Page 1

sınıfsız sınırsız sömürüsüz bir dünya için

t o plu m s al e ş İ t l İ k

işçi bülteni temmuz 2013 /

3

H portekiz’de genel grev H akp’nin aile politikası:

3. sayfa

bir yastıkta sömürü

H

H

5. sayfa

brezilya’daki kitlesel protestolar ve devrimci önderlik krizi

6. sayfa

mısır’daki sarsıntılar dünya devriminde yeni döneme işaret ediyor

8. sayfa

akp’nin seçim yatırımı:

mısır ordusu islamcı cumhurbaşkanı mursi’yi devirdi JoHanneS STeRn ve alex lanTieR

M

ısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin ülke çapındaki dört günlük kitlesel gösterilerin ardından cumhurbaşkanlığından uzaklaştırılması, iktidarı, kendisini ülkenin egemenlerinin ekonomik çıkarlarını ve amerikan emperyalizminin jeopolitik hedeflerini savunmaya adamış olan askeri cuntanın eline verdi. nefret edilen Mursi yönetiminin devrilmesi bir kutlamaya yol açtı. Bu duygusallık ne denli samimi ve derinden hissediliyor olursa olsun, gerçek şu ki, Mursi’nin devrilmesi iktidara kitleleri değil ama orduyu getirmiştir. askeri yönetim, kitlesel gösterileri motive eden temel taleplerin(doğru dürüst bir iş, yaşanabilir ücretler, eğitim ve sosyal hizmetler ve demokratik haklar) hiçbirini karşılamayacaktır. ordu, her şeyden önemli olan bir amaçla müdahale etmiştir: Mısır işçi sınıfının yükselen siyasi hareketinin

torbadan çıkan kadro Rıza Kül

P

lan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülen 96.500 sözleşmeli personele (4/B’liler, belediye ve il özel idarelerinde sözleşmeli olarak çalışanlar, 4924 kapsamındaki sözleşmeliler) 4/a kadrosuna geçiş hakkı tanıyan torba yasa maddesinin kapsamı, 4 Temmuz’da gerçekleştirilen Meclis Genel Kurulu’nda genişletildi. Kadroya geçiş yolu açılan sözleşmeli sayısı, TRT, ÖSYM, SGK gibi kurumlarda çalışan “kurumsal sözleşmeli personel”in de dahil edilmesiyle, 100.000 olarak belirlendi. Her yıl yenilenen 11 ay 28 günlük sözleşmelerle, kötü koşullar altında yıllarca ve sürekli “geçici” personel statüsünde çalıştırılan 4/C’li emekçiler ise torba yasanın kapsamı dışında bırakıldılar. Herhangi bir değişiklik olmazsa torba yasanın tüm maddeleri Genel Kurul’da görüşüldükten sonra, Cumhurbaşkanı’nın onayına sunulacak ve yasa yürürlüğe girmiş olacak.

önüne geçmek ve onu ezmek. onun dün gece açıklamış olduğu koalisyon hükümeti, hiçbir şekilde, işçi sınıfının demokratik mücadelelerinin gerçek bir ifadesi değildir. Yeni yönetim yapısı, Hüsnü Mübarek’in uzun süreli yandaşlarını, çeşitli islamcı politikacıları ve aBD merkezli Uluslararası Para Fonu ile yakın ilişki içinde olan çeşitli liberal politikacıları kapsayan bir gerici güçler koalisyonudur. Bu kişilerin ve örgütlerin hiçbiri, kitlesel bir tabana ya da halkın desteklediği bir toplumsal programa sahip değil. askeri cuntanın önderi General abdülfettah Halil el Sisi, Müslüman Kardeşler’in televizyon kanallarının denetimini ele geçirdikten ve söylentilere göre Mursi’yi tutukladıktan sonra, anayasanın derhal askıya alınmasını ve bir “ulusal teknokratlar” hükümetinin kurulmasını içeren bir siyasi “yol haritası” açıkladı. “Teknokrat” kavramı, partizan sınıf çıkarlarının üzerinde siyasal olarak sayfa 2 Ü

AKP iktidarının torba yasaya dahil ettiği “kadro hakkı”, onun, kamuda varolan güvencesizleştirme - kuralsızlaştırma stratejisinden vazgeçtiği anlamına gelmemektedir

Kamuda dönüşüm sürecek Mevcut 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun, tüm baskıcı ve gerici içeriğine rağmen, aKP’nin kamuyu piyasa koşullarına dizginsiz teslim etme programına uygun olmadığı; siyasi iktidarın kamu emekçilerini güvencesiz-kuralsız-performansa dayalı bir çalışma düzenine mahkum etmek istediği biliniyor. Mevcut 657’nin “günün ihtiyaçlarını karşılamadığı” ve yeniden düzenlenmesi gerektiği, aKP kurmayları tarafından her fırsatta ifade edildi. aKP, 657 sayılı kanunu sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda dönüştürme planını tek bir hamlede değil ama adım adım gerçekleştiriyor; kamu alanında sözleşmeli, geçici, taşeron çalıştırmanın yaygınlaştırılması devam ediyor. Bilindiği gibi sözleşmeli personele kadroya geçiş hakkı tanınması, aKP’nin 2011 yılında da başvurduğu bir seçim hamlesiydi. Bu yüzden, aKP’nin 10 yılı aşkın süredir uyguladığı gerici - uluslararası sermaye yanlısı politikalara duyulan öfke-

nin büyüduğü bir dönemde ve yine bir seçim atmosferine girilmişken bu adımın atılması şaşırtıcı olmamıştır. Torba yasa ile birlikte, bir yandan kamu sektörünün piyasa koşullarına göre yeniden düzenlenmesi yolunda atılacak yeni adımlara zemin hazırlanırken, aynı zamanda sözleşmeli personele kadro hakkı tanınarak emekçilerin dikkatleri başka yöne çekiliyor. 4/C yine kapsam dışı aKP iktidarının torba yasaya dahil ettiği “kadro hakkı”, onun, kamuda varolan güvencesizleştirme-kuralsızlaştırma stratejisinden vazgeçtiği anlamına gelmemektedir. Sözleşmeli personel uygulaması devam etmekte (yeni alımlar yapılmakta), 4/C’li emekçiler yasa kapsamına dahi alınmamaktadır. Maliye Bakanı Mehmet Şimsek, kamuda “geçici” statü ile çalıştırılan 4/C’li emekçilerin kadroya geçirilmesinin “mali külsayfa 3 Ü


2

sınıfsız sınırsız sömürüsüz bir dünya için

toplums al eş İ t l İ k

Ü 1. sayfadan devam yansız uzmanlar imajını uyandırmak için, ağızdan ağza dolaşıyor. Gerçekte, “teknokrat” denilen insanlar, uluslararası bankaların “her derde deva “gerici düşünceleriyle eğitilmişlerdir. Hükümetin işçi sınıfı düşmanı karakteri, dün akşam “yol haritası”nı açıklayan el Sisi’nin yanında olan gericilerin listesi incelendiğinde açıkça ortaya çıkmaktadır. Bunlar arasında çok sayıda generalin yanı sıra, Kıptiler’in papası ıı. Tawadros, el azhar’ın Büyük imamı ahmed el Tayyib ile Ulusal Kurtuluş Cephesi’nin önderi ve eski BM görevlisi Muhammed el Baradey, aşırı sağcı el nur Partisi’nden Yunus Mahiyun ve Tamarod (isyan) koalisyonundan Mahmud Bedri vardı. Bu kişilerin her biri, yeni rejime Mısır’daki önemli siyasi ve dinsel kesimlerin hepsinden geniş destek olduğu izlenimi yaratmak için seçildi. ordu, anayasa Mahkemesi’nin başkanı adli Mansur’u cumhurbaşkanı olarak seçti; Muhammed el Baradey ise başbakan oldu. erken seçimler yapılacağına ilişkin muğlak vaatler söz konusu. Mansur, eski Mübarek rejimi ile uzun süreli bağlara sahip. Yıllarca Birleşmiş Milletler’de görevli olarak çalışmış olan el Baradey, aBD’nin ekonomi ve dış politika kuruluşlarıyla sıkı ilişki içinde. el Baradey, buğday ve akaryakıt gibi temel mallar üzerindeki sübvansiyonların kesilmesinden yana olan Uluslararası Para Fonu ile görüşmelerde hazırlanmış kemer sıkma önlemlerini destekliyor. Tamarod koalisyonu, askeri darbeye zemin oluşturan siyasi manevralarda önemli bir rol oynamıştır. Bu, baştan sona kapitalizm yanlısı bir siyasi harekettir.

işçi bülteni

temmuz 2013

Yıllarca Birleşmiş Milletler’de görevli olarak çalışmış olan El Baradey, ABD’nin ekonomi ve dış politika kuruluşlarıyla sıkı ilişki içinde. El Baradey, buğday ve akaryakıt gibi temel mallar üzerindeki sübvansiyonların kesilmesinden yana olan Uluslararası Para Fonu ile görüşmelerde hazırlanmış kemer sıkma önlemlerini destekliyor. nisan ayı sonunda Mursi’ye karşı imza toplama kampanyası olarak kurulan Tamarod, hızla, liberal, islamcı, sahte sol vb. bir dizi muhalefet partisinin yanı sıra Müslüman Kardeşler’e karşı çıkan eski Mübarek rejiminin kalıntılarının da toplanma merkezi haline geldi. onun destekleyicileri arasında, el Baradey’in Ulusal Kurtuluş Cephesi, Müslüman Kardeşler’in eski üyesi abdel Moneim aboul Fotouh, 6 nisan Gençlik Hareketi ve sahte solcu Devrimci Sosyalistler bulunuyor. Hareket, aynı zamanda, Mübarek’in son başbakanı General ahmed Şefik’ten de onay almıştı. aBD her ne kadar Mursi’yi desteklemiş ise de, obama yönetimi, rejimin kurtarılamayacağı açık hale geldiğinde Mısır ordusu ile görüşmelere başlamıştı. Mısır ordusu, aBD Genelkurmay Başkanı General Martin Dempsey ile yaşanan yoğun tartışmaların ardından darbe yaptı. aBD Başkanı Barack obama, dün akşam yaptığı bir açıklamada, “darbe” sözcüğünü kullanmamaya dikkat ederken, Mursi’nin düşürülmesine arka çıktı. orduya herhangi bir sınırlama getirmeyen bulanık bir dil kullanan obama, tepeden bakan bir şekilde, ordunun “otoriteyi, kapsamlı ve saydam bir süreç dolayımıyla, olabildiğince kısa süre içinde bütünüyle demokratik olarak seçilmiş sivil bir yönetime devretmek için hızlı ve sorumlu biçimde davranmasını” talep etti. Mısır’daki sahte sol grupların en tanınmışı olan Devrimci Sosyalistler, bir kez daha, söylemlerini burjuvazinin siyasi manevralarına uyarladılar. onlar, Şubat 2011’de, Mübarek’in devrilmesinin ardından iktidara gelen askeri cuntaya Mursi’nin ve Müslüman Kardeşler iktidarının bölgedeki en sıkı destekleyicilerinden biri AKP iktidarıydı.

arka çıkmışlardı. 2012’de, ordu giderek artan kitlesel muhalefet ile karşılaştığında, Devrimci Sosyalistler, Mursi’nin seçilmesini, devrimin zaferi olarak selamladılar. Şimdi, işçi sınıfı Mursi’ye ve Müslüman Kardeşler’e karşı harekete geçtiğinde, onlar, orduyu ve eski Mübarek rejiminin unsurlarını yeniden iktidara getirmek için darbenin safına geçtiler. Devrimci Sosyalistler’in gerici politikalarındaki tek kalıcı unsur, onların işçi sınıfının bağımsız bir siyasi hareketinin ortaya çıkmasına karşı olmalarıdır. onlar, Mısırlı etkili burjuva çevrelerle onların emperyalist destekleyicileri ile yakından bağlantılı olan üst orta sınıflar adına konuşmaktadırlar. Dünya Sosyalist Web Sayfası, işçi sınıfını, orduya ilişkin yanılsamalar konusunda uyarıyor. ordu, mali sermaye tarafından talep edilen politikaları uygulamaya çalışacaktır. ordu ile iktidardan uzaklaştırılmış Müslüman Kardeşler arasındaki çatışma, son tahlilde, egemen sınıfın çatışan hizipleri arasında gerçekleşmektedir. ordunun hazırlamakta olduğu baskının asıl hedefi işçi sınıfı olacaktır. işçi sınıfının ilerideki protesto eylemlerinin “ulusal çıkarlar”a zarar verdiği ve meşru olmadığı gerekçesiyle suçlanmasına zemin hazırlanmaktadır. Mısır’ı son iki yıldır sarsmakta olan devrimci krizin, işçi sınıfının, kent ve kır yoksullarını sosyalist ve anti-emperyalist bir program etrafında harekete geçirerek iktidara gelmesi dışında ilerici bir çözümü bulunmamaktadır. 4 Temmuz 2013 http://www.wsws.org/en/articles/ 2013/07/04/egyp-j04.html

H oku, okut

HHHH

www.wsws.org


sınıfsız sınırsız sömürüsüz bir dünya için

toplums al eş İ t l İ k

işçi bülteni

temmuz 2013

akp’nin seçim yatırımı:

torbadan çıkan kadro Ü 1. sayfadan devam fet” olacağını açıkça ilan etmiş; Çalışma Bakanı Faruk Çelik de, özelleştirmelerin devam ettiğini ve 4/C statüsüne önümüzdeki dönemde de ihtiyaç duyulacağını söylemişti. Yani torba yasaya eklenen “kadro hakkı”, kamuda genel olarak sürdürülen güvencesizleştirmeyi ortadan kaldırmamaktadır. Sendikaların tutumu Kamuda güvencesizleştirme sürecine kimi zaman açık destek vererek, kimi zaman ise sessizliğe bürünerek ortak olan sendikaların işçi düşmanı tavrı, torba yasa tartışmalarında bir kez daha açığa çıktı. Özellikle siyasi iktidarın kamu alanındaki temsilciliğini yapan MemurSen, iktidarla işbirliğini, her fırsatta 4/C’li emekçiler için hayaller pazarlayarak gizlemeye çalışıyordu. Kamu emekçilerinin mücadele örgütü olma iddiasındaki KeSK’in ve Kamu-Sen’in yasaya muhalefeti ise yazılı açıklamalardan ve göstemelik eylemlerden öteye gidememiştir. Öte yandan, torba yasada 4/C’li kamu çalışanlarının kadro beklentilerinin karşılanmaması onların iktidara olan öfkesini büyütmüştür. ama sendika bürokratlarının, kuralsızgüvencesiz-esnek çalışma biçimlerine karşı birleşik, kitlesel, militan bir mücadele örgütlemeye ne niyetleri var ne de böylesi bir beceriye sahipler. Dahası, onlar, her şeyden çok, işçi sınıfının ve emekçilerin sermayeyi-siyasi iktidarı doğrudan karşısına alacak mücadelelerinden korkmaktadırlar. Dolayısıyla, kazanılmış hakların korunması ve ileri taşınması için, aKP’nin dağıttığı kırıntılarla yetinmemek, sermayenin saldırı programının kapsamını görmek yetmiyor. aynı zamanda, mücadelenin önündeki başlıca engeller olan sendikaları da mahkum etmek gerekiyor. işçi sınıfının ve emekçilerin güvencesizleştirmeye-taşeronlaştırmaya karşı, yaşanabilir ücretlerle güvenceli iş talebi için sendikal sınırlılıkları aşan, uzun vadeli bir mücadele programına ihtiyaç vardır. Bu program, güvencesizliğin ve kuralsızlığın altında yatan kapitalizmi ve onun savunucusu siyasi iktidarları karşısına alan, sosyalist bir perspektif üzerinde yükselmeli; sendikalardan bağımsız, yeni türde militan taban örgütlenmelerinde cisimleşmelidir.

HHHH

3

portekiz’de genel grev PaUl MiTCHell

P

ortekiz’deki iki ana sendikal örgüt, Sosyalist Parti’nin (PS) çizgisindeki Genel işçi Sendikaları (UGT) ve Komünist Parti (PCP) ile bağlantılı Portekiz Genel işçi Konfederasyonu (CGTP), dün [27 Haziran] 24 saatlik bir genel grev düzenledi. Portekiz’de iki yıl önceki 78 milyar avroluk bir kurtarma paketi talebinden bu yana gerçekleşen dördüncü genel grev, Sosyal Demokrat (PSD) Başbakan Pedro Passos Coelho başkanlığındaki sağcı hükümetin gelecek ay yeni bir kemer sıkma paketini uygulamaya hazırlanması üzerine düzenlendi. 10,5 milyon nüfusa sahip olan ülkede, şimdiden 1,5 milyon kişi işsiz durumda ve bunların yarısından azı işsizlik yardımı alıyor. Gençler arasındaki resmi işsizlik oranı yüzde 42,5. Gün boyunca binlerce insan, başkent lizbon’u bir uçtan diğerine katederek, bir polis kordonu ile korunan parlamento binasına yürüdü. Göstericiler, “Yeter!”, “Hükümet istifa!” yazılı pankartlar taşıdı. aralarında, güneydeki oporto ile Faro’nun da bulunduğu başka kentlerde ve kasabalarda da gösteriler düzenlendi. Genel grev, özellikle ulaşım sektöründe, Çarşamba gecesi etkili olmaya başladı. Tren seferleri kesildi, başkentte metro ve gemi ulaşımı durdu. Çok az sayıda otobüs çalışırken, ulusal havayolu şirketi TaP’ın çok sayıda uçuşu iptal edildi. Birçok havaalanı da kapandı. idari merkezler, mahkemeler, postaneler, çöp toplama merkezleri ve sosyal tesisler dahil, çok sayıda merkezi ve yerel yönetim dairesi kapandı. Greve eğitim ve sağlık hizmetleri alanında çok büyük destek verilirken, Hemşireler Sendikası’nın greve desteğinin tüm ülkede yüzde 85 oranında olduğu bildirildi. ilk kez, devlete bağlı lusa haber ajansında çalışan gazeteciler, hizmeti durduracak şekilde iş bıraktılar. ajansın gönderdiği “müşterilere not” adlı telekste, “ajans lusa, genel grev nedeniyle, bugün saat 8:45’te hizmeti durdurmuştur. Koşullar uygun olduğunda, hizmete yeniden başlanacaktır” yazılıydı. işyeri konseyi sözcüsü Rui nunes, greve

Gün boyunca binlerce insan, başkent Lizbon’u bir uçtan diğerine katederek, bir polis kordonu ile korunan parlamento binasına yürüdü. Göstericiler, “Yeter!”, “Hükümet istifa!” yazılı pankartlar taşıdı. Aralarında, güneydeki Oporto ile Faro’nun da bulunduğu başka kentlerde ve kasabalarda da gösteriler düzenlendi. “çok büyük destek” olduğunu ve yalnızca “bir avuç” gazetecinin çalıştığını söyledi. nunes, ajansın yüzde 31 bütçe kesintisine maruz kaldığını ve bunun “24 kişinin işten çıkartılmasına ve ulusal ve uluslararası muhabirlerin durumunun kötüleşmesine yol açtığını” belirtti. Grevden, aralarında volkswagen’ın ülkenin en büyük ihracatçılarından biri olan autoeuropa otomobil fabrikasının da bulunduğu özel sektördeki şirketler de etkilendi. Portekiz’de ve tüm avrupa’da kemer sıkma önlemlerine karşı yaygın bir işçi sınıfı muhalefeti varken, sendikalar, iktidarları devirmek istemediklerini açığa vurdular. UGT Genel Sekreteri Carlos Silva, “bu grev, hükümete, halkın onun kemer sıkma politikalarından bıktığını göstermeyi amaçlamaktadır” dedi ve ekledi: “eğer hükümet bu çapta bir genel greve arka çıkmazsa, konumumuzu yeniden gözden geçirmek durumunda kalacağız.” Silva, UGT’nin “toplumsal diyaloğu ve müzakereyi” sürdürmek istediğini vurguladı. Sosyalist Parti ile bağlantılı olan UGT, önceki üç büyük genel grevden ikisinde yer almamış ve ücretleri geriletip çalışma ve yaşam koşullarını kötüleştiren reformlar konusunda hükümetle anlaşmıştı. Başkanlık ve Parlamenter işler Bakanı luis Marques Guedes, öğleyin, ümitsizlik içinde, “Hükümet, ülkenin ihtiyacı olan şeyin çalışmak olduğunu düşünüyor. Grev hakkını kullananlara saygılıyız ama çalışanlara da saygı duyuyoruz. Hükümetin, ülkedeki koşulları iyileştirmek için yaptığı şey budur.” dedi. sayfa 4 Ü


4

sınıfsız sınırsız sömürüsüz bir dünya için

toplums al eş İ t l İ k

işçi bülteni

temmuz 2013

portekiz’de genel grev Ü 3. sayfadan devam Passos Coelho’nun 2011’de iktidara geldikten sonra ifade ettiği iki yıllık “berbat” kemer sıkmanın ekonomik büyümeye yol açacağı iddiası çarpıcı bir biçimde boşa çıktı. Portekiz, 1970’lerden bu yana en uzun durgunluğuna saplanmış ve 2013’te daralmanın üçüncü yılına girmiş durumda: Portekiz, Batı avrupa’nın en yoksul ülkesi. ülkenin, 2012 yılında ilk kez 200 milyar avroyu geçen kamu borçları, gayrısafi yurtiçi hâsılanın yüzde 123,6’sı idi. Portekiz’in -devlet, hanehalkı, finansal ve finansal olmayan borçlarından oluşangenel borçları, 2012’de, gayrısafi yurtiçi hâsılanın yüzde 438,6’sına ulaşmıştı ki bu dünyadaki en yüksek oranlardan biridir. ülkenin ekonomisi, 2012 yılında, yüzde 5’lik hedefi aşarak, yüzde 6,4 oranında daraldı; onun, bu yıl yüzde 2,3 daralması öngörülüyor. Sert kesintilere ve daha önce tanık olunmadık vergi artışlarına rağmen, Passos Coelho, ülkesinin bütçe açığı hedefinin, ekonominin toparlanmaması durumunda, gelecek yıl üçüncü kez gevşek tutulmak zorunda olabileceğini söyledi. Hedefler, geçen yılki yüzde 6,4’ten, bu yıl gayrısafi yurtiçi hâsılanın yüzde 5,5’ine, 2014 için ise yüzde 4’üne indirildi. Passos Coelho, “Hükümet, makro ekonomik duruma uygun olarak, gerektiğinde bu hedeflerde bir değişiklik yapmakta tereddüt etmeyecektir” dedi. Portekiz’deki patron örgütleri de aynı sonuca varan benzeri açıklamalar yayımladı. Portekiz’e ilişkin güçsüz bütçe ve büyüme öngörüleri, onun ve irlanda’nın mevcut kurtarma borçları bittikten sonra daha fazla paraya ihtiyacı olacağına ilişkin spekülasyonlara da yol açtı. ülkenin 10 yıllık tahvil getirisi (faiz oranları) geçtiğimiz ay içinde yüzde 1’den fazla arttı. Societe Generale Sa’nın başuzmanı Ciaran o’Hagan, “Düşük bir borçlanma faizi, yalnızca yeni borç düzenlemeleri dolayımıyla sağlanabilecek gibi görünüyor” dedi ve ekledi: “Bugünkü piyasa getirileri, geçtiğimiz yıl boyunca keskin bir şekilde azalmasına rağmen, irlanda’nın ve Portekiz’in borç yüklerinin -herhangi bir büyümenin olmadığı koşullarda- sürmekte olan hızlı artışını önlemek için fazlasıyla yüksek.”

Uluslararası Para Fonu’nun Portekiz heyetinin başkanı abebe aemro Selassie, bu ayın başlarında, beklenenden daha derin bir durgunluğun ve daha yüksek bir işsizliğin “toplumsal ve siyasi gerilimleri şiddetlendirdiğini; dolayısıyla, hükümetlerin uyum politikalarını ve reformlarını sürdürme kararlılığını sınadığını” belirtti. Selassie, Portekiz’deki piyasa “parçalanması ve yüksek kredi faiz oranları” sorununun acilen çözülmesini talep etti. aemro Selassie, ülkenin, Doğrudan Parasal işlemler (oMT) mekanizmasından yararlanacak ilk ülke olabileceğini söyledi. oMT, avrupa Merkez Bankası’nın, küçük ve orta işletmelerin kredilere ulaşma koşullarını iyileştirmek için, devlet borçlarının yanı sıra ikinci el piyasa borçlarının (tahviller ve hisse senetleri) tamamını satın almasını sağlamak üzere geçen yıl oluşturuldu. Maliye Bakanı Manuel Rodrigues, kısa süre önce, “Biz, bu programa uygun olduğumuzu göstermek için çalışıyoruz” demişti. Rodrigues, aynı zamanda, “Bizim neyle uğraştığımızı anlatmak önemli. Biz, yapısal reformlar anlamında sessiz bir devrim sürdürüyorduk ve şimdi sonuçlarını gösteriyoruz.” dedi. Bu “sessiz devrim”, işçi sınıfı için toplumsal bir felaket oldu. avrupa Komisyonu’nun, ıMF’nin ve avrupa Merkez Bankası’nın oluşturduğu “troyka” nın emriyle, temel anayasal koruyucu önlemler ve demokratik süreçler -yaşam standartlarını 1930’lardaki koşullara geri götürmek amacıyla- paramparça edilmiştir. işsizlik oranı, geçtiğimiz yılın sonundaki 15,7’den, 2013 yılında yüzde 18,2’ye, 2014’te ise 18,5’e yükselecek. ücretler düşürülürken, gıda, sağlık ve ulaşım masrafları artmakta; aynı zamanda, kamu sektöründeki harcamalar ve sosyal yardım ödemeleri kesilmektedir.

Sosyal Demokratlar’a karşı sosyalist bir muhalefet geliştirme uğruna siyasi mücadele, sendikalar ve -eski Stalinistler’den, Maocular’dan ve Pablocular’dan oluşan- Sol Blok (BE) gibi sahte sol gruplar tarafından engelleniyor. iktidar, şirketlerin işçi çıkartmasını kolaylaştırmış, toplu sözleşme görüşmelerinin kapsamını daraltmış, yaşlılık aylıklarını azaltmış, işsizlik yardımlarını düşürmüş ve dört ulusal bayramı kaldırmıştır. Hükümet, bu yıl, kamu sektöründeki ücretleri daha da düşürmek ve haftalık çalışma saatlerini 35’ten 40’a çıkarmak istiyor. Sosyal Demokratlar’a karşı sosyalist bir muhalefet geliştirme uğruna siyasi mücadele, sendikalar ve -eski Stalinistler’den, Maocular’dan ve Pablocular’dan oluşanSol Blok (Be) gibi sahte sol gruplar tarafından engelleniyor. Be, 2009 seçimlerinde, 230 sandalyeli Cumhuriyet Meclisi’nde 16 milletvekilliği kazanmıştı. Be, 2011’de, kemer sıkma programını uygulamaya koyduğu sırada “Sosyalist” hükümeti desteklemesinin ardından, bu sandalyelerin yarısını kaybetti. ne sendikalar ne de parlamentodaki sahte sol partiler PCP ve Be herhangi bir alternatif sunmaktadırlar. onlar, gerçekte, seçimlerde bir “Sol Hükümet”in (Be) ya da Stalinist PCP ile birlikte “Sol ve Yurtsever Sol” yönetimin seçilmesi sayesinde sosyal kesintileri “troyka” ile yeniden görüşmeyi amaçlayan aynı politikaları öneriyorlar. 28 Haziran 2013 http://www.wsws.org/en/articles/ 2013/06/28/port-j28.html

HHHH


sınıfsız sınırsız sömürüsüz bir dünya için

temmuz 2013

işçi bülteni

akp’nin aile politikası:

bir yastıkta sömürü zeYneP SenCeR

toplums al eş İ t l İ k

Üç çocuk yapan kadına verilmesi planlanan çocuk parası, aynı anda hem “kadınlık vazifesini” (!) yapması hem de ücretli köle olması için esnek iş gücü imkanları sağlamak; erken emeklilik ve uzatılan doğum izinleri yolda.

emeğinden vazgeçilemeyeceği gerçeğiyle “neşe Fabrikaları” projesini hayata gepolitikaları, ataerkil aileyi ko- çirdi. Borusan Holding’in ve Bilim ve Sarumaya, aile ve Sosyal Politi- nayi Bakanlığı’nın da destek verdiği bu kalar Bakanlığı’nın (aSPB) ev sahipliğinde proje, 10 ildeki organize sanayi bölgedevam ediyor. aile Bakanlığı, gerici pro- sinde kreşler açarak kadının işgücüne kajeleri toplumsal yaşamın her alanına tılımını sağlamayı öngörüyor. 4857 sayılı dahil edebilmek için var gücüyle çalışıyor. iş Yasası’nın 88’inci maddesinde patron iktidarın gündeminde, “aile eğitim Prog- tarafından emzirme odası ve kreş-anaramı”, “neşe Fabrikaları”, “aile olmak” okulu açma zorunluluğu açıkça yer alprojeleri var. Yazımızda kısaca bu proje- makta. Bu proje ile sermaye sahiplerinin sorumluluğu es geçilmekte, kazanılmış leri değerlendireceğiz. aSPB’nin “aile eğitim Programı”ndan hakkımız, ilgili bakanlıkların destekleriyle başlayalım. Bakanlığın web sayfasında, bizlere sunulan “nimet” olarak gösterilprogramın “Sağlıklı, mutlu aileler” hedef- mekte. lediği ifade ediliyor. Programın 5 aşamalı “aile olmak” projesi ise oldukça kapeğitiminin yer aldığı fasiküllerde, ev işi, samlı, evlerimizden, sosyal yaşantımıza çocuk ve yaşlı bakımı gibi işleri kadının dek her alanın “geleneksel” aile dayatyapması fikri normalleştirilirken, cinsiyetçi masıyla yeniden kurgulanacağı bir proje. olmayan iş bölümü marjinalize ediliyor. Buna göre, ToKi, artık kalabalık ailelere aynı fasiküllerde, aile içindeki cinsiyetçi iş göre ev inşa edecek, çok çocuklu aileler bölümünün kabul edilmemesinin sonuç- için sinema ve benzeri sosyal faaliyetler ları, “ev yeterince derli toplu değildir.” daha indirimli olarak sunulacak, posta olarak özetleniyor. Kısacası “aile eğitim hizmeti aile üyelerine daha indirimli veriProgramı”, mutlu aile tablosunu, kadının lecek, işyerlerinde “aile sahibi” olanlar gözetilecek. ayrıntıları belli olmayan bu mutsuzluğu üzerine resmediyor. Başbakanın “en az üç çocuk” sloganını proje, gerici ataerkil aile yaşantısını desbayrak yapmış olan aSPB, kadının ucuz teklerken, evlilik dışı ilişkileri lanetliyor. eş-

aKP

5

cinsel birliktelikleri ise yok sayıyor. aKP’nin bu ve benzeri gerici projeleri, sosyal yardımlarla süsleniyor. üç çocuk yapan kadına verilmesi planlanan çocuk parası, aynı anda hem “kadınlık vazifesini” (!) yapması hem de ücretli köle olması için esnek iş gücü imkanları sağlamak; erken emeklilik ve uzatılan doğum izinleri yolda. Genç nüfusun korunması için, işi çoğalma katsayısını 2.1 olarak hesaplama küstahlığına vardırmış olan iktidar, kadının sağlığını ve mutluluğunu değil, sermayenin iyiliğini hesaplıyor. Kadın cinayetleri artarken ve lgbt bireylere karşı işlenen suçlar cezasız kalırken, aile Bakanı twitter hesabından kadınların refahı için çalıştıklarını şu sözlerle açıklıyor: “Sosyal yardım yapılacak kartların 4'te 3'ü pembe renkli, kadınlar adına. Çünkü ülkemizde sosyal yardım sistemi kadınlar üzerinden çalışıyor.” Bakan Fatma Şahin’in de uygulayıcısı olduğu gerici politikaların kadınlara ve lgbt bireylere yaşattığı acılarsa, pembe kartlarla telafi edilemez. ataerkil aileyi savunmak; kadın cinayetlerine, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, kadının esnek çalıştırılarak iki kat daha fazla sömürülmesine, ev işleri, çocuk bakımı gibi işlerin ona terk edilmesine yol açıyor. Sermaye sahiplerinin çıkarları ataerkil aile özlemi duyuyor. Çünkü kar hırsı, ucuz-yeni işgücüne ve kadınların ücretsiz ev işçiliğine muhtaç. aKP iktidarı altında hızla artan cinsiyet eşitsizliği, burjuva sosyal politikalar eliyle değil; üretim araçlarının, kadın emekçilerin bütün alanlarda aktif olarak yer alacağı bir süreçte toplumsal mülkiyete dönüşmesiyle ve ücretli emek sömürüsünün tasfiyesiyle ortadan kalkabilir.

HHHH

Fransa'da yayımlanan HEY dergisinin Haziran 2011 sayısında, “mutlu aile tablosu” alaya alınıyordu.


6

sınıfsız sınırsız sömürüsüz bir dünya için

toplums al eş İ t l İ k

işçi bülteni

temmuz 2013

brezilya’daki kitlesel protestolar ve devrimci önderlik krizi bu yılın ilk çeyreğinde ise yüzde 0,6’ya düşmesiyle, bir ekonomik krizin giderek rezilya, geçtiğimiz hafta boyunca, as- artan işaretleri söz konusudur. Sanayi keri diktatörlüğün 1985’te devrilme- üretimi, işten çıkartmalara ve işe alımları sinden bu yana gerçekleşen en büyük durdurmaya yol açacak şekilde, yüzde protestolara tanık oldu. Bu kitlesel müca- 0,3 oranında azaldı. Halkın çoğunluğu dele patlaması, her şeyden önce, işçi sı- artan borçlarla karşılaşırken, tüketici harnıfı içindeki devrimci önderlik krizini camaları azalıyor. enflasyon, resmi rakamla yüzde 6,5’e yükseldi ki temel gözler önüne sermektedir. artan protestoların ilk tetikleyicisi, otobüs ihtiyaçların fiyatı çok daha hızlı artıyor. bilet fiyatlarındaki artıştı ki bu zam, top- üniversite mezunlarının sayısı son on yıl lumsal kargaşayı gidermek amacıyla son- içinde ikiye katlanmışken, onların çoğunradan geri alındı. Bununla birlikte, Salı luğu eğitim düzeylerine uygun ya da ingünü, Rio de Janeiro’da, Sao Paulo’da ve sanca yaşamaya yetecek ücretle iş ülkenin dört bir yanındaki diğer kentlerde bulamıyor. bir ile iki milyon arasında insanın, eğitime Bu hafta Brezilya sokaklarını dolduran ve sağlık hizmetlerine daha fazla yatırım göstericilerin önemli bir bölümünü, çoğu yapılması yönündeki yakıcı talepleriyle ve hayatlarında ilk kez kitlesel toplumsal eymilyarların halkın zararına Dünya Kupası leme katılan bu gençler, üniversite öğrencileri ya da üniversiteyi yeni bitirmiş için yapılan stadyumlara harcanması karolanlar oluşturmaktadır. şısındaki yaygın öfkeyle sokaklara dökülBu tür kendiliğinden bir kitle hareketinin düğüne tanık olundu. siyasi kafa karışıklığı, özellikle Perşembe Göstericiler, birçok durumda, gözyaşartıcı günü, aşırı sağcı güçler tarafından kullagaz, plastik mermi ve atlı polis saldırılanıldı. Haydut çeteleri solcu yürüyüş gruprını içeren azgın bir baskıyla karşılaştı. larının ve gösterilere katılmış az sayıda Böylesi kapsamlı kitlesel seferberlikler, sendikalı işçinin üzerine saldırdı. Biber basitçe -burada otobüs ücretlerine yapı- gazı, ses bombaları ve metal borularla lan 20 sentlik zamla ya da Türkiye’de is- saldırıp pankartları yırtan bu çeteler, ontanbul’daki Gezi Parkı’nın üzerinden ları yürüyüşün dışına çıkmaya zorladılar. buldozerle geçilmek istenmesi gibi- onları Hiç kuşkusuz polis ve muhtemelen ordu tetikleyen olaylarla açıklanamaz. Bunların ile eşgüdüm içinde gerçekleşen bu iyi öraltında, Brezilya’nın ve Türkiye’nin, küre- gütlenmiş olduğu izlenimi veren saldırılar sel kapitalizmin tarihsel krizi eliyle son de- Sao Paulo’da, Rio’da ve bir dizi başka rece keskinleşmiş olan derin çelişkileri kentte de yaşandı. yatmaktadır. Sağcılar, “partilere hayır!” sloganı atıp siBrezilya, aynı Türkiye gibi, son yıllarda bir yasi yolsuzluğu, yüksek orandaki vergileri ekonomik başarı öyküsü olarak alkışlan- ve suçları mahkûm ederek protestoları maktadır. Şimdi, “Brezilya mucizesi” du- toplumsal eşitlik uğruna mücadeleden vara çarpmış gibi görünüyor. uzaklaştırmaya çalıştılar. Brezilya, 50 milyarder ve 150.000’in üze- Yürüyüşçülerin çoğunluğu bu kötü niyetli rinde milyoner yaratmışken, emperyalist organizasyonun farkında değilken, faşist boyunduruk mirasını ve temel toplumsal çetelerin fütursuzca davranabilmiş olması altyapı ile bağlantılı ekonomik geriliği siyasi bakımdan önemlidir. çözme becerisine sahip olmadığını kanıt- Gösterilere katılanların çoğu, siyasi olalamış durumda. aşırı yoksulluk oranını rak bilinçli yaşamlarının tamamını, eski azalttığı ve yeni bir “orta sınıf” yarattığı sendika önderi luiz ınacio lula da Silva için övgüler yağdırılan sınırlı sosyal yar- ile onun cumhurbaşkanı olarak özenle dım programları, Brezilya’nın yerküre seçilmiş ardılı Dilma Rousseff’in işçi Partisi üzerinde toplumsal eşitsizliğin en fazla ol- (Partido dos Trabalhadores -PT) hükümetduğu ülkelerden biri konumunu hemen leri altında yaşamaktadırlar. işçi Partisi, hiç değiştirmemiştir. son on yıldır iktidardadır. Büyüme oranının 2012’de yüzde 0,9’a, 1980’de, askeri diktatörlüğü sarsan fırtıBill van aUKen

B

Brezilya, geçtiğimiz hafta boyunca, askeri diktatörlüğün 1985’te devrilmesinden bu yana gerçekleşen en büyük protestolara tanık oldu. Bu kitlesel mücadele patlaması, her şeyden önce, işçi sınıfı içindeki devrimci önderlik krizini gözler önüne sermektedir. nalı grevlerin hemen ardından kurulan işçi Partisi ve onun bağlı olduğu sendikalar federasyonu (CUT), başlangıçtan bu yana Brezilya işçi sınıfının bu militan hareketini burjuva devletin egemenliği altında tutmanın araçları olma işlevi görmüştür. Bununla birlikte, sahte sol örgütlerin tamamı, kendilerini, PT’nin Brezilya’da sosyalizmin inşası yönünde devrimci bir araca dönüştürülebileceği hayallerini yaymaya adamış durumda. PT yerel yönetimler ve eyaletler düzeyindeki seçimleri kazandığında, onun politikaları, lula -kendisinden öncekilerin ıMF’nin dayattığı ekonomi politikalarını sürdüreceği güvencesini vermesi sayesinde- 2002’de cumhurbaşkanı seçilene kadar, sürekli daha fazla sağa kaymıştı. Brezilyalı ve uluslararası sermaye, PT’yi, aşağıdan gelecek bir isyana karşı çıkarlarını korumada en iyi araç olarak görme noktasına geldi. Sahte sol grupların bazıları PT’den atılırken, üyeleri önde gelen konumlara yükselen diğerleri partide kaldı. Pablocu Birleşik Sekreterlik için her ikisi de gerçekleşti. Brezilya şubesinin bir kesimi ihraç edildi ve PT’nin ilk haliyle aynı çizgide yeni bir parti olarak PSol’yi (Sosyalizm ve Özgürlük Partisi) kurdu. Diğerleri ise partide kaldı. Bunlardan, Miguel Rossetto tarımsal reform bakanı ve büyük toprak sahiplerinin maşası haline geldi. Daha önce Troçkist olduklarını iddia etmiş olan diğerleri arasında, maliye bakanı olmuş antonio Palocci ile lula hükümetlerinin sosyal iletişim dairesinin yöneticisi olan luiz Gushiken bulunuyor. Her ikisi de, o zamandan beri, PT hükümetini kuşatan yolsuzluk ve oy satın alma skandalları dalgasıyla bağlantılı suçlarla itham ediliyor. Baştan sona ulusalcı yönelime sahip olan sayfa 7 Ü


sınıfsız sınırsız sömürüsüz bir dünya için

temmuz 2013

işçi bülteni

mısır’daki sarsıntılar dünya devriminde yeni döneme işaret ediyor Ü 8. sayfadan devam pektifler üzerine kurulu ve işçi sınıfının her türlü bağımsız hareketine düşman küçük burjuva sahte sol partiler kuşağı vardı. Bu örgütlerin hiçbiri, kitlelerin taleplerine yanıt veren herhangi bir programa sahip değildi ve bu yüzden, iktidar askeri cuntanın eline geçti. Cunta’ya karşı başını işçi sınıfının çektiği kitlesel muhalefet, 2011 yılı boyunca ve 2012’de yükseldi. ama burjuva muhalefetin ve onun sahte solcu eklentilerinin batkınlığı, sağcı Müslüman Kardeşler’in inisiyatifi ele almasını ve devlet erkini ele geçirmesini mümkün kıldı. Yanlış adlandırılmış Devrimci Sosyalistler, Müslüman Kardeşler’in Haziran 2012 seçimlerindeki başarısını devrimin zaferi olarak selamladı. Yalnızca bir yıl sonra, yönetimi cuntanınki kadar diktatörce olan Müslüman Kardeşler’e ve Mursi’ye karşı, Tahrir Meydanı’nı fazlasıyla aşan ülke çapındaki kitle hareketi ortaya çıktı. Bununla birlikte, devrimci bir işçi sınıfı partisinin yokluğunda, ordu ile burjuva ve küçük burjuva partiler, bir dizi hummalı görüşmede, Mursi’nin ekarte edilmesi ve burjuva şahsiyetlerin ön planda olduğu yeni bir cuntanın oluşturulması konularında anlaştılar. Bu, devrimci

Ü 6. sayfadan devam

7

Ayaklanmış kitlelere doğrudan bir saldırı başlatmak için kendisini fazlasıyla güçsüz hisseden ordu, işçi sınıfına karşı bir yıpratma savaşı hazırlamak üzere bir koalisyon görünümü arkasında faaliyet gösteriyor.

bir işçi hareketinin doğmasına karşı engelleyici bir saldırıydı. ayaklanmış kitlelere doğrudan bir saldırı başlatmak için kendisini fazlasıyla güçsüz hisseden ordu, işçi sınıfına karşı bir yıpratma savaşı hazırlamak üzere bir koalisyon görünümü arkasında faaliyet gösteriyor. ordu, yoğun bir baskıya hazırlanırken, işçi sınıfı içinde sosyal kemer sıkma politikalarına ve Mısır ordusunun aBD emperyalizmiyle işbirliğine olan muhalefeti yıpratmaya çalışacaktır. Mısırlı işçi kitleleri ile kent ve kır yoksullarının bu köhne rejim ile yeni bir hesaplaşmaya doğru ilerlediğini öngörmek zor değil. Bu son derece önemli deneyimlerden, yalnızca Mısır’da değil ama tüm dünyada dersler çıkartmak gerekiyor. işçi sınıfı içinde, 20. yüzyılın tamamının ve 21. yüzyılın ilk yıllarının tarihsel derslerine yaslanan gerçek bir devrimci önderliği geliştirme mücadelesinde, Troçki’nin Sürekli Devrim Kuramı’nın kimi temel düşüncelerine vurgu yapmak gerekiyor: * Dünyada, ezilen ve eski sömürge ülkelerin tamamı dahil, kapitalist sınıfın ya da onun siyasi temsilcilerinin ilerici bir rol oynayacağı herhangi bir ülke yoktur. * Bütün ülkelerde, demokratik bir programı ödünsüz olarak uygulayabilecek ve

brezilya’daki kitlesel protestolar ve devrimci önderlik krizi bu sahte solcu unsurlar tarafından oynanmış olan canice siyasi rol, sistematik şekilde her toplumsal mücadeleyi büyük sermayenin ve Brezilya devletinin çıkarlarına tabi kılmaya çalışan sağcı bir kapitalist partiye “sosyalist” cila sağlamaktı. onlar bunu, kısmen, halk tarafından uzun süredir toplumsal değişimin aracı olarak görülmeyen ve dikkat çekici şekilde şimdiki kitlesel protesto hareketinde yer almayan sendikaları destekleyerek yaptılar. Bu, PT’nin yolsuzluğa batmış, kapitalizm yanlısı siyasi aygıtına karşı yaygın öfkeyi kullanan Brezilya sağına, şimdiki protestolarda görünen gerici popülizm türüne

toplums al eş İ t l İ k

kalkışması için siyasi bir alan sağlamıştır. Yirmi yıl boyunca askeri diktatörlükle yönetilmiş olan ve cinayetlerden, işkenceden, yasadışı tutuklamalardan ve diğer suçlardan sorumlu olanların hiçbirinin cezalandırılmadığı bir ülkede, bu gelişmelerin ortaya koyduğu tehlike fazlasıyla gerçektir. Kendiliğinden kitlesel eylemlerin sınırlılıkları, Türkiye’de ve başka yerlerde olduğu gibi, büyüklüğü ne olursa olsun, Brezilya’da da yakında su yüzüne çıkacaktır. Bu olaylar ve Brezilya’daki ve dünyadaki kapitalist kriz tarafından ortaya konan belirleyici siyasi görev, işçi sınıfına yöneliş ve onun içinde sosyalizm ve enternasyonalizm temelinde yeni bir devrimci önder-

savunabilecek olan tek temel devrimci güç işçi sınıfıdır. Demokrasi mücadelesi, sosyalizm ve işçi iktidarı uğruna mücadele ile birleşir. * Herhangi bir ülkedeki mücadeleye uluslararası bir strateji yol göstermelidir. Mısırlı işçiler yönünden, devrim, yalnızca, onların israil proletaryası da dahil tüm ortadoğu işçi sınıfını bölgesel egemen seçkinlere ve onların aBD’deki ve avrupa’daki efendilerine karşı ortak bir mücadeleye kazanması durumunda başarılı olabilir. emperyalizm, ortadoğulu kitlelere kendi iradesini dayatmak için elinden geleni ardına koymayacaktır. Mısır’da devrimin patlamasının ardından libya’da ve Suriye’de girişilen savaşlar bir uyarıdır. iki seçenek var: Ya sosyalist devrim ya da ortadoğu’nun emperyalist devletler tarafından yeniden paylaşılması ve işçi sınıfının köleleştirilmesi. ortadoğu’da ve uluslararası ölçekte, Troçkist Sürekli Devrim perspektifi üzerinde yükselen yeni Marksist işçi sınıfı partileri kurulmaksızın sosyalist bir stratejinin uygulanması düşünülemez. 5 Temmuz 2013 http://www.wsws.org/en/articles/ 2013/07/05/pers-j05.html

HHHH Bu olaylar ve Brezilya’daki ve dünyadaki kapitalist kriz tarafından ortaya konan belirleyici siyasi görev, işçi sınıfına yöneliş ve onun içinde sosyalizm ve enternasyonalizm temelinde yeni bir devrimci önderliğin inşasıdır. liğin inşasıdır. Bu, PT ile onun yörüngesindeki sahte sol grupların ve sendikaların acımasızca siyasi eleştirisi anlamına gelmektedir. Brezilyalı işçileri devrimci bir perspektifle yeniden silahlandırmak ve onların burjuvazinin tüm kesimlerinden siyasi bağımsızlığını sağlamak gerekiyor. 22 Haziran 2013 http://wsws.org/en/articles/2013/06/22/ pers-j22.html

HHHH


sınıfsız sınırsız sömürüsüz bir dünya için

toplums al eş İ t l İ k

işçi bülteni

temmuz 2013

mısır’daki sarsıntılar dünya devriminde yeni döneme işaret ediyor DaviD noRTH ve alex lanTieR Mısır’da bu hafta yaşanan ve Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’yi deviren askeri darbeyle sonuçlanan sarsıcı gelişmeler, tüm dünya işçi sınıfı için çok büyük öneme sahiptir. Bu gelişmelerin en çarpıcı özelliği, Mursi’nin islamcı yönetimine yönelik toplumsal muhalefet patlamasının büyüklüğüdür. Kent merkezlerine akan insanların sayısı on ya da yüz binlerle değil ama milyonlarla sayılmaktadır. Gösterilere, ülkenin tamamında milyonlarca insan katıldı. Marx ve engels, 1848’de, avrupa işçi sınıfının ilk büyük devrimci mücadelelerinin (1848-1849) öngününde, “Tarihsel eylemin bütünlüğüyle birlikte, onu gerçekleştiren kitlelerin büyüklüğü de artacaktır” diye yazmıştı. on milyonları mücadeleye sürükleyen yeni “tarihsel eylem”, küresel olarak bütünleşmiş kapitalizme karşı beliren uluslararası işçi sınıfı devrimidir. Geçtiğimiz yıllarda, dünya çapında (Yunanistan, Portekiz ve ispanya gibi kemer sıkma politikaları eliyle yıkıma uğramış avrupa ülkelerinde; asya’nın Çin ve Bangladeş gibi sanayi bölgelerinde; israil’deki kitlesel işçi sınıfı gösterilerini kapsayan ortadoğu’da ve daha yakın bir zamanda Türkiye ile Brezilya’da) kitlesel grevlere ve gösterilere tanık olundu. Mısır’da birbirini izleyen kitlesel mücadele dalgaları, uluslararası bir sürecin en yoğun ifadeleridir. Sovyetler Birliği’nin 1991’de çökmesinin, tarihin sonunu ve liberal demokrasinin nihai zaferini ifade ettiği iddiaları, küresel sınıfsız sınırsız sömürüsüz bir dünya için

toplumsal eşİtlİk işçi bülteni temmuz 2013 /

3

Sorumlu Yazı işleri Müdürü Halil Çelik Yönetim Yeri Hasanpaşa Mh. ahmet Rasim Sk. no. 21, D. 12 / Kadıköy - istanbul Tel: (216) 418 63 61 www.toplumsalesitlik.org Basım yeri Karon Fotokopi ve ozalit, ankara Cad. 9/a D.1, Cağaloğlu / Fatih - istanbul Tel./faks: (212) 513 91 90

ekonomik kriz ve işçi sınıfının yeni yükselişi eliyle çürütülüyor. Mısır’daki altüst oluş, gelmekte olan hakkında bir fikir vermektedir: Yüz milyonlarca işçinin ve ezilenlerin, daha önceki dönemleri gölgede bırakacak devrimci mücadelelere girmesi. Sınıf mücadelesindeki yükselişin ardındaki hareket ettirici güçler, dünya kapitalist sisteminin çelişkileridir. işçileri her bir ülkede mücadeleye sürükleyen sorunlar, ulusal olmaktan çok, asıl olarak uluslararası niteliktedir. ekonomik yaşamın, üretim araçlarının özel mülkiyeti ve ulus-devlet sistemi içinde küreselleşmesi, her zamankinden büyük mali asalaklığa, toplumsal eşitsizliğe, yoksulluğa, savaşa ve demokrasinin çökmesine yol açmıştır. Bu koşullar, 20. yüzyılın en büyük devrimci kişiliği olan ve Dördüncü enternasyonal’in kuruluş programı Geçiş Programı’nda “kapitalizmin can çekişmesi” üzerine yazan lev Troçki’nin çağımıza ilişkin belirlemesinin tarihsel doğrulanmasıdır. ıı. Dünya Savaşı’nın patlamasından bir yıl önce, 1938’de yazan Troçki, sosyalist devrimin nesnel önkoşullarının olgunlaşmış olduğunu açıklamıştı. o, insan soyunun tarihsel krizinin “devrimci önderlik krizine indirgenmiş” olduğunu ilan etmişti. o zamanlar, Troçki, bütün enerjilerini sosyalist devrimi engellemeye adamış olan Stalinist, Sosyal Demokrat ve işçi bürokrasilerine karşı yazıyordu. onların ihanetle-

Mısır’daki altüst oluş, gelmekte olan hakkında bir fikir vermektedir: Yüz milyonlarca işçinin ve ezilenlerin, daha önceki dönemleri gölgede bırakacak devrimci mücadelelere girmesi. rinin sonucu, işçi sınıfının bir dizi yıkıcı yenilgisi, faşizm ve dünya savaşı oldu. Günümüzün kitlesel mücadeleleri, işçi sınıfı içindeki devrimci önderlik krizini bir kez daha ön plana çıkarmaktadır. Sosyalist devrimin nesnel koşulları hızla ortaya çıkıyor. ama yeni devrimci dönemin taleplerine uygun siyasi önderlik sorunu, hala çözülmemiş durumda. Mısır’da, kitlesel ayaklanmalar birey olarak yöneticileri devirmiş ve siyasi seçkinleri istikrarsızlaştırmış durumda. ama bu ayaklanmalar, orduyu çökertmeyi, kapitalist sömürüye ve baskıya son vermeyi ya da kapitalist devleti ortadan kaldırmayı başarmış değil. Kitlesel seferberlik dalgaları 2011’de Mübarek’i devirdi ama ortada sosyalist devrime önderlik edecek bir parti yoktu. Bunun yerine, aBD emperyalizmine ve Uluslararası Para Fonu’nun kemer sıkma politikalarına tabi müflis burjuva partileri ile kimlik politikalarına ilişkin narsist pers-

Ü sayfa 7

Toplumsal Eşitlik İşçi Bülteni / 3  

Toplumsal Eşitlik İşçi Bülteni Temmuz 2013 3. sayı

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you