Page 1

sultan The Only Turkish-American Magazine

2014 Ocak-Şubat Yıl-1/Sayı-4 www.sultanmagazine.com

$4.99 X

Kardeşinin Ölümüyle Psikolog Oldu Şimdi de Kanserlilere Umut Dağıtıyor “GÜLHAN AKŞİT ŞENER” Ruh Halini Suya Boyalarla Aktardı “Ebru”yu Amerikalılarla Tanıştırdı “HÜMEYRA ETİKE MAVRUK” Çalışma Vizesi (H-1B) Almaya Kimler Hak Kazanabilir? “Av. AYHAN ÖĞMEN” Ticari İşletmenizin İsim Babalığı “Av. GÖKHAN YAZICI” Şimdi İstanbul’da Olmak Vardı... “Çat Kapı” İSTANBUL RESTORAN Dünden Bugüne Başkentimiz Ankara... “FATMA MARMARA”

“Ayın Röportajı” AHISKA TÜRKLERİ’NİN DÜNÜ, BUGÜNÜ İSLAM SHAKBANDAROV

©Sultan- Ocak- Şubat 1


Krediniz mi Yok? Sorun Değil Bizi Hemen Arayın

2. El Araçlarda Fabrikadan 100 Mile Kadar Garantili En Son Teknoloji ile Donatılmış Çevre Dostu Estetik Honda’lar Teknoloji Harikası 2014 Modellerimizi Görmeden Araba Almaya Karar Vermeyin Mutlaka Gelip Deneme Sürüşu Yapın.

Showroom Saatleri Pazartesi- Cuma 9.00 AM to 9.00 PM Cumartesi 8.30 Am-7.30 PM Pazar Kapalı Kadir Karagoz Satıs Danışmanı 201-518-2021 Email:kkaragoz@paramushonda.co

W 120 Rt. 4 Paramus, NJ 04652 Main: 201-368-0180 888-735-6480 Fax:201-843-3796 www.dchparamushonda.com ©2 Sultan- Ocak-Şubat

Umair Khan 646-696-0502 ukhan@dchparamushonda.com Ladi Shehu 917-698-9837 lshehu@dchparamushonda.com Manny M 201-518-2031 mmuheid@dchparamushonda.com


Kadir Karagoz Satis Danismani 201-518-2021

Servis Saatleri Pazartesi- Cuma 7.00 AM- 9.00 PM Cumartesi 8.00 AM - 4.00 PM Pazar Kapalı

Tel:201-368-0190/5 Hat Darwish Mustafa 201-518-2008 dmustafa@dchparamushonda.com Mike Swalha 201-518-2068 mswaha@dchparamushonda.com Moe Dalia 201-518-0156 mdalia@dchparamushonda.com

Shadi Saaden Internet sales manager 201-518-2066 ssaadeh@dchusa.com Hamad Deep Sales and Leasing Consultant 201-518-2004 hdeeb@dchparamushonda.com ©Sultan- Ocak- Şubat

3


Avukat Emrah Artukmac Eski Savcı Yardımcısı

3239 Route 112 Medford, NY 11763 631-880-7030 emrah@ealawoffice.com

©4 Sultan- Ocak-Şubat


Gelin Birlikte Büyüyelim!!! Hedefinize Ulaşmanıza Biz Yardımcı Olalım...

Amerika Pazarına Açılan Kapı *Dizayn *Baskı *Adres Tespiti *Adreslere Gönderi *Billboard *TV Advertising *Sinema Advertising

1717 North Ocean Ave. Suite C, Medford, NY 11763 631-942-8853 www.begoniamarketing.com

©Sultan- Ocak- Şubat 5


İçindekiler Ocak-Şubat - 2014 08

KKTC Kurucu Cumhur Başkanı Rauf Denktaş’ı Anma Töreni

09

Geleneksel Kırım Gecesi

14

Altın Çotanak USA Ödül Töreni

16

Kanser Hastalarına Umut Dağıtıyor. “Gülhan Akşit Şener”

19

Çalısma Vizesi (H-B1) Almaya Kimler Hak Kazanabilir “Av. Ayhan Öğmen”

20

Ruh Halini Suya Boyalarla Taşıdı “Hümeyra Etike Mavruk”

23

Ticari İşletmenizin İsim Babalıgı “Gökhan Yazıcı”

28 30

Bir Şehir Dünden Bugüne Başkent Ankara “Fatma Marmara” Şimdi İstanbulda Olmak Vardı “İstanbul Restoran”

©6 Sultan- Ocak-Şubat

24

Ayin Roportajı Ahıska Turklerinin Dünü Bugünü “İslam Shakhbandarov”


sultanmagazine.com Publisher Nevin Bakır Genel Yayın Yönetmeni Nevin Bakır Içerik Danışmanı Sıtkı Kazancı Editörler Nevin Bakir Fatma Marmara Sena Çelik Murat Demir Röportajlar Nevin Bakır Fatma Marmara Yazarlar Av. Ayhan Öğmen Av, Gökhan Yazıcı Fatma Marmara Lütfiye Şendağ Fotoğraflar Fatma Marmara Merve Özkan Tasarım / Baskı Begonia Marketing & Advertising Inc. İletişim Advertise@sultanmagazine.com Editor@sultanmagazine.com Abone@sultanmagazine.com

Begonia Marketing & Advertising Inc. 1717 North Ocean Ave. Suite C Medford, NY 11763 631 942 8853 www.begoniamarketing.com

Yayınlanan Yazarların Yazarlarımızın yazılarından yazarlarımız sorumludur.

Editörden

Sİzlerle Büyüyoruz...

D

aha dün dergimizin ilk sayısını hazırlamanın tatlı telaşını yaşıyorduk.. “Aman şu haberi koyalım, şu röportaja yer verelim” diyorduk, sizden gelen tüm öneri ve istekleri de unutmamanın telaşıyla birlikte... Dördüncü sayımızı hazırladık sizler için, yine sizlerden gelen öneriler dergimizin bu sayısında da ışığımız oldu.. Her zaman dile getirdiğimiz gibi dergi hepimizin... Dergimizin bu sayısının içeriği dopdolu... Öncelikle 68 yıldır sürgün hayatı yaşayan Ahıskalı Türkler’i sayfalarımıza taşıdık.. Neden mi? Sadece Türkler arasında değil, Amerikalılar arasında bile ilgi odağı oldu Ahıskalı Türkler yaptıklarıyla... Amerika’nın ekonomik yönden iflas eden kentlere göçmenlerin yerleştirilmesi programı kapsamında Ohio Dayton’a yerleşmeleri sağlanan Ahıskalı Türkler’ in müthiş yatırımları sayesinde bir kentin nasıl kurtarıldığının hikâyesini okuyacaksınız. İslam Shakhbandarov anlattı, siz okurlarımız için sayfalarımız da yerini buldu. Daha fazla Ahıskalı Türk’ün Amerika’ya gelme mücadelesi veren Shakhbandarov ve diğerlerinin başarıları daha çok duyulacağa benziyor. Bir diğer ilgi ile okuyacağına inandığımız röportaj, ekonomi eğitimi almasına rağmen talihsiz bir kazada kardeşini kaybettikten sonra ailesi ve kendisinin ölümle Baş edebilmesi için psikolog olan Gülhan Akşit Şener’e ait.. Kanser hastaları ve yakınları için terapi çalışmaları ile büyük ilgi odağı olan Psikolog Şener, bir camide verdiği seminerlerle de 7’den 70’e herkesin beğenisini kazanıyor. Dergimizin bu sayısında zevkle okuyacağına inandığımız bir diğer röportaj da geleneksel ebru sanatının Amerika’daki başarılı temsilcisi Hümeyra Etike Mavruk.. Ruh halini boya ve sularla nasıl buluşturduğunu anlatıyor Sayın Mavruk... New York Giresunlular Derneği Başkanı Sayın Savaş Şahin’in düzenlemiş olduğu ve geleneksel hale getirmeyi planladığı Altın Çotanak USA Ödül Töreni ile ilgili röportajı ve Karadeniz Halk Oyunları Ekibi kurmaya hazırlanan Ensar Yanık ile söyleşimiz de ilgi çekeceğine inandıklarımız arasında yer alıyor. Sayın Bahar Uslu’nun da Alternatif Tıp üzerine yazdığı yazı da hem keyifli hem de farklı bir bakış açısı getiriyor. Sayın Lütfiye Taşdemir Sendağ da uygun saç renginin sırlarını siz okuyucularımız için anlatıyor. Ha unutmadan alışverişe çıkmadan önce okumanızı önerdiğimiz yazımız da cebinizi koruyacak nitelikte... Hep sorarız “Türkler neden birlik olamıyor?” Biz de bu soruyu sosyal medya üzerinden siz okurlarımıza sorduk. Mini bir araştırma yapalım istedik, küçük de olsa konuyla ilgili düşüncelerinizi öğrenelim istedik.. İşte yanıtlarınızdan oluşan mini araştırmayı sayfalarımıza taşıdık. Her sayımızda ülkemizden farklı ili tanıtmaya çalışıyoruz bu sayımızda tarihte önemli yer alan Başkentimiz ANKARA Fatma Marmara’nın kaleminden. Keyifle okuyacağınızı düşündüğümüz, umut ettiğimiz daha nice haberler... Sizlerden aldığımız güç ve enerji ile ekibimizle birlikte uzun saatler çalışarak dergimizi sizlere ulaştırmaya çalıştık. Kısa bir dönemdir yayın hayatında olmamıza rağmen ilk başarı ödülümüzü almış bulunmaktayız. New York Giresunlular Derneği Başkanı Savaş Şahinin düzenlemiş olduğu 1. Altın Çotanak USA ödülleri töreninde YILIN BAŞARILI DERGİSİ ÖDÜLÜ ne layık gören başta Savaş Şahin olmak üzere New York Giresunlular Derneği Yönetim Kuruluna ve tüm Long Island halkına bizlere güvendikleri ve bu ödüle layık gördükleri için sizlerin huzurunda teşekkürü bir borç bilirim. Sizlerle birlikte çok daha güzel işler başaracağımıza tüm kalbimle inanıyorum. Yine sizlerle olmayı, öneri ve eleştirilerinizi sayfalarımıza taşımayı sürdüreceğiz. Yeni sayımızda buluşmak üzere. Sağlıcakla kalın!

Nevin Bakır/İmtiyaz Sahibi Publisher

©Sultan- Ocak- Şubat 7


Dergimizin ilk ödülü

B

iz bu yola “Bring Our Community Together” düşüncesi ile toplumumuzu birleştirici güç olma yönünde çıktık. Yaklaşık 400.000 e yakın Amerika’daki Türklerin sesi olalım istedik. Büyük zaferler ilk adımlarla başlar dedik ve bu adımı Mayıs ayında sizler için attık. Bu adımları daha da sürdürecek enerjimiz var. Dergimizin elden ele dolaşan bir bayrak olmasını istiyoruz. Biliyoruz ki yolumuzda engeller var, dikenler var, yorgunluk var. Ancak hayallerimiz ve hedeflerimiz çok büyük. Dergicilikte “Profesyoneliz” Sözü belki şu an için abartılı olabilir ama biz her geçen gün sizden aldığımız güç ile daha iyiye doğru yol almaya çalışıyoruz. Dergimizde sizlerin ihtiyaç duydukları konulara yer vermeye çalışıyoruz ve bu konuları kaleme alanlar sektörlerin en başarılı isimleri. Biz bu heyecanları yaşarken yolumuzun ilk başlarında çok büyük bir sürprizle karşılaştık. New York Giresunlular Derneği, Altın Çotanak USA Ödül Töreninde Yılın En Başarılı Dergisi ödülüne layık görüldü. İş hayatı, sosyal ve kültürel faaliyetlerde göstermiş olduğunuz çalışmalardan dolayı aldığımız bu ödül enerjimizi çok daha fazla artırdı. SULTAN MAGAZİN VE BEGONIA MARKETING & ADVERTISING INC. olarak bu ödülümüzden sonra çalışmalarımızı daha da hızlandırarak sizlere daha nasıl iyi bir hizmet verebiliriz diye yeni çalışmalar içine girdik. 2014 te sizlere bu konuda yeni bir sürprizimiz olacak... Türk toplumu olarak bizlere güvenen, destek olan bütün herkese SULTAN MAGAZINE ailesi olarak teşekkürlerimizi sunarız. Daha nice, başarılı ve güzel projelerde buluşmak üzere.

Nevin Bakır

RAHMETLİ KKTC KURUCU CUMHURBAŞKANINA ANMA TÖRENİ NEW YORKTA GERÇEKLEŞTİ

K

KTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rahmetli Rauf Denktaş’ı anma töreni Türk Amerikan Dernekleri Federasyonunun önderliğinde Türk evinde gerçekleşti. Geceye New York Kıbrıs Türkleri Yardımlaşma Derneği Başkanı Ali Sencer, Genç Türkler Başkanı Tulga Tekman, TADF Başkanı Ali Çınar, Türkiye BM Daimi Temsilci Yardımcısı Levent Eler, New York Başkonsolosu Levent Bilgen adına Muavin Konsolos Serhat Akkoç, Başkonkonsolos Yardımcısı Ayten Eler ve Konsolos Erhan Kolbaşı NY Başkonsolosluğunu temsilen bulundular. BM KKTC Temsilcisi Büyükelçi Mehmet Dana ,Daimi Temsilcilikten de Askeri Danışman Kurmay Albay Namık Kemal Çil ve Daimi Temsilcilikten çok sayıda diplomat da hazır bulundu. Avukat Mark

©8 Sultan- Ocak-Şubat

Meirowitz ve New York Kongre Üyeliği yapmış Politikacı Michael McMahon, TADF Denetleme Kurulu Başkanı İbrahim Kurtuluş, geçmiş dönem TADF Başkanlarından Atilla Pak, TADF İcra Kurulu Üyelerinden Kenan Fatih Çınar, Cahit Oktay, Gökhan Gelişen, Genç Türkler İkinci Başkanı Cenk Coktosun olmak üzere birçok Türk toplumundan temsilciler ve vatandaşlarda katıldı. Program bir dakikalık saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başladı. New York Kıbrıs Türkleri Yardımlaşma Derneği Başkanı Ali Sencer, Genç Türkler Başkanı Tulga Tekman, TADF Başkanı Ali Çınar, Türkiye BM Daimi Temsilci Yardımcısı Levent Eler, New York Başkonsolosu Levent Bilgen adına Konsolos Serhat Akkoç ve BM

KKTC Temsilcisi Büyükelçi Mehmet Dana sırasıyla günün anlam ve önemini belirten konuşmalar yaptı. Avukat Mark Meirowitz ve New York Kongre Üyeliği yapmış Politikacı Michael McMahon’da Amerikalı konuşmacılar arasında idi. KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu da Türk Amerikan Dernekleri Federasyonuna bir Anma Mesajı yayınladı. Konuşmaların ardından Rahmetli Rauf Denktaş’ın kısa bir belgesel filmi gösterildi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurucu Cumhurbaşkanı Sayın Rauf Denktaş olmak üzere, adada kahramanca şehit olan tüm Mehmetçiklerimizi ve Kıbrıslı soydaşlarımızı minnet, rahmet ve şükranla anıyoruz.


Etkinlikler KIRIM GECESİ

Kırım Türkleri Amerika Birliğinden Kültür Şenliği

A

merika’da en eski derneklerden biri olan Kırım Türkleri Amerikan Birliği tarafından her yıl düzenlenen geleneksel Kırım gecesi bu yıl 7 Aralık Cumartesi günü cemiyetin Brooklyn’deki merkezinde 200’ü aşkın davetlinin katılımıyla coşku içinde kutlandı. Müzikte Kırım Milli orkestrası Uçansu grubunun eşliğinde çocuk ve gençlerin göz kamaştıran folklor gösterilerinden ve Kırımdan bu gece için gelen Kırım Devlet Tiyatrosu sanatçıları Ayshe Kubadinova ve Maire Ablaieva’nın nefes kesen folk gösterilerinden sonra Gülizar Bekir ve Urie Kermenchikli ‘nin birbirinden güzel türküleri ile davetliler coşkulu anlar yaşadılar. Kırımlı hanımların hazırladığı enfes yemeklerin ikram edildiği gecede salon ve masaların düzenlemesi de beğeni topladı.Katılan sanatçılardan Gülizar Bekir’e Hoşgeldin,Urie Kermenchikli’ye 75’inci yaş günü plaketleri verilmesi töreninden sonra geç saatlere kadar dans edip eğlenen davetliler seneye tekrar buluşmak üzere vedalaştılar. ©Sultan- Ocak- Şubat 9


ÇALIKUŞU

Reşat Nuri Güntekin

New York Türk Amerikan Sanat Topluluğu Sunar

15 MART 2014 Cumartesi 08:00 PM

©10 Sultan- Ocak-Şubat

Oyunlaştıran: İpek KADILAR Yönetmen: İbrahim YAZICI 525 West 50th Street NEW YORK NY 10019 www.taasny.com www.calikusu.us Poster Design By Kaan@sihirlitopuklar.net


Turkish Kebab Ana Sponsorluğunda Karadeniz Halk Oyunları Ekibi Coşturmaya Hazırlanıyor Sorularınız için eyanik68@gmail.com 347-0500-9778

Ensar Yanık, Beyti Turkish Kebap sponsorluğunda hazırlığını sürdürdüğü Karadeniz halk oyunları ekibi ile Amerika’da Karadeniz rüzgarı estirmeyi hedefliyor.

TÜRK HALK OYUNLARININ GEÇMİŞİ Dans insanın varoluşuyla başlar. Dansın amaçları; inanç, eğitim ve eğlencedir. İlk Türk uygarlıklarında yapılan törenlerde en önemli bölümü halk oyunlarının oluşturduğu bilinmektedir. Günümüz oyunlarındada eski dansların izine rastlanmaktadır. 1926 yılında İstanbul Belediye Konservatuarı ilk olarak folklor alanında çalışmalarına başlamıştır. 1929 yılında ise halk müziği ve halk oyunları derlemeleri yapılmıştır. Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatı ile 1935 yılında 1. Uluslararası halk oyunları festivali düzenlenmiştir. Beyler Beyi Sarayındaki bu festivale Romanya, Yunanıstan, Bulgaristan ve Arnavutluk halk oyunları ekipleri de katılmıştır. 1949 -1950 yıllarında ilk defa Mustafa Sarısözen yöneticiliğinde yurtdışı gösterileri İtalya ve İspaya’da gerçekleştirilmiştir. 1966 yılında Milli Folklor Enstütüsü, 1975 yılında Kültür Bakanlığı devlet halk dansları kurulmuştur.

A

merika’da sürekli izleyebileceğiniz Türk halk oyunları ekibi bulunmuyor. Uzun süre bu tür girişimler defalarca yapılmasına rağmen sonuç getirmemiş ne yazık ki! Ancak belki de uzun süre folklor çalışmaları yapan eğitmen Ensar Yanık’ın Beyti Turkish Kebap sponsorluğunda kurma çalışmalarını sürdürdüğü Karadeniz halk oyunları ekibi alandaki açığı kapatacağa benziyor. Ekip ile ilgili çalışmalarını tam gaz sürdüren Ensar Yanık, amacının Türkiye’nin tanıtımını ve kendi kültürümüzün bir parçası olan folklor ile katkıda bulunmayı hedeflediğini belirtiyor. “Gelin Amerika’da Karadeniz rüzgarını birlikte estirelim” çağrısında da bulunan Ensar Yanık ile çalışmalarını konuştuk: Karadeniz yöresine ait folkler ekibi oluşturmaya başladınız. Bize bundan biraz bahseder misiniz? Beyti Turkish Kebab sponsorluğunda Karadeniz Yöresine ait halk oyunları ekibi kurmaya karar verdim. Tamamen gönüllülerden oluşacak bu ekiple, amacım folklorumuzu ve kültürümüzü Amerika’da tanıtabilmek Karadeniz rüzgarını burda estirebilmek. Daha önceki çalışmalarınızı kısaca anlatır mısınız? Ben aslen Trabzon doğumluyum, daha önce İstanbul Eminönü Halk Eğitim

Merkezi ve İstanbul Maliye Mensupları Derneği ile bir çok yurtiçi ve yurtdışı çalışmalarımız oldu. Folklore 10 yıl önce merak üzeine başladım ve severek yapıyorum. Ekibinize katılma şartları nelerdir? Ekibimize merak eden ve öğrenmek isteyen bay ve bayan herkes katılabilir. Önceden bir deneyimi olması gerekmiyor. Çalışma saatleri ve günleri hakkında bilgi verir misiniz? İki farklı gün düşünüyoruz. Bu günleri katılacak arkadaşlara göre belirleyeceğiz. Oluşturulacak bu ekip sadece New York için mi düşünülüyor? Elbette ilerleyen dönemlerde talep olması halinde gösterilerimizi Amerika’nın her yerine taşıyabiliriz. - Son olarak neler söylemek istersiniz? Amacım Türkiye’nin tanıtımına ve kendi kültürümüzün bir parçası olan folklor ile katkıda bulunabilmek. Ayrıca ilerleyen dönemlerde eğer gelir elde edersek bunu ekibimiz arasında paylaşmak istiyorum. Gelin Karadeniz Rüzgarını Amerika’da Birlikte Estirelim!

©Sultan- Ocak- Şubat 11


Allah Nazardan Korusun ! 2

005 Yılında atılan bir adım ve oluşturulan başarı zinciri. Evet, başladığı günden bugüne değişmeyen lezzet ve kalite... İçeriye girdiğinizde kendinizi Türkiye ‘de hissedeceğiniz sıcak bir ortam... Bütün bunların sonucu elde edilen bir başarı ortaya çıkıyor. Bu başarıyı gerçekleştiren restoranımız Long Island ‘ta Türklere ve yabancılara hizmet veren NAZAR RESTORANIN bugün ikinci şubesi görkemli bir törenle açıldı. NAZAR MARKET’ in açılış törenine West Haven Belediye Başkanı Edward O’Brien, TADF Başkanı Ali Çınar ve New York Giresunlular Derneği Başkanı Savaş Sahin ile bölgede yaşayan vatandaşlarımızda katıldı. .Kesilen kurdelanın ardından yapılan dualarla açılış gerçekleştirildi. İçeriye girdiğimizde sanki Türkiye’de gibi geniş ürün yelpazesi ve uygun fiyatları dikkatimizi çekti. Ayrıca helal et reyonunda istediğiniz her şeyi bulabiliyorsunuz. Samimi misafirperverlik ortamında gelen

©12 Sultan- Ocak-Şubat

misafirlere ve katılan halka NAZAR Restoran’ın nefis ikramları yapıldı. Böylece elde edilen başarıya bir zincir daha eklenmiş oldu.

malarından dolayı evine ve ailesine zaman ayırmakta zorlandıklarını fakat buna rağmen halkımıza en iyi hizmeti verebilmek için bunlara katlandıklarını belirtti.

Ümit ediyoruz ki Amerika’da başarılı iş yerlerimiz çoğalır ve bu tür güzelliklere birlikte ortak oluruz. Daha nice NAZAR RESTORAN ve NAZAR MARKET zincirlerine.

Türk mutfağının sağlıklı ve zengin çeşitliliğinden dolayı yabancılarında kendilerini fast fooda oranla tercih etmelerinden duydukları memnuniyeti ifade etti Yeni yatırımcılar için önerilerini sorduğumuzda;

Nazar Marketin sahiplerinden Yusuf Beyle başarıları üzerine yaptığımız söyleşide en önemli etkenin güleryüz, temiz ve kaliteli hizmet olduğunu vurguladı. Temizliğe ayrıca dikkat ettiğini söyleyen Yusuf Bey, temizlik ve sağlık için mutlaka sağlık bölümü yetkililerinin gelmesi gerekmediğini ve içinize sinmesi gerektiğini belirtti. Yaptıkları işin zorlukları arasında farklı kesimlerden insanlara aynı damak zevkini verebilmektir dedi. Çok uzun saatler çalış-

Herkes bildiği alanda işe atılmalı ve yaptığı işi severek yapmalıdır dedi. Hedefleri arasında, Türk ürün çeşitlerini artırarak marketler zinciri oluşturmak olduğunu ve NAZAR adını markalaştırma yolunda devam edeceklerini vurguladı.


Residential & Commercial

Insured & Licensed

EROL’S PLUMBING & HEATING

154 Brentwood Road, Bayshore, NY 11706 Phone: 586-22-00

Yakıtınız İçin Daha Fazla Para Ödemeyin Geniş Bilgi İçin Hemen Arayın %60 % 70 TASARRUFLA FATURALARINIZI DÜSÜREBİLİRSİNİZ ÇOK GEÇ KALMADAN ARAYIN BİZİ, PROFOSYENEL EKİBİLMİZLE SİZE YARDIMCI OLALIM PARANIZ CEBİNİZDE KALSIN Fuel oil ile çalısan boiler and hot water tanklarınızı yüksek tasarruflu doğalgas veya fuel oil boiler ve hot tankıyla değistirilir .

%60 %70 FATURALARINIZI DUSUREBILIRSINIZ

%60 %70 FATURALARINIZI DUSUREBILIRSINIZ

©Sultan- Ocak- Şubat 13


Altın Çotanak USA Ödülleri Geleneksel Hale Geliyor

A G

merika’da yaşayan sayıları oldukca fazla olan Giresunlular, yaptıkları başarılı çalışmalar nedeniyle de ilgi odağı. 2010 yılında resmi olarak kuruluşu yapılan Newyork Giresunlular Derneği’nin Kurucu Başkanı Savaş Şahin, iresunlular’ın Amerika’da en büyük toplumu olduğunu belirterek, dernek olarak hem bölgesel hem de milli değerleri koruyup yeni nesillere aktarmanın yanı sıra Amerika’nın kültürel, politik ve ekonomik platformlarında da etkili olmayı hedeflediklerini dile getiriyor.Bu yıl ilkini düzenledikleri Altın Çotanak USA Ödülleri’nin çok kısa bir zamanda hazırlandığını ve 15 büyük dalda verildiğini beliriterek, bu ödüllerin önümüzdeki yıllarda da verilmeye devam edeceğini ve geleneksek hale getirileceğini ifade ediyor. Söz konusu ödüllerin büyük ilgi gördüğünü kaydeden Savaş Şahin, dernek ve ödüller ile ilgili şu bilgileri verdi:

Ö

ncelikle bize kendinizden biraz bahsedermisiniz? 1973 Giresun, Yağlidere doğumluyum. İlk okul Akköy İlkokunda, liseyi Giresun merkezde bitirdikten sonra 1992-1998 yıllarında Erciyes Üniversites İktisadi ve İdari Bilimler Fakultesinde okudum. 2000 yılında Amerika’ya geldim. Daha sonra çeşitli işler yaptım. 10 ay sonra kendi işimi kurdum ve ayrıca aynı dönemde bir şirkette çalıştım. Şu an hala kendi işimi yapıyorum ve aynı zamanda New York Giresunlular Derneği kurucu başkanıyım. Başkanlığım hala devam ediyor. - Derneğiniz ne zaman kuruldu ve kuruluş amacı nedir? Bir kaç arkadaşla bir yıl boyunca zaman zaman toplandık ve yaklaşık bir yıl sonra 19 Aralık 2009’da da bir dernek kurmaya karar verdik ve derneğin ismini belirledik. Ağustos 2010 tarihinde derneğimizi resmi olarak kurduk. Kuruluş amacımız Amerika’da en büyük Türk toplumu olan Giresunlular’ı bir araya getirip kendi kültürümüzü, milli değerlerimizi koruyup birlik ve dayanışma içinde milli değerlerimiz ve inançlarımızı çocuklarımıza aktarmak ve Amerikan toplumuyla bütünleşmek ve Türk toplumunun güçlenmesine katkıda bulunmak. Aynı zamanda Amerika’da sağlam bir Türk Amerikan toplumu oluşturmayı, Amerikan toplumuyla bütünleşmeyi, Amerika’nın ekonomik kültürel ve politik platformlarında olumlu katkı sağlamayı ve gençlerimizi sağlam yetiştirmek te amaçlarımız arasında yer alıyor. - Derneğiniz tarafından bu yıl ilk defa Altın Çotanak USA ödül töreni düzenlendi. Bu fikir nasıl oluştu? Amerika’da yaşayan Giresunlular’ın yüzde 80 ni irili ufaklı da olsa kendi işlerine sa-

©14 Sultan- Ocak-Şubat

hiptirler. Bunların arasından sıyrılmış, çok önemli bir sermaye oluşturmuş işadamlarımızda mevcut. Öncelikle Giresunlu işadamları toplantısı yapmayı düşünmüştük. Daha sonra bu olayın Amerika’da yaşayan bütün Türk toplumu arasında dağıtılması gerektiğini düşündük. Bunun etkili olabilmesi için yeni bir fikir oluşması gerekiyordu ve bunun da ilklerden olması gerekiyordu. Aynı zamanda ayrı bir bir platform oluşturmak gerekiyordu. Nasıl bir ilk olması gerekir diye düşünürken ödüllü bir programın ses getireceğini düşündük. Bununda Giresun’a özgü bir sembol olmasını istedik ve fındık kabuğundan yola çıkarak “Altın Çotanak” olarak bir isim koyduk. Altın Çotanak Ödülleri dünyada ilk ve ayrı bir özellik taşısın istedik. Bu Altın Çotanak Ödülleri Platformu tamamiyle tek başına özgün bir çalışmadır. Zaman kavramımız vardı. 10 gün gibi kısa bir zamanda çalışmalara başladık ve New York Giresunlular Derneği himayesinde yönetim kurulundaki arkadaşlarımız ile Amerika ve Türkiye’deki gazetecilerin de katkılarıyla bu töreni gerçekleştirdik. Bu çalışmamız gerek yerel basında gerekse ulusal başında gerek büyük ilgi gördü. - Bu güzel ve anlamlı ödül töreninin devamı olacak mı? Kesinlikle bu çalışmayı geleneksel hale getireceğiz ve her yıl devamlılığı olacak. - Birçok farklı sektörlerden ödüller verildi. Tepkiler nasıl oldu? Gerçekten birçok sektörde ve meslek dallarında ödüller verdik 15 tane büyük ödül verdik. Bunun sonucunda birçok işadamımızı tanıtma fırsatımız oldu. Daha sonrasında yerel ve ulusal medyada etkili oldu. Sonrasında bir çok olumlu tepki aldık.

“RADİKAL DÜŞÜNCELER TÜRK TOPLUMUNU BÖLÜYOR” Amerika’da Türkler arasında birlik ve beraberliğin sağlanamamasından hepimiz şikayetçiyiz. Bir dernek lideri olarak sizin yorumunuz nedir? Bu sorun üzerinde aslında bilimsel bir çalışma yapılmalı. Bu soru zaman zaman insanlar arasında sorulan bir soru aslında Türkler’in bir araya gelememesi. Bu göreceli bir konudur. Olaya hangi açıdan bakmak gerekir? diye düşünmek lazım öncelikle. Aslında sorun herkesin aynı şeyi beklemesi kimse ve kimsenin bu birlik ve beraberliğin içinde bir etken olmak istememesi. Önce bireysel olarak kendimizi sorgulamalıyız ve sonrasında başkalarını. İnsanlar arasındaki bazı ilişkilerde olumsuz olaylar yaşanabilir. Bu genel olarak bütün toplumlarda vardır aslında. Türk toplumu olarak birbirimizi ötekileştirmeye çok hevesliyiz. Bunun sebepleri aşırı şekilde ideolojik ve kutuplaşmış olmamız. Bazı konularda keskin ve radikal düşünceye sahip olmamızdan kaynaklanıyor. Bu konuda diyebiliriz ki aşırı ve radikal düşüncelere sahip olmak biz Türklerin kendi bölünmesine sebep oluyor. Öncelikle birbirimize saygı ve sevgi sınırları içinde olmamız gerekir. Hepimiz neden birlik olamıyoruz sorusu yerine kişisel olarak bir araya gelebilmemiz için ne yaptık? diye sormamız gerekir. Her birey bu soruyu kendi kendine sorar ve cevabını bulursa birlik ve beraberlik sağlanmış olur.


nce lı Ö en zanç t 4 201 000 ka n a . Nis rın 10 kın tı Çı p a y

Any Time Mechanical

80 REDINGTON ST. BAY SHORE, NY 11706

P# 1-631-647-8555 F# 1-631-647-8550

istasyon Sahipleri DİKKAT!!!

Residential & Commercial

Insured & Licensed

©Sultan- Ocak- Şubat 15


Yaşam Kanser Hastalarına Umut Dağıtıyor

E

konomi eğitimi almasına rağmen kardeşinin beklenmeyen ölümüyle başedebilmek için psikoloji eğitimi alan Psikolog ve Hipnoz uzmanı Gülhan Akşit Şener, kanser hastaları ve yakınlarına umut oluyor. Aynı zamanda New Jersey’de Bergen Camiisi’nde seminerler de veren Şener, seminerlere katılan herkese yaşadıklarını daha iyi anlama ve yaşamda karşılaştıklarıyla başedebilmenin yollarını anlatıyor. Bu etkinliklerini daha da büyütmeyi hedeflediğini söyleyen Şener, aynı zamanda Türkiye’de kanser hastaları ile yakınlarının terapi görebileceği bir merkez açmayı hedeflediğini kaydediyor. Sufizm ile yakından ilgilenen Şener, nasıl psikolog olduğundan ebeveyn- çocuk ile eşler arasındaki ilişkiye kadar birçok konuda sorularımızı şöyle yanıtladı:

BERGEN CAMİİN DE SEMİNER - Bergen camisinde çalışma yapıyorsunuz ve 10 dolar ücret alıyorsunuz ? Neden camiyi tercih ettiniz? - Ben kısaca AA denilen Adsız Alkolikler toplantılarına çok katıldım Amerika’da. Bir dönem projesi hazırlamak için gittiğim tüm toplantılar kiliselerde oldu. İbadet saati bittikten sonra kiliseler ve sinagog’larda çeşitli aktiviteler yapılıyor. Ben de Bergen Camisi’nde ibadet saatleri bittikten sonra müslüman halka yönelik bir proje yapmayı düşündüm. Bizim halkımız psikolojik sorunlarının çok farkına varmaz ve varsa da eşle- dostla konuşarak çözmeye çalışır. İstedim ki, biraz sorunlarımızın, evliliklerimizin, eşlerimizin karşısında bilinçlenelim. Çocuklarımızın ne halde olduğunu anlayabilelim. Çok eğlenceli geçiyor. Akşam yapıyoruz, hanımlar rahatlıkla gelebiliyorlar, hatta çay-kurabiye ikramlarıyla zenginleşiyor toplantılarımız. Bir de nefes terapisti bir arkadaşım destek veriyor projeye. Birlikte çalışıyoruz.. Yeni bilgiler, yöntemler öğreniyoruz. Niye 10 dolar dersek, bu sembolik rakam sadece cami için küçük de olsa bir katkı olsun istedim..Herkesin gelebilmesi ve faydalanabilmesi için. ©16 Sultan- Ocak-Şubat

Gülhan Akşit Şener glhan07@hotmail.com Psikolog & Hipnoz Uzmanı öğrenci oldum. - Psikolog olmadan önce ne yapıyordunuz? - Benim ilk bitirdiğim üniversite ekonomi fakültesi. Daha sonra İşletme Master’i yaptım. ve iş hayatına atıldım erken yaşlarda. Sahibi olduğum şirketi de yaklaşık 15 yıl önce tasviye ettim ve Amerika’ya geldim. - Psikolog olmaya nasıl karar verdiniz ? - İşlerimin en iyi olduğu ve büyüdüğü bir dönemde, trafik kazasında kardeşimi kaybettim. Her şeyin bittiği ve anne-babamın yardıma en çok ihtiyacı olduğu bir dönem yaşadım. Nasıl dolduracağımızı bilemediğimiz, yol yordam aradığımız, çırpındığımız dönem. İşte bu dönemde psikiyatriste ve psikoloğa gittim yardım almak, hem kendimi hem de anne-babamı iyileştirmek için ve ölüm sonrası yaşanan travmalar üzerine kitaplar okumaya başladım. Bu okuma süreci yıllarca sürdü.. Amerika’ya geldiğim dönem de evlendim ve çocuklarım oldu. Ama içimdeki psikoloji aşkı yine bitmedi. Çocuklarım kreşe başladığında, ben de tekrar

- Amerika’da bu işi nasıl başardınız? Başka bir ülkede ve iki çocukla nasıl tekrar üniversite bitirdiniz? - İlk önce anadilimin dışında psikoloji eğitimi almak hiç kolay olmadı. Geçmişteki eğitimlerimin psikoloji ile hiç ilgisi olmaması da ciddi bir dezavantajdı. Çünkü her kelime yeniydi benim için, sınıf arkadaşlarımın hepsinin İngilizceleri anadilleriydi üstelik. Tek yabancı uyruklu bendim. İlk başlarda bırakmayı düşündüm, ama eşim çok destek verdi. Aynı sayfayı defalarca okuduğumu biliyorum. Yabancı bir ülkede yaşamak zor , anne olmak daha da zor. Okula gittiğim günlerde çocuklarıma ya arkadaşlarım ya da sevgili eşim baktı. Evden çıkmadan çocuklarımın tüm ihtiyaçlarını giderip, yemeğimi yapıp, evimi temizleyip okula gittim. Çoğu zaman derse girmeden önce bolca parfüm sıkardım. Çünkü mutlaka üstüm başım yemek kokardı. Eve geldiğimde yine çocuklarımla ve ev işleriyle meşgul olup, derslerimi gece çalışırdım. Yani iyi bir zamanlama ile her şey yapılabiliyor aslında. ve de çok istemek, arzulamak gerekiyor.


SUFİZM’DE “KADERİNİ SEV!” ANLAYIŞI - Sufizm le ilgileniyorsunuz, bu işinize nasıl yansıyor ? Danışanlarınızla terapilerinizde farklılık yaratıyor mu ? - Şimdi Sufizm yeni moda akım oldu. Çaresizlik ve mutsuzluğa dayanınca, çözüm yolu arıyoruz hepimiz. Benim ilgim bir dergaha tesadüf eseri gitmemle başladı. İnsan ruhunu iyileştirmek için onca kitap okurken, aslında öğrendiğim her şeyin gerçek dayanağının ne olduğunu gördüm. Kaderini Sev! Bu iki kelime saatlerce yapacağınız terapinin özetidir. Yaralanmış ruhun geçmiş hali kaderdir. Yaşanmış hayatımızı sevmekten başka çaremiz var mı? İstediğiniz kadar geçmişi düzeltmeye çalışın, olmaz. Önemli olan artık ne yapacağınızdır. Burada da devreye değişim girer. Kendinizi ve yaşamınızı değiştirebilmek için de, arkanızı dayadığınız yerdir gerçek olan. En büyük değişim ve karar verebilmek yanlızca güvene dayalıdır. Biz malesef sadece insana ve paraya güvenmeyi öğrenmişiz. Oysa güvenmekle başlayan değişim de ancak Allah’a duyulan güvenle oluyor. Tasavvuf bana kişinin davranışından önce, kalbinde ne olduğunu anlamamı öğretti. Çok daha hızlı ve gerçekçi bir değişim için, terapilerimde danışanımla bir yolculuğa çıkarız birlikte. Beraber çıktığımız yolculukta, iki arkadaşın sohbeti gibi karşılıklı gerçekte kim olduğumuzu bulma oyunu oynarız.Kişinin yaşadığı ve değiştiremediği her sorunun gerçeği görmemekten ve doğru yere güvenmemekten kaynaklandığını anlamasıdır oyunun sonu. Bunu kendisinin bulmasına da transpersonal değişim deniyor ama daha dibine inildiğinde karşınıza sufizm çıkıyor.

“HİPNOZ İLE AMELİYAT BİLE YAPILIR” lar. Benim özel olarak kanser grubuyla çalışmamın altında, tedavi sürecinin ve belirsizliğin yarattığı sıkıntılar da onlara yardımcı olma isteğim var. Sevdiklerini kaybetme korkuları sanırım bana kendi kaybımı hatırlatıyor . Onları daha iyi anlayabiliyorum.

HERKESTE TATMINSIZLIK VAR - Aynı zamanda hipnoz uzmanısınız. Hipnozla gerçekte neler yapılabiliyor ? - Hipnozla ve iyi bir hipnoterapist ile ameliyat bile yapılabilir. Hipnoz altında ameliyat yapılır ve hasta hiç bir şey hissetmez. Şimdilerde en popüler konu yabancı dil öğrenmek, çok başarılı sonuçlar alınıyor. Hipnoz ile değiştiremediğiniz bir çok davranış ve bağımlılık değiştirilir. Bence herkes bir kere tecrübe etmeli hipnozu. Bilinçaltı temizlenmeli arasıra... - Sizce günümüz insanının en önemli psikolojik sorunu nedir ? - Benim terapilerimde gördüğüm, herkes de tatminsizlik var. Parası çok olan da, az olan da mutsuz. Çünkü herşeyin daha fazlası var piyasada. Her şeyi fazlalaştırmak ve satın almak için çok çalışıyoruz, çok çalıştıkça çok yoruluyoruz ve yorulunca insanı duygu ve isteklerimizi yeterince tatmin edemiyoruz. Niçin kırsal yaşamlara geri dönmeye çabalıyor insanlar, insan olduğunu tekrar hatırlamak için. “ÇOCUKLARINIZI BAŞKALARIYLA KIYASLAMAYIN” - İki çocuk annesisiniz. Psikolog anne olarak, annelere neler önerirsiniz?

- Kanserli hastalarla çalıştığınızı biliyoruz, bu hasta grubunu seçmenizin özel bir nedeni var mı ? - Kanser biliyorsunuz geç kalınmazsa tedavisi olan bir hastalık. Bir çok belirtisi var ve hemen müdahale edilirse çözümü de var. Ancak ileri evrede farkedilen kanserin tedavisi uzun ve yorucu bir süreçtir. Bu zor süreçte hastaların yardıma çok ihtiyaçları oluyor. Ruhsal yıpranma yaşıyor-

- Çocuğunuz tek ise ikinciyi mutlaka yapın derim. Bir de benim gördüğüm Türk annelerin çocuklarını başka çocuklarla kıyaslamaları. Çocuğunuz neyi yanlış yapıyorsa, sizden öğrenmiştir, başka çocuklar neyi doğru yapıyorsa annesinden öğrenmiştir. Yani kendinizi kıyaslayın çocuklarınızı değil.....

psikolojikleri nasıl olmalı? Psikoloğa gitmeden kendilerini nasıl iyi hissedebilirler? - İdeal bir evlilik bana göre ikiye ayrılır: Saygılı ve saygısız evlilikler. Saygısızlık sadece sözel değildir, davranışarla da yapılıyor ve evlilikleri bitiriyor. İstediğiniz kadar evli kalın, küçümsenmiş ya da kırılmış kalbi sadece yanınızda tutarsınız ama aşk yaşayamazsınız. Ayrıca aşk ve üreme için bir araya gelmiş çiftlere bakarsınız ki , birbirinin annesi-babası-abisi-ablası-sırdaşı-dostu olmaya başlamışlar. Kimse kimsenin yerini doldurmak zorunda bırakılmamalı yoksa evlilikler de sıkılma başlıyor. Eşim en büyük dostum ve arkadaşım sözünü de çok saçma bulurum. Herkesle farklı ilişki yaşanmalı bana göre. İnsanın arkadaşı da olmalı, dostu da ,akrabası da... Eşi de... Ama eşiniz sevgilinizdir. Bir araya gelme sebebiniz belli. Yaş ilerlediğinde zaten başlayacak olan kanki-arkadaşlık modeline şimdiden neden girmeye çabalanır ki. Psikoloğa gitmeden eşlere faydalı olacak en hızlı çözüm, eşlerin birbirlerinden arada bir kısa aralıklarla uzak kalmaları. Çok dip dibe yaşanan ilişkiler kendi içinde karışıyor ve yoruluyor. İnsanların biraz ayrı nefes alması lazım. Kendini hatırlaması, çünkü insan kendini unutabiliyor zamanla. İlk önce kendine yabancılaşıyor sonra sevdiklerine. Ayrı kalmaktan maksadım, alıp başını gitmeler değil tabi ki. Ayrı ayrı bir şeyler yapmaları. Evlenince her şeyi beraber yapacağız diye ortak hareket edilir. Marketten ev gezmesine kadar. Aynı spor, aynı sohbet, aynı arkadaşlar... Biraz ayrı ve kendince davranmak gerekir. - Bundan sonraki hedefiniz nedir ? - Camii projesini daha büyütmek istiyorum ilk önce. Özellikle yurtdışında yaşayan kesimin arkadaşına gider gibi bunaldığında gidip iki cümle dinleyebileceği, danışabileceği bir yer olsun istiyorum. Böyle hizmet veren camiler sürekli olsun ve herkes belli saatlerde çekinmeden gidebilsinler. Diğer hedefim Türkiyeye geri dönmek ve kanser hastası yakınlarının terapi görebileceği bir merkez açmak istiyorum

- İdeal bir evlilikte erkek ve kadının

©Sultan- Ocak- Şubat 17


Dergimize Abone Olun Adresinize Gelsin

Amerikada’ki Tüklerin Sesi Olmaya Devam Ediyoruz Sizlerden Aldığımız Güçle Her Sayıda Kalitemizi Artırrmaya Çalısıyoruz

©18 Sultan- Ocak-Şubat


Avukat Ayhan Ogmen 61 Broadway Suite 3000 New York, New York 10006 212-245-7070 www.ogmenlaw.com E-Mail:agmen@ogmenlaw.com Facebook:hhttps://www.facebook.com/ayhan.ogmen.9

Çalışma Vizesi (H-1B) almaya kimler

hak kazanabilir?

“Özel uzmanlık”, gerektiren işlerde çalışacak kişiler bu vizeye başvurabilir. Bu kategori, Amerika’ dan 4 yıllık üniversite diploma derecesi ya da özel bir alanda buna denk sayılacak bir iş tecrübesi elde etmiş olmayı ve yabancı ülke vatandaşlığına sahip kimseler için ayni şekilde 4 yıllık üniversite mezunu olmayı ya da buna denk sayılacak bir iş tecrübesi sahibi olmayı dayanak almaktadır. Bu kategoriye uygun sayılabilecek işlere örnek olarak, muhasebeci, mühendis, bilgi teknoloji uzmanı, eczacı, bilim insani ve öğretmen verilebilir. H-1B Vizesinin Temel Özellikleri

H-1B, Amerika Birleşik Devletleri tarafından “özel uzmanlık” gerektiren alanlarda hizmet verenlere, Amerikan Savunma Bakanlığınca yönetilen proje veya işlerde çalışanlara veya liyakat ve beceri açısından ayrıcalıklı modellere verilen bir göçmen olmayan vize türüdür. H-1B vizesi alan kişi, ABD’de kendisine destekleyici olan şirkette yasal olarak çalışabilir, ABD içerisinde ve dışarısında seyahat edebilir. H-1B vize sahibi çalışan Amerika’ da 3 yıllık çalışma izinleri ile en fazla 6 yıl çalışabilir.. Çalışanın kendisine bağımlı olan aile üyeleri( esi ve 21 yas altı çocukları) H-4 alarak H-1B vize sahibi çalışana Amerika’ da eşlik edebilirler. H-4 vizesi Amerika’ da çalışmaya izin vermez. H-1B Vizesinin Şartları H-1B vizesine sadece belirli bir işveren, belirli bir yerdeki belirli bir iş için destekleyici olabilir. Bu şartlardan herhangi birinin değişmesi halinde destekleyici ya da yeni bir işverenin Amerika Birleşik Devletleri Vatandaşlık ve Göçmenlik Servisine yönelik bir dilekçe düzenlemesi gerekmektedir. Iş 4 yıllık bir diploma gerektirmeli ve vizeye başvuran çalışan ilgili alana dair 4 yıllık diploma derecesine ya da muadili iş tecrübesine sahip olmalıdır.

Mühendislik, eczacılık, fizik, devlet okulu öğretmenliği gibi meslekler, bu mesleklerin icrası noktasında yasal olarak resmi makamlardan belirli bir ruhsat temin edinilmesini gerektirir. Bu gibi durumlarda, işçi muhtemel işverenin ruhsatının fotokopisini ve H-1B başvuru dilekçesini göndermelidir. Her yıl 85.000 adet H-1B vizesi verilmektedir ve bu kota dolduğu takdirde vize almaya hak kazanan başvurular çekilişle belirlenmektedir. Bu sebeple 1 Nisan tarihinden önce başvurunuzun hazırlanması ve 1 Nisan itibari ile yapılması büyük önem arz etmektedir. Neden H-1B Vizesi? Uzmanlaştığınız alanda ABD’de yasal

olarak çalışma imkânı vermesi, ABD de kalacaklar için H-1B vizesini cazip bir hale getirmektedir. H-1B vizesi ilgili sorularınızı hem Şirket olarak hem de kişisel olarak Avukat Ayhan Öğmen’e iletebilirsiniz. Başvuru işlemlerinizin Göçmenlik Hukuku konusunda uzman bir Avukat tarafından yürütülmesini isterseniz Avukat Ayhan Öğmen ile yukaridaki telefon ve e-mail adresinden iletişime geçebilirsiniz.

©Sultan- Ocak- Şubat 19


Sanat “

Ruh Halini Suya Boyalarla Taşıdı

humeyramavruk@gmail.com humeyramavruk.jimdo.com Tel(516) 444 8262

“EBRU SANATINI OSMANLILAR GELİŞTİRDİ” Ebru sanatı nedir? er malzemesi doğadan sağlanan yoğunlaştırılmış su üzerine boyalarla nakışlar yapılan kağıt süsleme sanatıdır. Sanat ve zanaat tanımlamaları konusunda ustalar arası tartışmalar sürmektedir. Başlarda sadece kağıda uygulanan ebru sanatımız çeşitli ham seramik objelere, ahşaplara ve kumaşlara da uygulanmaktadır. Ebru icra eden kişiye “Ebrucu” denir. Ebru sanatı adını Farsça bulut anlamına gelen ‘EBR’ sözcüğünden almıştır. Aynı isim zamanla Ebru’ya dönüşmüştür. Ebru görünüşüyle bulut kümelerine benzer şekiller yansıttığından buluta karşılık olarak gelen bu sözcükle bilgi doğrulanmaktadır. O kadar eski bir sanattır ki ilk ebru çalışmasının hangi ülkede doğduğunu belgeleyen bir bilgi kaynağı yoktur. Bazı kaynaklardan edindiğimiz bilgiler de doğu ülkelerinde doğduğu, bazılarında Hindistan’da ortaya çıktığı, bazılarında ise Türkistan’ın Buhara kentinde doğduğu yazılıdır. Kayıtlarımızda net bir bilgi vardır ki o da İpek Yolu ile Osmanlılar’a geldiği ve ebru sanatını Osmanlılar’ın geliştirdiğidir. Köklerinin 9. veya 10. yüzyıla uzandığı tahmin edilen ebru sanatı hakkında kaleme alınmış en eski eser 1615te yazılan Tertib-i Risale-i Ebri isimli kitapçıktır. Belgelenen en eski ebru örneği ise 16. yüzyılda yapılmıştır. Batı ülkelerinde ebru kağıt üzerinde mermer dokusuna benzeyen damarlardan esinlenerek ‘Marbling Paper’ (mermer kağıt) ya da ‘Turkish Marbling Paper’ olarak, Ortadoğu ülkelerinde ise ‘Varak’ül-mücezza olarak adlandırılmaktadır.

H

©20 Sultan- Ocak-Şubat

Hümeyra Etike Mavruk

G

eleneksek kağıt süsleme sanatı olan ebru sanatını Amerika’da başarıyla uygulayan Hümeyra Etike Mavruk, birbirinden güzel eserlerinin yer aldığı sergileriyle de herkesin büyük beğenisini kazanıyor. “Ruh halimi suya boyalarla aktarıyorum’ diyen ebru sanatçısı Mavruk, ebru sanatını yabancılara tanıtmanın çabasını da veriyor. Ebru sanatının yanı sıra halı dokuma sanatıyla da uğraşan Mavruk, özellikle ebru sanatının uygulandıkça yeni öğretiler veren bir sanat olduğunu söylüyor. Bu nedenden dolayı kendisinin ‘talebe’ kalacağını ifade eden Mavruk, bu sanatı öğrenmek isteyenlere de tavsiyelerde bulunuyor. Geçen yıl Kasım ayında New York’da açtığı sergi ile büyük beğeni toplayan Mavruk ile çalışmalarını ve bundan sonraki hedeflerini konuştuk:”

K

endinizden niz?

bahsedermisi-

1970 Te Adana’da doğdum, 2008 e kadar orada yaşadım 2008 den beri New York’ta yasiyorum’. Çocukluğumdan beri tarihe ve tarihteki geleneksel sanatlara büyük ilgim vardı. Ülkelerin tarihlerini araştırarak zaman içerisinde ulusların anlamlarını keşfederken, kendi tarihinin gelecekte kişinin amacını oluşturacağı bilincine vardım. Tarihe olan merakım beni tarihi şahsiyetlerle, olaylarla ve eserlerle tanıştırdı. Okudukça ulusların ortak ruhunu koruyan ve besleyen geleneksel sanatlar ve geleneksel yemeklerle geleceğe bırakılmış mirasların zenginliğini gördüm. Ülkemizin geleneksel sanatları zaten asırlardır devam eden kültürlerin uzantısı ebru sanatımız ve halı ki-

lim dokumak. Ebru yaparken çeşitli arayışlardaki içsel yolculuğumda ruh halimi suya boyalarla, dokuma tezgahına ise ilmeklerle nakşetmek en çok etkilendiklerim arasındaydı. İşte bu noktada tarihim amacımı oluşturdu. İlk önce halı kilim dokuma sonra Ebru sanatı eğitimi almaya başladım. Halı dokuma eğitimimi iki yıl, ebru sanatı eğitimimi dört yıl aldım. Hiç bir zaman tamamladım diyemeyeceğim, tamamladığıma dair belgemi almış dahi olsam. Ebru sanatı icra edildikçe yeni öğretiler veren bir sanat. Dolayısıyla ben sanatımda daima talebe kalacağım. - Kullandığınız belli temalar varmı? Yoksa içinizden geldiği gibi mi çalışıyorsunuz? Ebru sanatına ilgi duyan her gönüllü


önce klasik ebru ile başlar. Ben de başlarda geleneksel çalıştım. Sanatımızla tanıştıktan sonra doğada gördüklerim farklılık kazandı. Bir yaprağın damarlarını doğanın renk harmonisini daha net görür oldum. Temalarım bazen doğadan bir çiçek, bir böcek, bir ağaç olsa da dış dünyadaki güzellikler kadar olumsuzlukları da içime alıp suya yansıtıyorum. Son çalışmam da dünyada barış dileğimi yansıtan ağzında bir zeytin dalı olan beyaz güvercinden oluşuyor. “LALE, ALLAH’IN TEKLİĞİNİ SEMBOLİZE EDER” - Ebru sanatını öğrenmek için nerden ve nasıl başlamak gerekir? Sanatımızı öğrenmeye başlarken önce kullanacağımız malzemelerle (tekne, fırça, kıvam kazandırıcılar, boyalar, biz, tarak) ile tanışmak ve bilinen en eski ebru sanatı çeşitleriyle çalışmaya başlamak en doğrusudur. Ebru öğrenimi battal ebru ile başlar battalı öğrendikten sonra diğer geleneksel ebru çeşitlerini öğrenip daha sonra arzu edilen figürlerle devam edilir. İlk tercih edilen figür lale olmalıdır, çünkü lale ebru sanatı ile bütünleşmiş bir çiçek figürüdür. Lale soğanından sadece tek bir çiçek çıkar bu sebeple Allah’ın tekliğini sembolize eder. Modern ebru sanatında da çoklu lale çalışıyor olsakta lalelerin sayısının tek olmasına özen gösteririz. Lale çiçeklerinin tek olması ebru sanatçılarının deyimiyle ‘edep’tendir. - Öğrenmek isteyenlere tavsiyeleriniz nelerdir? Giderek insanların birbirinden uzaklaştığı, insanların yakınlıkların azaldığı günümüzde yalnızlaşmanın ilerlediği dönemlerde iç dünyamızda sorunlar yaşamaya başlıyoruz. Ebru sanatını en çok bu dönemlerde kendimize terapi, günlük koşuşturmadan kaçmak ve huzur saatleri olarak nitelendiriyorum. Nihayetinde ülkemizde huzur evlerinde ve ruh sağlığı hastanelerinin bazılarında ebru dersleri veriliyor. Sanatımızı öğrenmek isteyenler sadece ticari amaçlı değil ebru sanatına gerçekten gönül vermiş hocalardan ders almaları ve klasik ebruyu öğrenmeden fikirlere geçmemeleri. Altını çizerek söylemek isterim ebru sanatı okuyarak seyrederek asla öğrenilmez mutlak bir hocadan ders alınmalı.

rum. Ben sanatımı anlatınca sanatımıza ilgi uyandırmak zor olmuyor. - Ebru sanatı yabancılarada tanıtmak adına neler yapılabilir? İmkanlar yeterli mi bu konuda? Ben elimden geldiğince sanatımızı tanıtmaya gayret gösteriyorum ama inanın sadece yabancılar değil Türk yurttaşlarımız arasında ebru sanatımızı tanımayan çok insanla tanıştım. Tanıtmak hiç kolay olmuyor, bireysel çabamla tanıtıyorum. Örneğin yıllar önce dil kursu için başladığım okulda sanatımızı anlattım ve onlardan gelen bir teklifle okulda bir gösteri yaptım. En azından Türk sanatı olarak akıllarda kalmasını sağladım. Daha sonra yaşadığım bölgede New York’lu sanatçıların ortak çalışmalar yaptıkları sanat guruplarına üye oldum ve onlara sanatımızı anlattım. Duymak bile onları büyüledi. Bana temin ettikleri sanat merkezinde gösteri eşliğinde sergi yaptım. Üniversitelerde gösteri ve sergilerim oldu. Türk-Amerikan ilişkilerinin pekiştirilmesi amaçlı toplantılarda sanatımızı sergi ve gösteriyle tanıttım.

den çalışılıp hazırlanmış eserlerin yanı sıra canlı tanıtım yapmak zorunda olduğumuz için meşakkatli oluyor. İleride yeni çalışmalarımla farklı kitlelere ulaşabileceğim yeni tanıtım ve sergi projelerim var.

- Daha önce sergiler açtınız. İlerleyen dönemlerde de yeni sergi açmayı planlıyor musunuz? Evet. Daha önce New York’ta ebru sanatı sergilerim oldu. Son sergim 25 Kasım 2013’de gerçekleşti. Sergilenen çalışmalarım yoğun ilgi nedeniyle hala Magnolia Senior Community Center Sergi Salonu’nda sergilenmeye devam ediyor. Ebru sanatı sergisi, diğer görsel sanatlar sergileri kadar kolay olmuyor. Önce-

“TÜRKLER DE YETERİNCE TANIMIYOR” - Eserlerinizi sergileme fırsatınız oluyor mu? Evet oluyor. Kendimin de beğendiği eserlerimi sanatımızı tanıtmak adına sergiliyorum. Çokça bilinmeyen bir sanat olduğu için önce anlatıp insanların merakını uyandırıyorum, sonrasında onlardan gelen teklifler ve mekan tedariki ile sergiliyo-

©Sultan- Ocak- Şubat 21


©22 Sultan- Ocak-Şubat


Avukat Gökhan Yazıcı Attorney and Counsellor at Law 48 Wall Str. 11thFloor New York, NY 10005 www.yazicilaw.com Telefon: (646) 657 8144 E-Mail:gokhan@yazicilaw.com Facebook:http://www.facebook.com/gokhan.yazici Twitter:http://twitter.com/yazicilaw

Ticari İşletmenizin İsim Babalığı Yeni kuracağınız işinize, ticari işletmenize, isim bulmak kuruluş aşamasında verilecek onlarca kararın içinde en basiti gibi görünebilir. İsim bulmak için, girişimciler önerilen isimleri küçük kâğıtlara yazıp şapkanın içinden çekmekten tutun, aile fertleri içinde anket yapmaya varan, geniş bir yelpazede yaratıcılıklarını kullanırlar. Hatta bazen pazarlama uzmanlarından yardım alırlar. Elbette ticari işletmenizin ismi ürün veya servisinizin tecrübe, değer, farklılık ve eşsizliğini yansıtmalı ve bunun yanında kolay hatırlanabilir olmalı. Öyle ki, bazı sektör ve iş kollarında işletmenize vereceğiniz isim, doğru pazarlama stratejisi ile desteklendiğinde, başarınıza doğrudan etki edebilir.

B

u kısa yazıda ticari işletmenize isim koyarken dikkate almanız gereken bütün konuları kapsamak mümkün olmasa da, uzun yıllardır sürdürdüğüm meslek hayatımda ticari işletmelere isim konulması konusunda önemli gördüğüm bazı noktalara temas etmek istiyorum. Eğer Amerika’da ticari işletmenizi büyütüp kurulduğunuz eyaletten diğer eyaletlere ve nihayet ulusal pazara çıkartmayı planlıyorsanız, “New York”, “New Jersey” gibi coğrafi yerlerin isimlerini içeren ticari işletme isimleri çok doğru olmayabilir: Ticari işletmenizin ismi büyümenizin önünü

Av. Gökhan Yazıcı açık tutmalı. Ayrıca, ileride ticari işletmenizi satmak/devretmek amacındaysanız, kendi isminizi, ya da çocuklarınızdan birinin ismini vermeniz de doğru olmayabilir. Öyle bir durumda bazı kişiler, ticari işletmelerine duygusal olarak bağlanıp, doğru exit/çıkış kararı alamayabiliyorlar. En önemli noktalardan birisi de, ticari işletmenize koyacağınız ismin başkaları tarafından kullanılıyor olmaması. Bunun için U.S. Patent and Trademark Office’inin web sitesine (www.uspto.com) girip ticari markaları araştırabilirsiniz. Bu araştırmayı yaparken bulduğunuz ticari markanın değişik varyasyonlarını da araştırın, çünkü Trademark Ofisi, ticari markanızı “karışıklık yaratacak derecede benzeyen/ confusingly similar” ticari markaların daha önceden tescil edildiği gerekçesiyle kabul etmeyebilir. Ayrıca sizinle ayni kategoride ve yaptığınız işte başka işletmenin aynı isim ve markayı kullanmadığına iyice emin olmak için Google’ da da ayrıntılı bir araştırma yapmanız son derece yerinde olacaktır. Bu araştırmaları yapmadan ticari işletmesine isim koyan ve ticari marka altında üretim yapıp, ürünlerini etiketleyip şişeleyen ve daha sonra bu ürünleri piyasadan çektirmek zorunda kalan girişimcileri meslek hayatında gördüm. Bu hataya düşmemek gerekir. Ticari markadan bahsederken, hem ticari markanızı hem de logonuzu tescil ettirebilirsiniz. Ancak ismi ticari marka olarak tescil ettirirken bir veya bir kaç kategori seçmeniz gerek. Bir ticari markayı bütün ürün ve hizmet kategorileri için seçemezsiniz. Buna güzel bir örnek Monster iş arama web sitesi ve Monster Energy içecekleri: iki ayrı şirket Monster ismini farklı ürün kategorileri için kullanabilirler. Öncelikle karar verdiğiniz ismin ya da karışıklık yaratacak derecede benzerinin aynı ürün ve hizmet kategorisinde başkaları tarafında kullanılmadığına emin olduktan sonra diğer konuları kararlaştırır ve ticari işletmenizi kurarsınız. ©Sultan- Ocak- Şubat 23


Ayın Röportajı

Ahıskalı Türkler, batık kentlere hayat veriyor

A

hıskalı Türkler çökmüş bir kent olan Ohio, Dayton’a yaptıkları yatırım ile kente adeta yeniden hayat verdiler. Yıllardır yaşadıkları sürgün nedeniyle birçok acıya da göğüs geren Ahıskalı Türkler, şimdilerde Amerika’nın ekonomik kriz nedeniyle adeta ölü şehir haline gelen şehirlerine yaptıkları yatırım ve başarılı çalışmalarla büyük takdir topluyorlar. Ahıska Türk Amerikan Toplum Merkezi Başkanı İslam Shakhbandarov, 2002 yılında geldiklerini ve Amerika’da ilk yerleştikleri yerlerden biri olan Ohio, Dayton’da yaptıkları yatırım ile kentin yaşanabilir hale geldiğini söylüyor. Sadece Ohio, Dayton’da değil Kentucky gibi Ahıskalı Türkler’ in yoğun olarak yaşadıkları yerlerde de yapılanmalarının olduğunu ve çalışmaların artarak sürdüğünü anlatan Shakhbandarov, 60 bin Ahıskalı Türk’ün daha Amerika’ya gelmesi konusunda ciddi girişimlerinin olduğunu belirtiyor. Shakhbandarov ile bir kenti nasıl batık kentten yaşanabilir hale getirdiklerini ve Ahıskalı Türkler’ in yaşadıklarını konuştuk: -Bize Ahıska Türkleri’nden bahseder misiniz? -Aslında bu konu çok uzun ama ben kısa bir şekilde anlatmaya çalışayım sizlere. Öncelikle şunu belirtmek isterim Ahıska Türkleri’ni

©24 Sultan- Ocak-Şubat

Ahıska bölgesi,Türkiye’nin kuzeydoğusunda, Ardahan ilimizle sınır teşkil eden, Gürcistan toprakları içinde yer alan, çok eski bir Türklük yurdunun merkezidir. Ahıska, Türkiye sınırına 15 km. mesafede bulunmaktadır. Posof Çayının iki yakasında yer alan şehir, karayolu ile Tiflis, Batum ve Türkiye’ye bağlıdır. Ayrıca batıda Türkiye sınırının çok yakınına kadar uzanan bir demiryolu, Ahıska’yı doğudan Tiflis’e bağlar. Ahıska Türklerinin tarihi Malazgirt Zaferi öncesine dayanmaktadır.(1060 lı yıllar) Anadolu Türklerinden hiç bir farkı olmayan Ahıska Türkleri, Osmanlı-Rus Savaşları sonrasında yapılan bazı yanlış anlaşmalardan dolayı Türk topraklarından ayrılıp Rusya’ya bağlanmıştır. Maalesef ( ) Yıllardan sonra Sovyet rejimi tarafından Sovyetler Birliği’nin çeşitli bölgelerine sürgün yoluyla dağıtılmışlardır. Çektikleri çile ve eziyetlere rağmen hiç bir zaman Türk Dilini, Türk Kültürünü, ve Türk Kimliğini ni unutmamışlardır. Gerek Sovyet rejiminde ve gerekse sonrasında o bölgelerde kimliğinde Türk yazan tek millettir. Türk kimliği Ahıskalı kardeşlerimizin üzerinde olumlu olduğu kadar olumsuz etkilerde göstermiştir. Ahıskalı kardeşlerimizin sesi olan AHISKA TÜRK AMERİKA TOPLUM MERKEZI BAŞKANI İslam Shakhbandarov ile dertleştik... Arzu ediyoruz ki Rusya’da kalan diğer Ahıskalı kardeşlerimizde buraya ya da Türkiye ye alınabilir ve umut ediyoruz ki bu kardeşlerimizin tek arzusu olan T.C Vatandaşlıkları kabul edilir. Onların tek arzuları T.C kimliğine sahip olabilmek...

Alaska Türkleri diye karıştırıyorlar. Bizim hiç bir şekilde Alaska ile ilgimiz yoktur. Ahıska bölgesi Gürcistan ile Türkiye arasında bir bölgedir. Bölgenin adı Ahıska olduğu için bize de Ahıska Türkleri deniliyor. Aslında bizim Anadolu Türkleri ile aramızda hiç bir fark yoktur. Aynı bölgelerin insanlarıyız. Bizler de 1068’lerden beri o bölgelerde yaşamışız. Yani kültürel, dil ve din bakımından olsun Anadolu Türkleri ile aramızda hiç bir fark yoktur. Bizler Osmanlı Rus savaşına kadar Osmanlı’ya bağlı yaşamışız. Fakat OsmanlıRus Savaşı’ndan sonra bazı anlaşmalarla Rusya’ ya bağlanmışız. 1944’den sonra bizleri göçe zorladılar. 100 binden fazla insan bir gecede topraklarımızdan çıkarıldı ve çeşitli ülkelere gönderdiler. Bu göç esnasında 40 bin fazla vatandaşımız telef oldu. Bunların çoğunluğu yaşlılar, çocuklar ve kadınlardı. Bu yolculuk yaklaşık 1 ay sürdü. Zaten daha öncesinde 40 binden fazla erkeğimiz askere alınmıştı. Bunların 25 bini şehit oldu ve geri kalanı da ya sakat geldi ya da kayboldular. Maalesef çok zarar gördük. Toplumun nerdeyse yüzde 50’sini kaybettik, ama uluslararası arenada sesimizi duyuramadık. Bizler bu konuda çalışıyoruz ve inşallah bu çalışmalarımız netice verir ve uluslararası arenada sessimizi duyurabiliriz.


Ahıska Türkleri’nin Dünü Bugünü Ahıska bir gül idi gitti Bir ehl-i dîl idi gitti, Söyleyin Sultan Mahmud’a İstanbul kilidi gitti.

2002 YILINDA AMERİKA’YA GELDİLER -Ahıska Türkeri’nin Amerika’ya gelişi nasıl oldu? -Amerika’ya gelişimiz 2002 yılına dayanıyor. Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra Özbekistan’ın Fergana vadisinde etnik çatışmalar olmuştu. Bu etnik çatışmalarda en çok zararı yine Türkler gördü. Birçoğu Rusya Federasyonu’ndan geldiler, bir kısmı da güneyde Kıranılar Bölgesi’ne yerleştiler. Gittiğimiz yerlerde bizleri insan yerine koymuyorlardı. Üçüncü sınıf insan muamelesi gösteriyorlardı. Eğitim alanında olsun, iş alanında olsun hiç bir hakka sahip değildik. Hiç bir şekilde vatandaşlık vermiyorlardı, alabilenler de büyük paralar ödeyerek vatandaşlık alabiliyorlardı. Bize “Siz Türksünüz, siz Osmanlısınız, siz Rus düşmanısınız” diye bizleri

“60 BİN AHİSKALI TÜRK’ÜN GELMESİNİ SAĞLAYACAĞIZ” Derneğimizin açılış sebebi nüfusumuz çoğaldığı için bir ses olma ihtiyacıydı. Burdaki arkadaşlarımız benden önder olmamı ve bu işi benim yapabileceğimi söylediler. O dönem ben bankada çalışıyordum. Dil bilen çok az idi ve dil kursları başlattık. 3 yıl için de çok yol katettik. Küçücük biryerden tamamiyle kendi imkanlarmızla büyük bir binaya kavuştuk. Şu an binamızda camimiz , spor salonumuz , okulumuz ve ayrıca kreşimiz var. Kreşimiz tamamen devlet destekli. İnanılmaz bir çalışma ve biz bu kreşe hiç bir belgesi olmayan çocukları bile alıyoruz. Ayrıca burda bir kabristan eksiğimiz vardı ve yine bazı çalışmalar sonucu şimdi artık kendimize ait bir Müslüman Kabristanı var. Bunun yanısıra bu yıl bir yerel siyasetçi çıkardık bu bizler için büyük bir gelişme, büyük bir adım oldu. İnşallah amacımız daha fazla siyasetçi çıkarabilmek. Bu yıl başladığımız çok büyük bir proje var ve bizler mali destek bulabilirsek Rusya’da yaşayan 60 bin kadar Ahıskalı kardeşimizi Amerika’ya bizim geldiğimiz yöntemle getirebilmek. Bu konu için 3 ayaklı çalışıyoruz. Bunlardan biri Washington ayağı, ikincisi İnsan Hakları örgütleri, üçüncüsü ise Rusya ayağı. Rusya’da ki bazı arkadaşlarmız Ahiska Türkleri’nin günlük yaşantıları konusunda belgeler ve belgeseller hazırlıyorlar. Belgesellerde orda yaşayan vatandaşlarımızın günlük yaşantılarını kaydediyorlar. İnşallah bu çalışmayı tamamlayabilirsek 1- 2 yıl içinde ordaki kardeşlerimizide buraya almaya çalışacağız. Ayrıca bu konuyla ilgili bir documentary film yayınlanacak.

kabullenmiyorlardı. Çünkü o bölgelerde Osmanlı Hilafeti uzun sürdüğü için hala etkisi altındaydı Ruslar. Bir de Türk olarak sadece bizim kimliğimizde geçiyordu. Özbekler, Azeriler ve Kazaklar ülke isimleriyle yazılıyordu. Sadece ve sadece bizim kimliğimizde Türk kelimesi vardı. 2002’de bu durum çok vahim duruma gelmişti. Uluslararası insanı yardım kuruluşları ile bağlantıya geçtik. Amerika bizlere kucak açabileceklerini ilettiler. Çünkü bizlerden yararlanmak istiyorlardı. Bizler çalışkan bir milletiz. Yerleştiğimiz bölgede istenmesek bile oranın ekonomisini canlandırabileceğimizi biliyorduk. 2004 ve 2006 yılları arasında yaklaşık 17 bin ci-

©Sultan- Ocak- Şubat 25


varında Ahıska Türkü Amerika’nın değişik eyaletlerine yerleştirildi. Bizler birbirimizin yaşadıkları yerleri biliyoruz ve onlarla bağlantı içindeyiz. Burada bize çok iyi davrandılar. Bizlere bile sürpriz oldu açıkçası. Bizlerle çok iyi ilgilendiler, gönüllü insanlar işlerini bırakıp bizlere gerek dil ve gerekse Amerika’ya uyum konusunda yardımcı oldular. Bizler buraya yerleştirildiğimizde ekonominin bozulmasından dolayı birçok insan buralardan taşınmış evler boşalmıştı. Bizler bu evleri aldık ve kendi yaşantımıza uygun duruma getirdik bu yaptıklarımız tabiki buradaki yerel yöneticilerin dikkatini çekti ve zaman zaman bizleri ziyarete geldiler. -Dayton’u batık bir şehir halinden çıkarıp yaşanabilir bir şehir haline getirdiniz. Bu eminiz hiç de kolay olmadı. Buna nasıl başardınız? -Dayton zaten ünlü bir şehirdi eskiden, uçağın ilk icadından, kasalarının imalatına kadar birçok alanda başarılı bir şehirdi o zaman General Motors vardı. Aslında bu şehir batık değil idi, 2008 ekonomik krizi sonrası insanlar işlerini kaybetmiş ve sonucunda buradan kaçıyorlardı. Tam da o dönemlerde bizlerde buralara yerleşmeye başladık, yani onlar gidiyor biz geliyor-

duk. Bizler burada iyi bir çalışma yaptık buraya yerleşen insanlardan boşalan evleri almaya ve kendimize uygun bir şekilde yaşanır hale getirmeye başladık. Aslında toplumumuzda her yerde olduğu gibi burada da insanların kendi arasında ufak tefek problemler oluyordu. Biz dernek olarak iyi bir çalışmayla sorunlarımızı dışarı yansıtmadık. Kendi aramızda çözmeyi öğrendik ve insanlarımıza bunu öğrettik. Bu tabiki yine buradaki yerel yönetimin dikkatini çeken birşeydi. Bizleri zorluklardan korkmayan her türlü zorluğa katlanabilen bir millet olarak tanıdılar. Ayrıca Amerika’da sadece Dayton’da Türk bayrağı 365 gün boyunca belediye binasının önünde dalgalanıyor. YAŞADIKLARI YERLERDE DERNEK AÇACAKLAR -Diğer Türk dernekleriyle birlikte çalışmalarınız varmı? -Kentucky’de iki dernek daha açıldı. Amerika’da diğer bölgelerde yaşayan Ahıska Türkeri’nin olduğu her yerde bir dernek açmayı ve dernek çalışmaları yapmayı hedefliyoruz. Bunun haricinde ATAA VE TADF ile çok iyi anlaşıyoruz. Biz bütün aktivitelerimize onları davet etmeye çalışıyoruz ve onlarda bizi çağırıyorlar bizde elimizden geldiğince katılmaya çalışıyoruz. Ayrıca bizlere destek veriyorlar. Bunların haricinde Washington merkezli TACC ile bağlantımız var. Bizim camiimiz-

deki imamızı da Türkiye, den Diyanet işleri gönderdi ve bu da bizi ayrıca mutlu etti. Hep birlikte çalışıyoruz. -Ahıska Türkleri dünya genelinde daha çok nerelerde yaşıyorlar? -Kazakistan, Rusya, Kırgızistan, Özbekistan, Azerbaycan, Ukrayna, Türkiye, Gürcistan ve Amerika. Bu yaşadığınız sürgün döneminde Türk halkından ya da Türkiye Cumhuriyeti’nden destek gördünüz mü? Aslında gerçeği söylemek gerekirse Rusya Sovyet döneminde Türkiye hakkında çok bilgi sahibi değildik. Bizlere uzak bir ülke gibi gelirdi. Dedelerimizin anlattığı kadar bir Türk imparatorluğu bilirdik. Osmanlıyı da sadece o kadar bilirdik. 1992 de Sovyetlerin dağılmasından sonra Rahmetli Özal bu konu üzerine çok gitmişti ve yeni tasarılar hazırlanıyordu. Bizleri Türkiye’ye getirmek için uğraştı ama Rahmetli olduktan sonra bizler gene unutulduk. 2003’lere kadar bizimle hiç kimse ilgilenmedi. 2003 - 2008 arası güzel gelişmeler kaydedildi. Torba yasası denilen bir yasa çıkardılar. Türkiye’de bulunan 5000 kadar kardeşimize vatandaşlık verdiler bu bizler için çok güzel bir gelişmeydi. Ama yeterli değildi. Şimdiki kanunlara göre ise 5 yıl yaşadıktan sonra çalışma ve oturma izni veriyorlar. 5 yıl sonrasında da vatandaşlık hakkı doğuyor. Kendini Anadolu Türkünden farkı olmayan halkımızın ağırına gidiyor. Bizlerin Anadolu Türk’ünden farkımız yok.

Türk Kimliği İstiyorlar

T

ürk devletinden talep ya da talepleriniz var mı? Aslında bizim Türkiye Cumhuriyeti’nden birkaç talebimiz var. 1. TÜRK KİMLİĞİ: Dünyanın neresinde olursa olsun Ahıska Türklerine vatandaşlık verilmesini istiyoruz. Bizler hepimiz Türkiye’ye taşınamayacağız. Ama bu bizler için bizimde bir vatanımız var ve çocuklarımıza da Türk kimliğimizi verebilmek açısından çok önemli olacaktır. Bu isteğimiz koskoca Türkiye Cumhuriyeti için çok zor olmasa gerek.

©26 Sultan- Ocak-Şubat

2.YAŞLILARIMIZA EMEKLİLİK HAKKI: Bildiğimiz kadarıyla borçlanarak emekli olma diye bir kanun varmış. İnsanlarımız yıllarca başka ülkelerde çalıştılar ve birçok yaşlımız artık çalışamaz durumda ama hiç bir güvenceside yok. Bunların gerek borçlanarak gerekse banka kredileriyle de olsa borçlanarak emeklilik hakkı sağlanması. 3. DİPLOMA DENKLEMİ Birçok mühendis ve doktor kardeşimiz başarılı oldukları halde Türkiye’de diplomaları kabul edilmiyor, eşit sayılmıyor bu konuda bir çalışma yapılması en büyük arzumuzdur.


Cumberland Professional Campus Kiralık ve Satılık Profesyonel Ofisler Tercihe Göre İç Dizayn Yapılır

1000 sq tan 100.000 sq Kadar Satılır veya Kiralanır 70.000 sq Yaptık ve Kiraladık Profesyonel Ofislerde Bulunan kiracılarımız 100.000 sq daha Yerimiz Mevcut ***Plastik ve Kozmetik Muracat:aydinrealty@hotmail.com ***OBCYN Tel:856-691-3957 Fax: 1856-358-2001 ***Nova Care www.cpcampus.com ***Kardiyolojist ***MRI Imaging Direction: Route 55 South exit 29 ***Neurology South Jersey Hastanesi Yanı ***Community Bases Out Patient Clinic ***Welfargo Security

Professionel Commercial Plaza

Kiralik veya Satılık Dükkanlar 1500 SQ dan 50.000 sq Kadar Her İşe Uygun Liquor License Available Muracat: aydinrealty@hotmail.com Tel:856-691-3957 Route 55 South Exıt 39 Route 40& Porchtown Route

Kiralik veya Satılık 10.000 sq Liquor Store

Sebahattın (Sam) Aydın ©Sultan- Ocak- Şubat 27


Bir Şehir

DÜNDEN BUGÜNE BAŞKENTİMİZ ANKARA...

Adını Hititler döneminde Ankuwash, Galat ve Roma İmparatorluğu döneminde Ancyra (Ankyra= durduran, yol kesen) olarak almış. Bizans Döneminde Anküra (Aykupa=gemi çapası) olan ismi daha sonra Ankara’ya dönüşmüş.

Fatma Marmara/Bolu

G

eçtiğimiz hafta yaşadığım il Bolu’ya 188 km. mesafede bulunan, Ülkemizin 2. Dünya’nın ise en kalabalık 38. Kenti olan Ankara’ya gittim. Bolu’nun bol yeşilliğinden sonra, Ankara’ya yaklaşırken ormanların azalması beni etkilese de İç Anadolu Bölgesi’nin iklim şartlarını da düşünmek gerekiyor tabi. Ama şehrin içine girdiğinizde her tarafın ağaçlarla kaplı olması bu hüznü yok ediveriyor. Birçok zorluğa göğüs germiş, mütevazı memur kenti olan Ankara, tarihte de çok önemli bir yer teşkil ediyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında, Kurtuluş savaşında halkımızı bir araya getirip toplayan, Milli Mücadele’de en büyük ve en önemli rolü üstlenen yurdumuzun gözbebeği Başkentimiz. Kültürlerin harmanlandığı, önemli bir ticaret, endüstri ve dünya kenti olan Ankara’nın tarihi Tunç Çağı’na kadar uzanmaktadır. Ankara’nın birçok semtinde, ilçelerinde Paleolitik, Mezolitik, Neolitik, Kalkolitik ve Tunç Çağı’na ait parçalar ile höyük bulunmuş. Topraklarında sırasıyla Hattileri, Hititleri, Frigleri, Lidyalıları, Persleri, Mekodonyalıları, Galatları, Romalıları, Bizans İmparatorluğu’nu, Selçukları, Moğolları, Osmanlı Devletini ve Türkiye Cumhuriyeti’ni barındırmış bir kent. O dönemlere ait kalıntıları, eserleri görmek insanı bir an o tarihlere ve yaşanmışlıkların içine alıveriyor. Haymana yakınlarındaki Gâvurkale’de yürüyen iki tanrı, karşılarında oturan bir tanrıça kabartması, Yüzeyin 2 m. aşağısında mezar odası kalıntıları ile M.Ö. 2000 yıllarında yaşamış olan Hitit yaşantısının içinde buluyor insan kendini. Hititlerden sonra Bahçelievler, Gölbaşı, Etimesgut, Atatürk Orman Çiftliği bölgelerine yerleşen Başkenti Gordion olan Frigyalıları, tanrıları Men adına yaptırdığı tapınakta ve nekropolün parçalarını oluşturan birçok Tümülüste, Güdül/Kirmir Çayı Vadisi’nin kaya mağaralarında ki Frig eserlerin-

©28 Sultan- Ocak-Şubat

de görüp; onların yaşantılarını hissediyor. Galatlar zamanında Tektosaglar boyuna başkentlik etmiş bu topraklar da o döneme ait Ankara Kalesi mevcut. En yüksek yeri kuzeyde, denizden 978 m. yüksekliği ile Akkale’dir. Çankırı Caddesi üzerinde soyunma, soğukluk, ılık ve sıcak bölümlerinden oluşan Roma Hamamı ve yine Roma Dönemi’nden kalan Belkıs Minaresi de denilen Julianus Sütunu (Jülian Sütunu) Ulus’ta bulunuyor. Hisar Caddesi ile Pınar Sokak arasında Ankara Roma Tiyatrosu ile yer alıyor. Frigyalılarca yapılan Augustus tapınağı, zamanla yıkılmış. Roma İmparatoru Augustus adına bir bağlılık nişanesi olarak üzerine tekrar yaptırılmış. Bizans devrinde tepenin üzerine kurulmuş Kalecik Kalesi ile Selçuklu Sultanı I. Alaaddin Keykubad zamanında, Sakarya Nehri’nin Kollarından Ankara Çayı üzerine, 1222 yılında kesme yedi adet sivri kemer-

den meydana getirilerek yaptırılan Akköprü bulunmaktadır. 1402-1922 yılları arasında savaş (Ankara Savaşı),büyük veba salgını, kıtlık, yangın (1900 hane yanmış), deprem gibi nedenlerle çok büyük kayıplar ve acılar yaşamış bu kent. Tektosaglara, Friglere ve 13 Ekim 1923 yılından beri de Türkiye Cumhuriyetine Başkentlik etmektedir. Cumhuriyet Dönemi ile birlikte hızla gelişerek modem ve çağdaş bir kent halini almıştır. Ankara’ya ayak basar basmaz her defasında ilk gittiğim yer, Atatürk’ümüzün ebedi istirahatgahı Anıtkabir olur. Onunla orada sessizce dertleşmek, bu günkü Türkiye’nin gelişim ve değişimleri anlatmak, gördüğüm eksik ve doğruları paylaşma isteği sanki. Sanırım bunu oraya giden herkes yapıyor. Her defasında kullandığı, giydiği özel eşyalara şuan yaşıyormuş gibi tekrar bakmak, Atatürk’ümüzü tekrar hissetmeyi


Kızılırmak, Sakarya Nehri havzaları ile çevrilmiş ilin toprakları üzerinde Ankara Çayı, Kirmir Çayı, Ova Çayı ve Balaban Çayı’da akmaktadır. 490 km²’lik yüzölçümü olan Tuz Gölü, Mogan Gölü, Eymir Gölü ile Sarıyar, Kesikköprü, Çubuk, Bayındır, Kurtboğazı, Çamlıdere ve Asartepe barajlarına, Tulumtaş Mağarası’na sahiptir; Anlı şanlı Ankara.

istemek beklide. Ardından tablolar bölümünü, Çanakkale, Sakarya ve Büyük taarruz Panoramalarını gezer, tarihi anları yaşamak, yaşananları hafızama bir kez daha kazımak isterim. Vatan için, bir karış toprağımız için atalarımızın verdiği mücadeleyi görmek; kendime, kendimize bir daha dönüp bakmamızı ve düşünmemizi sağlar her defasında. İstiklal, Hürriyet, Cumhuriyet, Zafer, Müdafaa-i Hukuk, İnkılap, Misak-ı Milli, 23 Nisan, Barış Kuleleri ile İsmet İnönü Lahdi, kitaplık ve müzeyi gezerek turumu tamamlarım. Giderken koşarak giden ayaklarım aslanlı yoldan çıkarken geri geri durur. Özlemden beklide ayrılmak istemeyişim. Sadece burayla bitmez Ankara turu. Dünyanın sayılı müzeleri arasında yer alan, Anadolu’nun arkeolojik eserlerini sergileyen Atpazarı semtinde bulunan Anadolu Medeniyetleri Müzesi. Türk mimari stilinde olan Ankara taşı (Andezit) kullanılan, TBMM binasında hizmet veren 1918-1923 yılları arasındaki olayları anlatan harita, belge, mühür, yağlıboya tablo, fotoğraf, objeler, harp silah araç gereçleri, hatıra eşyaları barındıran Kurtuluş Savaşı Müzesi. Ulus semtinde Türk sanatçılara ait Cumhuriyet öncesinden günümüze kadar tarihlenen resim, heykel, seramik, baskı ve Türk süsleme sanatı eserlerinin sergilendiği Ankara Devlet Resim Heykel Müzesi Türk Sanatının, Selçuklu Devrinden zamanımıza kadar devam eden örneklerinin sergilendiği Etnografya Müzesi. İlk üç Cumhurbaşkanı dönemini yansıtan olayları, kendi sözlerini, fotoğrafları, bazı özel eşyaları ile o dönemde mecliste alınan kararlar ve kanunların sergilendiği TBMM binasında hizmet veren Cumhuriyet Müzesi. Cer Modern Sanat müzesi gibi 42 müze bulunmaktadır bu şehirde. 23 Nisan 1920’de açılan TBMM binası, konsolosluklar, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık köşkleri, Ziraat Bankası Genel

Müdürlüğü gibi birçok binaların bulunduğu kenttir. Ayrıca Ulus Cumhuriyet Anıtı, Mimar Sinan ve Zafer Anıtı, Atakule, Gazi Tren istasyonu, Kocatepe, Maltepe, Ahi Yakup, Alaaddin, Aslanhane (Ahi Şerafettin), Hacı Bayram gibi birçok tarihi camileri; Hacı Bayram Veli Türbesi gibi türbeleri, Suluhan, Çengel Han, Zağfiran (Safran) Han gibi çok sayıda tarihi hanları mevcuttur. Ankara’nın tarihini yaşanmışlıklarını anlatan bir diğer yapılarda Osmanlılar zamanından kalan Kale İçi Evleri, Beypazarı, Ayaş, Güdül Evleri, Hamam önü evleridir. Altındağ Belediyesinin restore ettirdiği tüm tarihi dokusuyla yeniden yaşam bulan Hamam önü Evleri, beyaz duvarları, ahşap işlemeli balkon, kapı, tavan ve pencereleri, geniş taş döşeli avluları ile yeniden yaşam bulmuş. Yine burada bulunan, İstiklal Marşımızın yazarı Mehmet Akif Ersoy’un müze haline getirilen evi, pazartesi günleri kapalı olması nedeni ile çok istediğim halde gezemedim. Ama Hanzade Konağı’nı gezerek geçmişin izlerini gördüm. Avlusunda, havuz başında çayımı yudumlarken, konakta bulunanlardan, zamanında üç aileyi barındıran bu büyük konak ve Hamam önü evleri hakkında bilgi aldım. Ramazan boyunca çeşitli gösteri ve eğlencelerin yapıldığını, o günlerde turist akınına uğradığını öğrendim. Ardından aynı yerdeki sanat sokağını, Bize Has Keçenin, keçeden yapılmış el emeği göz nuru sergisini gez-

dim. Yine ev hanımlarının yapıp getirdiği el ürünleri pazarını dolaştım. Ankara Uluslararası Film Festivali, Ankara Uluslararası Tiyatro Festivali, Ankara Uluslararası Müzik Festivali, Ankara Caz Festivallerinin yapıldığı Başkent, Ankara Keçisi, tiftiği, Ankara kedisi, balı, bölgeye özel üzümleri ve beyaz Ankara tavşanı ile ünlüdür.

Opera Meydanı, Atatürk Orman Çiftliği, Harikalar Diyarı, Altın Park, Gençlik Park, Güven, Kurtuluş, Seymanler, Abdi İpekçi, Botanik, Göksu, Köroğlu gibi Parkları; Elmadağ Kayak Tesisleri ve Haymana, Kızılcahamam kaplıcaları da gidilecek yerler arasındadır.

©Sultan- Ocak- Şubat 29


Çat Kapı Şimdi İstanbul’da olmak vardı... “İstanbul Restoran” İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı; Önce hafiften bir rüzgâr esiyor; Yavaş yavaş sallanıyor yapraklar ağaçlarda; Uzaklarda, çok uzaklarda ORHAN VELİ KANIK

S

airimiz ne güzelde anlatmış bu güzel şehrimizi.... Evet, uzaklarda çok uzaklarda bir yer...ülkem kokan, tarih kokan bir mekân Brooklyn Emmons Ave . Üzerinde sahil kıyısında bir mekân ISTANBUL RESTAURANT. Burayla ilk tanışmamız aslında sahibini ziyaret amaçlı olmuştu. İçeriye girdiğimde gördüğüm manzara beni çok etkiledi. Restorandan daha çok kültür müzesi gibiydi. Tamamen tarih kokuyordu. Biz sohbet etmeye başlamıştık ama benim aklim restoranın tamamını görmekte kalmıştı. Konuşmaya başladığımız andan itibaren işim bitsede bir an önce içeriyi gezme talebinde bulunsam diye düşünüyordum... Kapıdan girişte bulunan sark köşesi görülmeye değer... Şark köşesinde bana ikram edilen çayımı yudumlarken gözüm duvardaki tarihi lambalara ve tvanda asılı olan sonradan rahmetli annesinin mutfakta kullandığı çocukluğunun birer parçası olduğunu öğrendiğimiz bakır yemek pişirme kaplarının lamba haline dönüştürülmesine takıldı ve buda beni çok etkiledi. Ben anlatacaklarımı ve neden geldiğimi unutmuştum adeta. Şimdiye kadar gördüğüm diğer mekânlardan çok farklıydı... Çaylarımız bitmiş ve konuşmamız sona ermişti. Aslında içerisi kadar yaşam hikâyesi de çok güzeldi... Restoranın sahibi Rıza Bey New York’a ilk geldiğinde Ata Sporumuz olan güreşle uğraştı eski bir güreşçi olarak 2002 yılında her sene düzenlenen geleneksel Malatya Turgut Özal Güreşlerinin ağalığını yaptı. Şu an

©30 Sultan- Ocak-Şubat

oğlu da kendisi gibi hobi olarak güreşçilikle uğraşmaktadır. Daha sonra inşaat, restoran ve tekstil işleri ile uğraştı. Burada yaşamasına rağmen aslında gönlü hep vatanındaydı. Türk Amerikan Ticaret ve Sanayi Odasının kuruluşunda 7 sene yönetim kurulunda görev yaptı Amerika’daki bir çok derneklerde aktif olarak görev aldı. Hala aktif olarak Türk- Amerikan Malatyalılar Derneğinin başkanlığını yürütmektedir... . Restorancılığa 1994 yılında başladığını söyleyen Rıza Bay İstanbul Restorandan önce yine Emmons Ave üzerinde marketçilikle başlayan gıda sektöründeki işletmecilik hayati restorancılığa geçişle devam etti.5 tane Türk restoran açmış ve bunları diğer yatırımcılara satmıştır. Aslında Sheapshead beyde Türklerin buraya toplanmasını sağladı. Hatta buranın ismi zaman içerisinde Shepshead bey den Şemsettin beye dönüşmüştür... Türk ve Rus siyasetçilerinin dünyaca isim yapmış politikacıların, sporcu ve magazincilerin uğrak yeri haline gelmişti... Diğer işletmeleri devrettikten sonra İstanbul Restoranda ailesiyle birlikte devam etme. Kararı aldı... Kendisi iç tasarımcı olduğundan. İç dekorasyonunun tamamen kendilerine ait olduğunu anlatmaya başladı. Bu

arada restoranı gezmeye başladık. Duvarda gördüğüm çarıklar dikkatimi çekmişti. Bana babasının el yapımı olduğunu söyledi. yaklaşık 75 yıllık bir geçmişe ait. El yapımı halılardan, çini yapımlarına, çok eskiye ait çocukluğunda kullandıkları eski eşyaları restoranın farklı köşelerine yerleştirmişler...Bu arada Rıza Bey buranın açılışından ,yaşadıkları zorluklardan bahsediyordu... Geçen yıl yaşanan Sandy Kasırgasında burası adeta sular altında kalmış....Bana felaketin fotoğraflarını gösterdi...Felaket. Güzelim mekân savaş alanına dönmüştü. KORKUNÇTU... Yeniden bu hale gelmesi çok emek gerektirdiğinden eminim...7 ay kapalı kaldığını ve uğradıkları zararın çok büyük olduğunu ama maddi olarak bu za-


rarlarının söz verildiği halde devlet ve sigorta tarafından zararın karşılanmadığını öğrendim... Çok üzücü. Onlar için yeniden doğmak bu olsa gerek... İçerisi yakın arkadaşlarının ve kendilerinin büyük çabaları ile yeniden restore edilmiş ve yeniden tasarlanmış...aslında bu felaket sonrasında Türk milletli olarak ne kadar yardımsever olduğumuzu bir kez daha yaşamış olduk. Başkonsolosumuz Levent Bey ve diğer konsolosluk çalışanları bu kötü günümüzde bizi yalnız bırakmadılar. Onlara sonsuz teşekkürler...Kilometrelerce uzakta olmamıza rağmen Türkiye Cumhuriyeti siyasetinden de birçok siyasetçi ve işadamları bizlere telefonla destek ve üzüntülerini bildirdiler. Onlara da ayrıca teşekkürler. Asıl bizi bu kötü günümüzde zor şartlarda gece gündüz demeden yalnız bırakmayan dostlarımız için. İstanbul Restoran aslında eskisinden çok daha ŞIK bir hale gelmişti. Restore işlemleri bittikten sonra buraya yeniden açılış yaptık.... Amerika`da bir çok basari hikayeleri duyuyoruz. Burasıda bu hikayenin bir parçası bana göre. Yıllarca bu işi yapabilmek hiçte kolay bir iş değil. Türkiye’nin ve dünyanın değişik şehirlerinden gelmiş farklı damak zevkindeki insanları memnun edebilmek çok zor. Gördüğüm kadarıyla da burası standartları yakalamış durumda. Lahmacunlarının ve yemeklerinin lezzetlerinin methini çok duymuştum... Eğer sizde ailemle yâda arkadaşlarımla lezzetli yemekler yiyip keyifli, huzur verici zaman geçirmeyi düşünüyorsanız hiç düşünmeden buraya gelmenizi tavsiye ederim... Misafirperverlik, Güleryüz ve temiz servis... Eğer İstanbul’a gidemiyorum diyorsanız İstanbul size çok daha yakın... Eminim sizde buraya gittiğinizde benim anlattıklarımda yanılmadığımı göreceksiniz.

MYA Dentil Arts

Dr. Sefik Yavuz *Diş Telleri (Braces) *Diş ve Diş Eti Ameliyatları *Dental İmplantlar *Kozmetik Diş Hekimliği *Kanal Tedavisi, Kaplama ve Köprüler *TMJ ve Baş Yüz Ağrıları *Botox, Derma Fillers MYA Dental Arts, PC 1117 Deer Park Ave North Babylon, NY 11706 (631) 595 2400 ©Sultan- Ocak- Şubat 31


Tatlı Hayat Reçeteleri “Alternatif tıp” gerçekten alternatif mi?

Bir hekim için hasta tarafından bakmak çoğu zaman zordur, bunu başarabilen iyi hekim olur. Çoğu zaman da o kadar konsantreyizdir ki hastalığa; karşımızdaki kişinin kafasından ne geçtiğini anlamaya ve gözlerinin içine bakmaya vaktimiz dahi olmaz; hatta “yeterince ilgilenilemediği” nin bile düşünüldüğü olur.. bu kopuş anıdır.. hastanın alternatif yolları arama yolculuğu başlar…

B

u yollar gerçekte neyin alternatifıdır? Eksik şefkatin mi? Klasik tedaviye duyulan güvensizlik mi? Başka bir umut yolculuğu mu? Gerçekten kaçış mı? Bence hiçbiri .. Bazende hepsi… Araştırma ruhudur bu…Evet doğru okudunuz.. Bir araştırma, duyulan ihtiyaçla başlar.. Hiç kimse başı sıkışmadan alternatif üretmez.. Tıpkı hastalıkla karşılaşan bir hekim gibi..

Bilim neyin ne kadar faydalı olabileceğini çoğu zaman yeterince kestiremeyebilir. Başta klasik tip tarafından kabul edilmeyen bir çok tip metodunun sonradan kabul gördüğünü gözlemliyoruz. Binlerce yıllık tecrübenin ürünü olan akupunktur ya da biyoenerji konularına başta hep şüpheyle bakıldı, şimdi başta Rusya , Azerbeycan ile Çin gibi Asya ülkelerinde; sonrada tüm dünyada “ileri tıp metodları” adı altında anabilimdalı olarak tip fakültelerinde eğitim veriliyor.. Bir embriyoyu gözlemlemeden önce, ya da bir hücrenin mekanizmasını çözmeden önce bende şüpheyle bakıyordum bu konulara.. Ama insan vücudunun hakikaten öyle muhteşem bir elektrik enerjisi ile çalıştığını farkettim ki…Çoğu kez enerji üretiyor tıpkı bir jeneratör gibi. Bazen yalıtıyor bu enerjiyi tıpkı bir regülatör ya da kablo gibi…Bazende çekiyor fişi… Madem ki hücreler enerji üretiyor ve elektrikle çalışıyor neden iyi bir biyoenerji metoduyla kaybedilen enerji kaçağı yalıtılabilmesin? Ayurvedaya ne dersiniz aynı yöntem için? Aynı yalıtımı yağlarla cildimiz için yapmıyor muyuz yüzyıllardır?

©32 Sultan- Ocak-Şubat

Bazende bu hücrelerin kendi yalıtımlarını yapmasını sağlamak için uyarılmaları gerekmezmi?? İşte akupunktur ya da aköpress bunun için uygun olamaz mı?? “Ne yersen o’ sun” der atalarımız yüzyıllardır…bu ne demektir? Yediğimiz şeyler tüm vücudunu etkiler, kaliteli diyet uygulamalısın ! demektir. Yediğimiz genetiği oynanmış proteinlerle hangi hücrenin yaşamını uzatabiliriz? Herbalism, aromaterapi, homeopatı bunun için değil midir? Ortam enerjisini düzene koymak için tütsüler yakar, buğular yaratmaz mı eskiler? Feng shui bu yoldan çıkmamış mıdır? Sınırlı bir anımızda saçların tarakların elektriklenmesi nedendir? Ortam enerjisinin daha iyi geldiği zaman geçirmekten keyif aldığınız köşeleriniz yok mudur? Favori koltuk köşeniz ya da sofrada yeriniz? Vücudunuzun ihtiyaçlarına ve gerçekten ne istediğine kulak verin yeter. O anda sizi ne mutlu eder yalnızca bunu yapın. Ama garanti bir sonuçla, az zararla. Akıl hastalarını müzik ve ışık oyunlarıyla rahatlatmamış mı Osmanlı atalarımız? Ses ve ışık terapilerinin hatta Reikinin depresyona iyi gelmeyeceğini kim iddia edebilir? Yazdığım kitap kısımlarından birinde aynen şöyle yazmışım geçen yıllarda “başlangıçta yalnızca makroskopik morfoloji ile sınırlı olan tıp, tıbbın lideri modern embriyoloji ile gelişmiştir. İleride şimdilik tanımlayamadığımız embriyo gelişim mekanizmaları hakkındaki teoriler belkide manyetik alan sinyal yolakları ile açıklanabilecektir.” Yani klasik tıbbi uyarmışım at

Bahar Uslu Yale Universitesi gözlüğüyle bakmamaları konusunda. Her yeni bilgiye şüpheyle yaklaşmak, defalarca test etmek tamam ama reddetmek yersizdir demişim. Fakat bulunan bu alternatif yol kim tarafından sunulmuştur? O kadar farklı nedenle insan sömürüldüğünü görüyorum ki ağzım açık kalıyor. Yardıma ihtiyacı olan insanın bu duygularını istismar eden o kadar çok çıkar grubu varki…Bazılarının tıpla ve insan bilimiyle alakası bile yok bakmayın adlarının önündeki “prof “lara. Bunları araştırmak ve tek tek denemek için hiç kimsenin yeterli zamanı yok biliyorum. Bunun için bir rehber gerekiyordu. Bugünlerde Türkiyede yasal düzenlemeler yapılıyor ve kamu hastanelerinde alternatif metodları uygulayan profesyonel poliklinikler açılıyor. Amerika’da gelişmiş sosyal bir sağlık sistemi bulunmadığı için denetim mekanizmalarının daha gevşek olduğunu düşünüyorum. İnsanlar bu kadar kendi başlarına bırakılmamalı. İnsan vücudu o kadar değerli ki kendi alternatiflerini kendileri bulmak zorunda olmamalı diye de düşünüyorum…Sevgiyle ve sağlıkla kalın... Günün notu: Bir süredir köşe yazıları yazmak için yoğun tavsiyeler alıyordum. Dünya ve tıp o kadar hızlı değişiyor ve ben de içinde öyle bir hızla yer alıyorumki ilk yazının konusu bile sık sık değişti… Ama kafalarınızdaki hemen her soru benim için de bir sorun. Her yazımda farklı konulardaki fikirlerimi paylaşacağım sizinle. Bu yalnızca uzmanlık alanımla ilgili olmayacak. Tıp dilinden biraz uzak, sizler için daha anlaşılabilir ve kesinlikle farklı bir bakış açısı sağlayacak.


bugün çocuğunuza faydalı bir sürpriziniz olsun... onu bonbon’a abone yapın!

abone olan herkese

bir yıl boyunca

2 CD bedava

dergi evinize posta ile gelsin ( 6 sayı )

sevilen okul şarkıları masallar SADECE

BONBON; Çocuklara okuma sevgisi ve alışkanlığı kazandırır Kültürümüzü eğlendirerek öğretir Türkçemizi sevdirir, Türk dilini daha iyi öğrenmelerini sağlar Bulmaca sayfalarıyla beyin jimnastiği yapma fırsatını sunar

$25

hemen abone olun

MAILING INFO Your Name _____________________________________________________________ Child’s Name (please print) ________________________________________________________________________________ Address ________________________________________________________________ City ___________________________ State __________________ Zip _______________

İleride güçlü ve birbirine bağlı bir Türk-Amerikan toplumu oluşturmak için sadece küçük bir başlangıçtır. Bu küçük adıma sizin de katkınız olsun istiyorsanız çocuklarınızı Bonbon’la tanıştırın...

Child’s Birth Date (mo/yr)___________________________________

male

female

Your email address ________________________________________________________ Phone ________________________________________________________________

Check Please make all checks payable to: Creative Edge - Bonbon Magazine

Bonbon Kids Magazine 2123 Preston Square Court Suite 300 Falls Church, VA 22043 info@bonbonkids.com

www.bonbonkids.com

©Sultan- Ocak- Şubat 33


©34 Sultan- Ocak-Şubat


©Sultan- Ocak- Şubat 35


Burada Türkler var! Gerekli bilgi için Selin: (631) 574-7111

Laser Hair Removal Get a laser hair removal package FREE * when you purchase 1 laser hair removal package all laser services performed by a registered nurse 3-year guarantee on Elite packages medical grade Lumenis LightSheer Duet™ Laser, the PAIN-FREE laser!

Laser Vein Removal Buy 2 laser vein removal treatments and get the 3rd treatment FREE *

Laser (IPL) Facial Rejuvenation

Non-invasive vein removal on face and legs Call for details

Buy 1 IPL Facial Rejuvenation treatment and get a FREE * HydraFacial™ treatment on your next visit Call for details

* e x p 4 / 3 0 / 1 4 • n o c a s h v alue • not to be combined w ith o ther o ff ers

ON WHITE

Bohemia | 631.676.5777 3920 Vets Memorial Hwy., Bohemia, NY 11716 (w. of Johnson Ave./LI Macarthur Airport)

©36 Sultan- Ocak-Şubat

Stony Brook | 631.675.2500 for more information and specials visit:

elitelaserhair.com

2308 B Rte. 347 Stony Brook, NY 11790 (2 blocks East of Smith Haven Mall)

<< FOR USE ON BLACK ONLY


Güzellik/Bakım Saç renginizi neye göre ve nasıl belirlemelisiniz?

Bakımlı ve doğru seçilmiş saç rengi kadının en büyük mutluklarındandır. Doğru saç rengi seçimi kadını mutlu ettiği gibi yanlış saç rengi seçimi tamamen mutsuz edebilir. Bu nedenle saç rengi seçimi, bakımı kadar büyük öneme sahiptir. Güzellik Uzmanı Lütfiye Taşdemiş Sendağ, siz Sultan Dergisi okurları için özel olarak derledi: Saç rengi seçerken üzerinde durmamız gereken bir kaç püf noktası var. Bunlardan en önemlisi ten rengimiz. Eğer saç renginin ten renginize göre doğru uygulamazsak sonuç hüsran verici olabilir. İlerleyen yaşlarda yüzünüzde ortaya çıkan ve oturmuş kırışıklıklar için de koyu saç rengi seçimi çok yanlış olur. Doğru bir renk seçimi yapamazsanız bu kırışıklıkların daha çok ortaya çıkmasına neden olursunuz.

Ç

ok koyu ten rengine sahip bir esmerseniz, siyah ve kızıl renkleri kullanmanızı tavsiye ederim. Ancak sarı saç, esmer tenlerle pek uyumlu bir renk seçeneği değil. Fakat sarı saç renginde ısrar ediyorsanız ayrıca çok koyu tenli bir esmer değilseniz koyu bakır tonlarını ve koyu kahve arasında az miktarda atılmış bal köpüğü balyaj kullanabilirsiniz. Kızıl renk saçlar ise kullanım bakımından oldukça zordur ve özen gösterilmesi gereken bir renktir. Her 20 günde bir boyanması gerekebilir. Ancak köklü bir değişiklik isteyenlerin tercih edebileceği bir renktir. Esmer tenine sahip olanlar için sarı saç kullanımında en büyük zorluk ise sürekli makyaja ihtiyaç duyulmasıdır. Aslında esmer tenliler için mavi siyah saç rengi şiddetle tavsiye edilir. Esmer tenlilere doğal görünüm için en ideal renk ise kahve rengi saçlar. Esmer tenlere bence en çok yakışan saç rengi kahve ve tonları. Bal köpüğü aralara hafifte ışıltılar esmer tenlerde mükemmel bir görüntü oluşturuyor. Kahve tonları özünde koyu saç rengine sahipseniz renginizi belirleyip kendiniz de evde rahatça uygulayabilirsiniz. Çünkü bu renk sık sık dip boyası ister. BUĞDAY TENLİLERE ÖNERİLER Buğday tene sahipseniz platin renkler sizin için uygun rengi oluşturuyor ve oldukça doğal bir görünüm sağlar. Ama o doğallığı tam yakalamanın bir kaç da püf noktası bulunuyor. Platin renginin doğal görünmesini sağlamak önemli. Bunun için saç dibinden değil, saç diplerinde biraz daha koyu saç bırakarak uçlara doğru uygulanan

platin rengin yakalandığı saç rengi en ideal olanı. Bu arada kaşlarınızın rengi koyuysa saç diplerinin biraz daha koyu bırakılmasıyla daha doğal görünüm sağlanmış olur. Açık kahve, kestane ve altın sarısı tonları da size ve ten renginizle uyumlu renklerin başında geliyor. Ama amacınız modern bir değişiklik ise ateş kızılını ve patlıcan morunu da deneyebilirsiniz. Ancak bu renklerin her yıkamada akacağını da unutmamak gerekir. Çünkü kızıl tonları en çok akan renkleri oluşturuyor. Kızıl renk saçlar siyahtan sonra buğday tenlilere en fazla yakışan renktir. Teninizin beyaza dönük olması halinde bakır rengini kullanabilirsiniz. Tam olarak buğday tene sahipseniz koyu kızıl gibi renkler size uygundur. Buğday renginde açık renge dönük olan ciltlerde açık kızıllardan ve açık sarıları tercih edebilirsiniz. Tamamen esmer renge yönelik buğday tenli kişiler koyu renkleri kullanmalıdır. Koyu buğday tenlilere açık sarı ve bakır tonları yakışmaz. BEYAZ TENLİLER SARI VE ALTIN RENGİ TERCİH ETMELİ Beyaz tene yakışan saç renklerinden biri sarı ve altın tonlarıdır. Göz yapısı ve rengine göre uygun makyaj yapılması halinde bu saç renkleri rahatlıkla kullanılabilir. Sarı saç, beyaz ten ve renkli gözlerle tam uyum oluşturuyor. Orta ve açık kumral tonları yüzünüze yumuşak bir ifade verir. Beyaz tenlilerde en doğal duran renklerden biri kumral tonlarıdır. Yüzünüzü aydınlatan orta kumral tonlarını tercih etmelisiniz. Koyu kahve ve koyu kestane renkleri beyaz tenli bayanlara hoş ve

Güzellik Uzmanı Lütfiye Taşdemir Sendağ

çekici bir hava verir. Beyaz tenli kişiler genelde kumral saçlara sahip oldukları için koyu renge ulaşmaları çok kolay olur. Beyaz ten ve siyah saç uyumludur . Kızıl tonları beyaz tenli kadınlara en çok yakışan renklerden birini oluşturur. Özelliklede gözleri yeşil ve mavi olan kadınlar için çok ideal bir seçimdir. Aynı zamanda yeşil gözlere sürülen mürdüm tonları ile kızıl saç ve beyaz ten uyumunu yakalayabilirsiniz. Balköpüğü ve bakır tonları beyaz tenli ve yeşil gözlere sahip olan kadınların çoğu bakır renklerini kullanarak yüz hatlarını ve göz renklerini ortaya çıkarıyor. Uygun bir makyaj ile bakır, karamel ve balköpüğü renklerini kullanabilirsiniz. ©Sultan- Ocak- Şubat 37


Alışveriş “ H

Doğru alışverişin altın kuralları

er alışverişten eve döndükten sonra artan keşkeleriniz mi var? Ağzına kadar dolu, kapısını kapatmakta zorlandığınız gardroplarınız mı var? Artık hem hesaplı hem de tam ihtiyaçlarınızı karşılayan alışveriş yapmanın yollarını mi arıyorsunuz? Tüm bu sorularınızın karşılığını bulabileceğiniz kuralları siz okurlarımız için derledik. Doğru alışveriş yapmanın altın kurallarının yer aldığı bu yazıyla aynı zamanda istediğiniz gibi ekonomik ve kaliteli alışveriş yapmanın kolay olduğunu göreceksiniz. İşte basit ama sizi çılgın tüketimden koruyacak püf noktalar:

İhtiyaç listesi yapalım. Alışverişe gittiğimizde gereksiz ihtiyaç dışı ürünleri almamak için evden çıkmadan önce mutlaka ihitiyaç listesi yapmalıyız. Fiyatları diğer firmalarla karşılaştırmalıyız. Özellikle elektroniklerde bir çok mağaza internet üzerinden haftalık ürün fiyatlarını bildirmektedir. Özellikle alacağımız ürünü iyi tespit edip firmaların internet üzerinden fiyatlarını karşılaştırmak suretiyle tasarruf edebiliriz. Mesala bilinen bir marka televizyon, A firmasında 1000 dolar, iken B firmasında 950 dolar olabilir. Mağazaları tek tek gezmek yerine önce internet üzerinden hangi firmada istediğimiz ürünü uygun fiyata bulabileceğinizi araştırmalısınız. Ekonomik boyları tercih edelim Eğer bütçeniz müsait ise ekonomik boyları satın almak her zaman daha avantajlı olacaktır. Büyük boy paketlerde daha fazla ürün mevcuttur ve birim miktar fiyatları çok düşüktür. Ama kalabalık bir aile değilseniz özellikle gıda ürünlerinde büyük paketleri tercih etmemeniz önerilmektedir. Ekonomik olsun diye alınan ürünleri tüketemeyeceğimizden dolayı gıdalar ziyan olabilir. Market dergilerini takip edelim İhtiyaç listenizi yapmadan ve alışverişe çıkmadan önce haftalık market dergilerini gözden geçirmenizi tavsiye ederiz. Alacaklarınızı indirimli ürünlerden faydalanarak alabilirsiniz. *Kuponlardan yararlanalım Her hafta sonu gazete ilavelerinde verilen kuponlar uygun zaman ve doğru ürünlerde kullanıldığı taktirde bütçenize çok büyük katkı sağlar. Her ayın son haftası büyük marketlerde genelde temizlik ürünlerinde indirimler yapılıyor. Aynı haftayı takiben gazete ilavesi kuponlarında temizlik kuponlarını kullanabilirsiniz. Çoğu zaman ödeyeceğiniz fiyat ana fiyatın üçte biri kadar oluyor. Yalnız bu konuda doğru kuponları kullanmaya dikkat edelim. Şayet çok dikkatli olmazsak marketlerde büyük sorunlar yaşanmasına neden olabiliyor. Kupona ait olmayan ürünü alırsanız iyi niyetli bile olsanız market sahipleri sizden şikayetçi olma hakkına sahipler. Bu da hem şahsınız hem de Türk toplumu adına kötü bir imajın oluşması demek. İnternet üzerinden alışveriş İnternet üzerinden alışveriş yapılmasını çoğu insan güvenilir bulmasada bazen ekonomik alışveriş yapılmasını sağlaması açısından önemli. Bazen mağazalarda çok beğendiğiniz bir ürünü ınternet üzerinden yarı fiyatına satın alabilirsiniz. Bazen de mağazalarda bulamadığınız ürünleri internet aracılığıyla satın alabilirsiniz. Ancak internet alışverişinde ürünün satıldığı website’ların güvenirliliğini kontrol etmenizde fayda var. Eğer söz konusu website’da Paypal, Google check out gibi ödeme sistemleri varsa güvenle ödeme yapılabilir anlamına geliyor. İnternet alışverişi ile aynı zamanda vakitin yanı sıra alışverişe gitiığinizde yaptığınız yol parası gibi bazı harcamalardan da tasarruf yapma imkanına sahip olursunuz.

©38 Sultan- Ocak-Şubat


AYHAN ÖĞMEN

Avukat

"Yeni Göçmenlik Yasası Durumu ile ilgiliGelişmeler için bize ulaşın"

Etkili Güvenilir www.ogmenlaw.com

Şirket Kurma/Alım & Satım Göçmenlik/Immigration Boşanma/Divorce Yeşil Kart/ Green Card Her Türlü Kazalar/Accident Vatandaşlık Araba Kazaları Vize Başvuruları Düşme Ve Kayma Kazaları Sınır Dışı Davaları Şirket İşlemleri/Business Law New York Office

Long Island Office

61 Broadway Suite 3000 New York, NY 10006

1717 North Ocean Ave. Suite C Medford Ny 11763

Phone: +1-212-245-7070 Fax:+1-877-513-8339 info@ogmenlaw.com

Phone: +1-212-245-7070 Fax:+1-877-513-8339 info@ogmenlaw.com

Brooklyn Office 1517 Voorhies Ave. 4th Floor, Brooklyn, NY 11235 Phone: +1-212-245-7070 Fax:+1-877-513-8339 info@ogmenlaw.com ©Sultan- Ocak- Şubat 39


Stop In To See Our Beauufull Showroom... We Carry All Major Brands

Kitchen & Bath Marble & Granite Porcelain & Mosaic Glass & Tiles

Sizlere Hizmet Vermekten Mutluluk Duyarız

35%off

All American- Made Cabinets

No Interest, No Payments For 12 Months

on every kitchen puchase up to $45.000

791 Middle Country Rd. St. James, NY Phone:631-686-6307 Serhat Fax:631-686-6310 Visit Our Website Online At www.bellagiokitchensandbaths.com Monday-Saturday 8AM-6PM Sunday 12PM-4PM

Free

Stainless Steel Sink

With Every Granite Purchase Over $2.000

Free

Sink Base Cabinets Cabin

With Every Kitchen

$1.99 sq...&up

Porcelain Tiles

$45.00 sq...&up

Granite Countertops Installed

©40 Sultan- Ocak-Şubat

Sultan Ocak Şubat Yıl 1 Sayı 4  
Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you