinde bulundunuz. Teleskop almaya karar verdiniz ve şimdi onunla ilk kez gökyüzüne bakmaya hazırlanıyorsunuz. Teleskobunuz aracılığı ile göreceğiniz şeylerin kalitesini ve netliğini arttırmak için aklınızda tutmanız gereken en önemli şeylerden biri ışığı ve ısı kaynaklarını hesaba katmak. Işık kirliliği yıldız gözleminizin önündeki en büyük engellerden biri ve onu aşmak için şehirden, yapay ışıklardan olabildiğince hızla uzaklaşın, arkanıza bile bakmayın. Tamamıyla doğanın kalbindesiniz, çok güzel. Eğer amacınız Ay filtresiyle Ay’ı direkt gözlemlemekse hilale kadar beklemenizi tavsiye ederiz, böylece Ay’daki şekillere ve kraterlerini vuran bazı güzel gölgeleri görmeniz garanti. Ancak amacınız yıldızları, gezegenleri, galaksileri ve diğer gök cisimlerini görmek ise en iyi zaman Ay’ın en karanlık olduğu zamanlar yani yeni ay dönemi. Gelelim ısı kaynaklarıyla ne anlatmak

istediğimize. Bu konuda sizin yapacağınız pek bir şey yok, ama özellikle kaldırımlardan, binalardan yani gündüz ısıyı emen, geceleri yayan büyük objelerden uzak durun. Yayılan ısı hava akımları yaratarak teleskobunuzdaki görüntünün daha az keskin olmasına yol açar. Bunun yerine doğada geniş alanda olmak görüntü kalitenizi hatırı sayılır şekilde arttıracaktır. Diğer önemli şey ise beklentileriniz. Büyük ihtimalle NASA’nın Hubble Uzay Teleskobu gibi teleskoplarla çektiği mükemmel resimleri biliyorsunuz. Şunu bilmenizi isteriz ki sizin teleskobunuzdaki görüntü o resimlere pek benzemeyecek, ama gene de mükemmel bir deneyim olacak. Doğru teleskopla yıldızları, gezegenleri, galaksileri ve daha birçok mükemmel detayı göreceksiniz. Açık ara en heyecanlı kısım ise o ışıkları canlı Dünya’ya seyahat ederken göreceksiniz. Yani kısaca neler görebileceğinize dair olası beklentilerle gittiğinizde yaptığınız gözlemin her anından inanılmaz bir tat alacaksınız. Yapmanız gereken tek şey mükemmellik duygusunu bir kenara bırakmak ve evreni keşfetmek.


ASTRONOMÄ°

79


UZAY HAKKINDA HER ŞEY

Güneş sisteminin en çılgın

hava olayları Tuhaf havaların sadece Dünya’ya özgü olduğunu düşünmeyin. Dünya’da şu ana kadar olan en büyük kasırga bile, Güneş sisteminin diğer gezegenlerinin başına gelen felaketlerin yanında toz zerresi gibi kalıyor. Jüpiter’in üç Dünya’yı içine alabilecek kadar büyük kasırgası yüzyıllardır büyüyüp küçülmekte, spontane bir şekilde renk değiştirmekte veya oluştuğu gibi hızlıca kaybolmakta. Ama bu çılgın havalardan nasibini alan sadece Jüpiter değil. Titan’daki buzlu metan yağmur fırtınaları, Mars’taki gezegen çapındaki kum fırtınaları, gezegenleri ve uydularını etkileyen kurşun eriten sıcaklıklar. Güneş sistemindeki hava durumuna şöyle bir bakın ve dışarıda mevsim ne olursa olsun tadını çıkarın. Her halükarda, aşağıdaki herhangi birinden daha iyi olmalı.

Üç Dünya’yı içine alabilecek bir kasırga; Büyük Kırmızı Nokta Bu ünlü fırtına, Büyük Kırmızı Nokta, en az 400 yaşında ve keşfedilmesi Galileo’nun 1600’ların başında Jüpiter’i ve uydularını gözlemlemek için teleskobuna uzandığı zamana kadar gidiyor. Yaşı ile ilgili kesin bilgiye sahip olmadığımız gibi, 400 yaşından bile büyük olabilir. Fırtınaya rengini veren şeyin atmosferdeki sülfür olduğu düşünülüyor. Son yıllarda patlak veren başka bir fırtına ise Küçük Kırmızı Nokta, Jüpiter’in güney yarım küresinde üç küçük beyaz renkli fırtınanın birleşmesiyle oluşuyor ve giderek büyümeye devam ediyor. Neredeyse Dünya boyutlarında ve rüzgârın hızı saatte 400 mile çıkabiliyor. Aynı zamanda Büyük Kırmızı Nokta kadar hızlı dönüyor.

Cehennemden gelen kız kardeşimiz Venüs Dünya ile birçok konuda benzer olan Venüs, konu yaşanabilirliğe gelince tam bir cehenneme dönüşüyor. Milyonlarca yıl önce yönetimi ele alan sera etkisi, Venüs’ü kurşunu eritecek kadar sıcak bir atmosferin esiri haline getirdi. Bu gezegende sıcaklık 450 dereceye çıkabiliyor ve buradaki basınç Dünya’daki basınçtan 90 kat daha güçlü. Güneş’ten sonra ikinci gezegene inen uzay sondalarının imha edilmeden önce sadece birkaç saat dayanabilmesi hiç de şaşırtıcı değil. 86


ASTRONOMİ

Şiddetli Neptün rüzgârları

Mars’taki kum fırtınaları

Kuru buz karı

Konu Mars’taki kum fırtınalarına gelince Dünya’nın çöllerinin hiç aşağı kalır yanı yok. Kızıl gezegen o kadar kuru, tozlu ve kum fırtınaları haftalarca sürebiliyor. Çabucak büyüyen fırtınalar gezegende çok büyük bölgelere hızlıca yayılabiliyorlar. Çünkü Mars’ın atmosferi o kadar inceki, sıcaklıklar -143 dereceye inebilirken, 35 derece yükselebiliyor da. Özellikle yaz zamanları diyebileceğimiz zamanlarda sıcaklık en çok Ekvator bölgesinde dalgalanıyor ve kum fırtınası olasılığı en çok bu dönemlerde artıyor.

Bir süredir biliyoruz ki Mars’ın hem kuzey kutup buz örtüsünde hem de başka bölgelerinde su buzu bulunmakta. Mars keşif uydusunun karbondioksit kar bulutları ve kar yağışı tespit etmesi Güneş sistemimizde bu tür bir karın ilk kanıtıydı. 2011 temmuz ayında çekilen bu fotoğraf geniş karbondioksit buz örtüsünün sıcak havanın etkisiyle buharlaşıp kızıl gezegenin kuzey kutuplarında bıraktığı tuhaf şekilli, görünürde altın kenarlı çukurları gösteriyor.

Tüm görseller - nasa.gov

Güneş sistemimizin en dış gezegeni olan Neptün genellikle ciddi hava olaylarına ev sahipliği yapıyor ama insanın aklını başından alan en önemli özelliği belki de fırtınaları. Aslına bakarsanız, Neptün Güneş sisteminin herhangi bir yerinden çok daha fırtınalı, rüzgâr o kadar hızlı esiyor ki saatte 2,100 km’ye kadar bile çıkabiliyor. Dünya’daki rüzgârlarla şöyle bir kıyaslarsak, buradaki rüzgârlar genellikle en fazla saatte 400 km’ye çıkabiliyor. Bu rüzgârlar gezegenin dönüş yönünün tam tersine dönüyorlar ve teoriye göre atmosferin üst katmalarında yer alıyorlar ama gene de yüzeye inmesi durumunda bu rüzgârları engelleyecek hiçbir mekanizma yok.

87


UZAY HAKKINDA HER ŞEY

Astronot kıyafeti Astronotları uzayda hayatta tutan bu kıyafeti bu kadar özel yapan şey ne? Uzay kıyafetini havalar soğuduğunda üşümemek için üzerimize geçirdiğimiz bir kazak ya da ayaklarımızı sıcak tutması için giydiğimiz bir çizme gibi değil de daha çok bir Eskimo iglosu ya da uzayda dışarı çıktıklarında giydikleri küçük kişisel uzay gemileri gibi düşünebiliriz. Uzayda insan hayatını tehdit eden iki önemli şeyden biri oksijen eksikliği iken diğeri -100 santigrat dereceden 120 santigrat dereceye kadar çıkan ekstrem sıcaklık aralığı. Fakat astronotların karşılaşabileceği tehlikeler bunlarla bitmiyor. Aşırı derece düşük basınç, kurşun hızından daha hızlı seyahat eden mikro meteorlar, yüksek seviyede radyasyona maruz kalmak bunlardan sadece birkaç tanesi. Modern astronot kıyafetinin tasarlanma amacı astronotları uzayda gemi dışındayken bu tehlikelerden korumaktı. Dış bölüm esnek ve sert parçalardan oluşmak üzere birkaç ana bölüme ayrılmıştır, herhangi bir çarpışmadan korunmak ve basınçlı, oksijenli bir ortam oluşturmak kıyafetin en önemli özelliklerindendir. Bunun da altında, astronotları serin tutmaya yarayan kıyafet içine yerleştirilmiş tüplerle vücut sıcaklığını dengeleyen bir mekanizma vardır. Oldukça ağır olan sırt çantası birincil yaşam desteğini taşır, nefes alması için başlığa oksijen pompalar ve salınan karbondioksiti temizler. Bu sırt çantası ayrıca kıyafetin sisteminin çalışması için gerekli elektrik takviyesini sağlar ve soğutma sistemleri için de bir su deposu bulundurur.

Astronot giysisi : İlk defa 1981’de tanıtılan Araç Dışı Hareketlilik Ünitesi astronotların uzayda istasyon dışında hareket etmesini sağlayan bağımsız bir uzay giysisidir.

92

Yaşam desteği : Ağır sırt çantası soğutma için su deposu, hava ve uzay kıyafeti için güç içerir.

Ağır siklet : Tam teşekküllü bir uzay giysisi 100 kilogramı aşar ama neyse ki uzayın yer çekimsiz ortamı bu yükü neredeyse hiç hissettirmez.

Altın tabaka : Astronotun vizörü Güneş’ten gelen zararlı ışınları filtreleyen ince altın bir tabaka ile kaplıdır.

Koruma : Sert üst gövde astronotu mikro meteorlardan korumak ve giysinin geri kalanıyla iletişim halinde kalmasını sağlamak için sabit bir alt yapı sağlar.

İç düzenek : Uzay giysisinin altında astronotu serin tutacak bir seri tüp ve idrar toplama cihazları bulunur.

Z- Takımları NASA gelecek uzay görevleri için bir anlamda öncekilere benzeyen ama belli konularda daha gelişmiş uzay kıyafetleri üzerinde çalışıyor. İlk bakışta, modern uzay kıyafetlerinden çok da farklı görünmese de, Apollo dönemi uzay kıyafetlerinin yapamadığı, Mars gibi gezegenlere yapılacak görevlerde hem de yer çekimsiz ortamda kullanılmasına izin verecek anahtar özelliklere sahip. Bir uzay kıyafetini giymek bir saat ya da daha fazla zaman alırken, Z- takımları hızlıca giyilip, çıkarılabiliyor. Normal koşullarda astronotlar 12 saatlik bir dekompresyon protokolü denilen,

Sırt roketi : Sırt roketleri sadece acil durumlarda kullanılmak için tasarlanmıştır.

dekompresyon hastalığının gelişimini minimuma indiren bir protokolü geçmek zorundalar. Araç dışı etkinlikten önce astronotlar bir ila iki saat arası normal kabin basıncında %100 oksijen soluyorlar, sonrasında kabin basıncı 10 saat boyunca 10.2 psi’ye indiriliyor ve sonunda uzaya çıkmadan önce en az bir saat daha %100 oksijen soluyorlar. Fakat Z-takımı yeni, daha yüksek basınçlı yapısıyla bu aşamayı devre dışı bırakıyor, çabucak giyinme ve çıkarılma imkânı tanıyor. NASA’nın bu modeli, 2017’de Uluslararası Uzay İstasyonu’nda test etmesi planlanıyor. Oyuncak Hikâyesi filmini izlemişseniz

Kontrol kapsülü : Görüntüleme ve kontrol kapsülü astronotun kıyafete iletişim ve kontrolünü sağlar.

dikkatinizden kaçmayacak bir şey var. NASA’nın yeni nesil Z- serisi filmin en komik karakterlerinden biri olan kendini uzay koruyucusu olarak gören Buzz Lightyear’ın kıyafetiyle neredeyse bire bir aynı.


KEŞİFLER

Su altı astronot eğitimi Bir astronot neden yüzmeyi bilmek zorunda diyebilirsiniz. Haklısınız, uzayda hiç su yok. Fakat bu, uzayın eşsiz özelliğini Dünya’ya getirmek için suyu kullanmamıza engel değil. Bir astronotun Uluslararası Uzay İstasyonu’nda göreve başlamadan önce, neyle karşılaşacağını bilmesi için defalarca pratik yapması gerekir. Ama bu çalışmayı mümkün olduğunca gerçekçi yapmak için gezegenimizin atmosferinin dışında karşılaşacakları yer çekimsiz ortamın buraya getirilmesi gerek. Kulağa inanılmaz gelebilir fakat NASA bunun nasıl yapılacağına dair parlak bir fikre sahip. Uluslararası Uzay İstasyonu’nun büyük ölçekli bir modeli, dev bir yüzme havuzu. Eğitim havuzu bildiğimiz ortalama havuzlardan daha geniş. 61.6m uzunluğunda ve 31m genişliğinde olan bu havuzda astronotlar 1996’dan beri eğitim görüyorlar. Aslında temel mantık olarak tüple dalışa benzetebiliriz. Eğer tüple dalış yaptıysanız, suyun altında

ağırlıksızlığın yani suyla aynı ağırlıkta olup ne batma ne de yüzme durumunda olmamanın tadını bilirsiniz. Her şeyi doğru yaptığınızda hiç de tehlikeli olmayan bu dalışta nerde olduğunuza ya da nasıl hareket ettiğinize dair harika bir kontrol mekanizmasına sahip olursunuz. Daha çok uçmaya benzeyen, astronotların uzayda karşılaşacakları şeye benzeyen bir deneyim. Fakat tüple dalış dalgıçları için suya inmeye hazırlanmak oldukça kolaydır. Yapmanız gereken şey doğru ekipmana sahip olduğunuzdan emin olmak; palet, maske, regülatör, dalış giysisi, ağırlık kemeri ve tabii ki bir badi. Fakat astronotlara gelince işin rengi biraz değişiyor. Bir kere, 159 kilodan daha ağır bir tam teşekküllü bir uzay giysisiyle suya dalmak zorundalar. Bir diğeri ise

her astronot için havuzda oldukları süre boyunca biri dalışı kameraya kaydetmekle görevli, diğeri yardım ekipmanıyla hazır halde ve diğer ikisi güvenlik amaçlı olmak üzere toplam 4 dalgıç hazır bulunuyor. Neredeyse her gün, iki astronot altı ile sekiz saati bu havuzda uzayda yapacakları görevleri pratik yapmakla geçiriyor. Ayrıca su altında, stajyer astronot her gün soluduğumuz %21’lik oksijenden fazla olarak %46’sı oksijenden oluşan oksijen nitrojen karışımı bir hava solur. Bu artan oksijen yoğunluğu vurgun yeme riskini azaltırken, uzun halatlar astronotlar aşağıda pratik yaparken onları sabitlemeye yarar. Su altında yapılan her şey uzay istasyonunda yapılacak olan şeylerin mükemmele yakın bir simülasyonudur.

Yaşam desteği: Astronotlar hava, güç ve bağlantı sağlayan havuzun yaşam desteğine 26 metrelik halatlarla bağlı durumdadırlar.

Derinlik: Bu havuz 61.6m uzunluğunda, 31m genişliğinde oldukça büyük bir havuz olmasına rağmen, tüm Uluslararası Uzay İstasyonu’nu içine alacak kadar büyük değildir.

Batık uzay istasyonu: Uluslararası Uzay İstasyonu’nun bir modeli suyun 12m derinliğinde yatıyor.

Güvenlik: 115 saatlik dalış süresince, astronotların herhangi bir sorunla karşılaşmasını önlemek için kameraman ve güvenlik dalgıçları sürekli hazır halde bulunurlar.

Havuz boyutunda uzay ortamı: Neutral Buoyancy Laboratuvarı’nda astronotlar uzayda olmanın nasıl bir his olduğunun tadına varırlar.

Su altında nefes almak: Vurgun yemeyi önlemek için, astronotlar yüzde 46’sı saf oksijenden oluşan oksijen nitrojen karışımı bir hava solurlar.

Kaldırma kuvveti: Su kaldırma kuvveti sağlar böylece, astronotlar ne batar ne de yükselir, sıfır yer çekimi simüle edilir.

Çok büyük: Bu havuz 61.6m uzunluğunda, 31m genişliğinde oldukça büyük bir havuz olmasına rağmen, tüm Uluslararası Uzay İstasyonu’nu içine alacak kadar büyük değildir. 93


UZAY HAKKINDA HER ŞEY

Voyager 39 yıldır yollarda olan, uzaya gönderilen araçlar arasında en uzağa giden, kalbinde dünyalılar hakkında bilgilerin olduğu bir altın plak taşıyan Voyager’le tanışın.

5 Eylül 1977 Voyager1, Voyager2’den sadece iki hafta sonra fırlatıldı, Voyager2’yi uzay tozlarından oluşan asteroit kuşağının içinde bırakarak hızlıca geçti.

Satürn

Jüpiter

Asteroit kuşağı

Mars

Dünya

Venüs

Merkür

Ocak 1979 Voyager1, Jüpiter’i fotoğraflamaya başlıyor.

5 Mart 1979 Voyager1, Jüpiter’e 217,000 mil yaklaşarak en yakın seyrini gerçekleştiriyor, Voyager1’in en önemli keşfi Jüpiter’in aktif volkanlarla kaplı uydularından biri olan İo’ydu.

106

12 Kasım 1980 Voyager1, Satürn’ü geçiyor. Satürn’ün ve Jüpiter’in yer çekim alanları Voyager1’i inanılmaz hızlarla ileriye itiyor.


KEŞİFLER

2017 2014 Voyager1, şu an Güneş’ten 11,820,700,000 mil uzaklıkta ve saatte 36,000 mil hızla uzaydaki en hızlı teknoloji oluyor.

15 Aralık 2004 Voyager1, Güneş rüzgârlarının ses hızının altına düştüğü sonlandırma şoku denilen bölgeyi geçerek, heliosheath denilen sonlandırma şoku ile yıldızlararası bölgeden gelen rüzgârın arasındaki bölgeye girdi.

Bilim insanları Voyager1’in yıldızlararası uzaydan önceki son durak olan heliopause denilen, Güneş rüzgârlarının tamamen durduğu bölgeden geçeceğini tahmin ediyor.

Oort bulutu

Neptün

Uranüs

42 bin yıl içinde NASA Voyager1 in 1,6 ışık yılını geçerek Camelopardalis yıldız takımında uzak bir yıldız olan Gliese 445’ten geçeceğini tahmin ediyor.

17 Şubat 1998 1990 Voyager1, evden 3.7 milyon mil uzakta ve Dünya’nın ‘’Soluk mavi nokta’’ olarak bilinen fotoğrafını çekiyor.

Voyager1, Pioneer 10’u geçerek, uzaydaki insan yapımı araçlar arasında en uzağa giden cisim oluyor.

107


EVREN 118. Samanyolu galaksisine yolculuk 124. Büyük Patlama “Her şeyin teorisi” 128. Yıldızların yaşamı 132. Süpernovalar 138. Kara delikler 152. Solucan delikleri 154. Gezegenler çarpıştığında 160. Galaksiler çarpıştığında 162. Bu evrende yalnız mıyız? 168. Yeni dünyalar arayışı 172. Evrendeki en garip 10 cisim 176. Kozmik saat


UZAY HAKKINDA HER ŞEY

142


EVREN Kara delikler her zaman tehlikeli değildir Güneş’i alıp yerine tamamen aynı kütlede bir kara delik koysaydık ne olurdu? Dünya’yı yalayıp yutar mıydı yoksa Dünya her zamanki gibi yörüngesinde yol mu alırdı? Birçok insan Dünya’nın kara deliğe düşeceğine, kara deliğin inanılmaz çekimiyle acımazsızca ortadan kalkacağını düşünüyor. Fakat hatırlayacağınız gibi çekimin sizi ne kadar etkileyip etkilemeyeceği mesafenize bağlıdır. Hatırlatalım kara delik Güneş’le tıpatıp aynı kütlede ve Dünya’nın bulunduğu yer değişmedi. 150 milyon kilometre uzaklıktan hissedeceğimiz çekim gücü kesinlikle aynı kalacaktır. Yani Dünya gene Güneş’in etrafında döndüğü gibi kara deliğin etrafında dönecektir. Fakat bu seferde başka tehlike var. Donarak ölmek. Her şeye aynı anda sahip olamıyoruz. İki kara delik birleşirse ne olur? Cevabını oradan bile tahmin edebilirsiniz. Daha büyük bir kara delik olur. Kara delikler diğer kara delikler de dahil diğer cisimleri yutar. Evrenin ilk zamanlarında galaksiler yeni şekillenmişken, yeni doğan galaksilerin merkezinde toplanan maddeler çok yoğun bir kara delik oluşturmak için çökebilir. Daha fazla madde içine düştükçe, delik maddeyi oburca tüketecek ve büyüyecek. Sonunda ise süper yoğun bir kara deliğe dönüşecek, Güneş’in kütlesinin milyonlarca hatta milyarlarca katı kütleli bir kara deliğe.

Ayrıca, madde düştükçe ısınır. O kadar sıcak olabilir ki ışığın kendisinden gelen basınç uzaktaki maddeyi bile etkileyebilir, güneş rüzgârı gibi ama çok daha büyük ölçeklisi. Rüzgârın gücü kara deliğin kütlesi, yüksekliği, genişliği gibi etkenlere bağlı olarak değişir. Rüzgâr kara deliğin daha fazla madde yutmasını engellerken bu sürekli büyüyen obur kara delik için kapama vanası işlevi görür. Sadece bu da değil, zamanla kara deliğin etrafındaki yeterince uzak ama hala galaksinin merkezine yakın olan gaz ve toz yıldızlara dönüşür. Artık içine çekebileceği hiçbir şey kalmayan kara delik sonunda tüketmeyi durdurur. Gelişmesi durunca, galaksi stabil kalır ve herkes mutlu olur. Aslına bakarsanız, bugün evrene baktığımızda, birçok büyük galaksi kalbinde bir kara delik taşıyor. Samanyolu galaksisi bile merkezinde Güneş’in dört milyon katı kütlesinde bir kara deliğe sahip. Koşmaya başlamadan ve çığlık atmadan önce, hatırlayın ki bu kara delik bize 26,000 ışık yılı uzaklıkta, yani bize zarar vermesi pek olası değil. Tabi eğer aktif bir şekilde beslenmeye başlamazsa. Eğer yutacak bir şeyler bulursa bir yerden başlayabilir. Bir kara deliğin merkezi, uzayzamanda, bir tekil noktadır. Bu zamanın başlangıcındaki büyük patlamaya benzer. Ancak kara deliğe düşen bir madde ya da insan için zamanın başlangıcı değil zamanın sonudur. Fizik yasalarının geçerli olmadığı, zamanın ve uzayın büküldüğü bu kara deliklerde geleceği tahmin etmek imkânsızdır. Bu tekillikte madde gibi zaman da son bulmaktadır. Olay ufkunda bulunan bir kişiye, içeriden ne ışık ne de başka bir şey ulaşmayacaktır. Hiçbir parçacık hatta fotonlar, ışık yansımasını oluşturan parçacıkların kendileri de bir kütlesel çekime tabi olduklarından dışarı kaçamazlar. Buraya giren hiçbir nesne, insan ya da başka bir şey burayı terk edemez. Burada sadece kara deliğin sözü geçer. Her ne olursa olsun hatırlamamız gerekir ki, kara delikler büyük ölçüde ölüme ve yıkıma sebep olsalar da, galaksilerin oluşumlarına yardım ederler. Belki de var oluşumuzu onlara borçluyuz.

143


UZAY HAKKINDA HER ŞEY

KARANLIK MADDE Gerçekliğin %85’i kayıp durumda. Hadi evrenin kaderini kontrol eden bu gizemi az da olsa aydınlatmaya çalışalım.

Geceleri gökyüzüne baktığımız zaman Ay’dan Güneş sistemimizdeki gezegenlere kadar milyonlarca milyarlarca ışıklı cisim görürsünüz. Evrende var olan her şeyin bu kadar olduğunu düşünebilirsiniz ama biz orada bulunan şeylerin yalnızca ufacık bir parçasını görebiliyoruz, dev bir pazılın sadece ufacık bir kısmını. Dünya gezegeni üzerindeki her ders kitabı evrenin atomlardan ve atomun içindeki parçacıklardan oluştuğunu yazar. Biraz iddialı olsa da gerçek şu ki bütün bu ders kitapları yanlış. Karanlık madde denilen görmeyi henüz başaramadığımız bu madde evrenin yüzde yirmi ikisini

144

oluşturuyor. İlginç bir şey daha, Dünya üzerinde dokunduğunuz gördüğünüz her şey ama her şey evrenin sadece %4.9’unu oluşturuyor. Kendisini bize henüz göstermemiş olan karanlık madde ise evrende normal maddenin altı katıdan daha fazla bir yer kaplıyor. Astronominin en derin gizemlerinden biri olan karanlık madde daha onlarca yıl gizemini koruyacak gibi görünüyor. Karanlık madde seksen yıldan fazla bir süredir astronomları şaşırttığı kadar büyülüyor da. Belki de hala bizi en çok şaşırtan şey karanlık maddenin Dünya

üzerinde bulunan hiçbir maddeye benzememesi. Karanlık maddeyi çalışmanın tek yolu ne olduğundan çok ne olmadığı üzerine yoğunlaşmak. Onu oluşturan şey gezegenleri, yıldızları hatta bizi yaratan normal madde değil. Bu madde ne ışığı emiyor ne de onu yayıyor. Dünyalı gözlerimizle görmemizin mümkün olmadığı bir varoluşa sahipler. Karanlık madde ile ilgili o kadar teori var ki bir teorisyeni bir günlüğüne kalemiyle bir odaya koysanız ertesi gün diğerlerine benzemeyen bambaşka bir fikirle gelmesi çok olası.


EVREN

145


SipariลŸ iรงin

abonelikmerkezi.com

Profile for yeni fikirler

UZAY HAKKINDA HER ŞEY  

Yeni Fikirler'in bu sayısında sizleri uzaya götürüyoruz. Güneş sistemimizden evrenin en uç noktalarına kadar merak ettiğiniz pek çok konu in...

UZAY HAKKINDA HER ŞEY  

Yeni Fikirler'in bu sayısında sizleri uzaya götürüyoruz. Güneş sistemimizden evrenin en uç noktalarına kadar merak ettiğiniz pek çok konu in...

Advertisement