Page 1


BAŞKANDAN

Dünya ticareti dengeli büyürken…

D MEHMET BÜYÜKEKŞİ TİM Başkanı

Ekonomimiz sadece ihracatta değil birçok alanda pozitif gelişmeler yakalıyor. Örneğin, Haziran ayı cari işlemler açığı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 24,2 azalışla 3,7 milyar dolar gerçekleşti. Aynı şekilde Ocak 2017’de yüzde 13’ü bulan işsizlik oranı Mayıs ayında 2,8 puan azalarak yüzde 10,2’ye düştü ve düşüş eğilimini sürdürüyor.

ünya mal ticareti yılın ilk yarısında değer olarak yüzde 8,6 büyüdü, miktar artışı da toparlanmaya devam ediyor. Paralel şekilde Euro Bölgesi ve AB’de de büyüme hızı artmış durumda. İkinci çeyrek verilerine göre her ikisinde de yüzde 0,6’lık bir artış söz konusu. Dünya Ticaret Örgütü küresel ticaret öncü göstergeleri, ticarette toparlanmanın süreceğine işaret ediyor. Benzer şekilde, Fitch Ratings de küresel ekonomi için büyüme tahminlerini yukarı yönlü revize etti. JP Morgan da Türkiye’nin 2017 yılındaki yüzde 3,8 olan büyüme tahmini yüzde 4,6’ya yükseltti. Ülkemizde de göstergeler her geçen gün daha iyiye gidiyor. Yılın ilk yarısında ihracatımız miktar olarak yüzde 8,8; değer olarak yüzde 8,2 arttı. OcakTemmuz döneminde ise yüzde 10,7 artarak 90 milyar doları aştı. “Atılım Yılı” olarak ilan ettiğimiz 2017’de yüksek artışlar yakalamak doğru yolda ilerlediğimizin en açık göstergesi. Diğer taraftan, ekonomimiz sadece ihracatta değil birçok alanda pozitif gelişmeler yakalıyor. Haziran ayı cari işlemler açığı yüzde 24,2 azalışla 3,7 milyar dolar gerçekleşti. Aynı şekilde işsizlik oranı Mayıs ayında 2,8 puan azalarak yüzde 10,2’ye düştü. Enflasyonun Temmuz ayında tek haneye düşmesi oldukça memnuniyet verici. Borsamız her gün yeni rekorlar kırıyor. Bu olumlu gelişmelerde Hükümetimiz tarafından sunulan teşvik ve reformların ciddi etkisi bulunuyor. Ancak, 2010’dan sonra en hızlı büyümenin yaşandığı bu zamanları daha etkin değerlendirmemiz gerekiyor. İş yapma şekillerini yeniden belirlemek, tüm süreçlerde Ar-Ge, yenilikçilik, tasarım ve markalaşma ile rekabet etmeye odaklanmak, asıl değişimi sağlayacak alanlara yatırım yapmak için gerekli kaynakları yaratmak zorundayız. Yine, ihracata yönelik üretim

kapasitesini artırmak için uygun yatırım ortamı temin etmeliyiz. Tüm bunlara ilaveten, ihraç pazarlarımıza ayrı bir önem vermemiz gerekiyor. Hem mevcut pazarlardaki payımızı artırmamız, hem de yeni pazarlara girmemiz ihracat hedeflerimizi yakalayabilmek için kritik öneme sahip. Bizim için dünya üzerindeki doğudan batıya kuzeyden güneye her ülke, hedef pazar. Sadece bu yıl Afrika’dan Avrupa’ya, Amerika’dan Ortadoğu’ya tam 48 ülkeye ticaret heyeti düzenliyoruz. Gittiğimiz her ülkeye sadece mallarımızı değil dostluğumuzu da götürüyoruz. Çünkü biz şunu biliyoruz: sadece mal alıp satmak ihracatınıza büyük katkılar yapabilir. Ancak bu etki büyük bir ihtimalle kısa vadeli olacaktır. Önemli olan, karşılıklı güveni temin ederek, her iki tarafın da kazanacağı bir sistemi dostluk çerçevesinde yürütebilmek. Biz ticaret yaptığımız ülkelerle ilişkilerimizi bu zeminde kurup geliştiriyoruz. Bugüne kadar ihracat yaptığımız ülkelerde ciddi dostluklar edindik ve meyvelerini birlikte yedik. En yakınımızda bulunan AB ülkeleri buna en iyi örnek. İhracatımızın yarısını AB’ye gerçekleştiriyoruz. Ülkemize gelen yatırımların ise neredeyse yüzde 70’i AB’den. Uzun zamandır Hükümetlerimiz Gümrük Birliği Güncellenmesi yönünde çalışmalar yapıyor. Hatta özel sektör olarak bizler de alt çalışmalara katılıyor, görüşlerimizi beyan ediyoruz. Yapılan çalışmalar da bu güncellemenin her iki tarafın ticaretine büyük katkılar yapacağını ortaya koyuyor. AB’deki alıcılarımızla konuşuyoruz, onlar da çok istekli. Ancak, bu konu son dönemde siyasi polemik aracı haline getiriliyor. İşadamları olarak bizler de üzülerek takip ediyoruz. Ümit ediyoruz ki, AB tarafında mevcut siyasi bulutlar dağıldığında, siyasetle ticaretin değil ticaretle siyasetin geliştiği bir dönem görebiliriz.


İÇİNDEKİLER KÜNYE

18

SAHiBi: TİM adına Genel Sekreter Dr. Halil Bader Arslan

BÜYÜME İhracat artışında yılın rekoru

YAYIN KURULU: Dr. H.C. Mustafa Çıkrıkçıoğlu Tahsin Öztiryaki Süleyman Kocasert Bülent Aymen Şahin Oktay Okan İnce YÖNETİM YERİ: Sanayi Caddesi Dış Ticaret Kompleksi Yenibosna-İstanbul T: (212) 454 04 71 F: (212) 454 04 13 www.tim.org.tr YAYIN TÜRÜ: Süreli yerel dergi YAPIM:

GENEL YAYIN YÖNETMENİ: Erkan Ersöz erkanersoz@kucukmucizeler.com

32

Türkiye Ticaret Merkezleri ihracatın itici gücü olacak

SİNERJİ

40

DOĞU-BATI

İnoSuit Projesi’nin yeni dönemi başlıyor

EDİTÖRLER: Bülent Onur Şahin bulent@kucukmucizeler.com Cenk Sarıoğlu cenk@kucukmucizeler.com Elif Ceren Çıngı elif@kucukmucizeler.com GRAFİK TASARIM: Elif Gülaydın elifgulaydin@kucukmucizeler.com FOTOĞRAF: Fatih Yalçın fatihyalcin@kucukmucizeler.com REKLAM DİREKTÖRÜ: Özgür Seyhan ozgurseyhan@kucukmucizeler.com

58

AHENK

TİM’den yeni bakanlara nezaket ziyareti

BİRLİKTELİK

102

Ford Otosan yüzde 10 kapasite artıracak

ADRES: Küçük Mucizeler Yayıncılık ve İletişim Hizmetleri Ltd. Şti. Darülaceze Cad. Bilaş İş Merkezi A Blok No: 31 K: 6 D: 63 Şişli-İstanbul T: (212) 211 68 53 F: (212) 211 56 54 BASKI VE CİLT: Promat Basım Yayın San. Tic. A.Ş. Orhangazi Mahallesi 1673.Sokak No:34 Esenyurt-İstanbul Timreport, TİM üyelerine ücretsiz olarak dağıtılır. Alıntı yapılması yazılı izne bağlıdır.

VF F


Vodafone İş Ortağım’dan istihdam seferberliğinde KOBİ’lere tam destek Arayın, gelelim: 0850 542 42 42

Vodafone

İşOrtağım 5 hat ve üzeri Red Business abonelerine.

Kampanya, 9 Haziran – 31 Ağustos 2017 tarihleri arasında geçerlidir. Kampanya, 1 Mart 2017 tarihi itibariyle yeni işe aldığı çalışanının SGK işe giriş belgesini Vodafone yetkilisine ibraz eden, hattını Vodafone’a taşıyan ya da mevcut Vodafone müşterileri için geçerlidir. Her 5 adet Red Business hattına karşılık 1 adet Dönüşen 3 Tarifesi 12 ay boyunca ücretsizdir. Kampanya en fazla 10 adet hat için geçerlidir. Tarife ücreti dışında faturada yer alan vergiler, telsiz ve ruhsat kullanım ücretleri, katma değerli servis ücretleri, tarife aşım ücretleri ve sair içerikli hizmetlere ilişkin ücretler müşterinin sorumluluğundadır. Detaylar: vodafone.com.tr

VF Fabrika 20x27cm Agustos.indd 1

20/07/17 11:40


BÜYÜME / MAKALE

Başarıyı ödüllendirmek

T DR. HALIL BADER ARSLAN TİM Genel Sekreteri

“Türkiye'nin 500 Büyük Hizmet İhracatçısı Araştırması”. Sadece mal ihraç eden değil, hizmet ihraç etmek suretiyle döviz kazandırıcı faaliyetlerde bulunan firmalarımız da ülkemizin 2023 hedeflerine ulaşmasında çok önemli bir yere sahip. 6

ürkiye İhracatçılar Meclisi olarak ihracatımızın kalıcı ve sürdürülebilir bir şekilde artırılması için çalışmalarımıza durmaksızın devam ediyoruz. Aynı zamanda, ihracatımıza büyük katkılar ortaya koyan firmalarımızı da farklı etkinliklerimizde ödüllendiriyoruz. Bu çalışmalarımızdan biri “Türkiye'nin 500 Büyük Hizmet İhracatçısı Araştırması”. Sadece mal ihraç eden değil, hizmet ihraç etmek suretiyle döviz kazandırıcı faaliyetlerde bulunan firmalarımız da ülkemizin 2023 hedeflerine ulaşmasında çok önemli bir yere sahip. Otomotiv, hazır giyim, kimyevi maddeler sektörleri kadar, yazılım, mühendislik, turizm, sigorta, taşımacılık sektörleri de ileriye dönük hedeflerimiz açısından son derece önemli. Araştırmamızı ilk kez ihracatçılarımızın hizmet sektöründe sergiledikleri başarıları ortaya koymak, ülke genelinde hizmet ihracatını özendirmek ve firmalarımızı ödüllendirmek amacıyla Ekonomi Bakanlığımızın koordinasyonunda 2016 yılında başlattık. Hizmet sektörlerinde başarılı firmalarımız Aralık ayında Sayın Başbakanımız ve 11 Bakanımızın katıldığı törende ödüllerini aldılar. Öte yandan, değer bazında en çok ihracat gerçekleştiren firmalarımız kadar, bir de kalitesi, yenilikçiliği, pazar payı ve sürekliliği gibi fark yaratan alanlarda öne çıkan firmalarımız da var. Üretim tekniklerinde çevreci yöntemlere ağırlık veren, yıllar boyunca düzenli olarak ihracatını her yıl artırma başarısı sergileyen, geliştirdiği yazılım ile küresel oyun listelerinde bayrağımızı dalgalandıran veya üniversite-

sanayi işbirliğini en başarılı şekilde uygulayan bu firmalarımız da ödül almayı hak ediyor. İşte bu düşünceden hareketle, geçtiğimiz yıl ilk defa “İhracatın Yıldızları - Gizli Şampiyonları” çalışmamızı başlattık. İhracatın Yıldızları - Gizli Şampiyonları araştırmamızın 2017 yılı çalışmaları son hızla devam ediyor. Ağustos ayında başvuru sürecini tamamladık ve başvuru yapan firmalarımızı değerlendirmek üzere jürimizi oluşturduk. Detaylı inceleme ve değerlendirmeler sonrası 13 farklı kategoride ödül alacak firmaları belirleyecek, akabinde Eylül ayında gerçekleştireceğimiz törende kendilerine ödüllerini takdim edeceğiz. Türkiye'nin 500 Büyük Hizmet İhracatçısı Araştırması’nda da başvuru süresinin sonlarına yaklaşıyoruz. Ülkemize döviz kazandırmak için çalışan, çabalayan tüm firmalarımızı çalışmamızda yer almaya davet ediyoruz. Bu sayede firmalarımız hem kendi sektörlerindeki yerlerini öğrenmiş olacaklar, hem de hizmet ihracatı yapan firmalara Hükümetimiz tarafından sağlanan destekler hakkında bilgilendirme alacaklar. Yukarıda bahsettiğim her iki çalışmada da amacımız, başarılı firmalarımızı ödüllendirmek suretiyle başarılarının devamlılığını sağlamak ve aynı zamanda tüm firmalarımızın önüne örnek alabilecekleri modeller ortaya koymak. Bütün ihracatçılarımızın, küresel arenada daha güçlü bir pozisyon elde etmeleri, ticaretten daha fazla pay alabilmeleri ve nihayetinde daha güçlü ve müreffeh bir ülke olmak için çıktığımız bu yolda çalışmalarımızı azimle gerçekleştirmeye devam ediyoruz.


DÜNYA / RAPOR

En yaşanabilir kent yine Melbourne The Economist Intelligence Unit (EIU), 140 kentin yaşanılabilirlik endeksine bakarak “dünyanın en yaşanabilir şehirlerini” belirledi. EIU'nun, istikrar, güvenlik, altyapı, sağlık, kültür ve eğitim gibi 30 farklı konuyu dikkate alarak hazırladığı listede sağlık, eğitim ve altyapı kategorilerinden tam not alan Avustralya’nın Melbourne kenti, 100 üzerinden 97,5 puanla dünyanın en yaşanabilir kenti seçildi. Dünyanın en yaşanabilir şehri sıralamasında yedi yıldır birincilik unvanını koruyan Melbourne'u 97,4 puanla Avusturya’nın Viyana kenti takip ederken Kanada’nın Vancouver kenti 97,3 puanla üçüncü, Toronto kenti ise 97,2 puanla dördüncü oldu. Yine Avustralya’dan Adelaide ise 96,6 puanla beşinci sırada yer aldı.

8

200x


DÜNYA / RAPOR

BRICS ülkeleri 6 yılın en büyük büyümesi yaşanabilir ekonomilerde merkez bankalarının İngiliz Ulusal Ekonomik ve Sosyal yatırımları politika normalleştirmeyi ihtiyatlı şekilde Araştırmalar Enstitüsü (NIESR) global kolaylaştırmada anlaştı ekonomi için 2017 büyüme tahminini yönetmeleri gerektiğini belirtti. NIESR Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’dan oluşan BRICS ülkeleri grubu, 7. Ekonomi ve Ticaret Bakanları Toplantısı dün Şanghay'da düzenlendi. Çin Ticaret Bakanı Zhong Shan BRICS toplantısının verimli geçtiğini ifade ederek, toplantının ardından yayımlanan bildiride ticaretin geliştirilmesi, yatırımların kolaylaştırılması gibi konularda önemli fikir birliğine vardıklarını belirtti. Shan, toplantıda onaylanan “BRICS Ülkeleri Yatırımları Kolaylaştırmaya Dair İşbirliği Programı”nın küresel yatırımları kolaylaştırmaya yönelik ilk belge olduğuna dikkat çekti. Bakanlar toplantısında "BRICS Ülkeleri E-Ticaret İşbirliği Protokolü" de onaylandı. Çinli Bakan Zhong Shan, protokolün e-ticaret hacminin büyümesini hızlandırmaya, sektörün yenilenmesine ve gelişmekte olan ülkeler ile KOBİ'lerin küresel değer zincirine katılmasına yardımcı olacağını belirtti. Bunun yanı sıra toplantıda “e-gümrük test platformu”nun kurulması, “BRICS Hizmet Ticareti Yol Haritası”, “BRICS Fikri Mülkiyet İşbirliği Yönergesi” ve “BRICS Ekonomi ve Teknoloji İşbirliği Çerçeve Anlaşması” da onaylandı.

yükseltti, 2018 ve orta vade için beklentilerini ise değiştirmedi. 2017 için global büyüme tahminini Mayıs ayında açıkladığı yüzde 3,3’ten yüzde 3,6 seviyesine yükselten NIESR, bu beklentinin gerçekleşmesi halinde son 6 yılın en hızlı büyümesinin yaşanacağını da vurguladı. NIESR, 2018 ve orta vade için büyüme tahminlerini yüzde 3,6 ve 3,4 olarak tekrarladı. Euro Bölgesi'nde gözlenen güçlü ekonomik performansın, siyasi belirsizlikte azalma ile bir araya gelmesinin parasal birliğin tamamlanması ve ekonomik dengesizliklerin azaltılması için fırsat olduğunu vurgulayan NIESR, global ekonomide toparlanmanın tehlikeye atılmaması için gelişmiş

yayınladığı raporda global ekonomi için 2017 enflasyon tahminini aşağı, ticarette büyüme tahminini yukarı yönlü revize etti. 2017 enflasyon tahminini yüzde 2,4'ten 2,1'e indiren, 2018 tahminini ise yüzde 2,0 olarak koruyan NIESR, dünya ticareti için 2017 büyüme tahminini yüzde 3,9'dan 4,2'ye çıkardı, 2018 tahminini ise yüzde 4,4'ten 4,2'ye indirdi.

Fitch’den Yunanistan'ı rahatlatan not artışı

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Yunanistan'ın yerli ve yabancı para cinsinden kredi notunu yükseltti, görünümü ise “pozitif” olarak açıkladı. Açıklamada, Yunanistan'ın kredi notunun “CCC” seviyesinden “B-“ seviyesine yükseltildiği bildirildi. Not artışına gerekçe olarak, kamu borcunun sürdürülebilirliğinin iyileşeceği öngörüsü, ekonomide büyüme beklentisi ve azalan politik riskler gösterildi.

Kurtarma paketi programı kapsamında ülkenin kreditörlerinin 8,5 milyar euroluk yeni kredi dilimini serbest bıraktıkları anımsatılarak, taraflar arasındaki uzlaşmanın ekonomik riskleri azalttığı ifade edildi. Açıklamada, “pozitif” görünüme ilişkin ise üçüncü gözden geçirme sürecinin istikrarsızlık yaratmadan tamamlanmasının ardından Yunanistan'ın kamu borcunun Euro Grubu tarafından 2018'de hafifletilmesinin beklendiği kaydedildi. Yunanistan ekonomisinin 2017'de yüzde 1,6 ve 2018'de yüzde 2,1 büyüyeceği tahmininde bulunulan açıklamada, ülkedeki işsizlik oranının azalmasına ve özel sektöre yönelik borçların düşürülmesine işaret edildi.

Greenspan’den “tahvil balonu” uyarısı Fed’in efsanevi başkanlarından Alan Greenspan, hisse senetlerinde düşüş beklentisi içerisinde olanların tahvil fiyatlarıyla ilgili endişe duymalarının daha iyi olacağını belirtti. Greenspan’e göre gerçek balon tahvil piyasasında yaşanacak ve bu durum herkes için “kötü” sonuçlanacak. 10

“Her açıdan, uzun vadeli faizler aşırı düşük ve sürdürülemez” yorumunda bulunan Alan Greenspan, “Yükseldikleri zaman kayda değer ölçüde hızlı bir hareket olacak. Bir balonun içerisindeyiz fakat hisse senedi fiyatlarında değil, tahvil fiyatlarında” sözleriyle uyarısını sürdürdü.


e-ticaret

www.ecocotton.com.tr


BÜYÜME / MAKALE

FED’in izledikleri

A

DOÇ. DR. HATICE KARAHAN

Enflasyon hedefinde yüzde 2’ye bakan ABD Merkez Bankası için elbette para politikasının temelini ileriye dönük tahminler oluştururken, gerek süregelen gevşekliğin nedenini gerekse gelebilecek bir hareketlenmenin kalıcılığını sorgulamak gerekiyor. 12

BD Merkez Bankası’nın para politikasında bu yıl izleyeceği yol heyecanla takip edilirken, son aylarda beklentilerden daha sakin davranan bir FED görünümü ortaya çıktı. Yılbaşından bu yana 2 faiz artışı yapan banka, son gerçekleştirdiği Temmuz toplantısında pas geçme kararı almıştı. Bir sonraki toplantı tarihi olan 19-20 Eylül günlerine kadar geçen sürede de, ne yapar, ne yapmaz, yaparsa ne zaman yapar gibi tartışmalar yine sahneden inmek bilmez. Bu kapsamda FED yetkililerince farklı açıklamalar klasiği devam etse de, elbette işin özünde ABD ekonomisinin performansına dair görüş ve beklentiler yatıyor. Aslına bakarsanız, ülkede iktisadi aktivitenin yolunda gittiği söylenebilir. FED’in bu bağlamda izlediği işsizlik oranında, Temmuz döneminde 16 yılın en düşüğü olan yüzde 4,3 seviyesinin kaydedilmiş olması bunun bir göstergesi… Yetkililerden de sık sık işittiğimiz üzere, istihdam güçlü seyrini sürdürerek, ekonominin sağlığına dair hayırlı sinyaller veriyor. Hal böyle olunca da, bu gelişmelerin enflasyonu da tetiklediği bir ortam bekleniyor. Oysa fiyatlar, halen beklenen hareketlenmeyi başarabilmiş değil. Temmuz ayında yüzde 1,7 ile beklentilerin altında kalan manşet enflasyon, yılın ilk aylarındaki nispeten yüksek düzeyleri açıkçası aratıyor. Elbette FED, aydan aya oynayabilen enflasyon verilerini, salt açıklanan flaş rakamlarla değerlendirmiyor. Bununla birlikte, daha uzun bir aralık penceresinden bakıldığında dahi istatistikler pek tatmin etmiyor. Tüketici yıllık enflasyonu bu bağlamda hayal kırıklığı yaşatırken, çekirdek tarafında ise son 3 veridir

yüzde 1,7’ye sabitlenmiş bir durum olduğunu eklemekte fayda var. Öte yandan, FED’in özellikle izlediği ve kişisel tüketim harcamalarını yansıtan PCE’deki gelişim de, bu satırlar yazılırken eldeki en son veriye göre (çekirdekte) yüzde 1,5’lik bir orana işaret ediyor. Enflasyon hedefinde yüzde 2’ye bakan ABD Merkez Bankası için elbette para politikasının temelini ileriye dönük tahminler oluştururken, gerek süregelen gevşekliğin nedenini gerekse gelebilecek bir hareketlenmenin kalıcılığını sorgulamak gerekiyor. Buna ek olarak, ABD’de işgücü piyasası toparlanırken gözlerin dikildiği bağlantılı göstergelerden biri de, ücretler olmaya devam ediyor. Ücretlerdeki artışların yeterince hızlanıp hızlanmadığı tartışılırken, San Francisco FED’in Ağustos ayında yayımladığı kısa bir çalışma, ortalamayı geçici ya da yarı zamanlı çalışanların düşürdüğüne işaret ediyor. Nitekim verilere göre, tam zamanlı grubun ücret artışlarının yolunda gittiği görülüyor. FED faiz kararında bu tür ayrıntıları dikkatle izlemeye devam edecekken, bilanço normalleşmesine yaklaştığının da mesajlarını veriyor. Bebek adımlarıyla ilerleyeceği öngörülen tüm bu gelişmeleri takip etmeyi sürdürmek ise, önümüzü daha net görebilmek açısından önem taşıyor.


BÜYÜME / RAPOR

R&I: Türkiye ekonomisi toparlanıyor

Kredi derecelendirme kuruluşu R&I, Türkiye'nin yabancı para cinsinden kredi notunu “durağan” görünüm ile BB+ olarak teyit etti. Türk ekonomisinin toparlanma yolunda olduğunu belirten R&I, bütçe açığının küçük olduğunu ve kamu borcunun düşük seyretmeye devam etmesinin beklendiğini ifade etti. Bununla birlikte cari işlemler dengesinin kronik olarak açık vermekte olduğunu belirten R&I, kısa vadeli dış borç sürdürülebilirliğinin uluslararası rezervlerden çok daha büyük olduğuna da dikkat çekti. Raporda, “Ekonomik yapı global finansal piyasalarda dalgalanmalara karşı hala kırılgan olsa da, istikrarlı bir bankacılık sektörü ve sağlam bütçe duruşu ile çıpalanan ekonomide sermaye çıkışı ve dış borç refinansmanı için risklerin artması çok muhtemel değil” denildi. Ayrıca R&I, Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 3,5 - 4,0 aralığında bir büyümeyi başaracağını öngördüklerini vurguladı.

14


BÜYÜME / MAKALE

Mantık çağı bitti. Peki farkında mıyız?

A

PROF. DR. EMRE ALKIN

Şunu unutmayalım: Türkiye, yurtdışından iyi ya da kötü haberler geldiğinde hemen etkilenen bir ülke. Çünkü tasarrufları yetersiz ve başka ülkelerin tasarrufuna ihtiyacı var. Bu sebeple ülkede işler düzelse bile, yabancı tasarruflar ile büyüdüğü için küresel bunalımlardan hep negatif etkilenecek. 16

slında tüm değerlendirme ve analizlerimizi "mantık" üzerine kuruyoruz. Ancak mantık devrinin sona erdiğini de görmezden geliyoruz. Ekonomiden, dış politikaya kadar Trump'ın başını çektiği bir "irrasyonalizm" rüzgârı esiyor. Kitleler bugün bir önceki yüzyılın ikinci yarısından beri "mantıksız" olarak tarif edilen ne varsa destekliyor, hatta bundan mutlu oluyor. İnsanlar bunu toplu halde değil bireysel olarak da yapıyorlar. Satın alma davranışlarından insan ilişkilerine kadar bir önceki yüzyıl öğretilmiş çizgilerin dışında davranıyorlar. Bunu da "ben böyle mutluyum" ya da "bu şekilde kendimi iyi hissediyorum" diyerek doğruluyorlar. Bir sınavda sorduğum şu soru ve aldığım cevap, trendin nereye doğru gittiğini bana net olarak göstermişti: "Aylık gelirinin tamamıyla bir eşya satın alan insan rasyonel midir?". Bu soruya öğrencilerin sadece yüzde 30'u "değildir" diye cevap vermişti. Argüman olarak da kitapta anlattığımız "homo economicus" yani rasyonel insan tezini ortaya koymuşlardı. Kalan yüzde 70 ise "eğer mutlu olmuşsa, rasyoneldir" diyerek evrende yepyeni bir pencere açtılar. Sınıfın hem Türk hem de yabancı öğrencilerden oluştuğunu da söylemek istiyorum. Yani bu "irrasyonel ama mutlu" eğilimi artık küresel. Artık bireyler rasyonel olmayan davranışlarıyla mutlu oluyorlar. Hem de sonrasını düşünmeden. Sanıyorum, dünyanın dev şirketlerinin önemli bir kısmı dünyanın nereye doğru gittiğini herkesten önce görmüşler. Politikanın önemli aktörleri de bu trendi anlamakta ve uygulamakta.

Tatil sohbetleri Türkiye'nin sahil bölgelerinde izin yapmanın en faydalı özelliği, yerlisi yabancısı birçok kişi ile sohbet etme imkânı bulmaktır. Dolayısıyla, geride

bıraktığımız hafta birçok kıtadan insanla görüş alış verişinde bulunma imkânım oldu. Kuzey Kore ve ABD gerginliği bir kenara dünyanın çeşitli bölgelerinde ciddi dertler var. Afrika Kıtası'nda yaşayanlarla sohbet ettiğimiz zaman "sizinkiler ne ki? Bir de bizim problemleri dinleyin" diyorlar. Dinleyince "haklılar" diyorsunuz. Afrika'daki birçok ülke, açlık, iç savaş, ekonomik zorluklar ve sınır çatışmalarıyla yaşıyor. En son Kenya'da seçimler yapıldı. Seçim sonuçları sokakta protesto edildi. Yeniden seçilen Başkan halka birlik çağrısı yapmak zorunda kaldı. ABD'de ise Trump'ın seçim sloganları doğrultusunda hareket ettiğini söyleyen ırkçı bir grup ortalığı birbirine kattı. Yürüyüşü düzenleyenler "Başkan Trump ne dediyse onu yapıyoruz" dediler, "bizim sayemizde seçildiğini unutmasın" diye de eklediler. Peki, Trump ne yaptı? Sadece ırkçıları değil, onları protesto edenleri de suçladı. Avrupa'da işler nispeten daha sakin. AB ve Türkiye arasındaki gerginlik biraz azalmış gibi. Hatta, çeşitli bakanlıkların Avrupalı İş İnsanlarıyla bir araya geldiği gözüküyor. Rüzgar Enerjisi İhalesini içinde önemli bir Alman şirketinin olduğu konsorsiyumun kazanması da sakinleşmeye yaradı diyebiliriz. Şunu unutmayalım: Türkiye, yurtdışından iyi ya da kötü haberler geldiğinde hemen etkilenen bir ülke. Çünkü başka ülkelerin tasarrufuna ihtiyacı var. Bu sebeple işler düzelse bile, yabancı tasarruflar ile büyüdüğü için küresel bunalımlardan hep negatif etkilenecek. Bundan sonra devletin, bireysel ve kurumsal tasarrufların artırılmasını hedefleyen bir model ile yola devam etmesi en uygun seçenek olacak gibi. Belki de bu yüzden Maliye Bakanlığı vergiler konusunda sadeleştirmeye gitme kararı aldı. Bekleyip göreceğiz.


Delivering solutions.

Dünya çapında başarıyı organize ediyoruz. Lojistik süreçlerinizi daha etkin kılmak adına “durmadan” çalışıyoruz. Bu sayede, size tek kaynaktan demiryolu, karayolu, denizyolu ya da havayolu ile sorunsuz bir lojistik süreç sunabiliyoruz. Katma değer lojistik hizmetlerimiz ile en karmaşık işleriniz bile artık imkansız değil.

Bize Ulaşın:


BÜYÜME / İHRACAT

İhracat artışında 6 yılın rekoru Temmuz 2017 ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 31,2 artışla 11 milyar 474 milyon dolar oldu. TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, “2011 yılı Ağustos ayında yakaladığımız yüzde 31,9'luk artıştan sonra gelen en yüksek oran” dedi.

T

ürkiye’nin Temmuz 2017 ihracatı son altı yılın en yüksek artışını gördü. Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre, Temmuz ayı ihracatı yüzde 31,2’lik artışla 11 milyar 474 milyon dolar oldu. Türkiye İhracatçılar Meclisi, Temmuz 2017 ihracat rakamlarını Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin katılımıyla Avrupa’nın en büyük üretim komplekslerinden olan ve TİM 1000’de 6’ncı sırada yer alan Manisa’daki Vestel City’de açıkladı. TİM Başkanı Mehmet 18

Büyükekşi’nin açıkladığı verilere göre, ilk yedi ayda ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10,7 artışla 88 milyar 926 milyon dolar olurken, son 12 aylık ihracat da bir önceki yıla göre yüzde 7,5 artışla 150 milyar 22 milyon dolar olarak gerçekleşti.

“9 aydır ihracatta artış açıklıyoruz” TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, “TÜİK verilerine göre 2011 yılı Ağustos ayında yakaladığımız yüzde 31,9’luk artıştan sonra gelen en yüksek oran. Yani son 6 yılın en

iyi, son 8 yılın en iyi 2’nci performansı” dedi. İhracatta 2010 yılının başından bu yana yüzde 30’luk artış oranının aşıldığı sadece iki ay olduğunun altını çizen Büyükekşi, “2011 Ağustos haricinde bir de 2010 Mayıs ayında yüzde 33,4’lük bir artış kaydetmiştik. İhracat artış oranında çok önemli bir rekora imza atmış olduk. 15 Temmuz’dan sonra ne demiştik: ‘Çarklar dönüyor, üretim devam ediyor’. Biz büyük bir ülkeyiz, sağlam bir ekonomiyiz. İştahlı yatırımcılarımız, kendini adamış çalışanlarımız var.

TİM verilerine göre Kasım ayından bu yana, yani tam 9 aydır ihracatta artış açıklıyoruz. Atılım Yılı ilan ettiğimiz 2017’nin başından beri istikrarlı bir artış elde etmemiz bizler için büyük bir mutluluk kaynağı” diye konuştu. İhracatta Atılım Yılı ilan ettikleri 2017’nin Temmuz ayında da emeklerinin karşılığını gördükleri belirten Büyükekşi, “Ülkemiz için alın teri dökmeye devam edeceğiz. TİM olarak Temmuz ayında Tahran Türk Ticaret Merkezimizin açılışını Bakanımızın teşrifleriyle gerçekleştirdik. İran ve Tanzanya’ya ticaret heyeti düzenledik. Tüm etkinliklerimiz ve Hükümetimizin çok değerli destekleri ile Atılım Yılı ilan ettiğimiz 2017 yılı gücümüze güç katacak” diye konuştu.

Otomotiv yine lider Temmuz ayında en fazla ihracatı, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 41,1 artışla 2 milyar 434 milyon dolar ihracat gerçekleştiren


ülkeye ihracat gerçekleştirerek yeni bir rekora da imza attı.

Almanya zirveyi kimseye kaptırmıyor

NİHAT ZEYBEKCİ Ekonomi Bakanı "Üçüncü çeyrekte, ihracatın büyümeye katkı vermesiyle yüzde 7’nin üzerinde bir büyüme bekliyoruz."

otomotiv sektörü yaptı. Otomotivi 1 milyar 483 milyon dolarla hazır giyim ve konfeksiyon ve 1 milyar 190 milyon dolarla kimyevi maddeler sektörleri takip etti. Temmuz ayında en fazla artış kaydeden sektörler ise ihracatını 4 katına çıkaran gemi ve yat ile 3 katına çıkaran mücevher ve 2 katına çıkaran zeytin ve zeytinyağı sektörleri oldu. Genel ihracatta, tarım ihracatı yüzde 22, sanayi ürünleri ihracatı yüzde 32 ve madencilik ürünleri ihracatı da yüzde 42 arttı. Yılın ilk yedi aylık döneminde ise ihracatı sırtlayan sektör yine otomotiv oldu. Sektör, ilk yedi ayda 193

İhracat pazarları bazında, 173 ülke ve bölgeye ihracat artarken, 54 ülke ve bölgeye ise geriledi. En fazla ihracat yapılan ilk 5 ülkeden Almanya’ya ihracat yüzde 28,2; İngiltere’ye yüzde 37; İtalya’ya yüzde 27,9; Irak’a yüzde 55,7 ve ABD’ye yüzde 48,3 arttı. TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, “Almanya uzun yıllardır ihracatımızda zirveyi kimseye kaptırmıyor. Bu ay da yüzde 28,2’lik ihracat artışıyla yerini sağlamlaştırdı. Son dönemde yaşanan geçici kriz ortamının ticaretimizi etkilememiş olması bizleri mutlu etti. Bakanımızın da dediği gibi; iki ülke birbirinin rakibi değil, tamamlayıcısı. Temennimiz, bu gergin ortamın bir an evvel olağan seyrine geri dönmesi” dedi. Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı 20 ülke arasında en yüksek ihracat artışı ise yüzde 95,7 ile Rusya’ya gerçekleşti. Rusya’ya ihracat artışında, yaş meyve, deri ayakkabı ve kürkten giyim eşyası ihracatı öne çıktı. En çok ihracat yapılan ilk 20 ülke arasında ihracatın düş-

tüğü tek ülke ise Mısır oldu. Mısır’daki temel düşüş, kimyevi maddeler sektöründen kaynaklandı.

En çok ihracat yapılan 9’uncu il Manisa Konuşmasında Manisa ilinin ve Vestel City’nin ihracatlarına da değinen Büyükekşi, şunları söyledi: “Manisa, geçen yıl 1,84 milyar dolar ile en fazla ihracat yapan 9’uncu ilimiz. Tarım sektöründe Türkiye’nin can damarından biri olan Manisa, çekirdeksiz kuru üzüm ve kiraz ihracatında ön sıralarda yer alıyor. Vestel gibi fark yaratan firmalarımızın başarılarıyla sayesinde ise beyaz eşya ihracatında dünyanın önde gelen ülkelerinden biriyiz. Küresel ölçekte rekabetçi olan ürünlerimiz, bugün yaklaşık 200 ülkeye ihraç ediliyor. Rakamlarla ifade edecek olursak; Türkiye buzdolabı ihracatında dünyada 8’inci, Avrupa’da 3’üncü; çamaşır makinesi ihracatında dünyada 5’inci, Avrupa’da 2’nci; bulaşık makinesi ihracatında dünyada 12’nci ve Avrupa’da 9’uncu sırada yer alıyor. Ar-Ge ve inovasyona dayalı üretim yapısı ile Türkiye’nin önde gelen ihracatçılarından biri olan Vestel, her zaman en fazla ihracat yapan ilk 10

MEHMET BÜYÜKEKŞİ Başbakan Yardımcısı "2017’nin başından beri istikrarlı bir artış elde etmemiz bizler için büyük bir mutluluk kaynağı."

firma arasında yer alıyor. Geçen sene Vestel’in ihracatının kg fiyatı 6,2 dolara ulaştı. Bu rakam, Türkiye ortalamasının neredeyse 5 katı. Bu başarının sırrı nerede gizli derseniz; Vestel, Ar-Ge, inovasyon, tasarım ve markalaşmaya yerel üretim gücümüzü de dahil ederek çıtayı üst seviyelere taşıyor.”

Vestel City’den 155 ülkeye ihracat İhracat rakamlarının açıklandığı Vestel City’nin patronu Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Zorlu ise şunları söyledi: “Büyük bir gururla ifade etmek isterim ki Vestel

EKONOMI BAKANININ KAPTANLIĞA DEVAM ETMESINDEN MUTLUYUZ Büyükekşi, geçtiğimiz haftalarda yaşanan Kabine değişikliğinde Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin ihracat gemisinin kaptanlığına devam etmesinden mutlu olduklarını da ifade ederek “Çünkü dış ticaretimizin başında ihracatçıyı yakından tanıyan bir liderin olması ihracatımızın gelişmesine büyük

katkılar sağlıyor. Bunun yanında, revizyonla birlikte ekonomi yönetiminin tek elde toplanmasını, ihracatçılarımız adına olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyoruz. Çünkü Hükümetimizden taleplerimize baktığımızda, ilk sırada bürokrasinin azalması geliyor” şeklinde konuştu. 19


BÜYÜME / İHRACAT

AB’YE IHRACAT YÜZDE 29,1 ARTTI Ülke grubu bazında AB’ye ihracat, Temmuz ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 29,1 artarken, AB’nin toplam ihracattaki payı yüzde 51,1 olarak gerçekleşti. Kuzey Amerika’ya ihracat yüzde 46,1; Ortadoğu’ya yüzde 33,9; Bağımsız Devletler Topluluğu ülkelerine yüzde 44,1; Uzakdoğu’ya ise yüzde 25,1 arttı. İlk yedi ayda ihracat AB’ye 4,3 milyar dolar artış kaydetti.

20

"Almanya uzun yıllardır ihracatımızda zirveyi kimseye kaptırmıyor. Bu ay da yüzde 28,2’lik ihracat artışıyla yerini sağlamlaştırdı. Son dönemde yaşanan geçici kriz ortamının ticaretimizi etkilememiş olması bizleri mutlu etti." City’nin doğması, büyümesi ve bugünlere gelmesi hep ihracatla olmuştur. 1995 yılında 150 milyon dolar olan Vestel’in ihracatı bugün 2 milyar doları aştı. Bugün Vestel City’den 155 ülkeye ihracat yaparak kendi alanımızda 19 yıldır üst üste ihracat şampiyonu oluyoruz. Vestel olarak tesislerimizi en üst düzey teknoloji ile donatmamız, bu teknolojiyle uyumlu bir şekilde çalışacak insan kaynağını yetiştirmemiz gerektiğine inanıyoruz. Bu kapsamda Endüstri 4.0’a uyum çalışmalarımız Vestel City’de son hızla devam ediyor. Robotlarla insanların birlikte çalıştığı bu kompleks seneye Türkiye’nin Endüstri 4.0’a

geçen ilk fabrikası olacak. Beş farklı sektörde faaliyet gösteren bir grup olarak biz bugün Türkiye’de en çok istihdam yaratan 3 gruptan ve en büyük 6 ihracatçıdan biriyiz. Dün olduğu gibi, bugün ve yarın da yaptığımız ihracat ile ülkemiz için katma değer yaratmaya devam edeceğiz.”

Mazeret yok, ihracata devam Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin Temmuz ayı ihracat rakamları toplantısında Türkiye’nin artık orta gelir tuzağından hızlı bir şekilde uzaklaşması gerektiğini belirterek, “Bu civardan uzaklaşma yılı olarak da

2017 yılını ilan ediyorum” dedi. Büyümenin yeniden toparlanacağı ve yeniden yüzde 5-5,5 ortalamanın tutturulacağı yılın 2017 olacağını kaydeden Zeybekci, üstelik bunun sürdürülebilir hale geleceğini dile getirdi. Zeybekci, büyümenin yüzde 5,5 üzerindeki ortalamaya oturması için ellerindeki en önemli enstrümanın ihracat ve ihracata dayalı büyüme olduğunu ifade etti. Geçen senenin son çeyreğinde yakalanan performansın bunun öncüsü ve habercisi olduğunu vurgulayan Zeybekci, 2017’nin ilk çeyreğinde yüzde 5’lik büyüme yakalandığını ve bunun yüzde 2,2’sinin ihracattan geldiğini söyledi. Nihat Zeybekci, “Ne yapacağız, ne edeceğiz ihracatın büyümeye doğrudan katkı verdiği bu ortamı asla bozmayacağız, bozdurtmayacağız ve bunun devamını sağlayacağız” değerlendirmesinde bulundu.


Zeybekci, ikinci çeyrek büyüme rakamlarının gelmeye başladığını, bu dönemde de ihracatın büyümeye net katkısının süreceğinin altını çizdi. İkinci çeyrekte de yüzde 5’in üzerinde büyüme beklediklerini belirten Zeybekci, şunları kaydetti: “Yüzde 5’in oldukça üzerinde de gelebilir. Ama asıl önemli olan, üçüncü çeyrekte, yine ihracatın büyümeye katkı vermeye devam etmesiyle yüzde 7’nin oldukça üzerinde bir büyüme bekliyoruz. Çünkü maalesef geçen sene bu işgal ve ihanet girişiminden sonra, üçüncü çeyrekteki eksi baz etkisiyle yüzde 7’nin oldukça üzerinde bir büyümeyi, yine ihracatın büyümeye net katkısı ile yakalayacağız. İnşallah dördüncü çeyrekte de yüzde 5 ve üzerinde bir büyüme ile 2017 yılı, Türkiye’nin ekonomik büyüme, sanayileşme, kalkınma ve yeniden kendine gelme anlamında da bir silkiniş, yeniden bir uyanış, yeniden o 2023, 2033, 2043, 2053 hedeflerine doğru, Gazi Mustafa Kemal’in muasır medeniyet hedeflerine doğru yolculuğa çıkış hedefimiz olacak. 2017 yılı yeniden başlangıç yılı

Temmuz 2017 ihracat rakamları Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin katılımıyla Avrupa’nın en büyük üretim komplekslerinden olan ve TİM 1000’de 6’ncı sırada yer alan Manisa’daki Vestel City’de açıklandı.

olacak. Çünkü milletimiz bize önümüzdeki bütün yolları açtı. Artık Türkiye’de bir daha koalisyon ihtimallerinin olmadığı dönemlere giriyoruz. Bugüne kadar AK Parti olarak sloganımız ‘Durmak yok, yola devam’dı. Elhamdülillah Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde durmadık. Ama bundan sonra yeni sloganımız; ‘Mazeret yok, yola devam. Mazeret yok, ihracata devam. Mazeret yok, 4.0’da kendi teknolojilerimizi yaratmaya

devam. Mazeret yok, yüzde 5,5’in üzerinde büyümeye devam. Mazeret yok, istihdamda, işsizlikte yüzde 10’nun altına inmeyi mutlaka ve mutlaka sağlayacağız. Mazeret yok, enflasyonun kökünü kazıyacağız. Mazeret yok, Cenab-ı Allah’ın bize bahşetmiş olduğu bu millete hizmetkar olabilme görevimizi sonuna kadar yerine getireceğiz.”

Tarihi zirvenin çok yakınına geldik Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci endüstri 4.0'ın hayat bulduğu bir yerde olduklarını belirterek şunları söyledi: "Türk mühendislerinin yarattığı ortamı gördük. Vestel, Türkiye'nin gurur duyduğu şirketlerden biri olmaya devam edecek. Tarihi ihracat rakamlarını paylaşacağız. Bugün tarihimizin en önemli aylık ihracat artışlarımızdan

birini Temmuz ayında yaşayacağız demiştim. İhracatımızda tarihi zirvenin çok yakınına geldik. Bugün Temmuz ayı sonu itibariyle ihracatımız geçen yılın aynı ayına göre yüzde 31,2 arttı. Ağustos 2011'den yana en iyi performans. 2017’nin en iyi ihracat artışı. Toplam 200 ülkeye ihracat yaptık. Temmuz ayındaki ihanet girişiminin ardından ne kadar planlı programlı isteyerek vermiş olduğumuz desteklerin sonuçlarını alarak bu noktaya geldik. Şu anda 9 aydan bu yana ihracatımızda artarak yukarı giden bir artış var."

21


BÜYÜME / İHRACAT

İhracatın lokomotifi otomotiv Türkiye’nin en çok ihracat yapan sektörü olan otomotiv endüstrisinin ihracatı Temmuz ayında yüzde 41,1 artışla 2 milyar 434 milyon dolar oldu. Endüstrinin ülke toplam ihracatındaki payı, Temmuz ayında daha da yükselerek yüzde 21,2’ye çıktı.

T

ürkiye ekonomisinin lideri otomotiv, genel ihracatın beşte birinden daha fazlasını tek başına gerçekleştirmeyi sürdürdü. Otomotivin Temmuz ayı ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 41,1 artışla 2 milyar 434 milyon dolar oldu. Endüstrinin ülke toplam ihracatındaki payı, Temmuz ayında daha da yükselerek yüzde 21,2’ye çıktı. Ekim 2016 tarihinden bu yana üst üste 10 aydır 2 milyar doların üzerinde ihracata imza atan sektörün, Ocak-Temmuz 2017 dönemi ihracatı da yaklaşık yüzde 25 artışla 16 milyar 789 milyon dolar olarak gerçekleşti. Sektörün Temmuz ayındaki başarılı grafiğinde binek otomobillerdeki yüzde 74’lük artış temel belirleyici olurken, otomotiv yan sanayi, eşya taşımaya mahsus 22

motorlu taşıtlar, otobüs-minibüs-midibüs gibi tüm ana ihracat kalemlerinde çift haneli ihracat artışı yaşandı. Temmuz ayında AB Ülkelerine yönelik yüksek oranlı artışlar kaydedilirken, en büyük pazar Almanya’ya yüzde 30 ve diğer önemli pazarlardan İngiltere’ye yüzde 101, ABD’ye yüzde 125, İtalya’ya yüzde 43, İran’a yüzde 72, Fas’a yüzde 70 ve Rusya’ya yüzde 113 ihracat artışı oldu.

Yan sanayi ihracatı yüzde 26 arttı Otomotiv yan sanayinde en fazla ihracat yapılan ilk iki ülkeden Almanya’ya yüzde 26, İtalya’ya yüzde 27 ihracat artışı görülürken, Fransa ve İran’a yüzde 17’şer, ABD’ye yüzde 32, Rusya’ya yüzde 74 ihracat artışı kaydedildi. Binek otomobillerde en büyük pazar İtalya’ya yönelik ihracat yüzde 54

artarken, İngiltere’ye yüzde 477 ihracat artışı yaşandı. Yine Fransa’ya yüzde 47, İspanya’ya yüzde 77, Almanya’ya yüzde 22, Amerika Birleşik Devletleri’ne yüzde 100, Belçika’ya yüzde 108 ihracat artışı oldu. Eşya Taşımaya Mahsus Motorlu Taşıtlarda en fazla ihracat yapılan ülke olan İngiltere'ye ihracat yüzde 37 artarken, İtalya’ya yüzde 40, Belçika’ya yüzde 113, İspanya’ya yüzde 144 artış göze çarptı. Otobüs-Minibüs-Midibüs ürün grubunda ise en fazla ihracat yapılan ilk dört ülkeden Fransa’ya yüzde 96, Almanya’ya yüzde 139, Bulgaristan’a yüzde 700, İtalya’ya yüzde 110 ihracat artışı oldu. Ülke bazında en büyük pazar olan Almanya’ya Temmuz ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 30 artışla 353 milyon

dolar ihracat yapıldı.

AB Ülkeleri lider Türkiye otomotiv endüstrisinin ülke grubu bazında yüzde 78’lik payı ile en büyük pazarı olan Avrupa Birliği Ülkelerine ihracatı yüzde 41 arttı. AB Ülkelerine otomotiv ihracatı 1 milyar 900 milyon dolar olarak gerçekleşti. Yılın yedinci ayında alternatif pazarlar arasındaki Amerika Ülkelerine yüzde 102, Eski Doğu Bloku Ülkelerine yüzde 64, Asya Okyanusya Ülkelerine yüzde 50 ihracat artışı yaşandı.


DÜNYA / MAKALE

Kaynak israfı had safhada

ALİ SAYDAM Bersay İletişim Grubu Yönetim Kurulu Onursal Başkanı

B

u ayki Marketing Türkiye dergisindeki köşemde kaleme aldığım yazının bir bölümünü, iki derginin kesişim kümesinin hiç de yüksek olmadığı varsayımıyla, buraya almak istiyorum. “Turkey (go) Home Kampanyası” başlıklı yazıda özetle şöyle demişiz: Başlıktaki kavram ilk kez dünyada anti Amerikan kampanyalarda kullanılmıştı. “Yankee Go Home” şeklinde… Şimdi benzer bir kampanya özellikle Hıristiyan Batı ülkelerinde Türkiye’ye karşı yürütülüyor. Hem de bu sefer Türkiye içinden de gereken destek alınarak. Şu sıra bizim yurt dışında yürütülen bir kampanyamızın adı Turkey Home of Poetry olduğu için bize biraz o sloganı çağrıştırdı. Bu hayli entelektüel tanıtım kampanyasına Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından geçen ay içinde start verildi. … Sanatın evrensel bir dil olduğunun ve bu topraklarda yetişen sanatçıların yine bu toprakların tarihi ve kültürü ile yoğrulduğunun vurgulandığı reklam filminde, Türkiye’nin dört bir yanından kültürel değerler Enis Batur, Erdem Bayazıt, İlhan Berk, Yahya Kemal Beyatlı, 24

Edip Cansever, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Nâzım Hikmet, Attilâ İlhan, Adnan Özer, Ziya Osman Saba, Cemal Süreyya, Kemal Tahir, Ahmet Hamdi Tanpınar, Ömer Bedrettin Uşaklı ve Turgut Uyar’ın dizelerinin Saliha Paker’in İngilizce tercümesi ile bir araya getirilmesi eşliğinde görsel olarak sergileniyor. Sayın Cumhurbaşkanı’nın bundan sonra Türkiye’nin iletişiminde bu amblem/logo kullanılacak, dediği turkuaz rengindeki “Turkey Discover the Potential” kampanyasındaki logo yok bu filmde. O eski, el yazısı ile yazılmış gibi laleli logo var. Demek ki devlet kuruluşlarımız farklı logolar kullanmaya devam edecekler. Bir de herhalde hedef kitle analizine uygun hazırlanmıştır konsept. Mesela kültür turizmi yapan entelektüel bir kesim hedeflenmiş olmalı. Bunlar da deli gibi, hepsi bizim için birbirinden değerli şairlerimize hayranlarmış mesela… Bir de marka vaadi son derece ilginç. Packshot’a göre Türkiye resim sanatının evi (Hollanda, Fransa, Flaman bölgesi falan değil hani), Türkiye müzik sanatının evi, ebru sanatının, minyatürün (İran falan değil), efsanelerin ve nihayetinde şiirin evi… Bu alanlarda hiç fena değiliz tabii; ancak bu sanatların merkezi biz miyiz? El insaf… Vaatle hakikat arasında bu kadar uçurum olursa, yaşanacak düş kırıklığı da o kadar derin oluyor… Milyonlarca vasat turist değil de sadece 5-10 bin tane entelektüelin Türkiye’ye gelmesi hedeflenmişse bile bu yaklaşımın doğruluğunu savunmak zor… Millî kültürel bağımsızlık çizgisini savunan Kültür ve Turizm Bakanı’nın 20 kadar kültür insanını topladığı Topkapı yemeğinde yaptığı önemli tespitlerden biri de hiç şüphesiz, Türkiye’nin yurtdışı tanıtımının 6-7 değişik merci tarafından

herhangi bir entegrasyona, strateji ve insan-para-zaman kaynak üçlüsünün optimum kullanımına dayanmayan bir şekilde yürütüldüğü gerçeğiydi. İnşallah Sayın Kurtulmuş, bu dağınıklığa bir son vermeyi başarır…” Samimi temennimiz budur. Bakın kimler, hangi kuruluşlar ihracatımızı, Türkiye markasını doğrudan ilgilendiren alanlarda, genellikle birbirlerinden haberleri olmadan, önünde sonunda ucu pazarlama ve iletişime dayanan faaliyetlerde bulunmakta: Eksiği vardır, fazlası yoktur… Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü, Dışişleri Bakanlığı, bu bakanlığımıza bağlı yurt dışı temsilciliklerimiz, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı, bu bakanlığımıza bağlı yurt dışı temsilciliklerimiz, TİKA, SETA, Yunus Emre Enstitüsü, Türkiye Yatırım Ajansı, Başbakanlık Tanıtma Fonu, Kültür ve Turizm Bakanlığı, bu bakanlığımıza bağlı yurtdışı temsilciliklerimiz, Savunma Bakanlığı, bu bakanlığımıza bağlı yurt dışı temsilcilikleri, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, İGEME (İhracatı Geliştirme Merkezi). Bu arada TOBB, TİM, MÜSİAD, TÜSİAD gibi tam ve yarı NGO’lar… Kaynak israfı ancak bu kadar olabilir. Bunların içinde en çok etkili olanı ve ses getireni, 15 Temmuz’da iyice azmış olan Türkiye aleyhine batılı medya kampanyalarına bir nebze panzehir görevi ifa etmiş olan (ölçümlemeler onu gösteriyor), küçük bir entegrasyon örneği sergilenerek Ekonomi Bakanlığı koordinasyonunda TOBB ve TİM ekseninde yürütülen ve Türkiye’deki CEO’ların kendi ülkelerindeki medyanın tüm baskılarına rağmen en azından bir süre katıldıkları ‘Türkiye’ye gel ve kendi hikâyeni keşfet’ kampanyasıdır. İnşallah sürdürülebilirlik ve entegrasyonla daha da hızlı yol alınabilir.


BÜYÜME / TÜRK EXIMBANK

TİM, ihracatçının finansman sorununa odaklandı TİM, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bankalara yaptığı kredi faizleri konusundaki çağrısının hemen ardından, Türk Eximbank ve Coface'ın katkıları ile firmaların finansmana erişiminin kolaylaştırmak amacıyla düzenlediği 'İhracatın Finansmanı' etkinliğinin ilkini gerçekleştirdi.

T

ürkiye İhracatçılar Meclisi tarafından firmaların finansman erişiminin kolaylaştırılması ve finansman maliyetlerinin minimum seviyeye indirilmesi kapsamında finansal olanaklarının güçlendirilmesi amacıyla organize edilen 'İhracatın Finansmanı' etkinliği Türk Eximbank ve Coface'ın desteğiyle Dış Ticaret Kompleksi'nde düzenlendi. Firmalar tarafından kullanılan finansal enstrümanların çeşitlendirilmesi konusunda bilgi ve deneyimlerin aktarıldığı etkinliğin moderatörlüğünü üstlenen TİM Ekonomisti Ali Orhan Yalçınkaya, açılış konuşmasında firmaların ayakta kalabilmesinde nakit akışının kilit rol

26

oynadığını ve bu gerçeğin dikkate alınarak planlanan organizasyonun devamının geleceğini belirtti.

Yılsonunda 40 milyar dolarlık finansman desteği hedefliyoruz Eximbank Genel Müdür Yardımcısı Enis Gültekin de 'İhracatın Finansmanı' etkinliğinde yaptığı sunumda 30 yıldır ihracatçının yanında olan Eximbank'ın ihracat kredilerinin yüzde 43,1'ini sağladığını belirterek, “Türkiye'de 10 şubede işlem yapan Eximbank, kredi aktif oranında birinci, kredi bakiyesinde ise onuncu sırada yer alıyor. Yılsonunda 40 milyar dolarlık finansman desteği hedefliyoruz” dedi.

Üretim ve satış süreçlerine de destek verdiklerini vurgulayan Gültekin, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası kaynaklı krediler, döviz kazandırıcı hizmetlere yönelik krediler, kısa ve orta-uzun vadeli krediler hakkında bilgi paylaşımında bulundu.

Coface ürünleri ihracatçıya büyük katkı sağlıyor Coface Genel Müdürü Emre Özer ise Türkiye'de kredi finansmanı konusundaki ilk özel girişim olduğunu belirttiği Coface'ın ülkemizdeki pazar payının yüzde 42 olduğunu; 238 milyon TL tutarındaki 390 adet tazminat ödeyen poliçe düzenlediğini ve 4,8 milyar avroluk risk taşıdığını ifade

etti. Müşterilerine sundukları ticari alacak sigortasının akreditif ve faktoring hizmetlerine karşı sağladığı avantajlardan bahseden Özer, “Müşteri hizmetleri desteği, erken uyarı sistemi, yaygın bilgi ağı ve çeviklik gibi etmenler dolayısıyla Coface ürünleri ihracatçıya büyük katkı sağlıyor” dedi. Sunumların ardından geçilen oturumun panel bölümünde katılımcıların kredi süreçleri, uluslararası ilişkiler, banka ilişkileri, prefinansman, sevk öncesi ve sonrası sigorta, vadeli ihracat konularındaki sorularına Eximbank ve Coface yetkilileri tarafından önemli değerlendirme ve yönlendirmeler yapıldı. Türk Eximbank'tan yapılan açıklamaya göre bankanın döviz bazında 2017'nin Ocak-Temmuz döneminde ihracatçılara sunduğu toplam finansman desteği, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 18'lik yükselişle 18,6 milyar dolardan 22 milyar dolara tırmandı. Bu desteğin 13,8 milyar doları nakdi kredi olurken, 8,2 milyar doları da alacak sigortası olarak sağlandı. Bankanın mevcut 28 kredi programı ile sunduğu destekler sonucunda temmuz itibarıyla kredi stoku TL bazında bir önceki yılın aynı dönemine göre son 4 yılın en hızlı artışıyla, yüzde 38 yükselerek 70 milyar liraya ulaştı.


Direkt Tekstil Baskıda 4. Nesil Teknoloji İle Tanışın!

Daha Hızlı Daha Büyük Baskı Alanı Daha Düşük Baskı Maliyeti Yeni 4. Nesil Brother GTX Baskı Teknolojisi ve Dahası...


DÜNYA / MAKALE

Dış ticarette miktar gelişmeleri iyileşmeyi gösteriyor

D DR. CAN FUAT GÜRLESEL

Türkiye ekonomisinde büyüme ile ithalat arasında doğrusal bir ilişki bulunmaktadır. Ancak 2017 yılının ilk yarısında bu ilişkinin zayıflamış olduğu görülmektedir. Yılın ilk yarısında ithalattaki miktar olarak yüzde 2,3 artışa karşın ekonomi muhtemelen yüzde 5,0 büyümüş olacaktır. 30

ış ticaret ihracat ve ithalattan oluşmakta ve çoğunlukla toplam değerleri itibariyle değerlendirilmektedir. Ancak toplam değerler miktar ve birim değerlerdeki gelişmeler ile ortaya çıkmaktadır. Bu itibarla dış ticaretteki miktar gelişmeleri önemlidir. Nitekim yılın ilk yarısındaki miktar gelişmeleri dış ticarette değer gelişmeleri ile kısmen örtülen iyileşmeyi daha açık ortaya koymaktadır. 2017'nin ilk yarısında ihracat miktar olarak yüzde 8,8, ithalat ise yüzde 2,3 oranında artmıştır. Yılın ilk yarısında ihracat değer olarak yüzde 8,2 yükselmişti. İhracatın miktar ve toplam değer artış verileri birbirine çok yakındır ve ihracat birim değerinde hemen hiç değişiklik olmadığı görülmektedir. İthalat ise toplam değer olarak yılın ilk yarısında yüzde 8,7 yükselmiştir. İthalatta miktar olarak artış toplam değer artışının gerisindedir. Bu da ithalatta birim fiyatlarının yılın ilk yarısında arttığını göstermektedir. Türkiye ekonomisinde büyüme ile ithalat arasında doğrusal bir ilişki bulunmaktadır. Ancak 2017'nin ilk yarısında bu ilişkinin zayıflamış olduğu görülmektedir. İlk yarıda ithalattaki miktar olarak yüzde 2,3 artışa karşın ekonomi muhtemelen yüzde 5,0 büyümüş olacaktır. İlkyarıda ekonomideki büyümenin ithalata olan bağımlılığı azalmaya başlamıştır. İlk yarıda yatırım malları ihracatı miktar olarak yüzde 16,6, değer olarak yüzde 15,4 yükselmiştir. Yurtiçinde yatırımların yavaş seyretmesi nedeniyle yatırım malı üreticileri ihracata ağırlık vermiş görünmektedir. Yatırım malı ithalatı ise miktar olarak yüzde 1,5 gerilemiştir. Yatırım malı ithalatı değer olarak ise yüzde 21,2 düşmüştür. Yatırım malları

ithalatındaki gerileme de yatırımlardaki zayıflamayı göstermektedir. İşlenmiş sanayi ara malları ihracatı yılın ilk yarısında miktar olarak yüzde 2,2 artarken, ithalat yüzde 1,7 büyümüştür. Sanayi ara malı ihracatı artışı göreceli olarak zayıf kalmıştır. İthalattaki sınırlı artış ise yurtiçinden tedarike ağırlık verildiğini göstermektedir. Nitekim imalat sanayindeki büyümeye rağmen ithal sanayi ara malı ithalat artışı oldukça sınırlı kalmıştır. Ancak daha önemlisi ihracattaki sınırlı artıştır ve küresel tedarik zincirlerine katılmakta zorlandığımız görülmektedir. Ayrıca sanayi ara mallarında yurtiçinden tedarik artışı ihracat yapma isteğini sınırlamaktadır. Yılın ilk yarısında dayanıklı tüketim malları ihracatı miktar olarak yüzde 6,6, yarı dayanıklı tüketim malları ihracatı ise yüzde 2,4 artmıştır. Tüketim malları ihracatındaki bu artış özellikle korumacılığın ve rekabetin çok yoğunlaştığı bu alanlarda önemli bir başarıdır. Aynı dönemde dayanıklı tüketim malı ithalatı miktar olarak yüzde 4,8, yarı dayanıklı tüketim malları ise yüzde 4,1 düşmüştür. İç talebin göreceli canlı olduğu ilk yarıda tüketim malları ithalatındaki gerilemenin bir nedeni de döviz kurlarındaki artıştır. 2017'nin ilk yarısında binek otomobilleri ihracatı miktar olarak yüzde 63,2 artmıştır. Diğer kara taşımacılık araçları ihracatı da miktar olarak yüzde 25,7 artmıştır. Otomotiv yan sanayi ihracatı da miktar olarak ayını dönemde yüzde 5,1 yükselmiştir. İthalat ise binek otomobillerde yüzde 2,0, yan sanayide ise yüzde 3,0 gerilemiştir. Otomotiv üretimindeki yüksek artışa karşın yan sanayi ithalatındaki gerileme de yurtiçi yan sanayi tedarikinin önemli ölçüde arttığını göstermektedir.


DOĞU - BATI / TÜRK TİCARET MERKEZLERİ

Türk Ticaret Merkezleri ihracatın itici gücü olacak TİM’in öncülüğünde çalışmalarına başlanan Türkiye Ticaret Merkezleri, art arda faaliyete geçmeye başladı. Şu ana kadar Tahran, Dubai, New York ve Chicago’da Türkiye Ticaret Merkezleri faaliyete geçti. Kısa ve orta vadede dünya çapındaki TTM sayısının 50’ye ulaşması hedefleniyor.

T

ürkiye’nin 2023 ihracat stratejisi hedefleri doğrultusunda değişen rekabet koşullarına ve ihtiyaca uygun olarak ihracatın gelişmesine olanak sağlamak amacıyla Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin öncülüğünde ve koordinasyonunda kurulmasına karar verilen Türkiye Ticaret Merkezleri 2017 yılı itibarıyla ilk konuk-

32

larını ağırlamaya başladı. TTM’ler için ilk çalışmalar 2016 yılında TİM AŞ iştiraki olarak ilgili ülkelerde şirketlerin kurulmasıyla başladı. İşbirliği kuruşlarından gelen talepler doğrultusunda ilgili şehirlerde uygun binaların kiralanması ve tadilatının ardından gerekli personelin istihdamı ile devam eden sürecin devamında firmalara ofis ve showro-

om’ların teslimi aşamasına geçildi. Şu ana kadar bilişim, iklimlendirme ve mücevher sektörlerinden gelen talepler doğrultusunda Dubai’de; hazır giyim, tekstil, kimya ve mobilya sektörlerinden gelen talepler doğrultusunda İran’da, hazır giyim, ev tekstili, halı ve iş kontratları sektörlerinden gelen talepler


doğrultusunda New York’ta ve kimya sektöründen gelen talep ile Chicago’da Türkiye Ticaret Merkezleri faaliyete geçirildi. Gelecek dönem için İngiltere, Rusya, Çin, Kenya ve İtalya’da Türkiye Ticaret Merkezleri projeleri oluşturulması hedefleniyor.

Tahran TTM öncü oldu Tahran TTM’deki tüm sektörlere ait ticaret merkezleri 25 Şubat 2017’de katılımcı firmaların temsilcileri ve işadamlarının katılımıyla faaliyete geçti. Mobilya, hazır giyim, tekstil ve hammaddeleri ile kimya sektörlerini temsilen toplam 43 firma ile gerçekleştirilen ziyaret kapsamında İranlı iş adamlarına showroom alanları tanıtıldı ve firmalar arasında ikili iş görüşmeleri gerçekleştirildi. Hazır giyim, tekstil ve hammaddeleri, kimya ve mobilya sektörlerinden toplam 63 firmanın yanı sıra Türk Hava Yolları Tahran ofisini de bünyesinde bulunduran Tahran TTM’nin resmi açılışı ise Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin katılımı ile 9 Temmuz’da yapıldı. Açılışa İran Sanayi Maden ve Ticaret Bakanı yardımcısı Mojtaba Khosrowtaj ile birlikte 15 milletvekili ve İranlı konuklar da katıldı. TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi ile birlikte merkezin açılışını gerçekleştiren Bakan Zeybekci, açılışta yaptığı konuşmada 3 yıl önce imzalanan 125 ürünün olduğu tercihli ticaret anlaşmasına daha çok ürünün dahil edilmesi için görüş alışverişinde bulunulduğunu belirterek “İki ülke ticareti arasında

Tahran TTM’nin resmi açılışı Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ve TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi'nin katılımı ile 9 Temmuz’da yapıldı. Açılışa İran Sanayi Maden ve Ticaret Bakanı yardımcısı Mojtaba Khosrowtaj da katıldı.

hiçbir engelin olmasını istemiyoruz. Hedefimiz 50 milyar dolarlık bir ticarete ulaşmak. 3. ülkelerle de ticaret yapmak istiyoruz. Kısa sürede Serbest Ticaret Anlaşması (STA) sürecine ulaşmak istiyoruz” dedi. Açılış kapsamında Türk ve İranlı işadamları arasında ikili iş görüşmeleri gerçekleştirdi ve Ekonomi Bakanı

Nihat Zeybekci, İran Sanayi Maden ve Ticaret Bakanı yardımcısı Mojtaba Khosrowtaj ve diğer yetkililerin katılımı ile İran Türkiye İş Forumu düzenlendi. İki yıl önce yürürlüğe giren Tercihli Ticaret Anlaşması ile geçen yıl Türkiye'nin İran'a ihracatı bir önceki yıla göre yüzde 39 artarak 725 milyon dolardan 1

milyar doların üzerine çıktı. Bu yılın ilk 5 ayında İran'a ihracat TTA kapsamındaki ürünlerde yüzde 8 artarak 391 milyon dolara çıktı. TTA kapsamında İran'dan yapılan ithalat ise 2016'da yüzde 42 artarak 32 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti.

Dubai TTM faaliyetlerine hızlı başladı Çalışmaları 11 Temmuz 2016’da TIM TTC Gulf Consulting FZE isimli şirketin kurulmasıyla başlayan Dubai Türkiye

Türkiye’nin ilk Türk Ticaret Merkezi, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin açılışı ile İran’ın başkenti Tahran’a kuruldu. 4500 metrekarelik bir alanda kurulan merkez, Tahran’da açılan ilk yabancı ticaret merkezi özelliğini taşıyor. Açılışta Türkiye-İran İş Forumu gerçekleştirildi.

33


DOĞU - BATI / TÜRK TİCARET MERKEZLERİ

ABD'nin Chicago kentindeki The Merchandise Center’da kimya sektörünün talebi ile kurulan TTM, sergi üniteleri ve ürünlerin yerleştirilmesinin ardından 1 Mayıs’ta faaliyete hazır hale geldi.

Ticaret Merkezi iki ayrı lokasyonda faaliyetlerini sürdürüyor. İklimlendirme ve bilişim sektörlerinin faaliyet gösterdiği Dubai DWTC Türk Ticaret Merkezi, Dubai’nin en önemli iş merkezlerinden biri olan Dubai Dünya Ticaret Merkezi’nde (DWTC) faaliyet gösteriyor. Mücevher sektörü içinse özellikle mücevher ve elmas sektöründe yoğunlaşmış olan DMCC Almas Tower tercih edildi. Dubai DWTC TTM, gerekli yasal prosedürlerin ve tefrişat çalışmalarının tamamlanmasının ardından 28 Şubat 2017’de düzenlenen etkinlikler ile faaliyetlerine başladı. 28 Şubat 2017 tarihinde Dubai DWTC TTM TİM ortak alanında gerçekleştirilen ilk etkinliğe BAİB üyesi 14 firma temsilcisi ve Carrefour üst düzey yöneticisi katıldı. 1 Mart 2017 tarihinde düzenlenen ve 250 kişinin katıldığı ikinci etkinlik kapsamında Türkiye'den gelen gıda sektörü firma temsilcilerine BAE pazarı ile bilgilendirme sunumu yapıldı. İhracatçılara BAE'de iş yaparken dikkat 34

edilmesi gereken hususlar aktarılırken Dubai Ticaret Ataşemiz Hasan Önal ve Dubai'deki danışmanlarımız da BAE pazarı ile ilgili bilgileri paylaştılar.

8 Mart 2017 tarihinde yine Dubai TTM TİM ortak alanında çimento sektörü temsilcilerine yönelik bir bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Dubai Ticaret

FAALİYETE GEÇEN TTM’LER İşbirliği Kuruluşu

Firma Sayısı

Toplam Alan

Mobilya

İİB

10

478 m2

Hazır giyim

İHKİB

18

840 m2

Tekstil ve hammaddeleri İTHİB

19

573 m2

Kimya

İKMİB

14

292 m2

İklimlendirme

İSİB

10

253 m2

Bilişim

TİM

11

291 m2

Ortak alan

TİM

-

202 m2

İMMİB

8

310 m2

Halı

İHİB

3

310 M2

Hazır giyim

İHKİB

6

310 M2

İş kontratları

BTSO

6

310 M2

Ev tekstili

BTSO

8

310 M2

İKMİB

9

310 M2

Sektörler TAHRAN TTM

DUBAİ DWTC TTM

DUBAİ DMCC TTM Mücevher NEW YORK TTM

CHICAGO TTM Kimya

Ataşemiz Hasan Önal’ın yaptığı BAE çimento pazarı hakkında sunuma TİM AŞ Başkan Yardımcısı Ali Özinönü de katıldı. Dubai TTM projeleri ofis alanları, iş görüşmelerine katılım sağlayan tüm firmalar tarafından büyük beğeni kazandı. 12-13 Mart 2017 tarihlerinde, DWTC TTM TİM ortak alanında ayakkabı sektöründen Ege İhracatçı Birlikleri üyesi 9 firma ürünlerini sergileyerek ikili iş görüşmelerinde bulundu. Dubai Ticaret Ataşemiz Hasan Önal her etkinlikte olduğu gibi firma temsilcileri yalnız bırakmadı ve gelen firmalara TTM ortak alan konferans salonunda BAE pazarı hakkında bilgilendirme sunumu yaptı. 7 Nisan 2017 tarihinde, İstanbul Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği tarafından gerçekleştirilen organizasyona ise 34 firma temsilcisi katıldı. Etkinliğe Dubai Ticaret Ataşesi Hasan Önal da katılarak gelen firma yetkililerine TTM ortak alan konferans salonunda BAE ekonomisi hakkında


bilgilendirmede bulundu. Organizasyon kapsamında İHKİB üyelerine Dubai’de şirket kurulumu, serbest bölgeler ve gümrük mevzuatı hakkında bilgi verildi. Dubai içerisinde başka bir TTM projesi olarak, mücevher sektörünün farklı bir bölgede, özellikle mücevher ve elmas sektöründe yoğunlaşmış olan DMCC ALMAS TOWER’da 30 Ocak 2017 tarihinde bir ofis kiralandı ve 2 yıllık kira sözleşmesi yapıldı.

DEVAM EDEN PROJELER • İNGİLTERE / Londra Seramik TTM • İNGİLTERE / Londra Bilişim TTM • Rusya Moskova TTM • ÇİN / Chengdu TTM • ÇİN / Chongqing TTM • ÇİN / Shuitou TTM • ALMANYA / Düsseldorf TTM • KENYA / Nairobi TTM

Şu ana kadar Dubai’de, Tahran’da, New York’ta ve Chicago’da Türkiye Ticaret Merkezleri faaliyete geçmiş durumda. Gelecek dönem içinse İngiltere, Rusya, Çin, Kenya ve İtalya’da Türkiye Ticaret Merkezleri projeleri oluşturulması hedefleniyor. Dubai DMCC TT’den ilk ihracat ise 27 Haziran’da gerçekleştirildi. ABD’de Türkiye Ticaret Merkezi çalışmalarının ilk adımı, 1 Temmuz 2016’da tüm eyaletlerde açılacak TTM’lerin operasyonlarını yürütmek üzere New York merkezli “TTC USA Consulting Corp” isimli şirketin kurulması oldu. Şirket kuruluşu ve muhasebe, avukat, personel havuzunun oluşturulmasının ardından New York’un en gözde iş merkezlerinin bulunduğu Manhattan bölgesinde 1550 metrekare toplam alana sahip New York TTM’de kiralama işlemleri tamamlandı. TTM’de faaliyetlerine başlayan ilk sektör halı oldu. New York Halı TTM, 10 Mart’ta tadilat ve tef-

rişatın tamamlanmasının ardından 27 Mart 2017 tarihinde İHİB Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Uysal ve TTM’de yer alan firma temsilcilerinin katılımıyla fiilen faaliyetlerine başladı. New York TTM Merkez binasının 7. katında yer alan hazır giyim sektörü TTM’nin inşaat çalışmaları ise 10 Mayıs 2017 itibariyle tamamlanarak TTM faaliyete hazır hale getirildi ve 18 Temmuz 2017 tarihi itibariyle Hazır Giyim TTM de fiili olarak faaliyete geçmiş durumda. Ev tekstili ve iş kontratları sektörleri TTM’leri için kat içi tadilat ve showroom inşa faaliyetlerine 3 Mayıs’ta başlandı. Ev tekstili TTM’de tadilat çalışmaları Temmuz ayı itibarıyla tamamlanırken

katılımcı firmaların ürün sevkiyatları devam ediyor. İş kontratları sektörü TTM’de ise kat içi tadilat ve showroom inşa çalışmaları sürdürülüyor. Öte yandan ABD’de ikinci TTM için seçilen Chicago kentinde The Merchandise Center’da kimya sektörünün talebi ile kurulan TTM için 235 metrekarelik alan kiralandı. Kimya Sektörü TTM’de sergi üniteleri ve ürünlerin yerleştirilmesinin ardından 1 Mayıs’ta faaliyete hazır hale getirilen TTM’de halen istihdam edilecek personel için işe alım süreci devam ediyor.

Yeni projelerde Avrupa öne çıkıyor Gelecek dönem Türkiye Ticaret Merkezi projeleri arasında Avrupa’daki çalışmalar dikkat çekiyor.

GELECEK DÖNEM PROJELERİ •İTALYA / Milano TTM • HİNDİSTAN / Mumbai TTM • NİJERYA / Abuja TTM • GANA / Accra TTM • KATAR / Doha TTM

Londra Bilişim TTM için sektöründen gelen talep doğrultusunda pazara daha hızlı giriş yapıp network sağlayabilecekleri coworking space üzerinde duruluyor.

35


DOĞU - BATI / TÜRK TİCARET MERKEZLERİ Düsseldorf’ta Haziran 2016’da TTC Consulting Europe GMBH şirketinin kurulmasının ardından hem Düsseldorf’ta hem de İtalya’nın Milano kentinde kurulacak TTM’ler için ihracatçı birliklerinden talep bekleniyor.

Çin’deki çalışmalar üç merkezde yürütülüyor Rusya’da kurulacak TTM için Nisan ayında TİM AŞ heyeti, Moskova yakınlarındaki “SILKWAY” alışveriş merkezi binasını yerinde inceledi.

TİM AŞ’nin Avrupa’da üç önemli ülkede TTM kurulması yönündeki çalışmaları son aşamaya yaklaşmış durumda. İngiltere’de Londra, Rusya’da Moskova ve Almanya’da Düsseldorf kentlerinde kurulması planlanan TTM’ler arasında sonuçlanmaya en yakın gözüken Londra TTM çalışmaları bilişim ve seramik sektörlerinden gelen talepler doğrultusunda yürütülüyor. Haziran 2016’da TTC Consulting London Limited şirketinin kurulmasının ardından Seramik Sektörü TTM için 22 Mayıs 2017’de St. Cross Street adresinde bulunan bina için ön sözleşme aşamasına geçildi. Bilişim sektöründen gelen talep doğrultusunda ise pazara daha hızlı giriş yapıp network sağlayabilecekleri coworking space üzerinde duruldu ve 30 Mart 2017 tarihinde lokasyon görüşmeleri için dünyanın çeşitli yerlerinde firmalar için ofis alanları 36

1550 metrekare toplam alana sahip New York TTM, kentin en gözde iş merkezlerinin bulunduğu Manhattan bölgesinde yer alıyor.

sağlayan Wework firmasıyla irtibata geçildi. 3 farklı lokasyonda yapılan incelemelerin ardından 17 firmanın katılım yapabileceği bir ofis alanı için görüşmelere başlandı. Ticarette yaşanan sıkıntılı bir sürecin ardından yeniden Türkiye’nin önemli ihracat pazarları arasında yerini alan Rusya’da kurulacak TTM içinse Nisan ayında TİM AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Çıkrıkçıoğlu başkanlığında hazır giyim, deri, tekstil ve mobilya sektörlerinin temsilcilerinde oluşan bir heyet, Moskova yakınlarındaki “SILKWAY” alışveriş merkezi binasını yerinde inceledi. Ziyaretin ardından Mayıs ayında taslak kira sözleşmesi

teslim alınarak alan çizimi yaptırılan binada, ortak alanlar dışında mağazalar için toplam 34 bin 298 metrekare alan bulunuyor. 2 bin 500 araçlık otoparkı ve 30 bin metrekare kapalı depo alanı bulunan binada ayrıca 30 adet yük ve yolcu asansörü hizmet veriyor. Sadece Almanya değil, İngiltere dışındaki tüm Avrupa operasyonlarının merkezi olması planlanan

Türkiye’nin hedef pazarları arasında önemli bir yer tutan Çin’de TTM kuruluş çalışmaları Çin hükümeti tarafından desteklenen “One Belt One Road” projesi kapsamında başlatıldı. Türkiye ve Çin arasındaki ticareti artırmak ve Türk markalarının ilgili pazara girişini sağlamak amacıyla kurulan İpek Yolu Hava Projeleri AŞ yetkililerinin TİM AŞ ile irtibata geçmesinin ardından proje yetkilileriyle temaslarda bulunmak amacıyla Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Çıkrıkçıoğlu geçtiğimiz Mayıs ayında Çin’in Chongqing ve Chengdu şehirlerine ziyaretlerde bulundu. Öte yandan mermer sektörünün talebi doğrultusunda Çin’in Shuitou şehrinde TTM kurulması için lokasyon ile ilgili görüşmeler devam ediyor. Kuruluş çalışmalarında

TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, TİM AŞ’nin 2016 faaliyet raporundaki sunuş yazısında dünya genelinde ticaretin merkezi kabul edilen bölgelerde 7/24 fuar mantığıyla çalışan TTM’ler sayesinde ülkemizde ilk kez pazar çalışmalarına farklı bir yapılanma kazandırıldığına dikkat çekti.


önemli ilerleme kaydedilen TTM’lerden biri olan Nairobi TTM için Afrika’nın incisi Kenya’da 2016 yılında TTC consulting Kenya şirketinin kurulmasının ardından lokasyon çalışmaları başlatıldı ve oluşturulan seçenekler TTM talebinde bulunan İİB ve İDDMİB temsilcileri ile paylaşıldı. Sektör temsilcilerinin seçenekler hakkında görüşlerini iletmesiyle birlikte Kenya’ya yapılacak ziyaret ile Nairobi TTM çalışmalarında son aşamaya gelinmesi planlanıyor. Afrika kıtasında ayrıca Nijerya’da Abuja TTM ve Gana’da ACCRA TTM projeleri için ön çalışmalar sürdürülüyor. Çalışmaları devam eden diğer TTM’ler ise mermer sektörünün showroom ve depo çalışması başlattığı Katar’ın başkenti Doha ve şirket kuruluş çalışmalarının başladığı Hindistan’ın Mumbai kenti.

“TTM’ler ile farklı bir yapılanma kazandırdık” TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, TİM AŞ’nin 2016 faaliyet raporundaki sunuş

Tahran TTM'de mobilya, hazır giyim, tekstil ve ile kimya sektörlerine ait showroomların yanı sıra Türk Hava Yolları bürosu da hizmet veriyor.

yazısında dünya genelinde ticaretin merkezi kabul edilen bölgelerde 7/24 fuar mantığıyla çalışan TTM’ler sayesinde ülkemizde ilk kez pazar çalışmalarına farklı bir yapılanma kazandırıldığına dikkat çekti. Türkiye Ticaret Merkezleri sayesinde, ihracatımızın son dönemde sergilediği başarılı performansı daha güçlü bir şekilde devam ettireceğini vurgulayan Büyükekşi, “TİM olarak bundan sonra da ülkemizin ihracat liginde daha da yükselmesi için benzer projeler ile kesintisiz çalışmaya devam edeceğiz” görüşünü dile getirdi. Aynı raporda görüşlerini dile getiren TİM AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Çıkrıkçıoğlu da

ülkemizin ihracat hamlesinde ve ülke imajımızda önemli rol üstlenecek Türkiye Ticaret Merkezlerinin, yurtdışındaki ticaret üssü olması için çalışmaların kesintisiz sürdürüleceği mesajını verdi. TİM AŞ CEO’su Bahadır Öztanyel de kısa ve orta

vadede dünya çapında 50'ye yakın Türkiye Ticaret Merkezi açılmasının hedeflendiğini belirterek TTM’lerin amacının 365 gün açık showroomlar kurularak her ülkede alıcıya güven veren sürekli ulaşılabilir bir yer oluşturmak ve Türkiye markasını bir adım öteye taşımak olduğunu vurguladı.

37


İNOVASYON / MAKALE

İnovasyon, ama nasıl?

Ö YRD. DOÇ.DR. UMUT EKMEKÇI

DR. MERIH PASIN

Her kurumun inovasyon sisteminin kendine özgü, ama belli yetkinlikleri mutlaka kapsayacak şekilde tasarlanması gerektiğine inanmaktayız. Bu sürecin başarısı ise, ancak şirket içindeki sahiplenme ve yetkinlik birikimi ile, “inovasyon yönetimi” konusundaki bilimsel ve uygulamalı bilgi bir araya geldiğinde mümkün olabiliyor. 40

zellikle son 10 yıllık süreçte, “inovasyon” kavramı ülkemizde gerek kamu yönetimi seviyesinde “bilim, teknoloji ve sanayi politikalarının”, gerekse özel sektörde “sektörel ve kurumsal stratejilerin” merkezine yerleştirilen kavramlardan biri oldu. Dünyada bilimsel literatürde 1980’lerden itibaren bu alanda yapılan çalışmalar artarken, 90’lardan itibaren öncelikle inovasyonda liderliği hedefleyen devletlerin gündemine “ulusal inovasyon sistemleri” kavramıyla, ilerleyen yıllarda da sektörlerinde öncü ve çoğunlukla küresel şirketlerin strateji dökümanlarına “yenilikçilikle değer ve rekabet üstünlüğü yaratmak” vurgusuyla girmeye başlamıştı. Kavramın ülkemizde telaffuz edilmeye başlamasının tarihi ise göreceli olarak daha yeni. Ve doğal olarak tartışmaların ilk yılları “inovasyon nedir, ne değildir” sorularıyla ve kavramı anlamaya çalışmakla (ortak bir dili ve algıyı henüz oluşturamamış olsak da), ilerleyen yılları da “inovasyon kimin için, neden önemlidir” sorusuna cevap aramakla ve kişileri – kurumları bu cevaplara (ve “inovasyon hayatta kalabilmek için herkese gereklidir”iddiasına) ikna etmeye çalışmakla geçti. Bu süreçte elbette kavramı ve etkilerini daha iyi anlamaya başladık, daha çok kişinin zihnine, daha çok kurumun stratejisine yayılması sağlandı. Ancak tartışmaları “inovasyon nedir, neden gereklidir” sorusuyla sınırlı tuttuğumuz, dolayısıyla kısır bir döngüye girdiğimiz ve “yeni fikirlerden değer yaratmaya başlamadığımız”, “inovasyon kavramını hayata geçirmediğimiz” sürece, “kavramınaltını boşaltma” riskiyle de karşı karşıyayız. Herkesin konuştuğu ama etkisini hissetmediği, parçası olmadığı, türetmediği fakat tükettiği her kavram için olduğu gibi, inovasyon

kavramının da bol bol tüketilme, dolayısıyla zamanla anlamını, etkisini ve elbette popülerliğini yitirme ve hatta tam tersine, popüler kavramlara karşı hissedilen negatif tepkiyle anlam erozyonuna uğraması riski bulunmakta. İnovasyon kavramını “sözde” değil, “özde” benimseyebilmemiz için, bu alanda yeni bilgiler, yeni söylemler,yeni uygulama deneyimleri üretmemiz gerekiyor. Artık inovasyonun gerekliliği konusunda geniş sayılabilecek bir uzlaşı seviyesine ulaştık. Neye ihtiyacımız olduğunu daha iyi biliyoruz. Ama “nasıl” sorusunun cevabı pek çok kişide ve kurumda yok, üstelik bu konuyu yeterince de tartışmıyoruz. “İnovasyon, ama nasıl?”. Hangi yöntemlerle, hangi süreçlerle, hangi araçlarla? Bugünden yarına yenilikçi kurumlara dönüşmemiz mümkün değil. Bu süreç hiç şüphesiz ki “öğrenme” ve “bilgi / yetkinlik biriktirmeyi” gerektiriyor. İnovasyonda başarı; “stratejik yönetim”, “teknoloji takibi”, “müşteri ihtiyaçlarının doğru anlaşılması ve aktarılması”, “özgün fikirlerin sürdürülebilir bir sistemle üretilmesinin sağlanması”, “fikirden ürüne doğru projelendirme”, “fikri mülkiyet haklarının yönetimi”, “inovasyonu destekleyici kültürün ve iklimin oluşturulması”, “kurumsal hafızanın ve bilginin yönetimi”, “iç ve dış işbirliği ağlarının etkin yönetimi”, “kaynak yöntemi”, “etkinlik değerlendirme” gibi birçok farklı alandaki yetkinliğin birbirini destekleyecek şekilde bir araya gelmesini gerektiriyor. Bu ihtiyaç ise bizleri “sistem” kavramına ulaştırıyor.İnovasyon sürecini tek günlük eğitimler, seminerler, fikir üretme kampları, fikir yarışmaları, fikir-öneri sistemleri gibi tekil ve süreksiz faaliyetler olarak algılamayı değil, stratejik, bütünsel, bilimsel, odaklı, ve kurumun kültürel genlerine uyumlu olacak şekilde “bir sistem olarak tasarlamamızı” ve bu


sistemi hayata geçirirken / uygularken, istikrarlı şekilde sürekli desteklememizi, geliştirmemizi, özgünleştirmemizi gerektiriyor. 2016 yılı Mayıs ayında temelleri atılıp Kasım ayından itibaren, TİM (Türkiye İhracatçılar Meclisi) ve Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi Yrd.Doç. Dr. Umut Ekmekçi ve Dr. Merih Pasin yürütücülüğündehayata geçmeye başlayan İnoSuit (İnovasyon Odaklı Mentörlük) projesi, bu “sistematik yaklaşım” ihtiyacı doğrultusunda ortaya çıktı. Projenin kuramsal altyapısı, “inovasyon sistemi” kavramına dayanıyor. 1980’lerden itibaren bilimsel literatürde çalışılmaya başlanmış olan “teknoloji sistemleri,” “ulusal inovasyon sistemleri”, “sektörel inovasyon sistemleri” gibi kavramların bir devamı olarak, şirket boyutunda bu sistematik bakış açısını yansıtmak üzere “Kurumsal İnovasyon Sistemi” kavramını tanımlamaktayız. Bu kavramın amacı, bir kurumda inovasyon süreçlerine dahil olan / olması gereken tüm aktörlerin, aktörler arası ilişkilerin ve etkileşimlerin, tüm uygulamaların, yatırımların, proje ve programların sistematik olarak ele alınmasının ve bu şekilde gerekli tüm yetkinliklerin bütünsel ve sürdürülebilir şekilde oluşturulmasının sağlanması. Her kurumun inovasyon sisteminin kendine özgü, ama belli yetkinlikleri mutlaka kapsayacak şekilde tasarlanması gerektiğine inanmaktayız. Bu sürecin başarısı ise, ancak şirket içindeki sahiplenme ve yetkinlik birikimi ile, “inovasyon yönetimi” konusundaki bilimsel ve uygulamalı bilgi bir araya geldiğinde mümkün olabiliyor. Proje kapsamında, katılımcı şirketlerde “kurumsal inovasyon sistemleri” 6 boyutta ele alınıyor ve 10 fazlık – 12 aylık bir süreçte adım adım geliştirilmeye çalışılıyor. “İnovasyonun stratejik altyapısı”, “organizasyonel altyapı”, “kültürel altyapı”, “finansman altyapısı”, “fikirden uygulamaya proje yönetim süreçleri”, “açık inovasyon ve işbirlikleri” başlıklarında, belli yöntemler ve araçlar

kullanılarak, şirketlerin belirlenmiş yetkinlik hedeflerine ulaşmaları amaçlanıyor. Şirketlerin sahip oldukları yetkinliklerin seviyesi, hedefleri, kültürleri, rekabet koşulları gibi konulardaki farklılıklar sebebiyle, elbette tüm şirketler için geçerli tek ve belli bir formül (ya da yol haritası) tanımamak mümkün değil. Bu sebeple, tüm bu süreçler “yarı-yapılandırılmış” (tanımlı ancak esnek) yol haritaları ile çalışılıyor. Uygulamada gerçekleşen özgün ve farklı tecrübelere ait bilgilerin aktarılması, modelin her gün daha da gelişmesini ve zenginleşmesini sağlıyor. İnoSuit – İnovasyon Odaklı Mentörlük Projesi, üniversite-sanayi işbirliği modeli ile hayata geçirilmekte. Projenin ilk yılı41 şirket, 22 üniversite ve 30 mentörünün katılımıyla gerçekleşti. Bu kapsamda, her bir katılımcı kuruluş ile faaliyet gösterdiği coğrafi bölgedeki üniversite arasında işbirliği köprüleri oluşturuldu ve her bir kuruma “mentör” ataması yapıldı. Kurumlara atanmış mentörler; “teknoloji ve inovasyon yönetimi, üniversite-sanayi işbirlikleri, teknoloji transferi” gibi alanlarda bilimsel ve uygulamalı uzmanlığı ve tecrübesi bulunan ve üniversitelerde görev alan akademisyen ve uzmanlar olup,projenin temel ilkeleri, “işbirliği”, “sistematik yaklaşım”, “izlenebilirlik”, “özgünlük ve akademik özgürlük” olarak belirlendi. Proje öncesi tüm mentörlerin katılımıyla gerçekleştirilen

iki günlük çalıştay süresince, mentörler arasında projesinin “hedeflerine”, “ilkelerine” ve “yöntemlerine” ilişkin bilgi paylaşımlarında bulunuldu, projede kullanılacak yöntem ve araçların belirlenmesine ve kullanımına ilişkin deneyim ve öneriler paylaşılarak, mentörler arasında dil ve bilgi birliğinin sağlanması amaçlandı. Kurumlar ve mentörler arasındaki bilgi ve deneyim paylaşımını sağlama amacıyla, her ayki faaliyetler sonunda mentörler ve kurum yetkilileri tarafından detaylı raporlar kaleme alınıp paylaşıldı. Ayrıca her 3 ayda bir gerçekleşen deneyim paylaşım toplantıları ile hem kurumların hem de mentörlerin gözlemlerinin ve tecrübelerinin aktarılması sağlandı. Ülkemiz üniversitelerinde “inovasyon yönetimi” konusunda çalışan akademik bir topluluğun ve bilgi paylaşım platformunun eksikliği, bu alanda yapılan Türkçe yayınların eksikliği – özgün ve yerel vaka analizlerinin nitelik ve nicelik olarak çok yetersiz olması gibi sonuçları da doğurmakta. Bu tespitten yola çıkarak, İnoSuit Projesi ile ülkemizde inovasyon yönetimi konusundaki bilimsel ve uygulamalı bilgi birikiminin arttırılması, kurumların kullanabileceği Türkçe içeriğin oluşturulması, bu alandaki bilimsel literatüre özgün vaka analizleriyle katkıda bulunulması, bu alanda çalışan akademisyenler, uzmanlar ve sanayiciler arasındaki bilgi paylaşımının ve işbirliğinin güçlendirilmesi de amaçlanmakta. İlk sene edinilen tüm tecrübeler ışında, projenin 2017 yılı Ekim ayında başlayacak yeni dönemiyle beraber hedef; daha çok şirketimizde, daha çok üniversitemiz ve mentörümüzün katılımıyla, daha da etkin çalışmalar yapmak, uygulanan model, yöntem ve araçların daha da geliştirilmesi, zenginleştirilmesi ve başarılı sonuçların elde edilmesidir. Bu vesileyle projenin ilk döneminde yer alan ve öncülüğünü üstlenen tüm kurumlarımıza ve mentörlerimize teşekkür eder, yeni dönem katılım sağlayacaklara da şimdiden başarılar dileriz. 41


SİNERJİ / İNOSUİT

İnoSuit Projesi’nin yeni dönemi başlıyor TİM ve Sabancı Üniversitesi işbirliğiyle hayata geçirilen Türkiye’nin ilk inovasyon odaklı mentörlük projesi İnoSuit’in yeni dönem kayıtları Ekim ayında başlıyor. Proje’nin hedefleri arasında inovasyon yönetimi yetkinliğinin sürdürülebilir şekilde artırılmasının, bunun sonucunda da ihracat performansının yükseltilmesinin sağlanması bulunuyor.

42


T

İM ve Sabancı Üniversitesi işbirliği ile geliştirilerek, 41 firma, 22 üniversiteden 30 mentörün katılımıyla 1 Kasım 2016 tarihinde başlamış olan İnoSuit 1.0 Projesi; ülkemizin ihracat gücünü yaratıcılıkla, yenilikçilikle ve yüksek katma değerle artırmak amacıyla, özgün ve bilimsel bir yaklaşımı ve metodolojiyi hayata geçirmeyi hedefledi. Bu kapsamda, ülkemizde 'inovasyon yönetimi' konusunda yetkinliği ve üniversite-sanayi işbirliği konusundaki motivasyonu yüksek üniversitelerimiz ve akademisyenlerimiz ile 'kurumsal inovasyon sistemlerini' oluşturmayı hedefleyen ihracatçı firmalarımız eşleştirilmiş ve kapsamlı, odaklı, uygulamaya dönük ve bilimsel bir çalışma ile son derece değerli kazanım-

lar elde edildi. Firmaların projeye gösterdiği büyük ilgi ve projeye katılan firmalarımızdan elde edilen olumlu geri bildirimler ve ek katılım talepleri nedeniyle TİM projeyi genişletmeye karar verdi. Bu doğrultuda 2017 yılının Ekim ayında başlayacak projenin 2. dönemi için kayıtlar başladı. İnoSuit Projesi'nin yeni döneminde birçok yenilik yapılacak. İlk seneden farklı olarak projeye katılım için farklı dönemlerde gelen talepleri ve başvuruları karşılama amacı yla, proje başvuruları sene içerisinde 4 ayrı dönemde alınabilecek. Başvuru sahibi firmaların, başvurdukları döneme bağlı olarak Ekim, Ocak, Nisan ya da Temmuz aylarında projeye başlamaları mümkün olacak. Başvurular için www.tim. org.tr/tr/inosuit adresinden yararlanabilirsniz.

PROJE'NİN HEDEFLERİ İnovasyon sürecini sistematik, bütünsel ve

√ odaklı bir yaklaşımla ele alan 'Kurumsal √ √ √ √ √

İnovasyon Sistemi'nin oluşturulması İnovasyon süreçlerini ve sonuçlarını besleyecek stratejik, kültürel ve bilgi altyapısının oluşturulması Ürünlerde, süreçlerde, yapılanmalarda veya pazarlama faaliyetlerinde inovasyon projelerinin hayata geçirilmesi İnovasyon çalışmalarının, etkinliğinin, rekabetçilik üzerine sürdürülebilir etkisinin, sistemli işleyişinin ve takip edilebilirliğinin sağlanması İnovasyon yönetimi yetkinliğinin sürdürülebilir şekilde artırılmasının, bunun sonucunda da ihracat performansının yükseltilmesi İnovasyon yönetimi konusunda ülkemizdeki üniversiteler ve özel sektör arasında işbirliğinin artırılması 43


SİNERJİ / İNOSUİT

İnovasyon kültürümüzü olgunlaştırmamıza destek oldu istediğimiz inovatif bakış açısına sahip şirket kültürünü desteklemesidir.

İnoSuit projesi dahilinde yaptığınız değerlendirmeler sonrası çalışanlarınızın ve sizin inovasyona yaklaşımınızda nasıl bir değişim gözlendi? FATIH ZAFER ZORLU ASAŞ Proje Koordinasyon Müdürü

İnoSuit projesine katılma fikri bir ihtiyaç olarak mı yoksa bir gereklilik olarak mı oluştu? Hangi etmenler katılmanızda etkili oldu? Günümüzün rekabet yoğun dünyasında değişimi yönetmek için rekabet stratejimizin temel yapıtaşlarından birini inovasyon olarak belirledik. Sürdürülebilir büyümenin anahtarının süreçlerimize, ürünlerimize ve müşterilerimize sürekli değer katmak olduğunun bilincindeyiz. İnoSuit projesinde yer almamızın en önemli sebebi; vizyonumuz ve kurum stratejimize doğrudan hizmet etmesi, yaratmak

44

İnoSuit projesi; kurum stratejimizde önemli payı olan “Değer Yaratma” kavramını bütünsel bakış açısıyla yorumlamamıza ve kurumsal inovasyon kültürümüzü olgunlaştırma sürecimizde destek oldu. Göstergelerimizdeki iyileşmeler de “İnovasyon” kültürü konusunda kat ettiğimiz yolun doğruluğunu göstermektedir. Sayısal olarak sonuçları değerlendirirsek tamamlanan projelerde yüzde 20, onaylanan fikirlerde yüzde 40, üniversite işbirliklerinde yüzde 50, firma işbirliklerinde 4 kat ve kamu destekli başvurusu yapılan projelerde 5 kat artış sağlandı. Ayrıca geliştirilen Proje Yönetim Sistemi Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yapılan yarışmada en iyi Ar-Ge uygulamaları arasına girdi.

İnovasyona bakış açınızı İnoSuit’den önce İnoSuit’den sonra olarak ayırsak, neler söylersiniz? Bizce inovasyon yaygın bilinenin aksine seçilmiş kişilerin sihirli değnekleri ile yaptıkları dokunuşların hayatı köklü olarak değiştirmesi değil; tüm paydaşların kendi perspektiflerinde yarını dünden daha iyiye taşıma çabasıdır. Yönetim felsefemizin merkezinde her zaman günlük rutinlerden sıyrılarak değer odaklı bir yaklaşımla “Nasıl Daha İyi Yaparız?” sorusunu çalışmalarımızda kendimize yönelterek ele almak var. İnoSuit projesine dahil olmak konuya daha fazla odaklanmamıza destek oldu. Göstergelerimizdeki iyileşmeler bu bakış açımızın doğruluğunu destekledi.

Bu proje ile elde ettiğiniz edinim hemen kendini hissettiriyor mu? Hedefimiz sürdürülebilir inovasyon iklimi yaratmak olduğundan; kısa vadede elde edilen kazanım veya kayıplarla inovasyon performansını değerlendirmek, gelecekteki potansiyel çıktıların görmezden gelinme riskini doğurabilir. Biz; şirketimizde inovasyon ikliminin yaratacağı değişimin etkilerini ve sürekliliğini ancak doğru planlama ile sağlayacağımızı biliyoruz. Bu bakış açısıyla değerlendirildiğinde inovasyon bir varış noktası

değil; sürekli kendine daha iyiyi arayan, bitmeyecek bir yolculuk. İnoSuit projesi de 11 aylık bir program, her ne kadar kısa vadede kazanımlarımız olsa da, yaptığımız faaliyetlerin uzun vadede şirketimizin inovasyon performansına daha büyük etkileri olacağına eminiz.

İnosuit projesi ile üniversite-sanayi işbirliğine bakışınız değişti mi? Firmamız İnoSuit projesinden önce de gerek Ar-Ge Merkezimiz kapsamındaki gerekse firmamızın diğer geliştirme projelerinde üniversitelerle ortak projeler gerçekleştiriyor. Bu iş birliklerinin artmasının akademik bilginin teknoloji ve üretime dönüşmesinin hem üniversitenin, hem de sanayinin gelişmesinde ve güçlenmesinde çok önemli rol oynadığına inanıyoruz. Bu inancımızı karşılıklı iş birliğini destekleyen İnoSuit projesiyle bir kere daha pekiştirmiş olduk.

Firmalar bu projeyi neden tercih etmeli? Firmalar; eksiklerini görmek yerine potansiyellerini ortaya çıkarmak amacıyla bu programa katıldıklarında, gelişime açık ve paylaşımcı olduklarında şu konularda kazanımları artacaktır. • İnovasyon kapsamının bilinirliğinin artması • İşbirliklerinin artması • Firmanın yeteneklerinin farkına varması.


Çok iyi başlangıç fırsatı yakaladık

HALUK AYTAÇ Dörtler Kablo Yönetim Kurulu Başkanı

İnoSuit projesine katılma fikri bir ihtiyaç olarak mı yoksa bir gereklilik olarak mı oluştu? Hangi etmenler katılmanızda etkili oldu? Firma olarak, faaliyet gösterdiğimiz sektör ve hitap ettiğimiz müşteri grubu itibarıyla ürünlerimizin kişiselleştirilmesinden ziyade; ürünlerimizi kalite, güven ve teknoloji üçgeninde tercih edilen ve akılda kalan bir marka olması üzerine odaklanmaktayız. Bu misyonumuzu yerine getirebilmek için de artık değişimin ve inovasyonun şart olduğuna yönetim olarak inancımız tamdı. İnovasyona nereden başlayacağımızı ve nasıl hayata geçireceğimizi düşünmeye başladığımız dönemde “İnoSuit” projesinin tanıtımının yapılması bizlere çok iyi bir başlangıç fırsatı sunmuş oldu. Fabrikamızın çeşitli alanlarda dezavantajlı

bir bölgede yer alması ve kalifiye elemanların bölgeyi tercih etmelerinde yaşanan sıkıntıların bu projenin ortağı olarak sağlayacağı faydalar ile aşılabileceği projeye katılmadaki önemli tetikleyicilerdir. Fabrikadaki süreç, organizasyonel yapı, pazarlama gibi alanlarda yapılması gereken inovasyon çalışmalarının hem ihtiyaç hem de gereklilik olması sebebiyle projeye katılma konusunu oldukça önemsedik. Projeye dahil olarak yönetim kurulumuzun; tüm çalışanlarımıza değişime ve inovasyona olan inancımızı gösterme ve ilgili faaliyetleri bir an evvel fabrikada uygulama şansı bulacaktık. Ayrıca, üst yönetimin inancı ve desteği oldukça çalışanlarımız bu projeyi sahiplenecekler ve artık bilgi ile uygulamalara uzak olmadığımız kanıtlanacaktır. Son olarak, mentörümüz ile yaptığımız ilk görüşme projeyi başlatma konusunda kararımızın kesinleşmesinde oldukça önemli olmuştur. Firma ve mentör uyumunun projenin sağlıklı ve sonuç odaklı ilerlemesi açısından son derece önemli olduğunu yıl

içerinde yapılan çalışmalar kendini göstermiştir.

İnoSuit projesi dahilinde yaptığınız değerlendirmeler sonrası çalışanlarınızın ve sizin inovasyona yaklaşımınızda nasıl bir değişim gözlendi? İnovasyon ve yönetiminin fabrikada nereden başlanması gerektiği konusunda yaşanan sıkıntılar bu proje ile sistematik bir bakış açısına kavuşmuştur. Çalışanlarımızın bazıları; inovasyon kavramını yanlış biliyor ya da hiç bilmiyordu. Eğitimler ve düzenli faaliyetler dizini ile birlikte çalışanlarımızda inovasyonun ne olduğu ve inovasyondan ne anlamaları gerektiği konusunda ortak bir dil oluşmuştur. İnovasyon çalışmaları sonucu belirlenen yol haritalarında üst yönetim olarak bizler de nasıl ve ne kadar kaynak ayıracağımızı belirledik.

İnovasyona bakış açınızı İnoSuit’den önce İnoSuit’den sonra olarak ayırsak, neler söylersiniz? Ülkemizin 2023 vizyonuna ulaşmak için herkes gibi

biz sanayicilere önemli roller düşmektedir. Fabrika olarak üzerimize düşeni yerine getirmek konusunda neleri daha iyi yapabiliriz diye yaptığımız araştırmalar bizleri hep inovasyon konusuna yönlendirmekteydi. Değişim ve inovasyon olmadan ilerleme olamayacağına inanmıştık. Ancak nereden ve nasıl başlamamız gerektiği konusunda sıkıntılar yaşamaktaydık. Tabii bir de, sanayicilerin şimdi çok uzun anlatamayacağım diğer sıkıntı ve yoğunluk sebebiyle tam anlamıyla odaklanamadığımız bir konu oldu inovasyon. İnovasyon kavramının bu kadar kapsamlı ve fabrikanın sürdürülebilirliği açısından çok önemli olduğu İnoSuit projesinden sonra daha da netlik kazanmıştır.

Bu proje ile elde ettiğiniz edinim hemen kendini hissettiriyor mu? Değişim ve inovasyon bir süreçtir ve iyi yönetilmelidir. Hazırlanan yol haritalarında hemen aksiyon alınabilecek inovasyon faaliyetleri yer aldığı gibi daha sonraki zamanlarda katma değer yaratacak faaliyetler de vardır. Önemli olan nokta, çalışanlarımızın fabrikada her faaliyet alanındaki problemlere nasıl bakacakları ve nasıl çözüm arayacaklarının sürdürülebilir ve kurumsal bir zemine oturtulabilmesidir. 45


SİNERJİ / İNOSUİT

Süreçlerimizde birçok yeniliği hayata geçirdik

HALUK YILDIZ Kastamonu Entegre CEO’su

İnoSuit projesine katılma fikri bir ihtiyaç olarak mı yoksa bir gereklilik olarak mı oluştu? Hangi etmenler katılmanızda etkili oldu? İnoSuit programında, inovasyon yönetimi süreçlerinin bütünsel ve sistematik bir yaklaşımla nasıl yönetilebileceği konusu yerel bir modelle ele alınıyor. Projeye katılmamızın en önemli sebebi orta ve uzun vadede vizyoner ve rekabetçi yapımızın güçlenmesine katkı sağlayacak deneyimler elde edecek olmamız. Hem geleceğe dair vizyonumuz, hem de artan küresel rekabet koşulları, bizleri kurumsal inovasyon yönetimi altyapımızı güçlendirmeye yöneltiyor. Bugüne kadar gerek ürünlerimizde, gerekse süreçlerimizde birçok yeniliği hayata geçirdik. “Değer yaratan yenilikler – inovasyonlar” işimizin doğal bir parçasıdır. 46

İnoSuit projesiyle inovasyonu, kurum kültürümüzün bir parçası haline getirme konusunda daha kapsamlı değerlendirmeler yapma imkanı buluyoruz. 2017, bizim bu yetkinliğimizi geliştirme yılımız olacak. Sabancı Üniversitesi ile işbirliği içerisinde, kapsamlı bir proje ile inovatif performansımızı sürdürülebilir hale getirmeyi hedefliyoruz. Ürünlerimizde, süreçlerimizde, iş yöntemlerimizde ve modellerimizde yeni çözümleri amaçlıyoruz. Bu süreçte, şirketimizin tüm çalışanları arasındaki “fikri denklik ve zenginlik” inovasyon çalışmalarımızın temel ilkesi olacak.

İnoSuit projesi dahilinde yaptığınız değerlendirmeler sonrası çalışanlarınızın ve sizin inovasyona yaklaşımınızda nasıl bir değişim gözlendi? İnoSuit projesi ile birlikte inovasyon yönetimi

kavramını, şirketin ajandasında üst sıralara taşıma imkanı bulduk. Öte yandan kurumumuz içinde inovasyona yönelik dil ve algı birliği sağlayarak yetkinlik ve kapasitemizi geliştirdik. Projenin, kurumumuzun inovasyon sisteminin bütüncül bir yaklaşımla tasarlanması ve hayata geçirilmesi konularına son derece önemli katkıları oldu. İnovasyon çalışmalarını farklı birimlere yaymak da kazanımlarımız arasında yer alıyor. Bu süreçte Ar-Ge proje portföyümüzü tüm şirket genelinde gözden geçirme imkânımız oldu. Şirketimizin 10 yıllık Ar-Ge ajandasını belirleyecek olan teknoloji yol haritasının oluşturulmasında son aşamaya geldik. Bununla birlikte Ar-Ge merkezi kurma sürecimizi hızlandırmış olduk. İnovasyon yönetimi ile ilgili süreçlerin ele alındığı inovasyon koordinasyon kurulunu oluşturduk. Bundan

sonraki aşamada bu çalışmaların sürdürülebilir kılınması için daha yüksek gayretle çalışmaya devam edeceğiz.

Firmanızda İnoSuit projesi kapsamında hangi inovasyon projeleri çalışılmıştır? Firmamızda öncelikle tüm lokasyonlarımızda inovasyon konusunda bir dil birliğinin oluşturulması amacıyla, “İnovasyon 101” eğitimlerini gerçekleştirdik. Bu eğitimleri “Kullanıcı odaklı düşünme çalıştayları” takip etti. Her departmandan her seviye ve yaştaki katılımcının katkı verdiği bu çalıştaylarla çok sayıda inovatif fikrin yer aldığı bir fikir havuzu oluşturduk. İnovasyon Mentorluğu Programı kapsamında kurduğumuz İnovasyon Koordinasyon Kurulunu besleyen bu havuzdan katma değerli projeler çıkarmak için çalışmalara devam ediyoruz. Çalışanlarımıza yönelik kuşaklar arası iletişim ve işbirliğini artırmaya yönelik bir çalışma başlattık. Kurum içi girişimciliği teşvik etmeye yönelik hazırlanan Fikir Yönetim Platformu’nu yakın zamanda lanse edeceğiz. Buraya kadar bahsettiğim konuların çerçevesini ve uygulama yöntemlerini belirleyen Kastamonu Entegre İnovasyon El Kitabı’nı hazırladık.


Tasarım odaklı projelere yoğunlaşacağız atmasının zamanının geldiğine inandığından, 11 aylık proje adımları ve potansiyel proje çıktıları net ve iyi kurgulanmış, yüzde 50 eş finansman modeline sahip İnoSuit projesine katılmak için 2016 Haziran sonunda projeye başvurmuş ve 100 şirketten biri olarak seçilmiştir. TAMER ÜLGEN OPTIMA Mühendislik Genel Müdürü

İnoSuit projesine katılma fikri bir ihtiyaç olarak mı yoksa bir gereklilik olarak mı oluştu? Hangi etmenler katılmanızda etkili oldu? Katma değerli ihracatın artırılması için şirketlerin Ar-Ge, İnovasyon, Tasarım ve Markalaşma çalışmalarına destek vermek amacıyla, TİM ve Sabancı Üniversitesi İnovent şirketi tarafından “İnovasyon Odaklı Mentörlük Projesiİnosuit” geliştirilmiştir. OPTİMA geçen yıl (2016) Mayıs ayında bu proje kapsamında İhracatçı Birliği Üyesi 100 şirkete destek verileceğinden, KOBİ’lere gönderilen TİM Bülteni içeriği ve daha sonra Dünya Gazetesi’nin 23 Haziran 2016 sayısındaki “100 Şirkete İnovasyon Odaklı Mentörlük” adlı yazısı sayesinde haberdar olmuş ve projeye katılmak konusunda büyük bir heyecan duymuştur. Kurumsallaşma yolunda ilerleyen OPTİMA, Üniversite-sanayi işbirliği konusunda da adımlar

İnoSuit projesi dahilinde yaptığınız değerlendirmeler sonrası çalışanlarınızın ve sizin inovasyona yaklaşımınızda nasıl bir değişim gözlendi? OPTİMA yöneticileri olarak başlangıçta bizim de İnosuit projesinin tam olarak ne olduğunu anlamamız ve projeyi içimize sindirebilmemiz için, bize proje kapsamında mentör olarak atanmış olan Çankaya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Selçuk Geçim hocamızla ve Çankaya Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi (TTO) Müdürü Endüstri Yük. Müh. Tankut Aslantaş’la yapmış olduğumuz haftalık düzenli toplantılar çok faydalı oldu. Mentörlerimiz, projenin yürütülmesi konusunda gayet bilgili olduklarından, bizim kafamızda kalan soru işaretlerini sabırla giderip bize yol gösterdiler. OPTİMA’yı yakından tanımaya gayret ettiler, şirketimizi benimsediler. Ekim 2016’dan beri yaptığımız düzenli haftalık toplantılar, şirkette bir alışkanlık, bir disiplin yarattı. OPTİMA çalışanlarına da

proje başladıktan bir süre sonra bilgilendirme yaptık.

İnovasyon bilinmez ve korkutucu bir kavram olarak görülüyor. Firmanızda, inovasyon gerçekleştirme sürecinde bu kavramları destekler nitelikte bir durum ile karşılaştınız mı? Projeye başlarken şirketimiz çalışanları arasında inovasyon kavramı ile ilgili ortak bir dilin olmaması nedeniyle farklı anlayışlar vardı. Projenin başlarında mentörlerimizin şirket çalışanlarına İnovasyon, Ar-Ge, Patent, Marka Tescil, Faydalı Model gibi kavramlarla ilgili yapmış oldukları bilgilendirmeler ve sunumlar sayesinde, bu kavramlar şirketin kurumsal kimliğine hızla yerleşmeye başladı. İnoSuit projesi kapsamında OPTİMA’daki projelerin üstünde stratejik kararlar alabilen ve uygulayabilen, şirketin varlığının olmazsa olmazı olarak gördüğümüz ürün geliştirme projelerinin sayısının artırılmasına yönelik faaliyetlerde bulunulmuştur. Bunun birinci adımı TİM ve Sistem Global desteğiyle ilkbaharda

başvuruda bulunduğumuz Tasarım Merkezi’dir. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan 18 Temmuz 2017’de Tasarım Merkezi Belgesi'ni almamızın ardından, OPTİMA’nın mevcut projelerinin daha nitelikli biçimde yürütülmesini, firmanın ticarileşme portföyünde olan patent sayısının ve niteliğinin artmasını ve tasarım odaklı projelere odaklanılmasını sağlamış olacağız. İkinci olarak İnoSuit projesinin bize getirdiği bakış açısıyla, hızlı prototipleme ve test süreçlerimizi yönettiğimiz ÜRGE laboratuvarımızı kurmanın haklı gururunu yaşıyoruz.

İnoSuit projesi ile üniversite-sanayi işbirliğine bakışınız değişti mi? İnoSuit projesi sayesinde sanayinin beklentilerini karşılayabilecek, şirketlerin yaşadığı idari, teknik ve mali zorlukları anlayabilecek ve hissedebilecek, dünya vizyonu olan, sanayide de çalışmalar yürütmüş akademisyen kökenli mentörlerle üniversite sanayi işbirliğinin olabileceğini tecrübe ettik.

47


SİNERJİ / İNOSUİT

Yenilikçi yönümüzü daha da geliştirdik

GÜLNUR ULUĞ Saray Holding Pazarlama Direktörü, Proje Ofisi Yöneticisi

İnoSuit projesine katılma fikri bir ihtiyaç olarak mı yoksa bir gereklilik olarak mı oluştu? Hangi etmenler katılmanızda etkili oldu? Saray olarak kurulduğumuz ilk günden beri markalaşmaya büyük önem verdik. Sektörde birçok ilklerimiz var. Saray Grubu olarak 1987 yılında, birçok firma için ihracat yapmanın rüya olduğu dönemlerde ihracata başladık. 1995’te “tanınmış marka” unvanını aldık. Bugün 110’u aşkın ülkeye kendi markamızla ihracat yapıyoruz. 2023’e kadar sadece Türkiye’de değil dünyada da lider bir marka olmak isteyen, bu doğrultuda Turquality Programı’nda da yer almayı başarmış bir marka olarak, üniversite-sanayi işbirliği ile işletmelerin inovasyon kapasitesini sürdürülebilir şekilde artırma, kurumsal inovasyon sistemlerini oluşturma amacıyla başlatılan İnoSuit projesine katılımı, hedeflerimize emin adımlarla ilerleme yolunda 48

değerli ve anlamlı bir katkı olarak gördük. Bu esasları ve inovasyon yaklaşımımızı tüm ekiplerimize, aramıza yeni katılanlara, en uç noktadaki çalışanlarımıza kadar indirmek, benimsetmek ve tüm süreçlerde uygulamak konusunda İnoSuit’in yol göstericiliği bizi bu projeye yöneltti. Sistematik bir yaklaşım, metodoloji konusunda destek alabileceğimizi görmek projeye katılma konusunda önemli bir etmen oldu. Dünyadaki teknolojik değişim hızına baktığımızda hem şirketimiz hem de ülkemizdeki çoğu işletme için inovasyonun artık bir gereklilik olduğunu görüyoruz.

İnoSuit projesi dahilinde yaptığınız değerlendirmeler sonrası çalışanlarınızın ve sizin inovasyona yaklaşımınızda nasıl bir değişim gözlendi? Birçok işletme ve şirket inovasyonu teknoloji alanında çalışan şirketlerin yürüteceği faaliyetler, ağırlıklı olarak da mühendislik çalışmaları şeklinde değerlendiriyor. Oysa biz inovasyonun sadece teknolojiyi kapsamadığını

biliyor, şirketimizin her çalışanına ve paydaşına bu bilinci aşılamaya çalışıyoruz. İnoSuit’in şirketimize en önemli katkısı beyaz ve mavi yaka tüm çalışanlarımızla gerçekleştirdiğimiz eğitimler sayesinde inovasyon yapılacak farklı alanları keşfetmemiz oldu. Bu süreç içerisinde örgütsel inovasyon ve sosyal inovasyon kavramları şirketimiz genelinde anlam kazandı ve önemli adımlar atıldı. Bir bilgilendirme aracı olarak da gördüğümüz kurum içi dergimizin bir sayısında “sosyal inovasyon” kavramına yer vererek çalışanlarımızın tamamının da bu konuda fikir sahibi olmasını arzu ettik. İnovasyonu destekleyen sistemlerimize, projelerimize çalışanların katılımı çok arttı. Üstelik düzenli şekilde artış gösteren bu katılım tablosu, inovasyon kavramının kalıcılığını sağlama anlamında da önemli adımlar attığımızı gösteriyor. Tüm bu çalışmalar işveren markasının oluşturulması konusunda da pozitif etki gösterdi.5 yıllık stratejik planımız içinde inovasyon yetkinliğinin artırılmasını ve inovasyonun yüksek ticari getiri avantajı olarak öne çıkartılmasını sağlamak üzere

projeler geliştirmek vardı ve İnoSuit tam da bu noktada bizim için çok anlamlı bir proje oldu.

İnovasyona bakış açınızı İnoSuit’den önce İnoSuit’den sonra olarak ayırsak, neler söylersiniz? Şirketimizde tespit ettiğimiz her soruna bir inovasyon projesi olarak yaklaşmak, ekipler kurarak çözüm önerileri getirmek ve sorunu işbirliği halinde çözmek, tüm şirket çalışanlarının katkıda bulunduğu fikir ve öneri havuzu sisteminin etkin işleyişini sağlamak, proje portföyünün önceliklendirilmesi ve önceliklendirilmiş inovasyon projeleri için takımların oluşturulması, global proje yönetimi yaklaşımıyla çalışmaların yönetimi; bu sürecin bize sağladığı en önemli kazanımlar arasında yer alıyor.

Bu proje ile elde ettiğiniz edinim hemen kendini hissettiriyor mu? Bazı projeler hızlı bir biçimde sonuçlanıyor ve “Bunu başardık” diyebiliyoruz. Ancak inovasyon sürecinin sonuçlarının uzun vadede elde edileceğini de biliyoruz. Uzun vadede şirketimize katkı sağlayacak inovatif fikirleri sürekli olarak toplamak, mümkün olanları değerlendirmek ama en önemlisi bir veri tabanı oluşturarak gereken zamanda bunları harekete geçirebilmek gerektiğinin farkındayız.


Proje, vizyonumuza katkıda bulundu

İSMAIL SARIGÖZOĞLU Sarıgözoğlu Hidrolik Makine Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

İnoSuit projesine katılma fikri bir ihtiyaç olarak mı yoksa bir gereklilik olarak mı oluştu? Hangi etmenler katılmanızda etkili oldu? İnoSuit projesi öncesinde de firmamız hâlihazırda yenilikler yapmakta idi. Hatta kurumsal geleneklerimiz içinde yenilik geliştirmek üzere tüm çalışanlarımızın yeni ve yaratıcı fikirlerini belirli dönemlerde ödüllendirme sistemimiz mevcut. Ancak tüm bunları daha sistematik bir hale dönüştürmek ve inovasyonu kurumsal gelişme stratejimizin çekirdeğine yerleştirme kararı verdik. Bu karar

ışığında projeye katıldık. Sorunuza yanıtım: hem bir ihtiyaç, hem bir vizyon, hem de çağdaş yönetimin gerekliliğine olan bağlılığımızdan dolayı projede paydaş olduk. İnovasyonu kurumsallaştırmak istedik. Bilgi ve belge ile çalışan bir sistem oluşturmayı hedefledik.

İnoSuit projesi dahilinde yaptığınız değerlendirmeler sonrası çalışanlarınızın ve sizin inovasyona yaklaşımınızda nasıl bir değişim gözlendi? Vizyonumuza katkıda bulundu. Aslında hayallerimize sınır tanımamak gerektiğini, her şeyin sadece basit bir fikirle başladığına ikna olduk. Sınırlarımızı zorlamanın gereğine ve önemine inandık. İş hayatında başarının üçlü bir sac ayağı üzerinde sağlandığına olan inancımız pekişti. Bu sac ayaklarını; kalite, inovasyon ve uzgörü olarak kurguladık. Biz Avrupa ülkelerinin otomotiv sektörünün en güçlü oyuncularına yan sanayi ürünleri sunuyoruz.

Aslında bakıldığında biz, sadece bizden bekleneni sunarak sistemde gücümüzü koruyabiliriz diye düşünebiliriz. Ancak çağın gereğinde bu bakış açısında da değişim sağlamak gerektiğine inandık. Standardın ve geleneklerin ötesine yaratıcı ve yenilikçi bir iş yapma biçimini kazandırarak, müşterimize farklı değerleri sunmak artık olmazsa olmazımız haline geldi.

İnovasyona bakış açınızı İnoSuit’den önce İnoSuit’den sonra olarak ayırsak, neler söylersiniz? Her şey mümkün. Bugünün imkansızı, yarının standardı olabilir. Hayallerimizle varız. Limit sadece bizleriz. Neredeyse limitsiziz. Değişimin önündeki paradigmaları yıkmakla yükümlüyüz. Artık bu tip sloganlarla yaşıyoruz. Yeni bakış açısı ve yenilikçi Sarıgözoğlu. İşte az önce söylediğim şekilde tüm çalışanlarımızda, tüm süreçlerimizde, örgüt yapımızda bu değişimi sağladığımızda başarmanın önünde hiçbir engel olmayacak. İnancım budur.

Bu proje ile elde ettiğiniz edinim hemen kendini hissettiriyor mu? Bazı unsurlarda hemen. Bazılarında zaman gerekiyor. Ancak inovasyon bir kültürel dönüşüm. Biz büyük ölçekli bir firmayız. Bu nedenle dönüşüm yoğun emek ve

zaman gerektiriyor. Ancak kaybedecek vakit yok. Bu nedenle dönüşümün parçası olmak üzere stratejik yaklaşımlar geliştiriyoruz. Katılımcı yönetim anlayışını dokumuza uyumlandırmak üzere stratejik tercihler geliştiriyor ve uygulamaya gayret ediyoruz.

İnoSuit projesi ile üniversite-sanayi işbirliğine bakışınız değişti mi? Aslında ÜSİ’nin gereğine her zaman inandık. Bu birliktelikten ve işbirliğinden meyve sağlayacağımıza güvendik. Levent Sarıgözoğlu bölgemizde Manisa’yı temsil eden ÜSİ yetkilisidir. Doğal olarak akademinin ve sanayinin öncelikleri farklılık arz edebiliyor. Ancak mutlaka bir ortak nokta üzerinde proje inşa etmek mümkün. Şu anda da bazı projelerimizi inovasyon üretmek adına üniversitelerle geliştirmek üzere çalışıyoruz. Birlikte bilgi üretmenin mümkün olduğuna her zaman inandık.

Firmalar bu projeyi neden tercih etmeli? İnosuit projesi firmalara ne kazandırır? İnovasyonun mümkün olduğu, rekabet gücü kazanmak için kritik anahtar faktörlerden biri olduğu, çalışan motivasyonunu artırmak yolunda son derece elverişli bir yöntem olduğu, yaratıcılığımızı geliştirmemize fırsat tanıdığı için tercih edilmeli. 49


BÜYÜME / TÜRKİYE'NİN 500 BÜYÜK HİZMET İHRACATÇISI ARAŞTIRMASI

Odeon Turizm senede 3 milyon turiste hizmet veriyor

OZAN SOMAKLAR Odeon Turizm Genel Müdür Vekili

T

ürkiye’nin 500 Büyük Hizmet İhracatçısı Araştırması'nda 2015 yılı Turizm İhracatı Şampiyonu olan Odeon Turizm Genel Müdür Vekili Ozan Somaklar “Faaliyet alanlarımızda bugüne kadar birçok konuda öncü olduk ve teknolojiyi yakından takip eden, değişime ve gelişime açık yapımız ile bundan sonra da yeni geliştireceğimiz projeler ile öncü olmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu. 50

Dünyada ve Türkiye’de hizmet ihracatının gelişimini nasıl değerlendirirsiniz? Sektörünüz ve firmanızı burada nasıl konumlandırırsınız? Dünyada ve ülkemizde yaşanan olumsuzluklara rağmen hizmet ihracatında ivmenin yukarı yönlü olması sevindiricidir. Bu sonuçlar bize hem bu alanda faaliyet gösteren firmaların başarısını hem de talebin artarak devam

etmekte olduğunu göstermektedir. Turizm dünyada ve ülkemizde en önde gelen sektörlerden biridir. Dünyada her 11 kişiden 1’i ülkemizde ise her 14 kişiden 1’i turizm sektöründe istihdam edilmektedir. Turizm sektörünün ülkemiz için değerini kriz dönemlerinde daha da iyi kavramış olduk. Ülkemizde hizmet ihracatının yaklaşık yüzde 60’lık kısmını turizm hizmetleri oluşturmaktadır. Aralık 2016’da gerçekleştirilen Çalıştay’a paralel olarak Turizm Bakanımız Numan Kurtuluş’un açıklamaları, ülkemiz 2023 hedefinin, ülkemizde 50 milyon turisti ağırlamak, Turizm Hizmetleri İhracat gelirini 50 milyar dolar seviyelerine taşımak ve turistlerden elde edilen kişi başı geliri 1000 dolara yükseltmek yönünde olmuştur. Doğru bir çalışma ve yapılacak yasal düzenlemelerle hedefin kesinlikle ulaşılabilir olduğuna inanıyoruz. OTI Holding olarak, yurt içi ve yurtdışı iştiraklerimizle bu hedefe ulaşmak için katkılarımızı sürdürmeye devam edeceğiz. Diğer taraftan, misyon ve vizyonumuz doğrultusunda Türkiye ve global oyuncular arasında oldukça etkin bir konumda yer almaktayız. Odeon Tours olarak 1992 yılında Yer Hizmetleri alanında hizmet vermeye başladık. An

TÜRKİYE’NİN 500 BÜYÜK HİZMET İHRACATÇISI ARAŞTIRMASI’NIN FİRMAYA KATKISI Türkiye’nin 500 Büyük Hizmet İhracatçısı Araştırması değerlemesinde, Odeon Turizm İşletmeciliği adına, geçtiğimiz yıl turizm sektöründe birinci ve tüm sektörlerde ilk 10’un içinde yer aldık. Bu bize, grup içi ve grup dışında olağanüstü bir motivasyon sağladı. Paydaşlarımızın motivasyonuna dolayısıyla ihracat gelişimine olumlu katkısının olduğunu gözlemliyoruz. Çalışanlarımız hem bu başarıda pay sahibi olmaktan hem de bu başarıyı yakalamış bir firmada çalışmaktan dolayı mutlular ve daha iyi çıktılar üretiyorlar. Aynı şekilde tedarikçilerimiz de bu başarının gelişimine katkı sağlıyorlar.


Türkiye'nin 500 Büyük Hizmet İhracatçısı Araştırması ödül töreni 2016 Aralık ayında Başbakan Binali Yıldırım ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin katılımları ile gerçekleşti.

itibarı ile Türkiye’nin yanı sıra, Mısır, Tayland, BAE, İspanya ve Yunanistan’da da bu markamız ve hizmetlerimizle yapılanmış bulunuyoruz. Senede 2,5-3 milyon turiste hizmet veriyoruz. Hedefimizde ağımızı genişleterek Destinasyonlar Yönetimi çatımız altında başka ülkelerde de yapılanmak var.

Firmanızın hizmet ihracatına yönelik faaliyet ve projeleri hakkında bilgi verir misiniz? Aslında faaliyet alanımız çok geniş ve detaylı ancak kısaca özetlemek gerekirse, farklı ülkelerden turizm amaçlı ülkemizi ziyaret eden insanların ülkemizde bulundukları süre içerisinde başta ulaşım ve konaklama olmak üzere tüm ihtiyaçlarının karşılanması diyebiliriz. Rusya, Ukrayna, Polonya, Almanya, Beyaz Rusya, Gürcistan, Azerbaycan, Arnavutluk, Kazakistan aktif olarak ülkemize turist getirmekte olduğumuz ülkeler. Almanya bu sene portföyümüze kattığımız bir ülke ve kısa dönem projelerimiz içerisinde Rusya, Ukrayna ve Polonya gibi ana pazarlarımızdan bir tanesi

olması planlanıyor. Faaliyet alanlarımızda bugüne kadar birçok konuda öncü olduk ve teknolojiyi yakından takip eden, değişime ve gelişime açık yapımız ile bundan sonra da yeni geliştireceğimiz projeler ile öncü olmayı hedefliyoruz.

Hizmet ihracatı gerçekleştiren diğer firmalara, TİM’in düzenlediği “Türkiye’nin 500 Büyük Hizmet İhracatçısı Araştırması”na katılmalarını önerir misiniz? Rekabetin bu kadar yoğun yaşandığı günümüzde bu tür araştırmaların firmaları ön plana çıkardığını ve firmalara değer kattığını düşünüyorum. Dolayısıyla diğer firmaların da katılmalarını öneririz.

Hizmet ihracatçılarına yeşil pasaport uygulaması hakkında bilginiz var mı? Bizler de bu uygulama paralelinde 3 adet yeşil pasaport uygulamasına başvurmuş olmamıza rağmen, maalesef uygulamaya turizm sektörü henüz dahil edilmediği için alamadık. Turizm profesyonelleri ve emekçileri yılda onlarca defa yurtdışına çıkıyor ve yeşil pasaport sahibi olması gereken sektörlerin başında geliyor. Dolayısıyla, bu uygulamanın turizm sektörü için geçerli olmaması oldukça üzüntü verici. Ayrıca, turizm endüstrisinin Ekonomi Koordinasyon Kurulu toplantılarına dahil edilmesi, bu toplantılarda yer almaması büyük bir eksiklik. 51


DOĞU - BATI / RAPOR

Güney Kore ile ilişkiler güçleniyor

Ekonomi Bakanlığı koordinasyonu ve TİM organizasyonunda düzenlenen Türkiye-Güney Kore İş Forumu ve ikili iş görüşmeleri, Meclis Denetim Kurulu üyesi ve AKİB Koordinatör Başkanı Bülent Aymen başkanlığında, 7-9 Ağustos 2017 tarihinde, Güney Kore'nin başkenti Seul'de gerçekleştirildi. Ticaret Heyeti kapsamında düzenlenen, 80'den fazla ilgili Kore firması temsilcisinin katıldığı forum, Seul Ticaret Müşaviri Muhammet Alper Atilla'nın açılış konuşması ile başladı. Atilla, konuşmasında Güney Kore ve Türkiye'nin ikili ilişkilerinin başlamasının 60’ıncı yıldönümünü kutlarken, iki ülke arasında 2013 yılında yürürlüğe giren Serbest Ticaret Anlaşması'nın karşılıklı ekonomik ilişkilerimize güç kattığına değindi. İki ülke ilişkileri köklü bir geçmişe sahip KOIMA (Kore İthalatçılar Birliği) Başkan Vekili Kim Hyun Myung ise Türkiye'nin Kore Savaşı'nda Güney Kore ile birlikte yer almasıyla birlikte iki ülke ilişkilerinin 52

köklü bir geçmişe sahip olduğunu ve gerek kültürel ve sosyal anlamda, gerekse de ekonomik anlamda giderek güçlenen ilişkilerimizin olduğunu vurguladı. Güney Kore ve Türkiye'nin kendi bölgelerinde en güçlü ekonomik atılımları yapan ülkeler olduğunu belirten Myung, Güney Kore'nin tek ithalatçı birliği olan KOIMA'nın 46 yıldır faaliyet gösterdiğini ve hemen hemen her sektörde faaliyet gösteren toplamda 8 binin üzerinde üyesi olduğunu, düzenlenen bu heyetin de iki ülkenin ticari ilişkilerine olumlu yansıyacağını ifade etti. Hedef Güney Kore ile ticareti rekor seviyeye çıkartmak TİM Heyeti Başkanı Bülent Aymen konuşmasında, Türkiye ve Güney Kore'nin çok önemli tarihi ve ekonomik bağları olduğunu, Türkiye'nin Kore Savaşı'na katılması ile birlikte iki ülke ilişkilerinin güçlü temellere sahip olduğunu ifade etti. Ekim ayında vizyona girmesi planlanan ve

Kore Savaşı'na katılmış bir Türk askeri ile savaşın ortasında kalmış olan 5 yaşındaki Koreli kız çocuğu arasında geçen duygusal hikâyeyi anlatan “Ayla” isimli filmin iki ülke ilişkilerine önemli bir katkı yapacağını söyleyen Aymen, Türkiye ve Güney Kore'nin ikili ticaret hacminin son yıllarda küresel piyasalarda yaşanan gelişmelere paralel olarak mevcut potansiyelin gerisinde kaldığını, ancak bundan sonraki süreçte hedefimizin bu rakamı tekrar rekor seviyelere taşımak olduğunu belirtti. 80'in üzerinde Kore firması ile ikili görüşme Konuşmaların ardından yapılan forumda, 18 yerli Türk firma, 80'in üzerinde Koreli firma yetkilileri ile ikili iş görüşmeleri gerçekleştirildi. Heyetin takip eden bölümlerinde, TİM yöneticileri ve Türk firma temsilcileri Türkiye'nin Seul Büyükelçiliği'ne nezaket ziyareti gerçekleştirip, akabinde Kore Ticaret ve Yatırım Geliştirme Ajansı (KOTRA) ve Kore Tekstilciler Birliği'nde (KOFOTI) önemli iş görüşmeleri ve ikili temaslarda bulundu.


İhracatçılar Tanzanya pazarına odaklandı

şehrinde gerçekleştirildi. İş İnsanları Heyeti kapsamında düzenlenen, 250'den fazla ilgili Tanzanya firması temsilcisinin katıldığı forum saat 10.00'da, Darüsselam Ticaret Müşaviri Onur Tekyıldız'ın moderatörlüğünde, Ahmet Güleç'in açılış konuşması ile başladı. Güleç, konuşmasında Tanzanya'nın Türkiye'nin Doğu Afrika'daki en önemli ticaret partnerlerinden biri olduğunu ve bölge ülkeleriyle olan ticaretimizin yüzde 15'lik bölümünü Tanzanya'nın oluşturduğunu vurguladı. Türkiye İhracatçılar Meclisi organizasyonunda düzenlenen TürkiyeTanzanya İş Forumu ve ikili iş görüşmeleri, TİM Yönetim Kurulu üyesi Ahmet Güleç başkanlığında, 25-28 Temmuz 2017 tarihlerinde, Tanzanya'nın Darüsselam

Bugüne kadar gerçekleştirilen en büyük heyetlerden biri GÜLEÇ'in ardından kürsüye teşrif eden TPSF (Tanzanya Özel Sektör Vakfı) direktörü Louis Accaro ise Türkiye

ile Tanzanya arasındaki köprünün genişletilmesi gerektiğine değindi. Accaro, TİM heyetinin, bugüne kadar Tanzanya'ya gelen en büyük iş insanları heyetlerinden biri olduğunu vurguladı. Accaro, Tanzanya'da madencilik ve inşaat sektörlerinde büyük fırsatlar olduğunun altını çizdi. 250'nin üzerinde Tanzanya firması ile ikili görüşme Konuşmaların ardından yapılan forumda, farklı sektörlerden 25 yerli Türk firma, 250'nin üzerinde Tanzanyalı firma yetkilisi ile ikili iş görüşmesi gerçekleştirildi. Tanzanyalı firmaların neredeyse izdiham oluşturacak boyuttaki ilgisinden oldukça memnun oldukları gözlenen firma temsilcileri, ikili iş görüşmelerinin oldukça tatmin edici ve verimli geçtiğini aktardı.

53


DOĞU - BATI / GANA

İhracat Pusulası'nda Rota Gana'yı gösterdi Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin (TİM) Coface'ın desteğiyle düzenlediği ve 10 ülkeyi kapsayan İhracat Pusulası Programı Rota: Gana etkinliği ile devam etti. Etkinlikte, Gana pazarı hakkında detaylı bilgiler aktarıldı.

T MEHMET BÜYÜKEKŞİ TİM Başkanı 54

ürkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), "İhracat Pusulası" etkinlikleri kapsamında Güney Kore'nin ardından Gana pazarını masaya yatırdı. TİM Dış Ticaret Kompleksi konferans salonunda gerçekleştirilen toplantıda Gana pazarının Türk ihracatçıları için risk ve fırsatları, pazara giriş yöntemleri, Ganalı firmalara

nasıl ulaşılacağı konularının yanı sıra ihracatçılara nakliye, gümrükleme ve sigorta konuları ele alındı. TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi'nin açılış konuşması ile başlayan İhracat Pusulası etkinliği, Gana Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Muhammed Nurudeen İsmaila, DEİK/Türkiye-Gana İş Konseyi Başkanı Pelin Güneşoğlu, TİM Genel Sekreteri

MUHAMMED NURUDEEN İSMAILA

Gana İstanbul Başkonsolosu


DR. HALİL BADER ARSLAN TİM Genel Sekreteri

Dr. Bader Arslan, Coface Ticari Gruptan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ali Gençtürk, T.C. Ekonomi Bakanlığı Akra Önceki Ticaret Müşaviri Ziya Çamur ve Elvan Grup İhracat Müdürü Adem Karaduman'ın katılımı ile gerçekleşti.

Bugün de rotamız Gana TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, İhracat Pusulası etkinliklerine Güney Kore pazarı ile start verdiklerini hatırlatarak, "Güney Kore pazarı ile ilgili ihracatçılarımızı detaylı olarak bilgilendirdik. Bugün de rotamız Gana. Sahra altı Afrika'da bağımsızlığını elde eden ilk ülke Gana. Aynı zamanda, bölgesinin güçlü ekonomilerinden biri. Daha 8 yıl önce GSYH'sinin yüzde 45'i tarımdan oluşurken, şu an milli hasılasının yarısından fazlası hizmet sektöründen oluşuyor. Gana altın ve petrol gibi zengin yer altı kaynakları ve meşhur kakaosuyla geniş bir ürün yelpazesine sahip" diye konuştu.

Gana, Çin ürünlerine olumsuz bakıyor, bu da Türk firmalar için avantaj Gana Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Muhammed

Nurudeen İsmaila, "24 milyon nüfusu olan Gana ile çok büyük bir nüfusa sahip olan Türkiye arasında önemli fırsatlar var. Türkiye bizim için büyük bir market. İki ülke arasındaki ilişkilerimizi birlikte daha da güçlendireceğiz" dedi. DEİK/Türkiye-Gana İş Konseyi Başkanı Pelin Güneşoğlu ise Gana'nın Türk firmaları için önemli bir üs olduğunu belirterek, "2016 yılında Gana 3 milyar dolar yabancı

yatırımı çekmiş. İki ülke arasındaki ticari ilişkileri artırmak en büyük hedefimizdir. Özellikle Gana'da tarım ve tarıma dayalı sanayi ve gıda üretimi konusunda önemli bir üretim sağlanamadığını görüyoruz. Bu anlamda gıda sektöründe önemli bir ticaret potansiyeline sahipler. Yatırım yapmak isteyenler için Gana'da büyük fırsatlar var. Tekstil, turizm, enerji sektörlerinde de iş fırsatları çok fazla. Gana'da Çin

GANA'NIN EKONOMİSİ Zengin doğal kaynaklara sahip Gana'nın ekonomisinde GSYİH'nın yaklaşık üçte birini teşkil eden tarım ve madencilik sektörü öne çıkmakta olup, ihracat kalemlerinin büyük bir kısmını kakao ve altın oluşturuyor. Gana, Afrika'nın ikinci büyük (Güney Afrika Cumhuriyeti'nin ardından), Batı Afrika'nın ise en büyük altın üreticisi ve dünyanın ikinci en büyük kakao üreticisidir. Keza, kakao ihracatında dünyada 6’ncı sırada bulunuyor. Gana ekonomisinin yüzde 34’ünü tarım, yüzde 24'ünü sanayi ve yüzde 42'sini hizmet sektörü teşkil etmektedir. Başlıca sanayi dalları gıda işletmeciliği, içecekler, tekstil, deri, kimyasallar, metal işlemeciliği, çimento olup, önde gelen tarım ürünlerini de hububat, baklagiller, kahve, yağlı tohumlar, pamuk, şeker kamışı, patates, kesme çiçek, küçük-büyükbaş hayvancılık ve balıkçılık oluşturuyor. 2010 yılı sonundan itibaren Gana "off-shore" petrol üretmeye başlamıştır. Gana'nın yaklaşık 1,8 milyar varil miktarında petrol rezervlerine sahip olduğu ve günlük petrol üretim kapasitesinin 120.000 varile kadar çıkabileceği belirtiliyor.

PELİN GÜNEŞOĞLU DEİK Gana İş Konseyi Başkanı

ürünlerine karşı olumsuz bakıyorlar. Daha kaliteli ürün üreten Türkler için bu Çinli firmalara karşı önemli bir avantajdır" diye konuştu.

İhracatçılar için önemli fırsatlar TİM Genel Sekreteri Dr. Halil Bader Arslan da Gana'nın toplam ithalatında istikrarlı bir artış olduğuna dikkat çekerek, "Binden fazla firmamız Gana'ya ihracat yapıyor. Gana Afrika'daki ülkeler arasında en rahat ticaret yapılacak ülkedir" dedi. Coface Ticari Gruptan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ali Gençtürk Gana pazarındaki ticari riskler, alacak sigortası ve bu alanlara Coface'ın ihracatçılara sunduğu hizmetleri aktarırken, T.C. Ekonomi Bakanlığı Akra Önceki Ticaret Müşaviri Ziya Çamur, müşavirlik görevi süresince elde ettiği deneyimleri firmalarla paylaştı.

55


AHENK / MAKALE

Fatura beyanları

NAZAN ÖZTÜRK Dış Ticaret Belgeleri Sorumlusu

İhracatçı tarafından bu beyanlar fatura üzerinde yazılabileceği gibi, teslimat notu veya herhangi bir başka ticari belge üzerinde de belirtilebilir. İlgili ürünlerin teşhis edilmesini mümkün kılmaya yardımcı olan bu beyanlar, ihracat sırasında hazırlanabildiği gibi sonradan da düzenlenebilecektir. 56

“İŞBU BELGE (Gümrük Onay No…..*) KAPSAMINDAKİ MADDELERİN İHRACATÇISI, AKSİ AÇIKÇA BELİRTİLMEDİKCE, BU MADDELERİN (…….**) TERCİHLİ MENŞELİ MADDELER OLDUĞUNU BEYAN EDER. ………………….. (Yer ve Tarih) …………………. (İmza) İşte bu cümleyi, faturasının üzerine yazan ihracatçımız, ithalatçısının sanki EUR.1 Dolaşım Belgesi göndermiş gibi Gümrük Vergisi indiriminden/muafiyetinden yararlanmasını sağlayacaktır. İşte bu cümlenin adı EUR.1 Fatura Beyanı’ dır. Bu cümle ile yapılan ihracat, Onaylanmış İhracatçı tarafından yapılıyor ise Onaylanmış Kişiye verilen yetki numarası (*) dipnotu ile verilen ilk parantezin içine yazılacak olup, Onaylanmış Kişi olmadığında ise bu parantez ihmal edilecektir. (………**) dipnotu ile boş bırakılan alana ise ürünlerin menşei ülke/ ülkeler yazılacaktır. “İŞBU BELGE (Gümrük Onay No….*) KAPSAMINDAKİ MADDELERİN İHRACATÇISI AKSİ AÇIKÇA BELİRTİLMEDİKCE, BU MADDELERİN ………… MENŞELİ VE TERCİHLİ (**) MADDELER OLDUĞUNU BEYAN EDER. Kümülasyon uygulandı …………ile (ülke/ülkeler adları) Kümülasyon uygulanmadı (***) ……………………. (Yer ve Tarih) ……………………. (İmza)

B

u beyan, yine faturasının üzerine ihracatçının yazacağı, ithalatçısının da sanki EUR-MED Dolaşım Belgesi göndermiş gibi Gümrük Vergisi indiriminden/muafiyetinden yarar sağlayacağı EUR-MED Fatura Beyanı cümlesidir. Her iki dipnot da EUR.1 Fatura Beyanı dipnotları gibidir. (*) ve (**) (***) dipnotu ile ise ürünün bünyesinde kullanılan ithal girdinin Menşe Kümülasyonları çerçevesinde kümülasyonun uygulanıp uygulanmadığını soran satırlardır. Her iki tür Fatura Beyanı da eşyanın gideceği ülkenin resmi dilinde olmak üzere Pan Avrupa Menşe Kümülasyon Sistemi Kapsamı Ticarette Eşyanın Tercihli Menşeinin Tespiti Hakkında Yönetmelik eki IV-a ve IV-b listeleri ile verilmiştir. İhracatçı tarafından bu beyanlar fatura üzerinde yazılabileceği gibi, teslimat notu veya herhangi bir başka ticari belge üzerinde de belirtilebilir. İlgili ürünlerin teşhis edilmesini mümkün kılmaya yardımcı olan bu beyanlar, ihracat sırasında hazırlanabildiği gibi sonradan da düzenlenebilecektir. (İthalat tarihinden itibaren iki yıl içinde de bu beyanlar yapılabilir.) Fatura Beyanları, el yazısı ile yapılabilir. El yazısı kullanıldığında mürekkep ve matbaa harfleri tercih edilmelidir. Beyanı yapan firmanın kaşesi, imzası ihmal edilmez. EUR.1 Fatura Beyanı veya EURMED Fatura Beyanı bir onaylanmış ihracatçı tarafından veya 6.000 Euroyu geçmeyen menşeli ürünler ihtiva eden bir veya daha fazla kaptan oluşan bir sevkiyat için herhangi bir ihracatçı tarafından hazırlanabilir. Bu kolay belgeleri/beyanları tanıttıktan sonra gelecek yazımda Menşe Şahadetnamesi ile sizleri tanıştırmak üzere bol ihracatlı günler dilerim.


AHENK / RAPOR

TİM’den yeni bakanlara nezaket ziyareti Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mehmet Büyükekşi ve beraberindeki heyet, 19 Temmuz’da açıklanan Bakanlar Kurulu’nun yeni üyelerini tebrik etmek ve başarılar dilemek amacıyla Ankara’da temaslarda bulundu. Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ

Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu

58

Y

önetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyükekşi başkanlığındaki Türkiye İhracatçılar Meclisi heyeti, 19 Temmuz’da açıklanan Bakanlar Kurulu’nun yeni üyelerini tebrik etmek ve başarılar dilemek amacıyla Ankara’da temaslarda bulundu. Büyükekşi başkanlığındaki TİM heyetinin Ankara’daki ilk durağı Gençlik ve Spor Bakanlığı oldu. Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ı makamında ziyaret eden TİM heyeti Bakan Osman Aşkın Bak’a hayırlı olsun dileklerini iletti.

TİM heyetinin Ankara’daki ikinci adresi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı idi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun makamında gerçekleşen ziyarette TİM heyeti yeni bakana başarı dileklerini iletirken Bakan Sarıeroğlu da Türkiye’nin ekonomisine katkılarından dolayı Türkiye İhracatçılar Meclisi nezdinde ihracatçılara teşekkürlerini iletti. Ankara temaslarına Başbakan Yardımcıları Bekir Bozdağ, Fikri Işık ve Hakan Çavuşoğlu ile devam eden TİM Heyeti

önce Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ı makamında ziyaret etti. Bozdağ’ı yeni görevinden dolayı tebrik eden TİM heyeti ardından Başbakan Yardımcısı Fikri Işık ile bir araya geldi. TİM heyetinin Ankara’daki son adresi ise Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu oldu.


Başbakan Yardımcısı Fikri Işık

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu

Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak 59


SİNERJİ / TİM-TEB GİRİŞİM EVİ

Verimlilik artışı ile personel ve enerji maliyetlerinde düşüş sağlıyor TİM-TEB Girişim Evi tarafından desteklenen Konfides firmasının DOKO projesi, IoT ve giyilebilir teknoloji kullanarak performans yönetim çözümleri sağlayan ürünlerden oluşuyor. Çalışanlarınız, değerli ekipmanlarınız, ürettiğiniz ürünleriniz ile ilgili sahadan gerçek zamanlı veri toplamanızı, analiz yapabilmenizi ve aksiyonlar alabilmenizi sağlıyor. lerinizin tanımlı kurallara uygun olarak yürüdüğünü bilmenize yardımcı olur. Bu sayede elde edeceğiniz verimlilik artışının yanı sıra iş güvenliği, çalışan sağlığı ve müşteri memnuniyeti gibi konularda ölçülebilir çıktılar sunuyor.

T

İM ve Türk Ekonomi Bankası (TEB) işbirliğiyle ihracatta katma değerli ürün ihracı sağlamak amaçlı hayata geçirilen TİM-TEB Girişim Evi’nin desteklediği Konfides Bilgi Teknolojileri, DOKO projesi ile IoT ve giyilebilir teknoloji bazlı performans yönetim çözümleri sunuyor. DOKO; IoT ve giyilebilir teknoloji kullanarak performans yönetim çözümleri sağlayan ürünlerden oluşuyor. Çalışanlarınız, değerli ekipmanlarınız, ürettiğiniz ürünleriniz ile ilgili sahadan gerçek zamanlı veri toplamanızı, analiz yapabilmenizi ve aksiyonlar alabilmenizi sağlıyor. DOKO; anlık saha verilerinden oluşan aktivite bilgileri ile iş çıktılarını ilişkilendirerek süreçlerinizin doğruluğunu ve verimliliğini kontrol etmenize, iş süreç-

60

Danışmanların tecrübeleri yeni bakış açıları getirdi DOKO, Konfides Bilgi Teknolojileri'nin bir girişimi. Konfides Genel Müdürü Alp Baysallı, “20 yıldan beri birçok yenilikçi teknoloji fikrini hayata geçirip ticari başarılara dönüştürmüş olan Konfides ekibi ödeme sistemleri konusunda Türkiye’de dijital dönüşümün, henüz adının konmadığı dönemlerde, öncüsü olmuştur. DOKO fikri yaklaşık 1 yıllık bir ön hazırlık sonrasında bir startup kurgusu ve heyecanı ile yola çıktı. TEB Girişim Evi ile tam bu aşamada tanışmış olmamız DOKO ve Konfides için son derece önemli katkılar sağladı. 2016 yılı sonunda Konfides’in katıldığı Grow-Up programında geçmişte yapılmayanlar ve farkında olmadığımız güçlü yanlarımızı aynı anda görüp uzun vadeli büyüme stratejilerimizi tecrübeli bir danışman ekibiyle birlikte

oluşturduk. Danışmanlarımızın ayakları yere basan öngörüleri ve farklı sektörlerdeki tecrübeleri bize yeni bakış açıları getirdi. TİM ve TEB Girişim Evi’nin daveti ile katıldığımız SLUSH organizasyonu, dünyada inovasyon, yeni iş fikirleri ve girişimlerin güncel durumu ve geleceği hakkında çok faydalı bir tecrübe oldu” diyor.

Görev süreçlerini hızlıca dijitalleştirmeye yardımcı oluyor Alp Baysallı, Endüstri 4.0, IoT, dijital dönüşüm ve bulut teknolojileri gibi şu aralar en çok duyulan kavramların tamamının DOKO ile ilişkili olduğunu belirterek şöyle devam ediyor: “Bu konulara önem veren birçok büyük kurum bu kavramlar arasında kendilerine uygun çözümler aramakta. Süreçlerini dijitalleştirmemiş bir kurumun yeni teknolojiler kullanmasının zor olduğunu proje aşamalarında görüyoruz. DOKO ürün ve hizmetleri IoT tabanlı teknolojiler kullanarak insan ve görev süreçlerini hızlıca dijitalleştirmenize yardımcı oluyor. Kurumların bu arayışlarındaki önemli bir sıkıntı, hizmet alacakları tedarikçinin, beklentileri kar-

ALP BAYSALLI Konfides Genel Müdürü “DOKO ürün ve hizmetleri IoT tabanlı teknolojiler kullanarak insan ve görev süreçlerini hızlıca dijitalleştirmenize yardımcı oluyor.”

şılayacak yenilikçi ürünleri geliştirmelerinin yanında hizmet kalitesi ve sürekliliği konusunda aynı yetkinliğe sahip olmaması. Piyasada güzel fikirlerin doğru bir şekilde geliştirildikten sonra finansal ya da yönetimsel sebeplerle devamlılığın olmaması ya da tedarikçinin hizmetinin ölçeğini müşteriye uygun hale getirememesi büyük kurumların birçok yeniliği daha hantal büyük tedarikçilerin sunmasını beklemesine sebep oluyor.” DOKO ekibinin; büyük müşteriler, yüksek çalışabilirlik, iş ölçekleme, iş sürekliliği konularındaki tecrübesi ve start-up dinamizmi ile


hedef sektörlerdeki lider kurumların hedeflendiğini ifade eden Baysallı, bu kapsamda görüşülen kurumlardan alınan geri dönüşlerle yılsonuna kadar tamamlanması hedeflenen 5 proje hedefinin tutacağının tahmin edildiğini söylüyor.

Yüksek oranda verimlilik artışı sağlıyor DOKO, ağırlıklı olarak kurumsal kullanıcılara yönelik geliştirilmiş ürünler olduğundan kullanıcı için faydalarından çok kurumlarda iş için harcanan gerçek zaman ve eforu ölçmeye yarayan bileşenlerden oluşuyor diyen Baysallı, “Atanmış görevlerin takibi ile personelin mesai takibinin ötesine geçip yüksek oranda verimlilik artışı sağlamakta. Dijitalleştirilen iş

süreçlerinizi gerçek zamanlı olarak izleyebilir ve otomatik ya da yönetici inisiyatifine bağlı olarak anlık karar ve aksiyonlar alabilirsiniz. Örneğin, bina içinde acil bir durum gerçekleştiğinde veya personelin geçireceği iş kazası vb. durumlarda DOKO bu durumdan sizi haberdar eder veya kişilere hızlıca ulaşmanızı sağlayacak konum bilgilerini paylaşır. Hizmet ve süreçlere sağladığımız katkıdan dolayı verimlilik artışı ile personel ve enerji maliyetlerinde düşüş sağlıyoruz” diye aktarıyor.

Testler sonucu sağlanan katkılar onaylandı 2018’in 2’nci yarısında öncelikli olarak Avrupa pazarından başlayarak yurt-

dışına açılma hedeflerinin olduğunu belirten Konfides Genel Müdürü Alp Baysallı, “İnsan faktörünün önemli olduğu hizmet sektörü başta olmak üzere, AVM, Sağlık kurumları, üretim, depo ve lojistik operasyonları konusunda çözümlerimizi müşterilerimiz test etti ve önemli katkılar sağladığını onayladılar. Müşterilerimiz arasında zincir hastanelerden akaryakıt istasyonlarına kadar geniş bir yelpaze var” diyor.

nılabilecek çevre birimleri (sensör, yönetim terminalleri, Gateway vb.) yanında farklı platformlarda çalışan yazılımlar üretiyoruz. 18 kişilik Ar-Ge ekibimizin 2018 yılında kademeli olarak 30 kişiye çıkması hedefleniyor. DOKO ürünlerini ve hizmetlerini birbirinden çok farklı sektörler kullanabilmekte. Bu nedenle kurumların farklı problemleri ve ihtiyaçlarını çözmek için sürekli yeni ürünler geliştirmekteyiz.”

Mayıs'ta Ar-Ge Merkezi oldu 2017 yılı Mayıs ayında resmi olarak Ar-Ge Merkezi olduklarını aktaran Baysallı şöyle devam ediyor: “Merkezimizde IoT ve giyilebilir teknolojilerin yanında DOKO projelerinde kulla61


SİNERJİ / FİRMA

Ar-Ge ve inovasyon maliyesi ve muhasebe kayıt sistemi

T

ürkiye’de son dönemde Ar-Ge ve inovasyona yoğun bir kaynak aktarımı söz konusu. Ar-Ge faaliyetleri nedeniyle alınan nakit destekler ayrı bir fon hesabına alınıp kurumlar vergisine tabi tutulmuyor, ancak Ar-Ge harcaması ve dolayısıyla indirim tutarının tespitinde de dikkate alınmıyor. Türkiye’de Ar-Ge faaliyetlerinin vergilendirmedeki yeri ve muhasebeleştirilmesini Etkin Proje Mali İşler Grup Müdürü İbrahim İndirkaş dergimiz için değerlendirdi. İndirkaş’ın Ar-Ge ve inovasyon ve muhasebe kayıt sistemi ile ilgili değerlendirmeleri şöyle: “Kurumlar Vergisi ve Vergi Usul Kanunlarımızda, şirketlerin Ar-Ge harcamaları ile ilgili özel düzenlemeler yapılmıştır. Söz konusu harcamaların şirketlerin diğer harcamalarından ayrı bir kayıt sisteminde takip edilmesi gerekmektedir. Türkiye’de Ar-Ge harcamalarının yeterli derecede tanımlanmamış ve tam anlaşılamamış

62

olması nedeniyle bu harcamaların genellikle yanlış muhasebeleştirilmesi yaygın bir uygulamadır. Türk muhasebe ve vergi sisteminde, Ar-Ge harcamaları maddi olmayan hak niteliğindedir. Diğer yandan UFRS ve Muhasebe Standartları hükümlerine göre ise geliştirme harcamaları maddi olmayan hak, araştırma harcamaları da gider olarak tarif edilmiştir. Türkiye’de zaman zaman bu iki kavram birbirine karıştırılmaktadır.

Ar-Ge harcamalarının mutlaka proje ayrımında ve gider çeşidine göre takip edilmeli Türkiye’de vergilendirme ve muhasebe kayıt sistemi, Vergi Usul Kanunu'na göre düzenlenmiş olup şirketler de bu kanun hükümlerine uymakla mükelleftir. Ülkemizde 2008 yılında yürürlüğe giren 5746 sayılı Ar-Ge faaliyetlerinin desteklenmesine dair kanun ile söz konusu uygulamalar daha da önem kazanmış ve Ar-Ge uygulamaları ile ilgili farkındalık yaratmıştır. Yukarda da bahsedildiği

üzere Vergi ve muhasebe sistemimizde Ar-Ge harcamaları maddi olmayan hak niteliğindedir. Ar-Ge harcamalarının projelendirilip sonuçlarına göre muhasebeleştirilmesi esastır. Tek düzen hesap planımızda bu tip harcamaların 750-ArGe giderleri hesabında gider çeşitleri itibariyle ve proje ayrımında muhasebeleştirilmesi esastır. Bu projeler sonuçlarına göre yansıtma hesapları kullanılarak 263-Ar-Ge giderleri hesabında aktifleştirilmeli ve beş yıl amortisman yolu ile giderleştirilmelidir. Yine başarısız olan, başka bir deyişle proje sonucunda ticari bir ürün veya know-how yaratılmayan, projeler 630 Ar-Ge giderleri hesabında tek seferde giderleştirilmelidir. Ülkemizde genellikle Ar-Ge harcamalarının muhasebeleştirilmesi, genel üretim, yönetim vb. giderler olarak değerlendirilmekte ve dönem gelirlerinden indirilmektedir. Bu uygulama yanlıştır. Ar-Ge harcamalarının mutlaka proje ayrımında ve gider çeşidine göre takip edilmesi sonuçlarına göre değerlendirilmesi genel kural olarak kabul edilmelidir. 2008 yılında yürürlüğe giren Ar-Ge faaliyetlerinin desteklenmesine dair kanunun ana felsefesi de esasen budur. Ar-Ge faaliyetlerinde bulunan Ar-Ge Merkezlerine ait

tüm harcamaların ve TÜBİTAK Ar-Ge projeleri kapsamında gerçekleştirilen harcamaların tek seferde Kurumlar ve Gelir Vergisi matrahından düşülmesinin ana nedeni de budur. Bu uygulamaların nasıl olacağı konusunda Mali İdare çeşitli tebliğler yayınlamıştır.

Hibe destekleri bilançoda özel fonlar hesabında muhasebeleştirilmeli TÜBİTAK tarafından desteklenen Ar-Ge projelerine verilen nakit hibeleri, vergilendirme hesaplamalarında, gider ve gelir unsuru olarak dikkate alınmamalıdır. Başka bir deyişle alınan hibeler gelir olarak vergilendirilemez ve aynı zamanda Ar-Ge indirimi hesaplamalarında proje maliyetlerine dahil edilemez. Kanun koyucu görüldüğü üzere Ar-Ge harcamalarının kayıt düzeni içerisine vergi indirimi hesaplamalarını dahil etmemiş bu indirimlerin beyannameler üzerinde yapılmasını uygun görmüştür. Ar-Ge projeleri ile ilgili kamu idarelerinden alınan hibe destekleri bilançoda özel fonlar hesabında muhasebeleştirilmelidir. Özellikle 2004 yılından başlayan ve günümüze kadar artarak devam eden Ar-Ge teşviklerinin şirketlerin mali yapılanması içerisinde ayrı olarak takip edilmesi büyük önem arz etmektedir."


SİNERJİ / FİRMA

İş Bankası’ndan e-ihracat atağı 31 ülkede kullanılan 13 farklı yerel ödeme yöntemiyle tek bir entegrasyon

YALÇIN SEZEN İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı

T

ürkiye İş Bankası, ülkenin e-ihracat hacmini büyütmek ve Türk firmalarının yurtdışına açılmasına destek olmak amacıyla lojistik sektörü firmalarından DHL Express ve e-ticaret altyapı çözümleri sunan IdeaSoft ile işbirliğine imza attı. Ürünlerini e-ticaret yoluyla yurtdışına satmak isteyen üye işyerleri bu işbirliği kapsamında; İş Bankası Sanal POS hizmetini, DHL Express’in katma değerli gönderim çözümlerini ve IdeaSoft’un yurtdışına satış yapan firmalar için özel olarak geliştirdiği Shopio paketini indirimli fiyatlarla kullanabilecek.

64

İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Yalçın Sezen, işbirliğine ilişkin yaptığı açıklamada, kolaylaştırılan dış ticaret mevzuatı sayesinde, kargo operatörleri tarafından 150 kg ve 7 bin 500 euro limite kadar yurtdışına yapılan mal gönderimlerinin, ulaşım operatörlerince düzenlenen Elektronik Ticaret Gümrük Beyanı (ETGB) sayesinde kolayca gerçekleştirilebildiğini vurguladı. Sezen, şöyle devam etti: “Yurtdışı kartların kabulündeki lider pozisyonumuz ve Bankamızın kurulduğu ilk günden beri ülke ekonomisine katkı sağlama misyonunun bir sonucu olarak, 2016 yılı Ekim ayında 13 farklı alternatif ödeme yöntemini üye işyerlerimizin hizmetine sunmuştuk. Bu sayede, İş Bankası’ndan sanal POS hizmeti alan bir üye işyeri, uluslararası kart sistemleri Visa, MasterCard, Amex, UnionPay’in yanı sıra 31 ülkede kullanılan 13 farklı yerel ödeme yöntemini tek bir entegrasyonla kullanabilir hale geldi. Şimdi ise yurtdışına e-ihracat kapsamında mal göndermek isteyen üye işyerlerinin yazılım altyapısı, lojistik ve ödeme sistemleri alanındaki ihtiyaçlarını karşılayacak bir çözümü hayata geçiriyoruz. DHL ve IdeaSoft ile başlattığımız, sektörde bir ilk olan bu işbirliği

sayesinde hâlihazırda ihracat yapan ve ürünlerini yurt dışına satmak isteyen işletmelere, internette e-ticaret alt yapısını oluşturma, uluslararası ödeme çözümlerini entegre etme ve sipariş sonrası lojistik faaliyetleri için tam kapsamlı, basit ve uygun bir çözüm sunuyoruz.”Bu yeni hizmet sayesinde, yerli firmaların satışlarını geleneksel mecralardan dijital platformlara taşıyacağını ve yurtdışında yeni pazarlara ulaşma imkânı yakalayacaklarını ifade eden Sezen, “Sunduğumuz yeni e-ihracat paketinin yerli üretimin yurtdışına erişimini kolaylaştıracağına ve ülkemizin ihracat hacimlerine olumlu katkı sağlayacağına inanıyoruz. İş Bankası e-ihracat paketinden faydalanmak isteyen firmaları şubelerimize bekliyoruz” dedi.

Ödeme yöntemi problemi çözülecek DHL Express Türkiye Genel Müdürü Claus Lassen da küresel e-ticaretin, perakende alanında en hızlı büyüme fırsatlarından birini sunduğuna dikkat çekerek, “Kısa süre önce yayınlanan küresel bir DHL araştırmasına göre uluslararası e-ticaretin, 2020 yılına kadar yurtiçi e-ticarete oranla iki kat hızlı büyümesi bekleniyor. DHL Express Türkiye olarak, Türkiye’nin bu büyüyen iş alanında önemli aktörlerden biri olma potansiyeline

sahip olduğuna inanıyoruz. Bundan dolayı ülkedeki e-ticaret girişimcilerine en iyi ve uçtan-uca hizmeti sunmak üzere, İş Bankası ve IdeaSoft ile güçlerimizi birleştirdik. E-ticaret şirketlerine özel gönderi seçeneklerimiz, küresel e-ticaret deneyimimiz, gümrük süreçlerindeki uzmanlığımız ve hızlı çözümlerimiz ile 220 ülkedeki güçlü küresel ağımızla tüm e-ticaret firmalarının hizmetindeyiz” diye konuştu. IdeaSoft Yönetim Kurulu Başkanı Seyhun Özkara da Türkiye'de yıllardır binlerce işletmeye ürünlerini yurt içi ve yurt dışına internetten satabilmeleri için e-ticaret altyapıları sağladıklarını, bu süreçte yurtdışına satış yapan müşterilerinin birçoğunun iç pazardan daha iyi hacimlere ulaştığını gözlemlediklerini ifade etti. Özkara, “Ancak, birçok işletmenin de gönderim ve ödeme süreçlerini nasıl yöneteceğini bilmemesi nedeniyle, yurtdışına açılmaktan çekindiğini ve e-ihracata adım atamadığını biliyoruz. Bu işbirliği ile ürünlerini yurtdışına satmak isteyen binlerce işletmenin ödeme yöntemi problemini ve lojistik konusundaki ihtiyaçlarını çözmüş bulunuyoruz. Bu işbirliği sayesinde birçok yerel işletmenin yurtdışına açılmasını, yeni satış kanalları oluşturmasını ve ülke ekonomisine katma değer sağlamasını hedefliyoruz" dedi.


SİNERJİ / HAZIR GİYİM

İhracatın ve istihdamın vazgeçilmezi:

Hazır giyim

Türkiye’nin yıllardır istihdama en çok katkı sunan ve ihracatın lokomotif sektörlerinden olan hazır giyim sektörü Türkiye’nin vazgeçilmezi konumunda. Sektör, 2017’nin ilk 7 ayından sonra toparlanarak yoluna devam ediyor.

G

elişmiş ekonomisi, bilim ve teknolojisi ile her alanda dünyadaki saygınlığını ve etkinliğini daha da artıran ve güçlü bir ülke olma yolunda kalkınma süreci yaşayan Türkiye’nin en çok istihdam sağlayan ve yıllardır ihracatını sırtlayan 66

sektörü hazır giyim ülke ekonomisinin lokomotifi konumunda. Yıllardır Türkiye’nin gerek istihdamına sunduğu katkıyla gerekse ihracatını sırtlayarak ülke ekonomisinin kalkınmasında gerekse yaptıklarıyla yurtdışında tanıtım sağlayan hazır

giyim sektörü son bir yıldır yaşanan sıkıntıları üzerinden atarak yoluna devam ediyor.

Türkiye genel ihracatındaki payı yüzde 10,9 2017 yılının ilk yedi ayında Türkiye’nin hazır giyim ve


konfeksiyon ihracatı 2016 yılının aynı dönemine göre yüzde 2,8’lik düşüş ile 9,7 milyar dolar oldu. 2016 yılının ikinci yarısında aylık bazda hazır giyim ve konfeksiyon ihracatında başlayan düşüş 2017 yılının Ocak ve Şubat aylarında da devam etti, Mart ayında elde edilen yüzde 1,8 oranında artış sonrası ihracat tekrar düşüşe geçti. Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında yüzde 0,9 ile yüzde 11,1 arasında değişen oranlarda ihracatta düşüş görüldü. Temmuz ayına gelindiğinde ise düşüş eğilimi yerini yükselişe bıraktı ve hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı yüzde 19 oranında arttı. 2017 yılının Ocak-Temmuz döneminde hazır giyim ve konfeksiyon ihracatının Türkiye genel ihracatındaki payı yüzde 10,9 olarak hesaplandı. 2017 Temmuz ayında Türkiye’den 1,5 milyar dolar değerinde hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı yapıldı ve ihracat 2016’nın Temmuz ayına kıyasla yüzde 19 oranında artış gösterdi. Diğer yandan 2017 Temmuz ayındaki ihracat rakamı değer olarak 2017 yılı ilk yedi ayı için hesaplanan 1,387 milyar dolarlık aylık ortalama ihracat değerinin üstünde yer aldı. 2017 yılı Temmuz ayında hazır giyim ve konfeksiyon sektörümüzün ihracatı daha önceki aylarda olduğu gibi bölgemizde devam eden jeopolitik ve siyasi sorunlardan olumsuz etkilenmekle birlikte bu dönemde en büyük pazar Avrupa Birliği kaynaklı etkiler de ön plana çıkmış bulunuyor. Avrupa Birliği ekonomisinde son

2017 yılının Ocak-Temmuz döneminde hazır giyim ve konfeksiyon ihracatının Türkiye genel ihracatındaki payı yüzde 10,9 olarak hesaplandı.

dönemdeki olumlu gelişmelere karşın AB ülkelerinin toplam hazır giyim ithalatı ise 2017 yılının Ocak-Nisan döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 0,9 düşüşle 29,7 milyar euroya geriledi. Diğer bir deyişle AB ekonomisindeki nispeten olumlu seyir hazır giyim ithalatı ve tüketimine aynı derecede olumlu şekilde yansımamakta. Önümüzdeki dönemde ülkemizin etrafındaki jeopolitik sorunlar, zayıflayan küresel büyüme, artan mülteci akımı, terör ve siyasi risklerin Türkiye ekonomisi için risk oluşturacağı ancak hazır giyim sektörü özelinde risklerin daha çok AB ekonomisindeki gelişmelere ve talep ile bunu etkileyebilecek

AB ile siyasi ilişkilere bağlı olacağı öngörülüyor.

Hazır giyim ve konfeksiyon sektörümüzü etkileyen ekonomik gelişmeler 2017 yılı Temmuz ayında hazır giyim ve konfeksiyon sektörümüzün ihracatı daha önceki aylarda olduğu gibi bölgemizde devam eden jeopolitik ve siyasi sorunlardan olumsuz etkilenmekle birlikte bu dönemde en büyük pazar Avrupa Birliği kaynaklı etkiler de ön plana çıkmış bulunuyor. Avrupa Birliği ekonomisinde son dönemdeki olumlu gelişmelere karşın Birlik ülkelerinin toplam hazır giyim ithalatı ise 2017 yılının Ocak-Nisan döneminde geçen yılın aynı

dönemine göre yüzde 0,9 düşüşle 29,7 milyar euroya geriledi. Diğer bir deyişle AB ekonomisindeki nispeten olumlu seyir hazır giyim ithalatı ve tüketimine aynı derecede olumlu şekilde yansımamakta. Bu çerçevede AB ekonomisi bu yılın ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,2 oranında büyürken, Euro Bölgesi ekonomisi ise aynı dönemde yüzde 2,1 oranında büyüme göstermiş durumda. İhracat rekabet gücümüz üzerinde önemli bir etkiye sahip olan euro / dolar paritesi, 1 Haziran 2017 tarihinde 1,12 seviyesindeyken, 1 Temmuz tarihinde 1,14 seviyesine yükseldi. euro/dolar paritesi 15 Temmuz tarihinde 1,15 seviyesinde gerçekleşirken, 30 Temmuz’a gelindiğinde ise 1,17 seviyesine yükseldi. euro/dolar paritesindeki yükselişin ihracatın yüzde 70’ini AB pazarına yapan hazır giyim ihracatını önümüzdeki dönemde olumlu etkilemesi bekleniyor. Bilindiği gibi 2016 yılının son dönemi ile yeni yılın ilk döneminde doların hızlı artışı ve euro / dolar paritesinin 1,04’e kadar gerilemesinin yeni yılın ilk yarısında hazır giyim ihracatının rekabet gücünü olumsuz yönde etkilediği öngörülmekte.

67


SİNERJİ / HAZIR GİYİM

2017’yi 17 milyar doların üzerinde ihracatla kapatarız

H HİKMET TANRIVERDİ İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı

azır giyim ve konfeksiyon sektörü olarak Türkiye’nin 81 ilinde üretiyor, 200’ün üzerinde ülkeye ihracat yapıyoruz. Sadece üretim tarafında yarısı kadın olmak üzere 500 bin civarında insanımızı istihdam ediyoruz. Yıllık 17 milyar dolar ihracatımız var. Ülkemize her yıl ortalama 14 milyar dolar net döviz kazandırıyoruz. Kilogram başına 21-24 dolar gelirle, katma değerli ihracatta ilk üç sırada yer alıyoruz. İmalat sanayinde kilogram başına ihracat ge-

lirini orta vadede 40-50 dolara çıkarma kapasitesine sahip tek sektör konumunda bulunuyoruz. Temmuz’dan itibaren ibre yeniden yukarıya döndü. 2017’nin 7 aylık bölümünde 9 milyar 680 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Burada bir konunun altını çizmek istiyorum: KGF ve Eximbank üzerinden bu yıl firmalarımıza verilen destek çok önemliydi. Ancak destekler firmalarımızın sadece ayakta kalmalarını sağladı.

Tekstil ve konfeksiyon sektöründe de ihracatımız artıyor

2 SÜLEYMAN KOCASERT Denizli İhracatçılar Birliği Başkanı

017 yılına ardı ardına rekorlar kırarak başlayan ve Temmuz'da yüzde 31,2 ile son 6 yılın en yüksek artış oranına ulaşan ülkemiz ihracatındaki son derece olumlu tablo, ilimizin ihracat rakamlarına da yansımış durumda. Denizli’nin Temmuz ayında ihracatı yüzde 23 oranında artış gösterdi. İhracatta yakaladığımız pozitif ivme, tekstil ve konfeksiyon sektöründe de yaşanıyor. Denizli’nin tekstil ve konfeksiyon sektörü ihracatı

temmuz ayında 124 milyon dolar olarak gerçekleşti ve tam yüzde 23 arttı. İlk yedi ayını değerlendirdiğimizde ise artış oranının yüzde 1,5 olduğunu ve ilimizden bu sektörde 786 milyon dolarlık ihracat yapıldığını görüyoruz. Ülkemiz ve ilimiz ihracatının yarısından fazlasının AB ülkelerine olması sebebiyle, Euro/USD paritesindeki artışın hem genel hem de tekstil ve konfeksiyon ihracatımıza katkısının olacağı kanaatindeyim.

Türkiye, yabancı yatırımcılar ve tüccarlar için güvenli bir liman

İ EMRE KIZILGÜNEŞLER Ege Hazır Giyim ve Konf. İhracatçıları Birliği Başkanı

68

ç ve dış etkenlerden dolayı Türk tekstil, hazır giyim ve konfeksiyon sektörleri bu yılın ilk yarısında güçlüklerle karşılaştı ve bu faktörler hala var. Ancak sektör, Orta Doğu bölgesinde meydana gelen olumsuz olaylara rağmen istikrarını koruyor. Türkiye ile Avrupa arasındaki artan diplomatik gerilimler yine de istenmeyen bir durumdu. Türk hazır giyimciler hem kalite

hem de iş yapma konusunda güvenilir ve güçlü olduklarını ispatladı. Türkiye, yabancı yatırımcılar ve tüccarlar için güvenli bir limandır. Bu yılın Haziran ayından bu yana, Türkiye'nin tekstil, hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı yeniden yükselen bir trend izledi. Son gelişmeler ticaretimizi olumlu yönde etkilemiş ve Türkiye umut verici bir görünüm vermektedir.


En önemli unsurlar markalaşma, inovasyon ve Ar-Ge

2

023 yılı için konulan ihracat hedefinde en büyük paylardan biri de hazır giyim ve konfeksiyon sektörüne düşüyor. Bu hedefe ulaşmadaki en önemli unsurlar markalaşma, inovasyon ve ArGe’den oluşuyor. Sektörümüz markalaşma konusunda en müsait altyapıya sahip sektörlerden biri ve hali hazırda ülkemizde üretilen konfeksiyon ürünleri yurtdışında bilinen ve aranan markalar olma

HAYRI UĞUR Akdeniz Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı

yolunda hızla ilerliyor. Ekonomi Bakanlığı’nın destek paketi olan “Tasarım ve Ürün Geliştirme Projeleri” ile ihracatçılarımızın moda, endüstriyel tasarım ve inovasyon kapasitelerinin arttırılması ve ihracata dönük katma değeri yüksek ürün üretilmesi planlanıyor ve bu konuda bölgemizde örnek projeler oluşturulmaya başlanmış durumda.

Tasarım, moda ve marka konularına daha da ağırlık vereceğiz

B

ugün Ülkemiz Avrupa’nın en büyük tekstil üreticisi konumunda. Diğer yandan 17 milyar dolar hazır giyim ihracatı ile dünyanın 7’nci en büyük hazır giyim ihracatçısı ve 14 milyar dolar ihracat ile Avrupa’nın 3’üncü En büyük hazır giyim tedarikçisi konumundayız. Kilogram başı ihracatımız 20 doların üzerinde. Yani küresel oyunculardan birisiyiz. Özel bir coğrafi konuma sahibiz,

ŞENOL ŞANKAYA Uludağ Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı

150,5

ÜLKELERE GÖRE 2017 TEMMUZ HAZIR GİYİM İHRACATI

205,4

MİLYON DOLAR İNGİLTERE

38,5

MİLYON DOLAR DANİMARKA

MİLYON DOLAR İSPANYA

üretimimiz son derece kaliteli ve teslimat sürelerimiz rakiplerimize göre daha iyi durumda. Bundan sonraki dönemde, iddialı pozisyonumuzu devam ettirmek üzere, her zamankinden daha da farklılaşmak zorundayız. Katma değeri yüksek, yenilikçi ürünlerle, tasarım, moda ve marka konularına daha da ağırlık vereceğiz. Bu dönemde dünya çapında orta ve üst segment talepleri karşılayan yapımızı sürdüreceğiz.

80,3

MİLYON DOLAR HOLLANDA

29,8

MİLYON DOLAR POLONYA

288,4

MİLYON DOLAR ALMANYA

60,1

MİLYON DOLAR ABD

74,2

MİLYON DOLAR FRANSA

44,3

54,1

MİLYON DOLAR İTALYA

MİLYON DOLAR IRAK

69


SİNERJİ / TEKSTİL

Tekstil ihracatında gerileme sona erdi;

şimdi atılım zamanı

Türkiye’nin milli sektörlerinden tekstil sektörü, 2017 yılının ilk 7 ayında yüzde 1,5 artış ile 5,7 milyarlık ihracat gerçekleştirdi. En fazla ihracatı AB ülkelerine yapan sektörün en önemli ürün grubu ihracatı ise dokuma kumaş oldu. Tekstil sektörünün toplam ihracattan aldığı pay yüzde 6,7

T

ürkiye’nin ihracatında önemli yere sahip olan tekstil ve hammaddeleri sektörü sağladığı katkı ve yarattığı işgücü ile Türkiye’nin vazgeçilmezleri arasındaki yerini koruyor. Son bir yılda yaşanan gelişmeler sonucu bir müddet durağanlaşan sektör 2017’nin ilk 7 ayının ardından yeniden ihracatın önemli kalemleri arasındaki yerini korumak için yoluna devam ediyor. Dünyaca ünlü markaların üretim için Türkiye’yi tercih 70

ettiği sektör, oluşturduğu istihdamla, işsizlik rakamlarının gerilemesini sağlıyor. Bu açıdan tekstilin ülkemize sağladığı katma değer oldukça yüksek. Türkiye’nin toplam tekstil ve hammaddeleri sektörü ihracatı, 2017 yılının Temmuz ayında yüzde 17,9 oranında artış ile yaklaşık 774 milyon dolar değerinde gerçekleşti. 2017 yılı Ocak-Temmuz dönemi toplam tekstil ve hammaddeleri ihracatı ise yüzde 1,5 oranında artış ile 5,7 milyar dolar değerinde kaydedildi.

2017 yılı Temmuz ayında Türkiye’nin genel ihracatı yüzde 31,2 oranında artarak 11 milyar dolar değerinde gerçekleşti. Bu dönemde sanayi ürünleri ihracatı ise yüzde 32,3 oranında arttı ve 9,6 milyar dolar değerinde gerçekleşti. 2017 yılı Temmuz ayında toplam tekstil ve hammaddeleri sektörü ihracatının genel ihracatımız içerisindeki payı yüzde 6,7 oldu. 2017 yılının Ocak ayında tekstil ihracatı yıla yüzde 2,3 artış ile başladı. Şubat ayında tekstil ihracatı yüzde 3,4 artarak yaklaşık 786 milyon dolar değerinde gerçekleşti. Mart ayında ise tekstil ihracatı

yüzde 8 artarak yaklaşık 930 milyon dolar değerine yükseldi. Nisan ayında tekstil ihracatı yüzde 4,9 gerileyerek 813 milyon dolar oldu. Mayıs ayında ihracatı yüzde 0,1 artarak 835 milyon dolar değerinde gerçekleşmiş, Haziran ayında yüzde 7,5 gerileyerek 820 milyon dolar, Temmuz ayında ise yüzde 17,9 oranında artarak yaklaşık 774 milyon dolar olarak kaydedildi.

En büyük alıcı AB 2017 yılı Temmuz ayında en fazla tekstil ve hammaddeleri ihracatı AB(28) ülkelerine yapılmış ve AB(28) ülkelerine yapılan ihracat, Temmuz ayında yüzde 10,7 oranında artış ile


yaklaşık 389 milyon dolar değerinde gerçekleşti. AB(28) ülkelerine 2017 yılı Ocak - Temmuz dönemi ihracatı ise 3 milyar dolar değerinde kaydedildi. Temmuz ayında, ülkemizden en fazla toplam tekstil ve hammaddeleri ihracatı yapılan ikinci ülke grubu Ortadoğu ülkeleri oldu. Bu bölgeye yapılan ihracat Temmuz ayında yüzde 25,5 oranında artış ile 102 milyon dolar değerinde ve 2017 yılı Ocak-Temmuz döneminde ise yüzde 1,5 oranında artış ile yaklaşık 676 milyon dolar değerinde kaydedildi. Temmuz ayında tekstil ve hammaddeleri ihracatımızın en fazla yükseldiği ülke grubu yüzde 27,6 oranında artış ile Eski Doğu Bloku ülkeleri olurken, Temmuz ayında ihracatımızda düşüş yaşanan ülke grubu gözlemlenmedi. 2017 yılı Ocak-Temmuz döneminde ise tekstil ve hammaddeleri ihracatımızda en fazla artış kaydedilen ülke grubu yüzde 10,4 oranında artış ile Eski Doğu Bloku

Ülkeleri iken, ihracatımızın bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla en fazla gerilediği ülke grubu ise yüzde 5,3 oranında gerileme ile Diğer Avrupa ülkeleri oldu.

Temmuz’da miktar bazında yüksek artış yaşandı 2017 yılı Ocak-Temmuz döneminde Türkiye tekstil ve hammaddeleri sektöründe miktar bazında yüzde 1,9 artışla 1,2 milyon ton ihracat gerçekleşti. 2017 yılı Temmuz ayında ise miktar bazında ihracatımız yüzde 15,1 oranında arttı. 2017 yılı Ocak-Temmuz döneminde, Türkiye tekstil ve hammaddeleri ihracatı miktar bazında değerlendirildiğinde, en önemli ihracat pazarı olan İtalya’ya toplam tekstil ve hammaddeleri ihracatında yüzde 3,5 oranında artışla yaklaşık 114 bin ton olarak gerçekleştiği görüldü. İtalya’ya miktar bazında toplam tekstil ve hammaddeleri ihracatımız 2017 yılı Temmuz ayında

ise yüzde 3,5 oranında artmıştır. Miktar bazında tekstil ve hammaddeleri ihracatında ikinci büyük ihracat pazarımız olan Almanya’ya ihracatımız, 2017 yılı Ocak-Temmuz döneminde yüzde 3,1 oranında, Temmuz ayında ise yüzde 13,1 oranında arttı. Miktar bazında toplam tekstil ve hammaddeleri ihracatımızda üçüncü büyük ihracat pazarımız olan Bulgaristan’a yapılan ihracat ise 2017 yılı Ocak-Temmuz döneminde yüzde 11,1 oranında arttı, 2017 yılı Temmuz ayında ise yüzde 3,8 oranında gerileme gösterdi. 2017 yılı Ocak-Temmuz döneminde miktar bazında toplam tekstil ve hammaddeleri ihracatımızda en yüksek artış yüzde 19,5 ile Mısır’a yapılan ihracatta yaşandı. Tekstil ve Hammaddeleri sektörümüz ihracatı miktar bazında incelendiğinde 2017 yılı Ocak-Temmuz döneminde en fazla gerileme yaşanan ülke yüzde 4,4 oranında gerilemeyle Belçika’dır. 2017 yılı Ocak-Temmuz döneminde ürün grupları ba-

zında tekstil ve hammaddeleri ihracatımız incelendiğinde, en önemli ürün grubunun dokuma kumaş olduğu görüldü. Tekstil ve hammaddeleri ihracatımızın yüzde 24,2’sini oluşturan dokuma kumaş ihracatı bu dönemde bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 6,1 oranında azalarak yaklaşık 1,4 milyar dolar değerinde gerçekleşti. Dokuma kumaş ihracatımız, 2017 yılının Temmuz ayında ise yüzde 10,8 oranında artarak 179 milyon dolar değerinde gerçekleşti.

2017 yılı Ocak-Temmuz döneminde Türkiye tekstil ve hammaddeleri sektöründe miktar bazında yüzde 1,9 artışla 1,2 milyon ton ihracat gerçekleşti.

71


SİNERJİ / TEKSTİL

2017'nin ikinci yarısında çok daha olumlu bir tablo çıkacak karşımıza

T İSMAİL GÜLLE İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Başkanı

ürkiye’nin ihracatçıları olarak atılım yılı ilan ettiğimiz 2017 yılı gerek sektörümüz gerekse Türkiye Genel ihracatında rekorlar kırdığımız bir dönem oldu. Tekstil ve hammaddeleri ihracatımız, Mart ayında son 17 ayın ihracat rekorunu kırdı. Kapasite kullanım oranlarımız Ocak ayından itibaren yükselen bir ivme ile arttı ve Haziran ayında son 38 ayın zirvesine ulaştı. Son 12 aylık ihracatımızın 9 ayında ihracat artışı gerçekleştirdik.

Ocak-Temmuz 2017 döneminde ise tekstil ve hammaddeleri ihracatımız değer bazında yüzde1,5 oranında artarak 5,7 milyar dolar oldu. İhracatta ve kapasite kullanım oranımızda yakaladığımız bu artış trendi, 2017 yılının ikinci yarısında karşımıza çok daha olumlu bir tablo çıkacağının açık işaretidir. Daha çok üreterek, istihdam ve ihracat artışı sağlayarak sektör olarak çok daha büyük başarılara imza atacağımıza inanıyor.

2016 rakamlarına tekrar ulaşacağımızı tahmin ediyorum

T SABRİ ÜNLÜTÜRK Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Başkanı

ekstil ve Hammaddeleri sektöründe ilk 7 ayda Türkiye geneli ihracatımız bir önceki yıla kıyasla yüzde 1,5 artarak 4,6 milyar dolar olarak gerçekleşti. Birliğimizin aynı dönem ihracatı ise bir önceki yıla göre yüzde 20’lik önemli bir artışla 145 milyon dolar olarak gerçekleşti. Tekstil sektörü açısından ilk yarıyıl verilerine bakarak geçen seneki ihracat seviyemizde bir ihracat gerçekleştireceğimizi öngörebiliriz. Ha-

zır giyim ve konfeksiyon sektöründe ise 2’nci yarıda yakalamayı beklediğimiz ivme ile yılsonunda 2016 rakamlarımıza tekrar ulaşacağımızı tahmin ediyorum. Rusya pazarımıza değinirsek, hazır giyim ve konfeksiyon sektörümüzün 2017 yılının ilk yarısında Rusya’ya gerçekleştirdiği ihracat tutarını 2016 yılının aynı dönemi ile kıyasladığımızda yaklaşık yüzde 60 oranında bir artışın gerçekleştiğini görüyoruz.

Hedefimiz ihracatta artışın devamı

H ZEKI KIVANÇ Akdeniz Tekstil Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Başkanı

72

edefimiz ihracatta artışın devam etmesini sağlamak ve bu doğrultuda çalışmalarımız devam ediyor. Özellikle son yıllarda ihracatçılara verilen destekler ve teşvikler oldukça önemli. Türkiye genelinde sektör ihracatı Temmuz ayında 2016 yılına kıyasla yüzde 15 oranında artış göstererek 605 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bu artışta geçtiğimiz yıl aynı

dönemde bayram tatilinin olması ve de artık gün gösterilebilir. Akdeniz Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği’nin (ATHİB) 2017 yılı Temmuz ayında sektör ihracatının 60 milyon dolar olarak gerçekleştiği görülmekte. 2016 yılı aynı dönemine kıyasla sektör ihracatı 2 milyon dolar artmış ve Türkiye geneli sektör ihracatından aldığı pay yüzde 10 oldu.


Tekstil sektörü yoğun katkı sunmaya devam edecek

T

ekstil sektörümüz Temmuz 2017 sonu itibarıyla Türkiye’nin en fazla ihracat yapan 6’ncı büyük sektörü konumunda olup, hazır giyim sektörümüz ile birlikte değerlendirdiğimizde ülkemizin 2’nci ihracatçı sektörü konumundadır. Türkiye tekstil sektörü, hazır giyim sektörümüz ile birlikte her yıl 15 milyar doların üzerinde dış ticaret fazlası veren ülkemizin en stratejik

İBRAHIM BURKAY Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği Başkanı

sektörlerinden bir tanesidir. Diğer yandan Türkiye’nin kilogram başı ortalama tekstil ihracatı 4 dolar gibi başarılı bir seviyedeyken Bursalı tekstilciler olarak kilogram başı ihracatımızın 8,5 dolara kadar yükselmiş olması da özel bir başarı hikâyesidir. İnanıyoruz ki tekstil sektörümüz 2017 ve devamındaki dönemde ülkemiz ekonomisine yoğun katkılar sunan çalışmalarına devam edecektir.

Katma değeri yüksek ürün üretimi artmalı

G

üneydoğu Anadolu Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (GATHİB)olarak yılın 7 aylık döneminde 1 milyar 487 milyon dolarlık tekstil ve hammaddeleri ihracatı gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, Gaziantep ili tekstil ihracatında İstanbul’un ardından ikinci sırada yer alarak, ülkemiz tekstil ve hammaddeleri ihracatına büyük katkı sağlamaktadır. Sektörün yeniden şaşalı günlerine

SAMI KONUKOĞLU Güneydoğu Anadolu Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Başkanı

ÜLKELERE GÖRE 2017 TEMMUZ TEKSTİL VE HAM. İHRACATI

67,9

20,8

29,9

MİLYON DOLAR İNGİLTERE

dönmesi ve ülkemiz tekstil ihracatının istenen seviyelere gelebilmesi için geleneksel ürünlerin yanında teknik tekstiller gibi katma değeri yüksek yeni ürünlerin üretimi ve ihracatının artırılmasına büyük önem veriyoruz. Bu ürünlerin teknoloji yoğun üretim yapısına sahip olması sebebiyle; inovasyon, eğitim, Ar-Ge ve Ür-Ge çalışmaları sektör için daha da önem arz eder hale gelmiştir.

MİLYON DOLAR HOLLANDA

MİLYON DOLAR ALMANYA

22,6

MİLYON DOLAR POLONYA

48,6

MİLYON DOLAR BULGARİSTAN

58,4

MİLYON DOLAR ABD

22,2

MİLYON DOLAR İSPANYA

69

MİLYON DOLAR İTALYA

20,6

MİLYON DOLAR ROMANYA

39,7

MİLYON DOLAR İRAN

73


SİNERJİ / FİRMALAR

Astaş, dünyaya teknoloji satıyor

TURGAY AŞCI Astaş Juki Yönetim Kurulu Üyesi

T

ürk hazır giyim sektörüne 35 yılı aşkın süredir dünya lideri Japon Juki ile birlikte teknolojik çözümler sunan Astaş, bilgi ve tecrübesini inovasyonla harmanlayarak, dünyanın en ileri teknolojilerine sahip markaları ve geniş ürün yelpazesi ile hizmet sunmaktadır. Sektörde lider konumda olan bu teknoloji firması, Juki ile 1983 yılında başlatmış olduğu işbirliğinin kapsamını sürekli geliştirerek Türkiye dışında, birçok ülkede kendi markalarıyla sınırsız hizmet vermeye başladı. Japon devi Juki işbirliği ile birlikte sektöre teknolojik çözümler sunan ve piyasadaki pazar payını her geçen gün artıran Astaş, özellikle son on yıl içerisinde kendi ürettiği teknolojiler ile klasik bir ithalatçı firma kimliğinden sıyrıldı. Rekabet gücünü artırmak adına inovasyon ve ürün geliştirmeye büyük önem veren firma, kendi uzman mühendis kadrosuyla

74

geliştirdiği yüksek teknolojik ürünler sayesinde müşterilerinin verimliliğini artırmayı başaran çözümler üretti. Astaş Yönetim Kurulu Üyesi Turgay Aşcı, “Juki ile beraber Türkiye piyasasında çok önemli bir paya sahip olduklarını ve uluslararası arenada hakları tamamen kendilerine ait, inhouse üretimi olan 3 farklı markalarının olduğunu ifade ediyor. “Astron Dikiş Otomatları ve Dikiş Teknolojileri, Foliopack Askılı Poşetleme Sistemleri ve Mersmann Otomatik Kumaş Serim Teknolojileri markalarımızla uluslararası fuarlara katılıyoruz. Bu teknoloji odaklı 3 markamız için kendi bayi ağlarımızı kurup Bulgaristan, Romanya, İspanya, Portekiz, Azerbaycan, Fas, Özbekistan, Türkmenistan, Gürcistan, Mısır, Etiyopya, Brezilya ve ABD dahil birçok farklı ülkelere ihracat yapıyoruz. Bu ileri teknoloji robotik makinalarımız dünya standardında kaliteye sahip olduğu için Türkiye ve dünyada çok büyük ilgi gördü” dedi.

Texprocess Fuarı oldukça verimli geçti Frankfurt'ta düzenlenen Texprocess 2017’de Juki ile ortaklaşa hareket ederek Juki’nin hemen yanında kendi stantlarını kurduklarını aktaran Aşcı, şöyle devam etti: “Bu fuar ile ihracat anlamında görkemli bir başlangıç yaptık. Fuar bizim için oldukça verimli geçti. Birçok alıcıya

ulaştık ve dünya devler ligi uluslararası arenada ürünlerimizi sergiledik. Astron dikiş otomatları, spesiyal makinelerimiz; Mersmann otomatik kumaş serme teknolojileri alanında standart ve otomatik döner kafalı serim makinalarımız ve bunların yanında Foliopack poşetleme teknolojilerimiz bu fuarda ilgi odağı olmuş olup, dünya markası firmalardan tam not aldı.. Özellikle Mersmann ve Foliopack markalarımız için talep patlaması yaşadığımız bir gerçektir. Bu fuarın, mevcut müşteri potansiyelimizden çok öte, yeni işbirliklerine de zemin olduğunu ve çok faydalı geçtiğini gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.”

Yönümüzü sadece Batı’ya çevirmiyoruz Tekstil sektörünün hızlı değiştiğini dile getiren Aşcı, Avrupa’nın üretim için tesisleri Uzakdoğu’dan Türkiye, Portekiz, İspanya, Bulgaristan, Çekya ve Romanya gibi ülkelere kaydırmayı düşündüğünü belirtiyor. Aşcı, şunları söyledi: “Biz Astaş olarak, yüzümüzü sadece Batı’ya çevirmiyoruz. Afrika, Amerika ve Uzakdoğu da bizim için önemli bir pazar ve şuan uluslararası arenada söz sahibi firmalar da yönlerini bu bölgelere çevirmiş durumda. Ürettiğimiz teknolojileri ve kendi markalarımızı uluslararası platformda, üreticilere en son teknoloji ve inovatif yapımızla sunmaya devam edeceğiz. Amacımız en

kaliteli makinalar ile komple çözümler sunmaktır.”

Doğu illerine yatırım yapıyoruz Astaş Juki Yönetim Kurulu Üyesi Turgay Aşcı, 2017 yılının son çeyreğine ilişkin değerlendirmede de bulundu. Aşcı, şu açıklamalarda bulundu:“2016 yılında yüzde 23 büyüme gerçekleştirdik. 2017’de referandum sonrası piyasalarda rahatlama olduğu bir gerçek. Astaş olarak 2016 yılında gerçekleştirmiş olduğumuz büyümeyi, şuan itibarıyla geçmiş bulunuyoruz. Biz Astaş olarak Türkiye ekonomisine ve ihracatına katkı yapmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin İç Anadolu, Doğu illeri ve Karadeniz Bölgesi’nde yapılan yatırımlara da ürün tedariki sağlıyoruz. Adıyaman, Şanlıurfa, Diyarbakır, Van, Bitlis, Batman, Tokat, Sinop, Ordu, Giresun ve çevre illerde büyük projeler gerçekleştiriyoruz. Geçmiş son 3 yılı göz önünde bulundurduğumuzda yaşanan dış kaynaklı bir sürü olumsuzluklara rağmen, ülkemiz ekonomisinin ve konfeksiyon hazır giyim sektörünün performansının iyi olduğunu düşünüyorum. Müşterilerimize ihtiyaçları doğrultusunda hazırladığımız teknolojileri beğenilerine sunduğumuz için mutluyum. “Teknoloji ve Çözümler Dünyası” sloganımızla müşterilerimize en ileri teknolojiyi sunmaya devam edeceğiz.”


SİNERJİ / FİRMALAR

Chic Şanghay sonbahar dönemi için hazır

CHEN DAPENG Çin Ulusal Konfeksiyon Birliği Başkanı

Ç

in pazarına girmek için bir köprü görevi gören CHIC Şanghay Fuarı, 11-13 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek. CHIC Sonbahar döneminde, 850 katılımcı firmaya mükemmel bir bakış açısı kazandıracak. Fuarın sonbahar dönemi için Fransa, İtalya, Kore, Polonya, İspanya, İngiltere gibi 20 ülkeden de yaklaşık 350 yabancı katılımcı açıklandı. CHIC Fuarı, İlkbahar dönemi için de buluşma tarihini açıkladı. 1416 Mart 2018 olarak İlkbahar buluşma tarihini belirleyen fuar yönetimi, alanını da genişletiyor. Sonbahar döneminde 50 bin metrekare alanda ziyaretçilerini ağırlarken, 2018 İlkbahar döneminde 100 bin metrekare alana taşıyor. İnovasyon ve yaratıcı fikirler üzerinde çalışan fuar yönetimi, Ekim ayının konusunu Kurumsal Sosyal

76

Sorumluluk (KSS) odaklı Sürdürülebilirlik Bölgesi olarak öne çıkaracak. Çin markaları, bazı uluslararası markaların Çinli distribütörlerinin koleksiyonlarıyla birlikte aynı zamanda farklı yaşam tarzı bölümlerine ait tasarımlar da sunacak: Heritage, Urban View, New Look, Kids’ Paradise, Secret Stars, Impulses gibi .

Lüks İtalyan markalar fuarda…

Hazır giyimden aksesuara, çantadan ayakkabıya kadar birçok üründe geniş bir yelpaze sunan CHIC Şanghay Fuarı, Türkiye deri ve tekstil sektörü için önemli bir fırsat seçeneği olarak karşısına çıkıyor. Fuara milli katılım düzenleyen İDMİB, katıldığı her dönemde ziyaretçiler tarafından yoğun ilgi ile karşılaştı. Önemli siparişlerle yurda

Çin’de güçlü imaj ve performans çizen İtalya da fuarın yine Sonbahar döneminde lüks markalarıyla boy gösterecek. İtalya’nın Bottega Veneta, Giorgio Armani, Gucci, Krizia, Missoni, Prada gibi lüks markalar Çin pazarında yer alıyor ve fuara da katılım sağlıyor. Bunlara ek olarak fuarın bu döneminde Dolcepunta, Fessura, Fiore Sassetti, Giovanni Fabiani,

Türk markaları için kaçınılmaz fırsat

dönen Türk ihracatçısı ziyaretçiler tarafından CHIC Şanghay Fuarı’nın merakla beklenen isimlerinden biri olmaya başardı. Çin pazarına girmek isteyen veya bu pazarda kalıcı olmak isteyen Türk firmaları, CHIC Şanghay Fuarı’nın kapısını çalmak zorunda.

Moschino, Naturino, Sara Kent, Spernanzoni, Thierry Rabotin, Voile Blanche gibi yaklaşık 20 İtalyan markası yer alacak.

WeChat ile etkin sosyal medya tanıtımı Fuar idaresi fuar esnasında, WeChat aracılığıyla sosyal medya tanıtımı, etkin bir satın alım için en önemli iletişim araçlarından biri olarak kullanacak. Çin’de 700 milyonun üzerinde kullanıcısı olan WeChat en popüler mobil Messenger uygulaması. CHIC, katılımcılarla ilgili en yeni bilgileri 180 bin’in üzerinde takipçisine ait veritabanına iletmek için WeChat'ı kullanıyor. Aynı zamanda Moda Forumu’nda yaklaşık 20 moda gösterisi ziyaretçileri bekliyor olacak.


SİNERJİ / FİRMALAR

Devamlı tasarım ve Ar-Ge sürekli ihracatı getiriyor markamızı GOTS sertifikası ile belgelendiriyoruz. Ayrıca firmamız, işçi standartlarını temel alan ve tedarikçilerin sosyal performansını sürekli olarak iyileşmesini teşvik eden BSCI tüzüğüne göre A alarak çalışanlarına ve sosyal sorumluluk bilincine vakıf olduğunu belgelendirmiştir.”

İBRAHIM UZUNOĞLU Egem Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı

D

enizli’de 1996 yılında kurulan Egem Tekstil, ürettiği havlu, bornoz, nevresim, ev tekstili ve bebek ürünleri ile müşterilerinin beğenisini kazanmaya devam ediyor. Sektördeki kısa zamanlık geçmişine rağmen sağlam ve saygın bir konum elde eden firma, bukle, kadife, jakarlı, armürlü, ipliği boyalı, top boyalı nakışlı ve baskılı olmak üzere her çeşit ev tekstil ürünlerinde dünya kalitesini ilgililerine sunuyor. Firma Sahibi ve Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Uzunoğlu, Egem Tekstil hakkında bizlere kısaca bilgi veriyor: “Ecocotton ve Greenblack markalarımız ile her yıl yeni konsept ve koleksiyonlar hazırlayarak müşterilerimizin beğenisine sunuyoruz. Ürünlerimiz önce kalite ilkesi ile üretimde ISO 9001 standardı, çevre ve insan sağlığı önemi için OEKOTEX 100 ve ayrıca organik üretimimizi ve

78

Aldığımız dönüşler yeni çalışmalara teşvik ediyor Yılda minimum iki koleksiyon çıkaran Egem Tekstil, bünyesinde oluşturduğu tasarım ekibi ile daha farklının ve her daim daha kalitelinin izini sürüyor. Ar-Ge çalışmaları kapsamında günceli takip ederek, projelerini geliştirdiklerini belirten Uzunoğlu, firmanın çalışmalarını şöyle özetliyor: “Bizim gibi orta ölçekli bir işletmelerde ayrıca bir ArGe departmanı oluşturmak kolay olmasa da başta tasarım bölümü olmak üzere oluşturduğumuz bir Ar-Ge ekibimiz var. Egem Tekstil olarak yılda minimum iki koleksiyon çıkartıyoruz ve bu iki koleksiyon da birbirinden farklı iki kulvar. Üzerinde durduğumuz Ar-Ge çalışmaları, daha çok farklı karışımlı ipliklilerden dünya trendlerini yakından takip eden yelpazemizi ortaya çıkarmak oluyor. Sunduğumuz koleksiyonlara aldığımız tepkiler ise bir taraftan doğru yolda ilerlediğimizi gösterirken diğer taraftan bizi yeni çalışmalara teşvik etmekte. Bu yıl başında Almanya’nın

Frankfurt şehrindeki Heimtextil Fuarı’nda farklı ip boya dokuma tekniği geliştirilerek, ip boyalı bir havluda şu ana kadar iki renk görülebiliyorken, geliştirilen teknik ile dört rengi aynı anda görmek mümkün oldu. Diğer taraftan 2017 İstanbul Ev Tekstili Fuarı’nda sergilediğimiz Ecocotton 2017 koleksiyonunda da parça boyama ve keten üzerine baskı tekniğini nevresime uygulayarak farklı ve talep edilen bir ürün oluşturduk”

Ülkeler arası köprüde fuarlar önemli Global pazarda ciddi rakipleri barındıran tekstil sektöründe iştigal etmenin zor olduğu bilincinde olan Egem Tekstil, ihracat performansını üst noktaya taşımakta güçlü bir çalışma sürdürüyor. Uzunoğlu, Türkiye’nin dış pazardaki konumu üzerine “Biz Türkiye hazır giyimi ve ev tekstilcileri olarak dünyadaki diğer üretici ülkelerle tasarımımızla, Ar-Ge’mizle, hızlı nakliyat avantajımızla ve iyi diyaloglarımız ve

rekabetçi fiyatlarımızla ihracat performansımızı üst noktalarda korumaya devam ediyoruz” değerlendirmesinde bulunuyor. Egem Tekstil’in hedef pazarları arasında Amerika, Dubai, Çin ve Suudi Arabistan gibi ülkeler yer alıyor. Bu ülkeler ile köprü kurmanın en önemli unsurunu fuarların olduğunu söyleyen Uzunoğlu, “İki yıldır hedef ülkelerdeki fuar katılımlarımızı artırarak potansiyel müşterilere kendimizi ifade edebilme şansı yakalıyoruz. 21yıllık bir firmayız ve geri dönüp baktığımızda, nereden nereye dediğimizde çok şükür demeyi kendimize şiar edinen bir firma olduk. Her zaman pozitif düşünen bir firma çalışanları olmak güzel, hep bir basamak ilerleyerek yol aldığımızı görüyoruz. Bu bir taraftan sürekliliği ve kalite anlayışımızın çalışanımıza yapmış olduğumuz yatırımların bir neticesidir. Devamlı tasarım ve Ar-Ge, devamlı pazarlama, devamlı ihracat diyor.


SİNERJİ / FİRMALAR

Yatırımlarımız aralıksız devam ediyor

AŞKIN KANDIL İpekiş Genel Müdürü

İ

pekiş, şehirli ve iş yaşamına uygun, başta yüzde yüz yün olmak üzere, yün-kaşmir, yün-ipek, yün-keten, yün-bambu, yün-pamuk karışımlı tamamı doğal liflerin kullanıldığı takım elbiselik, ceketik ve pantalonluk kumaş üretimi yapıyor. Üretiminin yüzde 90’ını erkek, yüzde 10’unu kadın kumaşları oluşturuyor. Müşteriye özel tasarım, butik üretim ve hızlı servis İpekiş’in en önemli üç özelliği. Yünde uluslararası düzeyde kalite ve güven sembolü olan Woolmark tesciline sahip lisanslı tek Türk

80

yünlü kumaş üreticisi İpekiş, Woolmark’ın en eski üyelerinden biri olma özelliğini de taşıyor. İpekiş Genel Müdürü Aşkın Kandil, “Üretimimizin yüzde 40’ını ABD, Rusya, İtalya, Fransa, İngiltere, Mısır ve İran’a ihraç ediyoruz” diyor ve ekliyor: “Diğer bir yüzde 40’lık bölümü hazır giyim üretimi yapan müşterilerimizin takım elbise olarak ihracatında yer alıyor. Toplamda, üretimimizin yüzde 80’ini ihraç ediyoruz diyebiliriz. Kumaş tedarik ettiğimiz yabancı markalar arasında Versace, Armani, Christian Dior, Max Mara, Diesel ve Fendi gibi dünya devleri ile Sarar, Abdullah Kiğılı, Ramsey, Kip Cacharel, Piere Cardin, W ve Bisse gibi yurtdışında mağaza ve markalaşma konusunda başarıları tescillenmiş, Türk moda sektörünün en önemli markaları bulunuyor. İtalya’daki Lane Bugella markamızla da özellikle Avrupa bölgesindeki ihracat faaliyetlerimizi pekiştiriyoruz.”

Ar-Ge birimimiz, yeni inovatif ve akıllı kumaşlar geliştiriyor Kandil, İpekiş’in bugün “müşteriye özel tasarım, butik üretim ve hızlı servis” iş modeliyle fark yaratırken Ar-Ge çalışmalarının sonucunda ortaya çıkan ve tüketicilerin farklı ihtiyaçlarına cevap veren akıllı kumaş koleksiyonuna sahip olduğunu ifade ediyor. Kandil, şunları söylüyor: “Hayatı kolaylaştıran ve yaşam kalitesini artıran Kumaşın 7 Harikası konseptli akıllı kumaş koleksiyonumuzda maksimum hareket kabiliyeti ve dayanıklılık sağlayan Pure Woolstretch, su ve leke tutmayan Bionic Finish, antibakteriyel Silverplus, zayıflamaya yardımcı Slimming, gün boyu hoş koku yayan parfüm kokulu Bioperfume, polen itici Zeropolen, koyu renklerde yakıcı güneşe rağmen serin tutan ve UV etkisini azaltan Cooldark ve stresi azaltan ZeroStress kumaşları yer alıyor. Bu kumaşlar, İpekiş’in fütüristik bir tavırla

aralıksız sürdürdüğü Ar-Ge ve ÜRGE çalışmalarının bugünkü sonuçlarıdır. Ar-Ge birimimiz, yeni inovatif ve akıllı kumaşlar geliştirmek, bunları birbirleriyle çaprazlama yaparak kumaşa birden fazla fonksiyonel özelliği yükleme çalışmalarımız devam ediyor.”

Katma değerli ürünlere önem veriyoruz Kandil, İpekiş’te asıl odaklandıkları noktanın üretim kapasitelerini artırmak için yapılan yatırım tutarından fazla yatırımı butik ve katma değeri daha yüksek ürünlerin üretimi için yaptıklarını aktarıyor. Kandil, şöyle devam ediyor: “Nicelik değil, niteliğe önem veriyoruz. Küresel rekabette Türkiye’nin gücünü artırmanın yolunun katma değerli ürünlerden geçtiğine inanıyoruz; bu noktada da inovasyon, teknoloji ve insan kaynağının geliştirmek adına yatırımlarımız aralıksız devam ediyor. Ar-Ge, ÜRGE ve tasarım giderlerimizin toplamdaki payı yüzde 3’ü bulmaktadır. Yeni pazarlar geliştirme çalışmaları geçen yıl Arjantin, Kolombiya, Şili gibi Güney Amerika ülkeleriyle başlayıp bu yıl da Singapur, Malezya, Tayland, Hong Kong gibi Uzakdoğu ülkeleriyle devam ediyor” dedi.


w w w. ce p l i kc i . com

w w w. q s t . co m

•Ceplik •Kemer Astarı •Biye •Q-Loop

Q-Loop

BiyeKemer Astarı

Dokuma kumaş üreten firmamız ceplik kumaş üstüne yoğunlaşmış ve sektöründe en iyi olmayı hedeflemiştir. Ceplik olarak her türlü kumaşı yapabilecek beceriye sahip olduğumuza inanıyoruz. Bunu da sadece ülkemizde değil dünyada üretim yapan marka olmuş firmalarla çalışarak öğrendiğimize ve onlara uzun zamandır hizmet vererek sağladığımıza inanıyoruz. Yüzyıl mah. Tesktilkent İş Merkezi Blok A 21 No:38 Esenler / İstanbul T: +90 (212) 438 19 61 (pbx) F: +90 (212) 438 19 63

550 West Adams Street - Suite 200 Chicago, IL 60661 P: 312-930-9400 F: 312-648-0312


SİNERJİ / FİRMALAR

Brother yeni ürünleriyle fark yaratıyor

B

rother Japonya direk tekstil baskı teknolojisinde 4. Nesil yeni baskı makinesini pazara sundu. GTX brother’ın yeni geliştirdiği endüstriyel baskı kafası teknolojisi ile donatıldı. Herbiri 1680 nozzle’a sahip yeni baskı kafası teknolojisi ile GTX ultra hızlarda 1200x1200 dpi çözünürlükteki baskıları yapabiliyor. Önceki alt segmentteki modeli GT-381 den 4 kat daha hızlı baskı kabiliyetine sahip GTX endüstriyel üretim adetlerine yüksek baskı kalitesi ile ulaşabiliyor. GTX yeni kafa posizyonlaması ve tek pass print özelliği ile yüklenmiş tekstil materyali makineden çıktığında tek seferde tüm baskı yapılmış oluyor. Brother GTX in yeni driver yazılımı eşşiz baskı zamanlaması sayesinde tekstile püskürtülen boya oranını cok hassas control edebiliyor bu sayede baskı yapılması zor kumaşlarda dahi mükemmel baskı kalitesi haslıklarına ulaşabiliyor. GTX'in tamamı ile farklı makine yapısı ve yeni nesil teknolojisi yine çok 82

uzun baskı kafası ömrü ve kolay kullanım özelliklerini bir arada sunarken yine grafik tasarım konusunda kullanıcılarına büyük rahatlık sağlıyor. GTX GrafixLAB yazılımı makine ile birlikte bedelsiz olarak sunuluyor. Kullanıcılarına grafik uzmanı olmadan da mükemmel tasarımlar yapmalarını sağlayan GraphixLAB yeni grafikler ekleme, resize, posizyon ve artistik efektler uygulama işlemlerini cok kolay bir şekilde yapılabilmesini sağlıyor. Aynı zamanda hem PC hem de Mac sistemlerinde çalışabiliyor. GTX 16” x21” 41X53cm baskı alanı ile daha geniş baskı alanına sahip olmanın yanı sıra yüksek baskı hızı ile yine bir çok tekstil ürünü üzerine baskı yapabiliyor ve sıra deri ve benzeri materyalerde de basarılı baskı sonuçları elde edebiliyor. Su bazlı pigment GTX Boyaları GOTS Oeko-Tex Standartlarına sahip. Üstün brother yıkama ömrü yeni boya sistemi ile daha da geliştirlmiş durumda. Ayrıca renk paleti de GT3 serisi ile kıyaslandığında daha geniş bir yelpazeye sahip. Brother GTX diğer GT

serilerinde olduğu gibi 2 yıl makine garantisi ve 1 yıl baskı kafası garantisine sahip. Daha fazla bilgi için 444 0 915 den, www. gt3brothertr.com’dan ya da mail adresimiz uguras@ brothertr.com'dan bilgi edinebilirsiniz.

Brother JAPAN ve SİP ITALY yeni denim otomasyon sistemlerini üreticilerle buluşturdu Sizlerinde bildiği gibi Uğur AŞ ile özdeşleşmiş 50 yıldır Jean sektörünün lider markası Brother; jean otomatları konusunda dünyaca tanınan TORMEC & SipItaly markası ile Ar-Ge çalışmaları yaparak geliştirdikleri, yeni tam otomatik tek kafa ve çift kafa arka cep takma otomatları, köprü otomatı, kollu otomatı ve çift iğne otomatı gibi yeni otomasyon sistemleri ile üreticilerin dikkatini çekerek sektöre hızlı bir giriş yaptı. Yaklaşık 50 yıllık tecrübesi ile SipItaly, Brother markasının geliştirmiş olduğu son teknoloji Nexio serilerini sektörün ihtiyacı olan jean

otomatlarına çevirerek üreticilerin beğenisini kazandı. Yeni otomatlarda özellikle Brother Japonya’nın otomasyon için geliştirdiği BAS sistemi kullanıldı. Arka cep takma otomatları sahip olduğu dijital tansiyon, step motorlu baskı ayağı sistemi ve kolay öğrenilebilir kullanıcı dostu konsolu ile 1 yıl içerisinde hızlı bir satış grafiği yakalamayı başardı. Ürünlerin son teknoloji dikkate alınarak tasarlanması, 'Endüstri 4.0'a uygun olması, halihazırda varolan markaları geride bırakarak tekstil üreticilerinden tam not aldı. Uğur Tekstil Makineleri ile özdeşleşmiş marka Brother, SipItaly ile geliştirdikleri yeni otomasyon sistemleri ile Türkiye pazarında kısa sürede yoğun ilgi görerek, kaliteye önem veren Brother kullanıcısının da takdirini kazandı.

D


www.ordutekstil.com.tr

444 60 52

Baskı bir sanattır... DIGITAL

ROTASYON

PAD-BATCH

CONTINUE

Üretimin taçlandırılması... Doğaya dost, insan sağlığına zararsız boyalı ve baskılı örme kumaşlarımız, HOHENSTEIN tarafından OEKO-TEX STANDARD 100 sertifikası ile belgelendirilmiştir.

MERKEZ

Telsiz Mah. Dursun Kılıç Cad. No:51 Zeytinburnu / İstanbul / Türkiye Tel: +90 212 664 52 60 Faks: +90 212 416 02 77

ÜRETİM TESİSİMİZ

13.HTR.24803 HOHENSTEIN HTTI

Ç.O.S.B. Yıldırım Beyazıt Mah. 27. Sok. No:4 Çerkezköy / Tekirdağ / Türkiye Tel: +90 282 725 34 60 pbx Faks: +90 282 725 34 69 E-Posta: info@ordutekstil.com.tr


SİNERJİ / FİRMALAR

Güvenli üretimin mimarı: Ekoteks

NILGÜN ÖZDEMIR Ekoteks İcra Kurulu Başkanı

E

koteks Laboratuvar, kurulduğu 1998 yılından bu yana uluslararası geçerliliği olan bağımsız bir laboratuvar olarak tekstil sektöründeki hizmetlerine ilave olarak diğer sektörlerdeki faaliyetlerini de artırarak sürdürüyor. Türkiye'nin ihracatında ilk üç büyük Birlikten olan İHKİB tarafından 5 milyon dolarlık başlangıç yatırımıyla 1,800 metrekare alan üzerine kurulan Ekoteks Laboratuvarı, uluslararası standartlarda, güvenilir, hızlı ve kaliteli servis sağlıyor. Alanında deneyimli ve dinamik kadrosuyla, tekstil, deri, hazırgiyim, aksesuar vb ürün güvenliği ve performans testlerine ilaveten diğer ürün gruplarında da kozmetik, oyuncak , çocuk bakım araç ve gereçleri, kırtasiye, çakmak vb ürünler de dahil olmak üzere geniş tüketici ürünleri yelpazesini hassasiyetle test etmekle birlikte, dünya çapında 3.000’in üzerinde uluslararası

84

ve lokal kuruluşlara hizmet vermektedir. 1998 yılından beri sağladığı güveni, portföyüne eklenen yeni müşterilerle her geçen gün arttırmaktadır. Ülkemizde, tekstil mikrobiyolojisi alanında faaliyet gösteren ilk ve tek akredite kuruluş olan laboratuvarımız dünyada ise sayılı akredite laboratuvarlar arasında yer almaktadır. Ekoteks, Antimikrobiyal test alanında plastik, kırtasiye, oyuncak ve kozmetik ürünlerde akredite olarak hizmet vermektedir.

Koruma zincirinin aktif üyesi “Ekoteks eğitimli, deneyim sahibi ve dinamik kadrosuyla verdiği güvenilir sonuçlarla, insan sağlığı ve çevreye zararlı olabilecek tüm ürün ve kimyasalları kontrol altında tutmayı amaçlayan koruma zincirinin aktif bir üyesi olmaya devam ediyor” diye konuşan Ekoteks İcra Kurulu Başkanı Nilgün Özdemir, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Kalite politikası olarak benimsediğimiz ‘doğru testi uluslararası gerekliliklere uygun olarak en kısa sürede yapmak

ve müşteriye güvenilir bir şekilde ulaştırmak’ felsefemizi kurulduğumuz günden bu yana kesintisiz olarak sürdürmekteyiz”

TÜBİTAK destekli çalışmalar Farklı ürün gruplarında yapılan, fiziksel, mekanik, kimyasal, ve antimikrobiyal testleri vurgulayan Nilgün Özdemir, bunların yanı sıra “Ürün Kalite Kontrol”, “Eğitim ve Danışmanlık konularında da sektörel hizmetlerini sürdürdüklerini belirtiyor. TÜBİTAK desteğiyle 2015 yılında başladıkları “Kozmetikler ve Ayakkabılarda Kullanılan Saklı Zararlı Kimyasalların Önlenmesi İçin İmalat Uygulamalarının ve Analitik Kontrollerin Yeniden Değerlendirilmesi” çalışmasına değinen Nilgün Özdemir, “TÜBİTAK destekli çalışmamız, İspanya San Diego Compestala Üniversitesi ve Inditex grup ile ortak EUREKA PROJE çalışmamız, 2016 yılında test metot geliştirme, validasyon çalışmaları ve eğitimler ile devam etti. İspanya Lugo’da yer alan

AMS Laboratuvarından Danışman Prof.Dr. Javier Sardina önderliğinde Proje kapsamında Kozmetik Ürünlerinde Tarama Metodu ile aynı anda 500’den fazla kimyasalı tek yöntemle tespit etmeye başladık” diye konuşuyor.

Ekoteks sempozyumları Ekoteks tarafından 10’uncusu bu yıl düzenlenen “Sıfır Atıkla Geleceğe Bir Bakış” konulu uluslararası Sempozyum ”nu hatırlatan Nilgün Özdemir, yurtdışı ve yurtiçinden katılan alanlarında uzman kişiler tarafından katılımcılara bilgi aktarıldığını ve yine ilgili Bakanlıkların yetkilileri tarafından da “Türkiye’deki Uygulamalar ve Denetimler” hakkında bilgiler verildiğini belirtiyor. “Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Piyasa Gözetimi Denetimi kapsamında 2016 yılında tekstil, kırtasiye, oyuncak, çocuk bakım ürünleri, kişisel bakım ürünleri, deterjan olmak üzere toplam 643 ürün laboratuvarımız bünyesinde test edildi” diye belirten Nilgün Özdemir, “Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Piyasa Gözetimi Denetimi kapsamında Çakmak Ürünlerinin Güvenilirliğinin test edilmesi yönünde ISO 9994 test metoduna göre uygulamaya geçilmesi talebi oldu ve bu talebi karşılamak üzere Fransız BIC firmasının yetkili teknik uzmanları Ekoteks’e Çakmak testleri ile ilgili eğitim verdi" diyor.


SİNERJİ / FİRMALAR

30’u aşkın dış pazara ihracat gerçekleştiriyoruz

GÜVEN ÖZ Özbilim Makine Yönetim Kurulu Üyesi

1

978 yılından beri Türk Tekstil sanayine kaliteli makina ve ekipmanları ile hizmetlerini sürdüren Özbilim Tekstil Makinaları her geçen gün gelişiyor. Yerli imalatçının gözbebeği olan Özbilim Makina, bir taraftan da üstün nitelikli makine ihracatını devam ettiriyor. Şirketin 40 ülkeye yayılan makine pazarı, yakaladığı satış başarısı ve “Türk Malı” algısına sağladığı pozitif değer ile takdiri hak ediyor. Bugün için Özbilim Makina referansı, Türk ürünlerinin yurtdışı pazarlarındaki satın alınabilirliğine büyük katkı sunuyor. Kumaş serme, kesim, kontrol makinaları, yükleme, boşaltma makinaları ve çeşitli konfeksiyon ekipmanlarının imalatını gerçekleştirdiklerini ifade eden Özbilim Makine Yönetim Kurulu Üyesi Güven Öz, “Yurtdışı bağlantılı ithal ettiğimiz makinalar da var. Hatta

86

bunlar arasında Orox gibi sektörümüzün beğenisini kazandığını fark edip bünyemize kattığımız markalar da var. Bu makine ve ekipmanların üretimini yaparak sadece iç pazarda değil, 30’u aşkın dış pazara da ihracatını gerçekleştiriyoruz. Makinelerimiz ve bağlı ürünlerimiz kalitesine ve uzun ömürlülüğüne binaen çok olumlu geri dönüşler alıyor. Türk ekonomisine ve yerli endüstriye destek sunma gayretimiz devam ediyor” diyor.

Tekstil sektörü Ar-Ge’ye yatırım yapmalı Özbilim Makina, Ar-Ge ve ÜRGE’ye çok büyük yatırımlar yapıyor, imal ettikleri makinaların sistemlerini sürekli geliştiriyor ve onları daha fazla kullanıcı dostu yapmaya, daha fazla son teknolojik yeniliklere entegre etmeye çabalıyor. Güven Öz, “Özbilim Makina sadece imalat ve ihracat yapmıyor, ithal ettiği makinalar da var ve yenileri de olacaktır. Zamanla bunları yavaş

yavaş ortaya çıkarmaya gayret gösteriyoruz” diye konuşuyor ve ekliyor: “Ar-Ge çalışmalarında yakaladığımız başarıyla ihracat yaptığımız ülke sayısını sürekli artırıyoruz. Pazar genişlemesine bağlı olarak talep artığı sonucuna ulaşıyoruz. Bu yüzden bu talebi karşılamak için üretim kapasitemizi artırıyoruz. Bunun yanında kendi kullandığımız makinalarda da revizyon artıyor. Farklı ilavelerle, yeni teknolojiler entegre edilmeye başlanıyor, kaçınılmaz olarak. Bir bakıma Türkiye makine imalat sektörüne vizyon olabilecek çapta Ar-Ge ve ÜRGE çalışmalarımızı geliştiriyoruz. Nihai hedefimiz “made in Turkey” marka algısını kuvvetlendirmektir. Modern tekstil sanayiinde bunun yolu da mutlaka çok iyi bir altyapıya sahip olmaktan geçiyor. Ülkemizin, tekstil endüstrisinin Ar-Ge altyapısına şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da yatırım yapması, dünya tekstilindeki yerimizi

kuvvetlendirecektir. Tasarım konusunda, son yıllarda ekonomi yönetiminin katma değeri yüksek ürün imalatına verdiği önem ortadadır. Bu önemin birincil gerekliliği ise tasarım konusunda başarılı işler ortaya koymaktır. İhracat hedeflerimiz, güçlü bir endüstriyel alt yapıya sahip olarak katma değeri yüksek ürünleri dış pazarlara sunarak gerçekleşebilecektir.” Ana hatlarıyla, yaklaşık 30 ülkede bayi ve distribütörler ile çalıştıklarını aktaran Öz, “Makinalarımız 40’ın üzerinde ülkede kullanılıyor. Bayi ve distribütörümüz bulunmadığı ülkelerden de talepler gelebiliyor. Makinalarımızın uzun yıllar sorunsuz çalışmak üzere tasarlanması bize üretim maliyeti yüklese de, özellikle yurt dışı pazarlarda satış sonrası hizmetlerde avantaj sağlıyor. Sorumluluğumuzun bilincindeyiz ve ona göre imalatımızı şekillendiriyoruz” dedi.


Müşteriye tek elden komple çözümler

CANER ŞAHIN Akbarkod Genel Müdürü

H

azır giyim, ayakkabı, kimya, medikal, kozmetik ve perakende gibi birçok sektöre barkod ve etiket alanında çözümler sunan, aynı zamanda donanım ve teknik servis hizmeti sağlayan Akbarkod, konumunu kısa sürede güçlendirerek, bugün sektördeki en önemli firmalar arasında yerini aldı. Akbarkod Genel Müdürü Caner Şahin, firmanın bugünkü başarısında etkili olan yapı taşlarını anlattı. 2011 yılında sektörde tecrübeli ortaklar tarafından kurulduklarını ve ilk yıldan itibaren yükselen bir ivme ile büyümeyi sürdürdüklerini belirten Caner Şahin, uzman piyasa bilgisi, stoklu çalışma ve fuarlara katılmanın avantajını yaşadıklarını kaydetti.“Bu işe başladığımızda ne yapacağımızı biliyorduk” diyen Şahin sözlerini şöyle sürdürdü: “Sektörün

içinden gelen insanlar olarak, sektörü yakından tanıyorduk. Akbarkod adı ile yeni bir heyecanla markamızı kurduktan sonra hızlı bir şekilde ekibimizi büyüttük. Yurtiçi ve yurtdışı fuarlara katılarak yatırımlar yaptık ve şu anda sektörde sayılabilecek en iyi firmalar arasında yer aldığımızı söyleyebilirim.” 24 kişilik ekipleri ile sevkiyattan teknik servise kadar tüm süreçleri titizlikle yürüttüklerini kaydeden Şahin, bu alanda kendilerini rakiplerinden ayıran en önemli özelliğin sadece bu işi yapmaya odaklanmak olduğunu ifade etti. Şahin, “Bizim işimiz kolay görünen ancak arka tarafında zor işleyen bir süreç. Bizim sattığımız tarzda ürünlerin tamamını sokak arasındaki bir kırtasiyede de, tekstil sarf malzemeleri satan bir mağazada da bulabilirsiniz. Maalesef artık piyasanın geldiği konum bu… Ancak bizim farkımız sadece bu işi yapıyor olmamız. Biz bu işin yanında tekstil malzemeleri ya da kırtasiye ürünleri satmıyoruz. Ekibimiz tamamen buna odaklı ve 6 yıldır bu işi en iyi şekilde yapmaya çalışıyoruz. Şu ana kadar da başarılı olduk” dedi.

belirten Şahin, “Biz hem donanım ürünleri satışı hem de sarf malzemelerin satışını yaparken, sattığımız malzemelerin tamamına teknik destek de veriyoruz. Ayrıca gelen talepler üzerine yazılımı da kendi bünyemize katarak bugüne geldik” diye konuştu. Akbarkod’un sahip olduğu ürün gamı hakkında da bilgi veren Caner Şahin, “Barkod yazıcı, barkod okuyucu, el terminalleri gibi ürünleri satışını ve teknik desteğini sağlamaktayız. Sarf ürünleri olarak da özellikle tekstil sektörüne yönelik, japon akmaz başta olmak üzere; saten, nonwoven, coton, tyvek gibi etiketlik kumaşlar ve bunlara baskı yapabilecek B110A, D110A, Wax ve Wax/Resin gibi ribonları satıyoruz. Aynı zamanda birçok sektörün kullandığı barkod etiketlerin de imalatını yaparak müşterilerimize sunuyoruz” dedi. Tekstil firmalarının müşteri portföylerinin yaklaşık yüzde 70’ini oluşturduğunu söyleyen Şahin, bu anlamda Türkiye’nin en önde gelen firmalarına hizmet verdiklerini belirtti.

Türkiye’nin en önde gelen firmalarına hizmet veriyoruz

Akbarkod’un yatırımlarına devam ettiğini açıklayan Şahin, İtalya ile önemli bir işbirliğinin arifesinde olduklarını belirtti. Standart yazıcıların tek taraflı olması bu konuda

Akbarkod olarak çalışmalarında müşteriye tek elden komple çözümler sunmaya odaklandıklarını

piyasanın ihtiyaçlarına tam cevap vermediğini anlatan Şahin, “Yeni gelecek cihaz hem çift taraf baskı yaparak tasarruf sağlayacak hem de uzak doğu makinelerine göre daha uzun ömürlü olacak” dedi. Piyasada ciddi bir boşluğu doldurmayı planladıklarını düşünen Şahin, yeni ürünün fiyat/ fayda oranının çok iddialı olacağını aktardı. Son olarak Akbarkod’un büyüme hedefleri dile getiren Şahin, “Biz bir satış firması olarak kurulduk. Daha sonra bünyemize imalat ve yazılımı da ekledik. Şu anda ise düzenli giden bir büyüme grafiğimiz var. Her sene üzerine bir şeyler katan, fuarlara önem veren bir firmayız. Ekibimizin gelişmesine ve büyümesine önem veriyor ve yatırımlarımızı da bu konuda yapıyoruz. Amacımız son kullanıcıya daha fazla hizmet vermek. Sahip olduğumuz altyapı ile bunu başaracağımıza inanıyoruz” şeklinde konuştu.

Tekstile özel etiket yazıcılarda yeni sayfa

87


SİNERJİ / FİRMALAR

Dünyaya fark atan marka, Destek Tekstil

ADNAN YELMEN Destek Tekstil Firma Sahibi

D

estek Tekstil’in başarı hikâyesi 1978 yılında İstanbul’un kumaşçılar diyarı Sultanhamam’da başlıyor. Anadolu’dan İstanbul’a göç eden aile ceplerine koydukları manifaturacılık mesleklerini burada da devam ettiriyorlar. Aile manifaturacılığa devam ededursun, Adnan Yelmen farklı bir yolu seçerek başarısını kat be kat artırdı. 1995 yılında ailesinden ayrılarak ceplik işine girmeye karar veren Yelmen aynı yıl kendi şirketini kurdu. Ve bir nevi dünyaya açılmanın da ilk adımını atmış oldu. Yeni şirketinin ilk adresi olan Merter’de işe başlar başlamaz denim cepliği üreticilerine ceplik tedarik etti. Yelmen, kendi işinin patronu olduğu ilk dönemleri şöyle anlatıyor: “Denim üreticilerinin, gelişen pazar ile değişen ihtiyaçlarına verdiğim çözüm odaklı hizmet

88

ve ceplik ürün çeşidi, firmamızın gelişen denim pazarında ceplikçi olarak kısa sürede muteber bir tedarikçi olarak tanınmasını sağladı. Dünya markalarına üretim yapan denim konfeksiyon üreticileri sayesinde, sürekli dünyayı takip etme, kendimizi kalite, çeşit ve tasarım konusunda geliştirme imkanı bulduk. Aynı zamanda bize sağladığı yeni pazarlarda aktif rol alarak tüm dünya markaları ile ilişkilerimizi geliştirme şansı yakaladık.”

QST Industries ile dünyaya açılış Sene 2013… Ceplik işindeki dönüm noktası tam da bu yıl gerçekleşti ve ceplik pazarının belki de dünyadaki en büyük firmalarından biri olan ve 1880 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde bu işi yapmaya başlayan QST Industries şirketi ile işbirliği anlaşmasına gidildi. Yapılan işbirliği anlaşmasıyla Adnan Yelmen, dünyadaki neredeyse tüm denim üreticilerine ulaşma ve onlarla çalışma fırsatı yakaladı. Adnan Yelmen, sağlanan iş birliği ile ihracatlarındaki gelişmeyi “Bu işbirliği anlaşması ile ihracatımızı geliştirdik, dünyadaki üretim ve moda trendlerini takip etmeye başladık. Bize ulaşan tüm bilgiyi ve geliştirdiğimiz tüm ürünleri ülkemizdeki

konfeksiyon üreticileri ile paylaştık. Bu sayede ihracatçı firmalar, fason üretimlerinde markalara karşı ceplik ürün çeşitlerini hem kalite, hem tasarım hem de teknolojik olarak geliştirerek üretici firmaların rakiplerine karşı her anlamda rekabet şanslarını artırdılar” şeklinde özetliyor.

Kalıcı olabilmenin yolu markalaşmaktan geçiyor Destek Tekstil bugün, üretimini yaptığı ceplikler ile yılda yaklaşık 30 milyon adet pantolonun cepliğini üretiyor ve üretilen bu miktarın yüzde 85’ini ihraç ediyor. Adnan Yelmen, üretim sürecini ve Ar-Ge çalışmalarını “Birçok farklı materyalin bir araya gelerek oluşturduğu kot pantolonlar, bu farklı materyallerin göstereceği farklı tepkiler göz önüne alınarak çeşitli kimyasallarla yıkama ve bitim işlemlerine tabi tutulmaktadır. Bunun için Ar-Ge çalışmalarımızı müşterilerimizin isteklerini göz önünde bulundurarak kimyasal madde tedarikçileri ve yıkama işlemini yapan firmalar ile ortak bir zemin üstünde yürütmeye çalışmaktayız” diyerek açıklıyor. “Ülkemiz denim hazır giyiminde rakipleri arasında fark yaratan ve standartların çok üstünde üretebilme kabiliyetinde bir kimliğe sahip olması

dolayısı ile bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da denim hazır giyim pazarının dünyadaki bir numarası olmaya devam edecektir” diyerek sözlerini sürdürebilen Yelmen, bu başarının olmazsa olmazını ise markalaşmadan geçtiğine vurgu yaparak “Kalıcı olabilmek için önce fasonculuktan kurtulup markalaşmaya yönelmek, daha sonra da sosyal sorumluluk ve ekolojik dengeyi koruma yaklaşımını esas alarak kaliteli ürün ve hizmet üretme çalışmalarına hız vermemiz gerekiyor” diyor. Bunların hepsinin bilincinde olan Destek Tekstil karşılıklı güven ilişkisini, çözüm odaklı bakış açısını, dünya standartlarını ve yeniliği yaratan sonunda da istenen kaliteyi yakalayan anlayışı ile ülkemizin hedeflerine ulaşmasına hizmet etmeye, üstüne düşen tüm görevleri yapmaya gururla devam ediyor.


10. yıl

%100

“Ar-Ge ve İnovasyon” yönet�m�nde l�der, özgün ve küresel danışmanlık ş�rket�...

398

Müşteri Referansı

Ar-Ge Merkezi Başarı Oranı

10.

80+

Başarılı İhracat Destekleri Projesi

798

Başarılı TEYDEB Proje Sayısı

YIL

200+ Ar-Ge ve İnovasyon Eğitimi

İSTANBUL

121

KOCAELİ

0 216 325 83 89

40 BURSA

6 Mühendis Çalışan

İZMİR

bilgi@etkinproje.com

Ar-Ge Merkezi Referansı

ANKARA

Farklı Lokasyonda Hizmet İstanbul Gebze Bursa İzmir Ankara Londra

LONDRA

www.etkinproje.com


SİNERJİ / FİRMALAR

MAPIC’TEN İNE İHKİB ÜYELER ÖZEL ... AVANTAJLAR

15-17 Kasım 2017

Palais des Festivals Cannes, Fransa 90

İHKİB, uluslararası fuarcılık ve marka yönetimi alanındaki deneyimini BMD ile paylaşarak markaları dünya perakendesinin zirvesine davet ediyor.


Hikmet TANRIVERDİ İHKİB Yönetim Kurulu Başkanı

Sinan ÖNCEL BMD Yönetim Kurulu Başkanı

Volkan ATİK İHKİB YK Başkan Yardımcısı

Yonca AKÖZER ALKAŞ Genel Müdürü

Türk markalarının yeri en iyilerin yanıdır

Her yıl öncüler arasında yer alıyoruz

Güçlü bir sonuçla döneceğimize inanıyorum

Perakendecilerin gövde gösterisine sahne olacak

Moda ve marka endüstrisinin şifrelerini incelediğimizde görüyoruz ki Türkiye’den bir dünya markası çıkarmanın en iyi yolu, Türkiye’yi bir dünya markası olarak pazarlamaktan geçiyor. Ülkemizin gücünü ve potansiyelini iyi anlatabildiğimizde, dünya markası olma yolu bir kaç firmadan daha fazlası için açılacak. İHKİB’in birlik olmaktan doğan gücünü sektörümüz adına böylesi uluslararası hedeflere yöneltmeye çalışıyoruz. Bu anlamda MAPIC doğru mecra ve “Turkish Brands” güçlü bir kavram. İşte bu sebeple BMD’nin geliştirdiği bu organizasyonu sahipleniyor, kurumumuzun ve sektörümüzün gücüyle daha yükseğe çıkarmayı hedefliyoruz. Çünkü bize göre Türk markalarının yeri, en iyilerin yanıdır.

Yurtdışı hedef pazarlarını ve yeni iş birliklerini değerlendirebileceğimiz en büyük fuarlardan biri olan MAPIC’de sektör olarak her yıl öncüler arasında yer alıyoruz. 2014 yılında 8 markayla ilk kez oluşturduğumuz Türk markaları standı bu yıl İHKİB’in de büyük desteğiyle gerçekleşecek. Hazır giyim, ev tekstili, mücevherat gibi sektörlerden markalarımız, uluslararası ziyaretçiler, yatırım ve franchise gruplarıyla bir araya gelecek. Uluslararası platformda, markaları ve alışveriş merkezleriyle perakende sektörümüzün, Türk ekonomisinin temel unsurlarından ve güçlü aktörlerinden biri olduğunu anlatacağız. Türk markalarının bir arada olduğu standımızda, uluslararası ziyaretçiler ile bir araya gelerek önemli bağlantı olanakları sağlayacağız.

MAPIC fuarını uzunca zamandır takip ediyor, BMD’nin fuar içindeki “Turkish Brands” alanını da olumlu değerlendiriyorduk. İHKİB olarak bu yıl ortak hedeflere sahip olduğumuz BMD ile güç birliği yaparak “Turkish Brands”i fuar içinde yükseltmeye karar verdik. MAPIC yeni organize perakendecilere ulaşmada markalara önemli fırsatlar sunuyor. Birlik olarak uluslararası fuarcılık konusunda hatırı sayılır deneyime sahipiz. Bu deneyimi ülkemiz ve sektörümüz lehine kullanmak istiyoruz. Doğru network’e bağlanarak etkili sonuçlar almayı planlıyoruz. Hedefimiz Türkiye markasına odaklanmak. Bunun için lokomotif markaların etkisini kullanacağız. Oturmuş bir fuara, iyi organize olmuş şekilde katılıyoruz. Güçlü bir sonuçla geri döneceğimizi umuyorum.

MAPIC 2017 tıpkı geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi Türk perakendecilerinin gövde gösterisine, uluslararası yatırımcılarla işbirliğine açılan ikili görüşmelere ve uluslararası kuruluşların büyük ilgisiyle karşılanan toplantılara sahne olacak. Bu yıl 4. kez düzenleyeceğimiz Türk perakende firmalarımızı bir araya getiren “Turkish Brands” standı İHKİB’in de katkılarıyla ziyaretçilerini ağırlayacak. MAPIC, firmaların uluslararası platformda marka bilinirliğinin arttığı ve işbirliklerinin temellerinin atıldığı olmazsa olmaz fuarlardan biri. 78 ülke, 8 bin 400 katılımcı ve 100 oturum ile 23.sü gerçekleşecek olan MAPIC’in katılımcıları arasında; yatırımcılar, perakendeciler, danışmanlık şirketleri, alışveriş merkezleri ve karma projeler bulunuyor.

Detaylı bilgi ve katılım için;

ALKAŞ erkan@alkas.com.tr 0 212 284 86 50

İHKİB konfeksiyonfuarlar@itkib.org.tr 0 212 454 03 13

BMD info@birlesmismarkalar.org.tr 0 212 320 82 00 91


SİNERJİ / FUARCILIK

2016 YILINDA DÜZENLENEN FUAR SAYISI

426

KATILIMCI SAYISI

66.691

FUARLARA KATILAN YABANCI ÜLKE SAYISI

3.021

TOPLAM ZIYARETÇI

Ticari köprüler fuarlarla kuruluyor Binlerce yerli yabancı firma ülkemizde fuarlara katılarak Türkiye ekonomisine ciddi katkılarda bulundular. Bugün; fuarcılık sektörünün şehirler hatta ülkeler arasında ciddi bir köprü kurduğunu söyleyebilmek mümkün. Öyle ki; iş hayatının vazgeçilmezi internetin bile yapamadığı iş bağlantılarını yapabilme gücüne ve yetisine sahip fuarlar. 92

B

ir ülkenin gelişmiş ülkeler seviyesinde olduğunun en büyük göstergelerinden biri; söz konusu ülkede gerçekleştirilen fuarlar ve o ülkenin firmalarının uluslararası fuarlara gösterdiği ilgi ile doğru orantılı. Sözlerimizi abartı bulanlar olabilir, fakat bugün fuarcılık sektörü hem ulusal hem de uluslararası organizasyonlarla sanayiye ve turizme ciddi bir katkıda bulunuyor. Bir ülkede fuarlar ne kadar çoksa o ülkenin ekonomik aktiviteleri-

17.841.871

nin de o derece de yüksek olduğunu söyleyebilmemiz mümkün. Yüz yüze iletişimin önemi Ve tabii ki fuarlar adeta bir köprü görevi görüyorlar ve bugün hayatımızın olmazsa olmazı internetin bile yapmakta sıkıntılar çektiği iş bağlantıları bu fuarlar sayesinde gerçekleşiyor. Bir ürün istiyorsunuz ve bu ürünü yurtdışında X firmasında buldunuz, X firmasına mail atmalı ya da aramalısınız, genellikle mail


FUARCILIK SEKTÖRÜNÜN KABA HATLARI ILE KATKILARI • Fuar organizasyonları yapıldıkları illere ekonomik anlamda büyük faydalar sağlıyorlar. Özellikle turizm sektörü bu paydadan ciddi bir gelir elde ediyor ve şehirlerin ‘marka’ olmasında itici bir gücünde oluştuğunu rahatlıkla söyleyebiliyoruz. • Satışlar hızlanır… Bu maddemiz belki de firmalarımızı en çok ilgilendiren kısım. Fuara katıldığınız zaman; ürünlerinizin tanıtımını ve reklamını yapmak çok daha kolay oluyor ve bu reklam için ekstra bir para vermenize gerek kalmıyor. Günümüzde belirli fuarlara katılmak artık firmalar için bir prestij konumuna bile geldi. Firmaların ne kadar iyi ve kaliteli üretim yaptığı katıldıkları fuarlarla birlikte ölçülüyor. • Müşteri ilişkileri gelişir, hatta artar ve yeni müşterilerin kazanılmasına vesile olunur. • Basın yayın organları ile iletişim çok daha kolay gerçekleşir. • Rakipler hakkında bilgi alınır ve söz konusu firma herhangi bir konuda bir eksikliği varsa bu eksikliklerini çok daha kolay bir şekilde çözebilir • Sektördeki firmalar belirli gün ve aralıklarda aynı çatı altında bir araya gelmiş olur • İkili iş görüşmeleri gerçekleşir • Farklı ülke ve kültürlerden insanlar bir araya gelir • Fiyat ve kalite karşılaştırmaları daha net bir şekilde yapılır ve iç Pazar hareketlenir • Hem satış hem de tanıtım için en uygun zemin oluşur • Katılımcı firmalar taleplerini en doğru ve en hızlı şekilde iletebilecekleri platformlarda yer alırlar.

yoluyla iletişim daha çok tercih ediliyor; tüm bunları da gerçekleştirdiğinizi düşünelim, şimdi sırada kendi firmanızı tanıtmak ve iş bağlantısını kurmak var. Fakat yüz yüze iletişimin önünde hiçbir teknoloji duramaz sözünden hareketle yapacağınız herhangi bir sanal işlem; yüz yüze yaptığınız bir görüşmeden etkili değil. Bu sadece küçük bir örnek… Ülkemize fuara katılım için gelen yabancı firmalar sadece ülkemiz firmaları ile anlaşarak ekonomimize katkıda bulunmuyorlar aynı zamanda fuar süresi ne kadarsa o süre zarfında, belki daha fazlası, ülkemizde kalarak şehirlerimizi tanıma, insanlarımızla tanışma fırsatı yakalayarak ülkemiz imajına katkıda bulunuyorlar ve ülkelerine geri döndükleri zaman Türkiye’yi anlatıyorlar. Saymakla bitmiyor faydaları fuarcılık sektörünün kısacası… Tüm bunları, fuarların ülke ekonomisine ve firmalara katkılarına değineceğiz, fakat öncesinde Türkiye’de gerçekleştirilen fuar sayılarına değinelim. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin açıkladığı verilere göre geçtiğimiz yıl 426 fuar düzenlendi, bu fuarlara toplamda 66.691 katılımcı katıldı ve fuarlara katılan yabancı ülke sayısı ise 3.021 oldu. Toplam ziyaretçi sayısı 17.841.871 olurken; yabancı ziyaretçi sayısı ise 518.140 olarak ifade edildi. Bu veriler bir hayli ciddi ve önümüzdeki

süreç içerisinde bu sayıların daha fazla artması bekleniyor. 1970’lerden günümüze… Fuarcılık sektörü ülkemizde 1970’lerin ortalarına doğru doğmuş ve son yıllarda büyük bir hareketlilik kazanmış. Özellikle sektörü şehirler olarak değerlendirdiğimiz zaman, Türkiye’nin gözbebeği İstanbul’un bu konuda bayrağı taşıdığını görüyoruz. İstanbul’da düzenlenen fuarlar Avrupa ile iletişimin kurulmasında büyük bir köprü görevi görüyor. İstanbul’un ardından Ankara, İzmir, Bursa gibi şehirlerin yanı sıra Adana, Konya gibi Anadolu şehirleri geliyor. Fuarların günümüzde metropol kentlerin yanı sıra Anadolu kentlerinde de var olması, bölge ekonomisine ciddi katkıda bulunuyor ve diğer illerimizin de gelişimine katkıda bulunuyor. Tarımdan lojistiğe, lojistikten ev tekstiline kadar her alanda ve sektörde fuarcılık faaliyetleri gerçekleşiyor. Bugün; Ekonomi Bakanlığı, daha öncesinde ilan edilen sektörel nitelikteki uluslararası fuarlara katılım sağlayan firmalara belirli kalemlerde ve değişen tutarlarda destekte bulunmakta.

93


SİNERJİ / FUARCILIK

Lojistiğin kalbi 'Logitrans Fuarı'nda' atacak

ALTINAY BEKAR Eko Fuarcılık Fuarlar Müdürü

U

luslararası logitrans Transport Lojistik Fuarı, 15-17 Kasım tarihleri arasında yine lojistik trendlerin gün yüzüne çıktığı bir ortam yaratmak üzere son sürat hazırlıklarına devam ediyor. Logitrans’ın katılımcıları dünyanın ve Türkiye’nin en önemli firmalarından oluşuyor. Fuar her yıl lojistik satın almacılar ve şirketlerin üst düzey karar vericilerinden oluşan 15 bin dolayında profesyonel ziyaretçiyi ağırlıyor. EKO MMI Fuarcılık tarafından bu yıl 11’inci kez düzenlenecek olan fuarı, EKO MMI Fuarcılık Fuarlar Müdürü

94

Altınay Bekar anlattı. “Logitrans, tüm dünyanın lojistik gelişimini görmek ve buna göre yapılanmak isteyen yapılar için büyük fırsatlar sunuyor. Dünyanın kayda değer her yerinden gelen fuar katılımcı ve ziyaretçileri, yeni işbirliklerini bu fuarda gerçekleştiriyor. Küresel lojistik markaları artık bölgesel işbirlikleriyle öne çıkıyor” diyen Fuarlar Müdürü Altınay Bekar, her yıl 30 kadar ülkeden katılımcıyı, 50 kadar ülkeden ziyaretçi ile buluşturan logitransda bu yıl da 200 civarında firmanın en üst düzeyde temsil edileceğini belirtti. “Gelişmiş ülkelerde lojistiğin en önemli sektörlerden biri olduğu görülüyor. Çünkü taşımacılık ve lojistik endüstrisi ekonominin, üretimin, iç ve dış ticaretin gerçekleşmesinde belirleyici bir güce sahip. Ülkeler zenginleşirken lojistikten ne kadar yararlandılarsa, zenginliklerini korumak için de yine lojistikten yararlanıyor” diyen Bekar, Türkiye’de de lojistiğin giderek hak ettiği karşılığı bulduğunu söyledi.

tüketicinin bir araya geldiği Uluslararası işbirliklerine imza atılıyor PeriLog Konferansları her yıl artan bir ilgi ile takip ediliyor. Bu yıl 3’üncü kez düzenleyeceğimiz PeriLog Konferansı yine konuları ve konuşmacıları ile önemli gündem yaratacak” diyen Altınay Bekar, logitrans Transport Lojistik Fuarı’nın yalnızca tarımsal üretim alanında değil otomotiv, tekstil, kimya, beyaz eşya gibi alanlarda da etkin bir temsil ortamı sağladığını hatırlatıyor. Uluslararası logitrans Transport Lojistik Fuarı’nın, katılımı beklenen Çin Heyeti ve Çin Pavilyonu ile birlikte çok büyük işbirliklerine sahne olacağı öngörülüyor. Çin, mallarını Avrupa’ya ulaştırmada sadece deniz yolu seçeneğiyle yetinmiyor. Avrupa’nın ihracat devleri de Çin’e Türkiye ve alternatif ülkeler üzerinden taşımacılık seçeneklerini değerlendiriyor. Logitrans Fuarı, bu yıl 8’inci kez düzenlenecek olan Lojistik Ödülü ATLAS’a da ev sahipliği yapacak. Fuar, tamamen bağımsız bir yapıya sahip olan ve her yıl gelişen yarışmaya ev sahipliği yapıyor. 2016 yılında getirilen bir yenilik ile Atlas Lojistik Ödülleri yarışmasına dahil edilen ‘İhracatın Atlas’ı ödüllerine layık bulunan Ford Yaş meyve sebze Otomotiv, Taha Giyim, lojistiği 3. Uluslararası Aksa Akrilik, Vestel Dış PeriLog Konferansı’nda “Çabuk bozulabilen ürünlerin Ticaret ve Anadolu Efes’in lojistiği konusunda deneyim yöneticilerine ödüllerini TİM Lojistik Konseyi Başkanı ve söz sahibi olan dünya Bülent Aymen takdim çapında hizmet sağlayıcılar etmişti. ile üreticinin ve hatta Lojistik endüstrisinin farklı kollarına odaklanan pavilyonları, ulusal ve uluslararası dernekler ile basının da organizasyonlarına destek verdiği konferans, seminer ve forumlardan oluşan zengin ek programları ile logitrans fuarı önemli bir hizmet daha sunuyor. Fuarda lojistiğin farklı temaları hak ettikleri şekilde farklı başlıklar ile vurgulanıyor. Hava Kargo endüstrisine yönelik ‘Air Cargo’, ticari araçların sergilendiği ‘truck & trailer’, enerjinin depolanması ve elektromobilite konularının ele alındığı ‘Piltech’, lastik ve teknolojilerine özel ‘Tirex’ ile yaş sebze ve meyve gibi çabuk bozulabilen ürünlerin lojistiğinin masaya yatırıldığı Perilog başlıklarının her biri ait oldukları endüstrilerin en önemli markalarını ve en üst düzey yöneticilerini bir araya getiriyor. Bunun yanı sıra katılımcı kesimlerin ve şirketlerin yaptıkları etkinlikler ile sektörün vizyonuna katkıda bulunan logitransda çok sayıda işbirliği start alıyor, satın alma kararları veriliyor, uluslararası işbirlikleri için imzalar atılıyor, çalıştaylar gerçekleşiyor, önemli bildirgeler yayınlanıyor.


SİNERJİ / FUARCILIK

Hayatta kazanılan hiçbir başarı tesadüf değildir göstermiş olduğu kurumsal prestij ve kalite ilkelerinin sürekliliği ile her zaman başarılı projelerde adından söz ettirmiştir.”

70 ülkeden 285 bin ziyaretçi gelecek

IRMAK TAN Orion Fuarcılık Yönetim Kurulu Üyesi

1

986 yılında kurulan Orion Fuarcılık; Türkiye’nin en değerli, en önemli fuarcılık hizmetleri veren firmalarından biri. Özellikle 1993 yılında Söke'de Türkiye'nin ilk tarım fuarını düzenlemesi ile sektörde adını altın harflerle yazdıran Orion Fuarcılığı, Yönetim Kurulu Üyesi Irmak Tan’dan dinledik. Günümüze kadar yalnızca tarım ve hayvancılık fuarları düzenleyen tek kuruluş olan başarılı firmayı Irmak Tan, şöyle anlatıyor: “Orion Fuarcılık hizmet ve kalite felsefesini benimsemiş, ticari ahlakı ön planda tutarak ilerleyen bir aile firmasıdır. Türkiye'nin bir çok ilinde tarım ve hayvancılık fuarları düzenleyen ve şu an tarımın kalbi olan Ege Bölgesi'nde faaliyetlerine devam eden firmamız, ulusal ve uluslararası alanda bugüne kadar

96

Tan; 1-4 Şubat 2018 tarihleri arasında Orion Fuarcılık imzası ile hayata geçecek olan “Agroexpo Uluslararası İzmir Tarım ve Hayvancılık Fuarı” hakkında da bilgiler verdi. Geçtiğimiz yıl, 57 ülkeden 250 bin ziyaretçi ve 729 katılımcı ile tüm sektörü kucaklayan fuar; Türkiye'nin en büyük fuar alanı Fuar İzmir'de 13’üncü kez 70 ülkeden 850 katılımcı ve 285 bin ziyaretçiyi ağırlamayı hedefliyor. Irmak Tan, “110 bin m2'lik kapalı alanı olan ve bu yıl alanın tümünün kullanılacağı fuarda, bitkisel üretim, hayvancılık, tarım makineleri, traktörler, arıcılık, canlı hayvan, tohumculuk, sulama sistemleri, gübre, fide ve fidancılık, yem, yem katkı, yedek parça, süt-et ve teknolojileri sektörleri yer alacak olup, canlı hayvan şovları, genç çiftçiler arası bilgi yarışmaları, yeni model traktör lansmanları gibi birçok renkli şovlar, seminer ve paneller gerçekleşecektir. Uluslararası ünvanını taşıyan bu fuarımızda çok sayıda alım heyeti organizasyonu ve ikili görüşmeler

düzenlenmektedir. Uluslararası anlamda tarım sektöründe önde gelen isimlerin katılımlarıyla sektöre yön verecek paneller ve seminerlere yer verilmektedir. Agroexpo fuarı yalnızca Ege Bölgesine değil, Türkiye ekonomisine büyük katkılar sağlayan önemli bir fuardır” diyor.

Agroexpo'nun yeni teması "TARIM 4.0 TÜRKİYE" Yönetim Kurulu Üyesi Irmak Tan, tarım ve hayvancılığın gelişimi için teknolojinin çok iyi kullanılması gerektiğini belirterek, “Tarım ve hayvancılığın gelişimine büyük katkılar sağlayacak olan teknolojiyi iyi kullanmak şart. Daha az hata ile kısa zamanda daha verimli ürünler elde etmek gerekiyor artık. Bu da Tarım 4,0’dan geçmekte. Gelişmiş ülkelerin tarımda daha ileriye gidebilmeleri için akıllı tarımda büyük gelişmeler kaydettiklerini görmekteyiz. Bu nedenle ülkemizin de akıllı tarım uygulamalarında büyük ataklar yapması gerektiğine inanıyorum. Biz Orion Fuarcılık olarak bu konuda elimizden ne gelirse yapmaya hazırız” diye konuştu. 13. Agroexpo Uluslararası İzmir Tarım ve Hayvancılık Fuarı’nın ana teması da teknolojinin mutlaka kullanılması gerektiğinden hareketle "Tarım 4.0 Türkiye" olarak işlenmeye

karar verilmiş. Aynı zamanda geçen yıl 180 katılımcı ve 178.472 ziyaretçi ile sektör ilgililerinin karşısına çıkan Ege Tarım ve Hayvancılık Fuarı’nın 14’üncüsünün de 28 Şubat – 4 Mart 2018 tarihleri arasında gerçekleştirileceğini de özellikle belirtelim. Son olarak Türk fuarcılık sektörünün Türkiye ekonomisine ve onu çevreleyen coğrafyaya katkılarının göz ardı edilemeyecek kadar fazla olduğunu özellikle belirten başarılı ismin; okurlarımıza hayata ve başarıya dair çok güzel bir mesajı oldu. “Hayatta kazanılan hiçbir başarı tesadüf değildir” diyerek sözlerine başlayan Irmak Tan; şöyle devam etti: “Çünkü gerçekten başarılar, doğru düşünceleri doğru şekilde hayata geçirmekle kazanılıyor. Bence bu insan yaşamının her noktasında geçerli.”


Franchise fuarları ile ihracat güçlenecek

AYCAN HELVACIOĞLU Medyafors Fuarcılık Genel Müdürü

K

onsept fuarcılık konusunda öncü olan ve başarılarını bugüne dek organize ettiği birbirinden farklı fuarlarla kanıtlayan Medyafors Fuarcılık, fuar organizasyonlarıyla sektörlerin gelişimine, Türkiye ve dünya ekonomisine katma değer sağlamayı, çevreye duyarlılığı, toplumsal faydayı öncelik olarak görmeyi kendisine görev bilen başarılı firmalardan. Medyafors Fuarcılık Genel Müdürü Aycan Helvacıoğlu, 2017 Bayim Olur musun Franchising Fuarı hedefleri ile ilgili düşüncelerini “Katılımcı marka, metrekare ve ziyaretçi sayısı bazında Avrupa ve Ortadoğu’nun birincisi olma özelliğini taşıyan, franchising alanındaki ilk ve tek fuar olan Bayim Olur musun Franchising ve Markalı Bayilik Fuarı bu yıl 12-15 Ekim 2017’de, Medyafors Fuarcılık organizasyonu,

UFRAD işbirliği ve Coldwell Banker Türkiye Ana Sponsorluğunda CNR Fuar merkezinde 15.kez düzenlenecek. Fuarda bu yıl ‘Tedarikçi özel bölümü’ olacak ve burada franchise veren markalarla ürün ve hizmet tedariki sağlayan markalar stantları ile yer alacak. Bu sayede, firmalar tedarikçilerini; tedarikçiler müşterilerini aynı ortamda görebilecek. Bir diğer önemli gelişme ise, Bu yıl fuarda Dünyaca ünlü üç önemli franchise zirvesi gerçekleştirilecek. Asya Pasific Franchise Konfederasyonu (APFC) ve Dünya Franchise Konseyi ile birlikte Avrupa Franchise Federasyonu(EFF) Toplantısı Ekim 2017 tarihinde Ufrad ev sahipliğinde, Ufrad Başkanı Dr. Mustafa Aydın’ın büyük destek ve uğraşlarıyla İstanbul’da, fuar ile eş zamanlı olarak gerçekleştirilecek. Toplantılar kapsamında Amerika’dan Çin’e, Güney Afrika’dan İngiltere’ye 45 ülkenin franchise dernekleri, üye markaları, ekonomi bakanları ve yetkilileri İstanbul’da bir araya gelecekler” şeklinde dile getiriyor.

10 yıl içinde yüzde 10 artış yaşanacak Medyafors, bugün yurtdışındaki pek çok fuarın acenteliğini başarıyla yürütüyor. Franchise sisteminin yükselen bir yatırım alanı

haline geldiğini ifade eden Aycan Helvacıoğlu, günümüzde franchising sisteminin sağlam bir iş sahibi olmanın sihirli formülü olarak algılandığına ve giderek yaygınlaşan bir iş modeli olarak benimsendiğine değiniyor. Helvacıoğlu, etkin oldukları fuarlarla ilgili “Markaların yurtdışı için altyapı süreçlerini oluşturmaları ve gelen talepler doğrultusunda 2017 ile ilgili planlamamızın büyük bir bölümünü markaların yurt dışı açılımı üzerine yoğunlaştırdık. Medyafors Fuarcılık, Dünya çapında büyük önem taşıyan Dubai Franchise Expo, Newyork International Franchise Expo ve Rusya BuyBrand Expo Fuarlarının Türkiye’deki tek yetkili temsilcisi oldu. Temsilcisi olduğumuz The Global Franchise Market Fuarı (TGFM), 29-30 Ekim tarihlerinde Dubai Uluslararası Zirve ve Fuar Merkezi’nde ikinci kez gerçekleştirilecek.15-17 Haziran 2017'de New York’ta düzenlenen International Franchise Expo Fuarı’nda Türk markaları ile Amerika’daki yatırımcıları bir araya getirdik. Moskova CEC Expocenter’da düzenlenecek 15. Buybrand Expo ise 27-29 Eylül 2017 tarihlerinde gerçekleştirilecek” diyor. Helvacıoğlu önümüzdeki 5 yılda Türkiye Franchise sistemi için öngörülerini

ise şöyle dile getiriyor: “Türkiye’de, franchise sistemi lokomotif görevi görüyor. Ufrad’ın yaptığı son araştırmalar doğrultusunda, 2016 yılı sonu itibari ile franchising sektörünün büyüklüğünün 43 milyar USD’ ye ulaştığını, 2016’te franchise sektörünün ürettiği istihdam sayısının 200 bin kişiyi aştığını görüyoruz. Türkiye’deki zincir işletmelerin sayısı, 2 bin 500. Zincir işletmelerdeki yabancı firma oranı yüzde 29, zincir işletmelere bağlı şube sayısı 60 bin, yurtdışına açılan Türk marka sayısı 135… Girişimciliğin güvenli limanlarından olan franchise sistemi ile kendi işinin sahibi olanların sayısı da gün geçtikçe artıyor.

Ticaret franchise fuarlarla gelişiyor Franchise fuarlarının yurtiçi ve yurtdışı ticaretin gelişiminde önemli bir rol oynadığına dikkat çeken Helvacıoğlu, “15 yıldır düzenlediğimiz Bayim Olur musun Franchising fuarıyla ve temsilcisi olduğumuz franchise fuarlarıyla katılımcı firmalara yurtdışına açılma, yeni franchise lar –masterfranchise bulma, ürün satma, markasını tanıtma ve network oluşturma olanağı sağlamaktayız” diyerek böylece firmaların bilinirliği ve yeni pazarlar keşfetmelerine yardımcı olduklarını söylüyor. 97


SİNERJİ / ALÜMİNYUM

Son 10 yılda yüzde 10 büyüme ile alüminyum gelişiyor Teknolojinin ve endüstrinin ilerlemesiyle birlikte alüminyumun gelişimi, kullanımı ve tercih edilebilirliği artıyor. Dünya pazarında 4 milyar dolarlık payı ile büyüme potansiyeli barındıran alüminyum sektörü için 2023 yılında 8 milyar dolarlık ihracat hedefleniyor.

D

emir ve demir dışı metaller sektöründeki en büyük ihracat payına sahip olan alüminyum, otomotivden beyaz eşyaya, hava, kara ve 98

deniz taşıtlarından inşaat sektörüne kadar çok geniş alanlarda kullanılıyor. Endüstrinin ve teknolojinin gelişmesi ile her geçen gün kullanımı artan alüminyumda Türkiye, toplam

130 milyar dolarlık dünya pazarına karşılık 4 milyar dolarlık payı ile güçlü bir büyüme potansiyelini barındırıyor. Sektörlerdeki alüminyum kullanım alanının inşaatta yüzde 25,

ulaşımda yüzde 24, ambalajda yüzde 15, elektrik ve elektronikte yüzde 10, genel mühendislik alanında yüzde 9, mobilya ve ofis eşyalarında yüzde 6, demir çelik ve metalürji sanayin-


de yüzde 3, kimya ve tarım ürünleri sanayiinde yüzde 1 ve diğer alanlarda ise yüzde 7’lik bir orana sahip olduğunu söyleyebilmemiz mümkün.

2023’te hedeflenen 8 milyar dolarlık ihracat Önemle belirtmeliyiz ki, alüminyumun sektör temsilcileri tarafından “geleceğin metali” şeklinde tanımlanması, geri dönüşümün önem kazandığı günümüzde alüminyumu çok daha değerli kılıyor. Alüminyumun doğası gereği sonsuz defa geri dönüşüm işlemine tabi tutulabilecek yapıda olması, sektörün gelişiminde büyük önem teşkil eden unsurlar arasında yer alıyor. Türkiye, Cumhuriyet'in 100’üncü yılı olan 2023'te 500 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirmeyi hedeflerken; alüminyum sektörü de, söz konusu dönemde 8 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirmeyi planlıyor. İDDMİB Başkanı Rıdvan Mertöz, alüminyumdaki ihracat hedefi ile ilgili şu açıklamada bulunuyor: “Türkiye'nin ihracat birim fiyatı 1,5 dolar civarında. Birliğimize bağlı sektörlerde ise ortalama birim fiyatı 4 dolar. Hedefimiz bu rakamı 7 dolara çıkarmak. 2023 yılı hedeflerini yakalamak için yeni pazarlar keşfetmemiz, var olan pazarlarımızda ihracatımızı artırmamız gerek. Bu da katma değerli ve yenilikçi ürünler üretmekle olur. Bunun yolu ise Ar- Ge, inovasyon ve tasarımdan geçiyor" açıklamasında bulundu.”

En çok ihracat Almanya’ya

Teknolojik altyapı güçlenmeli

Alüminyum sektörünün son ihracat rakamlarını incelediğimizde, Temmuz ayında en fazla ihracat yapılan ülkelerin başında 32,9 milyon dolar ile Almanya’nın yer aldığını görüyoruz. İtalya’nın 9,1 milyon dolar ile ikinci sırada oluşunu, İngiltere 8,9 milyon dolar ile takip etti. Irak’a 8,4 milyon dolar ihracat gerçekleştirilirken Fransa 7,7 milyon dolar ve Polonya 7,6 milyon dolar ile en çok ihracat yapılan ülkeler arasında yer aldı. Alüminyum alt grupların ihracatında ise, Haziran ve Temmuz aylarında miktaren yüzde 10, değer olarak ise yüzde 7 oranında azalış kaydettiğini görüyoruz. Alt ürün gruplarında değer ve miktar olarak en çok artışı alüminyum kap ürün grubu yaşadı. Ocak-Temmuz 2016 ve 2017 dönemi için ihracat rakamlarına bakıldığında alüminyum külçede Küba, İtalya; çubuk&profilde Avusturya, İsrail; sac&levhada ABD, Slovakya; folyoda ABD, İspanya; boruda Almanya, Rusya; inşaat aksamında ABD, Belçika; örme halatta, Etiyopya, Litvanya; mutfak eşyalarında Mısır, Kuveyt; hurdada ABD ve Almanya’ya yapılan ihracat rakamlarında artış görüldü. Alt ürün gruplarında en çok artış alüminyum örme halatta oldu.

Dünyadaki alüminyum tüketiminin yıllar içinde artması ve önümüzdeki 10 yıl içinde sektörün yılda yüzde 5 ile 7 arasında büyümesi öngörülüyor. Bu büyüme öngörüleri, önemli bir ihracat potansiyeli olan Türkiye alüminyum sektörü için de bir fırsat. Bu fırsatı değerlendiren Türkiye, gelişmiş ülkelere kıyasla daha düşük olan kişi başına düşen alüminyum kullanımını artırma fırsatı da yakalayacak. Önemli bir büyüme potansiyeline sahip olan ve Türkiye ekonomisinin en önemli sektörlerinden biri haline gelen alüminyum sektörünün gelişiminin sürdürülebilirliği için, teknolojik altyapının güçlendirilmesi önem kazanıyor. Bunun yolu ise inovatif çalışmalara ağırlık vermekten, Ar-Ge yatırımlarının artırılmasından geçiyor.

Avantajlarıyla kullanım alanı genişliyor Son 10 yıl içinde alüminyum sektörü ortalama yüzde 10 büyüme göstererek Türkiye’nin en hızlı

gelişen sektörlerinden biri oldu. Avrupa’da kişi başına tüketim 25-30 kg iken, ülkemizde bu değerin 10-15 kg arasında olduğundan yola çıkarak ülkemizde bu sektörün büyüme potansiyelinin yüksek olduğu görülüyor. Teknolojinin ve endüstrinin ilerlemesiyle birlikte alüminyumun gelişimi, kullanımı ve tercih edilebilirliği artıyor. Alüminyumun birçok özelliği diğer metallere göre daha avantajlı bir konum yaratıyor. Dayanıklı, kolay şekil verilebilen, hafif, elektrik ve ısı iletkenliği yüksek, oksijen bariyeri yüksek, yüzde yüz geri dönüştürülebilen ve çevreye duyarlı bir ürün olması sayesinde günlük hayatın birçok alanında kullanılan bir ürün olarak karşımıza çıkıyor.

Önemli bir büyüme potansiyeline sahip olan ve Türkiye ekonomisinin en önemli sektörlerinden biri haline gelen alüminyum sektörünün gelişiminin sürdürülebilirliği için, teknolojik altyapının güçlendirilmesi önem kazanıyor. 99


SİNERJİ / ALÜMİNYUM

70’ten fazla ülkeye ihracatıyla, Assan Alüminyum

GÖKSAL GÜNGÖR Assan Alüminyum Genel Müdürü

O

nlar Avrupa’nın ilk üç üreticisinden biri, Türkiye’nin ise yıllık 300 bin tona ulaşan kurulu kapasitesi ile lider kuruluşlarından; Assan Alüminyum. Kibar Grubu çatısı altında 1988 yılında kurulan Assan Alüminyum, yassı alüminyum sektöründeki başarılarını İstanbul Tuzla ve Kocaeli Dilovası tesislerindeki üretimi ile sürdürmeye devam ediyor. 1300’ü aşkın çalışanı bulunan Assan Alüminyum, rulo, levha, folyo ve boyalı rulo ürünleri ile distribütör, inşaat, ulaştırma, dayanıklı tüketim ve ambalaj gibi çok çeşitli sektörlere hizmet veriyor. Her yıl birçok müşteri tarafından yılın en iyi tedarikçisi unvanına layık görülen firma, geçen yıl verimliliğimizi ve kapasite kullanımımızı artırıyor. Assan Alüminyum Genel Müdürü Göksal Güngör, firmanın üretimi hakkında şu bilgileri bizlerle paylaşıyor: “2016 yılını 258 bin 400 ton satış rakamıyla ve yüzde

100

6,2 büyüme göstererek tamamladık. 2016 senesini hedeflerimize paralel olarak tamamlayarak, çeyrek milyon tonu aşan ilk Türk yassı alüminyum üreticisi olduk. 2016 itibariyle ISO Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşları listesinde 41’inci sırada yer alırken 2017 yılında hedefimizi daha da yükselterek 266 bin ton seviyelerine çıkardık.”

Dört kıtada 70’ten fazla ülkeye ihracat Alüminyum kullanımının sanayileşme ile doğru orantıda olduğunu vurgulayan Güngör, bu nedenle alüminyumun sanayileşmiş ülkelerin metali olduğunu belirtiyor ve Türkiye’deki alüminyum ihracatı hakkında “Alüminyum Sanayicileri Derneği verilerine göre Türkiye’de bu sene kişi başına alüminyum kullanım rakamı ise 13,5 kg. Bu rakam sektör olarak orta vadede daha çok potansiyele sahip olduğumuzu gösteriyor. 2004 yılında Türkiye’de 4,5 kg olan bu rakamın çok hızlı bir şekilde bu seviyeye ulaşması da içinde bulunduğumuz sektörün gelişen, büyüyen bir yapıda olduğunu ve yakaladığı ivmeyi gösteriyor. Ayrıca sanayideki ve

teknolojideki gelişmeler sonucunda alüminyumun kullanım alanları giderek artıyor. Dolayısıyla Türkiye’de de alüminyumun önemli bir potansiyele sahip olduğunu ve alüminyum kullanımının daha da artacağını söyleyebiliriz” açıklamasında bulunuyor. Almanya, İngiltere, Fransa, Hollanda gibi Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere dört kıtada 70’ten fazla ülkeye ihracat gerçekleştiren Assan Alüminyum, toplam satışlarının yüzde 75’ini ihraç ediyor. Ayrıca Kuzey Amerika gibi bölgelerde de son yıllarda faaliyetlerini artırmış durumdalar.

Küresel pazarda söz sahibiyiz Alüminyum döküm ve folyo kapasitesini artırmaya yönelik yatırımlarına devam ettiklerini belirten Güngör, “Alüminyum döküm ve folyo kapasitesini artırmaya yönelik yatırımlarımız için geçen sene düğmeye bastık. Yatırımların ilk aşamasında iki yeni döküm hattının yanı sıra, yüksek hızlı ve ileri seviye otomasyon sistemli yeni folyo hadde yatırımımız bulunuyor. Bu yatırımlarımızı sene sonunda devreye almış olacağız. Folyo üretim kapasitemizi 100

bin tonlara ulaştıracak bu yatırım sayesinde özellikle ambalaj sektörüne yönelik katma değeri yüksek ürünlere yönelmemiz mümkün olacak” diyerek ihracat hedeflerine dair şu açıklamada bulunuyor: “Önümüzdeki yıllarda katma değeri yüksek alanlarda yatırım yapmayı hedefliyoruz. Küresel pazarlarda söz sahibi bir oyuncu olma hedefiyle önemli kararlara imza atıyoruz. Ülkemizde pazar lideriyiz ve konumumuzu daha da güçlendireceğiz. Avrupa’nın en önemli üreticilerinden biri olarak, her yıl birçok müşterisi tarafından yılın tedarikçisi unvanına layık görülen Assan Alüminyum, bu yılbaşında Ekonomi Bakanlığı tarafından yürütülen ve marka bilinci oluşturmayı, şirketlerin marka gücünü ve kurumsal altyapısını güçlendirmeyi hedefleyen Turquality programına katılan ilk yassı alüminyum üreticisi oldu. Turquality programı ile uluslararası arenada da küresel marka gücümüzü arttırmayı hedefliyoruz. Daha önce de belirttiğim gibi ülkemizdeki liderliğimizi daha da kuvvetlendirerek devam ettirirken, Almanya, İngiltere, Fransa, Hollanda gibi Batı Avrupa pazarlarına verdiğimiz önemi devam ettiriyor olacağız. Kuzey Amerika’daki faaliyetlerimizi ise geliştirmeye ve büyütmeye yönelik önemli adımlar atmaya devam ediyoruz.”


35 yıldır tek değişmeyen, kalite ve iyi hizmet oldu

ÖMER ALTAN Standart Cıvata Sektörel Satış ve Pazarlama Grup Müdürü

B

ağlantı elemanları sektöründe 35 yılı aşkın tecrübesiyle pek çok yeniliğe ve teknolojik gelişmeye öncülük eden bir şirket, Standart Cıvata. Firmanın Yönetim Kurulu Başkanı Nedim Uysal tarafından kurulduğu yıldan itibaren sektörde en üst sıralarda yerini almış, sektörün belirleyicisi konumuna gelebilmeyi başarmış olan firma, yönetiminde “değişmeyen tek şey değişimdir” felsefesini benimsiyor. Bugün, İzmir Çiğli Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nde 10 bin metrekaresi kapalı alan olmak kaydıyla toplam 20 bin metrekarelik kurulu depolama ve satışpazarlama tesisine sahip olan firmanın Dilovası şubesi ise 3 bin metrekaresi kapalı olmak üzere toplam 5 bin metrekarelik bir alan üzerinde hizmet veriyor. Standart Cıvata Sektörel Satış ve Pazarlama Grup Müdürü Ömer Altan, dile kolay 35 yıldır süregelen başarının arka planındaki

büyük etkenin çok çalışmak, asla pes etmemek, en iyisini yapmak için hayaller kurmak, tüm yeniliklere karşı ilgi ve heyecanı doruk noktasında yaşamak olarak anlatıyor ve ekliyor: “Bunca yıldır sektörün lideri kalabilmemizin sebeplerinden biri de dürüstlükten asla taviz vermememiz; en kaliteli ürünü, en iyi hizmette ve en uygun fiyat politikasıyla pazara sunmamızdır.”

Geniş ürün yelpazesi ile hizmet veriyor Standart Cıvata, ithalat ve ihracatta sektörün önde gelen isimlerinden biri olarak, cıvata, somun, imbus, matkap uçlu vida-sunta vidası-gijon-düz ve yaylı rondela, dübel, inox bağlantı, tüm bağlantı elemanları ve hırdavat ithalatıyla imalat sanayindeki çok büyük bir açığı kapattı. Amerika, Çin, Rusya, Fransa, İtalya, Almanya, İspanya başta olmak üzere 50’den fazla ülkeye ihracat yapan ve bayilikleri bulunan Standart Cıvata, dünyanın önde gelen bağlantı elemanı firmalarından biri haline geldi.

Bölgesel sanayileşmenin yoğun olduğu şehirler olan İstanbul, Gaziantep, Antalya, Samsun, Ankara ve Türkiye’nin daha pek çok ilinde kurduğu home ofisler ve ‘Canias ERP’ desteği ile kurduğu stok takip sistemi ile servis kalitesini ve hizmetini artırmayı hedefleyen Standart Cıvata, 2016 yılı itibariyle Kocaeli/Dilovası’na taşınan deposuyla lojistik gücünü pekiştirdi. Alüminyum sektörüne öncelikle bağlantı elemanı olan tüm vida çeşitleriyle hizmet sunan Standart Cıvata, bununla birlikte kullanılan diğer aksesuar çeşitleriyle (kıl fitil, pencere ve kapı kolları) ve izolasyon ürünleriyle de pazarda yer alıyor.

Ciroda yüzde 175 artış Bugün Standart Cıvata, Norm Grup Şirketleri’nin de desteği ile kurduğu son kalite kontrol sistemleriyle kurumsal markaların ve yan sanayilerin tercihi haline gelerek, bu firmaların lojistik ve Kan-ban firması olma yolunda ilerliyor. 2015 ve 2016 yıllarında hedeflerinde ihracatı ön plana alan Standart

Cıvata’nın, koyduğu hedefler doğrultusunda bugün, uzman kadrolaşmasını tamamlayarak müşterilerine özel ürün, hırdavat ve bağlantı elemanları sektöründe tüm isteklerini eksiksiz karşılayabildiğini görüyoruz. Bunun en güzel kanıtı da, 2017 yılında, yurtdışı müşteri ziyaretlerinin ve katıldıkları fuarların olumlu dönüşünü almaya başlayarak şirket cirosunu geçmiş yıllara nazaran yüzde 175 artırması oluyor. Standart Cıvata şu anda 37 farklı ülkeye ihracat yapıyor. Global markette ürün bulmanın çok kolay ve hızlı olabildiği bir dönemde, Norm grup firması gerek Avrupa’daki depolarının lojistik gücünü gerek üretim gücünü kullanarak iş ortaklarının yanlarında durarak ve çalıştığı firmalara onların çözüm ortakları olduklarını da hissettiriyor. "Hızlı sevkiyat, fiyat dengesi, pazarlama (kişiye özel) ve çözüm ortağı olabilme bizim en önemli gücümüz…" sloganıyla hareket eden firmanın hedefi ise yurtdışında daha iyi yerlere gelebilmek.

101


BİRLİK / SEKTÖRLER

Ford Otosan yüzde 10 kapasite artıracak

Ford Otosan artan ihracat talebini karşılamak için Transit ve Custom modellerini üreten fabrikasında 52 milyon dolar yatırım ile kapasite artışı yapacak. Böylece şirketin toplam üretim kapasitesi 415 bin adetten 455 bin adete yükselecek. Ağırlıklı olarak Avrupa pazarları için hafif ticari araç üreten şirketin dün akşam Kamuyu Aydınlatma Platformu'na

yaptığı açıklamaya göre Eylül 2018'de tamamlanması planlanan kapasite artırımı Transit ve Custom modellerinin üretildiği Gölcük fabrikasında yapılacak. Ford Otosan Genel Müdürü Haydar Yenigün, yine dün yayımlanan basın bülteninde Avrupa kaynaklı talep artışının sürdüğünü belirterek, "Ford'un Avrupa'da ticari araçlarda birinciliği artan pazar payıyla devam ediyor

ve Avrupa’dan bize gelen talepte ciddi bir artış söz konusu. Bu kapasite artırımı ile hem artan talebi karşılayacak" dedi. Toplam üç fabrikada üretim yapan Ford Otosan, Gölcük fabrikasının üretim kapasitesini 290 bin adetten 330 bin adete çıkaracak. Courier modelinin üretildiği Yeniköy ve Cargo kamyon ile motor üretimi yapılan İnönü fabrikasının kapasitesi değişmeyecek.

OTOMOTİV

Karsan’dan Romanya’ya "Atak" Geliştirdiği toplu taşıma sistemleriyle şehirlere modern çözümler sunan yerli üretici Karsan, yurtdışında yayılmaya devam ediyor. Başta İtalya olmak üzere Avrupa’nın çeşitli ülkelerine ihracat gerçekleştiren Karsan, son olarak Romanya pazarına yeni bir satış daha yaptı. 2017’yi yurtdışına yayılma yılı ilan eden Karsan, Romanya’ya 20 adet Karsan Atak satışı gerçekleştirdi. Geçen yıl Dominik Cumhuriyeti’nden İtalya’ya kadar dünyanın birçok ülkesine ihracat yapan Karsan, yurtdışında yayılmaya devam ediyor. Kuruluşunun 50. yılını geride bırakan ve Bursa’da yer alan iki fabrikasında çağın mobilite ihtiyaçlarına uygun modern toplu taşıma ve ticari araç üretimi gerçekleştiren Karsan, son olarak Romanya’ya ihracat gerçekleştirdi. 2017’yi yurtdışında yayılma yılı ilan eden Karsan, bu kapsamda Romanya’nın güneydoğusunda yer alan Brelia Belediyesi’ne 20 adet Karsan Atak satışı gerçekleştirdi. Türk İşadamları Derneği (TİAD) Üyesi Hüseyin 102

Akyol tarafından yönetilen Anadolu Automobil Rom tarafından yapılan satışın imza töreni ise geçtiğimiz günlerde gerçekleştirildi. Braila Belediyesi’nde gerçekleştirilen teslim törenine Türkiye’nin Bükreş Büyükelçisi Koray Ertaş, Türkiye Köstence Konsolosu Uygar Mustafa Sertel, Braila Belediye Başkanı Viorel Marian Dragomir, TİAD Başkanı Murat Demiray, TİAD Yönetim Kurulu Üyesi Naci Kanbay ve Karsan Ticari İşler Genel Müdür Yardımcısı Muzaffer Arpacıoğlu ile Karsan İhracat Müdürü Kagan Deniz katıldı. Kentlerin yeni gözdesi 8 metrelik Atak Karsan, Avrupa’nın birçok ülkesinde belediyeler ile çalışıyor. Karsan, bu kapsamda İtalya, Almanya, Fransa ve İspanya olmak üzere Avrupa’da birçok ülkeye araç satışı gerçekleştirmesiyle ön plana çıkıyor. 8,1 metre uzunluğundaki Karsan Atak, şehir içi toplu taşımacılık anlayışını değiştiren özelliklere sahip ideal toplu taşıma aracı

olarak ön plana çıkıyor. Karsan’ın Atak modeli, 60 kişilik yolcu kapasitesi, engelli erişimine uygun alçak tabanlı yapısı, aracın arkasında konumlandırılmış ekonomi, performans ve sessiz yolculuk sağlayan motoru ve bağımsız ön süspansiyonu ile çağdaş, konforlu ve güvenli bir toplu taşıma sağlıyor.


Moda endüstrisine 6 milyar dolarlık destek Laleli Sanayici ve İşadamları Derneği (LASİAD) tarafından “Ticaretin Altın Anahtarı” sloganıyla 6’ncısı düzenlenen Laleli Fashion Shopping Festival, 7-13 tarihleri arasında ziyaretçilerini ağırladı. Festival kapsamında 8 ülkeden 250’ye yakın alıcı İstanbul’da ağırlandı. Ekonomi Bakanlığı, İHKİB, İTHİB ve İstanbul Ticaret Odası desteğinde, Garanti Bankası ana sponsorluğunda gerçekleştirilen ve ilki 2012’de organize edilen festivalde bugüne kadar 64 ülkeden alıcı ağırlandı. Etkinliğin açılışı İstanbul Valisi Vasip Şahin, Fatih Belediyesi Başkanı Mustafa Demir, İHKİB Yönetim Kurulu Başkanı Hikmet Tanrıverdi, sektörel derneklerin başkanları ve çok sayıda yerli ve yabancı misafirin katılımıyla gerçekleştirildi. 30’luk ihracat artışının moda endüstrisine moral olduğunu söyledi. Festival boyunca İstanbul'da moda rüzgârı eseceğine işaret eden Hikmet Tanrıverdi, “Ortaya koyduğu performans ve ekonomiye katkısıyla Laleli bugünkü konumundan çok daha fazlasını

hak ediyor. Biz de bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Laleli’ye daha fazla destek olacağız. Var olan potansiyeli ve bizlerin desteği ile Laleli, önümüzdeki dönemde Türkiye ihracatına daha fazla katkı sağlayacak” ifadelerini kullandı.

Tekstil Sektör Kurulu İzmir'de toplandı

TİM Tekstil ve Hammaddeleri Sektör Kurulu Başkanı İsmail Gülle, TOBB Tekstil Sanayi Meclis Başkanı Abdülkadir Konukoğlu’nun yanı sıra Güneydoğu Anadolu Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı

Mehmet Teymur, Akdeniz Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Başkanı Zeki Kıvanç ve İhracatçı birlikleri yönetim kurulu üyelerinin katıldığı tekstil sektörünü buluşturan toplantıya, İzmir Protokolü de yoğun ilgi gösterdi. İstanbul

Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Başkanı İsmail Gülle, Türkiye tekstil sektörü olarak İzmirli sanayici ve işadamları ile bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti ifade ederken, mutat olarak düzenledikleri toplantılar ile sektörün yıllık ihracat performansını değerlendirdiklerini, sorunları yerinde tespit ederek en hızlı ve etkili çözümlerin üretilmesi için çalıştıklarını vurguladı. Benzeri toplantıların Türkiye’nin tüm bölgelerinde, sektörün tüm paydaşları ile yapılmasının sektörün birlikteliği ve aynı dili konuşması açısından son derece önemli bir etmen olduğunu vurguladı. Ege bölgesinin Türkiye tekstil sektörü ihracatına çok değerli katkılar sağladığını ifade eden Gülle, yılın ikinci yarısında ihracatta, üretimde ve istihdamda daha olumlu bir tablonun çizileceğine inandığını ekledi. 103

TEKSTİL & HAZIR GİYİM

Laleli’den moda endüstrisine moral Türk hazır giyim ihracatında Laleli’nin özel bir yeri olduğuna dikkat çeken İHKİB Yönetim Kurulu Başkanı Tanrıverdi, Laleli’nin yılın ilk yarısında yakaladığı yüzde


BİRLİK / SEKTÖRLER

KİMYEVİ MADDELER

Kimya ihracatı temmuzda yüzde 24 arttı

Türkiye'nin en çok ihracat gerçekleştiren üçüncü sektörü konumundaki kimya, Temmuz ayında da ihracattaki yükseliş ivmesini sürdürdü. İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) verilerine göre, Temmuz ayı ihracatı değer bazında geçtiğimiz yılın aynı ayına göre yüzde 24 artarak 1 milyar 195 milyon dolara ulaştı. Sektörün en önemli pazarlarından ABD'ye yapılan ihracat değer bazında yüzde 134,32 arttı ve ülkeyi en çok ihracat yapılan ülkeler sıralamasında 4'üncülüğe taşıdı. Geçtiğimiz ay Almanya'ya gerçekleştirilen kimya ihracatı ise yılın başından bu yana en yüksek seviyesini gördü. Kimya ihracatında üçüncü sırada yer alan Almanya'ya ihracat yüzde 28,63 arttı. Ocak-Temmuz dönemindeki kimya ihracatı da miktarda yüzde 9,26 artışla 10 milyon 720 bin tona, değerde yüzde 14,42 yükselişle 9 milyar 145 milyon dolara ulaştı. 104

İKMİB verilerine göre, 2017 yılı Temmuz ayı kimya ihracatı 2016 yılının aynı ayı ile karşılaştırıldığında miktarda yüzde 6,22 azalışla 1 milyon 251 bin ton, değerde ise yüzde 24 yükselişle 1 milyar 195 milyon dolar olarak gerçekleşti. Temmuz ayında en fazla ihracat yapılan ilk 10 ülke Birleşik Arap Emirlikleri, Irak, Almanya, ABD, İtalya, İran, Romanya, Yunanistan, Bulgaristan ve İngiltere olarak sıralandı. Plastik ihracatı yüzde 30,83 arttı Temmuz ayında kimya ihracatına alt sektörler bazında en fazla katkıyı yüzde 30,83'lük rekor artış ve 435 milyon 509 bin dolarlık ihracatla plastikler ve mamulleri sağladı. Mineral yakıtlar, yağlar ve ürünleri yüzde 3,06 azalış 196 milyon 936 bin dolarlık ihracatla ikinci sırada yer alırken üçüncülüğe ise yüzde 23,27 artış ve 96 milyon 669 bin dolarla anorganik kimyasallar yükseldi. Yedi aylık ihracat 9 milyar 145 milyon dolara yükseldi Sektörün Ocak-Temmuz 2017 dönemi ihracat rakamlarına bakıldığında miktarda yüzde 9,26 artışla 10 milyon 720 bin ton, değerde ise yüzde 14,42 yükselişle 9 milyar 145 milyon dolarlık ihracata ulaştığı görüldü. Bu dönemde en çok

ihracat yapılan ülkeler ise sırasıyla Birleşik Arap Emirlikleri, Almanya, Irak, ABD, Mısır, İtalya, İran, İspanya, Singapur ve Yunanistan oldu. İhracat rakamlarını değerlendiren İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Murat Akyüz şunları söyledi: "Temmuz ayında bir kez daha ihracatta artış yakalamanın mutluluğunu yaşıyoruz. Ortadoğu'da ticaretimiz için kilit noktada olan İran, Irak, Suriye gibi ülkelerde yaşanan sıkıntıların devam ediyor olmasına karşın üst üste yakaladığımız bu artışlar bu yılki hedefimiz olan 15,5 milyar dolarlık ihracata ulaşmak açısından son derece umut verici. Geçen yılki olumsuz tablodan hızla sıyrılıyoruz. Yakın pazarlarımızdaki kayıpları ekonomik olarak toparlanmanın giderek daha fazla hissedildiği ve talebin her geçen gün arttığı AB ülkeleri ve önemli hedef pazarlarımız arasında yer alan ABD ile kapatıyoruz. ABD'ye ihracatımızda rekor artışlar yaşanıyor. Yakın bir zamanda ABD'de hizmete açtığımız Türk Ticaret Merkezlerimiz Türkiye markalı ürünlerin bu ülkede tanınmasına, buna bağlı olarak ihraç edilmesine önemli katkılar sunuyor. Önümüzdeki dönemlerde bu katkının artarak devam edeceğine inanıyoruz. ABD zorluklarına karşın sadece kimya değil tüm sektörlerimiz açısından ciddi bir potansiyel taşıyor. Bu potansiyeli iyi değerlendirip kısa ve orta vadede ABD'ye ihracatımızı çok daha yukarılara çıkarmamız gerek."

MURAT AKYÜZ İKMİB Başkanı


AKİB’in demir ve çelik ihracatı yükselişe geçti Akdeniz İhracatçı Birliklerine (AKİB) bağlı Akdeniz Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliğince yapılan demir ve çelik ihracatı, yılın ilk 6 ayında, geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 77 arttı. Türkiye'de demir ve demir dışı metaller sektörü ihracatı 2017 yılının ilk 6 ayında geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 21 artarak 9 milyar dolar değerine ulaştı. Akdeniz Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği de yılın ilk 6 ayında, geçen yılın aynı dönemine oranla ihracatını yüzde 77 artırarak ihracatını 568 milyon dolardan 1 milyar dolara çıkarttı. Akdeniz Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ersoy Ulubaş, sektörde en fazla ihracat gerçekleştiren ikinci birlik olduklarını belirterek, başarıdaki en büyük payın geçen yıla kıyasla 183 milyon dolarlık ihracat artışı yakalayan demir-çelik yassı sıcak ürün grubuna ait olduğunu kaydetti. Ulubaş, birliğin yılın ilk 6 ayında 33 ülkeye demir-çelik yassı sıcak ürün ihracatı

gerçekleştirdiğini vurgulayarak, aralarında İtalya, Belçika, İngiltere, Portekiz ve Yunanistan’ın da yer aldığı 18 yeni ülkeye bu ürün grubunda ihracatın başladığı bilgisini verdi. İhracat gerçekleştirilen toplam ülke sayısının 178’e ulaştığını belirten Ulubaş,

"Çin’de artan iç talep sonrası yükselen fiyatlarla birlikte Türkiye de rekabet gücünü artırdı. Akdenizli ihracatçılarımız bu durumu avantaja çevirdi. 2023 yılı hedeflerimize ulaşmak adına bilindik yöntem ve söylemlerin dışına çıkılması gerekiyor" ifadesini kullandı.

Önemli ihraç pazarlarında yaşanan istikrarsızlıklar, korumacı politikalardaki artış ve adil ticareti engellemeye dönük haksız davalar gibi birçok sorunla mücadele eden Türk çelik sektörü tüm bu sorunlarına karşın ihracattaki yükselişini sürdürmeye kararlı. Çelik İhracatçıları Birliği verilerine göre Ocak-Temmuz döneminde çelik ihracatı miktarda yüzde 15,3 artışla 10,9 milyon tona, değerde ise yüzde 30,8 artışla 6,6 milyar dolara yükseldi. AB ülkeleri bölgeler bazında liderliğini korurken Uzak Doğu’da işlerin yolunda gitmesi sektöre moral oldu. Türk çelik sektörünün Temmuz ayındaki ihracatı ise 2016’nın aynı ayına kıyasla miktarda yüzde 12 artış ile 1,2 milyon ton, değerde 32,4 artışla 800 milyon dolar olarak gerçekleşti. Çelik İhracatçıları Birliği tarafından açıklanan 2017 yılı Ocak-Temmuz dönemi verilerine göre;

Türkiye’nin miktar bazındaki çelik ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 15,3 artışla 10,9 milyon tona ulaşırken sektörün değer bazındaki ihracatı yüzde 30,8 artışla 6,6 milyar dolara yükseldi. Çelik sektörünün direkt ihracatına, diğer birliklerin faaliyet alanına giren demir çelik

ürünleri de eklendiğinde Türkiye’nin 2017 yılının 7 aylık dönemindeki toplam çelik ihracatı; miktar bazında 11,3 milyon ton, değer bazında ise 7,8 milyar dolar oldu. AB ülkeleri 3,3 milyon tonla çelik ihracatında ilk sırada 2017 yılının Ocak-Temmuz dönemi rakamlarına göre; Avrupa Birliği’ne ihracat yüzde 79 artış ile 3,3 milyon tona ulaştı. Avrupa Birliği bu dönemde de bölgeler arasındaki liderliğini korudu. Avrupa Birliği’ni 2,4 milyon tonla Ortadoğu, 1,6 milyon tonla Kuzey Amerika ülkeleri ve 799 bin tonla Kuzey Afrika ülkeleri izledi. Türk çelik sektörünün ihracatını artırmak üzere odaklandığı Uzak Doğu pazarındaki yükseliş de devam etti. Singapur, Hong Kong ve Malezya gibi ülkelerin ilk sıralarda yer aldığı bu bölgeye gerçekleştirdiğimiz çelik ihracatı 7 aylık dönemde miktar bazında yüzde 591 artışla 785 bin tona yükseldi. 105

DEMİR & ÇELİK

Çelik sektöründen 7 ayda 10,9 milyon tonluk ihracat


BİRLİK / SEKTÖRLER

Yerli uydunun maliyeti 600 milyon lira

ELEKTRONİK

Yazılımcılar sanayici kapsamına alındı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Üretim Reform Paketi ile birlikte bilişim teknolojisi ve yazılım üreten işletmelerin, Sanayi Sicil Kanunu kapsamına alındığını açıkladı. Özlü, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinde (TOBB) düzenlenen, "Bilişim Sektörü Buluşması" toplantısına katıldı. Toplantıda konuşma yapan Özlü, şu ifadeleri kullandı: "1 Temmuz’da yürürlüğe giren Üretim Reform Paketi ile birlikte bilişim teknolojisi ve yazılım üreten işletmeler, Sanayi Sicil Kanunu kapsamına alınmıştır. Yani bu paketle, yazılımcılarımızı sanayici kapsamına aldık. Artık yazılımcılar, sanayicilerin elde ettikleri tüm haklardan faydalanacaklar. Bu paketin sunduğu imkânları, özellikle genç girişimcilerimizin takip etmelerini istiyorum." Özlü, Türkiye'de 589 Ar-Ge ve 74 tasarım merkezi bulunduğunu belirterek, bu sayıyı yıl sonuna kadar bine tamamlamayı amaçladıklarını dile getirdi. Bilişim Vadisi 100 bin kişiye istihdam sağlayacak Bilişim ve yazılım sektörlerinin yaşadığı sorunların farkında olduklarını da dile getiren Özlü, "Bu sektörlerin nitelikli iş gücü açığı, Ar-Ge teşviklerinin uygulanmasında yaşanan sorunlar, fiyat odaklı ihale süreçleri gibi problemler yaşadığınızı 106

biliyoruz. Bu alanlarda çalışmalar yapmak ve ilerleme kaydetmek durumundayız. Bu amaçla, Bilgi Teknolojileri ve yazılım sanayimizin cirosunun en kısa sürede iki katına çıkarılmasını hedefleyen, 'Bilgi Teknolojileri ve Yazılım Sanayi Programı' çalışmasını başlattık. Hem kamunun hem şirketlerin hem de bilişim ve yazılım sektörünün çok daha fazla proje üretmesi gerekmektedir" şeklinde konuştu. Özlü, üniversitelerin ve meslek okullarının, sanayinin ihtiyaçlarına cevap verebilen müfredatlar geliştirmesi için önemli çalışmalar yaptıklarını da aktardı. Bilişim Vadisi 1. etap inşasının sürdüğüne ve bittiğinde 2 bin, proje tamamlandığında ise yaklaşık 100 bin nitelikli insana istihdam sağlanacağına dikkati çeken Özlü, vadide 5 bin Ar-Ge firmasının faaliyet göstereceğine ve yıllık 10 milyar dolar ciroya ulaşılacağına işaret etti. Vagon değil, lokomotif ülke Özlü, Türkiye'nin sanayileşme sürecinde vagon değil lokomotif ülke olma hedefini seçtiğini vurgulayarak, "Bakanlık olarak, 3 temel prensip ve hedef üzerinde yoğunlaşmış bulunuyoruz. Bunlardan birincisi 'İleri Sanayi Ülkesi Türkiye', ikincisi 'Bilim Merkezi Türkiye', üçüncüsü ise 'Teknoloji üssü Türkiye' hedefidir. Bu hedefler asla hayal değildir" dedi.

Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ve Türksat AŞ mali desteği, TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü (TÜBİTAK UZAY) ana yükleniciliği, TUSAŞ, ASELSAN, CTech, yerli sanayi kuruluşları ve üniversitelerin desteğiyle 2014 yılı sonunda başlatılan projede tasarım aşamasının sonuna yaklaşıldı. Tasarlanan uydunun yeterlilik test modellerinin üretimine başlandı. Yeterlilik testleri 2018 yılı başında yapılması planlanan TÜRKSAT-6A'nın 2020 yılında fırlatılması hedefleniyor. TUSAŞ tesislerindeki Uzay Sistemleri Entegrasyon ve Test Merkezi'nde (USET) çalışmaları devam eden TÜRKSAT6A'nın yapımı, Fransa ve Japonya'da eğitim alan Türk mühendislerin katılımıyla gerçekleştiriliyor. Milli imkânlarla geliştirilen ilk haberleşme uydusu TÜRKSAT-6A projesi kapsamında geliştirilen uydu, Türkiye'nin daha önceki haberleşme uydularından farklı olarak tamamıyla milli imkânlarla geliştirilen ilk haberleşme uydusu olma özelliğini taşıyor. Yaklaşık 600 milyon lira maliyetle gerçekleştirilecek TÜRKSAT6A projesinde, uydu ve yer istasyonunda kullanılacak ekipman, yazılım ve birçok alt sistem tamamen milli imkanlarla geliştiriliyor. Yakıt dahil yaklaşık 4 bin 300 kilogramlık kütleye sahip olacak TÜRKSAT-6A, 42 derece doğu boylamında yörüngeye yerleştirilecek. TÜRKSAT-6A, Türkiye'nin yanı sıra Avrupa, Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Asya kıtasının büyük bir bölümünde müşterilerine hizmet sunacak. Teknik özellikleriyle de dikkati çeken uydu, 18 aktif, 5 yedek toplam 23 aktarıcıya sahip olacak.


Fabrikalara endüstriyel robot kurulum ve programlama hizmeti veren Mekem Makina, bu robotların çevre ekipmanlarının imalatını da yapıyor. Ürünlerini Rusya, İran, Azerbaycan, Tataristan ve Cezayir’e ihraç ettikleri bilgisini veren Mekem Makina Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Koç, yeni dönemde dış satışları artırmak için pazar araştırması yaptıklarını açıkladı. 2 kilogramdan bin 300 kilogram taşıma kapasitesine kadar farklı ebatlarda robotları tesislere entegre edebildiklerini

anlatan Mehmet Koç, "İstenilen ağırlık ve erişim mesafesine göre uygun robotu seçerek çözümler sunuyoruz. Proje bazlı çalıştığımız için üretimini yaptığımız ürünler, projenin büyüklüğüne göre değişiyor ve yaptığımız her sisteme göre yazılım geliştiriyoruz" dedi. Yaptıkları sistemler sayesinde firmaların kurulumlarında maliyetleri yaklaşık yüzde 50 düşürdüklerini öne süren Mehmet Koç, bu sistemler sayesinde işletmelerde genel kalitenin de arttığını dile getirdi.

Makine OSB için Ankara çıkarması Makine Sanayici İşadamları Derneği (MAKSİAD) Denizli'de yapılması planlanan Makine İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (OSB) çalışmaları kapsamında Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü'yü ziyaret etti. MAKSİAD Başkanı Mehmet Sarı, Denizli Sanayi Odası Başkanı Müjdat Keçeci ve beraberindeki heyet, Makine İhtisas OSB için yürütülen çalışmalardaki son durum hakkında Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ile görüşme yaptı. Denizli'de gerçekleştirilecek olan yatırımlar için, her türlü desteği sunacaklarını ifade eden Bakan Özlü, arazi hakkında telekonferansla TOKİ Başkanı'ndan bilgi aldı, çalışmaların hızlandırılması konusunda görüş bildirdi. Yapılan Ankara ziyaretlerini değerlendiren MAKSİAD Başkanı Mehmet Sarı projeyle ilgili somut

adımların en kısa sürede atılacağı bilgisini aldıklarını belirterek, "Görüşmelerimiz çok olumlu geçti, Denizli'ye yeni bir sanayi alanı kazandırılacağı için çok mutluyuz. Bu yolda emeği geçen başta Ekonomi Bakanımız Nihat Zeybekci, milletvekilimiz Şahin Tin, Denizli Valimiz Hasan Karahan, Büyükşehir Belediye Başkanımız Osman Zolan ve Sanayi Odası Başkanımız Müjdat Keçeci olmak üzere herkese çok teşekkür ediyoruz. Güçlü Türkiye için, üretmeye devam edeceğiz" dedi.

ADNAN DALGAKIRAN MAİB Başkanı

Türkiye'nin Rusya'ya makine ihracatı arttı Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) açıklamasına göre, Türkiye ekonomisinde, en fazla ihracat artışı sağlayan sektörlerden biri makine oldu. Makine ihracatı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 5,2 artarak 8 milyar dolara ulaştı. Söz konusu dönemde Rusya'ya yönelik ihracat yüzde 62'lik artışla 161 milyon dolara yükseldi. 7 aylık süreçte başta motorlar, kurutma, inşaat ve madencilik makineleri olmak üzere sektördeki pek çok alanda artış kaydedildi. Türkiye'nin makine ihracatında Almanya'nın liderliği koruduğu bu dönemde, Rusya pazarında önemli gelişmeler yaşandı. Artış ikinci yarıda da sürecek MAİB Başkanı Adnan Dalgakıran, Rusya'ya takım tezgahları ile inşaat ve madencilik makineleri ihracatında yüzde 100'ün üzerinde artış sağladıklarını, bu ülkeye yönelik ihracat artışının yılın ikinci yarısında da süreceğini vurguladı. Türkiye'nin Rusya'ya genel ihracatı içinde makine sektörünün payının yüzde 12 gibi yüksek bir seviyede olduğunu belirten Dalgakıran, Avrupa'da büyük ilgi gören Türk makinelerinin Rusya'da da popülaritesinin arttığını aktardı. Dalgakıran, “Aramızdaki ekonomik işbirliğinin artırılması her iki tarafın da yararına olacaktır. Rusya'daki yeni yatırım potansiyel düşünüldüğünde, makine ihracatının çok daha üst seviyelere çıkarılması için zemin uygun görülüyor” dedi. 107

MAKİNE

Endüstriyel robotlar üreten Mekem Makina, ihracata ağırlık verecek


BİRLİK / SEKTÖRLER

Türk inciri hava kargoyla "uçtu" Türkiye'nin, üretim ve ihracatında dünya lideri olduğu taze incirde bu yıl uygulamaya giren hava kargo sayesinde ihracat ikiye katlandı. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Rıza Seyyar yaptığı açıklamada, hava şartları nedeniyle bu yıl yaklaşık 10 gün geç olgunlaşan taze incirin ihracatına 28 Temmuz'da başlandığını söyledi. Taze incirin tüm dünyada sevilen bir ürün olmasına rağmen ihracatın lojistik imkanlar çerçevesinde yapılabildiğini, geçmişte hava kargonun maliyetinin yüksek olması nedeniyle kullanılamadığını ifade eden Seyyar, THY Kargo'nun

ihracatçıya uyguladığı indirim sayesinde bu ürünün önünün açıldığını bildirdi. Geçen hafta hava kargoyla ciddi ürün sevkiyatlarının olduğunu, kısa sürede geçen yılın toplamındaki rakamlara ulaştıklarını dile getiren Seyyar, şunları kaydetti: "Sevkiyatlarda geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 100'lük bir artış yakaladık. Gelecek yıllarda bunu katlayarak artıracağımızı düşünüyorum. İhracatta sürdürülebilir büyüme için hız çok önemlidir. Sevkiyatı hızlandırmamız nedeniyle özellikle Asya Pasifik ülkelerinden önemli bir tercih söz konusu. Aydın'da bahçeden toplanan incir,

aynı gün Avrupa ve Asya ülkelerindeki raflarda yerini alabiliyor. Dolayısıyla sadece ürünü değil, tazeliği de satıyoruz. Türk incirinin kalitesine olan güveni de artırmış oluyoruz."Seyyar, ülke genelinden 28 Temmuz'dan bu yana yaklaşık 465 ton taze incir ihracatının yapıldığına dikkat çekerek, özellikle Japonların taze inciri çok sevdiğini, diğer uzak pazarlarda da yer bulmak için çalışmalara devam ettiklerini ifade etti.

TARIM

Kuru kayısı ihracatından 273 milyon dolar kazandık Türkiye üretim ve ihracatında dünya lideri olduğu kuru kayısıdan 2016/17 sezonunda 86 bin 255 ton karşılığı 273 milyon 421 bin dolar döviz girdisi sağladı. Kuru kayısı ihracatımız 2015/16 sezonunda ise; miktar bazında 76 bin 414 ton, değer bazında 321 milyon 624 bin dolar olmuştu. Kuru kayısı ihracatımız miktar bazında yüzde 14’lük artışa karşın, değer bazında yüzde 16 düşüş gösterdi. Kuru kayısının ortalama ihraç fiyatı yüzde 25 geriledi. Türkiye Kuru Meyve İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Osman Öz, dünya genelinde kayısı üretiminin yüzde 60’ını, ihracatının ise yüzde 70-75’ini karşılayan Türkiye’nin kayısı piyasasında fiyatları domine edememesine gerekçe olarak ihracatçıların kalitede rekabet etmek yerine, fiyatta rekabet etmeyi tercih etmelerini gösterdi. “Kuru kayısı ihracatında 2015/16 sezonu ortalama ihraç fiyatları korunabilseydi Türkiye 100 milyon dolar daha fazla döviz elde edecekti” diyen Öz, “Bu durum birçok tarım ürünü ihracatında yaşanıyor. Döviz kurundaki artışı yabancı ithalatçıların cebine koymaya gerek yok. Bu ürün için üretici, tüccar, ihracatçı tam bir yıl emek veriyoruz” diye konuştu.

108

İhracatçılarımızın piyasanın beklentilerini dikkate alarak ürün ihraç etmelerini bekliyoruz. Aksi takdirde Türk kayısısının imajına zarar veririz, bu imaj kaybını telafi etmekte yıllarımızı alır.”

Kuru kayısı ihracatında zor bir sezon bizi bekliyor Kuru kayısıda yeni girdiğimiz 2017/18 sezonunda üretim döneminde Malatya’da yaşanan dolu yağışı ve aşırı yağışlar nedeniyle kuru kayısı kalitesinde ciddi düşüşler oluştuğu bilgisini paylaşan Osman Öz şöyle devam etti; “En büyük ihraç pazarımız Avrupa Birliği kontrol sıklıklarını arttırdı. Ayrıca bu yıl kullanılan kükürtten kaynaklı kükürt değerleri yüksek çıkıyor.

Kuru kayısımızın yüzde 44’ü AB’ye gitti Kuru kayısı ihracatımızda Avrupa Birliği yüzde 44’lük pay ile lider Pazar olurken, AB ülkelerine ihraç ettiğimiz kuru kayısı karşılığı 119 milyon 288 bin dolar döviz elde ettik. Amerika kıtasına 58 milyon 679 bin dolarlık, Uzakdoğu ülkelerine 30 milyon dolarlık, Ortadoğu ülkelerine 19 milyon dolarlık ve Afrika ülkelerine 11 milyon dolarlık kuru kayısı gönderdik. Ülkeler bazında en büyük ihraç pazarımız 40 milyon dolar ile Amerika Birleşik Devletleri olurken, Fransa 27 milyon dolar ile ikinci, Almanya 22 milyon dolar ile üçüncü, İngiltere 18 milyon dolar ile dördüncü sırada yer aldı. Kuru kayısı ihracatında Uzakdoğu bereketi Kuru kayısı ihracatında Uzakdoğu’ya yapılan ihracat 2015/16 sezonuna göre yüzde 20’lik artışla 25 milyon dolardan, 30 milyon dolara çıkarken Çin’e yapılan kuru kayısı ihracatı yüzde 220’lik artışla 569 bin dolardan, 1 milyon 823 bin dolara yükseldi.


Almanya, 8 kalemde Türkiye'nin ihracat birincisi Türkiye'nin en büyük ihracat pazarı Almanya, otomotiv, hazır giyim, demir, makine, iklimlendirme, fındık, meyve-sebze ile kuru meyve ve mamulleri olmak üzere 8 kalemde ihracatın en fazla yapıldığı ülke oldu. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, Almanya, 2017'nin ocaktemmuz döneminde en fazla ihracat yapılan ülkeler arasında 8 milyar 293 milyon 123 bin dolarla ilk sırada yer aldı. Yıllardır Türkiye'nin en büyük ihracat pazarı olan Almanya'ya ihracat bu yılın 7 ayında

2016'nın aynı dönemine kıyasla yüzde 6,2 arttı. Almanya, Türk otomotiv endüstrisinin 2 milyar 544 milyon 380 bin dolarla en fazla ihracat yaptığı ülke oldu. Otomotiv ihracatının yüzde 15'inin gerçekleştirildiği Almanya'ya, endüstrinin ihracatı bu dönemde yaklaşık yüzde 15 arttı. Hazır giyim ihracatında da Almanya yüzde 19 pay ve 1 milyar 836 milyon 272 bin dolarla zirveye yerleşti. Almanya, demir ve demir dışı metaller ihracatında da yüzde 14

pay ve 532 milyon 254 bin dolarla birinci oldu. Türkiye'den bu ülkeye demir ve demir dışı metaller ihracatı, söz konusu dönemde yüzde 12,45 yükseldi. Makine ve aksamları ihracatında 310 milyon 566 bin dolarla ilk sırada yer alan Almanya, iklimlendirme sanayisinde 248 milyon 277 bin dolar, fındık ve mamullerinde 208 milyon 146 bin dolar, meyve-sebze mamullerinde 107 milyon 983 bin dolar, kuru meyve ve mamullerinde de 78 milyon 427 bin dolar ihracatla ipi göğüsledi.

Akdeniz Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği (AKAMİB), Temmuz ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 34 artışla 48 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. İsrail ve Almanya gibi siyasi gündemin yoğun olduğu ülkelere artış ise dikkat çekti. İsrail’e yapılan ihracat yüzde 85 artarken, Almanya ihracatındaki artış yüzde 5 oldu.

sevindirici konu, fiyat kırarak, daha fazla malı daha ucuza satarak değil, birim fiyatımızı artırarak ihracatımızı artırmış olmamız” dedi. Hiçbir fırsatı kaçırmadıklarını söyleyen Aymen, “Çin’de kağıt ürünleri fabrikalarındaki yenileme

sürecini fırsata çevirdik ve üretimi azalttıkları bu dönemde Çin’in ihtiyacını karşıladık ve Çin’e gerçekleştirdiğimiz ilk 7 aylık ihracatımızı yüzde 3 bin 791 artırarak 8 milyon 500 bin dolara getirdik.”

Çinliler dinlendi, Türkler çalıştı Siyaset ve ticaretin birbirine karıştırılmaması gerektiğini belirten AKAMİB Başkanı Bülent Aymen, “Almanya’ya yaptığımız ihracatta en 109

SEKTÖRLER

Akdenizli mobilya ihracatçısına temmuz başarısı Çin, İsrail ve Almanya ile geldi


BİRLİK / BÖLGELER

Gıda ve ambalaj, tüm bileşenleri ile bir arada Türkiye’de ilk defa gıda, ambalaj ve ev dışı tüketim sektörleri aynı tarihte, aynı çatı altında buluşuyor. CNR Expo Yeşilköy’de organize edilen CNR Food İstanbul ve CNR Ambalaj fuarları ile EDT - Ev Dışı Tüketim Ürünleri ve Tedarikçileri Buluşması sektör için bu güne kadar yapılmış en kapsamlı ticari platform olacak. İstanbul Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri

İhracatçıları Birliği, CNR Holding ve Ev Dışı Tüketim Tedarikçileri Derneği’nin 20-23 Eylül 2017 tarihleri arasında İstanbul CNR Expo Yeşilköy’de düzenleyeceği CNR Food İstanbul ve CNR Ambalaj İstanbul fuarları ile Ev Dışı Tüketim Ürünleri ve Tedarikçilerinin buluşması için çalışmalar tüm hızıyla sürüyor. Toplam 80 bin metrekarelik alanda, 8 salonda düzenlenen bu büyük organizasyon, 84 ülkeden 65 bin ziyaretçiyi sektörle buluşturarak ihracatın gelişmesine önemli katkı sağlayacak. Gıda toptancıları, zincir marketler, tekil ve zincir otel, restoran, cafe, yemek ve catering şirketleri gibi kurumların işletme sahipleri satın almacıları, şefleri tarafından yoğun ilgi görecek olan organizasyonun

ticari hacmi de yüksek olacak. Ev Dışı Tüketim Derneği’nin (ETÜDER) CNR Food İstanbul Fuarı'na verdiği destekle çok daha güçlü bir fuar gerçekleştireceklerine vurgu yapan İstanbul Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Zekeriya Mete, “Türkiye’de ilk kez gıda, ev dışı tüketim tedarikçileri ve ambalaj sektörlerinin eş zamanlı olarak buluşmasının ekonomimize önemli katkılar sağlayacağını düşünüyoruz. Fuarımızda 60 bin metrekare alanda 1000’in üzerinde markanın katılımıyla, 35 bin profesyoneli ağırlamayı hedefliyorduk fakat ETÜDER’in de katılımıyla fuarı büyütme kararı aldık. Fuarda binin üzerinde ziyaretçiyi ağırlayacağız” dedi.

0,38 düşerek 1 milyar 147 milyon dolar seviyelerine geldi. Uludağ Meyve Sebze Mamulleri İhracatçıları Birliği'nin (UMSMİB) temmuz ayı ihracatı ise yüzde 4,26 oranında azalarak 12 milyon 965 dolar oldu. UMSMİB'nin bu yılın ilk 7 aylık toplam ihracatı 88 milyon dolar olurken geriye dönük 12 aylık ihracatı ise 162 milyon 770 bin dolar seviyesinde gerçekleşti.

ihracatı yüzde 6,93 oranında artarak 322 milyon 833 bin dolar olarak gerçekleşti. Birliğin geriye dönük 12 aylık ihracatı ise yüzde 3,55 artarak 527 milyon 515 bin dolar oldu. Temmuz ayında 22 milyon 816 bin dolarlık ihracat gerçekleştiren Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliğinin (UYMSİB) 7 aylık ihracatı 68 milyon 858 bin dolar olurken geriye dönük 12 aylık ihracatı ise 103 milyon 721 bin dolar olarak gerçekleşti. UİB üzerinden ihracat kaydı yapılan ve "diğer" başlığı altında listelenen sektörlerin ihracatı ise Temmuz ayında bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 23,87 artışla 127 milyon 364 bin dolar olarak açıklandı.

MARMARA

UİB'in Temmuz ihracatı 2,5 milyar dolar Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB) aracılığıyla Temmuz ayında yapılan ihracat 2,5 milyar dolar olarak gerçekleşti. UİB'den yapılan açıklamaya göre, UİB kanalıyla yapılan temmuz ayı ihracatı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 41 oranında artış göstererek 2 milyar 510 milyon dolar oldu. Bu yılın ilk 7 ayındaki toplam ihracatı yüzde 23,70 oranında artarak 17 milyar 203 milyon dolar olan UİB'in geriye dönük 12 aylık ihracatı ise 27 milyar 819 milyon dolar seviyelerinde gerçekleşti. Temmuz ayında da artışını sürdüren UİB, ihracatta 2017'nin ilk 7 ayında olumlu bir performans gösterdi. OİB Temmuz’da 2,2 milyar dolarlık ihracata imza attı Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliğinin (UTİB) Temmuz ayı ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13,87 artarak 84 milyon 923 bin dolar olarak gerçekleşti. UTİB'in 1 Ocak -31 Temmuz tarihleri arası ihracatı 678 milyon 637 bin dolar olurken geriye dönük 12 aylık ihracatı da yüzde 110

UHKİB'nin ihracatı yüzde 37 arttı Uludağ Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (UHKİB) ise Temmuz ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 37,69 artışla 47 milyon 605 bin dolar ihracata imza attı. UHKİB'in ilk 7 aylık


EİB mobil uygulaması devreye girdi destek hizmeti, üyelik borcu sorgulama ve online ödeme hizmeti, Birliklerimize sunulan evrakın takibini sağlayan evrak sorgulama ekranı hepsi bu uygulamanın içinde üyelerimizin hizmetinde. Ayrıca, bu uygulama, sadece üyelerimiz için değil, dış ticaret camiamızın tüm paydaşlarına yönelik hazırlandı. Mobil uygulamamız sayesinde, diğer İhracatçı Birlikleri üyeleri, Gümrük Müşavirleri, lojistik firmaları, dış ticarete ilgi duyan akademisyenler, öğrenciler ve iş insanları gibi dış ticaretin tüm bileşenleri ister yurt içinde ister yurtdışında olsunlar bu hizmetten faydalanabilecek."

Ege’den 195 ülkeye ihracat Türkiye’nin ihracatına yıllık 11 milyar dolarlık katkı sağlayan Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) üyesi 5 bin 700 ihracatçı, yılın ilk 6 ayında 195 ülkeye 5 milyar 545 milyon 808 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Egeli ihracatçılar, 2016 yılının ilk yarısına göre, 105 ülkeye ihracatlarını arttırma başarısı gösterdi. Irak’a ihracatta en yüksek artış Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller Sektörü ihracatında yaşandı. Ocak-Haziran 2017 döneminde Almanya, 644 milyon dolarlık ihracat tutarıyla Ege İhracatçı Birlikleri’nden (EİB) en fazla ihracat yapılan ülke olurken, ABD 440 milyon dolarlık dış satımla ikinci sırada yer aldı. ABD’ye ihracat, 2016 yılının ilk yarısına göre yüzde 9 artış gösterdi. EİB üyeleri 2017 yılının ilk yarısında İtalya’ya ise ihracatlarını yüzde 16 artırarak, 325 milyon dolardan,

378 milyon dolara çıkardı. Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) verilerinden yapılan derlemeye göre; EİB üyelerinin 2017 yılında en fazla ihracat yaptığı diğer ülkeler ise; İngiltere, İspanya, Hollanda, Fransa, Irak, Çin ve İran oldu. İspanya, Irak ve Çin’e ihracat arttı 2017 yılının ilk yarısında; Egeli ihracatçıların güçlü olduğu pazarlardan İspanya’ya yapılan ihracat yüzde 19’luk artışla 260 milyon dolardan 308 milyon dolara yükselirken, İspanya’ya ihracatta hazırgiyim ve konfeksiyon sektörü 131 milyon dolarlık tutarla öne çıktı. Irak’a yapılan ihracat yüzde 27’lik artışla 124 milyon dolardan 157 milyon dolara çıktı. Su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörü 67 milyon dolarlık ihracatla zirvede yer aldı.

Zeybekci: Ekonomi Bakanlığı Denizli ihracatının ikinci evidir Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci Denizli İhracatçı Birlikleri (DENİB) Başkanı Süleyman Kocasert ve DENİB Yönetim Kurulu Üyeleri’ni Ankara’da kabul etti. Söz konusu toplantı esnasında sadece Ege bölgesinin değil Türkiye’nin en önemli üretim ve ihracat üslerinden biri olan Denizli’deki işadamlarının küresel pazarlarda çok daha rekabetçi olabilmeleri, daha fazla ihracat yapabilmeleri ve daha yoğun istihdam sağlayabilmeleri için neler yapılabileceği konusunda görüş alışverişi yapıldı. Ticaretin şampiyonlar liginde kalıcı olmalıyız Toplantının açılış konuşmasında Zeybekci, hangi partiye gönül verirse versin Denizli’nin suyunu içen, havasını soluyan herkesin önceliğinin Denizli olması gerektiğini söyledi. Denizli’nin Türkiye siyasi hayatının bir numaralı masasında yer almaya devam etmesi için her zaman tek vücut olarak hareket edilmesi gerektiğini söyleyen Zeybekci, Türkiye’nin edilgen bir ekonomi olarak ancak 160-170 milyar dolar bandında ihracat yapabileceğini, bu rakamların ötesine geçebilmek için etken bir ekonomi olmak gerektiğini vurgulamıştır. Bu noktada Denizli’nin ihracatının da yapısal olarak değişmesinin gerekli olduğunu belirten Zeybekci, bugünün üretim mantığını ve ürün yapısını aynı şekilde devam ettirerek ne Denizli’nin ne de Türkiye’nin Ticaretin Şampiyonlar ligine çıkabileceğini söyledi. 111

EGE

Ege İhracatçı Birlikleri’nden yapılan açıklamaya göre, birlik üyelerine daha hızlı ve daha kaliteli hizmet verebilmek için mobil uygulamasını devreye soktu. EİB Koordinatör Başkanı Sabri Ünlütürk, uygulama sayesinde sunulan hizmetlere kullanıcıların tek bir platform üzerinden ulaşma şansı bulacaklarını belirterek, şunları kaydetti: "Daha önce web sitemiz üzerinden hizmete aldığımız ve üyelerimizden büyük ilgi gören canlı


BİRLİK / BÖLGELER

Akdeniz, hububat ihracatında lider

AKDENİZ

Akdeniz Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (AHBİB), sektör ihracatında ilk 6 aylık dönemindeki payını 104 milyon dolarlık ihracat artışıyla yüzde 18'e yükseltti. Sektörün Türkiye geneli ihracatı 2017 yılının ilk 6 ayında geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 1.5'lik artış ile 3.2 milyar dolar değerine ulaştı. Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB) hububat bakliyat yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü ihracatı ise aynı dönemde 599 milyon dolar değerinde gerçekleşti. Türkiye genelindeki yüzde 1.5'lik artışa karşın AHBİB yaklaşık

yüzde 21 ihracat artışı gösterdi. Böylece Akdenizli ihracatçı sektörde yer alan 6 ihracatçı birlikleri arasında lider oldu. AKİB Koordinatör Başkanı ve Akdeniz Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Arslan, AKİB'in hububat bakliyat yağlı tohumlar ve mamulleri sektörünün ihracatında sağlanan başarıdaki en büyük payın geçen yıla kıyasla 56 milyon dolarlık ihracat artışı yakalayan ve yılın ilk 5 ayında 48 ülkeye ihracatı yapılan bitkisel yağlar ürün grubuna ait olduğunu belirtti. Arslan, "2017 yılı Haziran dönemi

sektörel bazda ihracat rakamlarına göre; Türkiye Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri ihracatı 467,6 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Sektörün bu dönemde Türkiye toplam ihracatındaki payı ise yüzde 3,8. Ülkelere göre incelendiğinde, Haziran döneminde Irak 133,3 milyon dolarlık ihracat değeri ve yüzde 28,5'lik pay değeri ile ilk sırada yer almaktadır. Bunu yüzde 7 ve yüzde 4,3 pay değerleri ile Suriye ve Birleşmiş Milletler takip etmektedir" şeklinde konuştu.

BAİB e-fatura semineri düzenledi

Seyşeller heyeti Akdeniz'de

Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB), ihracatçı firmalara yönelik e-fatura uygulamasında gümrük ve maliye sürecindeki değişiklikler ve dikkat edilmesi gereken hususlara yönelik, ‘İhracatta E-Fatura Uygulamaları Semineri' düzenlendi. BAİB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ramazan Atılgan'ın başkanlığında düzenlenen seminere Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Risk Yönetimi ve Kontrol Genel Müdür Yardımcısı Rasim Kutlu ile Gelir İdaresi Grup Başkanı Abdullah Kiraz ve Elektronik Defter ve Belge Yönetim Müdürü Şahin Engin Uysal konuşmacı olarak katıldı.

Seyşeller Cumhuriyeti'nden gelen 3 kişilik heyet, yaş sebze meyve üretim, paketleme ve soğuk hava depolarında inceleme yaptı. Seyşeller'in Bitki Giriş-Çıkış Denetim ve Koruma Büroları uzmanları, Ankara'da Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yetkilileri ile görüşmeler yaptı. Heyet, Ankara'dan sonra Antalya, Mersin ve Adana şehirlerinde domates, salatalık, biber ve marul seralarını, sert çekirdekli meyveler, patlıcan, üzüm, nar, kiraz ve narenciye üretim alanlarını, paketleme, soğuk hava depo tesislerini ziyaret etti.

112

Kargo taşımacılığında hedef büyük Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB), THY Kargo yetkilileri ile birlikte ihraç ürünlerimizin havayolu taşımacılığıyla alıcılara ulaştırılması yönünde bir toplantı düzenledi. BAİB Yönetim Kurulu Üyesi Ali Demir'in başkanlık yaptığı toplantıda Turkish Cargo Antalya Bölge Müdürü Ebubekir Kuşak, THY Moskova Müdürü Mafail Deribaş, Vnukova Havaalanı Yönetim Kurulu Başdanışmanı Aleksandr Egorov ile ihracatçılar katıldı. Toplantıda THY uçakları ile başta Rusya olmak üzere yurtdışında 250 noktaya ihraç mallarının seri bir şekilde taşınabileceği aktarıldı.


Ekonomi Bakanlığı Güneydoğu'da 'destek ve teşvikleri' anlattı Ekonomi Bakanlığının başlattığı uygulamadan büyük memnuniyet duyduklarını belirten Çıkmaz, "Ekonomi Bakanımız Nihat Zeybekci'nin talimatıyla bakanlık bürokratları ihracatçı firmaları ziyaret ederek onların her türlü sorununu ve ihracatta karşılaştıkları güçlükleri yerinde inceliyor. Bu kapsamda şu ana kadarki en kapsamlı ve en organize ziyaretler Güneydoğu Anadolu Bölgesinde

Güneydoğu'dan ihracat arttı Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri (GAİB) Koordinatör Başkanı Abdülkadir Çıkmaz, bu yılın 7 ayında yapılan ihracatın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3 arttığını bildirdi. Çıkmaz, Temmuz ayı ihracat verilerine ilişkin yazılı açıklamasında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3'lük artışla 4 milyar 525 milyon 807 bin dolarlık ihracatın kayda alındığını belirtti. Aynı dönemde, diğer ihracatçı birlikleri adına 231 milyon 251 bin dolarlık ihracat kaydı alındığını kaydeden GAİB Koordinatör Başkanı Çıkmaz, "Böylece birliğimiz ihracat kayıt işlem hacmi yüzde 1,6'lık artışla 4 milyar 757 milyon 58 bin dolar oldu." ifadesini kullandı. Bölge ihracatında Ortadoğu ülkelerinin öne çıktığını vurgulayan Çıkmaz, şöyle devam etti: "Bölgemiz ihracatında Ortadoğu ülkeleri yüzde 54,2 payla ilk sırada yer

almaktadır. AB ülkeleri yüzde 18,3 ile ikinci ve Afrika ülkeleri yüzde 10,6 payla üçüncü sırada bulunmaktadır. 184 ülkeye ihracat gerçekleştirildi ve bu ülkelerden Irak, ABD, Suriye, Suudi Arabistan, İran, İtalya, Almanya, İngiltere, İsrail ve Belçika bölge ihracatında ilk sıralarda yer alan ülkelerdir." İhracatta öne çıkan ürünlere işaret eden Çıkmaz, halı, kumaşlar, iplikler, değirmencilik ürünleri, pastacılık ürünleri, plastikler ve mamulleri, bitkisel yağlar, demir çelik mamulleri, dış giyimle diğer gıda müstahzarlarının bölgeden en çok ihracatı gerçekleştirilen ürünler olduğunu kaydetti. Çıkmaz, "bölgenin lokomotifi" olarak tanımladığı Gaziantep'in bu yılın OcakTemmuz döneminde 3 milyar 662 milyon 543 bin dolarlık ihracatla Türkiye'nin en çok ihracat yapan 5'inci ili konumundaki yerini koruduğunu belirtti.

gerçekleştirildi." Çıkmaz, firmaların ihracat, ithalat, yatırım teşvikleri, serbest bölgeler ve ürün güvenliği denetimi konularında bilgilendirildiklerini belirterek, şu ifadeleri kullandı: "Bizler için çok verimli bir çalışma oldu. Birlik ve beraberlik içerisinde devletvatandaş iş birliğinin sağlanması elbette birçok konuda olduğu gibi üretim, istihdam ve ihracatımızın arttırılması için de önemli bir gelişme."

Temmuz ayı ihracatı yüz güldürdü Doğu Anadolu İhracatçılar Birliğinin (DAİB) sorumluluk alanındaki 17 ilde, Temmuz ayında 140 milyon 668 bin dolarlık ihracat yapıldı. Bu yılın Ocak-Temmuz döneminde, DAİB'in Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki sorumluluk alanında yer alan 17 ilden 171 ülkeye ihracat gerçekleştirildi. Geçen yıl Temmuz ayında 112 milyon 686 bin dolarlık ihracat yapan DAİB, 2017'nin Temmuz ayında 140 milyon 668 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdi. DAİB'in sorumluluk alanında bu yıl OcakTemmuz döneminde yapılan ihracat, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 25 arttı. Birliğin bu yıl ki ihracatında ilk sırayı Irak alırken, bu ülkeyi İran takip etti. 113

DOĞU & G. DOĞU ANADOLU

Ekonomi Bakanlığı, 100'ün üzerinde bürokratla Gaziantep, Kilis, Adıyaman, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'daki 250 ihracatçı firmayla buluştu. Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri (GAİB) Koordinatör Başkanı Abdulkadir Çıkmaz, birlik ve beraberlik içerisinde devlet-vatandaş iş birliğinin sağlanmasının birçok konuda olduğu gibi üretim, istihdam ve ihracatın artırılması için de önemli bir gelişme olduğunu belirtti. GAİB'ten yapılan açıklamaya göre, Ekonomi Bakanlığı'ndan 100'ün üzerinde bürokrat, Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri'nin ev sahipliğinde devlet teşvikleri ve desteklerinde bilinmeyenler ve yeni uygulamaları anlatmak üzere Gaziantep, Kilis, Adıyaman, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'daki 250 ihracatçı firmayı yerlerinde ziyaret etti, sahada ihracatçılarla buluştu. GAİB Koordinatör Başkanı Abdulkadir Çıkmaz, Ekonomi Bakanlığı'nın, hizmeti ihracatçının ayağına getirdiğini, uygulama sonucu olumlu gelişmelerin yaşanacağını aktardı.


BİRLİK / BÖLGELER

KARADENİZ

Trabzon, Rusya'ya ihracatta Doğu Karadeniz'in lideri Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği (DKİB) verilerinden yapılan derlemeye göre, yöreden yılın ilk 6 ayında Rusya Federasyonu'na 113 bin 374 tonluk ihracat gerçekleştirilerek karşılığında 70 milyon 445 bin 648 dolar gelir sağlandı. Söz konusu ihracatın 111 bin 750 tonu Trabzon'dan yapılırken, elde edilen gelir 66 milyon 469 bin 133 dolar oldu. Rusya

Federasyonu'na ihracatta bir önceki yılın aynı dönemine göre miktar bazında yüzde 245, değer bazında ise yüzde 143 artış yakalayan Trabzon, yüzde 95'ini karşıladığı bölge ihracatında lider konumda yer aldı. Trabzon ihracatında ürün sıralamasında 61 milyon 941 bin 298 dolarlık ihracatla yaş meyve sebze ilk sırayı alırken, bunu 2 milyon 942 bin 138 dolarla fındık ve mamulleri, 486

222 bin 713 ton iç fındık ihraç edildi

15 ülkeden 97 akademisyen fındık için Samsun'da buluştu

Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (KFMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Edip Sevinç, 1 Eylül 2016 - 31 Temmuz 2017 arasında 222 bin 713 ton iç fındık ihraç edilerek karşılığında 1 milyar 789 milyon 355 bin dolar kazanç sağlandığını söyledi. Sevinç, 2016-2017 fındık ihracat sezonunda 11 ayın geride kaldığını belirtti. Türkiye'den 1 Eylül 2016-31 Temmuz 2017 arasında 222 bin 713 ton iç fındık ihraç edildiğini ifade eden Sevinç, "Bunun karşılığında 1 milyar 789 milyon 355 bin dolar kazanç sağlandı. Veriler, geçen sezona göre miktarda yüzde 5,1, değer bazında ise yüzde 17,1 azalış olduğunu gösteriyor" dedi. Sevinç, geçen sezonun aynı döneminde 234 bin 661 ton iç fındık ihracatı gerçekleştiğini, karşılığında ise 2 milyar 158 milyon 426 bin dolar gelir elde edildiğini kaydetti. Sevinç, fındık ihracatının büyük kısmının önceki yıllarda olduğu gibi AB ülkelerine yapıldığına işaret etti.

Dünyada dört yılda bir yapılan "Uluslararası Fındık Kongresi"nin dokuzuncusu Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümünün ev sahipliğinde Samsun'da başladı. Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı İlyas Edip Sevinç, Türkiye'den 110 ülkeye fındık ihraç edildiğini belirterek, "Hala daha yüzde 40-45 işlenmiş fındık ihraç edebiliyoruz. Bunu yüzde 70'lere ulaştırdığımız takdirde hem iç tüketimimizde hem ihracatımızda fındığı önemli bir katma değer sağlayacak ürün olarak göreceğiz" dedi. OMÜ Atatürk Kültür Merkezi'nde 19 Ağustos tarihinde sona eren kongreye Amerika, İtalya, Çin, Gürcistan, Şili, Ukrayna, Fransa, İngiltere gibi fındık üretimi

114

bin 764 dolarla çimento, cam seramik ve toprak ürünleri izledi. Trabzon dış ticarette ön planda Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği (DKİB) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Hamdi Gürdoğan, Rusya Federasyonu ile ilişkilerin düzelmesinin akabinde ihracatın da yükseliş trendine geçtiğini söyledi. Trabzon’un bölgede ihracat yapılan iller arasında ilk sırada yer aldığına işaret eden Gürdoğan, Trabzon'un dış ticarette ön planda olduğunu dile getirdi. Gürdoğan, kentin ihracat potansiyelinin de giderek artığına dikkati çekerek, "Bölgeden Rusya Federasyonu'na yapılan ihracatın yüzde 95'lik kısmı tek başına Trabzon tarafından gerçekleştirildi. Trabzon, Türkiye geneli Rusya'ya yapılan ihracatta da 4'üncü il performansını sürdürdü" dedi.

yapan 15 ülkeden 97 akademisyen katıldı. Kongrenin açılışında konuşan Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Sevinç, Türkiye'nin geleneksel ihraç ürünleri arasında fındığın en ön sırayı aldığını söyledi. Fındığın diğer tarım ürünlerine göre en fazla ihracat girdisi sağlayan ürün olduğuna işaret eden Sevinç, "Türkiye'de toplam 400 bin aile, dolaylı olarak 3 milyon insanın gelir sağladığı üründür fındık. Hiçbir ithal girdisi olmayan tamamen milli ürünümüz olması, ihracatıyla ilgili gelirinin tamamının ülkemizde kaldığı çok değerli bir ürünümüz" diye konuştu. Sevinç, Türkiye'de üretilen fındığın özellikle Avrupa başta olmak üzere dünyanın her tarafına gönderildiğini ifade etti.


TEMMUZ 2017 İTİBARIYLA GÜNDEM KAPAK GÜNDEM İHRACAT RAKAMLARI TÜRKİYE İHRACATI

● Son 12 aylık dönemde ihracat yüzde 7,5 artışla 150 milyar 22 milyon dolar olarak kayda geçti. ● Temmuz ayı ihracatı miktar bazında yüzde 17,7 artarken, ilk yedi ayda yüzde 12,8 artış gösterdi. ● İlk yedi ayda ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10,7 artışla 88 milyar 926 milyon dolar oldu.

İhracat pazarları bazında, 173 ülke ve bölgeye ihracat artarken, 54 ülke ve bölgeye ise geriledi.

YÜZDE %31,2 ARTIŞLA

11.473.658.000

DOLAR OLARAK GERÇEKLEŞTİ

1,2

775

303

TEMMUZ AYINDA İHRACAT

MİLYON DOLAR İNGİLTERE

MİLYAR DOLAR ALMANYA

MİLYON DOLAR HOLLANDA

524

624

MİLYON DOLAR FRANSA

MİLYON DOLAR ABD

562

MİLYON DOLAR İSPANYA

255

651

MİLYON DOLAR İTALYA

MİLYON DOLAR İSRAİL

634

MİLYON DOLAR IRAK

280

MİLYON DOLAR BAE

ANA ÜRETİM GRUPLARININ İHRACATTAN ALDIĞI PAY

Madencilik %3,4

Tarım %12,8

Sanayi %83,8

İLLERE GÖRE TEMMUZ AYI İHRACAT DAĞILIMI

4,9

MİLYAR DOLAR

İSTANBUL

965

MİLYON DOLAR

KOCAELİ

1,16

MİLYAR DOLAR

BURSA

663

MİLYON DOLAR

İZMİR

ANA ÜRETİM GRUPLARININ TEMMUZ AYI İHRACATINDAN ALDIĞI PAY Sektör bazında Temmuz ayında en fazla ihracatı 2 milyar 434 milyon dolarla otomotiv sektörü gerçekleştirdi. Bu sektörü 1 milyar 483 milyon dolarla hazır giyim ve konfeksiyon ile 1 milyar 190 milyon dolarla kimyevi maddeler sektörleri takip etti.

350,1

Hayvansal ürünler

%3,1

Ağaç ve orman ürünleri

MİLYON DOLAR

183,2

MİLYON DOLAR

%1,6

Tarıma dayalı işlenmiş ürünler

889,4

MİLYON DOLAR

%7,8

Bitkisel ürünler

Kimyevi maddeler ve mamulleri

1,19

MİLYAR DOLAR

%10,4

Sanayi mamulleri

940

MİLYAR DOLAR

%8,2

7,53

MİLYAR DOLAR

%65,7

461

MİLYON DOLAR

SAKARYA

529

MİLYON DOLAR

ANKARA

303

MİLYON DOLAR

MANİSA

246

DENİZLİ

482

MİLYON DOLAR

GAZİANTEP

170

MİLYON DOLAR

HATAY

BİTLİS

%892,65

MİLYON DOLAR

84 116

İHRACATI EN FAZLA ARTAN İL İhracatını Temmuz ayında en çok artıran ilk 10 il arasında Bitlis %892,65 ile birinci oldu.


TEMMUZ 2017 İHRACAT RAKAMLARI SEKTÖREL BAZDA RAKAMLAR -1000 $ TEMMUZ

SEKTÖRLER

SON 12 AY

2016

2017

Değişim

2016 - 2017

Değişim

Pay(16) (%)

I. TARIM

1.204.893

1.473.312

22,3

12,8

20.165.065

20.692.090

2,6

13,8

A. BİTKİSEL ÜRÜNLER

800.248

939.871

17,4

8,2

14.351.743

14.337.623

-0,1

9,6

Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri

385.329

430.764

11,8

3,8

6.189.812

6.455.370

4,3

4,3

Yaş Meyve ve Sebze

86.563

120.805

39,6

1,1

1.970.932

2.073.502

5,2

1,4

Meyve Sebze Mamulleri

86.425

114.110

32,0

1,0

1.311.994

1.383.584

5,5

0,9

Kuru Meyve ve Mamulleri

54.464

62.945

15,6

0,5

1.335.199

1.281.113

-4,1

0,9

Fındık ve Mamulleri

112.831

125.942

11,6

1,1

2.285.873

1.918.312

-16,1

1,3

Zeytin ve Zeytinyağı

7.864

18.018

129,1

0,2

166.802

275.400

65,1

0,2

Tütün

63.428

63.702

0,4

0,6

1.007.525

870.222

-13,6

0,6

Süs Bitkileri ve Mamulleri

3.344

3.584

7,2

0,0

83.604

80.121

-4,2

0,1

131.761

183.270

39,1

1,6

1.755.562

2.109.514

20,2

1,4

131.761

183.270

39,1

1,6

1.755.562

2.109.514

20,2

1,4

272.884

350.171

28,3

3,1

4.057.761

4.244.953

4,6

2,8

272.884

350.171

28,3

3,1

4.057.761

4.244.953

4,6

2,8

II. SANAYİ

7.266.071

9.613.896

32,3

83,8

106.524.812

115.386.196

8,3

76,9

A. TARIMA DAYALI İŞLENMİŞ ÜRÜNLER

721.288

889.404

23,3

7,8

11.197.877

11.399.661

1,8

7,6

Tekstil ve Hammaddeleri

517.401

604.871

16,9

5,3

7.847.809

7.933.701

1,1

5,3

Deri ve Deri Mamulleri

100.639

126.148

25,3

1,1

1.404.917

1.450.840

3,3

1,0

Halı

103.248

158.385

53,4

1,4

1.945.151

2.015.120

3,6

1,3

960.854

1.190.293

23,9

10,4

14.096.789

15.082.665

7,0

10,1

C. SANAYİ MAMULLERİ

5.583.929

7.534.199

34,9

65,7

81.230.146

88.903.871

9,4

59,3

Hazırgiyim ve Konfeksiyon

1.246.141

1.482.981

19,0

12,9

17.266.595

16.679.257

-3,4

11,1

Otomotiv Endüstrisi

1.724.587

2.433.838

41,1

21,2

22.478.520

27.218.145

21,1

18,1

Gemi ve Yat

22.687

90.805

300,2

0,8

831.871

1.317.649

58,4

0,9

Elektrik Elektronik ve Hizmet

627.925

809.881

29,0

7,1

10.153.443

9.956.894

-1,9

6,6

Makine ve Aksamları

351.488

475.703

35,3

4,1

5.378.839

5.558.117

3,3

3,7

Demir ve Demir Dışı Metaller

408.612

533.440

30,5

4,6

6.004.371

6.306.576

5,0

4,2

Çelik

603.973

799.373

32,4

7,0

8.796.981

10.631.585

20,9

7,1

Çimento Cam Seramik ve Toprak Ürünleri

180.024

218.422

21,3

1,9

2.695.791

2.616.687

-2,9

1,7

Mücevher

90.793

265.869

192,8

2,3

2.268.700

3.214.516

41,7

2,1

Savunma ve Havacılık Sanayii

97.285

111.634

14,7

1,0

1.740.358

1.671.548

-4,0

1,1

İklimlendirme Sanayii

225.691

304.827

35,1

2,7

3.516.270

3.631.126

3,3

2,4

Diğer Sanayi Ürünleri

4.723

7.428

57,3

0,1

98.407

101.771

3,4

0,1

271.363

386.450

42,4

3,4

3.575.428

4.421.871

23,7

2,9

8.742.327

11.473.658

31,2

100,0

130.265.304

140.500.157

7,9

93,7

9.337.057

9.522.113

2,0

6,3

139.602.361

150.022.270

7,5

100,0

B. HAYVANSAL ÜRÜNLER Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller C. AĞAÇ VE ORMAN ÜRÜNLERİ Mobilya,Kağıt ve Orman Ürünleri

B. KİMYEVİ MADDELER VE MAM.

III. MADENCİLİK T O P L A M (TİM*) İhracatçı Birlikleri Kaydından Muaf İhracat T O P L A M (TİM+TUİK*)

Pay(16) (%) 2015 - 2016

117


GÖSTERGELER Temmuz ayı en fazla ihracat yapılan ilk 10 ülke (1000$) ÜLKE (Bin$) ALMANYA İNGİLTERE İTALYA IRAK ABD İSPANYA FRANSA HOLLANDA BAE İSRAİL

2016 940.846,38 566.026,96 509.298,65 407.256,65 420.396,54 349.525,83 418.651,65 282.026,89 195.055,04 187.706,20

2017 1.205.655,91 775.405,07 651.171,55 634.363,22 623.569,38 561.815,70 524.022,64 302.763,44 279.908,24 255.491,50

Temmuz ayı en yüksek ihracat artışı yaşanan ilk 10 ülke (1000$) Değ. % 28,15 36,99 27,86 55,76 48,33 60,74 25,17 7,35 43,50 36,11

ÜLKE (Bin$) İZLANDA HAİTİ PANAMA SOMALİ KATAR ETİYOPYA SENEGAL HIRVATİSTAN ARJANTİN YENİ ZELANDA

2016 3.847.011,13 896.619,22 770.060,37 530.576,84 401.226,50 370.073,29 167.724,73 237.307,63 199.589,75 100.469,51

2017 4.899.335,55 1.163.411,06 964.678,21 663.474,22 529.357,13 481.563,14 461.021,96 303.479,08 245.673,27 169.532,75

Değ. % 27,35 29,76 25,27 25,05 31,93 30,13 174,87 27,88 23,09 68,74

En fazla ihracat yapılan ilk 10 ülke sıralamasında Temmuz ayında Almanya lider oldu. Temmuz’da Almanya’ya yapılan ihracat 1milyar 205 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Temmuz ayında en fazla ihracat yapan ilk 10 sektörden ihracatını en çok artıran gemi ve yat, mücevher ile zeytin ve zeytinyağı sektörleri oldu.

118

Değ. % 1760,53 1175,34 221,49 177,49 171,23 140,16 139,72 103,67 101,66 100,72

ÜLKE (Bin$) BİTLİS YALOVA MUŞ HAKKÂRİ SAKARYA ERZİNCAN BARTIN AKSARAY ORDU BATMAN

2016 40,33 2.244,41 21,05 1.118,54 167.724,73 279,16 798,64 5.020,81 10.469,23 1.274,79

2017 400,30 21.207,57 77,67 3.825,14 461.021,96 709,13 1.993,45 10.402,54 19.865,22 2.302,26

Değ. % 892,65 844,90 269,01 241,97 174,87 154,02 149,60 107,19 89,75 80,60

Temmuz ayında en çok ihracat artışı yaşanan ülke ise İzlanda oldu. Temmuz’da İzlanda’ya gerçekleşen ihracat yüzde 1760,53 oranında yükseldi.

Temmuz ayı en yüksek ihracat artışı yaşanan ilk 10 sektör (1000$)

Temmuz ayı en fazla ihracat yapan ilk 10 sektör (1000$) ÜLKE (Bin$) 2016 2017 OTOMOTİV ENDÜSTRİSİ 1.724.587,26 2.433.837,71 HAZIRGİYİM VE KONFEKSİYON 1.246.140,72 1.482.980,73 KİMYEVİ MADDELER VE MAMULLER 960.854,42 1.190.293,26 ELEKTRİK ELEKTRONİK VE HİZMET 627.924,96 809.881,43 ÇELİK 603.972,51 799.372,68 TEKSTİL VE HAMMADDELERİ 517.401,24 604.871,31 DEMİR VE DEMİR DIŞI METALLER 408.611,74 533.439,52 MAKİNE VE AKSAMLARI 351.487,94 475.702,58 YAĞLI TOHUMLAR VE MAMULLERİ 385.329,33 430.764,07 MADENCİLİK ÜRÜNLERİ 271.362,80 386.449,84

2017 20.762,09 20.829,64 13.918,31 14.791,91 48.119,26 43.187,15 20.481,71 31.564,26 12.459,23 10.153,90

Temmuz ayı en yüksek ihracat artışı yaşanan ilk 10 il (1000$)

Temmuz ayı en fazla ihracat yapan ilk 10 il (1000$) ÜLKE (Bin$) İSTANBUL BURSA KOCAELİ İZMİR ANKARA GAZİANTEP SAKARYA MANİSA DENİZLİ HATAY

2016 1.115,92 1.633,27 4.329,29 5.330,68 17.740,93 17.982,39 8.544,02 15.497,53 6.178,20 5.058,76

Değ. % 41,13 19,01 23,88 28,98 32,35 16,91 30,55 35,34 11,79 42,41

ÜLKE (Bin$) GEMİ VE YAT MÜCEVHER ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI DİĞER SAN. ÜR. HALI MADENCİLİK ÜRÜNLERİ OTOMOTİV ENDÜSTRİSİ YAŞ MEYVE VE SEBZE SU ÜRÜNLERİ HAYV. MAM. MAKİNE VE AKSAMLARI

2016 2017 22.687,39 90.804,69 90.793,00 265.868,81 7.864,17 18.018,11 4.723,13 7.428,09 103.247,81 158.384,63 271.362,80 386.449,84 1.724.587,26 2.433.837,71 86.562,88 120.804,96 131.760,61 183.270,49 351.487,94 475.702,58

Değ. % 300,24 192,83 129,12 57,27 53,40 42,41 41,13 39,56 39,09 35,34

İhracatı Temmuz ayında 1 milyar doları aşan sektörler otomotiv, hazır giyim ve konfeksiyon ile kimyevi maddeler ve mamulleri sektörleri oldu.


İHRACATÇI BİRLİKLERİ GENEL SEKRETERLİKLERİ BAZINDA İHRACAT RAKAMLARI (1000 $) TEMMUZ

2016

2017

İMMİB

2.201.614

3.088.519

UİB

1.786.870

2.510.669

İTKİB

1.333.957

OAİB

SON 12 AY

Değişim (%)

Pay (%)

2015 - 2016

2016 - 2017 Değişim (%)

26,9

34.963.008

38.133.817

9,1

27,1

40,5

21,9

23.352.778

27.819.735

19,1

19,8

1.564.295

17,3

13,6

18.512.107

18.205.009

-1,7

13,0

717.672

915.629

27,6

8,0

10.986.226

11.352.388

3,3

8,1

AKİB

662.128

776.664

17,3

6,8

10.083.418

11.313.457

12,2

8,1

EİB

763.735

928.536

21,6

8,1

10.606.733

11.145.247

5,1

7,9

GAİB

467.231

592.802

26,9

5,2

8.054.970

7.903.831

-1,9

5,6

İİB

351.562

480.614

36,7

4,2

5.899.975

6.654.064

12,8

4,7

DENİB

142.855

198.616

39,0

1,7

2.111.836

2.313.180

9,5

1,6

DAİB

112.687

140.669

24,8

1,2

1.874.178

1.865.328

-0,5

1,3

BAİB

89.721

123.083

37,2

1,1

1.373.215

1.607.808

17,1

1,1

KİB

66.235

93.348

40,9

0,8

1.679.574

1.266.457

-24,6

0,9

DKİB

46.060

60.213

30,7

0,5

767.286

919.835

19,9

0,7

TOPLAM

8.742.327

11.473.658

31,2

100

7,9

100

40,3

Temmuz ayında İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterlikleri’nin sergilediği performansta KİB yüzde 40,9 ihracat artışı ile dikkat çekiyor.

İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterlikleri arasında Temmuz ayında İMMİB’in ihracattaki payı yüzde 26,9 olarak gerçekleşti.

Temmuz ayı en yüksek ihracat artışı yaşanan ilk 10 ülke grubu (1000$)

Temmuz ayı en fazla ihracat yapılan ilk 10 ülke grubu (1000$) ÜLKE GRUP(Bin$) Avrupa Birliği Ülkeleri Ortadoğu Ülkeleri Afrika Ülkeleri Bağımsız Devletler Topluluğu Kuzey Amerika Serbest Ticaret Diğer Asya Ülkeleri Diğer Afrika Ülkeleri Diğer Amerikan Ülkeleri Uzakdoğu Ülkeleri Serbest Bölgeler

2016 4.539.235,89 1.467.957,99 715.412,39 567.266,57 500.429,69 280.327,18 258.578,34 111.582,33 128.358,99 119.095,04

2017 5.861.486,41 1.965.295,30 820.969,13 817.604,18 731.159,32 377.358,92 351.797,26 164.640,72 160.602,38 149.526,58

Ülke grubu bazında AB'ye ihracat, Temmuz ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 29,1 artarken, AB'nin toplam ihracattaki payı yüzde 51,1 olarak gerçekleşti.

130.265.304 140.500.157

Pay (%)

Değ. % 29,13 33,88 14,75 44,13 46,11 34,61 36,05 47,55 25,12 25,55

ÜLKE GRUP(Bin$) Diğer Amerikan Ülkeleri Kuzey Amerika Serbest Ticaret Bağımsız Devletler Topluluğu Okyanusya Ülkeleri Diğer Avrupa Ülkeleri Diğer Asya Ülkeleri Ortadoğu Ülkeleri Avrupa Birliği̇ Ülkeleri Serbest Bölgeler Uzakdoğu Ülkeleri

2016 2017 111.582,33 164.640,72 500.429,69 731.159,32 567.266,57 817.604,18 50.411,41 71.839,10 258.578,34 351.797,26 280.327,18 377.358,92 1.467.957,99 1.965.295,30 4.539.235,89 5.861.486,41 119.095,04 149.526,58 128.358,99 160.602,38

Değ. % 47,55 46,11 44,13 42,51 36,05 34,61 33,88 29,13 25,55 25,12

Temmuz ayında Kuzey Amerika'ya ihracat yüzde 46,1; Ortadoğu'ya yüzde 33,9; Bağımsız Devletler Topluluğu ülkelerine yüzde 44,1; Uzakdoğu'ya ise yüzde 25,1 arttı. İlk yedi ayda ihracat AB'ye 4,3 milyar dolar artış kaydetti.

KAYNAK: TİM 119


ADRES DIŞ TİCARET KOMPLEKSİ ÇOBAN ÇEŞME MEVKİİ SANAYİ CAD. B-BLOK K:9 YENİBOSNA / İSTANBUL TEL: 0 212 454 04 90 - 91 FAKS: 0 212 454 04 13 / 454 04 83 E-POSTA: tim@tim.org.tr WEB ADRESİ: www.tim.org.tr GENEL SEKRETER: DR. HALİL BADER ARSLAN GENEL SEKRETER YRD.: TAMER GÜNDOĞAN GENEL SEKRETER YRD.: MEDINE ATAY GENEL SEKRETER YRD.: CANER ÇOLAK GENEL SEKRETER YRD.: CİHAT GÖK AKDENİZ İHRACATÇI BİRLİKLERİ GENEL SEKRETERLİĞİ LİMONLUK MAH. VALİ HÜSEYİN AKSOY CAD. NO: 4 YENİŞEHİR/MERSİN TEL: 0 324 325 37 37 FAKS: 0 324 325 41 42 E-POSTA: akib@akib.org.tr WEB ADRESİ: www.akib.org.tr GENEL SEKRETER: İSMET YALÇIN GEN. SEK. YRD: CANAN AKTAN ERDOĞMUŞ BATI AKDENİZ İHRACATÇILAR BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ ASPENDOS BULVARI NO:221 07200/ANTALYA TEL: 0 242 311 80 00 FAKS: 0 242 311 79 00 E-POSTA: baib@baib.gov.tr WEB ADRESİ: www.baib.gov.tr GENEL SEKRETER: FİSUN PEKTAŞ DENİZLİ İHRACATÇILAR BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ ANKARA YOLU 10. KM. 246. SOKAK NO: 8 AKKALE/DENİZLİ TEL: 0 258 274 66 88 (PBX) FAKS: 0 258 274 72 22 - 62 E-POSTA: denib@denib.org.tr WEB ADRESİ: www.denib.org.tr GENEL SEKRETER: UĞUR DAYIOĞLU DOĞU ANADOLU İHRACATÇILAR BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ CUMHURİYET CAD. EREN İŞ MERKEZİ NO: 86 K: 4-5 / ERZURUM TEL: 0 442 214 11 85 (4 HAT) FAKS: 0 442 214 11 89 - 91 E-POSTA: daibarge@daib.org.tr WEB ADRESİ: www.daib.org.tr GENEL SEKRETER: MURAT KARAPINAR GENEL SEKRETER YRD: MELIH LEYLİOĞLU DOĞU KARADENİZ İHRACATÇILAR BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ PAZARKAPI MAH. SAHİL CAD. NO: 95, TRABZON TEL: 0 462 326 16 01 FAKS: 0 462 326 94 01 - 02 E-POSTA: dkib@dkib.org.tr WEB ADRESİ: www.dkib.org.tr GENEL SEKRETER: İDRİS ÇEVİK

120

EGE İHRACATÇI BİRLİKLERİ GENEL SEKRETERLİĞİ ATATÜRK CAD. NO:382 ALSANCAK İZMİR TEL: 0 232 488 60 00 FAKS: 0 232 488 61 00 E-POSTA: eib@egebirlik.org.tr WEB ADRESİ: www.egebirlik.org.tr GENEL SEKRETER: CUMHUR İŞBIRAKMAZ GENEL SEKRETER YRD: KEMAL COŞKUN GENEL SEKRETER YRD: ÇİĞDEM ÖNSAL GENEL SEKRETER YRD: NERGİS BÜYÜKKINACI

İSTANBUL TEKSTİL VE KONFEKSİYON İHRACATÇI BİRLİKLERİ GENEL SEKRETERLİĞİ DIŞ TİCARET KOMPLEKSİ B-BLOK ÇOBAN ÇEŞME MEVKİİ SANAYİ CAD. YENİBOSNA-BAHÇELİEVLER/ İSTANBUL TEL: 0 212 454 02 00 FAKS: 0 212 454 02 01 E-POSTA: info@itkib.org.tr WEB ADRESİ: www.itkib.org.tr GENEL SEKRETER: BEKİR ASLANER

GÜNEYDOĞU ANADOLU İHRACATÇI BİRLİKLERİ GENEL SEKRETERLİĞİ GAZİMUHTARPAŞA BULVARI MÜCAHİTLER MAH. 52012 NO'LU SK. NO: 6 27090 ŞEHİTKAMİL GAZİANTEP TEL: 0 342 211 05 00 (PBX) FAKS: 0 342 221 05 09-10 E-POSTA: gaibevrak@gaib.org.tr WEB ADRESİ: www.gaib.org.tr GENEL SEKRETER VEKILI: MİKAİL İRTEGÜN GENEL SEKRETER YRD: AYDIN KUTLU

KARADENİZ İHRACATÇI BİRLİKLERİ GENEL SEKRETERLİĞİ ATATÜRK BULVARI NO:19/E 28200 GİRESUN TEL: 0 454 216 24 26 FAKS: 0 454 216 48 42 E-POSTA: kib@kib.org.tr WEB ADRESİ: www.kib.org GENEL SEKRETER T.: BÜLENT CEBECİ

İSTANBUL İHRACATÇI BİRLİKLERİ GENEL SEKRETERLİĞİ DIŞ TİCARET KOMPLEKSİ C-BLOK ÇOBAN ÇEŞME MEVKİİ SANAYİ CAD. YENİBOSNA-BAHÇELİEVLER/ İSTANBUL TEL: 0 212 454 05 00 FAKS: 0 212 454 05 01 - 02 E-POSTA: iib@iib.org.tr WEB ADRESİ: www.iib.org.tr GENEL SEKRETER: İZZET SELÇUK ŞAĞBAN GENEL SEKRETER YRD: DOĞUŞ TOZANLI

ORTA ANADOLU İHRACATÇI BİRLİKLERİ GENEL SEKRETERLİĞİ CEYHUN ATUF KANSU CAD. NO: 120 BALGAT/ANKARA TEL: 0 312 447 27 40 (5 HAT) FAKS: 0 312 446 96 05 E-POSTA: oaibwebmaster@oaib.org.tr WEB ADRESİ: www.oaib.org.tr GENEL SEKRETER: ÖZKAN AYDIN

İSTANBUL MADEN VE METAL İHRACATÇI BİRLİKLERİ GENEL SEKRETERLİĞİ DIŞ TİCARET KOMPLEKSİ A-BLOK ÇOBAN ÇEŞME MEVKİİ SANAYİ CAD. YENİBOSNA-BAHÇELİEVLER/ İSTANBUL TEL: 0 212 454 00 00 FAKS: 0 212 454 00 01 E-POSTA: immib@immib.org.tr WEB ADRESİ: www.immib.org.tr GENEL SEKRETER: ARMAĞAN VURDU GENEL SEKRETER YRD: COŞKUN KIRLIOĞLU GENEL SEKRETER YRD: FATİH ÖZER

ULUDAĞ İHRACATÇI BİRLİKLERİ GENEL SEKRETERLİĞİ ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ 2. GELİŞİM SAHASI KAHVERENGİ CAD. NO: 11 16140 NİLÜFER/BURSA TEL: 0 224 219 10 00 FAKS: 0 224 219 10 90 E-POSTA: uludag@uib.org.tr WEB ADRESİ: www.uib.org.tr GENEL SEKRETER: MÜMİN KARACAKAYALILAR GENEL SEKRETER YRD: ÖZCAN KOLBAŞI GENEL SEKRETER YRD: TANSU SİNAĞ

TİMReport 151  
Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you